EKONOMİ FORUMU YAYINLARI - I KÜRESEL KRİZ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "EKONOMİ FORUMU YAYINLARI - I KÜRESEL KRİZ"

Transkript

1 EKONOMİ FORUMU YAYINLARI - I KÜRESEL KRİZ

2

3 2013

4 Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği Friedrich-Ebert-Stiftung (FES) 1925 ten bu yana Sosyal Demokrasi ilkelerine bağlı kalarak Almanya da ve Almanya dışındaki ülkelerde yürüttüğü siyaset, eğitim ve danışmanlık alanlarındaki çalışmalarıyla demokrasiyi ve kalkınmayı dünya çapında teşvik etmeyi, barışa ve güvenliğe katkıda bulunmayı, küreselleşmeyi dayanışma içerisinde şekillendirmeyi ve Avrupa Birliği nin genişleme ve kökleşmesini desteklemeyi amaçlamaktadır. FES, Türkiye deki temsilciliği aracılığıyla yirmi yıldan uzun süredir Türkiye ve Almanya da kendilerini toplumsal bir amaca adamış bireylerin ve sivil toplum kuruluşlarının diyaloğunu ve işbirliğini teşvik etmektedir. Editör: Ogan Yumlu Grafik Tasarım ve Uygulama: Berkay Yahya Kapak Fotoğrafı: istockphoto.com Sorumlu: Michael Meier FES Turkey, 2013 Bu yayında ifade bulan görüşler, Friedrich-Ebert-Stiftung un görüşleri ile örtüşmek zorunda değildir. Friedrich-Ebert-Stiftung (FES) yayınları FES in yazılı onayı olmadan ticari amaçla kullanılamaz. Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği - İstanbul Cihannüma Mah. Mehmet Ali Bey Sk. No:12 D: Beşiktaş / İstanbul T F Ankara İrtibat Bürosu Abidin Daver Sk. No. 5 D Çankaya / Ankara T / 97 F Websitesi:

5 İçindekiler Önsöz....6 Toplantı Programları...7 Ekonomi Forumu - I Sunum: YENİ BİR KÜRESEL KRİZİN GÖLGESİNDE....8 Tartışma Özeti Ekonomi Forumu - II Sunum: TÜRKİYE EKONOMİSİNİN KIRILGANLIĞI, AVRO BÖLGESİ PROBLEMLERİ VE TEŞVİK PAKETİ Tartışma Özeti....85

6 Önsöz Türkiye Ekonomisi maruz kaldığı kısmen ağır krizler, peşi sıra gelen derin durgunluk dönemleri ve IMF nin 80 ler ve 90 lar boyunca katı Stabilizasyon Programları sonrasında, 2001 krizinin hemen ardından büyük bir büyüme gösterdi. Bir yandan enflasyon başarılı bir mücadeleyle normal seviyelere indirilirken yıllık ortalama yüzde 5 e denk gelen büyüme oranları on yıldan kısa bir süre içerisinde kişi başına düşen gelirin üçe katlanmasını sağladı. Türkiye küresel ekonomik ve finansal krizle uzun süre diğer ülkelere kıyasla daha iyi başa çıkabiliyormuş gibi göründü, ancak yavaş yavaş bu mucizevi başarının da çatlakları görünür olmaya başladı. Her şeyden önce, Türkiye nin devasa bütçe açığı, hızlı ve akıllca kontrol edilmesi gereken bir tehlike olarak belirdi. Buradan yola çıkarak, geçen seneden itibaren daha önce başarıyla gerçekleştirmiş olduğumuz Ekonomi Forumu Toplantı dizimizi tekrar canlandırdık. Politik partilerden, sendikalardan, işveren örgütlerinden ve çeşitli araştırmacılardan oluşan seçilmiş bir uzman grubu ile Türkiye Ekonomisi önündeki sorunları ortaya koyarak sorunları aşacak politika önerilerini tartışmaya çalıştık Elinizde bulunan yayın Prof. Ahmet Sahinöz ve Prof. Vefa Tarhan ın 2012 yılının ilk yarısında yaptıkları sunum ve arkasından yapılan tartışmaları içermektedir. Alexander Geiger Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği Türkiye Yardımcı Temsilcisi 6

7 Ekonomi Forumu Toplantıları - I ( ) YENİ BİR KÜRESEL KRİZİN GÖLGESİNDE 10:00 Açılış Konuşmaları Michael Meier (FES) Prof. Dr. Burhan Şenatalar (İstanbul Bilgi Üniversitesi) 10:15 Sunum ve Tartışma Prof. Dr. Ahmet Şahinöz (*) (Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü) Küresel Ekonomik Kriz ve Türkiye ye Yansımaları Moderator: Prof. Dr. Burhan Şenatalar 12:30 Öğle Yemeği 13:30 Tartışmanın devamı 14:45 Kahve arası 15:00 Tartışmanın devamı ve değerlendirme 16:30 Kapanış (*) Prof. Dr. Ahmet Şahinöz Hacettepe Üniversitesi nde lisans, Fransız Université d Aix-Marseille II, Faculté des Sciences Economiques,de yüksek lisans ve doktorasını tamamlayarak 1979 yılında Hacettepe Üniversitesi nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı yılına kadar farklı pozisyonlarda bu görevini sürdürdü. Prof. Dr. Şahinöz ün iktisat biliminin pek çok farklı alanlarında verdiği eserlerin yanında Gıda ve Tarım Politikaları ile ilgili de çalışmaları bulunmaktadır. Sosyal Demokrasi perspektifinden iktisat alanındaki çalışmalarını farklı platformlarda sürdürmektedir. Ekonomi Forumu Toplantıları - II ( ) TÜRKİYE EKONOMİSİNİN KIRILGANLIĞI, AVRO BÖLGESİ PROBLEMLERİ VE TEŞVİK PAKETİ 14:00 Açılış Konuşması Sunum : Prof. Dr. Vefa Tarhan (*), Loyola University Chicago 15:30 Kahve arası 15: 45 Tartışma Moderator: Prof. Dr. Burhan Şenatalar, Istanbul Bilgi Üniversitesi 17:30 Kapanış (*) Prof. Dr. Vefa Tarhan, yüksek lisans (1971) ve doktorasını (1974) University of California at Santa Barbara da tamamlamıştır yılında European Economic Association tarafindan dünyanın en önemli bin ekonomisti arasında 107. sırada gösterilen Prof. Dr. Tarhan, 1984 yılında Loyola da, 1990 da Northwestern Üniversitesi nde, 1999 da ise Washington Üniversitesi nde Senenin en değerli profesörü seçildi. Vefa Tarhan, 2011 de Loyola Üniversitesi nde yılın en başarılı araştırmacısı ödülünü aldı yılları arasında bir süre Kemal Kılıçdaroğlu için ekonomi danışmanlığı yaptı. Halen Loyola University Chicago da para politikaları, şirket birleşme ve ortaklıkları, hisse alımları, ve portfolyö yönetimi alanlarında araştırmalarına devam etmektedir. 7

8 Ekonomi Forumu - I Sunum: YENİ BİR KÜRESEL KRİZİN GÖLGESİNDE ( * ) Prof. Dr. Ahmet Şahinöz Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi GİRİŞ Eylül 2008 de ABD de ipoteğe dayalı konut kredileri (mortgage) sisteminin çökmesi ile su yüzüne çıkan ve kısa sürede küresel bir boyut kazanan mali kriz reel sektörü de arkasından sürükleyerek bir genel ekonomik krize dönüşmüştür. ABD de finansal kriz, içerden türev piyasaları aracılığı, dışarıdan ise hem cari hem de bütçe açıklarının kapatılması için ülkeye giren yabancı sermaye akımları tarafından yaratılan likidite bolluğu ile tetiklenmiştir. Bu süreçte faiz oranları % 1 lere düşerken, fiziki varlık fiyatları, özellikle de konut gibi türev işlemlerine konu olanların fiyatları balon yapıp patlamıştır. Kapitalist sistemin merkezinde patlak veren mali kriz, herhangi bir yönetsel zaafa ya da konjonktürel durgunluğa benzememektedir. Kriz sistemin bünyesinde gerçekleşen strateji değişikleri ile birlikte kendini göstermeye başlamıştır. Krizi tetikleyen finansal şişkinliğin arkasında, 1980 sonrası sermaye hareketlerinin denetimsiz serbestleşmesi ve finansal piyasaların giderek reel ekonomiden tecrit olması yatmaktadır. Güneydoğu Asya krizi diye adlandırılan uluslararası finansal krizin çıktığı yıl olan 1997 yılında dünya yıllık üretiminin 15 katı olan finansal işlem hacmi, günümüzde 70 kata yaklaşmıştır (Halimi, 2012). Küreselleşme dereceleri açısından da, finansal işlemler uluslararası mal ve hizmet ticaret hacminin çok çok ötesine geçmiş durumdadır. Küreselleşme derecesi arttıkça, doğal olarak krizlerin domino etkisi de hız kazanmaktadır li yıllarda enerji fiyatlarındaki ani artış, ekonomik durgunluk, yeni sanayileşen ülkelerin yükselen rekabeti ve dünya reel ekonomisinin güç merkezinde meydana gelen kaymalar karşısında kârları azalan şirketler, reel sektörden finansal piyasalara yönelmişlerdir. Kısa sürede şirketlerin finans piyasalarında elde ettikleri faaliyet dışı kârlar % 2 den % 40 a yükselirken, ekonomik durumu giderek bozulan düşük ve orta gelirli hane halkları tüketimlerini finans dünyasının kendilerine sunduğu türlü-çeşitli kredi olanakları ile arttırmışlardır. Söz konusu dönemde, ABD, İngiltere ve Fransa gibi geleneksel sanayi ülkelerinde, sanayi sektörünün toplam katma değere katkısı yarı yarıya azalarak % lardan % 15 ler düzeyine gerilemiştir. * tarihinde Bilgi Üniversitesi nde gerçekleştirilmiştir 8

9 Parasal akımların reel faaliyetlerin önüne geçtiği bu sürecin başlıca aktörleri olan bankalar, verdikleri kredilerin risklerini-gelirlerini türev piyasalara havale ederek kendi sermaye varlıklarını zorlayıp yeni finansal kaynaklar oluşturmuşlardır. Risk fiyatlandırması ya da varsayımsal fiyatlara dayalı türev piyasaları, çoğu zaman reel ekonomide bir karşılığı bulunmayan enstrümanlara dayalı sanal bir dünya yaratmıştır. Nitekim 2008 kriz yılında 62 trilyon $ lık bir dünya toplam reel gelirine karşılık türev piyasalarının hacmi 700 trilyon $ a ulaşmış bulunuyordu. Mali piyasalarda rant üzerine kurulu bir tür saadet zinciri, sonuç itibariyle sermayedarlara olağanüstü kazançlar sağlamıştır. Balonun patlaması ile, konut kredilerinin ipotek işlemlerinden türetilen mali araçların fiyatları büyük bir düşüş yaşamıştır. Hızlı değer kaybı önce, başta Lehman Brothers olmak üzere, çok sayıda konut kredisi veren bankanın, ardından birçok yatırım bankasının çökmesine yol açarken, borsaların da büyük kayıplara uğramasına neden olmuştur. Krizin etkileri mali piyasalarla sınırlı kalmamış, kısa sürede reel sektöre de sıçramıştır. Kriz ABD den dünyanın her yanına dalga dalga yayılmıştır. General Motor, Ford, Toyota, IBM, Sony, vs gibi dünyanın en büyük firmaları önce yıllık kâr tahminlerini düşürmüş, sonra zarar edeceklerini duyurmuş, ardından kapasite kullanımlarını düşürerek işçi çıkarmaya başlamışlardır. Sonuç olarak, Dünya Bankası verilerine göre Japonya 7, Türkiye 8, ABD 15, AB 30 ve dünyamız geneli 55 yıldır ilk kez 2009 yılında ekonomik daralma ile karşı karşıya kalmış ve 40 milyondan fazla insan işini kaybetmiştir. BORÇ EKONOMİLERİ 1980 li yıllarla birlikte hızla büyüyen ve genişleyen finans piyasalarının sunduğu likidite bolluğu, 2000 li yılların başından itibaren tüketici kredilerine dönüşüp gelişmiş sanayi ülkelerini borçlanma-özel talep artışı sarmalında bir büyüme modeline yönlendirmiştir. Bu dönemde tüketici kredilerinin besleyeceği talep, bir ölçüde, bir önceki dönemde, 1970 li yıllarda terk edilmeye başlanan talep yönlü Keynezyen politikaların telafisi işlevini üstlenmiş olacaktı. Başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde, yeni sanayileşen ülkelerden ithal edilen düşük ücretlere dayalı nihai ürünlerin de özendirmesi ile genişleyen tüketim kalıpları tasarrufların köklü bir biçimde gerilemesine neden olmuştur yılları arasında dünyanın 10 en büyük gelişmiş sanayi ülkesinde toplam borcun Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla (GSYH) ya oranı, ortalama olarak % 200 den % 300 lere yükselmiştir (Demma, 2011:14). Bu oranlar İrlanda da % 350 den % 700 e ve İzlanda da % 289 dan % 1189 a kadar yükselirken, yeni sanayileşen ülkelerin ortalaması, 2011 yılı sonu itibariyle yalnızca % 37,8 dir (IMF:2011). Gelişmiş ülkelerde yeni yüzyılda giderek şişen borç ekonomilerinin kayna- 9

10 ğında, özel talebin borçlanma yoluyla artışı kadar, kamu gelirleri ile giderleri arasındaki farkın ikinci lehine açılması bulunmaktadır. Ekonomik büyümeyi özendirmek ve ekonomik faaliyetlerin etkinliğini arttırmak adına düşürülen vergi oranları kamu açıklarının giderek büyümesine neden olmuştur. Örneğin, Fransa da 1980 li yılların başında neredeyse birbirine eşit olan kamu gelir ve giderleri, yıldan yıla birbirinden uzaklaşmış ve 2010 yılında, GSYH nın % 56,6 sına denk gelen bir harcamaya karşılık kamu gelirleri % 48,8 de kalmıştır (Alt. Eco. 2011:31). Aslında likidite bolluğu, kapitalist sistemin yapısal bir hastalığı olan ve gelir dağılımı eşitsizliğinden kaynaklanan talep yetersizliği sorununun su yüzüne çıkmasını engelleyip gelişmiş ülkelerde ekonomik büyüme sürecinin sürekliliğini sağlamıştır. İlginç nokta, başta yeni sanayileşen ülkeler olmak üzere, gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkelerin borçlanmasına kaynaklık etmesidir döneminde gelişmekte olan ülkelerde yıllık ortalama % 2,6 düzeyinde fazla veren cari denge, gelişmiş ülkelerde ortalama % 0,9 oranında açık vermiştir. Gelişmiş ülkeler arasında en fazla açığı bulunan ABD nin cari açığı döneminde, ortalama olarak dünya GSYH nın % 1,4 üne ulaşmışken, gelişmekte olan ülkeler arasında en büyük fazlası olan Çin in cari fazlası, söz konusu on yıllık dönemde % 0,1 den % 0,8 e yükselmiştir (Demma, 2011:14). Borç ekonomileri ilk ciddi krize AB Euro bölgesinde yakalanmıştır. Portekiz, İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi AB nin Akdeniz ülkeleri ve İrlanda yüklendikleri ağır kamu borçlarını çeviremez duruma gelmiş ve son yıllarda bu ülkeler için, kemer sıkma reçeteleri ile donatılmış IMF destekli Kurtarma Paketleri peş peşe devreye sokulmaya başlamıştır. Ancak söz konusu paketlerin, dünyada son bir yılda su yüzüne çıkmış olan ekonomik durgunluğu daha da güçlendireceği, üstelik borçların büyüklüğü karşısında yetersiz kalacağı ve nihayet borç krizinin Euro bölgesinin geleceğini tartışılır hale getireceği kaygıları mevcuttur. KÜRESEL KRİZ HENÜZ BİTMEDİ, YALNIZCA BİR SÜRE ERTELENDİ Başta ABD olmak üzere, krizden etkilenen tüm ülkeler krizini atlatabilmek için ekonomiyi canlandırma paketleri çerçevesinde piyasalara trilyonlarca dolar sürmüşlerdir yılında dünya ekonomisini saran derin duraklamanın ardından 2010 yılı, gelişmiş ülkelerde ekonomik canlanma (% 2,5-3,0) ve yeni sanayileşenler başta olmak üzere, gelişmekte olan ülkelerde güçlü ekonomik büyüme (% 7-8) başlangıcı olmuştur ekonomik krizinde 38 ay sürmüş olan dünya sanayi üretimindeki toparlanmanın 2008 krizinde yalnızca 12 ayda gerçekleşmesi de (Eichengreen, 2010) ekonomik krizden artık çıkılmış olduğu düşüncesini iyice güçlendirmiştir yılında işsizlik düzeyindeki artışın durması, Almanya ve ABD başta olmak 10

11 üzere, bazı gelişmiş ülkede işsiz sayısının azalmaya başlaması, ham madde fiyatlarının yukarıya doğru hareket etmesi ve borsa endekslerinin yeniden tırmanışa geçmesi yeni bir büyüme sürecine girişin ilk işaretleri olarak algılanmıştır. Ancak 2011 yılı ile birlikte kendini gösteren iki farklı eğilim bir yıl önce yeşeren umutları soldurmaya başlamıştır. Gelişmiş ekonomilerin bir bölümünü deflasyon ve kamu borç yükü, yeni sanayileşen ülkeleri ise enflasyon tehdit etmeye başlamıştır. Aynı anda dünya genelinde ekonomik büyümenin yavaşlama sürecine girmesi yeni bir küresel krizin ilk işaretleri olarak kabul edilmese bile, en azından 2008 krizinden henüz çıkılmadığı, ekonomiyi canlandırma paketleri sayesinde yalnızca ertelendiği biçiminde algılanabilir. Yeni sanayileşenler başta olmak üzere, gelişmekte olan ülkelerde içinde bulunduğumuz yıl yükselen enflasyon eğiliminin arkasında, ekonomiyi canlandırma paketleri çerçevesinde piyasalara sürülen trilyonlarca doların yarattığı likidite bolluğu, ani ve hızlı ekonomik büyüme ve nihayet, gıda, ham madde, petrol, altın vs gibi dünya emtia fiyatlarındaki artış (2010 yılında ortalama artış: % 25) bulunmaktadır yılında Çin ve Brezilya da % 5 olan enflasyon oranı, Endonezya da % 6, Türkiye de % 6,4 (2011 yılı için % 10,5), Rusya da % 7 ve Hindistan da % 10 a yükselmektedir (OECD-FMI, 2011). Enflasyon tehdidi ilgili ülkeleri içinde bulunduğumuz 2011 yılı içerisinde değişik anti enflasyonist önlemler almaya yöneltmiştir. Hindistan ve Brezilya; faiz oranlarını, sırasıyla % 4,75 ten % 6,25 e ve % 8,75 ten % 10,75 e yükselterek, Çin ve Türkiye; bankaların zorunlu karşılık oranlarını yükselterek, Tayland ve Brezilya; portföy yatırım gelirlerini, sırasıyla % 15 ve % 6 (Alt. Eco. Hors-Série, 2011:17) oranlarında vergileyerek yabancı sermaye girişini sınırlandırmaya çalışmışlardır. Ayrıca Türkiye, TL nin aşırı değerlenmesine izin vererek fiyat artışlarındaki tırmanışı engellemeye çalışmıştır. Enflasyon oranlarının % 1-1,5 düzeyinde olduğu Japonya, ABD ve AB de deflasyon ile gelen yeni bir resesyon tehlikesi söz konusudur. Birleşmiş Milletler (2011) in 2012 Dünya Ekonomik Görünümü ve Beklentiler Raporu na göre, 2012 yılında gelişmiş ülkelerin tümü için yalnızca % 1,3 lük bir büyüme öngörülmektedir. IMF (Ocak 2012) in Dünya Ekonomik Görünüm Raporu nda ise, 2012 yılında dünya ekonomisi için % 3,3 olarak öngörülen büyüme oranı, gelişmiş ekonomiler için % 1,2 ye ve Euro Bölgesi için % 0,5 e düşmektedir. Aynı rapora göre, 2011 yılında % 6,9 olan dünya ticaret hacmindeki genişleme, 2012 yılında neredeyse yarı yarıya azalarak % 3,8 e düşecektir. Sonuç olarak, dünyamızı aynı anda saran ve küresel ekonomik büyüme dinamiklerini zaafa uğratan enflasyonist ve deflasyonist eğilimler, 2008 küresel krizinin henüz atlatılamadığına, kriz sonrası uygulamaya sokulan ekonomiyi canlandırma paketleri sayesinde biraz ötelendiğine işaret etmektedir. 11

12 FİNANSAL PİYASALARIN YENİDEN DÜZENLENMESİ Lehman Brothers ın batışının dünya finans piyasalarında neden olduğu yıkım ve panik sonrasında, Nisan 2009 da Londra da toplanan G 20 lerin, Bundan böyle artık, hiçbir finansal piyasa, kurum ve ürün gözetim ve denetimsiz kalmayacaktır. (Alt. Eco. 2010:32) şeklindeki ifadesi, aslında finans piyasalarındaki mevcut başıboşluğun ve denetimsizliğin itirafı olarak kabul edilebilir. İzleyen Pittsburgh (Kasım 2009), Toronto (Haziran 2010), Seul (Kasım 2010) ve Cannes (Kasım 20011) G 20 zirvelerinde de aynı yönde temenniler dile getirilmiştir. Yine küresel krizin hemen akabinde harekete geçen IMF ve BRI gibi uluslararası finans kuruluşları, finansal işlemlerin daha sıkı kurallara bağlanmasının ve daha etkin bir biçimde denetlenebilmesinin yöntemlerini aramaya başlamışlardır. Amerikan Kongresi, Temmuz 2010 da, bankacılık lobisi nin büyük bir direnç göstermesine karşın, finansal piyasaları düzenleyen ve denetleyen kamu kuruluşlarının yetkisini arttıran, 2300 sayfalık Dodd-Frank yasasını onaylamıştır. Yasa, Amerikan bankalarının bundan böyle hedge fon tutmalarını ve pazarlamalarını yasaklamıştır. Avrupa Parlamentosu, Eylül 2010 da, yeni bir Finans Gözetim Kurulu nun oluşturulmasını onaylamıştır. Hemen akabinde Avrupa Komisyonu, Dodd- Frank yasasını örnek alarak, başta türev ürünler olmak üzere, spekülatif ürün ve işlemlerin yeni kurallara bağlanmasını önermiştir. Bilindiği gibi, türev ürünleri ile ilgili işlemlerin % 90 ından fazlası denetim dışı, tarafların karşılıklı rızasıyla yapılmaktadır. Hedge fonlar dâhil, türev ürünler elden ele geçmekte, bu nedenle sorun ve tehlikenin nerede olduğu kolayca saptanamamaktadır. Komisyon, banka ve spekülatör gibi ilgili tarafların işlemlerini, düzenlenmiş piyasalarda (takas odalarında) saydam bir biçimde yapmalarını önermektedir. Küresel krizin hemen başlangıcında, Eylül 2008 de 700 trilyon $ a kadar ulaşmış olan dünya türev piyasaları hacmi, 2009 yılında 500 trilyona kadar gerilemiş olsa da 2010 yılında yeniden yükselişe geçerek 600 trilyona yükselmiştir yılından bu yana faaliyette olan Bankacılık Gözetim BÂLE (Basel) Komitesi Ekim 2010 tarihinde, bankaların mali bünyelerini güçlendirmek ve üstlendikleri riskleri sınırlandırmak için, Bankaların öz kaynaklarının banka aktiflerine oranının % 2 den, 2013 yılından itibaren % 7 ye çıkarılması önerisini, kaynak kullanımlarını ve verimliliklerini sınırlayacak olması nedeniyle bankaların çok sert tepki göstermelerine karşın kabul etmiştir (Alt. Eco. 2010:32). İngiltere de 2008 yılında % 130 a kadar yükselen banka borçlarının GSYH ye oranının 2010 yılında ancak % 110 a kadar gerileyebildiğini belirtelim. Bu oran ABD için, aynı dönemde % 120 den % 105 e inmiştir. Bu arada dünya finans piyasalarında istikrar sağlamak için önerilen bir başka 12

13 politika aracı da, Nobel ödüllü Amerikalı iktisatçı James Tobin in 1970 li yılların başında önerdiği Tobin Vergisi dir. Türev ürünler başta olmak üzere, finansal yatırım araçlarını denetim altına almak ve finansal piyasalarda sert dalgalanmaların önüne geçmek gibi temel işlevleri olan Tobin Vergisi, aynı zamanda gelir transferi yoluyla da gelir dağılımının dengelenmesine ve toplumsal barışın sağlanmasına katkıda bulunmaktadır. Mevcut sermaye hareketlerinin yönünde köklü sapmalara neden olmaması için, söz konusu verginin dünya ölçeğinde mümkün olduğunca yaygın olarak uygulanması gerektiğinden, Tobin Vergisi nin ancak orta vadede düşünülebilecek bir piyasa düzenleme aracı olduğu söylenebilir. Ancak küresel kriz öncesi finansal piyasalara müdahale anlamına gelebilecek en küçük kural koyma hareketlerine, örneğin, Tobin Vergisi kesinlikle bir saçmalıktır (Halimi, 2012) diyerek karşı çıkan Nicolas Sarkozy gibi neoliberaller, günümüzde söz konusu aracı, finansal krizin ekonomilerde neden olduğu yıkımın önüne geçmek için bir fırsat olarak nitelendirmektedirler. Tobin Vergisi için önerilen oranlar ise, hisse senedi işlemlerinde % 1 ve türev işlemlerde % 0,1 dir. KRİZDEN ÇIKIŞ: PARA VE MALİYE POLİTİKALARININ SEÇİMİ Küresel krizin hemen sonrasında, 2010 yılı içerisinde gelişmiş ülkelerin kaydettikleri ekonomik canlanma, krizin neden olduğu ekonomik gerilemeyi telafi etmeye yetmemiştir. Söz konusu ülkelerin GSYH larında, kriz öncesi ve sonrası arasında 3-6 puan fark bulunmaktadır. Kriz öncesinde ABD de $ olan kişi başına yıllık gelir, toparlanma yılı olan 2010 da, ancak $ düzeyine ulaşabilmiştir. Bu rakamlar Japonya için $ ve $, Euro Bölgesi için ve dir. Söz konusu gelir farklarının üç yıl sonra dahi kapatılamadığını, örneğin AB (27) nin 2008 yılı için 100 kabul edilen kişi başına düşen ortalama gelirinin 2011 yılında ancak 98,5 olabildiğini belirtmeliyiz (Alter. Eco., no.308, Aralık 2011:13). Söz konusu gelir endeksi, krizden en fazla etkilenen AB ülkelerinden İrlanda da 86,4 ve Yunanistan da 87,8 e kadar gerilemiştir. Gelişmiş sanayi ülkelerinin ekonomik kayıpları yalnızca gelir düzeyleri ile sınırlı kalmamış, istihdam açısından da benzer kayıplara uğramışlardır. Kriz öncesinden (2008) günümüze (2011) işsizlik oranı; OECD ülkelerinde ortalama olarak % 6 dan % 7,5 a, AB (27) de % 7,1 den % 9,7 ye (Euro Bölgesi için % 10) düzeyine yükselmiştir. AB de işsizliğin 2011 yılı itibariyle en yüksek olduğu ülkeler, günümüzde borç krizi içerisinde olan İspanya (% 20,9), Yunanistan (% 16,6), İrlanda (% 14,4) ve Portekiz (% 12,6) gibi ülkelerdir (Alter. Eco., Aralık 2011: 11). Bu oranlar 2008 ve 2011 yılları için ABD de % 5,8 % 8,9 ve Japonya da % 4 % 4,5 olduğu görülmektedir (USD of Labor, 2012). AB (27) şu an, üç sene öncesine göre 6,2 milyon 13

14 daha fazla, 23 milyon işsiz barındırmaktadır. Kriz sonrası dönemde işsizlik oranlarında düşüş gösteren (% 7,5 dan % 6,1 e) tek AB ülkesi Almanya dır. Sanayi ülkelerinde 2010 yılında gerçekleşen ekonomik canlanmanın 2011 yılında zayıflaması, IMF nin Ekonomik Görünüm Raporu na göre söz konusu büyüme % 1,6 düzeyinde kalacaktır (Eylül 2011), ileriye dönük istihdam beklentilerini de zayıflatmaktadır yılında başlayan ekonomik yavaşlamanın çalışma yaşamı üzerindeki olumsuz etkisini göstermesi ile yukarıdaki işsizlik rakamlarının, 2012 yılında daha da yükseleceğini şimdiden söyleyebiliriz. Dünya Bankası (2011) nın Ekonomik Görünüm Raporu na göre, 2012 yılında dünya ekonomisi % 2,5 oranında büyürken, Euro Bölgesi % 0,3 oranında küçülecektir. Avrupa Komisyonu na göre, 2012 yılında Euro Bölgesi nde % 0,5 lik bir büyüme gerçekleştirilecektir (Commission Européenne, 2011). AB deki durgunluk, başta ihracata dayalı büyüme stratejileri uygulayan, Türkiye dâhil yeni sanayileşmiş ülkeler ve yine ihracatlarını büyük ölçüde AB pazarlarında gerçekleşen ABD ve Japonya gibi gelişmiş ülkeler, daha da önemlisi, başta Almanya olmak üzere bizzat AB ülkelerini durgunluk tehlikesi ile karşı karşıya bırakacaktır. Genişleyici maliye politikaları, derin ve uzun ekonomik durgunluk dönemlerini aşmak için geleneksel olarak başvurulan ekonomik politika aracıdır. Ancak, başta AB olmak üzere çok sayıda gelişmiş ülke, ekonomik durgunluk ve ardından Ekonomiyi Canlandırma Programları nın yol açtığı kamu açıklarını-devlet borçlarını karşılayabilmek için tam aksi yönde politikalara, yani sıkı maliye politikalarına yönelmektedirler. AB nin ikinci büyük ekonomisi Fransa da kriz sonrasında bütçe açığı GSYH nın % 8 ini ve kamu borç tutarı GSYH nın % 80 ini aşmış durumdadır (INSEE, 2011). Para politikalarına gelince, şu an likidite tuzağı na düşmüş gözüken gelişmiş ülkelerde, para miktarındaki değişmeler faiz oranlarını artık etkileyemediği gibi, faizlerin de bir politika aracı olarak yatırımları uyarma işlevini kaybettiği anlaşılmaktadır. Öncelikle bu durumdan çıkış, Paul Krugman (2008) ın optimal para politikaları çerçevesinde ilgili ülkelerin negatif reel faiz uygulamaları, yani enflasyonist eğilimleri harekete geçirmeleri ile mümkün olabilecektir. Kısa vadede reel faize geçişin de ancak fiyatları ve büyümeyi hareketlendiren genişleyici maliye politikalarından geçtiğini biliyoruz. Aşırı borç yükü nedeniyle kamu harcamalarını azaltmak ya da vergileri arttırmak ikileminde kalan bir ülkede ekonomik büyüme ve sosyal barışın sağlanması ancak doğrudan vergilerin yükseltilmesi yoluyla gerçekleşebilir. Para politikası konusunda bir de Euro Bölgesi ülkelerinin, isteseler bile tek başlarına ayrı bir para politikası oluşturma olanaklarının bulunmadığını belirtmeliyiz. Oysa günümüz gelişmiş ülkelerinde, son bir yıldır fazla üretim kapasitesi ve 14

15 işsizliğin baskısı ile tam tersi bir gelişme, yani deflasyonist bir süreç yaşanmaktadır. İleriye dönük beklentilerin zayıflaması yatırım kararlarını da olumsuz yönde etkilemektedir. Ücretler ve varlık fiyatları ucu aşağı dönük bir sarmal oluşturmaktadır. Fiyat düşüşleri para politikalarını etkisizleştirmektedir. Faizler düşük bir düzeyde bulunsalar dahi reel pozitif konumunu sürdürmektedirler. Bu durumda tasarruf sahipleri yatırım yapmak yerine beklemeyi ya da birikimlerini daha emin yerlerde (bankalar ya da devlet tahvilleri) değerlendirmeyi tercih etmektedirler. İşte likidite tuzağı bu aşamada oluşmaktadır. Söz konusu tuzaktan kurtulmanın en kestirme yolu ise yine genişletici, yani ekonomiyi yeniden canlandırıcı maliye politikalarından geçmektedir. Mayıs 2012 de Camp David de gerçekleştirilen son G-8 zirvesinde dünya ekonomisi için yapılan yeni bir ekonomik büyüme programı önerisi mali disiplin kaygısı karşısında yeterli desteği bulamamıştır. ÇİN DÜNYAYI KURTARABİLİR Mİ? Son on yıl içerisinde dünya ekonomisinin konumunda köklü değişiklikler yaşanmıştır. Batı nın mutlak ağırlığı devam etse de, dünyanın ağırlık merkezinde, yeni bin yılın başından bu yana, özellikle de reel ekonomi açısından Batı dan Doğu ya (ya da Kuzey den Güney e) doğru güçlü bir kayma olmuştur yılında, dünya sanayi katma değeri içerisinde % 20 olan gelişmekte olan ülkelerin payı, 2008 yılında ikiye katlanarak % 40 a yaklaşmıştır. Söz konusu dönemde, sanayi üretimindeki yıllık artış Kuzey de % 2,5 de kalırken Güney de % 8,7 lerde gerçekleşmiştir (www.worldbank.org). Dünyanın yeni ağırlık merkezine yerleşen, Çin başta olmak üzere sivrilen ülkeler, büyümelerini iç talepten çok dış talep üzerinden gerçekleştirmişlerdir. İç talebin artması ülkelerin hem gelir hem de sosyal politikalarında gerçekleştirecekleri reformlara; örneğin, sosyal güvenlik, eğitim, sağlık sistemlerinde ve alt yapı yatırımlarında atacakları adımlara, gelir dağılımının daha adil bir duruma getirilerek ortalama tüketim eğilimin arttırılmasına bağlıdır. Ekonomik refahın tabana yaygınlaştırılmasını ifade eden sosyal politikalar, Batı dünyasında çok uzun sürmüş sınıf mücadeleleri ile ancak gerçekleştirilebilmiştir. Yani sivrilen ülkelerde sosyal politikaların bir anda ön plana çıkması beklenmemelidir. Bu kısa açıklamadan sonra başlıktaki soruyu sorabiliriz: Çin dünyayı kurtarabilir mi?. Başta ABD ve AB olmak üzere, Çin in dünyayı yeni bir ekonomik krizden kurtarıp kurtaramaması, öncelikle Çin in iç tüketimini köklü bir biçimde arttırmasına bağlıdır krizine kadar ABD-Çin ortaklığı üzerine kurulu olan dünya ekonomisi, yıllık ortalama % 5 gibi oldukça yüksek bir büyüme başarısı göstermiştir. Söz konusu ortaklık, bir çeşit tamamlayıcılık üzerine kurulmuş, Çin in gerçekleştirdiği ekonomik fazla, ABD nin açıklarını kapatmak için kullanılmıştır. Örneğin, 2008 yılında ABD dünya top- 15

16 lam cari açığının % 40 ının sorumlusu iken, Çin, tam tersine dünya toplam cari fazlasının % 25 ini gerçekleştirmiştir (Alt. Eco. 2010:38). Sonuç olarak, ABD nin dünyanın en büyük sermaye ithalatçısı ve Çin in ise en büyük ihracatçısı olduğunu söyleyebiliriz yılı itibariyle Çin in elinde 2,4 trilyon $ lık bir rezerv bulunduğu ve bu rezervin % 70 ini, yani 1,8 trilyon luk bir bölümünü, 1,2 trilyonu hazine bonolarına olmak üzere ABD kağıtlarına yatırmış olduğunu biliyoruz. Borç krizini aşmak için Avrupa İstikrar Fonu nu büyütmek durumunda kalan AB de Çin in biriktirdiği söz konusu sermayeden yararlanmak istemektedir. Çinlilerin biriktirip (karınca) Amerikalılara tükettirdiği (ağustos böceği) küresel ekonomi sistemi bugün de sürmektedir. Küresel kriz, ABD-Çin ortaklık ilişkisini koparmamış, yalnızca zayıflatmıştır. ABD nin, kriz öncesi % 6 olan cari açığı kriz sonrasında % 3 e inerken, Çin in fazlası % 11 den % 6 ya düşmüştür (Alt. Eco. 2010:38). Çin in dış fazlasını önümüzdeki yıllarda da sürdürebilmesi, hızlı ekonomik büyüme performansını sürdürebilmesine bağlıdır. Kriz dönemine kadar Batılı ülkelerin tüketici talebine dayalı olarak % 10 lar düzeyinde büyüyen Çin ekonomisi, kriz sonrası düşen, düşüşünü önümüzdeki yıllarda da sürdüreceğe benzeyen Batılı talebi kendi tüketicisi ile telafi edebilecek midir? Çin in 2012 yılı için büyüme tahminini % 8 den % 7,5 a indirmesi aslında bu soruya verilen zımnî bir olumsuz yanıttır. Çin in dünyayı kurtarıp kurtaramayacağı sorusunun yanıtı, işte bu iç taleple ilgili sorunun yanıtında bulunmaktadır. Çin in ekonomik büyümesini giderek kendi iç talebine bağlı hale getirmesi, dünya ekonomisine önemli bir pazar olanağı sunacak ve dünya ticareti yeniden, büyük bir olasılıkla sanayileşmiş ülkeler lehine şekillenecektir. Ancak tüketim, gelirin olduğu kadar, sosyo-kültürel yapının ve uzun yılların oluşturduğu alışkanlıkların da bir fonksiyonudur. Bireylerin kullanılabilir gelirlerinin düzeyi, ilgili ülkenin Milli Geliri büyüklüğü kadar gelir dağılımı tarafından da belirlenmektedir. Bilindiği gibi, ülkelerin ne gelir politikaları ne de tüketim alışkanlıkları kısa bir sürede köklü bir biçimde değişikliğe uğramaz. Bu bakımdan Çin ekonomisinin talep yapısında kısa dönemde önemli değişiklikler beklememeliyiz. Doğu toplumlarının kanaatkâr ve tutumlu olma niteliklerine, Çin in sosyal güvenlik sisteminin zayıflığı, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği, gelir dağılımının dengesizliği ve artan işsizlik eklenince % 40 lara varan bir tasarruf oranı ile karşılaşılmaktadır krizinin ardından bu ülkede uygulamaya konulan Ekonomiyi Canlandırma Programı nın tüketimden çok yatırımları özendirilmesi bu bağlamda değerlendirilebilir. Aslında Devlet de, ekonomik büyümenin sürdürülmesi ve sanayiye kamu arazisi satışından parasal gelir sağlanması gibi nedenlerden dolayı yatırımları teşvik etmiştir. Kaldı ki toplam nüfusun yarısından fazlasının kırsal kesimde yaşayan bir ülkede, refah ekonomisi politikalarının etkinliği de ister istemez sınırlı kalacaktır. 16

17 Sonuç olarak; kısa vadede Çinli tüketicinin dünya ekonomisini peşinden sürüklemesi beklenmemelidir. Orta ve uzun vadede ise, kentleşme (şu an yalnızca % 45), reel ücretlerin artması ve nüfusun yaşlanması ile tüketim eğiliminin güçlü bir biçimde artması beklenebilir. AB BORÇ KRİZİ 2008 krizi öncesinde cari açıklar ve borçlanma gibi kriz unsurları ABD de AB ye göre çok daha ağırken, kriz sonrasında gerçekleştirilen toparlanma ve yeniden büyüme sürecinde AB açık bir ara ile ABD nin gerisinde kalmıştır. Üstelik 2011 yılında yeni bir küresel kriz kuşkusu yaratan ekonomik durgunluk ve borç krizi depremi de, merkez üssü Akdeniz ülkeleri olmak üzere AB de meydana gelmiştir. Bu durum, her şeyden önce AB de ciddi bir yönetişim sorunu olduğunu ve yeni bir yapılanmaya gereksinim duyulduğunu ortaya koymuş bulunmaktadır. Günümüzde Euro Bölgesi nde yoğunlaşan ekonomik kriz iki yıl önce, 2009 sonbaharında, % 3,7 olarak öngörülen Yunanistan ın kamu açığının, aslında % 15,4 e yükselmiş olduğunun anlaşılması ile dünyanın gündemine yerleşmiştir (Alt. Eco. Kasım 2011: 64). uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarınca notu birkaç basamak birden düşürülüp yatırım yapılamaz ülke ilan edilen Yunanistan, çok yüksek borçlanma faiz oranları ile karşı karşıya kalmıştır. Bu ülkenin zaman geçirmeden uygulamaya koyduğu sıkı maliye politikaları ve tasarruf önlemleri de uluslararası finans piyasalarını yatıştırmaya yetmemiştir. Ancak AB nin mali krizi Yunanistan ile sınırlı değildir. İrlanda, Portekiz, İspanya ve İtalya gibi Euro Bölgesi ülkeleri 2009 dan bu yana benzer kriz belirtileri gösterirken, 2012 yılının hemen başında, 2008 küresel krizinin ardından ABD nin kredi notunu düşüren uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standart&Poors (S&P), aralarında Fransa ve Avusturya gibi AB nin en büyük ve güçlü ekonomilerinin bulunduğu dokuz Euro Bölgesi ülkesinin kredi notunu da düşürmüştür. S&P nin ardından, kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, İtalya, İspanya ve Belçika başta olmak üzere 6 Euro Bölgesi ülkenin kredi notlarını düşürmüştür. Bir diğer uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu olan Moody s ise, Şubat 2012 de, üstelik de Yunanistan da 130 miyar Euro luk ekonomiyi kurtarma paketinin onaylanmasının hemen ardından borç krizi yaşıyan İtalya, İspanya, Portekiz, Slovakya, Slovanya ve Malta nın kredi notlarını düşürdüğünü duyurmuştur. İkinci kurtarma paketine karşın, borç takası anlaşmasının temerrüte düşme tehlikesinden dolayı Yunanistan ın kredi notu, iflası işaret eden C notuna düşürülmüştür. Belli başlı Euro Bölgesi ülkelerinin kredi derecelerindeki yaygın indirim, ister istemez bir bütün olarak Euro Bölgesi nin güvenilirliğini de olumsuz yönde etkilemektedir. 17

18 Yunanistan Parasal Birliğin üyesi olmasına karşın, Birliğin mali koşulları (Maastricht Kriterleri) olan; maksimum % 3 lük bütçe açığı ve % 60 lık kamu borçları sınırlamalarına hiçbir zaman uymamış, (gerçi Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkeler de bu kuralı sık sık ihlâl etmişlerdir) üstelik mevcut durumla ilgili hiç de sağlıklı olmayan bilgiler sunmuştur. Yunanistan siyasi iktidarları Parasal Birliğin mali disiplinine uymazken, hatta finansal göstergelerle ilgili bir takım manipülasyonlara başvururken, Yunan tüketicileri de, gelişmiş ekonomilerin yer aldığı Parasal Birliğin düşük faizli kredilerinden yararlanma olanağı bulmuşlardır lı yıllarda bu ülkede % 10 ile % 25 arasında seyreden faiz oranları, Parasal Birliğe geçiş ile birlikte, Euro Bölgesi nin ortalaması olan % 5 lere gerilemiştir (ECB, Şubat 2012). Kısaca hem özel tüketim hem de kamu açıkları dış kaynaklarla finanse edilmiştir. Kısaca Yunanistan; 1980 ve 1990 lı yıllarda AB Bütçesi ve 2000 li yıllarda dış kaynaklar sayesinde yapay bir refah toplumu yaratmıştır. Örneğin, 1990 lı yıllarda AB nin Yapısal Fonlarının % 10 undan fazlası Yunanistan a yönelerek kişi başına her yıl yaklaşık 300 ECU lük bir ek gelir sağlamıştır (Şahinöz, 2000:19). Euro bölgesinde % 58 olan özel tüketim harcamalarının GSYH ya oranının Yunanistan için % 75 e yükselmesi, yukarıda sözü edilen yapay cennet tanımlamasını doğrulamaktadır. Dış kaynakların üretken yatırımlardan ziyade tüketim harcamalarında kullanılması Yunanistan ın borç batağı na saplanmasını hızlandırmıştır. Bir başka anlatımla Yunanistan, İtaya nın Güney bölgesinde kalkınma yardımlarının etkin kullanılmayışı sonucunda bölgenin gelişme dinamiklerinin körelmesi anlamına gelen Mezzogiorno etkisi ne maruz kalmıştır. Derin sosyoekonomik farklılıklarına karşın, özellikle de ekonomik verimlilikleri genel ortalamanın çok altında bulunan, başta Yunanistan olma üzere Güney ülkelerini Euro Bölgesi ne kabul eden, AB nin lider ülkeleri Fransa ve Almanya nın bugünkü borç krizinde, en az krizdeki ülkeler kadar sorumlulukları vardır. Euro Bölgesi Yunanistan ı krize teşvik etmiştir. AB-Euro Bölgesi üyeliği yoluyla aktarılan refahtan yalnızca Yunanistan değil, bir ölçüde tüm Güney AB ülkeleri yararlanmıştır ve bugün Yunanistan ı felç eden borç krizi söz konusu ülkeleri de ciddi biçimde tehdit etmektedir. İrlanda, İspanya ve Portekiz, bir ölçüde de İngiltere krizlerinin arkasında özel kesim borçları ve cari açıklar bulunurken, Yunanistan ın şu an hem özel, hem kamu hem de cari açık sorunları bulunmaktadır. Derin borç krizi borçlanma faiz oranlarının süratle artmasına neden olmuştur. Kasım 2011 tarihi itibariyle Almanya da % 1,7 ve Fransa da % 3,7 olan 10 yıllık tahvil faizleri İspanya da % 6,4, İtalya da % 7,3, İrlanda da % 8,1, Portekiz de % 11,4 ve Yunanistan da % 32,3 e yükselmektedir (Eurostat&Thomson-Reuters). Yunanistan olayı ile zirveye çıkan Euro bölgesi borç krizinden sonra, 26 Ekim tarihinde bir araya gelen AB yöneticileri bir dizi önlem üzerinde anlaşmaya 18

19 varmışlardır. Zirvede alınan kararlar; Yunanistan ın borçlarını hafifletmek, güven tazelemek amacıyla bankaların bilançolarını güçlendirmek, ülkeleri kriz salgınından korumak amacıyla Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSE) nun müdahale gücünü arttırmak ve nihayet, üye ülkelerin ekonomi politikalarını daha sıkı bir biçimde, karşılıklı olarak gözetlemek biçiminde özetlenebilir. Sandra Moatti (2011:16) nin yazdığı gibi, AB zirvelerinin biri biter biri başlar ve hepsi de birbirine benzer. Gerçekten de bu anlaşma AB nin ekonomik yönetişim biçiminde somut bir adım atılmasını, bir başka anlatımla AB düzeyinde makroekonomik bir müdahale sisteminin kurulmasını içermektedir. Maliye politikalarında ortak bir karar mekanizması oluşturulmadığı sürece parasal birliğin kalıcı bir istikrara kavuşturulamayacağı açıkça görülürken AB yöneticileri, ekonomi politikalarının karşılıklı gözetimi ile yetinmektedirler. On yılı aşan parasal birlik uygulaması AB de Her koyun kendi bacağından asılır ilkesini değiştirememiştir. Oysa finansal piyasaların bütünleştiği bir sistemde bir ülkenin borçları diğer ülkenin bankalarının alacakları demektir, bu durumda bir ülkeyi kaderiyle baş başa bırakmak bütün bir sistemi tehlikeye atmakla eş anlamlıdır. Bankaların finansal bünyesini zayıflatacak bir kriz salgını, kısa sürede kredi kıtlığına dönüşerek reel ekonomiyi de krize sürükleyebilecek bir tehlikeyi içinde barındırmaktadır. EFSE nin müdahale gücünün arttırılması ndan söz edilirken üye ülkelerin finansman katkılarının arttırılmasının gündeme gelmemiş olması, alınan kararların kâğıt üzerinde kalacağının bir göstergesidir. Gerçi üyelerini aşırı borçlanmasını engellemek amacıyla getirilen Avrupa Birliği Hizmet Anlaşması nın 125 nolu maddesi de, Birliğin ya da bir üyenin bir başka üye için finansal yükümlülük altına girmesine izin vermemektedir. Bu bakımdan, söz konusu maddenin bypass edilmesi için Mayıs 2010 tarihinde, krizde olan ülkelere uygun koşullarda finansman kaynağı sağlamak üzere EFSE kurulmuştur. Ulusüstü oluşumlarda ortaya çıkan sorunların ulusal politika araçları ile aşılamayacağı artık anlaşılmış bulunmaktadır. Bu bakımdan ekonomik ve parasal birliği oluşturan ülkelerin, para ve maliye politikalarında ortak bir karar alma mekanizmasını devreye sokmaları gerekmektedir. Bu bağlamda; Euro bölgesinin maliye politikalarını ortak bir merkezden yönlendirip denetleyecek bir Avrupa Maliye Kurumu na, daha doğrusu bir Euro Bölgesi Hükümeti ne gereksinim vardır. Ancak AB de ekonomik ve mali kararların ulusüstü oluşumlara bırakılması konusunda ne güçlü siyasi bir irade vardır, ne de ekonomik koşullar böyle kurumların işlemesine uygundur. Nitekim Euro Bölgesi borç krizinin çözümü için gerçekleştirilen 2011 yılı son AB zirvesinde AB ortak tahvili çıkarmak gibi somut adımlar atmak yerine, Mali birlik için Bütçe açığının GSYH nın % 3 ünü aşanlara yaptırım uygulanması koşulunun getirilmesi gibi uygulanabilirliği şüpheli mali kurallarla yetinil- 19

20 mesi, maliye politikalarında ortak mekanizmalar oluşturmadaki güçlüğün bir göstergesidir. Ocak 2012 tarihinde, İngiltere ve Çek Cumhuriyeti dışındaki 25 AB ülkesinin üzerinde anlaşarak 1 Mart 2012 de imzalayıp Ocak 2013 te yürürlüğe girmesini hedefledikleri hükümetler arası bütçe disiplini anlaşmasına göre, uygulanmadan önce Brüksel in denetimine tabi olacak bütçelerde yapısal açıklar GSYH nın % 5 ni geçemeyecek, bu kuralı ihlal eden ülkeler otomatik olarak cezalandırılacaklardır. Bu karaların uygulanabilmesi, doğal olarak 1 Mart Anlaşması nın üye ülkelerin parlamentolarında onaylanması koşuluna bağlıdır. Oylamalarda sorun çıkmasa dahi, uygulama tarihi olan Ocak 2013 e kadar sürecek olan bu işlemler mevcut sorunların daha da büyümesine neden olabilecektir. 1 Mart kararlarının, ulusal bütçelerin uygulamaya girmeden önce ortak karar mekanizması (Brüksel) nın denetimine tabi tutulacak olması nedeniyle, parasal birliğin eksik tarafı olan ortak maliye politikalarına geçiş yönünde atılmış önemli bir adım olduğunu söyleyebiliriz. Ocak 2012 zirvesinde EFSE nin bankacılık lisansına ve 500 milyar Euro luk bir mali kaynağa sahip Avrupa İstikrar Mekanizması (ESM) na dönüştürülmesi benimsenirken, hemen söz konusu kurumun ECB nin kaynaklarından yararlanıp ortak Euro tahvili çıkarması ve zor durumdaki bankalara sermaye sağlaması önerisi ise, kesin karara bağlanamamıştır. Oysa finans piyasalarına güven vereceği düşüncesi ile ESM nin kurulması ve borç krizinin aşılmasını hızlandıracağı varsayımıyla ortak tahvil çıkarılması önerileri IMF Başkanı Ch. Lagarde tarafından da desteklenmiştir. Parasal Birliğin oluşturulmasında, aslında AB de tarih tersine işlemiş, egemenlik hakkı olmayan bir oluşuma (AB), egemenliğin sembolü olan para teslim edilmiştir. Bu bakımdan AB nin ortak geleceğini ilgilendiren konularda karar almak, ortak çıkarları tekil ülke çıkarları önüne koyacak bir AB Başkenti henüz oluşturulamadığı için oldukça zor gözükmektedir. ASİYE NASIL KURTULUR? AB 2011 yılını, özellikle Euro Bölgesi nin geleceğini çok yakından ilgilendiren ciddi bir borç krizi salgını ve yeni bir ekonomik durgunluk süreci tehlikesi ile bitirmiştir. AB de şu an öncelik, aşırı borç yükü (kamu borçlarının GSYH ya oranı) nedeniyle mali sarsıntı geçiren Yunanistan (% 166), İtalya (% 121), İrlanda (% 109), Portekiz (% 106) ve İspanya (% 67) nın istikrara yeniden nasıl kavuşturulacaklarının tespit edilmesidir yılında AB ortalaması olarak % 89 olan kamu borç stokunun GSYH ya oranının Türkiye de % 39,5 ve yeni sanayileşen ülkelerin ortalaması olarak da % 37,8 olduğunu belirtelim (FMI). Borçlu ülkelerin borç maliyetlerinin, yükselen faizler nedeniyle her geçen gün çığ gibi büyümesi alacaklı bankaları da mali krize sürükleme tehlikesi 20

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM 2013 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,8 oranında büyüyen ABD ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,6 oranında büyümüştür. ABD de 6 Aralık 2013 te

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 17 Ağustos 2015, Sayı: 23 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm Çin Ekonomisi Nisan-Haziran döneminde bir önceki yılın aynı

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM ABD Merkez Bankası FED, 18 Aralık tarihinde tahvil alım programında azaltıma giderek toplam tahvil alım miktarını 85 milyar dolardan 75 milyar

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

Ekonomik Rapor 2011 I. MAKRO BÜYÜKLÜKLER AÇISINDAN DÜNYA EKONOMİSİNE GENEL BAKIŞ 67. genel kurul Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / www.tobb.org.

Ekonomik Rapor 2011 I. MAKRO BÜYÜKLÜKLER AÇISINDAN DÜNYA EKONOMİSİNE GENEL BAKIŞ 67. genel kurul Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / www.tobb.org. Ekonomik Rapor 2011 I. MAKRO BÜYÜKLÜKLER AÇISINDAN DÜNYA EKONOMİSİNE GENEL BAKIŞ 67. genel kurul 5 6 1. MAKRO BÜYÜKLÜKLER AÇISINDAN DÜNYA EKONOMİSİNE GENEL BAKIŞ Küresel ekonomiyi derinden etkileyen 2008

Detaylı

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI BİRİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI BİRİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI BİRİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU DÖNEM İÇERİSİNDE BANKANIN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Dönem içerisinde Bankamız ortaklık yapısında değişiklik

Detaylı

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU Temmuz ayı içerisinde Dünya Bankası Türkiye

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 14 Aralık 2015, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 14 Aralık 2015, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 14 Aralık 2015, Sayı: 39 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm OECD 6 Mayıs ta yaptığı değerlendirmede 2014 yılı için yaptığı

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gruplara Yönelik Gelir Amaçlı Kamu Borçlanma Araçları

Detaylı

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 23 Ekim Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU Almanya sanayi üretimi endeksi beklenenin altında kaldı Almanya da bugün açıklanan PMI İmalat Sanayi Endeksi, küresel ekonomik daralmanın ülke ekonomisine

Detaylı

AB Krizi ve TCMB Para Politikası

AB Krizi ve TCMB Para Politikası AB Krizi ve TCMB Para Politikası Erdem Başçı Başkan 28 Haziran 2012 Stratejik Düşünce Enstitüsü, Ankara Sunum Planı I. Küresel Ekonomik Gelişmeler II. Yeni Politika Çerçevesi III. Dengelenme IV. Büyüme

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER ABD de işsizlik başvuruları ve imalat sektörü PMI beklentilerin üzerinde gelirken, ikinci el konut satışlarında 4 aylık aradan sonra ilk kez artış yaşandı

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. Gelir Amaçlı Esnek Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2008-31.12.2008 dönemine ilişkin

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm CPB nin açıkladığı verilere göre Temmuz ayında bir önceki

Detaylı

Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi

Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi 2015 YILI

Detaylı

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu)

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu) ZİRAAT BANKASI 2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI (40 Test Sorusu) 1 ) Aşağıdakilerden hangisi bir kredi derecelendirme kuruluşudur? A ) FED B ) IMF C ) World Bank D ) Moody's E ) Bank

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Fitch, Türkiye nin kredi notu ve görünümünü korudu Fitch, Türkiye'nin kredi notunu BBB- olarak korurken, kredi notunun Durağan olan görünümü de değiştirmedi.

Detaylı

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015 Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 215 BÜYÜME DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR Zümrüt İmamoğlu* ve Barış Soybilgen ** 13 Nisan 215 Yönetici Özeti Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE)

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Para Piyasası Likit Emeklilik Yatırım Fonu(KAMU) Emeklilik Yatırım Fonu nun

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2016 (SAYI: 85) GENEL DEĞERLENDİRME 31.03.2016 Ekonomi ve İşgücü Piyasası Reformlarına Öncelik Verilmeli Gelişmiş ülkelerin çoğunda ve yükselen ekonomilerde büyüme sorunu

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2010 YILI 9 AYLIK FAALİYET RAPORU

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2010 YILI 9 AYLIK FAALİYET RAPORU GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2010 YILI 9 AYLIK FAALİYET RAPORU 1.- Ekonominin Genel durumu ABD ekonomisindeki büyümenin ikinci çeyrekte %1.7 olarak

Detaylı

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ. Dr.Süleyman Yaşar. 17 Nisan 2011

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ. Dr.Süleyman Yaşar. 17 Nisan 2011 TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ Dr.Süleyman Yaşar 17 Nisan 2011 AMERİKAN MALİ KRİZİNİN Düşük faiz politikası (2002-5) NEDENLERİ Risklerin önemsenmemesi Hesap

Detaylı

HAFTALIK EKONOMİ RAPORU

HAFTALIK EKONOMİ RAPORU Strateji Geliştirme Başkanlığı Ekonomik ve Sektörel Analiz Dairesi HAFTALIK EKONOMİ RAPORU TÜRKİYE EKONOMİSİ IMKB 100 Endeksi haftanın ilk yüzde 0,4 oranında değer kazandı. Geçtiğimiz hafta İMKB 100 Endeksi,

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 25 Mart 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 25 Mart 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 25 Mart 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER ABD de imalat sektörü PMI beklentilerin altında kaldı ABD de imalat sektörü PMI Şubat ayındaki 57,1 seviyesinden Mart ayında 56,5 e gerileme beklentisinin de

Detaylı

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Bankacılık sektörü 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Şubat 2012 İçerik Bankacılık sektörünü etkileyen gelişmeler ve yansımalar 2012 yılına ilişkin beklentiler Gündemdeki başlıca konular 2

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 16 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

Haftalık Ekonomi ve Dış Ticaret Görünümü

Haftalık Ekonomi ve Dış Ticaret Görünümü EYLÜL TÜRKİYE Geçtiğimiz haftada yurtiçinde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla II. Çeyrek verileri ile Temmuz ayı sanayi üretimi ve cari işlemler açığı verileri takip edildi. Tüik verilerine göre gayrisafi yurtiçi

Detaylı

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER 21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER KÜRESEL EKONOMİYİ ROTASINDAN ÇIKARABİLECEK 10 BÜYÜK TEHLİKE DÜNYA EKONOMİSİ VE ABD EKONOMİSİNDE OLASI MAKRO DENGESİZLİKLER (BÜTÇE VE CARİ İ LEMLER AÇIĞI) (TWIN TOWERS) İSTİKRARSIZ

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm Amerikan Merkez Bankası FED, tahvil alım programını 10 milyar

Detaylı

Genel Görünüm. ABD, Euro Bölgesi, İngiltere ve Japonya merkez bankaları da kısa dönemde faiz artırımı yapmayacaklarının sinyalini vermişlerdir.

Genel Görünüm. ABD, Euro Bölgesi, İngiltere ve Japonya merkez bankaları da kısa dönemde faiz artırımı yapmayacaklarının sinyalini vermişlerdir. Genel Görünüm 2008 yılı son çeyreğinde tüm dünya ekonomilerini ve finans piyasalarını derinden etkileyen küresel kriz, tüm ülke hükümetlerinin aldıkları mali ve para politikası önlemleri ile 2009 yılı

Detaylı

Küresel Kriz Sonrası Türkiye de Finansal Sistem Bankacılık Sektörü

Küresel Kriz Sonrası Türkiye de Finansal Sistem Bankacılık Sektörü Küresel Kriz Sonrası Türkiye de Finansal Sistem Bankacılık Sektörü Ekrem Keskin Mayıs 2010 Sunum Uluslararası gelişmeler Türkiye deki gelişmeler Bankacılık sektörüne yansıma Sonuç 2 Yapılanlar Ortak çaba:

Detaylı

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU DÖNEM İÇERİSİNDE BANKANIN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Dönem içerisinde Bankamız ortaklık yapısında değişiklik

Detaylı

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5 EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5 Bu sayıda; Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan Dünya Ekonomik Görünümü Raporu tahminleri değerlendirilmiştir. i Küresel

Detaylı

TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ 2015 YILI ŞUBAT AYI İHRACAT PERFORMANSI. Genel ve Sanayi İhracatında Tekstil ve Hammaddeleri Sektörünün Payı

TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ 2015 YILI ŞUBAT AYI İHRACAT PERFORMANSI. Genel ve Sanayi İhracatında Tekstil ve Hammaddeleri Sektörünün Payı Mart 2015 Tekstil ve Hammaddeleri Sektörü 2015 Yılı Şubat Ayı İhracat Bilgi Notu Tekstil, Deri ve Halı Şubesi İTKİB Genel Sekreterliği 03/2015 TEKSTİL VE HAMMADDELERİ SEKTÖRÜ 2015 YILI ŞUBAT AYI İHRACAT

Detaylı

31/12/2011-31/03/2012 tarihleri arasında fon getirisi %2,11 olarak gerçekleşirken, yönetici benchmarkının getirisi %2,49 olarak gerçekleşmiştir.

31/12/2011-31/03/2012 tarihleri arasında fon getirisi %2,11 olarak gerçekleşirken, yönetici benchmarkının getirisi %2,49 olarak gerçekleşmiştir. GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. LİKİT-KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2012 YILI 3 AYLIK FAALİYET RAPORU 1.- Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi genel olarak 2011 yılını bir önceki yıldan devraldığı Euro

Detaylı

AVRO BÖLGESİ NDE YENİ KORKU: DEFLASYON Mehmet ÖZÇELİK

AVRO BÖLGESİ NDE YENİ KORKU: DEFLASYON Mehmet ÖZÇELİK Mehmet ÖZÇELİK Bilgi Raporu Ekonomik Araştırmalar ve Proje Müdürlüğü KONYA Şubat, 2016 www.kto.org.tr 0 GİRİŞ 2008 küresel ekonomik krizinin ardından piyasalarda bir türlü istenilen hareketliliği yakalayamayan

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 33 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya 1 DenizBank Ekonomi Bülteni

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak geride bıraktı.

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 27 Temmuz 2015, Sayı: 20. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 27 Temmuz 2015, Sayı: 20. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 20 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER - BÜYÜME

TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER - BÜYÜME 1 TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER - BÜYÜME 12.0 Türkiye GSYİH Büyüme Oranları(%) 10.0 9.4 8.4 9.2 8.8 8.0 6.0 4.0 6.8 6.2 5.3 6.9 4.7 4.0 4.0 5.0 2.0 0.7 2.1 0.0-2.0-4.0-6.0-8.0-5.7-4.8 Tahmin(%) 2014

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ 15 TEMMUZ 2013

Detaylı

2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ

2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ DERİ VE DERİ MAMULLERİ SEKTÖRÜ 2014 NİSAN AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU İİTKİİB GENEL SEKRETERLİİĞİİ AR & GE VE MEVZUAT ŞUBESİİ Mayııs 2014 2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ

Detaylı

İTKİB Genel Sekreterliği AR&GE ve Mevzuat Şubesi

İTKİB Genel Sekreterliği AR&GE ve Mevzuat Şubesi HALI SEKTÖRÜ 2014 EYLÜL AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU İİTKİİB GENEL SEKRETERLİİĞİİ AR & GE VE MEVZUAT ŞUBESİİ EKİİM 2014 1 2014 YILI EYLÜL AYINDA HALI SEKTÖRÜ İHRACATININ DEĞERLENDİRMESİ Ülkemizin halı ihracatı

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2004-31.12.2004

Detaylı

HAFTALIK BÜLTEN 28 ARALIK 2015 01 OCAK 2016

HAFTALIK BÜLTEN 28 ARALIK 2015 01 OCAK 2016 28 ARALIK 2015 01 OCAK 2016 HAFTANIN ÖZETİ ABD'de Noel tatilinin sonrasında geçtiğimiz hafta da yılsonu işlemleri nedeniyle yatay bantta dalgalı bir seyir izlendi. Avrupa piyasalarının, Noel tatilini yılbaşı

Detaylı

Para Politikaları ve Finansal İstikrar

Para Politikaları ve Finansal İstikrar Para Politikaları ve Finansal İstikrar Ekonomi Yaz Seminerleri 211 Pamukkale Üniversitesi Doç. Dr. Erdem Başçı Başkan 22 Temmuz 211 Denizli 1 Sabit mi, değil mi? Sabit Kur Rejimleri Sabit Getirili Borç

Detaylı

Ekonomi. Dünya Ekonomisi. FED varlık alımlarını durdururken, Avrupa Merkez Bankası negatif faiz uygulamaya. başlamıştır.

Ekonomi. Dünya Ekonomisi. FED varlık alımlarını durdururken, Avrupa Merkez Bankası negatif faiz uygulamaya. başlamıştır. Ekonomi Dünya Ekonomisi 2007 yılında başlayan küresel krizin ardından, gelişmiş ekonomiler parasal genişleme ve varlık alımı politikalarını benimsemiştir. Sağlanan yoğun likidite ise reel getirisi daha

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 08 Haziran 2015, Sayı: 14. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 08 Haziran 2015, Sayı: 14. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 14 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya Çağlar Kuzlukluoğlu 1

Detaylı

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR Sermaye Hareketleri ve Döviz Kuru Politikaları Türkiye Ekonomi Kurumu Paneli Doç.Dr.Erdem BAŞÇI Başkan Yardımcısı, TCMB 11 Aralık 2010, Ankara 1 Konuşma Planı 1. Merkez

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm CPB nin açıkladığı verilere göre Haziran ayında bir önceki

Detaylı

Dünya Ekonomisi. Bülteni. İstanbul Sanayi Odası Araştırma Şubesi. Ekim 2012. Dünya Ekonomisine Küresel Bakış 1

Dünya Ekonomisi. Bülteni. İstanbul Sanayi Odası Araştırma Şubesi. Ekim 2012. Dünya Ekonomisine Küresel Bakış 1 Dünya Ekonomisi Bülteni Ekim 2012 İstanbul Sanayi Odası Araştırma Şubesi Dünya Ekonomisine Küresel Bakış 1 IMF tarafından açıklanan World Economic Outlook Ekim 2012 raporuna göre, küresel iyileşme yeni

Detaylı

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU A

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU A CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖYE BAKIŞ Halka Arz Tarihi : 26/03/2012

Detaylı

DAX Haftalık Temel/Teknik Görünüm

DAX Haftalık Temel/Teknik Görünüm 17 Kasım 2014 DAX Haftalık Temel/Teknik Görünüm Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi geçtiğimiz haftalarda olduğu gibi bu hafta da deflasyon, işsizlik ve en önemlisi bilanço genişleme kararları hakkında

Detaylı

TCMB O/N Faiz Oranları (% ) 70.0% 60.0% 50.0% 40.0% 30.0% 20.0% 10.0% 0.0%

TCMB O/N Faiz Oranları (% ) 70.0% 60.0% 50.0% 40.0% 30.0% 20.0% 10.0% 0.0% GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2006 YILI İLK 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1.- Ekonominin Genel durumu 2002 yılında başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde başlayan

Detaylı

KÜRESEL KRİZ VE TÜRKİYE EKONOMİSİ K. ÖNDER ERGÜN MALİYE UZMANI

KÜRESEL KRİZ VE TÜRKİYE EKONOMİSİ K. ÖNDER ERGÜN MALİYE UZMANI KÜRESEL KRİZ VE TÜRKİYE EKONOMİSİ K. ÖNDER ERGÜN MALİYE UZMANI SUNUM PLANI 1 KÜRESEL KRİZİN GELİŞİMİ 2 KÜRESEL KRİZİN TÜRKİYE YE ETKİLERİ 3 4 TÜRKİYE NİN KONUMU KRİZDE SON DURUM KÜRESEL KRİZ 1929 DÜNYA

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI İstanbul Ekonomi ve Finans Konferansı Dr. İbrahim Turhan Başkan Yardımcısı 20 Mayıs 2011 İstanbul 1 Sunum Planı I. 2008 Krizi ve Değişen Finansal Merkez Algısı II. III.

Detaylı

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler İkinci Dünya Savaşı ndan sonra başlayıp 1990 sonrasında ivme kazanan ulusal ve uluslararası finansal

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ

Detaylı

AR& GE BÜLTEN. Dünya Ekonomisi Ne Durumda. Dolayısıyla ülkemiz ekonomisi, dünya ekonomisindeki büyüme-gelişme konjonktürüne daha duyarlı hale geldi.

AR& GE BÜLTEN. Dünya Ekonomisi Ne Durumda. Dolayısıyla ülkemiz ekonomisi, dünya ekonomisindeki büyüme-gelişme konjonktürüne daha duyarlı hale geldi. Dünya Ekonomisi Ne Durumda Ahmet YETİM Türkiye ekonomisi özellikle 2000 ve 2001 krizlerinden itibaren giderek artan ölçekte dünya ekonomisine daha duyarlı hale geldi. Bunda; AB tam üyelik maratonunda kaydedilen

Detaylı

EURO BÖLGESİ İZLEME RAPORU MART 2001. I. Genel Ekonomik Göstergelere İlişkin Gelişmeler:

EURO BÖLGESİ İZLEME RAPORU MART 2001. I. Genel Ekonomik Göstergelere İlişkin Gelişmeler: EURO BÖLGESİ İZLEME RAPORU MART 2001 I. Genel Ekonomik Göstergelere İlişkin Gelişmeler: 2000 yılının dördüncü çeyreğinde Euro Bölgesi ve AB-15 in GSYİH artışı bir önceki çeyreğe göre yüzde 0.7 olmuştur.

Detaylı

Yunanistan Ekonomik Krizine Genel Bir Bakış

Yunanistan Ekonomik Krizine Genel Bir Bakış Yunanistan Ekonomik Krizine Genel Bir Bakış Dr. Aytekin Keleş Son yirmi yılda dünya hızla global bir ekonomik yapı haline dönüşmektedir. Her bir ülkenin ekonomisi ve ekonomik değişimleri birçok ülkeyi

Detaylı

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR -1- 109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR Yabancıların, 8 Haziran itibariyle Türkiye de 53 milyar 130 milyon dolarlık hisse senedi, 38 milyar 398 milyon dolar devlet iç borçlanma senedi (DİBS) ve 407

Detaylı

Yurtdışına kâr transferi 8 yılda 54 milyar doları aştı

Yurtdışına kâr transferi 8 yılda 54 milyar doları aştı Tarih: 16.01.2011 Sayı: 2011/01 Yurtdışına kâr transferi 8 yılda 54 milyar doları aştı 2003-2010 yıllarını kapsayan 8 yılda, şirketlerin kâr aktarımı, faiz ödemeleri ve portföy yatırımları aracılığıyla,

Detaylı

PİYASAYA BAKIŞ 24 Temmuz 2013

PİYASAYA BAKIŞ 24 Temmuz 2013 PİYASAYA BAKIŞ 24 Temmuz 2013 RİSKİN İŞTAHI KAÇARSA Bernanke nin Mayıs ayı içerisinde yaptığı açıklama ile başlayan riskten kaçınma eğilimi 19 20 Haziran FED toplantısı ile doruğa ulaştı. FED in 85 milyar

Detaylı

Türkiye nin TL cinsinden yatırım yapma açısından

Türkiye nin TL cinsinden yatırım yapma açısından 1 16-30 Eylül 2011 Sayı: 21 MÜSİAD Araştırmalar ve Yayın Komisyonu GÜNCEL EKO-YORUM: TÜRKİYE NİN KREDİ NOTU NİHAYET ARTIRILDI Türkiye nin TL cinsinden yatırım yapma açısından kredi notu, 20 Eylül de S&P

Detaylı

11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Ekim ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi 2,9 Milyar dolar eksiyken, veri beklentilere paralel 2,89 milyar dolar açık olarak geldi. Ocak-Ekim arasındaki 2013 cari

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 06 Temmuz 2015, Sayı: 18. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 06 Temmuz 2015, Sayı: 18. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 18 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2013 (SAYI: 49) 27.03.2013 GENEL DEĞERLENDİRME Reel sektör borçlanma ile döviz cinsinden risk biriktirmeye devam ediyor Dünya ekonomisinde olumlu yöndeki işaretler az da

Detaylı

Türkiye Ekonomisinde Dönüşüm

Türkiye Ekonomisinde Dönüşüm T.C. KALKINMA BAKANLIĞI Türkiye Ekonomisinde Dönüşüm Erhan USTA Müsteşar Yardımcısı 29 Şubat 2012 3. İzmir Ulusal Ekonomi Kongresi 1970 li Yıllar : Dünya 1971 yılında Bretton Woods sisteminin çöküşü Gelişmekte

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 28 Aralık 2015, Sayı: 41. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 28 Aralık 2015, Sayı: 41. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 41 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

Azerbaycan Enerji Görünümü GÖRÜNÜMÜ. Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi. www.hazar.org

Azerbaycan Enerji Görünümü GÖRÜNÜMÜ. Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi. www.hazar.org Azerbaycan Enerji GÖRÜNÜMÜ Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi EKİM 214 www.hazar.org 1 HASEN Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi, Geniş Hazar Bölgesi ne yönelik enerji,

Detaylı

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTERNATİF STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1- Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak

Detaylı

Global Ekonomi ve Yurtdışı Piyasalar. Temmuz 2011

Global Ekonomi ve Yurtdışı Piyasalar. Temmuz 2011 Global Ekonomi ve Yurtdışı Piyasalar Temmuz 2011 Görünüm Küresel ekonomide toparlanma sürüyor: Gelişmiş ülkelerdeki borç yükünün yarattığı kırılganlık sebebiyle toparlanma yavaş seyrederken, gelişmekte

Detaylı

NUROLBANK 2011 YILI ÜÇÜNCÜ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

NUROLBANK 2011 YILI ÜÇÜNCÜ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU NUROLBANK 2011 YILI ÜÇÜNCÜ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU ORTAKLIK YAPISI VE SERMAYEYE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Bankamızın 30.09.2011 itibarıyla ortaklık yapısı ve paylarında herhangi bir değişiklik gerçekleşmemiştir.

Detaylı

ABD Case Shiller ulusal konut fiyat endeksi Temmuz'da %4.7 yükseldi. GBPUSD 1.5130 1.5160 1.5190 1.5110 1.5210 1.5100 1.5235

ABD Case Shiller ulusal konut fiyat endeksi Temmuz'da %4.7 yükseldi. GBPUSD 1.5130 1.5160 1.5190 1.5110 1.5210 1.5100 1.5235 GÜNLÜK EKONOMİ TAKVİMİ SAAT ÜLKE VERİ ÖNEM BEKLENEN ÖNCEKİ 09:00 EUR Almanya Perakende Satışları (Yıllık) (Ağu) AZ 3,1% 3,3% 09:45 EUR Fransa Tüketici Giderleri (Aylık) (Tem) ORTA 0,1% 0,4% 09:45 EUR Fransa

Detaylı

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU Bu rapor Cigna Finans Emeklilik ve Hayat A.Ş. Para Piyasası Likit Kamu

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Altın, Fed sonrası 3 haftanın yükseğinde ABD merkez bankası Fed'in faiz oranlarının düşük kalmaya devam edeceğini bildirmesi ile, alternatif yatırım aracı

Detaylı

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Ocak ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -5,2 Milyar doların altında -4,88 milyar dolar olarak geldi. Ocak ayında dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre

Detaylı

Küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü. 21 Ocak 2015

Küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü. 21 Ocak 2015 Küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü 21 Ocak 2015 Sunum Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın ın değerlendirmesi Küresel ekonomi Türkiye ekonomisi Bankacılık sektörü 2 Değerlendirme

Detaylı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı MECLİS TOPLANTISI Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı 23 Aralık 2013 DÜNYA EKONOMİSİNDE 2013 ÜN EN LERİ 1. FED Başkanı Bernanke nin piyasaları dalgalandıran açıklamaları 2. Gelişmekte olan ülke risklerinin

Detaylı

Günlük Bülten 25 Temmuz 2013

Günlük Bülten 25 Temmuz 2013 Bülten Temmuz 13 PİYASALAR Döviz Piyasası Çarşamba günü USD, gelişmekte olan ülke para birimleri karşısında değer kazanırken yurtiçinde kurumsal döviz talebinin de USD/TL kurunun yükselişine destek vermesiyle

Detaylı

Küresel Mali Kriz, Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler

Küresel Mali Kriz, Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler Küresel Mali Kriz, Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler 0 Dünyada bankaların krediye bağlı zararları 1 trilyon $ a ulaştı Zararlar ve Sağlanan Sermaye (milyar $) Dünya Amerika Euro Bölgesi Asya Toplam Kayıplar

Detaylı

AKP hükümeti zamanında ekonomik büyüme ve istikrar sağlanmıştır

AKP hükümeti zamanında ekonomik büyüme ve istikrar sağlanmıştır Türkiye, AKP iktidarı zamanında ekonomik büyüme ve istikrar elde etmiştir. Bu başarı, geçmiş hükümetler ve diğer büyüyen ekonomiler ile karşılaştırıldığında pek de etkileyici değildir Temel Mesajlar 1.

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 29 Haziran 2015, Sayı: 17. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 29 Haziran 2015, Sayı: 17. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 17 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

* EL KAZANDI BİZ ÖVÜNÜYORUZ *BORSA 2012 DE DE YABANCIYA ÇALIŞTI *İstanbul da kazanıp, New York ta, Londra da şampanya patlattılar

* EL KAZANDI BİZ ÖVÜNÜYORUZ *BORSA 2012 DE DE YABANCIYA ÇALIŞTI *İstanbul da kazanıp, New York ta, Londra da şampanya patlattılar Umut Oran Basın Açıklaması 06.01.2013 Yarın Aydın-Söke de pamuk üreticileriyle bir araya gelecek olan CHP Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Umut Oran ın, yazılı açıklaması şöyle: * EL KAZANDI

Detaylı

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2013 I. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2013 I. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU BANK MELLAT Merkezi Tahran Türkiye Şubeleri 2013 I. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU İ Ç İ N D E K İ L E R I. GENEL BİLGİLER 1. Şubenin Gelişimi Hakkında Özet Bilgi 2. Şubenin Sermaye ve Ortaklık Yapısı 3. Müdürler

Detaylı

KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇERİSİNDE TÜRK FİNANSAL SİSTEMİ BAKİ ALKAÇAR (BDDK)

KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇERİSİNDE TÜRK FİNANSAL SİSTEMİ BAKİ ALKAÇAR (BDDK) KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇERİSİNDE TÜRK FİNANSAL SİSTEMİ BAKİ ALKAÇAR BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (BDDK) KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇİNDE TÜRK FİNANSAL

Detaylı

HAFTALIK BÜLTEN 31 AĞUSTOS 2015 4 EYLÜL 2015

HAFTALIK BÜLTEN 31 AĞUSTOS 2015 4 EYLÜL 2015 31 AĞUSTOS 2015 4 EYLÜL 2015 HAFTANIN ÖZETİ Piyasalar yoğun bir haftayı geride bırakırken haftanın öne çıkan konuları; Avrupa Merkez Bankası nın (AMB) toplantısı, hafta sonu Ankara da toplanan G-20 Maliye

Detaylı

AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU FON KURULU İKİNCİ 3 AYLIK FAALİYET RAPORU

AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU FON KURULU İKİNCİ 3 AYLIK FAALİYET RAPORU AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU FON KURULU İKİNCİ 3 AYLIK FAALİYET RAPORU Bu rapor AEGON Emeklilik ve Hayat A.Ş. Dengeli Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.04.2010-30.06.2010 dönemine

Detaylı

Allianz Hayat ve Emeklilik A,Ş, PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU FAALİYET RAPORU (01.01.2012-30.06.2012 DÖNEMİ)

Allianz Hayat ve Emeklilik A,Ş, PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU FAALİYET RAPORU (01.01.2012-30.06.2012 DÖNEMİ) Allianz Hayat ve Emeklilik A,Ş, PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU FAALİYET RAPORU (01.01.2012-30.06.2012 DÖNEMİ) I.GENEL BİLGİ Allianz Hayat ve Emeklilik A,Ş. nin kurucu, HSBC Portföy Yönetimi

Detaylı

Abdi İpekçi Caddesi No : 57, Reasürans Han, E Blok 7.Kat Harbiye İstanbul Tel : +90 (212) 315 10 70

Abdi İpekçi Caddesi No : 57, Reasürans Han, E Blok 7.Kat Harbiye İstanbul Tel : +90 (212) 315 10 70 GÜNLÜK EKONOMİ TAKVİMİ SAAT ÜLKE VERİ ÖNEM BEKLENEN ÖNCEKİ 02:50 JPY Parasal Taban (Yıllık) AZ 33,2% 32,8% 04:00 NZD ANZ Emtia Fiyat İndeksi (Aylık) AZ -11,2% 04:30 AUD Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH)

Detaylı

Abdi İpekçi Caddesi No : 57, Reasürans Han, E Blok 7.Kat Harbiye İstanbul Tel : +90 (212) 315 10 70

Abdi İpekçi Caddesi No : 57, Reasürans Han, E Blok 7.Kat Harbiye İstanbul Tel : +90 (212) 315 10 70 GÜNLÜK EKONOMİ TAKVİMİ SAAT ÜLKE VERİ ÖNEM BEKLENEN ÖNCEKİ 09:00 CHF Tüketim Göstergesi (Tem) AZ 1,68 11:30 GBP BBA İpotek Onayları ORTA 46,0K 44,5K 13:00 GBP İngiliz Sanayi Birliği (CBI) Dağıtım İşi Anketi

Detaylı

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler

AB Ülkelerinin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Aday Ülkeler AB inin Temel Ekonomik Göstergeleri Üye ve Sayfa No Nüfus (Bin Kişi) 1 Nüfus Artış Hızı (%) 2 Cari Fiyatlarla GSYİH (Milyar $) 3 Kişi Başına GSYİH ($) 4 Satınalma Gücü Paritesine Göre Kişi Başına GSYİH

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 03 Ağustos 2015, Sayı: 21. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 03 Ağustos 2015, Sayı: 21. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 21 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

AVİVASA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2014 31.12.2014 DÖNEMİ FAALİYET RAPORU (AVH)

AVİVASA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2014 31.12.2014 DÖNEMİ FAALİYET RAPORU (AVH) AVİVASA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2014 31.12.2014 DÖNEMİ FAALİYET RAPORU (AVH) Genel Bilgiler Fon, Sermaye Piyasası Kurulu nun 26.02.2007 tarih EYF.103-1/108

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım

Detaylı