TÜRKYE ve MEKSKA DA STKRAR PROGRAMLARININ KARILATIRILMASI: *

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TÜRKYE ve MEKSKA DA STKRAR PROGRAMLARININ KARILATIRILMASI:1980 2001 *"

Transkript

1 TÜRKYE ve MEKSKA DA STKRAR PROGRAMLARININ KARILATIRILMASI: * Prof. Dr. Gülsün Gürkan Yay Y*ld*z Teknik Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Abstract The Stabilization Programs in Turkey and Mexico: The purpose of this study is to explain and compare the economic crises and stabilization policies in Turkey and Mexico during the last two decades. Özet Bu çal mada, son yirmi ylda Türkiye ve Meksika da ya anan iktisadi krizlerlerle, uygulanan istikrar programlarnn kar la trlmas amaçlanmaktadr. * Çal ma; Türk Sosyal Bilimler Derne*i nin, 7. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi nde (21 23 Kasm 2001, ODTÜ- Ankara) Türkiye de 9stikrar Politikalar ve Güçlü Ekonomiye Geçi Programnn Meksika Deneyimi ile Kar la trlmas ad ile tebli* olarak sunulmu ve gözden geçirilmi ekli, A.A.Dikmen (ed.): Küreselle=me Emek Süreçleri ve Yap*sal Uyum (7. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi), Türk Sosyal Bilimler Derne*i, Ankara 2002, de yaymlanm tr. 1

2 I.GR Öteden beri Türkiye ve Latin Amerika ülkeleri, ya adklar ekonomik, sosyal ve politik sorunlardaki benzerlikler ve süreklilikler nedeniyle; uyguladklar IMF destekli istikrar programlar nedeniyle, en azndan Türkiye'de birbirleriyle skça kar la trlan ülkeler olmu lardr.1980'lerden beri geçen yirmi yllk süreç içinde gerçekten ya ananlarda ciddi benzerlikler vardr. Adeta 20. Yüzyln son çeyre*i bu ülkeler için bir krizler ve istikrar programlar tarihi olmu tur. Türkiye arasnda bir d borç krizi ya am ve ardndan 24 Ocak 9stikrar tedbirlerini alm tr; Latin Amerika ülkeleri de 1980'lerin ba nda çok a*r bir borç kriziyle sarslm tr. Ardarda gelen çok sayda 9stikrar programlar hayata geçirilmi tir lara kadar bu programlar, serbest piyasa ekonomisine geçi i sa*layan yapsal reformlar gerçekle tirme ve en önemli kronik sorun olan enflasyonu dü ürmek için sk para ve maliye politikalar uygulama biçiminde olu turulmu tur. Yapsal reformlar büyük ölçüde, ithal ikamecilikten vazgeçip ihracata dönük olarak ekonomilerin yeniden yaplandrlmas ve bu amaç için d ticaretin liberalle tirilmesi; her alanda regülasyonlarn kaldrlmas, özelle tirmelerin devreye sokulmas ve devletin ekonomik faaliyetlerden çekilmesi biçiminde formüle edilmi tir. Yapsal reformlarn hz ve hayata geçirilmesi, elbette her ülkede uygulama farkllklar göstermi tir.1990'dan sonra ise sermaye hareketlerinin liberalle mesi ve geli mekte olan ülkelere hzl sermaye giri leriyle beraber, bu ülkelerdeki ekonomik sorunlarn boyutlar ve nitelikleri de*i mi ; bu kez krizler "ikiz" kriz niteli*inde finansal krizlere dönü mü tür. Latin Amerika ülkeleri olsun, Türkiye olsun, bu dönemde bir yandan makroekonomik temellerindeki sorunlarla bo*u urken, bir yandan da globalle en dünyaya entegre olma sorunlaryla kar la m lardr. Türkiye, de*i en dünyaya ayak uydurmaya çal rken erken ve eksik olarak yapt* reformlar ve politika uygulamalaryla 1994'te ilk ciddi krizini ya ayp ardndan da halen içinde bulundu*umuz derin bunalmn içine sürüklenmi tir. Özellikle sermaye giri lerine yo*un ekilde maruz kalan Latin Amerika ülkeleri de 1990'lar boyunca krizlerle sarslm lardr. Hem bu krizlerin yaps, hem de krizlerin öncesi veya sonrasnda uygulanan enflasyonu dü ürme(dezenflasyon) ve/veya istikrar programlarnn uygulamalar pek çok benzerlik içermektedir. Bu çal ma, öncelikle son yirmi yldr ülkemizde ya anan ekonomik krizleri, uygulanan politikalar ve istikrar programlarn tarihsel bir perspektiften bakarak incelemeyi; ikinci olarak, benzer sorunlar ve uygulamalar ya ayan Latin Amerika ülkelerinden Meksika'nn ayn zaman dilimi içindeki geli imini ara trmay ve son olarak, bu iki ülke arasnda benzerlik ve farkllklar vurgulayarak kar la trmal bir de*erlendirme yapmay amaçlamaktadr. II. TÜRKYE DE 1980 SONRASI STKRAR PROGRAMLARI II Ocak 1980 Kararlar* ve Dönemi 1980 yl Türkiye için bir dönüm noktas olmu tur aras dönemde ya anan ekonomik ve siyasi krizin ardndan Türkiye'nin 1960'lardan beri uygulad* politikalara radikal bir nokta konuldu*u söylenebilir. Baz boyutlaryla 1950'lere kadar da geri götürülebilecek bu politikalarn temel özelli*i devletin ekonomik faaliyetlere yo*un ekilde müdahil oldu*u, iç talebe dönük ithal ikameci politikalardr: Bu yapy sürdürmenin araçlar ise 5 yllk planlar, a r de*erli döviz kuru, negatif faizlerle geni lemeci bir para politikas, dü ük tutulan K9T ürünleri fiyatlar ve devletin her alanda yo*un te vik, müdahale ve yönlendiricili*idir. Bu yap, planl 2

3 dönemde ekonomide önemli düzeyde büyüme gerçekle tirmi se de, hem politikalarn dinamikleri nedeniyle hem de d etkenlerle 1970'lerin ikinci yarsndan itibaren tkanm, Türkiye çok ciddi bir borç kriziyle sarslm tr ve 1979 da IMF ile anla malar yaplp bir takm önlemler (TL' nin devalüasyonu, K9T ürünlerine zamlar, faizlerin yükseltilmesi, kamu harcamalarnn kslp K9T zararlarn azaltmaya ve Merkez Bankas kaynaklarna daha az ba vurmaya yönelik tedbirler) alndysa da ve ksa vadeli borçlarn bir ksm (2.8 milyar$) uzun vadeli devlet borçlarna dönü türüldüyse de, hem dünya petrol krizi hem de ülke içindeki politik istikrarszlklar bu politikalarn sürdürülmesini engelledi. Petrol krizinin dünya ekonomisinde hem geli mi hem geli mekte olan ülkelerde yaratt* sorunlar birbiriyle etkile iyor; Geli mi ülkeler radikal politika dönü ümleri ya yorlarken geli mekte olan pek çok ülke de bu ülkelerdeki sk para, yüksek faiz politikalaryla borç krizlerine yuvarlanyorlard. Türkiye bu dönü üm döneminde 24 Ocak 1980 kararlarn alarak dünyadaki dönü üme erken katlan bir ülke oldu. 24 Ocak 1980 kararlar, ekonomide yapsal de*i imleri içeren uzun vadeli önlemler ile ksa vadeli önlemleri birlikte içeriyordu. Uzun vadeli de*i im amaçlarnn ba nda, kamu sektörünün ekonomideki öneminin azaltlmas ve özel sektörün geli tirilmesi, serbest piyasa sisteminin i lerli*inin sa*lamak geliyordu. Ksa vadeli amaçlar ise, d ödeme güçlüklerine çözüm bulmak, ekonomide ithal ikamecilikten ihracata dönük sanayile meye geçi i sa*layc tedbirleri almak(devalüasyon, gerçekçi kur politikas, ihracat te vikleri ve d ticarette serbestle menin sa*lanmas) ve enflasyonu dü ürmekti. 24 Ocak 1980 kararlaryla ba layan süreç kendi içinde dönemle tirilebilir: arasn, askeri dönemin sürdü*ü ve politikalarn sk skya ve tavizsiz olarak uyguland* bir alt dönem olarak niteleyebiliriz Aralktan 1989'a kadar uzanan dönem ise, demokrasiye geçi le birlikte ekonomik serbestle me ve yeniden yaplanmann hzland*, fakat enflasyon hedefinin gev etildi*i bir dönemdir sonras TL.nin konvertibilitesi ve mali piyasalarn serbestle mesiyle birlikte baz politika uygulamalarnda farklla malar devreye girmi tir Döneminin ortak noktalar öyle vurgulanabilir: 1) D*= ticaretin geli=tirilmesi ve serbestle=tirilmesi ve yabanc* sermaye yat*r*mlar*n*n te=vik edilmesi. Bu amaç için önce devalüasyon (1$=47-TL.'den 1$=70-TL.'ye) yaplm ve Mays1981'den itibaren günlük kur uygulamasna geçilmi tir. 1985'in ortasndan sonra bankalarn kendi kurlarn belirlemeleri yöntemine geçilmi tir. Döviz kuru rejimi ve sermaye hareketlerine ili kin bir di*er önemli de*i iklik 1984'te Türk Parasn Koruma Kanunu'nun 30. Maddesinde de*i iklik yaplarak döviz tevdiat hesaplarnn açlabilmesine imkan tannmasdr. Öte yandan ithalattan alnan resim ve teminatlar indirilmi, kotaya tabi mal says azaltlm tr. Ocak 1984'den itibaren ortalama %76 olan nominal gümrük vergileri % 48.9'a indirilmi tir. 9hracatta ise devlet denetimi büyük ölçüde kaldrlp geni bir te vik sistemi getirilmi tir. D a Açlma politikas çerçevesinde yabanc sermayenin yapaca* dolaysz yatrmlar te vik için Serbest Bölgeler Genel Müdürlü*ü kurulmu, yabanc bankalarn ve turizm kurulu larnn Türkiye'de çal malarn te vik için yasal düzenlemeler yaplm tr. 2) Faiz oranlar*n*n serbestle=tirilmesi ve reel pozitif faiz uygulamas*n*n devreye sokulmas*. Buna göre Temmuz 1980'den sonra vadeli mevduat ve kredi faiz oranlar bir süre serbest brakld. Temmuz Bankacl* denilen bu dönemde faiz oranlar yükselmi ve bankalarn mevduat sertifikas çkarmas serbestle tirilmi ti. "Banker" 3

4 kurulu lar kurulmu ve 1982 ortasnda Banker Krizi ortaya çkm tr. Krizin ardndan 9 bankaya faiz oranlarn olu turma yetkisi verilmi tir (SOYDEM9R, 1998:15). Aralk 1983'te sistem yeniden düzenlenip bankalar denetime alnd. Aralk 83 kararlarn takiben Merkez Bankas faiz hadleri denetimi ve tavan faiz hadleri konusunda yetkili klnd. Temmuz 1987 itibaren yeniden bir serbestle me giri imi oldu. 3) Faiz oranlar*ndaki serbestle=meye ilaveten finansal piyasalarla ilgili pek çok yenilicin de bu dönemde devreye girdicini görüyoruz. Yasalarla pek çok yeni finansal araç ve kurum olu turulmu tur. 1981'de Sermaye Piyasas yasas çkarld. 1982'de Sermaye Piyasas Kurulu olu turuldu. Sirketlerin ve bankalarn menkul kymet çkarabilmesi prosedürü 1980 A*ustosunda sa*lanm olmasna ra*men bu sürecin i lemesi 1986 ve 1987 de gerçekle ti. Devlet tahvili ve hazine bonolar 1984'ten itibaren hazine tarafndan sürekli olarak çkarlmaya ba land. Mays 1985'de de haftalk düzenli ihaleler ba lad. 1984'de Gelir Ortakl* Senetleri ve 1987'de dövize endeksli tahviller yeni tip kamu sektörü ka*tlar olarak devreye girdi. IMKB 1986'da açld. Ayn yl 9nterbank para piyasas devreye girdi. Merkez Bankas açk piyasa i lemlerine ba lad 'da Döviz ve Altn Piyasalar kurumla t (YÜLEK, 1998:10 14). 4) ç fiyatlar*n piyasa denge fiyatlar*n* yans*tmas*. Bu çerçevede K9T ürün fiyatlarna yaplan zamlar, destekleme(taban) fiyatlarnn dü ük tutulmas. 5) Para miktar*n*n s*n*rland*r*lmas*, sermaye üzerindeki vergilerin hafifletilmesi ve iç borçlanmaya geçi= 6) Devletin küçültülmesine ili=kin olarak, sigara tekelinin kaldrlmas, madenlerin kamula trma kararnn kaldrlmas ve K9T'lerin özelle tirilmesinin ba latlmas. 7) Reel ücretlerin-maa=lar*n dü=ürülmesi, sendikal faaliyetlerin düzenlenmesi. 9stikrar Program her türlü harcamann kslmas üzerine kuruldu*u için ücret ve maa larn denetlenmesi ve reel olarak dü ürülmesi bu dönemde önemli bir araç olmu tur. Sendikal faaliyetler 1984'e kadar tamamen durdurulmu tur. Ücret ve maa larn net yurt içi faktör gelirlerindeki pay 'a göre 'de %34'den %24,8 e dü mü tür (KAZGAN, 1994:189): 'a kadar bu uygulamalarn belli sonuçlar/ kazanmlar olmu tur. D borçlarn vade yaps önemli ölçüde iyile tirildi. 9hracatta önemli art lar gündeme geldi. 9hracat 1980'de 2,9 milyar $'dan 1983'de 5,7 milyar$'a (GSMH'nn %4'ünden %11,2 sine) yükseldi. 1987'de ise 10 milyar $'a ula t. Büyüme oranlar arasnda ylda ortalama %4 artarken, 1986'dan sonra ise enflasyonun kontrolü ikinci plana atld* için büyüme oranlar daha da artt ve 1986 ve 1987'de ekonomi srasyla %8,1 ve %7,5 büyüdü. Enflasyonun dü ürülmesinde ba ar kazanld: GSMH deflatörünün ortalamas %73 iken arasnda %32,5 oldu. Ancak 1985'den sonra enflasyonu dü ürme hedefi, gözard edildi*i ve büyüme ön plana çkt* için arasnda bu art %40,9 oldu. Bu ba arlara ra*men arasnda ihmal edilen, yaplamayan birçok boyut kald: Öncelikle ihracattaki art, önceki dönemde çok dü mü olan kapasite kullanmndaki art tan kaynaklanm, ihracat sürdürmeyi sa*layacak bir yeni sanayi hamlesi yaplamam oldu*undan ihracat art nn snrna çabuk ula lm tr. Özel sektör konut ve turizm yatrmlarna, kamu sektörü de daha çok enerji ve ula m gibi altyap yatrmlarna öncelik verdi*i için ihracat te vik edecek bir üretim yaps gerçekle tirilememi tir. (Yeldan, 2001: 47). 9hracatla ilgili bir di*er sorun da hayali ihracat olgusunun yaygnla mas olmu tur. 4

5 Ayrca unu da belirtmek gerekir ki devletin ekonomideki a*rl* hedeflendi*i gibi azaltlmam ; devlet bankaclkta olsun, te viklerin da*tmnda olsun hiçbir ekilde geri çekilmemi tir. Politik süreç, ekonomik/politik yozla malarla kendi kendini sürdürmü tür Ekonominin yeniden tkand* dönemin ba langç yln olu turmu tur yllar, ekonomik verilere bakld*nda sorunlu yllar olarak görülmektedir. Büyüme hzlar yava lam, enflasyon ivme kazanm (%68) d ve iç borçlar artm (d borçlar 38,3 milyar $ olmu ve GSMH'ya oran 1987 sonunda %60'a varm tr. Bu dönemde Türkiye yeni geli en ülkeler arasnda be inci en büyük borçlu ülkedir.), 80'lerden beri TL. ilk defa de*er kazanmaya ba lam ve ihracata dönük te viklerde gerilemeler ba lam tr. 4 Subat 1988 kararlar finansal dengesizlikleri düzenlemek için yaplm tr: Temel olarak ticaret bankalarnn munzam kar lklar ve disponibilite oranlar yükseltilip, d ticarete ili kin tedbirler alnm ve dolayl vergilerde baz art lar (ta t alm verileri vs.) sa*lanm tr. Ekonominin arasndaki reformcu yapsnn giderek geriledi*i bir ortamda hükümet çarpc bir ekonomik kararla sorunlarn üstesinden gelmeye çal m, 1989'da 32. No.lu Kanun Hükmünde Kararname ile finansal liberalizasyonda en son halkay gerçekle tirmi ve sermaye hareketlerinin serbestle tirilmesi ve TL. nin konvertibilitesi IMF' e yaplan bildirimle hayata geçirilmi tir: Buna göre, Türk vatanda larnn yabanc menkul kymet almlarna ve yabanclarn da Türk menkul kymetlerinden alabilmelerine (portföy yatrmlarna) imkan tannyordu. Tl. nin konvertibilitesi ve menkul kymet yatrmlarnn serbestle tirilmesi, daha sonralar scak para tart malar çerçevesinde çokça ele tirilen bir uygulama olarak gündeme gelmi tir. II Dönemi ve 5 Nisan 1994 Kararlar* aras dönemde 24 Ocak 1980 sonras uygulanan pek çok politikadan sapld*n görüyoruz. Bir kere aras ekonominin oldukça istikrarsz bir tablo çizdi*i görülmektedir. Büyüme oranlar çok dalgal ve istikrarszdr (1989'daki %1,9 luk art 1990'da %9,2 lik bir büyüme izlerken, 1991 Körfez Sava yl %0,5 olan büyüme oran izleyen iki ylda srasyla, %5,9 ve %7,9 olmu tur.). Enflasyon %60-70'ler platosuna yerle mi, d a açk büyüme uygulamas terkedilmi, ihracat de*il ithalat artm ve bu dönemde ihracatn ithalat kar lama oran %50'lerin altna dü mü tür. Bütün bunlarn altnda yatan bir çok etkenden söz edilebilir: Birincisi, d etkenlerdir: Körfez Krizi/Sava ve Irak Ambargosunun ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri azmsanamaz. 9kincisi, 1990'larda göreli serbestle en siyasal ortamda i çi ücretleri, memur maa lar ve tarm desteklemeleri hzla artm tr. Verimlili*in üzerindeki bu reel art larn enflasyonu trmandrmada, maliyet art lar nedeniyle ihracat olumsuz etkilemede pay olmu tur. Bu yeni "popülist" gelir transferi uygulamalarnn finansmann devlet üstlenmi tir. Kamu kesimi borçlanma gere*i de hzla artm tr (1989'da KKBG/GSMH oran %5,5 den 1991'de %10,5 a ve 1993'de %12'ye çkm tr). Üçüncü olarak sermaye giri lerinin serbestle mesiyle TL nin yabanc paralar kar snda de*erlenmesi ve devalüasyon orannn enflasyon orannn altnda tutulmasna ba*l olarak cari i lemler açklar artm tr. Ancak bir yandan da ucuzlayan girdi ve hammadde ithalat sayesinde yatrm talebi olumlu etkilenmi tir. Fakat yüksek kredi faiz oranlar da bu olumlu etkiyi snrlam tr. Cari 9 lemler hesab arasnda GSMH'nn %3,7 sine ula m t. Reel 5

6 devalüasyonlarn enflasyonu artrma etkisi zayflarken, ksa vadeli sermaye giri lerinin banka sisteminde yaratt* kredi geni lemesi enflasyona ivme veren bir etken olmu tur. Ksa vadeli sermaye giri leri, büyük ölçüde bankalar aracl* ile olmu tur. Ve bu dönemde bankalardaki kredi geni lemesinin mevduatlardaki art n çok üstünde oldu*u görülmü tür (KAZGAN,1994:210). Türkiye 32 sayl kararname ile ba langçta d ar kaçan ülke içi sermayeyi geri getirme ve yurt d ndaki kara paray ülkeye çekme amacnn çok üstüne çkarak bu dönemde yo*un bir yabanc sermaye giri ine hedef olmu ; geli mi ülkelerin portföy yatrmlar yapt* önde gelen be ülkeden biri haline gelmi tir. 1990'da 3.5 milyar $ olan portföy yatrm 1991'de 2.3 milyar $ çk a dönmü, 1993 de ise sermaye giri i 7 milyar $'a ula m t. Bu giri te geli mi ülkelerdeki durgunluk ve faiz oranlarnn dü üklü*üne kar n Türkiye'deki faiz oranlarnn yüksekli*i rol oynam tr. Türkiye'deki faiz oranlarnn yüksekli*i, yüksek ülke riskinden ve daha önemlisi kamu kesimi borçlanma gere*inin yüksekli*i ve bunun iç borçlanmayla kar lanyor olmasndan kaynaklanmaktayd. Türkiye yüksek faiz/dü ük döviz kuru politikalar yoluyla ksa vadeli yabanc sermayeyi uyararak bir yandan kamu açklarn finanse ediyor bir yandan da d ticarete açk bir büyüme sürecini sürdürmeye çal yordu. 1993'ün ikinci yarsnda iktidara gelen Çiller Hükümeti, faiz oranlarn dü ürmeyi ve iç borçlanmay azaltmay hedeflemeye ve bunu ifade etmeye ba lad. Kamu açklarn finanse etmek için d borçlanmaya ve Merkez Bankas kaynaklarna ba vurulmaya ba land. Hazinenin Merkez Bankas'ndan sa*lad* ksa vadeli avanslar hzla artrld Ekiminde Hazine 8.1 trilyon TL avans kullanrken, iki ay sonra bu miktar 9.4 trilyon TL. ye çkt için ksa vadeli avans limiti 52,4 trilyon TL'ye çkarld ve 1994'ün ilk 15 gününde bu limitin %43'ü kullanld (Özatay, 1996:28). 9ç borçlanmay ksmak için faiz oranlarn dü ürmeye ve borç vadesini uzatmaya çal rken birçok ihale iptal edildi. Ayrca, vergi sisteminde de*i iklik yaplarak, vergiden muaf olan kamu ka*tlar %5 Gelir Vergisine tabi tutuldu: "piyasa" katlmclar da kamu ka*d taleplerini çok dü ürdüler. Kamu iç borç ka*tlarnn vadesi ve faiz oranlarnn idari olarak saptanmas, borcun piyasaya likidite verilerek monetizasyonu ve kamu ka*tlarna vergi uygulanmas döviz kurlar üzerinde etkisini gösterdi. Devalüasyon beklentisi artt. Piyasa kuru ile resmi kur arasndaki marj 14 Ocak'ta %5.5'a çkt. 9ki gün sonra marj %22,9 oldu. Ve TL dolara kar %19 devalüe edildi. Ocak sonunda TL/$ kuru Nisan'da TL oldu. TL büyük ölçüde de*er kaybederken, uluslar aras rezervler de erimeye ba lad. Kasm 1993 de 7.2 milyar $ (yl sonunda 6.2 milyar $) olan rezervler 14 Ocakta 5.8 milyar $ ve Nisan 1994'te ise 3 milyar$'a inmi ti (ÖZATAY, 1996:33) yl enflasyonu, arasnda %65'ler civarndaki düzeyi çok a m tr. Nisan 1994'te aylk enflasyon %55 olmu, yllk enflasyon oran da %120'yi bulmu tur. Üretimde de ciddi daralmalar gündeme gelmi tir. 5 Nisan 1994 Kararlar* Ocakta patlak veren krizi giderici tedbirler 27 Marttaki yerel yönetim seçimleri nedeniyle gecikmeli olarak Nisanda alnd. Bu kararlarda temel hedefleri, ekonomide dengeleri kurmak ve istikrar sa*lamak, kamu kesimi açklarn azaltmak; ödemeler dengesi açklarn azaltmak ve ekonominin yapsal sorunlarn çözmek olarak ifade edebiliriz. Bu amaçlar için de ksa ve uzun vadeye dönük önlemler alnd. K9T ürünleri fiyatlar yeniden ayarland; ücret ve maa lar beklenen enflasyona göre ayarland. Döviz kurlar ve faiz oranlar piyasa ko ullarnda belirlenmeye ba land. Merkez Bankasnn para politikasnn yönetiminde daha etkin çal mas 6

7 gereklili*i ve bankalarn düzenlenmesine ili kin önlemler alnd. Kamu cari harcamalar ksld; tüm kamu projelerinde %20 ksntya gidildi. Tarmda destekleme almlar ksld. Kamu gelirlerini artrmak için ise, bir defaya mahsus olarak ek vergiler uygulamaya kondu. Özelle tirmelerin de bu kapsamda (orta vadeye dönük olarak) yaplmas kararla trld Kasm aynda Özelle tirme Kanunu çkarld. Sosyal Güvenlik Kurumlarnn bir çat altnda toplanmas ve yeniden organizasyonu ve emeklilik ya nn ileri alnmas gibi yapsal önlemler de paket içinde kapsanyordu yl ekonominin %6 darald*, enflasyon orannn da %90 oldu*u bir yl olmu tur. Alnan tedbirler do*rultusunda cari açklarda düzelmeler, kamu açklarnda kslmalar ortaya çkm ve döviz kuru birkaç ay içinde istikrara kavu mu, ancak borçlanma faiz oranlar kriz öncesi %90 iken, kriz sonras %400'lerde devam etmi tir. Uzun vadeli yapsal önlemlerin ço*u gerçekle tirilememi tir aras Hükümetler Merkez Bankas para programlar devreye sokarak Net 9ç Varlklar ksmay, Merkez Bankasnn hazineye ksa vadeli avanslarn snrlamay sürdürmeye çal m lardr. Döviz Kuru Politikas ise kur art larnn beklenen enflasyona ayarlanmas biçiminde sürdürülmü tür. Bu dönemde Türkiye hzl büyümü, Gümrük Birli*ine 1996 ba nda giri le birlikte ithalat patlam ; 1997 de TL. nin yabanc paralara kar hafif de*erlenmesiyle birlikte ithal mallar talebi daha da artm tr. Cari i lemler açklarn sermaye hareketleri ile finanse etme devam etmi tir. Bu dönemde hem ksa vadeli portföy yatrmlar, hem de banka kredileri artm tr. Bütçe açklarnn art e*ilimi sürmü tür. 1997'de KKBG %9.5'lara varm ve bütçe açklarnn finansmannda iç borçlanmaya yo*un ekilde ba vuru sürmü tür. Bu dönemde enflasyon oran %80-90'lar arasnda sürmü tür. II.3. Aral*k 1999 stikrar Program* 1999 Aralk aynda IMF ile yaplan Stand-by anla masndan önce, Türkiye 1998 Temmuz aynda ba layan Yakn 9zleme Anla masyla bütçe, para politikas ve yapsal reformlar içeren ve enflasyonu dizginlemeyi hedefleyen bir yola zaten girmi ti in ilk yarsnda rezerv parada ilan edilen bir hedef bandyla, yln ikinci yarsnda ise Net 9ç Varlklar hedefleyen para programyla Merkez Bankas, kamu açklarnn hiçbir zaman parasalla trlmayaca* mesajn veriyordu. Siyasi otoritenin de bütçe disiplinine dikkat etmesi (özellikle 1999'un ikinci yarsnda) ve baz vergi kanunlaryla Tahkim yasasn çkarmas bu konudaki kararll* peki tirmi tir. 1998'de yllk enflasyon oran %68 ve 1999'da ise %67'ye inmi tir. 9 Aralk 1999'da Uluslararas Para Fonu'na sunulan niyet mektubu ile ba layan Stabilizasyon Program ise, yukardaki çerçevenin çok daha ayrntl, teknik ve geli tirilmi bir versiyonuydu ve çeyrek yüzyldr ülkenin kaderi haline gelen enflasyonu dü ürme yolunda samimi ve üzerinde dü ünülmü bir niyeti yanstmaktayd. Üç yl sürdürülmesi üzerinde görü birli*ine varlan anla mann temel amaçlar, tüketici enflasyonunu (2000 yl sonunda %25, 2001 sonunda %12 ve 2002'de %7 ye) indirmek, reel faiz oranlarn makul düzeylere dü ürmek, ekonominin büyüme potansiyelini arttrmak ve kaynaklarn daha etkin ve adil da*lmn sa*lamak olarak belirtilmi ti. Program üç temel unsura dayanmaktayd: Kamu sektörü temel fazlasn mümkün oldu*u kadar yüksek tutmak için sk bir maliye politikas; sk bir para ve 7

8 döviz kuru politikas; ilk iki politikay destekleyen tutarl gelirler politikalar ile yapsal reformlar. 1999'da GSMH'nn %-2,8 i olan kamu sektörü temel fazlasn, 2000 ylnda GSMH'nn %1,5 u olarak tahmin edilen deprem harcamalar hariç, GSMH'nn %3,7 sine yükseltmek için, kamunun faiz yükünü dü ürmek öncelikli olmaktayd. Bu amacn gerçekle tirilmesinde 26 Kasm 1999'da onaylanan vergi paketinin ve deprem nedeniyle devreye girecek olan ek vergilerin ve yine Eylül 1999'da yasala an sosyal güvenlik reformunun olumlu katklarnn yansra, personel ve di*er cari harcamalardaki ksntlarn önemi büyük olacakt. Bunlarn yansra d borcu iç borç yerine ikama ederek ve kapsaml bir özelle tirme (GSMH'nn en az %3.5'una kar gelen ekilde 7.6 milyar ABD dolar gelir getirecek) program yaparak da bu amaç desteklenecekti. Para ve döviz kuru politikalar ise, gelece*e dönük belirsizli*i azaltmak için önceden taahhüt edilmi hedefleri belirleme ve bunu yaparken de gereksiz katlklara yol açmayacak ekilde esneklik sa*lama ve vadeyi önceden saptama ilkelerine dayandrlm t. Buna göre, fiyatlama kararlarn etkilemede çok önemli role sahip döviz kurunun "çapa" olarak kullanlmas ve bu yolla fiyat ayarlamalarnn kurdaki de*i ime yakla masnn sa*lanmas benimsenmekte ve 1 ABD Dolar EURO olarak belirlenmi bir kur sepetinin bir yllk bir zaman için önceden ilan edilmesi yolu izlenmi ti. Programn ikinci 18 aylk dönemini kapsayan Temmuz 2001-Aralk 2002 döneminde ise, merkez parite etrafnda simetrik olarak giderek geni leyen bir "band" uygulamaya sokularak daha esnek bir kura a amal geçi in ba layaca* belirtilmekteydi. Bandn toplam geni li*i Aralk 2001 sonunda %7,5 a; 2002 Haziran sonunda %15'e ve 2002 Aralk sonunda %22,5 a çkarlacakt. Döviz kuru politikasnda oldu*u gibi, para politikasnda da Yakn 9zleme Anla masnn hedefleri sürdürülmekte; temel büyüklük olarak merkez bankas bilançosundaki Net 9ç Varlklar kalemine getirilen "tavan" limiti sürdürülmekteydi. 9lk 18 aylk dönem boyunca, net iç varlklar, hedeflenen maksimum de*eri (-1.2 trilyon TL) merkez alnarak ve bir önceki üç ayn sonundaki para taban büyüklü*ünün (+/-) yüzde 5 inin belirledi*i paralel bir bant içinde dalgalanmasna izin verilerek sürdürülecekti. "Net Uluslararas Rezervler" (Net d Varlklar-Bankalarn Döviz Mevduatlar) kalemi ise, rezervlerin dü ebilece*i minimum seviye (2000 yl için bu alt snr ile 13500milyon ABD Dolar) ile snrlandrlmaktayd. Merkez Bankasnn piyasalar için TL yaratma i lemi ise, belirlenen kurdan getirilen tüm dövizi almak ve istendi*inde piyasaya döviz kar l* TL likiditesi vermek eklinde gerçekle tirilecekti. Bu uygulama bir nevi Para Kurulu benzeri bir uygulamadr yl ikinci yarsndan itibaren a amal olarak esnetilen döviz kuru politikasyla beraber para politikas da, net iç varlklar hedefi de esnetilecektir. Bu esnemelerin devamnda kura dayal bir politikadan enflasyon hedeflemeye yönelik bir para politikasna geçi amaçlanmaktayd. Programn gelirler politikas aya*, daha az ayrntl ve di*er politikalar destekleyici nitelikte saptanm t. Daha çok kamu çal anlar ücret ve maa larnn, hedeflenen TÜFE ile ayn oranda artmas eklinde belirlenmi ti. Özel Sektör ücret ve fiyatlar konusunda Ekonomik ve Sosyal Konseyi çal trma hedefi, 2. Ek Niyet mektubunda Haziran 2000 olarak belirtilse de, bu uygulama hayata geçirilememi ve özel sektör ücret art lar parçal bir yap göstermi ti. Programn en a*rlkl ve belki de uygulanmas en zor ksmn olu turan Yapsal Reformlar ise, öncelikle kamu finansmann kuvvetlendirmeyi ve kamu harcamalarndaki israf azaltmay 8

9 hedefleyen tarm ve sosyal güvenlik reformlarn, kamu mali yönetiminde effafl*, vergi politikasnda ve idaresinde reformu, kapsaml bir özelle tirme programn ve bankaclk sisteminin yeniden yaplandrlmas ve düzenlenmesini içermekteydi. Bir yllk sürecin sonunda program hedeflerini a an veya altnda kalan de*i kenler olmu tu. Kamu maliyesi konusunda hükümetin program hedeflerine ciddiyetle uymas ve mali disiplini sa*lamas sonucunda,kamu sektörü faiz d fazlas hedefi a lm ; GSMH'nn %3,7 si yerine %4,9 olarak gerçekle mi ti için ise bu fazlann GSMH'nn %5,7 si olmas hedeflenmekteydi. Hedefin üstünde kalan di*er önemli büyüklükler enflasyon oran, cari açk ve büyüme oran olmu tur. Döviz kuruna dayal 9stikrar politikalarnda ba langçta ekonominin canlanaca*, tüketimin artaca*, enflasyon orannn istenen hzda dü meyece*i ve cari aç*n ortaya çkaca*, yani "önce geni leme-sonra resesyon" çevriminin olaca*, program yapanlar tarafndan beklense de, beklenmeyen iç ve d etkenler hedeflerin a lmasna yol açm tr. Öte yandan bu sonuçlar, bir dezenflasyon politikasndan genellikle daralma bekleyen pek çok kesimi de a rtm t. Bu tüketim art /büyüme/enflasyon etkisinin u kanallardan i ledi*i görülmektedir: Öncelikle, döviz kurlarndaki sabitlemenin sonucunda faiz oran paritesine göre faiz oranlarnn dü mesi tüketimi tasarruflar aleyhine geni letmi tir. 9kinci olarak, faiz oranlarndaki dü meyle birlikte artan nakit talebi, halkn yabanc varlklarn bozdurup yerli paraya geçmesine, Merkez Bankasnn da para arzn arttrmasna yol açm ; bankalarn da kredilerini (daha az riskli oldu*u için özellikle tüketim kredilerini) geni letmesine neden olmu tur. Üçüncüsü, faiz oranlarndaki dü ü halkn (ve bankalarn) ellerindeki menkul de*erlerin (kamu ka*tlarnn) sermaye kazançlarn arttrm ve gelecekteki vergi yükümlülüklerinin bu kazançlar dengelemeyece*i dü ünüldü*ünden, bu servet etkisi de talebi canlandrm tr. Son olarak, programa duyulan güvenin tam olmamas ve mevcut uygun ko ullarn gelecekte ortadan kalkabilece*i ihtimali de bu günkü tüketimin canlanmasna etki etmi tir. Bu talep ve harcama art, bir yandan ekonomiyi canlandrp büyümeyi artrrken, öte yandan istenen hzda dü meyen bir enflasyon yaratarak anti-enflasyonist bir politika için dezavantaj olu turmaktayd. Enflasyondaki dü meyi snrlayan bir di*er etken de, d ticarete konu olmayan mal ve hizmetlerde enflasyon bekleyi lerinin geriye dönük olmas ve uzun dönemli sözle melere ba*l olmas nedeniyle bu sektörlerde enflasyon ataletinin sürmesidir. Sonuç olarak, %25 olmas hedeflenen 2000 yl sonu enflasyon oran %38 olarak gerçekle mi ti. Programn ba langcnda çok ele tirilen ve gerçekle mesi mümkün görülmeyen % 5-5,5 luk büyüme oran hedefi de fazlasyla a lm tr. 9stenen hzda dü meyen ve süren enflasyonla sabit döviz kurunun birle mesi sonucunda ise yerli para a r de*er kazanm ; cari i lemler aç* artm ; bunun da daha sonraki dönemde talebi ksc, resesyona yol açc bir etki yarataca* beklenir olmu tu. Gerçekten 2000 yl sonu itibariyle 8,2 milyar $ olaca* ve GSMH'ya orannn %1,8 olaca* hedeflenen cari aç*n oran olarak %4,8 olaca* anla lm t. Cari açkta bu beklenenden çok yüksek gerçekle menin altnda TL'nin de*erlenmesinin yansra, Türkiye'nin d ticaretinin büyük bölümünü gerçekle tirdi*i Avrupa Birli*i ülkeleri para birimi euro nun dolar kar snda beklenmedik düzeyde de*er kaybetmesinden dolay bu ülkelerden yaplan ithalatn (ba ta otomobil) artmasnn ve petrol fiyatlarnn 1999 'a göre üç kattan fazla yükselmesinin yatt* bilinmektedir. Programn ilk ylnn bitimine bir ay kalana kadar (Kasm 2000 ba lar) Programda ya anan yukarda belirtti*imiz tüketim, büyüme, enflasyon ve cari açktaki ciddi hedef 9

10 sapmalarnn ve baz yapsal reformlardaki gecikmelerin (Telekom sat nn gecikmesi, kamu bankalarnn satlamamas, Bankaclk sektöründeki düzenlemelerin gecikmesi, bütçe d fonlarn denetiminin gerçekle tirilememesi ); gelirler politikasndaki yetersizliklerin bilinmesine ve toplumun çe itli kesimleriyle sa*lanmas gereken diyalog ve konsensüsün ihmal edilmesine ra*men, genellikle bütün toplum kesimlerinde programn ba arl oldu*u ve mevcut eksikliklerin üstesinden gelinece*i konusunda güven vard. Para ve kur politikas hedefler a lmadan yürüyordu. 9 adamlar "on yl sonrasn görebildiklerini" belirtirken, 9ktisatç bilim adamlar programn baz aksaklklarla beraber iyi yürüdü*üne, gereken önlemler alnrsa sorunlarn a laca*na inanyorlard. IMF Heyetinin Eylül 2000 de dikkati çekti*i hususlar ve alnmas gereken önlemler de a a* yukar bu konular kapsyordu: Devletin tüketim ve yatrm harcamalarnn daha da fazla kslmas; e*itim, sa*lk ve konut gibi enflasyonda inatç sektörler için önlemlerin alnmas; tüketici kredileriyle canlanan iç talebi ksc politikalarn uygulamaya geçmesi; özelle tirmenin hzlandrlmasnn sa*lanmas. Bütün bunlar çok sk bütçe ve maliye politikas demekti Bütçesi de IMF ile yaplan sk pazarlklarla bu çerçevede hazrland: Buna göre, faiz d harcamalardaki art %21 olarak hedeflenirken (2000'de bu art %49,8 di) faiz ödemelerinin %17,5 azaltlaca* (2000'de bu oran +%89,3 'dü) ve faiz d fazlann GSMH'nn %5'ine çkarlaca* hedeflenmekteydi. Vergi gelirlerinin ise, nominal %32.4 arttrlarak 31,8 katrilyon TL ye yükselmesi; bütçe aç*nn da 2001'de GSMH'nn %3.4'üne gerileyece*i hesaplanmaktayd. Bize göre, bütün eksikliklerine ra*men tam olmasa da güvenin sürmesindeki ve ikayetlerin dozunun zayf kalmasndaki temel etken, bir istikrar politikasndan beklenenin ve geçmi teki deneyimlerin aksine ekonominin bir daralma de*il, bir büyüme trendine girmi olmas ve (sabit gelirliler hariç) toplumun hiçbir kesiminin 2000 yl içinde dezenflasyonun maliyetlerini henüz ya amam olmasdr. Programn uygulama eksikliklerinden do*an sorunlarnn d nda, Sabit kura dayal istikrar programlarna özgü ve uygulayan ülkelerin hepsinde istisnasz ya anan bilinen riskleri vard: Ülke parasnn a r de*erlenmesi, cari hesap açklar sorunu, ba langçtaki büyüme e*iliminin sürdürülemeyip resesyona girilece*i ve sabit kur uygulamasnn finansal kesimde yaratt* zafiyetler. Bütün bu riskler biliniyorken böyle bir programn neden yapld* sorusu, program terk etti*imizden beri skça sorulan bir sorudur. Bize göre böyle bir seçi te IMF'nin de, Türkiye otoritelerinin de makul gerekçeleri vard. Öncelikle, program geçmi te ba ka ülkelerde ya anan olumsuz deneyimlerden ders alnarak hazrlanm, üzerinde oldukça dü ünülmü bir programd. Geçmi te Meksika ve Brezilya benzer programlar 4 5 yllk bir dönem boyunca sürdürebilmi lerdi; Türkiye için kurun sabit oldu*u süre ise sadece 1,5 yld. Bu sürenin sonunda geni leyen bir banda geçme olana*yla programn kendisi, herhangi bir sorun do*du*unda programdan çk stratejisini zaten içeriyordu. Dolaysyla bir yl bile dolmadan programn krlaca*n (belki bankaclk kesimine ili kin eksik bilgilenme nedeniyle) IMF de beklemiyordu. Otoritelerin rasyoneli ise,bu tür programlarn ksa/orta dönemde kur riskini azaltarak faizleri dü ürmesi, tam istenen kadar olmasa da enflasyonu dü ürmesi, büyümeyi canlandrmasnn sa*lad* güvenin yansra, para otoritelerinin para politikasn yönetmelerinde de ince ayarlamalara gerek brakmamasyd. Dolaysyla IMF de, Türkiye de bu deneyimi göze aldlar. Ancak yaplan hata, Eylül 2000'den itibaren baz göstergelerden (TL nin a r de*erlenmesi, cari açklar, ihracatta ciddi dü ü ler, d borç/rezerv orannn, M 2 /rezerv orannn azalmas gibi) ve uygulama/reform eksikliklerinden dolay uluslararas piyasalarda programa duyulan güvende krlganlk ba lam ken (yani programn maliyeti artmaya ba lam ken) hükümetin çk stratejisi 10

11 (exit strategy) uygulamasna, kasm krizinden sonra bile gerek duymamas olmu tur. Bu tek ba na durumu düzeltmese de, geciktirilen yapsal reformlarn hzlandrlmasyla birlikte krlganl* azaltabilirdi. Programn bir di*er sorunu ise, çok yo*un bir yapsal/yasal reformu çok ksa süre içinde gerçekle tirme zorunlulu*u olmu tur. II. 4. Ya=anan ki Kriz Kasmda ya anan kriz ba langçta tek bir bankaya özgü bir likidite sorunu gibi göründüyse de, aslnda altnda yatan, kamu iç borçlanma ka*tlarn tutanlarn bunlarn finansmann yapamamas ve dolaysyla da finansal kesime, kamuya ve programa duyulan güvenin zayflamasyd. Demirbank, 2000 ylnda batt* zamana kadar tek ba na gerçekle en kamu ihraçlarnn %15'ini alm bir bankayd. Programn hedefledi*i gibi faiz oranlarndaki sürekli dü me beklentisine göre, portföy tercihini bu yönde yaparak ciddi bir risk üstlenmi ti. Kasm ayna kadar da ciddi bir sorunu görünmüyordu, hatta S&P kasmda bankann derecesini yükseltmi ti. Eylül/Ekim aylarndan itibaren Türk bankalarna yabanc bankalarn kredi yollarnn kapanaca*na dair spekülasyonlar ba lam t. Ayrca Arjantin'deki olumsuz geli meler nedeniyle yükselen piyasalara kar yabanc sermayenin ihtiyatl yakla m artm t. Demirbank da, Uluslararas sendikasyon piyasasnda sendikasyon kredilerini azaltma yoluna gitti*i için, elindeki bono ve tahvil portföyünü yurt içinden finanse etmek durumundayd. Ancak, yurt içinden iki bankann Demirbank'a kredilerini kesmeleri ve elindeki devlet ka*tlarn garanti olarak kabul etmemeleri bankay ödeme güçlü*üne dü ürdü. Vadeli kamu ka*tlarn gecelik borçlarla finanse etme al kanl* (Vade uyumsuzlu*u) faiz riskini arttrm t. Faiz oranlar yükseldi; bankann elindeki hazine bono ve tahvillerini dü ük fiyattan satmaya ba lamas kamu tahvil sat pani*ini ba latt. Bu durumda Demirbank TMSF'ye devredilmek durumunda kald. Merkez Bankasnn piyasay fonlamamasnn nedeni ise, hem IMF'ye kar taahhütlerini yerine getirmek (net iç varlk snrn korumak) ve güvenilirli*ini kaybetmemek iste*i, hem de çkan parann dövize yönelece*i korkusudur. Eylül/Ekim aylarnda bankaclk sektöründe ya anan huzursuzlukta, eylül aynda faaliyete geçen BDDK nn bankalar denetleme düzenlemede dozunu ayarlayamayp, polisiye tedbirlere ba vurmasnn ve ayrca bankalar ylsonuna kadar açk pozisyonlarn kapatmaya (ve sermayelerinin %20'sine dü ürmeye) zorlamasnn da pay oldu*u gözard edilemez. Asl anla lmas gereken ey ise, finansal kesimin yapsal sorunlarnn temel meselelerden biri oldu*udur. Kasm krizi, bankaclk kesiminde yaratt* sarsntyla birlikte, programn en sa*lam aya* sanlan para ve kur politikalarnn da kar masna yol açm ; programa güveni ciddi ekilde bozmu tur. Programn bütünüyle gözden geçirilmesi gere*i do*mu ve IMF ile temaslar hzlandrlarak sa*lanan parasal destekle piyasalar ksmen durulmu tur. Fakat faiz oranlar, kriz öncesi seviyelerine inememi ve krizden sonra iç borçlanma piyasas toparlanamam tr. Bir yandan devalüasyon riski, öte yandan yüksek faizler nedeniyle, a r ekilde gecelik borçlanma ihtiyacnda olan kamu bankalar ve portföylerinde yo*un D9PS bulunduran TMSF kapsamndaki bankalarn mali yaplar iyice bozulmu tur. Önemli bir ihale öncesi ya anan siyasi tart ma ise, barda* ta ran son damla olmu tur. 19 Subatta 7.6 milyar $ lk döviz talebi olmu tur. Kasmda yabanclarn piyasay terk etmelerinden kaynaklanan döviz talebi, bu kez yerli bankalarn döviz talebine dönü mü tür. Merkez Bankasnn likiditeyi kontrol etme çabas, kamu bankalarnn günlük a r düzeyde likidite ihtiyac nedeniyle, ödemeler sisteminin kilitlenmesine yol açm tr. 11

12 Her iki krizde de MB ele tirilerin hedefi olmu tur. Güvenilirli*i korumak için esneklikten vazgeçmesi ciddi sknt yaratm tr (Credibility/flexibility trade-off ). Ola*an ko ullarda kurallar uygulamann güvenilirlik açsndan önemi kabul edilse de, ola*anüstü ko ullarda(ksa dönemde) esnetilebilir ve duruma uygun politikalarn gereklili*i ortaya çkm tr. Ancak bu tür kriz ko ullarnda, özellikle geli mekte olan ülkelerde yeterli güven olmad* için, MB son ba vuru merci olma özelli*ini kaybetmektedir. Likiditeyi serbest braksa dövize kaç ya anmakta, Likidite vermese de artan faizler bankalarn borçlarn daha da katlamaktadr. Bankaclk sektörü kasm krizinde faiz riski, ubat krizinde ise hem faiz hem döviz riski sonucunda önemli kayplara u*ram tr. Kurlarn dalgalanmaya braklmas ile birlikte para ve likidite krizi, bir bankaclk krizine dönü mü tür. Sonuç olarak Türkiye'de ya anan birbirini takip eden iki ekonomik patlamann aslnda tek bir krizin parçalar oldu*unu söyleyebiliriz. Krizin ortaya çk nn, di*er ülkelerdekine benzer boyutlar çoktur. Ancak Türkiye'ye özgü boyutlar da vardr. Bu boyutlarn ço*u bir istikrar programna girmeden önce mevcuttu ve zaten bir istikrar programna ihtiyaç duyuran da bu problemlerin varl*yd. Ancak istikrar program da ilave sorunlar yaratm tr. Bu sorunlar yukarda programlar anlatrken yeri geldikçe açklamamza ra*men, ana ba lklar halinde snflamay yararl görüyoruz. Bize göre, aslnda ço*u birbiri içine geçmi ve birbirini besleyen sorunlar unlardr: Birincisi, yapsal ve makroekonomik temellerdeki önemli ve kökle mi / birikmi sorunlarn mevcudiyetidir. 9kincisi, bankaclk kesimine ait çok sayda sorunun, programla birlikte daha belirgin ekilde su yüzüne çkmasdr. Üçüncüsü, sabit kura dayal istikrar programnn getirdi*i ve d sal etkenlerle de artan ek riskler. Dördüncüsü, yabanc sermaye giri lerinin ve eksik/yanl bir liberalle menin yaratt* sorunlar. Be incisi, politik istikrarszlklar (Ayrnt için Bkz. YAY/ YAY/YILMAZ, 2001). Güçlü Ekonomiye Geçi Program aslnda temel çapas yapsal reformlar olan bir hazrlk programdr. Bize göre aslnda böyle bir hazrlk programnn 1999 Aral*nda giri ilen programdan önce hazrlanmas ve sonra detayl bir istikrar paketinin çal trlmas gerekiyordu. Simdi bu uygulama gecikmeli olarak yaplmaktadr de üç yl süreli olarak yeni bir stand-by anla masyla devreye girece*i söylenen program, bu yapsal reformlarn üzerine ayrntl, hedefleri belli bir para politikas ve reformlar devam ettirme eklinde tasarlanacaktr. Para Program enflasyon hedefleme ve sonrasnda bir Euro Zone u uygulamasna dönük olacaktr. II. 5. Güçlü Ekonomiye Geçi= Program* Subat krizini takiben IMF ile müzakere edilerek dalgal kur politikasna geçme kararndan sonra, nisanda ba layarak a amal olarak mays ortasna kadar yeni bir programn ilan edilmesi arasnda geçen süre içinde Türkiye ekonomisine ciddi bir belirsizlik hakim olmu tur. Güçlü Ekonomiye Geçi Program olarak sunulan program, temel olarak sürdürülemez boyutlara gelen kamu iç borç dinami*ini krarak, bir önceki programn altn oyan yapsal sorunlar ortadan kaldrmay hedeflemektedir. Aslnda böyle bir yapsal reform programnn 1999 programndan daha önce hayata geçirilip sa*lam bir altyap olu turulmas daha makul olurdu. Programn temel hedefleri öyledir: Kamu finansman sorununun temelli olarak çözülmesi ve bunun için gereken yapsal reformlarn (ba ta bankaclk kesimi reformu olmak üzere, Kamunun effafl*nn arttrlmas 12

13 ve kamu finansmannn güçlendirilmesi, bütçe disiplininin sa*lanmas, özelle tirme, ekonomide rekabetin ve etkinli*in arttrlmas gibi) gerçekle tirilmesi. Bu amaç için yasal düzenlemelerin belirlenen takvimden saplmadan gerçekle tirilmesi Sosyal dayan may güçlendirecek düzenlemelerin yaplmas Reel ekonomiye ili kin önlemlerin alnmas Bu çerçevede makroekonomik hedefler de öyle belirlenmektedir: Dalgal kura geçme nedeniyle, enflasyon art olaca* beklenmektedir yl için TÜFE enflasyon orannn (Aralk/Aralk) %52; Aralk 2002'de ise, %20 olmas hedeflenmektedir. D cari hesap dengesinin, dalgal kur nedeniyle artan rekabet gücü ve ekonomik faaliyetlerde daralma sonucunda önemli ölçüde iyile mesi ve 2001 ve 2002'de genel olarak dengede olaca* beklenmektedir ylnda GSMH'nn %3'üne yakn gerçekle en ve Aralk 2001'de %5 olarak hedeflenen kamu sektörü faiz d fazlasnn, yeni programda 2001 için GSMH'nn %5,5'una; 2002'de de %6,5'una ula mas hedeflenmektedir. Konsolide bütçe faiz d fazlasnn (özelle tirme gelirleri, TCMB kar transferleri ve faiz gelirleri hariç) 2001'de GSMH'ya oran olarak % 5.1; 2002'de ise %5.6 olaca* hedeflenmektedir. Bu hedeflere varmada vergi gelirleri art ndan çok kamu harcamalarnn kslmas a*rlk kazanacaktr. Net kamu borçlarnn GSMH ya orannn 2000 sonundaki %58,4'lük seviyesinden 2001 ylna özgü olarak, ylsonu itibariyle %79'a çkmas beklenmektedir: Bu büyük ölçüde kamu bankalar ve TMSF kapsamndaki bankalarn borçlanma maliyetlerindeki art tan kaynaklanmaktadr. Ekonominin 2001 yl içinde % 3 küçülece*i; 2002'de GSMH art hznn %5; 2003'te de %6 olaca* tahmin edilmektedir. Dalgal döviz kuru çerçevesinde, para politikas eski programn aksine aktif bir rol oynayacaktr Enflasyonla mücadele amac do*rultusunda, öncelikle parasal büyüklüklerin kontrolü üzerinde yo*unla acak olan para politikasnn, orta dönemde ise Enflasyon Hedeflemeye yönelece*i belirtilmektedir. Para taban programn temel çapasn olu turmaktadr: parasal tabann 2001 ylnda %25,8 orannda artaca* (Mays 2001 parasal taban üst limiti 5850 trilyon TL den Aralk 2001 'de 7300 trilyon TL ye çkaca*) hesaplanmaktadr. Yeni programn ilkinden temel fark, özellikle kur politikasndaki farkllktr. Bu da daha aktif bir para politikas ve politika üzerinde daha etkili olacak bir Merkez Bankas demektir. Etkili ve ba*msz bir Merkez Bankasnn varl* için program çerçevesinde MB yasas de*i tirilmi tir. 9kinci önemli farkllk ise, Yapsal reformlara verilen öncelikte göze çarpmaktadr. Her ne kadar, ilk programda da ayn yapsal reformlarn takvimleri saptanm ve ayrntlar belirtilmi olsa da, yasalarn çkarlmasnda ve i letilmesinde sorunlar ya anm t. Yasalarn çkarlmas ve 13

14 i letilmesinde mevcut programn etkinli*inin, siyasi iradenin, ya anan iki krizden ald* derslere ba*l olaca* açktr. Türkiye Güçlü Ekonomiye Geçi Program çerçevesinde gereken yasal düzenlemelerin ço*unu gerçekle tirmi ve bankacl*a ili kin pek çok yeniden yaplandrma faaliyetlerini yerine getirmi olmasna ra*men, makroekonomik hedeflerinin gerçekle tirilmesinde sorunlar ya amaktadr. Enflasyon hedefinde olsun, büyüme hedefinde olsun ciddi sapmalar vardr. Türkiye en derin ekonomik daralmasn ya amaktadr. Cari hesap açklar ve faiz d fazlalar, hedefleri a m veya tutturulmu tur. Ek Niyet Mektubu'na göre 2001 yl için %3'lük küçülmenin %5,5 olarak revize edildi*i görülmektedir. Ylsonu TÜFE art hedefi (%52,5) %58 olarak düzeltilmi tir. Cari hesap aç* ise, ihracat ve turizm gelirlerinin art nedeniyle GSMH'nn %3'ü kadar fazla vermesi beklenmektedir (TCMB, 2001). Faiz oranlarnda ise istenen dü ü sa*lanamam tr. Bunda en önemli etkenler, program süreci içinde hükümetin programn i letilmesinde baz konularda (özelle tirme) birlik sergileyememesi ve program tarma(çiftçiye) destek ve kamu i çilerine verilecek ücretler konusunda program taahhütlerinden saplmas ve iç borç swaplar konusunda belirsizlikler olmu tur (IMF; 2001). Ayrca dalgal kur sisteminin getirdi*i belirsizlik ortamna, para otoritelerinin yeterince etkin bir ekilde uyum sa*layamad* görülmektedir. Bu da ekonomide belirsizli*i artrmaktadr. Bir di*er önemli etken de Türkiye yerle iklerinin güven sorunu nedeniyle tüketimlerini ve portföy tercihlerini krizi çözücü de*il, krizi artrc yönde yönlendirmeleridir. III. MEKSKA'DA 1980 SONRASI STKRAR PROGRAMLARI III Dönemi ve 1994 Krizi Meksika, yeni petrol kaynaklar bulan ve petrol ihracatçs olan bir ülke olarak, arasnda geni kamu harcamalarna ve bütçe açklarna dayal politikalarla yönetildi Bu dönemde, cari açklar artt, enflasyon hzland; d borçlar hzla artt:1974'te d borç faiz ödemelerinin ihracat gelirlerine oran %10,7 iken,1980'de% 27 'ye 1982'de %39 'a yükseldi. D borç miktar ise aras ortalamas olan 9 milyar $' dan 1981'de 21 milyar $'a çkm t (SOLOMON,1999:36-38). Borçlardaki bu art n pek çok nedeni vard:1980 lerde ya anan 2. Petrol oku sonrasnda geli mi ülkelerde enflasyon artm, faiz oranlar yükselmi ti. Enflasyonu dü ürmeye dönük olarak skla trlan para ve bütçe politikalarnn sonucu olarak faiz oranlar daha da yükseldi. Libor 1978'de %9,2 den 1981'de 16,7 ye çkt. Geli mi ülkelerde ya anan resesyon, geli mekte olan ülkelerin ihraç mallarnn fiyatlarn ve ihracat gelirlerini önemli ölçüde dü ürdü. Bir taraftan faizlerdeki art ço*u Latin Amerika ülkesi olan borçlu ülkelerin borçlarnn katlanmasna yol açarken, di*er yandan da, ihracatlarndaki gerileme cari açklarn arttrd. Petrol ihracatçs bir ülke olarak daha az etkilenece*i dü ünülen Meksika ise,hem ticari mal ihracatnn %60'n ABD'ye yapt* için oradaki resesyondan yo*un biçimde etkilendi,hem de 1982 sonras petrol fiyatlarndaki dü ü le birlikte a r borçlu ülkeler kervanna katld ve 1982'de Brezilya ile birlikte ciddi bir borç krizi ya ad arasnda uygulanan geleneksel snrlayc makro ekonomi politikalar, banka millile tirmeleri, ihracat snrlamalar, kamu kontrolleri gibi politikalarn yansra ya anan büyük deprem ve petrol fiyatlarndaki dü ü lerle ko ullarn daha da kötüle mesi ve daralmann artmasyla birlikte, otoriteler yapsal reformlarn hayati oldu*unu anladlar sonu ve 1987'den itibaren, de la Madrid ve Salinas hükümetleri 14

15 döneminde çok yo*un bir reform süreci ya and. Meksika GATT'a katld. D ticareti serbestle tirdi. 9thalat snrlamalar yerine ciddi bir devalüasyon yapt.1986'da 1$=1378 peso'dan, 1987'de 2273 peso oldu (Krueger ve Turnell,1999). Di*er önemli reformlar ise, Vergi reformu, özelle tirme, do*rudan yabanc yatrmlar te vik etme, sanayide ve finansal kesimde deregülasyon, topra*n imtiyaz ve kullanmnda reformlar olmu tur. Daha genel olarak, yllarca Meksika'nn ekonomik felsefesini etkileyen üç unsur ortadan kalkm tr: ABD nin hakimiyeti korkusu, Kamu sektörünün geni mülkiyet ve düzenleyici rolü ve ithal ikameci politikalarn etkisi (SOLOMON, 1999:46). Meksika'nn reformlardaki hz gerçekten dikkate de*erdi. Örne*in, Brezilya ve Arjantin'de 1980'lerin sonunda bu yönde çok az geli me sa*lanm t.1990'da borçlarn azaltlmas, borç faiz oranlarnda dü ü sa*lanmas ve yeni borçlarn verilebilmesi yolunda geli tirilen Brady Plannn ilk uyguland* ülke de Meksika olmu tur. Yapsal reformlar ve (OECD' ye üye olma, NAFTA Anla masnn müzakereleri, GATT' a katlma) gibi olumlu geli meler, Meksika'y hem uluslar aras piyasalara tahvil ihraç eden hem de portföy yatrmlarn en çok çeken ülkelerden biri konumuna getirmi ti Subat-Aralk arasnda da anti- enflasyonist bir istikrar program devreye sokarak döviz kurunu sabitledi Ocak - Kasm 1991 arasndaki üç yl ise, önceden belirlenmi oranda devalüasyon yapld. Enflasyon ataleti ve beklentileri krmak için devalüasyon oran, enflasyon orannn altnda tutuluyordu. Döviz kuru reel olarak de*erleniyordu (EDWARDS, 1998:682).Kasm 1991'den itibaren sistemi biraz daha esnek klmak için, taban ve tavan belli bir asimetrik bant saptand. 1987'de yaplan do*ru bir devalüasyondan sonra reel de*erlenme 1987'de 139'dan 1990'da 100 ve 1993'de 79 oldu (KRUGER/TURNELL, 1999). Özel sektör ve sendikalarla yaplan sosyal ve ekonomik anla ma olan (Pacto) da istikrar programnn önemli bir aya*n olu turuyordu. Buna göre, ücretler beklenen/ ileriye dönük enflasyona göre saptanyordu. 9stikrar politikasnn bir di*er aya* da sk maliye ve para politikasyd. Mali açklar, 1986'da GDP'nin %13 iken 1989'da %5'e dü ürüldü. Ancak bütçe d fonlar hala önemliydi. Para politikas ise biraz kar kt: Sk bir para politikas ile M1 art oran 1993'de %17,7 den 1994'de %5,7 ye dü ürülmü tü. Buna kar lk iç krediler hzla artyordu. Giren yabanc sermaye ülkede tüketim kredilerini ve tüketim harcamalarn kamçlad. Ba arl görünen mali ayarlamalar ve döviz kuru çpas politikalarna ilaveten yapsal reformlar da aralksz sürdürülüyordu. Kamunun rolünü azaltc çabalar, deregülasyon, özelle tirmeler, vergi reformlar, toprak sahipli*inin düzenlenmesi a r ekilde gerçekle tirildi. Kurun istikrar, enflasyonun dü mesi ve faiz gelirlerinin cazip olmas yabanc portföy yatrmlarn Meksika'ya çekiyordu. Meksika da cari açklarn sermaye giri leriyle kolayca finanse ediyordu. Meksika'nn yabanc döviz rezervleri 1990'da 9,4 milyar $ dan 1994'de 25,5 milyar $'a çkt (EDWARDS, 1999). Bütün bunlara ra*men, ekonomiyle ilgili baz zorluklar ve risk unsurlar vard: 9lki, büyüme oran dü üktü. 1987'den 1993'e kadar Meksika reel olarak %3 büyümü tü. 9kincisi dü ük büyüme oran, dü ük ihracat oranlar ve artan ithalatla birlikte cari hesap açklar artt. 1990'da 7.5 milyar olan açk1994'de 29.5 milyar $ olmu tu. Bu GSMH'nn %7,5 unu olu turuyordu. Bu açkta pesonun a r de*erlenmesinin pay büyüktü (TOMITA, 2000). 15

16 Üçüncüsü, cari açklardaki bozulma, iç tasarruflarla azalmayla birlikte gidiyordu. Tasarruflar GSY9H'ya oran 1987'de %22 iken, 1994'de %16'ya dü tü (KRUGER/TURNELL, 1999). Bütün bu geli meler birbiriyle ili kiliydi: Reel döviz kurunun de*erlenmesi, ihracatn karll*n azaltrken, d -ticarete konu olmayan mallarn karll*n artryordu. Reel döviz kurunun de*erlenmesi, enflasyon orann dü ük tuttu*u için reel faiz oranlar yükseliyor ve yabanc sermaye akmlarn te vik ediyordu. Sermaye giri leri reel döviz kurunun de*erlenmesini destekliyor, d -ticarete konu olmayan mal üreten sektörler geni lerken ihracata yönelik sektörler zayflyordu 'de otoriteler pesonun a r de*erlendi*inin farkndaydlar. Ancak yabanc sermaye girdi*i sürece, döviz kurunu tutmay sürdürdüler; çünkü döviz kurundaki bir de*i menin nominal ücretleri patlataca*ndan korkuyorlard. 1994'e gelindi*inde pek çok sorun üst üste geldi: Bunlarn ba nda politik sorunlar gelmektedir: NAFTA Müzakerelerine kar gösterilen yo*un muhalefet ve politik tehlike(chiapas'n yükseli i) yabanc yatrmclar etkileyici bir durumdu. Buna ilaveten seçim yl olan 1994'de ya anan iki politik suikast de bu etkiyi artrd. 9kincisi etken d sal etkendir: ABD'nin Ekim 1993'ten itibaren para politikasn skla trmas ve 1994 Subatndan ba layarak a amal olarak faiz oranlarn yükseltmesi de Meksika'ya giren yabanc sermayenin azalmasnda rol oynad. Üçüncü ve daha önemlisi, 1994'ün seçim yl olmas nedeniyle uygulanan iktisat politikalarnn de*i mesidir: Öncelikle kamu açklarn azaltmak için gerekli sk maliye ve para politikalar rafa kaldrlm tr. Tek yaplan kurun bandn en alt snrna dü mesine izin verilmesi olmu tur. Kuru tutma politikas nedeniyle azalan rezervleri sterilize etmek için, ülke içi krediler arttrlm tr. Bu ayn zamanda faiz oranlarndaki a r art tan kaçnmak için ve resesyon korkusu nedeniyle yaplm tr. Yukarda belirtti*imiz ilk iki artn (politik ve d sal artlarn) yaratt* duyarllklar ve sermaye çk lar nedeniyle 1994'te peso cinsinden piyasa enstrümanlarn (cetes) ihraç etmek gittikçe zorla nca, otoriteler dolara endeksli ksa vadeli kamu ka*tlar (tesobonuos) ihraç etmeye ba ladlar. Tesobonos stoku 1993 sonunda 1.2 milyar $'dan 1994'te 29 milyar $'a çkt. Bu durum da, yatrmclarda pesonun yaknda devalüe edilece*i beklentisine neden olmu tu. Meksika Bankalar bu ka*tlar satn alp ABD bankalarndan dolar cinsinden borçlanmak için teminat olarak kullandlar. 1994'de üst üste gelen bu olaylar zinciri sermaye çk n hzlandrarak artrd. Döviz rezervleri hzla eridi Oca*nda 29 milyar $ olan döviz rezervi Nisan-Ekim arasnda 16 milyar $, Aralkta 6 milyar$ oldu (Bustelo, 2000). IMF'e göre, devalüasyon öncesi bu sermaye kaç ve döviz rezerv erimesi yabanc yatrmclarn kaç ndan çok, Meksika vatanda larnn pozisyon almalarndan kaynaklanyordu(tomita, 2000). Aralkta iktidar olan Zedilla hükümeti, nominal döviz kurundaki de*i me gereklili*ini anlam t. Sonuçta peso %15 devalüe edildi. Ortam istikrarl hale getirecek yeni bir programn olmamasndan ve 6 milyar $'a dü mü bir rezerv miktarnn tesobonos borçlarn bile kar layamayaca* dü ünüldü*ünden, piyasa bu devalüasyonu yetersiz buluyordu. Sonuçta Ekim 1994 'te peso dalgalanmaya brakld. Borsa çöktü, faiz oranlar yükseldi. Meksika bir ikilemle 16

17 kar la t: Faiz oranlarn yükseltmemek pesonun dü ü ünü hzlandrp yabanc döviz cinsinden borçlarn ödenmesini zorla trrken, oranlarn yükselmesi de bankaclk sistemini daha da zayflatyordu. Meksika'da 1992'de bankaclk kesiminde özelle tirme tamamlanm ; ço*unlu*u büyük holdinglere satlm olan bankalar bankacl* bilmedikleri gibi, liberalizasyon sonras yaplan deregülasyonlarla da ihtiyatsz bir bankaclk devreye girmi ti: bankalarn zorunlu rezerv gerekleri dü ürülmü, finansal sisteme giri engelleri ve borçla finansman snrlar gev etilmi ti. Bu nedenlerle, bankalarn risk yaps ve riskli krediler artm ; kredilerin ço*u tüketim, konut ve ipotek kredileri olmu tu.(edwards,1999:289). III.2.Kriz Sonras* Politikalar* Tekila krizi sonras, Ocak 1995'te Meksika Hükümeti yeni bir stabilizasyon programna yöneldi. Amaç cari açklar azaltmak, kontrol d olan enflasyonu dü ürmek ve yklan (büyük zarar gören) bankaclk sistemini yeniden düzenlemekti Paketi, makroekonomik istikrar, uluslararas yardm, borç yönetimi stratejisini, yapsal reformlar ve bankaclk /finans sisteminin çökü ünü önleyecek bir program içeriyordu. Bunlar tek tek ksaca inceleyelim: Makroekonomik stikrar Politikalar*: 1994'te hükümet tekrar sendikalarla ve özel sektörle anla ma imzalad ve bu yeni pact ile idari fiyatlar %10, asgari ücretleri de %7 artrd. Bu politikalar mali ve parasal sk trmalarla tamamland. Daha önceki 1995 bütçesi GSY9H'nn %2,2 si kadar bütçe fazlas öngörüyordu. Revize edilen yeni bütçe bu fazlann %3,4 e çkarlmasna yöneldi. Daha sonra maliye politikas daha da skla trlarak oran %4,4 e çkarld. Kamu harcamalar %10 ksld; KDV %10'dan %15'e yükseltildi. Kamu sektörü fiyatlar artrld. Para politikas cephesine bakt*mzda öncelikle döviz kurunun krizden sonra dalgalanmaya brakld*n biliyoruz. Ancak geli mekte olan bir ülkenin dalgal kur sistemini sürdüremeyece*i yönünde genel bir korku vard ve 1996'da kirli dalgalanan (dirty / crawling peg) kur sürdürüldü sonunda yeni peso/dolar oran 7.77 idi sonunda ise parite 7.71 di (EDWARDS, 2000). 1997'den sonra ise serbest dalgal kur sistemi oturtuldu. Para politikasnda Meksika Merkez Bankas oldukça karma k, geli tirilmi bir Taylor tipi feedback para kuraln devreye soktu ve bu uygulamada ba arl oldu. Bu, geli mekte olan bir ülkenin Merkez Bankasnn etkin çal masyla para politikasn yönlendirilebilece*inin de iyi bir örne*ini olu turdu. Sistemin (ya da kuraln) temel amac, döviz kuru ve faiz oranlar hakknda herhangi bir hedef koymadan, gün be gün parasal taban hedeflemek ve bankalar(kredi kurumlarn) da bu kurala yönlendirmekti. Asl amaç ülke içi kredileri snrlamak ve bunlar resmi olarak saptanan enflasyon hedefine göre iradi olarak yönetmekti. Buna göre Merkez Bankas iki önemli karar ald: 9lki, "sfr ortalamal rezerv gere*i" rejimi getirdi, buna göre Merkez Bankas,rezerv ve likidite gere*i araçlarndan vazgeçiyor ve tek para politikas arac olarak Açk piyasa i lemlerine yöneliyordu. 9kinci karar ise, bankalarn bilançolarnn birikimli (toplam) cari hesaplarnn bir para politikas arac olarak kullanlmasyd. Bu sisteme göre bankalar günlük i lemlerini kapatmada bilançolarndaki negatif dengelerini (açk kredilerini) kaydediyorlar ve 28 günlük bir dönem sonunda bu açk kredilerini ayn miktarda mevduatla dengelemeye zorlanyorlard. E*er açk krediler (yani negatif birikimli bilanço hesab)varsa Merkez Bankas, bu bankalar piyasadaki geçerli cetes (bono) faiz orannn iki kat faiz ödemeye 17

18 zorluyordu. Di*er yandan e*er herhangi bir bankann bilançosu pozitifse Merkez Bankas onlara da herhangi bir faiz ödemeyerek, bu bankalar da getiri sa*lamayan bir kaynak ta mann frsat maliyeti ile kar kar ya brakyordu. Bu suretle tüm bankalar sfr bakiyeli bilanço tutmaya te vik ediliyordu (BANKO de MEXICO, 2001: 69 71). Sonuç olarak sfr bakiyeli bilanço hesab kural ile Merkez Bankas, tüm bankalarn birikmi hesaplarn önceden belirlenmi miktarda 28 günlük periyotta kapatarak para piyasasn yönlendirmi oluyordu. "Short" (corto) olarak da adlandrlan bu yöntemle ülke içi kredi miktar ciddi ekilde snrlandrlm ve para arz da sk trlm oluyordu. Bu para politikas feedback kural, döviz piyasasndaki geli melere göre ayarlanyordu. Örne*in Merkez Bankas, pezo de*er kaybetti*inde hedefe göre parasal taban sk trarak müdahale etmi tir. Böylece herhangi bir spesifik peso seviyesi savunulmamakla beraber, para politikas peso/dolar de*i melerine tepki olarak yönlendiriliyordu. Meksika Merkez Bankasnn kulland* bu "short" mekanizmasnn, d oklarn etkisini döviz kuru ve faiz oranlar arasnda çok etkin ekilde da*tt* ve ayrca esnek bir araç olarak de*i ikliklere ayak uydurmada dezenflasyon sürecine önemli katk yapt* IMF Yönetim Kurulu tarafndan da kabul edilmekte ve bu nedenle halen de sürdürüldü*ü bilinmektedir. IMF son Meksika Konsültasyon raporunda bunu belirtmekle birlikte artk daha orta vadeli faiz oran hedeflemesine geçilmesi gere*ini önermektedir(imf, 2001) stikrar Paketi'nin bir di*er önemli aya* sa*lanan Acil Yard*m Paketi'dir. 20 milyar $ ABD Hükümetinden, 17,8 milyar $ IMF Stand-by gere*i ve geri kalan da Kanada, Dünya Bankas ve Inter American Kalknma Bankas tarafndan sa*lanan 52 milyar $ lk acil yardmn yars 1995'te kullanld. Bu yardm dolara endeksli tesobonoslar vadelerinde ödemek, ticari bankalarn döviz yükümlülüklerini finanse etmek ve döviz rezervlerini artrmak için kullanld. Yap*sal Reformlar: Yeni yönetim, daha önce ba lam olan yapsal reform programnn sürdürülece*i sinyalini vermi ti. Telekomünikasyon hizmetleri rekabete açld. Finansal kurumlarda yabanc sahipli*inin snrlar geni letildi. Meksika gruplar tarafndan kontrol edilen bankalardan yabanc pay sahipli*inin pay,%32 den %49'a çkarld.(dages, Goldberg ve Kinney,2000) Demiryollar, limanlar ve hava alanlar özelle tirildi. Para politikas yönetiminde effafl* arttrmak için, MB haftalk bilanço özetleri yaynlamaya ba lad. Di*er bir önemli yenilik de, radikal bir emeklilik reformu idi.1997'den itibaren bireysel emeklilik hesaplar özel fon yönetimleri tarafndan yönetilir hale geldi. Bankac*l*k Sektörünün Yap*s* ve Al*nan Önlemler: Finansal liberalizasyon için ilk admlar 1988'de atlm, 1989'da faizlerin serbestçe belirlenmesi sa*lanm ve mevduat faiz oranlarna tavan konulmas kaldrlm t. 1990'da Kredi Kurumlar Yasas'nn kabulü ile ticari bankalarn özelle tirilmesi süreci ba lam Haziran Temmuz 1992 arasnda 18 banka ola*anüstü yüksek fiyatlarla satlm, ço*u bankalar da sanayi holdingleri satn alm t. Kriz srasnda sistemde 9 kamu bankas ve 32 özel banka vard. Ancak banka sistemine toplam aktiflerin yarsndan fazlasn elinde tutan 3 banka hakimdi arasnda açlan kredilerin GSMH'ya oran %20'den %55,5 e çkm t (DESMET, 2000:167). Bu kredi art lar yeni bankaclk sektörünün tecrübesizli*i ve a r risk almalarndan kaynakland* kadar açk/gizli mevduat sigortasyla devletin ahlaki risk yaratmasndan da etkilenmi tir. Yüksek faiz oranlar da bankaclk sektöründe yanl seçimlere neden olmu tur. 18

19 Krizden sonra bankaclk sistemindeki en çarpc sorunlar kredilerdeki a r azalma ve özellikle batk krediler sorunuydu. Krizden önce, 1994'de bile, bankaclk sisteminde sermaye yeterlik oran 9.81'di.Görünü te sa*lkl görünse bile muhasebele tirme sisteminin özellikleri nedeniyle batk krediler oldu*undan dü ük görülüyordu. Sistemin effaf olmamas da bankacl*n gerçek durumunun yansmasn engelliyordu (DESMET, 2000:178). Hükümet bankalar hzl bir ekilde kurtarma programna giri ti: Bankalara derhal dolar likiditesi sa*land. Batk kredilerin bir ksmn üstlendi; bankalarn sermayeleri artrld. Borçlulara ödeme kolayl* sa*layan ödeme planlar olu turuldu. Bankalarn %75'inin yabanc borçlar ksa vadeliydi ve krizden sonra ilk aylar borçlarn döndürme zorlu*u ya adlar. Meksika Bankas, bankalarn ksa vadeli borçlarn yeniden finanse etmek için Banklara ceza faiz oranlarnda özel dolar kredi penceresi açt. Banka bilançolarndaki geri dönmeyen borçlar azaltmak için hükümet bankalara borç portföylerinin bir ksmn transfer etmeye izin verdi ve onlara 10 yllk (devredilemeyen) hükümet tahvilleri verdi. Bu program FOBAPROA (ABD'deki Federal Deposit Insurance Corporation kar l*) tarafndan yönetildi. Sermayelerini güçlendirmek için %8 gerekli minimum seviyeye çkarmak için özel bir fon yaratld (PROCAPTE). Borçlular için yardm planlar yapld. En önemli konu banka yönetim takmnn de*i tirilip de*i tirilmeyece*iydi. Tüm bankalar fiili olarak iflas ettikleri için, yönetim de*i medi. Çok küçük bankalar müstesna, bankalar ne millile tirildi ne de banka kontrolleri yeni bir takma transfer edildi. Kriz sonras alnan tedbirlerle ekonomi ksa sürede canlanma ve büyüme sürecine girmi tir. Ancak, kredilerdeki iddetli daralma ve geri dönmeyen borçlar sorunu çözümlenemeyen sorunlar olarak kalm tr. Kredilerdeki iddetli azal n ilk göstergesi, ticari bankalardan özel sektöre verilen toplam borç stokundaki iddetli dü ü tür. 1995'ten 1996'ya %16, 1997'de %12 dü mü tür. Bu kredi daralmas hem hane halkn hem de firmalar etkilemi tir. Etkilenen firmalar daha çok d ticarete konu olmayan sektördeki orta ve küçük ölçekli i letmelerdi. 9hracat yapan büyük irketler büyük ölçüde uluslar aras sermaye piyasalarndan finansman olana* elde edebilmi lerdir. Kredi çökü üyle batk kredilerin borçlar içindeki payndaki art elele gitmi tir: Ticari banka bilançolarndaki batk borçlarn toplam borçlara oran, 1994'de %10'dan 1995'te %16, 1996'da % 21 ve 1997'de %30 olmu tur. Özellikle krizden en çok etkilenmi dayankl tüketim mallar sektöründe bu oran %55, gayrimenkul (konut) sektöründe %47'dir (KRUGER/TURNELL, 1999). Krizden ksa süre sonra büyümeye ba layan Meksika ekonomisinde batk kredilerin oranndaki art n sürmesi nasl açklanabilir? (KRUGER/TURNELL, 1999): 9lk neden, Meksika'da açk ( effaf) ve etkin bir iflas prosedürünün olmamasdr. Reel iç kredi faiz oranlar d ardan daha yüksek oldu*u için bankalarn iyi mü terileri (özellikle ihracatç firmalar) d ardan finansmana ba vurmu lardr. Bu da Meksika Bankalarnn borçlular havuzunda kalite dü ü ünü/bozulmay beraberinde getirmi ve bu durum bankalar daha yüksek faiz oranlarnda borç vermeye ve mevduat toplamaya gönülsüz hale getirmi tir. Bankaclk 19

20 problemleriyle ilgili radikal bir iflas prosedürü reformu da güçlü bir bask grubu olu turan borçlularn örgütlenmesiyle politik nedenlerle gerçekle tirilememi tir. 9kinci neden, bankalarn net borç vermelerini azaltrken, ayrca belirli bir vadesi olmayan sürekli yenilenen/dönen kredileri(evergreen accounts) yüklenmek zorunda kaldlar. Bu borçlar da fiili olarak batk kredilerdi. Üçüncü neden, bankaclk sisteminde iddetli ahlaki risk(moral hazard) probleminin varl*dr. Sonuçta bankaclk kesimini kurtarma programnn istenen ba ary elde edememesinde hükümetin uygulamalarnn da rolü olmu tur: Bir kere hükümet ekonomide canlanma ve büyüme ba ladkça yüksek GSY9H düzeylerinde batk kredilerin paynn da azalaca*n bekliyordu. Gerçekten de krizden ksa bir süre sonra büyüme artt (Ekonomi 1996'da %5 ve 1997'de %7 büyüdü). Ancak büyümeye ra*men batk kredilerin pay beklenenin tersine yukardaki nedenlerden dolay azalaca*na artmay sürdürdü. FOBAPROA'nn yürüttü*ü kötü borçlarla hükümet tahvillerini takas etme i lemi bir kereye mahsus olmaktan çkp 1996'da da 1997'de de tekrarlanmak zorunda kald. Sonuçta yardm program geçici olmaktan çkp açk-uçlu bir mekanizmaya dönü tü. Kurtarma program hem maliyetli olmu tur, hem de kötü yönetimi adeta te vik etmi tir. 1998'de FOBAPROA'daki borç portföyünün telafi edilemez oldu*u ve kamu borcuna dönü türülmesi gere*i kabul edilmi tir. Böylece 1995'te GSY9H'nn %5.5'u olan kurtarma maliyetleri 1998'de GSY9H'nn %16'sna ula m tr. Meksika'nn bankaclk sistemiyle ilgili olarak, bütün borçlar bir kerede kabul edip üstlenmek yerine zamana yaymas ve küçük küçük (peacemeal) politikalar uygulamasnn nedenleri, böyle geni bir kurtarma operasyonunun a r maliyetli olmas korkusunun yansra, yabanc yatrmclarn durumu oldu*undan daha kötü alglamalarna yol açaca* ve bir millile tirme hareketinin de özelle tirmeye kar bir ideolojik tutum izlenimi verece*i endi eleriydi. Krizden sonra bankaclkla ilgili di*er bir geli me ise, yabanc bankalarn bankaclk kesimindeki paynn giderek artmas olmu tur. 1998'e kadar yabanc bankalarn iç piyasada verdikleri kredilerin toplam kredilere oran %1'den azken 1998 sonrasnda %18'e çkm tr. Yabanc bankalarn kredileri, daha çok ticaret, kamu kesimi ve bankalararas-sektöre verilmi tir (Yabanc bankalarn bu üç kesime verdi*i krediler toplam kredilerin %93'ünü olu turuyordu.). Bu alanlarda yo*unla ma, Meksika nn bankaclk kesiminin genel zayflklarndan daha az etkilenme stratejik dü üncesinden kaynaklanm olabilir (DAGES/GOLDBERG/KINNEY, 2000). Meksika ekonomisinin kriz sonrasnda günümüze uzanan dönem performans de*erlendirildi*inde, genel olarak olumlu bir tablo çizilmektedir. Bu olumlu tablonun altnda, uygulanan sa*lam makroekonomik politikalarn, Meksika'nn en büyük ticaret partneri olan ABD'nin ekonomik durumundaki canll*n, yaplan uluslar aras yardmlarn ve petrol fiyat art larnn rolü vardr (FISCHER, 2000). 1990'lardan itibaren Meksika'nn makroekonomik göstergeleri Tablo 1'den izlenebilir. Meksika ekonomisi krizden sonra önemli bir büyüme gerçekle tirmi tir. Gerçi d ticarete açk olmayan sektör kriz sonrasnda çok ciddi daralmalar ya adysa da, ihracat art ve büyüme 1996'da ba lam tr ylnda GSY9H art oran %6.9'dur. 1999'da i sizlik oran1985'den beri en dü ük seviyeye ula m tr (GURRIA, 2000). Enflasyon oran (tüketici fiyat indeksine göre) Aralk 1999'da %12.3 ve Aralk 2000'de %

VII PARA, BANKA VE MALÝ PÝYASALAR

VII PARA, BANKA VE MALÝ PÝYASALAR VII PARA, BANKA VE MALÝ PÝYASALAR 103 104 PARA, BANKA VE MALÝ PÝYASALAR A. GENEL DURUM 2002 yýlý baþýndan itibaren dalgalý kur rejimi altýnda nominal çýpa olarak para tabanýnýn ve örtük enflasyon hedeflemesinin

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

Sermaye Piyasas Faaliyetleri Temel Düzey Eitim Proram

Sermaye Piyasas Faaliyetleri Temel Düzey Eitim Proram Temel Düzey Eitim Proram Amaç : Sermaye Piyasas Kurumlarnda görev yapanlar veya bu görevlere atanacaklar, SPK nn düzenleyecei Lisanslama snavna hazrlama. Katlmclar Hisse Senetleri Piyasas Mü"teri Temsilcileri,Yatrm

Detaylı

TÜRK YE CUMHUR YET MERKEZ BANKASI

TÜRK YE CUMHUR YET MERKEZ BANKASI TÜRK YE CUMHUR YET MERKEZ BANKASI Krizi Yönetmede Merkez Bankas n n Rolü ve Etkinli i Erdem Ba ç Ba kan Yard mc s stanbul Üniversitesi 22 May s 2009 1 Sunum Plan I. Fiyat stikrar ve Finansal stikrar II.

Detaylı

BASIN DUYURUSU 2001 YILI PARA VE KUR POLİTİKASI

BASIN DUYURUSU 2001 YILI PARA VE KUR POLİTİKASI Sayı: 42 BASIN DUYURUSU 2001 YILI PARA VE KUR POLİTİKASI Gazi Erçel Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 22 Aralık 2000 Ankara 2001 yılında uygulanacak para ve kur politikasının çerçevesi, uygulama prensipleri

Detaylı

31.12.2011-31.03.2012 tarihleri arasında fon getirisi -%1,41 olarak gerçekleşirken, yönetici benchmarkının getirisi -%0,60 olarak gerçekleşmiştir.

31.12.2011-31.03.2012 tarihleri arasında fon getirisi -%1,41 olarak gerçekleşirken, yönetici benchmarkının getirisi -%0,60 olarak gerçekleşmiştir. GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU DIŞ BORÇLANMA ARAÇLARI (EUROBOND) EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2012 YILI 3 AYLIK FAALİYET RAPORU 1.- Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi genel olarak 2011

Detaylı

2) Global piyasada Alman otomobillerine olan talep artarsa, di er bütün faktörler sabit tutuldu unda euro dolara kar.

2) Global piyasada Alman otomobillerine olan talep artarsa, di er bütün faktörler sabit tutuldu unda euro dolara kar. EKON 436 2. Vize A Ad-Soyad renci No 1) Akbank' n u anki toplam mevduat n 100 milyar TL, toplam rezervinin 30 milyar TL ve toplam kredilerinin 70 milyar TL oldu unu kabul edelim. Zorunlu kar k oran ise

Detaylı

1) Ekonominin Genel Durumu ve Piyasalar:

1) Ekonominin Genel Durumu ve Piyasalar: 01/01/2005-30/06/2005 DÖNEMNE LKN YAPI KRED EMEKLLK A.. GELR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI (DÖVZ) EMEKLLK YATIRIM FONU FAALYET RAPORU 1) Ekonominin Genel Durumu ve Piyasalar: 2005 yl gelimekte olan ülke

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL Sözlerime gayrimenkul ve finans sektörlerinin temsilcilerini bir araya

Detaylı

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2:

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: A N A L Z Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: Sektör Mücahit ÖZDEM R May s 2015 Giri Geçen haftaki çal mam zda son aç klanan reel ekonomiye ili kin göstergeleri incelemi tik. Bu hafta ülkemiz

Detaylı

Groupama Emeklilik Fonları

Groupama Emeklilik Fonları Groupama Emeklilik Fonları BKB - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Gelir Amaçlı Kamu Dış Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım Fonu Aralık ayında global piyasalara, Amerika da Mali uçurum tartışmaları

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gelir Amaçlı Esnek Emeklilik Yatırım Fonu nun 31.12.2004-31.12.2005 dönemine ilişkin

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Emre HORASAN

Yrd. Doç. Dr. Emre HORASAN Yrd. Doç. Dr. Emre HORASAN Finansal Sistem; fonun arz ve talebini dengeleyen ve fonları zaman, miktar, vade ve kişiler bazında kullanılabilir hale getiren bir sistemdir. Finansal Sistemin görevleri: Malların,

Detaylı

Banka Kredileri E ilim Anketi nin 2015 y ilk çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 10 Nisan 2015 tarihinde yay mland.

Banka Kredileri E ilim Anketi nin 2015 y ilk çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 10 Nisan 2015 tarihinde yay mland. 21 OCAK-MART DÖNEM BANKA KRED LER E M ANKET Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man nin 21 y ilk çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 1 Nisan 21 tarihinde

Detaylı

Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man

Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man 214 EK M-ARALIK DÖNEM BANKA KRED LER E M ANKET Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man nin 214 y dördüncü çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 9 Ocak 215

Detaylı

Krizde 30 bin kişi birikimini, 1.8 milyon kişi de işsizliğe karşı harcamasını güvenceye aldı

Krizde 30 bin kişi birikimini, 1.8 milyon kişi de işsizliğe karşı harcamasını güvenceye aldı Krizde 30 bin kişi birikimini,. milyon kişi de işsizliğe karş harcamasn güvenceye ald Tarih: 5..200 Say: 200/ 22 Ekonomik krizin etkilerinin yoğun biçimde hissedildiği son iki ylda Türkiye de milyar 65

Detaylı

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BIST-100, Haziran da %11,28 lik düşerek 76.295 den kapandı. Aynı dönemde Bankacılık endeksi %15,41, Sanayi endeksi

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 17 Ağustos 2015, Sayı: 23 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

CARİ AÇIK NEREYE KADAR?

CARİ AÇIK NEREYE KADAR? CARİ AÇIK NEREYE KADAR? Prof. Dr. Doğan CANSIZLAR ANKARA - 14 Aralık 2011 1 Türkiye Ekonomisindeki Bazı Eşitlikler -Ekonomik Büyüme = Artan Dış Açık -Artan Dış Açık = Artan Dış Borçlanma -Artan Dış Borçlanma

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 16 Mart 2015, Sayı: 11. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 16 Mart 2015, Sayı: 11. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 11 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Çağlar Kuzlukluoğlu 1 DenizBank Ekonomi

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 6 Haziran 2016, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 6 Haziran 2016, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 23 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya 1 DenizBank Ekonomi Bülteni

Detaylı

Finansal Piyasa Dinamikleri. Yekta NAZLI ynazli@yahoo.com

Finansal Piyasa Dinamikleri. Yekta NAZLI ynazli@yahoo.com Finansal Piyasa Dinamikleri Yekta NAZLI ynazli@yahoo.com Neleri İşleyeceğiz? Finansal Sistemin Resmi Makro Göstergeler ve Yorumlanması Para ve Maliye Politikaları Merkez Bankası ve Piyasalar Finansal Piyasalardaki

Detaylı

TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE GELECEĞİ

TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE GELECEĞİ TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE GELECEĞİ BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU YENİ MEVDUAT SİGORTA SİSTEMİ ÖNERİSİ BANKA BİRLEŞME VE DEVİRLERİ Dr. Mehmet GÜNAL Ankara, Haziran 2001 ÖNSÖZ Türkiye

Detaylı

BEH - Groupama Emeklilik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu

BEH - Groupama Emeklilik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BEH - Groupama Emeklilik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BİST-100 endeksi, Ekim ayı içerisinde %4,2 artarak ayı 77.620 seviyesinden kapattı. Aynı dönem içerisinde Bankacılık endeksi %4,1

Detaylı

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BIST 100 endeksi, Nisan ayı içerisinde %0,2 lik artış göstererek 86.046 seviyesinden kapandı. Aynı dönem içerisinde

Detaylı

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Ocak ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -5,2 Milyar doların altında -4,88 milyar dolar olarak geldi. Ocak ayında dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre

Detaylı

AVİVASA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR (AVD)

AVİVASA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR (AVD) AVİVASA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR (AVD) Bu rapor AvivaSA Emeklilik ve Hayat A.Ş. Dengeli Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2011-31.12.2011 dönemine ilişkin gelişmelerin,

Detaylı

Ekonomik Rapor 2011 2. ULUSLARARASI MAL PİYASALARI 67. genel kurul Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / www.tobb.org.tr

Ekonomik Rapor 2011 2. ULUSLARARASI MAL PİYASALARI 67. genel kurul Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / www.tobb.org.tr Ekonomik Rapor 2011 2. ULUSLARARASI MAL PİYASALARI 67. genel kurul 49 50 2. ULUSLARARASI MAL PİYASALARI 2008 yılında ABD de ipotekli konut kredisi piyasasında ortaya çıkan ve hızla tüm dünya ekonomilerinde

Detaylı

2 400 TL tutarndaki 1 yllk kredi, aylk taksitler halinde aadaki iki opsiyondan biri ile geri ödenebilmektedir:

2 400 TL tutarndaki 1 yllk kredi, aylk taksitler halinde aadaki iki opsiyondan biri ile geri ödenebilmektedir: SORU 1: 400 TL tutarndaki 1 yllk kredi, aylk taksitler halinde aadaki iki opsiyondan biri ile geri ödenebilmektedir: (i) Ayla dönütürülebilir yllk nominal %7,8 faiz oran ile her ay eit taksitler halinde

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i 3. Ödemeler Dengesi 2003 y l nda 8.037 milyon dolar olan cari ifllemler aç, 2004 y l nda % 91,7 artarak 15.410 milyon dolara yükselmifltir. Cari ifllemler aç ndaki bu

Detaylı

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013 Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program 22 Kasım 201 Büyüme Tahminleri (%) 4, 4,1 Küresel Büyüme Tahminleri (%) 4,1,2,0 ABD Büyüme Tahminleri (%) 2,,,,,,1,6,6 2,8 2,6 2,4 2,2

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

EURO MENKUL KIYMET YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş 01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİNE AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU

EURO MENKUL KIYMET YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş 01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİNE AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU EURO MENKUL KIYMET YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş 01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİNE AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU 1 EURO MENKUL KIYMET YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş NE AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU A-TANITICI BİLGİLER: Euro Menkul

Detaylı

Keynesyen makro ekonomik modelin geçerli oldu(u bir ekonomide aa(daki ifadelerden hangisi yanltr?

Keynesyen makro ekonomik modelin geçerli oldu(u bir ekonomide aa(daki ifadelerden hangisi yanltr? SORU 31: 3 / 4 Bir ekonomide kii ba üretim fonksiyonu y = 2k biçiminde verilmektedir. Nüfus art hz %2, teknik ilerleme hz %2 ve amortisman oran %6 iken tasarruf oran da %30 ise bu ekonomideki kii ba sermaye

Detaylı

TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİNDEKİ SON GELİŞMELERE ÇANAKCI. Hazine Müsteşarı. 11 Ağustos A

TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİNDEKİ SON GELİŞMELERE ÇANAKCI. Hazine Müsteşarı. 11 Ağustos A TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİNDEKİ SON GELE İLİŞKİN İŞKİN N DEĞERLENDİRMELERERLENDİRMELERRMELER İbrahim ÇANAKCI Hazine Müsteşarı 11 Ağustos A 2003 I. MAKROEKONOMİK K GELİŞ A. Büyüme B. Enflasyon C. Ödemeler Dengesi

Detaylı

AYDIN TİCARET BORSASI

AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE MAYIS 2015 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

2016 Ocak ENFLASYON RAKAMLARI 3 Şubat 2016

2016 Ocak ENFLASYON RAKAMLARI 3 Şubat 2016 2016 Ocak ENFLASYON RAKAMLARI 3 Şubat 2016 Ocak 2016 Tüketici Fiyat Endeksi ne(tüfe) ilişkin veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 3 Şubat 2016 tarihinde yayımlandı. TÜİK tarafından aylık

Detaylı

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013 HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013 Ekim 2014 İÇİNDEKİLER Giriş... 2 Dünya da Uluslararası Doğrudan Yatırım Trendi... 3 Yıllar

Detaylı

KONUT FNANSMAN SSTEM. TBB Gayrimenkul Çalma Grubu stanbul, 14.10.2005. Dr.Önder Halisdemir

KONUT FNANSMAN SSTEM. TBB Gayrimenkul Çalma Grubu stanbul, 14.10.2005. Dr.Önder Halisdemir KONUT FNANSMAN SSTEM TBB Gayrimenkul Çalma Grubu stanbul, 14.10.2005 Dr.Önder Halisdemir Genel Hatlar ile Tasar SPK nn hazrlad+ tasar 31 maddeden olumaktadr. Özel bir yasa de+il, de+iiklik yasasdr. TBB

Detaylı

Ödemeler Dengesi Doç. Dr. Dilek Seymen Araş. Gör. Aslı Seda Bilman 1 Plan Ödemeler Dengesi, tanım, kapsamı Ana Hesap Grupları Cari Denge, Sermaye Hesabı Dengesi Farklı Ödemeler Dengesi Tanımları Otonom

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 23 Mayıs 2016, Sayı: 21. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 23 Mayıs 2016, Sayı: 21. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 21 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MAYIS 2016 (SAYI: 87) GENEL DEĞERLENDİRME 03.06.2016 Kıdem tazminatında işletmelerin maliyetini artıracak ve işçi-işveren ilişkilerini bozacak düzenlemelerden kaçınılmalı Gelecek

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

GÖSTERGELER CARİ AÇIK:

GÖSTERGELER CARİ AÇIK: Hazırlayan: Alaattin AKTAŞ ala.aktas@gmail.com PROJEKSİYON CARİ AÇIK: Yıllık cari açık (Milyon$) 2009 Ocak 50.115 16.569 38.218 Şubat 54.041 18.444 34.612 Mart 59.422 21.458 31.514 Nisan 62.831 24.188

Detaylı

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU A. TANITICI BİLGİLER CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU PORTFÖYE BAKIŞ Halka Arz Tarihi : 02/05/2013 YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER 31/12/2015

Detaylı

Politika Faizi: %7,50 (Önceki: %7,50) Borçlanma Faizi: %7,25 (Önceki: %7,25) Marjinal Fonlama Faizi: 10,00% (Önceki: 10,50%)

Politika Faizi: %7,50 (Önceki: %7,50) Borçlanma Faizi: %7,25 (Önceki: %7,25) Marjinal Fonlama Faizi: 10,00% (Önceki: 10,50%) TCMB Faiz Kararına Doğru (23.05.2016) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Para Politikası Kurulu toplantısı sonuçları 24 Mayıs Salı günü açıklanıyor. TCMB en son toplantıda politika faizini değiştirmemiş,

Detaylı

PORTFÖY ÜRETİM ŞİRKETLERİNİN OLUŞTURULMASI VE ELEKTRİK ÜRETİM ANONİM ŞİRKETİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI. Sefer BÜTÜN. EÜAŞ Genel Müdürü ÖZET:

PORTFÖY ÜRETİM ŞİRKETLERİNİN OLUŞTURULMASI VE ELEKTRİK ÜRETİM ANONİM ŞİRKETİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI. Sefer BÜTÜN. EÜAŞ Genel Müdürü ÖZET: PORTFÖY ÜRETİM ŞİRKETLERİNİN OLUŞTURULMASI VE ELEKTRİK ÜRETİM ANONİM ŞİRKETİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI Sefer BÜTÜN EÜAŞ Genel Müdürü ÖZET: Mülkiyeti kamuya ait işletme hakları özel sektöre devredilmemiş

Detaylı

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Aralık ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -7,5 Milyar doların üzerinde -8,322 milyar dolar olarak geldi. 2013 yılı cari işlemler açığı bir önceki yıla göre

Detaylı

2013 YILI II. SEVYE AKTÜERLK SINAVLARI FNANS TEORS VE UYGULAMALARI ÖRNEK SINAV SORULARI

2013 YILI II. SEVYE AKTÜERLK SINAVLARI FNANS TEORS VE UYGULAMALARI ÖRNEK SINAV SORULARI SORU 1: 013 YILI II. SEVYE AKTÜERLK SINAVLARI FNANS TEORS VE UYGULAMALARI ÖRNEK SINAV SORULARI ABC hisse senedinin spot piyasadaki fiyat 150 TL ve bu hisse senedi üzerine yazlm alivre sözle mesinin fiyat

Detaylı

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR Bu rapor Ankara Emeklilik A.Ş Gelir Amaçlı Uluslararası Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gruplara Yönelik Gelir Amaçlı Kamu Borçlanma Araçları

Detaylı

1- Ekonominin Genel durumu

1- Ekonominin Genel durumu GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2014 YILI 12 AYLIK FAALİYET RAPORU 1- Ekonominin Genel durumu 2014 yılı TCMB nin Ocak ayında faizleri belirgin şekilde arttırmasıyla

Detaylı

Küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü. 21 Ocak 2015

Küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü. 21 Ocak 2015 Küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü 21 Ocak 2015 Sunum Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın ın değerlendirmesi Küresel ekonomi Türkiye ekonomisi Bankacılık sektörü 2 Değerlendirme

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI EKONOMİK ARAŞTIRMALAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AYLIK EKONOMİK GÖSTERGELER EKİM 2015 Hazine Müsteşarlığı Matbaası Ankara, 22 Ekim 2015 İÇİNDEKİLER TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELER i I. ÜRETİM I.1.1.

Detaylı

1 OCAK - 31 ARALIK 2015 HESAP DÖNEMİNE AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU (Tüm tutarlar, aksi belirtilmedikçe Türk Lirası ( TL ) cinsinden ifade edilmiştir.

1 OCAK - 31 ARALIK 2015 HESAP DÖNEMİNE AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU (Tüm tutarlar, aksi belirtilmedikçe Türk Lirası ( TL ) cinsinden ifade edilmiştir. A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖYE BAKIŞ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka arz tarihi: 16 Temmuz 2014 31 Aralık 2015 tarihi itibariyle Fonun Yatırım Amacı Portföy Yöneticileri Fon Toplam Değeri Portföyünde

Detaylı

31/12/2011-31/03/2012 tarihleri arasında fon getirisi %2,11 olarak gerçekleşirken, yönetici benchmarkının getirisi %2,49 olarak gerçekleşmiştir.

31/12/2011-31/03/2012 tarihleri arasında fon getirisi %2,11 olarak gerçekleşirken, yönetici benchmarkının getirisi %2,49 olarak gerçekleşmiştir. GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. LİKİT-KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2012 YILI 3 AYLIK FAALİYET RAPORU 1.- Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi genel olarak 2011 yılını bir önceki yıldan devraldığı Euro

Detaylı

TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ

TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın BDDK Başkanım, İktisadi Araştırmalar Vakfı, Borsamız

Detaylı

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 22 Ekim Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU Ekim de tüketici güveni arttı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından bugün açıklanan verilere göre, Tüketici Güven Endeksi Ekim ayında bir önceki aya

Detaylı

SOSYAL GÜVENLK KURMUNUN YAPISI VE LEY. Sosyal Güvenlik Kurumu Bakanl Strateji Gelitirme Bakan Ahmet AÇIKGÖZ

SOSYAL GÜVENLK KURMUNUN YAPISI VE LEY. Sosyal Güvenlik Kurumu Bakanl Strateji Gelitirme Bakan Ahmet AÇIKGÖZ SOSYAL GÜVENLK KURMUNUN YAPISI VE LEY Sosyal Güvenlik Kurumu Bakanl Strateji Gelitirme Bakan Ahmet AÇIKGÖZ KURUMUN AMACI ve GÖREVLER' Sosyal sigortalar ile genel salk sigortas bakmndan kiileri güvence

Detaylı

TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER - BÜYÜME

TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER - BÜYÜME 1 TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER - BÜYÜME 12.0 Türkiye GSYİH Büyüme Oranları(%) 10.0 9.4 8.4 9.2 8.8 8.0 6.0 4.0 6.8 6.2 5.3 6.9 4.7 4.0 4.0 5.0 2.0 0.7 2.1 0.0-2.0-4.0-6.0-8.0-5.7-4.8 Tahmin(%) 2014

Detaylı

TÜRKİYE EKONOMİSİ 2005 Dış Dengeye Bakış

TÜRKİYE EKONOMİSİ 2005 Dış Dengeye Bakış TÜRKİYE EKONOMİSİ 2005 Dış Dengeye Bakış Asaf Savaş Akat 27 Ocak 2005 27/01/2005 A.S.Akat 1 Dandik para krizleri 1990 larda kamuoyu yüksek enflasyonun ekonomiye olumsuz etkisini önemsemedi Vatandaşın güvensizliği

Detaylı

Türkiye de Dış Ticaret ve Dış Ticaret Finansmanı: İhracattaki Düşüşte Finansman Sıkıntısı Ne Kadar Etkili?

Türkiye de Dış Ticaret ve Dış Ticaret Finansmanı: İhracattaki Düşüşte Finansman Sıkıntısı Ne Kadar Etkili? Türkiye de Dış Ticaret ve Dış Ticaret Finansmanı: İhracattaki Düşüşte Finansman Sıkıntısı Ne Kadar Etkili? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti Hasan Çağlayan Dündar Araştırmacı Ayşegül Dinççağ Araştırmacı

Detaylı

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Beşinci İzmir İktisat Kongresi Finansal Sektörün Sürdürülebilir Büyümedeki Rolü ve Türkiye nin Bölgesel Merkez Olma Potansiyeli 1 Kasım

Detaylı

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Bankacılık sektörü 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Şubat 2012 İçerik Bankacılık sektörünü etkileyen gelişmeler ve yansımalar 2012 yılına ilişkin beklentiler Gündemdeki başlıca konular 2

Detaylı

T.C. MALİYE BAKANLIĞI MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KESİN HESAP ŞUBESİ 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESABI

T.C. MALİYE BAKANLIĞI MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KESİN HESAP ŞUBESİ 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESABI T.C. MALİYE BAKANLIĞI MUHASEBAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KESİN HESAP ŞUBESİ 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESABI i ii 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESABI İÇİNDEKİLER SAYFA I. 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN

Detaylı

1- Ekonominin Genel durumu

1- Ekonominin Genel durumu GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GRUPLARA YÖNELİK HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2015 YILI FAALİYET RAPORU 1- Ekonominin Genel durumu 2015 yılı yurtiçinde genel seçimler ve Merkez Bankası faiz tartışmaları,

Detaylı

MAYIS 2012 BANKALARIMIZ 2011

MAYIS 2012 BANKALARIMIZ 2011 MAYIS 2012 BANKALARIMIZ 2011 BANKALARIMIZ 2011 Yay n No: 284 May s 2012 Türkiye Bankalar B Misyonu Vizyonu Sayfa No. Sunum.. Temel Ekonomik Göstergeler.... v vi I-1 Türkiye de Faaliyette Bulunan Bankalar..

Detaylı

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU I- 2008 Mali Yılı Bütçe Sonuçları: Mali Disiplin Sağlandı mı? Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan 2008 mali yılı geçici bütçe uygulama sonuçlarına

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 14 Eylül 2015, Sayı: 27. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 14 Eylül 2015, Sayı: 27. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 7 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 Haz Haz 1

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Para Piyasası Likit Emeklilik Yatırım Fonu(KAMU) Emeklilik Yatırım Fonu nun

Detaylı

AB Krizi ve TCMB Para Politikası

AB Krizi ve TCMB Para Politikası AB Krizi ve TCMB Para Politikası Erdem Başçı Başkan 28 Haziran 2012 Stratejik Düşünce Enstitüsü, Ankara Sunum Planı I. Küresel Ekonomik Gelişmeler II. Yeni Politika Çerçevesi III. Dengelenme IV. Büyüme

Detaylı

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 3 AYLIK RAPOR

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 3 AYLIK RAPOR ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 3 AYLIK RAPOR Bu rapor Ankara Emeklilik A.Ş Gelir Amaçlı Uluslararası Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım Fonu

Detaylı

ORTA VADELİ MALİ PLAN (2012-2014)

ORTA VADELİ MALİ PLAN (2012-2014) GİRİŞ ORTA VADELİ MALİ PLAN (2012-2014) 2012-2014 dönemi Orta Vadeli Mali Planı, Orta Vadeli Programla uyumlu olmak üzere gelecek üç yıla ilişkin merkezi yönetim bütçesi toplam gelir ve gider tahminleriyle

Detaylı

11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Ekim ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi 2,9 Milyar dolar eksiyken, veri beklentilere paralel 2,89 milyar dolar açık olarak geldi. Ocak-Ekim arasındaki 2013 cari

Detaylı

Ara Dönem Faaliyet Raporu MART 2014

Ara Dönem Faaliyet Raporu MART 2014 MART 2014 Raporun Ait Olduğu Dönem : 01.01.2014 31.03.2014 Bankanın Ticaret Ünvanı : TAIB YatırımBank A.Ş. Genel Müdürlük Adresi : Yüzbaşı Kaya Aldoğan Sokak Aksoy İş Merkezi No. 7 Kat 3 Zincirlikuyu,

Detaylı

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Ekim. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 30 Ekim Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU Japonya Merkez Bankası (BoJ) faizlerde değişikliğe gitmedi Japonya Merkez Bankası (BoJ), 8 e 1 oy çokluğuyla para politikasında değişikliğe gitmeme kararı

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 01 Aralık 2014, Sayı: 48. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 01 Aralık 2014, Sayı: 48. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 48 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ercan Ergüzel Ezgi Gülbaş Ali Can Duran 1 DenizBank

Detaylı

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU Bu rapor Cigna Finans Emeklilik ve Hayat A.Ş. Para Piyasası Likit Kamu

Detaylı

NDEK LER I. Finansal stikrarın Makroekonomik Unsurları II. Bankacılık Sektörü ve Di er Finansal Kurulu lar

NDEK LER I. Finansal stikrarın Makroekonomik Unsurları II. Bankacılık Sektörü ve Di er Finansal Kurulu lar İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... i İÇİNDEKİLER... iii TABLO LİSTESİ... v GRAFİK LİSTESİ... vii KUTU LİSTESİ... xiv KISALTMA LİSTESİ.... xvi GENEL DEĞERLENDİRME... xvii I. Finansal İstikrarın Makroekonomik Unsurları...

Detaylı

EGELİ & CO. PORTFÖY YÖNETİMİ A. Ş. 2012 YILI FAALİYET RAPORU

EGELİ & CO. PORTFÖY YÖNETİMİ A. Ş. 2012 YILI FAALİYET RAPORU EGELİ & CO. PORTFÖY YÖNETİMİ A. Ş. 2012 YILI FAALİYET RAPORU 1- GENEL BİLGİLER a) Raporun İlgili Olduğu Hesap Dönemi Şirketimizin 01.01.2012 31.12.2012 faaliyet dönemine ilişkin hazırlanan faaliyet raporu

Detaylı

Ekonomi II. 23.Uluslararası Finans. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından

Ekonomi II. 23.Uluslararası Finans. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından Ekonomi II 23.Uluslararası Finans Doç.Dr.Tufan BAL Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından faydalanılmıştır. 2 23.Uluslararası Finans 23.1.Dış Ödemeler

Detaylı

Ulusal Finans Sempozyumu Dr. İbrahim M. Turhan Başkan Yardımcısı

Ulusal Finans Sempozyumu Dr. İbrahim M. Turhan Başkan Yardımcısı Ulusal Finans Sempozyumu Dr. İbrahim M. Turhan Başkan Yardımcısı 13 Ekim 2011 Malatya KÜRESEL KRİZ ORTAMINA NASIL GELİNDİ? Net Bugünkü Değer Yöntemi Varlık fiyatlarının indirgenmiş nakit akımları (Net

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI İstanbul Ekonomi ve Finans Konferansı Dr. İbrahim Turhan Başkan Yardımcısı 20 Mayıs 2011 İstanbul 1 Sunum Planı I. 2008 Krizi ve Değişen Finansal Merkez Algısı II. III.

Detaylı

İSTANBUL ALTIN BORSASI. MİDHAT ŞENER Başkan

İSTANBUL ALTIN BORSASI. MİDHAT ŞENER Başkan İSTANBUL ALTIN BORSASI MİDHAT ŞENER Başkan İstanbul Altõn Borsasõ Türkiye Altõn Talebi Açõsõndan Dünyada ilk Sõralarda Yer Almaktadõr Ülke Talep (ton) 1. Hindistan 670 2. İtalya 400 3. ABD 290 4. Tayland

Detaylı

Park Elektrik Üretim Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Sayfa No: 1

Park Elektrik Üretim Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Sayfa No: 1 Sayfa No: 1 1. Raporun Dönemi 1.7.2010 30.9.2010 2. Şirketin Faaliyet Konusu Her türlü maden, maden cevheri ve bunların türevlerini aramak ve çıkarmak, işlemek, gerek kendi ürettiği ve gerekse temin ettiği

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 29 Haziran 2015, Sayı: 17. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 29 Haziran 2015, Sayı: 17. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 17 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

Aktay Turizm Yatırımları ve İşletmeleri Anonim Şirketi

Aktay Turizm Yatırımları ve İşletmeleri Anonim Şirketi Aktay Turizm Yatırımları ve İşletmeleri Anonim Şirketi tarihi itibariyle konsolide olmayan finansal durum tablosu, gelir tablosu ve seçilmiş notlar tarihli ara dönem finansal durum tablosu Varlıklar Dipnot

Detaylı

Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri

Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri www.pwc.com.tr. 12. Çözüm Ortaklığı Platformu Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri İçerik 1. 2013 Nasıl Geçti? 2. 2014 e İlişkin Beklentiler 3. Makroekonomiyle Vergi

Detaylı

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu DÜNYA EKONOMİSİ Teknoloji, nüfus ve fikir hareketlerini içeren itici güce birinci derecede itici güç denir. Global işbirliği ağıgünümüzde küreselleşmişyeni ekonomik yapının belirleyicisidir. ASEAN ekonomik

Detaylı

TÜRKİYE DE MERKEZ BANKACILIĞI

TÜRKİYE DE MERKEZ BANKACILIĞI TÜRKİYE DE MERKEZ BANKACILIĞI GAZİ ERÇEL BAŞKAN TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI 26 Ocak 1999 Sofya Bulgaristan Merkez Bankası nın 120. kuruluş yıldönümü münasebetiyle yapılan konuşma Herşeyden önce,

Detaylı

ENFLASYONU DÜÜRME POLTKALARININ MALYETLER: TEOR, UYGULAMA VE TÜRKYE

ENFLASYONU DÜÜRME POLTKALARININ MALYETLER: TEOR, UYGULAMA VE TÜRKYE ENFLASYONU DÜÜRME POLTKALARININ MALYETLER: TEOR, UYGULAMA VE TÜRKYE Doç.Dr. Gülsün Gürkan Yay Yldz Teknik Üniversitesi, ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi, ktisat Bölümü (gyay@yildiz.edu.tr; gulsun.yay@gmail.com

Detaylı

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU İKİNCİ 3 AYLIK RAPOR

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU İKİNCİ 3 AYLIK RAPOR ANKARA EMEKLİLİK A.Ş DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU İKİNCİ 3 AYLIK RAPOR Bu rapor Ankara Emeklilik A.Ş Dengeli Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.04.2004-30.06.2004 dönemine ilişkin gelişmelerin, Fon Kurulu

Detaylı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. LİKİT ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU 6 AYLIK RAPOR

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. LİKİT ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU 6 AYLIK RAPOR FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. LİKİT ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU 6 AYLIK RAPOR Bu rapor Fiba Emeklilik ve Hayat A.Ş. Likit Esnek Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2015 30.06.2015 dönemine ilişkin gelişmelerin,

Detaylı

Banka, Şube ve Personel Sayıları

Banka, Şube ve Personel Sayıları İÇİNDEKİLER Banka, Şube ve Personel Sayıları... 1 Seçilmiş Bilanço Kalemleri... 2 Bilanço İçi Büyüklükler... 4 Bilanço Dışı Büyüklükler.. 5 Temel Büyüklüklere İlişkin Gelişim... 7 Kârlılık... 8 Krediler...

Detaylı