TARTIfiMALI POSTER 25 Nisan 2002, Perflembe

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TARTIfiMALI POSTER 25 Nisan 2002, Perflembe"

Transkript

1 5 Nisan 00, Perflembe TP-07 BIOMASS DUMANINA MARUZ KALAN KADINLARDA KRON K HAVA YOLU HASTALI I A. Ekici, S. Demir, Z. Apayd n, A. te inli, E. Kurtipek, T. Kara, M. Arslan, P. Koçyi it, A. Karl da, M. Ekici K r kkale Üniversitesi, K r kkale K r kkale Devlet Hastanesi, K r kkale Çeflitli solunum sistemi semptomlar meydana getiren eviçi yemek piflirme yak tlar n n etkileri 40 yafl n üzerindeki 57 kad nda çal fl ld. Biomass veya odun so uk k fl günlerinde neredeyse hiç havaland rmas olmayan küçük kapal alanlarda kullan lmaktad r. Solunum sistemi semptomlar Modifiye British Medical Research Council in (BRC) standart sorgulama formu ile de erlendirildi. Maruziyet indeksi piflirme için günlük harcanan ortalama saatin piflirme y l ile çarp m ndan elde edildi. Çal flmaya kat lanlar n hepsi orta yafll veya yafll bayanlard. Maruziyet indeksine göre bayanlar; grup A(<00 saat-y l), grup B (00-00 saat-y l) ve grup C ye (>00 saat-y l) ayr ld. Grup C deki kronik öksürük (%47.9; %4.; P=0.000), kronik balgam (%4.8; %.; P=0.000), kronik bronflit (%8.9; %8.; P=0.00), kronik hava yolu obstrüksiyonu (%.4; %0.4; P=0.04) ve kronik bronflitli kronik hava yolu obstrüksiyonu olanlar n oran (%.; %7.4; P=0.00), grup A dan anlaml olarak yüksekti. Yorum: Biomass duman na daha fazla maruz kalan kad nlarda daha yüksek oranda kronik hava yolu hastal görülmektedir. TP-08 HAYVAN YEM ÜRET M NDE ÇALIfiAN fiç LERDE SOLUNUM FONKS YON TESTLER LE S STEM K S TOK N YANITI ARASINDAK L fik S. Bafler, F. Fiflekçi, S. Özkurt, B. Kaptano lu, M. Zencir Pamukkale Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, Denizli Pamukkale Üniversitesi T p Fakültesi Biyokimya AD, Denizli Pamukkale Üniversitesi T p Fakültesi Halk Sa l AD, Denizli Amaç: Hayvan yemi tozuna maruz kalan iflçilerde Solunum Fonksiyon Testleri (SFT) düzeyleri ile sistemik sitokin yan t aras ndaki iliflkinin tespit edilmesi. Gereç ve Yöntem: Bir yem fabrikas nda çal flan hayvan yemi tozuna maruziyeti oldu u bilinen ortalama yafllar ± SS: ±7. olan 97 erkek bayan olgu ifle ba l kronik respiratuar semptomlar, SFT düzeyleri ve hayvan yemi tozuna karfl geliflen sistemik sitokin yan t yönünden de- erlendirildi. flçiler ile ayn yafl, cinsiyet ve sigara al flkanl olan 08 adet toza maruziyeti olmayan hastanede büro iflinde çal flan bir kontrol grubu ile k yasland. Tüm olgular solunum semptomlar için bir anket formu doldurdular. Tüm olgular n gö üs grafileri çekildi, SFT leri, kan interlökin-8 ve tümör nekroz faktör-α düzeyleri ölçüldü. Sonuçlar: Kontrol grubu ile k - yasland nda iflçilerin kandaki ortalama IL-8 ve TNF-α düzeyleri anlaml biçimde daha yüksek tespit edilmifltir (s ras yla p=0.009, p<0.000). flçiler %FEV de erine göre grupland nda %FEV de eri aras nda olan gruptaki iflçilerin IL-8 ortalamas, %FEV de eri 70 ve üzeri olan gruptaki iflçilerin IL-8 ortalamas ndan daha fazla tespit edilmifltir. FEV de eri daha düflük olan grupta IL-8 ortalamas anlaml derecede yüksek bulunmufltur (p=0.04). Toza a r maruz kalan iflçilerin ortalama IL-8 düzeyleri toza hafif maruz kalan iflçilerin ortalama IL-8 düzeylerinden anlaml biçimde daha yüksek saptanm flt r (p=0.00). Sigara içiminin sitokin düzeylerine herhangi bir etkisi saptanmam flt r. Bulgular m z hayvan yemi tozuna maruziyetin, solunum fonksiyonlar nda düflüflte ve sistemik sitokin yan t n n geliflmesinde önemli rol oynad n göstermektedir. TP-09 GÜNEYDO U BÖLGES NDEK ASBEST MARUZ YET SADECE ÇEVRESEL MARUZ YET M D R? A. fienyi it, G. K rbafl, C. Da l Dicle Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, Diyarbak r Asbest maruziyetiyle oluflan hastal klar ülkemiz ve özellikle de bölgemiz için önemli sa l k sorunu olmaya devam etmektedir. Çeyrek yüzy l aflk n süredir gerek yurtiçi, gerekse yurtd fl yay nlarda ülkemizdeki asbest temas - n n çevresel maruziyet oldu u srarla vurgulanmaktad r. Bu çal flmam zda dünden bugüne asbestin tüm ifllenme ve kullan fl süreçlerini araflt rarak maruziyet fleklini tart flmay amaçlad k. Bu amaçla bölgemizde asbest temas - n n saptand tüm bölgelere gidilerek asbest kullan m süreçleri ve temas özellikleri detayl ca sorguland. Dünyada hastal a ad n veren Çermik ilçesinde asbestli topra n günümüzde art k kullan lmad, ancak Ergani ve Çüngüfl ilçeleri ile Ad yaman merkezine ba l birçok köyde bu topra n halen ifllenip kullan ld belirlendi. Bu bölgelerde asbest kullan m ve temas n n 5 kategoriye ayr ld saptand.. Asbestli topra n bulundu u kaynaklar n civar ndaki yerleflim birimlerinde oturanlar,. Asbestli topra bizzat maden yata ndan kaz yarak ç karan ve satanlar,. Bu kaz c ve sat - c lar n elbiselerini ve di er ifl malzemelerini temizleyen efl ve çocuklar, 4. fiehir merkezinde bu topra satan dükkan sahipleri, 5. Dükkanlardan bu topra al p evlerinde kullananlar.. ve 4. kullan c lar asbest sat fl iflleriyle ilgilenen ve bunu ticari amaçl yapan kesimler olup bu olgularda mesleki maruziyetin söz konusu olabilece i. gruptaki maruziyetin ise paraoccupational (domestik) maruziyet oldu u saptand. Sonuçta, bölgemizdeki asbest maruziyeti sadece çevresel maruziyet olarak de erlendirilemez. Asbest temas de iflik kategorilerde s n fland r lmal ve asbeste ba l herhangi bir hastal k saptanan olgularda asbest maruziyeti detayl ca sorgulanarak ilgili kategoride de erlendirilmelidir. TP-040 CHERNOBYL: REACTION OF RESPIRATORY SYSTEM TO INHALED RADIONUCLIDES S. Chikina, T. Pashkova, A. Chernyaev, A. Chuchalin Pulmonology Research Institute, Russia We have monitored respiratory status of 0 Chernobyl accident liquidators with chronic respiratory diseases for 8 years using spirography, bodyplethysmography, BAL cytology, and lung tissue biopsy. All the patients initially showed normal lung function values, and now 9 of them have kept normal flow rate values (the st group). Eleven others developed bronchial obstruction (the nd group). The nd group patients reduced their FVC TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00

2 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER from 4.67±0.5 (M±SE) in 99 to.5±0.6 L in 00 and FEV from.69±0.5 to.7±0.7 L (p<0.0). RV and TLC were normal in both the groups for all the follow-up. Alveolar macrophages number with Chernobyl dust particles in their cytoplasm reduced reliably in the st group (from 4.65±5.8% in 99 to 6.0±.4% in 00, p<0.05), but not reliably in the nd group (from 7.8±4.4% to.±.6%). Focal pulmonary fibrosis was revealed in 5 patients of the st group (55.6%) and 4 patients of the nd group (6.4%, p<0.05). Thus, we encountered types of the respiratory system reaction to inhaled radionuclides: ) focal pulmonary fibrosis occurrence without airway obstruction; ) bronchial obstruction with no prevalent lung tissue injury. The bronchial obstruction initially was a defence mechanism, but then it hindered the elimination of the radionuclides out of the lungs. These types are probably provided by genetic predisposition to the airway obstructive reaction. TP-04 AIR POLLUTION AND MORPHOLOGICAL CHANGES IN INTERSTITIAL IMPAIRMENTS OF PULMONARY TISSUE AMONG CHILDREN OF THE ARAL SEA REGION Z. Mazhitova, R. Seysebayeva Kazakh National Medical University, Kazakhistan The purpose of this investigation was the studying of the processes in the tissues of lung among children, died because of pathology, not related to diseases of respiratory organs. As and result of autopsy of children pulmonary tissues the following age groups were determined: up to years 5.8%, -5 years 5.5%, 5-7 years.7%, more than 7 years 9%. In most of cases macroscopic picture of autopsy material was characterized by the presence of heaviness of pulmonary tissue, veins of conjunctive in tissue around small bronchi and vessels. In some cases the emphysematous dilatation in the area of lung apices was revealed, in other cases there were small cysts in lung tissue, that gave them cellular look. Periradical lymphatic nodi of big pea size were of black colour on the section. The given violations testify about the link of studied pathology with the activity of T- cell immunity. The results of microscopy of autopsy preparations revealed the changes typical for different stages of alveolitis. Thickness of interalveolar septa due to conjunctive tissue growing was found out in pulmonary tissue samples. Diffuse alveolitis was diagnosed in 5.48% of observations, desorganisation of alveolar structure-45.6%, formation of honey comb lung 9.6%. Thus, analysis of pulmonary tissue autopsy of children died because of pathology, not related to diseases of respiratory organs revealed the prevalence of interstitial lung impairments in the form of fibrosing alveolitis. TP-04 RISK ASSESMENTS OF PNEUMOCONIOSIS TO WORKERS EXPOSED TO AIRBORNE QUARTZ IN FOUNDRIES L. Tamaian Prophylactic Medicine Center, Cluj-Napoca, Romania Objectives: Airborne dust in foundries contains significant quantities of quartz, which is known to cause silicosis. Starting from the finding of alarming increase of the pneumoconiosis in factories, we made a cross-sectional study in foundries, to determine the chest x-ray alterations due to SiO particles. Methods: A short variant of the questionnaire recommended by CE was used for the clinic data and occupational history. Chest x-ray was made and interpreted in order to identify pneumoconiosis, according to standard procedures. 95 workers were medically examined and provided occupational histories. The data were analyzed adjusting to age and smoking habit. Results: Analyses of data according to ILO scheme, found 76 men with small pneumoconiotic shadows of profusion under and 49 x-ray with small spots q, r of category or conglomerate opacities, silicotuberculosis, 6 tuberculosis and pulmonary chronic fibrosis of Welders. All patients were than examined in the Occupational Medicine Hospital in Cluj-Napoca. There were confirmed 9 patients with small spots p, category 0/, 4 silicosis with small opacities q, r profusion -, tuberculosis and pulmonary chronic fibrosis of welders. Conclusion: It is very important that industry focuses on reducing respirable quart concentration in specific jobs and to follow-up the workers exposed to dust. TP-04 THE LONG-TERM OBSERVATION OF WORKERS EXPOSED TO INDUSTRIAL FIBROGENIC DUSTS E. Tsura, G. Orlova, I. Malysheva Institute of Health Insurance, Russia Research Institute for Pulmonology of State Medical University, Russia Through 6 years we observed 9 workers exposed to fibrogenic dusts in their work places for 0.6±0.7 years. As a result, we diagnosed pneumoconiosis (PC, 0 workers, age 48.6±.6 yrs) and COPD (6 workers, age 48.±0.9 yrs), including COPD I (n=7, FEV.±0. L), COPD II (n=0, FEV.±0. L), COPD III (n=, FEV.6±. L). The diagnoses were definitely determined within 6- years from the beginning of observation. At early period of dust exposure (4.7±0.7 yrs) the lipid peroxidation (LP) intensity was enhanced vs. the control group (0 health persons) in all patients. As progression of lung pathology in patients with COPD II and PC we observed: ) the increase of malonic dialdehyde content (.6±. and 6.8±0.9 µ/l respectively vs. 5.7±0.8 µ/l in control, (p<0.0); ) the lung hypertension (0.9±. and 7.9±.0 mmhg vs..7±.0 mmhg in control, p<0.0); ) the decrease of lung perfusion to 4.7% and 59.%. The plasma AOA remained within normal limits ( µ/l). The highest level of LP products, the lowest AOA in plasma and BAL fluid, the significant lung hypertension (.5±. mmhg, p<0.00) and the decrease of lung perfusion to 65% were determined in patients with COPD III. Conclusion. The study showed that the early treatment of oxidant/antioxidant disbalance and lung circulatory disturbances is indicated to prevent the development of occupational lung pathology in workers exposed to fibrogenic dusts. TP-044 PECULIARITIES OF BRONCHIAL OBSTRUCTION (BO) IN PNEUMOCONIOSIS (PC) AND OCCUPATIONAL CHRONIC OBSTRUCTIVE PULMONARY DISEASES (COPD) G. Orlova, N. Yakovleva Scientific Research Institute for Pulmonology, Russia Aim: To reveal the distinctions in BO manifestations in the dependence on the type of dust in PC and COPD. Methods: We examined 0 patients with PC, mean age 46.6±.7 years, and 7 patients with COPD, mean age 5.6±5.0 years. Among PC patients were with silicosis (S), 7 with PC of welders (PCw). Among patients with COPD were welders (w), 8 were exposed to high fibrogenic dust (hfd), 6 to polymetallic dust (pd). Spirometry, body plethysmography, lung elasticity, lung diffusion capacity for CO, blood gases analysis, X-ray, computer tomography (CT) were performed. Results: CT findings of emphysema (0.5) and bulls (0.) were noted more often in S, than in PCw (0. and 0 respectively). However, in PCw BO was more significant, than in S (increase of Raw p<0.05, decrease of FEV p<0.00, MEF 50 p<0.00, MMEF 5-75 p<0.0). In all TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00

3 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER TARTIfiMALI POSTER COPD patients obstructive changes of TLC and CT signs of emphysema were revealed, while in X-ray signs of emphysema were found rarely (0.7 in COPDhfd, 0.5 in COPDpd, 0 in COPDw). In COPDhfd and COPDw BO was characterized by general obstructive disorders. In COPDpd BO was noted on the small airways and was accompanied by expressive functional signs of pulmonary emphysema (significant decrease of CR p<0.05, TCO p<0.05, DCO p<0.05, comparatively to both COPDhfd and COPDw). Conclusion: The development of BO in PC is due to welding aerosol influence. Silica in PC and polymetallic dust in COPD are responsible for formation of irregular emphysema in S and bronchitis obliterans in COPDph. TP-045 SMOKING AND OXIDANT/ANTIOXIDANT STATUS IN WORKERS OF DUST PROFESSIONS DURING THE DEVELOPMENT OF CHRONIC OBSTRUCTIVE PULMONARY DISEASE (COPD) E. Tsura, I. Malysheva, G. Orlova, T. Kotenko, A. Bazhanov Institute of Health Insurance, Russia Research Institute for Pulmonology of State Medical University, Russia Aim: To study the lipid peroxidation (LP) intensity and antioxidant activity (AOA) in blood and BAL fluid in patients with COPD exposed to fibrogenic dusts for 8-0 years (smokers and nonsmokers). Examination was performed in two stages through 9 years and included groups: -4 patients (age at nd stage 47.8±. yrs) smoking >0 years; -6 patients (46.±.6 yrs), who smoked 0- years and then stopped; -7 patients (48.0±0.9 yrs) never smoked. The st stage of study was performed when group patients smoked yet, and the nd stage-when they didn t smoke more than 7 years. At the st stage the LP intensity exceeded the normal level (0 health persons, nonsmokers).-fold (groups and, p<0.0) and.9-fold (group, p<0.0). AOA was lowed in all groups. At the nd stage the LP intensity continued to rise in group (.9-fold above normal value, p<0.0), and didn t change in groups and. AOA was decreased in group and was normal in groups and. Conclusion: Smoking is an aggravating factor of the development of COPD in workers exposed to industrial dusts. The refusal from smoking and correction of oxidant/antioxidant status are necessary preventive measures at the early development of COPD. TP-046 DETERJAN ENZ M NE KARfiI ATOP K YANIT GEL fit REN fiç LERDE HLA-DQA ALLEL DA ILIM ÖZELL KLER F. Fiflekçi, G. Saruhan Direskeneli, Z. K l çaslan, A. Uyar, N. Yücel 4 Pamukkale Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hatal klar AD, Denizli stanbul Üniversitesi stanbul T p Fakültesi Fizyoloji AD, stanbul stanbul Üniversitesi stanbul T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, stanbul 4 fiiflli Etfal Hastanesi Biyokimya AD, stanbul Amaç: Deterjan enzimlerine karfl atopik yan t gelifltiren iflçilerde, solunum semptomlar n, atopi durumunu, akci er fonksiyon testlerini ve HLA- DQA allel da l m özelliklerini incelemek. Gereç ve Yöntem: Daha önce deterjan enzimine duyarl laflm fl oldu u cilt prick testi ile ortaya konan 0 deterjan fabrikas iflçisi ile deterjan enzimine duyarl k gelifltirmemifl 0 iflçi çal flmaya al nd. flçilere iflyeri ile ilgili yak nmalar n ve çal flma koflullar n inceleyen bir anket formu doldurtuldu. Solunum Fonksiyon Testleri yap ld. Atopik özellikler total serum IgE ve bir ya da daha fazla allerjene karfl cilt prick test pozitivitesine bak larak tayin edildi. HLA-DQA allel özellikleri ise PCR ve bunu takiben Sekans Spesifik Oligonükleotid Problar (SSOP) ile yap lan hibridizasyon yöntemiyle saptand. Sonuçlar: Deterjan duyarl l olan grupla olmayan grup aras nda atopik özellikler aç s ndan anlaml bir fark bulunmamaktayd. Sigara içme oran deterjan duyarl - l olan grupta anlaml derecede düflük olmas na karfl n (p<0.00) ifle ba l solunum sistemi yak nmalar ndan öksürük, balgam, h r lt l solunum, nefes darl deterjan enzimine karfl duyarl l k gelifltirmifl olgularda enzim duyarl l olmayanlara göre anlaml derecede daha s kt (s ras yla p<0.0; p<0.00; p<0.00; p<0.00). Solunum fonksiyonlar aç s ndan her iki grup aras nda anlaml bir fark bulunmamaktayd. HLA-DQA*00 enzime karfl duyarl l olmayan grupta anlaml derecede daha s k olarak bulundu (p<0.0). Bununla birlikte p düzeltildi inde bu anlaml l k kaybolmaktayd. Sonuç: Deterjan enzimlerinin iflçilerde hala bir ifl sa l sorunu oldu unu ve HLA-DQA*00 nin deterjan enzimine duyarl laflmaya karfl bir direnç sa lay c özellik sa lay c özellik kazand rabilece ini düflünebiliriz. TP-047 AKC ER KANSER VE S GARA ÖYKÜSÜ E. Çak r, C. Karl kaya Trakya Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, Edirne Akci er kanseri günümüzde bafll ca halk sa l sorunlar ndan birisidir ve sigara esas etiyolojik faktördür. Bu çal flmada akci er kanserli hastalardaki sigara öyküsünü retrospektif olarak araflt rd k. Üniversite Gö üs Hastal klar klini inde y llar aras nda histolojik olarak tan konan ve dosyalar elde edilebilen 566 hasta tan mlay c istatistikler ve ki-kare testi ile de erlendirildi. Sigara öyküsü 469 olguda elde edilebildi. Toplam 45 erkek, 7 kad n hasta vard. Yafl ortalamas 60.6±0 y l idi. Olgular n sadece 5 i (%.) yaflam boyu hiç sigara içmemiflti (non-smoker); i (%66.) halen içici (smoker) ve 4 ü (%0.5) b rakm flt (ex-smoker, > ay). Non-smoker akci er kanseri grubunda erkek/kad n oran 0.5 iken smoker+ex-smoker grubunda bu oran 64 idi (p<0.00). Yafl ortalamalar na göre de erlendirildi inde halen içici olan grup daha genç idi (Tablo). Exsmoker grubunda sigara b rakma süresi uzad kça yafl art yordu. Sigara içme durumu ile histolojik tip aras nda iliflki vard. Adenokarsinom hiç içmemifl kiflilerde %40 iken halen içicilerde %9.6 idi (p<0.0). Küçük hücreli akci- er kanseri hiç içmemifllerde %. iken, halen içenlerde %0. idi (p<0.05). Literatürde belirtilen ilk bir y lda sigara b rakma ile küçük hücreli akci er kanseri aras ndaki iliflki bu çal flmada saptamad k. Sonuç olarak, akci er kanserinin sigaray b rakanlarda ve hiç içmemifllerde halen içenlere göre daha ileri yafllarda ortaya ç kabilece ini ve bunun olas l kla b rakma ile birlikteki akci er kanseri riski azalmas ve histolojik tip de iflikli i ile de iliflkili oldu unu düflünüyoruz. Tablo. N e v e r > 0 y l 0-0 y l 5-0 y l <5 y l Current Toplam s m o k e r s m o k e r N Y a fl S t a n d a r t s a p m a A d e n o k a r sinom (%) KHAK (%) TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00

4 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER TP-048 HASTANE SA LIK ÇALIfiANLARINDA S GARA ÇME ALIfiKANLI I L. Aky ld z, S. Ifl k, F. Topçu, T. Y ld z, H. Yolaçan, H. Bayram Dicle Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, Diyarbak r Çeflitli toplum katmanlar n n sigara ile ilgili tutum ve davran fllar n araflt ran çal flmalara ra men, bölgemizdeki sa l k çal flanlar n n bu konudaki davran fllar n araflt ran yeterli veri yoktur. Çal flmam zda, üniversitemiz hastanesinde görevli sa l k çal flanlar n n sigara içme al flkanl klar ve sigara içme davran fl na karfl tutumlar n de erlendirmek amac yla bir anket uygulad k. Da t lan 46 anketin 405 i cevapland r ld (%9.8). Sonuçlar incelendi inde, 04 kiflinin sigara içti i, 0 kiflinin ise içmedi i saptand. Sigara içenlerin 6 s (%56.8) bafllama nedenini özenti olarak belirtti. Sigara içenlerin 85 i (%4.6) bir paketten fazla; 9 u (%58.) bir paketten az içiyordu. Ankete kat lanlar içinden sigara içenlerin 65 i (%.8) yan nda paket tafl yan ; 6 si (%0.) günde 0 dan fazla içeni sigara ba ml s olarak tan ml yordu. Sigara içenlerin 6 si (%0.) Fagerström nikotin ba ml l k testine göre yüksek düzeyde ba ml bulundu. Sigara içenler sigaray b rakma e ilimlerine göre Prochaska ve Goldstein aflamal de iflim süreci modeline uygun olarak s n fland r ld nda, en büyük grubun %56. (5 kifli) oran yla b rakmay düflünmeyenler oldu u gözlendi. Sigara içenlerin si (%64.7) sigara içme nedenini beni rahatlat yor fleklinde belirtti. Sigara içenlerden 7 kifli (%6.) en fazla s k nt l, k zg n zamanlar nda içme ihtiyac duyuyordu. çenlerin 78 i (%87.) içerken çevresine zarar verdi ini düflünüyordu. Sigara içen sa l k çal flanlar n n 9 i (%9.6) sigara konusunda sa l k çal flanlar n n topluma örnek olmas gerekti ini ifade etti. Elde etti imiz bulgular, üniversitemiz hastanesindeki sa l k çal flanlar n n gerek sigara içme ve b rakma e ilimi, gerekse de sigaran n kendileri ve çevre üzerindeki olumsuz etkileri konusunda yeterli bilinç, tutum ve davran fl içinde olmad klar n düflündürm e k t e d i r. TP-049 GÖLLER BÖLGES NDE ÇALIfiAN HEK MLER N S GARA KONUSUNDAK DAVRANIfi VE TUTUMLARI R. Demiralay Süleyman Demirel Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar ve Tüberküloz AD, Isparta Bu çal flma, Göller Bölgesi ndeki hekimlerin sigara konusundaki davran fl ve tutumlar n belirlemek amac yla yap ld. Çal flmaya kat lan 40 hekime Dünya Sa l k Örgütü taraf ndan haz rlanan klavuz ve standart ankete dayanan bir anket uyguland. Hekimlerin 6 s (%.9) yaflam nda sigaray hiç denememiflti, 45 i (%.) sigaray deneyip b rakm flt. Yaflam nda alt aydan uzun süre sigara içen 0 (%54.9) hekimden 46 s (%.5) sigaray b rakm flt. Halen sigara içen hekimlerin 5 i (%77.6) her gün, 9 u (%.4) ise aras ra sigara içmekte idi. Pratisyen hekimlerin 5 si (%4.7), asistan hekimlerin 4 ü (%8.) ve uzman hekimlerin 49 u (%0.) her gün sigara içmekte idi. Her gün sigara içme oran cerrahi t p bilimlerinde %.0. dahili t p bilimlerinde %9. ve temel t p bilimlerinde ise %5.0 idi. Halen sigara içen hekimlerin 4 ü (%7.) sigaray b rakmay düflünmekte idi ve 98 i (%56.) sigaray b rakmay denemiflti. lk sigaraya bafllamada ortalama yafl 9.4 ve en önemli neden arkadafl grubunun etkisi idi. Halen sigara içen hekimlerin 64 ü (%94.) sigara içiminin sa l a zararl oldu unu düflünmekte, 48 i (%85.) sigara içiminin sa l na zararl olabilece inden endifle duymakta ve 9 u (%0.9) ise endifle duymamakta idi. Sigara içimi ile iliflkili hastal klar konusunda hekimlerin bilgi düzeyi hekim gruplar aras nda benzerdi. Hekimlerin 8 i (%54.4), bilgisinin, sigaray b rakmak isteyen hastalar na öneride bulunmaya yeterli oldu unu düflünüyordu. Hekimlerin 90 (%47.4) muayene ettikleri hastalar n sigara içme al flkanl klar n her zaman ya da s kl kla sorguluyordu. Hekimlerin 67 si (%4.6) sigara içiminin kontrolünde, sigara ücretlerinin afl r derecede art r lmas düflüncesine kat lm yordu. Sonuç olarak, hekimlerin kendileri de örnek olabilseler sigara b rakt rmada daha etkili olabilmeleri mümkündür. TP-050 ATTITUDES OF THE HOSPITAL PRACTITIONERS REGARDING SMOKING HABIT OF THEIR PATIENTS M. Ciobanu, F. Mihaltan, C. Roiu, C. Trandas National Institute of Pneumology Marius Nasta, Bucharest, Romania Academy of Economic Sciences, Romania Background: Ask is the first step in any smoking cessation program (SCP) so, the evaluation of the compliance of doctors in writing the smoking status of their patients is necessary before implementation of such a program in a hospital. Objective: To asses the compliance of the doctors in writing the smoking status in the observation files. Method: We selected 0 observation files from a total of 5506 files of patients hospitalised in 000 in our Institute, using a simple random sampling. We noticed the demographic data (sex, age), the actual pulmonary disease and the smoking status (as smoker, ex-smoker, non-smoker and not-written ). We calculated the prevalence of the not-written files for each category and the influence on the final distribution of the patients (using a significative p value<0.0). R e s u l t s : The smoking status was not written in % of studied files, with an extreme (50%) in the files from thoracic surgery clinic. In the files of patients with cancer, the smoking status was not indicated in a percent of 4, meanwhile for the patients with TB the percent was 8. The files of the patients with lung cancer (6% hospitalised in surgery clinic) and without smoking habit indicated were from the surgery clinic in a percent of 50. The final results (concerning the distribution of the smokers in the studied categories) were not statistically-modified by the not-written files (p<0.0). Conclusions: It looks that education received in faculty is not enough and is necessary a special course regarding the improvement of investigation of smoking habit, especially for surgeons. For the doctors from the pneumology clinics, even the final results aren t statistically influenced, we conclude that such a program is also indicated because of the great prevalence of smoking in Romanian pneumology doctors (45%). A special attention has to be accorded to the patients with cancer, the percent of not-written of a such important risk factor, as smoking, being surprisingly great (4%). TP-05 THE PREVALENCE OF THE HABIT OF SMOKING IN A PNEUMOLOGY DEPARTMENT IN ROMANIA F. Mihaltan, R. Ulmeanu, L. Radulescu, E. Halic National Institute of Pneumology M. Nasta Bucharest, Romania Introduction: The prevalence of the habit of smoking of the medical staff in Romania is still very high. Paradoxically, this is high among the staff working in the clinics of pneumology. Material and Method: The investigation made in the Institute of Pneumology of Bucharest included a representative sample of 7 members of the staff (4.% from the staff) (09 female and 6 men). Using a questionnaire with questions, we tried to test the knowledges from this field. Results and Discussion: We found a prevalence of.% of the habit of smoking; to this is added 5.% exsmokers. The greatest rate of smokers is among the medical assistants (40%), followed by auxiliary staff (.8%) and nurses (5.%). Among the active smokers, 9.4% have had before being engaged disease provoked possibly by the habit of smoking, and afterwards, 4.% fell ill with other dis- 4 TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00

5 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER TARTIfiMALI POSTER ease, unlike the non-smokers where the rate was 7.5% and respectively 0.4%. Most of the staff (almost 0%) think that the most efficient measure against the habit of smoking is forbidding this habit in the medical institutions and public places. Only 6.4% is acquainted with the methods of giving up this habit and 47% among the smokers tried to give up smoking. Conclusions: Although there is a law meant to limit the habit of smoking in hospitals, it is not observed, and the knowledges concerning the methods of stopping are poor. It requires the extension of the legislative measures and intensive educational actions among the hospitals staff. That is why our institute participate, beginning with this year (00) in the campaign Hospitals without tobacco. TP-05 KTÜ TIP FAKÜLTES S GARAYI BIRAKMA POL KL N SONUÇLARI G. Çan, F. Öztuna, T. Özlü KTÜ T p Fakültesi Halk Sa l AD, Trabzon KTÜ T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, Trabzon Sigara solunumsal, kardiyovasküler ve di er sistem hastal klar n n gelifliminde önemli bir risk faktörüdür. Bu nedenle sigara b rakt rma programlar, sigaran n yol açt hasarlar n önlenmesinde ve tedavisinde büyük rol oynayabilir. Bu amaçla Nisan 000 den itibaren faaliyete bafllayan Sigara B rakma Poliklini imiz hizmet vermektedir. Baflvuran kifliler, sosyodemografik özellikleri ve sigara içme davran fllar yönünden ayr nt l olarak de erlendirildikten sonra kiflisellefltirilmifl programa al nmaktad rlar. Bu çal flmada, yaklafl k iki y l içerisinde poliklini imize baflvuran kiflilere ait veriler de erlendirilmifl ve elde edilen sonuçlar analiz edilmifltir. Sonuçlar ki-kare testi ve Kaplan Meier survival analizi ile test edilmifltir. Poliklini- imize baflvuran 5 kiflinin 7 si (%47.) kad n; 8 i (%5.9) erkek, ortalama yafl, 8.±. idi. Sigaraya bafllama nedenleri aras nda en s k %5.6 özenti yer al yordu. Fagerstrom nikotin ba ml l k anketine göre ortalama nikotin ba ml l k düzeyi 5.7±.9 bulundu. Bir y l n sonunda b rakanlar aras nda sigaras z kalma baflar s %5. idi. On y ldan uzun süre sigara içenlerde b rakma oran n n daha yüksek oldu unu tespit edildi (p=0.00). Programa uyum sorunu yaflanan hastalarda, sigaran n b rak lamad gözlendi. E itim düzeyi ile sigaray b rakma aras nda bir iliflki tespit edilmedi (p=0.576). Kad n ve erkek cinsiyeti aras nda b rakma oranlar bak m ndan bir fark saptanmad (p=0.86). Sigara al flkanl n n organik ba ml l ktan çok psikolojik nedenlere ba l oldu u; sigaray b rakmada profesyonel deste in gerekli ve etkin oldu u; e itim düzeyi ne olursa olsun programa uyum gösteren kiflilerin b rakmada baflar l olduklar görülm ü fl t ü r. TP-05 GÖLLER BÖLGES NDE ÇALIfiAN HEK MLERDE VE TIP FAKÜLTES Ö RENC LER NDE N KOT N BA IMLILI I R. Demiralay Süleyman Demirel Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar ve Tüberküloz AD, Isparta Bu çal flma Göller Bölgesi nde çal flan hekimlerde ve t p fakültesi ö rencilerinde sigaran n fiziksel ba ml l k düzeyini saptamak amac yla yap ld. Bu amaçla, her gün sigara içen 5 hekim ve 6 t p ö rencisine standart Fagerström Nikotin Ba ml l k Test anketi uyguland. Her gün sigara içme oran t p ö rencilerinde %8.4 ve hekimlerde %.7 idi. Ortalama Fagerström Nikotin Ba ml l k Test skoru, ö renciler için.98±.69, pratisyenler için.69±.05, asistanlar için.06±. ve uzman hekimler için.4±.88 idi. T p ö rencilerinin 5 inin (4.6) yüksek, 6 s n n (%9.8) da çok yüksek ve hekimlerin ise ünün (%7.0) yüksek, ünün (%9.6) de çok yüksek düzeyde nikotin ba ml l gösterdi i tespit edildi. Erkek sigara içicilerin ortalama nikotin ba ml l k skoru kad nlar nki ile benzerdi. Sigaraya ilk bafllama yafl t p ö rencilerinde 6.9±.6 ve hekimlerde ise 9.7±4.7 idi (p=0.000). Ortalama sigaray b rakma süresi, nikotin ba ml l olanlarda.8 gün, ba ml l olmayanlarda ise 40 gün idi. Nikotin ba ml l olan 4 (%58.6) ve ba ml l olmayan 9 (%65.9) olgu, en fazla hastal k ve ölüm korkusu nedeni ile en az bir kere sigaray b rakmay denemifllerdi. Sigaray b rakma s ras nda nikotin ba ml l olan (%55.) ve ba ml l olmayan 76 (%55.) olgu yoksunluk belirtileri çektiklerini bildirdi. Bu bulgular, t p ö rencileri ve hekimlerin sigaray b rakmalar na yard mc olacak programlar n gelifltirilmesine ihtiyaç oldu unu ve ayn zamanda sigara kullan m n n bafllamas n önleme ya da geciktirmeyi amaçlayan programlara da ihtiyaç oldu unu göstermektedir. TP-054 S GARA LE L fik L C DD HASTALI I OLAN OLGULARIN S GARA ÇEN YAKINLARINDA S GARA BIRAKTIRMA TEDAV S N N BAfiARISI Z. Solak, T. Göksel, E. Erdinç, H. Üstün Ege Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, zmir Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, zmir Sigara ile iliflkili ciddi hastal olan hastalar n sigara içen yak nlar aras nda sigara b rakt rma tedavisinin baflar s araflt rmak üzere bu çal flma planland. Toplam 68 olgunun al nd bu çal flmada olgular gruba ayr ld. Birinci grup sigaray b rakmak isteyen 4 hasta yak n ndan oluflurken, kontrol grubu olarak planlanan ikinci grup bu süre içinde poliklini e baflvuran ve yak nlar nda sigara ile iliflkili bir hastal k anamnezi olmayan ard fl k 4 olgudan meydana gelmekteydi. Olgular n 7 si (%54.4) kad n, i (%45.6) erkek olup yafl ortalamas 46.08±9.6 idi. Olgular n %40.6 s lise, %4. si üniversite mezunu idi. Birinci gruptaki olgular n %.5 inin yak - n nda KOAH, %6.8 nin yak n nda akci er kanseri, %4.7 sinin yak nlar nda ise hem KOAH hem de akci er kanseri bulunmaktayd. Olgular n %4.7 si hasta yak nlar ile ayn evde oturuyordu. ki grup aras nda sigaraya bafllama yafl, günde içilen sigara say s, paket y l, Fagerstrom ba ml l k skoru aç s ndan anlaml farkl l k saptanmad (p>0.05). Nikotin replasman tedavisi,. Grupta 0 (%9.4),. Grupta ise 4 (%4.) olguda uyguland. Her bir olgu, y l süresince izlendi. lk görüflmede CO düzeyi 6.4±7.6 ppm (-4) iken 5. günde sigaray b rakan olgularda 4.5±4.7 ppm, b rakamayan olgularda ise.0±.5 ppm olarak bulundu (p<0.0). On beflinci günde. grubun %79.4 ü,. grubun %7.5 i, ayn s rayla. ayda %67.6 ve %64.7 si,. y l sonunda %4. ve %8. si sigara içmiyordu (p>0.05). Olgular n sigara b rakma tedavi program na al nmas, düzenli izlem ve motivasyonel destek sa lanmas n n sigara b rakma baflar s n art rd, ancak yak n nda sigara ile iliflkili hastal k bulunmas n n sigara b rakma üzerine etkili olmad sonucuna var ld. TP-055 OBSTRÜKT F UYKU APNE SENDROMU OLGULARINDA H PERKAPN GÖRÜLME SIKLI I C. K r flo lu, O. Köktürk Gazi Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, Ankara Obstrüktif uyku apne sendromu (OSAS), uyku s ras nda üst hava yolunda tekrarlayan obstrüksiyonlara ba l arter kan gazlar nda de ifliklik geliflimi ile karakterizedir. Ancak gün içi arter kan gaz de erlerine iliflkin kesin veri bulunmamaktad r. Bu çal flman n amac OSAS tan s alan olgularda gündüz hiperkapni (PCO >45mmHg) s kl n de erlendirmekti. Çal flmaya TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00 5

6 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER tüm-gece polisomnografisi ile apne/hipopne indeksi (AH ) 5 in üzerinde olan 07 hasta al nd. Hastalar üç gruba ayr ld. Grup I de OSAS (n: 0) tan s alan hastalar, grup II de efllik eden akci er hastal olan olgular Overlap sendromu (OVS) olarak de erlendirildi ve grup III e ise Obesite-hipoventilasyon sendromu (OHS) olarak de erlendirilen, beden kitle indeksi 0 un üzerinde olan, hipoksik, hiperkapnik olup kan gaz de iflikliklerini aç klayacak akci er hastal bulunmayan olgular al nd. Çal flmaya al nan 8 (%8.4) hastada hiperkapni tespit edildi. 6 (%6.) olgu OSAS, 0 (%5.6) olgu OVS ve (0.8%) olgu ise OHS tan s alm fl olgulard (p<0.00). Hiperkapnik OSAS l olgular n hiperkapni geliflmemifl olan olgulara göre daha ileri yaflta oldu u, beden kitle indekslerinin daha yüksek oldu u ve solunum fonksiyon test parametrelerinde daha ileri derecede düflme oldu u izlendi (p<0.05). Hiperkapnik hastalar de erlendirildi- inde ise; OHS (8.4±7.4) tan s olan olgular n, OSAS (.4±6.4, p<0.05) ve OVS (7.±., p<0.05) olan olgulardan istatistiksel olarak anlaml düzeyde daha yüksek AH ye sahip olduklar tespit edildi. Gündüz hiperkapni gelifliminin OSAS a rl n gösteren önemli bir parametre oldu u sonucuna var ld. TP-056 CPAP TEDAV S KULLANAN OBSTRÜKT F UYKU APNE SENDROMLU OLGULARDA KOMPL YANS, YAN ETK LER VE SONUÇLAR A. Gülcü, O. til,. Öztura, G. fiener, S. fiahbaz, C. Sevinç, O. K l nç, A. kiz, A. Ç mr n, E. Uçan, A. Akkoçlu Dokuz Eylül T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, zmir Dokuz Eylül T p Fakültesi Nöroloji AD, zmir Dokuz Eylül T p Fakültesi KBB AD, zmir Obstrüktif Uyku Apne Sendromu (OSAS) tedavisinde sürekli pozitif hava yolu bas nc (CPAP) kullan m etkin bir metoddur. Çal flmam zda, CPAP cihaz kullanan OSAS l olgularda ortaya ç kan yan etkileri, cihaz kullan m ile iliflkisini ve sonuçlar araflt rd k. May s 999-Ocak 00 tarihleri aras nda polisomnografi ile OSAS tan s alan ve CPAP kullanmas uygun görülen olguya (yafl ortalamas 57.6±0.7; 7 erkek [%7.9] 6 kad n [%6.]) cihaz kullanmaya bafllamadan önce ve kullanmaya bafllad ktan sonra Epworth Uykululuk Skalas ve standart bir anket uyguland. Olgular n, ortalama vücut kitle indeksleri (VK ) erkeklerde 0. 7 ± 5. 9 k g / m, kad nlarda 4.4±8.9 kg/m, ortalama apne-hipopne indeksi (AHI) 48.9±4., ortalama CPAP kullanma süreleri 4.±.6 gün (8-80 gün) idi. 4 (%60.8) hasta CPAP cihaz n haftada 7 gün, tüm gece boyunca aral ks z 6 saat süreyle kullanmaktayd. En s k görülen yan etki, maskenin bas s na ba l burunda k zar kl k ve tahrifl idi. Üst solunum yolunda kuruluk hissi, gece s k uyanma, cihaz n gürültüsüne ba l rahats zl k gibi yan etkiler daha nadir görüldü. Cihaz kullanmaya bafllamadan önce Epworth Uykululuk Skalas testinin ortalamas 5.±5., cihaz kulland ktan sonra ayn testin ortalamas 5.5±4.6 bulundu. kisi aras nda istatistiksel olarak anlaml farkl l k saptand (p=0.000). Kullan m sonras tekrarlanan Epworth Uykululuk Skalas ndaki de ifliklik ile kullan m süresi aras nda istatistiksel olarak anlaml iliflki saptanmad (p=0.74). Horlama, gündüz afl r uykululuk hali, tan kl apne, gibi semptomlarda belirgin azalma izlendi. Sonuç olarak, CPAP kullanmakta olan hastalarda özellikle maskeden kaynaklanan yan etkiler kullan m k s tlasa da, sübjektif olarak semptomlardaki iyileflme kompliyans art ran bir faktördür. TP-057 OBSTRÜKT F UYKU APNE SENDROMU OLGULARINDA KARD YOVASKÜLER HASTALIK PREVALANSI O. Köktürk, C. K r flo lu Gazi Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, Ankara Son y llarda yap lan çal flmalarda obstrüktif uyku apne sendromu (OSAS) olgular nda kardiyovasküler hastal klar n daha s k görüldü ü bilinmektedir. Kardiyovasküler hastal k gelifliminde OSAS n ba ms z bir risk faktörü oldu u ileri sürülmekle birlikte, her iki hastal k ile iliflkili ortak risk faktörlerinin de oldu u bilinen bir gerçektir. Bu çal flman n amac OSAS hastalar nda kardiyovasküler hastal k s kl n ve iliflkili risk faktörlerini de erlendirmekti. OSAS flüphesi ile Uyku Laboratuvar m za refere edilen ve OSAS tan s konan 0 olgu de erlendirildi. Baflvuru s ras nda olgular n kardiyovasküler hastal k öyküleri kaydedildi, rutin elektrokardiyografi ve kan bas nc ölçümleri yap ld. Tüm olgular n lipid profili, gün içi arter kan gazlar de erlendirildi. Kardiyovasküler hastal olan olgular grup I, olmayanlar ise grup II olarak ayr ld. OSAS tan s alan kad n olgular n 5 inde (%6), erkeklerin ise 50 sinde (%9.6) kardiyovasküler hastal k saptand (p<0.00). 75 (%5) olguda sistemik hipertansiyon, 8 inde (%8.6) koroner arter hastal, inde (%5.) aritmi ve (%6.) olguda konjestif kalp yetmezli i tan s mevcuttu. Gruplar n sigara al flkanl klar, beden kitle indeksi, apne hipopne indeksleri benzerdi (p>0.05). Grup I anlaml olarak daha ileri yaflta bulundu (p<0.00). Grup I in uyku s ras nda ortalama oksijen satürasyonlar (9.7±.9, 9.±4.4 mmhg; p<0.05) ve gün içi PO d e e r l e r i (75.7±., 67.6±5. mmhg; p<0.00) grup Il den anlaml olarak düflük bulundu. Beklendi i üzere baflvuru s ras nda ortalama sistolik (9±.7, 4.7±7.5 mmhg p<0.00) ve diastolik kan bas nc (78.7±9.8, 84.8±. mmhg, p<0.00) de erleri daha yüksek idi. Sonuç olarak OSAS hastalar nda kardiyovasküler hastal k s kl %5.8 bulundu. Bir baflka deyiflle her üç OSAS hastas ndan birinde kardiyovasküler hastal k mevcuttu. Özellikle hipoksemisi olan ileri yafltaki bayan hastalarda kardiyovasküler hastal k prevalans n n da yüksek oldu u gözard edilmemelidir. TP-058 OBSTRÜKT F UYKU APNE SENDROMUNDA OBEZ TEN N ETK LER C. K r flo lu, O. Köktürk Gazi Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, Ankara Obstrüktif uyku apne sendromu (OSAS), yetiflkin popülasyonun %-5 ini etkileyen ancak s kl kla tan s geciken veya atlanan bir hastal klt r. Hastal n tan nmas için erkek cinsiyet, obezite, k sa ve kal n boyun yan s ra horlama, tan kl apne, gündüz afl r uyku hali gibi risk faktörlerinin gözönünde bulundurulmas gereklidir. Uyku laboratuvarlar na refere edilen olgular n büyük ço unlu unu obez olgular oluflturmaktad r. Obezite OSAS bafll ca risk faktörlerinden olup artm fl morbidite ve mortalite ile iliflkili oldu u bilinmektedir. Bu çal flman n amac beden kitle indeksi (BK ) ve OSAS klini i aras ndaki iliflkiyi de erlendirmekti. Uyku laboratuvar m za OSAS ön tan s ile refere edilen 69 olgu çal flmaya al nd. Tüm olgular polisomnografi ile de erlendirildi. Toplam 99 olguya OSAS tan s kondu. Olgular BK ye göre normal, kilolu, obez ve morbid obez olmak üzere dört gruba ayr ld. OSAS tan s alan olgular BK ye göre de erlendirildiklerinde BK 0 un üzerinde olan grup III ve IV teki olgular n daha ileri yaflta olduklar, daha yüksek apne/hipopne indeksine ve kal n boyun çevresine sahip olduklar görüldü (p<0.00). OSAS a rl ile BK aras nda pozitif korelasyon saptand (p<0.00). Bu olgular n baflvuru s ras nda horlama, gündüz afl r uyku hali ve tan kl apne yak nmalar n n da anlaml olarak obez olmayan grup I ve II den fazla oldu u görüldü (p<0.00). Grup III ve IV teki olgular n grup I ve II ye göre gündüz PO de erlerinin, uyku s ras nda ortala- 6 TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00

7 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER TARTIfiMALI POSTER ma ve minimum oksijen satürasyon düzeylerinin, uyku yeterlili inin de düflük oldu u izlendi (p<0.00). Yine bu hasta grubunda diabetes mellitus, hipertansiyon ve konjestif kalp yetmezli i daha s k bulundu (p<0.05). Bu çal flmada obez olgularda OSAS klini inin daha a r seyretti i ve morbiditenin artm fl oldu u sonucuna var ld. Tablo. Beden Kitle ndeksine göre gruplar n da l m Grup I Grup II Grup III Grup IV ( B K < 6 ) (BK : 6-0) (BK : 0-40) ( B K > 4 0 ) p OSAS (n) 46 (%8.8) 9 (%45.7) (%60.) 9 (%74.4) < Ortalama ± ± ± ± 6. 5 < oksijen satürasyonu (%) Minimum ± ± ± ±. 8 < oksijen satürasyonu (%) P O ( m m H g ) ± ± ± ± 5. 7 < P C O ( m m H g ) 8. 4 ± ± ± ± 0. 8 < TP-059 KOAH AKUT ALEVLENMEYE BA LI H PERKAPN K SOLUNUM YETERS ZL NDE NIMV S. Karakurt, T. Çelikel, B. Ceyhan, P. Golabi, H. Al-Ahdab Marmara Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, stanbul Marmara Üniversitesi Dahiliye Yo un Bak m Ünitesinde (YBÜ) aras nda KOAH akut alevlenmeye ba l hiperkapnik solunum yetersizli i nedeniyle non-invazif mekanik ventilasyon (NIMV) uygulanan,.8±7.4 y ld r KOAH tan lar olan 68 hasta (64.6±.9 y l, 49 erkek) ile ilgili veriler sunulmufltur. NIMV süresi 06.8±04.0 saat, YBÜ de yat fl süresi 57.6±. saattir. Yüz derisinde erozyon %4., hava kaça %.8, toleranss zl k %5, aerofaji %., aritmi ve konjunktivit %.5, aspirasyon %4.5 oran nda görülmüfltür. Hipotansiyon saptanmam flt r. Hastalar n %7.6 s entübe edilmifltir. 6 hasta (%8.8) ex olmufltur. NIMV nin baflar oran, literatüre paralel olarak %8.4 olmufltur. Tablo. NIMV sonuçlar -NIMV öncesi -NIMV. s a a t -NIMV ç k fl p de eri P h 7. 6± ± ±0. 07 (-) , (-) , (-) 0.00 P a C O 7. 6± ±. 5 54±5. 9 (-) 0.000, (-) , (-) 0.0 P a O 67. 7± ± ±6. 8 > Solunum 0. 0± ± ±6. 4 (-) , s./ d k. (-) , (-) >0.05 TP-060 T DAL VOLÜM/BASINÇ DESTE (TV/PS) ORANININ EKSTÜBASYON BAfiARISINI TAHM N ETMEDEK DE ER G. Gürsel, S. Mullao lu Gazi Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, Ankara Amaç: Çal flman n amac ventilatörden ay rma s ras nda bas nç destek düzeyi ile düzeltilmifl tidal volümün ekstübasyon baflar s n tahmin etme de- erini araflt rmak ve bu oran tidal volüm ve h zl yüzeyel solunum indeksi (F/TV) ile karfl laflt rmakt. Yöntem: Bu çal flmada 5 hastada 4 ü baflar - l ü baflar s z olmak üzere 7 ekstübasyon de erlendirildi. Hastalar n ortalama yafllar 70.8±8.6 idi. Çal flmada hastalar ventilatörden ayr lmaya haz r olduklar zaman bas nç destekli ventilasyona geçildi ve daha sonra T-tüp denemesi yap ld. Bas nç destek düzeyi giderek artan bir flekilde 5 cmh O dan 0-8 cmh O düzeylerine inildi ve hasta tolere edebildiyse T-tüp denendi ve bu da baflar l olduysa hasta ekstübe edildi. Ekstübasyon baflar s için kriter hastan n günden uzun süre ekstübasyonu tolere edebilmesi olarak kabul edildi. Tidal volüm, tidal volüm/bas nç deste i oran, frekans/tidal volüm oran minimal PS düzeyinde iken ve T-tüp öncesi de erlendirildi. Bu parametreler için eflik de erler flu flekilde belirlendi; TV50 ml, TV/PS 0 ve 40 ve f/tv 00 ve bu de erler için sensitivite, spesifite, pozitif ve negatif beklenen de erler hesapland. Sonuçlar afla daki tabloda verilmifltir. Bu sonuçlar ekstübasyon öncesi ölçülen TV/PS oran n n 0 ve 40 n üzerinde olmas n n ekstübasyon baflar s n tahmin etmede yararl bir parametre olabilece ini düflündürmektedir. Tablo. Sensitivite Spesifite YP YN PBD NBD TV TV/PS TV/PS HYSI HYSI TP-06 CAPILLARY TO END-TIDAL CARBON DIOXIDE DIFFERENCE IN NEONATES WITH RESPIRATORY DISORDERS M. Kosov D. O. Ott Research Institute of Obstetrics and Gynecology, Russia The aim of the present study was to determine the accuracy of capillary to end-tidal CO (Pc-etCO ) measurement in assessment of ventilation-perfusion mismatch in neonates with respiratory insufficiency. Methods: recordings of 5 simultaneous capillary and end-tidal CO pairs from 8 neonates with respiratory disorders. The mean gestational age was.5±. weeks and mean birth weight was 50±5 g. Control group consisted of 8 healthy term neonates. Results: 5 neonates who required mechanical ventilation Pc-etCO exceeded 0 mmhg. All these infants immediately after delivery had respiratory disorders and nasal CPAP was started. But during the next -4 hours respiratory insufficiency progressed and required mechanical ventilation. Increasing of Pc-etCO was seen.±0.7 hours earlier before appearence of clinical symptoms and blood gases changes. In other neonates respiratory disorders required nasal CPAP during 4-6 hours and Pc-etCO in these infants was 0-0 mmhg. In control group Pc-etCO was 4-8 mmhg. Conclusion: Pc-etCO in neonates with respiratory disorders is an accurate index of ventilation-perfusion mismatch and allows to make an early prediction of necessity of mechanical ventilation. TP-06 SARKO DOZDA PER FER K MMÜN CEVAP Z. Karakurt, H. Alt nöz, G. Ifl tmangil, H. Türker, R. Aydilek SSK Süreyyapafla Gö üs Hastal klar E itim Hastanesi, stanbul Yeditepe Üniversitesi T p Fakültesi, stanbul Amaç: Sarkoidoz, dokularda özellikle akci er dokusunda nekrotize olmayan granülomlarla karakterize, sebebi bilinmeyen kronik inflamatuar bir hastal kt r. Pulmoner sarkoidozda CD4 hücrelerinin ve makrofajlar n ha- TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00 7

8 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER kim oldu u bir mononükleer alveolit karakterizedir. Sarkoidoz hastalar nda kontrollere göre daha yüksek IFN-gamma, IL-4, IL- pozitif hücre bulunur ki bu da sarkoidozun sistemik yap s n yans t r. Bu çal flmada biz de sarkoidozdaki periferik kan immün cevab de erlendirmek istedik. Tedavi edilmemifl 0 hastan n periferik kan mononükleer hücrelerini T hücre aktivatörü ile stimüle ettik ve sitokin seviyelerini ölçtük. Gereç ve Yöntem : Tedavisiz 0 sarkoidoz hastas incelemeye al nd. Solunum fonksiyon testleri, difuzyon kapasiteleri, kan ACE, kalsiyum ve idrar kalsiyum de erleri incelendi. Al nan periferik kanlar ndan mononükleer hücreleri izole edildikten sonra anti-cdmix ile kültüre edildi ve sandwich ELISA tekni i ile IL-4, IL-5, IL-0, IFN-γ, IL- de erleri ölçüldü. Sonuçlar: Hastalar m z n 5 i bayan, 5 i erkekti. Ortalama yafllar 4.4±.6 idi. %60 evre II, %5 i evre I, %5 i de evre III hasta idi. Ortalama ACE de eri 96.0±45.44 olarak ölçüldü. 7 hastada PPD (-) idi. Ortalama FEV 64, 84±89.94 ml iken, FVC 059±95.4 ml idi. Ortalama DLCO de eri %76.±.04 olarak ölçüldü. Histopatolojik tan lar %5 fiberoptik bronkoskopi ile al - nan biyopsiler ile, %0 unda mediastinoskopi ile %5 inde bukkal biyopsi ile konurken, %0 u histopatolojik veri olmamas na ra men ay r c tan lar yap lm fl ve klinik radyolojik olarak sarkoidoz olarak kabul edilmifl hastalard r. IL-4 hiçbir hastam zda CDMIX ile stimüle edilmifl olmas na ra men ölçülebilecek de erde de ildi. IFN-gamma 8 hastam zda ölçülebildi (ortalama 6.64). Ölçülen ortalama IL-5 de eri.649±.59, IL-0 de eri.7±.59, IL- de eri ise 49.54±40 idi. Elde etti imiz sonuçlar literatür bilgisi ile uyumluydu. TP-06 MED AST NAL LEZYONLARDA TRANSBRONfi YAL NE ASP RASYONUNUN TANI VE EVRELEMEYE KATKISI T. Ece, T. Coflkun, M. Koni, M. Erelel, L. Tabak, A. Toker 4 stanbul Üniversitesi stanbul T p Fakültesi, Gö üs Hastal klar AD, stanbul stanbul Üniversitesi Hastal klar AD, stanbul stanbul Üniversitesi stanbul T p Fakültesi, Patoloji AD, stanbul 4 stanbul Üniversitesi stanbul T p Fakültesi, Gö üs Cerrahisi AD, stanbul Mediastinal kitle ve lenf nodlar n n tan ve evreleme için örneklenmesi; mediastinoskopi ve/veya mediastinotomi gibi invazif yöntemler ile yap lmaktad r. Daha kolay ve ekonomik bir yöntem olan fiberoptik bronkoskop ile transtrakeal i ne aspirasyonu (TB A); primer hastal n tan s ve akci- er kanserlerinin mediastinal evrelemesine katk sa layabilir. Uygulad - m z transtrakeal aspirasyon sonuçlar ile konuyu de erlendirmeyi amaçlad k. 00 y l nda bronkoskopi laboratuvar m za refere edilen, toraks bilgisayarl tomografisinde (BT); patolojik boyutta (> 0 mm) mediastinal lenfadenopatisi veya trakea-anakarinaya komflu kitlesi bulunan olgulardan BT filmi ve Wang lenf nodu lokalizasyonlar gözetilerek çift lümenli transbronfliyal aspirasyon i nesi ile sitolojik ± histopatolojik materyal al nd. TB A ile 4 olgudan 6 örnekleme yap ld. Materyallerin patolojik de erlendirilmesinde; olguda (%5.5) ve 0 örnekte (%.7) yetersiz, olguda (%7.9) ve 7 örnekte (%6.9) yeterli oldu u halde patoloji saptanmam flt, 0 olguda (%46.5) ve 6 örnekte (%4.) patolojik tan konuldu. Olgular n son tan s ; 7 (%86) olguda akci er kanseri, 6 (%4) olguda kanser d fl nedenler idi. Akci er kanseri olan olgular n 7 sinde (%46) bronkoskopik mediastinal örnekleme pozitif idi ve 5 olguyu (%40.5) cerrahiden korumufl olduk. TB A ile N pozitif olmas na ra men torakotomi yap lan olguda da patolojik N saptanm flt r. Radyolojik N- flüphesi olan akci er kanserli olgularda mediastinal evreleme, mediastinal lenf nodlar n tutan di er hastal klarda tan amaçl TB A uygulanmas ; daha ileri tan, evreleme ve invazif tedavi yöntemlerinin gereksiz uygulan m n önlemektedir. TP-064 PULMONER TROMBOEMBOL DE AKC ER PERFÜZYON-VENT LASYON S NT GRAF S BULGULARININ KL N K, RADYOLOJ K VE LABORATUVAR BULGULARI LE B RL KTE DE ERLEND R LMES D. Ayd n, S. Bilen H zel, C. Gündo du,. Bernay, H. Dinçer, Y. Maflrabac Bay nd r Özel Ankara Hastanesi, Gö üs Hastal klar Bölümü, Ankara Bay nd r Özel Ankara Hastanesi, Nükleer T p Bölümü, Ankara Bay nd r Özel Ankara Hastanesi, Kardiyoloji Bölümü, Ankara Pulmoner tromboemboli (PTE) flüphesi ile akci er perfüzyon-ventilasyon sintigrafisi (V/Q) yap lan 57 olgunun 50 si klinik, radyolojik ve laboratuvar bulgular sonucu PTE kabul edilerek tedaviye al nm flt r. Revize P - OPED kriterlerine göre olgular n 7 si (%54) yüksek, 9 u (%8) orta, 4 ü (%8) düflük olas l kl PTE olarak de erlendirilmifltir. Düflük olas l kl, yüksek klinik flüpheli olgular n sinde (%85.7) immobilizasyon, derin ven trombozu ve travma gibi risk faktörleri saptanm flt r. Olgular n bafll ca flikayetlerini gö üs-yan a r s (%57.), nefes darl -h r lt l solunum (%57.) oluflturmaktad r. Fizik muayenede solunum seslerinde de ifliklik (%00), bacakta ödem (%.4), Homans pozitifli i (%.4) ile en s k saptanan bulgular olmufltur. Bilateral alt ekstremite renkli Venöz Doppler Ultrasonografik (US) incelemesinde 5 (%45.4) olguda tromboz, (%9.0) olguda venöz yetmezlik bulunmufltur. Ekokardiyografik incelemede ise 6 (%60) olguda pulmoner hipertansiyon saptanm flt r. (%.4) olguda LDH yüksekli i ve D-Dimer pozitifli i saptan rken di erlerinde laboratuvar sonuçlar normal bulunmufltur. Tedavi sonras 6 ay süre izlenen olgular n 5 inde (%50) klinik, radyolojik, sintigrafik olarak belirgin düzelme izlenmifltir. Sonuç olarak V/Q sintigrafisinde düflük olas l k saptanan olgularda klinik, radyolojik ve laboratuvar bulgular n n tan y desteklemede önemli kriterler oldu u düflünülmüfltür. TP HASTADA TANI VE TEDAV AMAÇLI VATS A. Akgül, S. Güler, T. Laçin, B. Y ld zeli, H. Bat rel, M. Yüksel Marmara Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Cerrahisi AD, stanbul Girifl: Video-asisted torakoskopi (VATS), çeflitli torasik patolojilerde faydalan labilinen minimal invazif bir yaklafl md r. Yöntem: Bu yaz da Eylül 997-Ocak 00 y llar aras nda klini imizde çeflitli ön tan lar ile VATS ifllemi uygulanan 47 hasta (5 erkek, bayan) retrospektif olarak operasyon süresi, mortalite ve morbiditeler aç s ndan incelendi. Sonuçlar: Ortalama yafl 58 y l (7-90 y l) idi. Operasyon endikasyonlar plevral efüzyon (n=, 70.), ampiyem-apse (n=4, 8.54), akci er metastaz (n=, 6.8), interstisyel akci er hastal (n=, 6.8), pnömotoraks (n=, 4.5), akci erde nodül (n=, 4.5) idi. 0 (6.8) hastada tan, 7 (6.) olguda ise tedavi amac yla VATS yap ld. Tan amaçl 4 (.) vakada wedge rezeksiyon, 6 (86.7) vakada ise plevra biyopsisi yap l rken, vakada (70.5) talk pudraj, 4 vakada (.5) drenaj, vakada (%6) ise dekortikasyon tedavi amac ile uygulanm flt r. Torakoskopi ifllemi 46 hastada genel, hastada lokal anestezi alt nda gerçeklefltirilmifltir. Ortalama operasyon süresi 60 dakika (0-0) olmufltur. Mortalite 0, morbidite oran ise 0.6 d r (n=5). Ciltalt amfizemi en çok görülen komplikasyon (n=) idi. vakada ise hava kaça gözlendi. Ortalama hastanede kal fl süresi 5 gün idi. Tart flma: VATS, toraks n belli patolojilerinde tan ve tedavi amaçl olarak düflük morbidite ve k sa operasyon süresi ile güvenle uygulanabilecek bir yaklafl md r. 8 TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00

9 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER TARTIfiMALI POSTER TP-066 PARAMETERS OF THE IMPULSE OSCILLOMETRY IN PATIENTS WITH RESTRICTIVE VENTILATION DISORDERS L. Kiryukhina, L. Novikova, M. Kameneva, E. Aganezova Research Institute of Pulmonology at St. Petersburg I.P. Pavlov State Medical University, Russia Aim: To evaluate the possibility of the impulse oscillometry (IO) to reflect the changes of lung elastic properties in patients with restrictive disorders of ventilation. Materials and Methods : We studied 5 patients (mean ages 48±) with idiopathic pulmonary fibrosis (IPF) with total lung capacity (TLC) less 80% predicted values. All patients were performed IO and forced spirometry (MasterScreen IOS, E. Jaeger), bodyplethysmography and investigation of lung elastic properties with oesophagus catheter (Master- Lab, E. Jaeger). We studied the correlation analysis between parameters of IO and lung elastic recoil (CR), elastic pressure at 00% TLC, dynamic lung compliance (CLdyn), static lung compliance (CLst). Results of the significant index of correlation are presented in the table. Conclusion: The changes of IO parameters may reflect the changes of lung elastic properties in patients with restrictive disorders, especially RF. Combined use of spirometry and IO may be usefull to detect disorders of lung mechanic in such patients. Tablo. Results of the correlation analysis Parameters of IO CR Pel 00 CLdyn CLst Respiratory impedance (Z) r= 0.5 r= 0.47 NS NS (p<0.0) (p<0.04) Resistance at 5 Hz (R5) r= 0.5 r= 0.46 NS NS (p<0.0) (p<0.04) Reactance at 5 Hz (X) r= -0.4 NS r= 0.9 r= 0.4 (p<0.05) (p<0.05) (p<0.05) Resonance frequency (RF) r= 0.7 r= 0.48 r= r= -0.6 (p<0.0) (p<0.0) (p<0.0) (p<0.0) TP-067 PLEVRAL SIVILARIN TRANSÜDA-EKSÜDA AYIRIMINDA LIGHT KR TERLER, KÖKTÜRK FORMÜLLER VE YEN GEL fit RD M Z FORMÜLLER N KARfiILAfiTIRILMASI T. Y ld z, H. Bayram, S. Ifl k, L. Aky ld z, F. Topçu, Z. Akkufl Dicle Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, Diyarbak r Dicle Üniversitesi T p Fakültesi Bioistatistik AD, Diyarbak r Çal flmalar plevral s v lar n transüda-eksüda ay r m nda Light kriterlerinin duyarl l n n yeterli, ancak özgüllü ünün düflük oldu unu göstermektedir. Son y llarda Köktürk gibi araflt rmac lar bu konuda yeni öneriler gündeme getirmifllerdir. Çal flmam zda transüda-eksüda ay r m nda Light kriterlerini, Köktürk formüllerini (KF) (Kokturk O, Chest 00; 0/4 supplement 85s) ve afla da sundu umuz yeni formülleri (F-) karfl laflt rmay amaçlad k. F-: (Serum (S)- plevra (P) albümin gradyenti) / (P/S protein) >.4 transüda, F-: (S-P albümin gradyenti)/(p/s bilirübin) > transüda, F-: F +F >4.4 transüda. Plevral effüzyonu olan 89 olgu (transüda=68, eksüda=) de erlendirildi. Light kriterleriyle eksüdan n tümü do ru, 68 transüdan n 9 u yanl fl (duyarl l k (D)=%00, özgüllük (Ö)=%9) s n fland r ld. KF ile transüdalarda KF- (D=%94, Ö=%96) ile 4 olgunun, KF- (D=%95, Ö=%89) ve KF- (D=%97, Ö=%98) ile olgunun yanl fl s n fland r ld görüldü. Eksüdalarda ise KF- ile 4 olgunun, KF- ile olgunun ve KF- ile olgunun yanl fl s n fland r ld saptand. Bizim gelifltirdi- imiz formüller kullan ld nda ise, transüdalarda F- in (D= %97, Ö= %87) toplam olguyu, F- nin (D= %85, Ö= %90) toplam 0 olguyu, F- ün (D= %97, Ö= %94) de yine olguyu eksüda olarak yanl fl s n fland rd saptand. Eksüdalarda ise F- in toplam 5 olguyu, F- nin toplam olguyu, F- ün ise 7 olguyu transüda olarak yanl fl s n fland rd bulundu. Elde etti imiz sonuçlar, transüda-eksüda ay r m nda gelifltirdi imiz formüllerin Light kriterleri ve KF ile karfl laflt r labilir duyarl l k ve özgüllükte olduklar n, dolay s yla bu s v lar n ay r m nda ek katk sunabileceklerini düflündürmektedir. TP-068 TORAKS LEZYONLARININ TANISINDA B LG SAYARLI TOMOGRAF REHBERL NDE TRANSTORAS K NCE NE ASP RASYONUNUN DE ER : 08 OLGUNUN DE ERLEND R LMES S. Arslan, A. Y lmaz, B. Bayramgürler, Ö. Uzman, E. Ünver, E. Akkaya SSK Süreyyapafla Gö üs Kalp ve Damar Hastal klar E itim Hastanesi, stanbul Bu çal flman n amac, toraks lezyonlar n n tan s nda bilgisayarl tomografi (BT) rehberli inde yap lan transtorasik ince i ne aspirasyonunun (T A) de erini araflt rmakt. Çal flma, merkezimizde Ekim 000-Nisan 00 tarihleri aras nda BT eflli inde transtorasik ince i ne aspirasyonu yap lan ard - fl k 08 hastay kaps yordu. Tüm aspirasyonlar BT rehberli inde ve -gauge aspirasyon i nesi kullan larak yap ld. 08 lezyon aras nda 94 akci er, 0 mediasten ve 4 plevra lezyonu vard. T A n n tan de eri mediasten lezyonlar için 70, plevra lezyonlar için 75 idi. 59 malign akci er lezyonunun 8 inde (%88) tan elde edildi. Benign akci er lezyonlar nda tan oran %4. olarak bulundu. Malign lezyonlar için sensitivite %88, benign lezyonlar için spesifite %00 idi. Pozitif ve negatif prediktif de erler s ras yla %00 ve %5 olarak bulundu. Yanl fl pozitif malign tan yoktu. Sensitivite, malign santral lezyonlar için %87, malign periferik lezyonlar için ise %89. olarak hesapland (p>0.05). Tan de eri 0-0 mm çapl malign lezyonlarda %95, -0 mm çapl lezyonlarda %88, -40 mm çapl lezyonlarda %90.4, 4-50 mm çapl lezyonlarda %88., 5-60 mm çapl lezyonlarda %8. ve >60 mm çapl lezyonlarda %85. idi. Yetersiz örnek oran serimizde %8.8 olarak rapor edildi. Komplikasyonlar, 5 (%8.) pnömotoraks, 5 (%.6) minör hemoptizi ve 4 (%.) pulmoner hemorajiyi kaps yordu. Pnömotoraksl olgular n ünde (%) gö üs tüpü uyguland. Sonuç olarak, bu yöntemin yüksek tan de erine ve kabul edilebilir bir komplikasyon oran na sahip oldu unu düflünüyoruz. TP-069 ROLE OF ENDOPULMONARY CYTOGRAM IN PULMONARY DIAGNOSTIC TUBERCULOSIS AND SARCOIDOSIS H. Baradzina, M. Dusmikeeva, I. Kotovich, A. Taganovich, G. Tamashakina Scientific Research Institute of Pulmonology and Phthisiology, Belarus Belarussian State Medical University, Belarus The diagnosis of granulomatous disorders, including tuberculosis and sarcoidosis, based on clinical and radiological picture, histological and bacteriological data. But differential diagnosis remains difficult in some cases. It is a very important for daily activity to have reliable diagnosis markers. One of directions of this problem solution is investigation of bronchoalveolar lavage (BAL) cell composition. Aim: to establish the diagnostic value of endopulmonary cytogram in differential diagnosis of pulmonary tuberculosis and sarcoidosis. We investigated BAL of 4 patients with tuberculosis (4 male/7 female; mean age 44.6; infiltrative form 7 patients, disse- TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00 9

10 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER minated 4) and 8 patients with sarcoidosis (6 male/ female; mean age 7.; stage I-9 patients, stage II-5, stage III-4). Analysis of endopulmonary cytogram with quantification of the alveolar macrophages (AM) subpopulations was conducted. The contents of lymphocytes in sarcoidosis BAL was significantly higher than in tuberculosis (9.8±.9% and.±.6% resp., p<0.00). These results confirms the inflammation in sarcoidosis is characterized by activated macrophages and lymphocytes. At the same time the level of neutrophils was higher in tuberculosis (8.5±.6%) in compare with sarcoidosis (.8±0%, p<0.00). The values of sensitivity, specificity for BAL lymphocytes level were 69% and 5% and for neutrophils level were 79% and 7% respectively. Both in tuberculosis and sarcoidosis patients BAL the AM prevailed over other cells. AM subpopulations analysis demonstrated the rise of phagocytized (44.±.%) and biosynthesited subpopulations (4.8±.7%) of AM and decrease of secretored subpopulation (.9±.%) in tuberculosis comparing in sarcoidosis patients BAL (8.4±.%, 7.8±.% and 6.8±4.8% resp., p<0.00). The values of sensitivity, specificity, positive and negative prediction for AM subpopulations BAL levels were from 75% till 96%. We concluded BAL level of lymphocytes and neutrophils was not sufficiently specific if considers alone. AM subpopulations analysis increases the diagnostic value of endopulmonary cytogram and may be recommended in daily activity as additional criteria for differential diagnosis of tuberculosis and sarcoidosis. TP-070 D SPNE SEBEB : KARD YAK? PULMONER? Ö. Oruç, Z. Öcal, A. Fidan, A. Eren, B. Ça layan Dr. Lütfi K rdar Kartal E itim ve Araflt rma Hastanesi, Gö üs Hastal klar ve Tüberküloz Klini i, stanbul Nefes darl flikayeti ile baflvuran hastalar n dispne sebebine pratik olarak ulaflmay hedefleyen bir çal flma yapt k. Hastanemiz acil servisine nefes darl flikayeti ile baflvuran 00 hastan n herhangi bir tedavi almadan önce arter kan gaz ve PEF de erleri ölçüldü. Daha sonra interne edilen hastalar n ileri tetkiklerle kardiyak ve pulmoner kökenli dispne ay r m yap ld. Hastalar n tümünde önceden tarif edilmifl olan Dispne Diferansiyasyon ndeksi (DDI): (PEFxPaO /000); %PEF: (Ölçülen PEFx00/Predicted PEF); %DDI: (%PEFxPaO /000); PaO ve PaCO ölçülerek bu de erler kardiyak ve pulmoner kökenli dispne gruplar nda karfl laflt r ld. Kardiyak ve pulmoner dispne ay r m nda gereken optimal cut-off de erini hesaplamak için ROC e risi analizi kullan ld. DDI için optimal cut-off de eri.4 (duyarl l k %77, özgüllük %66) bulundu. Grup ortalamalar n n karfl laflt r lmas nda Mann-Whitney U testi kullan ld, p< 0.05 anlaml kabul edildi. Pulmoner ve kardiyak kökenli olanlarda s ras yla PEF (L/dakika): 87.97±07.47 ve 5±9, DDI:.0±8.66 ve 8.48±8.79, %PEF: 4.6±0.7 ve 56.0±.85, %DDI:.79±.70 ve 4.07±.0, PaO : 6.54±6.55 ve 70.60±.67, PaCO : 44.±5.45 ve 7.6±4. olarak saptand ; de erlerin tümü için, her iki grup aras ndaki fark istatistiksel olarak anlaml bulundu (p <0.05). Sonuç olarak kardiyak ve pulmoner dispnenin ay r c tan s nda hasta bafl nda DDI, %DDI, PEF, %PEF ölçümü pratik ve geçerli metotlard r; ayr ca PaO, PaCO de erleri de ay r mda kullan labilecek di er parametrelerdir. TP-07 RATLARDA R J D BRONKOSKOP SONRASI BAKTER YEL TRANSLOKASYON D. Talas, S. At fl, A. Nayc, G. Ersöz 4 Mersin Üniversitesi T p Fakültesi KBB AD, Mersin Mersin Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, Mersin Mersin Üniversitesi T p Fakültesi Çocuk Cerrahisi AD, Mersin 4 Mersin Üniversitesi T p Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastal klar AD, Mersin Amaç: Bakteriyel translokasyon, enterik bakterilerin sa lam intestinal mukozal duvardan mezenterik lenf nodlar na, kana ve di er organlara geçifli olarak tan mlan r. Gastrointestinal endoskopik giriflimler, yan k, sepsis ve hemorajik flok gibi streslerin bakteriyel translokasyona yolaçt gösterilmifltir. Bu çal flmada, bronkoskopi sonras bakteriyel translokasyon geliflme riskini de erlendirmeyi amaçlad k. Gereç ve Yöntem: Bu çal flmada 6 Wistar erkek rat kullan ld. Bu ratlar n 0 u çal flma grubu, 6 s kontrol grubu olarak ayr ld. Çal flma grubuna al nan ratlara rijid bronkoskopi uyguland. Tüm ratlarda arteriyel kan gaz ölçümü yap ld. Bronkoskopik giriflimden 4 saat sonra kan ve doku kültürleri (mezenter lenf nodlar, karaci er, dalak, mediastinal lenf nodlar, akci er, ileum ve çekumdan) al nd. Bulgular: Kontrol grubunda hiçbir ratta bakteriyel kolonizasyon saptanmazken bronkoskopi yap lan ratlar n 4 ünde (%40) bakteriyel translokasyon saptand. Bu 4 rat n sinde mezenter lenf nodlar na ek olarak di er organlarda da bakteriyel translokasyon saptand. Arteriyel kan gaz analizlerinde çal flma grubunda ph ve PaO kontrol grubuna göre anlaml derecede düflük (p<0.0 ve p=0.0), PaCO ise anlam derecede artm fl (p=0.0) bulundu. Sonuç: Bu çal flma, rijid bronkoskopi sonras bakteriyel translokasyon geliflebilece ini göstermektedir. TP-07 TORAKS DERNE OKULU (TDO). KIfi OKULU KAPANIfi ANKET VE SINAV SONUÇLARININ DE ERLEND R LMES S. Ard ç, H. F rat, A. Kocabafl, T. Ard ç SSK Ankara E itim Hastanesi Gö üs Hastal klar ve Tüberküloz Klini i, Ankara Çukurova Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar TüberkülozA ve D, Adana Ankara Dikmen Lisesi Psikolojik Dan flman, Ankara Toraks Derne i Okulu nun (TDO) amac ülke genelinde mezuniyet sonras e itimde birlikteli i ve standard, bilgi düzeyini yükseltmek, ortak standart yakalamak, birikimi güncellefltirmek ve meslektafllar n bu konuda kat l m n sa lamakt r. Bu amaçla TDO. K fl Okulu düzenlendi. Okul program nda ast m, kronik obstrüktif akci er hastal, akci er kanseri, tüberküloz, pnömoni ve pulmoner tromboemboli konular nda günlük, toplam 8 saatlik e itim pland. Okula 6 kifli kat lmak için baflvurdu. 48 kat l mc haz r bulundu. Bunlar n i asistan, 7 si uzman hekimdi. Kat l mc lara her konu öncesi ve bitiminde ayn sorular içeren 0 sorudan oluflan s nav yap ld. Ayr ca genel de erlendirme için 0 sorudan oluflan kapan fl anketi uyguland. TDO. K fl Okulu nun kat l m davetiyesi ulaflt nda beklentinin ne oldu u konusunda s ras yla, lk kez yap ld için belirsizlik duygular hissettim (7 kifli, %9.), fiansl oldu umu düflündüm (5 kifli, %6.), Dört gün rutinden uzaklaflaca m için mutlu oldum ( kifli, %8.5), Yeni bir deneyim f rsat oldu unu düflündüm (48 kifli, %4) yan tlar verildi. Yan t vermeyen ( kifli, %.) kifli vard. TDO. K fl Okulu için size göre en do ru olan iflaretleyiniz : Çok yararl ve yararl diyen (6 kifli, %96.5) idi. Konular n uygunlu u ile ilgili soruya yan tlarda çok uygun ve uygun görüflü bildiren ( kifli, %94.4) idi. Hocalar n sunular için çok baflar l (59 kifli, %4.8) ve baflar l (74 kifli, %5.5) yan t vard. TDO. K fl Okulu nda size sunulan bilimsel ortam sizde hangi duygular 0 TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00

11 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER TARTIfiMALI POSTER uyand rd sorusuna yan tlar s ras yla flöyleydi: Akademisyenli e özenmek (7 kifli, %6.), bildiklerini yeniden gözden geçirme ihtiyac hissetmek (85 kifli, %60.), yeni projeler gelifltirme heyecan duymak (6 kifli, %.4), beklentimi karfl lamad ( kifli, %.4); yan t vermeyen ise ( kifli, %0.7) kifli idi. Pre-test ve post-test sonuçlar konulara göre karfl laflt r ld - nda sonuçlar s ras yla flöyleydi: ast m %64.8 ve %8.8, KOAH %77.4 ve 90.4, akci er kanserinde %74. ve %86., tüberkülozda %8.6 ve %7., pnömonide %70 ve %80.4, PTE de 6.4 ve 8.8. TDO. K fl Okulu nun baflar s %95 üzerinde bir de er gösteriyordu. Tüberkülozdaki sonuçlar bu konuda t p fakültesi, e itim hastanelerinde al nan e itimin yeterli olmad - n düflündürmekteydi. TP-07 INFLUENCE OF NIFEDIPINE ON THE LIPID SPECTRUM OF PULMONARY SURFACTANT IN PATIENTS WITH CHRONIC OBSTRUCTIVE BRONCHITIS V. Rodionova State Medical Academy, Ukraine The main role of COB genesis belongs to cell membrane s destabilization. Alveoli surface and its surfactant (SF) layer is the variant of the biological membrane. Calcium antagonists use for the correction of membrane homeostasis. The aim of the work is the investigation of nifedipine influence on the lipid spectrum of pulmonary SF. All the patients examined are miners. The bronchoscope investigation revealed that patients suffer from atrophied form of bronchitis. Lipids were studied in the exhaled air condensate. After the -st day of nifedipine treatment the expiration of Phl during COB I increases from 5.±.0 to 5.±.0% (kontrol-40.7±.6%), during COB II from 46.8±0.7 to 6.5±0.7% (r<0.05). The level of free cholesterine normalyses. The level of three gliserides (TG) increased during COB I from.5±0.04 to 0.±0.07%; during COB II from 0.5±0.0 to 9.5±0.0%. The level of ethereal cholesterine (ECH) increases in patients with COB I up to 0.46±0.84%, in COB II from.8±0.4% to 5.5±0.5% (control 7.5±.%, r<0.05). The level of free fat acids increased. This compensative reaction supports the level of bacteriocideness of SF and removes the SF fragements exhaust. These changes contribute to the stabilization of lipid conformation of SF. The influence of nifedipine on patients with COB II st. was found to be more strong. The improvement of SF state was accompanied by the improvement of FEV. Therefore, nifedipine creates conditions for mobilisation of defensive mechanisms of pulmonary SF. TP-074 KRON K OBSTRÜKT F AKC ER HASTALI I AKUT ATA INDA SERUM TNF- DÜZEYLER N N BEL RLENMES VE NHALE STERO DLER N KL N K VE NFLAMATUAR BEL RLEY C LER ÜZER NE OLAN ETK LER P. Ergün, D. Terzi, Ü. Y lmaz Turay, M. Aydo du, Y. Erdo an,. Keyf, A. Ça lar Atatürk Gö üs Hastal klar ve Gö üs Cerrahisi Merkezi, Ankara Hacettepe Üniversitesi, Ankara Çal flmam zda KOAH akut ata ndaki olgularda serum TNF-α düzeylerinin belirlenmesi ve k sa dönemde yüksek doz inhale steroidlerin, bu olgularda klinik ve inflamatuar belirleyiciler üzerine etkilerinin incelenmesi amaçland. Çal flmaya KOAH akut ata nda olan FEV <%70, vücut kitle indeksi >9 olan 6 hasta al nd. Bu süre içerisinde olgulara yüksek doz inhale steroid (000 mg/gün) budesonid tedavisine ek olarak standart akut atak tedavisi uyguland. Tedavi öncesi ve sonras arteriyel kan gazlar (AKG), solunum fonksiyon testleri (SFT), difüzyon testi (DLCO), hemogram, beyaz küre, serum TNF-α düzeyleri bak ld, ATS dispne skoruna göre dispne dereceleri belirlendi. Beyaz küre say lar ve nötrofil say lar, tedavi sonras, öncesine göre istatistiksel olarak anlaml bir flekilde azald (s ras yla; 9.±, %70±0.; 8±., %64±9.9) (p<0.00). Serum TNF-α düzeyleri; tedavi sonras, öncesine göre istatistiksel olarak anlaml düzeyde azald. (s ras yla; 8.7±7.;.6±. pg/ml) (p<0.005). Tedavi sonras FEV de- erlerinde, tedavi öncesine göre istatistiksel olarak belirgin düzelme izlendi (tedavi öncesi; %4.4±.7, tedavi sonras ; %50.±6.) (p<0.05). DLCO ölçümü 6 hastada yap labildi, tedavi öncesi ortalama beklenenin %57.±6.8, tedavi sonras %67.±4 ü idi (p<0.0). AKG; tedavi öncesi PCO ve PaO de erleri s ras yla, 4.9±.7 ve 56±4.4 iken, tedavi sonras 5.6±6.7 (p<0.0) ve 64.±.6 p<0.0) idi. ATS dispne skoruna göre tedavi öncesi sonras de erleri.±0.9 ve.8±0. bulundu, aradaki fark istatistiksel olarak anlaml yd (p<0.00). Sonuç olarak KOAH akut ata- ndaki olgularda tespit edilen yüksek serum TNF-α düzeyleri, bu sitokinin inflamasyon belirleyicisi olarak kabul edilebilece i görüflünü desteklemektedir. Çal flmam zda k sa dönem yüksek doz inhaler steroidlerin serum TNF-α düzeyleri ile periferik nötrofil de erleri üzerindeki bask lay c etkisinin tespit edilmesi, KOAH akut ata ndaki inflamasyonun k sa dönem, yüksek doz inhale steroidlerin etkilerine duyarl oldu unu göstermektedir. TP-075 RIGHT VENTRICULAR FUNCTION IN PATIENTS WITH VARIOUS STAGES OF COPD R. Frangulyan Diagnostica Med. Corp., Armenia The aim of the study was to evaluate the right ventricular (RV) systolic and diastolic function in patients with mild to severe chronic obstructive pulmonary disease (COPD). 8 patients with various stages of COPD were recruited for the study. They formed three groups according to severity of COPD and using ERS criteria: 7 patients with mild COPD, 7 patients with moderate COPD and 74 patients with severe COPD. Twenty normal subjects free of lung or heart disease were selected as control subjects. Twodimensional and Doppler Echocardiographic studies were performed to measure RV systolic [ejection fraction (EF), percentage fractional shortening (% FS), velocity of circumferential fiber shortening (Vcf)] and diastolic [tricuspid flow velocity in early (E) and late (A) diastole, E/A index, deceleration time (DT), isovolumic relaxation time (IVRT)] function. Results indicate that patients with mild COPD and normal systolic function (EF> 55%) had abnormalities in RV diastolic function (IVRT and DT were significantly increased). In patients with moderate COPD we observed significant changes in all diastolic parameters. RV EF was decreased, but no statistically significant differenses were found compared with healthy subjects. RV systolic and diastolic functions were significantly impared in patients with severe COPD. Thus, our data indicate that RV diastolic dysfunction is a common feature in patients with early stages of COPD. RV diastolic dysfunction precedes systolic dysfunction. It is possible that RV diastolic dysfunction may be important in RV remodeling in patients with COPD. TP-076 PULMONARY HYPERTENSION DUE TO CHRONIC OBSTRUCTIVE PULMONARY DISEASE AT HIGH ALTITUDE IS MORE SEVERE THAN AT LOW ALTITUDE A. Sarybaev, A. Sydykov, A. Maripov, M. Kasymov, M. Mirrakhimov National Centre of Cardiology and Internal Medicine, Kyrgyzstan Rationale: Chronic obstructive pulmonary disease (COPD) is frequently complicated by pulmonary hypertension (PH). Permanent residence at TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00

12 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER high altitude (above.000 m above sea level) also leads to increase in pulmonary artery pressure (PAP) and development of PH. Aim: to investigate the particularities of pulmonary circulation in highlanders with COPD. Methods: right heart catheterization was performed in male highlanders with COPD (height of residence is m) on the 7th day after descent to lowland (760m) and in age matched male lowlanders (760m). All the measurements obtained were recorded at baseline during room air breathing and during hypoxic challenge (breathing hypoxic gas mixture with FiO =0% in nitrogen for 0 min). Results are presented in the table. C o n c l u s i o n : Thus in highlanders with COPD even moderate obstructive disturbances are associated with severe PH and target-organ damage such as involvement of right heart. Hyperreactivity of pulmonary vascular bed to acute hypoxia is also characteristic in this group of patients. Therefore there is necessary and argued to make some corrections to the COPD classification of severity when applied to highlanders as well as optimization of treatment approaches taking into account earlier development of severe PH and right ventricular hypertrophy. Table. Group Group Group P- P- P- MPAP Room air 8.4±.7 4.7±..0± (mm Hg) Hypoxia 48.7±..9± ± SaO (%) Room air 90.±.0 9.± ± Hypoxia 65.8±. 67.± ± RVAWT 0.59± ± ±0.0 0, (cm) RVD (cm).7±0..±0..6± FEV, % predicted 47.± ±.5 5.8± FEV / 5.7±. 48.4±. 8.4± FVC, (%) Group -highlanders with moderate COPD; group -lowlanders with moderate COPD; group -lowlanders with severe COPD; RVAWT-right ventricular anterior wall thickness; RVD-right ventricular dimension; p-value of significance. TP-078 NSP RATUAR RES ST F SOLUNUM EGZERS Z N N KOAH TA D SPNE VE EGZERS Z PERFORMANSINA OLAN ETK LER P. Ergün, Ü. Y lmaz Turay, G. Ayd n, E. fiahin, Y. Erdo an, Ç. Biber, A. Ça lar 4 Atatürk Gö üs Hastal klar ve Gö üs Cerrahisi Merkezi, Ankara K r kkale Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon AD, K r kkale Atatürk Gö üs Hastal klar ve Cerrahisi Merkezi, Ankara 4 Hacettepe Üniversitesi, Ankara Amaç: Kronik obstrüktif akci er hastal klar nda solunum kas egzersizlerinin dispneyi azaltt ve egzersiz kapasitesini art rd bilinmektedir. Bu çal flman n amac KOAH l hastalarda inspiratuar resistif solunum egzersizinin solunum kas endurans, egzersiz performans, dispne ve solunum fonksiyon testleri üzerine olan etkisini araflt rmakt r. Yöntem: KOAH tan s yla takip edilen stabil durumdaki hastaya (FEV = 4.±5.4) hafta süreyle 5dk/ kez/gün hastanede direkt gözetim alt nda, a z-burun maskesi (RMT- Mask) ile inspiratuar resistif solunum egzersizi uyguland. Program öncesinde ve program bitimi olan 5. günde, solunum fonksiyon testleri, arter kan gaz incelemesi, ATS dispne derecelendirmesi, solunum kas endurans n n de erlendirilmesi amac yla yüzeyel diyafragma EMG (EMGdi) ve interkostal kas EMG (EMG int) aktivitesi ve 6 dakika yürüme testi ile egzersiz performans incelendi. Bulgular: haftal k egzersiz program sonucunda egzersiz tolerans nda (6 dk yürüme mesafesi = 5.5±40.9 dan 5.07±50.85 metreye) ve ATS dispne derecelendirmesinde (.84±0.4 ten.±0.0 a) istatistiksel anlaml düzelme izlenmifltir. Solunum fonksiyon testleri, arter kan gaz de erleri ve solunum kaslar EMG aktivitelerinde izlenen de ifliklikler istatistiksel anlaml düzeye ulaflamam flt r. Sonuç: Kontrol grubunun olmamas, elde edilen sonuçlar n sa l kl tart fl lmas nda k s tlay c olsa da, bizim çal flmam zda elde edilen bu ön veriler KOAH l hastalarda solunum kaslar n n egzersizi ile dispne de düzelme ile birlikte egzersiz tolerans n n da artt n göstermektedir. TP-077 KRON K OBSTRÜKT F AKC ER HASTALI I (KOAH) GEL fi M NDE NTERLÖK NLER N ROLÜ A. Kocabafl,. Hanta, S. Kuleci Çukurova Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, Adana KOAH gelifliminde interlökinlerin (IL) rolünü de erlendirmek için 0 sigara içmeyen sa l kl yetiflkin, 0 sigara içen sa l kl yetiflkin, 8 stabil KO- AH l hasta ve KOAH alevlenmesi olan hasta incelenmifltir. Bütün gruplardan sabah aç karn na venöz kan örnekleri al nd ve Cytelisa kiti kullan larak Enzyme Immuno Assay (EIA) yöntemi ile serum IL-, IL-, IL- 4, IL-6, IL-8, IL-0 ve IL- düzeyleri ölçüldü. Serum ortanca IL düzeyleri, sigara içmeyen sa l kl yetiflkinler ile sigara içen sa l kl yetiflkinler aras nda anlaml bir farkl l k göstermemekteydi. Fakat, serum ortanca IL- düzeyi, hem stabil KOAH l hasta grubunda (0.9 pg/ml), hem de KOAH alevlenme grubunda (. pg/ml) sa l kl sigara içicilere (. pg/ml) göre anlaml boyutta düflüktü (p<0.05). Buna ek olarak, serum ortanca IL-8, IL-0 ve IL- düzeyleri hem stabil KOAH l hastalarda (s ras yla. pg/ml, 5.0 pg/ml, 6.5 pg/ml), hem KOAH alevlenmeli hastalarda (s ras yla.0 pg/ml, 40.0 pg/ml, 6.0 pg/ml) sa l kl sigara içicilere (s ras yla 0.4 pg/ml,.4 pg/ml,. pg/ml) göre anlaml boyutta yüksek bulundu (p<0.05). Serum ortanca IL-, IL-4 ve IL-6 düzeyleri aç s ndan sa l kl sigara içiciler ile KOAH l hastalar aras nda anlaml bir farkl l k saptanamad. Hafif-orta fliddetli KOAH l hastalar (FEV >%50, beklenen) ile fliddetli KOAH a sahip hastalar (FEV <%50, beklenen) karfl laflt r ld nda, a r KOAH l hastalarda serum ortanca IL- düzeyi anlaml boyutta düflük bulunurken, serum ortanca IL- düzeyi anlaml boyutta yüksek bulundu (p<0.05). Bu çal flman n sonuçlar, sigara içicilerde KOAH gelifliminde IL-8, IL-0 ve özellikle IL- ve IL- nin önemli bir rol oynad n düflündürmektedir. TP-079 HAF F VE ORTA KOAH LI HASTALARDA BRONKOALVEOLER LAVAJ BULGULARI LE SOLUNUM FONKS YONLARI ARASINDAK L fik D. Özol, T. Aysan, Z. Aytemur Solak, A. Veral, F. Sebik Ege Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, zmir Ege Üniversitesi T p Fakültesi Patoloji AD, zmir Ege Üniversitesi T p Fakültesi ç Hastal klar AD mmünoloji BD, zmir Kronik obstrüktif akci er hastal (KOAH) etiyolojisinde sigara çok önemli bir rol oynamaktad r. Hastal n ciddiyeti FEV ölçümü ile objektif olarak belirlenebilir. Bu çal flman n amac hafif ve orta KOAH l olgularda bronkoalveoler lavaj (BAL) bulgular ile solunum fonksiyonlar ve sigara al flkanl aras ndaki iliflkiyi göstermektir. Çal flmaya 0 erkek, 5 kad n, yafl ortalamas 64.8±. olan 5 hasta dahil edilmifltir. Hastalar n FVC ortalamas 80±ml ve FEV ortalamas 440±07ml bulunmufltur. Hastalar ortalama 4.6±.6 paket/y l sigara içmekteydi. BAL hücre da l m nda 8.7±.7 nötrofil, 74.5±.9 makrofaj ve 6.4±0.8 lenfosit saptanm flt r. BAL s v s nda IL-8 seviyesi ortalamas 0.7±0.7 pg/ml bulunmufltur. çilen sigara miktar ile artm fl nötrofil oran aras nda pozitif bir korelasyon (r=0.58 p=0.00) bulunmufltur. Ayn zamanda artm fl nötrofil oran ile düflük FEV ölçümü aras nda da negatif bir korelasyon (r=-0.4 p=0.00) saptanm flt r. IL-8 seviyesi ile hem nötrofiller, hemde FEV aras nda ise bir iliflki gösterilememifltir. Sonuçlar m z; sigaran n hava yollar nda nötrofilik inflamasyonu art rd n ve artan nötrofil oran n n da düflük FEV düzeyi ile iliflkili oldu unu göstermektedir. TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00

13 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER TARTIfiMALI POSTER TP-080 PROBLEMS OF PULMONARY HYPERTENSION AT HIGH ALTITUDE A. Sarybaev, M. Mirrakhimov, Z. Kudayberdiev National Centre of Cardiology and Internal Medicine, Kyrgyzstan Permanent residence at high altitude (above.000m above sea level) leads to increase in pulmonary arterial pressure (PAP) and development of high altitude pulmonary hypertension (PH). ECG evidence of right ventricular hypertrophy (RVH) is revealed in about 0 to 4% highlanders in Kyrgyzstan, and in to 4% of highlanders it is associated with repolarization abnormalities and right heart failure. RVH in these patients is frequently complicated by cardiac arrhythmia. The total mortality rate in highlanders with RVH twofold higher than in highlanders without it. Cardiac arrhythmia is related to episodes of transient inversion and reversion of T wave on ECG. Moreover even moderate chronic obstructive pulmonary disease (COPD, stage IIA) is frequently complicated by severe PH (mean PAP>5-40 mmhg) and cor pulmonale (ECG and echocardiographic evidence of right ventricular hypertrophy and dilation). Cor pulmonale in highlanders with COPD develops 5 years earlier than in lowlanders with COPD. PH in highlanders (high altitude-induced and due to COPD) is associated with decreased activity of β-adrenoceptors on blood lymphocytes and increased activity of potential-gated calcium channels on blood thrombocytes. New calcium channel blockers (amlodipine and isradipine) decrease elevated PAP and inhibit increased hypoxic pulmonary vascular reactivity in these patients. TP-08 IMMUNO-HEMATOLOGICAL CRITERIA OF CHRONIC OBSTRUCTIVE BRONCHITIS TREATMENT DETERMINATION TACTICS M. Rakhmanova, S. Pleskanovskaya, A. Mamedkulieva, O. Karajaeva Research Center and Department of Hospital Therapy of Turkmen State Medical Institute, Ashkhabad, Turkmenistan Chronic obstructive bronkhitis (COB) treatment stay a serious probleme of modern therapy. The aim of the present investigation was the choice of informative and sufficiently expressed immuno-hematological criteria of the COB treatment tactic determination. The CD, CD4 and CD9 circulating lymphocytes numbers, the serum IgA, M, G concentrations, the different blood leucocytes number, granulocytory index (GI) value (S. Pleskanovskaya, 995) and blood neutrophiles, myelopcroxidase(mpo) activity of 08 COB patients and 55 practically healthy donors aged from 7 to 65 years were determined twice-on the patients entering the hospital and discharge against a bacground of clinical rehabilitation. The patients were divided into three groups: -taken the traditional treatment, -therapy inclooding the peroral course (RC) and -the same inclooding the endobronchial administration. (EA) of the thick extract of liquorice (Glycyrriza glabra) (ELG) watery solution The dependence of the COB patients immune status (IS) changes j character on the hematological indices has been shawn. Thus, under the high; value of GI the activity of MPO, the numbers of CD and CD4-lymphocytes in patients are not sharply decreased, but the numbers of CD 9-lymphocytes and the concentration of IgG and M were increased (p< 0.05 and p<0.0 respectively to the healthy persons compare), that indirectly indicating the bacterial nature of a disease. The ELG inclusion into the such patients treatment courese promoted to earlier and more complete clinical remission especially in the EA cases. In patients with the low GI the activity of MPO, the numbers of all the populations of lymphocytes and the concectration of IgG and A were sharply decreased not only in relative to the control, but to the patients group with the high GT (p<0.05 in all the cases), that indirectly testifies the viral disease ethiology. Inclusion the ELG into the such patients treatment had no expressed clinical effects independing on the way of the ELG administration. Thus, the immunohematological tests permit to isolate the groups of COB patients and to determine the physician s tactics. Under it the most informative and simple arientetional test we consider the GI value. TP-08 KOAH HASTALARINDA PER FER K KAS ATROF S. Akçay r fiahin, T. Kaya, O. Elbek, S. Erginel, O. Sar tafl, M. Metintafl, S. fiener Osmangazi Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, Eskiflehir Osmangazi Üniversitesi T p Fakültesi Radyodiagnostik AD, Eskiflehir KOAH hastalar nda periferik kas atrofisi s k rastlanan ve egzersiz kapasitesinde azalmaya sebep olan bir faktördür. KOAH ta FEV ile fonksiyonel durum aras nda korelasyon mevcuttur. Bu çal flmada KOAH hastalar nda periferik kas kesit alan ile hastal k derecesi aras ndaki iliflki ve arter kan gaz de erleri ile korelasyonu araflt r ld. Çal flmaya s k sistemik kortikosteroid kullan m ihtiyac olmayan 4 KOAH hastas ve 8 sa l kl kontrol grubu al nd. Gruplar aras nda yafl ve BMI aç s ndan anlaml istatistiksel fark yoktu. Tomografik olarak hastalarda sa kuadriseps kas kesit alan hesapland. KOAH hasta grubunda kas kesit alan (77.9±.49 cm ye karfl 40.97±48.6 cm p<0.0) kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlaml düflük bulundu. Tüm hastalarda kuadriceps kas kesit alanlar ile FEV de eri aras nda istatistiksel olarak anlaml korelasyon saptand (p<0.004). KOAH grubunda kas kesit alanlar ile solunum fonksiyon testleri ve arter kan gaz de erleri aras ndaki iliflki araflt r ld nda FVC ve PO de eri ile istatistiksel olarak anlaml korelasyon saptand (s ras yla p<0.05 ve p<0.04). PCO ile kas kesit alanlar aras nda negatif korelasyon vard ancak istatistiksel olarak anlaml bulunmad (p<0.4). KOAH hastalar n n sistemik kortikosteroid kullan m kaslarda atrofiye sebep olmaktad r. Kronik olarak inaktif olmas ve kaslar n kullan lmay fl da etkili olmaktad r. Çal flmam zda KOAH hastalar nda kontrol grubuyla karfl laflt r ld nda kuadriseps kas kesit alanlar istatistiksel olarak anlaml düflük bulundu. Tüm hastalar de erlendirildi inde kas kesit alanlar ile FEV aras nda korelasyon olmas, KOAH grubu kendi içinde de erlendirildi inde FVC ve PO de erleri ile kas kesit alan aras nda korelasyon olmas KOAH ta hastal n fliddeti ile periferik kas atrofisinin iliflkili oldu unu desteklemektedir. TP-08 KOAH LI VE S GARA ÇEN- ÇMEYEN SA LIKLI K fi LERDE OKS DAN-ANT OKS DAN DÜZEYLER E. Altuntafl, T. Turgut,. Çelik, F. Deveci, M. Muz F rat Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, Elaz F rat Üniversitesi T p Fakültesi nfeksiyon Hastal klar ve Klinik Mikrobiyoloji AD, Elaz Girifl: Oksidan-antioksidanlar aras dengesizli in kronik obstrüktif akci er hastal n n (KOAH) patogenezinden sorumlu oldu u, bu dengesizlikte sigara içiminin de rol oynad belirtilmektedir. Amaç: Sigara içenlerde ve KOAH patogenezinde oksidan/antioksidan dengesizli i ve akci er fonksiyonlar ile aras ndaki iliflkinin araflt r lmas amaçland. Gereç ve Yöntem: Çal flma F rat üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD de prospektif olarak yap ld. 0 KOAH l, 0 sigara içen sa l kl ve 0 sigara içmeyen sa l kl toplam 60 erkek olguda plazma malondialdehit (MDA), eritrosit redükte glutatyon (GSH) ve katalaz de erlerine bak ld. Olgulara solunum fonksiyon testi yap larak FEV, FVC, FEV /FVC de erleri ölçüldü. Bulgu - lar: Her üç gruba ait plazma MDA, eritrosit GSH ve katalaz de erleri tablo- de sunulmufltur. Her parametrede de sigara içen olgularla KOAH l olgular aras nda fark saptanmazken, KOAH l olgularla sigara içmeyenler aras nda (MDA için p=0.00, GSH için p=0.08 ve katalaz için p<0.00) TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00

14 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER ve sigara içenlerle içmeyen olgular aras nda (MDA için p=0.05, GSH için p=0.06 ve katalaz için p=0.005) istatistiksel fark oldu u gözlendi. Üç grupta da FEV (% beklenen) ve FEV /FVC (% beklenen) ile eritrosit katalaz, GSH ve plazma MDA de erleri aras nda anlaml korelasyon bulunamad. Sonuç: KOAH l olgularda ve sigara içen sa l kl kiflilerde sistemik olarak oksidan/antioksidan dengesizli i oldu u, ancak antioksidan kapasitedeki azalma ve/veya oksidan kapasitedeki artman n, hem KOAH l hem de sa l kl sigara içen bireylerde hava yolu obstrüksiyonunun spirometrik ölçümleriyle korele olmad gözlendi ve sigara kullan m n n plazma lipid peroksidasyonu ve eritrosit antioksidan aktivitede dengesizli e yol açarak oksidatif stresi art rd sonucuna var ld. Tablo. Olgulardaki plazma MDA, eritrosit GSH ve katalaz de erleri KOAH Sigara çen Sigara çmeyen Sa l kl Sa l kl MDA (nmol/ml) 0.76 ± ± ± 0.07 GSH (mikromol/g. Hb) 0. ± ± ± 0.4 Katalaz (k/g. Hb).8 ± ± ± 6.56 TP-084 KRON K OBSTRÜKT F AKC ER HASTALI INDA D SPNEY DE ERLEND REN YÖNTEMLER N ANAL Z. Talasl, M. Erk, S. Cömert Cerrahpafla T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, stanbul 5 KOAH l hastan n dahil edildi i bu kesitsel çal flman n amac, dispne ölçümünde kullan lan yöntemlerle fonksiyonel parametreler aras ndaki korelasyonu araflt rmakt r. Çal flmaya al nma kriterleri, >0 paket-y l sigara anamnezi olmak, öksürük, balgam ve dispne semptomlar nda uygun süreci tan mlamak, FEV /FVC<%70 bulunmak, erken reversibilitesi bulunmamak ve okuma yazma bilmek olarak al nm flt r. Hastalara spirometrik muayene, statik akci er volümleri, difüzyon kapasitesi, inspiratuar ve ekspiratuar bas nçlar, a z oklüzyon bas nc ölçümü, arter kan gaz ölçümü, 6 dakika yürüme testi yap lm fl, ayr ca indirekt ve direkt dispne ölçüm yöntemleri uygulanm flt r. FEV /FVC 56±, RV/TLC %57±9, DLCO 55±0, PaO 69±9mmHg, PaCO 9±4 mmhg bulunmufltur. Hastalar n fonksiyonel durumlar ve egzersiz toleranslar ile dispne ölçüm yöntemleri aras ndaki korelasyon gözden geçirildi inde FVC hemen tüm dispne ölçüm yöntemleri ile anlaml korelasyon göstermifltir. FEV ile yaln zca BD efor bölümü korele gözükmektedir (r= 0.460). Statik akci er volümleri ile anlaml korelasyon gösteren tek dispne ölçüm yöntemi BD efor bölümüdür. BD efor ile FRC, RV, RV/TLC aras ndaki korelasyonlar n r de erleri s ras yla 0.445; ; tür. Maksimum ekspiratuar bas nç ile sadece BD fonksiyon aras nda anlaml, ancak zay f bir pozitif korelasyon vard r (r = 0.45). Yürüme mesafesi ile hemen tüm indirekt dispne indeksleri aras nda anlaml korelasyon vard r. Sonuç olarak dispne ölçüm yöntemleri KOAH l hastalarda hastan n ve tedavi yöntemlerinin izlenmesinde egzersiz tolerans hakk nda bilgi edinmekte yararl gözüken yöntemlerdir. Dispne ölçüm yöntemleri, k smen sübjektif olsalar da uygulamalar kolay oldu undan, KOAH l hastalar n takibinde, di er fizyolojik ölçümlerin yan s ra kullan labilecek yöntemlerdir. TP-085 DETERMINATION OF ARTERIO- VENOUS SHUNTS BY MEANS OF ANGIOSCINTIGRAPHY IN PATIENTS WITH COPD O. Lukina, V. Amosov, V. Zolotnitskaia, S. Lapekin, G. Nicolaev, J. Savitskaia Pavlov s State Medical University, Russia We examined 60 patients with determined COPD: with bronchial asthma (BA) and 9 with chronic obstructive bronchitis. The method is based on quick injection of Tc-99 M macroaggregates with counting of the uptake during first 6 seconds in 6 zones of interest. We counted the speed and activity of blood circulation, and made diagrams activity/time. During exacerbation patients with BA developed the blood shunt from right to left, and Tc-99 macroaggregates appeared in other organs and aorta; and in patients with chronic obstructive bronchitis such kind of shunt was not revealed, but we observed another kind of shunt-from right to right, which we called circulating. On the diagram activity/time we founded out the second wave of increasing activity, caused by blood shunting. The blood from right ventricle is going not only to the system of lung arteries, witch is reduced because of emphysema, but also to the system of anastomoses connecting vessels of bronchi with lesser circle of blood circulation. The affect of circulating shunt appears in patients with significant disturbances of lung functions, at first as a factor of compensation, but then it evidently take part in the development heart failure and may be taken in consideration in evaluation of candidates for volume reduction surgery. TP-086 KRON K OBSTRÜKT F AKC ER HASTALI INDA KEM K M NERAL DANS TES F. Karada, O. Çilda, Y. Yürekli, Ö. Gürgey Adnan Menderes Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, Ayd n Adnan Menderes Üniversitesi T p Fakültesi Nükleer T p AD, Ayd n Kronik obstrüktif akci er hastal nda (KOAH) osteoporoz aç s ndan kortikosteroid kullan m, kronik hastal a ba l fiziksel aktivitenin k s tlanmas, malnütrisyon gibi birçok risk faktörü vard r. Bu çal flman n amac KOAH ta kemik mineral dansitesini araflt rmakt r. Çal flmaya poliklinik izlemindeki 8 erkek, klinik durumu stabil KOAH olgusu (ort. yafl 6.78±9.0) ve kontrol grubu olarak ayn yafl grubunda (ort. Yafl 6.90±5.99) 0 erkek gönüllü al nd. Olgular fizik aktivite, beslenme ve kortikosteroid kullan m öyküsü yönünden sorguland. Solunum fonksiyon testleri ve arter kan gaz analizinden sonra dual x-ray absorptiometre (Hologic QDR-4000, ABD) ile KOAH olgular n n ve kontrol grubunun lumbal ve femoral kemik dansitesi ölçüldü. Ölçümler Student s t-test ile karfl laflt r ld ve p<0.05 anlaml fark kabul edildi. Ortalama FEV %50±0, FEV /FVC %5±4, PO 86±4 mmhg, PCO 44±7 mmhg, ph 7.5±0.0 olan KOAH olgular nda %5 lumbal, %0 femoral osteoporoz saptan rken sa l kl kontrol grubunda %40 lumbal, %5 femoral osteoporoz saptand (WHO 994 kriterlerine göre). KOAH olgular nda lumbal kemik mineral dansitesi 0.87gr/cm (T skoru-.654), kontrol grubunda 0.85 gr/cm (T skoru-.0) bulundu, aralar nda istatiksel olarak anlaml fark yoktu (p=0.68). Kemik dansitesi ölçümleri ile FEV /FVC ve arter kan ph aras nda pozitif korelasyon saptand. KOAH alevlenmelerinde sistemik kortikosteroid kullanan olgular n kemik dansitesi hiç kullanmam fl olgularla karfl laflt r ld nda farkl l k gözlenmedi. Çal flmam zda KOAH olgular nda kemik mineral dansitesi ölçümleri ayn yafl grubundaki sa l kl kiflilerden farkl bulunmad. Tedavi alt ndaki kronik obstrüktif akci er hastal - n n osteoporoz riskini art rmad sonucuna var ld. Yeterli tedavi almam fl a r KOAH olgular nda da benzer çal flmalar n yap lmas n öneriyoruz. TP-087 OKS JEN KONSANTRATÖRÜ KULLANIMINDA ETK N KULLANIMI SINIRLAYAN FAKTÖRLER VE NEDENLER N. Kurtar, E. Uçan, H. Ellidokuz, A. Ç mr n, E. Kurtar, O. til, A. Akkoçlu Dokuz Eylül Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, zmir Dokuz Eylül Üniversitesi T p Fakültesi, Halk Sa l, zmir Il ca Sa l k Oca, zmir Çal flmam zda konsantratör ile oksijen tedavisi verilen hastalar n, tedaviye uyumu de erlendirildi. Amac m z, oksijen konsantratörü kullan m n n 4 TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00

15 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER TARTIfiMALI POSTER uluslararas tedavi protokollerine uygunlu unu, endikasyonlar n do rulu- unu denetlemek, etkin kullan lma oran n saptamak, kullan lmama nedenlerini belirlemek idi. Çal flmam z retrospektif ve prospektif olmak üzere iki aflamadan olufltu. Birinci aflamada retrospektif olarak, oksijen konsantratörü verilen 0 hastan n heyet raporlar ve klinik dosyalar tarand. kinci aflama prospektif olarak düzenlendi. USOT verilen hastalar telefon ile klini e davet edildiler. Klini imize gelebilen hasta grubunda kulland klar bronkodilatatör tedavisine yönelik kullanma becerisi de de erlendirildi. Tan olarak en s k 55 hasta (%7) ile KOAH idi. En fazla konsantratör sa layan sosyal güvenlik kurumu 7 hasta (%84) Emekli Sand yd. hastaya (%84) teknik bak m sa lanm yordu. USOT u etkin kullanma %9 idi. Etkin kullanmama nedenleri, s kl k s ras na göre gereksinim duymama, elektrik sarfiyat, gürültü ve e itim verilmemesiydi. Tedavide en s k sorun yaflanmas %45 ile konsantratörün bozulmas yd. Kontrole gelen hasta grubu. kat daha fazla, etkin USOT kullan yordu. Mortaliteyi azaltan nedenler aras nda, yetersiz USOT kullan m ve PAB düflüklü ü anlaml olarak saptand. Sonuç olarak, hasta uyumu da USOT yaz m kriterlerinin aras na al nmal d r. USOT, hastalar n düzenli kontrollere gelmesinin gözlenmesini takiben, stabil dönemde, mobilitenin dokümantasyonu ile endikasyonu varsa ek cihaz ile birlikte reçete edilmelidir. Prospektif çal flmalarla USOT un sa kal m ve yaflam kalitesine etkisi, gerçekten etkin olup olmad araflt r lmal ve sorgulanmal d r. TP-088 KOAH LI OLGULARDA MAKS MAL NSP RATUAR BASINCI BEL RLEYEN PARAMETRELER A. fien, Ç. Çuhadaro lu, O. Arseven, N. Aydemir, H. flsever stanbul T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, stanbul stanbul T p Fakültesi Halk Sa l AD, stanbul KOAH inspiratuar solunum kas güçsüzlü üne yol açabilmektedir. nspiratuar kas gücünün belirlenmesinde maksimal inspiratuar bas nc n (M P) ölçümü basit, h zl ve noninvazif bir yöntemdir. KOAH l olgularda periferik kas kuvveti (el kavrama kuvveti) ile M P aras nda bir iliflki olup olmad henüz bilinmemektedir. Bu çal flmada KOAH l hastalarda M P i belirleyen parametreleri ortaya koymay ve M P ile periferik kas kuvveti aras ndaki ba lant y araflt rmay amaçlad k. Çal flmaya yafl ortalamas [SS] 6 (8) olan 40 KOAH l hasta (PaO 60 mmhg ve ortalama [SS] FEV = %45 []) al nd. Olgular el kavrama kuvveti, M P, statik ve dinamik akci er volümleri, difüzyon kapasitesi, alt dakika yürüme testi, arter kan gazlar, vücut kütle indeksi ve triseps deri k vr m kal nl ölçümleri ile de erlendirildiler. Ortalama [SS] M P ve el kavrama kuvveti de erleri s ras yla 88(7) cmh 0 ve 4.5 (8.8) kg kuvvet olarak saptan rken bu iki parametre aras nda iliflki olmad görüldü (r=0.4, p=0.05). leri incelemeyle M P ile ZVK (r=0.4), ZVK (r=0.), RV (r=0.0), TLC (r=0.0), DLCO (r=0.9), alt dakika yürüme testi (p>0.05) ve di er parametrelerin korelasyon göstermedi i saptand. Sonuç olarak stabil KOAH l hastalarda periferik kas kuvvetinin, statik ve dinamik akci er volümlerinin ve egzersiz testinin inspiratuar kas kuvvetini de erlendirmede yeri yoktur; bu nedenle bu grup hastalarda inspiratuar solunum kas güçsüzlü ünü ortaya koymak amac yla maksimal inspiratuar bas nç kullan lmas önerilmektedir. TP-089 SPECIFIC PATTERN OF GROWTH FACTOR GENE EXPRESSION IN STAGE I VERSUS STAGE II/III SARCOIDOSIS E. Eryüksel, R. Rutherford, M. Bihl, L. Joos, J. Kehren, F. Staedtler, S. Cnibout, M. Tamm, J. Gilmartin, M. Brutsche Pulmonology, University Hospital Basel, Switzerland Department of Respiratory Medicine, University Hospital Galway, Ireland Novartis Pharma AG, Preclinical Safety, Pharmacogenomics, Switzerland Sarcoidosis is a disease with an unknown pathogenetic mechanism and growth factors are thought to play a major role in its pathogenesis. They may mediate differences between phenotypes (self-limited disease vs. progressive lung disease). The aim of the present study was to investigate the expression pattern of growth factors in sarcoidosis using gene expression array technology. We performed a comprehensive genomic analysis, applying high density human GeneChipÒ probe arrays (U95A, Affymetrix) from blood of patients with sarcoidosis (stage I: n=7, stage II/III: n=5) and matched healthy controls. Two hundred and sixty growth-related genes were identified and analysed. Of these 60 growth genes, 9 (74%) were expressed and 9 (5%) were differentially expressed in sarcoidosis. Of these significant genes, 9 were up- and 0 genes were downregulated compared to controls. These growth factors can mainly be classified as growth factors related to inflammation, angiogenesis and fibroblast proliferation. Compared to the self-limited form of disease, in patients with progressive lung involvement growth factor genes associated with fibroblast proliferation seem to predominate (early growth response proteins,, alpha, growth arrest and DNA-damage-inducible protein, interleukin-6, interferon-related developmental regulator). In contrast, stage I disease is characterised by exaggerated gene expression of growth factors involved in angiogenesis and inflammation (endothelin-, heparin-binding EGF-like growth factor, endothelial cell growth factor, PDEGF, C-sisplateletderived growth factor, interferon-inducible peptide, VEGF, interleukin- genes, growth-arrest-specific protein). In conclusion, specific growth factors are differentially expressed in sarcoidosis. The pattern of sarcoidosisassociated growth factor genes differs according to the sarcoidosis phenotype. TP-090 LUNG MECHANISMS OF PATHOLOGICAL CHANGES IN PATIENTS WITH EMPHYSEMA AND ATHELECTASIS E. Lykholat, T. Ananieva Ukr. St. Inst. Med. Soc. Probl. Disability, Ukraine In the patients with emphysema and athelectasis the bottom, middle and top lung parts obtained by autopsy method were examined on the free radical process intensity as the malone dialdehyde (MDA) accumulation and the superoxiddismutase (SOD) activity, and proteolysis one as the activities of trypsin, alpha--antitrypsin, alpha--macroglobulin, and B-, L- cathepsines. Our research resulted in maximal MDA level in bottom part of lung, that correlated with the lowest SOD activity (p<0.05) in the athelectasis patients. In the case of emphysema significant differences were not found between these indexes in various lung parts. The measuring both activities of proteinases and its obligatory inhibitors showed the maximal activities of trypsine and B-cathepsine in the bottom part of emphysema lung (p<0.05), and reduced activities of the inhibitors and L-cathepsine. The athelectasis lung parts didn t show considerable differences between the proteolysis activity and inhibitory one. The reduced intensity of redoxprocesses was determined by the succinatdehydrogenase activity measurement in the emphysema lung parts in comparison to those in the athelectasis case. The medium weight molecule levels (endotoxicosis indexes) were almost equal in the all samples investigated. Thus, we have reported TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00 5

16 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER the various biochemical mechanisms lied at the origin of emphysema and athelectasis pathologies in the human lung. TP-09 STANBUL ECZANE ÇALIfiANLARINDA ASTIM B LG S VE NHALASYON C HAZLARI TEKN N N DE ERLEND R LMES B. Gemicio lu, G. Can, M. Yaman stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, stanbul stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T p Fakültesi Halk Sa l AD, stanbul nhalasyon ile kullan lan ast m ilaçlar n satan eczaneler de, hastalara yard mc olan sa l k kurulufllar d r. Bu ilaçlar n ve ast m hastal n n e itimi, eczac veya eczac yard mc s taraf ndan da verilebilmektedir. Bu nedenle stanbul daki eczac ve yard mc lar n n random bir örnekleme ile ast m hastal ve inhaler cihazlar n kullan m hakk nda bilgi düzeyleri araflt r lmak istenmifltir. stanbul da bulunan 4 eczaneden %90 güven aral nda random örnekleme yap larak 66 eczac ve 6 eczac yard mc s nda çal flma gerçeklefltirilmifltir. Her birinin öncelikle ast m konusunda bilgilerini de erlendiren 0 soruluk anket formunu do ru, yanl fl olarak doldurmalar istenmifltir. Sonras nda inhaler cihazlar (ölçülü doz inhaler [ÖD ], Diskus, Aerolizer, Turbuhaler) kendilerinde uygulamalar istenip, 0 basamak üzerinden puanland r lm flt r. nhaler cihazlar n uygulanmas nda her bir yanl flta 0 üzerinden birer puan düflülmüfltür. Cihazlar aktif madde içermeyip, demonstrasyon materyalleridir. Kat lan eczanelerin %5.7 sinin yak - n nda bir sa l k kuruluflu yokken, %44. sinin özel klinik çevresinde yer ald saptanm flt r. Eczac lar n % ünün ve eczac yard mc lar n n %.9 unun kendinde ast m oldu unu belirtilmifltir. En yüksek oranda do ru yap lan soru, eczac larda %97., eczac yard mc lar nda %90 oran ile ast m n nöbetlerle seyreden bir hastal k oldu udur. Ast m krizindeki hastaya hemen aminokardol yap lmal d r sorusu ise eczac lar n %8.7 si, eczac yard mc lar n n %.9 u taraf ndan ancak yanl fl olarak iflaretlenmifl olup, en düflük oranda do ru yap lan soru olmufltur. nhalasyon cihazlar n n de- erlendirilmesinde eczac larda ÖD 4.94±.9; Diskus 4.4±.7; Aerolizer.97±.; Turbuhaler.8±.9 puan alm fllard r. Diskus d fl ndaki tüm cihazlar eczac yard mc lar nda anlaml olarak daha düflük bulunmufltur. Ailesinde veya kendisinde ast m varl anlaml bir puan farkl l yaratmam flt r. Ast m ve inhalasyon cihazlar konusunda stanbul eczane çal flanlar n n bilgi eksiklikleri oldu u sonucuna var lm fl, özellikle verilmesi gerekli bir e itimde üzerinde durulmas gereken noktalar belirlenmifltir. TP-09 THE PULMONARY SURFACTANT SYSTEM IN PATIENTS WITH BRONCHIAL ASTHMA DURING HIGH-ALTITUDE CLIMATOTHERAPY N. Davletalieva, N. Brimkulov, M. Mirrakhimov National Centre of Cardiology and Internal Medicine, Bishkek, Kyrgyzstan Kyrgyz State Medical Academy, Bishkek, Kyrgyzstan In 60 patients with bronchial asthma (BA) we studied the pulmonary surfactant system (PSS) and the influence on it of high-altitude climatotherapy (HACT) at the Tuja Ashu Pass (Northern Tien Shan, 00m above sea-level). BA patients showed lesions in PSS which were characterized by depression of the surface activity (SA) of surfactant in bronchoalveolar lavage (BAL), a decrease in phosphatidylcholine (FC), enhancement of lipid peroxidation (LP) in BAL, a decrease in alveolar macrophages (AM) associated with ventilatory abnormalities and an endoscopic picture of endobronchitis of different intensity. The severity of PSS lesions was proportional to the severity of the course of BA, HACT, along with the improvement in the clinical state of the patients and in ventilation, exerts a positive correcting effect on PSS, manifested in an increase in BAL SA (the index of stability increased significantly from 0.84±0.06 to.8±0.08, p<0.005), a significant increase in AM from 59.4±. to 80.88±., p<0.00, a significant rise in FC from 6.94±0.97 to.0±.60, p<0.00 and the depression of LP processes in BAL (the content of lipid hydroperoxides decreased significantly from 0.5±0.0 to 0.8±0.007 optical density units, p<0.05). TP-09 NITRIC OXIDE IN PATIENTS WITH PERENNIAL ALLERGIC ASTHMA AND RHINITIS D. Dokic, T. Caparoska, Z. Arsovski Clinic of Pulmonology and Allergy, Macedonia Nitric oxide (NO) levels in exhaled air may be used as a marker of airway inflammation. NO is known to be increased in the exhaled air of asthmatic patients and is modulated by steroid therapy. The purpose of this study was to determine the exhaled and nasal levels of NO in the patients with allergic asthma and rhinitis. A group of healthy volunteers has also been studied. Endogenous NO levels were detected in exhaled and nasal air by chemiluminiscens using the LR 000 NO analyzer Logan Research Ltd. Rochester UK. Sensitivity to dermatophagoides pteronissinus has been detected in skin-prick test, and also lung function test and bronchial hyperreactivity was assessed. The preliminary results in group with rhinitis plus asthma (n=0) have shown higher NO levels in exhaled air from lungs (4.9±6.4) compared to second group with allergic rhinitis only (n=) 7.±. compared to normal (n=0) 5.5±.9 ppb. These results might indicate that airways inflammation in the bronchi is present also in patients with perennial allergic rhinitis. Only levels of NO in exhaled air may be good non-invasive index for early detection of the airways inflammation and possibly for early prevention of the disease. TP-094 ATOP K ASTIMLI TÜRKLERDE NAT (N-ACETYL TRANSFERASE-) GEN POL MORF ZM B. Ceyhan, A. Bourgos, L. Palmer, J. Drazen Marmara Üniversitesi Hastahanesi, Gö üs Hastal klar AD, stanbul Harvard Medical School, Department of Pulmonary Medicine, Boston, USA Alerjik hastal klarda yap lan genetik çal flmalarda yavafl asetilasyonun risk faktörü oldu una dair bilgiler bulunmaktad r. NAT (N-acetyltransferase-) yavafl ve h zl olmak üzere iki farkl h zda çal flan ve ilaç, ksenobiyotik, karsinojenleri metabolize eden bir enzimdir. Bu h z fark etnik farkl l klar göstermektedir. Yap lan genetik çal flmalarda NAT enziminin fenotipi ile genotipi aras nda yak n korelasyon gösterilmifltir ve NAT4 allelinin homozigot veya heterozigot varl h zl asetilasyona yol açt bilinmektedir. Bu vakakontrol çal flmas nda 57 akraba olmayan Türk atopik ast ml hasta ve 56 akraba olmayan sa l kl kontroller aras nda yavafl ve h zl aktiviteler gösteren NAT geninin s kl aç s ndan fark olup olmad n n gözlenmesi amaçlanm flt r. NAT geninde iki farkl mutasyon (C8T ve T4C) varl PCR ve RFLP yöntemi ile araflt r larak ve bu mutasyonlar n varl n n yavafl asetilasyon fenotipine spesifik kabul edilerek Multivariate logistic regresyon modeli istatistik amac yla kullan lm flt r. Yavafl asetilasyon ast ml larda %47 oran nda saptan rken, kontrol grubunun %45 inde saptand, arada istatistiksel anlaml fark saptanmad, yafl, cins, eozinofili, solunum fonksiyon testi parametreleri ve IgE nin bu asetilasyon h z yla iliflkisi gösterilemedi. Bu çal flman n sonucunda yavafl asetilasyon genotipinin atopik ast ml Türk hastalarda hastal k geliflmesinde genetik bir risk olarak saptanamad ifade edilebilir. 6 TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00

17 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER TARTIfiMALI POSTER TP-095 NONASTMAT K ALERJ K R N TL OLGULARDA PC0 METAKOL N VE PC0 AMP N N NFLAMATUVAR PARAMETRELERLE L fik S Z. U ur, T. Y lmaz, fi. Bafll lar, N. Çelik, B. fiaylan PTT Gö üs Hastal klar, stanbul Girifl ve Amaç: Alerjik rinit (AR) ve ast m birlikteli i ortak bir hava yolu inflamasyonunun süreklili i tan m ile tek hava yolu-tek hastal k kavram n gündeme getirmifltir. AR li olgular n 40 nda BHR (+) li i gösterilmifl, ancak artm fl bronkokonstriktör yan t n ast m semptomu olmayan AR li olgulardaki önemi henüz netleflmemifltir. Bu çal flma, AR li BHR (+) olgularda AMP ile metakoline yan t farkl l klar n ve inflamatuvar parametrelerle iliflkilerini incelemek amac yla planland. Gereç ve Yöntem: Metakoline bronkokonstriktör yan t olan nonastmatik alerjik rinitli 0 olguda (yafl ort. 8.5±5.77 y l) ve 9 sigara içmeyen sa l kl kontrolde SFT parametreleri (FEV, FVC, FEV /FVC, PEF), PC0 metakolin ve PC0 AMP de erlendirildi. Serum IgE, ECP ve periferik kan (PK) mutlak eozinofil say s ve % si belirlendi. Bulgular: AR li olgularda ortalama PC0 metakolin: 9.8±.8 mg/ml, PC0 AMP: 74.0±50.9 mg/ml bulunurken sa l kl olgularda her iki provokasyona da yan t al nmad. AR li olgular n ortalama serum IgE düzeyi 5.97±45. IU/ml, ort ECP düzeyi 8.56±4.55ng/ml, PK mutlak eozinofil say s 485.±74./mm, PK % eozinofil ise 7.5±5.46 olup sa l kl lar ile karfl laflt r ld nda tüm parametreler anlaml derecede yüksek bulundu (p<0.0). PC0 metakolin ile FEV /FVC aras nda anlaml korelasyon saptand (p< 0.0). PC0 AMP serum IgE ile; PC0 metakolin ise PK % eozinofil ile korele bulundu (p< 0.05). Sonuç: AMP nin BHR (+) AR li olgularda hava yolu obstrüksiyonundan ba ms z olarak inflamasyonu metakolinden daha iyi yans tabilece- i sonucuna var ld. TP-096 THE EFFECTIVENESS OF HIGH-ALTITUDE ADAPTATION OF PATIENTS WITH CORTICO-DEPENDENT BRONCHIAL ASTHMA A. Bakirova, N. Davletalieva, N. Brimkulov National Centre of Cardiology and Internal Medicine, Bishkek, Kyrgyzstan Kyrgyz State Medical Academy, Bishkek, Kyrgyzstan Rational adaptation even to altitudes of m above sea-level allows to obtain a favorable effect. In order to evaluate the effectiveness of high-altitude adaptation (HAA) in cortico-dependent bronchial asthma (CBA) we examined 46 patients with CBA before and after a 5 to 0 day stay at the high-altitude hospital at the Tuja-Ashu pass (00m above sealevel). Before their ascent to the mountains all the patients received supporting doses of glucocorticosteroids (GCS) (on average 7.±0.9mg). In addition to clinical and ventilatory data, using radioimmune methods we determined the levels of the adrenocorticotropic hormone (ACTH), cortisol and aldosterone. In 7 CBA patients we visualized the adrenal sizes using the computer tomograph Tomoscan CX/S (of the Philips firm, Holland) in the supine position of the patient. After HAA 0 (65. %) of the patients showed significant improvement with full withdrawal of system GCS. In addition to improvement in ventilation, there was a significant increase in the level of endogenous cortisol. The initial level of cortisol in Bishkek was 9.±8.9 nm/l, on the 5th day of adaptation this level was 580.±57.9, p< Thus, HAA may be effective even in cortico-dependent asthma, and an important role is played by activation of the function of the adrenal cortex. TP-097 INFLUENCE OF HIGH-ALTITUDE TRAINING ON THE QUALITY OF LIFE IN ASTHMA PATIENTS N. Brimkulov Kyrgyz State Medical Academy, Bishkek, Kyrgyzstan In previous studies we founded that short term (5 days) high-altitude training (HAT) at Tuya-Ashu Pass (00 m above sea level, Northern Thien-Shan) in mild and moderate asthma patients demonstrates an improvement of clinical score, an increase of bronchial patency, a decrease of non specific bronchial hyperreactivity and a significant reduction of total IgE. Skin hypersensitivity to pollen, household and bacterial allergens reduced also. The aim of our study was the estimation of quality of life in bronchial asthma patients before and after short term high altitude staying at Tuya-Ashu Pass clinic. 0 patients with mild and moderate BA (female 5, middle age 8.8±.) were investigated by routine clinic and lung function test. Quality of life were assessed with E. Juniper s Asthma Quality of Life Questionnaire (AQLQ) and short and simple AQ0 (P. W. Jones, 994) Questionnaire. High altitude training led to improving of general clinical condition of patients and to significant reduction in the incidence of asthma attacks and night wakening due to dyspnoe. After high altitude training improvement and normalization of bronchial patency revealed. Quality of life increased significantly (table). Thus, short-term high altitude training at 00 m demonstrates besides an improvement of clinical score and ventilation indices, the increasing of quality of life in asthma patients also. We think, that high-altitude training can be recommended as an additional method, that to stop the inflammatory process, the epithelial alteration and could restore the possibility to manage poorly controlled asthma. Tablo. Indices Baseline After HAT P FEV, % 64.±4. 80.±. <0.00 PEFR, l/min 4± ±7. <0.00 AQLQ-physical activity 4.±0. 5.5±0. <0.00 AQLQ-symptoms 4.0±0. 5.7±0. <0.00 AQLQ-emotions.9±0. 5.5±0. <0.00 AQLQ-environment 4.±0. 5.±0. <0.05 AQLQ- total 4.±0. 5.5±0. <0.00 AQ0.9± ±0.9 <0.00 TP-098 SPECIAL FEATURES OF CYTOCINES IN PATIENTS WITH BRONCHIAL ASTHMA T. Vasily, S. Ziad, S. Natalia, S. Tatyana, M. Michail, V. Tatyana Hospital Therapeutic Department, St. Petersburg State Medical University, Russia We studied distribution of cytokines in body liquids of patients with bronchial asthma. Levels of IL-4, IFN-γ, TNF-α, were detected in blood and sputum by immunoferment method in patients with bronchial asthma during the exercerbation. We founded out normalisation of the level of TNF-α in blood during period of remission. Amount of TNF-α in sputum significantly decreased, but nevertheless stayed above the normal values. The level of IL-4 in blood and sputum of patients with bronchial asthma was significantly decreased. The level of IFN-γ also appeared to be increased in sputum and decreased in blood. Significant differences were shown in the character of changes of IL-4 and IFN-γ in sputum of patients with bronchial asthma (t=6.9, p<0.0), so it was founded out that in patients with bronchial asthma during the exacerbation the activity of TH and TH is increased. The period of remission is characterised by prevailance of local immune reactions of TH type. TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00 7

18 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER TP-099 STRUCTURAL AND CYTOCHEMICAL RESEARCH OF BLOOD MONOCYTES IN CHILDREN WITH ATOPIC ASTHMA M. Vachnadze, T. Churadze, N. Kandelaki Institute of Pediatrics, Georgia It is known that the bronchial astma is a chronic inflammatory disease and monocyt-macrophagial system has great importance in this process. To estimate the efficacy of treatment on the bases of structural and cytochemical data total of 80 petiants with atopic asthma were examined. These were divided into two age groups. We made morphological and cytochemical studies of monocytes of peripheral blood in acute period of illness- before and after treatment. Our material we investigate with use of Light and Interference-polarizing microscops. In the material, monocytes are presented differently before and after treatment and in remission period. There are serious structural changes of monocytes before treatment, mainly in nucleus. It includes: cell and nuclear margins, cytoplasm and nuclear morphometry, nuclear and cytoplasm correlation, perinuclear oreola, cromatin redistribution, cytoplasm vacuolization, cell thickness, dry weight unity on surfase, concentration of dry substance unity surfase. From metabolic point of view the DNA polymerization, DNA and RNA metabolism were studied. The therapy with symphatomimetics, bronchospasmolitics, hormons does not restore whole structural-cytochemical picture. Therefore, in both groups we observed structural-cytochemical changes of monocytes after ZADITEN administration during the period of remission. ZADITEN improved nuclear and cytoplasm correlation, increased euchromatin amount and accordingly decreased heterocromatin amount, but there is no whole conformity with control data. The structural and cytochemical indices of monocytes change and according to this data we can judge about the severeness of disease, the efficiency of the treatment and the ability to prognose the disease. TP-00 ASTIM OLGULARINDA SPES F K NAZAL PROVOKASYONUN ALERJ K R N T TANISINDA YER VE GÜVEN RL T. Cengiz Tuskan, B. Gemicio lu, N. Y lmaz, K. Tuskan, G. Can, F. Öz stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T p Fakültesi Gö üs Hastal klar, stanbul stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T p Fakültesi KBB, stanbul stanbul Üniversitesi Cerrahpafla T p Fakültesi Halk Sa l, stanbul Ev tozu akar na duyarl alerjik ast ml olgularda alerjik rinit tan s nda spesifik nazal provokasyonun (SNP) tan da yeri ve güvenirli i saptanmak istenmifltir. Çal flmay ev tozu akarlar na alerjik, hafif persistan ast ml, düflük doz inhale steroid kullanan olgu (Grup ) ve kontrol gruplar olarak da 9 hafif persistan alerjik olmayan ve rinit yak nmas bulunmayan ast ml düflük doz inhale steroid kullanan olgu (Grup ) ve 9 alerjik olmayan ve rinit yak nmas bulunmayan sa l kl olgu (Grup ) tamamlam fllard r. Çal flmaya kat lan olgulara ak m volüm e risi çizdirilip, alerji deri testleri, nazal lavaj, paranazal sinüs bilgisayarl tomografisi, basit nazal muayene ve rinoskopi yap lm flt r. Olgular n - gün sabah ve akflam semptom ve PEF takibi yapmalar istenmifltir. Olgular n bu süre sonras nda ast m ve rinit semptomlar sorgulan p, PEF ölçülüp, ak m volüm e risi çizdirilip, bazal serum ECP ölçümü için kan örne i al nm fl, rinomanometri ve SNP yap lm flt r. Hemen sonras O. saat ve 4. ve 4. saatlerde semptomlar sorgulan p, PEF ölçülmüfl, ak m volüm e risi çizilmifl, ECP ve sitoloji için nazal lavaj yap lm flt r. Grup olgularda anamnezin toplam tan de eri %9, rinoskopinin %70, SNP nin %88 bulunmufltur. Grup olgularda kullan lan inhale steroid tedavisine ra men nazal lavajda ECP ve eozinofil art fl saptanm flt r (p<0.00, p<0.05). SNP sonras 4. saate kadar sürdürülen tüm de erlendirmelerde anlaml istatistiksel bir de iflim saptanmam flt r. Sonuç olarak ev tozu akar alerjisi bulunan ve düflük doz inhale steroid kullanan, alerjik ast m olgular nda, paranazal sinüs bilgisayarl tomografisi, rinoskopi ile di- er hastal klar elimine edildi inde alerjik rinit tan s nda anamnezin tan için yeterli olabilece i düflünülmüfl, ancak yap labilecek spesifik nazal provokasyon da güvenli bir yöntem olarak bulunmufltur. TP-0 ASTIM HASTALARINDA B REYSEL VE TOPLU E T M N HASTALIK SEMPTOMLARI, SOLUNUM FONKS YONLARI VE YAfiAM KAL TES ÜZER NE ETK S A. Y ld z, G. Öngen, B. Gemicio lu, A. Öncel, S. Erturan, B. Müsellim stanbul T p Fakültesi FTR AD, stanbul Cerrahpafla T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, stanbul Amaç: Ast m hastalar nda bireysel ve toplu e itim programlar n n hastal k semptomlar, solunum fonksiyonlar yaflam kalitesi ve hastal k bilgisine etkisini de erlendirmek ve karfl laflt rmak. Yöntem: Ast ml 70 hasta randomize olarak bireysel e itim (n= 5) ve toplu e itim (n=5) grubuna ayr ld. Bireysel e itim grubundaki her hasta 40 dakika bire-bir ast m e itimi ald. Toplu e itim 6-0 kiflilik gruplara verilen 40 dakikal k hasta e itimi ile gerçeklefltirildi. Her iki grup ast m, tetikleyen faktörler, semptomlar, tedavi, peak flow metre ve inhalasyon teknikleri hakk nda ast m e itimi ald. Her hasta ayr ca solunum ve relaksasyon egzersizlerini içeren fizyoterapi e itimi de ald. Hastalar e itim programlar öncesinde, e itimden hafta ve 7 hafta sonra de erlendirildi. Bulgular: E itim sonras nda her iki grupta hastal kla ilgili semptomlar azald (p<0.05), solunum fonksiyon testleri, yaflam kalitesi, hastal kla ilgili bilgi düzeyi artt (p<0.05). Gruplar birbirleri ile karfl laflt r ld nda, bireysel e itim semptomlar azaltmada, günlük yaflam aktiviteleri, yaflam kalitesi, ast m bilgi düzeyi ve uzun dönemde PEF de erlerini artt rmada daha etkili bulundu (p<0.05). Sonuç: Ast ml hastalarda hastal k semptomlar n azaltmada, solunum fonksiyon testleri, yaflam kalitesi ve hastal kla ilgili bilgi düzeyini art rmada bireysel ve toplu e itimin her ikisi de etkilidir. Bizler özellikle bireysel e itimin uzun dönemde ast m hastalar n n klinik olarak düzelmesine yaflam kalitesi ve bilgi düzeyleri üzerine olumlu sonuçlar oldu unu düflünmekteyiz. TP-0 THE INFLUENCE OF BUDESONIDE AND FORMOTEROL ON INTERLEUKIN-4 SERUM LEVEL IN PATIENTS WITH BRONCHIAL ASTHMA I. Korzh Kharkov Medical University, Kharkov, Ukraine Levels of pro-allergic cytokine interleukin (IL)-4 are increased in asthmatic airways, contributing to allergic inflammation. The purpose of this study was to define the effect of treatment with budesonide and formoterol on serum level of IL-4 and immunoglobulin (Ig) E, clinical parameters (symptom score, FEV ) and bronchial hyperreactivity (BHR) in patients with moderate asthma. It was 8 weeks, placebo-controlled and randomized, double blind trial of 9 patients with moderate atopic asthma allergic to dust mite. Patients were randomly allocated to receive budenoside (n=9), formoterol (n=), or placebo (n=). 87 patients completed the study. After treatment with budesonide and formoterol the level of IL-4 in blood serum in these study groups significantly decreased, and all clinical parameters improved; treatment with budesonide and formoterol had no effect on IgE level in serum. Mean IL-4 levels in serum before and after treatment with were 0. pg/ml with 95% CI, pg/ml and pg/ml with 95% CI, pg/ml respectively (p=0.0); with formoterol were 0. 8 TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00

19 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER TARTIfiMALI POSTER pg/ml with 95% CI, pg/ml and 0.04 pg/ml with 95% CI, pg/ml respectively (p=0.00). No correlations have been found between changes in serum IL-4 and any other clinical parameters after treatment. This study demonstrates that one of the possible ways by which budesonide and formoterol contribute to inhibition of allergic inflammation is by decreasing IL-4 levels. TP-0 ÇOCUK VE ER fik N ASTIMLILARDA A LE FONKS YON PARAMETRELER N N KARfiILAfiTIRILMASI A. fiakar, A. Yorganc o lu, A. Danac, H. Yüksel, N. Karaca, Ç. Y ld r m Celal Bayar Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, Manisa Celal Bayar Üniversitesi T p Fakültesi Psikiatri AD, Manisa Celal Bayar Üniversitesi T p Fakültesi Pediatri AD, Manisa Ast m hastalar n günlük hayat n ve aile iliflkilerini etkileyen kronik bir hastal kt r. Bu çal flman n amac, çocuk ve yetiflkin ast ml larda aile fonksiyonlar n de erlendirmek ve karfl laflt rmakt r. Ortalama yafllar 4.70±0.44 olan 0 yetiflkin ve.0±.7 olan 0 çocuk ast m hastas çal flmaya al nd. Olgular n tümü kronik hafif persistan ast m olarak de erlendirildi. Tüm ast m hastalar na ve ailelerinden bir kifliye Aile De erlendirme Ölçe i (MxcMaster Model of Family Functioning-MMFF ten modifiye edilmifltir) ve Duygu D flavurum Ölçe i uyguland. Aile De erlendirme Ölçe i; problem çözme, iletiflim, roller, duygusal tepki verme, gereken ilgiyi gösterme, davran fl kontrolü ve genel fonksiyonlar eriflkin ve çocuk yafl gruplar nda karfl laflt r ld. Hastan n gereken ilgiyi gösterme, aile üyesinin gereken ilgiyi gösterme ve duygusal tepki verme parametreleri çocuklarda yetiflkinlerden anlaml flekilde yüksek bulundu (p=0.049, 0.07 ve 0.0). Hasta ve yak nlar na ait ölçekler karfl laflt r ld nda çocuklarda farkl l k bulunmazken, eriflkinlerde duygusal tepki verme ve Duygu D flavurum Ölçe i de erlendirmeleri hastalarda yak nlar na göre anlaml derecede yüksek bulundu (p=0.07, 0.0). Sonuç olarak çocukluk döneminde aile deste i ve empatinin eriflkin döneme göre daha iyi oldu u bulundu. Aile deste i tüm yafl gruplar ndaki ast ml hastalarda önemlidir, bu yüzden aile davran fllar n n hastal k üzerine etkisini de erlendirmeyi amaçlayan yeni çal flmalara gereksinim vard r. TP-04 DISTURBANCES OF MICROCIRCULATION AND HAEMOSTASIS IN PATIENTS WITH BRONCHIAL ASTHMA J. Savitskaia, V. Trofimov, O. Lukina, V. Zolotnitskaia Pavlov s State Medical University, Russia Development of bronchial asthma is accompanied by disturbances of the system of haemostasis and microcirculation. We studied data of perfusion scintigraphy, coagullogramms, intervessel activation of thrombocytes and aggregation of erythrocytes in 48 patients with bronchial asthma under the influence of treatment. In patients with the exacerbation of bronchial asthma we founded out increase of the amount of active forms of thrombocytes (9% of cases) and decreased number thrombocytes (59% of cases) included in aggregates, increased amount of fibrinogen B significant changes in aggregation of erythrocytes were not revealed. Under the influence of treatment we observed the positive influence of anti-inflammatory therapy on intervessel activation of thrombocytes, no significant changes were revealed in data of coagullogramms and aggregation of erythrocytes appeared to be increased. Perfusion scintigraphy revealed diffuse disturbances of perfusion (87% of cases) with local areas of decreased circulation (6% of cases). Under the influence of treatment perfusion scintigraphy showed significant increase (p<0.05) of microcirculation in both lungs, but focal zones with decreased perfusion remained unchanged in 5% of patients. The revealed disturbances of microcirculation and haemostasis in patients with bronchial asthma need a special additional pharmaceutic correction to achieve the best results of treatment. TP-05 INFLUENCE OF INHALED CORTICOSTEROIDS ON INTRAOCULAR PRESSURE M. Konareva-Kostianeva, S. Kostianev, P. Strumeliev Medical University, Plovdiv, Bulgaria The aim of this study was to investigate the influence of inhaled corticosteroids (ICS) on intraocular pressure (IOP) in asthmatics with primary open angle glaucoma with and without family history of glaucoma. Three hundred and five glaucomatous patients with visual field defects (Dicon automated perimetry), optic disc changes and elevated IOP (Goldman applanation tonometry) and 45 control subjects participated in the study. Twenty asthmatics treated with ICS were found to form three groups: I-st group: 4 asthmatics with glaucoma and family history of glaucoma, II-nd group: 9 asthmatics with glaucoma without family history of glaucoma and III-d group: 7 asthmatics without glaucoma. The asthmatic patients with glaucoma and family history have higher IOP than those with glaucoma without family history-6.6±.7 mmhg vs..±.6 mmhg (p<0.05; 6 eyes) and showed more severe visual field defects-mean deviation 7.6±4. vs..7±.8 (p<0.05; 6 eyes). IOP was normal (6± mmhg) in all asthmatics without glaucoma except one subject who showed an ocular hypertensive response to ICS. The results support the hypothesis that the patients with family glaucoma inherit not only glaucoma disease, but also increased susceptibility to corticosteroids. In conclusion, asthmatics on ICS that have family glaucoma need special care and follow-up by ophthalmologist. TP-06 ALTERNATIVE METHODS OF TREATMENT FOR BRONCHIAL ASTHMA IN CHILDREN D. Bekenova Medical Center of the Kyrgyz State Medical Academy, Kyrgyzstan The authors have evaluated the efficacy of a short-term combined modality treatment using bioresonance therapy (BRT) and homeopathy for moderate childhood bronchial asthma (BA). Sixty children aged 0 to 5 who had moderate BA for 4.5 years on average were under the observation. All the children had an atopic form of the disease. We began the BRT in combination with homeopathic agents after episodes of disease. A homeopathic preparation was selected for every patient individually taking into consideration a constitutional type of a child, clinical picture of the disease and concomitant diseases. The time and number of BRT courses correlated with the initial indicators on the biologically active points of allergy, lungs, lymphatic system, located at the hand phalanges, and with the individual reactivity of the body. No more than seven to ten procedures were required to normalize those indices. The measurements were performed by Voll s method using the Miniexpert-DT apparatus. The efficacy of treatment was evaluated by measuring the peak expiratory flow (PEF), registration of the BA clinical symptoms and by IgE level. The decrease of the clinical manifestations was observed already on the 4th or 5th day of treatment. The PEF corresponded to the age norm on the 0th day in 8% of patients and the IgE level was significantly reduced in all of those investigated. Thus, the clinical trials have shown that BRT in combination with the homeopathic treatment can be used as the alternative therapy of BA children. TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00 9

20 TORAKS DERNE 5. YILLIK KONGRES B LD R ÖZETLER TP-07 ASTIMLI HASTALARDA D SFON YAKINMALARININ V DEOSTROBOLARENGOSKOP LE DE ERLEND R LMES M. Polatl, K. Metin, M. Y ld z, M. Çam, G. Erpek, O. Çilda Adnan Menderes Üniversitesi T p Fakültesi Gö üs Hastal klar AD, Ayd n Adnan Menderes Üniversitesi T p Fakültesi KBB AD, Ayd n nhale kortikosteroidler ast ml hastalar n sa alt m nda ilk basamakta yayg n olarak kullan lan en etkili ilaçlard r. Ancak inhale edilen ilac n orofarenkste birikmesi sonucu baz lokal yan etkiler görülebilmektedir. En s k görülen lokal yan etki larenkste birikimine ba l seste bo ukluk ve k s lmad r (disfoni). Disfoni hastalar n yaklafl k 40 nda görülebilir ve özellikle iflinde sesini kullananlarda (ö retmen, flark c gibi) bu durum sorun olabilmektedir. Bu çal flmada, ortalama 9.5±6.70 y ld r inhale kortikosteroidle sa alt m gören ve disfoni yak nmas olan 0 ast ml hastada (47.90±5.5 yafl) videostrobolarengoskopik (VSL) inceleme sonuçlar sunulmufltur. Hastalarda maksimum fonasyon süresi (MFS) ortalama 0.90±.08 saniye bulundu ve MFS hastalar n 9 unda normal s n r n alt nda idi. Subglottik bas nc n yetersizli ine ba l oldu u düflünülen glottik kapanma kusuru hastalar n 0 unda pozitif bulundu. Ast ml hastalarda disfoni yak nmalar n n öncelikle fungal enfeksiyon veya larengeal adduktor kas güçsüzlü üne ba l geliflti i genelde kabul edilen görüfl olmakla beraber, bulgular m z bu görüflü desteklemedi. Bu nedenle bu konuda daha genifl ve prospektif çal flmalar n gerekti i düflünüldü. TP-08 THE PREVALENCE OF ALERGIC RHINITIS AMONG ADULT PATIENTS WITH DIAGNOSIS OF ASTHMA IN CHILDHOOD I. Malysheva, E. Tsura, A. Markin Institute of Health Insurance, Russia The purpose of research is learning natural course and outcomes of a children s asthma in young adults. The special attention was paid to the patients with asthma and allergic rhinitis coexisting. Under our observation there are ninety two patients born between with diagnoses of an asthma in childhood. The results obtained indicate that only twenty six patients from this group have no symptoms of an asthma to the present time. Sixty six young adults suffer from an asthma of a different severity. The allergic rhinitis was marked in 7. of asthmatic children and in 48.9% of adults with diagnoses of an asthma in childhood. We have observed a prevalence of a allergic rhinitis in these groups of the adults patients apart who suffered from an asthma in childhood. The allergic rhinitis prevalence is 6.5% of adult patient without symptoms an asthma. It is more often then prevalence of a rhinitis among those who has clinical signs of an asthma at the present time (4.9%). TP-09 THE PHYSIOTHERAPY METHOD BASED ON PRINCIPLE OF BIO-FEEDBACK IN PATIENTS WITH BRONCHIAL ASTHMA S. Lovitsky St. Petersburg Pavlov Medical University, Russia The aim of this work was to show the effect of treatment of physiotherapy based on principle of bio-feedback in patients with bronchial asthma. 54 patients (age: 49. (.5); m/f) with asthma (FEV =6.7 (.5 % pred) were treated by bio-feedback method based on breathing and EEG changes. 0 seances for 0 minutes each helped the patient to improve statistically significant (0.0) the pletismography results. Raw=-9. (.) %, Sgaw=6.(4.8) %, PEFR=-. (6.) %, FEV =6. (.5) %. The duration of remission of asthma increase days. That facts demonstrate the effect of bio-feedback treatment based on our method in help patients with asthma. TP-0 BRONfi YAL ASTIMLI OLGULARDA TÜBERKÜL N CEVABI T. Moral, Z. Karakurt, S. Bo a, A. Selvi, H. Türker SSK Süreyyapafla Gö üs Kalp Damar Hastal klar E itim Hastanesi, stanbul Bronfliyal ast ml ve atopik kiflilerde enfeksiyon maruziyetinin daha az oldu unu gösteren çal flmalar bilinmektedir. Tüberküloz prevalans n n yüksek oldu u ülkelerde bronfliyal ast ml olgular n PPD de erleri ile atopi durumlar aras nda de iflik sonuçlar mevcuttur. Amaç: Çal flmam zda eriflkin bronfliyal ast ml olgularda PPD de erleri ile prick deri testi sonuçlar aras ndaki korelasyon araflt r lm flt r. Yöntem ve Gereç: leriye dönük klinik çal flmam zda, bronfliyal ast m tan s alan (GINA Kriterlerine göre) 8 olgu incelemeye al nd. Olgular n 9 si kad n (66), yafl ortalamas 6±0 (4-56) y l ve 46 s erkek (%4), yafl ortalamas 7±0 (4-55) y l idi. Olgular n ast m süresi, BCG skar say s, prick test sonuçlar, spesifik IgE de erleri (+ veya -), meslekleri kay t edildi. Olgular n tümüne 5 tüberkülin ünitesi PPD yap ld. PPD endurasyon çap 48-7 saat içinde okundu, 0 mm ve üzeri pozitif kabul edildi. Bulgular: 8 olgunun ortalama PPD de er.4±7.0 (-5) mm idi. Olgular PPD de erlerine göre grupland r ld. Grup : -4 mm, Grup : 5-9 mm, Grup : 0 mm ve üzeri. Grup,, ortalama PPD de erleri s ras yla.±0.6 (n=0), 7.4±0.7 (n=7), 5.5±4. (n=9) bulundu. Olgular n 50.7 si atopik (n=70; prik testi pozitif), 49. ü ise nonatopik (n=68; prik testi negatif) idi. Prick testi ile gruplar n PPD de- erleri karfl laflt r ld nda aralar nda istatistiksel anlaml negatif korelasyon bulundu (r=-0., p=0.0). Sonuç: Merkezimizde eriflkin ast ml olgularda PPD pozitifli i ile prick test negatifli i aras ndaki iliflki anlaml bulunmufltur. Buna ba l olarak tüberküloz enfeksiyonuna maruz kalm fl bronfliyal ast ml olgular m z n atopi geliflimine karfl korundu u kanaatine var lm flt r. 0 TORAKS DERG S C LT, EK, N SAN 00

Sigara çenlerde ve çmeyenlerde Akci er Kanseri: Genel Özelliklerde Farkl l k Var m?

Sigara çenlerde ve çmeyenlerde Akci er Kanseri: Genel Özelliklerde Farkl l k Var m? ULUSLARARASı HEMATOLOJI-ONKOLOJI DERGISI MAKALE / ARTICLE International Journal of Hematology and Oncology Sigara çenlerde ve çmeyenlerde Akci er Kanseri: Genel Özelliklerde Farkl l k Var m? Ahmet E. ERBAYCU

Detaylı

LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir.

LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENFOMA LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENF SİSTEMİ NEDİR? Lenf sistemi vücuttaki akkan dolaşım sistemidir. Lenf yolu damarlarındaki bağışıklık hücreleri,

Detaylı

BEZMİÂLEM. Horlama ve Uyku. Apne Sendromu VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ. Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı.

BEZMİÂLEM. Horlama ve Uyku. Apne Sendromu VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ. Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı. Horlama ve Uyku Apne Sendromu BEZMİÂLEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Uyku Polikliniği rtibat : 0212 453 17 00 GH-02 V;01/2010 Horlama ve Uyku Apne Sendromu

Detaylı

CPAP TEDAVİSİ. Prof. Dr. Mehmet KARADAĞ Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. www.uykubozuklugu.com

CPAP TEDAVİSİ. Prof. Dr. Mehmet KARADAĞ Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. www.uykubozuklugu.com CPAP TEDAVİSİ Prof. Dr. Mehmet KARADAĞ Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi www.uykubozuklugu.com UZUN DÖNEMDE Hipertansiyon Felç Aritmiler İnfarktüs KISA DÖNEMDE Yaşam Kalitesinde kötüleşme

Detaylı

KULLANILAN MADDE TÜRÜNE GÖRE BAĞIMLILIK PROFİLİ DEĞİŞİKLİK GÖSTERİYOR MU? Kültegin Ögel, Figen Karadağ, Cüneyt Evren, Defne Tamar Gürol

KULLANILAN MADDE TÜRÜNE GÖRE BAĞIMLILIK PROFİLİ DEĞİŞİKLİK GÖSTERİYOR MU? Kültegin Ögel, Figen Karadağ, Cüneyt Evren, Defne Tamar Gürol KULLANILAN MADDE TÜRÜNE GÖRE BAĞIMLILIK PROFİLİ DEĞİŞİKLİK GÖSTERİYOR MU? Kültegin Ögel, Figen Karadağ, Cüneyt Evren, Defne Tamar Gürol 1 Acibadem University Medical Faculty 2 Maltepe University Medical

Detaylı

Akciğer Kanserinde Tanı Yöntemleri

Akciğer Kanserinde Tanı Yöntemleri Akciğer Kanserinde Tanı Yöntemleri Akciğer kanserinin tanısında anamnez, fizik muayene, tam kan sayımı ve rutin biyokimya testlerinden sonra; Noninvaziv (akciger filmi, toraks BT, PET, balgam sitolojisi),

Detaylı

BALIK YAĞI MI BALIK MI?

BALIK YAĞI MI BALIK MI? BALIK YAĞI MI BALIK MI? Son yıllarda balık yağı ile ilgili kalp damar hastalıklarından tutun da romatizma, şizofreni, AIDS gibi hastalıklarda balık yağının kullanılmasının yararları üzerine çok sayıda

Detaylı

Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV + 210 Sayfa ISBN 978-975-8882-31-1

Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV + 210 Sayfa ISBN 978-975-8882-31-1 Deomed Medikal Yay nc l k Okumufl / Mete (Ed.) Anne Babalar için Do uma Haz rl k / Sa l k Profesyonelleri için Rehber 16.5 x 24 cm, XIV + 210 Sayfa ISBN 978-975-8882-31-1 Birinci bask Deomed, 2009. 62

Detaylı

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Hmfl. Sevgili GÜREL Emekli, Ac badem Sa l k Grubu Ac badem Hastanesi, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, STANBUL e-posta: sgurkan@asg.com.tr H

Detaylı

ÖZET Amaç: Yöntem: Bulgular: Sonuçlar: Anahtar Kelimeler: ABSTRACT Rational Drug Usage Behavior of University Students Objective: Method: Results:

ÖZET Amaç: Yöntem: Bulgular: Sonuçlar: Anahtar Kelimeler: ABSTRACT Rational Drug Usage Behavior of University Students Objective: Method: Results: ÖZET Amaç: Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin akılcı ilaç kullanma davranışlarını belirlemek amacı ile yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı-kesitsel türde planlanan araştırmanın evrenini;; bir kız ve

Detaylı

KANSER HASTALARINDA ANKSİYETE VE DEPRESYON BELİRTİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ UZMANLIK TEZİ. Dr. Levent ŞAHİN

KANSER HASTALARINDA ANKSİYETE VE DEPRESYON BELİRTİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ UZMANLIK TEZİ. Dr. Levent ŞAHİN T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ AİLE HEKİMLİĞİ KLİNİĞİ KANSER HASTALARINDA ANKSİYETE VE DEPRESYON BELİRTİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ UZMANLIK TEZİ

Detaylı

daha çok göz önünde bulundurulabilir. Öğrencilerin dile karşı daha olumlu bir tutum geliştirmeleri ve daha homojen gruplar ile dersler yürütülebilir.

daha çok göz önünde bulundurulabilir. Öğrencilerin dile karşı daha olumlu bir tutum geliştirmeleri ve daha homojen gruplar ile dersler yürütülebilir. ÖZET Üniversite Öğrencilerinin Yabancı Dil Seviyelerinin ve Yabancı Dil Eğitim Programına Karşı Tutumlarının İncelenmesi (Aksaray Üniversitesi Örneği) Çağan YILDIRAN Niğde Üniversitesi, Sosyal Bilimler

Detaylı

Türk Toraks Derneği. Akut Bronşiyolit Tanı, Tedavi ve Korunma Uzlaşı Raporu Cep Kitabı. Cep Kitapları Serisi. www.toraks.org.tr

Türk Toraks Derneği. Akut Bronşiyolit Tanı, Tedavi ve Korunma Uzlaşı Raporu Cep Kitabı. Cep Kitapları Serisi. www.toraks.org.tr Türk Toraks Derneği Türk Toraks Derneği Cep Kitapları Serisi Akut Bronşiyolit Tanı, Tedavi ve Korunma Uzlaşı Raporu Cep Kitabı www.toraks.org.tr Editörler HAZIRLAYANLAR Prof. Dr. Münevver Erdinç Ege Üniversitesi

Detaylı

KANSER HASTALARINDA PALYATİF BAKIM VE DESTEK SERVİSİNDE NARKOTİK ANALJEZİK KULLANIMI

KANSER HASTALARINDA PALYATİF BAKIM VE DESTEK SERVİSİNDE NARKOTİK ANALJEZİK KULLANIMI T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ AİLE HEKİMLİĞİ KLİNİĞİ KANSER HASTALARINDA PALYATİF BAKIM VE DESTEK SERVİSİNDE NARKOTİK ANALJEZİK KULLANIMI UZMANLIK

Detaylı

2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL

2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL 2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL NOT: Düzeltmeler bold (koyu renk) olarak yaz lm flt r. YANLIfi DO RU 1. Ünite 1, Sayfa 3 3. DÜNYA HAYVAN POPULASYONU

Detaylı

T.C. Hitit Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü. İşletme Anabilim Dalı

T.C. Hitit Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü. İşletme Anabilim Dalı T.C. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı X, Y, Z KUŞAĞI TÜKETİCİLERİNİN YENİDEN SATIN ALMA KARARI ÜZERİNDE ALGILANAN MARKA DENKLİĞİ ÖĞELERİNİN ETKİ DÜZEYİ FARKLILIKLARININ

Detaylı

NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI

NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI Portal Adres NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI : www.cayyolu.com.tr İçeriği : Gündem : http://www.cayyolu.com.tr/haber/nijerya-dan-gelen-yolcuda-ebolaya-rastlanmadi/96318 1/3 SAGLIK IÇIN EGZERSIZ

Detaylı

4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI

4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI 4/A (SSK) S GORTALILARININ YAfiLILIK AYLI INA HAK KAZANMA KOfiULLARI Resul KURT* I. G R fi Ülkemizde 4447 say l Kanunla, emeklilikte köklü reformlar yap lm fl, ancak 4447 say l yasan n emeklilikte kademeli

Detaylı

Dünyada ve Türkiye de Güncel Verilerle HIV/AIDS. Hacettepe Üniversitesi AIDS Tedavi ve Araflt rma Merkezi (HATAM)

Dünyada ve Türkiye de Güncel Verilerle HIV/AIDS. Hacettepe Üniversitesi AIDS Tedavi ve Araflt rma Merkezi (HATAM) Dünyada ve Türkiye de Güncel Verilerle /AIDS Dr. Aygen Tümer Hacettepe Üniversitesi AIDS Tedavi ve Araflt rma Merkezi (HATAM) Dünyada /AIDS Dünya Sa l k Örgütü (DSÖ)/UNAIDS taraf ndan Aral k 2010 tarihinde

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. ...(Pejman Golabi)...Göğüs Hastalıkları Uzmanı. : Acıbadem Maslak hastanesi, Büyükdere Caddesi No:40 Maslak Sarıyer İstanbul

ÖZGEÇMİŞ. ...(Pejman Golabi)...Göğüs Hastalıkları Uzmanı. : Acıbadem Maslak hastanesi, Büyükdere Caddesi No:40 Maslak Sarıyer İstanbul ÖZGEÇMİŞ...(Pejman Golabi)......Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doğum Tarihi : 05.05.1974 Doğum Yeri İş Adresi : Tahran-İran : Acıbadem Maslak hastanesi, Büyükdere Caddesi No:40 Maslak Sarıyer İstanbul Telefon:

Detaylı

APAH: konjenital kalp hastalığı. Prof. Dr. Sanem Nalbantgil Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji AD 2015 ADHAD 2. PAH OKULU

APAH: konjenital kalp hastalığı. Prof. Dr. Sanem Nalbantgil Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji AD 2015 ADHAD 2. PAH OKULU APAH: konjenital kalp hastalığı Prof. Dr. Sanem Nalbantgil Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji AD 2015 ADHAD 2. PAH OKULU Klinik Sınıflama 2009 Eisenmenger Sendromu ve sistemik komplikasyonlar European

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

Biyoteknoloji Yükselen Sektör. Dr.Nezih Hekim Dr.Pakize İ.Tarzi Laboratuarları İstanbul

Biyoteknoloji Yükselen Sektör. Dr.Nezih Hekim Dr.Pakize İ.Tarzi Laboratuarları İstanbul Biyoteknoloji Yükselen Sektör Dr.Nezih Hekim Dr.Pakize İ.Tarzi Laboratuarları İstanbul Dr.Pakize İ.Tarzi Sağlık Kurumları Kimdir? Dr.Pakize İ.Tarzi Sağlık Kurumları 1949 yılında Kadın ve Çocuk Hastanesi

Detaylı

Ayşe YÜCE Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD.

Ayşe YÜCE Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD. TÜRKİYE DE TÜBERKÜLOZUN DURUMU Ayşe YÜCE Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD. DSÖ Küresel Tüberküloz Kontrolü 2010 Raporu Dünya için 3 büyük tehlikeden

Detaylı

ELLE SÜT SAĞIM FAALİYETİNİN KADINLARIN HAYATINDAKİ YERİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI ANALİZ RAPORU

ELLE SÜT SAĞIM FAALİYETİNİN KADINLARIN HAYATINDAKİ YERİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI ANALİZ RAPORU ELLE SÜT SAĞIM FAALİYETİNİN KADINLARIN HAYATINDAKİ YERİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI ANALİZ RAPORU Hazırlayan Sosyolog Kenan TURAN Veteriner Hekimi Volkan İSKENDER Ağustos-Eylül 2015 İÇİNDEKİLER Araştırma Konusu

Detaylı

ÇOCUKLUK ve ERGENL KTE D YABETLE YAfiAM

ÇOCUKLUK ve ERGENL KTE D YABETLE YAfiAM ÇOCUKLUK ve ERGENL KTE D YABETLE YAfiAM D YABETLE YAfiAMAK Bu kitapç n içeri i Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derne i nin web sitesinden faydalan larak haz rlanm flt r. www.cocukendokrindiyabet.org Diyabet,

Detaylı

THE IMPACT OF AUTONOMOUS LEARNING ON GRADUATE STUDENTS PROFICIENCY LEVEL IN FOREIGN LANGUAGE LEARNING ABSTRACT

THE IMPACT OF AUTONOMOUS LEARNING ON GRADUATE STUDENTS PROFICIENCY LEVEL IN FOREIGN LANGUAGE LEARNING ABSTRACT THE IMPACT OF AUTONOMOUS LEARNING ON GRADUATE STUDENTS PROFICIENCY LEVEL IN FOREIGN LANGUAGE LEARNING ABSTRACT The purpose of the study is to investigate the impact of autonomous learning on graduate students

Detaylı

DİFFÜZ GASTRİK KANSER TEDAVİSİNDE CERRAHİ TEDAVİ YETERLİ MİDİR? Dr. İlter Özer. Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Kliniği

DİFFÜZ GASTRİK KANSER TEDAVİSİNDE CERRAHİ TEDAVİ YETERLİ MİDİR? Dr. İlter Özer. Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Kliniği DİFFÜZ GASTRİK KANSER TEDAVİSİNDE CERRAHİ TEDAVİ YETERLİ MİDİR? Dr. İlter Özer Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Kliniği Lauren Sınıflaması İntestinal tip Diffüz tip Dünya Sağlık

Detaylı

AÜTF İBN-İ SİNA HASTANESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARIN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ VE HASTALIKLARININ SİGARAYLA OLAN İLİŞKİSİ

AÜTF İBN-İ SİNA HASTANESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARIN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ VE HASTALIKLARININ SİGARAYLA OLAN İLİŞKİSİ AÜTF İBN-İ SİNA HASTANESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARIN DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ VE HASTALIKLARININ SİGARAYLA OLAN İLİŞKİSİ BARAN E 1, KOCADAĞ S 1, AKDUR R 1, DEMİR N 2, NUMANOĞLU

Detaylı

T bbi At k Kontrolü P80-P82. 7. Ulusal Sterilizasyon Dezenfeksiyon Kongresi - 2011 673

T bbi At k Kontrolü P80-P82. 7. Ulusal Sterilizasyon Dezenfeksiyon Kongresi - 2011 673 T bbi At k Kontrolü P80-P82 7. Ulusal Sterilizasyon Dezenfeksiyon Kongresi - 2011 673 P80 Son Dört Y ll k Kontamine Kesici Delici Alet Yaralanmalar Sürveyans Melek Meltem Göksel, Özgül Taflp nar, Fatma

Detaylı

Çocuklarda Yabancı Cisim Aspirasyonu

Çocuklarda Yabancı Cisim Aspirasyonu TÜRK TORAKS DERNEĞİ EĞİTİM KİTAPLARI SERİSİ Çocuklarda Yabancı Cisim Aspirasyonu (Nefes Borusuna Yabancı Madde Kaçması) Nedir? Nasıl Korunmalı? Türk Toraks Derneği Çocuk Göğüs Hastalıkları Çalışma Grubu

Detaylı

Tarifname. MADDE BAĞIMLILIĞININ TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK OLUġTURULMUġ BĠR FORMÜLASYON

Tarifname. MADDE BAĞIMLILIĞININ TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK OLUġTURULMUġ BĠR FORMÜLASYON 1 Tarifname MADDE BAĞIMLILIĞININ TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK OLUġTURULMUġ BĠR Teknik Alan FORMÜLASYON Buluş, madde bağımlılığının tedavisine yönelik oluşturulmuş bir formülasyon ile ilgilidir. Tekniğin Bilinen

Detaylı

Hastanemizde Çal flan Personelin Sigara çme Durumu ve Etkileyen Faktörler

Hastanemizde Çal flan Personelin Sigara çme Durumu ve Etkileyen Faktörler ÖZGÜN ARAfiTIRMA ORIGINAL ARTICLE TÜTÜN VE SA LIK SMOKING AND HEALTH Hastanemizde Çal flan Personelin Sigara çme Durumu ve Etkileyen Faktörler Smoking Habits of the Personnel Employed in Our Hospital and

Detaylı

KAMU PERSONELÝ SEÇME SINAVI PUANLARI ÝLE LÝSANS DÝPLOMA NOTU ARASINDAKÝ ÝLÝÞKÝLERÝN ÇEÞÝTLÝ DEÐÝÞKENLERE GÖRE ÝNCELENMESÝ *

KAMU PERSONELÝ SEÇME SINAVI PUANLARI ÝLE LÝSANS DÝPLOMA NOTU ARASINDAKÝ ÝLÝÞKÝLERÝN ÇEÞÝTLÝ DEÐÝÞKENLERE GÖRE ÝNCELENMESÝ * Abant Ýzzet Baysal Üniversitesi Eðitim Fakültesi Dergisi Cilt: 8, Sayý: 1, Yýl: 8, Haziran 2008 KAMU PERSONELÝ SEÇME SINAVI PUANLARI ÝLE LÝSANS DÝPLOMA NOTU ARASINDAKÝ ÝLÝÞKÝLERÝN ÇEÞÝTLÝ DEÐÝÞKENLERE

Detaylı

SB Sakarya E itim ve Araflt rma Hastanesi Asinetobakterli Hastalarda DAS Uygulamalar ve yilefltirme Çabalar

SB Sakarya E itim ve Araflt rma Hastanesi Asinetobakterli Hastalarda DAS Uygulamalar ve yilefltirme Çabalar SB Sakarya E itim ve Araflt rma Hastanesi Asinetobakterli Hastalarda DAS Uygulamalar ve yilefltirme Çabalar Hmfl. Özlem SANDIKCI SB Sakarya E itim ve Araflt rma Hastanesi, nfeksiyon Kontrol Hemfliresi,

Detaylı

Venöz Tromboembolizmin Önlenmesinde Antitrombotik Tedavi (Birincil Koruma)

Venöz Tromboembolizmin Önlenmesinde Antitrombotik Tedavi (Birincil Koruma) .Ü. Cerrahpafla T p Fakültesi Sürekli T p E itimi Etkinlikleri Kanama ve Tromboza E ilim Sempozyum Dizisi No: 36 Kas m 2003; s. 185-189 Venöz Tromboembolizmin Önlenmesinde Antitrombotik Tedavi (Birincil

Detaylı

STANBUL'DA GENEL B R E T M HASTANES NDE ÇALIfiANLARIN S GARA HAKKINDAK B LG LER, DAVRANIfiLARI VE S GARA ÇME ORANLARI ÖZET

STANBUL'DA GENEL B R E T M HASTANES NDE ÇALIfiANLARIN S GARA HAKKINDAK B LG LER, DAVRANIfiLARI VE S GARA ÇME ORANLARI ÖZET Solunum 2006; Vol: 8 Say : 4 Sayfa: 156-162 STANBUL'DA GENEL B R E T M HASTANES NDE ÇALIfiANLARIN S GARA HAKKINDAK B LG LER, DAVRANIfiLARI VE S GARA ÇME ORANLARI Banu SALEPÇ 1, Ali F DAN 1, Benan ÇA LAYAN

Detaylı

OYUNCU SAYISI Oyun bir çocuk taraf ndan oynanabilece i gibi, farkl yafl gruplar nda 2-6 çocuk ile de oynanabilir.

OYUNCU SAYISI Oyun bir çocuk taraf ndan oynanabilece i gibi, farkl yafl gruplar nda 2-6 çocuk ile de oynanabilir. OYUNCA IN ADI Akl nda Tut YAfi GRUBU 4-6 yafl OYUNCU SAYISI Oyun bir çocuk taraf ndan oynanabilece i gibi, farkl yafl gruplar nda 2-6 çocuk ile de oynanabilir. GENEL KURALLAR Çocuklar n görsel belle inin

Detaylı

C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER

C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER 1. Patates ve sütün miktar nas l ölçülür? 2. Pinpon topu ile golf topu hemen hemen ayn büyüklüktedir. Her iki topu tartt n zda bulaca n z sonucun ayn olmas n bekler misiniz?

Detaylı

TÜRKiYE'DEKi ÖZEL SAGLIK VE SPOR MERKEZLERiNDE ÇALIŞAN PERSONELiN

TÜRKiYE'DEKi ÖZEL SAGLIK VE SPOR MERKEZLERiNDE ÇALIŞAN PERSONELiN Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe]. ofsport Sciences 2004 1 15 (3J 125-136 TÜRKiYE'DEKi ÖZEL SAGLIK VE SPOR MERKEZLERiNDE ÇALIŞAN PERSONELiN ış TATMiN SEViYELERi Ünal KARlı, Settar KOÇAK Ortadoğu Teknik

Detaylı

Ankara da Eriflkin Ast ml larda Klinik Özellikler ve De iflen Tedavi Yaklafl mlar

Ankara da Eriflkin Ast ml larda Klinik Özellikler ve De iflen Tedavi Yaklafl mlar Ankara da Eriflkin Ast ml larda Klinik Özellikler ve De iflen Tedavi Yaklafl mlar B. BOZKURT*, B. fiah N**, G. KARAKAYA*, A.F. KALYONCU* * Hacettepe Üniversitesi T p Fakültesi, Gö üs Hastal klar Anabilim

Detaylı

Veri Toplama Yöntemleri. Prof.Dr.Besti Üstün

Veri Toplama Yöntemleri. Prof.Dr.Besti Üstün Veri Toplama Yöntemleri Prof.Dr.Besti Üstün 1 VERİ (DATA) Belirli amaçlar için toplanan bilgilere veri denir. Araştırmacının belirlediği probleme en uygun çözümü bulabilmesi uygun veri toplama yöntemi

Detaylı

ÜN TE II L M T. Limit Sa dan ve Soldan Limit Özel Fonksiyonlarda Limit Limit Teoremleri Belirsizlik Durumlar Örnekler

ÜN TE II L M T. Limit Sa dan ve Soldan Limit Özel Fonksiyonlarda Limit Limit Teoremleri Belirsizlik Durumlar Örnekler ÜN TE II L M T Limit Sa dan ve Soldan Limit Özel Fonksiyonlarda Limit Limit Teoremleri Belirsizlik Durumlar Örnekler MATEMAT K 5 BU BÖLÜM NELER AMAÇLIYOR? Bu bölümü çal flt n zda (bitirdi inizde), *Bir

Detaylı

Diyabet te Sağlık Önerileri. Diyabet

Diyabet te Sağlık Önerileri. Diyabet Diyabet te Sağlık Önerileri Diyabet BR.HLİ.041 Diyabette Sağlık Önerileri Her sağlıklı birey gibi diyabetli birey de bireysel bakımını sağlamalı; diyabete bağlı gelişen özellikli durumlarda gereken uygulamaları

Detaylı

Sizinle araştırmalar bir adım daha ileriye gidecek. Hastalara ait veri ve tahlillerin kullanılması hakkında bilgiler

Sizinle araştırmalar bir adım daha ileriye gidecek. Hastalara ait veri ve tahlillerin kullanılması hakkında bilgiler Sizinle araştırmalar bir adım daha ileriye gidecek Hastalara ait veri ve tahlillerin kullanılması hakkında bilgiler Sayın hast, Hastalıkların teşhisi ve tedavisinde son on yılda çok büyük gelişmeler kaydedildi.

Detaylı

YÖNTEM 1.1. ÖRNEKLEM. 1.1.1. Örneklem plan. 1.1.2. l seçim ölçütleri

YÖNTEM 1.1. ÖRNEKLEM. 1.1.1. Örneklem plan. 1.1.2. l seçim ölçütleri BÖLÜM 1 YÖNTEM Bu çal flma 11, 13 ve 15 yafllar ndaki gençlerin sa l k durumlar ve sa l k davran fllar n saptamay hedefleyen, kesitsel tan mlay c ve çok uluslu Health Behavior in School Aged Children,

Detaylı

Suç Duyurusu: Dilovası = Sanayi = Hava Kirliliği = Akciğer Kanseri? / Onur Hamzaoğlu

Suç Duyurusu: Dilovası = Sanayi = Hava Kirliliği = Akciğer Kanseri? / Onur Hamzaoğlu Suç Duyurusu: Dilovası = Sanayi = Hava Kirliliği = Akciğer Kanseri? / Onur Hamzaoğlu Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı(UKAA), 17 Ekim 2013 tarihinde, hava kirliliğinin

Detaylı

HASTA TRANSFER PROSEDÜRÜ

HASTA TRANSFER PROSEDÜRÜ REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No 08.11.2012 Acil Servis Hemşire İzlem Formu ifadesi kaldırıldı. 01 Yerine Acil Servis hasta Değerlendirme ve Gözlem Formu ndaki hemşire izlem notları

Detaylı

ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler

ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler Metin TUNÇ Seçici Olun ISI' n editoryal çal flanlar her y l yaklafl k olarak 2,000 dergiyi de erlendirmeye tabi tutmaktad r. Fakat de erlendirilen

Detaylı

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi. 18 Ocak 12 Çarşamba

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi. 18 Ocak 12 Çarşamba Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı Akciğer

Detaylı

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER Doç.Dr. Belgüzar Kara*, Özge KILIÇ** *GATA Hemşirelik Yüksekokulu, **GATA Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Detaylı

KALKINMA GÖSTERGELERİ Sustainable Development Indicators 2000-2009

KALKINMA GÖSTERGELERİ Sustainable Development Indicators 2000-2009 C T U I 1 SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA GÖSTERGELERİ Sustainable Development Indicators 2000-2009 TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU Turkish Statistical Institute IÇINDEKILER Önsöz Simge ve Kısaltmalar Açıklama 1.Sosyoekonomik

Detaylı

Hasta Hizmetleri Rehberi

Hasta Hizmetleri Rehberi Hasta Hizmetleri Rehberi TSE-ISO-EN 9001 TSE ISG-OHSAS TS 18001 Ç - E TSE-ISO-EN 14000 M - C TSE - ISO 10002 Fatih Üniversitesi Sema Hastanesi ne hoflgeldiniz. Hasta Hizmetleri Rehberi sizlere kolayl k

Detaylı

Zihin ve Hareket Engelli Çocuklar çin E itim Araflt rma ve Uygulama Merkezi nde zlenen Olgular n Demografik Özellikleri

Zihin ve Hareket Engelli Çocuklar çin E itim Araflt rma ve Uygulama Merkezi nde zlenen Olgular n Demografik Özellikleri TRAKYA ÜN V TIP FAK DERG 2005;22(2):88-92 KL N K ARAfiTIRMA Zihin ve Hareket Engelli Çocuklar çin E itim Araflt rma ve Uygulama Merkezi nde zlenen Olgular n Demografik Özellikleri Demographic Characteristics

Detaylı

BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9

BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9 BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9 Attila Hancıoğlu ve İlknur Yüksel Alyanak Sağlık programlarının izlenmesi, değerlendirilmesi ve ileriye yönelik politikaların belirlenmesi açısından neonatal, post-neonatal

Detaylı

KORELASYON VE REGRESYON ANALİZİ

KORELASYON VE REGRESYON ANALİZİ KORELASON VE REGRESON ANALİZİ rd. Doç. Dr. S. Kenan KÖSE İki ya da daha çok değişken arasında ilişki olup olmadığını, ilişki varsa yönünü ve gücünü inceleyen korelasyon analizi ile değişkenlerden birisi

Detaylı

ÇOCUK ve ERGENL KTE GUATR

ÇOCUK ve ERGENL KTE GUATR ÇOCUK ve ERGENL KTE GUATR GUATR NED R? Bu kitapç n içeri i Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derne i nin web sitesinden faydalan larak haz rlanm flt r. www.cocukendokrindiyabet.org Tiroid bezi Guatr Tiroid

Detaylı

KVH VE SİGARA BIRAKMA. Mini Ders 3 Modül: Tütünün Kalp ve Damar Hastalıkları Üzerindeki Etkisi

KVH VE SİGARA BIRAKMA. Mini Ders 3 Modül: Tütünün Kalp ve Damar Hastalıkları Üzerindeki Etkisi KVH VE SİGARA BIRAKMA Mini Ders 3 Modül: Tütünün Kalp ve Damar Hastalıkları Üzerindeki Etkisi TEMEL SLAYTLAR KVH ve Sigara Bırakma Mini Ders 3 Modül: Tütünün Kalp ve Damar Hastalıkları Üzerindeki Etkisi

Detaylı

Dr. M. Fatih Önsüz 1, Doç. Dr. Ahmet Topuzo lu 2

Dr. M. Fatih Önsüz 1, Doç. Dr. Ahmet Topuzo lu 2 Dr. M. Fatih Önsüz 1, Doç. Dr. Ahmet Topuzo lu 2 1 Sakarya l Sa l k Müdürlü ü 2 Marmara Üniversitesi T p Fakültesi Halk Sa l AD. ÖZET Amaç: Diyabetin tedavi ve kontrolünde en önemli hedef glisemik kontroldür.

Detaylı

ÜLKEM ZDE ÇOK LACA D RENÇL TÜBERKÜLOZ EP DEM YOLOJ S

ÜLKEM ZDE ÇOK LACA D RENÇL TÜBERKÜLOZ EP DEM YOLOJ S ÜLKEM ZDE ÇOK LACA D RENÇL TÜBERKÜLOZ EP DEM YOLOJ S Doç.Dr. Kemal TAHAO LU Süreyyapafla Gö üs Hastal klar ve Gö üs Cerrahisi Merkezi, STANBUL Çok laca Dirençli Tüberküloz (Ç D TB) ile ilgili gerek ülkemizde

Detaylı

Ortaö retim Alan Ö retmenli i Tezsiz Yüksek Lisans Programlar nda Akademik Ba ar n n Çe itli De i kenlere Göre ncelenmesi: Mersin Üniversitesi Örne i

Ortaö retim Alan Ö retmenli i Tezsiz Yüksek Lisans Programlar nda Akademik Ba ar n n Çe itli De i kenlere Göre ncelenmesi: Mersin Üniversitesi Örne i Ortaö retim Alan Ö retmenli i Tezsiz Yüksek Lisans Programlar nda Akademik Ba ar n n Çe itli De i kenlere Göre ncelenmesi: Mersin Üniversitesi Örne i Devrim ÖZDEM R ALICI * Özet Bu ara t rmada 2002-2003

Detaylı

Araflt rma modelinin oluflturulmas. Veri toplama

Araflt rma modelinin oluflturulmas. Veri toplama 21 G R fi Araflt rman n amac na ba l olarak araflt rmac ayr ayr nicel veya nitel yöntemi kullanabilece i gibi her iki yöntemi bir arada kullanarak da araflt rmas n planlar. Her iki yöntemin planlama aflamas

Detaylı

Kronik Nefes Darlığı ve Gündüz Aşırı Uyku Hali Olan Kadın Hasta

Kronik Nefes Darlığı ve Gündüz Aşırı Uyku Hali Olan Kadın Hasta OLGU 34 OLGU Kronik Nefes Darlığı ve Gündüz Aşırı 215 Kronik Nefes Darlığı ve Gündüz Aşırı Aslıhan Banu Er 1, Hale Ateş 1, Duygu Özol 2 1 Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim

Detaylı

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK GİRİŞ Yaygın anksiyete bozukluğu ( YAB ) birçok konuyla, örneğin parasal, güvenlik, sağlık,

Detaylı

ONKOLOJİDE SIK KULLANILAN İSTATİSTİKSEL YÖNTEMLER VE SAĞKALIM EĞRİLERİ

ONKOLOJİDE SIK KULLANILAN İSTATİSTİKSEL YÖNTEMLER VE SAĞKALIM EĞRİLERİ ONKOLOJİDE SIK KULLANILAN İSTATİSTİKSEL YÖNTEMLER VE SAĞKALIM EĞRİLERİ HESAPLAMA VE DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ Prof. Dr. M. Özşahin Radyasyon Onkolojisi Bölümü, Lozan Üniversitesi Hastanesi, İsviçre mahmut.ozsahin@chuv.ch

Detaylı

Çocuk ve Tüberküloz (Verem)

Çocuk ve Tüberküloz (Verem) TÜRK TORAKS DERNEĞİ EĞİTİM KİTAPLARI SERİSİ Çocuk ve Tüberküloz (Verem) Pediyatrik Akciğer Hastalıkları Çalışma Grubu TÜRK TORAKS DERNE E T M K TAPLARI SER S Türk Toraks Derne i yay n d r Türk Toraks Derne

Detaylı

Söke İlçesinde Pnömatik Ekim Makinaları Talep Projeksiyonunun Belirlenmesi*

Söke İlçesinde Pnömatik Ekim Makinaları Talep Projeksiyonunun Belirlenmesi* 91 Söke İlçesinde Pnömatik Ekim Makinaları Talep Projeksiyonunun Belirlenmesi* Hakan Destici (1) Cengiz Özarslan (2) (1) Söke Ziraat Odası, Söke / Aydın (2) ADÜ Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları Bölümü,

Detaylı

Genel Yay n S ra No: 178 2010/20. Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun

Genel Yay n S ra No: 178 2010/20. Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun Genel Yay n S ra No: 178 2010/20 ISBN No: 978-605-5614-56-0 Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun Tasar m / Uygulama Referans Medya ve Reklam Hiz. Ltd. Tel: +90.212 347 32 47 e-mail: info@referansajans.com

Detaylı

www.mercedes-benz.com.tr Mercedes-Benz Orijinal Ya lar

www.mercedes-benz.com.tr Mercedes-Benz Orijinal Ya lar www.mercedes-benz.com.tr Mercedes-Benz Orijinal Ya lar Kazand ran Güç Mercedes-Benz orijinal ya lar arac n z üreten uzmanlar taraf ndan, gelifltirilmifltir. Mercedes-Benz in dilinden en iyi Mercedes-Benz

Detaylı

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif Dr. Yeflim Toduk Akifl Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif flirket birleflmeleri ve sat nalmalar, türkiye deki küçük iflletmelerden, dev flirketlere kadar her birinin gündeminde olmaya devam

Detaylı

GENÇ YET fik NLERDE BÜYÜME HORMONU EKS KL

GENÇ YET fik NLERDE BÜYÜME HORMONU EKS KL Hasta Rehberi Say 7 GENÇ YET fik NLERDE BÜYÜME HORMONU EKS KL Orta kolayl kta okunabilir rehber Genç Yetiflkinlerde Büyüme Hormonu Eksikli i - Say 7 (A ustos 2006 da güncellenmifltir) Bu rehber Reading

Detaylı

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi. 01 Kasım 2010 Pazartesi

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi. 01 Kasım 2010 Pazartesi Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Doç.Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Doç.Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı

Detaylı

Santral Disseksiyon. Dr. İbrahim Ali ÖZEMİR. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği

Santral Disseksiyon. Dr. İbrahim Ali ÖZEMİR. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği Dr. İbrahim Ali ÖZEMİR İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği 7. Endokrin Cerrahi Kongresi Antalya,2015 Profilaktik Santral Disseksiyon; Preoperatif

Detaylı

Trafik Kazas Nedeniyle Baflvuran Hastalar n

Trafik Kazas Nedeniyle Baflvuran Hastalar n ARAfiTIRMA MAKALES Trafik Kazas Nedeniyle Baflvuran Hastalar n Demografik, Klinik Özellikleri ve Kan Etil Alkol Düzeyi le liflkisi Demographic and clinical properties of patients presenting with traffic

Detaylı

407 Akciğer Kanseri Olgusunun Geriye Dönük Analizi

407 Akciğer Kanseri Olgusunun Geriye Dönük Analizi 407 Akciğer Kanseri Olgusunun Geriye Dönük Analizi Uğur GÖNLÜGÜR*, Tanseli GÖNLÜGÜR** * Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, ** Çanakkale Devlet Hastanesi,

Detaylı

Ödem, hiperemi, konjesyon. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015

Ödem, hiperemi, konjesyon. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 Ödem, hiperemi, konjesyon Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 1 Hemodinamik bozukluklar Ödem Hiperemi / konjesyon Kanama (hemoraji) Trombüs / emboli İnfarktüs Şok 2 Hemodinamik bozukluklar Ödem 3 Ödem Tanım: İnterstisyel

Detaylı

TÜBERKÜLOZ TANISINDA YEN B R MMUNOLOJ K TEST (QUANTIFERON)

TÜBERKÜLOZ TANISINDA YEN B R MMUNOLOJ K TEST (QUANTIFERON) TÜBERKÜLOZ TANISINDA YEN B R MMUNOLOJ K TEST (QUANTIFERON) Tüberküloz bütün yafl gruplar nda görülen ve tüm sistemleri tutabilen bir hastal kt r. Tüberküloz prevalans n n yüksek oldu u toplumlarda genellikle

Detaylı

AİLE HEKİMLERİ İÇİN GÖĞÜS HASTALIKLARI

AİLE HEKİMLERİ İÇİN GÖĞÜS HASTALIKLARI AİLE HEKİMLERİ İÇİN GÖĞÜS HASTALIKLARI, Prof. Dr. Muzaffer METİNTAŞ,, Doç. Dr. Akın KAYA 1. Baskı 2011 ISBN : 978-605-88844-6-5 2011 Sentez Matbaacılık ve Yayıncılık Ltd. Şti. Büyük Sanayi 1. Cadde Çavuşoğlu

Detaylı

EGZERSİZ TEST SONUÇLARININ YORUMLANMASI. Doç.Dr.Mitat KOZ

EGZERSİZ TEST SONUÇLARININ YORUMLANMASI. Doç.Dr.Mitat KOZ EGZERSİZ TEST SONUÇLARININ YORUMLANMASI Doç.Dr.Mitat KOZ Fiziksel Uygunluk Test Sonuçları Klinik Egzersiz Test Sonuçları Fiziksel Uygunluk Test Sonuçlarının Yorumlanması Bireyler arası karşılaştırmalar

Detaylı

Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber

Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber Sağlıklı, güçlü kuvvetli bir erkeksiniz ama çocuğunuz olmuyorsa bu önemli sorunun sebebi yediklerinizle ilgili olabilir. Erkekler üzerinde yapılan bilimsel

Detaylı

HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR

HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR Hepatit C nedir? Hepatit C virüsünün neden olduğu karaciğer hastalığıdır. Hepatit C hastalığı olarak bilinir ve %70 kronikleşir, siroz, karaciğer yetmezliği, karaciğer kanseri

Detaylı

MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z

MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z Nisan 2010 ISBN 978-9944-60-631-8 1. Bask, 1000 Adet Nisan 2010 stanbul stanbul Sanayi Odas Yay nlar No: 2010/5 Araflt rma fiubesi Meflrutiyet

Detaylı

ÜN VERS TEYE BAfiLAYAN Ö RENC LER N S GARA ÇME ALIfiKANLIKLARI

ÜN VERS TEYE BAfiLAYAN Ö RENC LER N S GARA ÇME ALIfiKANLIKLARI Solunum 2004 Vol: 6 Say : 3 Sayfa: 101-106 ÜN VERS TEYE BAfiLAYAN Ö RENC LER N S GARA ÇME ALIfiKANLIKLARI Canan GÜNDÜZ TELL *, Zeynep AYTEMUR SOLAK**, Duygu ÖZOL***, Abdullah SAYINER** * Ege Üniversitesi

Detaylı

TÜRK YE DE A LE Ç fi DDET Ülke Çap nda Kriminolojik-Viktimolojik Alan Araflt rmas ve De erlendirmeler

TÜRK YE DE A LE Ç fi DDET Ülke Çap nda Kriminolojik-Viktimolojik Alan Araflt rmas ve De erlendirmeler 1 TÜRK YE DE A LE Ç fi DDET Ülke Çap nda Kriminolojik-Viktimolojik Alan Araflt rmas ve De erlendirmeler stanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku ve Kriminoloji Araflt rma ve Uygulama Merkezi 2003

Detaylı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i 3. Ödemeler Dengesi 2003 y l nda 8.037 milyon dolar olan cari ifllemler aç, 2004 y l nda % 91,7 artarak 15.410 milyon dolara yükselmifltir. Cari ifllemler aç ndaki bu

Detaylı

TORASiK RADYOTERAPi UYGULANAN AKCİĞER KANSERi TANILI HASTALARDA FARKLI SET-UP POZiSYONLARINDAKi TEDAVi ALAN DEViASYONLARININ incelenmesi

TORASiK RADYOTERAPi UYGULANAN AKCİĞER KANSERi TANILI HASTALARDA FARKLI SET-UP POZiSYONLARINDAKi TEDAVi ALAN DEViASYONLARININ incelenmesi TORASiK RADYOTERAPi UYGULANAN AKCİĞER KANSERi TANILI HASTALARDA FARKLI SET-UP POZiSYONLARINDAKi TEDAVi ALAN DEViASYONLARININ incelenmesi Dr. Zeliha Güzelöz Çapar Dokuz Eylül Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi

Detaylı

Dr. Semih Demir. Tez Danışmanı. Doç.Dr.Barış Önder Pamuk

Dr. Semih Demir. Tez Danışmanı. Doç.Dr.Barış Önder Pamuk T.C. İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ İÇ HASTALIKLARI KLİNİĞİ GEÇİRİLMİŞ GESTASYONEL DİYABETES MELLİTUS ÖYKÜSÜ OLAN BİREYLERDE ANJİOPOETİN BENZERİ PROTEİN-2 ( ANGPTL-2

Detaylı

Deomed Medikal Yay nc l k

Deomed Medikal Yay nc l k Deomed Medikal Yay nc l k Horlama ve Obstrüktif Uyku Apnesi Editör / Prof. Dr. Cemal Cingi 44 Yazar kat l m yla 16.5 x 23.5 cm, XIV+434 Sayfa 162 Resim ve fiekil, 25 Tablo ISBN 978-975-8882-23-6 Deomed,

Detaylı

Tarifname BÖBREKÜSTÜ BEZĠ YETMEZLĠĞĠNĠN TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON

Tarifname BÖBREKÜSTÜ BEZĠ YETMEZLĠĞĠNĠN TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON 1 Tarifname Teknik Alan BÖBREKÜSTÜ BEZĠ YETMEZLĠĞĠNĠN TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON Buluş, böbreküstü bezi yetmezliğinin tedavisine yönelik oluşturulmuş bir formülasyon ile ilgilidir. Tekniğin Bilinen

Detaylı

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Göğüs Cerrahisi Metastatik Akciğer Tümörleri Giriş İzole akciğer metastazlarına tedavi edilemez gözüyle bakılmamalıdır Tümör tipine

Detaylı

ZOR VAKALAR Doç. Dr. Cuma Yıldırım

ZOR VAKALAR Doç. Dr. Cuma Yıldırım ZOR VAKALAR Doç.. Dr. Cuma YıldY ldırım SORU: Hangi vaka ZOR vakadır? OLGU-1 17 yaşında erkek hasta, 3 gündür olan göğüs ağrısı tarifliyor. Gece 23. 00 de acil servise kardeşleri tarafından getirildi.

Detaylı

ÖZET. Anahtar Kelimeler: HCV-HBV koinfeksiyonu, viral interferans Nobel Med 2010; 6(3): 34-38. Bulgular: De erlendirmeye al nan olgulardan 13'ü

ÖZET. Anahtar Kelimeler: HCV-HBV koinfeksiyonu, viral interferans Nobel Med 2010; 6(3): 34-38. Bulgular: De erlendirmeye al nan olgulardan 13'ü ÖZET Amaç: HCV-HBV koinfeksiyonlu olgularda viral replikasyon durumunun kesitsel de erlendirmesi ve koinfeksiyonlu olgularla kronik HBV infeksiyonlu olgular n HBV replikasyonu aç s ndan karfl laflt r lmas.

Detaylı

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*)

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Yönetmelik, Türkiye Bilimsel

Detaylı

Haz rlayan: Halime Ayd n Kartal E itim ve Ara rma Hastanesi Stoma ve Yara Bak m Hem iresi

Haz rlayan: Halime Ayd n Kartal E itim ve Ara rma Hastanesi Stoma ve Yara Bak m Hem iresi Haz rlayan: Halime Ayd n Kartal E itim ve Ara rma Hastanesi Stoma ve Yara Bak m Hem iresi *Ac badem Üniversitesi 2. Geleneksel Bilgi Güncelleme Sempozyumunda Sunulmu tur 1-BASINÇ YARASI Tan m Evreleri

Detaylı

KONJEN TAL ADRENAL H PERPLAZ

KONJEN TAL ADRENAL H PERPLAZ Hasta Rehberi Say 6 KONJEN TAL ADRENAL H PERPLAZ Orta kolayl kta okunabilir rehber Konjenital Adrenal Hiperplazi - Say 6 (A ustos 2006 da güncellenmifltir) Bu rehber Reading Üniversitesi, Sa l k Bilimleri

Detaylı

Yüz Tanımaya Dayalı Uygulamalar. (Özet)

Yüz Tanımaya Dayalı Uygulamalar. (Özet) 4 Yüz Tanımaya Dayalı Uygulamalar (Özet) Günümüzde, teknolojinin gelişmesi ile yüz tanımaya dayalı bir çok yöntem artık uygulama alanı bulabilmekte ve gittikçe de önem kazanmaktadır. Bir çok farklı uygulama

Detaylı

NADİR HASTALIKLAR VE ORPHANET-TÜRKİYE. 2007- sonrası. Prof.Dr. Uğur Özbek Orphanet-Türkiye Koordinatörü İstanbul Üniversitesi, DETAE

NADİR HASTALIKLAR VE ORPHANET-TÜRKİYE. 2007- sonrası. Prof.Dr. Uğur Özbek Orphanet-Türkiye Koordinatörü İstanbul Üniversitesi, DETAE NADİR HASTALIKLAR VE ORPHANET-TÜRKİYE 2007- sonrası Prof.Dr. Uğur Özbek Orphanet-Türkiye Koordinatörü İstanbul Üniversitesi, DETAE Nadir hastalık ve yetim ilaç tanımı Ülkemizdeki durum Nadir hastalıkların

Detaylı

Erdil veteriner at polikliniği 2010 yılından bu yana profesyonel ekip ve ekipmanlarıyla Dahiliye, Ortopedi, Cerrahi,Reprodüksiyon, Pediatri, Koruyucu

Erdil veteriner at polikliniği 2010 yılından bu yana profesyonel ekip ve ekipmanlarıyla Dahiliye, Ortopedi, Cerrahi,Reprodüksiyon, Pediatri, Koruyucu Erdil veteriner at polikliniği 2010 yılından bu yana profesyonel ekip ve ekipmanlarıyla Dahiliye, Ortopedi, Cerrahi,Reprodüksiyon, Pediatri, Koruyucu Hekimlik, Diagnostik görüntüleme, Laboratuar,Ağız Diş

Detaylı

ADRENAL KORTİKAL KANSER TEDAVİSİNDE LAPAROSKOPİK CERRAHİ

ADRENAL KORTİKAL KANSER TEDAVİSİNDE LAPAROSKOPİK CERRAHİ ADRENAL KORTİKAL KANSER TEDAVİSİNDE LAPAROSKOPİK CERRAHİ DR GÜRHAN SAKMAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ ANABİLİM DALI ADRENAL KORTİKAL KANSER TEDAVİSİNDE LAPAROSKOPİK CERRAHİ DR GÜRHAN

Detaylı