Bu Sayýda 54. Somuncu Baba. Din ve Dünyanýn Hac ile Kâim Olmasý. Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri. Bir Hakikat Fatihi: Ýbn Arabi.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bu Sayýda 54. Somuncu Baba. Din ve Dünyanýn Hac ile Kâim Olmasý. Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri. Bir Hakikat Fatihi: Ýbn Arabi."

Transkript

1

2 Bu Sayýda 54 7 Doç. Dr. Ali AKPINAR Resul KESENCELÝ 32 Somuncu Baba KÜLTÜR-EDEBÝYAT ve ARAÞTIRMA DERGÝSÝ Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfý nýn Yayýn Organýdýr Ýki Ayda Bir Yayýnlanýr ISSN: YIL:11 SAYI:54 OCAK - ÞUBAT 2005 ES-SEYYÝD OSMAN HULÛSÝ EFENDÝ VAKFI ADINA ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ A.Þemsettin ATEÞ GENEL YAYIN YÖNETMENÝ Ýsmail PALAKOÐLU YAZI ÝÞLERÝNDEN MESUL MÜDÜR Ahmet DEMÝR REKLAM ve HALKLA ÝLÝÞKÝLER Adem ÖZYILMAZ - Ahmet KARACA Þükrü ÞAHÝN - Ali KARABACAK Ýbrahim GÖKMEÞE KAPAK Kâbe-i Muazzama (Türk Petrol Vakfý Müzesi Arþivi) TEKNÝK YAPIM Ajans B/ Darende Tel: YAZIÞMA ADRESÝ Zaviye Mah. Hacý Hulûsi Efendi Cad. No: Darende / MALATYA Tel:(422) Fax:(422) http//www.somuncubaba.net BASIM-YAYIM-DAÐITIM-PAZARLAMA VÝSAN Ýktisadi Ýþletmesi DAÐITIM DPP RENK AYRIM - FÝLM ÇIKIÞ Bizim Repro (312) BASKI Poyraz Ofset (312) Dergide Yayýnlanan Yazýlardan Yazarlarý Mesuldür Kaynak Gösterilerek Ýktibas Edilebilir. Din ve Dünyanýn Hac ile Kâim Olmasý ADANA (322) AMASYA (358) ANKARA (312) BURSA (224) ÇAYCUMA (372) G.ANTEP (342) GÖLCÜK (532) GEREDE (533) Sadýk YALSIZUÇANLAR 28 AB Sürecinde Akif'i Yeniden Anlamak TEMSÝLCÝLÝKLER ÝSTANBUL (216) ÝZMÝR (535) ÝSKENDERUN (326) KAYSERÝ (352) K.MARAÞ (344) ELBÝSTAN (532) KARABÜK (542) KONYA (535) Bir Hakikat Fatihi: Ýbn Arabi Yrd. Doç. Dr. Cemil GÜLSEREN MALATYA (536) MERSÝN (324) OSMANÝYE (328) SAKARYA (264) SAMSUN (362) SÝVAS (346) TOKAT (356) TURHAL (356) Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri Vedat Ali TOK 42 Deðiþmem M. Halistin KUKUL 50 Gözler Ýhmale Gelmez 60 Çocukta Hayal Gücü Neden Önemlidir Kevser BÂKÝ Yayýncýdan Baþyazý / A.Þemsettin ATEÞ Acýlar Tatlý Olur Hutbelerden Müslümanlarýn Âdabý Muâþeratý Din ve Hayat / Doç. Dr Ali AKPINAR Din ile Dünyanýn Hac ile Kaim Olmasý...7 Hatýra / Ýsmail PALAKOÐLU Hac Ýbadeti ve Kutsal Yolculuk Araþtýrma / Mehmet KARDEÞ Kabe-i Muazzama Ýnceleme / Sadýk YALSIZUÇANLAR Bir Hakikat Fatihi: Ýbn Arabi Altýn Silsile / Necmettin SARIOÐLU Mustafa Rûmi Fâruk-i Þîrani (K.S) Edebiyat / Özcan ÜNLÜ Dil, hüner sahibinin anahtarýdýr Þiir / Rýfat ARAZ - Davet / Yrd. Doç. Dr. Cemil GÜLSEREN AB Sürecinde Akif i Yeniden Anlamak..28 / Yavuz Bülent BÂKÝLER Bahçesel Çeþitlemeler Tarih / Resul KESENCELÝ Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri Edebiyat / Musa TEKTAÞ Gönül Tahtýnýn Yusufuna Beyitler-II /Vedat Ali TOK Na t - Deðiþmem Tefekkür / Ýbrahim ÞAHÝN Besmele Ýle Baþlamak Psikoloji / Doç. Dr. Sefa SAYGILI Marifetnâmede Ruh Deneme / M. Halistin KUKUL Bir Kültür Abidesi / Mustafa ALÝBEYOÐLU Tomurcuktan Goncaya Söyleþi / Akýn DÝNDAR Gözler Ýhmale Gelmez Örnek Hayat / Muhammed HALICI Abdullah Ýbn-i Mesud Eðitim / Mustafa AKYOL Ýç Disiplin Eðitimi Hikâye / Raziye SAÐLAM Sabýr Acýdýr, Meyvesi Tatlýdýr Aile / Nuran ÖZDEN Komþu Komþunun Külüne Muhtaç / Kevser BÂKÝ Çocukta Hayal Gücü Neden Önemlidir..60 Mutfaktan / Sýdýka SARI Yemek Tarifi - Ýçli Köfte

3 Yayýncýdan Baþyazý S Acýlar Tatlý Olur... Hayata ve varlýða hakikat nazarýyla bakanlar acýlarý tatlý etmiþler, en güzel yoldan gitmiþlerdir. Gecelerin gündüzlere döndüðü, karanlýklarýn aydýnlýða kavuþtuðu ve acýlarýn tatlý olduðu bir hayat, ruhlara huzur veren manevi iklimlerin yaþandýðý müstesna zaman dilimleridir. Suyun, sinesini çâk ederek akýþýnýn muhabbet eseri olduðunu belirten Hulûsi Efendi, hayatýn akýþý içerisinde bizlere bir öðütte bulunuyor; "Boyun vere her zahmete katlana Sabýr ede her acýya tatlana Mihnet çeke yaya iken atlana Hakikat güllerin derem der ise" mýsralarýyla; zahmetlere katlanýp, sabýr gösterenlerin bir gün daha nice nice nimetlere kavuþacaðýný muþtuluyor. Hakikat gülistanýndan gül kokularý devþirip, gül güzelliðinde muhabbet desteleri yapmanýn yolunun sýkýntýya boyun eðmekten, sabýr göstermekten ve sevmekten geçtiðini bildiriyor. Zaten Mevlâna da yüzyýllar öncesinden onun gibi þöyle diyordu; "Muhabbetle acýlar, tatlý olur. Sevgiyle bakýrlar altýn olur. Muhabbetle tortular, berraklaþýr. Sevgiyle dertler, þifa verir. Muhabbetle ölü, canlandýrýlýr. Sevgiyle padiþah, köle yapýlýr." Sevgi, Allah'ýn insanlara baðýþladýðý duygularýn en üstünüdür. Kalplerinde ister kendini Yaratan'a, isterse diðer mahlûkata karþý sevgi duyanlar, baþkalarýnýn yararýný, kendi çýkarlarýndan üstün tutanlar, gerektiðinde özveride ileri gidebilenler, karþýlýk beklemeyen, bu niteliði, yaþamýnýn bir simgesi olarak taþýyabilen kiþiler mutlu olurlar. Sevdiðini hoþ tutmaya, hoþlanmayacaðý þeylerden sakýnmaya çaba gösterirler. Yine Mevlâna bütün insanlýða þöyle sesleniyor. "Kardeþlerim, kardeþlerim! Kalplerimizin gerçeklere, gerçek güzelliklere açýlmasýný istiyorsanýz sevin, birbirinizi sevin. Dostça sevin. Sevgi gönül cennetinin kapýlarýný açan anahtardýr.." Sevgi gönüllerin serveti ve bitmez bir hazinedir. Bu bitmek tükenmek bilmeyen hazineden bizler de nasiplenelim. Acýlarýn nasýl tatlý hale geldiðine örnek olmasý bakýmýndan Kâbe-i Muazzama ile ilgili bir hatýra nakledelim. Osmanlý Padiþahlarýndan Sultan I. Ahmed döneminde Kâbe'nin tamiratý baþlanmadan önce Zemzem suyunda aþýrý derecede bir acýlýk meydana gelir. Devrin âlimleri ve halktan birçok kimse Hac emini Rýdvan Aða'ya; "Ehli imanýn Zemzem suyuna ihtiyacý çoktur, lakin acýlýðýndan dolayý içilemediðinden bu mübarek suya hasret kalýnmýþtýr. Zemzem kuyusu te- mizlenmeden baþka tamirat iþlerine baþlanýlmamasý" yönündeki taleplerini iletirler. Kendisinin diðer tamirat iþleri ile yetkili kýlýndýðýný Devlet-i Âliyye'den izin almadan ve gerekli tahsisat yapýlmadan o iþe giriþemeyeceðini bildiren Rýdvan Aða bir yandan Kâbe'nin tamiratýna baþlar. Beytullahýn tamiratýnýn baþladýðý gün, Allah'ýn hikmeti olarak sudaki acýlýk, tedricen azalmaya baþlar. Tamiratýn tamamlandýðý gün tamamiyle tatlýlaþýr ve kuyunun temizlenmesine de gerek kalmaz. Bu hatýra bize gösteriyor ki, Allah için gayret gösterilir, hayýr hizmetler yapýlmaya çalýþýlýrsa, acýlar tatlý olmakta, Mevlânýn yardýmý bizlerle olmaktadýr. Her gününüz tatlý geçsin Hayatýnýz tatlý günlerle gelsin A. Þemsettin ATEÞ Somuncu Baba 4 Ocak - Þubat 2005 Ocak - Þubat Somuncu Baba

4 Hutbeler den Doç. Dr. Ali AKPINAR Din ve Hayat Müslümanlarýn Âdâbý Muaþeratý Ey Cema'ati Müslimin Ýslam dini, insanlarýn muaþeretlerine, yani birbirleriyle görüþüp konuþmalarýna, medenî ve içtimaî bir halde yaþamalarýna büyük bir ehemmiyet vermiþtir. Müslümanlarýn muaþeretlerine samimiyet, tevazu, sadelik, teellüfünden azâdelik, karþýlýklý muavenet, hürmet, muhabbet, hayýrhahlýk bir asalettir. Müslümanlýkta halk ile muaþeretin muhtelif safhalarý mertebeleri vardýr. Bir kýsmý þunlardýr; Herkese karþý tatlý dilli,güler yüzlü, açýk kalpli olmak. Bir müslüman daima beþuþ bulunur. Hiçbir kimseyi dökülü (asýk suratlý) bir çehreyle karþýlamaz. Bir hadis-i þerifte Þübhe yok ki Allah'ü Te'âla mülayim huylu, açýk sözlü kimseyi sever buyurmuþtur. Herkes ile güzelce görüþmek, halka eziyet vermekten kaçýnmak gerekir. Bir Hadis-i Þerif'te Müslüman odur ki elinden, dilinden müslümanlar selâmette bulunur. buyrulmuþtur. Halkýn eziyetlerine katlanmak, kötülüðe karþý iyilikle muamelede bulunmak gerekir. Sýddýklarýn mertebelerini geçmek istersen, senden kesilene sen baðlan,senden esirgeyene sen esirgeme ver, sana zulm edeni de sen afvet buyurulmuþtur. Dargýnlýða hemen nihayet vermek gerekir. Müslümanlar aralarýnda bir dargýnlýk yüz gösterse hemen barýþýrlar. Birbirini üç günden ziyade terk etmezler. Müslümanlarýn gönüllerinde düþmanlýk kin duygularý yaþayamaz. Bir Hadis-i Þerifte Bir müslüman için helâl olmaz ki, Þeyh Hâmid-i Veli Minberinden 6. Hutbe kardeþini üç gün ziyade terk ede buyurmuþlardýr. Islah-ý beyyine gayret lazýmdýr. Bir Müslüman iki dindaþ arasýnda her nasýlsa bir dargýnlýk yüz göstermiþ olduðunu görünce, aralarýný bulmaða o münaferati gidermeðe çare aramaya çalýþýr. Bir Hadis-i Nebevi Sadakanýn efdali dargýn kimselerin aralarýný bulup ýslah etmektir. me'alindedir. Nas'ýn (insanlarýn) kusurlarýný araþtýrmamak, ifþa etmemek, bilakis örtmeðe çalýþmak. Müslümanlar,kimsenin ayýplarýný tecessüs etmezler, kimsenin þahsýna aid kusurunu meydana çýkarub, teþhire çalýþmazlar. Bunun hilafýna hareket dinen memnu dur (yasaktýr). Bir Hadis-i Þerifde; Bir kul bir kulu setr ederse Allahu Te'âlâ da onu kýyamet gününde setr eder. buyrulmuþtur. Dostlarý arkalarýndan müdafaa etmek. Bir müslüman lüzüm görüldükçe dostlarýný, dindaþlarýný gýyaplarýnda müdafa'a eder, onlarýn haklarýnda yanlýþ fikirleri tashihe çalýþýr. Bir Hadisi Þerifte Bir kul kardeþine yardýmda bulundukça kendisine Allahu Te'âlâ daima yardým eder. buyurulmuþdur. Nâsýn kalblerini kötü zandan korumak içun, töhmetli yerlerden uzak bulunmak lazýmdýr. Bunun hilafýna hareket,bir çok kimselerin günaha girmesine sebeb olur. Nâs arasýnda dedi koduya münaferet vuku'na meydan verir. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (K.S) Din ve Dünyanýn Hac ile Kâim Olmasý Özellikle toplumun önderleri olan ilim adamlarý ve yöneticiler için, birden fazla hac yapmak, son derece önemli ve anlamlýdýr. Seyahatin bir hayli kolaylaþtýðý ve bir çok kiþinin kaçýnýlmazý olduðu bir dünyada, birden fazla hac/umre yadýrganmamalý ve engellenmemelidir. Ýnsanlar, her yýl denize, kaplýcaya, tatile gitmeyi kendileri için bir gereksinim olarak algýlýyorsa; neden beþ/on yýlda bir hac yahut umreye gitmesinler. Sahâbe ve büyük imamlarýn çok sayýda hac yaptýklarý da bu çerçevede deðerlendirilmelidir. Sözlükte Hac, ziyarete yönelmek anlamýndadýr. Ýslamî literatürde ise, Allah ýn evi Kabe yi belirli vakitlerde belirli þartlarla ve belirli þekilde ziyaret etmek, diye tanýmlanmýþtýr. 1 Ýslam ýn dýþýndaki pek çok dinde kutsal yerleri ziyaret etme bir çeþit ibadet sayýldýðý gibi, Ýslam öncesi Araplar da asýrlardan beri Mekke deki Kabe yi ziyaret ediyorlar ve kutsadýklarý bu ziyareti Hac diye isimlendiriyorlardý. Ýslam, Hz. Ýbrahim Peygamberin devrinden sonra yozlaþarak süregelen bu tarihi geleneði, koyduðu prensiplerle yeniden tevhidi kimliðine bürümüþ ve onu ayný ad altýnda daha düzenli bir hale getirmiþtir. 2 Bu kutlu ibadet hakkýnda Kur ân-ý Kerim de þöyle buyurulur: Ya Rabbena! Ben, soyumdan bir kýsmýný senin Harem Evinin yanýnda, ekin bitmez bir vadiye yerleþtirdim. Rabbimiz! Onlar namazý hakkýyla kýlsýnlar diye. Bundan böyle insanlardan bir kýsým gönülleri onlara doðru akýt.. 3 Hz. Ýbrahim in bu duasýna icabet eden Cenabý Hak, tarih boyunca ve kýyamete kadar devam edecek bir süreçte milyonlarca insanýn o kutlu beldeye seyahat etmesini saðlamýþtýr. O zaman (Hz. Ýbrahim dua ettiðinde) biz beyti (Kabe yi) insanlar için sürekli dönüp varýlacak bir sevap kazanma yeri (mesâbe) ve emin bir yer kýldýk.. 4 Allah, Haram Beyt Kabe yi insanlar için kýyam aracý kýldý... 5 Somuncu Baba 6 Ocak - Þubat 2005 Ocak - Þubat Somuncu Baba

5 Doðrusu insanlar için kurulan ilk mabed, elbette Mekke deki o çok mübarek ve bütün alemlere hidayet olan Kabe dir. Orda açýk ayetler var. Ýbrahim in makamý var. Oraya girip sýðýnan emin olur. Ona yol bulabilen herkesin o beyti haccetmesi insanlar üzerine Allah ýn bir hakkýdýr.. Kim bu hakký tanýmazsa þüphesiz Allah ýn ona ihtiyacý yoktur. O tüm alemlerden müstaðnidir. 6 Haccý. tüm insanlara duyur. Gerek yaya, gerek her derin vadiden gelmek1e incelmiþ bir binit üzerinde sana gelsinler. Gelsinler de kendilerine ait birtakým menfaatlere þahit olsunlar.. 7 Haccý ve Umreyi Allah için tam yapýn... 8 Hac bilinen aylardadýr... 9 Þimdi bu ayetlerden anlaþýlan manalardan bir kýsmýný sýralayalým: 1. Hac. Hz. Ýbrahim in kurduðu Mekke deki Allah ýn Harem Beyti Kabe yi, Allah için, O nun emri olduðu için ve O nun hoþnutluðunu kazanmak için ziyaret etmektir. Hz. Ýbrahim ile baþlayan Haccýn, tavaftan baþka rükunlarý, vacib ve sünnetleri de vardýr. 2.Hac, sevgisi ile tutuþan gönüllerin sürekli Kâbe ye aktýðý ve bu akýþla sevap kazanýlan kutlu bir ibadettir. 3. Hac ibadetinin yapýldýðý Kâbe, insanlarýn kýyam yeri/aracýdýr. Onlarýn din ve dünyalarý, Kabe ile kaimdir. Hayatlarýnýn huzurlu bir düzen içerisinde geçmesi buna baðlýdýr. 10 Þimdi bu maddeyi biraz açalým: Hacla Dinin Kaim olmasý: Ýslam, tevhid dinidir. Tevhidin temeli ise, Mekke de atýlmýþtýr. Hz. Ýbrahim, Kabe nin duvarlarýný örerken Tevhidin de temelini atmýþtýr. Yüzyýllar sonra Hz. Muhammed de, Tevhid hareketini Mekke den baþlatmýþtýr. Mekke, þehirlerin anasý (Ümmü l-kurâ) ve merkezidir. Mekke ve Kabe yeryüzünün hem coðrafi merkezidir, hem de Tevhidin merkezidir. Vahyin beþiði, Ýslam Peygamberinin yurdu, ümmetin kýblesi, Ýslam ýn ilk defa hayata yansýyarak ümmete örnekler sunduðu coðrafyadýr Mekke ve þarj kaynaðýdýr Kabe. Ýþte hac vasýtasýyla müslümanlarýn o kaynaða baþvurup, ondan kana kana dolmalarýyla Ýslam ýn temsilcileri olan hacýlarýn þahsýnda Tevhid yenilenir, neþv ü nema bulur. Hac görevini yapan insanlar, günahlarýndan arýnýrlar, tekrar günaha dönmeme kararlýlýklarýyla ülkelerine dönerler ve orada daha güzel bir hayatýn adamý olmaya çalýþýrlar. Öte yandan cemaat dini Ýslam ýn en büyük ve örneklik açýsýndan en anlamlý cemaati hac ibadetiyle oluþturulur. Dünyanýn dört bir yanýndan Mekke ye akýn eden Ýslam temsilcileri, hem birbirleriyle tanýþýr, kaynaþýr, dertleþir, ilim ve kültür alýþveriþinde bulunurlar, hem de, bir yýllýk siyasi bir strateji belirleyerek Ýslam düþmanlarýna karþý bir gövde gösterisi yaparlar. Bu yüzden Hacda tavaf vardýr, tavafta omuzlarý silkerek koþar adým yürüme (hervele) vardýr. Yine haccda yüksek sesle, haykýrýlan tekbir ve telbiye dualarý/sloganlarý vardýr. Tüm yönleriyle hac, yýllýk büyük bir kongredir. Bir çeþit askerî tatbikattýr, ilmî-fikrî sempozyumdur. Ümmetin gündemini belirleyen sosyal, ekonomik ve siyasal büyük bir zirvedir. Ýþte ümmetin seçkinlerinin, Allah ýn belirlediði seçkin günlerde ve seçkin coðrafyasýnda gerçekleþtirdikleri bu kutlu ibadetle din kaim olur; payidar olur. Tahriften, tebdilden, yozlaþmadan ve gerilemeden kurtulmuþ olur. Haccla Dünyanýn Kaim Olmasý: Ýslam hem ahiret dini, hem de dünya dinidir. Onda mana ile madde, ahiret ile dünya iç içedir. Dünyasýz din olmaz. Zira din, dünyada yaþanmak için gönderilmiþtir. Zaten ahireti kazandýran da dünyadýr. Bu yüzden Ýslam, doðru bir ahiret inancýný, inanan insanlara açýkladýðý gibi, saðlýklý bir dünya anlayýþýný da açýklar. Ona göre dünyayý putlaþtýrmak da yoktur; dünyadan ve dünyalýktan tamamen el-etek çekme (ruhbanlýk) de yoktur. Ýþte hac ibadetinde, Ýslam ýn hedeflediði bir dünyanýn kurulmasýna da özen gösterilmiþtir. Þöyle ki, Hac ibadetinin kökleþtireceði Tevhid inancýnýn etrafýnda kalp ve kalýp olarak kenetlenen insanlarýn o birlikteliði dünya barýþýnýn alt yapýsýný oluþturur. Kendisine avlanmayý, otlarý bile koparmayý yasak kýlan ihramlý Hacý, ayný zamanda temiz bir çevreciliðin de bir nevi tatbikatýný yapar. Öte yandan hac ibadeti ekonomik bir pazardýr. Ayetler, hacdaki insanlar için olan bir takým menfaatlere iþaret ederken onun bu yönüne dikkatlerimizi çekmektedir. Nitekim Rabbinizin fazlýndan (bir ticaret) istemeniz size günah deðildir. 11 buyurularak tek gaye haline getirilmemek þartýyla haccda ticarete izin verilmiþtir. Yine hac ibadeti Ýslamî turizm sektörünü canlý tutan en önemli unsurdur. Ýþte tüm sayýlanlar da hac ile dünya iþlerinin randýmanlý bir þekilde iþlenmesidir. Ama elbette tüm bunlar Ýslam ýn öngördüðü þekilde, haccý tam anlamýyla yapmakla mümkündür. 4. Gücü yeten her müslümanýn haccetmesi Allah a olan bir borçtur. Bu, Allah Teala nýn, kullarýnýn haccýna ihtiyacý olduðu anlamýna gelmez. Ama din ve dünyanýn kýyamý için kullar hacca muhtaçtýr.. 5. Ermenice Haç kelimesi nasýl Hýristiyanlýðýn simgesi ise, Arapça hac ibadeti de Ýslam ýn þiarýdýr. 12 Bu yüzden yapacaðýmýz Hac ibadetine, Ýslam ýn hedeflediði engin manalarý yüklemeliyiz. Hac turistik bir geziden öte bir ibadettir. Hac, tüm prensipleriyle Ýslam ý hayatýmýza taþýmalý. Hacla vahiy yeniden inmeli bize. Hac bizi, Muhammedî ahlakla tanýþtýrmalýdýr. Ve hacýlarýmýz dönüþte bizlere Ebu Bekirler, Ömerler, Osmanlar, Aliler ve onlarýn ahlakýný getirmelidir.. Mekke ve Kabe yeryüzünün hem coðrafi merkezidir, hem de Tevhidin merkezidir. Vahyin beþiði, Ýslam Peygamberinin yurdu, ümmetin kýblesi, Ýslam ýn ilk defa hayata yansýyarak ümmete örnekler sunduðu coðrafyadýr Mekke ve þarj kaynaðýdýr Kâbe. Hac, Savaþsýz Cihaddýr! Kur ân-ý Kerim de, Bakara Suresi ayetlerde cihaddan bahsedildikten sonra ayetlerde hacdan bahsedilmiþtir. Bu suretle savaþ ve hac ibadetleri arasýnda varolan iliþkiye iþaret edilmektedir. Þöyle ki; her iki ibadette de can ve mal fedakârlýðý ön plandadýr. Her iki ibadet de hem bedeni hem de mali ibadetlerdendir. Özellikle hacda, büyük cihad olarak nitelendirilen nefisle savaþ önemli bir yer tutar. Her iki ibadet de insanda gizli bir takým cevherleri açýða çýkaran yolculuk ve sýkýntýlarýna katlanmak vardýr. Ýþte bu inceliklere hadislerde hac ibadeti çocuk, kadýn, yaþlý ve güçsüz kiþilerin cihadý olarak tanýmlanmýþtýr. 13 Bu yönüyle hac, savaþsýz cihaddýr. Fitnelere son verip, kardeþlikleri tesis eden; günahlardan eletek çekip, nefsi dizginleyen, Kabe kaynaklý Tevhidi tüm yeryüzüne taþýyan, insan ve cin þeytanlarýna gözdaðý verip sindiren bir kutlu cihaddýr. Bir eylemin, cihad olabilmesi için ise, tüm gayret ve fedakârlýklarýn seferber edilerek Allah için yapýlmasý kaçýnýlmazdýr. Zaten Ýslam ýn hedeflediði mebrur hacc da günahlarýn karýþmadýðý, hakkýyla yapýlan, kabule þayan hacdýr. Konuyu hadis-i þerifle baðlayalým: Hac yapmak isteyen elini çabuk tutsun. Çünkü o kiþi, baþýna ne geleceðini bilemez. Hastalanabilir, eline geçen imkanlarý kaybedip muhtaç duruma düþebilir. 14 Ömrünün sonlarýnda hac, farz kýlýndýðý için Peygamberimiz bir kez hac yapmýþken; Hz. Aiþe gibi kadýnlar baþta olmak üzere pek çok sahabe, pek çok defa hac etmiþlerdir. Bu yüzden temel gayeleri göz ardý edilmemek kaydýyla gücü yeten Müslümanlar, farz olan haccý yaptýktan sonra da Hicaz a 15 gitmelidirler. Zekat, infak gibi temel malî ibadetleri aksatmamak, haccý bunlara engel kýlmamak þartýyla birden fazla hacc etmek isteyen, tekrar tekrar þarj olmak isteyen müminlerin bu hayýr- Somuncu Baba 8 Ocak - Þubat 2005 Ocak - Þubat Somuncu Baba

6 lý amellerinin önüne geçmek de hiç kimsenin yetkisi dahilinde deðildir. Nitekim, büyük mezhep imamý Ebu Hanife nin elli beþ kere 16 hacca gittiði kaynaklarýmýzda yer almýþtýr. O, seksen senelik ömrüne bu kadar haccý sýðdýrmýþtýr. Ayný zamanda uluslararasý bir ticaret adamý da olan imam, bu hac yolculuklarýyla manevî, ilmî ve iktisadî alýþ veriþlerde bulunmuþtur. Hac Ýbadetinin Temel Hedefleri/Hikmetleri Elbette taabbüdî ibadetler Yüce Allah ýn emri olduðu için yapýlýr. Onlar da mutlaka bir hikmet ve bir gerekçe aranmaz. Ancak bir adý da Hakîm olan ve her yaptýðýnda, her söylediðinde sayýsýz hikmetler olan Yüce Yaratýcýnýn emrettiði ve yasakladýðý her þeyde de pek çok hikmet vardýr. Bu hikmetlerin bizce bilinebilenleri olduðu gibi, net olarak bilinemeyenleri de olabilir. Emir ve yasaklardaki hikmetleri bilmek, her þeyden önce onlarý emreden hakkýnda olumlu kanaatlere sahip olmayý saðlar; öte yandan kimi insanýn onlara daha çok ve daha bir iþtiyakla yönelmesini saðlar. Tabii ki bu belirlenen hikmetler, kimi insan için de ayný derecede etkili olmayabilir. Ýbadetlerde asýl hedef Yüce Allah ýn isteðini yerine getirerek, O nun hoþnutluðunu kazanmaya ve O na yakýn olmaya çalýþmaktýr. Bu asýl gaye hiçbir zaman göz ardý edilmemeli ve diðer hikmet ve sebepler bunun önüne geçirilmemelidir. Ýþte Hac da pek çok hikmetleri baðrýnda barýndýran önemli bir ibadettir. Nitekim hacla ilgili ayetlerde Onlar kendileri için olan bir takým menfaatlere tanýk olsunlar.. 17 Onda (hac fiillerinde veya kurbanlýklarda) sizler için belli süreye kadar bir takým menfaatler vardýr.. 18 Rabbinizin fazlýndan /rýzkýndan istemenizde size herhangi bir günah yoktur.. 19 denilerek hac ibadetindeki bu bireysel ve toplumsal, maddî ve manevî, dünyevî ve uhrevî yararlara iþaret edilmiþtir. Rivayet edilir ki Ebû Hanife, hac yapmadan önce diðer ibadetleri üstün sayardý; ama o, hac yaptýktan sonra haccý tüm diðer ibadetlerden üstün saymýþtýr, çünkü onda pek çok özellik ve güzellik bir araya gelmiþtir. 20 Hac ibadetinde bulunan ve hac ibadetini yapan birey, o kiþinin yakýn çevresi ve diðer insanlar açýsýndan hikmetleri 21 þöyle sýralayabiliriz: 1. Hac, Allah içindir, O nun için, O nun emri olduðu için, O nun hoþnutluðunu kazanmak için yapýlýr. Nitekim ayetlerde Yoluna gücü yetenin Beyti haccetmesi, insanlar üzerinde Allah ýn bir hakkýdýr 22, Haccý ve Umreyi Allah için tamamlayýn 23 buyurulmuþtur. Bir hadiste de haccýn asýl amacýndan saptýrýlabileceðine þöyle dikkat çekilmiþtir: Ahir zamanda devlet adamlarý seyahat, zenginler ticaret, fakirler dilenmek, ham sofular da gösteriþ için hac yaparlar Allah ýn evi olarak nitelenen ve ilahî birliðin, bir Allah a boyun eðmenin, O na baðlýlýðýn bir sembolü olan Ka be baþta olmak üzere, diðer kutsal mekanlarla Yüce Allah a saygý adeta somutlaþtýrýlýr. Hac, yýllýk, dinî, ilmî, politik, diplomatik, ekonomik, sosyal, uluslararasý bir kongredir. Onda dünyanýn çok deðiþik yerlerinden gelen seçkin ilim adamlarý karþýlýklý fikir ve görüþ alýþ veriþinde bulunur; birbirlerinin çalýþmalarýndan haberdar olurlar. 3. Hac, insaný maddî ve manevî kirlerden arýndýran, ruhî doygunluk ve dinginlik veren bir ibadettir. Hac, içerisinde çok büyük fedakarlýk, ihlas, sabýr, dua, zikir yoðunluðu olan bir ibadettir. 4. Hac, toplu dua ve ibadet coþkusunun en zirvede tadýldýðý bir ibadettir. Mazlumlarýn, zayýflarýn, güçsüzlerin, seçkinlerin dualarýndan yararlanýlan bir ibadettir. 5. Haþr ve neþire benzerliði ile insanlara Ahireti hatýrlatan ve ona hazýrlayan bir öte dünya hazýrlýðýdýr. Hac için yola çýkan kiþi, týpký Ahiret yolculuðuna çýkýyormuþ gibi beraber yaþadýðý insanlarla helalleþir, çok sevdiði eþini dostunu, malýný mülkünü geride býrakarak yola koyulur. 6. Hacda tarihî tevhid birliði hatýrlatýlýr ve yaþatýlýr. Zira hac, temeli Peygamberlerin atasý sayýlan Hz. Ýbrahim e dayanan, onun belgezarlarýnýn yaþatýldýðý, pek çok hatýranýn yad edildiði bir ibadettir. Yine Hz. Peygamber ve ashabýnýn tevhid mücadelesinin geçtiði yerlerde yapýlan hac, o seçkin kiþilerin yaþadýklarýný gözümüzde canlandýran, Müslüman olarak namazda günlük olarak yöneldiðimiz Ka be yi canlý olarak yerinde görmemizi saðlayan bir ibadettir. 7. Bir güvenlik ve dokunulmazlýk bölgesi, bir sit alaný olan Harem bölgede hacý, barýþ içerisinde yaþamanýn, çevreyi korumanýn, insan þöyle dursun, hayvan ve bitkileri bile incitmemenin ne demek olduðunu anlar ve pratik olarak bunu yaþar. 8. Hac, yýllýk, dinî, ilmî, politik, diplomatik, ekonomik, sosyal, uluslararasý bir kongredir. Onda dünyanýn çok deðiþik yerlerinden gelen seçkin ilim adamlarý karþýlýklý fikir ve görüþ alýþ veriþinde bulunur; birbirlerinin çalýþmalarýndan haberdar olurlar. Diplomatik görüþmeler yapýlýr, yeni stratejiler belirlenir. Hac büyük bir ekonomik pazar olarak pek çok kiþinin para kazandýðý, görgüsünü-bilgisini artýrdýðý büyük bir panayýrdýr. Müslümanlarýn yetkin ve seçkin kiþileri, insanlýðýn geride býraktýðý bir yýlý gözden geçirir ve gelecek bir yýla dair plan ve programlar yapar, birbirlerine yararlý tavsiyelerde bulunurlar. 9. Hac, zengini ve fakiriyle, kültürlüsü ve kültürsüzüyle, genci ve yaþlýsýyla farklý mizac sahip ve farklý özellikte pek çok insanla bir arada yaþamanýn, sosyalleþmenin göstergesidir. Karþýlýklý yardýmlaþma ve dayanýþmanýn yapýldýðý; insanlarýn bir taraðýn diþleri gibi eþitlendiði bir gösteri alanýdýr hac. 10. Hac ibadeti, Müslümanlara ve diðer inanç sahiplerine, Ýslam Dininin birleþtiriciliðini ve Ýslam Toplumunun ihtiþamýný gösteren, onlarýn birlik ve beraberliðini, kararlýðýný simgeleyen görkemli bir gösteridir. 11. Hac, çok yönlü ve dolu dolu yapýlan bir seyahat olarak, yolculuðun maddî ve manevî yararlarýný baðrýnda barýndýran bir ibadettir. O, o uðurda karþýlaþýlan sýkýntýlara sabretmeye ve disiplinli bir hayata alýþtýrýr. Seyahatin sýhhat demek olduðu düþünülürse, Hac ibadetinin insan saðlýðýna da katkýsý olan bir ibadet olduðu söylenebilir. 12. Özellikle toplumun önderleri olan ilim adamlarý ve yöneticiler için, birden fazla hac yapmak, son derece önemli ve anlamlýdýr. Seyahatin bir hayli kolaylaþtýðý ve bir çok kiþinin kaçýnýlmazý olduðu bir dünyada, birden fazla hac/umre yadýrganmamalý ve engellenmemelidir. Ýnsanlar, her yýl denize, kaplýcaya, tatile gitmeyi kendileri için bir gereksinim olarak algýlýyorsa; neden beþ/on yýlda bir hac yahut umreye gitmesinler. Sahâbe ve büyük imamlarýn çok sayýda hac yaptýklarý da bu çerçevede deðerlendirilmelidir. Dipnotlar 1- Ragýb el-ýsfehani, Müfredat, s, 154; Curcanî, Tarifat, s, Abdürraûf el-mýsrî, Mu cemü l-kur ân, s, Ýbrahim Bakara Maide Alu Imran Hac Bakara Bakara Ýbnü l-cevzî, Tefsîr, II, 430; Elmalýlý, Tefsîr, III, Bakara Bkz. 22 Hac 30, Çocuk, yaþlý, düþkün ve kadýnýn cihadý hac ve umredir. Nesai, Hac 4; Ýbn Mace, Menasik 44; Buhari, Cihad Münavî, Feyzü l-kadir, IV, 307; VI, Eskiden hacc bölgesi, Hicaz ismi ile anýlýrdý. Bu kapsamlý isimde, bu bölgenin hac ibadetinin yapýldýðý bölge olmakla tüm ümmetin ortak mü1kü olduðu vurgulanmak istenmekteydi. O bölge ne zaman ki, iktidar ve saltanat sahiplerinin eline geçti, hac bölgesi belli bir ailenin özel mülkü imiþcesine bir ailenin adý ile (Suud) anýlýr ve bölge yalnýzca Araplarýn kutsal bölgesi imiþ imajý verilir oldu. 16- Ebû Hanife, Müsned, s, Hac Hac Bakara Bkz. Zemahþerî, el-keþþâf, III, Bkz. Gazzâlî, Ýhyâ, Mýsýr, 1939, I, ; Dehlevî, Huccetullâhi l- Bâliða, II, 156; Vehbe ez-zühaylî, Ýslam Fýkhý Ansiklopedisi, Ýstanbul, 1992, III, ; Uludað Süleyman, Ýslamda Emir ve Yasaklarýn Hikmeti, Ankara, 1989, s, 94-98; Görgün Tahsin, Hac md, DÝA, XIV, Alu Imran Bakara Gazalî, Ýhyâ, I, 269. Somuncu Baba 10 Ocak - Þubat 2005 Ocak - Þubat Somuncu Baba

7 Hatýra Hac Ýbadeti ve Kutsal Yolculuk Hicretin altýncý (veya dokuzuncu) senesinde Müslümanlara farz kýlýnan hac, oruç gibi Ýslâmiyet ten önce gelip geçmiþ kavimlerce de bilinen ve menþe itibariyle Ýbrahim (a.s.) devrine kadar uzanan bir ibâdet tarzýdýr. Kur ân-ý Kerîm, Hz. Ýbrahim (a.s) in, zürriyyetini þimdiki Mekke þehrinin bulunduðu araziye yerleþtirdiðinden bahisle, 1 burada oðlu Hz. Ýsmail (a.s) le birlikte bir de Beyt inþa ettiklerini ve bu Beyt in temellerini atarken, Rabbýmýz, bizi, Sana teslim olan iki kul eyle ve zürriyetimizden de Müslüman bir ümmet yetiþtir. Bize (Hacla ilgili) menâsikimizi göster. Tövbelerimizi kabul et. Muhakkak ki tövbeleri kabul edici, baðýþlayýcý yalnýz Sensin. 2 diye Allâh-u Teâlâ ya niyazda bulunduklarýný zikreder. Somuncu Baba 12 Ocak - Þubat 2005 Ýsmail PALAKOÐLU Yüzbinlerce insanýn bembeyaz örtüler içinde hac ibadeti vesilesiyle toplanarak kâinatýn tek yaratýcýsý Yüce Allah (c.c) a yönelmeleri, O nun huzurunda durmalarý, hep beraber O na ibâdette, dua ve niyazda bulunmalarý, afvedilmelerini dilemeleri; ne ilâhî bir an, ne ibret dolu bir manzaradýr. Ýnsanlara ölümü, ölümden sonra dirilmeyi, mahþer de toplanmayý, Allah (c.c) ýn huzuruna çýkmayý hatýrlatan bu ilâhî manzara, yürekleri yumuþatan, kalbleri temizleyen, ruhlarý arýtan ve îmâný coþturan ibret ve hikmet dolu ilâhî bir tecellîdir. Yüzbinlerce insanýn bembeyaz örtüler içinde hac ibadeti vesilesiyle toplanarak kâinatýn tek yaratýcýsý Yüce Allah (c.c) a yönelmeleri, O nun huzurunda durmalarý, hep beraber O na ibâdette, dua ve niyazda bulunmalarý, afvedilmelerini dilemeleri; ne ilâhî bir an, ne ibret dolu bir manzaradýr. Ýnsanlara ölümü, ölümden sonra dirilmeyi, mahþer de toplanmayý, Allah (c.c) ýn huzuruna çýkmayý hatýrlatan bu ilâhî manzara, yürekleri yumuþatan, kalbleri temizleyen, ruhlarý arýtan ve îmâný coþturan ibret ve hikmet dolu ilâhî bir tecellîdir. Sonra, Minâ adý verilen kutsal yerde temsilî olarak yapýlan þeytan taþlamak; kötü niyetlere ve þer kuvvetlere karþý bir zindelik gösterisi, her türlü kötülükleri yenme azminin sembolleþmesidir. Bu, Rabbimiz ile yapýlan manevî bir anlaþmadýr. Daha sonra kesilen kurbanlar, Yüce Allah (c.c) ýn verdiði maddî ve manevî nimetlere karþý bir þükrün ifadesidir. Seyahatin, insan saðlýðý ve fikir zindeliði üzerindeki olumlu tesirleri, sosyal ve kültürel faydalarýnýn büyüklüðü, asrýmýzda dünyâ milletlerinin turizme verdiði büyük önemle sabittir. Ýslâmiyet varlýklý ve sýhhatli Müslümanlara hacc seyahatini farz kýlarak, onlarý, ibâdet esnasýnda seyahat nimetlerinden de faydalandýrmýþtýr. 3 Onbir defa Hacca, iki defa da Umre ziyaretine giden Osman Hulûsi Efendi nin konu ile alâkalý düþünce ve hatýralarý ise þu þekildedir: Beraber Hac yolculuðunda bulunmuþ bir arkadaþ anlatýyor: Osman Hulûsî Efendi Gerede ye geldi. Akþam bir arkadaþýn evinde idik. Sofralarý hazýrladýk, ben de hizmet ediyordum. Yemekten sonra semaverin baþýna oturdum çay veriyordum. Osman Hulûsî Efendi hac konusunda sohbet edi- Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi nin el yazýsý ile 1963 yýlý Cep Takviminden Hac Notlarý: 11 Nisan Perþembe: Darende den sefer-i mübarek Hacc için Malatya ya hareket 12 Nisan Cuma: Gaziantep te Eyüpoðlu Camii þefirinde Cuma namazýný eda. 13 Nisan Cumartesi: Gaziantep ten Reyhaniye ye hareket mübarek sefer-i Hacc için. 14 Nisan Pazar: Haleb in bir köyünde (Kaðýrhâle) öðle namazýný eda ve Humus u ziyaret. Halid bin Velid (r.a), oðlu Abdurrahman ve Hz Ömer in oðlu Abdullah (r.a) yý ziyaret yordu. Bu yýl kara yoluyla birkaç araba peþ peþe gideriz, siz de katýlýrsýnýz dedi. Bana dönerek buyurdular ki: Mükellefiyetiniz dolsun da bir de sizlerle gideriz. Çünkü hizmet ehlisiniz. Benim gönlümde hac niyeti de, gidecek imkaným da yoktu. Osman Hulûsî Efendi öyle buyurunca inþallah gideriz diye dua ettim. O yýl hacca gidilmedi, özel araçlarla da gitmek, Irak-Ýran savaþýndan dolayý yasaklanmýþtý yýlýnda Osman Hulûsî Efendi Hacca gittiler. Hacca uðurlarken elini öptüðümde: Seni de gönlümüzde götürelim diye buyurdular. Sonra Osman Hulûsî Efendi ile beraber, 1984 yýlýnda hacca gitmek nasip oldu. Osman Hulûsi Efendi ile beraber hac farizasýndan sonra bir gün Kâbe yi tavaf (nafile tavaf) ediyorduk. Tavaf çok kalabalýk olduðu için yanýnda bulunan arkadaþa dedim ki; Sen önden bir iki adým ileriden yürü Efendi Hazretleri rahat hareket etsin. O da öne geçerek yürümeye baþladý. Önünde gidenleri itekler gibi oldu. Osman Hulûsi Efendi bunu görünce þöyle buyurdu: Tavaf ediyoruz sünnet, incitiyorsun haram, onun için eziyet etme diyerek, o arkadaþa mani oldu. Harem-i Þerif te Altýnoluðun karþýsýnda oturuyorduk. Osman Hulûsi Efendi buyurdu ki: Namaz kýlarken bulunduðumuz yerden Kâbe ye yönelmek mecburiyetindeyiz. Her nerede olursak yön tayini þarttýr. Fakat Harem-i Þerif e girdiðimiz zaman yön tayini ortadan kalkar. Her taraftan namaza durulabilir. Bir mürit de Fenâ Fillah makamýna ulaþmýþ olsa dahi, yine kendisini o makama ulaþtýran mürþidini edeben unutmamasý gerekir. Bunu birkaç defa anlattýlar. Osman Hulûsi Efendi nin bir hac yolculuðunu eþi Hacý Naciye Haným (Hacý Valide) þöyle anlatýyor: 1960 lý yýllarda karayolu ile hacca gidiyorduk. Huduttan geçtik, Þam a vardýk. Þam a hicret etmiþ olan Tokatlý Pirimiz Mustafa Hâki Efendi (k.s) nin hanýmý, oðlu ve torunlarýný ziyaret ettik. Osman Hulûsi Efendi yi gördüklerinde, Mustafa Hâki Efendi (k.s) nin ailesi çok memnun oldu. Hulûsi Efendi, Tokatlý Pir Efendimiz in mahdumu Bahaddin Efendi (k.s) ile çok maneviyatlý sohbetler etmiþler. Bahaddin Efendi de çok memnun olmuþ. 4 Gayet yaþlý olan annesi Hacý Haným bana sordu: Sen Hulûsi Efendi nin hanýmý mýsýn? dedi. Ben de sükut ettim. Daha sonra hazýrlanýp yola çýktýk. Yolda namaz için durduk. Hanýmlarla birlikte abdestimizi tazelemek istedik ve Efendi Hazretlerine sorduk O da: Þu karþýda görülen evlerden su istemeyin, Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi nin el yazýsý ile 1964 yýlý Cep Takviminden Hac Notlarý: 30 Mart Pazartesi: Mübarek sefer-i Hacc için Darende den Gaziantep e hareket 31 Mart Salý: Gaziantep te döviz iþiyle (meþguliyet) 1 Nisan Çarþamba: Sefer-i Hacc için Cilvegözü ne haraket. Reyhaniye de bekleyiþ. 2 Nisan Perþembe: Reyhaniye de bekleyiþ. 3 Nisan Cuma: Cilvegözü nden Haleb e hareket. Haleb ten Þam a hareket. Þam da ziyaretleri ifa (11.45) 4 Nisan Cumartesi: Þehid-i Kerbêlayý bast-ý Muhammed Mustafa dýr bu Dû çeþm-i Fâtýma necl-i Aliyyü l mürtezâdýr bu Te dib ile ziyaret eyle gel buk ayý pâk-i Ki zîra mevzî-i reis-i Hüseyn-i müctebâdýr bu 5 Nisan Pazar: Amman a hareket. Ocak - Þubat Somuncu Baba

8 Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi nin el yazýsý ile 1964 yýlý Cep Takviminden Hac Notlarý: 13 Nisan Pazartesi: Medine-i Münevvere de kalýþ 14 Nisan Salý: Medine-i Münevvere de kalýþ 15 Nisan Çarþamba: Mekke-i Mükerremeye hareket 16 Nisan Perþembe: Tavaf-i kudümü ifa ve Sâ y 17 Nisan Cuma: Mescid-i Haram da Cuma namazýný ifa 17 Nisan Cumartesi: Mekke-i Mükerreme de kalýþ orada, Türkiye den göçen Ermeniler oturmaktadýr. Dedi. Bizler namazlarýmýzý kýldýk ve yola devam ettik. Ürdün e geldiðimizde, oranýn hükümeti tarafýndan hacýlar için hazýrlanmýþ büyük kazanlarda yemekler geldi ve ikram ettiler. Oradan ayrýlýp Kâbe ye vardýk. O zamanlar tavaf yerinde kumlar vardý. Tavaf edilecek yerin bir bölümü mermer kaplama idi. Delillerin çadýrlarý vardý orada kalýnýrdý. Zemzemden fazla istifade edilemiyordu. Türkiye ye aðýzlarý lehimli tenekelerde zemzem getirirdik. Abdest alacak yerler muntazam deðildi. Ýmkanlar kýsýtlýydý, vesait de yoktu. Bu yüzden fazla hacca gelen de yoktu. Ýbadetler rahatlýkla yapýlýrdý. 5 Hacý Valide bir Hac hatýrasýný anlatýyordu: Osman Hulûsî Efendi ile beraber Arafat vazifemizi ifa ettikten sonra Müzdelife ye gidecektik. O sýrada Elbistanlýlarýn kamyonu geldi. Biz Efendi ile þoför mahalline bindik, arkadaþlar da kamyonun üzerine bindiler. Bir ara Efendi Gönlümüzde bir sýkýntý oldu. Arabadan inin, diyerek arkadaþlara inmelerini söyledi. Arkadaþlar çok çabuk arabadan atladýlar. Yaya olarak Müzdelife ye vardýk. Henüz kimse gelmemiþti. Bir çeþmenin yanýna durduk su akmýyordu. Efendi ilerdeki tepeyi gösterdi tepenin arkasýndan bilek kalýnlýðý su akýyordu. Osman Hulûsî Efendi arkadaþlara hemen abdest almalarýný, su kaplarýný doldurmalarýný söyledi. Abdest aldýk, kaplarý doldurduk su kesildi. Bir daha su akmadý. Himmetlerini her yerde gördük, daðýn baþýnda bile ihvanýný susuz koymadý ihvanýna sahip çýktý. 6 Osman Hulûsi Efendi 1976 yýlýnda Hac ziyareti için bazý arkadaþlarla beraber karayolundan hacca gitmeye niyetlenir yola koyulurlar. Bu yolculuk esnasýnda Irak sýnýrýndan Suriye ye geçmek için bütün arabalar konvoy halinde dizilir. Otobüslerin muameleleri yapýlýr ancak, küçük arabalara hiç bakan yoktur. Þoförler evraklarý birkaç kez götürür ama bir türlü vize yaptýramazlar. Arabalarýn yanýnda oturan Hacý Hasan Efendi, Osman Hulûsi Efendi ye; Seyyid, bu adamlar bizi oyalýyorlar, çocuklar vize yaptýramadýlar, ancak bu iþi sen halledersin der. Osman Hulûsi Efendi eline pasaportlarý alýr karakol komutanýnýn odasýna gider. O kapýdan girince, oradaki rütbeli heyecanlanýr ve ayaða fýrlar, Osman Hulûsi Efendi nin elini öperek makamýna oturtur. Bir müddet sohbet ederler. Rütbeli göz yaþlarý içerisinde Osman Hulûsi Efendi ye kahve ikram eder ve evraklarý onaylar. Karakol komutaný sýnýrý geçinceye kadar da onlarýn yanýndan ayrýlmaz. 7 Bir arkadaþ anlatýyor: 1984 yýlýnda Osman Hulûsî Efendi ile beraber hacca gittik. Mekke-i Mükerreme de evimizin salonuna girdiðimde Osman Hulûsi Efendi oturuyordu. Yanýna varýp elini öptüm. Namaz kýlmak için memleketten getirmiþ olduðumuz halý seccadeyi göstererek buyurdu ki: Oðul bu halý seccadeyi görüyor musun? Bu seccadeyi ikinci kez hacca getiriþimiz. Çünkü üzerinde namaz kýlýyoruz. diye buyurdular. Anladým ki bu kapýya hizmet edenler cansýz eþyalar da olsa, tekrar tekrar hacca gelir; kiþi samimi olduðu hizmetinde hac sevabý alýr. Bir arkadaþ anlatýyor: Bir Hac ziyaretinde Altýnoluðun karþýsýnda oturuluyordu. Arkadaþlar Hulûsi Efendi nin etrafýnda oturuyorlardý. Bazý arkadaþlar Efendiye müteveccihen oturduklarý için, Kâbe ye arka dönmüþ oluyorlardý. Bu durumu gören bir zat arkadaþlara: Kâbe ye arka dönülmez dedi. Adam gitti. Osman Hulûsi Efendi; Adem e arka dönmeyin de nereye dönerseniz dönün. diye buyurdular. Osman Hulûsî Efendi Mekke de yaþayan eski velilerden biri ile ilgili Mekke nin dýþýnda yaþayan bir veli vardý. Ona Darendeli H. Mustafa isimli bir zat hizmette bulunuyordu. Aradan bir kaç gün geçince: H. Mustafa sen bizim iþimize dayanamazsýn memleketine dön; biz acýktýðýmýz zaman Kâbe ye yönelir, birdem nefes çekeriz açlýðýmýz gider. Susadýðýmýz zaman yine Kâbe ye yönelir, bir dem nefes çekeriz susuzluðumuz da gider. Sen bu iþe dayanamazsýn, onun için sen memleketine dön diyerek göndermiþ. diye buyurdular. Osman Hulûsi Efendi 1964 yýlýnda hacca giderlerken, Konya ya uðrarlar. Mevlâna Hazretlerinin türbesini ziyaret ederler. Orada görevli bir komiser Osman Hulûsi Efendi ye: Efendim hacca gidiyorsunuz, Allah (c.c.) kabul etsin. Fakat bu kabir ziyareti ne oluyor, dinimizde böyle bir þey var mý? der. Osman Hulûsi Efendi: Evet hac ibadeti dinî bir vazifedir. Dinimizin bir umdesi de, büyüklere hürmet, küçüklere þefkattir. Burada medfun bulunan Hz. Mevlâna (k.s) bir Ýslâm büyüðümüzdür. Hem de Allah (c.c) ýn bir velisidir. Onun için burayý ziyaret ediyoruz. der. Komiser tekrar sorar: Efendim bu Allah (c.c) ýn velisi ne oluyor, bunlar da bizim gibi insan deðil mi? Efendi Hazretleri þöyle buyurur: Siz sigara içer misiniz? Komiser: Evet içerim der. Osman Hulûsî Efendi: Peki sigaraný güneþe þöyle tutup yakabilir misin? der. Komiser Hayýr yakamayýz der. Osman Hulûsî Efendi þöyle buyurur: Adese (mercek) diye bir cam parçasý vardýr, adeseyi güneþe tutar, güneþ ýþýnlarýný sigaranýn ucunda toplarsan bir müddet sonra sigaranýn yandýðýný görürsün. Ýþte Allah (c.c.) ýn velileri de adese (mercek) gibidir. Cenab-ý Allah (c.c.) ýn füyuzatýný alýr, kullarýna aktarýr. Ýþte velilerin bizden farký budur. Komiser aldýðý cevap karþýsýnda memnun olur. Osman Hulûsî Efendi nin elini öper dua ister. Osman Hulûsî Efendi 1980 yýlýnda buyurdu ki: Altý haccýmýzýn dördünü Efendi Hazretleri (Ýsmail Hakký Efendi (k.s)) ile beraber yaptýk yýlýnda Hacca giderken otobüsümüz kuma saplandý. Arkadaþlar çok uðraþtýlar fakat çýkaramadýlar. Þoför bana: Efendim bu aracý sizden baþkasý çýkaramaz, þuna bir el atýn dedi. Biz de biraz zorladýk aracý çýkardýk. Fakat belimizi incittik. Mekke ye varýnca Haremi Þerifte kaldýk, otelimize gidemedik. Bir direðin dibinde validenizle beraber beþ gün kaldýk. Beþeriyet hâli ortadan kalktý. Hz. Pir Efendimiz yanýmýza gelerek: Oðlum Hulûsi ne güzel hâliniz var. Eðer ki ihtiyârým elimde olsa ben de sizinle kalmak isterim diye buyurdular. 8 Osman Hulûsi Efendi buyurdu ki: Bir hac ziyaretimize Efendi Hazretlerinden (Ýhramcýzâde Ýsmail Hakký Efendi (k.s) ayrý olarak gittik. Ýhramcýzâde Ýsmail Hakký Efendi (k.s), Antepli ihvanlarla gitmiþti. Mekke-i Mükerremede buluþtuk. Bir gün Ýhramcýzâde Ýsmail Hakký Efendi (k.s) yi otelimize davet ettik. Sohbet esnasýnda ilahî okuyanlara: Gardaþ Somuncu Baba nýn filan ilahisini biliyorsanýz, okuyun da dinleyelim diye buyurdu. Onlar da bilmediklerini söylediler. Ben hemen yýldýrým gibi yazdým verdim. Arkadaþlar da çok güzel okudular. Ýhramcýzâde Ýsmail Hakký Efendi (k.s) nin göz yaþlarý sel oldu. Bana: Oðlum Hulûsi rica etsem bir de bana yazar verir misin? dedi. Ben de yazýp verdim. Oðlum Hulûsi hac dönüþü ecdadýný ziyarete geleceðiz. Senin ecdadýn benim baþýmýn sertâcýdýr. Oðlum Hulûsi ihvanýn emaneti, hizmeti sana, ihvana bakarsýn diye buyurdular. Ben Estaðfirullah layýk deðiliz Efendim dedim. Hayýr oðlum bu vazife senin buyurdular. Fakat biz bunu yýllarca ifþa etmedik. Ýþte canlý þahidimiz, Gemerekli Abdussamet ile Hacý Þaban Aða. Pirimiz Ýhramcýzâde hac dönüþü Darende ye teþrif ettiler. Bizim bahçede oturuldu, çok kalabalýk vardý. Ýhramcýzâde Ýsmail Hakký Efendi (k.s): Gardaþlarým Darende ye ilk geldiðimizde bir çocuk bize yol gösterdi. Biz de o çocuða para vermek istedik, parayý almadý, ben himmet isterim dedi. Biz de ona himmet ettik. Ýþte o çocuk bu Hulûsi Efendi dir. Gardaþ þimdi biz Hulûsi, Hulûsi biz olduk. Darendeliler Darende nizin kýymetini bilin. Darende nin suyundan, bir avuç su, topraðýndan bir avuç toprak olsam o þeref bana yeter. diye buyurdular. Pir Efendimiz o yýl Darende ye üç defa teþrif ettiler irtihal senesiydi. Cebrail (a.s) Resûlullah (s.a.s) Efendimizi her yýl ziyarete gelir, Kur an-ý Kerimi hatmettirirdi. Resûlullah (s.a.s) ýn irtihali senesi üç defa gelmiþ, üç defa hatmettirmiþti. Pir Efendimiz de o yýl üç defa Darende ye geldiler. (Osman Hulûsî Efendi bunlarý anlatýrken gözleri yaþla dolu dolu cemali ise renkten renge giriyordu) yýlýnda hac ziyaretinde Hafýz Yaþar Bey bir kaset doldurur, onu sohbette dinlerler. Osman Hulûsi Efendi buyurur ki: Sudanlý Ýsmail gelirse bu kaseti ona dinlettirelim. Ýkindi namazý için Harem-i Þerif e gidilir. Altýnoluðun karþýsýna yaklaþýlýrken, Osman Hulûsî Efendi birden sol tarafa dönerek: Ýsmail geldin mi? der. Merdivenin yanýnda oturan Sudanlý ayaða kalkarak Osman Hulûsi Efendi ye sarýlýr. Muhabbetle, göz yaþýyla sarmaþ dolaþ olurlar. Bu hatýra gösteriyor ki Osman Hulûsi Efendi bütün ümmetin üzerinde etkin ve saygýn bir þahsiyettir. Hac farizasý ve kutsal yolculuktaki hatýralarýnda bu hali defaeten göstermiþlerdir. Dipnotlar 1- Ýbrahim, Bakara, Aydýn, Ali Arslan, "Hac Ýbadeti ve Hac Menâsikinin Hikmetleri", Diyanet Dergisi, c. 7, Ocak-Þubat 1968, Sayý: 68-69, s Hamit Hamidettin ATEÞ Aile Arþivinden. 5- H. H. A. Aile Arþivinden. 6- H. H. A. Aile Arþivinden. 7- H. H. A. Aile Arþivinden. 8- Somuncu Baba Araþtýrma Kültür Merkezi Arþivi, Röportajlar Dosyasý, nr. 9/ S.B.A.K.M. Arþivi, Röportajlar Dosyasý, nr. 9/21. Somuncu Baba 14 Ocak - Þubat 2005 Ocak - Þubat Somuncu Baba

9 Araþtýrma Kâbe-i Muazzama Kâbe; Mekke-i Mükerreme'de Harem-i Þerif'in ortasýnda Müslümanlarca kutsal ve kýble kabul edilen "Beytullah"ýn adýdýr. Kâbe'nin cephe tarafý ile arka tarafý 12 m. diðer iki duvarý ise 10 m. uzunluðundadýr. Kâbe'nin yüksekliði 13,28 m. olup takriben 80 metrekarelik bir alaný kaplar. Dikdörtgen prizma þeklindedir. Kuzey köþesine Rüknü'l-Ýrakî, batý köþesine Rüknü'l-Þamî, güney köþesine Rüknü'l Yemâni, doðu köþesine de Rükn'ül-Esved denir. Kapýsý, doðuda ve yerden 2,5 m kadar yüksekliktedir. Kâbe'nin bir köþesinde bekletilen tekerlekli bir merdivenle çýkýlýp, içeriye girilir. Hicr (Hatîm) denilen bölümü, Kâbe'nin kuzeyinde, 1,5 m yüksekliðindeki çevrili ve içerisinde Hz. Ýsmail ile Hz. Hacer Annemizin medfun bulunduðu yarým daire þeklindedir. Kâbe'nin damýnda toplanan yaðmur sularý, 1,5 metre boyundaki "Altýnoluk"la buraya akar. Mehmet KARDEÞ "Þüphesiz âlemler için çok feyizli ve ayn-ý hidâyet olmak üzere konulan ilk ev (mâbed) elbette Mekke'de olandýr. (Âl-i Ýmran Suresi 96) Altýnoluk altýnda ve Hatim'in karþýsýnda Hacer-i Ýsmail, Kâbe kapýsý karþýsýnda Makam-ý Ýbrahim ve onun biraz aþaðýsýnda zemzem kuyusu vardýr. Kâbe'nin Yapýlýþý Kabe-i Þerif'i Allahü Teala imar etti. O'nun mimarý Cebrail (a.s) ve meleklerdir. Daðdan taþ getirdiler. Hakk'ýn emri ile biri Arafat'tan, biri Tur'dan, biri Cûdi'den, biri Hirâ'dan Baþka rivayette, yedinci gökten Kâbei Þerif'e kadar kýzýl, yeþil zümrütten Arafat'ýn öte ucuna kadar döþediler. Nûh tufanýnda onu göðe çektiler. Sonra Allahü Teala'nýn emriyle Ýbrahim Peygamber (a.s) yaptý. Bu inþaatýn sahibi Allah (c.c), mimarý Cebrail (a.s), Ustasý Hz. Ýbrahim (a.s), çýraðý Hz. Ýsmail (a.s)'di. Kâbe'nin, Hz. Ýbrahim tarafýndan inþasý; tahminen M.Ö yýlýndadýr. Kâbe'nin ilk binasý, Arþ-ý A'zam altýnda bulunan Beyti Mamur'un hizasýna gelecek þekilde ve melekler tarafýndan inþa edilmiþtir. Ýkinci binasý Hz. Adem (a.s), üçüncü binasý Þit (as), dördüncü binasý Hz. Ýbrahim (a.s), beþinci binasý Haris bin Murad, altýncý binasý Âmelika Taifesi, yedinci binasý Kussi bin Kilâb, sekizinci binasý Kureyþ Kabilesi, dokuzuncu binasý Abdullah bin Zübeyr, onuncu binasý halife Abdullah bin Mervan zamanýnda Haccac ve onbirinci binasý ise Müslüman Türkler tarafýndan yapýlmýþtýr. Kâbe'nin etrafýna, Kanunî Sultan Süleyman tarafýndan kubbeli duvarlar yaptýrýlmýþtýr. Kâbe'nin Ýçi Kâbe içinde, çatýyý taþýyan ve her birinin kalýnlýðý yarým metre kadar olan üç aðaç direk bulunmaktadýr. Kâbe'nin tabaný beyaz ve renkli mermerlerle döþenmiþtir. Çevre duvarlarý mermer taþlarla kaplý olup, üzerinde Esma-i Ýlahiye'nin yer aldýðý beyaz iþlemeli ipekten mâmül perdelerle örtülüdür. Kâbe içinde, çatýya doðru yükselen bir de merdiven vardýr. Kâbe direklerinin yukarýsýndaki baðlayýcý kiriþlerin üzerlerinde kandiller ve oraya baðýþlanmýþ tarihi eserler asýlýdýr. Nebiler Nebisi, Kâbe'nin içine ancak dört defa girmiþtir. Kâbe'nin Kudsiliði Kâbe, Allah (c.c.)'ýn ölümsüzlüðünü ve sonsuzluðunu sembolize eder. Kâbe, eþya ve maddenin tükenip ruh ve mânânýn baþladýðý ufuk noktasý iþaretidir. Kâbe, bu dünyanýn ötelere baðlý serhad kapýsýdýr. Kâbe, aslýnda -gören gözler için- arþa doðru sonsuz bir uzanýþla yükselmekte olan en mukaddes bir yapý olup, "beyt-i mamur" hizasýnda melekler tarafýndan bina edilmiþtir. Peygamber (s.a.v) buyuruyor ki: "Kâbe'ye her gece ve gündüz 120 rahmet iner. Rahmetlerin 60'ý tavaf edenlere, 40'ý Beyt-i Rahman'da itikâf edenlere ve namaz kýlanlara, 20'si de Kâbe'ye bakanlaradýr." Rivâyete göre: "Rükn-ü Hacer-i Esved" ve "Rükn-ü Yemâni" çizgisiyle zemzem arasý 99 peygamber "Makam-ý Ýbrahim" ve Safa kapýsý arasýnda Nuh, Hud, Sâlih ve Þuayb peygamberler Safa ve Merve geçidinde ise 70 nebî yatmaktadýr " (Hacc Rehberi, Feridun Yýlmaz Yüceler, 1982, s. 63) Peygamber (s.a.v) buyuruyor ki; "Kim Þam Mescidinde bir vakit namaz kýlsa, 100 vakit yerine geçer. Kim Kudüs'te bir vakit namaz kýlsa, 1000 vakit yerine geçer. Kim Medine'de bir vakit namaz kýlsa, vakit yerine geçer. Kim Kâbe'de bir vakit namaz kýlsa, vakit yerine geçer. "Kâbe; yeryüzü hakikatleriyle ilahi hakikatler arasýnda geçit noktasý Kâbe, o ürpertici mik'ap altý satýhlý ve sekiz köþeli muazzam remz âbidesi, göz planýnda da þehrin kalbidir " Kâbe-i Muazzama her cihetten bakýldýðýnda insana apayrý bir heyecan ve coþku veriyor. Kâbe-i Muazzama'nýn kendine mahsus bir özelliði de her görüþte insaný titreten ve cezbeden bir görünüm aksettirmesi Kâbe'nin civarýnda uçan kuþlarýn O'nun üstünden uçtuðunu gören olmadý. Kâbe bambaþka bir âlem Dünyanýn her cihetinden milyonlarca mü'min, fevc fevc, kafile kafile akýp geliyor Hacc resmen baþlarken Suudi Arabistan Kralý, Müslüman elçiler ve seçkin bir davetli grubuyla beraber Kâbe'yi gül suyu ile yýkar. Kâbe'nin yýkanmasý için, ülkemizden her yýl bir ton gül suyu gönderilir. "Siz hiçbir müessese düþündünüz mü ki onun yüz binlerce þubesi ve günde beþ defa o müessese ile münasebeti bulunan milyonlarca müþterisi olabilsin. Öyle bir müessesemiz elhamdülillah Ýþte o müessesenin genel merkezi Kâbe, yüzbinlerce þubesi camiler ve mescidler, müþterileri de biz Müslümanlar " Hacc için yola çýktýðýmýz andan itibaren tarifi imkânsýz bir heyecan içinde sabýrsýzlanýyor, bir an önce Beytullah'a kavuþmak arzu ve iþtiyaký ile ilerliyoruz. Sayýsýz direkler ve sütunlar arasýndan bir buçuk milyar Müslüman'ýn günde beþ defa selamladýðý Kâbe-i Muazzama göründü Kalpler titriyor. Her þey unutuluyor, benliðimizde Kâbe sanki büyüyor, büyüyor, büyüyordu. Dünyada sanki yalnýz Kâbe varmýþ gibi geliyor insana Kâbe'yi Ýlk Defa Görünce Yapýlacak Dua Kâbe'yi ilk defa görmek þerefli bir andýr Ýþte bu anda yapýlacak olan dua çok kýymetli ve çok makbuldür: 1- Ya Rabb! Ne zaman dua edersem kabul buyur. 2- Ya Rabb! Beni hesaba çekmeden cennete koy. 3- Ya Rabb! Bundan sonra edeceðim bütün dualarýn kabulünü bana nasip et. 4- Ya Rabb! Ehl-i Ýslam'a cihad ruhu ver Diye dua edilmelidir. Elveda Hacý, Kâbe'den ayrýlýrken: "Arkasýný Kâbe'ye dönmeden ve gözlerini de Kâbe'den bir an için olsun ayýrmadan, aðlayarak, inleyerek veda kapýsýna geri geri giderek þöyle dua eder: Elveda Ey Allah'ýn Kâbesi Elveda Ey Allah'ýn Evi Elveda Ey Müslümanlarýn kýblesi Elveda Ey Hacerü'l-Esved Elveda Ey Hacer-i Ýsmail Elveda Ey Makam-ý Ýbrahim Elveda Ey Zemzem Kuyusu Elveda Ey Mültezem Elveda Ey Allah'ýn Arzý Haremi Elveda Ey Mescid-i Harem " Somuncu Baba 16 Ocak - Þubat 2005 Ocak - Þubat Somuncu Baba

10 Ýnceleme Bir Hakikat Fatihi: Ýbn Arabi Sadýk YALSIZUÇANLAR Uzun ve bereketli yaþamý, manevi fetihlerle geçen Þeyh-i Ekber Ýbn Arabi, tasavvuf irfanýný sistematik bir tefekkür olarak, beþyüze yakýn - kimisi gaib, kimisi hala kitaplýklarda okunmayý bekleyen- eseriyle ortaya koymuþ ve yaþadýðý zamanla sýnýrlý kalmayarak, nurunu bugüne deðin yansýtmýþ bir hakikat fatihidir. Bütün bir Ýslam, irfan tarihi, Ýbn Arabi'nin Fütuhat ve Füsus'u çevresinde döner. O'ndan önce, Zünnun için, marifet düþüncesini tasavvufa sokan kiþi, denmiþtir. Bu da elhak doðrudur. Hasan-ý Basri, Rabiatü'l-Adeviyye, Bayezid-i Bistami, Cüneyd-i Baðdadi ve ilahi aþk þarabýyla sermest olanlarýn en üstünü Hallac da bu vadinin kadim isimleridir. Bir bakýma, irfani tasavvuf, Cüneyd-i Baðdadi'nin kimi risale ve mektuplarýyla bir tefekkür nizamý olma yönünde ilerlemeye baþlamýþ, adýný andýðýmýz ve herbiri Ýslam semasýnýn yýldýzý olan sufilerin olaðanüstü gizemli hayatlarýyla büyümüþ ve geniþlemiþ, þeyhlerin en büyüðü olan Ýbn Arabi ile de kemale ermiþtir. Ýbn Arabi Camii Minaresi - Þam Fotoðraflar: Necmettin Sarýoðlu Eserleri ve yaþamýyla, bütün bu arif ve sufilerin bir kardeþi addedilebilecek olan çaðýmýzýn en büyük arif-i billahý Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri, Ýbn Arabi için, 'ulum-ý Ýslamiyyenin mucizesi' der. Bu hem þiirsel, hem de isabetli bir belirlemedir. Zira, Ýbn Arabi Hazretleri, kendisine olmadýk ithamlarla saldýran kadük selefilerin iddia edegeldiklerinin aksine, Kuran ve hadisi, tefekkürünün ana ilham kaynaðý ve hareket noktasý kýlmýþtýr. Bunun binlerce delilinden biri, Fütuhat'ta, 'ilm'i, marifet'in üstüne yerleþtirmesidir. Þeyh-i Ekber'e göre, ilim, Kuran'da geçen bir kavramdýr. Allah, kendisini ayný zamanda Alim olarak izhar ve vasfetmiþtir. Marifet kavramý Kuran'da geçmez ve Allah, Kendisi için Arif vasfýný kullanmaz. Dolayýsýyla, Ýbn Arabi Hazretlerine göre; ilim, marifetten üstündür. Bediüzzaman, bu inceliði de gözönüne alarak, O'nun için, Ýslami ilimlerin mucizesi nitelemesini kullanýr. Üçüncü Said döneminde yapýlmýþ olan bu niteleme, Bediüzzaman'ýn, Þeyh-i Ekberi eleþtirdiði, üstün bulmadýðý ve mesleðini küçümsediði yönündeki iddialarý da çürütür mahiyettedir. Bediüzzaman'ýn seyr-i sülukunda üç makamdan ve üç evreden söz edilebilir: Birinci, Ýkinci ve Üçüncü Said. Gerek vahdet-i vücut (ki, bu tabiri Þeyh-i Ekber kullanmaz, O'na inanýlmaz iftira ve isnatlarda bulunan Ýbn Teymiyye kullanýr, ilk kez ve Konevi'yle birlikte de irfan sözlüðüne girer) gerekse Þeyh-i Ekber'e iliþkin Üçüncü Said döneminde tümüyle olumlu ve yüceltici ifadelere rastlarýz Risale-i Nur'da. Ýslami ilimlerin mucizesi olan Þeyh-i Ekber, Bistami Hazretleri gibi, 'tesbih ve takdis banadýr, þaným ne yücedir' demediði gibi, 'ene'l-hak' iddiasýnda da bulunmaz. Bu zevatýn, makamlarý, bu sözleri söylemeye müheyyadýr. Bir rivayette (Menakýbu'l-Arifin'de de geçer) 'Peygamber olmayan fakat kitabý olan', Ýslam edebiyat ve tefekkür tarihimizin bir diðer mucizesi Hz. Mevlana'ya, Hz. Þems'in sorduðu soru, Bayezid-i Bistami Hazretlerinin bu tarihsel sözüdür. Bu söz, Bediüzzaman Hazretlerinin, esbap için kullandýðý 'tenteneli bir perde' ifadesinden bir adým ilerde seyretmiþ olan bir arifin samimi bir itirafý ve vakýasýna dayanmaktadýr. Yine bir rivayette (Nahþebi de aktarýr bunu) aþk þarabýyla sarhoþ olan Hallac-ý Mansur'a, idamýndan önce, 'bu iddiandan vazgeç, ene'l-hak' deme, hüve'l-hak de, kurtul' derler, O, ise, 'ben de zaten öyle diyorum ama siz O'nun gaib olduðunu söylüyorsunuz' diye cevap verir. Demek ki, Ýbn Arabi Hazretlerinin Tercüman'da belirttiði gibi, aslýnda Allah'ýn üstün velileri, hangi isimden söz etmiþlerse, hep O'nun adýndan kinayedir. Gerçekte sadece O'ndan söz etmektedirler. Ama avam-ý müminin, onlarýn gördüðü makama muttali olamadýklarýndan bu hakiki kelamlarý kimi selefi ulema ve fakihler tekfir etme gafletinde bulunabilmiþlerdir. Füsusu'l-Hikem, Ýbn Arabi Hazretlerinin son dönem eserlerindendir ve aslýnda Fütuhat'ta ayrýntýlandýrdýðý temalarýn düzenli bir toplamýdýr. Bu, Doðu'nun Divan-ý Kebir'le birlikte en büyük eseri, ne yazýk ki, yine Ýslami kaygularla en çok eleþtiri ve saldýrýya uðrayanýdýr. Ýbn Arabi Hazretleri, bu eseri, Zat meþrebinden yazmýþtýr. Bu makamda yazýlmýþ olan bir eserin, bu makamý tahayyül bile edemeyenlerce eleþtirilmesi en hafif ifadesiyle yakýþýksýzdýr. Þeyh'in en çok þerhi yapýlmýþ olan (bir rivayette yüz civarýnda) bu eseri, her Allah elçisinin bir 'kelime' oluþundan yola çýkar ve O'nun mazhar olduðu hakikatin özünü açýklar. Voltaire'in, 'müslümanlar arasýnda bir adam çýktý, onu da müslümanlar kabul etmiyor' ifadesi eðer doðruysa (ki anlam olarak tümüyle doðru) bu acýyý, bugün, Þeyh'in eserlerinden küçük bir rayiha koklamýþ biri olarak bendeniz fazlasýyla duymaktayým. Modern zamanlarda manen çoraklaþmýþ, bir çöle dönmüþ ve bir samyeli ile tümüyle kurumuþ olan edebi yaþamýmýz açý- Kurtuba Camii Endülüs Somuncu Baba 18 Ocak - Þubat 2005 Ocak - Þubat Somuncu Baba

11 Riyazet ve zikir bu hazýrlýða imkan veren etkinliklerdir. Dinin batýni boyutuna dalýnmaksýzýn insan, vakýalara açýk hale gelemez. Gerçi bu Cenab-ý Hakk'ýn bir ikramýdýr, bir yazgýdýr bu, bir baðýþtýr ama, her mümin, bu kadere doðru kendisini hazýrlama eðiliminde ve iradesinde olmalýdýr. sýndan bile Ýbn Arabi ve dünyasý, inanýlmaz bir gizem sunmaktadýr. Hazret, bir ummandýr ve bu ummanýn kýyýsýnda fakat O'ndan tamamen habersiz yaþýyoruz. Kendi doðasýnýn kýyýsýnda yaþayan modern insan gibi, modern(leþmiþ) müslüman da, bu irfani gelenekten büyük oranda bihaberdir. Gelenek yayýnlarýnca neþredilen üç deðerli eser, bu habersizliði bir nebze olsun giderir mahiyettedir. Ýlki nefis bir biyografi olan Kibrit-i Ahmer'in Peþinde, ikincisi sýký bir Ýbn Arabi araþtýrmacýsý ve uzmaný olan Michel Chodkiewich'in Sahilsiz Bir Umman, üçüncüsü ise, Füsus'a yönelik itirazlarýn cevaplandýrýldýðý, Þeyh Mekki Efendi'ye ait, Ýbn Arabi Müdafaasý. Bu yayýnlar, henüz eserlerinin birde biri bile dilimize kazandýrýlmamýþ olan Þeyh-i Ekber'i okumaya baþlayanlar için bir hazýrlýk saðlayabilmektedir. Türkiye okur yazarý ne yazýk ki Ýbn Arabi'den haberdar deðildir ve bu, gerek edebi gerekse düþünsel yaþamýmýz için son derece büyük bir kayýptýr. Felsefi okumalar yapan müslüman okuryazarlar için özellikle Ýbn Arabi okumalarý zorunludur. O'nun dile getirdiði o engin tefekkür bilinmeksizin, hakikatin izinde bir tefekkür üretmek imkansýzdýr. Fýkýh ve kelam, Þeyh-i Ekber'e göre, gerekli ama sýnýrlarý ve imkanlarý dar bir alandýr. Þeyh, ünlü bir kelam alimine yazdýðý bir mektupta, O'nu bulunduðu çukurdan çýkmaya, tasavvuf irfanýnýn denizine dalmaya çaðýrýr. Hz. Peygamber'in emrine niçin uymuyor, nefsi mücahade ve riyazetle meþgul olmuyorsun? diye sorar. Bu oldukça manidardýr, zira, dini ve kitabýný kuru bir emir ve nehiy toplamý olarak algýlayanlar, onun içsel boyutuna dalamayanlar, kendi kiþisel doðalarýnýn sýnýrlarýný da taþamazlar. Þeyh'e göre, ilhama açýk hale gelmek için bir hazýrlýk gerekmektedir. Riyazet ve zikir bu hazýrlýða imkan veren etkinliklerdir. Dinin batýni boyutuna dalýnmaksýzýn insan, vakýalara açýk hale gelemez. Gerçi bu Cenab-ý Hakk'ýn bir ikramýdýr, bir yazgýdýr bu, bir baðýþtýr ama, her mümin, bu kadere doðru kendisini hazýrlama eðiliminde ve iradesinde olmalýdýr. Cüneyd-i Baðdadi ile çaðdaþ olan el-tirmizi, Þeyh-i Ekber'e zemin hazýrlamýþ bir þahsiyettir. 'Tasavvufun psikoloðu' diye nitelenen bu zatýn kayýp olan ünlü eseri Hatmü'l-Velaye(t), gerçekte Þeyh-i Ekber'in varlýðýný anlamlandýran ana kavramdýr. Ýbn Arabi Hazretleri, kendisiyle birlikte Hz. Peygamber'in velayetteki mirasýnýn hatmolunduðunu söyler. Nübüvvet mirasý sürmektedir ama velayetteki en büyük ve 'Hatem' ünvanýna layýk Veli kendisidir. Þeyh'in velayet ve nübüvvet teorisine el-tirmizi'nin düþünceleri kaynaklýk eder. Bu arada el-þibli'yi, Cüneyd'in talebesi olan bu zatý da irfan tarihimiz açýsýndan anmamýz gerekmektedir. Menkýbe ve vakýalarý dillerde dolaþan bu büyük arif dýþýnda yine Cüneyd'in bir baþka öðrencisinden, Þeyh'in adaþý olan Ebu Said Ýbn el-arabi'den de söz edilmelidir. Bu zatýn, Tabakat-ý Nussak adlý bir eserinden söz edilir. Onbirinci asýr, tasavvuf irfanýnýn büyük sýçrama çaðýný iþaret eder. Ýrfan tarihinin kilometre taþlarýndan biri olan el-kuþeyri ve ünlü Risale'si bu çaðda karþýmýza çýkar. Bu yaygýn ve haklý bir üne sahip olan eser, sonraki sufileri hayli etkilemiþtir. Claude Addas'tan izlersek, sufinin, Allah'ýn iradesine samimi itaat içinde (ihlas), riyazet ve tefekkür dolu bir hayatla, Allah'ýn kelamý, Peygamberinin yaþamý ve Rabbinin kendisine lütfetmeyi seçtiði inayetin muha- tabý konumuna yükselmiþ olduðunu görürüz. Manevi miracýn çeþitli durumlarýndan ve aþamalarýndan geçerken Rabbiyle kurduðu özel iliþkinin birçok deliliyle, yani kerametle karþýlaþýr sufi. Bu kiþisel deneyimler, onun fazilet mabedinin dördüncü sütununu oluþturur. Bu þekilde kýlavuzluk edilen ve inayete mazhar olan sufi, bu fani hayatta bile bekanýn bir anlýk tezahürünü kazanmayý umut edebilir; kendisinden geçerek Rabbinde yaþama bilincine ulaþabilir. Bu, yakýn zamanlara kadar tekkelerin giriþinde yazýlan, 'hiç olursan' ile, çýkýþýnda yazýlan, 'hep olursun' cümlesiyle özetlenen bir deneyimdir. Bu yüzden her hattat mutlaka bir 'hiç' yazar. Hiç olunmadan hep olunamaz, bu, Allah'ýn koyduðu bir yasadýr. Bu metafizik ilkeye uyan Allah velileri, Cüneyd'in (ra) tarif ettiði hali yaþarlar. Hz. Cüneyd'e tasavvuf nedir? diye sorulunca þu cevabý vermiþtir: 'Allah'ýn, seni sende öldürerek, Kendisi için diri kýlmasýdýr.' Ýster, giydikleri yün (suf) abadan isterse baþka bir yerden ve anlamdan gelsin, sufilerin kökeni, Allah'ýn ilksel öðretisinden bugüne, hakikatin batýni yönünü kavrama eðilimidir. Basra'nýn ünlü kadýn evliyasý Rabiatü'l-Adeviyye, Rabbiyle özel bir hal içinde bulunurken ve nefsini tümüyle O'na, O'nun takdir ve iradesine baðlamýþ bir halde yaþam sürerken, tam da bu eðilimi somutlaþtýrmaktadýr. Bir gün hasta bir haldeyken bir veli dostu gelir ve niçin þifa için Rabbine dua etmediðini sorar. Rabia'nýn cevabý þöyledir: 'O'nun takdiri benim hastalýðým ise, þifa isteyerek takdirine aykýrý bir talepte bulunmam ayýp deðil mi?' Bu makam ve hale ne ad verilir bilemiyorum ama, hayatýndan bu denli razý bir insana kuþkusuz Allah hikmet baðýþlamýþtýr ve Allah, hikmet verdiðine çok hayýrlar vermiþtir. Rabbini kendi ruhunda idrak eden Bayezid-i Bistami Gözkamaþtýrýcý ve alabildiðine zengin tefekkür dünyasý içinde, sadece insan-ý kamil doktrini bile, tek baþýna bütün bir Ýslami tefekkürün özünü ele verir. Þeyh'e göre, insan-ý kamil, hakikatin prototipidir. Berzahtýr. Gayb alemi ile þehadet arasýnda bir geçit, bir köprüdür. Ýbn Arabi Camii Mihrabý veya Hallac-ý Mansur, hangi sermest olursa olsun, bize, aslýnda Hz. Adem'le baþlayan bir hikemi ve irfani geleneði kendi hayatýyla yeniden göstermektedir. Þeyh-i Ekber'in dediði gibi, insan Rahman'ýn aynasýdýr. Bu büyük mistikler de, Allah'ýn birer saf ve mücella aynalarýdýr. Ezeli ve ebedinin, zamanda baþlangýcý olandan ayrýlmasý demek olan tevhid, insan düþüncesinin ulaþabileceði en üstün düzeydir ve manevi makamlarýn da en yücesidir. Bir eserinde, 'marifetin en yüksek mertebesi olan tevhid' biçiminde bu hakikati dile getiren Bediüzzaman Hazretlerinden de bir kez daha öðreniyoruz ki, insan-ý kamil, Cenab-ý Hak'tan rahmet, merhamet, þefkat ve marifeti alýr, hakikatin minyatür hali olarak, mahlukata ve mevcudata iade eder. Adeta, bir cereyan semadan bir santrale inmekte ve oradan daðýlmaktadýr. Bediüzzaman'ýn Erek daðýndaki yaþamý sýrasýnda, hayvanlara ve bitkilere, öðrencilerini bile þaþýrtýcý þekilde, aþýrý duyarlý ve merhametli davranmasýný ancak bu hakikatle kavrayabiliyoruz. Çünkü Þeyh-i Ekber bize, ondan sekiz asýr önce, insan-ý kamilin, hayvanata, nebatata hatta maadine bile merhamet verdiðini söylüyor. Yeryüzünün halifesi olma keyfiyetini bu hal, bize yeterince açýklýyor ama, bizim, modern(leþmiþ) zihinlerimize ve alabildiðine yüzeysel- Somuncu Baba 20 Ocak - Þubat 2005 Ýbn Arabi Camii Kapý Tâcý Ocak - Þubat Somuncu Baba

12 Necmettin SARIOÐLU Altýn Silsile Mustafa Rûmi Faruk-i Þîrani (K.S.) leþmiþ ve azalmýþ olan müslüman saatlerimize sýðýþmýyor. Bugün günlük sözlüðümüzden çekilmiþ veya iðdiþ edilmiþ kavramlar, ihlas, tevbe, halvet, uzlet, takva, vera, zühd, samt, havf, reca, hüzün, huþu, kanaat, tevekkül, þükr, yakin, murakabe, rýza, ubudiyyet, irade, istikamet, sýdk, haya, zikr, feraset, gayret, dua, fakr, edep, sohbet, muhabbet ve þevk gibi keyfiyetlere alabildiðine uzaklaþmýþ bulunuyoruz. Ýþte, Þeyh-i Ekber, tefekkür alaný içerisinde, bu ve daha yüzlerce kavramý toplamýþtý. O'nun muazzam müellefatýnýn bir bölümünün bile dökümü yapýldýðýnda, bu görülebilecektir. Gözkamaþtýrýcý ve alabildiðine zengin tefekkür dünyasý içinde, sadece insan-ý kamil doktrini bile, tek baþýna bütün bir Ýslami tefekkürün özünü ele verir. Þeyh'e göre, insan-ý kamil, hakikatin prototipidir. Berzahtýr. Gayb alemi ile þehadet arasýnda bir geçit, bir köprüdür. Allah'ýn isimlerinin toplamýdýr. Tecelligahtýr ve küçük alemdir. Onda büyük alemin tüm olgun nitelikleri tezahür eder. Muhammedi nur ve hakikat, kainatýn yaratýcý ilkesidir. Ýnsan-ý kâmil, kainatýn varlýk sebebidir. O'nu ancak Allah bilir. Ýnsan-ý kâmil, Allah'ýn bilinme arzusunun tecessüm etmiþ halidir adeta. Zira dünya, insan için yaratýlmýþtýr. Þeyh-i Ekber'in bize miras býraktýðý ekberi irfanýn ve külliyatýn, ülkemiz ve tüm dünya okuryazarlarý için vazgeçilmez bir referans olacaðý günlerin umudu ve arzusu ile, Þeyh-i Ekber'in ihtiþamlý mýsralarýyla son veriyorum: 'Ah! Yok oluyorum aþk ve þevk beni yiyip tüketiyor/ona kavuþuyorum gene de iyileþemiyorum/ondan ayrý olsam da ona kavuþsam da gene de þevkim bitmiyor/ona kavuþunca hiç ummadýðým þeyler geliyor baþýma/demek ki bir baþka dertmiþ aþkta þifa bulmak da/ben öyle birini görüyorum ki karþýmda, her karþýlaþtýðýmýzda/güzelliði, tazeliði ve görkemi artýyor da artýyor haddinden de fazla/demek ki aþktan ve vecdden kurtuluþ yok aþkla daim hemdem olmak gerek/alnýmýzda yazýlý bir nizama göre artýp duruyor güzellik.' Ýbn Arabi nin taþa iþlenmiþ bir sözü Ýbn Arabi nin Kabri Gümüþhane iline baðlý Þiran'ýn Sarýca köyünde doðmuþtur. Seyyid Yahya Daðýstanî (k.s.) nin halifesi olup, Tarikat-ý Âliyyenin otuz üçüncü pîridir. Sahib-i adalet Hz. Ömer ül-faruk (r.a.) un soyundandýr. Gençlik yýllarýnda dinî ilimlerini tahsil edip, Ýstanbula giderek Ahmet Ziyaûddin-i Gümüþhanevi (k.s.) ye intisab eder. Kýsa zamanda çok büyük haller kazanarak, seyr-i sûlükünü ikmal eder. Gördükleri bazý harikulade halleri þeyhine söyleyerek tarifatta bulunmalarýný arzetti. Bunun üzerine Gümüþhanevî Hazretleri ona: - Sizin bu âli mazhariyyetinizin heba olmasýný istemem. Budan öteye sizi götürmeye takatým yoktur. Size Mekke-i Mükerremede nâþiri fûyuzat-ý Nakþibendiyenin büyüklerinden Abdullah-i Mekkî (k.s.) Hazretlerini tavsiye ederim. der. Bu arzuyu emir kabul eden Mustafa Rûmi (k.s.) doðruca iþâret buyrulan Mekkî Hazretlerine gitmek için yola çýkar. Mýsýr yoluyla Mekke-i Mükerremeye ulaþýr. Kýsa zamanda Abdullah-i Mekkî (k.s.) Hazretlerini bularak ondan eksiklerini tamamlamak üzere onu ararken bir derviþe rastlar. Derviþ ona : - Mustafa Efendi! Þurada yakýnca bir yerde Seyyid Yahya Efendi diye tanýnan bir zat var. O da sizin gibi sadeliði sever, saltanattan kaçýnýr. Uðramak isterseniz evi þurasý. der. Hemen bu tavsiyeye uyan Mustafa Rumî (k.s.), Seyyid Yahya Daðýstani (k.s.) ile ilk görüþmede, onun yüce kemalatýný ve halini anlayarak intisab eder. Bu vesile ile Abdullahî Mekki (k.s) ye intisab etmiþ olur. Abdullah-i Mekki (k.s.) nin vefatýndan sonra hilafete gelen Seyyid Yahya Daðýstani (k.s.), Mustafa Rumî (k.s.) yi kýsa zamanda olgunluðun zirvesine çýkarmýþ ve kendilerine hilafet vererek Medine-i Münevvereye irþada memur etmiþtir. Mustafa Rûmi (k.s.) orada edebe riayet edemeyeceðini düþünerek, Þeyhi Daðýstanî (k.s.) ye bir mektup yazmýþ, yeniden Mekke-i Mükerremeye dönmek için izin istemiþtir. Verilen izin üzerine tekrar Mekke-i Mükerremeye dönmüþse de kýsa bir müddet sonra Þeyhi Daðýstani (k.s.) nin: - Rum diyarýný irþada memur edildiniz. Derhal vazifenize inkýyad ediniz. Emri üzerine yola çýkmýþtýr. Nakledildiðine göre Mustafa Rûmi (k.s.) Mekke-i Mükerremeden Medine-i Münevvereye gelerek, Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimizin mübarek ravzasýný ziyaret edip, uzun bir murakabe sonunda ayný emri Alemlerin Efendisinden alýr, hatta kendi nesebini öðrenmek istediðini ve son nefesini Medine-i Münevverede vermek muradýný arzeder. Bunun üzerine, Peygamber Efendimiz kendilerini müjdeleyerek; Hz. Ömer (r.a.) in soyundan geldiðini ve son nefesini Medine-i Münevve- Somuncu Baba 22 Ocak - Þubat 2005 Ocak - Þubat Somuncu Baba

13 rede vererek Cennetül Bakiye defnini haber verir. Mustafa Rûmi Efendi Anadoluya teþriflerinde bir süre dolaþtýktan sonra Çorum da ikamete karar kýlar. Zaten künyesinin bazen Çorumlu Mustafa Efendi (k.s.) diye anýlmasýnýn sebebi budur. Yani Çorum da ikamet etmeleridir. Yoksa baþtada zikredildiði gibi esas memleketi Þîran dýr. Çorumda ilk günlerde bir aþevinde temizlik iþleri yapar. Ancak devlet ricalinden büyük rütbeli bir zatýn manen uyarýlmasýndan sonra o zatýnda ricasýyla o iþlerinden vazgeçer. Kazancýný her gün üçer, beþer zata yevmiye olarak daðýtmýþtýr. Ne varki bu insanlarý bir iþçi, bir amele veya gündelikçi gibi deðil tenha mahallere götürerek onlara oralarda maneviyat üzere sohbetlerde bulunmuþlar ve kýrk gün sonrada o þahýslar; - Efendimiz! Artýk siz bize yevmiye vermeyin. Zira siz bize Allah (c.c.) rýzasý için Allah'a kulluðu öðrettiniz. derler. Bu ve benzeri hallerden sonra hazreti pîr: iyice tanýnarak orada tekke açar, insanlarý manevi feyz ve bereketleriyle yetiþtirmeye baþlar. Bir yandan dini dersler verirken diðer yandanda takva ve tasavvuf dalýnda mensuplarýný yetiþtirip ve bir çoðunu fena makamýna çýkarmýþtýr. Bunlar arasýnda en meþhur olanlarý Tokatlý Seyyid Mustafa Haki Efendi (k.s.), Acem veliahtý Takyûddin Efendi, Niksarlý Þeyh Hacý Ahmet Efendi (k.s.) sayýlabilir. Öyle bir tasarruf sahibidir ki: Devlet erkânýndan önemli þahsiyetler ziyaretine gelip himmetini dilerler. Hz. Ömer (r.a.)- in soyundan olduðu için çok celal meþrebdir. Bu yüzden mürîtlerinden bazýlarý yanýna yaklaþamaz hatta müþkillerini lisanen deðil çoðu zaman gönül yoluyla bildirirler. Bazý zamanlarda da yüzüne nikab çektiði rivayet edilir. Keramete önem vermemiþler ve insanlarý güzel ahlak üzere yönlendirmiþlerdir. Gerçi kendilerinden sayýsýz keremetlerin zuhur ettiði halde o bunlarý ölçü kabul etmemiþtir. Sofrasýný akþam sabah açýk tutar, Allah'ýn (c.c.) kullarýna ikramda bulunur. Helal lokmaya büyük bir titizlikle dikkat ettiði için, ziraatle meþgul olurdu. Dýþarda, çarþýda veya herhangi bir açýk mekanda yemek yediðini kimse görmemiþtir. Rastgele insanlarýn dahi evlerinde yeyip içmemiþtir. Tarikatý âliyyenin rûkunlerine son derece titiz ve dikkatlidir. Hele hatm-i hacegan ve sohbet mevzuunda taviz ve ciddiyetsizlik kabul etmezlerdi. Mübarek pîrimizin bu sýfatýnýn daha iyi anlaþýlmasý için þu olayý anlatmadan geçemiyeceðiz. Bir gün müridlerinden bir kaç genç; ona abdest suyu ýsýtýrken, kendilerini bir neþe ve muhabbet almýþ, birbirleriyle güreþmiþ, oynaþmýþ ve þakalaþmýþlar ve su ýsýnýnca da pîr hazretlerine abdest aldýrmak üzere yanlarýna gitmiþlerdir. Daha eline su deðer deðmez : - Çabuk bu suyu dökün ve birbinizle oynaþmadan yeni bir su ýsýtýn. Zira bu su ile alýnan abdestin, ibadeti de sohbeti de böyle ciddiyetsiz olur. buyurur. O genç ihvanlar birazda mahçubiyetle suyu tekrar dökerek yeni bir su ýsýtýrlar, daha sonra da hizmetteki ciddiyeti anlarlar. Malumdurki tarikat yolu, hizmet yoludur. Ancak hizmetten evvel âdab yoludur. Herhangi hizmetki adaba riayet edilmeden yapýldýysa, büyüklüðü, önemi ve bedeli ne olursa olsun, mürþid-i kâmillerin o hizmeti kabul etmeleri mümkün deðildir. Bir gün kendisini, ziyarete gelen müridlerini, ziyaret sonrasý çarþýda görür. Neden gitmediklerini sorduklarýnda, onlar vasýta aradýklarýný söylerler. Bu hususa birazda sitemle þöyle cevap verir. - Biz efendilerimizi ziyarete hep yaya olarak giderdik. Ondan aldýðýmýz zevk ve feyiz tarifsizdir. Mustafa Rûmi (k.s.) Hazret- lerinin farklý halleri ve kerametleri sayýlmayacak kadar çoktur. Yine genç ihvanlarýndan birisi, kendisine hz.pîrin nazar etmesini ve bir hal sahibi olmasýný israrla dilemiþ, bunun üzerine pîr hz.leri ona nazar ve teveccüh buyurarak, nisbetince bir hal vermiþlerdir. Bir iki gün sonra o genç ihvan dar bir köprüden geçerken, kendisini sýkýþtýran bir koþu hayvanýna (camûs) nasýl sert bir nazarla bakarsa, o hayvancaðýz oracýða düþmüþ ve ölmüþtür. Daha sonra sohbetlerine iþtirak eden gence buyurdularki: - Bak oðlum daha bir hayvanýn sýkýþtýrmasýna dayanamayýp onu öldürdün. Ya sana kötü davranabilecek insanlara ne yapacaksýn? Hali kazanmak kolaydýr ama, taþýmasý çok zordur diyerek o genci tekrar eski haline döndürdüler. Hazreti pîrin baþlarýndan üç evlilik geçtiði rivayetler arasýndadýr. En son hanýmý ise Tokat eþrafýndan, (hatta mütasarrýf diyende vardýr) bir zatýn kýzýdýr. Gayet saliha ve sahib-i itikat olan bu valide; Çorumlu pîr efendimizin nikahýna girmeyi kendileri arzetmiþler, bu tekliflerine pîr efendimiz : - Bize nesil için deðil rýza için geliyorsa buyursun! diyerek cevab vermiþler, o validede kendilerinin nikâhý altýnda ölmekten baþka bir gayesi olmadýðýný bildirerek, nihayet evlenmiþlerdir. Babasýndan kalan mirasý bir kaç altýna çeviren bu annemiz, o altýnlarýda Hz. pîre takdim etmiþ ve o para ilede Telezon köprüsü yapýlmýþtýr. Bu köprü kelkit çayý üzerindedir. Ýþte kendileri ile hac'ca gidip orada kalan validede budur. Nesilleri hâla devam etmekte olan bu ulu pîrimizin oðullarý, Hacý Faik efendi ve Deli hafýz hakkýnda ancak muhtasar bilgiler mevcuttur. Gerçi Deli hafýz efendinin idam edildiði rivayetleri çoðunluktadýr. Daha sonralarý Hacý Faik efendinin oðullarý olan Zeynel Abidin (k.s.) efendi bir süre postniþinlikte bulunarak irtihal buyurdular. Son senelerde Çorumî sultan (k.s.) hz. lerine hac için ricada bulunan ihvanlarýna nihayet hac müjdesini verdiler. Özellikle yolcu hoca bu ricacýlardan birisidir. Burada önemli bir hususu yine arzetmek zorunluluðu vardýr. Hazreti pîrin gençlik yýllarýnda dili tutulmuþ idi. Bir zuhurat sonrasý dili açýlmýþ ançak kendilerine vefatlarýna iþaret olarak yine dilinin tutulacaðý haber verilmiþ idi. Ýþte son hac ziyaretini ilan ettiklerinde yine dilleri tutulmuþ ve sadece Kur'an-ý Kerim okuyabilmiþlerdir. O sýrada yaþlarý seksen civarýndadýr. Yüz elli kiþilik bir hüccac ve aileleri valideyle hareket etmiþler, Haccý eda ettikten sonra Medine-i Münevvereye avdet etmiþlerdir. Yolda iken Medine-i Münevvere Sûlehasýndan bir zat rûyasýnda; güneþin Mekke-i Mükerremeden gelip, Medine-i Münevvereye indiðini görmüþtü. Bu rüyayý Medine-i Münevverede bulunan eski ihvanlarýndan birisi; Çorumlu pîrimizin Medine-i Münevvereye gelip orada kalacaðý biçiminde yorumlamýþtýr. Hakikatende mücavir kalmaya karar vermiþler, hatta Tokatlý pîrimiz Seyyid Mustafa Hâki (k.s.) pirimizinde mücavir kalmak istemeleri üzerine o'na hitaben : Sizin burada mücaveretinizden, memlekete dönüp AL- LAH'ýn (c.c.) kullarýný irþadýnýz elzemdir. diyerek Haki (k.s.) hz.lerini kendi yerine tayin ederek uðurlamýþlardýr. Görülen bir ruyada cübbelerinin uç kýsmýndan kesildiðini ve cennetül bâkiye gömüldüðünü, validenin - Rum diyarýný irþada memur edildiniz. Derhal vazifenize inkýyad ediniz emri üzerine yola çýkmýþtýr. Nakledildiðine göre Mustafa Rûmi (k.s.) Mekke-i Mükerremeden Medine-i Münevvereye gelerek, Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimizin mübarek ravzasýný ziyaret edip, uzun bir murakabe sonunda ayný emri Alemlerin Efendisinden alýr, hatta kendi nesebini öðrenmek istediðini ve son nefesini Medine-i Münevverede vermek muradýný arzeder. irtihali olarak açýklamýþlar, gerçektende valide vefat ederek defnedilmiþ, kendileride bir iki gün ara ile diye rivayet ederler, bir gün ara ile diyenlerde vardýr, irtihal-i dar-ý beka buyurarak, Cennetül bakiye Seyyidina Hz. osman (r.a.) efendimizin yakýnýna defnedildiler. Çorumlu Pîr efendimiz (k.s.) hz.lerinin irtihal tarihi: 1319 Hicri senedir. Pes andan Mustafa Rûmi, ana fetholunup evvab Saray-ý sýrr-ý vahdette görürdü pek âyân hâný Ruhaniyyet-i aliyyelerinden feyz ve istimdat dileðiyle! Somuncu Baba 24 Ocak - Þubat 2005 Ocak - Þubat Somuncu Baba

14 Edebiyat 'Dil, hüner sahibinin anahtarýdýr' * Allah ýn, güzel-doðru bir söz için nasýl bir misal verdiðini görmüyor musun(uz)? (Güzel söz), kökü (yerde) sabit, dallarý gökte olan güzel bir aðaç gibidir. (O aðaç), Rabbinin izniyle her zaman yemiþini verir. Çirkin bir sözün durumu ise, kökü topraðýn üzerine çýkarýlmýþ, bütünüyle kararsýz, dayanýksýz, çürük bir aðaç gibidir. Güzel söyleyelim ki, güzel duyalým Güzel isteyelim ki, güzel bulalým Ve bilelim ki, kelamýn en güzeli ile düzersek kervanýmýzý, kelamýn en güzeli çizer kalan ömrümüzün rotasýný; bir parola olur güzel söz kalbimize, vicdanýmýza, ahlakýmýza Nedir söz? Söz yani kelime, beyin tarafýndan tasarlandýktan ve kalp tarafýndan onaylandýktan ve gayesi belirlendikten sonra, ses ve dilimizin yardýmýyla iki dudaðýmýzýn arasýndan süzülen anlamlý ses ya da sesler bütünü Dahasý, Allah (c.c.) ýn sadece insana verdiði en büyük ve en temel nimetlerden biri Eðer doðruysa söylediðimiz söz, yepyeni kapýlar açar iyilikten yana; beyhûde ise þâyet bitirir dünyadaki sermayemizi ve ahiretimizi de sýkýntýya düþürür. Þeyh Sâdi, Dil, hüner sahibinin anahtarýdýr demiþse; Aristo, güzel sözü Sözün en güzeli, söyleyenin doðru olarak söylediði, dinleyenin de faydalandýðý sözdür diye tarif etmiþse; ve Yüce Kur aný Kerim Ýki melek (insanýn) saðýnda ve solunda oturarak yaptýklarýný yazmaktadýrlar. Ýnsan hiçbir söz söylemez ki, yanýnda gözetleyen yazmaya hazýr bir melek bulunmasýn biçiminde diyerek söze dair duruþumuza mühür vurmuþsa, o zaman güzel söyleyeceðiz... Özcan ÜNLÜ Hoþ söz sadakadýr Yüce Kitap, kelâmýn ve sözün en güzelidir hiç þüphesiz; ki, kendisi anlatýr güzel sözün aslýný: Allah ýn, güzel-doðru bir söz için nasýl bir misal verdiðini görmüyor musun(uz)? (Güzel söz), kökü (yerde) sabit, dallarý gökte olan güzel bir aðaç gibidir. (O aðaç), Rabbinin izniyle her zaman yemiþini verir. Çirkin bir sözün durumu ise,kökü topraðýn üzerine çýkarýlmýþ, bütünüyle kararsýz, dayanýksýz, çürük bir aðaç gibidir. Sadece Yüce Kitap la yol göstermez Rabbimiz, ister ki, Peygamberimizle daha da perçinlensin söz meclisinin doðru ve yanlýþlýðýna dair kurallar ve iyice pekiþsin hayata yansýyan sünnetin bütün unsurlarýnda Zaten Peygamber Efendimize, henüz Ýslam gelmeden önce doðru sözlülüðü ve iþinde dürüstlüðü sebebiyle el-emin denilmesi kaderini biçmemiþ midir? Cevamiu l-kelim (yani az ve öz konuþan) denmemiþtir midir Peygamber Efendimize?... Ve Yüce Peygamberimiz in en önemli Hadis-i Þerifleri güzel söz üzerine deðil midir? * Yarým hurma ile de olsa ateþten korunmaya çalýþýn.bunu da bulamazsanýz tatlý sözler söyleyin. * Hoþ söz sadakadýr. * (Sözde ve iþte) Doðruluða yapýþýn. Zira doðruluk iyiliði, iyilik de Cennet e götürür. Kiþi doðru konuþtukça, doðruyu araþtýrdýkça Allah katýnda doðrulardan yazýlýr. Yalandan kaçýnýn, zira yalan kötülüðe, kötülükte Cehennem e götürür. Kiþi yalan konuþtukça ve yalan peþinde koþtukça Allah katýnda yalancý yazýlýr. Söz ola kese savaþý Söz, insanoðlunun en büyük silahýdýr. Bir sözle yýkýlýr bütün krallýklar ve bir sözle fethedilir kýrýk kalp Bir söz kanatabilir insanýn yüreðini; bir söz onarabilir ancak hastalýklý zihinleri; bir söz kanatlandýrabilir ancak uçmaða küsmüþ kuþlarý yeniden Söz ola kese savaþý Söz ola kestire baþý Söz ola aðulu aþý Yað ile bal ide bir söz. der ya Koca Yunus; bilir ki, sözün sultanlýðýdýr þekil veren hayatýmýza Þairimiz Mehmet Akif Ersoy da Yunus la kesiþtirir yolunu þu beytiyle: Dilimden olur bana her ne olursa/dilim rahat olur dilim durursa. Þimdi, ey sevgili okuyucu, þu soruma lütfen cevap ver? Benden hangi sözü duymak muradýný taþýmaktasýn? Bilmelisin ki ben, zâhitlik peþinde koþanlarýn aynasý olmayý seçtim ve bilmelisin ki ben, kendi varlýðýndan ve benliðinden vazgeçerek âþýklýk libasýný sarýndým senin için Ameli olmayanýn hikmetli sözü, ödünç alýnmýþ süslü elbise gibidir, öyle bil (Mesnevi, II/ 676) sevgili okuyucu ve yine bil ki Söz, bir beden gibidir. Sözün içindeki mânâ da candýr. Gönül ve hâl Ariflerin Menkýbeleri nde þöyle bir mesel vardýr: Mevlâna nýn huzurunda: Bir cemaat mescitte dünya lafý ediyor diye þikayet ettiler. Mevlâna: Her kim altý yerde dünya sözü ile meþgul olursa, otuz senelik temiz ve makbul taati reddedilir ve bâtýl olur. Bu altý yer þunlardýr: Birincisi mescit, ikincisi ilim meclisi, üçüncüsü cenaze merasimi, dördüncüsü mezarlýk, beþincisi ezan vakti ve altýncýsý da Kur an okunurken Söz, gönül ve hâlin; kalpteki huþû hâli de dildeki huþû halinin aynasý olmalýdýr, sevgili okuyucu Ben, çok söz söylemeyeceðim bana armaðan olarak verilen bu köþede. Bileceðim ki, bir tandýrýn ateþi ne kadar çok olursa olsun ondan faydalanmak o nisbette güçtür. Ve yine bileceðim ki, zayýf bir çeraðdan çok daha fazla fayda elde edilebilir. Sana geldim, ey okuyucu Geldim ki, kendimi bulayým sende; kendini bul bende Hazýr mýsýn? *Þeyh Sâdi Somuncu Baba 26 Ocak - Þubat 2005 Ocak - Þubat Somuncu Baba Davet Kudret elinde bir yürek; En güzeli olsa gerek... Tazim eyler cümle melek; Bir nur olan cana doðru... Aklýna bak, orda sýrat! Gönül derya, can kâinat... Hak yolunda kanat kanat; Süzül halktan yana doðru... Duy varlýðý olma saðýr; Emanettir, yükün aðýr. Al sevdayý canla yoður; Yönel dört bir yöne doðru. Gönül dolsun, bulut bulut; Yaðsýn býrak doðsun umut. Özünü süz, sözün arýt; Diller açsýn güne doðru... Þan, þöhreti, yellere ver; Gözyaþýný sellere ver; Bir kulluðun sýrrýna er; Caný pakla, tene doðru... Kul Rýfat'ým, budur çaðrý; Budur derman, budur aðrý... Derilmeden yerin baðrý, Gel gidelim O'na doðru... Rýfat Araz

15 AB Sürecinde Akif'i Yeniden Anlamak Yrd.Doç.Dr. Cemil GÜLSEREN Ýslam ülkeleri, Ýslamlýðýn gerçek deðerleri ile bir medeniyetin ilim ve tekniðini birleþtirmelidir. "Ne varsa þarkta vardýr, diyenleri de vardýr. Ne varsa garpta vardýr diyenleri de eleþtirir. Onlar ne þark ne de garbý tanýyorlar. Ýkisini de tanýmýyorlar, der. En baþta Akif, batýnýn çalýþma anlayýþýný olumlu bulur. Müslümanlarý da yeterince gayret etmedikleri için eleþtirir. Akif, Batýlýlarýn "zaman içinde zaman" bulunabileceðini ispatlarcasýna çalýþtýklarýný bizim de ayný hýzla çalýþmamýz gerektiðini söyler. Ýki yüz yýldýr süren Batýlýlaþma süreci, son kýrk yýlýn en anlamlý ve ileriye yönelik somut adýmlarýnýn atýldýðý bir aþamaya ulaþmýþtýr. 17 Aralýk 2004 bu anlamda bir milat olarak algýlanmaktadýr. Milli þairimiz Mehmet Akif Ersoy'un 68.ölüm yýldönümünde onu rahmetle anarken, gündeme uygun düþmesi bakýmýndan Merhum þairimizin Doðu ve Batý Medeniyetlerine bakýþýný bir kez daha hatýrlatmayý önemsedim. Bundan maksat ileriye yönelik kararlarda milletçe uyanýk olmak zaruretinin altýný çizmek istedim. Sadece müzakere heyetlerinin hazýrlýklý olmasý yetmemeli. Ayný zamanda milletçe hepimiz en azýndan zinde olmalýyýz. Konu zihnimizde olgunlaþmalý. Ýçimize sinmeli. Doðu ve Batý Medeniyetlerini yakýndan tanýmak fýrsatýný bulan M.Akif, Tanzimattan sonra ayný ikilik içinde yetiþen birçok aydýn gibi bu iki medeniyetten bir "sentez"e ulaþmak fikrini benimser. Akif'in fikir ve duygu hayatýnýn odaðýnda din vardýr. Ancak o aktüel olarak Ýslam ülkelerinde yaþamakta olan Müslüman hayatýný benimsemez. Çeþitli sebeplerle hurafelere dayalý bir hale gelmiþ Doðuya has müesseselerin birçoðunu reddeder. O, seçicidir. Ýslâmýn yayýlýþ devresindeki ruhu özler. Zevk ve þaraba düþkün edebiyatý hiç sevmez. Þeyh Sadi gibi didaktik eserler veren sanatkârlarý sever. Akif ayný þekilde Batý Medeniyeti karþýsýnda tenkitçi ve seçici bir tavýr alýr.ýlmin tekniðin ve çalýþmanýn saðladýðý üstünlüðü kabul eder.ýþte Batýdan alýnacak da bunlardýr der. Batýnýn sevmediði tarafý, kendi çöküþünü de hazýrlayacak olumsuz unsurlarý taþýyan bir medeniyete sahip oluþudur. Onu, kemâle ermemiþ bir medeniyet olarak görür. Ýþte Akif'in sevmediði Batýyý sembolize eden örnekler: Ýnsaniyet maalesef hiç kalmadý. Beþeriyet histen, insaftan uzak. Ben senin hakkýný gasbediyorum, çünkü kaviyim: Sen ezilip gidiyorsun, çünkü kavi deðilsin. Heriflerin ilimlerini, fenlerini almalý. Fakat kendilerine asla inanmamalý, asla kapýlmamalýdýr. Ýslam ülkeleri, Ýslamlýðýn gerçek deðerleri ile bir medeniyetin ilim ve tekniðini birleþtirmelidir. "Ne varsa þarkta vardýr, diyenleri de vardýr. Ne varsa garpta vardýr diyenleri de eleþtirir. Onlar ne þark ne de garbý tanýyorlar. Ýkisini de tanýmýyorlar, der. En baþta Akif, batýnýn çalýþma anlayýþýný olumlu bulur. Müslümanlarý da yeterince gayret etmedikleri için eleþtirir. Akif, Batýlýlarýn "zaman içinde zaman" bulunabileceðini ispatlarcasýna çalýþtýklarýný bizim de ayný hýzla çalýþmamýz gerektiðini söyler. Batýlýlar da ayrýca oldukça kuvvetli bir "istikbal" þuuru vardýr. Onun içindir ki AB bizimle ilgili olarak yýl sonrasýný hesaba katarak bizim tam üyeliðimizin nihai takvimi üzerinde varsayýmlarda bulunuyorlar. Onlar öyle zannediyorlar ki bu yýllýk süreç içerisinde yeni nesli zaten iyice batýlýlaþtýrmýþ oluruz. Muhtemel sýkýntýlar da ortadan kalkar, demekteler. Kýbrýs sorunu, bayrak sorunu, din sorunu, ezan sorunu gibi çok ciddi ve önemli hususlarý belki ne olacak diye bir etüt etmiyorum ama Batýlý bunu fazlasýyla test ediyor, edecek de. Avrupa yalnýz bugünü izlemekle kalmaz onlar yarýný gelecek yýllarý hatta gelecek yüzyýlý ve sonrasýný da tahmin etmek, hesap etmek isterler. Özellikle Amerika'da Batýlý ülkelerinde düþünce, strateji merkezleri, kulüpleri vardýr. Biz Türkler, kulüp denilince ya spor ya da oyun oynatýlan mekânlarý akla getiririz. Bundandýr ki Akif pek çok þiirinde insanýmýzý hayat karþýsýnda aktif bir tavýr almaya teþvik eder. "Kader" ve "Tevekkül"ü yanlýþ anlayanlarý uyarýr. O Batýnýn aktif insan anlayýþýndan yanadýr. Kendisi de Asým'da bu tipi idealize eder. O Asým ki müspet ilim tahsili yapan saygýlý ve dinamik bir gençtir. O, gençliðin bütün kuvvetlerine sahiptir. Hatta bütün kötülükleri tek baþýna düzeltmeye kalkýþacak kadar cesur ve ataktýr. Onda karamsarlýðýn zerresi yoktur. Asým, Çanakkale Zaferi'ni kazanan nesli temsil eder. Biz onu dini ve milli meseleler karþýsýnda son derece hassas sosyal adaleti en yüksek bir deðer olarak kabul etmiþ bir insan olarak tanýrýz. Akif'in sözleriyle Batý insaný ile Doðu insaný arasýndaki farký örnekleyelim; "Bizim gibi geri milletler topraktan sade ekin alýr, biraz daha gayret ederse su çýkarýr. Onlar ise maden çýkarýr." Eþme'nin altýnýný çýkarmak da Kanada firmasýna kalýr. Batý Medeniyeti'nin Japonya'ya sadece fenniyle girebilmiþ olduðuna dikkat çeken Akif, sadece ilim, fen, eðitim ve sanat alanýnda Batý'dan yararlanýlabileceðini özellikle belirtir. Dememiþ ki giyimi, kuþamý, yemesi, içmesi, oturmasý, kalkmasý benzesin. Ancak Akif, sömürgeci Batý'yý çok iyi tanýmaktadýr. O dönemde Ýslam ülkelerinin büyük bir kýsmý Ýngiliz, Fransýz, Hollanda ve Portekiz kolonisiydi. Osmanlý Ýmparatorluðu da ayný zihniyetle parçalanýyordu. Þimdi de Irak Batý huyundan vazgeçmez. Huylu huyundan vazgeçer mi? Bir taraftan hürriyet, eþitlik, adalet derken iþgal edilen yerlerde taban tabana zýt bir siyaset uyguluyorlardý. Al iþte bir günü matemsiz olmayan Asya,.. Ýkiz vesayeti altýnda Ýngiliz'le Rus'un Sülük benizli vasiler ne emdiler kanýný, Mecali kalmadý artýk çýkardýlar canýný! Bütün hazaini Hind'in o muhteþem yurdun, Gider de hýrsýný keskine üç þaki lordun; Zavallý yerliyi kýtlýk zaman zaman kemirir Bu kan tükürmeye baksýn O,muttasýl semirir! Bu insanlar, mallarýný vermekle kalmýyorlar, sömürgeci ülkelerin menfaatleri için harbe sürülüyorlar. (Çanakkale'de Yeni Zelandalýlarýn, Anzaklarýn ne iþi vardý) Verir de hepsini kalmazsa hiç mi hiç parasý; Damarlarýndaki son damlanýn gelir sýrasý Ki saklý durmayacak, ister istemez akacak, Gidip efendisinin düþmanýyla çarpýþacak. O can alýp vere dursun, bilir misin bu ne der? "Ölürse hizmet eder, öldürürse hizmet eder." Din ve ýrk ayrýmý yapmak artýk onlarýn en bariz taraflarýydý. Göçmen, yerli, sömürgeci, zengin fakir, Hristiyan, Müslüman ayrýmlarý halen de sürmektedir. Batýlý, evet insan haklarýna saygýlýdýr, doðrudur. Somuncu Baba 28 Ocak - Þubat 2005 Ocak - Þubat Somuncu Baba

16 Akif'e göre Batýlýlar, Ýslam ülkelerinde daima bölücü bir politika uygulamýþlardýr. Onlarýn bu politikalarý karþýsýnda dikkatli olmak, Ýslam'ýn gereði olan birlik fikrine sarýlmak lazýmdýr. Müslümanlar birlik halindeyken kuvvetliydi. Ancak bu insan bir Hristiyansa. Müslümansa iþ deðiþir. Müslümanlýktan baþka bir suçu olmayan insanlar beþer onar deðil biner biner öldürülürken. (Filistinde, Irakta olduðu gibi ) Onlarýn baþýna gelen bu felakete karþý Batýlýlarýn hiç sesi çýkmýþ mýdýr? Dün Bosna Hersek, bugün Irak, geçmiþte Anadolu. Sadece Anadolu da deðil Tunus'ta Cezayir'de Kafkaslarda (Yine bugün Çeçenistan) ile Orta Asya'da olan biteni görmezlikten gelen yine Batý olmuþtur. Batýlýlar, Müslümanlara yapýlan zulmü görmezlikten gelmekle kalmýyorlar, onu dünyaya medeni Avrupa'nýn bu topraklara medeniyet taþýmasý olarak takdim ediyorlardý: M. Akif'in baþ muharrirliðini yaptýðý Sýrat-ý Müstakim' de, Amerika Cumhurreislerinden Roosevelt'in Ýngiltere'deki bir nutkundan alýnan þu parçanýn yorumsuz fakat ünlemlerle dolu olarak neþredilmesi Batý'nýn bu tavrýný kamu oyuna göstermek içindi: "Siz Afrika'da gerek kendi memleketiniz için, gerek medeniyet için, büyük bir iþ görüyorsunuz. Bütün medeniyet sahibi milletler de sizin duygularýnýzla, sizin dilediðiniz gibi dileklerle, sizin istediðiniz gibi bir istekle çalýþmalýdýrlar. Bütün insanlýk Fransýzlarýn Cezayir'i Tunus'u iþgal etmelerinden, ele almalarýndan göze çarpacak faideler görmüþtür. Nasýl ki Ýngilizlerin Hindistan'a el atmalarýnda böyle bir faide görüldü. Her millet, diðer milletlerin yaptýklarý iyilikleri görüp sevinmelidir " Akif'e göre Batýlýlar, Ýslam ülkelerinde daima bölücü bir politika uygulamýþlardýr. Onlarýn bu politikalarý karþýsýnda dikkatli olmak, Ýslam'ýn gereði olan birlik fikrine sarýlmak lazýmdýr. Müslümanlar birlik halindeyken kuvvetliydi. Batýlýlar ayrýlýk tohumlarý ekerek onlarý böldüler. Hala da ayný politikayý uygulamaktadýrlar ve de uygulamak istemektedirler. Sözü yine Akif'in kendi cümlelerine býrakýyorum. "Alem-i Ýslamýn elini kolunu baðlamak, yani sizin istikbalinize, hakimiyetinize hatme çekmek için düþman doðrudan doðruya cebre, þiddete harbe müracaat etmeyecektir. Bir taraftan memleketinizde bitmez tükenmez nifaklar, fesatlar, isyanlar çýkartacak diðer taraftan etrafýndaki hükümetleri sizin aleyhinize kaldýrarak kanýnýzý iliðinizi kurutmak isteyecektir. Türlü isimler türlü þekiller altýnda görülmeye baþlayan birçok tefrika sebebi görüyorum ki bunlarýn hepsinde düþman parmaðý hissediyorum." Dýþýmýzdakiler böylesine boþ durmazken içtekiler ne yapýyordu? Dahasý ne yapmýyordu? Bize gelince imparatorluk çökmektedir. Eskinin güzellikleri yok olmaktadýr. Müesseseleri bile korumaktan aciziz. Tefrika yüzünden vatan parçalarý elden çýkmaktadýr. Beraberlik, azim, düzen ve çalýþma yerine; yaygara, baþýbozukluk, disiplinsizlik, yararsýz bir sürü siyasi akým ve kavmiyet fikri getirmiþtir. Ahlak bozulmuþ nemelazýmcýlýk almýþ yürümüþ. Avam uykudadýr. Her þey Allah'tan denmekte, yanlýþ bir tevekkül anlayýþýna kapýlmýþ yalancý dünya düþüncesiyle miskinleþmiþtir. Bazý kiþiler umutsuzluða kapýlýp hayata küsmüþler, özellikle aydýnlar ise bize yabancýlaþmýþlardýr. Yanlýþ batýlýlaþma, batýnýn cilasýna kapýlan bazý okumuþlarýmýz kendi manevi deðerlerimizi reddetmekte, dini ilerlemeye engel görmekte; ama buna karþýlýk Batý'dan, ilmi, fenni hakkýyla öðrenip memlekete taþýmak yerine Batý'nýn yaþayýþ biçiminden rezillikleri Batý Medeniyeti diye getirmektedirler. Bizi hâlâ ayakta tutan çok kuvvetli bir yanýmýz ise aile ve dostluk baðlarýmýzdýr. Þimdi hedef bu yönümüzü zayýflatmak. Televizyon yayýnlarýnýn maalesef bu yönde olumsuz etkisi herkesçe izlenebilmektedir. Mehmet Akif için daima iki Batý söz konusu olmuþtur: Ýlmin ve tekniðin kaynaðý olan Batý ve bizi ezmeye, eritmeye, tüketmeye çalýþan, bizi hiçe sayan Batý. Elbette Akif de daima bunlardan birincisinin taraftarý olmuþtur. AB süreci içinde kimlik deðerlerini kaybetmeden deðerlerinden ödün vermeden bilimsel, siyasal, askeri, ekonomik entegrasyona giriþ çalýþmalarý önümüzdeki hassas müzakere döneminde ancak bilinçli yapýlýrsa bize yarar getireceði apaçýk ortadadýr. Aksi halde neler olabileceðini düþünmek bile istemiyoruz. Yararlanýlan kaynaklar: 1-Rýza Filizok, Mehmet Akif'in Batý Medeniyeti'ne Bakýþ Tarzý, Ölümünün Ellinci Yýlýnda Mehmet Akif Ersoy, Marmara Üniversitesi Yayýnlarý, No 439, Fen Edebiyat Fakültesi Yayýnlarý No 5 Ýstanbul, s Ö.Faruk Huyugüzel, Mehmet Akif'in Asým'da Baþvurduðu Anlatým Vasýtalarý ve Teknikleri, a.g.e, s D.Mehmet Doðan, Camideki Þair-Mehmet Akif, Ýz Yayýncýlýk, Ýstanbul, Ertuðrul Düzdað, Mehmet Akif Ersoy, Kültür ve Turizm Bak. Yay., Ankara, Cemil Gülseren, Akif'e Göre Batý ve Biz, Somuncu Baba, S 47(Kasým-Aralýk 2003)s.27 Yavuz Bülent BÂKÝLER Bahçesel Çeþitlemeler Þu fýkrayý siz de duymuþsunuzdur. Bir eski zaman evinde, uyumakta olan bir adamýn palabýyýklarý üzerinden, küçücük bir fýndýk faresi geçmiþ. Yataðýndan fýrlayan adam, tabancasýna sarýlýp o fýndýk faresinin arkasýndan bir kaç el ateþ etmiþ. Hâne halký, adamýn bu büyük öfkesine bir mânâ verememiþ. Adam: "Caným bunda ne var demeyin. Öfkelenmesem, sesimi çýkarmasam býyýðýmýn üstü yol olur. Diðer fareler de býyýðýmýn üstünden geçip gitmeye baþlarlar" demiþ. Bu küçük fýkrada bir büyük gerçek saklý. Yanlýþlýklar düzeltilmezse, zamanla benimsenmeye, hatta dalbudak salmaya baþlýyorlar. Sigara alýþkanlýklarý da, uyuþturucu çýlgýnlýklarý da hep böyle küçük yanlýþlýklarýn ve basit adýmlarýn durdurulmamasýndan büyümüyor mu? Zamanla vazgeçilmez alýþkanlýklar haline gelmiyor mu? Sözü dildeki büyük yanlýþlýklara getirmek için bu örneði verdim. Biz nispet sýfatlarý yapmak için, önceleri yanlýþ olarak veya lüzumsuz yere Farsça'nýn "î" aidiyet ekinden istifâde ediyorduk. Meselâ ziraatten "ziraî" insandan "insanî" hayattan "hayatî" kanundan "kanunî" nispet sýfatlarý yapýyorduk. Türkçe eklerle on ayrý þekilde nispet sýfatý yapmamýz mümkün iken bunu yapmadýk, gidip Lâtin gramerinden þu "sal" ve "sel" eklerini aldýk. Kendi elimizle dilimizi çirkinleþtirmeye baþladýk. Açýn okuyun Dede Korkut Destanlarýný, açýn okuyun bütün halk þâirlerimizi, onlarda bir tek sel-ii sal-lý kelime bulamazsýnýz. Bu "sal" ve "sel" ekine en þiddetli itiraz Prof. Dr. Ziyaeddin Fahri Fýndýkoðlu merhumdan geldi: "Yapmayýn!" dedi. "Lâtin gramerinin bu Sal ve sel ekini Türkçe'ye neden bulaþtýrýyorsunuz? Bu büyük yanlýþlýðýn önüne geçmezsiniz güzelim Türkçe'mizi sala bindireceksiniz sonra onu sele vereceksiniz" diye feryat etti. Aldýrmadýlar. Baþta devlet radyolarý ve televizyonlarý olmak üzere birtakým kuruluþlar ve kiþiler, anlatýlmaz bir taassupla ve gerilikle bu "sel" ve "sal" eklerine sarýldýlar. Zamanla güzel Türkçemiz, hakikaten bu "sal" ve "sel" çirkinliði arasýnda sýkýþýp kaldý. Herkes olur olmaz yerde "sal"lý ve "sel"li kelimelerle konuþarak ilerici, devrimci veya entel olduðunu göstermeye çalýþtý. Meselâ bazý kimseler: "Sanat çalýþmalarým" demediler, "sanatsal çalýþmalarým" dediler, "ev atýklarý" demediler "evsel artýklar" diye aðýzlarýný açtýlar. "Duygulu çocuk" yerine "duygusal çocuk", "duygulandým" yerine "duygusallaþtým" diye kýrýlýp döküldüler. Televizyon reklâmlarýnda bankalarýn "tarýmsal kredi" verdiklerini duymaya baþladýk. Ayný bankalar ev kredisi de meslek kredisi de vereceklerini açýklýyorlardý. Eðer "tarýmsal kredi ifadesi doðruysa ev kredisine de "evsel kredi", meslek kredisine de "mesleksel kredi" demek lâzýmdý. Yanlýþ olan, tamamen yanlýþ olan, bu "sel" ve "sal" ekli çirkinliklerdir. Yanlýþlýklar, çirkinlikler, Türkçe'yi sal'a bindirip sele vermeler devam ediyor. Bir büyük Ýstanbul gazetesinin 6 Kasým 1999 tarihli kocaman baþlýðýna bakýnýz: "Bahçesel çeþitlemeler" deniliyor. Böyle Türkçe olur mu? Neden bahçe çeþitlemeleri veya bahçe düzenlemeleri deðil de "bahçesel çeþitlemeler? Göreceksiniz yakýnda "hava durumu" yerine "havasal durum", "çocuk oyunu" yerine "çocuksal oyun", "yeþil göz" yerine "yeþilsel göz", "Türkçe konuþma" yerine "Türkçesel konuþma", "avanak adam" yerine "avanaksal adam" diyeceklerdir. Aynen görsel, iþitsel, sayýsal, sinemasal, aðaçsal, bahçesel dedikleri gibi... Somuncu Baba 30 Ocak - Þubat 2005 Ocak - Þubat Somuncu Baba

17 Tarih Resul KESENCELÝ Somuncu Baba (Þeyh Hamid-i Veli)'nýn Osmanlý Devletine Etkileri ve Yetiþtirdiði Talebeleri Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri Giriþ Tarih boyunca tüm insanlýðýn ayakta kalmasýný saðlayan dinamikler vardýr. Bu dinamiklerin temelini maneviyat erenleri oluþturur. Deðiþik zaman ve þartlarda ortaya çýkan bu þahýslar tüm insanlýðý iyiliðe, aydýnlýða, güzelliðe ve kurtuluþa götürmüþlerdir. Öyle ki o büyük insanlar ve talebeleri toplum içerisinde o kadar derin ve büyük izler býrakmýþlardýr ki halen etkilerini ve izlerini görmemiz yaþamamýz mümkündür. Ýnsanoðlu Allahü Teala'nýn kâinatta en þerefli olarak yarattýðý varlýktýr. Bu nitelikleri büyük insanlarda görmemiz mümkündür. Milletleri millet yapan ve ayakta durmalarýný saðlayan manevi dinamiklerdir ki tarihte bu insanlarýn sayýlarý ne zaman artmýþ ise toplumda huzur, mutluluk ve refah saðlanmýþtýr. Ýþte tarih boyunca yetiþen dünyaya ve Anadolu'ya çok büyük etkisi olan maneviyat mimarlarýndan birisi de Somuncu Baba (Þeyh Hamid-i Veli) Hazretleridir. Öyle ki yetiþtirmiþ olduðu talebeleri ve ondan feyz alan mutasavvýflar o kadar çok ki, Anadolu'daki ve Rumeli'deki tesirleri o kadar fazladýr ki ciltlerce kitap yazýlsa dahi anlatmaya kâfi gelmez. Öyle ki Somuncu Baba Hazretlerinin yetiþtirdiði talebeleri ve neseb-i âliyesinden gelen önemli simalar dünyanýn geliþip büyümesinde (sosyal hayat, ilim, kültür, edebiyat, yönetim vb.) çok önemli rol almýþlardýr. Somuncu Baba Hazretlerinden sonra yolun Hüdâyi nisbesini kendisine Þeyhi Üftade Hazretleri vermiþtir. Allah'a mensup olan anlamýna gelen bu ismi kendisi þiirlerinde mahlas olarak kullanmýþtýr. Ýlk tahsilini Sivrihisar'da görmüþ, buradan ilim için Ýstanbul'a gitmiþtir. Kendisi çok zeki olup bir defada okuduðunu öðrenir, bir kez okuduðunu bir daha unutmazdý. Aziz Mahmud Hüdâyi Hz nin Türbesi - Ýstanbul takipçilerinin ve halifelerinin isimlerini zikrettiðimizde bu yolun büyüklüðü ve önemi daha iyi anlaþýlabilir. Somuncu Baba Hazretlerinden sonra Hacý Bayram-ý Veli Hazretleri gelir. Diðer talebeleri ve halifelerinden bazý isimler ise þunlardýr; Akbýyýk Sultan, Ýnce Bedrettin, Baba Nühas Ankaravî, Kýzýlca Bedreddin, Uzunca Selahaddin, Muslihiddin Halife, Yazýcýzâde Mehmet Efendi, Akþemseddin (Akþeyh), Molla Zeyrek, Ramazan Halife, Hýzýr Dede, Þeyhoðlu Edhem Baba, Þeyh Muhammed Üftade, Aziz Mahmud Hüdâyi, Bursalý Ýsmail Hakký. Tüm bu isimler Somuncu Baba (Þeyh Hamid-i Veli) Hazretlerinin büyüklüðünü ifade ettiði gibi Osmanlý hükümdarlýðý süresince (500 yýl) etkinliðinin de devam ettiðinin bir kanýtýdýr. Neseb-i âliyesinin yaptýðý çalýþmalarla da halen devam etmekte olduðunun bir göstergesidir. Böylece Somuncu Baba (Þeyh Hamid-i Veli) Hazretlerinin uzantýlarýnýn etki sahasýný ve bu sahanýn geniþliðini yakýndan müþahede edebiliriz. Bu etki ve geniþliðinde halen devam ettiðinin farkýna varabilir, kendi kültürümüzü anlayabilir, hangi coðrafyada yaþadýðýmýzýn bilincine varabiliriz. Bu yazýmýzda etki sahasýnýn geniþliðini anlayabilmek için Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretlerini inceleyeceðiz. Bu kol Hacý Bayramý Veli ile Bayramiye olarak devam etmiþ, Hýzýr Dede ile Celvetiye olmuþ, Þeyh Üftade Hazretleri, Aziz Mahmud Hüdâyi ve Bursalý Ýsmail Hakký olarak varlýðýný sürdürmüþtür. 1- Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretlerinin Çocukluk ve Gençlik Yýllarý Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri 1541 yýlýnda Þereflikoçhisar'da doðdu. Fadlullah bin Mahmud'un oðludur. Çocukluk dönemi Sivrihisar'da geçmiþtir. Hüdâyi nisbesini kendisine Þeyhi Üftade Hazretleri vermiþtir. Allah'a mensup olan anlamýna gelen bu ismi kendisi þiirlerinde mahlas olarak kullanmýþtýr. Ýlk tahsilini Sivrihisar'da görmüþ, buradan ilim için Ýstanbul'a gitmiþtir. Kendisi çok zeki olup bir defada okuduðunu öðrenir, bir kez okuduðunu bir daha unutmazdý. Hocalarýndan Nasýrzade Ramazan kendisine büyük bir ihtimam gösterirdi, daha genç yaþlarda tefsir, hadis, fýkýh ve zamanýn fen bilimlerinden çok yol kat etmiþ, büyük bir âlim olmuþtur. Hocasý kendisini yanýna yardýmcý olarak aldý. Hocasýnýn önce Edirne sonra Þam'a tayini çýktý, yanýnda Aziz Mahmud Hüdâyi'yi de götürdü. Hocasýnýn müderrislik ve Kadýlýk yaptýðý bu yerlerde kendisi de hocasýna yardýmcý oldu. Sonra Nasýrzâde ile Bursa'ya geldiler. Kendisi Ferhadiye Medresesi'nde müderrislik yaptý. Hocasýnýn vefatýndan sonra ise, Bursa kadýlýðýna getirildi. Bursa Kadýsý olarak göreve baþladý. 2- Bursa'da Geçirmiþ Olduðu Dönem ve Üftade Hazretleri Bursa Kadýlýðý esnasýnda bir rüya gördü. Rüyasýnda cehennemi ve cehennem ateþini gördü. Bu günlerde kendisine bir dava geldi. Ýþte bu davadan sonra Bursa Kadýlýðýný býrakmýþtýr. Bu dava þöyledir; Bursa'da bulunan bir fakir, Hacca gidemediði için çok üzülür, kederlenirdi. Bu üzüntüye eþi de katýlýrdý. Bir gün dertleþirken hanýmýna "Eðer hacca gidemezsem, seni üç talak ile boþadým" dedi. Günler geçti fakat fakir bir yerden borç bulup da hacca gidememiþti. Hanýmý da gidemezse boþ olacaktý. Bir gün aklýna Þeyh Muhammed Üftade Hazretleri geldi. Huzura çýkýp aðlayarak durumu anlattý. O da "Bizim Eskici Mehmet Dede'ye git, selamýmýzý söyle, o seni hacca götürür, derdine derman olur." buyurdu. Fakir hemen Eskici Mehmet Dede'ye gitti. Mehmet Dede hocasýnýn gönderdiði bu fakire "Ey fakir gözlerini kapa, aç demeden sakýn açma" dedi. Birlikte Somuncu Baba 32 Ocak - Þubat 2005 Ocak - Þubat Somuncu Baba

18 Aziz Mahmud Hüdâyi Hz nin Türbesindeki Kuyu Üftade Hazretlerinin Türbesi ve Camii - Bursa Allah'ýn izniyle Hicaza gittiler. O gün arefe idi, birlikte Arafat'a çýktýlar, ertesi gün vakfeye durdular. Ziyaretlerini tamamladýktan sonra Bursalý Hacýlarý buldular ve onlara bazý emanetler vererek Bursa'ya getirmelerini istediler. Kendileri de Bursa'ya döndüler. Fakir bazý hediyelerle eve döndü. Fakat karýsý eve almak istemedi. Fakir hacca gittim geldim, bu hediyeleri de Mekke'den getirdim dediyse de inandýramadý. Üç, beþ günde hacca gidilir mi diyerek dava açtý. Hatta bu kadýn bir de þahit gösteriyor "Eskici Baba yanýmdaydý diyor" diyerek þikâyette bulundu. Aziz Mahmud Hüdâyi kadýnýn kocasýný çaðýrdý. O hacca gittiðini, ziyaretlerde bulunduðunu, Bursalý hacýlarla görüþüp emanetler verdiðini söyledi. Bunun üzerine boþanma gerçekleþmedi. Fakir Mehmet Dede'yi þahit gösterdi. Mahkemeye gelen Mehmet Dede "Kadý Efendi, þeytan Allah'ýn düþmaný olduðu halde bir anda dünyanýn bir ucundan bir diðerine gelirde niçin bir Allah dostunun, veli'nin bir anda Kâbe'ye gitmesi kabul edilmez." dedi. Kadý mahkemeyi hacýlarýn dönüþüne býraktý. Zaman geçti. Hacýlar döndüðünde emanetlerle bir geldiler. Fakirin Mekke'de olduðunu ve hac görevini yaptýðýný anlattýlar. Böylece boþanma gerçekleþmedi. Aziz Mahmud Hüdâyi'nin ise bu olay günlerce aklýndan çýkmadý, sonra Mehmet Dede'nin yanýna giderek talebe olmak istedi, fakat Mehmet Dede kendisine "Nasibiniz bizden deðil, Üftade Hazretlerindendir" diyerek ona gönderdi. Kendisi de evine gelerek hemen hazýrlandý. Aziz Mahmud Hüdâyi de hemen evine gelerek hazýrlandý. (Sýrmalý kaftan ve sarýðýný giydi) Seyisini de alarak Üftade Hazretlerinin dergâhýna gitmek üzere yola çýktý. 3- Üftade Hazretleriyle Tanýþmasý ve Hizmeti Aziz Mahmud Hüdâyi, Molla Fenari Caminin doðu tarafýndaki sokaða geldiðinde atýnýn ayaklarý kayalara saplandý, atýný hiç hareket ettiremedi. Bunun üzerine atýndan indi yola yürüyerek devam etti. Dergâhýn önüne geldiðinde bahçede çalýþan birini gördü. Ona "Ben Bursa Kadýsý Mahmud'um Þeyh Üftade'yi görmek istiyorum. Çabuk geldiðimi haber ver" dedi. Çalýþan kiþi Üftade Hazretleriydi. Baþýný kaldýrarak "Yazýklar olsun ey Kadý Efendi, herhalde yanlýþ yere geldiniz. Burasý yokluk kapýsýdýr. Hâlbuki sen varlýk sahibisin. Bu halde ikimizin bir araya gelmesi mümkün mü? Senin malýn, mülkün, ilmin, þanýn ve dünyan var. Bizim Allahü Teala'dan baþka kimsemiz yok. Atýn bile gelmek istemeyip ayaklarý kayalara saplanmadý mý?" buyurdu. Bu durum Aziz Mahmud Hüdâyi'ye çok tesir etti, aðlayarak "Her þeyimi mübarek kapýnýzýn eþiðinde terk ettim, tek dileðim talebeniz olabilmektir. Her ne emrederseniz yapmaya hazýrým." dedi. Bu sözler üzerine Üftade Hazretleri þunlarý söyledi. "Ey Bursa Kadýsý, kadýlýðý býrakacak bu sýrmalý kaftanla Bursa sokaklarýnda ciðer satacaksýn. Her gün de dergâha üç ciðer getireceksin." Bunlarý kabul eden Aziz Mahmud Hüdâyi kadýlýðý býraktý. Bursa sokaklarýnda ciðer sattý. Tüm Bursa halký kendisiyle alay etti, aþaðýladý. Bu kadý delirmiþ, aklýný oynatmýþ dediler. O bunlara hiç aldýrmadý. Her akþam dergâha geldiðinde ise olan olaylarý hocasýna anlattý. Üftade Hazretleri talebesinin nefsini tam kýrmasý için kendisini dergâhýn tuvaletlerini temizlemekle görevlendirdi. Temizlik yaparken yeni kadý'nýn Bursa'ya geldiðini duydu. Fakat nefsinin kendisini aldatmasýna izin vermedi. Üftade Hazretlerine verdiði sözü hatýrlayarak görevine devam etti. Hatta nefsini tahkir için elindeki süpürgeyi býrakarak taþlarý sakalýyla süpürmeye baþladý. Bu sýrada Þeyhi Üftade Hazretleri kapýdan göründü "Mahmud, evladým sakal mübarek þeydir, onunla böyle iþ yapýlmaz. Maksat sana bu mertebeyi atlatmaktý." buyurarak kendisini alýp dergâha gitti. Böylece kendisi de her an hocasýnýn kendisiyle beraber olduðunu anladý ve günden güne yol aldý, mertebesi yükseldi. Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri her sabah kalkar ve hocasýnýn abdest suyunu ýsýtýr, hazýr halde beklerdi. O sabah ise uykuya dalmýþ ve ancak son anda uyanabilmiþti. Ýbriði almýþ fakat ýsýtmaya vakit bulamamýþtý. Ýbriði göðsüne bastýrmýþ halde kalakalmýþtý. Üftade Hazretleri gelmiþ, kendisinden suyu dökmesini istemiþtir. Fakat su soðuk olduðu için dökmek istemiyor, buz gibi olan suyun hocasýný rahatsýz edeceðini düþünüyordu. Üftade Hazretlerinin "Hadi dök, geç kalacaðýz" demesi üzerine suyu korka korka dökmüþ fakat hocasýnýn sözleri kendisini daha da þaþýrtmýþtý. Hocasý "Evladým Mahmud bu su ne kadar ýsýnmýþ böyle, bunu normal ateþ ile ýsýtmayýp, gönül ateþi ile ýsýtmýþsýn. Bu hal artýk senin hizmetlerinin tamam olduðunu gösterir." diyerek kendisini insanlarý irþadla görevlendirdi. Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretlerine icazet vererek Sivrihisar'a görevlendirdi. Burada altý ay kaldý, hocasýnýn ayrýlýðýna dayanamayarak Bursa'ya tekrar geldi. O günlerde 90 yaþýnda olan hocasýnýn hizmetinde bulundu. Bu hizmette çok memnun olan Üftade Hazretleri "Oðlum padiþahlar ardýnca yürüsün" diye dua etti. Ayný yýl Muhammed Üftade Hazreteri vefat etti. Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri ise manevi bir iþaretle Trakya'ya gitti. Aziz Mahmud Hüdâyi Hz nin Türbesi - Ýstanbul Somuncu Baba 34 Ocak - Þubat 2005 Ocak - Þubat Somuncu Baba Bayram Dolunay bir daha batsa Kâbe'de; Melekler ve ruhlar ihram mý þimdi. Ýsyankâr, günahkâr kullar tevbede; Kullarýna cennet ikram mý þimdi. Nur Daðý'na yine yaðmur yaðdý mý? Ýnanan Rabb'ine boyun eðdi mi? Kabetullah bayramlýðýn giydi mi? Her yerde huzur var, bayram mý þimdi. Âþýklar sayýnda Kâbe'ne dönem. Güldenim, gül yârim, gül kokar sinem. Yaratan Mevla'nýn aþkýna yanam; Aþkýna tutuþan, Kerem mi þimdi. Bu sözü söyledim gelen bahara. Sonsuzluða çýkar yol vara vara. Nebiler halini astým duvara; Daðlar dumanlýca, sýram mý þimdi. Ömürler tükenir seneler biter. Gönlümde Kâbe'msin; buhurdan tüter. Güldemir, sabahla yýldýzlar batar; Bir daha ölmemek, haram mý þimdi. Yunus Güldemir - 2 Þubat 2004 Kurban Bayramý / Mekke- Kabe

19 Edebiyat Gönül Tahtýnýn Yûsuf'una Beyitler-II Yûsuf Yüzlülere Nazar Deðmesin Hz. Yûsuf Mýsýr'a Maliye Nazýrý olur, kim olursa olsun, kimseyi kayýrmadan yiyecek almaya gelene bir deve yükünden fazla yiyecek vermez. Bu hususta adâletten asla ayrýlmaz. Mýsýr hükümdarý ve pek çok kimse onun adâleti ve güzel huylarý sebebiyle Allahü Teâlâ'ya inanmýþlardýr. Mýsýr'dan ve çevre ülkelerden olan insanlar akýn akýn gelip Yûsuf aleyhisselâmdan yiyecek alýrlar. Babasý Yâkub aleyhisselâmýn ve kardeþlerinin yaþadýðý Ken'an diyârýnda da kýtlýk baþ gösterdiðinden Yâkup aleyhisselâm, Yûsuf aleyhisselâmýn anne-baba bir kardeþi olan Bünyamin hâricindeki on oðlunu Mýsýr'a erzak almak üzere gönderir. Yâkub aleyhisselâmýn oðullarý Mýsýr'a varýnca Hazret-i Yûsuf onlarý tanýr. Onlar ise, Hazret-i Yûsuf'u tanýyamazlar. Fakat, Hazret-i Yûsuf onlarýn kim olduklarýný, nereden geldiklerini sorar. Onlar dediler ki: ''Biz Ken'an vilâyetindeniz. Ýhtiyar bir babanýn on evlâdýyýz. Babamýzýn ismi Yâkub'dur. Beldemizde kýtlýk var. Babamýz bizi buraya erzak almaya gönderdi.'' derler. Yûsuf aleyhisselâm; ''Þimdi babanýz nerede ve kiminle berâberdir?'' deyince, onlar da; ''Ken'an ilinde bizim en küçük kardeþimizle berâber kaldý. Babamýzýn küçük kardeþimizle ayný anadan olan çok sevdiði bir oðlu daha vardý. Kýrda telef oldu. Onun derdinden Bünyamin adýndaki küçük oðlunu yanýndan hiç ayýrmaz. Oðlu Yûsuf'a üzüntüsünden dolayý gözleri görmez oldu.'' derler. Ýkinci seferlerinde Bünyamini de yanlarýnda getirmelerini öðütleyen Hz. Yûsuf bir kader cilvesi ile onu da Mýsýr'da býraktýrýr. 1 Osman Hulûsi Efendi bir sohbetlerinde; "Nazar Musa TEKTAÞ haktýr. Yakub (a.s.) çocuklarýný Mýsýr'a gönderdiðinde tembih ettiði halde Bünyamin'i Mýsýr'da býraktýlar. Ayet-i Kerime'de þöyle diyor; "Þehre baþka baþka kapýlardan giriniz" 2 Tembih ettiði halde Bünyamin'i orada býrakýp geldiler." der ve Dîvân'ýnda bulunan; Beytü'l-Hazen-i gamda o Ya'kûb-ý belâ-keþ Yûsuf gama vâkýf ne için bir haber etmez bu beyiti içini çekerek hüzünle okur. Sonra, Hz. Yakub (a.s.)'un kýssasýný anlatarak yukarýdaki beyti okurlar. Allahu Teâla sevdiklerini ve bütün mü'minleri hasetçilerin ve kötü duygulu insanlarýn kem nazarlarýndan muhafaza buyursun. Amin. 3 Bu arada Hz. Yâkup; ''Artýk bana düþen sabrý cemildir. Umulur ki Allahü Teâlâ oðullarýmý bana getire. Þüphesiz Allahü Teâlâ Alimdir, Hakimdir.'' 4 der. Allahü Teâlâ'nýn kendisini bu sýkýntýdan yakýnda kurtaracaðýna inanan Yâkub aleyhisselâm son derece üzüntülü ve kederli olmasýna raðmen, hâlini Allahü Teâlâ'dan baþkasýna arz etmez. Baþýna gelen musibetlere raðmen, dâimâ sabýrlý olur. Allah'ýn Rahmetinden Ümit Kesilmez Bir gün oðullarýna kavuþacaðýný ümit eden Yâkub aleyhisselâm; ''Ey oðullarým! Mýsýr'a gidin, Yûsuf ile kardeþinden haber sorun. Allahü Teâlânýn fadl ve ihsânýndan ümit kesmeyin. Çünkü hakikat, kâfirler gürûhundan baþkasý Allahü Teâlânýn fadl ve rahmetinden ümit kesmez. '' 5 der. Kardeþleri tekrar Mýsýr'a gelip onu bulurlar. Hz. Yûsuf onlara: ''Siz sonunun nereye varacaðýný bilmeden Yûsuf'a ve kardeþine yaptýklarýnýzý biliyor musunuz?'' 6 der. Bu sözler üzerine onlar bu kimsenin, kardeþleri Yûsuf olabileceðini düþünürler. Ona Yûsuf olup olmadýðýný sorarlar. Onlarýn yalvarýþlarýný, çâresiz kaldýklarýný görünce, kalbi incelir. Merhametinden dolayý, kendisinin kardeþleri Yûsuf olduðunu açýklar. Kardeþleri; ''Yoksa sen gerçekten Yûsuf musun?'' derler. Yûsuf aleyhisselâm; ''Evet, ben Yûsuf'um ve bu kardeþim Bünyamin'dir. Allahü Teâlâ birbirimize kavuþturmakla bize ihsânda bulundu.'' der. Kardeþleri Yûsuf aleyhisselâmýn üstünlüðünü ve ona yaptýklarýndan dolayý günâhkar olduklarýný kabul ederler. Hz. Yûsuf onlara; ''Bugün size bir kýnama ve ayýplama yoktur.'' 7 der. Kardeþlerine çok izzet ve ikrâmda bulunur. Babasý Yâkub aleyhisselâmýn hâlini, kendisinin yokluðundan sonra ne durumda olduðunu sorar. Onlar da; ''Senin için çok üzüldü, aðladý. Bu sebeple gözleri görmez oldu.'' derler. Bunun üzerine Hz. Yûsuf gömleðini çýkarýp onlara verir ve; ''Þu gömleðimi babama götürün ve yüzüne sürsün. O artýk rahat görmeye baþlar. Sonra bütün âilenizi bana getirin.'' 8 der. Hz. Yûsuf kardeþlerinin yol hazýrlýklarýný yaptýrýr. Babasý Yâkub aleyhisselâma verilmek üzere bütün hânedâný ve akrâbasý ile birlikte Mýsýr'a gelmelerini isteyen bir mektup da verir. Yâkub aleyhisselâm, oðullarý Mýsýr'dan yola çýktýktan sonra oðlu Hazret-i Yûsuf'un kokusunu aldýðýný söyler. Fakat yanýndakiler, Yûsuf aleyhisselâma duyduðu aþýrý muhabbetten dolayý böyle bir koku duyduðunu zannedebileceðini söylerler. Nihâyet Yâkub aleyhisselâmýn oðullarý Ken'an diyârýna yaklaþýnca, onlardan birisi müjdeci olarak gelip Yûsuf aleyhisselâmýn gömleðini babasýna verir. Hz. Yâkub (a.s) gömleði alýp yüzüne, gözüne sürer, gözleri açýlýverir. Yûsuf un Kokusu Geliyor Kafile Mýsýr'dan ayrýldýktan sonra evladýnýn kokusunu almaya baþlayan Yakub (as) yanýndakilere; "Eðer bana bunamýþ demezseniz, inanýn ben Yûsuf un kokusunu alýyorum" deyince, onlardan "Vallahi sen hâlâ eski þaþkýnlýðýndasýn" karþýlýðýný alýr. 9 Çünkü, aradan çok uzun zaman geçmiþ Hz. Yakub hariç, herkes Yûsuf'un varlýðýndan ümidini kesmiþtir. Yakub Aleyhisselam'a; "Niçin Mýsýr'dan gelen gömleðinin kokusunu iþittin de, yakýnýnda bulunan Ken'an kuyusundaki Yûsuf'u görmedin?" diye sorarlar. Þu karþýlýðý verir: "Bizim halimiz þimþekler gibidir; Bazen görünür, Bazen saklanýr. Bazý vakit olur ki, en yüksek mevkide oturup her tarafý görüyoruz gibi oluruz. Bazý vakitte de ayaðýmýzýn üstünü göremiyoruz" Bu cevapla her þeyin Allah'ýn takdirinde olduðunu, ancak kendilerine bildirdiklerini bileceklerini ifade eder. Hz. Yâkub'un gözlerinin görmez olduðunu ve Yûsuf'un kokusunu alarak, gözlerinin açýldýðýný bir beyitte iþleyen Hulûsi Efendi "Kemal" redifli gazelinin bir beytinde þöyle buyurur. Gözleri giryan olan Yakub-veþ âþýklara Sen getirdin Yûsuf'undan buy-ý âttarý Kemâl 10 Ýhramcýzâde Ýsmail Hakký Toprak Efendi (k.s)'nin oðlu Kemal Efendi bir gün Darende'ye gelir. Osman Hulûsi Efendi onu evine davet eder. O arada zengin biri de davet eder, "Kemal Efendi sizin için kuzu kestim bize buyurun" der. Kemal Aðabey: "Ben Hulûsi Efendinin misafiriyim" der ve gitmez. Osman Hulûsi Efendi'ye misafir olur. Mürþidi Ýhramcýzâde hazretlerinin oðlu Kemal Efendi'nin bu geliþi Hz.Yûsuf'un gömleðini babasýna gönderirken kokusunun uzaklardan gelmesi gibi telmih yoluyla anlatýlýr. Mürþidinden haberler, emirler ve onun evladýndan mürþidinin kokusunu alan Hulûsi Efendi, Hz. Yâkub'un aldýðý kokuyu ve gözlerinin açýlmasýný iþaret ederek sevincini dile getirmektedir. Hasretin bitip vuslatýn mümkün olduðu kavuþma âný Yâkup gibi hüzün evinde olanlarýn çilesinin bittiði gündür. Mürþidi Ýhramcýzâde'nin teþrifine binâen kendi duygularýný dile getiren Hulûsi Efendi'nin bu sevinç ânýný hatýrlatan birkaç beyit: Çýk artýk beytül hazenden Yakub Görki Yûsuf-ý Ken'an'ýn âmed "Hüzün evinde gam ve keder içinde bekleyen Yâkup, Yûsuf yüzlü sevgili geldi artýk bu hüzün ortamýndan çýk." Yûsuf'un þevk-i visaliyle müdâm Cennet olur Ya'kub'a Beytül Hazen 11 "Hüzün içerisinde kalan Yâkub'un Yûsuf'la kavuþmasý ile o mahzuniyet gider, bulunduðu yer Cennete dönüþür." Zaten seven birinin sevdiðiyle bulunduðu köhne bir yer ona saray olur. Sevdiðinden ayrý kalanlar sarayda da olsalar zindanda kalmýþ gibidirler. Melek Yüzlü Güzel Hz. Yûsuf güzelliðin timsalidir. Divân'dan gizemli mýsralar okumaya devam edelim: Ey Yûsuf-ý Ken'an'ým Somuncu Baba 36 Ocak - Þubat 2005 Ocak - Þubat Somuncu Baba

20 Vey týfl-ý melek þaným Beytül Hazeni gamda Düþdüm dem-i hicrana 12 Hulusi Efendi'nin bu mýsralarýný okurken Yûsuf Suresinin 31. ayeti aklýmýza geliyor. Mýsýr kadýnlarý ona bakarken; "Allah'ý tenzih ederiz, bu bir beþer deðildir, bu çok þerefli melekten baþka bir þey deðildir." diyorlar. Melekler gözle görülen varlýklar deðildir. Nurdan yaratýldýklarý için ayrý güzellik sahibidirler. Dünya güzelliklerinin fevkindedirler. Onun için Hz. Yûsuf meleðe benzetilmiþtir. 13 Hz. Yûsuf, Mýsýr sokaklarýnda gezerken yüzünün pýrýltýsý güneþ ýþýklarýnýn yansýmasý gibi duvarlara aksederdi. Bir kimse onun yüzüne bakmak isterse hemen gözlerini çevirmek zorunda kalýrdý. Bütün bunlara raðmen Yûsuf aleyhisselâma güzelliklerinden sâdece bir parça verilmiþti. Muhammed aleyhisselâma ise tamâmý verilmiþti. Ashâb-ý kirâm Peygamber Efendimize, siz mi güzeldiniz, Hz. Yûsuf mu güzeldi? diye sorunca Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem; ''Kardeþim Yûsuf benden sabih (güzel), ben ondan melihim (sevimliyim). O'nun görünen güzelliði benim görünen güzelliðimden çoktur.'' buyurdu. Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) görünmeyen güzelliði gösterilseydi, kimse bakmaya tâkat getiremezdi. Ashâb-ý Kirâm ýn gençleri, Hazret-i Âiþe vâlidemizden Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) güzelliðini sorduklarýnda Hazret-i Âiþe(r.ah) þöyle söylemiþtir. "Mýsýrdakiler, onun yanaklarýnýn güzelliðini iþitmiþ olsalardý, bütün mallarýný, onun yanaklarýný görebilmek için saklarlardý. Züleyhâ'yý kötüleyen kadýnlar, onun parlak alnýný görselerdi, ellerinin yerine kalplerini keserlerdi (de acýsýný duymazlardý)." Hakiki güzellik, daima hayallerin ötesindedir. Ve ideal güzellik, ancak gerçek güzelliðe bir sembol, bir misal olmasý bakýmýndan önem taþýr. Bir masum güzelliðin en mükemmel bir macerasý olan ve ebedî güzelliðin gerçek yüzünü görmüþ bir gözün, geçici güzelliðin cilvelerine nasýl bir küçümseme ile baktýðýný anlatan Yûsuf Kýssasý, gayb âleminden müteþabih bir sembol ile tecelliye baþlayýp, git gide geliþerek mealini bulmuþ bir hakikatin belagatlý bir anlatýmý ve ayný zamanda Muhammedi güzelliðin ezelî bir simgesi ve niþanýdýr. 14 Yukarýdaki mýsralarda Hulûsi Efendi mürþidini, zamanýn Yûsuf'u ve melek yüzlü, güzel sevgili yani mürþidini bu tavsifle anmakta, ondan ayrý geçen zamanlarý hüzün evinde geçen zamanla eþdeðer tutmakta, hicran yarasý olarak nitelemektedir. Zamanýn sahibi olan mürþidine bir övgü daha þu dizelerde ifade edilmiþtir. Ahû bakýþla aldýn Gönlümü derde saldýn Yakub-ý zarýn oldum Ey Yûsuf-ý zamane 15 Tasavvufta "Sahib-i Zaman" diye bir tâbir vardýr. Genellikle bu ifade asrýn en büyük velisi için kullanýlýr. Zamanda ve mekanda tasarruf sahibi olduðuna inanýlýr. Zaten müridler de mürþidlerini hep böyle bilir böyle inanýrlar. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi nin Ýþte, zamanýn sahibi, asrýnýn el yazýsýyla ferdasý olan mürþidini þiir diliyle Hulûsi Efendi þöyle tarif eder; kaleme aldýðý kýt anýn orijinali Gelmedi misli gibi asrýnda Olmadý kimse anýn fevkinde Görseler âný Yahud u Tersâ Der idi Yusuf-u Kenan ana 16 "Yaþadýðý asýrda onun gibi bir maneviyat ulusu gelmedi. Onun manevi terakkisini geçecek kimse de olmadý. Deðil Müslüman ve ehl-i tasavvuf, Yahudi veya Hýristiyanlar bile bu güzel insaný (mürþidi) görseler idi, Kenan'lý Yusuf güzelliðinde olduðunu söylerler, güzelliðini inkâr etmezlerdi. Çok sevdiði o güzelin gönül tahtýndaki sultanýn uðruna her þeyini feda etmekte, bu ulvi sevgi için her þeyini vermektedir. Ýþte bu anlamlarý taþýyan birkaç beyit ile yazýmýzý bitirelim: Tek izzimi al vârýmý al cânýmý al da Bu Mýsr-ý dilin Yûsuf-ý Ken'an'a dokunma 17 "Tek izzetimi, bütün varlýðýmý hatta her þeyden kýymetli olan cânýmý al ama, bu gönül ülkesinin sultaný Yûsuf yüzlü sevgiliye dokunma. Ona bir zarar gelmesin, bu uðurda her þeyden geçebilirim." "Canýmýzý senin derdini çekmeye adamýþ, gönülde sana en çok sevgi duyduðumuz için Mýsýr gibi zenginlik ülkesi konumuna kavuþturmuþuz. Bu gün Kenan'lý Yâkup gibi sana sevgi dolu bir yüreðin sahibiyiz. Sevgi âleminin de, Mýsýr gibi zenginlikler mekâný olan kalbimizin de tek sultaný olan Yûsuf bizimdir. Biz onunlayýz, o bizimle." Mýsr-ý vücudumun Yûsuf'u sensin Ey Yûsuf-ý Ken'an-ý Mýsr-ý vücudum 18 "Varlýðýmýn gayesi o Yûsuf yüzlü sevgili sensin. Ey Kenan'lý Yûsuf gibi güzel yâr, gönül ve beden tahtý senin içindir." Derdine can hasr etmiþiz Dil mülkünü Mýsr etmiþiz Ya'kub-ý Ken'an'ýz bugün Ol Yûsuf-ý Ken'an bizim "Canýmýzý senin derdini çekmeye adamýþ, gönülde sana en çok sevgi duyduðumuz için Mýsýr gibi zenginlik ülkesi konumuna kavuþturmuþuz. Bu gün Kenan'lý Yâkup gibi sana sevgi dolu bir yüreðin sahibiyiz. Sevgi âleminin de, Mýsýr gibi zenginlikler mekâný olan kalbimizin de tek sultaný olan Yûsuf bizimdir. Biz onunlayýz, o bizimle." Dipnotlar: 1- Bkz;Yûsuf, 58-60; Çakan, Ýsmail L.,/ Solmaz, N. Mehmet, Kur'an-ý Kerim'e Göre Peygamberler ve Tevhid Mücadelesi, s, , Altýnoluk, ty. 2- Yûsuf, Palakoðlu Ýsmail, Gönüller Sultaný Es-seyyid Osman Hulûsi Efendi, s.453, Ank, Yûsuf, Yûsuf, 87 6-Yûsuf,89 7- Yûsuf, Yûsuf, Yûsuf/94, Ateþ, Osman Hulûsi, Divân-ý Hulûsi-i Darendevî, s. 178, Ankara Ateþ, a.g.e, s Ateþ, a.g.e,s Mahmud Hakký, Hazreti Yûsuf, s,55, Ýst, Yazýr Hamdi, Hak Dini Kur'an Dili C:5, s Ateþ, a.g.e,s Ateþ, a.g.e, s Ateþ, a.g.e. s Ateþ, a.g.e. s. 232 Somuncu Baba 38 Ocak - Þubat 2005 Ocak - Þubat Somuncu Baba

Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar

Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Mikat Sınırları Kâbe (Beytullah) Makam-ı İbrahim Safa ve Merve Tepeleri Zemzem Kuyusu Arafat Müzdelife Mina 1 Hac ve Umre İle İlgili Mekânlar Mekke deki Önemli Ziyaret Mekânları

Detaylı

Hac Organizasyonumuz; Turizm Bakanlýðý, Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý ve Türsab Denetim ve Kontrolü Altýndadýr! KUTSAL YOLCULUK HAC...

Hac Organizasyonumuz; Turizm Bakanlýðý, Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý ve Türsab Denetim ve Kontrolü Altýndadýr! KUTSAL YOLCULUK HAC... 2013 Organizasyonu KUTSAL YOLCULUK HAC... Dilleri, renkleri ve kültürleri farklý milyonlarca inananýn birlikte hareket ettiði hac, Allah katýnda siyahýn beyazdan, Arab'ýn Acem'den, Türk'ün Kürt'ten üstünlüðü

Detaylı

ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ

ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ 210 ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ Örnek Restorasyonlar Sergisi Vakýf eseri için restorasyon, adeta ikinci bahar demektir. Zor, çetin ve ince bir iþtir. Bu nedenle, tarihi ve kültürel deðerlerimizin baþarýlý

Detaylı

HAC YÜCE ALLAH IN (c.c) EMRİDİR.

HAC YÜCE ALLAH IN (c.c) EMRİDİR. HAC YÜCE ALLAH IN (c.c) EMRİDİR. Hac Allah Teala nın (c.c) emri, İslam ın beş temel şartından biridir: Ona varmaya gücü yeten kimsenin Kâbe yi tavaf etmesi Allah ın insanlar üzerindeki hakkıdır. (Al-i

Detaylı

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ çevresine. Bu adý ona bir kuyrukluyýldýz vermiþ. Nasýl mý

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Resim 170- Hattat Halim Bey in istifli celî sülüs besmelesi. Ýmza kýsmýnda Halim Bey, Hamid Bey in talebesi olduðunu belirtmiþtir. (Ýsmail Yazýcý Koleksiyonu) 133 Resim 171- Sivas Burûciye Medresesi nde

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ.

Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ. Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ. Her yeri altýn kaplý olan bu sarayda onlarca oda, odalarda pek çok

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI 5.10.2015 Pazartesi 06.10 2015 Salı Y.ÇİFTÇİ S.AL Y.ÇİFTÇİ 7.10.2015 Çarşamba Y.ÇİFTÇİ 15:00 8.10.2015 Perşembe S.AL S.AL 9.10.2015 Cuma E.ÜZÜM S.AL Y.ÇİFTÇİ 15:00 E.ÜZÜM (Siyer ) Mirac ve Hediyesi Namaz

Detaylı

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn 4. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM 3. DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn toplamý kaçtýr? A) 83 B) 78 C) 91 D) 87

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI

2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 2.4.2015 PerşembeÖğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Huzurevi Mescidi

Detaylı

Yazar Rehnüma Cumartesi, 20 Kasım 2010 11:00 - Son Güncelleme Cumartesi, 20 Kasım 2010 11:09

Yazar Rehnüma Cumartesi, 20 Kasım 2010 11:00 - Son Güncelleme Cumartesi, 20 Kasım 2010 11:09 VEDA (Sader) TAVAFI Mekke den ayrılmayı isteyince, yedi şavt olarak, remil ve sa y olmaksızın tavafı sader (ved a tavafı) yapar. Bu, Mekke de mukim olmayanlara vaciptir. Sonra zemzemden içer, sonra Kabe

Detaylı

Neden Hisar Turizm? 2015 Hac ve Umre sezonunda bizi sektörün en zirvesine taşıyan, siz gönül dostlarımıza teşekkür ederiz.

Neden Hisar Turizm? 2015 Hac ve Umre sezonunda bizi sektörün en zirvesine taşıyan, siz gönül dostlarımıza teşekkür ederiz. Neden Hisar Turizm? Hisar Turizm; 29 Yıllık Hac ve Umre tecrübesi ve Türkiye nin en büyük Hac ve Umre seyahat acentası güvencesi ile Tam hizmet Tam ibadet anlayışı ile Sünneti Seniyye ye uygun Hac ve Umre

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Hac - Umre Kültür Turları Uçak Bileti

Hac - Umre Kültür Turları Uçak Bileti Hac - Umre Kültür Turları Uçak Bileti Kataloğumuz içerisine Kâbe-i Muazzama ve Mescid-i Nebevî fotoğrafları hürmeten konulmamıştır. İnanç odaklı bir firma olarak biz, Hz. Allah ın ve Resûlullah Efendimiz

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? Muhammed Salih el-muneccid

Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? Muhammed Salih el-muneccid Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? حكم تكر لعمر م يكو بينهما ] تريك Turkish [ Türkçe Muhammed Salih el-muneccid Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI KONULAR 01.04.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI D 1.4.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık ve Önemi 1.4.2014 Salı 14:00

Detaylı

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii VAAZIN 2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii PEYGAMBERİMİZİN

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýdaki þekillerden hangisi bu dört þeklin hepsinde yoktur? A) B) C) D) 2. Yandaki resimde kaç üçgen vardýr? A) 7 B) 6 C) 5 D) 4 3. Yan taraftaki þekildeki yapboz evin eksik parçasýný

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Hangi þeklin tam olarak yarýsý karalanmýþtýr? A) B) C) D) 2 Þekilde görüldüðü gibi þemsiyemin üzerinde KANGAROO yazýyor. Aþaðýdakilerden hangisi benim þemsiyenin görüntüsü deðildir?

Detaylı

Matematik ve Türkçe Örnek Soru Çözümleri Matematik Testi Örnek Soru Çözümleri 1 Aþaðýdaki saatlerden hangisinin akrep ve yelkovaný bir dar açý oluþturur? ) ) ) ) 11 12 1 11 12 1 11 12 1 10 2 10 2 10 2

Detaylı

HAC SEMİNERİ 2 HOŞGELDİNİZ

HAC SEMİNERİ 2 HOŞGELDİNİZ HAC SEMİNERİ 2 HOŞGELDİNİZ ARAFAT Hz. Adem İle Hz. Havva Validemizin yeryüzünde ilk buluştuklar tukları,, kavuştuklar tukları yerdir. Peygamber Efendimizin Veda Hutbesini söyledis ylediği yerdir. Orada

Detaylı

Kabe nin çevresine bir utanç duvarý örülüyor...

Kabe nin çevresine bir utanç duvarý örülüyor... Kabe nin çevresine bir utanç duvarý örülüyor... Hz. Muhammed karikatürleri karþýsýnda ayaða kalkan Ýslam Dünyasý, tam 6 yýldýr Kabe nin yanýbaþýnda yükselen ve bittiðinde 585 metre yükseklikte olacak çaðýmýzýn

Detaylı

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum ÇEVRE VE TOPLUM 11. Bölüm DOÐAL AFETLER VE TOPLUM Konular DOÐAL AFETLER Dünya mýzda Neler Oluyor? Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum Volkanlar

Detaylı

Mart 2010 Otel Piyasasý Antalya Ýstanbul Gayrimenkul Deðerleme ve Danýþmanlýk A.Þ. Büyükdere Cad. Kervan Geçmez Sok. No:5 K:2 Mecidiyeköy Ýstanbul - Türkiye Tel: +90.212.273.15.16 Faks: +90.212.355.07.28

Detaylı

GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI

GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI TARİH GÜN VAKİT ADI SOYADI UNVANI VAAZIN KONUSU VAAZIN YAPILDIĞI YER 3.10.2014 CUMA ÖĞLEDEN ÖNCE HASAN İZMİRLİ İlçe Müftüsü

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

2016 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

2016 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI 1 İsmail İPEK İl Müftüsü Sultan Bayezit Camii 5.6.2016 Pazar Yatsı Rahmet Ayı Ramazan 2 Mehmet BUŞKUN Vaiz Sultan Bayezit Camii 6.6.2016 Pazartesi Öğle Rahmet Ayı Ramazan 3 Adem AYRANCI Müftü Yardımcısı

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

2014 2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ÝLKOKULLAR ARASI 2. Zeka Oyunlarý Turnuvasý 7 Mart Silence Ýstanbul Hotel TURNUVA PROGRAMI 09.30-10.00 10.00-10.45 11.00-11.22 11.35-11.58 12.10-12.34 12.50-13.15

Detaylı

DİYANET UMRE. T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı

DİYANET UMRE. T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı DİYANET UMRE 2012 T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı DİYANET UMRE ORGANİZASYONUNDA ANA HEDEFİMİZ: > Usulune Uygun İbadet, > İrşad ve Rehberlik, > Güven ve Huzur, > Sağlıklı İntikal ve İkamet, > Zaman ve Mali

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Cevap : Vahy denir.

KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Cevap : Vahy denir. KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER Soru 1 : Kur an ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Cevap : Kur an ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine

Detaylı

TURİZM SEYA Y HAT A A CENTA T SI

TURİZM SEYA Y HAT A A CENTA T SI Nura Doğru TURİZM SEYAHAT ACENTASI 2013 HAC PROGRAMLARI HAKKIMIZDA Şirketimizin merkezi Aksaray olmak üzere Ankara ve Tokat/Turhal'da ki şubeleri ile de hizmet vermektedir. Şirketimiz A grubu olarak 3735

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6] K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri http://yenidunyadergisi.com// 2015 HAZİRAN sayısında yayınlanmıştır Ebû Hüreyre (ra) den Rasûlullâh In (sav) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Kim inanarak

Detaylı

2014-2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "4. AKIL OYUNLARI TURNUVASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 4. Akýl Oyunlarý Turnuvasý, 21 Þubat 2015 tarihinde Özel Sancaktepe Okyanus Koleji

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Sayfa. http://d-nb.info/860392090

İÇİNDEKİLER. Sayfa. http://d-nb.info/860392090 İÇİNDEKİLER Sayfa Önsöz: Bu kitabı niçin yazdım? 11 1. İslam'dan önceki Arabistan 13 1.1. İlk müslümanlar 13 1.2. Dünyanın en eski kutsal yeri: Kabe.... 16 1.3. İslam'dan'önceki Arabistan 17 1.4. Muhammed'ten

Detaylı

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN 1 ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ MUSTAFA KOÇ GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN BASKI YERÝ ÇAÐLAYAN A.Þ. TS EN ISO 9001:2008 SER NO: 300-01 SARNIÇ YOLU ÜZERÝ NO:7 GAZÝEMÝR / ÝZMÝR TEL: 0

Detaylı

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz)

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) V A İ Z İ N ADI - SOYADI ÜNVANI VAAZIN YERİ VAAZIN GÜNÜ VE SAATİ VAAZIN KONUSU Cahit ÇETİN Müftü Haydarçavuş Camii

Detaylı

KİTAPLARA İMAN. 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir.

KİTAPLARA İMAN. 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir. TEMEL DİNİ BİLGİLER KİTAPLARA İMAN 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir. 2 Kutsal kitap neye denir? Allah ın emir ve yasaklarını,

Detaylı

Şeyh den meded istemek caizmidir?

Şeyh den meded istemek caizmidir? Eusubillahi-mineş-şeytanirrajim Bismillahirr-rahmanirrahim Şeyh den meded istemek caizmidir? Şeyh Eşref Efendi Esselamaleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Hazihis Salatu tazimen bi hakkike ya Seyyiduna

Detaylı

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen.

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen. Gesundheitsamt Freie Hansestadt Bremen Sozialmedizinischer Dienst für Erwachsene Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung Yardýma ve bakýma muhtaç duruma

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

Özellikle uzman olduğumuz bir alanımız var. Umre ve hac

Özellikle uzman olduğumuz bir alanımız var. Umre ve hac UMRE PROGRAMI 1993 yılının sonbaharında Türkiye de Umre ve Hac yapmak isteyenlere daha kaliteli hizmet sunmak maksadıyla dört ortak tarafından, İstanbul'da kurulmuş ve faaliyetine başlamıştır. O yıllarda,

Detaylı

RABBİNİ TANI Allah her ne sarfederseniz bilendir.

RABBİNİ TANI Allah her ne sarfederseniz bilendir. RABBİNİ TANI Allah her ne sarfederseniz bilendir. Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) sadaka vermedikçe asla iyi ye (hayra, takvâya, Allah ın rızasına) erişemezsiniz. Her ne sarfederseniz, şüphesiz Allah

Detaylı

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Ders 10, Romalýlar Mektubu, Onuncu bölüm «Tanrý nýn Mesih e iman yoluyla insaný doðruluða eriþtirmesi» A. Romalýlar Mektubu nun onuncu bölümünü okuyun. Özellikle

Detaylı

17.10.2014 11:30-12:30 24.10.2014 11:30-12:30 31.10.2014 11:30-12:30 7.11.2014 11:30-12:30 14.11.2014 11:30-12:30 AYHAN KAYA 21.11.

17.10.2014 11:30-12:30 24.10.2014 11:30-12:30 31.10.2014 11:30-12:30 7.11.2014 11:30-12:30 14.11.2014 11:30-12:30 AYHAN KAYA 21.11. MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ İÇEL TV-YÖRÜK FM PROGRAM TABLOSU Cami ve Gençlik ( gençlerin camiye ilgisi,hz peygamber ve gençlik (kaynak : DİB cami-gençlik sayfası) İsraf duyarlılığı ya da Tüketim Ahlakı (Hasan

Detaylı

T.C. BAŞBAKANLIK DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI HAC VE UMRE HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HAC VE UMRE HAZIRLIK KURSLARI HAC VE UMREDE KADINLARA ÖZGÜ KONULAR

T.C. BAŞBAKANLIK DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI HAC VE UMRE HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HAC VE UMRE HAZIRLIK KURSLARI HAC VE UMREDE KADINLARA ÖZGÜ KONULAR T.C. BAŞBAKANLIK DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI HAC VE UMRE HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HAC VE UMRE HAZIRLIK KURSLARI HAC VE UMREDE KADINLARA ÖZGÜ KONULAR Belirlenmiş zaman içinde Kabe, Arafat, Müzdelife ve

Detaylı

MedYa KÝt / 26 Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetimi konusunda Türkiye nin ilk dergisi HR DergÝ Human Resources Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetim Dergisi olarak amacýmýz, kurulduðumuz günden bu yana deðiþmedi: Türkiye'de

Detaylı

014-015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "7. AKIL OYUNLARI ÞAMPÝYONASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 7. Akýl Oyunlarý Þampiyonasý, 18 Nisan 015 tarihinde Özel Sancaktepe Bilfen Ortaokulu

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Hakkımızda. Yetki Belgelerimiz. Banka Hesap Numaralarımız

Hakkımızda. Yetki Belgelerimiz. Banka Hesap Numaralarımız Nura Doğru TURİZM SEYAHAT ACENTASI umre 2014 Hakkımızda Şirketimizin merkezi Aksaray olmak üzere Ankara ve Tokat-Turhal'da ki şubeleri ve Türkiye genelindeki anlaşmalı acentaları ile hizmet vermektedir.

Detaylı

Geometriye Y olculuk. E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme E E E E E. Çevremizdeki Geometri. Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim

Geometriye Y olculuk. E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme E E E E E. Çevremizdeki Geometri. Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim Matematik 1. Fasikül ÜNÝTE 1 Geometriye Yolculuk ... ÜNÝTE 1 Geometriye Y olculuk Çevremizdeki Geometri E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim E E E E E Üçgenler

Detaylı

AKSARAY ANKARA TOKAT

AKSARAY ANKARA TOKAT Nura Doğru TURİZM SEYAHAT ACENTASI 2012 HAC AKSARAY 0382 213 06 12 ANKARA 0312 309 76 40 TOKAT 0356 276 93 46 Hakkımızda Şirketimizin merkezi Aksaray olmak üzere Ankara ve Tokat/Turhal'da ki şubeleri ile

Detaylı

T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI KENDÝNÝ TANIYOR MUSUN? ANKARA, 2011 MESLEK SEÇÝMÝNÝN NE KADAR ÖNEMLÝ BÝR KARAR OLDUÐUNUN FARKINDA MISINIZ? Meslek seçerken

Detaylı

İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır.

İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır. Lise 2. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Video Ders Anlatımları Oruç Hac ve Zekat Video Ders Anlatımı 2.2. Oruç İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır. Oruç, niyet ederek

Detaylı

3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? AA 2 1 1 2 1. BÖLÜM

3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? AA 2 1 1 2 1. BÖLÜM 7. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? 2 1 1 2 A) B) C) D) 3 2 3

Detaylı

Grand Cevahir Hotel Darülaceze Cad. No: 9 Okmeydanı / İstanbul

Grand Cevahir Hotel Darülaceze Cad. No: 9 Okmeydanı / İstanbul Grand Cevahir Hotel Darülaceze Cad. No: 9 Okmeydanı / İstanbul Açılış Oturumu ve Protokol Konuşmaları 11 Mart 2011 Cuma 09.00 10.30 16.00 Kur an-ı Kerîm e Göre Neslin Üremesi Dr. Mücâhid Ebu l-mecd 16.20

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

ÇİÇEK TURİZM 2012 UMRE REHBERİ Çiçek Turizm güvencesiyle, tecrübeli görevliler refakatinde, kutsal topraklara, huzura yolculuk. Aşkla yanan kalpleri yumuşatacak, unutulmaz bir hatıraya doğru. 27 YILLIK

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

5. 2x 2 4x + 16 ifadesinde kaç terim vardýr? 6. 4y 3 16y + 18 ifadesinin terimlerin katsayýlarý

5. 2x 2 4x + 16 ifadesinde kaç terim vardýr? 6. 4y 3 16y + 18 ifadesinin terimlerin katsayýlarý CEBÝRSEL ÝFADELER ve DENKLEM ÇÖZME Test -. x 4 için x 7 ifadesinin deðeri kaçtýr? A) B) C) 9 D). x 4x ifadesinde kaç terim vardýr? A) B) C) D) 4. 4y y 8 ifadesinin terimlerin katsayýlarý toplamý kaçtýr?.

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

8. SINIF 3. OTURUM A. Bu metni aşağıdaki ayetlerden hangisi destekler?

8. SINIF 3. OTURUM A. Bu metni aşağıdaki ayetlerden hangisi destekler? 1. Üzerinde yaşadığımız dünyanın da içinde bulunduğu güneş sistemi, kendilerine takdir edilmiş bir yörüngede hareket eder. Dünyamız, ne diğer gezegenlere çarpar, ne de onlardan uzaklaşır. Yeryüzünde de

Detaylı

1.GÜN 2.GÜN 3.GÜN 3.GÜN. Mehmet AVCI İmam Hatip Müftülük Sitesi Camii Seyit BADIR Eğitim Görevlisi Taşçıoğlu Camii

1.GÜN 2.GÜN 3.GÜN 3.GÜN. Mehmet AVCI İmam Hatip Müftülük Sitesi Camii Seyit BADIR Eğitim Görevlisi Taşçıoğlu Camii Yakup TURHAN Vaiz Yeni Orta Camii Abdulvahit AVCI Baş İmam Eski Orta Camii Mustafa ÇAKIR Vaiz Sahil Camii Ramazan GÜNDÜZ Kursiyer Şeyh Camii Hakan USTA Kursiyer Müftü Mah. Camii Abdulhalim ÇEVİK Kursiyer

Detaylı

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ IPA Cross-Border Programme CCI No: 2007CB16IPO008 BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ SINIR ÖTESÝ BÖLGEDE KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLÝ ÝÞLETMELERÝN ORTAK EKO-GÜÇLERÝ PROJESÝ Ref. ¹ 2007CB16IPO008-2011-2-063, Geçerli sözleþme

Detaylı

RAMAZAN AYI ETKİNLİK TAKVİMİ

RAMAZAN AYI ETKİNLİK TAKVİMİ RAMA ZAN GÜNÜ TARİH / GÜN İFTAR PROGRAMI VE YERİ SOHBET PROGRAMI KONULARI SOHBET PROGRAM KONUKLARI İFTAR SAATİ PROGRAM 1 18 Perşembe AKKUŞ Cumhuriyet Meydanı Ramazan ve Oruç Mustafa KOLUKISAOĞLU Ordu Müftüsü

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

DİYANET UMRE ORGANİZASYONUNUN TEMEL NİTELİKLERİ:

DİYANET UMRE ORGANİZASYONUNUN TEMEL NİTELİKLERİ: 2 2 Diyanet Umre (Ramazan) DİYANET ORGANİZASYONUNUN TEMEL NİTELİKLERİ: 1- Umre yolculuğunu manevi bir yenilenme vesilesi haline getirebilmek amacıyla irşat ve rehberlik 2- Görevlilerimiz nezaretinde usulüne

Detaylı