doldurdular, ortaya Çukurova ç kt. Ova güne le, kla doldu. Sular sak rdad. Toprak bereketten deniz gibi

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "doldurdular, ortaya Çukurova ç kt. Ova güne le, kla doldu. Sular sak rdad. Toprak bereketten deniz gibi"

Transkript

1 Ya ar Kemal - nce Memed 4 Roman n ba lang ndaki Leonardo da Vinci'nin yaz Mentor Books'un bast The Notebooks of Leonardo da Vinci'den al nm (sayfa 202) ve Murat Belge taraf ndan çevrilmi tir. "S rlar n yak nlar ndaki Kalindra ehrine girdim. Bu ehir Toros da lar n F rattan ayr lan kolunun eteklerinde kuruludur. Ve bat nda koca Toros da n doru u yükselir. Bu doruk öylesine yüksektir ki gökyüzüne dokunur gibidir. Dünyan n hiçbir yerinde bu da dan daha yüksek bir da yoktur. Daha güne do madan dört saat önce yamaçlar na gün vurur. Bu da dünyan n en ak ta ndan yarat ld için l l ldar ve karanl n ortas nda par ldayan ay gibi çevredeki Ermenilerin yollar ayd nlat r. Yüksekli i öyle bir yüksekliktir ki, en uzak gökteki bulutlar n, düz bir çizgi imlinde dört mil yukar na ç kar. Bat ya do ru bakt zda gecenin üçüncü k sm ndan sonra bile güne in bu doruklar ayd nlatt görürsünüz. Hani bir zamanlar durgun havalarda, gökta sand z, gecenin karanl nda biçim de tirdi ini gördü ümüz, kimi zaman iki üç parçaya ayr lan, kimisinde k sa, kimisinde uzun gözüken ey i te budur. Bütün bu de ikli in sebebi da n bu k sm yla güne in aras na giren, gün klar kesen bulutlard r. Torosun bu yamac o kadar yüksektir ki, haziran ay nda güne tam tepedeyken, da n gölgesi on iki günlük Sarmatyan n k lar na dü er. Aral k ortas ndaysa, kuzeye do ru bir ayl k yolculuk sonunda ula labilen Karadeniz da lar na kadar uzan r. Rüzgara bakan yüzü her zaman bulutludur, pusludur. Çünkü kayaya çarpan rüzgar iki kola ayr r, sonra da da n öbür yan ndan iki kol yeniden birle ir ve bu esinti s ras nda her kö e bucaktan toplad bulutlar ard s ra sürükler getirir, orada b rahr. Buralarda her zaman gök gürler, ld mlar dü er, bulutlar öylesine toplan r ki ya tan kayalar yar r, a do ru seller akar. Da n ete ine yerle enler çok zengindir, buralarda güzel dereler, çaylar akar, her zaman verimlidir, her kö eden ürün f r. Üç mil t rmand ktan sonra koca çam ormanlar na, gürgenliklere, böyle ba ka a açlara gelinir. Bundan sonra, bir üç mil daha çay rlardan, otlaklardan geçilir. Ondan sonras y l boyu eksilmeyen kard r. Bu karl alan da on dört mil daha gider. Oralarda daha doru a varmadan, yak bir havayla kar la r ama rüzgar n imini timini duymazs z. Orada hiçbir canl da ya amaz. Yaln z doruktaki yar klarda bar nan, avlar aramak için bulutlardan a ya süzülen birkaç al ku vard r. A açl kl tepeler bitince, bulutlar n ba lad yerin yukar ç plak kayal klard r. Kayalar da apakt r. Görülmemi bir akl ktad r. Bu sert, zorlu yamaçlardan doru a ç kman n mümkünü yoktur."* Toroslar ovay bir ay gibi çepeçevre ku at r. Ve Çukurova Akdenizle da lar n aras nda kal r. Ovay ku atan da lar kat katt r. Ta görünmeze kadar aç k maviden, maviden, mordan, laciverde uzan r, çok uzaklarda da gö ün belli belirsizli inin içine kar r gider. Da lar n koyaklar koyu gölgelidir. Gün do arken gölgeler bat ya, y rken do uya dönerler. Çok caklarda oralardan ovaya ince bir serinlik iner gibi olur. Ve da lar gün gün, an an de ir. Gün do arken kimi günler alt n sar na batar, bu sar k k la, sütbeyaza, ard ndan ince bir maviye keser. Mosmor da olur. leüstleri, çok s caklarda bir turuncuda da tüter, her yer yanarken, her yan bombozken. Sonra da laciverde dönü ür, bahar aylar nda menek edir da lar. Yamaçlar na alt n çiviler çak lm gibidir. Menek enin, laciverdin üstünden, yumu ac k, sonsuza kayarlar bir k selinde. Görkemli Düldül da kat kat olmu, üst üste binmi yat k da lar n ard ndad r. Sütbeyaz yla bütün yöreyi tarak döner. Ba ço u zaman bulutsuzdur. Yaz n da daha çok mor bulut rengindedir, ya da tüten bir k ms bak r morundad r. Lacivert, çok pembe kar nda tüter söner. Doru unda da bir iri, dönen, savrulan y ld z sal r durur. Leonardo da Vinci 10 Toros da lar n doruklar salt kayal kt r. Kayalar ak, pembe k rm, kahverengi, turuncu, ye il çakmakta r. Çakmak-ta larm n üstünde geni kanatl kartallar dönerler. Çakmakta doruklardan a lara inilince ormanlar ba lar. Bunlar çok gür ormanlard r. Yaban l hayvanlar bar na r buralar. Her bir çam, sediri, gürgeni, ç nar gö e a r. P narlar kaynar her bir koyaktan, kaya dibinden, yamaçtan. Yarpuz, çam, çiçek kokar sular. Kimisinde, büyüceklerinin içinde alabal klar oynar. Bir a açtan çakmakta ma, bir yamaçtan dereye son h zla inerler. Ve Çukurovay Toroslar yaratm r. Çok eskiden Akdeniz Toroslar n tam ete inden ba lard. Sonra Ceyhan, Seyhan, sonra öteki irili ufakl dereler, çaylar Toroslar n tüm bereketli topraklar ta yarak denizi

2 doldurdular, ortaya Çukurova ç kt. Ova güne le, kla doldu. Sular sak rdad. Toprak bereketten deniz gibi ta. Seyhanm anas Zamant suyudur. Kayna Uzunyayla-dan al r, uzun bir düzlükten geçtikten sonra Toroslara var r. Orada çakmakta ndan kayalara çarpar, mor, sert kayal klard r bunlar. Zamant kayalarda köpürür, derin koyaklara dü er. Çok a lardan topra oyarak ba döndürücü bir h zla akar. Gene önüne kayalar ç kar, kayalar a amaymca topra deler, yerin dibine girer... Uzun bir süre yer üstünde gözükmez. Sonra birden yukar ya f r. Deli bir h zla, ç lg nca savrularak kayadan kayaya ba vurur, önüne bir çakmakta ndan da yeniden ç ncaya kadar. Sonra gene yerin dibine batar, ç kar... Çok çok p nar, çok dere, çok çay al r Toroslar a mcaya kadar. Bir de Göksuyu al r. Göksu Torosun Tahtal da ndan do ar, o da çok p nar dere, çok çay al r, sonra da gelir Zamant ya kat r. Ondan sonra bunlar n ad na Seyhan derler, bir ulu su olur. Her bir su o kadar ayd nl kt r ki, sanki akan su de ildir de kt r. Dibine kitap dü se okunur. Ceyhana gelince onun gözü Binbo alar n göbe indedir. lk do unda ona Horman deresi derler. Horman deresi Nurhak da lar ndan gelen Sö ütlü deresiyle birle ir... Co kun deli bir su olur. Toroslar bir uçtan bir uca biçerken Aksu, Körsulu, Çay r, Savrun, Sumbas, Handeresi, Cerpeçe çaylar ve daha nicelerini, binlerce p nar, gözü, dereyi alarak büyük Akdenize 11 ula r. Seyhan da, Ceyhan da Akdenize binlerce, yüz binlerce ton toprakla birlikte gelirler. Binlerce, yüz binlerce ton mil yayarlar Akdeniz k lar na. Her y l ova biraz daha, biraz daha büyür ve Torosta kayal klar her y l biraz daha ar narak sivri ak kayal klar biraz daha ortaya ç kar. Ve belki bir gün Torosta hiç a aç, hiç toprak kalmayacak, koca Toros salt kayal k olaraktan dikilip duracak gökle toprak aras nda. Keskin kayalar zg n bak r mor k nda tütecek ve belki de bir damla su kalmayacak bu ç plak kayal klar n Torosunda... Belki bir tek bitki bitmeyecek bu ustura keskini kayalarda. Belki bir tek canl ya amayacak. Akdeniz k lar nda toprak da deniz gibi dalgalan r, köpü-rür. Geni ova da, ulu Toroslar da Akdeniz kadar mavi, Akdeniz kadar kl r. Akdenizin üstünde ne kadar k kaynarsa, ovan n da, Torosun da üstünde öylesine klar balk r. Da lar nas l kaya, çam, yarpuz, çiçek kokular yla yüklüyse, geni, düz ova da toprak, deniz, portakal, limon, turunç kokular yla yüklüdür. Ve y n her gününde gebe toprak ç lg ncas na a açm, verimden delirmi gerinerek bahar, Torosun gönderece i ya muru bekler. Günün birinde de Alada m gö ünü kapkara bir bulut örter, s cak bir ya mur yeli bütün ovan n üstünü yalayarak geçer. Ard ndan iri, s cak damlalar dökülür. Sonra da ya mur bo an r, ortal k sel sele gider. Ya mur kesilir kesilmez de ova a na kadar bitkiyle, çiçekle, ku larla, böceklerle dolar. Ova bir sevinç mestli inde yumu ak, k nennilenir. Turunç, portakal, limon a açlar köpürür. Il k yeller çiçek kokular al r, bütün ovay ba tan sona geçerek Toros da lar na götürür. Da lardan sularla birlikte kartallar da inerler ovaya. Batakl klar bir ku cenneti olur y n on iki ay nda da... Renk renk, cins cins ku lar doldururlar batakl klar. Do udan bat ya, güneyden kuzeye göç eden ku lar Çukurova bataklar na u ramadan yollar na gidemezler. Çukurovada her ey saydamd r. Kayalar, toprak, a açlar bile. Ku lar, böcekler, y lanlar, insanlar bile... Gökyüzü ktan bir mavidir. Geceleri de ortal k silme y ld z dö elidir. Ve sular n dibine Kuran dü se okunur. 12 Anavarza kayal klar ndan, kayal klardaki kaktüs orman n aras ndan a ovaya saklanarak, sinerek inen Memed kendisini devedikenlerinin içinde buldu. Burada devedikenleri bir orman gibi üst üste bitmi lerdi. Dikenlerin üstünden Meme-din ba bir görünüyor, bir yitiyordu. Bahar alabildi ine patlam, Anavarzan n kayal klar aras ndaki k rm topraklarda sar çi dem çiçekleri üst üste f rm. Kayal klardaki, her birisi bir a aç büyüklü ündeki kaktüsler de k rm, mavi, sar, ak çiçeklerini açm lard. E ekanlar, balar lar, sar caar lar büyük çiçeklerin içlerini doldurmu lar, kanatlar ipiltilerde, çiçeklere girip ç yorlard. Kayalardan, kayalar n üstündeki örenlerden bir ye illiktir a lara delicesine iniyordu. Memed geceyi büyük surun do u yönündeki bir kovukta geçirmi ti. Ç ng rakl y lan korkusundan ilk horozlar ötünceye kadar gözlerine uyku girmemi ti. Uyand nda gün ku luk olmu tu. nceden k bir yel esiyordu. Kocaman el büyüklü ündeki ak kelebekler küme küme çiçeklere, otlara iniyor kalk yorlard. A daki Akçasa-z n üstüne kal n bir pus çökmü, hiçbir ey gözükmüyordu. Güneyde Ceyhan rma n kayal klar yalad yerlerin üstünde, öyle durup duran bir top ak bulutun alt nda on bir tane kartal uçuyordu, kanatlar germi, yönlerini daha yeni fisile-mi güney yeline dönmü ler, orada, çok mavilemi duru gökyüzünde k rdamaz gibi duruyorlard. Devedikenleri de mor dikenlerini koskocaman açm lar, bir ho, ot gibi, ac p rak gibi kokuyorlard. Meçned bir ara oldu-

3 13.. i S'1 u yerde durdu. Gözü Anavarza kayal klar na çak ld kald. Yüzüne birden bir mucuk bulutu gelip s vand. Memed, bu sinekleri duymu tu. Yüzündeki sinekleri iki eliyle s rd. Bir daha yüzünü bo b rakmad. Sinek bulutu geldikçe korunuyordu. Dün ak amdan beri kafas Recep Çavu a, Deli Durduya, Abdi A aya tak lm. imdi hepsi de toprak olmu lard. Bu insanlar ne istiyorlard, Deli Durdu, Recep Çavu ne istiyordu? Bu ölümlü dünyada Abdi A a ne istiyordu? Ferhat Hoca ne istiyor? Sar çiçekli Mahmut A an n öldü ünü duyunca sevincinden deli divaneye dönmü tü. Sabaha kadar uyumam, Memede, "söyle hele, kur unu yiyince ne yapt, nas l inledi, ne söyledi?" diye sormu durmu tu. Memed de durmadan yeniden, yeniden anlatm. Ferhat Hoca, onun anlatmas na doymuyor, "daha, daha, daha Memed, daha," diyor, onu yeniden, yeniden, anlatmaya zorluyordu. Memed de art k uydurmaya ba lam. O uydurdukça öteki daha istiyordu. Mahmut A an n ölümünden bu kadar tat m al yordu? Onun her anlat nda yüzü büyük tatla geriliyor, gözleri yordu. Böylesine sevinç, hiçbir olay kar nda hiç kimsede görülmü de ildi. Ya Recep Çavu, o ne istiyordu? Memed, birçok olay, birçok ki iyi anlam da bu Recep Çavu u hiç anlamam. Her olay, her devinim, yaralanmas, ölmesi bile onun için bir öfke, bir sevinçti. O, devinimi, eylemleri, daha da çok eylemleriyle dünyay dolduruyor-du. Ya K lba lu, o ne istiyordu? stedi i ya z at i te da larda dola p duruyor, varsa da at yakalasa, alsa götürse ya... Attan, insanlardan, her eyden, uçan ku tan, v layan sinekten bile ödü kopuyor, o da bir eyler istiyor, istiyor ya, ne? Hürü Ana! O ne istedi ini biliyor, diye güldü Memed. Hürü Anan n ince uzun bedeni, sevgi dolu gözleri, candan yürekten halleri geldi gözlerinin önüne. çine u kokulu, k bahar güne i gibi bir sevgi doldu, "benim gül anam," dedi. " te böyle bir anas olan ki inin k yamete kadar dünyas cennet olur, öyle de il mi anam?" Hatçe geldi gözlerinin önüne, kur unu yiyip de ölece ini anlay nca, önce gözlerini Memede, sonra Iraz Anaya, sonra da belekteki çocu a dikmi öylece, can ç ncaya kadar bakm kalm. Birden fark na vard ki, ba dikenlerin üstünden gözüküyor, ya birisi görmü se... Karn da ac km. A n içi de 14 kay gibi olmu, anla. lerdeki çukura do ru yürüdü, az inince art k ba dikenlerin üstünden gözükmedi. Bir sürü küçücük ku, sapsar, ye il k rm, boyunlar halkal, mor çiçeklere, küme küme, incecik kanat sesleriyle inip kalk yorlard, Önünden usulca, çok uzun bir karay lan s rt menevi leyerek ak yordu. Memedin eli tabancas na gitti yava ça, y lan onu görmemi, gördüyse de ald rmam, orada öyle usulcana ak p gidiyordu. Memedin eli tabancan n üstünde kalakalm onun geçip gitmesini bekliyordu. urdur, diye geçirdi içinden. Atalar, bir eyi hiç bo yere söylemezler. Bir insan n kar na y lan ç kmas urdur. lan biraz gittikten sonra ba kald rd, belki bir kar kadar yukar ya dikti, Memedle göz göze geldiler. lan k rm çatal dilini ç kard, di leri de gözüktü, Memed tabancas kab ndan ç kard. Eli titriyordu. Ya lan üstüne sald rsa? Hemencecik de korkusu geçti, y lana ni an almaya gerek yoktu. Bir insan ne yana ni an al rsa als n, e er oralarda bir y lan varsa, kur un gider onu bulurdu. Bu da Allah n bir hikmeti i te. Ama gene de Memedin y lana dönük tabancal eli titriyor, yüre i de at yordu. Sonunda y lan gözlerini onun gözünden ay rd, bir kar daha yükselerek geriye, Memede döner gibi etti, imdi ba iki kar kadar yukar ya kald rm, dili de çok daha uzam, çok daha k rm kesilmi ti. Memed gerilmi, tetikteydi. Y lan ona dokunmazsa bir ey yapmayacakt. Böylece y lanla kar kar ya ne kadar bir süre geçti, hiç bilemedi, önündeki dikenlere bir küme, o sapsar küçücük ku lardan kondu. Y lan ba onlara çevirdi, ku lar konar konmaz da p rrr, diye uçtular az ilerdeki daha gür dikenlere kondular. Tam bu s rada da Memedin elindeki tabanca patlad, kocaman karay lan ayak ucuna k vr larak cans z dü tü. Memed, tüh, diye içinden geçirdi, eli aya kesilmi, yüzü apak ka t gibi olmu, yüre i delicesine at yordu, tüh, u urumuzu öldürdük. çine, imdiye kadar hiç bilmedi i bir korku dü tü. Ortadan biçilmi y lan n kuyru u daha öfkeyle oynuyor, yere ap ap vuruyordu. Arkas na bakt. Tabanca sesini duyan olmu muydu acaba, uzaktaki bulutun alt nda dönen kartallar ço alm lard. ki üç 15 ad m arka arkaya giderek y landan uzakla, bir karaçal kümesini dolanarak çukura indi. çindeki korkusu gittikçe az yor, onu bir ho ediyordu. Sanki dünyan n bütün karanl yüre inin ba na çökmü tü. Dün gece Anavarza kayal klar na ula nca sevinçten deliye dönmü, bir kurtulman n tad nda ku gibi yeynilmi ti. imdi korkunç bir karanl k duvar na ba vurmu tu. Birdenbire yöresini, dört bir yan candarmalarm çevirdi ini anlad. Sel yata n dibine oturdu, s rt ndan kara imam cüppesini ç kard, tüfe i cüppenin alt ndayd, omuzun-dan ald, yava ça mekanizmay çevirdi. Kur un namlunun a -zmdayd. Az ilerden, sel

4 yata n k ndan çiçeklenmi bir bö ürtlen kümesi a lara, Ceyhan rma na do ru uzay p gidiyordu. Çal n dibine vard, diz çöktü, eski, dört kö e, üstünde bir tuhaf yaz lar olan, yar topra a gömülmü ta görünce yüre ine az k su serpildi, sevindi. Ta n yanma var nca sevinci daha da artt. Ta lar üst üste, merdiven gibi derin bir çukura do ru iniyorlar, çukurun dibinde yatm çinke ta ndan mor kal n direkler duruyordu. te buras iyi bir s nakt. Memed burada bir bölük candarmayla bile dövü ebilir, belki de gece olunca kaçar can u Çukurova belas ndan kurtarabilirdi. Kurtar ak ta n yanma çöktü oturdu. Çok yorulmu tu, belini ak ta a rahatça dayad. Korkusu bir türlü geçmiyordu. u elindeki tüfe i, belindeki tabancay b rakabilse, b raksa da böyle dümdüz, herkes gibi yollara dü üp o köye varsa, selamünaley-küm Abdülselam Hoca, benim ad m Molla Memed, beni Ferhat Hoca sana gönderdi dese, olmaz m yd? Ama tüfe inden bir türlü ayr lamam. Önce tüfe ini Ferhat Hocada b rakm, sonra tüfe i b rakt ndan dolay bir sonsuz bo lu un içine dü üp ortada yapayaln z, ç lç plak, bütün mümkünü çareleri kesilmi kal nca geriye dönmü, utanarak, Ferhat Hocadan tüfe ini geri istemi ti. Sonra da lardan Çukurovaya gelinceye kadar silahlar be kere saklam, be inde de onlardan ayr lamam, geriye dönmü, imam cüppesinin alt na silahlar yeniden ku anm. Fesi at p apka giymesi de kolay olmam. Sonunda bu çizgili kaskete bir iyice al, y llard r ba nda ta fesi ne tuhaf, çabucak unutmu gitmi ti. Ta a belini dayay nca rt na bir serinlik geldi. Yanma yönüne daha korkuyla bakm yor - 16 du. Devedikenlerinin kocaman, mosmor, üst üste açm çiçekleri esen incecik yelde a r sallan yordu. Gökyüzü, kalesi gözüken Anavarza kayal klar, yukardaki Akçasazm yüksek a açlar, gün ve gözüken her ey mosmor kesilmi ti. Devedikeni çiçekleri morlar a r a r bütün ovaya yay yorlard. Gündo- uda, az ilerde Hemite da, kuzeydeki Toroslar da mosmor kesilmi lerdi. Memed, Müslümü bekleyece i Akçasazdaki uzun kavak a ac bu sabah uyan r uyanmaz, gözleriyle batakl tarayarak kolayl kla bulmu tu. imdi aya a kalksa da yönünü kuzeye dönse kavak a ac bu çukurdan bile görebilirdi. Kavak a ac, hay ma allah, öylesine uzam gitmi ti. Bu Müslüme de bir ey olmas nd. O da inatç, Allan n belas bir eydi. Tüfe ini elinden bir türlü b rakm yordu. Ama çok becerikliydi ve Yüzba yla Kerti Ali Onba ya kin ba lam. Böylesine bir deve kini olur de il! Bu Faruk Yüzba yla Kerti Ali Onba n ölümleri mümkünü çaresi yok onun elinden olacakt. Müslüm gibi bir insan hiç görmemi ti Memed. Ne görmü, ne de duymu tu. Onu oraya, Abdülselam Hocan n köyüne o götürecekti. Köyü o biliyordu. O köy denizin k nda, Gavur da lar n dibinde, Payas kalesi yakmlar ndayd. Memed, o köyü dü ününce kendi kendine gülümsedi, içi aç ld biraz, çocuklu u akl na geldi. O köye gidecekti. Ba ka hiçbir eyi dü ünmemi ti o zamanlar, o köye gidecekti, derdi günü buydu, o köye gidecek o adam n kap na çoban duracak, denizi görecek, portakal bahçelerinin içinde gezecek, portakal çiçeklerinin kokusu onu mest edecekti. Dursun nereye gitmi ti acaba? Belki de köyüne, yani o köye gitmi ti. Kim bilir, Abdülselam Hocan n köyü Dursunun köyü olamaz m? K da bin tane köy yok ya... Olamaz ya. Dursun merhaba, diyor ona. Merhaba Memed, merhaba incecik o lan. Eskisi gibi önce saçlar, sonra omuzunu ok uyor, sonra da kucaklayarak yerden kald yor. Merhaba incecik o lan, merhaba Memed... Nas l benim köyüm, bak, ne kadar da güzel de il mi? Denize bak, ne kadar da köpürüyor, Allan n bir hikmeti, üstündeki gemilere bak, nas l da yalp yalp ediyor, süt beyaz, bir kl, a doymu bulut gibi, kay yor, kay yor, kay yor incecik o lum kay yor. Gözleri 17 ne güzel güler Dursunun... Ela gözleri keder, ac dolu... Onun gözlerinde kederle sevinç bir aradad r. Bir tuhaft r yüzü. Dünyada hiçbir yüz onun yüzü gibi s cak de ildir. Hiçbir göz onun gözü gibi insana candan yürekten, ok ayarak, insan sevgi na sararak bakamaz. E ya m oldun Memedim, Abdiyi mi öldürdün? Ünün da ta tuttu, vard gitti de Ankaraya ünü büyük Gazi Mustafa Kemali buldu. Mustafa Kemal Pa a senin nam duyunca çok sevinmi tir. O da senin gibi f kara bir dul avrad n o lu. O da senin gibi fakir karay seviyor. Senin ününü, nam duyunca o, incecik o lan, var n u incecik o lan bulun da... bulun da... bulun da... Mor kayalardan mor y lanlar iniyordu, sular gibi ak yor, ça yordu. Mor kayalar çalkalan yordu... Kayalar sular n üstüne inmi ler batm yorlar, her bir yanlar ndan klar f yordu, mosmor klar... Dursun mor klar n, devedikenlerinin, mor k l k l y lanlar n ortas nda kalm dönüyordu. Memedin ba arkaya, ak yaz ta a, be yaprakl kabartma bir çiçe in üstüne dü tü. O uyur uyumaz da öteden öteki karay lan n t pk bir karay lan gene a r a r, hiç akm yorcasma geldi. Memedin önünden akarken ba kald rd ona bir tuhaf bakt, ard ndan da ba indirdi gene akt hiç belli etmeden akt gitti. Sonra ard ndan onun t pk bir y lan daha geldi geçti. Bu y lan uzun uzun Memedin yan nda durdu, onu koklar gibi etti, birkaç kere ba ellerine uzatt, elini yalar gibi yapt ktan sonra ba

5 çekti. Bir süre bir top oldu önünde k vr ld kald. Yuma n üstündeki ba Memede dönüktü. Orada ne kadar kald, ba yuma n üstünde ne kadar uyudu, oras belli de il, yanma ba ka kara bir y lan yakla rken ba kald rd, yöreyi ara rd, az ötesinden geçen y lan n arkas na tak ld, ikisi birlikte bö ürtlen çal lar n aras ndan akarak, merdivenlerden a ya, ta direklerin yanma indiler. Memedin tam aln n ortas na devedikenlerinden s zan bir güne parças vurmu tu. Anavarza kayal klar ndan bir ku un kesik kesik sesi geliyordu. Büyük mor, sar, ak kelebekler, cins cins, güne e gelince çakan ar lar, yüzlerce küçücük renkli ku devedikenlerine iniyor kalk yorlard. Ötelerde, Ceyhan rma n öte gecesinde toz direkleri parlay p sönüyordu. 18 Güneyde Akdenizin üstünde ak bulutlar kabar r, garbi yeli esmeye ba larken Memed uyand. Ter içinde kalm. Gözlerini u tururken yan ba na keleplenip oturmu kocaman karay lan gördü. nl kla ona bakt. Y lan n çatal dili az k d ar-da kalm, göz göze geldiler, y lan n ba nda, s rt nda pul pul ye il, çakan menevi ler vard. Memed, tabancas na davrand, "Allah belas versin," diye öfkelenerek aya a kalkt. "Burada da yer gök y lan." Dereye a yürüdü. Devedikenlerinden d ar ya ç kmak istemiyordu. Ba dikenlerin üstüne ç kt kça iliyor, ya da derenin dibine iniyordu. Derenin dibi de safi p rakt. Daha p -raklar ye il oldu undan bacaklar na yap yordu. Ama Memed, p raklar n içinde uyumu bir y lana basar m, diye, kendini kollayarak yürüyordu. Biraz yürüdükten sonra çok derin bir çukura dü tü. Çukurdaki devedikenleri boyunu geçiyordu. Burada dikenlik bir orman gibiydi. Küçücük, renk renk binlerce ku kayna yordu. Her ad m att kça, üst üste binmi bir ku kümesi v rdayarak, tela la havalan yordu. Kelebekler, küren küren buradan oraya ak yor, bir dikene konduklar nda dikeni süt-beyaz ediyorlard. Memed birden Hatçeyi dü ündü. Dikenlik, hiç bilmedi i bir kokuda ac kokuyordu. Memed imdiye kadar hiç böyle bir koku bilmemi ti. Ard ndan Seyran dü tü akl na, köye girememi ti. Köyü, o geceyi dü ününce tüyleri ürperdi. Az daha kapana yordu. Candarmalar, Memedin köye u rayaca dü ünmü ler, köyün yöresini s s ya ku atm lar, ku uçurtmuyorlard. Bir candarman n öksürmesi, alt ndaki at n ürküp kaçmas onu yüzde yüz bir ölümden kurtarm. Arkas ndan s lan kur unlar n hesab yoktu. Ova uzun bir süre kur un sesleriyle yank lanm. Anavarzan n alt na gelince-dir ki at n ba çekmi, attan inmi, kayal klara o h zla t rmanm. Biliyordu, yak nda Anavarzay da çevirecekler, yeri gö ü insan alacak, onu yakalayacaklard. Çok uykusu vard, yorulmu, tükenmi ti. Ba kale surunun duvar na dayar dayamaz uyumu tu. Uyand nda çok rm. Yan nda yönünde ne candarma, ne ba ka insan vard... Kayal klardan a ya indi inde ac ndan ölüyordu. imdi de ac ndan ölüyordu. Buralar bo b rakmazlar, çevirirler Akçasaz da... Ve Akçasazdan da 19 kurtulu un mümkünü çaresi yoktu. Yürüdükçe terliyordu. F -kara Seyran, diye dü ündü. O da gün görmedi Hatçe gibi. Anam da gün görmedi. Bana kim bula ysa ac yla yo ruldu, iflah olmad. Hürü Ana akl na gelince içi sevinçle doldu. Bir tek onu mutlu edebilmi ti. Uzaklardan bir turaç sesi geldi. Artan garbi yeli dikenleri yat yor, h rdat yordu. Belki de bu beladan da Allah onu kurtarabilirdi. Birden kar na, hap diye, bir sö üt ç kt. Oraya ko tu. E yal b rakt na pi man olmu tu. Ne demi ti de, bir hayalin ard na tak p inmi ti buralara. Da da kalsa ölecekti, yüzde yüz ölecekti ya, dövü e dövü e ölecekti. Ama o dövü tü ü candarmalar n suçu neydi? Ama kendisinin de bir suçu yoktu. O sadece tatl can savunuyordu. Ötekiler ondan ne istiyorlard? Ölürüm de askere gitmem, dedi. Sö üt a ac n yanma gelince, vard bir tümse in üstüne sekilendi. S rt ndaki da arc da hemen oradan ald, ipini çekerek büzgüsünü açt. Bu da arc kim vermi ti ona, ne zaman omuzuna geçirmi ti, hiç an msam yordu. Da arc ktan kocaman, hiç dokunulmam bir somun ç kard. Üç tane de peynir topa vard bir bezin içinde. Üç yumurta, on bir tane de ceviz gördü da arc n dibinde. Yanma yönüne bak nd, ortal kta su falan yoktu. imdi yeme i yerse susuzluktan kavrulacakt. Somunu, öteki yiyecekleri da arc a geri koydu, da arc n a büzdü omuzuna ast. Tüfe i a r geliyordu, ç kard önüne koydu. mam cüppesini ç karm, yanma, devedikenlerinin üstüne sermi ti. Ne yapaca, bu kapandan nas l kurtulaca dü ünürken, gözleri ortal kta bir y lan ar yordu. Kavak ac na gitmeli miydi? Ya Müslümü yakalam larsa, Kerti Ali de onu i kenceye çekmi se, o da kava n yerini söylemi se... Birden kendine sonsuz öfkelendi, etleri gerildi, kaslar a. Delirme ulan, delirme Memed, delirme yüreksiz, dedi. Müslümü yakalasalar da, etlerini parça parça kerpetenle koparsalar, gözlerini oysalar, derisini yüzseler de Müslüm hiç yerimizi söyler mi, delirme ulan, delirme Memed. imdi onun Müslüm için böyle dü ündü ünü Hürü Ana duysa onu itin götüne sokar sokar ç kar rd. Hürü Ana

6 Müslümü ne bilirdi ki? Belki de obada görmü tü onu. Memedin kafas iyice kar. Akdenizin üstündeki bu- 20 lutlar iyice yekinmi, mi lerdi. Garbi yeli az tm dünyay toza bo uyor, toz direkleri dönerek, yüzlerce, Akçasaz n üstüne geliyor, orada sönüyorlard. A daki, Ceyhan rma n yan ndaki yoldan durmadan atl lar, çamparalar Anavarza kayal klar nda yank lanan at arabalar geçiyordu. Garbi yeliyle birlikte de ku lar havalanm. Her bir yan ot, çiçek, saz kokuyordu. Patlam bir ye il doldurmu tu dünyay. Patlam bir devedikeni pembesi, moru alm ortal. Memed yerinden kalkt, s rt a aca döndü, alvar n ba çözdü, ötelere, devedikenlerinin dibine uzun çö dürdü. Arkas na dönünce Anavarza kayal klar nda cam parças gibi bir eyin parlay p söndü ünü gördü. O gördü ü ey belirsiz aral klarla, güne gelince parlay p sönüyordu. Arkas ndan da bir cay rt ba lad. Memed o parlay p sönen eylerin candarmalar n al nlar ndaki ld z oldu unu anlad. Cay rt kesilmiyor, kayal klarda yank lanarak bir cehennem gürültüsünde sürüyordu. Eyvah, diye dü ündü Memed, Müslümü k st rm olmas nlar. Yüre i çarpt. A ac n yanma dikilmi, gözleri Anavarzada. Kur un sesleri kesilmeden sürüyordu. Tela land. Acaba Müslümün yard na ko sa m yd, ko up gitse, o ula ncaya kadar Müslümü çoktan haklam olurlard. Gitmese... Gitmese... Bir kar çocu u kurdun a na atm olur, bundan sonra da, e er içinde az k adaml k varsa ölünceye kadar kendini ba lamaz, içindeki kurt onu yer bitirir bo kovana çevirirdi. Hiçbir eyi dü ünmeden yerdeki cüppesini ald giydi, tüfe ini de omuzuna ast ko maya ba lad. Kar dan devedikenlerini dalgaland rarak ona do ru uçarak gelen y lan görünceye kadar sürdü bu ko mas. Kara, uzun y lan görmesiyle, o anda da baca na demir bir çubu un h zla inmesi bir oldu, baca kökten kesilmi cesine ac. Y lan, hiçbir ey olmam gibi, yerden üç dört kar yüksekte, devedikenlerini sallayarak uçup gidiyordu. Y lan yitip gidinceye kadar arkas ndan bakt, sonra bacaklar titredi, oldu u yere çöktü kald. Uzun bir süre yerinden k rdayamad. Kula kayal klardaki kur un seslerindeydi. Birden aya a f rlad, gene ko maya ba lad. O ko arken de birden kur un sesleri, hep birden kirp, diye kesildi. "Eyvah," diye ba rd Memed, "Müslüm gitti." Gene bacaklar onu çekemedi, yere çöktü. Orada, çöktü ü yer- 21 de ne kadar kald bilemiyor. Gözlerinin önünden son h zla f rt f rt k rlang çlar geçiyordu durmadan. Koskocaman ak benekli bir mavi kelebek gördü. Kelebek ba n yöresinde doland doland geldi elinin üstüne kondu, kanatlar da çat p orada öylece durup bekledi. Memed, kelebek uçup gider, diye, ne elini rdatabiliyor, ne de öyle seslice soluk alabiliyordu. Burnuna bir güzel, ince bir çiçek kokusu geldi. Kula kiri te, Anavar-za kayal klar ndan en küçük bir ses, bir ç rt bekliyordu. Elindeki kelebek de yerinden hiç rdam yor, kanatlar biti tirmi öyle duruyordu. Âz sonra, kayal klar n dibinden bir yayl m ate i sesi daha geldi. Memedin gözü elindeki kelebe e gitti, kur un sesleri aras z sürüyordu. u Allahm belas na bak, dedi içinden gülümseyerek, ne de güzel konacak yeri bulmu. Aya a kalkarken, hastir, dedi kelebe e, elini sallad, kelebek uçtu, çok yükseklere havaland, sanki kanatlar tutmuyormu gibi bo lukta, kanatlar sarkarcas na oradan oraya çavarak geldi, bir s rkuyru unun tepeden t rna a s val san, pembe çiçeklerinin üstüne kondu. Memedin eli üstünde ne biçim duruyorsa öyle durdu. Memed, s rkuyru una do ru h zla ilerledi ve kuyru u sallad, mavi kelebek havaland, bu sefer uzun bir süre havalarda dola, sonra da gene geldi, ba ka bir s rkuyru una kondu. Art k Memed, kelebekten vazgeçmi ti. Ondan yana bakmad bile. Anavarzanm alt ndan kur un sesleri bir kesiliyor, ard ndan da daha yo un kayal klarda yank lan yordu. Tüfe in namlusu üstünde k rm, kara benekleri büyük bir u urböce i gördü. Bu bir büyük u ur, dedi ama, ald rmad. Az sonra böcek uçtu gitti. ki üç ad m sonra yuvarlak bir diken kümesinin üstünde urböceklerini kayna r görünce a kulaklar na vard, kümenin yanma çömeldi, kayna an böcekleri seyretmeye ba lad. Diken kümesi böcekten k pk rm olmu tu. u y lanlarda, kelebekte, ba ma konan ku ta, oysa ba na hiç ku konmam, bu u urböceklerinde bir ey, bir iyilik, bir hay r var in allah, diye umutland. Haydi varay m da kavak a ac na gideyim. Sel yata na indi, çabuk çabuk Akçasazdaki kavak ac na yürüdü. A aca geldi inde tükenmi bitmi, devedikenleri, bö ürtlenler karaçal lar, z ncarlar her bir yan dalam lar, alvar, saltas n etekleri parça parça olmu, y rt lm bacaklar nda 22 kan kurumu, tüm bedeni s zl yordu. Belinden iki a zl Çerke hançerini ç kard, sazl n k on ad m ötesindeydi, oraya gitti. Burada sular n dibi çamur de il, çak lta yd, susuzluktan ölüyordu, içmedi. Hançeriyle k ya epeyce u ra arak bir çay-kara kazd. Çaykaradan buz gibi bir su ç kt. K ya oturdu suyun durulmas bekledi. Su durulunca, da arc ald açt, yiyece ini ç kard, yere serdi i cüppesinin üstüne koydu. Çay-karaya vard, buz gibi suyu avuçlayarak içti. O kadar susam ki dayanamad,

7 çaykaran n önüne yatt, a suya dayad. Karn ti, davul gibi oldu. Bir süre çaykaran n ba nda, öyle a uzand kald. Bütün bedeni havanda dövülmü çesi-ne s zl yordu. Anavarza kayal klar ndan yeni bir yayl m cay rt gelince aya a f rlad, yönünü oraya döndü. Gün a sarkm gitmi, neredeyse batacakt. Cay rt n ba lamas yla kesilmesi bir oldu. Birden ac kt akl na geldi, hemencecik de cüppenin ba na çöktü. Eli, a makina gibi i liyordu. Bir çabuk çabuk yiyor, bir çaykaraya gidiyor bir avuç su içiyordu. Karn doyurunca kalkt, da arc doldurdu, y rt k saltas toparlad, geldi kavak a ac na belini dayad oturdu. Gözleri k lm yöreyi seyrediyordu. Batakl n k nda su kaplumba alar güne liyor, arada bir de içlerinden birisi suya at yordu kendini. Kurba alar uzun bacaklar yla sazl klardan, nilüfer yapraklar n üstünden azman çiçeklerin üstüne, oradan da suya atl yorlar, suyun içinde uzun bacaklar yla ötelere kadar gidiyorlard. Sa da, bir s ra ulu sö üt a açlar bitmi ti. Gündo usu kaplan sökemez, y lan giremez bir ncarl k, çal k, kam kt, mor kam lar, kava n yar beline kadar uzam lar, bir ormanm çasma, esen garbi yelinde g rdayarak, h rdayarak sallan yorlard. Günbat ya, Anavarzadan yana da yemye il bir sazl k, berdilik, ta kayal klar n dibine kadar sular n içinde top top uzan yordu. Aya ndaki ayakkab da da i kalmam. Keski çar k giyseydim, diye dü ündü. Ayaklar da deh et s zl yordu. Nas l s zlamas n ki, diye dü ündü, f karalar günlerce, kayal k, çal k, ormanl k demeden yol teptiler. Gün batarken az ilerisinden, top top sazl klar n oradan, tabanca sesine benzer bir ey pat diye, dü tü. Ard ndan da bir 23 inilti geldi. Memed aya a f rlad, niltinin geldi i yöne do ru birkaç ad m att, batakl n k na gelince durdu. Keskin kulaklar yla, sesin geldi i yan dinledi. Birkaç kez uzaklardan su ap rt geldi. Bal k atlamas na benziyor, dedi. Karanl k iyice kavu uncaya kadar oldu u yerde bekledi, bir daha bir ses duyamaymca geldi eski yerine kavak a ac na s rt dayad oturdu. Burnuna türlü kokular geliyordu, biribirine kar... Batakl k, ye ilden patlam sazl k kokular, yarpuz, su püreni, ekin, toz kokular... Gece cikilemeye, uçsuz bucaks z batakl n bütün kurba alar bir a zdan ötmeye, yak nlardaki köylerin köpekleri havlamaya ba lad lar. Birkaç ad m ötesinde bir çakal üç kere üst üste pavk rd, onu görünce bir anda karart deve-dikenli in içinde yitti gitti. Onun ard ndan bir çakal daha geldi, önceki çakal n oldu u yerde o da pavk rd. Onlar n arkas ndan birkaç çakal daha geldi, onlar da orada pavk p hemen yittiler. Karanl k çöktükçe batakl k u ulduyor, derinden solukland kça toprak sallan yordu. Garbi yeli az tm kava bir iyice sall yor, neredeyse yere yat racak, kam lar n ba lar biribirlerine giriyordu. Anavarza kayal klar ndan puhu sesleri geliyordu, karanl kta bir tuhaf ku karart lar gecenin içinde, gö ün ayd nl k kalm yerinde daha dönüyorlard. Memed, karanl n üstünde k içinde dönen ku lara nl kla bak yordu. imdi filintam elime alsam, u ayd nl n içinde kendi kendilerine dönen ku lardan birisini tenger menger dü ürsem... diye dü ündü. Ama bu yörenin bütün köylüleri, candarmalar buraya dolu urlard. Candarmalar neysem ne ya, ille de köylüler zalim olurlar. u dünyada u köylü milleti kadar zalim bir millet var m, hele de zulmü kendi kendine. Dünyada hiçbir eyden, y landan ejderhadan, beyden pa adan, aslandan kaplandan, tek boynuzlu gergedandan korkmayacaks n, ille de bu köylü milletinden korkacaks n. Ne dostlu una güveneceksin, ne de dü manl na. Bir bakm n dostken dü man, dü manken dost olmu lar. Ferhat Hoca hep ne der, bu köylü milletine güven olmaz. Pek iyi, çok güzel, Ferhat Hoca köylü de il mi? Topal Ali, Sar Ümmet, Koçyi it Köro lu, saz güzel, sözü güzel Dadalo lu da, Genç Osman, Gizik Duran, zenginden al p f karaya veren Çöt-delek, Müslüm çocuk da köylü de il mi? K rklara kar anlar, 24 pirler ermi ler, hep köylü de iller mi? Ben de köylü de il miyim? Ama biz ba kay z. Tek tek, köylüler ba ka, diye geçirdi içinden... Ölümü kal, sevday zulümü bilen, Allah avazl Karacao lan da köylü de il mi? Köylü de iller, diye ba rd içinden... Onlar ba ka bir eyler, ba ka bir insanlar. Köylüler, dünya kuruldu undan bu yana zulüm alt ndalar, zulme dayanm lar, yoksullu a, alçalmaya, a lanmaya, öldürülmeye, tutsakl a, on y l askerli e, Yemene dayanm lar, bunlar dayanamam lar. En çok zulüm görenden korkacaks n. F rsat bulursa bin misli zulmeder... At ki nemeleri, çakal pavk rmalar, horoz sesleri, batakl n yerleri sarsan soluklanmalar aras nda dalar gibi oldu. Bir ya mur ya yordu üstüne. Bir ya mur ya yor, bir gün aç yordu. Bir ta n üstüne birisi oturmu elinde bir al ku la ya z bir at n dizginini tutuyordu. Kayal klardan doludizgin atl lar iniyor, atlar n nallar ndan ç kan k lc mlar ortal a saç yordu. Atl lar n kar na Müslüm ç yordu, bas yordu kur unu atl lara. Atl lar n her birisi bir yere da yorlar, her birisinin nallar n k lc mlar bir tepeden gözüküyordu. Y lanlar ak yordu durmadan, rm çatal dilleri d arda... Yemye il y lanlar. Birden mosmor oluyorlar, ard ndan yal ma kesiyor, durmadan, durmadan Anavarza üstünden bu yana ak yorlar. Dilleri k rm, gözleri mercan... Mor

8 devedikenleri-nin üstünden süzülerek... Memed kavak a ac n ta tepesine ç yor, en ucuna, doru una. da gözleri dilleri k pk rm, l l yanan, k rm y lanlar. Y lanlar n s rtlar da lt içinde... Müslüm az ilerde duruyor, y lanlar n kayna mas na bak yor, hiç de korkmuyor, bu ne biçim korkusuz adam böyle, lanlardan da korkmuyor. Bir toz dire i geliyor bu anda k pk l, yal ma kesmi, ba kavaktan da yukar, Anavarza kayal klar ndan da yukarda. Toz dire in içinden yedi ba, yedi k rm çatal dilli bir ejderha yor, duvar gibi y lanlar n önüne geriliyor, onlar kava n alt ndan kovarak... Anavarzadan y lanlar daha durmadan uçarak geliyorlar, çarp p kal yorlar. Hatçeyi elinden tutmu getiriyor. Bir eli yaras n üstünde, kan p p topra a daml yor. Toz içinde kal yor Hatçe. Hiç konu muyor, bir ta n üstüne oturuyor, ta apak oluyor, kl. Az sonra k l kana kesiyor ta parças. Ta tan kanlar f yor. Sar Mahmut 25 an n elinden tabancas dü üyor. Murtaza ba yor, ba yor, birden, kirp, diye sesi kesiliyor, turuncu yorgan ba na çekip bir topak oluyor, küçücük bir mavi ku yöresini mavileye-rek, gökyüzünün uza nda, ayd nl n ortas nda, ku, nereye uçarsa ayd nl k da oraya gidiyor, kay yor, kay yor, geliyor. Me-medin ba n yöresinde, saçlar, tüm bedenini mavileyerek dönüyor, ku un çok mavi salk m saçak kuyru u var. rm gagas çok uzun, gö sü sapsar, güne sar... Gözleri mercan... Seyran n ba n yöresinde de dönüyor mavi ku, Seyran n saçlar, yüzü, gözleri, tüm bedeni maviye kesiyor... Ku durmadan, son h zla ba n yöresinde dönüyor. Seyran soluk solu a ko uyor cami avlusuna... Karakol ç yor kar na, bir candar-ma duvar... Candarma duvar ku a yor, geri Seyrana geliyor, cik cik, cik cik, sevinç içinde ötüyor. Candarma duvar maviye kesiyor. Cami, karakol, çar, çar n dö emesi, uzaktan avk yarak akan su, hep maviye kesiyorlar. Seyran candarmala-r n aras ndan geçiyor, duvar n dibinde dokuz e ya ölüsü. Çapraz fi eklik ku anm, tepeden t rna a kapkara giyinmi ler. Tüfeklerini kucaklar na yat rm lar. Hiçbirisinin ba yok. Ku geliyor birinci e yan n ba na konuyor, hikmeti huda, mavi bir ba ç yor ortaya. Böyle böyle, ku sayesinde, dokuz ba da görüyor Seyran. Küçücük mavi ku gülmeye ba yor. Hem kanatlar ç rp yor, hem ba yor gülmeye. Gidiyor ölü e yalar n ba lar na konuyor, durmadan, durmadan ortal ç nlatarak gülüyor. Kasaban n üstünden uçuyor, köprüye, çaya, da lara gidiyor, gitti i yerler som maviye kesiyor, geriye dönüyor, gülüyor, gülüyor. Küçücük ku un gülmesi bütün kasabay, dünyay ç n ç n öttürüyor. Minareye konuyor, minare masmavi oluyor. Ku gülüyor, gülüyor, o kadar çok gülüyor ki çatlay p minareden a ya dü üyor. Seyran ku un ba nda bir a t tutturmu... Sar Mahmut A a geliyor, k çekiyor, Seyran n ba uçuruyor, ku un, Seyran n ölüsü ba nda Hatçe a t yak yor, bir eli kanayan yaras nda... Hürü Ana ya z ata binili, cami duvar, alt ndaki ata atlayarak geliyor. Hatçeyi kolundan tutup terkisine at yor, "Kör olas lar, kör olas lar," diye söyleniyor. "Siz, siz böyle a t yakarak öldüreceksiniz benim nce Me-medimi. O ölmedi. O, caminin avlusunda yatan nce Memed 26 de il, bir ku, gülmekten çatlam bir ku ölüsü." Hatçe, onlar n yan ndan, bir ata binmi giden Seyran, Seyran n ba yöresinde dönen mavi ku gülmeye ba yor. Gülü leri Anavarza kayal klar ç nlat yor, arkalar ndan Hürü Ana da onlara kat yor, o da bir gülüyor, bir gülüyor. Onlar böyle gülerek gitmekte olsunlar, kar lar na nce Memed ç yor, "Ne gülüyorsunuz oca batmayas lar," diyor, "yan za bir de ku alm z." Ötekiler, "Biz güleriz," diyorlar. "Allah böyle gülmekten geriye koymas n." Hürü Ana, ya z at n ba çekiyor, "Ne var o lum," diyor, "i te u alt mdaki ömründe hiç yüzü gülmemi at da gülüyor. Bre lum, ben nce Memedin anas m, nce Me-medin anas gülmesin de, ku u, Seyran, at, köylü milleti, Çiçekli köyü gülmesin de kim gülsün." nce Memedi çevirdiler Anavarzan n dibinde Candarma-lar, Ana. Bileklerine çelik kelepçe takt lar. Elindeki be lisini ald lar. Bo az na k l örme geçirdiler, Kerti Alinin eline verdiler. Duydun mu Ana?" "Duymaz olay m o lum, sen kimsin? Bu kara kara haberi bana diyen dillerin çürüsün." Hürü Ana, ku, Seyran, Hatçe kasaban n kalabal n ortas nda kalm lard. Kalabal k gittikçe ço al yor, azg nla yor-du. Ortada nce Memed, ba kabak, aya yal n, bo az nda bir k l boklu örme, dili bir kar arda, boynu uzam, gözleri pörtlemi, bilekleri kan içinde, di leri kenetli, alvar y rt lm bald rlar gözüküyor, bacaklar, perçemi kan içinde. Perçeminden p p topra a kan daml yor. Bir u ultu, bir u ultu, kulaklar sa r ediyor, kalabal k hem ba yor, eline ne geçerse, karpuz kabu u, çürük yumurta, çürük domates, at, s r boku, çamur, kaktüs inciri, ta, kaya parças, hem de Memede at yor. Memed sendeliyor, yere dü üyor, candarmalar onu yerde sürüyorlar. Tozdan çamurdan, pislikten Memedin hiçbir yan gözükmüyor. Kalabal k, Memedin üstünden, ona tükürerek geçiyor. Aman n ne kadar da tükürükleri çok! Hiç de ac yorlar. Memed tükürük alt nda kal yor, ak köpükler. Hürü Ana tepeden t rna a öfkeye kesmi ba yor, "Bunlar kasabal," diyor. "Köylü milleti her bir eyi yapar da insana hiç böyle tükürür ü, ince Memed! Sen yanl biliyorsun köylüyü, köylü milleti

9 27 insano luna böyle k yar m hiç, insanl a, sen yanl biliyorsun nce Memed, köylü milleti, kim olursa olsun, isterse bin adam n kanl olsun, hepsini de derilerini yüzerek öldürsün, köylü milleti bir insana bunu yapar?" Sesi kasaban n üstünde ç nl yor, ba n yöresindeki mavi ku her yan maviye bo arak dönüyordu. Tam bu rada Hürü Anan n alt ndaki ya z at Kerti Alinin üstüne yürüdü, di leriyle onu kapt, ta caminin duvar na kadar f rlatt. Cami duvar kan içinde kal rken Kerti Ali bo bir çuval gibi yere y ld. At kalabal n aras na girdi, önüne geleni kap yor, arkas na geleni tepiyordu. Bir anda ortal kta bir tek insan kalmad o kalabal ktan. Kasabadan ç t da ç km yordu. Ku, yöreye mavisini da tarak havada uçuyor. Seyran yerde yatan n ba ucuna oturmu -ran yordu. Hürü Ana at onun yanma sürdü, "Kalk oradan k z," dedi, "siz insan ölmeden öldürürsünüz. O nce Memed de il. Onun parma nda Anac k Sultan n yüzü ü var. Onu kimse vuramaz, yakalayamaz. Onu y lan y lanken, y lan bile sokmuyor." "O yüzük onda de il, bende," dedi Seyran, yüzü ü Anaya gösterdi. "Oca m batt," diye inledi Hürü Ana, attan a atlad, geldi, yüzükoyun yatm ölüyü çevirdi, "bak k z Seyran," diye ba rd, "bu nce Memed de il. Bak k z Seyran." Ku hemen geldi, ölünün üstünde dönerek, dünyay boyayarak uçmaya, ard ndan da gülmeye ba lad. Hürü Ana buna çok k zd : "Kes o gülmeyi," dedi, "kes! Ya kur unlardan gidesi ku, hiç ölüye gülünür mü, isterse dü man ölüsü olsun, kes!" Ku, kirp, diye gülmesini kesti, ard ndan da, uçtu gitti. Memed aya a kalkt, bir iyice gerindi, kemikleri çat rdad. Mavi ku ba n yöresinde mavi halkalar çizerek uçuyordu. Uzaktan bir çat rt duydu, kulak kabartt, çat rt bir duruyor, bir ba yor, gittikçe de yakla yordu. "Bu gelen in allah Müslüm-dür," diye içinden geçirdi. "E er bu gelen Müslümse, o köye yerle ir yerle mez, koca Allah ma bir kurban keserim." Ku daha ba n yöresinde dönüyordu. Y lanlar, yal mdan dillerini d ar ya ç karm lar, devedikenlerinin üstünden ak p 28 geliyorlar, ak p geliyorlard. Geliyor on ad m ötede, küçücük mavi ku lar n ördü ü, yalp yalp eden, menevi lenen duvar n önünde duruyorlard. Y lanlar geliyor, gecede mercan gözleri layarak, bir ayd nl k ku ortas nda kalm mavi ku duvar n ard nda duruyorlard. Birden, her y lan duvardan bir mavi ku kapt. Ku lar can havliyle v rda yor, k yameti kopar -yorlard. Bir sl k sesini duyar gibi oldu, kulak verdi ortal dinledi. Esen garbi yeli dallar, kam lar biribirine kat yor, ötelerdeki tarlalardan ekinlerin ince h rt lar getiriyordu. Memedin, kiri teki kula en küçük bir sesi bile ay rt edebiliyordu. "Bu gelen Müslümdür," diye söylendi sevinerek. Bu arada bir ku sesine benzeyen bir sl k daha duydu. Memedin de art k hiçbir ku kusu kalmad. Gökten leylekler inmeye ba lad. Gergin kanatlar, uzun k rm bacaklar, gagalar yla. Her birisi bir y lan kuyru undan yakal yor, havalan yor, o, havalan rken y lan ndan küçücük mavi ku u b rak yordu. Ve y lanlar leyleklerin gagalar nda k vr larak, ku un bedenine varmak isteyerek, ula amayarak, k vranarak uçup gidiyorlar, a zlar ndan kurtulan mavi ku lar da geliyorlar Memedin ba yöresinde halkalanarak dönüyorlard. Kanat ap rt lar ortal alm. Ku duvar yeniden örülüyordu. Sevinç içindeydi. Bir sl k sesi daha geldi az ileriden, devedikenlerinin içinden. "Sen misin Müslüm?" diye usulca konu tu Memed. "Benim," dedi ayn yava sesle Müslüm. "Benim Memed A am. Ben geldim." Ba n yöresinde dönen ku lar sevinç içinde ak lar. Müslüm usulca çal n arkas ndan ç kt. Memed, onun karart na ko tu, kucakla lar. Bir süre öyle kucakla kald lar. "De hele Müslüm. Sabahtan bu yana Anavarzadan gelen kur un sesleri sana m yd?" "Ac mdan öldüm," dedi Müslüm. "Hepsini bir bir sana sonra söylerim Memed A am. Hele sen u yüzü ü al hele..." "Seyran görmedin mi?" "Al hele u yüzü ü sen, gerisini sonra söylerim. Hele bir karn doyuray m. Bu yüzük parma mda olmasayd, ben çoktan imdi cans z kara topra n üstüne seriliydim. Öyle bir yüzük 29 ki, vay babam vay! Vay Allah vay! Bu yüzük senin parma nda iken sana top güllesi bile i lemez. Ya as n Anac k Sultan."

10 Memed onu elinden tutmu çaykaranm yanma götürüyordu. "Otur sen uraya imdi ben az getiriyorum." "Benim de var," dedi Müslüm, "o dursun." Belindeki az k ç çözdü, önüne serdi. uraya, aya n dibine bir çaykara e tim, suyu buz gibi, e il de iç." Müslüm önündeki suyu avuçlad. "Buz gibi," dedi. Yeme ini bitirinceye kadar bir daha hiç konu mad. Memed, onun konu mas sab rs zl kla bekliyordu. Müslüm, neden sonra yeme ini yedi bitirdi. Önündeki az k bezini el yordam yla karanl kta toplad, götürdü kava n kökünün oraya koydu, geldi çaykarada elini yüzünü bir iyice yudu, vard Memedin yan ba na oturdu. "Burada olmaz," dedi. "Burada oturamay z. Çok y lan var buralarda." "Sen buralar iyi biliyorsun de il mi?" "Ben u Çukurovada her yeri bilirim." Güldü. "Bize bo una yörük dememi ler. u devedikenlik var ya, a na kadar karay lanla doludur. Ama sokmazlar, zavals z y lanlard r. Her birisinin boyu nah benim be mislim gelir. u kava n yar kadar bile uzunlar var. Bak imdi ne yapal m biliyor musun Memed A ac m... Al sen u yüzü ü de parma na tak hele." "Acelesi ne?" "Sen tak hele, acelesinin ne oldu unu ben sana söylerim. Bak imdi ne yapal m." Yüzü ü Memede uzatt, öteki ald, parma na takt. "Takt n m parma na?" "Takt m." te imdi oldu." "Oldu," dedi Memed, " imdi ne yapal m?" imdi de," dedi Müslüm, " u yandaki sö ütlerin üstüne ç kal m. Bizim kaçak yörüklerin yata r o sö ütlerin üstü. Orada taht gibi yatacak yerler var." 30 "Gerçek mi?" "Gel de gözünle gör. Burada yerde kal rsak y lanlar gelir. Sokmazlar ya, bo arlar. Bir dolan rlar adam n bo az na, s karlar, öldürür uraya atarlar." "Az önce zavals z dediydin ya..." "Sokmuyorlar. Burada bir yerde kal rsak domuzlar, s rtlanlar, kurtlar, çakallar da gelirler..." Memedin kolundan tuttu, kula na e ildi, " u sazl n içinde ejderha da var," dedi. "Hem de yedi ba. Gözlerinden yal m f ran. Yedi tane ba ndaki her bir dili bin çatal... Gördü ü hiçbir adam iflah etmemi, alm götürmü saray na. Ama sen korkma, bir kere senin parma nda yüzük var, o ejderhalar böyle yüzüklere hiç yakla amazlar. Bir de... Haydi gidelim de ç kal m oraya, a açlar n üstüne." "Gidelim," dedi Memed. Kava n dibine vard lar, öteberilerini ald lar. Garbi yeli gittikçe az tm esiyor, kam lar g rd yor, dallar biribirlerine vuruyor, uzun kavak yat p yat p kalk yordu. " Çok yel var. Çok da ld z." te böyle y ld zl havalarda ejderha saray ndan d ar ya ç kmaz. Y ld zlardan ödü kopar onun. Bir de ld zlardan kork-masa... Dur Memed A am, önce ben ç kay m a aca... Yataklar n yerini biliyorum." Hemen a aca t rmand. "Bak," diye sevindi, "bak, Memed A ac m, bizim Deli Osman buraya bir yatak yapm, karyola derim sana. Gel de bak. Otlardan dö i, yast bile var. Bir has ipekten yorgan eksik." "Geliyorum." Memed elindeki öteberiyi Müslüme uzatt, kendi de, üç adam el ele verse ku atamaz kal n sö üt gövdesine rmand, e ildi, sö üdün yatak yap lm yat k dallar n üstünü yoklad. "Yumu ac k yatak," dedi. "Uzan, rahat et," dedi Müslüm. " stersen cüppeni silah n üstüne koy da yast k yap." yi ak l..." Memed, öyle yapt, ba cüppesinin üstüne koydu uzand. Gökyüzünde y ld zlar üst üste kayna yordu. Bütün gök silme y ld zla dö eliydi. Memed y ld z nda Müslümün yüzünü seçebiliyordu. 31 "Söyle bakal m." "Nesini söyleyim Memed A ac m, Ferhat Hoca iyice az tt, önüne geleni soyuyor, zenginden al yor, karaya veriyor, sen de mi öyle yapard n?" "Ben de öyle yapard m."

11 "Gittim Ferhat Hocaya. Ferhat Hoca bana bir mektup verdi. Sen de biliyorsun, Abdülselam Hoca. Abdülselam Hoca bir muska yazarm, ölünün bo az na tak, ölüyü diriltir. Yi it bir adamm. Ald m mektubu, koydum koynuma, vard m Hürü Anaya, böyle böyle, dedim. O da bana, var söyle kara gözlü Memedime, bana çok güzel bir ev yapt rs n portakal bahçeleri aras na. Ben de, dedi, rt m köylüyü, candarmalar, önce Düldül da na giderim, ard ndan da Çukurovaya inerim. Var git Seyrana söyle, dedi, ondan da Çukurovada kara gözlü, Memedime benzeyen bir çocuk isterim, Allah anal babal, bir de Hürü Anal büyütsün, dedi. Ben oradan Seyrana gittim. Can-darmalar sarm lar köyü, ku uçurtmuyorlar. Vay, vay, dedim, vay! Sonra, bir gün, tanyerleri rken candarmalar uyuttum, Seyrana vard m. O da çok sevindi. Sevincinden kanat takt uçtu. Var söyle Memedime, dedi, ben de Çukurovada, portakal bahçesinin ortas nda bir ev istiyorum, karbeyaz olsun. ki katl, be odal olsun. S rça pencerelerine gün vursun. Hiçbir vakit gün eksik olmas n, dedi. u bergüzan da sana gönderdi." Ona boncuklu bir kese uzatt. " çindekinin ne oldu unu bilmiyorum," dedi. "Sa ol," dedi Memed, "Müslümüm, karda m, yi idim." "Ben de ona ne dedim, Seyran Bac, dedim. Sen hiç korkma Çukurovada. Ben, nce Memedin yerine, da da sizi de, köylüleri de beklerim. Zenginden de al m, hepici ini f karalara da m. Yaz k, f karalara çok yaz k. Hiç de paralar yok. Öyle de il mi Memed A ac m." "Öyle," dedi Memed. "Seyran Bac n oradan ayr rken, köyü ç karken, candarmalar uyuttum, derken, tanyerleri daha mam, bir candar-ma beni gördü, ver etti bana kur unu. Ben de hiç durur muyum, ben de sallad m. Oradan kaçt m, Anavarzay tuttum. Bir bakt m, onlar benden önce gelmi ler Anavarzaya, kayal klarda 32 onlar benim ba görür görmez, aman Allah, Allah seni inand rs n Memed A am, candarmalar sanki bir orduyla harbedi-yorlarm gibi, hepsi her yerden bir kur un dö endiler üstüme, bir kur un, yer gök ate e kesti. Ben de orada bir o lak tuttum, bir dikene ba lad m. O lak az k ba gösterir göstermez, bin kur un ya yordu oldu u yere. Candarmalar o lakla harbede dursun, ben solu u surlarda ald m, sonra da kalenin içine girdim. Burada, kalede e er üstüme gelecek olsalard, bir tekini koymaz, hepsini kur undan geçirirdim. Bereket versin onlar daha o lakla sava p duruyorlard. Kaleden seyrediyordum. O lak onlar ta kalaya alm, candarmalar kur unu kesince o lak ta n üstüne ç yor, yayl m ate i ba lay nca da ta n ard na iniyordu. Vallahi billahi, iki gözüm önüme aks n ki... O lak candarmalara çok uzakt Memed A am. O lak, insan m, yani ben miyim seçemiyorlard. Oradan ben a indim, Ana-varzanm merdivenlerine, bakt m bir on be kadar candarma a da durup dururlar. Beni gördüler." Müslümü görünce yere yat p bir yayl m ate ine ba lad lar. Kurnaz çocuk oraya yatt, hiç k rdamad. Onlar n yayl m ate ine hiç kar k vermeyen Müslüm, bir ta mezar n içinde yatarken, o lakla sava anlar önünden geçerek, a ya indiler. Ovadan bir candarma bölü ü daha geldi kayal klar n dibine. Müslüm kayal klardan a inerken, havada kanat kanada uçan çok kartal gördü. Kur un seslerinden dolay yerlerinde duramam lar, uçup gökyüzünü kaplam lard. Ali kesi inde de candarmalarla kar la Müslüm. Çiri lerin aras nda yitti, gözükmez oldu. Öylesine topra a yatt ki gökteki keskin gözlü kartallar bile onu göremediler. Gene candarmalar çok kur un yakt lar. Müslüm böylece sürünerek bir bu day tarlas n içine girdi. Bu day tarlas insan boyuydu. Fi-riklemi ekinler esen yelde h rd yordu. K rm gelincikler k rm bir kilim gibi ye il karak lç k ba aklar n üstüne serilmi ti. Müslüm ekinlerin içinden Ceyhan rma na do ru y lan gibi akarken önüne bir uru man kümesi ç kt, Müslüm sevincinden deliye döndü. Güzel kokulu bitkiyi kökünden kopar yor, güzel güzel yiyordu. Bütün bedeninin, saçlar n, ellerinin ayaklar n, gözlerinin bahar koktu unu duyumsad. Arkas n- 33 dan candarmalar, kayal klarda daha kur un yak p duruyorlard. Müslüm uru manlar bitirdikten sonra, ekinin içine a yukar yatarak havaya be el kur un sallad. Candarmalar kayal klardan ovaya dökülürken, Müslüm onlardan çok daha h zl, Ceyhan rma n yarlar n dibinden yukar ya, devedikenli- in alt na kayd. Sel yata na gelince, kurtuldum, diye sevindi. "Candarmalar, köylüler bu devedikenli in içine hiçbir vakit giremezler. Neden ki dersen, bu karay lanlardan korkarlar. Burada her y l bu aylarda en az on be ki iyi y lanlar bo ar öldürürler." "Demek böyle ha! Pekiyi sen nas l girdin?" "Benim efsunum var, y lan bana bir ey yapmaz. Bir de ben korkmam. Buran n y lanlar beni tan rlar. Beni çok gördüler geçen y l." "Unutmu olamazlar m?"

12 "Y lanlar insanlar gibi de il, onlar dostlu u da, dü manl da unutmazlar. Ben geçen y l onlara kova kova süt verdim." "Hm, imdi anlad m i i, y lanlar sütü çok severler, hele koyun sütünü." "Memed A ama deyim, ne candarma, ne de köylüler, de-vedikenli e giremezler." "Demek ben tatl can iyi kurtarm m." Müslüm co kuyla: yi ki iyi," diye onaylad. "Anan seni kadir gecesi do urmu. Yoksa imdi ben seni bo az s lm orac kta bulacakt m, mosmor kesilmi." "Mosmor," dedi Memed nl kla. "Candarmalar uradan, günbat dan da gelemezler, u a da ejderhan n saray oldu unu bilirler. Ejderhan n oraya yakla an yuttu unu da bilirler. Kimi zaman dünya soluk al r gibi bir soluk al r, sazl k, Anavarza kayal klar, toprak bile sallan r, o, ejderhan n soluk al r i te. Buraya kimse yakla amaz. Bizi burada yakalayamazlar. Bize ejderha da bir ey yapmaz. Geçen y l anam, uraya koskoca bir kazan süt koydu ejderha içsin, diye. Kazan öyle büyüktü ki üç adam zor ta. Ejderha da beni tan r. Ben ta içerlere kadar gittim de bana hiçbir ey yapmad. Sende de yüzük var, sana kurt ku, insan, hiçbir yarat k hiç 34 yakla amaz, candarmalar beni, o kadar kur un s kt lar da niye vuramad lar, söyle! Söyle niye vuramad lar?" "Sende Anac k Sultan n yüzü ü vard da ondan." "Ondan," dedi Müslüm, güvenli bir sesle. "Ondan yaaa..." imdi de o bende..." imdi bu batakl k çevrili. Köylüler, candarmalar buras bo b rakmazlar. " "B rakmazlar," dedi Memed. "Biz burada en az üç gün kalmal z. Onlar, bizden ses ada ç kmay nca üç günden fazla kalmazlar." "Ben onlar teziktirdim," dedi Müslüm. "Onlara a gösterdim, buca, ben yukar ya kaçt m. imdi onlar buca ku atm lard r. Buca n çal, z ncar, a açlar buradan daha büyük, üstelik bucakta ejderha da, karay lan da yok." "Gene de bekleyelim," dedi Memed. "Burada da kapanday z ya, olsun. Ovada ç lç plak yakalanmaktan daha iyi." Uzun uzun tart arak, buradan ç kmay bir iyice tasarlad ktan sonra sohbete geçtiler. kisi de o kadar yorgundu ki uykular hiç gelmiyor, konu tukça aç yor, aç ld kça konu uyorlard. Memed, bu Müslüm çocu a rm kalm. Bir bebek gibi saf, bir eke gibi ak ll yd, imdiye kadar Ferhat Hoca da içinde, insano lunun böyle ak ll görmemi ti, u y lanlardan, ejderhadan da ödü kopuyordu. Anas n, hiç kimsenin haberi olmadan, kazan kazan sütleri getirmi, tek ba na, korkudan eli aya titreyerek, onlarla dost kalmak için ejderhaya, y lanlara sunmu tu. En az korktu u insanlard. Bu kadar güzel silah kullanmay da nereden ö renmi ti? "Sen hiç ejderhay gördün mü?" "Görmedim," dedi Müslüm. "Belki de öyle bir ejderha yok." "Olmaz olur mu Memed A am, hiç ejderha olmaz m, a hayra aç da günaha girme. Bu kadar karay lan olur da burada onlar n hiç ejderhas olmaz m?" "Belki de olmaz." "Öyleyse ejderha yok da o sütleri kim içti, yaaa..." Utku kazanm bir komutan gibiydi. "Sana bir ey soraca m," dedi Memed onun kolunu tutarak 35 "Sor," dedi Müslüm. "Ama do ruyu, dosdo ruyu söyleyeceksin bana. Ne duy-duysan, ne gördüysen onu." "Olur," dedi Müslüm, "ben hiç yalan söylemem ki..." "Diyorlar ki, Seyran benim ölümü almaya kasabaya yaya yap ldak giderken bir mavi ku onu hiç rakmam, ba n az üstünde, ba n yöresinde hep uçmu durmu, ta ki Seyran o ölünün benim ölüm olmad görene kadar. Söyle bakal m, böyle bir ey olmu mu?" "Olabilir. Ferhat Hoca, bütün köylüler, bütün kasabal lar da görmü ler o ku u. Seyran Bac dan hiç ayr lm yor, ba n bir kar üstünde, bir kar yöresinde dönüp duruyormu. Böylece ku Seyran Bac yla birlikte kasabaya kadar gitmi, onunla köye geri dönmü. Seyran Bac ne zaman d ar ç ksa, ku nerede

13 olursa olsun uçup geliyor, o nereye gitse, ba n üstünde o da oraya gidiyormu. Bütün köylüler bunu her gün görmü ler. Ben göremedim." Sesi özür diler gibiydi. "Yaln z o ku mavi de il sar ym." "Mavidir," dedi Memed sertçe. "Sar r," diye ayn sertlikte kar k verdi Müslüm. "Mavidir." "Bana, o ku sar r, diye Seyran Bac söyledi." "Sen sus," diye buyurdu Memed, "ben biliyorum, o ku mavidir." "Mavi olsun, mavi olsun," dedi Müslüm boynunu bükerek. Tanyerleri yava yava. Hemite da n tepesine gün vurmu gibiydi. Batakl k üç kere soluklanm, topra sarsm. Ku lar uçu maya, böcekler ötmeye ba layacakt neredeyse. Dünya, binbir, rengi, ku u, ayd nl, ipileyen kayal klar, çiçekleri, batakl n üstünden kalkan incecik duman yla görkemli bir uyan tayd. Önce Müslüm, ard ndan da Memed uyudu. 36 Kur un seslerine uyanan kasabal lar, don gömlek, pijamal, yan ç plak kasaban n sokaklar doldurdular. Bir süre hiç konu madan uyurgezerler gibi, biribirlerine çarparak dola lar. Sonra ortal k birden patlad, ehrin içini bir u ultu ald. Her önüne gelen, her önüne gelene bir ey söylüyor, bir eyler soruyor geçiyordu. Ortal k a arana kadar, bütün kasaba yediden yetmi e kadar soka a dökülmü tü, bu karga a sürdü. Ortal k ar nca, dükkanlar n kepenkleri gümbürtüyle aç ld, insanlar top top kö eba larma, kahvelere, dükkanlar n önüne biriktiler, konu maya, geceki olay yorumlamaya ba lad lar. Yukardaki tepelerden daha kur un sesleri geliyordu. Murtaza A a, Memedi gördükten, yorgan ba na çektikten sonra bir daha hiç k rdayamam, yata n içinde öyle kaskat kesilmi kalm. Kar gelmi onu yata n içinden ç karmaya çal, yorgan üstünden çekmi, bir türlü de oradan alamam. Kad n utan yordu, ya imdi Savc, Yüzba, Doktor gelir de ay böyle yata n içinde çont olmu görürlerse ne derlerdi. Bu hal kasaban n diline dü erdi ki k yamete kadar söylenirdi. "Kurban oldu um Murtaza kalk! Yoluna öldü üm gül yüzlü A am uyan. Bak, yan n yören kan gölü. Gün do du kalk. imdi bütün dünya bu eve dökülür, bu odaya gelirler. Seni böyle korkudan çont olmu görmesinler. Elalemin diline dü eriz ki kasabaya oyuncak oluruz kurban oldu um Murtazam. Kalk, kurban olurum, kalk!" 37 Çal yor çabal yor bir türlü kaskat kesilmi kalm Murta-zay açam yordu. Yana malar, öteki kad nlar da ça rm yordu ki, sevgili yi idini böyle görmesinler. Sonunda edemedi, bir kova so uk suyu onun üstüne boca etti. Murtaza A adan inceden bir inilti geldi. Bir, bir, bir kova, bir kova daha... Murtaza A a parma sallayarak i aret verdi. Hüsne Hatun e ildi, koluna yap onun, bu kadar su o kadar çok i e yaramam, çal çal Murtaza A ay yerinden bile oynatamad. Sonunda edemedi konaktakileri ça rd. Ötekiler kona n oras nda buras nda haz r bekliyorlard, hemen ko tular Murtaza A ay yataktan kald rd lar, oturma odas na sürüklediler. Hüsne Hatun: "Hamaml yak n," diye buyurdu. Murtaza A a kendine gelmi ti ya, kenetlenmi di lerini bir türlü açam yordu. Yüzü de sapsar kesilmi ti. Hüsne Hatun bütün çabas yla onu konu turmaya çal yor, yüzüne avuç avuç kolonya döküyordu. "Hamaml yakt k Hatun..." Hatun Murtaza A ay iki ki inin yard yla hamaml a sürükledi, onu yere yat rd, soymaya ba lad. Kaskat kesilmi i soymak o kadar kolay olmad ya, sonunda Hüsne Hatun bu i i de becerdi. Ç plak adam kolundan tuttu mermerin üstüne kadar sürükledi, üstüne kova kova hafif k suyu dökmeye ba lad. Biraz sonra Murtaza bir kolunu, ard ndan da baca oynatt. Ard ndan gözlerini açt, korkuyla, nl kla Hüsne Hatuna bakt. Ard ndan da, "Kan," dedi, "kan, kan, kan, çok kan..." Gözlerinin içi güldü bir ara. "Yaram nas l, çok kan geliyor mu?" "Hiçbir eyci in yok, kurban oldu um," dedi Hüsne Hatun. "Piri paks n. Bir pire bile yok gül bedeninde, çok ükür." "Yok mu?" "Yok ya kul oldu um, ala gözlü sultan m benim. Yüce Allah seni o zalimin kur unlar ndan esirgemi." Kona n avlusunun önü olaydan sonra hemencecik insanla dolmu tu. Gün att ktan sonra da insanlar durmadan 38

14 geliyorlar, avlu kap n aç ld caddeyi bir uçtan, öteki uca dolduruyorlard. "Topal Ali," dedi Murtaza A a. "Aman n, ne pahas na olursa olsun, bana Topal Ali A ay, o a alar a as, pa alar pa as, o insanlar insan, o ermi ler ermi ini bana ula n. O kurtard benim can. O, olmam olsayd, ben de imdi Mahmut A an n yan nda ala kanl, kanlara belenmi yatm olacakt m. Mahmut A a nas l?" "Kan gölüne batm ç km. Aman n ne kadar da çok kan varm. Bütün oda, yer gök kana kesmi." "Bana hiçbir ey olmam m?" "Çok ükür, çok ükür pire kadar bile, diken çizi i kadar bile..." "Ben bu can kime borçluyum?" "Kime?" diye sordu Hüsne Hatun. "Topal Aliye gülüm. Topal Aliye... O canavar, yani nce Memed o lumuz o aslan yürekli, o çatal yürek içeriye girince... Kur unu s nca, lamba da sönünce, ben ona, ne yap yorsun, ncem, o lum deyince, o da bana dedi ki, ben daha, o zaman elime Mahmut A an n kan f rmam daha, ben bay lmam m daha, i te o zaman kula ma çatal yüreklimin bülbül sesi geldi. Var git Murtaza, ya a Murtaza A a, ölmeyin tam ras y-d ya, seni Topal Aliye havale ettim. Var git Murtaza A a, bir ye de Topal Aliye bin ükret..." "Do ru mu, hayalda, dü te olmas n." "Do ru. Vallahi billahi u kulac klar mla duydum. Ondan sonra da elime kan gelince kendi kan m san p öldüm. O zamandan bu zamana kadar ölüydüm. Bir yerimde hiçbir ey yok ya, en küçük?" "Yok," dedi Hüsne Hatun, "çok ükür koca Allah ma, kurdu ku u yaratana, cans z çamurdan bizi halk edene... Çok ükür, çok." "Ben bu Topal Aliye ne yapsam, nas l bir iyilikte bulunsam da gönlünü alsam. Bak Hatun, u Topal Aliye benim yapt m kötülü e, onun bana yapt iyili e..." "Keski," dedi Hatun içini çekerek, "ünü büyük, sözü seçkil Topal Ali Efendimize bunu yapmasayd n, keski. 39 I'*: "Keski," diye içini çekti Murtaza A a da Hatunu gibi. "Keski... Kul kusursuz olmaz demi sevdi im." "Kul kusursuz olmaz gül yüzlü A am, sen Topal Ali için üzülme. Onunla bar aca z. Öyle görkemli bir adama senin gibi bir A ay ba latmak kolay." "Kolay," dedi Murtaza A a gülümseyerek. Hüsne Hatun, daha kendisine gelememi kocas kokulu sabunlarla onu incitmeyerek köpürte köpürte bir iyice ovalayarak yudu ar tt. "Çok ükür kendime geldim," dedi Murtaza A a aya a kalkarken, "çok ükür Allah ma, çok te ekkür Topal Ali Bey karda ma, ermi ler ermi ine. Çok ükür bu günüme, bu halime." Hatun sabun kokulu yepyeni çama rlar getirdi. "Bayraml k giyitlerimi de ç kar sand ktan, kalpa da... K rm mintan da... Hani Kurtulu Sava nda giydi im... Yani Mercin Cephesinde, Frans zlara kar sava m cephede giydi im kan k rm gömle i de... O gömlek ehit kan yla boyanm r. Benim kendi ehit kan mla. nce Memed benim ahinim, yi idim. Ona kur un geçmiyor biliyor musun Hatunum?" "Aman ha, aman A am, bunu her yerde söyleme, nce Memed ahinim, deme." Murtaza A a, Kurtulu Sava milis giyitini giyer, parlak çizmelerini aya na çekerken celallendi: "Diyece im Hatun," dedi, "o benim can ba lamad m? Bir kur unu da bana orac kta hemen verseydi ne yazard, de il mi, söyle, söyle ne olurdu? Söyle, o benim can kurtarmad m? O benim ahinim de il mi?" "Do ru, o bir sahand r. Do ru, bir kartald r. O Anka ku udur. O da lar n y rt kaplan r. O, ad güzel, kendi güzel Mu-hammede e tir, do ru. Hepsi dos dos dosdo ru. Yaln z i in içinde ba ka i var." "Ne i i Hatun?" diye gürledi Murtaza A a, kalpa ba na giyerken. Hüsne Hatun: "Ya Mustafa Kemal duyarsa senin nce Memede ahinim dedi ini gönüllenmez mi? nce ona asi de il mi, kul oldu um Murtaza A am? Ünü büyük Gazi Kemal Pa am z ne der sonra 40 sana, ünü büyük nce Memedi bizim Murtaza ne diye gökyüzüne ç kar yor demez mi? Demez mi, iki gözümün çiçe i Murtaza A a efendim?" "Der," dedi Murtaza. "Ben de a s tutar m ama, bundan sonra da o nce Memede gösterece im dostlu u, iyili i ben bilirim. Silahtan silah, mermiden mermi, dosttan dost, ne isterse onun emrine k lar m. u Topal Aliyi de ba ma taç ederim. Bu gece onu eve, yeme e ça rabilir misin?"

15 "Hele dur A am, hele acele etme. Topal Aliyi, gönlü k lm Ali A am o kadar kolay de il eve ça rmak. Gönül bir s rça sarayd r, k rsa bir daha biti tirmek zordur." "Zordur," dedi yüzünü asarak Murtaza A a. "Onu da hiç kimse bilmeyecek. Bir daha a zdan ç kmayacak." "Nedir o ç kmayacak olan?" nce Memede dostlu umuz." "Ç kmayacak," diye güldü Murtaza A a. "Bir Allah bilecek, bir ben, bir sen, bir de..." Durdu, dü ündü. "Bir de... Bir de... Bir de Topal Ali..." "O nce Memedin dü man de il mi?" Murtaza A an n yüzünü bir nl k ald. Bir süre konu mad. "Bu insanlar belli olmuyorlar ki Hatun," dedi. " nce Memed onun öyle can bir dü man da onun hat için benim can niçin ba las n? Bunlar n aralar nda bir eyler var. Sonra Hatun..." Ka lar çatt, aln k. "Sonra Hatun, Topal Ali beni öldürmemesini niçin ondan istesin? Ben o Topal n onurunu ayaklar n alt na almam, onu be paral k etmemi, onu itin götüne sokup sokup ç karmam m yd m? u dünya dünya olal, benim Topal a lad m gibi hiçbir insan hiçbir insan a lamam r. Bu i in alt ndan bir çapano lu kmas n... Bir ey, bizim akl za gelmeyen bir eytanl k olmas n?" kisi de akl na geleni söyleyemedi. Hüsne Hatun yutkundu "Belki," dedi, "sen ona yalvar nca, sen pi man olunca o da pi man oldu. Unutma ki bu adamlar birisini severlerse ölene dek severler." allah dedi in gibidir," dedi Murtaza A a. "Allah a ndan duysun sevdi im." Hüsne Hatunu ba na basarak kucaklad. u Mahmut A aya bir bakal m." Hüsne Hatun önde, Murtaza A a arkada odaya yürüdüler. Mahmut A an n yast ktaki ba yana kaym, yüzü sapsar kesilmi ti. Gözleri de sonuna kadar aç lm, kar duvara dikilmi kalm. Dudaklar az k aral k kalm, a ndan ç kmakta olan sözcük sanki o anda orada donmu kalm. O sözcük biraz sonra bir k olaraktan oradan bo anacak, oday f r döndükten sonra kar tepeye a acak, orada patlayacakt. Duvarlar, yast k, yorgan, dö ek, Murtaza A an n yata ba tan a kana batm ç km. "Ne kadar da çok kan varm u serçe kadar insan n," diye kendi kendine söylendi Murtaza A a, sonra Hüsne Hatuna döndü, "bir mandan n da ancak bu kadar akar kan." Hüsne Hatun onun yüzüne bakt, Murtaza A a gittikçe sa-rar yordu, koluna girdi d ar ç kt lar, bu s rada da avlu kap ndan içeriye önde Kaymakam, arkada Savc, Doktor, Yüzba girdiler. Onlar n arkas ndan da Belediye Ba kan, Zülfü, Ta n Halil Bey, Molla Duran Efendi, Muallim Rüstem Bey sökün ettiler. Topal kona n avlu kap n kar ndaki ak badanal evin duvar n dibinde durmu, aya nda parlak çizmeleri, ba nda fötrü, s rt nda p l p l giyitleri, ak mintan, yakas na sokulmu büyük k rm mendiliyle büyük lere haz rlanm, çok a rba bir insan tavr yla hüzünlü bir yüzle duruyordu. Yaln z arada s rada sark k klar n üstündeki sivri burnu se iriyordu. Odaya girenler önce bir irkiliyor, sonra da olduklar yerde kalakal yorlard. Gelen konuklarla az bir sürede oda a na kadar doldu. "Mahmut A aya otopsi yapmayal m," dedi Ta n Halil Bey. "O bir milli kahramand r." "Evet, kahramand r," dedi Yüzba. "Onun stiklal Madalyas bile vard r, ona otopsi yapmaya gerek yok." 42 Doktor da: "Gerek yok," dedi. "Her ey ortada. Ben raporumu imdi yazar m. Ama bir bakay m." "Hiç gerekli i yok," dedi Murtaza A a. "Ben ona giren kur unlan teker teker sayd m, tam üç tane." Doktor gitti ölünün üstünü açt. Ölünün gecelik fistan ta bald rlar na kadar s vanm, bacaklar çarp k çurpuk, birisi bir yana, biri bir yana k vr lm. "Biraz d ar ya ç kar m z?" Oday dolduranlar d ar ya ç kt lar. Doktor da, elleri kan içinde kalarak, daha kan n bir k sm iyice kurumam, ölünün gecelik fistan s rd, ç lç plak kalan kan içindeki ölünün her bir yan na iyice bakt. Mahmut A a, üç kur unun üçünü yan yana, aralar birer parmak, birer parmak yemi ti. "Amma da ni anc köpo lu," diye söylendi Doktor d ar ya ç karken.

16 leye do ru Mahmut A an n çiftlikteki kar lar, akrabalar, yak nlar, rgatlar döküldüler kasabaya. Çiçekli köylüsü de yar yar ya gelmi ti yas yerine. Doktor raporunu yazd ktan, Yüzba zapt tuttuktan sonra ölüyü ailesine teslim ettiler. Mahmut A an n yak nlar ölüyü Murtaza A an n hamaml nda y kad ktan sonra ona giyitlerini giydirdiler, ölüyü Kaymakam n iste i üzere kasaban n alan na götürdüler, bir masan n üstüne yat rd lar, üstüne de, ne uçlar y rt lm, ne ay y ld sökülmü, yepyeni bir bayrak örttüler. Önce Yüzba ç kt kürsüye, Kurtulu Sava n tunçsiper gö üslü ulu kahraman, dedi. Ve hem de albayrak gibi gö sünde alt n madalyas dalgalanan, sen ölmeyeceksin, diye de ba rd. Bu vatan, u yüce To-ros da lar ya ad kça sen de bu vatan n yüre inde ya ayacaks n. Güne yok oldu u gün ancak, sen de i te o zaman yok olacaks n. Kutsal naa m Türk milletinin yüre ine imdiden gömülmü bulunuyor. Senin huzurunda, bu mübarek vatan n mübarek topraklar n huzurunda ant içiyorum, daha senin tenin so umadan o nce Memed nam asinin kan yla senin mezar sulayaca m. Ulu soylu, Toros kartal, gö sünü dü mana tunçsiper olaraktan germi milli kahraman z senin ulu, Orta Asyadan gelen kan ve hem de ulu, anl kan Frans zlar so- 43 rul sorul ak tamad, ama o asi, o vatan dü man, aya yal n köylü çocu u, senin ac yarak besledi in o hain, senin kan bu mübarek topraklara döktü. Senin kan ndan o topraklar üstüne güne ler do acakt r, aylar ld zlar, klar do acakt r. Senin kan yerde koymayaca m. Öcünü nce Memedden, öteki dü manlardan alaca m. Yüzba çok co mu, çok ba rm, çok yaman kanatl sözler söylemi, duyan n nl ktan parmaklar nda kalm. Kürsüden inerken ter içindeydi. K vançl yd. Yüzünde de belli belirsiz bir gülümseme. iner inmez onu önce Kaymakam, ard ndan Savc, sonra ötekiler yürekten kutlad lar. Eh, bir insan konu unca böyle konu mal yd. u koca alanda onun konu mas i itip de a lamayan kalmam. Kürsünün yan nda, Kurtulu Sava k na girmi, kalpa ba na yanlamas na geçirmi, Kurtulu Sava sava lar Na-polyon gibi, onlar da kalpaklar yanlamas na giyiyorlard, filintas takm, alt ko ar fi eklik ku anm Murtaza A a, Yüzba kürsüden inince o da at ndan atlad geldi Yüzba ya sar ld : "Senin gibi yi ide can kurban," dedi. " imdi seni dinleyen kurt ku dile gelir, insano lunda yürek kalmaz. Sen karde imiz ulu kanl Mahmut A am, o mecruh ki iyi ebedile tirdin. Seni duyan ta ve toprak bile titredi." Yüzba n arkas ndan Kaymakam, ondan sonra Belediye Ba kan, sonra da ötekiler... Fakat hiçbir konu ma Yüzba n konu mas tutmad, hiçbirisi onun kadar içtenlikli, bu ölüye yüre i yanarak konu mad. Tören bittikten sonra ölüyü candarmalar göçmen Hamza Day n kasabadaki tek otomobiline ta lar. Hamza Day otomobili kasaban n d ndaki köprüye kadar yava sürdü. Ötekiler de, önde Kaymakam, yan nda Yüzba, Yarg çlar, Savc, kasabal lar, köylüler, ba lar yerde bir yas havas çal rcasma kederli, arkas ndan gittiler. Köprüye gelince Hamza Day gaza bast, kalabal k da, gene öyle yas içinde, çok kederli, çok sayg kasabaya a r a r geri döndü. Birkaç gün kasabadan ç t ç kmad. nce Memedin arkas na dü enler hiçbir ey elde edemeden geriye döndüler. Yüzba 44 evine kapand. Ne candarma komutanl na geldi, ne de çar ya ç kt. Bu kasaban n ortas nda, hem de candarma komutanl n biti inde vuku bulan ikinci cinayetti. Bu nce Memed bunu mahsus yap yordu. Meydan okuyordu ona. Kar n ölümünü unutam yor, kan güdüyordu Devletin bir yüzba y-la, hem de Devletle... Onun alaca olsun. Di i di ini yiyor, öfkeden kuduruyor, "As m Çavu," diye ba yordu, "bu adam gemi az ya ald art k, onun bir icab na bakmal z, ya da ölmeliyiz." As m Çavu da onun kadar öfkeli, onun kadar da bu i e deli oluyordu. Art k bu nce Memedin bir çaresine bak lmal yd. O ölmeden art k onlara bu kasabada rahat yoktu. "Ya nce Memed, ya ölüm Yüzba m," dedi As m Çavu. "Ya ölüm," diye onu onaylad Yüzba. "Kan güdüyor bana, Devlete. Da da öldürmüyor da geliyor, burnumuzun dibinde öldürüyor Mahmut A ay." "Bizi dünyaya rezil etmek için," dedi As m Çavu. "Benim istikbalimi karartmak, beni mesle imden etmek için," dedi Yüzba. Murtaza A a, olay gecesinin korkusunu, y lg nl üstünden atm konu maya ba lam. O dükkan senin, bu kahve benim, nerede bir kalabal k görürse dal yor ba yordu konu maya. ki üç kere de Topal Aliyle kar la, önüne dikilmi, onurunu ayaklar alt na alarak ona y, yaltaklanm, yolunu kesmi, ötekiyse ta gibi, ba önüne e mi, onun yüzüne bile bakmadan, yan ndan kaym gitmi ti. "Bak n hele

17 bak n, u Topal baca na s çt m deyyusun yapt na, hem can kurtar yor, hem de yüzümüze bile bakm yor. Ulan insan kurtard can n yüzüne bir kere olsun bakmaz m?" ster can kurtars n, ister yüzüne bakmas n, Murtaza A a Topal Aliyi gördükçe korkudan deli divane oluyor, eli aya kesiliyordu. "Benim ölümüm bu adam n elinden olacak," diye kendi kendine yakm yordu, "öyle bir bak yor ki bana, her bak i beni bin kere öldürüyor." Kimi zaman onu öldürmeyi kuruyor, o beni öldürmeden, ben onu öldüreyim bari, diye dü ünüyordu. Ama bu dü ünceyi kendinden bile sakl yor, hemen unutuyordu. Bu adam nereden ç km kar na? Onu öldürmeyi dü ünürken de eski e ya sucu Kürt Rüstemi hiç unutmuyor- 45 du. Ona bir çiftliklik toprak, kese kese altm, bir Arap at verse, Kürtler silaha hiç dayanamazlar, bir Alaman filintas verse, can bile verse, Kürt Rüstem öldürmez mi Topal Aliyi... Bir topal adam, onu öldürmekten kolay ne var? Bu dü ünceyi de, ne kadar benimserse benimsesin, Topal öldürtmek dü üncesi onu ne kadar mutlu k larsa k ls n, o, bu dü ünceyi hemen kafas ndan kovuyor, ba yordu olay gecesini anlatmaya. Bu geceyi bir anlatacak bir ki i bulamazsa Murtaza A a çatlar da patlar ölürdü. "Kap aç nca uyand m, duvarda karpuzu büyük, alt n i leme pembe lamba yan yor, odan n içini gündüz gibi ediyordu. çeriye zebellah gibi birisi girdi. Aya yerde, ba gökte. Kollar ç nar dallar gibi. Gözleri ejderha gözleri gibi yan yor. Mahmut A a da uyan kt. Onu görünce Mahmut A a, yast n alt ndaki tabancas ald, odaya girene çevirdi. At onu elinden, diye ba rd gelen adam, ben nce Memedim. nce Memed sözünü duyunca Mahmut A an n elindeki tabanca yorgan n üstüne dü üverdi. Elleri titremekten uçuyor, dudaklar mosmor olmu, yüzü ka t gibi apak kesilmi ti. Bana, Murtaza A am, ben senin çok tuzunu ekme ini yedim, beni nerede gördüyse, ne bileyim ben, belki de görmü tür, senin evini, bu güzel, bu konuksever, bu onurlu da erefli evini kana bulad m için çok üzgünüm, özür dilerim bunun için. Mahmut aya da, sen kafirsin, duan oku, Allah senin duan bile kabul etmez ya, çünkü sen fakir f karaya zulüm yapan, köy göçüren, kan içici bir dört kitapta katli vacip bir murtats n. E er sen Murtaza A a gibi bir iyi a olsayd n, ne yaparsan yap, sana da dokunmazd m. Amma velakin sen Çiçekli Mahmut A as n. Tüfe inin ucunu bana döndürdü, yorgan çek ba na, diye ba rd. Ba rt ndan bütün konak zang rdad. Üç el kur un, pat, pat, pat etti. Mahmut A an n sesi bile ç kmad. Sonra onun merdivenleri inen ayak sesini duydum. Ba yorgandan ç kard m ki, Mahmut A an n yata kan içinde kalm. Ölü bir kan yor, bir kan yor, hiçbir yerde böyle kan görülmü de il. Üç bo a kan kadar kan akt Mahmut A adan, f karadan. Oluverdi i te." Murtaza A a art k nce Memedle u ra yor, sözüm ona kimseye belli etmeden onu göklere ç kar yor, "Onu kimse öldü- 46 remez, onu kul olan yakalayamaz," diyordu f rsat buldukça, yeri geldikçe. "Çünkü Memedde K rkgöz Oca n yüzü ü vard r. Çünkü nce Memedde y ld m çeli i vard r. Bir gözümü açt m ki ne göreyim, ortal k öyle ayd nl k ki o kadar ola. Bir bakt m ki ba tavana de mi bir adam, elinde bir filinta tutuyor. Bir bakt m ki adam n parma nda bir yüzük, yüzü ün par lt dünyay alm, yüzük öylesine parl yor ki, insan n gözünü yak yor insan bak nca, onu böyle görünce kim oldu unu derakap anlad m, Mahmut A a da anlad kara, Allah rahmet eylesin, yürekli bir adamd. Tabancas kald racak, nce Memede ni an alacak oldu, elinden tabanca yere dü üverdi. Sonra bir top k içinde gelen adam, bir top k içinde çekildi gitti. Ben ona, kasabay ç ncaya kadar bakt m. Kocaman bir k ortas nda yürüdü gitti, da tuttu. Bir bakt m ki, da n yamac da gün vurmu gibi a batm. Bir top k buradan Düldül da na, oradaki K rk Ermi ler meclisine çekildi gitti. Bana dedi ki, sen, dedi, Murtaza A as n, sana kimse k yamaz, kul da, Azrail de... Topal benim can bir karda m. imdi onunla küsülüyüz ya, olsun, karda karda a, o ul babaya küser. Biz de yanl anlad k. Bu Ali Bey karda z da bo insan de il, onun da aln na K rk Ermi ler oca yaz p gelir." Murtaza A an n bundan önceki nce Memed tela art k Ta n Halil Bey yüklenmi ti. Murtaza A an n nda bütün A alar, Beyler can tela mdayd lar. Mahmut A an n ba na gelen, niçin bir gün onlar n da ba na gelmesindi. Gene arzuhalciler çal yor, gene Ankaraya adamlar gidiyor, gene çi leri Bakanl n i a nd yordu. Bu sefer ba vurular çok daha ak ll ca, usturuplu yap yordu. Yaln z ortada çok kötü bir var, Arif Saim Bey s rt onlara dönmü, ne kasabaya geliyor, ne de Ankaraya giden adamlardan birisi onun yüzünü görebiliyordu. Bütün korkular, onun, kasaban n ba na bir Çorap örmesiydi. Belki de nce Memedi tutuyordu. Onu kanatlan alt na alm koruyordu. Belki de nce Memedi ba lar, Toros da lar ndan al r Ankaraya götürürlerdi. Herkesin da da özel bir e yas vard, her A an n, her Beyin. nce Memed de Arif Saim Beyin, öteki büyüklerin, en ba takinin özel bir e yas olamaz m yd?

18 47 Vayvay köyünden, Anavarza alt ndan iyi haberler gelince herkesin yüre ine su serpildi. Kasaba bir anda dü ün bayram yerine dönüp herkes sevince garkoldu. nce Memedi candar-malar Vayvay köyüne girerken st rm lar, ne yaz k ki, o melun, o y lan soyu karanl ktan bilistifade kaçm kurtulmu, Anavarza örenine, kayal klar na kaçm. Kasaba böyle haberlerle çalkalan rken alt ndaki soylu at kan tere batm, neredeyse çatlayacak hale gelmi bir atl, soluk solu a Belediyenin önünde at ndan indi, herkes, Yüzba Faruk, Kaymakam, Savc, Yarg çlar, A alar, Beyler, aralar nda bir Murtaza A a yoktu, Belediye Ba kan n odas nda toplanm lar durum vaziyetini müzakere ediyorlard, adam, odaya y ld m gibi girdi: "Çevirdik," dedi, "onu çevirdik. Herkes gördü onu. Bütün köylüler gördü, on sekiz pare köyün kad erke i, iki bölük candarma onu Akçasazda k st rd k." "Kimi?" diye sordu Kaymakam. nce Memedi," dedi gelen delikanl. "Onu Akçasazda k st rd k. Kaçmas n, elimizden kurtulmas n mümkünü çaresi yok. On sekiz pare köy at zla itimizle, kar zla k sra zla, çolu umuzla çocu umuzla sard k Akçasaz. Daha da köylüler geliyorlar. Duyan t rpan, ora, tabancas, hançerini, kamas, silah alan geliyor, alan geliyor. Kozan alt ndan, Ceyhan, Osmaniye köylüklerinden duyan geliyor o kan içiciyi yakalamaya. Akçasaz n k lar o kadar doldu ki insanla, i ne atsan insandan yere dü meyecek." "Nas l biliyorsunuz o Akçasaz n içine kaçan ki inin nce Memed oldu unu?" "Herkes gördü," dedi haberci. "Onlar nereden tan yor nce Memedi?" "Cin Veli tan yor," dedi haberci. "Cin Veli nce Memedin köyünden olur, Anavarza köyünde de yana ma." "Seni kim gönderdi?" "Beni Çavu um gönderdi. Var haber ver Yüzba ma, biz Akçasaz çevirdik, çabuk gelsin. Ya nce Memedi yakalayaca z, ya da o Akçasaz n batakl na kendi kendini gömecek. Yüzba ma söyle, gün geçirip f rsat vermesin zamana, önce Allah, sonra Yüzba n sayesinde onu diri diri yakalayaca z, dedi." 48 "Yakalayaca z," diye güldü Yüzba. "Ama onun Akçasa-za girdi ini kim görmü?" "Önce onu, Vayvay köyüne girerken gece yar, derenin içinde k st yor Çavu um, köyü beklerlerken. nce Memed de kendi kar Seyrana gidiyordu, Seyranla evlendi o, Çavu um onu k st nca ba yor çarp ma. Memed bir yandan çarp yor, bir yandan derenin ortas na keçi yavrular ba layaraktan kaç yor. Candarma da durmadan onun ba lad keçi yavrular kur unluyor. Böyle böyle ala afakta Memed Anavarza kayal klar tutuyor. O Anavarza kayal klar tutunca tam yedi can-darmay ayaklar ndan vuruyor. Hepsinin de aya k k. Bir o la da Anavarza öreninin dibine ba lay p kendisi ba ka yöne kay yor. Bizimkiler o la kur unluyorlar. O kadar çok kur un s yorlar ki o la a o lak parça parça, ku ba oluyor. Oradan nce Memed devedikenli e dü üyor. Devedikenlikte, sel yata derenin içine giriyor, derenin içinde yitiyor. Cin Veli de onu, Anavarza kayal klar na oturmu görüyor. Anl yor ki nce Memed, onu bir iyice tan yor. Candarmaya haber veriyor. Candarma da korkuyor." "Neden, nas l, bir tek adamdan m korkuyor o kadar Türk askeri, olamaz, olamaz efendim. Sus bakal m sen! Ba ka?" "Yok Yüzba m yok." Delikanl z l z l terliyordu. "Yok Yüzba m, yok, candarmalar nce Memedden korkmuyorlar-d." "Ya neden korkuyorlard?" diye çok sert sordu Yüzba. "Türk askeri hiçbir eyden korkmaz." "Biliyorum," dedi z l z l durmadan terleyen delikanl, "ben de askerlik yapt m, Türk askeri hiçbir eyden korkmaz, ama o derenin içi a na kadar karay lan dolu. Her y lan n boyu da, na u kadar..." Kollar açt, uzunlu u gösterdi. "Nah u kadar, be ar n boyunda her birisi. te oraya ne Türk askeri, ne de Türk köylüsü, hiç kimse giremez." Yüzba öfkeyle aya a kalkt, parlak çizmeli bacaklar n üstünde üç kere yayland ktan sonra: "Pekiyi, oraya kimse giremez de o kan içici nas l girmi?" "O girer," dedi delikanl. "Onun parma nda K rkgöz Oca n verdi i yüzük varm. Bir de y lana afsunluymu o. Üstü- 49 ne gelen y lanlar kuyruklar ndan tutup tutup yere çal yormu o... Bir de onu ejderha kar lam." "Sus," diye ba rd Yüzba. "Bin atma git de haber ver Çavu a, ben hemen geliyorum, ku atmay gev etmesin. Köylüleri de el ele dizsin Akçasaz n etraf na." "Ba üstüne Yüzba m."

19 Delikanl bir asker selam verip, ko arak d ar f rlad, at na atlad gibi çar ya sürdü, çar n içinden yel gibi geçti. Görkemli at, hem de doludizgin çar n ortas ndan sürerek, kasabal lara gösterdi i için delikanl çok mutluydu. "Bu delikanl Anavarza kaplan Talip Beyin en küçük o lu," dedi Ta n Halil Bey. "Ah, imdi, bu anda Anavarza kaplan sa olsayd," diye onun sözünü kesti Zülfü Bey, " nce Memed mi, kaim Memed mi, gösterirdi ona ejderhan n deli ini, ona Talip Bey..." "Yüzba m da gösterir," diye aya a kalkt Kaymakam, elini Yüzba ya uzatt, "Allah gazan mübarek k ls n Yüzba m," dedi. "Muvaffakiyetiniz ebedi, ölmez Cumhuriyetimizin unutulmaz zaferi olacakt r. Ve siz, bu belay üstümüzden, asil kanl vatan zdan bertaraf etti iniz için Türk tarihine alt n harflerle yaz lacaks z." Ötekiler de hep birden aya a kalkt lar ve teker teker Yüzba ya muzafferiyetler dilediler. "Türk candarmas her eye kadirdir." "Yüzba m siz nce Memedi Akçasaz n harimi ismetinde bo acaks z." "Ve Yüzba m, bu asil kanl topraklar tez bir günde o kanl zalime mezar olacakt r." Yüzba sa eliyle manevra kay tutarak geni asker ad mlar yla d ar ç kt. Yüzünde imdiden büyük bir muzaffe-riyet kazanm komutanlar n mutlulu u okunuyordu. "Allah sözünü geçkil, k keskin eylesin Yüzba m." "Allah ba zdan sizin gibi asil kanl Cumhuriyet çocuklar eksik etmesin." "Bir nce Memed de il, öyle bir vatan haini, ngiliz casusu sana v z gelip durur." 50 Yüzba yar m saat içinde giyindi ku and, haz rland, at na bindi, arkas nda bir bölük candarmayla çar n ortas ndan geçip Anavarzaya a yola revan oldu. Yüzba gittikten sonra üç gün kasabada tam bir sessizlik sürdü. Murtaza A a bile a aç p da bir tek sözcük bile konu mad. Arzuhalciler dilekçelerini kestiler. Ankaraya bir tek tel bile çekilmedi. Kasaba derin bir beklemenin içindeydi. Üçüncü günün ak am, gene o delikanl soylu at n binicisi, Anavarza kaplan Talip Beyin en küçük o lu çar n içinden at doludizgin sürdü geldi Belediyenin önünde durdu. Belediye Ba kan onu d kap n önünde kar lad. "Ne oldu?" diye sordu. Onun arkas ndan ötekiler, kasaba ileri gelenleri de d kap ya gelmi lerdi, önlerinde Savc ve Yarg çlar. "Yakalad Yüzba m," dedi, "boynuna ip takm nce Me-medin getiriyormu, getiriyormu." "Sana kim söyledi?" "Yaln zdut Muhtar bana var git kasabaya yeti, haberi ula r, dedi," diyerek gülümsedi, atma atlad gibi sürdü, "ben nce Memedi görmeye gidiyorum." Geride kalanlar hemen sevinemediler. Ne Adanaya, ne de Ankaraya ba ar teli çekmediler. Sütten a yanan yo urdu üf-ler de içer, salt, " allah gelen haber, do rudur," dediler, ne bayraklar ast lar, ne de davul dövdürdüler. Yaln z Murtaza A a ortal a dü mü : "Onu kimse yakalayamaz, O Allahm aslan, o Muhammedin ahinini... Onun parma ndaki yüzü ü kim verdi biliyor musunuz, K rkgöz Oca n son piri Anac k Sultan verdi, o yüzük öyle k saç yor ki, bakan n gözü yan yor, kör oluyor parlakl ndan, yakalas n onu bir kimse bakal m az k yüre i varsa, o, Allahm aslan," diyor, ortal kas p kavuruyordu. Topal Ali Murtaza A ay günü gününe izliyor, ondaki bu de ikli e bir anlam veremiyordu. Sonunda durumu çakt. nce Memedin, Mahmut A ay kur unlarken söyledi i sözleri bir yerlerden ö rendi. imdi art k gene Murtaza onun ba n bela-s yd. Kim bilir onunla bar mak için neler yapacakt, u nce Memed için de neler söylenmiyordu. Yakaland haberi gelmi, halk beklemeye geçmi, bir türlü de asl astar kmam. ORHAN KEMAL 51 L HALK KÜTÜPHANES Devedikenli e giren nce Memedin üstüne karay lanlar, oradan oraya uçarak akmaya ba lam lar, nce Memeddir çekmi tabancas att y lan ortas ndan ikiye bölmü, att bölmü, y lanlar bakm lar ki olmayacak, izin vermi ler o da devedikenli in içine girmi yerle mi. Ne candarmalar, ne Yüzba, ne de köylüler korkular ndan devedikenli e giremiyorlar-m. Memed içerde, karay lanlar n aras nda, köylüler, candarmalar d arda, Anavarza kayal klar nda, Anavarza ovas nda, Akçasaz k larmdaym lar. Memedle lanlar bir yanda, can-darmalarla köylüler bir yanda. nce Memedi y lanlar padi ah ve hem de ejderha ç km saray ndan, alm onu alt n boynuzlar n üstüne saray na götürmü." "Yüzba Faruktur bu. Art k bu sefer nce Memedin ya ölüsü, ya da dirisi..."

20 nce Memed bu sefer ku olsa da kurtulamaz Faruk Yüzba n elinden. Ya ölüsü, ya dirisi." "Alt n boynuzlu de il, elmas boynuzlu da olsa onu ejderhan n elinden al r." "Saray ba na y kar da al r." "Akçasaz suyu, bata, a açlar, y lanlar, ku lar yla yakar da al r." "Bu sefer ya Yüzba, ya da nce Memed." "Parma ndaki yüzü ü o nereye giderse gitsin avk veriyor, gözleri kör ediyor, ama onun yanma kimse, yakla am yor." Akçasaz n ku atmas na o yörelerden o kadar çok insan geldi ki, haymalar, alac klar kuruldu. Gece sabahlara kadar ate ler yand. Koyunlar, danalar, keçiler kesildi, dükkanlar kuruldu, gezgin sat lar ortal ald, ekmek, peynir, kavurga, kaynam yumurta, yo urt, süt, bal satanlar çok i tuttular. Uzunca bir süre batakl a ak p gelen kalabal n ard arkas kesilmedi. Av köpekleri, taz lar, iri çoban köpekleriyle geldiler. Akçasaz çal çal, kam kam, a aç a aç arad lar. Aramad k hiçbir yer, en küçük bir kuytu, karart rakmad lar. En sonunda onu bulmaktan umudu kesenler, var bunda bir s rr hikmet, dediler. Yer yar lmad ki yere girsin, ku olmad ki gö e uçsun, y lan donuna girmedi ki ak p gitsin y lanlara 52 kar n, ne oldu bu adama? Bu i te bir tuhaf i var ki Allah sonunu hayra tebdil eylesin. lanlar n aras nda, u devedikenli inin içinde olmas n? Candarmalar, Yüzba, köylüler bir süre uçsuz bucaks z devedikenli in k nda beklediler. Bir süre korktular dikenli e giremediler. En sonunda Yüzba belinden tabancas çekti, at n dizginini k st, "mar mar, hücum," dedi, devedikenli in içine at sürdü. Dikenler at n üstünde onun yar beline kadar geliyor, b çak gibi de bat yorlard. Bereket versin bacaklar nda çizme vard. Candarmalar da onun arkas ndan dald lar dikenli e... Candarmalar n ard ndan da köylüler. O gün ak ama kadar devedikenlikte bir karay lan k oldu, sen de yüz, ben deyim bin... Hikmeti Huda ne kadar çok y lan varm u dikenlikte, çok y lan öldürdüler. Ço unu da kaç rd lar. Candarmalar, köylüleri gören y lanlar n büyük bir ço unlu u sanki kanat tak p uçuyorlar, bir anda da gözden yitiyorlard. O gün bütün dikenli i ta, a aç, çal delik delik arad lar. Ak am olunca herkes yorgunluktan yere serildi, bir süre k r-dayamad lar. Bacaklar dikenler dalam, herkesin bedeni kan içinde kalm. Yüzba ertesi günün ak am Akçasaz ku atmas kald rd, bir gece yar kasabaya sessizce döndü. Çavu un kumandas ndaki candarmalar o yörede kald lar. En küçük bir ipucunu de erlendirecekler, nce Memedi köy köy, ev ev de olsa arayacaklard. O kan içici e ya daha buralardan ayr lamam. Bugünlerde bir yerlerden ba göstermemesinin mümkünü çaresi yoktu. 53 ac n üstü rahatt. Daha öncekiler en yumu ak otlar dö- emi lerdi yataklar na. Memed kendini b rak r rakmaz uyudu. Uyumas yla uyanmas da bir oldu. Çok tedirgindi, Müs-lümdense hiç ses ada ç km yordu. Garbi yeli kesilmi, gö ü kal n bulutlar örtmü tü. Kur un geçirmez bir karanl k çökmü tü batakl n üstüne. Gece s nt, yap yap. "Haydi kalkal m Müslüm." "Kalk p da ne yapal m?" O uyan r uyanmaz, onunla birlikte Müslüm de uyanm. "Gidelim Müslüm. Bana öyle geliyor ki ku at ld k." "Ne biliyorsun ku at ld?" "Biliyorum. Kulak ver de dört kö eyi dinle... Birtak m sesler geliyor usuldan, duyulur duyulmaz." Ortal kta bir süre bir sessizlik oldu, ne o konu tu, ne de öteki. "Ben hiçbir ey duymuyorum," dedi Müslüm. "Duyamazs n," dedi Memed, "neden ki dersen, senin kula n e ya kula de il." "Nas l olurmu e ya kula?" te böyle, benimki gibi olur. K rk günlük yolda yaprak k -p rdasa duyar. Haydi kalk, bir an önce yola kal m, ku at ld k." "Ku at ld ysak nas l ç kaca z?" "Devedikenlikten, sel yata ndan, y lanlar n içinden... Oras kimse ak l edip de beklemez. Bir de korkarlar. Haydi kalk..." 54 "Bu gece yar, bu karanl kta Memed A am, y lanlar bizi yerler. Gece yar y lanlar çok azg n olurlar, parçalarlar bizi, didik didik ederler..."

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ;

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; 1 BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; O gece en güzel yıldızlar kaydı, Nereden geliyordu bu aydınlık? Neydi insanları bu denli mutlu

Detaylı

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman TABOY HASTA Vitaboy çok kötü bir rüya görüyordu. Rüyas nda karanl k bir yerdeydi. Kimse onun sesini duymuyordu. Yata nda k vran yordu. Birden uyand. Bütün bunlar bir rüyayd. Fakat kendini çok yorgun hissediyordu.

Detaylı

Walt Whitman. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Walt Whitman. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Walt Whitman - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yasal Uyarı: Bu ekitap, bilgisayarınıza indirip kayıt etmeniz ve ticari olmayan kişisel kullanımınız için yayınlanmaktadır.

Detaylı

Cimcime yemek masasına kurulmuş, ödev yapıyordu.

Cimcime yemek masasına kurulmuş, ödev yapıyordu. Cimcime yemek masasına kurulmuş, ödev yapıyordu. Önündeki deftere, son yazdıklarına baktı ve sayfayı delmeye kararlıymış gibi, bastıra bastıra sildi. Az ötede duran kitabı önüne çekti ve elindeki kurşunkalemi

Detaylı

OKUL ÖNCESİ KİTAPLARI - 7. PARMAKKIZ Andersen ISBN 978-975-07-0762-9

OKUL ÖNCESİ KİTAPLARI - 7. PARMAKKIZ Andersen ISBN 978-975-07-0762-9 OKUL ÖNCESİ KİTAPLARI - 7 PARMAKKIZ Andersen ISBN 978-975-07-0762-9 Tasarım: Erkal Yavi Tasarım Uygulama: Gelengül Çakır Baskı ve Cilt: Türkmenler Matbaası 1. Basım: 2007 3. Basım: Eylül 2011 Can Sanat

Detaylı

Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm.

Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm. Yazar Dede ve Torunlar Muzaffer zgü Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm. Buraya yak n market var m dil, markete gidece iz de?.. diye sordu. Annem kap ya geldi. Selma Han

Detaylı

HER ŞEYİN BAŞI SAĞLIK

HER ŞEYİN BAŞI SAĞLIK ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ ΙV ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70013 Γ) HER ŞEYİN BAŞI SAĞLIK DİNLEYELİM

Detaylı

Kızlarsivrisi (3070 m) (27-28 Haziran 2015) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı

Kızlarsivrisi (3070 m) (27-28 Haziran 2015) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı Kızlarsivrisi (3070 m) (27-28 Haziran 2015) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı Antalya Toros Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü (TODOSK) tarafından düzenlenen 22. Kızlarsivrisi Yaz Dağcılık Şenliği ne katılmak

Detaylı

İstek Özel Kemal Atatürk Anaokulu. Kanaryalar Sınıfı

İstek Özel Kemal Atatürk Anaokulu. Kanaryalar Sınıfı Okyanus, Yaşam İçin Gereklidir Ve Doğal Dengesinin Korunması İçin İnsanların Çaba Göstermesi Gereklidir Neler Biliyoruz? İpek A.: Okyanusun mavi ve yeşil su olduğunu biliyorum. Deniz Can K: Yunuslar karaya

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

Büyük kuşlar için kutu yuvalar. Peçeli baykuş yuvası

Büyük kuşlar için kutu yuvalar. Peçeli baykuş yuvası Büyük kuşlar için kutu yuvalar Kuşların çoğu ağaç deliklerine yuva yaparlar. Yaşlı ve kurumuş ağaçlar fırtınalardan dolayı devrildiği için buraları kuşlar için önemli yuvalar teşkil etmezler. Bu yüzden

Detaylı

19 ARALIK 2011 PAZARTESİ

19 ARALIK 2011 PAZARTESİ DUYGU UYSAL 0852051 19 ARALIK 2011 PAZARTESİ Bugün sabah 9 dan akşam 10 a kadar dışarıda kalacaktım. Bu yüzden evden çıkmadan çok fazla parfüm sıkmıştım. Evden çıkarken ablam bütün evin benim parfümüm

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

KEBDİRLİLER DE KAPI. "Git başımdan! Beni bu işe bulaştırma" diye bağırdı. Kendi bilir, ne yapalım. Bende kendim giderim o zaman.

KEBDİRLİLER DE KAPI. Git başımdan! Beni bu işe bulaştırma diye bağırdı. Kendi bilir, ne yapalım. Bende kendim giderim o zaman. KEBDİRLİLER DE KAPI Zil çaldı. Öğretmenin ardından hepimiz sınıftan fırladık. Nazlı 'nın arkasından koşup yetiştim; fark edince daha hızlı yürümeye başladı. "Nazlı, dur bir dakika! Diye seslendim. "Git

Detaylı

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Kek yapıyoruz.

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Kek yapıyoruz. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı Mutfak Etkinliği Sohbetler Yaşayan değerlerimizden Görevlerimizi Bilmek ile ilgili sohbet ediyorum. Görevlerimizi yerine getirme konulu sohbet ediyorum.

Detaylı

BAŞLARKEN Okul öncesi yıllar çocukların örgün eğitime başlamadan önce çok sayıda bilgi, beceri ve tutum kazandığı, hayata hazırlandığı kritik bir dönemdir. Bu yıllarda kazanılan bilgi, beceri ve tutumlar

Detaylı

Yusuf Yıldırım. Kategori: Türk Romanı Çarşamba, 28 Nisan 2010 11:19 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4066

Yusuf Yıldırım. Kategori: Türk Romanı Çarşamba, 28 Nisan 2010 11:19 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4066 TANITIM: 1931 de cezaevinde tanıdığı genç mahkumun macerasını dinleyerek roman yazar. Topluma ve insanlara gerçekçi bakış açısıyla bakan Sabahattin Ali hem Yusuf-Muazzez aşkını hem de kasaba hayatının

Detaylı

Uçun kufllar uçun zmir e do ru

Uçun kufllar uçun zmir e do ru Yazar Dede ve Torunlar Muzaffer zgü Uçun kufllar uçun zmir e do ru Dokuz karga a ac n dallar na konmufl dinleniyorlard. Üç tanesi gözlerini kapam fl, uyuyordu. kisi gagalar n birbirine uzatm fl flakalafl

Detaylı

23 Nisan Şiirleri. 23 Nisan. Sanki her tarafta var bir düğün. Çünkü, en şerefli en mutlu gün. Bugün yirmi üç nisan, Hep neşeyle doluyor insan.

23 Nisan Şiirleri. 23 Nisan. Sanki her tarafta var bir düğün. Çünkü, en şerefli en mutlu gün. Bugün yirmi üç nisan, Hep neşeyle doluyor insan. 23 nisan şiirleri, 23 nisan ile ilgili şiirler, çocuk bayramı şiirleri, ulusal egemenlik şiirleri, 23 nisan, şiirler, 23 nisan şiirleri, ulusal egemenlik ve çocuk bayramı, en güzel 23 nisan şiirleri, 23

Detaylı

Topoloji değişik ağ teknolojilerinin yapısını ve çalışma şekillerini anlamada başlangıç noktasıdır.

Topoloji değişik ağ teknolojilerinin yapısını ve çalışma şekillerini anlamada başlangıç noktasıdır. Yazıyı PDF Yapan : Seyhan Tekelioğlu seyhan@hotmail.com http://www.seyhan.biz Topolojiler Her bilgisayar ağı verinin sistemler arasında gelip gitmesini sağlayacak bir yola ihtiyaç duyar. Aradaki bu yol

Detaylı

ve daha şimdiden oldukça önemli birkaç sonuca varmıştı: En iyi saçın sahibi Kevin dı. Yeşiller içindeki Mitch oldukça göz alıcı görünüyordu.

ve daha şimdiden oldukça önemli birkaç sonuca varmıştı: En iyi saçın sahibi Kevin dı. Yeşiller içindeki Mitch oldukça göz alıcı görünüyordu. Özel Posta Jo Schmo büyük suçlarla mücadele eden bir ekipten geliyordu. Günün birinde kendisinin de rozet takacağından şüphesi yoktu. Ayrıca o zamanlar, dördüncü sınıfa giden sıradan bir kızın sahip olduğu

Detaylı

Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Pelitcik ve Sarıkavak Köyleri-Çamlıdere (04 Ekim 2009) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 04 Ekim 2009 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu tarafından organize

Detaylı

Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı

Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı Büyükşehir Belediyesi tarafından yatırımı gerçekleştirilen çevreci yatırım;

Detaylı

FOTOĞRAF SANATI KURUMU 4. ÇAMLIDERE KÖY GEZİSİ 5 Nisan 2009

FOTOĞRAF SANATI KURUMU 4. ÇAMLIDERE KÖY GEZİSİ 5 Nisan 2009 FOTOĞRAF SANATI KURUMU 4. ÇAMLIDERE KÖY GEZİSİ 5 Nisan 2009 Hazırlayan: Sümer ÖZVATAN sumerozvatan@yahoo.com Ahmet BOZKURT önderliğinde iki araç ile yola çıktık. Bu defa rotamız Çamlıdere ilçesinin güneyi.

Detaylı

Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı. Murat dağı (2312m)

Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı. Murat dağı (2312m) Murat Dağı-Uşak (2312m) (03-04 Ekim 2015) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı Uşak Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü nün (UDOSK) düzenlediği Murat Dağı etkinliğine katılmak üzere Pınar Doğan ile birlikte

Detaylı

"Demiri demirle dövdüler; biri sıcak biri soğuktu, insanı insanla kırdılar; biri aç biri toktu."

Demiri demirle dövdüler; biri sıcak biri soğuktu, insanı insanla kırdılar; biri aç biri toktu. "Demiri demirle dövdüler; biri sıcak biri soğuktu, insanı insanla kırdılar; biri aç biri toktu." "Her yıl yapılan 'en iyi buğday' yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu.

Detaylı

Alem:Animalia(Hayvanlar) Şube:Chordata(Kordalılar) Sınıf:Mammalia(Memeliler) Alt Sınıf:Metatheria (Keseliler) Üst takım:australidelphia (Avustralya

Alem:Animalia(Hayvanlar) Şube:Chordata(Kordalılar) Sınıf:Mammalia(Memeliler) Alt Sınıf:Metatheria (Keseliler) Üst takım:australidelphia (Avustralya Alem:Animalia(Hayvanlar) Şube:Chordata(Kordalılar) Sınıf:Mammalia(Memeliler) Alt Sınıf:Metatheria (Keseliler) Üst takım:australidelphia (Avustralya keselileri) Takım:Dasyuromorphia(Yırtıcı keseliler) Familyalar:

Detaylı

ANALOG LABORATUARI İÇİN BAZI GEREKLİ BİLGİLER

ANALOG LABORATUARI İÇİN BAZI GEREKLİ BİLGİLER ANALOG LABORATUARI İÇİN BAZI GEREKLİ BİLGİLER Şekil-1: BREADBOARD Yukarıda, deneylerde kullandığımız breadboard un şekli görünmektedir. Bu board üzerinde harflerle isimlendirilen satırlar ve numaralarla

Detaylı

1990 Şubat ının soğuk bir gününde annem Milwauke deki St. Mary s Hastanesinden beni telefonla aradı.

1990 Şubat ının soğuk bir gününde annem Milwauke deki St. Mary s Hastanesinden beni telefonla aradı. Şifa Verme Yeteneği http://www.kosulsuz-sevgi.com/sevgi-oykuleri/sifa-verme-yetenegi-3/ [Lütuf Anları kitabından Neal Donald Walsh] Bill Tucker 1990 Şubat ının soğuk bir gününde annem Milwauke deki St.

Detaylı

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu.

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu. BASIN BÜLTENİ Selçuk Üniversitesi Akören Ali Rıza Ercan Meslek Yüksekokulunda 01.04.2015 tarihinde 100. Yılında Çanakkale yi Anlamak adlı konferans düzenlendi. Şehitlerimiz anısına yapılan saygı duruşu

Detaylı

YARIŞÇI Senaryo - Kemal ÇİPE

YARIŞÇI Senaryo - Kemal ÇİPE YARIŞÇI Senaryo - Kemal ÇİPE Hızla gelen bir ambulans görürüz. Sirenleri durmadan çalmaktadır. Hastanenin kapısından içeri girer. Hastane bahçesi / Dış Gün / 01-01 Hızla gelen bir ambulans. Sirenleri çalmaktadır.

Detaylı

BAŞINI BİRAZ DAHA YUKARI KALDIR

BAŞINI BİRAZ DAHA YUKARI KALDIR BAŞINI BİRAZ DAHA YUKARI KALDIR 1 Aralık 2008 de hilal şeklini almış ay ile Venüs yıldızı birbirlerine o kadar yaklaştılar ki, tam bir Türk Bayrağı görüntüsü oluştu. Ay ve Venüs ün bu hali bana hemen Üsküp

Detaylı

Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý.

Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý. Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý. Aðaçlar gördüm yeryüzü yaþýnda; Gölgesinde yaz uyur, kýþ uðuldar baþýnda.

Detaylı

Minti Monti. Kızak Keyfi. Kızak Bir Kış Eğlencesi KIŞIN SOKAK Yeni Yıl Kartı Hazırlayalım Kar Hakkında Neler Biliyorsun?

Minti Monti. Kızak Keyfi. Kızak Bir Kış Eğlencesi KIŞIN SOKAK Yeni Yıl Kartı Hazırlayalım Kar Hakkında Neler Biliyorsun? Minti Monti Çocuklar için eğlenceli poster dergi Ücretsizdir Kış 2014 Sayı:12 ISSN: 2146-281X Kızak Keyfi Kızak Bir Kış Eğlencesi KIŞIN SOKAK Yeni Yıl Kartı Hazırlayalım Kar Hakkında Neler Biliyorsun?

Detaylı

Bakmak ve dokunmak suretiyle şehvetle gelen meniden dolayı da gusletmek gerekir.

Bakmak ve dokunmak suretiyle şehvetle gelen meniden dolayı da gusletmek gerekir. Gasl, yıkamak demektir. Gusül ve iğtisal da, yıkanma anlamını taşır. Din deyiminde gusül: Bütün bedenin yıkanmasıdır, boy abdesti alınmasıdır. Buna taharet-i kübra (büyük temizlik) denir. Böyle bir temizliği

Detaylı

YILDIZLAR NASIL OLUŞUR?

YILDIZLAR NASIL OLUŞUR? Zeki Aslan YILDIZLAR NASIL OLUŞUR? Yıldız nedir sorusunu insanlık yüz binlerce belki de milyonlarca yıldır soruyordu? Fakat yıldızların fiziksel doğası ve yaşam çevrimleri ancak 1900 lü yıllardan sonra

Detaylı

Yemyeşil tepelerin eteklerinde uzanan Foça dan geçerken, antik çağın efsane denizcileri Foça lıları (Phokaia) anıyor Andersen ;

Yemyeşil tepelerin eteklerinde uzanan Foça dan geçerken, antik çağın efsane denizcileri Foça lıları (Phokaia) anıyor Andersen ; İzmir Körfezi ni, mis kokulu yeşil ormanları ve ebedi anıları geride bırakarak yelken açtık... Ünlü masalcı Hans Christian Andersen Bir Şairin Çarşısı ndan adlı anılarında İzmir den İst anbul a doğru yola

Detaylı

Stalin in Burnunu Kırmak

Stalin in Burnunu Kırmak Stalin in Burnunu Kırmak 1 2 Stalin in Burnunu Kırmak EUGENE YELCHIN Çeviri: Didem Bayındır Yenici 3 Stalİn İn Burnunu Kırmak Orijinal Adı: Breaking Stalin s Nose Yazan ve Resimleyen: Eugene Yelchin Genel

Detaylı

O s rada Profesör Atilla yo un bir çal ma sürdürmektedir. Kar laboratuarda görünce heyecanlan r. Ho geldin Aysima. derken bir patlama meydana gelir

O s rada Profesör Atilla yo un bir çal ma sürdürmektedir. Kar laboratuarda görünce heyecanlan r. Ho geldin Aysima. derken bir patlama meydana gelir Çukurova Üniversitesi nde genetik profesörü olarak çal makta olan Atilla Büyükay de ik canl lardan ald DNA( Dünya üzerindeki bütün canl lar n özelliklerini belirleyen, hücre çekirdeklerinde bulunan kromozomlar

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

Ahlak gelişimi; Ahlaki duygular; Ahlaki akıl yürütme; heteronom/bağımlı ahlak otonom ahlak

Ahlak gelişimi; Ahlaki duygular; Ahlaki akıl yürütme; heteronom/bağımlı ahlak otonom ahlak , Ahlak gelişimi; insanların diğer insanlarla ilişkilerinde ne yapması gerektiğine dair kurallar ve geleneklere dair duygular, düşünceler ve davranışların geliştirilmesini içerir. Önde gelene gelişim kuramları,

Detaylı

TRAF K. Haz rlayan:saim Almak

TRAF K. Haz rlayan:saim Almak KAZALARDA LK YARDIM Trafik Kazalarında İlk Yardım Trafik kazalarına kurban verdiğimiz yüzlerce kişiden pek azı olay yerinde yaşamını yitirmektedir. Yüzde 80 gibi korkunç orandaki kayıplar ise yaralının

Detaylı

Öncelikle mübarek KURBAN BAYRAMINIZ kutlu olsun.

Öncelikle mübarek KURBAN BAYRAMINIZ kutlu olsun. DEĞERLİ VELİLER Öncelikle mübarek KURBAN BAYRAMINIZ kutlu olsun. Bayram tatilinde verilen bu ödevlerin günlük olarak(üzerindeki tarihe göre) yaptırılmasını rica ediyorum. Ödevleri öğrendiğimiz konuların

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

Yanlış Anlaşılan Faizci

Yanlış Anlaşılan Faizci Yanlış Anlaşılan Faizci Aslam Effendi Başka bir gün Tota 1, faizci Sherzad ile karşılaştım. Bu herif hasta olmalı. Düşünsene, para ödünç vererek faiz temin ediyor. Din bu işi yasaklıyor ama yine de aramızda

Detaylı

KASIM AYI VELİ BÜLTENİ

KASIM AYI VELİ BÜLTENİ 2010-2011 KASIM AYI VELİ BÜLTENİ Kasım Ayı ndan herkese Merhaba Sonbahar Mevsimi nin kendisini iyice hissettirmeye başladığı dopdolu bir Ekim Ayı nı geride bıraktık. Kasım Ayı nda yepyeni öğrenmelerin,

Detaylı

STANDARD ŞUBAT 2010 DOĞA. Fotoğraflar: Eray ÇAĞLAYAN

STANDARD ŞUBAT 2010 DOĞA. Fotoğraflar: Eray ÇAĞLAYAN DOĞA Fotoğraflar: Eray ÇAĞLAYAN 100 Çoruh Vadisi: Suya Gömülecek Miras Eray ÇAĞLAYAN Doğa Derneği Bozayı Araştırma ve Koruma Projesi Sorumlusu Çoruh Vadisi, Türkiye deki 305 Önemli Doğa Alanı ndan bir

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

RENK DEDİKLERİ. Yağmur aralıklarla devam etti, sonunda dindi. Ve ben o anda bu muhteşem manzarayla karşı karşıya kaldım:

RENK DEDİKLERİ. Yağmur aralıklarla devam etti, sonunda dindi. Ve ben o anda bu muhteşem manzarayla karşı karşıya kaldım: RENK DEDİKLERİ Birkaç ay önce annem tutturdu Kaş a gidelim Kaş a gidelim diye, babam başta tamam gideriz bir ara diye annemi geçiştirdi ama sonra anladı ki bu iş böyle devam edemeyecek. Sonuçta bayram

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Ek 1. Fen Maddelerini Anlama Testi (FEMAT) Sevgili öğrenciler,

Ek 1. Fen Maddelerini Anlama Testi (FEMAT) Sevgili öğrenciler, Ek 1. Fen Maddelerini Anlama Testi (FEMAT) Sevgili öğrenciler, Bu araştırmada Fen Bilgisi sorularını anlama düzeyinizi belirlemek amaçlanmıştır. Bunun için hazırlanmış bu testte SBS de sorulmuş bazı sorular

Detaylı

KLASİK MANTIK (ARİSTO MANTIĞI)

KLASİK MANTIK (ARİSTO MANTIĞI) KLASİK MANTIK (ARİSTO MANTIĞI) A. KAVRAM Varlıkların zihindeki tasarımı kavram olarak ifade edilir. Ağaç, kuş, çiçek, insan tek tek varlıkların tasarımıyla ortaya çıkmış kavramlardır. Kavramlar genel olduklarından

Detaylı

hikâye mahalleye gelen yabancı NAHİT ERUZ

hikâye mahalleye gelen yabancı NAHİT ERUZ hikâye mahalleye gelen yabancı NAHİT ERUZ (MAHALLE BASKISI ÜZERİNE!..) Akşam üstü mahalleye bir haber yayıldı: Orospu Naciye Kaptan ın evine taşınmış! Kişiden kişiye ulaştı, evden eve dolaştı bu haber.

Detaylı

ı ı A A şey yapman gereken

ı ı A A şey yapman gereken D Ş ı ı R D A A yapman gereken şey SEV Yayıncılık Eğitim ve Ticaret A.Ş. Nuhkuyusu Cad., No. 197 Üsküdar İş Merkezi, Kat 3, 34664 Bağlarbaşı, Üsküdar, İstanbul Tel.: (0216) 474 23 43 Sertifika No. 12603

Detaylı

Dil ve Oyun. Günlük İşlerinizi Yaparken Konuşma ve Oynama

Dil ve Oyun. Günlük İşlerinizi Yaparken Konuşma ve Oynama Dil ve Oyun Günlük İşlerinizi Yaparken Konuşma ve Oynama Biliyor muydunuz? Günlük ev işlerinizi yaparken çocuğunuza konuşmak veya şarkı söylemek çocuğunuzun yeni kelimeler ve alışkanlıklar öğrenmesine

Detaylı

DERS 1. Ben de Varım! Farklılıkları Gözetmek. DÜZEY: 3. Sınıf

DERS 1. Ben de Varım! Farklılıkları Gözetmek. DÜZEY: 3. Sınıf DERS 1 Ben de Varım! Farklılıkları Gözetmek DÜZEY: 3. Sınıf Kazanımlar: 1. İnsanların benzer ve farklı fiziksel özellikleri ve buna bağlı olarak farklı ihtiyaçları olduğunu fark eder. 2. Engellilerin toplumsal

Detaylı

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler Endüstri Mühendisliğine Giriş Jane M. Fraser Bölüm 2 Sık sık duyacağınız büyük fikirler Bu kitabı okurken, büyük olasılıkla öğreneceğiniz şeylere hayret edecek ve varolan bilgileriniz ve belirli yeni becerilerle

Detaylı

M i m e d 2 0 1 0 ö ğ r e n c i p r o j e l e r i y a r ı ş m a s ı soru ve cevapları

M i m e d 2 0 1 0 ö ğ r e n c i p r o j e l e r i y a r ı ş m a s ı soru ve cevapları M i m e d 2 0 1 0 ö ğ r e n c i p r o j e l e r i y a r ı ş m a s ı soru ve cevapları S1: Erasmus kapsamında yapılan projelerle yarışamaya katılınabilir mi? C1: Erasmus kapsamında gidilen yurtdışı üniversitelerdeki

Detaylı

Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı. ALES / Đlkbahar / Sayısal II / 22 Nisan 2007. Matematik Soruları ve Çözümleri

Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı. ALES / Đlkbahar / Sayısal II / 22 Nisan 2007. Matematik Soruları ve Çözümleri Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı ALES / Đlkbahar / Sayısal II / Nisan 007 Matematik Soruları ve Çözümleri 1. 3,15 sayısının aşağıdaki sayılardan hangisiyle çarpımının sonucu bir tam

Detaylı

Firmadaki Mevcut Öğrenme Faaliyetleri 2.2. Aşama

Firmadaki Mevcut Öğrenme Faaliyetleri 2.2. Aşama DE/11/LLP-LDV/TOI 147 420 Firmadaki Mevcut Öğrenme Faaliyetleri 2.2. Aşama 1. Adınız: 2. İşletmenin Adı: 3. Tarih: Evet Hayır Bilmiyorum 1. Mevcut işinizde mesleki eğitim fırsatlarına erişebiliyor musunuz?

Detaylı

L A SA A M. Ahmet Mercan

L A SA A M. Ahmet Mercan MAS L A SA A T L A N N A M LA Ahmet Mercan A L B A R A K A T Ü R K Ç O C U K YAY I N L A R I ALBARAKA TÜRK YAYINLARI: 29 ÇOCUK K TAPLARI: 15 Derleyen : Ahmet Mercan Resimleyen : smail Özen Editör : Ekrem

Detaylı

Uyumayan Şehir. Uyumayan Şehir New York için artık bir slogan. Çoğu kişi gibi ben. de New York u izlediğim filmlerden tanıdım ve gerçekte filmlerdeki

Uyumayan Şehir. Uyumayan Şehir New York için artık bir slogan. Çoğu kişi gibi ben. de New York u izlediğim filmlerden tanıdım ve gerçekte filmlerdeki Yağmur Beril Dikmeci Uyumayan Şehir Uyumayan Şehir New York için artık bir slogan. Çoğu kişi gibi ben de New York u izlediğim filmlerden tanıdım ve gerçekte filmlerdeki kadar etkileyici mi diye kendi kendime

Detaylı

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler 1.Temel Kavramlar Abaküs Nedir... 7 Abaküsün Tarihçesi... 9 Abaküsün Faydaları... 12 Abaküsü Tanıyalım... 13 Abaküste Rakamların Gösterili i... 18 Abaküste Parmak Hareketlerinin Gösterili i... 19 2. lemler

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

YÜZEY ETKĐSĐNDE UÇUŞ

YÜZEY ETKĐSĐNDE UÇUŞ YÜZEY ETKĐSĐNDE UÇUŞ Gülkız Doğan Araş. Gör., ODTÜ, Havacılık Mühendisliği Bölümü Uçak pilotları inişe geçen uçağın yere değmeden az önce daha fazla alçalmak istemediğine, yoluna öylece devam etmek istediğine

Detaylı

YÜKSEK HIZLI DEMİRYOLU YOLCULUKLARININ ÖZELLİKLERİ

YÜKSEK HIZLI DEMİRYOLU YOLCULUKLARININ ÖZELLİKLERİ YÜKSEK HIZLI DEMİRYOLU YOLCULUKLARININ ÖZELLİKLERİ Hazırlayan: Doç.Dr. Hakan Güler Sakarya Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği Karlsruhe Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Almanya

Detaylı

Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir

Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Karaküçük: Devleti Yönetecek Güç

Detaylı

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ Savaş AYBERK, Bilge ALYÜZ*, Şenay ÇETİN Kocaeli Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü, Kocaeli *İletişim kurulacak yazar bilge.alyuz@kou.edu.tr, Tel: 262

Detaylı

Dünyada en mutlu insan evinde huzur olandır. Johann W. von Goethe

Dünyada en mutlu insan evinde huzur olandır. Johann W. von Goethe Dünyada en mutlu insan evinde huzur olandır. Johann W. von Goethe Kalite yıldıza benzer. Sadece çevresini aydınlatmakla kalmaz, doğru yolu da gösterir. İzlemekten bile keyif alırsın... Biz Artaş ız. Kurucumuz

Detaylı

DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 TÜRK MİTOLOJİSİNDE ÖNEMLİ RENKLER DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 RENKLER Türk mitolojisinde renklerin sembolik anlamları ilk olarak batılı Türkologların dikkatini çekmiş ve çalışmalarında bu hususa işaret etmişlerdir.

Detaylı

KON O U N ŞMA M ZEVKĐ K peuters&kleuters@2008

KON O U N ŞMA M ZEVKĐ K peuters&kleuters@2008 KONUŞMA ZEVKĐ peuters&kleuters@2008 1. Konuşma zevki Çocuklar konuşmayı dili işiterek ve taklit ederek öğrenirler. Çocuklar konuşmayı tekrarlayarak öğrenirler. Çocuklar konuşmayı günlük uğraşları arasında

Detaylı

Koyun et, süt, yapağı, deri ve gübreleri ile insanlara ekonomik güç veren önemli bir hayvandır.

Koyun et, süt, yapağı, deri ve gübreleri ile insanlara ekonomik güç veren önemli bir hayvandır. Koyun et, süt, yapağı, deri ve gübreleri ile insanlara ekonomik güç veren önemli bir hayvandır. Hem çiftçi hem de ülke ekonomisini kalkındırmak için koyunculuğun yaygınlaştırılması gereklidir. Ama bakım

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI ANTALYA SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK YATIRIMLARI

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI ANTALYA SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK YATIRIMLARI T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI ANTALYA SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK YATIRIMLARI 2014 ANTALYA SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK YATIRIMLARI 2014 EDİTÖRLER Dr.Ünal HÜLÜR Turgut ALTUN Fatma İPEK Sibel ŞANLI İl Sağlık Müdürü Sağlık

Detaylı

3- Kayan Filament Teorisi

3- Kayan Filament Teorisi 3- Kayan Filament Teorisi Madde 1. Giriş Bir kas hücresi kasıldığı zaman, ince filamentler kalınların üzerinden kayar ve sarkomer kısalır. Madde 2. Amaçlar İnce ve kalın filamentlerin moleküler yapı ve

Detaylı

TEDAŞ Dışında Bir Elektrik Tedarikçisinden Elektrik Almak İçin Hangi Koşullar Gerekmektedir?

TEDAŞ Dışında Bir Elektrik Tedarikçisinden Elektrik Almak İçin Hangi Koşullar Gerekmektedir? Sık Sorulan Sorular? TEDAŞ Dışında Bir Elektrik Tedarikçisinden Elektrik Almak İçin Hangi Koşullar Gerekmektedir? TEDAŞ dışında elektrik alabilmeniz için Elektrik Piyasası Düzenleme Kurulu'nun belirlediği

Detaylı

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Enerji ve Kalkınma Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Kırılma Noktası Dünyanın gerçeklerini kırılma noktalarında daha iyi kavrıyoruz. Peşpeşe gelen, birbirine benzer damlaların bir tanesi bardağın

Detaylı

Türkiye`nin yeni ve genç caz festivali Bursa Nilüfer Uluslararası Caz Tatili Festivali`nden ilk notlar Burak Sülünbaz`ın kaleminden yayında.

Türkiye`nin yeni ve genç caz festivali Bursa Nilüfer Uluslararası Caz Tatili Festivali`nden ilk notlar Burak Sülünbaz`ın kaleminden yayında. Cazkolik.com "Jazz"lı Gündem Jazzlı Gündem Türkiye idealist, heyecanlı ve pırıl pırıl insanlardan oluşan bir ekibin hazırladığı yeni bir caz festivali kazandı. Burak Sülünbaz Cazkolik için izledi ve yazdı.

Detaylı

TÜRKİYE DE HASTANEDE YATAN HASTALARIN AKILCI İLAÇ KULLANIMINA YÖNELİK BİLGİ VE DAVRANIŞLARINI DEĞERLENDİRME ÇALIŞMASI

TÜRKİYE DE HASTANEDE YATAN HASTALARIN AKILCI İLAÇ KULLANIMINA YÖNELİK BİLGİ VE DAVRANIŞLARINI DEĞERLENDİRME ÇALIŞMASI TÜRKİYE DE HASTANEDE YATAN HASTALARIN AKILCI İLAÇ KULLANIMINA YÖNELİK BİLGİ VE DAVRANIŞLARINI DEĞERLENDİRME ÇALIŞMASI Sayın İlgili; Bu anket çalışması, akılcı ilaç kullanımı konusunda mevcut durumun değerlendirilmesi

Detaylı

HAREKET PROBLEMLERİ Test -1

HAREKET PROBLEMLERİ Test -1 HREKET PROLEMLERİ Test -. ir araç saatte 60 km hızla saatte kaç km yol alabilir? ) 560 ) 80 ) 0 60 00 5. ir araç şehrinden şehrine saatte 60 km hızla 0 dakikada gidiyor. una göre, ile şehirleri arasındaki

Detaylı

KARADENİZ BÖLGESİ NDE BEŞİK / BEŞİK YAPIMI

KARADENİZ BÖLGESİ NDE BEŞİK / BEŞİK YAPIMI KARADENİZ BÖLGESİ NDE BEŞİK / BEŞİK YAPIMI Giriş: Prof. Dr. Necati DEMİR Beşik, Türkçe bir kelime olup: Süt çocuklarını yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta ve demirden yapılmış sallanır bir

Detaylı

BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu

BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu BİYOEŞDEĞERLİK ÇALIŞMALARINDA KLİNİK PROBLEMLERİN BİR KAÇ ÖZEL OLGUYLA KISA DEĞERLENDİRİLMESİ Prof.Dr.Aydin Erenmemişoğlu 3.Klinik Farmakoloji Sempozyumu-TRABZON 24.10.2007 Klinik ilaç araştırmalarına

Detaylı

Puslu Manzaralar. Yazar Volkan DURMAZ Cuma, 16 Ağustos 2013 09:35 - Son Güncelleme Cuma, 16 Ağustos 2013 09:44 1 / 9

Puslu Manzaralar. Yazar Volkan DURMAZ Cuma, 16 Ağustos 2013 09:35 - Son Güncelleme Cuma, 16 Ağustos 2013 09:44 1 / 9 1 / 9 2 / 9 "Ağır ağır hiçliğe giden bir salyangozum." Yazar: Volkan Durmaz Yunan Yönetmen Theo Angelopoulos un 1988 yapımı filmi Landscape in the Mist-Puslu Manzaralar [1], belirsizlik içerisinde beliren

Detaylı

Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI

Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2015-1-69 (Önaraştırma) Karar Sayısı : 16-02/30-9 Karar Tarihi : 14.01.2016 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan Üyeler : Prof. Dr. Ömer

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI 2015-2016 5. SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 1 2015-2016 5. SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 1 FEN BİLİMLERİ Adı ve Soyadı :... Sınıfı :... Öğrenci Numarası :... SORU SAYISI : 20 SINAV

Detaylı

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Ekim 14, 2011-2:43:35 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, ''Bedensel, işitme ve görme özürlüler kendi içinde sınava tabi tutulacak. 2012 yılının ilk çeyreğinde

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

BNCH-01 AĞIRLIK SEHPASI KULLANMA KILAVUZU

BNCH-01 AĞIRLIK SEHPASI KULLANMA KILAVUZU BNCH-01 AĞIRLIK SEHPASI KULLANMA KILAVUZU AYRINTILI DİAGRAM PARÇA LİSTESİ PARÇA NO. AÇIKLAMA ADET 1 Ağırlık koltuk profili-sağ 1 2 Ağırlık koltuk profili-sol 1 3 Destek barı 1 4 Ana ayak 1 5 Orta destek

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Hürriyet Yaşar ÖNCE BEN ONU ÖLDÜRDÜM

Hürriyet Yaşar ÖNCE BEN ONU ÖLDÜRDÜM 1 2 Hürriyet Yaşar ÖNCE BEN ONU ÖLDÜRDÜM 3 Can Yayýnlarý: 1813 Türk Edebiyatı: 532 Hürriyet Yaşar, 2009 Can Sa nat Yayýnlarý Ltd. Þti., 2009 1. basým: Mart 2009 Yayýna Hazýrlayan: Faruk Duman Kapak Tasarýmý:

Detaylı

İşletme Gelişimi Atölye Soruları

İşletme Gelişimi Atölye Soruları İşletme Gelişimi Atölye Soruları Şemsettin Akçay Satış Pazarlama ve İnovasyon Mühendisi İşletmenizi Başarıya Götüren 50 Soru! Bir gün küçük kızımız Lara (o zaman 3.5 yaşındaydı): Baba deniz gölgesi nedir,

Detaylı

Başkan Acar Bursa da Sosyal Güvenlik Reformunu Anlattı

Başkan Acar Bursa da Sosyal Güvenlik Reformunu Anlattı Başkan Acar Bursa da Sosyal Güvenlik Reformunu Anlattı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANI FATİH ACAR: - 2008 YILINDA SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TEMELLERİ ATILDI - İLAÇ VE TIBBİ MALZEME KONUSUNDA

Detaylı

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ SAYI : BİR 7-11 MAYIS 2009 ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ Ben siyasi hayatım ve ülke sevdamla ilgili olarak tüm Türkiye yi memleketim bilirim ancak Çemişgezek benim doğup, büyüdüğüm yer. Elazığ Valisi Muammer

Detaylı

Tasarım Raporu. Grup İsmi. Yasemin ÇALIK, Fatih KAÇAK. Kısa Özet

Tasarım Raporu. Grup İsmi. Yasemin ÇALIK, Fatih KAÇAK. Kısa Özet Tasarım Raporu Grup İsmi Yasemin ÇALIK, Fatih KAÇAK Kısa Özet Tasarım raporumuzda öncelikle amacımızı belirledik. Otomasyonumuzun ana taslağını nasıl oluşturduğumuzu ve bu süreçte neler yaptığımıza karar

Detaylı

BEN MUSTAFA KEMAL'İM. Unutun tüm dediklerimi Yıkın diktiğiniz heykellerimi..

BEN MUSTAFA KEMAL'İM. Unutun tüm dediklerimi Yıkın diktiğiniz heykellerimi.. BEN MUSTAFA KEMAL'İM Ben Mustafa Kemal'im, Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim, Hala en hakiki mürşit değilse ilim, Kurusun damağım dilim, Özür dilerim, Özgürlük hala En yüce değer Değilse eğer, Prangalı

Detaylı

BİR KARDELEN MASALI...

BİR KARDELEN MASALI... BİR KARDELEN MASALI... Bir varmış bir yokmuş, uzak ülkelerin birinde, dağların doruklarında güzeller güzeli Dağ Fulyası yaşarmış. Baharın ilk belirtileriyle uzun kar uykusundan uyanır, güneş sıcaklığını

Detaylı

REKABETÇİLİK VE TÜRKİYE. Ali AKURGAL

REKABETÇİLİK VE TÜRKİYE. Ali AKURGAL REKABETÇİLİK VE TÜRKİYE Ali AKURGAL Cumhuriyetin 100. yılına giderken kendimize yer arıyoruz. Varlığımızı sürdürebilmek için bulunduğumuz alanda sağa sola dirsek ve tekme atarak kendimize yer açmaya çalışıyoruz.

Detaylı

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Gelişim psikolojisi, bireylerin yaşam boyunca geçirdiği bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal

Detaylı