Sürdürülebilir Tatlı Su Ekosistemleri

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Sürdürülebilir Tatlı Su Ekosistemleri"

Transkript

1 Sürdürülebilir Tatlı Su Ekosistemleri Janet N. Abramovitz 1880'de, yani Washington topraklarının ABD'nin bir parçası haline gelmesinden on yıl önce, bölgenin en önemli ırmağı olan Columbia'da ton som balığı ve çelikbaş alabalığı yakalanmıştı. Yüz yıl sonra bu rakam, 50 tona düştü. Bir zamanlar yılda 14 milyon som yumurta dökmek için, kendilerinin de doğum yeri olan bu ırmağa geri dönerdi; ama ırmağa dönen som sayısı 1992'de 1,1 milyona düşmüştü ve bunların çoğu da, balık çiftliklerinde üretilmiş balıklardı. Idaho'da, bölgenin beş Pasifik somu türünden birinin -coho- soyu 1986'da tükendi. Pasifik Okyanusu'ndan başlayıp, Columbia ve Snake Irmakları üzerinden Idaho'daki Redfish Gölü'ne uzanan yolculuğu 1994'te yalnızca 400 güz kral somu ve Idaho Valisi Cecil Andrus'un "Yalnız Larry" adım taktığı tek bir kızıl som tamamlayabildi. Pasifik Kuzeybatı bölgesinde yaşamayanlara bu kısa tarihçe, uzak ve kendine özgü sorunları olan yerlerden arada bir gelen rahatsız edici ama pek de yaygın olmayan çevre felaketi haberlerinden biri gibi görünebilir. Oysa Columbia Irmağı havzasında olanlar, gezegendeki diğer tatlı su sistemlerinde de yaşanıyor -Mississippi Irmağı'nda, Mekong'da, Erie Gölü'nde, Baykal Gölü'nde ve tüm kıtalardaki binlerce adsız akarsu ve derede. Örneklerin ayrıntıları farklı ve yaşanan trajediler pek duyulmamış olabilir, ama nedenleri -ve insan ekonomileriyle yeryüzünün ekolojik istikrarı üzerindeki etkileri- genelde hep aynı. Dünyanın her yerindeki tatlı su çevrelerinin hassas durumlarından haberdar olan insan sayışı çok az. Biyolojik aktif olarak tatlı su sistemleri hem büyük bir değer taşıyor, hem de büyük tehlikelerle karşılaşıyorlar. Öncelikle, tüm hayvan türlerinin -bilinen balık türlerinin % 41'i de dahil olmak üzere- % 12'si yeryüzünün, tatlı su olarak bilinen %1'lik yüzeyinde yaşıyor (Dünyadaki su hacminin % 1'inin yüzde birinden daha az bir miktarı, tatlı su). Son yıllarda tüm tatlı su balığı türlerinin en azından beşte birinin soyu tükendi, ya da tükenme tehdidi altına girdi. Kimi bölgelerde, tüm bir tatlı su direyinin yok olduğu görüldü. Pasifik somunun trajedisi benzersiz bir örnek değil. Dünyanın her yerinde tatlı su türlerinin sayısında çarpıcı azalmalar görülüyor. Doğal Yaşamı Koruma Örgütü'nün bildirdiğine göre, en ayrıntılı olarak incelenen kıta olan Kuzey Amerika'da deniz böceklerinin % 65'i, balıkların % 36'sı ve iki yaşamlıların % 35'i ya tehdit altında, ya da -kimi örneklerde- şimdiden yok olmuş durumda (Bkz. Şekil 4-1). Kara hayvanlarınm trajedisi ise daha iyi biliniyor: Memelilerin % 17'sinin ve kuşların % 11'inin ya soyları tükenmiş, ya da tehdit altındalar. Bu yüksek yok olma ya da soyunun tehlikeye girmesi düzeyi geçmiş sorunların eseri değil; günümüzde de görülüyor ve örnekleri giderek artıyor. Kuzey Amerika'da yalnızca son on yılda on balık türü yok oldu. 1

2 Yüzde Tehdit Altında Yok Oldu/ Muhtemelen Yok Olmuş Kaynak: Doğal Yaşamı Koruma Örgütü, Doğal Miras Programları Ağı ve Koruma Merkezleri Kuşlar Memeliler Sürüngenler Bitkiler İkiyaşamlılar Tatlısu Balıkları Şekil 4.1. Kuzey Amerika da Soyu Tükenmiş ya da Tehdit Altındaki Türler, 1995 Deniz Böcekleri Hem kara hem de su türlerinde soylarının tükenmesi hızlarının tüm doğal tükenme hızlarını aşması, yok olan veya tehdit altına giren tür sayısından çok daha önemli bir gerçek. Dr. Stuart Pimm ve çalışma arkadaşlarının Science dergisinde yayınladıkları yeni hesaplamaları, son zamanlardaki yok olma hızlarının, insanların ortaya çıkmasından öncekine göre kat daha yüksek olduğunu gösteriyor. Şu anda tehdit altında olan türlerin önümüzdeki yüzyılda yok olmaları durumunda bu hız, insanlık öncesi dönem düzeyine göre kat hızlanmaya devam edecek. Günümüzde, Smithsonian Institution'dan biyolog Jonathan Coddington'ın "biyoçeşitlilik bütçe açığı" dediği bir durumu yaşıyoruz: Türleri ve ekosistemleri, doğanın yenilerini yaratma hızından daha büyük bir hızla yok ediyoruz. Böyle bir gidişatı uzun vadede sürdürmek, giderek büyüyen bir bütçe açığıyla baş etmekten çok daha zor -yok olan bir şey, asla geri gelmez. TATLI SU SISTEMLERININ KARŞILAŞTIĞI TEHDITLER Dünyanın her yerinde tatlı su sistemlerinin bütünlüğü ve canlıları, insan faaliyetlerinin ve insanlarla etkileşimin tehdidi altında (Bkz. Tablo 4-1). Bu tehditler arasında habitat bozulması ve parçalanması, su rekabeti, yerli olmayan türlerin getirilmesi, kirlilik, ticari istismar ve iklim değişimi yer alıyor. Tatlı su direyinde yaşanan kayıpların çoğu, pek çok faktörün birlikte gösterdikleri etkiden kaynaklanır. Amerikan Balık Yatakları Birliği'nin Kuzey Amerika üzerinde yaptığı "bir araştırma, kayıpların % 93'ünde fiziksel habitattaki değişikliklerin etkili olduğunu gösteriyor. ABD'de, toplam 5,1 milyon kilometreyi bulan ırmak ve akarsuların yalnızca % 2'sinin geliştirimden geçmemiş olarak serbest akışlarını sürdürdükleri göz önüne alınırsa, bu hiç de şaşırtıcı değil. ABD iç sularının % 85'i yapay kontrol altında ve ülkenin eski sulak alanlarının (Alaska hariç) en azından yansı kurumuş durumda. 1780'ler ile 1980'ler arasındaki 200 yıl boyunca her saat başı ortalama 24 hektardan fazla sulak alan yitirildi. Tatlısu Midyeleri 2

3 Tablo 4-1. Tatlı Su Balıkları: Bazı Bölgelerde Şu Andaki Durum ve Tehditler Bilinen Tatlı Su Yok Olmuş Tehlike Bölge Balık Türleri Altındaki Başlıca Tehditler (sayı) ( %) Küresel Amazon Irmağı bilinmiyor bilinmiyor Habitat Bozulması Asya bilinmiyor bilinmiyor Habitat Bozulması Kuzey Amerika Habitat Bozulması Sonradan getirilen türler Meksika Su rekabeti; kirlilik (kıraç alanlar) Avrupa 193 bilinmiyor 42 Habitat Bozulması; Kirlilik Güney Afrika 94 bilinmiyor 63 Habitat Bozulması; Su rekabeti; kirlilik Victoria Gölü Sonradan getirilen türler Ağaç kesimi, madencilik, otlakçılık, tarım, sanayileşme ve kentleşme, kara ve su habitatlarını, yaşamı destekleme ya da ekosisteme katkıda bulunma kapasitelerini azaltacak şekilde değiştirir. Bu tür faaliyetler erozyon ve tortulanmaya, su kenarı bitkilerinin yok olmasına, su akışında ve sıcaklığında değişimlere yol açar. Bunlar da, üreme biyolojisi ve su organizmalarının hayatta kalma şansları üzerinde büyük bir etki yaratır. Su sistemleri, varlıklarının temeli olan su için insanlarla giderek daha çok rekabet etmek durumunda kalıyorlar. Tüm dünyada ırmaklardan o kadar çok su çekiliyor ki, daha denize ulaşamadan kuruyup kalıyorlar. Ama habitat bozulması yalnızca fiziksel değişimlerden ibaret değil. Sanayi ve kent atıkları kimyasal kirlilik ve lağım pisliği yaratıyor. Çiftliklerden ve evlerden sızan zararlı ve bitki zehirleri sulara giriyor. Bu kirlilik kaynakları suya ayrıca, su yaşamı için gerekli çözülmüş oksijeni tüketen istenmedik bitki ve alglerin gelişimini teşvik eden aşırı organik madde ve besleyiciler (sözgelimi nitrojen ve fosfat), üreme habitatını kaplayan ve balıklarla midyelerin solungaçlarını tıkayan tortu ve çökeltiler, kriptosporidium gibi, insanlara ve su yaşamına zararlı, hastalık taşıyıcısı patojenler getiriyorlar Tatlı su balıklarının yok olmasındaki en etkili ikinci faktör, sonradan getirilen yabancı ya da egzotik türler. AFS yok olma vakalarının % 68 inde bu durumun etkili olduğunu belirtiyor. Yabancı türler yerli balık türlerini avlayabiliyor, besin ve üreme alanı için onlarla rekabete girebiliyor ve ortama yeni hastalıklar getirebiliyorlar. Yabancı türün yerli bir türle çiftleşmesi sonucunda oluşan melezler, farklı bir organizma olarak yerli türün yok olmasına yol açabiliyorlar. Yabancılar ayrıca, ekosistemdeki gerilemeyi gözlerden saklayabiliyorlar; spor amaçlı avlanma için sonradan getirilmiş yabancı türler aslında, balık yataklarında görülen bir göz boyaması. Bir ırmak ya da gölde bol bol balık gören insanlar, bunun o sulara yabancı bir tür olduğunu anlayamıyorlar. Bu türlerin çoğu balık üretme çiftliklerinden salıveriliyor ya da su kültürü işletmelerinden kaçıyorlar (Bkz 6. Bolüm) ve bazıları da su yollarına, eğlence amacıyla balık avlayan ve akarsularda balık stoku yapan avcılar ya da evlerindeki akvaryumları temizleyen kişiler tarafından atılıyorlar. Kuzey Amerika'da 400'den fazla balık türü, kendi doğal sistemlerinden başka sistemlere sokuldu. Bunlardan, %40'ı Amerika kıtasına bile yabancı olmak üzere, 140'ı yeni ortamlarında tutunmayı başardı. Doğuda kimi 3

4 eyaletlerde, balık türlerinin % 5-10'unu yabancı türlerin oluşturduğu görülebiliyor. Kıtanın batı bölümünde ise yabancı türler tüm türlerin yarıdan fazlasını oluşturuyor. Amazon Irmağı örneği, bu tür bir dizi etkenin bileşimini yansıtıyor ve bu konuda ne kadar az şey bilindiğini gösteriyor. Amazon havzası geniş tropik yağmur ormanları ve yerli halklarıyla ünlüdür. Ama ırmağa ve hem ormanları hem de insanları barındırıp besleyen tatlı su ekosistemlerine yeterince ilgi gösterilmemiştir. Atlantik Okyanusu'na akan Amazon Irmağı 6500 kilometrelik uzunluğuyla, okyanuslara akan tatlı su miktarının beşte birini taşımaktadır Irmak kıyısından itibaren 20 kilometre içindeki orman bölümü yılın yarısı boyunca metrelerce su altında kalır. Su altındaki ormanlar, 5 milyon kilometrekarelik Amazon yağmur ormanının en az kilometresini oluşturmaktadır. Bu geniş alan kesinlikle tekdüze değildir. Ormanın su altında kalan bölümünde benzersiz bir bitey ve dikey görülmektedir. Bazı balık türleri yalnızca altı aylık taşkın dönemi içinde beslenir ve yılın geri kalan kısmını yağ birikimleri sayesinde geçirirler. En fazla balık türü barındıran ırmak olan Amazon'da 3000'den fazla tür yaşıyor. Bunların arasında en ilginçleri, su altındaki ormanı meyve ve tohumlu besin kaynağı olarak kullanan, 200'ü aşkın türdür. Orman, tohumların dağılması için balıklara ve insanlar da hem balıklara, hem ormana ihtiyaç duyarlar. Havzada her yıl yakalanan ton balığın büyük bölümü, beslenmek ve yerel pazarlarda satmak amaçlarıyla balık avlayan küçük balıkçılar tarafından yakalanmaktadır. Bölgede, Amazon Irmak sisteminin bütünlüğünü tehdit eden pek çok faaliyet görülüyor. Başka bölgelerde olduğu gibi burada da asıl tehdit, ağaç kesimi, madencilik, baraj yapımı ve taşkın ovasının tarım ve hayvancılıkta kullanılmak üzere dönüştürülmesi sonucunda su hattında yaşanan bozulma. Amazon'un alt kısmındaki taşkın ormanlarının yalnızca % 15-20'si hala ayakta. 30 kilogramlık "tambaqui" gibi kimi popüler balık türlerini bulmak şimdiden çok zor. Amazon ekolojisi konusunda uzman olan biyolog Michael Goulding'e göre, Brezilya'nın tropik yağmur ormanlarındaki ormansızlaşma hızının "taşkın ovalarına yönlendirilmesi durumunda, ki hayvancılık faaliyetleri bunun olacağını düşündürüyor, önümüzdeki on yıl içinde taşkın ormanları tamamen yok olacak. Taşkın ormanlarının yok olması, Amazon'daki biyoçeşitliliğin karşısındaki en önemli tehdit olabilir. Bu insanlık tarihinde bilinen en büyük tatlı su balığı kaybına; temel bir hayvan proteini kaynağı [olan balık] kaybına neden olabilir." Diğer büyük ve tahribata uğramış tatlı su sistemlerinde yaşananlar da, su hatlarını bozmanın, ırmakları düzenleme altına alıp yapılandırmanın, suları kirletmenin ve yabancı türler getirmenin, genellikle önceden görülemeyen ve geriye dönüşü olanaksız sonuçlara yol açabileceğini kanıtlıyor. Bu örnekler ayrıca, bireysel eylemlerin toplam etkilerinin ağır bedeller getirebileceğini gösteriyor. Bu tür değişimler bir bölgenin ekolojik, kültürel ve ekonomik iyiliği üzerinde geniş kapsamlı ve uzun vadeli etkiler yaratabiliyor. Balıkların ve diğer su organizmalarının durumları, bu iyiliğin mükemmel göstergeleridir. IRMAKLARI YAPILANDIRARAK, GELECEĞİ YIKIYORUZ Barajlar, doğal ve politik manzaraların en önemli unsurlarından biri haline geldiler. Günümüzde tüm dünyada 'den fazla büyük ve sayısız küçük baraj var. Büyük barajların yarıdan fazlası, yeni baraj inşaatı konusunda dünya liderliğim elinde tutan Çin'de bulunuyor. Bu barajların arasında, Yang-Çe Irmağı üzerinde yapılması planlanan ve büyük tartışmalara yol açan iç Vadi Barajı da yer alıyor. Barajlar, değişim sembolü ve değişim başlatıcısı olarak görülebilirler. Ama yol açtıkları sorunlar, rezervuarlarındaki sulardan bile daha derin olabilir. 4

5 Kuzey Amerika'daki, uzun bir hidrogüç barajı inşaatı tarihçesi olan Columbia-Snake Irmağı havzasında bu sorunlar yüzeye çıkıyor. Alışılmadık yaşam çevrimi nedeniyle som, bu bölgedeki ırmak ve ormanların sağlığı konusunda önemli bir göstergedir. Som, balık türlerinin, hem tuzlu hem de tatlı suda yaşayabilen % 1'lik bölümü içinde yer almaktadır. Som, yumurtadan akarsu ya da ırmaklarda çıkar ve sonra, okyanusa doğru yola koyulur. Birkaç yıl sonra, çiftleşmek için tatlı sulara döner ve genellikle bu sularda ölür. Som, karayla deniz arasında sembolik bir bağlantı işlevi üstlenmekten öte, öldüğünde uzak karalardaki kara ve su organizmalarına besin sağlaması nedeniyle, önemli bir besin bağlantısı da oluşturmaktadır. Bir som yumurtasının döllenme ve üreme kapasitesine sahip bir balığa dönüşme şansı en iyi şartlarda bile yalnızca 'de birdir. Çok çeşitli habitat ve şartlardan geçmeleri, binlerce kilometrelik uzaklıkları aşmaları nedeniyle bu balıklar, hem doğanın hem de insanlığın yarattığı çeşitli etkilere karşı hassastırlar. Columbia ile en önemli kolu olan Snake Irmağı'nın kilometreyi bulan akarsu ve ırmakları bir zamanlar, som habitatıydı. ABD'nin yedi batı eyaletinde ve Kanada'nın İngiliz Kolumbiyası eyaletinde su hattı, kilometrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Bu alanda, somun gerilemesinde etkili olan dört gücün -hidrogüç, habitat, balık üretme çiftlikleri ve balıkçılık- ulaşmadığı tek bir bölge bile yoktur. Günümüzde Pasifik somunun karşısındaki en büyük engel, Columbia-Snake Irmağı havzasında yer alan 58 hidrogüç barajı ve 78 çok amaçlı barajdır. Bu barajların büyük bölümü, yıl önceki hidroelektrik furyası sırasında inşa edilmişti. Barajlar, ırmakların sıcaklık ve akış düzenlerini değiştiriyor, balıklar gibi göçmen türlerle, taşkın ovalarını ve en sonunda denizi besleyen tortuların, besleyicilerin ve suların önünde engel oluşturuyorlar. Genç bir somun okyanus yolculuğu eskiden iki hafta sürerdi; bu süre günümüzde iki aya çıkmış durumda. Bölgede insan faaliyetleri nedeniyle görülen som ölümlerinin % 99'unun nedeninin habitat değişiklikleri -özellikle de baraj ve rezervuarlar- olduğu tahmin ediliyor. Geriye kalan balıkların büyük bir bölümü de kesinlikle doğal olmayan bir yoldan geçmek zorunda kalıyorlar: Barajların etrafından kamyon ya da mavnalarla taşınıyorlar kilometrelik ırmağın günümüzde ancak % 71'lik bir kısmı, baraj ya da rezervuarların engellemesiyle karşılaşmadan serbest akışını sürdürebiliyor. Som, yolculuğu sırasında başka büyük engellerle de karşılaşıyor. Ağaç kesimi, otlakçılık, tarım için ırmaklardan su çekilmesi, tarımdan sızan sular ve sulak alanların başka kullanımlara dönüştürülmesi, Pasifik Kuzeybatı bölgesindeki tatlı su habitatlarında büyük bir bozulma yaşanmasına neden oluyor. Bölgenin eski geniş ormanlarının neredeyse % 90'ı ağaç kesimi sonunda yok oldu. Ağaç kesiminin neden olduğu tortulaşma ve su sıcaklığı artışının, kesim operasyonları sona erdikten yıllar sonra bile akarsuların somun yaşamasına uygun hale gelememesine yol açması yüzünden, bölgede baraj siz akarsularda bile som nüfuslarında büyük düşüşler yaşanıyor. Habitat kaybı öylesine ciddi bir soruna dönüştü ki, ABD Soyu Tehdit Altında Türler Yasası'nda "coho" somu tehdit altında bir tür olarak gösterildi. Kanada sınırında aşırı balıkçılık, ormancılık ve madenciliğin Fraser ve Skeena gibi barajsız büyük ırmaklarda yarattığı etkiler, som sayısının eski nüfuslarının % 20'sinden daha azma düşmesine yol açtı. Tarımın, dünya su kullanımındaki zaten büyük olan payında hiçbir azalma görülmemesi nedeniyle, tarım amacıyla ırmaklardan su çekilmesinin yarattığı ciddi etkilerin sürmesi bekleniyor (Bkz. 3. ve 5. bölümler). Üstelik, yok olan türler, som gibi göçmen türlerle kısıtlı 5

6 değil. Tüm yaşamlarım tek bir yerde geçiren pek çok tür -"yerleşik türler"- de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Su türlerinin yok olmalarının tek nedeni, etki altındaki türlerin sayılarının azalması değil. Tahribatın çoğu tür düzeyinin altında, belirli "soyların" tükenmesiyle gerçekleşiyor. Aralarında somun da bulunduğu pek çok tür, kendi yerel ortamlarına uyarlanmış farklı gruplardan oluşuyor. Ortama uyumu geliştiren bu özellikler yumurta dökme yeri ve zamanı ya da göç yolları gibi faktörleri belirleyebiliyor. Balık yatağı biyologları bu genetik olarak farklı soyları, koruma ve rehabilitasyonun temel taşları olarak görüyorlar. Ama ne yazık ki Pasifik Kuzeybatı'da soylarda ciddi oranlarda tükenme görülüyor. Alanının % 55'inde yok olan cohonun sayısı % 30 oranında azalıyor ve alanının ancak % 7'sinde gerileme içinde olmadığı görülüyor. Alanlarının % 63'ünde soyu tükenmiş olan bahar ve yaz kral somları yalnızca % 6 lık bir alanda gerileme içinde değiller. Amerikan Balık Yatakları Birliği'nin Pasifik Kuzeybatı'daki göçmen balıklar hakkındaki bir araştırması, 214 yerli ve doğal yumurtlamayla oluşmuş soyun ciddi bir tehdit altında olduğunu gösterdi. Yaklaşık eski soydan yalnızca 100'ü az ya da çok sağlıklı olarak görülüyor. Bu türlerin neredeyse tamamı, süregiden habitat bozulmasının yarattığı tehditle karşı karşıya. Ama Tehdit Altındaki Türler Yasası, yalnızca dört som soyuna resmi koruma sağlıyor. Pasifik Kuzeybatı'da çiftliklerde yetiştirilmiş balıklar, pek çok yerli soyun yok olmanın sınırına gelmesine neden olmaktan öte, vahşi somların sayısındaki azalmanın fark edilmesini ve önlem alınmasını engelledi. Doğal balık nüfuslarının yok olmasına standart bir tepki olarak çiftlik balıklarının bırakılması sulara yeni hastalıklar, yeni rekabet ve hem daha küçük, hem de ortama daha az uygun balıkları getirdi. Soylar arası birleşme sonucu, yaban balıkların genetik tabanını zayıflattı. Columbia Irmağı'nın şu anda çiftlik balıklarıyla dolu olması, Ulusal Deniz Balık Yatakları Servisi'nin coho somunu Washington eyaletindeki soyu tehlikede türler arasına almamasına yol açtı; çünkü soylar arası birleşme, bu balığın farklı bir organizma olarak yeniden geri dönme şansını yok etmişti. Somlar okyanus akımları ve sıcaklıkları, yağış miktarı gibi etkenler nedeniyle doğal varyasyonlar geçiriyorlar. Ama sayılarındaki, insanların yol açtığı azalmalar, bu türün doğal güçlere karşı esnekliğini yok ediyor. Som sayısındaki azalma balıkçılık ve ormancılık endüstrileri, koruma ve çıkar grupları ile ABD ve Kanada arasında çeşitli çekişmelere neden oluyor. Bölgedeki iş olanaklarını ve gelir düzeyini etkiliyor. Bölgede bir zamanlar bol bol bulunan bu tür için şimdi, avlanma yasağı var. Bu ayrıca, somun kültürlerinin ve anlaşmayla saptanan haklarının ayrılmaz bir parçası olduğu Yerli Amerikan Kızılderili kabileleri için de büyük bir kayıp oldu. Ağaç kesintinin yol açtığı tortulaşma ve su sıcaklığı artışı, akarsuların, kesim, operasyonları sona erdikten yıllar sonra bile somun yaşamasına uygun halde gelememesine yol açıyor. Ama gelecek için bazı iyi işaretler de var. Bölgesel hidrogüç taleplerini doğal yaşamı ve balık yataklarını koruma ve geliştirme gereksinimiyle dengelemek amacıyla 1980'de, Kuzeybatı Güç Planlama Konseyi kuruldu. Baraj operasyonlarında, güç üretiminde, tarımda ve sulamada hem ekonomik hem de somların kurtarılmasını sağlayacak değişiklikler gerçekleştirilebilmesi amacıyla ayrıntılı incelemeler yapıldı. Şu andaki uygulamaların olumsuz etkilerinin azaltılması, kara ve su yönetiminde gerekli temel değişimler gerçekleştirilir ve kaynak değerlendirilmesi yapılırken, somlarının kurtarılması şansını da artıracaktır. Habitat ve tür 6

7 bütünlüğünün kurtarılması ve ekosistem yönetimine geçilmesi amacıyla çeşitli stratejiler oluşturuldu. Kısa ve uzun vadeli önlemlerin bir an önce alınmaması durumunda ortada, kurtarılacak balık kalmayabilir. Mühendislerin otuzlarda "Columbia Irmağı Som soyunun sürmesini sağlayacak bir yol bulmak için biyolojik ya da mühendislikle ilgili hiçbir olasılığın göz ardı edilmediği" güvencesini vermiş olmalarına rağmen, günümüzde Columbia Irmağı'na geri dönen yaban somu sayısı, barajların inşa edilmesinden önceki sayının % 6'sından daha azdır. Bu mühendislerin, sosyal ve çevreyle ilgili maliyetlerin yanı sıra, maliyet aşımlarım da göz önüne alınan halefleri, bu vaatlerin ne kadar yanlış olduğunu anlamaya başlıyorlar. Dan Beard, ülkedeki su geliştiriminin büyük bölümünden sorumlu olan ABD Islah Bürosu'nun Komisyon Üyesi olduğu dönemde "Colorado ve Columbia ırmaklarında yaptıklarımızın, dünyanın herhangi bir bölgesinde örnek alınması çok büyük bir hata olacaktır" diyor. Ama ne yazık ki, bu hata yapılıyor. Columbia havzasında rekor düzeyde barajlar kurmuş olan mühendisler kırklı ve ellili yıllarda, yeni bir savaşa girmeye hazırdılar. Çin'de doğup Myanmar (eski Burma), Laos, Kamboçya ve Tayland ile Vietnam'ın bazı bölümlerinden sularını toplayan Mekong Irmağı'nı kontrol altına alma planları yapmaya başladılar. Güneydoğu Asya'daki uzatmalı çatışma sırasında planlar uygulamaya geçirilemedi. Günümüzdeyse, doğal kaynaklar açısından zengin olan bu kalabalık ve gelişmekte olan pazardan yararlanmayı isteyen yatırımcıların sayışı hiç de az değil. Diğer tropik baraj projelerinin deneyimlerinin Mekong Irmağı'na da uygulanması, baraj taraftarlarının su projelerinin ömrünü ve ekonomik getirilerini abarttıklarım, sağlık sorunlarını, çevreye verilecek zararı ve ekonomik sağlıkla ilgili maliyetlerle sosyal maliyetleri de hafife aldıklarını gösterecektir. Baraj heveslileri Mekong'un taşkınlarını bastıracakları sözünü verirken, taşkının düzeltilmesi gereken bir sorun değil, ırmağın karmaşık çevriminin doğal bir parçası olduğunu belirtmekten kaçmıyorlar. Mekong'un akışının % 90'ı, mayıs ile ekim arasındaki muson yağmurları sırasında gerçekleşiyor. Bu dönemde ırmak, kurak mevsimdeki hacminin kırk katma kadar çıkıyor. Taşkın sırasında balıklar, ırmakla etrafındaki kırlık alan arasında uzun bir mesafeyi katediyor ve ardından, taşkın sularının çekilmesiyle birlikte, ırmağa ve halice geri dönüyorlar. Mekong havzasındaki balıkların % 90'ının ırmakta değil, su altında kalan orman ve tarlalarda yumurta döktükleri ve yine buralarda beslendikleri tahmin ediliyor. Taşkın suları tarlaları da zenginleştiriyor. Yaklaşık 52 milyon insan Mekong Irmağı sayesinde beslenip yaşamını sürdürüyor. Mekong Irmağı'nın akışı ve selleri bir mühendise kontrolsüz görünebilir belki; ama ırmak, balıklar ve insanlar verimli bir sistem oluşturmuş durumdalar. Bu tür yerlerin (ve bunlara bağımlı insanların) kaderleri günümüzde, yakın zamanlarda yeniden canlandırılan ve Mekong Irmağı Komisyonu adı verilen uluslararası bir örgütün elinde olabilir. Bu grup, üye ülkeler Tayland, Laos, Kamboçya ve Vietnam'da sürdürülebilir ırmak kullanımının ve yatırımlarının koordinasyonu için bir forum oluşturma potansiyeli taşıyor. Ama getirdiği yeni kuralların zayıflığı, bölgedeki değişken güç ve demokrasi dengesi ile baraj projelerinin ardındaki itici güçler, yeni anlaşmada vaat edilen Mekong Irmağı'nın sürdürülebilir gelişimi ve işbirliği konularında kuşkular uyanmasına neden oluyor. 7

8 Komisyon'un eski kuralları uyarınca üye ülkeler, Mekong Irmağı ya da ana kolları üzerinde saptırma kanalı yapılmasını ya da baraj projelerini veto edebiliyorlardı. Ama yeni kurallar yalnızca, komisyonun bu tür planlardan "haberdar" edilmesini öngörüyor. Danışmanlık şartı konmaması, daha güçsüz durumda olan ırmağın alt tarafındaki ülkelerde ve Komisyon'da taraf olmayan Çin'le Myanmar'da ciddi sorunlar yaşanmasına neden olabilir. Üstelik bu yaklaşım bölgedeki, nüfusun büyük bölümünü oluşturan düşük gelirli kaynak kullanıcılarının hak ve gereksinimlerini göz ardı edecektir. Güneydoğu Asya'daki itici güçlerden biri de, bölgenin ekonomik devi olan Tayland. Tayland, "Çinhindi savaş bölgesini bir pazara" dönüştürmek istiyor. Tayland'ın elektrik talebi yılda % düzeyinde artıyor, ama Mekong'dan yararlanma olanağı komşularının çoğundan daha az. Laos'ta gerçekleştirilecek dev su projelerinden elektrik ithal etmek, Tayland'ın ucuz elektrik bulmasını sağlayacaktır -hem de, bu projelerin yol açacağı zararlardan ya da maliyetlerden fazla etkilenmeden, ithalat ayrıca hükümetin, ülkedeki sayısı giderek artan muhalifleri bertaraf etmesini sağlayabilir. Tayland'da göreceli bir konuşma özgürlüğü olması halkın, ormanlarla balıkçılık alanlarının tahrip olmasının ve baraj yapımının sonucunda köylerin yerlerinin değiştirilmesinin sosyal etkileri konularındaki kaygılarını dile getirebilmesini sağlıyor. Tayland'ın komşularındaysa basın özgürlüğü fazla değil yılına dek 23 baraj inşa ederek Tayland'ın enerji iştahının doyurulması konusunda Laos'ta çok az tartışma yaşandı. Yerleşim alanlarının sular altında kalması, topraklarının kuruması ya da balık ve orman kaynaklarının yok olması yüzünden kendi kendine yeterli topluluklarından ayrılmak zorunda kalacak olan insanların pek azı, bu planları etkileyebilme umudu taşıyor yılına dek 23 baraj inşa ederek Tayland'ın enerji iştahının doyurulması konusunda Laos'ta çok az tartışma yaşandı. Tayland'ın kuzeydoğusundaki Pak Mun Barajı, bölgenin geleceğinin bir tablosu olarak görülebilir. Mekong'un Tayland'daki en büyük kolu üzerinde kurulu olan barajı doksanların başlarında, Tayland Elektrik Üretme Kurumu (TEÜK) yaptırdı ve Dünya Bankası da, mevsimsel balık göçlerini ya da ırmakla yerli halk arasındaki ilişkiyi incelemeyen, gelişigüzel hazırlanmış çevresel etki tahminlerini temel alarak, kısmi finansman sağladı. Köylülere ne su kullanımları hakkında soru soruldu, ne de proje hakkında bilgi verildi -hatta, planlanan şeyi görmelerini sağlayacak haritalar bile verilmedi. 2000'den fazla aile tahliye edildi, binlercesi de gıda ve gelir kaynaklarını kaybetti. Tahmin edileceği gibi, 1994'te projenin tamamlanmasından sonra, Mun Irmağı'ndaki 150 balık türü yok oldu. TEÜK 1995'te bu kıyımı ve köylülerin tazminat taleplerini kabul etti. TAŞKINLARI YANLIŞ ANLAMAK Pek çok bölgede geliştirilmemiş ırmaklarla bunların taşkın ovaları, sulak alanları ve art suları israf edilmiş, verimsiz alanlar olarak görülür. Oysa bu düşünce kesinlikle yanlış. Büyük ya da küçük ırmaklar üzerinde en yaygın olarak gerçekleştirilen değişimlerden biri de, serbest akış yapılarının değiştirilmesi. Irmak sistemlerinin, biyolojik ve fiziksel özellikleri arasında dinamik bir denge vardır. Aralarında Mississippi, Nil, Ganj ve Amazon'un da bulunduğu pek çok sistem, çoğunlukla "nabız" kargaşaları -doğal olarak gerçekleşen mevsimsel taşkınlar gibi olaylar- olarak tanımlanan şeye uyarlanmıştır. Bu olay kimi yerlerde yalnızca birkaç hafta, kimilerinde de yılın büyük bir bölümü boyunca sürebilir. 8

9 Habitat alanı içindeki bitki ve hayvanlar bu rejime uyarlanmışlardır. Sözgelimi, pek çok balık türü taşkın ovalarını yumurta dökme ve genç balıkları yetiştirme alanı olarak kullanır. Bazı türler tohumlarla beslenip tohumların yayılmasını sağlar, bazıları da bu donemdeki geçici besin bolluğundan, yılın tamamını geçirmek için yararlanır. Kimi bitkiler taşkın döneminde filizlenir ve suda çözülen besleyici maddelerden yararlanır. Göçmen su kuşları da, sel döneminin ihsanlarından yararlanır. Taşkın nabızları, ırmak ile çevresindeki taşkın ovası arasındaki, her ikisinde de büyük bir verimlilik ve çeşitlilik olmasını sağlayan fiziksel ve biyolojik etkileşimin korunmasını sağlar. Bu etkileşim her iki alanda da, tek başlarına olacağından çok daha fazla verimlilik ve çeşitlilik yaratmaktadır. Biyolog Peter Bayley'in yerinde tanımıyla "taşkın nabzı rahatsızlık kaynağı değildir; tam tersine, ortalama su düzeninin, taşkınların önlenmesi gibi yöntemlerle önemli oranda bozulması bir rahatsızlık kaynağı olarak görülmelidir." İnsan faaliyetlerinin çoğu, "baskı" rahatsızlığı kategorisine -sistemin fiziksel, kimyasal ve biyolojik bütünlüğünün çözülmesini hızlandıran ve tüm ekolojik sistemin çökmesine yol açabilecek rahatsızlıklar- girer. Baraj ve set gibi yapılar inşa edilmesi, ırmağın taşkın ovasından, sulak alanlardan ve art sularından ayrılması, su akışı düzeyinin, zamanlamasının ya da sıcaklığının değiştirilmesi, gübre ve atıklarla kimyasal maddeler ve aşırı besleyiciler eklenmesi ve ulaşım kanalları açılması, insan kaynaklı baskı rahatsızlıkları arasında yer alır. Avrupa'da Ren Irmağı'nın aşırı düzenlemelerden olumsuz yönde etkilendiğini gösteren pek çok belirti var. İsviçre Alpleri'nde doğan Ren Irmağı 1320 kilometre yol katedip Liechtsenstein, Fransa, Almanya ve Hollanda'yı, yani, Avrupa'nın en sanayileşmiş ve en kalabalık bölgelerini geçerek, Kuzey Denizi'ne dökülüyor. Dünya kimyasal madde üretiminin % 20'si bu bölgede gerçekleştiriliyor. 20 milyon insanın içme suyu bu ırmaktan ve kollarından sağlanıyor. Bu durumda, su kirliliğinin azaltılması konusundaki kamu baskısının son yirmi otuz yılda artması son derece doğal bir gelişme. Daha temel sorunlara işaret eden başka belirtiler de, ırmakların değerlendirilmesi ve yönetilmesinde çarpıcı bir değişime yol açtı. 1995'te yaşanan büyük bir taşkın Hollanda'da kişinin yerlerinden tahliye edilmesine neden oldu ve yalnızca Almanya'da 1,5-1,7 milyon Alman markına (980 milyon-1,l milyar dolara) mal oldu. Son yirmi yılda kentleşmenin, ırmak mühendisliğinin ve kötü taşkın ovası yönetiminin yaygınlaşmasıyla birlikte taşkınlarda da önemli artış görüldü. Fransa sınırı üstünde bir Alman kasabası olan Karlsruhe'da Ren Irmağı, 1977'den önce yüzyıl boyunca yalnızca dört kez taşkın seviyesinin 7,62 metre üstüne çıkmıştı. 1977'den sonraysa tam on kez bu seviyenin üstüne çıktı. Doğal halinde Ren Irmağı ve kolları, tarla ve ormanlardan oluşan bir taşkın ovası boyunca ilerlerdi. Ondokuzuncu yüzyıl ortalarında bir Alman mühendisi, denize ulaşmayı hızlandırmak, gelişme ve sanayileştirmeyi kolaylaştırmak amacıyla kesintisiz, derin ve açık bir ırmak yolu yaratma sürecini başlattı. Yakın zamanlarda gerçekleştirilen değişimler sonucunda dev kanalları, setleri ve barajlarıyla tamamen mühendislik işlemlerinden geçirilmiş bir ırmak yaratıldı. Ren'in üst kısmında gelişmiş kanalları ve setleriyle, on hidroelektrik santrali kuruldu. Bataklıklar kurutuldu, taşkın ovası beton bariyerlerle ırmaktan ayrıldı ve böylece tarım, yerleşim ve sanayi alanları yaratıldı. Bütün bu gelişmeler ayrıca, yeraltı su seviyelerinin düşmesine de yol açtı. Günümüzde, üst bölümündeki eski taşkın ovasının % 90'ından ayrılmış durumda olan Ren, eskisinin iki katı hızla akmaktadır. Alt tarafındaki ülkelere doğru akışı hızlanan ırmak, eskisinden -8 metreye kadar- daha derin kanallar oluşturuyor. Bir ırmağı setler, rezervuarlar 9

10 ya da başka yapılar içine almak, taşkın suyu hacmim azaltmaz. Yalnızca, akış hızım ve alt tarafa doğru gücünü artırır. Kimileri bu yapılara taşkın kontrolü değil, "taşkın tehdidini aktarma mekanizmaları" adı verilmesi gerektiğini söylüyorlar. Ren Irmağı sistemindeki, korkunç taşkınlara yol açan fiziksel ve kimyasal değişimler aynı zamanda, Irmaktaki balıkların çoğunu da yok etti. Ren'de bir zamanlar, çevresindeki insanları besleyen ve iş olanağı sağlayan canlı balık yatakları vardı. Yüz yıl önce yalnızca Hollanda ve Almanya'da som yakalanmıştı. Yakalanan balık sayısı 1920'de 'in altına düştü ve 1958'de sıfıra indi. Yakın zamanlarda Ren'de bulunan 15 somun -ki bu balık türü değil, balık sayısıdır- Norveç'teki bir su kültürü işletmesinden kaçtıkları sanılıyor. 1987'de uygulamaya sokulan, Ren Eylem Planı adlı bölgesel programın temel hedeflerinden biri, zehirli madde oranını azaltmanın yanı sıra, 2000 yılında ırmakta yeniden som yaşamasını sağlamak. Planın amaçlarından bir diğeri de ırmak ekosisteminin, sağlıklı içme suyu sağlama, yeraltı su kaynaklarını yeniden doldurma, taşkın sularını emme ve yavaş yavaş serbest bırakma gibi doğal işlevlerini yeniden kazanacak şekilde kurtarılmasını sağlamak. Almanya ve Fransa 1982'de, akış aşağı taşkını azaltmak için akışın üst kısmında taşkın çayırları oluşturmaya karar verdiler. Saptanan 20 alandan şu ana dek yalnızca ikisi tamamlanabildi. Büyük bölümünün deniz ve ırmak seviyelerinin altında kalması nedeniyle Ren'in taşkınlarından ve zehirli madde içeriğinden büyük oranda etkilenen Hollanda, taşkın ovalarının ve delta topraklarının bir kısmının rehabilite edilmesi için gerekli adımları atmaya başlıyor. Hollanda'nın nihai amacı, tarım alanlarının 5 15'inin yeniden taşkın ovalarına dönüştürülmesi. Bu yapısal olmayan taşkın kontrol yöntemlerinden bazılarını kullanarak bölgede, Ren Irmağı'nın düzenleme altına alınmasının yarattığı yıkıcı sonuçların azaltılacağı, doğal sistemle desteklediği yaşamın bir kısmının kurtarılacağı ve gelecekteki korkunç taşkınların yol açacağı tehdidin ve maliyetin asgariye indirileceği umuluyor. ABD'de Mississippi Irmağı ve kollarındaki taşkınların maliyetinin, sıklığının ve şiddetinin artması, ırmak mühendisliğine yapılan büyük yatırımların aslında, taşkınların şiddetini ve etkilerim artırdığını, ırmağın yerel bitey ve direyi destekleme kapasitesini olumsuz etkilediğini gösteriyor. Irmakta inşa edilen 1576 set, derin ulaşım kanalları, taşkın ovalarındaki yoğun tarımcılık ve 6,9 milyon hektarlık sulak alanın kurutulması (ki bazı eyaletlerde bu, sulak alanlarda % 8'ten fazla bir azalmaya denk geliyor) ırmağın yağmuru, taşkın sularını, besleyici maddeleri ve tortuları emme ve yavaş yavaş serbest bırakma kapasitesini yok etti. Böylesine kötü bir ekosistem yönetimi, Mississippi deltasındaki gerilemenin, su türlerinin yok olmasının ve son zamanlarda yaşanan taşkınların getirdiği inanılmaz mali yükün de gösterdiği gibi, büyük bir ekonomik maliyet yaratıyor. Ren Eylem Planı'nın temel hedeflerinden biri, zehirli madde oranını azaltmanın yanı sıra, 2000 yılında ırmakta yeniden som yaşamasını sağlamaktır. 1993'te yaşanan Büyük Ortabatı Taşkını, ABD tarihinin en çok tahribat yaratan taşkını olarak görülüyor. Bu taşkında yağış miktarı, yüksek alanlarda yağış birikimi, ırmak seviyesi, taşkın süresi, taşkına maruz kalan alan ve ekonomik kayıp rekorları kırıldı. Taşkın suları, toplam uzunlukları 9650 kilometreyi bulan, binden fazla seti işe yaramaz hale getirdi. Irmağın tüm gücüyle taşkın ovasına yeniden ulaşmaya çalıştığını bazıları ancak olaydan sonra anlayabildiler. 10

11 Günümüzde yaşanan sorunlar, 150 yılı aşkın bir süre boyunca hem kamu yaran hem de özel yararlar uğuna tarımın yaygınlaştırılmasının, su ulaşımının kolaylaştırılmasının ve taşkınların kontrol altına alınmasının toplu etkisinin sonuçla-ı. Missouri ve Illinois gibi ırmaklar setler, kanallar ve rezervuarlarla, kendi seçimleri olmayan bir düzende tutuluyorlar kilometrelik Mississippi Irmağı'nın neredeyse yansı, yapay kanallar içinde akıyor. Oysa Mississippi havzası sistemindeki bu yapay düzenlemeler, taşkın sıklığını, şiddetini ve maliyetini artırmaktan başka sonuç vermiyor. Kayıtlar, 1973, 1982 ve 1993'te yaşanan taşkınların, 1927'de yapısal taşkın kontrolünün başlamasından önce olacağı tahmin edilene göre çok daha yüksek olduğunu gösteriyor taşkınının sabit dolar bazında 236 milyon dolarlık hasar yarattığı tahmin ediliyor taşkınının verdiği zararsa, 425 milyon dolar düzeyinde. 1993'teki Büyük Taşkın'da da 12 ile 16 milyar dolar arasında mülk zararı olduğu tahmin ediliyor. ABD Ordu Mühendisleri Müfrezesi Mississippi havzasındaki taşkın kontrolü ve ulaşım çalışmalarına 1930'dan bu yana, 25 milyon doları aşkın bir harcama yaptı taşkınından sonra başlatılan yönetim ve politika değişimleri bir dizi önemli etki yarattı. Bunlardan biri, taşkın kontrolü ve felaketzedelere yardım maliyetinin yerel düzeyden federal düzeye aktarılmasıydı. Bu da halkın, çiftliklerin ve işletmelerin, yaşayacakları sorunların maliyetinin vergi yükümlülerine aktarılacağını düşünerek taşkına açık alanlara yerleşmelerini teşvik etti. 1930'dan bu yana yalnızca ABD Ordu Mühendisleri Müfrezesi, Mississippi havzasındaki taşkın kontrolü ve ulaşım çalışmalarına 25 milyon doları aşkın bir harcama yaptı. Diğer federal kuruluşlar, eyalet kuruluşları ve özel kuruluşlar da milyarlarca dolarlık harcama yaptılar. Taşkına açık bölgelere sigorta sağlamak amacıyla 1968'de, Ulusal Taşkın Sigorta Programı oluşturuldu. Özel sigorta şirketlerinin çok riskli buldukları program, bu alanların çoğunda inşaatlara yeniden başlanmasını teşvik etti. Mantıklı ekonomi ve çevre ilkelerine uymayan pek çok sübvansiyondan olduğu gibi bu pahalı programdan da görece çok az taraf yararlanıyor. Genel Muhasebe Dairesi, taşkın taleplerine ödenen milyarlarca doların neredeyse yarısının, sigorta poliçesi sahiplerinin yalnızca % 2'sini oluşturan, taşkına birden fazla kez maruz kalmış kurbanlara gittiğini bildirdi. Mississippi ve Missouri ırmaklarının üst bölümlerinde 1993'te yaşa-an taşkın, kanal açmanın ve ırmakların doğal akışım sorunlu bir durum olarak göre yaklaşımın etkileri hakkında çarpıcı ve maliyetli bir ders oldu. Ren'de olduğu gibi bu örnekte de insani ve ekonomik etkiler, büyük ırmakların nasıl yönetildiği konusunun yeniden düşünülmesini sağladı. Taşkından sonra Uluslararası Taşkın Yönetimi alışma Grubu, taşkın kontrolünde yapısal yöntemlere bağımlılığın terk edilerek, taşkın ovaları restorasyonuna ve yönetimine geçilmesini tavsiye etti. Irmağın küçük parçalar değil, bütün bir ekosistem olarak yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Bu sonuçlar, bağımsız Ulusal Araştırma Konseyi'nin 1992'deki ilgi çekici panelinin bulgularıyla uyumluydu. Taşkın ovalarının eski hallerine dönüştürülmesi ve ırmak havzasının bir ekosistem olarak görülmesi, taşkınların azaltılmasından öte, diğer ekolojik hizmetlerin ve ırmağın su yaşamının da geri kazanılmasını sağlayacaktır. Balıkların taşkın ovalarındaki yumurta dökme alanlarına ve ırmağın üst bölümlerine ulaşmalarının engellenmesi bazı balık türlerinin yok olmasına ve pek çoğunun da sayılarının azalmasına yol açtı. Mississippi'nin en büyük kolu olan Missouri Irmağı'nın bir bölümünde taşkın ovalarının % 67'sinin yok olması, yakalanan balık miktarının 11

12 da % 80 azalmasına yol açtı taşkınından sonraki yıllarda, taşkına uyarlanmış türlerde rekor düzeyde yumurta dökme oranları görüldü. Yazar Ted Williams'm da dediği gibi "1993, Mississippi'de gelişmiş canlı formları için 'iyi' bir yıl değildi; yalnızca normal bir yıldı." Taşkın kontrol yapıları ırmak balıklarının "taşkın nabzı avantajını" (taşkın nabzı, balıkların daha verimli olmalarını sağlıyor) yok etmekten öte, Mississippi deltasıyla Meksika Körfezi'nin bütünlüğünü ve verimliliğini de olumsuz yönde etkiliyor. Bu yapıların, tortuların yeniden deltaya taşınıp toprağı zenginleştirmek yerine sıkışıp kalmasına yol açması yüzünden kıyı alanları aslında geriliyor, sulak alanlar su baskını altında kalıyor, kıyı toplulukları ve verimli balık yatakları tehdit altına giriyor. Sözgelimi Louisiana, ülkedeki en büyük ikinci balık geliş hacmine sahip. Bunlar, temelde sulak alanlara bağımlı türlerden oluşan balıklar. Ama sulak alanların dönüştürüm nedeniyle yitirilmesi ve çökmeye bağlı kayıplar yüzünden, bu görkemli define tehdit altında. Yerel midye türlerinin sayılarının azalması da, türlerin birbirlerine ve çevreye bağımlılıklarının kanıtlarından biri. Mississippi Irmağı havzası ve Kuzey Amerika'nın doğu bölümü, dünyanın en çok çeşit barındıran tatlı su midye direyine sahip; dünya tatlı su midye türlerinin üçte biri bu bölgede yaşıyor. Ama artık hem sayılan hem. de çeşitlilikleri azalan bu türlerin % 10'u, 1900'den bu yana yok oldu. ABD ve Kanada'daki tatlı su midyelerinin durumu konusunda yakın tarihlerde yapılan bir araştırma, geriye kalan 297 (281 tür ve 16 alttür) yerel tatlı su midyesi soyunun % 72'süıin tehdit altında ya da kaygı uyandıracak durumda olduğunu gösterdi. Bunlardan çoğu şimdiden ortadan kalkmış olabilir, içlerinden yalnızca 24'ü (70 tür) istikrarlı olarak değerlendiriliyor. Habitat bütünlüğünün önemini kabul eden Tehdit Altındaki Türler Yasası muhafazakar politikacılar tarafından aşırı bir korumacılık olarak değerlendirilse de, resmi olarak yalnızca 60 midye türünün tehlike ya da tehdit altında gösterilmesi, hükümet listesinin tehlikenin gerçek boyutunu yansıtmadığını kanıtlıyor. Tatlı su midyeleri habitat ve su kalitesi açılarından çok iyi bir göstergedir. Bu yerleşik yaratıklar yıllık ömürleri boyunca aynı yerde kalarak suyu süzüyor ve mikroskobik planktonları yiyorlar. Pek çok türe besin kaynağı oluyor ve her gün büyük miktarlarda suyu süzüp temizliyorlar. Her midye türü yaşam çevriminin kısa bir bölümü boyunca belli bir balık türüne bağımlıdır. Bu balık türünün yol olması durumunda midye üreyemiyor. Midyenin soyu tükenirse, su temizlenemiyor. Sözgelimi, kara kabuklu midye ile fil kulağı midyesi, gençlerin gelişimi ve yayılmak için, uçan ringalara bağımlı. Mississippi'ye yapılan bir barajın uçan ringanın göç etmesini engellemesinden sonra, barajın üst kısmında midye kalmadı. Bu önemli ve duyarlı bir gösterge işlevi gören organizmaların karşısındaki en büyük tehlike, habitatlarının yok olması. Zebra midyesi gibi, bölgenin yerlisi olmayan organizmaların son zamanlarda iyice çoğalmaları ne yazık ki, dünyanın en çeşitli tatlı su midye direyinin geriye kalan üyeleri için ölümcül bir darbe olabilir. Mississippi Irmağı sisteminin direy ve biteyinden öte, ekolojik bütünlüğünü de yok ederek, son derece değerli ekolojik hizmetlerini ortadan kaldırıyoruz. Ayrıca, iklim değişimine uyarlanma için gerekli evrim yollarını ve seçeneklerin şimdiden engelliyoruz. Mississippi, türlerin uzun bir zaman içinde çeşitlenip karmaşık topluluklar yarattıkları, jeolojik açıdan yaşlı bir ırmak. ABD'deki tatlı su midye türlerinin neredeyse tamamını ve balık türlerinin de üçte birini barındırması, ırmağın zenginliğini gösteren kanıtlardan biri. Irmak ayrıca zargana, mersin balığı ve spatülbalığı gibi, en eski tatlı su balığı türlerini de barındırır. Spatülbalığı ailesinden geriye, biri Mississippi'de ve biri de Çin'deki sorunlu Yang-Çe Irmağı'nda olmak üzere yalnızca iki tür kaldı. 12

13 Kuzey-güney arasında uzanmasının buzul çağlarda sıcak sulara göçü mümkün kılmış olması nedeniyle Mississippi, benzersiz bir öneme sahiptir. Günümüzde de su kuşlarının, kıyı kuşlarının, yırtıcı kuşların ve ötücü kuşların kuzeydeki çiftleşme alanlarından, Güney Afrika gibi uzak yerlerdeki kışlık yuvalarına göç etmelerim sağlıyor. Irmağın kuzey ile güney arasında uzanmasının sağladığı bu benzersiz özellik, iklim değişimi nedeniyle gelecekte yaşanacak evrim ve uyarlanmada da önemli bir rol oynayacak. BÜYÜK GÖLLERDE BÜYÜK SORUNLAR Büyük göller, çevrelerindeki manzaralardan daha da fazlasını görmemizi sağlayabilirler. Yüzeyin altındaki tablo, kıyıdaki insan faaliyetlerini çok daha iyi yansıtır. Büyük göllerin çoğunda göreceğimiz gerçek manzara kirlilik, yabancı türler ve bu kapalı ekosistemlerde istikrarın bozulmasına yol açan su hattı bozulmasıdır. Büyük göller, insanlığın sularına gömmek istediği her şeyi içine alacak sonsuz kuyular olarak görülmüşlerdir. Kuzey Amerika'daki, dünyanın en büyük tatlı su ekosistemi olan Büyük Göller, insanlığın baskısını daha şimdiden, her yönüyle hissediyor kilometrekarelik havza, 38 milyonu aşkın insanın yanı sıra, Kuzey Amerika'nın önemli endüstriyel ve tarımsal faaliyetlerini barındırıyor. Büyük Göller havzası son 200 yıl içinde, eski geniş sulak alanlarının üçte ikisini kaybetti. Bariyerler, kanallar ve barajlar, geniş balık yumurta dökme alanlarını yok etti. Doğal Yaşamı Koruma Örgütü, Büyük Göller sisteminde, tüm dünyada soyu tehlike altında olan 100 tür ve 31 ekolojik topluluk tipi saptadı. Üstelik, bunların yarısı başka hiçbir yerde yaşamıyor. Göllerin ABD'deki 8661 kilometrelik kıyı hattının günümüzde % 3'ten az bir bölümü yüzmeye, içme suyu çekmeye ve su yaşamını desteklemeye uygun durumda. Büyük Göller'de yaşanan felaketin en büyük nedenlerinden biri, kirlilik. Yüzyılı aşkın süre boyunca tarım suyu sızıntıları, insan atıkları ve ev temizlik malzemeleriyle suya karışan aşırı fosfor, alg (suyosunu) gelişimini aşırı derecede artırdı. Sonuçta oluşan ötrofîkasyon, oksijen düzeyinin tehlikeli derecede düşmesi gibi sorunlara yol açıyor. Yıllardır ABD ve Kanada'da gerçekleştirilen düzenlemelerin sağladığı iyileşmeye rağmen, her yıl göllere büyük miktarlarda zehirli kimyasal madde karışıyor. Havzanın görece kapalı bir sistem olması -suyun yılda yalnızca % 1'i dışarı akıyor- nedeniyle, daha önceki yıllardan kalma zehirli maddeler de suda ve dipteki tortularda birikiyor. Geniş yüzey alanı Büyük Göller'in, şu anda sisteme giren zehirli maddelerin büyük çoğunluğunu oluşturan havayla taşınır kirleticilere maruz kalmasına neden oluyor. Kirliliğin bir kısmı oldukça uzaklardan, Meksika'daki çiftlikler ve Teksas'taki çimento fabrikalarından, rüzgarla taşınarak geliyor. Yani Büyük Göller'in "hava hattı", su hattından daha geniş. Göl balıklarının sağlığı, tüm sistemin sağlığı açısından yararlı bir göstergedir. 1993'te, ülkede yayınlanan 1279 balık tüketimi tavsiye kararının üçte ikisi Büyük Göller bölgesinde ve büyük oranda, bölgedeki cıva yoğunluğu nedeniyle yayınlanmıştı. Daha kapsamlı verilerin edinilmesi, tabloyu daha da kötüleştirecektir: Göllere giren farklı kimyasal maddeden yalnızca 362'si izlenebiliyor. Göldeki zehirli madde oranları zaman zaman, kitlesel balık ölümlerine yol açabiliyor. Ama gözle görülmesi daha zor olan etkileri de aynı derecede tehlikeli olabilir. Beslenme zincirinin üst kısımlarına doğru çıktıkça kimyasal madde yoğunluğu artıyor ve en yüksek dozu, ağın en üst bölümündeki avcılar alıyor -örneğin, insanlar. Bu sürece biyobirikme ve biyoçoğalma adı veriliyor. Sözgelimi, 900 gram ağırlığında bir alabalıktan alınacak PCB miktarı, Büyük Göller suyunun yaklaşık 1000 yıl içilmesiyle alınacak miktara eşit. 13

14 Bu maddelerin -DDT, PCB, tarımda kullanılan kimyasal madde, hatta deterjan ve plastiklerin kimi içerikleri gibi- pek çoğu, iç salgılarda bozulmaya neden oluyor. Çok küçük miktarlarda bile morfolojik, psikolojik, üreme ve yaşam tarihçesi eğilimlerini değiştirebiliyorlar. Bu maddelere maruz kalan balık, kuş ve memelilerde tümörler, sakatlıklar, üreme anormallikleri görülüyor, hayatta kalma oranları düşüyor, insan spermalarında (bu maddelerin yaratıldıkları) 1940'tan bu yana tüm dünyada görülen % 50 oranındaki azalmanın nedeninin, bu kimyasal maddelerin, kadınlık hormonu östrojeni taklit edebilmeleri olduğu düşünülüyor. Bir kuşakta biriken iç salgı bozucu maddeler, bir sonraki kuşakta değişimlere yol açabiliyor. Kirliliğe maruz kalmış balıkları yiyen kadınların çocuklarında görülen davranış gelişimi sorunları annenin yalnızca hamilelik sırasında değil, tüm yaşamı boyunca tükettiği balıklardan kaynaklanıyor. 900 gram ağırlığında bir alabalıktan alınacak PCB miktarı, Büyük Göller suyunun yaklaşık 1000 yıl içilmesiyle alınacak miktara eşit. Büyük Göller'de bir tür "biyolojik kirlilik" de yaşanıyor: yabancı türlerin istilası. iki yüzyıl önce beş Büyük Göl'den her birinde kendine özgü canlı bir su topluluğu vardı ve som grubu özellikle bol miktarda bulunuyordu. 1900'de, ticari amaçla avlanan balıkların %82'si hala yerli som gruplarıydı; 1966'daysa yerliler, avlanan balıkların yalnızca % 0,2'sini oluşturuyordu. Geriye kalan % 99,8, yabancı türlerdendi. Üstelik, soyları süren yerli balıkların çoğu balık çiftliklerinde üretilmiş, kendi içlerinde hayatta kalamayan türlerdi. Yabancı türlerin bir kısmı, aşırı avlanma nedeniyle yerli balık türlerinin sayılarının azalması sonucunda, göllere özellikle getirilmişlerdi. Sözgelimi, spor amacıyla avlanan balıkları kapsayan bir balık çiftliği programı 2 milyar dolarlık spor amaçlı bir balık yatağını destekliyor ve bu yatağın değeri günümüzde, göllerde kalmış olan 41 milyon dolarlık ticari amaçlı balığın değerini gölgede bırakıyor. Ama 130'u aşkın yabancı balık türünün çoğu sisteme, kanallar ya da gemiler aracılığıyla, kendi başlarına geldi. Yabancı türlerin üçte birden fazlası sisteme, St. Lawrence Denizyolu'nun açılışından sonraki 30 yıl içinde girdi. Kanalların Büyük Göller'i, okyanuslarda da yaşayan bir parazit olan ve göl balık yataklarında felaket yaratan taşemenlere açtıkları sanılmaktadır. Michigan ve Huron göllerinde, kırklı yılların başlarında 5000 ton düzeyinde olan ticari göl alabalığı avının yalnızca 15 yıl içinde 91 tonun altına düşmesinden taşemenin sorumlu olduğu sanılıyor. Bölgedeki ilk etkili hükümetler arası işbirliği deniz taşemeniyle savaşılması amacıyla oluşturuldu ye Büyük Göller Balık Yatağı Komisyonu kuruldu. Göllerde hala taşemen bulunuyor ve bu durum, sürekli tetikte olunmasını gerektiriyor. Bölgeyi daha yakın tarihlerde istila eden zebra midyesinin kontrol altına alınması olasılığı daha düşük görünüyor. 1988'de, gemi safra suları aracılığıyla göllere kazayla getirilen zebra midyesi doğudaki pek çok büyük göl ve ırmağa karıştı, hatta Kaliforniya'ya dek yayıldı. Üreme oranı yüksek olan bu Hazar Denizi türünün larvaları kaya, gemi, boru ve diğer midyeler gibi, sert yüzeylere tutunuyor. Yumurta döken balıkların ve yerli midyelerin kullandığı alt tabakalarda yoğun koloniler oluşturuyor, yerli balık ve midyelerin gereksinim duydukları planktonları yok ediyor. Detroit'teki elektrik üretim tesislerindeki işçiler tesisin su alış kanalında, metrekareye oranlarında midye buldular yılında şehir ve sanayilerin bu inatçı istilacıların alış borularına ve ısıtıcılara yapışmalarını önlemelerinin maliyeti, yalnızca Büyük Göller bölgesinde 5 milyar dolar gibi rakamlara ulaşabilir. Kontrol altına alınması için henüz etkin bir yöntem geliştirilmiş olmaması nedeniyle zebra midyesinin, 14

15 2000 yılına dek Kuzey Amerika'daki tüm tatlı su sistemlerinde koloni kurmuş olacağı tahmin ediliyor. Büyük Göller bölgesinin sorunlarına çözüm bulma çabaları büyük oranda, kriz yönetimi dönemleriyle kısıtlı kaldı. Yüzyıl başlarında, lağım boşaltımının salgınlara yol açtığının anlaşılmasıyla birlikte borular, suyun daha ileri kesimlerine uzatıldı. Yerli balık yatakları yok olduğunda, yerlerine yabancı türler getirildi. Kirlilik kontrolü çalışmalarının çoğu, kirlilik kaynağında büyük çapta azaltım yapılması yerine, bireysel kimyevi maddelerin boru ucundaki yönetimi üzerine yoğunlaştırıldı. Yine de, yavaş da olsa, bazı ilerlemeler kaydedildi. Değişimin hız kazanmasında özellikle Kanada ve ABD'deki yurttaş grupları etkili oldu. Uluslararası Ortak Komisyon, Büyük Göller Balık Yatakları Komisyonu ve 1978'deki Büyük Göller Su Kalitesi Anlaşması (GLWQA), hem federal hem de eyalet düzeylerinde iki taraflı işbirliği için forum oluşturulmasını sağladı. GLWQA uyarınca gerçekleştirilen işbirliği sayesinde fosfor seviyeleri ve ötrofikasyon azaltıldı. ABD'de federal yetkililerin ve eyalet yetkililerinin getirdiği düzenlemeler, suya karışan kirletici madde oranlarının azalmasını sağladı ve ajanslar, azaltımın daha da artırılması için esnek kurallar getirdiler. Federal, eyalet ve sivil toplum kuruluşlarının geliştirdikleri ve Çevre Koruma Ajansı'nın koordine ettiği beş yıllık yeni bir strateji, bölgedeki sorun çözme ve karar alma mekanizmalarına bütünleşik bir ekosistem yönetimi yaklaşımı getiriyor. Ne dereceye kadar başarılı olacağını şimdiden tahmin etmek zor olsa da bu strateji, kavramsal açıdan önemli bir sıçrama anlamına geliyor. Dünyanın diğer tarafında, Afrika'daki Büyük Göller'den birinde de yabancı türlerin yarattığı olumsuz etkiler yaşanıyor. Değişen kara kullanımı, kirlilik, giderek artan nüfus baskısı ve savaşla birlikte Nil levreği de, Victoria Gölü'nü zengin direyinden ve bölge halkını da önemli bir protein ve istihdam kaynağından yoksun bırakıyor. Rift Vadisi'nin en büyük üç gölü arasında bağlantı yok. Bu göllerin üçü de, farklı ırmak havzalarında yer alıyorlar. Dolayısıyla, göllerin her biri kendisine özgü bir direye ve ekolojiye sahip -balıkların % 99'u, yalnızca o gölde bulunuyor. Aralarında en yaşlısı ve en derini olan Tanganika Gölü, dünyanın en çeşitli balık direyine sahip gölü. Daha sığ bir göl olan, Uganda, Kenya ve Tanzanya arasındaki Victoria Gölü yaklaşık kilometrelik bir alanı kaplıyor. Victoria, Rift Vadisi'nin en büyük ve dünyanın ikinci büyük gölü. Tamamen kendilerine özgü davranışlara sahip yüzlerce türleriyle bu göller, besin dağılımı ve evrim süreçlerini incelemek için canlı bir laboratuar oluşturuyorlar. Bilim adamlarının karşı çıkmalarına rağmen 1954'te Nil levreğinin Victoria Gölü'ne bırakılması, yerli balık türlerinin yok olmasına yol açtı (Ayrıca bkz. 6. Bölüm). 200 kiloluk ağırlığı ve 2 metreyi aşan boyuyla bu levrek, inanılmayacak miktarlarda küçük balık tüketiyor: Levreğin gelişinden bu yana Victoria Gölü, başka hiçbir yerde bulunmayan, bölgeye özgü 200 sihlid türünü yitirmiş ve geriye kalan yaklaşık 150 tür de soyu tehlikeye giren türler listesine alınmıştır. Boston Üniversitesi'nden biyolog Les Kaufman, Victoria Gölü'nde yaşanan şiddetli balık kaybını "bilim adamlarının omurgalılarda gözleme fırsatını buldukları ilk kitle kıyımı" olarak tanımlamaktadır. Kıyıda da, küçük balıktan büyük balığa geçiş yaşanıyor. Yakın zamanlara dek küçük balıkçılar Victoria Gölü'ndeki küçük balıkları yakalarlar ve kadınlar bu balıkları işleyip, bölgede tüketilmesi için satarlardı. Bu uygulama, ekonomik ve beslenme yararlarının göl kıyısındaki topluluklarda kalmasını sağlardı. Günümüzdeyse levrek daha güçlü aletlere sahip 15

16 büyük açık su gemileriyle yakalanıyor ve ihraç edilmek üzere büyük ticari işletmelerde işlenerek satılıyor. Bölge kadınlarına ancak kırıntılar kaldı; üstelik, bunları da satın almak zorundalar, iş olanaklarını yitiren, bu yüksek fiyatlı (ve lezzeti düşük) balıkları almaya mali gücü yetmeyen bölge halkı, ciddi bir beslenme sorunu yaşıyor. Levreğin gölü ele geçirmesi, 30 milyon insanın en önemli ekonomik ve besin kaynaklarını yitirmelerine yol açtı. Levreğin Victoria Gölü'nde bu kadar başarıyla tutunmasının tam nedeni bilinmiyor. Ama levrek, ortam şartlarına göre yaşam tarzını ve üreme stratejisini değiştirebilen bir balıktır. 1970'lerin sonlarında, ötrofikasyon yüzünden göl sularında oksijen azaldı. Bu, su yaşamı için ölümcül bir sorundu. Aynı dönemde levrek sayısında büyük bir artış görüldü ve levrek yerli balıkları tüketip, yerlerinden etmeye başladı. Balık yatakları istatistikleri, bu durumun sonuçlarını açıkça gözler önüne seriyor. Örneğin Kenya'da, 1976'daki ticari balık avının yalnızca % 0,5' ini levrek oluşturmaktaydı. Ama 1983'e gelindiğinde bu oran % 68'e yükseldi. Bu artış kısmen, büyük balık tekneleri gibi nedenlere bağlansa da, -bilimsel balık araştırmaları, yerli balık türlerinin sayılarının azaldığını ve yerlerini sonradan getirilmiş türlerin aldığını da gösteriyor (Bkz. Şekil 4-2). Kilogram /Hektar 80 yerli sonradan getirilmiş 60 Kaynak: Kenya Denizcilik ve Balık Yatakları Araştırma Enstitüsü Şekil 4-2. Victoria Gölü'nde Balık Nüfusu Değişimi Ötrofikasyonun mu levrek için bir fırsat oluşturduğu, yoksa levreğin yerli balık türlerini aşırı derece tüketmesinin mi gölün içsel yeniden çevrilme ve temizlenme halkasını engellediği bilinmiyor. Bu varsayımlardan hangisi doğru olursa olsun, sistemin yapısının değiştiğini gösteren açık kanıtlar var. On yıl önce Victoria Gölü'nde dibine -yani, 100 metre derinliğedek oksijen vardı. Ama şu anda, ancak 40 metrenin üstünde yaşam görülüyor. Oksijeni tükenmiş, boğucu dip sularının yüzeye yükselmesine neden olan düzenli karışma olayları, sık balık ölümlerine neden oluyor. Levrek de şu anda, aşırı avlanma, periyodik ölümler ve kendi doymak bilmez iştahı yüzünden tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olabilir. Ekosistem başka baskılarla da karşı karşıya. Kenya'nın en büyük üçüncü şehri olan Kisumu'dan ve Tanzanya'daki Mwanza'dan Victoria Gölü'ne her gün, milyonlarca litre işlenmemiş lağım ve sanayi atığı boşalıyor. Su hattı bozulması ve tarımsal su sızıntıları, göle kimyasal madde, besleyici ve tortu eklenmesine neden oluyor. Üstelik Ruanda'dan göle, 16

17 insan cesedi geldi. Bunlar, Mayıs 1994'te Kagera Irmağı'ndan sürüklenerek gelen savaş kayıplarıydı. Ayrıca tatlı su levreği, gölün tek yabancı tür sorunu değil. Asıl yaşama alanı Güney Amerika olan su sümbülü gölde ilk kez, 1989 yılında bulundu. Afrika'da hiçbir avcısı olmayan bu bitki su yollarını hızla kaplıyor, sudaki oksijeni yok ediyor ve su borularına, sulama kanallarına, limanlara yapışıyor. Tek bir bitki birkaç ay içinde, 100 metrekarelik bir alanı kaplayabiliyor. Ayrıca, bilharziya taşıyıcısı salyangozlar ve sıtma sivrisineği gibi, hastalık taşıyıcı canlılara üreme alanı sağlıyor. Bozulmuş ve türlerinin çoğunu yitirmiş haliyle Victoria Gölü, tıpkı Kuzey Amerika'daki Büyük Göller gibi, istikrarlı bir "balık çiftliği" olacak durumda değil. Ama Afrika'nın bu en büyük gölünün kurtarılması için, ekolojik olduğu kadar kurumsal çalışmalar da sürdürülüyor. Göl kıyısındaki üç ülke -Uganda, Kenya ve Tanzanya- arasında son zamanlarda, büyük bir işbirliği oluştu. Victoria Gölü Çevre Yönetimi Programı su kalitesi, toprak kullanım yönetimi, yerli balıkların yeniden üretilmesi, Nil levreği ile su sümbülünün kontrol altına alınması ve topluluk bazında yaptırım konularında yoğunlaşacak. ilk yıllarda pilot bölgelerde geliştirilip başarılı olan yöntemler daha geniş alanlara yayılacak. Bu işbirliği Victoria Gölü'nün eski haline dönmesini ve Rift Vadisi'nin diğer iki mücevheri olan Malawi ile Tanganika Gölleri'nin korunmasını sağlayabilir. YENİ BİR ODAK NOKTASI: EKOSİSTEMİN SAĞLIĞINI KORUMAK Columbia, Mekong, Mississippi, Ren ırmakları ile Kuzey Amerika ve Doğu Afrika'daki Büyük Göller ne yazık ki, bu tür tek örnek değiller. Dünyada, tatlı su türleri ve ekosistem kayıplarının yaşanmadığı tek bir yer bile yok. Ekosistem sağlığının bozulması sonucunda yaşanan istenmedik ve önceden tahmin edilemeyen ekonomik ve sosyal rahatsızlıklardan kurtulabilmiş bir yer de yok. Genlerden türlere ve topluluklardan ekosistemlere dek tüm örgütlenme seviyelerinde, tatlı su sistemlerinin bütünlüğünün yitirildiğini, bozulduğunu ve tehlikeye girdiğini gösteren işaretler var. Giderek ciddileşen ve derinleşen biyoçeşitlilik bütçesi açığından insan faaliyetlerinin sorumlu olduğunu gösteren açık kanıtlarla karşılaşıyoruz. Direylerin yok olması ve bozulması bize, bu ekosistemlere ve kendimize neler yaptığımızı gösteriyor -tabii, zahmet edip de bakarsak. insanlık durumundaki değişimler -sağlık sorunları, geçim kaynaklarının yok olması, çatışmaların oluşması ve şiddetlenmesi- de önemli göstergeler. Tabii, ekosistemlerin bozulmasından kaynaklanan ciddi ekonomik kayıplar da. Tatlı su ekosistemleri çevrenin bir parçası olmaktan öte, ekonomilerimizin de parçaları, insanlığın günümüzdeki refahının yanı sıra gelecekteki evrim ve insani kullanım olanakları da bu ekosistemlerin kaderine bağlı. Bir ekosistemin bütünlüğünü -fiziksel, kimyasal ve biyolojik unsurlarıyla süreçlerinitehlikeye soktuğumuzda, türleri destekleme ve bizim bağımlı olduğumuz ürün ve hizmetleri sunma kapasitesini yok ediyoruz. Ekosistemin sunduğu hizmetler arasında taşkın kontrolü, suların arındırılması, su yataklarının yeniden doldurulması, toprak verimliliğinin geri kazanılması, balık yataklarının beslenmesi ve eğlence faaliyetlerinin desteklenmesi yer alıyor. Doğanın sunamadığı şeylerden ya vazgeçmek, ya da, genellikle daha düşük bir etkinlik ve daha yüksek bir maliyet karşılığında, yerine başka bir şeyi geçirmek zorundayız. Şu ana dek tatlı su kullanımımız ve yönetimimiz, sistemin tamamım göz önüne almadan, yalnızca bir tek unsur -ulaşım, sulama, güç üretimi, spor ya da ticaret amaçlı balık yatakları, hatta sınırlı su kalitesi ölçüleri- üzerinde yoğunlaştı. Sistemleri tanımlama şeklimiz bile 17

18 yeterince kapsamlı değildi. Irmak, suyun bittiği yerde son bulmaz; sağlıklı bir sulak alan, yalnızca sukamışlarından ya da ördeklerden ibaret değildir. Ekosistemleri kendi bütünlükleri içinde görmeye başlamalıyız: Tüm su hatları ve tüm fiziksel, kimyasal ve biyolojik unsurlarıyla göller ve ırmaklar, karmaşık ve bütünleşik sistemlerin parçalarıdır, insanlar da bu sistemlerin parçaları. Bu sistemleri, bütünlüklerini koruyacak şekilde yönetmeyi öğrenmeliyiz. Ekosistemi temel alan esnek bir yaklaşımda kaynaklar, insan faaliyetleri sürdürülürken türlerin ve süreçlerin de korunmasına yetecek genişlikte alanlarda yönetilecektir. Sosyal düzeyde, sorunların saptanmasında, önceliklerin belirlenmesinde ve çözümlerin uygulanmasında tüm taraflar etkili olacaktır. Ekosistemi temel alan yönetim çabalarının çoğu, Afrika ve Kuzey Amerika'daki Büyük Göller gibi, zaten bozulmuş durumda olan yerler üzerinde yoğunlaşmıştır. Atılan ilk adım genellikle, kirliliğin önlenmesi, yabancı türlerin kontrol altına alınması ve akarsu akış ve kalitesinin geliştirilmesi gibi rehabilitasyon çalışmalarıdır. Koruma ve restorasyon çalışmalarının en önemli parçalarından biri, daha fazla habitat kaybının engellenmesi ve henüz bozulmamış alanların -"su biyoçeşitliliğinin kaleleri"- bozulma baskılarının etkileri giderildikten sonra sorunlu bölgelerde yeniden çoğalabilecek sağlıklı nüfuslar için bir sığınak olarak korunmasıdır. Restorasyon maliyeti yüksek görünse de aslında, kötü yönetimi sürdürme maliyetinden çok daha düşüktür. Washington'daki Elwha Irmağı üzerindeki iki yaşlı barajın kaldırılması planlarıyla ilgili olarak yapılan ekonomik bir analiz, ırmağın ve yabani somların eski hallerine döndürülmesinin yalnızca pazar dışı kazançlar olarak sağlayacağı milyarlarca doların, planın 100 milyon dolarlık maliyetinin çok üstünde olduğunu gösterdi. Ulusal Araştırma Konseyi'nin gerçekleştirdiği kapsamlı bir çalışmada, su kalitesi, doğal yaşam ve taşkın sorunlarının asgari düzeyde maliyet ve olumsuz etkiyle çözülmesi için, su ekosistemlerinin eski haline döndürülmesi tavsiye edildi. ABD'de kaybedilmiş sulak alanların %50' sinin eski hallerine döndürülmesi ülkenin tarım, ormancılık ve kentsel alanlarının % 3'ten az bir bölümünü etkileyecektir. Restorasyon ve rehabilitasyon elbette gerekli çalışmalar, ama kendi başlarına yeterli değiller. Günümüzdeki ve gelecekteki en önemli hedeflerden biri, tepkici bir yönetimden, önleyici yönetime geçmek olacaktır. Mekong ve Amazon gibi yerler bize, başka yerlerde yapılmış yüksek maliyetli hatalardan kaçınma şansını sunuyorlar. Irmakların düzenleme altına alınmasının, saptırma kanallarının, baraj inşaatının, yabancı türlerin, habitat bozulmasının ve bölünmesinin bir bölgeye ne gibi zararlar verebileceğini artık biliyoruz. Bütün bunların sonucu olarak karşımıza çıkan bir ilkeyi benimseme zamanı artık geldi: doğal işlevli ekosistemlerin sağlıklarının korunması uzun vadede, azami sayıda insana azami oranda yarar sağlayacaktır. 18

LAND DEGRADATİON. Hanifi AVCI AGM Genel Müdür Yardımcısı

LAND DEGRADATİON. Hanifi AVCI AGM Genel Müdür Yardımcısı ARAZİ BOZULUMU LAND DEGRADATİON Hanifi AVCI AGM Genel Müdür Yardımcısı LAND DEGRADATİON ( ARAZİ BOZULUMU) SOİL DEGRADATİON (TOPRAK BOZULUMU) DESERTİFİCATİON (ÇÖLLEŞME) Arazi Bozulumu Nedir - Su ve rüzgar

Detaylı

Denizlerimizi ve Kıyılarımızı Koruyalım

Denizlerimizi ve Kıyılarımızı Koruyalım Denizlerimizi ve Kıyılarımızı Koruyalım Denizlerimiz ve kıyılarımız canlı çeşitliliği bakımından çok zengin yerler. Ancak günümüzde bu çeşitlilik azalma tehlikesiyle karşı karşıya. Bunun birçok nedeni

Detaylı

SULAMA VE ÇEVRE. Küresel Su Bütçesi. PDF created with pdffactory trial version www.pdffactory.com. Yrd. Doç. Dr. Hakan BÜYÜKCANGAZ

SULAMA VE ÇEVRE. Küresel Su Bütçesi. PDF created with pdffactory trial version www.pdffactory.com. Yrd. Doç. Dr. Hakan BÜYÜKCANGAZ Sulama? Çevre? SULAMA VE ÇEVRE Yrd. Doç. Dr. Hakan BÜYÜKCANGAZ SULAMA: Bitkinin gereksinimi olan ancak doğal yağışlarla karşılanamayan suyun toprağa yapay yollarla verilmesidir ÇEVRE: En kısa tanımıyla

Detaylı

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye Fırsatlar Ülkesi Türkiye Yatırımcılar için Güvenli bir Liman Tarım ve Gıda Sektöründe Uluslararası Yatırımlar Dr Mehmet AKTAŞ Yaşar Holding A.Ş. 11-12 Şubat 2009, İstanbul sunuş planı... I. Küresel gerçekler,

Detaylı

Doğal Su Ekosistemleri. Yapay Su Ekosistemleri

Doğal Su Ekosistemleri. Yapay Su Ekosistemleri Okyanuslar ve denizler dışında kalan ve karaların üzerinde hem yüzeyde hem de yüzey altında bulunan su kaynaklarıdır. Doğal Su Ekosistemleri Akarsular Göller Yer altı su kaynakları Bataklıklar Buzullar

Detaylı

HAVZA SEÇİMİ YÖNTEM VE KRİTERLERİ

HAVZA SEÇİMİ YÖNTEM VE KRİTERLERİ Orman ve Su İşleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü HAVZA SEÇİMİ YÖNTEM VE KRİTERLERİ Toprak Muhafaza ve Havza Islahı Dairesi Başkanı Havza? Hidrolojik olarak; Bir akarsu tarafından parçalanan, kendine

Detaylı

HANGİ ÇEVRE? HANGİ AKIŞ?

HANGİ ÇEVRE? HANGİ AKIŞ? HANGİ ÇEVRE? HANGİ AKIŞ? Yrd.Doç.Dr. Oğuz KURDOĞLU KTÜ Orman Fakültesi Oğuz KURDOĞLU, 21.11.2013 Mövenpick-Ankara 2 Maliyetleri kim karşılayacak? Oğuz KURDOĞLU, 21.11.2013 Mövenpick-Ankara 3 Oğuz KURDOĞLU,

Detaylı

Atoller (mercan adaları) ve Resifler

Atoller (mercan adaları) ve Resifler Atoller (mercan adaları) ve Resifler Atol, hayatlarını sıcak denizlerde devam ettiren ve mercan ismi verilen deniz hayvanları iskeletlerinin artıklarının yığılması sonucu meydana gelen birikim şekilleridir.

Detaylı

EKOSİSTEMLERİN İŞLEYİŞİ. Veli&Sümeyra YILMAZ

EKOSİSTEMLERİN İŞLEYİŞİ. Veli&Sümeyra YILMAZ EKOSİSTEMLERİN İŞLEYİŞİ Belli bir bölgede yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim içinde bulunan canlılar (biyotik) ile bunların cansız çevrelerinin (abiyotik) oluşturduğu bütüne EKOSİSTEM denir. EKOSİSTEM

Detaylı

TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ENERJİ VE ÇEVRE POLİTİKALARI AÇISINDAN RESLER VE KORUNAN ALANLAR. Osman İYİMAYA Genel Müdür

TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ENERJİ VE ÇEVRE POLİTİKALARI AÇISINDAN RESLER VE KORUNAN ALANLAR. Osman İYİMAYA Genel Müdür TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ENERJİ VE ÇEVRE POLİTİKALARI AÇISINDAN RESLER VE KORUNAN ALANLAR Osman İYİMAYA Genel Müdür Enerji hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olarak başta sanayi, teknoloji,

Detaylı

Küresel İklim Değişikliği ve Ülkemize Etkileri

Küresel İklim Değişikliği ve Ülkemize Etkileri Küresel İklim Değişikliği ve Ülkemize Etkileri Küresel İklim Değişikliği Nedir? Çeşitli gaz ve çevre kirliliği gibi olaylar sonucu atmosfer incelmeye başlamıştır.böylece güneş ışınları dünyaya daha fazla

Detaylı

1. DOĞAL ÜZERİNDEKİ ETKİLER. PDF created with pdffactory trial version www.pdffactory.com

1. DOĞAL ÜZERİNDEKİ ETKİLER. PDF created with pdffactory trial version www.pdffactory.com SULAMANIN ÇEVRESEL ETKİLERİ SULAMANIN ÇEVRESEL ETKİLERİ Doğal Kaynaklar Üzerindeki Etkiler Biyolojik ve Ekolojik Kaynaklar Üzerindeki Etkiler Sosyoekonomik Etkiler Sağlık Etkileri 1. DOĞAL KAYNAKLAR ÜZERİNDEKİ

Detaylı

Küresel. İklim değişikliği

Küresel. İklim değişikliği Küresel İklim değişikliği ÇEVRE KORUMA ve KONTROL DAİRESİ BAŞKANLIĞI 1 nedir? Küresel iklim değişikliği Çeşitli gaz ve çevre kirliliği gibi olaylar sonucu atmosfer incelmeye başlamıştır. Böylece güneş

Detaylı

Su ayak izi ve turizm sektöründe uygulaması. Prof.Dr.Bülent Topkaya Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü

Su ayak izi ve turizm sektöründe uygulaması. Prof.Dr.Bülent Topkaya Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Su ayak izi ve turizm sektöründe uygulaması Prof.Dr.Bülent Topkaya Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Kapsam Ayak izi kavramı Türkiye de su yönetimi Sanal su Su ayak izi ve turizm Karbon ayak

Detaylı

TÜRKİYE SULAKALANLAR KONGRESİ SONUÇ BİLDİRGESİ 22-23 Mayıs 2009 Eskikaraağaç Bursa

TÜRKİYE SULAKALANLAR KONGRESİ SONUÇ BİLDİRGESİ 22-23 Mayıs 2009 Eskikaraağaç Bursa TÜRKİYE SULAKALANLAR KONGRESİ SONUÇ BİLDİRGESİ 22-23 Mayıs 2009 Eskikaraağaç Bursa Ülkemizde sulakalanların tarihi, bataklıkların kurutulmasının ve tarım alanı olarak düzenlenmesinin tarihiyle birlikte

Detaylı

Bu türleri yakından tanımak için haritaya tıklayın.

Bu türleri yakından tanımak için haritaya tıklayın. Anadolu'da Te hlike Altındaki Tüm Türler Hazar kaplanı, Gökçe balığı ve Anadolu parsı... National Geographic Türkiye, Temmuz sayısında ülkemizde tehlike altındaki türlere dikkat çekti. Bu türleri yakından

Detaylı

ĞİŞİKLİĞİ. Yeni Mücadele ile Yüzleşmek. Kasım 2006

ĞİŞİKLİĞİ. Yeni Mücadele ile Yüzleşmek. Kasım 2006 İKLİM M DEĞİŞİ ĞİŞİKLİĞİ Yeni Mücadele ile Yüzleşmek Kasım 2006 WWF Kimdir? WWF 5 kıtada, 50 den fazla ülkede temsilciliği bulunan dünyanın en büyük ve saygın doğa kuruluşlarındandır. 100 den fazla ülkede

Detaylı

Tablo : Türkiye Su Kaynakları potansiyeli. Ortalama (aritmetik) Yıllık yağış 642,6 mm Ortalama yıllık yağış miktarı 501,0 km3

Tablo : Türkiye Su Kaynakları potansiyeli. Ortalama (aritmetik) Yıllık yağış 642,6 mm Ortalama yıllık yağış miktarı 501,0 km3 Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km3 tür. Bu suyun % 97'si denizlerde ve okyanuslardaki tuzlu sulardan oluşmaktadır. Geriye kalan yalnızca % 2'si tatlı su kaynağı olup çeşitli amaçlar için kullanılabilir

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Basın Bülteni Release

Basın Bülteni Release Basın Bülteni Release BASF, ikinci çeyrekte satış hacmini artırdı 26 Temmuz 2014 BASF, 2014 yılı ikinci çeyreğinde satışlarını yüzde 1 artırarak 18,5 milyar avroya çıkardı. Şirketin faiz ve vergi öncesi

Detaylı

Dünyada ve Türkiye de ORGANİK TARIM

Dünyada ve Türkiye de ORGANİK TARIM Dünyada ve Türkiye de ORGANİK TARIM Organik Tarım; üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimi. Organik tarımın amacı; toprak

Detaylı

TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ

TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ TARIMSAL KAYNAKLI NİTRAT KİRLİLİĞİNE KARŞI SULARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığından

Detaylı

Kuraklıkta Son Durum. Esin ERTEK TSKB Ekonomik Araştırmalar erteke@tskb.com.tr

Kuraklıkta Son Durum. Esin ERTEK TSKB Ekonomik Araştırmalar erteke@tskb.com.tr Esin ERTEK TSKB Ekonomik Araştırmalar erteke@tskb.com.tr Ağustos 2014 2013-2014 kış döneminde ülke genelinde etkisi hissedilen meteorolojik kuraklık, 2014 ün ilk yarısında bölgesel olarak devam etti. Türkiye

Detaylı

T.C. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi

T.C. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi T.C. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi LİSANS YERLEŞTİRME SINAVI-3 COĞRAFYA-1 TESTİ 26 HAZİRAN 2016 PAZAR Bu testlerin her hakkı saklıdır. Hangi amaçla olursa olsun, testlerin tamamının veya bir kısmının

Detaylı

topraksuenerji-kuzey Çin'de kuraklık çok büyük bir tehdit oluşturuken hükümetin aldığı önlemler de bu tehlikenin daha da artmasına neden oluyor.

topraksuenerji-kuzey Çin'de kuraklık çok büyük bir tehdit oluşturuken hükümetin aldığı önlemler de bu tehlikenin daha da artmasına neden oluyor. Kuzey Çin Kuruyor! 12 Ekim 2013 topraksuenerji-kuzey Çin'de kuraklık çok büyük bir tehdit oluşturuken hükümetin aldığı önlemler de bu tehlikenin daha da artmasına neden oluyor. Perkin'deki Carnegie-Tsinghua

Detaylı

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL 24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü «UNCTAD» ın Uluslararası Doğrudan Yatırımlara ilişkin olarak hazırladığı Dünya Yatırım

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 i Bu sayıda; Ağustos Ayı Dış Ticaret Verileri, 2013 2. Çeyrek dış borç verileri değerlendirilmiştir. i 1 İhracatta Olağanüstü Yavaşlama

Detaylı

Fiziki Özellikleri. Coğrafi Konumu Yer Şekilleri İklimi

Fiziki Özellikleri. Coğrafi Konumu Yer Şekilleri İklimi KİMLİK KARTI Başkent: Roma Yüz Ölçümü: 301.225 km 2 Nüfusu: 60.300.000 (2010) Resmi Dili: İtalyanca Dini: Hristiyanlık Kişi Başına Düşen Milli Gelir: 29.500 $ Şehir Nüfus Oranı: %79 Ekonomik Faal Nüfus

Detaylı

Dağlık alanda yaşayan insanlar ve yaşadıkları çevreler için birlikte çalışmak

Dağlık alanda yaşayan insanlar ve yaşadıkları çevreler için birlikte çalışmak Dağlık alanda yaşayan insanlar ve yaşadıkları çevreler için birlikte çalışmak BİZ KİMİZ? Dağ Ortaklığı bir Birleşmiş Milletler gönüllü ittifakı olup, üyelerini ortak hedef doğrultusunda bir araya getirir.

Detaylı

1. Nüfus değişimi ve göç

1. Nüfus değişimi ve göç Sulamanın Çevresel Etkileri Doğal Kaynaklar Üzerindeki Etkiler Biyolojik ve Ekolojik Kaynaklar Üzerindeki Etkiler Sağlık Etkileri 1.Nüfus değişimi ve göç 2.Gelir düzeyi ve işgücü 3.Yeniden yerleşim 4.Kültürel

Detaylı

KÜRESEL ISINMA NEDİR?

KÜRESEL ISINMA NEDİR? HAVA Hava, dışarıda kısa sürede meydana gelen olaylar bütünüdür. Soğur, yağmur yağar, ısınır. Basınç artar veya düşer, ısı yükselir veya düşer. Rüzgar oluşur. Meydana gelenler o güne ve kısa zamana aittir.

Detaylı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇEVRECİ ŞEHİRLERE DOĞRU Kadir DEMİRBOLAT İklim Değişikliği Dairesi Başkanı 7 Temmuz 2012, Gaziantep Çevreci Şehircilik; Yaşam kalitesi yüksek, Çevreye duyarlı, Tarihi ve kültürel

Detaylı

Yıllar 2015 2016 2017 2018 2019 PROJE ADIMI - FAALİYET. Sorumlu Kurumlar. ÇOB, İÇOM, DSİ, TİM, Valilikler, Belediyeler ÇOB, İÇOM, Valilikler

Yıllar 2015 2016 2017 2018 2019 PROJE ADIMI - FAALİYET. Sorumlu Kurumlar. ÇOB, İÇOM, DSİ, TİM, Valilikler, Belediyeler ÇOB, İÇOM, Valilikler 1. HAVZA KORUMA PLANI KURUM VE KURULUŞLARIN KOORDİNASYONUNUN 2. SAĞLANMASI 3. ATIK SU ve ALTYAPI YÖNETİMİ 3.1. Göl Yeşil Kuşaklama Alanındaki Yerleşimler Koruma Planı'nda önerilen koşullarda önlemlerin

Detaylı

1. İklim Değişikliği Nedir?

1. İklim Değişikliği Nedir? 1. İklim Değişikliği Nedir? İklim, en basit ifadeyle, yeryüzünün herhangi bir yerinde uzun yıllar boyunca yaşanan ya da gözlenen tüm hava koşullarının ortalama durumu olarak tanımlanabilir. Yerküre mizin

Detaylı

Dünya nüfusunun hızla artması sonucu ortaya çıkan dünyanın artan besin ihtiyacını karşılamak ve birim alandan daha fazla ürün almak amacı ile

Dünya nüfusunun hızla artması sonucu ortaya çıkan dünyanın artan besin ihtiyacını karşılamak ve birim alandan daha fazla ürün almak amacı ile Dünya nüfusunun hızla artması sonucu ortaya çıkan dünyanın artan besin ihtiyacını karşılamak ve birim alandan daha fazla ürün almak amacı ile uygulanan kültürel önlemlerden biri de tarım ilacı uygulamalarıdır.

Detaylı

DÜNYA TARIMININ BAŞLICA SORUNLARI

DÜNYA TARIMININ BAŞLICA SORUNLARI DÜNYA TARIMININ BAŞLICA SORUNLARI Dünya tarımındaki başlıca sorunlar Nüfus artışı ve kişi başına tüketim miktarındaki artış. Tarımsal üretimin dengesiz dağılımı. Az gelişmiş ülkelerde kullanılan tarımsal

Detaylı

5. SINIF SOSYAL BİLGİLER BÖLGEMİZİ TANIYALIM TESTİ. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır.

5. SINIF SOSYAL BİLGİLER BÖLGEMİZİ TANIYALIM TESTİ. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır. PLATO: Çevresine göre yüksekte kalmış, akarsular tarafından derince yarılmış geniş düzlüklerdir. ADA: Dört tarafı karayla

Detaylı

FAO SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ FİYAT VE TİCARET GÜNCELLEME: KASIM 2014

FAO SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ FİYAT VE TİCARET GÜNCELLEME: KASIM 2014 FAO SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ FİYAT VE TİCARET GÜNCELLEME: KASIM 2014 FAO süt fiyat endeksi 184,3 ile Ekim ayında bir önceki aya göre %1,9 geriledi. Böylece geçen yıl aynı dönemin % 26,6 gerisinde kaldı. Tereyağı,

Detaylı

BULGARİSTAN ÜLKE RAPORU 05.02.2015

BULGARİSTAN ÜLKE RAPORU 05.02.2015 BULGARİSTAN ÜLKE RAPORU 05.02.2015 BULGARİSTAN ÜLKE RAPORU 05.02.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Bulgaristan a ihracat yapan 585 firma bulunmaktadır. 31.12.2013

Detaylı

AÇLIĞIN ÖNLENMESĠ ve GIDA GÜVENCESĠNĠN SAĞLANMASI

AÇLIĞIN ÖNLENMESĠ ve GIDA GÜVENCESĠNĠN SAĞLANMASI AÇLIĞIN ÖNLENMESĠ ve GIDA GÜVENCESĠNĠN SAĞLANMASI Yrd. Doç. Dr. Mustafa ERBAġ Sultan ARSLAN A. Nur DURAK Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü erbas@akdeniz.edu.tr Sunum Planı

Detaylı

RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU 14.04.2015

RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU 14.04.2015 RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU 14.04.2015 RUSYA FEDERASYONU ÜLKE RAPORU 14.04.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Rusya Federasyonu na ihracat yapan 623 firma

Detaylı

Eğitim / Danışmanlık Hizmetinin Tanımı

Eğitim / Danışmanlık Hizmetinin Tanımı / Danışmanlık Hizmetinin Tanımı 1. Proje Kapsamında Talep Edilmiş ise, in İçeriği Hakkında bilgi veriniz. Sportif Olta Balıkçılığının Yaygınlaştırılması ve Doğal Hayatı Koruma Uygulamaları Projesi, her

Detaylı

T.C. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi

T.C. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi T.C. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi LİSANS YERLEŞTİRME SINAVI-4 COĞRAFYA-2 TESTİ 18 HAZİRAN 2016 CUMARTESİ Bu testlerin her hakkı saklıdır. Hangi amaçla olursa olsun, testlerin tamamının veya bir

Detaylı

KONUYA GİRİŞ İnsanların toprağı işleyerek ekme ve dikme yoluyla ondan ürün elde etmesi faaliyetine tarım denir. BÖLGELERE GÖRE TOPRAKLARDAN YARARLANMA

KONUYA GİRİŞ İnsanların toprağı işleyerek ekme ve dikme yoluyla ondan ürün elde etmesi faaliyetine tarım denir. BÖLGELERE GÖRE TOPRAKLARDAN YARARLANMA GÜNÜMÜZDE ve GAP KONUYA GİRİŞ İnsanların toprağı işleyerek ekme ve dikme yoluyla ondan ürün elde etmesi faaliyetine tarım denir. BÖLGELERE GÖRE TOPRAKLARDAN YARARLANMA Türkiye nüfusunun yaklaşık %48.4

Detaylı

Muson Yağmurlarını Atlatmak Kelsey, Dylan, and Trevor Bölüm 1 Fen Bilimleri

Muson Yağmurlarını Atlatmak Kelsey, Dylan, and Trevor Bölüm 1 Fen Bilimleri Muson Yağmurlarını Atlatmak Kelsey, Dylan, and Trevor Bölüm 1 Fen Bilimleri Hedefimiz Arizona, Phoenix te yaşayan sizleri büyük Phoneix bölgesindeki musonların olası riskleri hakkında bilgilendirmek. Bir

Detaylı

ULUSAL HAVZA YÖNETİM STRATEJİSİ

ULUSAL HAVZA YÖNETİM STRATEJİSİ ULUSAL HAVZA YÖNETİM STRATEJİSİ Bayram HOPUR Entegre Projeler Uygulama Şube Müdürü Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü www.cem.gov.tr 3. Ulusal Taşkın Sempozyumu- 29.04.2013 İstanbul ULUSAL

Detaylı

1.10.2015. Kömür ve Doğalgaz. Öğr. Gör. Onur BATTAL

1.10.2015. Kömür ve Doğalgaz. Öğr. Gör. Onur BATTAL Kömür ve Doğalgaz Öğr. Gör. Onur BATTAL 1 2 Kömür yanabilen sedimanter organik bir kayadır. Kömür başlıca karbon, hidrojen ve oksijen gibi elementlerin bileşiminden oluşmuş, diğer kaya tabakalarının arasında

Detaylı

Su Yapıları I Su Kaynaklarının Geliştirilmesi

Su Yapıları I Su Kaynaklarının Geliştirilmesi Su Yapıları I Su Kaynaklarının Geliştirilmesi Yrd. Doç. Dr. Burhan ÜNAL Bozok Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Yozgat Su, tüm canlılar için bir ihtiyaçtır. Su Kaynaklarının

Detaylı

Dersin Kodu 1200.9133

Dersin Kodu 1200.9133 Çevre Bilimi Dersin Adı Çevre Bilimi Dersin Kodu 1200.9133 Dersin Türü Zorunlu Dersin Seviyesi Dersin AKTS Kredisi 3,00 Haftalık Ders Saati (Kuramsal) 3 Haftalık Uygulama Saati 0 Haftalık Laboratuar Saati

Detaylı

TOPLUMSAL RAPORLAR YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor

TOPLUMSAL RAPORLAR YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor TOPLUMSAL RAPORLAR 15 YATIRIM TEŞVİKLERİ VE İSTİHDAM - 2010 (05.12.2010) Yatırımlar büyürken istihdam küçülüyor 10 yıllık dönemler itibariyle teşvik sisteminin istihdama etkisi Yıllık Yıllık Yıllık Yıl

Detaylı

İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ!

İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ! İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ!! IŞIL KURNAZ" GAZİ ÜNİVERSİTESİ UNDP 2014 İNSANİ GELİŞME RAPORU# TÜRKİYE TANITIM

Detaylı

Ekosistem ve Özellikleri

Ekosistem ve Özellikleri Ekosistem ve Özellikleri Öğr. Gör. Özgür ZEYDAN http://cevre.beun.edu.tr/zeydan/ Ekosistem Belirli bir bölgede yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim halindeki canlılar (biyotik faktörler) ve cansız

Detaylı

ORMANCILIĞIMIZ (TOHUM-FİDAN-AĞAÇLANDIRMA)

ORMANCILIĞIMIZ (TOHUM-FİDAN-AĞAÇLANDIRMA) ORMANCILIĞIMIZ (TOHUM-FİDAN-AĞAÇLANDIRMA) Prof. Dr. İbrahim TURNA Orman Nedir? Orman, sadece ağaç ve ağaççık toplulukları değildir. Orman canlı ve büyük bir sistemdir. Bu sistem; ağaçlar, çalılar, otlar,

Detaylı

Balıkçılıkta Stok Yönetimi 29 Aralık 2011-28 Eylül 2012 vti Deniz Balıkçılığı Enstitüsü, Hamburg, Almanya

Balıkçılıkta Stok Yönetimi 29 Aralık 2011-28 Eylül 2012 vti Deniz Balıkçılığı Enstitüsü, Hamburg, Almanya Balıkçılıkta Stok Yönetimi 29 Aralık 2011-28 Eylül 2012 vti Deniz Balıkçılığı Enstitüsü, Hamburg, Almanya Dr. Savaş KILIÇ Balıkçılık Teknolojisi Mühendisi Konyaaltı İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü

Detaylı

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015 Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 215 BÜYÜME DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR Zümrüt İmamoğlu* ve Barış Soybilgen ** 13 Nisan 215 Yönetici Özeti Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE)

Detaylı

Ekosistemi oluşturan varlıklar ve özellikleri

Ekosistemi oluşturan varlıklar ve özellikleri On5yirmi5.com Ekosistemi oluşturan varlıklar ve özellikleri Bir bölgedeki canlı varlıklarla cansız varlıkların oluşturduğu bütünlüğe ekosistem denir. Ekosistemdeki canlı ve cansız varlıklar birbiriyle

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ SU ÇERÇEVE DİREKTİFİ VE BU ALANDA TÜRKİYE DE YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR

AVRUPA BİRLİĞİ SU ÇERÇEVE DİREKTİFİ VE BU ALANDA TÜRKİYE DE YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR AVRUPA BİRLİĞİ SU ÇERÇEVE DİREKTİFİ VE BU ALANDA TÜRKİYE DE YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR Ayla EFEOGLU Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü AB İle İlişkiler Şube Müdürü İÇERİK AB Su Çerçeve Direktifi hakkında genel

Detaylı

5. Ünite. ÇEVRE ve TOPLUM. 1. Doğadan Nasıl Yararlanıyoruz?... 154. 2. Çevre Sorunları... 156. Konu Değerlendirme Testi... 158

5. Ünite. ÇEVRE ve TOPLUM. 1. Doğadan Nasıl Yararlanıyoruz?... 154. 2. Çevre Sorunları... 156. Konu Değerlendirme Testi... 158 412 5. Ünite ÇEVRE ve TOPLUM 1. Doğadan Nasıl Yararlanıyoruz?... 154 2. Çevre Sorunları... 156 Konu Değerlendirme Testi... 158 153 Doğadan Nasıl Yararlanıyoruz? 413 414 İNSANLARIN DOĞAL ÇEVREYİ KULLANMA

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

Alanın Gelişimi ile İlgili Kriterler

Alanın Gelişimi ile İlgili Kriterler KORUNAN ALANLAR Korunan alanlar incelenip, değerlendirilirken ve ilan edilirken yalnız alanın yeri ile ilgili ve ekolojik kriterler değil, onların yanında tarih, kültürel ya da bilimsel değerleri de dikkate

Detaylı

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ Ekosistem, birbiriyle ilişkili canlı ve cansız unsurlardan oluşur. Ekosistem, bu unsurlar arasındaki madde ve enerji dolaşımı ile kendini besler ve yeniler. Madde döngüsü

Detaylı

tepav PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞÜN ÖTEKİ YÜZÜ Ocak2015 N201501 DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞÜN ÖTEKİ YÜZÜ Ocak2015 N201501 DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Ocak2015 N201501 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Ayşegül Aytaç 1 Araştırmacı, Ekonomi Çalışmaları PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞÜN ÖTEKİ YÜZÜ Petrol fiyatları, 2014 yılının

Detaylı

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu DÜNYA EKONOMİSİ Teknoloji, nüfus ve fikir hareketlerini içeren itici güce birinci derecede itici güç denir. Global işbirliği ağıgünümüzde küreselleşmişyeni ekonomik yapının belirleyicisidir. ASEAN ekonomik

Detaylı

TÜRKĠYE CUMHURĠYETĠ HÜKÜMETĠ ĠLE TUNUS CUMHURĠYETĠ HÜKÜMETĠ ARASINDA ORMANCILIK ve SU ALANINDA ĠġBĠRLĠĞĠ ANLAġMASI

TÜRKĠYE CUMHURĠYETĠ HÜKÜMETĠ ĠLE TUNUS CUMHURĠYETĠ HÜKÜMETĠ ARASINDA ORMANCILIK ve SU ALANINDA ĠġBĠRLĠĞĠ ANLAġMASI TÜRKĠYE CUMHURĠYETĠ HÜKÜMETĠ ĠLE TUNUS CUMHURĠYETĠ HÜKÜMETĠ ARASINDA ORMANCILIK ve SU ALANINDA ĠġBĠRLĠĞĠ ANLAġMASI Bundan böyle "Taraflar" olarak anılacak olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti

Detaylı

10.17. Kayabaşı-TOKİ Konutları

10.17. Kayabaşı-TOKİ Konutları 10.17. Kayabaşı-TOKİ Konutları Kayabaşı bölgesi İstanbul un Avrupa yakasında, biyolojik çeşitlilik ve kentin yaşam destek sisteminin en önemli parçalarından biri olup kentin doğal ve ekolojik dengeleri

Detaylı

DOĞU KARADENĠZ BÖLGESĠNDE HEYELAN

DOĞU KARADENĠZ BÖLGESĠNDE HEYELAN DOĞU KARADENĠZ BÖLGESĠNDE HEYELAN Heyelan ya da toprak kayması, zemini kaya veya yapay dolgu malzemesinden oluşan bir yamacın yerçekimi, eğim, su ve benzeri diğer kuvvetlerin etkisiyle aşağı ve dışa doğru

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

ÇİMENTO SEKTÖRÜ 10.04.2014

ÇİMENTO SEKTÖRÜ 10.04.2014 ÇİMENTO SEKTÖRÜ TABLO 1: EN ÇOK ÜRETİM YAPAN 15 ÜLKE (2012) TABLO 2: EN ÇOK TÜKETİM YAPAN 15 ÜLKE (2012) SEKTÖRÜN GENEL DURUMU Dünyada çimento üretim artışı hızlanarak devam ederken 2012 yılında dünya

Detaylı

İSTANBUL UN ÇEVRE SORUNLARI

İSTANBUL UN ÇEVRE SORUNLARI TMMOB ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ İSTANBUL UN ÇEVRE SORUNLARI 05.06.2014 MEGA PROJELER VE SU HAVZALARINA ETKİSİ 3. HAVALİMANI PROJESİ KANAL İSTANBUL SU HAVZALARININ DURUMU VE KURAKLIK TEHLİKESİ

Detaylı

Yeşil Lojistiğin Tersine Lojistik ile İlişkisi ve Sürdürülebilir Kalkınma İçin Önemi. Araş.Gör. Güneş KÜÇÜKYAZICI Yrd.Doç.Dr. Murat BASKAK YAEM, 2010

Yeşil Lojistiğin Tersine Lojistik ile İlişkisi ve Sürdürülebilir Kalkınma İçin Önemi. Araş.Gör. Güneş KÜÇÜKYAZICI Yrd.Doç.Dr. Murat BASKAK YAEM, 2010 Yeşil Lojistiğin Tersine Lojistik ile İlişkisi ve Sürdürülebilir Kalkınma İçin Önemi Araş.Gör. Güneş KÜÇÜKYAZICI Yrd.Doç.Dr. Murat BASKAK Sunum Plânı Tedârik Zinciri ve Tedârik Zinciri Yönetimi Lojistik

Detaylı

BİTKİLENDİRİLMİŞ ÇATILAR, KÜRESEL ISINMANIN ETKİLERİNİ AZALTIYOR

BİTKİLENDİRİLMİŞ ÇATILAR, KÜRESEL ISINMANIN ETKİLERİNİ AZALTIYOR BİTKİLENDİRİLMİŞ ÇATILAR, KÜRESEL ISINMANIN ETKİLERİNİ AZALTIYOR Çatı Sanayicileri ve İşadamları Derneği Başkanı M.Nazım Yavuz, dünyada ve Türkiye de yaygınlaşmaya başlayan bitkilendirilmiş çatı uygulamalarının

Detaylı

ŞİRKETLERDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNE YAPILAN YATIRIMLARIN GERİ DÖNÜŞÜ

ŞİRKETLERDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNE YAPILAN YATIRIMLARIN GERİ DÖNÜŞÜ ŞİRKETLERDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNE YAPILAN YATIRIMLARIN GERİ DÖNÜŞÜ A. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNDE HEDEF 1. İş sağlığı ve güvenliği (İSG) programlarının amacı, çalışanların maddi ve manevi yararı için

Detaylı

MERİÇ NEHRİ TAŞKIN ERKEN UYARI SİSTEMİ

MERİÇ NEHRİ TAŞKIN ERKEN UYARI SİSTEMİ T.C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü MERİÇ NEHRİ TAŞKIN ERKEN UYARI SİSTEMİ Dr. Bülent SELEK, Daire Başkanı - DSİ Etüt, Planlama ve Tahsisler Dairesi Başkanlığı, ANKARA Yunus

Detaylı

Arazi verimliliği artırılacak, Proje alanında yaşayan yöre halkının geçim şartları iyileştirilecek, Hane halkının geliri artırılacak, Tarımsal

Arazi verimliliği artırılacak, Proje alanında yaşayan yöre halkının geçim şartları iyileştirilecek, Hane halkının geliri artırılacak, Tarımsal Arazi verimliliği artırılacak, Proje alanında yaşayan yöre halkının geçim şartları iyileştirilecek, Hane halkının geliri artırılacak, Tarımsal kaynaklı kirlilik azaltılacak, Marjinal alanlar üzerindeki

Detaylı

RUS BUĞDAY AFİTLERİNE KARŞI BİYOLOJİK KORUMA

RUS BUĞDAY AFİTLERİNE KARŞI BİYOLOJİK KORUMA RUS BUĞDAY AFİTLERİNE KARŞI BİYOLOJİK KORUMA HAZIRLAYAN ÖĞRENCİLER 7-F Miray DAĞCI Ömür Mehmet KANDEMİR DANIŞMAN ÖĞRETMEN NİLÜFER DEMİR İZMİR - 2013 İÇİNDEKİLER 1. Projenin Amacı ve Hedefi.. 2 2. Afit

Detaylı

ANKARA İLİ T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ANKARA İL MÜDÜRLÜĞÜ. Ankara da bilinçli. Çevre Gönüllüleri Yetişiyor

ANKARA İLİ T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ANKARA İL MÜDÜRLÜĞÜ. Ankara da bilinçli. Çevre Gönüllüleri Yetişiyor ANKARA İLİ T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ANKARA İL MÜDÜRLÜĞÜ 1923 Ankara da bilinçli Çevre Gönüllüleri Yetişiyor BOYAMA KİTABI İdris GÜLLÜCE Çevre ve Şehircilik Bakanı Çevreye yapılan yatırımın aslında

Detaylı

Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi

Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi İbrahim M. Yağlı* Enerji üretiminde Rüzgar Enerjisinin Üstünlükleri Rüzgar enerjisinin, diğer enerji üretim alanlarına göre, önemli üstünlükleri bulunmaktadır:

Detaylı

Sudan Cumhuriyeti Büyükelçiliği Ankara

Sudan Cumhuriyeti Büyükelçiliği Ankara Sudan Cumhuriyeti Büyükelçiliği Ankara Sudan daki Yatırım Ortamı ve İş Olanakları 1- Temel Bilgiler: Hazırlayan: Abdelgader ABDALLA* Sunan: Dr. Mutrif SIDDIG** Çeviren: Ufuk TEPEBAŞ Konum: Afrika bölgesinin

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ

AVRUPA BİRLİĞİ VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ İSTANBUL TİCARET ODASI AVRUPA BİRLİĞİ VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ŞUBESİ ALMANYA ÜLKE RAPORU Mayıs 2009 İ.A 2 I. GENEL BİLGİLER Resmi Adı : Almanya Federal Cumhuriyeti Yönetim Şekli : Parlamenter Demokrasi

Detaylı

KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI. Bosad Genel Sekreterliği

KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI. Bosad Genel Sekreterliği KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI Bosad Genel Sekreterliği SEKTÖR ANALİZİ Otomotiv OEM boyaları dünyanın en büyük boya segmentlerinden biridir. Otomotiv OEM boyaları, 2011 yılında toplam küresel boya

Detaylı

Ağaç Nedir? Bir ağacın yaşayıp gelişebilmesi için; ışık, sıcaklık, CO 2, O 2, su ve mineral madde gereklidir.

Ağaç Nedir? Bir ağacın yaşayıp gelişebilmesi için; ışık, sıcaklık, CO 2, O 2, su ve mineral madde gereklidir. AĞAÇ NEDĠR? Ağaç Nedir? Boyu en az 5 metre, çapı da 10 cm'den aşağı olmayan, dal sürgün ve yapraklarının oluşturduğu tepe tacını tek bir gövde üzerinde taşıyan, her yıl çap artımı yaparak kalınlaşan, sürgün

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak geride bıraktı.

Detaylı

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI Dünyamızda o kadar çok canlı türü var ki bu canlıları tek tek incelemek olanaksızdır. Bu yüzden bilim insanları canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırmışlardır.

Detaylı

Basın Bülteni. BASF, 3. çeyrekte satış hacmini artırdı

Basın Bülteni. BASF, 3. çeyrekte satış hacmini artırdı Basın Bülteni BASF, 3. çeyrekte satış hacmini artırdı BASF, 2014 yılı üçüncü çeyreğinde satışlarını yüzde 3 artırarak 18,3 milyar Avro ya çıkardı. Şirketin faiz ve vergi öncesi karı ise (FAVÖK) yüzde 9

Detaylı

Türkiye de hayvancılık sektörünün önündeki sorunları iki ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar;

Türkiye de hayvancılık sektörünün önündeki sorunları iki ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar; Tarımı gelişmiş ülkelerin çoğunda hayvancılığın tarımsal üretim içerisindeki payı % 50 civarındadır. Türkiye de hayvansal üretim bitkisel üretimden sonra gelmekte olup, tarımsal üretim değerinin yaklaşık

Detaylı

Ayxmaz/biyoloji. Öğrencilerin sonuçlarına göre, katalaz hangi ph düzeyinde en iyi çalışır A) 1 B) 4 C) 7 D) 10 E) 14

Ayxmaz/biyoloji. Öğrencilerin sonuçlarına göre, katalaz hangi ph düzeyinde en iyi çalışır A) 1 B) 4 C) 7 D) 10 E) 14 1- Katalaz bitki ve hayvan dokularında bulunan bir enzimdir. Katalaz hücre solunumunda oluşan hidrojen peroksiti (bir toksin) su ve oksijen gazı haline dönüştürerek birikimini önlemeye yardımcı olur. 10

Detaylı

İZMİR KÖRFEZİNİ SOLUCANLARLA TEMİZLİYORUZ

İZMİR KÖRFEZİNİ SOLUCANLARLA TEMİZLİYORUZ İZMİR KÖRFEZİNİ SOLUCANLARLA TEMİZLİYORUZ HAZIRLAYAN ÖĞRENCİLER 7-E Doruk TURANLI Doruk ÜNAL DANIŞMAN ÖĞRETMEN Nilüfer DEMİR İZMİR 2014 İÇİNDEKİLER 1.PROJENİN AMACI...2 2. İZMİR KÖRFEZİ...2 3. KALİFORNİYA

Detaylı

3.10. ÇEVRESEL SORUNLAR VE RİSK ALGISI

3.10. ÇEVRESEL SORUNLAR VE RİSK ALGISI 3.10. ÇEVRESEL SORUNLAR VE RİSK ALGISI 3.10.1. İstanbul da Çevresel Konular 3.10.1.1. Hava Kalitesi İstanbul un nüfusunun hızlı artışı ve kalitesiz yakıt kullanımı nedeniyle 1985 li yıllardan itibaren

Detaylı

HİDROLOJİ Doç.Dr.Emrah DOĞAN

HİDROLOJİ Doç.Dr.Emrah DOĞAN HİDROLOJİ Doç.Dr.Emrah DOĞAN 1-1 YARDIMCI DERS KİTAPLARI VE KAYNAKLAR Kitap Adı Yazarı Yayınevi ve Yılı 1 Hidroloji Mehmetçik Bayazıt İTÜ Matbaası, 1995 2 Hidroloji Uygulamaları Mehmetçik Bayazıt Zekai

Detaylı

Murat TÜRKEŞ ve Telat KOÇ Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü, Çanakkale

Murat TÜRKEŞ ve Telat KOÇ Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü, Çanakkale (*)Türkeş, M. ve Koç, T. 2007. Kazdağı Yöresi ve dağlık alan (dağ sistemi) kavramları üzerine düşünceler. Troy Çanakkale 29:18-19. KAZ DAĞI YÖRESİ VE DAĞLIK ALAN (DAĞ SİSTEMİ) KAVRAMLARI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Detaylı

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR -1- 109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR Yabancıların, 8 Haziran itibariyle Türkiye de 53 milyar 130 milyon dolarlık hisse senedi, 38 milyar 398 milyon dolar devlet iç borçlanma senedi (DİBS) ve 407

Detaylı

PricewaterhouseCoopers CEO Araştõrmasõ

PricewaterhouseCoopers CEO Araştõrmasõ PricewaterhouseCoopers CEO Araştõrmasõ Yönetici Özeti Giriş PricewaterhouseCoopers õn 7. Yõllõk Global CEO Araştõrmasõ Riski Yönetmek: CEO larõn Hazõrlõk Düzeyinin Değerlendirilmesi, mevcut iş ortamõ ve

Detaylı

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ EĞİTİM KURUMLARI ANADOLU LİSESİ 10. SINIFLAR COĞRAFYA İZLEME SINAVI

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ EĞİTİM KURUMLARI ANADOLU LİSESİ 10. SINIFLAR COĞRAFYA İZLEME SINAVI 1. 2. Kalker gibi tortul kayaçların metamorfik kayaçlarına dönüşmesinde etkili olan faktörler aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir (5 puan)? A. Soğuma - Buzullaşma B. Ayrışma - Erime C. Sıcaklık - Basınç

Detaylı

ÇOK TARAFLI İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ NİN GELECEĞİ KONFERANSI. Ümit Özlale

ÇOK TARAFLI İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ NİN GELECEĞİ KONFERANSI. Ümit Özlale tepav Economic Research Policy Foundation of Turkey ÇOK TARAFLI İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ NİN GELECEĞİ KONFERANSI Ümit Özlale 29 April 2011 2 Sunum Planı 1. Bölüm: İhracat performansımız Pazar genişlemesi

Detaylı

DALGALAR NEDEN OLUŞUR? Rüzgar Deniz Araçları (Gemi, tekne vb) Denizaltı Heyelanları Depremler Volkanik Patlamalar Göktaşları Topografya ve akıntılar

DALGALAR NEDEN OLUŞUR? Rüzgar Deniz Araçları (Gemi, tekne vb) Denizaltı Heyelanları Depremler Volkanik Patlamalar Göktaşları Topografya ve akıntılar TSUNAMİ DALGALAR NEDEN OLUŞUR? Rüzgar Deniz Araçları (Gemi, tekne vb) Denizaltı Heyelanları Depremler Volkanik Patlamalar Göktaşları Topografya ve akıntılar TSUNAMİ NEDİR? Tsunami Adı ilk kez 1896 yılında

Detaylı

01.01.2012. www.konutkredisi.com.tr

01.01.2012. www.konutkredisi.com.tr Türkiye'nin ilk konut çöpçatanı Tüketici ile bankaların arasını bulan bir çöpçatan gibi çalışıyor. Türkiye de büyüme potansiyelinin en yüksek olduğu piyasalardan biri de şüphesiz konut. Dünyada 2008 de

Detaylı

Bursa Yakın Çevresi Deprem Tehlikesi ve Kentsel Dönüşüm

Bursa Yakın Çevresi Deprem Tehlikesi ve Kentsel Dönüşüm Bursa Yakın Çevresi Deprem Tehlikesi ve Kentsel Dönüşüm Oğuz Gündoğdu ACİL DURUMLAR PANELİ KalDer Bursa Şubesi Çevre ve İş Güvenliği Kalite Uzmanlık Grubu 27 Mayıs 2015 Ülkemizde çağdaş anlamda Afet Yönetimi

Detaylı

KÜRESEL ORTAM: BÖLGELER ve ÜLKELER

KÜRESEL ORTAM: BÖLGELER ve ÜLKELER 392 4. Ünite KÜRESEL ORTAM: BÖLGELER ve ÜLKELER 1. Bölge Kavramı... 146 2. Bölge Sınırları... 148 Konu Değerlendirme Testi-1... 151 145 Bölge Kavramı 393 394 BÖLGE NEDİR? Yeryüzünde doğal, beşeri ve ekonomik

Detaylı

Kyoto Protokolü nün Onanması (Taraf Olunması) ve Uluslararası İklim Rejiminin Geleceği ile İlgili Bazı Politik ve Diplomatik Noktalar

Kyoto Protokolü nün Onanması (Taraf Olunması) ve Uluslararası İklim Rejiminin Geleceği ile İlgili Bazı Politik ve Diplomatik Noktalar Kyoto Protokolü nün Onanması (Taraf Olunması) ve Uluslararası İklim Rejiminin Geleceği ile İlgili Bazı Politik ve Diplomatik Noktalar José Romero* İsviçre Federal Çevre Bakanlığı Berne, İsviçre Ankara,

Detaylı

ALMANYA KUZEY REN VESTFALYA BÖLGE RAPORU

ALMANYA KUZEY REN VESTFALYA BÖLGE RAPORU İZMİR TİCARET ODASI ALMANYA KUZEY REN VESTFALYA BÖLGE RAPORU Gürhan DEMİREL Dış Ekonomik İlişkiler Müdürlüğü Uzman Yardımcısı Kasım 2008 Kuzey Ren Vestfalya (Nord Rhein Westfalen) Almanya nın kuzey batısında,

Detaylı