TİCARETİN FELSEFESİ, TARİHÇESİ VE ETİKLE OLAN SIKI BAĞINA İLİŞKİN BAZİ SAPTAMALAR

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TİCARETİN FELSEFESİ, TARİHÇESİ VE ETİKLE OLAN SIKI BAĞINA İLİŞKİN BAZİ SAPTAMALAR"

Transkript

1 TİCARETİN FELSEFESİ, TARİHÇESİ VE ETİKLE OLAN SIKI BAĞINA İLİŞKİN BAZİ SAPTAMALAR *Prof. Dr. Nejat BOZKURT I- GİRİŞ Montesquieu, "Kanunların Ruhu" adlı yapıtında,"nerede yumuşak huylu insanlar varsa orada ticaret vardır; nerede ticaret varsa orada insanlar yumuşak huylu olurlar" demektedir. Uygarlığın yayılmasında önemli bir işlevi bulunan ticaret öteden beri ekonomiyle birlikte,onunla iç içe düşünülmüştür; oysa her ikisini de birbirinden ayrı olarak ele almak gerekir. Ticaretin tarihi, insanlar arası ilişkilerin başladığı zamana değin geri götürülebilir ve ekonominin tarihinden daha eskidir. Öncelikle ticaret kişi ya da toplumların kazanç sağlamak amacıyla giriştikleri ve bir yerden başka bir yere taşımak zorunda oldukları her türlü ham ya da işlenmiş mal, hizmet, değer, yiyecek gibi şeylerin alım satımını, değiştokuşunu kapsayan ekonomik bir etkinliktir. Dünya ticaretindeki gelişme, dünya ekonomisindeki büyümeyi desteklemiş ve teknolojik alandaki köklü değişimlerle her zaman paralel gitmiştir. Ekonomi ise en genel anlamda değerlerin (servetin, doğal kaynakların, ürünlerin) üretim, bölüşüm, dağılım ve tüketim sürecini araştıran toplumsal bir disiplindir ve bilim olarak I7.yy'da kurulmuştur. Ticaret felsefesine gelince, ticaretin yapı ve işleyişini, özelliklerini, doğasını dikkatle araştırır, tarihini keşfe çıkar, ve pazarlara ürünleri ulaştıran ticaret topluluklarındaki *İstanbut Ticaret Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi 153

2 yaşamı ve aralarındaki ilişkileri eleştirel bir biçimde inceler. Bu konulara ilişkin düşünürlerin düşüncelerine yer verir ve onları yorumlar. Çünkü sağlam bir felsefi temele dayanmayan hiçbir bilim dalı tutunamaz. Antik ve çağdaş sosyal ve politik filozofların farklı düşüncelerini ele alır ve onları karşılaştırarak sonuçlar çıkarır. Böylece ticaret ve politika arasındaki ilişkileri, ticaret ve ekonomi arasındaki bağı araştırır; ticari değişimin, alım satımın etiğini, sağlıklı ticaret ile herhangi bir ticari etkinliğin özel kazanç amacıyla yürütülmesi ve başka değer ölçü ve yargılarıyla ereklerin göz önünde bulundurulmaması demek olan "tecimselleşme" (commercialism; commercialisation) arasındaki karşıtlığı, zenginliğin makul ölçü ve sınırlarını, pozitif sosyal ve ekonomik hakların neler olduğunu, ortak iyilik ya da sosyal adalet kavramlarına karşılık serbest rekabetin durumunu ciddi bir sorgulamadan ve eleştiriden geçirir. Kendi yaşamlarımız üzerinde ticaretin saptırıcı etkilerinin olup olmadığının felsefi bir bilgisini elde etmeye çalışır. Toplum bilimlerinin pek çoğu gibi ekonomi ve onun bir alanı olan ticaret, felsefenin dışında gelişmiş, ancak ekonomistlerin ilgileri filozoflarınkileriyle örtüşmeyi ya da kesişmeyi her zaman sürdürmüştür. Örnek verirsek felsefecilerin bilimsel yöntem ve sosyal ontoloji üstüne; ussallığa, çıkarcılığa, bencilliğe ve seçme hakkına ilişkin; ve refah, adalet, eşitlik ve özgürlük üzerindeki düşünlemeleri (refleksiyonları) ekonomistler ve sosyal bilimciler için de önemli ve kalıcı anlamlar taşımıştır. Ekonomi ve ticaret felsefesi ayrıca modern ekonomik güçlerin ortaya çıkışında etkili olan inanç ve değerlerin izlerini araştırır; farklı ekonomik sistemleri, farklı inanç ve değerleri geçerli kılan sistemler olarak çözümleyerek gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomileri karşılaştırır; geleneksel ile modern arasındaki çatışmayı inceler. Sonra da küresel büyümeyi harekete geçirecek olan değişmenin koşullarını araştırır. Çünkü ekonominin geleceğinin dengeli bir ticarete bağlı olduğu görüşü günümüzde ağırlık kazanmaktadır. Bunun yanında ülke ve kurumların ticaret hacmi ile ekonomileri arasında her zaman doğru bir orantı da bulunmaktadır. Bununla 154

3 birlikte çatışan kültürlerin ve dinlerin(doğu ve Batı, İslâm ve Hıristiyan,Protestan ve Katolik) ortak yanlarının olduğunu biz ticaret ilişkileri sayesinde öğrenmekteyiz. Ticaret ve pazarın yasaları farklı topluluklar arasındaki uçurumları zorla kapatmaktadır. Ticaret ve Pazar anlayışının eski çağlardan beri var ve hızla gelişmekte olduğunu biliyoruz. Ticaret ve Pazar ekonomisi birbirlerine sıkıca bağlı olup etkileşim içindedir ve koşulları da hızla değişmektedir. Pazara sahip ve egemen olan ile ticareti elinde bulunduran toplumlar her zaman refahın oluşmasına, dolayısıyla da bilim ve sanatların gelişmesine önayak olmuşlardır. Bu gelişmişlik felsefeye kadar yansımıştır. Yaşamın vazgeçilmez gereksinimlerinden biri olan ticaret, insanlar iletişime başladıkları andan itibaren varlığını sürdürmüş ve toplumların ihtiyaçlarını karşılamalarını sağlamıştır. En ilksel topluluklarda bile ticaret faaliyetinin varlığı işte bu nedene dayanır. Başlangıçta "emanete hıyanet etmemek" ile "sözü senet olmak" ilkelerine bağlı olarak yapılan ticaret, daha sonraları yerini sözleşme niteliğindeki "etik kodlarda bıraktılar. Ticaret felsefesinin kendine özgü bazı soruları vardır, bunlardan yola çıkarak alanını betimlemeye ve bazı sorunları çözmeye çalışır. Kendisine yönelttiği bu soruları şöyle sıralayabiliriz: İktisadi bir etkinlik biçimi olan ticaret ne için yapılır? Ticaret yalnızca ihtiyaçlarımızı mı karşılar? Ticari kazancın sınırı ve ölçüsü ne olacaktır? Her türlü ticari etkinliğin kişisel çıkara dayandığına, genel çıkarın da kişisel çıkarların toplamından oluştuğuna göre, devlet ve birey çıkarlarının dengelenmesi nasıl sağlanacaktır? İktisat yasalarının özgürce, sınırlamasız işlemesi insanları mutlu bir dünyaya götürür mü? Kişisel çıkar ve serbest rekabet, kişinin ve toplumun mutluluğunu sağlar mı? Sıfır büyümeden söz edebilir miyiz? Hem sabit hem de saltık olan doğa yasalarıyla göreli ve olağan nitelikli ticaret ve ekonomi yasalarını birbirleriyle bağdaştırabilir miyiz? Dürüst, adil ticaret (fair trade) nedir, nasıl olur? 155

4 Ekonomi ve ticaretin yardımıyla gelecekten şimdiden yararlanabilir miyiz? İnsan yalnızca kişisel yararı ve en az çaba ile en yüksek tatmini elde etmek için mi çalışır? Fayda, değerden mi gelir? İş dünyasında yalnızca başarıyı ve kazancı erdem saymak doğru mudur? Tüm toplumların oluşturduğu küresel çerçeveyi inceleme konusu yapmak suretiyle iktisadi dengeyi tanıyabilir miyiz? Krizsiz ve sürekli bir ekonomik büyüme sağlanabilir mi, nasıl? Ekonomik ve ticari sistemler kendi kendilerini düzenleme gücüne sahip midirler? Dünya boyutunda tam istihdam, üretimin dengeli büyümesi ve adil bir biçimde dağılımı sağlanabilir mi? Yaygın ve her yere egemen bir iktisadi ve ticari düşünce şeması oluşturulabilir mi? Sosyal bir ekonomi ve dengeli, eşit koşullu ticaret ile insan ve toplum kalitesinin iyileştirilmesi olanaklı mıdır? Günü değil geleceği alıp satmakta olan mali piyasaların dengeye eğilimli olduğunu söyleyebilir miyiz? Toplumsal çıkara hizmet etmenin en iyi yolu, bireylerin kendi dar çıkarlarının peşinde koşması mıdır? Piyasaların kendiliğinden dengeye geleceğini savunan piyasa köktenciliği anlayışının inanılabilirliği var mıdır? Piyasa ilişkilerinde ahlaki bir boyuttan söz edebilir miyiz? Fiyatların oluşmasında ahlaki değerler bir rol oynar mı? Mali piyasalardaki ahlak yokluğu krizlere yol açar mı? Kendi bencil çıkarının peşinde koşan insan gruplarıyla, toplumun genel çıkarı tarafından yönlendirilen insanların arasında ne gibi bir fark vardır? Büyüme ile refah arasında nasıl bir ayırım vardır ve bu sorunsalın içinde servet dağılımının yeri nedir? Ticaretteki serbestleşme gelir dağılımını düzeltir mi, yoksa bozar mı? II-DÜNYA TİCARETİNİN SERÜVENİ Yalnız insanlığın keşfettiği tüm zenginliklerin bilgisiyle zihnimizi zenginleştirdiğimiz zaman insan olmaya hak kazanabiliriz. Karl Marx ın dediği gibi "insanlık tarihi, daima sanayi ve ticaret(mal değişimi) tarihi açısından incelenmeli ve istenmelidir." Geçmişin ve şimdinin büyük ticaret yollarının, bizlerde 156

5 ne gibi imgeler çağrıştırırsa çağrıştırsın, dünya tarihinin biçimlenmesinde, kültürlerin ve yaşam biçimlerinin yayılmasında önemli katkılarda bulundukları yadsınamaz. Eski çağlardan beri uzak ülkeleri ve halkları birbirine bağlamış olan, mal ve düşünce akışının gerçekleştiği büyük ulaşım merkezlerinin, bu bağlantı noktalarının bazıları hâlâ varlıklarını sürdürmektedirler; ancak çoğu artık yoktur. Antikçağ'da, Akdeniz'de Kartaca'nın kurduğu ticaret yolları ağı, dünyaya göz dikmiş olan Roma'nm kenti yerle bir etmesi sonucunda, birden ortadan kalktı. Britanya adalarından Eskiçağ Yunanistan'ındaki tunç zanaatçılarına kalay getiren kara yolu ile Kuzey Denizi kıyılarından, Baltık'dan Güneye, Doğu Akdeniz'e kehribar, kereste ve kürk taşıyan yollar gibi bazı bağlantı noktaları akla hayale sığmaz yerlerde olup hepimizin açıklama ve hayalgücüne bir meydan okuma niteliğindedir. Avrupalıların 15.yy'da kıtaya varışlarından çok önce varolan eski Doğu Afrika ticaret yollarından ise Güneydoğu Asya ve Hindistan'dan Roma İmparatorluğuna karanfil, hindistancevizi,biber, tarçın taşındığı için bu önemli bağlantı noktalarına "Baharat Yolu''' adı verilmiştir. Tabii en klasik sayılabilecek ticaret yolu ise 1500 yıl boyunca Çin'i Batı'ya bağlayan ve teknolojik yenilik, dinsel değişim ve ticaret konularında bir iletişim kanalı oluşturan "İpek Yolu"olmuştur. Doğu'dan Batı'ya, Çin'den Antakya'ya kadar uzanan İpek Yolu, uygarlıklar arası etkileşimi sağlayan bir iletişim kanalıydı. Ancak unutulmaması gereken bir şey varsa o da dünya yüzündeki büyük ticaret yollarının aynı zamanda kanlı üstünlük savaşlarının odağı olması ve utanç verici bir trafik oluşturan köle ticaretinin ulaşım kanallarının da yine bu yollar üzerinde bulunmasıdır. Dünya üzerinde ticaretin Taş Devrine kadar geri gittiğini düşünmek oldukça zor olsa gerek. Bu ilksel başlangıç döneminde insanlar yiyeceklerini artık avcılık ve toplayıcılıkla değil, üreterek elde ediyorlardı. Bu küçük üreticiler yaşamlarını sürdürmek ve geçinmek için bazı malları üretiyorlardı. Ama gereksinim duydukları bir çok başka mal da vardı. Zamanla gereksinme duydukları şeylerle ellerinde 157

6 bulunan şeyleri değiş tokuş edebileceklerini farkettiler. Böylece gereksindikleri malları elde etmek için ellerinde ürün fazlası kalacak miktarda üretim yapmaya yöneldiler ve trampa dediğimiz değiş tokuş tekniği de böylece ortaya çıkmış oldu. Tabii ticaret de bu sayede doğmuş oluyordu. Trampanın ilkin yakın komşular arasında, daha sonra da uzak köyler ve daha büyük topluluklar arasında uygulanmaya başladığını görüyoruz. Ancak trampa sisteminin önünde birçok engelleyici sorun vardı. Sözgelimi, başka malları ellerinde bulunduranların gereksindikleri şeyleri üretmek gerekiyordu. Ticaret dar anlamda önceleri Akdeniz'de, Nil, Ürdün nehri, Fırat ve Dicle nehirleri vadilerinde(mezopotamya); Kızıldeniz, Lut Gölü ve Körfez kıyılarında başladı. Nil'in verimli topraklarından devşirdiği zenginlik sayesinde Mısır, ticaretin bu başlangıç aşamasında belirleyici bir rol oynadı ve Asya ülkeleriyle düzenli ilişkiler kurdu. Mısır kervanları Fenike, Suriye ve Kızıldeniz yöresinin ürünlerini elde etmek için birbiri ardından yola çıkıyorlardı. Kutsal Kitap'ta Yusuf un kardeşlerinin pelesenk ve bal, lavanta ve kokulu sarı sakız, şam fıstığı ve badem taşımacılığı yaptıkları anlatılır. Mısır'ın dışalım ürünleri arasında Küçük Asya'dan kereste, fildişi, altın, şarap ve yağ bulunuyordu; dışsatım ürünleri ise tahıl, dokuma ve imal edilmiş eşyadan, özellikle de silahtan oluşuyordu. Ticaret karadan yapılıyor, daha çok trampa biçiminde yürütülüyordu. Zamanla yönetimler ticaretle ilgilenmeğe başladılar; ticareti özendiriyor, kimi zaman da denetliyorlardı. Para hâlâ ortada görünmüyordu, ama alış veriş yapanlar arasındaki trampa işlemleri kolaylaşmıştı. Çünkü ortak ölçek olarak belli ağırlıkta bir metal (altın ya da gümüş) kullanılıyordu. Sonradan Sâmilerin yerleşmiş oldukları Babil kenti, Güneyden( Arabistan), Batıdan(Suriye) ve Doğudan(Pers ülkesi) gelen ürünler için Pazar haline geldi. Bu mallar arasında değerli madenler, yün, tahıl ve yapı gereçleri bulunmaktaydı; değerleri de ünlü Hammurabi yasalarında gösterildiği gibi belirleniyordu. Bu tür ticaret halk yığınlarının konumunu etkilememişti. Asıl amaç, lüks mallara yönelik 158

7 talebi karşılamaktı. Önemli mallar dışardan gelmiyor, yöre ya da bölge pazarlarından trampayla sağlanıyordu. Fenikelilerin deniz ticaretini ellerinde tuttukları sıralarda durum hâlâ böyleydi. Sur, Sayda ve Beyrut kentlerinin yaşamasına elverecek koşulları bulunmayan Filistin'in kıyı şeridine yerleşmiş olan Fenikeliler, zenginlik arayışı içinde denize açıldılar. Küçük teknelerin yetersizliğine karşın Akdeniz'i özel bir deniz haline getirdiler ve Akdeniz havzasında küçük koloniler kurdular. Komşularından gelen baskıların ve iç çekişmelerin etkisiyle Fenikelilerin gücü azaldı. Onların yerini İÖ 9.yy'da kurulan Kartaca aldı. Kartaca, Roma'nın baskın konumunu tehdit edecek derecede güçlenince, Roma'lı devlet adamı Cato'nun ünlü "Kartaca yıkılmalıdır!" sözü, Roma'nın dünya üstünlüğü ve egemenliği savının amacı haline geldi. Fenikelilerin para ekonomisine sahip olduklarına ilişkin bir kanıt yok elimizde. İÖ 4.yy'da Kartaca, ticari amaçlarla İspanyol gümüşü ve Moritanya altını basmaya karar verdi. Tarihçi Herodotos, Kartacalı tacirlerin işlerini nasıl yürüttüklerini şöyle anlatır:" Tacirler vardıklan kıyıda mallarını karaya çıkarırlar, sonra teknelerine dönerek dumanla işaret verirlerdi. Dumanı gören yerliler alımlarıyla oraya gelirlerdi." Fenikelilerin Sur kentini merkez alan ticaret hegemonyasını Atinalılar devraldılar. Çin ve Hint ürünleri Suriye üzerinden bir yay çizerek Atina'ya ulaşıyordu. Atina'da ise deri işlikleri, dökümhaneler ve silah yapımevleri, ticarete dönük mal üretiyorlardı. Gemi yapımı için kereste sağlamak amacıyla Kuzeyle olan ilişkiler gelişmişti. Ayrıca bu arada köle ticareti de gelişmekteydi. Ticaret çevresi olarak etkinliğini koruyan Akdeniz'de, Batı Anadolu (lonia) ve Yunanistan para ekonomisini oluşturarak ticaretin gelişmesine katkıda bulundular. Lidya, İÖ 7.yy. ortalarında sikkeyi kullanarak trampa işlemini kolaylaştırmış oldu. 159

8 Atina ve Yunanistan'ın ticaretteki büyümesini, askeri birliklerinin gücüne dayanan Roma'nın yükselişi izledi. Aynı zamanda ticaret gereksemelerinin zorlamasıyla, İskenderiye ve Antakya gibi büyük kentler doğdu. Köle ticaretinde ve fethedilen bölge halklarına uygulanan haraç sisteminin yaygınlaşmasında Roma'nın güçlü e t k i s i g ö r ü l d ü. R o m a İ m p a r a t o r l uğu'nun ç ö k üşüy l e O r t a ç ağ, derebeyliğin(feodalizmin) doğuşuna tanık oldu. Kapalı bir ekonominin hakim olduğu bu dönemde ticaretin gelişmesi için gerekli koşullar ortadan kalktı ve ticaret geriledi. Güçlü devletlerin desteklediği deniz trafiği durma, deniz ticareti de çökme noktasına geldi. Kara ticareti yapılan yollar da artık Romalıların bıraktığı durumda değildi. Sürekli saldırıya uğrama tehlikesi vardı ve saldırıların çoğunu da feodal beyler düzenletiyorlardı. Avrupa'da bu olumsuz koşullar egemenken yeni doğmuş olan İslâm Uygarlığı hemen her alanda hızlı bir gelişme içine girmişti. Çin, Hint, Bizans ve Pers Uygarlıklarıyla temaslarını yoğun biçimde sürdüren İslâm Uygarlığı Arap, Türk ve İran toplumları tarafından oluşturulmuştu. Ticarete büyük önem veren, kervan ve kervansaraylar aracılığıyla uluslararası bir ticareti gerçekleştiren İslâm topluluğu ticaretin büyük ölçüde itimat ve güvene dayandığının bilincindeydi. Uygarlıkların gelişme ve yayılmasında ticaretin önemli bir rol oynadığını ve ticaretteki yoğunluğun refahın göstergesi olduğunu bize İslâm Uygarlığı kanıtlamıştır. Türkler, uygarlıklar arası geçişim ve iletişimde katalizör rolü oynayarak bilim ve teknolojinin gelişmesine de katkıda bulunmaktaydılar. Doğu'yu Batı'ya bağlayan İpek Yolu, Güney'i Batı'ya bağlayan Baharat Yolu ve Kuzey'i Güney ve Batı'ya bağlayan Kürk ve Kereste Yolu artık müslüman toplulukların elindeydi ve kısa sürede refaha ulaşan İslâm ülkeleri Ortaçağ Avrupa'sının iştahını kabarttı; böylece iki yüzyıla yakın bir zaman sürecek olan Haçlı Seferleri başlamış oldu. Ticaret yollarını ve Ortadoğu zenginliğini ele geçirme girişimi olan bu seferler tam bir hayal kırıklığıyla sonuçlanınca Avrupa'da ticaretin dayandığı temellerin yeniden 160

9 oluşturulması gereksinmesi doğdu. Tacirler, lonca türü dernekler kurdular; bu süreç, yeni bir toplumsal sınıf olan tacirlerin statüsünü pekiştirdi. Bölgesel bir gelenek niteliği taşıyan panayırlar, feodal beylerin çıkarlarına denk düştüğü için önem kazandı. 15. yy'da pusulanın bulunmasıyla deniz ticareti güçlendi ve yeni ticaret yolları bulundu. Portekiz kralının kardeşi gemici Henry'nin koruması altında Sagres'de bir denizcilik okulu kuruldu. Kristof Kolomb, Kastilya hükümdarından, tehlikeli yolculuğu için destek sağladı. Osmanlıların denetimi altında bulunan Baharat ve İpek Yollarının kaynağına ulaşmak ve buralardaki zenginliklerden, Hint ve Çin'in kaynaklarından pay almak isteyen İspanya hükümdarı, Hindistan'a ulaşması için yardım sağladığı bu denizcinin o zamana değin bilinmeyen yeni bir kıtaya varacağını nereden bilebilirdi? Afrika yolunu izleyen Vasco de Gama, Kristof Kolomb'un yerine Hidistan'a vardı. Aynı amaçla yola çıkan Pedro Alvarez Cabbral de Güney Amerika'ya(Brezilya) ulaştı. Böylece dünya haritasını tamamlayacak olan büyük keşifler çağı başlamış oluyordu. Bu keşfedilen ülkelerle yapılan alışverişler ticareti de canlandırıyor; Avrupa geleceğine umutla bakıyordu. O zamana değin uluslararası ticaret baharat, güzel kokular, değerli taşlar, fildişi, ipekli kumaşlar ve kumaş boyaları gibi ürünlerden oluşan lüks mallara yönelik olmasına karşın Amerika'nın keşfiyle Meksika ve Peru'dan Avrupa'ya bol miktarda getirilen altın ve gümüş sayesinde yüzyıllar boyu trampayla sınırlı kalan ticaret, artık çift metal sistemiyle sikke basılması için gerekli kaynağa yeterince kavuşmuş oluyordu. Duka altını ve Avrupa devletlerince basılan yeni paralarla, ticaretin gelişmesi için gerekli koşullar böylece oluşmuştu. Eskiden aşağı sınıf gözüyle bakılan tacirler yeni bir konum edinerek, güçlü bir burjuvazi oluşturdular. 17. ve 18.yy'Iarda ticaretteki üstünlük İspanya ve Portekiz'den İngiltere ve Hollanda'ya kaydı. Bu arada Fransa ve Almanya'nın sürekli rekabetleri söz konusuydu ve sonra üstünlük sırası ABD'ye geldi. Güney ve Kuzey Amerika kıtasındaki beyaz göçmenlerin kauçuk, pamuk, tütün, kahve ve kakao plantasyonlarında iş gücüne gereksinimleri olduğu için Siyah Afrika köle ticareti l6.yy'da başladı. Bir kara kölenin canı ve bedeni, kafası ve kolu 161

10 her şeyi efendisinin malı idi. Zenci köleler Güneyde ve Kuzeyde her türlü haklardan mahrumdu. Çoğunun isimleri efendilerinin işletmelerinin ismini taşımaktaydı. Portekiz ve İspanya köle ticaretinden büyük kazançlar elde ettiler. 1550'lerde başlayan köle ticareti 1697'de Portekiz hükümeti tarafından kendi tekeline alındı. Büyük kâr bırakan zenci köle ticareti bütün deniz devletleri arasında sıkı bir rekabete yol açtı ve bu durum 1807'lere değin sürdü. İkiyüz yıl bu ticareti elinde bulunduran İngiltere nihayet avam kamarasında bu ticarete son veren bir kararı kabul etti. 1807'den sonra İngiltere köle ticaretine artık hoşgörü ile bakmıyordu; Portekiz ve İspanya ile 1815'de; Avusturya, Rusya ve Prusya ile 1842'de; Fransa ile 1845'de özel antlaşmalar yaptı. Köle ticaretinin yasaklanmasıyla ilgili olarak İngiltere 1853 'de Batı devletleriyle yirmialtı, ve Afrika kabile reisleriyle de altmışbeş antlaşma imzalamış bulunuyordu. Sanayi devriminin ticaret üzerinde büyük etki yapması sonucunda yeni mal çeşitleri ortaya çıktı. Zaman zaman savaşa varan çekişmeler yoğunlaştı. 20.yy'da şirketler devletler eliyle kurulur ve desteklenir oldu; ticaret tekelleri oluşmaya başladı. Denizlerde egemenliği Britanya ele geçirdi ve kara ticaretini de geliştirdi. Buhar makinesinin bulunuşundan sonra taşımacılık geniş bir demiryolu ağı üzerinden yapılır oldu. Britanya'nın önde olduğu dönemde Dünya, kömür çağına girince bu ülkenin deniz ve demiryollarındaki ağırlığı daha da arttı. 19.yy'ın sonu petrolün önemli bir meta durumuna gelmesine yol açan içten yanmalı motorun bulunuşuna tanık oldu. Bu alanda da Britanya baskın bir konumdaydı. Ancak bu durum, iki dünya savaşının yıprattığı Britanya'nın gücünü ABD'ye devretmek zorunda kalışına dek sürdü. Görüldüğü gibi İÖ 7. ve 6.yy'larda Fenikelilerin, İonyalılarm; İS 8. ve 12.yy larda İslâm toplumlarının; 15. ve 16. yy'larda Venediklilerin, Cenevizlilerin ve Osmanlıların; 17.yy'da Felemenklerin; 18. ve 19. yy'larda İngilizlerin ticarette önde olmaları sanatlarını, bilimsel çalışmalarını ve teknolojilerini etkilemiş; böylece bunlar da toplumların dönüşümünü sağlamıştır. Ticaret ilişkileri kültürler arası etkileşimi canlandırarak yeni kültürlerin doğmasına ve yayılmasına ön ayak olmuştur. 162

11 Ticaret için önemli bir yardımcı öğe durumundaki iletişimde de ateş yakma ve posta güvercini ile arabalarından yararlanmanın ardından, posta hizmetlerinin örgütlenişlerinde, denizaltı telsiz telgrafının, radyonun, telefon ve teleksin bulunuşuna; sonar sistemlerine, bilgisayar ve faksa ve daha ötelere doğru uzanan bir gelişme izlenmiştir. Kara ve deniz taşımacılığına hava taşımacılığı da eklenmiştir. Uzun geçmişine bakarak ticaretin uygarlık tarihinde ne kadar büyük bir yeri ve önemi olduğunu görüyoruz. 15. ve 16. yy'larda Okyanus ötesi taşımacılığın gelişmiş gemilerle yapılması sonucunda ticaret hacmi artmış, insanlar birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı bulmuşlardır. Ancak bu karşılaşmalar her zaman barışçıl olmadı; yine de ticaretin gelişmesi insanları birbirlerine yaklaştırdı. Endüstrileşmenin 1750'lerde ticaretin gelişmesinde büyük etkileri olurken, iki dünya savaşında ticaret büyük darbeler yemiş ve sınırlamalara uğramıştır. Uluslararası ticaretin yeniden gelişme gösterdiği 20. yy'da Ticaret ve Tarifeler Üzerinde Genel Anlaşma(GATT) yapıldı ve Avrupa Birliği'ne üye ülkelerde olduğu gibi gümrük birlikleri kuruldu. Günümüzde uluslararası ticaret hacmi giderek artmakta ve milyarlarca doları bulmaktadır. 1990'larda GATT'a üye ülkeler Dünya Ticaret Örgütü'nü(WTO) kurarak ticari konulardaki pek çok sınırlamayı ortadan kaldırdılar. 2000'li yıllarda da Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşma'sı (NAFTA) yürürlüğe girdi. 21.yy'da internetin hızla yayılımı sonunda elektronik ticarette bir patlama yaşandı. Hizmet ve ürünlerin World Wide Web aracılığıyla işletmelerden işletmelere ya da tüketicilere giderek büyüyen bir oranda ticareti yapılmaktadır. Siyasetin farklı tutumlarına karşın ticaret her dönemde varlığını hissettirmiş; bilimler ve teknolojinin yayılımında önemli görevler üstlenmiş, uygarlıklararası etkileşimlerde ve yeryüzü uygarlığının gelişmesinde büyük işlevleri olmuştur. 163

12 III- TİCARET SERMAYESİ, REKABETİ VE KÂRI İhtiyaç duyulan çeşitli ürünlerin birbirleriyle değiştirilmesi zorunluluğundan doğan ticaret, ilkin üreticilerin kendi aralarında yapılmaktayken zamanla bir aracıyı gerektirdi. Doğanın farklılaştırdığı çeşitli üretim bölgelerinin birbirlerine uzaklığı özellikle bu aracıyı zorunlu kılıyordu. İnsanlar arasında doğan bu yeni işbölümü, yani ticaret, genelleşmiş değiş tokuş olarak tanımlanmıştır. Böylesine genelleşmiş bir değişim olayında eşdeğerlilik ilişkileri, iki ürün ya da iki ürün kategorisi için geçerli olmaktan çıkıp, sonsuz sayıda farklılaşmış ürünler için geçerli olmuştur. Altın ve gümüşün genel eşdeğer, yani para olarak kullanılmaya başlaması da bu zorunluluğun sonucudur. Ticaret ilkin sistemli olarak Doğu Akdeniz'de, Giritliler ve Fenikeliler arasında gelişmiş; daha sonra Batı Anadolu (lonia) ve Yunanistan'a geçerek kurulan koloniler aracılığıyla hızla yayılmıştır. Yunan mitolojisinde ticareti gözeten tanrı Hermes (Hermeias) (Roma dininin ticaret tanrısı:mercurius), hırsızların olduğu kadar, tacirlerin de koruyucusudur; ama asıl yararı yolcularadır. Yollara dikilen Hermes heykelleri -ki bunlar tanrı büstü ile phallos simgesini taşıyan yuvarlak kaidelerdi- çok kutsal sayılan İlkçağın kilometre taşlarıdır. Hermes aynı zamanda çobanların bekçisi olarak omuzunda bir koyun taşıyormuş gibi canlandırılırdı. Ticaretteki ilerleme kentlerin meydana gelmesini sağladı; çünkü kent her şeyden önce bir pazardı. Bu durum insanlar arasında yeni bir işbölümünün gerçekleşmesini gerektirmiş ve kent emeğiyle köy emeği birbirinden ayrılmıştır. Aslında ticaretin eşit olmayan ekonomik bir gelişmenin sonucu olduğunu söyleyebiliriz; çünkü bütün ilksel(primitiv) toplumlarda, daha ileri bir toplumdan gelmiş yabancı bir tacirin değiş tokuşu biçiminde algılanmıştır ticaret. Üreticiden tüketiciye kadar uzanan taşıma, depolama, tezgâhlama ve ambalaj işlemlerini kapsayan ticaretteki bu süreçler üretkendir ve mala bir ek değer katmaktadır. Ne var ki tacirin kârı daima bu 164

13 değer farkının çok üstünde olmuştur. Bunun yanında ticaretin gelişmesi, ticaret işini, ek değer yaratan bu işlemlerden de ayırmış ve bütünüyle üretken olmayan bîr faaliyete dönüştürmüştür. Günümüzde malları ne taşıyan, ne toplayan, ne tezgâhlayan ve ne de ambalajlayan tacirdir. Dışalıma ve dışsatıma tacir, alıp sattığı malı ne görür, ne de ona elini sürer. Ek değer yaratan ara işlemleri başkaları yaparlar. K. Marx ile F. Engels bu konuda "Alman İdeolojisi adlı yapıtlarında şöyle derler: "İşbölümünün kafa ve kol emekleri arasında bölünmesinden sonraki gelişmesi, üretimle ticaretin birbirinden ayrılması ve özel bir tacirler sınıfının oluşmasıyla gerçekleşti. Bu bölünme eski kentlerde(özellikle Yahudilerde) zaten gerçekleşmiş bulunuyordu; yeni kentlerdeyse hızla oluşmaktaydı. Bu işbölümü, komşu çevreleri aşan bir ticari bağlantı olanağını sağlamaktaydı. Ne var ki bu bağlantı da hem varolan ulaşım araçlarına ve siyasal ilişkilerle koşullandırılan kırsal kesimdeki genel güvenlik durumuna -bilindiği gibi bütün Ortaçağ boyunca tacirler, silahlı kervanlar halinde yolculuk etmekteydiler-, hem de ticarete elverişli alanların gelişme derecesi uygarlık düzeyleriyle belirlenen gereksinimlerine bağlıydı. Ticaretle uğraşan özel bir sınıfın oluşması ve ticaretin bu tacirlerle kentin sınırları dışına çıkması, üretimle ticaret arasında bir etkileşimi gerçekleştirdi. Bu karşılıklı etki yüzünden üretim alanında da yeni bölünmeler başladı. Her kent, öteki kentin sanayilerine ağır basan bir sanayi kolu geliştirmeye çalıştı. İlkel sınırclıhk, yöresellik yavaş yavaş kaybolmaya yüz tuttu. Böylece icatlar her yerde ayrı ayrı ve yeni baştan yapılmak zorunluluğundan kurtuldu. Çeşitli kentler arasındaki işbölümünün ilk sonucu da, loncalar sisteminden kurulan üretim dallarında manifaktürlerin doğuşu oldu. Manifaktürleri hazırlayan tarihsel koşul, yabancı ülkelerle yapılan ticarettir." Yine aynı konuda K. Marx bu kez "Kapitalinde şöyle der: "Toplumun kapitalizm öncesinde ticaret, sanayiye egemendi; kapitalizm dönemindeyse sanayi, ticarete egemen olmuştur. Ticaret, ürünlerin kullanılmasından çok satılmasına bağlı olarak, üretimi, gittikçe daha çok değişim değeri konusu yapmıştır. Ticaretin ve ticaret sermayesinin gelişmesi, her yerde, 165

14 üretimin değişim değerlerine yönelmesine yol açar, onun hacmini büyültür, onu çoğaltır ve evrenselleştirir; parayı dünya parası durumuna dönüştürür. Ticaret işi için gerekli sermayeye ticaret sermayesi denir ve ticaret bir sermaye yatırımını gerektirir. Bu sermaye önce veresiye alıp pahalıya satmaktan doğar. Ticaret sermayesi, toplumsal artıdeğerin bir bölümü olup tarihsel süreçte mal dolaşımı, para dolaşımına dönüşmüş ve artıdeğer, para dolaşımının amacı olmuştur. Bu konuda Ibn Haldun, "Mukaddime" adlı yapıtında şöyle der: ''Yaşamını kazanma aracı olan ticaret, ucuza mal alıp pahalı satmak ve böylece başlangıç sermayesini artırarak kazanç sağlamaktır." Tacirlerin sağladığı kâr, ucuz mal alımına dayandığı için, artıdeğer ve dolayısıyla ticaret sermayesinin başlangıcında yağmacılık ya da korsanlık olduğunu söyleyebiliriz. Ticaretin ve ticaret sermayesinin gelişmesi, üretimin değişim değerlerine yönelmesini gerçekleştirmiş ve üretimin genişleyip evrenselleşmesini sağlamıştır. Para denilen genel eşdeğeri, dünya parası haline getiren de ticaret sermayesinin gelişmesidir. Aslında ticaret sermayesi, fizyokratların da gözlemleyip ileri sürdükleri gibi, değer yaratıcı değildir; yalnızca üretim alanında yaratılmış olan değerlerin bir elden başka bir ele geçmesinden ibarettir. Bu durumda toplumsal zenginlik artmaz, yalnızca transfer edilir. Bu bakımdan ticaret sermayesinin, tefeci sermayesinden farkı olmadığı söylenebilir. Ticaret sermayesi, sanayi sermayesinin dolaşımına hizmet ettiği oranda bir anlam kazanır. Çünkü mal dolaşımının devir süresini mümkün olduğu kadar kısaltmak, sanayi sermayesinin yararınadır. Yatırdığı para ne kadar çabuk geri dönerse o kadar çabuk yeni bir yatırım ve üretim gerçekleşecek ve kâr oranı artacaktır. Bunun içindir ki günümüzde sanayi sermayesi, artıdeğerin bir bölümünü ticaret sermayesine bırakır. Böylece ticaret sermayesi, sanayi sermayesi kadar kâr sağlayabilmeli ki bu alanda tutunabilsin ve sanayi alanına kayarak ayrıca sanayi kâr oranında azalma doğuracak yeni rekabetleri gerçekleştirmesin. İşte bu nedenle ticaret sermayesi, artıdeğerin genel dağılımına katılmaktadır; ama bu onun bir artıdeğer yarattığı anlamına gelmez. Ticaret sermayesi, hiçbir artıdeğer yaratmaksızın artıdeğer dağılımından payını alır 166

15 ve toptancı sermayesi, yarı toptancı sermayesi ve perakendeci sermayesi olarak çeşitlenip bu pay almaya katılır. Kapitalist ekonominin ilk biçimleri olan ticaret sermayeciliği ile tefeci sermayeciliğin her ikisi de bu işlere yatırılan bir sermayeye dayanır. Ekonomist Ernest Mandel'in "Marksist Ekonomi Elkitabı" adlı yapıtında dediği gibi, "Gerçekte ticaret, ekonomik bakımdan daha az gelişmiş, belki de genel değiş tokuş evresine bile erişmemiş olan ve bundan dolayı da çok ucuza satan halklardan yok pahasına mal satın almaktan ibarettir. Sonra bu mal, aynı ürünlerin son derece nadir olduğu ve çok arandığı, üretimleri için gerekli emek süresinin, yani gerçek değerinin bilinmediği, kıtlık ve su baskını gibi felâketler yüzünden bunlara büyük bir gereksinme duyulduğu yerlere gidilerek yüksek fiyatla satıldı."böylece ilksel düzeyde kapitalizmin tekelcilik aşamasını başlatan yarışma doğmuş oldu. Temelde kapitalizm bir rekabet, yarışma düzeni olup her kapitalist, rakiplerinden kurtulmaya ya da onlarla anlaşıp fiyatları saptamaya çalışır. Günümüzdeki büyük şirketler ise binlerce küçük girişimden daha kolay anlaşabilirler. Anlaşma eğilimi, ıi rakip"lere karşı savaşımın gerektirdiği harcamaları azaltmak isteğinden doğar. Yarışma, bu harcamaları sürekli olarak artırır ve küçük girişimlerin dayanamayacağı boyutlara ulaşır. Üretimin yoğunlaşması, kaçınılmaz olarak tekellerin kurulmasını gerektirir. Tekeller, üretimin büyük bölümünü ellerinde toplayan büyük sermayedarların aralarında anlaşmaya varmalarından doğarlar. Tekel, büyük parasal gücüyle, fiyatları dilediği gibi saptama ve bunun sonucu olarak da büyük kârlar sağlama olanağını yaratır. Karteller, tröstler, konsorsiyumlar, holdingler tekelci birleşmenin temel biçimleridir. Ticari rekabet, tekellerle tekelleşmemiş sayısız girişimler arasında sürdüğü gibi tekeller arasında da devam eder. Tekeller, yarışmanın üstünde, ama yarışmayla birlikte bulunurlar. K.Marx'ın söylediği gibi "Ticarette zaman, paradır;savaşta ise zaferdir". 167

16 Ticaret kârına gelince bu, sanayi sermayedarının ticaret sermayedarına bıraktığı artıdeğerin bir bölümüdür. Üreticilerin emeklerinden doğan artıdeğer, ticaret alanında ticaret kârı adını alır. Sanayi sermayedarı, kâr oranını yükseltmek için, eline geçirdiği artıdeğerin bir bölümünü ticaret sermayedarına bırakmak zorundadır. Çünkü sanayi sermayedarı ürettiği malı kendisi satmaya kalktığı taktirde hem vakit kaybedecek, hem sermayesinin dolanım süresini uzatacak, hem de satışta uzmanlaşmış olan tacir kadar çok satış yapamayacaktır. Bütün bunlar, onun kapitalinden elde edebileceği en çok kârı düşürür. Demek sermayedar, artıdeğerin bir bölümünü tacire bırakmakla, kârından fedakârlık etmiş değil, tersine, kârını artırmıştır. Sanayici kârının bu artışı, dolaylı olarak bir başka açıdan da gerçekleşir. Sermayenin bu bölümünün ticaret sermayesine ayrılması, sanayi sermayecisinin yararınadır. Çünkü ticaret sermayecisi, sanayidekine eşit bir kâr elde edemezse sermayesini sanayi alanına sokacak ve sanayi sermayecisi için yeni bir rekabet gerçekleştirerek sanayi sermayesinin kâr oranını düşürecektir. Bütün bunlar, tacir denilen aracının, bir malı, maliyet fiyatının yükseğinde olduğu halde gerçek değerinden aşağı bir fiyatla satın aldıktan sonra pazarda gerçek değerine sattığı halde nasıl bir ticaret kârı gerçekleştirdiğini gösterir. Çünkü bir malın gerçek değeri, maliyet fiyatının üstüne bir artıdeğer eklenmek suretiyle dile getirilen, o malın yeniden üretimi için toplumsal olarak gerekli zaman süresidir. Bu süre pazarda para diline çevrilerek bir fiyatla dile getirilmiştir. Sanayi sermayedarıyla ticaret sermayedarının paylaştığı, bu sürenin ödenmemiş bölümüne karşılık olan artıdeğerdir. O malın gerçek değerinin tümünü gerçekleştirdiği halde bu değerin para diliyle tutarından küçük bir parça ücret adı altında emekçiye, büyük bir parça kâr adı altında sermayedara ve aynı büyüklükte bir üçüncü parça da ticaret kârı adı altında tacire verilmektedir. Bir malın gerçek değeri para diline çevrilerek böylece bölüşülmüştür. Mal, pazarda, gerçek değerine satılır. Böyle olduğu halde hem sermayedar, hem de tacir onun kapsadığı artıdeğeri paylaşmak suretiyle bu paylaşmadan ötürü hiç biri zarar etmeden ayrı ayrı kâr etmektedirler. Şimdi bu 168

17 artıdeğerin sanayi sermayedarı, toptancı tacir, yarıtoptancı tacir ve perakendeci tacir arasında nasıl paylaşıldığını ve hepsinin de bu paylaşmadan hiç zarar etmeksizin nasıl ayrı ayrı kâr ettiklerini şöyle bir örnekle açıklayalım: Bir ülkede toplam üretimin değeri 900 birim olsun. Bunun 800 biriminin hammaddelere, makinelere, binalara ve ücretlere gittiğini; 100 biriminin de artıdeğer olduğunu varsayalım. Şimdi paylaşılacak olan bu 100 birimlik artıdeğerdir. Aynı ülkede ticarete de 200 birim yatırılmış olsun. Bunun 100 biriminin toptan ticarete, 40 biriminin yarıtoptan ticarete, 60 biriminin de perakende ticarete ayrıldığını varsayalım. Bu durumda toplam sermaye 800 birim sanayici sermayesi ve 200 birim ticaret sermayesi olmak üzere 1000 birimdir. Demek ortalama kâr oranı 100/1000, yani %10 olacaktır. Toplam olarak 1000 birimlik bir sermaye, 100 birimlik bir artıdeğer paylaşacaktır; ortalama kâr, toplam sermayeyle artıdeğer arasındaki orandır. Bu paylaşma şöyle gerçekleşecektir: Sanayici örneğimizde 800 birimlik sermaye yatırmıştır. Bu sermayeyle elde ettiği malı %10 kârla, yani 880 birime toptancıya satacaktır. Toptancı bu malı alıp satmak için 10 birimlik bir sermayeye sahiptir; demek 100 birimlik sermayeden %10 oranında bir kâr elde edebileceğinden 880 birime aldığı malı yarıtoptancıya 890 birime satacaktır. Yarıtoptancı da aynı hesapla 890 birime aldığı bu malı perakendeci tacire %10 kârıyla 894 birime satacaktır. Tüketiciyle karşı karşıya kalan perakendeci, 894 birime aldığı bu malı tüketiciye %10 kârıyla 900 birime, yani gerçek değerine satacaktır. Görüldüğü gibi 900 birimlik bir değer, dönüp dolaşıp gene 900 birime satılmıştır. Ama bu arada sanayici 80 birim, toptancı 10 birim, yarıtoptancı 4 birim ve perakendeci de 6 birim olmak üzere toplam 100 birim, yani 100 birimlik artıdeğerin bütününü paylaşarak kâr etmişlerdir. Hiç biri zarar etmemiştir; çünkü kârları, yatırdıkları sermayeyle aynı orandadır. Bunlardan biri ya da birkaçı ortadan çekilseydi ortalama kâr oranı büyüyebilirdi; yani toplam ticaret sermayesinin ortadan çekildiğini varsayarsak ortada kalan 800 birimlik sanayi sermayesinin 100 birimlik artıdeğere oranı artar ve %12,5 olurdu. Ama bu taktirde, malın dolaşım süreci ticaret sermayesi tarafından azaltılmamış olsaydı, 100 birimlik 169

18 artıdeğer elde edilemeyecekti ve elde edilecek artıdeğer 100 birimin altında olacaktı; yani kâr gene %12,5'a çıkmayacaktı. Başka deyişle sermayedar, ticaret sermayesinin yardımıyla çabucak geri dönen sermayesini sürekli üretimi için kullanamayacak ya da aynı sürekli üretimi sağlamak için daha büyük bir sermaye yatırmak zorunda kalacaktı. Çünkü sermayedar, bu üretimini, ticaret sermayesinin sanayi sermayesi yerini alarak, sanayi sermayesinin devir süresini çok kısaltmak suretiyle sanayi sermayesini çok kısa bir sürede yeniden eline geçirmekle gerçekleştirebilmektedir. Bu durum, yukarıdaki örnekte de görüldüğü gibi, onun kârını azaltmakta değil, tersine, artırmaktadır. Örneğimizde sanayi sermayedarının %10 kârından başka 200 birimlik -faiz getiren- bir sermaye tasarrufu da vardır. Eğer 200 birimlik ticaret sermayesi, üretim-satış sürecine katılmamış olsaydı, sanayici aynı %10 kârı elde edebilmek için 800 birim yerine 1000 birimlik bir sermaye yatırmak zorunda kalacaktı. IV- TİCARET VE ETİK ARASINDAKİ SIKI BAĞ Yasalar insanları bir arada tutmaya ve yaşamlarını güvenli bir ortamda sürdürmelerini sağlayarak onları korumaya çalışır. Etik ise bir arada yaşayan insanların davranışlarını, eylemlerini düzenleyerek onların birbirlerine karşı görev, hak ve sorumluluklarını belirlemeyi; böylece de onları toplumun sağlıklı ve bilinçli bir üyesi kılmayı amaçlar. Bu nedenle etik ve bilinçli davranış birbirlerine sıkıca bağlıdırlar. İnsanın bilinci, ahlaka olan temel gereksinimi üzerinde yükselir ve ekonominin zorunluluğu bundan sonra duyumsanır. Genel etiğin temel ilkelerinin değişmemesine karşın siyaset etiğinde olduğu gibi ticaret etiği de bütün meslek elikleri gibi zamanla değişime uğrar, ama hiçbir zaman ortadan kalkmaz. Meslek etikleri zamana ve zemine bağlı olarak değişen koşullar ve gereksinimlere uygun biçimde başkalaşmalar, değişimler geçirirler. Eski dönemlerde ve ülkelerde yapılan alışverişlerdeki aldatmaların ahlak ile hiçbir ilişkisi olmamıştır. Bireyleri saf, temiz 170

19 ve dürüst olan bu toplumlar için aldatmak o dönemdeki ticaretin yapısından kaynaklanan ticari bir yöntem olarak algılanmış ve pazarlık etmek dediğimiz bir teknik geliştirilmiştir. Pazarlıkta en alt ve en üst düzeyin ortasını bulan en kârlı alışverişi yapmış sayılıyordu. Bu durum günümüze değin sürmüştür. Yunan filozoflarında ekonomi, bir davranış biçimini ya da bir eylem kuramını belirtir; bir evin mal varlığını yönetme sanatı olarak anlaşılır. Eskiçağlardan yüzyıllarca sonra tacirlerin ve gemicilerin faaliyetleriyle iktisadi etkinliğin gelişmesi üzerine, ekonomi, değişimlerle ve bugün piyasa ekonomisi dediğimiz ve bir sitenin ana varlığının iyi yönetilmesini sağlamak amacını güden şeyle de ilgilenmeye başlamıştır. Ekonomi, iktisadi birimler olan bireylerin davranışlarını incelemeyi kendisine konu aldığı ölçüde insanın politika, etik, ticaret gibi öteki etkinlikleriyle de örtüşmesi doğaldır. Aristoteles, servet kazanmanın ekonomiye nasıl bağlı olduğu sorusuna iki servet kazanma biçimi ayırt ederek yanıt verir. İlki yaşamın sürmesi için kendisine gereksinim duyulan doğanın ürünlerini biriktirmekten ibaret olan doğal biçimdir. Burada o üç ana tür ayırt eder: Toplayıcılık, Avcılık(korsanlık,eşkiyalık,balık avcılığı),çiftçilik. Bunlar için doğal sınır, insanın beslenme ve giyinme gereksinimleriyle belirlenir. Böyle servet edinme ekonominin(ev yönetimi) ve devlet adamlığının önkoşuludur. Bununla ikinci servet kazanma arasında bulunan şey takastır. Aristoteles burada şeylerin "kullanım değeri"" ile "değişim değeri arasında bir ayırım yapar. Örnekle bir ayakkabıyı giyebilir ya da takas edebiliriz. Her iki durumda da onu "kendisi bakımından" kullanırız; ama ilki onun "'asıl anlamında kullanımı, onun yerli yerinde kullanımı, başka hiçbir şey için değil kendisi için kullanımıdır". Takas,belli bir noktaya kadar, yani yaşamın sürmesi için kendisine gereksinim duyulan şeyi kazanmak bakımından doğaldır. İkinci ve doğal olmayan servet kazanma biçimine, şeylerin, başka şeyler için değil, fakat para için değiştirilmeye başlandığı zaman ulaşılır. Aristoteles'in işaret ettiği paranın temel özellikleri: 1)onun şeylere göre daha taşınabilir olması ve 171

20 2)değişim için uygun olmasının dışında kendisi bakımından da bir yararının olmasıdır. Aristoteles, değiştokuştan başka bir yolla, yani ticaretle elde edilen her türlü servet kazanmayı doğal bulmaz. Savunmasını ahlaksal bir temele dayandıran filozof, yaşamın sürmesi için kendisine gereksinim duyulanın ötesinde, sınırsız bir biçimde servet peşinde koşmayı eleştirir. Ancak kendi kendisi bakımından servet peşinde koşmanın, şeylerin toplandığı ve değişimin henüz başlamamış olduğu en erken bir dönemde bile ortaya çıkabileceğini ve takasta, vurgunculuğun, şeylerin parayla değişiminde olduğundan hiç de daha az olmadığını gözden kaçırır. Bunun yanında eleştirdiği tacir sınıfının yararlı bir kamu hizmeti yaptığını ve yalnızca böyle yaptığı için de kazanç sağladığını görmez. Onun bu görüşü, ticareti, özgür bir insana yakışmayan bir meslek olarak gören sıradan yunan önyargısının bir yansımasıdır. Aslında ticaret bir toplumun emeği ve ürününü daha iyi koşullarda değerlendirmeye çalışan hem bireysel hem de kamusal bir faaliyet olup bu nedenle de zekasına ve işgücüne güvenilen, kendisine emanet edilene hıyanet etmeyen ve ona layık olduğunu gösteren kimseler (tacirler) aracılığıyla yapılması gerekir. Kişi vicdanı rahatsız olmasa da kamu vicdanını rahatsız eden her davranış etiğe aykırıdır. Peki nedir kamu vicdanı ve sınırları? Genel sağduyu ve evrensel kabul görmüş ilkelerdir. Sağlıklı ve güçlü toplum kendi yanlışlarından en kısa zamanda ders alan ve bunları yinelemeyen toplumdur. İnsanların kendilerini ve karşılarındakileri tanımalarına, yanlış davranışlarda bulunmamaları için bilinçlenmelerine ve mutlu yaşamalarına katkıda bulunan etik, bireylerin özgür ve toplumların sömürüden uzak olmalarına hizmet eder. Eski toplumların ahlakı şu ilkelere dayanmaktaydı: "Ya sen başkasını soyacaksın, ya da başkası seni?'; "Ya sen başkası için çalışacaksın, ya da başkası senin için"', "Ya köle sahibisin, ya da kölesin". Böyle bir toplumda eğitilen insanlar yalnız kendisine özen gösteren, yalnız bende olsun diyen ve başkalarına metelik vermeyen insanın psikolojisini, alışkanlıklarını ve kavrayışlarını benimsemekteydiler. Thomas Hobbes'un bencilliğe ilişkin görüşlerini geliştiren Bernard de Mandeville'e göre ahlakın temelinde kıskançlık, açgözlülük, cimrilik 172

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere,

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, COĞRAFİ KEŞİFLER 1)YENİ ÇAĞ AVRUPASI AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, Türklerden Müslüman

Detaylı

DR. Caner Ekizceleroğlu

DR. Caner Ekizceleroğlu DR. Caner Ekizceleroğlu Ticaret Üretilen mal ve hizmetlerin belirli bir ücret karşılığı son kullanıcılara ulaştırılmasını sağlayan alım satım faaliyetlerinin tümü olarak tanımlayabiliriz. Dış Ticaret BİR

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

TARIM ÜRÜNLERİ TİCARETİNİN ULUSLARARASI BOYUTU

TARIM ÜRÜNLERİ TİCARETİNİN ULUSLARARASI BOYUTU TARIM ÜRÜNLERİ TİCARETİNİN ULUSLARARASI BOYUTU Dış ticaretin amacı piyasadaki ihtiyacın karşılanmasıdır. Temel neden uluslararası mal hareketliliği değil, ülkenin denge arayışıdır. Ülkedeki ürün yetersizliği

Detaylı

TARIM ÜRÜNLERİ TİCARETİNİN ULUSLARARASI BOYUTU

TARIM ÜRÜNLERİ TİCARETİNİN ULUSLARARASI BOYUTU TARIM ÜRÜNLERİ TİCARETİNİN ULUSLARARASI BOYUTU Dış ticaretin amacı piyasadaki ihtiyacın karşılanmasıdır. Temel neden uluslararası mal hareketliliği değil, ülkenin denge arayışıdır. Ülkedeki ürün yetersizliği

Detaylı

İktisat Tarihi I. 8/9 Aralık 2016

İktisat Tarihi I. 8/9 Aralık 2016 İktisat Tarihi I 8/9 Aralık 2016 Kredi, Finans ve Servetler İslam dinindeki faiz yasağının kredi ilişkilerinin gelişmesini önlediği sık sık öne sürülür. Osmanlı kredi ve finans kurumları 17. yüzyılın sonlarına

Detaylı

Pazarlama: Tanım, Tarihçe, Kavramlar

Pazarlama: Tanım, Tarihçe, Kavramlar Pazarlama: Tanım, Tarihçe, Kavramlar Umut Al umutal@hacettepe.edu.tr - 1 Pazarlama - Tanımlar Tanım sayısının çokluğu Anlayış farklılıkları Tanımları yapanların özellikleri Dar ve geniş anlamda yapılan

Detaylı

Sanayi Devriminin Toplumsal Etkileri

Sanayi Devriminin Toplumsal Etkileri Sanayi Devriminin Toplumsal Etkileri Bilgi toplumunda aktif nüfus içinde tarım ve sanayinin payı azalmakta, hizmetler sektörünün payı artmakta ve bilgili, nitelikli insana gereksinim duyulmaktadır. 16.12.2015

Detaylı

İKTİSADÎ DÜŞÜNCENİN EVRİMİ (Başlangıcından Neoklasiklere) (İktisada Giriş I dersi için yardımcı kısa notlar)

İKTİSADÎ DÜŞÜNCENİN EVRİMİ (Başlangıcından Neoklasiklere) (İktisada Giriş I dersi için yardımcı kısa notlar) İKTİSADÎ DÜŞÜNCENİN EVRİMİ (Başlangıcından Neoklasiklere) (İktisada Giriş I dersi için yardımcı kısa notlar) Merkantilizm: 15. ve 16. yüzyıllardaki coğrafî keşiflerde birlikte Avrupa ülkeleri dünyaya açılmaya

Detaylı

İktisat Tarihi II. XI. Hafta

İktisat Tarihi II. XI. Hafta İktisat Tarihi II XI. Hafta 19. yy da Ekonomik Gelişmeler 19. yy Avrupa da, sanayinin bir hayat tarzı olarak kesin zaferine şahit oldu. 19. yyda uluslararası ekonomik ilişkilerde ve devletlerin ekonomik

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

MEDYA EKONOMİSİ VE İŞLETMECİLİĞİ

MEDYA EKONOMİSİ VE İŞLETMECİLİĞİ Medya Ekonomisi Kavram ve Gelişimi Ünite 1 Medya ve İletişim Önlisans Programı MEDYA EKONOMİSİ VE İŞLETMECİLİĞİ Yrd. Doç. Dr. Nurhayat YOLOĞLU 1 Ünite 1 MEDYA EKONOMİSİ KAVRAM VE GELİŞİMİ Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

TÜFEK, MİKROP VE ÇELİK

TÜFEK, MİKROP VE ÇELİK TÜFEK, MİKROP VE ÇELİK * Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik, Çeviri: Ülker İnce, Tübitak Yayınları, Ankara 2006, 17. Baskı, 662 sayfa. ISBN 975.403.271.8 Geleneksel gelişme teorisi özellikle İkinci

Detaylı

İŞLETMELERİN AMAÇLARI. İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge 24.03.2014. Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar

İŞLETMELERİN AMAÇLARI. İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge 24.03.2014. Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar İŞLETMELERİN AMAÇLARI Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar Yrd.Doç.Dr. Gaye Açıkdilli Yrd.Doç.Dr. Erdem Kırkbeşoğlu İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge Kar ın İşlevleri

Detaylı

Bozkır hayatının başlıca ekonomik faaliyetleri neler olabilir

Bozkır hayatının başlıca ekonomik faaliyetleri neler olabilir Kısrak sütünden üretilen kımız, darıdan yapılan begni bekni ve boza Türklerin bilinen içecekleriydi Bozkır hayatının başlıca Bu Türklerin kültürün bilinen önemli en eski gıda ekonomik faaliyetleri neler

Detaylı

1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ (TÜRKİYE) EKONOMİSİNİN TARİHSEL TEMELLERİ

1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ (TÜRKİYE) EKONOMİSİNİN TARİHSEL TEMELLERİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ III Bölüm 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ (TÜRKİYE) EKONOMİSİNİN TARİHSEL TEMELLERİ 13 1.1.Türkiye Ekonomisine Tarihsel Bakış Açısı ve Nedenleri 14 1.2.Tarım Devriminden Sanayi Devrimine

Detaylı

Bu yüzden de Akdeniz coğrafyasına günümüz dünya medeniyetinin doğduğu yer de denebilir.

Bu yüzden de Akdeniz coğrafyasına günümüz dünya medeniyetinin doğduğu yer de denebilir. Sevgili Meslektaşlarım, Kıymetli Katılımcılar, Bayanlar ve Baylar, Akdeniz bölgesi coğrafyası tarih boyunca insanlığın sosyal, ekonomik ve kültürel gelişimine en çok katkı sağlayan coğrafyalardan biri

Detaylı

Helen Birliği/İskender İmparatorluğu

Helen Birliği/İskender İmparatorluğu Helen Birliği/İskender İmparatorluğu Makedonyalı İskender in tahta çıkışı = Per İmp. Aile kavgaları+yunan sitelerinin iflası Yunan Siteleri= Artan nüfus+işsizlik ve besin eksikliği+çiftçilerin sürekli

Detaylı

EĞİTİMİN EKONOMİKTEMELLERİ. 6. Bölüm Eğitim Bilimine Giriş GÜLENAZ SELÇUK- CİHAN ÇAKMAK-GÜRSEL AKYEL

EĞİTİMİN EKONOMİKTEMELLERİ. 6. Bölüm Eğitim Bilimine Giriş GÜLENAZ SELÇUK- CİHAN ÇAKMAK-GÜRSEL AKYEL EĞİTİMİN EKONOMİKTEMELLERİ 6. Bölüm Eğitim Bilimine Giriş GÜLENAZ SELÇUK- CİHAN ÇAKMAK-GÜRSEL AKYEL EĞİTİMİN EKONOMİK TEMELLERİ EĞİTİM VE EKONOMİ İNSAN SERMAYESİ KURAMI EĞİTİM VE EKONOMİK BÜYÜME EĞİTİM

Detaylı

İKİNCİ BİNYILIN MUHASEBESİ İÇİNDEKİLER

İKİNCİ BİNYILIN MUHASEBESİ İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER B İ R İ N C İ C İ L T Kitap Hakkında 1 Başlarken 5 CENGİZ HAN MEDENİYETE YENİ YOLLAR AÇMIŞTIR 1. Cengiz Han ın Birlik Fikrinden Başka Sermayesi Yoktu 23 2. Birlik, Beraberlik ve Çabuk Öğrenme

Detaylı

Ulaşım Coğrafyası. Konu 10 Ulaşım biçimleri (Deniz ulaşımı)

Ulaşım Coğrafyası. Konu 10 Ulaşım biçimleri (Deniz ulaşımı) Ulaşım Coğrafyası Ulaşım Coğrafyası Konu 10 Ulaşım biçimleri (Deniz ulaşımı) DENĐZ ULAŞIMI Deniz Ulaşımı Deniz ulaşımının kökeni M.Ö. 3200 yıllarına kadar uzanmakta olup Mısır kıyı denizciliği ile başlamıştır

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI. Bosad Genel Sekreterliği

KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI. Bosad Genel Sekreterliği KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI Bosad Genel Sekreterliği SEKTÖR ANALİZİ Otomotiv OEM boyaları dünyanın en büyük boya segmentlerinden biridir. Otomotiv OEM boyaları, 2011 yılında toplam küresel boya

Detaylı

Ekonomi II. 13.Bölüm:Makroekonomiye Genel Bir Bakış Doç.Dr.Tufan BAL

Ekonomi II. 13.Bölüm:Makroekonomiye Genel Bir Bakış Doç.Dr.Tufan BAL Ekonomi II 13.Bölüm:Makroekonomiye Genel Bir Bakış Doç.Dr.Tufan BAL Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından faydalanılmıştır. 2 13.1.Makroekonomi Nedir?

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL B İ L G İ AZİZ BABUŞCU. NOTU Yeni Dünya ve Türkiye 2 de İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI

BÜLTEN İSTANBUL B İ L G İ AZİZ BABUŞCU. NOTU Yeni Dünya ve Türkiye 2 de İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI AZİZ BABUŞCU 4 te AK AK PARTİ İL BAŞKANI 10 da YIL: 2012 SAYI : 169 24-31 ARALIK 2012-7 OCAK 2013 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 3 te 2

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

Dr. A. Tarık GÜMÜŞ Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı. Sosyal Devlet Anlayışının Gelişimi ve Dönüşümü

Dr. A. Tarık GÜMÜŞ Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı. Sosyal Devlet Anlayışının Gelişimi ve Dönüşümü Dr. A. Tarık GÜMÜŞ Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı Sosyal Devlet Anlayışının Gelişimi ve Dönüşümü İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... vii İÇİNDEKİLER...xi KISALTMALAR... xvii GİRİŞ...1 Birinci

Detaylı

Enerji ve İklim Haritası

Enerji ve İklim Haritası 2013/2 ENERJİ İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Enerji ve Çevre Yönetimi Dairesi Başkanlığı Enerji ve İklim Haritası Uzm. Yrd. Çağrı SAĞLAM 22.07.2013 Redrawing The Energy Climate Map isimli kitabın çeviri özetidir.

Detaylı

2010 YILI OCAK-MART DÖNEMİ TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ

2010 YILI OCAK-MART DÖNEMİ TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ 2010 YILI DÖNEMİ TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ 2010 yılı Ocak-Mart döneminde, Türkiye deri ve deri ürünleri ihracatı % 13,7 artışla 247,8 milyon dolara yükselmiştir. Aynı dönemde

Detaylı

DTO TURİZM VE ÇEVRE DERS NOTLARI ÖĞR.GÖR. ŞULE KIYCI

DTO TURİZM VE ÇEVRE DERS NOTLARI ÖĞR.GÖR. ŞULE KIYCI DTO TURİZM VE ÇEVRE DERS NOTLARI ÖĞR.GÖR. ŞULE KIYCI BİRİNCİ HAFTA 2 TURİZM OLAYI VE GELİŞİMİ Turizm kelimesinin Latincede dönmek, etrafını dolaşmak, geri dönmek anlamına gelen tornus kökünden türetildiği

Detaylı

4)Yukarıdaki 3 temel varsayım altında ekonomi daima tam istihdamdadır ve fiyatlar genel seviyesi istikrarlıdır.

4)Yukarıdaki 3 temel varsayım altında ekonomi daima tam istihdamdadır ve fiyatlar genel seviyesi istikrarlıdır. KLASİK İKTİSAT OKULU Klasik iktisadın felsefi temelini «doğal düzen» ve «faydacı felsefe» oluşturur. Klasik iktisadın temel ilkeleri şu şekilde özetlenebilir: 1) Piyasada tam rekabet koşulları geçerlidir

Detaylı

Antik Yunan Kentleri (Polis)

Antik Yunan Kentleri (Polis) Antik Yunan Kentleri (Polis) Batı dünyasında gerçek anlamıyla kentin gelişmesi ise Antik Yunan kentleri ile başlamıştır. Atina, Korent, Isparta, Siraküza ve Miletos gibi kentler, hem askeri ve ticari bir

Detaylı

Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri Sektör Raporu 2010

Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri Sektör Raporu 2010 Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri Sektör Raporu 2010 Avrupa kıtasından Amerika kıtasına, Orta Doğu Ülkelerinden Afrika ülkelerine kadar geniş yelpazeyi kapsayan 200 ülkeye ihracat gerçekleştiren

Detaylı

Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi

Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi Temmuz 2014 1 Milyar $ I. Cam Sektörü Hakkında 80 yıllık bir geçmişe sahip olan Türk Cam Sanayii, bugün camın ana gruplarını oluşturan düzcam (işlenmiş camlar dahil),

Detaylı

TÜRKİYE - SUUDİ ARABİSTAN YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1

TÜRKİYE - SUUDİ ARABİSTAN YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1 ( STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - SUUDİ ARABİSTAN YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1 Yeni Dönem Türkiye - Suudi Arabistan İlişkileri: Kapasite İnşası ( 2016, İstanbul - Riyad ) Türkiye 75 milyonluk nüfusu,

Detaylı

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Hollanda ya ihracat yapan 361 firma bulunmaktadır. 30.06.2015 tarihi itibariyle Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

HAÇLI SEFERLERİ TARİHİ 3.Ders. Dr. İsmail BAYTAK. HAÇLI SEFERLERİ Nedenleri ve Sonuçları

HAÇLI SEFERLERİ TARİHİ 3.Ders. Dr. İsmail BAYTAK. HAÇLI SEFERLERİ Nedenleri ve Sonuçları HAÇLI SEFERLERİ TARİHİ 3.Ders Dr. İsmail BAYTAK HAÇLI SEFERLERİ Nedenleri ve Sonuçları Hristiyanlarca kutsal sayılan Hz. İsa nın doğum yeri Kudüs ve dolayları, VII. yüzyıldan beri Müslümanlar ın elinde

Detaylı

SPORDA STRATEJİK YÖNETİM. Yrd.Doç.Dr. Uğur ÖZER

SPORDA STRATEJİK YÖNETİM. Yrd.Doç.Dr. Uğur ÖZER SPORDA STRATEJİK YÖNETİM Yrd.Doç.Dr. Uğur ÖZER 1 STRATEJİK YÖNETİMLE İLGİLİ KAVRAMLAR Stratejik Yönetimi Öne Çıkartan Gelişmeler İşletmenin Temel Yetenekleri Stratejik Yönetimin Gelişimi Stratejik Düşünme

Detaylı

İktisat Tarihi II. IV. Hafta

İktisat Tarihi II. IV. Hafta İktisat Tarihi II IV. Hafta İnsan Bilgisinde Devrim - devam Çağdaş yabanlarda olduğu gibi eski çağlarda tıp kuramının özü büyüydü. II. Devrimden sonra Babil de doktorlar aynı zamanda rahipti. Mısır da

Detaylı

TÜRKİYE EKONOMİSİ Prof.Dr. İlkay Dellal Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü

TÜRKİYE EKONOMİSİ Prof.Dr. İlkay Dellal Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü TÜRKİYE EKONOMİSİ Prof.Dr. İlkay Dellal Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü 1 Ekonomik düzen nedir? Ekonomik düzen, toplumların çeşitli gereksinimlerini karşılamak üzere yaptıkları

Detaylı

DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ

DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ Hazırlayan ve Derleyen: Zehra N.ÖZBİLGİN Ar-Ge Şube Müdürlüğü Kasım 2012 DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİNDE ÜRETİM VE TÜKETİM yılında 9.546 milyon

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

KÜRESELLEŞME Hafta 1 Öğr. Gör. Şükrü KAYA Elektronik ve Haberleşme Mühendisi

KÜRESELLEŞME Hafta 1 Öğr. Gör. Şükrü KAYA Elektronik ve Haberleşme Mühendisi KÜRESELLEŞME Hafta 1 Öğr. Gör. Şükrü KAYA Elektronik ve Haberleşme Mühendisi Kendi içine dönük, karşılıklı ticarete ve yatırıma konan engellerle birbirinden izole edilmiş; mesafe, zaman ve dil engellerinin

Detaylı

ÖZEL EGEBERK ANAOKULU Sorgulama Programı. Kendimizi ifade etme yollarımız

ÖZEL EGEBERK ANAOKULU Sorgulama Programı. Kendimizi ifade etme yollarımız Disiplinlerüstü Temalar Kim Olduğumuz Bulunduğumuz mekan ve zaman Kendimizi ifade etme Kendimizi Gezegeni paylaşmak Bireyin kendi doğasını sorgulaması, inançlar ve değerler, kişisel, fiziksel, zihinsel,

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

Dünya Mısır Pazarı ve Türkiye

Dünya Mısır Pazarı ve Türkiye Dünya Mısır Pazarı ve Türkiye Günümüzde çok amaçlı bir kullanım alanına sahip olan Mısır, Amerika Kıtası keşfedilene kadar dünya tarafından bilinmemekteydi. Amerika Kıtasının 15. yüzyıl sonlarında keşfedilmesiyle

Detaylı

İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ!

İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ! İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ!! IŞIL KURNAZ" GAZİ ÜNİVERSİTESİ UNDP 2014 İNSANİ GELİŞME RAPORU# TÜRKİYE TANITIM

Detaylı

DİYARAKIR DIŞ TİCARETİ 2014

DİYARAKIR DIŞ TİCARETİ 2014 DİYARAKIR DIŞ TİCARETİ 2014 Nisan 2015 Hikmet DENİZ İçindekiler 1. İhracat... 2 1.1. İhracat Yapılan Ülkeler... 3 1.2. 'ın En Büyük İhracat Partneri: Irak... 5 1.3. İhracat Ürünleri... 6 2. İthalat...

Detaylı

Trans-Pasifik Ortaklığı Anlaşmasının Türkiye Ekonomisine ve Dış Ticaretine Etkileri

Trans-Pasifik Ortaklığı Anlaşmasının Türkiye Ekonomisine ve Dış Ticaretine Etkileri Trans-Pasifik Ortaklığı Anlaşmasının Türkiye Ekonomisine ve Dış Ticaretine Etkileri Medine Atay Ergin 12 Mayıs 05.03.2015 2016, İstanbul Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşması 4 Şubat 2016 tarihinde imzalandı.

Detaylı

1- Aşağıdakilerden hangisi tarih çağlarının başlangıcında ilkel endüstrinin ve sermaye birikiminin temelini oluşturmuştur.

1- Aşağıdakilerden hangisi tarih çağlarının başlangıcında ilkel endüstrinin ve sermaye birikiminin temelini oluşturmuştur. 1- Aşağıdakilerden hangisi tarih çağlarının başlangıcında ilkel endüstrinin ve sermaye birikiminin temelini oluşturmuştur. a) Tutsaklık düzeni b) Üretim artığının sağlanması c) Uzmanlaşmış zanaatçı sınıfı

Detaylı

İKTİSADA GİRİŞ - 1. Ünite 4: Tüketici ve Üretici Tercihlerinin Temelleri.

İKTİSADA GİRİŞ - 1. Ünite 4: Tüketici ve Üretici Tercihlerinin Temelleri. Giriş Temel ekonomik birimler olan tüketici ve üretici için benzer kavram ve kurallar kullanılır. Tüketici için fayda ve fiyat kavramları önemli iken üretici için hasıla kâr ve maliyet kavramları önemlidir.

Detaylı

YÜKSELME DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ Youtube Kanalı: tariheglencesi

YÜKSELME DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ  Youtube Kanalı: tariheglencesi YÜKSELME DEVRİ KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ www.tariheglencesi.com Youtube Kanalı: tariheglencesi 05.08.2017 II.Selim (1566-1574) Tahta Geçme Yaşı: 42.3 Saltanat Süresi:8.3 Saltanat Sonundaki Yaşı:50.7

Detaylı

bilgilerle feminizm hakkında kesin yargılara varıp, yanlış fikirler üretmişlerdir. Feminizm ya da

bilgilerle feminizm hakkında kesin yargılara varıp, yanlış fikirler üretmişlerdir. Feminizm ya da YANLIŞ ALGILANAN FİKİR HAREKETİ: FEMİNİZM Feminizm kelimesi, insanlarda farklı algıların oluşmasına sebep olmuştur. Kelimenin anlamını tam olarak bilmeyen, merak edip araştırmayan günümüzün insanları,

Detaylı

10/7/13. Isletme Bilimlerine Giris. Insan Ihtiyaclari. Maslow un ihtiyaclar dizisi. Insanlari harekete geciren temel faktor ihtiyactir.

10/7/13. Isletme Bilimlerine Giris. Insan Ihtiyaclari. Maslow un ihtiyaclar dizisi. Insanlari harekete geciren temel faktor ihtiyactir. Isletme Bilimlerine Giris Temel Isletmecilik kavramlari Ogr. Gor. Yunus OZSU Insan Ihtiyaclari Insanlari harekete geciren temel faktor ihtiyactir. Ihtiyaclarin pek cogu tekrar ortaya cikar. Ihtiyaclari

Detaylı

İşletmelerin Büyüme Şekilleri

İşletmelerin Büyüme Şekilleri Yrd.Doç.Dr. Gaye Açıkdilli Yrd.Doç.Dr. Erdem Kırkbeşoğlu İŞLETMELERİN BÜYÜMESİ İşletmelerin Büyüme Nedenleri Optimum büyüklüğe ulaşma Piyasalarda etkinliği arttırarak kar elde etme olanaklarını arttırma

Detaylı

Dersin Kaynakları. Ġktisat I. Ekonomi... Kıtlık...

Dersin Kaynakları. Ġktisat I. Ekonomi... Kıtlık... 1 Dersin Kaynakları Ġktisat I Doç.Dr. Erdal GÜMÜġ Herhangi bir İktisada Giriş ya da İktisat I ya da Ekonomi Bilimine Giriş ya da Ekonominin Temelleri adlı ders kitabı Bazı öneriler Besim Üstünel Ekonominin

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Geçen Haftanın Ödevi???

Geçen Haftanın Ödevi??? Bilginin Neden Olduğu Değişimler Ekonomik Alanda Yaşanan Değişimin Etkileri Siyasi Alanda Yaşanan Değişimin Etkileri Sosyal Alanda Yaşanan Değişimin Etkileri Kültürel Alanda Yaşanan Değişimin Etkileri

Detaylı

12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017)

12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017) 12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017) ÜNİTE: 2-KLASİK MANTIK Kıyas Çeşitleri ÜNİTE:3-MANTIK VE DİL A.MANTIK VE DİL Dilin Farklı Görevleri

Detaylı

Uluslararası Tarım ve Gıda Politikası II

Uluslararası Tarım ve Gıda Politikası II Uluslararası Tarım ve Gıda Politikası II DIŞ TİCARET POLİTİKALARI Doç.Dr.Tufan BAL Not: Bu sunuların hazırlanmasında çeşitli internet siteleri ve ders notlarından faydalanılmıştır. Giriş Tarım Ürünleri

Detaylı

AKP hükümeti zamanında ekonomik büyüme ve istikrar sağlanmıştır

AKP hükümeti zamanında ekonomik büyüme ve istikrar sağlanmıştır Türkiye, AKP iktidarı zamanında ekonomik büyüme ve istikrar elde etmiştir. Bu başarı, geçmiş hükümetler ve diğer büyüyen ekonomiler ile karşılaştırıldığında pek de etkileyici değildir Temel Mesajlar 1.

Detaylı

Finansal Krizden Bu Yana Dünya Ticaretinin En Kötü Yılı : 2015

Finansal Krizden Bu Yana Dünya Ticaretinin En Kötü Yılı : 2015 Finansal Krizden Bu Yana Dünya Ticaretinin En Kötü Yılı : 215 The Economist Intelligence Unit, Haziran 216 Küresel ticaret finansal krizden bu yana, 215 te en zayıf yılını yaşadı. Ekonomi Politikaları

Detaylı

ÜLKELERİN 2015 YILI BÜYÜME ORANLARI (%)

ÜLKELERİN 2015 YILI BÜYÜME ORANLARI (%) 2016/17 Global İhracat-Büyüme Tahminleri Kaynak : EDC Export Credit Agency - ÜLKE ANALİZLERİ BÜYÜME ORANLARI ÜLKELERİN YILI BÜYÜME ORANLARI (%) Avrupa Bölgesi; 1,5 % Japonya; 0,50 % Kanada ; 1,30 % Amerika;

Detaylı

GELENEKSEL GIDALAR VE COĞRAFİ İŞARET

GELENEKSEL GIDALAR VE COĞRAFİ İŞARET GELENEKSEL GIDALAR VE COĞRAFİ İŞARET 2015 YÖRE Fransa Köken ve kalite adlandırmaları Ulusal enstitüsü (INAO) göre ; İçinde bir tarımsal üretim ve fiziki ortam ile beşeri faktörler kümesinin bulunduğu ve

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

ASYA-PASİFİK MUCİZESİNİN SIRRI

ASYA-PASİFİK MUCİZESİNİN SIRRI ASYA-PASİFİK MUCİZESİNİN SIRRI Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Kaplanları çok çevik ve hızlı koşan hayvanlar olarak tanırız. Ancak neden Asya kaplanları Afrika kaplanlarından daha hızlı koşmaktadır? Hiç düşündünüz

Detaylı

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla EKONOMİK DURUM

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla EKONOMİK DURUM 15.03.2010 Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla EKONOMİK DURUM 1.5 EKONOMİK DURUM 1.5. Ekonomik Durum Arabistan ın ekonomik hayatı tabiat şartlarına, kabilelerin yaşayış tarzlarına bağlı olarak genellikle;

Detaylı

Bölüm 3. Dış Çevre Analizi

Bölüm 3. Dış Çevre Analizi Bölüm 3 Dış Çevre Analizi 1 2 Çevre Analizi Ç E V R E A N A L İ Z İ D I Ş Ç E V R E İ Ç Ç E V R E Genel / Uzak Dış Çevre Analizi Sektör / Yakın Dış Çevre Analizi İşletme İçi Çevre Analizi Politik Uluslararası

Detaylı

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457)

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457) T.C. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457) 2. Hafta Ders Notları - 25/09/2017 Araş. Gör. Dr. Görkem

Detaylı

* EL KAZANDI BİZ ÖVÜNÜYORUZ *BORSA 2012 DE DE YABANCIYA ÇALIŞTI *İstanbul da kazanıp, New York ta, Londra da şampanya patlattılar

* EL KAZANDI BİZ ÖVÜNÜYORUZ *BORSA 2012 DE DE YABANCIYA ÇALIŞTI *İstanbul da kazanıp, New York ta, Londra da şampanya patlattılar Umut Oran Basın Açıklaması 06.01.2013 Yarın Aydın-Söke de pamuk üreticileriyle bir araya gelecek olan CHP Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Umut Oran ın, yazılı açıklaması şöyle: * EL KAZANDI

Detaylı

I. Dünya Savaşı öncesi dağıtım ve satış yönlü

I. Dünya Savaşı öncesi dağıtım ve satış yönlü I. Dünya Savaşı öncesi dağıtım ve satış yönlü Ürünlerin üreticilerden tüketiciye doğru akışını sağlayan eylemler II. Dünya Savaşından sonra tüketicinin önemi Tüketici tatminin değer kazanması Pazarlama,

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

Sosyoloji. Konular ve Sorunlar

Sosyoloji. Konular ve Sorunlar Sosyoloji Konular ve Sorunlar Ontoloji (Varlık) Felsefe Aksiyoloji (Değer) Epistemoloji (Bilgi) 2 Felsefe Aksiyoloji (Değer) Etik Estetik Hukuk Felsefesi 3 Bilim (Olgular) Deney Gözlem Felsefe Düşünme

Detaylı

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 PLANLAMAYI GEREKTİREN UNSURLAR Sosyalist model-kurumsal tercihler Piyasa başarısızlığı Gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sorunları 2

Detaylı

11.10.2015. Faktör Donatımı Teorisi (Heckscher Ohlin) Karşılaştırmalı Üstünlüklere Eleştiri. Heckscher Ohlin Modelinden Çıkartılan Teoremler

11.10.2015. Faktör Donatımı Teorisi (Heckscher Ohlin) Karşılaştırmalı Üstünlüklere Eleştiri. Heckscher Ohlin Modelinden Çıkartılan Teoremler Faktör Donatımı Teorisi (Heckscher hlin) Karşılaştırmalı Üstünlüklere Eleştiri Karşılaştırmalı üstünlükler teorisi uluslararası emek verimliliğindeki farklılıkların nedeni üzerinde durmamaktadır. Bu açığı

Detaylı

2016 YILI İPLİK İHRACAT İTHALAT RAPORU

2016 YILI İPLİK İHRACAT İTHALAT RAPORU 2016 YILI İPLİK İHRACAT İTHALAT RAPORU Haziran 2017 İçindekiler Yönetici Özeti... 2 1. Dünya İplik İhracatı... 3 2. Türkiye nin İplik İhracatı... 5 Yıllar İtibariyle İhracat ve Pay... 5 Başlıca Ülkeler

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

Prof.Dr.Muhittin TAYFUR Başkent Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü

Prof.Dr.Muhittin TAYFUR Başkent Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Prof.Dr.Muhittin TAYFUR Başkent Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü İyi ve kötü, yanlış ve doğru kavramlarını tanımlar, Etik bilincini geliştirmeye ve insanları aydınlatmaya

Detaylı

Ekonomide Hızlı Büyüme ve Balon. Hızla Şişmeye Başlayan Balon ve Zincirleme Krizler

Ekonomide Hızlı Büyüme ve Balon. Hızla Şişmeye Başlayan Balon ve Zincirleme Krizler KÜRESEL VE BÖLGESEL ÇALIŞMALAR DÜNYA EKONOMİSİ-FİNAL ÖDEVİ Ekonomide Hızlı Büyüme ve Balon Hızla Şişmeye Başlayan Balon ve Zincirleme Krizler Dünya ekonomisinin 1990 ların ikinci yarısındaki gelişiminin

Detaylı

İŞLETMELERİN EKONOMİDEKİ ÖNEMİ IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY

İŞLETMELERİN EKONOMİDEKİ ÖNEMİ IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY IMPORTANCE OF ENTERPRISES IN THE ECONOMY İşletmelerin bir ülke ekonomisi içindeki yeri ve önemini, "ekonomik" ve "sosyal" olmak üzere iki açıdan incelemek gerekir. İşletmelerin Ekonomik Açıdan Yeri ve

Detaylı

T.C. Ekonomi Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü Ankara 08.01.2013

T.C. Ekonomi Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü Ankara 08.01.2013 T.C. Ekonomi Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü Ankara 08.01.2013 Konu : 390319000000 GTİP no lu GPPS ve HIPS ithalatına % 3 oranında gümrük vergisi uygulanmasının kaldırılma talebi Sayın Bakanlığınızın,

Detaylı

Erkan ERDİL Bilim ve Teknoloji Politikaları Araştırma Merkezi ODTÜ-TEKPOL

Erkan ERDİL Bilim ve Teknoloji Politikaları Araştırma Merkezi ODTÜ-TEKPOL Erkan ERDİL Bilim ve Teknoloji Politikaları Araştırma Merkezi ODTÜ-TEKPOL Brezilya: Ülkeler arası gelir grubu sınıflandırmasına göre yüksek orta gelir grubunda yer almaktadır. 1960 ve 1970 lerdeki korumacı

Detaylı

Pazarlamanın Önemi. Toplumsal açıdan önemi. İşletmeler açısından önemi. Para Uzmanlık Pazar - 1. BBY 465, 6 Ekim 2015

Pazarlamanın Önemi. Toplumsal açıdan önemi. İşletmeler açısından önemi. Para Uzmanlık Pazar - 1. BBY 465, 6 Ekim 2015 Pazarlamanın Önemi Toplumsal açıdan önemi Para Uzmanlık Pazar İşletmeler açısından önemi - 1 Pazarlamanın Topluma Sağladığı Katkılar Toplumun gereksinim ve isteklerini karşılama hizmeti görür Ekonomik

Detaylı

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi Sayı : Tarih : 1.1.216 Diploma Program Adı : SOSYOLOJİ, LİSANS PROGRAMI, (AÇIKÖĞRETİM) Akademik Yıl : 21-216 Yarıyıl

Detaylı

Tarım, yeryüzündeki belli başlı üretim şekillerinden en gerekli ve yaygın olanıdır. Tarımın yapılış şekli ve yoğunluğu, ülkelerin gelişmişlik

Tarım, yeryüzündeki belli başlı üretim şekillerinden en gerekli ve yaygın olanıdır. Tarımın yapılış şekli ve yoğunluğu, ülkelerin gelişmişlik TARIM VE EKONOMİ Tarım, yeryüzündeki belli başlı üretim şekillerinden en gerekli ve yaygın olanıdır. Tarımın yapılış şekli ve yoğunluğu, ülkelerin gelişmişlik düzeyine bağlıdır. Bazı ülkelerde tarım tekniği

Detaylı

Liberalleşmenin Türkiye Enerji. 22 Şubat 2012

Liberalleşmenin Türkiye Enerji. 22 Şubat 2012 Liberalleşmenin Türkiye Enerji Piyasasına Etkileri i 22 Şubat 2012 Liberalleşmenin son kullanıcılara yararları somutları çeşitli sektörlerde kanıtlanmıştır Telekom Havayolu Liberalleşme öncesi > Genellikle

Detaylı

TÜRKİYE NİN JEOPOLİTİK GÜCÜ

TÜRKİYE NİN JEOPOLİTİK GÜCÜ Dr. Tuğrul BAYKENT Baykent Bilgisayar & Danışmanlık TÜRKİYE NİN JEOPOLİTİK GÜCÜ Düzenleyen: Dr.Tuğrul BAYKENT w.ekitapozeti.com 1 1. TÜRKİYE NİN JEOPOLİTİK KONUMU VE ÖNEMİ 2. TÜRKİYE YE YÖNELİK TEHDİTLER

Detaylı

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR -1- 109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR Yabancıların, 8 Haziran itibariyle Türkiye de 53 milyar 130 milyon dolarlık hisse senedi, 38 milyar 398 milyon dolar devlet iç borçlanma senedi (DİBS) ve 407

Detaylı

ÜNİTE:1. Sosyolojiye Giriş ve Yöntemi ÜNİTE:2. Sosyolojinin Tarihsel Gelişimi ve Kuramsal Yaklaşımlar ÜNİTE:3. Kültür ve Kültürel Değişme ÜNİTE:4

ÜNİTE:1. Sosyolojiye Giriş ve Yöntemi ÜNİTE:2. Sosyolojinin Tarihsel Gelişimi ve Kuramsal Yaklaşımlar ÜNİTE:3. Kültür ve Kültürel Değişme ÜNİTE:4 ÜNİTE:1 Sosyolojiye Giriş ve Yöntemi ÜNİTE:2 Sosyolojinin Tarihsel Gelişimi ve Kuramsal Yaklaşımlar ÜNİTE:3 Kültür ve Kültürel Değişme ÜNİTE:4 Aile ve Toplumsal Gruplar ÜNİTE:5 1 Küreselleşme ve Ekonomi

Detaylı

TOPLUMSAL KURUMLAR VE AİLE ÇIKMIŞ SINAV SORULARI MURAT YILMAZ EGE ANADOLU LİSESİ

TOPLUMSAL KURUMLAR VE AİLE ÇIKMIŞ SINAV SORULARI MURAT YILMAZ EGE ANADOLU LİSESİ TOPLUMSAL KURUMLAR VE AİLE ÇIKMIŞ SINAV SORULARI MURAT YILMAZ EGE ANADOLU LİSESİ 1-) Türkiye de cumhuriyetin ilanından hemen sonra eğitimde, dinde, yönetimde, hukukta, ekonomide, sanatta, aile yapısında

Detaylı

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi toplumunda, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yarattığı hız ve etkileşim ağı içinde, rekabet ve kalite anlayışının değiştiği bir kültür

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 7. ERKEN MODEN DÖNEMDE SİYASAL DÜŞÜNCE 7 ERKEN MODEN DÖNEMDE

Detaylı

SERAMİK SEKTÖRÜ NOTU

SERAMİK SEKTÖRÜ NOTU 1. Dünya Seramik Sektörü 1.1 Seramik Kaplama Malzemeleri SERAMİK SEKTÖRÜ NOTU 2007 yılında 8,2 milyar m 2 olan dünya seramik kaplama malzemeleri üretimi, 2008 yılında bir önceki yıla oranla %3,5 artarak

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM ENDÜSTRİ DEVRİMİ, SOSYAL SORUN VE SOSYAL POLİTİKA İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM SOSYAL POLİTİKA BİLİMİNİN KONUSU, KAPSAMI VE TEMEL YAKLAŞIMI

İKİNCİ BÖLÜM ENDÜSTRİ DEVRİMİ, SOSYAL SORUN VE SOSYAL POLİTİKA İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM SOSYAL POLİTİKA BİLİMİNİN KONUSU, KAPSAMI VE TEMEL YAKLAŞIMI İKİNCİ BÖLÜM İÇİNDEKİLER Sayfa No ÖNSÖZ GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM SOSYAL POLİTİKA BİLİMİNİN KONUSU, KAPSAMI VE TEMEL YAKLAŞIMI I. EKONOMİ, TOPLUM BİLİMİ VE SOSYAL POLİTİKA...7 A. EKONOMİ BİLİMİ...7 B. TOPLUM

Detaylı

HOLLANDA ÜLKE PROFİLİ

HOLLANDA ÜLKE PROFİLİ HOLLANDA ÜLKE PROFİLİ Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü Uzman Yardımcısı Sıla Özsümer ARALIK 2016 1. ÖZET BİLGİLER Resmi Adı :Hollanda Krallığı Başkenti :Amsterdam Nüfusu :17 Milyon Yüzölçümü :41,526 km2

Detaylı

Sanayi Toplumundan Bilgi Toplumuna Geçiş Sürecinde Temel Dinamikler

Sanayi Toplumundan Bilgi Toplumuna Geçiş Sürecinde Temel Dinamikler Sanayi Toplumundan Bilgi Toplumuna Geçiş Sürecinde Temel Dinamikler Yaşar Tonta Hacettepe Üniversitesi tonta@hacettepe.edu.tr yunus.hacettepe.edu.tr/~tonta/tonta.html 1 Plan Sanayi Toplumu - Bilgi Toplumu

Detaylı

İktisat Tarihi I. 5/6 Ocak 2017

İktisat Tarihi I. 5/6 Ocak 2017 İktisat Tarihi I 5/6 Ocak 2017 I. Dünya Savaşı öncesinde merkezi devletin yıllık vergi gelirleri, imparatorluk ölçeğindeki toplam üretim ve gelirin % 11 ini aşıyordu İlk dış borçlar 1840 lı yıllarda Galata

Detaylı

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu DÜNYA EKONOMİSİ Teknoloji, nüfus ve fikir hareketlerini içeren itici güce birinci derecede itici güç denir. Global işbirliği ağıgünümüzde küreselleşmişyeni ekonomik yapının belirleyicisidir. ASEAN ekonomik

Detaylı

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI Kelime anlamı İki nehrin arası olan Mezopotamya,

Detaylı