Avrupa Birliðine girme

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Avrupa Birliðine girme"

Transkript

1 DEM GAZETESÝYLE ÇALIÞMAK ÝSTERMÝSÝNÝZ? O halde bizimle iletiþime geçiniz! Monatliche Kultur, Kunst u. Informations-Zeitung Jahr/Yýl: 2 Ausgabe/Sayý:15 1 Juli 02 1,00 Є Tel: Bahçeli kývrak, Çiller oynak; TÜRKÝYE NÝN ÝPÝNÝ KÝM ÇEKEÇEK? Avrupa Birliðine girme konusunda farklý kesimler kararlýlýðýný ortaya koymasýna raðmen, Bahçeli nin MHP si kývrak, Çiller in DYP si oynak bir þekilde AB üyeliði meselesini iç siyaset malzemesi haline getirmeye baþladý. Ýktidarýný ýrkçý söylemlerine borçlu olan MHP ile Bahçeli ve ekibimin verdiði sözleri yerine getirememesinden yararlanmak isteyen DYP ýrkçýlýðý körüklemeye baþladý. Avrupa Birliðine girmek için uzun zamandýr yapýlanlarýn bir çýrpýda iç siyasete kurban edilmesi baþta Türk aydýnlarý olmak üzere, Türkiye kamuoyunda tepki toplamaya devam ediyor. 5 de Zuhal Olcay; Mutlaka terlemek, acý çekmek, çok emek sarf etmek gerekiyor Karþýmda bir tiyatrocu olduðu için verdiði cevaplarý yazarken ifadelerini, gülüþlerini, duygularýný eklemek istedim. Ama bunu yaptýðým zaman röportajý senaryolaþtýracaðýmý düþünerek vazgeçtim. Çok sorumuz vardý. Çalýþmalarýndan dolayý uyumaya fýrsat bulamayan Zuhal Olcay ýn þu dönemdeki çalýþmalarýný bir nebze de olsa sizle paylaþtýk. Figen Genç in röportajý 9 da Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu kuruldu Almanya, Hollanda, Fransa, Avusturya, Ýsviçre, Danimarka Alevi Federasyonlarý ile Ýsveç ve Belçika AKM nin birleþerek oluþturduklarý Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Avrupa nýn baþkenti Brüksel de kuruldu. 4 de Ýlkokullarda bireysel eðitim daha da geliþtirecek Sonderschule uygulamasý yanlýþtý OECD (Ekonomik Ýþbirliði ve Kalkýnma Örgütü) ne baðlý olan PISA Kýyaslama Araþtýrma Merkezi, Almanya nýn eðitim politikasý konusunda yaptýðý açýklamayla Almanya da þok yarattý. PISA tarafýndan yapýlan araþtýrmaya göre uluslararasý kýyaslamada Almanya nýn eðitim düzeyinin düþük olduðunu ortaya koydu. 3 de Keine Mehrheit im Bundesrat für 6. HRG-Novelle Keine Mehrheit im Bundesrat für Hochschulrahmengesetz (HRG) Der Bundesrat hat in seiner Sitzung vom 21. Juni 2002 dem Gesetz zur Änderung des Hochschulrahmengesetzes seine Zustimmung verweigert. Gegen die 6. Novelle des HRG, deren Zustimmungsbedürftigkeit vom Vermittlungsausschuss nicht bestätigt wurde, legte der Bundesrat vorsorglich Einspruch ein. seite 10 Kavgalý imza atýldý Yeni göçmenlik yasasý okeylendi! Uzun bir düþünme zamanýndan sonra geçtiðimiz haftalarda Almanya Cumhurbaþkaný Jochanes Rau Kýrmýzý-Yeþil koalisyonun Göçmenler yasasýný imzaladý. 6 da T O P L U M Anadolu halklar mozayiðinde GÜRCÜLER Gürcistan, Kahati, Kartli, Samegrelo, Svaneti, Guria, Acara, Raça, Ýmereti, Cavaheti, Saingiola gibi bölgelere ayrýlýr. Deðiþik bölgelerde Svanca, Megrelce ve Lazca dýþýnda Gürcücenin farklý diyalektleri konuþulur. S A Ð L I K Zihinsel engellilerde cinsel saðlýk ve yaþam Toplumlarýn geliþmiþlikleri son on yýlda, insana ve insan geliþimine verdikleri önemle belirlenir olmuþtur. Önceki yýllarda geliþmiþlik ölçütü olarak kabul edilen ortalama yaþam süresi, bebek ölüm hýzlarý gibi istatistiði parametreler, son dönemde insan geliþimi ve insanlarýn yaþam kalitelerini de içine alacak þekilde geniþletilmiþtir. T U R Ý Z M 8 de 15 de Mersin turistlerin yeni gözdesi olacak Mersin ilinin turizme açýlmasý için baþaltýlan çalýþmalar meyvesini vermeye baþladý. Ataköy Palmiye Tatilköyü, Mersin ve çevresinde hizmet veren en þeçkin tehsisler olarak hizmete girdi. 7 de Ýnanna dan Hathor a yitik uygarlýklarýn gizemli tanrýça figürleri Sümer de Ýnanna, Babil de Ýþtar, Mýsýr da Hathor, Asur da Astarte... Hepsi ayný güçlü, büyüleyici ve gizemli kadýnýn farklý adlarý. Yeryüzü nün Hanýmý yalnýzca bir mit olabilir mi? 13 de Ýlk dörtdeyiz Türk Milli Takýmý, Brezilya ya Ronaldo nun 49. dakikadaki golüyle 1-0 yenilerek Dünya Kupasý nda finale veda etti. Brezilya maçýnýn ardýndan futbolcularý teselli etmeye çalýþan A Milli Takým Teknik Direktörü Þenol Güneþ, sahada her þeyi yaptýklarýný, sadece golü bulamadýklarýný söyledi. 19 da

2 BÝZÝM SAYFA 2 Daylam lýlarý etkisi altýna almýþ ve...hasan Sabbah tan önce, Ýslam HAÞÝÞÝLER-I inançlarýný deðiþtirmeye razý etmiþti. dünyasýnda politik cinayetler yok deðildi. HATÝCE ELDENÝZ Teolojik tartýþmalarý ustaca Daha eski tarikatler de, suikastý bir siyaset kullanarak, inatçý bir mantýkla Þia yöntemi olarak kullanmýþlardý. Hatta, öðretisini titizlikle irdelemeyi baþarmýþ, Muhammed bile, düþmanlarýnýn yaþamaya Havada kalan Ýsmaili lerin fesatçý doðasý ve geleneksel layýk olmadýklarýný söyleyerek ve inançlý deðerlendirmeler gizliciliðine dayanan, çok güçlü bir yandaþlarýnýn bu imayý anlayacaklarýný Nizari Ýsmaili lerin Kökeni ayrýlýkçý topluluk duygusu yaratmayý bekleyerek, rakiplerini yoketme yoluna Ýslam da Mezhep Ayrýmý Holy Killers of Islam bilmiþti. gitmiþtir......ý.s. 632 yýlýnda, Batý daki Reform Elbruz sýradaðlarý Damavend...Haþiþi Assassin (katil) sözü, hareketinden de büyük bir ayrýlýk Ýslam ý Şeyh-ül Cebel yanardaðý ile 6000 metrede en yüksek Batý dillerinin kelime daðarcýðýna, Dante parçaladý. Ýslam dinini oluþturan iki noktasýna ulaþýr ve Hazar kýyýlarý ile tarafýndan kullanýldýðý zaman katýldý. Ýlahi (Daðlarýn Þeyhi) büyük mezhep bir daha birleþmemek Merkezi Ýran yaylasý arasýnda aþýlmasý zor Komedya, Cehennem, XIX. Kitap ta, yýlýnda, ermeni asýllý Akka üzere ayrýldýlar. Þiiler, Ýslam ýn bir engel oluþturur. Tahran dan pek uzak Dante kendini, kötü assassin in günahýný valisi Bedr ül Cemali, halifenin çaðrýsý önderliðinin Peygamber in ailesinde olmamasýna karþýn, bu daðlýk ve ýssýz çýkartan bir keþiþ olarak betimler. üzerine, ordusuyla birlikte Suriye den kalmasý konusunda ýsrarcýydýlar ve bu bölge daima ulaþýmý zor ve gözlerden ýrak Io stava come il frate che confessa Lo Kahire ye gelir ve kontrolu ele geçirir. Bu nedenle, Muhammed in ölümünden sonra kalmýþtýr. Bu nedenle, bir çok Þii tarikatý, perfido assassin... andan itibaren, halife el-mutansýr ýn gücü Peygamber in amcasýnýn oðlu Ali nin gizlenen Ýsmaili ler ve diðer din sapkýnlarý Eserin bu kýsmýnda, günah çýkartan tümüyle sýnýrlanýr. Gerçek yönetici ordu halife olmasýný arzu ettiler. için yüzyýllar boyunca daðlýk Daylam suçlu kafasý aþaðýda olarak canlý canlý komutanýdýr, artýk Fatými halifeleri birer Gordon Thomas, Journey into bölgesi bir sýðýnak olmuþtur. topraða gömülmektedir. Bu sebeple, kukla olmaktan öteye gidemezler. Madness...Marco Polo nun 1273 yýlýndaki mümkün olan en büyük suçu iþlemiþ...halife el-mutansýr ýn 1094 yýlýnda ziyareti ve bunu daha sonra kitabýnda, olmalý; yani, özellikle dehþet verici ölmesi üzerine, yeni ordu komutaný Daðlar Þeyhi ve Aþiþin ler olarak bir günahýn sahibi olmalýdýr. Kötülük Bedr ül Cemali nin oðlu el-efdal, elanlatmasý, Hasan Sabbah ý ve yüksek bir olgusuyla, assassin - katil sözü arasýnda Mutansýr ýn oðlu Nizar ýn halife olmasýna vadide bulunan Alamut kalesini Batý da Dante tarafýndan kurulan bað, kesinliði karþý çýkar ve onun yerine Nizar ýn kardeþi bir efsane biçimine dönüþtürdü. ve berraklýðý güçlendirir ve iþte bu el-mustali yi halife yapar...doðu da, Edward Burman, The Assassins- anlamýyladýr ki, assassin sözü tüm Batý Ýran da bulunan Ýsmaili ler bu oldu bittiyi Holy Killers of Islam dillerine yayýlmýþtýr. kabul etmezler, el-mustali nin halifeliðini Edward Burman, The Assassinsreddederek Kahire ile tüm iliþkilerini Holy Killers of Islam keserler. Fatými egemenliðine böylece karþý çýkan bu grup, Nizar a baðlý olduklarýný ilan eder. Ýþte bu sebeple, Ali, Ý.S. 661 yýlýnda öldürüldü. Ancak Þii teolojisine göre, Ali ve onun soyundan gelenler Ýmam dýlar; yani Tanrýsal esine sahip önderler, Tanrý ile insanlar arasýnda aracýlýk edebilen Ýsa benzeri kiþilerdi. En sonuncusu Ý.S. 940 yýlýnda ortadan kaybolana kadar tam on iki imam gelip gitmiþti. Þii inancýna göre, kayýplara karýþan sonuncu imam, geniþ Arabistan çöllerinin birinde gizlenmekte ve yeniden ortaya çýkýp, adaletli ve arý bir Ýslam yönetimini kuracaðý uygun zamaný beklemektedir... Geri döndüðü zaman imam, Þiilerin yüz yýllar sonrasýnda verecekleri en þiddetli kutsal savaþý, büyük cihadý baþlatacaktýr. Gordon Thomas, Journey into Madness...Þia nýn kurduðu en baþarýlý örgütlerden biri Kahire de üslenmiþti. Aslýnda bu örgüt, taraftarlarýný kutsal ve çok özel bir göreve baðlayabilen, bunun için en þaþýrtýcý yöntemleri uygulayabilen bir eðitim odaðýydý. Amaca ulaþabilmek adýna, yetenekli eðitmenler, Ýslam ýn özgün demokratik fikirlerini yýkarak, o dönemde Mýsýr da hüküm süren Fatými halifesinin emirlerini yerine getirmeye çabalýyorlardý. Arkon Daraul, Secret Societies Þia nýn temel öðretisi talim e, yani disiplinli eðitime dayanýr. Bu eðitimden doðrudan imam sorumludur ve hiçbir sapmaya göz yumulmaz. Þii imamlarýn Ali nin soyundan gelmekle üstlendikleri rol ve yetkilerinin temeli tümüyle bu eðitim sayesinde gerçekleþmiþtir....sünni ler ile Þii ler arasýndaki temel ayrýlýklardan biri de, yetkinin talimden mi, yoksa akýldan mý kaynaklandýðý tartýþmasýnda yatmaktadýr. Edward Burman, The Assassins- Holy Killers of Islam Tasavvufun, en iyi bilinen mistik simgeciliðinin büyük bölümü, genellikle Ömer Hayyam ýn Rubaileri sayesinde herkesin öðrendiði kadarý, Ýsmaili ler tarafýndan sahiplenilmiþtir. Þia ile tasavvufu, þaþýrtýcý ve benzersiz biçimde kaynaþtýrarak, kendi þeyhlerine sýký sýkýya baðlý kapalý bir mistik topluluk oluþturmuþlardýr. Diðer taraftan, mistik esrikliðe ulaþmak için haþhaþ ya da baþka uyuþturucularýn kullanýlmasý tasavvufta olaðan uygulamalardandýr. Edward Burman, The Assassins- Saygý dolu selamlar Dem adlý gazetenizi yeni keþfetmiþ bulunmakla beraber bu size ilk yazýþýmdýr. Dilerim ki þiirim yayýnlanýr ve böylece arkasý gelir. Üretir paylaþýrým duygu ve düþüncelerimi, tek dileðim ve istediðim budur. Gazetenizi çok beðendiðimi samimiyetle belirteyim. Hakikaten çok güzel.. Toplumumuzun hýzla kültür ve edebiyattan koptuðu bu dönemde sizin gibi misyon üstlenen gazeteleri kutlayýp tebrik etmemek elde deðil. Aydýn ve kültürlü bir toplumu amaçlamak adýna sizleri takdir ile karþýlýyorum. Dolayýsýyla bende bu keþiften sonra gazeteyä çevreme ve dostlarýma tavsiye edeceðim. Bunu bir görev, borç ve de hizmet olarak algýlayarak yapacaðýma dair þüphesiz olmasýn. Sevgilerimle ve tabii ki baki okuyucunuz olacaðým Nihat Doðan tarihte sonradan Haþiþi ler olarak ün salacak olan bu yeni akýmýn üyeleri, ilk zamanlarda Nizari Ýsmaili ler olarak bilinirler. Edward Burman, The Assassins- Holy Killers of Islam...Arapçada asessen sözü koruyucu, bekçi anlamýna gelir. Kimi yorumcular gizlerin koruyucusu deyiminin gerçek kökenini bu kelimede bulur. Arkon Daraul, Secret Societies Hasan Sabbah, Nizari Ýsmaili lerin yeni öðretisini, yani dava yý örgütleyen ve uygulamaya geçiren devrimci bir dahiydi. Kahire deki Fatými Ýsmaili lerin davasýnýn yerine, Hasan Sabbah kendi öðretisini koymayý baþardý Yýlýnda, Tahran ýn yüz elli kilometre güneyindeki Kum kentinde dünyaya gelmiþti. Ýnce bir zekasý, mükemmel bir teoloji bilgisi, idealini uzun yýllar boyunca býkmadan izleyecek olaðanüstü bir irade gücü vardý...týpký bir zamanlar kendisinin eðitildiði gibi, sabýrla, dinsel kuþkularý ortaya çýkarýp yeni bir seçeneðin olasý olduðuna ikna edinceye kadar ýsrarla, SÝZDEN GELENLER Mutluluk...Şeyhin maiyetinde, gelecekte fedaileri olacak, oniki yaþ civarýnda bir çok genç vardý. Onlara içmeleri için haþhaþ veriliyor ve üç gün süreyle uyuduktan sonra dörtlü, onlu ya da yirmili gruplar halinde, þahane bir bahçeye býrakýlýyorlardý. Bahçede kendilerine gelen gençler, cennete geldiklerini sanýyorlardý. Etraflarý müzik, þarký ve rakslarla onlarý eðlendiren, gönüllerini hoþ tutan gençkýzlarla çevriliyordu. Gençlerin her türlü arzularý anýnda yerine getiriliyordu. Öyle ki, kendi rýzalarýyla bu bahçeden ayrýlmayý kesinlikle istemiyorlardý. Þeyh, bir düþmanýný öldürtmek isteyince, gençlerden birini yanýna çaðýrtýp cennete geri dönebilmen için, düþmanýmý öldürmelisin diyordu. Böylece, katiller gidip hevesle, gönüllü olarak görevi yerine getiriyorlardý. Marco Polo, Alamut Ziyareti (1273)...Bir çok tarihçinin uzun yýllar tartýþtýðý, ancak bugün kesinlikle kanýtlandýðý þekliyle, haþhaþ içenler ya da haþhaþ yutanlar deyimleri, asla Ýslam kaynaklarýnda rastlanýlmayan, tümüyle yanlýþ bir adlandýrmadýr. Küçük düþürücü bir anlamda, kötü üne sahip kiþiler ve düþmanlar deyimlerinin yerine kullanýlmýþtýr. Deyimin bu anlamýyla kullanýmý günümüze kadar süregelmiþtir lu yýllarda Mýsýr da gündelik dilde Haþiþin sözü sadece gürültücü ve huzur kaçýran anlamýnda kullanýlmýþtýr. Özdenetim sahibi olduðu her bakýmdan anlaþýlan Hasan Sabbah ýn uyuþturucu kullanmak gibi bir aþýrýlýða kapýlacaðý hiç akla yakýn deðildir. Alamut kitaplýðý ve gizli arþivlerinde dahi, Ýran Haþiþi lerinin uyuþturucu kullandýklarýný ima eden tek bir satýr bile mevcut deðildir....güvenli ve sürekli bir üsse sahip olmayý baþardýktan sonra, Hasan Sabbah dailerini (Ýsmaili misyonerleri) Alamut kalesinden dört bir yana gönderdi. Ayný zamanda, topraklarýný geniþletme politikasý izlemeye baþladý. Yeni kaleler inþa ettirdi, propaganda ya da kuvvet kullanarak, baþka kaleleri ele geçirdi...bu dönemde, Alamut ve diðer kalelerde yaþam, sonsuz bir disiplin ve ciddiyet içinde geçmekteydi. Gün görenlerimiz var, bir parça ekmek bir baþ soðan, güneþin yakýcý sýcaklýðýnda ter dökenler. Yamalý pantolonun soluk rengine dikiþ atarlar. Boyu kadar boya sandýðýný üç-beþ molayla ancak taþýyabilen küçücük eller. Bir ekmek parasý dilenenler. Yani fakirliðin gözlerden okunduðu sersefil insanlarýn yaþam mücadelesi. Küçümsemeyin onlarý, karný tok, gözü aç olanlar. Bundan deðil mi ki biz Avrupa nýn herhangi bir köþesindeyiz. Televizyonda bu manzaralarý gördüðümüzde hemen acýyýp vahlar çekip, program deðiþtiren bizler. Bizler ne haldeyiz. Cebimizde harçlýðýmýz, altýmýzda arabamýz. Aslýnda biz mutlu olmalýydýk.oysa herkes dert yanýyor. En son zaman ne kadar güldün, neye güldün. Çocuðunun gözlerine ýþýldatan kaç hediye verdin. Bir yýlda kaç kez mutluluktan, kaç kez dertten aðladýn. Gözler dertlere emanet sadece dudaklar gülüyor. Her þey el altýnda mutluluk bir baþka zamana erteleniyor. Çünkü Avrupa da dert çekmek var. Büyük hayallerin, zengin düþlerin ve el altýndaki mutluluðun itilip tepiþilmesi var. Oysa mutlu olmak çok basit, belki de bundandýr eriþilmez olmasý. O kadar kaptýrmýþ ki Avrupa insanlarý kendine. Bir çocuðun bayramlýk elbisesi, Ýsmaili lerin Kaderi yýlýnda Alamut kalesinin, Moðol komutaný Hülagu tarafýndan yýkýlmasýyla, Nizari Ýsmaili lerin bir çoðu Afganistan a, Himalaya lara ve özellikle Sind e kaçtýlar...bazý gruplar, zaten daha XI. yüz yýl kadar erken bir dönemde Hindistan da etkinlik gösteriyorlardý. Burada, Bohra lar adýyla bilinen Ýsmaili tarikatý mevcuttu. Bu tarikatýn kurucusu, henüz 1067 yýlýnda, Cambay a göç eden ve buradan Gujerat a geçen, Abdullah adýnda bir Yemenliydi. Bugün de, Bohra lar hala bu bölgede gizli varlýklarýný ve güçlerini sürdürüyorlar....bir diðer büyük kol, bugün özellikle Pencap ta etkin olan Hoca lar tarikatýdýr. Bu tarikatýn geleneklerine göre, kurucularý kuzeybatý Hindistan a XIII. yüz yýl baþlarýnda gelen, Satagut (gerçek ýþýðýn öðretmeni) adýnda bir daidir....aða Han önderliðindeki, çaðdaþ Ýsmaili lerin dayandýðý temel Hocalar tarikatýdýr ve doðrudan Nizari Ýsmaili lerin yani Haþhiþi lerin soyundan gelmektedir. Bugün, Aða Han, tam olarak Prens Kerim el-hüseyni, Aða Han IV., Ýsmaili lerin, kýrk dokuzuncu imamý olup, doðrudan Muhammed in soyundan geldiðini ileri sürmektedir. Tüm dünya üzerindeki tahmini yirmi milyon Ýsmaili nin lideri olup, sadece baðýþlardan oluþan, yýllýk gelirinin, 1985 yýlý için 75 milyon Sterlin olduðu açýklanmýþtýr. Edward Burman, The Assassins- Holy Killers of Islam Devrimci bir dahi olarak kabul edilen Hasan Sabbah ýn teolojik ve politik görüþleri, ülkesinin Araplar tarafýndan fethedilmesi ve buna baðlý olarak Ýslam dininin kabul edilmesinden sonra, Ýran a özgü ilk dinsel ve politik yaratýmdýr. Bu geniþ anlamda, Haþiþi lerin kurucusunun düþünce ve öðretilerinin Orta Doðu daki politik akýmlar ve dinsel yaþantý üzerinde uzun menzilli bir etkisinin bulunduðu söylenebilir. Hasan Sabbah ýn mirasý, bugün bir yandan Aða Han tarafýndan, diðer yandan Lübnan ve Ýran da bulunan devrimci gruplar tarafýndan paylaþýlmaktadýr. Edward Burman, The Assassins- Holy Killers of Islam paraya biçilmiþ hayat. Oysa bir gül yeter sevgiyi anlatmaya, bir gül yeter yanaklarý kýzartýr ilk uzatýldýðýnda. Bir gül kadar sade ve temiz kalmalý sevgi. Demet demet çiçekler süslese de gülü, bir gül kadar anlatamaz sevmeyi. Bilmiyorum ben mi geri kaldým, yoksa zaman mý çok ileri gitti. Sen baba adam, TV reklamlarýn tüm oyuncaklarýný verirken çocuðuna, baktýn mý çocuðun mutluluðuna. Býrak olmasýn her þeyi, baþkasýnda olsa bile ondan eksik olsun. Býrak oyuncaklarý, sende týpký bebekliðindeki gibi çocuðunla oyna. Göster sevgini, bazen de söyle. Gösterdiðin sevgi kadar saygý bekle. Ve sen genç delikanlý, markalý eþyalarýn pususunda yataný, bölüþ acýlarýný,, bölüþ dertleri, arkadaþlýðý. Bak nasýl büyür ellerinde mertlik. Mutluluk o kadar büyüktür ki sýðmaz yüreðe, sende kalmaz, yayýlýr çevreye. O kadar ufaktýr ki mutluluk bazen avuca sýðar, bazen cebe. Bir anýyý paylaþabilmektir Mutluluk, bir gülüþ, çözülmeyi bekleyen bir sýrdýr Mutluluk, gözlerde dolan ýþýktýr mutluluk. Bazen bir güldür, bazen bir mektup, bir þiir. Yetin elindeki varlýkla olanýn deðerini bilmektir mutluluk. Olmayanýn peþinde koþmaksa hüzün ve derttir. Hüseyin Hanoðlu Düþünüyorum. Ne yazacaðýmý düþünüyorum. Gerçekten bir konu belirlemek zor geliyor. Genel düþündüðüm zaman Türkiye ve Almanya gündeminde olan konularý iþlemem gerekir herhalde. Mesela, Dünya Futbol þampiyonasý, Türkiye nin AB ye giriþi yolunda çektiði sancýlarý, insanlýk onurunu hiçe sayýlmýþ insanlýk dýþý devlet uygulamalarýn yarattýðý aðýr travmalý insanlar, ya da Almanya da çocuklarýmý da ilgilendiren eðitim konusu. Daha da devam edecek olursam, Euro nun geliþiyle artan pahalýlýk, özellikle küçük ve orta halli iþyerlerinin çektiði ekonomik sýkýntýlar. Dahasý da var. Göçmenlik yasasý, alman politikacýlarýn bu konuda attýklarý taklalar da ele alabilirim. Ama bu konularda ne yazmak istiyorum ne de herhangi bir deðerlendirmeye girmek istiyorum. Bir aðacýn kökünü düþünüyorum, derin bir þekilde toprakta saklý kökünü, nasýlda açýp daðýlmýþtýr gözlerle görülmeyen kökleri. Nemli ve kurtlu bir topraðýn içinde oluþu düþünülüyor ama görülmediði için sadece havada kalan deðerlendirmeler yapýlýyor. Kimisi gidip o kökün bulunduðu yeri kazýyor ve kökü ortaya çýkartýyor. Görülmesiyle birlikte kökün ebadýný, rengini, kokusunu, topraðýn özelliðini bir bir anlatabiliyor. Bizlerde o araþtýrmanýn verdiði bilgilere dayanarak bir aðacýn kökünün nasýl olmasý yönünde düþünce üretebiliyoruz. Aðacýn diðer bölümü ise dýþarýda olan bölümüdür. Uzun kökü ile çok sayýda dal salmýþ her yöne doðru uzanan dallarýný görüyorum. Kalýn dallar üzerinde ince dallar, bu ince dallarýn ucunda onu süsleyen yapraklarý. dallarýn her birini bir konu,, yapraklarýnýn her birini bir düþünce olarak varsayalým. Hangi konu, hangi düþünce ön planda tutulmalý acaba? Acil çözülmesi gereken nedir? Kaba bir deðerlendirme yapýyorum ve diyorum ki bu aðacýn komplesi bir insan. Dallarý ise insanýn bir parçasý. Bir dalý politika, bir dalý, ekonomi, bir dalý, din, bir dalý sosyal yasam, diðer bir dalý kültürel yapýsý vs.. Geçiyoruz ince dallara, var sayalým ki bu dallarda her insanýn içinde barýndýrdýðý duygu ve düþünceleri kapsýyor. Yani acýyý, mutluluðu, kini, nefreti, sevinci, üzüntüyü, kederi, sabrý, hoþgörüyü, benciliði, ve daha sayamadýðým duygu ve düþünceleri.. Peki yapraklarý yapraklar ise bunlarýn hepsinin yaþam biçimlerini anlatýyor. Büyük ve yýllardýr kök salmýþ bir aðacýn dallarýnýn sayýsýz küçük dallarýný düþünün ve bu sayýsýz dallarýn üzerindeki yapraklarý düþünün. Aðacýn toprak altýnda olan kökü geniþ bir araþtýrmaya tabi tutularak açýða çýkarýldýðý kadar dýþarýda kalan bölümü ele alýnmamaktadýr. Göz alýþkanlýðý haline gelen görünümü araþtýrma ve keþfetme gereksinimi ortadan kalkýyor. Herkes her þeyi çözmüþ gibi davranarak, mantýki bir þekilde Dallarý, dallarýn üzerindeki yapraklarý deðerlendiriyor ve bununla yetiniyor. Yani yüzeysel ve zaten biliniyor düþüncesiyle deðerlendiriliyor. Birbirinden baðýmsýz olarak düþünülemeyeceði kadar da, tek tek deðerlendirmeye de mecburdur. Hiç bir insanýn diðerine benzemediði gibi ilgi alanlarý da birbirine benzemez. Kimisi için filan politikacýnýn dedikleri önemliyken, diðeri için, doktorunun kendisine dedikleri daha önemli oluyor. Kimilerinin yarýn bu iþi nasýl yapsam da çözsem kaygýlarý, bir diðeri için kendisini içten içe kemiren duygularý nasýl aþabilirim oluyor. Birileri kaybolan çocuðunun peþinde göz yaþý dökerken, diðer bir insan için belki de yarýn oynayacaðý oyunda kazanýp kazanmayacaðý önemli olur. O halde ne önemli? Hangi konu önemli? Deðiþtirmek istediðimiz nedir? Aktarmak istediðimiz nedir? Parasýzlýk içerisinde kývranan birilerine gidip de aldýðým dairenin, evin, yazlýðýn, nasýl alabildiðimi anlatýyorum. Ne verdim ben o insana? Bir þeyler verelim derken çok kez yorgunlukta düþüp bayýlacak olan insana, kalk spor yap demeye getiriyoruz. Ýlgi alanýmýza girmeyen konularý alýp iþliyor, iþlerken de herkesin dilinde dönüp dolananlarý tekrarlayýp duruyoruz. Bu tarzýn perde arka düþüncesi Gündemde kalmaktýr. Bunun adýna da insanlara bir þeyler verebilmektir deniliyor. Evet doðrudur, insanlar tüm konular ile birden ilgilenemezler. Her insan ancak kendi alanýyla ilgilenebilir. Alýþýlagelmiþ ve kalýpsallaþmýþ düþünceleri tazeleme gereði duymadan ortaya koymaktansa, eðer düþünce bir ilkeye imza atmaksa, iþlenmeyen konularý gündeme getirmekse, aç olana yemek, susuz olana su vermekse, o halde aðacýn dýþarýda kalan bölümünü de doðru görmek ve deðerlendirmek gerekir. Gerekirse tek tek Dallar ele alýnmalý yapraklarýn özellikleri ortaya konmalý. DEM NACHRICHTEN UND WERBEAGENTUR Hack str Stuttgart Tel: / 12 Fax: Hatice Eldeniz Herausgeber/ Geschäftsführerin Þükrü Yýldýz Chefredakteur Der Verlag übernimmt keine Haftung für den Inhalt der Anzeigen und Anzeigentexte. Die von Verlag gestalteten Anzeigen sind urheberrechtlich geschützt.

3 HABER 3 Ýlkokullarda bireysel eðitim daha da geliþtirecek Sonderschule uygulamasý yanlýþtý OECD (Ekonomik Ýþbirliði ve Kalkýnma Örgütü) ne baðlý olan PISA Kýyaslama Araþtýrma Merkezi, Almanya nýn eðitim politikasý konusunda yaptýðý açýklamayla Almanya da þok yarattý. PISA tarafýndan yapýlan araþtýrmaya göre uluslararasý kýyaslamada Almanya nýn eðitim düzeyinin düþük olduðunu ortaya koydu. Bunun üzerine harekete geçen Almanya yetkililer, özellikle yabancý çocuklarýn dil sorununda kaynaklý eðitimsizliðe dikkat çekerek, Almanya daki eðitimin etnik deðil de sosyal bir sorun olduðunu vurguladýlar. Almanya da sosyal açýdan çocuklarýn eðitimleri birbirine çok baðlýdýr diyen eðitim yetkilileri, bu nedenden dolayý da Almanya da sosyal gücü az olan ve göçmen ailelerinin çocuklarýnýn eðitimi çok erkenden baþlanýlmasý gerektiðini vurguladýlar. Eðitim sistemi ile ilgili olan 7 noktadan oluþan bu pakette, göçmen çocuklarýn okul öncesi eðitimleri ele alýnmasý öngörülmekte. Eðitim yetkilileri tarafýndan hazýrlanan programa göre, Bir öðrencinin daha sonra gideceði eðitim ve meslek rotasý henüz ilk okuldayken belirlenecek, malzemenin daðýtýmýnda, gerekse öðretim üyelerinin yetkinleþtirilmesinde yeni düzenlemelere gidilerek, ilk okulun merkezi rolüyle öðrencinin PISA-ARAŞTIRMASI PISA nedir? Almancasý; Basiskompetenzen von Schülerinen und Schülern im internationalen Vergleich Ýnglizcesi; Programme for Ýnternatýonal Student Assessment olan bu tabir Türkçe`ye þöyle tercüme edile bilinir. Uluslar arasý standartlara göre öðrencileri temel eðitim konusunda karþýlaþtýrma araþtýrmasý. Pisa araþtýrmasýnýn sonuçlarýnýn açýklanmasýndan bu yana Almanya da Eðitim - Sistemi üzerine bir tartýþmadýr sürüp gidiyor. Yapýlan testte Almanya da okuyan öðrencilerin sýralamada Avrupa ülkeleri arasýnda alt sýralarda yer almalarý, yani bilgi düzeylerinin geliþmiþ bir ülkenin standartlarýnýn altýnda kalmasý politikacýlar`dan tutunda, iþveren çevrelerin`den Eðitim Sendikalarý`na ve tabii ki halka kadar herkesi hayrete düþürmüþ bir durumda. Pisa araþtýrmasý OECD tarafýndan düzenlenmekte ve yürütülmektedir. Bu test ülkeler arasýnsa da Eðitim Sistemlerindeki seviye farklýlýðýnýn araþtýrýlýp bulunmasý, Eðitim teçhizatlarýnýn (araç ve gereçleri) karþýlaþtýrýlmasý, kiþisel kullanýmý, fonksiyonel verimlilik ve kabiliyetin ölçülüp kullanýma açýlmasý konusunda yapýlan karþýlaþtýrma programýnýn bir parçasýdýr. Bu program OECD üye ülkelerinin birlikte geliþtirdiði bir programdýr. Bu ülkeler þunlardýr; öðrenim geliþiminde yansýmasý saðlanacak. Göçmen çocuklar için ise, her çocuðun öðrenim yapýsýna göre uyarlanmýþ teþviki içeren pedagoji planlarýn gerçekleþtirilmesi gerekmekte. Bireysel geliþtirmenin þarttý farklý bir öðrenimin sunulmasý, özellikle de Almanca dilini öðrenmede ve çok dilli eðitiminde gittikçe geliþtirilmesi hedeflenecek. Bugüne kadar alýþýlagelmiþin dýþýnda ve yüksek oranda öðrencilerin Avustralya, Belçika, Danimarka, Almanya, Finlandiya, Fransa, Yunanistan, Ýrlanda, Ýzlanda, Ýtalya, Japonya, Kanada, Kore, Lüksemburg, Meksika, Yeni- Zellanda, Hollanda, Norveç, Avusturya, Polonya, Portekiz, Ýsviçre, Ýsveç, Ýspanya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Ýngiltere, Amerika dýr. OECD üyesi olmayýp ta bu araþtýrmaya katýlan ülkelerde þunlar: Brezilya, Letonya,, Rus Federasyonu, Lichtenstein. Almanya bu programa Federal Eðitim ve Araþtýrma Bakanlýðý ile Eyalet Kültür Bakanlýklarýnýn aldýðý karar üzerine katýlmaktadýr. Bu araþtýrmaya geçen yaz 2000 de toplam olarak öðrenci 32 ülkeden katýlmýþ bulundular. Bu test her öðrencinin kendi ülkesinde yapýlmýþtýr. Öðrenci temsili yaþ ortalamasý en aþaðý 15 olarak belirlenmiþtir. Almanya da bu yaþ grubunu temsilen öðrenci toplan 219 okuldan seçilmiþ ve bu teste tabi tutulmuþlardýr.yaþ ortalamasý olarak 15 ve 23 yaþlarý arasýndaki öðrenciler seçilmiþtir. Pisa araþtýrmasýnýn sonuçlarýný Almanya da Eyaletlere indirgeyebilmek için bu (Stichprobe) temsili seçilen öðrenci sayýsý sonradan seçilen 219 okulda kiþiye yükseltilmiþtir. Ve böylece Almanya da toplam öðrenci bu teste bireysel dil yeteneklerine ve gereksinimlerine uyarlanmýþ olarak uygulanacak olan bu eðitim kapsamý, öðrenim ve öðretimde yeni tarzlarý þart kýlýyor. Örneðin, öðrenciler arasýnda birbiriyle yardýmlaþma ve birlikte öðrenme tarzý -bu öðretim ve öðrenim tarzý Ýsveç ve Finlandiya da büyük baþarýyla sürdürülen eðitimöðrencilerin yeteneklerini ortaya çýkarma ve onlarý geliþtirmede etkili olmakta. Okullarda Almanca dilinde ve kültüründe olmayan öðrencilerin, dil engelline raðmen yeteneklerini geliþtirebilecek veya onlara has dil potansiyelini çok dilli olmalarýndan yararlanabilecekler. Yine okul öncesi gerek yabancý gerekse Alman çocuklarýna verilen dil eðitiminin, her çocuk okula baþlarken istenilen dil düzeyini yakalayamadýðýna dikkat çekilen katýlmýþtýr. Varýlan sonuç yukarýda da belirtildiði gibi hayal kýrýcý olmuþtur. Test in içeriðine kýsa bir göz atarsak; öðrenciler, önemli bulunan üç ana konuda test edilmiþlerdir. a- Okuma becerisi (kompetensi) b- Matematiksel temel bilgiler c- Temel tabiat bilgisi. Bu araþtýrmanýn aðýrlýk bölümünü okuma testi, matematik ve tabiat bilimleri ise testin yan bölümlerini oluþturuyor. Bu araþtýrmada göçmen kökenli öðrencilerin durumuna da büyük yer verilmiþ. Bu bölümde özellikle ailelerin durumuna bakýlmýþ ve üç ayrý kategoride deðerlendirilmiþlerdir. 1- Her iki Ebeveyn de (Anne ve Baba nýn) Almanya da doðmuþ olmasý 2- Ebeveynlerden birinin deðerlendirmede, çocuklarý okulda geri býrakmak ve daha sonra okula alma durumunun, çocuklarýn kendi yaþýtlarý ile ayný oranda eðitim görme þansýný kýsýtlamaktadýr. Bütün okul çaðýnda olan çocuklar okula alýnmalýdýr ve dil yetenekleri ilk okulda durumlarýna göre geliþtirilmelidir. Mülteci çocuklarý da Almanya nýn her eyaletinde okula alýnmaya tabi tutulmalýdýr. Okula baþlama çaðýnda olan çocuklarýn büyük bir oranda uyum saðlayabilmeleri için okula baþlamalarý esnek tutularak, okula baþlamadan örneðin üç ay önce ilk okul öncesi eðitime alýnarak geliþtirilebilir. Bu Tezlerin uygulanmasý durumunda, Almanya da her çocuk okula ayný seviyede baþlayarak, okuma eðitim düzeylerinin yüksek olma þansýna sahip olabilecekler. Bu güne kadar ise, özellikle dil sorunu olan yabancý çocuklar Sonderschule diye tabir edilen zeka özürlü ve öðrenime ayak uyduramayan çocuklarýn gittiði okula gönderilmiþ ve böylece kaliteli bir öðrenim yapma þansýný eðitimlerinin baþýndan yitirmiþtir. Bu tezlere göre Alman eðitim sisteminde bir reform gelmesi durumunda, dil sorunu nedeniyle çocuklarýn düþük bir eðitim görmeleri de ortadan kalkacak. Almanya da doðmuþ olmasý 3- Her iki Ebeveyninde baþka ülkede doðmuþ olmasý, yani göçmen olmasý. Bunlarýn yaný sýra gelinen ülke, ailede konuþulan dil, sosyal ve etnik köken v.s gibi etkenler göz önünde bulundurulmuþtur. Genelde göçmen çocuklarýnýn seviyesinin Almanlarla karþýlaþtýrýldýðýnda düþük olmasý dikkat çekmekte. Özelliklede her iki Ebeveyn göçmen olmasý halinde yani üçüncü kategoride yer alan öðrencilerin, düzeylerinin bilhassa okuma konusunda çok düþük olduðu ortaya çýkmýþ durumda. Bu konuda daha geniþ bilgi almak istiyorsanýz - Deutsches Pisa- Konsortium`un çýkardýðý kitabý PÝSA 2000 leske + budrich yayýnevi okumanýzý tavsiye ediyoruz.. PÝSA - Araþtýrmasý sonrasýnda Federal Almanya parlamentosunda ve tek tek Eyalet Eðitim Bakanlýklarýnda geniþ bir tartýþma baþladý. Tartýþmalarda yükselen ses Eðitim sisteminde reformlarýn yapýlmasýnýn kaçýnýlmaz olduðu, yeniden tam gün okullarýn açýlmasý gerektiði, eðitim standartlarýnýn yükseltilmesi ve her þeyden öncede Eyaletler arasýnda genel olarak tek tip Lise bitirme (Abitur) sýnavýnýn ve seviyesinin_de ayný düzeyde olmasý gerekliliði üzerine yüksek bir tonda fikirler belirmeye baþladý. Her tartýþmada olduðu gibi bu tartýþmada da pro ve kontra taraftarlarý var mesela Eðitim Sendikalarý bazý önerilere karþýlar. Yapýlacak deðiþikliklerin gelecek nesillere hayýrlý olmasý dileðimizle, hep birlikte bekleyelim ve görelim... eflatunî Biz zaten AB üyesiyiz... ÞÜKRÜ YILDIZ Gündem AB olunca kendimi tekrarlýyorum: Türkiye Avrupa Birliðine girmek istiyor. Günlük politikalarýný, kýsa-uzun vadeli hesaplarýný buna uyarlarken, iþi de devlet politikasý ve milli bir mesele haline getirmeye çalýþýyor. Doðrudur. Türkiye nin yeri AB olmalýdýr. Geliþmekte olan ve bir türlü geliþmeyen devletler statüsünden çýkarak kalýcý demokrasiye adým atmalýdýr. Bunun için yapmasý gerekenleri mutlaka yapmalýdýr. Fakat unutulmamalýdýr ki, yýllardýr Avrupa da yaþayan ve giderek büyük bir çoðunluðu kaldýðý ülkenin vatandaþlýðýna geçen biz göçmenler, zaten Avrupa Birliði üyesiyiz. Avrupa ya deðiþik nedenlerle yerleþmiþ olan 4-5 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaþý Türkiye nin yýllar sonra yararlanmayý düþündüðü imkanlara sahiptir. Bu rakam AB üyesi bir çok ülkenin nüfusunun bir kaç katý kadardýr. Avrupa Birliði vatandaþlarýnýn yaþadýklarý sorunlarý yaþamakta, ekonomik ve sosyal çalkantýlardan etkilenmektedirler. Türkiye nin yaþamýþ olduðu ekonomik krizden deðil ama Euro ya geçiþle yaþanan hayat pahlýlýðýndan þikayetçidirler. Ýdamýn kaldýrýlmasý, Kürtçe nin serbest býrakýlmasý, Türbanlý öðrencilerin derslere alýnmasý gibi sorunlarý yoktur. Çünkü zaten Kürtçe ve Kürtçe yayýnlarýn serbest olduðu ülkelerde yaþamaktadýrlar. Her isteyen en yakýnýndaki kiosktan istediði yayýna ulaþmakta, evinde, iþ yerinde istediði TV kanalýný seyretmektedir. Okullarda ana dil eðitimi adýyla verilen derslerde herkes kendi dilini unutmamak için çalýþmakta, çocuklarýna istedikleri isimleri vermektedirler. Ýdam cezasý zaten bu ülkelerde yok. Türbanlý öðrenciler istedikleri okula gidebilmekte, istediði dalda eðitimini görebilmektedir. Kiliselerin hemen yanýnda Camiler, camilerin bitiþiðinde Alevi dernekleri, onlarýn yanýnda Sinagoglar yükselmekte. Festlerde-festivallerde, yürüyüþ ve gösterilerde (herkesin nefretle kýnadýðý neo-naziler dýþýnda) kimse kimseye saldýrmamaktadýr. Bu gün solcularýn yürüdüðü güzergahta öbür gün Kürtler, baþka bir gün Aleviler, bir baþka gün Ýslamcýlar yürümektedir. Baþka bir deyiþle, Filsitinlisi, Srilankalýsý, Iraklýsý yürümektedir. Kriterler herkese eþit mesafede durmaktadýr. Yasal düzenlenmesi haklar ve eþitliktir. Farklý görüþten, farklý siyasetlerin geliþtirmek istedikleri ve Avrupa harmonisini bozmak isteyen düþüncelerin varlýðý ve yaygýnlýðý bu gerçeði deðiþtirmemektedir. Gerçek yaþamaya devam etmektedir. Avrupa da yaþayan Türkiyeli göçmenlerinde en temel sorunlarýnda biri sosyal devlet ilkesini geliþtirerek sürekliðinin devamýný saðlamaktýr. Köln Koopstrasse kadar demokrasi Türkiye nin AB üyelik müzakerelerine baþlamak için kendisine lazým olan Köln Koopstrasse, yada Berlin Kreuzberg semtleri kadar demokrasiyi hazmetmektir. Ýç sorunlarýnýn bir uzantýsý olarak Avrupa da yaþayan insanlarý görmemelidir. Bizleri kendi geriliðine mahkum eden yaklaþýmdan kaçýnmalý aksine örnek almalýdýr. Örnek bir toplumsal düzenleme yaratmalarý için teþvik edici olmalýdýr. Türkiye bunu yapamýyorsa, Avrupa da yaþayan bizler, AB üyesi Türkiye modelini burada yaratabiliriz. Her ne kadar duygularýmýzý acýtsa da, açýk yüreklilikle söylemek gerekir ki, bizim deðil ama Türkiye nin bizlere ihtiyacý var. Bizim Türkiye nin geriliklerini Avrupa ya taþýmak gibi bir misyonumuz yok, olmamalýda. Nedenleri ne olursa olsun, biz Türkiye nin yýllar sonra varmak istediði noktadayýz. O zaman Türkiye nin bize gelmesi, bizim yaþadýklarýmýzdan, yeteneklerimizden ve olanaklarýmýzdan yararlanmak istemesi gerekmektedir. Gazetemiz çalýþmalarý geliþerek devam ediyor Bu bayilerdeki dördüncü sayýmýz oluyor. Giderek her yerde temsilcilerimiz oluþuyor. Yazar kadromuz giderek geliþiyor. Özellikle Avrupa alanýnda yaþayan ve sorunlarýný ifade edecek bir platform bulamayanlarýn baþvurdukarlý bir mekan olmaya doðru gidiyoruz. Eksikliklerimiz mutluka var. Aþacaðýmýza inanýyoruz. Bu sayýmýzdan itibaren Berlin den arkadaþýmýz Nuran Maraþlý bizlerle olacak. Yine Hamburg tan deðerli sanatçý dostumuz Diyap Gökduman ve Stuttgart dan sevgili Elif Kaya gazetemize güç verecekler. Ýnanýyoruz içinizden bir olan bu dostlarý sizlerde ilgiyle takip edecek, onlarýn sorularýnda, sorunlarý deðerlendirmesinde birazda olsa kendizini bulacaksýnýz. Dem gazetesi adýna hepsine hoþ geldiniz diyoruz.

4 Avrupa da yaþayan, örgütlü Alevi Toplumu bir çatý altýnda birleþti. Almanya, Hollanda, Fransa, Avusturya, Ýsviçre, Danimarka Alevi Federasyonlarý ile Ýsveç ve Belçika Alevi Kültür Merkezleri nin birleþerek oluþturduklarý Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Avrupa nýn baþkenti Brüksel de kuruldu. 18 Haziran 2002 tarihinde Avrupa Parlamentosu binasýnda yapýlan kuruluþ Kongresine Avrupa Parlamentosu Vize Baþkaný David Martin, Avrupa Parlamentosu SPE Grup Baþkaný Martin Schulz, Avrupa Türkiye Delegasyon Baþkaný Joost Lagendieck katýlarak baþarý temennisinde bulundular. Türkiye den Hacýbektaþ Belediye Baþkaný Mustafa Özcivan, Alevi Bektaþi Kuruluþlar Birliði Genel Sekreteri Kazým Genç ve Hacý Bektaþ Postniþi si Velayettin Ulusoy selamlama konuþmasý yaptýlar. Kuruluþ Kongresinin moderatörlüðünü Avrupa Parlamentosu Milletvekili Ozan Ceyhun un yaptýðý toplantýda Avrupa Alevi Federasyonlarý adýna Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Baþkaný Turgut Öker, AABK nýn HABER 4 Avrupa daki Alevi örgütlerinden yeni oluþum Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu kuruldu kuruluþ amacý üzerine bir konuþma yaptý. Öker yaptýðý konuþmada: Konfederasyon`daki birliktelikle Avrupa Kamuoyu nun bir parçasý olarak Avrupa da yaþayan Alevilerin Sesi daha da gür çýkacak. Böylece Avrupa`da oluþmuþ olan 165 i aþkýn Alevi Bektaþi Kültür Merkezlerini ve Alevi Cemevlerini bir araya getirecek olan AABK, Avrupa ülkelerinde yaþayan 1 Milyona yakýn Alevi yi temsil edecek büyük bir inanç kurumu ve kitle örgütü durumuna gelecektir. AABK, Avrupa ve Türkiye de yaþayan Alevilerin haklarýnýn, Anayasalarca güvence altýna alýnmasý mücadelesini destekler ve Türkiye Alevi hareketiyle dayanýþmada bulunur. Bu sadece Aleviler açýsýndan deðil, Ülkemiz Türkiye`nin Avrupa Birliðine girmesini ve Avrupa ile her yönden bütünleþmesi açýsýndan da son derece önemli bir geliþmedir. Ülkemiz Türkiye`nin eþit koþullarda ve eþit haklarla Avrupa`da Cem Özdemir, Alman milletvekili olarak görülmek istenmediðini söyledi Fatma Gelgeç/ Sakine Ok-Tan Türk kökenli ilk milletvekili olan Cem Özdemir, halen katýldýðý bir çok toplantýda Alman milletvekili olarak görülmek istenmediðini söyledi. ATA Consult Þirket Danýþmanlýk ve Hizmet Merkezi tarafýndan düzenlenen Sohbet Akþamlarý toplantýsýna katýlan Federal Milletvekili Cem Özdemir Almanya da yaþanan uyum sorununa en iyi çözümün eðitimle saðlanabileceðini belirti. Almanya da çocuklarýnýn rahat etmesini, çocuklarýna saygý duyulmasýný isteyen annebabalarýn çocuklarýný en iyi þekilde eðitmek zorunda olduklarýný söyleyen Cem Özdemir, ancak iyi eðitilen Türk nüfusunun Türk imajý düzeltebileceðini belirtti. Almanya ya uyum saðlamak için Alman anayasasýna saygýlý olmak, Almancayý öðrenmek ve Alman okul sistemine entegre olmak gerektiðini belirten Özdemir, Almanya da Türk denince akla önce döner ve terzilerin geldiðini, bu kliþeden kurtulmak gerektiðini söyledi. Almanya da yaþayan Türkler arasýnda doktor, mühendis, avukat ve sanatçýlarýn giderek arttýðýný, televizyon dizilerinde eskiden Türkler suçlu olarak gösterilirken artýk suçlularý yakalayanlarýn Türklerden oluþtuðuna dikkat çekti. Türklerin ana kimliklerini kaybetmemeye özen göstermek zorunda olduklarýný belirten Cem Özdemir, Almanya da izole olarak paralel toplum yaratmanýn da yanlýþ olduðunu söyledi. Almanya da yeni oluþan Türk-Alman kimliðinin yeni kuþaðýn duygularýný en iyi tarif eden bir seçenek olabileceðine deðinen Özdemir, Almanya da ýrkçýlýðý tamamen ortadan kaldýrmanýn mümkün olmayacaðýný, Türk imajýnýn yükseltilmesi gerektiðini, bunun en iyi yolunun okul baþarýsý olduðunu belirtti. Eðitilmiþ, iyi meslek sahibi Türklerin çaðdaþ Türkiye nin en güzel temsilcileri olabileceðini, çocuðunun eðitimi, okul baþarýsý için çaba harcamayan, çocuklarýna alman yaþýtlarýyla ayný eðitim þansý ve ortamýný hazýrlamayan anne babalarýn Türkiye yi sevdiklerini söylemeye haklarý olmadýðýný söyledi. Ýlk Türk asýllý milletvekili olarak ilginç reaksiyonlarla karþýlaþtýðýný belirten Cem Özdemir, bir Alman milletvekili olarak gittiði toplantýlarda Almanlarýn kendisini hala bir Alman olarak kabullenmekte güçlük çektiðini açýkladý. yer almasý için sivil toplum örgüt olarak üzerimize düþen görevi yerine getireceðimize inanýyorum. Biz Aleviler Türkiye- Avrupa sentezinde en baþta yerimizi almaya hazýrýz. Bunu kültürümüz için, öðretimiz için, insanlarýn kardeþliði ve dayanýþmasý için ve barýþ içinde bir Avrupa için istiyoruz. Bundan baþka, AABK, Avrupa da tüm yerli ve göçmen örgütlenmeleri ile eþit haklar temelinde, birlikte yaþamalarýný amaçlýyoruz. Barýþ ve dostluðu pekiþtiren ilkelerin uygulanmasý için çaba harcayacaðýz. AABK, Alevilerin kendi inanç ve kimliklerini koruyarak, bulunduklarý ülkelerin halklarýyla kaynaþmasý ve önyargýlarýn ortadan kalkmasý yönünde çalýþmalar yapacak. AABK, insan haklarýna ve hukukun üstünlüðüne dayanan, çaðdaþ, katýlýmcý ve çoðulcu laikdemokratik ve çaðdaþ bir toplum yaratmak için bütün gücü ile uðraþacak. 72 millete bir nazarla bak felsefesiyle yola çýkan biz Aleviler, insan sevgisi ve hoþgörüyü ön planda tutarak deðiþik inanç ve kültürlerin diyaloguna katkýda bulunacaðýz. Bu doðrultuda tarihte hak ettiðimiz yeri alarak, yolumuza inançla, yýlmadan, deyiþ söyleyerek, semah dönerek devam edeceðiz dedi. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu kurucu delegelerinin konuþmalarýnýn ardýndan Kurucu Genel Yönetim ve Denetleme Kurulu na seçilen üyelerin tanýtýmý yapýlmýþtýr. AABK Kurucu Yönetim Kurulu Baþkanlýðý na seçilen Sayýn Turgut Öker, tüm katýlan konuklara ve delegelere teþekkür ederek Kongreyi kapatmýþtýr. AABK Kurucu Yönetim Kurulu 1- Genel Baþkan Turgut Öker Almanya 2- Gen.Baþkan vekili Nurettin Altundal Hollanda 3- Gen.Baþkan vekili Ýsmail Ataþ Ýsviçre 4- Genel Sekreter Servet Demir Fransa 5- Gen. Sekreter vekili Hasan Öðütcü Almanya 6- Genel Sayman Mehmet Ali Çankaya Avusturya 7- GYK Üyesi Turan Meriç Danimarka 8- GYK Üyesi Ali Çaðan Ýsveç 9- GYK Üyesi Ercan Soylu Belçika 10- GYK Üyesi Muharrem Cengiz Hollanda 11- GYK Üyesi Musa Aydýn Fransa 12 GYK Yedek Üye Gülbey Köseoðlu Avusturya 13 GYK Yedek Üye Adnan Yýlmaz Hollanda 14 GYK Yedek Üye Ahmet Azsarý Ýsviçre Denetleme kurulu 1- Kemal Yanardöner Ýsviçre 2- Ali Kocakahya Almanya 3- Kazým Gülfýrat Avusturya 4- Feramuz Acar Danimarka 5- Hasan Ünal Fransa Þiirlerin dili Ezgilerin Sesi Fatma Gelgeç/ Sakine Ok-Tan Son aylarda düzenli olarak Almanya nýn çeþitli þehirlerinde yaygýn olarak düzenlenen þiir gecelerine bir gece daha eklenerek Stuttgart da Bülent Gemci ve Hüseyin Hanoðlu tarafýnda Þiir gecesi düzenlendi. Mahsuni Þerifin Türkü ve Þiirleriyle baþlanýlan program da Songül Þahin, Piyer Werdanyan, Yalcýn Yücesöy Talan, Kamal Yar ve Yaþar Kahraman birbirinden güzel Þiirleriyle misafirlere güzel ve duygulu anlar yaþattýlar. Frankfurt dan katýlan özgün müzik yorumcusu Yaþar Kahraman ise Ahmet Kayanýn seçkin parçalarýyla Þiir gününe deðiþik bir atmosfer yaþattý. Baðlamayý çalan Ve eþliðinde halk müziði yapan Bülent Gemci misafirlerini coþkulu anlar yaþattý. Cem Eshare nýn zazaca yaptýðý Pop Müzik ise büyük ilgi gördü. Hüseyin Hanoðlu gazetemize yaptýðý açýklamada, þiirler ile direk ilgilenmek insanlarýn önünü açýp kendilerini geliþtirmelerine yardýmcý olmak ve þiir sanatýný toplumda yaygýnlaþtýrmak istiyoruz. Þairlere ölmeden önce deðer verilmesini saðlamak. þiir sevenleri bir çatý altýnda toplamak istiyoruz dedi. ALÝ KÖYLÜCE Demokraside final ne zaman? Haziran ayýna damgasýný vuran en önemli olay Güney Kore de yapýlan Dünya Futbol þampiyonasý karþýlaþmalarý oldu. Dünyadaki bir çok acý veya tatlý olay (Depremler, savaþlar, ekonomik krizler vb.) Futbolun yükselen heyecaný içinde Gol naralarý altýnda ve þampiyonluk yolunda takýmlarýn ve devletlerin birer birer dökülmesini veya tur atlamasýnýn acý veya tatlý heyecaný, sevincinin gölgesinde kaldý. Gerek dünya da gerekse Türkiye ve Almanya da bu dönem içinde önemli geliþmeler yaþandý. Türkiye baþsýzlýk boþluðu (Baþbakan) içinde adeta bir ayý boþ ve yeniden ekonomik bir sarsýntýya doðru geçirirken, AB yolunda tam bir patinaj ( yerinde sayma) dönemi yaþadý. Her ne kadar milli güvenlik kurulu toplantýsý ve Cumhurbaþkaný Sezerin parti baþkanlarý ile yaptýðý toplantý gibi bazý çözüm yollarý aransa da bu konuda hemen hiç bir ilerleme yok. Tabii ki en týkayýcý sorunlar yine idam, Anadil de eðitim ve çeþitli kültürlerin kendisini tanýtma ve ifade özgürlüðü vs. Oluþturuyor. Simdi bu sorunlarda çözüm Temmuz ayýna kaldý. Ama bir gerçek var ki Türkiye ve Almanya Dünya Futbol þampiyonasýnda kendilerinde aslýnda inanamadýklarý bir düzeye týrmandýlar. Bu yazýyý yazdýðýmda Almanya yarý finali kazandý ve yarý finale kaldý. Kore nin bütün emekleri boþa gitti. Türkiye ise Senegal yenerek yarý finale çýkmasý ve yarý finalde oynamasý bir merhaleye çýkmasý zaten baþarý sayýlýr. Ancak bu baþarýnýn kutlamasýna sokaklarda Türk bayraðý, ýrkçý (kurtçu) iþaretler gölge düþürüyor. Toplumun bu konudaki sevgi ve desteðinin doðallýðýna MHP iþaretli taþkýnlýklar karýþýnca adeta sevinç anlamsýzlaþýyor ve kabalaþýyor. Bir þeyin baþarýlmasý ardýndan genellikle gelenektir, insanlar sevgilerini zafer iþaretleri yaparak yansýtýrlar, ama kurt iþareti ile neyi ifade ettiklerinin manasý çok açýk. Yine bu ýrkçý ve kontrolsüz kutlamalarda ölümler ve yaralamalar oldu. Almanya da ise Türklerin ki kadar olmadý. Ama sporun herkesi mest ettiði bu ayda özellikle Almanya daki eðitim sistemi ve FDP, Yahudi cemaatinin karþýlýklý suçlamalara varan tartýþmasý çok konuþuldu. Söz sporda iken Türkiye milli takýmýný kutlamak lazým, ancak spordaki bu baþarýnýn kalýcý olmasý için ve de bu baþarýya tüm toplumun sevinebilmesi için bu baþarýnýn yarýsýnýn en azýndan demokratikleþme mücadelesinde de baþarýsý lazým. Yani dünyaya 1 aylýðýna sporla adýný duyurmak iyi ama daha da önemlisi yüksek standartlý bir demokratik yaþam ortamý gerçekleþtirmek gerekli. Bu görev elbette Türkiye nin politikacýlarýna partilerine ve sivil toplum kuruluþlarýna düþüyor. Sporcular kadar olmazsa da biraz kendi alanýnda koþmak çaba harcamak, ter dökmek ve olmayanlarý olmuyor diyerek deðil, mutlaka çözümler üreterek ýsrarla çözmeleri gerekiyor. Örneðin, Ýdam konusu, kültürel hakla ne ekonomik sýkýntýlarý aþmanýn tek yolu aklý selim düþünüp takým gibi çalýþarak asacak bir yol bulmalarý lazým. Son dönemlerde SHP yeniden kuruldu. Verdikleri bilgiye göre HADEP ve diðer demokratik kesimlerle iliþki ittifak ve birlikte çalýþma içinde olmayý hedeflediklerini ve ciddi bir toplumsal cephe oluþturarak, Türkiye nin demokratikleþtirilmesine etkili çözümler getireceklerini düþünmüþ olmalarý iyi. Bakalým, görelim Alevi isminin yasaklanmasý kararý þimdilik Yargýtay dan geri döndü, bakalým sonu ne olacak. Sözün kýsasý, spordaki baþarý kadar demokrasi baþarý da bekliyoruz. Türkiye demokratikleþmede finale çýkma hedefini ne zaman önüne koyacak. Gençlerden baþarýlý giriþim; Pro secur 1984 yýlýndan beri Almanya nýn Dortmund kentinde yaþayan Erkan Bilgiç yönetiminde ki güvenlik þirketti baþarýlý çalýþmalar yapýyor. Almanya da ilk Türkiyeli güvenlik þirketi olduklarýný belirten Bilginç son dönmelerde Alman kurumlarýna da güvenlik iþlerinde yardým ettiklerini belirtiyor. Önümüzdeki günlerde Freden Baumhalede faaliyete geçecek olan spor salonunda geleceðe yönelik daha yeteneklik güvenlik elemaný yetiþtirmeyi hedeflediklerini kaydediyor. Bu güne kadar Ýbrahim Tatlises ten Bülent Ersoy a, Nadide Sultan dan Mahsun Krýmýzýgüle kadar Türkiye de tanýnmýþ bir çok sanatçýnýn güvenliðini saðaldýklarýný belirten Bilgiç, kurduklarý Mermüzik yapým ile Almanya da kaset yapmak isteyenlerin önün açmak istediklerini belirtiyor. Mahsum Kýrmýzýgül ün Bin Yýlýn Türküleri konserlerini de organize eden pro secur, mermüzik ile yeni gece ve konserleri de organize edeceklerini belirtiyorlar. Tarkan konserleri Türkiye nin en çok tanýnmýþ pop müzik sanatçýsý Tarkan ile görüþmeleri olduðunu belirten Erkan Bilgiç Tarkan ýn Avrupa da düzenleyeceði tüm konserlerin güvenliðini kendilerinin saðlayacaðýný belirtiyor. Ayrýca Almanya nýn Dortmund kentinde kendilerin organize ettiði konserleri Tarkan hayranlarýna sunacaklarýný belirti.

5 HABER 5 Bahçeli kývrak, Çiller oynak; TÜRKÝYE NÝN ÝPÝNÝ KÝM ÇEKEÇEK? Avrupa Birliðine girme konusunda farklý kesimler kararlýlýðýný ortaya koymasýna raðmen, Bahçeli nin MHP si kývrak, Çiller in DYP si oynak bir þekilde AB üyeliði meselesini iç siyaset malzemesi haline getirmeye baþladý. Ýktidarýný ýrkçý söylemlerine borçlu olan MHP ile Bahçeli ve ekibimin verdiði sözleri yerine getirememesinden yararlanmak isteyen DYP ýrkçýlýðý körüklemeye baþladý. Avrupa Birliðine girmek için uzun zamandýr yapýlanlarýn bir çýrpýda iç siyasete kurban edilmesi baþta Türk aydýnlarý olmak üzere, Türkiye kamuoyunda tepki toplamaya devam ediyor. Türkiye nin geleceði ve toplumsal refahý için hayati önemdeki Avrupa Birliðine giriþ konusunda takýnýlan bu tavýr çeþitli çevreler tarafýndan farklý deðerlendirildi. Kimileri bu iki parti bünyesinde örgütlenen Türkiye deki Hans Georg Crone- Erdmann ýn aslýnda gerçekçi olduðu söylenebilir. Kuzey Ren Vestfalya (NRW) eyaletinin Sanayi ve Ticaret Odasý nýn genel müdürü hazýrladýðý yeni projede, Türk ekonomisini 2004 yýlýna kadar eyaletinin ekonomisine entegre etmeyi hedefliyor. Ada ekonomisi dikkat çekiyor Türk ekonomisi Kuzey Ren Vestfalya da bir ada ekonomisine dönüþtü. Bugüne kadar bir iþbirliði aðý oluþturalamadý diyen Crone- Erdmann, böylece birçok deðerin kaybolduðunu ifade ediyor. Türk þirketlerinin ancak kendi aralarýnda iþbirliði yaptýðýna iþaret eden Crone- Erdmann, Almanya çeteler AB üyeliðini kendileri için tehlikeli buluyor. derken, özellikle MHP nin iktidar olmak için kullandýðý Kürt sorunu ve Abdullah Öcalan ýn idamý meselesi gibi konularda seçmenine verdiði sözü yerine getirememesini fýrsat bilen Tansu Çiller in MHP den umduðunu bulamayan seçmenleri etkilemeye çalýþtýðý kaydediliyor. Türkiye nin geleceði konusunda sorumsuzca takýnýlan bu tavýr medyada sert dille eleþtirilirken, bu partilerin seçim için girdikleri bu tavýr sorumsuzluk olarak deðerlendirilmekte. Kimi köþe yazarlarý AB üyeliði için zorunlu olarak yapýlmasý gereken deðiþiklikleri bilerek, milli çýkarlarý gözetmeksizin iç siyaset ve seçim malzemesi yapan bu partilere seçimlerde oy vermeyerek cezalandýrýlmasýný istedi. MHP nin kardeþ partileri Avrupa Birliðine üye olunmasý durumunda MHP nin Avrupa daki NRW Türklerle iþbirliði istiyor Fatima projesi yardýmcý olacak da mevcut Türk ekonomik gücünün asýl büyüklüðü hakkýnda kesin bir istatistiðin olmadýðýný duyuruyor serbest meslek sahibi Köln Türk Baþkonsolosluðu ndan ve Alman makamlarýndan alýnan bilgilere göre, NRW eyaletinde dört bin ile yedi bin arasýnda Türk kökenli þirket var. Essen kentindeki Türkiye Araþtýrma Merkezi ne göre ise, NRW de çeþitli alanlarda yaklaþýk Türk kökenli serbest meslek sahibi çalýþýyor. Ekonomi aðý kurulacak Eyaletin sorumlu makamlarýnýn hazýrladýðý Fatima projesiyle benzer partiler gibi yasaklanmasýnýnda gündeme glebileceðini kaydeden çeþitli çevreler, bunun bile baþlý baþýna MHP nin AB üyeliðine karþý olmasý için bir gerekçe olduðunu belirtiyor. Irkçý kimliðini Türkiye nin iç sorunlarýyla örten MHP nin, AB üyesi bir Türkiye de neyin politikasýný yapacaðý ve hangi kesimlerin temsilcisi olabileceðide belirsiz olduðundan varolan statüsünü korumayý amaçladýðý gözlenmekte. MHP nin Avrupa Birliðine girmeye karþý deðiliz söyleminin, AB üyeliðini destekleyen baþta meslek kuruluþlarý ve sivil toplum örgütleri ile büyük çoðunluða hoþ görünmek için (Fachkräftequalifizierung von Akademikern türkischer Herkunft in NRW- Integration als Mittel der Außenwirtschaftsförderung) Türk kökenli kuruluþlarýn birçoðunun ekonomi aðýna dahil edilmesi hedefleniyor. Bunu gerçekleþtirmek için NRW Ekonomi Bakanlýðý ve IBP (Beratungs- und Projektgesellschaft der Kammern ) tarafýndan toplam 250 bin Euro maddi yardým bekleniyor. Ýlk aþamada bilgi toplanacak Crone- Erdmann Fatima nýn ilk aþamasýnda eyaletteki Türk ekonomisi hakkýnda bilgi edinmek istiyor. baþvurulmuþ bir manevra olmaktan baþka anlam taþýmýyor. Kimin partisi Türkiye siyasetinin geriliðinin bir ürünü olan vc siyasal temsil açýsýndan kimin olduðu bilinmeyen DYP ise içinde barýndýrdýðý susurluk cetesi ve benzeri yapýlarýn temsilini üstlenmiþ bulunmakta. Demokratik sitemde yeri olmayan oluþumlarý içinde barýndýran DYP, demokratik geliþmenin kendisi için uygun bulmamakta. Demokratik geliþimin kendisini sorgulayacaðýndan çekinen Çiller ve ekibi, MHP tabanýna yaslanmayý daha uygun bulmakta. Temsilcisi olduðu kesimin oynunu oynamakta. Sorumsuzluk kabul edilemez AB üyelik müzekereleri için tarih belirlemenin eþiðindeyken sergilenen iç siyasete dönük ve milli çýkarlardan ziyade kiþisel hesaplar peþinde koþanlarýn sorumsuzluðu kabul görmüyor. Kamuoyunda, kabul edilmeyecek bu sorumsuzluðun hesabýnýn seçimlerde sorulacaðý kanaati giderek etkili olmakta. Bununla ilgili Düsseldorf, Köln, Essen ve Münster Türk baþkonsolosluklarýyla öngörüþmelerin yapýldýðý bildiriliyor. Ýkinci aþamada ise 30 Türk kuruluþunun NRW de bulunan bir Alman þirketiyle iþbirliði yapmasý öngörülüyor. Ancak Türk þirketlerinin en az beþ yýldan beri iþlemesi ve 20 iþçisi olmasý þart koþuluyor. Ardýndan ortaklara Türkçe ve Almanca konuþan ve her iki kültürü tanýyan ekonomi asistanlarýnýn katýlmasý ve ayrýca Türkiye yle olan baðlarýn güçlendirilmesi planlanýyor. Sosyal ve kültürel bariyer Baþkonsolosluklara göre bu tür çalýþmalarýn çok daha önceden yapýlmasý gerekiyordu. Türk þirketlerinin en kýsa zamanda çoðaldýðýna iþaret edilirken, sosyal ve kültürel bariyerlerin iþbirliðine engel olduðu söyleniyor. Projeyi yýkabilecek noktalar Crone- Erdmann herþeye raðmen projeyi yýkabilecek birkaç noktaya iþaret ediyor. Türklerin ve Almanlarýn farklý çalýþma tarzý, iþyerinde bulunan kadýnlara çeþitli bakýþ açýlarý, çeþitli sorumluluk anlayýþý ve Türk þirketlerinde geçerli olan farklý otorite prensipleri projeyi yýkabilir, Crone- Erdmann a göre. yeterki kararmasýn Baðýþlayýn unuttuk sizleri...! Takvim yapraklarý 2 Temmuz 1993 ü gösterdiðinde Türküler söylemek, Þiirler okumak, Semahlar dönmek, hazýrladýklarý tiyat-ro oyunlarýný izleyicisiyle buluþturmak üzere Sivas ta bulunan 70 kadar Aydýn, dünyanýn gözü önünde, madýmak oteline hapsedilip OLGUN ÞENSOY 8 saat kuþatmada tutulurken, ikisi otel çalýþaný toplam 35 genç þair, yazar, Aydýn naklen yayýnda diri diri yakýlýyordu. Emniyet güçlerinin seyirci kaldýðý toplu kýyýmda, cüppeli, sarýklý güruhun Cumhuriyet burada kuruldu burada yýkýlacak. Þeriatçý devlet kurulsun, laik düzen yýkýlacak gibi daha da çoðaltýlabilecek sloganlar gösteriyordu ki dini esaslara dayalý þeriatçý bir devlet düzenini kurmak amacýna yönelik eylem harekete geçirilmiþti. Ýkisi otel çalýþaný toplam 35 genç þair, yazar ve aydýnýn kaldýðý otelin ateþe verilerek katledildiðinin duyulmasýnýn ardýndan,türkiye nin dört bir yanýnda milyonlarca insan sokaklara dökülüyor,öfkesini haykýrýyordu. Görkemli kalabalýklarla uðurladýðýmýz yüz aký è è è FÝNANZBERATER SERVÝCBÜRO Inh. Hüseyin UÇURUM PRÝVAT KREDÝ EV KREDÝSÝ SATLIK DAÝRELER Almanya nýn her yerinde Bütün krediler birleþtirilerek tek kredi haline getirilerek eizene kredi verilir! STUTTGARTER STR. 6, BAKNANG Tel: Fax: Mobil: Devletin vermiþ olduðu dönüþümü olmayan Teþviklerden yararlanýyormusunuz? 8 Emlak için ucuz faizli kredilerinizin olduðunu biliyormusunuz? 8 Yatýrým fonlarýnýn avantajlarýný biliyormusunuz? 8 iþveren teþvikli 400 Euro tasaruf sigortasýndan yararlanýyormusunuz? 8 Sigortalarýnýyýn yararlarýný ve zararlarýný biliyormusunuz 8 Arabanýz ucuz sigortalýmý? Deðilse Kasým ayýna kadar müracat edebilirisiniz. 8 Yeni ehliyet alanlara özel, çok ucuz araç sigortasý imkaný! Aydýnlarýmýzý artýk yýldönümlerinden, yýldönümlerini dolmayan küçücük salonlarda anmaya çalýþýyor, her gün daha da azalan sayýmýzla yeni yangýnlara davetiye çýkarýyoruz. Bir avuç da olsak, yangýný yüreðin derinliklerinde sürekli dostlarýmýzla, her yýl olduðu gibi, bu yýlda iki temmuzun 9. senesinde yine Sivas ta MADIMAK otelinin kapýsýnda olacaðýz... Duyarsýzlýðýmýzýn son bulduðu, Aðýtsýz GÜNEÞLÝ

6 Dr. HÜSEYÝN NAZLIKUL AB ye girmek arapsaçý AB ye katýlmaktan yana olanlarla AB karþýtlarý, Türkiye de bugüne kadar görülmedik bileþimde cephelerde buluþuyorlar. Suni olarak yapýlan bu ayýrýþlar son zamanlarda hýz kazandý. AB detaylý tartýþýlmadan herkes kendi penceresinden bir bekleyiþ içinde. AB ciler arasýnda, TÜSÝAD da temsil edilen büyük sermaye, sermayenin Batý ile iliþkili kesimleri, liberal aydýnlar, Kürtler, Ýslamcýlarýn önemli bölümleri, sosyal demokratlar, yeni sol, Marksist solun deðiþimi savunan demokrat, özgürlükçü kanatlarý, militarizm karþýtlarý, otoriter buyurgan devlet yapýsýna ve devletin derinliklerindeki kimliksiz karanlýk güçlerin baskýsýna itiraz edenler, insan haklarý savunucularý, Cumhuriyetçi laik aydýnlarýn Atatürk ün muasýr medeniyet hedefini günümüz koþullarýnda yorumlayan kesimleri var. Kamuoyu yoklamalarýna göre, halkýn en az yüzde i, bilinçli veya içgüdüsel olarak bu cephede yer alýyor. AB karþýtlarý cephesinde ise, baþta MHP olmak üzere, hepsi ordu, devlet tapýncýnda birleþen irili ufaklý aþýrý sað, Türkçü, Turancý, milliyetçi hareketler; ümmetçi radikal Müslümanlar, Atatürkçülerin, 1960 larýn ulusal baðýmsýzlýkçý, devletçi Türk solunun giderek milliyetçileþen kalýntýlarý, aydýnlýk kanadý, 1920 lerin, 30 larýn Sovyet deneyimini 2000 lerin dünyasýna taþýmaya çalýþan küçük gruplar var. AB karþýtlarý cephesinde yer alan ve ilk bakýþta uzlaþmaz görünen güçlerin tümünün buluþtuðu nokta da özünde yine bu devlet meselesi. Onlar ulus devlet i savunduklarýný söylüyorlar. Bunun öncülüðüne de Perinçek soyunmuþ durumda. Küçük olsun benim olsun ve talan yapmayý sýnýrsýzca uygulayayým mantýðý ile hareket ediyorlar. AB cileri ise ulus devlete karþý olmaktan emperyalizmin iþbirlikçiliðine, hatta vatan hainliðine kadar varan suçlamalarla karalýyorlar. Ayný cephede yer alan, ama karþýtlýklarýný küreselleþme analizi ve sýnýfsal temellere dayandýran kimi sosyalistler bir yana, AB karþýtlarýnýn tümü, farklýlýðý tehlikeli, farklýyý düþman; etnik, dinsel, kültürel renkliliði bölücülük, resmi ideolojiyi sorgulamayý ihanet olarak nitelemekte, siyaset üzerindeki ordu vesayetinin görüþlerinin ve varlýklarýnýn teminatý olduðuna inanmakta birleþiyorlar. Avrupa nýn parçasý olabilmek için sadece Türkiye nin deðil bütün adaylarýn uymasý gereken kriterler onlarýn ulusal onurlarýna dokunuyor. AB ye üye olup olmamanýn dýþýnda, çaðdaþ demokratik bir cumhuriyette zaten ve çoktan var olmasý gereken bu anlayýþ ve uygulamalar, içinden çýktýklarý devletçi milliyetçi ideolojiye ve geleneksel devlete yabancý. Ayrýca bir cephe var ki bunlarýn çoðunluðu AB yi bir uygarlýk ve gelecek projesi olarak deðil, olsa olsa bir iþ ve aþ kapýsý olarak görüyor. Kopenhag kriterlerini sanki yalnýz Türkiye için yapýlmýþçasýna bir direnç gösteriliyor. Aman taviz vermeyelim diye bir söylemdir baþýný alýp giden. Buna son dönemlerde saðcýsý, solcusu, dincisi ve hatta kendini aydýn diye tanýmlayan bir grupta kaptýrmýþ durumda. Taviz diye adlandýrdýklarý þeyler, günümüzde bir ülkenin çaðdaþlýðýnýn, özgürlük ve uygarlýk düzeyinin olmazsa olmaz ölçütleri. Bunlarý içselleþtiremeyip bir dayatma kabul ettiklerinden, ulusal onurlarýný dayatmalara direnerek koruyorlar. Ýþte Türkiye bugün böyle bir dönemeçte, böyle bir çýkmazda, gelenekle gelecek arasýnda bir seçimin eþiðinde. Eþiði atlamak görüldüðünden ve sanýldýðýndan çok daha zor. Çünkü toplumun, devletin, siyasetin derinliklerinde bir deðiþim, neredeyse devrimci bir adým gerektiriyor. Fazla iyimser olmamak gerek. Türkiye halkýnýn ezici çoðunluðunun daha rahat, daha özgür, daha iyi bir yaþam özlemine raðmen; geçmiþin baðlarýndan ve üstümüze kâbus gibi çöken bugünün boðucu statükosundan kurtulup geleceðe uzanmak isteyen sivil toplumun çýrpýnýþlarýna raðmen, daha bir süre AB karþýtlarý aðýr basabilirler. AB kýsa anlamda tanýmlarsak bir kulüptür.bu kulübe üye olacaksan ve içinde yer alacaksan o zaman en basitinden üye olacaðýn kulübün tüzüðüne uyman gerekmektedir... Ancak bunu Türkiye de böyle algýlayanlarýn sayýsý her geçen gün biraz daha azalýyor. Dolayýsýyla Türkiye çaðdaþ ve toplumlarýn simgesi haline gelmiþ olan AB trenini kaçýrmak üzere. Telafisi zor olan küçük hesaplar uðruna 65 milyonun geleceði ipotek altýna alýnýyor. Ýslami bakýþ ekonomi ALMANYA 6 Uzun bir düþünme zamanýndan sonra geçtiðimiz haftalarda Almanya Cumhurbaþkaný Jochanes Rau Kýrmýzý- Yeþil koalisyonun Göçmenler yasasýný imzaladý. Böylece Yasa 01. Ocak 2003 tarihinden itibaren yürürlüðe girecek. SPD, Yeþiller, Sendikalar ve sanayi birlikleri Rau un imzasýný selamlarken, Birlik (Union) yönetiminde olan Hesen, Bevyera ve Thüringen eyaletleri imzalamanýn hemen ardýnda, Anayasa mahkemesine baþvuracaklarýný açýkladýlar. Bilindiði gibi, göçmenlik yasasý eðer Rau tarafýndan imzalanacak olursa bir tek anayasa mahkemesinde dava açmakla kalýnmayacaðýný, kamuoyunun gündemine getireceklerini dile getiren Stoiber, Birliðin Eylülde yapýlacak seçimlerde kazanmasý durumunda Kýrmýzýyeþil göçmenlik yasasýnýn derhal ortadan kaldýrýlacaðýný söylemiþti. Göçmenler yasasý Mart ýn sonunda Federal Parlamento tarafýndan kavgalý bir ortam içerisinde karara baðlanmýþtý. Temmuz ayýnýn ilk haftasýndan beri Yasa imzalanmak üzere Cumhurbaþkanýnýn önüne konulmuþtu. Yasanýn 01. Ocak 2003 tarihinden yürürlüðe girebilmesi için Cumhurbaþkaný Rau un onaylamasý gerekmekteydi.. CDU ve CSU Eyaletlerde bu konuda yapýlan seçimlerin anayasaya aykýrý olduðunu söylemiþ, Cumhurbaþkanýnýn imzalamasý durumunda, kendilerinin Anayasa mahkemesinde dava açacaklarýný bildirmiþlerdi. Birliðin Baþbakan Adayý Cumhurbaþkanýnýn, göçmenlik yasasýný imzalamasý durumunda, Birliðin göçmenlik yasasýný seçim kampanyasý için kullanacaðý tehdidinde bulunmuþtu. Cumhurbaþkaný Rau yaptýðý açýklamada, Bir cumhurbaþkaný ancak açýk ve net bir biçimde anayasayý ihlal eden bir yasayý imzalayamaz. Bu olayda ise böylesi bir durum yoktur dedi. Partilerin bu yasaya dayanarak giriþtikleri güç gösterisini sert bir biçimde eleþtiren Rau, 22. Türk ekonomi birliðine doðru Cavit Yalçýn Türk Cumhuriyetleri ile oluþturulacak her türlü ortak giriþim, çok büyük bir hýzla baþarýya ulaþabilir. Çünkü o ülkelerin halklarýyla aramýzda çok güçlü dini ve tarihi baðlar bulunmaktadýr. Bu faktörler her iliþkide öncelikle olmasý gereken güven daha en baþýndan oluþturmaktadýr. Sovyetler Birliði nin daðýlmasýnýn ardýndan Orta Asya Türk Cumhuriyetleri baðýmsýz birer Cumhuriyet olmuþlardýr. Bugün gerek Türkiye gerekse diðer Türk Cumhuriyetleri ekonomik bir darboðazdan geçmektedir. Her ne kadar Türkiye nin konumu diðerleriyle tam olarak kýyaslanamasa da, genel durum böyledir. Oysa özellikle Türkiye Cumhuriyeti bu sýkýntýlý dönemi çok büyük bir hýzla atlatabilecek büyük bir potansiyele sahiptir. Çok daha zorlu dönemler geçirdikten sonra toparlanan ve ekonomik açýdan dünya liderliðine oynayan Japonya bu konuda örnek bir modeldir. Japonya Ýkinci Dünya Savaþý nda büyük bir yýkýma uðramasýna raðmen, çok hýzlý bir toparlanma sürecine girmiþtir. Japonya nýn bugünlere Kavgalý imza atýldý Yeni göçmenlik yasasý okeylendi! gelmesindeki en büyük etken gerçekleþtirdiði ekonomik atýlým olmuþtur. Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri her alanda birlikte hareket ettiklerinde siyasi ve ekonomik açýdan büyük bir güç oluþturacaklarýnda kuþku yoktur. Yaklaþýk 120 milyonluk nüfusu ile Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri, hem çok büyük ve çok bereketli bir coðrafyaya sahip olmanýn, hem de ayný kültüre ve ayný dine mensup olmanýn getirdiði avantajlarý çok daha fazla lehlerine olacak þekilde kullanabilirler. Bugün Türkiye, Türk Cumhuriyetlerinin toplamda sahip olduklarý yaklaþýk 30 milyar dolarlýk ticaret hacminde sadece 1 milyar dolarýn biraz üzerinde bir paya sahiptir. Yani %3,4 oranýnda olan ticaret hacmi son derece düþüktür. Türkiye özellikle baðýmsýzlýklarýndan sonra ilgisini ve desteðini bu bölgelere olabildiðince artýrmýþtýr, ancak hedeflenen yapýya ulaþýlmasý için üzerine çok daha yoðun bir þekilde eðilinmesi gerektiði aþikardýr. Köklü bir ekonomik giriþim Bugün baðýmsýz Türk Cumhuriyetlerini kapsayan ve Türkiye nin önderliðinde oluþturulabilecek ekonomik ve kültürel bir iþbirliði, hem söz konusu ülkelere ve hem de ülkemize pek çok açýdan önemli avantajlar saðlayabilir. Bölge ülkelerine göre askeri ve teknolojik açýdan oldukça güçlü olan Türkiye Mart da yapýlan federal meclis toplantýsý insanlar üzerinde yýkýcý bir iz býraktýðýný belirtti. Özellikle de Brandenburg Baþkaný Manfred Stolpe (SPD) ve onun yardýmcý Jörg Schönbohm (CDU) yu sert bir dille eleþtiren Rau, bu kötü izi yaratan tüm diðerlerini eleþtiriyor ve ikaz ediyorum dedi. Almanya Baþbakaný Gerhard schröder Hannover de yaptýðý bir konuþmada, Rau un bu kararýný ve yaptýðý eleþtirileri de büyük bir saygýyla karþýladýðýný açýkladý. CDU/ CS/ ise Rau a karþý eleþtiri getirmekten çekimser davranýrken, Union- Baþbakan Adayý Edmund Stoiber ( CSU), Rau un Karlsruhe ye gidiþe karþý çýkmadýðýný taktir ettiðini, göçmenlik yasasýnýn artýk önümüzdeki seçimlerde bir rol oynayacaðýný fakat asil konu Almanya daki ekonomik durum olacaðýný belirtti. Federal içiþleri bakaný Otto Schily (SPD) Union u Rau un kararýndan sonra yabancý düþmanlýðýný hortlatmamalarý konusunda ikazda bulunarak, iltica heimlerine giriþilen kundaklama saldýrýsýný hatýrlatarak, alevler halan gözlerimin önündedir dedi. Yasa artýk yürürlüðe giriyor Yasa tasarýsý, 1 Mart 2002 de ise Federal Melis te oylanarak hükümet oylarýyla kabul edildi. 22 Mart 2002 tarihinde ise Eyaletler Meclisi nden Cumhuriyeti nin liderliðini yaptýðý böyle bir giriþim, kýsa sürede dünya siyasi ve ekonomi arenasýnda hak ettiði yeri alacaktýr. Dünyada pazar rekabetinin çok büyük bir artýþ gösterdiði günümüzde, doðal kaynaklarýn giderek tükenmesine karþýn, Türk Cumhuriyetleri hiç girilmemiþ pazarlara, tarýmsal zenginliklere, petrol, doðalgaz ve hammadde kaynaklarýna sahip bulunmaktadýr. Ekonomilerin geliþimi üretimden geçtiðinden bu cumhuriyetlerle Türkiye arasýnda yoðun alýþveriþ olmalý, Türkiye tercihini her zaman bu coðrafyalardan yana yapmalýdýr. Türkiye bu bölgelere halen devam eden teknoloji ve eðitim alanýndaki desteðini daha da artýrabilir. Bu þekilde üretim verimi süratli bir þekilde artacaktýr. Bugün ülkemizin Doðu Avrupa ülkelerine maliyet kolaylýklarý saðlayarak yatýrýmý özendirme uygulamalarýnýn benzeri Türk Cumhuriyetleri için de düþünülebilir. Dahasý Türk Cumhuriyetlerine öncelik verilebilir. Bir baþka deyiþle yatýrýmlar bu bölgelerde tercih edilmeli, para akýþý bu coðrafyanýn dýþýna olabildiðince çýkmamalýdýr. Çünkü ortak onay alan yasa, 1 Ocak 2003 tarihinde yürürlüðe girecek. Ve iþte can alýcý maddeler Oturma izni: Mevcut Yabancýlar Yasasý nýn yerine oturma ve çalýþma izinleri ile entegrasyonu yeniden düzenleyen bir yasanýn çýkarýlmasý. Oturma izinlerindeki karmaþýk statülerin kaldýrýlarak bunlarýn yerine sadece iki çeþit oturma izni getirilmesi: Süreli oturma izni ile Süresiz yerleþim hakký dikkate alýnacak. Uzman ve kalifiye göçmenler: Ýþ piyasasýnýn gereksinim duyduðu yabancý uzman alýmýnda üstün niteliklere sahip yabancý uzmanlara süresiz oturma izni verilmesi; kalifiye göçmenlerin ise puanlama sistemine göre seçilerek hemen süresiz oturuma kavuþturulmalarý. Puanlama sisteminde mesleki uzmanlýk, Almanca dil bilgisi ve yaþ durumu gibi unsurlar Yabancý öðrenciler: Almanya da üniversite bitiren yabancý öðrencilerin ülkelerine geri dönme zorunluluðunun kaldýrýlarak, okullarýný bitirdikten sonra kendilerine Almanya da bir yýl iþ arama süresinin tanýnmasý ve iþ bulmalarý halinde bu ülkede kalabilmeleri. Uyum kurslarý: Ülkedeki yabancýlar için yeni sorun olan dýþ borç yükü, ancak üretimin peþinden gelen girdilerle hafifleyebilir. Dýþ politika açýsýndan Türkiye, Orta Asya Cumhuriyetleriyle iliþkilerini azami özen göstererek yürütmelidir. Türkiye nin ticaret ve siyasi konularda aðýrlýklý olarak Orta Asya ya yönelmesi, Avrupa yý, Amerika yý veya Ortadoðu yu ihmal etmesi gibi bir durum ortaya çýkarmamalýdýr. Aslýnda Orta Asya ya yönelik bir strateji belirlenirken, bir yandan da diðer ülkelerle olan iliþkileri de bir bütün olarak deðerlendirmek gerektiði açýktýr. Ekonomik açýdan Orta Asya ya yönelirken, eðer küresel bazda bir strateji geliþtirilirse, bu Orta Asya yla geliþtirilecek atýlýmlara yardýmcý olacak bir etki yaratacaktýr. Örneðin Orta Asya ile ekonomik iþbirliði oluþturulurken, Batý dan temin edilecek teknik yardým, Türkiye yi ayný zamanda Batý ile Orta Asya arasýnda bir köprü konumuna getirecektir. Ancak bunun için Türkiye nin Orta Asya da inisiyatifi eline almasý gerekmektedir. Yapýlabilecek çalýþmalar Türkiye nin bu ülkelerle iliþkilerini ekonomik alanda geliþtirmek için üzerinde durmasý gereken hususlarýn bir kýsmý þöyle özetlenebilir: * Cumhuriyetlerin doðal kaynaklarýndan faydalanabilir ve diðer ülkelere satýlmasýnda bir entegrasyon programýnýn geliþtirilmesi. Almanca bilgisi az olanlar ile 6 yýldan daha az süredir bu ülkede olanlara entegrasyon kurslarýnýn zorunlu tutulmasý. Kursun baþarýyla tamamlanmasý durumunda Alman vatandaþlýðýna baþvurma süresinin 8 yýldan 7 yýla indirilmesi. Kurs masraflarý Alman devleti ile eyalet yönetimleri tarafýndan karþýlanacak ancak, kursiyerlerden de bir miktar ücret talep edilebilecek. Ýltica: Mültecilere ve ilticacýlara 3 yýllýk süreli oturma izni verilmesi ve bu süre sonunda Almanya da kalmalarý için gereken koþullarýn sürüp sürmediðinin yeniden incelenmesi. Ayrýca bir devletin deðil ama Cezayir ya da Afganistan da olduðu gibi bir takým örgütlerin takibatýna uðrayanlara ya da cinsel kimliði nedeniyle takibat altýnda kalanlara da Almanya ya sýðýnma hakkýnýn tanýnmasý. Aile Birleþimi: Aile birleþiminde çocuk yaþýnýn 16 dan 12 ye indirilmesi. Ancak aileleri Almanya da olan 12 yaþýndan büyük gençler, örneðin iyi Almanca konuþtuklarýný kanýtlamalarý halinde aile birleþimi hakkýndan yararlanacaklar. Siyasi ilticacýlar ile yabancý uzmanlarýn 18 yaþýna kadar olan çocuklarýný beraberlerinde Almanya ya getirme hakký olacak. Yabancý iþadamlarý: Almanya ya gelerek iþ kurmak isteyen yabancýlara 1 milyon euro sermaye gösterebilmeleri ve en az 10 kiþiyi istihdam edebilecek olmalarý halinde oturma ve çalýþma izni verilmesi. dünya çapýnda aracýlýk görevi yapabilir. * Bu ülkelere tüm tarým ürünlerini uygun koþullarla satabilir. * Alt yapý ve konut inþaatlarý, inþaat malzemeleri alanýnda pazar payýný artýrabilir. * Ortak bir borsa kurulabilir, sýcak para yabancý dövize ya da türevlerine deðil, Türk firmalarýnýn hisselerine ya da gayrimenkule yönlendirilebilir. * Türkiye deki giriþimciler için bu bölgelerde yatýrým teþvik edilebilir ve kolaylýklar saðlanýlabilir. * Aðýr sanayi ve teknoloji alt yapýlarýný Türkiye nin içinde bulunduðu bir konsorsiyum üstlenebilir. * Bu ülkelerle birlikte ekonomik istiþare kurumlarý oluþturulabilir. Bu saydýklarýmýz Türkiye nin ekonomik açýdan bu ülkelerle ne gibi iliþkiler kurabileceðiyle ilgili bir özet deðerlendirmedir. Ancak hem ekonomik iliþkilerin, hem de diðer her türlü sosyal yakýnlaþmalarýn saðlanabilmesi için bu ülke insanlarýyla sahip olduðumuz dil, din ve kültür açýsýndan ortak yanlarýmýzý sýk sýk gündeme getirmeliyiz. Kuran ahlakýnýn birleþtirici ve kalpleri ýsýndýrýcý özelliði dolayýsýyla da Kuran ahlakýnýn kendi aramýzda olduðu gibi, Türk Cumhuriyetindeki soydaþlarýmýzýn arasýnda da yaygýnlaþmasý için elimizden geleni yapmalýyýz. Allah Kuran ahlakýný yaþayarak, birlik içinde hareket etmeyi bir ayetinde þöyle bildirmiþtir: Allah ýn ipine hepiniz sýmsýký sarýlýn. Daðýlýp ayrýlmayýn. Ve Allah ýn sizin üzerinizdeki nimetini hatýrlayýn... (Al-i Ýmran Suresi, 103)

7 TURÝZM 7 Ýçel yok, Mersin var Turistlerin yeni gözdesi olacak tarihinde TBMM Ýçel in bundan sonra Mersin olarak deðiþtirildiðini ve resmi kayýtlarda böyle geçeceðini kararý alýndýðý bildirildi. MESIAD (Mersin sanayici ve iþ adamlarý derneði) yönetim kurulu üyesi ve Ataköy Palmiye Tatil köyü sahiplerinden sayýn Hüseyin Uður, Yýllardýr bireysel bazda uðraþýldýðýný, ancak herhangi bir sonuç elde edilemediðini, yaklaþýk iki ay önce Mersinin tüm kurum ve kuruluþlarý (Ticaret sanayi odasý, MESIAD, Esnaf sanatlar odasý, vs.) ankaraya giderek Mersinin tüm milletvekilleri ve bakanlarýyla toplantý yaparak Ýçel in Mersin olarak deðiþtirilmesi için TBMM de talep de bulunduklarýný, bu talepleri üzerine TBMM mersinli milletvekilleri ve bakanlar desteði ile ön sýraya alýndýðýný belirti talep Meclisin gündemine alýnarak kabul edildiðini vurgulayan Hüseyin Uður, Resmiyette hep Ýçel olarak görülür, fakat halk dilinde Mersin olarak bilinir. Ülke içerisinde sorun olmamakla birlikte yurtdýþýnda sanki bu iki isim iki þehri anlatýyor gibidir. Bu durum bölgemizin tanýtýmýnda bir hayli sýkýntý yaþatmýþtýr. dedi. Turizm Ataðý Geçtiðimiz haftalarda açýlýþý yapýlan Ataköy Palmiye tatil köyü nün tanýtýmý için Avrupa ya gelen Hüseyin Uðurlu, Mersinin turizmde hak ettiði yeri bulmasý gerekiyor. Mersin ili eþi olmayan güzelliklere sahip, havasý, güneþi, kumu, denizi narenciye bahçeleri, yaylalarýyla Akdeniz in incisidir dedi. Uður gazetemize yaptýðý açýklamada devamla Bu güzelliklerinden dolayý tarih boyunca bir çok medeniyet yaþamýþtýr. Bu yörede bizlere paha biçilmez eserler, ören yerleri býrakmýþlardýr. Ruslarýn yaptýðý bir çalýþma sonucunda Türkiye en güzel ören yerleri Mersindedir deniyor. Ancak bu özelliklere sahip ilimiz turizmde hak ettiði yerde deðildir. Sanki Gaziosmanpaþa da bir gümrük var, Tarsus ta bir gümrük var. Kimse mersini görmüyor. Urfa ya, Adýyaman a ve hatta Hakkari ye giren turist sayýsý Mersin den fazladýr. Çünkü sahillerimiz iþgal altýndadýr. Atalarýmýzýn beceremediklerini bizler becermiþiz. Akdeniz e 100 km boyunca surlar oluþturmuþuz. Kumsallarýmýz beton yýðýnlarýyla kaplý, denizlerimiz artýk sularla kirletiliyor. Bir ay önce bu sahili gören, þimdi diyorlar ki, bu binlerce kamyon kumu nerden getirdiniz. Bu binlerce kamyon kum binlerce yýl buradaydý. Ancak bizler üzerine kirletip kapatmýþýz. Kamuya ait, halkýmýza ait bu kumsallarý heder etmiþiz ve dert yanýyoruz. Turizm geliþmesi için Ticaret ve Sanayi Odasýnda, MESIAD da ve Valilikte yeni yeni toplantýlar yapýyoruz. Bu þartlarda turizm geliþir mi`tabi ki geliþmez... Ancak altý ay önce þans yüzümüze güldü yeni Valimiz geldi. Devlet gücünü, otoritesini kullandý, sahillerimiz hýzlý bir þekilde kurtarýlýyor. Belirlemesinde bulundu. Ataköy Palmiye Tatilköyü dev konserle hizmete açýldý Dünyaca ünlü Rus topluluðu Balalayka nýn vermiþ olduðu konserle taçlandýrýlan Ataköy Palmiye Tatilköyünün açýlýþ töreninde, havayi fiþek gösterisi izleyicileri büyüledi. Mersin Turistleri Ataköyle karþýlayacak. Akdenize en uzun sahili olan Mersin ilinin turizme açýlmasý için baþaltýlan çalýþmalar meyvesini vermeye baþladý. Mersinin tanýnmýþ iþ adamlarýndan Hüseyin Uður ve Hüseyin Atýlganýn giriþimleriyle yaptýrýlan Ataköy Palmiye Tatilköyü, Mersin ve çevresinde hizmet veren en þeçkin tehsisler olarak hizmete girdi. Denize sýfýr, 168 apart daireden oluþan tatil köyününde tenis, veleybol kortlarý yanýnda bir çok etkinlik için tehisisler bulunmakta. Vali Týð Giriþimciler Mersin e Açýlýþta bir konuþma yapan Mersin valisi Aktif Týð giriþimcileri Mersine çaðýrdý. Her türlü olanaklarý sunmaya hazýr olduklarýný söyleyen Týð, çalýþmalarýndan dolayý da Hüseyin Uður ve Hüseyin Atýlgan ý kutladý. Tatil köyünün nefis bir kumsala sahip olduðuna dikkat çeken Hüseyin Ugur ve Hüseyin Atilgan da Ataköy Palmiye Tatilköyü bölgemizde tatil özlemi ile yanýp tutuþanlarýn tercih ettiði bir mekan olacak. Huzurlu ve güvenli bir tatil yapmak isteyenler ailesi ile birlikte rahat bir ortam arayanlar mutlaka Ataköy Palmiye Tatilköyünü seçecekler diye konuþtular. MEHMET ELDENÝZ Tatilin ne kadar önemli olduðunu hiç düþündünüz mü? Bazýlarýmýz için yýlda bir kez, bazýlarýmýz için iki, üç kez, bazýlarýmýz için ise; iki, üç yýlda bir kez yaþadýðýmýz tatillerimiz, aylar öncesinden düþlerini kurduðumuz, çok ama çok mutlu olmayý beklediðimiz anlardýr ve zamana baðlý her þey gibi; yaþanýrlar ve biterler. Ne elbise gibi önceden prova olanaðýmýz vardýr, ne de rengi attý; götürüp deðiþtireyim deme þansýmýz..öyleyse ne yapmalý? Tatil organizasyonu ciddi iþtir! Tatil organizasyonu önemli teknik bilgi gerektiren bir iþtir. Tatil, ulaþým, konaklama, bilgilendirme ve gezi gibi unsurlarý içeren bir olgudur. Doðru planlama ve doðru zamanlama, konunun profesyonelleri tarafýndan yapýlýr. Tatilinizi, sizin adýnýza, sizin istem ve beklentilerinize göre organize edecek profesyonel iþletmeler, seyahat acentalarýdýr. Seyahat acentalarý, deneyimli personel ve sorumlu yöneticiler eliyle hizmet verirler. Peki, tatilinizi nasýl satýn alacaksýnýz? Seyahat acentasý ürünleri ile ilgili bilgileri ilanlar, reklamlar ve broþürlerle duyururlar. Ýlan ve reklamlarda tanýtýlan ürünün tüm özellikleri yer almaz. Ancak, özellik olarak belirtilen tüm unsurlar seyahat acentasýnýn siz tüketiciye karþý sorumluluðundadýr. Broþürler genellikle ilan ve reklamdan çok daha ayrýntýlýdýr. Broþürdeki tüm bilgiler seyahat acentasý tarafýndan doðruluðu garanti edilmiþ bilgilerdir. Tercihinizi yapacaðýnýz tatil paketine ait broþürü alýn ve saklayýn. Seyahat acentalarýnýn önemli hizmetlerinden biri de enformasyondur. Siz, seyahat acentasý yetkilisine tatil tercihlerinizi belirtin ve onun bu konudaki fikrini alýn. Kitlesel paket tatillerin dýþýnda. Size özel, istediðiniz gibi bir organizasyon yapabilirler. Broþür ile belirtilen unsurlar dýþýnda bir tatile karar kýldý iseniz, ya da size bröþür bilgileri dýþýnda baþkaca bilgiler verildi ise, bunlarý yazýlý olarak isteyin. Sözleþmenizi yanýnýzda bulundurunuz. Tatilinizi seçtiniz ve rezervasyonunuzu yaptýrdýnýz. Ödediðiniz bedel karþýlýðý bir makbuz aldýnýz. Bu makbuzun yaný sýra size rezervasyonunuzu belirten, içinde ulaþým, konaklama tarihleri ve þekilleri belirtilen bir baþka belge daha verilecektir. Bu belgeye Voucher denir. Kimi zaman bu belgede sadece konaklama bilgileri yer alýr. Özellikle ulaþým kendiniz tarafýndan organize ediliyorsa bu belge, ilgili konaklama tesisine giriþ yaparken size gerekli olacak ve bir sureti tesise teslim edilecektir. Eðer gezi þartlarýný, özellikle iptal þartlarýný ve diðer hususlarý belirten bir sözleþme, seyahat acentasý yetkilisi ile sizin tarafýnýzdan imzalandý ise. Böyle bir sözleþmenin imzalanmasý halinde bir suretini siz de alýn ve saklayýn. Bazen, gezi þartlarý broþürlerin arkalarýnda veya voucherin arka yüzünde yer alýr. Bu þartlarý okuyun ve buna göre davranýn. Unutmayýn ki; özellikle grup seyahatler bir ya da bir kaç kiþinin mazeret ya da istemlerine göre deðiþtirilemezler. Hele hele ulaþým uçak ile ise, bu konuda uluslararasý sivil havacýlýk kurallarý karþýsýnda seyahat acentasýnýn dahi yapabileceði pek bir þey yoktur. Nereye ne zaman gideceðinizi ve seyahat planýný ayrýntýsýyla sorunuz. Satýn aldýðýnýz tatile ait broþürü iyi inceleyin. Merak ettiðiniz her konuyu seyahat acentanýza sorun. Özellikle hareketin hangi gün, saat kaçta olduðunu bir kez daha kontrol edin. Saat 24 ten sonraki hareketlerde tarihin deðiþeceðini unutmayýn. Hareketin hangi gün olduðunu ayrýntýlý olarak sorun ve not edin.gideceðiniz yeri ve iklimi, alýþ-veriþ, spor olanaklarý gibi konularý seyahat acentanýzdan öðrenebilirsiniz. Ulaþýmý kendiniz gerçekleþtiriyorsanýz, gidilecek tesisin bulunduðu yeri çok iyi öðrenmek, nasýl gidileceði konusunda seyahat acentanýzdan bilgi almak, size zaman kazandýracaktýr.

8 BAKIÞ 8 Anadolu halklar mozayiðinde HASAN AYDIN Gürcistan, Kahati, Kartli, Samegrelo, Svaneti, Guria, Acara, Raça, Ýmereti, Cavaheti, Saingiola gibi bölgelere ayrýlýr. Deðiþik bölgelerde Svanca, Megrelce ve Lazca dýþýnda Gürcücenin farklý diyalektleri konuþulur. Batum ve çevresinde yaþayan Acaralý lar, Gurialýlar la ayný diyalekti konuþurlar.anadolu da yaþayan Gürcülerin çoðunun konuþtuðu dil de Guria ya da Acara diyalektiðidir. Anadolu da Acaralý Gürcüler dýþýnda kendilerini daha dar bölge ve yer adlarýyla adlandýran Ýmerhev (Meydancýk), Kobuleteli (Çürüksulu), Maçahelli Gürcüleri de yaþamaktadýr. 16. yy Gürcistan ýn güneybatý kesminin Osmanlý yönetimine girmesiyle Hýristiyan Gürcü halký Müslümanlaþtýrýlmaya zorlandý. Rusya nýn Kafkasya hýrsý ve Osmanlýnýn da Kafkasya ya yürüyüþüyle bölge uzun yýllar savaþ alaný oldu. Kafkas halklarý bu savaþlarda katledildi, sað kalanlarýn bir çoðu da sürgünlerde, göçlerde öldü. Kafkas halklarýnda olan Gürcü halký da savaþlarda ve sürgünler de çok kayýp verdi. Osmanlýnýn yeni seferleri için uç beylerde asker toplama politikasý bir uç beyliði olan Acara Gürcülerini ayaklandýrdý.acara halkýnýn Osmanlý ordusuna alýnan çok evladý vardý. Gidip dönmemiþlerdi. 93 Harbi ( Osmanlý -Rus Savaþý) sonrasý Acarlý gürcülerin çoðu yeni bir istila korkusuyla batýya göç etmek zorunda kaldýlar. Zulmün yeni türü böyle baþlamýþtý. Doðup büyüdükleri topraklarý býrakarak kalacak yerler bulmaya koyuldular. Büyük göçle Gürcüler Anadolu da Giresun, Ordu, Samsun, Sinop, Ýstanbul, Amasya, Tokat, Adapazarý, Bursa ve Balýkesir e geldiler. Bu göçte sayýsý net olarak bilinmeyen çok sayýda Gürcü sýtmadan öldü. Bugün olduðu GÜRCÜLER Türkiye de Gürcü nüfusunun ne kadar olduðu bilinmiyor.yaklaþýk olarak 1-1, 5 milyon civarýnda Gürcü tahmin ediliyor. Yaþam ve kültür Kestane kerestesinde yapýlan, çatýlarý kremit yerine küçük tahtalarla örtülü olan Gürcü evleri bir-iki oda ve bir mutfaktan oluþur. Evlerin genellikle yakýnýnda hasat edilen mýsýrý kurutmaya yarayan nalia (ambar) ve beðeli(seren) bulunur. Bunlar dört direk ve her direðin üzerine, farelerin çýkmasýný önlemek için konan tekerlek biçiminde tahtalar üzerine inþa edilir. Çatýlarý saz, mýsýr sapý ya da tahtalarla örtülüdür. Her evin kendisine ait bir avlusu ve bahçesi vardýr. Buralarda sebze yetiºtirilir. Gürcülerde meyve yetiþtirmek bir tür gelenektir. Gürcüler mýsýr tarlalarýný yaban domuzlarýnda korumak için sayvan denilen yüksek kuleler yapar, geceleri burada köpek ve silahlarla yaban domuzlarýna karþý nöbet beklenir. Gürcüler tarým için gerekli olan her türlü araç -gereci kendileri yapar. Keten kenevir yetiþtirip dokuyarak giysi ihtiyaçlarýný karþýlarlar. Ýpek kozasý yetiþtirip ipekli kumaþ, fýndýk aðaçlarýnda sepet yaparlar. Hasat ettikleri mýsýrý dere kenarýnda yaptýklarý ve ortaklaþa kullandýklarý su deðirmenlerinde öðütürler. Mýsýr ununda yapýlmýþ ve pleki(kesti) denen bir kap içinde piþirirler. Mýsýr ekmeði, lahana, fasulye yemeði ve mýsýr çorbasý gürcülerin baþta gelen yemeðidir. Gürcüler arasýnda yardýmlaþma ve dayanýþmanýn en güzel örneklerinden imece geleneði(meci, nadi) yaygýndýr. Köylüler araba hayvanlarýyla birbirlerinin mecisine katýlýr, bir hanenin bir yýllýk odunu bir günde çekilir. Meci eden kiþi önceden yemek piþirir. ve meciye katýlanlara ikram eder. Gürcü kadýnlarý fistan denen uzun etekli elbise ile üzerine çok kýsa ve dar bir yelek giyerler. Gürcü erkekleri baþlarýna sargý ve zýkva 2 denilen sarý þalvar giyerler. Evlenme yaþlarýnda olur. Kýz verilirken genellikle karþýlýðýnda para alýnýr. Gelin evden çýkarken gelinin arkadaþý ya da kardeþi kapýnýn önünde durur. Bir armaðan ister. Oðlan tarafý bunu karþýlaman gelin evden çýkarýlmaz. Gelin evden çýkarýldýktan sonra ata bindirilir. Kadýn ve erkeklerden oluþan atlý-yaya topluluk eþliðinde damat evine gidilir. Damat evinde gelini kadýnlar karþýlar. Damat gelinin baþ örtüsünü kamasýyla açar ve evlenmemiþ bir kýzýn üstüne atar. Gürcüler düðün ve özel toplantýlarýnda horoni (horon) dedikleri bir oyun oynarlar. Horon, genellikle üç kiþiyle oynanýr. Oyunda çabuk ve çevik hareket etmek esastýr. Dil Gürcü dili (Kartuli ena) Kafkas dillerinin Kartveli ailesine baðlý bir dildir. Kartveli ya da Güney Kafkasya dil ailesi Gürcüce, Megrelce, lazca ve Svaancayý kapsar. Gürcü alfabesinde beþ ünlü ve yirmi sekiz ünsüz harf vardýr. Din Gürcüler arasýnda Hýristiyanlýk 15.yy sonra yayýlmaya baþladý. Gürcülerin çoðunluðu Ortodoks olmakla birlikte bugün Gürcistan ýn resmi dini yoktur. Bugün Anadolu da yaþayan Gürcüler 16.yy da Osmanlý nýn Müslümanlýðý zorla yayma politikasýyla Müslümanlaþtýrýldýlar. Müzik Gürcü müziðinin kökenleri dinsel ezgilere ve halk þarkýlarýna dayanýr. Müzik gürcü halkýnýn yaþamýyla her zaman iç içe olmuþtur. Gürcü halký dideba gibi en dokunaklý melodilerini günümüze kadar korumuþlardýr. Eskiden Batý Gürcistan da hastalarý müzikle, çonguri sesleriyle iyileþtirme geleneði vardý. Gürcü müziðinde doli, çianuri, çongi, daire, diplipito, gibi yüz deðiþik çalgý bulunur. Siyasi Rant Bu kavram siyasi literatürde çok kullanýlan bir kavramdýr, bazý kavramlar artýk anlamýný yitirmiþtir. Çünkü çok dejenere edilerek özünden boþaltýlmýþtýr ve herkesin dilinden düþürmediði bir kavram haline gelmiþtir. Artýk birilerini rant çý ilan etmek, kariyerizm, kompleks, siyasi hesap ve ideolojik kimliðini beðenmemek yeterlidir ve bizim ülkemizde genelde ideolojik kimliklerini sorgulayarak ve yanlýþlýklarýný söyleme gibi bir kültürün bunca yýllýk tarihimizde görmek mümkün deðil, bu tür örnekler olsa da genel kaideyi deðiþtirmez. Bugün Türkiye de siyasi baþarýnýn sýrrý toplumun geleceðini düþünerek, sosyal devlet mantýðý içerisinde, deðiþen dünya, geliþen teknolojiye ayak uydurmayý düþünüp ve bu bunun siyasetini yapma deðil de, daha fazla kar, daha fazla iktidarda kalmanýn plan ve programlarýna baðlýdýr. Türkiye de medyatik olmak, büyümek ve zengin olmak için siyasi abiye yada bir babaya sahip olmak gerekmektedir, baþka türlü ne siyaset dünyasýnda nede baþka dünyalarda (zekan ne olursa olsun) baþarý þansýn yoktur. Bilginin güç olduðu bir dünyada, bizim coðrafyamýzda güç yolsuzluk ve ranttýr. Büyük güçler bu kavramýn yerine terör kavramýný kullanmayý çýkarlarýna daha uygun bulmaktadýrlar. Büyük güçlerin çýkarlarýný dikkate almadan siyaset yapmak, hiçe sayarak uluslararasý politikalar yapmak neredeyse mümkün olmamaktadýr, birtakým ülkeler kendilerine göre biraz kiþilikli davranmak istedikleri için baþlarýna gelmeyen kalmadý. Türkiye gibi çok stratejik bir müttefiki olan, hiç bir siyasi kiþiliði ve kimliði olmayan bir ülkeyi bile bazen stratejik çýkarlarýna yararlý görmemektedirler, kaldý ki bu ülkeyi bu duruma getiren güçler de kendileridir ve bugün Türkiye nin AB ye girmesine karþý olan sadece statükocu solcular deðil, ABD de karþýdýr ve amacý Türkiye yi geri býrakarak, sürekli bölgede kendi çýkarlarý için hizmet etmesini saðlamayý amaçlamaktadýr. Çünkü, çýkarlarý karþý olmayý gerektirir, statükocu solcularýn argümanlarý da bellidir, uluslararasý sermayenin önünü açacak ve geliþecek herhangi bir durumun faturasý emekçilere çýkartýlacaðý düþüncesiyle, ulus, devlet ve sýnýrlara sarýlmaktadýrlar. Sol düþünce Babasý olan Marx, Engels ve Lenin sýnýrlarý önemsemeden dünya emekçilerinin birliðinden bahsederlerdi. Öyle anlaþýlýyor ki bu düþünce babalarýnýn yerini baþka babalar esas alýnmaktadýr. Çünkü iktidara yaklaþmanýn yolu bundan geçmektedir. Bu da siyasi ahlak ve çýkar meselesidir. Konu rant olunca Türkiye yi ve halkýný da anmadan geçmek haksýzlýk olur diye düþünüyorum. Çünkü bir toplum ektiðini biçer. Türk halký tercihini genelde saðdan ve ranttan yana yapýp, solu ve sol düþünceyi kendine düþman olarak görmektedir. dürüstlüðü aptallýk, dolandýrýcýlýðý, üçkaðýtçýlýðý uyanýklýk olan gören bir toplum ancak böyle bir tabloya layýk olabilir. Baþkalarýnýn haksýzlýklarýna karþý örgütlü olup ve kendi haksýzlýklarýný görmenin körlüðünü yaþamaktadýr. Dünya kupasýnda çeyrek finale çýkmalarýyla Türkler geliyor,en büyük Türkiye baþka büyük yok kýskananlar çatlasýn sloganlarýyla dünyanýn her yerinde ayaða kalktýlar ve insaný tarihe götürüp o bilinen tarihi Çin settini hatýrlattýrdýlar. Tamda zamaný düþüncesiyle bu gürültü, çýlgýnlýk sevinç ortamýný hiç kimse görmez ve görse de halkýmýz alýþkýndýr mantýðýyla petrole yapýlan zamlar takip etti, nasýl olsa bu halka Türklüðü yeterlidir. Þarlatan Medyada utanmaz Belçikalýlar Milli sevincimizi kursaðýmýzda býraktýlar safsatalarýyla bunu görmezden gelerek dikkatleri baþka yöne çekmeye çalýþtýlar. Peki neden bu zam, bu zulüm çarký, bu açlýk, bu yoksulluk görülmüyor, neden döviz karþýlýðýnda satýldýklarýnýn hesabýný sormasýný bilmiyorlar? Çetin Altan ýn dediði gibi bizim Türklüðümüz bize yeter evet özgürlüðe, demokrasiye, sosyal adalete, insanlýk ailesi içerisinde þerefli bir aile olarak yaþamaya ne gerek var? Türklük yeterlidir, halkýmýza ve halklarýmýza hayýrlý, uðurlu olsun... Duyduk duymadýk demeyin Hamburg yabancýlar t e m s i l c i l i ð i n i n kaldýrýlmasý yabancýlara vurulan büyük bir darbedir. Hamburg da böyle bir kurumun bulunmasý yabancýlar ve Almanlar için bir çözüm arama yeriydi. Bu kurum yabancýlarýn güvencesiydi, çünkü Hamburg da yaþayan bin yabancýnýn dara düþtükleri zaman baþ vurabileceði önemli bir kurumdur. Yabancýlar Danýþmanlýðý Devlet dairelerinden bilgi alma yetkisi olan tek kurumdur. Yabancýlarýn çoðu bu bilgiye sahip olmasalar bile, bu kurum onlara bir güvenceydi, onlar bu güvencenin farkýnda olmasalar bile Devlet dairelerinde çalýþan memurlar bunun farkýndalar ve yabancýlar Danýþmanlýðýnýn baþvurularýnda daha çok temkinli davranmak zorunda idiler. Yabancýlar Danýþmanlýðýnýn kaldýrýlmasýnýn nedeni Hamburg daki tasarruf politikasýnýn olduðu söylense DÝYAP GÖKDUMAN de iþin gerçek yüzünün öyle olmadýðý, esas olarak yabancýlar politikasýnda yapýlan, entegrasyon karþýtý politika yapýlmasý ve burada yaþayan yabancýlarýn susturulmak istenmesidir. Bunun bir göstergesi de sadece yabancýlar danýþmanlýðýnýn kapatýlmasý deðil ayný þekilde yabancýlara hizmet veren kurumlardaki Sosyal Danýþmanlýk yerlerin paralarýnýn kesilmesi hatta bazý yaralarýn kapatýlmasýdýr. Bir yandan tasarruf yapýlmak istenirken, yabancýlara Sosyal Danýþmanlýk yapan yerler kapatýlýrken, diðer yandan Hamburg daki polislerin sayýsýný artýrarak, çalýþma saatlerini yükselterek ve üniformalarýný deðiþtirerek oldukça büyük bir miktar parayý da israf edip tasarruf politikasýnýn dýþýnda býrakýyorlar. Anlaþýlan Hamburg daki yeni Hükümet, þundan yola çýkmaktadýr; entegre olmuþ yabancýlarýn böyle yerlere ihtiyacýnýn olmadýðýnýn, yýllardan beri bu memlekette yaþayýp ta entegre olmayan yabancýlarýnda, olma niyetleri olmayýp bu memleketi terk etmeleri gerektiðini düþünmektedirler. Kýrk yýllýk göç süresince bu memleketi Almanlarla birlikte inþa eden yabancýlar, özellikle birinci nesil, aðýr þartlar altýnda çalýþarak, yaþamak zorunda kalmýþlardýr. Bu yaþam þartlarýnýn doðurduðu sorunlarla (saðlýk, sosyal ve kültürel) kendilerinin baþa çýkmalarý gerektiði ve yardýma gerek görülmediði anlayýþýyla bu insanlar problemleriyle baþ baþa býrakýlmaktadýrlar. Þimdi anlaþýlan, yabancýlar kendi haklarýný almasýn diye, yardýmcý kurum ve kuruluþlarý ortadan kaldýrýp, bu ucuz iþçilerin, iletiþim ve savunma imkanlarýný yok ederek bu insanlarý bir nevi dilsizleþtirmektir. Hâl böyle olunca vatandaþlar arasýndaki eþitsizliði görmemek mümkün deðil. Kaldý ki devletin vatandaþlarýna karþý sorumluluklarýný yerine getirme mecburiyeti vardýr. Bunlarý yazarken aklýma bir fýkra geldi; Zamanýn birinde Hýristiyanlarla Müslümanlar arasýnda bir savaþ baþlamýþ. Müslümanlarýn en zayýf askeri çok gerilerde kalmýþ ve Hýristiyan askerlerine çok sinirlenip kendi kendine söyleniyormuþ... ah ulan ah! Þimdi þu anda onlarýn bir askeri elime geçse ben ne yapacaðýmý bilirim ona. Derken bir Hýristiyan askerinin daha önce oradan geçen Müslüman askerler tarafýndan bir direðe sýkýca baðlandýðýný görür. Oh ne güzel deyip ona yanaþýr. Aklýna birden Müslümanlýkta eli kolu baðlý, savunmasýz insaný öldürmenin günah olduðu gelir ama bir yandan da ben bunu çözersem bu benden daha kuvvetli beni öldürür diye düþünerek, bir yandan da Müslümanlýk kuralarý aklýnda çýkmýyormuþ. Bu kurallara göre önce adamý çözecek, sonra eline bir kýlýç verecek ondan sonrada hamle et kâfir diyerek adamý öldürecek. Adamý çözerse, kendisinin öldürüleceðinin korkusundan dolayý, kendince bir çözüm bulur. Adamý çözmeden hamle et kâfir deyip öldürürse Müslümanlýk kurallarýna aykýrý davranmýþ olmayacaðýný düþünerek adamý öldürür. Hamburg Hükümetinin durumu da fýkramýzýn kahramanýnýn tutumuna benzemektedir. Bir yandan herkese eþit davranýyorum diyeceksin, diðer yandan az sayýda var olan haklarý da kýsacaksýn. Biz yine Yabancýlar Danýþmanýnýn kapatýlmasýna dönelim. Yýlda ortalama insana yardým eden, sorunlarýyla ilgilenen yabancýlar için sembolik bir anlamý olan, bu kurumun kaldýrýlmasýnýn nedeni sadece ekonomik tasarruflar deðildir. Ýþin gerçek yüzü, yabancýlar politikasýndaki paradijma nýn yabancýlar aleyhinde deðiþtirilmesidir. Ýþin esas nedeni politiktir. Bunun doðru anlaþýlmasýný umar, yabancýlarýn, Alman demokratik kurum ve kuruluþlarýn bu konuda duyarsýz kalmamalarýný umarým. Saygýlarýmla...

9 ROPÖRTAJ 9 Röportaj Figen Genç Karþýmda bir tiyatrocu olduðu için verdiði cevaplarý yazarken ifadelerini, gülüþlerini, duygularýný eklemek istedim. Ama bunu yaptýðým zaman röportajý senaryolaþtýracaðýmý düþünerek vazgeçtim. Doðal bir sohbet ortamýnda geçti, kýsa olmasýna raðmen doyurucuydu. Daha hazýrladýðým pek çok soru vardý. Ama Zuhal Olcay ýn þu dönemdeki çalýþmalarýný bir nebze de olsa da paylaþtýk. Her þeyden önce, kendi ifadesiyle hayatýnýn en yoðun döneminde uykuya bile zaman ayýramazken bize zaman ayýrdýðý ve sohbetimiz boyunca sergilediði içtenlik için kendisine çok teþekkür ediyorum. Beni mutlu eden bir sohbetti, çalýþmalarýný büyük bir zevkle ve gururla anlatýyordu. Röportajýmýzý, eþi Haluk Bilginer le Kadýköy Moda da açtýklarý Oyun Atölyesi nde gerçekleþtirdik. Dinletisine siyah-beyaz ismini vermesine karþýn, Zuhal Olcay ýn sanat yaþamý gökkuþaðýndaki gibi pek çok renk ve boyutu barýndýrýyordu. Sanatýn bir çok dalýnda aktif olarak yer alýyorsunuz, öncelikle son dönemdeki çalýþmalarýnýzla baþlayalým: Uzun zamandan beri en yoðun sezonumu yaþýyorum. Yaptýðým bütün iþler çakýþtý, ama bu çakýþma güzel, beni yormasýnýn dýþýnda... Tiyatro inþaatýmýz bitti. Bir yýla yakýn zamandýr uðraþýyorduk. Ayný dönemde televizyon dizisi sürdü, bir sinema filmi yaptým: adý Hiçbir Yerdeki, Eylül de vizyona girecek. Film, festivalde oynatýldý, ben de bir ödül aldým. Bir taraftan Tiyatro da Siyah-Beyaz isimli dinletimi yapýyorum, konserler var; bir taraftan Genco Erkal ve kadýn tiyatro oyuncularýyla Nazým Hikmet e Armaðan adlý oyunu çalýþýyoruz. Festivallerde yer alýyor. Nazým Hikmet in þiirlerinden oluþan çok özel ve güzel bir gösteri... Gerçekten ayný sahnede bir daha bir araya gelmesi güç isimler, hepimiz ayný sahnede olacaðýz. Yani inanýlmaz bir tempo. Uyumaya vakit bulmaya çalýþýyorum. Oyun Atölyesi nde dinletiniz baþladý. Siyah-Beyaz isimli dinletinize geldim, çok beðendim; sanki tiyatral bir konsepti vardý, bu konsepti nasýl adlandýrýyorsunuz? Evet, bu Türkiye de çok örneði olan bir þey olmadýðý için ne isim koyacaðýmýza karar veremedik. Tiyatral gösteri deseydik beklenti artabilirdi, çünkü yazýlý metin yok, þarkýlardan oluþuyor. Dinleti dedik ama sizin de dediðiniz gibi, dinletinin ötesinde þarkýlarýn sözlerinin oynandýðý, yorumlandýðý bir gösteri oldu. Özel bir isim hâlâ bulunabilir... Çok etkileyiciydi... Teþekkür ederim. Ben çok tat alýyorum sahnede bu iþi yapýyorken. Gerçekten müzik eþliðinde bir durumu oynamak çok zevk verici. Bu aldýðým zevk de seyirciye geçiyor herhalde... Türkiye de bu tarz baþka çalýþmalar var mý? Yok. Dünyada örneði var mý? Dünyada belli konseptler altýnda var. Brecht in þarkýlarýný, Milva yorumlar, ya da kabare þarkýlarýný Ute Lemper yorumlar. Birbirinden baðýmsýz ve temel bir konsept olmaksýzýn çok yaþama dair bir gösteri. Ben Zuhal Olcay Mutlaka terlemek, acý çekmek, çok emek sarf etmek gerekiyor izlemedim, belki vardýr, ama Türkiye de yok. Kýsaca sizin dilinizden özgeçmiþinizi alabilir miyiz? Ýstanbul da doðup büyüdüm, Ankara Devlet Konservatuarý nda okudum. Bir süre Ýzmir Devlet Tiyatrosundan çalýþtým, ama hayatýmýn büyük bölümü Ýstanbul da geçti, çalýþmalarýný burada sürdürüyorum. Yani benim memleketim Ýstanbul. Peki niye Devlet Tiyatrolarýndan ayrýldýnýz? Bana yetmedi. Sadece o ailenin için de olmak bana yetmedi. Orada çok güzel günler yaþadým ve güzel iþler yaptým. Ama mesleki anlamda hep daha daha diyen bir insaným, bu hamurumda var, böyle hissediyorum. Hep amaçlarýma eriþtikten sonra yeni bir amaç, yeni bir hedef belirleyip onun peþinde koþtum. Amaçlar zaman içerisinde kendi tiyatromu kurmak, kendi iþimi oluþturmak, özgür çalýþmak olduðu için bu kararý aldým. Sinemaya geçmiþ olmamýn da çok büyük etkisi var. Sinemaya geçtikten sonra mý bu kararý aldýnýz? Tabii, tabii... Hoþ, güzel bir baþlangýç yaptým. Bir baktým ki sinemadan da çok tat alýyorum. O zaman Devlet Tiyatrosu beni böyle bir þey için baðlýyordu. Çünkü oranýn oyuncusu iseniz çok özgür olamayabiliyorsunuz. Bir röportajýnýzda Tiyatro eðitimi almamýþ bir oyuncuyla ayný sahneyi paylaþma riskini göze alamýyorum demiþsiniz? Yo, yoo... Öyle bir þey yok. Eðitim çok önemli ama her þey de deðil... Sýrf tiyatro okulundan mezun oldu diye bir insan aktör olamaz. Ama eðitim olmazsa olmaz. Ýyi bir baþlangýç ve temel gereklidir. Sanatçýlar belli bir birikimden sonra (herkes için geçerli, deðil tabii) istemeseler de bir ekol oluþuyor... Oluþuyor tabii... Sanatseverlere göre siz de bir ekol yarattýnýz, bunu nasýl deðerlendiriyorsunuz? Çok teþekkür ediyorum. Bu nasýl bir iþ biliyor musunuz, öðrendikçe daha da yetersiz hissediyorsunuz kendinizi. Öðrendikçe korkularýnýz daha da artýyor, ya baþaramazsam! duygusunu yaþýyorsunuz. Bu korkularý hep yaþýyor musunuz? Sürekli korku deðil tabii... Zaman zaman müthiþ tatmin anlarý yaþýyorsunuz. Ýþte tamam! diyorsunuz, ama hemen arkasýndan Þimdi ne olacak? deyip, yeni bir öðrenme ve dönüþtürme sürecine giriyorsunuz. Sürekli bir yarýþ bu... Kahredici, ama çok zevkli... Gerçekten dünyanýn en güzel iþini yaptýðýma inanýyorum. Eðer hakkýný verirseniz, hiç ihanet etmiyor size. Gün gelir, an sevdiðiniz ihanet eder ama iþiniz asla size ihanet etmez, ona gereken özeni, ilgi ve sevgiyi gösterirseniz... Mutlaka karþýlýðýný alýyorsunuz, yeter ki onu nasýl geliþtireceðinizi bilin, öðrenin, araþtýrýn. Bu iþte sýradanlýða tahammülüm yok. Bu iþte adamsendecilik olamaz. Ben yaparsam olur, ben yaptým oldu, yuttururum olamaz. Mutlaka terlemek, acý çekmek, çok emek sarf etmek gerekiyor. O zaman alýyor insan karþýlýðýný. Dinletide de gördük, oldukça özel bir çalýþma olmuþ. Þarkýlarýn seçimi öyle yapýlmýþ ki, bir kadýnýn yaþadýklarýný sahnede gösteriyordunuz bize... Deðil mi, böyle geçiyor... Erkek izleyiciler de ayný duygularý paylaþmýþlar. Çok güzel þarkýlar... Selim Atakan a da çok þey borçluyum. Bu þarkýlarýn hepsi albümlerinizde var mý? Hayýr, bir kýsmý yok... Son albümünüz Baþucu Þarkýlarý ndan da eserler seslendirdiniz. Baþucu Þarkýlarý nasýl oluþtu? O tamamen benim dýþýmda Ada Müzik ve Bülen Ortaçgil in ortak kafalarýnda oluþmuþ. Þarkýcý düþünmüþler, Bülent Ortaçgil özellikle beni çok istemiþ, sað olsun... Ben de hayraným ona, taptýðým bir þarkýcý, daha doðrusu müzisyen... Bana geldiler, ben de kabul ettim. Ýçime sindi. Bence klasikleþecek Baþucu Þarkýlarý... Eþiniz Haluk Bilginer le okul arkadaþý olduðunuzu biliyoruz. Evlenmeye nasýl karar verdiniz? Derler ya aþk ilk bakýþtadýr veya tanýdýkça olur, sizinki nasýl oldu? Biz okuldayken çok iyi arkadaþtýk. Çocuktuk tabii, ben çocuktum, o gençti... Okulda fýrsatýmýz olmadý. Birbirimizi beðenirdik, arkadaþtýk ama flört edecek durumumuz olmadý, baþka flörtlerimiz vardý... Yýllar sonra karþýlaþtýk, ve iþte, baþladý... Sanatçý olmanýz mý sizi yakýnlaþtýrdý? Þüphesiz onun da etkisi vardýr. Dünyaya, sanata bakýþýmýz, oyunculuk anlayýþýmýz çok örtüþüyor. Eðer bunlar uyuþmasa sanýrým birbirimizi pek taþýyamazdýk. Tabii ki sevgi, tabii ki aþk... Bunlar çok temel nedenler birlikteliðimiz için. Bir röportajýnýzda yine çok huzurlu bir yaþantýmýz var, ancak sanat bu huzurumuz bozuyor demiþsiniz bunu açýklar mýsýnýz? Bizim iþimiz insan... Biz insaný deþiyoruz. Karmaþýk bir varlýðý deþiyoruz, huzurlu olabilir miyiz? Çok zevkli bir huzursuzluk... Oyun Atölyesi nin açýlýþýnda eþinizin de rol aldýðý Erdemliler ve Günahkarlar ý izledim. Oyun Atölyesi nin sanat hayatýna baþlamasý sizin için ne ifade ediyor? Çok sevinçliyiz. Kendi adýma söyleyeyim, çok gururluyum. O kadar yorgunuz ki þu anda, yaza sevineceðiz... Asýl amaç burada çok güzel þeyler yapmak, burayý hep dolu görmek. Diziye geçmek istiyorum. Türkiye ve Avrupa da çok izleniyor. Çok sevildi, ben de çok seviyorum. Hayatýmda uzun yýllardýr bu kadar severek bir televizyon iþi yapmamýþtým. Dizi yazýn bitiyor. Dizide Olcay a bir çok erkek karakter aþýk. Nasýl bir karakter ki aþký çevresinde bu kadar topluyor? Bir kere o çevreye yabancý bir insan, o çevrenin tanýmadýðý bir kadýn. Ama bir o kadar da içten, doðal. Öyle bir çevrede o insanlar tabii ki etkilenir. Bir de senaryo böyle... Çok güçlü bir kadýn imajý var... Hem çok güçlü, hem çok kýrýlgan. Bizle aslýnda çok denk düþen bir þey oldu. Bugüne kadar dizilere baktýðýmýzda, hayatla mücadele eden kadýn çok güçlüdür, hiç yanlýþ yapmaz. Olcay böyle bir kadýn deðil. Olcay ýn yanlýþlarý da var, aðlayýp baðýrabiliyor, saçmalýyor, çok gerçek. Yaþamda hiçbir þey ak ve kara deðil. Hiç birimiz melek deðiliz sadece, þeytan deðiliz sadece. Olcay, yaþamýn içinde birisi. Yazarýn çok büyük etkisi var, oyuncular çok iyi seçildi. 80 sonrasý solcu kesimi anlatan Ali karakteri, son birkaç bölümde çok dramatize edildi. Ben dramatize edildiðine inanmýyorum, tam tersine Ali çok büyük bir travma geçirmiþ, belli ki iþkence görmüþ, çok içine kapanmýþ. O dönemden sonra Olcay ýn mahalleye geliþiyle itici güç aldý, yeniden hayata döndü. Ali þimdi çok iyi, çok da güzel bir karakter bence. Ayrýca bir diziden de çok fazla þeyi düzgün beklememeli insan. Duygusallýðýn çok fala artmasý... Duygusallýðýn bazen dozunun kaçtýðý bölümler oldu, onu kabul ediyorum, haklýsýnýz, ama o da yazarýn tercihi. Özellikle Ali nin hikayesini izlerken çok etkileniyorum. Haluk Bilginer de Tatlý Hayat dizisinde çok heyecanlý bir insan gibi görünüyor Evet, Haluk coþkuludur. Son olarak, beðendiðiniz ve etkilendiðiniz sanatçýlar kimler? Ýsim verebilir misiniz? Ben en çok Haluk tan etkileniyorum. Haluk benim için çok iyi bir örnek. Onunla kýyasladýðýmda, o kadar çok oyuncu yok Türkiye de. Ama Genco Erkal ý çok seviyorum. Þener Þen i sinemada çok beðenirim. Tiyatro da Tilbe Saran çok iyi bir oyuncudur. Yýldýz Kenter in bu mesleðe gösterdiði sadakat ve çalýþma azmi bence þapka çýkarýlacak bir þey. Ben bir de bütün tiyatrocu meslektaþlarýmý seviyorum. Tabii ki özellikle beðendiklerim var, ama tiyatro çok zor bir iþ çünkü. Ona ömrünü verenlerin önünde saygýyla eðilmek lazým. O sahneye çýkmanýn ne olduðunu ben çok iyi biliyorum. Aðýzlara pelesenk olmuþ bir laf tiyatro tozu yutmak... Öyle deðil iþte... Oraya her gece çýkýp iki saat orada o iþi saygýyla, tutkuyla, inatla yapmak çok zor bir iþ... O yüzden tiyatrocularýn hepsini çok seviyorum... hukuk Sevgili DEM Okuyucularý Av. MUSTAFA DOÐAN Bu köþede sizlerin Türkiye ye yönelik hukuki sorunlarýnýza yardýmcý olmaya çalýþacaðým. Neleri cevaplandýracaðýmý ise sizin sorularýnýz belirleyecektir. Bana gelen sorularýnýzýn cevaplarýný ben daha da genelleþtirerek cevaplandýrmaya çalýþýyorum ki, benzer sorunlarý bulunan vatandaþlarýmýzý da aydýnlatabilmiþ olayým. Avrupa tarzýnda bizden farklý olarak hukuki iliþkinin baþlangýcýnda Avukat görüþü alýnýr ve böylece insanlar kendilerini hukuken güvenceye alarak ileri de doðabilecek uyuþmazlýklarý önlemeye çalýþýrlar. Bu nedenle hukuki olduðunu düþündüðünüz her konuda öncelikle Avukat görüþü almanýzda fayda var. Böylece hem ileride doðmasý muhtemel birçok sorunu önlemiþ olursunuz hem de bu sizin için daha ekonomik olur. Ben bu yazýlarýmda DEM okuyucularýný hukuken bilgilendirmeye ve sorularýný cevaplamaya çalýþacaðým. Hamburg dan bir okuyucumuz, kiracýlarý ile sorunlarý olduðunu, yýllarca çalýþýp bir bina satýn aldýðýný, 5 daire ve bir iþyerinin kirada bulunduðunu, her sene Türkiye ye izne gittiðinde kira alacaklarýnýn düzenli olarak hesaba yatmadýðýný, kiracýlarla aylýk kira bedeli, çevre temizlik vergisi, elektrik ve su paralarý konusunda sýkýntýlar yaþadýðýný, kendisine ait binadaki bir daireyi izin dönemlerinde kalmak için boþaltmak istediðini ancak tahliyenin zor olduðunun kendisine belirtildiðini bu konularda ne yapabileceðini sormaktadýr. Deðerli okuyucular ilk olarak þunu belirteyim ; kiracýnýzla mutlaka aranýzda bir kira kontratý yapýn ve bunu mümkünse bir avukat eliyle yapýn.çünkü mahkemelik olduðunuzda bu kontrat ana delil olacaðýndan iyi bir kontrat çok önemli.yine bu kontratta kiraya verdiðiniz evde yada iþyerinde kimlerin oturacaðý, ne iþ yapýlacaðý, kira miktarý artýþ þartlarý ve bunun gibi maddelere dikkat edilmeli.ve en önemli unsur elektrik,su,kapýcý parasý ödemeden evi boþaltan kiracýnýn bu borçlarýný ev sahipleri ödemek zorunda kaldýðýndan gerek kontrata yazarak ve gerek gayri menkulü kiraya verirken kiracýnýn bu kurumlarla sözleþme yaparak elektrik,su saatlerini kendi üzerine almasýný saðlayýn.çöp vergilerinin düzenli yatýrýlmasý emlak vergilerinin takibi de,kiralarýn zamanýnda yatýrýlýp yatýrýlmamasýna dikkat edin. Tüm bu iþlemlerinizi Türkiye deki bir yakýnýnýza yaptýrmaya çalýþtýðýnýzý görüyorum ancak bu yakýnýnýz hukukçu olmadýðý sürece sorunlarýnýzýn bitmediðini anlýyorum.bu nedenle bir avukat ile kiracýlarýnýzýn takip edilmesi konusunda anlaþmasýnda fayda var. Ve kiracýnýzla olduðu gibi avukatýnýzla da mutlaka aranýzda bir sözleþme yapýn. Kiracýyý tahliye etmek bakýmýndan, yasa zorunlu ve devamlý ihtiyacý tahliye sebebi kabul ederken, Yüksek Mahkeme(Yargýtay Hukuk Genel Kurulu 1992/6-481 Esas ve 1992/603 Karar) aldýðý bu kararla ; Türkiye ye kesin dönüþ yapmadýðý her yýl Türkiye ye iznini geçirmek için geldiði ve geçici bir ihtiyaç olduðu iddiasýna raðmen temel hak ve hürriyetlerden olan mülk edinme hakkýnýn özünün zedelenmemesi ve mal sahibinin otel motel gibi yerlerde kalmasý hem külfetli olacaðýndan ve hem de yurt ve akraba özlemi duyacaðý, çocuklarýnýn da mümkün olduðu oranda vatanýndan ve Türk örf ve geleneklerinden kopmamalarýný arzu edebileceði gayet doðal görülmelidir. Den bahisle kýsa süreli ihtiyacý da bir tahliye sebebi sayarak yurt dýþýnda yaþayan ve kýsa süreli Türkiye ye gelen vatandaþlarýmýzýn hakkýný korumuþtur. Dolayýsýyla bu karar doðrultusunda tahliye davasý açýp sonuçlandýrmanýzda mümkün olacaktýr. Hukuki olan tüm soru ve sorunlarýnýz için bize her zaman aþaðýdaki adres ve telefon bilgilerimizden ulaþabilirsiniz. ADRES: Millet Cd. S.Sinan Sk. No : 55/5 Haseki / ÝSTANBUL / TÜRKÝYE TEL: / 61 / 62 / 63 FAKS: E MAÝL:

10 Türkische Volksdichter. Er wirkte in der türkischen Volksdichtungstradition bahnbrechend, in dem er eine eindrucksvolle Sprache und Gefühlswelt erschuf. Es wird vermutet, dass er im Jahre 1606 geboren und 1679 oder 1689 gestorben ist. Es gibt über sein Leben keine eindeutigen Informationen. Nach den Uhtersuchungen und Nachforschungen, die bis jetzt erstellt wurde, lebte er im 17. Jh. Es wurden verschiedene Ansichten über seinen Heimatort vorgelegt. Von manchen wird behauptet, daß er in der Nähe von Kozanberg in dem Dorf Varsak (Farsak) der zur Kreisstadt Bahçe gehört, geboren sei. Die Barak Turkmenen aus Gaziantep und auch die Çavuþlu Turkmenen die im Kreis Musabeyli von Kilis leben, behaupten daß Karacaoðlan zu ihren Sippen angehöre. Nach einem anderen Gerücht soll er von der Dorf Gökçe sein, dass an der Kreisstadt Feke von Kozan liegt. Der Sippe Karakeçili, dem in West- Anatolien leben, zählen ihn von ihnen. In den Dörfern von den Kreisstädten Silifke, Mut und Gülnar von Mersin werden behauptet, dass er aus diesen Gegenden sei. Nach einem Legende wird behauptet, dass er aus Belgrad sei. Was man aus diesen Informationsquellen und seinen Gedichten erfährt, ist, dass er in Çukurova geboren und unter den Sippen aus diesem Gegend gelebt hat. Sein Name wurde in manchen Quellen als Ýsmayil und in manchen seine Gedichte als Halil und Hasan genannt. Nach den Erinnerungen von Hacý Hamdi Efendi aus Akþehir soll Karacaoðlan als Weise aufgewachsen sein. Aus dem Angst heraus, dass er mit einem häßlichen Mädchen vermählt werden können, oder dass er wie sein Vater als lebenslange Soldat in die Arme aufgenommen werden könnte und wegen der Meinungsverschiedenheiten mit der Kazanoðullarý, die in diese Zeit Lehnsherrn in Çukurova waren, zog er in seinen jungen Jahren in die Fremde. Es gibt Gedichte von ihm von denen hervorgeht, dass er seine beiden Schwestern mitgenommen hat und das er nach Bursa sogar nach Istanbul gegangen sei. Wiederum geht von diesen Gedichten hervor, dass er sich in Bursa niederliess und Familienvater wurde und sogar Kinderverlusst erlitten hat. Es wird angenommen, dass er verschiedene Städte Anatoliens durchquerte, sogar die europäische Seite des Landes durchstreifte, ausserdem nach Ägypten und nach Tripolis gegangen wäre. Den grössten Teil seines Lebens verbrachte er in der Gegend Çukurova, Maraş und Gaziantep. Wie sein Geburtsort wird auch seine Sterbeort nicht genau gewusst. Es wird aus seinen Gedichten ersichtlich, dass er sehr lange gelebt hat. Nach den Erinnerungen von Hacý Hamdi Efendi ist er mit sechsundneunzig Jahren in Cezel Plateau gestorben. Nach den letzten Befunde wird angenommen, dass sein Grab an der Karacaoðlan Hügel bei dem Dorf Çukur, im Stadtkreis Mut des Stadtes Içel liegt. Karacaoðlan lebte in einer Zeit, wo im Osmanischem Reich wirtschaftliche Krisen und innere Unruhen herrschten. Die Quellen seine Gedichte bilden, die Traditionen der Nomadengesellschaft in dem er geboren und gelebt hat, die Natur in dem er lebte und als Heimat betrachtete. Durch die Vereinigung von den Lebens, Gefühls und Denkeigenschaften der turkmenischen Sippen, die in der Gegend von Südost- Anatolien, Zilizische Ebene, Taurus und Gavurberge lebten und durch seiner eigener Individualität entstand eine ganz neue Darstellung der wandernden Volkssänger-Literatur. In seinen Gedichten nahm die Schmerzen des anatolischen Volkes (im 17. Jh.), die Armut, der Not und die Hilflosigkeit des Nomaden Lebens kein Platz ein. Die Grundthema seine Gedichten sind Menschengewandtheit, Natur und Liebe. Die anderen Themen, die in der Ganzheit der Gedichte erscheinen sind Trennung, Fremde, Heimweh und Tod. Er bringt seine Einfühlungen in einer rationalistische Art in die Sprache. Er legt seine Gedanken mit eine offenen und verständlichen Sprache vor. In den Gedichten, in denen die Themen wie Schmerz, Trennung und Tod bearbeitet werden, fällt seine Eigenschaft auf. Er lehnt sich mehr an die Wirklichkeit als an dem Traum an. Sein Ausgangspunkt ist die Gelebtheit. Seiner Meinung nach sollte der Mensch solange er lebt, von dem Leben nehmen was er nehmen kann, und sein Herz nach Lust und Laune amüsieren. Die Quellen seine Lebensfreude sind, seine Verliebtheit an die Geliebte, an die Liebe und an die Natur. Er lobt die Schönen und die tapferen, er ruft an die Berge, von dem er weiß das sie seine Vertrauter sind, zu. In dem Kern seine lyrischen Gedichte liegt die Besonderheiten der fühl- und Denkvermögen seines Volkes. Der unvermeidliche Teil eines Nomaden Lebens, die Natur, bildet das hauptsächlichste Thema seine Gedichte. Er bringt die Natur in der er gelebt hat, die Gegend die er durchstreifte, in eine prachtvolle Art zu Sprache. Die Natur, den er als sein Freund, als sein Bruder annimmt und die er mit den Geliebten gleichwertig sah, mit dem er ineinander lebt, ist für ihn bedeutungsvolle als ein Platz in dem er lebt. Ein andere wichtige Grundthema seine Gedichte ist, die Vorhandensein der Liebe die sich mit Naturvergleichung verschönt. Die Freude die mit ihr gelebt wird, die Schmerzen die sie mit sich bringt, werden mit der Natur verteilt. Die Geliebter ist der unzertrennliche Teil der Natur, in seinen Gedichten. Es wird in seinen Gedichten von Zeit zu Zeit zu den Themen Heimweh und Tod begegnet. Er bringt die Trennung von seinen Geliebten, von seiner Stadt, von Wohnstädten seine Nomadenfamilie zur Sprache, und beklagt sich. Der Tod ist ein Kummer den er mit der Trennung und Armut gleichwertig hält. Neben dem Thema Natur verwirklicht den wahren Kernpunkt seine Gedichte die Begriffe Liebe/ Geliebte, außerdem werden diese Begriffe abgesehen von den traditionellen Formen ausgesagt und bearbeitet. Für ihm ist die Geliebte kein Wesen der erträumt wird, DEUTSCH 10 Karacaoðlan(17. jh.) mit tausendundeiner Träumen erschaffen, mit der Hoffnungslosigkeit der Unerreichbarkeit seinen Namen Gedichte erdichtet werden, sondern befindet sich mit dem Natur und Mensch Verhältnissen vermengt. Er gibt sie, ohne sie von den Leben und von dem Verhältnissen abzusondern wieder. Erst Mal werden in seinen Gedichten die Namen der Geliebten genannt: Elif, Anþa, Zeynep, Hürü, Döndü, Döne, Esma, Emine, Hatice... Karacaoðlan hat manchen von diesen bei der Austrittspunkt einer Quelle beim Wasserfüllen gesehen, manchen begegnete er auf dem Weg zum Wasser holen, mit Henkeln auf den Schultern, und den manchen bei der Buttern und Teppich Weben gesehen und sich verliebt. Sein Herz blieb nicht nur bei einem Schöne, er bindet sich nicht zu einem. Die deutlichste Seite, die in seinen Gedichten wiederscheint, ist die Schützenjägerei, seine Gefühlswelt und dessen Wiedergabe in seinen Gedichten. Die Sinnlichkeit erscheint in seinen Gedichten als Tatsache der Lieben und einander lieb haben. Es werden die Motive wie frisch und gesund aussehende Geliebte, Sexualität noch betonte und nimmt in seinen Gedichten einen eindrucksvollen Art Platz ein. Seine Anschauungs - Art zu Liebe und zu Frau, bringt dem Liebeslyrik eine Neuigkeit und trägt in diese Tradition eine wirksame Besonderheit zu. Auch wenn der Begriff Gott und die Thema Religion bei seinen Gedichten keine wichtige Rolle gespielt haben, brachte er in seinen Annäherungen zu dieses Thema einen anderen Blickwinkel und wurde bei den nächsten Generationen wirksam und wegweisend. Karacaoðlan hat sich in der Sprache und Metrum gegen die Zeitgenössischen Volksdichtern und von den Einfluss der Diwanliteratur ferngehalten. Er hat mit der täglichen Sprache der Südost-Anatolischen Menschen aus dieser Zeit geschrieben. Die Zahl der Wörter aus arabisch und persisch, sind sehr gering. Aber die regionale Sprache dieser Gegend gebrauchte er sehr häufig. Er hat durch die ihm eigene Ausdrücken und Vergleichungen eine eigene Gedichtswelt erschaffen. Das gibt seinen Gedichten ein andere Farbton. Manchen diese Wörter benutzte er, wie es in der Volksmund lebt, oder mit Veränderung ihre Aussagen der er benutzte sie mit veränderten Bedeutungen. Karacaoðlan benutzte den Halbreim des traditionellen Volksdichtung und in den verschiedenen Stellen die Alliteration. Er schrieb mit 11ver Silbenversmass (6+5) und 8 er (4+4) Silbenversmass feste Formen. In manchen seiner Gedichten wendete er, sich um die Silbenharmonie zu bekommen, an den Silbenfall. Die Metapher und Inhalt den er reichlich benutzte, sind die wichtigsten Bestandteile seine Gedichte, die sie so bedentend werden ließ. Eine der wichtigsten Bestandteil seine Gedichte sind, das sie sehr nah zu Singgedichte mani (volkstümliche Gedichte in Vierzeilen zu je 7 Silben, mit der Reimschema) eine Art Volksgedicht, stehen. Die Volksliedarten wie Koþma, Semai (vierzeilige Gedicht- und Liedform der türk- Volkslited.) varsaðý, (türk- Liedform- nach dem Nomadenstamm der Varsak benannt.) und türkü nimmt einen wichtigen Platz in seinen Gedichten. In jeden diese Gedichte benutzte er eine offenen, verständlicherweise empfindlichen, inhaltsreichen Darlegungseinheit, gebildet. Er wurde von Volksdichtern Pir Sultan Abdal, Âþýk Garip, Köroðlu, Öksüz Dede, Kul Mehmet beeinflusst, und er hat wiederum die zeitgenössischen Dichter wie; Aþýk Ömer, Aþýk Hasan, Aþýk Ismail, Katibî, Kuloðlu, Gevheri sowie die Dichter der 18. Jahrhundert Dadaloðlu, Gündeþlioðlu, Beyoðlu und Deliboran und die Dichter des 19. Jahrhundert Bayburtlu Zihni, Dertli, Seyranî, Zileli Talibî, Ruhsatî, Şems î und Yeşilabdal beeinflusst. Nachhinein hat er sowie die Dichter der Meşrutiyet sowohl auch die Dichter der republikanischen Periode beeinflusst, die von der Volksliteraturtradition ihre Nutzen gezogen haben. Unter diesen Dichtern kann man R.T. Bölükbaþý, F.N. Çamlýbel, K.B. Çaðlar, A.K. Tecer und C. Külebi aufzählen. Es wurden bis heute über fünfhundert Gedichte von Karacaoðlan untersucht und zusammengestellt, die seit 1920 in den geschriebenen Nachlassen gefunden wurde. Nach einer langen Reise bin ich zu einem schwarzen Stein gelangt. Hast mich ins Sehnsucht gestoßen nach meinem Stammbruder Was ist den Grund für die Bluttropfen, die aus meiner Augen fließen Die Trennung, die Armut, der Tod Manche Herrscher hat er von der Thron entfernt Von vielen hat er das Rosengesicht verwelken lassen So manche hat er zum unwiederbringlichen Weg geschickt Die Trennung, die Armut, der Tod Karacaoðlan sagt, ich habe mich niedergelassen, ich kann nicht übersiedeln Bitter ist der Todestrunk man kann nicht trinken Ich habe drei Kummer, man kann sie nicht voneinander auswählen Die Trennung, die Armut, der Tod (Karacaoðlan) Ich bin nackt gekommen, ich gehe wieder nackt fort Hab ich eine Verfügung für die nicht sterben Der Todesengel ist gekommen und verlang mein Leben Hab ich die Kraft um dieses Leben zu geben Sie auferstehen sie auferstehen sie kommen Sie stehen vor dem Jüngstengericht ehrerbietig Sie erschrecken und sagen dass Räuber da sind Hab ich den Seiden geladene Karawane Wen du ein Mann bist, dann bring deine Tapferkeit hervor Allmächtige Gott, lass meine Mangelhaftigkeit genügen Sie sagen mir, ich soll die Last des Kummers forttragen Hab ich die Kraft diesen Last fortzutragen Karac oðlan sagt, sie preisen meinen Namen Die Zucker, die wir gegessen haben, wurde zu Gift Sie schreiben zu, dass wir die schönen Lieben Hab ich einen anderen Geliebte als der Herrgott. (Karacaoðlan Keine Mehrheit im Bundesrat für 6. HRG-Novelle eine Mehrheit im Bundesrat für KHochschulrahmengesetz (HRG) Der Bundesrat hat in seiner Sitzung vom 21. Juni 2002 dem Gesetz zur Änderung des Hochschulrahmengesetzes seine Zustimmung verweigert. Gegen die 6. Novelle des HRG, deren Zustimmungsbedürftigkeit vom Vermittlungsausschuss nicht bestätigt wurde, legte der Bundesrat vorsorglich Einspruch ein. Die Änderung des Hochschulrahmengesetzes hatte der Bundesrat wegen der seiner Ansicht nach fehlende Gesetzgebungskompetenz des Bundes kritisiert. Des weiteren hielt er das Gesetz für grundlegend überarbeitungsbedürftig. Hintergrund: Gebührenwildwuchs Nach der Verabschiedung der 6. Novelle des Hochschulrahmengesetzes (HRG) durch den Bundestag ist das Tor zur Gebührenerhebung an den Hochschulen nun bundesweit aufgestoßen. Die rot-grüne Bundesregierung hat damit entgegen ihrer Wahlversprechen von 1998 nicht der schwarzgelben Gebührenflut Einhalt geboten, sondern die schwarzgelben Gebührenmodelle in ein Bundesgesetz gegossen. Mit der getroffenen Regelung können sich die StudentInnen nicht einmal mehr sicher sein, ihr Studium bis zum ersten berufsqualifizierenden Abschluss gebührenfrei abschließen zu können. Das Gesetz sichert nur den gebührenfreien Zugang zum Hochschulstudium, jedoch nicht den gebührenfreien Abschluss. Die Ausnahmeregelungen gehen sogar soweit, dass allgemeine Studiengebühren möglich wären. StudentInnen, die aus unterschiedlichsten Gründen etwas länger für ihr Studium brauchen, können nun mit Strafgebühren, den so genannten Langzeitstudiengebühren, belastet werden. Zudem erlaubt die Novelle die Einführung einer nachfrageorientierten Bildungsfinanzierung in Form von Studienkonten oder Bildungsgutscheinen. Diese leisten nicht nur einen Vorschub für die völlige Marktanpassung des Studiums, sondern bieten eine Steilvorlage für allgemeine Studiengebühren. Nach dem jetzigen Stand der Dinge werden Studienkonten und Bildungsgutscheine bei ihrer Einführung die selbe Form wie Langzeitstudiengebühren unter einem anderen Namen darstellen. Die Strafgebühren bedeuten einen ersten Schritt bei der Aufkündigung des sozialen Grundkonsens, dass alle unabhängig von ihren sozialem Hintergrund die selben Chancen und Rechte beim Zugang zu Bildung haben sollen. Schon jetzt sind immer weniger StudentInnen aus den unteren sozialen Schichten an den Hochschulen zu finden, und die Rahmenbedingungen verschlechtern sich ständig. Die jüngste BAföG-Reform hat nicht zur grundlegenden Verbesserung der Situation beigetragen. Damit schwinden auch die Chancen für zukünftige Generationen von StudentInnen auf ein gebührenfreies Studium. Eine Rückkehr zum elitären Hochschulsystem zeichnet sich ab. Gebührenwildwuchs II Es sind jedoch nicht nur so genannte Langzeitstudiengebühren, in angeblich geringer Höhe von ca. 500 Euro pro Semester mit denen die StudentInnen belangt werden. Den StudentInnen wird das Geld auch mit vielerlei Verwaltungsund Benutzungsgebühren aus den Taschen gezogen. Immer mehr Angebote des Hochschulsports oder des Studium Generale werden oder sind bereits nur noch kostenpflichtig konsumierbar. Eine weitere Form der Gebühren sind die so genannten Einschreibeoder Rückmeldegebühren. Dabei müssen alle StudentInnen einen Betrag von 50 Euro gemeinsam mit dem Sozialbeitrag für das Studentenwerk und falls vorhanden für die Verfasste StudentInnenschaft und das Semesterticket überweisen. Die Einschreibe- oder Rückmeldegebühren wandern direkt in den Landeshaushalt, meist um Finanzlöcher zu stopfen. Die FinanzministerInnen der Länder haben die StudentInnen als lohnende Einnahmequelle entdeckt und die WissenschaftsministerInnen lassen sich bei dieser Abzocke wissentlich übertölpeln, um ihrerseits mit weiteren Gebührenmodellen regulierend in das Studium einzugreifen. In Ländern wie Baden- Württemberg, Niedersachsen oder Berlin gibt es bereits verschiedene Formen so genannter Verwaltungsgebühren, wobei sie in Baden-Württemberg nach einer Klage der StudentInnen gerade Noch eine Anmerkung: jetzt muss das Gesetz doch nochmal in den Bundestag, da Einspruch eingelegt worden ist. Dort kann der Einspruch allerdings mit einfacher Mehrheit überstimmt werden. Dann wäre es erst mal durch, würde nach der Unterzeichnung von Bundespräsident Rau aber wohl vors Bundesverfassungsgericht gebracht werden. Es ist bitter, dass sich vor allem die unionsgeführten Bundesländer immer noch auf ihren antiquierten Kulturföderalismus stützen und keinerlei inhaltliche Begründung für ihre Ablehnung anführen. Deutliches beispiel hierfür ist auch die PISA-Debatte. ausgesetzt sind. Die Verhandlung läuft noch. In Nordrhein-Westfalen wird darüber laut nachgedacht. Dabei ist die Rechnung sehr einfach. Beispielsweise gibt es in Nordrhein-Westfalen ca StudentInnen. Das macht satte 50 Millionen Euro pro Jahr, die dazu genutzt werden, um den Landeshaushalt zu sanieren. Die StudentInnen sollen jetzt dazu beitragen, ein Loch von 1,4 Milliarden Euro zu stopfen, die Nordrhein-Westfalen nach Steuergeschenken an Unternehmen fehlen. Gebührenwildwuchs und kein Ende Doch das ist erst der Anfang. All diese Formen von Gebühren, seien es Langzeitstudiengebühren oder Verwaltungsgebühren, sind Gebühren in einer verhältnismäßig geringen Höhe, die angeblich individuell zu verschmerzen sind. Diese Gebühren dienen dazu, in der Bevölkerung die Akzeptanz für die Einführung von allgemeinen Studiengebühren zu schaffen. Schon jetzt liegen weitergehende Pläne auf dem Tisch. Gerade erst ist ein in aller Heimlichkeit ausgearbeitetes angebliches Denkmodell bekannt geworden, bei dem alle ab dem ersten Semester Studiengebühren von bis zu Euro pro Jahr zahlen müssen. Um eine soziale Selektion zu vermeiden, preist dieses Denkmodell ein elternunabhängiges Stipendium an, das sich auf den zweiten Blick als Darlehen erweist, welches verzinst wird und nach dem Studium einkommensabhängig zurückgezahlt werden muss. Für BAföG-BezieherInnen bedeutet dies nach Ende des Studiums einen Schuldenberg Studiengebühren plus BAföG-Schulden - im mittleren bis oberen fünfstelligen Bereich, für alle anderen geringfügig darunter. Ein Studium wird immer mehr zu einem Privileg Besserverdienender und zu einem abschreckenden sozialen Risiko für Menschen aus Familien mit geringen Einkommen.

11 KÜLTÜR-SANAT 11 Berlin de Kürt Film Festivali meteseler METE ALP NURAN MARAÞLI Merhaba, Bir süredir DEM Gazetesinde yazmayý düþünüyordum. DEM le buluþmamýn nedenlerinde biri; son sayýlarda kadýn arkadaþlarýn sayýsal olarak çoðalmasýdýr. Yayýn hayatýna baþladýðýndan bugüne kadar her aþamasýnda ve özellikle mutfaðýnda emek veren Hatice arkadaþ olsa da, hem gazetenin her sayýda kendini yenilemesi, hem de yazar kadýnlarýn artmasý sevindirici. Nereden baþlayayým kararsýzlýðý yazmamý geciktirdi. Aslýnda yazýlacak onlarca konu var ama, yine de hemen ha deyince yazýlmýyor Haziran tarihlerinde gösterime giren ve Berlin de ilki baþaran BERLÝN 1.KÜRT FÝLM FESTÝVALÝ beni oldukça heyecanlandýrdýðý için hemen yazmaya koyuldum. Bilindiði gibi Berlin, film festivalleri bakýmýndan önemli bir merkez. Geçtiðimiz aylarda Stocholm de de bir Kürt Film Festivali düzenlenmiþti. Yine Almanya nýn Frankfurt kentinde 24 Mayýs-2 Haziran tarihleri arasýnda Alman Film Müzesinde 19 filmden oluþan 1.Kürt Film Festivali izleyicileriyle buluþtu. Günümüze kadar Kürtlerin yaþamlarýyla ilgili bir çok þey yazýldý, araþtýrýldý, film konusu yapýldý. Özellikle de kýrsal yaþamý ve gelenekgörenekleri konu alan bir çok film gerçekleþtirildi. Yine Yeþilçam da birçok Kürt insaný yetenek ve baþarýlarýndan ötürü ün yaptý. Ancak bugüne kadar Film Festivali olarak hiç düþünülmedi, belki de düþünüldü mevcut koþullar elvermedi. Sessizliðin Sesi Dünyamýzý güzellik kurtaracak Dünyamýzý güzellikler kurtaracak! Beyin ve yürek güzelliði; ekmek ve sudan daha önemlidir...zira, ek-meksiz ve susuz ölürüz. Ancak,güzelsiz-güzelliksiz hayvanlaþýrýz!..oysa, ölmek, hayvanlaþmaktan daha önemlidir...diyor Dostoyevski...Ne kadar özlü ve de sözlü bir deyimdir. Sevgili yaþamý ve dostluðu paylaþanlar; sevmek ve sevilmek gerek. Ýþte, aþta, seviþte...kucaklaþmak gerek. Dar çember gibi kendi alanýmýzda takýlýp kalmak; geniþ alanlarý kapatýr.ufkumuzu daraltýr, dünyamýzý karartýr! Dünyamýzda ki bunca adaletsizliklerin, haksýzlýklarýn,sömürü ve baskýlarýn kökeninde sevgisizlik ve paylaþým kültürünün geliþmediðinin de önemli bir rolü olsa gerek. Ýnsaný insan yapan deðerlerin temelinde sevgi ve özgecilik yatar. Sevginin ve dostluðun-paylaþýmýn olmadýðý tüm öðeler birer robottan farksýzdýrlar! Sevgi ile hercümerç olmayan hiç bir sistemler grafiði mutlu toplumlar ve bireyler yaratamazlar! Yaþamý ve dostluðu paylaþmak adýna... Turnalarýn kanadýnda sevgilerimi yolluyorum! Bir yapýtýmýn dizeleri ile siz Sevgili Okuyucularýmý selamlýyorum... SEVDA ZARFINA KUÞ OLSAM!... Gökte Turnalar misali Sevda zarfýna KUÞ olsam! Mazlumlara güneþ eli Zalime boran KIÞ olsam... Dadaloðlu otaðýnda Sarmaþ oldum yataðýnda Bugünler yol kavþaðýnda Yarýna Umut DÜÞ olsam Sonuçta geç de olsa bu tür etkinliklerin yapýlmasý hem sevindirici, hem de onur verici Haziran 2002 tarihleri arasýnda Yýlmaz Güney in anýsýna düzenlenen ve Berlin de yapýlan 1. Kürt Film Festivalinde 10 tanesi ilk kez olmak üzere toplam 30 Kürt filmi (veya Kürtler üzerine yapýlan film) gösterime girdi. Festival, Bahman Ghobadi nin Demek Ji bo Hespên Serxweþ/Sarhoþ Atlar Zamaný filminin galasýyla açýlýþ yaptý. Açýlýþta bir konuþma yapan Ghobadi, bu festivalin kendisi için Cannes ten daha önemli olduðunu belirtti. 500 ün üzerinde bir davetli topluluðunun katýldýðý açýlýþ galasý Kürt sanatçý, kültür ve siyaset adýmlarýyla, dostlarýnýn buluþtuðu bir þenliðe dönüþtü. Festivale birçok film yönetmeni, senarist ve sinema emekçisi misafir olarak katýldý. Yönetmen Ghobadi ile yapýlan söyleþinin ardýndan geç saatlere kadar süren kokteyl, genç Müzisyen ener in güzel sesi ve farklý yorumlarýyla geceyi daha da renklendirdi. Filmlerin gösterildiði sinema Filmkunsthaus Babylon. Hemen salonun giriþinde sinemanýn tarihsel önemini açýklayan küçük bir yazý asýlý. Rudolf Lunau isimli KPD üyesi, yýllarýnda anti-faþist direniþ OZAN ÞAH TURNA Nerde garip görsem baðrým Cýz eder ah,dinmez aðrým Yüzyýllara gider çaðrým Ferhat Þirin ATAÞ olsam Þah Turna aþk,yele verin Dosta gitsin serin-serin Hasret çeken sevenlerin Gözünden akan YAÞ olsam!... çalýþmalarýný burada sürdürmüþ. Yýllar sonra Kürt film festivaline de ev sahipliði yapan bu tarihi yapý hem mimari, hem de gerçekleþtirdiði anlamlý gösterilerle oldukça sýcaktý. Festival boyunca filmlerin yanýsýra tarihleri arasýnda Yýlmaz Güney ve Sinemasý, Diaspora da Kürt Sinemasý ve Kürt Sinemasý baþlýklý tartýþmalý seminerler verildi. Seminerler de filmler kadar ilgiyle izlendi. Her filmin ya yönetmeni ya da rejisörü festivalde yer aldý. Bahman Ghobadi den Nizamettin Ariç e, Mano Xalil den Mehmet Aktaþ a, Ahmet Soner e kadar hepsi izleyicilerin sorularýný yanýtlayarak sýcak ve güzel bir ortam oluþturdular. Bir Kürt tiyatro sanatçýsýnýn sohbet sýrasýnda dediði gibi, Festivalin müdavimleri olarak biz orada küçük bir aile oluþturmuþtuk. Filmlerin hepsini olmasa da çoðunu izledim. Filmlerimiz bizi anlatýyordu; sürgün, göç, parçalanmýþlýk, savaþ, mültecilik, gözyaþý... Yani biz Kürtlerin gerçekliði. Festivalde uzun metrajlý filmlerin yaný sýra, kýsa metrajlý belgesel ve dokümanter filmler de yer aldý. Bunlarýn içinde beni en çok etkileyen Mehmet Aktaþ ýn Ermenistan da çektiði Karapetê Xaço belgeseli oldu. Karapetê Xaço nun ünlü Lavuko Metine ve Berivan parçalarý her dinlediðimde beni hep etkiler ve Evet Dostlar, mazlumlara doðan güneþ olsak. Gariplere muþtu(müjde), sevilene-sevene secde olsak.gönüllerimizi açalým Cana-canana. Onura,Ýnsana...Geniþ tutsak dünyamýzý. Özgür yaratýcýlýk ve özgür sevdalar; dar kalýpçýlýkla, ayný binanýn çevresini dolaþmakla olmaz!.kendimizi aþýp, yek diðerimizle kucaklaþmamýz gerekir! Özgürlüðün yanýna Özgünlüðü de koymalýyýz! Bir sanatçý, aydýn ve yazar özgür; ama ayný zamanda Özgün olmalýdýr... Lafýz deðil; anlam önemlidir. Doðruyu ve iyi olaný amaçlarken; güzeli de amaçlamalýyýz. Ýnsan, sevgi ve yaþam dýþa açýldýkça güzelleþir...sanatýn, aþkýn,þiirin olduðu her yerde bir umut ýþýðý vardýr!... Þüphesiz ki,bu satýrlarýn yazarýnýn da bir dünya görüþü vardýr. Mücadelelerini, sanatýný üretti. Birçok aðýr bedeller pahasýna! Ancak, hiç bir zaman belli bir takým dar ilkeleri savunma düzeyinde kalmadým. Dünya ya çok geniþ pencerelerden baktým! Kuru ideolojiler yavandýr...tatsýz-tuzsuz aþa benzerler. Yalnýz birtakým þeylerin deðil; birçok özelliklerin ve güzelliklerin adamý olmak gerek...sevgi yumaðý ile dolmak, aþk oduna yanmak gerek. Yaþam için yemeli; yemek için yaþamamalý...! Sevgili Canlar,yaratýcýlýk,üreticilik için zahmete katlanmak istemeyenler; tekrarýn,kopyacýlýðýn kolaycýlýðýna; hazýrcýlýðýn rehavetine kapýlýrlar...arabayý, sevgi ve bilim atýnýn önüne koþanlar; tarihin akýþýný tersine döndürmek isteyenlerdir! Ýnsanda ve canda deðiþmeyen tek þey; sevgidir ve deðiþkenliktir... Sevilesi ve yaþanasý bir dünya için. Uðruna zulümleri göðüsleyecek sevdalar ve umutlar için; tabi ki, bahçe bahçývan ve gülün yaný sýra; diken de olacaktýr! Dikensiz gül bahçesi olmaz! Gülün dikenine katlanýlmalý!... Nostalji takýlmakla geleceðe köprü kurulamaz. aðlatýr. Doðrusu, kendisinin hala yaþadýðýný ve Ermeni olduðunu bilmiyordum. Film 98 yýlýnda çekilmiþ ve o yýllarda 96 yaþýnda canlý bir tarih... Ýlerleyen yaþýna raðmen oldukça hayat dolu. 50 dakika süren bu dokümanter filmi göremeyenlerin çok þey kaçýrdýðýný düþünüyorum. Çarpýcý filmlerden biri de yönetmenliðini bayan Ruth Walk ýn yaptýðý 1998 de Ýsrail de çekilmiþ Xewne Pinka/Pinkas ýn Rüyasý isimli yapýmdý. Ýlginç bir anlatým tekniði ile hazýrlanan yarý-belgesel nitelikteki bu filmde Ýsrail e yerleþme çabasý içindeki bir Kürt ailenin serüveni anlatýlýyordu. Festivalin son gününde gösterilen ve yönetmenliðini Halil Uysal ile Özgür Reyzan ýn yaptýðý ve çembere alýnmýþ iki gerillanýn öyküsünü anlatan Tirêj filmi yoðun ilgi gördü. Festivalin gerçekleþmesinde büyük emeði geçen, Kürtlerin yaþadýðý çeþitli ülkeleri gezerek Kürt filmlerini toplayan, bütün teknik aþamalarda emeði olan ve sonuçta bizleri bu güzel filmlerle buluþturan gazeteci Mehmet Aktaþ ý kutluyorum. Mehmet, mutlaka zorluklarla, engellerle karþýlaþmýþtýr. Bu tür etkinliklerin bilinen bilinmeyen ne kadar çok engelle karþýlaþabildiðini tahmin edebiliyorum. Böylesi bir çalýþmayý sonuçlandýrmýþ olmasýnýn tüm zorluklara deðeceðini düþünüyorum. Dileðim Berlin Kürt film festivalinin gelenek haline getirilmesi, periyodik aralýklarla devam ettirilmesidir. Bu tür çalýþmalarý sürdüren arkadaþlara doküman sunmak, imkanlar oluþturmak en güzel dayanýþmayý oluþturacaktýr. Tabi þunu düþünmeden de edemiyorum; Keþke, bizleri konu alan filmlerimizi özgür topraklarýmýzda izleyebilseydik... Keþke, bu filmler bütün dünya ülkelerinde gösterilseydi... Sorunlara,fikirlere ve inançlara dar pencerelerden bakmakla ilerleme saðlanamaz.. Duygusuz ve sevgisiz insan, bir robottan farksýzdýr!... Sloganlara,simgelere ve imgelere yapýþmak, sýðýnaklara sýðýnmak bir aþama, geliþme kaydettirmez insana. Evet, dünyamýzý güzellikler kurtaracak. Sevgi kervanýnda can caný, ten teni saracak...ýnsanlýk esenliðe ancak, daðlarý Ferhat ýn çekici ile yara yara varacak Þirin ine!...sabýr ile,yürek ile,erek ile... Bizim daðlar, yollar aþan sevgimiz sevdadan da ötedir!... SEVDADAN DA ÖTE...! Deðil heves, deðil tutku Aþkým SEVDADAN da Öte Yarýnlara sarkar utku Umar DEVADAN DA Öte! Poyraz eser, güller n ider?.. Volkan kaynar, taþar gider Sarp daðlarý aþar gider Yolum OVADAN da Öte Aþk ekinim, harlý harman Yar la yaralandý derman Gönül dinlemez ki ferman ÞÝAR, DAVADAN da Öte Söz ve Müzik:Ozan Þiar Düzenleme:Ozan Þah Turna Vokal ve Yorum: ÞAFAK ve ÞÝRÝN Bir söz vardýr: Deðirmen iki taþtan; muhabbet ve sevgi iki baþtan...sevgi doðanýn ikinci bir güneþidir! Gönül-dostluk ve yaþam ocaðýnda kavrulduk, dört aleme savrulduk...omuzlarda geceleyin karanlýklaray batar; ama güneþ doðar. Sevginin sýcaklýðý ýsýtýr, yürekleri, ezgili-sezgili erekleri... Sonunda güzel ve güzellikler kazanacak. Ýnsanýn kendisi üzerinde zaferi olacaktýr! Iþýk dolacak karanlýk ve paslý gönüllere. Ýsli-puslu beyinlere. Zaten, yaþam, umut ve sevgi; paylaþým deðil mi?! Sevgiyle kalýn. Dostça, hoþça ve dostlukla kalýn! Yaþamayý kýl payý yakalamak kimileyin ölümden beter Yalnýz acýlarý anlatmak deðil derdim. Yapmak istediðim, unutturulmaya çalýþýlanlarý hem kendi belleðimizde uyandýrmak hem de unutmadýðýmýzý ve asla unutmayacaðýmýzý anlatmak beylerimize, efendilerimize. Gazetemizin Nisan, Mayýs ve Haziran sayýlarýndaki yazýlarýmda hep bu ana temayý izlediniz, okudunuz. Acýlar, acýlar, acýlar...sevinmelerimize kimsenin izin vereceði yok. Biz yaratacaðýz kendi sevinçlerimizi. Mahzuni Usta yý andýk DEM gecesinde. Dostlarla. Hamburg da. Sevinçlerimizi bir deste gül yaptýk, Mahzuni Usta nýn yüreðine koyduk. O artýk hep yaþayacak. Üzerimize üzerimize geliyor Temmuz. Sabra-Þatilla nýn, Halepçe nin, Þaron saldýrýlarýnýn kanterleri kurumadan Sivas Madýmak Oteli nden kurtulanlarýn hüznü, acýsý geliyor aklýma. Dinsel Ýrticanýn tarihler boyunca kelle koparýcý, deri yüzücü, domuz baðlý iþkenceci yüzü, Hallac-ý Mansur u, Þeyh Bedrettin i, Pir Sultan Abdal ý nasýl katlettiklerini anýmsatýyor bana. yakmayýn halepçe den bir ses uçar dolanýr sivas bulutlarýnda sivasça ya bakar bakar da kanatlarý tutuþur gözleri yanar sivasça dan bir ses uçar koþar hiroþima bulutlarýna zonguldak ocaklarýna koþar urfa ankara zigana tünellerine koþar yorulur da utanýr da gelir sesime konar anlaþýlmaz çaðlarýndayýz tutkularýmýzýn kahrediyoruz doðaya yýðýldý yine avuçlarýmýza küfürlü tükürüklerimiz bir insan yakýlýyor yaþam köprüsünün altýnda hükmetmek adýna insanlýða bin insan yakýlýyor inançlar yakýlýyor aydýnlardan kitaplardan çocuklardan sonra buruþturup atalým tükeniþlerimizi çarþaflar dolusu aðlamasýn düþlerimiz adýmlarýmýz geleceðe taþýsýn nefesimizi yaþanmamýþ düðünlerimizi özlemlerimizi yakýn aydýnlarýmýzý kitaplarýmýzý yakýn geleceðimizi çocuklarýmýzý yüreðimiz size inat hep böyle çarpacak Havalar ýsýnýyor. Sivas ta Madýmak Oteli ni tutuþturanlarýn meþalelerini yakanlarla, yine bir temmuz ayýnda yitirdiðimiz Bedrettin Cömert in tetikçilerini görevlendirenlerin ayný zebaniler olduklarýný biliyoruz. Unutmuyoruz. Unutmamayý öðreniyoruz. Öðrenmek zorundayýz. Bu bizim geleceðimiz. Çocuklarýmýzýn geleceði bu unutmamalarýmýz... külleri þeyh bedrettin külleri nazým külleri pir sultan külleri bir yýðýn insan küllediler fitilli yaralarýný yaban gözlerini devirdiler delikanlý daðlar devridi saçlarý kýrk örgülü canlar devrildi Kerbela yý nasýl unutmadýysak, Hiroþima ve Nagazaki ye ateþ toplarýný gönderenleri nasýl unutmadýysak, Güney Afrika daki ýrkçý beyaz azýnlýðýn mazlum siyah Afrika halkýný katlediþini nasýl unutmadýysak, Victor Jara nýn ellerini nasýl unutmadýysak, Vietnam lý çocuklara jenosit uygulayanlarý, Sýrp vahþetini ve toplu mezarlarý, Filistin deki Þaron vahþetini, Hitleri, Musoloni yi, Salazar ý, Franko yu, Pinoþe yi nasýl unutmadýysak öylesine dipdiri belleðimiz. Unutmuyoruz. Salazar ý, Franko yu deviren güç de Ýspanyol ve Portekiz halklarýnýn o dupduru unutmayan bellekleriydi. Bu bilgiyi de unutmuyoruz. Havalar daha çok ýsýnacak...

12 Bugünkü konuðumuz, kendisini daha çok yurtdýþý festivalleri ile tanýdýðýmýz, son zamanlarda basýnda gündemde yerini koruyan çok deðerli bir sanatçýmýzla, sayýn Dr. Levent Seçer.. Sayýn Seçer sizi uzun zamandan beri basýndan, sanatçý müzisyen olarak kültür ve sanatla ilgili açýklamalarýnýzdan tanýyoruz. Son zamanlarda ise sýk sýk basýn ve televizyonda,ayrýca þiirlerinizle çeþitli gazete ve dergilerde yer almaktasýnýz. Dr. Levent Seçer kim? Efendim ben bu sorunuza çok kýsa cevap vermek istiyorum. Çünkü daha ayrýntýlý bilgileri, beni söyleþinin akýþý içerisinde detaylý olarak bulacaksýnýz. Adana dan dünyaya geldim. Ýlk, orta ve lise tahsilimi Adana dan yüksek tahsilimi (Tip Fakültesi ) Ýstanbul ve Ýtalya da yaptým. Ayrýca Konservatuar müzik bölümünü bitirdim. Þu anda Almanya da yaþamýmý sürdürmeliyim. Sanat dünyasýyla tanýþmanýz nasýl oldu? Belki klasik bir cevap olacak ama, aileden gelen bir özellik. Babam müzisyendi. Çok güzel keman ve ud çalardý. Ayrýca çok güzel de sesi vardý. Zamanýn ünlü musiki üstatlarýyla yaptýðý fasýllar beni ta küçük yaþta müzik dünyasýnýn içine çekti. Levent Seçer kendisini ne zaman sahnede buldu? Ýlkokul boyunca müsamelerde þarký söylerdim. Ýlk sahne tecrübem beþinci sýnýf mezuniyet töreninde oldu. Ortaokul sýralarýnda bazen derslerden kaçar okulun yanýndaki terkedilmiþ tarihi belediye hamamýnda kulaklarýmý ellerimle kapatýp ses denemesi yapardým, sesimin verdiði yankýyla kendimi sanki sahnedeymiþ gibi his ederek þarkýlar söylerdim. Ayrýca her akþam Adana þehir sinemasýnda teþrifatçýlýk yapýyordum. Film baþlamadan önce sinemayý açýyordum. Bekleme müziðini ve film arasý müziðini kendim canlý þarký söyleyerek yapýyordum.aslýnda bir çok seyirci sinenemaya benim sesimi dinlemeye geliyordu. Yani müzik, sinema bunlar beni sanata çeken unsurlardýr. Profesyonel müzik yaþamýnýz nasýl baþladý? Yüksek öðrenimin için Ýstanbul`a geldiðim yýllarda müzikten tabi ki kopmadým. Ýstanbul`un ünlü gece kulüplerinde þarký söylemeye baþladým. Olimpia, Þanzelize, Foliberjer, Yýldýz, Mülenruj bu gazinolardan bazýlarý. Ýstanbul a geldiðimde yýllardan beri ezikliðini ve eksikliðini duyduðum bu eðitimin olanaklarýný aramaya baþladým. Ve Ýstanbul Belediye Konservatuar`ý sýnavýna girdim ve kazandým. Týp ROPÖRTAJ 12 Dr. Levent Seçer; Türkiye de sanat tele vole kültürüyle eþdeðerde kalýr ve öteye gidemez tahsilimi ve konservatuar eðitimimi paralel yürütmeye baþladým. Konservatuar eðitimi gördünüz, eminim þu anda þöhreti yakalamýþ, tanýdýðýmýz bir çok sanatçý ile ayný sýralarý paylaþmýþsýnýzdýr. Acaba bu konuda bize anlatacaklarýnýz var mý? Evet. Sayýn Kamuran Akor, Ahmet Özhan. Biz Türk Müziði bölümündeydik. Ayný zamanda tiyatro bölümü de ayný binadaydý. Bu bölümün öðrencilerinden Uður Yücel, Aslan Kaçar, Mübeccel Vardar, Gül Erda gibi þu anda sinema ve tiyatro sanatçýlarýný tanýdým ve büyük destek aldým. Onlar da bizim bölüme seslendirme, dublaj vs. Eðitimi için geliyorlardý. Bu arada bir dönem devlet bakanlýðý yapmýþ olan ünlü politikacýlardan olan Yüksel Yalova benim konservatuar dönem arkadaþýmdý. Tiyatro bölümünde olup da beni çalýþmalarýmda destekleyenler arasýnda sayýn Nedim Otyam (o dönem konservatuar müdürü), Yýldýz Kenter, Sabahhatin Kudret Aksal, Melih Cevdet Anday`ý da anmak isterim. Sayýn Seçer sizin basýndan sürekli uluslararasý f e s t i v a l l e r d e baðlantýlý olarak tanýdýk. Bu konu ile ilgili bize neler söylenilirsiniz? Týp fakültesinde öðrenciliðim devam ederken, kendimi tanýtabilmek için çok yönlü bir çalýþma alanýna girmek istedim. Bunun en önemli yolarýnda biri de tabi ki yurtdýþýna açýlmaktý. Benim konservatuardaki asýl alaným Türk Sanat müziði idi. Ama aldýðým eðitim genellikle klasik ve sanat tarzýna açýktý. Yurt içinde o dönemler bir çocuk Sanatçýlar furyasý vardý ve beni çok rahatsýz etti, Böyle bir müzik piyasasýnda sanatýmý dýþýndaki festivalleri araþtýrmaya baþladým. Ve uluslararasý nitelikte en büyük festivalin Ýtalya`da yapýldýðýný öðrendim. San- Remo Müzik Festivali þarký yarýþmasýnýn beni en iyi þekilde tanýtabileceðini düþündüm. Festivale, þarký yarýþmasý ile ilgili bilgiler toplamaya baþladým. San Remo da hangi þarkýyla yarýþtýnýz? Beklediðim bir soruya, teþekkür ederim. Baþvurumun kabul edilmesi üzerine Türkiye ye geldim. Festival tarihinde çok az bir zaman vardý þarkýmýn notalarýnýn, altyapýsýnýn hazýrlanmasý gerekiyordu. Sözleri bana ait olan Türkçe si Bir Kadýn nýn Son Sözü, Ýtalyancýsý Lul Tima, Parola di Una Donna olan þarkýmýn düzenlemesine Sezer Baðcan hazýrlandý. 106 eser arasýnda 16 ncý oldum. Bu sonuç benim için inanýn birinci olmak kadar sevindiriciydi. Festivaldeki baþarým, gerek Ýtalyan basýnýn gerekse Türkiye` de çok geniþ yanký uyandýrdý. Festivalden sonra bir süre Ýtalya da kaldým. Bu arada ünlü Ýtalyan sanatçýlarýndan Silvia Costina, Dominico Modukno, Adriano Celentono ile beraber oldum. Bu arada kaldýðým otelde ünlü Ýtalyan yönetmen Aldo Torelli benimle konuþmak istedi. Lisa Minelli ve Omar Sherif in baþrolü oynayacaklarý bir filmde rol almam için teklifte bulundu. Ayrýca fotoromanlarda oynamam için teklifler aldým.bunun yanýsýra aldýðým baþarýdan dolayý dünya festivallerinden davetler almaya baþladým ve almaya devam etmekteyim. Yurt dýþý itibariyle; Japonya- Tokyo, Ýrlanda- Castleber, Polanya- Spot, Bulgaristan Altýn Orfa, Yugoslavya- Pula, Fransa- Toulon, Sili-Vinna del man, Norveç- Oslo- Bergen, Finlandiya- Kuhmo Chammer, Avusturya- Alten- Kammer, Mýsýr- Ismailiye, Kazakistan Asya, Macarista- B a r t o k - vll Europen Conviial Song, Danimarka-Bergener Festivalleri. Ayrýca, 2001 yýlýnda Ýsveç `te yapýlan AB dönem baþkanlýðý ilk toplantýsýna davet edildim `ten beri merkezi Finlandiya `da bulunan Dünya Festivaller kuruluþu üyesiyim. Ayný kurul bana `` uluslararasý Müzik Akademisi baþarýlý Sanatçý `` ödülünü vermiþtir `de de Ýrlanda Ünüversity College An Dublin tarafýndan yene baþarýlý sanatçýlar arasýnda gösterildim. Avusturya `da katýldýðým bir festivalde dönemin Cumhurbaþkaný ve Birleþmiþ Milletler Genel Sekreteri Kurt Waldheim tarafýnda ödüllendirildim ve 1998 yýllarýnda Avusturya `da yapýlan Modernes Kultur und sozial Sponsoring Toplantýsý `na davet edildim. Dünyadaki modern kültür ve sanatýn geliþimi konulu bir konuþma yaptým. Sizi Türk Sanat Müziði sanatçýsý olarak tanýyoruz. Türk sanat müziðine hangi boyutlara taþýmayý düþünüyorsunuz? Bu müzik tarzýný yurt dýþýnda tanýtmayý düþünüyor musunuz? Türk sanat müziðine ve klasik müzik formatlarý birbirine yakýn, bir çok klasik müzik enstrümanlar Türk sanat müziðinde de kullanýyor. Aslýnda bu iki müzik tarzýnýn harmanlayarak yeni bir tarz müzik dünyasýna kazandýrmak, festivallere bu tarzla katýlmak hep üzerinde düþündüðüm bir konu, aslýnda giriþimci ve yenilikçi olmak gerekiyor. Þu anda yurt dýþýnda yaþýyorsunuz ve sanat faaliyetlerinize son yýllarýnda müziðin yaný sýra, þairliðinizi de katýnýz. Ýsterseniz biraz da bu yönünüzü irdeleyelim. Ben son derece duygusal bir insaným Yaþadýðým güzellikler de kötülüklerde de beni son derece sevindirir ya da yaralar. Yani duygularýmý doruklarda yaþarým hep. Bugüne kadar zaman zaman duygularýmý kaleme döküyorum, son zamanlarda bunu o kadar çok yapmaya baþladým ki, edebiyata karþý içimde inanýlmaz yakýnlýk duyuyorum. Bu arada bazý þiirlerim birçok gazete ve dergide yayýnlanma þansýna sahip oldular. DÜNDE KALMAK adý ile ilk þiir deneme kitabým olarak okuyucularýmýn beðenisine sundum. Þu anda sanat adýna Türkiye de gelinen nokta konusunda bir deðerlendirme yapmanýz mümkün mü? Bu soruyu cevaplamama lar yetmez aslýnda. Türkiye de sanat adýna yapýlanlarý gördükçe, sanata bu kadar emek vermiþ bir insan olarak kendimi hala sanatçý olarak tanýmlayamýyorum. Oysa hala sanatýn anlamýný bile bilmeyenler bir tek þarkýyla çeþitli sansasyonlardan geçerek adýna sanatçý siye andýrabiliyorsa ben bir kez daha sanatçý deðilim diyorum. Türkiye de sanat ve sanatçý bence magazin furyacýlarýnýn tekelinde. Sanatý sanat olmaktan çýkarýp adeta ticaret haline getirenler, sesi olmayýp da ben filancadan ders almaya baþladým, her sabah yumurta içiyorum, filanca ünlü bestekar benim için þarký yapýyor, diyerek çeþitli televizyon kanallarýnda görsellikleriyle gündeme gelen, kendi kendilerine sanatçý ünvani takanlar, sanatýmýzýn bugünlerde utanç haline gelmesine vesile olmuþlardýr. Bence manken mankenliðini, oyuncu oyunculuðunu, þarkici þarkiciliðini yapmalý. Sanat emek, bilgi, birikim, eðitim gerektiren bir olgudur. Ve bunun akabinde sanatçý doðar. Bir manken hanim mankenlik mesleðinde basarili olabilir. Ama sanat adýna hiç bir sesi yok, yeteneði yok, eðitimi yok, milyonlarca lira harcayarak tüm,çýplaklýðýný ön plana çýkarýp, ite kalka öðrendiði bir þarkýyla Sanatý katletmesine doðrusu seyirci kalmak istemiyorum. Bunu besleyen telvole, paparazzi kültürünü desteklemiyorum. Beni gerçek sanatçýnýn sanat adýna ne yaptýðý ilgilendirir. sanatçý olmayýp, sanatçý kimliðiyle ortaya çýkanlarýn tele volelerdeki entrikasyon yaþantýlarla gündeme gelmeleri beni asla ilgilendirmiyor. Bu zihniyet devam ettikçe sürekli açýklamalarýmda söylediðim gibi, Türkiye de sanat tele vole kültürüyle eþdeðerde kalýr ve öteye gidemez. Sayýn Seçer deðerli zamanýnýzý ayýrdýðýnýz için size çok teþekkür ediyoruz. Rica ederim. Dem Gazetesine ben teþekkür ediyor yayýn hayatýnda baþarýlar diliyorum. Yaþamýn Güzelliðine FÝGEN GENÇ Dünya prömiyerinde beyaz çiçeklerle bakýþýyorum Evde hastaydým Sesim dahi çýkmýyordu, konsere gittim, iyileþtim. Þu anda da CD den dinlediðim Üç Denizin Sesi Tekfen Karadeniz Filarmoni Orkestrasý, 20 Haziran 2002 de Ýstanbul Yeditepe Üniversitesi nde yaz sezonunun ilk konserini gerçekleþtirdi. Çeþitli ülkelerin yerel sazlarýný konuk eden þef Saim Akçýl ýn yönetimindeki orkestra bu defa Anadolu nun sesini güçlendirdi. Müzik dünyasýndaki iki prömiyer bu konserde gerçekleþti. Neyzen Ercan Irmak ýn solist olarak yer aldýðý Ney ve Oda Orkestrasý için Konçerto çok etkileyiciydi. Ercan Irmak ýn da ifadesiyle, saz semaisi de orkestra için ilk defa yazýlýyordu. Ýlyas Mirzayev in yazdýðý ve düzenlediði eserleri konserden hemen önce yapýlan provada dinlediðimde oturduðum yerde ruhumun yükseldiðini hissettim. Ney, zaten insaný iç dünyasýna götüren, ruhunu dinlendiren, arýndýran bir enstrüman, hele Ercan Irmak gibi bir vituoz den Karadeniz Filarnomi Orkestrasý ndan dinlemek. Ney in obua ile düeti bir ara orkestrayla öyle bütünleþti ki Barýþ Konçertosu, bu konserdeki ikinci dünya prömiyeriydi. Baðlama virtüözümüz Arif Sað ve yanýnda yer alan baðlama ustasý Erdal Erzincan, Cengiz Özdemir in düzenlediði Baðlama ve Orkestra için Barýþ Konçertosu nu ve türkülerimizden bir demet seslendirdiler konserin finalinde. Beyaz çiçekler, aðlayan öze su serpebilir mi? Orkestra þefi Saim Akçýl ýn da kurucularýndan olduðu Truva Derneði nin ilk konserindeki ilk solist ise Azerbaycan dan konuk kemança sanatçýsý Adalet Vezirov. Sanatçý, orkestra ve sanatseverler tarafýndan o kadar sevildi ki dört yýldýr davet ediliyor. Sanatýnýn gücü yanýnda o kadar mütevazý bir kiþiliðe sahip ki Adalet, konser sonrasý kendisini tebrik ettiðimde herkesi aðlatýn, aðlatmak zorunda mýsýn? dediðimde ben de aðlýyorum, özüm aðlýyor dedi. Kendisine takdim edilen beyaz çiçekleri bana uzattý, insanýn gönlünü ateþleyen müziðiyle beraber çiçeklerini de kucakladým. Halkýn içinden çýkmýþ enstrümanlarla, doðanýn her sesini, rengini barýndýran klasik müziðin örtüþmesi, müzik içerisindeki ayrýmlarý, yerelevrensel farklýlýðýný eritiyor, kaynaþtýrýyor. Umarým bu yaþamýn tüm alanýna yayýlýr; doðu-batý, güçlügüçsüz, ezen-ezilen halklar yakýnlaþýr, kaynaþýr. Aþkýn ve þarabýn þairi Hayyam Mezopotamyalý, þair ve bilgin (Niþapur 1044.ay.y 1123/1136). Hayatý, gençlik yýllarý kesinlikle bilinmiyor. Elde bulunan eserlerinden, hayatýyla ilgili olaylarý anlatan bazý kitaplardan, mantýk, felsefe, matematik ve astronomi konularýnda çalýþtýðý, bu alanlarda düzenli bir öðrenim gördüðü anlaþýlmaktadýr. Hayyam (Çadýrcý) takma adýný, atalarýnýn çadýrcýlýk yapmalarý yüzünden aldýðý söylenir. Ömer Hayyam, zamanýnda daha çok bilgin olarak ün kazandý. Ýranýn, Selçuklular yönetiminde olduðu bir çaðda yetiþen Hayyam, Horasan ülkesindeki büyük þehirleri, Belh, Buhara ve Merv gibi bilim merkezlerini gezdi, bir ara Baðdata da gitti. Zamanýnýn hükümdarlarýndan, özellikle Selçuklu sultaný Melikþak ve Karahanlýlardan Þemsülmülkten büyük yakýnlýk gördü. Saraylarýnda, meclislerinde bulundu. Reþidüddinin Cami-üt-Tevarih adlý eserinde anlattýðýna göre Nizamülmülk ve Hasan Sabbah, Ömer Hayyam ile okul arkadaþýydýlar. Gerek Hayyamýn zamanýnda, gerek sonar ki çaðlarda yazýlan kaynaklarda çaðýnýn bütün bilgilerini edindiði, o alanlarda derin tartýþmalara girdiði, fýkýh, ilahiyat, kýraat, edebiyat, tarih, fizik ve astronomi okuttuðu yazýlýdýr. Ebul Hasan Ali El-Beyhaki onun çok bilgili bir kimse olduðunu, fakat müderrislik hayatýnýn pek baþarýlý olmadýðýný bildirir. Ayrýca Zemahþeri ile uzun boylu tartýþmalara giriþtiðini, onun derslerine bile devam ettiðini, Zemahþeriyi, bilgi bakýmýndan beðendiðini yazar. Hayyamýn fizik, metafizik, matematik, astronomi ve þiir konularýnda deðiþik eserleri vardýr. Bunlar arasýnda Ýbni sinanýn Temcid (Yücelme) adlý eserinin yorum ve tercümesi de yer alýr. Zamanýnda, bir bilgin olarak ün kazanan Ömer Hayyamýn edebiyat tarihindeki yerini saðlayan, sonraki yüz yýlarda da doðu Ýslam dünyasýnýn en büyük þairlerinden biri olarak anýlmasýna yol açan Rubaiyatýdýr (Dörtlükler). Ömer Hayyam, iran ve doðu edebiyatýnda rubai türünün kurucusu sayýlýr. Sonralarý aralarýna baþkalarýnýn eserleri de karýþan bu rubailer iki yüz kadardýr. Hayyam, oldukça kolay anlaþýlan, yumuþak, akýcý, açýk ve seçik bir dil kullanýr. Þiirlerinde gerçekçidir. Yaþadýklarý, gördüklerini, çevresinden, zamanýn gidiþinden aldýðý izlenimleri yapmacýða kapýlmaksýzýn, olduðu gibi dile getirir. Ona göre, gerçek olan yaþanandýr, dünyanýn ötesinde ikinci bir dünya yoktur. Ýnsan, yaþadýkça gerçektir, gerçek ise yaþanandýr. En þaþmaz ölçü akýl ve saðduyudur. Ýnsan bir akýl varlýðýdýr. Gerçeðe ancak akýl yolu ile ulaþýlabilir.onun þiirinde zamanýn haksýzlýklarý, softalýklarý, akýl almaz saçmalýklarý ince, alaylý, iðneleyici bir dille yerilir. Dörtlüklerinin konusu aþk, þarap, dünya, insan hayatý, yaþama sevinci, içinde bulunduðumuz geçici dünyanýn tadýný çýkarma gibi insanla sýký bir baðlantý içinde bulunan gerçek eylem ve davranýþlardýr. Þiirlerinde iþlediði konulara, çokluk felsefe açýsýndan bakar. Aþk, sevinç, hayatýn tadýný çýkarma, Hayyama göre vazgeçilmez insan duygularýdýr, insan hayatýnýn ana dokusu bunlarla örülüdür. Bazý dörtlüklerinde filozofça derin bir sezgi, açýk ve seçik bir insan severlik duygusu, gösteriþten, aþýrýlýktan uzak bir yaþama anlayýþý görülür. Hayyam kendisinden sonra gelen pek çok þairi etkilemiþ, rubai alanýnda tek örnek olarak benimsenmiþtir. Batý ülkelerinde adýna bir çok dernek kurulmuþ, rubaileri bütün bati dillerine, bu arada birçok defa Türkçeye Rubaiyat-i Hayyam, Hayyamýn Rubaileri, Ömer Hayyam ve Rubaileri, Dörtlükler adý altýnda çevrilmiþtir. Kim görmüþ o cenneti, cehennemi? Kim gitmiþ de getirmiþ, haberini? Kimselerin bilmediði bir dünya Özlenmeye korkulmaya deðer mi? Koydun yemi, kurdun tuzak ey yaradan Tuttun avý, verdin ona bir ad: Ýnsan! Her hayrý ve her þerri düzenler, sonra Herkeste bulursun yine sen bir noksan! Þu testi de benim gibi biriydi; O da bir güzele vurgun, dertliydi. Kim bilir, belki boynundaki kulp da Bir sevgilinin bem beyaz eliydi. Ne bilginler geldi, neler buldular! Mumlar gibi dünyaya ýþýk saldýlar. Hangisi yarýp geçti bu karanlýðý? Birer masal söyleyip uyuya kaldýlar. Bir damla þarap ver Çin senin olsun; Bir yudumu bütün dinlerden üstün. Söyle, ne var dünyada þaraptan hoþ? O acýya tatlýlar feda olsun.

13 TARÝH 13 Sümer de Ýnanna, Babil de Ýþtar, Mýsýr da Hathor, Asur da Astarte... Hepsi ayný güçlü, büyüleyici ve gizemli kadýnýn farklý adlarý. Yeryüzü nün Hanýmý yalnýzca bir mit olabilir mi? Ýnanna dan Hathor a yitik uygarlýklarýn gizemli tanrýça figürleri Bugün varolan durum ne olursa olsun, dünya üzerinde erkeklerin egemen-liðinin hiç de vazgeçilmez sayýl-madýðý bir dönemin yaþandýðýna iliþkin yadsýnamaz kanýtlar yüz yýlý aþkýn bir süredir önümüzde duruyor. Arkeoloji ve antropolojinin yirminci yüzyýlda edindiði bilgilerle iyice aydýnlanan þematik anaerkil toplum döneminden söz etmiyoruz. Ýnsan uygarlýðýnýn bu gezegen üzerinde biçimlendiði ilk ve bilinmez dönemdeki kadýn figürlerinin çarpýcý ve silinmez izleri, daha baþka, daha yoðun bir kadýn aðýrlýðý nýn altýný çiziyor. O denli çok ama ne yazýk ki o denli muðlak veriler var ki elimizde, binlerce yýl öncesinde bu denli güçlü izler býrakan bir feminen varlýk nasýl olup da semavi dinlerin egemen-liðiyle birlikte (ve sistematik çabalarla) unuttu-rulmaya çalýþýlmýþ, çözemiyoruz. Bilinen ilk uygarlýk izlerine rastladýðýmýz Yakýn Doðu nun hemen her yerinde, baþka isimlerle ama þüphe götürmez biçimde ayný kiþilikle son derece güçlü, çekici ve bilge bir ka-dýn çýkýyor karþýmýza. O, bütün inanç sistem-lerinin esinlendiði eski Mezopotamya, Anadolu, Mýsýr ve Hint metinlerinde izine rastlanan, belki de yitik uygarlýk ve yitik bilgi nin anahtarý durumundaki bir kadýn figürü: Ýnanna. Eski Sümer metinlerinde Ýnanna, 5000 yýl öncesinin insanlarý üzerindeki sarsýlmaz etkisiyle çýkýyor karþýmýza. Verimliliðin, cazibenin, güzelliðin olduðu kadar; savaþýn, gücün ve bilgeliðin de simgesi. Sümer kadýnlarý (ki Samuel Noah Kramer in çevirdiði metinlerden anladýðýmýza göre bugünün kadýnýnýn sahip olduðu haklardan fazlasýný ellerinde bulundu-ruyorlarmýþ) yalýnýzca dualarýný deðil sevgilerini ve baðlýlýklarýný da sunmuþlar hep Ýnanna ya. Baþlarý sýkýþtýðýnda, ondan yardým istemiþler; mutluyken onun þerefine içmiþler. Yalnýzca kadýnlar deðil, erkekler de Ýnanna ya çok büyük saygý göstermiþ. Bildiklerinin çoðunu, ondan (ve büyük tanrý Enki den) öðrenmiþler. Ama, hata yaptýklarýnda da onun þerrinden korkmuþlar. Bütün sevecenliðine raðmen Ýnanna, yeri geldiðinde yanlýþlarý cezalandýrmakta da tereddüt etmiyormuþ çünkü. Bölük pörçük Mezopotamya çivi yazýsý tabletlerin Babil dönemine ait olanlarýnda Ýnanna, bu sefer Ýþtar adýyla çýkýyor karþýmýza. Ama onunla ilgili aktarýlan bilgilerde ve ona yapýlan göndermelerde deðiþen bir þey yok. Ýnanna, Sümer metinlerindeki hükmedici grubun, yani Anunnaki lerin, Enki ile birlikte insanlara en yakýn olaný ve en sevecen davrananý. Bu sevecenlik, erkekler söz konusu olduðunda çapkýnlýk görünümüne de bürünebiliyor, çünkü Ýnanna bu yönüyle de ünlü. Beðendiðinde ve arzuladýðýnda, ölümlülerle de iliþkiye girebiliyor, aþk yaþýyabiliyor. Ara ara, cinsel cazibesini amcasý Enki ve Büyük Tanrý Anu ya karþý da kullandýðýna iliþkin anlatýlar var tabletlerde. Babil de, Ýþtar adýyla sözü edilenlerde de deðiþen bir þey yok. Anadolu ya geldiðimizde, iki büyük gelenekle karþýlaþýyoruz: Bunlardan birincisi, Hitit ya da Hatti bilgi birikimi. Bu yüzyýlýn baþýna dek yalnýzca Tevrat ta sözü edilen hayali bir toplum olduðu düþünülürdü Hititlerin. Mýsýr la olan iliþkilerini açýða çýkaran Kadeþ Antlaþmasý metni bile arkeologlara güçlü ve büyük bir Hitit Devleti nin varolmuþ olabileceðini düþündürmemiþti. Ama Hattuþaþ ta yapýlan yoðun çalýþmalar sonucunda (bunlarýn bir bölümünde ne yazýk ki bilinçsizce teknikler kullanýlmýþ ve arkeolojik buluntulara zarar verilmiþtir) efsanevi Hititler binlerce yýlýn bulutlarý arasýndan sýyrýlýp beliriverdiler. Bir süre sonra da yazýlarý çözüldüðünde, Hint-Avrupa kökenli olduklarý ortaya çýktý ve bilgi birikimleri masaya yatýrýldý. Epey yol alýnmýþ olmasýna karþýn bu ilginç insanlarýn çýkýþ noktalarý ve uzak geçmiþlerine iliþkin verilerimiz hala çok eksik. Ama onlarýn kültünde de yine 12 lik bir panteon ve yine güçlü bir kadýn tanrýça var. Bütün özellikleriyle, Ýnanna ve Ýþtar la örtüþen; aþaðý yukarý benzeri mit lerde ayný biçimde sözü edilen bir tanrýça bu. Bir diðer Anadolu kültü, net olarak kökeni bilinememekle birlikte Frigya ve Galat buluntularýnda ortaya çýkan ve yine Mezopotamya panteonuyla, anlatýlarla baðlantýlý olduðu þüphe götürmeyen farklý isme sahip bir güçlü kadýna yönlendiriyor bizi: Kybele. Anadolu ya 4000 yýl önce gelip yerleþtikleri varsayýlan ve Hititlerden sonra Orta Anadolu da etkinleþen Galatlar, bilinen Kelt kollarýndan biri. Göç yollarý ve çýkýþ noktalarý çok net olarak bilinememekle birlikte, Anadolu da saðlam bir inanç/kültür birikimi oluþturduklarýna tanýk oluyoruz. Onlarýn Güçlü ve Güzel Haným ý Kybele ise, bildiðiniz üzere Ýnanna/ Ýþtar mitinin bire bir aynýsý denebilir. Yine Ý.Ö 3000 lere ama bu kez Eski Mýsýr a dönüyoruz. Bilindiði gibi, Ý.Ö 2. binyýlýn ortalarýndan itibaren Mýsýr yýldýz dininde ve bilgeliðinde, güçlerinin bir bölümünden feragat etmiþ izlenimi veren ve yetkesini eþi Osiris le birlikte kullanan bir tanrýçaya, Ýsis e rastlarýz. Aþaðý yukarý bu panteon dengesi Mýsýr da Hiksoslar Devri olarak bilinen iþgalin kýrýlmasýndan sonra belirginleþir, yani Ý.Ö 1700 dolaylarýnda. Bu dönemde Thebes prensleri yönetimi ellerine geçirmiþ; Heliopolis, Giza ve Dendera kültleri revizyona uðramýþtýr. Ýsis, son derece güçlü ve etkin bir figür olmasýna karþýn bu dönem Mýsýr panteonundaki görünümüyle Mezopotamya ve Anadolu nun Ýnanna/Ýþtar/Kybele kültlerindeki güçlü, pervasýz, çapkýn ama sevecen ve yardýmsever kadýn figürüne çok fazla benzemez. Deyiþ yerindeyse, onda Ýnanna nýn serseri cazibesi yoktur; daha çok durmuþ oturmuþ bir Mýsýr hanýmefendisi gibidir. Burada bir farklýlaþma mý söz konusu acaba, yoksa ÝBRAM ERDEM Anadlili 2 iþin altýnda baþka bir iþ mi var? Sorunun yanýtý, bir baþka Mýsýr feminen figüründe çýkýyor ortaya. Üstelik bu, bilinen en eski tanrýça neredeyse. Ýzlerine Sina yarýmadasýnýn hanedanlar öncesi kültlerinde, eski Baalbek buluntularýnda ve Mýsýr ýn en eski yerleþim yerlerindeki ayrýntýlarda rastlanýyor. Bu kadýn, tanrýça Hathor. Mýsýr ýn soru iþaretleriyle dolu geçmiþinde en çarpýcý göürünümlerden biri olarak rastlaþýyoruz Hathor la. Aþkýn, güzelliðin, þarabýn ve cinselliðin simgesi olarak beliriyor. Ama ayný zamanda, Yukarý Mýsýr ýn kimbilir hangi uzak geçmiþe ait en eski kentlerinden Dendera nýn da Yüce Haným ý o. Üstelik, aþk ve þarabýn simgesi olduðu kadar, savaþýn ve gücün de simgesi. Yetki ve forsundan asla vazgeçmiyor, yeri geldiðinde Ra ya bile baþkaldýrýyor - hatta, týpký Ýnanna da gördüðümüz gibi, cinsel cazibesini Ra nýn üzerinde kullanmaktan çekinmediðini ortaya koyan hikayeler var Mýsýr mitlerinde. Birçok belgeye göre, Ra nýn gözü olarak adlandýrýlýyor. Yani, ülkenin bütünü üzerinde dolaþýyor ve güvenliði saðlýyor, Ra nýn yardýmcýlýðýný yapýyor. Týpký, Mezopotamya yý millerce gökyüzünde dolaþarak kateden ve Enlil ile Enki nin temsilciliðini üstlenen Ýnanna/Ýþtar gibi. Ne var ki, Ý.Ö 1600 lerden sonra Hathor un ve ona ait izlerin bir biçimde silinmeye ya da asimile edilmeye çalýþýldýðýna tanýk oluyoruz Mýsýr da. Ýsis figürü baskýn çýkýyor, Hathor geri plana atýlýyor. Bir tek istisnasý var bunun, o da Mýsýr ýn söz konusu dönemindeki tek Dil, ulus oluþun en temel ögesidir. Bu gerçekten böylesi bir önemle ele alýnmakta mýdýr acaba? Bu sorunun yanýtý kesinlikle evet olmalýdýr. Ama dünya yüzündeki dillere baktýðýmýzda bunun pek böyle de olmadýðý görülmektedir. Uluslar dillerinin bu önemini kavramadýklarý için mi yoksa, önemsemedikleri için mi buna özen göstermezler. Bunun onlarca nedenini bulmak, irdelemek olasýdýr. Ama sonucun bizi nereye götürmesini istiyorsak öyle bakmalýyýz sorunsalýmýza. Kuþkusuz dillerin ne olursa olsun yaþamasýdýr ilk dileðimizi. Çünkü onlarýn içinde kültürler saklýdýr. Onlarýn içinde insanlýðýn gizi saklýdýr. Bu nedenle hangi dil olursa olsun yaþamalýdýr. Bu iyi niyetli dileðe karþýn yeryüzünden binlerce dil ne yazýk ki, uçup gitmiþtir adeta... O dillerle konuþulan sözcükler ne oldu acaba? sevgiler ne oldu, kahramanlýklar ne oldu, yeni bulunan bulgular ne oldu? Bunlar bir bütün yolarak insanlýðýn kayýplarýdýr. Bir ülkedeki, doðal felaket,(orman yangýný, kadýn firavun olan güçlü ve güzel Hatþepsut. Bu ilginç ve karizmatik kadýn, Hathor kültüne sahip çýkmaya çalýþýyor yönetimi süresince. Elimizde, ilginç ve epey gizemli bir düðüm var: Bütün Eski Yakýn Doðu kaynaklarýnda belirgin biçimde vurgulanan güçlü bir kadýn figürünün, aþaðý yukarý Ý.Ö 1500 lerden itibaren yokedilmeye çalýþýldýðýný görüyoruz. Ýnanna, Ýþtar, Kybele ya da Hathor, simgelerini Venüs te buluyorlar ilginç bir biçimde ve bu simge, onlarýn bilinen bazý niteliklerinin eklektik biçimde toparlanmasýyla, Batýlýlarýn uygarlýðýn merkezi gibi görme eðiliminde olduklarý Eski Yunan a taþýnýyor. Bilinen Antik Çað bilgeliðinin, bilgi erozyonuna uðramasýndan sonra yeniden doðrulmaya çalýþtýðý yer olan Eski Yunan da, bilinen kültler ithal edilmekle birlikte, yeni bir panteon düzenlemesine gidiliyor denebilir. Burada, erkek egemen toplumda kadýnlara tanrýça bile olsalar verilebilecek payenin ancak güzellik ve aþk ya da bereket ve verimlilik olduðu gerçeðiyle karþýlaþýyoruz. Venüs yýldýzý, Afrodit i simgeliyor Eski Yunan da. Yani, çapkýn güzellik ve aþk tanrýçasýný. Ama Yunanlýlarýn Afrodit inde, Ýnanna nýn, Ýþtar ýn ya da Hathor un karizmasýndan iz yok. Ýnanna ile ilgili birikimlerin parçalandýðýný, kopuk izlerin bazýlarýnýn farklý tanrýçalara serpiþtirildiðini görüyoruz. Sözgelimi, onun savaþçý yönünü Athena alýyor. Bununla birlikte, Afrodit ile ilgili yunan anlatýlarýnda ilginçlikler de yok deðil: Sözgelimi, onun çok sonradan Kýbrýs üzerinden Olimpos a gelmiþ bir Eski dünya tanrýçasý olduðundan ve Zeus un onun panteona almazlýk edemediðinden söz ediliyor. Ama, Ý.Ö 1000 dolaylarýnda artýk bizim sihirli tanrýçamýzýn bilinçli bir biçimde silinmeye çalýþýldýðý dikkatli gözlerden kaçmýyor. Bundan sonrasý, bilgi kaybý sürecinin en trajik ve en sevimsiz dönemleri. Semavi dinlerin devlet yapýlarý içinde örgütlenerek bilinen dünyaya egemen olmalarýndan sonra artýk kadýn figürleri ancak figüran olabiliyor yeni inanç sistemlerinde. Onlara Annelik yakýþtýrýlýyor (Meryem Ana) ya da doðru yola dönen fahiþe olabiliyorlar (Maria Magdelena.) Ama ilginçtir, her ne kadar tektanrýlý dense de, semavi dinlerin içinde panteon ruhu nun bütünüyle yok edilemediðini görüyoruz - Trinity (hýristiyanlýktaki Baba - Oðul - Kutsal Ruh üçlemesi) ya da Melekler bunun göstergeleri. Ortaçað, yani antik Dünya bilgeliðine iliþkin nerdeyse bütün bilgilerin din adamlarýnca sistemli biçimde yokedilip silinmeye çalýþýldýðý dönem, bilgi birikiminin büyük bir direniþinin de tanýðý. Ne var ki bu, son derece trajik bir direniþ. Eski bilgelik bir kýsým druid (Ortaçað Avrupa sýnda Kelt ve Cermen kökenli pagan rahip) gruplarýnca yaþatýlmaya çalýþýlýrken, kadýn bilgeliðinin ve Ýnanna/Ýþtar/Hathor geleneði ve birikiminin de kadýn paganlarca saklanmaya, nesilden nesile aktarýlmaya çalýþýldýðýna tanýk oluyoruz. Yazýk ki sayýlarý zaten çok az olan bu bilgi saklayýcý lar, yine din adamlarýnýn sistemli örgütlenmeleri sonucu oluþan engizisyon elinde iþkence edilip öldürülüyorlar birer birer. Elimizdeki cadý masallarý bu bilge ve yürekli kadýnlarýn bilgiye sahip sel felaketi vb.) Sadece o ülkeyi nasýl ilgilendirmiyorsa, bütün dünya insanýný ilgilendiriyorsa, dillere de öyle bakýlmalýdýr. Onlarý yaþatmanýn tüm yollarý bulunmalý ve bu ortaya konmalýdýr. Çünkü evrensel olarak bizi a ya da b dili ve bizi sömürgen bir bakýþ ilgilendirmemekte, bizi gerçek anlamda insan oluþumuz ilgilendirmektedir. Þu küçük yuvarlaðýn üstünde yaþayan altý milyar insan, ondan fazla bitki, onlardan fazla hayvan, onlardan fazla aðaç, onlardan fazla su... yani yaþam ilgilendirmektedir bizi. Tüm türevleriyle bizi biz yapan yaþam... Peki gerçek anlamda adil bir dünya cumhuriyeti olmadýðýna göre bu dilekler, bu istekler bu sorunlar yaþama nasýl geçirilecek? Küreselleþme azgýnlýðýyla neredeyse tek dili egemen kýlmaya çalýþan bu yapý nasýl deðiþtirilecek. Tüm dillerde, bu dillerin oluþturduðu kültürlerde birden bu azgýn saldýrý sürüyor. Uluslarýn kendileri neredeyse ekonomik açmazlar yüzünden buna gönüllü katlanýyorlar. Destekliyorlar. Neredeyse tek tip kahraman, tek yönlü bir bakýþ açýsý, sözün ona insan derinliði, egemen olacak. O soyut olarak baktýðýmýz k utsal varlýk artýk yok olacak. Somut mahluk da bukalemun... Ben parsayý toplayým da, ben öne çýkýyým da, ben mutlu oluyum da, bana dokunmasýnlar da... mantýðý yeryüzünün tek genel geçer dili, tek genel geçer yaratým þekli, tek genel geçer kültürü olacak... Sonra neye yanacaðýmýzý bile bilemeyeceðiz. Yanacak, kahrolacak, üzülecek erdem kalmayacak belleðimizde, ZÜLFÝKAR YALÇINKAYA Ýnsan arýyorum insan Ülkemiz ili olan Sinop 2081 yýl önce dünya ya gelmiþ daha sonra Atina ya gitmiþ ve yaþamýþ bir filozof vardý. Kimdir bu biliyormusunuz? Tarihlerde yunan filozofu diye geçen hani hükümdar büyük iskender var ya onun hocasý. Bu Imparatora gölge etme baþka ihsan istemem diyen sinoplu DIOGENES dir (M.Ö ) yýllarýndan yaþadý. Sinin Okulu nun kurucusu Antisetenses in en ünlü öðrencilerinden biri. DIOGENES Erdem en büyük yücelik iyiliktir demekte. Bilim, þan, þeref ve zenginlik horgörülmesi gereken kötülüklerdir. Bilge kiþi, istediklerini aþmasýný ve ihtiyaclarýný en az dereceye indirmesini bilen kiþidir demekte. DIOGENES her mevsimde yalýn ayak dolaþýr, tapýnaklarýn kapýsý önünde Paltosuna sarýlarak yatar. O meþhur fýçýsýnda yatardý. Evi barký idi. Insanlýða ýþýk verebilmek, bilim ve ilim daðýtmak, düþüncelerini zenginleþtirmek için gerçekleri yansýtan yaþamalarý sürdürmüþtür. Gündüz gözüne ATINA sokaklarýndan elinde fenerle dolaþarak, halkýn içinde bulunduðu çalkantýlarý dile getirmiþtir. Halktan kiþiler sormuþlar elindeki fenerle dolaþan filozofa: - Ne yapýyorsun Hoca? - Adam arýyorum adam demiþtir Malesef ülkemizde bizlerde insan arýyoruz insan bizlere hizmet edecek gerçek erdemli devlet adamlarýna, aydýnlara ihtiyaç var. Hak ve Özgürlükleri güvence altýna alacak bunlarý uygulayacak yetiþmiþ devlet adamlarýna ihtiyaç var. Bir kez daha yenilemekte yarar var. Hak ve Özgürlük farklý þeylerdir. Özgürlük baþkalarýna zarar vermemek koþuluyla yurtdaþýn bir þeyi yapmasýný engellenmemiþtir. Devletin oradaki görevi, hak ve özgürlüðe yasaklamamak ve özgürlüðe yönelecek saldýrýlara karþý güvence oluþturmaktýr. Hak ise, bir þeyi bizzat devletin yasalarla güvence altýna almasý, saðlamasý demektir. Demokrasilerde devletin faklýlýklara saygý göstermesi, özgürlüklerin gereðidir. Ama devletin farklýlýklara hoþgörü göstermesi baþkadýr. O farklýlýklarý kalýcý kýlacak, kurumlaþtýracak adýmlar atmasý baþkadýr. Devletin, kalýcý olmasý için, kurumlaþmasý için çaba göstermesi gereken þeyler farklýlýklar deðil, benzerliklerdir. Farklý olanlarýn bütün oluþturmasýný saðlayan özellikdir. Bu nedenledirki demokratik devlet herkesi farklýlýklarýyla eþit olarak kucaklamýþtýr. Aydýn olmanýn erdemi ise, kula kulluk deðil, inandýðý davanýn ve hiç bir karþýlýk beklemeden kiþisel çýkar gütmeden yoluna devam eden insandýr. Aydýn insan kendi için deðil dünya insanlýðýna bir damlada olsa ýþýk saçan yüceliktir. Bu yücelikler ve deðerler, ne para, ne þan nede þöhretle satýn alýnamaz. Kenine kul köle yapmak isteyen soytarýlarýn baskýsýna kulak asmaz. Inandýðý davada taviz vermez. Hey dost iþte buyurun muhabbet meclisine her konuda halkýn huzurunda tartýþmaya. Herkes daðýrcýðýndakini döksün, döksünki kim olduðu ortaya çýksýn. Bu cambazlar Halk huzurunda tartýþmaktan kaçmaktalar, çünkü cahilikleri ortaya çýkacaktýr. Bu yüzden deðilmidirki kaçtiklarý, bu yüzden deðilmidirki dedikodu ve ayak oyunlarý oynadýklarý, çaðýrýyorum sizleri halkýn huzuruna bütün masraflarýda bana ait olmak kaydýyla. Sinoplu Diogenes 2081 yýl önce Atina sokaklarýnda Adam arýyorum adam diyordu. Bende Almanya nýn Lübeck þehrinde insan arýyorum insan diye baðýrýyorum sözüm tutulursa. çýkýp yaþatma çabalarýndan ibaret. Sonuçta, bunca çileye karþýn bugün etkinliðini ve çekiciliðini yitirmemiþ bir «kadýn kültü» yeniden doðrulmaya çalýþýyor. Andýðýmýz ana çizginin dýþýnda, Hint kültüründe Tara, Asur ülkesinde Astarte, Çin de Kwan Yin ve daha nice «Ýnanna varyantý» yalnýzca bir rastlantý ya da «sýradan bir mit» olabilir mi? Modern araþtýrmacýlar, iz sürüyorlar inatla. Ýnanna/Ýþtar/ Hathor kültü, efsanevi yitik kýta Atlantis ten taþýnan bir mit miydi, yoksa Sitchin in iddia ettiði gibi onbinlerce yýl önce dünyaya egemen olan Anunnakiler panteonundaki bir kadýn kahramaný mý vurguluyordu, bilemiyoruz þimdilik. Ama çember gittikçe daralýyor. En azýndan, þunu söyleyebiliriz: Ýnanna, bu dünyanýn inkar edilemeyecek gerçeklerinden biri. Amazon hikayelerinden cadý efsanelerine; koruyucu kadýn perilerden baþtan çýkarýcý diþi cinlere dek binlerce mit bile üstü örtülemeyecek bir «varlýðýn» iþaretçisi. genlerimizin taþlarýnda. Ne yapalým insanlýk buraya giderken, dinozorlaþmak gerekmez, yargýsý nasýl everenselleþecek? Peki küreselleþmek (sanki küre deðilmiþ de yeni küre olacakmýþýz gibi bir yargý. Öbür niyeti anmaya gerek yok zaten.) daha mý kolay ne... Kolay zor. Önemli bir gerçeðe yeniden dönmek gerek sanýyorum: Ýnsan (sömürme gücüne sahip olan) insanýn kurdu olmayý þimdi daha güçlü bir biçimde beceriyor. Ne diyelim? Kutlu olsun demek ne acý... Dillerin hangi tehlike olursa olsun, tek askerleri, silahþörleri var: Þairler ve yazarlar. Bir ulusun þairi, yazarý ne kadar çoksa o ulus o kadar þanslý bir ulustur. Çünkü dili yaþýyor demektir. Diliyle yaþamlar kuruluyor demektir. Diliyle yarýnlara aðlar örülüyor demektir. Baþka bir deyiþle dille yaratýcýlýk iþini yürütenler dilleri kurtaracaklar ve insanlýk daha güzeli, daha yeniyi bulma þansýný öyle kolay kolay yitirmeyecektir. Bu ne kadar tek tip yaratým(!)larla katledilmeye çalýþýlýrsa çalýþýnsýn, büyük çoðunluk (yaratýcýlarýn içinde) yenilmeyecektir ve istenen, özlenen yaþam olacaktýr. Anadil sevgisini insanlýðýn mutluluk aðlarýný örmek olarak gören bilinçli yaratýcýlar koruyacaktýr. Elbette ki diller birbirlerinden etkilenecektir. Önemli olan bu etkilenmenin dozunu iyi kavrayabilmek eriyip gitmeyi engelleyebilmek, dili özgün haliyle yaþatabilmektir

14 ÝLAN 14

15 Uyku hastalýklarý Uyku hastalýklarý, hastanýn uykusu sýrasýnda ya da uyumak istediðinde ortaya çýkan klinik durumlardýr. Bugün seksenden fazla uyku hastalýðý varlýðýný ve bunlardan bazýlarýnýn görülme sýklýðýnýn diðerlerine oranla daha fazla olduðunu biliyoruz. Toplumda ve hekimler arasýnda uyku hastalýðý denilince sadece fazla uyumak ve uyuyamama, uyku hastalýðý olarak anlaþýlmaktadýr. Oysa uyku hastalýklarý uyku sýrasýnda görülen uyku kalitesini bozarak bireyin dinlenememesi, bilincinin tazelenememesi,gündüz aktivitelerinin bozulmasý ve bireyin saðlýklý olduðu dönemdeki kapasite ve becerilerinin azalmasý ile seyreden hastalýklardýr. Uyku hastalýklarý ile ilgili gerçek anlamda bilimsel çalýþmalar geçen yüzyýlýn baþýnda Amerika ve Avrupa da baþlamýþ. Baþlangýçta rüya içeriðini açýklamak için yola çýkýlmýþ. Ancak bu çalýþmalar sýrasýnda insan yaþamýnda çok önemli saðlýk problemlerinin oluþmasýna neden olan, klinik durumlarýn ortaya çýktýðý gözlenmiþ. Bu temeller üzerine geliþtirilen ve yapýlan çalýþmalar uyku týbbýnýn altmýþlý yýllarýn ortalarý ve yetmiþli yýllarýn baþýnda ayrý bir disiplin, ayrý bir uzmanlýk alaný olarak ortaya çýkmasýný saðlamýþtýr. Yetmiþlerden sonra uyku hastalýklarý ile ilgili teknolojik ve bilimsel geliþme baþ döndürücü hýzla artmýþtýr. Bizde, konuyla ilgilenme seksenli yýllarýn baþýnda bir kaç bilim adamýnýn yurtdýþý çalýþmalarý ve yurda döndüklerinde bu iþle ilgilenmeleri ile baþlamýþtýr. Doksanlý yýllara kadar iki üniversite kliniðinde çalýþan, ancak uðraþanlarýn dýþýnda kimsenin fazla ilgilenmediði bir týp alaný olarak varlýðýný sürdürmüþtür. Baþlangýçta uyku hastalýklarý bizde fantezi olarak algýlanmýþ. Ancak doksanlý yýllarýn baþýnda, nöroloji ve psikiyatri dýþýnda, biz göðüs hastalýklarý uzmanlarýnýn da konuyla ilgilenmesi ie bu konuya olan ilgiyi artmýþtýr. Toplum ve hekim kitlesinin konu hakkýnda bilgilenmesinin artmasý ve ilginin odaklanmasý, uyku hastalýklarý ile ilgilenen araþtýrmacý ve hekimlerin düzenlediði konferanslar, sempozyumlar, seminerler ve yaptýklarý yayýnlar sonucunda olmuþtur. Seksenli yýllarda iki olan merkez sayýsý bugün yirmilere çýkmýþtýr. Þu an, baþlangýçta sanýldýðý gibi fantezi deðil, uyku biliminin de ayrý ve önemli bir bilim dalý olduðu kabullenilmiþtir. SAÐLIK-YAÞAM 15 Diþlerdeki çapraþýklýklarýn nedenleri nelerdir? Çocukluk döneminde süt diþlerin deðiþip,kalýcý diþlerin gelmeye baþlamasýyla pek çok çocukta çapraþýklýklar gözlenir. Çocuðumun diþleri eðri geldi sözleriyle anne babalar büyük bir endiþeyle diþ hekimine baþvururlar. Bu durumun en büyük nedeni kalýtýmdýr. Ancak zamanýnda alýnmayan bazý önlemler de çapraþýklara yol açmaktadýr. Diþlerdeki çapraþýklarýn nedenleri ve alýnmasý gereken önlemler kýsaca þöyledir; Genetik olarak çocukta çene boyutuyla diþlerin geniþlikleri arasýnda uyumsuzluk olmasý ya da çenelerin geliþmesini olumsuz yönde etkileyen solunum yolu problemleri gibi faktörlerin bulunmasýdýr. Çocuðunuzun burun yollarýndaki solunumu engelleyen faktörler öncelikle üst çenenin daha sonrada alt çenenin normal büyümesini etkileyerek diþlerin düzgün sýralanmasýna engel olurlar. Bu durumda mutlaka uzman bir diþ hekiminin (ortodontisi) müdahalesi gerekir. Diþlerdeki çapraþýklýðýn bir diðer nedeni de süt diþlerin Toplumlarýn geliþmiþlikleri son on yýlda, insana ve insan geliþimine verdikleri önemle belirlenir olmuþtur. Önceki yýllarda geliþmiþlik ölçütü olarak kabul edilen ortalama yaþam süresi, bebek ölüm hýzlarý gibi istatistiði parametreler, son dönemde insan geliþimi ve insanlarýn yaþam kalitelerini de içine alacak þekilde geniþletilmiþtir. Bu, özellikle desteðe gereksinim duyan toplum kesimlerinde daha da bir önem kazanmýþtýr. Zihinsel engelliler de toplum içinde, toplumun katýlýmcý bir bireyi olarak yaþamlarýný sürdürmek için özel bakýma ve desteðe gereksinim duyan bir kesimdir. Bu insanlarýn çoðu kere eriþkinlerin sahip olduklarý akli yeterliliðe ulaþamadýklarý bir normal deðiþme zamaný gelmeden çekilmesidir. Nasýl olsa yerine yenisi gelecek düþüncesiyle tedavi edilebilir düzeydeki süt diþlerinin çekimi son derece hatalýdýr. Çünkü bu diþler altlarýndan gelecek kalýcý diþlerin yerini koruyarak çapraþýklýklarý önlerler. Bir süt diþi zamanýndan önce çekilirse yandaki diþler çekilen diþin boþluðuna doðru kayar. Alttan gelecek kalýcý diþin süreceði yeri kapatýr,kalýcý diþ bulabildiði boþluktan gerçektir, ancak onlarda yemek yemek, su içmek, uyumak ve özellikle sevmek, sevilmek paylaþmak ihtiyacýndadýr. Çünkü, mideleri, kalpleri, dolaþým ve böbrek sistemleri, yumurtalýklarý, testisleri hülasa mental güçlükleri dýþýnda tüm organlarý diðer insanlar gibi çalýþmaktadýr. Vücut geliþimleri tam olmaktadýr. Nasýl acýkýyor ve sonuçta besleniyorlarsa ya da acýktýklarýný ifade edemeseler de yaþamak için beslenmeye ihtiyaçlarý varsa, normal düzeninde çalýþan hormonlarý nedeniyle cinsel aktivite ve ifade edemeseler de istekleri de olacaktýr. Üstelik, kendilerini çoðu kere yeterince ifade edemeyen zihinsel engellilerin her yönden olduðu gibi, cinsel istismara uðramalarý tüm dünyada sýk rastlanýlan istenmeyen durumlardandýr sürmeye çalýþýr yada gömülü kalýr. Her iki durumda da diþ sisteminin dengesi bozulur ve çapraþýklýklar gözlenir. Süt diþlerini ara yüzlerinde görülen çürükler zamanýnda tedavi edilmezse yandaki diþler çürüyen, kayýp diþ dokusu kadar boþluða kayar. Çapraþýklýklarýn bir diðer nedeni de budur.ýþte bu nedenlerden dolayý süt diþlerinde görülen çürüklerin tedavisi son derece önemlidir. Diþlerdeki çapraþýklýklar sadece estetik sorun mu yaratýr? Diþlerin düzgün sýralanmasý sadece estetik açýdan önemli deðildir. Diþlerdeki çapraþýklýklar bu bölgelerin temizlenmesi güç olacaðýndan çürüklere,diþeti hastalýklarýna ve eklem aðrýlarýna neden olurlar. Diþlerdeki çapraþýklýklar her zaman tedavi edilebilir mi? Çapraþýk diþler her yaþta deðiþik tedavi yöntemleriyle ortodontisiler tarafýndan tedavi edilebilmektedir. Ancak bu tür tedaviler oldukça pahalýdýr. Bu nedenle çürüyen süt diþlerinin çekiminden çok tedavisi yoluna gitmek daha da önemlisi iyi bir aðýz bakýmýyla diþleri saðlýklý olarak aðýzda tutmak en doðru yöntem olacaktýr. Zihinsel engellilerde cinsel saðlýk ve yaþam saðlýðýnýz Spor ve saðlýk üzerine Ýnsanlar hayatlarýnda en gereksinim duyduklarý en önemli gördükleri ihtiyaçlardan birisi saðlýklý yaþamdýr. saðlýklý bir yaþam ve hareket ve sporla çok yakýn bir iliþki içindedir. Eski Romalýlarýn dediði gibi men sana in carep sana yani saðlam kafa saðlam vücutta bulunur. Gerçek bu olduðuna göre saðlýksýz ve tembel insanlarý yetiþtiren bazýlarýnýn iþine geliyor olmalý ki spor yapmak ya ayýp ya da günah, yada bazen yasaklanarak insanlar saðlýklý bir yaþama kavuþmalarý önlenmiþtir. Tabi yaþamlarýný büyük ölçüde son verirken amerikanýn Kýzýlderililer, Avustralya nýn Aubericin denen yerli halklarý hareketsiz bir yaþama mahkum olmalarýyla bu insanlarda yüksek oranda þiþmanlýk, seker hastalýðý, yüksek kan yaðý, hipertansiyon, alkohol baðýmlýlýðý ve Depresyon yüksek oranda görülmeye baþlanmýþtýr. Bu hastalýklarýn fazla oluþumu en önemli nedeni hareketsizliktir. Avustralya ve Amerika yerlisi için geçerli olan bu durum Almanya da yaþayan Türkiyeliler içinde geçerlidir. Bizim insanlarýmýzda da hereksizlikten gelen hastalýklar daha fazla görülüyor. Peki Buna karþý ne yapmalý? saðlýklý bir yaþamýn bir bedel gerektirdiði bir gerçektir. Yani saðlýklý yaþamak isteyen herkes saðlýðý için bir þeyler yapmalýdýr. Mesela biz Almanya da yaþayanlar yeteri kadar sportif faaliyetlere katýldýðýmýzý söyleyemeyiz. Almanya nýn bütün þehirlerinde spor Klüpleri, Fitness merkezleri, Spor yapýlacak ormanlýklar, parklar vardýr. Bu sportif faaliyetlerin yapýlacak yerleri yeteri kadar kullanan çok az insanýmýz vardýr. Bu klüplere üye olarak veya yeni spor takýmlarý kurularak, veya iþten sonra müsait zamanlarda Fitness merkezlerine yazýlýp orada kontrol altýnda spor yapýlmakla saðlýðýnýza deðerli ve önemli bir katký saðlamýþ olursunuz. Spor yapanlar az oranda kalp, seker, Hiper tansiyon, kemik ve þiþmanlýk hastalýklara yakalanýr. Ayrýca zevkle yaptýðýnýz bir sporda vücudunuz mutluluk denilen Efedrine hormonlarýný salgýlar ve kendinizi mutlu ve iyi hissedersiniz. Lüzumsuz yere stres ile karþýlaþýyorsanýz, spor yaparak üzerine gelen stresi atabilirsiniz. Çocukluk çaðýnda spor yapmayý öðrenmeyen, ihmal eden veya imkanýný bulamayan bir insan yaþlanýnca sportif olmasý biraz zordur. Fakat ne zaman spora baþlarsa geç deðildir. Zaten kimseden profesyonel bir sporcu olmasý da beklenemez. Tabii ki bu çocuklarýmýz için böyle olmamalý. Yani mutlaka küçük yasta çocuklarýmýzýn kabiliyetlerini, zevklerini keþfetmeye çalýþýn. Hiç belli olmaz yarýnýn dünyaca meþhur bir futbolcusu, tenisçisi ve diðer daldaki bir atletin aramýzdan çýkmasýný istiyorsanýz çocuðunuzun saðlýklý büyümesi içinde, küçük yaþta spor yapmasýný mutlaka saðlayýn. Yalnýz, her nedense bizim insanlar vurdulukýrdýlý sporlara, mesela boks, judo, teak-wando gibi sporlara çok merak sarýyorlar. Dr. FAHRETTÝN ADSAY

16 ÇOCUK 16 Oyuncaðýn tanýmý ve önemi Oyunun, çocuðun geliþimi üzerindeki etkileri ne kadar önemliyse, ayný þekilde oyun materyalleri de çok önemlidir. Oyuncaklar, çocuðun seçme, deðerlendirme duygusunu ve yaratýcýlýðýný geliþtirirken ayný zamanda da kendi kendine karar verebilme ve belirli alanlarda beceriler kazanmasýna da olanaklar hazýrlamaktadýr. Bu durumda bizler oyuncaklarý, geliþim basamaklarý boyunca çocuðun hareketlerine düzen getiren zihinsel, bedensel ve psikososyal geliþimlerinde yardýmcý olan hayal gücünü ve yaratýcý yeteneklerini geliþtiren tüm oyun malzemeleridir þeklinde tanýmlayabiliriz. Çocuklar için büyük öneme sahip olan çeþitli boyutlar ve renklerdeki oyun malzemeleri ayný zamanda, çocuklarýn oynarken hem eðlenmesine hem de renk, boyut, biçim, þekil gibi kavramlarý öðrenmelerine yardýmcý olur. Çocuk arkadaþlarýyla birlikte oynarken paylaþmayý, beklemeyi, iþbirliði yapmayý da öðrenebilir. Buna ilaveten çocuklar ellerine g e ç e n oyuncaklarý bozarak, kýrarak, parçalarý ayýrýp birleþtirerek hem meraklarýný giderir tatmin olurlar hem de objelerin özelliklerini inceler ve keþfederler. Okulöncesi dönemde çocuklarýn oyuncaklara ve oyun materyallerine karþý olan bu ilgilerinin yaný sýra, artan bir yaratýcýlýk, yetiþkine benzeme ve taklit çabasý da vardýr. Bu noktada anne babaya düþen en büyük görev alýcý ve öðrenmeye hazýr olan çocuða uygun oyuncaklarýn sunumudur. Anne baba bu dönemde, çocuðun geliþim özelliklerine uygun, ihtiyaç duyduðu ortamý ve materyalleri saðlamaktan sorumludur. Bu dönemde, anne babalar tarafýndan üzerinde önemle durulmasý gereken bir baþka konu da çocuklarýn geliþimlerine katkýsý olmayan pahalý ve süslü oyuncaklarýn yerine yaþlarýna ve geliþim düzeylerine uygun, uyarýcý ve düþündürücü oyuncaklarýn tercih edilmesidir. Yine bu dönemde yetiþkinler çocuklarýna gereðinden fazla oyuncak alarak, onlarýn tüm gereksinimlerine cevap vereceklerine inanýrlar. Önemli olan, oyuncaðýn çokluðunun deðil, nitelikli olmasýdýr. Yaþlara göre oyuncak terçihleri Bilindiði gibi yeni doðan bebeðin en deðerli oyuncaðý kendi bedenidir. Bebek elini, kolunu sallayarak, açýp kapayarak, ayaðýný aðzýna götürmeye çalýþarak ve parmaklarýný emerek kendi kendine eðlenir. Ayrýca doðumu izleyen aylarda çocuk ses, renk ve þekilere karþý da çok hassastýr. Bu nedenle bu aylarda bebeklerin oyuncaklarýný görsel ve iþitsel duyulara hitap eden oyuncaklar oluþturmaktadýr. Ýlk aylarda bebeðin yataðýnýn üzerine asýlabilen veya yataðýn kenarýna tutturulabilen, hareket eden, ses çýkaran, mobil türü renkli oyuncaklar tercih edilebilir aylarda çocuðun oturmaya baþlamasýyla mekaný da geniþler. Bu nedenle çocuðun oturmaya baþladýðý aydan itibaren çocuðun elinde tutabileceði ve avucuna sýðabilecek esnek plastikten, yumuþak kauçuktan yapýlmýþ, çok büyük veya küçük olmayan bebekler, hayvanlar, renkli halkalar verilebilir. Yine bu aylarda çocuklar için en çok ilgi çeken oyuncaklardan biri de üzeri resimli veya zilli çýngýraklardýr. Çýngýraklar hareket ve etmesi ve ses çýkarmasý nedeniyle bütün bebekler tarafýndan ilgi çekici durumdadýr. Ayrýca bu dönemde bebeklerin diþ çýkarmasý nedeniyle emniyetli ve bebeðin saðlýðý için zararlý etkiler yaratmayacak diþ kaþýyýcýsý veya plastik halkalar verilebilir ay dolaylarýnda bebeklerin emeklemeye ve yürümeye baþlamalarý nedeniyle, çocuklar için tercih edilebilecek en iyi oyuncaklar düþtüðünde kýrýlmayan fakat ses çýkaran renkli toplardýr. Ayrýca bu dönemde, çarpýp geri dönen oyuncaklar veya itme ve çekme ile gidebilen tekerlekli hayvanlar, otomobiller yeni yürüyenler için en uygun oyuncaklardýr ve bu tür oyuncaklar bebekleri çok mutlu eder. Yaklaþýk bir yaþýndaki bebekler çok ilgilerini çeken oyuncaklardan biri de dökme-doldurma oyuncaklarýdýr. Büyük renkli þekiller ve bunlarýn içerisine atýlabileceði bir kutudan ibaret olan bu oyuncaklar çocuðun ilgilerini çekmesine raðmen bu oyuncaða ilgilerini çok çabuk kaybederler. Yine bu dönemde parlak ve basit resimleri bulunan resimli kitaplar da çocuklar için uygun oyun araçlarýndandýr. Özellikle hem bebek hem de kitap yetiþkin tarafýndan tutulur ve resimlere bakýlýrsa, bu olay çocuk için cazip olabilir aydan itibaren çocuðun yürümeye baþlamasýyla bir odadan diðerine geçmesi kolaylaþýr. Bu dönemde eline geçirdiði eþyalarý bir odadan diðerine taþýyabilir. Bu nedenle itilebilen, çekilebilen, itildiðinde ses çýkartan, müzik çalan otomobiller, tekerlekli veya yumuþak tüylü hayvanlar ve bebekler en çok tercih edilen oyuncaklar arasýndadýr. Yürüteçler veya üstüne binilen oyuncaklar yine bu aylara uygun oyuncaklardýr. Ayrýca, 18. Aydan itibaren keþif ve icatlar çocuklarýn dünyasýnda önemli bir yeri olmasý nedeniyle, bu dönemde farklý boyutlardaki bloklar, kutular ve þekiller çocuðun inþa etmesi ve birleþtirmesi için en uygun oyuncaklardýr. 2-3 yaþýndan itibaren çocuklar çevrelerinde yaþadýklarý günlük olaylarý dramatize etmeye baþlarlar. Bu nedenle, bu dönemdeki çocuklar için en uygun oyuncaklar onlarýn d r a m a t i k oyunlarýnda kullanabilecekleri deðiþik boyutlardaki bebekler, çeþitli kuklalar, oda takýmlarý, mutfak malzemeleri, marangozluk, temizlik malzemeleri (kürek, süpürge), bahçe aletleri (çapa, týrmýk, kürek), hayvan seti, ulaþým seti (tren yolu, köprü, demiryolu), doktor araç gereçleri, en uygun oyun malzemeleridir. Yine bu dönemde kum ve su çocuklarýn en çok sevdikleri oyun malzemeleridir ve çocuklar bu yaþlarda, kovaya kum doldurup boþaltmaktan, kumu su ile karýþtýrýp harç yapmaktan çok büyük zevk duyarlar. 3-4 yaþlarýnda çocuklarýn motor geliþimlerinin artmasý ve hareketlerinin daha da düzenlenmesiyle çocuklar inip çýkmaktan, üç tekerlekli bisiklete binmekten ve týrmanmaktan çok hoþlanýrlar. Bu dönemde sallanan at, pedallý araba, tekerlekli bisiklet, yük arabasý ve salýncak seti en uygun oyun malzemelerindendir. Yine bu dönemde sökülüp takýlabilen veya bozulupyapýlabilen oyuncaklarla, küçükten büyüðe doðru dizilebilen küpler, bloklar, inþaat malzemeleri çocuklar tarafýndan en çok tercih edilen ve sevilen oyun araçlarýdýr. 4-6 yaþlarýnda çocuklar açýk hava oyunlarýnýn yaný sýra masa baþý faaliyetlerinden de büyük zevk alýrlar. Boyama, kesme, yapýþtýrma, resim yapma, artýk materyallerle þekiller yapma ve parçalý bilmeceleri birleþtirmeyi çok severler. Bu dönemde çocuklarýn algýlama, hatýrlama, parçalara ayýrýp birleþtirme, yanýlma, düzeltme, yeni yorumlar ve çözümler getirme yetenekleri de geliþir. Çocuklarýn masa baþý etkinliklerinde bloklar, kalemler, kaðýtlar, boyalar, boya fýrçalarý, tutkal, makas, düðmeler, boncuklar ve ayrýca eþleþtirmeli oyuncaklar, resimli dominolar, resimli tombalalar ve resimli küpler, yap-bozlar en sevilen oyuncaklar arasýndadýr. 6 yaþýnda hayali oyunlarýn en dorukta olmasý nedeniyle evcilik, bakkalcýlýk, doktorculuk oyunlarý ve bu döneme uygun bebekler, evcilik ve doktorculuk setleri, marangozluk aletleri, kuklalar, temizlik ve mutfak setleri, bahçe aletleri, hayvan setleri, dükkanlar çocuklar tarafýndan en fazla tercih edilen oyun malzemeleridir. Bu dönemde çocuklarýn top oynamak, ip atlamak, týrmanmak, yüzmek gibi bedensel hareketlerden ve açýk hava oyunlarýndan çok fazla hoþlanmalarý nedeniyle ip, top, ip merdiven, kýzak, kayak ve paten gibi oyun malzemeleri tercih edilebilir. Çocuðun okula baþlamasýyla oyun ilgilerinde de bazý deðiþiklikler görülür. Bu dönemde okulöncesi dönemdeki oyun aktivitelerinin yaný sýra çocuklar mümkün olduðunca becerilerini ortaya çýkaracak dama, satranç, loto, basketbol, bisiklet, paten gibi oyunlarý ve oyun materyallerini; daha sonraki yaþlarda da sinema, tiyatro, televizyon izleme ve spor yapma gibi yetiþkin aktivitelerini tercih ederler. Ayrýca okul dönemi çocuklarý deðiþik okuma materyallerinden de hoþlanýrlar. Çikolatanýn tatlý ve acý yanlarý Pfalz kentinden gelen Hans- Jürgen Roos bir oda kadar büyük (14 metre uzunlukta ve 5 metre geniþlikte -70 m²) olan bir Çikolata yapmýþ. Böylece Dünya Rekorun kýrmýþ. Ama bir insanýn bu kadar çok çikolata yemesi hiç tavsiye edilmiyor, çünkü çikolatanýn içinde BÝLMECE BULMACA BÝLMECE BULMACA A V E S T A Dişleri var dişlenir, Sýra sýra iþlenir, Kat kat tüle bürünür, Saçý yerde sürünür. /MISIR Karþýdan gelir hor hor, Etekleri mor mor; Şimdi gelir görürsün Güle güle ölürsün. /OTOMOBÝL Kara tavuk kaz gibi, Kanatlarý saz gibi, Hem gider hem sallanýr. Niþanlanmýþ kýz gibi. /ÖRDEK Ben bir kara biberim, Çukur evi diderim, Darýlmayýn bacýlar Güz gelince giderim. /PÝRE Sarýdýr zerdali gibi, Suludur şeftali gibi, Ne vallahi zerdali Ne billahi şeftali. /PORTAKAL Çýn çýn hamam, Kubbesi tamam, Bir gelin aldým Babasý imam. /SAAT iyki doðdun fýstýk saðlýða yararlý olmayan maddeler de var. Bu maddeler çikolata çok yenildiði zaman Haþiþ gibi vücuda keyif veren, insanlarýn kendilerini mutlu hissetmelerini saðlayan BÝLMECE BULMACA BÝLMECE BULMACA ARTIK ÝKÝ YAÞINDA Hazýrlayan: Döne Köylüce duygularý aktive ediyor. Çikolata yenildiðinde vücutta Endorphine hormonu oluþuyor. Endorphine bir sevinç Hormonu dur. Bundan dolayý bazý insanlar Çikolatayý üzgün olduklarý zaman daha çok yiyorlar. Ne yazýk ki çikolata yalnýz insanlarý sevindirmiyor. Bunun yaný sýra çikolata insanlarý þiþmanlatýyor. Bir çikolatada paketinde yaklaþýk 500 kalori var. Yani bir büyük tabak soslu spagetti kadar kalori alýna biliniyor. Korkmanýza hiç gerek yok. Bu zararlý yanlarý yaklaþýk 200 tane çikolata yenildiðinde ortaya çýkmaktadýr.

17 Kadýnýn yaþamý bu mu acaba? Sayý 15 Geriye dönüp baktýðýmda, yýllar sonra nerden nereye gelmiþiz diye düþündüm kadýn olarak. Yaþamý böyle düþünmemiþtim daha farklý olmasý gerektiðine inanýyorum. Bu farklýlýðý da ancak kadýnýn kendisi yaratmalýdýr bir baþkasý deðil. Elbette ki sorun ortak bir sorundur fakat daha çok kadýnýn kiþisel sorunudur. Kadýnýn yaratýcýlýðý kadar çözüm gücüde olabilmelidir. Maalesef ne yazýk ki günümüzde halan bir çok bireysel sorunlarýna bile yeterince çözüm getiremiyor. Neden, niçin kadýn çok mu zayýftýr, yeteneksiz midir, yaratýcý gücümü yok... HAYIR. Kadýnýn doða yapýsý gerçekten çok güçlü ve müthiþ yetenekleri baðrýnda taþýyan güçlü bir yapýya sahiptir. Her nedense göze çarpan kaçýnýlmaz bir çok eksikliklerinden ve zayýflýklarýndan kurtulmaya ciddi bir temelde yaklaþmýyor. Daha çok sorunlarýný duygusal bir temelde hal etmeye çalýþýyor ki buda daha çok bunalýma ve psikolojik sorunlara yol acýyor. Mantýksal olarak kendisinin de bir erkek kadar güçlü olduðunu bir çok zaman gömemezlikten geliyor. Kadýn olarak gerçekten eðitimimiz mi eksik? Olanaklarýmýz mý yok? Ev, çocuk ve görevlerimiz dýþýnda bizim kendimizi geliþtirme, öz kiþiliðimizi bulmamýzdaki sorun nededir? Burada kendi sorunumuzla ciddi uðraþmamýzdýr. Elbet ki Toplumun etkisi az deðildir bizim üstümüzden!!! Biz her þeyden önce önyargýlý bir toplumuz. Hoþumuza gitmese çok kolay suçlarýz, mümkünse onu çeþitli entrikalarla toplum dýþý etmeye çalýþýrýz. Bu da bir yargýlamadýr, anlayýþ düzeyimizi gösteriyor, bakýþ açýmýzýn ne kadar önemli olduðunu belirtiyor. Ama biz her þeyden önce insanýz, eksiklik yalnýz biz kadýnlardan deðildir. Eksiklik Erkeklerde de görülüyor ve birbirini tamamlýyor. Kimse kimseyi gerçekten anlamaya yakalaþmýyor, ÝKÝ CÝNS arasýnda korkunç bir anlaþmazlýk yaþanmasýna raðmen, iki taraflý sorunlarý geçiþtiriyor. Kadýn erkeðin sorunlarýný basite alýrken Erkekte Kadýný anlamaktan çok zorlanarak sorunu hiç sorun yokmuþ gibi deðerlendiriyor. Yüzeyselliði býrakýrda gerçek anlamda iki taraflý ortak çözümler içine girmediði orandan bur sorunlar hiç bir zaman çözüm gitmeyecektir, ayrýlmalar, boþanmalar ve psikolojik sorunlar devam edip giderken bizler biraz daha kaybolup batacaðýz... YAÞAM 17 iðne ucu ile... ELÝF KAYA Parfümün tarihi Latince per fumum dan (dumanýn içinden) anlamýnda olan parfüm antik çaðlardan beri insanlýðý büyülemiþtir. Eski yazýlý metinlerde parfümün sayýsýz örnekleri vardýr. Mýsýr kaynaklarýnda banyoda, dini törenlerde kokulu merhemlerin, sývý yaðlarýn kullanýldýðý yazýlýr. Bir söylenceye göre, tam bir koku düþkünü olan Kleopatra ve maiyeti tören alanýna girmeden çok önce, saçtýklarý kokular insanlarýn burunlarýna ulaþýrmýþ. Yunanlý ve Romalýlarýn ziyafetler esnasýnda kendilerini çiçeklerle kokulandýrmýþ sularla serinlettiði bilinir. Ýlk kez Persler damýtma yoluyla çiçekten yað çýkarmýþlardýr. XIV. yüzyýlda Macar Kraliçesi Elizabeth zamanýnda modern anlamda parfüm üretilmiþ, yaðlar alkolle karýþtýrýlmýþtýr. Araplar da egzotik madde kullanýmýyla parfümün geliþiminde önemli rol oynamýþlardýr. Orta Doðudan dönen Haçlýlar bu bilgileri batý Avrupa ya taþýmýþlar. Rönesans döneminde geliþen iliþkiler, ticari olduðu kadar kokunun önemini de arttýrmýþ ve kullanýmý yaygýnlaþmýþtýr. Bu yýllar Ýtalyanlar kokulara düþkünlükleriyle bilinirken Doðuda ise misk-i amber gündelik hayatta zaten sýkça kullanýlýyordu. Modern parfüm tarihi XVII. yüzyýlda Fransa da, Grasse da baþlamýþtýr. XV. Louis nin sarayý ise la cour parfumee (koku sarayý) olarak anýlýrdý. istenmeyen, hoþ olmayan kokularýn parfümle gizlendiði neredeyse hiç banyo yapýlmadan sadece parfümün etrafa yaydýðý kokularla yaþandýðý yýllar olarak bilinir. Yine bu dönemde sarayýn yatak odalarý ve koridorlarýn potpuri koku kavanozlarý ile dolu olduðu kaynaklardan öðrenilmiþtir. XV. Louis in metresi Madame Pompadour kokuyu adeta müsrif bir þekilde kullanýrdý. saray bahçesinden toplattýðý, hoþ kokulu çiçeklerin bile üzerine parfüm sýktýrttýðý söylencesi bile vardýr. XVIII. yüzyýlda dünyanýn baþka yerlerinde de koku modasý baþlamýþtýr. Ýngiltere de güzel kokular kýsa sürede moda olduysa da, her nasýlsa sonradan koku üzerine bazý þüpheler baþladý de Britanya Parlamentosu, bir kocayý güzel kokularla etkileyen kadýnlarýn büyü amaçlý bu etkileyici kokularý kullandýðý hükmüne varmýþtýr. Fransýz sarayýnýn zarafetinden uzak kalan Amerikan kolonileri sade yaþamlarýný çevrelerinde bulunan defne ve lavanta bitkileriyle kokulandýrdýklarý mumlarla yaþýyorlardý. Mumlarýn içine konduklarýnda etrafa hoþ, aromatik kokular salan mumlar o dönemlerde onlarýn h a y a - tlarýna renk katmýþtýr. Uzak Doðu da ise kokular dini, sosyal ve kültürel UV den Korunmada Giysiler Genel olarak kumaþlar güneþten gelen UV ýþýnlarýný engellemekte yeterli etki gösterirler. Kumaþýn dokunmasý, dokuma ile oluþan deliklerin sýklýðý ve çaplarý UV ye karþý olan geçirgenliði belirlemektedir. Pamuk ve polyesterden yapýlmýþ T-shirtlerin güneþten koruma faktörleri (SPF) 15 kadardýr. Bu tip kumaþlar ýslandýðýnda geçirgenlileri artmaktadýr. Sadece pamuktan yapýlmýþ bir T-Shirtlerin geçirgenlikleri daha azdýr. Özellikle bir kaç kez yýkanmýþ pamuk kumaþtan yapýlmýþ T-Shirtler de koruyuculuk daha fazladýr. Bazý kaynaklarda kumaþlarýn koruyuculuklarý hakkýnda kabaca bir tahminde bulunmanýn yöntemleri tarif edilmektedir. Bir güçlü ýþýk kaynaðýna doðru kumaþýn içinden baktýðýmýzda eðer lamba görünüyorsa SPF deðeri olaylarýn vazgeçilmez parçasýydý. XIX. yüzyýl bir lüks ve abartý çaðýydý. Fransa da 1804 de Ýmparator olan Napoleon Bonaparte ve Ýmparatoriçe Josephine parfüm kullanýmýnýn öncülerindendi. Almanya seferinden döndüðünde askerlerin getirdiði lavanta, biberiye, bergamut ve portakal çiçeði karýþýmýný eau de cologne olarak kullanmaya baþladýlar. 15 in altýnda demektir. Eðer siz ýþýk içeri giriyor ama kaynaðý görünmüyorsa SPF deðerleri arasýndadýr. Eðer ýþýk kumaþtan hiç içeri girmiyorsa SPF deðeri 50 den büyüktür diye düşünülür. Þapkalarda çok önemli aksesuvalardýr. Güneþ ýþýnlarýnýn yüz, boyun, ense bölgelerine direkt gelmesine engel olmasý ile yazýn olduðu kadar kýþýnda çok büyük bir önem taþýr. Koruyuculuðu saðlamak amacý ile kenar çýkýntýlarý 7-8 cm kadar olan þapkalar tercih edilmelidir. Þapkada geniþ delikleri olan kumaþlar kullanýlmýþsa koruyuculuklarý anlamlý ölçüde azalýr. Savaþa giderken bile bu kokulardan bolca sürülürdü. Bir rivayete göre Josephine aðýr hayvansal kokularý seçerken, N. Bonaparte ise hafif kokularý seçiyormuþ. Dünyada parfüm romantizmi bitince bu büyülü sývýlarý karýþtýranlar bazý sýrlarý açýklamaya baþladýlar. Ýlk bilimsel analizlerle doðal yaðlarýn içindeki asýl aromayý ayýrdýlar de Ýngiliz William Perkin bir Güney Amerika bitkisinin kokusunu taþýyan kumarýný sentezle birleþtirdi. Daha sonra Berlin de Ferdinant Tiemann tarafýndan vanilya ve menekþenin taklidi sentetik maddeler üretildi. Ve bunu baþka taklitler izledi. (gül, inci çiçeði, nergis, sümbül vb.) Aðýr kokular yerini, hafif ve etkileyici kokulara býrakmaya baþlamýþtýr. XVIII. yüzyýl arkada kalýrken erkekler ve kadýnlar ayný kokularý sürüyorlardý. lavanta suyu erkeklerin favorisiydi ta ki lavanta kullanan Oscar Wilde hapse düþünceye kadar. Koku bir anda gözden düþtü. XX. yüzyýlda Doðu etkili tasarýmlar moda bilincini etkiledi. Kendi kokunuz Her kiþinin kendine özel bir parmak izi, ses tonu, göz irisi yapýsý olduðu gibi birde kendi özel kokusu vardýr. Bu koku genlerimizde þekil bulur. Cildimiz yapýsýndaki ter bezlerinin, yað bezlerinin yapýsý, sýklýðý ve salgýlarýnýn özellikleri hep genlerimiz ile belirlenir. Genetik faktörler dýþýnda beslenme alýþkanlýklarýmýz, yediðimiz besinler, içtiðimiz su, bulunduðumuz Siz yüz þeklinizin anlamýný biliyormusunuz Yüz þekli, her bireyde farklýdýr. Ancak yinede alýn geniþliði, yanaklarýn belirginliði ve çene yapýsý gibi özelliklerle yüz þekilleri kabaca 6 gurupta ele alýnabilir. Doðadaki ortak dil olan beden diline göre bir þeyin büyük olmasý, karþýsýndaki varlýðý etki altýnda býrakýr. Saçlarýn kabarýk olmasýnýn kiþiye verdiði güven ve güç bu noktadan ortaya çýkar. Bu tür içgüdüler her zaman güzel ve estetik açýdan güzel görünmeyi saðlamaz. Ýnsanlarýn baþ yükseklikleri ile boylarý arasýndaki oran çok önemlidir. Normalde bu oran 1/8 dýr. Yani baþ yüksekliðinin 8 katý, boyu vermelidir. Top modellerde bu oranlar 1/9 a çýkmaktadýr. Kabarýk veya uzun saçlar, olduðundan daha büyük görünen bir baþ görünümüne neden olurlar. Eðer kiþinin bedeni ince ve uzun deðilse 1/8 oraný daha da bozulacak, estetik bir görünüm oluþturmayacaktýr. Kabarýk saçlar, hemen her zaman yüksek topuklarla beraber kullanýlmalýdýr. Yoksa aynada görülen kadarý ile baþ yapýsý mükemmel görünürken, bütünde estetik olmayan görünümlere yol açabilir. 1/8 oranýn bozulmasý, kiþileri kýsa gösterir. Saçlarýn kýsa olmasý ise 1/8 orantýsýna en çok yaklaþtýran saç þeklidir. Kýsa saç modelleri kiþilerin daha genç ve dinamik görünmelerine saðlar. Saçlarýnda beyaz telleri bulunan ve boyama yapmak istemeyen kiþilerinde kýsa saç modellerini seçmeleri önerilir. Beyazlar, kýsa saçta daha az dikkat çeker. Ancak, kadýnlarýn kýsa saçtan uzak durmalarý için çok sayýda neden vardýr. Eþleri yada erkek arkadaþlarý tarafýndan beðenilmeyeceklerini, kadýnsý görünümlerini kaybedeceklerini düþünebilirler. Doðduklarýndan itibaren uzun saç kadýný, kýsa saç erkekleri temsil eder gibi deðer yargýlarý ile büyüyen toplumumuzda bu düþünceler son derece normaldir. Yine çocukluk sýrasýnda ceza olarak saçlarý kesilen kýz çocuklarý, büyüdüklerinde uzun saçtan vazgeçememektedirler. 1/8 oranýný kurmayý amaçlayan saç modelleri dýþýnda kalan modeller her zaman iddialý modelleri oluþtururlar. Bakýmlarý zor ve pahalýdýr. Bozulmasý ise o derece kolaydýr. Oranlarýn olabildiðince korunduðu ve yüzün oval olarak ortaya konduðu modeller estetik açýdan ideali oluþturur. Karþýsýnda insanýn daha ciddi ve saygýn bir yaklaþýmýna neden olurlar. Saç modelleri seçilirken, en belirleyici faktör yüz þeklidir. Yüz þekillerine göre dikkat edilmesi gereken bazý noktalarý burada veriyoruz: KALP ÞEKLÝNEDE YÜZÜ OLAN KADINLAR : Kalp þeklinde yüzü olan kiþilerde, hedef alný dar, alt çene çizgilerini geniþ gösteren modeller seçmektir. özellikle saç hacminin kulak altý seviyede canlý bir þekilde ortaya koyan saç modelleri hoþ duracaktýr. BAKLAVA DÝLÝMÝ (elmas) ÞEKLÝNDE YÜZÜ OLAN KADINLAR: Elmas þekli yüzü olanlar kiþiler, alýnlarýný daha geniþ gösteren ve yanak geniþliðini kaybeden modeller tercih etmelidir. UZUN YÜZÜ OLAN KADINLAR: Uzun yüzlerde ise amaç, yüzü kýsaltýcý ve yanaklarý geniþ gösterici modeller seçmektir. Saçlarýn yanlarda hafifi volüm yapmasý hoþ durabilir. KARE ÞEKLÝNDE YÜZÜ OLAN KADINLAR: Kare þeklinde yüzü olanlarda ise hedef daha yumuþak yüz hatlarý oluþturmaktýr. Alnýn daha belirgin kaldýðý, yanaklarýn saklandýðý modeller hoþ durabilir. ARMUDÝ YÜZÜ OLAN KADINLAR: Armut þekline benzer bir yüz yapýsý varsa, daha geniþ bir alýn ve alt çene çizgilerinin belirsizleþtirilmez amaçlanmalýdýr. Saçlarýn üst yanlarda hacim yapmasý ve alt çene çizgisini örtmesi hoþ duracaktýr. YUVARLAK YÜZÜ OLAN KADINLAR: Yuvarlak yüzü olanlarýn, yüzünü boydan daha uzun gösterecek modeller seçmesi gereklidir. Alnýn orta kýsmýný açýkta býrakan ve yanaklarýn belirginliðini kaybeden modeller hoþ duracaktýr. Þüphesiz saç modellerinin de bir modasý vardýr. Ancak modaya uyarken de burada anlattýðýmýz temel noktalara dikkat etmeniz sizlere daha güzel ve etkileyici bir görünüm saðlayacaktýr. Kitleleri etkilemiþ bir çok TV artisti ve sanatçýlarýn saç modelleri bir çok kiþi tarafýndan taklit edilmektedir. Sizlerde en yakýn arkadaþlarýnýzda da bu tür seçimleri görmüþsünüzüdür. Çoðu zaman hiç hoþ olmasa da çok yakýþmýþ demek zorunda kaldýðýnýz bu durumlara düþmemek için, yüz þeklinize uygun, boyunuza ve baþ/boy oranýný destekleyici modeller seçin. ortamdaki havanýn yapýsý ve temizliði doðal kokumuzu etkiler. Cildin fonksiyonlarýný en çok ekileyen cilt hücrelerine bol besinin ve oksijenin ulaþýp ulaþmadýðýdýr. Stress, sigara, hava kirliliði cilt saðlýðýný, fonksiyonlarýný ve dolayýsýyla da doðal kokumuzu etkiler. Kullanýlan parfümler bu koku ile karýþýr. Ayný parfümün farklý kiþilerde, farklý farklý kendini göstermesinin en önemli nedeni kiþilerin kendi özel kokularý ile karýþmasýdýr. Parfümün sürüldüðü yerler ve bu bölgelerdeki cilt ýsýsýda sürülen parfümlerin buharlaþma miktarlarýný etkileyerek farklý durmasýný saðlar. Damarlarýn yüzeye yakýn olduðu bölgelerde cilt ýsýsý daha yüksektir. El bileðinde nabýz alýnan bölgeler, boyunda kulak kepçesine kadar olan yan yüzeyler, göðüs bölgesi, diz arkasý bölgeler parfümlerin en düzenli buharlaþmasý için uygun yerlerdir.

18 BÝZÝM SAYFA 18 Halk müziðinin genç sesi Ýlknur Daðdelen iddialý Müzik dünyasýnda kalýcý olmak istiyorum Seni kýsaca tanýyabilir miyim? Ben Sivaslý Ýlknur Daðdelen, 16. Aralýk 1975 yýlýnda Stuttgart ýn Sindelfingen kentinde dünyaya geldim. 4 kardeþten en büyükleri benim. Almanya da Realschuleyi bitirdim daha sonra meslek yaptým Bürokauffrau olarak Þuan Böblingen Bilgisayar Þirketi (Hewlett-Packard) Marketing yani bilgisayar programlarýný müþterilere anlatýyorum. Bu zamana kadarki çalýþmalarýnýz hakkýnda bilgi verir misin? Ýlk sahneye çýkýþým 10 yaþlarýnda Türkiye de Amcamýn düðününde olmuþtu. Daha sonra Almanya da düðünlerde sahne almaya baþladým.baðlamayý kendi kendime öðrenip yaþlarýnda Profesyonel olarak çalmaya ve Türkülerimizi söylemeye baþladým. Bu zamana kadar 3 Kaset yaptým iki tanesini Almanya da ve son üçüncü kasetimi Türkiye de sene 1995 çýkarttým. Türkiye de Televizyon ve Radyo programlarýnda yer aldým. Yeni Kaset çalýþmalarýnýz var mý ve karþýlaþtýðýnýz zorluklar hakkýnda bilgi verir misin? Evet güzel bir soru, Kaset yapmayý istiyorum çünkü çok ara verdim, Mesleðim araya girdi derken öyle kaldý, Þuan yeni yeni besteler toplayýp bir kaset yapmak istiyorum fakat bunun zor yaný yeniden Para verip kaset yapmam, parayý verdik, birde verdiðin emeðin Aliyyel mürteza oldum Aliyyel mürteza oldum Peygamber ocaðýnda filizlendim Tomurcuk oldum Haktan sapmadým Güzellik ve aydýnlýk sayayým diye Hünkarýn güvercini oldum Erenlerin yolundan ayrýlmadým Kardeþliði ve birliði anlattým Ýnsanoðlu ve insanlýk sevilsin diye Pir sultan abdalýn sazý oldum Dize oldum mýsra döktüm Deyiþ okudum nefes oldum Halkým haksýzlýða boyun eðmesin diye Turnalar kanadý oldum Daðlarý mesken tuttum Semah döndüm davamdan dönmedim Yerim yurdum sýlamdan oldum diye Aþýk Veysel oldum gözüm açtým Yasamak ne imiþ anladým Sazým aldým ozan oldum Aþýk oldum Pir sultanlar, nesimi, hatayiler ölmesin diye karþýlýðýný alamazsan bu insanýn zoruna gidiyor mesela kendimden bir örnek vereyim, isim vermek istemiyorum Türkiye deki þirketim bana ikinci Kaset için öneri verdi, kendisinde 10 Kaset yapmýþým neye yarar reklamým olmadýktan sonra, tatlý dille insaný kandýrýyorlar, bunu yaparýz seni bu Televizyon kanalýnda çýkartýrýz diyorlar bu devirde hiç kimseye güvenemiyorsun, danýþmadýðým Sanatçý kalmadý bana yol gösterip yardým etmediler herkes kendi çýkarýný düþünüyor.türkiye ye dönmemi istiyorlar, Türkiye de olursam reklamým daha rahat olur diye ama ben burada her þeyi býrakýp gidemem, bir menajer lazým iþini bilen biri. Benim tek amacým reklam çünkü medya çok önemli. Konserlere nerelere gidiyorsun? Almanya nýn bütün þehirlerinde, Fransa, Ýngiltere, Avusturya, Hollanda, Ýsviçre ve Belçika da Konserlerde yer aldým ve alýyorum`da. Neden Halk-Müziðini seçtim? Ailemin müziði sevmesi, müzikle iç içe olmasý türküleri sevmem icin yeterli nedendi. Böylece türkülere ilgi duydum, Anadolu çocuyum Ailem tarafýndan, gözümü açtýðýmda Babamýn elinde sazý görürdüm çok hoþuma giderdi, sazýn týnlamasý kulaðýmdan çýkmadýðý için Halk-Müziðini seçtim. Halk Müziði hakkýnda neler düþünüyorsun? Halk- Müziðinin bugünkü durumu beni çok üzüyor, ama umutsuzda deðilim, TRT ve diðer özel kanallar sanki Türkiye de Pop olmazsa müzik olmaz, Pop olmazsa kimse Televizyon izlemez korkusu yaþýyorlar. Düþünemiyorlarki beþikteki annelerimiz ninni söyleyerek bizi uyuturlardý. Halk-Müziði halkýmýzýn geleneðidir. Ben ve benim gibi düþünenler Halk Müziðine gönül verenler kendi çabalarýmýzla Türkülerimizi yaþatacaðýz. Emekçinin emeði oldum Hakkim aradým hakkim aldým Nazým oldum, yýlmaz oldum Ahmet Arif oldum Ekinlerim harman olsun diye Yasar kemalin kalemi oldum Anadolu yu köy köy gezdim Göç oldum aðýtlar yaktým Gerçekleri yalandan ayýrmayým diye Türkülerin sesi oldum Beni daðlara köylere sorun Tarih oldum haykýrýr oldum Halkýmýn sessizliði sussun diye Demokrasinin belkemiði oldum Hoþgörü ve Evrenselliði anlattým Bansih baþý ve temeli oldum Özgürlükler anlaþýlsýn diye Bir garip yol sefiliyim Gönlümü bahçe eyledim Her yana su verdim sevgi verdim Türlü türlü renkte çiçekler açsýn diye Nihat Doðan Kaset neden aðýrlýklý olarak Halk- Müziði içerikli ve neden Pop Müziði aðýrlýklý deðil? Çünkü kendi duygu ve düþünlerimizi ancak Halk Müziði ezgilerinde dile getirebiliyoruz. Bugün Pop türü bir kaset doldursaydým, tutulur yarýn unutulurdu. Oysa Halk Müziði edebiyatýmýzda bu yana halkýmýzýn sorunlarýný, acýlarýný ve sevgilerini dile getiren bir Müzik türüdür. Örneðin bugün hala Pir Sultan Abdal ve Aþýk Veysel in eserleri kendi deðerini korumaktadýr. UMUT SEVÝÞÝNE Kurtuluþ arýyorsun bir saplantý Duvarýný asýpta Hür olacak diyorsun, alabildiðine gün ýþýðýna. Bakýyorsun, gözlerin kamaþýyor Sen doðaya, Tüm sevilerin özlem duvarýný bir anda yýkýpta. Gelmek isterken sana, bir umutsuzluk dalga, dalga. Vuruyor kýyýlara tüm gücüyle Ve ben içinde. Kavuþmak için Umut seviþine. Bir set örüyorum dalgalara Kurtuluþ arýyorum aslýnda Kemal Yar /Ansbach Örnek aldýðým bir Sanatçý var mi? Ýlk basta Mahsuni Þerif ikinci Pir Sultan Abdalýmýzý kayýp ettiðimiz için çok üzülüyorum, yeri nur olsun, Ailesinin ve onu sevenlerin baþýsað olsun. Ýkinci ve Üçüncü kasetimde onun parçalarý da yer almaktadýr. Sanatçý nasýl olmalýdýr? - Branþýyla ilgili bilgiye sahip olmalý ve Sanatýný en iyi biçimde icra etmelidir. - Bir çok alanda kültürel deðerlerle iç içe olmalý ve geliþmeleri yakýndan izlemeli. - Ve Dürüst olmalýdýr. Hedefin nedir? Kendi çabamla bir yere gelmeyi ve Müzik dünyasýnda kalýcý olmayý amaçlýyorum. Söylemek istediðin, vermek istediðin mesaj var mi? Öncelikle bana bu fýrsatý verdiðiniz için, Dem Gazetesinde yer ayýrdýðýnýz için size çok teþekkür eder, Dem Gazetesinde çalýþanlara ve emeði gecen bütün Dostlara baþarýlar dilerim. HÜSNÝYE ERGÜN Bir tartýþmanýn ardýndan. FDP de neler oluyor? Liberal Demokrat Partinin Kuzey Ren Westfalya Eyalet baþkaný Möllermann tarafýndan baþlatýlan ve Almanya Yahudi Cemaati ile FDP arasýnda süren tartýþmanýn iç yüzü ne? Nereden böyle bir tartýþma çýktý? Geriye dönüp bakalým. Olayýn kronolojisi nasýl geliþti? Yeþiller partisinin Düsseldorf yerel parlamentosunun Suriye kökenli milletvekili Jamal Karslý nýn Sachsen- Anhalt eyaletindeki seçimlerin yeþiller açýsýndan negatif sonuçlanmasý sonrasýnda FDP ye geçmesi, bunu da Möllemann ýn Orta-Doðu politikasýna olan yakýnlýðý ile gerekçelendirmesi, yaptýðý açýklamalarý ile Ýsrail yönetiminin Filistin halkýna karþý uyguladýðý politikalarýn yöntemlerini Hitler rejiminin metotlarýna benzetmesi üzerine ateþli tartýþmalarýn baþlamasýna sebep oldu. Möllermann da Ýsrail hükümetinin tutumunun Filistinlilere karþý devlet terörüdür ve eleþtirilebilinmelidir, Almanya da bu konuda var olan tabularýn yýkýlmasý gerektiðini söylemesinin yaný sýra Yahudi Cemaatinin ikinci baþkaný Michel Fridman a sataþarak, onun kendini beðenmiþ, kibirli davranýþlarý ile Almanlar`da Yahudi düþmanlýðýný bizzat kendisinin körüklediðini söylemesi üzerene olay oldukça kýzýþtý ve Almanya nýn gündemini tam üç hafta oyaladý. Almanya Yahudiler Cemaati (Yahudi Lobisi) bu tutumu kýnayarak baský yapmaya baþladý. Möllermann ýn Fridman dan özür dilemesini istedi. Ve Jamal Karslý`nýn FDP`de ihracýný ayrýca yerel parlamentoda FDP-Grup üyeliðine alýnmamasý konusunda oldukça baský yapmalarý sonucunda Jamal Grup üyeliðine getirilmese de parti üyeliðinin kalmasý parti içindeki iktidar kavgalarýný kýzýþtýrdý. Parti baþkaný Guido Westerwellle nin bir yandan dýþarýya karþý Möllermann ý tutarak israil inde eleþtirilebilinmesininde demokratik bir hak olduðunu söylemesi diðer yandan da Yahudi toplumunu da incitmemeye özen göstermesi, buna raðmen Möllermann ýn susmayýp kendisine karþý tavýr alan partisindeki yaþlýlara onlarýnda bu partiyi terk etmelerinin zamaný gelmiþtir þeklindeki açýklamalarý bardaðýn iyiden iyiye taþmasýna neden oldu. Bu durum Alman kamuoyunda Baþkan Westerwelle nin partisine hakim olamadýðý gibi intibalarý yarattýðý, Möllermann nýn iktidar hýrsýnýn dizginlenemez bir hal aldýðý görünümünü yarattý. Bütün olanlara raðmen Möllermann Fridman`dan özür dilemedi. Bu tartýþmalarýn esas iç yüzünün Eylül ayýndaki genel seçimler öncesi oy avcýlýðýnýn olduðu kamuoyunun gözünden kaçmadý. Bir yandan bu türden çýkýþlarla saða kayan oylarýn FDP ye gelebileceði diðer yandan`da Alman vatandaþý olmuþ Müslüman seçmenlerinin oylarýný kazanma hesaplarý yapýlmakta. Oy kazanma isteði partiler açýsýndan anlaþýlýr bir durum olabilir ama üzeride durulan zemin o kadar kaygan iken, bu ülkede yabancý düþmanlýðý yapmak, anti-semit olmak bu kadar kolay ve tehlikeli iken, bu ülkede sosyal barýþý saðlamak, yabancý düþmanlýðýný önlemek, aslýnda sayýn politikacý bay ve bayanlarýn ilk baþta gelen görevleri olmalýdýr. Ýsrail devletini eleþtirmek, Filistin halkýnýn da bütün halklar ve Ýsrail halký gibi kendi kaderini tayin hakkýnýn olduðunu söyleyip kabullenmek ne kadar haklý ise, ayrýca bunu Almanya da (Almanya gibi bir ülkenin Yahudilere karþý tarihi bir kamburu olmasýna raðmen) tartýþabilmek ve eleþtirmek ayrý bir þey, saða kayarak yabancý düþmanlýðý yapanlarýn ekmeðine yað sürmek, buna alet olmak baþka bir þey. Ýþte bütün maharette bunu becerebilmekte. Liberaller liberalliklerini unuttular galiba! Not: Jamal Karslý Yeþillerde iken yabancýlar grup sözcülüðü yaptýðý sýralarda, yani mültecileri korumakla görevli olduðu dönemde Diktatör Saddam Hüseyin tarafýndan finanse edilen Irak gezisine katýlýr ve orada Irak`ýn güneyinde ki bölgede ekolojik yýkýmý incelemeyi gizli servis üyelerinin korumasýnda gerçekleþtirir. BENÝM Be hey zalim Dünyalýk için hançerlettiðin Ilmin kapýsý Þahi Velayet benim Koltuk çýkarý için zehirlettiðin Ýmam Hasan Devlet eliyle Katlettiðin Þehitler Sultaný Imam Hüseyin Benim Kimisini zindandanlar da çürüttüðün Kimisini zehirleyip yok ettiðin Kimisini iþkence ile öldürdüðün Imamlar Benim Mansur gibi daraðaçlarýn da astýðýn Nesimi gibi yüzdüðün Fazýl gibi hýzarla biçtiðin Þerefsiz yobazýn yüzüne tüküren Horhasan dan Anadoluya gelen Rum ererenleri, Alp erenleri Benim Koca Pir Ahmet Yesevi Hünkar Hacý Bektaþ Veli Güzeller güzeli Yunus Sivasda astýrdðin Pir Sultan Abdal Benim Bosnalý Hamza Bali Hacý Bektaþ Evladý Kalender Çelebi Dersimli Seyid Rýza Sivas da diri diri yaktýðýn aydýnlar Gazi de kurþunladýðýn fidanlar Benim Düþündünmü be hey zalim Altý milyon yýldýr gözyaþý döken Kaný akan, Yüreði sýzlayan Insan oðlu Insan Benim. Olmaz oluyum her gün acýlarla sinesine taþ basan Zülfikar YALÇINKAYA benim BULMACA SOLDAN SAÐA 1- ( ) Eve Düþen Yýldýrým (roman), Eski Resimler (öyküler), Muharrir (inceleme) gibi yapýtlarý bulunan yazarýmýz. 2- Benzodiapezin öbeðinden, kimyevî yolla elde edilen ve ruhsal çöküntü iyiletiminde kullanýlan ilâç - Boþanma. 3- Arka, sýrt - Ýsim - Ýzmir in bir ilçesi. 4- Kasýk - Bir þeyin niteliklerini övme - Kuzu sesi - Doðu ülkelerinde, yerli beyler ve Kýrým giraylarý için kullanýlan san. 5- Alýþkanlýkla sýk sýk yinelenen gülünç, sýkýcý söz ya da el, kol, yüz hareketi lý yýllarýn baþlarýnda doðan Jamaika müziði - Ur- Sanzatunun kýsa yazýlýþý 6- Buda/ Konfüçyüs çü mutluluk tanrýlarýndan biri - Bir nota - Verme, ödeme. 7- Ateþle yumuþatýlýp çekiçle dövülerek türlü biçimlere sokulan demir çubuk - Kimi çiçeklerin miskle karýþtýrýlýp dövülmesinden elde edilen kokulu özdek. 8- Aracý - Utanma, utanç duyma - Belirti, iz - Üzme, üzüntü verme. 9- Bir tür þekerleme - Kendisine inanýlan kimse. 10- Akdeniz bölgesinde bir akarsu - Ýki düzlemin ya da iki doðrunun kesiþimi. 11- Bir harf üzerine konulan im - Kokarca cinsi etçillerden elde edilen kürk. 12- Yüzyýlýn kýsa yazýlýþý - Bir þeye karþý isteði olan. 13- Görüntü ve sesleri kaydedip ekranda gösteren aygýt - Okyanusya da bir devlet - Küçük bir limon cinsi. 14- Selçuklu Devleti nin yýkýlmasýndan sonra, Orta Anadolu da kurulan beyliklerden biri - Bir renk - Bir tür yumurtalý süt tatlýsý. 15- Kuþku - Lâboratuvar maþasý - Ýki büyüklük, iki nicelik arasýndaki baðýntý. YUKARIDAN AÞAÐIYA 1- ( ) Türk halk bilimcisi, müzikçisi ve saz sanatçýsý - Sözcüklerin sonuna gelerek gibi anlamý veren bir benzetme ilgeci. 2- Zonguldak yöresinde oynanan bir halk oyunu - Bir göz rengi - Od, alaz. 3- Hileci olma durumu - Gök gürlemesi - Düzen, hile. 4- Asarak öldürme cezasý - Çalýþkanlýk, etkinlik. 5- Biçim deðiþimi, dönüþüm. 6- Düz dokunmuþ, açýk saman renginde bir tür ipek kumaþ - Yemiþlerde çekirdekle kabuk arasýndaki bölüm - Bir binek hayvaný. 7- Tekil birinci kiþi iyelik eki - Bir haber ajansýnýn kýsa yazýlýþý - Daha çok hekimlik ve fotoðrafçýlýkta kullanýlan, hayvanlarýn deri, kemik ve kýkýrdaklarýndan elde edilen saydam, renksiz, kokusuz bir özdek. 8- Hoþgörülü, açýk yürekli, güvenilir kimse, gönül eri - Gök - Zaman. 9- Radonun simgesi - Bizmutun simgesi - Ýkinci Dünya Savaþý sýrasýnda Alman Hava Kuvvetlerince kullanýlan bombardýman uçaklarýna verilen ortak ad. 10- Gözleri görmeyen - Deride türlü nedenlerle oluþan kaþýntýlý döküntüler. 11- Sakallý akbaba, karakuþ - Ana babaya baþ kaldýrma. 12- Sýðýrtmaç - Baba -Hollânda nýn plâka imi - Yunan abecesinde bir harf. 13- Tanrý - Kanada da yaþayan yerli boylardan biri. 14- Hanlarýn baðlý olduðu devlet baþkaný - Bunaltma, tedirgin etme - Üstü kapalý olarak anlatma. 15- Dede Korkut öykülerinden birisinin kahramaný - Ýnanç.

19 19 SPOR Ýlk dörtdeyiz Mehemet Ali Erbey yorum sevdasýna kapýlan bir mahalle oyuncusu gibi idi. Biraz daha dikkatli olabilseydi, arkadaþlarýna zamanýnda pas atabilseydi ikinci golü bulmamýz Þenol hocaya içten bile deðildi. Bunu hep söylüyorum bir maçý kazanmak istiyorsanýz ve golü de erken güvenimiz sonsuz bulduysanýz ikinci golü bulmak zorundasýnýz aksi Türk Milli Takýmý, taktirde rakip oyuncularýn baskýsý dayanýlmaz olur ve golü yersiniz. Brezilya ya Çin maçý bir baþkaydý. Güneþ ve talebeleri Ronaldo nun 49. bu maçý alacaklarýna inanmýþlardý. Ümit Özat yoktu. Onun yerine Emre Aþýk ve Bülent vardý. dakikadaki golüyle Yani tek... oyundan vazgeçmiþti 1-0 yenilerek Dünya bu maçta Þenol hoca, Fatih ve K. Hakan kenarlarda Kupasý nda finale bir dinamo gibiydi. Ümit Davala Fatih ile, Hasan veda etti. Þaþ ise K.Hakan ile çok iyi anlaþýyorlardý. Yýldýray ve Tugay Savunmanýn önünde çift Libero gibi ayný zamanda hücuma dönük oynayarak orta Brezilya maçýnýn ardýndan futbolcularý teselli etmeye çalýþan A Milli Takým Teknik Direktörü Þenol Güneþ, sahada her þeyi yaptýklarýný, sadece golü bulamadýklarýný söyledi. Kaliteli bir takým olduklarýný vurgulayan tecrübeli hoca, Birinci süper lig takýmlarý yeni sezonda takýmlarýný çalýþtýracak hocalarý belirledi Gaziantep spor, Göztepe ve Altuð dýþýndaki takýmlar yeni sezonda takýmlarýný çalýþtýracak hocalarý belirlediler. Teknik direktörlüðünü belirleyen takýmlardan 5 i yabancýlarla anlaþýrken 2 Rumen, 1 Alman, 1 Bosna-Hersekli ve 1 de Makedon teknik adam birinci süper ligde görev yapacak. Birinci Süper lig takýmlarýný çalýþtýracak hocalar þunlar. Galatasaray: Fatih Terim, Beşiktaş Lucescu (Romanya), Fenerbahçe Werner Lorant (Almanya) Trabzon spor Samet Aybaba, Gençler birliði Ersan Yanal, Ankara gücü Nihai Stnichita (Romanya) Kocaeli spor Hikmet Karaman, Ýstanbul spor Aykut Kocaman, Bursa spor Nejat Bigediç (Bosna- Hersekli) Diyarbakýr spor Hüseyin Kalpar, Samsun spor Georgia Jovanovski (makedonya) Malatya spor Ziya Doðan, Denizli spor Rýzam Çalýmbay, Elazýð spor Giray Bulak, Adana spor Bahri Kaya. Dünya Kupasý na ses ve renk getirdik. Sürekli yükselen bir trendimiz var. Oyuncularýmla gurur duyuyorum. Türk halkýndan yaþadýklarý üzüntü için özür diliyoruz. Ancak futbolcularýmýz ellerinden geleni yaptýlar açýklamasýný yaptý. Güneþ, geleceklerinin parlak olduðunu vurgulayýp, Buraya zirveye çýkmak için gelmiþtik. Ancak düþündüðümüz yere henüz gelemedik. Brezilya yý geçseydik, kupayý alacaktýk dedi. Baþarýlý çalýþtýrýcý, Özellikle ilk yarýda oyunu kontrol etmek istiyorduk. Ancak kanatlarda ve Rivaldo nun þutlarýnda zaaf gösterdik. Ýkinci yarýda kontrollü oynayýp, rakibimizi yormayý planladýk. Ancak erken gelen gol bizi etkiledi. Beraberliði bulsaydýk, maçý alabilirdik diye konuþtu. Orta sahada çok hata yaptýklarýnýn altýný çizen Güneþ, þöyle devam etti: Yediðimiz golde Fatih in büyük hatasý oldu. Orta sahada dönen toplarýn hepsi kalemizde tehlike yarattý. Bu maç yine oynansa, yine Hakan la baþlardým. O elinden geleni yaptý. Rüþtü mükemmeldi. Ýyi iþler yaptýk. Mutluyuz, keyif Timuçin Malatyaspor da Dýþ transfer çalýþmalarýný sürdüren Malatya spor, Denizlispor lu Timuçin ile Ýstanbul da 1 yýllýk sözleþme imzaladý. Polat Rönesans Otelde gerçekleþtirilen ve kulüp futbol þubesi sorumlusu Süleyman Karaman ile yönetim kurulu üyesi Þahin Metininde hazýr bulunduðu törende Timuçin kendisini bir yýllýðýna sarý kýrmýzý renklere baðlayan sözleþmeyi imza attý. Celal Doðan müjde verdi: Senegal ýn hocasý Metsu geliyor Gaziantepspor, uzun süredir peşinde olduðu Senegal Milli Takýmý nýn başarýlý hocasý Bruno Metsu nun işini büyük ölçüde bitirdi. Japonya da bulunan başkan Celal Doðan ýn Metsu ile masaya oturduðu ve peşinde birçok Avrupa kulübünün bulunduðu Fransýz çalýþtýrýcýyý ikna ettiði kaydedildi. Senegal in Dünya Kupasý Finalleri nde Türkiye ye elenmesiyle birlikte rahat bir nefes aldýklarýný belirten Doðan, artýk işin resmi imzaya kaldýðýný açýkladý. aldýk. G.Kore yi yenip, üçüncü olmak istiyoruz. Ancak sonuç ne olursa olsun, bu dostluk maçý olacak. Çünkü finali kaybeden takýmlar için bu maçlarýn etkisi farklý oluyor. Ýlk, Brezilya maçýyla baþlayacak olursam, maçý mükemmel oynamamýza raðmen ferdi hatalar ve Koreli hakemin maçý katlediþi. Maçtan önce bize sorsalar ki 2:1 e razý mýsýnýz? diye hep bir aðýzdan evet derdik. Ancak maçtan sonra oynadýðýmýz futbolu gördükten sonra içimiz kan aðladý. Çünkü Brezilya maçýna çok iyi motive olmuþtuk. Þenol Güneþ ve Ünal Karaman yönetimindeki Milli Takým sahaya çok iyi yayýlmýþlardý. Yardýmlaþma, pres ve oyunu takip etme mükemmeldi. Hakan Þükür belki mükemmel oynamadý ancak savunma elemanlarýnda ileri çýkmadý. Buda takýmýmýza avantaj saðladý. Hasan Þaþ bu maçta fena deðildi. Golünü attý ancak sevinemedi sanki Brezilya maçýný 2:1 kaybedeceðimizi biliyordu. Þenol Güneþ Hocamýzýn bazý oyuncularýmýza dikkat etmesi lazým. Ýleriye çýkan oyuncularýmýzýn topu kaptýrdýktan sonra geri dönmeyiþleri savunmamýzý zor durumlara soktu. Ümit Davalý eski formundan çok uzak ve sað kanatta oynamasýna raðmen sað kanadýmýz yol geçen haný gibiydi. Alpay ise çok iyi oynadý, ancak penaltý pozisyonunda biraz kararlý olup ta daha erken indirseydi rakibimiz, hakem istemese de penaltýyý veremeyecekti. Hakan Ünsal ýn gördüðü kýrmýzý kart ise tam bir komedi. Hakan Ünsal ýn bundan sonraki maçlarýnda daha iyi oynayacaðýna hepimiz inanýyoruz. Gelelim Kosta Rika maçýna. Türk Milli Takýmý nýn Kosta Rika karþýsýnda hedeflediði 3 puana çok yaklaþmýþtýk ki maçýn 86. dakikasýnda yediðimiz gol, ekran karþýsýnda maçý izleyen milyonlarca taraftarlarýmýza soðuk duþ etkisi yaptý. Oysa bu maça çok iyi hazýrlanmýþtýk. Golü bulana kadar sahada futbol oynayan, oyunu çabuklaþtýran, topu kaybettiðimiz anda geriye dönen ve pres yapan bizim oyuncularýmýzdý. Her ne kadar rakip ceza sahasýnda pozisyon bulamadýysak da, oyunun kontrolü bizim elimizdeydi. Golü yedikten sonra Milli Takýmýmýzda anormal bir panik baþladý ve Þenol Güneþ oyuncu deðiþikliðine gitti ama biraz geç kalmýþtý. Üstelik Hasan Þaþ ýn yerine Yýldýray ý çýkarmasý doðru bir karar deðildi. En azýndan Yýldýray topu rakibe kaptýrmýyor ve olumlu kullanýyordu. Hasan Þaþ ise sürekli macera arayan ve sorumsuzca çalým sahayý rahatlattýlar. Karþýmýzda fizik gücü ve teknik anlamda zayýf olan bir Çin vardý. Hakan Þükür bu maçta çok rahattý ve gol atamamasýna raðmen yaptýðý rakipsiz koþularla rakip savunmaya zor anlar yaþattý. Sonuçta bu maçý alarak 2.Tur a çýkmýþtýk. Ancak Brezilyanýn yaptýðýnda unutmamak gerekir. Mecbur olmadýðý halde Costa Rika ya 5 atýp evine yolladýlar. Japonya maçýnda Milli takým tamamen kendine olan güvenini kazandý. Attýðý tek gol ile maçý almasýný bildi. Senegal maçýnýn ilk 20 dakikasý hariç iyi oynadýk ve maçý kazanmayý hak ettik. Hakan Þükür ün oyundan çýkarýlma zamanlamasý harikaydý. Brezilya maçýnda istediklerini yapamadýk. Bir türlü kendimize olan güveni kazanamadýk. Brezilya gibi çok iyi top kullanan takýmlara karþý, organize hücum oynayamazsýnýz, bu mümkün deðil. O yüzdendir ki, ilk yarýda orta sahayý bile geçemedik diyecek kadar kötü futbol oynadýk. Ýkinci yarýda iyi pozisyonlar yakalandýysa da iþ iþten geçmiþti. Hasan Þaþ bu maçta saç baþ yoldurdu. Ayaðýna aldýðý her topu üç kiþinin arasýna girerek kaptýrdý. Ýnsan bir etrafýna bakar veya pas atacak birini arar. Bunlarýn hiçbirini yapmadý. Hal böyle olunca hücum gücümüz zayýfladý ve ilerde çoðalamadýk. Yüzyýlýn golü Maradona dan FÝFA, Arjantinli futbolcu Diego Maradona nýn 1986 Dünya kupasý çeyrek final maçýnda Ýngiltere ye attýðý 2.golü yüzyýlýn Golü seçti de Fransa da yapýlan Dünya kupasý maçlarýnda Ýngiliz Michael Owen ýn Arjantin attýðý gol ikinci olurken, 1958 Dünya Kupasý nda Brazilya lý futbolcu Pele nin Ýsveç e attýðý 2.golden birincisi ise 3.oldu. Basýndan seçme [SERBEST VURUÞ] Zaman Aynaya korkmadan bakabilmek... Nuriye Akman Daha fazla gizlenemeyeceðim, bu vicdan azabýyla yaþamak kolay deðil, iþte kendimi ifþa ediyorum: Futbola kayýtsýzým. Milli takýmý tutmuyorum. Dünya kupasýný alsalar kahramanlarý karþýlama kafilesi nin içinde yer almam. Buyrun vurun boynumu. Hadi vatan haini deyin bana. Herkes Mersin e giderken, tersine gittiðim için övünmesem de, itiraflarýma Ne yazýk ki diye baþlayamýyorum. Doðrudan söylüyorum: Beni bu dünyada ilgilendiren güzellikler arasýnda maçlar yok. Renklerine vurulduðum bir takýmým bulunmuyor. Gençliðimde bile platonik bir aþkla baðlandýðým bir futbolcum olmadý. Birkaç oyuncunun ve teknik adamýn dýþýnda sporcu tanýmýyorum. Transferleri takip etmiyorum. Maça gitmiyorum, bayrak sallamýyorum, atýlan gollere zýpladýðým, yenilen gollere aðladýðým görülmedi bugüne kadar. Tarlalarda rüzgarla salýnan buðday baþaklarý heyecanlandýrýr da, aðlarý havalandýran toplar kalbimi kýpýrdatmaz bile. Milli takým bile bana ne sevinç hediye edebilir, ne de öfke yükleyebilir beynime. En fazla þu olur: Tesadüfen gözüme iliþen bir çalýma, bir çelmeye, bir atýþa, bir uçuþa, bir düþüþe erkeksi bir estetik atfedebilirim. Ama 90 dakika sürmez bu çabam, bir kanaldan ötekine geçince biter. Bu serinkanlý halimden hiç þüphe etmedim þimdiye kadar ama son Türkiye Brezilya maçýndan sonra bir gözden geçirme ihtiyacý hissettim. Çünkü önüm arkam, saðým solum, kýrmýzý beyaz konuþan, kýrmýzý beyaz yürüyen, kýrmýzý beyaz gülen insanlarla doluydu. Kendimi ilk kez siyah bir böcek gibi gördüm. Hiç deðilse Türkiye nin 48 yýl sonra Dünya Kupasý oynayabilmesine sevinsem ne olurdu sanki? Televizyonun baþýna geçtim. Hasan Þaþ, ilk golü atýnca, Türkiye, Türkiye diye coþanlarýn arasýna katýlabilmeli, maçýn bitiminde hakeme küfürler yollayabilmeliydim ben de. Olmadý, çoðunluða dahil olmayý yine beceremedim. Demek ki emniyet arayýþým baþka yerlerde benim. Milli hezimetin akþamýnda, elimde kumanda, kanal kanal gezerken bana beni anlatan görüntüyü yakaladým: Brezilyalý ve Türk gençler bir kahvede maçý birlikte izliyorlardý. Maçýn ilk golü Brezilyalý kýzlarý, ikinci ve üçüncü goller ise Türk kýzlarý aðlattý. Ýþte dedim, iþte bu yüzden soðuðum futbola, sadece futbola deðil, bütün maçlara. Çünkü bir tarafýn mutluluðu, öbür tarafýn mutsuzluðuna baðlý bütün karþýlaþmalarda. Bu beni dehþet rahatsýz ediyor. Bana onu yenme zevkini bahþeden rakibimin üzüntüsüne kayýtsýz kalamýyorum ben. Normal olarak benim gülmem için de onun aðlamasý gerekiyor. Ama o aðlarken ben gülemiyorum. Bu, taraflardan biri Milli takým da olsa deðiþmiyor. Tesadüfen Türk doðdum diye neden Türk oyuncularýn oynadýðý bir takýmýný desteklemem gerektiðini anlayamýyorum. Benim varoluþsal problemlerime nasýl bir çözüm katkýsý olabilir ki Türklüðün? Benim seçtiðim bir þeydi deðil ki Türk olmak. Buna raðmen Türklüðümle övüneceksem, önce milli maçlarýn coþkusuna kendini bu kadar kolay kaptýran bir milletin, ayný çabayý neden eðitim, sanat, siyaset, felsefe, bilim gibi alanlarda göstermediðini sormam lazým. Bir arkadaþým millilikten uzak bu görüþlerimi çok ukalaca buldu ve sordu: Doðru söyle, ille birini tutman gerekse Türkleri tutmayacak mýydýn yani? Bütün kalbimle cevap verdim: Hayýr, Brezilya yý tutacaktým. Baþýný Duymamýþ olayým der gibi iki yana salladý. Belki, bilinçaltý bir duyguyla, daha güçlü olduðunu düþündüðüm bir tarafta yer alma duygusu, belki küçük aidiyetlerin dar çemberinde kalýp, büyük mensubiyetini unutmaya karþý bir önlem, belki sürünün bir parçasý olup kaybolmaya karþý bir direniþ, belki Brezilya Karnavallarýnýn ritmiyle dansetme özlemim, belki kendini herkesten farklý hissetmenin gizli gururundan, kimbilir belki de Brezilyalý futbolcular daha yakýþýklýydý o yüzden, ben bizleri deðil, onlarý tutardým. Gerçek nerede kim bilir? Kim kendi yüreðini mikroskop altýna koyup da korkmadan bakabilir? Son bir itirafým daha var. Ben Türk filmi seyrederken de hep Erol Taþ ý tuttum, hiç Ediz Hun cu olmadým. Yaþ kemale erdi, hiç deðilse tecavüzcü Coþkun a gönlümü kaptýrmadýðýma þükrediyorum. Aksi takdirde, Brezilya ya bedavadan gol kazandýran hakemi alkýþlamak iþten bile deðildi. Sýrf yenilgimizin mazereti oldu, diye ona kayabilirdim. Baþarý karþýsýnda hiç bir durumda mazeret kabul etmeyen kalbime, Türkiye nin hüznünü anlatamayabilirdim. Neyse ki Allah korudu beni! ÝSTANBULDAKÝ EVÝNÝZ SÝZLERÝ BEKLÝYOR Tarih kokan bir Atmosfer Osmanlý Mutfaðý Türk mezeleri Kahvaltý, Öðlen ve Akþam servisleri Ayrýca: 500 kiþilik düðün bahçesi, canlý Müzik ve Fiks Menüler Veliefendi Hipodromu karþýsý. Bakýrköy/ Ýstanbul Tel: (0212) , ( 0212)

20 Nietzsche Frank Thilly Geleneksel kavramlarýmýza karþý protesto Alman bireycisi Friedrich Nietzsche nin ( ) öðretisinde bir doruða ulaþýr. Nietzsche Amerikan pragmatizminin ortaya çýkýþýndan önce yazmýþ olsa da, bütün hoþnutsuzluk deviniminin enfant terrible ý [haþarý çocuðu] olarak görülebilir. Yalnýzca eski kuramlara ve yöntemlere karþý çýkmakla kalmaz, ama eski deðerleri süpürüp atar ve modern uygarlýðýmýzýn bütün eðilimini kýnar, tarihsel tutumu çaðýmýzýn zayýflýðýnýn nedeni olarak görür; güçlü, saygýlý, sorumluluk duyan insan geçmiþin çok fazla aðýr, tuhaf sözlerini ve deðerlerini sýrtýnda taþýr. Tüm deðerleri dönüştürmek (Umwertung aller Werte), yeni deðerler, yeni idealler ve yeni bir uygarlýk yaratmak, diye bildirir, felsefenin iþlevidir. Nietzsche Schopenhauer ýn istencin varoluþ ilkesi olduðu yolundaki temel anlayýþýný kabul eder, ancak bu istenci yalnýzca yaþama istenci olarak deðil ama güç istenci olarak tasarlar: yaþam özsel olarak gücün artýrýlmasýna yönelik bir çabalamadýr, ve bu taþkýn içgüdü iyidir: Alles Gute ist Instinkt. Anlama yetisine bilgiye, bilime, felsefeye ve gerçekliðe iliþkin görüþünü bu düþünce üzerinde temellendirir. Anlýk ya da anlak yalnýzca içgüdünün, yaþama ve güç istencinin elinde bir araçtýr; beden tarafýndan yaratýlmýþ küçük us tur; beden ve içgüdüleri büyük us tur. Bedeninizde en bilge bilgeliðinizde olduðundan daha çok us vardýr. Bilginin ancak yaþamý koruduðu ve ilerlettiði sürece ya da türü koruduðu ve geliþtirdiði sürece deðeri vardýr; bu yüzden yanýlsama gerçeklik denli zorunludur. Gerçekliði yanýlgý ve yanýlsamanýn üzerine koymak, gerçekliði bir yaþam aracý olarak sevmek yerine kendi uðruna sevmek þeyleri baþaþaðý çevirmektir, hastalýklý bir içgüdüdür. Aslýnda bu gerçeklik uðruna gerçeklik ideali yalnýzca çileciliðin bir baþka biçimidir: baþka birþey için yaþamýn yadsýnmasý ya da olumsuzlanmasýdýr. Dahasý, diye sürdürür Nietzsche, evrensel gerçeklik diye birþey yoktur. Evrensel gerçeklik olarak önerilmiþ önermeler yanýlgýlardýrlar. Düþünme gerçekte saðýn olmayan algýdýr: benzerlikler arar ve ayrýmlarý gözardý eder, böylece yanlýþ bir olgusallýk görüntüsü üretir. Doðada kalýcý hiçbirþey, hiçbir töz, hiçbir evrensel nedensel bað, hiçbir amaç yoktur, hiçbir belirli hedef yoktur; evren mutluluðumuza ya da ahlakýmýza aldýrmaz, ve evrenin dýþýnda bize yardým edebilecek hiçbir tanrýsal güç yoktur. Bilgi bir güç aletidir: sakýným için yararlýk bilgi örgenlerinin geliþtirilmesinin ardýnda yatan güdüdür. Düþüncelerimizde dünyayý varoluþumuzu olanaklý kýlacak bir RENKLER 20 yolda düzenleriz, bu yüzden kalýcý ve düzenli olarak yineleyen birþeye inanýrýz. Bize sunulan karýþýk deneyimler çoðulluðunu uydurduðumuz formüller ve imler aracýlýðýyla ussal ve yönetilebilir bir þemaya indirgeriz; bunun amacý yararlý bir yolda kendimizi aldatmaktýr. Bu anlamda gerçeklik istenci duyumlar çoðulluðunu denetleme, görüngüleri belli kategoriler üzerine sýralama istencidir. Bu yüzden mantýk ve usun kategorileri yalnýzca dünyayý yararlýk-amaçlarýna göre düzenleme, onu kullanabileceðimiz bir yolda düzenleme aracýdýrlar. Ama felsefeciler bu kategorileri, bu formülleri, bu kullanýþlý biçimleri gerçeklik ölçütleri olarak, olgusallýk ölçütleri olarak görme yanýlgýsýna düþmüþlerdir; þeylere sakýným uðruna bakmanýn bu insansal yolunu bu insanözeksel ayrýksýlýðý naif bir þekilde şeylerin ölçüsü, olgusal ve olgusal-olmayan ýn ölçünü yapmýþlardýr. Ve bu yolda dünya bir olgusal dünyaya ve bir görünürdeki dünyaya bölündü; onda yaþamak için insanýn usunu icadetmiþ olduðu dünyanýn kendisi bu deðiþim, oluþ, çoðulluk, karþýtlýk, çeliþki, savaþ dünyasý güvenilmez görülüp karalandý; olgusal dünya bir benzerlik dünyasý, salt bir görünüþ, yalancý bir dünya diye adlandýrýldý; ve uydurulmuþ yapýntýsal dünya, sözde kalýcýlýk dünyasý, deðiþmeyen, duyulurüstü dünya, yalancý dünya gerçek dünya olarak tahta çýkarýldý. Doðrudan doðruya bildiðimiz herþey isteklerimizin ve içgüdülerimizin dünyasýdýr; ve tüm içgüdülerimiz temel içgüdüye güç istenci indirgenebilir. Yaþayan her varlýk baþka varlýklarý yenerek gücünü artýrmaya çabalar; bu yaþam yasasýdýr. Hedef üstün insanlarýn, daha yüksek bir tipin, bir kahramanlar ýrkýnýn yaratýlmasýdýr; bu savaþým, acý, sýkýntý ve zayýflara zarar verme olmaksýzýn bu gerçekleþtirilemez. Bu yüzden savaþ barýþa yeðlenebilirdir; aslýnda barýþ bir ölüm belirtisidir. Hazzýmýz, mutluluðumuz için burada deðiliz; herhangi bir amaç için burada deðiliz; ama burada olmakla kendi gücümüze dayanmalý, kendimizi ileri sürmeliyiz yoksa yeniliriz. Öyleyse Schopenhauer ýn tüm ahlakýn kaynaðý yapmýþ olduðu acýma duygusu kötüdür: vereni de alaný da yaralar; güçlüyü de zayýfý da zayýflatýr, insan ýrkýnýn gücünü tüketir ve kötüdür. Yaþamýn korkunç olduðu doðrudur ama bu kötümserlik için bir neden deðildir. Aslýnda kötümserlik ve vazgeçme hastalýklý ve yozlaþmýþ bir ýrkta olmanýn dýþýnda olanaksýzdýr, çünkü yaþama isteði saðlýklý bir kafada acý ve savaþýmýn altedemeyeceði denli güçlüdür. Yaþam bir deneydir, iyilerin kötülerden ayýrdedildiði bir deneme sürecidir. Seçicidir, aristokratiktir. Ýnsan doðasýndaki eþitsizlikleri göz önüne serer, insanlarýn eþit olmadýklarýný gösterir. Kimi insanlar baþkalarýndan daha iyidir, beden ve anlýkça daha güçlüdür. Daha iyi olan insanlarýn, doðuþtan aristokratlarýn daha çok ayrýcalýklarý olmalýdýr çünkü aþaðý olanlardan, ayaktakýmýndan daha fazla ödevleri vardýr. En iyi olan insanlar yönetmelidir. Bu yüzden kamuerki, toplumculuk, ortakmalcýlýk, anarþizm, tümü de olanaksýzdýr, tümü de ideal ile çeliþirler, tümü de güçlü bireylerin geliþimini önlerler. Kölelik þu ya da bu biçimde her zaman varolmuþtur ve her zaman varolacaktýr. Modern iþçi yalnýzca antikçað kölesinin yerini almýþtýr. Ne de kadýnlar erkeklerle ayný haklara iye olabilirler, çünkü insiyatif, erke ve istençte erkeklere eþit deðildirler. Bugün bizim için en büyük tehlike eþitlik manyasýnda yatmaktadýr. Geleneksel ahlakýmýz da Nietzsche tarafýndan reddedilir çünkü acýma üzerinde temellenmiþtir ve güçlüye karþý zayýfý ve yoz olaný kayýrýr. Din de, özellikle Hristiyanlýk, ayný nedenle reddedilir; ve Nietzsche nin bilim ve felsefeyi hor görmesi ayný yolda açýklanmalýdýr güç istencini yüceltmesi yoluyla. Barýþ, mutluluk, acýma, kendini-yadsýma, dünyanýn hor görülmesi, kadýnsýlýk, dirençsizlik, toplumculuk, ortakmalcýlýk, eþitlik, din, felsefe ve bilim, tümü de yaþamla çeliþtikleri için reddedilirler; ve bu þeyleri deðerli ve kendileri uðruna çabalanmaya deðer olarak gören tüm düþünce dizgeleri ve tüm kurumlar yozlaþma belirtileridirler.* Aþýrý bireyci Max Stirner (Kaspar Schmidt, ; Birey ve Mülkiyeti [Der Einzige und sein Eigentum], 1845) Nietzsche nin öncelleri arasýnda yer alýr. Nietzsche nin yapýtlarý: Tragedyanýn Doðuþu [Die Geburt der Tragödie], 1872; Böyle Dedi Zerdüşt [Also sprach Zarathustra], 1833, ss.; Ýyinin ve Kötünün Ötesi [Jenseits von Gut und Böse], 1886; Ahlakýn Soykütüðü [Zur Genealogie der Moral], Notlar: *Bkz. Thilly, The Philosophy of Friedrich Nietzsche, Popular Science Monthly, December, Yukarýdaki açýklamanýn kimi bölümleri bu kaynaktan alýnmýþtýr. air alfa Avrasya ile tekrar göklerde Geçtiðimiz yýl hizmete giren ve bir yýlý baþarýyla kapatan Avrasya uçak seyahat þirketi, sezona hizmetlerini geniþleterek baþladý. Geçtiðimiz yýl Onur havayollarý ile ortak bir program çerçevesinde uçuþlarýný gerçekleþtiren Avrasya bu yýl AIR ALFA Hava yollarý ile programýna baþladý. Air Alfa þirketinin filosunu geniþlettiði yeni A320 tipi uçaðýn ilk kez Almanya ya uçuþu nedeniyle Stuttgart havaalanýnda bir kokteyl düzenleyen Avrasya Þirketi Büro Müdürü ve Air Alfa havayollarý Almanya müdürü Murat Sun gazetemize yaptýðý açýklamada, bu yýl ki hedefimiz 35 bin insaný saðlýklý bir þekilde ailelerine yetiþtirmek olacaktýr dedi. Þimdiye kadar hiç bir sorun çýkmadýðýný ve programlarýný aksatmadan gerçekleþtirdiklerini söyledi. Avrupa nýn bir çok ülkesinde ayný anda sezona girdiklerini bu nedenden dolayý da yoðun bir hava trafiðinin oluþacaðýný söyleyen Sun, Türkiye ye uçan yolcularýn, geri dönüþlerinden iki gün öncesinde mutlaka Türkiye bürolarýný arayarak uçuþ hakkýnda son bilgileri almalarý gerektiðini vurguladý. Sun, yolcularýn saðlýklý bir þekilde geri dönmeleri için acentelere büyük görevler düþmektedir dedi. Air Alfa maðdurlarýna müjde Geçmiþte yaþanan Air Alfa uçuþlarý aksaklýklarý nedeniyle maðdur duruma düþen yolcularýn zararlarý, Avrasya seyahat þirketi tarafýndan telafi edilecek. Uçuþ programýný tanýtma vesilesiyle Stuttgart da Air Alfa yetkilileri ile birlikte acenteleri bilgilendirme toplantýsý düzenleyen Avrasya seyahat þirketi sahibi Asker Sakýnmaz, Air Alfa maðdurlarý bizim yolcularýmýzdýr ve bu konuda gerekeni yapacaðýz dedi. Toplantýda Air Alfa adýna katýlan yetkili Hamit Kahveci Asker Sakýnmaz ýn açýklamasýný onaylandý. Toplantý da uçuþ programýný tanýtan Asker Sakýnmaz bu yýlki uçuþ planlarýnda Ýstanbul- Ankara- Ýzmir- Adana- Kayseri- Trabzon ve ilaveten Samsun ve Gaziantep olarak belirledi. Avrasya Turizmciliðe de el atýyor Turizmini geliþtirmek amacýyla paket program sunmaya hazýrlandýklarýný bildiren Murat Sun, yolcu taþýmacýlýkta ki baþarýlarýnýn ardýndan turizm alanýnda da baþarýlý olacaklarýný vurguladý. Murat Sun, Kuþadasý ve Alanya da kendilerine ait Otel ler inþa ettiklerini ve en kýsa zaman içerisinde bunlarýn faaliyete geçirilerek, turizm alanýnda da bir

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ IPA Cross-Border Programme CCI No: 2007CB16IPO008 BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ SINIR ÖTESÝ BÖLGEDE KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLÝ ÝÞLETMELERÝN ORTAK EKO-GÜÇLERÝ PROJESÝ Ref. ¹ 2007CB16IPO008-2011-2-063, Geçerli sözleþme

Detaylı

Matematik ve Türkçe Örnek Soru Çözümleri Matematik Testi Örnek Soru Çözümleri 1 Aþaðýdaki saatlerden hangisinin akrep ve yelkovaný bir dar açý oluþturur? ) ) ) ) 11 12 1 11 12 1 11 12 1 10 2 10 2 10 2

Detaylı

SENDÝKAMIZDAN HABERLER

SENDÝKAMIZDAN HABERLER SENDÝKAMIZDAN HABERLER Sendikamýza Üye Ýþyerlerinde Çalýþanlardan Yýlýn Verimli Ýþçisi Ve Ýþvereni Seçilenlere Törenle Plaketleri Verildi 1988 yýlýndan bu yana Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) nce gerçekleþtirilen

Detaylı

Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý

Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý Spor Bilimleri Derneði, üyeler arasýndaki haberleþme aðýný daha etkin hale getirmek için, akademik çalýþmalar yürüten bilim insaný, antrenör, öðretmen, öðrenci ve ilgili

Detaylı

ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI

ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI Kýzýlcaþar Geleceðe Hazýrlanýyor Gelin Birlikte Çalýþalým ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI Mart 2014 ALPER YILMAZ Halkla Bütünleþen MUHTARLIK Ankara Gölbaþý Kýzýlcaþar Köyünde 4 Mart 1979

Detaylı

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ çevresine. Bu adý ona bir kuyrukluyýldýz vermiþ. Nasýl mý

Detaylı

Fiskomar. Baþarý Hikayesi

Fiskomar. Baþarý Hikayesi Fiskomar Baþarý Hikayesi Fiskomar Gýda Temizlik Ve Marketcilik Ticaret Anonim Þirketi Cumhuriyetin ilanýndan sonra büyük önder Atatürk'ün Fýndýk baþta olmak üzere diðer belli baþlý ürünlerimizi ilgilendiren

Detaylı

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum ÇEVRE VE TOPLUM 11. Bölüm DOÐAL AFETLER VE TOPLUM Konular DOÐAL AFETLER Dünya mýzda Neler Oluyor? Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum Volkanlar

Detaylı

5. 2x 2 4x + 16 ifadesinde kaç terim vardýr? 6. 4y 3 16y + 18 ifadesinin terimlerin katsayýlarý

5. 2x 2 4x + 16 ifadesinde kaç terim vardýr? 6. 4y 3 16y + 18 ifadesinin terimlerin katsayýlarý CEBÝRSEL ÝFADELER ve DENKLEM ÇÖZME Test -. x 4 için x 7 ifadesinin deðeri kaçtýr? A) B) C) 9 D). x 4x ifadesinde kaç terim vardýr? A) B) C) D) 4. 4y y 8 ifadesinin terimlerin katsayýlarý toplamý kaçtýr?.

Detaylı

T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI KENDÝNÝ TANIYOR MUSUN? ANKARA, 2011 MESLEK SEÇÝMÝNÝN NE KADAR ÖNEMLÝ BÝR KARAR OLDUÐUNUN FARKINDA MISINIZ? Meslek seçerken

Detaylı

KOBÝ'lere AB kapýsý. Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi

KOBÝ'lere AB kapýsý. Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi 12 1 KOBÝ'lere AB kapýsý Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi 2 3 Projenin amacý nedir Yurt dýþýna açýlmak isteyen yerli KOBÝ'lerin, Lüksemburg firmalarý

Detaylı

Yükseköðretimin Finansmaný ve Finansman Yöntemlerinin Algýlanan Adalet Düzeyi: Sakarya Üniversitesi Paydaþ Görüþleri..64 Doç.Dr.

Yükseköðretimin Finansmaný ve Finansman Yöntemlerinin Algýlanan Adalet Düzeyi: Sakarya Üniversitesi Paydaþ Görüþleri..64 Doç.Dr. MALÝYE DERGÝSÝ Temmuz - Aralýk 2011 Sayý 161 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Yayýn Kurulu Baþkan Füsun SAVAÞER Üye Ali Mercan AYDIN Üye Nural KARACA

Detaylı

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen.

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen. Gesundheitsamt Freie Hansestadt Bremen Sozialmedizinischer Dienst für Erwachsene Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung Yardýma ve bakýma muhtaç duruma

Detaylı

Mart 2010 Otel Piyasasý Antalya Ýstanbul Gayrimenkul Deðerleme ve Danýþmanlýk A.Þ. Büyükdere Cad. Kervan Geçmez Sok. No:5 K:2 Mecidiyeköy Ýstanbul - Türkiye Tel: +90.212.273.15.16 Faks: +90.212.355.07.28

Detaylı

MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER MALÝYE DERGÝSÝ. Ocak - Haziran 2008 Sayý 154

MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER MALÝYE DERGÝSÝ. Ocak - Haziran 2008 Sayý 154 MALÝYE DERGÝSÝ Ocak - Haziran 2008 Sayý 154 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Doç.Dr. Ahmet KESÝK Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Doç.Dr. Ahmet KESÝK MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER Yayýn

Detaylı

GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK

GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK TOPLAM KALÝTE YÖNETÝMÝ VE ISO 9001:2000 KALÝTE YÖNETÝM SÝSTEMÝ UYGULAMASI KONULU TOPLANTI YAPILDI GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK YÝBÝTAÞ - LAFARGE GRUBUNDA KONYA ÇÝMENTO SANAYÝÝ A.Þ.

Detaylı

0.2-200m3/saat AISI 304-316

0.2-200m3/saat AISI 304-316 RD Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip hava kilidleri her türlü proseste çalýþacak rotor ve gövde seçeneklerine sahiptir.aisi304-aisi316baþtaolmaküzerekimya,maden,gýda...gibi

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Hangi þeklin tam olarak yarýsý karalanmýþtýr? A) B) C) D) 2 Þekilde görüldüðü gibi þemsiyemin üzerinde KANGAROO yazýyor. Aþaðýdakilerden hangisi benim þemsiyenin görüntüsü deðildir?

Detaylı

rm o f t a l ip j o l o n ek gýda T a d ý G m için ya þ a i ye Türk u ulusal GIDA TEKNOLOJÝ PLATFORMU y a þ a m i ç i n g ý d a Kaynak: 2010 Envanteri (TGDF) Gýda Sektörü 73.722.988 nüfus Hane halký gýda

Detaylı

7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012

7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012 7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012 KÝMLER KATILABÝLÝR? Yarýþma, Türkiye Cumhuriyeti sýnýrlarý dahilinde veya yurtdýþýnda okuyan T.C. vatandaþlarý veya K.K.T.C vatandaþý, 35 yaþýný aþmamýþ, en az lise

Detaylı

Simge Özer Pýnarbaþý

Simge Özer Pýnarbaþý Simge Özer Pýnarbaþý 1963 yýlýnda Ýstanbul da doðdu. Ortaöðrenimini Kadýköy Kýz Lisesi nde tamamladý. 1984 yýlýnda Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü nü bitirdi.

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ

ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ EÐÝTÝM SEMÝNERÝ RESÝMLERÝ Çimento Ýþveren Dergisi Özel Eki Mart 2003, Cilt 17, Sayý 2 çimento iþveren dergisinin ekidir Ýþçi Saðlýðý ve Ýþ Güvenliði Projesi Sendikamýz

Detaylı

DENÝZ LÝSESÝ KOMUTANLIÐI Denizcilik tarihin en eski ve en köklü mesleðidir. Bu köklü ve þerefli mesleðin insanlarýnýn eðitimi için ilk adým atacaklarý Deniz Lisesi, bu güne kadar Türk ve dünya denizcilik

Detaylı

21-23 Kasým 2011 Çeþme Ýzmir www.tgdfgidakongresi.com organizasyon Ceyhun Atýf Kansu Caddesi, 1386. Sokak, No: 8, Kat: 2, 06520 Balgat / Ankara T:+90 312 284 77 78 F:+90 312 284 77 79 Davetlisiniz Ülkemiz

Detaylı

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83 ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... 2 Mart 2005 Hürriyet Gazetesi Oto Yaþam Eki'nin Editörü Ufuk SANDIK, "Dikiz Aynasý" köþesinde Oda Baþkaný Emin KORAMAZ'ýn LPG'li araçlardaki denetimsizliðe

Detaylı

konularýnda servis hizmeti sunan Sosyal Hizmetler Dairesi bir devlet kuruluºu olup, bu kuruluº ülkede yaºayan herkese ücretsiz hizmet vermektedir.

konularýnda servis hizmeti sunan Sosyal Hizmetler Dairesi bir devlet kuruluºu olup, bu kuruluº ülkede yaºayan herkese ücretsiz hizmet vermektedir. 1/7 AMT FÜR SOZIALE DIENSTE FÜRSTENTUM LIECHTENSTEIN Sosyal Hizmetler Dairesi Çocuk ve gençlik hizmetleri Sosyal hizmetler Terapi hizmetleri Ýç hizmetler konularýnda servis hizmeti sunan Sosyal Hizmetler

Detaylı

Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi,

Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi, ... /... / 2008 Sayýn Makina Üreticisi, Firmamýz Bursa'da 1986 yýlýnda kurulmuþtur. 2003 yýlýndan beri PVC makineleri sektörüne yönelik çözümler üretmektedir. Geniþ bir ürün yelpazesine sahip olan firmamýz,

Detaylı

T.C YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI

T.C YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI Yargýtay Kararlarý T.C Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI Davalý þirketin ayný il veya diðer illerde baþka iþyerinin

Detaylı

MedYa KÝt / 26 Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetimi konusunda Türkiye nin ilk dergisi HR DergÝ Human Resources Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetim Dergisi olarak amacýmýz, kurulduðumuz günden bu yana deðiþmedi: Türkiye'de

Detaylı

Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi

Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi 1 Özet Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi Mehmet Ali MALAS, Osman SULAK, Bahadýr ÜNGÖR, Esra ÇETÝN, Soner ALBAY Süleyman Demirel

Detaylı

Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU

Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU 13 OCAK 2011 Bu program, Avrupa Birliði ve Türkiye Cumhuriyeti tarafýndan finanse edilmektedir. YENÝLÝKÇÝ YÖNTEMLERLE KAYITLI ÝSTÝHDAMIN

Detaylı

BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði

BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði Türkiye Biliþim Derneði, biliþim sektöründe çalýþan üst ve orta düzey yöneticilerin mesleki geliþimi ve dayanýþmalarýný geliþtirmek amacýyla her yýl düzenlediði

Detaylı

2014 2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ÝLKOKULLAR ARASI 2. Zeka Oyunlarý Turnuvasý 7 Mart Silence Ýstanbul Hotel TURNUVA PROGRAMI 09.30-10.00 10.00-10.45 11.00-11.22 11.35-11.58 12.10-12.34 12.50-13.15

Detaylı

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme - 1 8 Konuþmayý Yazýya Dökme El yazýnýn yerini alacak bir aygýt düþü XIX. yüzyýlý boyunca çok kiþiyi meþgul etmiþtir. Deðiþik tasarým örnekleri görülmekle beraber, daktilo dediðimiz aygýtýn satýlabilir

Detaylı

07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10

07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10 07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10 'HEDEFÝMÝZ EN BÜYÜK 10 EKONOMÝ ARASINA GÝRMEK' Baþbakanýmýz, Ulusa Sesleniþ konuþmasýnda Türkiye'nin potansiyelinin de hedeflerinin de büyük

Detaylı

Yeni zirvelere doðru, mükemmellikle... ÝNÞAAT, TAAHHÜT VE MÜHENDÝSLÝK GÜÇLÜ BAÞLADI GÜCÜNE GÜÇ KATARAK DEVAM EDÝYOR! Deðerlerimiz Vizyonumuz Mevcut kültür, iþ ahlaký ve deðerlerini muhafaza ederken, tüm

Detaylı

MALÝYE DERGÝSÝ ULAKBÝM ISSN 1300-3623

MALÝYE DERGÝSÝ ULAKBÝM ISSN 1300-3623 MALÝYE DERGÝSÝ ISSN 1300-3623 Temmuz - Aralýk 2007, Sayý 153 YAZI DANIÞMA KURULU Prof. Dr. Güneri AKALIN Prof. Dr. Abdurrahman AKDOÐAN Prof. Dr. Figen ALTUÐ Prof. Dr. Engin ATAÇ Prof. Dr. Ömer Faruk BATIREL

Detaylı

Iletisim ve Lisan Enstitusu

Iletisim ve Lisan Enstitusu . Iletisim ve Lisan Enstitusu..... Biz Kimiz? Institute of Communication and Languages (ICL), önceki adýyla Ýki Toplumlu Mesleki Ýngilizce Destek Programý, nitelikli Ýngilizce, kültürlerarasý iletiþim

Detaylı

01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1

01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1 01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1 Düþen Faizler ÝMKB yi Yýlýn Zirvesine Çýkardý Merkez Bankasý ndan gelen faiz indirimine devam sinyali bono faizini %7.25 e ile yeni dip noktasýna çekti. Buna baðlý olarak

Detaylı

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn 4. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM 3. DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn toplamý kaçtýr? A) 83 B) 78 C) 91 D) 87

Detaylı

2014-2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "4. AKIL OYUNLARI TURNUVASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 4. Akýl Oyunlarý Turnuvasý, 21 Þubat 2015 tarihinde Özel Sancaktepe Okyanus Koleji

Detaylı

düþürücü kullanmamak c-duruma uygun ilaç kullanmamak Ateþ Durumunda Mutlaka Hekime Götürülmesi Gereken Haller:

düþürücü kullanmamak c-duruma uygun ilaç kullanmamak Ateþ Durumunda Mutlaka Hekime Götürülmesi Gereken Haller: Ayna-Gazetesi-renksiz-11-06.qxp 26.10.2006 23:39 Seite 2 Çocuklarda Ateþ Deðerli Ayna okuyucularý, bundan böyle bu sayfada sizleri saðlýk konusunda bilgilendireceðim. Atalarýmýz ne demiþti: olmaya devlet

Detaylı

014-015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "7. AKIL OYUNLARI ÞAMPÝYONASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 7. Akýl Oyunlarý Þampiyonasý, 18 Nisan 015 tarihinde Özel Sancaktepe Bilfen Ortaokulu

Detaylı

Kümeler II. KÜMELER. Çözüm A. TANIM. rnek... 3. Çözüm B. KÜMELERÝN GÖSTERÝLMESÝ. rnek... 1. rnek... 2. rnek... 4. 9. Sýnýf / Sayý..

Kümeler II. KÜMELER. Çözüm A. TANIM. rnek... 3. Çözüm B. KÜMELERÝN GÖSTERÝLMESÝ. rnek... 1. rnek... 2. rnek... 4. 9. Sýnýf / Sayý.. Kümeler II. KÜMLR. TNIM Küme, bir nesneler topluluðudur. Kümeyi oluþturan nesneler herkes tarafýndan ayný þekilde anlaþýlmalýdýr. Kümeyi oluþturan nesnelerin her birine eleman denir. Kümeyi genel olarak,,

Detaylı

Mart 2010 Proje Hakkýnda NBÞ sektörünün ana girdisi olan mýsýrýn hasadý, hammadde kalitesi açýsýndan yetiþtirilmesi kadar önemli bir süreçtir. Hasat sýrasýnda gerçekleþtirilen yanlýþ uygulamalar sonucunda

Detaylı

Organizatör Firma Cebeci Cad. No:54 Akatlar 34335 Ýstanbul Tel:0212 351 68 48 (pbx) Faks:0212 351 59 33 E-Posta: tculha@grem.com.tr BAHÇEÞEHÝR ÜNÝVERSÝTESÝ BEÞÝKTAÞ KAMPÜSÜ 11-12 Haziran 2008 SUNUM DOSYASI

Detaylı

Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek

Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek söyleyemem. Ýþlerin paylaþýmý yüzünden aramýzda hep kavga

Detaylı

ACADEMY FRANCHISE AKADEMÝSÝ FRANCHISE ALIRKEN VERÝRKEN ÝÞLETÝRKEN. bilgi kaynaðýnýz. iþbirliði ile

ACADEMY FRANCHISE AKADEMÝSÝ FRANCHISE ALIRKEN VERÝRKEN ÝÞLETÝRKEN. bilgi kaynaðýnýz. iþbirliði ile ACADEMY FRANCHISE ALIRKEN VERÝRKEN ÝÞLETÝRKEN bilgi kaynaðýnýz iþbirliði ile WORLD FRANCHISE COUNCIL ÜYESÝDÝR EUROPEAN FRANCHISE FEDERATION ÜYESÝDÝR ACADEMY Giriþ Giriþ Franchise, perakendecilikte çaðýmýzýn

Detaylı

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Ders 10, Romalýlar Mektubu, Onuncu bölüm «Tanrý nýn Mesih e iman yoluyla insaný doðruluða eriþtirmesi» A. Romalýlar Mektubu nun onuncu bölümünü okuyun. Özellikle

Detaylı

Akýlcý Çözümler Üretiyoruz Finansal Yönetim ve Excel Eðitimleri Pratik, bütün öðretmenlerin en iyisidir. Publius Syrus EÐÝTÝMÝN AMACI MS Excel, günümüzde, iþ hayatýnda yoðun þekilde kullanýlan, vazgeçilmez

Detaylı

SIGARA VE SAÐLIK ULUSAL KONGRESÝ

SIGARA VE SAÐLIK ULUSAL KONGRESÝ KOCAELI BÜYÜKÞEHÝR BELEDÝYESÝ ULUSLARARASI KATILIMLI SIGARA VE SAÐLIK ULUSAL KONGRESÝ 8-11 MAYIS 2011 SABANCI KÜLTÜR MERKEZÝ - KOCAELÝ SÝGARA ve SAÐLIK ULUSAL KOMÝTESÝ ÖNSÖZ Deðerli Tütün Kontrol Gönüllüleri,

Detaylı

Tehlikeli Atýk Çözümünde EKOVAR...

Tehlikeli Atýk Çözümünde EKOVAR... ARA DEPOLAMA www. ekovar.com info@ ekovar.com Hilal Mah. 50. Sokak, 4. Cad. No: 8/8 Yýldýz - Çankaya / ANKARA Tel : +(90) 312 442 13 05 +(90) 312 442 11 43 Faks : +(90) 312 442 13 06 Tehlikeli Atýk Çözümünde

Detaylı

ÖNSÖZ. Güzel bahar günlerini ve sýcacýk anlarý birlikte paylaþmak dileðiyle

ÖNSÖZ. Güzel bahar günlerini ve sýcacýk anlarý birlikte paylaþmak dileðiyle ÖNSÖZ Biliþim Sektörünün deðerli çalýþanlarý, sektörümüze katký saðlayan biliþim dostlarý, Bilindiði üzere Türkiye Biliþim Derneði, Biliþim Sektörünün geliþmesi amacýyla tam 38 yýldýr çalýþmalarýna aralýksýz

Detaylı

KÖÞE TEMÝZLEME MAKÝNASI ELEKTRONÝK KONTROL ÜNÝTESÝ KULLANIM KILAVUZU GENEL GÖRÜNÜM: ISLEM SECIMI FULL

KÖÞE TEMÝZLEME MAKÝNASI ELEKTRONÝK KONTROL ÜNÝTESÝ KULLANIM KILAVUZU GENEL GÖRÜNÜM: ISLEM SECIMI FULL KÖÞE TEMÝZLEME MAKÝNASI ELEKTRONÝK KONTROL ÜNÝTESÝ KULLANIM KILAVUZU GENEL GÖRÜNÜM: calismaya hazir Enter Tuþu menülere girmek için kullanýlýr. Kýsa süreli basýldýðýnda kullanýcý menüsüne, uzun sürelibasýldýðýnda

Detaylı

4691 sayýlý Teknoloji Geliþtirme Bölgeleri Kanunu kapsamýnda kurulan ULUTEK TEKNOLOJÝ GELÝÞTÝRME BÖLGESÝ, Uludað Üniversitesi Görükle Kampüsü içerisinde 471.000 m2 alanda hizmet vermektedir. 2006 yýlýnda

Detaylı

TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝNÝN DIÞ ÝLÝÞKÝLERÝNÝN DÜZENLENMESÝ HAKKINDA KANUN

TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝNÝN DIÞ ÝLÝÞKÝLERÝNÝN DÜZENLENMESÝ HAKKINDA KANUN TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝNÝN DIÞ ÝLÝÞKÝLERÝNÝN DÜZENLENMESÝ HAKKINDA KANUN Kanun Numarasý : 3620 Kabul Tarihi : 28/3/1990 Resmi Gazete : Tarih: 6/4/1990 Sayý: 20484 Dýþ Ýliþkiler MADDE 1- Türkiye Büyük

Detaylı

3. FASÝKÜL 1. FASÝKÜL 4. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 5. FASÝKÜL. 3. ÜNÝTE: ÇIKARMA ÝÞLEMÝ, AÇILAR VE ÞEKÝLLER Çýkarma Ýþlemi Zihinden Çýkarma

3. FASÝKÜL 1. FASÝKÜL 4. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 5. FASÝKÜL. 3. ÜNÝTE: ÇIKARMA ÝÞLEMÝ, AÇILAR VE ÞEKÝLLER Çýkarma Ýþlemi Zihinden Çýkarma Ýçindekiler 1. FASÝKÜL 1. ÜNÝTE: ÞEKÝLLER VE SAYILAR Nokta Düzlem ve Düzlemsel Þekiller Geometrik Cisimlerin Yüzleri ve Yüzeyleri Tablo ve Þekil Grafiði Üç Basamaklý Doðal Sayýlar Sayýlarý Karþýlaþtýrma

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýda verilen iþlemleri sýrayla yapýp, soru iþareti yerine yazýlmasý gereken sayýyý bulunuz. A) 7 B) 8 C) 10 D) 15 2. Erinç'in 10 eþit metal þeridi vardýr. Bu metalleri aþaðýdaki

Detaylı

DOÐALGAZ ÝÇ TESÝSAT MÜHENDÝS YETKÝLENDÝRME KURSU DÜZENLENDÝ

DOÐALGAZ ÝÇ TESÝSAT MÜHENDÝS YETKÝLENDÝRME KURSU DÜZENLENDÝ ÝKK TOPLANTISI ÞUBEMÝZDE GERÇEKLEÞTÝRÝLDÝ 4 Kasým 2010 tarihinde ÝKK toplantýsý Þubemizde gerçekleþtirildi. ÞUBEMÝZ SOSYAL ETKÝNLÝKLER KOMÝSYONU TOPLANDI Þubemiz sosyal etkinlikler komisyonu 05 Kasým 2010

Detaylı

T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI HANGÝ OKULDA OKUMAK ÝSTEDÝÐÝNE KARAR VERDÝN MÝ? Genel Liseler Fen Liseleri Sosyal Bilimler Anadolu Spor Güzel Sanatlar Askeri

Detaylı

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor TD 161.qxp 28.02.2009 22:11 Page 1 C M Y K 1 Mart 2009 Sayý:161 Sayfa 6 da 2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor Saðlýkta Dönüþüm Programý nýn uygulanmaya baþladýðý 2003 yýlýndan bu yana çok

Detaylı

Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip mikro dozaj sistemleri ile Kimya,Maden,Gýda... gibi sektörlerde kullanýlan hafif, orta

Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip mikro dozaj sistemleri ile Kimya,Maden,Gýda... gibi sektörlerde kullanýlan hafif, orta Mikro Dozaj Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip mikro dozaj sistemleri ile Kimya,Maden,Gýda... gibi sektörlerde kullanýlan hafif, orta ve aðýr hizmet tipi modellerimizle Türk

Detaylı

Delil Avcýlarý göreve hazýr Emniyet Genel Müdürlüðü, Kriminal Polis Laboratuarý Dairesi Baþkanlýðý tarafýndan Bursa Ýl Emniyet Müdürlüðü Olay Yeri Ýnceleme ve Kimlik Tespit Þube Müdürlüðü bünyesinde "Olay

Detaylı

Genel Yetenek Testi Örnek Soru Çözümleri

Genel Yetenek Testi Örnek Soru Çözümleri Genel Yetenek Testi Örnek Soru Çözümleri Genel Yetenek Testi Örnek Soru Çözümleri 1 2 1 1 2 Çok Sýcak Soðuk Sýcak Çok Soðuk D B C Çorba Kutuplar Yanardað Sonbahar Yukarýda yer alan 1. ve 2. kutudakiler

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýdaki þekillerden hangisi bu dört þeklin hepsinde yoktur? A) B) C) D) 2. Yandaki resimde kaç üçgen vardýr? A) 7 B) 6 C) 5 D) 4 3. Yan taraftaki þekildeki yapboz evin eksik parçasýný

Detaylı

ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ

ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ 210 ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ Örnek Restorasyonlar Sergisi Vakýf eseri için restorasyon, adeta ikinci bahar demektir. Zor, çetin ve ince bir iþtir. Bu nedenle, tarihi ve kültürel deðerlerimizin baþarýlý

Detaylı

BURSA BADEMLÝ BADEMLÝBÜLTEN 2013-14 Ron BURTON U.R. 2440 Bölge Baþkaný Esat KARDIÇALI 1. Grup Baþkan Yardýmcýsý Serdar DURUSÜT Ali Ýhsan&Hande PALALI 2013-2014 Dönem Baþkaný KURULUÞ: 27.05. / CHARTER:

Detaylı

7215 7300-02/2006 TR(TR) Kullanýcý için. Kullanma talimatý. ModuLink 250 RF - Modülasyonlu kalorifer Kablosuz Oda Kumandasý C 5. am pm 10:41.

7215 7300-02/2006 TR(TR) Kullanýcý için. Kullanma talimatý. ModuLink 250 RF - Modülasyonlu kalorifer Kablosuz Oda Kumandasý C 5. am pm 10:41. 7215 73-2/26 TR(TR) Kullanýcý için Kullanma talimatý ModuLink 25 RF - Modülasyonlu kalorifer Kablosuz Oda Kumandasý off on C 5 off 2 on pm 1:41 24 Volt V Lütfen cihazý kullanmaya baþladan önce dikkatle

Detaylı

15 Tandem Takým Tezgahlarý ndan Ýhtiyaca Göre Uyarlanabilen Kitagawa Divizörler Kitagawa firmasýnýn, müþterilerini memnun etmek adýna, standartý deðiþtirmesi yeni bir þey deðil. Bu seferki uygulamada,

Detaylı

TABLO-2 A GRUBU KADROLARA PERSONEL ALIMINA ÝLÝÞKÝN BAZI BÝLGÝLER

TABLO-2 A GRUBU KADROLARA PERSONEL ALIMINA ÝLÝÞKÝN BAZI BÝLGÝLER TABLO-2 A GRUBU KADROLARA PERSONEL ALIMINA ÝLÝÞKÝN BAZI BÝLGÝLER AÇIKLAMALAR: Bu tabloda daha az yerde daha fazla bilgi verebilmek için bazý kýsaltmalar yapýlmýþtýr. Testlere verilecek aðýrlýklar gösterilirken

Detaylı

ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI

ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI MEMUR PERSONEL ÞUBE MÜDÜRLÜÐÜ GÖREV TANIMI Memur Personel Þube Müdürlüðü, belediyemiz bünyesinde görev yapan memur personelin özlük iþlemlerinin saðlýklý bir

Detaylı

2015-2016 KISA PROGRAM NÝLÜFER ROTARY KULÜBÜ UR. 2440. BÖLGE BES ve EÐÝTÝM ASAMBLESÝ 26-29 MART 2015 Sevgili Dostlarýmýz; U.R. 2440. Bölge 2015-2016 Dönemi BES ve Eðitim Asamblesine hoþ geldiniz. Önemli

Detaylı

1. ÝTHÝB TEKNÝK TEKSTÝL PROJE YARIÞMASI

1. ÝTHÝB TEKNÝK TEKSTÝL PROJE YARIÞMASI Yarýþmanýn Amacý 1. ÝTHÝB 1.ÝTHÝB Teknik Tekstiller Proje Yarýþmasý, Ýstanbul Tekstil ve Hammaddeleri Ýhracatçýlarý Birliði'nin Türkiye Ýhracatçýlar Meclisi'nin katkýlarýyla Türkiye'de teknik tekstil sektörünün

Detaylı

OTOMATÝK KAPI SÝSTEMLERÝ

OTOMATÝK KAPI SÝSTEMLERÝ OTOMATÝK KAPI SÝSTEMLERÝ com Hakkýmýzda Firma Hakkýnda Otomasyon sektörünün önde gelen firmalarýndan olan ECM ENDÜSTRÝYEL OTOMATÝK KAPI SÝSTEMLERÝ, kurulduðu tarihten bu yana uzmanlaþtýðý her alanda, ülkemizde

Detaylı

Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz!

Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz! Asýlsýz iddia neden ortaya atýldý? Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz! 19 Haziran 2004 tarihinde, Ovacýk Altýn Madeni ile hiçbir ilgisi olmayan Arsenik iddialarý ortaya atýlarak madenimiz

Detaylı

Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði www.tutevsiad.org BÝRLÝKTEN KUVVET DOÐDU TÜRK-ÇÝN EKONOMÝK VE TÝCARÝ ÝÞBÝRLÝÐÝ FORUMU NDA BÝZDE TÜTEVSÝAD OLARAK YERÝMÝZÝ ALDIK T.C. Baþbakaný Recep Tayyip Erdoðan'ýn 8-11

Detaylı

Ý Ç Ý N D E K Ý L E R

Ý Ç Ý N D E K Ý L E R ÝÇÝNDEKÝLER A. BÝRÝNCÝ ÜNÝTE: ÞEKÝLLER VE SAYILAR Nokta...9 Düzlem...10 Geometrik Cisimler ve Modelleri...12 Geometrik Cisimler ve Yüzeyleri...14 Haftanýn Testi...16 Veri Toplama - Þekil Grafiði...18 Tablo...20

Detaylı

15 NİSAN 2010 PERŞEMBE ESNAF PAKETİ SAYI 8

15 NİSAN 2010 PERŞEMBE ESNAF PAKETİ SAYI 8 15 NİSAN 2010 PERŞEMBE ESNAF PAKETİ SAYI 8 Türkiye Esnaf ve Sanatkarlarý Konfederasyonu (TESK) Baþkaný Bendevi Palandöken: Bu plan 1 yýl içinde sýkýntýlarýmýza çare olur TESK Baþkaný Bendevi Palandöken,

Detaylı

OYUNLA BÜYÜR ÇOCUKLAR Her Çocuðun Çocuk Olma Hakký Vardýr: in Bakýþ Açýsý Küresel Araþtýrma Bulgularý ve Raporu Araþtýrma Danýþmanlarý Dr. Jerome Singer / Yale Üniversitesi Dr. Dorothy Singer / Yale Üniversitesi

Detaylı

KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için

KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için NEDEN KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için SAP Business One çözümünü seçmelerinin nedeni 011 SAP AG. Tüm haklarý saklýdýr. SAP Business One müþterileri SAP'ye olan güvenlerini gösteriyor.000+

Detaylı

Depo Modüllerin Montajý Öncelikle depolarýmýzý nerelere koyabileceðimizi iyi bilmemiz gerekir.depolarýmýzý kesinlikle binalarýmýzda statik açýdan uygun olamayan yerlere koymamalýyýz. Çatýlar ve balkonlarla

Detaylı

Araþtýrma Hazýrlayan: Ebru Kocamanlar Araþtýrma Uzman Yardýmcýsý Gýda Ürünlerinde Ambalajýn Satýn Alma Davranýþýna Etkisi Dünya Ambalaj Örgütü nün açýklamalarýna göre dünyada ambalaj kullanýmýnýn %30 unu

Detaylı

Geometriye Y olculuk. E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme E E E E E. Çevremizdeki Geometri. Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim

Geometriye Y olculuk. E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme E E E E E. Çevremizdeki Geometri. Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim Matematik 1. Fasikül ÜNÝTE 1 Geometriye Yolculuk ... ÜNÝTE 1 Geometriye Y olculuk Çevremizdeki Geometri E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim E E E E E Üçgenler

Detaylı

Türkiye de Mezuniyet Öncesi ve/veya Sonrasý Psikiyatri Eðitimi ve Hizmeti Veren Kurumlarýn Özellikleri

Türkiye de Mezuniyet Öncesi ve/veya Sonrasý Psikiyatri Eðitimi ve Hizmeti Veren Kurumlarýn Özellikleri Türkiye de Mezuniyet Öncesi ve/veya Sonrasý Psikiyatri Eðitimi ve Hizmeti Veren Kurumlarýn Özellikleri Orhan DOÐAN* ÖZET Bu çalýþmada mezuniyet öncesi ve/veya sonrasý psikiyatri eðitimi ve hizmeti veren

Detaylı

www. adana.smmmo.org.tr

www. adana.smmmo.org.tr Adres Güzelyalý Mahallesi 81093 Sokak No : 14 Çukurova / ADANA Telefon 0 322 232 99 03 0 322 232 99 04 0 322 232 99 06 0 322 232 38 00 Faks 0 322 232 99 08 www. adana.smmmo.org.tr SEMPOZYUMUN AMACI SEMPOZYUMUN

Detaylı

KPSS PUANLARI. Avrupa Birliði Genel Sekreterliði. Atama Yapýlacak Kadro Unvaný: Avrupa Birliði Uzman Yardýmcýsý ( Uluslararasý Ýliþkiler )

KPSS PUANLARI. Avrupa Birliði Genel Sekreterliði. Atama Yapýlacak Kadro Unvaný: Avrupa Birliði Uzman Yardýmcýsý ( Uluslararasý Ýliþkiler ) KPSS PUANLARI AÇIKLAMALAR: Bu tabloda daha az yerde daha fazla bilgi verebilmek için bazý kýsaltmalar yapýlmýþtýr. Testlere verilecek aðýrlýklar gösterilirken testler harflerle ifade edilmiþtir. Harflerin

Detaylı

Eðitim ve Kültür Genel Müdürlüðü. Avrupa Okullarýnda Fen Bilgisi Öðretimi. Politikalar ve Araþtýrmalar. Avrupa Komisyonu

Eðitim ve Kültür Genel Müdürlüðü. Avrupa Okullarýnda Fen Bilgisi Öðretimi. Politikalar ve Araþtýrmalar. Avrupa Komisyonu Eðitim ve Kültür Genel Müdürlüðü Avrupa Okullarýnda Fen Bilgisi Öðretimi Politikalar ve Araþtýrmalar Avrupa Komisyonu Avrupa Okullarýnda Fen Bilgisi Öðretimi Politikalar ve Araştırmalar Eurydice Avrupa'daki

Detaylı

ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ KURUMSAL KÝMLÝK KILAVUZU ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ 2006

ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ KURUMSAL KÝMLÝK KILAVUZU ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ 2006 KURUMSAL KÝMLÝK KILAVUZU GÝRÝÞ KURUMSAL KÝMLÝK HAKKINDA Adýyaman Üniversitesinin misyon ve vizyonuna uygun kurumsal kimlik çalýþmasý bu dökümanda detaylandýrýlarak sunulmuþtur. Kurumsal kimlik oluþturulurken,

Detaylı

Avrupa daki Medya ve Gazetesi nin Başarı Öyküsü

Avrupa daki Medya ve Gazetesi nin Başarı Öyküsü Avrupa daki Medya ve Gazetesi nin Başarı Öyküsü Avrupa daki Türk Nüfusu Federal Almanya daki ve Avrupa daki Türk Göçmenler ALMANYA Veriler T.C. vatandaşlarının toplam sayısı 1.760.000 Alman vatandaşlığını

Detaylı

Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ.

Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ. Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ. Her yeri altýn kaplý olan bu sarayda onlarca oda, odalarda pek çok

Detaylı

Erciyes Üniversitesi Hastanesi nde Yatan Hastalarýn Hasta Haklarý Konusundaki Bilgi Düzeyi

Erciyes Üniversitesi Hastanesi nde Yatan Hastalarýn Hasta Haklarý Konusundaki Bilgi Düzeyi ARAÞTIRMALAR (Research Reports) Erciyes Üniversitesi Hastanesi nde Yatan Hastalarýn Hasta Haklarý Konusundaki Bilgi Düzeyi The level of knowledge of inpatiens at Erciyes University hospital on the patient

Detaylı

K U L L A N I C I E L K Ý T A B I

K U L L A N I C I E L K Ý T A B I K U L L A N I C I E L K Ý T A B I Kesme Hızı Kesme hýzý fonksiyonlarý: Kalýnlýk ve kesilecek olan madde Akým ayarýnýn deðeri Akým ayarý kesilmiþ kenarlarýn kalitesini etkiler. Kesimin geometrik

Detaylı

INTERIOR PARTITIONS BÖLME SÝSTEMLERÝ BÖLME SÝSTEMLERÝ INTERIOR PARTITIONS. aluwall.com. Arpa GLASS FITTINGS & ACCESSORIES COMPACT LAMINATE PANELS

INTERIOR PARTITIONS BÖLME SÝSTEMLERÝ BÖLME SÝSTEMLERÝ INTERIOR PARTITIONS. aluwall.com. Arpa GLASS FITTINGS & ACCESSORIES COMPACT LAMINATE PANELS BÖLME SÝSTEMLERÝ BÖLME SÝSTEMLERÝ GLASS FITTINGS & ACCESSORIES Arpa COMPACT LAMINATE PANELS aluwall SYSTEMS R INDEX 1 ÖNSÖZ PREFACE 2 Güvenlik amaçlý demontable bölme duvar sistemleri Demontable security

Detaylı

Örgütsel Davranýþýn Tanýmý, Tarihsel Geliþimi ve Kapsamý

Örgütsel Davranýþýn Tanýmý, Tarihsel Geliþimi ve Kapsamý NOT : Bu bölüm önümüzdeki günlerde Prof.Dr. Hüner Þencan ýn incelemesinden sonra daha da geliþtirilerek son halini alacaktýr. Zaman kaybý olmamasý için büyük ölçüde- tamamlanmýþ olan bu bölüm web e konmuþtur.

Detaylı

BASIN DUYURUSU (25.08.2002) 2002 Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) Yerleþtirme Sonuçlarý

BASIN DUYURUSU (25.08.2002) 2002 Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) Yerleþtirme Sonuçlarý BASIN DUYURUSU (25.08.2002) 2002 Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) Yerleþtirme Sonuçlarý 16 Haziran ve 23 Haziran 2002 tarihlerinde yapýlan Öðrenci Seçme Sýnavý (ÖSS) ve Yabancý Dil Sýnavý (YDS) sonuçlarýna aðýrlýklý

Detaylı

3. Tabloya göre aþaðýdaki grafiklerden hangi- si çizilemez?

3. Tabloya göre aþaðýdaki grafiklerden hangi- si çizilemez? 5. SINIF COÞMY SORULRI 1. 1. BÖLÜM DÝKKT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. Kazan Bardak Tam dolu kazandan 5 bardak su alýndýðýnda kazanýn 'si boþalmaktadýr. 1 12 Kazanýn

Detaylı

1Osalon tek masa u düzen küme 7 7 9 14 17 19 11 17 19 19 31 33 43 31 12O Centrum Toplantý Hizmetleri KÜÇÜKYALI farklý boyut ve özelliklere sahip 10 adet toplantý salonu, açýk büfe Ýris Restoran ý, sosyal

Detaylı

KAMU MALÝYESÝ. Konsolide bütçenin uygulama sonuçlarýna iliþkin bilgiler aþaðýdaki bölümlerde yer almýþtýr. KONSOLÝDE BÜTÇE ÝLE ÝLGÝLÝ ORANLAR (Yüzde)

KAMU MALÝYESÝ. Konsolide bütçenin uygulama sonuçlarýna iliþkin bilgiler aþaðýdaki bölümlerde yer almýþtýr. KONSOLÝDE BÜTÇE ÝLE ÝLGÝLÝ ORANLAR (Yüzde) V KAMU MALÝYESÝ 71 72 KAMU MALÝYESÝ Konsolide bütçenin uygulama sonuçlarýna iliþkin bilgiler aþaðýdaki bölümlerde yer almýþtýr. A. KONSOLÝDE BÜTÇE UYGULAMALARI 1. Genel Durum 1996 yýlýnda yüzde 26.4 olan

Detaylı