İÇİNDEKİLER KISALTMALAR... ÖNSÖZ... GİRİŞ...1 I. BÖLÜM II. BÖLÜM 1. GÜNEY ANADOLUNUN TARİHİ COĞRAFYASI...1

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İÇİNDEKİLER KISALTMALAR... ÖNSÖZ... GİRİŞ...1 I. BÖLÜM II. BÖLÜM 1. GÜNEY ANADOLUNUN TARİHİ COĞRAFYASI...1"

Transkript

1 İÇİNDEKİLER KISALTMALAR... ÖNSÖZ... GİRİŞ GÜNEY ANADOLUNUN TARİHİ COĞRAFYASI GÜNEY ANADOLUNUN FETHİ VE TÜRKLEŞMESİ...2 A. Çukurovanın Türklerce Fethedilmesi...2 B. Fetihten Sonra Çukurova ve Çevresine Yerleşen Oğuz Boyları OSMANLI YÖNETİMİNDE ÇUKUROVA VE ÇEVRESİ...8 I. BÖLÜM AŞİRETLERİN DEVLET İDARESİNDEKİ DURUMLARI...12 C. Aşiret, Yörük, Türkmen, Konar-Göçer Ne Demektir?...12 D. Bölgedeki Aşiretlerin İsimleri ve Yaşadıkları Bölgeler E. Hukuki Statüleri, İktisadi Faaliyetleri ve Ödedikleri Vergiler D. Aşiretlerin İskanı...15 II. BÖLÜM FIRKA-İ ISLAHİYENİN HAZIRLANIŞI A. Fırka-ı İslahiyenin Hazırlanma Sebepleri Tanzimat Reformlarının Uygulanması Güney Anadolu Aşiretlerinin Sebep Olduğu Problemler a) 19. Yüzyılda Güney Anadolu Aşiretleri 21 b) Aşiretlerin Sebep Olduğu Problemler c) Fırka-ı İslahiyeden Önce Aşiretlerin İskan Çabaları Hanedan Ailelerinin Bölgedeki Hakimiyetleri a) Kozanoğulları. 35 b) Küçükalioğulları c) Menemencioğulları 42 A

2 4. Tarımın Geliştirilmesi İngilizlerin Çukurovaya Müdahale İhtimali İdari Yapılanmanın Ortaya Çıkardığı Sorunlar...46 B. İskandan Önce Bölgedeki Genel Durum Fırka-ı İslahiyenin Hazırlanışı, Yapısı ve Üstlendiği Görevler a) Fırka-ı İslahiyenin Hazırlanışı b) Fırka-ı İslahiyenin Görev ve Yetkileri c) Ordunun İstanbuldan Hareketi III. BÖLÜM FIRKA-I ISLAHİYENİN BÖLGEYİ İSKANI A. Ordunun İskenderun a Gelişi ve Payas ta Düzenlemeler B. Reyhanlı Aşiretinin İskanı ve Amik Ovası C. Hassa Kazasının Kurulması.. 67 D. Kürt Dağının İskanı ve Islahiye Kazasının Kurulması E. Gavurdağının İskanı; Bulanık, Haruniye, Osmaniye, Yarpuz F. Kozanoğullarının Sonu ve Kozan Dağının Islah Edilmesi G. Kars-ı Zülkadriye Kazasının Kurulması H. Afşarların İskanı İ. Adana da Düzenlemeler.81 J. Ermeniler İle İlgili Düzenlemeler K. Derviş Paşa ve Cevdet Paşa nın İstanbul a Dönüşü IV. BÖLÜM HALEP VİLAYETİNİN KURULMASI VE AHMET CEVDET PAŞANIN BURADAKİ VALİLİĞİ...85 A. Halep Vilayetinin Kurulması...85 B. Ahmet Cevdet Paşa nın Halep te ki İcraatları...86 C. Fırka-ı Islahiyenin Görevinin Sona Ermesi...89 B

3 V. BÖLÜM İSKAN HAREKETİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ A. Firka-ı Islahiyenin İskan Yöntemi B. Yerel güçlerin Tasfiyesi SONUÇ ABSTRACT ÖZET BİBLİOGRAFYA EKLER C

4 KISALTMALAR A. MKT. MHM. Sadaret Mektubi Muhimme A. MKT. MVL. Sadaret Mektubi Meclis-i Vâlâ A. MKT. UM. Sadaret ektubi Umum Vilâyet a.g.e. Adı Geçen Eser a.g.m. Adı Geçen Makale bkz. Bakınız. BOA. Başbakanlık Osmanlı Arşivi BTD Belgelerle Türk Tarihi Dergisi C.Dahiliye Cevdet Dahiliye Çev. Çeviren d.n. Dipnot Der. Derleyen DİA Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi TDCFD Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Edt. Editör Haz. Hazırlayan İ.Dahiliye İrade Dahiliye İ.M. Vâlâ İrade Meclis-i Vâlâ İ.M.Mahsûs İrade Meclis-i Mahsûs İA Milli Eğitim Bakanlığı İslam Ansiklopedisi İFM İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Dergisi Nr. Numara Nşr. Neşreden OTAM Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma Merkezi TAD Tarih Araştırmaları Dergisi TCTA Tanzimat tan Cumhuriyet e Türkiye Ansiklopedisi TD Tarih Dergisi TDAD Türk Dünya Araştırmaları Dergisi TDİD Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi TED Tarih Enstitüsü Dergisi TDİD Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi TED Tarih Enstitüsü Dergisi TİD Tarih İncelemeleri Dergisi TK Tür8k Kültürü Dergisi I

5 TOEM Tarih-i Osmânî Encümeni Mecmuası TM Türkiyat Mecmuası Trc. Tercüme VD Vakıflar Dergisi Yay. Yayınları Yay. Haz. Yayına Hazırlayan II

6 ÖNSÖZ Bugün insanlığın tartıştığı problemlere çözüm üretebilmek ve bu problemlerin neden ve nasıl olduğunu tespit edebilmemiz için tarih ilminden faydalanmak bir gerekliliktir. Yaşadığımız bugün ile yakın geçmişimiz ile birbiriyle ayrılmaz bir bütündür. Bu nedenle bugünün problemlerine zemin hazırlayan sebeplerin anlaşılmasında yakın tarihimizle ilgili bilgiler çok büyük önem arzetmektedir. Yakın tarihin toplumlar üzerindeki bu öneminden dolayı, günümüz siyasi ve sosyal hayatımızdaki etkileri hala devam etmekte olan Tanzimat Dönemi nin de önemli bir bölümünü oluşturan Fırka-i Islahiye Ordusu ve onun Çukurova bölgesini iskan etmesi olayını tez konusu olarak belirledik. Çalışmadaki en temel kaynağımız, Osmanlı Arşiv Vesikaları ve Fırka-i Islahiye Ordusu nda da mülki amir olarak görev yapan Ahmet Cevdet Paşa nın Tezakir ve Maruzat isimli eserleri oldu. Yusuf Halaçoğlu ile Cengiz Orhonlu nun eserleri ise hem önemli birer kaynak hem de konuya bakış açımızı geliştiren eserler olmuştur. Tez, giriş kısmı ve beş bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında bölgenin tarihi coğrafyası, Türkler tarafından fethi, bölgeye yerleşen Türkmen aşiretleri ve 1865 e kadar Osmanlı hakimiyetindeki genel durumu ele alınmıştır. I.bölümde; aşiretlerin devlet idaresindeki durumları ile iskan meselesi hakkında bilgi verilmiştir. II.bölümde; Fırka-ı İslahiye Ordusunun hazırlanma sebepleri, aşiretlerin sebep oldukları problemler, hanedan ailelerin bölgedeki hakimiyetleri ve idari yapılanmanın ortaya çıkardığı sorunlar ele alınmıştır. III.bölümde; Fırka-i İslahiye nin bölgeyi iskanı, IV.bölümde; Halep vilayetinin kurulması ve Ahmet Cevdet Paşanın valiliği ve V.bölümde iskan hareketinin değerlendirilmesi ile ilgili bilgiler verilmiştir. Ayrıca çalışmanın sonuna iskan bölgesini gösteren haritalar ve bazı arşiv belgeleri eklenmiştir. Çalışmalarım esnasında birçok kaynağı benden esirgemeyen araştırmacı tarihçi Cezmi Yurtsever e, yine kaynaklar konusunda bana yardımcı olan amcam Prof.Dr.Tufan Buzpınar a, bu çalışmada beni yönlendiren ve yardımcı olan danışman hocam Prof.Dr.Musa Şaşmaz a teşekkür ederim. Burcu BUZPINAR III

7 GİRİŞ 1) GÜNEY ANADOLU NUN TARİHİ COĞRAFYASI Güney Anadolu diye bahsettiğimiz bu bölge Anadolu nun güneyi, güney doğusu, Doğu Akdeniz sahili ve bu sahilin hinterlandını içine alan geniş bir bölgedir. En eski devirlerden itibaren bölge stratejik önemi nedeniyle büyük devletlerin ilgi alanı olmuş ve birçok savaşa tanıklık etmiştir. Mesela, Anadolu ile Mısır da teşekkül eden büyük devletlerin nüfuz çatışma alanı olanak görülen Çukurova da zaman zaman İran ve Yunanistan da teşekkül eden devletler de mücadele etmişlerdir. Silifke den Osmaniye ye kadar uzanan geniş düzlükler Kilikya Çukurova diye adlandırılır ve verimli topraklara sahiptir. Denize paralel olarak uzanan Toros Dağları, Silifke den sonra kuzeydoğu istikametinde kıvrılarak ovanın kuzeyini çevreler. Doğu hududu ise İskenderun Payas hattında denizden itibaren kuzeye doğru uzanan Gavur dağları ile çevrilmiştir 1.Çukurova nın doğu hududunu çevreleyen Gavur dağları kuzey kuzeydoğu ile güney güneybatı istikametinde, Maraş tan İskenderun un güney batısındaki Hınzır burnuna kadar uzanmaktadır. Seyhan Ceyhan nehirleri ile Tarsus çayı Çukurova yı sulayan birçok akarsuyun en önemlileridir Misis civarından itibaren Ceyhan nehrine paralel uzanarak denize ulaşan,bu sayede Çukurova yı ikiye bölen ve ortalama 750 metre yüksekliğe sahip dağ sırasına Nur Dağları denilmektedir. 2 Dolayısıyla Çukurova, üç tarafı yüksek dağlarla güneyi ise denizle çevrelenmiş müstahkem bir bölgedir. Çukurova ya girmek veya buradan çıkmak ancak bu dağlar arasında bulunan geçitlerden mümkün olabilir.çukurova dan Antakya Suriye - Halep Maraş Antep istikametine gidebilmek ancak Belen geçidi veya Arslanlıbel geçidi ile mümkün olabilir. 3 Orta Anadolu ya geçmek ise Gülek boğazı yolu ile veyahut Silifke - Karaman güzergahındaki Sertavul geçidi ile mümkün olabilir. 4 Gavur dağları nın doğusunda kendisine paralel olarak uzanan Kürt dağları vardır. Bu iki dağların arası İskenderun dan Maraş a kadar uzanan çöküntü arası aynı zamanda Maraş ı limana ulaştıran yoldur.belen boğazını güney yönün de geçtikten sonra Amik ovasına inilir Gülek boğazından Adana ya uzanan tarihi yol Çukurova yı boydan boya geçtikten sonra Payas İskenderun Belen üzerinden Antakya ve Halep e uzanır.bu ana yol ve adı geçen geçitlerden Ahmet Ünal, Çukurovo nın Antik Devirlerde Taşıdığı İsimler ile Fiziki ve Tarihi, Coğrafi. Adana Köprübaşı, Yapı Kredi Yay. (İst.2000), ss Besim Darkot, İskenderun, İA V/2, (İst. 1993), ss Bahadır ALKIN, Sam al ile Asitavanda Arasındaki Yol Amanos Bölgesi nin Tarihi Coğrafyasına Dair Araştırma, Belleten XXIV / 95,(1960), s.355. Arslanlıbel ve Belen geçitlerinin ilk çağlarda önemi oldukça büyüktü. Söz konusu bu geçitler ve buradan geçen yollar hakkında Bahadır Alkım ın bahsettiğiz makalesinde önemli bilgiler mevcuttur. ss

8 başka tarihi denebilecek yollar ve geçitler mevcuttur.kozan Feke - Saimbeyli Doğanbeyli üzerinden Kayseri ye ya da Kadirli, Andırın, Maraş üzerinden Orta Anadolu ya gitmek mümkündür. 5 Kısaca özetlemek gerekirse Güney Anadolu diye bahsettiğimiz bu saha fiziki şartlarından dolayı merkezi otoritenin fazla hakimiyet kuramadığı bir siyasi yapıda olmuştur. Örneğin Gavur dağının eşkıyası sadece Osmanlı Devleti zamanında değil Hititler den başlayarak Roma, Bizans, Arap, Memluk dönemlerinde de bu dağlarda yaşayanlar benzer hareketler de bulunmuşlardır. 6 Bu nedenle devletler, bu bölgeyi ele geçirmek için büyük çabalar harcamış, ellerinde muhafaza edebilmek için ayrı bir güçlük çekmişler, en önemlisi de bu bölgenin hakimi olan devletler bura ahalisini ıslah etmek zorunda kalmışlardır. 2) GÜNEY ANADOLU NUN FETHİ VE TÜRKLEŞMESİ A. Çukurova nın Türklerce Fethedilmesi Oğuz Türklerinin 1071 Malazgirt zaferinden sonra Anadolu daki Bizans hakimiyeti parçalanmış, Selçuklu yönetimi kurulmuştur.türk komutanlardan Süleyman Şah, 1082 yılında Kilikya ya inerek, 1083 yılında Adana, Tarsus, Misis, Anavarza şehirleriyle beraber Çukurova yı fethetmiştir. 7 Fakat bu fetihle beraber, Çukurova da tam anlamıyla Türk hakimiyetinin kurulduğunu söyleyemeyiz. Çünkü bu sahaya kalabalık bir Türk nüfusu yerleştirilememiş, belli bir ekonomik düzen kurulamamış ve bu nedenle yerleşme sürekli hakimiyete ve yurt tutmaya dönüşememiştir.türklerin Malazgirt savaşı sonrasında Anadolu içlerine doğru ilerlediği sırada Çukurova ya inmiş olan bazı Türkmen öncüleri 1097 yılındaki Haçlı seferinden sonra burayı terk etmek zorunda kaldılar.bu ilk Haçlı seferinden Bizans Devleti kadar Toros Dağları na çekilmiş olan Ermeniler de faydalandılar.iç-il den Gavur Dağları na kadar olan sahada Sis merkezli olarak bir devlet vücuda getirdiler. 8 Kilikya Ermeni Devlet inin XII. yüzyıl boyunca Çukurova da hakim olmaları, Selçukluların Haçlılar, Bizans ve Moğollar ile mücadelesinden ve bölgenin coğrafi özelliklerinden ileri geliyordu Ünal, Çukurova ss Asurlu tüccarlardan başlayarak ilk çağlarda bahsettiğimiz ova içinden geçen bu yol pek kullanılmadı. Suriye ve Mezopotamya dan Orta Anadolu ya ya da tersi yolculukta daha çok (örneğin Asurlu tüccarlar) Islahiye, Bahçe, Maraş, Göksu-Pınarbaşı güzergahı gibi dağ arasındaki yolları tercih etmişlerdi. Ünal, Çukurova, s34 Alkın, Amanos, Belleten XXIV / 95, (1960), ss Meliha Alkok Kaşgarlı, Kilikya Tabi Ermeni Boronluğu tarihi Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları. 5. Baskı, (İst. 1999), ss

9 XIII.yüzyılda Kilikya Ermenilerinin Anadolu yu istila eden Moğollarla iş birliği yapmaları, Selçukluların aleyhinde faaliyetlerde bulunmaları yüzünden Memluklular karşı harekat olarak, kuzey Suriye deki Üç-oklu Türkmenlerin Antalya ve Çukurova yönüne yayılıp, yerleşmelerini ve dolayısıyla Çukurova daki Ermeni hakimiyetini eritip yok etme politikasını benimsemişlerdir. İşte bu Şam Türkmenlerini oluşturan Boz-ok ve Üç-ok teşekkülleri Çukurova ve Amik ovasını ele geçirip yerleşerek buranın Türkleşmesi ni sağlamışlardır. Güney Anadolu nun Antakya ve Kilis ten başlayarak Tarsus a kadar ve kuzeydeki dağlık bölgelerde Maraş tan Gülek boğazına kadar olan Güney Anadolu sahasının Türklerce fetih ve iskanı alışılageldiği gibi doğudan gelen Türkmenler tarafından değil Halep ve Kuzey Suriye den Ayntab ve Antakya üzerinden kuzey ve kuzeybatıya doğru ilerleyen Türkmenler tarafından gerçekleştirildi. 10 Üç-ok lu fatih ve yurt tutucu Türkmen boyları içerisinde Yüreğir, Kınık, Salur, Bayındır ve Özerlerin bulunduğu anlaşılmaktadır yılında Adana, Misis, Tarsus, 1375 yılında ise Sis in alınmasıyla bütün Çukurova Memluk hakimiyetine girmiş aynı zamanda Kilikya Ermeni Devleti yıkılmış oluyordu. 11 Moğol baskısından kaçarak Memluklara sığınan Türkmenler Bayburt tarafından Suriye sınırına yerleştirildikten sonra zamanla Anytab, Halep, Antakya, Trablus yörelerine yayıldılar. Memlukların Ermeni seferlerine katılarak Çukurova nın fethinden sonrada bu bölgeye yerleştiler.güney Anadolu nun Türkleşmesinde ve Türkmen gruplarının ve onlara kucak açan Memlukların büyük payı vardır. 12 Memluklar Çukurova yı Ayas, Tarsus ve Sis olmak üzere üç valiliğe bölmüşlerdir. 13 Şam Türkmenlerinden, Boz-ok kolu Halep Antakya çevresinde yaşamakta Bayat, Afşar, Beğ-Dili ve Döger boylarında oluşmaktaydı.üç-ok lardan ise hemen bütün boyları görmek mümkündür.yüreğir, Kınık, Bayındır, Salur ve Eymir bunlardan kalabalık olanlarıdır. 14 Memlukler le 1298 yılında Maraş ın fethine katılan Türkmenler burayı Halep Valiliğine bağlı idare etmeye başladılar.halep ten Elbistan a kadar olan sahada Boz-ok lu Bayat, Afşar, Beydili boylarından oluşan Dulkadirli halkı Dulkadırli beyleri yönetiminde bir beylik haline geldi. 15 Üç-ok koluna mensup boylar ise Memluk lar ile beraber Çukurova ya yöneldiler ve Yüreğir boyundan Ramazan Bey in 1353 yılında Türk emirliği ile görevlendirilmesinden sonra Ramazanoğulları Beyliği oluşmaya başladı.sis de alındıktan sonra Adana merkezli olarak Misis, Claude Chane, Osmanlı dan Önce Anadolu da Türkler (İst. 1979), ss.133, 149, 275. Sümer Çukurova, ss Cüneyt Kanat, Memluklar ve Çukurova, Adana Köprü Başı, Yapı Kredi Yay. ( İst. 2000), s.100 Sümer, Çukurova, s.19. Sümer, Oğuzlar, s.186. Sümer, Oğuzlar, 186; Refet Yinanç, Dulkadirli Beyliği (Ank. 1989), s.7-8; İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu-Karakoyunlu Devletleri; (Ank ), s.169.j. H. Mortmann, Dulkadırlılar, Çev. M. Halil Yinanç, İ.A.III,( İst. 1993), s

10 Tarsus, Ayas, Kınık, Sis bölgesinde Üç- ok boylarından oluşan Memluklere tabi bir beylik haline geldiler. 16 B. Fetihten Sonra Çukurova ve Çevresine Yerleşen Oğuz Boyları Antakya, Maraş, Antep ve Çukurova nın fethinde önemli rol oynayan Türkmenler umumiyetle Oğuz boylarında meydana geliyordu. 17 Moğol istilası nedeni ile Horasan ve Azerbaycan dan kaçan Türkmenler Selçuklulara sığınıyorlardı. Fakat Selçuklular Moğolları durduramamış, Kösedağ Savaşında da yenildikten sonra Anadolu Moğolların hakimiyetine girmişti. Anadolu da bulunan Türkmenler de bu gelişme üzerine Batı Anadolu ya ilerledikleri gibi bir kısmı da Moğollara karşı koymayı başarabilen Memlûk topraklarına sığınmak üzere Suriye taraflarına çekildiler. Sayıları oldukça kalabalık olan bu Türkmenler Sultan Baybars tarafından Gazze den Antakya ya kadar bölgeye yerleştirilmiş ve beylerine birlikler verilmiştir. Şam Türkmenleri olarak isimlendirilen bu Türk teşekkülünün Türk tarihinde önemi büyüktür. Özellikle Dulkadirli ve Ramazanoğlu Beyliklerini kurdukları gibi Kilikya, Maraş, Antep, Hatay, Malatya, Urfa bölgelerine yerleşerek buraların Türkleşmesini sağlamışlardı. 18 Yukarıda da izah edildiği üzere Şam Türkmenleri Memlûklerin bir siyaseti olarak Antakya, Antep, Maraş ve nihayetinde Çukurova ya sevk edilerek bu bölgelere iskân edildiler. Bu Türkmenler Boz-ok ve Üç-ok adlarıyla eski geleneklerini devam ettirmekte idiler. Boz-oklar daha ziyade Halep-Antep civarı ile Amik Ovasında yerleşmişlerdi. Üç-oklar ise Çukurova ya gelmeden önce Amik Ovası ve Trablus taraflarında yerleşmiş olmaları muhtemeldir. 19 Yüreğir boyu gerek sayı ve gerekse oynadığı rol itibarıyla en önemli Üç-ok boyu idi. Yüreğirler Adana ve Misis şehirleri ve Seyhan ile Ceyhan nehri arasındaki ovayı kışlak olarak tutmuşlar ve zamanla buranın Yüreğir Ovası adıyla anılmasına sebep olmuşlardır. 20 Yüreğir boyunun başında bulunan Ramazan Bey söz konusu sahada Adana merkezli olarak bir beylik vücuda getirmiş ve Çukurova nın diğer bölgelerini de diğer Üç-oklu kabile reislerine taksim etmişti. Buna göre Payas mıntıkası Özer e, Misis Gündüz e, Misis-Payas arası (Osmaniye) Kınık beyine, Adana-Sis arası Kara İsa ya, Tarsus un güney ve doğusu Kuşdemir e, Tarsus un kuzeyi Kosun a ve bunun yanında Tarsus tan Bulgar Dağına kadar olan saha da Ulaş a pay edilmişti Uzunçarşılı, Beylikler s.176; Sümer, Ramazanoğulları na Dair Bazı Yeni Bilgiler, TDTD 33, 1984, s. 3. İlhan Şahin, Oğuzlar, Türkler VI, Yeni Türkiye Yay., (Ankara 2002), ss Bunların yanında doğrudan doğruya kendisinden ayrılmış olan Dulkadırlı ulusu ile birlikte, Timur un Türkistan a dönerken götürdüğü Kara-Tatarlardan boşalan Boz-ok bölgesini iskan ettiği gibi Uzunyayla ve Sivas ın az güneydoğusunda da iskan faaliyetlerinde bulundular. Akkoyunlu ve Safevi Devleti ni kuran Anadolu Türk unsuru arasında yer almışlardır. XVIII ve XIX yüzyıllarda Orta ve Batı Anadolu daki son yerleşme faaliyetlerine kuvvetli bir şekilde katışmışlardır. Sümer Çukurova,s Boz-ok koluna mensup bazı boylardan da istisna olarak gelenler olmuştu. Sümer Çukurova, s.23; a.y. Oğuzlar s.186. Sümer, Çukurova,s.24 Sümer, Bayındır, Peçenek ve Yüreğirler, DTCFD XI, (1953), ss

11 Fakat kısa bir süre sonra, Osmanlı hakimiyetinin ilk yıllarında tutulan tahrir defterlerinde Yüreğir adına rastlanmıyor. Muhtemelen Çukurova da yerleşik hayata geçtiklerinde boy teşkilatlarını kısmen kaybetmişler ve cemaatlar yeni isimler almışlardı. Fakat ilk yerleştikleri saha olan Adana nın güneyi Yüreğir Nahiyesi olarak kayıtlara geçmiş idi. Buna rağmen mücavir alanda bulunan Halep Türkmenleri ve Dulkadirli ulusu arasında adı Yüreğir olan iki küçük oymak bulunmakta idi. 22 Kınıklar ise bugünkü Ceyhan (Yarsuvat) ile Osmaniye şehirleri arasında bulunan ovada yerleşmişlerdi. XVI.yüzyılda Kınık kazası olarak isimlendirilen 23 bölgenin sınırı, doğuda Gavurdağları, kuzey-doğuda Haruniye ye (Bayındır) kadar uzanıyordu. Kınıklar Kınık ovasında kışlamakta ve yazı Uzunyayla da geçirmekteydiler. 24 Fakat Kınıklardan kısa süre sonra bahsedilmez olmuştur. Buna rağmen Kınık adı XIX.yüzyıla kadar bir idari birim olarak Osmanlı kayıtlarında yer almıştı. 25 Diğer boylar, Salur, İğdir ve Bayındır boyları daha ziyade Tarsus taraflarına yerleşmişlerdi. Bayındırlar Tarsus ile Bulgar-dağı arasında daha sonraları meydana gelen Ulaş aşiretinin yedi oymağından birini teşkil ediyordu. Haruniye 26 ovasının bir dönem Bayındır ismiyle anılmasına sebep olacak kadar bir Bayındır boyu da buraya yerleşmişti. 27 Oğuz boylarından Peçeneklerin de Güney Anadolu nun iskânında önemli rol oynadıkları anlaşılıyor. Zira bu Oğuz boyuna ait cemaatlere Halep Türkmenleri ile Dulkadirli ve Ramazanlı ulusları arasında rastlanmaktadır. XVI.yüzyılın ortalarında bu Peçenek cemaati yaklaşık 5 bin kadar bir nüfusa sahipti. 28 Dulkadırlı ulusu içinde bulunan Peçeneklerin bir kısmının Kınık kazasındaki Peçeneklere katıldığı bir kısmının ise Düldül Dağı eteğinde bulunan Bayındır kazasındaki bu Peçenekler 14 mezrada ziraat etmekte ve bazılarında çeltik dahi ekmektedirler Bu Yüreğir mıntıkasında yaşayan Topaklı, Dursunlu, Orhanlu, Sakallu, Yalınca, Şeyh-oğulları, Ali Kocalı, Yamanlu, Kayurlu ve Başıkaralı gibi oymaklar bu kadim Yüreğir boyundan ortaya çıkmış olmalıdırlar. Sümer, Bayındır, s.334. Bölgenin Kınık adıyla anılmasına ilk 1521 tarihli tahrir defterinde geçmektedir. Yılmaz Kurt, Eski Osmaniye (Kınık) Hakkında, Tarih içinde Bütün Yönleri ile Osmaniye Sempozyumu I (15-18 Kasım 1993), Bildiriler, ( Osmaniye 1995), s.5-6 Sümer, Çukurova, s da 144, 1525 te 277 si evli ve 107 si bekar toplam 425, 1536 da 410, 1547 de 284, 1572 de 182 vergi nüfusu bulunuyordu. Y. Kurt, Kınık, s.6-7. T.H. Weir, Haruniye, Çev. Besim Darkot, İA V, s Tarsus çevresine yerleşen Türkmenler hakkında bkz. Ali Sinan. Bilgili, Osmanlı Döneminde Tarsus Sancağı ve Tarsus Türkmenleri, Kültür Bakanlığı Yay. Ankara 2001, ; İ. Şahin, Oğuzlar, s.254; Sümer Haruniye nin XVI. Yüzyılda Bayındır adıyla anıldığını belirtmektedir. Bu gün Düziçi adıyla ilçe olan Haruniye de bir köy Bayındırlı ismini taşımaktadır, Bayındır, s ; Antep taraflarında da Bayındır cemaatleri bulunuyordu. N.Sevinç, Gaziantep, s Halep defterinde Halep Türkmenleri arasında dört şubeye ayrılmış ve toplam 264 hanelik Peçenekler kaydedilmiştir. Daha sonraki Halep defterinde ise bu Peçenekler Kınık kazası dahilinde ve 473 hane olarak görünüyorlar tarihli defterde ise 594 hane ve 128 bekar olarak kaydedilmişti. Sümer, Bayındır, s. 327; Şahin, Halep, s Gerek Kınık (Osmaniye) ve gerekse Bayındır kazalarında bulunan Peçeneklerin aynı olmaları veyahut daha sonra birleşmiş olmaları muhtemeldir. Günümüzde Osmaniye ili dahilinde Peçenek adında bir köy vardır ve bu köy Osmaniye ile Düziçi arasında yer almaktadır. Eğer bu iki Peçenek cemaati ayrı ise bu köyü kuran Peçenekler hangisi idi, bu sorunun cevabını bulmak gerekmektedir. Ali Rıza Yalman, Cenubda Türkmen Oymakları II, (Haz. Sabahat Emir), Kültür Bakanlığı Yay., (Ankara 2000), s Elbistan kazasında da Peçenek adında iki 5

12 Boz-oklara gelince; Oğuzların Boz-ok kolunun konumuzu ilgilendiren sahada daha çok Antakya, Maraş ve Antep üçgeninde yerleştikleri bunun yanında bazı boy veya cemaatlerden Çukurova tarafına gidenlerin olduğu anlaşılıyor. Beydili boyu, Halep Türkmenleri içinde sayı bakımından en büyüğü olup Kanunî devrinin başlarında 40 oymaktan meydana geliyordu. Bu kırk oymaktan en başta Beydili adı ile 260 vergi nüfusuna sahip oymak gelmekte idi. Bu oymaklardan önemli olan bir diğeri ise 22.sırada gösterilen ulaşlı oymağıdır ki XIX.yüzyıl iskân hadisesi anlatırken Gâvurdağları nda yaşayan Ulaşlı aşiretinin bu oymak olma ihtimali söz konusudur. 30 Beydili boyuna mensup Türkmenlerden küçük şubeler Ramazanlı ulusu içinde ve hatta İç-il taraflarında bile görülüyordu. Buna rağmen asıl iskân sahaları Antep başta olmak üzere Maraş, Antakya, Kilis tarafları idi. 31 Karkın boyu, Boz-ok koluna mensup bir boy idi ve gayet tabi Dulkadirli ve Halep Türkmenleri arasında bu boy adını taşıyan teşekküller bulunuyordu. Dulkadirli ulusu arasında yer alan bu Karkın teşekkülünden bir kısmı Kars-ı Zulkadriye (Kadiril) sancağında iki oymak halinde ve 162 hane olarak yaşıyorlardı. Dolayısıyla diğer Karkın oymakları ile beraber Dulkadirli ulusu arasında 250 hanenin bulunduğu anlaşılıyor. 32 Bu gün Düziçi ilçesini meydana getiren iki nahiyeden biri olan Haruniye de şehrin dağ yamacında bulunan mahallesi Karkın ismiyle anılmaktadır. Bu Karkın adının Kadirli de kaydedilen Karkın oymaklarından gelmiş olması pek muhtemeldir. Dodurga boyunun, daha sonraları Ramazanlı ulusu olarak adlandırılan Çukurova Türkmenleri arasında Tarsus taraflarında bir teşekkülünün var olduğunu görüyoruz. Ayrıca Dulkadirli Türkmenleri arasında da bu boya mensup birkaç oymak var idi. 33 Yaparlı boyunun ise yine Dulkadirli ulusu içinde bulunan Cerid boyu arasında rastlanmaktaydı. 34 Boz-ok kolundan Kızık boyu, XVI.yüzyıl başlarında Halep Türkmenleri arasında toplam 178 hane olarak görülmektedir yılı tahrir defterinde ise bu Kızık teşekkülünün sayısı iki katına yakın artarak 468 hane ve 232 mücerred olmuş idi. Bu Kızık teşekkülünden bir kısmı XVII.yüzyıl başlarında Antep kazası dahilinde yerleşmişlerdi. 35 Yine bu dönemde bazı Türkmen beylerinin ön plana çıktıklarını görüyoruz. Şüphesiz bunlardan ilk akla gelenler Ramazanoğulları ve Dulkadiroğulları idi. Bu iki devlet Memlûk Osmanlı mücadelesinde ara yerde olmaları nedeniyle diğer Anadolu beyliklerine göre daha uzun süre yaşamayı başarmışlardı. Bu nedenle bulundukları bölgelerin Türkleşmesinde, imar ve iskânında önemli rol oynadılar. Ramazanoğulları Osmanlı hakimiyetine girdikten sonra da köy var idi tarihli Adana tahrir defterinde ise Kuşdemirlü kabilesi içinde 9 hanelik Peçenek adında bir mezra bulunuyordu. Sümer, Bayındır, s.328. Sümer, Boz-oklu Oğuz Boylarına Dair, DTCFD XI, 1953, 80-81; Beydli boyu için ayrıca bkz. İ. Şahin, Halep, ss N. Sevinç Gaziantep, ss ; Sümer, Boz-ok, s.85. Sümer, Boz-ok,s. 88. Sümer, Boz-ok, ss.71,72. F. Sümer, Boz-ok,s. 73. Sevinç Gaziantep,ss ; Sümer, Boz-ok, s.73. 6

13 XVI.yüzyıl boyunca Adana idaresini ellerinde bulundurduklarından özellikle bu dönemde Adana ve çevresinin ziraat ve imarında önemli katkılar sağladılar. 36 Dulkadiroğulları ise Maraş, Elbistan, Göksun, Andırın ve Kadirli taraflarının iskânında ve imarında rol oynadılar. 37 Bu iki beylik yanında XV.yüzyılda birkaç Türkmen hanedanının da olduğunu görüyoruz. Bunlardan Özeroğulları nın hangi boya mensup oldukları pek bilinmese de Kınık boyuna mensubiyeti akla gelebilir. 38 Asıl yurtları Payas-Erzin yöresi olup eskiden bir köy şimdi ise Dörtyol un bir mahallesi olan Özerli bu ailenin kışlak yeri idi. Yazları ise Gâvurdağları na çıkıyorlardı. Osmanlılar bu bölgeyi ele geçirdikten sonra yine aynı adla, yani Özer adıyla, bir sancak vücuda getirmişti. 39 Özeroğulları ndan Ahmed Bey in, 1522 tarihli Özer sancağı defterinde sancak beyi olduğu anlaşılıyor. Fakat Ahmed Bey in uzun süren sancak beyliğinin ardından bu aile hakkında kayda rastlanmıyor. Anlaşılan Osmanlı Devleti fetihten sonra bir süre bu beyleri yönetim içinde kullanarak hakimiyeti tamamen tesis etmiş ve daha sonra kansız bir şekilde ortadan kaldırmıştı. 40 Gündüzoğulları Osmanlı fethine kadar Amik Ovası nda Kırıkhan taraflarında Memluklara tabi olarak hakimiyetlerini devam ettirmişlerdi. Nitekim Osmanlı ordusu 1482 de Ceyhan Nehri kıyısına geldiğinde karşısına çıkan Türkmenler arasında Ramazanoğlu ve Özeroğlu ile beraber Gündüzoğlu da bulunuyordu. 41 Doğancıoğulları ise XV.yüzyıl başlarında Antakya şehri ve çevresinin hakimi idiler. 42 Oğuzların hemen bir çok boyunun gelip yerleştiği Güney Anadolu, Osmanlı hakimiyetine girdiği sırada artık nüfus itibarıyla tamamen Türkleşmiş durumdaydı. 43 Kilikya Çukurova olmuş, 36 Ener, Ramazanoğulları Türkmen Beyliği Tarihi, (İstanbul 1979); a.y., Tarih Boyunca Adana Ovasına Bir Bakış, (Adana 1958), ss ; Sümer, Ramazanoğulları, İ.A.IX, (İstanbul 1993), s.612 a.y. Ramazanoğullarıma Dair, s.1-11; M.Nüshet, Ramazanoğulları ss ; Yılmaz Kurt, Ramazanoğulları Beyliği, Türkler VI, Yen, Türkiye Yay. (Ankara 2002), ss ; a.y. Ramazanoğulları Çarşısı, TİD XI, 1996,ss ; Y.Yücel, Anadolu Beyliklerinde Devlet Teşkilatı ve Toplum Hayatı, Belleten LIV/210,( 1990), ss R. Yinanç, a.g.e. ss ; a.y. Dulkadır Beyliği, Türkler VI, Yeni Türkiye Yay. ss ; Y. Yücel, Anadolu Beylikleri, ss Zira Özeroğlu nun yerleşmiş olduğu Payas taraflarına komşu saha da bu Kınık Türkmenleri oturuyordu. Sümer, Çukurova s Özer ismi zamanla Osmanlı tahrirat memurları tarafından Arapça ses yapısına uygun olarak Üzeyir şekline dönüştürülmüştür. Sancak Dörtyol, İskenderun ve Arsuz Nahiyelerini içine alıyordu. Sümer, Ramazanoğullarına Dair,s Özeroğulları bölgeye yerleştikten hemen sonra Memluklar ile beraber Sis kuşatmasına katılmışlar, fakat hemen ardından da Memluklar karşısında yer almışlardı. Özeroğullarının bulunduğu bölge Halep Adana yolunun geçmek zorunda olduğu iki güzergahtan biri olduğundan buraya hakim olmuşlar ve Memlük ordusuna saldırılarda bulunmuşlardı. Zor durumda kaldıklarında ise dağa kaçmak pek kolay oluyordu. Özeroğlu Davud tarihinde bu defa Memlükler yanında Ramazanoğlu üzerine harekete geçmişti. Anlaşılan Özeroğulları zamanın şartlarına göre bir denge politikası giderek kâh tabii olduğu Memluklara karşı kâh diğer beylik ve hanedanlara karşı hareket ederek varlığını devam ettirmeye çalışıyordu yılında Özeroğlu Mekkî Bey, diğer Türkmen beyleri ile beraber Osmanlı ordusunu Ceyhan kıyısında karşılamışlar ise de yenilerek dağılmışlar, Mekkî bey de kaçıp kurtulmuştu. Sümer, Çukurova, s Yukarıda Türkmenlerin Çukurova yı fetihlerden sonra bölgeyi kendi aralarında bir bölüştürme yaptıklarını bahsetmiştik. Bu bölüşmede Gündüzoğlu Çukurova daki beyler arasında gösterilmiş olmasına rağmen bu hanedanın asıl yurdu Antakya tarafları idi yılındaki Osmanlı-Memluk savaşlarında Gündüzoülu hayatını kaybetmişti. Sümer, Çukurova, s Sümer, Çukurova, ss XV. Yüzyıl sonları ile XVI. Yüzyıl başlarında Anadolu da bulunan Türkler %85-90 arasında bir yoğunluğa sahiptirler. Yücel, Anadolu Beylikleri, s ; Anadolu nun Türkleşmesi hadisesinde tatbik edilen 7

14 Padontus Pozantı, Seyhun ve Ceyhun nehirleri Seyhan ve Ceyhan adıyla Çukurova da akmaya başlamıştı. 3) OSMANLI YÖNETİMİNDE ÇUKUROVA VE ÇEVRESİ Osmanlı-Memlûk devletleri arasındaki münasebetler başlangıçta iyi olmakla beraber Osmanlı Devleti güçlenip sınırlarını genişlettikçe yerini çetin bir mücadeleye bırakmıştı. Fatih Sultan Mehmet zamanında ise çeşitli nedenlerle gerginlik artmıştı. 44 Osmanlı Devleti bir taraftan Dulkadir beylerini himaye etmek suretiyle Maraş tarafına, diğer taraftan Karamanoğlu devletinin ortadan kaldırılmasından sonra Ramazanoğulları na hudut olduğundan Adana tarafına el atmış bulunuyordu. 45 Nihayet II.Beyazid zamanında bu gerginlik savaşa dönüştü. Beş yıl süren savaşta Adana, Misis, Sis gibi şehirler birkaç defa el değiştirmiş ise de sonunda yapılan anlaşma ile savaştan önceki duruma dönülmüştü. 46 Yavuz Sultan Selim, İran seferinden muvaffakiyetle ayrıldıktan sonra Dulkadiroğulları üzerine harekete geçmeyi uygun görmüş, 1515 yılında Hadım Sinan Paşa kumandasındaki Osmanlı orduları Alâüddevle Beyi mağlup ederek Dulkadirli devletini ortadan kaldırmıştı. Fetihten sonra Dulkadirli toprakları eyalet haline getirilerek Şehsuvaroğlu Ali bey idaresine verildi. 47 Çukurova, Antakya, Antep ve Halep tarafları ise Mısır seferi sırasında Mercidabık savaşının kazanılması ile Osmanlı hakimiyetine girmiş oldu. 48 Bu suretle Ramazanoğlu Beyliği de Osmanlı idaresine girmiş bulunuyordu. Fakat XVII.yüzyıl başlarına kadar Ramazanoğlu ailesi Adana yı malikâne olarak idare ettiler. 49 Osmanlı Devleti, fetihten sonra bölgeyi hemen idari teşkilata dahil etti. Dulkadiroğulları nın toprakları Dulkadir Eyaleti adı ile Maraş ve Bozok sancaklarından oluşan bir eyalet haline getirildi. Maraş sancağı, merkez Maraş, Elbistan, Kars ve Zamantı kazalarından oluşuyordu. Vilayetin hane nüfusundan ( kişi) hanesi ( kişi) Dulkadirli ulusuna mensup konar-göçerlerden oluşuyordu. XVI.yüzyıl sonlarında eyaletin konargöçer nüfusu yerleşik nüfusun gerisinde kaldığı görülür. Bu süre zarfında diğer faktörler yanında devletin bir iskân siyasetinin olduğu düşünülebilir prensipler hakkında bkz. Mehmet Şeker, Fetihlerle Anadolu nun Türkleşmesi ve İslamlaşması, Diyanet Yay. (Ankara 1999). Ş.Tekindağ, Fatih Devrinde Osmanlı-Memluk Münasebetleri TD 30, ss R. Yinanç, Dulkadiroğulları, ss.62-79; K.Yaşar Kopraman, Osmanlı-Memluk Münasebetleri, Türkler XIX, Yeni Türkiye Yay. (Ankara 2002), ss İ.H. Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi IV, ss ; Şehabettin Tekindağ. II. Bayezıd Devrinde Çukurova da Nüfuz Mücadelesi. İlk Osmanlı-Memluk Savaşları ( ), Belleten XXXI/123,( 1967), ss Yinanç, Dulkadıroğulları, ss.96-99; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi IV, ss ; a.y., Beylikler, s.173. Yavuz Sultan Selim in Mısır seferi için bkz. Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi IV, ss Uzunçarşılı, Beylikler, s yılında Maraş eyalati, Maraş, Bozok, Sis, Ayntab ve Üzeyir olmak üzere 5 sancaktan ibarettir yıllarında ise 6 sancak olup bunlar; Maraş, Malatya, Sis, Ayntab, Kars ve Samsat tır. Şahin, Dulkadır-Eyaleti, DİA IX, s.52. 8

15 Adana ve çevresi ise bazen Halep eyaletine bağlı bir sancak, bazen de eyalet olarak idare edilmiştir yılları arasında mütesellim tarafından idare edilen Adana, ilk sancaklık döneminde, bu çalışma kapsamında olan bir çok bölgeyi (Kınık, Ayas, Adana) içeriyordu tarihinde Adana Halep e bağlı bir sancak iken 52 Sis, Tarsus, İç-il ve Alâiye fetihten sonra bir ara Kıbrıs Beylerbeyliğine bağlı sancaklar olarak yönetilmişti yılında eyalet olan Adana 1636 yılında tekrar Halep e bağlı bir sancak haline getirilmişti. 54 Evliya Çelebi Kanuni devrinde Adana yı, Sis, Tarsus, Karataş ve Silifke sancaklarından oluşan bir vilayet olarak belirtir arasında Maraş Eyaleti dört sancaktan, Maraş, Malatya, Ayntab ve Kars-ı Maraş, oluşuyordu. Adana Eyaleti ise Adana, Tarsus, İç-il, Sis ve Alâiye sancaklarından oluşuyordu. Üzeyir Sancağı ise Halep e bağlanmıştı yılında Maraş Eyaleti; Maraş, Malatya, Gerger ve Samsat sancaklarından oluşuyordu. Aynı yıl Adana Eyaleti; Adana, Tarsus, Alâiye, İç-il, Sis, Üzeyir, Beylan (Belen) olmak üzere yedi livadan oluşuyordu yılına gelindiğinde ise idari düzenlemede yine önemli değişikliklerin olduğu anlaşılıyor. Maraş eyaleti kaldırılarak Adana eyaletine bağlı bir sancak haline getirilmişti. Eyaletin diğer sancakları ise Adana, Tarsus, Beylan, Karaisalu ve Üzeyir idi. Ayntab ise Halep e bağlanmıştı. 58 Güney Anadolu nun fethinden sonra XIX.Yüzyıl ortalarına kadar idari düzenlemede sürekli değişiklikler yapıldığı görülmektedir. Buna rağmen bölgede idari düzenlemeden kaynaklanan problemlerin halledilemediğini görüyoruz. Osmanlı hakimiyetinin ilk yüzyılında Güney Anadolu da bulunan Adana, Tarsus, Sis, Kınık, Antakya, Ayntab, Maraş gibi şehirlerin önemli birer merkez oldukları görülür. 59 Şehirlerde Halaçoğlu, Adana, DİA I, s.350. Kurt, 1572 Tarihli Adana Mufassal Tahrir Defterine Göre Adana nın Sosyo-Ekonomik Tarihi Üzerine Bir Araştırma, Belleten LIV/209,(1990), s.183. S.Oğuz, Osmanlı Vilayet İdaresi ve Doğu Rumeli Vilayeti ( ), (Ankara 1986), s.9. Ş.Turan, XVI.yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunun İdari Taksimatı, Atatürk Ünv.İl Yıllığı (Erzurum-1961) s.203 Halep in beş, Maraş ın ise dört sancağının olduğunu da ifade eder. Aynı dönemde Ayntab ın Maraş a, Antakya nın Halep e bağlı olduğunu da belirtiyor. Evliya Çelebi Seyahatnamesi III, Üçdal Yay., (İstanbul 1996), 12 v.d. Kılıç, 18.Yüzyılın İlk Yarısında Osmanlı Devletinin İdari Taksimatı, Eyalet ve Sancak Tevcihâtı, (Elazığ 1997), ss F.Akbal, 1831 Tarihinde Osmanlı İmparatorluğunun İdari Taksimatı ve Nüfus, Belleten XV/60, 1951, ss ; Tuncer Baykara bu idari taksimatın 1831 yılına ait olmadığını ve en geç 1820 yılı taksimatı olduğunu ifade ediyor. Ayrıca Antep Sancağını da parantez içinde Maraş a bağlı gösteriyor. Anadolu nun Tarihi Coğrafyasına Giriş I, Anadolu nun İdari Taksimatı, (Ankara 1988), s.115. T.Baykara, İdari Taksimat, ss A.S.Bilgili Osmanlı Döneminde Tarsus Sancağı ve Tarsus Türkmenleri, Kültür Bakanlığı Yay., (Ank.2001); Halaçoğlu, Tapu Tahrir Defterlerine Göre XVI.Yüzyılın İlk Yarısında Sis Sancağı, TD 32, 1979, ss ; Kurt, Kınık, ss.5-17; a.y. Adana, ss R.Özdemir Osmanlı Döneminde Antakya nın Fiziki ve Demografik Yapısı ( ), Belleten LVII/ , ss ; H.Özdeğer, XVI.Yüzyıl Tahrir Defterlerine Göre Antep in Sosyal ve Ekonomik Durum TDAD 16, 1982, 5-116; Refet Yinanç-Mesut Elibüyük, Maraş Tahrir Defterleri I-II (Ankara 1988) 9

16 Türk nüfusunun büyük bir çoğunluk sağladığı ve nüfus yoğunluğunun fazla olduğu görülür. 60 Özellikle Çukurova da tarımın geliştiği çeltik, buğday, arpa, pamuk gibi mahsul üretiminin önemli miktarlara ulaştığı görülmektedir. Ayrıca koyun ve manda yetiştiriciliği de yapılıyordu. 61 Bu dönemde Çukurova ve bilhassa Kınık kazası çeltik üretiminde ülkenin önemli bir merkezi durumundaydı. 62 Evliya Çelebi Adana da yetiştirilen ürünler arasında narenciye, zeytin, şeker kamışı, çeşitli meyveler yanında pamuk üretiminden de bahsediyor. 63 Fakat Çukurova tarımı XVII.yüzyılda devletin genelinde meydana gelen bozulmalardan etkilenerek duraklamaya başlamış ve devamında meydana gelen zirai çöküntü XIX.yüzyıl başlarına kadar devam etmiştir. 64 XVII.yüzyıldan itibaren ve özellikle XVIII.yüzyılda devlet otoritesinin zayıflaması, isyanlar, savaşların getirdiği mali yük, vergilerin ağırlığı, idarecilerin keyfi ve zorba tutumları ülke genelinde olduğu gibi bölgede de ciddi bunalımlar meydana getirmişti. 65 Bu durumda âyan, mütegalibe, türedi şeklinde ifade edilebilecek güçler ortaya çıkmaya başladı. 66 Tımar sisteminin bozulmasına paralel olarak gelirlerin iltizama devredilmesi, halkın tahammül edemeyeceği vergileri ödemek zorunda kalması sonucunda köylüler çiftini çubuğunu bırakarak kendilerine sığınacak yer aramaya başladılar. 67 Ya konar-göçer hayatlarına geri döndüler veya âyanların, türedilerin kapısına sığınarak yaşamaya başladılar. Güney Anadolu da asayiş ortadan kalkmış, ekilebilen topraklar terkedilmiş ve bölgede eşkiyalık olayları artmıştı. 68 Bu nedenle Çukurova ve çevresini şenlendirmek amacıyla, bölgede bulunan aşiretler sıkı bir iskâna tabi tutularak ziraat ile meşgul olmaları istendi. 69 İfraz-ı Zülkadriye cemaatleri Ayas-Kınık ve Berendi taraflarına iskân edildiler. 70 Ayrıca bölgede bulunan derbent, köprü, han gibi tesislerin etrafına aşiretler yerleştirilerek buraların canlanması düşünülmüştü Örneğin Antep te 1543 te olan nüfus 1574 te ye ulaşmıştı. Değer G.antep, ss Çukurova nüfusunun çoğunluğu ise cemaatlerden oluşuyordu. Fakat bu cemaatler tarımsal faaliyetlerde bulunduklarından yarı yerleşik bir yaşam tarzına sahiptiler. Soysal, Adana, s.180. Çukurova da ekili alanların %45 i arpa, %32 si buğday, %19 u pamuk, %2 si ise susam üretimine ayrılmıştı. Soysal Adana, 178; Kurt, Adana, ss Özer Livası Kanununda çeltik üretimini düzenleyen maddelerin çok olması dikkati çekmektedir. Ö.L.Barkan, XV. ve XVI.Asırlarda Osmanlı İmp.da Ziraî Ekonominin Hukukî ve Malî Esasları I.Kanunlar, (İstanbul 1993), ss ; Kurt, Adana, ; Soysal, Adana, ss Evliya Çelebi Seyahatnamesi III, 42; Karş.Y.Dağlı, Evliyâ Çelebi de Adana, Adana Köprübaşı, Yapı Kredi Yay., (İstanbul 2000), 281. Ener, Adana, ss Ahmet Cezar, Osmanlı Maliyesinde Bunalım ve Değişme Dönemi (XVIII.yüzyıldan Tanzimat a Mali Tarih), (İstanbul 1986); Barkey, Eşkıyalar ve Devlet, Osmanlı Tarzı Devlet Modernleşmesi, Tarih Vakfı Yurt Yay. (İstanbul 1999), ss ; Mustafa Akdağ, Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kazgası, Celâli İsyanları, (İstanbul 1995), ss Y.Özkaya, Aydınlık, ss Halil Cin, Osmanlı Toprak Düzeni ve Bu Düzenin Bozulması, 3.Baskı, (Konya 1992), ss.10-15; Akdağ, Celâli İsyanlarında Büyük Kaçgunluk ( ), TAD II/2-3, (1964), ss.1-49 Özkaya, XVIII. Yüzyılda Antakya ve Çevresinde Eşkıyalık Olayları, Belleten LIV/211, (1990), ss ; Akdağ, Celâli İsyanları, ss A.Refik, Aşiretler, ss.46,142; Halaçoğlu, XVIII.Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunun İskân Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, (Ankara 1997), ss.71,133. İfraz cemaatleri 1303 hane olup burada yerleşmek istemediklerinden dağıldılar. Bunun üzerine bu cemaatler Rakka ya sürgüne gönderilmişlerdi. Halaçoğlu, İskân Siyaseti, ss.85, 109, 112. Refik, Aşiretler, s.46; Halaçoğlu, İskân Siyaseti, ss.71,

17 Bütün bu iskân çabaları başarılı olmadı. Aşiretler her fırsatta iskân edildikleri mahalden firar ettiler. Bu nedenle Kıbrıs ve Rakka gibi bölgelere sürgüne gönderildiler. 72 Diğer taraftan bölgede âyanların etkinlikleri artmış ve şehirlerde hakim duruma gelmişlerdi. Türkmen fetihleri ile dinamik bir nüfus kazanan Çukurova Ramazanoğulları ve ardından Osmanlı hakimiyetinin ilk yüzyılındaki ihtişamını yitirmişti. XVI.yüzyılın o mümbit bölgeleri artık aşiretlerin cirit attığı, köylerin kasabaların terk edildiği, can güvenliğinin olmadığı tenha yerler haline gelmişti Ener, Adana, ss yüzyılda Adana çevresinin genel durumu hakkında geniş malumat için bkz. Ener, Adana, ss

18 I.BÖLÜM AŞİRETLERİN DEVLET İDARESİNDEKİ DURUMLARI Osmanlı cemiyetini teskil eden unsurlardan birisi de ilk etapta göze çarpmamalarına rağmen aşiretler yahut konar-göçer halktır. 74 Bozkır kültürünün de en belirleyici özelliği olan konar-göçer hayat tarzı Türkistan bozkırlarında tarih sahnesine çıkan ve asırlardır Anadolu da da sürdürülen bu yaşam tarzı iskân edilene kadar Türkler arasında da geçerliliğini korumuştur. Fakat bu konar-göçer hayat tarzı tamamıyla bir göçebelikten ziyade genel olarak sınırları belli olan bir mekan çerçevesinde mevsimlik yapılan göçlerdir. Yaz mevsiminin başlaması ile yaylak tabir olunan daha yüksek ve daha serin alanlara, kış mevsiminin başlaması ile de kışlak denilen daha ılıman iklime sahip düzlüklere, yapılan zaruri yer değiştirmelerdir. 75 İktisadi hüviyetleri itibariyle hayvancılıkla meşgul olan aşiretler biraz da sürülerine otlak bulmak endişesiyle zamanlarının önemli bir kısmını değişik yerlerde geçirmek zorunda kalıyorlardı. 76 Görüldüğü gibi bu aşiretlere göçebe lafının verilmesi de isabetli değildir. Bunların hayat tarzlarını yerleşik hayat ile göçebelik arasında bir ara şekil diye tarif edebiliriz. Resmi kayıtlardan ve kanunnamelerdeki konar-göçer tabiri bir terim olarak bunların hayat tarzlarını güzel bir şekilde ifade etmektedir. 77 A. Aşiret, Yörük, Türkmen, Konar-Göçer Ne Demektir? Osmanlı Devleti kuruluşundan itibaren Türk nüfusuna dayanan ve yavaş yavaş devam eden göçler ve Anadolu daki Türk devlet ya da beyliklerinin fethi ile artan Türkmen nüfusa dayanmıştı. Bu göçebe nüfus Osmanlı Devleti tarafından konar-göçer, Yörük, Türkmen, aşiret şeklinde isimlendirilmiştir. Türkmen tabiri önceleri Müslüman olan Oğuzlara verilen bir tabir iken zamanla Anadolu nun orta ve doğu kısımlarında yaşayan konar-göçerlere verilen bir isim haline gelmiştir. Yörük (Yürük) tabiri ise Anadolu nun batısında ve Rumeli de yaşayan Türkler için kullanılan isim olmuştur. Üç isim altında da göçebe Türk nüfusu kastedilmekte olup özelliklerinden dolayı Osmanlı Devleti kayıtlarda çoğunlukla konar-göçer tabirini kullanmıştır. B. Bölgedeki Aşiretlerin İsimleri ve Yaşadıkları Bölgeler: Anadolu genelinde boş ve harab yerlerin şenlendirilmesinde en çok konar-göçer unsurlardan faydalanılmıştır. İmparatorluğun sahip olduğu boş topraklara mukabil, yerleşmemiş Orhonlu, Osmanlı İmparatorluğu nda Aşiretlerin İskânı, (İst.1987) sf:12 İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, İst-1999, ; Mehmet Eröz, Yörükler, (İst.1991), ss Orhonlu Aşiretlerin İskânı (İst.1987) sf: 12 Ali Rıza (Yalgın) Cenupta Türkmen Oymakları, (Ank. 1933), ss

19 büyük bir nüfus potansiyeli de konar-göçer gruplar bulunmaktaydı. 78 Müstakil bir idari ünite içinde özel ad taşımakta olup; Halep Türkmenleri, Şam Türkmenleri, Yeni-il Türkmenleri, Dulkadirli Türkmenleri gibi isimler almışlardı. Bu isimler genelde merkezi idare tarafından verilmiş ise de bazılarını Osmanlı dan önce mensup oldukları Türkmen beyliklerinin isimleri verilmiştir. 79 Haleb Türkmenleri vakıf reayası olup Sivas taraflarına yaylağa çıkmakta ve orada Dulkadirli teşekkülleri ile beraber Yeni-il i meydana getirmektedirler. 80 Dulkadırlı ulusu geniş bir sahaya yayılmıştı. Maraş ve Elbistan bölgelerinden başka Kars (Kadirli), Kozan bölgelerine ve kuzeyde Sivas ve Bozok bölgelerinde yurt tutmuşlardı. 81 Zülkadriye den ifraz edilen cemaatler ise 1705 yılında Adana sancağında, Demirkapı ile Misis arasındaki alanda bulunuyorlardı. 82 Üçoklu kolundan Ramazanlı ulusu ise, İskenderun dan Alâiye kazası dahiline kadar yayılmışlar ve toplu olarak yurt tutmuşlardı. 83 Kınıklar 13.yy da Memlûk ordusunun desteğinde Çukurova ya gelmişler ve Ceyhan nehri ile Gavurdağı arasına yerleşmişlerdir. Kanunî zamanında şimdi Ceyhan kazası civarında- Kınık kazasında yaşayanlar, o civardaki kaleye de Kırıkkale ismini vermişlerdi. Kınıklara ait kültürel hatıralar, yy arası devam eden isyanlarla yok olmuştur. Buna rağmen yerleşik Kınıkların isyanlardan sonra aşiret hayatına geçiş yaparak Tecirli ismini aldıkları da belirtilmektedir. 84 Yüreğirliler, Üç-ok lar içerisinde yer almaktadır. Yüreğir boyu da 14.yy başlarında Memlûkların himayesinde Çukurova nın fethine katıldıkları anlaşılmaktadır. Çukurova nın fethiyle beraber, Seyhan Nehri ile Ceyhan Nehri arasında yurt tutan Yüreğirler içerisinden 1354 yılı içerisinde Ramazan Bey in idaresinde yörede Ramazanlı Türkmen beyliği kurulmuştur. Ramazanoğulları, Osmanlı idaresine geçişten sonra, kabile teşkilatlarını kaybederek 1608 yılına kadar devlet hizmeti görevlerini sürdürmüşlerdir. Eymürlüler, 16.yy içerisinde Kars (Kadirli), Adana nın Kara-İsalı boyu arasında yaşamaktadır. Eymürlüler köylüler gibi yerleşik hayata geçtikleri, çiftçilik, çeltik ekimi ve hayvancılık yaptıkları bilinmektedir Orhonlu, İskân Teşebbüsü; s.15 Şahin, Osm.Devletinde konar-göçer aşiretlerin isim almalarına dair bazı mülahazalar. TD 13,( 1983), ss Sümer, XVI.asırda Anadolu, Suriye ve Irak ta yaşayan Türk aşiretlerine umumi bir bakış İktisat Fak. Mecmuası Sümer aynı eser s.512 MAD, nu 8458, ss Orhonlu, Osmanlı İmparatorluğunda Aşiretlerin İskânı sf:17 Yurtsever, Kilikya, (ist, 1983), sf:76 13

20 C. Hukuki Statüleri, İktisadi Faaliyetleri ve Ödedikleri Vergiler: İl veya ulus adı altında gruplandırılan konar-göçerler; boy (kabile), aşiret, cemaat, oymak, mahalle, oba (aile) şeklinde alt bölümlere ayrılmıştır. Boyların başında Boybeyi bulunur ve idari işlere bakardı. Aşiretlerde ise Mir-aşiret bu görevi üstlenmişlerdi. Bu kişiler boy veya aşiret içerisinden o boyun ileri gelenleri tarafından seçilir, merkezi hükümet tarafından onaylandıktan sonra bir beylik beratı gönderilirdi. Devlet gerektiğinde bu beyleri azledebiliyordu. Konar-göçer aşiretlerin her birinin başında kethüdâ denilen bir yönetici bulunmaktaydı. Boybeyinden farklı olarak sadece kendi aşiretinin idarî sorumluluğunu üstlenmişlerdi. Boybeyi tarafından tayin edilmekle birlikte aşiret ileri gelenlerinin önerisi, boybeyi ve voyvodanın hükümete arzı ve hükümetin onayı ile atanırdı. Vergi toplama, aşiretin düzenini sağlama, devlet görevlilerine yardımcı olma gibi görevleri vardı. Yaylak ve kışlak hareketlerine tabi konar-göçer hayat tarzı onların ziraat ile meşgul olmalarına engel ise de az da olsa kışlak ve yaylaklarındaki otlaklarında ve bir kısım köylerde iptidai çiftçilik yapıyorlardı. Yazın ise yaylaklarında hayvancılık ile meşgul idiler. Fakat esas iktisadi faaliyetleri çobanlık, yani hayvancılık idi. 85 At başta olmak üzere koyun, keçi, katır, deve ve sığır gibi hayvanlar sürüler halinde yetiştiriliyordu. 86 Kara taşımacılığında at, deve ve katır önemli nakil vasıtaları olup ordu ihtiyacını genelde konar-göçerler karşılıyordu. Sahip oldukları hayvanların ürünlerinin fazlasını pazarlarda satıyorlar veya takas ediyorlardı. Avcılık, dokumacılık, -ki Türkmen kilimi meşhurdur- dericilik gibi meslekler de yapıyorlardı. 87 Konar-göçerler vergi vermekle mükellef olan raiyet sınıfına dahil olup bennak 88 ve mücerred 89 olarak toprağı ve davarı olan hane esasına göre vergi veriyorlardı. 90 Yörüklerin ise reayaya karşı ilk görünüşte bir üstünlük şekline beliren muafiyetlerinin olduğu görülür. Çiftçilik yapmadıklarından buna bağlı vergilerden muaf tutulmuşlar buna karşılık ise ya bedenle hizmet ediyorlar ya da sefere giden eşkincilere harçlık veriyorlardı. Konar-göçerlerden alınan en önemli vergi koyun resmi olarak geçen ağnam resmidir. 91 Ayrıca resm-i yaylak, resm-i kışlak, âdet-i çoban-beyi, bâd-ı hevâ ve diğer bazı vergileri ödemekle yükümlü idiler. 92 Bu halde konargöçerlerin vergileri yaşayış tarzlarına uydurulmuştu Orhonlu Osmanlı İmparatorluğunda Aşiretlerin İskânı, sf:21 Şahin, Göçebeler, s. 137 Orhonlu, Aşiretlerin İskanı ss.39-48; Halaçoğlu İskan Siyaseti ss Bennak, tam yahut yarım çift arazisi olmayan fakat geliri olan, evli bir yerde yahut babasının yanında oturan kimsedir. Halil İnalcık, Osmanlılarda Raiyet Rüsumu, Belleten XXIII/52 (1959), 599 v.d. Mücerred Bekar olup kazancı yerinde olan erkek nüfusa verilen isimdir. İnalcık, Raiyet Rûsumu s. 587-V.D. Orhonlu Aşiretlerin İskânı,s. 24. Koyun mayıs içinde temem dölünü döker ondan sonra kuzusu ile bile sayılup ikisine bir akçe alınır ve üçyüz koyun bir sürü itibar olunur. Beş akçe resm-i ağıl alınmak dahil kanundur. İç-il Livası Kanunu Ö.L.Barakan, 2Kanunlar I, s.50. Orhonlu, Aşiretlerin İskânı, s.25; Eröz, Yörükler, ss ; Halaçoğlu, İskân Siyaseti,s.24 Armağan, Konar-Göçerler, s Çetintürk, Yürük, s

21 Konar-göçer olmakla birlikte tamamen göçebe olmayıp belli alanlarda yaylak-kışlak mahalleri arasında dolaştıklarından tamamen başıboş değillerdi. Bu nedenle tımar, zeâmet veya has reayası olarak üzerinde bulundukları toprağa göre kaydedilmişlerdi. 94 Dolayısıyla ya müstakil bir idari ünite şeklinde veya bulundukları yerdeki sancak, kaza ve nahiye gibi idari birimlere bağlı idiler. İdari ve adli bakımdan konar-göçerler yaşayış tarzlarıyla alakalı olarak özel bir statüye haiz idiler. Sancak beylerine tabi olmayıp doğrudan doğruya bey ya da başbuğlarına bağlı idiler. Kazaî yönden kadılara bağlı olmakla beraber cezai işlemler bey ya da başbuğları tarafından yürütülürdü. 95 Konar-göçerler gerek has şeklinde gerekse bir sancağın vergi dairesine bağlı olarak mukâtaaya verilmek suretiyle idare edildiği zaman başlarına hükümet tarafından tayin edilmiş Voyvoda bulunurdu. Voyvoda sancakbeyinin uhdesinden edilen kişiye malikâne suretiyle verilmekteydi. Vergiler için sayım yapmak ve vergileri toplamak temel görevi idi. 96 Aşirete yakın bir merkezde otururlar ve topladıkları vergiden ağalık veya voyvodalık adıyla %25 oranında hisse alırlardı. 97 Osmanlı devletinde konar-göçerler çeşitli görevler üstlenmişlerdir. 1- Madenleri ilgilendiren muhtelif işlerde görevlendirilmişlerdi. Bu hususta, madenlerin muhafaza edilmesi, madenlere odun, kömür nakletmek, çıkarılan madenlerin nakliyatı ya da bizzat maden çıkarmak gibi görevleri vardı. 2- Ordunun nakliyat işlerinde kullanılmışlardı. 3- İç ayaklanmaların bastırılması veya güvenliğin sağlanması işlerinde kullanılmışlardı. 4- İkinci Viyana seferinin senelerce sürmesi nedeniyle yeni kuvvetlere ihtiyaç duyulmuş ve hükümet 1686 yılında konar-göçerlerden savaşa katılmaları istenmiştir. Artık konar-göçerler devletin önemli bir asker kaynağı olmaya başlayacaktı. 5- Derbent ve geçitlerin muhafazası 98 D. Aşiretlerin İskânı İskân, en geniş manasıyla beşeri bir yerleşmedir. Mevsimlerin seyrine uyarak yer değişikliği yapan, yazın yaylaya çıkan, kışın kışlağa inen yarı göçebe toplulukların bir süreliğine yerleşmeleri, meskun insanların oturdukları münferit mesken, çiftlik, köy, kasaba ve şehir, geçici veya devamlı, toplu veya dağınık, küçük veya büyük bütün yerleşmeler, iskân olayı olarak telakki edilmektedir Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.20. Halaçoğlu, İskan Siyaseti,s. 21; Çetintürk, Yürük, s.114. Orhonlu, Aşiretlerin İskânı,s. 18; Halaçoğlu, İskân Siyaseti,s. 21. Armağan, Konar-Göçerler, s.146. Orhonlu, Aşiretlerin İskânı, s.26-28; P.Wittek, Aşiretler, ss Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.1 15

22 İskân, devletlerin ekonomik ve idari meseleleri ile yakından ilgili olması yanında, toplumu da büyük oranda alâkadar eder. Çeşitli milletlere mensup gruplardan teşekkül etmiş bir toplumda merkezi idarenin kuvveti, takip edeceği plânlı bir iskân politikasına bağlıdır. Aynı şekilde nüfusun ekonomiye kaydırılması meselesi de iskân politikasının şekliyle ilgilidir. Bu nedenle iskân, çeşitli şekilleri bünyesinde taşıdığı gibi metod bakımından da değişik usuller dahilinde yürütülmüştür. 100 Osmanlı Devleti, kuruluş, yükselme, duraklama ve gerileme devirlerinde siyasi ve iktisadi durumunun değişmesine bağlı olarak iskân politikasında da farklı hareket etmiştir. Özellikle ilk dönemlerde yeni toprakların kazanılmasıyla, konar-göçer aşiretlerin bu yeni topraklara yerleştirilmeleri şeklinde dışa dönük bir iskân siyaseti izlenmiştir. Devletin genişlemesinin ve gücünün azalmasından sonra ise, bir iç iskân unsuru olarak ortaya çıkan konar-göçerlerin ve çeşitli nedenlerle toprağını terk eden halkın boş ve harab sahalara iskân ettirilerek buraların ziraate açılması düşüncesi hakim olmuştur. 101 Konar-göçerlerin gerek başka mahallere sadece nakledilmeleri gerekse bu nakiller ile birlikte belli bir alana yerleşerek tarımla meşgul olmaları Osmanlı Devleti nin duraklama dönemi ile birlikte içe dönük bir iskân halini almıştır. 102 Osmanlı Devleti nin duraklama ve gerileme dönemine girmesiyle birlikte artık siyasi, sosyal, ekonomik vb her alanda bozulmaların başladığı muhakkaktır. Özellikle savaşların çok uzun sürmesi ve genelde de yenilgiyle sonuçlanması Osmanlı ekonomisini zaafa uğratmıştı. Savaş masraflarının karşılanması beraberinde yeni vergiler getirmiş ve Anadolu köylüsü bu ağır vergileri ödeyemez hale gelmişti. Tımar sisteminin bozulması, beraberinde şekavet hareketleri ve iç karışıklıklara sebep olmuştu. Güvenliğin artık kalmadığı, tarım ile uğraşması gereken erkek nüfusun yıllarca savaşlara gitmesi ve birçoğunun da dönmemesi kötü sonuçlar doğurmuştu. Sonuçta Celalî isyanları diye adlandırılan olaylar ortaya çıkmış, yerleşik halkın da çiftini çubuğunu bırakarak göç etmelerine sebep olmuştu. 103 Anadolu harap, ıssız ve terkedilmiş bir duruma gelmiş, ekonomisi tarıma dayanan devletin geliri tamamen azalmıştı. Bu nedenledir ki devlet yeni bir iskânla karşı karşıya kalmış, tarım üretiminin artırılması gayesiyle harab ve sahipsiz yerlere aşiretlerin yerleştirilerek yeniden ziraata açılması şeklinde bir siyaset takip edilerek konar-göçerler bu gibi sahalara yerleştirilmeye çalışılmıştır. 104 XVII. ve XVIII.yüzyılda yapılan bu iskân hareketlerinin sebeplerini şöyle sıralamak mümkündür: 1- Konar-göçerlerin devlet nizamına aykırı hareket ederek yerleşik halka zarar vermeleri. 2- Harab ve ıssız yerleri yeniden imara açıp buraları şenlendirmek Tanoğlu, İskân Coğrafyası, Esas Fikirler, Problemler ve Metod TM, XI (1954) ss.3-15 N.Tunçdilek, Türkiye İskân Coğrafyası (Köy-köyaltı İskân şekilleri)( İst.1967), s.20 Halaçoğlu, Kolonizasyon ve Şenlendirme, s.582. Akdağ, Celâli İsyanları, ss Halaçoğlu, İskân siyaseti,s. 28; Tunçdilek, İskân Coğrafyası, s.20 16

23 3- Yerini terk eden ahalinin tekrar eski yerlerine dönmelerini sağlamak (Bu konuda iskân kanunu çıkarılarak yeni geldiği yerde 10 yıl geçmemişse tekrar eski yerlerine gönderilmeleri istenmiş ve bu tarz aşiret veya köylüler sıkı takibe alınmışlardır.) 4- Derbent, han, köprü, vakıf gibi tesislerin yeniden faaliyete geçirilmesi 5- Konar-göçerlerin hareket sahalarının kısıtlanarak yaylak ve kışlaklarına iskânı. 6- Aşiretlerin cezalandırılması amacı ile sürgün. 7- Güneyde asi Arap kabilelerine karşı set oluşturmak 105 İskân bölgeleri ise; 1- Kütahya-Aydın yöresi 2- Konya ve Karaman bölgesi 3- İç-il ve Feke havalisi 4- Ankara ve Nevşehir yöresi 5- Sivas-Erzurum bölgesi 6- Çukurova bölgesi 7- Diyarbekir-Malatya bölgeleri 8- Rakka ve Haleb eyaletleri 9- Kıbrıs Adası 10- Rumeli bölgesi yılından başlayarak XIX.yüzyılın ilk yıllarına kadar devam eden bu zaman diliminde devlet ile aşiretler arasında adeta kovalamaca yaşanmıştır. Bunların bir kısmı kendiliğinden yerleşmiş olsa da aşiretlerin büyük çoğunluğunun iskân olayına tepki gösterdikleri gözlenir. Bu iskân hareketi sırasında kendiliğinden yerleşmeler dışında, sürgün ve derbentçi kaydedilme yöntemleri de geniş yer tutar Orhonlu, Aşirelerin İskânı, ss.39-48, Halaçoğlu, İskân Siyaseti, ss Halaçoğlu, İskân Siyaseti, ss Orhonlu, Osmanlı İmparatorluğu nda Derbent Teşkilatı,( İst. 1990), ss

24 II.BÖLÜM FIRKA-İ ISLAHİYE NİN HAZIRLANIŞI A. Fırka-i Islahiye nin Hazırlanma Sebepleri: 1) Tanzimat Reformları nın Uygulanması Tanzimat dönemi 3 Kasım 1839 da Tanzimat-ı Hayriye Fermanı nın ilanı ile başlayıp 1876 yılında Kanun-i Esâsi nin hazırlanıp Meşrutiyet in ilan edilmesi arasında geçen süre kabul edilse de felsefe olarak III.Selim döneminde başlamış bulunuyordu. 108 Daha sonra padişah olan II.Mahmut ise Tanzimat ın asıl başlatıcısı olup radikal reformlar O nun döneminde başlamıştı. 109 Tanzimat Fermanı nın ilan edilmesinden sonra bu döneme damgasını vuran Reşid Paşa devletin her alanında yenilikler başlattı. Vergiler, asker alımı, ticaret, ziraat, sanayi, yönetim, sosyal hayat, taşra idaresi ve diğerleri. 110 Bu sebeple Gülhane Hattı (Tanzimat Fermanı) ölü bir belge olarak kalmamış, imparatorluk içinde geniş ölçüde hareketlere yol açmış, geleneksel sosyal yapıda derin sarsıntılara neden olmuştur yy da devlette meydana gelen isyan, savaş ya da devlet aleyhine olan antlaşmalar (mesela Mehmet Ali Paşa isyanı ya da İngilizlerle yapılan Balta Limanı Ticaret Antlaşması gibi) ile Osmanlı ekonomisinde ortaya çıkan çökme ekonomik düzenlemeleri zorunlu hale getiriyordu. 112 Burada iskân ile ilgili olan ve birbirinin tamamlayıcısı olan malî, zirâi, sınaî, askerî ve idarî alanda yapılan değişiklikleri kısaca hatırlamak gerekmektedir. Çünkü bu alanlarda yapılan reformların bir uzantısı da aşiretlerin iskânı olacaktır. İdarî alanda Tanzimatçılar, meclisler kanalıyla az da olsa halkı yönetime dahil ederken buna paralel olarak ta merkeziyetçi bir görünüm almıştır. Muhassıllar aracılığı ile vali ve ayanların mali sistem dışına itilmesinden sonra diğer yönetim birimleri oluşturuldu. Muhassallık Meclisleri, daha önceleri mültezime yardım eden ayanların yerine düşünülmüştü. Reşid Paşa 1841 yılında sadaretten azledilince muhassıllıklar kaldırılmış ve valilere mali yönetim sorumluluğu da geri verilmişti. Muhassıllık meclisleri 1842 yılında memleket meclisleri 1849 yılında da Eyalet meclisi adını aldı. Muhassıllık uygulamasının kaldırılmasıyla birlikte valilerin mali işlere doğrudan bakması sakıncalı görülerek defterdar adlı memurlar tayin edildi. Sancak yönetimi M.Türköne, Tanzimat Ne Zaman Başladı. Türkler XIV. Yeni Türkiye Yay. (Ank.2002), ss Karal, Tanzimattan Evvel Garplılaşma Hareketleri Tanzimat-I MEB.Yay.(Ank. 1999) C.Baysun, M.Reşit Paşa, Tanzimat I, (Ank. 1999), ss İnalcık, Tanzimatın Uygulanması ve Sosyal Tepkileri, Belleten XXVIII/112, (1964), s.624; Niyazi Berkes, Türkiye de Çağdaşlaşma, (İstanbul 1979), ss İlber Ortaylı, Tanzimat Devrinde Osmanlı Mahalli İdareleri, (Ank. 2000), ss Eric J.Zürcher Modernleşen Türkiye nin Tarihi, (Çev.Yasemin Soner Gönen), İletişim Yay. (İst. 2002), 878, vd Gülhâne Hattı Hümâyûnu padişahın iadesiyle yayımlandığı ve ist. Zaman Yürürlükten kaldırabileceği için padişahın yetkilerini sınırlayan bir Osm.Anayasası değildi. Tanzimat-I ss

25 kaymakama kaza yönetimi ise kaza müdürlerine verildi. Bu üç kurum vali tarafından denetlenebilmelerine rağmen defterdar ve kaymakam gerekli görüldüğünde Maliye Nezareti ile yazışabiliyordu yılında Fuat Paşa iki yıllık bir çalışma sonucunda, yetkileri biraz daha valilere veren ve Tanzimat reformlarını İmparatorluğun her tarafına yaymaya yönelik bir eyaletler yasası çıkardı te ise yeni bir düzenleme ile kazalar artık eşraftan ve seçimle işbaşına gelen kaza müdürleri yerine merkezden atanan kaymakam vasıtası ile idare edilecekti. Livalar ise kaymakam yerine mutasarrıf tarafından idare edilecekti. Bu uygulamaya göre vilayet livalara, livalar kazalara, kazalar ise karyelere (köy) ayrılıyordu. 115 Bu nizamname ile artık valiler Tanzimat sonrası döneme göre malî, siyasî ve güvenlik konularındaki yetkileri artırılmış oluyordu. Maiyetinde defterdar, mektupçu, umur-ı nafıa memuru, ticaret ve ziraat memuru, müfettiş-i hükkâm ve umur-u hariciye memuru bulunuyordu. 116 Mali alanda Tanzimat ın hedefi modern ekonomik yapıya bürünme yönünde her türlü gelirin merkezde toplanması ve giderlerin merkezden ödenmesi şeklinde olmuştu. 117 Bunun için taşraya geniş yetkilerle muhassıllar tayin ederek vergi tahsilini vali ve ayanların elinden alıp onların neden olduğu sorunları kaldırma yoluna gittiler. 118 Çeşitli adlar altında alınan vergiler 1840 yılında kaldırılarak bunların yerine ancemaatin vergi yada daha kısa şekilde vergi diye isimlendirilen tek bir vergi getirildi. Buna göre herkesin ödeme gücüne göre vergiler tahsil edilecekti. 119 Aşar vergisinin tahsilinde ise aşarın onda bir oranında alınması kararlaştırılmıştır. Ağnam resmi ise 1858 yılında yapılan değişiklikle hayvan varlığı üzerinden değil gelirden alınması yoluna gidilmişti. 120 Cizye tahsili önceleri nakdî alınma prensibi ve tahsilin cemaatin kocabaşısı tarafından yapılması ile sınırlandırılmış, 1856 fermanında tamamen kaldırılarak yerine bedel-i askerî adıyla bir vergi getirildi yılında çıkarılan Arazi Kanunnamesi ile toprak idaresine bir yön verilmeye çalışıldı. Yasanın amacı yüzyıllar boyu şu yada bu sebeple hükümet elinden çıkmış devlet mülkiyetinde olan toprağın sahipliğini yeniden belirlemekti. 122 Toprak yasasını yürütmek amacıyla bir de Tapu Nizamnamesi çıkarılarak her vilayetin tüm arazi ve mülkleri Tanzimat a uygun biçimde ölçülerek sahibi olduğunu iddia eden kişi veya kurumdan bu iddiasını ispatlayarak yeni tapu senedi alması istendi. Fakat sahip olunacak toprağa bir sınır getirilmediği için zaman ilerledikçe yeni taşra ayanları topraklarını genişlettiler ve bunun sonucu Çadırcı, Tanzimat Dönemi Anadolu Kentlerinin Sosyal ve Ekonomik Yapısı, (Ank. 1999), ss.208. SHAW, Stanford; Tanzimattan Sonra Osmanlı Vergi Sistemi, TCTA IV. Ank.1989, 122 Çadırcı, a.g.e., s.252; S.Shaw, a.g.e., ss Ortaylı, Mahalli İdareler s.61. SHAW Stanford; a.g.e. TCTA İV.(Ank. 1985), s. 934 Çadırcı, a.g.e. s.210 İnalcık Tanzimat ın Uygulanışı, s.628 Şener, Vergi Reformları s.263, S.SHAW, Vergi, ss Gülsoy, Osmanlı Gayri Müslimlerinin Askerlik Serüveni, (İst. 2000), ss S.SHAW, a.g.e.s.150; Barkan, Türk Toprak Hukuku Tarihinde Tanzimat ve 1274 (1858) Tarihli Arazi Kanunnamesi, Tanzimat I, MEB Yay. (Ank. 1999), s

26 çıktı. 123 Ziraî alanda, Tanzimat ın genel politikası üretimin artırılması ve çeşitlendirilmesi, dış olarak artık ağa adı verilen zengin kişilerin denetiminde olan çok geniş toprak sahipleri ortaya talebe yönelik zirai ürünler üretiminin teşvik edilerek dış ticaret dengesinin sağlanması 124 İthal ikâmesi amacıyla kurulan yerli sanayinin ihtiyacı olan hammaddenin yurt içinden karşılanması ve zirai üretim araç ve metotlarının geliştirilmesi olmuştur. Bu hedef için bir zirai kadro kurularak, ekonominin gelişmesini engelleyen sorunlar belirlenerek çözümü için çalışmalar yapılmıştır. 125 Zirai ve sınai konuları ile ilgilenmek üzere 1839 yılında Hariciye Nezareti ne bağlı olarak Ziraat ve Sanayi Meclisi kurulmuş, daha sonra ismi Umur-u Nafıa olarak değiştirilmiştir. Ticaret nezareti kurulunca meclis de buraya bağlanmıştır yılında Maliye Nezareti ne bağlı olarak Ziraat Meclisi kuruldu, 1846 yılında da Ziraat Nezareti nin kurulmasıyla bu meclisin üye sayısı artırılarak buraya bağlandı ise de 4 ay sonra tekrar Ticaret Nezareti ne bağlandı. 126 Askerlik alanında ise en köklü yenilik II.Mahmut un Yeniçeri Ocağı nı kaldırmasıyla olmuştur. Bunun yerine yeni bir ordu kurulması işi de iç isyanlar, savaşlar gibi sebeplerden dolayı tamamlanamadı. Yeniçeri Ocağı kaldırıldıktan sonra 1844 yılına kadar asker alımı son derece sert olmuştur. Bu yeni düzenlemede ad çekme yani kura ile asker alınacağı belirtiliyordu. Buna göre her yıl kaza merkezlerinde oluşturulan kura meclisleri önünde kura çekilerek askerler belirlenecekti. 127 Bu yeni düzenleme gayet adaletli ve gerekli olmakla beraber her kesimden de itirazlar olmuştu. En çokta aşiretler askere alınmak istememişlerdir. Zaten bu dönemde de bu konar-göçer aşiretlerin ne bulundukları yerler ne de nüfusları tespit edilemiyordu. Bu nedenledir ki aşiretlerin belli bir mekana yerleştirilerek askerlik hizmetlerinin yerine getirilmesi gerekiyordu. 128 Tanzimatçılar, vergilerin tespiti ya da asker alımları için ülkenin nüfus tahririni yapmaya çalıştılar. Klasik dönemde tahrir defterleri denilen defterlerde vergi kaynakları ve vergi mükellefleri kaydedilirdi. 129 Osmanlı Devleti nde ilk nüfus sayımı 1831 yılında yapılmıştır. Bu sayımdan önceki tahrirlerden farklı olarak hane değil kişi esas alınmış fakat esas amaç ise askeri kaynakların tespit edilmesi olduğu için erkek nüfus sayılmıştı. Bu sayımda bizi ilgilendiren kısım Anadolu nun güneyinde sadece Adana ve Tarsus sancaklarının sayımının yapılmış olmasıdır. Sebebi belirtilmemiş olsa da Maraş, Sis, Antep, Antakya gibi sancaklarda devletin bu bölgede hakim Düstur Defa-i Sâni 1282, ss.23-63; S.Shaw, a.g.e. ss ; Barkan, Arazi Kanunu, s.373; Pamuk, Osmanlı Ekonomisi, ss Pamuk, 19.yy da Osmanlı Dış Ticareti, TCTA III, s.660 Güran, Zirai Politika ve Ziraatta Gelişmeler ( ), 150.yılında Tanzimat 1992, s.219; Şerif Mardin, Tanzimattan Cumhuriyete İktisadi Düşüncenin Gelişimi, TCTA III, ss.6-22 Akyıldız, Osmanlı Merkez Teşkilatı nda Reform ( ), (İst.1993), s.129 Çadırcı, a.g.e. ss Osmanlı Devleti nde Bilgi ve İstatistik, (Der.Halil İnalcık-Pamuk) (Ank. 2000), ss.1-15 Saydam, Orta Anadolu, ss ; Engelhart, Tanzimat, s.53 Kaynar, Reşit Paşa, ss ; İnalcık, Osmanlı da İstatistik Metodu Kullanıldı mı? 20

27 olmamasından kaynaklı nüfus sayımının yapılmadığı anlaşılıyor. 130 Bölgenin tam anlamıyla nüfus tahriri Fırka-i Islahiye nin buralara gelmesiyle birlikte yapılabilmiştir. Bu bölümde iskânı da yakından ilgilendiren idari yapılanma, mali düzenlemeler vergi, ziraat, asker alımı gibi konularda Tanzimat ın getirdiği yeni düzenlemelerden bahsettik. Yapılan bu düzenlemelerde varılmak istenen asıl hedef, üretimin arttırılmasıyla artacak olan vergilerin idari yapılanmanın da etkili bir biçimde kurularak toplanabilmesi idi. Fırka-i Islahiye ordusunun hazırlanarak Çukurova ve civarının iskân edilmesi ile bu sahada devlet kontrolünün sağlanması yukarıda kısaca bahsettiğimiz Tanzimat dairesine alınması amaçlanmıştı. bu mevkinin lüzum u ıslahatı pek çok zamandır tayin eylemiş iken mukaddimleri bazı esbab-ı mülkiyeden dolayı arzunun mevki-i husule götürülmesine hal ve zaman müsaid olmamış ise de memalik-i saltanatı seniyyenin her cihetinde meşhudre ber-kemâl olan envâ-i refah ve asayişten ahali-i cebel-i mezkürun dahi hissedar olmaları zamanı gelmekle icra-ı ıslahatı ve usül ü tanzimiyenin ol havalide tesisatı lüzum u mühimme-i mülkiyeden olmasından dolayı artık böyle bir ıslahat kaçınılmaz olmuştu. 131 Bunun sonucu olarak daha fazla üretim, daha fazla asker, ziraatin gelişmesi, güvenliğin sağlanması ve topyekün kalkınma amacı fırka-i islahiye nin ortaya çıkmasına sebep oldu. 2) Güney Anadolu Aşiretlerinin Sebep Olduğu Problemler a) 19.Yüzyılda Güney Anadolu Aşiretleri: Çukurova ve çevresinin Türkler taraından fethinden sonra bölgeye yerleşen konar-göçer halkın XIX. yüzyıla kadar bu özelliklerini devam ettirdikleri görülüyor. Tabiî ki zamanla ilk yıllardaki isimlerini, yerlerini kaybetmiş, bazı önemli aşiretler kaybolurken bunların yerini başka aşiretler almış olsa dahi köken itibariyle Üç-ok ve Boz-ok Türkmenlerinin bakiyesi aşiretler hala Çukurova ve çevresinde önemli bir nüfusa sahiptirler 132 Bu bahsedilen dönemde Çukurova ve Kozandağında; Afşar, Bozdoğan, Cerid, Tacirli, Sırkıntılı, Yağbasan, Varsak, Kırıntılı, Oruçlu, Karacalar, Lek, Hacılar; Gavurdağında; Karafakılı, Ulaşlı, Kapulu, Amik ovasında, Reyhanlı, Dumdum Ovası, ve Kürt Dağı nda; Delikanlı, Çelikanlı, Şıhlar (Şeyhlü), Okçu-izzedinlü, Amikî aşiretleri bulunuyordu. Afşarlar Anadolu da bulunan en büyük Türkmen aşiretlerinden biri olup eskiden beri Halep tarafında kışlayıp yazın Uzunyayla ya çıkmaktaydılar. 133 Celalî isyanları sonucunda Çukurova nın terk edilmesinden sonra Halep te kışlayan Afşarlar da Adana ile Kozan arasında kışlamaya başlamışlardı. 134 Fakat bazı Afşar cemaatleri XVI. Yüzyıldan beri Sis ve Kars Karal, Osmanlı İmparatorluğu nda İlk Nüfus Sayımı , (Ank. 1943), ss BOA.Y.EE. ss.35/17, 6 Şaban Halaçoğlu, Fırka-i İslahiye, s.3. Köprülü Avşarlar, İA II, 36; Türkay, Afaşları konar-göçer Türkmân yörükânı taifesinden olarak gösteriyor. A.g.e., ss.22,46,179. Sümer, Çukurova, s

28 sancaklarında yaşıyordu yılında Çukurova da bulunan Afşarların kadar haneye sahip oldukları ifade edilmektedir yılları arasında Ankara Valisi Vecihi Paşa nın icraatları neticesinde büyük bir kısmı yaylakları olan Sivas, Kayseri dolaylarına ama özellikle Pınarbaşı, Sarız ve Tomarza kazalarına iskân edilmişlerdi. Buna rağmen iskân edilmeyen veya sonradan iskân bölgesinden kaçan Afşarlar hala Çukurova da bulunuyorlardı yüzyılın sonlarına doğru, kitle halinde Zamantı Suyu ve Binboğa ya yaylaya çıkmaya kış mevsiminde de Sunbas Suyu ve Anavarza Kalesi civarına kışlamak üzere inmeye başlamışlardır. 138 Varsaklar ise Çukurova nın fethinden sonra Tarsus taraflarına yerleşmiş olan Kuştimur, Esenlü, Elvanlı, Kusun, Ulaş gibi Türkmen teşekküllerine genel olarak verilen isimdi. 139 Bu bölgeden dağılan Varsaklardan bir kısmı Kozan dağlarına bir kısmı ise Kadirli-Maraş arasına yerleştiler. Bu ikinci Varsak cemaati Düldül Dağında yaylamakta ve Haruniye ovasında ziraat etmekteydi. 140 Kozan Varsakları ise XVIII. yüzyılda Sis ve Kadirli çevresindeki boş arazilere iskân edilmişlerdi. 141 XIX. yüzyılda sayıları 800 çadır olarak gösterilen 142 Kozan-dağı Varsakları Kozan-oğullarına son derece bağlı ve onların piyade askerleri olarak yaşıyorlardı 143. Kozan-dağının ekseri Varsaklardan olması ve Kozan-oğullarına bağlılığı araştırmacıları Kozan-oğullarının kökeninin bu aşiretten gelme ihtimaline yöneltmiştir 144. Bahsettiğimiz Varsaklar bu gün Kozan, Saimbeyli, Tufanbeyli, Feke ve Haruniye de yaşamaktadırlar 145 Tarih boyunca bunlar yüksek sarp dağ başlarına yerleşmişlerdir. Bu durumda onların ekonomik bakımdan fakir kalmalarına, devlet otoritesinin zayıf olduğu zamanlarda gruplar halinde şekavete karışmalarına sebep olmuştur. Tacirlü aşireti Dulkadır eline bağlı Ağcakoyunlu boyuna bağlı bir oymak iken XVIII. yüzyılda Ceyhan nehri kıyısı ve özellikle Haruniye ovasında kışlamaya başlamıştı 146. Yine bu dönemde Ayas, Berendi ve Kınık kazalarını şenlendirmek amacıyla iskân edilmişler fakat göçebeliğe devam ettiklerinden Rakka ya sürülmüşlerse de tekrar Çukurova ya dönmüşlerdi 147. XIX. yüzyılda Afşar aşiretinin iskânından sonra Çukurova nın en tehlikeli aşireti haline gelmiş olan Tacirlüler Maraş ve Çukurova dolaylarında etrafa büyük zarar vermekteydiler 148. Büyük çoğunluğu konar-göçer olup Yurtsever, Kilikya, s.108. Yurtsever, Kilikya, s.111. Saydam, Orta Anadolu, Köprülü, Avşarlar, s.37. Cevdet Paşa, Tezakir III. Bilgili, Osmanlıya Karşı Bir Türkmen Boyu Tarsus Varsakları, Osmanlılar V, Yeni Türkiye Yay., (Ankara 1999), s ; Sümer, Çukurova, ss.70-80; Yörükân tarifesinden olup Ermenek, Adana ve Maraş taraflarında bulunuyorlardı. Türkay, a.g.e., s.365. XVI. Yüzyılda Haruniye Varsakları Bostanlu adı altında Salulu, Karacalu, Satılu, Ağlağan, Yağbastı, kekeçler gibi küçük cemaatler halinde yaşıyorlardı. Sümer, Çukurova, ss Halaçoğlu, Fırka-i Islahiye, s.3. Sümer, Çukurova, s.84; Cevdet Paşa da Kozan-dağının ekserisinin Varsaklardan meydana geldiğini ifade ediyor. Ahmet Cevdet Paşa, Tezâkir III, Yay. Haz. Baysun, (Ankara 1991), s.108. Ahmet Cevdet Paşa, Mâruzât, Yay. Haz. Halaçoğlu, (İstanbul 1980), s.119. Sümer, Çukurova, s.85. Ahmet Gökbel, Anadolu Varsaklarında İnanç ve Adetler, (Ankara 1998), ss Önceden Antakya taraflarında kışlamaktaydılar. Sümer, Ceridler, TDAD 24, ss.6-8; Türkay, Tacirlü aşiretinin Bozulus Türkmen aşiretine bağlı konar-göçer Türkmân tâifesinden olduğunu ifade ediyor. A.g.e., s.156. Halaçoğlu, İskân Siyaseti, s.137. ; A. Refik, Aşiretler, Ahmet Eyicil, Maraş ta 1855 te Tacirlü Aşiretinin İsyanı, TAD 30, (1997), ss Daha XVIII. Yüzyılda Tacirlü Aşiretinin mazarratları problem oluyordu. A. Refik, Aşiretler,ss

29 ancak 3-4 yüz hanesi Haruniye de ziraat etmeye başlamış ise de henüz hane inşa etmemişlerdi 149. Bu gün hala isimleri köylerde ya da ailelerde yaşayan bir çok obaya ayrılmışlardı. 150 Ceridler de Dulkadır eline bağlı Ağca-koyunlu boyuna bağlı obalardan biri idi. Anadolu nun bir çok yerine dağılmış olan Ceridlerden asıl ana kütle Ceyhan nehri kıyısında Tacirlü aşireti ile aynı yerde kışlayıp yazın Elbistan, Zamantı ve Uzunyayla taraflarına çıkarlardı yılında Çukurova da Zülkadriye yörüklerine bağlı 54 cemaat Cerid bulunuyordu 152. Ceyhan nehrinin doğusu Tacirlü ile Cerid aşiretinin hakimiyetindeydi ve nehrin batı tarafındaki Afşar ve Bozdoğan aşiretleri ile her zaman mücadele ederlerdi. XIX. yüzyılda 1200 çadır civarında olan Ceridler bir nahiye olarak idare ediliyorlardı. 153 Bozdoğan aşireti 154 önceleri Silifke taraflarında iken XVII. yüzyıl sonlarında Adana ve Tarsus civarına göç etmişti. Daha sonra bu Bozdoğanlardan kalabalık bir grup daha doğuya ilerleyerek Kadirli nin güneyine Ceyhan nehrinin sağ tarafına yerleşmişti. Kerim-oğulları tarafından idare edilen bu Bozdoğan cemaati XIX. yüzyıl ortalarında 2500 çadır olarak gösterilmişti. Yüreğir Ovasında kalan Kütük-Bozdoğanları ise 1400 çadır idi 155. Kütük-Bozdoğan obalarından en önemlileri Menemenci, Tekeli, Karahacılu ve Kürkçülü olup bunlardan Menemenci aşireti Karaisalu taraflarına yerleşmişti. 156 Cevdet paşa 19 yüzyıl ortalarında Bozdoğan aşiretinin kışlak yurdunun Kadirli (Pazaryeri) ile Ceyhan nehri arasında olduğunu belirtmektedir. XX. yüzyıl başlarında dört bölük halinde yaşıyorlardı. Birinci bölük Yüreğir ve Karataş civarında, ikinci bölük Kadirli güneyinde, üçüncü bölük Ceyhan kazası dolaylarında, dördüncü bölük ise göçebe olarak Çukurova da bulunuyordu. 157 Sırkıntı(lı) aşireti Adana ile Kozan arasında kışlayıp yazın İnderesi yaylasına çıkan ve nüfusça kalabalık bir aşiretti. Sırkıntıoğulları idaresinde olan aşiretin kökeni hakkında pek bir bilgi bulunmasa da Afşar aşireti veya Varsaklar ile akraba oldukları ileri sürülmüştür. 158 Yağbasan aşireti XVII. yüzyılda Çukurova ya göç eden İç-il Yörüklerinin başında olarak Kozan ile Kadirli arasına yerleşmişti. Bir kısmı ise Saimbeyli (Haçin) taraflarında olup bunlara Yayla denilmekteydi. 159 Cevdet Paşa bu aşiretten bahsederken kullandığı Varsak Yağbasanı nahiyesi BOA. İM Vâlâ sene 1863 (1281). Bu obaların başlıcası şunlardır: Palalı, Yazmalı, Şekerli, Hiboğlu, Güneydoğlu, Budaklı, Gürer, Böcüklü, Domballı, Eloğlu, Çerçioğlu, Alcı, Göcüklü, Kokulu, Çırnazlı, Karabibili, Araplı, Kırmıtlı, Kabuklu, Alhanlı, Sarıhasanlı, Kalalı, Karaobalı, Dervişli, A. R. Yalman, a.g.e, --; C. Yurtsever, Kilikya, ss.103. Sümer, Ceridler, 6; a.y., XIX. Yüzyılda Çukurova da İçtimaî Hayat TDA 48, 1987, 910; Cerid aşireti konar-göçer Türkmân taifesindendi. Türkay, a.g.e., ss.68, 273. Yurtsever, Kilikya, s.103. Çukurova Ceridleri 14 obadan meydana geliyordu: Tatarlı, Altıgöz, Bekirli, Azizli, Veysiye, İmran, Hadilli, Değirmendere, İseli, Hürüuşağı, Ceyhan Bekirlisi, Almagöllü, Yalak, Mustafabeyli. Bu ceridlerden başka Keskin Kazasında ve Kırşehir de Silsüpür Ceridi, Maraş ta ise Kuşçu Ceridi ve Çağlayan Ceridi bulunuyordu. Sümer, Ceridler, s.8 ; a.y. İçtimaî Hayat, ss.9-12 ; Yalman, a.g.e., s.350; Antep te de Cerid köyleri bulunuyordu.. Sevinç, Gaziantep, s.72. Konar-göçer yörükân taifesinden olup İç-il, Adana, ve Maraş civarında yaşıyorlardı. Türkay, a.g.e., s.253. Sümer, İçtimaî Hayat, s.9 ; Yurtsever, Kilikya, ss Sümer, İçtimaî Hayat, s.9 ; Menemenci aşiretini idare eden Menemenci-oğulları hakkında ileride ayrıca bahsedilecektir. Yalman, a.g.e., s.409. Halaçoğlu, Fırka-i Islahiye, s.4 ; Tezâkir III, s.117 ; Sümer, İçtimaî Hayat, 9; aynı yazar, Çukurova, s.85; Türkay Sarkındılı aşiretini Bozdoğan yörükânı taifesinden olarak gösteriyor. A.g.e., ss Yırtsever, Kilikya, s.97 ; Halaçoğlu, Fırka-i Islahiye, s.4. 23

30 kethüdası Gençoğlan-oğlu Ahmed Ağa ibaresi F. Sümer tarafından aşiretin Varsaklara mensup olduğuna delil olarak gösterilmişti. 160 Bu aşiretlerden başka Sis civarında bulunan Kırıntı(lı), Lekvanik, Hacılar, aşiretleri nüfus itibarıyla fazla olmamakla birlikte Ekrad aşiretleri olarak isimleri geçmekteydi yüzyıl boyunca devam eden Anadolu nun kanun dinlemez aşiretlerini, Suriye çölleri ve Rakka ya sürgün etme olayları içerisinde yer almakta olup, özellikle Afşarların himayesinde ve ittifakında bulunmaktadırlar. Ancak, bahsi geçen aşiretler, 18. yüzyıl içerisinde Anavarza Kalesi ile Kadirli ve Kozan dağları arasındaki kışlak yurtlarında barınıp, Kozanoğulları nın yaya askeri olmuşlardır. Ayrıca Kozan dağında Oruçlu 162, Karacalar 163 gibi küçük bazı aşiretler de bulunuyordu. Ulaşlı aşiretinin XVI. yüzyılda Tarsus taraflarında bulunan Ulaş Türkmenleri ile aralarına bir bağ olup olmadığı bilinmemekle birlikte F. Sümer bunların Dulkadır iline bağlı Karacalı (Anamaslı) boyu içindeki Ulaşlı obasından geldiğini ileri sürmektedir. Başka bir makalesinde ise Halep Türkmenlerine bağlı Beydili boyunun 40 oymağı olup 22. sırada gösterilen Ulaşlı oymağının XIX. yüzyılda Gavur-dağlarında yaşayan Ulaşlılar olma ihtimalini ileri sürmektedir 164. Başka bir makalesinde ise Halep Türkmenlerine bağlı Beydili boyunun kırk oymağı olup 22.sırada gösterilen Ulaşlı oymağının XIX.yüzyılda Gavur dağlarında yaşayan Ulaşlılar olma ihtimalini ileri sürmektedir. 165 Ulaşlılar Alibekiroğlu, Kellemenoğlu, Karayiğitoğlu, Kaypakoğlu, Çendoğlu olmak üzere beş nahiyeye ayrılmışlardı. 166 Günümüzde Osmaniye ile merkezi ile çevre köylerde bu cemaatlerin ismini yaşatan kalabalık bir Ulaşlı nüfusu bulunmaktadır. 167 Ulaşlılar dan başka Gâvurdağı nda Karafakılı Kapulu 168 gibi küçük oymaklar da bulunuyordu. Reyhanlı aşireti 169 Güneyin en büyük aşiretlerinden biri olup XVII. yüzyılda Sivas a iskân edilmişlerse de kışlaklarına gidip gelmeye devam etmişler bu nedenle Amik Ovasında iskânlarına karar verilmişti. Baskılar sonucunda 1780 yılında hane olarak iskân edilmek için müracaat ettiler 170. XIX. yüzyıl ortalarında yine kışlakları olan Amik Ovasına iskân edilerek Reyhaniye kazası teşkil edilmişse de aşiret beyi olan Ahmed Paşa nın ölümünden sonra tekrar göçebe hayatlarına dönmüşlerdi. Bu yıllarda 5000 çadır nüfusa sahip oldukları ifade ediliyordu Sümer, Çukurova, s. 85 ; Mâruzât, s Lekvanik aşireti konar-göçer Türkmân ekrâdı taifesinden şeklinde ifade edilmiştir. C. Türkay, a.g.e 114. Bu üç aşiret şekavetlerinden dolayı Develi kazasında iskânları emredilmiş, fakat şekavete devam ettiklerinden Halep te Münbiç mahalline sürgün edilmişlerse de Anavarza civarına iskânlarını istemişlerdi. Bu nedenle XVIII. yüzyılda Anavarza civarındaki boş ve harab yerlere yerleştirilmişlerdi. Yurtsever, Kilikya, s.102; Halaçoğlu, Fırka-i Islahiye, s Varsaklardan olan Oruçlu aşireti 150 kadar bir haneye sahipti. Tezâkir III, s Göksun nehrinin iki yanında 470 haneye sahip bir aşiretti. Halaçoğlu, Fırka-i Islahiye s Sümer, Ceridler, s Sümer, Boz-ok, Tezâkir III, 127; BOA. İ.M. Vâlâ 24169, 1282 tarih ve 45 numaralı arîza. 167 Sümer, Ceridler, s Kapulu aşireti Ulaşlı aşiretine bağlı küçük bir oymaktı. Halaçoğlu, Fırka-i Islahiye, s Reyhanlı aşireti hakkında bkz. Şemseddin Murseloğlu, Büyük Reyhanlı Türkmen Aşireti Tarihi, (İzmir 1984) 170 Refik, Aşiretler, s.216; Halaçoğlu, Aşiretlerin İskânı, s Murseloğlu, a.g.e., s.69 ; BOA. İ.M. Vâlâ

31 Dumdum Ovasındaki Çelikanlı 172 Delikanlı aşiretleri ile Kürt Dağında bulunan Okçuizzeddinlü 174, Şıhlar 175 (Şeyhlü), Amikî 176, aşiretleri Kürt aşiretleri olarak gösteriliyor. Çukurova da aşiretlerden başka Kırım savaşından sonra Kafkasya dan göç etmek zorunda kalan Nogay muhacirleri de yerleştirilmişti yılında gelen ilk Nogaylar Mersin iskelesine çıkarıldıktan sonra Üzeyir sancağı dahilinde Misis ve Kurtkulağı çevresinde Ceyhan nehrinin iki tarafına iskân olundular. Bu ilk muhacirler toplam kişi olup bu araziyi kendileri seçmişlerdi yılı ortalarında Adana eyaletine yerleştirilen muhacir sayısı hanede toplam kişiydi. Bundan birkaç ay sonra muhacir sayısında hızlı bir artış olmuş toplam haneyi geçmişti 178. Çukurova dan başka Sivas-Uzunyayla tarafları ile Göksun muhacirlerinin iskân sahası haline gelmişti. Fakat buralara Çerkezlerin iskân edilmesi aşiretler ile muhacirler arasında kavgalara neden olmaktaydı 179. Çukurova ya gelen Nogaylar da aşiretler ile sürekli çatışmak durumunda kalmışlardı. 180 b) Aşiretlerin Sebep Olduğu Problemler Osmanlı Devleti nin XVIII. yüzyılda uygulamaya çalıştığı iskân siyasetinin bu bölgede başarılı olduğu söylenemez. Zira XIX. yüzyıl başlarından itibaren, Güney Anadolu da ve özellikle Çukurova da kışlayan ve yaz mevsimi ile birlikte Sivas-Kayseri-Maraş taraflarına yaylaya çıkan bu aşiretlerin asayişsizlikleri sürmekteydi. Yukarıda belirttiğimiz gibi Tanzimat dönemi ile birlikte Türkmen aşiretlerinin iskânı üzerinde de durulmuş, Orta Anadolu nun ve bilhassa Afşar aşireti iskân edilmeye çalışılmıştı. Her ne kadar Orta Anadolu Bölgesi iskân edilmek istenmiş ise de bu harekete paralel olarak Çukurova ve çevresinin iskânına da el atılmıştı. Zaten Orta Anadolu ve Çukurova yı bu bağlamda birbirinden ayırmak mümkün gözükmüyor, çünkü söz konusu aşiretlerin hareket sahası mevsimlerin seyrine göre bu iki bölge arasında olmaktaydı. Aşiretlerin iskânını gerektiren temel sebepler, onların vergilerini ödememeleri, askerlik hizmetini yerine getirmemeleri, yaylaya gidip gelirken yerli halka verdikleri zarar ve ziyanlar, birbirleri ile olan mücadeleleri gibi önemli konulardı. Ayrıca yol kesme, hırsızlık, gasp, adam öldürme, ekinliklere ve zirai alanlara verdikleri zararlar nedeniyle bulundukları bölgenin asayiş ve emniyetini zara sokmaları nedeniyle iskânları zorunlu hale gelmişti XIX. yüzyıl ortalarında iskâna tabi tutulmuşlarsa da başarılı olunamamıştı. XIX. yüzyıl ortalarında sekiz oymakta 600 hane kadar bir nüfusa sahiptirler. Tezâkir III, s.148 ; Halaçoğlu, Fırka-i Islahiye 4;. Türkay, a.g.e 25; BOA. İ.M. Vâlâ haneye sahip küçük bir aşiretti. Halaçoğlu, Fırka-i Islahiye, kadar hanedan ibâret olan bu aşiret Delkanlu aşiretine göre etrafa daha fazla zarar vermekteydi. Tezâkir III, s.158, C. Türkay, a.g.e., s.74. Türkmân ekrâdı taifesindendi. Türkay, a.g.e, 130 ; Kürtdağından başka Kerkütlü ve Çerçili nahiyelerinde de aşiret ahalisi bulunmaktaydı. Halaçoğlu, Fırka-i Islahiye, s.5. Gavurdağı tarafında Elhamanlu ve Çerçili nahiyelerinde de aşirete mensup haneler bulunuyordu. Halaçoğlu, Fırka-i Islahiye, s.5, Türkay, a.g.e s.155. Kürt-dağında bulunan aşiretlerden en küçüğü idi. Halaçoğlu, Fırka-i Islahiye, s.5; Türkay, a.g.e. s.49. Abdullah Saydam, Kırım ve Kafkasya Göçleri ( ), (Ankara 1997), s ; 1861 yılında bu Nogaylar Adana sancağına Muhacirin Nahiyesi olarak bağlanmışlar, daha sonra Yarsuvat kazasının kurulmasına sebep olmuşlar kaza daha sonra Ceyhan ilçesine dönüşmüştür. Yurtsever, Kilikya, s.106. A. Saydam, Kırım, s.131; arasında haneden Ceyhan nehrinin iki yakasına yerleştirilmişti. Yurtsever, Kilikya, s.106; Cevdet Paşa ise bu Nogayların hane olduklarını belirtiyor. Tezâkir III, s.124. Saydam, Kırım, s.190. Nogaylar köylerini aşiretlerden korumak için silahlarıyla nöbet tutuyorlardı. Tezâkir III, s

32 Diğer taraftan Kırım ve Kafkasya dan gelen ve Kayseri, Maraş, Adana taraflarına yerleştirilen muhacirler ile aşiretler arasında da olaylar eksik olmuyordu yılında Çukurova da iskân olunan Nogay muhacirlerinden bir kısmı Bozdoğan aşiretinden sığır satın almışlar fakat bu hayvanlar Afşarlar tarafından çalınmış ve bu esnada bir Nogay da Afşarlar tarafından öldürülmüştü. Bu karmaşa esnasında 800 kadar Nogay muhaciri de Bozdoğan aşiretine saldırarak Kars ve Andırın nahiyelerinde 12 kişiyi öldürüp 5000 kadar hayvan gasp etmişlerdi 181. Ceyhan Nehrinin sağ tarafında bulunan Afşar ve Bozdoğan aşiretleri nehrin sol tarafındaki Tacirlü ve Cerid aşiretleri ile sürekli mücadele içindeydiler. 182 Tacirlü aşireti ile Bozdoğan aşireti arasında İbrahim adında bir şahsın katlinden dolayı Andırın nahiyesi kurâsından Değirmendere yakınlarında meydana gelen çatışmada karye ahalisinden biri katledildiği gibi, ahalinin mal ve eşyalarına zarar verilmiş, zahireleri gasp edilmişti. Bu olay üzerine gerekli tedbir alınarak merkumun katili olduğu söylenen Beyazıd adlı şahsın, kendisi firar etmiş olduğundan, hanesinde bulunan emval ve eşyasına el koyularak aşiretin çevreye başka zarar vermeden mahallerine gönderilmişti. Fakat bu sırada çevredeki karyelerden on beş süvari gelerek Göllü (?) nam karyeden on kadar öküz götürdükleri haberi üzerine memur gönderilerek hayvanlar iade ettirilmiş ise de meydana gelen çatışmada eşkıyadan biri telef ve biri de mecruh olmuş, iki zaptiye ise yaralanmıştı 183. Üzeyir sancağında kışlayan Cerid aşiretinde de benzer olaylar cereyan etmekte idi. Mezkur aşiretin Yaylak-obası ahalisinden Hacı Hüseyin i öldüren İbrahim ile yandaşlarının yakalanarak mahkemesinin yapılması ve îlamının usulüne uygun olarak tanzim edilerek dersaadeta gönderilmesi istenmişti. 184 Aşiretlerin sebep oldukları asayişsizliklerin önlenmesi için alınan tedbirler de pek işe yaramıyordu. 11 Ekim 1855 (29 Muharrem 1272) te Halep valisinin sadarete gönderdiği arîzada 185, Reyhaniye caddesinde pek çok uygunsuzluklar meydana gelmekte olup Reyhanlı aşireti tarafından ecnebiye memur ve tüccarlarından gasb ve garât olunan eşya ve malların geri alınması konusunda önceden bir şey yapılmadığı, fakat zamanında alınan tedbir ile aşiret ahalisinden bu işlere karışan otuz kadarının ele geçirildiği belirtiliyordu. Ayrıca bundan böyle buralarda uygunsuzluk vuku bulmamak şartıyla Reyhanlı aşireti beyi olan Mustafa Beye lüzumu kadar süvari asker verilerek Reyhaniye caddesi muhafızı tayin edilmiş ve bu suretle asayiş ve emniyetin sağlandığı bildiriliyordu. Aynı mesele hakkında 4 kasım 1855 (23 Safer 1272) tarihinde gönderilen Adana meclis mazbatasında ise Adana eyaletinin sair mahallerinde emniyetin sağlanmasına fevkalade itina olunarak aşayir ve ekrad eşkiyasına meydan verilmeyerek bir gün bile fezahat vuku bulmamakta ve ahval-i baği ve şekavetleri mâlum olan Bereket Dağı ve Üzeyir sancağının Ulaş ve Kıyı ve Tacirlü eşkiyasının ara sıra uygunsuzluk bulmakda ise de eskisi gibi hareket edemediklerini bildiriyordu BOA, A. MKT. MVL, 119/28. A.R. Yalman, a.g.e., s.346. BOA. A. MKT. UM., 439/70. BOA. A. MKT. UM., 439/70. BOA. A. MKT. UM, 558/61. BOA. A. MKT. UM., 235/25. BOA. A. MKT. UM., 235/25. 26

33 1856 yılı yazında.ahalinin zulümden kurtarılması ve emval-i mirî ve eşya ve hayvanat-ı mezburenin şer î şerif mucibince tahsili için Maraş sancağı dahilinde bulunan Göksun nam mahalle asker sevk edilmiş idi. 187 Bu askeri harekata katılan hassa taburu topları ile muvazzaf ve gayr-ı muvazzaf askerlere harcanan toplam masraf kuruş olarak gösterilmişti. 188 Eskiden de aşiret üzerine yine askerî harekat yapıldığına fakat aşiretin savuşmasından dolayı vuku bulan mesarifatın mal sandığına îta oluna geldiği kayıtlardan anlaşılmakta olup bu defa sevk olunan birliklere karşı dayanamayan Tacirlüler gasp ettiği mal eşya ve hayvanları sahibine iade ettikleri gibi askeri harekat için harcanan kuruş meblağı da ödemeyi kabul ederek senet vermişlerdi yılında yine Tacirlü aşiretinin sarkıntılık ve mazarratlarından dolayı gerekli tedbirlerin alınması gerekmişti. Bunlar Maraş havalisindeki yaylalarına gelip gittikleri esnada rast geldikleri ekinleri hayvanlarına yedirmek, ahaliyi soymak ve ağırlıklarını yaylada bırakarak Sivas, Bozok ve Maraş merbutasından bir takım kasaba ve karyeleri basarak ahali ve neferatın canlarını yakmak gibi hareketleri adet ettiklerinden mevcut zaptiyeden başka yerli bir takım adamlar sevk edilmişti. 190 Aşiretin bu ve daha önceki harketlerinden dolayı memuriyet-i mahsusa-i seniyye ile Uzunyayla ya gönderilen Hafız Paşa ve Sivas mutasarrıfının da katılmasıyla Ceyhan Köprüsü 191 ve diğer geçitler tutularak ashab-ı hukukun eski ve yeni dâvaları tatbik edilmiş. Ayrıca aşiret ahalisinden üzerlerine katl ve sirkat iddia ve beyan olanlar ahz ve giriftle habs ve tevkif olunarak mahkeme-i şer iyeleri derdest-i icra olunmuştu. Ayrıca hasbel mevsim bulunan çeltik ve darı ve susam gibi yol üzerinde bulunan mezruata dahi zarar ve ziyanlık ve yolcu ve yolakçılara sarkıntılık ettirilmeksizin yirmi gün zarfında kışlaklarına göçürülmüşlerdi yılında Tacirlü aşiretinin çevreye verdiği zarar devam etmekteydi. 3 Kasım 1863 (21 Cemaziyelevvel 1280) te Maraş sancağı meclisinden sadarete gönderilen mazbatada durum açıkça ortaya koyulmaktaydı. Bu aşiretin Elbistan ve Göksun havalisinde olan yaylaklarında bulundukları esnada havali-i meskune ahalisi ile ebnâ-i sebil ve muhacirin-i meskunenin külliyeti emval ve hayvanat ve mezruatını ahz ve gasb ve telef etmiş olduklarından gereğinin yapılması amacıyla aşiret müdür ve ihtiyaçlarına emirler verilmiş, ayrıca memur-u mahsussa mahiyetinde lüzumu kadar asker ile üç aydan beri oralarda dolaşmakta olduğu halde aşiretin gasb ve itlâf ettiği emvali iade etmediği belirtiliyor. 193 Tacirlü aşiretinin yine böyle bir gasb maddesinden dolayı eşhas-ı muhacirinden bazılarıyla aralarında meydana gelen mücadelede muhacirinden iki kişiyi öldürdükleri, aşiret ahalisinden dört kişinin ise Elbistan kazasında bir karyede Yakub adlı bir şahsı BOA. A. MKT. UM., 261/26. BOA. A. MKT. UM., 261,26 Aynı belge. 190 BOA. A. MKT. UM., 515/53, 17 Rebiyülâhir 1278 (26 Ekim 1861). Ceyhan köprüsü Göksun istikametine gitmek için Ceyhan nehrinin geçilebildiği birkaç yerden biri olup Tacirlü aşiretinin bundan önce ve sonra zaptı amacıyla bu köprüyü tutmak bir âdet olmuş idi. BOA. A. MKT. UM., 515/53, 17 Rebiyülâhir 1278 (26 Ekim 1861) BOA. A. MKT. UM., 515/53, 17 Rebiyülâhir 1278 (26 Ekim 1861) BOA, İ.M. Mahsüs,

34 tarlasında işi ile meşgulken katl ve idam ettikleri gibi Tacirlünün biri dahi Zeytun Hıristiyanlarından birini öldürmesi üzerine ölen Ermeni nin akrabalarından biri yolda rast geldiği bir Tacirlüyü idam eylemiş idi. 194 Söz konusu belgede bu gibi hallerin devamı caiz olmayub herkesin hakkına razı olarak emniyet ve istirahat olması gerektiği belirtilerek iş bu katl caddesi ve gasb ve itlaf-ı emvale cesaret edenlerin ahz ve giriftiyle bi l muhakeme eskâk-ı hakk olunmak ve bu babda vukû bulacak masraf dahi kendilerinden ahz ve istirdâdı için aşiretin kışlaklarına geçecekleri yollardan Andırın tarafı ile, Maraş tarafında Ceyhan köprüsü ve sair geçitlere askerler gönderilerek iktizası icra kılınmış idi. Ayrıca Maraş mutasarrıfı, naib, müftü ve meclis azasından 3-4 kişi Ceyhan köprüsüne giderek aşiretten ele geçirilenlerin mahkemelerini icra ederek gasbettikleri mal ve hayvanları sahiplerine iade ve âşar vergisinden dolayı bakayaları dahi tahsil edilmişti. Ayrıca tertip olunan başıbozuk neferat masraflarından aşiret hissesine düşen payın da tahsil edildiğini görüyoruz. Diğer taraftan idam edilen iki muhacirin katillerinden biri, Yakub un katillerinden biri ve başısaruklulardan dahi dört kişi yakalanarak habs ve tevkif olunmuşlardı. 195 Ancak zikrolunan aşiretin kışlaklarından Elbistan havalisine gidip gelişlerinde ve yaylakları mahallinde ahali ve ebna-i sebile verdikleri zarardan başka 8-10 saatlik mesafeye kadar etrafa dahi akınlar yaparak erbâb-ı ziraatın bir takım masarif ve meşakkatle ziraat ve imar eylediği pamuk ve çeltik vesaire tarlalarına dahi zarar vermekte olmalarıyla ahali ve erbâb-ı ziraat her ne kadar teşvik ve te min olunmakda ise de aşiret-i merkumenin bu tasallutlarından emin olamadıklarından bu havalide iş bu ziraat-ı nafianın ilerleyememesinin sebebi müstakil olmakta olduğu belirtiliyor. Mazbatada üzerinde durulan bir mesele de, Göksun da bulunan muhacirin ile Tacirlü aşireti arasında doğabilecek çatışmalar hakkında idi. İki taraf arasına kan düşmüş olduğundan ve Tacirlü aşiretinin yaylak olarak zorla yerleştiği arazi ziraat etmesi için muhacirine verilmiş olmasından dolayı Afşar aşireti ile Aziziye sancağındaki muhacirin arasında meydana gelen olayların burada da zuhur etmesi pek mümkün göründüğü yönündedir. Bu nedenle şu hallerin kat iyyen önü alınmak üzere Tacirlünün Adana dan harice salıverilmemesi hususuna müsaade edilmesi istenmekte idi. 196 Dolayısıyla Tanzimat döneminde aşiretlerin iskânında takip edilen ve yukarıda bahsi geçen prensibe göre onların yaylak ve kışlaklarından birini tercih ederek yerleşmeleri isteği doğrultusunda Tacirlü aşiretinin kadim-i kışlakları olan Çukurova cihetinde iskânlarının istendiğini görüyoruz. Fırka-i Islahiyenin bölgeye gelmesinden hemen önce burada bulunan acil problemlerden biri Tacirlü aşiretinin iskânı meselesi olmuştu. Bu doğrultuda olan 14 Mart 1864 (5 Şevval 1280) tarihli Adana valisinin arîzasından, Tacirlü aşiretinin Adana dan harice salıverilmemesi için gerekli askeri tedbirler alındığını anlıyoruz. Tacirlü ve Cerid aşiretinin kışlaklarından harice BOA, İ.M. Mahsüs, BOA, İ.M. Mahsüs, BOA, İ.M. Mahsüs,

35 salıverilmemesi için süvari mirlivası Hüsnü Paşa kumandasında Adana da bulunan bir tabur taliâ ve iki bölük süvari ve üç takım topçu ve asakir-i nizamiye ile Maraş taki taliâ taburu ilave olunmuştu. Maraş taki bu taliâ taburunun bu havalide ve aşiretin geçiş güzergahı olan Andırın ve Bulanık taraflarında ikâme olunması, Adana daki kuvvetlerin ise münasip mevkie hareket ettirilmesi halinde silah kullanmadan Tacirlü ve diğer aşiretlerin erlerinden harekete mecalsiz kalacağı belirtilmişti Aralık 1863 (25 Cemaziyelâhir 1280) tarihli Adana valisinin arîzasında ise söz konusu taburlar ile Tacirlü ve Cerid ve Sırkıntı ve Kırıntı ve Bozdoğan aşiretleri taht-ı inzibata alınarak daire-i medeniyete idhal ve Cebel ve Kıyı köyleri eşkıyasının icra-i güşmalleri ve zimmetlerinde olan mîri meblağın istihsali hususlarının yerine getirileceği belirtiliyordu. 198 Aynı günlerde gerek sadaret ve gerek serasker ile Adana ve Maraş idarecileri bu mesele üzerinde hayli mesai sarf etmişlerdi 25 Mart 1864 (16 Şevval 1280) te sadaretten Maraş a cevaben yazılan emirnâmede aşiretin durumu ve askeri tedbirler hakkında önemli malumat bulunmaktadır. 199 Buna göre aşiretin genelde Çukurova da bulunduğu ve kadar hâneleri Lece(?) nam mahalde kışlamakta olduklarından Çukurova da bulunanlar etrafa salıverilmediği gibi Lece de olan hanelerin de savuşturulmaması için 4-5 bölük asakir-i nizamiye ve 300 kadar süvari ve piyade bulundurulması gerektiği ve Andırın ve Bulanık taraflarında 500 er süvari ve piyade askerden mürekkep iki ayrı kuvvetin kışlak mevsimi gelinceye kadar buralarda bulundurulmasının lazım olduğu belirtiliyordu. Çukurova denilen mahallerin her tarafı açık ve vâsi ve aşiret ahalisi ise serkeş ve şâkî olmasıyla söz ve nasihat ile kışlaklarından çıkmamaları ümid olunmadığına göre Andırın ve Bulanık ın münasibe mevkilerine ve Adana da bulunan kuvvetler de münasip yerlere sevk edilirse aşiretin bulunduğu yerden hareket edemeyeceği tetkik edilmişti. Ayrıca Tacirlü aşiretinden 400 kaar hanelik İl-oğlu mahallesinin tebliğ edilmesine rağmen kışlakları olan Çukurova ya inmeyerek Maraş sancağı civarında bulunduklarından Maraş taki taliâ taburunun öncelikle İl-oğlu hanelerini kışlaklarına indirmesi istenmişti. 200 Serasker ise bahsedilen birliklerin sevk edilmesi hususunda 12 Nisan 1864 (5 Zilkâde 1280) tarihlinde görüş bildirirken olaya daha farklı bakmaktaydı. 5.Ordunun kurâ icrası zamanı olmasından dolayı bu birliklerinin sevk edilmesinde zamanın pek de müsait olmadığını, kurâ işinin bitmesinden sonra veya ileridi beşinci ve dördüncü ordulardan kuvvetlice bir fırka-i askeriye teşkil olunarak bir taraftan Çukurova da aşâyirin ve Kozan ın ve beru tarafta Dersim Dağının ıslahatına gereği gibi hüsnü suret verilmesi lazım gelir dedikten sonra yine de bahsedilen birliklerin gönderilmesinin 5.Ordu Müşiri yetkisinde olduğunu belirtiyordu. 201 Fakat burada asıl dikkat çeken, seraskerin bir yıl önceden Fırka-i Islahiyenin BOA, İ.M. Mahsüs, BOA, İ.M. Mahsüs, BOA, İ.M. Mahsüs, BOA, İ.M. Mahsüs, BOA. A. MKT. UM, 334/77. 29

36 teşkili konusunda bazı ipuçları vermesidir. Artık böyle bir ordunun teşkil edilerek Güney Anadolu nun köklü bir ıslahatının yapılması gerektiği hükümet tarafından dile getirilmeye başlanmıştı yılı başlarında yukarıda bahsettiğimiz askeri tedbirler sonucunda Tacirlü ve Cerid aşiretlerinin yaylaya çıkmaları engellenmiş bunlardan bir miktarı Çukurova da iskân ve birazı henüz hayme-nîşin bulunmuş ise de bunlar dahi iskân etmiş demek olup fakat âdetleri olduğu üzere yaylaya çıkarak eski sarkıntılıklarına devam edeceklerinden gelecek sene de bu şekilde tedbir alınır ise tamamen iskân olunacakları belirtilmişti. 202 Harekat neticesinde Maraş tarafı aşiretlerin zararlarından kurtulmuş, kurâları çekilmiş ve Üzeyir sancağındaki aşiretlerin vermesi gereken kise bakaya vergilerinin mümkün olan miktarı tahsil edilmişti. 131 Her ne kadar bu aşiretler kontrol altına alınmış ve Adana ve Tarsus ve Mersin ve çevre kazalarda hükümet-i mihver-i matluba devam etmekte ise de Üzeyir sancağı ahalisi Bereket ve Karaisalı nahiyeleri ile Karsandı ve Sırkındı aşiretleri Kozan dağlarına müsteniden şekavetkerâneleri devam etmekte idi. 203 Maraş tarafının maruz kaldığı fenalıklar yalnız Tacirlü ve Cerid aşiretlerinden kaynaklanmıyordu. Gâvurdağı ve Kürtdağı ahalisi de isyan halinde idi. Özellikle Keferdiz nahiyesinde bulunan Çerçili, Göller, Bağçe, Sulumağara, Hanağzı karyeleri ahalisi hırsızlık, yol kesme, gasp vb.hareketlerinden dolayı bölgenin emniyet ve huzurunu bozuyorlardı. Bu karye ahalileri tarafından evvelce gasb ve sırkat olunmuş olan 12 re s hayvan ve bir takım eşya ve eslihanın gasbları kurâ-i mezkûre ahalileri olacağı gösterilmiş memur-u mahsûsa irsali ile emvâl-i mahsûbenin irsali ve gerekli nasihat ve müesserenin munasib vasıta ile ifâsı için gerekli adımlar atılmıştı. 204 Neticede bu 12 hayvan ve diğer eşya ve silahların tamamı ile önceden gasp ettikleri şeyleri nahiye ileri gelenleri birleşerek, elli kişi kadar oldukları halde elleriyle iade etmişlerdi. Ayrıca bu haneden,ihtiyar ve ileri gelenleri bundan sonra hanelerinde emin olarak oturacaklarını, şimdiye kadar işledikleri cürüm ve kusurlarını beyan eyledikleri gibi bundan sonra kendi ırz ve âdâbı ile oturub kimseye sarkıntılık etmeyeceklerini şayet içlerinden gizli veya âlanen yapanlar olur ise münasib ceza vereceklerini teâhhüd ve müttefiken verdikleri sened ile belirtmişlerdi. 205 İskan sahası olarak belirlediğimiz alan önemli bir posta caddesi ve ayrıca Sure-i Hümâyunun Üsküdar-Şam arası güzergahında bulunuyordu. 206 Özellikle Gâvurdağı eşkıyası, Payas caddesi olarak da bahsedilen bu yoldan geçen yolcu, tüccar, kervan vb yanında Sure-i BOA, İ.M. Mahsüs, BOA, İ.M. Mahsüs, BOA. AMKT. UM. 508/9, 20 Eylül 1861 (15 Rebiyülevvel 1278). Aynı belge Aynı belge Münir Atalar, Harameyn e Denizden Surre Göndederilmesi, XI. TTK kongresi (5-9 Eylül 1990), Tebliğler III, (Ankara 1994),

37 Hümâyûna da saldırarak mallarını yağma ediyordu yılında Meclis-i Mahsûsda alınan bir karar ile diğer sebepler yanında bu sarkıntılık ve yağma olaylarının önüne geçmek üzere Surre nin bahren Beyrut a gönderilmesi kararlaştırılmıştı. 208 XIX.yüzyılda Çukurova ve çevresinde Türkmen aşiretleri ovanın verimli fakat terkedilmiş topraklarında dolaşmakta ve devlet otoritesine karşı her türlü harekete cesaret etmekteydiler. Bu nedenle ovanın tarıma açılarak bölgenin mamur hale getirilmesi için aşiretlerin iskân edilmeleri gerekmekteydi. c) Fırka-i Islahiye den Önce Aşiretlerin İskân Çabaları XIX.yüzyılda genel olarak, toplu bir iskân siyaseti yerine, tek tek bölgeler ele alınarak bir iskân çalışması yapıldı. Tanzimat la birlikte başlayan iskân hareketleri daha dikkatli bir şekilde yürütülmeye başlanmıştır. Bu sırada aşiret reislerine bulundukları eyalet valisi tarafından birer mühür verilerek, aşiret mensubu hiçbir şahsın izinsiz olarak başka bir yere gitmesi engellendi. Ayrıca, eyalet müşirlerinin nezareti altında olmak üzere aşiretler müstakil muhassıllık haline getirildiler. Bu devirde yapılan yeniliklerden biri de, daha önce başarısız olunmasının sebeplerinden biri olan yaylak-kışlak meselesinin bir nizama bağlanmış olmasıdır de alınan bir kararla, aşiretlerin bulundukları bir kaza ve sancak topraklarından dışarı yaylak veya kışlağa gitmeleri önlenmiştir. Bu sayede ordu için de yeni ve taze kuvvet kaynağı teşkil edilmiş olmaktaydı. İskana muhalefet edenlere kuvvet kullanılması öngörülmüş, yerleşecek olanlara ise köyler tesis etmeleri ve ziraat ile meşgul olmaları şartı ile toprak tahsis edilmesi kararlaştırılmıştır. 209 Tanzimat hareketinin genel yapısında görülen merkezi devlet arayışları aşiretler üzerinde de kurulmak istenmişti. Yapılan reformlar ilgili kısımlarda konar-göçer aşiretler üzerinde de uygulanmaya çalışılıyordu. Vergi, askere alınmalar ve buna bağlı nüfus sayımlarına konargöçerler de dahil edilmek isteniyordu. 210 Fakat bu yeni uygulamalara çeşitli bölgelerden tepkiler geliyor ve bu reformların tatbikinde engeller ile karşılaşılıyordu. 211 Aşiretlerin sebep olduğu bu asayiş problemleri onların iskânında önemli bir sebep olarak bulunmaktaydı. Diğer bir sebep ise vergilerin tahsilinden kaynaklanıyordu. Sayıları ve kazançları ile konar-göçerlerden elde edilmesi gereken gelirler toplanamıyordu ya da toplanan vergiler toplayan BOA. İ.M. Mahsüs 1248; Gavur-dağı eşkıyası Payas yakınlarında Burnaz Köprüsü mevkiinde sureye saldırmışlar, bu nedenle Üsküdar-Şam arası karayolu terk edilmişti. Münir Atalar, Osmanlı Devletinde Sure-i Hümâyun ve Sure Alayları, Diyanet Yay., (Ankara 1991), s.156. BOA. İ.M. Mahsûs 1248, 13 Eylül 1864 (12 Cemaziyelevvel 1281) Halaçoğlu, İskan siyaseti, s.7. Abdullah Saydam, Reform ve Engeller: Tanzimat Döneminde Aşiretlerin Yol Açtıkları Asayiş Problemleri,Osmanlılar IV, Yeni Türkiye Yay., (Ankara 1999), s.181 ; Celal Erdönmez, Osmanlı İmparatorluğunun İskan Siyaseti ve Konar-göçerlerin Yerleştirilmesi,Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, (Samsun 1995), ss Bu tepkiler için Bkz; Musa Çadırcı Tanzimat ın Uygulanışı ve Karşılaşılan Güçlükler, Mustafa Reşid Paşa ve Dönemi Semineri (Ankara 13 Mart 1985) Bildirilen, Ankara 1987, ss ; ayrıca Halil İnalcık, Tanzimat ın Uygulanışı ve Sosyal Tepkileri Belleten XXVIII/112, 1964,

38 kişi tarafından devlete teslim edilmiyordu. 212 Daha 1840 yılında aşiretler Meclis-i Vâlâ da alınan karar ile arazi ve mülklerinin tespit edilerek ona göre vergilerinin alınması kararlaştırılmıştı. 213 Tanzimat ın uygulanabilmesi için şüphesiz en başta devletin mali yapısının düzene koyulması gerekiyordu. Devletin bu yeni yapılanmasındaki temel amaç zaten gelirlerini artırmak idi. Konargöçerlerin iskânı için çıkarılan emirlerde üzerinde durulan ilk husus vergilerin tahsili ve bundan sonra ödeyecekleri vergilerin belirlenmesiydi. 214 Dolayısıyla da vermekle yükümlü oldukları vergilerin düzenli şekilde toplanması ancak onların iskânı ile mümkün olabilirdi. Ayrıca metruk sahaların şenlendirilmesi Osmanlı iskân siyasetinin ana sebebi olarak görülmektedir. Tanzimat döneminde de ileride Çukurova bahsinde görüleceği üzere tarım politikasının gereği olarak çeşitli sebeplerle boşalan meskun mahallerin, verimli toprakların ve ovaların aşiretlerin iskânı ile şenlendirilmesi yoluna gidildi. 215 Başka bir problem ise aşiret beylerinin aşiret halkı üzerindeki baskısı ve gereğinden fazla vergi toplamaları, kendi başlarına buyruk ve sorumsuz hareketleri, güç ve nüfuzlarının biteceği korkusu onların iskâna karşı çıkmalarına neden olmuştur. Tanzimat ın ilanından hemen sonra 1839 yılında bu mesele ele alınmış fakat aşiretlerin iskânın lüzumu kabul edilmekle beraber hazırlıkların tamamlanmasına kadar eski usulün devamı düşünülmüştü yıllarında mesele önemli bir yer işgal etmeye başladı. Fakat iskândan sonra gerekli denetim yapılmadığından ve bölgesel bir seyir izlediğinden fazla başarılı olmadı. Orta Anadolu da aşiretlerin iskânında asıl önemli gelişmeler Vecihi Paşa nın Ankara valiliğine atanması ile oldu. Aşiretlerin iskânı ve asayişin sağlanması için Bozok ve Kayseri Sancakları kendisine bağlandı, Sivas ve Konya havalisinde de bu mesele kendisinde olmak üzere tam yetki ile görevlendirildi. Ziraat ile uğraşmalarını teşvik etmek için bir yıl öşür alınmadı. Bu ve benzeri uygulamalar, karşılaşılan güçlüklere rağmen etkisini gösterdi ve bazı aşiretler kendiliğinden yerleştiler. 216 Orta Anadolu ile eş zamanlı olarak Çukurova taraflarında kışlayan aşiretlerin de iskân edilmeleri yerel yöneticilere havale ediliyordu. Ceyhan nehrinin sol tarafında kışlayan ve yazın Göksun taraflarına yaylaya çıkan Tacirlü aşireti de gerek yol ve gerek yayla mahallinde çevreye büyük zararlar vermekte idi. 217 Bu nedenle Tacirlü nün Çukurova da iskânı 218 ve yaylaya çıkmalarına engel olunması önemle istenmekteydi yılında Maliye nezaretine, Adana ve Halep valilerine ve Maraş mutasarrıfına gönderilen emirde memleketin refah ve mâmûriyeti için ıtlak-ı nüfus ve gasb-ı emval ve henk-i îrz ve namus gibi hadislerin vukua getirilmemesi için her bir mahalle tedbir ve tenzir olunduğu Saydam, Orta Anadolu da İskan, s.240 ; Erdönmez,a.g.e., s.36. Saydam, Orta Anadolu da İskan, s.241. Erdönmez,a.g.e., s.36. Halaçoğlu, Kolonizasyon ve Şenlendirme ss A.Saydan, Reform ve Engeller, ss BOA, A.MKT. UM. 515/53 BOA, A. MKT. MHM. 24/117 BOA, A. MKT, UM, 520/33 32

39 gibi Maraş ta bu tür olaylar olmamakla birlikte Reyhanlı ve Delikanlı ve Bozdoğan ve Tacirlü aşiretlerinin yazın Maraş dağlarına gelüb yayladıklarında fukaranın mezruatını itlaf ve içlerinden bazı uygunsuzları dahi sırkat ve gasb-ı emval etmekde ve bu aşiretler eyalet dahilinde olmayub Adana ve Haleb eyaletlerine merbut bulunduğundan vâki olan zararlarının defi mümkün olmamakda olduğu ifade ediliyor. 220 Belgenin devamında, Maraş eyaletinde bulunan Maraş ve Pazarcık ovalarının mahsuldar birer mahal olduğundan ahali tarafından ziraat olunmakta ise de bu aşiretlerin tasallutlarından dolayı arazinin büyük çoğunluğunun hâli kaldığından bahsediliyor. Bu nedenle aşiretlerin eyalet dahilinde münasip mahallere iskân ve ziraata teşvik ettirildiği ve yerli ahali tarafından ziraat ve hıraset olunmak üzere lazım gelen teşvikatın icra edildiği belirtiliyordu. Daha önce Reyhanlı aşiretinden hane kadarı Amikovası na iskân edildiği, bunun gibi Adana, Halep ve Maraş Eyaletlerinin münasip mahallerinde iskân olunanlara mîrîden arazi verilerek tapularının hazırlanması, tahrirlerinin yapılarak defterlerinin tanzim edilmesi, liva beylerinden münasiplerinin tayin edilerek isimlerinin bu tarafa gönderilmesi, sair bazı mahal ahalilerinden isteyenlerin Reyhaniye ye nakil ve iskânına müsaade olunması ve Reyhanlı aşireti gibi Amikovası nın diğer mahallerine iskânlarını isteyen olur ise öylece icabına bakılması hususları geçici bir nizam olarak belirlenmişti. 221 Reyhanlı aşiretinin iskânından sonra aşardan başka çift akçesi alınmayarak bundan kaynaklanan 36 bin kuruş affedilmiş, gerek bu aşiret ve gerek diğer aşiretlerin teşvik edilmesine çalışılmıştı. 222 Reyhaniye aşiretinin iskân edilmesinden sonra yine Amikovası nda münasip mahallere Delikanlu aşiretinin de iskân edilmesi kararlaştırılmıştı. 223 Adana eyaleti dahilinde bulunanbozdoğan aşiretinin iskân olunduğu kazanın Ümraniye adıyla tesmiye edilmesi ve bu sene için mezkur aşiretten maktû vergi alınıp âşar usulünün gelecek sene tatbik olunması istenmişti yılında Bozdoğan aşiretinin münasip mahallere iskânları için Ankara valisi Vecihi Paşa memur kılınmış idi. Bu aşiretin senevi vergilerinden kuruş bakaya olduğu ve bunların iskânlarına karar verilen mahallerin Afşar aşireti kışlakları ve etrafı Kozan Dağı ve Maraş eyaleti dahilinde yani Ankara ya uzak olduğundan zabt u rabtları mümkün olamayacağı anlaşılmıştı. Bu nedenle Vecihi Paşa Bozdoan aşiretinin emr-i iskân ve nezaretlerinin Adana valisine havalesi için gönderdiği tahrirat üzerine merkum aşiretin Adana taraflarında iskân edilerek yaylaklara gitmelerinin engellenmesi ve bakaya olan kuruş ile bu seneki vergilerinin tahsili emredilmişti yılında Tacirlü aşireti üzerine Göksun taraflarındaki şekavetlerinden dolayı askeri harekat yapılmıştı. Bu harekata Kaymakam Yusuf Bey kumandasında bölgede bulunan hassa ve BOA. A. MKT. UM. 1/99. BOA. A. MKT. UM. 1/99; Kendi talep ve taahütlerine binaen Amik Ovasında sakin ve ziraat ve hirasetle meşgul olmak şartıyla iskan edilmişlerdir Türkay, Oymaklar, s.140. C.Dahiliye, BOA.C.Dahiliye BOA.A.Dahiliye 5537 ; Erdönmez, a.g.e., s.88. BOA. A. MKT. MVL. 46/64; 33

40 muvazzafa birlikler ile çevre nahiye ahalilerinden güvenilir kimselerden toplanan muvazzaf ve gayr-ı muvazzaf askerler sevk edilmişti. 226 Aşiretin geçtiği önemli bir nokta olan Ceyhan köprüsü tutularak gerekli tedbirlerin alınması üzerine aşiret ileri gelenleri karşı koyamayacaklarını anlatmışlar ve bu nedenle af dileyerek artık cinayet ve fezahattan vazgeçip gasp ettikleri malları iade edeceklerine dair senet vermişlerdi. Tacirlü aşiretinin askeri harekat dolayısıyla sebep olduğu masrafın tahsil edileceği belirtildikten başka. sene-i sabıklarda yalnız şehr altında olan çeltik ve pamuk ve Sisam gibi mezruatla bağlara 1000 kiseden ziyade zarar ve ziyanları dokunur ise de bundan sonra kimsenin bir akçelik mal ve eşyalarına tasallut ettirilmeyerek Maraş hududundan geçirilerek kışlakları olan Çukurova tarafına savuşturulmuştu. 227 Çelikanlu aşiretinin iskânını ise Maraş meclisinden 7 Aralık 1861 (4 C 1278) tarihinde gönderilen mazbata üzerine Meclis-i Vâlâ da alınan karardan öğreniyoruz. 228 Buna göre Maraş ta bulunan ve 6-7 yüz haneden ibaret olan Çelikanlu aşireti ahalisi mevsim-i sayfda Uzunyayla da ve vakt-i şitâda Bereket dağı civarında ikamet eylemekte oldukları halde bu kere Keçimağara (?) nam mahalle gelmişlerse de bunlar Bozok eyaletine ilhak olunmuşlardı. Buranın âb ve hava ve ahalisiyle uyuşamadıklarından bundan dokuz sene önce yine Maraş a gelmişler, fakat ne eyalet ve ne de Maraş tarikinden bunlara yerli ahali gözüyle bakılmamış, zabt u rabtları dahi layıkıyla yapılmamış olduğundan içlerinden bazıları ebna-i sebile hasar eylemekte idiler. Bu nedenle Çelikanlı aşiretinin Keçimağra nam mahalde iskânları icra olunarak idarelerinin Elbistan kaza müdürlüğüne ilhakı, vergi ve tekalifât-ı sairelerinin oraya kaldırılması uygun görülmüştü. Söz konusu belgede devamla asıl meselenin aşiretlerin oralarda iskânlarına devam ve istikrarı ile zaman zaman yine hâl-i bedeviyete tahvil etmemeleri ve ziraat etmeleri esbâbı olduğu ve hükümet-i mahalliyece dikkat-i mütemadiye altında tutulması maddesi olduğu belirtilmişti. 229 Bu doğrultuda olmak üzere, aşiretin Elbistan a ilhak ve iskânları icra olunurken medeniyet halinde lüzumundan ziyade hayvan beslemek ihtiyaçları olmayacağından bedeviyyet hayatında malik oldukları hayvanlardan ziraat ve hırasetlerine ve idare-i beynlerine lazım olan mikdarının ibkasıyla küsurunun mukaddemâ ve kendi marifetleriyle bi l-müzâyede satılarak parasının onlar için yapılması gereken hanelere karşılık tutulması kararlaştırılmıştı. 230 Her ne kadar aşiretlerin yerleştirilmesi üzerinde titizlikle durulmuşsa da Kırım Savaşının başlaması nedeniyle iskânın son yıllarında bazı tavizler de olmuş görünüyor. Bu durum aşiretlerin bazılarının toplu olarak istedikleri yere yerleşmelerine izin verilmesi ile oldu. Ankara valisi Vecihi Paşa, eyalet dahilinde bulunan Lek ve Kırıntılı aşiretlerinin müştereken Kozan dahilinde iskân edilmeleri ve bir gün bile uygunsuzluk meydana getirirler ise müteferrik surette başka bir Bu birlikler yanında Üzeyir Kaymakamı Mustafa Paşa ve meclis-i liva azasından Mehmet Bey ve Vehbi Efendi ve Abdulgaffar Ağa ve diğer Mehmet Bey ve Süleyman ve Ahmet Ağa ve Elbistan Kazası Müdürü Söhrab Ağa ve aza meclisinden Nakibzade Mehmet Ağa ve Karabekirzade Mehmet Ağa ve diğer Mehmet Ağa ve Hacı Bey ve tüfenkçibaşı Ali Ağa katılmışlardır. BOA. A. MKT. UM., 261/26 Aynı belge. BOA. A. MKT. MVL. 138/13. Aynı belge. BOA. A. MKT. MVL. 138/13 ; ayrıca A. MKT. MVL. 138/70. 34

41 mahallere nakline muvaffakiyet eylediklerini belirtmesi üzerine kendisine gönderilen cevapta bu aşiretlerin Kozan dağında iskân edilmesinin uygun olduğu belirtilmişti. 231 Afşarlar, Rişvanlı grupları, Lek ve Kırıntılı aşiretlerinin Kozan cihetine yerleştirilmesi görevinin Kozanoğullarından Çadırcı Mehmet Ağa ya verilmesi 1853 lerde iskân meselesinin eski ciddiyetinden uzak olduğunu göstermektedir. 232 Tanzimat döneminde Fırka-i Islahiyenin hazırlandığı 1865 yılına kadar aşiretlerin iskânı üzerinde durulmuşsa da Çukurova ve çevresinde kışlayan Tacirlü, Cerid, Bozdoğan, Reyhaniye, Lek, Kırıntı, Delikanlu, Çelikanlu gibi aşiretler, teşebbüslere rağmen, iskân edilebilmiş değildi. Orta Anadolu da iskânın olumlu sonuçları görülmekle birlikte Çukurova aşiretlerinin dahi ciddi şekilde ele alınması gerekliliği anlaşılıyordu. 3) Hanedan Ailelerin Bölgedeki Hakimiyetleri XVIII.yüzyılda Osmanlı merkeziyetçi karakteri yerini âyânlara bırakmıştı. Ülkenin diğer bir çok yerinde olduğu gibi Güney Anadolu da da ayân, eşraf, hanedan, aşiret reisi, derebeyi vs isimler verebileceğimiz yerel güçler ortaya çıkmıştı. 233 Tarsus tan Halep e kadar olan sahada bu ayan veya hanedanlar devlet otoritesinin yerini aldılar. a) Kozanoğulları Kozan havalisinde bir derebeylik haline gelen Kozanoğulları 234 Fırka-i İslahiye nin kurulması sebeplerinden en önemlisidir. Kozanoğulları nın ne zaman ve nereden gelerek Kozan dağına yerleştikleri hakkında değişik görüşler vardır. 235 Arıklı Cemaati kethüdası olan bu ailenin bölgenin ismi olan Kuzan-Kozan tabirini kullanmış oldukları mantıklı görünüyor. 236 Kozanoğulları na Osmanlı vesikalarından ilk olarak 1690 yılında BOA. C. Dahiliye, Saydam, Orta Anadolu,s Ayanlık hakkında geniş bilgi için Bkz. Akdağ, Ayanlık Düzeni, ss ; Özkaya, XVIII. Yüzyılın İlk Yarısında Yerli Ailelerin Ayanlıkları Ele Geçirişleri ve Büyük Hanedanlıkların Kuruluşu, Belleten XLII/168, (Ankara 1978), ss ; a. Y., Osmanlı İmparatorluğunda Ayanlık, (Ankara 1994); Yugo Nagata, Tarihte Ayanlık; Karaosmanoğulları Üzerine Bir İnceleme, TTK Yay., (Ankara 1997); V.P. Mutafçiyeva, XVIII. Yüzyılın Son On Yılında Ayanlık Müessesesi, TD 31, (1977), ss XIX. Yüzyılın en büyük hanedanlarından biri olan Kozanoğulları hakkında hacimli bir çalışma yapılmış değildir. Cevdet Paşa nın Tezakir de verdiği bilgiler yanında (Tezakir III,özellikle 27. tezkire.) kaynak olarak yine Cevdet Paşa nın eserini kullanan Abdurrahman Münir Kozanoğlu nun Kozanoğulları (İstanbul 1983) adındaki küçük bir aile tarihi ve 2000 yılında yayınlanan Mustafa Onar ın Kozanoğulları isimli makalesi Adana Köprübaşı, Yapı Kredi Yayınları, (İstanbul 2000) bu boşluğu biraz kapatsa da Çukurova tarihi nin bu önemli basamağı hacimli bir çalışmayı beklemektedir. Kozanoğulları nın kökeni hakkında değişik rivayetler vardır. Cevdet Paşa, Kozanoğulları nın Antep in Kozan köyünden gelen Arıklı cemaatinden olduğunu, Kozan dağı nın da bu aileden dolayı verildiği belirtmekte, fakat Kozan adının kaynağınını bilinmediği ifade etmektedir. Tezakir III,109; Kozanoğulları nın tarihini yazan Abdurrahman Münir Kozanoğlu ise ailesinin Çukurova ya ilk yerleşen Tükmenlerden Kusun (Koson) oymağının başı olan Kusum Beyden geldiğini ileri sürmektedir. Kozanoğulları nın Arıklıoğlu ismi yerine Kozanoğlu ismini kullanmaları Kuzan Bölgesinin hakimi olmalarından kaynaklanıyordu. M. Onar, a.g.m., s

42 rastlanmakta ve bu sırada ağalarının Karahasan ın oğlu olduğu anlaşılmaktadır. 237 XVIII.yüzyıl ortalarında aşiret Hacı Beyin biraderi Topal Ağa nın idaresindedir. Hacı Bey in oğlu Osman Ağa amcasını öldürerek cemaatin başına geçmiş, ölümü üzerine ise Topal Ağa nın oğlu Yusuf ağalığa geçmişti. 238 Yusuf Ağa Sis hakimi olan Divanoğulları nı ortadan kaldırdıktan sonra Varsak (Farsak), Afşar, Bozdoğan, Sırkıntılı gibi aşiretleri kontrol altına alarak Kozan da bir beylik haline geldi yılında Çapanoğullarını yenilgiye uğratması ise büsbütün şöhret olmasını sağlamıştı yılında Yusuf Ağa Kozanoğulları nın hakimiyetinde bulunan bölgeyi iki oğlu arasında taksim ederek Belenköy merkezli Batı Kozan ı oğlu Sarı Ali ye, Gürleşen merkezli Doğu Kozan ı ise küçük oğlu Samur Ağa ya verdi. 241 Sarı Ali Ağa Belenköy merkezli teşkil edilen sancağa Kaymakam, Samur Ağa da Haçin merkezli kazaya Müdür olarak tayin edildi. Yeni düzenlemeye göre Belenköy Ankara eyaletinden, Haçin ise Halep e bağlı Maraş sancağından idare edilecekti. 242 Sarı Ali nin oğlu Mehmed babası ile anlaşmazlığa düştüğünden ou çadırında idam ederek Batı Kozan ın idaresini eline aldı. 243 Çadırcı Mehmed Ağa İbrahim Paşa birliklerini Kozan Dağında mağlup etmiş, bu durum Osmanlı tarafını sevindirmişti. Hatta Çadırcı ile iyi ilişkiler kurmaya çalışılmıştı yılında Samur Ağa, 1846 yılında da Çadırcı Mehmet Ağa ölünce, Batı Kozan a Samur Ağa nın oğlu Mehmed, Çadırcı nın yerine ise kardeşi Ömer Ağa geçtiler. Batı Kozan da Mehmed Ağa nın bir yıl dolmadan ölmesi üzerine yerine küçüğü Yusuf Ağa geçmiş, fakat diğer kardeşleri Hacı Ağa 245 Yusuf Ağa yı yenerek idareyi eline almıştı yılında ise Yusuf Ağa kardeşini mağlup ederek ağalığı ikinci defa eline geçirdi. Batı Kozan da ise Ömer Ağa idaresi dokuz yıl sürmüş, büyük oğlu Ahmed Ağa babasının yerine idareyi eline almış ise de babasını öldürmemişti. Fırka-i Islahiye Kozan a geldiği sırada Batı Kozan Ahmed Ağa nın, Doğu Kozan ise Yusuf Ağa nın idaresinde bulunuyordu. 247 Kozanoğulları burada kendilerine göre bir sistem kurarak hükümet etmeye devam ettiler. Devlet tarafından resmi unvanlar verilmekle birlikte daima kendi bildikleri gibi hareket etmeye devam ettiler. Osmanlı Devleti 1865 yılına kadar XIX.yüzyıl boyunca Kozan dağlarında ferman işletemedi. Fakat buranın ıslahı için de çareler aramayı sürdürdü. Son olarak yılında ise Kozanoğlu şaki suçlaması ile Niğde kalesine hapsediliyor. Refik, Aşiretler, ss.88, 136; Kozanoğlu, a.g.e., s.9.; Onar,a.g.m., s Tezakir III, s.109; 239 Cevdet Paşa ise Yusuf Ağa nın büyük bir derebeylik teşkil ettiği ifade ediliyor. Tezakir III, s.109. Çapanoğlu Mustafa Bey Adana ve Tarsus taraflarına el atmak istemiş ise de ara yerde bulunan Kozan- Oğullarını ortadan kaldırmak gerekmekteydi. Bu amaçla Kozan a giren Mustafa Bey Belenköy yakınlarda Yusuf Ağa tarafından bozguna uğratıldı. Kozanoğlu, a.g.e., ss.19-21; Tezakir III, s.109 ; Onar,a.g.m., s M.Kozanoğlu, a.g.e., 23; Tezakir III, 112; M.Onar, a.g.m., Tezakir III, s.110 ; Onar, a.g.m., s Çadırcı lakabı bu olay nedeniyle kendisine verilmişti. Mehmet Ağa babasını katlettiğinden amcası Doğu Kozan Ağası Samur Ağa ile arası açılmış, hatta İbrahim Paşa Adana ya geldiğinde Samur Ağa Mısır tarafından Çadırcı ise Osmanlı tarafında yer almıştı. Onar, a.g..m., s Madenci Ahmet, a.g.e. s.131 ; Kozanoğlu, a.g.e., ss Hacı Ağa Fırka-i Islahiyenin bölgeye gelmesinden sonra orduya yakınlık göstermesinden dolayı Doğu Kozan idaresi Hacı beye verilerek Yusuf Ağa azledilmişti. Fakat Hacı Beyin bu ikinci müdürlüğü de fazla uzun sürmemiş, diğer Kozanlılar gibi sürgüne gönderilmişti. 246 BOA. İ.M. Vala Kozanoğlu, a.g.e., ss ; Tezakir III, ss ; Onar, a.g.m., s

43 1851 yılında Kıbrıslı Mehmed Paşa Kozan dağına hücum etti ise de Kozanoğlu Yusuf Ağa tarafından yenilgiye uğratıldı. 248 Kırım Savaşında asker vermeyen Kozanoğulları meselesine İngilizler de el atınca bölgenin ıslah ve iskânı zorunlu hale gelmişti. 249 Daha 1863 yılında Yusuf Ağa nın tedip edilerek bütün etrafındakileri ile birlikte başka bir mahalle gönderilmesi tasarlanmaktaydı yılı sonlarında ise Kozan a en yakın merkez olan Aziziye sancağı önemli gelişmelere sahne oldu. Kozanoğulları ndan Hâsılağazâde Ali Ağa nın oğulları Halil ve Hacı Beyler Aziziye ye gelerek hükümete dahil olmuşlardı. İfadelerinin alınmasından sonra Kozan-ı Garbî ağası Ahmet Ağa nın birkaç sene önce babaları Ali Ağa ve üç biradrini aynı gün idam ettiğini, kendilerinin ise önce Yusuf Ağa ya sığındıklarını, şimdi ise Kozan taraflarının ıslahı haberlerini işittiklerinden dolayı devlete hizmet etmek amacıyla geldikleri anlaşılmıştı. Bunun üzerine Hacı ve Halil Beylerin diğer dağ ümerasına örnek olması da düşünülerek şehriye 350 kuruş maaş ile Aziziye de kalmaları kararlaştırılmıştı. 251 Ayrıca Fırka-i Islahiyenin hazırlanmakta olduğu Kozan taraflarında dedikodu halinde işitildiğinden Kozanoğulları ve aşiret ağaları telaşlanmışlar, Aziziye kaymakamı ise olayı yalanlayarak onları teskin etmeye çalışmıştı. 252 Aziziye kaymakamının sadarete gönderdiği 1 Mayıs 1865 (5 Zilhicce 1281) tarihli rapordan iki yıldır Kozan tarafı ile ilgilendiği ve buranın durumu hakkında önemli bilgiler topladığı anlaşılıyor. 253 Kaymakama göre Kozanoğulları ndan çoğunun ağalığa göz dikerek fırsat kolladıkları fakat kuvvet teşkil edemediklerinden büyüklerine tabî olduklarından bunların arasına tefrika düşürüp içlerinden birkaçı hükümet tarafına alınır ise işin daha kolay halledilebileceğini belirtiyordu. Ayrıca Haçin ahalisinin daire-i Tanzimat a girmek arzusunu kendisine ilettiklerini belirtiyordu. Yine bu sıralarda Yusuf Ağa nın kaymakam ile görüşmek isteği üzerine kendisine aracı gönderilmiş ise de Yusuf Ağanın asıl amacının ıslahat dedikoduları ve kardeşi Hacı Bey in Aziziye taraflarında dolaşmasından kuşkulandığından Aziziye taraflarından haber almak olduğu anlaşılmıştı. Diğer taraftan Hacı Ağa tekrardan ağalığa geçebilmek için Aziziye kaymakamlığı ile irtibata geçerek hükümet memurlarının devlet tayinine mahsus olduğunu bilmemiş ise de bundan sonra Kozan müdürlüğünün kendisine verilmesi durumunda askersiz ve gavgasız Kozan ı daire-i tanzimata alacağını defalarca ifade etmişti. Aziziye kaymakamı ise Hacı Bey e temkinli davranmakla birlikte raporda Haçin reayasının Yusuf Ağa dan bıktığını, bu mahallerin daire-i tanzimata dahil edilmek istediklerini ve ahalinin yarıdan fazlasının Hacı Ağa tarafında Dumont Kıbrıslı Mehmet Paşayı mağlup edenin Çadırcı Mehmet Ağa olduğunu söylemektedir (a.g.m., s.375) ; Kozanoğlu,a.g.e., ss ; Tezakir III, s.111. Tezakir III, ss ; Yurtsever, Kilikya, s.85; BOA. İ. M. Mahsüs s BOA. İ. M. Vala BOA. İ. M. Vala BOA. İ. M. Vala

44 oldukları, Hacı Beyin daha önce de ağalık etmiş olduğu belirtildikten sonra Hacı Ağa konusunda ne yapması gerektiğini soruyordu. 254 Raporda belirtilen bir diğer husus da Afşar aşireti ile ilgiliydi. Kozan ın şimdiye kadar ele geçirilememesinin dağların sarplığından ve Kozanoğlu nun etrafında bulunan aşiretlerden kaynaklandığını, bunların en büyük kol ve kanadı olan Afşar aşiretinin cüzî bir miktarının haricinde ıslah edildiklerinden aşiretlerin bu sene de başıboş bırakılmaması gerektiği belirtilmişti. 255 Bu gelişmeler üzerine Meclis-i Vâlâ 27 Mayısta, yani Fırka-i Islahiye İskenderun a çıkmadan iki gün önce aldığı karar ile Kozan-ı Garbî ağası Ahmed Ağa nın Ali Bey ile oğulları Mehmed, Ali ve Yusuf u katletmesinden dolayı gerekli hukukî işlemleri Derviş Paşa ve Cevdet Efendi ye havale etmiş, Hacı ve Halil Beylerin maaşları ile Aziziye de ikametlerini kararlaştırmıştı. 256 Kozanoğulları hakkında aynı yıl meydana gelen ikinci önemli gelişme Haçin Ermenilerinin şikayetleri oldu. Ömer Bey ve Yusuf Ağa nın ve biraderi Hacı Bey in ittifak ile dairesinde bulunan aşiretleri Niğde, Kayseri ve Adana havalisinde katl-i nüfus ve gasb-ı emval gibi bağiyane hareketlerden geri durmamakta idiler. 257 Ermenilerinin ise bu durumdan memnun kalmayarak şikayetçi olduklarını görüyoruz. Zira Adana da bulunan Ermeni ve Kozan Dağı gayrimüslimleri hazırladıkları 15 Mart 1865 (17 Şevval 1281) tarihinde bir Mığırdıç adlı birini İstanbul a göndermişlerdi. Buna göre dahil-i cebelde kain Haçin ve Sis kasabaları Hıristiyanları haklarında Ömer Bey ve Yusuf Ağa ve biraderi Hacı Bey in vukû bulan cevr ve tâdilatı keyfiyetni şikayet etmişlerdi. Ayrıca Ermeni Patrikhanesi Meclisi de hazırladığı mazbata ile durumu sadarete bildirilmişti. Ermenilerin şikayetlerine göre; Kozan dağı ahalisinin vergisi kuruşdan ibaret iken on seneden beri bunlara 3 yük kuruşu mütecaviz akçe ahzına ictisar eylediklerinden başka cebel-i mezkurun kâffe-i tekalifi 15 yük kuruş raddesinde olduğu halde bu meblağın tamamı Kozan-oğullarının yed-i menkullerinde kaldığından zikrolunan Haçin kasabası ahalisinde yüzden fazla hane Adana ya nakletmiş ve elli kadar şahıs familyalarını bırakub firar eylemiş olduğundan bunların tedib ve terbiyelerine bakılmadığı takdirde bütün bütün terk-i vatana mecbur olacaklarını beyan etmişlerdi. 258 Ermenilerin böyle bir şikayette bulunmaları Cevdet Paşa nın anlattıklarına bakılırsa haksız görünmektedir. Zira Kozan Dağında yaşayan Ermeniler Kozanoğulları nın mali işlerini yürütmekte ve gayet rahat bir yaşam sürmektedirler. Üstelik Haçin ve Sis gibi şehirlerde toplu olarak ikamet edip en önemli kiliselerinin bulunduğu Sis te rahatlıkla ibadet etmekteydiler BOA. İ.M. Vala BOA. İ.M. Vala BOA. İ.M. Vala BOA. İ.M. Vala Her ne kadar Yusuf Ağa ile birader Hacı Beyin ittifak halinde oldukları ifade edilse de biraz önce bahsettiğimiz Aziziye Kaymakamının raporu durumun hiç de bu şekilde olmadığını göstermektedir. BOA. Y EE 35/16. Tezakir III, s

45 Üstelik Osmanlı memurları daha sonraki Ermeni isyanları sırasında Kozanoğulları na bu nedenle ağır eleştiriler yöneltmişlerdi yılında Kozan Dağında bu gelişmeler olurken Dersaadet te de ve Bereket dağları ile Zeytun taraflarının iskân ve ıslahat çareleri düşünülmekteydi. Dolayısıyla Kozan-oğullarının yaklaşık bir asırdır devam eden nüfuzlarının artık sona erdirilmesi zorunlu hale gelmişti. b- Küçükalioğulları XVIII.yüzyılın ikinci yarısında Üzeyir sancağında hakimiyet kuran ve bir asır boyunca Payas merkez olmak üzere bölgenin idaresini ellerine geçiren Küçükalioğullarının menşei bilinmemektedir. Her ne kadar Dadaloğlu Özeroğlu Seyfi handır atası diyerek bu ailenin soyunu Özeroğullarına bağlasa da bu sözlü bilgiyi destekleyecek belge bulunamamıştır. 261 Adına vesikalarda ilk olarak 1760 yılında tesadüf edilen Küçük Ali Payas taraflarında meydana gelen eşkiyalık olaylarına katılanlardan biriydi. Sonraki yıllarda adından daha çok bahsettirmeye başladı. Rakiplerine karşı galebe ederek güç kazanmış ve Payas caddesinden geçen kervanları soyarak bu yolu kapatmıştı. 262 Küçük Ali nin oğlu Halil Bey ise uzun yıllar devletin başına adeta bela oldu. Üç defa üzerine düzenli ordular gönderilmiş, birkaç defa rütbe verilerek (mîri mîranlık) Payas muhafızlığı verilmiş ise de Halil Bey in eşkıyalığı engellenememişti. Halil Bey sadece karayolunda değil, temin ettiği gemilerle deniz ulaşımına da el atarak gemileri soymaya başlamıştı. Son olarak 1790 yılında Payas muhafızı tayin edilmiş ve bundan sonraki hayatını daha sakin geçirerek on iki yıl sonra 1802 yılında ölmüştü. 263 Halil Bey in ölümünden sonra hükümet Payas Sancağı muhafızlığına oğlu Dede Bey in getirilmesinde bir sakınca görmedi. Dede bey in ilk faaliyetleri babasının mallarını tespit ederek borçlarını ödemek olmuştu yılında Hasanpaşazâdelerden Mehmet Bey e yardım etmesi nedeniyle üzerine ordu gönderilmiş, fakat kaçarak Bulanık ayânıfettahoğlu Ağaca Bey in yanına sığınmıştı. Payas ı tekrar ele geçirmek için çabaladıysa da başarılı olamamış, bu sırada Adana valisi olan Beylanlı Mustafa Paşa tarafından yakalanarak idam edilmişti. 264 Dede Bey in küçük kardeşi Mustafa Bey, ancak kadınların arasına saklanarak kurtulmayı başarmıştı. Adana tarafına giderek Hasanpaşazadelere sığındı. Bu aileden Hacı Ali nin 1829 yılında Adana hakimi Menemencioğullarına karşı saldırısına katıldı. Payas ayânlığını ele geçirerek İmamoğulları ile mücadele etti. İbrahim Paşa nın Çukurova yı işgal ettiği yıllarda Haçin Redif Yüzbaşı Ömer Lütfi Bey in Kozanoğulları na Ermenileri dağıtmadıkları konusunda suçlamaları hakkında bkz. Onar, Haçin Dosyası, Adana 1984, ss Sümer, Ramazanoğullarına Dair, s.3. XVIII. yüzyılın ikinci yarısın da Payas caddesinde eşkıyalık olayları o kadar artmıştı ki, Adana dan gidecek kervanlar Karataş limanından gemilerle Antakya nın Süveydiye limanına götürülmek zorunda kalınmıştır. Şakiroğlu, Çukurova Tarihinden Sayfa lar I Payas Ayanı Küçükalioğulları,TAD XV/26, 1991, ss Şakiroğlu, a.g. m., ss ; Tezakir III, s.130; Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.56 ; Vahit Çabuk, Fırka-i Islahiye, İskenderun-Payas, TKD XIV/161, 1976, ss Ayrıca Dede Beye yardım eden Fettahoğulları ndan bazıları ile Dede Bey in akrabaları Rodos Adasına sürgüne gönderildiler. Şakiroğlu, a.g. m., ss

46 başlangıçta Mısır ordusu yanında yer almışsa da bundan vazgeçerek Maraş tarafına gitmişti yılında ise Osmanlı kuvvetlerine yakalanmamak için Maraş a kaçmak zorunda kaldı. 265 Küçükalioğullarının bundan sonraki şecerelerinde bir karışıklık vardır. Bu dönemde Küçükalioğlundan bahseden vesikalarda Mustafa ve Mısdık Bey olarak iki isim geçmektedir. M.H.Şakir in makalesinden Dede Bey in idamından sonra Mustafa Beyin Payas hakimi olduğunu ve 1864 yılında yakalanarak sürgüne gönderilinceye kadar burada faaliyette bulunduğunu anlıyoruz. 266 Yılmaz Kurt ise Mustafa Bey ile Mısdık Bey in farklı kişiler olduğunu Dede Bey in 1819 yılında idamından sonra yerine Mustafa Bey in geçtiğini belirtse de Mısdık Bey in faaliyetlerinden bahsetmiyor. 267 Cevdet Paşa ise Dede Bey den sonra Mısdık Beyden bahsetmekte ve sonradan Mirimiran olan meşhur Mısdık Paşa dır diyerek Mustafa Bey den hiç bahsetmemektedir. 268 İleride bahsedileceği gibi 1855 yılında Payas kaymakamı olarak Küçükalioğlu Mısdık Bey görünmektedir. Fakat 1864 yılına gelindiğinde Üzeyir sancağı kaymakamının bu defa Küçükalioğlu Mustafa Paşa olduğu anlaşılıyor yılında Mısdık Beyin kaymakamlıktan azledilerek hapse atılması ve zimmetine geçirdiği mal ve paranın tahsil edilerek defterinin tanzim edilmesi için Üzeyir kaymakamlığına İçil kaymakamı Şakir Bey in atanması uygun görülmüştü. 269 Adana ve Halep valilerine gönderilen bu emirde aralarında haberleşerek Mısdık Bey in zimmetine geçirdiği mallar tahsil olunduktan sonra oralara ayak basmamak üzere Edirne de ikâmet ettirilmek üzere bu tarafa gönderilmesine yetki verilmişti. Ayrıca Üzeyir kaymakamlığının makarrı olarak Mısdık Bey in hanesinden başka uygun bir yer olmayıp, Mısdık Bey in de zimmetine karşılık malları satılacağı, bu haneyi de alacak başka kimse olmadığından yine zimmete karşılık bu hanenin kaymakamlık ikamesine tahsis olunması kararlaştırılmıştı. 270 Fakat düşünülen bu tedbirler işe yaramamıştı. Zira Mısdık Bey birkaç yıl sonra karşımıza Üzeyir Kaymakamı Mustafa Paşa olarak çıkacaktır yılında Musdık Paşa nın Payas tarafından kaldırılması ile Payas caddesinin emniyetinin sağlanacağı yönünde hazırlanan rapor Sadrazam Fuat Paşa ya sunulduğunda Şimdi bir Payas meselesi çıkarmanın zamanı değildir. diyerek olayı ertelemişti yılında 5.Ordu dairesinde görev yapan Hüsnü Paşa nın icraatlarından biri de Üzeyir sancağında kaymakamlık görevini yürüten Mustafa Paşa ve avenesini yakalayarak İstanbul a göndermek oldu. Hüsnü Paşa, yanında kurâ memuru Yaver Bey olduğu halde kurâ işini yerine getirmek bahanesiyle Mustafa Paşa nın ikamet ettiği Kürtil (?) karyesine gelmişti. Mustafa Paşa ile amcazâdesi Yusuf Bey, kethüdâsı Dede Ağa, mahdumlarından Hamdi ve Ahmet Beyler yakalanarak İskenderun Şakiroğlu, a.g. m., ss ; Çabuk, Fırka-i Islahiye, s Şakiroğlu, a.g. m., s.136. Kurt ayrıca Şakiroğlu nun Mısdık Beyden hiç bahsetmeyerek bu iki kişiyi karıştırdığını ifade ediyor. Menemencioğulları Tarihi,s. XXX-V, d.n. ss.107, 108. Tezakir III, s.131. Meclis-i kebir kitabetine de İsmail Hakkı Efendi atanmıştı BOA. A. MKT. UM., ss.70/50. A. MKT. UM., ss.70/50. V. Çabuk, Fırka-i Islahiye, s

47 iskelesine sevk olundular 28 Kasım Bu gelişme üzerine hemen Üzeyir sancağına tayin edilmiş olan Ahmet Paşa Adana dan hareketle Kürtil e gelerek görevine başladı. Mustafa Paşa ve onunla birlikte ele geçirilenler birkaç gün sonra İskenderun iskelesinden vapura bindirilerek Dersaâdete gönderildiler. Ancak paşanın oğullarından yirmi yaşlarındaki Dede Bey, on üç on dört yaşlarındaki Seydi bey ile İskender ve Kadri Beyler Ulaşlı dağına firar ettiklerinden ele geçirilememişti. 273 Mustafa Paşa nın celbinden sonra Üzeyir sancağında gerekli ıslahatın yapılmasına başlanmış ise de bu işlerin tamamlanması ancak Mustafa Paşa nın evlat ve avenesinin dağıtılması ile mümkün olacaktı. 274 Dede Bey ve refikasından bazısı kuvve-i askeriye tarafından te dib olunacaklarını anlayınca Üzeyir Kaymakamı ile Payas kasabasında mülakat ederek affını temenni edib hilaf-ı rıza halde bulunmayacağına dair sened dahi verdiğinin üzerine muahhiren yine Bereket dağına giderek posta caddelerinde rahatsızlık tehaddüs ettirmeye başlamakla etrafdan şikayetler çoğalmış olduğundan, buranın ıslahatı Meclis-i Vâlâ da mahsus-u meşrevetde görüşülmüştü. Çünkü Kozan ve Bereket dağının senelerce hâl-i isyan ve şekavetin ve rüesa-i merkumenin taht-ı idare-i zulmiyesinde kalmış ve bunca nüfusun mâdur ve mazlum edilmesiyle beraber hukuk-u maliye ve mülkiye-i devletin izasına meydan verilmesi tecviz olmayacağına binaen memalik-i saltanat-ı seniyyenin her cihetinde var olan enva-i refah ve asayişten ahali-i merkumenin dahi hissedar olmaları için ıslahat-ı mukteziye ve usul-ü tanzimiyenin ol havalinde dahi tesisatı levazım 275 Dede Bey Gâvurdağına firar ettikten sonra pederi Mustafa Paşa nın Üzeyir sancağı havalisinde bekâsına lüzum göstermek amacıyla..: çevreye sarkıntılık etmeye başlayarak Payas taraflarının emniyetini tamamen ortadan kaldırmıştı. 276 Bölgede bulunan ahaliye, ebna-i sebile ve postalara zarar verdiriyor, fırsat buldukça her türlü eşkıyalığa cesaret ediyordu. 277 Dede Bey in eşkıyalığına son vermek için Üzeyir meclisinden 100 nefer piyade ve 100 nefer süvari askeri talep edilmiş, ayrıca çevrede bulunan Tacirlü ve Cerid aşiretleri ile Ulaşlı ağalarının da dede Bey e katılmalarına mâni olmaya çalışılmıştı. 278 Neticede Hüsnü Paşa nın, Adana tarafından tertip edilen 200 nefer piyade ve süvari birlikleri ile Payas tarafına gönderilmesi kararlaştırıldı. 279 Dede Bey in BOA. İ. M. Mahsüs 1256; Tezakir III, s.132. Aynı belge, Tezakire III, s BOA. Y. EE. ss.35/16. BOA. Y. EE. ss.35/16. Dede Bey in isyanında asıl amaç babası olmadan bölgede emniyetin sağlanamayacağını gösterip tekrar görevine iade edilmesini sağlamaktı. Nitekim Cevdet Paşa Meğer Musdık Paşa Gavur Dağ eşkıyasının önün de bir perde olup Kabüli Paşanın tetkiki yanlış imiş derken bu eşkıyanın Mustafa Paşanın oğlu olduğunu göz ardı etmiş oluyordu. Tezakir III, s.132 ; BOA. İ.M. Mahsüs 1256, 18 Recep 1280 (29 Aralık 1863)tarihli Üzeyir sancağı meclis mazbatası. Bu kabilden olmak üzere Mersin Çayı nam mahalle inerek buradan dokuz öküz almış ve yedi neferin silahlarını da gaps ederek tekrar dağa firar etmiş.boa. İ.M. Mahsüs 1256, 23 Şaban 1280 (2 Şubat 1864)tarihli Adana meclisinin Mazbatası. Tacirlü aşireti kahyalarından Süleyman Ağa, Hüseyin Ağa, Palalının oğlu diğer Süleyman Ağa ve Kara Kahya, Kıyı Köyleri muhtarlarından Fettah Kahya dört kıta şukka gönderilerek tenbihat icra edilmişti. Aynı belge. Tacirlü aşireti kahyalarından Süleyman Ağa, Hüseyin Ağa, Palalının oğlu diğer Süleyman Ağa ve Kara Kahya, Kıyı Köyleri muhtarlarından Fettah Kahya dört kıta şukka gönderilerek tenbihat icra edilmişti. Aynı belge. Bu sırada Üzeyir sancağında piyade ve süvari toplam 65 asakir-i zabdiye kuvveti bulunmakta olup bölge bir isyanı bastırmakta yeterli değildi. Bu nedenle sözünü ettiğimiz 200 nefer buraya sefer olmuş, 100 nefer piyade için şehriye 65 41

48 isyanını önlemek amacıyla sadece askeri tedbirlere başvurulmamış, ayrıca babası Mustafa Paşa dan da oğlunun şekavedi bırakması için mektup yazması istenmişti. Mustafa Paşa tarafından kaleme alınan bu mektup Adana ya geldikten sonra Üzeyir müftüsü ve bazı söz anlar adamlar vasıtasıyla Dede Bey e iletilmiş ise de bir tesiri olmamış ve Dede bey isyanına devam etmişti. 280 Hatta yanına aldığı kadar adamı ile Payas kaymakamlığı hükümet binasını basmış, Ahmet Paşa Adana da olduğundan yerine vekaleten kaymakamlık yapan mahalli hanedandan İmam İbrahim Bey üzerine saldırmıştı. Neticede Dede Bey ile hempalarının def ve izalesi kaçınılmaz olup bu konuda İmam İbrahim Bey e memuriyet verildiği gibi, Gâvurdağının Belen, Kilis ve Maraş sancaklarına dahil olan kısımlarına kaçması ihtimaline karşı Halep ve bu sancak idarecilerine, ayrıca Ulaşlı ağalarından Alibekiroğlu Ali, Çendoğlu İbrahim Ağalar ile Karabeyoğlu İbrahim ve Ahmet Beylere gerekli talimat verilmişti. 281 Payas ve çevresinin Gâvurdağının dibinde olması ve Dede Bey takımının başları sıkıştığında dağa firar etmeleri nedeniyle ele geçirilmesi mümkün olamıyordu. Bir aralık Dede Bey Adana Valisi Rıza Paşa nın emri ve Payas kaymakamı Yiğit Ağa nın daveti üzerine gelip kaymakam ile görüşmüş ve hatta iskân etmesi için gösterilen Payas yakınlarındaki Guzludere (?) nam mevkiye yerleşeceğine ve yanında bulunanları dağıtarak eşkıyalık yapmamaları için nasihat edeceğine, hükümetten firar edip yanlarına gelenleri barındırmayacağına dair senet vermişti. 282 Fakat bu senetten yaklaşık bir ay sonra Hüsnü Paşa nın bölgede yapması gereken işin en başta Dede Bey ve hempâlarının yaptıkları hasar ve ziyanı tamamen ortadan kaldırarak emniyeti sağlamak ve Dede Bey ve diğer eşkıyaların derdest edilmesi olarak belirlenmişti. 283 Neticede Küçükalioğullarının Payas tarafındaki hakimiyetleri ve şekavetleri Mustafa Paşa nın sürgün edilmesinden sonra da devam etmiş, oğlu Dede Bey in isyan ve şekavedi, alınan bütün tedbirlere rağmen engellenememişti. Dede Bey in isyanı Fırka-i Islahiyenin hazırlanmasında önemli bir sebep olarak yer alıyordu ve ordunun bölgeye geldiği sırada hala Gâvurdağında isyana devam etmekteydi. c) Menemencioğulları Menemencioğullarının mensup olduğu Menemenci aşiretinin nereden geldikleri ve Menemenci (Melemenci) kelimesinin anlamı konusunda farklı görüşler ortaya atılmıştır. Fakat kendi aile tarihini yazan Ahmed Bey e göre XVIII.yüzyılın başlarında Menemen den Çukurova ya geldiklerinden bu ismi almışlardı. 284 Faruk Sümer bu aşiretin Menemen ile alakası olmadığını bu aşiretin İç-il taraflarından Adana çevresine gelen Bozdoğan aşiretinin bir oymağı ve 100 nefer süvariye de 130 kuruş maaş verilmesi kararlaştırılmıştı. BOA. İ. M. Mahsüs s.1256, 23 Şaban 1280 (2 Şubat 1865) tarihli Adana meclisinin mazbatası. BOA. İ. M. Mahsüs 1256, 17 Zilkade 1280 (24 Nisan 1865) tarihli Adana Meclisinin Sadarete gönderdiği mazbata. Aynı belge. BOA. İ. M. Mahsüs 1256, 17 Rebiyülahir 1281 (18 Eylül 1864) BOA. İ. M. Mahsüs 1256, 2 Cemaziyelevvel 1281 (13 Ekim 1864) tarihli 5.Ordu müşirinden seraskere gönderilen ariza. Menemenci Ahmet Bey, a.g.e.,4. 42

49 olup ismini ise Menemen yemeğini seven birinden aldığını ifade ediyor. Bozdoğan aşiretinden ana kütle Kütük Bozdoğan ın bir oymağı olan Menemenciler Karaisalu yöresine yerleşmişlerdi. 285 Aşiret beyi olan Menemencioğulları XVIII.yüzyıl süresince bölgede hakimiyetlerini güçlendirerek önemli bir konuma yükseldiler. XIX.yüzyılın ilk çeyreğinde ise Menemencioğulları Adana, Tarsus gibi merkezlerde mütesellimlik yapmaya başladılar. Özellikle Tarsus a hakim oldukları dönemde Frenklere sattıkları mallar ile büyük servet sahibi olmuşlardı. 286 Fakat bu dönemde Adana ve çevresinde diğer hanedan aileler, özellikle Hasanpaşazadeler ile Menemencioğulları arasında iktidar mücadelesi devlet otoritesini ortadan kaldırılmıştı yılında Beylanlı Mustafa Paşa nın Adana valiliğine atanmasından sonra bölgede bir süre olsun hakimiyet tesis edilerek Menemencioğulları üzerine askeri harekât düzenlenmiş ise de Hacı Habib Bey Milvan kalesinde savunmaya geçerek aylarca direnmişti. Buna rağmen Menemencioğulları kaleden çıkmak zorunda kalmışlar, Hacı Habib Bey Mısır a firar etmişti. 288 Fakat Menemen-cioğullarının bu durumu fazla uzun sürmedi. Hacı Habib Bey yedi sekiz yıl sonra ihtişamlı bir şekilde Adana ya döndü ve hemen ardından Adana ayânı oldu yılına Çukurova da iki önemli hadise meydana geldi. Bunlardan birincisi Çukurova da bulunan aşiret reislerinin Adana-Şam yolunu emniyet altına almak için senet imzalamaları idi. 290 İkinci olay ise bahsedilen aşiret reislerinin Hasanpaşazâdeler ile birlikte Adana yı basmaları oldu. Menemenciler çarşı içinde meydana gelen çarpışmayı kaybederek şehirden çekildiler, hakimiyet Hasanpaşazâde Haci Ali Bey in eline geçti. 291 İbrahim Paşa nın Belen de Osmanlı kuvvetlerini yenilgiye uğratarak Adana yı ele geçirmesinden sonra Menemenci Ahmed Bey Mısırlılar yanında yer alarak önemli hizmetlerde bulundu. Ağabeyi Hacı Habib Bey ise Osmanlı tarafında yer almıştı. 292 Mısır ordusunun çekilmesinden sonra Menemencioğulları tekrar eski güçlerini devam ettirme fırsatı bulmuşlarsa da bir süre sonra Tanzimat reformlarının uygulanmaya başlanması ile birlikte eski güçlerinden uzaklaşmışlardı. 293 Fırka-i Islahiye bölgeye geldiği sırada Menemencioğlu Ahmed Bey Karaisalı dahilinde Çiçelti karyesinde nüfuzlu bir şahsiyet olarak ikamet etmekteydi. 294 Bu üç büyük aile dışında birkaç tane daha önemli hanedan aileler bulunmaktadır Sümer, Oğuzlar, 217; Yılmaz Kurt, Menemencioğulları ile ilgili Arşiv Belgeleri I,BelgelerXXI/25, 2001, s.85. Menemenci Ahmet,a.g.e., ss Kurt, Menemenci oğulları, ss ; Menemenci Ahmet, a.g.e., ss Menemenci-oğulları Mustafa Paşanın takibinden kurtulmak için bir çözüm bularak idari yönden Adana dan ayrılarak Niğde nin Bereketli Madenine bağlandılar. Menemenci Ahmet, a.g.e., ss Menemenci-oğulları Mustafa Paşanın takibinden kurtulmak için bir çözüm bularak idari yönden Adana dan ayrılarak Niğde nin Bereketli Madenine bağlandılar. Menemenci Ahmet, a.g.e., ss Menemenci Ahmet.a.g.e., s.82. Bu senette, Cerit ve Karalar aşiretleri beyleri,üzeyir ayanı Küçükalioğlu Mustafa Bey, Misis muhtarları, Üzeyir ve Kurtkulağı ihtiyarları ile Kurtkulağı dizdarının imzaları vardı. Kurt, Menemencioğulları, s.90. Menemenci Ahmet, a.g.e., ss Ahmet Bey in İbrahim Paşa ordusunda bölgede bulunan Ekrad aşiretleri üzerine harekatta bulunmak, Kozanoğlu üzerine gönderilen askerlere katılmak gibi hizmetlerde bulunmuştu. Menemenci Ahmet, a.g. e., ss Hacı Habibbey Tarsus kaymakamı, biraderi Hacı Nâbi Bey Adana ayânı, Ahmed Bey ise Menemenci aşireti beyi olarak görev almışlardı. Menemenci Ahmed, a.g.e., s.145. Menemenci Ahmed, a.g.e., s

50 Hasanpaşazadeler, Kars-ı Zülkadriye sancağından Adana ya gelen ve zamanla güçlenerek 1770 yılında Hasan Paşa adında birini Adana valisi olarak çıkardılar ve bundan sonra O nun adıyla anılan büyük bir hanedan idi. 295 Başlangıçta Menemencioğulları ndan kız almak suretiyle aralarında sıkı bir ilişki meydana gelmiş ise de bir süre sonra onlara karşı da güçlenerek Adana hakimi oldular. Ayrıca Küçükalioğulları yla da mücadele halinde idiler yılında Hasanpaşazâdelerden Hacı Ali Adana yı basarak valinin kaçmasına sebep olmuş ve kendisine diğer derebeyler ve aşiret reisleri de katılmıştı. 296 Gökvelioğulları (Kökülüoğulları), XVIII.yüzyıl başlarından itibaren Sunbas taraflarında hakim olmuşlar, 1860 lara kadar da hakimiyetlerini devam ettirmişlerdi. Kozanoğulları na karşı gelmekle birlikte devlete karşı da isyan halindeydiler. 297 Yağbasanlılar, Sunbas nahiyesi dağlarında yaşayan bir aşiret olmakla birlikte kethüdalarından Gençoğlanoğlu ailesinden Ahmed Ağa 298 kendi başına bir idare tesis etmişti. Kozanoğlu Yusuf Ağa ya muhalif olan beylerdendi. 299 Kerimoğulları Bozdoğan aşiretinin boybeyi ailesi olduklarından bu aşiret vasıtasıyla XVIII.yüzyıldan itibaren Çukurova da güçlü bir hanedan olmuşlardı. 300 Maraş ta ise Beyazıtlı ile Dulkadirli hanedanları bulunmakta ve iki taraf arasında tarihi bir düşmanlık bulunmaktaydı. Beyazıtoğulları bölgenin 1515 yılında fethinden sonra Maraş ı yönetmekle görevlendirilmiş ve o tarihten itibaren Maraş ve diğer bazı eyaletleri idare etmeye başlamışlardı. 301 Dulkadırlılar ise Osmanlı dan önceki devletin kurucularının yani Dulkadıroğulları nın devamı olup Beyazıtlıya karşı gelmekte idi. Bu nedenle iki hanedan aile arasında yüzyıllardır süren bir düşmanlık vardı. 302 XIX.yüzyılın ilk yarısında Hasanpaşazâdeler ile Menemencioğulları arasında Adana hakimi olma mücadelesi nedeniyle tam bir kaos yaşanmış Adana valileri de bu ailelerin gölgesinde kalarak etkinliklerini kaybetmişlerdi. 303 Diğer taraftan Maraş-Antakya dan başlayarak Tarsus a kadar olan sahada XVIII.yüzyıldan beri aşiretlerin asayişsizlikleri ve yukarıda adı geçen hanedanların faaliyetleri bölgeyi tam bir terör ortamına sokmuştu. 304 Kısaca yüzyılın ilk otuz yılında hala Çukurova da hükümet diye bir şey yoktu. 305 İbrahim Paşa nın Adana hakimiyetinden Bu dönemde 19 bin askeri olduğu seyyahlar tarafından belirtilse de 300 kadar haneye sahip bir hanedan idiler Yurtsever, Kilikya, s.96. Yurtsever, Kilikya. ss Tezâkir III, 118; C.Yurtsever, Kilikya, 96. Ahmed Ağa nın gerek 1851 yılında Kozanoğulları üzerine yapılan harekatta ve gerek Fırka-i Islahiye zamanında orduya büyük hizmetleri olmuştu. Bu nedenle iskân sırasında kendisine Sis muhafızlığı verilmişti. Tezâkir III, s.118; Yurtsever, Kilikya Kilisesi, s.97. Türkay, a.g.e., ss.104, 253; Yurtsever, Kilikya Kilisesi, s. 99. Bekir Sami Beyazıt, K.Maraş ta Beyazıtoğulları Tarihi ( ), K.Maraş 1998, ss XIX.yüzyılda ülkadiroğulları etkinliklerini kaybetmişler, Beyazıtlılar ise Süleyman Paşa nın oğlu Kenan Bey in İstanbul a bir memuriyete getirilmesinden sonra Maraş merkezden gönderilen idareciler tarafından idare edilmeye başlanmıştı. Tezâkir III, s.123 Kurt, Menemencioğulları Tarihi ve Çukurova da Aşiretler, ADANA-Köprübaşı, İstanbul 2000, ss ; Ener, Adana, ss Ener, Adana, ss , Öztürk, XVIII.yüzyılda Antakya ve Çevresinde Eşkıyalık Olayları, Belleten LIV/211, (Ankara-1991), ss Ener, Adana, s

51 ve yeni uygulamalarından halkın memnunluk gösterdiği ve onun Adana tarımına katkıları bilinmektedir yılına gelindiğinde bütün bu hanedanlardan Kozanoğulları ve Küçükalioğullarının devlete karşı isyan halinde oldukları, diğerlerinin ise kendi bölgelerinde hakimiyetlerini devam ettirdikleri görülür. Bu durum Tanzimat ın merkezileşme politikasına aykırı olduğundan, Fırka-i Islahiyenin hazırlanmasında bu hanedan ailelerin tasfiye edilmesi mecburiyeti de önemli bir sebep olarak karşımıza çıkmaktadır. 4) Tarımın Geliştirilmesi Fırka-i Islahiyenin hazırlanma sebeplerinden biri de bölgenin şenlendirilmesi ve ziraata açılması idi. Tarımsal üretimi artırmak için öncelikle güvenliğin sağlanması, nüfuzlu derebeylerin tasfiye edilmesi ve aşiretlerin yerleştirilmesi gerekiyordu. Osmanlı Devleti başından beri bir tarım devleti olarak yapılanmış ve gelirinin büyük bir kısmını zirai üretimden aldığı aşar vergisi oluşturmuştu. Yukarıda Tanzimat Döneminde zirai hedeflerden bahsetmiştik. Özellikle amacın zirai üretimi artırmak, ihraç edilmesi yerine yerli üretim ve ticarete dönük tarım üretimi hususu üzerinde duruluyordu. 307 Osmanlı Devleti nde pamuk üretimi ve pamuklu dokuma tezgâhları XVI.yüzyılda önemli bir seviyede idi. 308 Fakat XVIII.yüzyıla gelindiğinde Osmanlı ekonomisindeki çöküntüye paralel olarak tarım ve dolayısıyla pamuk üretimi gerileme göstermişti. XIX.yüzyıla gelindiğinde ise Çukurova gibi bir çok tarım alanı bataklık ve sazlıklarla kaplanmış, atıl bir durumda aşiretlerin kışlaklarından başka bir işe yaramayan duruma gelmişti. 309 Ahmet Muhtar Paşa bölgenin ziraata açılması konusunda şu şekilde görüş bildiriyor. Çukurova arazisi devletin uykuda olan zengin kaynaklarından birisi ise de ancak Ceyhan ve Seyhan ın aşağı kısımları arasında, belki ovanın beşte birini teşkil eden Yüreğir ovası işlenir, diğer yerleri de yerleşmeye ve tarıma elverişlidir. Ne yazık ki hemen niyet edildiği gün muhacir sevk olunamaz. Zira şu halinde havası o kadar kötüdür ki kimse barınamaz. Adeta bir kırım yeridir. Ovayı yerleşme ye elverişli bir hale koymak için azası su, ziraat ve orman mühendislerinden ve hıfzısıhha erbabından ve namuslu kişilerden bir komisyon ile evvela derinliğine araştırılarak, iş ve iskân için İbrahim Paşanın Adana hakimiyeti ile ilgili Menemencioğlu Tarihinde önemli bilgiler vardır. Menemenci Ahmed, a.g.e., ss ; ayrıca Ener, Adana, ss Piotr P.Moisyev, Osmanlı İmparatorluğu Tanzimat döneminde Tarımın ve Köylülüğün Durumu, XI.TTK Kongresi (5-9 Eylül 1990) Bildiriler IV, (Ankara 1994), 1636 Pamuklu dokuma tezgahları ülke içindeki ihtiyacı karşılayabilecek duruma gelmişti. İnalcık, Osmanlı Pamuklu Pazarı, Hindistan ve İngiltere, Pazar Rekabetinde Emek Maliyetinin Rolü, Osmanlı İmparatorluğu Toplum ve Ekonomi, (İstanbul 1993), ss Gerek Amik-ovası ve gerek Çukurova bomboş ve çoğu yeri ekilmemiş fakat gayet verimli bir ikinci Mısır kıtasıdır. Ne çare ki içlerinden geçen nehirler, ovaların boş olması yüzünden fayda değil zarar veriyorlar. Bu hale binlerce teessüf edilmelidir. Çünkü sıtma ve haşarat yatağı olmuştur. Mısır da pamuk yetiştirmeye mahsus olan sıcaklık orada da mevcut olduğundan Mısır gibi istifade edilmek pek mümkündür. Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Sergüzeşt-i Hayatımın Cildi Evveli ve Cild-i Sânisi, Tarih Vakfı Yay. ( İstanbul-1996), s

52 kaç seneye taksim olunacaksa öylece devam edilmelidir. İhtimal ki iş kenarlardan başlanılarak otuz sene kadar sürer. Fakat sonra orası cennet gibi devletin bir Mısır ı olur. Yani beş-altı milyon lira yalnız oradan alınsa gerekir. Anavarza gibi büyük büyük kale ve şehir harabeleri eskisi gibi yine şenlenir yılında, önceki küçük işletmeleri saymazsak Adana da ikisi İngilizlere biri Fransızlara ait üç çırçır fabrikası bulunuyordu. Ardından Tırpani kardeşler de bir çırçır fabrikası kurdular. 311 Fakat pamuk üretiminin, genel manada ise zirai üretimin artırılması en başta Çukurova gibi mümbit bir arazinin tarıma açılması ve bölgedeki aşiretlerin tarımla uğraşan çiftçiler olarak istihdam edilmesi gerekiyordu. Dolayısıyla reformu bu amacın uygulayıcısı olarak karşımıza çıkmaktadır. 5) İngilizlerin Çukurova ya Müdahale İhtimali Orta Anadolu nun iskan sebepleri arasında da yer alan yabancı müdahalesi burada da önemli bir sebep olarak karşımıza çıkıyor. Cevdet Paşa Kırım Savaşında Kozan ahalisinin savaşa sevk edilmesi hususunun tartışıldığı bir dönemde İngiliz Baş-tercümanı olan Pizani nin Reşid Paşa ya Eğer teminat verirseniz biz Kozanoğlunu muharebeye sevk ederiz. teklifinde bulunduğunu ve Reşid Paşa nın Kozan tarafının ecnebi müdahalesine maruz kalması durumunda daha da büyük bir problem olacağını, şimdi sırası olmasa da ileride Kozan ın ıslahının düşünüldüğünü belirtir. 312 Ayrıca Gavurdağı ağalarının bazı ecnebi memurlarla muharebe ettik leri haberdar olunduğundan harekatın Gavurdağı ndan başlatılmasına karar verildiğini belirtiyor. 313 Avrupa devletlerinin müdahalesini gerektiren ve şikayetlere sebep olan bir husus da konsolluk memurları, tüccar, seyyah, din adamı vb.yabancı uyruklu kişilere yapılan saldırı, gasp ve hatta katl gibi olaylardan kaynaklanıyordu. Beylan kazası ile Halep vilayeti arasındaki sınır problemine konu olan İngiliz zabitin saldırıya uğraması da bu meseleye örnek olabilecek cinstendir. Bu olay Halep te bulunan İngiliz konsolosluğu tarafından şikayet edilmiş ve Halep valisi gereğini yapmakla birlikte buradaki konsoloslar karşısında zor duruma düşmüştü ) İdari Yapılanmanın Ortaya Çıkardığı Sorunlar Tanzimat öncesinde ve sonrasında idari düzenlemeler ile oluşturulan vilayet ve sancak sınırları, bölgenin coğrafi ve sosyal şartları pek fazla göz önünde bulundurulmadan yapıldığı anlaşılmaktadır. En azından iskân sahası olarak belirlediğimiz alan içinde bu sebeple meydana A.Muhtar Paşa, Cild-i Evvel, ss Adana, Yurt Ansiklopedisi, ss Mârûzât, s.113. A.Muhtar Paşa, Cild-i Evvel, 1; Tezâkir III, s.108. BOA. A. MKT. UM., ss.235/25 46

53 gelen problemler ve karışıklıklar bu konuda titiz bir çalışma yapılmadığını göstermektedir. Adana, Halep ve Maraş hatta Ankara eyaletleri ve bunlara bağlı sancak ve kazalarda yetki karmaşası meydana getirmekteydi. Ayrıca bölgedeki aşiretlerin mevsimlik yer değiştirmeleri sırasında veya başları sıkıştığında başka sancak veya vilayet dahiline gitmeleri, vergi, askerlik, gibi meselelerin takibinde idarecilere büyük sıkıntılar yaşatmaktaydı. Bu meseleye örnek olabilecek problem çoktur. Bunlardan biri Adana eyaletine bağlı Beylan ile Halep vilayeti sınırında yaşanmıştı. İskenderun dan Halep e kadar ve Adana tarafında aşiret eşkiyasının cevelengâhı İskenderun ile Karamort Hanı arasında bulunan Karanlıkdere denilen mahal olup, bu dere iki vilayeti birbirinden ayırmakta idi. Dolayısıyla bu bölgede meydana gelen olaylar iki taraf memurlarının haberleşerek ve müştereken hareket etmesini gerektirmekteydi. 315 Fakat İskenderun dan Karamort a kadar olan saha Adana ya bağlı Beylan kaymakamının bu hareketinin düvel-i ecnebiye konsolos ve memurları nazarında hicab altında kalınacak şeyler olduğu zira Halep konsolosunun şikayeti üzerine yapılan tetkikte olayın olduğu karyenin Beylan dahilinde ve zanlının ise burada bulunan derbent memurlarından olduğu anlaşılmıştı. Halep valisi derbent memuru olan bu şahsın Halep e getirilmesi için Reyhaniye caddesi muhafızı Murseloğlu Mustafa Bey görevlendirilmişti. 316 Fakat hükümet bu karışıklıkları önlemek ve idari mekanizmanın daha sağlıklı işlemesini sağlamak amacıyla gerekli çalışmaları da yapmaya çalışıyordu. Sözgelimi 1863 tarihinde Maraş meclisinin mazbatasında, Tacirlü aşiretinin ıslahı doğrultusunda Bulanık ve Andırın nahiyelerinin Üzeyir sancağına bağlanması konusunda fikir belirtiyordu. Buna göre bu nahiyeler Maraş civarında olup Andırın nahiyesinin Adana tarafında Kozan ve Kars-ı Zülkadriye ve Sunbas ve beri tarafında muhacirin merkezi olan Göksun nahiyesi gibi mahal-i nazikâne bulunmasından dolayı Andırın nahiyesi Üzeyir e bağlanır ise bu nahiyeler idaresinin müşkülata düşeceği belirtilmişti. Bulanık nahiyesi ise mütemadiyen icra olunan tedbir ile kontrol altına alınmış olduğu, eğer Üzeyir sancağına bağlanır ise buraların tekrar eski haline döneceği belirtilerek bu nahiyelerin Üzeyir e ilhakının uygun olmadığı ifade edilmişti. 317 Bir diğer idari problem Kozan taraflarının taksiminde yapılmıştı. Kozan-ı Şarkî kaymakamlığı Maraş tan idare olunmakta olup buranın Maraş a uzaklığı 36 saat idi. Halbuki Aziziye sancağına olan uzaklık 12 saat mesafede olup bu husus bölgede yaşayan Ermenilerin şikayetlerine de konu olmuştu BOA. A. MKT. UM., ss.235/25 Aynı belge BOA. İ.M. Mahsûs BOA. İ.M. Mahsûs

54 B. İSKANDAN ÖNCE BÖLGEDEKİ GENEL DURUM Kozan sancağı kuzeyden Sivas ve güneyden Adana eyaletleri, doğudan Maraş batıda ise Kayseri ve Niğde sancakları ile çevrili idi. Kozan sancağı müstesna halde bulunduğundan etraftaki nahiyeler de inzibatsız bir halde idiler. Zamantı nehri boyunca bulunan Rum nahiyesi 319 üç yüz kadar haneye sahip münbit bir yer idi. Kayseri-Belenköy yolu bu nahiyeye bağlı Eşepınarı köyünden geçmekte ve beş saat sonra Develi kazasına, ters istikamette ise on bir saat sonra Belenköy e varmakta idi. Belenköy yüzden fazla haneye sahip bir karye olup Doğu Kozan ağalarının kışlık merkezi idi. 320 Belenköy den güneye on sekiz saat mesafede Sis 321 kasabası bulunuyordu. Kozandağı eteklerinde Çukurova kenarında kurulmuş olan şehrin 600 kadar Türk ve Ermenilerden oluşan ahalisi vardı. Sis çevresinde bir çok karye ve aşiret bulunuyordu. Kırıntılı, Lek, Hacılar aşiretleri kışı Sis yakınlarında geçirip yazın Harmancık yaylasına giderlerdi. Daima hırsızlık yapan bu üç aşiret Kürt, Kozan ın diğer bütün aşiretleri ise Türkmenlerden oluşuyordu. Sis ile Adana arasında kışlayan Sırkıntı aşireti ile yine Kozan üzerinden Çukurova ya inen Afşar aşireti büyük Türkmen aşiretleri olup Kürt aşiretlerine göre daha ehven idiler. Sis-Adana arasındaki onsekiz saat mesafelik arazi cevelân-gâh-ı aşâyîr olduğundan Adana dan bir buçuk saat ilerisinde emniyet yoktur. 322 Karaisalu kazasında Menemencioğulları eski derebeyleri tavrında bulunduğundan burada Adana valisinin emirleri yerine getirilmezdi. Menemenci dağlarının altında ve Seyhan nehrinin sağ yakasında Karsantı nahiyesinde Karsantıoğulları isyan halinde idiler. 323 Sunbas nehri Sis ile Kars-ı Zülkadriye kazalarını birbirinden ayırır ve Anavarza 324 kalesi civarında Savrun nehri ile birleşir. Bu kale Sis e dört ve Kars a üç saat mesafede eski bir kale harabesidir. Sis e altı saat mesafede ve eskiden Kars-ı Zülkadriye adıyla anılan kasaba Pazaryeri adıyla bilinmekte ise de artık boş bir arazi durumundadır. 325 Pazaryeri ile Ceyhan nehri arasındaki arazi Bozdoğan aşiretinin kışlağı idi. Sunbas nahiyesi Gökvelioğullarının hükmünde, daha yukarıda bulunan Yağbasan kabilesi ise başlı başına bir derebeyi olan Gençoğlanoğlu Ahmed Rum nahiyesine bağlı sekiz köy bulunuyordu; Eşepınarı, Çataloluk, Kikse, Kaleköyü, Şıhlı, Yeniköy, Afşar Köyü ve Karaköy, Tezâkir III, s.115. Belenköy çevresinde bulunan köylerden Bağçecik köyünde demir madeni çıkarılmaktaydı ve otuz kadar hanesi vardı. Gürümze karyesi otuz kadar hanesinin tamamı Hıristiyanlardan oluşuyordu. Yine Belenköy yakınlarında Kisenit karyesi altmış hane kadar olup İslam karyesi idi. Altmış kadar hanesi olan Yerebakan karyesi Müslim ve Hıristiyanlardan oluşuyordu. Belenköy-Sis caddesi üzerinde Akaya karyesi Varsaklardan oluşuyordu. Tezâkir III, s.116. Sis XIX.Yüzyıl ortalarında kadar bir nüfusa sahipti. Ş.Texier, Küçük Asya, s.106. Tezâkir III, s.117; 1836 yılında Adana ya gelen Ş.Texier şehri kadar bir nüfusa sahip olduğunu ifade ediyor. Küçük Asya, s.283; İskândan önce Adana ve çevresinin genel durumu hakkında bkz. Saydam, Adana, ss Zamantı nehrinin sağ tarafında ve Aladağ aşağısında Çakır ve Barazan adında iki köy de Karsantı aşireti haneleri olup bunlar bütün bütün isyan halinde idi. Tezâkir III, s.115. Anavarza kalesi için bkz. Streck, Aynzarba, İA II, s.74. Kars-ı Zülkadriye kazası ilk çağlardan beri önemli bir yerleşim yeri idi. Dulkadirli Türkmen Beyliğinin ikinci merkezi konumunda olup Bozoklu Türkmenlerin çoğunlukla yaşadığı bir şehirdi. Osmanlı hakimiyetinde XVI.yüzyılda canlı bir zirai ve ticari merkez olan bir yerleşim merkezi haline gelmişti. Yurtsever, Kadirli Tarihi, (Adana 1999), ss.37-92; Tezâkir III, ss

55 Ağanın idaresinde idi. 326 Doğu Kozan ın doğu tarafını Sunbas nahiyesi çevirmiştir. Yine bu tarafta bulunan Göksun nahiyesi Andırın a, Mağara nahiyesi ile Sivas vilayeti dahilindeki Aziziye sancağına bağlıdır 327. Doğu Kozan ile Batı Kozan ı birbirinden ayıran tabî bir hudut olmayıp köyler ve aşiretler birbiri içine girmiştir. Haçin iki binden fazla haneye sahip büyük bir kasabadır. 328 Kasabada Ermeni nüfusu çoğunlukta ise de çevre köyler tamamen Türklerden meydana gelmektedir. Haçin in güneyinde ve üç saat mesafede bulunan Gürleşen köyü Doğu Kozan ağalarının ikamet ettikleri yerdir. Buradan üç sat mesafede bulunan Feke karyesi de Doğu Kozan a dahil olmakla birlikte iki Kozan a hakim konumda olup iki taraf Kozan ağaları burada toplanıp meşrevet ederlerdi. Gürleşen karyesinden altında Göksu nehri boyunca Selimli Varsakları bulunuyordu 329. Maraş tarafında ise Zeytun nahiyesi eskiden beri isyan halinde idi. Halep ve Ayıntab taraflarında ahali emîr ve yeniçeri diye iki kısma ayrılmış, yeniçeriler Osmanlı tarafdarı iken emirler karşısında yer almışlardı. Bu bölünme Maraş ta çok daha belirgin şekilde görülüyordu. Zülkadriyeli ve Beyazıtlı diye ikiye ayrılmış olan şehir birbiri ile düşman olarak yaşıyorlardı. Maraş şehri yanında buraya bağlı bir çok kasaba ve köyler dahi Beyazıtlı-Zülkadirli diye ikiye ayrılmış ve birbiriyle mücadele etmekten geri kalmamışlardı. 330 Ceyhan nehri Elbistan kazasından çıktıktan sonra Zeytun kazasının doğusundan ve Maraş ın aşağısından geçip Düldül Dağını ikiye yararak Çukurova ya iner ve Hemite ile Şahmaran kaleleri yakınlarından ve Misi karyesinden geçtikten sonra Yumurtalık limanın batısından denize dökülür. Misis, Adana ya altı saat mesafede Ceyhan ın sağ kıyısında harâb duruma gelmiş bir karye halindedir. 331 Nehrin karşı tarafında bulunan iki han Surrenin Beyrut a denizden gönderilmeye başlanması ile terk edilmiştir. Hemite kalesi ile Misis arasına nehrin iki yanına Nogay muhacirlerinden kadar hane yerleştirilerek köyler kurulmuştu. 332 Çukurova, boyca tûlen İçel Sancağı sınırından Gâvurdağına kadar ve arzan Sis ve Kars tan Seyhan nehrinin mansubuna ve Karataş iskelesine kadar uzanan geniş bir sahradır. Berdan nehri Tarsus tan, Seyhan nehri Adana dan ve Ceyhan nehri Misis ten geçerek denize dökülür. Ova münbit ve mahsuldar ise de Mersin kazasından Adana ya kadar olan kısmı mamur olup diğer büyük kısmı aşiretlerin cevelângâhı idi. Misis ve Kurtkulağı karyeleri ahalisi de aşiretlerin Ahmed Ağa, Kıbrıslı Mehmet Paşanın Kozan seferine katılmış, Kozanoğlu Yusuf Ağa ya karşı gelen beylerdendi. Fırka-i Islahiye bölgeye geldiğinde yine büyük hizmetleri görülmüştü. Tezakir III, s.118; Yurtsever, Kadirli, ss Tezâkir III, s.118. Haçin in XIX.yüzyılın ilk yarısındaki durumu için bkz. Ş.Texier, Küçük Asya, ss Tezâkir III, s.119. Tezâkir III, ss ; B.S.Beyazıt, Beyazıtoğulları, ss Tezâkir II, s.124, Muhtar Paşa, Cild-i Evvel, s.25; Ş.Texier Misis ten şimdi bin nüfus bile yoktur diye bahsediyor. Küçük Asya, s Tezâkir III, s

56 şerrinden korunamamışlardı. Ceyhan nehri kenarına iskân edilen Muhacir ise kendilerini ancak silahları ile koruyabiliyorlardı. 333 Düldül Dağında bir takım Varsaklar, diğer aşiretler buraya çıkmadıklarından kendi hallerinde ovaya inmeden yaşarlardı. 334 Derviş Paşa ve Cevdet Efendi nin ıslahata başladıktan sonra Bulanık taraflarında iken, Sadarete gönderdikleri bir ârızada 335 durumun daha iyi anlaşılabilmesi için bölgenin haritasını hazırlamışlardı. 336 Gâvurdağı ve Kürtdağı taraflarının mevcut durumunu anlatan bu bölgenin özetini vermekte fayda görüyoruz. Asi nehri ile Ceyhan nehri arasında güneybatıdan kuzeydoğuya uzanan dağ silsilesinin İskenderun iskelesi ve Amik Ovası arasında teşkil eylediği boyunda Beylan kasabası olup Halep caddesi buradan geçmekte idi. Bu dağ silsilesinin Beylan Boğazından Ceyhan nehrine kadar olan kıtasına eskiden Gâvurdağı tabir olunur iken sonradan bir ara Cebel-i Bereket 337 ismiyle bahsedilmiş ise de haritalarda ve şimdiki esnada yine Gâvurdağı adı geçmektedir. 338 Gâvurdağı nın İskenderun Körfezine bakan taraflarına Dağköyleri denilip Payas kazasına bağlıydı. Çukurova da bulunan Pazaryeri 339 nam mahallin üst tarafında dağın eteklerinde bulunan nahiyeye Kıyıköyleri ve üst tarafında bulunan Karayiğitoğlu ve Kaypak karyelerinden Tiyek üzerindeki yaylalar arasındaki nahiyeye Ulaşlı denilip bu iki nahiye de Payas a tabidir. Dağın en yüksek ve sarp mahalleri olan Kösürük ve Güllü dağları, Ulaşlıların üzerlerine asker salındığında sığındıkları yerler olduğundan şimdiye kadar tedip ve terbiye edilememiştir. Bu nahiye Karayiğitoğlu, Kaypakoğlu, Çendikoğlu (Çendoğlu), Kellemenoğlu ve Alıbekiroğlu denilen ağalar elindedir. Fakat iki sene kadar önce diğerleri birleşerek Kellemen takımını ortadan kaldırmışlardır. Alibekiroğlu bir tarafı Kösürük dağı ve bir tarafı Güllü dağları olduğundan cümle seneden beri serkeşliğe devam etmektedir. Cebelin Ulaşlı nahiyesi ile Ceyhan nehri arasındaki Bulanık nahiyesi Maraş a bağlıdır. Ahalisi dağın diğer nahiyeleri halkına göre daha ehl-i ırzdır. Çukurova tarafında bulunan Tacirlü ve Cerid nam Türkmen aşiretleri dahi Bulanık nahiyesine Tezâkir III, s.124; Misis ten Karanlıkkapı ya giderken etrafta yüzden fazla köy harabesi görünüyordu. Muhtar Paşa, Cild-i Evvel, s. 25. Bu Varsaklar dağda kazmalar ile toprağı kazıp kukuruz ekerler ve keçi beslerlerdi. Fakat gayet vahşi ademlerdi. Tezâkir III, s.124. Düldül Dağında yaşayan bu Farsak oymağı günümüzde Düziçi ovasında kurulan köylerde kendi aşiret ismini muhafaza ederek yaşamakta ve yakın zamana kadar Düldül dağını yayla olarak kullanmakta idiler. Gökbel, Varsaklar, ss BOA. İ.M. Vâlâ 24169, s.18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. Erkân-ı harb vasıtasıyla hazırlanan ve Gâvurdağını gösteren bu harita ekler kısmında sunulmuştur. Bkz. EK Harita 1. Eskiden beri Gavurdağı olarak bahsedilen ve bu gün dahi bölge halkı tarafından bu şekilde isimlendirilen bu dağın Cebel-i Bereket olarak değiştirilmesinin sebebini bulamadık. Fakat ıslahat fermanının ilanından sonra Gayrimüslimlere tanınan haklar çerçevesinde Gavur tabirinin sakıncalı bulunmuş olması muhtemeldir. Fakat bu konu araştırılmayı beklemektedir. BOA. İ.M. Vâlâ 24169, s.18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. Eski Kınık kazası yakınlarında olan bu Pazaryeri XVI.yüzyılda İsneyn Bazarı olarak isimlendirilmekte ve canlı bir ticaretin olduğu bilinmektedir. Kurt, Kınık, s

57 bağlıdır. Ancak Tacirlü aşiretinden 3-4 yüz hane Haruniye ovasında yedi sekiz seneden beri ziraat etmeye başlamış idi. 340 Payas kaymakamlığına bağlı köy ve nahiyeler Küçükalioğulları nın elinde idi ve İmambey takımı bunlara muhalif, Ulaşlı ağalarının bir kısmı dahi kendilerine muhalif ve bir kısmı da yandaş olarak genelde devlete isyan halinde idiler. Küçükalioğlu Halil Paşa üzerine asker sevk olunduğunda burayı Payas kasabasını harap ederek dağa kaçmış ahalisini de dağ eteğine çıkartmıştı. Türkmen aşiretlerinden Reyhanlı aşireti Gâvurdağı nın güneydoğusunda bir tarafı bu dağın eteklerine ve Hacılar nahiyesi hududunda bulunan Kargılı mahalline kadar, diğertarafta ise Kürtdağı nın eteklerine ve Afrin nehrine kadar uzanan Amik Ovası nda bulunmakta ve bir vakitten beri ziraat etmekte iseler de hala hane inşasına heves etmemişlerdi. 341 Gâvurdağı na paralel olarak uzanan Kürtdağı ndaki aşâir-i ekraddan Âmikî, Şıhlar, Okçuizzeddinlü aşiretleri hayme nişîn iseler de henüz aşiret devri seviyesindedirler. Yine Gâvurdağı nın güneydoğusunda bulunan Hacılar, Tiyek ve Ekbaz nahiyeleri Çobanoğulları denilen beylerin idaresinde olup buranın ahalisi diğer taraftaki halka göre daha müsterih, beyleri ise daha söz anlar ve işe yarar adamlardı. Fakat Maraşlılar, Zülkadirliler ve Beyazıdlılar diye zıt ve düşman iki karyeye bölündüklerinden bir tarafta Hacılar, diğer tarafta ise Tiyek ve Ekbaz nahiyeleri olarak bölünmüşler ve birbirleri ile mücadele halindeydiler. 342 Gâvurdağı ahalisi hep Türk olup Kürtdağı ndan çıkarak Gâvurdağı nın doğu tarafındaki eteklerine yerleşmişti. Şıhlar aşiretinden gelenler Kerkütlü nahiyesinde ve Okçuizzeddinlü den gelenler Kerkütlü nahiyesi içinde Kayabaşı nam gayet sarp bir mahalde ve Çerçili ve Elhamanlu ve Ekintili nahiyelerinde sakin olup çoğu Kürt lisanını dahi unutmuşlar ise de mensup oldukları aşiretin gayretini bırakmamışlardı. Kerkütlü nahiyesinde bulunan İdüllü ve Köklü (Göklü) karyeleri zaten Türk oldukları halde Kürtler içinde kalmış iseler de hırsızlıkta onlara uymayarak ziraatla uğraşıyorlardı. Şöyle ki: Kayabaşı ahalisi öteden beri haydutluk etmekte, her türlü firariler dahi buraya gelerek şekavetlerini devam ettirdiğinden burası adeta haydut yatağı haline gelmişti. Kerkütlü nahiyesi hırsızlığa alışmış olup Maraş tan başlayıp Kürdağı eteklerinden geçerek İskenderun a giden yolu kapamış ve Kürtdağı nı pençe-i tagal tübüne alan rüesâ-i eşkıya Deli Halil in tahakkümünde kalmışlardı. 343 Çerçili nahiyesi ise bir vakitten beri haydut ocağı olmuş ve bu yolda Kayabaşı nı dahi geçerek gelip geçen yerli ve yabancı herkesi soymak ve ileri gelen zengince takımı ise bu malları alıp satmakla meşgul olmuşlardır. Bu nedenle Maraş tan İskenderun a gidecek olanlar Maraş caddesi kapanmış olduğundan Ayntab ve Kilis ve Haleb taraflarından dört beş gün fazla yol Büyük Güllü Alibekiroğlu na bağlı olup Küçük Güllü ise Bekirşan Kâhyalığı adında başka bir idarede ise de burası dahi Alibekiroğlunun elinde gibidir. BOA. İ.M. Vâlâ 24169, s.18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. BOA. İ.M. Vâlâ 24169, s. 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. BOA. İ.M. Vâlâ 24169, s.18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. BOA. İ.M. Vâlâ 24169, s.18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. 51

58 dolaşarak gitmektedirler. Çerçili nahiyesi, gerek kendilerinin bu şekilde elde ettikleri mallar ve gerek Tacirlü aşiretinin Çukurova dan ve gerek Ulaşlı eşkiyasının çevreden gasp ettikleri hayvan ve eşyaların satılması için bir pazaryeri haline getirilmişti. Hanağzı, Kürtbağçesi ve Göller isminde üç karyeden oluşan Elhamanlu nahiyesi ile Ekintili nahiye ahalisinin ekserisi Çerçili ahalisiyle şekavette beraber hareket ediyorlardı. Bütün bunlardan dolayı Çukurova tarafından, Pazaryeri nam mahalden gelip Kaypakoğlu nahiyesi ile Bulanık arasından Nigolu ya ve oradan Kilis e giden cadde hırsız yolu haline gelmişti. Bahsedilen bu yerlerden ilk üçü Tacirlü aşiretinin ve Niğbolu ise Çerçili eşkıyasının elinde kalmıştır. 344 Kürtdağı nda bulunan Dumdum ovasında Delikanlu aşiretine ve onun batısında Çelikanlu aşiretine yer gösterilmiş ise de henüz yerleşmeyip haymenişîn olarak buralarda toplanmakta ve hırsızlık pazarında onlar dahi alıp satmakta idiler. Bu bölgenin büyük kısmının idari olarak Kilis e bağlı olması nedeniyle Kilis ileri gelenlerinden bazıları Okçuizzeddinlü aşiretinden Deli Halil ve bazıları Keferdiz nahiyesinden Kel Mustafa yı kullanarak bu havalinin harap ve eşkıya yatağı olmasına sebep olmuşlardır. Bir ara Deli Halil yakalanarak Adana ya gönderilmiş ise de buradan firar ederek tekrar Kürtdağına gelmiş ve şekavete devam etmiştir. 345 elhâsıl Gâvurdağı ve havalisi yek diğerine nisbetle farklıca olduğu halde hepsi tarik-i isyan ve serkeş-i sâlik ve gasb ve sirkate meyilli ve müteallik olarak postaya ve sure-i şerifeyi urub almak mertebelerine kadar haydutluğa cesaret edegelmişlerdir. Kürtdağı ekrâdı dahi bu yolda onlardan geri kalmamaya çalışmalarıyla Maraş tan İskenderun a giden cadde pek çok zamandan beri mestur kalmış ve etrafta bulunan karye harab olmaktan ve ebniye-i sebil envâ-i muhâtarada düşmekde ve senevi 100 bin kiseden ziyade varidat verebilecek olan Adana eyaleti bir tarafı Gâvurdağı ve bir tarafı Kozandağı olmak hasabiyle cevelengâh-ı eşkıya ve âsâr-ı umurândan mâada olarak tekâlif-i matûnu bile tahsil olunamamakda bulunmuştur. 346 Fırka-i ıslahiyenin hazırlanıp göreve başladığı 1865 yılından önce aslında bu bölgenin ıslah edilmesine başlanmıştı. Tanzimat idarecileri daha başından beri yeni usullerin ülkenin her tarafında uygulanması amacındaydılar. Fakat Çukurova ve çevresinde bir çok problem vardı ve bunların halledilmesi hem uzun zaman hem de çok fazla mesai gerektirmekteydi. Diğer taraftan Rumeli tarafında da benzer problemler bulunması nedeniyle öncelikle Karadağ taraflarının ele alınması gerekmişti. Buna rağmen Çukurova çevresi de tamamen boş bırakılmış değildi. Zaten 1864 yılında yukarıda bahsettiğimiz Mustafa Paşa nın celbi, Tacirlü ve Cerid aşiretlerinin kışlaklarına iskânı hep bu kabilden hareketlerdi. Yine Kozanoğulları nın itaat altına alınması konusunda da önceden beri birtakım teşebbüslerde bulunulmuştu. Ayrıca daha 1858 yılında Adana eyaletinde bulunan boş arazilerin tespit ve haritalarını çıkarmak üzere çalışmalar yapılmış, Tarsus ve Üzeyir taraflarında bulunan bu kâbilden araziler tespit edilmişti yılında ise Halep BOA. İ.M. Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. BOA. İ.M. Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. BOA. İ.M. Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. BOA. A.MKT. UM.311/1; A.MKT.UM ss.321/4. 52

59 Adana arasında telgraf hattı yapımına başlanılmış fakat bir süre sonra aşiretlerin ve eşkıyaların mazarratlarından dolayı Fırka-i Islahiyenin bölgeye gelmesine kadar ara verilmişti. 348 Bütün bu çalışmalar yavaş yavaş semeresini vermeye başlamıştı yılında alınan askeri tedbirler ve pamuk tarımı için yapılan teşvikler neticesinde Adana eyaleti dahilinde Adana, Tarsus, Üzeyir ve Karaisalu sancaklarının âşar geliri nakden ve peşinen hazineye alınmak üzere bin kuruşa, yâni önceki yıllara nazaran yaklaşık üç katı bir artış ile ihale olunmuştu. 349 Yukarıda sebepler kısmında ele aldığımız hususlar, sözünü ettiğimiz bu ıslahat teşebbüsleri ve ufak bazı olumlu gelişmeler ile ortadan kaldırılacak gibi gözükmüyordu. Bölgenin çok yönlü ve köklü bir reforma ihtiyacı vardı. 1) FIRKA-İ ISLAHİYE NİN HAZIRLANIŞI, YAPISI VE ÜSTLENDİĞİ GÖREVLER a) Fırka-i Islahiye nin Hazırlanışı Fırka-i Islahiye nin hazırlanmasını gerektiren sebepler üzerinde durulur iken belirttiğimiz hususlardan üçünün bu ordunun hazırlanmasında öne çıktığı görülüyor. Zira Yıldız Esas Evrak tasnifinde bulunan 35/16 ve 35/17 numaralı vesikalarda bu üç unsur belirtildikten sonra böyle bir ordunun teşkil edilmesine lüzum görüldüğü açıkça beyan edilmişti. Bunlar; Kozanoğulları nın isyanı ve buna bağlı olarak bölgede yaşayan Ermeniler in şikayetleri, Gavurdağı nda Küçükalioğlu Mustafa Paşa nın celbinden sonra oğlu Dede Bey in isyan etmesi ve Çukurova da bulunan aşiretlerin uygunsuzlukları idi. Fırka-i Islahiyenin görev ve yetkilerini belirleyen talimatnâmenin başında; Bereket ve Kozan dağları bir tarafdan Haleb ve Suriye cihetlerinden gelen ve diğer canibden Anadolu nun içlerine giden dağ silsilesinin Adana dahilinde teşkil eylediği zaviyenin iki şubesi olup bunlardan Bereketdağı öteden beri Ağca Bey ve Karayiğitoğulları gibi metügallibenin ve Kozandağı Çadırcı ve Samurağazadelerin taht-ı idare-i tagallübünde bulunmuşturve Anadolu cihetinde Afşar ve Tacirlü ve Cerid ve Bozdoğan aşiretleri gibi bir takım aşayir-i vahşiyâne ve âsiye halkı dahi bu dağları eskiden beri istinadgâh ittihaz ederek sıkılınca oralara iltihâk ve iltica ve bu haller Haleb ve Suriye taraflarına giden dağ silsilesinin şubesini dahi daima tehlikeye düşürdüğünden ve her ne kadar ol havalinin ıslahı emrinde bazı tedabire teşebbüs olunmuş ise de başarı sağlanamadığı belirtiliyordu. Fakat bu talimatnâmede özellikle Dede Bey isyanı ve Kozanoğlu Ömer, Yusuf ve Hacı Beyler hakkındaki Ermeniler in şikayetleri üzerinde durulmuştu. 350 Her ne kadar bu üç faktör böyle bir ordunun Telgraf hattı inşaatı için İskenderun-Adana arasında lazım olan adet direk Karaisalu ve Üzeyir sancaklarından temin edilerek masrafları liva mal sandığından karşılanmıştı. Fakat Üzeyir sancağı dahilinde bulunan Tacirlü aşireti ile Bereketdağı ve Yarpuz ahalisinin şekavetlerinden endişe duyulduğu için Hüsnü Paşa, Derviş Paşanın gelmesine kadar buraya sevk edilmişti. BOA. A.MKT. MHM. ss.334/75, 25 Zilhicce 1281 (21 Mayıs 1865) tarihli Adana Meclisinin arîzası. BOA. İ.Dahiliye BOA. İ.M.Mahsûs 1267, 22 Safer 1281(27 Temmuz 1864) tarihli talimatname. 53

60 hazırlanmasında önemli roy oynamış gözükse de diğer sebepleri de göz ardı etmemek gerekmektedir. Sadece Kozan ve Gâvurdağı değil, bu sırada Dersim ve Akçadağ taraflarının gayrı mazbut halkı dahi buralardaki ümeranın ellerinde kalarak nimet-i merhamet ve şevkat-i saltanat-ı seniyyeden hissedar olmadıkları halde Rumeli kıtasının mühim mevkilerinin ıslahatıyla iştigal olunduğundan bu tarafların ıslahatı yerine getirilememişti. 351 Güney Anadolu nun bu bahsettiğimiz coğrafyasında ıslahat ve iskân önceden beri düşünülen bir mesele idi. Fakat mevkilerin sarplığı ve vakitlerin darlığı sebebiyle ol havali adetâ başka başka birer şekâvetgâh olmasıyla bu duruma bir nihayet verilmesi daima tasavvur ve arzu olunur idi. 352 Her ne kadar Ahmet Cevdet Paşa, gayrimüslimlerin kurâlara dahil edilmesi meselesi görüşülürken Güney Anadolu nun hâli isyanda olduğunu belirterek bölgenin ıslah edilmesi teklifinde bulunduğunu, bunun Anadolu cihetinin ıslâhatı için bir fırka-i askeriye tanzim kılınmalıdır diyerek kabul edildiğini belirtse de Kozan ve civarının ıslahının Reşid Paşa dan beri düşünüldüğünü yine kendisi anlatır. 353 Memleketin seraba istihsali, asayişin sağlanması uğrunda her türlü ve her taraflı mesai sarf olunmakta iken ve Karadağ ın bile üzerine çıkılarak ahali-i mesai bağiyânenin hakından gelinmiş iken Anadolu nun vasatında bulunan şu iki cebelin haliyle bırakılarak bir takım eşhas-ı mütegalibenin serkeşliğe devam etmeleri ve bu sebeple bir çok ibâdullahın mecbur-u terk ü dâr-ı diyar olmalarına asla meydan verilemeyeceğinden buraların ıslah ve iskânına karar verilmişti. 354 Bu nedenle erbâb-ı vukûfun görüşlerine başvuruldu. Bu sıralarda Hicaz valiliği yapmakta olan ve daha önce Orta Anadolu da Afşar aşiretinin iskânında görev alan Vecihi Paşa Kozan ümerasının ittihaz eylemiş oldukları aşâyir hâl-i beduyetlerinde kaldıkça ıslahat tesir edemeyeceğinden evvel emirde Kozan takımına dokunulmayub haklarında muâmele-i dil-i firihâne icra ve Ceridlü ve Tacirlü ve Bozdoğan aşâyiri ile kabail-i saire Kozan dan ihraç ile iskân olundukdan ve Üzeyir sancağı ile Bereket dağında bulunan erbab-ı şekavet te dib ve istihsâl kılındıkdan sonra Kozanlıların fiilen mûib ve zahirleri kalmayacağından Ankara idaresinde bulunan Kozan kıt asının Adana ya ilhakıyla beraber haricden celbe mecbur ve muhtac oldukları erzakın nakil yolları Maraş ve Kayseri ye ve Adana taraflarından sıkıştırılması durumunda Kozan ümerasının derdest edilebileceği beyan edilmişti. 355 Vecihi Paşa nın bu mühalazatı IV.Ordu müşirliği tarafından kabul edilmiş ve Kozan dağının tazyik ve muhasarası için Sis tarafından Ankara valisinin, Andırın tarafından Maraş ve Zamantı cihetinden Sivas mutasarrıflarının, Develi kazası tarafından ise Kayseri kaymakamının kafi miktarda asker ile hareket etmeleri münasip görülmüştü. Fakat Bâb-ı Seraskeri bu harekat için V.ordudan asker ayrılmasına imkan olmadığını BOA. Y.EE. ss. 35/16. BOA. İ.M.Mahsûs 1267, 22 Safer 1281 (27 Temmuz 1864) tarihli talimatname. BOA. İ.M.Mahsûs 1267, 22 Safer 1281 (27 Temmuz 1864) tarihli talimatname. BOA. İ.M.Mahsûs 1267, 22 Safer 1281 (27 Temmuz 1864) tarihli talimatname. BOA. Y.EE. 35/17. 54

61 düşünerek merkezden bir ordu gönderilmesini talep etmesi üzerine bu icraat için mevcuttan asker ayrılması kararlaştırılmıştı. 356 Neticede yapılan tektin ve erbâb-ı vukûfun ifadelerine nazaran sekiz tabur asâkir-i nizamiye-i şahâne ile Anadolu ve Sivas ve Adana ve Maraş taraflarından 2000 kadar nefer tertip ve ahali-i cebele hitaben ümera-i merkume taraf-ı devletden taleb olunmakla kuvve-i mevcudenin cebele gireceği ve irâde-i seniyyeyi infaz eyleyeceği beyanıyla içlerinden daire-i itâate gelmeyib de ümera tarafdarlığında ve suret-i muhalefetde bulunanların te dib kılınacağı neşr ve ilan olundukdan sonra birkaç cihetden Kozan ve Bereket dağının ümerasını cebren ve te minen ele alub ahalinin rahat ve saadeti hallerini isithsal ile mâlen ve mülken devletçe istifa kılınmak ve gaile-i şekavet ortadan kaldırılarak ve icab eden yerlere birer büyücek kal a yaptırmak ile şu maslahatın kesb-i suhulet eyleyeceği anlaşılmış idi. 357 Başlangıçta ordunun Adana ve Maraş taraflarında bulunan mevcut asâkir-i şahâne ile I., II., IV. ve V.ordulardan ve Girit mevkiinden 8 tabur 358 asker ve 7-8 tabur şeşhâneli dağ topu, Arnavutluk taraflarından ve sair münasip mahallerden nefer asker tertip edilmesi durumunda yeterli olacağı düşünülmüştü. 359 Fakat 1865 Martına gelindiğinde, fırkanın I.Hassa Ordusu ile IV. ve V.ordulardan ve neferât-ı muvazzafanın bahsedilen mahallerden ilkbaharda tertip edilerek bir dirayetli zât kumandasında sevk edilmesi ve yapılacak icraat için tafsilatlı bir talimatname hazırlanması kararlaştırılmıştı. 360 Tertip olunacak ordunun kumandân-ı mütekâdir olması doğrultusunda bu göreve IV.Ordu Müşiri Lofçalı İbrahim Derviş Paşa 361 getirildi. Fevka l-âde me muriyet-i mahsûsa ile de Meclis-i Vâlâ azlarından Ahmet Cevdet Paşa 362 tayin BOA. Y.EE. ss. 35/17. BOA. Y.EE. ss.35/17. 6.Şaban 1281 (4 Ocak 1865) Tezâkir de bu birliklerin 7 tabur olduğu ve Zeybek bahadırları ve Arnavutluk güzidelerinden oluştuğu ifade ediliyor. Tezâkir III, s.133. BOA. Y. EE 35/16, 11 Şevval BOA. Yıldız Esas Evrak 35/17. 6 Şaban İbrahim Derviş Paşa ( ) aslen Lofçalı olup gençliğinde İstanbul a gidip gönüllü olarak askerliğe girmiş ve zeka ve kabiliyeti ile yükselmeyi bilmişti yılında müşir olmuştur. Karadağ a yapılan harekatın başında bulundu ve ardından Yanya valiliğine tayin edildi. IV.Ordu müşirliği uhdesinde olarak Fırka-i Islahiye Ordusu kumandanı oldu. Bundan sonra müteaddit ordu müşirliklerinde ve Sırbistan harekatında Bosna valiliğinde hizmet etti Rus harbinde Lazistan hududunu korumak için kurulan ordunun kumandanı olarak Rusları mütarekeye kadar Batum a sokmamıştı. Diyarbakır ve Selanik valiliklerinde, Bahriye Nezaretine, Serasker kaymakamlığında, Dâr-ı Şurâ-yı Askerî ve Erkân-ı Harbiye-i Umûmîye reisliklerinde bulunmuş memuriyet-i mahsusâ ile Mısır a gönderilmiş ve nihayet Rumeli fevkâlâde kumandanlığına tayin edilmiştir. Uhdesinde Derviş Paşa 84 yaşında iken 22 Haziran 1896 da vefat etmiştir. Şehabeddin Tekindağ, İbrahim Derviş Paşa ( ), İA III, s.552. Cevdet Paşa ( ) Lofça kasabasında Yularkıran-oğulları neslinden dünyaya geldi. 16 yaşına kadar burada eğitim aldıktan sonra İstanbul a medrese eğitimine gönderildi. Ahmed medrese eğitimi yanında matematik, tabiye, felsefe, tarih ve coğrafya ilimleri öğrendi. Murad Molla tekkesinde edebiyat çevrelerine katılır ve kendisine Cevdet mahlası Şair Fehim Efendiden burada alır yılında ilk memuriyete atandıktan hemen sonra 1845 te Mustafa Reşid Paşaya intisab etti ve Paşanın konağında Âli ve Fuad Paşalar ile tanıştı teki ilk memuriyetinden Anadolu Kazaskeri payesinin vezarete dönüştürüldüğü 1866 oldu teki ilk memuriyetinden Anadolu Kazaskeri payesinin vazarete dönüştürüldüğü 1866 yılına kadar ilmiyede çok hızlı bir yükseliş kat etti Değişik komisyonlarda üyelik, Encümen-i Danişe sekreterlik, okul kitabı yazarlığı, Arnavutluk, Bosna ve Güney Anadolu da müfettişlik vs. bu işler yanında tarih eserleri yazmaya başlar yılında Encümen-i Danişin siparişi üzerine yazmaya başladığı ilk cildi 1853 on ikinci ve son cildi ise 1858 te tamamlanan Tarih-i Cevdet i kaleme alır ile 1866 arasına aynı zamanda Vakanüvislik yapmış ise de eser Cevdet i kaleme alır arasında daha önce tutmuş olduğu notlardan devşirerek halefi Ahmed Lütfi ye gönderdiği Tezâkir i vardır. II.Abdülhamit e sunduğu layihalar Marûzat olarak yayınlanır te Maarif Nazırı, bu dönemden ölünceye kadar beş defa Adliye, iki defa Maarif, iki defa Evkaf, bir defa Dahiliye, bir defa da Ticaret ve Ziraat nazırı olur. Osmanlı medeni kanunu olan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyeyi 55

62 edildi. 363 Müşirlik maaşı yanında Derviş Paşa ya , Cevdet Efendi ye ise azalık maaşından başka kuruş maaş ve kuruş harcırah verilmişti. 364 Kurt İsmail Paşa da Fırka-i Islahiyenin bir müfrezesi olmak üzere IV.ordudan bir alay süvari ve dört tabur piyade ile Sivas tarafından Kozan-ı Şarkî ye doğru hareket edecekti. 365 Fırka-i Islahiye mahiyetinde istihdam olunmak üzere mutasarrıfı Arslan Paşa nın tayini uygun görülmüştü. 366 Bu süvarilerin 150 neferi üç seneden beri Soğanlı dağında iskân edilmiş olan Çerkez muhacirlerinden olarak Ali Mirza Bey refakatinde, 200 neferi Kürt atlısı güzidelerinden olarak Eleşkird kazası müdürü Mehmet Bey 367 kumandasında olacaktı. 150 neferi ise Göle (?) ve diğer kazalar ahalisi bahadırlarından ve Dersim süvarilerinden olup bunlar Arslan Paşanın mahallinden belirleyeceği bir binbaşı mahiyetinde olacaktı. 368 Arslan Paşa kumandasındaki bu süvari birlikleri Aziziye tarafından sevk olunacak İsmail Paşa kumandasındaki müfreze ile birlikte hareket edecekti. Bu görev nedeniyle Arslan Paşa ya 7.500, Mehmet Bey e 2.500, Mirza Bey e ve mahallinden tayin edilecek binbaşıya kuruş maaşlarına ek olarak tahsis edilmişti. Süvari birliklerinin maaş ve diğer masrafları toplam kuruş tutarında idi. 369 Girit ten bir tabur nizamiye İskenderun a sevk olunacak, Hasan Paşa Adana dan Payas a gelerek bir tabur nizamiye ile katılacaktı. Ayrıca Maraş cihetinden bir tabur Bulanık kazasında hazır bulunacak Halep ten de Seyyid Paşa ile Mirliva Hüsnü Paşa bir tabur nizamiye ile katılacaktı. 370 Fırka-i Islahiye nin toplamı 15 tabur piyade, iki alay süvari ve beş-altı yüz kadar Çerkez, Gürcü ve Kürt atlıları ile beş kıta şeşhâneli dağ topundan meydana geliyordu. Ordunun adedi az fakat ümera ve zabitan ve neferatının ekserisi güzide ve mümtaz idi. 371 Fırka-i Islahiyede görev alan tabur binbaşıları Ahmet Efendi 372, Tatlıoğlu Mehmet Ağa 373, Redif Efendi 374, Miralay İbrahim Bey 375, Gedik Ali Bey 376, Erkân-ı Harbiye binbaşıları ise Miralay Hüseyin Bey 377, Ahmet Muhtar Bey 378 ve Hüseyin Hüsni Bey 379 olarak tayin edilmişti. hazırlayan komisyonun başkanlığını üstlenir yılının 24/25 mayısında vefat eder. Ahmet Cevdet Paşa Tezâkir IV, (Tezkire 40), Yay. Baysun, (Ankara 1991); Ali Ölmezoğlu, Cevdet Paşa, İA III, ss ; M.Şakiroğlu Ülkütaşır, Tanzimat Döneminin Büyük Bilgini Cevdet Paşa ( ), TKD VIII/90, 1970, ss ss.83-85; Ahmet Cevdet Paşa ( ) Sempozyumu 9-11 Haziran 1995, Bildiriler (Vefatının 100.yılına Armağan) Diyanet Yay. (Ankara 1997) Ahmet Lütfî Efendi, Lütfî Tarihi X, Yay.Haz.Münir Aktepe, TTK. Yay., (Ankara 1988), s.136; BOA. İ.M.Mahsûs BOA. Y. EE. ss.35/16. BOA. Y. EE. ss.35/16. Kurt İsmail Paşa şecaat ve bahadırlı il maruf olup Kırım Muharebesinde miralay olarak bulunmuş ve Anadolu hududunda şöhret kazanmış üç beyden biridir. Diğerleri Arslan Bey ile Aleşkird li Mehmed Beydir. Tezâkir III, s.134. Kırım Muharebesinde Anadolu tarafında gösterdiği başarıyla şöhret bulmuş, sonradan mîrimîrân olan Arslan Paşadır. Tezâkir III, s.134. Kırım Savaşında şöhret bulan beylerden idi. Sonradan mîri mîrân olarak Şura-i Devlet teşkil edilirken azalığa memur olan meşhur Aleşkirdli Mehmed Paşadır. Tezâkir III, s.134. Eleşkirtli Mehmet Beyin müdürlük görevine ise vekaleten oğlu Abdullah Bey tayin edilmişti. BOA. İ.Dahiliye BOA. İ.Dahiliye Arslan Paşa kumandasındaki muvazzaf süvari birliklerinin maaş ve mahiye ve tayinat miktarını gösteren pusula. Tezâkir III, s.135. Tezâkir III, s.135; Marûzat, 116; Ahmet Muhtar Paşa, Cild-i Evvel, s.18. Mekteb-i Harbiyeden mezun olmuş, müsteid ve bir zat olup sonradan Yemen e memur olan Ahmed Paşadır. Tezâkir III, s

63 Mâliye alanında yapılacak ıslahatları düzenlemek, bölgeye sevk olunacak taburların mesârif-i fevkalâdesiyle Arslan Paşa kumandasındaki süvari birliklerinin maaş ve tayinleri ile bahalarını tesviye etmek üzere Derviş Paşa ve Cevdet Efendi refakatinde bir muhasebeci görevlendirilmesi gerekmekteydi. Islahatın ehemmiyet ve nezaketi göz önüne alınarak dirayetli birinin tâyini lazım olduğundan Düyûn-u Muhasebât azalarından Ârif Efendi, azalık memuriyetine döndüğünde devam etmek üzere muhasebeci tayin edilmişti. 380 Maaşı olan kuruşa ek olarak bu görev nedeniyle kuruş maaş ve kuruş harcırah defterlerinin tanzimi ve ıslahat-ı maliyeye teferru eden muamele-i kuyûdiyenin defterlerinin tanzimi ve ıslâhat-ı maliyeye teferru eden muamele-i kuyûdiyenin tesisi için yalnız bir kişi yetmeyeceğinden iki kâtibe dahi lüzum olup, tahsilât-ı kâlemiye ketebesinden İhsan ve Zekaî Efendilerin tayin edilmesi uygun görülmüştü. 381 Ayrıca fırka-i askeriyenin umur-u tahririyesine Derviş Paşa maiyetinde bulunan Ahmed Hilmi Efendi ve refakatine de IV.Ordu tahrirât katiplerinden Rıza Bey tayin kılındılar. 382 Arazi ve tapu hususlarında görev almak üzere defterhâne kâtiplerinden Besim Efendi, istintâk memurluğuna ise Reşâd Efendi tayin edilerek ıslahatın mülki kadrosu teşkil edilmiş oldu. 383 Mülki düzenlemeler, Cevdet efendinin başkanlığında bütün bu memurların oluşturduğu komisyon vasıtasıyla yerine getirecekti. 384 b) Fırka-i Islahiyenin Görev ve Yetkileri Ordunun ihtiyaçları tamamlanırken diğer taraftan da hazırlanan bir talimatname ile görevleri de tespit edilmişti. 13 Temmuz 1864 (22 Sefer 1281) tarihini taşıyan 12 maddelik bu talimatnâmede Fırka-i Islahiyenin hazırlanma sebebi kısaca özetlendikten sonra fırkada görev alan kumandan ve memurların görev ve yetkilerini, ıslahatın nasıl ve nerelerde yapılacağı, dikkat edilmesi gereken hususlar tek tek belirlenmişti Buna göre; 373 Sarıklı zuhaf binbaşısı idi, fevkâlade şecaat ve kabiliyeti var idi. Sonradan Rusya Muharebesinde ferik iken şehid olan Tatlıoğlu Ahmet Paşadır. Derviş Paşa bu taburun sarıklı olmasından dolayı Cevdet Paşayı buraya misafir vermişti. Tezâkir III, s Sonradan serasker olan meşhûr Redif paşadır. Tezâkir III, s Piyade miralayı idi, sonradan Mirliva olarak Girit te şehit olmuştur. Tezâkir III, s Hassa ikinci süvari alayı mahiyetinde kaymakam olan Gedik Ali Paşadır. Tezâkir III, s.133. Hassa ikinci süvari alayı mahiyetinde kaymakam olan Gedik Ali Paşadır. Tezâkir III, s Erkan-ı harp binbaşılarının reisi idi. Eski Erkan-ı harbiye kaymakamlarından Rüşdi Paşanın damadı olup zeki ve cesur bir zat idi. Tezâkir III, s Rusya muharebesinde Anadolu Umum Kumandanı olan Gazi Ahmed Muhtar Paşadır. Tezâkir III, s.133. Fırka-i İslahiye de Erkânı Harbiye binbaşısı olarak görev yapan Gazi Ahmet Muhtar Paşa hatıratını kaleme aldığı eserinde Fırka-i İslahiye ve kendisinin buradaki faaliyetleri hakkında önemli bilgiler vermektedir. Ahmet Muhtar Paşa, Sergüzeşt-i Hayatımın Cild-i Evveli ve Cild-i Sanisi, Tarih Vakfı Yay. (İstanbul-1996); Cavit Baysun, Gazi Ahmed Muhtar Paşa ( ) İA VIII, ss Bursalı Hüseyin Hüsni Bey daha önce bir buçuk sene Bosna harekatında bulunarak umur-ı siyaside malumat sahibi olmuş bir zat idi. Yaverlik ile Cevdet Efendinin maiyetine verilmişti. Tezâkir III, s BOA. İ. Dahiliye BOA. İ. Dahiliye BOA. İ. Dahiliye BOA. İ. Dahiliye BOA. Y. EE.35/16. BOA. İ.M. Mahsûs

64 Birincisi, askeri kuvvetlerin sevk ve idaresi Derviş Paşa ya ait olup mülkiyeye dair hususlar üzerine yapılacak tahkikât ve teşebbüsât Cevdet Efendi nin yetisine verilmişti. Fakat bu iki unsurun birbiriye olan yakın ilişkisinden dolayı taksim edilmesi pek mümkün olmadığından iki memuriyetin bir cism-i vahit olarak görülmesi ve askeri tedbir ve teşebbüs müşir yetkisinde ise de Cevdet Efendi nin de reyi alınması, aynı şekilde mülki hususlarda da Derviş Paşa nın reyine başvurulması isteniyordu. 386 Islahatın müzakerâtı ve gerekir ise ele geçirilenlerin muhakemesi ordu bünyesinde görevlendirilen memurlardan oluşan komisyona ait olup başkanlığını Cevdet Efendi yürütecekti. Yalnız mühim zevatın müzakeresinde Derviş Paşa nın da işi ve zamanı müsait olur ise bulunması gerekmekte idi. Bulundukları mahalde askeri konular hakkındaki muhabere Müşire, mülkiye üzerine yapılacak muhabere Efendiye ait olacak, tenbih ve umumi ilanlar müşterek icra edilecekti. Merkezle olan yazışmalarda sırf askeri hususlar doğrudan Müşir tarafından Seraskere yazılacak, diğer tedbir ve teşebbüsler ikisi tarafından müştereken Bâbıâliye bildirilecek, şayet birbirlerinden ayrı mahalde iseler merkeze bildirdikleri hususları birbirlerine haber edeceklerdi. 387 İkincisi; ordunun silah kullanması hususunda olup, devlet tarafından ahalinin kanının dökülmesi hiçbir zaman istenmediğinden zaruret-i nihayet olmadıkça silaha davranılmaması, özellikle askeri tedbirlerin sürüncemeye düşürmeden bitirilmesi, ıslahatın pamuk ipliğine bağlayub bırakıldığı anda yine kopup eski hale düşecek olmasından özellikle kaçınılması, rüesa ve onların gayreti ile ahaliyi vahşete düşürmeyerek uzun uzadıya bir dağ kavgasının çıkarılmaması isteniyordu. Islahat dairesinde bulunan iki dağdan Kozandağı nda şimdilik açıktan açığa bir isyan olmayıp reislerinin de herhangi bir hareketi görünmediğinden işe önce buradan başlanması münasip ise de Bereket dağında bulunanların başlarına gelecekleri anlayarak halen var olan isyanlarını ilerletmeleri ve burada vuku bulacak tahrikin münasip görülmüştü. Fakat işin gelişine göre karar verme yetkisi de Derviş Paşa ve Cevdet Efendi yi bırakılmıştı. 388 Üçüncüsü; en başta amaç gaileyi büyütmemek olup bu da beyleri ve ahaliyi dehşete düşürmemekle mümkün olacağı belirtildikten sonra, öncelikle vaât, temin ve tehdide şamil sözlerle devletin esas maksadının ne olduğunun anlatılması ve bunun mümkün mertebe yerine getirilmesi münasip görülmüştü. Bu amaçla bir ilan nâme müsveddesi hazırlanmış 389 ve bu ilanın Bereket ve Kozan dağı reislerine birer memur ile gönderilmesi istenmişti. 390 Dördüncüsü; Islahatın asıl maksadının geleceğe dönük olduğu, aksi taktirde rüesanın geçmişte yaptıklarının ve zimmetine geçirdikleri paralarının halleri yok sayarak pek yakında bir Cevdet Paşa bu hususta Derviş Paşa ile bi l-iştirak bir fevka l-âde me zuniyeti haiz idik. Umûr-ı mülkiye bana ve askerin ta biyesi ana aid olub ne tarafa hareket olunmak ve nereye asker gönderilmek hususu dahi beynimizde bir vazife-i müştereke idi. Biz ise Derviş Paşa ile yek-dil ve yek-cihet olup ayrımız gayrımız yok. Bu iş senin vazifendir bu benim vazifeme aiddir gibi sözler vuku bulmazdı. Diyor. Tezâkir III, s.135. BOA. İ.M. Mahsûs BOA. İ.M. Mahsûs İlan nâmenin tam metni çalışmanın sonuna eklenmiştir. BOA. İ.M. Mahsûs

65 kan davası var ise onu görüp pek geriye gidilmemesi istenmiştir. Ayrıca bakaya kalmış vergileri aramak ahaliden çıkmış paraları tekrar almak veya ümera ve rüesanın muhakeme altında çürütülüp bütün mal mülkleri alınsa bir şey çıkmayacağından bu işleri dahi imkan ölçüsünde hariç tutmak gereği belirtilmişti. İlanın tesiriyle gelip teslim oldukları takdirde sonradan bulundurulmaları, fakat işi olaysız bitirmek için bunlardan bazılarını maiyette tutmak veya bir işte görevlendirme yetkisi verilmişti. Fakat asıl meselenin er yada geç bu adamların oradan çıkarılmaları olduğundan bu hususu daima göz önünde bulundurmaları istenmekteydi. 391 Beşincisi; reislerin teslim olmalarından sonra hepsinin veya bir kısmının memleketten çıkarılması zamanı geldiğinde, bunlara maaşlar tahsisine ve hatta içlerinden bazılarının bu dağlar dışında müdürlük ve kaymakamlık gibi görevlere tayinine yetki verilmişti. 392 Altıncısı; her türlü nasihat, vaat ve teminata rağmen mukavemet edenler olur ise dağ muharebesinin tehlikeleri nedeniyle en küçük dikkatsizliğin onları şımartacağı ve bu nedenle ıslahatın uzamasına sebep olacağından dikkatli olunması ve karşı koyanlara kayıtsız kalınmaması konusunda uyarılmışlardı. 393 Yedincisi; bölgenin itaate alınmasından sonra tanzim ve usulüne bakılması lazım geldiğinden o konuda gerekli izahat verilmişti. Buna göre; Üzeyir sancağı kaymakamlık ile idare olunmakta ise de çok zaman Mustafa Paşanın idaresinde kalmış olup onun cehaleti yüzünden şekavet ve hıyanet yatağı olduğu, Bereket Dağının hâli ise hiçbir yere kıyas kabul etmez olduğundan buralarda hükümetin cereyan etmediği, Kozan Dağı nın ise beylerinin cehaletle birleşen haydutlukları ve ahalinin bunlara meyletmesi nedeniyle bir isyan merkezi olduğu belirtiliyordu. Asıl maksadın yalnız dağda bulunan rüesanın ele geçirilmesi değil, medeniyet nimetinden ahalinin de hissedar edilmesi olduğundan buralarda zabıta, meclis ve mahkeme gibi düzenlemeler yapılması, ahalinin ise adetlerinden vazgeçmeleri kolay olmayacağından ihtiyatlı davranılması ve dağların önemli noktalarında kaleler inşa edilerek içlerine asker yerleştirilmesi emredilmişti. Elhasıl buranın muhtaç olduğu her türlü Tanzimat ve ıslahatın tamamen yerine getirilmesi istenmişti. Ayrıca Kozandağı nda bulunan madenlerden şimdiye kadar istifade edilmemiş olduğundan bu işin dahi ele alınması. 394 Sekizincisi; Adana, Maraş, Halep ve Kayseri taraflarında asayişi bozanlar yalnız Kozan ve Bereketdağı halkı olmayıp Zeytundağı ahalisi, Afşar, Tacirlü, Bozdoğan ve Cerid gibi aşiret ahalisi de asî ve vahşidirler. Bunlardan Zeytun Ermenileri, muhacir ve Maraş Zaptiye Erkanı ile aralarında muharebe olması üzerine gönderilen memurlara daire-i fermandan çıkmayacaklarını yemin etmişler ise de sözlerine güvenilmeyeceği belirtilmişti. Ayrıca Afşar aşireti Sivas tarafına iskân edilmiş olmakla beraber fırsat bulduklarında şevakete devam edecekleri bilindiğinden bu BOA. İ.M. Mahsûs BOA. İ.M. Mahsûs BOA. İ.M. Mahsûs BOA. İ.M. Mahsûs

66 harekat sırasında imkan ve zamana göre Zeytunluların ve diğer aşiretlerinde hâl-i bedeviyetten daire-i medeniyete alınması istenmişti. 395 Dokuzuncusu; Kilisli Hacıömeroğlu Deli Halil hakkında yaptığı fenalıklardan dolayı Halep Valisi tarafından yakınılarak İstanbul a gidilmiş ve Edirne de ikamet ettirilmiş ise de bir yolunu bularak kaçmış ve tekrar şekavete başlanmış olduğundan gerek Deli Halil in ve gerekse Kilis taraflarında bu gibi adamlar var ise onlarında yakalanarak İstanbul a gönderilmesi istenmişti. 396 Onuncusu; V. Ordu mıntıkasında olan bu dağlarda Kurâ maddesi yerine getirilmediğinde tahrirlerinin yapılarak Kurâ redif usulünün icrası, vergilerin tevzi ve tahsili ile ihale-i emval da vakit müsait olur ise gerekli tedbirlerin alınması konusunda yetki verilmişti. 397 On birincisi, tapu nizamı tamamıyla uygulanamadığından bir çok devlet hazinesinin aşiretler ve diğer ekrad ve sekinesi zimmetlerinde kaldığı, bu nedenle devlet varidatının büyük kısmının çürümekte olduğundan ıslahât sırasına bu meselenin de tetkik edilerek gereğinin yapılması emredilmişti. Ayrıca bu havalide hükümet-i mülkiye ve şer iye ve sınıf-ı zaptiyenin idaresi hususunda tanzime gerek olan şeyler var ise onların dahi ıslah edilmesi istenmişti. 398 On İkincisi; Anadolu nun Dersim ve Akçadağ tarafları ile Dicle (?) ekradının ıslahına bakılması gerekmekteyse de asıl teşebbüsün Bereket ve Kozan dağlarına yapılması, bu tarafların ise ileride de alınması kararlaştırılmıştı. Eğer durum icap eder de buraların ıslahına da başlanacak olur ise durumun Bâbıâli ile haberleşerek mütalaa edilmesi istenmişti. 399 Bu talimatname de belirtilen hususların aynının ve tamamımın yerine getirilmesi konusunda Derviş Paşa ve Cevdet Efendi rüştünü ispatlamış oldukları, fakat duruma göre bazılarının tehir veya tecilinin mümkün olduğu da ifade edilmişti. Bu konuda daha ne yapılması gerekiyorsa onların da yerine getirilmesi, posta ve telgrafla gerekli istişarenin Bâbıâlâiye bildirilmesi de belirtilmişti. Cevdet Paşa ise asker ve vergü bakayasının afvına ve şehriye birkaç bin kuruş kayd-ı hayat şartıyla ve emlak bedeli olarak maaş tahsisine muktedir olduklarını ifade ediyor. 400 Fırka-i Islahiyenin teşkili sırasında bir talimat da orduda bulunan muhasebecinin görev ve yetkilerini belirlemek amacıyla hazırlanmıştı. 401 Birinci maddede, ıslahat için özel olarak kurulan komisyonda muhasebecinin aza sıfatıyla yer alacağı belirtilmişti. İkinci maddede de dağların umûr-u mülkiye ve maliyesinin, Dahil-i Daire-i Tanzimat olan diğer bölgelerde uygulanan usule göre yerine getirilmesi komisyona ait Ayrıca bu maddede Zeytun Dağı halkının feryat etmesine sebep olan vergi meselesinin tetkik edilerek kendilerinin tahammüllerinden fazla akçe alınmakta ise tesviyesi için gereğinin yapılması da görevler arasında idi. BOA. İ.M. Mahsûs BOA. İ.M. Mahsûs BOA. İ.M. Mahsûs BOA. İ.M. Mahsûs BOA. İ.M. Mahsûs Mârûzât, 119. BOA. İ. Dahiliye

67 olup, duruma göre teşkil olunacak kaymakamlık ve müdürlüklerin İdare-i Maliye ve Muamele-i Kalemiyesinin tertibi muhasebeciye ait olacaktı. 402 Üçüncü ve dördüncü maddeler vergilerin tahsili hakkında idi. Bu dağlar ahalisinin alınacak vergilerin, bağlı oldukları eyalet defterlerine göre komisyon marifetiyle, ne kadarı tahsil edilebilir ise alınıp geri kalanı münasip taksitlere bölünerek karşılığında senet alınması istenmekteydi. Diğer maddede ise bunların defterleri kaza kaza tanzim edilerek komisyonda mühürletilip senet ile beraber yeni teşkil olunan kaymakamlıkların meclislerinde onaylatıldıktan sonra hazineye gönderilmesi isteniyordu. 403 Beşinci madde Fırka-i Islahiye bünyesinde görevlendirilen birliklerin maaş ve diğer masrafları ile ilgili idi. Buna göre bu birliklerin maaş ve diğer masrafları mensup oldukları ordu bünyesinde tesviye edileceklerinden muhasebecinin bu işe müdahalesi olmayacaktı. Fakat Fırkada görevlendirilen Arslan Paşa sergerdeleriyle 500 nefer asâkir-i muvazzafanın maaş ve tayınâtı bahalarıyla fırka-i mevcude-i askeriyenin mesarif-i fevkâlâdesi muhasebeci tarafından tesviye olunacaktı. 404 Altı, yedi ve sekizinci, maddeler mesarif-i fevkâlâde bütçesinin kapsamını belirliyordu. Altıncı maddede fırkanın bir mahalden başka bir mahalle sevkinde mühimmat ve saire naklı için araba ve hayvan ücretleri ile başka mahallere gönderilecek zabitan harcırah ve menzil ücretleri, askerler için alınacak çarık ücretleri mesarif-i fevkâlâde tertibinde ödenecekti. Yedinci maddede, komisyon azaları ve diğer memurların maaşlarıyla, komisyon tarafından mahallinden alınacak sandık emini ve icaba göre iki üç nefer refakât katiblerinin alıkları ile kırtasiye masrafları da bu bütçeden tesviye kılınacaktı. Sekizinci madde ise bu kalemler dışında icaba göre komisyon tarafından kararlaştırılan diğer bazı masraflar belirtilmişti. 405 Dokuzuncu madde tasarruf üzerine hazırlanmıştı. Buna göre bu masraflar komisyon tarafından tanzim edilen mazbatalara göre ödenecek olup, komisyon azaları ve muhasebeci devlet hazinesini zarara uğratmayarak tasarruf kaidesine gerekli itinayı gösterecekti. 406 Onuncu madde Arslan Paşa birliklerin maaş ve tayînat masraflarının ne şekilde ödeneceği konusunda gerekli açıklamaya yer verilmişti. Buna göre bu birliklerin her ay yoklamalarının yapılarak defterlerinin tanzim edilmesi ve bu defterlere göre söz konusu miktarın ödenmesi kararlaştırılmıştı. 407 On bir ve on ikinci maddeler komisyon heyeti, maiyet memurları, katipler ile muhasebeci ve onun refakatinde bulunan memurların bölgedeki masrafları hayvan ücretlerini maaşlarından ödeyecekler, yalnız komisyon muhasebecinin emval sandıklarının nakliyesi bütçeden BOA. İ. Dahiliye BOA. İ. Dahiliye BOA. İ. Dahiliye BOA. İ. Dahiliye BOA. İ. Dahiliye BOA. İ. Dahiliye

68 karşılanacaktı. Ayrıca komisyon azaları ve diğer memurların haberleşme masrafları gerekli kurallara bağlanmıştı. 408 On üçüncü maddede, her ay vuku bulacak masrafların iki nüsha defterleri tutularak komisyon tarafından tetkik ve tasdik olunduktan sonra bir nüshasının hazineye takdim ve bir nüshasının senet hükmünde olarak muhasebecide bulunması kararlaştırılmıştı. 409 On dördüncü maddede bölge vilayetlerinden ödenen masraflara karşılık muhasebeci senet tanzim edecek ve bu senetler mahallerinden hazineye geldikçe muhasebeciye zimmet karşılığında hazine tarafından îta olunacağı belirtilmişti. On beşinci madde muhasebecinin tanzim ettiği defterleri zamanında hazineye göndermesi gerektiği hususunda idi. On altıncı madde ise muhasebecinin doğrudan maliye nezarete ile muharebeye mezun olduğu gibi bu işin müstakil kapukethüdası ve kapuçuhadarı olduğundan defterlerin takdimi ve diğer yazışmaları kapuçuhadarı vasıtasıyla yerine getirmesi istenmekteydi. 410 c) Ordunun İstanbul dan Hareketi Neticede 20 Mayıs 1865 te (24 Zilhicce 1281) yol hazırlıklarını tamamladıktan sonra bir alay süvari, yedi tabur piyade, maiyet memurları, tertip olunan top ve mühimmat ile beş kıta beylik vapurlar vasıtasıyla İstanbul dan hareket edildi. 411 Yolculuk sırasında harekat hakkında strateji belirlenmişti. Zaten talimatnamenin ikinci maddesinde Bereket dağından başlanılması tavsiye edilmiş ise de yine de son karar ordu erkanının yetkisine bırakılmıştı. Nitekim ordu ile yapılan müşaverelerde bir strateji belirlenmişti. Payas sahiline çıkılıp Gavurdağı nın zirvesine hareket ile Ulaşlı eşkıyasını tedip etmek tasavvuru dağın bu tarafının sarplığı nedeniyle münasip görülmemişti. 412 Bu halde İskenderun ve Belen yoluyla Amikovası na geçtikten sonra Gavurdağı ile Kürtdağı arasındaki vadiden kuzeye doğru ilerlenecekti. Bu suretle Ulaşlı eşkıyasını doğudan tazyik ederek iki dağ ahalisini birbirinden ayırıp Kürtdağı nın ıslahını ele almayı planlamışlardı. Bu şekilde ordu iki ateş arasına girmiş olmakla birlikte kendilerine ve ordunun gücüne güveniyorlardı. Ordu Kürtdağı ve Gâvurdağı taraflarında meşgul iken Kozan tarafında durumu idare etmek için Erkân-ı Harp binbaşılarından Hüseyin Hüsnü Bey in, İskenderun a çıkınca, bir talimat ile bu tarafa gönderilmesi düşünülmüştü. 413 Yolculuk sırasında ayrıca üçüncü maddede belirtilen ve taslağı hazırlanan ilan da ele alınmıştı. Bu havali ahalisinden hükümete meyilli bir çok adam bulunmakla birlikte sabıkalarından dolayı endişe duyduklarından haklarında bir avf-ı umûmî ilanı münasip görülerek Dersaâdette iken buna dair bir beyanname kaleme alınmıştı. Şimdi ise bu beyanname Derviş Paşa ve Cevdet Efendi tarafından mühürlenip altına gurre Muharrem 1282 (27 Mayıs 1865) tarihi BOA. İ. Dahiliye BOA. İ. Dahiliye BOA. İ. Dahiliye Tezâkir III, ss ; Nitekim Mısırlı İbrahim Paşa orduları dahi buradan dağa çıkamamışlardı. Tezâkir III, s.136. Tezâkir III,

69 konulmuş, Kozanoğulları ile nahiye ve aşiret beylerine hitaben tahrirât-ı mahsusâ yazılarak bu beyannameden bir nüsha ile birlikte gönderilmek üzere hazırlanmıştı. 414 Dersaâdetten hareket ettikten bir gün sonra Gelibolu ya gelerek peksimet almak üzere bir gece kalınmış, Rodos a gelindiğinde, İskenderun da mevcut kömür kalmadığı bilindiğinden, otuz saat burada kalınarak kömür tedariki yapıldıktan sonra İskenderun tarafına hareket edilmişti Mayıs 1865 (1 Muharrem 1282) cumartesi günü Adana eyaleti sahiline gelinerek, 28 Mayısta İskenderun limanından karaya ayak basılmıştı Tezâkir III, 137. BOA. İ. Dahiliye Tezâkir III, ss ; Halaçoğlu, Fırka-i İslahiye, s

70 III. BÖLÜM FIRKA-İ ISLAHİYENİN BÖLGEYİ İSKÂNI A. Ordunun İskenderun a Gelişi ve Payas ta Düzenlemeler Fırka-i Islahiye ordusu, 28 Mayıs 1865 te İskenderun limanından karaya çıktıktan sonra, kasabaya yarım saat mesafede havası güzel, yüksekçe ve deniz kıyısında bir mevkîde ordugâh kuruldu. Mecidiye vapuru limanda bırakılarak diğerlerinin İstanbul a dönmesi kararlaştırıldı. 417 Burada hemen ilk çalışmalara başlandı. Hüseyin Hüsnü Bey Kozan tarafında gerekli neşriyatı yapmak üzere gönderilirken, Gavurdağı ve Kürtdağı aşiret ve kabilelerine de beyannameler dağıtılarak orduya iltihak etmeleri istendi. Bu sırada Girit tarafından talep olunan bir tabur asker dahi karaya çıkarak ordugâha yerleşmişti. 418 Halep valisi Süreyya Paşa ve bir gün sonra Adana Valisi Ali Rıza Paşa ordugaha geldiklerinden onlarla görüşülerek Kozandağı, Gâvurdağı ve Kürtdağı hakkında gerekli malûmat alınmıştı. 419 Ardından Reyhaniye aşireti boybeyi Murseloğlu Mustafa Şevki Bey, Hacılar nahiyesi beyi Paşo Bey i yanına alarak ordugâh a gelmişti. Tiyek nahiyesi müdürü ve Paşo Bey in hasmı olan Mehmet Bey ise İskenderun a gelmek için sonunda Reyhaniye aşiretinden Ömer Ağa himayesinde olarak orduya gelmişti. Paşo ve Mehmet Beyler orduya zahire ve erzak temin etmek üzere mahallerine iade edilirken Mustafa Bey zaten Haleb caddesi muhafızı olmasından dolayı ordu maiyetinde bırakılmıştı. 420 Küçükalioğlu Dede Bey ise avf-ı umumiden hissedar olmak için Fırka-i Islahiyeye katılmasına dair kendisine tahrirat-ı mahsusa yazılmasına rağmen itaat etmeyerek sonuna kadar teslim olmayacağını bildirmiş 421 ve Alibekiroğlu Ali Ağa nın yanına gitmişti. 422 Ayrıca dağ köyleri ile kıyı köylerinden bazı muhtarlar da orduya gelmişti. 423 Bu gelişmeler üzerine Derviş Paşa ve Cevdet Efendi, Sadarete gönderdikleri bir arîzada neşrolunan ilannamelerin tesiri görülmekte olduğunu ve Gavurdağı ahalisinin ileri gelenlerine de gerekli nasihatın yapıldığını bildirilmişlerdi. 424 Eskiden işlek bir liman olan Payas XVII. ve XVIII.yüzyılda önemini kaybetmişti. Yüz yılı aşkın bir zamandan beri Küçükalioğulları nın hakimiyetinde kalmış, Küçükalioğlu Halil Bey BOA. İ. Dahiliye, 37345, 4 ve 8 Muharrem 1282 (30 Mayıs 3 Haziran 1865) tarihli arizalar. Tezakir III, 140. BOA. İ. Dahiliye, Paşo Bey orduya gelerek bundan sonra devlete hüsn-ü hizmet edeceğini belirttikten sonra hasmı olan Tiyek nahiyesi Beyi Karabeyzâde Mehmet Bey e kendisinden fazla iltifat olunmamasını, Mehmet Bey ile beraber kendisinin de nefy olunmasına dahi razı olduğunu bildirmişti. Tezakir III, 140. Tezakir III, 140. Dede Beyin yakalanması hususu Ali Rıza Paşaya havale edilmişti. Fakat Dede Beyin sakin olduğu Sincar (?) karyesinden 6 Haziranda familyası ve avenesi hanelerini daha ileride Gâvurdağında bulunan Karbeyaz nam mahallin yukarısına Yüzdöndüren nam mahalle bırakarak kendisi sekiz atlı adamı ile Alibekiroğlu Ali Ağa nın yanına gitmişti. BOA. İ. Dahiliye, BOA İ. M. Vâlâ, 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 nmaralı arîza. BOA. İ.Dahiliye,

71 Payas tan çekilince harap duruma gelmişti. 425 Ahmet Muhtar Paşa, Çukurova nın o dönemdeki durumunu anlattıktan sonra, İskenderun ve diğer yapılar tamir edilerek ahali yeniden iskâna davet edildi. Soygunun ve tahribin derecesini anlamak için kaleyi görmek yeterliydi demektedir. 426 Derviş Paşa ve Cevdet Efendi ordu karaya çıktıktan sonra, vapur ile Payas tarafına geçtiklerinde buranın perişan halini görerek imar edilmesini istemişlerdi. Adana dan gelen Hüsnü Paşa ya da bir tabur ile buranın muhafazası görevini verdiler. 427 Hüsnü Paşa, daha önce İskenderun yoluyla Halep-Adana arasında döşenmekte olan telgraf hattının muhafazası için Adana da bulunan askeri İskenderun a çağırmıştı. Beraberinde bulunan 5.topçu taburu, bir bölük süvari ve muhtelif çaplarda üç kıta top ile İskenderun yakınlarındaki Çay karyesi dahilinde bulunurlarken Derviş Paşa bu birlikleri Payas kalesine yerleştirmişti. 428 Söz konusu olan telgraf hattının Halep-İskenderun ve İskenderun-Adana arası inşaatına bir yıl önce başlanmıştı. Adana-İskenderun hattı üzerinde bazı çalışmalar yapılmış ise de tamamlanamamıştı. 429 Halep tarafı ise bu vakte kadar sürüncemede kalmıştı. Bu nedenle bu hattın inşasının tamamlanması işi ele alınarak Halep tarafı ikmal olunmuş fakat Halep telgrafhanesi vasıtasıyla gönderilen arıza yerine ulaşmamıştı. İskenderun telgrafhanesi de vaktinde inşa olunamadığından burada alınan tedbirlerden biri eksik kalmıştı. 430 Fakat ilerleyen günlerde bu telgraf hattı tamamlanarak İstanbul ile hızlı muhabere imkanı doğacaktır. Daha önce yakalanan Küçükalioğlu Mustafa Paşanın (Mısdık Paşa) kerimesinin buralarda asayişi ihlal edeceğinden İstanbul a gönderilmesi lazım olduğu anlaşılmış olduğundan kerime hanım ve diğer icap edenlerin buradan kaldırılması görevi Adana valisi Ali Rıza Paşaya verilmişti. Mustafa Paşanın kerimesi, diğer yakınlarından üç kişi ve oğlu İskender Bey ile Üzeyir meclis Ağaları mahallerinden kaldırılarak Mecidiye vapurunda tevkif olunmuşlardı. 431 Bu kişiler posta vapuruyla İstanbul a gönderildikten sonra ailesi Mustafa Paşaya teslim edilmesi, diğerlerinin ise durumları tahkik edilinceye kadar bâb-ı zaptiyede tevkif edilmesi ve hiç birinin mahalline dönmemesi kararlaştırılmıştı. 432 Bunun yanında Payas sahilinin güvenliği ve ordunun zahire ve mühimmat sevkini kolaylaştırmak amacıyla Yanya tarafından 500 Arnavut askeri talep edilmişti V.Çabuk, Fırka-i İslahiye, ss A.Muhtar Paşa, Cild-i Evvel, Tezakir III, Bu birlikler Derviş Paşa nın oraya geldiği sırada pek perişan haldeydiler. Askerlerde ve topların yanında cephane pek az idi ve nakil için hayvanları dahi yoktu. Ayrıca bulundukları yerin suyu ve havası müsait değildi. Bu nedenle bu birlikler buradan kaldırılarak Payas kalesi civarında daha uygun bir yere yerleştirilmiş, Hasan Paşa ve askerler Fırka-i İslahiye ye dahil olmuş olduğu ve toplarının ağır olması nedeniyle buraya vapur ile iki kıta dağ topu ve cephanenin Payas a gönderilmesi hususları V.Ordu müşirine yazılmıştı. BOA. İ. Dahiliye, Bkz. BOA. A. MKT. UM. 334/ BOA. İ. M. Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. 431 BOA. İ. Dahiliye Muharrem 1282 (10 Haziran 1865) tarih ve 3 numaralı arîza. 432 BOA. İ. Dahiliye Safer 1282 (28 Haziran 1865). 433 BOA. İ. M. Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. 65

72 Fakat bu askerlerin Yanya dan sevki uzayacağından Selanik taraflarında evlâd-ı fâtihân dan biran evvel tedarik edilerek Kavala limanından bir vapur ile Payas a gönderilmesi kararlaştırılmıştı. 434 Derviş Paşa ve Cevdet Efendi Kozan ın ıslahını tamamlayarak İstanbul a dönecekleri sırada Payas a geldiklerinde, Payas sancağı kaymakamı Veysi Efendi den buranın hanedanından olan İmam Bey in tevkif edilerek gönderilmesini emretmişlerdi. Bu suretle yakalanarak İstanbul a gönderilen İmam İbrahim Bey kuruş maaş ile burada ikamet ettirilmişti. 435 Küçükalioğlu Dede Bey ise ordu Hacıosmanlı köyünde iken Gâvurdağı nda yapılan askerî harekatta teslim alınmış, Adana üzerinden İstanbul a gönderilmişti. 436 Payas kasabası, sonraki aylarda dışardan nüfus nakledilerek şenlendirilmeye çalışılmıştı. 37 hane Müslüman ve 36 hane gayrimüslim kasabanın Karacami mahallesine, 67 hane Müslim ve 70 hane gayrimüslim de Rum mahallesine olmak üzere 270 hanede 671 kişi iskân edilmişti. 437 B. Reyhanlı Aşireti nin İskânı ve Amik Ovası Fırka-i Islahiye İskenderun da birkaç gün kaldıktan ve Payas tarafı bir düzene koyulduktan sonra, önceden tasarlanan harekat doğrultusunda Amik Ovası na inmek üzere Belen boğazına doğru harekete geçti. 438 Bundan önce Belen tarafının keşfi ve haritaları hazırlanmış ise de Derviş Paşa kendisi de Belen ilerisine kadar giderek tetkik ile ordugâh kuracak elverişli bir mevkî aramıştı. 439 Ordu Belen kaymakamlığı dahilinde bulunan Soğuksu mevkiine gelerek burada birkaç gün kalmış ve gerekli ıslahat yapılmıştı. 440 Soğuksu da iken ordunun mühimmat ve erzak nakli için lazım olan hayvanlar bölgeden tedarik edilmişti. Antakya ahalisinden 100, Reyhaniye aşiretinden 50, Beylan kasabası ahalisinden 30 ve Hacılar nahiyesinden 25 hayvan orduya teslim edilmişti. 441 Reyhaniye aşireti bundan birkaç yıl önce boy beyleri olan Mürseloğlu Ahmet bey önderliğinde Amikovası na iskân olunmuşlardı. Ayrıca teşkil edilen Reyhaniye kazası kaymakamlığı da Ahmet Paşa ya verilerek buraya hane, konak ve birçok bina yapılmış idi. Fakat Ahmet Paşa nın vefatından sonra burası tekrar eski halini almış, hane inşa edenler bile hanelerini bırakarak haymelerde oturmaya başlamışlardı. Reyhaniye kaymakamlığı müdürlüğe tahvil ettirilmiş ise de buraya atanan müdür ve naibi aşiret beylerinin himayesinden çıkamaz duruma 434 BOA. İ. Dahiliye 37378; İ. M. Vâlâ, Tezakir III, Dede Bey buradan Rumeli tarafına sürgüne gönderilecektir. Bölgeden harice çıkarılan ağa ve beylerin sürgünleri 437 Halaçoğlu, Fırka-i İslahiye, s Fırka buradan 4 Haziranda harekete geçmişti. BOA. İ. Dahiliye BOA. İrade-i Dahiliye 37345, 7 Muharrem 1282 (2 Haziran 1865) 440 Soğuksu mevkiinde iken bölgenin pek sarp olmasından dolayı askerin çanta ve kunduraları Belen de bırakılmış, çanta yerine Rumeli usulü dağarcık ve ayaklara da çarık tedarik edilmişti. Tezakir III, 141,; BOA. İ. Dahiliye BOA. İ. Dahiliye 37378; Tezakir III, 141b 66

73 gelmişlerdi. 442 Bu durumda Reyhaniye idaresinin Murseloğlu Mustafa Bey e veya başka bir muktedir şahsa verilerek Amikovası nın münasip mahallerinde hükümet konağı ve yanına hane, dükkan gibi binalar inşa etmek, aşiret beyleri de itaat altına alınarak buranın iskânı yapılması gerekmekte idi. Üstelik bunun için burada birkaç bölük asker bırakmak da gerekiyordu. Halep in asıl posta caddesi Amik Ovasından geçmekte olup bu yol üzerindeki Murat Paşa ve Karamort Köprüleri harap olduğundan Antakya yoluyla saat fazla yol kat edilerek Belen e gelindiğinden bu köprülerin tamiri gerekmekteydi. 443 Reyhaniyeliler artık tarıma alışmış olduklarından yaylaya gitmez olmuşlar ve yavaş yavaş çadırlarını terk etmeye başlamışlardı. Fakat Amikovası nın vahim havası ve Amik Gölünün günden güne taşarak bataklıklar meydana getirmesi, bunun sonucunda hastalıklar meydana gelmesi ahaliyi bıktırmış idi. Bu nedenle gölün yükselmesine sebep olan dalyanın bir an evvel kaldırılarak ovanın tamamen bataklığa dönmesi engellenmeliydi. 444 Bütün bu meseleler bu sırada tetkik edilmiş ve gerekli ıslahatın yapılması düşünülmüş ise de bölge ahalisinin iyi hali ve zamanın azalması nedeniyle Reyhaniye nin ıslahatı sonraya bırakılmıştı. 445 Fırka-i Islahiyenin ilk günlerinde durumun acil olmasından dolayı sonraya bırakılan Amik ovasının iskanı Cevdet Paşa nın Halep valiliği zamanında tamamlandı. Zaten XVIII.yüzyıldan beri bölgede yerleşmeye başlayan bu aşiret hiçbir zorluk çıkarmadan Mürselzâde Ahmet Paşa nın oğlu Mustafa Bey yönetiminde iskân olundular. 446 Daha sonra Reyhaniye aşiretinin iskânının tamamlanması amacıyla burası bir kaza haline getirilerek hükümet konağı ve sair binaların inşası ile Reyhaniye Kazası teşkil edilerek müdürlüğüne aşiret Boybeyi Mürselzâde Mustafa Bey getirildi. 447 C. Hassa Kazası nın Kurulması Reyhaniye tarafının iskânı bu şekilde sonraya bırakılarak Hacılar, Tiyek ve Ekbaz nahiyelerinin ele alınmasına karar verilmişti. Hacılar nahiyesi beyi Paşo Bey ile Tiyek li Karabeyzâde Mehmed Bey in orduya gelerek devlete hüsn-ü hizmet edeceklerini bildirmiş olmalarına rağmen onlara itimat olunamamıştı. Amik Ovasından hareket edilerek, Hacılar nahiyesi hududunda Lece ve Hacılar arasında Kargılı denilen mevkide ordugâh kuruldu. Burası Maraş tan iskenderun a giden caddenin başında ve Maraş sancağının sınırı olan bir derbent ve BOA İ. M. Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. Aynı belge. BOA İ. M. Vâlâ 24169, 11 Safer 1282 (6 Temmuz 1865) tarihli iade. BOA İ. M. Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. Murseloğlu, a.g.e., 78 v.d. Tezakir III, s.174; Murselzâde Mustafa Şevki Bey orduya hizmetlerinden dolayı Paşa ünvanını almıştı. Ş.Murseloğlu, a.g.e., ss

74 boğaz olduğundan burada Orduköy adıyla yeni bir köy kuruldu. Hacılar nahiyesinden buraya otuz hane indirilerek iskân edilmesi için Paşo Beye emir verildi. 448 Buradan hareketle Tiyek yakınlarında İncesubaşı nam mevkiine gelinerek ordugah kuruldu. Bu üç nahiye halkının üslûb-u hakimâne ile celb ve iskânına memuriyet ve maaş ile beylerinin dahi ameliyatları hasıl olacak yolda icraat yapılması, çünkü ordu gider ve iş yine eski hal ve vaziyete avdet eder mütalâsı hilâfın zihninde yerleşmiş olduğundan bi itikâdı bozmak ve esbâb-ı fesada meydan bırakmamak için burada bir kışla inşasına karar verildi. 449 Üç nahiye halkı birleştirip barıştırılarak bir kaza heyetine konulması doğrultusunda her nahiyenin kudretlicileri kışla etrafında haneler inşa ederek kasaba yapıp oturmaya söz vermişlerdi. Tam bu sırada Tiyekli Mehmet Bey, Ulaşlı nahiyesine firar etmiş ise de Tiyek ve Ekbaz ahalisi ona uymayarak yerlerinde kalmış olduğundan geri gelerek orduya teslim olmak zorunda kalmıştı. Bunun üzerine Mehmet bey ailesiyle beraber Antakya ya gönderilmişti. 450 Kışla inşası yanında buraya yüz hanelik bir kasaba inşasına başlandı. Bu kasabaya ilk Hassa taburları geldiğinden Hassa adı verildikten sonra üç nahiye halkının burada birer mahalle oluşturması istendi. 451 Hassa kasabası Maraş a on beş ve İskenderun a on beş saat mesafede olup bu güzergâhın tam ortasında bulunuyordu. Lece ye tabi iki karyede yetmiş hanedan ibaret ve daima hırsızlık ile meşgul olan Adumanlı ekrâdı da bu kasabaya ilhak edilmişti. 452 Ayrıca Hacılar nahiyesinin yüksek dağlarında bulunan ve iskâna muhalefet eden Karafakılı aşireti üzerine asker gönderilerek itaat altına alınmışlardı. 453 Hassa kazasının inşası ve gerekli askeri tedbirler alındıktan sonra derhal idarî düzenlemeler yerine getirildi. Kaza müdürlüğüne İzmir hanedanından ve bu sırada Halep te görev yapmakta olan Süleyman Bey kuruş maaşla tayin edildi. Kaza kitabeti ile sandık eminliği birleştirilerek bu göreve 500 kuruş maaşla Maraş tan Ahmet Efendi tayin edildi. Kaza meclisine ise üç nahiye ileri gelenlerinden birer ve bir de Ermeni toplam dört aza tayin edilerek bunlara da maaşlar bağlandı. 454 Bir de sıbyan mektebi inşası ile Hacılarlı Ali Murtaza Efendi buralarda muhterem bir zat olduğundan 100 kuruş maaş ile hoca tayin edildi. 455 Niyâbet makamına Maraş tan bir zat tayin ile kendisine aylık 500 kuruş maaş bağlanmıştı. 456 Kazanın güvenliğini sağlamak amacıyla müdür Tezakir III, 142. BOA. İ. M. Vâlâ Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. BOA. İ. M. Vâlâ Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. Hilmi Karaboran, Maraş-Antakya Çöküntü Hendeğinde İki Yeni Yerleşme Merkezi, İslahiye ve Hassa nın Kuruluş ve Gelişmesi, Basılmamış Döçentlik Tezi, Elazığ Tezakir III, 142, BOA. İ.M. Vâlâ, 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. Bu üç nahiye ileri gelenleri Ağazâde Mehmet Bey, Kayabey-zâde Hacı, Ağazâde Ahmed olup dört azaya da 100 er kuruş maaş bağlanmıştı. BOA. İ.M. Vâlâ 24169, 9 Safer 1282 (4 temmuz 1865) tarihli 39 numaralı arîza. Ali Murtaza Efendi, Adana dan bu tarafa bütün beyler tarafından gözetilen ve ahali tarafından hürmet gösterilen bir âlim idi. Bkz. Aynı belge. BOA. İ.M. Vâlâ 24169, 9 Safer 1282 (4 Temmuz 1865) tarih ve 40 numaralı arîza. 68

75 emrine 56 nefer muhafız bırakıldı. 457 Ayrıca çevre köylere muhtarlar tayin edilerek isimleri defterlere kaydedilmiş ve İstanbul dan mühürlerinin hazırlanması istenmişti. Şu halde Hassa kazasına tayin olunan müdür aza ve diğer memurların aylık toplam maaşları kuruş tutarındaydı. 458 Böylece Hassa kazası kurulmuş ve üç nahiye ıslah ediliş oluyordu. 459 Hassa kazasının ıslahı tamamlandıktan sonra hemen tahrirleri yapılarak bakaya vergileri affedilerek yeni usûle göre vergi ve kura işlemleri yerine getirildi. 460 Bu bölge güzel bağlar, otlaklar, mümbit tarlalar, çeltikler ve bol su olmasına rağmen emniyet olmadığından ekilememişti. Kendilerine tahsis olunan vergileri de vermemişler, zaten vergi tahsili için 20 saat mesafedeki Maraş tan da kimse gelmemişti. Devlet otoritesinin olmamasından dolayı bu üç nahiyenin vergi, îane-i askeriye, âşar, ağnam, cizye gibi vergileri gereği gibi tahsil edilemediğinden on seneden beri toplam kuruş bakaya kalmıştı. 461 Tablo I. Hassa kazasına bağlı Tiyek, Ekbaz ve Hacılar nahiyelerinin nüfus ve hane miktarları şöyleydi. 462 Müslim Gayr-ı Müslim Hane Nüfus Hane Nüfus Tiyek Nahiyesi Ekbaz Nahiyesi Hacılar Nahiyesi Toplam Paşo Bey, Mehmet Bey ve diğer nahiye ileri gelenleri çeşitli miktarda maaş tahsis edilerek ve memurluklar verilerek harice çıkarıldılar, kuruş maaş tahsis ile Paşo Bey, Elbistan kazası müdürlüğüne tayin edilmişti. 463 Hassa kazasının iskânı tamamlanması ile beraber Kürtdağı nın ele geçirilmesine imkan sağlanmış ve Kilis üzerinden Halep yolu açılmış oluyordu. 464 Hassa kazası şimdilik kaydıyla daha sonra teşkil edilen Islahiye kaymakamlığına bağlı olarak Maraş tan idare edilmeye devam edilmişti Bu 56 altı nefer; 1 yüzbaşı, ikisi süvari olmak üzere 3 çavuş, ikisi süvari 4 onbaşı, 30 süvari ve 18 piyade neferden oluşuyordu. Bu askerlerin maaşları şehriye kuruş idi. BOA. İ.M. Vâlâ 24169, 6 numaralı pusula. BOA. İ.M. Vâlâ 24169, 5 numaralı pusula. Tezakir III, 142; Kur a çekilirken Derviş Paşa Tiyek yakınlarındaki tepeler üzerinde ateşler yakılarak ve toplar atılarak şenlikler düzenlemişti. Tezakir III, 143. BOA. İ.M. Vâlâ 24169, 9 Safer 1282 (4 Temmuz 1865) tarih ve 38 numaralı arîza. BOA. İ.M.Vâlâ 24169, 9 Safer 1282 tarih (4 Temmuz 1865) ve 38 numaralı arîza eki 3 numaralı pusula. BOA. İ.M.Vâlâ 24808, 3 Rebiyülevvel 1282 (27 temmuz 1865) tarihli hulâsa; Tezakir III, s.146. Tezakir III, 145. BOA. İ.M.Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. 69

76 1867 yılında Cebel-i Bereket sancağının kazası olan Hassa XX. Yüzyıl başlarında 38 köyden meydana geliyordu. 466 D. Kürt Dağı nın İskânı ve İslahiye Kazası nın Kurulması Kürtdağında Okçuizzeddinlü, Şıhlar ve Amikî aşiretleri yaşamaktaydı. bunlardan nüfusça en kalabalık olan Okçu-İzzeddinlü aşireti Deli Halil in aşireti idi. Kürtdağı nın Maraş tarafında bulunan Keferdiz nahiyesi de bu aşiret ahalisinden meydana gelmekle birlikte Deli Halil e muhalif olmuşlar fakat Deli Halil bunları da hükmü altına almayı başarmıştı. Şıhlar aşireti ağası Reşo Ağa nın oğlu Mehmet Ağa dağın en muteber adamı olup Amikî aşireti onun sözünden çıkmazdı. 467 Üç nahiyenin iskânının tamamlanması ve Karafakılı aşiretinin kısa sürede iskân ve tahrir-i nüfus edilmeleri Deli Halil in gözünü korkutarak Gâvurdağı tarafına, Kayabaşı karyesine firar etmesine sebep oldu. Deli Halil in baskısından kurtulan Kürtdağı ağaları ordugâha gelerek itaat ettiler. Okçu-izzeddinlü aşireti ağası Osman Ağa, Şıhlar aşireti ağası Mehmed Ağa ve Amikî aşiretinden Sino Fırka-i Islahiye ye gelerek bağlılıklarını gösterdiler. 468 Kürtdağı ağalarının bu şekilde orduya teslim olmaları ile Fırka-i Islahiye nin sağ tarafı emniyet altına alınmış oluyordu. Ordu bu sırada Tiyek tarafından hareketle ovanın ortasında ve önemli bir mevkide bulunan Nigolu kalesine gelerek ordugâh kurulmuştu. Bir taraftan Nigolu taraflarının iskânı ile meşgul olunurken Kürtdağı nın da idari teşkilatı düzenlenmişti. Bu sırada bu dağda bulunan aşiret ağaları aralarında müstakil bir karar oluşturularak yeni teşkil edilen Islahiye kaymakamlığına bağlanmalarını talep ettiler. Hatta bu iş için lazım olacak masrafları karşılamak üzere kuruş vermeyi taahhüt ederek geri kalanın hazineden karşılanmasını istemişler. 469 Kürtdağı müstakil bir kaza haline getirilerek Şehzade İzzeddin Efendinin ismine izafen İzziye adı ile teşkilatlandırıldı. 470 Deli Halil in firar etmesinden sonra aşiret ağalarının bağlılıklarına itimat edilerek kaza meclisi teşkil edildikten sonra azalığa getirildiler. Mehmed Ağa, Osman Ağa ve diğerlerine bu şekilde memuriyet verilerek bağlılıklarının karşılığını almaları sağlanmıştı. 471 Kürtdağı ile Gâvurdağları arasındaki ovanın güney yarısı Hassa kazasının kurulması ile iskân edilmişti. Şimdi ise ovanın kuzey yarısının iskânına başlandı. Çerçili nahiyesi yakınlarındaki Nigolu kalesine ordugâh kurulmuştu. 472 Çerçili, Hanağzı, Kürtbağçesi ve Eğintili (Ekintili) gibi nahiye ve civar karye ahalileri Deli Halil ile beraber hareket ediyorlardı. Fırka-i Halaçoğlu, Cebel-i Bereket, s.186; a.g.e., s.59. Tezakir III, s.145 Tezakir III, 145. BOA. İ.M.Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. Şehzâde İzzet Efendinin Fırka-i İslahi yeyi ziyareti sebebiyle onun adına izafetle bu isim verilmişti. Halaçoğlu, Fırkai İslahiye, s.9. BOA. İ.M.Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. Tezakir III, s ; Mârûzât, s Temmuz da Tiyek ten hareket edilerek üç saat mesafedeki Kerkütlü nahiyesi yakınlarında Alagözgediği denilen yerde bir gece konaklanmış, 11 Temmuzda Nigolu kalesine gelinmişti. Tezakir III, s

77 Islahiye Tiyek te iken Çerçili eşkıyası etrafa dağılmış bir kısmı da Ulaş nahiyesindeki dağlara firar etmişti. 473 Burada kalanlar ise nahiyenin yerli ahalisi olduklarından onlara iltifat olunarak iskâna tabi tutuldular. 474 Bundan başka Kerkütlü nahiyesinin tahriri yapılarak kuraları çekilmiş, Kayabaşı na üç tabur asker gönderilerek Deli Halil in şekavet cemiyeti dağıtılmıştı. 475 Nigolu Kalesi Maraş-İskenderun ve Halep-Çukurova güzergahının kilit noktası olduğundan tamir edilerek içine bir miktar asker koyulması gerekmişti. Çerçili ve Elhamanlu nahiyelerinin tahrir ve kuraları çekilmiş, Eğintili nahiyesinin geçen seneki alınamamış olan neferleri alınmıştı. Bu sırada Çerçili nahiyesinden iki karye ahalisi eşyalarını toplayarak dağa firar ettiklerinden bunların haneleri yıktırılarak enkazı Nigolu kalesinin inşaatında kullanılmıştı. 476 Nigolu kalesi civarına bir kasaba inşasına başlanarak bir hükümet konağı ve iki camii inşaatına başlandı. Kerkütlü cihetine Cevdet Efendi Kulesi, Çerçili Boğazına da Derviş Paşa Kulesi inşa edilerek burası tahkim edildi. 477 Delikanlu ve Çelikanlu aşiretlerinden yüzer adet olmak üzere toplam 200 hane Islahiye kazasına iskân olundular. 478 Delikanlu aşiretinden 120 hane Dumdum ovasında bulunan Altuntop denilen mahalde karye teşkil edilerek iskân edildiler. Yine aynı ovada Gümüştepe adında bir karye kurularak 100 hane ve Selimdede adı verilen başka bir karyeye de 100 hane yerleştirilerek bu isimler ile tesmiye olunmuşlardı. Şu halde Dumdum ovasında yeni teşkil edilen bu üç karyeye Delikanlu aşiretinden toplam 320 hane yerleştirilmiş oluyordu. Çelikanlu aşiretinden 100 hane Örtülü Peykâr ve 125 hane Arpalı Höyük adlarıyla yeni teşkil edilen iki karyede damlar inşa ettirilerek iskân edilmişlerdi. 479 Ayrıca Ulaşlı nahiyesinden Karayiğitoğlu Kadir Ağa bir miktar hane ile beraber kasabaya yerleştirilmişti. 480 Kerkütlü, Çerçili, Hanağzı, Kürtbağçesi ve Eğintili nahiyeleri, Kürt Dağından Keferdiz nahiyesi ile Dumdum ovasında Delikanlu ve Çelikanlu aşiretleri iskân edilerek bütün bu nahiyeler Islahiye kazasına bağlandı. 481 Maraş-İskenderun çöküntü ovasını içine alan ve Islahiye kazası merkez olmak üzere Hassa, İzziye ve Bulanık kazalarından mürekkep ve Maraş mutasarrıflığına bağlı bir kaymakamlık oluşturuldu. Islahiye kaymakamlığına Payas kaymakamı bulunan Şevki Efendi, Payas a ise Halep meclis azasından Veys Efendi tayin edilmişti. Kaza meclisine ise Delikanlu aşireti boybeyi Hüseyin Ağa ile Keferdiz hanedanından Ali Bey, Karayiğitoğlu Kadir Ağa ve Çerçili aşiret ağalarından biri meclis azalığına getirildiler. Meclis azalarına aylık 250 kuruş maaş da tahsis Tezakir III, s.148. Bu Çerçili eşkıyaları hiçbir yerde barınamayan kanun kaçakları olup içlerinden Mısır a kadar kaçanlar olmuş idi. Firar edenlerin evleri yakılmış ve yurtlarına yeni hane inşa etmek yasaklanmıştı. Tezakir III, s.150. Kayabaşı denilen mahalde Deli Halil ansızın basıldığından yalınayak kaçmayı başarmış ve Ulaşlı dağlarına çıkarak Alibekir-oğlu Ali Ağanın yanına kaçmıştı. Tezakir III, s.152. BOA. İ.M.Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. BOA. İ.M.Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza; Tezakir III s.149. Bu hanelerden büyük çoğunluğu inşa ettikleri damlarda oturmaya başlamışlardı. BOA. İ. Dahiliye, 37922, 3 Rebiyülevvel 1282 (27 Temmuz 1865) BOA. İ. Dahiliye, 37922, 3 Rebiyülevvel 1282 (27 Temmuz 1865) BOA. İ.M.Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. Aynı belge ayrıca; Tezakir III, 150; Halaçoğlu, Fırka-i İslahiye, s

78 edilmişti. 482 Maraş ta bulunan Kafkas asıllı Cafer Efendi de kaymakamlığın müftüsü olarak tayin edildiler. 483 Maraş-İskenderun yolunun emniyeti sağlanmış ve Maraş mutasarrıfına mezuniyet verilerek bu yolun tesviyesine başlanmıştı. 484 Cevdet Paşa nın Halep valisi olduğu 1866 yılında Islahiye dahilinde toplam 388 hane ve 46 dükkan inşa edilmek suretiyle iskâna devam edilmişti. 485 E. Gâvurdağı nın İskânı; Bulanık-Haruniye-Osmaniye-Yarpuz Islahiye kaymakamlığının kurulmasından sonra Nigolu dan hareketle buraya beş saat mesafede olup Bulanık dahilinde ve Ulaşlı nahiyesi kenarında bulunan Kişnaz karyesine gelinerek ordugâh kuruldu. 486 Sıra Gâvurdağı na gelmişti. Ulaşlı dağları olarak da bilinen bu dağda Ulaşlı aşireti bulunmakta olup Karayiğitoğlu, Kaypakoğlu, Çendoğulları ve Alibekiroğulları olmak üzere dört nahiyede ağalar idaresinde yaşamakta idiler. Fakat ordunun Kürtdağı ve Islahiye ovasındaki icraatlarından etkilenen ilk üç ağalık orduya gelerek itaat etmişti. Hatta Karayiğitoğlu karyesi Islahiye ye yakın olduğu için Kadir Ağa bu kazanın meclisine üye olarak görevlendirilmişti. Artık dört Ulaşlı Ağalarından Alibekiroğlu Ali Ağa ve ona sığınmış olan Deli Halil ile Dede Bey kalıyordu. 487 Kişnaz karyesine gelindikten sonra Kaypakoğlu, Çendoğlu ve Karayiğitoğlu nahiyelerinin tahrir-i nüfusları ve kuraları tamamladı. 488 Hareket planı tekrar gözden geçirilerek Bulanık üzerinden Yarpuz a vasıl olmanın sakıncaları olduğu anlaşılmış, Alibekiroğlu nun Kıyı köylerinden yardım gördüğü göz önüne alınarak Kıyı köylerini ıslah edildikten sonra, Gâvurdağı nın batı tarafından Yarpuz a çıkılması uygun bulunmuştu. 489 Kişnaz dan Pazaryeri ne hareket edilmesi kararlaştırılarak burada uygun bir ordu mevkî keşfetmek üzere Yaver Paşa ve Hüseyin Bey yanlarında bir miktar asker ile gönderilmişti. Yaver Paşa ayrıca Tacirlü aşiretinden Gâvurdağı eteklerinde bulunan oymakların mahallerinde kalmaları konusunda nasihat etmekle görevlendirilmişti. Fakat Tacirlü aşiretinden bazıları askerler üzerine silahla saldırdıklarından bunlara karşı koyularak 22 kişi yakalanıp Pazaryeri tarafına görülmüştü. Pazaryeri nde yapılan tetkikte Kıyı köylerinden Hacıosmanlı karyesi ordugâh için münasip BOA. İ.M.Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza. Cafer Efendi bu sıralar Maraş tarafında bulunan Kafkas muhacirlerindendi. Muhacirinden İslahiye taraflarına yerleşmeleri teşvik edilmek istenmiş ve eğer buraya muhacir gelir ise ıslahat-ı vakıânın tesisine başlıca sebep olacağından bir miktar maaş ile Cafer Efendi tayin edilmişti. Tezakir III, ; Mârûzât, s , Halaçoğlu, Fırka-i İslahiye, s BOA. İ.M.Vâlâ 24169, 9 Safer 1282 (4 Temmuz 1865) tarihli 42 numaralı arîza. BOA. İ.M.Vâlâ, 25130, 21 Rebiyülâhir 1283 (Eylül 1866) BOA. İ.M. Vâlâ 24169, 9 Safer 1282 (4 Temmuz 1865) tarih 44 numaralı arîza. Cevdet Paşa, Ali Ağanın aslında diğer ağalara göre oldukça ehven ve söz anlar olduğu haber alınmakta ise de iki misafirini feda edip orduya gelmesinin aşiret kavâidine aykırı olmasından dolayı silah zoruyla ele geçirmek gerektiğini belirtiyor.tezakir III, s.153. Çendik-oğullarından Mulla Ağa orduya gelip bağlılığını bildirmişti. BOA. İ.M.Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarih ve 46 numaralı arîza. BOA. İ.M.Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza; 72

79 görülmüştü. Keşif birliği geri dönerken aşiret ile yine çarpışma meydana gelmiş, bu defa da birkaçı yakalanmış ve 15 kadar ölü ve yaralı bırakmışlar. 490 Fırka-i Islahiye nin hazırlanması sebeplerini ele alırken Tacirlü aşiretinin zararlarından bahsetmiştik. Bunların bir kısmı Bulanık kazasına merbut Haruniye ovasındaki ormanlıklar içinde kışlaklar idi. 491 Aşiret kethüdalarından Kara Kethüda uzun zamandan beri etrafta serkeşlik etmekte olup diğer aşiretler Tacirlü aşiretinden çekinirlerdi. Ordu henüz Bulanık a gelmek üzere iken, Karakethüda bir çok aşiret haneleri ile Haruniye taraflarından hareketle Bulanık üzerinden yaylaya çıkmak istemiş ise de çarpışma neticesinde geri döndürülmüştü. 492 Bunun üzerine Haruniye sahası da ele alınmış, Hacı Hüseyin adında bir şahsa muhtarlık mührü verilerek Hacılar (Yeniköy) köyü kurulmuştu. 493 Ayrıca aşirete mensup 347 hane nüfus Haruniye ovasında çeşitli karyelere yerleştirilerek ziraatle uğraşmaları sağlandı. 494 Tablo II.Haruniye de iskân olunan Tacirlü Aşireti Haneleri Hane Çarşamba nam mahalde Halime karyesi 90 Boyalı nam mahalde Abidin karyesi 100 Perçenek(?) nam mahalde Selâmiye karyesi 31 Karacaoğlan nam mahalde Şahinoğlu karyesi 48 Ellekoğlu Ekşicioğlu obası Ulviye nam mahalede 31 İloğlu Karyesi 47 Toplam 347 Ordu Bulanık tan Çukurova tarafına hareket etmesi halinde Adana eyaletine girmiş olacağından Halep ve Maraş ile olan idari ve mali münasebetlerin kesilmesi gerekmişti. Bu sırada Arslan Paşa ile Aleşkirdli Mehmed Bey beş yüz süvari askeri ile birlikte orduya katılmışlardı Ağustosta Kişnaz dan hareket eden ordu bir gece Bacburunu denilen mevkide kaldıktan sonra ikinci gün Kıyı köyleri nin merkezi olan Hacıosmanlı köyünün üst kısmında BOA. İ.M.Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 46 numaralı arîza; Tezakir III s.159. Tacirlü aşiretinden 3-4 yüz hanelik bir bölük 7-8 sene önce Haruniye ye yerleşmiş ve ziraat etmeye başlamışlar ve kışın oturmak üzere sazdan kulübeler yapmışlarsa da henüz çadırları terk etmemişlerdi. BOA. İ.M.Vâlâ 24169, 18 Safer 1282 (13 Temmuz 1865) tarihli 45 numaralı arîza Tezakir III 158; Mârûzât, s.148. Hacılar köyü daha sonra kasaba olmuş ve 1983 yılında Haruniye Kasabası ile birlikte Düziçi adıyla ilçe olmuştur. Hacılar ın kuruluşu hakkında bilgi derleme olup bu gün hala Hacı Hüseyin soyundan aile yaşamaktadır. Halaçoğlu, Fırka-i İslahiye, s.18. Murseloğlu Mustafa Bey ve Halep zaptiyeleri iade olunmuş, alacakları olanların paraları ödenerek buralar ile alaka kesilmişti. Tezakir III, s

80 ordugâh kurmuştu. 496 Ordu bu esnada 9 tabur piyade, bir süvari alayı ile Arslan Paşa kumandasındaki Gürcü, Çerkez ve Kürt atlılarından oluşuyordu. 497 Hemen Ceyhan nehrinin sol tarafı ile Ulaş Dağlarının ıslahı işine başlanmıştı. Hacı Osmanlı köyü merkez olmak üzere Kıyı Köyleri bir kaza haline getirilerek Osmaniye adı verilmiş ve Çukurova dan Cerid ve Tacirlü kışlakları ile Çendoğulları nahiyesi bu kazaya bağlanmıştı. Diğer taraftan Kaypakoğlu nahiyesi Bulanık a, Karayiğitoğlu nahiyesi Islahiye kazasına, Kapulu oymağı Hassa kazasına dahil edilmişti. Osmaniye kazasına hükümet konağı olması için bina satın alınmış, cami, mektep, kule gibi gerekli inşaatlara başlanmıştı. 498 Kaza meclisi azalığına Osmaniye kasabası muteberânından Arslan Kurt Ağa, Akyar muhafızlığına memur olan Rüstem Ağa getirilmişti. Bu şekilde Osmaniye kazasının kuruluşu ve Kıyı köylerinin iskânı tamamlanmış oluyordu. 499 Tacirlü ve Cerid aşiret beyleri ise Kara Kethüda hariç orduya gelip gitmeye başlamışlardı. Tacirlü aşiretinden Süleyman Ağa nın teklifi üzerine daha önce bahsettiğimiz çarpışmalarda Tacirlü aşiretinden ele geçirilen hayvanlar satılıp bakaya vergileri karşılığı olarak ordu bütçesine dahil edilmişti. 500 Bu iki aşiretten Bacburnu ile Pazaryeri arasındaki verimli topraklarda yerleşerek haneler teşkil etmeleri ve ziraat ile uğraşmaları istenmişti. Buna rağmen bu aşiretlerin iskânı bir yıl sonra, yani Cevdet Paşa nın Halep valiliği döneminde gerçekleşebildi. Binbaşı Şükrü Bey ve mahallî memurlar vasıtasıyla Tacirlü ve Cerid aşiretlerinden 451 hane 8 karye teşkil edilerek yerleştirildi yılında Kınık kazasının ileri gelenlerinden Hacıosman Ağa adında birinin ismi geçmektedir. Bu köyün kurucusu olması muhtemeldir.kurt, Kınık s.10. Tezakir III. S.159. Hükümet konağı olarak kullanılacak bu bina ve arsası kuruşa satın alınmıştı. Tezakir III, s.162. Mârûzât, s.149; Tezakir III, s.160. Tezakir III, ss Bu köyler günümüzdeki Osmaniye-Bahçe arasında ve iki şehri birbirine bağlayan karayolunun sol tarafındaki ovada kurulmuşlardı. Köylere verilen isimler de dikkat çekicidir. Bu isimlerden dördü Fırka-i İslahiye de görev almış olan Derviş Paşa, Cevdet Paşa, Adana Valisi Rıza Paşa, Yaver Paşa ve Yüzbaşı Şükrü ey e aittir. İzzeddin ismi muhtemelen İzziye kazasında olduğu gibi Şehzâde İzzeddin Efendi adına koyulmuştu. BOA. İ. Dahiliye,

81 Tablo III.Osmaniye kazasında kurulan köyler ve hane miktarları Karye Adı Hane İzzeddîn Karyesi 47 Dervişîye Karyesi 123 Cevdetîye Karyesi 81 Rızaîye Karyesi 48 Yâveriye Karyesi 46 Tevfikiye Karyesi 40 Şükriye Karyesi 43 Azizli Karyesi Ayrıca bu iki aşiretin bakayaları da tahsil edilerek Adana mal sandığına teslim edilmişti. Çukurova nın en tehlikeli ve kıt a-i tarik ve katl-i nüfus ile ahali-i kurâ ve ebnâ-i sebile hasar ve mazarrat ede gelen ve din ve devlet ve ahalice bir gün bile faîdesi görülmemiş Cerid ve Tacirlü aşiretleri artık haneler inşa ederek ziraat ile meşgul olmaya başlamışlardı. 502 Osmaniye kazası kurulduktan sonra etrafı tamamen sarılan Gâvurdağında bulunan Alibekiroğlu nahiyesinin ıslahı ele alındı. Derviş Paşa Fırka-i Islahiye den yedi tabur asker, üç top ile gerekli erzak ve cephane alarak katırlarla dağ harekatına başlamıştı. Arslan Paşa kumandasındaki Gürcü ve Çerkez atlıları da bu harekata katılmışlardı. Payas hanedanından ve Küçükalioğulları nın muhalifi İmam Bey de Payas ta bulunan muvazzaf 200 asker ve Kıyı Köylerinden 200 kadar nefer-i âm ile birlikte Derviş Paşa ya katılmıştı. 503 Dağlarda yapılan muharebeler neticesinde bu bölge de itaat altına alındı. Dede Bey ve Deli Halil teminat ile teslim oldular. Alibekiroğlu Ali Ağa ise teslim olacağına söz vermiş ve ordu Kozan taraflarında iken gelip teslim olmuştur. 504 Fakat Ali Ağa nın biraderi Deli Fakı henüz teslim olmadığından bu BOA. İ. Dahiliye, Çend, Kaypak ve Karayiğitoğulları ndan birkaç yüz kişi de silahlandırılarak gönderilmişlerdi. Cevdet Efendi ise Osmaniye de kalmakla beraber altı bölük piyade ile dağa çıkan askeri teşyi etmek üzere hareket etmişti. Gavurdağı harekatından önce Derviş Paşa ve Cevdet Efendi Osmaniye nin hemen arkasındaki dağa keşfe çıktıklarında eşkıya üzerlerine ateş açmış fakat hücum etmemişti. Eğer eşkıya cesaret edip de saldırsa yanlarında yeterli asker bulunmadığından yakalanmaları ve dolayısıyla iskân harekatının böyle kötü bir şekilde son bulması içten bile değildi. Tezakir III, ss Deli Halil ve Dede Bey orduya teslim olduklarında silahları dahi alınmamış orduda başıbozuk asker tarzında Osmaniye ye indirilmişlerdi. Alibekiroğlu Ali Ağa ise benim şimdiye kadar mukavemetim iki büyük misafirimin hatırı içindi. Şimdi ilişiğim kalmadı. Ben de size dehâlet ederim. Siz işinize gidiniz. Ben buraca olan işlerimi tesviye ettikten sonra yanınıza giderim. diye haber göndermişti. Bunun üzerine Ali Ağanın sözüne itimat olunarak harekât bitirilmiş, Ali Ağa da sözünde durarak gelip teslim olmuştu. Tezakir III, s.168; Mârûzât, ss

82 dağların işi bir şekilde eksik kalmış oluyordu. Bu nedenle Gâvurdağları nın iskânı bir yıl sonra tamamlanmış ve Yarpuz karyesinde daima yarım tabur asker bulundurulması gerekmişti yılında Osmaniye kazası dahilinde toplam hanede nüfus yerleşmiş bulunuyordu. 506 Yarpuz, stratejik öneminden dolayı 1880 yılında Halep e bağlı Payas, 1890 yılında ise Adana ya bağlanarak Cebel-i Bereket adını alan sancağın merkezi olmuştu. Bu sancağa Payas, Osmaniye, Islahiye, Bulanık ve Hassa kazaları bağlanmıştı yılında ise sancak Yarpuz, Islahiye, Payas, Osmaniye, Hassa ve Bulanık kazalarından meydana geliyordu. 508 Osmaniye ve Gâvurdağı nın iskânı tamamlandıktan sonra Hemite kalesi yakınlarında bir gece ikametten sonra üçüncü gün Sis kasabası dışında ordugâh kurulmuştu. 509 F. Kozanoğulları nın Sonu ve Kozan Dağı nın Islahı Fırka-i Islahiye İskenderun a geldikten sonra Kozanoğulları nı iskâna alıştırmak ve hazırlanan ilannamelerin bölgenin ağa ve beylerine dağıtmak üzere Hüseyin Hüsnü Bey Kozan tarafına özel memur olarak gönderilmişti. Aynı zamanda Kurt İsmail Paşa da Sivas tarafından gelerek Kozan-ı Şarkî tarafında Mağara mevkîine gelmiş bulunuyordu. Ordu Hassa, Islahiye ve Osmaniye taraflarının iskânı ile meşgul iken Hüseyin Hüsnü Bey vasıtasıyla uzaktan Kozandağı ıslahına çalışılmaktaydı. Gerek Hüsnü Bey in ve gerek İsmail Paşa nın buralardaki çalışmaları etkisini göstermiş, bazı ağa ve kethüdalar orduya itaat etmek taraftarı olmuşlardı. Yusuf Ağa nın biraderi Hacı Bey de bunlardan biri olup Bulanık tarafında orduyu ziyarete gelmişti. Bunun üzerine Yusuf Ağa Kozan-ı Şarkî müdürlüğünden azledilerek yerine Hacı Bey tayin edildi. 510 Fırka-i Islahiye Osmaniye de bulunduğu sırada Kozan-ı Garbî ağası Ahmed Ağa nın babası Ömer Ağa, yanında Sis Müftüsü Mehmed Efendi, Yusuf Ağa nın biraderi Halil Bey ile diğer bazı ileri gelenlerle beraber ordugâha gelmişlerdi. 511 Bu ziyaret sırasında ordunun durumunu ve icraatlarını gören Kozanoğlu heyeti olumlu tesir altında geri dönerken Kozan ın zaptında önemli etkisi olmuştu. 512 Sis e gelindikten sonra Ömer Ağa nın diğer oğlu Ali Bey başta olmak üere 505 Mârûzât, ss Halaçoğlu, Fırka-i İslahiye, s İskândan sonra Osmaniye ve Cebel-i Bereket hakkında bkz. Halaçoğlu, Cebel-i Bereket s.186; 508 Ayrıca 6 nahiyesi ve 222 köyü vardı. Nasrullah, a.g.e., s Ordu Osmaniye den hareket etmeden önce keşfe çıkarılan Ahmet Muhtar Bey (Paşa) bölgenin hali ve bataklık olduğu hakkında geniş malumat vermektedir. A.Muhtar Paşa, Cild-i Evvel, Cevdet Paşa ise, Osmaniye den Sis e giderken geçtikleri sahanın sazlık, her tarafı sulak, verimli bir arazi olduğunu, fakat ziraat ve insan elinin buralara hiç değmemiş olduğunu, av kuşlarının, ceylan sürülerinin burayı şenlendirdiğini, fakat yabani domuzların yılanların insanı dehşete düşürdüğünü anlatmaktadır. Tezakir III, s Hacı Bey Fırka-i İslahiye ye gelirken yanında Afşar Aşireti Beyi Çerkez Bey zâde Hacı Bey de bulunuyordu. Tezakir III, s Tiyek taraflarında bulunulduğu sırada Hüseyin Hüsnü Bey Kozan dan dönerken Yusuf Ağa Hacı Halil Efendi adına bir temsilciyi de beraber göndermişti. Bunun ardından Batı Kozan Kaymakamı Ahmed Ağa da Hâfız Ali Efendiyi göndererek Fırka-i İslahiye ile temasa geçmişlerdi. Bu suretle başından beri Kozan tarafı ile yakından ilgileniyordu. Bu çalışmalar daha sonra Kozan tarafının iskânında büyük faydalar sağlayacaktır. Tezakir III, s Tezakir III, s

83 Kozanoğullarından ve diğer muteber ağa ve beylerden orduya gelenler oldu. Ahmed Ağa ise Hüseyin Hüsnü Bey i yanına alarak Eşepınarı taraflarında tahrir yapmak bahanesiyle dolaşmaktaydı. Fakat Hüsnü Bey ve çevresindekilerin ikna etmeleri üzerine Ahmed Ağa da orduya katılmıştı. Ayrıca Ömer Ağa nın diğer oğulları ve akrabaları da geldiğinden Kozan-ı Garbî tarafının bütün ağa ve beyleri itaat altına girmiş oldu. 513 Kozan-ı Şarkî müdürlüğünden azledilen Yusuf Ağa ise yanında pek taraftarı kalmadığından ve Ahmed Ağa nın dehaletini işittiğinden Kozanoğlu ağaları ile Farsak aşireti ve diğer aşiret beyleri Fırka-i Islahiye nin eline geçmiş bulunuyordu. 514 Kozanoğulları nın familyaları ile beraber Kozan haricine çıkarılması kararlaştırılmıştı. Bu nedenle bütün Kozan ağa ve beyleri maaşlar tahsis, bir kısmına da memuriyet verilerek, çeşitli yerlere sürgüne gönderildiler. Bunlardan biri de Batı Kozan ağası Çadırcı Ahmet Ağa olup kendisi mîrimiranlık rütbesi ile Kütahya kaymakamlığına atandı. 515 Babası Ömer Ağa ve kardeşleri ise Konya, Kayseri, Sivas gibi şehirlere gönderilerek Batı Kozan a hakim bulunan Kozanoğulları dağıtıldı. 516 Yusuf Ağa önce Maraş ta ikamet etmeyi münasip görmüş fakat buradan vazgeçmesi üzerine kardeşi Halil Bey gibi kendisinin de Sivas a gönderilmesine karar verilmişti. 517 Fırka-i Islahiye bu esnada beklenmedik bir sıkıntı ile karşılaştı. Kısa sürede baş gösteren kolera salgını orduya da yayılmış ve ölümlerin artması nedeniyle harekata son verilerek Sis e dönülmüştü. 518 Burada sancağın idari düzenlemelerini tamamlanmış, ordunun bir kısmı dağıtılarak 5 tabur bırakılmıştı. Derviş Paşa ve Cevdet Efendi kışı İstanbul da geçirmek ve baharda harekata devam etmek üzere Adana tarafına doğru yola çıkmışlardı. Bütün iskân sahasında kontrol sağlanmış görünüyordu. 519 Yusuf Ağa Sivas a gönderilmek üzere İsmail Paşa tarafından yola çıkarıldığında bir fırsatını bulup kaçarak tekrar isyana başladı. 520 Ordunun çoğu dağıtılmış ve kolera nedeniyle perişan bir haldeyken isyanın çıkması yapılan bütün ıslahatları tehlikeye düşürmüştü. Hemen gerekli tedbirler alınarak isyanın büyümesi önlenmeye çalışıldı. Ahmet Muhtar Bey de Çadırcı Ahmed Ağa orduya teslim olmak ile mukavemet arasında karar verememişti. Hüsni Bey seni eğer Kozan da bırakmazlar ise Kozan dan bir sancağa Mîri mîranlık ile me mûr edilirsin diyerek ikna etmişti. Tezakir III, s.177; A.Muhtar Paşa, Cild-i Evvel, 19. Yusuf Ağa nın dehaletinde kayınpederi olan Selimli Farsakları beyi Yusuf kethüdanın etkisi büyük olmuştu. Tezakir III, s.176. Ahmet Ağanın mîri mîrân olarak tayin edilmesi sıkıntıya sebep olmuştu. Ordunun görev ve yetkilerini belirleyen talimatnâmeye göre bir kişiyi mîri mîran rütbesiyle tayin etmek yetkisi verilmemişti. Fakat Cevdet Efendi Hüseyin Hüsni Bey in verdiği sözün devlet sözü olduğu bu nedenle sözden dönülemeyeceğini belirtmişti. Bunun üzerine Ahmed Ağa nın ataması hemen sadarete onaylatılmış, ordugâhta bir tören yapılarak üniforma giydirilmiş ve Kütahya Sancağı kaymakamı Ahmet Paşa olarak memuriyet mahalline gönderilmişti. Derviş Paşa ve Cevdet Efendinin 5 Cemaziyelevvel 1282 (26 Eylül 1865) tarihli telgrafları üzerine tamamat-ı İslahiye den olarak Kütahya Kaymakamı olan Ali Tevfik Paşanın açılacak yeni bir kaymakamlığa tayin edilmek üzere azli ve yerine Ahmet Paşanın atanması uygun görülmüştü. BOA. İ.Dahiliye 37623, 10 cemaziyelevvel 1282 (1 Ekim 1865) tarihli irade; Tezakir, s.177; Çadırcı Ömer Ağa, Konya ya gitmek arzusunda olduğundan kuruş maaşla bu tarafa gönderilmek üzere familyası ile beraber Adana ya getirildiğinde vefat etmişti. Bunun üzerine maaşının kuruşu familyasına pay edilerek kalanı hazineye bırakılmıştı. BOA. İ.M.Vâlâ, BOA. İ.M.Vâlâ 24529; Tezakir III, s.179. Deli Halil, Maraş Mutasarrıfı Âşir Paşa, Sis Katogigosu Kirağos Efendi ölenler arasındaydı. Tezakir III, s.182. BOA. İ.Dahiliye 37564; Tezakir III, ss.182, 183. Yusuf Ağaya elçi olarak giden Ahmet Muhtar Paşa olayı ayrıntılı şekilde anlatmaktadır. A.Muhtar Paşa, Cild-i Evvel, ss

84 Belenköy e gönderildi. Yusuf Ağa dan bıkmış olması nedeniyle isyan bastırılarak kendisi yakalanmıştı. Fakat Yusuf Ağa pes etmek niyetinde değildi, yolda tekrar kaçmaya çalışınca bu defa askerler tarafından vurularak öldürülmüştü. 521 Bu isyan üzerine Kozanoğulları ndan Konya, Kayseri ve Sivas tarafına gönderilenler Kozan a yakın oldukları gerekçesiyle Samsun limanından gemilerle İstanbul a gönderildiler. Bu şekilde Kozan da Kozanoğulları ndan kimse bırakılmayarak harice çıkarıldılar. 522 Kozan bölgesi Belenköy, Haçin ve Sis olmak üzere üç ayrı kazaya taksim edildi. Kars-ı Zülkadriye kazası ile beraber bu dört kaza Sis merkezli Kozan Sancağı ihdas edilerek Adana eyaletine bağlandı. 523 Kozan Sancağı kaymakamlığına Mirliva Hüsnü Paşa getirilerek normal maaşına ek olarak kuruş daha maaş bağlandı. Kozan-ı Şarkî müdürlüğü kaldırılarak karyeleri Sis ve Belenköy e bağlandı. Bu üç kazaya müftü, müdür ve naibler tayin edildi. Sancağın muhafazası için birer bölük süvari ve piyade zaptiye kuvvetleri teşkil edilerek Gençoğlanoğlu Ahmed Ağa tabur ağası tayin edildi. Karacalar aşireti kethüdası Vezir Ağa ise Sis yüzbaşılığına getirilmişti. 524 Ayrıca Kozan sancağının kurâsı çekilerek 249 kişi silah altına alınmıştı. 525 Îmar faaliyetleri de başlatılmış, Göksu nehri üzerindeki üç köprü inşa edilerek, Belenköy-Feke-Haçin yolu yüklü hayvan geçecek şekilde tesviye edilmişti. 526 Kozan ile Adana arasındaki ovada kışlayan Sırkıntılı aşiretine iskân sahası olarak kışlakları uygun görülmüştü. İki idari birim meydana getirilerek aşiret hanedanından Yusuf Bey Adana cihetindeki kazaya biraderi Ahmet Bey ise Kozan a bağlanan nahiyeye tayin edildi. 527 Bir yıl sonra Sırkıntı aşiretlerinin yerleştiği köylerde 515 hane inşa edilerek ahalinin yerleşmesi sağlanmıştı. 528 Kırıntılı, Lek ve Hacılar aşiretlerinin iskânına Halep vilayeti teşkil edildikten sonra başlandı. Aşiretlerin zarar ve ziyanlarının önlenmesi Kozan kaymakamlığına havale edilmişti. Sis Ahmet Muhtar Paşa, Cild-i Evvel,ss ; Tezakir III, ss Kozanoğulları nın sürgün yerleri, İstanbul daki durumları hakkında geniş malumat Sürgünler başlığı altında verilmiştir. Bkz.136 vd. Mârûzât, s.166; Tezakir III, s.180; Halaçoğlu, Fırka-i İslahiye, s.14; Yurtsever, Kilikya, ss Sis müftüsüne 250 kuruş, Tapan karyesi ulemasından Küçük Mehmed Efendi ye Belenköy müftüsü tayin ile 250 kuruş maaş verilmişti. Tezakir III, ss.180. Belgede toplam olarak 243 verilmişse de asıl rakamın 249 olduğu anlaşılıyor. Dikkati çeken bir diğer husus da gönüllülerin sayılarının fazla olmasıdır. Ayrıca bu gönüllüler arasında Afşar Aşireti Beyi Çerkezzâde Hacı Bey ile biraderi İbrahim Bey de bulunuyordu. BOA. İ.Dahiliye, Tablo IV. Kozan Sancağında Kur a ile askere alınanların miktarı Kur a Gönüllü Bilâ Kur a Bakaya Kozan-ı Şarkî Kozan-ı Garbî Afşar Aşireti Milli Aşireti (?) Göksu, Asmacı ve Yukarı Köprü ismi verilen bu köprülerin inşası tamamlandıktan sonra üzerinde kurbanlar kesilerek ahaliye dağıtılmıştı. BOA. İ. Dahiliye, Yusuf Bey 1.750, Ahmet Bey 750 kuruş maaş alacaklardı. Tezâkir, s.189. BOA. İ.M.Vâlâ

85 kazasının güneyinde üç saat uzaklıktaki boş arazilere yayla ve harmanlarda kimse bırakılmayarak iskân edildiler. Karyeler kurarak hane inşasına ve ziraata başlamışlardı. 529 Fakat Kozanoğulları kolay teslim olacak gibi değillerdi. Kütahya kaymakamlığına atanan Ahmet Paşa Anadolu tarafında kalan tek Kozanoğlu idi. Derviş Paşa ve Cevdet Efendi İstanbul a döndüklerinde, Yusuf Ağa isyanını göz önünde bulundurarak, Ahmet Paşanın da İstanbul a getirilmesinin doğru olacağına karar vermişlerdi. Bu nedenle Ahmet Paşa Kütahya kaymakamlığını selefine bırakarak İstanbul da Meclis-i Zaptiye azalığına atandı. 530 Uzun süre burada kalan Ahmet Paşa 1878 yılında Konya da bir memuriyet alarak buraya hareket etmişti. Fakat yolda karar değiştirip Kozan tarafına hareket ederek isyana başlamıştı. Kendisine ahaliden bir hayli katılımlar olmasına rağmen Kilgen Savaşında mağlup olmuş ve yakalanmıştı. 531 Trablusgarp a sürgüne gönderilen Ahmet Paşa 1908 yılına kadar burada kaldıktan sonra Meşrutiyetin ilanı ile İstanbul a dönmüş ve burada vefat etmiştir. Bu son Kozanoğlu isyanı basırıldıktan sonradır ki Kozan Dağında hakimiyet tam olarak tesis edilebilmiştir yılında ıslah tamamlandıktan sonra Kozan Sancağının nüfus tahriri tamamlandı yılında Kozan sancağının Sis kazasında Müslim ve 981 gayrimüslim yaşıyordu. Belenköy de Müslim, Gayrimüslim, Haçin kazasında ise Müslim gayrimüslim yaşıyordu. 533 Adana vilayetine bağlı bir sancak olarak kalan Kozan 1909 yılında Sis, Kars, Haçin, Feke kazalarından oluşuyordu. 534 G. Kars-ı Zülkadriye Kazası nın Kurulması Fırka-i Islahiye ordusu Hacıosmanlı köyünde iken Kars-ı Zülkadriye eşrafından birkaç kişi gelerek dağlara çıkan Çukurova aşiretlerinden isteyenlerin buraya yerleştirilmesini ve şehrin imar edilmesini istediler. Bu istek üzerine onlara buyruldu verilerek Kars-ı Zülkadriye nin ıslah edilmesi istendi. 535 Kısa bir süre sonra da Sunbas Nahiyesi Müdürü Gökvelioğlu Ahmed Bey ile Yağbasan Nahiyesi Kethüdası Gençoğlanoğlu Ahmed Ağa Osmaniye ye gelerek bağlılıklarını gösterdiler. 536 Fırka-i Islahiye Kozan tarafını iskân ettikten sonra yapılan idari düzenlemede, BOA. İ.Dahiliye 37882; Halaçoğlu, Fırka-i İslahiye, 17. BOA. İ.M.Mahsûs Ahmet Paşa nın isyanı hakkında geniş bilgi için bkz. A.R.Yalman, a.g.e., Ahmet Paşa yakalandıktan sonra Mersin iskelesinden İstanbul a gönderildi. İsyana katılanlar ise Divân-ı Harpte yargılanarak ağır cezalara çarptırıldılar. Ceza alanlar arasında Kozan sancağı tabur ağası Ahmet Ağa ve daha önce Sis yüzbaşısı olarak atanmış olan Vezir Ağa da bulunuyordu. BOA. Yıldız A.HUS.159/74 Kozanoğulları bölgedeki aşiretler tarafından pek sevilmekte idiler. Onların dağıtılması, Yusuf Ağa ile Ahmet Ağa nın isyanları onlar üzerinde derin tesirler bıraktı. Bu gün hâlâ Kozanoğulları hakkında hikâyeler, şiirler halkın dilinde söylenmektedir. Bkz. M.Kozanoğlu, a.g.e. ss.80-87; Onar, a.g.m., ss ; Yalman, a.g.e., ss Halaçoğlu, Fırka-i İslahiye, ss.14-16; Yurtsever, Kilikya, s.208. Ayrıca sancağa bağlı 6 nahiye ve 300 köy vardı. M.Nasrullah, a.g.e., s.59. Tezakir III, 160; Halaçoğlu, Fırka-i Islahiye, s.13; Yurtsever, Kadirli, s.98. Tezakir III, s.164. Mârûzât, s

86 Tatarlı nahiyesi, Sunbas nahiyesi ve Savrun nahiyeleri birleştirilerek Pazaryeri denilen mahalde Kars-ı Zülkadriye kazası ihdas edildi. 537 İdari yapı oluşturulduktan sonra Hüseyin Hüsnü Bey bu tarafta bulunan aşiretlerin iskânı ile görevlendirildi. Sunbas nahiyesinde bulunan Kırıntı cemaati ağaları çağrılarak tamamının Çukurova da yerleşmeleri istenmiş ve içlerinden Yukarı ve Aşağı Kırıntı kahyaları rehin olarak tevkif olunmuşlardı. Bir miktar asker sevk edilerek dağda bulunan Kırıntı cemaati ve diğer aşiret ağaları tevkif edilerek aşağı indirildiler. 538 Bu şekilde dağ eteğine toplanan haneler iskân mahalleri olan Pazaryerine nakledilmiş, kendilerine yetecek kadar arazi verilerek hane inşa etmeleri istenmişti. Ardından Sunbas nahiyesinin üç koldan memurlar gönderilerek tahrirleri tamamlanmıştı. 539 Tatarlı ve Savrun nahiyesinde, Torun, Kılavuzcu(?), Canbaz ve Bayatlu cemaatleri, Sunbas nahiyesine tabi Mehmetli aşiretinden Şebbablı(?) cemaati Kozanoğlu Yusuf Ağa nın firar ile isyan etmesi üzerine şekavetlerine yeniden başlamışlardı. Bu nedenle bu cemaatlerin de dağdan indirilerek Çukurova da iskânlarına karar verildi. Meclis azaları ile civar aşiret ağa ve kahyaları refakatinde kadar asker alınarak harekata başlandı. 540 Tatarlı dağının başlangıcında bulunan Öküzlü cemaati, daha ilerisindeki Karabıçak cemaati haneleri yakılarak aşağı gönderildiler. Torun, Kılavuzcu, Canbaz, Bayatlu ve Şebbablı cemaatleri ile Tatarlı nahiyesinin ibaret olduğu Öküzlü, Dervişli, Ekşiuşağı ve Karabıçak cemaatleri ahalisi, tahminen hane, Pazaryerine indirildiler. 541 Yağbasan cemaatinden Haçin e bağlanan Yağbasanlı karyesine iskân olunanlar haricindeki haneler, ağaları Ahmed Bey refakatinde Çukurova da kendilerine gösterilen mahalle yerleşmeye başladılar. Burada Mehmetli aşireti ile beraber karyeler teşkil ederek hane inşasına başlamışlardı. 542 Bu şekilde Tatarlı, Savrun ve Sunbas nahiyeleri haneleri ile Pazaryeri ne saat mesafede dağ başlarında bulunan haneler yakılarak ahalisi ovaya indirilmişti. Yalnız Kars-ı Zülkadriye kazasına üç dört saat mesafedeki Nurpen, Avluk (Oluk), Caferli ve Sıdırlı karyeleri bırakılmıştı. Ayrıca kaza heyeti teşkil edilmiş, İlbasan cemaatinin tahriri tamamlanmıştı. 543 Sunbas nahiyesi Pazaryeri ne yakın olmakla beraber Kozan-ı Şarkî idaresine bağlı ve dolayısıyla Yusuf Ağa hakimiyetinde idi. Eskiden beri Gökvelioğulları nın idaresinde derebeyi ahvalinde idare edilmiş, kadar haneye sahip bir nahiye idi. 544 Fırka-i Islahiye bölgeye geldiğinde Gökvelioğlu Ahmed Bey orduya gelerek bağlılığını bildirmiş, Yusuf Ağa nın isyanında da bin kadar hane halkı ile orduya hizmet etmişti. Fakat derebeylik ahvalinin ilgasından Tezakir III, s.180. BOA. İ.Dahiliye, Bu hanelerin nakli sırasında hayvanları olmadığından askerleri kullanılarak nakledilmişlerdi. BOA.İ.Dahiliye, İlbasan Cemaati ağası Hasanefendioğlu Mustafa Ağa ilekaraömerli ve Mehmetli aşiret kahyaları bu birliklere refakat ediyordu. BOA. İ.Dahiliye, Fakat Karabıçak cemaatinin Karaosmanuşağı ahalisinden birkaç hane eşya ve familyaları ile Andırın dağlarına kaçmış idi. Bu ahalinin iskân edilmesi ve kasabanın muhafazası için Pazaryerinde bir miktar asker bulundurulmasına lüzum görülmüştü. BOA, İ.Dahiliye, BOA. İ.Dahiliye, BOA. İ.Dahiliye, BOA. İ.M.Vâlâ,

87 dolayı ailesi ile beraber İstanbul a gitmek üzere Adana ya gönderilmişti. Üstelik kendisine kaydı hayat şartıyla aylık kuruş maaş bağlanmıştı. 545 Bütün bu ıslah çalışmaları ile Kars-ı Zülkadriye kazası kurulmuş ve bölgedeki aşiretler iskân edilmiş oldu. Kurulduğu yıllarda Zülkadriye kazasında Müslim 97 Hıristiyan hanede toplam kişi bulunuyordu. 546 H. Afşarların İskânı Çalışmanın I.bölümünde Tanzimat dönemi iskân faaliyetlerinden bahsederken Afşar aşiretinin on sene önce iskân edildiklerini belirtmiştik. Fakat Çukurova da kışlayıp Uzunyayla taraflarına yaylaya çıkan bu aşiretin problemleri tam anlamıyla çözülememişti. Özellikle iskâna karşı gelenler adet olduğu gibi kış aylarında Çukurova tarafına firar etmekten vazgeçmiyorlardı. Ayrıca bu iskân sırasında Aziziye sancağına yerleştirilmekte olduklarından buna pek yanaşmamışlardı. Çerkez Bey in ölümünden sonra aşiret müdürü olan büyük oğlu Hacı Bey Fırkai Islahiye yi ziyarete gelmiş ve kendilerinin Uzunyayla ya yerleşmek istediklerini lakin buraya Kafkas muhaciri yerleştirildiğinden zor durumda kaldıklarını beyan etmişti. 547 Gerçekten de Afşarlar ile Kafkas muhacirleri arasında bu iskân yeri nedeniyle çatışmalar çıkmış araya kan düşmüştü. Bunun üzerine Uzunyayla ya civar olan Sarız arazisi kendilerine tahsis edilerek yerleşmeleri istenmiş, Kurt İsmail Paşa da bu konuya memur edilerek gerekli düzenlemeleri yapması konusunda emir verilmişti. 548 Hacı Bey Fırka-i Islahiye ile birlikte hareket etmiş, daha sonra Kozanoğulları nın tedibi sırasında büyük hizmet ve gayret sarf etmişti. Hacı Bey ve küçük biraderi İbrahim Bey bu iyi hallerinden dolayı İstanbul a gönderilerek silahşörân hassa-i huzzât-ı şahâne silkine kabul edildiler. 549 Bütün bu iskân çalışmalarına rağmen 1869 yılında hala Afşar aşiretinden Çukurova tarafına gidenler olmaktaydı. Bu nedenle Halep Valisinden Çukurova, Adana, Payas ve Kozan taraflarına giderek geri dönmeyen aşiret mensuplarının Aziziye ye geri gönderilmesi istenmişti. 550 I. Adana da Düzenlemeler Cevdet Efendi ile Derviş Paşa Kozan tarafında hükümet tesis ettikten sonra Adana ya gelerek birlikleri burada bırakıp ertesi yıl Adana, Tarsus ve Mersin taraflarını ıslaha devam etmeyi tasarlamışlardı. Kozanoğlu Yusuf Ağa isyanının halledilmesinden sonra Sis ten Adana BOA. İrade Meclis-i Vâlâ, Yurtsever, Kadirli, s.101; Halaçoğlu, Fırka-i İslahiye, s.16. Köprülü, Avşarlar, s.37. Mârûzât, s.147; Tezakir III, s.157. BOA. İ.Dahiliye 37780; İ.Dahiliye BOA. A.MKT.MHM.,434/79. 81

88 yakınlarına gelinmişse de orduda kolera salgını olması, Adana taraflarında ise henüz görülmediğinden şehre girmeyerek Payas limanından İstanbul a gitme kararı aldılar. Bu nedenle Adana ile ilgili düzenlemeleri bil-muhabere tesviye-i umura mecbur oldular. 551 Karaisalı kaymakamlığı dahilinde bulunan Menemencioğlu Ahmed Bey ile Karsantı kazası müdürü Karsantıoğlu Halil Bey Fırka-i Islahiye yi tanımıyorlardı. 552 Halbuki Ahmed Bey i Adana meclisi azalığına getirmeyi, Halil Bey i de bir miktar maaş ile başka bir mahalle göndermeyi düşünmüşlerdi. Fırka-i Islahiyeye gelmemiş olduklarından her ikisinin de İstanbul a gönderilmesi Adana tarafı kumandanı olan Yaver Paşa ya havale edilmişti. 553 Halil Bey ele geçirilmiş ise de Menemencioğlu hala gelmemişti. Bunun üzerine bir miktar asker ile Adana ya dokuz saat mesafedeki dağda bulunan Çiçeli karyesine gidilerek Ahmed Bey ile oğlu, iki damadı ve ailesi Adana ya getirildi. 554 Adana, aslında harice çıkarılacak ağa ve beylerin toplanma merkezi olmuştu. Menemenci Ahmed Bey taifesi ile Karsantıoğlu Halil Bey son gelenler olmuştu. Daha önce Dede Bey ve kardeşleri Seydi ve Kadri, Alibekiroğlu Ali Ağa, Tiyekli Mehmed Bey ve karındaşı Halil ile birader zâdesi Mahmud beyler aileleri ile birlikte Adana ya getirilmişlerdi. 555 Çukurova nın bu ünlü ağaları Adana ya toplandıktan sonra aileleri ile beraber Mersin iskelesinden vapura bindirilerek bir daha memlekete dönmemek üzere İstanbul a gönderildiler. 556 Bu şekilde Adana da devlet kontrolü sağlanmış oldu. Halep vilayetinin teşkil edilmesinden sonra buraya bağlanan Adana 1867 yılında tekrar vilayet olmuş, pamuk ekiminin gelişmesi ve 1886 yılında demiryolunun Mersin iskelesine kadar uzatılmasıyla büyük gelişme göstermiştir yılında Adana, Karaisalı ve Hamidiye kazalarından meydana geliyordu. Sırkıntı, Karataş ve Misis nahiyeleri ile 449 köy bulunuyordu. 558 J. Ermenilerle İlgili Düzenlemeler Ordunun hazırlanmasında bahsedildiği gibi Haçin Ermenileri Kozanoğulları nın zulmünden bıktıklarını belirten şikayeti temsilciler göndererek bu durumu İstanbul a bildirmişlerdi. Bu nedenle Ermeniler için yapılacak düzenlemeler önem arz etmekteydi. Fırka-i İslahiye Kozan taraflarında iken başlayan kolera salgınında Sis Ermeni kilisesinin katagikosu da ölünce onun yerine Nigoğos adında bir piskopos getirilerek Bâbıaliye bildirilmişti Tezakir III, s.189. Menemenci Ahmed Bey bu hadiseyi anlatırken, kendi hali ile İstanbul a nakl-i hane etmek istediğini, durumu Adana valisi Ali Rıza Paşa ya dahi ifade ettiğini, fakat kendi rızası ile vatan terk etmenin pek müşkül bir şey olduğunu belirtiyor. Fakat devamında ordunun Kozan tarafına geldiğinde koleraya yakalanması üzerine sanki geri çekilecekler gibi bir emri olduğunu ifade ediyor. Anlaşılan Menemencioğlu kendi rızası ile İstanbul a gitmek kararı almış ise de hâlâ ortamı kollamakta idi. A.g.e., s.178. BOA. İ.M.Vâlâ 24808; Tezakir III, s.190. a.g.e., ss ; BOA. İ.M.Vâlâ BOA. İ.M.Vâlâ BOA. İ.M.Vâlâ, 24808; Menemenci Ahmed, a.g.e., s.179 Darkot, Adana İA I,- Hamidiye kazasına bağlı bir de Cerid Nahiyesi vardı. M.Nasrullah, a.g.e., s

89 Ayrıca manastır tamir edilmiş ve gelir sağlaması amacıyla büyük bir arazi vakıf olarak bağışlanmış idi. Zeytun ise Fırka-i İslahiye nin görevlerini belirleyen talimatnamenin sekizinci maddesinde bölge aşiretleri yanında Zeytun nahiyesinin de ıslah edilmesi yer alıyordu. Bu sırada özellikle Ermeni meselesi çıkarılmamaya özen gösterilmekteydi yılında Zeytun isyanı başlamış ve üzerlerine gönderilen kuvvetleri yenilgiye uğratmışlar, Zeytun a kimse giremez olmuştu. Nitekim Kozan dan sonra Zeytun a gidilmesi düşünülmüş fakat kolera salgını nedeniyle yapılamamıştı. 559 Bu defa harekat Cevdet Paşa nın Halep Valiliği sırasında yapıldı. Hüseyin Hüsnü Bey kumandasında zabıta kuvvetleri ve çevre kazalardan da asker alınarak Zeytun etrafı sarıldığında Zeytun ahalisi itaat etmek zorunda kalmıştı. 560 Hemen yeni vilayet usulüne göre düzenleme yapıldı. Zeytun kasabası ile çevredeki İslam nahiyeler bir kaza haline getirildi. Kaza meclisi Ermeni ve İslam azalardan oluşturulup idari mekanizma tamamlandı. 561 K. Derviş Paşa ve Cevdet Paşa nın İstanbul a Dönüşü Kozanoğulları orduya gelip teslim olduklarında bütün iskân sahası kontrol altına alınmış oluyordu. Kozandağı nın idari ıslahatı yapılıp, güvenlik tedbirleri alındıktan sonra ordunun buradaki işi bitmiş oluyordu. Bundan sonra Zeytun tarafına hareket olunması düşünülüyordu. Fakat beklenmedik bir anda ortaya çıkan kolera salgını orduya büyük zararlar vermişti. İçlerinde Maraş Valisi Âşir Paşa, Sis Ermeni Katağikosu Kirağos Efendi, tedip edildikten sonra orduda alıkoyulan Deli Halil in de bulunduğu bir çok ölümler meydana gelmişti. 562 Bu nedenle Derviş Paşa ve Cevdet Efendi harekata ara vererek kışı İstanbul da geçirmek ve bahar ayında tekrar devam etmek kararı almışlardı. Kozan ın mülki işleri Hüsnü Paşa ya askeri işleri Kurt İsmail Paşa ya havale edilmiş, ayrıca Adana bölgesi kumandanlığına da Yaver Paşa getirilmişti. 563 Gerekli tedbirleri alan Derviş Paşa ve Cevdet Efendi İstanbul a gitmek üzere Mersin limanına doğru yola çıktılar. 564 Fakat Adana yakınlarına geldiklerinde Yusuf Ağa nın fırsattan istifade ile isyan ettiğini haber alınca geri dönmek zorunda kalmışlardı. Ordu koleradan perişan olmuş ve büyük bir kısmı dağıtılmış olduğundan Yusuf Ağa isyanı bastırılamaz ise yapılan bütün ıslahatın boşa gitmesi ihtimali vardı. Fakat Yusuf Ağa nın kısa sürede yakalanması bu tehlikeyi ortadan kaldırmıştı Tezakir III, s.181. BOA. İ.M.Vâlâ BOA İ.M.Vâlâ Tezakir III, BOA. İ.Dahiliye, BOA. Y. EE.142/59; İ.Dahiliye

90 Neticede bölgede işleri yoluna koyan Derviş Paşa ve Cevdet Efendi İstanbul a gitmek üzere yola çıktılar. Adana-Misis-Kurtkulağı üzerinden Payas limanına ve buradan vapura binerek İstanbul a döndüler. 565 Derviş Paşa ve Cevdet Efendi nin İstanbul a dönmeleri ile Fırka-i İslahiye nin icraatlarının birinci merhalesi sona ermiş oluyordu. Bu altı aylık süre içerisinde ordu büyük işler başarmıştı. En başta bölgede bulunan hanedan aileler, aşiret beyleri, ağalar, eşkıya reisleri gibi bütün bölgesel güçler ortadan kaldırılmıştı. Bunlardan bir kısmı memuriyetle, bir kısmı maaş tahsisi edilerek başka bir mahalle, bir kısmı ise tevkif edilerek ama bütün hepsi başka memleketlere gönderildiler. Bölgenin idari birimleri yeniden Tanzimat kaidelerine göre düzenlenmiş, mülki görevliler atanmıştı. Dolayısıyla artık devlet kontrolü tamamen sağlanmış oluyordu. Özetlemek gerekirse, Fırka-i İslahiye bu ilk devrede ıslahata engel olacak bölgesel güçleri ortadan kaldırmış ve idari görevlere ıslahatçı bir kadro getirerek bölgenin imar, iskân ve ıslahına başlamıştır. Fakat yapılacak daha çok iş vardı. Üstelik iskân edilen bölgelerde tekrar isyanların başlaması ihtimali de olabilirdi. Antakya dan Adana ya kadar bir çok köy ve kasabalar kurulmuş ise de buraların gelişmesini sağlayacak altyapı hizmetleri yapılamamıştı. Çünkü, Çukurova arazisinin havası o kadar kötü ve insan yaşamına elverişsizdir ki kimse barınamaz ve yaşayamazdı. Ahmet Muhtar Paşa nın dediği gibi Çukurova o günlerde adeta bir kırım yeridir. Dolayısıyla Fırka-i İslahiye nin asıl îmar, iskân ve ıslah faaliyetleri ikinci aşamada meydana gelecektir. Bu ikinci aşama Halep Vilayetinin teşkili ve Cevdet Paşa nın Halep valiliğidir. 565 BOA. Y. EE. 142/253; Mârûzât, s.172; Tezakir III, s.190; 84

91 IV. BÖLÜM HALEP VİLAYETİ NİN KURULMASI VE AHMET CEVDET PAŞA NIN BURADAKİ VALİLİĞİ A. Halep Vilayeti nin Kurulması Tanzimat reformlarının ülke geneline yaygınlaştırılması, mahalli idarelerin yeni usule göre düzenlenmesi ile mümkün olacaktı. Bunun en güzel örneğini Mithat Paşa, Niş te yaptığı icraatlar ile göstermişti. Sadrazam Fuat Paşa nın gayretleri sonucunda Mithat Paşa nın hazırlanmasına büyük katkı sağladığı 1864 Vilayet Nizamnamesi hazırlanmıştı. 566 Cevdet Efendi ve Derviş Paşa İstanbul a vardıktan kısa süre sonra Ali ve Fuat Paşalar Cevdet Efendiye Fırka-i İslahiye ile hayli ıslahat yaptınız. Bunun tesisi yine sizin himmetinize manûttur. demekteydi. 567 Nitekim hemen ardından eski Halep ve Adana eyaletleri ile Maraş mutasarrıflığı birleştirilerek Halep Vilayeti tesis edildi. Vilayetin valiliğine kazaskerlik payesini bırakarak vezirliğe geçen Cevdet Paşa getirilmişti. 568 Önemli değişiklikler ve yenilikler getiren bu vilayet sistemine uygun olarak Tuna vilayeti, Bosna vilayeti, Erzurum vilayeti ve Halep vilayeti oluşturuldu. Böylece 1865 yılında yeni nizamnameye göre örgütlenmiş 4 vilayet ortaya çıkmıştı. 569 Bunun için Halep Vilayeti Nizamnamesi hazırlandı. Vilayet-i Halep, Adana, Payas, Kozan, Maraş, Urfa ve Zor sancaklarından oluşuyordu. 570 Cevdet Paşa bu görev ile hem Halep vilayetini yeni nizamname çerçevesinde düzenleyecek hem de Fırka-i İslahiye deki görevine devam edecekti. 571 Derviş Paşa ise IV.Ordu Müşirliğinden ve Fırka-i İslahiye kumandanlığından alınarak V.Ordu Müşirliğine tayin edilmişti. V.Ordunun görev bölgesi Halep vilayetini de kapsadığından Derviş Paşa aynı Cevdet Paşa gibi iskân sahasından tamamen el çektirilmemişti. Hatta bu saha genişletilerek reformlarını bütün bu bölgelerde icra etmeleri istenmiş idi. Fırka-i İslahiye nin kumandanlığını ise Kurt İsmail Paşa yapacaktı. Zaten Adana, Kozan, Maraş ve Payas tarafları Fırka-i İslahiye ordusu ile iskân ve ıslah edilmişlerdi. Bütün iskân sahası tek bir idari mekanizmada toplanarak bölgede yapılmakta olan reformun etkin bir şekilde yerine getirilmesi sağlanmıştı nizamnamesinin önemli kısımlarını I.Bölümde ele almıştık. Bkz. 31 vd.; Düstur, ss Tezakir III, s.199. BOA. C.Dahiliye 3906; Mârûzât, s.177; Tezakir III, s.199. BOA. C.Dahiliye 3906; Mârûzât, s.177; Tezakir III, s.199. Salnâme-i Vilâyet-i Haleb 1286, s.228. Tezakir III, ss Tezakir III, s

92 B. Ahmet Cevdet Paşa nın Halep te ki İcraatları Fırka-i İslahiye nin birinci aşama icraatı ve en önemlisi bölgede devlet otoritesini sağlamak olmuştu. İkinci aşama ise bölgenin imar ve iskânı ile ekonomik kalkındırma için gerekli alt yapı hizmetlerinin yerine getirmek olacaktır. Bu kalkındırma için gerekli alt yapı hizmetlerini yerine getirilmesi gerekecektir. Buna rağmen birinci aşamada halledilemeyen birkaç önemli mesele de ordunun kumandanına ve bölgenin genel valisine kalmıştı. Gâvurdağı nda Alibekiroğlu Deli Fakı hâlâ devlet otoritesini tanımayarak dağlarda kendi başına hareket etmeye devam ediyordu. 573 Fırka-i İslâhiye kumandanı Kurt İsmail Paşa, Gâvurdağı na yaptığı askeri harekatla Deli Fakı nın çetesini dağıtmış, bir çoğunu ele geçirmişti. Artık dağda tutunamayacağını anlayan Deli Fakı Halep te Cevdet Paşa ya teslim olmuş, bunun üzerine ailesi ile beraber İstanbul a gönderilmişti. 574 Deli Fakı dan başka 41 kişi daha ele geçirilerek muhakemesi yapılmış ve ağır cezalara çarptırılmışlardı. 575 Halep valiliği sırasında Cevdet Paşa iskân sahasını teftiş ederek buraların bir yıl önceki haline göre çok değmiş olduğunu iftiharla anlatır. Örneğin Kars-ı Zülkadriye kasabasında 3 saat boyunca pamuk tarlalarından geçtiklerini ifade eder. Hemite ve Kars ta aşiretlerin çadırlarını bırakarak taştan evler yaptıklarını, ovada mis gibi kokular geldiğini, lakin bir süre sonra ağır bir koku başladığını bunun sebebinin ise henüz tarıma açılmayan bataklıklar olduğunu belirtir. Bunun yanında eksikliklerin de olduğunu, örneğin Kars ta hükümet konağının olmadığını ve devlet memurlarının çadırda oturduğunu, Sis te hapishane bulunmadığını, Adana nın hükümet konağı, hapishane ve zaptiye binalarının tamir edilmesi gerektiği, Adana ile Kozan arasında bir han yapılması gerektiği gibi tespitlerde bulunur. 576 İskân sahasında önemli bir imar faaliyeti başlamıştı. Sis 577, Belen 578, Tarsus 579, Zeytun 580, Elbistan 581 kazalarında hükümet binası, İskenderun 582 ve Payas 583 limanlarına gümrük binası inşa edilmişti. Adana hükümet konağının tamiri 584, Tarsus-Mersin arasındaki sazlık ve bataklık mahallerin kurutulması 585, Bulanık kazasında bir hükümet binası tedariki 586, Hassa kazasında su BOA. İ.Dahiliye BOA. İ.M.Vâlâ 26096; İ.Dahiliye, 39330; Tezakir III, ss Bu 41 kişi arasına Küçük Güllü karyesi muhtarı Bekirşan, Büyük Güllü kethüdası Ali Bey, Harlık karyesi kahyası Abdul da bulunuyordu. Bu üç kişi hakkında idam kararı verilmiş, Bekirşan ve Ali Bey mahkemeden önce vefat ettiklerinden idam kararı uygulanmamış fakat Abdul idam edilmişti. Diğer 38 kişiye de suçlarına göre değişik cezalar verilmişti. BOA. İ.M.Vâlâ Tezakir III, ss Mârûzât, ss BOA. İ.M.Vâlâ BOA. İ.M.Vâlâ BOA. İ.M.Vâlâ BOA. İ.M.Vâlâ BOA. İ.M.Vâlâ BOA. İ.M.Vâlâ BOA. İ.M.Vâlâ BOA. İ.M.Vâlâ BOA. İ.M.Vâlâ BOA. İ.M.Vâlâ

93 mecrasının ıslah edilmsi 587 gibi pek çok mesele halledilmeye çalışılmıştı. Ayrıca yapımına 1864 yılında başlanan Adana-Halep telgraf hattı tamamlanmış, Tarsus-Mersin tarafına kadar da uzatılmıştı. 588 Diğer taraftan iskân sahasında yeni köy ve kasabaların kurulması, buralara devlet binaları inşa edilmesi devam etmekteydi. Osmaniye kazası dahilinde yeni kurulan 8 köy buna örnektir. Bu köylere çevredeki aşiret mensuplarından haneler yerleştirilerek ziraat yapmaları istenmişti. 589 Bölgede bulunan aşiretlerden yeni köyler teşkiline devam edildi. Bu şekilde yeni kurulan köylere 1866 yılında Sis, Maraş ve İslahiye sancaklarında toplam hane yerleştirilmiş ve 46 dükkan inşa edilmişti. 590 Tablo V.Sis kazası dahilinde iskân aşiretler için inşa olunan hane miktarı Aşiret Adı Hane Hacı-Mirzalı Aşireti için 52 Candık Aşireti için 34 Mısırlu Aşireti için 13 Yeniköy ve Yörükle karyesinde 109 Kabasakal Aşireti için 101 Sırkıntı Aşireti için Eydem (İdem/İydem) Aşireti için 46 Gürün Aşireti için 94 Alapeykar ve diğer kuralar için 50 Tacirlü Aşireti için 240 Cerid Aşireti için 211 Bozdoğan Aşireti için Tablo VI.Maraş nahiye ve köylerinde iskân olunan aşiretler için inşa olunan hane miktarı BOA. İ.M.Vâlâ BOA. İ.M.Vâlâ İ.M. Vâlâ 12424; İ.M. Vâlâ BOA. İ.Dahiliye BOA. İ.M.Vâlâ BOA. İ. M. Vala

94 Aşiret Adı Hane Sementili Aşireti için inşa olunan 606 Atmalu Aşireti 137 Yukarı Kalcalu ve Akçakoyunlu için 202 Aşağı Kalcalu aşireti ve Hacı Bâbek (?) karyesi 156 Cacalı aşireti için 53 Kelleoğlu Obası için 33 İloğlu Obası için 47 Çakallı mâ Höpürlü aşireti Tablo VII.Islahiye kazası merkezinde ve kurâlarında inşa olunan hanelerin miktarı 592 Hane Dükkan İslahiye kasabasında Çelikanlu Aşireti için Delikanlu Aşireti için Özellikle liman ve yol meselesi üzerinde raporlar, projeler hazırlatarak bölgenin ekonomik kalkınması için çareler arandı. Cevdet Paşa henüz Adana dan İstanbul a hareket eder iken Ahmet Muhtar Bey den Karataş burnu ile Yumurtalık limanını keşfedip Dersaadete geliniz emri ile bir rapor hazırlanmasını istemişti. Muhtar Bey bu iki yer hakkında bir rapor hazırlayarak İstanbul a döndü. 593 Ahmet Muhtar Bey in raporunda şu tespitler vardır: Karataş a Ceyhan dan su getirilmesi ayrıca buraya suni bir liman yapılabileceği, Ayas ta ise Yumurtalık limanının tamir edilmesi, bu bölge ahalisinin değirmen için saat yol gittikleri halbuki yakın mahalde iki eski değirmen olup bunların tamiri, gibi teklifleri bunlardan bazılarıdır. Ayrıca Ayas veya Karataş limanlarından birinin şenlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir. Bu limanın Ayas olabileceğini, Basra Körfezinden Birecik e kadar Fırat nehrinden deniz taşımacılığı yapıldığını, Birecik ten devamla Nizip-Antep-Maraş üzerinden bu limana bir demiryolu yapılabileceğini belirtir. 594 Yol yapım çalışmalarına da hız verilmiş, yapımına bir yıl önce başlanan Kars-ı Zülkadriye-Sis-Haçin kasabaları arasındaki yol genişletme çalışmaları ile Göksu nehrine köprüler BOA. İ. M. Vala Ahmet Muhtar Paşa, Cild-i Evvel, 24 ; Raporun tam metni Tezakir III te verilmiştir. ss Raporun tam metni için Bkz. Tezakir III, ss

95 inşası tamamlanmıştı. 595 Yapımına bir yıl önce başlanan Maraş-Islahiye yolu tamamlanarak hizmete açılmıştı. 596 Cevdet Paşa ise Halep ten İskenderun a şose yol inşası başlatmış, ayrıca Halep-Birecik arasını araba geçebilecek şekilde düzeltip genişlettirmişti. Halep valiliğinden ayrılırken Halepliler e hitap ettiği konuşmasında da yol yapılmasının önemi üzerinde durarak kendisinden sonrakilere vasiyette bulunmuştu. 597 Cevdet Paşa nın Halep valiliği döneminde bölgenin imarı ve altyapı hizmetlerinin tamamlanmasında büyük çaba gösterilmesine rağmen hükümet değişikliği sebebiyle problemler ortaya çıktı. Bu yeni hükümet sıkı bir tasarruf politikası takip ettiği için, Halep teki imar çalışmaları için yeterli ödenek ayırmıyordu. Bu yeni hükümetle birlikte Güney Anadolu daki reform çalışmaları sekteye uğramıştı. 598 Çünkü bu tasarruf tedbiri nedeniyle örneğin Kars ta henüz hükümet konağı yapılmamış, devlet hizmetleri çadırlarda görülmekte idi. Devlet aşiretlerin çadırla rını bırakarak haneler inşa etmesini istemekte fakat kendisi hala çadırlarda barınmaktaydı. İskan bölgesinde yapılması gereken daha çok şey olmasına rağmen hükümetin bu iskân ve ıslah hareketinin önemini tam anlayamadığı görülüyordu. Fakat Ahmet Cevdet Paşa nın Halep valiliği fazla uzun sürmedi yılı Martının ortalarında, yeni kurulmuş olan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye riyasetine tayin edildi ve İstanbul a döndü. Maraş mutasarrıfı olan Naşid Paşa Halep eyaletine, Fırka-i Islahiye Kumandanı olan Kurt İsmail Paşa da Diyârbekir eyaletine vali olarak atandılar. Kurt İsmail Paşa ordu kumandanlığını devam ettiriyordu. 599 C. Fırka-i Islâhiye nin Görevinin Sona Ermesi Fırka-i Islâhiye harekata başladığı tarihten sonra ilk altı ayda askeri icraatların büyük bir kısmını tamamlamıştı. Üstelik bu altı aylık icraat tahmin edilenin çok altında bir masraf ile yerine getirilmişti. 600 Derviş Paşa ve Cevdet Paşa İstanbul a döndükten sonra ordunun kumanda heyetinde değişiklik olmuş, Derviş Paşa V.Ordu Müşirliğine, Cevdet Paşa ise Halep Valiliğine tayin edildiğinden fırkanın kumandanlığına Kurt İsmail Paşa getirilmişti. 601 Çukurova ve çevresinin ıslahı tamamladıktan sonra Dersim, Akçadağ ve bi l-cümle Kürdistan ı dolaşarak. ıslah etmek lazım geliyordu. Fakat bu sırada Eflak ve Boğdan taraflarında meydana gelen BOA. A. MKT. MHM. 382/37. Cevdet Paşa bu yolun yapımına büyük önem vermekteydi. Bu yolun açılması ile Maraş tarafının İskenderun iskelesine açılan büyük bir ticaret mecrası olacağını söylüyordu. Maraş Mutasarrıfı Aşir Paşa bu işe memur edilmiş, kuruş masrafla yapıla bileceği tetkik edilmişti. Yol altı arşın genişliğinde asriye işleyecek şekilde yapılması istenmişti. BOA. İ. M. Vala Tam bir yılda tamamlanan bu yol için 7.128,5 kuruş harcanmıştı. BOA. İ. M. Vala Tezakir III, ss Tezakir III, ss Tezakir III, s.226. Cevdet Paşa, Fırka da görevli bütün kumandan ve memurlar, başıbozukların maaşları, ordunun nakliye masrafları, Hassa ve İslahiye de inşa olunan kışlalar ile İslahiye ve Osmaniye de inşa olunan kulelerin masrafları ve diğer fevkalade masrafların toplamı kese akçe civarında tuttuğunu bekitmektedir. Tezakir III, ss Tezakir III, ss

96 karışıklıklar nedeniyle Tuna vilayetinde bir ihtiyat ordusu teşkiline karar verilmişti. Bu nedenle Fırka-i Islahiye den bir miktar askerin buraya gönderilerek Anadolu nun umûm ıslâhatı te hir olunub şimdilik iskân edilen bölgenin ıslahatının tamamlanmasına karar verildi. Miralay İbrahim Bey kumandasında bulunan Hassa taburları iade olunmuştu. Cevdet Paşa Hassa taburlarını iade etmekle beraber taburlarda binbaşı olan İbrahim Bey ve Hüseyin Hüsnü Bey i bölgede bırakarak ıslahın yarım kalmasını engelledi. Ayrıca Arslan Paşa ve Aleşkirdli Mehmet Bey in süvari birlikleri de bir süre sonra görev yerlerine döndüler. 602 Bu değişikliklerle ordunun mevcudu azaltılmış ve tasfiye süreci başlatılmıştı. Buna rağmen ordunun, bölgeden hemen ayrılması halinde yeni bir isyana sebep olma ihtimaline karşılık bir süre daha bölgedeki görevine devam etmesi kararlaştırıldı. Zaten bu sırada birkaç alay da zuhur etmişi. Kozan da ihtilâl başlamış, önceden Kozanoğulları na tabi olarak geçinen birkaç yüz kişi yanlarına topladıkları bir kısım aşiret ahalisi ile Belenköy de bulunan taburu muhasara etmişlerdi. 603 Ayrıca Tiyekli Mehmet Bey Antakya da ikamet etmek üzere gönderilmiş olmasına rağmen iki kumandanın İstanbul da olmasını fırsat bilerek Hassa da tekrar isyana başlamıştı. Burada bulunan kışlayı muhasara ve Gâvurdağı ahalisini isyana teşvik etmiş ise de yakalanarak İstanbul a gönderilmişti. 604 Ayrıca iskân sahasında problem olan iki mesele daha vardı. Bunlardan biri Gâvurdağı nda bulunan Alibekiroğlu Deli Fakı diğeri ise Zeytun meselesi idi. Zaten bunlarda Cevdet Paşa nın Halep valiliği sırasında halledilmişti. Bu suretle Fırka-i İslâhiye nin iskân bölgesindeki görevi tamamlanmış oluyordu. Cevdet Paşa nın Halep valiliğinden alınarak Divan-ı Ahkam-ı Adliye teşkilatının başına getirilmesi, Kurt İsmail Paşa nın ise fırka kumandanlığı görevi ile birlikte Diyarbekir valiliğine tayin edilmesi ile ordunun Çukurova tarafındaki misyonu tamamlanmış oldu. Bundan sonra bölgenin iskân ve ıslahı yeni teşkil edilen idari ünitelere atanan memurlar tarafından yürütülmeye çalışıldı Tezakir III, s.201. Alınan önlemlerle bu ihtilal bastırılmış, ve eşkıyadan birkaç yüz kişi ele geçirilmişti. BOA. İrade-i Dahiliye ; Tezakir III, s.203. Tezakir III, s

97 V.BÖLÜM İSKÂN HAREKETİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ A. Fırka-i Islâhiye nin İskân Yöntemi Fırka-i İslâhiye nin altı ay gibi bir sürede yıllardır halledilemeyen bir çok meseleyi halletmesi önemli bir başarıydı. Bu başarıda şüphesiz ordunun gücü, orduda görev alan kumandan, zabit, mülki görevliler ile askerlerin özveri ve kabiliyetlerinin önemli bir katkısı olmuştu. Zaten bu orduda görevli Cevdet Paşa, Derviş Paşa, Arslan Paşa, Kurt İsmail Paşa önceden kendilerini ispatlamış başarılı devlet adamları olarak buraya gelmişlerdi. 605 İskanın başarısında bir diğer husus ordu mensuplarının iskân sırasında uyguladıkları yöntem ile ilgiliydi. Çünkü bölgede zaten devlet idaresine alışmamış aşiretler ve dağ ahalisi olduğundan atılacak her adımın dikkatlice seçilmesi gerekiyordu. Bazı durumlarda yüzlerce askerin başaramayacağı bir olayı küçük ve basit örnekler vermek mümkündür. 606 Ordu Hassa kazasında iken keşif olarak ileri gönderilen Mürseloğlu Mustafa Bey in atlıları ahalinin ekinlerine zarar verdiğinden şikayetler olmuştu. Bunun üzerine zarar karşılanarak bundan sonra daha dikkatli olunmaya çalışılmıştı. 607 Kişnaz nahiyesinde ise ahali ordudan çekindiğinden ekinlerini harmanda bırakarak dağlara çekilmişti. Derhal nöbetçiler konularak harmandaki ekinler muhafaza altına alınmış, ahali ise bu durumu görüp takdir ederek orduya gelip gitmeye başlamıştı. Bulanık kazasında ise ahalinin burada bulunan bir tabur askere vermiş oldukları erzak ve saman gibi şeylerin parası ödenerek adil bir yaklaşım gösterilmişti. 608 Sis te toplu halde Cuma namazı kılınması ise özellikle seçilmiş hareketti. Cevdet Paşa bu namazın tesirlerini şu şekilde ifade ediyor; Bu namaz Kozan dağlarını öyle sarstı ki Kozanoğulları nın binây-i hükümleri tâ temelinden mütezelzil oldu. 609 Bu cümleden anlaşılan ordu erkânı bu tarz hareketlerin halk üzerinde yaratacağı olumlu tesirlerin farkındaydı. Özellikle askeri çarpışmalardan çekinip ahaliye adil ve merhametli yaklaşarak onların devlete alıştırılması amaçlanıyordu. Bölgede ele geçirilen ağa ve beyler halk önünde küçük düşürülmemiş, teşhir edilmemişlerdi. Hatta Kozanoğlu Ahmet Paşa Kütahya kaymakamlığına tayin edildiğinde ordugâhta bir tören tertip edilerek paşalık üniforması giydirilmişti. Bu gibi adamları kendisine bağlı ahali önünde onurlandırarak ahalinin Orduda görev alan kumandanların kısa biyografileri ilk bölümlerde bölümde verilmişti. Bkz. s 87 vd Benzer örnekler için bkz. Sina Aşkin, Fırka-i Islahiye ve Cevdet Paşa, Vefatının 100. yılında Ahmet Cevdet Paşa Sempozyumu, ( 9-11 Haziran 1995 ). Diyanet Vakfı Yay., (Ankara 1997), ss Tezakir III, s.149. Tezakir III, s.154. D.Dumont bu Cuma namazına dayanarak Kozan Dağın da aşağı tabaka halka şiddetli bir dini propaganda yapıldığını ileri sürmektedir. Delillerinden biri olarak da her kazaya iyi ücretle iman tayin edilmesini göstermektedir. a.g. m., s.385 ; Tezakir III, s

98 nefret duymasının önüne geçilmeye çalışılmıştı. Bütün bu davranışlar aşiretlerin ve diğer ahalinin yakınlaşmasını sağlayarak iskân ve ıslahın bölgede tesisini hızlandırmıştır. Fakat bazı durumlarda sert tedbirler alındığı da olmuştu. Özellikle kaçınılmasına rağmen gerektiğinde caydırıcı bir unsur olarak idam olayları olmuştu. Yusuf Ağa nın isyandan sonra ele geçirildiğinde firar etmeye kalkışmış ve askerler tarafından vurularak öldürülmüştü. Bu olay Tezâkir de normal bir şekilde anlatılmakta ise de Maruzat ta Yusuf Ağa müstehakını buldu. Onun içinde, nasıl öldü diye fazla kurcalamadık şeklinde şüpheli bir ifade ile anlatmış. 610 Çerçili nahiyesinde ele geçirilen eşkıyadan bir kaçı idam edilmişti. Sis te ise Yusuf Ağa nın isyanı sırasında yakalanan bir casus sorgusu yapılmadan idam edilmişti. 611 B. Yerel Güçlerin Tasfiyesi Fırka-i İslâhiye nin görev ve yetkilerini belirleyen talimatnamede üçüncü, dördüncü ve beşinci maddeler, bölgede hakimiyet kurmuş olan ve hanedan, ağa, bey, kâhya, kethüda, aşiret beyi gibi isimlerle adlandırılan kişilerin ele geçirilerek harice çıkarılmaları ile ilgiliydi. 612 Buna göre öncelikle bir ilannâme hazırlanmış ve bu ilanda umumi af çıkarıldığı ifade edilerek hükümete itaat etmeleri istenmişti. Ordu icraata başlarken bu ilanları özel memurlar vasıtasıyla bu kişilere gönderecekti. İlanın tesiri ile gelip teslim olurlar ise önce münasip bir yerde gözetim altında tutulmaları veya güvenilir olanları mahiyette tutma veya bir işte görevlendirmek tavsiye edilmişti. Fakat en nihayetinde bu adamların er yada geç bölgeden çıkarılmaları istenmişti. Harice çıkarılmaları sırasında bunlara maaş tahsis etmek, iskân sahasının dışında müdürlük veya kaymakamlık gibi görevlere getirme yetkisi verilmişti. Fırka-i Islâhiye bölgede görev yaptığı dönemde bütün bu bölgenin ileri gelenlerini tasfiye etme politikasını takip etmiştir. Ele geçirilen ya da teslim olan kişilere kayd-ı hayat şartıyla bir miktar maaş bağlanarak familyası ile beraber, bir daha dönmemek üzere dahil-i memleketten harice çıkarıldılar. Bir kısmı iyi hallerinden dolayı başka mahalde memuriyet verilerek ödüllendirildiler, asî olup isyan edenler ise tevkif olunarak gerekli cezalara çarptırıldılar. Çok azı ise hüsn-ü hizmetlerinden dolayı iskân bölgesinde bir memuriyete tayin olundular. Kozanoğulları başta olmak üzere bir çoğunun mahallerindeki haneleri ve diğer mülkleri hazineye kaydedildi. Bu mülklere karşılık kendilerine konak, çiftlik ve ömür boyu maaş tahsis edildi. Örneğin Yusuf Ağa nın ailesi ve diğer biraderleri için İstanbul da kuruşa bir konak satın alınmıştı S.Akşin, a.g. m., s.121. Tezakir III, s.186. BOA. İ. M. Mahsüs BOA. İ. M. Vala

99 SONUÇ Osmanlı Devleti nin kuruluşundan itibaren sistemli şekilde takip ettiği iskân faaliyetleri Tanzimat tan sonra da devam etmiştir. Fırka-i Islahiye Ordusunun iskânı, bu faaliyetlerin devamı niteliğindedir. Fırka-i Islahiye Ordusu yalnızca aşiretlerin iskânı için hazırlanmış bir ordu olmaktan ziyade bölgede tam bir ıslahat yapmak amacı düşünülerek hazırlanmış bir reform ordusudur. Ordu kumandanı yanında, aynı yetkilere sahip bir kazasker ve mülki ıslahatı yerine getirmek amacıyla tayin edilen memurlar bunu göstermektedir. Fırka-i Islahiye, İstanbul da tertip edilerek sefere çıkarılan ilk iskân ordusudur. Daha önceki iskân faaliyetleri genellikle bölgeye atanan dirayetli valiler tarafından, mahallinde bulunan ve çevreden sevk edilen kuvvetlerle yerine getirilmekteydi. Bu nedenle Osmanlı iskân tarihinde Fırka-i Islahiye ayrı bir yere sahiptir. Osmanlı tarihinde padişah II. Mahmut ile başlayan ve Tanzimat idarecilerinin devam ettirdiği âyanların ortadan kaldırılarak merkezi otoritenin tesis edilmesi, Fırka-i Islahiye ile devam etmiştir. XIX. Yüzyılın ilk yarısında Çukurova ve çevresinde hakim olan Kozanoğulları, Küçükalioğulları, Menemencioğulları ile diğer hanedan, ağa ve aşiret beyleri tamamen tasfiye edilmişlerdir. Güney Anadolu da bulunan ve yüzyıllardır konar-göçer hayatlarına devam eden aşiretler, Fırka-i Islahiye iskânı ile yerleşmiş çiftçi olarak istihdam edilmişlerdir. Afşar, Tacirlü, Cerid, Bozdoğan, Varsak, Sırkıntı, Reyhanlı, Delikanlu, Çelikanlu, Okçuizzeddlü ve diğer aşiretler kışlak mahallerinde köyler kurularak yerleştirilmiş ve yaylaya çıkmaları tamamen yasaklanmıştır. İskân hareketinin önemli bir sonucu da yeni yerleşim yerlerinin kurulmasıdır. Eskiden küçük bir köy veya bir harabe ya da tamamen boş olan önemli yerler, yeterli nüfus iskân ettirilerek kasaba haline getirilmiştir. Hassa, Islahiye, Osmaniye ve Kadirli şehirleri Fırka-i Islahiye nin eseri olarak ortaya çıkan şehirlerdir. Çukurova ve çevresindeki bir çok yerleşim yeri 1865 iskânı sonucu kurulmuş olduğundan, Fırka-i Islahiye şehir tarihi açısından da ayrı bir önem arz etmektedir. Çukurova, Amikovası, İslahiye Ovası gibi günümüz Türkiye sinin önemli tarım alanları 1865 reformu ile ziraata açılmıştır. Tanzimat dönemi iktisat politikasının bir uzantısı olarak 93

100 pamuk gibi sanayii hammaddesi olan mahsullerin yetiştirilmesi amacıyla boş araziler tarıma açılmıştır. Adana başta olmak üzere Güney Anadolu, kısa bir süre sonra ülkenin en fazla ticari tarım faaliyetlerinin yürütüldüğü bölge haline gelmiştir arasındaki iskân ve sürgün yanında ciddi bir imar faaliyeti de yapılmıştır. Bölgenin iktisadi kalkınması amacıyla yol ve liman inşası, nehirlerin ıslah edilmesi, ayrıca hükümet binası, köprü, içme suyu gibi devlet hizmetlerinin yerine getirildiği görülmektedir. Ziraat ve ticaretin geliştirilmesi yönünde yapılan bu imar faaliyetleri özellikle iskânın ikinci safhasında, Cevdet Paşanın Halep valisi olduğu dönemde yerine getirilmişti. 94

101 ABSTRACT Settler and Migrater Turks tribes had been continued their existence in Anatolian lands before and after Ottoman Empire had been constructed. İn addition to that, at the first times of the settlement process of the Ottoman Empire, those tribes who looked innocent/harmless become problem ball which open big problem for the state. In order to finish that problems which bring out by dynastic families and those tribes that settled in the south part region of Anatolia, Ottoman state had prepared new special army which called Fırka-i Islahiye. İn contrast with the precedent settlement actions performed by the state, only for this reason, special army had been prepared in Istanbul and South part region of Anatolia had wanted to be taken under the state authority. The Army of Fırka-i Islahiye which had been prepared by the state become major force to prepare the economic, social, politic and cultural structure of Çukurova and its precincts. It should be expressed that this special army finalized the disordered and unauthorized condition which had been lived for hundred years in Çukurova region and established the state order. The arrival of the army to the region and the settlement case have been accepted as a crux both for the local history of the region and the last part of the Ottoman history. İt should be overtly stated that, after the adoption of the state authority by the local tribes, Ottoman state got new profits from the region (i.e tax collection, Military Obligation, agricultural production improvement etc.) İn addition to that, by the help of new districts and villages establishment after the settlement of the region by the hand of the Army, Turks tribes who lived in settler and migrater position as non civilizational way in the 19th Century, had been transformed to the settled order. With the consequences of the settlement actions which performed in the frame of settlement process, the reallocation of the resources had been performed and related with this actions, new agricultural areas had been opened for tilth. Settlement of the region provide peacefull conditions to the local public society which has been tried to be suppressed by the local tribes and the families who had authority before settlement actions had been exiled. İn the same line, the authority and power relationsip in the Region had been tried to be reconstructed under the principles of the Tanzimat reforms. 95

102 ÖZET Konar Göçer Türkmen aşiretleri; Anadolu topraklarında, gerek Osmanlı Devleti kurulmadan önce gerekse kurulduktan sonra, mevcudiyetini devam ettirmiştir. Bununla birlikte, Osmanlı Devletinin kurulduğu ilk dönemlerde, zararsız gibi görünen bu aşiretler zamanla devletin başına sorun açan problem yumağı haline gelmiştir. Anadolunun güneyinde bulunan bu aşiretler ve hanedan ailelerinin çıkardığı sorunlara son vermek amacıyla devlet Fırka-i Islahiye Ordusunu hazırlamıştır. Devletin yaptığı önceki iskan faaliyetlerinden farklı olarak, sadece bu amaç için İstanbul da bir ordu hazırlatılmış ve Güney Anadolu coğrafyası devlet otoritesi altına alınmak istenmiştir. Devletçe hazırlanılan Fırka-i Islahiye Ordusu, Çukurova ve çevresinin bugünkü siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel yapısının oluşmasında temel etken olmuştur. Bu ordunun, Çukurova Bölgesinde yüzyıllarca süren otoritesizliğe ve başıboşluğa son vererek, devlet düzeni sağladığı da belirtilmelidir. Ordunun bölgeye gelmesi ve iskan meselesi hem bölgenin yerel tarihi hem de son dönem Osmanlı tarihi açısından dönüm noktası sayılmaktadır. Aşiretlerin devlet otoritesini kabul etmesi sonrasında, Osmanlı Devletinin bölgeden yeni kazanımlar (Vergi toplama, askere alma, tarım üretiminin artması vb.) elde ettiği de ifade edilmelidir. Bunlara ek olarak; Ordunun Bölgeyi iskanı sonrasında, yeni kasaba ve köyler teşkil edilerek, 19. yüzyılda hala konar göçer şekilde gayri medeni sayılacak bir tarzda yaşayan Türkmen aşiretleri yerleşik düzene geçirilmiştir. Gerçekleştirilen iskan faaliyetleri çerçevesinde yapılan imar faaliyetleri sonucunda, kaynakların yeniden düzenlenmesi gerçekleştirilmiş ve buna bağlı olarak yeni tarım alanları ziraata açılmıştır. Bölgenin iskanı; yerel aşiretlerce bunaltılan yerli halka nefes aldırmış ve iskan faaliyeti öncesinde egemen konumda bulunan bazı aileler sürgüne yollanmıştır. Aynı doğrultuda, bölgedeki otorite/güç ilişkilerinin Tanzimat reformları prensipleri ile yeniden yapılanması sağlanmaya çalışılmıştır. 96

103 BİBLİYOGRAFYA A- ARŞİV BELGELERİ Başbakanlık Osmanlı Arşivi 1- İradeler a- İrade Dahiliye : Nr , 36432, 36960, 37252, 37345, 37378, 37540, 37564, 37623, 37701, 37780, 37809, 37830, 37882, 37894, 37914, 37922, 38360, 38475, b- İrade Meclis-i Vâlâ : Nr , 23818, 23861, 24169, 24231, 24378, 24529, 24606, 24617, 24673, 24676, 24808, 24833, 24880, 24989, 25130, 25170, 25172, 25427, 25506, 25507, 25573, 25721, 25896, 25995, 26013, 26076, 26096, 26112, c- İrade Meclis-i Mahsûs : Nr. 1248, 1256, 1267, Yıldız Tasnifi : Y. EE. 142/253, Y. A. HUS. 159/ Cevdet Tasnifi Dahiliye : Nr. 1490, 5537, 16211, 1973, 1872, 3906, 3907, 8364, 12292, 11280, 10187, 12287, 12424, 12721, 14660, Sadaret Tasnifi A. MKT. UM., Nr. 456/17, 12515/53, 261/26, 439/70, 558/61, 235/25, 261/26, 515/53, 508/9, 464/38, 311/1 321/14, 450/46, 489/49, 489/1, 520/33, 521/47, 567/79, 568/54, 334/78, 70/50. A. MKT. MHM., Nr. 1/99 (Sene 1262) ; 24/117 ; 10/95 (sene 1265) ; 282/69 (sene 1280) ; 334/75 (1282) ; 434/79 (sene 1285) ; 382/37 (sene 1284) ; 334/77 (sene 1282) ; 334/78 (sene 1282) A. MKT. MVL., Nr. 138/70, 46/64, 138/13, 119/28, 147/29, 93/67, 70/51, 144/58. B- KAYNAK ESERLER Ahmet Cevdet Paşa; Tezâkir, (Yay. Haz. Cavid Baysun), Ankara 1991., Maruzat, (Yay. Haz. Yusuf Halaçoğlu), İstanbul Ahmed Lütfî Efendi; Lûtfî Tarihi X, (Yay. Haz. Münir Aktepe), Ankara Ahmet Muhtar Paşa; Sergüzeşt-i Hayatımın Cild-i Evveli-Cild-i Sânîsi Tarih Vakfı Yurt Yay., İstanbul 1996 Ahmet Refik; Anadolu da Türk Aşiretleri, İstanbul BARKAN, Ömer Lütfi; XV ve XVI.Yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu nda Düstur Defa-i Sâni Hayrettin Bey; Kırım Harbi, (Yay. Haz. Şemsettin Kutlu), Tercüman 1001 Eser, İstanbul, Tarihsiz. KARAL, E. Ziya; Osmanlı İmparatorluğunda İlk Nüfus Sayısı 1831, Ankara KURT, Yılmaz; Menemencioğulları İle İlgili Arşiv Belgeleri I Belgeler XXI/25, 2001, Mehmed Zıllioğlu; Evliya Çelebi Seyahatnâmesi, Üçdal Yay., İstanbul

104 Menemencioğlu Ahmet; Menemencioğulları Tarihi, (Yay. Haz. Yılmaz Kurt), Ankara MOLTKE, Helmut Von; Moltke nin Türkiye Mektupları, (Çev. Hayrullah Örs), İstanbul 1999.Salnâme-i Vilâyet-i Halep SAYDAM, Abdullah; 19.Yüzyılda Adana nın Sosyo-Ekonomik Yapısı Hakkında Bir Rapor, BTTD 71, 1991, TEXİER, Şarl; Küçük Asya, (Trc. Âli Suat); İstanbul TÜRKAY, Cevdet; Başbakanlık Arşiv Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatler, İstanbul UBUCİNİ, F.H.A.; Türkiye 1850, 2 Cilt, (Çev. Cemal Karaağaçlı), Tercümen 1001 Temel Eser, İstanbul Tarihsiz., 1855 te Türkiye, 2 Cilt, (Çev. Cemal Karaağaçlı), Tercüman 1001 Temel Eser, İstanbul C- ARAŞTIRMALAR 1- Kitaplar AKDAĞ, Mustafa; Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kavgası (Celali İsyanları ),İstanbul AKICI, Nihat; Bütün Yönleri ile Osmaniye, Osmaniye, Tarihsiz. AKYILDIZ, Ali; Tanzimat Dönemi Osmanlı Merkez Teşkilatında Reform, İstanbul ATALAR, Münir; Osmanlı Devletinde Sure-i Hümayun ve Sure Alayları Ankara BARKEY, Karen; Eşkıyalar ve Devlet (Osmanlı Tarzı Devlet Merkezileşmesi), Tarih Vakfı Yurt ay. İstanbul BAŞAR, Fahameddin; Osmanlı Eyalet Tevcîhâtı (1717/1730), Ankara, BAYKARA, Tuncer; Anadolu nun Tarihi Coğrafyasına Giriş I. Anadolu nun İdari Taksimatı, Ankara BERKES, Niyazi; Türkiye de Çağdaşlaşma, İstanbul BEYAZIT, Bekir Sami; Kahramanmaraş ta Beyazıtoğulları Tarihi ( ), Kahramanmaraş BİLGİLİ; Ali Sinan; Osmanlı Döneminde Tarsus Sancağı ve Tarsus Türkmenleri, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara CAHEN, Claude; Osmanlılardan Önce Anadolu da Türkler, İstanbul CİN, Halil; Osmanlı Toprak Düzeni ve Bu Düzenin Bozulması, Konya CEZAR, Yavuz; Osmanlı Maliyesinde Bunalım ve Değişim Dönemi (XVIII.Yüzyıldan Tanzimata Mali Tarih) İstanbul ÇADIRCI, Musa; Tanzimat döneminde Anadolu Kentlerinin Sosyal ve Ekonomik Yapıları Ankara DAVİSON, Roderic H.; Osmanlı İmparatorluğunda Reform ( ), 2 98

105 ENER, Kasım; Tarih boyunca Adana Ovasına Bir Bakış, Adana, 1964., Ramazanoğulları Türkmen Beyliği Tarihi, İstanbul, ENGELHART, E.; Tanzimat (Türkiye ve Tanzimat Hareketleri), (Çev. Ayda Düz), İstanbul ERDÖNMEZ, Celal; Osmanlı İmparatorluğunun İskan Siyaseti ve Konar-Göçerlerin, Aşiretlerin Yerleştirilmesi ( ), 19 Mayıs Ünv., Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Samsun ERÖZ, Mehmet; Yörükler, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yay., İstanbul Fatma Aliye; Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı, İstanbul GÖKBEL, Ahmet; Anadolu Varsaklarında İnanç ve Adetler, Ankara GÜNDÜz, Tufan; Anadolu da Türkmen Aşiretleri Bozuluş Türkmenleri ( ), Ankara GÜRÜN, Kamuran; Ermeni Dosyası, Ankara HALAÇOĞLU Yusuf, XVII.Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunun İskân Siyasite ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi TTK. Yay., Ankara İPEK, Nedim; Rumeli den Anadolu ya Türk Göçleri, TTK. Yay. Ankara KAFESOĞLU, İbrahim; Türk Milli Kültürü, İstanbul KARABORAN, H.Hilmi; Maraş-Antakya Çöküntü Hendeğinde İki Yeni Yerleşme Merkezi, İslahiye ve Hassa nın Kuruluş ve Gelişmesi, Basılmamış Doçentlik Tezi, Elazığ KARAL, E.Ziya; Osmanlı Tarihi VxXIX, TTK. Yay., Ankara KARAMÜRSEL, Ziya; Osmanlı Malî Tarihi Hakkında Tetkikler, TTK. Yay., Ankara KARATEKİN, Enver; Ramazanoğulları Beyliği Tarihi, İstanbul KARPAT, Kemal; Osmanlı Modernleşmesi (Toplum, Kurumsal Değişim ve Nüfus), (Çev. Akile Zorlu Durukan-Kaan Durukan) İmge Yay., Ankara KAYNAR, Reşat; Mustafa Reşit Paşa ve Tanzimat, TTK. Yay. Ankara KILIÇ, Ahmet; Osmaniye Tarihi, Osmaniye KILIÇ, Orhan; 18.yüzyılın ilk yarısında Osmanlı Devletinin İdari Taksimatı-Eyalet ve Sancak Tevcihatı, Elazığ KOZANOĞLU, A.Münir; Kozanoğulları, İstanbul KURMUŞ, Orhan; Emperyalizmin Türkiye ye Girişi, İstanbul LEWİS, Bernard; Modern Türkiye nin Doğuşu, TTK. Yay. Ankara Mehmed Nasrullah, Mehmed Rüşdü, Mehmed Eşref; Memâlik-i Mahrûse-i Şahâneye Mahsûs Mükemmel ve Mufassal Atlas, İstanbul MERİÇ, Ümit; Cevdet Paşa nın Toplum ve Devlet Görüşü, İstanbul MERT, Özcan; Çapanoğulları, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara MURSALOĞLU, Şemseddin; Büyük Reyhanlı Türkmen Aşireti, İzmir NEUMANN, Chrıstoph K.; Araç Tarih Amaç Tanzimat (Tarih-i Cevdet in Siyasi Anlamı), Tarih Vakfı Yurt Yay., İstanbul

106 OĞUZ Süleyman; Osmanlı Vilayet İdaresi ve Doğu Rumeli Vilayeti, Ankara ONAR, Mustafa; Haçın Dosyası, Adana ORHONLU, Cengiz; Osmanlı İmparatorluğunda Aşiretlerin İskânı, İstanbul 1987., Osmanlı İmparatorluğunda Derbent Teşkilatı İstanbul ORTAYLI, İlber; Tanzimat Devrinde Osmanlı Mahallî İdareleri ( ), TTK Yay., Ankara 2000., Osmanlı İmparatorluğunun En Uzun Yüzyılı, İstanbul ÖZKAYA; Yücel; Osmanlı İmparatorluğunda Âyanlık, TTK Yay., Ankara PAMUK, Şevket; Osmanlı Ekonomisinde Bağımlılık ve Büyüme ( ), İstanbul SAKAOĞLU, Sami; Dadaloğlu Kültür Bakanlığı Yay., Ankara SAYDAM, Abdullah; Kırım ve Kafkas Göçleri, TTK Yay., Ankara SHAW, Stanford-Ezel Kural Shaw; Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye (Reform, Devrim, Cumhuriyet: Modern Türkiye nin Doğuşu ), 2 Cilt, İstanbul SÜMER, Faruk; Oğuzlar (Türkmenler), Tarihleri Boy teşkilatı Destanları, Ankara ŞEKER, Mehmet; Fetihlerle Anadolu nun Türkleşmesi ve İslamlaşması, Ankara ŞENER, Abdullatif; Tanzimat Dönemi Osmanlı Vergi Sistemi, İstanbul TABAKOĞLU, Ahmet; Gerileme Dönemine Girerken Osmanlı Maliyesi, İstanbul TUNÇDİLEK, Necdet; Türkiye İskân Coğrafyası (Köy-Köy altı İskân Şekilleri) İstanbul UZUNÇARŞILI, İ.Hakkı; Osmanlı Tarihi I-IV, TTK. Yay. Ankara 1995., Anadolu Beylikleri, TTK. Yay., Ankara (YALGIN), Ali Rıza; Cenubda Türkmen Oymakları, 2 Cilt, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara YİNANÇ, Refet-M.Elibüyük; Maraş Tahrir Defterleri, 2 Cilt, Ankara YURTSEVER, Cezmi; Ermeni Terör Merkezi Kilikya Kilisesi, İstanbul 1983., Kadirli Tarihi, Kadirli Makaleler AKBAL, Fazıla; 1831 Tarihinde Osmanlı İmparatorluğunda İdari Taksimat ve Nüfus Belleten XV/60, 1951, AKBAYAR, Nuri; Tanzimat tan Sonra Osmanlı Devletinde Nüfus, TCTA IV, Ankara 1985, AKBIYIK, Yaşar; Arşiv Belgeleri Işığında Zeytun Ermeni Meselesinin Halli, Belleten LIV/209, 1990, AKDAĞ, Mustafa; Osmanlı Tarihinde Âyânlık Düzeni Devri ( ), TAD 19-23, 1974, , Celâlî İsyanlarında Büyük Kaçgunluk ( ), TAD II/2-3, 1964, AKTÜRE, Sevgi; Osmanlı Devletinde Taşra Kentlerindeki Değişmeler, TCTA IV, Ankara 1985,

107 AKŞİN, Sina; Fırka-i Islahiye ve Cevdet Paşa, Vefatının 100.yılında Ahmet Cevdet Paşa Sempozyumu (9-11 Haziran 1995), Tebliğler, Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara 1997, ATALAR, Münir; Harameyn e Denizden Sure Gönderilmesi, XI.TTK Kongresi (5-9 Eylül 1990), Tebliğler, Ankara 1994, AYDIN, Mahir; Sultan II.Mahmut Döneminde Yapılan Nüfus ve Tahrirler Sultan II.Mahmut ve Reformları Semineri (28-30 Haziran 1989), İstanbul BARKAN, Ö.Lütfi; Osmanlı İmparatorluğunda Bir İskân Ve Kolonizasyon Metodu Olarak Vakıflar ve Temlikler, İstila Devletlerinin Kolonizatör Türk Dervişleri ve Zaviyeler^, VD 2, Ankara 1942, , Osmanlı İmparatorluğunda Bir İskân ve Kolonizasyon Metodu Olarak Sürgünler, İFM XI/1-4, 1952., Türk Toprak Hukuku Tarihinde Tanzimat ve 1274 (1858) Tarihli Arazi Kanunnamesi, Tanzimat I, MEB Yay., İstanbul 1999, , Tarihi Demografi Araştırmaları ve Osmanlı Tarihi, TM X, 1953, BAYSUN, Cavid; Mustafa Reşit Paşa, Tanzimat I, MEB Yay., İstanbul 1999, , Gazi Ahmed Muhtar Paşa ( ), İA VIII, BEHAR, Cem; Osmanlı Nüfus İstatistikleri ve 1831 Sonrası Modernleşmesi, Osmanlı Devletinde Bilgi ve İstatistik, (Der., Halil İnalcık-Şevket Pamuk, Ankara 1992, ÇABUK, Vahit; Yörükler, İA, , Fırka-i Islahiye, İskenderun-Payas, TKD XIV/161, 1976, , Piri Reis, Abdurrahman Hibrî, Kâtip Çelebi ve Evliya Çelebi ye Göre İskenderun ve Çevresi, TKD 166, 1976, ÇADIRCI, Musa; Tanzimat ın İlanı Sırasında Türkiye de Yönetim ( ), Belleten LI/201, 1988, , Tanzimat Sırasında Türkiye de Yönetim ( ), Belleten LII/203, 1988, , Tanzimat ın Uygulanışı ve Karşılaşılan Güçlükler ( ), Mustafa Reşit Paşa ve Dönemi Semineri (13-14 Mart 1985), Tebliğler, Ankara 1987, , Türkiye de Kaza Yönetimi ( ), Belleten LIII/206, 1989, ÇAKAR, Enver; Haleb Sancağında Türkçe Yer Adları, OTAM 11, 2000, ÇETİNTÜRK, Salahaddin; Osmanlı İmparatorluğunda Yörük Sınıfı ve Hukuki Statüleri, DTCFD II/1, 1943, DARKOT, Besim; Adana, İA I, , Ayas, İA II, , Belen, İA II, , Ceyhan, İA III, , Tarsus, İA XII/I,

108 DUMONT, Paul; 1865 Tarihinde Güney-Doğu Anadolu nun Islahı, (Çev. Bahaeddin Yediyıldız), TED X-XI, 1981, EKEN, Galip; XVII.Yüzyıl Ortalarında Antep te Aile, OTAM 11, 2000, ERSAN, Mehmet; Kilikya Ermeni Krallığı, Adana Köprübaşı, Yapı Kredi Yay., İstanbul 2000, EYİCİL, Ahmet; 1855 te Maraş ta Tacirlü Aşiretinin İsyanı, TAD XX/30, 1997, , 1895 Maraş ve Zeytun İsyanı, OTAM 11, 2000, GÖYÜNÇ, Nejat, Hane Deyimi Hakkında, TD 32, 1979, FALAY, Nihat; 19.Yüzyılda Osmaniye nin Sosyo Ekonomik Yapısı, Tarih İçinde Bütün Yönleri İle Osmaniye I.Sempozyumu (15-18 Kasım 1993), Bildiriler, Osmaniye 1995, FİNDLEY, V.Carter; 19.Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu nda Bürokratik Gelişme, TCTA I, Ankara 1985, GENCER, Oktay; Penbeden Pamuğa Adana Köprübaşı, Yapı Kredi Yay., İstanbul 2000, GÖKÇE, Turan; 1572 Yılında İç-İl Sancağından Sürülüp Kıbrıs ta İskân Edilen Aileler, TDİD II, 1997, GÖYÜNÇ, Nejat; Hane Deyimi Hakkında, TD 32, GÜNAY, Selçuk; XIX.Yüzyılda Osmanlı Devleti Mülki Yapısında Aşiretler, Osmanlılar IV, Yeni Türkiye Yay., İstanbul 1999, GÜRAN, Teyfik; Zirai Politika ve Ziraatta Gelişmeler ( ), 150.Yılında Tanzimat, Ankara 1992, , 19.Yüzyıl Temettüat Tahrirleri, Osmanlı Devletinde Bilgi ve İstatistik, (Der., Halil İnalcık-Şevket Pamuk), Ankara 2000, , Tanzimat Döneminde Devlet Fabrikaları, 150.Yılında Tanzimat, Ankara 1992, HALAÇOĞLU, Yusuf; Fırka-i Islahiye ve Yapmış Olduğu İskân, TD 27, 1973, , Tapu-Tahrir Defterelrine Göre XVI.Yüzyılın İlk Yarısında Sis (Kozan) Sancağı, TD 32, 1979, , Kolonizasyon ve Şenlendirme, Osmanlılar IV, Yeni Türkiye Yay., İstanbul 1999., Adana, DİA I, , Cebel-i Bereket, DİA VII, HEPER, Metin; 19.yy. da Osmanlı Bürokrasisi, TCTA I, Ankara 1985, İNALCIK, Halil; Tanzimat ın Uygulanışı ve Sosyal Tepkiler, Belleten XXCIII/112, 1964, , Osmanlılarda Riayet Rüsmu, Belleten XXIII/52, Ankara 1959, , Osmanlı da İstatistik Metodu Kullanıldı Mı?, Osmanlı Devletinde Bilgi ve İstatistik, Der. Halil İnalcık-Şevket Pamuk, Ankara 2000,

109 , Çiftliklerin Doğuşu; Devlet, Toprak Sahipleri, Kiracılar, Osmanlı da Toprak Mülkiyeti ve Ticari Tarım, (Editör: Çağlar Keyder, Faruk Tabak), Tarih Vakfı Yurt Yay., İstanbul 1998, , Osmanlı Pamuklu Pazarı, Hindistan ve İngiltere, Pazar Rekabetinde Emek Maliyetinin Rolü, Osmanlı İmparatorluğu Toplum ve Ekonomi (Derlemeler), İstanbul 1993, KALKAN, Emir; Avşarlar, TDAD 19, 1982, KANAT, Cüneyt; Memlükler ve Çukurova, Adana Köprübaşı, Yapı Kredi Yay., İstanbul 2000, KARA, Hamdi; Cumhuriyete Kadar Çukurova Nüfusu, Coğrafya Araştırmaları Dergisi I/1, 1989, KARABORAN, H.Hilmi; Osmaniye nin Kuruluş ve Gelişmesi, Tarih İçinde Bütün Yönleri İle Osmaniye I.Sempozyumu (15-18 Kasım 1993), Tebliğler, Osmaniye 1995, KARAL, E.Ziya; Tanzimat tan Evvel Garplılaşma Hareketleri, Tanzimat I, MEB. Yay., Ankara 1999, KOÇER, Fahri; Tanzimat ve Ordudaki Yenilikler, TCTA V. Ankara 1985, KOPRAMAN, Kazım Yaşar; Osmanlı-Memluk Münasebetleri, Türkler IX, Yeni Türkiye Yay., Ankara 2002, KÖPRÜLÜ, M.Fuat; Avşarlar, İA II, KUM, Naci; İslam ve Osmanlı Türkleri Devrinde Misis, Atınlar Kitabeler, Anadolu Araştırmaları I/1, 1955, KURT, Yılmaz; 1572 Tarihli Adana Mufassal Tahrir Defterlerine Göre Adana nın Sosyo-Ekonomik Tarihi Üzerine Bir Araştırma, Belleten LIV/209, 1990, , Eski Osmaniye (Kınık Kasabası), Tarih İçinde Bütün Yönleri İle Osmaniye I.Sempozyumu (15-18 Kasım 1993), Bildiriler, Osmaniye 1995, 5-17., Menemencioğulları Tarihi ve Çukurova da Aşiretler, Adana Köprübaşı, Yapı Kredi Yay., İstanbul 2000, , Ramazanoğulları Beyliği, Türkler VI, Yeni Türkiye Yay., Ankara 2002, , Ramazanoğulları Çarşısı, TİD XI, 1996, KÜTÜKOĞLU, Mübahat; Tanzimat Döneminde Yabancıların İktisadi Faaliyetleri, 150.Yılında Tanzimat, Ankara 1992, , Osmanlı Sosyal ve İktisadi Tarihi Kaynaklarından Temettü Defterleri, Belleten LIX/225, 1995, MARDİN, Şerif; Tanzimat tan Cumhuriyete İktisadi Düşüncenin Gelişimi, TCTA III, Ankara 1985, NÜZHET, Mehmet; Ramazanoğulları, TOEM II/12, İstanbul 1330,

110 MERT, Özcan; II.Mahmut döneminde Taşradaki Merkezileşme Politikası, Türkler XIII, Yeni Türkiye Yay. Ankara 2002, MOİSEYEV, Piotr P; Osmanlı İmparatorluğu Tanzimat Döneminde Tarım ve Köylünün Durumu, XI. TTK Kongresi (5-9 Eylül 1990 Ankara), Bildiriler IV, Ankara 1994, MORDTMANN, J.H.; Dulkadırlılar, (Çev.Mükrimin Halil Yinanç) İA III, MUTAFÇİEVA, V.P.; XVIII.Yüzyılın Son On Yılında Âyânlık Müessesesi, TD 21, 1978, MÜDERRİSOĞLU, Fatih; Bir Osmanlı-Türk Şehri Olarak Belen, VD 24, Ankara 1994, NEUMANN, Chrıstoph K.; Tanzimat Bağlamında Ahmet Cevdet Paşanın Siyasi Düşünceleri, Modern Türkiye de Siyasi Düşünce I, İletişim Yay., İstanbul 2001, ONAR, Mustafa; Kozanoğulları, Adana Köprübaşı, Yapı Kredi Yay., İstanbul 2000, ORTAYLI, İlber; Tanzimat ve Meşrutiyet Devirlerinde Ülke Yönetimi, TCTA I, Ankara 1985, ÖLMEZOĞLU, Ali; Cevdet Paşa, İA III, ÖZ, Mehmet; Tahrir Defterlerindeki Sayısal Veriler, Osmanlı Devletinde Bilgi ve İstatistik, (Der.Halil İnalcık-Şevket Pamuk), Ankara 2000, ÖZDEĞER, Hüseyin; XVI.Yüzyıl Tahrir Defterlerine Göre Antep in Sosyal ve Ekonomik Durum, TDAD 16, 1982, ÖZDEMİR, Rıfat; Osmanlı Döneminde Antakya nın Fiziki ve Demografik Yapısı ( ), Belleten LVII/221, 1994, ÖZKAN, Cemal; Tanzimat tan Cumhuriyete Ordu, TCTA V, Ankara 1985, ÖZKAYA, Yücel; XVII.Yüzyılın İlk Yarısında Anadolu da Yerli Ailelerin Âyânlıkları Ele Geçirişleri ve Büyük Hanedanların Ortaya Çıkışı, Belleten XLII/168, 1978, ÖZTÜRK, Mustafa; XVIII.Yüzyılda Antakya ve Çevresinde Eşkıyalık Olayları, Belleten XLIV/210, 1990, PAMUK, Şevket; 19.yy Da Osmanlı Dış Ticareti, TCTA III, Ankara 1985, , Osmanlı Ekonomisinin Dünya Kapitalizmine Açılışı, TCTA III, Ankara 1985, QUATAERT, Donalt; Osmanıl İmparatorluğunda Tarımsal Gelişme, TCTA VI, Ankara 1985, SAHİLLİOĞLU, Halil; Ramazanoğullarından Davud Bey Oğlu ahmud Bey Vakfiyesiyle Gafur Paşa Oğlu Ali Bey Vakfiyesi, VD 10, 1973, SARC, Ömer Celâl; Tanzimat ve Sanayimiz, Tanzimat I, MEB Yay., İstanbul 1999, SAYDAM, Abdullah; Orta Anadolu daki Aşiretlerin İskânı ( ), Bayram Kodaman a Armağan, Samsun 1993, , Reform ve Engeller; Tanzimat Döneminde Aşiretlerin Yol Açtıkları Asayiş Problemleri, Osmanlılar IV, Yeni Türkiye Yay. İstanbul 1999, SEVİNÇ, Necdet; Gaziantep te Yer Adları ve Türk Boyları, TDAD 26, 1983, SHAW, Stanford; Tanzimat tan Sonra Osmanlı Vergi Sistemi, TCTA IV, Ankara 1985,

111 SOYSAL, Mustafa; On Altıncı Yüzyılda Adana İlinin Mufassal Defterine Göre Sosyal ve Ekonomik Yapısı Üzerine Bir Araştırma, Belleten LII/202, 1988, STRACK; Antakya, İA I, , Aynzarba, İA II, 74. SÜMER Faruk; Çukurova Tarihine Dair Araştırmalar, TAD I/1, 1963, , 16.Asırda Anadolu, Suriye ve Irak ta Yaşayan Türk Aşiretlerine Umumi Bir Bakış, İFM IX, İstanbul., Bayındır, Peçenek ve Yüreğir ler, DTCFD XI/2-4, 1953, , Ağaç-eriler, Belleten XXVI/103, 1962, , Bozoklu Oğuz Boylarına Dair, TDCFD XI/1, 1953, , Anadolu ya Yalnız Göçebe Türkler mi Geldi? ; Belleten XXIV/96, 1960, , Ramazanoğulları, İA IX, , Ramazanoğullarına Dair Yeni Bilgiler, TDAD 33, 1984, 1-11., XIX.Yüzyılda Çukurova da İçtimai Hayat, TDAD 48, Prof. Dr. Mehmet Eöz e Armağan, 1987, 9-12., Ceridler, TDAD 24, 3-9., Anadolu da Moğollar, Selçuklu Araştırmaları Dergisi 1, ŞAHİN, İlhan; XVI.Asırda Halep Türkmenleri, TED XII, 1982, , Osmanlı Devrinde Konar Göçer Aşiretlerin İsim Almalarına Dair Bazı Mülahazalar, TED 13, 1983, , Oğuzlar, Türkler VI, Yeni Türkiye Yay., Ankara 2002, , Dulkadır Eyaleti, DİA IX, ŞAKİROĞLU, Mahmut H.; Çukurova Tarihinden Sayfalar I.Payas Âyânı Küçükalioğulları, TAD XC/26, 1992, ŞENER, Abdullatif; Tanzimat Dönemi Osmanlı Vergi Reformları, 150.Yılında Tanzimat, Ankara 1992, ŞIVGIN, Hale; 19.Yüzyılın İlk Yarısında Ayntab, OTAM 11, 2000, TACAN, Necati; Tanzimat ve Ordu, Tanzimat I, MEB Yay., İstanbul 1999, TANOĞLU, Ali; İskan Coğrafyası Esas Fikirler, Problem ve Metod, TM XI, 1954, TAHİROĞLU, Bülent; Tanzimattan Sonra Kanunlaştırma Hareketleri, TCTA III, Ankara 19985, TEKELİ, İlhan-Selim İLKİN; Mustafa Celaleddin Beyin Bir Eyaletin Islah ve İmârı Hakkında Mükamele Adlı Risalesi ve 19.Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunda İmar Kavramının Gelişimi Üzerine Düşünceler, XI.TK Kongresi (5-9 Eylül 1990 Ankara) Bildiriler IV, Ankara 1994, TEKİN, Mehmet; Hatay da Türkmen Aşiret ve Oymaklarının Adını Taşıyan Köyler, Mahalleler,TDAD 66, 1990,

112 TEKİNDAĞ, Şehabeddin; Fatih Devrinde Osmanlı-Memluk Münasebetleri, TD 30, 1978, , II.Beyazıd evrinde Çukur-Ovada, Nüfuz Mücadelesi, İlk Osmanlı Memluk savaşları ( ), Belleten XXXI/123, 1967, , İbrahim Derviş Paşa ( ), İA III, 552. TENGİRŞEK, Yusuf Kemal; Tanzimat Devrinde Osmanlı Devletinin Harici Ticaret Siyaseti, Tanzimat I, Meb Yay., İstanbul 1999, TURAN, Şerafeddin; XVII.Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunun İdari Taksimatı, Atatürk Ünv Yıllığı, Erzurum 1962, TÜRKÖNE, Mümtazer; Tanzimat Ne Zaman Başladı?, Türkler XIV, Yeni Türk. Yay., Ankara 2002, ÜNAL, Ahmet; Çukurova nın Antik devirlerde Taşıdığı İsimler İle Fiziki ve Tarihi Coğrafyası, Adana Köprübaşı, Yapı Kredi Yay., İstanbul 2000, ÜLKÜTAŞIR, M.Şakir; Tanzimat Devrinin Büyük Bilgini Cevdet Paşa ( ), TKD VIII/90, VELDET, Hıfzı; Kanunlaştırma Hareketleri ve Tanzimat, Tanzimat I, MEB Yay. İstanbul 1999, WEİR, T.H.; Ayıntab, İA II,, Haruniye, İA V, 301. WİTTEK, Paul, Osmanlı İmparatorluğunda Türk Aşiretlerin Rolü, TD 17-18, (Çev.Ercüment Kuran), 1962,-1963, YİNANÇ, Refet; Dulkadıroğulları Beyliği, Türkler VI, Yeni Türkiye Yay., Ankara 2002, YURTSEVER, Cezmi; Sancaktan Eyalete Cebel-i Bereket, Tarih İçinde Bütün Yönleri İle Osmaniye I.Sempozyumu (15-18 Kasım 1993), Bildiriler, Osmaniye 1995, YÜCEL, Yaşar; Anadolu Beyliklerinde Devlet Teşkilatı ve Toplum Hayatı, Belleten LIV/210, 1990, D- MÜRACAAT ESERLERİ Osmanlı Tarihi Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, M.Zeki PAKALIN, İstanbul Osmanlı Yer Adları Sözlüğü, Nuri Akbayar, Tarih Vakfı Yurt Yay. İstanbul Osmanlıca-Türkçe Lügat, Ferit Develioğlu. Kâmûs-ı Türkî, Şemseddin Sâmi. İmlâ Kılavuzu, Ankara Yer İsimleri Kılavuzu, BOA Yay. İstanbul

113 EKLER 107

TARİH BOYUNCA ANADOLU

TARİH BOYUNCA ANADOLU TARİH BOYUNCA ANADOLU Anadolu, Asya yı Avrupa ya bağlayan bir köprü konumundadır. Üç tarafı denizlerle çevrili verimli topraklara sahiptir. Dört mevsimi yaşayan iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle

Detaylı

İktisat Tarihi I Ekim II. Hafta

İktisat Tarihi I Ekim II. Hafta İktisat Tarihi I 13-14 Ekim II. Hafta Osmanlı Kurumlarının Kökenleri 19. yy da Osmanlı ve Bizans hakkındaki araştırmalar ilerledikçe benzerlikler dikkat çekmeye başladı. Gibbons a göre Osm. Hukuk sahasında

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ KASIM EKİM 017-018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ Ay Hafta Ders Saati Konu Adı Kazanımlar Test No Test Adı 1. 1. XIV. yüzyıl başlarında

Detaylı

İktisat Tarihi I

İktisat Tarihi I İktisat Tarihi I 11.10.2017 12. asrın ikinci yarısından itibaren Anadolu Selçuklu Devleti siyasi ve idari bakımdan pekişmişti. XII. yüzyıl sonlarından itibaren şehirlerin gelişmesi ile Selçuklu ekonomik

Detaylı

ORTA ASYA TÜRK TARİHİ-I 1.Ders. Dr. İsmail BAYTAK. Orta Asya Tarihine Giriş

ORTA ASYA TÜRK TARİHİ-I 1.Ders. Dr. İsmail BAYTAK. Orta Asya Tarihine Giriş ORTA ASYA TÜRK TARİHİ-I 1.Ders Dr. İsmail BAYTAK Orta Asya Tarihine Giriş Türk Adının Anlamı: Türklerin Tarih Sahnesine Çıkışı Türk adından ilk olarak Çin Yıllıklarında bahsedilmektedir. Çin kaynaklarında

Detaylı

Çağdaş Tarihçiler ve Tufan Gündüz

Çağdaş Tarihçiler ve Tufan Gündüz Çağdaş Tarihçiler ve Tufan Gündüz Say, N. (1999). Niğde, Bor İlçesi Bekdik Kilimleri. Orkun, H. N. (1986). Eski Türk Yazıtları. Ankara: TTK Gümüşçü, O. (2001). XVI. Yüzyıl Larende (Karaman) Kazasında Yerleşme

Detaylı

Avşarlar Madde Yazarı: Prof. Dr. Remzi KILIÇ Tel:

Avşarlar Madde Yazarı: Prof. Dr. Remzi KILIÇ Tel: Avşarlar Madde Yazarı: Prof. Dr. Remzi KILIÇ Tel: 0.536 4670919 email: kilicremzi@gmail.com Oğuz Kağan soyundan Bozoklardan olan Yıldız Hanın büyük oğlu Avşarın neslinden gelen en tanınmış Türk boylarından

Detaylı

İktisat Tarihi I Ekim

İktisat Tarihi I Ekim İktisat Tarihi I 20-21 Ekim Osmanlı nın Kökenleri Olarak Selçuklular And. Selçuklu devleti II. Süleyman Şah tan itibaren (1192-1205) merkezi ve üniter bir devlet haline gelmiştir. 1262 1277 arasındaki

Detaylı

10. SINIF TARİH DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10. SINIF TARİH DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ KASIM EKİM 0. SINIF TARİH DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI. OSMANLI DEVLETİ NİN KURULUŞU (00-5). XIV. yüzyıl başlarında Anadolu, Avrupa ve Yakın

Detaylı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı III. ÜNİTE TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI VE İLK TÜRK DEVLETLERİ ( BAŞLANGIÇTAN X. YÜZYILA KADAR ) A- TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI I-Türk Adının Anlamı

Detaylı

XVI. YÜZYILDA ÖZER TÜRKMENLERİ. THE ÖZER TURKMENS XVI. th OF CENTURY

XVI. YÜZYILDA ÖZER TÜRKMENLERİ. THE ÖZER TURKMENS XVI. th OF CENTURY 171 ÖZET XVI. YÜZYILDA ÖZER TÜRKMENLERİ THE ÖZER TURKMENS XVI. th OF CENTURY Abdulkadir GÜL * Özer Türkmenleri, XI. yüzyıldan itibaren Anadolu ya göç eden Bozok ve Üçok Oğuz boylarına mensup Türkmen boylarındandır.

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Sezai SEVİM YAYIN LİSTESİ

Yrd. Doç. Dr. Sezai SEVİM YAYIN LİSTESİ Yrd. Doç. Dr. Sezai SEVİM YAYIN LİSTESİ KİTAP - Osmanlı Kuruluş Dönemi Bursa Vakfiyeleri, Yayına Hazırlayanlar, Yrd. Doç. Dr. Sezai Sevim- Dr. Hasan Basri Öcalan, Osmangazi Belediyesi Yayınları, İstanbul

Detaylı

YÜKSELME DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ Youtube Kanalı: tariheglencesi

YÜKSELME DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ   Youtube Kanalı: tariheglencesi YÜKSELME DEVRİ KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ www.tariheglencesi.com Youtube Kanalı: tariheglencesi 02.03.2018 Youtube kanalıma abone olarak destek verebilirsiniz. ARİF ÖZBEYLİ Tahta Geçme Yaşı: 33.3 Saltanat

Detaylı

ETKİNLİKLER/KONFERSANS

ETKİNLİKLER/KONFERSANS ETKİNLİKLER/KONFERSANS Anadolu'nun Vatanlaşmasında Selçukluların Rolü Züriye Oruç 1 Prof. Dr. Salim Koca'nın konuk olduğu Anadolu'nun Vatanlaşmasında Selçukluların Rolü konulu Şehir Konferansı gerçekleştirildi.

Detaylı

OĞUZLAR: DİLLERİ, TARİHLERİ VE KÜLTÜRLERİ 5. ULUSLARARASI TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI SEMPOZYUMU BİLDİRİLERİ TUFAN GÜNDÜZ MİKAİL CENGİZ

OĞUZLAR: DİLLERİ, TARİHLERİ VE KÜLTÜRLERİ 5. ULUSLARARASI TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI SEMPOZYUMU BİLDİRİLERİ TUFAN GÜNDÜZ MİKAİL CENGİZ HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ YAYINLARI OĞUZLAR: DİLLERİ, TARİHLERİ VE KÜLTÜRLERİ 5. ULUSLARARASI TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI SEMPOZYUMU BİLDİRİLERİ EDİTÖRLER TUFAN GÜNDÜZ MİKAİL CENGİZ

Detaylı

Başkale nin Tarihçesi: Başkale Coğrafyası:

Başkale nin Tarihçesi: Başkale Coğrafyası: Başkale nin Tarihçesi: Başkale Urartular zamanında Adamma olarak adlandırılan bir yerleşme yeriydi. Ermeniler buraya Adamakert ismini vermişlerdir. Sonraları Romalılar ve Partlar arasında sınır bölgesi

Detaylı

OSMANLI - İRAN. Sınır ve Aşiret ( ) Sıtkı ULUERLER OSMANLI - İRAN. Sınır Ve Aşiret ( ) Sıtkı ULUERLER

OSMANLI - İRAN. Sınır ve Aşiret ( ) Sıtkı ULUERLER OSMANLI - İRAN. Sınır Ve Aşiret ( ) Sıtkı ULUERLER OSMANLI - İRAN Sınır Ve Aşiret (1800-1854) Sıtkı ULUERLER Son Çağ Yayıncılık Ve Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti. İstanbul Caddesi İstanbul Çarşısı No : 48 / 48 İskitler / ANKARA www.uzundijital.com ISBN

Detaylı

T.C. KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİMDALI FIRKA-İ İSLÂHİYE AKİF BİLGE ÇELİK YÜKSEK LİSANS TEZİ

T.C. KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİMDALI FIRKA-İ İSLÂHİYE AKİF BİLGE ÇELİK YÜKSEK LİSANS TEZİ T.C. KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİMDALI FIRKA-İ İSLÂHİYE AKİF BİLGE ÇELİK YÜKSEK LİSANS TEZİ KAHRAMANMARAŞ HAZİRAN - 2008 T.C. KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ

Detaylı

KURTALAN İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları

KURTALAN İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları KURTALAN İLÇESİ Siirt deki Kültür Varlıkları 163 3.5. KURTALAN İLÇESİ 3.5.1. ERZEN ŞEHRİ VE KALESİ Son yapılan araştırmalara kadar tam olarak yeri tespit edilemeyen Erzen şehri, Siirt İli Kurtalan İlçesi

Detaylı

ŞANLIURFA YI GEZELİM

ŞANLIURFA YI GEZELİM ŞANLIURFA YI GEZELİM 3. Gün: URFA NIN KALBİNDEN GÜNEŞİN BATIŞINA GEZİ TÜRKİYE NİN GURURU ATATÜRK BARAJI Türkiye de ki elektrik üretimini artırmak ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ndeki 9 ili kapsayan tarım

Detaylı

İktisat Tarihi I Ekim II. Hafta

İktisat Tarihi I Ekim II. Hafta İktisat Tarihi I 13-14 Ekim II. Hafta Osmanlı Kurumlarının Kökenleri İstanbul un fethinden sonra Osm. İmp nun çeşitli kurumları üzerinde Bizans ın etkileri olduğu kabul edilmektedir. Rambaud, Osm. Dev.

Detaylı

2016 Başkale nin Tarihçesi: Başkale Coğrafyası:

2016 Başkale nin Tarihçesi: Başkale Coğrafyası: Başkale nin Tarihçesi: Başkale Urartular zamanında Adamma olarak adlandırılan bir yerleşme yeriydi. Ermeniler buraya Adamakert ismini vermişlerdir. Sonraları Romalılar ve Partlar arasında sınır bölgesi

Detaylı

DURAKLAMA DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ Youtube Kanalı: tariheglencesi

DURAKLAMA DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ  Youtube Kanalı: tariheglencesi DURAKLAMA DEVRİ KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ Youtube Kanalı: tariheglencesi 05.08.2017 OSMANLI DEVLETİ NİN GENEL DURUMU XVII.YÜZYILDA OSMANLI- AVUSTRYA VE OSMANLI- İRAN İLİŞKİLERİ a-avusturya ile İlişkiler

Detaylı

ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİ ARAŞTIRMA PROJELERİ YARIŞMASI ŞENKAYA İLÇE MERKEZİNİN MEKAN OLARAK DEĞİŞTİRİLMESİ PROJESİ ONUR PARLAK TUĞÇE YAĞIZ

ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİ ARAŞTIRMA PROJELERİ YARIŞMASI ŞENKAYA İLÇE MERKEZİNİN MEKAN OLARAK DEĞİŞTİRİLMESİ PROJESİ ONUR PARLAK TUĞÇE YAĞIZ ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİ ARAŞTIRMA PROJELERİ YARIŞMASI ŞENKAYA İLÇE MERKEZİNİN MEKAN OLARAK DEĞİŞTİRİLMESİ PROJESİ ONUR PARLAK TUĞÇE YAĞIZ Erzurum, 2015 Proje adı Şenkaya ilçe merkezinin mekan olarak değiştirilmesi

Detaylı

BİRECİK REHBER KİTAP. Birecik Turizm Envanteri Projesi T.C. BİRECİK KAYMAKAMLIĞI 2011

BİRECİK REHBER KİTAP. Birecik Turizm Envanteri Projesi T.C. BİRECİK KAYMAKAMLIĞI 2011 Birecik Turizm Envanteri Projesi Bu kitabın içeriğinden sadece Birecik İlçesi ve Köylerine Hizmet Götürme Birliği sorumludur ve bu içeriğin herhangi bir şekilde DPT'nin veya Karacadağ kalkınma Ajansı'nın

Detaylı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Hadrianopolis ten Edrine ye : Bizans Dönemi.......... 4 0.2 Hadrianopolis Önce Edrine

Detaylı

Çağdaş Tarihçiler ve Tufan Gündüz

Çağdaş Tarihçiler ve Tufan Gündüz Çağdaş Tarihçiler ve Tufan Gündüz Say, N. (1999). Niğde, Bor İlçesi Bekdik Kilimleri. Gümüşçü, O. (2001). XVI. Yüzyıl Larende (Karaman) Kazasında Yerleşme ve Nüfus. Ankara: Türk Tarih Kurumu. Orkun, H.

Detaylı

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS Tezli yüksek lisans programında eğitim dili Türkçedir. Programın öngörülen süresi 4

Detaylı

2- Anadolu Selçuklu Devleti nin kurulmasından önce Anadolu nun sosyo ekonomik yapısı hakkında bilgi veriniz.

2- Anadolu Selçuklu Devleti nin kurulmasından önce Anadolu nun sosyo ekonomik yapısı hakkında bilgi veriniz. 1 Anadolu Selçuklu Devleti nde göçebe-yerleşik çelişkileri üzerinden gerçekleşen ve Anadolu Selçuklu Devleti ni Moğol İstilası na açık hale getiren olay -------- dır. 2- Anadolu Selçuklu Devleti nin kurulmasından

Detaylı

GAZİANTEP İN TARİHÇESİ Gaziantep tarihinin oluşumunda ve niteliğinde yer unsurunun önemi büyüktür. Bölgenin, ilk uygarlıklarının doğduğu, Mezopotomva

GAZİANTEP İN TARİHÇESİ Gaziantep tarihinin oluşumunda ve niteliğinde yer unsurunun önemi büyüktür. Bölgenin, ilk uygarlıklarının doğduğu, Mezopotomva GAZİANTEP İN TARİHÇESİ Gaziantep tarihinin oluşumunda ve niteliğinde yer unsurunun önemi büyüktür. Bölgenin, ilk uygarlıklarının doğduğu, Mezopotomva ve Akdeniz arasında bulunuşu güneyden ve Akdeniz`den

Detaylı

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ 1. Adı Soyadı : Muharrem KESİK İletişim Bilgileri Adres : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (0212) 521 81 00 Mail : muharremkesik@gmail.com 2. Doğum -

Detaylı

XIX. YÜZYILDA ÇUKUROVA DA DOĞAL AFETLER VE SALGIN HASTALIKLAR

XIX. YÜZYILDA ÇUKUROVA DA DOĞAL AFETLER VE SALGIN HASTALIKLAR T.C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANA BİLİM DALI YAKINÇAĞ TARİHİ BİLİM DALI XIX. YÜZYILDA ÇUKUROVA DA DOĞAL AFETLER VE SALGIN HASTALIKLAR DOKTORA TEZİ Selma TURHAN SARIKÖSE DANIŞMAN

Detaylı

SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ

SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ 1 SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ Gürbüz MIZRAK Süleyman Şah Türbesi ve bulunduğu alan Suriye'nin Halep ilinin Karakozak Köyü sınırları içerisindeydi. Burası Türkiye'nin kendi sınırları dışında sahip olduğu tek toprak

Detaylı

COĞRAFYA BÖLGELER COĞRAFYASI AKDENİZ BÖLGESİ AKDENİZ BÖLGESİNİN YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ

COĞRAFYA BÖLGELER COĞRAFYASI AKDENİZ BÖLGESİ AKDENİZ BÖLGESİNİN YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ COĞRAFYA 2010 BÖLGELER COĞRAFYASI AKDENİZ BÖLGESİ AKDENİZ BÖLGESİNİN YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ Toros dağları 3.jeolojik zamanda Alp Orojenezinin etkisiyle oluşmuştur. Toros dağları kıyı boyunca denize paralel

Detaylı

Osmanlı Devleti'nde Konar-Göçerlerin İskânı Kaynakçası ve Atıf Dizini

Osmanlı Devleti'nde Konar-Göçerlerin İskânı Kaynakçası ve Atıf Dizini Osmanlı Devleti'nde Konar-Göçerlerin İskânı Kaynakçası ve Atıf Dizini Demir, A. (2012). XVIII. Yüzyılın İlk Çeyreğinde Andoluda Bozdoğan Yörükleri. Ankara: Berikan Yavuz, N. (2004). Fırka-i Islahiye. Ankara:

Detaylı

ORTA ASYA TÜRK TARİHİ PDF

ORTA ASYA TÜRK TARİHİ PDF ORTA ASYA TÜRK TARİHİ PDF Orta Asya Tarihi adlı eser Anadolu Üniversitesinin ders kitabıdır ve Ahmet Taşağıl gibi birçok değerli isim tarafından kaleme alınmıştır. PDF formatını bu adresten indirebilirsiniz.

Detaylı

BALIKESİR KAZASI (1840 1845)

BALIKESİR KAZASI (1840 1845) 1 2 BALIKESİR KAZASI (1840 1845) 3 Tanzimat başlarında BALIKESİR KAZASI (1840 1845) (Demografik Durum) Zağnos Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Yayın No:8 ISBN 975 94473 4 7 Kapak : Petek Ofset Matbaacılık

Detaylı

İktisat Tarihi I. 18 Ekim 2017

İktisat Tarihi I. 18 Ekim 2017 İktisat Tarihi I 18 Ekim 2017 Kuruluş döneminin muhafazakar-milliyetçi bir yorumuna göre, İslam ı yaymak Osmanlı toplumunun en önemli esin kaynağını oluşturuyordu. Anadolu'ya göçler İran daki Büyük Selçuklu

Detaylı

YÜKSELME DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ Youtube Kanalı: tariheglencesi

YÜKSELME DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ  Youtube Kanalı: tariheglencesi YÜKSELME DEVRİ KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ www.tariheglencesi.com Youtube Kanalı: tariheglencesi 05.08.2017 II.Selim (1566-1574) Tahta Geçme Yaşı: 42.3 Saltanat Süresi:8.3 Saltanat Sonundaki Yaşı:50.7

Detaylı

Çaldıran daha önceleri Muradiye İlçesinin bir kazası konumundayken 1987 yılında çıkarılan kanunla ilçe statüsüne yükselmiştir.

Çaldıran daha önceleri Muradiye İlçesinin bir kazası konumundayken 1987 yılında çıkarılan kanunla ilçe statüsüne yükselmiştir. Çaldıran Tarihçesi: İlçe birçok tarihi medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Medler, Bizanslılar, Urartular, İranlılar ve son olarak Osmanlı devleti bu ilçede hâkimiyet sürmüşlerdir. İlçenin tarih içerisindeki

Detaylı

Beşparmak, Karakümes ve Marçal Dağları'ndan oluşan dağlara "Batı Menteşe Dağları" denir.

Beşparmak, Karakümes ve Marçal Dağları'ndan oluşan dağlara Batı Menteşe Dağları denir. Beşparmak, Karakümes ve Marçal Dağları'ndan oluşan dağlara "Batı Menteşe Dağları" denir. yukarıda adı geçen dağlardan oluşan "Doğu Menteşe Dağları" arasında arasında Çine Çayı Vadisi uzanır. Aydın iline

Detaylı

KAY 361 Türk İdare Tarihi. Ders 6: 20 Kasım 2006 Konu: Osmanlı Toprak Sistemi Okuma: Ortaylı, 1979, sf

KAY 361 Türk İdare Tarihi. Ders 6: 20 Kasım 2006 Konu: Osmanlı Toprak Sistemi Okuma: Ortaylı, 1979, sf KAY 361 Türk İdare Tarihi Ders 6: 20 Kasım 2006 Konu: Osmanlı Toprak Sistemi Okuma: Ortaylı, 1979, sf. 81-122. Osmanlı İmparatorluğu: Genel Bir Bakış 1243 Kösedağ Savaşı sonucunda İran İlhanlıları n tabi

Detaylı

TARİHİ ESERLER. Yapılan araştırmalar, iki kırık dökük hanın bulunması nedeniyle Kırıkhan isminin verildiğini destekler mahiyettedir.

TARİHİ ESERLER. Yapılan araştırmalar, iki kırık dökük hanın bulunması nedeniyle Kırıkhan isminin verildiğini destekler mahiyettedir. TARİHİ ESERLER Kırıkhan tarihi MÖ 3000 yıl öncesine dayanmaktadır. Bağlı bulunduğu Hatay merkezi ile tarihi bir bütünlük gösterir. İlçe merkezinde Orta Paleolitik döneme ait herhangi bir buluntu olmamasına

Detaylı

İktisat Tarihi I

İktisat Tarihi I İktisat Tarihi I 25.10.2017 Toplum, Ekonomi ve Maliye Klasik Dönem olarak da adlandırılan 16. yy Osm. Devleti nin en parlak dönemidir. TOPLUMSAL YAPI: Artığı yaratanlarla artığa el koyanları birbirlerinden

Detaylı

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI I. YARIYIL II. YARIYIL Adı Adı TAR 501 Eski Anadolu Kültür 3 0 3 TAR 502 Eskiçağda Türkler 3 0 3 TAR 503 Eskiçağ Kavimlerinde

Detaylı

GEÇMİŞTEKİ İZLERİYLE KAYSERİ

GEÇMİŞTEKİ İZLERİYLE KAYSERİ GEÇMİŞTEKİ İZLERİYLE KAYSERİ Prof. Dr. Mustafa KESKİN - Prof. Dr. M. Metin HÜLAGÜ İÇİNDEKİLER Sunuş Önsöz Giriş I. Tarihi Seyri İçerisinde Kayseri II. Şehrin Kronolojisi III. Kültürel Miras A. Köşkler

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL B İ L G İ AZİZ BABUŞCU. NOTU Yeni Dünya ve Türkiye 2 de İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI

BÜLTEN İSTANBUL B İ L G İ AZİZ BABUŞCU. NOTU Yeni Dünya ve Türkiye 2 de İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI AZİZ BABUŞCU 4 te AK AK PARTİ İL BAŞKANI 10 da YIL: 2012 SAYI : 169 24-31 ARALIK 2012-7 OCAK 2013 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 3 te 2

Detaylı

Milli Bütünlüğümüz ve Avşarlar

Milli Bütünlüğümüz ve Avşarlar Milli Bütünlüğümüz ve Avşarlar Prof. Dr. Remzi KILIÇ kilicremzi@gmail.com Sayın misafirler, saygı değer basın mensuplarıdadaloğlu Derneği ve Dadaloğlu Vakfı tarafından düzenlenen Dünden Bugüne Dadaloğlu

Detaylı

(1983). 1980 Genel Nüfus Sayımı: Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri; 12-10-1980, 05 Amasya. Ankara: Devlet İstatistik Enst. Yay..

(1983). 1980 Genel Nüfus Sayımı: Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri; 12-10-1980, 05 Amasya. Ankara: Devlet İstatistik Enst. Yay.. İktisat Tarihi (1983). 1980 Genel Nüfus Sayımı: Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri; 12-10-1980, 05 Amasya. Ankara: Devlet İstatistik Enst. Yay.. (1962). "Yükseliş Devri'nde Osmanlı Ekonomisine Umumi

Detaylı

Milli Bütünlüğümüz ve Avşarlar

Milli Bütünlüğümüz ve Avşarlar Milli Bütünlüğümüz ve Avşarlar Prof. Dr. Remzi KILIÇ kilicremzi@gmail.com Sayın misafirler, saygı değer basın mensuplarıdadaloğlu Derneği ve Dadaloğlu Vakfı tarafından düzenlenen Dünden Bugüne Dadaloğlu

Detaylı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı SURUÇ İLÇEMİZ Suruç Meydanı Şanlıurfa merkez ilçesine 43 km uzaklıkta olan ilçenin 2011 nüfus sayımına göre toplam nüfusu 100.912 kişidir. İlçe batısında Birecik, doğusunda Akçakale, kuzeyinde Bozova İlçesi,

Detaylı

EĞİTİM- ÖĞRETİM YILI NUH MEHMET YAMANER ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ 10.SINIF OSMANLI TARİHİ I. DÖNEM I. YAZILI SORULARI A GURUBU

EĞİTİM- ÖĞRETİM YILI NUH MEHMET YAMANER ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ 10.SINIF OSMANLI TARİHİ I. DÖNEM I. YAZILI SORULARI A GURUBU Ertuğrul Gazi 1) * Orhan Bey tarafından fethedilmiş olup başkent buraya taşınmıştır. * İpek sanayisinin merkezi konumundaki bu bölgenin fethiyle Osmanlı gelirleri. Yukarıdaki özellikleri verilmiş bölge

Detaylı

İktisat Tarihi I. 8/9 Aralık 2016

İktisat Tarihi I. 8/9 Aralık 2016 İktisat Tarihi I 8/9 Aralık 2016 Kredi, Finans ve Servetler İslam dinindeki faiz yasağının kredi ilişkilerinin gelişmesini önlediği sık sık öne sürülür. Osmanlı kredi ve finans kurumları 17. yüzyılın sonlarına

Detaylı

Sultan Abdulhamit in hayali gerçek oldu BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU B İ L G İ. NOTU BALKANLAR 2 de İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI

Sultan Abdulhamit in hayali gerçek oldu BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU B İ L G İ. NOTU BALKANLAR 2 de İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI 5 te 7 de AZİZ BABUŞCU AK PARTİ İL BAŞKANI AK 4 te YIL: 2012 SAYI : 167 17-24 ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 3 te 6 da Sultan

Detaylı

HALFETİ İLÇEMİZ. Halfeti

HALFETİ İLÇEMİZ. Halfeti HALFETİ İLÇEMİZ Halfeti Şanlıurfa merkez ilçesine 112 km mesafede olan ilçenin yüzölçümü 646 km² dir. İlçe; 3 belediye, 1 bucak, 36 köy ve 23 mezradan oluşmaktadır. Batısında Gaziantep iline bağlı Araban,

Detaylı

BİRECİK İLÇEMİZ Fırat ta Gün Batımı

BİRECİK İLÇEMİZ Fırat ta Gün Batımı BİRECİK İLÇEMİZ Fırat ta Gün Batımı Birecik ilçesi Şanlıurfa Merkez ilçesine 80 km uzaklıkta olup, yüzölçümü 852 km2 dir. İlçe merkez belediye ile birlikte 3 belediye ve bunlara bağlı 70 köy ve 75 mezradan

Detaylı

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray 1-MERKEZ TEŞKİLATI A- Hükümdar B- Saray MERKEZ TEŞKİLATI Önceki Türk ve Türk-İslam devletlerinden farklı olarak Osmanlı Devleti nde daha merkezi bir yönetim oluşturulmuştu.hükümet, ordu ve eyaletler doğrudan

Detaylı

Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981 Doktora Tarih Atatürk Üniversitesi 1985

Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981 Doktora Tarih Atatürk Üniversitesi 1985 1. Adı Soyadı : MEHMET ÇELİK 2. Doğum Tarihi: 05 Haziran 195. Unvanı : Prof.Dr.. Öğrenim Durumu Derece Alan Üniversite Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981

Detaylı

Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Flash Anlatım Perşembe, 12 Kasım :53 - Son Güncelleme Çarşamba, 25 Kasım :14

Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Flash Anlatım Perşembe, 12 Kasım :53 - Son Güncelleme Çarşamba, 25 Kasım :14 Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Flash Anlatım Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Ders Notu OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYETİ (1300-1453) 1. OSMANLI'DA DEVLET ANLAYIŞI Türkiye Selçuklu Devleti

Detaylı

KAYACIK KÖYÜ HAKKINDA GENEL BİLGİLER. Kayacık Köyü nün isminin kaynağı hakkında iki rivayet bulunmaktadır. Bunlar şöyle açıklanabilir.

KAYACIK KÖYÜ HAKKINDA GENEL BİLGİLER. Kayacık Köyü nün isminin kaynağı hakkında iki rivayet bulunmaktadır. Bunlar şöyle açıklanabilir. Araştırmanın Yapıldığı Kayacık Köyü Hakkında Genel Bilgiler KAYACIK KÖYÜ HAKKINDA GENEL BİLGİLER KAYACIK İSMİNİN KAYNAĞI Kayacık Köyü nün isminin kaynağı hakkında iki rivayet bulunmaktadır. Bunlar şöyle

Detaylı

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Hanlığı ve Kazakistan konulu bu toplantıda Kısaca Kazak

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

ORTA DOĞU VE KAFKASYA UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

ORTA DOĞU VE KAFKASYA UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Merkez Müdürünün Mesajı Orta Doğu ve Kafkasya Uygulama ve Araştırma Merkezi bağlı bulunduğu İstanbul Aydın Üniversitesi ve içinde bulunduğu ülke olan Türkiye Cumhuriyeti ile Orta Doğu ve Kafkasya ülkeleri

Detaylı

sonra Türkiye deki şehirli nüfus, toplam nüfusun yarısını geçmiştir. TÜİK in 2017 verilerine göre şehirli nüfus oranı %92,5 dir.

sonra Türkiye deki şehirli nüfus, toplam nüfusun yarısını geçmiştir. TÜİK in 2017 verilerine göre şehirli nüfus oranı %92,5 dir. Şehirlerin Gelişimi Şehirlerin ortaya çıkış biçimleri ve ekonomik etkinlikleri farklı olduğundan, şehirlerle ilgili tek bir tanım yapabilmek güçtür. Ancak şehirleri kırsal yerleşim birimlerinden ayıran

Detaylı

2016 Özalp Tarihçesi: Özalp Coğrafyası: İlçe Nüfus Yapısı: Yaş Grubu Erkek Kadın Toplam 0-14 Yaş Yaş Yaş Yaş Yaş

2016 Özalp Tarihçesi: Özalp Coğrafyası: İlçe Nüfus Yapısı: Yaş Grubu Erkek Kadın Toplam 0-14 Yaş Yaş Yaş Yaş Yaş Özalp Tarihçesi: Özalp ilçesi 1869 yılında Mahmudiye adıyla bu günkü Saray ilçe merkezinde kurulmuştur. 1948 yılında bu günkü Özalp merkezine taşınmış ve burası ilçe merkezi haline dönüştürülmüştür. Bölgede

Detaylı

MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI

MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI TÜRKİYE DOĞAL VE KÜLTÜREL VARLIKLARI ENVANTERİ ENV. NO. 58.01.0.02 ÇİMENYENİCE KÖYÜ, KÖROĞLU TEPELERİ, I39-a4 MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI İL SİVAS İLÇE HAFİK MAH.-KÖY VE MEVKİİ Çimenyenice Köyü GENEL

Detaylı

TÜRKİYE ve IRAK. I I. TARİHSEL ARKA PLAN: ABD İŞGALİNE KADAR TÜRKİYE-IRAK İLİŞKİLERİ İngiliz Ordusu, 30 Ekim 1918'de imzaladığı Mondros Mütarekesi'ne rağmen, kuzeye doğru yaptığı son bir hamle ile Musul

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014 ÖZGEÇMİŞ 1.Adı Soyadı : MUZAFFER TEPEKAYA 2.Doğum Tarihi : 20.10.1962 3.Unvanı : Prof. Dr. / Tarih Bölümü 4. e-mail : muzaffer.tepekaya@cbu.edu.tr Öğrenim Hayatı: Derece Alan Üniversite Lisans Tarih Selçuk

Detaylı

İktisat Tarihi I. 15/16 Aralık 2016

İktisat Tarihi I. 15/16 Aralık 2016 İktisat Tarihi I 15/16 Aralık 2016 16. yüzyılda Osmanlı da para kullanımında büyük bir artış gerçekleşmiştir. Madeni sikkelere dayanan para sistemlerinde tağşiş işlemlerinin değişik amaçları olabiliyordu.

Detaylı

Kemaliye nin (Eğin) Tarihçesi

Kemaliye nin (Eğin) Tarihçesi Kemaliye nin (Eğin) Tarihçesi Fırat ve Dicle vadilerinin genellikle Pers egemenliğinde olduğu dönemlerde Kemaliye (Eğin) de Pers egemenliğinde kalmıştır. Eğin, daha sonra başlayan Roma devri ve onu takiben

Detaylı

ESKĠġEHĠR OSMANGAZĠ ÜNĠVERSĠTESĠ FEN EDEBĠYAT FAKÜLTESĠ, TARĠH BÖLÜMÜ DERS ġablonu (ÖĞRETĠM PLANI / MÜFREDAT)

ESKĠġEHĠR OSMANGAZĠ ÜNĠVERSĠTESĠ FEN EDEBĠYAT FAKÜLTESĠ, TARĠH BÖLÜMÜ DERS ġablonu (ÖĞRETĠM PLANI / MÜFREDAT) ESKĠġEHĠR OSMANGAZĠ ÜNĠVERSĠTESĠ FEN EDEBĠYAT FAKÜLTESĠ, TARĠH BÖLÜMÜ DERS ġablonu (ÖĞRETĠM PLANI / MÜFREDAT) 1. Yarıyıl (Güz) 121711200 İlkçağ Tarihi I Z 2 0 0 2 2 3 121711201 Osmanlıca I Z 4 0 0 4 4

Detaylı

DOĞU ANADOLU YA İLK SELÇUKLU AKINI

DOĞU ANADOLU YA İLK SELÇUKLU AKINI DOĞU ANADOLU YA İLK SELÇUKLU AKINI ATİLLA BALIBEY E Posta:a.balibey@mynet.com Giriş: Türkler in Anadolu ya tarihi kayıtlarla sabit ilk girişi; 395 396 yıllarında, Hun Türkleri tarafından gerçekleştirilmiştir.

Detaylı

Kafiristan nasıl Nuristan oldu?

Kafiristan nasıl Nuristan oldu? Kafiristan nasıl Nuristan oldu? Afganistan'ın doğusunda Nuristan olarak anılan bölgenin Kafiristan geçmişi ve İslam diniyle tanışmasının hikayesi hayli ilginç. 10.07.2017 / 13:21 Hindikuş Dağları'nın güneydoğusunda

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Öğretmenliği Gazi Üniversitesi 1987 Yüksek Genel Türk Tarihi Gazi Üniversitesi 1991

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Öğretmenliği Gazi Üniversitesi 1987 Yüksek Genel Türk Tarihi Gazi Üniversitesi 1991 ÖZGEÇMİŞ Adı ve Soyadı: Tufan Gündüz Doğum Tarihi: 11.05.1964 Unvanı: Prof.Dr. Öğrenim Durumu: Doktora Yabancı Dil: Farsça, İngilizce. Görev Yeri. Hacettepe Üniversitesi e-posta: tufan@hacettepe.edu.tr

Detaylı

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69.

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69. İÇİNDEKİLER TARİHÇE 5 SULTANAHMET CAMİ YAPI TOPLULUĞU 8 SULTAN I. AHMET 12 SULTAN I. AHMET İN CAMİYİ YAPTIRMAYA KARAR VERMESİ 15 SEDEFKAR MEHMET AĞA 20 SULTANAHMET CAMİİ NİN YAPILMAYA BAŞLANMASI 24 SULTANAHMET

Detaylı

Ermenek Mevlevihanesi/ Karamanoğlu Halil Bey Tekkesi

Ermenek Mevlevihanesi/ Karamanoğlu Halil Bey Tekkesi Ermenek Mevlevihanesi/ Karamanoğlu Halil Bey Tekkesi PROF. DR. NEJAT GÖYÜNÇ ARMAĞANI 305 Mevlüt ESER Prof. Dr. Yusuf KÜÇÜKDAĞ NEÜ A. Keleşoğlu Eğitim Fakültesi, Sosyal Bilgiler Eğitimi Mevlevilik, Mevlâna

Detaylı

-İÇİNDEKİLER- 1.1.ANTALYA... 2. Tarihi... 2. Nüfus... 3 4.PLANLAMA ALAN TANIMI... 6 5.PLAN KARARLARI... 7

-İÇİNDEKİLER- 1.1.ANTALYA... 2. Tarihi... 2. Nüfus... 3 4.PLANLAMA ALAN TANIMI... 6 5.PLAN KARARLARI... 7 -İÇİNDEKİLER- 1.KENTİN GENEL TANIMI... 2 1.1.ANTALYA... 2 Tarihi... 2 Coğrafi Yapı... 2 İklim ve Bitki Örtüsü... 3 Nüfus... 3 Ulaşım... 3 2.JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU... 4 3.ÇED BELGESİ... 5 4.PLANLAMA

Detaylı

Merkezi İdarenin Taşra Teşkilatı. Doç. Dr. Aslı Yağmurlu

Merkezi İdarenin Taşra Teşkilatı. Doç. Dr. Aslı Yağmurlu Merkezi İdarenin Taşra Teşkilatı Doç. Dr. Aslı Yağmurlu Merkezi idare, üstlendiği kamu hizmetlerini hizmetin gereklerine, ekonomik ve toplumsal koşullara, ülkenin coğrafya durumuna göre yürütmek, hizmetleri

Detaylı

15 Mayıs 2009 al-dimashqiyye Salonu

15 Mayıs 2009 al-dimashqiyye Salonu Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Bashar al-assad ın Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ve Bayan Hayrünnisa Gül onuruna verilen Akşam Yemeği nde yapacakları konuşma 15 Mayıs 2009 al-dimashqiyye

Detaylı

TÜRKİYE DE MEYVECİLİĞİN DURUMU

TÜRKİYE DE MEYVECİLİĞİN DURUMU TÜRKİYE DE MEYVECİLİĞİN DURUMU Birçok meyve türünün ana vatanı ve bağ-bahçe kültürünün beşiği olan ülkemizde hem yabani olarak hem de kültüre alınmış meyve türlerinin sayısı 75 in üzerindedir. Türkiye

Detaylı

MANİSA İLİ KIRKAĞAÇ İLÇESİ SARIAĞA MAHALLESİ 16 ADA 5 PARSEL NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ

MANİSA İLİ KIRKAĞAÇ İLÇESİ SARIAĞA MAHALLESİ 16 ADA 5 PARSEL NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ 1-) PLANLAMA ALANININ TANIMI a.) COĞRAFİ KONUM, NÜFUS ve İDARİ YAPI Kırkağaç, Manisa nın kuzey batısında, İzmir-Bandırma demiryolu üzerindedir. Manisa ya uzaklığı 79 km. dir. Denizden yüksekliği 100 m

Detaylı

Ramazanoğlu Medresesi: 1540 yılında yapılmış klasik Osmanlı medresesidir.

Ramazanoğlu Medresesi: 1540 yılında yapılmış klasik Osmanlı medresesidir. Atatürk Müzesi Müze binası, eski Adana nın merkezi olan tarihi Tepebağ da, 19. yüzyılda yapılmış geleneksel Adana evlerindendir. İki katlı, cumbalı, kırma çatılı, kâgir bir yapıdır. Bu özellikleri nedeniyle

Detaylı

İSLÂM ÖNCESİ İRAN DA DEVLET VE EKONOMİ -SÂSÂNÎ DÖNEMİ- (M.S )

İSLÂM ÖNCESİ İRAN DA DEVLET VE EKONOMİ -SÂSÂNÎ DÖNEMİ- (M.S ) İSLÂM ÖNCESİ İRAN DA DEVLET VE EKONOMİ -SÂSÂNÎ DÖNEMİ- (M.S. 226-652) Yrd. Doç. Dr. Ahmet ALTUNGÖK İSLÂM ÖNCESİ İRAN DA DEVLET VE EKONOMİ -SÂSÂNÎ DÖNEMİ- Yazar: Yrd. Doç. Dr. Ahmet Altungök Yayınevi Editörü:

Detaylı

MANİSA İLİ SARUHANLI İLÇESİ

MANİSA İLİ SARUHANLI İLÇESİ MANİSA İLİ SARUHANLI İLÇESİ UYGULAMA İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ PLAN AÇIKLAMA RAPORU ÖLÇEK:1/1000 Pafta No: K19-d-02-a-3a / K19-d-02-a-4b PİM PLANLAMA BÜROSU Yılmaz Şevket KOCATUĞ / Şehir Plancısı Yarhasanlar

Detaylı

OSMANLI BELGELERİNDE MİLLÎ MÜCADELE VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

OSMANLI BELGELERİNDE MİLLÎ MÜCADELE VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK T.C. BAŞBAKANLIK DEVLET ARŞİVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayın Nu: 88 OSMANLI BELGELERİNDE MİLLÎ MÜCADELE VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK A N K A R A 2 0 0 7 1 P r o j e Y ö n e t i c

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

5. ULUSLARARASI MAVİ KARADENİZ KONGRESİ. Prof. Dr. Atilla SANDIKLI

5. ULUSLARARASI MAVİ KARADENİZ KONGRESİ. Prof. Dr. Atilla SANDIKLI 5. ULUSLARARASI MAVİ KARADENİZ KONGRESİ Prof. Dr. Atilla SANDIKLI Karadeniz bölgesi; doğuda Kafkasya, güneyde Anadolu, batıda Balkanlar, kuzeyde Ukrayna ve Rusya bozkırları ile çevrili geniş bir havzadır.

Detaylı

BOZOK SANCAĞI NDA İSKÂN EDİLMİŞ OLAN PEHLİVANLI AŞİRETİ BEYLERİNDEN MAHMUD VE OĞLU ABDURRAHMAN BEYLERİN HALKA ZULÜMLERİ

BOZOK SANCAĞI NDA İSKÂN EDİLMİŞ OLAN PEHLİVANLI AŞİRETİ BEYLERİNDEN MAHMUD VE OĞLU ABDURRAHMAN BEYLERİN HALKA ZULÜMLERİ BOZOK SANCAĞI NDA İSKÂN EDİLMİŞ OLAN PEHLİVANLI AŞİRETİ BEYLERİNDEN MAHMUD VE OĞLU ABDURRAHMAN BEYLERİN HALKA ZULÜMLERİ Yalçın BAZNA 1* Özet Pehlivanlı aşireti; Bozok başta olmak üzere Kırşehir, Sivas

Detaylı

Yayla Turizmi, doğayla iç içe yaşamayı sevenler veya macera tutkunlarının genellikle günübirlik kullanım veya kısa süreli konaklama amacıyla yüksek

Yayla Turizmi, doğayla iç içe yaşamayı sevenler veya macera tutkunlarının genellikle günübirlik kullanım veya kısa süreli konaklama amacıyla yüksek Yayla Turizmi, doğayla iç içe yaşamayı sevenler veya macera tutkunlarının genellikle günübirlik kullanım veya kısa süreli konaklama amacıyla yüksek rakımlı yerlerde yaptıkları turizm faaliyetidir. YAYLA

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ. Konu:14.YÜZYIL BEYLİKLER DÖNEMİ MİMARİSİ

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ. Konu:14.YÜZYIL BEYLİKLER DÖNEMİ MİMARİSİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ Konu:14.YÜZYIL BEYLİKLER DÖNEMİ MİMARİSİ İran üzerinden geçerek Batı Anadolu'ya yerleşen Türk boyların dan bir bölümü 13. yüzyıl sonlarında

Detaylı

Sonuç. Beylikler dönemi, Anadolu'da Türk kültür ve medeniyetinin gelişmesi

Sonuç. Beylikler dönemi, Anadolu'da Türk kültür ve medeniyetinin gelişmesi 78 ağaçları bulunan yer, Ermenek'e bağlı Görme! Köyü'nde 32 Paşaçukuru olarak bilinen yer, Ermenek'te Emir Ahmed mülkü civarındaki yer, Ermenek'e bağlı Gargara Köyü'nde 33 yer, Mut Medresesi yakınındaki

Detaylı

TARİH BÖLÜMÜ LİSANS DERSLERİ BİRİNCİ YIL

TARİH BÖLÜMÜ LİSANS DERSLERİ BİRİNCİ YIL TARİH BÖLÜMÜ LİSANS DERSLERİ BİRİNCİ YIL I. Yarıyıl II. Yarıyıl TAR 101 OSMANLI TÜRKÇESİ I 4 0 4 6 TAR 102 OSMANLI TÜRKÇESİ II 4 0 4 6 TAR 103 İLKÇAĞ TARİHİ I 2 0 2 4 TAR 104 İLKÇAĞ TARİHİ II 2 0 2 4 TAR

Detaylı

GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ KONUMU, SINIRLARI VE KOMŞULARI:

GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ KONUMU, SINIRLARI VE KOMŞULARI: GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ KONUMU, SINIRLARI VE KOMŞULARI: Ülkemizin güney doğusunda yer alan bölge nüfus ve yüzölçümü en küçük bölgemizdir. Akdeniz, Doğu Anadolu Bölgeleriyle, Suriye ve Irak Devletleriyle

Detaylı

Geçmişten Günümüze Giresun da Dini ve Kültürel Hayat Sempozyumu (25-27 EKİM 2013)

Geçmişten Günümüze Giresun da Dini ve Kültürel Hayat Sempozyumu (25-27 EKİM 2013) Geçmişten Günümüze Giresun da Dini ve Kültürel Hayat Sempozyumu (25-27 EKİM 2013) İlimiz tarihinde yer alan bütün kavimlerin kültürel ve dini kimliğinin ele alınarak inceleneceği Geçmişten Günümüze Giresun

Detaylı

Hazırlayan Muhammed ARTUNÇ 6.SINIF SOSYAL BİLGİER

Hazırlayan Muhammed ARTUNÇ 6.SINIF SOSYAL BİLGİER Hazırlayan Muhammed ARTUNÇ 6.SINIF SOSYAL BİLGİER SOSYAL BİLGİLER KONU:ORTA ASYA TÜRK DEVLETLERİ (Büyük)Asya Hun Devleti (Köktürk) Göktürk Devleti 2.Göktürk (Kutluk) Devleti Uygur Devleti Hunlar önceleri

Detaylı

YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ TARİH

YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ TARİH YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ TARİH SORU 1: MÖ 2450 yılında başlayan ve 50 yıl süren bir savaş kaç yılında sona ermiştir? İşlemi nasıl yaptığınızı gösteriniz ve gerekçesini belirtiniz. (2 PUAN) SORU 2: Uygurlar

Detaylı

Balkanlarda Arnavutlar ve Arnavut Milliyetçiliği

Balkanlarda Arnavutlar ve Arnavut Milliyetçiliği Balkanlarda Arnavutlar ve Arnavut Milliyetçiliği Balkanlarda Arnavutlar ve Arnavut Milliyetçiliği Balkan Yarımadasın da en eski halklarından olan İllirya kökenli bir halk olarak kabul edilen Arnavutlar,

Detaylı

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü I. Öğretim Programı Müfredatı

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü I. Öğretim Programı Müfredatı Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü I. Öğretim Programı Müfredatı Genel Toplam Ders Adedi : 8 T : 16 U : 4 Kredi : 16 ECTS : 24 T+U : 16 1. YARIYIL No Ders Kodu Ders Adı

Detaylı

Osmanlı Devlet teşkilatında, gerek yönetim alanında,gerekse askeri alanda bazı değişiklikler olmuştur. Bu değişikliklerin bir kısmı merkez

Osmanlı Devlet teşkilatında, gerek yönetim alanında,gerekse askeri alanda bazı değişiklikler olmuştur. Bu değişikliklerin bir kısmı merkez Osmanlı Devlet teşkilatında, gerek yönetim alanında,gerekse askeri alanda bazı değişiklikler olmuştur. Bu değişikliklerin bir kısmı merkez teşkilatında bir kısmı da taşra teşkilatında olmuştur.bilhassa

Detaylı

BÖLÜMLERİ: - 1. Adana Bölümü - 2. Antalya Bölümü YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ: AKDENİZ BÖLGESİ KONUMU, SINIRLARI VE KOMŞULARI: Akdeniz Bölgesi

BÖLÜMLERİ: - 1. Adana Bölümü - 2. Antalya Bölümü YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ: AKDENİZ BÖLGESİ KONUMU, SINIRLARI VE KOMŞULARI: Akdeniz Bölgesi AKDENİZ BÖLGESİ KONUMU, SINIRLARI VE KOMŞULARI: Bölge yurdumuzun güneyinde, Akdeniz boyunca bir şerit halinde uzanır. Komşuları Ege, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri, Suriye, Kıbrıs

Detaylı