EVRENSEL DEĞER TEORĠSYENĠ (Abdulkadir YAġARGÜN) YÖNTEM

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "EVRENSEL DEĞER TEORĠSYENĠ (Abdulkadir YAġARGÜN) YÖNTEM"

Transkript

1 EVRENSEL DEĞER TEORĠSYENĠ (Abdulkadir YAġARGÜN) YÖNTEM Bireyler toplumlar halinde yaģarlar, ömürleri kısadır. Bu yüzden geçicidirler. Ama toplum bireyden çok farklı bir oluģumdur ve süreklidir. ĠĢte bu tek tek bireylerin etkinliklerinden toplumsal yasalar meydana gelir. Toplumsal yasalar, bireylerin istemleri dıģında iģlerlik sürdürürler. Bireyler, yasaların belirlediği koģulların dıģında herhangi bir etkinlik sürdüremezler. Yasaların, etkisinde kalır ve koģullanırlar. Ancak, bir kez, yasalar, insan bilinci tarafından fark edilince, durum değiģir. Bilinçli insan, toplum yasalarını, kendi amacı doğrultusunda denetler ve düzenler, yasalara, belli doğrultularda yön verir. Ama onları hiçbir zaman kendi bilinci ile yoktan var edemez ve varlıklarını da yok edemez. Toplumsal süreçler, karmaģık ve iç içedirler. Sürekli olarak etkileģim içinde bulunurlar. Bu süreçler içinde iģleyen yasalar eğilimler ve karģı eğilimler olarak iģlerlik sürdürürler. Baskın olan eğilim, yasadır. Yasa kendini sürekli olarak tekrarlar. Süreci kapsayan iç harekettir. Bu iç hareket ise nesneldir. Toplumların yasalarını Ekonomi politik bilimi inceler. Ekonomi politiğin konusu toplum ile sınırlıdır. Toplumların üretim ve değiģim alanlarındaki iliģkileri tarihi koģullar tarafından belirlendiği için bu bilim tarihi ve toplumsal bir bilimdir. Bilimin ortaya çıkardığı yasalarda, doğa yasalarından çok farklı, tarihi koģulların değiģmesiyle değiģen yasalardır. Doğa yasaları doğanın koģullarına bağlı yasalar olduğundan doğa koģullarının değiģmesiyle değiģir. Diğer yandan, toplum yasaları, (devletlerin uyguladıkları iradi yasalar hariç) toplumsal koģullara bağlı olduğundan toplumların değiģmesiyle değiģen yasalardır. Bir kıyaslama yapıldığında doğa yasaları kalıcı, toplum yasaları hızla değiģen yasalar olarak görülür. Doğa bilimlerinde, doğa incelenirken deney ve gözlem araçları kullanılır. Doğa olayları, laboratuar ortamında tekrar tekrar üretilir. Açığa çıkan sonuç, doğru ve gerçek bilgidir. Yalnız bu noktada akılda kalması gereken Ģey, deney sonuçları, bilimsel bir mantık ile genelleģtirilmelidir.yoksa elde edilen sonuçlar, tek yanlı doğrular veya gerçekler olarak kalır. Toplum bilimlerinde olayları dar bir alanda tekrar üretmenin, yani doğa bilimlerinde olduğu gibi deney yapabilmenin olanağı yoktur. Öyle ise doğru bilgiyi veya gerçeği bilmenin yolu nedir? Bunun yolu, soyutlamalar, indirgemeler ve gerçeklemelerdir. Bu yol izlenirken hangi mantık kullanılmalıdır. Elbetteki günümüzde geçerli olan bilimlere dayalı diyalektik materyalist mantık kullanılmalıdır. Formel mantık, tümdengelim ve tümevarım mantığı kullanılmamalıdır. Çünkü toplum olayları çok karmaģık, iç içe, karģılıklı birbirlerini etkileyen ve birbirlerinin etkilerini yok ederek yeni süreçler yaratan fenomenlerdir. Diyalektik materyalist mantık yolu izlenirken, kavramlardan hareket edilir. Somuttan soyuta ve tekrar soyuttan somuta dönerek kavramlar incelenir. Kavramlardan kategorilere varılır. Kategoriler

2 düģüncenin nesnel gerçeği kavramada ileri bir aģamasıdır. Bu aģamadan sonra kanunlara varılır. Kanunlar, süreçleri baģtan sona içerir ve sürekli olarak aynı koģullarda, aynı hareketlerin tekrarıdırlar. Kanunların birleģtirilmesinden teoriler oluģur. Teoriler pratik ile karģılaģtırılarak geliģtirilir ve zenginleģtirilir. Bütün bunlara rağmen bir teorinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını nasıl anlarız? Burada iki yol izlenir. Birinci yol, gerçek, matematik veya istatistik yöntemlerle, ikinci yol ise tarihin bizzat kendisi tarafında ispatlanır. Yukarıda belirtilenler hocalarım Mark ve Engelsin toplumlara uyguladığı yöntemlerdir. Bu yöntemi uygulayarak toplumların yasalarını keģfetmiģlerdir. Ama Günümüz toplumlarında bu teoriler geçerliliğini yitirmiģtir. ġimdi, onların öğrencileri olarak bizler, toplumlarının yasalarını, aynı yöntemleri uygulayarak geliģtirmemiz gerekiyor. Ben de aynı yöntemi uygulayarak emek-değer teorisine, evrensel değer teorisini ekledim. Ġzlediğim bu yönteme göre incelediğim kavramları Ģöyle sıralayabilirim. Emek, mal, değer, para ve sermaye, kavramlarıdır.. Bu kavramların birbirleriyle olan bağlantıları, bir bütün olarak kapitalist ve emperyalist toplumlar, sosyalist toplum ve Bilgi toplumu veya evrensel toplum. Evrensel toplum yapısının iģleyiģi ve temel sosyal ekonomik yasaları. Sonuç olarak hareket halindeki toplumların nicel ve nitelik değiģimleri ile birlikte toplumların tekil öğesi olan insanında doğa ile olan etkileģiminde nasıl bir değiģim geçirerek akıllı insana dönüģtüğüne tanık olacağız. Bilimsel teoriler, nesnel gerçeği yansıtırken sürekli olarak pratiğe dönmek ve pratik tarafından doğrulanmak zorundadır. Bilim adamı, pratikten teoriye ve teoriden pratiğe doğru ilerlerken her zaman esas olanı alır, ikincil olanı sonraya bırakır, görüntüyü bir kenara atar, özde gizlenen hareketi ortaya çıkarır. Açığa çıkan hareket gizemli değil, bilinebilir, denetlenebilir ve yönlendirilebilir bir hareket olarak insanlığa hizmet eder. Sonuç olarak bilim bilinmeyenin bilinmesidir. Bilim adamı ise bilinmeyeni bilen ve insanlığın hizmetine sunan kimsedir. EMEK Ekonomistler, emek zenginliğin kaynağıdır derler. Bir çok sosyal demokratlar ise emek en yüce değer diye slogan atar. Engels ise emeği her Ģeyden öte insanı yaratan bir eylem olarak değerlendirir.

3 Bu gün bütün bilimler, hiç Ģüpheye yer bırakmayacak bir biçimde ileri sürülen bu iddiaları doğrular. Gerçekten de insan bu günkü aģamaya emeği sayesinde eriģmiģtir. Eski insan soyu, daha güvenli bulduğu için, tıpkı maymunlar gibi ağaçlar üzerinde milyonlarca yıl sürüler halinde, yaģadı. O tarihlerde yaģayan atalarımızın vücutları tamamen kıllarla kaplı, çeneleri ve kulaklarının sivri olduğu söylenir. YaĢam tarzları yerde hareket etmelerini gerektirdiğinde, ağaçlardan inme ve ağaçlara tırmanma, el ve ayaklara farklı iģlevler kazandırır. Belirli bir evreden sonra yürürken ellerini kullanma alıģkanlıklarını yavaģ yavaģ terk ederler. Dik yürüyüģ bir alıģkanlık halini alır. Böylelikle, maymundan insana geçiģte kesin bir adım atılmıģ olur. Atalarımızda dik yürüme bir alıģkanlık haline gelmiģse, bu çok farklı vücut iģlevlerini, ellere aktarmıģ olması zorunluluğundan olmuģtur. El ve ayakları kullanma biçimlerinde bazı farklılıklar vardı. El besin tutma, besinlerini ayıklama, kötü havalarda korunmak için barınaklar yapma, savunma için düģmanlarına taģ ve sopalarla saldırma gibi Binlerce yıllık sürede el geliģti. Asıl adım atılmıģ oldu. El serbestlik kazanmıģ ayaktan ayrılmıģtı. Durmaksızın el ile yürütülen faaliyetlerde beceriler kazanılıyor, kazınılan beceriler kuģaktan kuģağa artarak aktarılıyordu. Bu bakımdan el, Engelsin deyimi ile, sadece emeğin organı değil, aynı zamanda emeğin ürünüdür. El tek baģına değil, o karmaģık organizma bütünlüğünün bir parçasıydı. Doğaldır ki, el için yararlı olan Ģey, bütün organizma içinde yararlıdır. Hem de karģılıklı olarak yararlıdır. Darvin, evrim teorisini geliģtirirken karģılıklı etkileģim yasasından çok yararlandı. Bu yasaya göre, bir organik varlığın ayrı kısımlarının belirli biçimleri, görünüģte birbirleriyle bağlantısı olmayan, diğer kısımların biçimleriyle, her zaman bağlantılıdır. Ama elin geliģmesinin etkisi, diğer organların vücuda etkisine göre çok daha belirgindir. Diğer yandan, emeğin geliģmesi, emek süreçlerinde karģılıklı dayanıģma, ortaklaģa faaliyet durumları, bu faaliyetlerin bireylere yararlarının bilincine varma, toplum üyelerini birbirine daha da yaklaģtırdı. Zamanla topluluk üyeleri birbirlerine söyleyecek sözcüklerin bulunduğu aģamaya geldiler. GeliĢme kendine bir organ daha yarattı. Gırtlak ve dil giderek düģünce ifade eden sesler çıkarmaya baģladı. Ve dil ortaya çıktı. Öncelikli olarak emek ve sonrada dil, beynimizi etkileyen en önemli iki özelliğimiz oldu. Beynin geliģmesi ile birlikte ona bağlı olan duyu organlarımızda geliģti. Beyin ve duyu organlarının karģılıklı olarak geliģmesi, soyutlamalar ve sonuç çıkarmalar, emek ile dil üzerinde karģı etkiyi gösterdi. Böylesine bir etkileģim, hem emeğe hem de konuģmaya geliģme yönünde durmaksızın yenilenen bir dürtü verdi. Bu oluģumların tamamlanması ortaya toplumu çıkardı. Toplumda bu geliģimi hem hızlandırdı, hem de geliģmeye belirli bir yön verdi.

4 Maymundan insana geliģim süreci milyonlarca yıl da olabilir. Canlıların tarihinde bu çok kısa bir zaman sayılır. Ama sonunda insan bu evrimi gösterdi. ġimdi maymun sürüsü ile insan topluluğuna bakıldığında niteliksel fark olarak ne görülür? Emek dıģında hiçbir Ģey! Emek, alet meydana getirmekle baģlar. Tarihte insanın kullandığı en eski alet, avcılık ve balıkçılık aletleridir. Avcılık aletleri aynı zamanda, silah yerine geçmiģtir. Avcılık ile balıkçılık sadece ot yenmesinin yanı sıra et ile beslenmeye geçiģi öngörür. Et ile beslenmek organizmanın geliģimine büyük hız kazandırdı. Ġnsan bitkiden uzaklaģtıkça, hayvandan üstün oldu. Et ile beslenmenin etkisi en çok beyinin geliģmesinde etkili oldu. Ġnsanın et yemesi, çök önemli iki yeni ilerlemeyi sağladı. AteĢin kullanılması ve hayvanların evcilleģtirilmesini. AteĢte piģirilerek yenen et, sindirim sürecini daha da kısalttı. Hayvan evcileģtirilmesi ise, avcılığın yanı sıra yeni ve daha düzenli bir beslenme kaynağı yarattı. Ayrıca süt ve süt ürünleri, madde bileģimleri bakımından en az et kadar besleyici yiyecek çeģitliliği getiriyordu. Ayrıca onların deri ve kemiklerinde de bolca yararlanılıyordu. Ġnsan yenebilen yiyecekleri nasıl öğrenmiģse, her iklimde yaģamasını da öğrenmiģtir. Bütün dünyaya kendi gücü ile yayıldı. Bütün iklimlere yayılan hayvanlar ve evcil hayvanlar, bunu kendileri baģaramamıģ, ancak insanı izleyerek baģarmıģlardır. Her zaman sıcak iklimlerden daha soğuk iklimlere göçmüģ, yılın yaza ve kıģa bölündüğü bölgelerden, soğuk bölgelere taģınmıģ, korunmak için ev ve giysi gereksinimlerinin üstesinden gelmiģ, durmasızın insanı hayvandan uzaklaģtıran yeni alanlar ve faaliyetler icat etmiģtir. El, konuģma organları ve beyin, yalnızca bireyde değil, aynı zamanda toplumda da, giderek daha karmaģık iģleri yapabilecek, giderek daha yüce hedeflere eriģecek yeteneğe ve güce vardı. Emek te toplumla birlikte kuģaktan kuģağa geçti ve daha yetkin ve çok yönlü kullanılır bir duruma geldi. Avcılığa ve hayvancılığa tarım, tarıma örgücülük ve dokumacılık, metal iģlemeciliği, çömlek yapımı, gemi yapımı eklendi. Ticaret ve sanayi geliģti. Bilim, sanat ve felsefe doğdu. Kabileler, ulusal devletlere dönüģtü. Modern toplumlar oluģtu. Bütün bu gerçekliğin özündeki asıl etken emektir. Emek sürecinde insan yalnız değildir. Süreç, insan ile doğa arasında geçer. Bu, insanın, kendisi ile doğa arasındaki tepkimeleri dilediği gibi baģlattığı, düzenlediği ve denetlediği bir süreçtir. Doğadaki ürünleri kendi gereksinimlerine uygun hale getirebilmek için ellerini, kollarını, bacaklarını, kafasını ve bütün vücudunun doğal güçlerini harekete geçirerek doğa güçlerinden birisi olarak hareket eder. Dünya üzerinde etki yaparak onu değiģtirdiği gibi aynı zamanda kendisi de değiģir. Kendisinin bile farkında olmadığı, kendisinde var olan güçlerini geliģtirir. Bunları amacına uygun bir hale getirir. Emek sürecinde emek sarf eden kiģi emekçidir. Emekçi, üzerinde çalıģtığı doğada yada malzemede, yalnızca bir biçim değiģikliği yapmakla kalmaz, aynı zamanda kendi iradesini de gerçekleģtirir. Ġradesini bu amaca tabi kılar. Bu tabi kılıģ, geçici değil, organlarının yanı sıra, süreç boyunca, emekçinin iradesinin amacı ile sürekli olarak uyum içinde olmasını gerektirir. Bu siki bir

5 disiplin ve özen demektir. ĠĢini sevsin yada sevmesin, beden veya kafa gücünü kullanmada zevk alsın yada almasın, emek sürecinde dikkatli olma gereğini yerine getirmek zorundadır. Emek sürecine üç öğe katılır. 1- Ġnsanın bizzat faaliyeti. 2- Emeğin konusu. 3- Emeğin araçları. Ġnsana gerekli olan Ģeyleri ve yaģam araçlarını kullanıma hazır olarak sunan doğanın kendisidir. Doğa, yani insanın üzerinde çalıģtığı, topraklar ve madenler, insandan bağımsız olarak vardır ve insan emeğinin evrensel konusudur. Ekip biçilen ve ağaç yetiģtirilen topraklar, ormanlardaki tomruk, deniz ve nehirlerdeki balıklar bütün bunlar emeğin konusudur. Eğer daha önceden emek sarf edilmiģse biz buna hammadde diyoruz. Bütün hammaddeler, emek konusudur. Ama her emek konusu hammadde değildir. Bir Ģeyin hammadde olabilmesi için daha önceden emek süzgecinden geçmesi gerekir. Emek aracı ise, emekçinin kendisi ile emek konusu arasına soktuğu bilinçli faaliyetinin ileticisi olarak yararlandığı aletler yada aletler bileģimidir. Emekçi, amaçlarına uygun baģka maddeleri yapmak için bazı maddelerin mekanik, fizik ve kimyasal özelliklerinden yararlanır. Doğada hazır bulduklarını saymazsak, emekçinin ilk sahip olduğu Ģey, emeğin konusu değil, emeğin araçlarıdır. Böylelikle, doğa onun faaliyetinin organlarından biri haline gelir, doğayı kendi organlarına katar ve böylece, kendine yeni bir boyut eklemiģ olur. Daha geniģ bir anlamda, emek araçları arasına, emeği, doğrudan doğruya emek konusuna aktaran bütün nesneleri katabiliriz. Bunlar doğrudan sürece girmezler. Ama bunlar olmadan süreç hiç olmaz. Bu bakımdan yer yüzün bir kez daha karģımıza çıkar ve emekçiye faaliyet alanı sağlar. Emek sürecinde, insan faaliyeti, emek araçlarının yardımı ile üzerinde çalıģılan malzemede baģlangıçta tasarlanan bir değiģikliği meydana getirir. Süreç, ürünün meydana gelmesi ile son bulur ve ürün insan ihtiyaçlarını gideren bir kullanım değeridir. Doğanın sağladığı malzeme, bir biçim değiģikliği ile insan gereksinimine uyarlanmıģtır. Emek kendisini konusu ile birleģtirmiģtir. Emek maddeye dönüģmüģtür. Emekçide hareket olarak var olan, üründe hareketsiz ve sabit bir nitelikte görülmektedir. Emek araçları geliģtirilerek makinelere dönüģtü. Makineler, sanayi devrimini doğurdu. On altıncı yüzyılda baģlayan bu geliģmeler on sekizinci yüz yılda artan ölçülerde devam etti. Ġnsan becerileri elden aletlere ve aletlerden makinelere geçti. Sanayi, deneysel bilgi, kas ve beden gücü ile yetinemezdi. Bilimsel bilgiyi ihtiyaç duyuyordu. Bilimsel bilgilinin artan ölçeklerde sanayiye uygulanması günümüz teknoloji ve bilimsel devrimlerini yarattı. Ġnsanlar üretimde robotlar kullanmaya baģladır ve uzaya açıldılar. Bütün bu bilimsel ve teknolojik geliģmelerin kökeninde yine emek ve emek süreci yer almaktadır. Tarihte, emeğin, üretimde iliģkileri içinde aldığı biçim farklılıklarına göre, üretim tarzları meydana gelir. Eğer emekçi bünyesindeki emek gücünü pazarda süresiz olarak satarsa kendini köleleģtirir. Bu

6 alım ve satım iģlemi bir alıģkanlık ve bir kural halini alırsa köleci toplum sistemleri oluģur. Köleci toplum biçimleri köle emeğinin sömürüsüne dayanır. Emek gücünün süresiz satıģı, sahibini köle yapar. Kölenin hiçbir hakkı yoktur. O sahibi tarafından kullanılan bir maldan baģka bir Ģey değildir. Emek gücünün süresiz satıģı bu acımasız ve insanlık dıģı sömürüyü gizler. Eğer emek gücü, toprağa bağlı ve toprak ile birlikte alınıp satılırsa bu feodal bir toplumdur. Feodal toplumlarda sömürü açık net bir biçimde görülür. Serf, günün, haftanın yada yılın yarısını asilzade için yarısını da kendisi için çalıģır. Eğer emek gücü pazarda, günlük, haftalık ve aylık olarak alınıp satılıyorsa bu topluma kapitalist (emperyalist yada tekelci kapitalist) toplum, denir. Kapitalist toplumlarda sömürü artı-değer biçimde dir. Ücret, artı- değer biçimde sömürüyü gizler. Eğer emek gücü alınıp satılması yasaksa, emek, belirli bir plana göre iģ bölümü içinde dağıtılıyorsa bu da sosyalist toplumdur. Sosyalist toplumlarda ne sermaye ne de sömürü vardır. Emek planlama sayesinde emekçilere ürün olarak geri döner. Eğer emek gücü değil de üretimde ağırlıklı olarak bilimsel bilgi kullanılıyorsa, bu toplumda evrensel bir toplumdur. Evrensel toplumda emek gücü bilimsel bilgiye dönüģmüģtür. Ġçinde yaģadığımız bu toplum biçimi artık Bilimsel bilgiye göre biçimlenmektedir.. Çevremizdeki her görünen malların çoğu, evrensel emeğin, yani, bilimsel bilginin ürünüdür. Dünyamız, bilimlerin üretime uyarlanmasıyla ilerlemektedir. Her Ģey iç içe geçmiģ, bir bütündür. Bütün üretim ve geçim araçları her geçen gün biraz daha çok uluslu dev Ģirketlerin yönetim ve denetimi altına girmektedir. Ġnsanlığın geliģtirdiği bütün birikimler, bu dev Ģirketlerin bünyesindedir yer almakta ve sermayeye dönüģmektedir. Çok uluslu dev Ģirketler, ulusların üzerinde örgütlerdir. Örgüt, ve kullandığı sermaye bir ulusun ait değildir. KiĢiler ve sermayeleri, faaliyet alanları bütün Dünyanın her yeridir. Bu kurumlar kar dürtüsü ile hareket ederler. Karları, kol ve kas gücüne değil, büyük ölçülerde bilimsel bilgiye dayanır. Sonuç olarak, emeği Ģema tize edecek olursak aģağıdaki ki gibi görürüz: 1- BASĠT ve BĠREYSEL ÖZEL, yada somut Emek KiĢinin bünyesinde doğal olarak var olan bir emek türüdür. Hizmetleri de bu çeģit emek biçimi içinde sınıflandırabiliriz. Her iģçinin,terzinin, duvarcının, ayakkabıcının, marangozun emeği, bu tür emeğe örnek olarak gösterilebilir. 2- BĠRLEġĠK emek, yada VASIFLI EMEK emek. Basit ve yalın emeğin eğitim ile yoğunlaģtırılmıģ bir biçimidir. Teknik elamanların, Mühendislerin, muhasebecilerin, Avukat ve de doktorların emeği bu kategoriye girer.

7 3- TOPLUMSAL emek. Soyutlama olarak Marx ın değer teorisinde bilimsel ölçüt olarak kullandığı emek türüdür. 4- ORTAKLAġA Emek. Emeğin bir arada kullanılmasından meydana gelir. Fabrika sitemi içinde veya dıģında, emeğin el birliği ve iģ bölümü sonucu emek gücü artar. Bu artıģ, Emeğin tek tek matematik toplamından daha büyüktür. 5- EVRENSEL emek. Bilimsel buluģ ve yöntemlerin sanayiye uygulanması ve bilimin mal yaratma sürecine uygulanmasıdır. Bu emek, çok uluslu sermaye özünü oluģturur. Çok uluslu Ģirketlerin zenginliklerinin kaynağıdır. Günümüz evrensel toplumları çözümlerken, marx ın emek değer teorisi ile bağlantılı nesnel ölçüt olarak evrensel emeği kullanıyorum.bu emek,toplumsal emekten nitelik ve nicelik olarak farklı, bir üst üretim aģamasında yer alır. Evrensel emek diğer emek türlerinin geniģliğine ve derinliğine en geliģmiģ bir biçimidir. Bütün emek çeģitlerinin tarihsel olarak evrimleģmiģ, kaynaģmıģ, birleģmiģ, tek biçimidir. Evrensel emek tek bir bilimden üretildiği gibi bütün bilimsel çalıģmaların ortak bileģiminden de doğar. Kısaca biz buna bilim emeği de diyebiliriz. MAL ( META) Çevremizde, kendi dıģımızda ilk gözümüze çarpan Ģey, mal yığınları ve çeģitleri; yani arabalar, evler, büyük mağazalar ve bunların oluģturduğu büyük mal çeģitleridir. Bütün bu gördüklerimiz emek ürünü ve bunların tek hücre birimi mal (metadır.) Bir ürünün mal olabilmesi için iki koģul gereklidir. Birinci koģul, emek ürünü olması, ikincisi ise baģkaları için üretilmiģ olmalı ve pazarda alınıp satılmalıdır. Bir kiģi yada topluluğun kendisi için ürettiği ve tükettiği nesneler mal değil, bunlara ürün denir. Ekonomi politik bilimi mal olmayan bu tür iliģkilerle ilgilenmez. Mallar, insan ihtiyaçlarını giderirler ve çeģitli özellikler taģırlar. Ġhtiyaçlar insanın kendinden kaynaklanır ve çeģitli mal türlerince karģılanır. Bu bakımdan mallar yararlı nesnelerdir.

8 Otomobil, buz dolabı, elbise, buğday, elma, ev, altın, elmas birer maldır. Bunlara iki yönden bakılabilir. Nitelik ve nicelik yönünden. Her yararlı mal bir çok özellik taģır. Bu özellikler onları yararlı hale getirir. Bu yararlanmalar bir çok yönden olabilir. Otomobil ulaģım aracı olarak, ev, barınak olarak, buzdolabında yiyecekler saklanır, elbiseyi giyeriz, altın ve elmas ile süsleniriz. Bir maldan yararlanma onun fiziksel özelliklerine bağlıdır. Bu özellikler içinde emek miktarı yer almaz. Emek malın ayrılmaz bir parçasıdır ama malların kullanım özelliklerini belirlemez. Malların yararlılığı ve kullanım özellikleri o malı bir kullanım değeri haline dönüģtürür. Kullanım değerlerini bir yana atarsak geriye o malın değiģim değeri kalır. DeğiĢim değeri, o malın içindeki emektir. Demek oluyor ki, malların kullanım değerlerini düģünmezsek geriye, emek ürünü olma gibi biricik önemli bir özellikleri kalır. Emek ürününü kullanım değerinden ayrı düģünürsek aynı zamanda onu kullanım değeri yapan maddi özelliklerinden de ayrı düģünmüģ oluruz. Artık o mal, bir otomobil, ev, altın, elmas, tahıl, değil de salt emektir. Maddi varlığı yok olmuģ, geriye emek olma özelliği kalmıģtır. Ayrıca, ayakkabıcılık, terzilik, marangozluk gibi özel emek türleri de kaybolmuģ geriye tek bir tür emek kalmıģtır. O da soyut insan emeğidir. Bu ürünlerdeki soyut insan emeği, malların bütün özelliklerinden ve bu mallar üretilirken bütün özel emek türlerinden ve emek gücünün harcanma biçimlerinden soyutlanmıģtır. Böylesi bir sonuç bize Ģunu gösterir. Bütün mallar, ortak insan emeğinin ürünü, ortak insan emeği ürünü olan bütün mallarda, ortak insan emeği maddeleģmiģtir. MaddeleĢen bu emek, türdeģ emek, aynı bütünün bir parçası gibidir. ĠĢte bütün mallarda ortak olan bu türdeģ öz, toplumsal öz, değerdir. ġimdilik, ham madde, ara mal, üretim aracı, geçim aracı gibi terimleri bir yana bırakıyoruz. Ġçerdikleri emek türlerine göre malları, üç ana baģlık altında toplarız. 1- Basit mallar. 2- Kapitalist toplum biçimi içerisine üretilen mallar. 3- Evrensel mallar. Kapitalizm öncesi toplumlarda üretilen ürünler, değiģim aracılığı ile mala dönüģüyordu. Üretimin, baģkaları için yapıldığında ve değiģim iliģkilerinden geçtik ten sonra mala oluyordu. Ürünlerin büyük bir bölümü çoğu zaman mala dönüģmeden tüketiliyordu. Malların tüketiciden üreticiye gitmesi tüccar diye adlandırdığımız ticaret aracılığı ile sağlanıyordu. Kapitalist yada tekelci kapitalist ( emperyalist) toplumlarda Ürünler, daha baģlangıçta üretim süreci esnasında mal olarak meydana gelirler. Çünkü üretim sürecinden önce emek gücünün kendisi bir maldır. Dolaysıyla sistem baģtan sona bir değer yaratma ve artı-değer yaratma sürecidir. Mal üretimi, bu sürecin sürekli kılınmasına aracılık eder. Süreç bir baģka yönü ile sanayinin mal üretme sürecidir.genel olarak fabrika sistemi içinde hammaddelerin mamul hale dönüģtürülmesidir.

9 Evrensel mallar, bilimsel bilginin eseridir. Bilimsel bilginin üretim sürecine uygulandığı her alanda bu tür mallar üretilir. Robotlar ve bilgisayarlar ve bunların kendileri, nano teknoloji ve üretimi, nükleer teknoloji aracılığı ile üretilen, bütün alanında üretilen mallar, evrensel mallara en çarpıcı örneklerdir. Evrensel mallar bilimsel yöntemlerle üretildiği için sanayi mallarına nispeten daha dayanıklı ve daha uzun ömürlüdür. Mal değiģim iliģkileri,pazar iliģkilerinin geliģmesini de beraberinde geliģtirir. Mal çeģitleri çoğaldıkça, Pazar hacmi de geniģler. Değerler, pazarda fiyatlara dönüģür. Böylece, pazarda her fiyatı olan ürün bir mal gibi iģlem görür. Bu durum, hiç değeri olmayan ürünlerin veya nesnelerin de sırf piyasada bir fiyatları olduğu için mal gibi iģlem görmesine neden olur. Topraklar, madenler, namus ve Ģeref, kapitalist toplumlarda, mal haline gelmiģtir. Sosyalist toplum biçimlerinde mal üretimi yer almaz. Sermaye diye bir üretim iliģkisi söz konusu edilemez. Değer yoktur. Toplumsal ihtiyaçlara göre üretim planlanır. Emek bu plana göre iģ kollarına dağıtılır. Üretim sonucu elde edilen ürünler, plana göre emek sahiplerine tüketilmek üzere geri döner. DEĞER Bir mal, ilk bakıģta bize iki Ģeyin karmaģığı olarak görünür. Kullanım değeri ve değiģim değerinin birleģtiği bir bütün. Kullanım değeri, özel türden emektir. DeğiĢim değeri toplumsaldır. ÇeliĢkili gibi görünün bir ve aynı Ģeydeki bu olguyu iki malı karģılaģtırarak görelim. Mallardan biri bir ceket, diğeri de bir masa olsun. Terzi bir ceket diker. Marangoz bir masa yapar. Terzilik ve marangozluk iki farklı meslektir. Her ikisi de kendileri için değil de baģkaları için üretim yaparlar ve ürettikleri malları pazarda değiģtirilir. Olaya kullanım değeri açısından bakıldığında, cekette ve masada maddeleģen emek özel türden emektir. Yani terzinin ve marangozun emeğidir. DeğiĢim değeri açısından bakıldığında, terzilik ve marangozluk gibi bütün izler silinmiģtir. Hatta, çalıģma tembelliği ve yoğunluğundan da izler yoktur. Geriye salt toplumsal emek kalmıģtır. Bu aynı türden emektir. Ayını nicel bütünlüğün bir parçasıdır. Yalnızca iki malda değil, tüm farklı kullanım değerlerinde eģit farklılıkta yaralı emek vardır. Bu emek, toplumsal iģ bölümünde ait oldukları cinse ve türe göre yer alırlar. Emeğin böylesi bir iģ bölümü mallar için zorunlu bir koģuldur. Ama mal üretimi, iģ bölümü için bir koģul olamaz. Manüfaktür ve

10 fabrika içinde iģçiler arasında, iģ bölümü olmasına karıģın, ürünleri iģçiler için mal değildir. Sosyalist üretim tarzında durum aynıdır. ĠĢ belirli bir sisteme göre bölünmüģ, ama mal üretimi için bir koģul meydana gelmemiģtir. Malın meydana gelmesi için birbirinden bağımsız iģ ve iģ kollarının varlığı Ģarttır. Her malın kullanım değerinde bulunan yaralı emek, belirli türde ve belirli amaca yönelik üretken bir faaliyetin sonucudur. Ġçlerinde somutlaģan yararlı emek, nitelik olarak birbirlerinden farklıdır. Zaten böyle olmasa ürünler, birbirlerinin karģısına mal olarak çıkamazlardı. Mal üreten topluluklarda, her biri kendi hesabına çalıģan tek tek üreticiler topluluğundan bir iģ bölümü meydana gelir ve bu iģ bölümü geliģtikçe mal üretimi de geliģir. DeğiĢim değeri, her türlü biçimsel farklılıklardan ayırt edilince değerin kendisi olarak karģımıza çıkar. Değerde, her türlü farklılıklar silinmiģtir. Üretici faaliyetin aldığı özle biçimi bir yana, yani emeğin yararlı biçimlerini bir yana atarsak, değer, emek gücünün harcanmasından baģka bir Ģey değildir. Terzilik, marangozluk, ayakkabıcılık, nitelik olarak farklı meslekler olabilir ve farklı faaliyet türleridir. Hepside insanın emek gücünün harcanma biçimleridir. Emek gücünün harcanması hepsinde ortaktır. Mallarda maddeleģen, ortak, türdeģ emek, nasıl ölçülür? Nasıl konumlanır? Nasıl bilinebilir bir biçime gelebilir? Bütün mallar, doğa ile emeğin birleģimidir. Bir toplumda üretilen malları tek parça bir bütün olarak düģünelim. Bu mallardaki maddeleģen emek miktarı değerdir. Tek parça bir bütünde emek miktarı artıkça, değer artar. Emek miktarı azaldıkça değer de azalır. Bu durumda bir malın değeri içindeki maddeleģen emek miktarına eģit olur. Bu emek miktarı da emek zaman ile ölçülür. Yani o mal üretimindeki, saat, gün, hafta veya ay olarak hesaplanır. Değerin artama yada azalmasının üç yolu vardır. 1- üretilen malda zaman uzadıkça değer artar, zaman azaldıkça değer azalır. 2- üretim sürecinde emek yoğun harcanırsa değer artar. 3-Üretim sürecine bilimin katkısı o değeri artırır. Demek ki bir fabrikada sekiz saat çalıģan yüz iģçi ile on altı saat çalıģan yüz iģçinin yarattığı değer aynı büyüklükte değildir. On altı saat çalıģan yüz iģçi, sekiz saat çalıģan yüz iģçinin yarattığı değerden bir kat daha fazla değer yaratmıģtır. Aynı yüz iģçinin, çalıģtığı iģ yerinde makineler ve iģçiler arasında iģ bölümünün ve iģ birliğinin gereği gibi yapılıp iģçilerin daha yoğun çalıģtığı bir iģ yeri ile bunların yapılmadığı bir iģ yerini kıyaslayalım. Elbette ki, daha yoğun çalıģma değeri artıracaktır. Bir de üstün teknoloji uygulayan bir iģ yeri ile aynı sayıda iģçi çalıģtıran geri teknoloji uygulayan iģ yerlerini kıyaslayalım. Ġleri teknoloji ile emeğin üretkenliği artar. Böylece değerde artar. Üretim

11 yöntemlerindeki her geliģme üretim gücünü artır ve üretim gücünün artması da bilimin üretim sürecine katılması ile olur. Değer ortalama yalın emek ile hesaplanır. Ortalama yalın emek zaman ile belirlenir. Bu hesaplama çeģitli ülkelerde farklıdır. Çünkü ortalama yalın emek, çeģitli ülkelerde ve farklı zamanlarda niteliği farlıdır. Üretim süreçlerinde yer alan, vasıflı emek, birleģik emek yada bilim emeği, toplumsal emeğin bir niceliği olan, yoğunlaģtırılmıģ yalın emek demektir. Emek yoğunlaģtırılarak geliģtirilmiģtir. Belli miktardaki bu emek, daha çok miktarlarda yalın emek olarak kabul edilebilir. Deneyimler bu indirgemeyi kendiliğinden yapar. Bir mal, vasıflı bir emeğin ürünü olabilir, ama değeri yalın bir emeğin ürünü olan bir mal ile eģitlenirse, bu eģitlikte yalın emeğin belirli bir miktarı temsil edilmiģ olur. Farklı emek türlerinin, ölçü birimlerinin, vasıfsız emeğe indirgemedeki oranlar, üretim sürecinin gerisindeki toplumsal süreçte devam edip gider. Bu oranlar daha çok alıģkanlıklarca belirlenir. Üretim süreci baģtan sona emek süreci değil de bilimsel bir süreç olursa durum ne olur? Bu süreç evrensel emek sürecidir. Emek değer süreci yerini bilimsel bir sürece terk etmiģtir. Bunun anlamı da üretimde köklü bir değiģiklik, yada üretimde devrim demektir. Bilimsel süreç sonucunda evrensel bir mal üretilmiģtir. Bu malın içerdiği emek saat, gün, hafta veya ay ile ölçülemez. Mal bilimsel süreç içinde elde edilmiģ, bilim içerikli bir maldır. Değeri daha büyüktür. Çok yüksek basınç ve düģük sıcaklıklarda sıvı oksijen ve hidrojen elde edilmesi, mikro ciplerin üretilmesi, hayvan ve bitki genlerinin değiģtirilmesi, mikro biyolojik ve bio- kimyasal ürünler, süper iletken ve süper yalıtkan mallar, robotlu ve bilgisayarlı üretim sonucunda elde edilen bütün mallar bilimsel süreç sonucu elde edilmektedir. Evrensel emek içeririler. Dolayısıyla evrensel maldırlar. Evrensel değere sahiptirler. Kapitalist üretim iliģkileri içinde üretilen mallarda Kullanım değeri esas olarak alındığında malın niteliği hesaba katılır. Değer esas alındığında yalnızca nicelik hesaplanır. Bu değerin, yalın ve saf insan emeğine indirgenmesi gerekir. Mallarda eģit oranlarda karģılaģtırıldığında malların değerleri de eģitlenir. Kullanım değerlerindeki her nicelik artıģı maddi servetinde artıģı anlamına gelir. Bir evde bir aile, iki evde iki aile ikamet eder. Bir otomobili bir kiģi, iki otomobili iki kiģi kullanır. Dolaysıyla, iki otomobil bir otomobilin, iki ev bir evin iki katı değerdedir. Maddi servet artmıģtır. Bilgi çağında ise bilimsel süreç ve bilimsel yöntemlerle üretilen mallar evrensel emeğe göre değerlenir. Bilimin mallarda maddeleģmesi, biliģim mallarını, bu mallarda evrensel serveti oluģturur.

12 Günümüz hukuk sitemlerinde evrensel servet, bir ülkeden diğerine çok kısa sürelerde transfer edilebilir. UlaĢım ve iletiģim her geçen gün bu süreleri daha da kısalmaktadır. Bir mal, aynı zamanda bir değerdir. Ama insanlar, daha çok malın özellikleri ile ilgilenirler. Otomobil, ulaģım için kullanılır. Onun motor gücü, markası, fiyatı önemlidir. Ev, uçak, giyecek ve yiyecekler, hasılı ihtiyacımızı gideren bütün malların görünen kısımlarıyla ilgileniriz. Malların içinde maddeleģen toplumsal yada evrensel emek soyut insan emeğidir. Toplumsal iliģkiler içinde gizlenmiģ ve soyutlamalar yolu ile gerçektir. Bu gerçek güncel yaģamımızda karģımıza fiyat olarak çıkar. Her malın bir fiyatı vardır. Malın değerini anlamak için etiketlerdeki fiyatı okumamız yeterlidir. Fiyat değerin kendisi değil, görünen bir biçimidir. Her mal ile karģılaģtığımızda fiyat ile de karģılaģırız. Ancak mala sahip olmak için onu para ile satın almak gereklidir. Para, fiyatın karģılığı olan bir değerdir. Bir değer ölçüsüdür. Değerin evrensel bir biçimidir. PARA Evrensel eģ değer, genel anlamda bir değer biçimidir. Bir malın bu biçim içerisine girebilmesi için bütün malları eģ değer olarak karģında tutması gereklidir. Bütün mallar karģısında dıģtalama belirli bir mal ile sınırlandığı için değerin bu biçimi toplumsal gerçeklik kazanır. EĢ değer biçim, kendi karģıtı olan maddi biçimi ile eģdeğerlilik kazanınca o mal para biçimini alır. Özel toplumsal bir iģlevi yerine getirir. Artık pazarda evrensel eģ değer olmak onun tekelindedir. Tarihte, alıģkanlıklarla daha çok altın ortaya çıkmıģ, evrensel eģ değer rolünü üslenmiģtir.

13 Altın, daha önce bir mal olmasaydı, diğer mallar karģısına evrensel eģ değer olarak çıkamazdı. Tüm öteki mallar gibi altın da tek tek değiģimlerde basit bir eģ değer olarak ya da öteki mallar yanında özel bir eģ değer olarak iģ görüyordu. Değeri fiyat olarak vardı. Altının temel iģlevi, malların değerini belirtmek için gerekli malzemeyi sağlamak, yada bunların değerlerini nitel olarak eģit, nicel olarak karģılaģtırılabilir büyüklükler olarak temsil etmektir. Böylece altın, değerin evrensel bir ölçüsü olarak iģ görür. Salt bu iģlevi ile altın, eģ değer mal veya paradır. Bütün mallar, insan emeğini gerçekleģtirdikleri ve bu nedenle aynı ölçü ile ölçülebilir oldukları için bunların değeri, bir ve aynı mal ile ölçülebilir oldukları için değerlerin ortak ölçüsüne dönüģtürülebilir. Para bir değer ölçüsü olarak mallardaki değerin ölçüsüne emek zaman ve evrensel emek zamana verilmiģ dıģsal bir biçimdir. Bir malın altın para yada kağıt para ifadesi, onun para biçimi yada fiyatıdır. Bir ev on altın veya bir otomobil, yirmi bin Ytl. dir demek bunların değerinin toplumsal olarak geçerli olması için yetecektir. Malların fiyatları yada değer biçimi, kendi değer biçimleri gibi, onların elle tutulur maddi biçimlerinden oldukça farklı bir biçimdir. Fiyat yada değer biçimleri tamamen zihinsel ve düģünsel biçimlerdir. Gözle görülmemekle birlikte, malların bünyesinde fiilen vardır. Onları altın ile eģitlemekle, düģüncede algılanır bir iliģki haline gelmiģtir. Bu nedenle bir malın etiket üzerindeki fiyatı yeterlidir. Bundan sonra etiketli mal dıģ dünya ile iliģki içine girmiģtir. Malların değerlerinin altın ile ifadesi, salt düģünsel bir iģ olduğuna göre, bu amaç için artık, sanal yada düģünsel para kullanılabilir. Her mal sahibi, mallarının değerini, bir fiyat yada sanal parayla ifade ettiğinde, bunların paraya çevrilmemiģ olduğunu bilir. Bunun için para, değer ölçüsü olarak iģ gördüğünde, o sanal veya düģünsel olarak iģ görmüģ olur. Değer ölçüsü olma iģlevlerini yerine getiren düģünsel para olmakla beraber, fiyat ölçme tamamıyla paranın fiili varlığını gerektirir. Altın ile gümüģ gibi iki farklı malın aynı anda değer ölçüsü olduğunu varsayalım. O zaman bir malın iki farklı fiyatı olur. Bir altın fiyatı, diğeri ise gümüģ fiyatı. GümüĢün değerinin altına oranın 1:25 olduğunu sabit olarak alalım. O zaman iki fiyat yan yana bulunabilir. Oranlardaki her değiģme, mallardaki altın ve gümüģ fiyatı bozacaktır. Bu da bize değerin ikili ölçütünün değer ölçüt olma iģlevi ile bağdaģmayacağını göstermektedir. NOT:

14 Küba da iki para kullanılmaktadır. Biri Pezo Küba, diğeri Convertible Pezo Küba. Pezo Küba yı Kübalı yurttaģlar, Convertible Pezo Küba yı ise yabancılar kullanmaktadır. Bu yüzden yabancılarla yapılan alıģ veriģlerde, fiyatlardaki fark nedeniyle, sonu gelmez fiyat tartıģmaları yaģanmaktadır. Değerin ölçüsü ve fiyatın ölçütü olarak paranın bir birinden tamamen farklı iki iģlevi vardır. Para, insan emeğinin cisimleģmesi olarak kabul edilmesi yönünden ele alınırsa, değer ölçüsüdür. Belirli bir madeni ağırlık veya banknot olarak ele alınırsa fiyatın ölçütüdür. Değer ölçüsü olarak her türden malların değerlerini fiyatlara, sanal altın niceliğine, Fiyat ölçütü olarak ise altının niceliğini ölçer. Değerlerin ölçüsü, değer olarak kabul edilen malları ölçer. Fiyatların ölçütü ise, bir baģka ağırlık ile yani altının birim niceliği ile altının niceliklerini ölçer. Altını fiyat ölçütü yapmak için belli bir ağırlığın birim olarak saptanması gerekir. Seçilen bu birim uzun süre değiģmemelidir. Ne kadar az değiģirse fiyat ölçütü olma görevi o denli yerine getirilmiģ olur. Açık olarak görülüyor ki, altının fiyat ölçütü olarak iģlev görürken kendi değerindeki bir değiģme, fiyatlarda bir değiģmeye neden olmaz. Altın değerinde ne kadar değiģme olursa olsun, madenin farklı nicelikleri arasındaki oran her zaman sabit kalır. Değerdeki düģme ne kadar olursa olsun, beģ gram altın her zaman bir gram altının beģ katı büyüktür. Fiyatlarda dikkate alınan tek Ģey, farklı altın miktarları arasındaki bağıntıdır. Ayrıca bir gram altının değerinde yükselme yada düģme, ağırlığını değiģtirmeyeceğine göre, daha küçük yada daha büyük bölümlerinin ağırlıkları da değiģmez. Böylece altın, değeri ne kadar değiģirse değiģsin, fiyat ölçütü olarak aynı iģi görür. Paranın ölçütü, bir yandan insanlar arası yerleģmiģ adetlere bağlı, bir yandan da herkesçe kabul edilme zorunluluğuna bağlıdır. Bu yüzden ölçüt, iradi yasalarla düzenlenir. Değerli madenlerin birinin ağırlığı yasalarla belirlenir ve daha sonra bu ağırlık daha küçük alt birimlere bölünür. Mal değerinin düģünsel olarak dönüģtüğü altın fiyatları, yada altın nicelikleri, sikkelerin adlarıyla yada ölçütünün alt bölümlerinin yasal geçerli adlarıyla ifade edilir. Bu durumda mallar ne değerde olduklarını fiyatları ile ifade ederler. Para da bir malın değerini kendi para biçimi ile belirlerken hesap parası olarak iģ görür. Bir mal imgemizdeki kendi biçimi ve altın biçimi bir arada yer alabilir. Ama filen o mal hem buğday hem de altın olamaz. Değerini saptamamız için onu imgemizde altına eģitlememiz yeterlidir. Ama malın sahibine evrensel eģ değer görebilmesi için buğdayın yerine fiilen altının geçmesi gerekir. Bunun için bir fiyat, hem bir malın para ile değiģebilir olduğunu, hem de bu fiyat ile değiģebilir anlamına gelir. Diğer yandan altın, değiģimde kendini zaten para olarak kabul ettirdiği için ideal bir değer ölçüsü olarak hizmet eder. ĠĢte bu ideal ölçü arkasında gerçek para vardır. Mallar, değiģim iliģkisi içine girdiklerinde para ve mal olarak ayrılırlar ve yan yana var olabilecekleri bir çeliģki içinde bulunabilirler. DeğiĢim ile kullanım değeri olmadıkları ellerden kullanım değeri oldukları ellere geçerler. Bu aynı zamanda madde olarak malların toplumsal dolaģımıdır. Bir yararlı emek ürünü bir baģkasının yerini alır. Mal, değiģim alanından tüketim alanına geçer.

15 Mallar, değiģim alanına maddi varlıklarıyla girerler. Süreç bunları mal ve para diye ayırtır. Böylece içlerinde taģıdıkları karģıtlığa, aynı zamanda hem kullanım değeri ve hem de değer olma iç karģıtlığına uygun düģen bir dıģ karģıtlık yaratır. Kullanım değeri olan mal, değiģim nedeniyle değiģim değeri olarak yer alır. Diğer yandan her iki karģıt yan da maldır. Kullanım değeri ve değerin birliğidir. Ama bu birlik farklı iki kutupta kendini gösterir. Her kutup karģıt yöndedir. Kutuplar olarak birbirine bağlı oldukları kadar hem de zorunlu olarak karģıttırlar. KarĢıtlığın bir yanında gerçekte kullanım değeri olan bir mal, diğer yanında değeri düģünsel olarak fiyat ile ifade edilen değerinin gerçekten somutlaģtığı altın bulunur. Altın, altın olarak kendisi değiģim değeridir. Kullanım değeri olarak altın, içerisinde bütün metaların yüz yüze geldiği nispi değerlerinin düģünsel bir varlığına sahiptir. Bu malların kullanım değerlerinin toplamı, altının çeģitli kullanım değerlerinin toplamını oluģturur. Malların bu biçimleri içlerinde değiģim sürecinin yer aldığı gerçek biçimlerdir. DeğiĢim, birbirine karģıt ama birbirini tamamlayan iki baģkalaģım ile tamamlayan bir olgudur. Malın paraya ve paranın tekrar mala dönüģmesi bu baģkalaģımın iki aģamasını oluģturur. Bu bir kiģinin yaptığı iki alıģveriģtir. SatıĢ, yada malın para ile değiģimi, satın alma yada paranın mal ile değiģimidir. Ġki eylem birdir. Demek ki, malların değiģimi onların biçimlerinin de değiģimidir. Değer, malın bünyesinden çıkıp, paranın bünyesine girmesiyle, emek toplumsal geçerlilikte bir eģ değerlilik kazanır. Bunu yapabilmek içinde malın para sahibi için bir kullanım değerinin olması gerekir. Bunun için de malın üzerinde harcanan emeğin toplumsal yararlı türden, toplumsal iģ bölümünün dalını oluģturan bir türden bir emek olması gerekir. Ama iģ bölümü, kendiliğinden geliģen ve üreticilerin gerisinde geliģmesini sürdüren bir üretim sistemidir. DeğiĢime sürülen mal, yeni ortaya çıkan gereksinimleri karģılayan, yeni türden bir emeğin ürünü olabileceği gibi kendisi de yeni gereksinimlerin doğmasına neden olabilir. Düne kadar tek bir üreticinin özel bir iģlemi olan bugün kendisini bağımsız bir iģ dalı olarak da ortaya koyabilir. KoĢullar bu gün toplumsal olarak olgunlaģmıģ olabilir yada olmayabilir, önemli olan ürünün bir gereksinimi karģılamasıdır. DeğiĢim ile yarın onun yerini bir baģka ürün dolduracaktır. Her malın toplum için gereksinimi sınırlıdır. Bu toplumsal sınır aģılınca mal yararsız hale gelir. Bu sınırlar içinde kalınca da ne kadar para ediyor sorunu ile karģılaģırız. Bunun yanıtını da fiyat verir. Bu durumda fiyat, maldaki toplumsal emek zamanın niceliğinin para adından baģka bir Ģey değildir. Doğaldır ki evrensel toplum biçiminde de evrensel emeğin bir niceliğinin para adıdır. Malın paraya, paranın tekrar mala dönüģmesi, mal hareketinin bir devresini oluģturur. Bu hareket biçimi para ile yapılan hareketi engeller. Sonuçta para çıkıģ noktasına geri dönemez sürekli olarak çıkıģ noktasından uzaklaģır. Böylece malların dolaģımı ile paraya verilen hareket, baģlangıç noktasından sürekli olarak uzaklaģan bir harekettir. Mal sahibinin elinden bir diğerinin eline geçecek biçimde bir yol izler. ĠĢte izlenen bu yola paranın devinimi denir. Paranın devinmesi, aynı sürecin sürekli ve tek düze yinelenmesidir. Mal her zaman satıcının elindedir. Para satın alma aracı olarak her zaman alıcının elindedir. Para malın fiyatını gerçekleģtirmekle satın alma aracı olarak hizmet eder.

16 DolaĢım aracı olarak paranın iģlevleri, malların değerlerinin onda bağımsız gerçeğe sahip olmalarından ötürüdür. Bundan dolayı dolaģım aracı olarak onun hareketi, yalnızca biçim değiģtirmekte olan malların hareketidir. DolaĢıma giren mal, biçim değiģtirerek ve yerini baģka bir mala bırakarak dolaģım dıģına çıkar. Para ise bunun tersine, dolaģım aracı olarak, sürekli dolaģım alanında kalır. Öyle ise dolaģım ne kadar parayı emer? Bir ülkede, her gün aynı anda ve farklı yerlerde sayısız tek yönlü mal alıģ veriģleri olur. Mal bir yönde ve para karģıt yöndedir. Mallar zihinlerde fiyatlarıyla belirli para nicelikleridir. Bu durumda, dolaģım aracı miktarının mal fiyatlarının toplamıyla önceden belirlendiği açıktır. Mal fiyatlarının belli olduğunu varsayarsak, hiç Ģüphe yok ki, fiyatların toplamı mal kitlesine bağlıdır. Bir ton buğday, üç yüz ytl, iki ton buğday, altı yüz ytl gibi. Eğer mal kitlesini sabit varsayarsak, dolaģımdaki para miktarı, fiyat dalgalanmalarına göre değiģir. Fiyat değiģikliği sonucu, toplam fiyatlardaki artıģ ve düģüģ sonucu, parada artar yada azalır. Bu sonuç için bütün mal fiyatlarının aynı anada yükselmesi yada düģmesi gerekmez. Bazı malların fiyatlarında değiģme, toplam fiyatların artmasına yada azalmasına yettiği gibi, dolaģımda daha çok yada daha az para bulunmasına yol açar. Fiyatlardaki değiģme, ister mal değerlerinde filli değiģmeler olsun, isterse de piyasadaki fiyatlarda bir dalgalanma Ģeklinde olsun, dolaģım aracı üzerindeki etki aynı kalır. DolaĢım aracı olarak iģlev gören para miktarı, mal fiyatları toplamının, aynı ad altındaki paranın yaptığı hareket sayısına bölünmesinden çıkacak sonuca eģittir. Bu genel bir yasadır. Belli bir dönemde dolaģım aracı iģlevini yerine getiren toplam para miktarı, bir yanda dolaģımdaki mal fiyatlarının toplamı, diğer yanda malların yer değiģtirme hızlarıyla belirlenir. Böylece, dolaģımdaki para miktarı, piyasadaki fiyat toplamının, mal dolaģım hızına bölünmesiyle elde edilir. Değer ölçüsü iģlevini yerine getiren, ister kendi ister kendini temsil eden kağıtlar olsun, dolaģıma aracılık eden mal paradır. Altın bu yüzden tarih boyu para olmuģtur. Hem düģünsel değer ölçüsü, hem de dolaģım iģlevine en uygun bir mal olduğundan paradır. Malların basit dolaģımında her zaman alıcı ile satıcı karģı karģıya gelmiģ, bir yanda alıcı diğer yanda satıcı olarak mal ve parayı değiģtirmiģlerdi. Bu iliģkiler geliģtikçe dolaģım iliģkileri de geliģir. Malı elden çıkarmanın koģulları değiģtikçe, fiyatların gerçekleģmesi bir zaman aralığı ile ayrı hale gelir. Bir malın üretimi için daha çok zaman, diğeri için daha kısa zaman gerekebilir. Bazı mallar, yılın farklı mevsimlerinde üretilir. Bir tür mal kendi Pazar yerinde, bir baģka tür mal ise pazara gitmek için uzun bir zaman yolculuk yapmak zorunda kalır. Bunun için bir numaralı malın sahibi iki numaralı satın almaya hazır olmadan önce, satıģa hazır olabilir. Aynı kiģiler arasında aynı alıģveriģler yinelenince, satıģ koģulları üretim koģullarına göre düzenlenir. Diğer yandan belli bir malın örneğin bir evin kullanımı, belirli bir süre için satılır. Yani kiralanır. Burada, alıcı, ancak, sürenin sonunda kullanım değerini elde etmiģtir. Bunu için o bedelini ödemeden önce o malı satın almıģtır. Satıcı, var olan bir malı satar, alıcı yalnızca paranın, yada gelecekteki paranın temsilcisi olarak satın alır. Satıcı alacaklı, alıcı borçlu olur. Burada malların değer biçimlerinin, yada baģkalaģımlarının yeni bir yönü ortaya çıktığı için para da yeni bir iģlev yüklenir. Bu iģleve paranın ödeme aracı iģlevi denir.

17 Kredi para, ödeme aracı olarak paranın iģlevinden doğrudan ortaya çıkar. Satın alınmıģ mallar için düzenlenen borç belgeleri, bu borçların baģkalarına devredilmesi amacıyla dolaģır. Kredi sisteminin geliģmesi ölçüsünde, ödeme aracı olarak paranın iģlevi de büyür. Bu iģlevi ile kendine özgü çeģitli biçimlere girer. Paranın ödeme aracı devinim hızı yasasını için Ģöyle diyebiliriz; Bütün dönemsel ödemeler için gerekli ödeme aracı miktarı, bu ödemelerin uzunluğu ile ters orantılıdır. Paranın ödeme aracı olarak geliģmesi, borçlanılmıģ tarihler için para biriktirilmesini gerektirir. Zenginliğe kavuģmanın bir yolu olan para yığma, uygar toplumların ilerlemesi ile ortadan kalkarken, ödeme aracı rezervleri ilerleme ile artar. Kredi sisteminin geliģmesi ölçüsünde, ödeme aracı olarak paranın iģlevi de büyür. Bu iģlevi ile kendine özgü biçimlere bürünür. Büyük ticari alıģveriģlerde, büyük kredi kurumlarının doğmasına da neden olur. Evrensel Para Para iç dolaģım alanında değer ölçüsü, fiyat ölçütü, sikke, iģaret ve değer simgesi gibi yerel yada ulusal kimlik taģır. Ġç dolaģım alanından çıktığı anda itibaren bu gibi görevlerini terk eder ve ilk biçimi olan külçe altın halini alır. Dünya pazarları arasında yapılan ticarette, malların değerleri, evrensel olarak kabul edilebilecek biçimlerde belirlenir. Bu nedenle onların bağımsız değer biçimleri kendi altın değerinin karģısına çıkar. Para, maddi biçimi aynı zamanda, soyut insan emeğinin doğrudan toplumsallaģmıģ biçimi olan mal niteliğini, ancak, dünya pazarlarında kazanır. Dünya pazarlarında gerçek varoluģ biçimi, onun düģünsel var oluģuna tam olarak denk düģer. Ülke içi dolaģım alanında tek bir mal değer ölçüsü hizmet ederek para haline gelir. Dünya pazarlarında ise değerin çift ölçüsü vardır. Altın ve gümüģ. Dünya parası, evrensel ödeme aracı, evrensel satın alma arcı, her türlü servetin evrensel olarak somutlaģmıģ biçimi gibi hareket eder. Uluslar arası bakiyelerin tesviyesinde ödeme aracı iģlevi görür.

18 Her ülkenin iç dolaģım alanı için bir para rezervine gereksinimi gibi dünya pazarlarındaki dolaģım alanı içinde para rezervine ihtiyaç vardır. Bu rezerv için gerçek altın ve gümüģ gereklidir. Ekonomistler, altın ve gümüģü yerel paralardan ayıt etmek için altın ve gümüģün dünya pazarlarındaki iģlevine dünya parası diyorlar. Altın ile gümüģün dolaģıma girmesi iki yönlüdür. Bir yandan kaynağından çıkarak yer yüzünün bütün pazarlarına yayılır. ÇeĢitli ulusal dolaģım alanlarında farklı ölçülerde emilir ve dolaģım kanallarını doldurur. Altın ve gümüģ sikkelerin aģınmalarının yerine geçer. Lüks eģya yapımında veya ziynet eģyaları yapımında kullanılır. Bunun yanında, ayrıca, yığılı para olarak da kullanılır. Bu yönüyle, mallarda gerçekleģen emekler, altın ve gümüģ üreten ülkelerin değerli madenlerde somutlaģan emeklerinin değiģimi ile baģlar. Diğer yönü ile altın ile gümüģ, çeģitli ülkelerin dolaģım alanlarında bir ileri bir geri akar. Bu akımın hareketi, kambiyo kurlarında bitmez tükenmez çeģitli dalgalanmalara bağlıdır. Daha somut bir biçimde dünya parası 1947 yılında Breston woods anlaģmasıyla saptandı. Bu anlaģmaya göre bir ons altın otuz üç dolara eģitlendi. Yani bir gram altın eģittir bir dolar olarak dünya parasının değeri üzerinde anlaģıldı. Böylece dolar dünya parası oldu. ĠMF de aynı yıl aynı anlaģma gereği kuruldu. Amacı dünya para hareketlerini düzenlemekti ABD hükümeti doları yüzde on devalüe etti. Bu da dünya parasında bir bunalım yarattı. Dünya parasına olan güven sarsıldı. O günden bu yana dolar dünya parası iģlevini sürdürüyor. Altın, merkez bankaları kasalarında hareketsiz duruyor. Bugün bir ons altın, altı yüz dolar. Demek ki 1947 yılından bu güne kadar altın ile dolar arasında büyük bir değer sapması var. Bu sapma Dünyadaki yaratılan değerlerin dünya parasına yansımasından ileri gelmektedir. Sapma iktisatçılarda çeģitli yüzeysel para teorilerinin doğmasına neden olmaktadır. Dünya parasının uzun süre sabit olması dünya ulusları için bir zorunluluktur. Dolar halen hem ABD, hem de Dünya parasıdır. Uluslar ABD ye güvendikçe dolar dünya parası iģlevini sürdürmeye devam eder. Dolardaki değer dalgalanmaları, dünya da ki değer dalgalanmalarının bir göstergesidir. Değerin yaratılmasındaki köklü değiģimler, dünya parasına da yansımaktadır. PARANIN SERMAYEYE DÖNÜġMESĠ

19 On altıncı yüz yıl da ticaret bütün dünyaya yayıldı. Yerel pazarlar dünya pazarına dönüģtü. Mal üretimi, dolaģımı ve ticareti çok geliģti. Bu koģullar, modern kapitalist sermayenin baģlangıcı oldu. Mal dolaģımının maddi özünü, yani çeģitli kullanım değerlerinin değiģimini düģünmezsek, yalnızca dolaģım sürecinin maddi Ģekillerini düģünürsek, bunun son olan sonucunun para olduğunu görürüz. Mal dolaģımının bu son ürünü sermayenin göründüğü ilk biçimdir. Tarih açısından sermaye, toprak mülkiyetinin tersine, her zaman baģlangıçta para biçimindedir. Paradan oluģan servet, tüccar ve tefeci sermaye olarak ortaya çıkar. Para ile para olan para-sermaye arasındaki göze çarpan ilk fark dolaģım biçimindeki farktır. Basit mal dolaģımı malın paraya ve paranın tekrar mala dönüģmesiydi. Yada, satın almak için satmaktı. Bu biçim yanında aynı zamanda, para-mal-para, yani satmak için satın almak, paranın değiģik bir biçimini görüyoruz. Bu ikinci biçim içerisinde dolaģımını tamamlayan para, sermayeye dönüģür. Zaten özünde de sermaye özelliği taģıyordu. Satın almak için satmak, tüketim yada belirli ihtiyaçların karģılanmasıyla sınırlıdır. Ama satmak için satın alındığında, hareket para ile baģlar ve para ile de biter. Hareket sürekli bir hale gelir. Para, tekrar aynı kiģiye döndüğünde Para + p halini alır. Eğer para yüz milyar ise yüz on milyar olur. Yalnızca nitel yönden bakılırsa paradır. Ama miktar yönünden bakılınca yüz on milyar, tıpkı yüz milyar gibi belirli ve sınırlı bir değer toplamıdır. Bu para olarak harcanırsa rolünü bırakmıģ olur. Yani sermaye olarak iģ yapmaz. Buna sermaye denmez. Eğer dolaģımdan çekilirse yığılmıģ para olarak kalır. Bu durumda hiç artıģ gösteremez. Para sermaye olarak hareket ettiğinde, yüz milyar, on milyarlık bir artıģla büyür. Bir elimizde yüz milyar eski para, diğer yandan da on milyar artı para biçiminde olur. Para baģlangıç noktasına döndüğünde yüz on milyarlık para olur. Servet veya sermaye özellikleri silinir. Sermayede, paranın dolaģımı kendi baģına, baģlı baģına bir amaç taģır. Çünkü değerini büyütmek, hareketini sürekli yinelemesi ile mümkün hale gelir. Sermaye hareketinin bilinçli temsilci para sahibi kapitalist haline gelir. Değerin büyümesi onun öznel amacıdır. Giderek soyut servete sahip olma dürtüsü, kiģiliğine yerleģir. Bilinçli bir iradeye dayanarak iģ görür. Bunun için kullanım değeri onun gerçek amacı değil, onun biricik amacı, kar etmenin bitmez tükenmez sürecidir. Para Mal Para hareketi, tek bir tüccar sermayesine ait hareketmiģ gibi görünür. Ama sanayi sermayesi de paradır. Mallara yada malların satıģlarıyla, yeniden daha fazla paraya dönüģür. DolaĢım alanı dıģında kalan satın alma ile satma arasında kalan sürede geçen olaylar, bu hareketin biçimini

20 etkilemez. Faiz getiren sermayede ise hareket daha da kısalır. P-P biçiminde ara aģamalar kaybolur. Böylece P-M-P dolaģım alanda görünen sermayenin genel formülüdür. Emek gücünün bir mal olarak alım ve satımı Para sermayeye dönüģünce değer değiģikliği paranın kendisinde değildir. Çünkü paranın satın alma ve ödeme aracı görevi ile, malların fiyatlarını gerçekleģtirmeden öte bir rolü yoktur. Nakit olduğunda ise değiģmez katılaģmıģ değerdir. Değer değiģikliği dolaģımın ikinci aģaması, yani malın yeniden satıģından da ileri gelmez. Çükü satıģta mal, maddi biçimden çıkıp para biçimine dönüģmüģtür. Öyleyse değiģiklik, ilk iģlem olan P-M da olmalıdır. Burada mal alındıktan sonraki kullanımından ileri gelmiģ olmalıdır. Bunun içinde kapitalist, kullanım değeri değere kaynaklık eden özel türden bir mala sahip olmalıdır. Bu mal da emek gücünde baģka bir mal olamaz. Emek gücü, insanın kendisinde bulunan hangi türden olursa olsun kullanım değeri üretirken harcadığı ussal ve fiziksel yeteneklerinin tümüdür. Sermaye sahibinin, mal olarak satıģa çıkartırmıģ iģ gücü yada baģka bir biçimde söylemek gerekirse emek gücü bulabilmesi için bazı koģulların var olması gerekir. Mal değiģim iliģkileri, kendi niteliğinden ileri gelen bağımlılık iliģkileri gerektirmez. Buna göre, emek gücü, pazarda ancak ona sahip olan kimse tarafından satılması halinde görülebilir. Bunu yapabilmesi içinde her Ģeyden önce emek gücü sahibinin kendi emek gücü ile ilgili tasarrufta bulunabilmesi, kendi emek gücünün sahibi olması gerekir. Böylelikle emek gücü sahibi ile sermaye adayı para sahibi karģı karģıya gelirler. EĢit haklara sahip kiģiler olarak iliģkiye geçerler. Aralarındaki fark ise birinin satıcı, öbürünün ise alıcı olmasıdır. Bu iliģkinin sürekli olabilmesi için de, emek gücü sahibinin bu gücü, sadece belirli bir zaman süresi için satması gerekir. Eğer, gücünü, toptan ve süresiz olarak satarsa, kendini satmıģ, yalnızca iģ gücünü değil de iģ gücü ile birlikte bütün varlığını satmıģ olur. Kendini özgür insandan köleye, mal sahibi olmaktan çıkarıp mala dönüģtürmüģ olur. Emekçi, emek gücüne kendi öz malı, satacağı bir mal olarak bakması gerekir. Bunu da ancak para sahibinin emrine geçici bir zaman süresi için vermesiyle yapabilir. Ancak bu yolla emek gücü üzerindeki hakkını korumuģ olur. Bir diğer koģul da, para sahibinin, iģ gücünü pazarda mal olarak bulabilmesi için emekçinin kendi emeğinin gerçekleģtiği malları pazarda satacak konumda olmaması gerekir. Sadece, benliğinde var olan emek gücünü bir mal olarak satıģa sunabilmelidir.

SU HALDEN HALE GĠRER

SU HALDEN HALE GĠRER SU HALDEN HALE GĠRER SU DÖNGÜSÜ Yeryüzündeki suyun buharlaģıp havaya karıģması, bulutları oluģturması ve yağıģ olarak yeryüzüne dönmesi sürecinde izlediği yola su döngüsü denir. Su buharı soğuduğunda ise

Detaylı

Örgütler bu karmaģada artık daha esnek bir hiyerarģiye sahiptir.

Örgütler bu karmaģada artık daha esnek bir hiyerarģiye sahiptir. Durumsallık YaklaĢımı (KoĢulbağımlılık Kuramı) Durumsallık (KoĢulbağımlılık) Kuramının DoğuĢu KoĢul bağımlılık bir Ģeyin diğerine bağımlı olmasıdır. Eğer örgütün etkili olması isteniyorsa, örgütün yapısı

Detaylı

TMS VE KOBĠ/TFRS STOK ALIM MALĠYETLERĠ VE DÖNÜġTÜRME MALĠYETLERĠ YARD.DOÇ.DR. ALĠ ILDIR ULUDAĞ ÜNĠVERSĠTESĠ

TMS VE KOBĠ/TFRS STOK ALIM MALĠYETLERĠ VE DÖNÜġTÜRME MALĠYETLERĠ YARD.DOÇ.DR. ALĠ ILDIR ULUDAĞ ÜNĠVERSĠTESĠ TMS VE KOBĠ/TFRS STOK ALIM MALĠYETLERĠ VE DÖNÜġTÜRME MALĠYETLERĠ YARD.DOÇ.DR. ALĠ ILDIR ULUDAĞ ÜNĠVERSĠTESĠ STANDARDIN AMACI Stokların maliyetinin nasıl saptanacağı, Nasıl gidere dönüģeceği, Stok maliyetlerinin

Detaylı

ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI. Kapitalist Toplum

ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI. Kapitalist Toplum ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI 1 2 SEKÝZÝNCÝ BASKI KAPÝTALÝST TOPLUM ZUBRITSKI, MITROPOLSKI, KEROV, KUZNETSOV, GRETSKI, LOZOVSKl, KOLOSSOV 3 Y. Kuznetsov [Birinci ve Üçüncü

Detaylı

İnsan Kaynakları Yönetiminin Değişen Yüzü

İnsan Kaynakları Yönetiminin Değişen Yüzü İnsan Kaynakları Yönetiminin Değişen Yüzü İnsan Kaynakları Yönetiminin Değişen Yüzü 21. yüzyılda Ģirketlerin kurumsallaģmasında, insan kaynakları yönetiminin Ģirketlerde etkin bir Ģekilde iģlemesi, giderek

Detaylı

SAĞLIKTA DÖNÜġÜMÜN TIP EĞĠTĠMĠNE ETKĠSĠ

SAĞLIKTA DÖNÜġÜMÜN TIP EĞĠTĠMĠNE ETKĠSĠ SAĞLIKTA DÖNÜġÜMÜN TIP EĞĠTĠMĠNE ETKĠSĠ Sağlıkta yapılan dönüģümü değerlendirirken sadece sağlık alanının kendi dinamikleriyle değil aynı zamanda toplumsal süreçler, ideolojik konumlandırılmalar, sınıflararası

Detaylı

GRAFĠKLER. WORD PROGRAMI KULLANARAK GRAFĠK OLUġTURMA EĞĠTĠCĠ KILAVUZU. HAZIRLAYAN Mehmet KUZU

GRAFĠKLER. WORD PROGRAMI KULLANARAK GRAFĠK OLUġTURMA EĞĠTĠCĠ KILAVUZU. HAZIRLAYAN Mehmet KUZU GRAFĠKLER WORD PROGRAMI KULLANARAK GRAFĠK OLUġTURMA EĞĠTĠCĠ KILAVUZU HAZIRLAYAN Mehmet KUZU GRAFİKLER GRAFİKLER Grafik Nedir? Grafik nasıl oluģturulur? Word de ne tür grafikler oluģturulur? Derse giriş

Detaylı

G Ü Ç L E N İ N! Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education

G Ü Ç L E N İ N! Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education Technical Assistance for Supporting Social Inclusion through Sports Education Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortak finanse edilmektedir. Spor Eğitimi Yoluyla Sosyal Katılımın

Detaylı

GÜNEŞLİ SU ISITICILARI

GÜNEŞLİ SU ISITICILARI GÜNEŞLİ SU ISITICILARI Amaç: GüneĢli su ısıtıcıları hakkında bilgilendirme. İÇİNDEKİLER GüneĢli Su Isıtıcıları... GüneĢli Su Isıtıcıları Tesisat ġemaları...3 Sıcak Su Gereksiniminin belirlenmesi 4 GüneĢli

Detaylı

T.C DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ ÜCRET SİSTEMLERİ VE VERİMLİLİK DERSİ GRUP SİSTEM

T.C DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ ÜCRET SİSTEMLERİ VE VERİMLİLİK DERSİ GRUP SİSTEM T.C DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ ÜCRET SİSTEMLERİ VE VERİMLİLİK DERSİ GRUP SİSTEM ABİDİN KUYUMCULUK BURCU ERGİNOĞLU 2009463120 HİLAL ARSLAN 2009463009 NURKAN AKGÜN

Detaylı

1) Mülkün yıllık net geliri 120 000 TL dir. Faaliyet gider oranı % 46 ve boģluk oranı % 4 dür. Bu verilere göre Efektif brüt gelir ne kadardır?

1) Mülkün yıllık net geliri 120 000 TL dir. Faaliyet gider oranı % 46 ve boģluk oranı % 4 dür. Bu verilere göre Efektif brüt gelir ne kadardır? Gayrimenkul Değerleme Esasları 1) Mülkün yıllık net geliri 120 000 TL dir. Faaliyet gider oranı % 46 ve boģluk oranı % 4 dür. Bu verilere göre Efektif brüt gelir ne kadardır? A) 240 000 TL B) 260 870 TL

Detaylı

Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelik

Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelik 2008 KASIM -SEKTÖREL Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelik Dünya, 2030 yılında Ģimdi olduğundan yüzde 60 daha fazla enerjiye ihtiyaç duyacaktır. Bu enerji

Detaylı

4. ÜNĠTE : SES. Ses, bir noktadan baģka bir noktaya doğru dalgalar halinde yayılır. Bu dalgalar titreģimler sonucunda meydana gelir.

4. ÜNĠTE : SES. Ses, bir noktadan baģka bir noktaya doğru dalgalar halinde yayılır. Bu dalgalar titreģimler sonucunda meydana gelir. 4. ÜNĠTE : SES 1 SES; madde moleküllerinin titreģimiyle oluģan bir dalga hareketidir(titreģim hareketidir). Ses; katı, sıvı veya gaz gibi maddesel bir ortamda yayılır. BoĢlukta ses yayılmaz. *Havası boģaltılmıģ

Detaylı

DOĞAL GAZ SEKTÖRÜNDE PERSONEL BELGELENDĠRMESĠ

DOĞAL GAZ SEKTÖRÜNDE PERSONEL BELGELENDĠRMESĠ Türk Akreditasyon Kurumu Personel Akreditasyon Başkanlığı Akreditasyon Uzmanı 1 Ülkemizde ve dünyada tüm bireylerin iģgücüne katılması ve iģgücü piyasalarında istihdam edilebilmeleri için; bilgiye dayalı

Detaylı

0502309-0506309 ÖLÇME YÖNTEMLERİ. Ders Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Hüsamettin BULUT Yrd. Doç. Dr. M. Azmi AKTACĠR

0502309-0506309 ÖLÇME YÖNTEMLERİ. Ders Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Hüsamettin BULUT Yrd. Doç. Dr. M. Azmi AKTACĠR 0502309-0506309 ÖLÇME YÖNTEMLERİ Ders Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Hüsamettin BULUT Yrd. Doç. Dr. M. Azmi AKTACĠR Kaynak Ders Kitabı: ÖLÇME TEKNĠĞĠ (Boyut, Basınç, AkıĢ ve Sıcaklık Ölçmeleri), Prof. Dr. Osman

Detaylı

2014-2015 EĞĠTĠM ÖĞRETĠM YILI ÖZEL ATA ORTAOKULU 7.SINIF TEKNOLOJĠ ve TASARIM DERSĠ YILLIK DERS PLANI

2014-2015 EĞĠTĠM ÖĞRETĠM YILI ÖZEL ATA ORTAOKULU 7.SINIF TEKNOLOJĠ ve TASARIM DERSĠ YILLIK DERS PLANI -7 Eylül EYLÜL 1 15-19 Eylül 014-015 ÖĞRETĠM YILI ÖZEL ATA ORTAOKULU 7.SINIF TEKNOLOJĠ ve TASARIM DERSĠ YILLIK DERS PLANI 1. Teknoloji ve Tasarım kavramlarını kavratmak.teknoloji ve Tasarım Dersinin Genel

Detaylı

FIRAT ÜNİVERSİTESİ DENEYSEL ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KURULUŞ VE İŞLEYİŞ YÖNERGESİ

FIRAT ÜNİVERSİTESİ DENEYSEL ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KURULUŞ VE İŞLEYİŞ YÖNERGESİ FIRAT ÜNİVERSİTESİ DENEYSEL ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KURULUŞ VE İŞLEYİŞ YÖNERGESİ 1. BÖLÜM: Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar AMAÇ Madde 1. Bu Yönergenin amacı, Tarım ve KöyiĢleri Bakanlığının 16 Mayıs 2004

Detaylı

Olgun SAKARYA EMO Enerji Birim Koordinatörü. 13 Haziran 2012 / ANKARA

Olgun SAKARYA EMO Enerji Birim Koordinatörü. 13 Haziran 2012 / ANKARA Olgun SAKARYA EMO Enerji Birim Koordinatörü 13 Haziran 2012 / ANKARA Enerji Verimliliği; Üretimimizde, Konforumuzda, İş gücümüzde, herhangi bir azalma olmadan daha az enerji kullanmaktır. SUNU ĠÇERĠĞĠ

Detaylı

5951 Sayılı Torba Kanun Neler Getirdi?

5951 Sayılı Torba Kanun Neler Getirdi? 5951 Sayılı Torba Kanun Neler Getirdi? Ömer BENOKAN 05.02.2010 tarih ve 27484 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan, 28.1.2010 tarih ve 5951sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSĠL USULÜ HAKKINDA KANUN ĠLE BAZI KANUNLARDA

Detaylı

"ÖRNEKTİR" 16.07.2007 Tarihinden 20.07.2007 Tarihine kadar bir haftalık çalıģma

ÖRNEKTİR 16.07.2007 Tarihinden 20.07.2007 Tarihine kadar bir haftalık çalıģma 16.07.2007 Tarihinden 20.07.2007 Tarihine kadar bir haftalık çalıģma Pazartesi ġirket Tanıtımı ve Fabrika Oryantasyonu 1 5 9 Salı Fabrika Bilgileri / YerleĢim Planı 5 7 9 ÇarĢamba Fabrika Bilgileri / Organizasyon

Detaylı

UĞUR DEMĠR ĠÇĠNDEKĠLER

UĞUR DEMĠR ĠÇĠNDEKĠLER ÜNĠTE 2. ĠġLETMENĠN SINIFLANDIRILMASI UĞUR DEMĠR ĠÇĠNDEKĠLER 1. Ekonomik Fonksiyonlarına Göre ĠĢletmeler... 2 1.1. Ġmalatçı ĠĢletmeler... 2 1.2. Hizmet ĠĢletmeleri... 2 1.3. Satıcı ĠĢletmeler... 2 2. Büyüklükleri

Detaylı

T.C. BĠNGÖL ÜNĠVERSĠTESĠ REKTÖRLÜĞÜ Strateji GeliĢtirme Dairesi BaĢkanlığı. ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN)

T.C. BĠNGÖL ÜNĠVERSĠTESĠ REKTÖRLÜĞÜ Strateji GeliĢtirme Dairesi BaĢkanlığı. ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN) ÇALIġANLARIN MEMNUNĠYETĠNĠ ÖLÇÜM ANKET FORMU (KAPSAM ĠÇĠ ÇALIġANLAR ĠÇĠN) Düzenleme Tarihi: Bingöl Üniversitesi(BÜ) Ġç Kontrol Sistemi Kurulması çalıģmaları kapsamında, Ġç Kontrol Sistemi Proje Ekibimiz

Detaylı

TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ

TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ TEKNOLOJİ VE TASARIM DERSİ FELSEFESİ,TEMEL İLKELERİ,VİZYONU MEHMET NURİ KAYNAR TÜRKIYE NIN GELECEK VIZYONU TÜRKĠYE NĠN GELECEK VĠZYONU GELECEĞIN MIMARLARı ÖĞRETMENLER Öğretmen, bugünle gelecek arasında

Detaylı

MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; çalıģanlara verilecek iģ sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin usul ve esaslarını düzenlemektir.

MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; çalıģanlara verilecek iģ sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin usul ve esaslarını düzenlemektir. ÇALIġANLARIN Ġġ SAĞLIĞI VE GÜVENLĠĞĠ EĞĠTĠMLERĠNĠN USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELĠK BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; çalıģanlara verilecek iģ

Detaylı

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY

SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ. MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY SAĞLIK ORTAMINDA ÇALIġANLARDA GÜVENLĠĞĠ TEHDĠT EDEN STRES ETKENLERĠ VE BAġ ETME YÖNTEMLERĠ MANĠSA ĠL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ HEMġĠRE AYLĠN AY GİRİŞ ÇalıĢmak yaģamın bir parçasıdır. YaĢamak nasıl bir insan hakkı

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

ÖLÇME VE DEĞERLENDĠRME (3)

ÖLÇME VE DEĞERLENDĠRME (3) ÖLÇME VE DEĞERLENDĠRME (3) ÖLÇME SONUÇLARI ÜZERĠNDE ĠSTATĠSTĠKSEL ĠġLEMLER VERĠLERĠN DÜZENLENMESĠ -Herhangi bir test uygulamasından önce verilerin düzenlenmesi için önce bütün puanların büyüklüklerine

Detaylı

ġġrket TANITIMI VĠZYON 10 yıl içinde 10 önemli ülkede markalaģarak gerçek bir dünya markası olmak.

ġġrket TANITIMI VĠZYON 10 yıl içinde 10 önemli ülkede markalaģarak gerçek bir dünya markası olmak. ġġrket TANITIMI VĠZYON 10 yıl içinde 10 önemli ülkede markalaģarak gerçek bir dünya markası olmak. MĠSYON Jean e meydan okumaktalar.günlük giyimin en Ģık ve rahat tasarımlarını 365 gün en uygun fiyatlarla

Detaylı

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU ÖĞRENCİNİN ADI-SOYADI: BEP HAZIRLAMA :07.10.2011 BEP Birimi Üyeleri: - ÖĞRENCİNİN ŞU ANKİ PERFORMANS DÜZEYİ:.. öz bakım becerilerini yerine getirir... okuma yazmayı

Detaylı

Ġspanya da üniversite Sistemi

Ġspanya da üniversite Sistemi Ġspanya da üniversite Sistemi NEDEN ĠSPANYA DA YURT DIġI EĞĠTĠM? Avrupa ile Afrika arasında önemli bir geçiģ yolu olan Ġspanya, günümüzde geleneksel ve modern yaģam tarzlarını bir arada bulunduran önemli

Detaylı

T.C MUġ ALPARSLAN ÜNĠVERSĠTESĠ FEN TEKNOLOJĠ TOPLULUĞU TÜZÜĞÜ

T.C MUġ ALPARSLAN ÜNĠVERSĠTESĠ FEN TEKNOLOJĠ TOPLULUĞU TÜZÜĞÜ T.C MUġ ALPARSLAN ÜNĠVERSĠTESĠ FEN TEKNOLOJĠ TOPLULUĞU TÜZÜĞÜ Topluluğun Amacı MADDE 1 a) MuĢ Üniversitesi akademik ve idari personeli ve öğrencilerinin serbest zamanlarını en iyi Ģekilde değerlendirmelerini

Detaylı

Neden Daha Fazla Satın Alalım?

Neden Daha Fazla Satın Alalım? Neden Daha Fazla Satın Alalım? Ana Tema Önerilen Süre Kazanımlar Öğrenciye Kazandırılacak Beceriler Yöntem ve Teknikler Araç ve Gereçler Giderek artan bilinçsiz tüketim ve üretim çevreyi olumsuz etkiliyor.

Detaylı

Program AkıĢ Kontrol Yapıları

Program AkıĢ Kontrol Yapıları C PROGRAMLAMA Program AkıĢ Kontrol Yapıları Normal Ģartlarda C dilinde bir programın çalıģması, komutların yukarıdan aģağıya doğru ve sırasıyla iģletilmesiyle gerçekleģtirilir. Ancak bazen problemin çözümü,

Detaylı

I.V.Kanülleri. I.V.Kanülleri. I.V.Kanülleri. I.V.Kanülleri. I.V.Kanülleri. Ambalaj Ģekli : 100 adet / kutu 1000 adet /koli

I.V.Kanülleri. I.V.Kanülleri. I.V.Kanülleri. I.V.Kanülleri. I.V.Kanülleri. Ambalaj Ģekli : 100 adet / kutu 1000 adet /koli 1000 adet /koli DISPOCANN & CATHULA I.V.KANÜLLERİ Renk Kodu Gauge Çapı X Uzunluğu YeĢil 18G 1.20 x 45 Referans: ISO:10555-1 HSMD Spesifikasyonlu Sıvı AkıĢ hızı ml/min FEP ten mamül, iki veya tek yollu

Detaylı

SINIF ÖĞRETMENLĠĞĠ SOSYAL BĠLGĠLER ÖĞRETĠM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN

SINIF ÖĞRETMENLĠĞĠ SOSYAL BĠLGĠLER ÖĞRETĠM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN SINIF ÖĞRETMENLĠĞĠ SOSYAL BĠLGĠLER ÖĞRETĠM PROGRAMI 1 BECERĠLER 2 Beceri Nedir? ġimdiye kadar bilgi edinme, yaģam ve okulun temel amacı olarak görülmüģtür. Günümüzde ise bilgiye bakıģ değiģmiģtir. Bilgi;

Detaylı

TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE. Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi

TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE. Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi TEMAKTĠK YAKLAġIMDA FĠZĠKSEL ÇEVRE Yrd. Doç. Dr. ġermin METĠN Hasan Kalyoncu Üniversitesi ÇOCUK ÇEVRE ĠLIġKISI Ġnsanı saran her Ģey olarak tanımlanan çevre insanı etkilerken, insanda çevreyi etkilemektedir.

Detaylı

GÜÇ VE HAREKET ĠLETĠM ELEMANLARI

GÜÇ VE HAREKET ĠLETĠM ELEMANLARI GÜÇ VE HAREKET ĠLETĠM ELEMANLARI P=sbt n m? n iģmak Ġġ MAKĠNASI Yapı olarak motor, güc ve hareket iletim elemanları ve iģ makinası kısmından oluģan bir makinanın esas amacı baģka bir enerjiyi mekanik enerjiye

Detaylı

İktisat I. Maslow un İhtiyaçlar Hiyerarşisi. İhtiyaç 10/12/2011 İKTİSAT I DERS PLANI TEMEL ĠKTĠSADĠ KAVRAMLAR. Doç. Dr. Erdal GümüĢ. (2.

İktisat I. Maslow un İhtiyaçlar Hiyerarşisi. İhtiyaç 10/12/2011 İKTİSAT I DERS PLANI TEMEL ĠKTĠSADĠ KAVRAMLAR. Doç. Dr. Erdal GümüĢ. (2. İktisat I (2. Hafta) Doç. Dr. Erdal GümüĢ İKTİSAT I DERS PLANI TEMEL ĠKTĠSADĠ KAVRAMLAR TALEP ARZ PĠYASA DENGESĠ ARZ VE TALEP ESNEKLĠKLERĠ HÜKÜMETLERĠN FĠYAT KONTROLLERĠ TÜKETĠCĠ DAVRANIġLARI TEORĠSĠ ÜRETĠM

Detaylı

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ. SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU

HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ. SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU HĠTĠT ÜNĠVERSĠTESĠ SÜREKLĠ EĞĠTĠM UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ FAALĠYET RAPORU 2012 ĠÇĠNDEKĠLER ÜST YÖNETĠCĠ SUNUġU I- GENEL BĠLGĠLER A- Misyon ve Vizyon.. B- Yetki, Görev ve Sorumluluklar... C- Ġdareye

Detaylı

İŞLETME TÜRLERİ İŞLETME TÜRLERİ 24.03.2014. Faaliyet Alanlarına Göre İşletme Türleri

İŞLETME TÜRLERİ İŞLETME TÜRLERİ 24.03.2014. Faaliyet Alanlarına Göre İşletme Türleri Yrd.Doç.Dr. Gaye Açıkdilli Yrd.Doç.Dr. Erdem Kırkbeşoğlu 1. Faaliyet alanlarına göre 2. Tüketici türlerine göre 3. Üretilen mal veya hizmet çeşitlerine göre 4. Üretim araçlarının mülkiyet biçimine göre

Detaylı

AR&GE BÜLTEN 2010 ġubat EKONOMĠ ĠZMĠR FĠNANS ALTYAPISI VE TÜRKĠYE FĠNANS SĠSTEMĠ ĠÇĠNDEKĠ YERĠ

AR&GE BÜLTEN 2010 ġubat EKONOMĠ ĠZMĠR FĠNANS ALTYAPISI VE TÜRKĠYE FĠNANS SĠSTEMĠ ĠÇĠNDEKĠ YERĠ ĠZMĠR FĠNANS ALTYAPISI VE TÜRKĠYE FĠNANS SĠSTEMĠ ĠÇĠNDEKĠ YERĠ Erdem ALPTEKĠN Türk finans sistemi incelendiğinde en büyük payı bankaların, daha sonra ise sırasıyla menkul kıymet yatırım fonları, sigorta

Detaylı

MUSTAFA KEMAL ÜNĠVERSĠTESĠ BĠLGĠSAYAR BĠLĠMLERĠ UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ YÖNETMELĠĞĠ

MUSTAFA KEMAL ÜNĠVERSĠTESĠ BĠLGĠSAYAR BĠLĠMLERĠ UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ YÖNETMELĠĞĠ MUSTAFA KEMAL ÜNĠVERSĠTESĠ BĠLGĠSAYAR BĠLĠMLERĠ UYGULAMA VE ARAġTIRMA MERKEZĠ YÖNETMELĠĞĠ BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Mustafa Kemal Üniversitesi

Detaylı

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı,

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, MİTOZ Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, sitoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir. Hücreler büyüme ve gelişme sonucunda belli bir olgunluğa

Detaylı

bu Ģekilde Türkiye ye gelmiģ olan sıcak para, ĠMKB de yüzde 400 lerin, devlet iç borçlanma senetlerinde ise yüzde 200 ün üzerinde bir kazanç

bu Ģekilde Türkiye ye gelmiģ olan sıcak para, ĠMKB de yüzde 400 lerin, devlet iç borçlanma senetlerinde ise yüzde 200 ün üzerinde bir kazanç 2007 MALÎ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KANUN TASARILARI İLE 2005 MALÎ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KESİNHESAP KANUNU TASARILARININ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU GÖRÜŞME TUTANAKLARI BAġKAN: Sait AÇBA BAġKANVEKĠLĠ:

Detaylı

ÖZEL ANTALYA ANADOLU HASTANELERİ GRUBU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI DR.AHMET CÖMERT

ÖZEL ANTALYA ANADOLU HASTANELERİ GRUBU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI DR.AHMET CÖMERT ÖZEL ANTALYA ANADOLU HASTANELERİ GRUBU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI DR.AHMET CÖMERT 1 ĠLETĠġĠM İki ya da daha fazla kiģinin düģünce ve fikir alıģveriģidir KonuĢma, hareket yada mimikler ile gerçekleģir. Bizim

Detaylı

HEKTAŞ TİCARET T.A.Ş. Sayfa No: 1 SERİ:XI NO:29 SAYILI TEBLİĞE İSTİNADEN HAZIRLANMIŞ YÖNETİM KURULU FAALİYET RAPORU

HEKTAŞ TİCARET T.A.Ş. Sayfa No: 1 SERİ:XI NO:29 SAYILI TEBLİĞE İSTİNADEN HAZIRLANMIŞ YÖNETİM KURULU FAALİYET RAPORU Sayfa No: 1 1. Raporun Dönemi 01.01.2012-30.09.2012 2. Ortaklığın Unvanı HektaĢ Ticaret T.A.ġ. 3. Yönetim ve Denetleme Kurulu Üyeleri Türk Ticaret Kanunu ve ilgili düzenlemeler gereğince ġirketimiz Ana

Detaylı

KAPSAM HAFTALARA GÖRE DERS PROGRAMI ÖNERĠLEN KAYANAKLAR ÖĞRETME VE ÖĞRENME STRATEJĠ VE TEKNĠKLERĠ ÖLÇME VE DEĞERLENDĠRME YÖNTEMLERĠ

KAPSAM HAFTALARA GÖRE DERS PROGRAMI ÖNERĠLEN KAYANAKLAR ÖĞRETME VE ÖĞRENME STRATEJĠ VE TEKNĠKLERĠ ÖLÇME VE DEĞERLENDĠRME YÖNTEMLERĠ DERSĠN KODU ABYS-215 Bürolarda Teknoloji Kullanımı DERSĠN TÜRÜ ZORUNLU SEÇMELĠ X TEORĠK 2 PRATĠK 0 ECTS KREDĠSĠ 4 Bürolarda kullanılan genellikle iletiģimi sağlayan ya da verilerin iģlenmesine olanak sağlayan

Detaylı

Sınıfta İletişim. Dr. Adnan BOYACI

Sınıfta İletişim. Dr. Adnan BOYACI Sınıfta İletişim Dr. Adnan BOYACI Sözünü bilen kişinin Yüzünü ak ede bir söz Sözü pişirip diyenin İşini sağ ede bir söz Söz ola kese savaşı Söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı Bal ile yağ ede bir söz

Detaylı

Su Ürünlerinde Temel İstatistik. Ders 2: Tanımlar

Su Ürünlerinde Temel İstatistik. Ders 2: Tanımlar Su Ürünlerinde Temel İstatistik Ders 2: Tanımlar Karakter Araştırma yada istatistiksel analizde ele alınan ünitenin yapısal (morfolojik, fizyolojik, psikolojik, estetik, vb.) özellikleridir. Tüm karakterler

Detaylı

ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI ÖZEL BAHÇELİEVLER İHLAS İLKÖĞRETİM OKULU TRAFİK VE İLK YARDIM DERSİ

ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI ÖZEL BAHÇELİEVLER İHLAS İLKÖĞRETİM OKULU TRAFİK VE İLK YARDIM DERSİ EYLÜL EKİM 1. 2. 3. (19 EYLÜL- 07 EKİM) 3 SAAT 1. ÜNİTE 1: TRAFİK TEŞKİLATI 1.Trafik teģkilatı hakkında temel bilgileri 2. Trafik düzenini sağlayan unsurları TRAFĠKLE ĠLGĠLĠ KURULUġLAR VE GÖREVLERĠ 1.

Detaylı

Kariyer & Kazanç Planı

Kariyer & Kazanç Planı Kariyer & Kazanç Planı Fırsatın Doğduğu Yer Klasik SatıĢ Ġlkesi Hunca 30,- Satış İlkesi Huncalife 30,- SatıĢ Masraflarında tasarruf= Temsilcilere komisyon Üretici karı Reklam Toptancı Perakendeci Devamlı

Detaylı

MESLEKİ EMEKLİLİK PROGRAMLARININ TÜRKİYE DE UYGULANABİLİRLİĞİ

MESLEKİ EMEKLİLİK PROGRAMLARININ TÜRKİYE DE UYGULANABİLİRLİĞİ MESLEKİ EMEKLİLİK PROGRAMLARININ TÜRKİYE DE UYGULANABİLİRLİĞİ ġenay GÖKBAYRAK Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi senay.gokbayrak@politics.ankara.edu.tr Refah Devletinin Krizi ve Sosyal Güvenlik

Detaylı

T.C. B A ġ B A K A N L I K Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü. Sayı : B.02.0.PPG.0.12-010-06/14200 3 ARALIK 2009 GENELGE 2009/18

T.C. B A ġ B A K A N L I K Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü. Sayı : B.02.0.PPG.0.12-010-06/14200 3 ARALIK 2009 GENELGE 2009/18 I. GİRİŞ GENELGE 2009/18 2007-2013 döneminde Avrupa Birliğinden Ülkemize sağlanacak hibe niteliğindeki fonlar Avrupa Konseyinin 1085/2006 sayılı Katılım Öncesi Yardım Aracı Tüzüğü ve söz konusu Tüzüğün

Detaylı

Ürün Olarak Konut Kavramı ve Türkiye deki Konut SatıĢlarının Ürün Hayat Eğrisi YaklaĢımıyla Değerlendirilmesi

Ürün Olarak Konut Kavramı ve Türkiye deki Konut SatıĢlarının Ürün Hayat Eğrisi YaklaĢımıyla Değerlendirilmesi 291 Ürün Olarak Konut Kavramı ve Türkiye deki Konut SatıĢlarının Ürün Hayat Eğrisi YaklaĢımıyla Değerlendirilmesi Murat Anbarcı 1, Ömer Giran 2, Yusuf Sait Türkan 3, Ekrem Manisalı 4 Özet Konut; en genel

Detaylı

Özgörkey Otomotiv Yetkili Satıcı ve Yetkili Servisi

Özgörkey Otomotiv Yetkili Satıcı ve Yetkili Servisi Özgörkey Otomotiv Yetkili Satıcı ve Yetkili Servisi Grup ÇekoL : Ebru Tokgöz Gizem Şimşek Özge Bozdemir Emel Sema Tarihçe Temelleri 1951 yılında, Gruba ismini veren Erdoğan Özgörkey tarafından atılan

Detaylı

ULUSAL İSTİHDAM STRATEJİSİ EYLEM PLANI (2012-2014) İSTİHDAM-SOSYAL KORUMA İLİŞKİSİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ

ULUSAL İSTİHDAM STRATEJİSİ EYLEM PLANI (2012-2014) İSTİHDAM-SOSYAL KORUMA İLİŞKİSİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ 1. Sosyal yardımlar hak temelli ve önceden belirlenen objektif kriterlere dayalı olarak sunulacaktır. 1.1 Sosyal Yardımların hak temelli yapılmasına yönelik, Avrupa Birliği ve geliģmiģ OECD ülkelerindeki

Detaylı

TEB PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş. 01 / 01 / 2010-30 / 06 / 2010 DÖNEMİNE AİT YÖNETİM KURULU FAALİYET RAPORU

TEB PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş. 01 / 01 / 2010-30 / 06 / 2010 DÖNEMİNE AİT YÖNETİM KURULU FAALİYET RAPORU TEB PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş. 01 / 01 / 2010-30 / 06 / 2010 DÖNEMİNE AİT YÖNETİM KURULU FAALİYET RAPORU 1 OCAK 2010 30 HAZĠRAN 2010 DÖNEMĠNE AĠT FAALĠYET RAPORU 1. Rapor Dönemi, Ortaklığın unvanı, yönetim

Detaylı

ÖĞRETMENLİK MESLEK BİLGİSİ DERSLERİ ÖĞRETMENİ

ÖĞRETMENLİK MESLEK BİLGİSİ DERSLERİ ÖĞRETMENİ TANIM ÇalıĢtığı eğitim kurumunda; öğrencilere eğitim ve öğretim teknikleri ile ilgili eğitim veren kiģidir. A- GÖREVLER Öğretmenlik meslek bilgisi dersleri ile ilgili hangi bilgi, beceri, tutum ve davranıģların,

Detaylı

Laboratuvara Giriş. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10.

Laboratuvara Giriş. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10. ADÜ Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Laboratuvara Giriş Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBT 109 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 3. Hafta (03.10.2013) Derslik B301 1 BİLGİ EDİNME İHTİYACI:

Detaylı

T.C ADALET BAKANLIĞI Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü

T.C ADALET BAKANLIĞI Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü T.C ADALET BAKANLIĞI Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Ceza Ġnfaz Kurumlarında Madde Bağımlılığı Tedavi Hizmetleri Serap GÖRÜCÜ Psikolog YetiĢkin ĠyileĢtirme Bürosu Madde bağımlılığını kontrol altında

Detaylı

PAZARLAMA DAĞITIM KANALI

PAZARLAMA DAĞITIM KANALI PAZARLAMA DAĞITIM KANALI Yrd. Doç. Dr. Hasan ALKAN Dağıtım kavramı üretilen mal ve hizmetler genellikle üretildikleri yerde zamanda uygun fiyatta ve yeterli miktarda talep edilmemektedir. Mal ve hizmetlerin

Detaylı

İŞLETMELERİN AMAÇLARI. İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge 24.03.2014. Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar

İŞLETMELERİN AMAÇLARI. İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge 24.03.2014. Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar İŞLETMELERİN AMAÇLARI Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar Yrd.Doç.Dr. Gaye Açıkdilli Yrd.Doç.Dr. Erdem Kırkbeşoğlu İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge Kar ın İşlevleri

Detaylı

YAPAY SİNİR AĞI İLE HAVA SICAKLIĞI TAHMİNİ APPROXIMATION AIR TEMPERATURE WITH ARTIFICIAL NEURAL NETWORK

YAPAY SİNİR AĞI İLE HAVA SICAKLIĞI TAHMİNİ APPROXIMATION AIR TEMPERATURE WITH ARTIFICIAL NEURAL NETWORK YAPAY SİNİR AĞI İLE HAVA SICAKLIĞI TAHMİNİ Hande ERKAYMAZ, Ömer YAŞAR Karabük Üniversitesi / TÜRKĠYE herkaymaz@karabuk.edu.tr ÖZET : Bu çalıģmada Yapay Sinir Ağları (YSA) ile hava sıcaklığının tahmini

Detaylı

LEVHA HAREKETLERĠNĠN ETKĠLERĠ Alfred WEGENER 1915 yılında tüm kıtaların bir arada toplandığını,sonra farklı yönlere kayarak dağıldığını ileri

LEVHA HAREKETLERĠNĠN ETKĠLERĠ Alfred WEGENER 1915 yılında tüm kıtaların bir arada toplandığını,sonra farklı yönlere kayarak dağıldığını ileri LEVHA HAREKETLERĠNĠN ETKĠLERĠ Alfred WEGENER 1915 yılında tüm kıtaların bir arada toplandığını,sonra farklı yönlere kayarak dağıldığını ileri sürmüģtür. KITALARIN KAYMASI TEORĠSĠ olarak anılan bu teoriye

Detaylı

Bölüm 3 SAF MADDENĠN ÖZELLĠKLERĠ. Bölüm 3: Saf Maddenin Özellikleri

Bölüm 3 SAF MADDENĠN ÖZELLĠKLERĠ. Bölüm 3: Saf Maddenin Özellikleri Bölüm 3 SAF MADDENĠN ÖZELLĠKLERĠ 1 2 Amaçlar Saf madde kavramının tanıtılması Faz değiģimi iģleminin fizik ilkelerinin incelenmesi Saf maddenin P-v-T yüzeylerinin ve P-v, T-v ve P-T özelik diyagramlarının

Detaylı

YENĠ NESĠL ORTAM ve YÜZEY DEZENFEKSĠYONU (akacid plus )

YENĠ NESĠL ORTAM ve YÜZEY DEZENFEKSĠYONU (akacid plus ) YENĠ NESĠL ORTAM ve YÜZEY DEZENFEKSĠYONU (akacid plus ) MANTAR, VĠRÜS, KÜF VE BAKTERĠLERĠ YOK EDER, SAĞLIKLI YAġAM ALANLARI OLUġTURUR. % 100 EKOLOJĠK DEZENFEKSĠYONU SAĞLIYOR ve KÖTÜ KOKUKULARA SON VERĠYORUZ

Detaylı

ORAN ANALİZİ 8. VE 9. HAFTA

ORAN ANALİZİ 8. VE 9. HAFTA ORAN ANALİZİ 8. VE 9. HAFTA Genel Olarak Oran Analizi p Oran analizi tekniğinin amacı, finansal tablo kalemlerinin aralarındaki anlamlı ve yararlı ilişkilerden yola çıkarak bir işletmenin cari finansal

Detaylı

EV TĠPĠ ÇAMAġIR MAKĠNELERĠNĠN ENERJĠ ETĠKETLEMESĠNE ĠLĠġKĠN TEBLĠĞ / TRKGM: 2002/03 (95/12/AT) Yayımlandığı R. Gazete Tarihi: 20/8/2002 Sayısı: 24852

EV TĠPĠ ÇAMAġIR MAKĠNELERĠNĠN ENERJĠ ETĠKETLEMESĠNE ĠLĠġKĠN TEBLĠĞ / TRKGM: 2002/03 (95/12/AT) Yayımlandığı R. Gazete Tarihi: 20/8/2002 Sayısı: 24852 EV TĠPĠ ÇAMAġIR MAKĠNELERĠNĠN ENERJĠ ETĠKETLEMESĠNE ĠLĠġKĠN TEBLĠĞ / TRKGM: 2002/03 (95/12/AT) Yayımlandığı R. Gazete Tarihi: 20/8/2002 Sayısı: 24852 BĠRĠNCĠ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç Madde 1- Bu Tebliğ'in

Detaylı

İ Ç İ N D E K İ L E R - TARIM VE KÖYĠġLERĠ BAKANLIĞ - TARIM REFORMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ - KÖY HĠZMETLERĠ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

İ Ç İ N D E K İ L E R - TARIM VE KÖYĠġLERĠ BAKANLIĞ - TARIM REFORMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ - KÖY HĠZMETLERĠ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2007 MALÎ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KANUN TASARILARI İLE 2005 MALÎ YILI GENEL VE KATMA BÜTÇE KESİNHESAP KANUNU TASARILARININ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU GÖRÜŞME TUTANAKLARI BAġKAN: Sait AÇBA(Afyonkarahisar)

Detaylı

NĠHAĠ RAPOR, EYLÜL 2011

NĠHAĠ RAPOR, EYLÜL 2011 9. GENEL SONUÇLAR... 1 9.1. GĠRĠġ... 1 9.2. DEĞERLENDĠRME... 1 9.2.1. Ġlin Genel Ġçeriği... 1 9.2.2. Proje Bölgesinin Kapasiteleri... 1 9.2.3. Köylülerin ve Üreticilerin Kapasiteleri... 2 9.2.4. Kurumsal

Detaylı

1 OCAK- 30 HAZĠRAN 2009 DÖNEMĠNE AĠT KONSOLĠDE OLMAYAN FAALĠYET RAPORU

1 OCAK- 30 HAZĠRAN 2009 DÖNEMĠNE AĠT KONSOLĠDE OLMAYAN FAALĠYET RAPORU TURKISH BANK A.ġ. 1 OCAK- 30 HAZĠRAN 2009 DÖNEMĠNE AĠT KONSOLĠDE OLMAYAN FAALĠYET RAPORU A-BANKAMIZDAKĠ GELĠġMELER 1-ÖZET FĠNANSAL BĠLGĠLER Bankamızın 2008 yıl sonunda 823.201 bin TL. olan aktif büyüklüğü

Detaylı

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI

CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI Dünyamızda o kadar çok canlı türü var ki bu canlıları tek tek incelemek olanaksızdır. Bu yüzden bilim insanları canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırmışlardır.

Detaylı

Yazılım Ekonomisi ve Özgür Yazılım. Bora Güngören 26 Ağustos 2006

Yazılım Ekonomisi ve Özgür Yazılım. Bora Güngören 26 Ağustos 2006 Yazılım Ekonomisi ve Özgür Yazılım Bora Güngören 26 Ağustos 2006 Seminer Programı Yazılım Nedir? Yenir mi? Yazılımın Ekonomideki Yeri Nedir? Özgür Olmayan Yazılım Ekonomisi Nasıl İşler? Özgür Yazılım Nasıl

Detaylı

1. Ġnsan en önemli değerdir. 2. Yönetimin moral desteği. 3. Uzun vadede sonuç beklenmesi.

1. Ġnsan en önemli değerdir. 2. Yönetimin moral desteği. 3. Uzun vadede sonuç beklenmesi. Kalite Çemberleri,aynı sahada çalıģan, benzer iģler yapan, düzenli aralıklarla toplanan, kendi iģleri ile ilgili sorunları saptayan, inceleyen ve çözen ĠyileĢtirme Takımlarıdır. Takımlar için ideal üye

Detaylı

SMMM STAJA BAŞLAMA YETERLİLİK SINAVI ONLİNE EĞİTİM SİSTEMİ

SMMM STAJA BAŞLAMA YETERLİLİK SINAVI ONLİNE EĞİTİM SİSTEMİ KASA NOKSANLIKLARI - KASA FAZLALIKLARI ġimdi tam zamanı Bilemediniz Kasa sayım noksanlık veya fazlalıkları ile ilgili her sınavda en az bir soru sorulmaktadır.. Bu hesapları incelerken tüm dikkatinizi

Detaylı

Renkler hakkında bazı gerçekler.

Renkler hakkında bazı gerçekler. Renkler hakkında bazı gerçekler. Birçok balıkçı gibi bende malzeme çantamda birçok renk seçeneği olan ve günün değiģik zamanlarında kullanabileceğim yapay yemler bulundururum. Bazı balıkçılar yemler artık

Detaylı

IV.ULUSLARARASI POLİMERİK KOMPOZİTLER SEMPOZYUMU SERGİ VE PROJE PAZARI SONUÇ BİLDİRGESİ 7-9 MAYIS 2015

IV.ULUSLARARASI POLİMERİK KOMPOZİTLER SEMPOZYUMU SERGİ VE PROJE PAZARI SONUÇ BİLDİRGESİ 7-9 MAYIS 2015 IV.ULUSLARARASI POLİMERİK KOMPOZİTLER SEMPOZYUMU SERGİ VE PROJE PAZARI SONUÇ BİLDİRGESİ 7-9 MAYIS 2015 TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölge ġubesi Koordinatörlüğünde IV. Uluslararası PolimerikKompozitler

Detaylı

www.binnuryesilyaprak.com

www.binnuryesilyaprak.com ÇOCUKLA VE ERGENLE ĠLETĠġĠM (Anababa eğitim semineri) Prof. Dr. Binnur YEġĠLYAPRAK Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Onursal Başkanı

Detaylı

Yeni Dış Ticaret Teorileri

Yeni Dış Ticaret Teorileri Yeni Dış Ticaret Teorileri Dr.Dilek Seymen Dr. Dilek Seymen Nitelikli İşgücü Teorisi (Skilled Labor-Keesing&Kenen) Sanayi ülkeleri arasındaki ticaretin büyük bir bölümü nitelikli işgücü farklılıkları ile

Detaylı

OKULÖNCESĠNDE TEMATĠK YAKLAġIM ve ETKĠN ÖĞRENME. Prof. Dr. Nilüfer DARICA Hasan Kalyoncu Üniversitesi

OKULÖNCESĠNDE TEMATĠK YAKLAġIM ve ETKĠN ÖĞRENME. Prof. Dr. Nilüfer DARICA Hasan Kalyoncu Üniversitesi OKULÖNCESĠNDE TEMATĠK YAKLAġIM ve ETKĠN ÖĞRENME Prof. Dr. Nilüfer DARICA Hasan Kalyoncu Üniversitesi Uzun yıllar öğretimde en kabul edilir görüģ, bilginin hiç bozulmadan öğretenin zihninden öğrenenin zihnine

Detaylı

ĠZMĠR KENT KONSEYĠ GENÇLĠK MECLĠSĠ BĠLĠġĠM ÇALIġMA GRUBU ETKĠNLĠK VE EĞĠTĠMLERĠ. Simge SavaĢan & Baran Güntan

ĠZMĠR KENT KONSEYĠ GENÇLĠK MECLĠSĠ BĠLĠġĠM ÇALIġMA GRUBU ETKĠNLĠK VE EĞĠTĠMLERĠ. Simge SavaĢan & Baran Güntan ĠZMĠR KENT KONSEYĠ GENÇLĠK MECLĠSĠ BĠLĠġĠM ÇALIġMA GRUBU ETKĠNLĠK VE EĞĠTĠMLERĠ Simge SavaĢan & Baran Güntan AJANDA Kent Konseyi Nedir? Gençlik Meclisi Nedir? Ġzmir Gençlik Meclisi BiliĢim ÇalıĢma Grubu

Detaylı

NEVġEHĠR ÜNĠVERSĠTESĠ BOLOGNA SÜRECĠ

NEVġEHĠR ÜNĠVERSĠTESĠ BOLOGNA SÜRECĠ NEVġEHĠR ÜNĠVERSĠTESĠ BOLOGNA SÜRECĠ ÖĞRENME ÇIKTILARI HAZIRLAMA VE ÖĞRENCĠ Ġġ YÜKÜ HESABI FUNDA NALBANTOĞLU YILMAZ Eğitim Öğretim Planlamacısı Ekim, 2011 GĠRĠġ Bologna Süreci kapsamında, yükseköğretim

Detaylı

NAPOLEON PROBLEMİNE FARKLI BİR BAKIŞ

NAPOLEON PROBLEMİNE FARKLI BİR BAKIŞ ÖZEL EGE LİSESİ NAPOLEON PROBLEMİNE FARKLI BİR BAKIŞ HAZIRLAYAN ÖĞRENCİLER: Fatma Gizem DEMİRCİ Hasan Atakan İŞBİLİR DANIŞMAN ÖĞRETMEN: Gülşah ARACIOĞLU İZMİR 2013 İÇİNDEKİLER 1. PROJENİN AMACI... 3 2.

Detaylı

Küresel Kriz Sonrası Dünya Ekonomisinin Geleceği

Küresel Kriz Sonrası Dünya Ekonomisinin Geleceği 2009 TEMMUZ - EKONOMĠ Dr. Orkun ÖZBEK Küresel Kriz Sonrası Dünya Ekonomisinin Geleceği ABD de konut kredisi piyasalarında baģlayan ve kısa sürede tüm dünyayı saran küresel krizin baģlamasından bu yana

Detaylı

PSĠKOLOJĠK DANIġMANLAR ĠÇĠN ETĠK VE YASAL KONULAR

PSĠKOLOJĠK DANIġMANLAR ĠÇĠN ETĠK VE YASAL KONULAR PSĠKOLOJĠK DANIġMANLAR ĠÇĠN ETĠK VE YASAL KONULAR Prof.Dr. Binnur Yeşilyaprak Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Başkanı SUNU PLANI Toplumsal YaĢamı

Detaylı

ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNERGESİ

ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNERGESİ ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNERGESİ Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu yönerge, Adıyaman Üniversitesi Senatosunun 07.09.2010 tarih 2010/15 sayılı oturumunun 7 nolu

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER

DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT Davranış Bilimleri I. Fizyobiyolojik Sistem A Biyolojik Yaklaşım II. Psikolojik Sistem B. Davranışçı Yaklaşım C. Gestalt

Detaylı

ÖĞRENCİ TANIMA FORMU KİMLİK BİLGİLERİ I. ÇOCUĞUN ADI-SOYADI : DOĞUM YERĠ VE TARĠHĠ : CĠNSĠYETĠ : UYRUĞU : KAÇINCI ÇOCUK OLDUĞU : KAN GRUBU :

ÖĞRENCİ TANIMA FORMU KİMLİK BİLGİLERİ I. ÇOCUĞUN ADI-SOYADI : DOĞUM YERĠ VE TARĠHĠ : CĠNSĠYETĠ : UYRUĞU : KAÇINCI ÇOCUK OLDUĞU : KAN GRUBU : ÖĞRENCİ TANIMA FORMU KİMLİK BİLGİLERİ I. ÇOCUĞUN ADI-SOYADI : DOĞUM YERĠ VE TARĠHĠ : CĠNSĠYETĠ : UYRUĞU : KAÇINCI ÇOCUK OLDUĞU : KAN GRUBU : II. ANNENİN ADI-SOYADI : DOĞUM YERĠ VE TARĠHĠ : UYRUĞU : MEDENĠ

Detaylı

Finansal Tablolar Analizi

Finansal Tablolar Analizi Finansal Tablolar Analizi ESKİŞEHİR SMMM ODASI Yrd. Doç. Dr. Arman A. KARAGÜL Anadolu Üniversitesi İ.İ.B.F. Öğretim Üyesi Bu eğitim dokümanı Mustafa UÇKAÇ Serbest Muhasebeci Mali Müşavir tarafından hazırlanmıştır.

Detaylı

KÜBA ÜNĠVERSĠTE EĞĠTĠMĠ

KÜBA ÜNĠVERSĠTE EĞĠTĠMĠ KÜBA ÜNĠVERSĠTE EĞĠTĠMĠ Küba eğitim sistemi Bugünkü Küba eğitimi, Milli Eğitim Sistemi aracılığıyla organize edilir. Okullar, genellikle yılın 220 günü, günde 6-7 ders saati olmak üzere, tam gün eğitim

Detaylı

KARAYOLU TASARIMI RAPORU. Ek 1. Kavşak Tipi Seçimi ile ilgili olarak Önerilen Esaslar

KARAYOLU TASARIMI RAPORU. Ek 1. Kavşak Tipi Seçimi ile ilgili olarak Önerilen Esaslar KARAYOLU TASARIMI RAPORU Kavşak Tipi Seçimi ile ilgili olarak Önerilen Esaslar Haziran 2000 İçindekiler Sayfa 1 Giriş 2 1.1 Amaç 2 1.2 Hemzemin kavģakların sınıflandırılması 2 1.3 Ġçerik 2 2 Önerilen seçim

Detaylı

Free, Open Access, Medical Education Serbest,Açık Erişimli Tıp Eğitimi Kısaca FOAM adı verilen ve Free, Open Acess, Medical Education manasına gelen

Free, Open Access, Medical Education Serbest,Açık Erişimli Tıp Eğitimi Kısaca FOAM adı verilen ve Free, Open Acess, Medical Education manasına gelen Free, Open Access, Medical Education Serbest,Açık Erişimli Tıp Eğitimi Kısaca FOAM adı verilen ve Free, Open Acess, Medical Education manasına gelen ve ICEM 2012 Konferansı esnasında Dublin de baģlayan

Detaylı

8.333 İstatistiksel Mekanik I: Parçacıkların İstatistiksel Mekaniği

8.333 İstatistiksel Mekanik I: Parçacıkların İstatistiksel Mekaniği MIT Açık Ders Malzemeleri http://ocw.mit.edu 8.333 İstatistiksel Mekanik I: Parçacıkların İstatistiksel Mekaniği 2007 Güz Bu materyallerden alıntı yapmak ya Kullanım Şartları hakkında bilgi almak için

Detaylı

ĠġLETMENĠN BÜYÜKLÜĞÜ VE KAPASĠTESĠ UĞUR DEMĠR

ĠġLETMENĠN BÜYÜKLÜĞÜ VE KAPASĠTESĠ UĞUR DEMĠR ÜNĠTE 3. ĠġLETMENĠN KURULUġ ÇALIġMALARI, ĠġLETMENĠN BÜYÜKLÜĞÜ VE KAPASĠTESĠ UĞUR DEMĠR ĠÇĠNDEKĠLER 1. Fizibilite... 2 1.1. Ekonomik Etüt... 2 1.1.1. Pazar Etüdü... 3 1.1.2. Kapasite Belirleme... 3 1.1.3.

Detaylı

AMME ALACAKLARININ TAHSĠL USULÜ HAKKINDA KANUNDA VE BAZI KANUNLARDA DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

AMME ALACAKLARININ TAHSĠL USULÜ HAKKINDA KANUNDA VE BAZI KANUNLARDA DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASI HAKKINDA KANUN Kanun Numarası 5766 BaĢlığı Kabul Tarihi 04/06/2008 Kabul Edildiği BirleĢim CumhurbaĢkanlığına GidiĢ Tarihi CumhurbaĢkanlığından GeliĢ Tarihi CumhurbaĢkanınca Yapılan ĠĢlem AMME ALACAKLARININ TAHSĠL USULÜ

Detaylı

MUHASEBE VE FĠNANSMAN

MUHASEBE VE FĠNANSMAN T.C. MĠLLĠ EĞĠTĠM BAKANLIĞI MUHASEBE VE FĠNANSMAN PĠYASALARI ĠZLEMEK 344MV0014 Ankara, 2011 Bu modül, mesleki ve teknik eğitim okul/kurumlarında uygulanan Çerçeve Öğretim Programlarında yer alan yeterlikleri

Detaylı

MODERN PENTATLON FEDERASYONU HAKEM, GÖZLEMCİ, TEMSİLCİ VE EĞİTİM GÖREVLİLERİ İLE DİĞER GÖREVLİLERE ÖDENECEK ÜCRET TALİMATI

MODERN PENTATLON FEDERASYONU HAKEM, GÖZLEMCİ, TEMSİLCİ VE EĞİTİM GÖREVLİLERİ İLE DİĞER GÖREVLİLERE ÖDENECEK ÜCRET TALİMATI MODERN PENTATLON FEDERASYONU HAKEM, GÖZLEMCİ, TEMSİLCİ VE EĞİTİM GÖREVLİLERİ İLE DİĞER GÖREVLİLERE ÖDENECEK ÜCRET TALİMATI TÜRKĠYE MODERN PENTATLON FEDERASYONU HAKEM, GÖZLEMCĠ, TEMSĠLCĠ VE EĞĠTĠM GÖREVLĠLERĠ

Detaylı