Atatürk le Çocukluğum My Childhood with Atatürk

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Atatürk le Çocukluğum My Childhood with Atatürk"

Transkript

1 Atatürk le Çocukluğum My Childhood with Atatürk İ. Gürşen KAFKAS

2 Atatürk le Çocukluğum My Childhood with Atatürk Yazar / Author : İ. Gürşen KAFKAS Derleyen-Çevirmen-Editör / Compiler-Translator-Editor: Stuart KLINE Mizanpaj-Kapak Tasarımı / Page Outlay-Cover Design : Orfe Reklam ve Kalite Danışmanlığı 2

3 İSTİKLÂL MARŞI Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak. Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül... Ne bu şiddet, bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl... Hakkıdır, Hakk a tapan, milletimin istiklâl. THE TURKISH NATIONAL ANTHEM Fear not and be not dismayed, This crimson flag will never fade, It is the last hearth burning for my nation, And we know for sure it will never fail. It is my nation s star, shining forever, It is my nation s star, and it is mine. Frown not, fair crescent, for I am ready to die for you, Smile now upon my heroic nation, leave this anger Lest the blood shed for thee be unblessed. Freedom is my nation s right, Freedom for us who worship God And seek what is right. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 3

4 4

5 Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 5

6 İÇİNDEKİLER İstiklâl Marşı 3 Atatürk ün Gençliğe Hitabesi 8 Gençliğin Atatürk e Cevabı 10 Neden Küçük Ülkü nün Anıları? 12 ATATÜRK ün Ülkü sü İçin / Cemal KUTAY 14 Önsöz: Yekta Güngör ÖZDEN 16 Önsöz: Vural SAVAŞ 18 Sunuş: Ülkü ANIL 20 Önsöz: İ. Gürşen KAFKAS 23 ATATÜRK ün Üç Ülkü sü / Ben Ülkü yüm /ATATÜRK ün Şiiri 26 Hatıra Defterimi Açarken 28 Anılarım 34 Aşık VEYSEL 38 Ülkü den Atasına Mektup 41 Anılar 42 ATATÜRK ve Alfabe 45 Soru ve Yanıtlarla Anılarım 46 ATATÜRK ün Halkla Bütünleşmesi 53 Özden TOKER den 64 ATATÜRK, Florya Köşkü ve Ben 71 ATATÜRK ve Ülkü 73 ATATÜRK ve Öğretmenler 74 Sabiha GÖKCEN le Röportaj 100 Geçmişten Geleceğe Havacılık / Özlem KARADAĞLAR 103 Anılardan Derleme 106 Sığırtmaç Mustafa 106 Rezan KÖMÜRCÜOĞLU ndan bir anı 111 ATATÜRK ün Gençliği 116 Mina URGAN dan Anılar 118 Buyan RONA dan Anılar 121 Refet ANGIN dan Anılar 122 Mustafa KEMAL in Gözyaşları 127 Pera Palas Anılarım / Hasan SÜZER den Anılar 129 ATATÜRK ün Ülkü sünden Gençlere 132 Kılıç ALİ nin Anıları 135 Hasan Rıza SOYAK dan Anılar 137 Ercüment Ekrem TALU dan Anılar 141 Anılarla ATATÜRK 143 Gazete Kadıköy den Resimli Hayat Dergisi 146 Hey Gidi Küçük Ülkü Hey 149 Cumhuriyet ve ATATÜRK 155 Gençlik Diyor Ki 167 ATA nın Çocukları 169 ATATÜRK Ü Seviyorum Çünkü Mustatafa Kemal Devrimi ve İlkeleri 191 ATATÜRK ten Kurum ve Kuruluşlarla İlgili Sözler 193 ATATÜRK Diyor ki 202 ATATÜRK ün Bilinmeyen Kehaneti 204 ATATÜRK ten Kalan Bazı Eşyalar 211 Küçük Ülkü nün ATATÜRK Anıları nı Anlattığı Yurtiçi Yurtdışı Kurum, Kuruluş ve Dernekler 220 Yazar Hakkında / Sn. Ülkü ADATEPE Hanımefendi ye; 222 Fotoğraflarla Küçük Ülkü 225 6

7 TABLE OF CONTENTS The Turkish National Anthem 3 The Youth of the Nation Address 8 The Reply of the Youth to Atatürk 10 Why the Memories of Little Ülkü? 12 Foreword: Cemal KUTAY 14 Foreword: Mr. Yekta Güngör ÖZDEN 16 Foreword: Mr. Vural SAVAŞ 18 Foreword: Ülkü ANIL 20 Foreword: İ. Gürşen KAFKAS 23 ATATÜRK s Three Ideals / I m Ülkü 26 Prying Open My Dairy of Memories 28 My Memories 34 Friends Shall Remember Me - Aşık VEYSEL 38 Ülkü s Letter to Atatürk 41 Recollections 42 ATATÜRK and the Alphabet 45 Down Memory Lane 46 ATATÜRK s Bonding with the People 53 Recollections of Özden TOKER 64 ATATÜRK and I at the Florya Villa 71 ATATÜRK and Ülkü 73 ATATÜRK and Teachers 74 An Interview with Sabiha GÖKCEN 100 Aviation From the Past to the Future / Özlem KARADAĞLAR 103 A Compilation of Recollections 106 Herdsman MUSTAFA 106 Recollections of Rezan KÖMÜRCÜOĞLU 111 ATATÜRK s Youth 116 Recollections of Mine URGAN 118 Recollections of Buyan RONA 121 Recollections of Refet ANGIN 122 Gazi Mustafa KEMAL s Tears 127 My Memories of the Pera Palas Hotel / Recollections of Hasan SÜZER 129 From ATATÜRK s Ülkü To the Youth 132 Recollections of Kılıç ALİ 135 Recollections From Hasan Rıza SOYAK 137 Recollections of Ercüment Ekrem TALU 141 Memories of ATATÜRK 143 From Gazete Kadıköy 146 Hey You! Little Ülkü, Hey! 149 The Republic and ATATÜRK 155 The Young People of Turkey Say ATA s Children 169 I Love ATATÜRK Because Mustafa Kemal s Principles and Revolutions 191 Epigrams ATATÜRK Said ATATÜRK and MacArthur s Astounding Political Prophecies 204 Some Belongings from ATATÜRK 211 Scholastic Institutions And Establishments in Turkey and Abroad where Little Ülkü has Shared her Memories with ATATÜRK 220 About the Author İ. Gürşen KAFKAS / To Mrs. Ülkü ADATEPE 222 Little Ülkü in Photographs 225 Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 7

8 ATATÜRK ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dagıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur! 8

9 THE YOUTH OF THE NATION ADDRESS Turkish youth! Your primary duty is forever to preserve and defend the Turkish Independence and the Turkish Republic. This is the very foundation of your existence and your future. This foundation is your most precious treasure. In the future, too, there may be malovent people at home and abroad who will wish to deprive you of this treasure. If some day, you are compelled to defend your independence and the Republic, you must not tarry to weigh the possibilities and circumstances of the situation before talking up your duty. These possibilities and circumstances may turn out to be extremely unfavorable. The enemies conspiring against your independence and your Republic may have won a victory unprecedented in the history of the world. It may be that, by violence and ruse, all the fortresses of your beloved fatherland may have been captured, all its shipyards occupied, all its armies disbanded and every part of the country invaded. And sadder and graver than all these circumstances, those who are in power within the country may be heedless, erroneous and may even betray their country, furthermore, they may associate their personal interests with the political aspirations of the invaders. The country may be impoverished, ruined and exhausted. Turkish youth of the future! Even in such circumstances, it is your duty to preserve the independence and the Republic. The strength that you need is ever present in your noble blood. Note: This Address was the conclusion of a 36.5-hour long speech that Gazi Mustafa Kemal gave over a six-day period in front of the Republican People s party Congress in October, Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 9

10 GENÇLİĞİN ATATÜRK E CEVABI Ey Ölümsüz Atam! Birinci görevim, Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini dünya durdukça korumak ve savunmaktır. Varlığımın ve geleceğimin tek temeli budur. Bu temel benim en değerli hazinemdir. İleride beni bu hazineden yoksun bırakmaya çalışacaklar, içeride ve dışarıda, kötülüğümü isteyenler olacaktır. Bir gün bağımsızlığımı ve Cumhuriyetimi savunmak zorunda kalırsam, göreve atılmak için, içinde bulunacağım durumun imkan ve şartlarını düşünmeyeceğim. Bu imkan ve şartlar hiç elverişli olmayan bir durumda karşıma çıkabilir. Bağımsızlığıma ve Cumhuriyetime kastedecek düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmemiş bir yenilginin temsilcisi olabilirler. Zorla ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve ülkenin her köşesi doğrudan doğruya düşman yönetimi altına girmiş olabilir. Bütün bu şartlardan daha elem verici ve daha kötü olmak üzere, ülke içindeki yöneticiler, gaflete düşmüş, doğru yoldan sapmış ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta yöneticiler kendi yararlarını, yurdu ele geçirmiş olan düşmanların siyasi emelleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntılar içinde harap ve bitkin düşmüş olabilir. İşte, bütün bu hallerde ve bu şartlar altında bile görevim, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğum kudret damarlarımdaki asil kanda mevcuttur. TÜRK GENÇLİĞİ 10

11 THE REPLY OF THE YOUTH TO ATATÜRK Our primary duty is protect and defend Turkish independence and the of Turkey until the world stops turning. This is the only basis of our existence and our future. This foundation is our most valuable treasure. One day in the future, there will be those both in the country and abroad who will wish evil upon us and are going to try to deprive us of this treasure. If one day, we shall have to defend our independence and the Republic, we shall not hesitate a moment and disregard the possibilities and conditions of the situation, however unsuitable they may be, we shall be faced with when assigned this duty. Enemies who have designs against our independence and Republic may be the representative of a defeat, the kind of which has never been seen in the world before. We may find that all the fortresses of the sacred motherland have been seized by force or deception, all the shipyards taken over, all the armies dispersed and the administration of the entire nation has been taken over directly by the enemy. To make matters even more catastrophic, the nation s administrators may have become unaware, strayed from the correct path and may even be involved with treason. In fact, these same administrators may even collaborate with the political ambitions of our enemies who have captured the country. Well, our duty under all these conditions and situations is to save Turkish independence and the Republic. The might we need is found in the noble blood which flows through our veins. THE TURKISH YOUTH Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 11

12 NEDEN KÜÇÜK ÜLKÜ NÜN ANILARI? O unutulmaz sıcak, sevgi dolu 5-6 yaşlarımdaki anılarımı bu günlere taşımak ve onlarla bütünleşmek güzel bir duygu olsa gerek. Doğumumla birlikte başlayan Atamın sevgisi, koruma ve kollaması çocukluğumun ilk basamaklarında en güzel şekliyle devam etti. Bu sevgi annemin, babamın doğal sevgisinin ötesinde, ulusumun Ata sının o unutulmaz sıcak ve içten sevgisiydi. O nun içten, duygulu, anlayışlı ve sevecen gözetiminde yaşamak, benim için büyük bir şanstı diye düşünüyorum. Adımı ÜLKÜ koyuşu, beni yönlendirişi, eğitmeye çalışması ve sevgi zenginliğine boğması unutulmaz bir gerçek. Atatürkçüğüm güçlükleri aşmayı bilmiş, ulusunun önündeki engelleri bir bir kaldırmış, sosyal, kültürel ve ekonomik değerlerle bütünleşen yepyeni bir Türkiye nin kurucusu olmuştu. Onun bu başarıları tarihimizin dokusunda yerini aldı. O unutulmaz kurtarıcı, kurucu lider, çocukluğumun zengin anılarında saklı kaldı hep... Atamla olan unutulmaz anılarımı uzun süren suskunluğumda kendime sakladım. Anılarımla örtüştüm, avundum. Daha sonra Atatürkçüğümün Türk çocuklarını bir bütün olarak çok sevdiğini, WHY THE MEMORIES OF LITTLE ÜLKÜ? Conveying my five or six years of childhood memories filled with warmth and love to the present and bonding with them is a great feeling indeed. My love, protection and watching out for Atatürk, which began when I was born, continued in the finest manner with the first stages of my childhood. More than the natural love of my mother and father, this love for my nation and Atatürk was unforgettable, warm and sincere. I believe that living under the wing of his candid, understanding and tender protection was my greatest opportunity. It is an unforgettable fact that he gave me my name Ülkü, which means ideal in English, that he offered me direction, that he got me started in my education and that he smothered me in a wealth of love. Atatürk knew how to overcome difficulties in order to lift each and every one of the obstacles facing the nation. He went on to become the founder of a brand new Turkey which was fused with social, cultural and economic values. He became woven into the fabric of our history with these fundamental successes. That unforgettable savior and founding leader always remained hidden in the rich memories of a childhood I haven t forgotten... 12

13 bende diğer manevi çocuklarının sevgisini bulduğunu düşündüm. Ama bugün Atatürk İlkelerinin zedelendiğini, bir devrim olarak görmekten çok, siyasi ve sosyal çıkar olarak gördüklerini ve kendi çıkarları doğrultusunda kullandıklarını üzüntü ile izlemekteyim. Geleceğimizin onuru olarak bildiğimiz çocuklarımızın ve gençlerimizin bu çıkar çevrelerine kanmamaları için okullarda, kurumlarda, basın ve televizyonlarda zengin anılarımı anlatmam bir görev oldu. Çocuklarımız ve gençlerimiz Ata larını tanımalılar, çalışma ve başarılarına sahip çıkmalıdırlar. Bugünün ve yarının çocuklarının ve gençlerinin anılarımı okumalarını, Atatürk ün çocuk sevgisini, gençlere güven ve inancını bu anılarda bulmalarını istedim. Bu duygularla ATATÜRK LE ÇOCUKLUĞUM adlı kitabımın hazırlanmasına karar verdim. Çocukların ve gençlerin bu anılarla bütünleşmesini düşünüyorum. Anılar kitabımın kurgu, düzenleme ve yazımındaki titiz çalışmaları için, eğitimci, şair yazar Sn. İ. Gürşen KAFKAS a, basımını gerçekleştiren ERDEMİR in Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi Sn. Oğuz ÖZGEN e, özellikle bütün katkılarından dolayı Amerikalı yazar/araştırmacı dostumuz Sn. Stuart KLINE ye teşekkürü borç bilirim. I had kept these unforgettable memories of Atatürk hidden in silence for a long time. I was concealed and consoled with my memories. Later on, I thought that as my Atatürk loved all Turkish children, he loved me as he loved his other adopted children. Moreover, today, I sadly observe how Atatürk s principles are harmed and see religion turn into a mere weapon for political self-interests. In order for our children and our youth, in short, what we know as the honor of our future, not to be influenced by these self-interest groups, I made it my duty to convey my rich memories at schools, at institutions and with the press and television stations. Our children and young people must know about their Atatürk and claim his work and successes as their own. I decided to prepare my book entitled My Childhood with Atatürk for the children and young people of today and tomorrow with the feeling that they are going to discover Atatürk s love for children as well as his faith and trust in our youth. I wanted to have our children and young peo ple to be covered with these memories. I want to take this moment to thank educator, poet and writer Mr. İ. Gürşen KAFKAS, for their valuable contributions in the preparation of this edition to Mr. Oğuz ÖZGEN CEO and Board Member, ERDEMİR, I want to thank writer/ historian Mr. Stuart KLINE, for his self-sacrificing efforts to coordinate this new edition, transforming it into a masterpiece befitting the founder of the Republic of Turkey, Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 13

14 ATATÜRK ÜN ÜLKÜ SÜ İÇİN... Atatürk ün manevi kızlarından birisi bugün hayattadır; Küçük Ülkü... ÜLKÜ nün ayrıcalığı, annesi Zübeyde Hanımefendi nin değer verdiği, çok yakın aile dost larının kızı olmasıdır. Dünyaya gözlerini onun evinde açmış ve Mustafa Kemal in ölümüne kadar daima yanında kalmıştır. Çocuklara duyduğu sevginin yanı sıra öz kızını yetiştirme duyarlılığını eksiksiz olarak Ülkü ye göstermiştir. Ülkü deki yaşının üstündeki ağırbaşlılık; çocukluğun aşırılığından uzak olması, o mekanda ve benzersiz o yüce insanın yanında ayrı bir hususiyet kazanmıştır. Bu yapısıyla Küçük Ülkü, Atatürk ün tüm vatan çocuklarında varlığını hedeflediği yetiştirme tarzının güzel örneği oldu. Şu anda onunla ilgili hatırladığım hüzün dolu ödevi şuydu: Ata nın hastalığının ağırlaştığı günlerde ancak zorunlu memleket meselelerinde dakikalarla sınırlı, çok kısa kabulleri sırasında zamanın dolduğunu hatırlatmak için Ülkü nün doktorlar tarafından Ata nın odasına gönderilmesidir. Atatürk ün müdavi müşavir doktorlarının hatıralarını derlerken, Prof. Neşet Ömer İRDELP, Prof. Nihat Reşat BELGER, Prof. Mim Kemal ÖKE, Prof. Akil Muhtar ÖZDEN, Küçük Ülkü nün bu görevi nasıl üzgün ama ciddi bir çehreyle ve dikkatle yerine FOR ATATÜRK S ÜLKÜ... One of Atatürk s adopted daughters is still with us today; Little Ülkü Ülkü s distinction is that she is the daughter of a family which was a close and valued friend of his mother, Zübeyde Hanım. She was born in his home and remained constantly at the side of Mustafa Kemal until his death. With a dignity beyond her age, Ülkü did not exhibit any spoiled tendencies in Atatürk s presence, whereby she achieved a distinct personality next to that matchless, exalted personage. With this makeup, Little Ülkü was a fine example of the manner Atatürk had in mind regarding bringing up children in the motherland. Right now, I can remember she was given quite a melancholy task: During the days when Atatürk s illness steadily worsened, he still had to deal with state affairs, whereby she was sent into his room to remind the physicians that the precious few minutes they were spared to check up on his health had come to an end. In compiling the memories of Atatürk s usual consultant physicians Prof. Neşet Ömer İRDELP, Prof. Nihat Reşat BELGER, Prof. Mim Kemal ÖKE and Prof. Akil Muhtar ÖZDEN, they all recounted with similar feelings just how she carefully fulfilled her duty with such a seriously woeful counte nance. 14

15 getirdiğini anlatılmaya değer bir anı olarak benzer duygularla tekrarlamışlardı. Ülkü nün o çocuk yaşına rağmen çok şey hatırlayıp, anlatmış olacağını ümit ediyorum. Bu konuda diğer bir ümidim de geç kalmış bu konuyu yetkili, deneyimli, kültürlü insanlarımız İ. Gürşen KAFKAS ın ve Amerikalı yazar/araştırmacı dostumuz Stuart KLINE nın ele almış olmasıdır. Yorgun, gözleri iyi görmeyen, doksanını aşmış, o günlerden bu günlere son kalem olarak köşemdeyim.* Bugünkü yetişkin Hanımefendi Ülkü yü görmek beni mutlu ediyor. Ülkü nün hayatı üzerine bir kitap yazıldığını öğrenince, Atatürk ün müstesna ve kendine özgü bakış açısının tüm insanlığa açıklanmasının hazzını duyuyorum. Emeğin beklenileni vermesini tüm gönlümle niyaz ediyorum. Layık olduğu ilgiyi göreceğine Inanıyorum. Ülkü, Atatürk ün o kısacık hayatına en uzun süre girebilmiş, açtığı devirde bir Türk çocuğunun yetiştirilmesindeki arzu ve tercihlerini başkasıyla kıyaslanmayacak cömertlikte sunduğu; güzel, cici, akıllı ve asla şımarmayan olgun bir halin çocuğuydu. Ağustos 2004 Although she was just a child when Atatürk passed away, I hope that she is still able to explain much about those days within that physical and spiritual grandeur. I m also very pleased to know that the competent, experienced, cultured person İ. Gürşen KAFKAS and our esteemed writer/researcher colleague from the U.S., Stuart KLINE have decided to undertake this belated task. As the last writer remaining from those days, I sit in my corner, an elderly, weary 95 year gentleman with failing vision.* It makes me happy to be able to see today s grown up Lady Ülkü. When I learned that the effort was being made to write a book about Ülkü s life, I was extremely pleased by the hope that Atatürk s exceptionally original outlook on life was to be exposed for all to learn. I sincerely entreat that the effort yields what is hoped and expected. I believe it is going to receive the interest it deserves. Ülkü was able to be a part of the longest part of Atatürk s brief life and in the era he inaugu rated, was destined to receive the generosity that cannot be compared to a child of another close relative or friend. She was a beautiful, cute, smart child who was unspoilt and mature beyond her age. With wishes of happiness. August, 2004 Cemal KUTAY - Tarihçi/Yazar *Sn. KUTAY, gazetecilik kariyeri, 1928 yılında başladı. Gazi Mustafa Kemal nın kurduğu Hakimiyet-i-Milliye ve Ulus gazetesinde 1939 yılında muhabir olarak çalıştı. Kendisi, bugüne kadar 184 tane eser yazmıştır. Cemal KUTAY - Historian/Writer * Mr. KUTAY began his journalism career in 1928, with Hakimiyet-i-Milliye, a newspaper that Gazi Mustafa Kemal had established in Ankara. To date, he has written and published 184 works. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 15

16 Müdafaa-i Hukuk ruhu, Kuva-yı Milliye ateşi ile bağımsızlığımızı, özgürlüğümüzü sağlayıp ulusal egemenliği gerçekleştiren; lâik Türkiye Cumhuriyeti yle onurumuzu yücelten; yaşam fel sefemiz, varlık nedenimiz çağdaş ilkeleriyle ulusal yapımızı her yönden yükselten; Türkiye ay dınlanmasının kaynağı, Türkiyemizle özdeşleşerek kurumlaşan, tüm değerlerimizle varlıkları mızın özeti ve simgesi Mustafa Kemal ATATÜRK ün çocuklara sevgisini sıcaklıkla yansıtan Sayın Ülkü ADATEPE nin yapıtını, geleceğimize önemli bir katkı olarak görüyorum. Dünyaya örnek oluşturan Türk mucizesiyle tutsak ulusların bağımsızlık ve özgürlük savaşına In ensuring our independence and freedom through the victories won by our National Forces and the soul of the right to defend one s land, Mustafa Kemal Atatürk realized our national sovereignty. He exalted our honor with a secular Republic of Turkey. With his con temporary principles, he raised our national structure from every aspect. By identifying with our Turkey and as a source of enlightenment in Turkey, he became associated as a symbol of all our values and assets. I consider this work of Mrs. Ülkü ADATEPE, which reflects Atatürk s love for children in all his 16

17 öncü lük eden, yoksunlukları ve kötülükleri göğüsleyerek başardığı Türk Devrimleriyle karanlıklardan kurtarıp hukukun üstünlüğüne dayalı bilim devletini kuran, insanlık ülküsüyle yaraşır olduğu seçkin ve saygın yeri alan ATATÜRK ün öğretisi saydığımız değerlere çağrısı niteliğindeki an latımları büyük ilgi toplamaktadır. Birlikte olduğumuz kimi etkinliklerde, kimi toplantılarda Ülkü ADATEPE nin Atamızı anlatırken nasıl duygulandığını, O nun manevi kızı olmanın kıvancıyla nasıl dolup taştığını, gençlerin içten ilgiyle nasıl izlediklerini saptadım. Günümüzün değişik çalkantıları, tutarsızlıkları, değerbilmezlikleri giderek Ulusal Kurtuluş Savaşı kahramanlarına yaklaşımda bağışlanmaz yanlışlıklara düşülmesi derin üzüntü yaratmaktadır. Engelleri ATATÜRK Ü anlayıp anlatarak, unutturmayarak, ilkelerini benimseterek aşacağız. Ül kü ADATEPE bu konuda kendinden beklenenleri yerine getirmekte, özenli tutumuyla gerçek leri vurgulayıp yineleyerek gençlerimize öneri ve dileklerini sunmaktadır. Okunup yararlanıl ması gereken önemli bir yapıt kazandırdığı için kendisini kutluyorum. ATATÜRK le birlikte ol mak, O nu yakından tanımak, sevgimizi, saygımızı artırarak O na bağlanmak, ülkemize, ulusumuza, değerlerimize bağlılıktır. O nunla övünmek en doğal hakkımızdır. Ne mutlu Atatürk ü olanlara, ne mutlu Atatürkçü olanlara... Ankara - 6 Nisan 2004 Yekta Güngör ÖZDEN (Sağda) Ülkü Atatürk ün yaptırdığı denizci kıyafetiyle. (1935) (Ülkü ADATEPE Arşivi). (Right) Ülkü is wearing a sailor s outfit that Atatürk had made for her. (1935) warmth, as a major contribution for our future. Atatürk s Turkish miracle, which is a shining example throughout the world, was a pioneer for emerging nations in the struggle for independence and freedom, and succeeded by resist ing a cornucopia of evil intentions and poverty. With his Turkish Revolutions, he rescued the nation from darkness and founded a scientific state based on the superiority of the law. At the various ceremonies and meetings I had the pleasure of attending with Ülkü ADATEPE, I real ized just how emotional she became as she conveyed her memories of Atatürk, how proud she was in being his adopted daughter, and how the young people took true meaning from her words. Mr. Yekta Güngör ÖZDEN Ankara - April 6 th, 2004 Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 17

18 The end of the Turkey s Second President, İsmet İNÖNÜ s declaration, which was pub lished after Atatürk s death, on November 21 st, 1938, went thusly: The incomparable hero, Atatürk! The founder of our state and the selfsacrificing, loyal servant, The distinguished and envious face of the ideal humanity. The motherland is grateful to you. Together with the Turkish nation, we bow in your memory as a sign of respect to the serv ice you provided throughout your life. Throughout your life, you gave us the vigor that was burning in your soul. Be assured that your saintly memory will never be extinguished; it shall be kept burning bright like a torch in our souls. İkinci Cumhurbaşkanımız İsmet İNÖNÜ, Atatürk ün ölümünden sonra yayınladığı, 21 Kasım 1938 tarihli beyanname sini şöyle bitiriyordu: Devletimizin banisi (kurucusu) ve milletimizin fedakar, sadık hadimi (hizmet edeni). İnsanlık idealinin aşık ve mümtaz (seçkin) siması (yüzü), Eşsiz kahraman Atatürk! Vatan sana minnettardır. Bütün ömrünü hizmetine verdiğin Türk milleti ile beraber, senin huzurunda tazim (saygı gösterme) ile eğiliyoruz. Bütün hayatında bize ruhun- If you were to ask me, Who is at the top of the list of those who gave us the vigor that was burning in Atatürk s soul?, my answer would be Ülkü ADATEPE. You are going to find her in this book of photos and memories of her and Atatürk. I know her from the visits she makes to various schools and panels she participates in, as she tire lessly conveys her thoughts and opinions about Atatürk s human qualities. In fact, I have a memory of her that I ll never forget. 18

19 daki ateşten canlılık verdin. Emin ol, aziz hatıran sönmez bir meşale olarak ruhlarımızı daima ateşli ve uyanık tu tacaktır. Atatürk ün ruhundaki ateşten canlılık verdiği insanların başında kim gelir? diye so rarsanız; cevabım Ülkü ADATEPE olurdu. Onu bu kitapta bulacağız, Atatürk le ilgili resim ve anılarından, özellikle okul okul do laşıp, çeşitli toplantılara da katılarak Atatürk ün insan yönünü bıkmadan ve usanma dan anlatışından zaten tanıyordum. Onunla ilgili bir anımı hiç unutamam. 19 Mayıs 2000 günü, Samsun da yapılan törenlere birlikte katılmıştık. Törenler bitin ce, elimi tuttu, Halkın içine birlikte karışalım dedi. O ne coşkulu bir halkla bütünleşmeydi. Halkın onu tanıması, bağrına basması; beni anlatamayacağım kadar duygulandırdı, gözlerim yaşla doldu. Bundan birkaç ay önce de, değerli eşi Öke ADATEPE, Yekta Güngör ÖZDEN, müşterek dostumuz Bilgin ÖZKAYNAK ve eşi ile birlikte, bir otel lobisinde bir araya geldik. Ülkü ADATEPE Rauf DENKTAŞ a destek için Kıbrıs a gitmeyi düşünüyorum dedi. Hayatı boyunca, her milli davaya, her Atatürkçü kişiye omuz verdi. Çağdaşlaşma ve medeniyet savaşımızda, yalnız kendisinin değil, bütün Türk Milleti nin babası ve ustası olan Atatürk ü unutturmamaya çalışıyor. Kaç baba böyle bir evlat yetiştirebilmiştir? Atatürk, bu yönüyle de hepimi zi geçtiğini, Ülkü ADATEPE yi ye tiştirerek kanıtladı. Vural SAVAŞ Yargıtay Onursal C. Başsavcısı 15 Nisan 2004 We participated in the ceremonies held in Samsun on May 19 th, The ceremonies had just concluded and she took me by the hand and said, Let s mingle together with the people! What an enthusiastic moment that was, meeting the folks in that fashion. I was inex plicably touched by all the emotions of the people greeting her, the hugs and kisses, my eyes welled up with tears. A few months ago, Ülkü, her esteemed husband, Mr. Öke ADATEPE, Mr. Yekta Güngör ÖZDEN, our friend Bilgin ÖZKAYNAK and his wife all met in the lobby of a hotel. Ülkü ADATEPE said, I m getting ready to go to Cyprus to support Rauf DENKTAŞ. Throughout her life, she has given support to all national causes and to those with Atatürkçü thinking. Ülkü ADATEPE is on a sacred mission. In our fight for modernization and civilization, she is striving to do her utmost to have the Father and Master of not only herself but the entire Turkish nation as well, fondly remem bered. How many fathers have been able to raise such a child? In surpassing all of us in this regard, Atatürk has proved it by raising Ülkü ADATEPE. Honorary Supreme Court Attorney General Mr. Vural SAVAŞ April 15 th, 2004 Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 19

20 SUNUŞ Türkiye nin aydın, onurlu insanları ve aydınlanmayı amaç edinmiş genç umutları için sunulacak her hizmetin temelinde Atatürkçü düşünce ve tavır vardır. Atatürk ü her yönüyle tanımak ve anlamak PRESENTATION There is an Atatürkçü thought and attitude at the foundation of every service to be presented to Turkey s intellectual and proud people as well as its young hope fuls who are intent on becoming enlight- 18 Haziran 1936 Yeşilköy Hava Meydanı nda Başbakan İsmet İNÖNÜ yü uğurlarken. Fotoğrafta Ülkü, Atatürk, Kel Ali ÇETİNKAYA, Kılıç Ali, yaveri Cemal Bey, İsmet İNÖNÜ, İstanbul Valisi Mühittin ÜSTÜNDAĞ ve İçişleri Bakanı Şükrü KAYA görünmektedir. June 18, Yeşilköy Airport: Ülkü, Atatürk, Bald Ali CETİNKAYA, Kılıç Ali, ADC Cemal Bey. Prime Minister İsmet İNÖNÜ, İstanbul Governor Muhittin ÜSTÜNDAĞ and Minister of the Interior, KAYA are seen in this photo. (Courtesy Yapı Kredi Arşiv Müzesi) 20

21 Ülkü bir yaşında, Gazi Orman Çiftliği nde. One-year old Ülkü at the Gazi Orman Çiftliği. (Courtesy Ülkü ADATEPE) ülkemiz geleceğinin olmazsa olmaz koşuludur. Dünya tarihinin hiçbir noktasında ve hiçbir coğrafyada Mustafa Kemal Atatürk kadar, ülkenin aydınlık insanlarında tutku ile aşk yaşatan ve yaşatacak olan ikinci bir lider olmamıştır. Bizler onu her yönüyle tanımak duymak ve onunla birlikte düşünmekle ona layık olma çabamızı güçlendiriyor, bunu başardığımız ölçüde mutlu oluyoruz. Aramızdan ayrıldıktan hemen sonra dünyaya gelmiş olan bizler, daha sonra gelecek olan aydınlık insanlar, Mustafa Kemal aşkından yoksun kalmış talihsizlere oranla her zaman ezici bir çoğunluktur ve böyle de devam edecektir. Bizim için Atatürk sevgisi Türkiye sevgisi ile özdeştir. Bizim için Atatürkçü olmak, akılcı olmaktır, çağdaş olmaktır. Atatürk aşkı, bizim na musumuzdur, onurumuzdur. Öğretmenlik ve Atatürkçülük! Bu iki kutsal kavramı hayatı boyunca yaşatmaya kararlı sev gili dost, değerli yazar Gürşen KAFKAS ın Atamızı minicik bir kız çocuğunun gözünden ve yüre ğinden bize aktarması kararını büyük bir sevinçle karşıladım. Ülkü lerin en şanslısı o minik kız çocuğu ile mutlu bir rastlantı sonucu, ismini almış on binlerden biri olarak tanışmıştım. Atatürkçüğü!.. ile yaşadıklarını anlattı. Gözyaşlarıma rağmen onu dinleyebildim. Ağladım; çünkü Atatürk benim adımı söylüyorened. Getting to know and understand Atatürk from all aspects is the rigour for the future of our country. There has not been another leader that has emerged in any geographical point or time in world history like Mustafa Kemal Atatürk, whose passion and love has lived and shall continue to live in the intellectual citizens of this country. We gain strength through our effort to deserve him, to think and feel along with him, to know him from every aspect, whereas we are happy as we succeed in this. Those of us who were born in the days subsequent to his passing, as well as the intellectuals who were born later on, are in the over whelming majority of those unlucky not to have endeared the love of Atatürk and will contin ue to be this way. For us, endearment for Atatürk is equivalent to endearment for Turkey. For us, being Atatürkçü is to be rationalist and contemporary. Our love for Atatürk is our honor and our pride. Teaching and Atatürkism! I was immensely delighted when I learned the decision made by our dear writer colleague Gürşen KAFKAS, who has a lifelong commitment to enliven these two sacred concepts, to convey to us the story of Atatürk s little girl. Of the tens of thousands of girls who were bestowed the same name as that precious little girl, I consider myself extremely lucky to have met her acquaintance. She told me of her experiences with her Atatürk!.. I was able to watch her despite my tears. I wept because Atatürk had said my name. Because that name was given by him before she was Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 21

22 du. Çünkü o ismi, gelecek bebeğe, daha doğmadan, kendisi koy muştu. Bunlar özdeşleşme gözyaşlarıydı. Sevgili babamın yüreğinden vurulduğu 10 Kasım 1938 den iki gün sonra, üç aya kadar doğmasını beklediği çocuğu için kız olursa adı Ülkü ol sun kararına bir kez daha sonsuz teşekkür ettim ve saygı duydum. Sevgili genç okur! Atamızın her kararı, her günü ve her emri öğrenilmelidir. Onu okudukça erdemi tanıyacaksınız. Öğrendiğiniz oranda sevecek ve saygı duyacaksınız. Türk olmanın gururunu, ülke sevgisini, dürüstlüğü, hümanizmi, onuru... İnsana özgü her tür yüceliği onu öğ renirken yaşayacaksınız. Ve sevgili gençler, Onu öğrendiğiniz ölçüde yurttaş olursunuz, sizler için yaşadı. Ne mutlu bize ki Atamız var, Ne mutlu bize ki, zorda kaldığımız her an sevgisin den, bilgeliğinden, cesaretinden ve erdeminden güç alabileceğimiz bir kaynağımız var. Sevgili Gürşen KAFKAS ın yaratıcı zekası ve Atatürk sevgisinden doğacak yapıtlarıyla gençliğimize ışık saçan gerçek bir öğretmen olarak, daha nice başarıda imzasını görmeyi umut ediyorum. Türkiye mizin umudu gençlerin eğitimlerinin ne ölçüde önemli olduğunu bir an bile göz ardı edemediğimiz için diyorum ki: Bizler öğretmensek sonsuz özveri ve doğru birikimlerimizle, yaşadığımız sürece sorumluluk taşıyoruz. Öğretmenliğin sadece sınıflarda ders anlatmakla sınırlanmaması gereğini kanıtlayan tüm meslektaşlarımıza, sayın yazarımızın şahsında sonsuz teşekkürler ve saygılar. Ülkü ANIL / Felsefe Öğretmeni Atatürkçü Düşünce Derneği/ Kadıköy Şube Dönemi Başkanı even born. These were the tears of identification. Just two days after November 10th, 1938, the day he was struck with a dev astating blow to the chest, my dear father exclaimed; If she s a girl, let s name her Ülkü, for a child that was still three months from birth. I have to reiterate here that I am eternally grate ful for his decision. Dear young reader! Each decision, each day and each command of our Atatürk must be learned. The more you read about him, the more you shall learn what it is like to be virtuous. You shall love and respect him the more you learn. The pride of being a Turk, the love for your country, honesty, humanism, honor... While learning about who he was, you are going to experience the loftiness that is particular to Man. As you learn about him, you will become a citizen, because he lived for you. We are happy to say that we have our Ata. We are happy to say that we have a source from which to gain strength from his virtue, wisdom, courage and love at any moment we find ourselves in times of trouble. Because we haven t neglected even for an instant how important the education of the young people who are the future of our Turkey, I say, We, as teachers, with our infinite self-sacrifice and proper accumulations, we bear this responsibility as long as we live. I wish to extend my infinite gratitude to our dear writer as well as to all my colleagues who prove the necessity of not restricting teaching to merely explaining lessons in class. Ülkü ANIL - Philosophy Teacher Atatürk Thought Association Kadıköy Branch Period Chairman 22

23 Küçük Ülkü nün Anıları Türk ulusunun kurtuluş, kuruluş ve yücelişindeki kahramanlık destanını yazan büyük önder Atatürk ün çocuk sevgisini ve gençlere güvenini gelecek nesille re aktaracak bir kaynak eserdir. Mustafa Kemal Atatürk ün kimi zaman orduların başında komut veren, keskin bakışlı, uygulayıcı, kararını başarı ile sona erdiren bir komutan olarak; kimi zaman yanmış, yıkılmış vatanımızın yeniden yapılandırılması için çabalayan bir önder; kimi zaman da maddi ve mane vi kalkınmamıza yön veren bir dizi ilke ve devrimlerin uygulayıcısı olarak ciltler dolusu kitapların sayfalarında okumaktayız. Bu eserin hazırlanmasındaki amaç; Büyük önderin keskin mavi bakışlarındaki okşayıcı, sevgi dolu, sıcak, içten çocuk sevgisini ve gençliğe güvenini yorumlamaktır. Atatürk ün yo ğun çalışma programları sonrasında çocuklara geniş zaman ayırdığı ve onlarla birlikte olmak tan huzur duyduğu görülmektedir. Atatürk ün çocuk sevgisi ve gençlere güvenini çocukların ve gençlerin öğrenmeleri ve anlayabilmeleri için bir çok kaynak araştırıldı. Tabi ki en önemli kay nak Onun manevi kızı Küçük Ülkü idi. Ülkü yü birçok eğitim kurumunda öğrenci, öğretmen ve velilere anılarını anlatırken izledim. Bu anıların bir kitapta toplanmasını, gelecek ku- The Memories of Little Ülkü is a reference book which shall convey to future generations the love for children and the trust that our Great Leader Atatürk, who literally wrote the heroic saga of the liberation, the foundation and rise of the Turkish nation, had in young people. On some occasions, Mustafa Kemal Atatürk is portrayed in our school textbooks as a sharpeyed commander of armies barking out orders, an applicator of decisions carried out successfully. In other instances, he is portrayed as a leader work ing hard to reconstruct our burned out, destroyed motherland. Other times, we see him in our books as an applicator of a series of principles and revolutions that offered direction towards our material and spiritual development. The purpose of preparing this work; To interpret the caressing, tender, warm, compassionate look in the sharp blue eyes of the great leader who loved children and trusted young people. To show how Atatürk, despite his heavy work agenda, set ample time aside to be with children and was at peace with them. A number of sources were researched in order to have children and young people learn and compre hend Atatürk s love for children and his trust in young people. Of course, the most important source was his adopted daughter, Little Ülkü. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 23

24 I was on hand a number of times to hear Ülkü relate her memories to students, teachers and parents at various educational institutions. I met with her to discuss the subject of gathering all these memories into a single work for future generations to read. Mrs. Ülkü ADATEPE wished for this worked to be published and distributed free-of-charge. In addition to Little Ülkü s memories, we have also included some historical documents as well as the memories and interpretations of personalities who were children during Atatürk s time. In addition to all these memories and press and media clippings, we have included a number of photographs taken of Ülkü and Atatürk, many of which are being published for the first time. Ülkü, annesi Vasfiye, Sabiha GÖKÇEN ve Nüveyre Hanım (1937) Ülkü, her mother Vasfiye, Sabiha GÖKÇEN and Nüveyre Hanım. şağa bir eser olarak ulaşması konusu görüşül dü. Sn. Ülkü ADATEPE bu eserin bastırılarak ücretsiz olarak dağıtımı isteğindeydi. Küçük Ülkü nün anılarının yanında bazı tarihi belgelere ve o zamanın çocuklarının da anı larına ve anlatımlarına yer verildi. Küçük Ülkü nün anılarının yanında Atatürk le birlikte çekil miş birbirinden eşsiz güzellikte olan ve evinde sergilenen fotoğraflar da bu anıları daha da iyi canlandırır düşüncesiyle kitaba alındı. Ayrıca basında çıkan küçük Ülkü ile ilgili fotoğraf ve ya zılara yer verildi. O günlerin Küçük Ülkü sü bugünün yetişkini olan Ülkü ADATEPE; Atatürk ilke ve devrimleri Today, the Little Ülkü of a bygone era is the grown-up Mrs. Ülkü ADATEPE, with two children and two grandchildren; She grew up within the framework of Atatürk s principles and revolutions and is a modern, secular and intellectual Turkish woman. In this work, I tried my utmost to convey to the children and young people, in essence, the future of our nation, that they need to be trusted, directed and education in the best possible manner through this example. I wish to extend my thanks to the esteemed Mrs. Ülkü ADATEPE, who extended her attention and care into conveying her memories; to Mr. Oğuz ÖZGEN CEO and Board Member, ERDEMİR for their valuable contributions in the preparation of this edition; to the CEO at Kavram Dershanesi, Mr. Bahattin DURMUŞ, for under writing the previous two editions of this work; as well as the following personalities for gracious ly coming forward with their memories of Atatürk and Ülkü; writer/historian Mr. Cemal KUTAY; the Honorary Supreme Court Republican Chief Prosecutor Mr. Vural SAVAŞ; 24

25 Ülkü nün annesi Vasfiye Hanım (solda) Kayaş İstasyonu nun önünde. Ülkü s mother, Vasfiye (left) in front of Kayaş Station. (Courtesy Ülkü ADATEPE) çerçevesinde yetişmiş, modern, laik ve aydın bir Türk kadınıdır. Bu eserde; bir ulusun geleceği olan çocuklarının ve gençlerinin en iyi şekilde eğitilmeleri nin, yönlendirilmelerinin, onlara güven duyulmasının gerektiğini örnekleyerek anlatmaya çalış tım. Anılarını aktarmada gösterdiği özen için Sn. Ülkü ADATEPE ye, kitabın önceki baskılarını ya pan Kavram Dersaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Bahattin DURMUŞ a, İngilizce ve Türkçe olarak ve daha kapsamlı bir şekilde basılan bu eserin sponsorluğunu üstlenen ERDEMİR Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sn. Oğuz ÖZGEN e sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Ayrıca, sunuş yazıla rı ile katkıda bulunan araştırmacı tarihçi Sn. Cemal KUTAY a; İNÖNÜ Vakfı Başkanı Sn. Özden TOKER e; Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcı Vural SAVAŞ a; eski Atatürk Düşünce Derneği Başkanı Sn. Yekta Güngör ÖZDEN e; Pera Palas Oteli sahibi Sn. Hasan SÜZER e; Sn. Rezan KÖMÜRCÜOĞLU na; eski Atatürkçü Düşünce Derneği Kadıköy Şubesi Başkanı Sn. Ülkü ANIL a; Bakanlığımız danışmanı değerli eğitimci Sn. Refet ANGIN a; Atatürk ün manevi kızlarından merhum Sn. Sabiha GÖKÇEN e teşekkür ederim. Ayrıca, Amerikalı yazar/araştırmacı Stuart KLINE a da teşekkürü borç bilirim. İ. Gürşen KAFKAS Eğitimci - Şair - Yazar the Chairperson of the İNÖNÜ Foundation, Mrs. Özden TOKER; former Chairman of the Society of Atatürkist Thinking, Mr. Yekta Güngor ÖZDEN; the former Chairperson of the Kadıköy Branch of the Atatürk Thought Association, Ms. Ülkü ANIL; the consultant to the Ministry of Education, Ms. Refet ANGIN; the owner of the Pera Palas Hotel, Mr. Hasan Süzer; Mrs. Rezan KÖMÜRCÜOĞLU, to fourth-grade student and future writer Özlem KARADAĞLARI and finally, to the memory of Atatürk s adopted daugh ter, the late-sabiha GÖKÇEN. Moreover, I wish to extend my warmest gratitude to the American historian/writer/researcher Mr. Stuart KLINE. Foreword İ. Gürşen KAFKAS Educator - Poet - Writer Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 25

26 Ülkü, Atatürk, Salih BOZOK, Kılıç Ali ve Cevat ABBAS, Kılıç Ali nin Florya daki evinin balkonunda. Ülkü, Atatürk, Salih BOZOK, Kılıç Ali and Cevat ABBAS on the balcony of Kılıç Ali s home in Florya. ATATÜRK ÜN ÜÇ ÜLKÜ SÜ 1. ÜLKÜ: Türk ulusunun siyasal, ekonomik ve kültürel yönden tam bağımsızlığa kavuşması. 2. ÜLKÜ: Türk ulusunun çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarılması. 3. ÜLKÜ: Manevi kızı olan Küçük Ülkü ye olan sevgisi. (Babalık özlemini giderdiği ve adını kendisinin koyduğu, son yıllarını hep birlikte geçirdiği Küçük Ülkü) ATATÜRK S THREE IDEALS 1st IDEAL The Turkish nation s embracing of total independence in regards to political, economic and cultural affairs. 2nd IDEAL Bringing the Turkish nation up to a level of modern civilization. 3rd IDEAL His love for a little girl he named himself Ülkü, with whom he took care of his longing to be a father and with whom he spent his final years. 26

27 BEN ÜLKÜ yüm Ben Ülkü yüm, işitmeyen var mı benim adımı? Benim adım sandır, şandır, Ülkü dür. Türk Ülkü sü biliniz ki Ülkülerin tuğudur. Ben Ülkü yüm işitmeyen var mı benim adımı? Türk Ülkü sü unutulmaz kutsal yerin adıdır. Gelmiş geçmiş ulusların hepsinin yadıdır. Ülkülere kollar salmış Türk Ülkü sü büyüktür, Büyüğüne tapan Türk ün bucağına varılmaz. Ülkü, ülke, ocak, ateş işte Türk ün varlığı, Yaltınktır, bilsin dünya Türk ülkesi Ülkü sü, Ben Ülkü yüm, işitmeyen var mı benim adımı?.. Notlar: 1) Bu şiir, Mustafa Kemal tarafından Küçük Ülkü sü için 1937 de kaleme alınmıştır. 2) Şiir, Ülkü ADATEPE nin evindeki duvar sergisinden alınmıştır. 3) Bu şiirin Atatürk e ait olduğu söylenir. Belgelerle kanıtlanamadığı için adı yazılmadı. ATATÜRK ÜN ŞİİRİ Atatürk bana bir şiir daha yazmıştı. Bu şiirin aslı annemdedir. Şiiri kendisi mi yazdı, yoksa başkası mı, bilmiyorum. Ancak bana şiiri kendisi ezberletmişti: Büyükleri görüyorum, küçükken büyürken ben, Anladım diyemem pek büyüklük ne demektir Düşünmem büyüklüğü büyük olmadan ben. Şüphesiz biliniz ki, büyük olmak ülkümdür. Bu Ülküme varınca anlarsınız kimim ben Büyüğüm bilir elbet, nasıl bir çocuğum ben. Kaynak: 6 Aralık 1958 tarihli Yeni Sabah Gazetesi Atatürk Küçük Ülkü ile Atatürk with Little Ülkü Atatürk wrote me a poem. This poem was with my mother. I don t know if he actually wrote the poem or if he had someone else write it. However, know that he had me memorize it: I see the adults while I am small and growing up, I can t say exactly that I understand what it means to be an adult I can t think what it means to be big without being big. Without a doubt, it is my ideal to be an adult. Once I arive at my ideal, you will understand who I am. My seniors know what kind of child I am. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 27

28 HATIRA DEFTERİMİ AÇARKEN Dört beş yaşlarında bir çocuğun duygularıyla Atatürk ün sesini duyunca içimde o inanılmaz sevinç kuşu ötmeye başlar, göğüs kafesimdeki suskunluk yerini cıvıltılara bırakırdı. Deniz kıyısında, örneğin Florya da uğuldayan lodosta martıların çığlıkla rında Atamın bana seslenişi, benimle konuşması, bana bakışı, nemli ve sı cak bir esinti olarak anılarımda saklı. Onunla olunca ben kendimi güneş te ısınmış sağlam bir kayaya yaslan mış hissederdim. Sağlam, güvenilir ve güçlü bir kaya. Çocuk gözlerim onun deniz mavisi bakışlarıyla kesiş tiğinde içimde anlatımı güç bir güven ve gurur duyardım. Beş altı yaşlarımda O nu yitirdim. Kader, denizlerin kıyısındaki kara ça kıl taşları ve onların üstünde yosunlaşmış gönlüm, gerçekler aynasını paramparça etmişti. Tabi ki bu müm kün değildi. Yosunlu kayalar sonsuza dek anılarımla bütünleşti ve böylece sürüp gitti. Kader çizgimde bu yosunlar biteviye yol aldı, bugüne kadar da sürdü gitti... Atam la Ankara da, İstanbul da zaman zaman kırlarda, dere yataklarında, dağda, bayırda, eğlence yerlerinde, törenlerde, şölenlerde dolaştı- PRYING OPEN MY DAIRY OF MEMORIES Hearing the voice of Atatürk with the feelings of a four or five year old child, the unbelievable sound of birds of joy chirping would commence and the silence in my chest would give way to twittering. The memory of calling to me, talk ing with me and looking at me amidst the shrieks of seagulls hovering in the northwesterly along the Florya coast line remains hidden in my memories as a moist, warm breeze. Whenever I was with him, I felt like I was leaning against a solid rock warmed by the sun. A solid, reliable and powerful rock. Whenever my childhood eyes met his seablue looks, I would feel such trust and pride that could not be explained. I lost him when I was five or six years old. As a mirror of reality, fate wanted to smash my mosscovered heart onto the surface of the pitch black pebbles on the seashore. Of course this wasn t possible. The mossy rocks became part of my memories forever. In the line of my Fate, this moss had continued to gather incessantly until today. 28

29 I still have memories of taking trips and with Atatürk in Ankara and Istanbul, from time to time out to the countryside, in streambeds, in meadows, in entertainment venues, in ceremonies and festivals. I would gather blue meadow flowers and present them to him. He would reciprocate with love and affection. ğımız günlerin gezintisi anılarımda saklı. Ma vi kır çiçeklerini toplar ona uzatırdım. Derenin kekik kokulu serin sularını içime çeker yanaklarım al al Atatürk ümü kucaklardım. O da sevgi ve şefkatle karşılık verirdi. O büyük insana Atatürkçüğüm! diye yalnız ben hitap ediyordum. Çocuk masumluğumun ve onun bana olan hoşgörüsünün bir neticesiydi bu hitap şekli. Bu hitabımı sevgiyle, hoşgörü ile karşılardı. O çocuk sevecenliği sanki dün gibi düşlerimde saklı. Her 10 Kasım lar sonrası gözlerim hep onu arar. Sokaklarda, taşta, toprakta, kırda, kentte, her yerde... Sanki bir bulu yor, bir yitiriyorum. Mavi mavi bakışıyla, kadife yumuşağı yüreğiyle, o yüce büyüğümü bu gü ne değin her yerde aradım, durdum. Bazen denizle, dalgalarla, kumlarla, ağaçlarla konuşur ol dum, O nunla konuşur gibi... Buruk yüreğimin acısı, minik gözlerimden akan birkaç damla göz yaşı ile bütünleştiğinde huzur bulur dinerdi, sakinleşirdim o an. İşte o keder ve acı ile dalar, uyurdum. Bu kez rüyalar aleminde O nunla birlikte olur, O nunla oynardım. Atatürk ün manevi kızı olmak, O nunla büyümek bir onur, bir güven diye düşündüm hep... Giyimi, sevecenliği, ço cuklara olan sevgisi, halkla bütünleşmesi benim ilgi alanım olmuştur, yaşamım süresincede öyle devam edecektir hep!.. Bu duygular O nun emekle yetiştirdiği bir çocuğun anılarıdır. I was the only one to call him Atatürk! This manner of addressing him was the result of my childhood innocence and the tolerance he had for me. He would respond to my addressing him with love and tolerance. It was as if I put together that childhood compassion in my dream yesterday. My eyes would always seek him out after every November 10th. In the streets, in the rocks, in the earth, in the countryside, in the city, everywhere... It was as if I found him and then lost him. Even today, I have stopped and looked for that exalted elder with his blue, blue looks and velvet-soft heart. Sometimes, I find myself talking with the sea, the waves, the sand and trees. Just like I d talk with him... A few teardrops flowing from my small eyes would drop into the pain of my acrid heart, acting like a tranquilizer in calming me. Then I would nod off and fall asleep with that pain and grief. This time, I would play with him and be with him in my dreamworld. I always thought that it was an honor and a reliance to have grown up with him as an adopted child of Atatürk. His manner of dressing, his compas sion, his love for children and his bonding with people became to me a field of interest and would continue throughout my life... These feelings are feelings and memories of the obser vations of a child that he raised. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 29

30 Atatürk ün özlem duyduğu babalık duygusu ve çocuk sevgisi ile ilgili bir anı: Katıldığı bir düğünden ayrılırken yedi sekiz yaşlarındaki bir kız çocuğunun başını okşar. Ar kasında duran anne ve babasına dönerek yavaşça seslenir: Öpeyim mi? İzin verir misiniz? der. Olur, tabi. derler. Atatürk çocuğu iki eliyle kaldırır, öper. Fakat afacan çocuk: Ben de sizi A Recollection of Atatürk s yearning for fatherhood and his love for children: As he was departing a wedding he had attended, he caressed the head of a seven or eight year old girl. He turned slowly and said to her mother and father who were standing behind him, Can I kiss her? Would you allow me to do so? Okay, sure, they said. Atatürk lifted the child s hands 30

31 öpeyim, ne olur Atatürk, ben de sizi öpeyim diye direnir. Atatürk, çocuğu kaldırır, yüzü ne yaklaştırır, öpmesini sağlar. İzleyenler bu sahneyi gözleri yaşlı ve duygulu izlerler ve bu tablo karşısında onurlanırlar. Bu sıklıkla görülen bir tabloydu. Evet!.. Atatürk çocukları çok severdi. Çocuk sevgisi insan için bir ihtiyaçtır. Bakın, Atatürk çevresindekilere ne diyor: Çocuklar ne kadar güzel, ne kadar tatlı yaratıklar değil mi?.. En çok hoşuma giden halleri nedir bilir misiniz?.. Riyakarlık bilmemeleri, bütün istek ve duygularını içlerinden geldiği gibi açıklamaları. Atatürk çocukları işte bu denli içten severdi. O insan ruhunun karanlık uçurumlarını bulurdu. O uçuruma nasıl dalınıp dalınıp gün ışığına çıkıldığını eylemleriyle, söylemleriyle, devrimleriyle Türk gençliğine, Türk çocuklarına göstermek istemiştir. Kültürden, sevgiden uzak kitleler bu olumlu ve yapıcı çözümü anlayamazlar. Sevgili Çocuklar! Atatürk ilkelerini tüm Türk çocukları bilmelidirler. Bu ilkeleri sonsuza kadar yüreklerinde taşımalı ve yaşatmalıdırlar. Bildiğiniz gibi Atatürk ilkeleri, Cumhuriyetçilik, Milliyet çilik, Devletçilik, Halkçılık, Devrimcilik ve Laikliktir. Bu ilkeleri ve özgürlüğü bize şehitlerimiz, canları pahasına ve kanlarını dökerek sağlamışlardır. Bir yetişkin olarak diyorum ki: Dökülen kanlarımızın hepsi bu vatan için helaldir. Ben Atatürk ün küçük kızı Ülkü olarak ve bugünün yetişkin bir aydın kadını olarak laiklik ilkesinin anayasamızın açıklamaları doğrultusunda anlamını size aktarmak istiyorum. Laiklik: Din ve mezhep herkesin vicdanına anlayış ve düşüncesine göredir. Hiç kimse, hiç kimseyi ne bir din ne de bir mezhebi kabul etmeye zorlayabilir. Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz. Laiklik, din ve devlet işlerinin and kissed them. However, the mischevious child resisted by saying, Let me kiss you, please Atatürk, let me give you a kiss, too! Atatürk picked the child up to his face and let her kiss him. Those watching this scene looked on with teary eyes and emo tional feelings and were honored by this touching scene. This was a scene that was to be fre quently observed. Yes... Atatürk loved children very much. A child s love is one of Man s basic needs. Look what those ground Atatürk had to say. Children are such nice, sweet creatures, aren t they? Do you know what I like about them the most? They don t know what hypocrisy is and they relate all their needs and desires spontaneously. Atatürk loved kids quite sincerely. He could find the dark abyss of a person s spirit. He wanted to show Turkish children and Turkish youth how to plunge into those depths and reemerge in the sunlight through actions, pronunciations and revolutions. Masses which are far from culture and love could not fathom this positive and constructive solution. Dear Children, all Turkish children must know about Atatürk s principles. They must carry these principles in their hearts for eternity and make them live. As it is known, these principles are Republicanism, Nationalism, Statism, Citizenship, Revolutionist and Secularism. Our prin ciples and freedom were handed to us by martyrs who spilled blood and sacrificed their lives. As an adult I say that spilling our blood for our homeland is permissible. As Atatürk s little girl Ülkü as an adult, intellectual woman, I wish to convey to you the meaning of the principle of secularism as is laid out in our constitution. Secularism: Religion and sects are according to Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 31

32 the understanding and thoughts of everyone s conscience. Nobody may force anyone else to accept a religion or sect. Religion and sects may not be utilized as political tools. Secularism is the separation between religion and state affairs; it infers that the state remain impartial from the standpoint of religion and freedom of conscience. ayrılığı; devletin din ve vicdan özgürlüğünün ger çekleşmesi bakımından yansız olması demektir. Evet, sevgili gençler, sevgili çocuklar! Din ve siyaset birlikte olmamalı. Türk milletinin din ve vicdan ayrılığı gibi nedenlerle bölünmesi olmamalıdır. O, Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir. özdeyişiyle milletine verdiği önemi belirtiyor. Siz Atatürk gençleri ve çocukları; bağımsızlığımızın kazanılması, Cumhuriyetimizin kurulu şu, devrimlerin bir bir uygulanması sürecinde çekilen güçlükler sonucunda, sağlanan başarı ları öğrenmelisiniz. Daha sonra sosyal ve demokrat bir ulus doğdu. Özgürlük, insanın mutlak olarak düşündüğünü yapabilmesidir. diyen Mustafa Kemal, düşünce özgürlüğünü anlatmak istemektedir. Bu arada, medenileşmemizde önemli bir unsur olan Türk kadını için: Türk kadı nı, dünyanın en aydın, en erdemli ve en ağır kadını olmalıdır diyerek Türk kadınında aydın lık, erdemlilik ve olumluluk ön koşul olarak düşünülmüştür. Yüce Atatürk, kızların eğitimine çok önem veriyordu. Bir kızın eğitimi gelecekte bir ailenin eğitimi demektir diyordu. Bu nedenle kız yatılı bölge okulları ve kız öğretmen liseleri açıldı. O, annesine, kız kardeşine ve biz mane- Yes, dear young people, dear children! Religion and politics must not be combined. The Turkish people should be divided by reasons like separation of religion and conscience. He made clear the importance he gave to the people when he said, Sovereignty unrestricted and unconditionally belongs to the people. You Atatürk young people and children: You must learn about the achievements that were facilitated as a result of the difficulties experienced in the winning of our independence, the establishment of our republic and the implementation of each and every revolution. Later on, a social and democratic nation was born. Mustafa Kemal said Freedom is a man s capabili ty of doing whatever he or she thinks. In the meanwhile, what is considered to be important factors for Turkish women in our process of becoming civilized was emphasized when he said, Turkish women must be the most intellectual, most virtuous and the most precious women in the world. He considered intellectualism, virtue and positivity as preconditions for Turkish wo men. The exalted Atatürk cared very much about girls education. He knew that a girl s education meant a family s education in the future. For this reason, he opened regional schools with girl s dormitories as well as girl s teacher highschools. He appreciated his mother, his sister and us adopted daughters in an exemplary manner. 32

33 vi kızlarına da örnek gösterilecek şekilde değer verirdi. Türk ve dünya kadınının önemi ile ilgili olarak söylediği güzel sözler buna örnektir: Dünya da gördüğümüz güzel olan her şey kadının eseridir. - Adile Çavuş a, Mersin de: Türk kadını nın yeri aşağılarda değil, her zaman omuzlardadır. - Kadının temel özelliği analık hakkıdır. - Toplumun uygarlık düzeyi kadına verilen değerle ölçülür. Onun bu konudaki her özdeyişi kadına verilen değer, saygı ve sevgisinin anlatımıdır. Here are some examples of the nice words he had to say about the importance of Turkish women and the women of the world as a whole: Everything that we see in the world which is beautiful is the work of women. A woman s basic feature is the right to motherhood. A so ciety s level of civilization is measured by the appreciation given to women. Every aphorism of his regarding this issue is an expression of the appreciation, respect and love he had for women. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 33

34 ANILARIM Sevgili Çocuklar!.. Sevgili Gençler! Bazen düşünüyorum ve irkiliyorum: Zaman nasıl da su gibi akıp gidiyor den bugüne, MY MEMORIES Dear Children, Dear Youngsters! Sometimes I reflect and I am startled. Time passes like water that flows under a bridge. This is the 34

35 69 yıl geçmiş. Yıkılmış harap olmuş bir vatanı onarıp, daha sı ilke ve devrimleriyle eğitimden, kültüre; tarımdan sanayiye; sosyal işlerlikten, hukuka; giyim kuşamdan sanata kadar bütün dallarda pırıl pırıl aydınlıklar içinde geleceğe ümitle bakan bir vatan bıraktı, gitti. O, kısa süreçte kendi rönesansını uyguladı, ulusuna karanlıktan aydınlığa geçişin ışığını yaktı ve başardı. Ata nın naaşı Tophane den Karaköy istikametinde ilerlerken, çoğunluğu Rum, Ermeni, Musevi vatandaşların; oturduğu dar cepheli bitişik evlerde, balkon saksılarından kopararak kor teje 69th year since our Atatürk physically departed this world in He got a demolished, ruined homeland back on its feet, whereas through his principles and revolutions, he left us with a homeland that looks hopefully towards the future with bright intellect in all fields ranging from education to culture, from agriculture to industry, from social functions to law, from fashion to the fine arts. He applied his own renaissance in a brief 15 years and was successful in lighting the torch that showed the nation the way from darkness to dazzling illumination. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 35

36 attıkları çiçeklerin ardından hıçkırarak ağladıkları ve Atatürk, Atatürk! Bizleri kime bıra kıp gidiyorsun?.. sorusunu soruyor, ağıtlar yakıyor, ağlıyor... ağlıyorlardı!... Aynı endişeli soru ertesi gün, Polatlı dan geceleyin geçen ve Atatürk ün naaşını taşıyan tre ne, ellerinde meşalelerle yaklaşan köylülerden geldi. Kalabalık, gözleri dolu dolu köylüler; can ları yanmışcasına haykırıyorlardı. Ata... Ata... Atatürk!.. Bizleri kimlere koyup da gidiyon? İşte Köylümüz efendimizdir. de- As the long funeral procession moved from Tophane towards Karaköy, the citizens, many of whom were of Greek, Armenian or Jewish descent, yanked flowers out of their balcony flo werpots, tossing them onto the advancing cortege, sobbing, Atatürk, Atatürk, Who ha ve you left us with? They lamented, they cried and wept. The same worried question the following day came from the torch-bearing peasants who approached the train funeral car carrying Atatürk s body, which passed through Polatlı at night. The crowded mass of peasants with their eyes bulging 36

37 diğin insanların sana güveni, sevgisi ve yakarışı... Bu anıları ölümünden sonraki bir süreçteki sohbet sırasında, o zamanın devlet büyüklerinden birinden duymuştum. Onunla yine gurur ve onur duymuştum, gözlerim ağlamaklı... Atatürk ün aramızdan ayrılış sonrasında üzüntü dolu gerçeği, ülkenin en ünlü aşıklardan Aşık VEYSEL den söz alalım. out, shrieking like they were in real pain. Ata... Ata... Atatürk! Who did you leave us with now that you have gone! Well, that trust and love of the people you called Our peasants are our masters. I learned of these moments after his death in conversation with the state elders of the time. Once again I felt honor and was proud of him as I cried me a river. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 37

38 Ağlayalım Atatürk e, Bütün dünya kan ağladı. Süleyman olmuştu mülke, Geldi ecel can ağladı. Doğu, batı, cenup, şimal Aman Tanrı bu nasıl hal? Atatürk e erdi zeval, Memur, meb usan ağladı. Atatürk ün eserleri, Söylenecek bundan geri, Bütün dünyanın her yeri, Ah çekti, vatan ağladı. Fabrikalar icat etti, Atalığın ispat etti, Varlığın Türk e terketti, Döndü çark, devran ağladı. Bu ne kuvvet, bu ne kudret, Var mı bunda bir hikmet Bütün Türkler, İNÖNÜ İsmet, Gözlerinden kan ağladı. Tiren hattı, tayyareler... Türkler giydi hep karalar, Semerkant la Buhara lar, İşitti her an ağladı. Siz sağ olun Türk gençleri, Çalışanlar kalmaz geri, Mareşalin askerleri, Ordular, teğmen ağladı. Zannetme ağlayan gülmez, Aslan yatağı boş kalmaz. Yalnız gidenler gelmez, Her gelen insan ağladı Uzatma Veysel bu sözü, Dayanmaz herkesin gözü, Koruyalım yurdumuzu, Dost değil düşman ağladı. (1970) Aşık Veysel ( ) Let us weep for Atatürk, The whole world wept blood. This was once the land of Süleyman Time was interminable and souls wept. East, west, north, south My God, what has happened? Eternity has touched Atatürk, While officials and deputies wept. Atatürk s masterpieces have not reached an end, Citizens from all over the world Sighed deeply and wept. He invented factories, He proved his fatherliness, He behested his will to the Turkish people, The cog turned and the world wept. What is this power, what is this might, Is their any real meaning to all this? All Turks, İsmet İNÖNÜ Wept blood from their eyes. Railroads, airplanes... The Turks all wore black, People of Samarkand and Bukhara Wept upon hearing the news Live long and healthy, Turkish youth, The industrious won t be far behind, All the Marshal s soldiers, Armies and lieutenants wept. Don t suppose those who mourn won t smile, Other lions shall emerge from the den Those who go alone shan t come All those who came mourned. Don t drag on like this, Veysel, Nobody s heart could bear it much longer Let s preserve our homeland, Both friends and enemies wept together. (1970) Aşık Veysel ( ) 38

39 Evet, sevgili gençler, sevgili çocuklar!.. Atatürk ün ve silah arkadaşlarının, kahraman ordu muzla, vatanımızın gazi ve şehitlerimizle kurtardığı bu değerli yurdumuzu gelecekte, aydınlı ğa sizler taşıyacaksınız. Atatürk ün çocuk sevgisi, gençlere güveni sizlerin rehberi olacaktır. O, ilke ve devrimleriyle yol göstericiniz ve yasanız olmalıdır. Vatanı karanlıklara taşımak isteyen, gözleri oy avcılığından başka bir şeyi görmeyenlere değil, Atatürk ün ilkelerine bağlı olmalısı nız. Ortaçağın gerici, yoz düşüncelerini taşıyan birtakım ülkelere benzetilmek istememizi iste yenlere, siz sevgili çocuklarımız çok iyi yetişerek, eğitilerek izin vermemelisiniz. Atatürk ün Cumhuriyet Erdemliliktir. deyişindeki bu kutsal sözün anlamını benimseyerek kavramalısınız. Yes, dear youngsters, dear children! You are going to carry this precious country, which was saved by Atatürk and his army colleagues with our heroic army, with our motherland s vete rans and martyrs, into daylight. Atatürk s love for children and his trust in young people shall be your guide. With his principles and revolutions, he must be your road indicator and your law. You must be bound to Atatürk s principles and not to those who want to carry the motherland into darkness and who are only in pursuit of the vote. To those who don t want us to resemble some other countries in the region that bear certain medieval scholastic, reactionary, degerate characteristics must not allow this, but rather bring up and educate our children well. You Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 39

40 İki yaşında Ülkü için Ege Vapuru nda salıncak çok eğlenceli! (Dolmabahçe Sarayı Arşivi) The swing on the Ege Steamer was exciting for two-year old Ülkü! Sevgili Çocuklar! Ata nın bana olan temel öğüdünü hatırlıyorum. Her zaman yalan söylemenin çok kötü olduğu ve gerçekleri söylemenin gerektiği ile ilgili Gerçekleri konuşmaktan korkmayınız. derdi. Evet, sizler de yasalar çerçevesinde gerçekleri konuşunuz. İrticanın, anti-laik kavramların, kargaşanın içinde olmayınız. Aydınlık bir yüz, aydınlık bir düşünce taşıyınız. Unutmayınız ki Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Gençliğe Hitabesinde güçlükler karşısında başvu racağınız en önemli kaynak Damarlarınızdaki asil kandadır demiştir. Unutmayalım ki O, medeni bir dünyanın teknik, teknolojik düşüncenin olduğu bir ulusun kurtuluşunu, kuruluşunu ve bayındır oluşu nu sağladı. Bu ulusu bu temel özellikleriyle gelece ğe siz sevgili çocuklarımız taşıyacaksınız. Şair İ. Gürşen KAFKAS ın Ülkü den Atatürk e Mektu bum adlı şiirindeki duygularımda bakınız neler düşünüyorum. must conceptualize by adopting the meaning of the sacred words of Atatürk s saying, The Republic is synonmous with virtuosity. Dear Children! I remember the basic advice Atatürk gave me. He used to always say, Tel ling lies is very bad. You need to tell the truth and Don t be afraid to tell the truth. Yes, you should speak the truth within our legal framework. Don t get involved with fundamentalism, an ti-secular concepts and anarchy. Bear an enlightened face and enlightened thoughts. Don t ever forget that our Great Leader Atatürk said in his Address to the Nation s Youth that the most impor tant reference you have to resort to is in the blood that flows in your noble veins. Mustafa Kemal Atatürk ensured the liberation, establishment and the building up of a nation that possessed the technical and technological thinking of a civilized world. It is you, my dear children, who are destined to carry this nation with these fundamental characteristics into the future. 40

41 ÜLKÜ DEN ATASINA MEKTUP Atam, ben Küçük Ülkü, Senin manevi kızın Minicik Ülkü. Çakır gözlerin Sevgi dolu yüreğimde, Ufacık ellerim, avuçlarında Yaprak yaprak anılarım, Düşlerimde saklı. Yürek atışlarımla sevgin Yıllar geçse de Hep sana özlemim, Sana sevgim, Dağlarda, bayırlarda, her yerde Gözlerim senin arayışında. Rüyalar alemindeki Çocukluk yıllarımda Sıcak, sımsıcak rüzgarlar esti. Şimdi her 10 Kasım da Vurgun yemiş durgunluğumda Bulutlar sarar bedenimi, Karanlıklar çöker yüreğime, Boğuluyorum sanki. Seninle olan anılarımı Sayfa sayfa açıyor, Seni anlatıyorum. Küçük Ülkü lere, Umur lara, Ezgilere, Eda lara... Çocuklara sevgini, gençlere güvenini, eserlerini. Sevgi eken bakışlarını, Koruyucu sesini, düşüncelerini Özlüyorum sıcak bakışlarını Nemli gözlerimle anlatırken Seni özlüyor, sevginle bütünleşiyorum Atam!.. Huzur içinde yat... İ. Gürşen KAFKAS ÜLKÜ S LETTER TO ATATÜRK Atatürk, it s me, Little Ülkü, Your adopted daughter, Little Ülkü, Your gray-blue eyes Are in my heart full of love, My tiny hands are in your palms The pages of my memories Remain hidden in my dreams. Even if the years pass, My eyes shall always seek you My yearning for you, My love for you, Your love with my heartbeats In the mountains, in the meadows, everywhere Warm, hot winds blew In my childhood years of my dreamland. Today, in my depressive state On every November 10th, Clouds surround my body, And darkness collapses in my heart, Like I m drowning. I m telling about you in the pages of my Memories of you with moist eyes, The Little Ülküs, the Umurs, the Ezgis, the Edas Your love for children, your trust in the young people and your work, Your looks thet sowed love, Your protective voice, your thoughts, I miss you and I become whole with your love, Atatürk!... Rest In Peace. İ. Gürşen KAFKAS Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 41

42 ANILAR RECOLLECTIONS Sevgili Çocuklar! Sevgili Gençler! Atatürk, Cumhuriyet Bayramı nın o coşkulu kutlamalarındaki nutkunda: Asla şüphem yoktur ki Türklüğün unutulmuş büyük medeni özellikleri ve yetenekleri bundan sonraki gelişmeleriyle geleceğin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır. Bu söylediklerim gerçek olduğu gün, senden ve bütün medeni insanlıktan dileğim şudur: Beni hatırlayınız! Türk Milleti, ebediyete akıp giden her on senede, büyük millet bayramını daha büyük şerefler, saadetler, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim. Ne mutlu Türküm diyene!.. Bu güzel deyişin hüzünlü bölümünü, milletin neşe ve sevincine gölge düşürmemek için Beni hatırlayınız ın üstünü çizmiş ve Pişman olmamanı dilerim şeklinde eklemede bulunmuş tur. Eğer Atatürk ü anlayabiliyorsak, akıp giden zamanın önündeki doğrunun, güzelin, barışın, sevginin, kardeşliğin, özgürlüğün, uygarlığın sönmeyen ışığı olmalıyız. Bu ışığın meşalesini taşımalıyız. Medeni, laik, uygar uluslarla bilgi, Dear Children! Dear Young People! From Atatürk s enthusiastic celebrations of Republic Holiday Speech: I have no doubt that with the imminent developments, the forgotten grand civilized charac teristics and talents of being a Turk are going to be revitalized like a new sun on the horizon to become the high civilization of the future. On the day that what I say becomes reality, my wish to you and the entire civilized word is: Remember me! Turkish Nation, I truly wish that for every proceeding decade our grand natonal holiday be celebrated with even greater honor, happiness and welfare. Happy is the one who calls him self a Turk! The melancholy part of this beautiful saying was in order not to overshadow the joy and gladness of the people, the Remember me was crossed out and the phrase I wish for you not to be regretful was added. If we are able to understand Atatürk, then we have to become the everlasting light of civilization, of freedom, of brotherhood, of love, of peace, of beauty, of the truth in front of flowing time. We have to compete with civilized, secular nations 42

43 Atatürk un Gazi Orman Çiftliği nde yaptırdığı evin önünde Ülkü, GÖKÇEN in kucağında, Vuslat Hanım, GÖKÇEN in ablası Nafiye Hanım, Tahsin Bey, Vasfiye Hanım, Ülkü nun babaannesi Mihriye Hanım görülmektedir. (1941) Ülkü s family posing in front of the house that Atatürk had constructed at Gazi Orman Çiftliği. Sabiha GÖKÇEN, Vuslat Hanım, GÖKÇEN s sister, Nafiye (sitting at right), Vasfiye Hanım and Tahsin Bey (Courtesy Ülkü ADATEPE) teknik ve beceride boy ölçüşmeliyiz. İşte Atatürkçülük budur. Bu düşünce bizim temel felsefemiz olmalıdır. Dünyanın en medeni, en uygar ve en akılcı ülkesi olmalıyız. Uygarlığı özümsemiş aileleri miz, donanımlı okullarımız, tarihi ve coğrafi değerlerimizle övünmeliyiz. Laik, medeni, uygar bir yaşamdan asla geri dönüş olmamalıdır. Cumhuriyet bir yaşam biçimidir. Cumhuriyete, demokrasiye sahip çıkmalıyız. Atatürk ün: Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak sizlersiniz. özdeyişi düsturumuz olmalıdır. for know-how, technology and skills. That is what Atatürkism is all about. These thoughts may be our basic philosophy. We must become the most civilized, and the smartest country in the world. We must be praised for our families who assimilate civilization, our well-equipped schools as well as our historical and geographical assets. There must never be an about-face on a secular, civilized way of life. The Republic is our way of life. We must claim the Republic and democracy for our very own. Atatürk s saying, We established the Republic, it s up to the future generations to make it flourish, must be our code of law. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 43

44 Türk çocuklarını ve gençlerini çok seven ve onlara büyük bir tutku ile bağlı olan, destek veren Kemal Atatürk, bir nutkunda: Milletin bağrında temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri onlara bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacaktır. demiştir. Bu özdeyişte gençlere özgüven var, inanç var, gençliğe tutku ile bağlılık var. Dahası yetişecek neslin gelecekte demokrasinin ve Cumhuriyetin koruyucusu olacağı güveni var. (Not: Yukarıdaki anlatım Sn. Ülkü ADATEPE nin evindeki bir yazıdan alındı.) Sevgili Gençler ve Değerli Çocuklar!... Küçük Ülkü olarak anılarımı aktarırken çok güç koşul larda ve yeniden kurulan ulusumuzun ve Atatürk ün önemi ile ilgili duygularımı sizlerle paylaşmak istedim. Örneklerle, özdeyişlerle desteklediğim bu duygularım sizlere yol gösterici olma lıdır diye düşünüyorum. Atatürk, siz gençlere seslenişinde, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmış bir Türkiye vasiyetini yerine getirmenin birinci koşulu Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün ko runması ve ayrıca laikliğin ödünsüz uygulanmasıdır. demiştir. Ulusumuzun geleceğe hazırlanmasında bilgiye ulaşmak kadar, sağlam, kişilikli, erdemli, Atatürk ilke ve devrimlerine saygılı, yurtsever ve sorumluluk bilincinde gençler olmalısınız. Bu bağ lamda siz gençlere düşen görev: Atatürk ün düşüncelerini anlamak, onun ilke ve devrimlerini özümsemek, çağdaş uluslarla boy ölçüşmek ve onlardan daha da ileri gitmek olmalıdır. Gençler! Ulusumuzun ve ülkemizin bütünlüğüne sahip çıkmalısınız. Her türlü dogmalardan uzak, bilgiyi ak lın ve bilimin süzgecinden geçirmek, tartışmak ve sonuçta en doğru olanı bulmak siz gençlerin gö revi olmalıdır. İşte benim, dünün Küçük Ülkü sü olarak sizden istediğim budur. Kemal Atatürk, who supported and loved Turkish children and young people very much, and who was connected to them with a great passion, once said, A bright generation is be ing raised in the bosom of the nation. I m bequeathing them this piece of art and I shall not lo ok back. With this saying, it is clear to say that he had confidence and belief in young peop le, whereas there was passion and devotion for them as well. There is faith in the future ge nerations to protect democracy and the Republic. Dear young people and esteemed children!... while conveying my memories of Little Ülkü, I al so want to convey my feelings regarding the importance of Atatürk and our nation, which was res cued under very adverse conditions and later re-established. I think that my feelings, which I ha ve supported with examples and sayings should usher you down the right path. In his address to you, young people, Atatürk s first condition of carrying out the will of a Turkey that has achieved a level of contemporary civilization was thus; The preservation of the homeland and the undivi ded unity of the nation as well as the application of an uncompromising secularism. Not only must you know how to access information regarding the preparation of the future of our nation, you must be aware of the responsibility and patriotism and respectful of Atatürk s so und, characteristic and virtuous principles and revolutions, too. In this context, it is up to you to understand Atatürk s thoughts, to assimilate his principles and revolutions, to compete against contemporary nations and to exceed their capabilities. Young people! You must claim our nation and the unity of our country. It is your duty to scientifically filter, to debate and in the end, find the truth in knowledge that is not dogmatic. As the Little Ülkü of yesterday, this is what I ask of you. 44

45 Atatürk manevi kızı Ülkü ye Alfabe yi öğretirken (Ülkü 2 yaşında). Atatürk teaching the alphabet to his two-year old adopted daughter, Ülkü. Yandaki resim Kentim istanbul 10 Kasım 2003 kitabından ATATÜRK AND THE ALPHABET ATATÜRK VE ALFABE Dört beş yaşlarında çocukluğumun anıları, bazen büyüklerimin, tanıkların anlatımı ve ba zen de benim hayal edişim veya hatırlamamla anılar defterimi açmak istiyorum. Bu anılar defterimde benim anılarımın yanında kitaplara yansıyan kanıtlar ya da anlatımlar yer aldı. Evimde o günlerin kanıtı Atatürk le çekilmiş yüzlerce fotoğraf ve belge var. Lakin bunlardan bi ri ALFABE, yani Türk eğitim ışığının başlangıcında Atatürk ün bana okuma-yazma öğretmesiyle ilgili olan birlikte görüntülendiğimiz fotoğraftır. Bu fotoğraf, Ata nın eğitime verdiği değer ve önemin gösterilmesi bakımından çok önemli bir kanıttır. Atatürk okuma-yazma seferberliğinin BAŞÖĞRETMENLİĞİ ni bizzat kendisi üstlendi. Yeni alfabeyi tahta başında Türk ulusuna o öğretti. Atatürk, bilindiği gibi bu nedenle, BAŞÖĞRETMEN ünvanını aldı. O, her zaman öğretmenliği ile gurur duyardı. Benim asıl anlatılacak yanım öğretmenliğimdir. özdeyişi de bunun kanıtıdır. I wish to open my diary of memories from the days when I was four or five years old, things that my elders and witnesses explained to me or sometimes moments that I remember or had imagined. In addition to my personal recollections, there are also expressions or proof which are expressed in books published in years past. There are hundreds of photographs taken with Atatürk in my home, plenty of evidence from those days. However, one of these photographs is one of Atatürk teaching me how to read and write the alphabet, that is, the beginning of the light of Turkish education. This photograph is a crucial piece of evidence regarding the importance and value that Atatürk gave to education. In the mobilization to get the people to read and write, Atatürk himself took on the duty of Headmaster. It was he who stood at the chalkboard and taught the Turkish people the new alphabet. As it is known, Atatürk earned the title of Headmaster for this reason. He was always proud of being a teacher. His saying What really needs to be expla ined about me is the fact that I m a teacher, is suitable evidence of this. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 45

46 SORU VE YANITLARLA ANILARIM Atatürk ün bize armağanı olan Ül kü ADATEPE ile Şişli deki evinde söy leşiyoruz. Atatürk ün adı anılınca yüzü gülüyor, gözleri parlıyor ve konuşmaya başlıyor. Ortaya çıkacak eseri şimdiden özlemle bekliyorum. Ülkü ADATEPE, bugüne kadar iç dün yasını dışa vurmamaya özen gösterdiğini, ancak son yıllarda radyo ve televizyon programlarında, okul ve kurumlarda Atatürk le anılarını aktardığını söyledi. Ülkü ADATEPE, Atatürk ün anılarını saygı ile taşımaya ve o anıların yıpranmamasına özen gösteriyorum. diyor. Atatürk ün sizin aile ile tanışıklığı, yakınlığı nereden geliyor? Açıklar mısınız? Annem, çok küçük yaşta annesi ve babasını kaybediyor. Boşnak olan ve Selanik e yerleşen dedesi, bir yaşında olan annemi komşuları olan Mustafa Kemal in annesi Zübeyde Hanım a emanet ediyor. Yani, dedem bu kadar küçük bir çocuğa bakamayacağı için, komşu lar annemi Atatürk ün annesi Zübeyde Hanım a emanet etmişler. Zübeyde Hanım da bir yaşın dan itibaren annemi yetiştirmiş. Böylece annem o ailenin manevi kızı ve bir bireyi olmuştu. DOWN MEMORY LANE We are meeting with Atatürk s re membrance Ülkü ADATEPE in her home in Şişli. Her face beams, her eyes light up and she begans to speak when Atatürk s name is mentioned. She s already curious as to what kind of work is going to come out of all this. Until now, Ülkü ADATEPE has taken pains not to reflect her inner world to those beyond her immediate circle, but said she has reflected her memories at institutions as well as radio and televisi on programs that have sprung up over the last few years. Ülkü ADATEPE has taken it upon herself to, Respectfully bear the memories of Atatürk and not allow her memories to become worn out. Can you explain as to where the acquaintance and closeness that Atatürk had for yo ur family came from? My mother s family, who was from Bosnia and had moved to Thessalonica, lost her mother and father when she was just a year old. Her grandfather, who was not fit to raise such a yo ung child, entrusted her to our neighbor, Zübeyde Hanım, who was Mustafa Kemal s mother. In other words, my mother was raised by Atatürk s 46

47 Atatürk ve Küçük Ülkü, Haydarpaşa Tren İstasyonu nda (1936). Atatürk and Little Ülkü at Haydarpaşa Train Station. Selanik teki eve Mustafa Kemal dinlenmeye geldiğinde, annem küçük bir kız çocuğu olarak onun başını kaşırmış. Zübeyde Hanım ın ölümünden sonra, annem bir süre Mustafa Kemal in kız kardeşi Makbule Hanım la kalıyor. Atatürk ün annesinin yadigarı olarak annemle hep ya kından ilgileniyor ve onu Gazi Orman Çiftliği nde, istasyon şefliği yapan, Fransızca da bilen çerkez asıllı babamla evlendiriyor. Annemin hamile olduğunu duyunca haber gönderiyor, Er kek veya kız, bu çocuğun ismi Ülkü olacak. diyor. Böylece ben doğmadan adım Atatürk tara fından Ülkü diye belirleniyor. mother. As a little kid, my mother used to scratch Atatürk s head whenever he came home. After Zübeyde Hanım passed away, my mother stayed for some time with Mustafa Kemal s sister, Makbule Hanım. She always vested much attention to my mother, who was the keepsake of Atatürk s mother, whereby she got her engaged to my Circassian father, who knew French, and who was the Station Supervisor at the Gazi Orman Çiftliği at the time. When Atatürk learned that my mother was pregnant, he sent word that It doesn t matter if it s a baby boy or girl, let the child s name be Ülkü. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 47

48 Thus, Atatürk tells the world that a third Ülkü has been determined before she was born. Fine, when did Atatürk first see you? Ülkü, annesi Vasfiye Hanım, babası Tahsin Bey ile Çankaya da (Ülkü ADATEPE Arşivi) Ülkü with her mother, Vasfiye, her father, Tahsin at Çankaya Böylece Atatürk ün üçüncü Ülkü sünün o daha doğmadan belirlenmiş olduğunu açıklıyor. Peki, Atatürk sizi dünya gözü ile ilk ne zaman görüyor? Ben 26 Kasım, 1932 tarihinde doğdum. Beni ilk kez kırk günlük bebekken görüyor. Hatta benim küçücük halime bakıp, hayretler içinde Doğduğumuzda hepimiz böyle miydik?! diyor. O sırada Atatürk Cumhurbaşkanıydı. İşleri çok ve yoğundu. O arada ben büyüyorum ve do kuz aylık oluyorum. Ailece Atatürk Orman Çiftliği nde oturuyorduk. Atatürk, kendi kurduğu bu çiftliğe sık sık geliyordu. Yine bir gelişinde I was born on November 26th, He saw me for the first time when I was 40 days old. In fact, when he saw me in my tiny state, he exclaimed, Are we all like that when we re bom? Atatürk was President at the time. He had a lot of work to do and was very busy. In the meanwhile I was growing and one day, when I was about nine months old, we all went out as a family out to the Gazi Orman Çiftliği, which was founded by Atatürk. During one of his frequent outings to this farm, he saw my mother with me. Wow!... Vasfiye, your child has grown, he said. He caressed my cheek as I practically jumped into his lap. Atatürk loved all children very much. He considered all Turkish children to be his adopted kids. Nevertheless, he really enjoyed this close contact and a childishly clean love. He removed his watch and gave it to me whereas I promptly put it to my ear to hear the sound of the tick-tack. He quite enjoyed my curious state of mind. Later, my mother picked me up from Atatürk s lap. I didn t want to leave him and I wept constantly. This situation quite affected him because he was a very sensitive and caring person. From that day onwards, he had taken a liking to me for I had become his indispensable passion. When did you next encounter him again? Atatürk had a hard time falling to sleep at night as apparently the feelings of fatherhood whe re getting the best of him. He missed me and wanted to see me and caress me. That night, he sent a car for us at midnight to bring us around the villa in Çankaya. He played with me for abo ut an hour. 48

49 istasyonda annemle beni gördü. Aaa!.. Vasfiye, ço cuğun büyümüş. demiş. Benim yanağımı okşamış. O zaman ben hemen kucağına atlamışım. Atatürk bütün çocukları çok seviyordu. Türk çocukları onun da manevi çocukları sayılırdı. Ama bu kadar yakın bir temas ve çocukça temiz bir sevgi, çok hoşuna gidiyor. Saatini çıkarıp bana vermiş. Ben de hemen saati kulağıma götürmüşüm, sesini, saatin tıklamasını dinlemişim. Bu meraklı halim, onun da hoşuna gitmiş. Sonra annem beni Atatürk ün kucağından almış. Ben ondan ayrılmak istememiş ve sürekli ağlamışım. Bu durumum onu etkilemiş. Çünkü o çok duyarlı ve ilgili bir insandı. Etkilenmiş ve bana çok alışmıştı. O günden sonra ben onun için vazgeçilmez bir tutku olmuştum. Sonra siz, tekrar ne zaman ona kavuştunuz? Atatürk ü uyku tutmuyor, babalık duygu ve istemi öne çıkıyor herhalde, beni özlüyor, görmek, sevmek istiyor. Hemen o gece, saat on ikide eve araba göndererek annemle be ni köşke, Çankaya ya çağırıyor. Benimle bir saat kadar oynuyor. O, büyükle büyük, çocukla çocuk olmasını çok iyi biliyordu. Çocukları hoş tutacak, gönül alacak konuları başarıyla uygu luyordu. Atatürk le birlikte olmak, hep bir şeyler öğrenmek anlamına geliyordu değil mi? Re simlerde ve filmlerde vakur bir ciddiyetle size yeni harfleri öğrettiğine tanık oluyoruz. Alfabenin kapağına konu olan o ünlü fotoğraf için neler söyleyeceksiniz? Atatürk ile birlikteyken zamanın nasıl geçtiğini bilemezdik. Ben farkında olmadan bir çok şey öğrendim. Güven kazandım. Okuma-yazmayı, resim yapmayı, yemek yerken çatal, kaşık, bıçak Küçük Ülkü, bebekler ile beraber. (1936) Little Ülkü with her dolls. (Courtesy Ülkü ADATEPE) He knew very well how to be an adult around adults and how to be a child around children. He successfully applied subjects that they found pleasant and delightful. Being with Atatürk meant that you were learning something new all the time, right? We witness in photographs and films the solemn seriousness of him teaching you the alphabet. What can you tell us about that famous photograph of you learning the alphabet? We had no idea how time passed when I was Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 49

50 kullanmayı, yüzmeyi, daha bir çok şe yi, özellikle kendime saygı duyup güvenmeyi bana hep o öğretti. Onun ilgisinin geliştirici ve eğitici bir etkisi vardı. Ama bunları öğretirken ağırlığını baskı sını hiç hissettirmeden, kırmadan, üzmeden, gönül koymadan, yıpratmadan yapardı. Yani büyüklüğü nün yanında iyimser yaklaşımı ve sonsuz bir hoşgö rüsü vardı. İnsana değer vermek, kendine saygı duygusunu uyandırmak ve güven sağlamak onun yöntemiydi sanki... Ne dersiniz? Doğru, aynen öyle... Tam dediğiniz gibi. Halkı nı da önce överek yüceltiyor, sonra en büyük işleri yapabileceği güvenini veriyordu. Halkla, toplumla ilişkileri çok iyiydi. Bildiğiniz üzere 10. Yıl Nutku nda Türk milleti çalışkandır, zekidir. diyerek onu yüceltiyor, sonra da halkına güvendiğini belirterek, çağdaş uygarlık düze yinin üzerine çıkmayı ve geleceğin ufkun da yeni bir güneş gibi doğmayı hedef gös teriyor ve söylemini Ne mutlu Türk üm di yene! diye bitiriyordu. Bana da usta bir eğitici olarak aynı yöntemi uyguluyordu. Ülkü benim akıllı, uslu kızımdır, yaramaz lık yapmaz. diyerek beni gönüllendirip, yönlendiriyordu. Oysa ben ele avuca sığ mayan çok yaramaz bir çocukmuşum. Ama yaramaz olduğuma Atatürk ü bir türlü inandıramamışlar. Çünkü O nun yanında, bana güvenini boşa çıkarmamak ve bana verdiği değere layık olmak için uslu durur, O nun istediği gibi olurdum. Örneğin, O yokken yemek yediğimde bazen kolaya kaçar, elimle falan pirzola veya kemikli yemekleri yemeğe kalkardım. Yani çocukça davranışlarım oluyordu. Ama, Atatürk geliyor dediler mi! hemen toparlanırdım. Çatal, kaşık ve bıçakla düz günce yemek yerdim. Atatürk insan olarak together with Atatürk. I learned a whole lot of things without even realizing it. I gained confidence in myself. He was always teaching me things like reading and writing, painting pictures, how to use a fork, knife and spoon while ea ting, to swim and especially to trust and respect myself. His interest had a developing and educational effect on me. However, he never bore down on me or pressured me while he was trying to teach, he never disappointed me, and never wore me out. In other words, in additi on to his greatness, he had a positive approach and infinite tolerance. It was as if placing value in people, building confidence in oneself and ensuring trust were his methods.. What do you think? Exactly. He first exalted people by praising them, then he entrusted them to carry out lar ger tasks. As you know, he exalted the Turkish people in his 10th Anniversary speech when he said, The Turkish nation is industrious and clever. Later, by determining that he had trust in the people, he indicated the objective was to attain a level of contemporary civilization and be reborn like a new sun on the horizon, he concluded his speech with, Happy is the one who calls himself a Turk! He had applied the same method on me as a professional educator. He would say, Ülkü is my smart, well-behaved girl, she isn t naughty, hence offering me guidan ce. Nonetheless, I was a very rambunctious child. However, they just couldn t make Atatürk believe that I was naughty. Because in order for the trust he gave me not to go in vain and in order to deserve the merit he placed in me, I would be good next to him and did what he said. For instance, I would 50

51 (Soldan sağa) Atatürk ün manevi kızı Nebile, Ülkü, Annesi Vasfiye ve Sabiha (1933). (Ülkü ADATEPE Arşivi) From left to right, Atatürk s adopted daughter, Nebile, baby Ülkü her mother Vasfiye and Sabiha çok duyarlı ve bir anneden daha sabırlıydı. Hiç ha yır! demez, yapma! diye davranışları engellemez, fakat yönlendirirdi. Her şeyi en küçük ay rıntısına kadar anlatırdı. İkna yeteneği olağanüstüydü. İstediği bir şeyi size sevgiyle, baskısız ve istekle yaptırırdı. O sanki bir rehber, bir psikologdu. Liderlik, önderlik bu olsa gerek diye dü şünüyorum onun için... Sn. Ülkü Hanım, çocukluğunuzda Atatürk le İstanbul ve Ankara nın dışına da geziye çıkıyor muydunuz? Tabi... Bir sonbahar mevsimi, sanırım 1937 yılı idi. Karadeniz e Ege Vapuru ile geziye çık mıştık. Gemide, ben yine O nun yanındaydım. Hava çok soğuktu. Çocukça afacanlığım o gün yine üzerimdeydi. Bulunduğum yerden güverteye çıktım. Güvertede nöbet tutan bir askeri gördüm. Asker, üşüyen ellerini oğuşturup duruyor, ileri geri yürüyerek nöbet tutuyordu. Ben askere: Asker ağabey, sen çok üşümüşsün, haydi gel! Seni Atatürkçüğümün yanına götüreceğim. dedim. Asker, nöbet görevini bırakmak istemiyordu. İtiraz etti. Ne var ki ben de direeat lambchops or boney meat with my hands whenever he wasn t around because it was conve nient. That is, I would act childish. However, I d straighten my act any time someone said, Atatürk s coming! and switch to cutlery. As a person, he was very sensitive and had more patience than women. He would never hinder my behavior by saying, No! or Don t do that! but rather he offered me guidance. He would explain everything to me down to the smallest detail. His talent of persuasion was extraordinary. He would get me to do anything with love and desire, without pressure. He was like a counselor, a pyschologist. I always think that this is the way leadership should be... Mrs. ADATEPE, when you were a child, did you ever accompany Atatürk outside of Ankara or İstanbul? Of course. I believe it was during the autumn of 1937 when we took a voyage through the Black Sea. The weather was very cold. I had a spate of childish mischeviousness. I left the place I was sitting and went onto the deck where I saw a soldier on duty. The soldier was rub bing his cold hands together as he stood guard, pacing back and forth. I went up to him and said, Hey, soldier, come on over here, you look cold! I m going to ta ke you Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 51

52 tiyordum. Askeri, çekiştire çekiştire Atatürk ün huzuruna götürdüm. Asker, korku, heyecan ve üşüme nedeniyle kaygılıydı, tir tir titriyordu. Sağa sola telaşlı telaşlı bakıyor, kendini geri çekiyor ve gelmemeye çalışıyordu. Gözleri heyecan ve telaştan fal taşı gibi olmuştu. Ama ben, diretiyordum onu zorla götürüyordum. Ben: Atatürkçüğüm! Bak bu asker ağabey çok üşümüş, onu ısınsın diye zorlayarak bura ya getirdim, o gelmek istemedi, ama bak, soğuktan tir tir titriyor dedim. Onu zorla getir dim, dedim. Atatürk hiç bozuntuya vermeden, askeri oturttu. Adını, memleketini, mesleğini sordu. Onunla bir süre sohbet etti. Çay ikram etti. Sonra onu görev yerine gönderdi. Daha sonra beni karşısına alarak, herkesin bir işi, mesleği olduğunu örneklerle anlattı. Bu askerin de şu anki gö revi bu. dedi. Herkes görevini yapmalıdır, vatanın ve hepimizin güveni için asker ağabeyin nöbet tutuyor. şeklinde açıklamada bulundu. Bu konuda da beni eğitti. Ben de bu askerin Atatürk le yakınlaşmasını, onunla sohbet etmesi ni sağlayarak askere büyük bir ödül vermiş oldum. Bu çocukluk saflığımla, bir askerin Atatürk le tanışmasını, sohbet etmesini sağlamış ve böylece gönlünü kazanmıştım. Bu anıyı hatırladıkça mutlu oluyor, duygulanıyorum. Neyse, o seferde Atatürk le beraber Trabzon gezisine gittik. Hiç unutmuyorum, oradaki şenliklerde Karadeniz oyunları oynandığı zaman Atatürk de benim onların arasında oynamamı istedi ben de severek onların arasına katılmıştım. to see Atatürk... The soldier, who did not want to leave his post, objected to this idea. However, I was also putting up some resistance and after pulling on his arm for what seemed like hours, I took him up to see Atatürk. The soldier was shivering from fright, worry and the cold. He had an agitated look on his face as he glanced back and forth furtively as he tried not to come with me. His eyes were like saucers from anxiety and worry. However, I wasn t ha ving any of that as I kept tugging on his uniform. I exclaimed, Atatürk! Look, this soldier looked cold, so I brought him here so he co uld warm up a bit. He didn t want to come with me, but look how he shivers from the cold. I forced him to come here. Without making it clear that something was amiss, Atatürk had the soldier take a seat at the table. He asked him his name, which part of the country he was from and his occupation. He talked with him for quite some time and offered him some tea. Later, he ordered him back to his post. Later, he beckoned me over to him and explained to me that through examples that everyone had occupations and jobs to do. Right now, that soldier s job is to stand watch, he said. He put it to me thusly, Everyone must do their job, which includes that soldier, who stands watch for the security of our country and all of us. He educated me on this subject, whereby I presented that soldier a golden opportunity to get close to Atatürk and to have a conversation with him. My childhood innocence won over both of their hearts as it allowed a soldier meet Atatürk and hold a conversation with him. I get goosebumps every time I remember this episode. 52

53 ATATÜRK ÜN HALKLA BÜTÜNLEŞMESİ Atatürk, halkın içinde olmayı, onlarla bütünleşmeyi, halkın sorunlarını dinlemeyi ön planda tu tuyordu. Bu nedenle sık sık yurt gezilerine çıkılırdı. Bu geziler çoğunlukla trenle yapılırdı. Trenin penceresinden halkı selamlamak, onlara gülümsemek, el sallamak onu mutlu kılıyordu. Yurdun birçok yerine yaptığı gezilere heyetler halinde çıkılırdı. Bu heyetlerde aydınlar, politikacılar, eğitimciler, üst rütbeli subaylar yer alırdı. Köylere, kasabalara, kentlere gidilirdi. Kır kah velerinde halkla birlikte oturulur, yaşlılarla, gençlerle günlük sorunlar, geçmiş ve gelecekle ilgili her konu konuşulur ve tartışılırdı. Onlarla bilgi alışverişinde bulunuyordu. Köyün, köylünün eki nini, bolluğu, kıtlığı, ihtiyaçlarını konuşuyor ve bunların çözüm yollarını bulmaya çalışıyordu. Atatürk, gezilerde konuşmaları sakin sakin, kimseye kızmadan ilgi ile dinlerdi. İnandırıcı yanıtlar verirdi. Şehirlere yaptığı gezilerde, fabrikalarda, tesis- ATATÜRK AND HOW HE BONDED WITH HIS PEOPLE Atatürk kept the concept of being together with the people, bonding with them and listening to their problems in the forefront. This is why he took frequent train trips around the country. Greeting the people from the train window, smiling and waving at them made him very happy. He generally had delegations accompany him on his trips to various villages, towns and ci ties throughout the country. These delegations were comprised of intellects, politicians, edu cators and top-ranking officers. They sat together with the elders as well as the young peop le in country coffeehouses, and discussed all sorts of daily problems as well as about the past and the future. They exchanged ideas with each other. They discussed the villages, the villa gers harvest, the abundant crops, drought and needs. Thus, solutions were found. Atatürk would listen calmly, intently and without getting angry at anyone and then respond with convincing replies. During his excursions, he liked to inspect Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 53

54 lerde, iş yerlerinde incelemelerde bulunuyordu. Fırsat buldukça sanatsal, kültürel ve sosyal etkinlikleri izlerdi. Her çalışmayı, başarıyı teşvik eder, okullara gider, öğrencilere sorular sorar, derslerin işlenişini izlerdi. Ankara da, İstanbul da, Bursa da, Edirne de, Samsun da birçok okula gittiğini biliyorum. Öğretmenlere çok değer verirdi. Onları onurlandıracak konuşmalar yapardı. Öğretmenlerin eğitimle ilgili görüşlerini alır, onlara destek olurdu. Eğitim ve öğretime çok önem verirdi. factories, facilities and offices in the cities he cal led upon. He also attended fine arts, cultural and social functions whenever he found the opportunity. He would encourage everyone to become a success in whatever they were doing. He visited schools, asking the students questions and sat in some of the classes. I know that he visited a number of schools in Ankara, İstanbul, Bursa, Edirne and Samsun. He placed much esteem on teachers and gave speeches honoring them. He would query the teachers about the educational system and offer them support. He 54

55 Bütün bu ayrıntıları çevremdeki büyüklerimden duydum. Birçoğuna da ben tanık oldum. Çünkü gezi ekibinin birçoğunda ben de bulunuyordum. Atatürk ne tür eğlenceleri ve oyunları severdi? Atatürk, kumar şeklinde düşünülmemek koşuluyla poker ve bilardo oynardı. Oyun arkadaşlarından İsmet Paşa yı hatırlıyorum. Poker oyununu bir eğlence niteliğinde arkadaşlarıyla oynardı. Sonuçta bütün kazanımlar karıştırılırdı. Tabi bu eğlenceli oyunlarda da arkadaşlarıyla bol bol sohbet eder, fikir alışverişinde bulunurdu. Çankaya da masa tenisi, bilardo masası gibi sportif çalışma yerleri vardı. Atatürk arkadaşlarıyla bu alanlarda da zamanını değerlendiriyordu. Ayrıca, babam Tahsin Bey, Atatürk için çok güzel bir satranç tahtasını ve parçalarını kendi elleriyle yapmıştır. O, sanat dallarından en çok hangileriyle ilgilenirdi? Favorisi müzikti. Atatürk sanat alanında müziği çok severdi. Evet... Müziği çok sevdiğini hatırlıyorum. Boş zamanlarında ta nınmış sanatçıları Çankaya ya çağırır, onları dinler ve ödüllendirirdi. Bazı yetenekli genç sanatçıların eğitimleri için yurt dışına gitmelerini sağladı. Onların ve bizim eğitimimizle bizzat ilgi lenirdi. Bu arada spor, resim, tiyatro gibi alanlarla da ilgilenir, arkadaşlarıyla atla gezintiler yapardı. Ankara nın yakın köylerine giderdi. Başarılı sa natçıları ödüllendirirdi. Sergileri, konserleri, tiyatro eserlerini izlerdi. Rumeli türkü ve şarkılarına bayılırdı. Mırıldanarak bu şarkı ve türküleri söylerdi. Çankaya ve Dolmabahçe de Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Bedia Muvahhit, Vasfi Rıza Zobu, would impart much importance to education and teaching. Not only did I learn of all these details from the elders in my millieu, I witnessed many of them myself as I was often a member of his entourage. What kind of entertainment and games did Atatürk like? Atatürk liked to play poker and billiards, as long as it did not involve money. I remember him playing games with İsmet Pasha. He would play poker for fun with his friends and colleagues whereby all the winnings would be put in one pot. Of course he would hold lively conversations and exchange ideas with his friends while playing these games. I remember that there were sports rooms in Çankaya that had table tennis and billiard tables. Also, my father, Tahsin Bey constructed him a chess set. Which of the fine arts did he show the most interest in? Regarding fine arts, Atatürk s favorite was music. He loved music. Yes... I remember that he loved music the most. In his spare time he would summons some of the known artists of the day to Çankaya, listen to their performances and reward them as well. He made arrange ments to send a number of gifted young artists to continue their education abroad. He perso nally followed up on their education as well as ours. He also had an interest in the fields of sports, painting and theater and took horseback riding trips with his friends into the villages around Ankara. He rewarded successful artists. He attended exhibits, concerts and theater performances. He loved Thracian folksongs and dances and used to mumble these songs and melodies. He frequently Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 55

56 Naşit gibi sanatçıları sık sık köşke davet eder, onla ra iltifat ederek sanatsal yorumlarını dinlerdi. Benim bu sanatçıları çok sevdiğimi biliyordu. Eğer onlar köşke geldiğinde ben uyumuşsam, Ülkü yü uyandırın gelsin onları görsün, dinlesin, onlarla konuşsun, sonra geldiklerini duyar ve ni çin görmedim diye üzülür. dermiş. Bu sözleri bana aktarıldığında çok seviniyordum. Bu söz ler beni çok sevdiğinin, değer verdiğinin kanıtıydı. Onunla gurur duyuyorum. Geceleri zaman zaman Karpiç e gidilirdi. Bu gidişler grup halindeydi ve ben bu eğlencele rinde O nun yanında olurdum. Her gidişte beni sanatçılardan önce sahneye çıkarır, dans ettirir ve büyük bir zevkle beni seyrederken haz duyardı. Gülümseyen ve sevgi dolu gözleriyle ba na bakardı. Tabi ki ben de o küçük yaşımla bu tablo karşısında sevinir, gurur duyardım. Ço cukluğumun sevinciyle Atatürkçüğüm tarafından beğenilmek, takdir edilmek, alkışlanmak çok hoşuma gidiyordu. Bu keyif verici duyguyla uyurdum. Çocukluğumun o güzel anısı, kim bilir, beni nasıl motive ediyordu. O günler çocukluk günlerimin sis perdesinde saklı. Atatürk ün Çankaya Köşkü ndeki bir günü nasıl başlardı, hatırlayabildiğiniz kadarıy la anlatır mısınız? Çoğunlukla sabahları O nu ben uyandırırdım. Geç yattığı zamanlar benim uyandırmamam söylenirdi. Ben de uyanıncaya kadar kapısının önünde beklerdim. Uyanınca benimle uzun uzun konuşur, şakalaşırdı. Sabah kahvaltısını birlikte yapardık. Bu kahvaltı sofrasında çoğu zaman Sabiha GÖKÇEN, Afet İNAN, annem ve tabi ki ben de bulunurdum. invited performing artists such as Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Bedia Muvahhit, Vasfi Rıza Zobu and Naşit to his residences at Çankaya and Dolmabahçe and compliment them by listening to their artistic interpretations. He knew that I enjoyed these ar tists as well. If I was sleeping when they arrived at the palace, he would say, go and wake up Ülkü, and let her see and listen and talk to them. Otherwise, she s going to be sad if she learns that they were here and she didn t see them. I liked it very much when they told me what he had said. These words were proof that he loved me very much and that he appreci ated me. I am very proud of him. Sometimes, we would go to Karpiç at night accompanied by a group, whereas I would be at his side during these entertainment excursions. Every time, he would get me on stage be fore the performing artists, have me dance and get a big kick out of watching my antics. Smi ling, he would watch me with eyes filled with affection. Of course, I felt proud and glad about all that at my young age. I really enjoyed being applauded, praised and appreciated by Atatürk in the prime of my childhood. I would sleep with these feelings of delight. Who knows how these wonderful childhood memories motivated me. Those days of my childhood are hidden in a fogbank. Can you tell us how Atatürk began his days at Çankaya? Most of the time, it would be I who woke him up in the morning. He would tell me to wake him up whenever he went to bed late. I would wake him up and wait for him in front of his do or. When he arose, he would have long talks with me and kid around with me. We would have breakfast together whereby generally Sabiha GÖKÇEN, Afet İNAN and my mother would jo in us at breakfast. 56

57 Atatürk ün kahvaltı sofrası ile birlikte konukları gidip gelmeye başlardı. Bunlardan Kılıç Ali, Ali Fuat CEBESOY, İsmail MÜŞTAK, Cevat ABBAS, Salih BOZOK hatırladıklarımdı. Zaman zaman İsmet İNÖNÜ ile Fevzi ÇAKMAK da gelirdi. Ayrıca, annemden duyduğum bir anıyı anlatmak isterim bura da. Çankaya Köşkü yapılırken arsada çok güzel bir ağaç varmış. Atatürk bu ağacın kesilmemesini söylemiş. Aradan biraz zaman geçmiş ağacın kesildiğini görmüş. Çok kızmış ve gözyaşlarını tutamamış. I want to share a recollection of my mother s regarding Çankaya. There was a very splendid tree on the land where the villa was being constructed. Atatürk ordered the tree not to be chopped down, but for some inexplicable reason, his order was not complied with as it was chopped down. My mother remembered him voicing his displeasure in a rather angry tone, and recalled how he cried after this incident. Along with Atatürk s breakfast table at Çankaya, guests would start to come and go. Tho se I remember were Kılıç Ali, Ali Fuat CEBESOY, Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 57

58 Kazım ÖZALP in düğününde, Mustafa Kemal, kızkardeşi Makbule Hanım ın yanısıra manevi kızları Sabiha (GÖKÇEN), Afet (İNAN) ve çoluk çocuk da vardır. (1931) Mustafa Kemal, his sister Makbule, his adopted daughters Sabiha (GÖKÇEN) and Afet (İNAN) as well as numerous children were on hand at Kazım ÖZALP s wedding. Atatürk ün yemek sofrala rında kimler olurdu, neler ko nuşulurdu? Atam ın yemek sofraları bir kültür, bilgi, görgü ve görüş alış verişi odağı olurdu. Onun sofrasında sanatçılar, edebiyatçılar, yazarlar, şairler, siyasiler ve bi lim insanları bulunurdu. Zaman zaman çocuklara da yer veriyor du. Onlara sorular sorar, yanıtla rını değerlendirirdi. Çocukça gö rüşlere saygı duyuyor, onları sevgiyle dinliyordu. Çocukları yarınların güvencesi olarak görüyordu. Katıldığınız balo ve müzikli toplantılarda ilginç gördüğünüz anılarınız var mı? Evet... Evet var. Atatürk balo veya müzikli eğlen- İsmail MÜŞTAK, Cevat ABBAS and Salih BOZOK. Also, İsmet İNÖNÜ and Fevzi ÇAKMAK would come by on ocassion. Who would be present at Atatürk s dining table and what would they talk about? Atatürk s dining table would focus on cultural discussions, as well as an exchange of knowledge, etiquette and ideas. His dining table would frequently host artists, literary writers, poli ticians and scientists. Once in a while he would set asi de places for children. He would ask them questions and evaluate their ans wers. He respected the vi ewpoints of children and listened to them attentively. He viewed children as the guarantors of the future. 58

59 Atam ın yemek sofraları bir kültür, bilgi, görgü ve görüş alışverişi odağı olurdu. Atatürk s dining table would focus on cultural discussions, as well as an exchange of knowledge, etiquette and ideas. ce yerlerinde bazen dans ederdi. Ben O nun dans ettiğini gördüğümde, koşar pantolonuna yapışır Atatürkçüğüm benimle de oyna, Benimle de dans et! dermişim. O da beni kucağına alıp pistte dans edermiş... Tabi ki benim için o an çok keyifli, sevinç dolu olurdu. Davranışlarıma kızmaz, hoşgörü ve anlayışla karşılık verirdi. Atatürk ve spor diye sorsam bu konuda anınız var mı? Tabi ki var. Atatürk spora da çok önem veriyordu. Bir gün Florya Deniz Köşkü nde demir korkuluklara tutunmuş, denizi seyrediyordum. Yüzme bilmediğim için denizden korkuyordum. Atatürkçüğüm, benim deniz korkumu bildiği için bir çözüm düşünüyordu. Bunun üzerine O, Do you have any inte resting memories regarding the balls or musical events you attended? Yes, I have. Occasi onally Atatürk would dance at these balls or venues that played music. Whenever I saw him dance, I d run to him, grab his tro users and say, Atatürk why don t you dance with me, too, come on dan ce with me, too! In turn, he d pick me up and dance with me on the floor. Of co urse, those were some joy ful moments for me. He would not get angry at my behavior, but would res pond with tolerance and understanding. Can you share with us your memories regarding Atatürk and sports? Yes, of course. Atatürk also gave importance Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 59

60 Atatürk Ertuğrul Yatı nın üzerinde Afet Hanım ile (Prof. Afet İNAN) birlikte halka oyunu oynuyor. (Kentim İstanbul 10 Kasım 2003 kitabından). Atatürk is seen here on board the Ertuğrul yacht limbering up with a round of ring toss with Prof. Afet İNAN. çevredekilere Onu denize itin, düşsün, kendi çabasıyla kurtulsun, korkusunu yensin. demiş. Gerçekten de öyle oldu. Bana yüzme öğretildi. Daha sonra balık gibi yüzmeyi öğrendim. Atatürk, Türk sporuna ve sporcularına da önem veriyor, onları teşvik ediyor ve ödüllendiriyordu. Sonraki yıllarda Atatürk ün ata sporu güreşe, atletizme, futbola da meraklı olduğunu, ilgilileri teşvik ettiğini, gelişmeleri için katkıda bulunduğunu birçok kaynaktan duydum ve öğrendim. Siyasetle ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Bu konuda Sabiha GÖKÇEN den duyduğum bir to sports. One day, I was holding onto the me tal railings at the seaside villa in Florya. As I didn t know how to swim, I was afraid of the sea. Because Atatürk knew I was afraid of the water, he came up with a solution. He told those around him to toss her in the water, let her fall and let her learn to swim on her own, she won t be afraid anymore. That is exactly what happened. Later, I began to swim about li ke a fish. Atatürk also gave importance to Turkish sports and Turkish athletes, encouraging and rewarding them for their efforts. After he passed away, I heard and lear ned from a number of sources that he was keen on our national pride, that is, wrestling, athletism and soccer, providing incentives and contributing to their develop ment. Can we learn of your political thoughts and opinions? I would like to take this moment to relate something I heard from Sabiha GÖKÇEN. In his last will and testament, Atatürk wrote, My daughters shall not get involved in po litics, will not become political candidates and will stay out of politics. Because Sabiha GÖKÇEN and Afet İNAN were much older than I, they read his will and told me this later. As it is, I treasure 60

61 bilgiyi aktarmak istiyorum. Atatürk, vasiyetin de: Kızlarım kesinlikle siya sete karışmayın, siyaset yap mayın, siyasetten uzak du run demiş. Sabiha GÖKÇEN ve Afet İNAN, benden çok bü yük oldukları için bu vasiyeti duyup bana aktardılar. Ben onların anlatımından öğren dim. Zaten ben de, özgürlü ğüme düşkünüm, siyaset beni çok yönlü kısıtlar. O bakım dan da siyaset bana göre bir uğraş değil diye düşünüyo rum. Atatürk ün kurduğu CHP ye üzülüyorum. Bu parti de meclisin içinde görevini yapıyor. Ancak ben, sivil toplum kuruluşlarında, Atatürkçü Düşünce Derneği, Türk Kadınlar Birliği vb... çağdaş, yenilikçi, toplumcu sivil toplum örgütlerinde yer almak istiyorum. Onların çağrılarına katılıyorum. Sn. Ülkü ADATEPE, anlattığınız anılar genellikle siyasi, sosyal ve kültürel konuları içeriyor. Onun askeri yönü ile ilgili anılarınız var mı? Anlatır mısınız? Var tabi... Çocukluğumun o sisli ve güzel anılarında Atatürkçüğümün askeri yönü tabi ki hep dikkatimi çekmişti. Gardıroplarda saklı general, mareşal giysileri, şapkaları; o heybetli duruşlarıyla çekilmiş birbirinden güzel ve farklı fotoğrafları ilgi alanımdaydı. Atatürkçüğümün arkadaşlarıyla sohbetlerinde askeri anılardan, savaşlardan, şehitlerden, gaziler den ve çekilen sıkıntılardan, sonuçta ulaşılan başarılardan uzun uzun söz edilirdi. Ben, çocuklu ğumun o zengin anılarında söylenenleri bir bir hatırlıyorum. Bazen de manevi ablalarımın, örne ğin Sabiha GÖKÇEN in bu konuda bana anlattıklarını anılarımda gururlanarak saklıyorum. my freedom and politics would limit me from many aspects. From this standpoint, I knew politics were not my cup of tea. I m disappointed with CHP, the party that Atatürk established. I believe that it would have been nice if this party had the majority posi tion in the partliament today. However, regarding civil community organizations such as the Atatürkçü Düşünce Derneği, Türk Kadınlar Birliği, etc., I would like all these to become more of a contributing factor in contemporary, innovative, social civil community organizations. I participate in their activities. Mrs. ADATEPE, the memories you have related to us have generally been of a politi cal, social or cultural nature. Can you tell us about your memories of the military? Sure, of course. Amidst my pleasantly foggy memories are those of Atatürk and the military. General and Marshal uniforms and hats that were hidden away in closets had attrac ted my attention, as well as the photographs with his stately, imposing poses. In the long, drawn-out conversations Atatürk would have with his colleagues, they would talk about their times in the army, about their battles and wars, about their fallen brothers in arms, war veterans and the problems they were suffering, as well as the successes achieved in the end. In my rich childhood memories, I remember each and every conversati on. Sometimes I can proudly recall what my sisters such as Sabiha GÖKÇEN conveyed to me regarding these issues. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 61

62 Gazi Mustafa Kemal, Salih BOZOK Kazım ÖZALP, Şükrü KAYA ile İzmit İstasyonu'nda bir grup öğrenci tarafından karşılanırken.. Altı ay sonra arapça harfli levha, yeni latin harfli, Türkçe levha ile değiştirilecektir. (5 Haziran 1928) Gazi Mustafa Kemal, Salih BOZOK, Kazım ÖZALP, Şükrü KAYA are greeted by a group of elementary school students upon arrival at the İzmit Train Station. A six months later the sign behind them was changed from Arabic script to Latin script. (June 5th, 1928) Çağdaş Türkiye mizin kurucusu, Türk ordusunun dahi komutanı Atatürkçüğümün kurtuluş savaşımızda cepheden cepheye koşarak gösterdiği olağanüstü başarı çevremde anlatılıyor du. Ben, çocukluğumun yaşantısında bu anlatılanları bir masal gibi dinliyordum. Atatürk askeri deha ve başarısı ile siyasi ve sosyal yönetimde ulusumuzu başarıya ve değişime götürmüştü... Onun ilkeleri, devrimleri ve Cumhuriyet i kuruşu onun başarılarının kanıtıdır. The founder of our contemporary Turkey, the genius commander of the Turkish Army, my Atatürk. His extraodinary successes of archieved in running from front to front during the war of Liberation was being told by the people around me. I would listen to all this as if was all a huge fairy tale in my childhood experience. With his military genius and accomplishments, Atatürk was able to successfully transform our nation from a political and social standpoint. His principles, revolu tions and the establishment of the Republic are all evi dence of his accomplishments. 62

63 Sevgili Çocuklar!.. Sevgili Gençler!.. Atatürk ü önce askeri alandaki üstün çabası, zaferleri ve yenik bir ulusu özgürlüğe ulaştırması ile tanıyo ruz. Bu amansız savaşlar denizde, karada yıllar ca sürdü. Atatürk, Fevzi ÇAKMAK ve İsmet İNÖNÜ yle sık sık bir araya geliyor, geçmişteki savaş ları ve geleceği konuşuyorlardı. Ulusumuzun dü nü ve bugünü ile ilgili yerli, yabancı birçok araştır macı, bilim adamı, tarihçi, şair ve yazar ciltler do lusu eserler yazdılar. Bu eserlerde Atatürk ün üs tün başarıları, hizmetleri ve devrimleri anlatıldı ATAM!.. Ne mutlu seni anlayana, sen, yüreğimizde sevgi, düşüncelerimizde ışıksın. Askeri de han ve başarıların sonucunda özgürüz, mutluyuz; çünkü bizler ve siz gençler Atatürkçüyüz. Atatürk, şiir okur muydu? Şarkı türkü söy ler miydi? Siz hiç tanık oldunuz mu? Şiiri severdi, edebiyatı sevdiğini Afet İNAN la soh betlerinden hatırlıyorum. Güzel konuşur ve yazardı. Afet İNAN ın tezini vermesine edebi katkılarda bu lunduğunu hatırlıyorum. Sürekli okur, notlar alırdı. Neler okuduğunu hatırlamıyorum. Ama sürekli oku duğuna hep tanık oluyordum. Şiir gibi konuşurdu. Sözcükleri düzgün ve yerinde kullanırdı. Şarkı ve türküyü severdi. Sanatçıları dinlerken mırıldanarak onlara eşlik eder ve keyiflenirdi. Gönlü gibi yüzü de hep güleçti. Bakışları sıcak ve sevgi yüklüydü. Dilimizin başka diller den arındırılmasına özen gösteriyor du. Dilimizle ilgili araştırmalar yaptırı yordu. Türkçe yi güzel kullanıyordu. Dear Children, Dear Young People!.. We know Atatürk primarily for his superior struggles and victories on the military front as well as for bringing a beaten nation to its feet again. These ruthless wars lasted years and were fought at sea and on land. Atatürk, Fevzi ÇAKMAK and İsmet İNÖNÜ would meet frequently to talk about past wars and what the future had in store. A number of researchers, scientists, historians, poets and writers, both from Turkey and abroad, have written volumes about the past and present of our country. Atatürk s su perior accomplishments, services and revolutions were written and discussed in these works. Can you recall Atatürk ever reciting poetry or singing folksongs? He liked poetry and I remember he enjoyed literature through conversations I had with Afet İNAN. He spoke and wrote eloquently. I remember the literary contributions he made regarding Afet İNAN s thesis. He read constantly and kept notes. I don t remember what he read, but I witnessed that he was always reading. He would talk very poetically and use vocabulary pro perly and in the correct manner. He loved songs and folk music. While listening to ar tists, he would accompany them, cheerfully mumbling the words as he went. He had a generous-hearted face and was always smiling. His looks were warm and full of compassion. He took pains to render our language free of foreign vocabulary. He had research conducted about our language. He also spoke fine Turkish. As Atatürk s adopted daughter, would you be so kind as to share with us one of your unforgettable memories? One day, Atatürk took me along with him to Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 63

64 Gazi Orman Çiftliği nde bulunan Ülkü nün yatak odasındaki oyuncak bebekler ve imzalı bir Atatürk fotoğrafı. (Ülkü ADATEPE Arşivi) Toy doll and an autographed photo of Atatürk in Ülkü s bedroom at her family s Gazi Orman Çiftliği home. Atatürk ün manevi kızı olarak unutamadığınız bir anıyı anlatır mı sınız? Birgün, Atatürk beni alarak İnönü Ai lesi nin Ankara Pembe Köşk teki evine ziyarete götürdü. Büyükler sohbet ederken, biz İsmet İNÖNÜ nün kızı Özden le odasında oynuyorduk. Özden den beğendiğim bebeklerden biri ni bana vermesini istedim. O da vere meyeceğini söyledi. Aramızda çocuk ça bir çekişme oldu. Atatürk e durumu anlattım. Ve o da olaya el koydu. Özden e Sen ondan büyüksün, ayrıca o bizim konuğumuz bebeği ona ver. dediler. Özden ikna edildi ve bebek bana verildi. Yıllar son ra Özden TOKER beni nerede görse, gülerek Hatırlar mısın? Sen benim bebeğimi almış tın. Bana bir bebek borçlusun. der. Olayı ve o günleri gülerek özlemle anıyorum gözlerim do lu dolu. İnönü Vakfı Başkanı, Özden TOKER in Ülkü ile ilgili anıları: Büyük Atatürk, babam İsmet İNÖNÜ nün call on the home of İsmet İNÖNÜ s family, the Pink Villa in Ankara. While the elders were talking in the living room, I played with İsmet Pasha s daughter, Özden in her room. I wanted her to give me one of her dolls that I liked. She said that she was not going to give it to me. We then started to struggle and tug on the doll. Then İsmet Pasha intervened, taking command of the situation. He said to her, Look, you are bigger than Ülkü, besides, she s our guest. Give her the doll, please. Özden was persuaded to give up the doll and she handed it to me. Years later, wherever Mrs. Özden TOKER saw me, she would say light-heartedly, Don t you remember, you took my doll. You owe me a doll. In recalling that parti cular incident and the memory of those days, my eyes well up in longing. Recollections of Ülkü and Atatürk by the Chairperson of the İnönü Foundation, Mrs. Özden TOKER: Together with a number of colleagues, our great leader Atatürk would call on the home, known as the Pink Villa of my father, İsmet İNÖNÜ. Whenever he dropped by, İsmet Pasha s 64

65 Pembe Köşk diye bilinen evine, sık sık, arkadaşlarıyla beraber gelirdi. O sıralarda biz, İsmet Paşa nın çocukları, Ömer, Erdal, Özden ve ben or talarda pek görünmezdik. Bazen merdiven başından gelişini, karşılanışını, seyrederdik. Üst kattaki odalarımızdan çıkmazdık. Bir akşam, makam arabasının gelişini duydum, koşuşmalar oldu, kapı açıldı ve Atatürk içe riye, yanında elinden sıkı sıkıya tuttuğu bir küçük kızla beraber girdi. Şaşırdım. Biraz sonra daha da çok şaşıracaktım. Beni, ağabeylerimi değil, yalnız beni aşa ğıya, büyük misafirimizin yanına çağırdılar. İndim, elini öptüm. Bana gülerek baktı. Özden bak sana bir arkadaş getirdim. İsmi Ülkü. Haydi gidip, beraber oynayın dedi. Ülkü yü elinden tutup üst kata çıkardım. Benden daha küçük, 2-3 yaşlarındaydı. O zaman lar Ala garson denilen kahkülü düz kesilmiş siyah saçları vardı. Beni dikkatle süzüyordu. Ha fif çekik gözlü, şipşirin taşbebek gibi bir kızdı. Ülkü ile tanışmam böyle oldu. Atatürk babamla çalışmak üzere bizim eve, arkadaşları ile geldiği akşamlar, bazen Ülkü yü de yanında getirmeye başladı. Adet haline geldi. O gelince, beni çağırıyorlar, aşağıya inip el öpüyor, sonra Ülkü yü alıp, yukarıya, kendi odama götürüyordum, oynuyorduk. Yemek saati gelince Atatürk ve arkadaşları çalışmalarına ara verir ve sofranın etrafına toplanırlardı. children, that is, my brothers Ömer, Erdal and myself, would not be seen within visual range. Sometimes, we would sit at the top of the stairs watching as he would arrive and be wel comed. Generally, we would never come out of our rooms upstairs. One night, I heard the arrival of his presidential car roll to a stop, some running to and fro, the door opened and Atatürk entered along with a little girl he held by the hand. I was surpri sed and I was going to be even more surprised a little later when I, and not my brothers, was called downstairs to be with our great guest. I went downstairs and kissed his hand. He looked at me and laughed. Özden, I brought you a friend. Her name s Ülkü. Why don t you go up and play together with her? he asked. I took Ülkü by the hand and went upstairs. She was about two or three years younger than me. Back then, she had straight black hair with bangs. This cute little girl with a lightly asiatic look put me under her gaze. That is how I first met Ülkü. Sometimes, whenever Atatürk and his entourage came to work with my father at our home, he would also bring Ülkü along with him and it started to become a tradition of sorts. Whenever he arrived, they would call me and I would go downstairs, kiss his hand, then take Ülkü upstairs to my room where we would play. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 65

66 O zaman Ülkü ile beni de çağırırlar, biz de inip Atatürk ün başında oturduğu uzun, 24 kişilik, masanın ucunda yerlerimizi alırdık. Böylece ben, Ülkü sayesinde Pembe Köşk te büyük yemek odasında, Atatürk ün masasın da yemek yeme şansına sahip oldum. Hatırladığım kadar, ağabeylerim bunu yapamadılar. Atatürk sofrada herkesle ilgilenirdi. Hatta bizimle bile. Bir seferinde bana büyüyünce ne ol mak istediğimi sormuştu. Ben de Öğretmen dedim. Çok hoşuna gitti. Sonra Ülkü ye döndü. Peki, sen söyle bakalım Ülkü, ne yapacaksın, büyüyünce? Küçük Ülkü doğruldu, iskemlesine tırmandı, elbisesinin eteklerini kapattı. Bakın Atatürkçüğüm, ben böyle dans edeceğim, balerin olacağım, dedi. Güzel sanatlara çok düşkün olan ve her zaman çocukları teşvik etmek için fırsat arayan Atatürk gülmeye başladı. Aferin sana Ülkü! Herkes küçük kızı alkışlamaya başladı. O da büyük ciddiyetle, dizlerini büküp selam verdi yıllarında ağabeylerim sünnet olmuşlardı. Düğün yapıldı. Ömer ağabeyime, Erdal ağabeyime, bütün dostlarından hediyeler geldi. Atatürk ten de imzalı altın kol saatleri.. Ben zavallı Özden i hatırlayan bir tek Kazım Özalp Paşa nın eşi, çok sevdiğim Müveddet Hanımefendi olmuştu. Tabi onu, bundan sonra daha da çok sevecektim. When it came time to eat, Atatürk and his colleagues would take a break and gather around the dining room table. That is when they would call Ülkü and I, and we would go downstairs and take our place at the end of the long 24 person table which was headed by Atatürk Thus, thanks to Ülkü, I was privileged to have the opportunity to dine at Atatürk s table in the large dining room at the Pink Villa. As far as I remember, my brothers were not as lucky. Atatürk would attend to everyone at the table, even us. Once, I remember him asking me what I wanted to be when I grew up. I replied, A teacher. He liked that a lot. Then he turned to Ülkü and asked, Fine, what about you, Ülkü, what do you want to be when you grow up? Little Ülkü straightened up, climbed off her chair and brought the skirt of her dress around her knees. Look, Atatürk, I m going to dance like this, I m going to be a ballerina, she said. Atatürk, who was a purveyor of the fine arts and sought opportunities to encourage child ren, started to laugh. Very good, good for you, Ülkü!... Everyone began to applaud the little girl. She responded in kind with a curtsy. My brothers went through the rites of circumcision in the year 1934 whereas a party 66

67 Bana tirol kıyafetli, yeşil deri kısa pantolon, yelek giymiş bir erkek bebek getirmişti. O ka dar çok sevindim, bebeğimi o kadar çok sevdim ki hiç yanımdan ayırmak istemiyor, onunla beraber yatıp kalkıyordum. Aradan zaman geçti. Bir akşam Atatürk, Ülkü ile beraber bize geldi. Odama çıkıp oyuncaklarımla oyna dık. Gitme zamanı gelince, haber verdiler. Ülkü tam ayrılırken benim tirol bebeğime sarıldı. Ben bunu istiyorum. Bana bunu ver diye tutturdu. Ben şaşkınlık içinde, bebeği elinden kurtarmaya çalıştım. O çekti, ben çektim. Aşağıdan seslenmeye başladılar. Biz de ağlaşmaya... Biraz sonra babamın Özel Kalem Müdürü Vedit Uzgören ne oluyor diye yukarı çıktı. Biz hala bebeği çekiştirerek ağlaşıyoruz. Durumu öğrenen babamdan emir geldi: Özden bebeği versin. Ülkü tirol bebeği alıp gitti. Birkaç hafta sonra beni Cumhurbaşkanlığı Köşkü ne davet ettiler. Ülkü nün yaş günüymüş. Bizim yaşlarımızda bir sürü çocuk vardı. Cumhurbaşkanlığı Köşkü nün üst katında mavi çiçek li, modern döşenmiş salonda oyunlar oynandı, pastalar yendi. Atatürk bir ara içeriye girdi, aramıza karıştı. was given to mark the event. Ömer and Erdal were showered with gifts from all their friends, inc luding gold watches signed by Atatürk... The only one to remember poor old Özden was the wife of Kazım ÖZALP Pasha, Lady Müveddet, whom showed much affection for. She brought me a male doll who was decked out tirolian-style with green leather shorts and a vest. I was so ecstatic about my doll that I never wanted it out of my sight, and would always go to sleep and wake up with it. In the meanwhile, some time had passed, when one night, Atatürk had arrived at our place with Ülkü. She came up to my room and we played with my toys. They called up when it came time for her to go. Just as she was about to leave the room, she grabbed onto my Tirol doll. I want this. Give it to me, she demanded. I was in shock, and tried to save my doll. She tugged, I pulled as they started to call out from downstairs. We started bawling. Just then, my father s personal secretary, Vedit Uzgören came upstairs, shouting, Hey, what s going on? We were still tugging on the doll, crying big crocodile tears. When he learned what was going on, my father ordered: Özden, give her the doll. Ülkü took my tirol doll and left. A few weeks later, I was invited to the Presidential Villa to help celebrate Ülkü s birthday. There were a number of kids our age. They set up a romper room on the top floor of the Pre sidential Villa where we played games and eat cake. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 67

68 Ülkü yü sevdikten sonra, hepimizle ilgilendi. Ba na babamı sordu. Selam söyledi. Köşkten ayrılırken bana kocaman bir kutu verdiler. Eve döner dönmez paketi açtım, içinden bir bebek çıktı. Kollarından tutulunca, adım atıyor, yürüyordu. Çok güzeldi. Ama benim tirol bebeğim değildi. İzlediğiniz tiyatro eserlerinde, filmlerde veya okuduğunuz kitaplarda Atatürk le ilgili gerçeğe uygun görmediğiniz konular, bölümler var mı? Bu konuda ne düşünüyorsu nuz? Evet var. Bu çok önemli bir konu. Zaman zaman gerçeği yansıtmayan ve yanlışlarla dolu eserler görüyorum. Örneğin; Nezihe ARAS ın Dokuzu Beş Geçe adlı bir tiyatro eserinde Ata türk ü; yalnızlık hisseden, bunalımlı bir lider olarak tanıtmaya çalışmış. Bu çok yanlış! Ata türk, hiçbir zaman kendisini yalnız hissetmedi. O her zaman Türk ulusuyla özdeşleşip bütünleşti, kendisini ulusuna adadı. Onun daha yapacak çok şeyi vardı. Çalışmaları ve iş yoğunlu ğu nedeniyle yalnızlık ve bunalımlı olmasına olanak yoktu. Hiçbir dayanağı olmayan ve tü müyle hayal ürünü bir görüş. Sırf bir şeyler yazmak için böylesi olumsuz yazılar, yazmak beni üzmektedir. Büyük Ata türk e ve O nun hizmetlerine, ilkelerine haksızlık ve saygısızlıktır. Çocuklarımızı ve gençlerimizi böylesi olumsuz, dayanıksız düşünceli kitaplarla, yazılarla ikileme sürük lememeliyiz diye düşünüyorum. Bazı çocukça kaprislerinizi de yerine getirir miydi? Evet, bakın bununla ilgili yaşadığım güzel bir olay var. Yaz aylarında Florya Köşkü ndeyken birlikte geziye çıkmıştık. Koruluk bir yerde koyun Sometime during the day, Atatürk came into the room and entertained us for a awhile. After caressing Ülkü, he attended to the rest of us. He asked me about my father and sent him his best regards. As I was departing the villa, they presen ted me with a huge box. I opened it as soon as I got home and in it was a doll. It took steps and walked if you held onto it s arm. It was very nice, but it wasn t my tirol doll. In theater plays or films you ve watc hed or in the books you read, have you ever encountered any issues or chapters regarding Atatürk that didn t match up to reality? What are your thoughts on this subject? Yes, there have been a few. This is a very important subject. From time to time, I enco unter works full of mistakes which don t ref ect the truth. For instance, regarding Nezihe ARAS theater play entitled Dokuzu Beş Geçe (Five Past Nine), she attempted to introduce Atatürk as a leader who was suffering from a mental crisis and who felt alone. This was very misleading! At no time did Atatürk ever fe el alone. He always bonded and identified with the Turkish nation, and dedicated himself to the nation. There was a lot he still needed to accomplish. Because of his studies and work tempo, there was no place or possibility for him to feel alone or depressed. This is something totally imaginary and has no basis of reality. Writing such negative articles and books just for the sake of writing upsets me to no end. This is unjust and disrespectful to the Great Atatürk and his services and principles. I don t think that our children and young people should be sub ject to such negative, falsely opinionated books and articles. 68

69 Kuzuların aristokratı yok ki! (Ülkü ADATEPE Arşivi) There s no such thing as an aristolamb! sürüsünün geldiğini gördük Atatürkçüğüm! dedim. Öyle derdim ona, O da hoşgörür hatta sevinirdi. Ben bu sürüdeki kuzuları sevmek istiyorum. Peki dedi. Git tim, kuzuları sevmeye başladım ve Atatürkçüğüm ben bu yavru kuzuyu çok sevdim, ne olur sun onu bana al! dedim. Kuzu alındı. Dolmabahçe Sarayı na getirildi. Ona biberonlar alındı. O kuzuyu, her gün besliyordum ve çok mutluydum. Ne var ki, Saray, kuzu için uygun bir or tam değildi. Kuzuların aristokratı yok ki!.. Evet... Alt tarafı kuzu, sarayda oraya buraya pisliyordu. Çevreye zarar veriyordu. Sarayda Were you ever spoiled? Yes, I must admit that I was a bit spoiled. Let me share with you an interesting story. One summer day while we were at the Florya Seaside Villa, we all went out for a walk. We noticed that a flock of sheep had ventured into a small woods nearby. I cried out, Atatürk! That s what I called him; he didn t object and in fact, he liked it a lot. I want to pet the lambs in that flock. Alright, he said. So, I approached the lambs and started petting them. It was n t long before I exclaimed, Atatürk, I really like this little lamb, pretty please, can you get it for me?! He had the lamb come along for the ride, whereas it was brought to Dolmabahçe Palace. A baby bottle was bought for the lamb Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 69

70 and I had fun feeding it every day. Ne vertheless, the Palace was not the most suitable place to raise the lamb and the staff there were not entirely pleased with the situation. There is no such thing as an aristolamb, is there? Atatürk, Florya Plajı nın berrak sularında yüzmeyi çok severdi. Atatürk enjoyed swimmingin the crystal clear waters of Florya Beach. (Kentim İstanbul 10 Kasım 2003 kitabından) çalı şanlar bana bir türlü söz geçiremiyorlardı. Durumu Atatürk e hemen iletmişler. O, Aman, siz Ülkü ye bir şey demeyin, ben O nunla görüşürüm. demiş. Her gün sabahları onunla görüşmemiz, ko nuşmamız olurdu. Zaten konuşma arasında bana Bu kuzu sarayda sorun çıkarıyormuş, onu gön derelim. diyebilirdi. Ama bunu yapmadı. Benim hatırımı sordu. Nasıl kuzudan memnun musun? dedi. Benim Çok memnunum Atatürkçüğüm! demem üzerine Ama Ülkü cüğüm! Ben dikkat et tim, bu kuzu gittikçe zayıflıyor. Dü şün bir kere, şimdi seni annenden, sevdiklerinden, benden ayırsalar, üzülmez misin? Biz bu kuzuyu an nesinden, babasından ve arka daşlarından ayırdık. O yüzden üzülüyor ve zayıflıyor sanıyorum. O zaman ben, daha o söyleme den, içim acıyarak Aman Atatürkçüğüm, o kuzuyu yarın annesinin yanına götürelim! dedim. Ata türk te öyle bir sabır ve saygı vardır ki, yaptırmak istediği bir şeyi anlatarak karşısındakini ikna ederek, gönül rızasıyla yaptırıyordu. Bu olay, Ata nın çocuklara hoşgörülü oluşuna güzel bir örnektir. No, I m afraid not. The lamb was mucking things up all over the palace and damaging the surroundings. The staff weren t able to get me to listen to what they had to say, so they imme diately informed Atatürk about what was happening instead. He said, Whatever you do, don t say anything to Ülkü, I ll have a word with her. As it was, we met and talked about things every morning. Actually, he could have said something like, This lamb is creating problems in the palace, what do you say, let s get rid of it? But he didn t put it that way at all. He asked me how I was, then, How is the lamb, are you pleased with it? I replied, I m very pleased, Atatürk. He came back with, But Ülkücüğüm, I ve noticed that the lamb is steadily losing weight. Think about it for a moment, now if we took you away from your mommy and the ones you love, wouldn t you be sad? We took this lamb away from its mommy, daddy and its bud dies. I think that s why it s sad and losing weight. At that moment, before he said another word, I said with sadness in my heart, For goodness sake, Atatürk, how about it? Let s take that lamb back to his mommy tomorrow! Well, Atatürk possessed such patience and res pect that he managed to get things done by simple persuasion and by explaining the situati on in a sincere manner. This incident is a fine example of Atatürk s tolerance for children. 70

71 ATATÜRK, FLORYA KÖŞKÜ VE BEN Florya Köşkü ve çevresi o zaman halkın denize girebildiği temiz ve sakin bir yerdi. Deniz mevsiminde halkın yoğun olduğu Florya sahilinde Atatürk, bir köşk yapılmasını istedi. Çünkü, Atatürk halkıyla bütünleşmek, onlarla bir arada olmaktan mutluluk duyuyordu. Bu isteği doğrultusunda köşkün yaptırılmasıyla bizzat ilgilendi. Projesinin hazırlanması ve yapımını ilgi ile izledi. O zamanlar Florya ve çevresi sakin, gösterişten uzak ve dinlenmeye uygun bir yerdi. O, ATATÜRK AND I AT THE FLORYA SEASIDE VILLA Back in those days, the Florya Seaside Villa and its vicinity was a clean, quiet location whe re the people were able to swim. Atatürk wanted a villa constructed along the Florya shoreli ne, a place which was crowded during the summer. This was because Atatürk enjoyed being with the people and bonding with them. In this regard, he paid personal attention to the design and construction phases of the villa. At the time, Florya and the surrounding community was a peaceful, unimposing place where one could relax and take it easy. It was here that he would spend his summers. He could have had a flashy mansion type villa constructed here for himself. However, he took no pleasure and would not allow such exaggerated structures and unnecessary expenditures while he was in charge and get by with what was available. Kılıç Ali, Küçük Ülkü, Atatürk ve Salih BOZOK. (1937) (Dolmabahçe Sarayı Arşivi). Kılıç Ali, Little Ülkü, Atatürk and Salih BOZOK. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 71

72 her yaz sezonunu burada geçiriyordu. İsteseydi yalı tipi, şatafatlı bir köşk yaptırırdı orada dinlenirdi. Ama O, bu tip abartılı binalara ve gereksiz harcamalara, aşırılığa izin vermez di, bunlardan hoşlanmazdı. Olanlarla yetinirdi. Florya Köşkü nde benim kaldığım bir çocuk odası vardı. Yatağım, iskemlem, oyuncaklarım ve giyeceklerim bu odadaydı. Bu giyecek ve diğer eşyalarım askeri müzelerde toplumun ilgisine sunulmaktadır. Şu an köşkün, yeniden yapılandırıldığını, onarıldığını müze haline getirildiğini öğrendim. Çok sevindim. Bu müzede Küçük Ülkü nün odasına da yer verilmesi beni mutlu etti. Anılara saygı diye düşünüyorum. I was allocated a children s room at the Florya Villa in which I had my bed, armchair, toys and clothes. Amongst the toys is a model sailboat called Zozo, which was brought from Edirne by Atatürk s chauffeur, Seyfettin Yağız. My name was painted on the mainsail. Most of the se items have long since been donated to the Military Museum in Harbiye, where they are on display. These days, I ve learned with immense pleasure that the villa is under renovation and is be ing converted into a museum. They made me happy by naming one of the rooms, Little Ülkü s Room. That s what I call respect for memories. 72

73 ATATÜRK ve ÜLKÜ 1937 yılında Yalova da bulunan Atatürk ve arkadaşlarından Kılıç Ali, Salih BOZOK, Cevat ABBAS ile sohbetlerinde arkadaşları Atatürk e: Ülkü ye olan sevginizi ve yakınlığınızı çok takdir ediyor ve saygı ile karşılıyoruz. diyor lar. Bunun üzerine Atatürk: Çocuk sevgisi in san için bir ihtiyaçtır. Hele yaş ilerledikçe bu ihtiyaç kendisini daha kuvvetli hissettiriyor, Onun için Ülkü yü yanımdan ayırmak istemi yorum. diyor. Atatürk ün benimle ilgili bu sözleri beni çok mutlu etmektedir. Bu güzel sözleri onun arkadaşlarından defalarca dinledim. Florya Köş kü, Yalova Kaplıcaları Atatürk ün en sevdiği yerlerdi. Buralarda kaldığında ben hep Atatürkçüğümün yanında oluyordum. ATATÜRK and ÜLKÜ One day in 1937, Atatürk was staying in Yalova with his colleagues Kılıç Ali, Salih BOZOK and Cevat ABBAS. In conversation, they mentioned to Atatürk, We really appreciate your lo ve and closeness for Ülkü and we respect this very much. Atatürk replied, A child s love is one of man s basic needs in life. Especially as one gets older, this need makes itself even mo re apparent. That s why I don t want anyone to take Ülkü away from me. These words that Atatürk said about me made me happy. I heard these nice words from his friends on a number of occasions. The Florya Villa and the Yalova Thermal Spa were Atatürk s favorite places and I used to be with my Atatürk whenever he visited these places. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 73

74 ATATÜRK VE ÖĞRETMENLER Atatürkçüğüm öğretmenleri çok severdi. Toplumun aydınlanmasında, yeni harfleri öğrenmede, yeni neslin yetiştirilmesinde, Atatürk ilke ve devrimlerinin tanıtılmasında ve uygulanmasında hep öğretmenler görev aldılar. Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu gibi önemli kültürel değerlerimizde de öğ retmenler etkin oldu. Atatürk, öğretmenliği kendisi için ikinci bir meslek olarak görüyor du. Benim asıl anlatılacak yanım öğretmenliğimdir. özdeyişi bunun kanıtıdır. Yeni harfleri tahta başında halka öğretmesi, alfabeyi bana öğretmesi öğretmenlik tutkusun dan olsa gerek. ATATÜRK AND TEACHERS Atatürk loved teachers very much. They were tasked with enlightening the populance, with teaching the new alphabet, with bringing up the new generation, with introducing and appl ying Atatürk s principles and revolutions. Teachers also played in active role in our important cul tural assets such as the Turkish Language Society and Turkish History Society. Atatürk conside red teaching his second occupation. His saying, What they should tell about me is my ability to teach is evidence of this. Standing at the blackboard and teaching the people the new Latin script and teaching me the alphabet meant that he had a passion for teaching. 74

75 Öğretmenler!.. Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. özdeyişi öğretmenlere verdiği üstün de ğerin anlatımıdır. Cevat ABBAS ın yazdığı kitaptaki bir anıda Milli Eğitim eski bakanlarından Mustafa Necati: Atam, sizin bütün çalışmalarınızda size destek olan, çalışmalarınızı halka anlatan öğretmen lere bir armağanınız olmayacak mı? demiş. Atatürk: Tabi... Bu fedakar öğretmenlerin sağlık ve sosyal sorunlarına katkı için İstanbul Koşuyolu Valide Sultan Korusu nu onların kullanma ları için vereceğim. Yani bugün Öğretmenevi olarak kullanılan bu alan Atatürk ün öğretmen lere armağanıdır. Cevat ABBAS, bir gün Atatürk e; Paşam, siz Ülkü yü büyük bir gururla izliyorsunuz? demiş. Onunla ilgili neler düşünüyorsunuz? Atatürk; Cevat, ben Ülkü de büyük bir yetenek görüyorum. O nun bir an evvel büyümesini, kendisinin balerin olmasını istiyorum demiş. O zamanlar Türkiye de bale okulu yoktu. Ama, benim geleceğim için bunu planlamıştı. O, Türk kızlarının, kadınlarının okumasını, sanatçı ve edebiyatçı olarak başarılı olmalarını istiyordu. Ondaki felsefe insanlıktı. Kadın-erkek ayrıcalığı yerine birleştirici, bütünleştirici insancıl yönü vardı. O, Toplumun uygarlık düzeyi kadına verilen değerle ölçülür. Kadının en büyük özelliği analıktır. derdi. Bu nedenle Türk kadınına büyük sevgi ve saygı duyardı. Bu bağlamda; manevi kızlarından Sabiha GÖKÇEN in havacılığa olan tutkusu sebebiyle onun pilot olmasını, Afet His saying, Teachers! The new genera tion shall be your masterpiece... was his way of expressing the superior esteem he conveyed to teachers. The following is a passage of a book written by Cevat ABBAS. An ex-minister of National Education, Mustafa Necati wrote, Ata, I wonder if you will be bequeathing anything for all the teachers who supported you in all your studies and told of your stu dies to the people. Atatürk replied, Of co urse, as a compensating contribution to the health and social problems of these self-sacrificing teachers, I m donating the Valide Sultan Woods in Koşuyolu, İstanbul for their use. That is, this space, which is utilized as a te acher s retreat, is Atatürk s gift to the teachers. One day, Cevat ABBAS said to Atatürk, You are following up on Ülkü s progress with great pride! What do you think about her? Atatürk replied, Cevat, I see a lot of talent in Ülkü. I want her to grow up and become a ballerina. At the time, there weren t any ballerina schools in Turkey. However, he had this planned for my future. He wanted Turkish girls and women to attend school and become suc cessful artists and literary experts. The philosophy he held was of humanity. Instead of sepa rating women and men, he held the belief of bonding and bringing people together. He was known for quotes such as; A society s level of civilization is measured by the value placed upon its women, and A woman s greatest characteristic is motherhood. Thus, he had great admiration and respect for Turkish women. As a consequence, he steered his adopted daughters, Sabiha GÖKÇEN and Afet Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 75

76 İNAN ın tarihe olan merakı nedeniyle o dalda eğitim görmesini istemiş. Benim de yukarıda belirttiğim gibi balerin olmamı istiyormuş. Bizim dışımızda da birçok çocuk ve gencin yetenekle ri doğrultusunda eğitim görmelerine destek vermişti. Ben Atam ı kaybettiğimde çok küçüktüm, O nun isteği doğrultusunda balerin olamadım. Ama benimle ilgili düşünceleri nedeniyle ona hep minnet duygusuyla bağlıyım. Dünyadaki devlet büyüklerin den Atatürk ü ziyaret edenleri hatırlıyor musunuz? Bu konuyla ilgili anılarınız var mı? Ben Ürdün Kralı Emir Abdullah ı hatırlıyorum Hatta gazetelerde beni severken birlikte çektirdiğimiz bir fotoğrafımız yayınlandı. Atatürk ün huzurunda beni kucağına aldı, sev di. Ben de kendisine Niçin böyle gi yiniyorsunuz? diye merakla sor dum. Çünkü kralın üstünde uzun kaftan, süslü giysiler, başında ser puş vardı. Yani O, ülkesinin yerli giy silerini üstünde taşıyordu. Kralın: Bizim ülkede böylesi giyiliyor. dediğini hatırlıyorum. Onun onuruna verilen yemek ten sonra Ertuğrul adlı yatıyla boğazda gezinti düzenlendi. Ben de onlarla birlikteydim. Gezi ve yemek programı çok eğlenceli olmuştu. Bir çocuk olarak çok eğlenmiştim. Bir de Afgan Kralı Abdullah ın Türkiye ye gelişi ve Atatürk tarafından karşılanması anılarım arasında yer alıyor. Kralın onuruna yemekli bir şölen düzenlendi. Şölende ben de vardım. Af gan Kralı beni sevdi, yapılan gezilere ben de katılmıştım. İNAN into becoming educated in the fields in which they showed a marked interest, that is, aviation and history. Like I mentioned before, he wan ted me to become a ballerina. Besides us, he provided a number of children and young people with support in order for them to receive education in the fields they excelled. I was qu ite small when I lost my Atatürk. I couldn t become the ballerina he had wished. However, be cause of the nice thoughts he had for me, I will always have a debt of gratitude towards him. Do you have any memories of any of the world s great statesmen who visited Atatürk? I remember the Jordanian King, Emir Abdullah quite vividly. In fact, the newspapers publis hed a photograph of the King showering me with adolation. With Atatürk s permission, he took me in his lap. I asked him curiously, Why do you dress this way? He was wearing the in digenous garb of his country, such as a long caftan, decorative fabric and was crowned with his country s headgear. I remember the King replying, This is the way we dress in my country. After a banqu et which was given in his honor, a cruise up the Bosphorus on board the Ertuğrul was arran ged whereas I was also along for the voyage. The cruise and banquet were a source of much merriment and I remember I had a lot of fun that day. Also, a visit to Turkey by the Afghan King, Abdullah and the reception given by Atatürk are etched upon my mind. A banquet and a festival were given in his honor and I was a partici pant in this festival. The Afghan King showed me his affection and I recall tagging along on the excursions. 76

77 Atatürk, Türk mutfağından hangi yemekleri seçer ve severdi? Türk mutfağı onun favorisiydi. Omlet, kuru fasulye, pilav, üzüm hoşafı onun ana yemekle riydi. Yemek sonrası Türk kahvesi içmeye bayılırdı. Atamın sofrası sade ve özdü. Şatafat, lüks, abartıya ve gereksiz gidere karşıydı. Sofrasında, eğitim, öğretim, kültür, edebiyat, sanat, sa natçılar ve çocuklarla ilgili konular konuşulurdu. Ata nın sofrasında ünlü aydınlar olurdu. Ko nukları çeşitli konularla ilgili görüş ve düşüncelerini serbestçe dile getiriyor ve tartışıyorlardı. Sofra adabına, nezakete her zaman özen gösterilirdi. What types of Turkish dishes did Atatürk enjoy? Turkish cuisine was his favorite. His main meals generally consisted of omelettes, beans and rice, stewed grapes. He loved to have a cup of Turkish coffee after meals. Atatürk s di ning table was plain and genuine. He was totally against all ostentation, luxury and extrava gance. Table talk was generally comprised of education, culture, literature, art, artists and children. Quite often, famous intellectuals would join Atatürk at the table and they were free to present their thoughts and opinions on a wide range of topics for discussion. Atatürk always took pains in regards to table manners and etiquette. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 77

78 Ata nın insanları yerli yerine koymada, en iyi yapabilecekleri şeyleri yapma konusun da onlara yardımcı olduğunu biliyoruz. Sizi nereye yönlendirmek istiyordu? Dediğiniz gibi, Atatürk insanlardaki eğilimleri ve yetenekleri keşfetme ve onları ona göre yönlendirme konusunda bir pedagogdu sanki. Ben çok enerjik, dinamik, ritm duygusu gelişmiş, mü zik duyunca oynamaya başlayan bir çocuktum. Atam, bendeki bu tarafı görmekte gecikmedi. Ama o yıllarda Türkiye de bale okulu yoktu. Dışarı gitmek için de yaşım küçüktü. Ömrü yetsey di, beni mutlaka balerin yapacaktı. Bir insan neyi seviyorsa, yeteneği neye yatkınsa onu yap malı. Çünkü insan ancak sevdiği bir işte başarılı olabilir. derdi. Karpiç e, eğlence yerlerine beni beraberinde götürür, sanatçılardan önce beni sahneye çıkarırdı. Bunun için bana bale, kazaska elbiseleri yaptırmıştı. Kadınların her konuda önde olmasını istiyordu. O zamanlar artistlik, oyun culuk ayıp sayılırdı. Bedia Muvahhit i sahneye çıkma konusunda Atatürk destekliyordu. Bilindiği gibi başardı, dediği oldu. Sinema ve tiyatro sanatını destekliyor, bunları teşvik ediyor ve sahne ye konan eserleri izliyordu. Beş altı yaşlarına kadar bütün çocuklu ğum, Atatürk ün havasında, onun dizleri dibin de geçti. İlk yıllarda bilmeden yaptıklarımı, sonraları yine kendisi, yakınları ve annem anlatırdı. Örneğin; bir gün bahçede çimenler üzerinde Atatürk ün oturduğunu görünce, hemen koşup; Kalk Atatürkçüğüm! Hasta olacaksın, bak çimler daha ıslak, oturma buraya hasta olursun sonra! diye onu kaldırmışım. Atatürk bu ilgiden çok memnun kalmış, duygulanmış. It is known that Atatürk counseled his people and provided them a sense of directi on, personally intervening on numerous occasions. In which direction do you think he wanted you to follow? As you mentioned, it was as if Atatürk was a psychologist when it came to offering people direction according to their tendencies and discovering their talents. I was a very energetic, dynamic young girl, with a developed sense of rhythm who began dancing whenever I heard music. Atatürk did not hesitate when it came to this aspect. However, there weren t any ballet schools in Turkey at that time. I was too young to be sent abroad. I know that had he lived lon ger, he would have definitely made me a ballerina. He would say, A person should do wha tever he or she likes doing or whatever his or her talents indicate because people can achieve success by getting involved with things they enjoy. He used to take me with him to Karpiç and other entertainment venues and put me up on stage before the performing artists. For this, he had a ballet dress and Cossack folkloric outfit made for me. He wanted women to be in the forefront in all fields. Back then, being artistic or having theatrical tendencies was con sidered disgraceful. Atatürk supported Bedia Muvahhit and her aspirations to make a name for herself in the theater. Thanks to him, she became a big success. He supported and enco uraged cinema and theater arts, and made it a point to be present in the theater on opening night. My childhood up until I was five or six years old was spent at Atatürk s side. The things I did unconsciously in my first years were all related to me by Atatürk, his closest confidants as well 78

79 Ne duygulu çocuk, beni nasıl da seviyor, sağlığımı düşünüyor, benimle ilgileniyor. diye kız kardeşi Makbule Hanım a anlatmış. Giyimi, kuşamı, konuşması ve davranışlarıyla da özendirici ve etkili bir örnekti, değil mi? Tabi. Bir kere her yönüyle çok karizmatik bir kişiydi. Resimlerinde, filmlerinde gördüğünüz gibi çok şık. Nerede, nasıl giyinileceğini iyi bi- as my mother, Vasfiye. For instance, one day, I saw Atatürk sitting on the grass in the gar den, I ran to his side, yelling, Get up Atatürk! You ll catch a cold, look the grass is still wet, don t sit here or else you ll soon be ill! He then got to his feet. Atatürk was very touched by this attention. He even told his sister Makbule, What an emotional kid, she really loves me, and thinks of my health and cares about me... Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 79

80 lirdi. Giydikleri birbiriyle çok uyumluydu. Orta boyluydu, ama çok orantılı bir vücudu vardı. Üstündeki elbiseyi iyi taşırdı. Çok alçak gönüllüydü. Başarısını hep millete mal ederdi. Kendi yüceliğinin bayrağını dalgalandırmak yerine, başkalarındaki değerleri ortaya çıkarmayı çok severdi. Dinlemesini çok iyi bilir, herkesin fikrinden yararlanırdı. Küçük bir çocuğu bile incitmemeye özen gösterir, onun seviyesine inerek, gönüllerini alırdı. O giyimi, kuşamı, kültürü, davranışları, sanatseverliği ve eğitime olan ilgisiyle dünya çapında bir örnekti. Bu örnek oluş, dün olduğu gibi bugün de devam etmektedir. Bugün Anıtkabir Müzesi nde ve konakladığı diğer şe hirlerdeki müzelerde onun elbiselerini incelediğimizde stil, kesim ve biçim olarak imrenilecek bir güzellikte ve şıklıkta olduğunu görüyoruz. Büyüdükçe küçülmek, gerçek büyüklüğün göstergesi olsa gerek... Ne dersiniz? Gerçekten öyle! Atatürk dürüst, erdemli bir insan olduğundan doğruluğa çok önem verirdi, ya lanı hiç sevmez ve kullanmazdı. Beni de öyle doğruyu doğruca söyleyen, dobra bir insan olarak yetiştirdi. Bana bu konuda hep inanıp güvendi; ta ki ölüm döşeğindeki son karşılaşmamıza kadar böyle sürdü. Hep doğruları, doğru konuşmayı, doğru söylemeyi bana o telkin etti, öğretti. Ne oldu o son karşılaşmada? Bir anınız mı var? Anlatır mısınız? Evet... Çok önemli bir anım var. Buna daha önce de değinmiştim. Hatırladıkça duygulanıyorum. Has talığı sırasında ilk komaya girdiğin de, komadan çıktıktan sonra ne ol duğunu doktor- He was an influential and supportive example when it came to his attire, and the way he behaved, wasn t he? Of course. First and foremost, he was a very charismatic person from all aspects. He was as chic as he appeared in photographs and film. He knew quite well what to wear on which occasion. All his garments matched exquisitely. He was of medium height but had a well-proportional torso. He bore his attire well. He was quite modest and always reflected his success onto his people. Rather than hoisting a banner of his loftiness up on a flagpole for all to see, he preferred to reveal the assets and value of others. He was an incredible listener and be nefited very much from others ideas. In taking pains not to hurt the feelings of small kids, he would come down to their level and win them over. He was an example whose finesse in clot hes, culture, attitude, the love for the fine arts and education was followed around the world. His exemplary existence carries on today as it did when he was alive. When we examine his articles of clothing that are exhibited at Anıtkabir as well as other museums in cities and towns where he stayed, we notice the style, cut and shape are of a smartness and beauty to be co veted. To get younger as he grew, must be an indicator of his real greatness... What do you say? That is exactly how it was! Because of his honesty and virtue, Atatürk imparted great im portance to the truth and hated lies and never told them. He brought me up to be a bold per son who never shirked from telling the truth. He always believed me on this subject; and it con tinued this way until the last time I saw him, on his deathbed. he inspired and taught me to be forward, to speak properly and to tell me truth. 80

81 lara, yakınındakilere soruyor. Aldığı cevapları doğrucu ve inandırıcı bulmuyor. Bunun üzerine Bana Ülkü yü çağırın, o bana doğruyu söyler, diyor. Beni çağırıyorlar. İçeri girmeden önce Sakın komaya girdiğini söyleme! diye öğütlüyorlar. Ben Atatürk e yalan söylemem! diyorum. Fakat sonunda, doğruyu söylememenin daha uygun olacağına beni inandırıyorlar. Ama yine de ilk kez Atatürk e yalan söyleyeceğim için tedirginim. Atatürk ün yanına gidiyorum. Gözlerine bakamıyorum, yalanım belli olma sın diye. Atatürk Gözlerimin içine bak! diyor. Zar zor bakıyorum. Yalan söylemek zorunda ka lacağımı anlıyor ve bana yalan söyleme utancını yaşatmamak için Sana bir şey soracaktım: ama vazgeçtim! diyor. Ben ağlamaya başlıyorum. Onun da gözleri yaşarıyor. Eliyle saçlarımı okşuyor, gözyaşlarımı siliyor. Öleceğini sezdiğinden ve benim de bu olayla daha fazla sarsıl mamı istemediğinden, annemi çağırıyor ve Siz Ankara Orman Çiftliği ne gidin, ben de iyileşip oraya geleceğim diyor. Ben ağlayarak Atatürkçüğüm bir şey mi yaptım, seni üzdüm mü? diyorum. Hayır. diyor. Sen annenle oraya git, ben de oraya geleceğim ve Cumhuriyet Bayramı törenlerini seninle birlikte izleyeceğim... Ağlayarak odadan çıkıyorum. Ne yazık ki bu görüşme benim Atatürk le olan son görüşmemdi. Atatürk ün son günlerini nasıl hatırlıyorsunuz? Bu konu ile ilgili bir anınızı aktarır mısınız? O, Savarona yatının gelmesini özlemle bekliyordu. O sırada Savarona da tedavisi ve yatak istirahatı planlanmıştı. Doktorlar yorulmamasını isti- What happened the last time you met? Can you share with us what occurred? Yes. I have a very important memory of this. I touched upon this before and I get all emo tional whenever I think back. During his illness, he suffered his first coma and when he came out of it, he asked his doctors and those around him what had happened. Their answer did not convince me. Subsequently, he said, Get Ülkü in here, she ll tell me the truth, whereas they ushered me in, but before I went into his room, they warned, Whatever you say, don t tell him he suffered a coma! I replied, I don t lie to Atatürk. But in the end, they convinced me that it was better that I didn t tell him the truth. Nevertheless, I was worried about lying to Atatürk for the first time as I approached his bedside. I didn t look into his eyes so my lie isn t obvious. Atatürk says, Look into my eyes! I looked bewildered but he understood that I was going to have to lie. However, in order to save me the embarrassment of telling that terrible lie, he exclaimed, I was going to tell you something, but I changed my mind. I then start sob bing and his eyes are starting to well up, too. He caresses my hair with his hand and wipes away my tears. He sensed that he was going to die soon and not wanting me to be fully ex posed to the imminent tragedy, he summoned my mother, saying, Get yourselves to the Orman Farm in Ankara; I ll join you there when I get better. I wept, Atatürk, did I do anything wrong, did I disappoint you? He replied, No, you just go with your mother and I ll meet you there and we ll watch the Republic Day festivities together... I left the room in tears. Little did I know that it was to be the last time I saw Atatürk. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 81

82 What is your recollection of Atatürk s final days? He waited eagerly for the arrival of the Savarona yacht and it was planned for him to recu perate on aboad. The doctors did not want him to become overly fatigued. For this, they limi ted my time with him whereas I waited impatiently every day for the few minutes I was to be allocated to see Atatürk and to be with him. Unfortunately, his health took a turn for the wor se, which is why he needed to recuperate back on shore in Dolmabahçe Palace. Ülkü, Savarona da Atatürkçüğüm ü beklerken. (1938 yazı) Ülkü waiting for her Atatürk on the Savarona (Summer, 1938). (Courtesy Ülkü ADATEPE) yorlardı. Bu nedenle doktorlar benimle de olan zamanı kısıtlamışlardı. Ben de bütün bir gün Atatürk ü görebilmek için sabırsızlıkla, onun la beraber olabileceğim dakikaları bekliyordum. Ne yazık ki onun hastalık seyri ve şekli ağırlaştı. Dolmabahçe ye geçmek gereği doğdu. Dolmabahçe ye yürüyerek gitmek imkansızdı. Atatürk, tekerlekli sandalyeyle nakledilecek ti. Halkının onu bu durumda görmesini, üzülmesini istemiyordu. Bunun için tekerlekli sandal yenin alt kısmı kumaşlarla kapatıldı ve Dolmabahçe ye geçildi. Ben, her gün beş veya on dakika onunla olabiliyordum. Fakat, bir gün Ata nın iki gün süren bir koma durumu oldu. Doktor lar, benden It was impossible for him to disembark from the Savarona under his own power, so he had to be taken off in a wheelchair. However, he didn t want the people to see him in this state so the lower part of the wheelchair was covered in fabric and he was brought into Dolmabahçe Palace in this manner. I was able to be with him for just five or ten minutes a day. Then one day, he slipped into a two-day long coma. The doctors wanted me to lie to Atatürk to put his mind at ease. I objected at first, saiting, I cannot tell a lie!.. However, once they said, This white lie is what is best foratatürk s health, I had no choice but to accept. How did you learn of Atatürk s death? Who was the one to break the news to you? We were receiving updates of his condition every day by telephone. On morning, I noticed that everyone was crying. That is when I understood the situation. I didn t ask anyone anyt hing and just shut myself into my room. I wandered about 82

83 Atatürk ün iyiliği için yalan söylememi istediler. İlk önce itiraz ettim, Söyleyemem! dedim. Ne var ki, Bu küçük yalan Atatürk ün sağlığı için düşünüldü. denince ister istemez kabul ettim. Ata nın ölümünü nasıl öğrendiniz? Ölümünü size kim duyurdu? Her gün telefonla bilgi alıyorduk. Bir sabah evde herkesin ağladığını gördüm. Durumu an ladım. Hiç kimseye bir şey sormadım, odama kapan- aimlessly for a year as it was just too difficult to live without him. Finally, after many years, I was forced to face the fact that he was just as mortal as the rest of humanity and was humbly content with my memories. Throug hout my life, I followed in the steps of his immortal thoughts and memories. I bore and protec ted those wonderful memories in my heart. Today, Ülkü ADATEPE defies the march of time whenever she wears a bikini, takes a dip in Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 83

84 dım. Bir yıl bocaladım; O nsuz yaşamak çok zor geldi. Sonunda yıllar geçtikçe O nun da hepimiz gibi ölümlü bir insan olduğunu kabul lenmek zorunda kaldım ve anılarımla yetindim. Hayatım boyunca Atatürkçüğümün ölümsüz düşüncelerinin ve anılarının izinden gittim. O güzel anıları yüreğimde taşıdım, korudum. Bugün Ülkü ADATEPE, yıllara meydan okurcasına bikini giyiyor, havuza, denize giriyor, yüzüyor, diskolarda dans ediyor. Çevresine enerji, canlılık ve ışık saçıyor. Atatürk ten ateşlendiği, onun elinin, duygularının değdiği belli. Diğer yandan Atatürk le yaşayan, O nun sevgi ve ilgisine alışan insanın O nsuz yaşamaya alışmasının da zorluğu var. Atatürk dünyadan ayrılınca, geride doldurulması güç bir boşluk bıraktı. Böyle insanların ölümüyle dünya da bir ölçüde öksüz kalır, sanki yaşamdan bir şeyler azalıyor gibi... Atatürk ün aramızdan ayrıldığı yıllarda batı basınındaki bir değerlendirme, bu durumu gü zel ve özlü bir biçimde şöyle dile getiriyor: Atatürk ün ölümünden sonra, dünya daha az enteresan! Evet, dünya daha az enteresan, O nun ilkeleri devam ediyor. Sonsuza kadar da devam edecek. Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır! demişti. Bu özdeyiş O nun çok anlamlı ve açık anlatımıdır. Ben uzun süre o küçücük Ülkü olarak, yaşamımı kendi iç dünyamın limanına demirlemeyi başardım. Atatürkçüğümün anılarını büyük bir sevgi ve saygı ile taşıdım. Bu anıların yanlış kullanılmasına izin vermedim. Evimin duvarlarını the pool or surf, or whenever she hits the dance floor at discos. She radiates energy, liveliness, and brilliance. It is clear that her hands and feelings were ignited by Atatürk. On the other hand, from her, the sense of trying to cope without Atatürk s love and affection is still evident. After Atatürk left this world, he left in his wake a mighty space that could not be filled. With the pas sing of such personages, the world is transformed into an orphanage, and it is as if life has less me aning... I remember reading a comment in the foreign press not long after Atatürk s death that seemed to sum up the entire situation in a nutshell. The world is much less interesting after Atatürk s death. Yes, the world is much less interesting, but his principles are still with us and will continue to be with us in the future. One of his sayings was, My humble body will surely turn to dust one day. However, the Turkish Republic shall live for eternity! This epigram is full of meaning and is quite blunt and to the point. For a long time, as that tiny Ülkü, I managed to anchor myself in the inner world of my life. I bore the memories of my Atatürk with great love and respect. I did not allow anyone to abuse these memories. I want to immortalize all the documents, photographs of Atatürk and Little Ülkü, the plaques, the gifts, the dresses, the snakehide-covered shoes that Atatürk bo ught for me at the Altın Çizme bootmaker shop, by making a documentary CD. I believe that my memories shall be conveyed eternally through this book and CD whereas I shall live with my Atatürk. 84

85 süsleyen o günlerin Atatürk ve Küçük Ülkü fotoğrafları belki de tarihin dokularında bir anı bel geseli olacaktır. Yüzleri aşan bu yazı, fotoğraf, plaket, armağan vb... anılarımı bir CD de ebedi leştirmek istiyorum. Anılarım bu kitapla ve CD yle sonsuza taşınacak ve ben de onlarla Atatürkçüğüm ü yaşayacağım, esenlik duyacağım, diye düşünüyorum. Atatürk ten sonra, neler oldu yaşamınızda? Doğru... O ndan sonra neler oldu neler? O büyük sevgiyi, değeri kaybetmek beni bunalıma itmişti, O vefat ettikten sonra kendimi iyice yalnız hissettim. Ülkü ADATEPE, Atatürk ün ölümünden sonra yeterince ilgi görmediğini söylüyor. Hatta kolejde okurken maddi zorluklar çekmiş. Durgun ve güçlüklerle dolu bir hayat sürmüş. Yine de O nun yani Atatürk ün adını kullanarak bir şeyler el de etmeye çalışmamış. İnsan, kendi ayaklarının üzerinde durabilmeli. diyor. Şu an Atatürk ün Kı zı sıfatıyla yaptığı onurlu bir görevi var. Ülkü Ha nım, okulları kurumları ziyaret ederek öğrencilere Atatürk ün insani yönlerini hizmetlerini, sevgisini başarılarını anlatıyor. Ders kitaplarındaki klişeleşmiş bilgileri zaten ezbere biliyorlar. Önemli olan, çocuğa duyguyla, sıkmadan bu büyük insanı anlatmaktır diyor. Gittiği yerlerde bazı ilginç olaylarla karşılaştığını, bazen onu resimlerdeki gibi küçüklük haliyle ya da çok daha yaşlı bekleyenler olduğunu söylüyor. Şu an isteği, İmam Hatip Okullarına giderek Atatürk ü anlatmak, Atatürk ün dine saygısını, pozitif yaklaşımını, bu konudaki laik dü şüncesini anlatmak istiyor bu gençlere. What happened in your life after Atatürk? All sorts of things happened... First and foremost, losing that great love and esteem pushed me into a depressive state, and I felt really alone after he died. It is said that Ülkü ADATEPE did not receive enough attention after Atatürk passed away. In fact, she experienced financial difficulties while she was attending college. She led a modest lifestyle. Nevertheless, she did not take ad vantage of Atatürk s name to acquire material gains. He once said, Everyone must be able to stand on their own two feet. These days, she is carrying out an honorable and virtuous duty with the title, Atatürk s Daughter by visiting schools and institutions throughout Turkey and neighbo ring countries and relating to the students Atatürk s great achievements, service to his country and his humane aspects. They have already committed to memory the overly cliched information fo und in their textbooks. What s important is to relate to them from a child s point of view, just how great a person he was without boring them, says Ülkü. She says that she encounters some interesting situations in places she visits in that some people expect her to be either much older than she really is, or else still be the tiny girl Ülkü in those black and white photos taken all those years ago. Her desire today is to visit the İmam Hatip Schools and tell about Atatürk. She wants to tell them about Atatürk s respect for religi on, his positive approach as well as his thoughts on secularism. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 85

86 YILLAR SONRA Ülkü ADATEPE, daha önce uzun yıllar oturduğu Kadıköy de bulunan şu an Türk Parlamenterler Birliği İstanbul Şubesi ni de ziyaret etti. Ülkü ADATEPE, burada yıllar önce çocukken Atatürk ile gez diği yerleri bu kez kendisi tek başına gezdi. Fenerbahçe Parkı nın eski yıllara oranla çok değişmiş olduğunu söyleyen ADATEPE, Bir zamanlar burada Atatürk ile dolaşmıştım. Şimdi ise aynı yerler de O nsuz dolaşmak beni çok duygulandırdı, göz pınarım dolu, minik çocuk ellerim onun avuçlarında sanki. diye dalgın dalgın konuştu. SAVARONA LI GÜNLER Atatürk ün hastalığının son zamanlarını geçirdiği Savarona Yatı nda, Küçük Ülkü nün bir çok anısı olmuş. Hatırlayabildiği en duygusal anısı, Atatürk ün zaman zaman güverteye çıkıp, Dolmabahçe yi seyretmesi... Duygulandığı, çevreyi doyulmaz bir sevgiyle izlediğini görüyordum. Ayağa kalkamayacak kadar hasta olan Atatürk, tekerlekli sandalyeye bağlı olduğu zamanlar, halkın kendisini böyle görmemesi için tekerlekli sandalyenin çevresine örtü sarılarak taşınırdı. Hastalığı sırasında günde birkaç dakika görebildiği Atatürk ü, Ülkü çok özlermiş ve tüm gün güvertede dolaşarak oyalanmaya çalışırmış. Savarona, denize demir atmış ve yanında da bir denizaltı bulunuyormuş. Yine böyle bir gün Ülkü nün sıkıntılı olduğunu gören askerler onu bir süre denizaltıyla dolaştırmışlar. Küçük Ülkü, Habersizce ortadan yok olmam Atatürk ü çok korkutmuş ve anneme çok kızmıştı. O gün annemden azar işittim, azıcıkta dayak yedim, di ye hatırladığını anlatıyor. YEARS LATER Ülkü ADATEPE paid a visit to the İstanbul Branch of the Turkish Parliamentarians Associati on, which is located in Kadıköy, a part of town where she lived for many years. Recalling how she and Atatürk used to walk through this neighborhood together, this time she was by her self. Saying that Fenerbahce Park had changed considerably over the years, I remember wandering about here with Atatürk. Walking about the same places without him is quite emo tional for me. It is as if I had teary eyes and my tiny hands were in his palms, said ADATEPE, her mind in a reflective moment. DAYS ABOARD THE SAVARONA Ülkü has many memories of the days of Atatürk s terminal illness on board the Savarona yacht. One of the most heart-rendering memories was of Atatürk coming on deck from time to time and watching Dolmabahçe. I saw that he was quite moved as he watched the view with an insatiable love... Atatürk, who was too ill to get to his feet, was bound to a wheelchair. In order not to have the people see him in this state, he wrapped a covering around the wheelc hair. Ülkü, who was only able to see Atatürk for a few minutes a day during his illness, missed him very much and tried to dawdle away the time by wandering around the deck. The Savarona was anchored offshore, and a submarine was tied alongside to provide auxiliary power to the yacht. On such a day, sailors on board the submarine saw how restless Ülkü was, and decided to take her aboard and show her around. Ülkü said, My disappearing without telling anyone scared Atatürk, whereby he got very upset at my mother, who in turn scolded me and spanked my bottom. 86

87 ATA SIZ YAŞAM Atatürk ün, Ona bir şey olursa yaşayamam. dediği Ülkü, Atatürk ün son günlerini anlatır ken duygulanıyor. Hastalığı sırasında günde; önce on, sonra beş dakika görmem için izin ve rildi. Ben tüm gün o beş on dakikayı özlemle bekliyordum, diye anlatıyor. Bir sabah kalktığında herkesi ağlarken görmüş. Fakat onun ölümünü kabullenmemek için hiçbir şey sormamış. Bir müddet odasına kapanmış. Daha sonra gittiği her yerde onu göste rip İşte Atatürk ün Kızı, Küçük Ülkü bu dediklerinde çocuk ruhuyla şunları düşünüyormuş: Ülkü nün varlığı, Atatürk olmayınca neye yarar ki? Atatürkçüğüm yok artık. Küçük Ülkü nün de ne değeri kaldı ki?.. Bazen o küçük yüreğimle onsuz yaşamanın neye yaradığını düşünür oldum. Bu düşüncem yıllarca sürdü ve halen sürmektedir. ATATÜRK; 20. YÜZYIL IN YENİLMEYEN TEK DEVRİMCİSİYDİ Kaliforniya Üniversitesi Tarih Profesörü Stanford J. Shaw, Atatürk ü kısaca şöyle anlatıyor: O, ırkıyla gurur duymanın yanısıra, ihtiyaçlara göre reform ve değişiklikleri doğal gö- Ülkü nün Annesi Vasfiye Hanımefendi evleniyor. Ülkü s mother Miss Vasfiye in her wedding gown. (Courtesy Ülkü ADATEPE) Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 87

88 LIFE WITHOUT ATATÜRK Ülkü, who said, I won t be able to live if anything happens to Atatürk, emotionally recalled her memories of Atatürk s final days. At first, I was allowed to see Atatürk for 10 minutes, then later on, five minutes. I would look forward to those 5-10 minutes in anticipation, she said. ren, pek çok Osmanlı reformcusunun geçmişte yaptığı gibi, eski iyi günlere özlemle bakmayan yeni bir Türk kuşağı yetiştirmek istiyordu. Georges Duhamel ise Mustafa Kemal için şunları yazmıştı: Atatürk ün ortaya koyduğu ya pıt, İngiliz, Fransız ve Rus devrimlerinin yapıtına hiçbir bakımdan benzetilemez. Bu ülkelerden hiçbiri, dile yazıya dokunabilmeyi akıllarının kıyısından geçirmemişlerdir. Ne Cromwell, ne Robespierre, ne Lenin veya ne de başkaları, önderlik ettikleri ulusu, bilim felsefesi, düşünce yöntemi, yani kı sacası alın yazısını değiştirme yoluna götürmeye kalkışmamışlardır. O, ulusu için düşündüğü her şeyi başardı. Bugün, ta rihi yeterince öğrenmeden ve gerçekleri görmezden ge lerek onu karalamaya çalışanlar tabi ki başarılı olama yacaklardır. Küçük Ülkü, Mustafa Kemal Atatürk ün dört manevi evladından en küçüğüdür. Atatürk ün One morning when she awoke, she saw everyone crying. However, in order not to have his death accepted, she didn t ask anything and kept herself closed up in her room. Later on, everywhere she went, they all pointed at her, exclaiming Look, there s Atatürk s daughter, Litt le Ülkü! whereas with her child s manner of thought, What good is Ülkü without Atatürk? I no longer have my Atatürk. So what value does Ülkü have anymore?... With my small he art, I often asked myself what good I was without him. These thoughts lasted for years and I often still find myself asking such questions. ATATÜRK WAS THE 20TH CENTURY S ONLY UNBEATEN REVOLUTIONARY Stanford J. Shaw, History Professor at an university in California, briefly explained Atatürk in this way: Besides being proud of his race, he naturally saw reforms and changes as they were needed, he wanted to bring up a new Turkish generation which does not long for the halcyon days of yore, not unlike a number of Ottoman reformers in the past. Georges Duhamel wrote the following about Mustafa Kemal: The work of art that Atatürk 88

89 put forward does not resemble those of the English, French or Russian revolutions in any way. None of these countries would ever consider altering the language or alphabet. Neither Crom well, nor Robespierre nor Lenin nor others ever tried to change the scientific philosophy, met hods of thought, in short, the mindset of the nation they were leading. He succeeded in everything he considered for his nation. Today, those who don t learn eno ugh about history and slander him by turning a blind eye to reality, will, of course, not be suc cessful. Ülkü, Annesi Vasfiye Hanım ve Babaannesi Mihriye Hanım. (Ülkü ADATEPE Arşivi) Ülkü, her mother Vasfiye and grandma, Mihriye. hayatını anlatan kitaplar, Ulu Önder in manevi çocukları içinde en çok, Küçük Ülkü yü sevdiğini yazar. Küçük Ülkü, Atatürk ile dört-beş yıl gibi çok kısa bir süre birlikte olabilmiş, daha fazlasına Ata nın ömrü yetmemiş. Ancak, bu kısa süre bile, küçük Ülkü nün, O büyük insanı iyi tanımasına, O n dan çok şeyler öğrenmesine yetmiş. Ülkü, şimdi, iki yetişkin erkek evlat sahibi. Çocukla rı çoktan evlenip barklanmış. O, Şişli de, duvarları Ata türklü fotoğraflar, plaketler ve ödüllerle süslü evinde, unutulmaz anılarıyla birlikte yaşıyor günboyu. Bitmeyen konuklarını ağırlıyor, anılarını anlatıyor. Fotoğraf ve bel gelerle ilgili bilgi veriyor. Little Ülkü was the youngest of Mustafa Kemal Atatürk s four adopted daughters. In biog raphical works about Atatürk, they write that of the Great Leader s daughters, he loved Little Ülkü the most. Little Ülkü was able to be together with Atatürk for a very short time of four to five years and no more, as he passed away. However, even this short span of time was suffi cient for Little Ülkü to get to know that great person well and learn much from him. Today, Ülkü has two grown up sons and two grandchildren. She lives in Şişli with her husband Öke, unforgettable memories and walls decorated with photos of Atatürk, plaques and awards. It seems their house is always overflowing with guests and she always tells them her memories, providing them information about the photographs and documents. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 89

90 Atatürk nasıl bir insandı? Ben onun devlet adamlığını, askerliğini filan anlata cak değilim. O nun, o konularda bir dahi olduğunu zaten herkes biliyor. Bunu tüm dünya kabul ediyor. Ben size O nun, ufacık bir çocuğa sevgisini ve neler hisset tirdiğini anlatacağım. Çok küçük olmama rağmen Ata türk ten pek çok etkilenmiştim. Onda olağanüstü bir ye tenek vardı. Atatürk ün insanlara yaptıramayacağı hiç bir şey yoktu. Çünkü, önce kişiye güven veriyordu. Ör neğin, devamlı olarak, Ülkü akıllı çocuktur, Ülkü iyi çocuktur. dediğinde ben küçük de olsam onu mahcup et mek istemiyordum. Son derece sabırlı ve nazik bir ki şiydi. Hep, bir şeyin niçin olması veya olmaması gerek tiğini, örneklerle, ölçülü bir dille uzun uzun anlatırdı. Atatürk ten size neler kaldı? Maddi olarak hiçbir şey. O her şeyi vatanına bıraktı. Parasını İş Bankası na, Halk Bankası na, Türk Tarih Kurumu na ve Türk Dil Kurumu na bıraktı. Sadece Varislerime şu kadar maaş bağlansın! diye vasiyet etti. Onlardan biri de benim. Ata nın vasiyetinde kimler var. Onu tarihi belgelerde bulabiliriz. Çünkü onlar Atalarının sevgisiyle büyümüş, vatanını seven insanlar. O nu karalamaya çalışanlar ise vatanlarını sevmeyenlerdir diye düşünüyorum. Her şeyleri ile yalan, sürekli yalan söylüyorlar. Fırsatını bulunca, çıkarları için her türlü hileyi, düzenbazlığı yapıyorlar. Dindarlık kisvesi altında memleketi bölmeyi, bir din devleti kurmayı arzuluyorlar. Gençleri kamplara ayırmak istiyorlar. Dindarlık saçını başını kapatmak mıdır? Özellikle biz kadınlar, ona minnet duymak What kind of person was Atatürk? Well, naturally, I m not the one to tell about his statesmanship or his career as a military man. As it is, everyone knows of his genius regarding these subjects whereas the entire world has accepted this. I shall tell you of his love for a little kid and what he felt. Despite the fact I was quite small, I was very ejected by him. Atatürk had an incredible talent to get anyone to do anything. This was because he first ins tilled a sense of trust into that person. For instance, he would constantly say, Ülkü is a smart kid, Ülkü is a good kid, whereas I didn t want to embarrass myself even though I was so young. He was an extremely patient and gentle person in that in explaining why something needed to be done or not, he used examples and a moderate tongue. What did Atatürk leave you? Nothing tangible. He left everything to the country. He bequeathed his finances to İş Ban-kası, Halk Bankası, to the Turkish History Society as well as the Turkish Language Society. However, in his will, he bequeathed that certain heirs and heiresses receive a certain month ly salary. I was one of those heirs. Who else was mentioned in his will? We can find the na mes in historical documents, they are people who love their homeland. Those who try to slan der him don t love their country. They lie about everything. They commit all sorts of deceit and trickery whenever they find the opportunity for their own gains. Under the guise of religious garb, they want to divide the country and set up a religious state. They want to divide the yo ung people into camps. Is being religious covering one s head? In particular, we women must pay our debt of 90

91 gratitude to him because he gave us our identity and personality. If we have any value in society, it is because we owe it to him. The contemporary Turkish woman s rights are the doing of Atatürk. However, today religious fanatics who pander women don t know the value of the political and social blessing placed upon them. Also, I believe there is a lot of big money involved in this business. There are foreign factors that continue to provoke one another in order to bre ak up Turkey whereas they send incredible amounts of money to Turkey for this purpose. The ir goal is to break down and destroy the secular state of Turkey which Atatürk established. In its place, they want to establish a state in accordance with their viewpoints. Ülkü, ilkokul kıyafetiyle Ankara da Atatürkçüğüm ü özlüyor. 4 Kasım, 1938 (Ülkü ADATEPE Arşivi). Ülkü wearing her elementary school uniform. She misses her Atatürk. Nowember, 4 th, zorun dayız. Çünkü, O bize kimlik, kişilik verdi. Toplumda bir değerimiz varsa, bunu O na borçluyuz. Çağdaş Türk kadınları, verilen haklar Atatürk ün eseridir. Ancak bugün, yobazların peşinden giden kadınlar, kendilerine verilen siyasi ve sosyal ni metin değerini bilemiyorlar. Bir de bu işlerde büyük paralar döndüğü görüşündeyim. Dış etken ler, Türkiye yi parçalamak için sürekli kışkırtıcı çalışmalar yapıyor. Bu iş için Türkiye ye müt- Today, some parties use religion as a political tool in trying to tempt the minds of a segment of ignorant electorate. Whereas being religious is something between God and Man. I m only going to let God tally up my good deeds and sins, not the religious fanatics who go around thinking they are God s deputies. Mrs. Ülkü ADATEPE, do you think that the youth of Turkey are still committed to Atatürk s principles? I don t think that today s youth is laying the foundation for separatists, but rather, they are cla iming Atatürk s inheritance as their own and do so in the future. However, we need to keep a clo se eye on İmam Hatip Schools and some courses where they are brainwashing those tender yo ung minds. I believe there should not be any separatism between youths. They should Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 91

92 hiş paralar gönderiliyor. Amaçları, Atatürk ün kurduğu laik Türkiye yi parçalamak ve yıkmak yeri ne, kendi görüşleri doğrultusunda bir devlet kurmak istiyorlar. Bugün bazı partiler dini siyasete alet ederek, bir kısım cahil halkın aklını çelmeye çalışıyor. Oysa dindarlık, Allah ile kul arasındadır. Bu dünyadaki sevaplarımın ve günahlarımın hesabı nı bir tek Allah a vereceğim. Yobazlara, kendini Allah ın vekili sananlara değil. Sn. Ülkü ADATEPE, sizce gençler, Atatürk ilkelerine yeterince sahip çıkıyorlar mı? Gençliğin bölücülere zemin hazırlayacağını zannetmiyorum. Gençlik Atatürk ün mirasına sahip çıkıyor, çıkacaktır da. Yalnız şu İmam Hatip Okulları na ve bazı kurslara dikkat etmek gerekir. Orada körpecik çocukların beyinleri yıkanıyor. Gençler arasında bölücülük olmamalı, diye düşünüyorum. Onlara sevgi vermeli, vatan, millet, Atatürk sevgisi aşılamalı. Okullar siya sete bulaştırılmamalı. Her şey eğitimle başlıyor. Ailede ve okulda eğitim çok önemli. Aydın bir insanın yobazlara İNANacağını hiç sanmıyorum. Gençlere önerim, herkes üzerine düşeni fazlasıyla yapsın. Art niyetli insanlara fırsat tanımasınlar. Gençler her yerde çıkıp fikirlerini savunsunlar. Unutmasınlar ki Atatürk ün en büyük güvencesi gençlerdir sonrasında Küçük Ülkü neler yaptı? İlkokulu Gazi Orman Çiftliği nde okudum. Ülkü, Sabiha GÖKÇEN in kuzeni Ütğm. Fethi DOĞANÇAY ile 1951 yılında dünyaevine girdi. Ülkü married Sabiha GÖKÇEN s cousin, 1 st Lt. Fethi DOĞANÇAY in (Courtesy Ülkü ADATEPE) be given love and vaccinated with the love of the homeland, nation and Atatürk. Politics should not infect the educational system. Everything begins with education. Education at school and in the family is very important. I don t think that an enlightened person is going to have any faith in religious fanatics. My recommendation to the youth of Turkey is for them to do more than what is expected from them. They should not give any opportunities to those with the wrong intentions. The young people of this nation have to take every opportunity to come out and defend their ideals. They must not ever forget that Atatürk s greatest guarantee is the youth of the country. 92

93 Ülkü ve Atatürkçüğüm Haydarpaşa Tren İstasyonu ndan vapuruna geçerken. (27 Mayıs 1938) Ülkü and Atatürk while exiting the HaydarpaşaTrain Station to take a motorboat to Dolmabahçe Palace. (May 27th, 1938) İstanbul a taşındık. İçerenköy de oturduk. Babam beni Üsküdar Amerikan Kız Koleji ne verdi. O okulun müdürü rahmetli Bülent Hanım Atatürk ün uzaktan akrabasıydı. O benimle ilgilendi. Ondan başka da ne yazık ki benimle ilgilenen olmadı. Zaten annem, babam çok mütevazi ve çekingen insanlardı, Çevreyi rahatsız etmek ve kimseyi yormak istemiyorlardı. What did Little Ülkü do after 1938? I attended elementary school at the Gazi Orman Çiftliği in Ankara. Then we moved to İçerenköy in İstanbul. My father enrolled me at the Üsküdar American s Girl College, whose he admaster, the late Bülent Hanım was a distant relative of Atatürk s. Unfortunately, other than herself, nobody else showed any interest in me. As it was my parents were very modest and introverted folks. They did not want to bother anyone. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 93

94 Siz ilkokul ve ortaokuldayken öğrenci ve öğretmenlerle konumunuz nasıldı? Öğrenciler, büyükler beni görünce A..a.. Bakın, bu küçük Ülkü değil mi? diye soruyor, şaş kın şaşkın bakıyorlardı. Ben bu etki ve tepkilere alışmıştım. Kendi kendime konuşur olmuş tum. Gözlerim dalıp gidiyor ve durgunlaşıyordum. Doğru bu Ülkü, Ülkü de, ya Atatürk nere de diye sorar oldum. Hiçbir şeyden tat alamıyordum. O küçük bedenim bir vurgun yemişti. Bu vurguna nasıl dayanacaktı yüreğim. Yıllar geçti, hep o güzel günleri, anıları ve sıcaklığı arar oldum. O çocukluk zenginliğimi düşledim hep... Düşlerim, duygularım hep O nunlaydı. Sonra ne oldu? Üsküdar Amerikan Kız Koleji lise birinci sınıftan ayrıldım ve evlendim. İlk evliliğimi Sabiha GÖKÇEN in kuzeni olan Üsteğmen Fethi DOĞANÇAY la yaptım. Bu evlilikte anne ve babamın arzusu yoktu. Onlar benim okumamı istiyorlardı. Zaman zaman düşünüyorum da anne ve baba mın yoğun baskısı benim evlilik yapmama neden olmuştu. Zira ben Atam dan aldığım eğitim gereği baskıya hep karşı koymuşumdur. Baskı ve zorlama benim için itici olmuştur. Atatürkçüğüm bana Hep doğruyu konuş, kesinlikle yalan söyleme, yalan bütün kötülükleri doğurur! derdi. Sonra Yalancının evi yanmış da kimse inanmamış. öyküsünü anlatırdı. İlk eşim olan Fethi DOĞANÇAY daha sonraları politikaya atıldı. Türkiye Köylü Millet Partisi nden milletvekili seçildi. Daha sonra başka partiye geçtiğini öğrendim; milletvekiliyken biz ayrılmıştık. What was your position with the students and teachers while you were in elementary and junior-high school? The students and adults would stop and stare, Aaa, look, you re Little Ülkü, aren t you? I was accustomed to these impressions and reactions. I would act as those I was talking to myself, I would stare out and I would go into a torpid state. That s correct, this is Ülkü, here s Ülkü, so where is Atatürk? Everything seemed so hollow and tasteless. It was as it my small body was hit by a truck. How was my heart to endure this blow. Years passed and I still found myself searching for those beautiful days, memories and warmth. I found myself dreaming about the wealth of my childhood. My dreams and feeling were always with him. What happened next? I left my studies in my senior high-school year and married 1 st Lt. Fethi DOĞANÇAY, who was Sabiha GÖKÇEN s cousin. My mother and father did not support this marriage but rather wanted me to stay in school. I some times think that the reason I got married was because of my parents constant nagging. As per the education I received from Atatürk, I had always put up a steady front to deal with the pressure. I considered pressure and compulsion to be repulsive. My Atatürk would say, Always tell the truth, don t ever lie, because lying only leads to evil! He went on to tell me the story of the Boy Who Cried Wolf. Later on, my first husband entered politics, whereas he was selected to be a parliamentarian from the Turkish Peasant s National Party. Later, I learned he transferred to another party. We had separated when he was a de puty in Parliament. 94

95 Atatürk ve Ülkü, Beyoğlu nda bulunan Altın Çizme Kundura dükkanından ayrılırken. (Yapı Kredi Arşiv Müzesi) Ülkü still has the snakeskin shoes that Atatürk bought for her from the Altın Çizme shop in Beyoğlu, İstanbul in Cumhurbaşkanı Merhum Celal BAYAR benimle ilgilendi. Vefat eden oğlu düğünümde bulun muştu. Kızı Nilüfer GÜRSOY benimle ilgili olarak babası Celal Bayar dan dinlediği küçüklüğümü il gilendiren birçok anı nakletti. Örneğin; Celal Bey in bir hastalığı anında o sırada kendisi de Savarona Yatı nda kalı yordu. Atatürk, geceliğini ona ve riyor. Ben o gece Celal Bey e masal anlatmışım. İşte bunun gibi anılar... Bu anıyı bana yıl lar sonra bizzat Celal Bey de anlatarak doğrulamıştı. Merhum İsmet İNÖNÜ evlenece ğimi duyup bir miktar düğün gi deri göndermişti, bunun dışında ne eğitim ne de sosyal yaşantım ile ilgili bana herhangi bir maddi veya manevi kat- The 3 rd President Celal BAYAR showed interest in me. His son was present at my wedding. His daughter Nilüfer GÜRSOY told me several stories regarding my childhood that she had heard from her father. For instance, during a period when Celal Bey was ill, he recuperated on board the Savarona whereas Atatürk gave him a pair of his pyjamas to wear. That night, I told him a bedtime story. There were other memories as well, but this one was related to me per sonally by Celal Bey years later. When the late İsmet İNÖNÜ learned I was getting married, he sent some money to defray the costs. Other than that, he never made any sort of financial or moral contribution to my edu cation or social life. This is one of my main sources of melancholy... As Atatürk s adopted da- Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 95

96 kıda bulunulmadı. İçimde öyle bir üzüntü var ki... Atatürk ün manevi kızı olarak ben Küçük Ülkü yü İsmet İNÖNÜ nün sahipleneceğini, onu okutup bakımını, yaşantısını sağlayacağı beklentisi içindeydim. Zira Atatürk ün, Küçük Ülkü ye verdiği sevgiyi ve önemi onun çalışma arkadaşları gözlemliyor, izliyor ve biliyorlardı. Bu gerçeğe en çok merhum İsmet Bey tanıktı. Ama nedendir bilmem bana yetkililerce sıcak ilgi gösterilmedi, ne yazık ki!.. Bunun nedenini düşünüyorum ve hala üzülüyorum. Okullara, kurumlara giderek Küçük Ülkü nün anılarını anlatıyormuşsunuz? Neden, ne zamandan beri bu çalışmayı yapıyorsunuz? Altı yedi yıldır bu çalışmalar içindeyim. Atatürk ün ulusu için yaptığı hizmetleri ve ayrıca son zamanlarda birtakım kendini bilmez türedilerin dini siyasete alet ederek Türk kadınının çağ daş, yenilikçi ve özgür imajını yıkmak istemeleri, Türk kadınını ikinci sınıf bir insan olarak gör meleri beni fazlasıyla üzdü. Bu nedenle Atatürk ün ilkelerini, Türk kadınına, insanına hizmet lerini anılarımla bütünleştirerek okullarda, kurumlarda anlatarak huzur buluyorum. Bu benim görevim. diyorum. Öğrencilerin, öğretmenlerin ilgisinden anlıyorum ki Atatürk e karşı büyük bir sevgi ve saygıları var. Zira Türk milleti vefakardır. Ona hizmet edeni unutmaz. Öğrencilerin çok ilginç soruları ile karşılaşıyorum, sorularını yanıtlarken bazen gözlerim doluyor. İşte her biri, bir Atatürk! diyorum. Bütün Türk çocuklarıyla gurur, öğretmenleriyle de onur duyuyo rum. Bu çocuklar Atatürk ün sevgili çocukları; bu öğretmenler, Yeni nesli emanet ettiği öğretmenler! diyorum. ughter, Little Ülkü, I always had the expectation that İsmet Bey was going to take me under his wing and provide assistance when it came to my education, care and lifestyle. This was only natural as his close compatriots saw and knew for themselves the love and importance that Atatürk gave me. It was İsmet Bey who saw this the most. However, for reasons unknown to me, officially, they never showed any sort of real attention towards me. No matter how much I try to figure it out, I still am blue. Do you tell about the memories of Little Ülkü whenever you visit schools and insti tutions. For what reason and since when have you been making these visits? I ve been calling on schools and state institutions for the past six or seven years now. Well, I was getting too upset with seeing those who made Turkish women second class citizens as well as those who wanted to destroy the contemporary, innovative and free image of Turkish women by using religion as a political tool. For this reason, I find tranquility in bringing my me mories together with Atatürk s principles and his service to Turkish women and people and explaining all these at the schools and institutions I visit. I tell myself that This is my duty. From the attention they demonstration, I perceive the great love and respect that the students and teachers have for Atatürk. Because Turkish people are loyal and don t forget who served them. Sometimes the students pose such interesting questions that my eyes well up. I say, Every one of them is an Atatürk! I hold the highest level of pride for our kids and the highest level of honor for their teachers. I say, these children are Atatürk s children and these teachers are The te achers entrusted with the new generation! 96

97 Sn. Ülkü ADATEPE, En Başarılı 100 Bayan a ödül verildi. Bunlardan biri de sizdiniz. Bu konuda neler söyleyeceksiniz? Evet... Haziran 2001 de İstanbul Bayrampaşa Belediyesi Alanlarında En Başarılı 100 Ka dın a ödül verdi. Bunlardan biri de bendim. Çalışma alanım Atatürk ün Çocuk Sevgisi ve Gençlere Güveni idi. Okullarda, kurum ve kuruluşlarda bu konuda sürekli görüşmeler yap maktayım. Amacım, birikimimle Atatürk ün insani yönünü, çocuk sevgisini anlatmak, anılarımı topluma aktarmaktır. Yerel yönetimlerin bu tarz çağdaş düşünmeleri ve beni alanımda başarılı görmeleri beni duygulandırdı. Bu ödül töreninde katılımcı bayanlar bana fazlasıyla ilgi ve yakınlık gösterdiler. İnsanların düşüncelerinin açık ve çağdaş olması sevindiricidir. Çağrılacağım bu tür her ortamda bu lunmak, Atatürk le anılarımı anlatmak istiyorum. Sn. Ülkü Hanım, Atatürk ün o çocukluk anılarınızdan sizde kalan, unutamadığınız çok önemli bir başka anı var mı? Var tabi. En önemlisi Atatürk ün çok şık giyindiği, etkileyici olduğu, Türkiye de o zamanlar moda de nen tutku yokken onun bu kadar uyumlu, ahenkli ve zevkli giyinmesi beni bir çocuk olarak bile etkilerdi. Ben zaman zaman onunla ilgili müzeleri geziyor, onun giyim ve kuşamını özlemle, tutkuyla izliyor ve geçmişi düşlüyorum. Ne kadar da güzel taşırdı bu giysileri, diyorum. Atatürkçüğüm özenli giyinir, boy aynasının Mrs. Ülkü ADATEPE, you were selected as one of the Most Successful 100 Women in Tur key. What do you have to say about this? Well, the Municipality of Bayrampaşa, Istanbul pre sented awards to the 100 Most Successful Women in June, One of those was me, whereas my fi eld was Atatürk s Love for Children and Trust in Yo uth. I am constantly holding interviews on these sub jects at schools, institutions and establishments. My goal is to to tell about Atatürk s humane side, his love for children and to convey my memories to society. It pleases me to no end to have local administrators consider me successful in my field and for them to up hold this type of contemporary thinking. The other wo men participating in this awards ceremony showered me with enough endearment to last a lifetime. It is pleasing to know that people think openly and contemporarily whereas it is my utmost desire to tell of my memories with Atatürk at all such functions. Mrs. Ülkü ADATEPE, do you have any Unforgettable memories from your childhood of Atatürk? Of course I do... The most important is just how much he affected even a child my age with the impressive and chic outfits he wore. The point I m trying to make is that he made a fashion statement when there was no such thing in Turkey at the time as fashion. Occasionally I visit museums that are dedicated to him whereas I dream of the past as I gaze at the clothes he wore with longing. I say to myself, He really knew how to dress himself. He would dress with care, pose in front Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 97

98 önünde uzun süre kendisini izler, nutkunu okur, hatalarını kelime kelime tekrarlar, düzeltirdi. Bugün anlıyorum ki; O, Türk Ulusu na olan saygısından olacak ki hatasız konuşur ve güzel giyinirdi. Hem kendisine ve hem de temsil ettiği yüce ulusuna olan saygısı bunu gerektiriyordu, diye düşünüyorum. Hatırladığım veya anlatılan o kadar çok anı var ki onlar zaman zaman bir tesbihin taneleri gibi hafızama bir bir yerleşiyor. Örneğin Sn. Sabiha GÖKÇEN in bana anlattığı çok önemli bir anı; Dolmabahçe de tedavi gören Atatürk ün hastalık seyri ağırlaşır. Benim onunla görüşmem kısıtlanır. İşte ben o zaman Atatürk le olan görüşmemin kısıtlanmasını protesto edermişim. Bulunduğum odadaki kül tablalarını veya diğer eşyaları yere veya denize fırlatıyormuşum. Atatürkçüğümü göreceğim! diye diretiyor, çocukça tepki gösteriyormuşum. Benim bu tavrım orada bulunanları çok etkiliyormuş, hüzün ve üzüntüyle izliyorlarmış, beni sakinleş tirmeye çalışıyorlarmış. Çünkü Atatürk ün bana sevgiyle bağlılığı kadar ben de ona sevgi, saygı ve tutkuyla bağlıy dım. Atatürk ün fiziki özelliklerini anlatır mısınız? O bir bütün olarak mükemmeldi. Giyimi, davranışı ko nuşması ve masmavi gözleri ile bana kadife gibi yumuşak ve sevecen bakardı. Bir de elleri ve ince uzun parmakları ile benim minicik ellerime dokunduğunda bana güven ve gurur veriyordu. Sevimli bakan, keskin mavi gözleri, sarı saçları ve sımsıcak elleri ile benim minik düşlerime taht kurdu adeta. of his dressing mirror, watching himself while rehearsing the latest speech he wrote, re peating it over and over and correcting the mistakes as he went on. Today, I understand that he had such immense respect for the Turkish nation that he dressed immaculately and gave fabulous speeches. I believe this was de rigour and it was a direct connection to the respect he held for the exalted nation he represented. Did you ever see Atatürk upset and angry? No. He was someone who knew how to suppress his feelings, and what manner to speak while talking with certain individuals, to think before he spoke, and to take decisions. I don t ever remember seeing him upset, angry or furious. In fact, he always honored children and young people, while conveying a sense of love and praise. Tolerance was a passion of his. There were many photographs taken of you with Atatürk on trips, during ceremoni es and around dining tables. Were you together during his illness? Well, I was with Atatürk during all his studies. This togetherness continued from the start of his illness to the end, whereas he tried not to make his condition obvious to me. As I menti oned before, he did not want me to be sad, to cry or to be depressed. Can you explain Atatürk s physical features? He was synonymous with wholesomeness. His clothes, the manner in which he spoke, lo oking at me with his soft, affectionate blue eyes. He instilled a sense of trust and pride whe never he touched my tiny hands with his hands and slim long fingers. It was as if he ornated my tiny dreams with his sharp blue eyes and blond hair. 98

99 Atatürk ü kızgın, sinirli gördünüz mü? Hayır. O duygularını bastırmasını, kiminle nasıl konuşulacağını bilen, düşünerek konuşan, karar veren biriydi. Onu sinirli, kızgın, öfkeli hatırlamıyorum. Hele çocuklara, gençlere hep sevgiyle, değer vererek, onurlandırarak yaklaşıyordu. Hoşgörü O nun için bir tutkuydu. Atatürk ün fotoğraflarında sizi hep O nun yanında görüyoruz. Gezilerde, törenlerde, yemeklerde. O nun hastalığında da Atatürk ile birlikte miydiniz? Doğru, her zaman, her çalışmasında ben Atam la birlikteydim. Hastalığının başlangıcından sonuna kadar bu beraberlik devam etti. Atam, bana hastalığını belli etmemeye çalışıyordu. Benim üzülmemi, ağlamamı, sıkılmamı istemezdi. Bu konuya daha önceki anılarımda değin miştim. Ülkü Hanım, Atatürk ü rüyanızda hiç gördünüz mü? Çocukluğumun o yalnızlığı karmakarışık. Daha önceki anılarımda değindim. Onu kaybet mek, çok sevdiğim bir dostumu, çocukluğumun o temiz duyguları içinde O nu yitirmek çok zor du. Yokluğunu kabul etmek, O nunla dolu günler... Aylar... Yıllar... Düşlerimde, hayal kurgula rımda donuk yıllar. Geçmişten geleceğe nice yıllar... Yıllar geçtikçe, gençlik ve olgunluk çağlarımda o birikimler bir volkan alevi olup göz yaşla rımla bütünleşiyor zaman zaman. Uykularımda rüyalar bölük pörçük, çocukluk günlerim anıla rımda birer belgesel sanki. O zaman rüyaları bir gerçek gibi algılıyor, hiç bitmesin diye düşü nüyorum hep... Do you have any other recollections to share with us? I have got so many recollections that each of them are affixed to my memory like so many rosary beads. For instance, there is a moment in time that was related to me by my sister, Sabiha GÖKÇEN; Atatürk, whose illness steadily worsened, was being treated in Dolmabahçe Palace, whereas my visits with him were limited. Apparently, I had a tendency to protest those limited visits with Atatürk by throwing items in the room I was in, such as ashtrays, either onto the floor or into the sea. Insisting, I m going to see my Atatürk!, I threw a temper tant rum while those watching were very affected by my behavior, and tried to calm me down. Be cause Atatürk was as endeared to me as I was to him. Ülkü Hanım, have you ever seen Atatürk in your dreams? As I mentioned before, the loneliness I experienced in my childhood was traumatic. Believe me, it was very difficult losing him, a fri end I loved very much, to lose him within the scope of the pure feelings of my childhood. In trying to cope with his absence, I lived a nightmare that lasted days, months, years... My dreams literally froze during those years. All those years that went from the past into the future. As the years passed, the accumulation of my adolescence erupted like flames from a volcano and occasionally mixed with my teardrops. I dreamt broken dreams whereas the memories from my Childhood days were as if I were watching old-fashioned newsreels. That s when I perceive my dreams to be real and I always wish that they would never end. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 99

100 SN. SABİHA GÖKÇEN LE RÖPORTAJ Ben anılarımın doğruca yazılması, anlatılması ve okunmasından yanayım. Basında ve televizyonlarda zaman zaman gerçeği yansıtmayan konuların işlenmesi beni üzüyor ve rahatsız ediyor. Siz yazacağınız kitapta lütfen doğruları yazın. Bu anılar birer tarihi değerdir. Geleceğe, doğru ve yanlışsız bilgiler aktarın. Şu an, yaşlı ve hastayım. Ama doğruları anlatmak benim görevimdir. Çünkü bunlar tarihi bilgiler ve anlatımlardır. Siz, benim anlatacaklarımı lütfen doğru yazın. AN INTERVIEW WITH SABİHA GÖKÇEN I think that my memories should be written, explained and read correctly. Occasionally, subjects covered in the press and media don t reflect the truth, which really irritates me. Please write the truth in your book because each memory possesses historical value... Convey true and error-free information into the future. Right now, I m elderly and ill but it is my duty to tell the truth because this is historical information Evet! Atatürk çocukları çok severdi. Onlara yarın ların büyükleri gözüyle bakardı. Ondaki çocuk sevgisi çocuklara yardım, ilgi ve geleceğe hazırlamaya dayalıydı. Atatürk, Kurtuluş Savaşı ndan sonra Zehra ve Rukiye adlı iki çocuğu Çocuk Esirgeme Kurumu ndan (Himayetül Etfal) alarak eğitimlerini ve bakımlarını sağladı. İstanbul Çocuk Esirge me Kurumu ndan Zehra, Konya Çocuk Esirge me Kurumu ndan Rukiye yi aldı. Atatürk hayat tayken Zehra, İngiltere den yurda dönerken öl dü. Rukiye eğitildi. Ev hanımı olarak yaşamını sürdürdü. Bir subayla evlendi. Düğünü Dolmabahçe Sarayı nda yapıldı. Onun evlatlarından ben, sonradan ünlü bir bilim kadını olan Prof. Afet İNAN. Ayrıca Nebile diye bir kız var. Onun da eğitimi ile ilgilendi. Bir hariciyeci ile evlendi. Düğünü Ankara Palas ta yapılmıştır. Atatürk, korumaya muhtaç birçok Türk çocuğunun da eğitim görmesini sağladı. Örneğin; Sığırtmaç Mustafa yı tanıyor. Hasta ve bakıma muhtaç olan bu çocuğu tedavi ettiriyor. Sonra Mustafa nın okuması için ona yardımcı oluyor, Sabiha GÖKÇEN in bu imzalı fotoğrafı, 1936 yılında Rusya daki Koktebei Planör Kampı ndan gönderilmiş. Çok sevgili Vasfiye ciğime, ilk uçman olduğum senenin hatırası, Sabiha. (Ülkü ADATEPE Arşivi) Sabiha GÖKÇEN sent this photo from the Koktebei Glider Camp in Russia in Dear Vasfiye, a souvenir of my first year in the sky, Sabiha. 100

101 Ülkü, Annesi Vasfiye ve Sabiha GÖKÇEN, Türk Hava Kuvvetleri nde hizmette bulunan Gotha 145A tipi eğitim uçağın önünde. Ülkü, her mother Vasfiye and Sabiha GÖKÇEN posing in front of a Turkish Air Force Gotha 145A trainer. (Courtesy Ülkü ADATEPE). Askeri okulda eğitim görüp harp okulunu bitiren Mustafa yı en son binbaşı rütbesindeyken görmüştüm. Şimdi nerede ve ne durumda olduğunu bilmiyorum. Atatürk, Mustafa gibi birçok çocuğun sağlığı ve eğitimi ile de ilgileniyordu. Çocuklardan biri de Küçük Ülkü ydü. Ülkü nün annesi Vasfiye Hanım önce Atatürk ün annesinin, sonradan da kız kardeşi Makbule Hanım ın yanında kalıyor. Atatürk, Vasfiye Hanım ı Atatürk Orman Çiftliği ne yerleştiriyor. Tren istasyon şefi ile evlendiriyor. Doğan çocuklarına Ülkü adını Atatürk veriyor. Böylece doğumundan beş yaşına kadar Ül kü, Atatürk le birlikte oluyor. Ülkü nün bugün anlattıklarının bir bölümü çevresinin ona anlattık ları, naklettikleri bilgilerdir. Çünkü o küçük bir çocuktu. Ama biz; ben ve Afet İNAN yetişkindik. Tüm anıları canlı tablo gibi hatırlıyoruz. Atatürk biz manevi and explanations we are dealing with here. Yes, Atatürk adored kids. He looked after them as he percieved them as the adults of tomorrow. His admiration for children was based on preparing assistance, interest and a future for them. After the War of Liberation, Mustafa Kemal Paşa took two young girls, Zehra and Rukiye and enrolled them in the Himayeti Etfal (Orhanage Society), covering their education and he alth care expenses in the process. Zehra was enrolled in the Istanbul Branch Orphanage and Rukiye was put into the Konya Branch Orphanage. Zehra passed away while Atatürk was still alive on her way back from England, whereas Rukiye received an education, married an offi cer and became a housewife. Their wedding was held at Dolmabahçe Palace. Besides them, there was also the famous scientist Prof. Afet İNAN, as well as myself. In additi on, there was another girl named Nebile, whose education was looked after. She was married to a foreign service officer and their wedding was held at the Ankara Palas in Atatürk provided for the education for a num ber of Turkish children who needed patronage. For instance, he met an sickly little shepherd boy, Sığırtmaç Mustafa, and provided for his treatment. Later on, he aided Mustafa with his schooling. I last saw Mustafa, who had completed his military school and war academy training, when he was a major. Unfortunately, I ve since lost track of him, but I do know that Atatürk showed attention to the health care and education of a number of kids like Sığırtmaç Mustafa. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 101

102 Atatürk ün manevi kızı Afet Hanım ın Ülkü nün annesi Vasfiye ye gönderdiği imzalı kartpostal. Atatürk s adopted daughter, Afet sent this undated post card to Vasfiye. (Courtesy Ülkü ADATEPE) çocuklarını Türk çocuklarının bir simgesi olarak görüyordu. O çocukları çok sever, gençlere güvenir, onlarla onur duyardı. Gençler ve çocuklar yetenekleri ölçüsünde eğitilsinler. derdi. Okulların, sanatsal kuruluşla rın, tiyatroların yurdumuzda açılmasını, sayılarının artırılmasını istiyordu. Bilindiği gibi Atatürk; Cumhuriyetin temeli kültürdür. diyerek kültüre verdiği önemi anlatmak istemiştir. Sabiha GÖKÇEN; Atatürk ün manevi kızlarındandır. Atatürk onu yeteneği doğrultusunda ye tiştirmiş ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu olmuştur. 15 Kasım 2000 tarihinde yapılan bu röpor tajdan az bir müddet sonra 22 Mart 2001 tarihinde Sn. Sabiha GÖKÇEN i kaybettik. Kendisini rahmetle saygı ile anıyoruz. One of his children was Little Ülkü, who mother, Vasfiye, first lived with Atatürk s mother, then later on, with his sister, Makbule. Atatürk settled Vasfiye Harum down in the Atatürk Orman Çiftligi in Ankara whereby he married her off to the chief of the local train station, Tahsin Bey. Atatürk na med the yet to be born baby, Ülkü. Thus, from the time she was born until she was five years old, this little child Ülkü was together with Atatürk. Be cause she was just a little girl, the great majority of the memories she shares with others today were related to her by others in Atatürk s closest circle. However, both Afet İNAN and I were adults, whereby we remembered all the memories like a living painting. Atatürk considered his adopted children as a symbol of Turkish children. He loved children very much, instilled much trust in them and was proud of them as well. He once said, Have the young people of our country educated according to their skills and talents. He wanted to increase the number of schools, and fine arts establishments as well as to open more stage theaters in our country. As it is known, when Atatürk said, The foundation of the Republic is culture, he wanted to explain the importance he gave to cultural affairs. This interview was conducted on November 15th, Sabiha GÖKÇEN passed away short ly after on March 22nd, 2001 at the age of 88. As the world s first military woman pilot, Atatürk ordered her to make a six-day goodwill tour of the Balkans in June, 1938 in a Consoldiated Vultee V-11 GBT light bomber. GÖKÇEN was to fly more than 20 types of motorized aircraft and gliders throughout her career. 102

103 GEÇMİŞTEN GELECEĞE HAVACILIK Öğretmenimiz, geçen Salı okulumuzda Atatürk ve Havacılık konulu bir serginin açılışı ol duğunu söyledi. Havacılık ve Atatürk ü daha iyi anlamamız için bu sergiye gitmemiz gerekti ğini anlattı. O an düşündüm. Atatürk ün havacılıkla ne ilgisi olabilirdi? Havacılık havacılıktır. Atatürk çok iyi bir askerdi ama kitaplardaki resimlerde hep askerlerin başında komutanlık ederken görünüyordu. İçimden hemen sergiye gitmek, her şeyi okumak ve anlamak geldi. Ar tık akşamı iple çekiyordum. Nihayet akşam olmuştu. Büyük bir merakla sergiye gittim. Duvarlara dolu resimler asılmıştı. Resimlerin altında açıklamaları vardı. Önümde kocaman bir tarih vardı. Cumhuriyet in ilk yılların daki uçaklar ile şimdiki uçakların arasında dağlar kadar fark vardı. Sırf uçaklarda mı? İnsanların kıyafetleri de çok değişikti. Günümüze gelinceye kadar her şey ne kadar çok gelişmişti. Resimler arasında dolaşırken aklıma seyrettiğim savaş filmleri ve çizgi filmler geldi. Hep sinde savaşlar havada başlıyor ve havacılıkta gelişmiş olanlar savaşı kazanıyorlardı. O an Atatürk ün ne kadar ileriyi gören bir insan olduğunu anladım. Önünde durduğum resimde ko caman harflerle İstikbal Göklerdedir cümlesi yazıyordu. Ah Atam! Sen ne akıl küpüymüşsün! Yıllar önce bu sözlerin ile, bir ülke için havacılığın ne kadar önemli olduğunu milletine anlat mak istediğini şimdi daha iyi anlıyorum. Ah Atam! Seni ben çok iyi anlıyorum. Hatta bütün ço cuklar seni anlıyor ve çok seviyorlar. Ama ne oluyorsa büyüyünce içlerinden bazıları değişi yor. Ben bunları bir türlü anlayamıyorum. Günümüzde hala AVIATION FROM THE PAST TO THE FUTURE Last Tuesday, our teacher told us that an exhibit was opening that evening at our school entitled Atatürk and Aviation,* saying that we should attend it in order to better understand Atatürk and aviation. Just then, I wondered to myself, what could Atatürk have anything to do with aviation? I mean, aviation is aviation. Atatürk was a very fine military man but the pictures in our schoolbooks always showed him commanding his soldiers. Something told me to attend this exhibit and try to read and understand everything. Now I was looking forward to the evening. Finally, evening arrived and my family and I went to the exhibit with great anticipation. Pictures were hung all over the walls and they had explanations under them. In essence, there was a mass of history staring us in the face. For one, I could easily tell that there was a world of difference bet ween the aircraft used during the first years of the Republic and today s aircraft. And it wasn t only the airplanes. Clothing styles had gone through immense changes as well. For some reason, war films and cartoons came to my mind while we were wandering amongst the pictures. In all of them, wars started in the air whereby those who were more avi ationminded always won the wars. It was then that I understood that Atatürk was someone who really foresaw the future. I saw the words, The Future Lies in the Skies In big letters un der the picture I had stopped in front of. Well, Atam! You were really an intelligent person! With these words you spoke so many years ago, I now have a better understanding that you wan ted to convey to the people just how important aviation was for a Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 103

104 kızlarını okula bile göndermeyenler var. Sen ki, yıllar önce kendi kızını okutup, onun pilot olmasını arzu ederek insanlara eğitimin ve havacılığın önemini gös terdin. Türk Milleti ne örnek oldun. Türk Havacılık Tari hine Sabiha GÖKÇEN adı, Dünya nın İlk Kadın Askeri Pi lotu olarak altın harflerle yazıldı. Canım Atam! Sakın üzülme. Senin yolundan sapan lardan çok, senin yolundan gelen milyonlarca genç var. Günümüzde bir çok güzel okulları bitiren, önemli görev ler yapan genç kızlarımız var. Sayende Sabiha GÖKÇEN i örnek alan ve izinden giden bir çok kadın pilotu muz yetişti. Hatta başarılarını dünyada bile kanıtladı lar. Ben kendimi bildim bileli tek bir çocuğun yerinde olmak istemişimdir. Kim mi? Diğer kızın küçük Ülkü! Senin Ülkü ile el ele dolaşmanı, onunla denize girmeni, ona yazı yazmasını öğretmeni, her 10 Kasım da tele vizyondan seyrederek büyüdüm. Bütün kitaplarda kü çük Ülkü ye alfabeyi öğreten resimleri gördükçe onun dünyanın en şanslı çocuğu olduğunu düşünmüşümdür. Hatta ablası Sabiha GÖKÇEN le defalarca uçtuğunu, gökyüzünde kuşlar gibi süzüldüğünü öğrendiğimde da ha çok yerinde olmak istedim. Sevgili Atam, sen yıllar önce sanata ve sanatçıya ne kadar değer verdiğini göstermek için çok sevdiğin kızın Ülkü nün balerin olmasını istedin. Herhalde sırf senin isteğin üzerine balerin olmasını istemedin. Ülkü deki yeteneği görüp onun çok yetenekli bir balerin olacağını düşünerek arzu ettin. Canım Atam, senin küçük Ülkü n büyüdü, ama hiç yaşlanmadı. Yıllardır çağdaş Türk kadınını en güzel şekilde temsil ediyor. Cumhuriyet dönation. Well Atatürk! I un derstand you better now. In fact, all the children understand you and love you very much. But for some reason, some of them change when they grow up. I just can t understand them. Even today, there are still those who don t send their daughters to school. What you did is send yo ur daughter to school, encourage her to become a pilot and showed the people the importan ce of education and aviation. You were an example to the Turkish Nation. Sabiha Gökcen wro te her name in the golden pages of aviation history as the World s First Woman Combat Pilot. Dear Atatürk! Please don t be sad. Though there are those who have deviated from yo ur path, there are millions of young people who are steering your course. Today, there are nu merous young ladies who have completed their education and are carrying out important jobs. Thanks to you, there have been a number of women pilots who have taken their cue from Sa biha GÖKÇEN. In fact, they have proven their success throughout the world. If I was to be any child in the whole wide world, do you know who that would have be en? It would have been your other daughter, Little Ülkü! I have grown up seeing you and litt le Ülkü walking hand in hand, at the seashore, teaching her how to write every November 10th since I can remember. Whenever I see pictures in all the books of you teaching Ülkü the alp habet, I always thought she was the luckiest child in the world. In fact, when I learned that she flew several times with her elder sister Sabiha, drifting around the sky like birds, this made me want to be in her place even more. Dear Atatürk, you wanted that little girl you 104

105 loved dearly, Ülkü, to become a ballerina in or der to show the value you placed on art and artists. You didn t want her to become a balleri na just for the heck of it. Most likely, you wished for her to become a ballerina because you sensed that she possessed talent and you figured she would make a talented ballerina. neminde yetişen bütün kız çocukları Ülkü yü örnek aldılar. Büyüdükle rinde de çağdaş Türk kadını olan Ülkü ADATEPE yi ör nek aldılar. O Cumhuriyet kadınlarına her zaman ön der oldu ve olmaya da devam edecek. Sergideki son resmin önüne geldiğimde kafam çok karışmıştı. Gözlerimi kapadım. Kendimi bulutların arasında uçuyormuş gibi hissettim. Uçmak için kuş mu olmak gerekiyordu? Kuş olamayacağıma göre, hayal lerimi ancak havacılık eğitimi alırsam gerçekleştirece ğimi düşündüm. Gelecekte ne olacağımı şimdiden bilemiyorum. Hangi mesleği seçeceğime daha karar ve remiyorum. Ama bir şeyden çok eminim. İleride hava cılıkla ilgili bir eğitim almasam bile, havacılık hayalleri olan insanlara bir şekilde yardım edeceğim. Havacılığımızın gelişmesi için elimden ne gelirse yapacağım. Çünkü ben, Ata sına bağlı bir Türk Çocu ğuyum. Bana da bu yakışır. Özlem KARADAĞLAR 4/B Yeşilköy 2001 College * Atatürk ve Havacılık sergisi, 23 Mart-30 Nisan, 2004 tarihler arası Stuart KLINE tarafından düzenlendi. Dear Atatürk, your little Ülkü has grown up, but she hasn t aged a bit. For years, she has represented contemporary Turkish women in the finest manner. All the girls who grew up in the Republican period took their cues from Ülkü. When they grew up, they took their cues from Ülkü ADATEPE, who is a modern, contemporary Turkish woman. She has always been the le ader of Republican women and will continue to be so in the future. Frankly, I was a bit confused when I stood in front of the last photograph of the exhibit. I closed my eyes and felt myself drifting amongst the clouds. Was I supposed to be a bird in order to fly? Then I thought that because I wasn t a bird, the only way I was going to realize my dreams were if I took up courses in aviation. I cannot tell you what I going to do when I grow up and haven t yet decided what occupation I m going to take up. However, one thing is for certain; even if I never attend any aviation courses, I shall aid those who have dreams of working in the aviation field. I am going to do everything I can to help develop aviation in my country. Because I am a Turkish child bound to the principles of Atatürk. This is only fitting for me. Özlem KARADAĞLAR 4-B / Yeşilköy 2001 College * The Atatürk and Aviation exhibit was organized by Stuart KLINE March 23 - April 30, Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 105

106 ANILARDAN DERLEME A COMPILATION OF RECOLLECTIONS SIĞIRTMAÇ MUSTAFA Atatürk tarafından 1929 yılında himaye altına alınıp okutulan Yalovalı Sığırtmaç Mustafa anlatıyor: O zaman daha sekiz yaşında idim yılının yaz ayları içinde (15 Eylül) bir gündü... Sı ğırları otlata otlata çiftliğe geliyordum. Derken, uzakta yirmi kadar atlı belirdi. En öndeki atlı ba na doğru geliyordu. Yaklaşınca atından indi; çiftliğe nereden gidildiğini soruyordu. Elimle işaret ettim: - Siz, yanlış yoldan gelmişsiniz. Çiftliğin yolu, şuradadır! Bu atlı, benden adımı öğrenmek istedi: - Mustafa! diye cevap verince gülümsedi: - Benim de adım Mustafa... Demek adaşız! Sonra birdenbire: - Gazi yi tanır mısın? diye sordu. SIĞIRTMAÇ (HERDSMAN) MUSTAFA In 1929, Atatürk took a young herdsman of Yalova named Mustafa under his wing and put him through school. This is his story: At the time I was eight years old. It was a midsummers day (September 15th) in the year I was headed towards the farm while the cattle were grazing when off in the distance I made out about 20 men on horseback... The horseman out in front was coming towards me and dismounted as he approached. He asked me which direction the farm was. I pointed with my hand: You came the wrong way. The way to the farm is that way! This horseman then asked me my name: Mustafa!, I said and he smiled. My name s Mus tafa, too, so, I reckon we have the same name! Then suddenly: Would you recognize the Gazi if you saw him? he asked. I wouldn t re cognize 106

107 - Tanımam! dedim. - Onu sever misin? -Severim! -Niçin seversin? -Paşa olduğu için severim! Tekrar gülmeye başladı. Ben, cılız, çelimsiz, hasta bir çocuktum. Şu adam, benimle eğleniyor galiba dedim. Fakat O, sorularının arkasını kesmiyordu; bir aralık sordu: - Sen, ne iş görürsün? - İşte şu gördüğün sığırları güderim! - Ne kazanırsın? - Ayda üç lira... - Peki, söyle bana, ayda üç lira, senede kaç lira eder?.. Kendisinin ve yanımdakilerin yardımıyla, ayda üç liranın bir senede ne ettiğini hesaplayarak cevap verdim: - Otuz altı lira eder! - Sana bu otuz altı lirayı versem, ne yaparsın? - Hiç!...Almam ki... - Neden almıyorsun? - Otuz altı lira çok para... Sonra biraz düşünerek ekledim: - Neden aldın diye sorarlar... Tanımadığım yolcu, tekrar gülümseyerek: - Aferin oğlum, dedi, böyle olmalı... Fakat, bu parayı yol gösterdiğin için veriyorum sana. Kimse bir şey demez! Hâlâ benimle alay edildiğini sanıyordum. Otuz altı lirayı kabul etmeye bir şartla razı oldum. Mustafa Kemal ve Sığırtmaç Mustafa nın ilk tanıştıkları sıralarda çekilen fotoğrafı. This photo was taken shortly after Mustafa Kemal met Herdsman Mustafa. him, I replied. Do you love him? Ilove him. Why do you love him? Because he s a general! He started to laugh again. I was a puny, weak, sick child. I said to myself, I think this guy is messing with my head. But his questions wouldn t stop coming. At one point, he asked me, So, what do you do? Well, I herd these cattle you see here! How much do you earn? Three liras a month... Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 107

108 Yolda yemek için getirdiğim yarım okka kadar ceviz vardı: -Bu cevizleri alırsan, ben de senin paranı alırım! dedim. O, bana bir avuç para verdi, ben ona bir avuç ceviz verdim. Böylece ödeşmiş olduk. Ayrılacağı sırada, tekrar adımı sordu: -Mustafa, dedim. -Benimki de Mustafa, ama, dedi, yanında Kemal i var. Mustafa ile Kemal, bir araya gelirse ne olur? Küçük kafamın içi birdenbire karıştı. İlk defa olarak kendime: - Sakın, dedim, bu atlı; Mustafa Kemal Paşa olmasın? Sonra etrafındakilerin ona karşı gösterdikleri saygılı hareketleri hatırlayarak kararımı verdim: - Odur!...Odur!...Gazi Paşa dır! Ama, kendisine onu tanıdığımı belli etmedim. Giderken sordu: - Beni, başka bir yerde görsen tanır mısın? Başımı salladım: - Tanımaz mıyım ya... Sen Gazi Mustafa Kemal Paşasın! Atlarını dörtnala sürüp gittiler. Ben de sığırlarımı alarak çiftliğe döndüm. Ertesi gün (16 Eylül) kaplıcalara çağırdılar. Kapıdan içeri girince, hiç şaşalamadım. Hemen gidip elini öptüm: So tell me, three liras a month, how much does that make in one year? With his help as well as that of his fellow horsemen, we figured out how nuch three liras a month would be for one year: It makes 36 liras! I ll give you that 36 liras, what wo uld you do? Nothing!.. I wouldn t take it... Why wouldn t you take it? 36 liras is a lot of money, that s why! Then I thought about it a little more and added, What if they asked, Where did you get that money? This traveller whom I didn t know laughed again: Good for you, son, that s the way it ought to be, he said. But I m giving you this money for showing us the way! Nobody would say a thing! I thought he was still making fun of me. I accepted the 36 liras under one condition. I had a half ki lo of walnuts with me to eat along the way: If you take these walnuts, then I can take your money, I said. He gave me a handful of money and I gave him a handful of walnuts in return. In that way, we we re even Steven. About the time we were to go our separate ways, he asked me for my name again. Mustafa, I said. Mine s Mustafa, too, but I ve got a Kemal next to it. What do you get when you put Mustafa and Kemal together?... My little brain went all haywire as I thought 108

109 to myself, You ve got to be kidding? This horseman isn t Mustafa Kemal Pasa, is he?... In taking into account the respect shown to him by his fellow horsemen, I made my decision: It s him! It s him! Gazi Pasha! But I didn t let him know that I figured out who he was. Just as he was leaving, he asked: Would you recognize me if you saw me some other place? I shook my head. You better believe it. You are Gazi Mustafa Kemal Pasha! Atatürk Alman yapımı Ariel Marka motosikletle birlikte gezerken çekilmiş bir fotoğraf. A photo of Atatürk sitting in the sidecar of a German Ariel motorbike. - Mustafa... dedi, seni çiftliğime kâhya yapacağım! İster misin?.. Sordum: - Kâhya ne demek? - Çobanların en büyüğü odur! Cevap vermedim. O tekrar sordu: - Kâhyalık işi için ayda dört lira versem yetişir mi? - Siz bilirsiniz! dedim. Gülümsedi. - Hayır, Mustafa... Seni kâhya yapmayacağım, mektebe göndereceğim. Orada okuyup yazma öğreneceksin! Sevindim. - Mektebe gönderiniz! Bu daha iyi... dedim. He mounted his stead and galloped off. As for me, I gathered up my herd and headed back to the farm. The next day, (September 16th) they summoned me to the hotsprings. I didn t act bewildered when I opened the door and went inside. I immediately went up to him and kissed his hand: Mustafa, he said, I m going to make you head honcho at my farm, would you like that position? I asked, What does head honcho mean? It means Grand Herdsman! I didn t reply. He asked again: If I paid you four liras a month for this head honcho business, would it be enough? It s up to you, sir!, I said. He laughed. No, Mustafa... I m not going to make you head honcho. I m going to send you to school instead. There, you are going to learn how to read and write! Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 109

110 Aradan yirmi dört saat geçmeden kendimi Şişli deki Himayei Etfal (Çocuk) Hastahanesi nde bulmuştum. Bana, orada çok güzel bakıyorlardı. Dört ay içinde tanınmayacak kadar değiştim. Yüzümün sarılığı kayboldu, iştahım geldi. Bir gece yarısı hiç unutmam, hastaneye gelmişti. Doğruca benim yattığım odaya girdi. Onu görünce şaşırmıştım. Ayağa kalkmak istedim. Atatürk eli ile engel oldu: - Sen ayağa kalkmayı bırak da, buradan nasıl çıkacağını düşün! diye gülümsedi. Sonra: Hani, dedi, seninle pazarlığa girişmiştik, dört lira aylığa razı olmuştun! Şimdi ver bakalım hastane paralarını... Küçüktüm, sığırtmaçtım. Ama şaka ettiğini anlamıştım: - Sen koskoca Gazi Paşa sın. Elbet te hastane parasını da verirsin! dedim. Hastaneden çıktıktan sonra Atatürk, beni gene aratarak Beşiktaş ta 19 uncu İlk Mektebe yazdırdı. Beşiktaş daki okula bir yıl kadar de vam ettikten sonra Atatürk, beni Maçka daki Fevziye Lisesi ne yazdırdı. Lise nin dokuzuncu sınıfında iken, imtihan vererek Kuleli Askerî Lisesi ne geçtim. Kaynak: Selahattin GÜNGÖR, On Yedi Milyondan Biri Atatürk ün Öksüz Bıraktığı Çocuk Neler Anlatı yor? Cumhuriyet Gazetesi, Sayı: 5213, 15 Kasım 1938, s.3. I was delighted: Send me to school, that is much better!, I said. Within 24 hours, I found myself checked in at the Himayel Etfal (Children s) Hospital. They looked after me very well there, whereas I was transformed into an unrecognizable state within four months. I lost the jaundiced look in my face and my appetite returned. I ll never forget, he came to the hospital around midnight. He came right into the room I was in. I was in a state of shock when I saw him and wanted to get to my feet. Atatürk used his hand to prevent me from doing so: He smiled, saying: Forget about trying to get your feet, rather, think about how you are going to get out of here! Then: Hey, don t you remember I got you to accept four lira a month for being my head honcho. Now, it s time to pay your hospital bill. I was just a little herder boy, but I knew he was joking: You are a huge Gazi Pasha. Of course you can also pay the hospital bill, I said. After I got out of the hospital Atatürk came looking for me again and had me registered into the 19 th Elementary School in Beşiktaş. After I had attended the school in Beşiktaş for about a year, Atatürk had me registered in the Fevziye Secondary School in Maçka. While I was in 9 th grade, I passed a test which got me into the Kuleli Military High-School. 110

111 ANILARDAN DERLEMELER SORULAR VE TANIKLAR Dr. Rezan KÖMÜRCÜOĞLU nun Anıları Ben Atatürk ün kulak doktoru Ziya Yaltırım ın büyük kızı. Atatürk ü çocukluğumda da olsa tanımak mutluluğuna erişen nadir insanlardanım. Tabi ki Ülkü ADATEPE yi de bebekliğinde tanıdım, Atatürk ün yakınlarının çocukları olarak Ülkü en küçüğümüzdü bizim aramızda büyüdü. Bu beraberlikte pek çok anımız oldu. Hepsini anlatmam imkansız yalnız iki tanesini anlatacağım. Atatürk Florya Köşkü ne geldiği zaman bizde babamızdan uzak kalmayalım diye Florya da ev tutuyorduk. Köşkte gürültü olmasın diye bizler oraya gitmez çoğunlukla Ülkü bizlere gelirdi. Bir gün hepimizin büyüğü olan Ayla geldi ve cebinden üzerinde Gelincik olan bir sigara paketi çıkardı. Hadi bunu deneyelim dedi. Hepimiz içmeye çalıştık ama beceremedik. Aksıra öksüre sormayın, o arada Ülkü geldi Ben de isterim, dedi. Eh bizler de ne de olsa çocuğuz ona da verdik tabi. O da attı. Akşam hepimizin babaları Atatürk ün sofrasında oturur ken Ülkü Ata nın yanına geliyor ve Atatürk senin kirpiklerine ne oldu diye soruyor. Biz Ülkü nün sigarasını yakalım derken kirpik lerini yakmışız. A Recollection by Rezan KÖMÜRCÜOĞLU As the eldest daughter of Atatürk s Ear, Nose and Throat (ENT) Doctor, Ziya Yaltırım. I was one of those rare people who were lucky enough to have known Atatürk, even though my acquaintance occurred during my childhood. Oc course, I also knew Ülkü (ADATEPE) when she was very young. She was the youngest of the children of Atatürk s inner circle and she grew up amongst us. Though there are lots of memories of our time together but to recall them he re would be impossible. Two of those remembrances stick out sharply in my mind and I wo uld like to relate them to the reader. We were staying in a home in Florya whenever Atatürk stayed at his Florya Seaside Villa so that we would not be far from our father. So that there would not be too much noise at the residence, we would not go there, but rather, Ülkü would come to us most of the time. One day, Ayla, who was older than all of us, came over to our place and took a pack of Gelincik cigarettes out of her pocket. We thought we would try to smoke some of them but it just was not happening. We were coughing and wheezing up a storm when Ülkü came around and said that she wanted to try one as well. We all said, What storm when Ülkü came around the heck, we are just kids, so we gave her one and of course, she threw it on the ground once she found she could not smoke it. Any way, that Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 111

112 Atatürk, tren seferlerini, bakanlarıyla yaparmış. Başbakan İNÖNÜ, Ekonomi Bakanı BAYAR ve Dış İşleri Bakanı ARAS, Ülkü ve Afet İNAN. Atatürk made his train trips with ministers. Prime Minister İNÖNÜ, the Minister of the Economy BAYAR and the Minister of Foreign Affairs ARAS along with Ülkü and Afet İNAN. Çocuktan al ha beri! O da Ablalar ağabeyler sigara içiyordu, ben de istedim, di yor. Tabi bizim babalar duyuyor, ertesi gün hepimiz cezalı. İkinci anı da şöyle gene; Flor ya dayız, benden üç yaş küçük olan kardeşim hastalandı. Dok torlar hep üşütme üzerinde duru yorlar, tifo aşısı olduğu için kimse nin aklına tifo gelmiyor, Ülkü de her gün bize gelip kardeşimle oy nuyor, tifo ona geçip o da hastala nıyor, yapılan tahliller sonucu hastalığı tifo olduğu ortaya çıkıyor, hastane ve doktorlara yakın olsun diye Ülkü Dolmabahçe Sarayı na götürülüyor. Biz de İstanbul daki evimize iniyoruz Rahmetli Prof. Doktor Neşet Ömer Bey ikisini de tedavi ediyor. Ülkü den çıkıp bize, bizden çıkıp Ülküler e gidiyor. Bir gün Saray dan bize geldi ve babama Atatürk Doktor bu çocuğu kurtar o ölürse ben yaşamam diye dert yan mış. Çok şükür ikisi de iyileşti. Ülkü atenight, when all our fathers were sitting at Atatürk s dining table, Ülkü went up next to Atatürk, who asked, What happe ned to your eyelashes? It turns put that in trying to light Ülkü s cigarette, we burned her eyelashes. She blurted out, The older kids were smoking cigarettes and I wanted one too! Of course, our fathers learned of all this and we were all severely punished the next day. My second recollection goes like this: We were in Florya again, whereas my younger sis ter became ill. The doctors all thought it that she had just caught a cold. As she had been vac cinated for typhoid, it never occurred to anybody that she might have come down with that di sease. Ülkü, who had been coming over to our place everday to play with my sister, had be come ill as well. The doctors at the hospital determined that she had typhoid. So that she may be closer to the doctors, Ülkü was taken to Dolmabahçe Palace, whereby we also return to our home in İstanbul. The late Prof. Dr. Neşet Ömer Bey treated both of them, leaving Ülkü s side and running up to us, then dashing back to Ülkü. During one of his house calls, the doc tor poured out his troubles to my father, saying that Atatürk told him, Doctor, save this child, I won t be able to live if she dies! Finally, they both recovered. When she regained conscious ness after running a dangerously high fever, the first thing Ülkü wanted was lipstick. 112

113 şi düşüp kendine gelince ilk istediği şey dudak ruju olmuş. Kılıç Ali nin Oğlu Altemur KILIÇ ın Eşi Güzide KILIÇ Ülkü ile ikimiz çocukluk arkadaşıyız. Bir gün Ülkü ile Florya da denize girdik. Epey yüzdük. Denizde çocukça oyunlar oynuyor, şakalaşıyorduk. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık. Hava soğumuş ve gün kararmaya başlamıştı. Ama biz yüzmeye devam ediyorduk. O sırada Atatürk yanımıza geldi. Çocuklar, hava soğudu, geç oldu, haydi bugünlük bu kadar yeter. dedi. Çıktık. Atatürk bize dondurma ikram etti. O küçük Ülkü yü çok severdi. Onun hastalanmasını, incinmesini istemezdi. Nilüfer GÜRSOY: 3. Cumhurbaşkanı Ce lal BAYAR ın Kızı Ülkü, Cumhuriyetimizin kuruluş döneminin simgesiydi. Atatürk, Ülkü de Türk çocuklarını görüyordu. Babamın bana anlattığı bir anıyı aktarmak istiyorum. Savarona yatında Atatürk le birlikte çalışma içindeyken babam hastalanır. Atatürk pijamalarından birini babama verir ve baba mın istirahatını sağlar. Sonra Ülkü yü çağırır ve ona, Bak, Celal Bayar Bey hastalandı. Git ona masal anlat, iyileşsin. demiş. Arzu ERKAL - Psikolog: Ülkü yü yıllardır tanıyorum. O, çağdaş, sevecen, sevgi dolu, yenilikçi bir arkadaş ve dosttur. Güven veren arkadaşlığı ve dostluğu vardır. Küçük Ülkü anılarına sadık kaldı, O anılarıyla bütünleşti, anılarıyla yaşadı, istis mar ettiğini görmedim. Atatürk ün Ülkü sü ol mayı iyi taşıdı. Güzide KILIÇ, wife of Altemur KILIÇ (son of Kılıç Ali) We were childhood friends of Ülkü s. One day, I entered the sea with Ülkü at Florya and we swam quite a bit. We were playing childish games in the water and having fun. Time flew by and before we knew it, the air temperature dropped and it started getting dark. However, we went on swimming. Just then, Atatürk came up to us and said, Kids, it s starting to get chilly and it s getting late, that s enough for today. We got out of the water. Atatürk treated us to so me icecream. He loved Little Ülkü very much and did not want for her to become ill or hurt. Daughter of the 3rd Turkish President, Celal BAYAR, Nilufer GÜRSOY Ülkü was a symbol of the founding period of our Republic. Atatürk saw Turkish children in Ülkü. I d like to relate a memory that my father once told me. One day, while working on bo ard the Savarona with Atatürk, my father became ill. Atatürk gave him a pair of his pyjamas and made him get some bedrest. Later on, he called Ülkü and said, Look, Celal Bayar Bey is not feeling well. Go over to him and tell him a bedside story so he may recover. Arzu ERKAL - Psychologist: I have known Ülkü for years. She is contemporary, compassionate, tender, an innovative friend and companion. We have a trustworthy friendship and companionship. Little Ülkü remained loyal to her memories. She bonded with her memories and lived with them and never exploited them. She has borne the fact that she was Atatürk s Ülkü quite well. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 113

114 ATATÜRK DE BİR ÇOCUKTU ATATÜRK WAS A CHILD, TOO Mustafa Kemal de bir çocuktu. Onun da her çocuk gibi özlemleri, tutkuları, davranışları ve çocuksu duyguları vardı. O, insanüstü bir varlık değildi; ama tarihin yetiştirdiği çeşitli alanlarda üstünlük gösteren en der kişilerdendi. O, kendisine insanüstü bir varlık olduğunu söyleyenleri hiç hoş karşılamamıştır. Kaldı ki, çocukluğunda, bakla tarlasındaki bekçiliğini de söylemekten hiç çekinmemiştir. Onu yakından tanıyanlardan Münir Hayri EGELİ bir anısında şöyle anlatır: Atatürk, kendisine insanüstü bir varlık olduğunu söyleyenleri hiç hoş karşılamazdı. Çocuk luk arkadaşı Nuri CONKER in sert çıkışlarını büyük bir neşe ile dinler ve hepimizin önünde tekrarlatırdı. Bir gün sofradaki bir kişi: - Paşam! demişti. - Kim bilir, çocukluğunuzda ne ayrı bir insandınız, kim bilir ne gibi olağanüstü anılarınız vardır? Mustafa Kemal was a child, too. Like every child, he had his yearnings, desires, attitudes and childish feelings as well. He was not a superhuman being, but he was one of those rare people found in history who exhibited superiority in various fields. He did not appreciate people telling him that he was a superhuman being. As it was, he never refrained from telling people about the time he scared away the crows on his unc le s bean farm when he was a child. Münir Hayri EGELI, who knew him quite well, related the following recollection: Atatürk did not appreciate people telling him that he was superhuman. He would listen cheerfully to his childhood companion, Nuri CONKER s severe attitude and make all of us repeat it in front of him. One day someone said at the dining table, Paşam! Who knows just how different a person you were during your childhood, and who knows what wonderful memories you have? 114

115 Atatürk güldü ve Nuri CONKER e döndü: - Nuri anlatsın, dedi. Nuri CONKER her zamanki alaylı ifadesiyle: - Bakla tarlasında karga çobanlığı ederdi, cevabını verdi. Deminki soruyu soran kişi, sözün bu yola dökülmesinden fena halde ürktü, soruyu ortaya attığına bin kere pişman oldu. - Aman efendim! diyecek oldu. Atatürk hemen sözünü kesti: - Beni insanüstü olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek insanüstülük sizler gibi Türk olarak dünyaya gelmemdir. dedi. Atatürk laughed and turned to Nuri CONKER: Let Nuri explain, he said. Nuri CONKER replied in his usual scornful manner, He used to scare off the crows on his unc le s bean farm. Whereby the person who asked the question was startled by this turn of events and totally regretted even asking the question to begin with. For God s sake, sir! Atatürk inter rupted immediately: Don t ever infer that I m superhuman. Like you, the only superhuman quality about me is that I was born Turkish. Atatürk her zaman bir çocuk ruhu taşıyordu. (Kentim İstanbul 10 Kasım 2003 kitabından) Once a kid, always a kid! Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 115

116 ATATÜRK ÜN GENÇLİĞİ Atatürk ün gençliği kavramı merak konusu olmuştur. O nun; önderlik, liderlik ve başarılı hizmetlerinde aranan Atatürk e yaraşır bir gençliktir. Başarılı bir genç görüldüğünde Bu genç Atatürk ü çağrıştırıyor deniyor. Atatürk gibi ol O nun gibi çalışkan, başarılı ol! denir. Atatürk, on beş yaşındayken ilk kez Selanik ten ayrılıyor. Manastır a askeri okula gidiyor. Ali Fethi den (OKYAR) Fransızca dersleri alıyor. Cephelerde süren savaşla ilgileniyor, okuldan ka çıp savaşa katılmak istiyordu. ATATÜRK S YOUTH Atatürk s concept of youth became a topic of discussion. For him, leadership, and successful services prompted him to say, a youth befitting Atatürk. Whenever he encountered a successful youngster, he would say, This youth reminds me of Atatürk. He would also say, Be like Atatürk or Be industrious like him, make a success of yourself! Mustafa Kemal first left Thessalonica when he was 15 years old. He studied at the military school in Manastır. He took French lessons 116

117 Mustafa Kemal, en çok matematik dersini seviyordu. Yoğunluğu ve ağırlığı bu derse veri yordu. Ta ki arkadaşı Ömer Naci ile tanışana kadar. Ömer Naci, Mustafa Kemal e okuduğu ki tapları sordu. Bugüne kadar şiir okumadığını öğrendi. Okuduğu kitapları Ömer Naci beğenme di. Ona birkaç şiir kitabı verdi. Kemal, al bunları oku! dedi. Bu şiir kitapları onun ilgisini çekmişti. Kendisini şiire fazla kaptırdı. Hocaları: Şiirle fazla uğraşırsan askerlikten uzaklaşırsın! uyarısında bulundular. Atatürk, en yakın arkadaşlarından Ali Fuat la İstanbul da üniformalarını zaman zaman çıkarıp gönüllerince geziyorlardı. O nda, gençlik değişimi ve gelişimi arayışı başlamıştı. İttihat Terakki Akademisi nde kök salmıştı. O sırada Mustafa Kemal yirmi yaşındaydı. Namık Kemal in Vatan Kasidesi ilgisini çekiyor, vatanı düştüğü durumdan kurtarma düşleri kuruyordu. Siyasi düşleri o yıllarda filizleniyordu. Düşünceleri henüz olgunlaşmamış, netleşmemişti. O baskı rejimine karşı tepki gösteren bir yapıdaydı. Bu sebeple, arkadaşlarıyla birlikte el yazısı bir dergi çıkardı. Okul müdürü bu çalışmalarını gördü. Ama olayı hoşgörü ile karşı ladı. Mustafa Kemal, ufkunu sürekli geliştirecek kitaplar okuyordu. Bu günün gençleri Atatürkler ine diyorlar ki; SENİNLE KURTULDUK, SENİNLE ÖĞRENDİK, SENİNLE DEĞİŞTİK, SENİNLE... RAHAT UYU ATAM! from Ali Fethi. He became enamoured with the battles on the fronts and wanted to leave school and sign up to fight. Mustafa Kemal excelled in math and con centrated on this subject, that is, up until he met his friend Ömer Naci. Ömer asked him which books he had read and learned that un til then, Mustafa Kemal had read no poetry. Ömer Naci didn t like the books he had in his library and offered him a few works of poetry, saying Here, Kemal, read these! Poetry ca ught his attention and started to really get into it. His teachers warned him, If you get your self caught up in poetry too much, you ll forget all about joining the army! Once in a while, Mustafa Kemal and one of his closest army buddies, Ali Fuat (Cebesoy) would decline to wear their uniforms and wander about Istanbul in their civilian clothes instead. Progressi ve youth and a search for progress. He took up roots in the Union & Progress Academy. By that time, Mustafa Kemal was 20 years old. Namık Kemal s An Eulogy to the Motherland captivated his imagination, whereas he began to dream about saving the motherland from total innihilation. Back then, his political aspirations were just beginning to took root. His thinking was yet to mature and become defined. His makeup was one that reacted strongly against the oppressive regime. For this re ason, he published a magazine with his friends, called El Yazısı (Manuscript). Though the school headmaster learned of this business, he turned a blind eye. Mustafa Kemal was always reading books that continually expanded his horizons. Today s youths say of their Atatürk; We were saved by you, we learned with you, we changed with you, rest in peace, ATAM! (Source: Milliyet - Can DÜNDAR, Lord KINROSS - Fatih RIFKI) Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 117

118 Yakın Çevresindekilere Göre Atatürk ve Çocuk Sevgisi Atatürk ün çevresinde bulunanların, onu yakından tanıma fırsatı bulanların hemen hepsinin Atatürk ün çocukları çok sevdiği görüşünde birleştiklerini görüyoruz. O, Çocuklar bizim geleceğimiz, umudumuzdur, derdi. Yakın çevresinde bulunanların Atatürk ve çocuk sevgisi ile ilgili anı ve gözlemleri konumu za ışık tutması bakımından yeterlidir. Bulunduğu her yerde çocuklarla ilgilenirdi. Onlara, bir büyükmüş gibi değer verirdi. Mina URGAN dan Anılar Mina URGAN ın Bir Dinazor un Anıları adlı kitabında (164. sayfa 2.p.) anlattığı Mustafa Kemal, kişisel yaşamında yalnız ve mutsuz bir insandı. Yakın çevresinin içtenliğine de tam gü ven duymuyordu. Annem, son yıllarında Atatürk ün Küçük Ülkü ye bağlanmasını çok anlamlı bulurdu. Çünkü beş yaşında bir çocuğun ona dalkavukluk etmesi söz konusu olamazdı. Onun çocukça sevgisine güvenebilirdi Bir ulusun kurtuluşu, kuruluşu ve oluşumunda söz sahibi olan Atatürk, çevresinin ikili, çıkarcı ve güvensiz oluşumları sonucunda doğruluğu, dürüstlüğü ve olağanlığı çocuk sevgisi nde bulmuştu. Yaşamının son yıllarında küçük Ülkü ye bağlanma sı onun bu çocuk saflığı, dürüstlüğü ve temizliğiydi. Atatürk, Ülkü ile olunca, yetişkinlerde göremediği doğruluğu, berraklığı ve içten sevgiyi görüyor ve huzur buluyordu. Atatürk, ulusunun kuruluşunda diktiği fidenin yeşerdiğini görmüştü. Ağacın dal budak saldığını, umutlarının gücünü, doğanın yansıttığı onun ışığı ulusun her köşesinden Türkiye nin güzelliğini gördü. Güç lü yüreğinde, yükselen sesin yankılanacağını biliyordu. Güneş gibi doğan His love for children according to his closest confidants It is clear from statements made by those in Atatürk s inner circle as well as those who had the opportunity to get to know him in person that they all agree that Atatürk loved children. He would say Children are our future and our hope. The memories and observations regarding Atatürk and his love for children by those in his inner circle are enough from the aspect of throwing light on this subject. He would attend to children wherever he encountered them and treat them as though they were adults. Recollections of Mina URGAN I attended the wedding of one of Mustafa Kemal s adopted daughters at the Ankara Palas.* At first, my mother Şefika Hanım didn t want to take me along on account of the fact that I was quite small. Later, poet/writer Rusen Esref (Ünaydın) and his wife Saliha Hanım, who had co me by to pick up my mother and step-father Falih Rıfkı (ATAY), got me dressed and took us all to the wedding. When I entered the hall, I found my mother Şefika speaking with Mustafa Ke mal. I went racing up to my mother and stood at her side without saying a word. My mother got all flustered and pretended not to have anything to do with me. Mustafa Kemal understo od that something was amiss and asked, Maam, who is this child? My mother replied, She s my daughter, sir! Mustafa Kemal took my hand and asked, Why are you looking at me like that? I replied, It s because I ve never seen you before, that s why. Well, you are more than welcome to visit me at my home in Çankaya whenever 118

119 Zehra, Afet ve Ülkü nün annesi Vasfiye Hanımlar, Gazi ile seyahat ediyorlar. (Ülkü ADATEPE Arşivi) Zehra, Sabiha and Ülkü s mother, Vasfiye accompany the Gazi on one of his excursions. Türk Milleti ve onun Atası huzurluydu. Ancak; savaş-barış, oluşum, kuru luş, bayındırlık, eğitim ve onun gibi daha nice faktörlerle devrimlerini gerçekleştirdi. Mustafa Kemal le olan insanların birçoğunun güvenirliği tartışılırdı. İşte bu konu, saflık, dürüstlük ve güzellik sembolü olan çocuk sevgisi ile bütünleşti. Tabi ki; Ülkü bu oluşumda en önde idi. O, Türk çocuklarının sembolü ve Küçük Ülkü sü olarak anıldı. Mustafa Kemal in manevi kızlarından birinin you want. He then went on to ask me questions like my age, my school, the books I liked to read, whether I enjoyed reading, and what I wanted to be when I grew up. Then, he said, Come with me, let s dance. I was just an 11 year child at the time, but the manner in the way he came across is indelibly etched upon my memory. One thing is for sure, I would not have been me if it weren t for Mustafa Kemal. Today, I m an educated adult. When I was young, men and women would ride the tramways in separate sections which were divided by curtains. Mustafa Kemal tore up all tho se curtains which outcast women from having social lives and locked them up in dark corners. He defended the fact that women were on the same footing as men in all aspects, whereas their feminine identities went hand in hand with the fact they were people, first and foremost. For this reason, I say, Mustafa Kemal was a very important leader who made me what I am. With my deepest regards and respects for him. It is written the second paragraph on page 164 of Mina Urgan s work, Bir Dinazor un Anıları (A Dinosaur s Memories) that Mustafa Kemal s Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 119

120 Ankara Palas taki düğününe katıldım.* Önce leri annem Şefika Hanım benim çocuk olmam nedeniyle bu düğüne katılamayacağımı ileri sür müş ve beni götürmemişlerdi. Daha sonra annem ile üvey babam Falih Rıfkı yı (ATAY) almaya gelen Ruşen Eşref (ÜNAYDIN) (şair-yazar) ve eşi Saliha Hanım beni giydirdiler, süslediler ve düğüne götürdüler. Salona girdiğimde Mustafa Kemal i annem Şefika ile konuşur buldum. Koşarak annemin yanına gittim ve bir şey söylemeden yanında durdum. Annem Şefika çok bozuldu. Beni, önceleri görmezlikten geldi. Mustafa Kemal durumun farkına vardı. Hanımefendi, bu çocuk kim? diye sordu. Annem de; Kızım efendim! dedi. Mustafa Kemal, elimi tuttu; Bana neden öyle bakıyorsun? dedi. Efendim, sizi daha önce hiç görmemiştim de ondan. dedim. Bundan böyle istediğin zaman Çankaya daki evime gelebilirsin. diyerek, yaşım, oku lum, sevdiğim kitaplar, okumayı sevip sevmediğim, büyüyünce ne olmak istediğim gibi bir sürü sorular sordu. Sonra; gel, seninle dans edelim dedi. On bir yaşında bir çocuğa insanca, sevgiyle yakınlaşmasını unutamıyorum. Şuna inanıyorum ki Mustafa Kemal olmasaydı ben ben olmayacaktım. Şu an eğitim görmüş bir yetişkinim. Gençlik yıllarımda tramvaylarda kadınlar, erkeklerden ayrı bölümlerde oturuyorlardı. Bu bölümler perdelerle sınırlandırılmıştı. Mustafa Kemal, o perdeleri ve kadınları toplum yaşamından dışlayan, karanlık köşelere kapa tan bütün perdeleri yırttı. Kadınların, her açıdan erkeklerle eşit olduklarını savundu ve kadın olma kimliklerini, önce insan oldukları kimliği ile tamamladı. Bu sebeple Beni ben yapan çok önemli bir önder! diyorum Mustafa Kemal e. Ona her zaman içten sevgi ve saygı duyuyorum. * Nebile, Ankara Palas ta 1929 yılında evlendi. personal life was filled with loneliness and unhappiness. He just couldn t put enough trust into the sincerity of his inner circle. When my mother entrusted me to Atatürk in his final years, she found this very meaningful, because she knew that a five-year old girl was not capable of inane flattery. He knew he could put trust in a child s love. Atatürk, who played the most crucial role in the nation s salvation, foundation and formation, finally found countenance in a true, honest and normal child s love to oppose a teeming sea of hypocrites, self-interest groups, and insecurity. What connected Little Ülkü to him in those final years of his life was this child s purity, honesty and wholesomeness. Whenever Atatürk was with Ülkü, he saw the righteousness, clarity and genuine love that he co uldn t see in adults, and he took comfort in this. Atatürk saw that the seedlings planted while he founded the nation was just beginning to sprout leaves, the power of his hopes, he saw the beauty of his light reflected in nature throughout his nation. He knew that its rising voice was going to reverberate in its mighty heart. All of this goodness came about and it evolved into an astounding success. Emerging like the rising sun, the Turkish Nation and its Father were at peace. However, fac tors such as war and peace, formation, foundation, public works, education and a host of ot hers were realized by means of revolutions. The level of trustworthiness of most of those in his inner circle was debatable. Of course, Ülkü was in the forefront of this formation. She was synonymous with the youth of Turkey and is commemorated as His Little Ülkü. *Nebile was married at the Ankara Palas in

121 Buyan RONA dan Anılar Emekli öğretmen olan Buyan Rona, Atatürk ün on beş yıl berberliğini yapan Mehmet Tanrıkutmete nin torunudur. Onunla ilgili anılarında şöyle anlatıyor: Atatürk hoşgörülü ve alçak gönüllü bir insandı. Köşkte görev yapanlar arasında asla ayrım yapmazdı. Kızlarımın adlarını o koydu. Kızlarım onun manevi evladı gibiydi. Atatürk, bir erkek güzeliydi. 10. Yıl Marşı nı Dolmabahçe de hep beraber söylerdik. Güzel ve şık giyinirdi. Giyim ve kuşamda bir örnekti. O çağda, O örnek bir devlet adamıydı. Türkiye ye gelen devlet büyük leri ile kıyaslanamayacak kadar titiz, şık ve güzel giyinirdi. Bir hatıramda da Atatürk ün manevi kızı Ülkü nün doğum gününe gitmiştik. Üstünde robdöşambr olan Atatürk, biz çocukları kucağına aldı, sevdi. Babam hep bir erkek çocuğu olmasını istermiş. Babam birgün Atatürk ü tıraş ederken tele fon çalmış. Telefonla konuşan Atatürk, babama dönerek, Memo, bir kızın daha olmuş deyin ce, babamın usturası elinden düşmüş, bayılır gibi olmuş ve kız çocuğu oldu, diye üzülmüş. Atatürk de Memo, boşuna üzülme. Anne ve babalar için kız çocuklar daha yararlı olur. demiş. Sonra Evlat evlat tır, kız, erkek ne fark eder ki? Yeter ki sağlıklı olsun. diyerek uyarmış. Babam Tahsin Çukurluoğlu ile beraber Çankaya Köşkü nde. (Ülkü ADATEPE Arşivi) With my father, Tahsin Çukurluoğlu at the Çankaya Villa. A recollection from Buyan RONA Retired educator Buyan Rona is the granddaughter of Mehmet Tanrıkutmete, who served Atatürk for 15 years. Atatürk was a very tolerant and modest person in that he never Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 121

122 Bu uyarıda erkek kız fark lılığı yerine sağlıklı bir evlat duygusu ve önce insan faktörü önemli ve hakimdir, değil mi? Refet ANGIN dan Anılar Ben, Gelibolu Cumhuriyet İlkokulu beşinci sınıf öğrencisiyken Gazi Mustafa Kemal le tanıştım. O yaşlarda bir çocuğun heyecanı ve duyguları içinde Atam la karşılaşmak ve ona öğretmen olmak iste diğimi iletmek benim için çok büyük bir duygu ve heyecandı. Aradan yıllar geçti. Edirne Kız Öğretmen Okulu nun yatılı sınavlarını kazanarak, bu okulun öğrencisi oldum yılının başlarında Atatürk Edirne ye geldi. Bu tarihte Türkiye Cumhuriyeti nin ilk Cumhurbaşkanı olarak Edir ne deydi. Okulumuzu ziyaretinde ona okulum adına çiçek verdim. Ve Paşam, size öğretmen olmaya söz verdim. Bakın öğretmen adayı olarak buradayım dedim. Atatürk: Ne öğretmeni olacaksın? diye sorduğunda; Matematik öğretmeni dedim. O büyük insan Hayır, hayır. Sen tarih öğretmeni olacaksın. emrini verdi. İşte bu emir 1932 lerden bugünlere beni yıldızlaştırdı. Atatürk ün tarih öğretmeni oldum. O nu, ilkelerini, başarılarını nesil nesil anlattım. Ata nın Türk kadınına verdiği değeri, eğitimi yönlendirme konusunda, Türk kültürü, Türk dili ve edebiyatı ile Türk tarihine olan katkılarını tüm öğretmenliğimde anlattım. Konuşmacı olarak katıldı ğım sivil toplum kuruluşlarında da bir yıldız öğretmen olarak Atatürk ve Atatürkçülük ü belgeselleştirerek anlatmaya çalıştım. Çocukluğumda, o erişilmez büyük insanla bütünleşmem, onun benim meslek seçmemde yönlen dirici telkini yaşamımın en önemli anıdifferen tiated between personnel who worked at the Presidential Villa. He named my daughters and treated them like they were his own. Atatürk was a hunk of a man. We would all sing the 10th Anniversary Anthem in unison at Dolmabahçe Palace. He dressed very sharply and was an exemplary statesman of his time. I remember one day when we went to Ülkü s birthday party. Atatürk, who was wearing a dressing gown, embraced and caressed us all. My father always wanted a boy. One day, Atatürk was with my father, when the phone rang. Atatürk, who answered the phone, turned to my father, who was shaving at that moment, and sa id, Memo, you re the proud father of another girl. My father dropped his razor blade and practi cally fainted, disappointed from the fact that he had another daughter. Atatürk consoled him by saying, Memo, don t be so sad. Daughters are more beneficial for the parents. Besides, what difference does it make if the kid is a boy or a girl as long as if it s healthy? Recollections of Refet ANGIN I was in the 5th grade at Gelibolu Cumhuriyet Elementary School when I met Gazi Mustafa Ke-mal. At my age, it was a very exciting and emotional moment for me to meet him and tell him that I wanted to be a teacher when I grew up. Years passed whereas after elementary school, I pas sed the examinations to enter the Edirne Girl Teachers School. As the first President of the Re public of Turkey, Atatürk called on Edirne at the beginning of 1932, whereas I was chosen by our school to present him with a bouquet of flowers during his visit. It was then when I 122

123 sıdır. Benim asıl anlatılacak yanım öğretmenliğimdir. diyen Ke mal Atatürk, çocukları eğiten, yetiştiren öğretmenleri çok severdi. Atatürk, manevi kızlarının eğitimine çok önem gösteriyordu. Afet İNAN ı bir bilim kadını, Sabiha GÖKÇEN i pilot olarak yetiştirdi. Küçük Ülkü ye çok özen gösteriyordu. O zamanlar Ülkü çok küçüktü. Ata nın son yıllarında Ülkü yü hep Ata türk le birlikte görüyordum. Benim de bulunduğum bir günde, Atatürk Küçük Ülkü ye: Ülkü, bak. Bu ablan tarih öğretmeni olacak, git ona sorular sor. Sana masal anlatsın dedi. Küçük Ülkü koşarak geldi, beni kucakladı. Sorular sordu. İşte o yıllardan bu yana Küçük Ülkü yü tanıyorum. Onu her görüşümde Atatürk ü görür gibi oluyorum. Zira, Atatürk tüm Türk çocuklarını çok severdi. Gez diği yerlerde gördüğü kimsesiz, bakımsız çocukları sahiplenirdi. Himayesine alır, eğitir, okutur, onların yarınlara iyi bir insan olmalarını sağlardı. İşte Küçük Ülkü de onlardan biriydi. Yani Ülkü, Türk çocuk larının bir sembolüydü. Atatürk, çocukları sever, gençlere güvenirdi. Gençler bizim geleceğimizdir derdi. Gençliğe Hitabesi nde onlara olan inanç ve güvenini açıkça belirtiyor. Damarlarınızdaki asil kan diyerek gençleri gururlandırıyor. Atanızın size olan inanç ve güveni hep sürecektir diye düşünüyorum te yapılan genel seçimde 18 kadın milletvekilimiz vardı. Bunlardan biri de Satı Kadın dı te Ankara yakınlarındaki bir köy çevresinde bir at gezintisi yapan Atatürk ve arkadaşları bu köye uğrarlar. Köyün muhtarı olan Satı Kadın konuklara ayran sunar. Ne var ki, Atatürk ün ayranında bir çöp görülür. Satı Kadın duruma el koyar, şöyle der: - Paşam... Bardağınıza o çöpü ben koydum. told him, My Pasha, I promised you that I would become a teacher, and look, I m here as a teacher candida te. Atatürk then asked me, What branch to you want to teach? I replied, Mathematics. No, that won t do, you are going to be a history teacher, he commanded. And with that order, I beca me a star history teacher of Atatürk s, teaching about him, his principles, his successes to seve ral generations. Throughout my scholastic career, I taught about the value that Atatürk put on Tur kish women, how he offered educational guidance, as well as his contributions to Turkish culture, as well as its language, literature and history. Unifying with that inaccessibly great person in my youth and having him provide me with career counseling is the greatest memory of my life. Kemal Atatürk, who once said, What they sho uld tell about me is my teaching abilities, loved his teachers who brought up and educated children. Atatürk paid great attention to the education of his adopted daughters, whereas Afet İNAN was raised to become a scientist and Sabiha GÖKÇEN, a pilot. He took pains with Little Ülkü as well. I always saw Atatürk together with Ülkü during his final years. One day, when he was with me, Atatürk said to Little Ülkü, Look, Ülkü, One day, this young lady is going to be a history teacher. Go and ask her questions and have her tell you stories. She came running to me, and asked me qu estions as she embraced me, Well, I ve known Little Ülkü ever since those years and every time I see her, it is like I see Atatürk. This is because Atatürk loved all Turkish kids very much. During his trips around the country, he would covet those orphaned kids who needed care. He would ta ke them under his protection, Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 123

124 have them trained and educated, ensuring they became model ci tizens of the future. Ülkü was one of those kids. That is, Ülkü was symbolic of all Turkish children. Atatürk loved children and instilled trust in them as well. The youth are our future, he would say whereby he clearly stated his faith and trust in his The Youth of the Nation Address. The noble blood in your veins. instilled a sense of pride in the young people. I believe that Atatürk s faith and trust in you will continue until eternity. One of the 18 women Grand National Assembly deputies who were elected during the gene ral election held in 1935 was Satı Kadın. Who was this Satı Kadın? Well, one day in 1934, Atatürk and some of his colleagues rode on horseback through some of the outlying villages around Ankara. The muhtar in one of those villages was Satı Kadın, who present her guests with glas ses of ayran. However, Zehra, Sabiha ve Ülkü nün annesi Vasfiye Hanım keyifli bir tekne gezintisinde, 1930 yılı. (Ülkü ADATEPE Arşivi) Zehra, Sabiha and Ülkü s mother, Vasfiye are enjoying a boat cruise in Çünkü siz terlisiniz, ayran da soğuk. Terli terli ve ça buk çabuk ayranı içip hasta olmayın diye o çöpü koydum. Bu vatanın size çok ihtiyacı var. Atatürk gülümseyerek bu zekice savunma amaçlı söylenen sözleri dinler ve daha sonra Satı Kadın ın meclise girmesi konusunda emir verir. Satı Kadın iki dönem milletvekili olur. Atatürk sees a small piece of straw in the ayran, whereas Satı Kadın explained the situation thusly: Pasha, I put the straw in your glass. Why? With you being all sweaty and the ayran being cold, I put it in the ayran so that you wouldn t catch cold. This country has a great need for you. Atatürk smiled and listened to these intelligently spoken words. Subsequently, he gave the or der to have Satı Kadın serve in the parliament. As a consequence, Satı Kadın served two terms as a deputy. Atatürk, who attended the ball to commemorate the October 29th, 1935 Republic Day, saw a 124

125 29 Ekim 1935 Cumhuriyet Bayramı balosuna katılan Atatürk, bir çiftin dans ettiğini görür. Bu çifti sevgi dolu coşkuları ve neşeleri için kutlamak ister, yanına çağırır. Bu arada onlara Cumhuriyet Bay ramı ile ilgili sorular sorar. - Gençler!.. Cumhuriyetimiz kaç yılında ilan edildi? Daha önceki yönetim şekli nasıldı? gibi sorular. Gençler: Efendim, biz özel azınlık okullarında okuyoruz. Gerçi Türküz ama Fransız tarihini okuyo ruz. Türk tarihini okumadığımız için bilmiyoruz derler. Atatürk çok üzülür, yaverini çağırır. Türkiye deki bütün azınlık okullarında eğitim öğretimde yeni den yapılanmaya gidilmeli, Türk tarihine, edebiyatına, mitolojisine ve coğrafyasına genişçe yer veril mesi konusunda gerekli çalışmalar yapılsın, der. Olay karşısında üzülür, gerekli önlemleri alır. Yine başka bir baloya katılan Atatürk, beyazlar giyinmiş genç bir deniz subayı ve ailesiyle bir arada oturan kırmızılar giyinmiş güzel bir genç kız dikkatini çeker. Genç subayı yanına çağırır ve eliyle karşı masada oturan kırmızı giysili bayanı göstererek; Delikanlı git, şu genç, kırmızı giysili kızımızla dans et, der. Genç subay: Ama efendim, ya istemezse, ya ailesi, nasıl olur? diye duraksar, şaşırır durur. Atatürk rica ediyor, dersin, karşılığını verir. Emir büyük yerdendir. Genç subay gider, genç kızın ailesini selamlar, durumu anlatır ve dans couple dancing cheek to cheek and calls them over to congratulate them. Just then, he asked them a few questions about Republic Day; You young people, in which year was the Republic established? What was the previous administration like? The young couple replied; Sir, we study at a private minority school. In essence, we are Turks, but we are studying French History. We don t know Turkish History because we don t study it. Atatürk was very upset and took the necessary measures when he heard this and summoned his A.D.C. All the minority schools in Turkey need a thorough review of their education and inst ruction. Have the necessary studies carried out regarding giving more emphasis on subjects such as Turkish History, Literature, Mythology and Geography. Attending another ball, Atatürk sees a naval officer in his white dress uniform with his family on one side and a nice young lady in red on the other side of the ballroom. He called over the young officer and pointed out the lady in red sitting at the opposite table. Hey young man, go and get that young lady to dance with you. The young officer replied, But, sir, what if she doesn t want to, what about her family, what would they say? he hesitated. Say, Atatürk would like us to dance and she ll respond. The young officer goes up to their table, salutes the young lady s family, explains the situation and asks for permission to dance with her. The two youths dance amidst a crescendo Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 125

126 için izin ister. İki genç alkışlar arasında dans ederler. Pistte kırmızı ve beyaz renkler güzel bir uyum sağlar. Müzik eşliğinde dalga dalga coşkuyla dans ederler. Kırmızı beyaz renklerin bu güzel görüntüsü Atatürk ü mutlu eder. Atatürk mikrofonda konuklara hitaben şunları söyler: Efendiler, Hanımefendiler! İşte bu genç çift Türk bayrağını bu pistte sembolize ettiler. Çiftin ailesi ile görüştüm onları bu mutlu günümüzde nişanlıyorum. Türk bayrağı sonsuza kadar böyle güzel güzel dalgalanacaktır. der... Bu baloda küçük Ülkü de Ata sının yanındaydı. Ben birkaç yıllık tarih öğretmeniyken İkinci Türk Tarih Kongresi ne katılmıştım. Komisyon başkanı İsviçreli tarih profesörü Pittart tı. Prof. Pittart Türk tarihi ile ilgili araştırmalarını uzun uzun anlattı. Diğer konuşmacılar da düşüncelerini ve bilgilerini aktardılar. Kongrenin kapanış konuşmasını yapan Atatürk: Üç gün süren bu tarih kongresini dikkatle izledim. Başarılı çalışmalarınız için sizleri kutlarım. diyerek konuşmasına devam etti. Türkler 7000 yıldır tarihe mâl olmuşlar ve çeşitli adlar altında devletler kurmuş, mitolojide yer almışlardır. Asırlardır uygarlıktan uygarlığa, kıtalardan kıtalara göçmüş, tarihin altın sayfalarına mâl olmuşlardır, şeklindeki bu söylevini gözyaşları içinde dile getirdi. Salonda sessizlik ve duygusal bir tablo yer etmişti. Daha sonra Türk Tarih Kurumu nun kurulmasını ve yoğun araştırmalarda bulunulmasını istedi. Bundan sonra Atatürk ün emirleriyle Türk Tarihi Kurumu nun kurulması yolunda çalışmalar hızlandırıldı. of applause, the red and white colors whirling in harmony. This wonderful red & white scene pleased Atatürk to no end. He took the microphone and addressed the guests: Ladies and Gentlemen! This young couple symbolized the Turkish flag on the dance floor. I ve met with the couple s family and I m going to have them engaged on this happy day. The Turkish flag shall wave this beautifully until the end of time. Little Ülkü was at his side at this ball. While I was a history teacher with a couple of years of experience, I attended the 2nd Turkish History Congress. The Chairman of the Commission was the Swiss History Professor Pittart. Prof. Pittart told us of his studies regarding Turkish history for a long time. Other speakers also conve yed their knowledge and opinions. Atatürk, whe gave the concluding speech, I ve been following ths History Congress for the past three days. I congratulate you for your successful studies, and he went on with his speech with tears in his eyes. Dear Guests, Turkish history stretches back 7,000 years, whereby they established a number of states un der various names and attained their place in historical mythology. They migrated over the cen turies from civilization to civilization, from continent to continent to take their place in the golden pages of history. He left a silent, emotional impression in the hall. Later on, he requested the cre ation of the Turkish History Society in order for research studies to be carried out, whereby Atatürk personally intervened in the effort to establish such an institution. 126

127 Mustafa Kemal in Gözyaşları Mustafa Kemal ve Mustafa Necati Afet İNAN ın Anlatımından Mustafa Necati, genç canlı, hareketli ve devrimci bir bakandı. Yeni Türk Harfleri nin kabulüyle okuma yazma bilenlerin sayısının artacağını, işte o zaman Ankara da İş Darülfununu nu (Teknik Üniversite) açacağını sevinerek anlatıyordu. Mustafa Necati nin bu konuşmasını Atatürk e anlattım. Atatürk: Ben, Mustafa Necati den çok iş bekliyorum, hepsini yapacak ve başaracaktır, buna eminim demişti. Ankara da siyasi gündem yoğundu. Millet mekteplerinin, açılma hazırlıkları yapılıyordı (1928). Atatürk, heyecanlı fakat neşeli değildi. Çünkü Mustafa Necati, bağırsaklarından rahatsızlanmış, hastaneye kaldırılmış ve ameliyat edilmişti. Ama sonuç iç açıcı değildi. Mustafa Necati nin sağlık haberleri sık sık Atatürk e bildiriliyordu. Tablo üzüntü veriyordu. Atatürk: Ona yazık olur, çok yazık olur, Mustafa Necati kurtarılmalı! diyordu. Gerçekten de sonuç kötü oldu. Ben, ilk ve belki de son defa olarak Atatürk ün acı duyarak ağladığına tanık oluyordum. Milli heyecan duyduğunda veya savaş sahnelerinin feci ölümlerini anlatırken de üzüntüden gözlerinin yaşardığını biliyorum; ama Mustafa Necati nin zamansız ölümüne ağlaması, büyük bir milli değerin kaybına duyulan acının anlatımıydı. Kaybımız büyük, milletim sağ olsun! ifadesini gayret göstererek mırıldanıyor, çok acı çekiyordu. The Tears of Mustafa Kemal Mustafa Kemal and Mustafa Necati: From the pen of Afet İNAN Mustafa Necati was a young dynamic and revolutionary minister. I recall how he joyously exp lained that along with the acceptance of the New Turkish alphabet that the number of those who could read and write was going to increase and that it would be necessary to open a Technical University in Ankara. I related this conversation I had with Mustafa Necati to Atatürk. Atatürk: I m expecting great things from Mustafa Necati. I m quite sure that he is going to realize it all and make a big success of himself in the process. There was a lot happening on the political front in Ankara. The preparation for the opening of the People s Schools was taking place (1928). Though Atatürk was excited but not in a good mood because Mustafa Necati came down with an intestinal infection, and had to be operated on at the hospital. However, the prognosis was not good; Atatürk was kept informed of Mustafa Necati s health condition. The news was not getting any better. Atatürk: It s too bad for him, what a pity, Mustafa Necati must be saved! The end result was really bad. For the first and probably last time in my life, I saw Atatürk break down in tears. I know that he shed tears of sadness whenever he told us of terrible carnage Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 127

128 Mustafa Kemal, Osmanlı Ordusu nda generallik yaptığı sırada çekilen bir fotoğraf. This portrait was taken when Mustafa Kemal was a general in the Ottoman Army. ATATÜRK le ÇOCUKLUĞUM adlı bu anılar kitabımda merhum Mustafa Necati yi konu et memin nedeni çalışkan, devrimci, başarılı bir genç siyasetçi oluşudur. 20 lı yaşlarından itibaren vatanın kurtuluşuna, kuruluşuna tüm gücüyle hizmet etmiş. Cepheden cepheye koşmuş, cemiyetler kurmuş, düşmana karşı koymuşon the warfronts; but his weeping at the time of Mustafa Necati s untimely death was a portrait of the pain of hearing of the loss of a major national asset. In attempting to shake off the news, he mumbled, Our loss is great, long live my people! but one could tell he was suffering. I witnessed him saying wistfully on a number of occasions, What a kid he was! Ne evlattı o! diye sızlandığına çoğu kez tanık oldum. Mustafa Necati, Muallimler (Öğretmenler) Birliği Başkanı iken Milli Eğitim Bakanı oldu. O yıl yapılan Muallimler Birliği Kongresi ni TBMM salonlarında yapmış ve kongre açılış konuşma sında Cumhuriyet prensiplerini en iyi yayan zümre olduklarını vurgulayarak, öğretmenlik mesleğinin saygınlığını ve üstlendiği sorumluluğu göstermek istemiştir. While he was the Chairman of the Teachers Union, Mustafa Necati became the Minister of Na tional Education. In his inaugural speech of the Teachers Union Congress held in the Grand Na tional Assembly auditorium that year, he emphasized that they were the best body to spread the principles of the Republic and wanted to show the esteem of the scholastic occupation as well as the responsibility it has undertaken. The reason I have included Mustafa Necati in my memories is because he was a industrious, revolutionary, successful young politician. Since his early 20 s he strived tremendously during the national struggle for liberation. He ran from battle front to battle front, he established associations, he repulsed the enemy. He was someone who was close to Atatürk during the War of Liberation and subsequently held posts in the Population Exchange Commission, in 128

129 tur. Vatanın kurtuluşu ile Atatürk ün yakınında bu lunmuş; Mübadele (Değişim), İmar ve İskan, Adliye ve Maarif (Milli Eğitim) Bakanlığı görevinde bulunmuştur yaşlarında bu önemli görevleri ilkeli bir başarı ile yapan Mustafa Neca ti özellikle Milli Eğitim de: a) İlkeli eğitim, b) Eğitimde Örgütlenme, c) Milli Eğitimde Yönetme likler, d) Sosyal-Kültürel yapılaşma, alanlarında çok değerli hizmetlerde bulundu. Öğret menlerin ve öğretmenlik mesleğinin çekici, saygın ve sevilen bir meslek olarak kamuda yer et mesini sağladı. Öğretmenlerle birebir ilgilendiğini, sorunlarının çözümüne yardımcı olduğunu en yakın arkadaşı Vasıf ÇINAR ve diğerlerinden duyuyordum. Gençlere sevgiyle, güvenle, inançla yaklaşan Mustafa Kemal bu genç ve başarılı devlet adamı Mustafa Necati nin kaybından ötürü üzüntü duymuş ve gözyaşı dökmüştü. Bu değerli genç si yaset adamının çalışma ve başarıları, Atatürk le bütünleşmesi bütün gençlerce örnek alınmalıdır. PERA PALAS Anılarım yıllarında Pera Palas Oteli nde Atatürkçüğüm le kaldığım çok günler oldu. Ata türk, daha önceki yıllarda da İstanbul a geldiğinde genellikle burada kalırmış. Pera Palas o yıl ların İstanbul unun en güzel oteli sayılırdı. Otelde Atatürk için ayrılmış bir oda vardı. Otelin yo ğun ve işler olması durumunda da bu oda kapalı tutulur; odaya başka konuk alınmazdı. the Ministry of Public Works and Housing, the Ministry of Justice as well as the Ministry of National Education. Musta fa Necati, who successfully held these important posts when he was in his thirties, was the ca talyst in providing valuable educational services such as; a) Principled Education, b) Organizing in Education, c) Statutes in National Education, and d) Social-Cultural Structuring. He ensured that the occupation of Education became one which was attractive, respectful and endearing in the eyes of the public. I learned of the personal attention he gave to teachers in finding solutions to their problems from his closest friend Vasıf Çınar and others. Mustafa Kemal, who approached the youth of this nation with love, trust and faith, cried tears of sorrow when he learned of the untimely death of this exemplary, successful states man Mustafa Necati. My Memories of the Pera Palas Hotel We spent many days with my Atatürk at the Pera Palas Hotel during In previous years, Atatürk would generally stay here upon his arrival in Istanbul, whereas back then, the Pera Palas was considered to be the finest hotel in the city. Room 101 was specifically reserved for him, and not for any other visitors. In addition to myself, Sabiha GÖKÇEN, Kılıç Ali and sometimes my mother would accompany Atatürk at the hotel. As a consequence, ever since 1937, I ha ve always thought of the Pera Palas as my second home. My memories of running up and down the hotel Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 129

130 Atatürkçüğüm burada kaldı ğında genellikle ben de yanında olurdum. Merhum Sabiha GÖKÇEN, Kılıç Ali ve zaman zaman annem de bizimle oluyordu yılından bugüne Pera Palas ı hep evim gibi görmüşümdür. Çocukluğumda otelin merdivenlerinden koşarak inip çıkışım, salonlarında koşuşturmam, otel personeli ve konuklarla sohbetle rim sis dalgaları gibi hep anıla rımda saklı. Atatürkçüğüm le ye mek yemem, onunla sohbetlerim, otele gelişim, otelden ayrılışım, anılar zincirinin halkalarında sak lı. Pera Palas Oteli nde bugün Atatürkçüğüm ün kaldığı oda sev gi ve saygı gereği olarak müze haline getirilmiş. Fotoğraflar, o zamanlar kullanılan eşyalar oldu ğu gibi korunmuş. Kapısında da Atatürkçüğüm ün odada kaldığını belirten bir plaket var. Pera Palas ın sahibi Sn. Hasan SÜ- ZER, Atatürk e saygılı, ilkelerine bağlı bir zat. Bu oda onun tarafından düzenlendi. Her 10 Kasımda Ata yı saygı ile anıyor, Pera Palas ı ziyaretlerimde, doğum günlerimde geçmiş o güzel günlerle bütünleşecek tarzda şölenler düzenleniyor. Atatürk e bağlı ve onu saygı ile anan tüm insanlara Sn. Hasan SÜZER in şahsında teşekkür ediyorum Kısa süreli evliliği nedeni ile Atatürk ün içinde devamlı bir çocuk hasreti vardı. Bu nedenle etrafındaki çocuklarla çok ilgilenir ve bu hasretini gidermeye çalışırdı. Gerek Ankara da gerek se yurdun her yerinde çocuklarla birlikte olmaya özen gösterir ve onlara sorular sorarak zeki ce yanıtlar aldığında çok mutlu olurdu. Bundan dolayı dünyada 23 Nisan ı çocuklara, 19 Mayıs a da gençlere bayram olarak armağan etmesi işte bu çocuk hasretindendir. Küçük Ülkü bu çocuklardan bir tanesi idi. Ülkü yü çok severek nüfusuna kaydetmiş ve onun yetiştirilmesi için gayret sarf etmişti. staircases, running thro ugh the halls as well as me chatting with the hotel staff and customers are hidden like a fog bank. Dining with my Atatürk, chatting with him, my arrivals and departures at the hotel all are hidden in the links of the chain of my remembrances. Marked by a placard with his name, the room where my Atatürk stayed at the Pera Palas has been turned into a museum, whereas one can see numerous pho tographs and objects used by him are kept in a preserved state. The esteemed owner of the Pera Palas Hotel, Mr. Hasan SÜZER, was the one who organized this room. He respectfully commemo rates Atatürk every November 10 th, arranging events that bring back those halcyon days on my birthdays or whenever I visit the Pera Palas. Because he was married for such a short period of time, Atatürk constantly had this lon ging to have a child. For this reason, he would attend to the children around him and thus, try to eliminate this longing desire. Whether he was in Ankara or elsewhere around the country, he would take pains to be with children and would become very happy whenever he received smart replies to his questions. As an extension of his yearning for children, he felt compelled to bequeath two holidays to the nation; April 23 rd (Children and Sovereignty Day) and May 19 th, (Youth and Sports Day). Well, Little Ülkü was one of those children. He took Ülkü under his wing and attended to her upbringing. Ever since my childhood, I grew up with an infinite love and respect for Atatürk. One night, I saw Atatürk in my dream standing at the head of the entrance stairs of the Pera Palas Oteli. He took my hand, and pulled me up. The next day, Ülkü visited the hotel and that is how we met; I 130

131 Çocukluğumdan beri Atatürk e karşı sonsuz bir sevgi ve saygı ile büyüdüm. Bir gece rüyamda Atatürk ü Pera Palas Oteli nin giriş merdivenlerinin başında gördüm. Elimden tuttu, beni yukarı doğru çekti, ertesi gün Ülkü, otele geldi böylece tanışmış olduk, kendisine bu rü yamı anlattım ve o günden itibaren onun manevi ağabeyi oldum. Atatürk ün Çanakkale Savaşı ndan sonra sık sık kalmakta olduğu 101 No lu odayı bü yük uğraşılardan sonra müze haline getirdim ve 20 Mart 1981 de o zamanın Kültür Bakanı Cihat BABAN ın himayesinde açılışını yaptım. Müzede sergilenen eşyaları arasında Sn. Ülkü ADATEPE nin bağışladığı yatak örtüsü ve Atatürk ün 1928 den 1938 e kadar 10 yıl süre ile ko ruma görevini ve fotoğrafçılığını yapan Rıdvan GÜRARI dan büyük maddi fedakarlıklarla temin ettiğim Atatürk e ait olan elbisesi, meşhur Panama şapkası, kasketi, manevra gözlüğü, göm lekleri, pijaması, terliği, ayakkabıları, diş fırçası, sigara tablası, sigaraları, kahve fincanı gibi paha biçilemeyecek kıymette 37 parça şahsi eşyasını müzeye kazandırdım. Çocukluğumla ilgili anılarım arasında, bir tanesini hiç unutmam; Ailemle birlikte 8-10 yaşlarındayken Malatya nın Akçadağ kazasının Güneşli köyüne gezmeye gittik. Köye bir mektup gelmişti fakat bütün köyde bu mektubu okuyacak hiç kimse bulunamadı. Günümüzde Cumhuriyet sayesinde bu köyde aralarında doktor, mühendis, bilim adamı, bürokrat, işadamı bulunan birçok insan yetişmiş ve burada kadın, erkek yaşı 70 in al tındaki kişilerin %99 u da okuryazardır. Sn. Hasan SÜZER Amerikalı pilot Russell Boardman ve John Polando nun, Temmuz, 1931 tarihinde yapılan hiç durmaksızın New York - İstanbul uçuşu ardından Gazi Mustafa Kemal in 101 No lu odasında kaldıkları bilinmektedir. told her of my dream and I ve been her adopted elder brother ever since. After the War at Gallipoli, Gazi Mustafa Kemal, as he was known before 1934, stayed several times in Room No When I acquired the hotel in 1977, my primary goal was to turn his room into a museum whereby fi nally I inaugurated this room under the aus pices of the Culture Ministry and participati on of Minister Cihat Baban on March 20th, Amongst the items on display in this room are; a bedspread that Mrs. Ülkü ADATEPE donated as well as 37 personal artic les I acquired at great expense from Ridvan Gurari, who was a bodyguard and photog rapher of Atatürk s for ten years starting in These priceless items include: shir ting, his famous Panama hat, a helmet, fi eld glasses, pyjamas, slippers, shoes, to othbrush, ashtray, cigarettes, coffee cups. Of my childhood memories, there is one I would like to relate here; One day, when I was 8-10 years old, my family and I took a trip to the village of Gunesli, located in Malatya s township of Akcadag. A letter had arrived in the village, but there was nobody in the village to read it! Today, thanks to the Republic, 99% of the men and women who live in this district can read and write, whereas numerous doctors, engineers, scientists and businessmen ha ve emerged from this village. Mr. Hasan SÜZER * It is known that the American aviators, Russell Boardman and John Polando who set a long-distance record (8045 km) by flying from New York to Istanbul in 49 hours between July, 1931, stayed in this room during their stay in İstanbul. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 131

132 ATA NIN ÜLKÜ SÜNDEN GENÇLERE! Ata sıyla bütünleşen dört beş yaşlarındaki bir çocuğun duyguları çok farklıdır. Çocukluğun o temiz, duygulu ve sevecen tavrında Türk ün Ata sıyla sevgisinin doruğunda olmak, O nun ta rafından korunmak, kollanmak ve sevilmek çok başka bir şey diye düşünüyorum. O günleri, bazen yaşanmış güzel bir düş ya da görülmüş renkli bir rüya diye algılıyorum. Ulusunun sevgisini yüreğinde taşıyan, dünyanın saygı duyduğu bir liderin manevi kızı ol mak ve günün her anını O nunla geçirmek anlatılması güç bir olgu değil mi? Yaşamımın o beş yılı, evet o beş yılı, çok farklı ve mutlu bir yaşam çizgisi oldu. Ya sonrası, sonraki yıllar kabus oldu, sıkıntılı ve benim için üzücü yıllar oldu. Atatürkçüğüm ün anılarına sadık kaldım. O güzel anıları kesinlikle yararıma kullanmadım. Anılarımı satmadım ve onlardan yararlanmayı düşünmedim. O güzel anılar, yüreğimin sıcaklığı ile bütünleşti. Anılar defterimin zengin hazinesi olarak içimde yaşattım. Sevgili Gençler! Ne oldum değil, ne olacağım. özdeyişini kendinize örnek alın. Bulundu ğumuz FROM ATATÜRK S ÜLKÜ TO THE YOUTH! The thoughts of a child five or six years old who was together with Atatürk are very different. The inquisitive, emotional and tender attitude of being at the peak of Atatürk s love of life. I believe it was something entirely special to be protected, watched over and endeared by him. Sometimes, I reflect upon those days as a living dream in color. As the adopted daughter of a leader who had the respect of the world and bore the love of the nation in his bosom, it is not easy to tell what it was like being with him every moment of his day. Admittedly, those first five years of my life were very precious for me. The years that followed were nightmarish, troublesome and sad years for me. I have remained loyal to the memory of my Atatürk. I never exploited those wonderful moments. I did not sell my memories and never considered to obtain any benefit from them. Those beautiful memories have become a bonded whole with my heart. I let them dwell insi de of me as a rich treasure chest of my diary. 132

133 ortam ne olursa olsun siz çalışmanıza, başarınıza ve gelecekte çok iyi yetişmiş bir genç olmaya gayret edin. Büyük Önder Atatürk ün Gençler geleceğimizdir, onlara inanıyor ve güveniyoruz. özdeyişi rehberiniz olmalıdır. Dünyanın kalkınmış ulusları; çocuklarının ve gençlerinin eğitimine olağanüstü özen gösteriyor, yatırımın büyük dilimini bu alana ayırıyorlar. Donanımlı okullar, teknik ve tekno- Dear Youth! Pay heed to the phrase Not what I was, but what I shall become. It doesn t matter what environment you find yourselves in, through your studies and success, make the effort to be a young person who is trained for the future. Let the phrase uttered by our Great Leader Atatürk, Our young people are our future, we trust and have faith in them, be your guide. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 133

134 lojik fak törlerle eğitilmiş öğretmenler, görselişitsel duyulara hitap eden eğitim kurumları hep çocukla rımızın eğitimi ve öğretimi içindir. Atatürk, eğitim olgusuna çok önem veriyordu. Türk Dil Ku rumu, Türk Tarih Kurumu, sanatsal verilerin yapıldığı tiyatro, orkestra, opera gibi kurumlar ile yüksek okul ve fakültelerin temelleri onun zamanında atıldı. Bu temeller geliştirildi, bugünün yüzü bulan üniversite ve fakültelerine ulaştı. Şuna inanıyorum ki; sizler bu eğitimdeki gelişimi yarınlarda en üst düzeye ulaştıracaksınız. Siz Atatürk gençliğine yakışan da budur. Gençler, dur mak zamanı değil, çalışmak zamanıdır. Başarı, çalışma rahatına kıyanların olacaktır. Sizlere inanıyor, güveniyor ve sizleri seviyo ruz. Atatürk ün Küçük Ülkü sü olarak anılarımı Atatürk le Çocukluğum adlı bir kitapta toplayarak, siz gençlere ve çocuklara ak tarmak istiyorum. Ata türk ün çocuk sevgisini ör neklerle, anılarla anlatarak o büyük insanın sevecenli ğini toplumun her kesimine anlatmak, duyurmak istiyorum. Zira gençler yarınlarımızın umududur. Başarıları, başarımız olacaktır. Atatürk sevgisi onların ışığı olacaktır. Çocuk Sevgisi İnsan İçin Bir İhtiyaçtır Atatürk e göre çocuk sevgisi insan için bir ihtiyaçtır. Abdulkadir İMAN ın bir anısı: 1936 yılı, çocuk bayramında bir akşam Atatürk ün sofrasındayız. Küçük Ülkü, Atatürk ün sağında oturuyordu. Ülkü, Çocuk Bayramı nda gördüklerini anlatıyordu. Atatürk Ülkü yü sevgi ile dinliyordu. Sonra Ülkü ye Kalk da bayramda gördüklerini şu beylere de anlat. dedi. Ülkü çok mutluydu. Atatürk ve yanındakiler onu dinlediler ve alkışladılar. The education of children and young people living in the industrialized nations of the world is given an immense amount of attention whereas a large portion of investments are made in this field. Fully-outfitted schools, instructors trained with all the technical and technological elements, and scholastic institutions that address the visual and audio senses are all incorporated in the education and instruction of their children. Atatürk also gave importance to the issue of educati on. The foundations of the Turkish Language Society, the Turkish History Society, institutions, high-schools and faculties with tremendous artistic input such as stage theaters, orchestras and operas were all laid during his time. The foundations expanded to the point where there are hund reds of universities and faculties in Turkey today. I believe you will ensure that the progress ma de in the field of national education will be taken to the highest levels in the years ahead. This is what Atatürk would have expected from you. Young people, now is not the time to stop but the time to work. Success and study shall belong to those who can sacrifice their comfort. We ha ve faith in you, we trust you and we love you. As Atatürk s Little Ülkü, it is my only desire to rela te my memories through this work entitled My Childhood With Atatürk to you, the children and young people as well as the society at large. In relating to you Atatürk s love for children through examples and memories, I want to declare to all segments of society the compassion of that gre at person. In short, the youth is hope of tomorrow. Their success shall be our success whereby Atatürk s love shall be their guiding light. 134

135 Atatürk çocukları çok severdi. Gittiği yerlerde gözüne bir çocuk iliştiğinde hemen onunla yorulmadan konuşurdu. (Kentim İstanbul 10 Kasım 2003 kitabından) Atatürk loved children very much. Whenever there were kids within visual range, he would immediately take up conversations with them. Kılıç Ali nin Anıları Atatürk çocukları çok severdi. Gittiği yerlerde gözüne bir çocuk iliştiğinde hemen onunla yorulmadan konuşurdu. Çocukların ellerine kağıt, kalem verir, yaşlarına göre kimine resim yaptırır, kimine aritmetik sorar veya başka şeyler yaptırır ve sorular sorardı. Onları oyalamak tan zevk alırdı. Ülkü de bu çocuklardan biriydi. Tahminlerin üstünde ona bağlıydı. Onu candan severdi. Atatürk, son günlerinde dahi hep Ülkü yü sorar A Child s Love Is What Makes The World Go Round According to Atatürk, people need the love of a child. Here is a recollection from Mr. Abdülkadir İman: It was on the Children s and Sovereignty Day, April 23rd, 1936 and we were sit ting around Atatürk s di ning table. Little Ülkü was sitting on Atatürk s right, telling him what she saw during the day s festivities. Atatürk was listening Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 135

136 to Ülkü with love and affection, when he said, Okay, now get up and tell these gent lemen what you saw du ring today s holiday. Ülkü was very happy whereby Atatürk and those around the table all listened to her and applauded her when she finished. ve arardı. Onu yanına getirtir, saatler ce onunla konuşur, oynardı. Denebilir ki bütün eğlencesi Ülkü olmuştu. Ülkü nün Atatürkçüğüm! diye uzaktan koşup, bağıra bağıra kucağına atlamasından büyük zevk duyardı. Her yer de, nereye gitse Ülkü yü yanından ayırmazdı. O büyük insanın Ülkü ile nasıl meşgul olduğu görülecek bir olaydı. Küçük Ülkü bir aralık tifoya yakalanmıştı. Dolmabahçe de tedavi ediliyordu. Doktorlar, tifo nun bulaşıcı olması nedeniyle Atatürk ün Ülkü ye yakın olmasını istemiyorlardı. Atatürk ise doktorları dinlemiyor, gece gündüz demeden Florya dan kalkıp Dolmabahçe ye geliyor ve Ül kü nün sağlığı ile yakından ilgileniyordu. Doktorlardan daha dikkatli davranılmasını ve özen gösterilmesini istiyordu. Kılıç Ali s Recollections Atatürk loved children very much. It was interesting to see that if there were children within visual range wherever we went, he would immediately take up a long conversation with those children. He would provide them with paper and pens and depending on their age, ha ve them draw a picture or write up some math equations, or else have them make other things, asking them plenty of questions in the meanwhile. He was delighted to keep them occupied. Ülkü was one of these children and he was attached to her beyond all expectations. He really loved her. Even during his final days, Atatürk would always ask for Ülkü and look for her all over the place. He would have her brought in whereby he would talk with her and play with her for hours on end. It could be said that Ülkü was his only plaything. He got a big kick out of Ülkü shrieking out Atatürk from afar and having her leap into his lap. It didn t matter where he went, you couldn t pull him away from Ülkü. It was just unbelievable to see that great person keep himself so attached to Ülkü... I also remember when Little Ülkü contracted typhoid fever and she was treated at Dolmabahçe. Because typhoid fever is a communicable disease, the doctors didn t want Atatürk to get near Ülkü. Paying them no heed, Atatürk left Florya in the middle of the night to rush out to Dolmabahçe and care for Ülkü. The doctors wanted him to take care and act more cauti ously in dealing with her illness. 136

137 Cumhurbaşkanlığı Eski Genel Sekreteri Ha san Rıza SOYAK ın Anıları Atatürk ün Çocuklar İçin Düşünceleri Bir çok ailede öteden beri hoş olmayan bir alışkanlık var. Çocukları konuşturmaz ve dinlemezler. Onlar söze karışınca: Sen büyüklerin konuşması na karışma! derler. Onları sustururlar. Ne kadar yanlış, hatta zararlı davranış değil mi? Bunun tam tersi, çocukları serbestçe konuşmaya, onların düşündüklerini, duygularını anlatmalarına olanak tanınmalıdır. Onların ileride ikiyüzlü ve yalancı ol maları önlenir. Çocuklarımızın düşüncelerini hiç çe kinmeden açıkça söylemeleri, inandıkları doğruları savunmaları ve başkalarının düşüncelerine de saygı göstermeleri sağlanır. Çocuklar, yurt, aile ve yurt taş sevgisiyle birlikte doğruyu, güzeli ve iyiyi kavra yabilir ve iyi birer yurttaş olurlar. diyordu. Ülkü Hakkında Atatürk ün yanından hiç ayırmak istemediği, şip şirin bir çocuk vardı. Ona, Ülkü adını vermişti. Ülkü, çocuklara karşı beslediği derin ilgiye, ne kadar ye rinde, ne güzel bir isim. Küçük Ülkü yü sık sık Çankaya daki evine getirir di. Henüz yürümeyi, yarım yamalak birkaç kelime ile konuşmaya başlamış olan bu çok sevimli hare ketli yavruyu kucağına alır, kendisiyle saatlerce meşgul olurdu. Bir gün yanına girdiğim zaman, onu yine Büyük Adam ın kucağında bulmuştum, şakalaşıyorlardı. Çocuk, katıla katıla gülerek, O nun altın sarısı saçlarını çekiyor, burnuna yapışıyor, ara sıra, yumuk elleriyle, yüzüne küçük küçük tokatlar indiriyordu. Çocuklar, ne sevimli, ne tatlı yaratıklar değil mi? Florya da Kılıç Ali nin evinde, 1936 yılında. Children are cute, sweet creatures, aren t they? At Kılıç Ali s home in Florya, Recollections from the former Presidential General Secretary, Hasan Riza SOYAK On Atatürk s thoughts regarding children For a long time now, many families have had a very unpleasant habit in that parents don t listen to their children and don t let them speak. Whenever they try to stick two words in, the parents reply would be Don t get involved in your elders conversations! The children would react by shutting up and not saying anything. What wrong, erroneous and harmful behavior, right? Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 137

138 Tüm seyahatlerine, gece-gündüz her yere birlikte giderdik. We went everywhere together, night and day, on all his trips. O da çocuklaşmış gibi, bir yandan kahkahalarla gülüyor, bir yandan da, saçını başını ko rumaya çalışıyordu. Bir aralık bana baktı. Gök parçası gözleri sevgi ve neşeden ışıl ısıldı. Sevgili çocuklar Atatürk, o gün Genel Sekreterine: Çocukluk, ne güzel şey... dedi. Sonra, şunları ekledi: Çocuklar, ne sevimli, ne tatlı yaratıklar değil mi? En çok hoşuma giden halleri nedir bilir mi siniz? Riyakarlık bilmemeleri, bütün istek ve duygularını içlerinden geldiği gibi açıklamaları. Ülkü yü derin bir şefkatle bağrına bastı, iki yanağından öptü. Ben bu öpücüklerde, bütün çocuklara karşı olan sonsuz sevgisinin izlerini görür gibi olmuştum. Atatürk ün, Ülkü ye olan sevgisinde, bütün çocuklara olan sevgisi vardı. Atatürk, Ülkü yü ilk kez Ankara Tren İstasyonu nda annesinin kuca- On the contrary, children should be given the opportunity to speak freely, and be allo wed to explain their thoughts and feelings. This in turn prevents them from becoming hypoc rites and liars in the future. This also ensures that children convey their thoughts unflinchingly, defend what they believe in, and also show respect in other peoples thoughts. Together with their love for their country, family and fellow citizens, children shall be model citizens who can comprehend the truth, beauty and goodness. Regarding Ülkü There was this really cute child who never wanted to leave Atatürk s side. It was he who named her Ülkü. The sincere interest he fostered for children, what a fitting name, Ülkü. He brought Little Ülkü to his house in Çankaya quite often. He would take this precious, rambunctious baby who had just started to say a few words and could barely walk, and be occupied with her for hours. One day when I got next to her, I found her in the lap of the Big Guy again and they were having a ball. The child was giggling uncontrollably, tugging his blond hair, rubbing his nose and once in a while, would slap his face lightly with her small mittens. 138

139 ğında görmüştü. Ülkü, o vakitler, altı aylık şipşirin bir çocuktu. Atatürk, bu güzel, bu canlı, sevimli yavruyu görünce dayanamadı ve onu kucağına alarak, Ankara Tren İstasyonu na gelinceye dek sevip okşadı. Ülkü, bu küçük yavru, doğaüstü bir güçle, Atatürk e, öyle sarıldı ki yol boyunca hiç durmadan Atatürk ün, elleri ve cepleriyle oynayarak onu öpücüklere boğdu. Sevgili çocuklar, bu ilk karşılaşma Atatürk ü Ülkü ye bağladı. Atatürk, Ülkü süz yapamaz ol du. Atatürk, her sıkıldığında; Ülkü yü bana getirin. diyordu. Bu günleri, Ülkü nün annesi, şöyle anlatıyor: Ülkü bir buçuk yaşında iken İstanbul a gitmişti. Bir gün Atatürk; bize telefon etti: Babasından izin alsın, annesi Ülkü yü getirsin. dedi. Aldım Ülkü yü götürdüm. Çok sevindi, çok memnun oldu, bir baba gibi ona sarıldı ve o günden sonra, artık büsbütün yanından ayıramaz oldu. Evet, sevgili çocuklar Atatürk nereye gitse, onu da götürüyordu. Onunla çok mutlu oluyor du. Bu sevimli, Türk kızı son günlerine dek, onun yanında kaldı. Atatürk son hastalığında, ilk komadan çıkar çıkmaz Ülkü yü istedi. Bugünü Ülkü nün annesi şöyle anlatıyor: İlk komadan dört gün sonra, Ülkü yü istedi, yatağın yanında oturttu, onu okşayarak bana: Cumhuriyet Bayramı yaklaştı. Ankara ya gidin. Bayramı görsün Ülkü. dedi. Ama Küçük Ülkü, Atatürk ün boynuna sa- In turn, he had transformed into a child, laughing heartily while trying to maintain his demeanor. Just then, he looked over at me. His striking eyes were beaming with love and joy. That day, Atatürk said to me, What a wonderful thing childhood is. Then he added, Children are cute, sweet creatures, aren t they? Do you know what I like about them the most? They don t know about hypocrisy and they tell you whatever they feel deep down inside... He pressed Ülkü to his bosom with tenderness, and kissed her on both cheeks. With tho se kisses, I saw the traces of his infinite love for all children. The love that Atatürk had for Ülkü was the same love he bore for all children. Atatürk first saw Ülkü in her mother s lap at the Gazi Train Station. At the time Ülkü was a really cute kid of about six months old. Atatürk couldn t resist when he saw this beautiful, cute, lively baby and taking her in his lap, he ca ressed her all the way to the Ankara train station. This little baby Ülkü hugged Atatürk with such a supernatural strength, she drowned him in kisses, playing with Atatürk s hands and pockets. Dear children, this first meeting tied Atatürk to Ülkü. It got to the point where he couldn t do anyt hing without Ülkü. Whenever he got bored, Atatürk would say, Bring me Ülkü. Ülkü s mother Vasfiye recalls those days in this manner: Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 139

140 Ülkü went to Istanbul when she was 18 months old. One day, Atatürk telephoned us: Tell her father to let Ülkü come up and stay with me. I took Ülkü there. He was very happy and pleased and he hug ged her like a father and ever since that day, she practically never left his side. Yes, dear children, wherever Atatürk went, he was sure to bring along Ülkü. He was happy with her. This charming Turkish girl stayed with him un til his last days. As Atatürk entered his terminal pha se, he asked for Ülkü as soon as he emerged from his first coma. Here is Vasfiye s recollection: Four days after his first coma, he asked for Ülkü, had her sit next to the bed, and caressing her, said to me, It s getting close to Republic Day. Go to Ankara and let Ülkü participate in the fes tivities. Kimisine göre bir yumurcak, kimisine göre ise dünyanın en güzel varlıklarıdır çocuklar. Peki ya Atatürk e göre? Some think that children are rugrats while others think they are the world s most beautiful creatures. Well, what was Atatürk s opinion of children? rılıp: Sensiz, Ankara ya gitmem. diyerek ağlama ya başladı. Atatürk Ülkü ye: Ben de geleceğim. diyordu. Ülkü nün annesi, o günkü anılarını şöyle sürdürür: Bir süre böyle geçti. Nihayet onu, bağrına basarak, tekrar tekrar öptü. On gün sonra, ya nından ayrılırken, Ülkü nün ağlayışına o kadar üzüldü ki gözleri doldu. Ülkü, o gün Atatürk e gidiyorum Atatürkçüğüm, ama yine geleceğim. dedikçe Atatürk: Siz gelmeyin, ben geleceğim. diyerek Ülkü yü sevin- But Little Ülkü hugged Atatürk s neck and said, I can t go to Ankara without you, and star ted to cry. Atatürk said to Ülkü, I ll join you later. Vasfiye went on by saying, It went on like this for a while. Finally, hugging her, he kissed her again and again. Ten days later, while le aving his side, Ülkü s crying, she was so sad, and her eyes welled up. That day, Ülkü said to Atatürk, I m going now, Atatürkcüğüm, but I ll be back again. Atatürk replied, Don t come here, I ll go and see you, trying to make her feel better. Her mother recalls the end: We kissed his hand and left. As Ülkü left his side, Atatürk said to her mot her, Take care of the kid. Dear children, Atatürk s dear Ülkü says this about those days: Until I was five and-a-half 140

141 dirmeye çalışıyordu. Annenin anıları şöyle son buluyordu: Elini öptük, ayrıldık. Ülkü, yanından ayrılırken Atatürk, anneye: Çocuğa iyi bak. diye seslendi. Sevgili çocuklar, Atatürk ün sevgili Ülkü sü, o günler için şöyle der: Beş buçuk yaşına kadar ki, bütün çocukluğum O nun havasında, O nun dizleri dibinde geç ti. İlk yıllar yaptıklarımı kendisi, yakınları ve annem anlatırdı. Ülkü, bir gün Atatürk ü Çankaya daki bahçede, çimenler üzerinde görünce, koşup gelerek; Kalk Atatürkçüğüm, hasta olacaksın, dedi. Bu sıcak davranış Atatürk ü çok sevindirmişti. Yanındakilere: Bakın, Ülkü beni ne kadar çok seviyor. demiş. Kaynak: Hasan Rıza SOYAK - Doğumundan Ölümüne Kadar Atatürk ve Atatürk ün Hususiyetleri, İst S.78) Ercüment Ekrem TALU nun Anıları Atatürk yeni Cumhurbaşkanı seçilmişti, ben de TBMM Genel Yazmanı ydım. Atatürk, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da çocuklara olağanüstü ilgi göste riyordu. Örneğin Atatürk ün Kü çük Cemil le karşılaşmasını şöyle anlatıyor: Çocuklar Çan kaya sırtlarında uçurtma uçuruyorlardı. Bunlardan biri korku suzca yanımıza sokuldu. Gazi bu çocuğu yakaladı. Gözlerini gülümseyerek ço cuğun gözlerine dikti ve ona sordu: - Senin adın ne? years old, I spent my entire childhood in his aura, at his knee. One day in the garden at Çankaya, Ülkü saw Atatürk sitting on the grass and ran up to him, Get up Atatürk, you are going to catch a cold. This warm attitude made Atatürk very pleased. He said to those around him, Look, see how much Ülkü loves me. Source: Hasan Rıza, Atatürk and Atatürk s Pecularitles From Birth to Death 1st Pg. 78 A recollection from Ercüment Ekrem TALU Atatürk was elected to be the new President, I was the General Secretary of the Grand Na tional Assembly of Turkey. After he was elected to the Presidency, Atatürk exhibited extraordinary attention towards children. For instance, this is how he describes Atatürk s meeting with Little Cemil. One day, when we were watching some kids flying kites on the slopes of Çankaya, Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 141

142 - Cemil. - Nerede oturuyorsun? - Ayrancı da. - Okula gidiyor musun? - Evet. - Peki... Ben kimim? Çocuk zeki bakışlarıyla Atatürk e gülüseyerek ve kendine güvenerek baktı. Sen, Atatürk sün, dedi. - Olmadı, sen beni ona benzettin. - Yok, yok... benzet medim. Sana hiç kimse benzeyemez ki, sen, Atatürk sün. Atatürk, Cemil i alnından öptü, ona başarılar diledi, armağanlar verdi. Atatürk Fenerbahçe de, yanında Şükrü KAYA ve manevi kızı Ülkü ile birlikte, (Fotoğraf Sefahattin GİZ). Atatürk in Fenerbahçe, İstanbul, with Şükrü KAYA and his adapted daughter, Ülkü. one of the kids fearlessly ended up where we were standing. Gazi caught him and lo oking at him straight in the face, asked him: What s your name? Cemil. Where do you li ve, In Ayrancı. Do you go to school? Yes. Okay, do you know who I am, Cemil? Smi ling at Atatürk, this kid looked assuredly and said, You re Atatürk. Atatürk said, That s not true, you just think I resemble him. No, no, I was not trying to resemble you. Anyway, no body can resemble you, you re Atatürk. Atatürk kissed Cemil on the forehead, wished him success and gave him some presents. 142

143 Anılarla ATATÜRK İlkokul sıralarında okurken henüz yedi yaşlarında, kısa pantolonlu, çekme kunduralı, belde kuş lastiği, elde çember, Arnavut kaldırımlı Çiftlik Caddesi nde aşağı yukarı koşar dururduk. O zamanlar ne radyo vardı, ne de televizyon. Her şey belediyelerdeki çığırtkan aracılığıyla duyurulurdu, çığırtkanların bu seferki duyurusu başka idi: Bugün saat da Gazi Mustafa Kemal Paşa Samsun a geliyor! Paşayı görmek için derhal park önüne gittim. Büyük bir siyah otomobilin içinde, yanında arkadaşları ve bir de kocaman kurt köpeği, araba önde bizler arkada, eski Zafer Sineması nın yokuşundan Şehir Kulübü nün yanındaki ve daha sonra halk evi olan yere geldik. Yetişmek için çok koşmuştuk. Otomobil durdu, polisler bize, Yanaşmayın, uzak durun! diye bağırıyordu. Biz üç arkadaş durmadan bağırıyorduk, Yaşasın Mustafa Kemal Paşa! diye. Paşa arabadan indi, sağa sola selam verdi. Sanki bizi görmüş, bize bakıyor gibiydi. Yanındaki emir subayına bir şeyler diyordu. Döndü ve bizi parmağıyla gösterdi. Çok korkmuştuk. Yaver bizi yanına çağırdı. Polisler de şaşırdı, Haydi yaklaşın. dediler. Sıkılarak gittik. Yaver bize, Çocuklar, Gazi Paşa size çikolata parası verdi; yalnız kuş lastiklerinizi bana vereceksiniz. dedi. Mustafa Kemal Paşa bize gülümseyerek Halkevi ne girdi. Biz de çiko lata almak için Çiftlik Caddesi ne döndük. Artık belinde kuş lastiği, kısa pantolonlu o çocuk değilim. 19 Mayıs Lisesi nin orta kısmında Almanca şubesinde okuyordum. Yıl 1933 Cumhuriyetin kuruluşunun 10. yılıydı. İzci olarak 10. yıl kutlamalarına katılmak için okula kayıtlar başladı. Ankara ya gitmek için o zamanın parası ile beş liraya ben de yazıldım. Tam 75 izci idik. Ankara ya hareket günü geldi, çattı. Aileleri- Mehmet ÖZAYKUT s Recollections of ATATÜRK I must have been about seven years old, in second grade. We would run up and down the cobblestoned Ciftlik Ave nue in short pants, sandals, a slingshot hooked on the waist, and a hoop in the hand. We didn t have television or radio back then whereby announcements were made by the town crier. However, his an nouncement was different this time aro und. Gazi Mustafa Kemal Pasha is arri ving in Samsun today at 11:30! Upon hearing this, I immediately went in front of the park to see the Pasha. There he was, in a big black car with his friends and a huge German shepherd, the car was in front and we were chasing it from behind, from the hill where the old Zafer Cinema was, by the City Club and finally to the place where the Halkevi* was. We had to run like crazy just to keep up with them. The automobile stopped and the police officers shouted at us, Don t get any closer, get back! The three of us were yelling at the top of our lungs, Long Live Mus tafa Kemal Pasha! The Pasha got out of the car, and saluted to his left and to his right. It was as if he had seen us, we thought he was looking at us. He said a few things to his ADC, who turned around and pointed at us. We froze with terror as the ADC called us over. The police men were surprised as well. Go on, get over there, they said gruffly. We shuffled our way over there whereby the ADC said, Kids, Gazi Pasha has treated you to some chocolate bars, but you have to hand over your slingshots. Mustafa Kemal Pasha smiled at us as he entered the Halkevi whereas we headed back to Çiftlik Avenue to get that chocolate. I was no longer that kid with the slingshot on the waist and short pants. It was 1933, and I was Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 143

144 Ülkü, Üsküdar Kız Koleji nde 1947 yılında yapılan Güzellik Yarışması na katıldı. Ülkü participated in the Üsküdar Girl s School Queen of the Year Contest in (Courtesy Ülkü ADATEPE) mizin uğurlaması ile trenimiz Samsun dan Ankara ya hareket etti. Ankara ya geldiğimizde ha fif bir yağmur yağıyordu. Bizi Ankara Erkek Lisesi nin büyük salonunda konuk ettiler. Yatak ye rine ottan şilteler vardı. Ankara ya gelişimizin ikinci günü 10. Yıl Şenlikleri Ankara yı şenlendirmiş, Ankara 10 bin izciyi bağrına basmıştı. Tören saati gelince, 10. Yıl Nutku nun ardından alfabetik sıra ile resmi geçit başladı. Şeref kürsüsüne yaklaştığımızda Atatürk ayakta bizleri selamlıyordu. Gururla önünden geçtik. Onu yakından iyice görmüştüm. Altın saçlı, mavi göz lü idi. Her yerde 10. Yıl Marşı çalıyordu. Ne gündü o gün! 10. Yıl törenleri bitmiş, izciler artık memleketlerine uğurlanmaya başlamıştı. Biz Samsun Li sesi olarak hem Ankara yı gezmek hem de Atatürk ü görürüz umudu ile iki gün daha kalin the junior year in the German branch at 19 Mayıs Lycee. It was the 10th anniversary of the Republic and the school began taking applications for Boy Scouts who wished to partici pate in the 10th Anniversary celebrations. I signed up to go to Ankara, and paid a fee of five li ra. We were a total of 75 Boy Scouts and the day came to leave for Ankara. Our families saw us off at the Samsun Train Station. The weather was overcast and drizzly by the time we arrived in Ankara. We were put up in the gymnasium at the Ankara Boys High School. We we re provided thin, grassy mattresses instead of beds. On the second day in Ankara, the town reveled in the 10th Anniversary festivities, reverberating with the clamor of 10,000 Boy Scouts. The ceremony began with Atatürk s 10th Anniversary Speech follo wed by the parade with us marching in alphabetic order. As we approached the podium of honor, Atatürk was on his feet, saluting us. We proudly passed in front of him and with his blond hair and blue eyes, I could make him out quite well. The 10th Anniversary Anthem was playing everywhere. What a day that was! The 10th Anniversary ceremonies had ended and the time had come to see the scouts off to their respective towns and cities. We at Samsun Lycee stayed in An kara an extra two days to get in a little sightseeing and the hope of perhaps se eing Atatürk as well. In the meanwhile, our Troop Leader and School Principal told us, Get ready boys, we are going to Çankaya. It was only 10:00 a.m., but it was already hot outside and we were out fitted like soldiers with backpacks, blan kets and trekking canes. Arriving at 144

145 dık. Başımızda oymak beyi ve okul müdürümüz, Çocuklar Çankaya ya gidiyoruz, hazır olun. de di. Saat idi. Çok sıcak bir gündü. Üzerimizde çanta, battaniye ve izci sopalarımızla as ker gibi teçhizatlı idik. Çankaya ya geldik. Köşkün merdivenlerine oturduk. Nöbetçi subay gel di, müdürle konuştu. Ne konuştularsa müdürümüzün yüzü gülüyordu. Bize Atatürk le karşı karşıya geleceksiniz. deyince sevinçten uçuyorduk. 15 dakika sonra kapı açıldı. Paşa geldi. Kalbimiz duracak gibiydi. Hoş geldiniz çocuklar! kelimesi ile irkildik. Evet rüya değildi. Ata türk karşımızda, bize gülümseyerek siyah elbisesi ile, başı açık merdivenden indi, büyüklerimizin ellerini sıktı. Biz arka sırada en ufak altı izci idik. Teftişten sonra geldi, benim karşımda durdu. Senin adın ne? dedi. Mehmet! dedim. Desene ki Mehmetçik. Bak sana bir soru soracağım, bilecek misin? dedi. 19 Mayıs 1919 sana neyi anlatıyor? Ben hiç şaşırmadan, Mustafa Kemal Paşa nın Samsun a adım attığı gündür. deyiverdim. Bayılacak gibiydim. O anda güldü, Aferin sana Mehmet! deyip alnımdan öptü, elleri ile yüzümü okşadı. Bu arada Birkaç kez Samsun a geldim; belki o zaman çok küçüktün, beni görememiş olabilirsin. Ben durur muyum, hemen Gördüm, o zaman yedi yaşında idim; bana ve arkadaşlarıma çikolata almamız için para vermiştiniz, biz de karşılığında size kuş lastiklerimizi vermiştik. deyince, kahkahayı ile güldü. Demek o yaramazlardan biri de sendin ha... dedi. Gençler! Size öğüdüm: Atatürk sevginizi yüreğinizde, devrimlerinizi kafanızdan hiç silmeyin! Laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti ni yüceltin! Cumhuriyetin meşalesini kimsenin söndür mesine izin vermeyin! Çankaya, we sat down on the steps of the vil la, when a duty officer came out and spo ke with the principal. Whatever he said made the principal break out in a huge grin. When he said, In a little while, you are going to meet Atatürk, we became incredibly enthusiastic. 15 minutes later, the gates opened and the Pasha emerged. We were startled and our hearts were about to stop beating when he said, Welcome kids! No, we weren t dreaming, there was Atatürk co ming down the steps, smiling at us in his black tuxedo, without a hat and shaking hands with our elders. I was in the back row with the six smallest scouts. After his inspection, he came up to me and asked, What is your name? I replied, Mehmet. Look, Mehmet, let me ask you a question, I wonder if you can answer it. What does the date May 19 th, 1919 mean to you? Without blinking, I replied, Why, it s the day Mustafa Kemal Pasha landed at Samsun. I was about to pass out from all the excitement. Just then, he laughed, Good for you, Mehmet! He then kissed my forehead, and caressed my hands and face. Then, I came to Samsun a co uple of times, you were pretty small then, you probably didn t see me. Without hesitation, I exclaimed, I saw you, I was seven years old at the time, you gave me and my friends some money to buy some chocolate, and in return you took our slingshots. Atatürk broke out laug hing. Young people! My advice to you is to never erase your love for Atatürk from your hearts and his revolutions from your minds. Exalt the secular and democratic Republic of Turkey! Don t ever let anyone extinguish the torch of the Republic! * Halkevi: A series of multi-purpose recreational/vocational centers established throughout the country by Atatürk. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 145

146 Gazete Kadıköy ün Küçük Ülkü ile Röportajından Bir Bölüm Ülkü nün annesi, Selanik te Atatürk ün annesi Zübeyde Hanım tarafından büyütülüyor. Daha sonra Atatürk, Gazi Orman Çiftliği ndeki istasyon şefi ile Ülkü nün annesini evlendiriyor. Ülkü doğacağı zaman Atatürk, çocu ğun kız ya da erkek olsun adının Ülkü olmasını istiyor. Doğumun dan sonra bir süre çiftliğe gitme yen Atatürk, Ülkü yü dokuz aylık ken yeni yürümeye başladığında görüyor. Annesiyle Atatürk ü karşı lamaya giden Ülkü, onun boynuna atılıyor ve kucağından inmek iste miyor. Bu davranıştan çok duygu lanan Atatürk, aynı günün geç sa- A Section Of An Interview By Gazete Kadıköy With Little Ülkü, Atatürk s Ülkü, Ülkü ADATEPE Told Us About Her Atatürk Ülkü s mother, Vasfiye was raised byatatürk s mother Zübeyde Hanım in Thessalonica. Ye ars later, Atatürk had Vasfiye marry the station chief at Gazi Orman Çiftliği. Before the birth of their child, Atatürk asked for the child, whether it be a boy or girl, to be named Ülkü. After she was born, Atatürk did not visit the farm until Ülkü was starting to walk, when she was abo ut age nine months. Meeting Atatürk with her mother at the station, Ülkü leapt into his lap and did not want to leave him. Atatürk, who was quite affected by her behavior, wanted to see Ülkü once more that evening, and cared for her for an hour. Ülkü Hanım said that although Atatürk didn t visit the farm very often, beginning when she was 18 months old, she never left his side. We went everywhere together, night and day, on all his trips. Ülkü Hanım said the most important thing we remembered about Atatürk was the indelible love and communication they had between each other. I was very small, I had no siblings or friends. He meant everything to me, she said. She loved to spend the entire day with him, and looked forward to seeing whenever Atatürk was working. Ülkü said that this is why he understood children so much. She says that he derived great pleasure caring for her througho ut the day, telling her stories and playing games. Babam beni Üsküdar Amerikan Kız Koleji ne verdi. (7 Mayıs 1949) (Ülkü ADATEPE Arşivi) My father enrolled me at the Üsküdar American s Girl College. 146

147 atlerinde Ülkü yü yeniden görmek istiyor ve o gün bir saat boyunca onunla ilgileniyor. Ülkü Hanım, Atatürk ün çiftliğe sık sık gelmedi ğini, fakat bir buçuk yaşından sonra onunla hiç ayrılmadıklarını söylüyor. Tüm seyahatlerine, gecegündüz her yere birlikte giderdik, diyor. Ülkü Hanım, Atatürk le ilgili hatırlayabildiği en önemli şeyin aralarındaki güçlü sevgi ve ile tişim olduğunu söylüyor. Çok küçüktüm, kardeşim ya da arkadaşım yoktu. O, benim için her şey demekti, diye konuşuyor. Bütün gününü O nunla geçirmeyi çok sevdiğini, Atatürk ün çalış tığı zamanlar onu görmeyi iple çektiğini söyleyen Ülkü, bunun nedenini Atatürk ün çocuk ruhundan çok iyi anlıyor olmasına bağlıyor. Tüm gününü onunla ilgilenerek, öyküler anlatarak, oyunlar oynayarak geçirmekten büyük zevk aldığını söylüyor. İhtiyacını Bilirdi... Atatürk, çok sevdiği kızı Ülkü nün yaptıklarını dikkatle ve ilgiyle izler ve onun neler yapmak istediğini anlamaya çalışırmış. Bu özelliğini unutamadığı bir anısıyla aktarıyor Ülkü ADATEPE: Bazen sabahlara kadar çalışırdı ve geç uyanırdı. Yanına gidip uyandırılma görevi bana ve rilirdi. Ben de odasının önünde dolaşır dururdum. Birgün odasının kapısında ayakkabılarını gördüm. Zaman geçsin diye boyamaya başladım. Fakat farklı renklerde boyamışım. Atatürk bunu gördüğünde kızmak yerine benim boyamaya yeteneğim olduğunu düşünerek bana renk li boya kalemleri ve defteri verdi. Beni çok sevindirmişti. Ülkü Hanım, aslında Atatürk ün yanında bir bakıma da görevli olduğunu söylüyor. Çünkü bazen kimsenin söyleyemediği şeyleri bir çocuk He knew her needs... Atatürk inquisitively and carefully watched what Ülkü was doing and tried to understand what she wanted to do. Ülkü ADATEPE shared with us an unforgettable memory regarding his character. Sometimes he would work until the morning and wake up late. I was tasked with waking him up whereas I would wander about in front of his room. One day, I saw his shoes in the do or of his room. I decided to start shine his shoes to kill time. However, I shined them a diffe rent color. When Atatürk saw this, instead of getting mad, he thought I had a talent for pain ting things, so he gave me a set of colorful crayons. I was thrilled! Ülkü also mentioned that she served at Atatürk s side in the capacity of official because, as a child, it was easy for her to say things bluntly that adults don t have the nerve to say. For instance, there were times when she had to say to visitors who kept Atatürk up until late, Co me on, it s time to go, Atatürk is very tired. Let him get some rest! Just as he cared for Ülkü, Atatürk wanted his other daughters to take up occupations in fi elds they showed talent and ability. Actually, with this attitude, he wanted to show that women, too, could have careers. He is known to have said, If the women in a society are outcast, that society shall never progress. This is why his adopted children were all girls, Sabiha, Ülkü, Nebile, Afet and Rukiye. He believed in sexual non-discrimination. Today, Mrs. Ülkü is very angry at the women in Turkey who do not benefit from the rights that Atatürk provided. She complains, Just as we don t wear pyjamas Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 147

148 saflığıyla kolayca söylermiş. Örneğin, Atatürk ün yanında geç vakitlere kadar kalan ziyaretçilere, Haydi gidin artık, Atatürkçüğüm çok yoruldu, dinlensin artık! dediği olurmuş. Atatürk, Ülkü ile ilgilendiği gibi diğer kızlarının da eğilimleri, becerileri ve yetenekleri olduğu alanlarda yetişip meslek sahibi olmalarını istiyordu. Aslında bu davranışının diğer bir amacı da kadınların erkekler gibi meslek sahibi olabileceklerini göstermekti. Bir millet, kadınlarını dış larsa, hiçbir zaman ilerleyemez. diyordu. Bu yüzden de manevi evlatlarının hepsi kızdı. Sabiha, Ülkü, Nebile, Afet ve Rukiye... O, kadın erkek eşitliğine inanıyordu. Ülkü Hanım, bugün Atatürk ün verdiği haklardan yararlanmayan kadınlara çok kızgın. İnsanlar, Meclise, üniversiteye nasıl pijamayla giremiyorlarsa, türbanlı da girmemelidirler. Kılık kıyafet kanunu var. Birtakım insanlara sürekli tavizler veriliyor. diye yakınıyor. Bugünkü siyasi bozukluğun nedenini de verilen tavizlere bağlıyor. Ona göre her şey vatan yararına, dürüstçe ve taviz verilmeden yapılmalı. Ayrıca demokrasiyi reddeden zihniyetlere demokratik davranmanın bir anlamı olduğuna da inanmıyorum, diyor. Ürdün Kralı Emir Abdullah, Atatürk ün huzurunda beni kucağına aldı, sevdi. With Atatürk s permission, the Jordanian King, Emir Abdullah took me in his lap and showered me with affection. into the Assembly or in the universities, we shouldn t be allowed to wear turbans, as well. There are dress codes in this country, but some how concessions are made with certain groups of people. She blamed today s political instability on these compromises that have been made. In her opinion, everything should be done for the people s benefit, honestly and without compromi se. In addition, she said she doesn t give credence to those minds that reject democracy whi le wandering about, acting as though they are democratic. 148

149 HEY GİDİ KÜÇÜK ÜLKÜ HEY! Yazan: Suzan ESLER, Mayıs 1955 Resimli Hayat Dergisi Kapıyı çalınca zannettim ki, hep o kısacık etekli, tombul bacaklı küçücük şirin kızcağız karşıma çıkacak, yaramaz yaramaz gülüp konuşacak... Hani bir ciddi toplantı esnasında, bü tün devlet ricali arasında kendisini hiç yanından ayırmak istemeyen Atatürk e: Uff... bırak be ni canım. Gideceğim işte, çişim geldi! deyiveren Küçük Ülkü... Kapıyı bana üç dört yaşlarında kara gözleri ışıl ışıl parlayan cin gibi küçük bir oğlan aç tı. O günlerin üzerinden seneler geçmiş de, minicik Ülkü büyümüş, tipik güzel bir hanım olmuş, evlenmiş. Bana kapıyı açanın büyük oğlu Ali olduğunu söyleyince büsbütün şaşırdım. Me ğerse Ülkü biri üç, diğeri henüz bir yaşında iki çocuk annesiymiş. Ali tıpkı annesine benziyor, ikisinin bebeklik resimlerini yan yana koyunca hayret eder siniz. Atayı kaybettiğimiz zaman Ülkü daha beş yaşında bir çocukmuş. HEY YOU! LITTLE ÜLKÜ HEY! Newswriter: Suzan ESLER, May, Resimli Hayat When I knocked on the door, I expected to that cute little girl with the short skirt and the plump legs to answer with her naughty little laugh. Don t you remember? She was there with Atatürk, during a serious meeting with all the state ministers exclaiming, Hey, leave me alone. I have to go pee! Instead, a spritely little boy of three to four years old with shiny black eyes opened the do or for me. So many years had passed, little Ülkü had grown into a typically nice young lady who got married. I was shocked when she said that it was her eldest son Ali who opened the door. In fact, Ülkü is the mother of two boys, one three years old while the other is just a ye ar old. Ali is just like his mother. Put both their infant photos together and you would be ama zed... Ülkü was just five years old when we lost Atatürk. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 149

150 Babam Tahsin Bey, annem Vasfiye Hanım, babaannem Mihriye Hanım, Nesip Efendi ve ben 1941 yılında. (Ülkü ADATEPE Arşivi) Me, my father Tahsin, my mother Vasfiye, my grandmother Mihriye and Nesip Efendi. - However, she says, I have quite a few memories. Later on, with the constant explana tions of those in his inner circle, those in my head would become clearer. Ama diyor epeyce hatıram var. Sonra etrafın bana mütemadiyen anlattıklarıyla kafamdakiler daha da berraklaşıyor. Kendisine daima Atatürkçüğüm derdim. İlk defa ben bir yaşındayken karşılaşmışız. He nüz yeni yeni adım atmaya çalışan bir bebekmişim. Orman Çiftliği nde bir gün, düşe kalka yürümeye çalışırken, Atatürk de tesadüfen çiftliği ziyarete gelmiş. Daha görür görmez kollarını açmış Baba diyerek boynuna sarılmışım. Bir daha da bırak mamış olacağım ki o günden sonra nereye gittiyse beni de beraber götürdü. Seyahatlerinde, köşkte, çift- I would always call him Atatürk. We first met when I was not even a year old. I was still an infant taking my first steps. One day, while in the Orman Çiftligi, wobbling my way down the path, Atatürk happened to pay a visit to the farm, which he had founded. No sooner than I saw him that I hugged him around the neck and called him Daddy. I was never to leave him again as he took me with him wherever he went. I was always by his side on his trips, at the villa, at the farm. We d swim and bask in the sun together at Florya. He wo uld attend to all my needs, no matter how minor they may have seemed. Although I was an extremely naughty, little brat, I would always behave myself whenever I was 150

151 likte daima yanındaydım. Florya da beraber yüzer, güneşte yatardık. En ufak ihti yacıma kadar her şeyimle ilgilenirdi. Son derece yaramaz, haşarı bir çocuk olduğum halde onun yanında durgun ve uslu olurmuşum. Üç yaşındayken tifoya yakalanmışım. Çok üzülmüş. Hiç yanımdan ayrılmak istemi yormuş. Ben de bu yoğun ilgiyi görünce tutturdukça tutturuyormuşum. Bir gece saat on ikiyi geçmiş: Ruj isterim, allık isterim diye ağlayınca hasta hasta üzmemek için bir dükkan açtırıp aldırmışlar, boyanıp süslenince susmuşum. Ayrıca, şunu anlattılar bana: Atatürk le bir gezide kimse farkına varmadan Savarona nın bütün kül tablalarını birer birer denize fırlatmışım. Neden sonra işin farkına varınca artık beni hiç gözden uzaklaştırmamışlar. Atatürk, bu olayı duyunca çok gülmüş. Ülkü Atatürkçüğüm derken gözleri gülüyordu. Evi baştan aşağıya Ata nın kıymetli hatıraları, hediyeleri ile dolu. Girer girmez duvarda koskocaman bir tablo Milli Mücadele yıllarında Atatürk. Sonra sıra sıra Ülkü yle bahçede göğsüne çiçek takarken Florya da çekilmiş resimler. Köşede vitrinde, ölen Ürdün Kralı Abdullah ın Ülkü ye hediye ettiği gayet ince işlemeli altın kutu, ufacık gizli bir düğmesi var. Basılınca kapağı açılarak rengarenk küçük bir kuş çıkıp, ötü yor. Aynı zamanda kutunun alt kısmını teşkil eden gizli bölüm açılıyor. Şimdi Ülkü bunu mü cevher kutusu yapmış. Yine, Ürdün Kralı nın hediyesi olan kocaman fildişinden yapılmış bir fil. Üzeri gök yakutlar, türlü değerli taşlarla süslü. Bir mihrace fili. Ürdün kralı da Ülkü ye bayılıyormuş. Ondan sonraki gelişlerinde de hediyeler getirir, by his side. I came down with about of typhoid when I was three years old. He was de eply affected and did not want to leave my side. When I noticed I was getting his complete attention, I became quite the insistent little nag. One night, after midnight, as I was recovering from that bout of typhoid, I cried out, I want so me lipstick! Rather than disappointing me while I was ill, he roused up some poor shop ow ner to give him some makeup. I had a lot of fun getting myself all made up! Also, one day, when we were on board the Savarona, I remember tossing all the ashtrays into the water. Later on, when they caught on to what I did, they never let me out of their sight. Atatürk roared with laughter once he learned about my caper. Ülkü s eyes lit up when she said Atatürk. Her home is filled from top to bottom with priceless souvenirs and gifts from Atatürk. Next to the entrance is a huge painting on the wall of Atatürk during the National Ordeal years. Then there is a series of photographs taken of Ülkü pinning some flowers on his chest at Florya. In the corner display case is a handcrafted golden box with intricate embroidery which was a gift to Ülkü from the late-king of Jordan, Abdullah. The box has a tiny hidden button; pressing this button opens the cover and a chirpy little colorful bird emerges. At the same time, the bird triggers the opening of a secret compart ment. Ülkü uses this box as her jewellery case. The late-jordanian King also presented her with an elephant carved from a huge ivory tusk. This maharajah elephant is decorated with ru bies and all sorts of other precious gems. He loved Ülkü and would always Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 151

152 arar sorar, onu görmeden gitmezmiş. Ülkü, Kral Abdullah için duygularını şöyle açıklıyor: Çok iyi biriydi ve çok iyi dostumdu. Öldüğünde o kadar üzüldüm ki! Kral Abdullah ın filinin yanında bir yeni beş liralık duruyordu. Yaklaşıp elime aldım. Ata bu nu da küçük Ülkü süne imzalamış. Onun hastalığına ait hatıralarınız var mı? Evet, hastalığı sırasında Savarona da ve Saray da yanındaydım. İlk zamanlar yatakta de ğildi. Her zamanki gibi yanına girer, çıkardım. Sonra gitgide kendisini sık sık görmem zorlaş tı. Girince de yanında çok kalmamamı söylüyorlardı. Sonra bir gün konuşurken bana: Siz artık Ankara ya dönün, dedi. Ama sen Atatürkçüğüm? Ben sonra arkanızdan geleceğim. Siz şimdi gidin. Sen gitmeden ben de gitmem. Haydi sen de gel, gidelim. diye ağlamaya başladım. Bilmiyorum neden, bu sefer ondan hiç ayrılmak istemiyordum. Çocuk aklımın bütün mazeretlerini O nunla beraber gidebilmek için sıraladım, döktüm. Ağladım, huysuzluk ettim. Kim bilir O nu bir daha göremeyeceğimi hissetmiştim herhalde. Şimdi düşünüyorum da bu huysuzluğuma kim bilir ne anlam vermiş, arkamdan ne kadar üzülmüştür. Biz Ankara ya gider gitmez, O hemen bizleri telefonla aramış, yolculuğumuzu sormuş. O İstanbul da, biz Ankara da. Birbirimizden ayrılınca, etrafındakiler sessiz, durgun, bana da bir bring her gifts whe never he visited Turkey, never leaving without seeing her. Ülkü said this about King Abdullah: He was a very good man and was a good friend of mine. I was devastated when I learned of his passing! Next to King Abdullah s elephant is a brand-new five lira banknote.* I went up to it and picked it up. Atatürk signed it for Ülkü. Do you have any memories of his illness? Yes, I was by his side on the Savarona and at Dolmabahçe Palace while he was ill. At first, he wasn t bedridden. I was able to go up to him whenever I wanted to, just like before. Later on, it got more and more difficult to see him on a frequent basis. Whenever I entered his ro om, they d tell me not to stay too long. Later on, one day while he was talking, he told me: I think it s time you returned to Ankara, But what about you, Atatürk? I ll follow you there. But you should go now. I can t go without you. C mon why don t you come with us, too? as I started crying. I don t know why, but I didn t want to leave him this time. My small child s brain tried to co me up with all the excuses in the world for us to go together. I wept and threw a temper tant rum. Who knows, maybe I sensed I wouldn t be seeing him again. In retrospect, who knows what meaning he may have attributed to my crankiness or just how sad he was after we had left him. As soon as we arrived in Ankara, he called us and asked us how our journey was. Once we had parted, he in Istanbul and us in Ankara, those around me became abnormally 152

153 gariplik çökmüştü. Yemek yememeye başlamışım. Hastalığı sırasında bile sık sık telefonla beni sordurmuş. Hem de Ülkü tereyağını yedi mi, kahvaltısını ediyor mu? şeklindeki sorularla. Anlayamadığım sıkıntılı günlerden sonra milletçe üzerimize çöken matem bulutları acımasızlığını göstermişti. Bana güya bir şey söylememişlerdi. Atatürk geziye gitti demişlerdi. Neşeli, canlı, yaramaz bir çocuk olduğum halde artık yerimden kımıldamaz olmuş, her şeye ağlamaya, bahane bul maya başlamışım. Radyoda zeybek duysam, resmine baksam, olduğum yerde duruyor, ağlamaya başlıyormuşum. Geziye gitse beni de yanına alırdı, Atatürkçüğüm ü özledim, beni yanına götürün cümle sini, dilimden düşürmez olmuştum. Yanımdakilerin bu sözlerimi duydukça gözyaşlarını bana göstermemek için arkalarını döndüklerini o zamanlar görüyordum. * Ülkü nün gözleri daldı... İkimiz de sustuk. Biz konuşurken bir dakika bile yerinde duramayan küçük Ali koşarak bir koltuğu tırmandı duvardaki yağlıboya tabloyu bana gösterek: Atatürk ü ben de tanıyorum. Bak, işte oradaki! diye bir anlam veremedi suskunluğumu za. Ülkü devam etti: Bir gün otomobille gezmekten dönmüştüm. Çiftlikte oturuyorduk. Araba evin önünde durdu. İnerken nasıl oldu bilemiyorum, elim otomobilin kapısına sıkışıverdi. Dört parmağım bir den mosmor olmuştu. Ağlıyor, kıyameti koquiet and still whereas I felt extremely strange. I started not to eat. He would frequently have someone call me, even during his illness, to ask questions like, Did Ülkü eat her butter, did she eat breakfast today? It was after those confusing days that the clouds of mourning draped us as a nation... I don t recall anyone telling me what had happened, but I think they said, Atatürk went on a trip... Though I was a joyful, naughty kid, I turned into a remorseful brat who would cry abo ut everything and would find an excuse not to do anything. I d sit down and start bawling whenever I heard a zeybek**or the radio or saw his photog raph somewhere. I ended up repeating this sentence, If he went on a trip, he would have taken me with him, I miss my Atatürk, I want to go see him, over and over. Whenever they heard these words, those near me would turn away so I wouldn t be able to tell they were crying. Ülkü stared contemplatively... We both stopped talking. While we were talking, little rambunctious was climbing up an armchair and showing me the oil painting on the wall: I know who Atatürk is. Look, there he is Of course he didn t re alize it, but he had broken our moment of silence.. Ülkü continued: One day, we had come back from a drive in the car. We were living on the Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 153

154 parıyordum. Birden yanı başımda Atatürk ü gördüm. Elimin morarmış haline fena halde üzüldü. Sonra şoföre kızdı adamakıllı bağırdı. O hırsla kov maya kalkıştı. Ben hiddetini iyi bildiğim için hemen araya girdim. Çünkü zavallı şoförün ger çekten hiçbir suçu yoktu. Hem elimin acısından ağlıyor, hem de şoförü koruyordum. Atatürkçüğüm, onun hiçbir suçu yok. Elimi kapıya ben sıkıştırdım. Ona darılma, o bir şey yapmadı diye ceketinin eteğini çekiştiriyordum. Sonradan anlattıklarına göre benim bu yalvarışım hoşuna gittiği için, hem de adamın gerçekten bir suçu olmadığı için şoförü bağışladı. Sonra, bakın pek anlatılacak bir şey değil ama yine de söyleyeyim: Çankaya da bir öğle sonu birkaç milletvekili Ata yı ziyarete gelmişlerdi. O sırada ben öğle uykusundaymışım. Herhalde çok fazla uyumuş olacağım ki. Atatürk seni istiyor diyerek uyandırmışlar. Uyku sersemi giydirip yanlarına götürmüşler. Kapıdan girer girmez benim bu mahmur halim çok hoşlarına gitmiş olacak ki milletvekillerinden biri (Ülkü, kim olduğunu bana da söylemediler, bilmiyorum diyor.) Aman hanımefendiciğim buyurun, efendim. Şöyle buyurun, yanıma oturun! diyerek kolumu tutunca adamcağızın yüzüne tükürdüm. Atatürk kahkahalarını tutamamış. Bu arada da yanındakilere: İşte ben bu çocuğu bunun için seviyorum. Kimin yüzüne tüküreceğini biliyor! demiş... farm. The car stopped in front of our home and getting out of it, I don t know how it happened, but I got my hand caught in the door. Before I knew it, I had four bruised fingers and I was screaming to high heaven. Suddenly, I saw Atatürk next to me. He was quite upset to see with my hand all bruised and started screaming at his driver even threatened to fire him. As I knew how angry he got sometimes, I came between them, because the poor driver didn t do anything wrong. Not only was I crying from my swollen hand, I was also trying to defend his chauffeur. Atatürk, it wasn t his fault at all. I put my hand in the door. Don t get mad at him, he didn t do anything wrong! as I pulled on the hem of his jacket. Later on, from what I was told later on, because he appreciated my pleading, he forgave his chauffeur, who was blameless in this case. Look, here is something else I want to share with you: One afternoon, a number of deputies came to visit Atatürk at Çankaya. I was taking my afternoon nap at the time. I guess I had been sleeping too long, when, they woke me up, sa ying, Atatürk is calling for you. They got me dressed in my sleepy, confused state and took me up to him. I walking into the room and I guess they liked me so much in my groggy state that one of them, (They never told me who he was), Well how about that, little lady, why don t you just come on over her and sit next to me? His grabbing me by the arm was the last straw because I ended up spitting in his face. Atatürk split his sides from laughter: That s why I lo ve this kid so much, she knows which face to spit on! he chuckled. A zeybek is a form of traditional Turkish music. 154

155 CUMHURİYET VE ATATÜRK Cumhuriyetin kuruluş ilkeleri ile Atatürk devrimlerinin evrenselliği ve düşünsel yapısının genç kuşaklara aktarılması çalışmaları çerçevesinde Ülkü ADATEPE nin anıları yararlı bir kaynak olacaktır. Büyük mücadele yalnız yaşanılan savaşlar, taarruzlar, barış olarak görülmemelidir. O gü nün sosyal koşullarını, yaşam felsefesiyle anlatmak, Atatürk ün o psikoloji içinde çocuk sev gisi ile huzur bulduğunu zengin anı örnekleriyle aktarmak istedim. Cumhuriyetin bir siyasal hareket olmaktan çok, bir yaşam biçimi olduğunu, tüm çocukları mız ve gençlerimiz bilmelidirler. Bu arada özgürlük uğrunda savaşan askerleri hatırlayalım. Üstelik özgürlüğü zor kazanılmış, ölüm kalım savaşlarında büyükleriyle birlikte silah kuşanan, çocukluklarını yaşayacakken savaşan, 15 yaşında Ahmet; 12 yaşında Feridun; 12 yaşında Kamil; 12 yaşında Nezehat ve daha niceleri ya şehit ya gazi olmuşlardır. Onları cephede gö ren Mustafa Kemal in gözleri yaşarır, sözler boğazında düğümlenir. Çocukları o onurlu günle rinde de ödüllendirir ve sever. O çocuk askerleri savaş sonrasında ma- THE REPUBLIC AND ATATÜRK No doubt, Ülkü ADATEPE s memories will become an indispensable source as far as conveying to younger generations the founding principles of the Republic and the intellectual struc ture and the universality of Atatürk s revolutions is concerned. The national ordeal should not be looked upon as battles, assaults and peace treaties. I really desire is to convey the social conditions of that time through his philosophy on life as well as to mention examples of a cornucopia of memories the tranquility Atatürk found within the psychology of love for children. All our children and young people must be made aware that the Republic is more to do with lifestyle than a political movement. At this time, I would like to remind the reader of this co untry s soldiers, who fought for freedom. Instead of experiencing a normal childhood, these te enagers, such as 15 year old Ahmet, 12 year old Feridun, 12 year old Kamil, 12 year old Nezehat and many others, became martyrs or were wounded in action for a freedom which was won tooth and nail. Mustafa Kemal, who saw them on the fronts, cried tears for them Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 155

156 Ülkü, 1943 civarında, Naciye TOROS (soldan üçüncü), Sabiha GÖKÇEN (sağdan beşinci) ve Vuslat Hanım (sağdan üçüncü) ile beraber Ankara da. (Ülkü ADATEPE Arşivi) Ülkü in Ankara with Naciye TOROS (3rd from left) Sabiha GÖKÇEN (5th from right) and Vuslat Hanım (3rd from right) (Courtesy Ülkü ADATEPE) dalya ile ödüllendirir ve her yerde onlardan övgüyle, gözyaşlarıyla söz ederdi. Çocukluklarını yaşayacakken savaşan bu küçük askerleri, savaş sonrasında da içten duygularla anmıştır. Atatürk, Nutku nda da bu savaşçı çocuklara da yer vermiş, övgüyle örnek göstermiştir. Bu kitapta Cumhuriyetin ve Atatürk ün tarihi kimliğini yazmak yerine, Atatürk ün bir insan, bir lider olarak çocuklara, gençlere olan sevgisini, güvenini, inancını örneklerle aktarmaya çalış tım. O günün koşullarında Atatürk ün çoand co uldn t say enough kind words for them at commemorations. He also awarded children and showed compassion for them on these honorable days. He awarded those underage soldi ers with medals after the war and praised them everywhere he went. Atatürk mentioned the se fighters in his great Speech that he gave in October, Instead of writing about the historical identity of the Republic and Atatürk in this book, I tri ed to relate to the reader through examples, Atatürk s faith, trust and love in the children and young people as a person and as a leader. The object is for the next generation to learn thro ugh the real directions Atatürk s love for children in the condition of those days. Mustafa Kemal Atatürk once said, I m entrusting this happy result I obtained to the youth of 156

157 cuk sevgisini gerçek yönleriyle gelecek kuşağın öğrenmesi amaçlandı. Kemal Atatürk: Ben elde ettiğimiz bu mutlu sonucu büyük bir heyecanla Türk gençliğine emanet ediyorum. demiştir. Bütün çalışmalarında güvendiği, inandığı, yarınlara umutla bak tığı güç, başı dik, alnı ak Türk Gençliği idi. Türk Gençliği ne Hitabesi nde ona verdiği görev leri açık bir anlatımla dile getirmiştir. Atatürk, gençliğe olan inancı ve güveni nedeniyle 19 Mayıs 1919 da Samsun a çıkışını, Gençlik ve Spor Bayramı olarak Türk Gençliği ne armağan etmiştir. Bilindiği gibi 19 Mayıs 1919 tarihi Atatürk ün doğum günü olarak kabul edilmektedir. Kendisi ve ulusumuz için önem li olan bugünün gençlere bir bayram sevinci olarak verilişi anlamlıdır. Gençlere bir hitabında: Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak olan sizlersiniz özdeyişi çok dikkat çekicidir. Bu özdeyiş onun Türk Gençliği ne inancını, güvenini anlatmaktadır. Sevgili çocuklar, genç ler! Büyük Önder Atatürk te sizler gibi çocukluğunu, daha sonra gençliğini yaşadı. Çocukluğu sıkıntılarla ve güçlüklerle geçti. Gençliğinde askeri okulda, daha sonra harp okulunda okudu. Yüreği vatan sevgisi ile yoğrulmuş bir subay olarak yetişti. Türk ulusunun kurtarıcısı, kurucusu ve önderi olan bu yüce insan, çocukluğunun özlemlerini, yetişkinliğinde ulusun çocuklarını severek, hoşgörülü davranarak ve onlara destek vererek gidermeye çalıştı. Atatürk ün vatanımızın kurtuluşu ve kuruluşu için yaptıklarını anlamak, ulusun içinde bulunduğu güçlükleri o günün koşullarında öğrenmek siz çocukların temel görevidir dan 1938 e Turkey with great excitement. The strength that he trusted, believed and looked hopefully upon in all of his studies was the Upright, honorable Turkish Youth. The tasks he assigned to it were clearly spelt out in Atatürk s The Youth of the Nation address he gave at the conc lusion of his 36.5-hour long speech before his party in October, As a consequence of Atatürk s faith and trust in the country s youth, he bequeathed to the Turkish youth the date May 19th as Youth and Sports Day, to commemorate the day he landed in Samsun in As it is known, this day is regarded as Atatürk s birthday. Bequeathing the youth this important holiday is quite meaningful. The phrase in his Youth of the Nation address, We established the Republic, you are the ones who shall make it prosper, is thought provoking. This phrase explains his trust and faith in the youth of Turkey. Dear children and young people! Like you, our great leader Atatürk lived his childhood and his youth. He had a tumultuous childhood, whereas he attended a military school and later on, the War Academy in Istanbul during his youth. He was brought up as a staff officer with the love for his country beaten into his heart. This exalted person, who was the savior, founder and leader of the Turkish na tion, tried to eliminate the longing for his childhood days, by loving the nation s children, by showing them tolerance and by supporting them in his adulthood. It is the essential duty for you children to understand what Atatürk accomplished to save and establish our motherland, and to learn about the extremely difficult conditions experien ced in this country during his time. Our children and Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 157

158 kadar ki süreçte olan gelişimi gençlerimizin, çocuklarımızın bilmesi gerekir. Bu on beş yıllık süreçte bütün ilke ve devrimler gerçekleştirildi. Yani Atatürk reformlarının başlangıcı ve devamı bu süreçtedir. Bu nedenle gelecekte de Atatürk ün Nutuk isimli eserini okuyunuz. Nutuk ta sizlere anlatmak istediğini anlamaya çalışınız. O ilke ve devrimlerin nasıl gerçekleştiğini, çekilen güçlükleri öğreneceksiniz Mayıs ında Atatürk Samsun a çıktığında şöyle diyor: Samsun a çıktım, yürekler parçalanıyordu. Gördüğüm, yaşadığım, duyduğum, yenik çıkmış Osmanlı ve zedelenmiş, bitkin bir ordu. Çok ağır koşullarda imzalanmış Sevr Antlaşması ile ulusumun yorgun, usanmış ve olabildiğince fakir oluşu. Bu ağır kavramlar Samsun a çıkış gerçeğini hazırlıyordu. Bir müddet daha beklenseydi, vatanı parçalamak ve bölüşmek amacıyla kurulan cemiyetler, dernekler ça lışmalarını gerçekleştirmeye başlayacaklardı. Galip devletler zaten kendi aralarında, özel gündemlerle vatanı parçalamış ve bölmüşlerdi bile. Görülen manzara korkunçtu. Şöyle ki; Açlık diz boyu. Silahsızlık ve eşkiya yurdumuzun toprağında cirit atıyordu. İşte bütün bu durumlar Atatürk ün nutkundaki deyimiyle Ulusal egemenliğe dayanan bağımsız, yepyeni bir devlet kurmaktı. Türk ulusu onurludur, yücedir. Tarihler boyunca özgür yaşamıştır. Bir ulus tutsak ol maktansa, ölsün, daha iyidir. O halde sonuç: Ya istiklal, ya ölüm! Amasya Tamimi, Erzu rum da ilk kongre, ilk ışık, ilk adım, özgürlüğün habercisi oldu. Erzurum Kongresi, milletin fış kıran iradesiydi. Katılanların yüreğindeki güneş, özgürlüğe açılan kapı oldu. Vatanın bütünlü ğü perçinlendi. Ulus sevgisinin yara almazlığı, parçalanmazlığı kanıtlandı. young people have to know about the progress made in Turkey between All of Atatürk s reforms and revolutions were carried out during this fifteen-year period. For this reason, in the future, you should read Atatürk s work, The Speech. Try to understand the message behind this work and learn how his principles and revolutions were carried out during the difficult times he lived through. When Atatürk landed at Samsun in May, 1919, he said, I encountered a devastating sce ne after landing here. I saw, I experienced, I heard a beaten, exhausted and bruised Ottoman Army. The Sevres Treaty was signed under very repressive conditions, my country was we ary, fed up and extremely poor. These heavy concepts were the reason why Atatürk came to Samsun. Had he waited any longer, the associations and societies established in order to par tition and divide the homeland were about to initiate their activities. As it was, the victorious nations had already carved up the motherland amongst themselves. Things did not look go od. For instance; There was mass starvation and because of the disarmament situation, bandits were running rampant throughout the land. In the face of all this, Atatürk uttered the following in his Speech. An independent, brand new state was established based on national sovereignty. The Turkish nation is an honorable and exalted one. It lived free throughout history. This na tion would prefer death to captivity. Consequently, give me Liberty or give me Death! The Amasya Declaration and the Erzurum Congress were the first steps, the first light to freedom. The Erzurum Congress was the bursting willpower of the people. The sunlight in the hearts of those who participated was the 158

159 27 Mayıs 1938; Ankara dan İstanbul a gelişinde trende Mareşal Fevzi ÇAKMAK ile sohbet ederken, manevi kızı Ülkü cam dan bakıyor. (Fotoğraf Selahattin GİZ) Atatürk on board the train from Ankara to İstanbul, talking to Marshal Fevzi ÇAKMAK as his adopted daughter, Ülkü, looks out the window. (May 27, 1938) (Photographed by Selahattin GİZ) İkinci bir umut doğdu: Sivas Kongresi. Bu ulusal bir çağrı, ulusal bir güç ve inançtı. Devle tin ve milletin istiklalini korumak ve savunmak için çalışmalıydı. Cins, ırk, mezhep ayrılmaksızın barışın temelini atmak gerekliydi. Yalnız Osmanlılara değil, o çağın kutsal saydığı Hürriyet, Milliyet, Vatan gibi toplumlarca esas kabul edilen kavramlar, istiklalimizi ve haklarımızı savunmak için temel görev olmalıydı. Hiçbir güç Türk ulusunu bu haklardan yoksun bırakamazdı. İstanbul un işgaliyle yedi yüz yıllık Osmanlı Devleti nin yaşamına ve egemenliğine son verildi. Ankara da 23 Nisan 1920 de yeni bir ağaç yeşeriyordu. Bu ağaç yeni bir umut, yeni bir ulus ve yeni bir geleceğin anlatı mıydı. Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 de kuruldu. door that opened to freedom. The motherland was riveted to wholeness. The nation s love proved it could not be broken or injured. A second hope emerged in the form of the Sivas Congress. This was a national call and a national power and faith. The state and the people needed to protect and defend its independence. It was needed to lay the foundations for peace without discriminating against sex, race or religion. Not only valid for the Ottomans, the concepts essentially accepted by society needed to become our basic duty in order to defend our independence and rights. No power could deprive the Turkish nation of these rights. The two-and-a-half long occupation of Istanbul put an end to the life of the 700 year Ottoman State and its sovereignty. A new tree sprouted green leaves in Ankara on April 23rd, This tree expressed new hope, a new nation and a new future. The Grand National Assembly was established on April 23rd, This was a brand new formation that forged this Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 159

160 Güneş gibi doğan bu millet yazgısına el konan yepyeni bir oluşumdu. Ulusal egemenliğe dayalı dünya gerçeklerine uygun bir cumhu riyet devletiydi. Mustafa Kemal Atatürk bu kutsal günü 23 Nisan Ulusal Egemenlik günü ola rak ilan etti. Böylece bu bayramın adı, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı oldu. Dünya li teratüründeki ilk çocuk bayramıdır. Bu çocuk bayramını dünya devletleri örnek alarak çeşit li adlar altında çocuk günleri ve bayramları ilan ettiler. Her 23 Nisan Bayramı na dünya çocuk ları katılmaktadır. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dünya çocukları bayramı ni teliğinde evrensel bir boyut kazandı. İşte Atatürk ün yenilikçiliği ve ulusal sevinci çocuk ların sevincinde, coşkusunda görülüyor değil mi? Atatürk, çağdaş liderlerden ya da yüzyıla damgasını vuran önderlerden farklı olarak ulusun iki önemli gününden birini çocuklara, diğerini gençlere bayram olarak armağan etmiştir. Atatürk, çocukları ve gençleri yarınların büyükleri, ulusun gelecekteki güvencesi ve sahibi olarak görmektedir. Gençlere güven duyması, onları milletin yarınlarının güneşi olarak görmesi üstün bir değer dir. Artık ibre yön değiştiriyordu. Dünya devletlerinin Ankara hükümetine bakışı değişiyor, uluslar birer birer kendine geliyor ve Türk ulusunun gerçek yönetimini yani TBMM hükümetini tanıyorlardı. Böylece yasama ve yürütme yetkisi ile egemenlik kayıtsız şartsız ulusun olacaktı. Halk kendi kendini yönetir olacaktır. Bu bağlamda milletin tek temsilcisi Türkiye Büyük Millet Meclisi oldu. Zorlu savaşlar kazanıldı. Yeni bir devlet, yeni bir hükümet kuruldu. Şimdi sıra Osmanlı yı yok emerging national destiny like the sun. Based on national sovereignty, it was a republican state in line with global reality. Mustafa Kemal Atatürk declared this sacred day Children s and National Sovereignty Day. It was desti ned to become the world s first children s holiday whereas other nations followed suit by announcing their Children s Day under various names. Children from all over the world participate in Turkey s April 23rd holiday, one that has long since taken on a universal dimension. Well, Atatürk s innovation, enterprising spirit and national endearment is clearly seen in the children s enthusiasm and joy, isn t it? What sets Atatürk apart from leaders in the past or present is that he set aside two impor tant days of the year, one for children, the other for the youth, as national holidays. Atatürk cle arly saw that children and young people were going to be tomorrow s leaders, the security and owners of the future of the nation. It is a superior quality to trust in the youth and view them as the sun of the nation s future. Now, the needle began to change direction whereby global leaders were changing their attitudes towards the Ankara government by finally recognizing it as the real administration of the Turkish nation. As a consequence, sovereignty along with the legislative and executive autho rity was going to belong unconditionally to the nation. The people were going to administer themselves. In this context, the only representative of the people was to be the Turkish Grand National Assembly. Tough battles were won. A new state and a new government were established. Now it was time for a new peace treaty which would globally represent our independence instead of the Sevres Treaty, which wiped out the Ottoman 160

161 edip parçalayan, Sevr Antlaşması nın yerine, bağımsızlığımızın dünyaca tescil edile ceği yeni bir antlaşmadaydı. Mondros la başlayan işgal ve esaret dönemi, Milli Mücadele ile sembolleşmiş, ulusal direniş kazanılmıştır. Bu amansız mücadele, ulusal ve kut sal değerlerimizin ortaya çıkmasının sonucuydu. 24 Temmuz 1923 te imzalanan Lozan Antlaşması, Türk ulusu nun kazandığı zaferin, milli mücadele nin hedefini koruma kararlılığımızın sembolüdür. Savaş alanlarında kaza nılmış başarının siyasi tuzaklara kur ban edilmemesinin onurudur. Sevr Antlaşması bir ölüm, Lozan Antlaşma sı ise diriliş olarak görülmektedir. Lo zan Antlaşması yeni bir ulusun huku ki temelinin atılışıdır. Bağımsızlığa ve çağdaşlığa açık ve ona dayalı bir ant laşmadır. Lozan la yepyeni bir barış dönemi başlamış, bu antlaşma ile ulu sumuzla ilgili hayalperestlerin düşü suya düşmüştür. Koca Osmanlı yı, Türklüğü tarihe gömmek düşü bir da ha hortlayamayacaktır. Osmanlı nın 700 yıllık yürüyüşü, yerini yüce Türk Ulusu nun ileriye yürüyüşüne bırakmıştır. Lozan Antlaşması nda savaş alan larındaki başarının, masa başında da kazanılmasının onuru, yani dirilişimi zin göstergesi vardır. Lozan, bütün çıkar yollarının kesiştiği noktadır. Bu kesişmenin koordinatlarının stratejisini belirleyen Mustafa Kemal di. Türk Milleti Lozan da hem gururunu hem de onurunu ortaya koydu. Atatürk, Lozan Antlaşması nedeniyle İsmet Paşa ya çektiği telgrafta Milletin ve Hükü metin size verdiği görevi başarı ile tamamladınız. Ulusa yaptığınız hizmetlerinizi bu başarıyla taçlandırdınız. Sizi ve arkadaşlarınızı kutlar, teşekkür ederim diyerek duygularını, sevincini di ye dile getirmiştir. Empire. The occupation and emprisonment period, which started with the Mudros Treaty, was symboli zed by the National Ordeal and achieved national resistance. This ruth less struggle was the result of the re vealing of our national and sacred as sets. Signed on July 24th, 1923, the Lausanne Treaty is the symbol of the victory achieved by the Turkish nation and our decision to preserve the ob jective of the national ordeal. It was honorable not to sacrifice the succes ses won on the battlefield through po litical booby traps. While the Sevres I Treaty was a deathknoll, the Lausan ne Treaty was our resurrection. The Lausanne Treaty laid the legal foun dation of a new nation. It was a treaty based on independence and moder nity. A brand new era of peace had begun with Lausanne, whereas this treaty threw cold water on the fanciful dreamers regarding our nation. The former Ottomans and their dream of burying Turkishness in the history books would never rise from the dead. The 700- year plodding trail of the Ottomans was replaced with the advancing march of the exalted Turkish Nation. With the Lausanne Treaty, both the honor of winning on the battlefield and the gains acquired at the peace talks were indicative of our resurrection. Lausanne was the junction of all our self-interests. It was Mustafa Kemal who determined the strategy of the junction s coordinates. The Turkish people put the pride and honor on the line at Lausanne. In the telegram that Atatürk sent İsmet Pasha, who headed the Turkish side in grueling negotiations which las ted several months, he wrote, You have successfully completed the duties which were assig ned to you by the Nation and the Government. You have crowned the service you have carri ed out for your nation with this success. I wish to take this moment to congratulate and thank you and your colleagues. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 161

162 Evet! Sevgili Gençler!...Umudu muz çocuklar!.. Aşağıda okuyaca ğınız sloganlar özgürlüğümüzün temelini oluşturdu. Erzurum Kongresi nde: Vatan bö lünmez bir bütündür. Sivas ta: Tam bağımsız, bölünmez bir bütün olan Türkiye Büyük Millet Meclisinde Hat tı müdafaa yoktur, sathı müdafaa var dır, O satıh bütün vatandır. Ve Lo zan da: Kayıtsız şartsız millet ege menliğine dayalı tam bağımsız, hür ve laik Türkiye Cumhuriyeti... Bu, kav ram genç Türkiye Cumhuriyeti nin varlık tapusu olmuştur. Bu oluşum özgürlük gülünü açtı, hem de renk renk. Ey yükselen yeni nesil, yarınlar si zindir! Siz insanlık onurunun ve vatan sevgisinin, fikir özgürlüğünün sembolüsünüz. Atatürk; Gençler!.. Yorulsanız bile beni izleyiniz. demişti. Ata türk ün ilkelerini, devrimlerini benim semek ve onu izlemek, onun yolunda ilerlemek başarınızın yolu olacaktır. Bir ulusun kurtuluşu eğitimdeki ba şarısına bağlıdır. Ulusumuz insanı na, çağdaş ve toplumumuza uygun eğitim sistemi gereklidir. Kazanılacak asıl zafer eğitimdeki zaferdir. Atatürk ün öğretmene sevgisi ve eğitime verdiği değeri içeren güzel bir anlatımı da şudur: Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir. Okullarımızda öğretme görevi güvenilir ellerdedir. En saygılı, en fedakar öğretmenler!.. Ulusal ahlakımızı çağdaş fikirlerle bes leyen, güçlendiren; güzel sanatları seven, sevdiren, en saygıdeğer öğretmenlerdir. Bilime Yes! Dear Young People, Our Hopeful Children The following slogans formed the foundation of our freedom. At the Erzurum Congress, he said, The motherland is an inseparable whole. At Sivas, Turkey, which is completely independent and an inseparable whole... In the Grand National Assembly, he said, There was no line of defense but a plain of defense, and that this plain was the whole of the country. And at Lausanne, An independent, free and secular Republic of Turkey based on unconditional national sovereignty... This concept was the title deed of the young Republic of Turkey. From this formation, freedom blossomed into a myriad of colors. Well, the ascending new generation, tomorrow is yours! You are the symbol of human ho nor, the love of the motherland, and freedom of expression. Atatürk said, Young People! Follow me even if you get tired. Yes! Identifying and following Atatürk s principles and revolutions, and to advance along his path is the way to success. A nation s salvation depends on the successes gleaned in education. We are in need of contemporary education and training methods suitable for our society. The victory to be earned is the victory in education. This is a fine explanation containing Atatürk s value he placed on education and his endearment for the educators. 162

163 önem veren, hurafelerden uzak, fikren, ilmen ve bedenen güçlü öğretmenler yetiştirmeliyiz. O öğretmenler ki ancak ve yalnız milletleri kurtaranlardır. (1930) Gençlik diyor ki: Atam! Sen öyle bir ışık yaktın ki bize, güneşin nuru söner de o ateş sönmez, sönmeyecek de. Atam, bu özlü sözümüzle bize verdiğin cumhuriyeti, demokrasiyi bir ışık olarak algılıyoruz. Bu iki değeri sonsuza kadar yaşatmak görevimizdir. Bütün çocuklar ve gençlik gelecek nesillerde de düşüncelerinize ve fikirlerinize sonsuza kadar saygı duyacağız. Atam!. Dünya üstümüze gelse de, yer altımızdan kaysa da ne senden, ne senin eserinden vazgeçeriz. Atatürk Söylevi nde: Şunu bilin ki; Türkler demokrat, hür ve sorumluluk taşıyan vatandaşlardır. Türkiye Cumhuriyeti nin kurucuları bizzat kendileridir. Atatürk ün sanat ile ilgili görüşü: Sanat, güzelliğin ifadesidir. Bu ifade sözle olursa şiir, nağ me ile olursa musiki, resimle olursa mimarlık olur. İnsanlık olgunlaşmak için bazı faktörlere muhtaçtır. Resim yapmak, heykel yapmak, fennin teknolojinin gereğini yapmak, bunlar yapılmıyorsa o milletin ilerleme ve olgunlaşma yolunda yeri yoktur. Atatürk ilke ve devrimlerinin asıl amaçlarından olan batıyla bütünleşme hedefine yönelik çalışmalarda gençlerin ve kadınların siyasi hayata etkin katılımları sağlanmıştır. O dönemde ba tılı kadınların elde edemedikleri, onlara verilmeyen siyasi ve sosyal hakları Türk kadınları kazanmışlardı. Medeni kanunla Türk kadınlarının yüzlerce yıldır süren eşitsizliğine son verilmiş tir. Bu kanun o dönemde bir reformdu. Atatürkçülük bir bütün olarak ele alındığında Türkiye nin önünü açarken asla tutucu olmamayı hedefler. Türkiye de yaşayan Türk ulusunun ortak payda- The future belongs to the youth, whereby the youth are the work of their teachers. The task of teaching in our schools is in reliable hands. The most respected and most self-sacrficing te achers! Teachers foster and strengthen our national morals and ethics with contemporary ide as; they enjoy fine arts, and are worthy of our highest respect and endearment. We must bring up teachers who give importance to science, who don t believe in old wives tales and who are reflectingly, scientifically, and physically strong. (1930) The young people say, Atatürk, you illuminated such a powerful beacon for us that though the halo around the sun may go out, it s fire does not diminish, nor shall it ever diminish. With these essential words, we perceive the republic and democracy that Atatürk gave us as a light. It is our duty to foster these two values to the end of time. We, the children and young peop le of today and of future generations, shall respect your thoughts and ideas for eternity. Dear Atatürk, even if the world collapses on top of us or the ground slips from under our feet, we shall neither give up on you nor your ideas. In his Speech, Atatürk said, Know this to be true, Turks are citizens who bear democracy, freedom and responsibility. They are the founders of the Republic of Turkey. Atatürk s viewpoint regarding art: Art is a statement of beauty. If this statement is in verse, it is poetry; music if it is in song and architecture if it is pictorial. Some factors, such as paint ing pictures, making sculpture or doing what is required in science and technology, are ne eded for people to mature. If these things are not being done, then that society has no right being on the road to progress and maturity. Ensuring that women and young people make effective contributions in the political mainstream regarding the objective of merging with the Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 163

164 sı ATATÜRKÇÜLÜK tür. Atatürk ün yenilikleri, atılımları, uygarlığa katkı, ilme katkı, Atatürkçülüğün eseri ve temel felsefesi olacaktır. Atatürk, kadınları yeryüzündeki en kutsal görevi yerine getiren, yaşamları boyunca engin ve tanımı zor bir sevgiyle bağlı olduğumuz çok değerli varlıklarımız olarak tanımlar. Geleceğimizin güvencesi olan çocuklarımızın, dünya sorunlarına duyarlı, insan sevgisi ile dolu, barış, kardeşlik ve sevgi kültürü ile donanımlı, uygar bireyler olarak yetiştirilmelerinin annelerin önemli görevinden olduğunu belirtmiştir. Türk gençliği olarak yapılacak tek şey, Atatürk ün izinde yürümek, onun söylemlerini kavra mak, sadece kavramakla kalmayıp yaşantımıza aktarmak, gelecek nesillere gerçek Atatürk çü değerleri öğretmek olmalıdır. Yanıtına cevap aradığımız her soruda başvuru kaynağımız Atatürk ve onun devrimleri, ilkeleri, kısaca Atatürkçülük tür. Okunan her yazı, kitap ve metni kaynak sayıp inanmadan önce, araştırma yapılmasını is teyen Atatürk ün tarihçilere ve Türk gençliğine önerisi: Herhangi bir tarihi belgeyi elinize aldığınız zaman onun gerçeğe uygun olup olmadığına güven duymak için dayandığı kaynak ve bel geleri araştırınız, olmuştur. Bizim şimdiye kadar doğru bir milli tarihe sahip olmayışımızın sebebi tarihlerimizin belgelere dayanmaktan çok birtakım meddahların veya birtakım kendini beğenmişlerin gerçek ve mantıktan uzak anlatımlarından başka kaynak bulamamak şansızlığıdır. Ben diyorum ki: Ben başkalarının yaptıkları prensiplere değil, ancak kendi prensiplerime uyarım. Kaynak: Afet İNAN, Atatürk ün B.M.M, S. 37 west is one of the main objectives of Atatürk s principles and revolutions. The newly-instated civil code granted Turkish women a myri ad of political and social rights, the likes of which their counterparts in the West had yet to ac quire, thus ending the inequality between Turkish men and women, which had existed for hundreds of years. This legislation was a major reform for that time. When looking at Atatürkism from its full spectrum, it broke much ground for Turkey while steering clear of conserva tism. Atatürkism is the common denominator of the Turkish nation living in Turkey. Atatürk s innovations, developments, contributions towards civilization, his contributions towards scien ce are the work of Atatürk is and shall be its basic tenets. Atatürk defines women as our most valuable assets who accomplish the most sacred missions on earth and to whom we are intertwined with an indescribable love. He determined that mothers have an important duty to bring up their children, the guaran tee of our future, to become civilized individuals, sensitive to global problems, full of love for their fellow man, and equipped with a culture for peace love and brotherhood. The Turkish youth needs not only to follow in Atatürk s footsteps and not only to compre hend his pronunciations but to incorporate them into their lifestyles as well. The real Atatürkism values must be taught to the future generations. The source of the answers we seek to each and every question is Atatürk and his revolutions and principles, in short, Atatürkism. Before considering every article, book and publication as a trustworthy source, here is some advice for the Turkish youth and Atatürk historians who wish to conduct research. Whenever you obtain any sort of historical document, in order to rely on whether it 164

165 corresponds with the truth, research the sources and documents they are based on. Ülkü, oğulları Ali ve Ahmet le DOĞANÇAY ailesi ile birlikte. (1955) (Ülkü ADATEPE Arşivi). Ülkü, her sons Ali and Ahmet with the Doğançay family Atatürk ün gençlerin yetiştirilmesi ile ilgili söylediği önemli özdeyişleri: Gençleri yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Gençliğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler uygulanmaya geçtiği vakit, Türk milleti yükselecektir. Türkiye Cumhuriyeti nin esenliği konusunda Ey Türk Gençliği! hitabemi dikkatle okuyunuz, kavrayınız! der. Büyük Önder Atatürk, Türk gençliğine inanç ve güveninin yanında dünya gençliğinin de ay dın, huzurlu ve başarılı olmasını isterdi. Çanakkale de ölen düşman askerleri için şöyle der: Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın topraklarındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen anneler! Gözyaşlarınızı dindiriniz, evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler, huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımızdırlar. Bu söylev, çağdaş, birleş tirici, toplumcu ve sevgi dolu bir yakınlaşmanın söylemidir. Yani evrensel bir söylevdir. The reason we have not claimed our true national history until now is because we are un lucky in not being able to uncover real historical documents but rather those based on hear say or else the illogical and unreal words of a number of conceited individuals, whereby I say, 7 shall conform to my own principles and not those which were set down by others. Source: Afet İNAN, Atatürk ün B.M.M. (Atatürk s Grand National Assembly), Pg. 37) Regarding the upbringing of young people, Atatürk said these important words: Raise the young people. Provide them with your positive scientific and cultural thoughts. Together, you shall embrace their enlightenment. The Turkish nation shall rise up once it begins to apply free thoughts. Read carefully and comprehend my The Youth of the Nation address regarding the health of the Turkish Republic. Besides the faith and trust that the Great Leader Atatürk had in the Turkish youth, he also wanted the world s youth to be intellectual, peaceful and successful. He had this to say abo ut the dead enemy soldiers who fought at Çanakkale: To the heroes who spilt their blood on the soil of this country. You are on the land of a friendly nation. Rest in peace and tranquility. You are in the same bed, side by side with Turkish soldiers. To the mothers of sons who we re sent from faraway lands to fight wars! You have stopped your tears and your sons are in our bosom. They are at ease and they shall sleep comfortably in peace. After they gave their lives on this land, they are our sons now. This is universal address is one which has a con temporary, unifying, socialist and endearing approach. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 165

166 166

167 GENÇLİK DİYOR Kİ: Atam sen rahat uyu. Çünkü, Cumhuriyeti biz kurduk, Onu yüceltecek sizlersiniz. özdeyişin bizim rehberimizdir. Senin kurduğun demokrat, laik, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacak, medeni ve çağdaş ulusların düzeyinde bir ulus olma yolunda hız la ilerleyecektir. Bernard Shaw Gülen Düşünceler adlı eserinde Hiç düş kırıklığına uğramayanlar, hiç umut beslememiş olanlardır. der. Türk çocukları ve gençliği yüksek bir yerden, daha yüksek bir yere sıçramaya endişe etmeden, kararlı ve sağlam adımlarla yürümelidirler. Korkmadan, asla aşağıya ve geriye bakmadan ilerlemelidirler. Türk gençliği küresel ve bölgesel düzeyde dün ya gençliği ile entegrasyon hareketlerinin öncüsü, Avrupa Birliği devletleriyle doğuya ve gün eye uzanarak köprü işlevini başarı ile yerine getirmelidir. Gençlerimiz çağın standartlarını yakaladıkları ölçüde, hedeflerine ulaşacak ve kendilerine verilen sorumluluğu kavramış olacaklardır. Ayrıca, çağdaş bilimin ve teknolojinin bütün gereklerini gençlerimiz yerine getirmeli ve aydınlanma seferberliğinin de içinde olmalıdırlar. Atatürkçülüğü, batı uy garlığına ulaşma çabasının bayraklaşmış şekliyle ve sevgisi ile kavramalıdırlar. Her ne pahasına olursa olsun, onun ilkelerini, devrimlerini sonsuza dek korumak ve kollamak temel görevleri olmalıdır. Atatürkçülük THE YOUNG PEOPLE OF TURKEY SAY... Atatürk, rest in peace. Because your epigram We established the Republic, it is you who shall exalt it! is our guide. The democratic, secular, judicial state that you established, in short, the Republic of Turkey, shall live for eternity whereas it shall progress rapidly along the way to become a nation comparable with other civilized and contemporary nations. In Bernard Shaw s work entitled Too True to be Good, he says, Those who never experi ence disappointment are those who never entertain hope. Rather than worrying about le aping from one high place to another high place, the children and young people of Turkey should take decisive and sound steps. They must fearlessly move forward with without looking down or back. The Turkish Youth are pioneers when it comes to integrating with the young pe ople in the region and in the world at large. They must successfully carry out the mission of acting as a bridge between the European Union and the east and south. Once our young pe ople achieve the standards of the times, they are going to reach their targets and thereby comprehend the responsibilities given to them. In addition, our young people must undertake whatever is required regarding the latest in science and technology. They also need to mobilize a national development and enlightenment process. One must conceptualize Atatürkism as an ideology to pave the way to western civilization. They must undertake the essential tasks in order to preserve and protect his prin ciples and revolutions forever whatever the cost. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 167

168 demek, yurdunu ve ulusunu canından çok sevmek demektir. Yani akılcılık ve bilimselliktir. Atatürk bir konuşmasında: Doktrin istemem, donar kalırız. Biz ulusça yürüyüş halindeyiz... Yani sürekli ilerleyen, gelişen bir ulus olmalıyız, demektedir. Atatürk ün sanata ve sanatçıya bakışı da farklıydı. O günün teknik ve teknolojik ortamında gelişmeleri izleyerek çocuklarımızın ve gençlerimizin teknolojiden yararlanmalarını isterdi. Bugün gelişen teknolojide bilgisayar ve internet ortamında büyüyen çocuklarımızın ruhsal durumu önemlidir. Atatürk: Müzik ve sanat zevkini kanıksayan bir ulusun gençlerini yetiştirmek mümkün değildir. demiştir. Güzel sanatların tümünde milletin çocuklarını ve gençlerini yetiştirmeliyiz. Genç yetenekleri ortaya çıkarıp onları yarınlara hazırlamalıyız. Türk sanatını, Türk müziğini, Türk motiflerini ortaya çıkarıp sevdirmeliyiz. Bir ulusun yenileşmesinde ölçü müzikte, sanatsal verilerde gerekli değişikliği alabilmesi ve kavrayabilmesidir. Ulusal, lirik duy guları, düşünceleri anlatmak; yüksek anlamda değişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir an ön ce sanatın genel işlevine göre yönlendirmek gerekir. Türk sanatı ve müziği ancak bu düzeyde evrensel boyut kazanır. Bu anlatımda temel kazanç ve istek, çocuklarımızı ruhsal gelişmelerinde etken olan sanatın her boyutunu ön plana çıkarmaktır. Atatürk ün silah arkadaşı, İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ şöyle der: Eşsiz kahraman Atatürk, vatan sana minnettardır. Vatan bu başarılı, aydın, yenilikçi, kurucu ve kurtarıcı önderine çok şey borçlu ve minnettardır. Atatürkism means wholeheartedly loving one s homeland and nation. In other words, rationalism and scientific thinking. Atatürk said in one of his speeches, Don t give me doctrine, we ll freeze to death. We are marching as a nation. What he meant was we must be a continually advancing and developing nation. Atatürk s opinion of art and artists was also unique. He wanted our children and young people to benefit from technological developments occurring in various technical and technological fields. The mental condition of today s children who are raised in the rapidly progressive computer and internet environment is very important. Atatürk once said, It is impossible to raise a nation s young people who are sick and tired of music and art. We must bring up the nation s children and young people in all the fine arts. We must prepare for tomorrow by reve aling young talents today. We must reveal Turkish art, Turkish music and Turkish motifs and enjoy them. Rejuvenating a nation depends on being able to grasp and apply the necessary changes in the fine arts. To convey lyrical and national feelings and thoughts, to gather truly meaningful sayings and proverbs, one needs to offer some expedient direction according to the art s general function. Turkish art and music can onlu achieve a universal dimension in this manner. In this regard, the essential achievement and desire is to thrust art, which is a factor in our children s mental development, into the forefront from every aspect. Atatürk s right-hand man and the 2nd President of the Republic, İsmet İNÖNÜ, had this to say, Dear incomparable hero Atatürk, the motherland is grateful to you. The motherland owes much to this success ful, intellectual, innovative, founder and savior of a leader. 168

169 Biz çocuklar Atatürk ün bu bitmek tükenmek bilmeyen çocuk sevgisine her zaman hayran olmuş, Mustafa Kemal i ilk defa çocuk sevgisi ile tanımışızdır, (Fotoğraf Selahattin GİZ) We children have always been amazed by Atatürk s everlasting love for children. We got acquainted with Mustafa Kemal for the first time with his love for children (Photographed by Selahattin GİZ) ATA NIN ÇOCUKLARI ATATÜRK S CHILDREN Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 169

170 Atatürk ün Çocuk Sevgisi konulu aşağıda bulunan on dört yazı İstanbul Kadıköy Acıbadem İlköğretim Okulu öğretmen ve öğrencileritarafından yazıldı. Amaç: Öğretmen ve öğrencilerin Atatürk ün çocuk sevgisi ile ilgili düşüncelerini öğrenmekti. Gösterdik leri ilgiden ötürü okulunun yönetici, öğretmen ve öğrencilerine teşekkür ederiz. Onu hep deniz mavisi gözleri, altın sarısı saçları, çatık kaşlarının ardında gülümseyen çeh resi, elinde tebeşir, Küçük Ülkü süyle kara tahta başında hatırlarım. Kaç kez o küçük kızın yerinde olma hayallerine daldım bilinmez... Hecelediğim ilk sözcük de Atatürk... Odamı süsleyen siyah - beyaz resimde Atatürk... Her 23 Nisan da söylediğim şiirde Atatürk... Çocuklar senin için yeni bir güneş demekti, özgürlük demekti, çağdaşlık demekti. Sen, en parlak geleceği çocuklarda gördün. Onların yolunu aydınlatan meşale, içlerini sevgiyle, güvenle ısıtan öğretmen, Başöğretmen oldun!.. Kimi zaman Çoban Mustafa da yarını gördün, sevindin! Kimi zaman Küçük Ülkü de ideallerinin filizlendiğini gördün, kıvançla doldu gönlün!.. Türk olmanın gururunu temsil eden biz çağdaş Atatürkçü Türk çocuklarına 23 Nisan ı ar mağan ettin. Bizlere güvendin hız verdin... Nice Küçük Mustafa lar, Küçük Ülkü ler senin ilkelerinin ışığı altında ellerinde tuttukları meşale ile müspet ilimle yürüdüler. The following 14 articles, which were written by students and teachers at Kadıköy Acıbadem Elementary School, are comprised of thoughts regarding Atatürk s love for children and particularly his interest in Ülkü. Our thanks go out to all the participants. I recall his deep-sea blue eyes, his golden blond hair and furrowed eyebrows behind a smi ling countenance, with chalk in his hand and his Little Ülkü standing at the blackboard. I don t know how many times I dreamt to be in that little girl s place. The first word I pronounced was Atatürk. Atatürk is in the black & white picture decorating my room. I mentioned Atatürk in every poem I recited on April 23rd. For you, children meant a new sun, freedom, modernity. You saw that the brightest future was with children. You are the Headmaster who warms their insides with love and trust. You are that torch that illuminates their path!.. Sometimes you saw tomorrow in Shepherd Mustafa and you took delight in this! Other times, you saw your ideals sprout with Little Ülkü and your heart filled with gladness!.. You presented us contemporary Atatürkist Turkish children who represent the pride of being Turkish, with the April 23rd Children and National Sovereignty Day. You trusted us and gave us impetus... Here s to many more Little Mustafas and Little Ülküs, who walked with positive science with torches in their hands under the light of your principles. 170

171 Çağdaşlığı, evrenselliği senin görmek istediğin güzelliği, inancınla bezediler. Ne mutlu senin gibi Atası olan 23 Nisan Çocukları na!.. Hatice SEDAY / Türkçe Öğretmeni They ornated the modernity, universality and the beauty you wanted to see with your faith. Happy are the Children of April 23rd who follow in your footsteps! Hatice SEDAY/Turkish Teacher Atatürk ün resmini gördüğümü anımsıyorum yıllar öncesine dönüp... Küçük bir kızın elinden tutmuş yürüyor, gözlerimi kapadım, ben oldum Ata nın elinden tutan. O çocuk yerinde olmak istedim yıllarca. Benim için yaşam, Atatürk le birliktelikti. Çocuklar ve gençler Atatürk için gelecekti. Çağdaş, özgür, duyarlı, içi insan sevgisiyle dolu, bilimin yolunda ilerleyen çocuklar ve gençler istedi, onlara güvendi. 23 Nisan Çocuk Bayramı nı Türk çocuklarına armağan ederek dünya çocuklarının birlik teliğini sağladı. Küçük Ülkü de ideallerinin tomurcuklandığını duyumsadı, içi kıpır kıpır oldu. Hasta yatağında Ata, Ülkü yü istedi; gözleri birbirine kenetlendi. Sen, gururlu, kararlı ve ayakta dimdik duracak çağdaş Türk kadınını en iyi şekilde temsil edeceksin sözlerini gözleriy le anlattı. Sevimli Ülkü, şahsınızda, dünyada yaşayan lider özelliğini taşıyan bu büyük insanın manevi kızı olmanın güzelliğini ve gururunu hep birlikte yaşıyoruz, yaşayacağız. Filiz ERTUĞ / Türkçe Öğretmeni Atatürk ün çocukları ne kadar sevdiğini, çocuklara ne derece bağlı olduğunu biliyoruz. Looking at Atatürk s picture takes me back many years... He s holding a little girl by the hand and walking with her. I close my eyes and vision myself as the girl whom Atatürk is holding. For years, I wanted to be in that child s place. For me, my life is togetherness with Atatürk. Children and young people were the future for Atatürk. He wanted and trusted children and young people who progressed down the path of science, who were filled with love for their fel low man, contemporary, free and sensitive. In presenting Turkish children with the April 23rd Children s Holiday, he ensured unity with the children of the world. He perceived his ideals were blossoming in Little Ülkü and his enthusiasm showed. He called for Ülkü while he was convalescing and their eyes locked onto each other. You are going to represent the proud, decisive, upright, modern Turkish women in the finest fashi on, he conveyed with his eyes. Dear Ülkü, in your character, we are experiencing and shall always experience the pride and beauty of you being the adopted daughter of the greatest leader the world has ever seen. Filiz ERTUĞ/Turkish Teacher Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 171

172 Atatürk, çocuklara neden bağlıdır, diye hiç düşündük mü? Neden çocukları bu kadar seviyor? Çocuklara neden bu denli değer verdiğini bilmek için filozof olmak gerekmez. Bence, Atatürk ün çocuklara verdiği özenin nedeni, bu ülkenin ileride kimlere kalacağıdır. Atatürk Ülkü yü çok sevmiştir, bunu biliyoruz. Ama yalnızca Ülkü değil tabi. Atatürk çocuklar için bayramlar yaratmış. Bunların nedeni, ülkemizi emanet edeceği ço- We know how much Atatürk loved children and to what degree he was bound to his affec tion for them. Did we ever stop to think why Atatürk had such a connection with children? Why did he love children so much? It doesn t take a philosopher to figure out why he placed so much value on children. I think that the reason why he placed so much emphasis on children is because he knew that 172

173 Atatürk, tohumlarına daha küçükken sevgi ekerdi ve geleceği onlara emanet ettiğini yinelerdi. Atatürk planted love on the seeds while they were still young and once again entrusted the future to them. cukları en iyi şekilde hazırlamaktır. Ülkemizde çocukların en iyi şekilde hazırlanıp onların ileride ülkelerine faydalı birer insan olmaları, onun en büyük arzusudur. Yurdunu emanet edeceği çocukların en iyi şekilde yetişmesini istemiştir. Ülkü, Atatürk ün manevi kızıdır. Atatürk, Ülkü doğunca onun tüm giderlerini karşılamak istemiştir. Ülkü ye olan sevgisi çok büyüktür. O na hem maddi hem de manevi her açıdan ilgisini hiç eksik etmemiştir. Atatürk ün manevi de olsa kızı ol mak büyük bir gururdur. O nu dünyadaki en şanslı birey olarak görüyorum ve onu ben de çok seviyorum. Zeynep YILDIZ/İlköğretim Okulu İH/A they were eventually going to inherit this country. Atatürk loved Ülkü very much, and we know this. But Ülkü was not the only one. Atatürk created a holiday for children. The reason for this was to prepare the children who were to be entrusted with our country in the best pos sible manner. It was his greatest desire for our country s children to get prepared and later be come exemplary citizens. He wanted the children entrusted with the country to be brought up in the best possible manner. Ülkü is Atatürk s adopted daughter. When Ülkü was born, Atatürk wanted to meet all of her expenses because he had a great love for her. He never deprived her any spiritual or materi al attention. I believe that Ülkü is the Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 173

174 Hangi insan istemez ki Atatürk ün manevi kızı olmayı. Çocuklara ve özellikle kız çocuklarına olan düşkünlüğü Atatürk ün daha sevecen olmasını sağlıyor. Görünüşüyle, duruşuyla her şeyiyle harika bir insan olan Atatürk ün o engin sevgisini küçük bir kıza vermesi onun ne kadar büyük bir insan olduğunu gösteriyor. Neden bir kız çocuğu? Bu sorunun cevabı çok da uzak değil. Atatürk ün kadınlara verdiği değer günümüzde tartışılmayacak kadar geçerli. Zamanını analarımız, bacılarımız gibi kadın ların daha iyi bir yaşam sürdürmesi için yaptıkları göz ardı edilemeyecek kadar büyük. Ülkü Hanım ın O nun yanında yaşaması, O nu görmesi bizim için o kadar önemli ki! Ülkü Hanım gibi O nu görmüş insanlarımız çok kutsal. Değeri günümüzde çok büyük bir yere sahip olan bu insanları kutsal hatıraların en büyüğü sayarız, O na duyduğumuz saygıyı ise ölçmemiz mümkün değildir. Işıl GÜRKAN/İlköğretim Okulu 7/1 Atatürk, çocukları çok sever ve onlara değer verirdi. Çünkü onların geleceğin büyükleri olduğuna inanıyordu. Atatürk ün Ülkü ye olan düşkünlüğünü Atatürk ile ilgili eski belgesellerde de görebiliyoruz. Örneğin; Ülkü ile denize girmesi, oyunlar oynaması vb. Atatürk için Ülkü yalnız manevi kızı değil arkadaşıydı. Atatürk ün çocuklara olan sevgisini kitaplarda ve eski resimlerde de göre biliyoruz. Atatürk yaşadığı zamanlarda okullara gitmiştir. luckiest person in the world. It is source of great pride to be the daughter of Atatürk, even if she was adopted. I see her as the world s luckiest person and I love her very much. Zeynep YILDIZ /IH-A Who wouldn t want to be Atatürk s adopted daughter? His fondness for children and espe cially for girls ensured him to be more compassionate. One can clearly see just how great a person Atatürk was by the fact that he gave his im mense love to a little girl. Why a daughter? The answer to this question is not very illusive. The value that Atatürk instilled upon women is just as valid today as it was in his time. In order to ensure that women like our mothers and sisters live better lives in his time, the achievements he carried out are much too great for us to ignore. It is important for us to know that Ülkü Hanım lived beside him and saw him. People li ke Ülkü Hanım who spent time with him are sacred to us. We consider these people who ha ve the dearest place in today s world as the greatest of sacred memories, whereby it is not die to measure the respect we have for her. Işıl GÜRKAN/7th Grade Atatürk loved children very much and placed value upon them. Because he believed they were going to be the adults of the future. We can see Atatürk s fondness for Ülkü in documentaries about Atatürk. For instance, 174

175 Atatürk çocukların eğitimine, öğ retimine çok önem veriyordu. Çünkü; onların geleceğin büyükleri olacaklarını biliyor ve eğitim li bir nesil yetiştirilirse ileride bilgili bir toplum, eğitilmiş halk olacağını düşünüyordu. Bu düşün celerini büyüklere de aşılamıştı. Atatürk ün çocuklara olan bu düşkünlüğü, sevgisini okuyup dinleyince keşke şimdi de yaşasaydı, diye düşünebiliriz. Ancak Atatürk ün yaşaması onun fizi ki olarak yaşaması değildir. Atatürk ün yaşaması, onun fikirlerinin, ilkelerinin, düşüncelerinin yaşaması demektir. Eğitimi lütfen, zorunluluk olarak görmeyelim. Derslerimize, ailemiz istiyor diye değil, ileride iyi bir insan olmak için çalışalım! Saygılarımla... Melis ONARAN/İlköğretim Okulu 7/C Atatürk çocukları çok severdi. Çocuklara olan bu sevgisinden dolayı, onlar için özel bir bayram bile vardır. Atatürk küçükken çok akıllı, kurnaz ve anlayışlı bir çocuktu. Büyüyünce büyük işleri başaracağı henüz çocukken belliydi. Atatürk devlet işleri ve savaşlar ile meşgul olmadığı zamanlarda halkın İçinde dolaşır ve İnsanların sorunlarını dinlerdi. Şehirde gezerken, yolda karşılaştığı çocuklar ile konuşur, onların ne yaptıklarını sorardı. Biz de kitaplarımızda Atatürk ile çocukların arasında geçen diyalogları okuyoruz. Biz çocuklar Atatürk ün bu bitmek tükenmek bilmeyen çocuk sevgisine her zaman hayran olmuş, Mustafa Kemal i ilk defa çocuk sev gisi ile tanımışızdır. Savaşlar bittikten, Cumhuriyet ilan edildikten sonra Küçük Ülkü yü manevi kızı olarak yanına aldı. Onu da bütün çocukları sevdiği kadar sevdi. Ancak Ülkü yü beş yıl görebildi. going into the sea with Ülkü, playing games with her, etc. Atatürk did not consider Ülkü to be his adopted daughter, but his friend as well. We can see Atatürk s love for children in books and old photographs. Atatürk visited schools and he placed much importance upon the edu cation and teaching of our young people. Because he knew they were going to be the adults of the future and he thought that if an educated generation was raised, then we would have an informed society and an educated populance. He instilled these thoughts in adults as well. Whenever we read about Atatürk s fondness and love for children, we wish he was still with us today. However, it doesn t matter if Atatürk is alive in the physical sense. Living Atatürk means his ideas, principles and thoughts are alive. Let us not look at education as mandatory. Let us not study our lessons because our families want us to, but rather so that we may become better people in the future. Melis ONARAN/7th Grade Atatürk loved children very much. As a consequence of this endearment, he even presented them with a special holday. Atatürk was a very intelligent, inquisitive and understanding child. While he was still a child, it was clear that he would accomplish great things when he grew up. When he was occupied with state affairs and battles, he would wander amongst the people and listen to their prob lems. While traveling about the cities, he would make it a point to speak with the children he met along the way and asked them what they were doing. We also read in our books the dia logues that took place between Atatürk and children. We children have always been amazed by Atatürk s everlasting love for children. We got acquainted Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 175

176 1930 lu yıllarda oyuncaklar bambaşkaydı. (Ülkü ADATEPE Arşivi) Toys back in the 1930 s had a special quality to them. Küçüklüğümden beri bitmeyen çocuk sevgisi ile tanıdığım Atatürk ü, ben de onun bizi sevdiği kadar çok seviyorum. Ülkü nün de Atatürk ü asla unutmayacağına ve çok sevdiğine inanıyorum. Didem DİZDAR/İlköğretim Okulu 6/C Atatürk çocukları şüphesiz çok sever ve onlara çok önem verirdi. Onları henüz yeşermemiş ancak ileride yeşerip büyüyecek ağaçlar gibi düşünürdü belki de. Tohumlarına daha küçükken sevgi ekerdi ve geleceği onlara emanet ettiğini yinelerdi. Onun için önemi büyük olan manevi kızı Ülkü O nun sevgisini en iyi tadan insandı. Atatürk, çocuklara sevgi aşılarken saygıyı da aşılamış, çocuklarla arasındaki ilişkileri hem sevgi hem de saygıya dayalı kılmıştı. Ülkü de O nun bu sevgiwith Mustafa Kemal for the first time with his love for children. He took Little Ülkü as his adopted daughter after the wars were won and the Republic was declared. He loved her as much as he loved all children. However, he was able to see Ülkü for just five years. I believe that Ülkü will never forget Atatürk and that she loved him very much. Didem DİZDAR/6th Grade Without a doubt, Atatürk loved children very much and place much value upon them. Perhaps he thought that they were like trees in that they had not turned green but were going to become 176

177 sine layık oluyordu. Bu ilişki karşılıklı sevgi, saygı ve dürüstlüğe dayanıyordu. Çocuklar bir toplumun geleceği, adeta yaşken eğilmesi gereken ağaçlarıydı. Atatürk bunu biliyor ve tüm çocuklara değer veriyordu. Sevgiyle büyüyen, aydın insanlar yetiştirmek esas il ke alınmıştı. Büyük bir çoğunluk böyle yetişse de bu konuda her şeyin toz pembe gitmediğini de yaşanan çeşitli olaylardan gördük. Atatürk çoğunluğu Atatürkçü ve aydın yapmaya çalıştı. Şu sıralar bizim de bunu yapmamızı isterdi belki de. Belki Atatürkçü insanlar yetiştirmek için çok çalışır ve bu amaca ulaşabiliriz. Ancak Atatürk gibi birine bir daha sahip olamayız. Fotoğ raflarından bile bu kadar etkilendiğimiz birinin yanında yaşayıp onu en yakından tanıma şan sına sahip olan Ülkü yü çok şanslı buluyorum. Şüveyda BAYRAKTAR/İlköğretim Okulu 9-A Atatürk çocukları çok seven bir insandı. Onlarla çok iyi anlaşır, zamanının çoğunu onlarla geçirirdi. Onları her zaman için sayar ve severdi. Çocuklara olan sevgisi çok büyüktü. Yanına almış olduğu Ülkü yü manevi kızı olarak kabul etmişti. Onun bir dediğini iki etmiyordu. Ülkü de O nun isteklerini güzellikle yerine getiriyor. Atatürk ün her istediğini yapıyordu. Bu da O na çok bağlı olmasından kaynaklanıyor. Aynı şekilde Atatürk de Ülkü ye son derece bağlıydı. Atatürk ün gözünde her zaman Küçük Ülkü ydü. Zamanını, bütün gününü ayırmazsa bile bir iki saatini onunla geçirirdi. Ülkü, Atatürk ün hep yanındaydı. Kötü günlerinde yani Atanın hastalığında Ülkü hep başındaydı. green and grow. He planted love on the seeds while they were still young and on ce again entrusted the future to them. His adopted daughter Ülkü, who bore great importance for him, was the one who received the majority of his love. Atatürk not only instilled love upon the children but respect as well. He based his relationships with children on both respect and love. Ülkü was also found Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 177

178 Atatürk ü kaybetmemize rağmen bizler için hala o Atamızın Küçük Ülkü süydü. Ebru TAVLI/İlköğretim Okulu 9-A Atatürk, çocuk sevgisinin her şeyden daha önde ve üstün olduğunu görüyordu. Atatürk, çocukları çok seviyordu. Çünkü onların yarının gelecekleri olduğunu düşünüyor ve onların daha büyük işler başaracağına inanıyordu. Atatürk her düşüncesinde, her fikrinde bunu sürekli öne sürmüştür. Çocukların en yüksek kabiliyete sahip olacaklarına inanıyordu. Atatürk, çocukların sevgiyle başarıya ulaşacaklarına ve ülkeyi ancak dostluk sevgisi ve bu sevginin getirdiği kültürle kalkındıracağına inanıyordu. Çocuklar insanların düşüncelerine ve fikirlerine göre yetişiyor. Her yapılan işten bir örnek alıyor. Bunların hepsi hayat boyu çocukla ra verilen bir yaşam örneği gibi daha ileride bunları uygulamaya çalışacaklarını biliyordu. Bu da O nda en önemli şeyi çocuk sevgisini öğretmiştir. Çocuk sevgisi O nun için çok mukaddes bir varlık olarak yaşamında yer almıştır. Atatürk ün manevi kızı olan Ülkü ye Atatürk sürekli olarak yanında, göz önünde tutarak, onun hayatta başarılı olmasını ve onun gibi insanlar yetiştirerek ülkeye yararlı öğrenci ve bu öğrenciler ile ileride kalkınılacağına inanıyordu. Bu nedenle Atatürk Bugünün çocukları yarının büyükleri. sözünü söylemiştir. Bu deyişteki anlam O nu ço cuk sevgisine yönlendirmiştir. Atatürk, çocukları sevdiği için onlara özgürlük ve Cumhuriyet gibi birçok armağan bırakmış ve bunları çocuklardan değerlendirmelerini istemiştir. Bu nedenle bizim en büyük görevimiz ona ve onun sevgisine saygı duyup onun yürüdeserving of his love. This relationship was based on reciprocal love, respect and honesty. As the future of a society, the children were as if they were trees that needed to lean while young. Atatürk knew this and gave merit to all of them. He made it an essential princip le to bring up intellectual people who grew up with love. Though the great majority were raised in this fashion we witnessed various incidents that showed us that not everything came up smelling like roses regarding this issue. Atatürk tried to make the majority into Atatürkçü and intellectual. I think that he would have liked us to do the same today. Perhaps we can work very hard and reached this goal to bring up people who are Atatürkcu. However, we will never have another personlike Atatürk. I consider Ülkü to be very lucky to have had the opportunity to live and get to know someone whom we are extremely affected whenever we look at his photographs. Süveyda BAYRAKTAR/9th Grade Atatürk was someone who loved children very much. He got along with them very well and spent a lot of his free time with them and was always very considerate and compassionate towards them. His love for children was endless and he accepted Ülkü, whom was at his side everywhere he went, as his adopted daughter. There wasn t anything he wouldn t do for her whereas Ülkü would do everything that Atatürk asked of her in fine fashion. This stemmed from the fact that they were extremely tuned into each other. Atatürk always had Little Ülkü on his mind. Even if he didn t put aside his entire day, he would spend at least an hour or two with her. Ülkü was always with him even during his terminal illness. 178

179 düğü yoldan yürümeliyiz. Ebru ÖZDEMİR/İlköğretim Okulu LH2/A Dünyada en çok sevilen çocuklardır. Çocuklar öyle varlıklardır ki insanın hayatını değiştirir. Çoğu insan çocuklara dayanamaz. Bu çocuklar isterse bir baba, isterse diktatör olsun veya bir lider. Tıpkı Mustafa Kemal gibi. Güçlü, hırslı, başarılı ama sevgi dolu bir lider, özellikle çocuklara sevgiyle bağlıdır. Bence çocukları sevmeyen, insanları da sevmez. Nasıl bir bitki tohum la oluşuyorsa insanın tohumu da çocuktur. Mustafa Kemal in evrensel duygularından biri de çocuk sevgisidir. O tüm dünya çocuklarına ilgilidir. Çünkü insanın başlangıcının çocuk olduğuna inanmaktaydı ve şanslı bir çocuk var dı Atatürk ün hayatında. Ülkü ADATEPE. Onun yerinde olmak isteyen o kadar çocuk vardı ki. Ama şanslı olan Ülkü ADATEPE idi. Mustafa Kemal tüm çocuklara bağlıydı. Ülkü ADATEPE nin Atatürk le olan fotoğraflarında bir ışıltı vardı. Bu ışıltı çocuk sevgisiydi. Aycan DOĞRU/İlköğretim Okulu 8/A Atatürk, dünyaca tanınan bir Türk liderdir. Osmanlı yı bilmeyen bir yabancı bile gördüğüm kadarıyla Atatürk ü tanıyor. Peki tanıyanlar Atatürk e nasıl bakıyor? Ben Atatürk ü hiçbir zaman tam olarak anlayacağımı sanmıyorum. Fakat onu kafamda ileri görüşlü, kendisini işine adamış ve ailesine çok zaman ayıramayan bir lider olarak düşünüyorum. Atatürk araştırdığım kadarıyla eski eşine zaman ayıramamış ve birbirlerini sevmelerine rağ men ayrılmışlar. Sonra bence doğal olarak konuşacak birini istemiştir. Belki çocukları çok sev- Although we have lost Atatürk, we still have his Little Ülkü with us today. Ebru TAVLI/9th Grade Atatürk considered a child s love to be in front of and above all else. Atatürk loved children very much because he believed that they were tomorrow s future and that they were going to achieve much bigger accomplishments. Atatürk constantly brought this point forward in each and every one of his thoughts and ideas. He believed that the children were going to possess their highest capabilities. Atatürk also believed that the children were going to achieve suc cess through love whereas the nation would develop through friendship, love and the culture this love brought. Children are raised according to people s thoughts and ideas. They acquire examples of every work which is accomplished. He knew that they would try to apply those experiences in the future. It was taught that the most important thing in life was the love of children. For him, a child s love took a very sacred existence in his life. Atatürk would keep his adopted daughter by his side and believed that she would be successful in life and children like herself would be brought up in order to aid in the development of the country. This is why Atatürk said, The children of today are the adults of tomorrow. The meaning of this saying was intended for his love for children. Because of his endearment for children, Atatürk left behind several gifts such as free dom and the Republic, wanting them to take advantage of these gifts in the proper manner. For this reason our greatest duty is respect him and his love and continue along the path he walked on. Ebru ÖZDEMİR/LH2-A Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 179

180 diğinden ve çocuğu olmadığından bir çocuk. Bence Atatürk gibi çocukları çok seven ve onlara bir bayram veren birinin bir çocuğu olması, onu sevmesi kadar doğal bir şey olamaz. Atatürk manevi kızı Ülkü yü hep yanında istemiştir. Ondan ayrı olmak istememiştir. Ben de bu duyguyu çok iyi bilirim. Çünkü benim annem ve babam da ayrı. Ülkü Hanım size inanıyorum. Atatürk hiç kimseyle paylaşılacak gibi değildi, değil mi? Belki böyle olmasa bile sizi çok seven biri sizin kötü- Children are the most loved entities in the world. Children are such beings that they change a person s life. Most people can t put up with children. These kids, whoever they shall be, whether a father or dictator or a leader... Just like Mustafa Kemal. As a leader, he was strong, ambitious, successful but full of love especially for children. I believe that those who don t love children don t love people as well. As a plant is formed by means of a seed, a person s seed is a child. 180

181 lüğünüzü düşünecek bir şey yapmaz en azından. Hele Atatürk se bu kişi. Atatürk ü ben hiç tanıyamadım; ama kızını tanımak isterdim. Belki böylece Atatürk ün Ülkü ye olan sevgisiyle O na daha yakın olurdum. Siz çok şanslısınız; çünkü ben Atatürk hakkın da dönem ödevi yazabilirim. Utku BORANÇ/İlköğretim Okulu 8/A Atatürk, çocukları ve gençleri çok severdi. Onların sevgisiyle, ilgiyle ve bilgiyle en iyi şekilde yetiştirilebileceğini, Türk milletine yararlı birer birey olabileceğini biliyordu. Atatürk manevi kızı Ülkü yü de çok sevmiş, onu en iyi şekilde eğitmeye ve yetiştirmeye çalışmıştı. Çünkü Atatürk, yeni neslin ülkesine yararlı olmasını, geri kafalı insanların düşün cesinde değil, Atatürk devrim ve ilkelerine bağlı olarak yetişmesini, her türlü alanda kendilerini kanıtlamalarını önemsemiştir. Zaten Atatürk sözlerinde de bunu belli etmiştir. Atatürk, Ülkü nün her türlü giderlerini karşılamış, ona gerekli ilgiyi ve sevgiyi göstermiştir. Bu nedenle de Ülkü, saygın, bilgili, görgülü ve zarif bir Hanımefendi olarak yetişmiştir. Bence tüm yetişkinler Atatürk gibi çocukları sevmeli ve onlara ilgi göstermelidir. Ayda COŞKUNPINAR/İlköğretim Okulu 8/A Atatürk, vatanımızı kurtaran, Türkiye Cumhuriyeti ni kuran kahramanımızdır. Onun, Türk milleti için yaptığı fedakarlıklar, One of Mustafa Kemal s universal feelings is the love for children. He concerned him self with all the world s children. He believed that a person starts as a child whereby Ülkü ADATEPE was the lucky child in his life. There were so many kids who wanted to be in her place but the lucky one was Ülkü ADATEPE. Mustafa Kemal was bound to all children. There is a sparkle in all of the photographs taken with Ülkü and Atatürk together. That sparkle was the love for children. Aycan DOĞRU/8th Grade Atatürk was the world-renown leader of the Turkish people. I have noticed that foreigners who aren t familiar with Ottoman history know Atatürk. What do those familiar with him know about him? I don t think I ll ever fully understand Atatürk. However, I believe he was a leader with progressive thinking, devoted to his work and someone who could not spare much time for his family. As far as I have been able to research, because Atatürk did not spare very much time for his wife, they separated, though they still loved each other. Later, he needed someone to talk to. Perhaps a child, because of his love for them and because he didn t have any of his own. I believe that there can t be anything more natural than someone like Atatürk, who loved children very much and presented them with a holiday, to have a child and to love that child. He always wanted his adopted daughter Ülkü at his side and did not want to be separated from her. I know this feeling very well because my mother and father are separated. I believe you, Ülkü Hanım. Atatürk was not to be shared with anyone, isn t that right? Perhaps even if it wasn t Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 181

182 yenilikler bizi bu hale getirmiştir. Şu anda her okulda Atatürk haftası, Atatürk ün Ölüm Yıl Dönümü Töreni, Cumhuriyeti Anma Töreni yapmak tayız. Onun hakkında birçok kitap okumakta belgeseller izlemekteyiz. Bütün bu belgeseller den ve kaynaklardan edindiğim bilgiler bana Atatürk ün çocukları çok sevdiğini, onları koruduğunu gösterdi. Doğrusu bu bana çok ilginç geldi. Koskoca bir Cumhurbaşkanı olarak o kadar yoğun işleri arasında çocuklarla ilgilenmek çok büyük bir olay. Hepimiz mutlaka Atatürk haftalarında gerçekleştirilen çeşitli programlarda, Atatürk ü, bir çocuğu okşarken, severken veya oyun oynarken Ankara da çekilen bu fotoğrafta Vuslat Hanım, Ülkü nün Annesi Vasfiye Hanım, Sabiha GÖKÇEN ve hayatını zamansız kaybeden eşi Yzb. Kemal gösterilmektedir. (Ülkü ADATEPE Arşivi) Vuslat Hanım, Ülkü s mother, Vasfiye, Sabiha GÖKÇEN and her husband Capt. Kemal, who passed away not long after this photo was taken. like this, someone who loves you dearly, would never harm you, at least. Even if that person was Atatürk. I never knew Atatürk, but I would like to get to know his daughter. Then perhaps through 182

183 izlemişizdir. İlk zamanlarda bu bana fazla inandırıcı gelmemişti; ama bunu defalarca izleyip bilgiler edindikten sonra bunu benimsedim. Çeşitli kaynaklar Atatürk ün birçok manevi çocuğu olduğunu söyler. Atatürk onları korumuş, eğitmiş ve toplum içinde başarılı büyük yerler edinmiş bir insan haline getirdi. Bu da ancak sayılı kişilerin yapabileceği iştir. Atatürk ün Türk milletine yaptığı bütün bu iyilikler bizi kültürlü, saygılı insanlar yapmaya yet ti. Çünkü biz her şeyiyle Atatürk ü örnek alıyoruz. En önemlisi Atatürk ün çocuklara olan dav ranışları, onları koruması ve onlara olan alçakgönüllülüğü bütün Türk milletine örnek olmalıdır. Bu bize Atatürk ten bir armağandır. Gülşah KAYA/İlköğretim Okulu 7/C Çocuklar, yani bizler, geleceğin güvencelerinden söz ediyoruz. Kimisine göre bir yumurcak, kimisine göre ise, dünyanın en güzel varlıklarıdır çocuklar. Peki ya Atatürk e göre? Atatürk e göre çocuklar dünyanın en güzel varlıkları, pırlantalarıdır. Atatürk, kimin için o savaşlara girdi biliyor musunuz? Tabii ki bizler, yani çocuklar için. Atatürk çocukları o kadar çok seviyordu ki onlar için canını bile vermeye hazırdı. Atatürk bunu, 23 Nisan ı tüm dünya çocuk larına armağan ederek belirtmiştir. Her yıl 23 Nisan günü tüm dünya çocukları bizim ülkemize bugünü kutlamak için gelirler. Atatürk çocuğu olmadığı için manevi kızı Ülkü ye özel bir ilgi göstermiştir. Ülkü yü kendi öz kızı gibi sevmişti. Bunun için onu bir an olsun yanından ayırmamaya çalışıyordu. Ama Atatürk s love for Ülkü, I would get a much better idea of who he was. You are very lucky because now I m able to write my semester homework about Atatürk. Utku BORANÇ/8th Grade Atatürk loved children and young people very much. He knew that they could be raised in the best possible manner with love, care and knowledge and knew they could become beneficial individuals for the Turkish nation. Atatürk also loved his adopted daughter Ülkü very much and tried to educate and bring her up in the best possible manner. Because Atatürk identified with the idea of the new gen eration becoming useful to the nation, raising them according to Atatürk s principles and rev olutions and not with the thoughts of reactionaries, and wanted the forthcoming generations to prove themselves in every field. As it is, Atatürk make this clear in the speeches he gave. Atatürk met all of Ülkü s expenses and showed her the necessary care and love. For this reason, Ülkü was brought up as a respected, wellinformed, sophisticated and elegant lady. I believe that all adults should love children and give them attention as Atatürk did. Ayda COŞKUNPINAR/8th Grade Atatürk was a hero who saved our motherland and established the Republic of Turkey. The self-sacrifices and innovations he carried out for the Turkish nation have carried us to where Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 183

184 işleri çok yoğun olduğu için fazla göremiyordu. Buna çok üzülüyordu. Küçük kızı Ülkü ile daha faz la vakit geçirmek istiyordu. Çünkü o hem Ülkü yü hem de tüm çocukları çok seviyordu. Merve YILDIZ/İlköğretim Okulu 6/D we are today. Right now, in every school, we commemorate Atatürk Week, the anniver sary of his death as well as Republic Day. We read many books and watch many documen taries about him. The knowledge I have obtained from these documentaries and resources in dicates that Atatürk loved children and protected them very much. I find all this to be very in teresting. It must of been quite amazing to have a President 184

185 Sayın Ülkü Hanımefendi; Öncelikle buraya geldiğiniz için çok teşekkür ederim. Yıllar önce ilkokula giderken, kitaplarımızda Atatürk ümüzün yanında, elinden tuttuğu minik, küçük Ülkü yü gördüğümüzde ona imrenir ve çok şanslı bir çocuk olduğunu düşünürdük. Yıllar sonra, küçük Ülkü müzü karşımızda görebileceğimizi hiç düşünmemiştik. Siz sadece Büyük Atatürk ümüzün değil hepimizin küçük Ülkü süydünüz inanın. Biz bu sevgiyle büyüdük. Sizi Ata yla özdeşleşmiş bir bütün olarak düşünürdük. Bugün; çocuklardaki, okullardaki ve evdeki heyecanları size anlatamam. Tüm insanlar akın akın, Özel Utku Koleji ne gidiyorduk. Sizi cankulağı ile dinlemek için yerimden kalktım ve duvara yaslandım. Anlattıklarınızı gözümde canlandırırken bazı yerlerde gözyaşlarıma hakim olamadım. Ata mızla ilgili pek çok kitap, dergi vs. okumama rağmen inanın hiçbirşey sizin anlattıklarınız kadar etkili olamaz. Siz gercek bir tarihsiniz. Ben küçük Ülkü müzü gördüğüme çok sevindim. Bu sevinci size anlatacak kelime bulamıyorum. Buraya Atatürk gelmiş gibi oldu inanın. Binlerce teşekkür Ata mızın sevgili kızı binlerce teşekkür. Allah daha nice sağlıklı uzun ömürler versin. Sevgi ve Saygılarımızla Figen Albayrak ve oğlu Utku Koleji öğrencisi H. Burak Albayrak with was busy with a myriad of state affairs to be able to care for children at the same time. All of us have most definitely seen on various programs broadcast during Atatürk week about his life, images of his caressing, or else playing games with a child. At first, I didn t find it believable, but later, after watching these programs repeatedly, and learned more about who he was, I was convinced that his love for children was for real. Various sources say that Atatürk had several adopted children. Atatürk took them un der his wing, educated them and transformed them into major success stories in the com munity. This is something that only a very few number of people can do. All the beneficial things that Atatürk accomplished for the Turkish nation were enough to turn is into cultured, esteemed people. Because we identify with Atatürk as our benchmark. What is most important is that the way he treated children should be taken as an example for the entire Turkish nation. This was a gift to us from Atatürk. Gülşah KAYA/7th Grade Mention children, that is, us, and we are talking about the guarantee of the future. Some think that children are rugrats while others think they are the world s most beautiful beings. Well, what was Atatürk s opinion of children? According to Atatürk, children are world s most beautiful beings, diamonds in the rough. Do you know for whom Atatürk fought those battles for? For us, of course. Atatürk loved child ren Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 185

186 ÜLKÜ ADATEPE YE Gözlerinize bakınca Ürperiyorum. Ötelerde, çok ötelerde Şimşek şimşek bakan Masmavi gözleriyle Mustafa Kemal i görüyorum Ellerinize bakınca İrkiliyorum. Uzanıyorum ileriye Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz dir, ileri! diyen Atam ın ellerini görüyorum so much that he was willing to give his life for them. He made this clear when he presen ted April 23rd to all the world s children. Every year, children from around the world come to Turkey to celebrate April 23rd. Because he didn t have any natural children of his own, he showed Ülkü much atten tion and loved her as if she was his very own. For this, he tried not to be away from her even if it was for only one moment. However, because he had a tremendous workload, he couldn t see her very much and was very saddened by this fact. He wanted to spend more time with Little Ülkü. Because not only did he love Ülkü, he loved all kids, too. Merve YILDIZ/6th Grade Dudaklarınıza bakınca Titriyorum Sesiniz çınlıyor kulaklarımda Ne mutlu Türk üm diyene! Atatürk ümün sesini duyuyorum. Siz Atatürk ün Küçük Ülkü sü Onurlu ve çağdaş hanım Size baktıkça Her seferinde Atatürkler görüyorum. 20/11/2003 Aynur DÜLGER 186

187 Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 187

188 ATATÜRK Ü SEVİYORUM ÇÜNKÜ I LOVE ATATÜRK BECAUSE... Aydınlar - Gençler - Çocuklar ATATÜRK Ü neden seviyor? Kevser BAYRAKTAR: Hem Ata hem de Türk olduğu için seviyorum. Saime SEÇGEL: Atatürk ü vatanseverliği ve milliyetçiliği için seviyorum. Aslıhan BAHÇETEPE: Bu yurdu gençlere armağan ettiği için seviyorum. Neriman YILMAZ: Türk insanına kişiliğiyle, ilke ve devrimleriyle örnek olduğu için seviyorum. Yasemin GÜNEY: Bugün ben olarak var olmamı sağladığı için seviyorum. Münir ÖZKUL: O, sanata ve sanatçıya çok önem verirdi. Umman ÖZKUL: Mantıklıca hareket etme kabiliyeti vardı. Saime ÖZKUL: Yaptığı herşeyi seviyorum. Hilal ALP: O da bizi severdi. Why Intellectuals, Young People and Children love Atatürk? Kevser BAYRAKTAR: I love him because he is both Ata (Father) and Turk (Turkish) Saime SEÇGEL: I love Atatürk because he was a patriot and a nationalist. Aslıhan BAHÇETEPE: I love him because he bequeathed this motherland to the youth. Neriman YILMAZ: I love him because he was an example to Turkish people for his per sonality, principles and revolutions. Yasemin GÜNEY: I love him because he facilitated my being here today. Münir ÖZKUL: I love him because he placed great importance on art and on artists. Umman ÖZKUL: I love him because he had the ability to act logically Saime ÖZKUL: I love him for everything he did. Hilal ALP: I love him because he loved us. 188

189 Sıdıka TACHOULİ: O, Türk kadınına da çalışma imkanı sağladı. Türk kadınını bir mevkiye kavuşturdu. Silhem TACHOULİ: O, tüm güzel niteliklere sahipti ve bu niteliklerini tümüyle Türk Milleti için kullandı. Bahar DERECİ: O, eşi benzeri bulunmayan bir insandı. Sıdıka TACHOULİ: He provided Turkish women the opportunity for employment. He en sured that Turkish women reached a certain point. Silhem TACHOULİ: He possessed all the wonderful characteristics whereby he utilized these characteristics for the Turkish nation. Bahar DERECİ: He was a person the likes of Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 189

190 Sevil AKSEZER: Her hareketi cesaret doluydu. Tarık TACHOULİ: O cesaret azim, çalışkanlık, mertlik, akıllılık, korkusuzluk ve daha böyle birçok özelliği sahip ve bu vasıfları kimsenin kullanamayacağı şekilde kullandı. Talha GÜL: Atatürk ü güç durumda milletimizi kurtardığı için ve ileri görüşlü bir insan olduğu için seviyorum. Aslıhan BAHÇETEPE: Bence eşi benzeri yoktu. Neriman YILMAZ: En bilge insandı. Onun için onu seviyorum. Tarık TACHOULİ: O çok iyi bir insandı ve Türkiye yi kurtardı. Mehmet POYRAZOĞLU: Sevgilerin en güzeline layıktı. Canan SEVER: O, hep yenilikçi bir kişiliğe sahipti. Ülkü ORAK: Yepyeni bir ülke yarattı. Yağmur REHA: Gökleri ve denizleri o mavileştirdi. Cahit ÜRKMEZ: Pırıl pırıl düşüncelerle dolu bir insandı. Alev KIRIM: Şu anda onun sayesinde burdayım. Şerri ULU: Doğumdan ölümüne kadar Türkiye için savaştı ve bu savaş sırasında kendini unuttu. Bilkem TACHOULİ (4 yaşında): Atatürk çok iyi okuma öğretti, yazma öğretti. which will never be seen again. Sevil AKSEZER: His every movement was courageous. Tarık TACHOULİ: He possessed courage, determination, diligence, dependability, fearlessness and many other such personality traits and utilized these qualities in a manner that nobody would dare to consider. Talha GÜL: I love him because he rescued our nation from a very difficult situation and he was someone who saw far into the future. Aslıhan BAHÇETEPE: I don t think there was anyone like him. Neriman YILMAZ: He was the most wise person. Tarık TACHOULİ: He was a very nice person and he saved Turkey. Mehmet POYRAZOĞLU: He deserved the finest love. Canan SEVER: He always had an innovative personality. Ülkü ORAK: He created a brand-new nation. Yağmur REHA: He made the skies and seas blue. Cahit ÜRKMEZ: He was a person full of brilliant ideas. Alev KIRIM: I m here today because of him. Şerri ULU: He fought for Turkey from the time he was born until the time he died, and dur ing that fight, he completed forgot about himself. Bilkem TACHOULİ (4-year old): Atatürk was great; He taught us how to read and write. 190

191 MUSTAFA KEMAL DEVRİMİ VE İLKELERİ MUSTAFA KEMAL S PRINCIPLES AND REVOLUTIONS Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 191

192 Atatürkçülük artık tarih olmuş, bir kişiye gösterilen sevgi ve saygı şeklinde değil temeli akıl cılık olan sosyal, politik ve ekonomik bir dünya görüşü olarak anlaşılmalıdır. Atatürk ün sadece Anadolu yu işgalci güçlerden kurtaran bir komutan, fesi kaldırıp şapka giydiren veya teokratik siyasal yönetimin yerine halkçı bir rejim kuran kişi olarak incelenmesi yeterli değildir. Bütün bunların üstünde Kemalizm in ruhunda ve temel noktasında akılcılık var dır. Atatürk kendi çağına kadar problemlerini akıl dışı ölçüler ve mistik yollarla çözmeye alışmış topluma insan aklını ve bilimini tanıtmıştır. Hangi çağda ve koşulda olursa olsun sorunların içinden ancak aklın yardımıyla çıkılabileceğini ve hedef seçilen çağdaş uygarlığa ancak bu yolla ulaşabileceğini öğretmiştir. Atatürk ün sağlığında yaptığı yenilikler günlük politika açısından incelenmiştir. Bugünün Atatürk devrimlerinin belli ilkelere dayandığı daha iyi anlaşılmaktadır. Her biri çok önemli olan bu ilkelerin uygulanması yeni Türkiye yi oluşturmuştur. Türk Devleti nin varlığını sürdürebil mesi sonsuza kadar yaşaması, Atatürk İlkelerini günümüz şartlarına göre yorumlayıp uy gulaması gücümüzü arttıracaktır. Bugün çağdaş uygarlıkla aramızdaki açıklık her aydını düşündürecek ve üzecek kadar faz ladır. Çıkış yolu ise Atatürkçülüktür. Atatürkism should be construed as showing love and respect for someone is a part of history, but rather should be a socially, politically and economically global plane based on rationalism. It is not enough to examine Atatürk from the standpoint of a commander who rescued Anatolia from the occupation forces, or someone who made everyone replace their fezzes for hats, or someone who established a populist regime in place of a theocratic political administ ration. Above all these is rationalism at the spiritual and fundamental viewpoint of Kemalism. Atatürk introduced human intelligence and science to a society which up until his time was accustomed to solving their problems by means of mysticism and illogical reasoning. He taught them whatever the age and condition, problems could be solved by using one s mind whereas the chosen target of modern civilization could only be achieved by this manner. Innovations carried out while Atatürk was still alive were taken into consideration of the political standpoint of the day. Today, it is easier to understand that Atatürk s revolutions were based on certain principles. The application of each of these very important principles for mulated the new country of Turkey. The eternal existence and the success of the Turkish State shall be based and how we interpret and conform to Atatürk s principles according to the conditions of today. The gap between us and modern civilization is getting to be more than any intellectual can bear. The only clear way out is Atatürkism. 192

193 ATATÜRK TEN KURUM VE KURULUŞLARLA İLGİLİ SÖZLER EPIGRAMS FROM ATATÜRK REGARDING INSTITUTIONS AND ORGANIZATIONS Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 193

194 CUMHURİYET - Cumhuriyetimize vereceğimiz en büyük armağan gençlerimizin eğitimi olacaktır. - Gelecek Cumhuriyettir. - Gençler! Cumhuriyetimizi biz kurduk, Onu yaşatacak olan sizlersiniz. KÜLTÜR - Cumhuriyetin temeli kültürdür. - Ülkeler çeşitlidir, ancak medeniyet birdir. THE REPUBLIC - The greatest gift we can give our Republic is the education of our young people. - The future is the Republic. - Young People! We established the Republic. You are the ones who are going to make it thrive. CULTURE - The Foundation of the Republic is Culture. - There are a myriad of countries, however, there is one civilization. (1923) 194

195 Bir ulusun kültürü yükseldikçe, kişisel özgürlüğün uygulama alanları genişler ve çoğalır. EĞİTİM - İnsanlar eğitimle doğmaz, ama eğitimle yetişir. - Çocuklarını okutmayan bir millet yok olacaktır. OKUL - Genç beyinlere insanlığa hizmeti, millet ve memlekete sevgisini ve bağımsızlığı öğretir. - En gerçek yol gösterici eğitimdir, bilimdir. - Okul, gençliğe insanlığı, saygıyı ve ülkeyi sevmeyi öğretir. - Düşlerin eğitimle gerçekleşecek. GENÇLİK - Genç fikirli demek gerçek fikirli demektir. - Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur. - Bütün ümidim gençliktedir. - Gençlik geleceğin ışığıdır. - Tek şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak. - Benliğini yitiren toplumlar başka toplumlara yem olur. - Benim umudum gençliktedir. ÖĞRETMENLER - Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacak. - Benim asıl anlatılacak yanım öğretmenliğimdir. - Öğretmenlik çocuğu sevmekle başlar. - As a nation s level of culture rises, the application fields of personal freedom widen and multiply. EDUCATION - People are not born educated but they are brought up with education. - A nation which does not make its children read is condemned to obliteration. SCHOOL - Teaches Young Brains Service to Humanity as well as Love and Independence to the People and Nation. - The most real indicator is education and science. - School teaches youth to love humanity, respect and to love the nation. YOUTH - To think like a young person means to think like a realist. - The Strength we Need is Found in the Noble Blood Flowing Through Our Veins. - My Entire Hope Lies with the Young. - The only thing we need: To be industrious. - Societies that lose their identities are bait for other societies. - My hope is with youth. TEACHERS - Teachers! The new generation shall be your masterpiece. - What needs to be told about me is my teaching profession. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 195

196 DOKTORLAR - Beni Türk doktorlarına emanet ediniz. DOCTORS - Entrust me to Turkish doctors. SANATÇILAR - Sanatsız ülke, ruhsuz bir insana benzer. - Efendiler! Mebus, bakan, başbakan ve hatta reisicumhur olabilirsiniz. Ancak; sanatçı olamazsınız. - Sanatçı, toplumda uzun çalışma, çabalardan sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır. ARTISTS - A country without art is like a person without a soul. - Gentlemen! You can be Deputies, Ministers, Prime Ministers and even Presidents. However, you cannot be artists. - An artist is the first person to feel the light on 196

197 TİYATRO - Tiyatro, bir milletin kültür seviyesinin aynasıdır. KÖYLÜ - Milletin hakiki efendisi köylüsüdür. ANNELER - Toplumun uygarlık düzeyi kadına verilen değerle ölçülür. - Kadının en büyük özelliği analıktır. - Kadınlarımız, erkeklerden daha çok aydın, daha çok verimli, daha çok bilgili olmak zorundadırlar. HUKUK - Efendiler! Türk Hukukunun geleceği sizlerin dünya medeniyetine ve hukukuna vereceğiniz değerle ölçülecektir. Ümmetçi toplumu, toplumcu ve demokrat yaşama sizler taşıyacaksınız. - Adalet mülkün temelidir. ORDU - Hattı müdafaa yoktur. sathı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatandır. - Ordumuz Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin ifadesidir. HAVACILIK - İstikbal göklerdedir! - Yarının dünyası teknik ve teknolojinin dünyası olacaktır. - Geleceğin en etkili silahı da aracı da hiç his/her forehead after long effort and stud ies in the society. THEATER - Theater mirrors a nation s level of culture. PEASANTS - A nation s true gentleman is its peasant. MOTHERS - A Society s level of civilization is measured by the value placed on women. - A woman s biggest characteristic is motherhood. - Our women most be more intellectual, more efficient and more knowledgeable than our men. LAW - Gentlemen! The future of Turkish Law shall be measured by the value you place upon global civilization and law. You shall carry forward a communial society, as well as a social and democratic lifestyle. - Justice is the basis of property. THE ARMY - Armies! Our objective is the Mediterranean Sea, march! - Our Army is the epitomy of Turkish unity, Turkish might and capability and Turkish pat riotism. - There was no line of defense but a plain of defense, and that this plain was the whole of the country. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 197

198 kuşkunuz olmasın uçaklardır. Bir gün insanoğlu uçaksız da göklerde yürüyecek, gezegenlere gidecek, belki de aydan bize mesajlar yol layacaktır. Bu mucizenin gerçekleşmesi için 2000 yılını beklemeye gerek kalmayacaktır. Gelişen teknoloji bize daha şimdiden bunu müjdeliyor. Bize düşen görev ise, Batı dan bu konuda fazla geri kalmamayı temindir. AVIATION - The future is in the skies! - Tomorrow s world will be one of technique and technology. - Unquestionably, aircraft shall be the most effective vehicles of the future. One day, Man kind shall walk in the skies without aircraft, travel to the planets and maybe send us messages from the 198

199 Yeşilköy Hava Meydanı nda Breguet XIX tipi bombardıman uçağın önünde çekilen bu fotoğrafta; Küçük Ülkü, Cevat ABBAS, Sabiha GÖKÇEN, Makbule ATADAN, Semiha İNANÇ, İçişleri Bakanı Şükrü KAYA, Atatürk ve Ulaştırma Bakanı Ali ÇETİNKAYA görünmektedir. (Stuart Kline Arşivi) Little Ülkü, Cevat ABBAS, Sabiha GÖKÇEN, Makbule ATADAN, Semiha İNANÇ, Interior Minister Şükrü KAYA, Semiha İNÖNÜ, Atatürk and Minister of Communications, Ali ÇETİNKAYA are in this photo taken at Yeşilköy Airport in front of a Breguet XIX bomber aircraft. LAİKLİK - Laiklik, yalnız din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı düşünülmesi değil, insanın akıl prensibinde olayları, din ve devlet işlerini yorumlamasıdır. Aklın ve düşüncenin hoşgörülü yorumudur. Moon. We shall not have to wait until the new millennium for these miracles to occur. Today s emerging technologies are already heralding the imminent good news. It is our duty to ensure that we do not remain very far behind the West in these matters. TÜRK AİLESİ - Toplumsal hayatın başlangıcı aile hayatıdır. SECULARISM - Secularism should not only interpreted as Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 199

200 Bir yorgunluk kahvesi içen Atatürk, Başbakan İsmet İNÖNÜ, sivil pilotu Mustafa Deli Tahir MANER, Meydan Amiri Seyfi ALOK, Makbule ve Rükiye Hanım ile beraber Yeşilköy Hava Meydanı nda. (Erdal ALOK ve Najla OSSEIRAN Arşivi) Atatürk is drinking a cup of Turkish coffee with Prime Minister İsmet İnonu, civil pilot Mustafa Crazy Tahir MANER, Airfield Manager Seyfi ALOK, Makbule Hanım and Rukiye Hanım at Yeşilköy Airport. POLİS TEŞKİLATI - Polis, asker kadar disiplinli, hukukçu kadar hukuk adamı, bir anne kadar şefkatli olmalıdır. BAYRAK - Bayrak, bir milletin bağımsızlık alametidir. (simgesidir.) BARIŞ - Yurtta barış, cihanda barış. - Millet hayatı tehlikeye maruz kalmayınca, savaş bir cinayettir. separation between religion and state, but mat ters in a person s mental principles as well as religious and state affairs. FAMILY VALUES - The beginning of social life is family life. THE POLICE ORGANIZATION - The police have to be as disciplined as the army, as judicial as a lawyer and as tender as a mother. THE FLAG - The Flag is a symbol of a nation s independence 200

201 DEMİRYOLU - Memleketin tüfekten, toptan daha önemli, güvenli silahı demiryoludur. Demiryollarıyla saralım yurdu. SPOR - Sporcunun ahlaklı ve karakterli olanını severim. DENİZCİLİK - Denizciliği Türk ün büyük, milli ülkü sü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başar malıyız. PEACE - Peace at Home, Peace in the World. RAILWAYS - A reliable railway system is a more important weapon than a country s rifles and artillery. SPORTS - I love a sportsman who has got character and morals. MARITIME AFFAIRS - Maritime affairs must be considered as a Turk s greatest national ideal whereby we must succeed in it as soon as possible. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 201

202 ATATÜRK DİYOR Kİ!.. İnsan zekası ve kültürü soyut ve somut kavramlarıyla bir bütündür. Sanata, bilime ve söylediğin türküye ekmek kadar acıkıyorsan ne mutlu sana. Barış, zeka ürünüdür. Savaş, ak lı olmayanlara aittir. Eğer uğruna savaşacak bir şey varsa o olsa olsa özgürlüğündür, bağım sızlığındır. Zaman akacak ve gidecektir. Hiçbir şeyi tabulaştırma. Doğmalara karşı koy. Büyük devrimlere gereğin kalmayacak kadar devrimci kal yeter. Eğer bir ulusun kurtarıcıya gerek sinimi yoksa artık ulus olmuştur. Sakın kurtarıcı bekleme. Yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım. 202

203 ATATÜRK SAID... A person s acumen and culture becomes whole with abstract and tangible concepts. Happy is the one who is as hungry for art, science and music as he is for bread. Peace is a product of intelligence whereas war belongs to those who without minds. If there is anything to fight for, it should be for one s freedom or independence. Time flows and flies. Don t make anything taboo and resist dogmatic thought. Remain as much as a revolutionary in order not to carry out extreme revolutions in the future. If a nation doesn t need a savior, then it has become a nation. Don t ever expect a savior or else I shall say that I didn t carry out my ob ligations I had to you. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 203

204 ATATÜRK ÜN BİLİNMEYEN KEHANETİ Amerikalı ünlü MacArthur a dünyanın geleceğini okumuştu. İşte Ata nın söyledikleri... (Bu yazı General MacArthur un imzasıyla Amerikan Caucasus Dergisi nin Ağustos 1951 sayısında yayınlanmıştır. General, 2. Dünya Savaşı nda Japonya yı teslim almış, ABD ye başkan adayı olmuştur) Yıl O yıllar Albay olan MacArthur, Türkiye ye geliyor. Devrin en büyük adamı Atatürk kendisini kabul edince sevinçten uçuyor. Hoş beş, askerlik sohbetlerinden sonra Ata ya dün yanın geleceğini, neler olabileceğini soruyor. MacArthur, Ata ya ilk olarak kaynayan Avrupa nın geleceğini soruyor. (O yıllarda Mussolini ve faşistler İtalya da iktidarda. Naziler ve Hitler Almanya da iktidar peşinde.) Atatürk ün yorumu şöyle; - Mussolini İtalya ya ekonomik refahı getirdi. Ancak başarısı gözünü döndürmeye başladı. Kendini yeni Sezar sayarak fetihlere kalkışırsa yıkılır, çünkü İtalyanlar savaşçı millet değil... Atatürk and MacArthur s Astounding Political Prophecies In Turkey, 20 years ago, Atatürk and MacArthur had a significan talk, the gist of which we give below. General MacArthur, hero of the last war and victory of Japan, visited Turkey in September, While there, he was afforded the opportunity of making the acquaitance of Atatürk, Turkey s gifted war leader and reformer. The two great soldiers conceived a liking for each other from the moment they met. During a long conversation, conducted in the warm atmosphere of sincerity, the two men, in touching on world subjects, expressed some remarkable thoughts regarding the future, which were full of both hopes and fears. 20 years have gone by since then, crowned with historical events and the sufferings and misfortunes of war, the end of which cannot be seen even today. 204

205 Could World War II have been avoided? Our readers will find from the talk we give below that the answer is yes. Simultaneously, it will become clear how the responsible statesmen, who held the fate of the world in their hands, blinded with excessive national egoism and passions, lost the art of seeing ahead and unwittingly became the cause of World War II. Gazi Mustafa Kemal, Cumhuriyet Bayramı 29 Ekim, 1933, 10. Yıl Nutku nu okurken. Sağda Başbakan İsmet Paşa var. Gazi Mustafa Kemal reading his famous speech during the Republic s 10th Anniversary Celebrations in Ankara October 29th, To his left is Prime Minister İsmet Pasha. (Aynen böyle gerçekleşti 2. Dünya Savaşı nda, Mussolini savaşa girdi, İtalyan lar dövüşmedi, yıkıldılar, Mussolini yi öldürüp bacaklarından astılar). Ata devam ediyor; Almanya ya gelince, Hitler iki yıla kadar iktidara geçer. 1. Dünya Savaşı nda gururu kırılmış Almanya, milliyetçi Naziler ile hırs kazanarak sanırım büyük bir kalkınma gösterecektir. Çünkü bu milletin yapısı bunu gerektiriyor. Büyüyen Alman ya ise İngiltere ile Fransa dan ezilen haysiyetinin hesabını sormaya kalkacaktır. Burada MacArthur; Yani bugünkü yıkık Almanya, 1. Dünya Savaşı nda kendisini yenen iki ülkeye meydan okuyacak kadar güç kazanabilir mi? diye soruyor. Atatürk Size diyebilirim ki en geç yıllarında Almanya, Avrupa da savaş çıkaracaktır. Bu asıl büyük dünya savaşı olacaktır. Clemenceau once said that war was so important that its conduct should not be entrusted to the military. Atatürk and MacArthur, two great soldiers, who in their political prognosis foretold the future with astonishing clarity, could easily have retorted to many of yesterday s and today s diplo mats, the Tiger included, that politics are too important to leave to the diplomats. To MacArthur s question about the situation in Europe, Atatürk answered as follows: The Versailles Treaty has not removed a single one of the reasons which caused World War I. On the contrary, it has deepened the chasm between the main rivals of yesterday. The victors, steeped in hostile feelings, dictated to the vanquished conditions of peace, without taking into account either the ethnical, geopolitical, or economic peculiarities of the defeated countries. Hence the peace we have today, is better described as an armistice. If you, American gentlemen, had not withdrawn from European affairs and had insisted on the exe cution of Wilson s program, we could today have had a lasting peace. It seems to me that the future of Europe Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 205

206 MacArthur heyecanlanıyor: Peki, savaşı kim kazanır? Atatürk: Almanya, ilk olarak kaybettiği toprakları isteyecek, Çekoslovakya, Polonya ve Fransa ya saldıracaktır. Ardından Sovyetlere girecektir. Nazilerin ilk hedefi komünizmi yer yü zünden kaldırmak olduğuna göre... Sonra İngiltere ve ardından siz Amerikalılar savaşa gire ceksiniz. Bu savaşta Almanya yenilir. Çünkü Rusya nın buz çöllerine girmiş Alman ordusu, ar dından da onlara saldıran İngiltere ve Amerika yla başa çıkamaz. Ancak, Amerika ve İngiltere, Ruslar ile birlik olup Almanya yı yeryüzündan silmeye kalkarsanız, işte o zaman savaştan ka zançlı çıkan Rusya olur. Yürür, yürür, taaa Avrupa nın kalbine kadar girer. Bence çıkacak bir dünya savaşında Almanya yenilmeli, ama ezilmemeli, Rusların karşısında hep bir kalkan ola rak tutulmalı. (Evet, büyük Ata nın bütün söyledikleri gerçekleşti. Almanlar 2. Dünya Savaşı nı başlattı. ABD ile İngiltere Almanya yı mağlup etti; Sovyetler, Avrupa nın kalbine, yani Berlin e kadar girip oturdu.) Şimdi böylesine bir büyük adam bizim Ata mız olduğu için sevinelim mi, yoksa saçı sakalı karışık, babasını kesen deyyuslar gibi kötüleyelim mi? Yukarıdaki kehanetleri savaşa giren ülkelerin ünlü yöneticileri bile yapamadı. Eğer yap salardı dünyadaki bir çok kriz önlenmiş olur, 2. Dünya Savaşı nda da 55 milyon insan ölmez di. Bizi insanlığa iade eden, özgür ve uygarca yaşamamızı sağlayan Büyük Ata ya dil uzatan her kafirin suratına, Ata nın huzurunda zevkle tükürürüm. depends today, as it did yesterday, on the situation of Germany. The 70 million strong people, disciplined, hardworking and extremely dynamic, will sooner or later try to remedy the Versailles Treaty, if it is led by a political movement capable of exciting its national feelings and passions. Atatürk went on to say that Germany was capable of creating within a short space of time an army able to occupy the whole of Europe, excepting England and Russia; that war would break out not later than ; and that France had lost the quality which goes to the mak ing of a large army and that England could no longer count on her for the defense of her islands. Concerning Italy, Atatürk said: Italy has undoubtedly risen to considerable heights under Mussolini and had taken great strides forward. If Mussolini abstains from entering the future war, he will be able to play one of the main roles at the peace conference table, thereby exploiting Italy s imposing outer facade and greatness. But, I am afraid that Italy s present chief will not be able to resist the temptation of playing the role of a Caesar and will demon strate immediately that Italy is far from becoming a military force. Atatürk added that America, as in the last war, will not remain neutral and that Germany will lose the war as a result of American intervention. He then spoke words which today sound like an amazing prophecy: If Europe s statesmen, casting aside national egoism and differences, do not tackle with all sincerity and determination the solution of fundamental political problem in the interests of all, I am afraid that it will be impossible to avert a new catastrophe. Strictly speaking, the European problem has long passed the stage when it was caused by differences 206

207 between England, France and Germany. Today, there has appeared in the East, a new power, which threatens civilization, and even the whole of mankind. This terrible power, besides mobilizing all its moral and material resources for world revolution, employs new political methods as yet unknown to Europeans and Americans and is skilled in making very good use of the slightest mistakes and oversights of its enemies. In the war, which will break out in Europe, the first victory will not be either England, France, or Germany, but Bolshevik Russia. As close neighbors to Russia and as a nation which had fought Russia the most, we, Turks, are better Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 207

208 placed to watch the events occurring in that country, and see the danger which it is preparing in all its nakedness. The Bolsheviks, who are exploiting the feelings of the awakening peoples of the East and are conniving in their national passions and feelings, and who know how to excite their hatred, have become a power, which threatens not only Europe, but also Asia. When Asia, came to be discussed, MacArthur said the following: I agree with you completely. The circumstance that European and American states men do not see the real danger alarms also. We are slipping towards a war from which only an enemy who threatens us all will benefit. I think that the war which breaks out in Europe, will flare up immediately in Asia. More particularly as Japan will wish to exploit for her own purposes in Asia the convenient situation of European war, as diverting the attention of the great powers from Asia, America will, of course, not remain indifferent with elemental speed. Russia will immediately try to extend her influence in Asia. If our diplomats will then turn out to be capable of not paying a heavy price in territorial concessions for Russian aid, well and good. In the contrary case we, in trying to remove one danger, will create in its place another and more terrible peril. Consequently, the war which we shall fight in alliance with Soviet Russia, will not solve any great problems either in Europe or Asia. From the moment when Asia, shich disposes of countless human reserves and serves as market for European and American goods, falls under the influence of Russia, the problem may be regarded as having been settled in Bolshevism s favor. It is namely because of this that the Russians are deploying great activity in Asia, which often escapes our notice. Today, a considerable part of China is under the control of Communist agents. If American and European statesmen do not accord China due attention and do not support the anti-communist Chinese, the defeat of the Japanese will lead to the triumph and victory of Communism in China. The same can happen in Manchuria, Korea, India, Indochina, and Burma. Consequently, it seems to me that the fate of the world will be settled, not in Europe, but in Asia. After the two remarkable soldiers ended their exchange of views, Atatürk said laugh ingly: We seen to have achieved a complete identity of views in our discussion, but let us hope that our verdict on the world situation proves wrong and that the trustees of the world s fate are on the right road. Unfortunately, this wish of Atatürk s remained unfulfilled. Mankind inevitably drew near er to World War II, but the deliverer of Turkey was not fated to see his remarkable prophecies justified one after another. Atatürk died shortly before the outbreak of World War II. Regarding General MacArthur, the events of the past 20 years have also proved the accuracy of his prognosis. His viewpoint on the Korean question, which he had defended with such stubbornness and assurance before the diplomats and statesmen of his own country and those of the whole world, now becomes especially clear to us. Source: August 1951, The Caucasus magazine 208

209 ATATÜRK DE AĞLARMIŞ Yaveri, Rahmetli Muzaffer KILIÇ Hatıralarında Yazıyor: Büyük Taarruz sabahı, 16 Ağustos ta, Kocatepe deler. Daha Topçu Ateşi düşman mevzileri üstünde gürlemeye başlamamış. Mustafa Kemal, çadırından çıkıyor, ellerini göğe kaldırıyor, tıpkı 1071 yılı 26 Ağustos unda, Malazgirt te Alparslan ın duası gibi: Ya Rabbi! Sen Türk Ordusu nu muzaffer et. Türklüğün, Müslümanlığın düşman ayakları altında, esaret zincirinde kalmasına müsaade etme! diye dua ediyor ve gözlerinden birkaç damla yaş süzülüyor. Bu duayı, ta içten gelen bir huşu ile okuyan bir insanın dinsiz olduğunu söylemek, dinsizliğin ta kendisi değil midir? Mustafa Kemal, 15 Ocak 1923 günü çeşitli ziyaretler ve görüşmelerde bulundu. Aynı gün telgraf memuru çok acı bir haberi, Mustafa Kemal Paşa ya ulaştırıyordu. Annesi Zübeyde Hanım, İzmir de hayata veda etmişti. Gazi gözyaşlarını tutamamış, fakat, Vatan görevinin yanında hiçbir duygunun, hiçbir düşüncenin hükmü yoktur. diyerek gezi programını sürdür müştü. Atatürk, Cumhurbaşkanı dır. Çankaya daki köşkünde kalmaktadır. Köşkten, Ulustaki Meclis e düzgün olmayan bir yoldan gidip gelmektedir. Bu yerin kenarlarında çalı çırpıların ve bir iğde ağacının da bulunduğu, bozuk bir dağ yoludur. Atatürk, bu iğde ağacının yanından her geçişinde onu selamlar, bazen de gölgesinde dinlenir ve yeni gelişmekte olan Ankara yı seyrederdi. Zaman gelmiştir, yol düzeltilmek genişletilmek istenmiştir. Bu çalışmaların yapıldığı günler den bir gün. Atatürk, Çankaya ya çıkarken, her zaman selam vererek geçtiği ağacını yine selamlamak için gözleriyle aramış ve ağacı bulamamıştır. Hemen, o çalışma» yapanlara iğde ağacına ne olduğunu sorulmuş ve ilgili, Atatürk e Yolun yanını genişletmek için iğde ağacını kestik demiştir. Bunun üzerine Paşa, çocuğunu kaybetmiş bir baba gibi ağlamaya başlamıştır. Bu olay da göstermektedir ki; Atatürk, çok yoğun duyguları olan yüce bir insandır. Kemal Arıburnu nun Atatürk ve Çevresindekiler adlı eserinden: Güneş doğarken çok eşsiz bir olay oldu. Bayramlaşma Salonu nda bayramın güzellik- Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 209

210 lerinden konuşuluyordu. Bu çerçevenin içinde, Gazi nin manevi kızlarından Nebile Hanım, Gazi nin işaretiyle sandalyesinin üstüne çıktı, sabah ezanı okumaya başladı. Bir aralık baktım, Nebile Hanım ın ses damarlarına yaş damlaları karışıyordu. Gazi Mustafa Kemal ağlıyordu. Kolağası Mustafa Kemal le Selanik te bir bahçede konuşarak sabahladık. Ay, Olimpos Dağları nın arkasında kaybolurken, Mustafa Kemal içini çekerek Ah Selanik dedi. Seni bir daha Türk olarak görecek miyim? baktım ağlıyordu. Fatih Rıfkı ATAY ın Babamız Atatürk adlı eserinden: Atamız, İzmir zaferinden sonra trenle Ankara ya dönmüştü. Ankara Valisi Atatürk ün ahbabı idi, teklifsizce, kompartıman kapısından Atatürk e seslendi. Büsbütün çıplak değilsiniz ya efendim, Hayır ceketsizim içeri girdi. Atatürk: Uyuyamadım dedi. Battaniye, yastık koymamışlar. Koluma dayandım ağrıdı. Ceketimi yastık olarak yapayım dedim, üşüdüm, uyuyamadım, kalktım, Peki ama Efendim niçin haber vermediniz? Gülümseyerek cevap verdi; Hepsi de benim kadar uykusuzdurlar. Rahatsız etmek istemedim. * Kaynak: E. Albay Cemil Denk, Araştırmacı - Yazar 210

211 ATATÜRK TEN KALAN BAZI EŞYALAR SOME BELONGINGS FROM ATATÜRK Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 211

212 212 Atatürk ün Aralık 1936 tarihinde Ülkü ye imzaladığı fotoğrafı, Harbiye Askeri Müzesi ne 1980 yılında Ülkü ADATEPE tarafından armağan edildi. Ülkü, ADATEPE donated this signed photograph of Atatürk to the Harbiye Military Museum in 1980.

213 Atatürk e ait olan birçok giysi ve diğer eşyalarla birlikte bu ipek gömlek, Harbiye Askeri Müzesi ne 1980 yılında Ülkü ADATEPE tarafından armağan edildi. Together with several other garments worn by Atatürk, Ülkü ADATEPE donated this monogrammed silk shirt to the Harbiye Military Museum in Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 213

214 214 Samsun a çıkışı anmak maksadıyla yapılmış hatıra sigaralar, Harbiye Askeri Müzesi nin Atatürk Salonu nda sergilenmekle dir. CHF, Atatürk ün kurduğu Cumhuriyet Halk Fırkası na ait. 19 Mayıs 335 tarihi, eski Hicri takvimine aittir. Ortadaki sigara, 1928 yılında yapılan Harf Devrim inden önce yapılmıştır. These souvenir cigarettes, which were make to commemorate Mustafa Kemal s landing at Samsun on May 19th, 1919, areon display in the Atatürk Hall at the Harbiye Military Museum. The CHF are the initials of the Republic People s Party established by Mustafa Kemal. The cigarette in the middle was made before the Alphabet Revolution in 1928.

215 Atatürk ün son yazdığı telgraf, Ülkü nün bayramını kutluyor. Aslı, 1980 yılında, Harbiye Askeri Müzesi ne Ülkü ADATEPE tarafından bağışlandı. This telegraph message, was sent by Atatürk from Dolmabahçe Palace on October 31st, He congratulated Ülkü s Republic Holiday. It was to be the last telegraph sent by Atatürk. Ülkü ADATEPE donated it to the Harbiye Military Museum in Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 215

216 216 Atatürk ün Beyoğlu nda bulunan Altın Çizme ayakkabı dükkanından Ülkü ye aldığı yılan derisi ayakkabıları. Atatürk purchased this pair of snakeskin shoes for Ülkü from the Altın Çizme shoemakers in Beyoğlu.

217 Atatürk ün 1 Ocak 1938 tarihinde imzaladığı 5 TL banknot, Harbiye Askeri Müzesi ne 1980 yılında Ülkü ADATEPE tarafından armağan edildi. Ülkü ADATEPE donated this 5 Turkish Lira banknote, which was signed by Ataturk on January 1st, 1938, to the Harbiye Military Museum in Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 217

218 218

219 FAHRİ DOKTORA DİPLOMASI İstanbul Senatosu tarafından Atatürk e 19 Eylül 1922 tarihinde verilmiştir. İSTANBUL DAR UL FÜNUNU EDEBİYAT MEDRESESİ FAHRİ MÜDERRİSLİK ŞEHADETNAMESİ Meclis-i Müderrisin ondokuz eylül üç yüz otuz sekiz tarihinde akdettiği içtimada milli mü cadelenin büyük kahramanı ve yeni Türk Devletinin Müessisi olan Başkumandan ve Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Türk Milletinin ve Türk hırsının istiklalini müeyyid ve İslam Kavimlerinin halasına müteveccih olan tarihi meselesini takdir ettiğinin bir delili olmak üzere Edebiyat Medresesi Fahri Müderrisliği unvanını tevcihe müttefikan karar verilmiştir. İSTANBUL UNIVERSITY FACULTY OF ARTS HONORARY DOCTORATE DIPLOMA It was decided to present the Honorary Doctorate Degree of the Faculty of Arts to the Commanderin-Chief, Mustafa Kemal Pasha, founder of the Turkish Republic, as a token of appreciation for saving the independence of the Turkish nation and culture by the Teachers Committee on September 19h, 1338 (1922) Soldaki belge, Harbiye Askeri Müzesi ndeki Atatürk Salonu nda sergilenmektedir. The diploma at left is on display in the Ataturk Hall of the Harbiye Military Museum. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 219

220 KÜÇÜK ÜLKÜ NÜN ATATÜRK ANILARI NI ANLATTIĞI YURTİÇİ YURTDIŞI KURUM, KURULUŞ VE DERNEKLER SCHOLASTIC INSTITUTIONS AND ESTABLISHMENTS IN TURKEY AND ABROAD WHERE LITTLE ÜLKÜ HAS SHARED HER MEMORIES WITH ATATÜRK - Kadıköy Kız Lisesi, - Kadıköy Anadolu Lisesi, - Kenan Evren Anadolu Lisesi, - Haydarpaşa Anadolu Lisesi, - Erenköy Kız Lisesi, - Bakırköy Ataköy Cumhuriyet Lisesi, - Kandilli Kız Lisesi, - Özel İstek Acıbadem Lisesi, - Hacıbektaş İlköğretim Okulu, - Samsun 19 Mayıs Üniversitesi, - 19 Mayıs Lisesi, - Kapadokya ve çevresi okulları, - Kıbrıs İlköğretim ve Liseleri, - Kıbrıs Girne Amerikan Üniversitesi, - Avanos Lisesi, - Kadıköy Uranyan Uncuyan Ermeni Lisesi, - Kadıköy Girl s High School - Kadıköy Anatolia High School - Kenan Evren Anatolia High School - Haydarpaşa Anatolia High School - Erenkoy Girl s High School - Bakırköy-Ataköy Cumhuriyet High School - Kandilli Girl s High School - Private Austrian High School - Private İstek Acıbadem High School - Hacıbektaş Elementary School - Samsun 19 Mayıs University - 19 Mayıs High School - A number of schools in the Cappadocia region - Cyprus Elementary and High Schools - Cyprus-Nicosia American University 220

221 - Şişli Kaptan Paşa Lisesi, - Hisar Eğitim Vakfı Özel Kemerköy İlköğretim Okulu, - Nişantaşı Rotary Kulübü, - TEMA Vakfı, - Valideçeşme Lions Kulübü, - Bodrum Lions Kulübü, - Ankara Hacettepe Üniversitesi, - Tophane Lions Kulübü, - Yeniköy Lions Kulübü, - Samsun Özel Ar İlköğretim Okulu, - İstanbul Büyükçekmece Belediyesi, - Kadıköy Özel Irmak İlköğretim Okulu, - İncirli Lions Kulübü, - Fındıklı Lions Kulübü, - Ortaköy Lions Kulübü, - Kadıköy Lions Kulübü, - TGRT de söyleşi TRT 1, Kanal D, SHOW TV de söyleşi, - Özel Gökdil Lisesi, - Özel Kavram Dersaneleri Kadıköy Şubesi, - Çağdaş Yaşam Derneği, - İstanbul Lisesi, - İstanbul Çevre Koruma Derneği, - Ankara Çankaya Belediyesi, - Karaköy Rotary Kulübü, - Özel Enka Okulları, - Özel Saint Benoit Lisesi, - Yunanistan Kavala Belediyesi Dostluk ve Kardeşlik Festivali, - Marmara Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi, - Özel Mef Okulları - Ziyaret etmiş olduğu okullar içinde kendi okulu olan Üsküdar Amerikan Koleji de vardır. - Avanos High School - Kadıköy Uranyan Uncuyun Armenian High School - Şişli Kaptan Paşa High School - Hisar Education Foundation Private Kemerköy Elementary School - Nişantaşı Rotary Club - TEMA Foundation - Valideceşme Lions Club - Ankara - Hacettepe University - Tophane Lions Club - Yeniköy Lions Club - Samsun Private Ar Elementary School - İstanbul - Büyükçekmece Municipality - Kadıkoy Private Irmak Elementary School - İncirli Lions Club - Fındıklı Lions Club - Ortaköy Lions Club - Kadıköy Lions Club - Interviews with Channels TGRT, TRT-I, Kanal D, SHOW TV - Private Gökdil High School - Private Kavram Dersaneleri Kadıköy Branch - Association for Contemporary Life - İstanbul High School - İstanbul Environmental Protection Agency - Ankara - Çankaya Municipality - Karaköy Rotary Club - Özel ENKA Schools - Private St. Benoit High School - Greece - Kavala Municipality Friendship and Brotherhood Festival - Marmara University Economy and Commercial Sciences Faculty - Private MEF Schools I also visited my old school, Üsküdar American High School. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 221

222 İbrahim Gürşen KAFKAS (Kitabın Yazarı) 1939 yılında Mardin de doğdu. Orta öğrenimini Diyarbakır Dicle İlköğretmen Okulu ve Mardin Lisesi nde Türkçe öğretmenliği eğitimini Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü nde tamam ladı. Mardin Lisesi, Diyarbakır Ali Emir Ortaokulu, İstanbul Güngören Ortaokulu, Zeytinburnu Ortaokulu ve Fatih-Çapa Ortaokulları nda Türkçe öğretmeni ve yöneticilik görevlerinde bulundu. Kadıköy İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü yken emekli oldu. Halen Kavram Dershaneleri nde Eğitim Danışmanlığı yapmaktadır yılında İstanbul İli Yılın Öğretmeni seçildi. Buruk Dizeler, Bitmeyen Işık Atatürk, Başöğretmen Atatürk ün Yıldız Öğretmenleri adlı üç kitabı, Kültür Bakanlığı nca tüm İl Halk Kütüphanelerine alındı. Eğitimindeki çalışma ve başarıları nedeniyle çok sayıda plaket, takdir, teşekkür, onur bel gesi, onur kartı ve berat la ödüllendirildi. İbrahim Gürşen KAFKAS (Writer) Born in Mardin in 1939, Kafkas attended the Dicle Elementary School in Diyarbakir as well as the Mardin High School. He completed his Turkish instruction course in Ankara at the Gazi Education Institution. He taught Turkish and served in various administrative positions at Mardin High School, Ali Emir Junior School in Diyarbakır, the Güngören Junior-High School in İstanbul, Zeytinburnu Junior-High School and the Fatih - Capa Junior-High School. Kafkas retired when he was the Kadıköy Provincial District National Education Branch Manager. Currently, he is an education counselor with the Kavram Dershanesi organization. He was selected as Teacher of the Year in the Istanbul province for Three of his works, Buruk Dizeleri, Bitmeyen Işık Atatürk, Başöğretmen Atatürk ün Yıldız Öğretmenleri were distributed to all the Provincial Public Libraries by the Ministry of Culture. He has been awarded numerous plaques, Letters of Commendation, Honor Certificates, etc. as a result of his successful studies in the educational field. 222

223 Sn. Ülkü ADATEPE Hanımefendi ye; Cumhuriyet in 75. Yılı nedeniyle Ekim 1998 de Sn. Ülkü ve Öke ADATEPE ile Pera Palas Oteli nin sahibi ve sevgili dostumuz Hasan SÜZER in vasıtasıyla Florya Atatürk Deniz Köşkü nde tanıştık. O sıralarda eski Milli Saraylar Daire Başkanı İlhan AKŞİT in hazırladığı Mustafa Kemal Atatürk adlı eserinde yayınlamak için sizden birtakım fotoğraflar istedik. Bilinmeyen nedenlerden dolayı, İlhan Bey, emanet ettiğiniz güzel malzemeleri yayınlamaya gerek duymadı. Ancak o zamanlarda gelecekte bir gün Ülkü Hanım ın kitabı üzerine çalışacağım diye hiç hayal edemezdim bile. O zamandan beri, Rahmetli Sabiha GÖKÇEN ile tanışmamızı onun (1999) yanı sıra, pilot arkadaşımız Ali İsmet ÖZTÜRK ün pırıl pırıl tayyaresiyle sizi uçurtmamızı (2002), başarılı girişimci Sn. Kaya TUNCER in ESBAŞ, İzmir de yer alan Uzay Kampı Türkiye de çocuklara yönelik etkinliklerine katılmamızı (2003), Avcılar Belediyesi nin Atatürk Evi ni görkemli bir şekilde açmamızı (2003), asla unutamam. Yeşilköy 2001 College nde hazırladığım Atatürk ve Havacılık adlı sergiyi değerli bilim adamımız Sn. Erdal İNÖNÜ ile beraber açtık. Sizinle çok güzel anlar paylaştık ve paylaşmaya devam edeceğiz. To Mrs. Ülkü ADATEPE; Back in the fall of 1998, I mentioned to the owner of the Pera Palas Hotel, Mr. Hasan SÜZER that I was working on a book for İlhan Akşit entitled Mustafa Kemal Atatürk. Immediately, Mr. Süzer arranged a meeting for me with Ülkü and Öke ADATEPE at the Florya Atatürk Seaside Villa. I also remember her loaning some of her photographs for AKŞİT s work, but he declined to publish any of them. Back then, I could not have imagined that one day I would be involved with a book project about Ülkü s memories of Atatürk. Since then, I would go on to meet with one of Atatürk s other adopted daughters, the late Sabiha GÖKÇEN in 1999, as well as arrange Ülkü to fly with the acrobatic pilot Ali İsmet ÖZTÜRK in 2002, to accompany her at the Space Camp Turkey s International Space Station Summit in İzmir and the inauguration of the Atatürk House in Avcılar, İstanbul in 2003 as well as the opening of my first Atatürk and Aviation exhibit at Yeşilköy 2001 College with the award-winning scientist, Mr. Erdal İNÖNÜ. We have shared some special moments and I have no doubt that we shall continue to do so in the days and years ahead. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 223

224 Bu eserinin oluşturulmasına katkıda bulunanlara teşekkürü borç bilirim. Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. (ERDEMİR) Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sn. Oğuz ÖZGEN, Genel Kurmay Başkanlığı ATESE Başkanı Korgeneral Erdoğan KARAKUŞ, Harbiye Askeri Müzesi Komutanı Piyade Albay İbrahim ÇİÇEKSİZ, Öğ.Yb. Tuğrul AKIN, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Arşiv Müzesi Sn. Ayhan UÇAR, Sn. Abdullah GÜL, Vehbi Koç Vakfı Suna ve İnan KIRAÇ, Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü nden Sn. Havva ŞAHİN, Milli Saraylar Daire Başkanı Sn. Cemal ÖZTAŞ ve herkesten evvel, güzel, anlayışlı eşim Serpil ve oğlum Jonathon Meriç. Teşekkürler Türkiye! Stuart KLINE Türk Havacılık Kronolojisi adlı eserin yazarı. I wish to thank the following individuals and institutions: Ereğli Iron & Steel Works Co. CEO and Board of Member Mr. Oğuz ÖZGEN the Turkish Chiefs of General Staff, ATASE Chairman Lt.Gen. Mr. Erdoğan KARAKUŞ, the Commander of the Harbiye Military Museum, Infantry Col. Mr. İbrahim ÇİÇEKSİZ, Lt. Col. Mr. Tuğrul AKIN, Yapı ve Kredi Bank Archive Museum Manager, Mr. Ayhan UÇAR and Museum Supervisor, Mr. Abdullah GÜL, Ms. Havva ŞAHİN, Suna and İnan KIRAÇ Mediterranean Civilizations Research Institute, the Chairman of the Directorate of National Palaces, Mr. Cemal ÖZTAŞ, and last but defintely not least, my beautiful and understanding wife, Serpil and my son, Jonathon Meriç. Thanks, Turkey! Stuart KLINE - writer of A Chronicle of Turkish Aviation 224

225 FOTOĞRAFLARLA KÜÇÜK ÜLKÜ LITTLE ÜLKÜ IN PHOTOGRAPHS Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 225

226 Atatürk ün manevi kızı Afet İNAN. Atatürk s adapted child Afet İNAN. Küçük Ülkü köpeği ile. Little Ülkü with her dog. 226

227 Küçük Ülkü nün annesi Vasfiye Hanım. Little Ülkü s mother Vasfiye Hanım. Küçük Ülkü nün oğulları. The sons of Little Ülkü. Küçük Ülkü nün annesi Vasfiye Hanım. Little Ülkü s mother Vasfiye Hanım. Küçük Ülkü nün oğulları. The sons of Little Ülkü. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 227

228 Küçük Ülkü Milli Saraylar Daire Başkanı Cemal ÖZTAŞ ile birlikte. Little Ülkü with National Courtis Head of Department, Cemal ÖZTAŞ. Küçük Ülkü İstanbul Sultanbeyli de 2001 yılında konuşma yaparken. Little Ülkü during her speech at İstanbul Sultanbeyli in 2001 Kazak kıyafetiyle. Little Ülkü in wearing a traditional Kazakh costume 228

229 Küçük Ülkü, Isparta Valisi ve Ispartalılar ile birlikte. Ülkü with the governor of Isparta. Küçük Ülkü, oğlu Ali Kemal DOĞANÇAY, eşi Öke ADATEPE, oğlu Ahmet Kemal DOĞANÇAY Ülkü with her husband Öke ADATEPE and sons Ali Kemal DOĞANÇAY, Ahmet Kemal DOĞANÇAY Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 229

230 230 Küçük Ülkü İlham GENCER ve arkadaşlarıyla. Little Ülkü with İlham GENCER and friends.

231 Küçük Ülkü Marmaris Polis Müdürü Engin Bey ile birlikte. Little Ülkü with Police Chief of Marmaris Mr. Engin. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 231

232 Küçük Ülkü, Küçük Ülkü İlköğretim Okulu nda. Little Ülkü at the primary school with the name of herself. Kadıköy Rotary Kulübü nde. At the Kadıköy Rotary Club. 232

233 Küçük Ülkü Samsun da Çocuk Yuvası nda. Little Ülkü at the orphanage in Samsun. Küçük Ülkü Samsun da. Little Ülkü in Samsun. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 233

234 Küçük Ülkü, Çağdaş Yaşam Konferansı nda Atatürk Vakfı Başkanı Yekta Güngör ÖZDEN ile. Little Ülkü at Contemporary Life Conference with Yekta Güngör ÖZDEN, the chairman of Atatürk Fondation. 234

235 Ülkü ADATEPE Cumhurbaşkanı SEZER in resepsiyonunda. Ülkü ADATEPE at reception hosted by President SEZER. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 235

236 236

237 Küçük Ülkü, 29 Ekim 2005 Cumhuriyet Balosu nda. Little Ülkü at the Republican Ball, 29 October Küçük Ülkü yakın arkadaşlarıyla. Little Ülkü with her close friends. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 237

238 Ülkü ADATEPE Isparta Valisi ile. Ülkü with the governor of Isparta. 238

239 Ülkü ve Öke ADATEPE Polis Okulu öğrencileri ile birlikte. Ülkü and Öke ADATEPE with Police School students. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 239

240 Küçük Ülkü oğlu Ahmet Kemal DOĞANÇAY, Av. Aysel YAĞMUR, Atatürk Vakfı Başkanı Semra İPLİKÇİ ile birlikte. Little Ülkü, with her son Ahmet Kemal DOĞANÇAY, Att. Aysel YAĞMUR, Semra İPLİKÇİ the chairman of Atatürk Foundation Küçük Ülkü İzmit Çağdaş Yaşam Derneği Üyeleriyle. Little Ülkü Contemproray Life Association. Küçük Ülkü Gaziantep Hasan Süzer Sanat Okulu nda Hasan SÜZER ve İsmet SÜZER ile birlikte. Little Ülkü at the Gaziantep Hasan SÜZER Art School with Hasan and İsmet SÜZER. 240

241 Küçük Ülkü, Gaziantep Belediye Başkanı ile birlikte. Little Ülkü with the Mayor of Gaziantep. Küçük Ülkü, İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal ALEMDAROĞLU ile birlikte. Little Ülkü and Kemal ALEMDAROĞLU, the Rector of İstanbul University. Küçük Ülkü, Cemal KUTAY ile birlikte. Little ülkü with Cemal KUTAY. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 241

242 242 Kenan EVREN ve Küçük Ülkü, Ümran BARADAN ın kurduğu çocuk resim sergisi açılışında. Kenan EVREN and Little Ülkü at the opening of an art exibition of children held by Ümran BARADAN.

243 Küçük Ülkü Mersin Rotary de. Little Ülkü at Mersin Rotary. Küçük Ülkü arkadaşlarıyla. Little Ülkü with her friends. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 243

244 Küçük Ülkü oğlu Ahmet, eşi ve torunu Yasemin ile. Little Ülkü with her son Ahmet, has wife and grandchild Yasemin. Küçük Ülkü oğlu Ali, eşi Norma. Little Ülkü with her son Ali and his wife Norma. Küçük Ülkü oğlu Ali ile. Little Ülkü with her son Ali. 244

245 Ali Kemal DOĞANÇAY eşi Norma ve Vural ARIKAN. Ali Kemal DOĞANÇAY, his wife Norma and Vural ARIKAN. Ali DOĞANÇAY eşi Norma DOĞANÇAY. Ali DOĞANÇAY, his wife Norma DOĞANÇAY. Küçük Ülkü torunları Yasemin ve Tara DOĞANÇAY ile. Little Ülkü with her grandchilds Yasemin and Tara DOĞANÇAY. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 245

246 246 Küçük Ülkü kuzeni Arzu ERKAL ile birlikte. Little Ülkü with her cousin Arzu ERKAL.

247 Büyük oğlu ve arkadaşları ile. Little Ülkü with her son and friends. Küçük Ülkü oğlu Ali Kemal DOĞANÇAY ile. Little Ülkü with her son Kemal DOĞANÇAY. Küçük Ülkü nün oğlu Ahmet Kemal DOĞANÇAY. Son of Little Ülkü, Ahmet Kemal DOĞANÇAY. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 247

248 Küçük Ülkü birinci olduğu bir kıyafet balosunda. Little Ülkü at the costume ball where she came out on top. Küçük Ülkü nün oğlu Ahmet Kemal DOĞANÇAY. Son of Little Ülkü, Ahmet Kemal DOĞANÇAY. Küçük Ülkü nün oğulları. The sons of Little Ülkü. 248

249 Ülkü ADATEPE nin Özel Ar İlköğretim Okulu nu ziyareti. Ülkü ADATEPE visiting Özel Ar Primary School. Küçük Ülkü, Milli Eğitimin en yaşlı öğretmeni ile birlikte. Little Ülkü with the oldest retired teacher. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 249

250 250 Ülkü Ressam DOĞANÇAY ile birlikte. Ülkü with the artist DOĞANÇAY.

251 Küçük Ülkü oğlu Ahmet Kemal DOĞANÇAY avukatı Aysel YAĞMUR ile. Little Ülkü with her son Ahmet Kemal DOĞANÇAY and her lawyer Aysel YAĞMUR. Atatürk le Çocukluğum / My Childhood with Atatürk 251

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9 Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9 1.-5. sorularda konuşma balonlarında boş bırakılan yerlere uygun düşen sözcük ya da ifadeyi bulunuz. 3. We can t go out today it s raining

Detaylı

A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION

A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION 1. Çeviri Metni - 9 Ekim 2014 A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION Why is English such an important language today? There are several reasons. Why: Neden, niçin Such: gibi Important: Önemli Language:

Detaylı

İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir:

İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir: İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir: Informal Greetings (Gayri Resmi selamlaşmalar) - Hi. (Merhaba) -Hello. (Merhaba)

Detaylı

Lesson 19: What. Ders 19: Ne

Lesson 19: What. Ders 19: Ne Lesson 19: What Ders 19: Ne Reading (Okuma) What is it? (O nedir?) What is your name? (İsmin nedir?) What is the answer? (Cevap nedir?) What was that? (O neydi?) What do you want? (Ne istersin?) What did

Detaylı

BBC English in Daily Life

BBC English in Daily Life İçindekiler Lesson one - Ders 1:... 2... 2 Lesson Two - Ders 2:... 2... 3 Lesson Three - Ders 3:... 3... 3 Lesson Four - Ders 4:... 4... 4 Lesson Five - Ders 5:... 4... 4 Lesson Six - Ders 6:... 5... 5

Detaylı

Exercise 2 Dialogue(Diyalog)

Exercise 2 Dialogue(Diyalog) Going Home 02: At a Duty-free Shop Hi! How are you today? Today s lesson is about At a Duty-free Shop. Let s make learning English fun! Eve Dönüş 02: Duty-free Satış Mağazasında Exercise 1 Vocabulary and

Detaylı

bab.la Cümle Kalıpları: Kişisel Dilekler İngilizce-İngilizce

bab.la Cümle Kalıpları: Kişisel Dilekler İngilizce-İngilizce Dilekler : Evlilik Congratulations. Wishing the both of you all the happiness in the world. Congratulations. Wishing the both of you all the happiness in the world. Yeni evli bir çifti Congratulations

Detaylı

a, ı ı o, u u e, i i ö, ü ü

a, ı ı o, u u e, i i ö, ü ü Possessive Endings In English, the possession of an object is described by adding an s at the end of the possessor word separated by an apostrophe. If we are talking about a pen belonging to Hakan we would

Detaylı

A mysterious meeting. (Esrarengiz bir toplantı) Turkish. List of characters. (Karakterlerin listesi) Khalid, the birthday boy

A mysterious meeting. (Esrarengiz bir toplantı) Turkish. List of characters. (Karakterlerin listesi) Khalid, the birthday boy (Esrarengiz bir toplantı) List of characters (Karakterlerin listesi) Khalid, the birthday boy (Halit, doğum günü olan oğlan) Leila, the mysterious girl and phone voice (Leyla, esrarengiz kız ve telefon

Detaylı

1. A lot of; lots of; plenty of

1. A lot of; lots of; plenty of a lot of lots of a great deal of plenty of çok, bir çok many much çok, bir çok a little little az, biraz a few few az, birkaç 1. A lot of; lots of; plenty of a lot of ( en yaygın olanıdır ), lots of, plenty

Detaylı

1. English? a. She is b. Is c. He d. Is she. 1. This is an office, and tables. a. those are b. that are c. these d. that is. 1. This is girlfriend.

1. English? a. She is b. Is c. He d. Is she. 1. This is an office, and tables. a. those are b. that are c. these d. that is. 1. This is girlfriend. 1. English? a. She is b. Is c. He d. Is she 1. This is an office, and tables. a. those are b. that are c. these d. that is 1. This is girlfriend. a. hers b. to him c. of her d. his 1. There are people

Detaylı

HEARTS PROJESİ YAYGINLAŞTIRMA RAPORU

HEARTS PROJESİ YAYGINLAŞTIRMA RAPORU HEARTS PROJESİ YAYGINLAŞTIRMA RAPORU BOLU HALKIN EGITIMINI GELISTIRME VE DESTEKLEME DERNEGI TARAFINDAN ORGANİZE EDİLEN YAYGINLAŞTIRMA FAALİYETLERİ - TURKİYE Bolu Halkın Egitimini Gelistirme ve Destekleme

Detaylı

ALANYA HALK EĞİTİMİ MERKEZİ BAĞIMSIZ YAŞAM İÇİN YENİ YAKLAŞIMLAR ADLI GRUNDTVIG PROJEMİZ İN DÖNEM SONU BİLGİLENDİRME TOPLANTISI

ALANYA HALK EĞİTİMİ MERKEZİ BAĞIMSIZ YAŞAM İÇİN YENİ YAKLAŞIMLAR ADLI GRUNDTVIG PROJEMİZ İN DÖNEM SONU BİLGİLENDİRME TOPLANTISI ALANYA HALK EĞİTİMİ MERKEZİ BAĞIMSIZ YAŞAM İÇİN YENİ YAKLAŞIMLAR ADLI GRUNDTVIG PROJEMİZ İN DÖNEM SONU BİLGİLENDİRME TOPLANTISI ALANYA PUBLIC EDUCATION CENTRE S FINAL INFORMATIVE MEETING OF THE GRUNDTVIG

Detaylı

1. A. Ali ERSOY, Hezarfen Ahmet Çelebi İ.Ö Türkçe Öğretmeni. 2. Emel OKKIRAN, Sultantepe İ.Ö Türkçe Öğretmeni

1. A. Ali ERSOY, Hezarfen Ahmet Çelebi İ.Ö Türkçe Öğretmeni. 2. Emel OKKIRAN, Sultantepe İ.Ö Türkçe Öğretmeni 1 ÜSKÜDAR İLÇESİ 19 MAYIS ATATÜRK Ü ANMA VE GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLAMA PROGRAMI 19 Mayıs Atatürk ü Anma Ve Gençlik Ve Spor Bayramı, 19.05.2012 Cumartesi günü saat: 07.00 de başlar ve gece saat 24.00

Detaylı

My Year Manager is Sınıf Müdürüm. P.E. is on Beden eğitimi dersimin günü

My Year Manager is Sınıf Müdürüm. P.E. is on Beden eğitimi dersimin günü EMTRAS [Turkish] My Headteacher is Okul müdürüm My Year Manager is Sınıf Müdürüm My Form Tutor is Sınıf öğretmenim My Form is Sınıfım P.E. is on Beden eğitimi dersimin günü I must bring in a T-shirt, shorts

Detaylı

a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.)

a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.) a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.) He is having an exam on Wednesday. (Çarşamba günü sınav oluyor-olacak.) Mary is spending

Detaylı

Mart Ayı Değerler Eğitimi. Samimiyet

Mart Ayı Değerler Eğitimi. Samimiyet Mart Ayı Değerler Eğitimi Samimiyet Darüşşafaka Orta Okulu Mart Ayı değeri olan Samimiyet değeri kapsamında etkinlik ve paylaşımlar düzenlemiştir. Yabancı diller bölümü; Samimiyet konusuyla ilgili olarak

Detaylı

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden Lesson 22: Why Ders 22: Neden Reading (Okuma) Why are you tired? (Neden yorgunsun?) Why is your boss angry? (Patronun neden sinirli?) Why was he late? (Neden geç kaldı?) Why did she go there? (Neden oraya

Detaylı

(1971-1985) ARASI KONUSUNU TÜRK TARİHİNDEN ALAN TİYATROLAR

(1971-1985) ARASI KONUSUNU TÜRK TARİHİNDEN ALAN TİYATROLAR ANABİLİM DALI ADI SOYADI DANIŞMANI TARİHİ :TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI : Yasemin YABUZ : Yrd. Doç. Dr. Abdullah ŞENGÜL : 16.06.2003 (1971-1985) ARASI KONUSUNU TÜRK TARİHİNDEN ALAN TİYATROLAR Kökeni Antik Yunan

Detaylı

Present continous tense

Present continous tense Present continous tense This tense is mainly used for talking about what is happening now. In English, the verb would be changed by adding the suffix ing, and using it in conjunction with the correct form

Detaylı

ingilizce.com-müşterilerle En çok kullanılan Kelime ve Deyimler-Top words and phrases to use with customers

ingilizce.com-müşterilerle En çok kullanılan Kelime ve Deyimler-Top words and phrases to use with customers The Top words and phrases to use with customers Müşterilerle En Çok Kullanılan Kelime ve Deyimler Definitely Kesinlikle Surely Tabii! Kesinlikle Absolutely Muhakkak Kesinlikle Certainly Elbette PHRASES

Detaylı

Lesson 30: will, will not Ders 30: will, will not

Lesson 30: will, will not Ders 30: will, will not Lesson 30: will, will not Ders 30: will, will not Reading (Okuma) I hope you will visit me one day. ( Umuyorum bir gün beni ziyaret edeceksin ) I think your sister will like that cellphone. ( Bence kız

Detaylı

Işık, bu topraklardan bir kez daha yükselsin diye

Işık, bu topraklardan bir kez daha yükselsin diye Değerli Meslektaşlarımız, Dear Colleagues, TAVCAM, siz dostlarımızın bildiği gibi, bir aile kuruluşu olup 1979 yılından beri aydınlatma sektöründe size ve ülkemize hizmet etmenin huzuru içinde yoluna devam

Detaylı

myp - communıty&servıce ınstructıons & forms

myp - communıty&servıce ınstructıons & forms myp - communıty&servıce ınstructıons & forms P r i v a t e I s t a n b u l C o ş k u n M i d d l e Y e a r s P r o g r a m m e C a n d i d a t e S c h o o l Özel İstanbul Coşkun Orta Yıllar Programı Aday

Detaylı

.. ÜNİVERSİTESİ UNIVERSITY ÖĞRENCİ NİHAİ RAPORU STUDENT FINAL REPORT

.. ÜNİVERSİTESİ UNIVERSITY ÖĞRENCİ NİHAİ RAPORU STUDENT FINAL REPORT .. ÜNİVERSİTESİ UNIVERSITY... /... AKADEMİK YILI... DÖNEMİ... /... ACADEMIC YEAR... TERM ÖĞRENCİ NİHAİ RAPORU STUDENT FINAL REPORT Deneyimleriniz hakkındaki bu rapor, Mevlana Değişim Programı nın amacına

Detaylı

STUDENT REPORT Unit One Answer Sheet

STUDENT REPORT Unit One Answer Sheet Yardımsever Arkadaşınız ÖĞRENCİ RAPORU Ünite Bir İçin Yanıt Kağıdı Your Helpful Friend Unit One Answer Sheet HY3230 Aşağıdaki boşlukları doldurun: İsminiz... ICI Öğrenci Numaranız... (Eğer öğrenci numaranızı

Detaylı

Sick at school. (Okulda hasta) Turkish. List of characters. (Karakter listesi) Leila, the sick girl. Sick girl s friend. Class teacher.

Sick at school. (Okulda hasta) Turkish. List of characters. (Karakter listesi) Leila, the sick girl. Sick girl s friend. Class teacher. (Okulda hasta) List of characters (Karakter listesi) Leila, the sick girl Sick girl s friend Class teacher Nurse (Leyla, hasta kız) (Hasta kızın arkadaşı) (Sınıf öğretmeni) (Hemşire) Girl with bike rider

Detaylı

Işık, bu topraklardan bir kez daha yükselsin diye

Işık, bu topraklardan bir kez daha yükselsin diye Değerli Meslektaşlarımız, TAVCAM, çok değerli siz müşterilerimizin bildiği gibi bir Aile kuruluşu olup 1979 yılından beri müşterilerimize sektörümüze ve ülkemize hizmet edebilmenin memnuniyeti ile yoluna

Detaylı

İNGİLİZCE GRAMER SIMPLE PAST TENSE TO BE (OLMAK FİİLİNİN GEÇMİŞ ZAMANI) GRAMER ANLATIMI ALIŞTIRMA. www.ekolayingilizce.com SIMPLE PAST (to be)

İNGİLİZCE GRAMER SIMPLE PAST TENSE TO BE (OLMAK FİİLİNİN GEÇMİŞ ZAMANI) GRAMER ANLATIMI ALIŞTIRMA. www.ekolayingilizce.com SIMPLE PAST (to be) İNGİLİZCE GRAMER SIMPLE PAST TENSE TO BE (OLMAK FİİLİNİN GEÇMİŞ ZAMANI) GRAMER ANLATIMI ALIŞTIRMA İNGİLİZCE GRAMER (+) I was a student. She was a student. They were students. (?) Was I a student? Was she

Detaylı

Aşk hayatımızın en güzel şeyi. İşte İngilizce de aşk üzerine söylenmiş çok güzel sözler ve onların çevirileri.

Aşk hayatımızın en güzel şeyi. İşte İngilizce de aşk üzerine söylenmiş çok güzel sözler ve onların çevirileri. Sevgili dostlar, Aşk hayatımızın en güzel şeyi. İşte İngilizce de aşk üzerine söylenmiş çok güzel sözler ve onların çevirileri. Aşk tadında yaşamanız dileğimizle I love you! > Seni I love you more than

Detaylı

Lesson 23: How. Ders 23: Nasıl

Lesson 23: How. Ders 23: Nasıl Lesson 23: How Ders 23: Nasıl Reading (Okuma) How are you? (Nasılsın?) How are your parents? (Ailen nasıl?) How was the interview? (Görüşme nasıldı?) How is your work? (İşin nasıl?) How do you go to school?

Detaylı

LITTLE STAR-YOUNG CROSS TEAMS

LITTLE STAR-YOUNG CROSS TEAMS SCHOOLS Bulletin No: 8 ( 22 December 2014 11 January 2015 ) Page 1 TRACK&FIELD We organized District Atatürk Cross Races on Wednesday, 24 December. Primary school, middle and high school attended this

Detaylı

Newborn Upfront Payment & Newborn Supplement

Newborn Upfront Payment & Newborn Supplement TURKISH Newborn Upfront Payment & Newborn Supplement Female 1: Bebeğim yakında doğacağı için bütçemi gözden geçirmeliyim. Duyduğuma göre, hükümet tarafından verilen Baby Bonus ödeneği yürürlükten kaldırıldı.

Detaylı

Hukuk ve Hukukçular için İngilizce/ English for Law and Lawyers

Hukuk ve Hukukçular için İngilizce/ English for Law and Lawyers Hukuk ve Hukukçular için İngilizce/ English for Law and Lawyers Size iş imkanı sağlayacak bir sertifikaya mı ihtiyacınız var? Dünyanın önde gelen İngilizce sınavı TOLES, Hukuk İngilizcesi becerilerinin

Detaylı

HÜRRİYET GAZETESİ: 1948-1953 DÖNEMİNİN YAYIN POLİTİKASI

HÜRRİYET GAZETESİ: 1948-1953 DÖNEMİNİN YAYIN POLİTİKASI T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ GAZETECİLİK ANABİLİM DALI HÜRRİYET GAZETESİ: 1948-1953 DÖNEMİNİN YAYIN POLİTİKASI Doktora Tezi Selda Bulut Tez Danışmanı Prof.Dr.Korkmaz Alemdar Ankara-2007

Detaylı

Start Streamin. now! MiniPod Bluetooth Streamin speakers

Start Streamin. now! MiniPod Bluetooth Streamin speakers Start Streamin now! MiniPod Bluetooth Streamin speakers Streamin PodSpeakers True stereo great design P3-4 P5-6 P7-8 MicroPod Bluetooth Great sounding stereo streamed from your Bluetooth device SmallPod

Detaylı

TEOG 1. MERKEZİ ORTAK SINAVLAR İNGİLİZCE DERSİ BENZER SORULARI

TEOG 1. MERKEZİ ORTAK SINAVLAR İNGİLİZCE DERSİ BENZER SORULARI TEOG SINAV SORUSU-1 UNIT 2 SINIF İÇİ TARAMA TESTİ Diyalogu tamamlayan ifade hangisidir? Henry: That's my money.i don t want to give it to you. Martin:...! Don t be so stingy. Diyalogda boşluğu en iyi tamamlayan

Detaylı

Bağlaç 88 adet P. Phrase 6 adet Toplam 94 adet

Bağlaç 88 adet P. Phrase 6 adet Toplam 94 adet ÖNEMLİ BAĞLAÇLAR Bu liste YDS için Önemli özellikle seçilmiş bağlaçları içerir. 88 adet P. Phrase 6 adet Toplam 94 adet Bu doküman, YDS ye hazırlananlar için dinamik olarak oluşturulmuştur. 1. although

Detaylı

Phrases / Expressions used in dialogues

Phrases / Expressions used in dialogues TEOG Page 1 Phrases / Expressions used in dialogues Tuesday, November 11, 2014 7:30 PM Teog Sınavı için Cümle Kalıpları ve İfadeler Really? Gerçekten mi? That s a good idea! Bu güzel bir fikir! I am afraid

Detaylı

Doğu Akdeniz Üniversitesi Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi

Doğu Akdeniz Üniversitesi Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi Doğu Akdeniz Üniversitesi Dr. Fazıl Küçük Tıp Fakültesi 14 Mart Tıp Bayramı ve Beyaz Önlük Giydirme Tören Programı Eastern Mediterranean University Dr. Fazıl Küçük Faculty of Medicine 14 th March Medicine

Detaylı

4. S n f. Bu konuflman n geçti i resim afla - dakilerden hangisidir? name is Engin. Konuflmay resme göre tamamlayan ifade afla dakilerden hangisidir?

4. S n f. Bu konuflman n geçti i resim afla - dakilerden hangisidir? name is Engin. Konuflmay resme göre tamamlayan ifade afla dakilerden hangisidir? NG L ZCE 4. S n f Adı - Soyadı:... Numarası:... Sınıfı:... TALKING ABOUT CLASSROOM RULES, GREETINGS, SUBJECT PRONOUNS Test 1 1. 5. Good night Ahmet. Good night Mehmet. Bu konuflman n geçti i resim afla

Detaylı

İNGİLİZCE AİLE VE AKRABA BİREYLERİ, SOY AĞACI (FAMILY AND RELATIVE INVIDUALS, FAMILY TREE)

İNGİLİZCE AİLE VE AKRABA BİREYLERİ, SOY AĞACI (FAMILY AND RELATIVE INVIDUALS, FAMILY TREE) İNGİLİZCE AİLE VE AKRABA BİREYLERİ, SOY AĞACI (FAMILY AND RELATIVE INVIDUALS, FAMILY TREE) İngilizcede aile ve akraba bireylerinin tanıtımı ve soy ağacı konu anlatımı örneklerini öğreneceğiz. Ayrıca ailenizi

Detaylı

SBS PRACTICE EXAM 4. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 4* 1. Aşağıdaki cümleyi tamamlayan sözcük hangi seçenektedir?

SBS PRACTICE EXAM 4. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 4* 1. Aşağıdaki cümleyi tamamlayan sözcük hangi seçenektedir? SBS PRACTICE EXAM 4 1. Aşağıdaki cümleyi tamamlayan sözcük hangi seçenektedir? 4. Düşünce balonundaki cümleyi doğru tamamlayan sözcüğü seçiniz. You are not a hardworking student, Mike! Jeff is a/an friend.

Detaylı

THE IMPACT OF AUTONOMOUS LEARNING ON GRADUATE STUDENTS PROFICIENCY LEVEL IN FOREIGN LANGUAGE LEARNING ABSTRACT

THE IMPACT OF AUTONOMOUS LEARNING ON GRADUATE STUDENTS PROFICIENCY LEVEL IN FOREIGN LANGUAGE LEARNING ABSTRACT THE IMPACT OF AUTONOMOUS LEARNING ON GRADUATE STUDENTS PROFICIENCY LEVEL IN FOREIGN LANGUAGE LEARNING ABSTRACT The purpose of the study is to investigate the impact of autonomous learning on graduate students

Detaylı

Let s, Shall we, why don t. Let s, let us: Öneri cümlesi başlatır. Let s elim anlamına gelir. Let s play basketball. Haydi basketball oynayalım.

Let s, Shall we, why don t. Let s, let us: Öneri cümlesi başlatır. Let s elim anlamına gelir. Let s play basketball. Haydi basketball oynayalım. Let s, Shall we, why don t Let s, let us: Öneri cümlesi başlatır. Let s elim anlamına gelir. Let s play basketball. Haydi basketball oynayalım. Yes, let s. Evet haydi oynayalım. No, let s not. Hayır, oynamayalım.

Detaylı

Yaz okulunda (2014 3) açılacak olan 2360120 (Calculus of Fun. of Sev. Var.) dersine kayıtlar aşağıdaki kurallara göre yapılacaktır:

Yaz okulunda (2014 3) açılacak olan 2360120 (Calculus of Fun. of Sev. Var.) dersine kayıtlar aşağıdaki kurallara göre yapılacaktır: Yaz okulunda (2014 3) açılacak olan 2360120 (Calculus of Fun. of Sev. Var.) dersine kayıtlar aşağıdaki kurallara göre yapılacaktır: Her bir sınıf kontenjanı YALNIZCA aşağıdaki koşullara uyan öğrenciler

Detaylı

Lesson 20: Where, when. Ders 20: Nerede, ne zaman

Lesson 20: Where, when. Ders 20: Nerede, ne zaman Lesson 20: Where, when Ders 20: Nerede, ne zaman Reading (Okuma) Where is the City Hall? (Belediye binası nerede?) Where are you now? (Şu an neredesin?) Where is he working? (Nerede çalışıyor?) Where did

Detaylı

"Farklı?-Evrensel Dünyada Kendi Kimliğimizi Oluşturma" İsimli Comenius Projesi Kapsamında Yapılan Anket Çalışma Sonuçları.

Farklı?-Evrensel Dünyada Kendi Kimliğimizi Oluşturma İsimli Comenius Projesi Kapsamında Yapılan Anket Çalışma Sonuçları. "Farklı?-Evrensel Dünyada Kendi Kimliğimizi Oluşturma" İsimli Comenius Projesi Kapsamında Yapılan Anket Çalışma Sonuçları. Survey Results Which Were Done in Comenius Project named'' Different? Building

Detaylı

Helping you to live more independently. Insanlari ve bagimsiz yasami destekleme. Daha bagimsiz yasamak için size yardim ediyor

Helping you to live more independently. Insanlari ve bagimsiz yasami destekleme. Daha bagimsiz yasamak için size yardim ediyor The Supporting People Logo Insanlari ve bagimsiz yasami destekleme The Supporting People Door in Watermark The Supporting People Introduction Helping you to live more independently Daha bagimsiz yasamak

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS MESLEKİ İNGİLİZCE II İLH 418 8 2+0 2 3

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS MESLEKİ İNGİLİZCE II İLH 418 8 2+0 2 3 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS MESLEKİ İNGİLİZCE II İLH 418 8 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Seçmeli Dersin

Detaylı

Teknoloji Servisleri; (Technology Services)

Teknoloji Servisleri; (Technology Services) Antalya International University Teknoloji Servisleri; (Technology Services) Microsoft Ofis Yazılımları (Microsoft Office Software), How to Update Office 365 User Details How to forward email in Office

Detaylı

This empire began in 330 and lasted until 1453, for 1123 years.

This empire began in 330 and lasted until 1453, for 1123 years. This empire began in 330 and lasted until 1453, for 1123 years. The Byzantine Empire began with the Emperor Constantine who reigned for thirteen years a total of 88 emperors were to reign during the course

Detaylı

AİLE İRŞAT VE REHBERLİK BÜROLARINDA YAPILAN DİNİ DANIŞMANLIK - ÇORUM ÖRNEĞİ -

AİLE İRŞAT VE REHBERLİK BÜROLARINDA YAPILAN DİNİ DANIŞMANLIK - ÇORUM ÖRNEĞİ - T.C. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı AİLE İRŞAT VE REHBERLİK BÜROLARINDA YAPILAN DİNİ DANIŞMANLIK - ÇORUM ÖRNEĞİ - Necla YILMAZ Yüksek Lisans Tezi Çorum

Detaylı

Fıstıkçı Şahap d t c ç

Fıstıkçı Şahap d t c ç To and from We have already seen the suffıx used for expressing the location of an object whether it s in, on or at something else: de. This suffix indicates that there is no movement and that the object

Detaylı

TURKISH DIAGNOSTIC TEST TURKISH DEPARTMENT

TURKISH DIAGNOSTIC TEST TURKISH DEPARTMENT TURKISH DIAGNOSTIC TEST BY TURKISH DEPARTMENT This examination is designed to measure your mastery of the Turkish language. The test is multiple choices based and is there for diagnostic purposes to assess

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI YARIMBAĞ İLKOKULU 3/ A SINIFI İNGİLİZCE DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI YARIMBAĞ İLKOKULU 3/ A SINIFI İNGİLİZCE DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI EKİM 12-1 EKİM 201 UNIT 1 WHEEL OF FORTUNE EYLÜL 28 EYLÜL -09 EKİM 2015 2015 201 ÖĞRETİM YILI YARIMBAĞ İLKOKULU 3/ A SINIFI İNGİLİZCE DERSİ LENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI 4 2 Asking for permission Giving

Detaylı

ISBN NUMARASI: 84354975 ISBN NUMARASI: 84354975 ISBN NUMARASI: 84354975 ISBN NUMARASI: 84354975

ISBN NUMARASI: 84354975 ISBN NUMARASI: 84354975 ISBN NUMARASI: 84354975 ISBN NUMARASI: 84354975 Bu formun ç kt s n al p ço altarak ö rencilerinizin ücretsiz Morpa Kampüs yarıyıl tatili üyeli inden yararlanmalar n sa layabilirsiniz.! ISBN NUMARASI: 84354975 ISBN NUMARASI: 84354975! ISBN NUMARASI:

Detaylı

GENİŞ ZAMAN SIMPLE PRESENT TENSE

GENİŞ ZAMAN SIMPLE PRESENT TENSE GENİŞ ZAMAN SIMPLE PRESENT TENSE Does he go to the theater? O tiyatroya gider mi? ÖRNEK CÜMLELER VE KALIPLAR Yes, he goes to the theater. Evet, o tiyatroya gider. Do you like swimming? Yüzmeyi sever misin?

Detaylı

YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK VE MİMARLIK FAKÜLTESİ

YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK VE MİMARLIK FAKÜLTESİ ÖĞRENCİ NİN STUDENT S YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ STAJ DEFTERİ TRAINING DIARY Adı, Soyadı Name, Lastname : No ID Bölümü Department : : Fotoğraf Photo Öğretim Yılı Academic Year : Academic Honesty Pledge I pledge

Detaylı

(Bu örnekte görüldüğü gibi aktive cümlenin nesnesi, pasif cümlenin öznesi konumuna geçmektedir.)

(Bu örnekte görüldüğü gibi aktive cümlenin nesnesi, pasif cümlenin öznesi konumuna geçmektedir.) Passive voice "edilgen" anlamındadır. Bir cümlenin Active kullanımında yüklemi yapan bellidir ve özne olarak adlandırılır. Passive kullanımında ise özne yüklemden etkilenir. Eylemi yapanın, yani öznenin

Detaylı

At home we miss your attention and kindness and every single moment we had here...

At home we miss your attention and kindness and every single moment we had here... At home we miss your attention and kindness and every single moment we had here... Summer Nights in Pine Beach Resort I sincerely believe that if Mr. G le is not a Tourism expert but Mechanical Engineer

Detaylı

THE ASSOCIATION OF ACTIVE PUBLIC EMPLOYEES 2006-2011 (2006)

THE ASSOCIATION OF ACTIVE PUBLIC EMPLOYEES 2006-2011 (2006) THE ASSOCIATION OF ACTIVE PUBLIC EMPLOYEES 2006-2011 (2006) Country : Turkey Province : KÜTAHYA Name Of The Organisation : TAMDER Tüm Aktif Memurlar Derneği (The Association of Active Officers) Address

Detaylı

İNGİLİZCE. My Daily Routine. A) It's one o'clock. It s on Monday. Zeka Küpü Yayınları

İNGİLİZCE. My Daily Routine. A) It's one o'clock. It s on Monday. Zeka Küpü Yayınları 5. SINIF My Daily Routine 1. 3. UNIT-1 TEST-1 do you go to school? At 8.30 Sevgi Ýlhan Saati ifade eden seçenek aşağıdakilerden hangisidir? A) Where B) Who C) What time D) What 4. A) It's one o'clock.

Detaylı

T.C. 8. SINIF II. DÖNEM. ORTAK (MAZERET) SINAVI 11 MAYIS 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF II. DÖNEM. ORTAK (MAZERET) SINAVI 11 MAYIS 2014 Saat: 11.20 T.C. 8. SINIF II. DÖNEM ORTAK (MAZERET) SINAVI 11 MAYIS 2014 Saat: 11.20 Y 1-8. sorularda boş bırakılan yere uygun gelen seçeneği işaretleyiniz. 1. oss : If you work for us, you ll have job security.

Detaylı

SBS PRACTICE TEST 3. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 3*

SBS PRACTICE TEST 3. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 3* SBS PRACTICE TEST 3 1. Konuşma balonunda sorulan soruya karşılık resme göre verilebilecek doğru yanıt hangi seçenektedir? What s Bob doing now? 3. Verilen cümledeki boşluğa tamamlayan ifadeyi seçeneklerden

Detaylı

DAÇKA Mart Ayı nda 153 yıllık yolculuğunun iki temel değerini sağlamlaştırdı: Sevgi ve Saygı Bu iki temel değerin kapsadıkları arasından

DAÇKA Mart Ayı nda 153 yıllık yolculuğunun iki temel değerini sağlamlaştırdı: Sevgi ve Saygı Bu iki temel değerin kapsadıkları arasından DAÇKA Mart Ayı nda 153 yıllık yolculuğunun iki temel değerini sağlamlaştırdı: Sevgi ve Saygı Bu iki temel değerin kapsadıkları arasından Farklılıklara Saygı yı öne çıkardı. İçinde yaşadığımız toplumun

Detaylı

ENGiN GÜNEYSU. +90 530 290 20 20 / enginguneysu@gmail.com. enginguneysu@gmail.com 530 290 20 20 mobile

ENGiN GÜNEYSU. +90 530 290 20 20 / enginguneysu@gmail.com. enginguneysu@gmail.com 530 290 20 20 mobile ENGiN GÜNEYSU +90 530 290 20 20 / enginguneysu@gmail.com Engin Guneysu was born in 1981 in Samsun In 2004,he began to work as photography editor for Cena advertisement agency. In 2004, he worked for Bodrumun

Detaylı

HOW TO MAKE A SNAPSHOT Snapshot Nasil Yapilir. JEFF GOERTZEN / Art director, USA TODAY

HOW TO MAKE A SNAPSHOT Snapshot Nasil Yapilir. JEFF GOERTZEN / Art director, USA TODAY HOW TO MAKE A SNAPSHOT Snapshot Nasil Yapilir JEFF GOERTZEN / Art director, USA TODAY HEADLINE: How many minutes a day do you or someone else walk your dog? 0 minutes 13% 1-19 minutes 24% 20-39 minutes

Detaylı

Beylikdüzü'nün en yeni mahallesi The newest neighborhood in Beylikduzu

Beylikdüzü'nün en yeni mahallesi The newest neighborhood in Beylikduzu Beylikdüzü'nün en yeni mahallesi The newest neighborhood in Beylikduzu Bizim mahallede mutluluktan daha fazlası vardır. There is more than just happiness in our neighborhood. Mahalle dediğin sadece sokaklar

Detaylı

EYLÜL ÜNİTELERİ SEPTEMBER UNITS AGE 3-4. www.englishkidsacademy.com

EYLÜL ÜNİTELERİ SEPTEMBER UNITS AGE 3-4. www.englishkidsacademy.com EYLÜL ÜNİTELERİ SEPTEMBER UNITS AGE 3-4 Ailem My Family Bebek-Baby Baba-Father Anne-Mother Abi-Brother Kızkardeş-Sister Kız-Girl Erkek Çocuk-Boy Çocuğunuza Sorun: Türkçe-İngilizce Bebek ne demek? What

Detaylı

TEST RESULTS UFED, XRY and SIMCON

TEST RESULTS UFED, XRY and SIMCON TEST RESULTS UFED, XRY and SIMCON Test material : SIM card Tested software : UFED 3.6, XRY 6.5, SIMcon v1.2 Expected results : Proper extraction of SMS messages Date of the test : 02.04.2013 Note : The

Detaylı

WINKLER POOL MANAGEMENT

WINKLER POOL MANAGEMENT WINKLER POOL MANAGEMENT Maryland ve Virginia eyaletlerindeki Winkler Pool Yönetimi 2014 yazında Work and Travel öğrencilerine can kurtaran olarak iş imkanı sunuyor! Siz de 2014 yazınızı Amerika nın en

Detaylı

daha çok göz önünde bulundurulabilir. Öğrencilerin dile karşı daha olumlu bir tutum geliştirmeleri ve daha homojen gruplar ile dersler yürütülebilir.

daha çok göz önünde bulundurulabilir. Öğrencilerin dile karşı daha olumlu bir tutum geliştirmeleri ve daha homojen gruplar ile dersler yürütülebilir. ÖZET Üniversite Öğrencilerinin Yabancı Dil Seviyelerinin ve Yabancı Dil Eğitim Programına Karşı Tutumlarının İncelenmesi (Aksaray Üniversitesi Örneği) Çağan YILDIRAN Niğde Üniversitesi, Sosyal Bilimler

Detaylı

Lesson 33: Interrogative forms of be going to, be + verb~ing for expressing near future

Lesson 33: Interrogative forms of be going to, be + verb~ing for expressing near future Lesson 33: Interrogative forms of be going to, be + verb~ing for expressing near future Ders 33: Yakın gelecekten bahsederken be going to, be + verb~ing kalıplarının soru zamiri formları Reading (Okuma)

Detaylı

Lesson 18 : Do..., Don t do... Ders 18: yap, yapma

Lesson 18 : Do..., Don t do... Ders 18: yap, yapma Lesson 18 : Do..., Don t do... Ders 18: yap, yapma Reading (Okuma) Walk on this road. (Bu yoldan yürü.) Write an email to me. (Bana bir e-posta yaz.) Dance on the stage! (Sahnede dans et!) Good night,

Detaylı

1. Ne zaman yapılacağı kesin belli olan veya gelecekte yapmaya niyet ettiğimiz işleri anlatırken:

1. Ne zaman yapılacağı kesin belli olan veya gelecekte yapmaya niyet ettiğimiz işleri anlatırken: Nerelerde Kullanılır: 1. Ne zaman yapılacağı kesin belli olan veya gelecekte yapmaya niyet ettiğimiz işleri anlatırken: My father is going to buy me a bike. (Babam bana bisiklet alacak.) The teachers are

Detaylı

İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER

İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ANA BİLİM DALI İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER BİR ÖRNEK OLAY İNCELEMESİ: SHERATON ANKARA HOTEL & TOWERS

Detaylı

I WOULD come to the party but... You He,She,It We They

I WOULD come to the party but... You He,She,It We They İsteklilik (willingness), kararlılık (determination), istek (request) ikram - teklif (offer), red (refusal) ve geçmişte alışkanlık (habit in the past) ifade eder. A WILLINGNESS - DETERMINATION (isteklilik

Detaylı

Industrial pollution is not only a problem for Europe and North America Industrial: Endüstriyel Pollution: Kirlilik Only: Sadece

Industrial pollution is not only a problem for Europe and North America Industrial: Endüstriyel Pollution: Kirlilik Only: Sadece INDUSTRIAL POLLUTION Industrial pollution is not only a problem for Europe and North America Industrial: Endüstriyel Pollution: Kirlilik Only: Sadece Problem: Sorun North: Kuzey Endüstriyel kirlilik yalnızca

Detaylı

Y KUŞAĞI ARAŞTIRMASI. TÜRKİYE BULGULARI: 17 Ocak 2014

Y KUŞAĞI ARAŞTIRMASI. TÜRKİYE BULGULARI: 17 Ocak 2014 Y KUŞAĞI ARAŞTIRMASI TÜRKİYE BULGULARI: 17 Ocak 2014 Yönetici Özeti Bu araştırma, 2025 yılında iş dünyasının yüzde 25 ini oluşturacak olan Y Kuşağı nın iş dünyasından, hükümetten ve geleceğin iş ortamından

Detaylı

İNGİLİZCE SORU CÜMLELERİ

İNGİLİZCE SORU CÜMLELERİ İNGİLİZCE SORU CÜMLELERİ What are you cooking, Fatma Hanım? What is it, Mrs. Miller? What do you want? What is his name? What have you in your basket? What can I do for you? What is the meaning of Topkapı

Detaylı

Lesson 28: Other Prepositions (by, about, like, of, with, without) Ders 28: Diğer Edatlar Diğer Edatların Kullanımı.

Lesson 28: Other Prepositions (by, about, like, of, with, without) Ders 28: Diğer Edatlar Diğer Edatların Kullanımı. Lesson 28: Other Prepositions (by, about, like, of, with, without) Ders 28: Diğer Edatlar Diğer Edatların Kullanımı. Reading (Okuma) I go to school by bus. ( Okula otobüs ile giderim. ) We came by car.

Detaylı

18- UNİTE 1 1- 11- 12- 19- 13- 20- 21- 14- 15- 22- 16- 23- 24- 17- 10-

18- UNİTE 1 1- 11- 12- 19- 13- 20- 21- 14- 15- 22- 16- 23- 24- 17- 10- UNİTE 1 1-2- 3-4- 5-6- 7-8- 9-10- 11-12- 13-14- 15-16- 17-18- 19-20- 21-22- 23-24- 40-41- 42-43- 44-45- 46-25- 26-27- 28-29- 30-31- 32-33- 34-35- 36-37- 38-39- 47-48- 49-50- 51-52- 53-54- 55-56- 57-58-

Detaylı

"IF CLAUSE KALIPLARI"

IF CLAUSE KALIPLARI "IF CLAUSE KALIPLARI" am / is / are doing have / has done can / have to / must / should be to do was / were did, was / were to do was / were doing had to do should do had done had been doing had had to

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 17.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 17.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 17.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, İlk karnemizi aldığımız için bugün hepimiz çok mutluyuz. Okulumuzu

Detaylı

BBC English in Daily Life

BBC English in Daily Life İçindekiler Lesson one - Ders 1:... 2... 2 Lesson Two - Ders 2:... 2... 3 Lesson Three - Ders 3:... 3... 4 Lesson Four - Ders 4:... 4... 5 Lesson Five - Ders 5:... 5... 6 Lesson Six - Ders 6:... 6... 7

Detaylı

Formal Letter and E-mail Templates. (İş Mektubu ve E-posta şablonları)

Formal Letter and E-mail Templates. (İş Mektubu ve E-posta şablonları) Formal Letter and E-mail Templates (İş Mektubu ve E-posta şablonları) Mektuplar veya e-mailler, resmi (formal) ve resmi olmayan (informal) olarak iki gruba ayrılır. Bu ders materyalinin konusu, resmi (formal)

Detaylı

Editör Reyhan KAYA. Dil Uzmaný Rabia Eda ÖZDEMÝR. Görsel Tasarýmcý Özlem KAYMAZ. Program Geliþtirme Uzmaný Nihal AHÝOÐLU

Editör Reyhan KAYA. Dil Uzmaný Rabia Eda ÖZDEMÝR. Görsel Tasarýmcý Özlem KAYMAZ. Program Geliþtirme Uzmaný Nihal AHÝOÐLU 1. Kitap Editör Reyhan KAYA Dil Uzmaný Rabia Eda ÖZDEMÝR Görsel Tasarýmcý Özlem KAYMAZ Program Geliþtirme Uzmaný Nihal AHÝOÐLU Ölçme Deðerlendirme Uzmaný Murat AKYILDIZ Rehberlik Süleyman AYHAN ATATÜRK'ÜN

Detaylı

a) Must: meli malı. Bir eylemin yapılmasının zorunluluğunu belirten must ile ifade edilen kişinin kendi isteğinden kaynaklanmaktadır.

a) Must: meli malı. Bir eylemin yapılmasının zorunluluğunu belirten must ile ifade edilen kişinin kendi isteğinden kaynaklanmaktadır. a) Must: meli malı. Bir eylemin yapılmasının zorunluluğunu belirten must ile ifade edilen kişinin kendi isteğinden kaynaklanmaktadır. Olumlu cümle I must go: Gitmeliyim. (Ben böyle istemiyorum) He must

Detaylı

at Kullanımı: de, da, ye, ya, e, a

at Kullanımı: de, da, ye, ya, e, a at Kullanımı: de, da, ye, ya, e, a at İngilizcede zaman edatı olarak saatlerle birlikte kullanılır. - I will see you at 4:15. Seninle saat 4:15'de görüşeceğim. - The plane leaves at six. Uçak saat 6'da

Detaylı

BBC English in Daily Life

BBC English in Daily Life İçindekiler Lesson one - Ders 1:... 2... 2 Lesson Two - Ders 2:... 3... 3 Lesson Three - Ders 3:... 4... 4 Lesson Four - Ders 4:... 5... 6 Lesson Five - Ders 5:... 6... 7 Lesson Six - Ders 6:... 7... 8

Detaylı

Kısaltılmış biçimi: Olumlu cümlelerde ('ll) Olumsuz cümlelerde: (Won't) A WILLINGNESS (İsteklilik) PROMISE (Vaad):

Kısaltılmış biçimi: Olumlu cümlelerde ('ll) Olumsuz cümlelerde: (Won't) A WILLINGNESS (İsteklilik) PROMISE (Vaad): Gelecek zamanın (Future Tense) yardımcı fiili olarak kullanılmasının yanısıra Modal Yardımcı olarak İSTEKLİLİK (WILLINGNESS), PROMISE (Vaad) POLITE REQUEST AND OFFER (Kibar istek ve ikram), STRONG DETERMINATION

Detaylı

NEY METODU SAYFA 082 NEY METHOD PAGE 082. well.

NEY METODU SAYFA 082 NEY METHOD PAGE 082. well. NEY METODU SAYFA 082 NEY METHOD PAGE 082 ÜÇÜNCÜ DEVRE SESLERİNİN PORTE VE NEY ÜZERİNDEKİ YERLERİ Üçüncü devre sesleri ile eser icrasına başlamadan önce, öğrendiğimiz 7 perdenin, porte üzerindeki yerlerini,

Detaylı

ÜNİTE 7 QUANTIFIERS (2) İÇİNDEKİLER HEDEFLER YABANCI DİL I. Quantifiers: - lots of - a lot of - several - a bit - How many - How much

ÜNİTE 7 QUANTIFIERS (2) İÇİNDEKİLER HEDEFLER YABANCI DİL I. Quantifiers: - lots of - a lot of - several - a bit - How many - How much QUANTIFIERS (2) BAYBURT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ İÇİNDEKİLER Quantifiers: - lots of - a lot of - several - a bit - How many - How much HEDEFLER YABANCI DİL I Bu ünitede amaçlanan kazanımlar;

Detaylı

bedroom chairs / 58 Kugu 17 Yıldız 54 Kugu 07 Kupa 21 Ekim 35-39 Burçak 42 Yıldız 48-51 - 56 Fulya 57 diningroom

bedroom chairs / 58 Kugu 17 Yıldız 54 Kugu 07 Kupa 21 Ekim 35-39 Burçak 42 Yıldız 48-51 - 56 Fulya 57 diningroom bedroom Kugu 07 Kupa 21 Ekim 35-39 Burçak 42 Yıldız 48-51 - 56 Fulya 57 diningroom Kugu 13 Kupa 29 Ekim 37-41 Burçak 46 Yıldız 50-52 Fulya 57 wall unit Kugu 17 Yıldız 54 chairs / 58 MODERN BEDROOM&DININGROOM

Detaylı

Today...Bugün..Today..Bugün..Today..Bugün..Today..Bugün..Today...

Today...Bugün..Today..Bugün..Today..Bugün..Today..Bugün..Today... Haftanın Koçluk Sorusu: Hayatında tamamen mutlu ve özel bir anı düşün. Ne oluyordu? Bu anı özel yapan neydi? Coaching Question of the week: Think about a very happy and special moment of yours. Can you

Detaylı

KINALI HASAN. Ey gözümün nuru Hasan ım,

KINALI HASAN. Ey gözümün nuru Hasan ım, KINALI HASAN Yüzbaşi Sirri Bey, ikindi vakti yeni gelen erati teftiş ederken, içlerinde bir tanesinin saçinin bir tarafi kinalanmiş oldugunu görür ve takilir: Hiç erkek kinalanir mi? Mehmetçik: Buraya

Detaylı

Lesson 45: -er, more, less Ders 45: -er, more, less

Lesson 45: -er, more, less Ders 45: -er, more, less Lesson 45: -er, more, less Ders 45: -er, more, less Reading (Okuma) Jason is more active than Kevin in the class. ( Jason sınıfta Kevin den daha aktif.) This cellphone is cheap, but that one is cheaper.

Detaylı

BİLKENT ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZ DİLİ MESLEK YÜKSEKOKULU İNGİLİZCE SEVİYE TESPİT SINAVI KILAVUZU. www.idmyo.bilkent.edu.tr

BİLKENT ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZ DİLİ MESLEK YÜKSEKOKULU İNGİLİZCE SEVİYE TESPİT SINAVI KILAVUZU. www.idmyo.bilkent.edu.tr BİLKENT ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZ DİLİ MESLEK YÜKSEKOKULU İNGİLİZCE SEVİYE TESPİT SINAVI KILAVUZU Eylül, 2010 İngiliz Dili Meslek Yüksekokulu (İDMYO) tarafından verilen İngilizce Seviye Tespit Sınavı iki aşamalı

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı