AH ABBAS DÖNEM NDE SPANYA- RAN LER ( )

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "AH ABBAS DÖNEM NDE SPANYA- RAN LER (1587-1629)"

Transkript

1 T.C. ANKARA ÜN VERS TES SOSYAL B MLER ENST TÜSÜ GENEL TÜRK TAR ANAB M DALI AH ABBAS DÖNEM NDE SPANYA- RAN LER ( ) YÜKSEK L SANS TEZ EMRAH NAK ANKARA 2009

2 T.C. ANKARA ÜN VERS TES SOSYAL B MLER ENST TÜSÜ GENEL TÜRK TAR ANAB M DALI AH ABBAS DÖNEM NDE SPANYA- RAN LER ( ) YÜKSEK L SANS TEZ EMRAH NAK TEZ DANI MANI PROF. DR. ABDULLAH GÜNDO DU ANKARA 2009

3 ÖNSÖZ Tezimize ad veren ah Abbas Devrinde spanya- ran ili kilerine de inmeden evvel, ah Abbas Devrine kadar tarihsel bir bilgi vermek ihtiyac gerekli görülmü tür. Bu yüzden üç ayr alt ba k halinde spanya, Osmanl ve ran mparatorluklar n tarihsel serüveni, ah Abbas n tahta ç kt 1587 y na kadar özet halinde ayr nt lar na girmeden anlat lm r. Bu sayede okuyucuya o süre zarf nda meydana gelen olaylar hakk nda k sa, genel bir bilgi verilirken, ayn zamanda ah Abbas Devrinde ya anan artlar n nas l ve ne gibi sebeplerle ortaya kt anlat lmaktad r. lk olarak ya anan tarihsel serüvenin gizli ba kahraman olan Osmanl Devleti nin kurulu evresi öncesindeki devirlerden ve devletlerden ba layarak bu devletin kurulu sorunu ele al p ayd nl a ç kar lmaya çal lm r. Sonras nda Fetret dönemine kadarki büyüme ve yay lma evresi anlat lm, Timur un Y ld m Beyaz t la olan Ankara sava n sonuçlar ndan stanbul un fethine kadar geçen dönemden özetle bahsedilmi, stanbul un fethinin dünya daki yank lar ndan ve Osmanl Devletinin mparatorlu unun zirvesine nas l ula ndan bahsedilip konu II. Murad döneminde ah Abbas ile 21 Mart 1590 tarihinde imzalanan bar antla mas ile bitirilmi tir. kinci olarak biz ara rmac lara uzak say lan spanya tarihi hakk nda ilk dönemlerden, ah Abbas n tahta ç kt tarihe kadar k sa ve genel bir bilgi verilmi, spanya y olu turan enik, dini ve kültürel unsurlardan bahsedilmi tir. Ayn zamanda ristiyanlar n, tam bir birlik olu turup ber yar madas ele geçirdikleri 1492 y na kadar geçen süreçte ülkeye kendi kimli ini kazand ran Endülüslü Müslümanlar n tarihsel serüveni hakk nda özet bir bilgi sunulmu tur. O dönemde güçlü bir spanyol I

4 Devletine götüren sebeplerin anla lmas için verilen bilgi gereklidir. Ülkedeki ristiyan birli inin sa lan ndan, ülkenin Osmanl mparatorlu unu tehdit eden ve onunla boy ölçü ecek seviyeye ula an bir mparatorlu a nas l dönü tü ü hakk nda bilgi verilmi, bölüm II. Felipe nin ölümüyle bitirilmi tir. Üçüncü olarak konumuzun as l kahraman olan ran meselesi ele al nm r. Kurulu tarihi olan 1501 tarihine kadar genel hatlar yla ran co rafyas ndan gelip geçen devletlerin adlar s ras yla zikredilmi, Safevî Devleti nin köken meselesine de inilmi, bu devleti meydana getiren unsurlardan bahsedilmi, kurucusu ah smail in nas l bir soy ve geçmi ten geldi i hakk nda bilgi verilmi ve o döneme kadar ya ananlara de inilmi tir. Safevî Devletinin ilk hükümdar olan ah smail den itibaren s ras yla ah Abbas a kadar geçen süreçten genel hatlar yla bahsedilmi tir ve bununla birinci bölüm tamamlanm r. kinci bölümde o s ralar Osmanl Devleti taraf ndan i gal edilmi olan ah I. Abbas devri ran n tekrar nas l Osmanl lardan geri al nd anlat lm, ah Abbas n önderli inde gerçekle tirilen iç reformlardan bahsedilmi, devletinin iktisadi ve içtimai geli melerine de inildi i gibi ah Abbas n son dönemlerinde ya ananlardan ve nas l bir devlet geride b rakt ndan söz edilmi tir. Üçüncü bölüm tezimizin ana konusunu olu turmaktad r. ah Abbas Devri ran-avrupa ili kileri ve spanya ad alt nda incelenen bu bölümde, ah Abbas devrinde gerçekle en temaslara de inmeden evvel, ilk olarak kuzey kom usu Rusya ile ran n ah Abbas n tahta ç ndan evvel gerçekle en temaslar hakk nda bilgi verilmi, sonras nda ah Abbas devri spanya-avrupa temaslar öncesi Avrupa n n ran da kimlerle ili kiler kurdu u ve bu ili kilerin neden ba lat ld hakk nda özet bir bilgi genel hatlar yla sunulmu tur. Sonras nda anlat lanlar, anla ld üzere II

5 Avrupa Devletlerinin, özellikle de bu devletlerin liderli ini üstlenen spanya n n ran ile ili kilerinin en yo un ya and dönemin serüvenidir. Ba ta, tez hocam Prof. Dr. Abdullah Gündo du olmak üzere tarih camias na girmeme vesile olan Dr. Cafer Güler, Doç. Dr. Mehmet Necati Kutlu, Doç. Dr. Ali Merthan Dündar ve bana desteklerini bir an olsun esirgemeyen Annem ve Babama sonsuz te ekkürlerimi sunuyorum. III

6 NDEK LER ÖNSÖZ...I NDEK LER...IV...1 A- Sorunlar ve Yöntemler...1 B- Kaynaklar ve Ara rmalar...5 NC BÖLÜM: AH ABBAS DEVR NE KADAR RAN VE ÇEVRES...14 A- ah I. Abbas Devrine Kadar Osmanl mparatorlu u...14 B- ah I. Abbas Devrine Kadar spanya...36 C- ah I. Abbas Devrine Kadar ran...53 NC BÖLÜM: AH ABBAS DEVR NDE RAN A- ran n Yeniden Fethi ve ç Reformlar..69 B- ktisadi ve Sosyal Geli meler...82 C- ah Abbas ktidar n Sonlar...87 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: RAN-AVRUPA LER VE SPANYA...91 A- Rusya ile Kurulan li kiler...92 B- spanya ve Avrupa Temaslar...95 SONUÇ TEZ ÖZET ABSTRACT KAYNAKÇA..131 EKLER Resimler Haritalar IV

7 : A- SORUNLAR VE YÖNTEMLER: 15., 16. ve 17. yüzy llar, Bat n n Do u yla mücadelesinde Do u yla, Do u nun ise Bat yla mücadelesinde Bat yla ittifak kurmas n öyküsünün yaz ld dönemler olarak say labilir de stanbul un dü ü ile birlikte Osmanl, Do u daki ve Akdeniz deki ticari ili kileri tehdit eder duruma geldi inden, Avrupa aç ndan gerçekten kritik bir süreç ba lad y nda son Müslüman egemenli ini ortadan kald ran spanya da Isabel ve Fernando yönetimindeki Katolik krallar n birle mesi ile ülke birli i teokratik bir yönetim egemenli inde sa lan rken, do uda ran ve Azerbaycan da da bir Türk devletinin siyasal birli i, ayn yönetim tarz nda ah smail liderli inde teokratik olarak olu turuldu. Osmanl n do usunda ve bat nda bulunan her iki devletin siyasal temelini din olu turdu undan, gücünü de ayn olgudan sa yorlard. ah smail, iili i bir kuvvet ve siyaset dayana yaparak dini, hatta tasavvufi bir devlet te kil ederken, Isabel ve Fernando ise Katolikli i devletin ve milletin birli i ve dirayeti için kullanarak ayn olguyu spanya da sa lad lar. Osmanl mparatorlu unun geni leme süreci ran için oldu u kadar spanya için de tehlike olu turdu undan bu iki devlet ister istemez kader birli i etmek zorunda kald. ah smail, bir taraftan ihtiyar Osmanl Padi ah II. Beyaz t sahte dostluk gösterisi ve yaltaklanma ile avuturken, di er taraftan Padi ah n tebaas n ruh ve vicdan na nüfuz ederek onlar en kuvvetli rab talardan biri say lan mezhep rab talar ile kendine ba lamaktayd. Ayn zamanda Osmanl Türkleriyle dü manl k politikas güden devletlerle ili kiler ve müttefik yak nla malar ba lat yordu. Bu

8 te ebbüsler, Osmanl binas ta temelinden tahrip ederek kendi kendine çökmesi olas gözüküp tesirleri duyulmaya ba lay nca, Osmanl Devleti nin varl k ve bekas na alakadar olanlar n dikkatini tabi olarak Do u ya celbetti ve bir Do u Siyaseti tasavvur ve tanzim etmelerini icap etti. Anadolu, için için yay lan Safevîlik ile yan p tutu urken, Bat ya yürümek, Bat Roma y diriltmek, k l elma (Roma) ya gitmek gibi emellerin bir tarafa b rak lmas zaruri idi. Asya elden ç nca, Osmanl Devleti Avrupa da bar namazd. Bu cihetle Osmanl Devleti nin iç ve d siyasetini de tirmek icap ediyordu. ran la yap lan bu ilk temaslara döndü ümüzde, Yeni Safevî ran la ilk ili kileri ba latanlar Portekizliler oldular. XV. yüzy n sonlar nda, Hindistan a giden en uygun yollar bulma hevesiyle hareket eden Portekizliler, Bartolomeu Díaz la birlikte ticari yay m için en hayati noktalardan biri olan Ümit Burnunu geçmeyi denemi ti. Di er bir Portekizli Pero de Covilhã, belki de daha kar k bir yoldan, rdan ayr larak k l denize yelken açt ve Hint okyanusunu geçerek Hindistan a varmay ba ard. Dönü te Hürmüz adas na demirleyerek bunu yapan ilk Portekizli oldu. Onunla birlikte Ümit Burnu nu geçip Vasco de Gama n n Hindistan a varmas sa layan, hepsi denizle ilgili yeni bir ke ifler dönemi aç yordu. Bu sermayenin öneminden ileri geliyordu, böylelikle Hindistan a varmak için slam dünyas na yelken açarak ticaret i inde ran körfezi yolunu elde ettiler. Bununla birlikte, Avrupa ve ran aras nda kal bir temas ba latarak ran ve Portekiz aras ndaki ili kilerin meyvesini veren bir dönem aç ld. XVI. yüzy n ilk y llar yla birlikte Portekiz ve ran aras nda geli en ili kilerin yeni bir evresi, ran körfezinde Portekiz in ç karlar yans tarak çok daha etkin bir ekilde ve ayn zamanda Hürmüz adas nda kal bir görevle ba yordu. Portekiz

9 kral Don Manuel, K l deniz ve Hindistan limanlar yla baharat ticareti tekelini garantileme amac yla önceden ah smail ile temas elveri li hale getirmi ti. Baharat ticaretine izin veren ve ayn zamanda Etiyopyal el Preste Juan ile ili kilerin ba lamas sa layan bir Portekiz üstü kurmak için iki gemi yollad. Bir müddet sonra Alfonso de Alburquerque ( ) Portekiz Hindistan n valisi oluyor ve Hürmüz ün 12 ya ndaki Sayf al-d n den al ndan sonra ah smail ve Portekiz aras nda temaslar ba yordu. Ba lang çta so uk olmas na ra men temaslar kar kl delegelerin gönderilmesiyle birlikte artt y nda Alfonso de Alburquerque delegesi Miguel Ferreira y oldukça bol miktarda hediye ve mesajlarla gönderdi. ah smail, 1514 de Çald ran sava nda I. Selim in birlikleri taraf ndan bozguna rat ld ktan sonra, Alburquerque ile birlikte Hürmüz üzerinde Portekizlilerin gücünü tan yan bir antla maya imza att lar. Bu antla maya göre önceleri ran a tabi bulunan Hürmüz kral imdi Portekiz e tabi hale geliyordu. Bu önemli antla man n imzalanmas ndan sonra, her iki devlet aras ndaki i birli i artt ve bu antla malar neticesinde Portekizliler ah smail in Bahreyn adalar yeniden ele geçirmesine yard m ettiler, ayn zamanda Mekran da, ran n içindeki bir kabile ayaklanmas bozguna u rat lmas nda ona yard mc oldular. Fakat as l ilginç olan, antla klar askeri i birli inin yan nda, ayn zamanda XVI. yüzy l boyunca bir devaml k halini alacak olan Osmanl lara kar bir ittifaka imza att lar. ran, Portekiz in d nda Osmanl lara kar gerçek bir haçl kuvveti yaratmak niyetiyle Macar kral II. Luis ve V. Carlos ile de temas kurdu y nda Portekiz in spanya ya ilhak ndan sonra, Portekiz in do udaki varl spanya ya geçince, bundan sonra ran n as l muhatab spanya oluyordu.

10 XVI. yüzy n ikinci yar nda sadece Portekizlerle kalmay p ayn zamanda ran la ve Do u yla yeni ticari yollar yaratma çabas nda bir araya gelen Ruslarla da ran n temaslar artmaktayd y nda papa XIII Gregorio nun Avrupa güçlerini Osmanl lar a kar yeni bir haçl seferine ça rmas yla Avrupa yla ran ili kilerinden vuku bulan yeni bir döneme girildi ki, bu haçl seferine ran ittifak da dahil edilmi olarak bak yordu. Di er taraftan spanya, Osmanl lar n askeri gücünü k ramad na göre, en iyi taktik olarak Osmanl -Safevî anla mazl k rtmay ve böylece Osmanl y me gul edip askeri gücünü oyalamay görüyordu. Giovanni Battista Vecchietti, ran askeri gücünü hesaplamas için papa taraf ndan ran a delege olarak gönderildi. ah Muhammed Hüdabende nin hükümdarl n zay fl n b rakt kötü izlenimden dolay ve her eyde önce Osmanl kar nda ald askeri kay plar nedeniyle sonuçlar negatifti. te bu negatif sonuçlar n hissedildi i bir dönemde 1587 nda Safevî taht na ah I. Abbas geçti. Safevîlerin bu genç ve karizmatik lideri saltanat süresince ülkesini dü tü ü kaos ortam ndan kurtarmas, küllerinden yeniden do an güçlü ve bat siyasetinde etkili bir devlet yaratmas bildi. K rk iki y ll k saltanat süresince alt Osmanl Padi ah ile çat malar sürdürdü. O güne kadar spanya- ran ili kilerinde her türlü diplomatik giri imi spanya kral gerçekle tirmi ti. Fakat bundan sonra II. Felipe ye göre iradesi zay f olan III. Felipe ile diplomatik giri imlerin sözcülü ünü ah Abbas yüklendi. Bat n n Do u yla mücadelesinde yine Do u yla, Do u nun ise Bat yla mücadelesinde Bat yla ittifak kurmas n öyküsünün yaz ld, birinin di erini di eriyle olan anla mazl k rtarak ç kar sa lamaya çal 15., 16. ve 17. yüzy llara k saçmaya çal z bu tezimizde, bu çat malardan as l zarar görenin

11 özellikle do u milletleri oldu unu bir nebze olsun anlatmaya çal k. Her ne kadar muhtevas nda baz de iklikler olsa da esas nda Bat n Do u politikalar n özünde bugün hiç bir de iklik ya anmad daha eskinin anlat ld bu tez çal mas nda anla lacakt r. Kafkaslardan Akdeniz e kadar uzanan, en stratejik yollar üzerinde hakimiyet kuran Osmanl imparatorlu unun egemenli i, dönemin Avrupa s n hamisi konumuna yükselen spanya mparatorlu unu kaç lmaz bir rekabete sürüklemi ti. Bu durum kar nda spanya baz stratejik ve diplomatik tedbirler almak durumundayd. Dönemin ba at gücü olan Osmanl ya kar Avrupa devletleri ve Rusya, bu gerekli tedbirleri yerine getirmek maksad yla Osmanl lar n hasm olan ran ile diplomatik te ebbüslere giri tiler. Yürütülen diplomasi arac yla hedeflenen Osmanl mparatorlu unu bir çember etraf nda bo mak, yok etmekti. Her ne kadar bu mesele spanya- ran ili kileri ekseninde ele al nm sa da di er devletlerle olan ili kilere ve bu devletlerin rolüne konumuzda yer verilmi tir. Gerçekten de spanya taht, V. Carlos tan itibaren Kutsal Roma imparatorlu unun o dönemki temsilcisi oldu undan, Fransa ve ngiltere hariç Papal k, Almanya, Avusturya vesaire gibi Avrupa devletlerinin sözcülü ünü üstlendi inden, olaylar ve olgular bu eksen içinde alg lamak zaruridir. B-KAYNAKLAR VE ARA TIRMALAR: 1- Hasan- Rumlu, Ahsenü t Tevârîh, çev. Mürsel Öztürk, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara 2006: Safevî devri tarihçisi, Türk as ll Hasan- Rumlu nun 1577 y nda kaleme ald 12 ciltlik Ahsenü t-tevarih adl eserinin 11. cildidir. lk on cildi kaybolmu

12 olan ve olaylar y llara göre anlatan bu eserin 11. cildinin ana konusu llar aras daki Timurlu, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Osmanl münasebetleri ile devrin me hur alim ve airleridir. Ayr ca bu kitap Türk devletleri ile ça da olan Memluklar, Karamanl lar, sfendiyaro ullar, Dulkad r o ullar gibi beyliklerden de bahseder. Safevî Devletinin kurulu u öncesinde Anadolu ve ran co rafyas ndaki geli meler hakk nda bize ilk elden bilgiler verir. 2- skender Bey Mün i Türkmen, Tarih-i Alem Ara-i Abbasi, çev: Ali Genceli, Türk Tarih Kurumu, stanbul 1945: ah Abbas döneminin anlat ld muas r bir kaynak olan, Türk Tarih Kurumunun yay nlanmam çeviri eserleri aras nda bulunan, Türkmen skender Bey Mün i taraf ndan kaleme al nan bu eser, Türkçe ye 1945 y nda Ali Genceli taraf ndan kazand lm r. Bizim için en önemli olan k sm ihtiva eden bu eserin ikinci cildi, Birinci ah Abbas n tahta ç ndan babas Sultan Muhammed in ölümü kadar geçen hadiseleri ihtiva eder. Birinci elden kaynak olma bak ndan önemlidir. 3- Minorsky, V., Persia in A.D , Royal Asiatic Society Great, London 1957: Ünlü Rus tarihçisi Minorsky nin çevirdi i Fadlullah b. Ruzbihan Khanji nin eseri Tarih-i Alam-Ara-Y Emini adl kitap y llar aras kapsayan hadiseler bak ndan oldukça önemlidir. Özellikle Safevî devri öncesi ah smail in babas eyh Haydar ve K lba n yükseli iyle ilgili hadiseler bak ndan ilk elden kaynak niteli indedir. 4- Relaciones de Don Juan De Persia, Önsöz ve Notlar: D. Narciso Alonso Cortés, Real Academia Española, Madrid 1946:

13 ah Abbas taraf ndan bat ya elçi olarak gönderilen Antony Sherley ve Hüseyin Ali Bey in heyetinde bulunan ve Hüseyin Ali Bey in ye eni olan Oruç Bey taraf ndan Alfonso Remón ad nda lisans sahibi bir spanyol un yard yla spanyolca olarak yaz lm r. H ristiyan olduktan sonra Don Juan ismini alan Oruç Bey, kendi ili kilerini anlatan bu kitab 1604 y nda Valladolid de yay mland. Dönemin hadiselerini anlama bak ndan birici elden kaynakt r. 5- Selaniki Mustafa Efendi, Tarih-i Selaniki, Haz. Mehmet irli, Türk Tarih Kurumu Yay nlar, Ankara 1999: XVI. yüzy n ikinci yar nda ( ) Osmanl Devletinin sosyal ve iktisadi tarihi, merkez ta ra, ilmiye ve askeri te kilatlar n i leyi i konular nda önemli bilgiler ihtiva eden bu eser, do rudan konumuzla alakal olmamakla birlikte Osmanl imparatorlu unun ran siyaseti ile ilgili fikir vermektedir. Birinci elden kaynak olma bak ndan de erlidir. 6- Alonso, Carlos, La Embajada A Persia de D. García de Silva y Figueroa ( ), Biografias Extremeñas, Badajoz 1993: spanya Krall n n 1611 de sfahan a resmi bir elçilik gönderme karar ndan üç y l sonra, 1614 y nda yola ç kan Don Garcia de Silva y Figueroa n n 1614 nda Lizbon dan ç p Hindistan, Arabistan, ran a yapt yolculuk ve 22 Temmuz 1624 y nda spanya ya dönü yolundaki ölümüne kadar geçen sürede ya ad klar ile ilgili maceralar anlatan Comentarios adl kitap hakk nda yaz lan bu inceleme, spanyol ara rmac Carlos Alonso taraf ndan 1993 y nda kaleme al nm r. Bugün tam metni Madrid deki spanya Milli Kütüphanesinde bulunan Comentarios de Garcia de Silva y Figueroa adl kitab n özeti niteli inde

14 dü ünebilece imiz bu çal ma, tezimizin spanya k sm n olu mas nda çok faydal olmu tur. 7- Sümer, Faruk, Safevî Devletinin Kurulu u ve Geli mesinde Anadolu Türklerinin Rolü, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara 1999: Faruk Sümer e ait Safevî Devletinin Kurulu u ve Geli mesinde Anadolu Türklerinin Rolü adl kitapta, giri mahiyetinde olmak üzere, eyh Cüneyd ve eyh Haydar' n faaliyetlerinden bahsedildikten sonra, ah smail'in, baba ve dedesinin müritlerini ba na toplay p Safevî devletini kurmas anlat lm r. Bunu takiben de ah Tahmasb ve ilk üç halefi II. ah smail, Sultan Muhammed ve ah Abbas devrindeki Türk oymaklar n durumu geni bir ekilde incelenmi ve onlara mensup beyler de gösterilmi tir. Safevî devletinin Türk tarihi aç ndan ta önem, özellikle bu devleti kuran ve geli tiren unsurun Anadolulu olmas, bununla ilgili olarak çok say da göçebe ve köylü Türk topluluklar n bu ülkeden ran co rafyas na göç etmeleridir. Bu da, bilhassa Do u ve Güneydo u Anadolu da ya ayan Türklerin o bölgelerdeki nüfuzunun dü mesine sebep olmu tur. Osmanl devletinin tebaas olan Alevi topluluklara kar bask ve iddet siyaseti güttü ü yolunda bu güne kadar yaz lan bilimsel yan olan ya da olmayan kitaplardan çok farkl bir bak aç yla incelenmi olan Faruk Sümer in bu e siz kitab, Türk tarihinin ask da kalan ya da has r alt edilen bir çok noktas nda yap ta lar n oturmas na yard m etmektedir. Türkiye Cumhuriyetini meydana getiren etnik ve dinsel unsurlar n kayna mas ve bar içinde ya amalar için k lavuz rolü üstlenmektedir. San lan n aksine tebaas olan Alevi topluklara kar Osmanl Devletinin bask ve iddet siyaseti gütmedi ini, aksi taktirde böyle bir siyasetin Anadolu nun bir çok eyaletlerinde mali ve askeri sistemi tamam yla i lemez hale getirebilece ini bize ispatlamaktad r. Uzun laf n

15 sas Sümer, bugün Alevi Türklerin, Türk olman n uuru içinde, her sahada vatan ve milletlerine de erli hizmetler verdiklerini, esas çok eskilere giden as l Türk kültür unsurlar korumakta da taktire de er bir ba ar gösterdiklerinin fark ndad r. Tezimizin as l konusunu olu turan spanya- ran ili kilerine geçmeden önce, Safevî devlet tarihinin anla lmas nda ve Safevî devletinin Anadolu Türkleri taraf ndan kurulmu oldu u konusunda bize çok önemli fikir vermektedir. 8- Hinz, Walther, Uzun Hasan ve eyh Cüneyd, Çev. Tevfik B kl lu, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara 1992: Faruk Sümer in eserine katk maiyetinde, özellikle Safevî Devleti kurulmadan önce Anadolu ve ran co rafyas nda ya anan olaylar n daha iyi anla lmas na fayda sa layan ve ran n milli bir devlet haline yükseli i hakk nda fikir veren di er bir eser de Walter Hinz e ait Uzun Hasan ve eyh Cüned dir. Türk Tarih Kurumu yay nlar aras nda bulunan bu eserde Safevî Tarikat Tarihinin ana hatlar, Safevî Tarikat Devletinin ba lang, Uzun Hasan ve eyh Cüneyd, Akkoyunlular n Uzun Hasan zaman nda siyasi yükseli leri, eyh Haydar zaman nda Safevî Tarikat Devleti, Erdebil Tarikat Devletinin son y llar, Akkoyunlular n kültür ve te kilat tarihi gibi ba klar alt nda incelenmi tir. Özellikle ii topluluklardan ay rt etmek için K lba ad ile an lan Türklerin mensubu oldu u Safevî Tarikat devletinin kökenleri, bu devletin merkezini olu turan Safevî Tarikat hakk nda çarp bilgiler verdi i gibi, bu tarikat n Anadolu ve ran co rafyas ndaki devletlerin ve özellikle de Türklerin üzerindeki hakim rolünü bize gösteriyor. Osmanl n n do u sorunun Safevî Devleti öncesinde de devam etti i, bu sorunun fark nda olan bat n, bunu Osmanl Devleti kar nda avantaja çevirmek maksad yla Safevî Devleti öncesinde orada bulunan Akkoyunlu Devletinin hükümdar Uzun Hasan ile temas belgelerle bize tan yor.

16 9- Morgan, David, Medieval Persia , Logman, New York 1988: David Morgan n Medieval Persia adl eseri ran tarihini okumaya yeni ba layanlar için, özellikle de ran n bugünkü etnik ve kültürel yap anlamada temel bir eser niteli i ta maktad r. Safevî Devleti nin kurulu undan önce ran da varl sürdüren Türklerin tarihinin anlat yla ba lay p Safevî devletinin y ndan sonraki geli meler hakk nda, bir bat yazar gözüyle genel bir bilgi veren bu eser, kimi zaman do ulu bir okuyucunun anlay na ters dü en bat yakla mlara sahip olsa da, ran tarihinin anla lmas aç ndan genel bir fikir ifa etmektedir. 10- Jackson, Peter, Lockhart, Laurence, The Cambridge History of Iran, Cambridge University Pres, Cambridge 1986, C. 6: Peter Jackson ve Laurence Lockhart n yay na haz rlad, alan nda uzman ki ilerin makalelerinin bulundu u bu muhte em eser, Safevî Devrinin net bir ekilde, ayr nt lar yla anla lmas nda bize fazlas yla yard mc olmaktad r sayfadan olu an The Cambridge History of Iran serisinin alt nc cildi olan bu eserde Laurence Lochart n European Contacts With Persia, ile H. R. Roemer n The Safevîd Period makaleleri imdiye kadar Safevî Devleti hakk nda yaz lm en derli toplu çal ma olarak dü ünülebilir. Özellikle ah Abbas devri meselelerin ve ah n Osmanl ya kar Avrupa devletleri ile giri ti i diplomatik faaliyetlerin kronolojik bir ekilde anla lmas nda i imizi oldukça kolayla rm r. 11- Kütüko lu, Bekir, Osmanl ran Siyasi Münasebetleri, stanbul Fethi Cemiyeti, stanbul 1993: Bekir Kütüko lu nun 1962 y nda. Ü. Edebiyat Fakültesi nde yay nlam oldu u aras ran münasebetlerini ihtiva eden ayn eserin birinci cildi ile

17 daha sonra doçentlik tezi olarak haz rlanm aras münasebetlere ayr lm ikinci cildinden meydana gelmektedir. Kütüko lu nun kaynak kullan ndaki ve olaylar n yaz ya aktar ndaki ba ar taktire ayand r. Osmanl -Safevî Devlet ili kilerinin ve Osmanl ya kar ran ve Avrupa devletlerinin kurduklar ittifak n anla lmas nda Kütüko lu nun kitab ndan fazlas yla yararland k. 12- Matthee, Rudolph P., The Politics Of Trade In Safevîd Iran: Silk For Silver ( ), Cambridge University Press, Cambridge 1999: 1999 y nda Cambridge Üniversitesi yay nlar ndan ç kan bu eser, Safevî Tarihinin anla lmas nda ipe in rolünün ne kadar büyük bir önem sarfetti i, Safevî Devletinin Avrupa Devletleri ile olan ili kilerde bu emtian n ran d siyasetinin iskeletini meydana getirdi i konusunda bizi ayd nlatmaktad r. Tezimizin Üçüncü bölümündeki, ah Abbas devri dönemi içeren ran Avrupa ili kileri ve spanya sm nda Matthee nin bu de erli eserini fazlas yla kulland k. 13- Newman, Andrew J., Safevîd Iran, I.B. Tauris, New York 2006: Safevî Devletinin kurulu undan çökü üne kadar geçen süreci inceleyen bu monografik çal mada hadiseler Hükümdarlar n tahta ç s ras yla bölüm bölüm lenmi tir. ah smail in Safevî devletinin ilk hükümdar olu undan ah Sultan Hüseyin in hükümdarl na kadar incelenen ana metinde dikkatimizi daha çok kullan lan dip notlar çekmektedir. Safevî Dönemini inceleyen ara rmac lar aç ndan kitapta tan lan kaynaklar oldukça de erlidir ve çal z konuda daha kapsaml bir tez yazmak için hangi kaynaklara ula mam z gerekti i konusunda bizi ayd nlatmaktad r. 14- Bilge, M. Sad k, Osmanl Devleti ve Kafkasya, Eren Yay nlar, stanbul 2005:

18 y llar kapsayan, Osmanl varl döneminde Kafkasya n n siyasi-askeri tarihi ve idari taksimat üzerine ince elenip s k dokunmu bir ekilde, ayr nt lara girmeden i lenen bu eser, kaynaklar n kullan aç ndan ba ar bir ekilde ifa edilmi tir. Özellikle de Safevî-Osmanl mücadelesini anlatan bölümleriyle tezimizin eksik kalan noktalar tamamlamaktad r. 5- Woods, John E., Akkoyunlular, çev. Sibel Özbudun, Milliyet Yay nlar, stanbul 1993: iret, Konfederasyon, mparatorluk ba lam nda XV. yy. Türk- ran Siyaseti Üzerine bir nceleme olan Akkoyunlular kitab, Safevî Devleti tarihi üzerine yaz lm olan eserler için önemli bir yap ta olu turmaktad r. Walther Hinz in Uzun Hasan ve eyh Cüneyd kitab n eksik kalan noktalar önemli ayr nt lar ile tamamlayan bu monografi de olaylar daha geni bir perspektifte incelenmi tir. Etnik men ei ve kurulu undan y na kadar Akkoyunlu Devletinin yakla k 250 y inceleyen eserde, Uzun Hasan ve Osmanl mücadelesi ile ilgili önemli ayr nt lara ula lmaktad r. 16- Asuero, Pablo Martín, spanya-türkiye, Kitap Yay nevi, stanbul 2006: stanbul Cervantes Enstitüsü ba kan Pablo Matín Asuero taraf ndan yay na haz rlanan, spanya-türkiye tarihi ve ili kileri hakk nda konunun uzmanlar nca yaz lm çe itli makaleleri içeren bu kitap, ilk önce spanyolca olarak Isis yay nlar ndan 2002 y nda ç km ve 2006 y nda Türkçe olarak Kitap Yay nevi taraf ndan bas lm r. Tezimize ilham kayna olan Luis Gil in Diplomatik Denge: spanya, Osmanl ve Safevî mparatorluklar adl makalesi konumuzun kaynaklar na

19 ula mada nereden ba lamak gerekti i konusunda olmasa da nas l bir yol izlememiz konusunda çok de erli fikirler vermi tir. Bu kitap Türkiye- spanya ili kilerinde llard r süregelen bir eksikli in tamamlanmas nda önemli bir yap ta r. 17-Bustamente, Ciriaco Pérez, La España de Felipe III, Historia de España, yay. Ramón Menéndez Pidal, Espasa Calpe, S. A., Madrid 1979, C. XXIV: Historia de España ( spanya Tarihi) adl devasa ansiklopedinin XXIV cildini olu turan La España de Felipe III (III. Felipe spanya s ), devrin olaylar na spanya taraf ndan bakt için bize o dönemi anlamam za k saçarken, ayn zamanda, Konumuzla ilgili spanyol ar ivlerinin ne kadara zengin oldu u konusunda da yol gösteriyor. 18- E. Denisson Ross, Sir Anthony Sherley and his Persian Adventure, London 1933: 1933 y nda Londra da bas lan kitap Sherley karde lerin maceralar hakk nda çok güzel bir özet sunmaktad r. Anthony Sherley ve karde i Robert Shereley in ran ve Avrupa maceralar ve bu devletlerin diplomatik faaliyetlerinde üstlendikleri elçilik rolü hakk nda ayr nt lar ile bilgi vermektedir. Dönem ile ilgili incelemelerde kitapla ilgili at flara s kl kla rastlanmaktad r.

20 NC BÖLÜM: AH ABBAS DEVR NE KADAR RAN VE ÇEVRES A- AH I. ABBAS DEVR NE KADAR OSMANLI MPARATORLU U: ran co rafyas yla sürekli birbirini etkileyen tarihi ve kültürel geçmi e sahip bulunan Anadolu, Cengiz ak nlar n sürükledi i Selçuklu sonras tekrarlanan ikinci göç dalgas yla Türkmen ak nlar na sahne oldu y ndaki Köseda sava ndan sonra Anadolu Selçuklular, Cengiz mparatorlu unun Ön-Asya daki varisi lhanl hâkimiyetine girdi. Bundan birkaç y l sonra büyük Mo ol imparatorlu u son büyük Han n akrabalar aras nda bölündü. ran, Irak ve Anadolu da kurularak lhanl ad alan devletin bu topraklardaki hâkimiyeti XIV. Yüzy n ba lar na kadar sürdü. 1 Daha sonra Osmanl Beyli inin kurucusu olan O uz boylar ndan Kay lar n bir k sm, ilk Selçuklu fetihleriyle beraber Anadolu ya gelip, muhtelif parçalara ayr larak çok da k sahalarda yerle tiler. 2 XIII. Asr n sonlar nda Ertu rul ve ard ndan gelen o lu Osman, fiili de il, fakat görünü te Konya Sultanlar na, 1 Claude Cahen, Osmanl lardan Önce Anadolu, çev. Erol Üyepazarc, Tarih Vakf Yurt Yay nlar, stanbul 2000, s. 95, Köprülü nün de belirtti i üzere: Kay boylar n imali Anadolu da Erzincan ve Su ehri havalisinde, Amasya, Çorum, Kastamonu, Ilgaz, Çank, Gerede, Bolu, Düzce civarlar nda, sonra Eski ehir, Mihaliç, Orhaneli, cenubda da Kilikya havalisinde, Isparta, Burdur, Fethiye civarlar nda, daha bat ya do ru ise Denizli, Mu la, Ayd n, Ödemi te yay ld lar ve buralarda hala Kay ismini ta yan köy isimlerine rastlan lmaktad r. Bkz: M. Fuad Köprülü, Osmanl mparatorlu unun Kurulu u, Akça Yay nlar, Ankara 2006, s. 96.

21 sonras nda ise lhanilere tabi olan uç a iretlerinden birinin, Kay lara mensup küçük bir a iretin reisleriydiler. Küçük Asya n n Kuzeybat nda Eski ehir yöresinde bulunan Türk-Bizans hudut sahas üzerinde ya yorlard. 3 Her ne kadar kurulu tarihi olarak 1299 y gösterilse de, Osmanl mparatorlu unun kurulu tarihini, büyük Türk hükümdar Timur ile yap lan Ankara Sava (1402) öncesi ve sonras olmak üzere iki ayr k mda incelemekte fayda vard r. nalc k n da belirtti i gibi, Osmanl mparatorlu unun gerçek kurulu u 27 Temmuz 1302 tarihli znik ku atmas s ras nda Bizans mparatorunun gönderdi i orduyu yenen Osman n Koyunhisar zaferidir. Bu zaferle birlikte bir imparatorluk ordusunu yenen Osman n ünü yay ld. Kolay fetih ve yerle me beklentisi içinde olan gazilerin buyru undaki Türkmenler, Anadolu nun her yan ndan gelerek onun etraf nda toplanmaya ba lad lar. 4 3 Köprülü, a.g.e., s. 97.; Osman n ad hakk nda bugüne kadar çe itli görü ler ortaya at lm r. Babas n ad Ertu rul, karde lerinin ki, Gündüz, Savc, Saruyat, o lunun Orhan gibi tam Türkçe adlar ta klar göz önüne al nd nda, ad n asl nda Ataman oldu u, fakat slam medeniyetinin tesiri ile, ayn zamanda slami bir ad ve resmile mi olarak Osman ekline büründü ü dü ünülür. ihab al- Din Fazl, Allah al Omari deki Tuman, Yaz zade Ali nin Tarih-i al-i Selçuk undaki Otman ve Hac bekta Veli Velayetnamesindeki Otman kay tlar bu iddialar destekler. Bkz: M. Tayyib Gökbilim, Osman I., slam Ansiklopedisi, Milli E itim Bakanl Yay nlar, stanbul 1993, C. 9, s Halil nalc k, Osmanl mparatorlu u Klasik Ça ( ), çev: Ru en Sezer, Yap Kredi Yay nlar, stanbul 2006, s. 12; Halil nalc k, Makaleler I, Osmanl Devletinin Kurulu u Problemi, Do u Bat Yay nlar, Ankara 2006, s. 123; lk

22 Hanedan kuran ve devlet güçlenene kadar kendisinden daha güçlü olan Türkmen kom ularla bir çat maya girmeyerek beyli ini Bizans aleyhine geli tirme siyaseti güden Osman Bey in yerine geçen o lu Orhan hükümdarl nda, 1326 nda Bursa n n al nmas üzerine, Osmanl göçebe bir uç beyli inden ba kenti, rlar, yerle ik halk olan gerçek bir devlete dönü tü. Orhan, 1327 y nda bu ehirde ad na hutbe okutup ilk gümü paras bast nca, Osmanl n lhanl ya olan ba klar da koptu. 5 Saltanat n ilk evresi Bizans devletiyle mücadele içinde geçen Orhan Bey, lhanl lar n Anadolu valisi Timurta Bey in 1327 y nda M r da idam edilmesiyle bu devletin bask ndan ve tehdidinden kendisini tamamen kurtulmu hissetti. Böylelikle, Osmanl beyli inin Anadolu istikametindeki geni lemesinin önündeki engel de kalkm oluyordu. Tam ba ms z ve harekete geçebilir oldu unu Osmanl hükümdarlar, ihtiyaç duyduklar maddi ve manevi kuvvetleri, bat hududundaki di er beylikler gibi, XIII. yüzy n ikinci yar ndan itibaren bat ya gelip biriken göçebe, köylü, ehirli Türk unsurlar ndan kafi derecede temin ettiler. Sahil beylikleri, Bizansl lar n yan nda denizci Latin kuvvetleriyle yapt harplerde kesin bir sonuç el edemeden y pran rken, Osmanl beyli i kendini yormadan yava fakat sa lam ad mlarla s rlar geni letmekte ve kuvvetini kendisine yeni ilhak olan Türkmen Te ekkülleriyle art yordu. Osmanl lar Gelibolu yu zaptetmeden evvel H ristiyan dünya onlardan haberdar bile de ildi. Bkz: Köprülü, a.g.e., s Standford Shaw, Osmanl mparatorlu u ve Modern Türkiye, çev: Mehmet Harmanc, E yay nlar, Ankara 2004 s ; nalc k, a.g.m., s Asl nda sadece ka t üstünde de kalsa Osmanl Beyli i lhanl Devletinin y ld 1335 y na kadar lhanl lara ba klar sürdürmü lerdir.

23 anlamas yla, di er taraftan genç devletinin hayati menfaatlerinin stanbul istikametindeki Bizans kale ve beldelerine sahip olmakla sa lanabilece i dü üncesiyle, ba ta znik ve zmit i almas, bunun için de Bizans ordusuna kar askeri üstünlü ünü ispat etmesi gerekiyordu. Bu maksatla 1329 da znik i, 1337 de de zmit i ele geçirdi. 6 XIV. yüzy n ilk yar nda bir uç beyli inden öte bir ey olmayan Osmanl devleti, 1345 y nda Karesi beyli ini yenip Çanakkale ye kadar uzanarak bo az n güney k mlar ele geçirdi. Avrupa ya geçip yerle ebilmesi için ilk f rsat da bu ekilde do du. 7 Osmanl lar ilerleyen y llarda Çanakkale bo az a p Avrupa topraklar na yerle meleri üzerine, art k görece önemsiz bir uç beyli i olmaktan ç p Balkanlar ve Anadolu yu da içine alan bir imparatorlu a dönü tüler. Gaza ad na yap lan her fetih Anadolu dan göçen Türkmenler için a, toprak ve alt nda ya ayacak bir çat imkân sa lad. Gelibolu yar madas ileri bir hareket üssüne dönü türen Orhan, Trakya n n strateji bak ndan mühim yerlerinin fethini de epeyce ilerletmeyi ba ard. Ard ndan gelen o lu Murat, Balkanlarda Osmanl hâkimiyetinin sars lmaz bir ekilde yerle mesi sa lay p payitaht da Edirne ye nakletti M. Tayyib Gökbilgin, Orhan, slam Ansiklopedisi, Milli E itim Bakanl Yay nlar, stanbul 1993, C. 9, s Karesi arazisinden mühim bir k sm ald ktan sonra Gelibolu ya geçen Osmanl lar, bo ve zengin toprak bulup yerle mek amac yla, bir çok göçebe unsur, fakir köylü, Rumeli nin zengin t marlar na nail olmak isteyen bir çok sipahi, Orta Anadolu dan, Karesi, Saruhan, Ayd n, Mente e, gibi sahil beyliklerinden Trakya ya ve Mekedonya ya gelenlerle devlet bünyesini kuvvetlendirdi. Bkz: Köprülü, a.g.e., s

24 1389 y llar aras nda I. Murat n Tuna n n güneyinde kalan Balkan topraklar n büyük bölümüne hakim olmas üzerine yerel hanedanlar n ço u, Osmanl vasallar na dönü tü y nda Kosova muharebesinde bu vasall ktan kurtulmak istedilerse de Osmanl ordusuyla ba edemeyip yenildiler, fakat Murat da muharebe meydan nda kald. 8 Murat n öldü ü haberinin yay lmas üzerine Anadolu daki beylik hanedanlar ba kald rd lar. Yerine geçen o lu Beyaz t ( ), ilk i olarak kendisine isyan eden beylikleri ilhak edip yönetimlerine ise kendi saray ndan yeti mi kullar atad. Bu ekilde Anadolu daki toprak varl peki tirdi. Kendisi Anadolu da me gulken Osmanl etkisinin Balkanlarda azald gören Beyaz t, 1393 nda yönünü Balkanlara çevirerek Slav beyliklerini daha merkezi olarak denetim alt na ald ve daha kuzeye ç kmay sürdürdü. Beyaz t n a Tuna havalisinde Mora da Macaristan ile Arnavutluk ve Ege de ise Venedik ile çat mas üzerine, Osmanl lara kar bir Macar-Venedik ittifak kuruldu. Bu s rada Timur un Hindistan seferine ç kmas ndan cesaret bulan Beyaz t Konstantinepolis ku att. Beyaz t Konstantinopolis i ku att nda, Macaristan ile Venedik bir haçl ordusunu harekete geçirmeyi ba arsalar da A Tuna n n denetimi için verilen 1396 y nda Ni bolu daki sava ta, Osmanl lar ezici bir zafer kazand lar. 9 Osmanl lar n slam dünyas ndaki sayg nl yükselten ve Balkanlardaki denetimini sa lamla ran bu sava n anlam oldukça büyüktür. Suriye ve M r halklar, slam dünyas nda bir 8 nalc k, a.g.e., s.15-21; Halil nalc k, Osmanl mparatorlu u nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, çev. Halil Berktay, Eren Yay nlar, stanbul 2000, C.1, s.47; Köprülü, a.g.e., s nalc k, Klasik Ça, s ; Shaw, a.g.e., s

25 haçl ordusu tehlikesinin ortadan kalkt na bu sava sayesinde inand lar. Bir imparatorlu un kurulmas nda ve yönetilmesinde oldukça gerekli olacak olan binlerce insan unsuru Beyaz t n hizmetine girmek için Anadolu ya geldiler. Bunlar yaln zca Türkmen göçmenleri olmamakla birlikte, lhanl Devletinin çökü üyle Timur istilas ndan kaçan ran, Irak ve Maveraünnehir de hükümetin belkemi ini olu turan kimselerdi. 10 Ni bolu zaferinin kendisine katt ünle 1399 y nda yönünü Anadolu ya çeviren Beyaz t, hiç tereddütsüz Anadolu daki Türk beyliklerini ortadan kald rma te ebbüsünde Karaman ve Kad Burhaneddin topraklar ilhak ederek s rlar Tuna dan Sivas a kadar uzanan bir imparatorluk yaratt. Bu s rada Konstantinepolis i ele geçirmek için tekrar kollar s vayan Beyaz t, ehrin ablukas art rd. Bununla birlikte, o s ralar Türkistan ve ran da güçlü bir imparatorluk kuran Timur ile talihsiz bir ekilde kar kar ya gelmesi Y ld m n projeleri aç ndan büyük bir talihsizlik olarak nitelenebilir. 28 temmuz 1402 de Ankara n n Çubuk ovas nda kar la an bu iki ordudan sava Timur un taraf n kazanmas, büyük zorluklarla meydana getirilen Osmanl Devletinin zaferlerle geçen anl y llar ndan fetret dönemine girmesine sebep oldu ve Konstantiniye nin fethini de yar m as r kadar geciktirdi. Ankara sava Osmanl Devletinin ani bir ekilde çökmesine sebep olurken, ayn zamanda hem Anadolu daki Türk hanedanlar n tekrar beyliklerinin ba na geçmesine, hem de vasal konumundaki Bizans, Eflak, S rbistan ve Arnavutluk gibi 10 Shaw, a.g.e., s.57; nalc k, Klasik Ça, s. 22; nalc k, Ekonomik ve Sosyal Tarih, s. 48.

26 Balkan devletlerinin Osmanl lar kar nda ba ms zla mas na yol açt. 11 ki slam ordusu aras nda ve Anadolu da cereyan eden muharebelerin en büyü ü olan Ankara meydan muharebesi do urdu u neticeler bak ndan, 1097 deki K ç Arslan n Eski ehir ma lubiyeti ile mukayese edilebilir. 12 Timur un Ankara zaferi sonras nda ehzadeler aras nda 1403 ten 1413 e kadar süren bir iç sava ba gösterdi. Her ne kadar bu y llar Osmanl lar n toparlanmas geciktirdiyse de I. Mehmet( ) ve II. Murat ( ) dönemlerinde istikrar tekrar sa land. Ayr ca ilave etmek gerekir ki, 1443 deki zladi derbendi, 1444 deki Varna ve 1448 deki ikinci Kosova sava lar, Timur un indirdi i darbeden sonra Osmanl lar n dikkatlerini Balkanlara yöneltti inin göstergesidir. Osmanl lar n Bat ve Kuzey Anadolu da egemenliklerini tekrar sa lad ktan sonra art k tek bir ey kalm r, o da Bizans n ba kentinin fethidir. Beyaz t n hayalini kurup ba aramad bu kentin fethini gerçekle tirmek ise II. Murat n o lu Mehmet e kalacakt r ubat 1451 y nda tahta Ç kan Sultan Mehmet, babas n 30 y l önce devrald ndan daha iyi durumda olan bir devletin ba na geçti. Tahta ç kmas yla birlikte deneyimsizli inden faydalanarak isyan eden Balkan ülkeleri, Konstantiniye ve Karamano ullar sorunlar hallettikten sonra, ilk i olarak kendisinden önceki 11 nalc k, Klasik Ça, s. 22; nalc k, Ekonomik ve Sosyal Tarih, s. 48; Shaw, a.g.e., s Mükrimin Halil Y nanç, Bayezid I, slam Ansiklopedisi, Milli E itim Bakanl Yay nlar, stanbul 1993, C. 2, s nalc k, Klasik Ça, s ; nalc k, Ekonomik ve Sosyal Tarih, s ; Shaw, a.g.e., s

27 sultanlar n amaçlad fakat ba aramad stanbul un fethi meselesini ele ald. Kentin Avrupa yakas nda Rumeli hisar in a ettirerek Bizans n Karadeniz suyolu ba lant kesti ve bununla birlikte Osmanl askerlerinin Anadolu dan Avrupa ya güven içinde geçi ini de sa lad. Candarl Halil Pa a n n büyük muhalefetine ra men Konstantiniye ku atmas, 6 Nisan 1453 ten 29 May s a kadar sürdü. Trakya dan getirdi i dev toplarla ehrin duvarlar dövmeye ba layan Osmanl ordusu, Topkap ve Yal kap aras ndaki surlarda büyük gedikler açt ve bu gediklerden içeri girerek Konstantiniye nin fethini gerçekle tirdi. Fethin ilk günü bir alayla ehre girip ya may durduran Sultan Mehmet, Ayasofya ya gidip namaz k ld. Kendisinden sonra Konstantiniye yerine bu ehrin ad n stanbul oldu unu Taht m stanbul dur sözüyle ilan etti. 14 Babas ndan miras kalan ve stanbul un fethi meselesinde kendisine sürekli muhalefet gösteren vezir-i azam Çandarl Halil Pa a dan kurtulup yerine stanbul un fethinde çok büyük hizmetleri dokunan, dev irme s ndan Za anos Pa a y geçirdikten sonra, stanbul un imar ile u ra. Kentin nüfuzunu art p iktisadi hayat canland rmak için çe itli imtiyazlar sa lad. te bu ekilde imparatorlu un dört bir yan ndan Müslümanlar, Ermeniler, Museviler, Rumlar, Slavlar ve di erleri 14 Shaw, a.g.e., s ; nalc k, Klasik Ça, s ; Y ld m Beyaz t n Ankara malubiyetinden sonra Kastilla kral Enrique taraf ndan 1403 y nda Timur a elçi olarak gönderilen Clavijo nun bu seyahatiyle ilgili an lar ndan olu an Embajada a Tamar Lán adl kitapta bahsetti ine göre, Rumlar Avrupal lar gibi bu ehre Kontantiniye demeyip onu stanbul ad ile ça rmaktayd lar. Bkz: Ruy Gonzales de Clavijo, Timur Devrinde Kadis ten Semerkand a Seyahat, çev: Ömer R za Do rul, Kesit Yay nlar, stanbul 2007, s. 49.

28 stanbul a geldiler. Fethi izleyen yirmi be y l boyunca Fatih, bir sava tan ötekine ko arak Rumeli ve Anadolu da merkezi imparatorlu unu kurdu. Bizans Kayser taht imdi elinde oldu undan, Do u Roma mparatorlu unun bütün eski topraklar n yasal hükümdar oldu unu art k iddia edebilirdi. 15 stanbul un fethi ile birlikte büyük bir imparatorluk miras alm olan Fatih Sultan Mehmet, Do u Roma imparatorlu unu en uzak s rlar yla canland rma iddias yla yeni fetihlere giri ti. Öncelikle 1459 y nda Balkanlarda S rbistan ve Mora yar madas n fethini gerçekle tirdi. Mora yar madas n ele geçirilmesiyle birlikte Osmanl lar talyan yar madas na yapacaklar seferler için önemli bir üs elde ettiler. Çünkü Mora n n fethiyle birlikte Balkanlar da etkisi alt na alarak bir Akdeniz imparatorlu u kurmak isteyen Napoli ve Aragon kral n n bu plan suya dü tü ve bunun yan nda Osmanl lar da Orta Akdeniz e sald da bulunacak önemli bir üsse sahip oldular. Ard ndan 1463 te Bosna ve Hersek in, 1470 de E riboz un ve y llar aras nda ise Kuzey Arnavutluk un fethi gerçekle ti. 16 Ülkenin bat nda bu fetihler gerçekle irken Kuzey Anadolu da Kastamonu ve Sinop havalisinde 1461 y nda Candarl topraklar, Orta Anadolu da ise 1468 nda Karamanl lara ait topraklar ilhak etti. Her ne kadar Karaman devletini ele geçirdiyse de Akdeniz k na kadar uzanan Toroslarda ya ayan Türkmen oymaklar na boyun e diremedi Shaw, a.g.e., s ; nalc k, a.g.e., s nalc k, Ekonomik ve Sosyal Tarih, s. 53; nalc k, a.g.e., s. 32; Oral Sander, Anka n n Yükseli i ve Dü ü, mge Kitabevi Yay nlar, Ankara, 1993, s nalc k, Ekonomik ve Sosyal Tarih, s. 53; nalc k, Klasik Ça, s. 33; Shaw, a.g.e., s. 93.

29 Osmanl lar n Avrupa ya kar sürdürdükleri ak nlar neticesinde Avrupa diplomasi kart oynamaya karar verdi. Bu s rada Osmanl devletini do uda tehdit edebilecek tek güç olan Akkoyunlu devleti nin ba ndaki Uzun Hasan, Avrupal lar için bulunmaz müttefikti. Gerçekten, Anadolu yar madas üzerinde kurulan devletlerin talihi hep bu olmu, Bat n n Do u yla mücadelesinde yine Do u yla, Do u nun ise Bat yla mücadelesinde Bat yla ittifak kurmas n öyküsü yaz lm r. 18 Bunun sonucunda 1463 güzünde Venedik, Akkoyunlu Hükümdar Uzun Hasan ile görü melere ba lad. Osmanl lar n Karaman i galinden sonra daha sald rgan bir politika izleyen Uzun Hasan, Venedik ve Papa ya bir elçi göndererek Karakoyunlu Cihan ah ve Timuri lerden Ebu Said e kar do uda kazand zaferlerden onlar haberdar edip kalan tek dü man Osmanl lara kar Avrupa ya birlik ça yapt. Bu birlik ça na Venedik 30 Nisan 1472 y nda elçisi Caterino Zeno yu göndererek yan t verdi. Bu görü meler esnas nda Uzun Hasan, Venedik ten r toplar, arkebüzler ve topçular olmak üzere teknik yard m talep etti. 19 Bunun kar nda Anadolu yu bütünüyle elde ettikten sonra k boylar nda kale yapmamak ve denizleri Venedik gemilerine kapatmamak ko uluyla Venedik ile bir anla ma yapt. Venedik ise Mora, Midilli, E riboz ve Argos u geri alabilecekti, hatta stanbul bile i gal edilebilirdi. Ancak Uzun Hasan asla bu silahlara sahip olamad gibi Fatih Sultan Mehmet kendisini F rat ta kar lad ve 11 A ustos 1473 tarihinde Otlukbeli Sava nda onu yendi. Sonras nda Osmanl ordusunu Venedik e yöneltip 1474 y nda Arnavutluk ta kodra y ku att ve 25 Ocak 1478 de Venedik i bar antla mas na mecbur etti. Bu Antla maya göre Venedik kodra y teslim ederken 18 Sander, a.g.e., s Woods, a.g.e., s

30 Mora daki Maina Liman yla sava ta kaybetti i Limni ve E riboz adalar ndan vazgeçiyor, i gal etti i yerleri geri veriyor ve y ll k on bin duka alt n tazminat ödemeyi kabul ediyordu. Sultan ise Venedik e ticaret özgürlü ü verip stanbul da daimi bir elçi bulundurmas na izin verdi y nda K m n güney k lar ilhak eden Mehmet, K m Hanl Osmanl himayesi alt na ald. Girdi i sava lardan zaferle ç kmas na ra men 1456 da Belgrad ve sonras nda 1480 de Rodos adas alamad. Rodos adas, 1070 y nda Kudüs te kurulan, 1292 y nda K br s a geçen, oradan da 1306 y nda buraya yerle en St. Sean övalyelerinin üssü konumundayd. talya y ele geçirme giri imleri de ayn y l ba ar zl a u rad y nda öldü ünde arkas nda Tuna dan F rat a kesintisiz uzanan, sa lam temelleri bulunan bir imparatorluk miras b rakt. 21 II. Mehmet in 1481 y ndaki ölümü üzerine Osmanl topraklar o ullar Cem ve Beyaz t aras nda taht kavgalar n ba lamas na sahne oldu. Bu tarihe gelinceye kadar yönetimde etkin güçleri bulunan Türk soylular ve dev irmeler diye adland lan iki grup aras nda kendi ç karlar do rultusunda büyük çeki melere sahne olan Osmanl taht na, dev irme Gedik Ahmet Pa a n n deste ini alarak karde i Cem i yenen Beyaz t geçti. Ancak gerçek iktidar Gedik Ahmet Pa a ile karde i shak Pa a n n ellerinde kald nalc k, Klasik Ça, s ; Halil nalc k, Mehmet II., slam Ansiklopedisi, Milli E itim Bakanl Yay nlar, stanbul 1993, C. 7, s nalc k, Ekonomik ve Sosyal Tarih, s. 53; nalc k, a.g.e, s ; Shaw, a.g.e., s nalc k, Klasik Ça, s. 35; Shaw, a.g.e., s

31 Her ne kadar babas kadar fetihçi ve ba ar bir hükümdar olarak gösterilmese de II. Beyaz t, babas n mali politikalar n do urdu u iddetli tepkiler kar nda II. Mehmet in, gerek dini vak flardan, gerekse özel mülk sahiplerinden müsadere edip t mar olarak da tt topraklar n büyük bir k sm eski sahiplerine iade edip imparatorlu un bar, huzur dolu bir süreç ya amas na ve hat say r bir geli me göstermesine vesile oldu 23. Kendisini iktidara getiren dev irmelerin egemenli ini azaltmak niyetiyle 1482 nda Gedik Ahmet Pa a y idam edip shak Pa a y da azletti. Yerine vezir-i azaml a Davut Pa a y getirerek yönetimin dizginlerini tam anlam yla ele geçirdi. Babas gibi fetihçi ruha sahip olmayan Beyaz t, kendi hâkimiyetini sa lamla rmak ve askerlerini memnun etmek niyetiyle Bo dan ele geçirip 1484 de Akkirman ve Kili yi ald. Ard ndan Güney Anadolu üzerinde hak iddia eden Memlûklere y llar aras nda alt y l süren alt sefer düzenledi. Fakat bu yorucu sava lardan sonra sava öncesi durumu geçerli sayan bir antla ma imzaland. Bu ba ar zl k neticesinde ordusunda revizyona giden Beyaz t, ate li silahlar n say art rarak modernle meye yöneldi ubat 1495 y nda Napoli de Cem in ölümünden sonra Beyaz t n taht için tehlike ortadan kalkm bulunuyordu. Bu tarihten sonra Sultandan Avrupa konusunda eskisi kadar ihtiyatl olmas beklenemezdi. Cenoval mühendislerin gözetiminde o güne kadar görülmemi büyüklükte sava gemileri in a ettirerek Venedik e kar aç k denizde meydan okuyabilece ini gösterdi. Bu geli meyle Osmanl mparatorlu u Avrupa politikas nda etkin bir rol oynamaya ba lad. Aragon 23 nalc k, Ekonomik ve Sosyal Tarih, s. 54; nalc k, a.g.e., s nalc k, Klasik Ça, s ; Shaw, a.g.e., s

32 ve Kastilya H ristiyan güçlerine kar II. Beyaz t tan yard m isteyen spanya Müslümanlar n imdad na ko an, Bat lara göre Türk korsanlar n Do u ya göre Türk deniz gazileri Bat Akdeniz de sökün etti. Ayr ca, 1509 da Portekizliler kar nda ald klar yenilginin ard ndan Memlûklerin Süvey te donanmalar yeniden in a etmek için Osmanl lardan uzman ve malzeme istemeleri, Osmanl donanmas n ula noktan n en iyi kan r. 25 Bat da bu geli meler olurken do uda gelecekte Osmanl ya uzun y llar ciddi tehdit olu turacak Safevî devleti güçlenmekteydi. Osmanl mparatorlu unun denetimi alt na almak için göçebe ya am özelliklerini ortadan kald p vergiye ba lamaya çal Anadolu Türkmen topluluklar ndan büyük destek görmekteydi. Safevî devletinin kurucusu olan smail, 1502 y nda kendini Safevî ah ilan ettikten sonra, t pk Uzun Hasan gibi Venedik ile ittifak yaparak Osmanl topraklar na sald da bulundu. Do u nun Bat yla Bat n n da Do u yla i birli i yaparak Osmanl lara kar yeniden bir ittifak kurmak niyetinde olmas, Bat n n ah smail le ili ki kurmas yönünden bulunmaz bir f rsatt. Türkmen K lba lar da smail in destekçileri olarak Anadolu da smail in dailerinden biri olan ah Kulu etraf nda ayaklanarak Osmanl ya sorun ç karmaya devam ettiler. 26 Ya Sultan II. Beyaz t n olaylar kar ndaki denetim zaaf sebebiyle o lu ehzade Selim, ba ndan beri smail e kar etkin önlemler al nmas istiyordu. Bu 25 nalc k, Ekonomik ve Sosyal Tarih, s. 55; nalc k, a.g.e., s.36; Shaw, a.g.e., s Sander, a.g.e., s. 74; nalc k, Klasik Ça, s.37; Shaw, a.g.e., s ; Sümer, a.g.e.,

33 yüzden yeniçeri deste iyle birlikte 24 Nisan 1512 y nda babas taht b rakmaya zorlad. Do uda olu an ah smail tehlikesi kar nda Osmanl taht ad na kendisine rakip olan karde lerini birer birer ortadan kald rd ktan sonra harekete geçti. 23 ustos 1514 y nda Çald ran da kar la an iki ordudan Selim in ordusu galip ç kt. Bu zafer K lba tehlikesini geçici olarak yat p Erzurum dan Diyarbak r a kadar olan da k bölgenin Osmanl mparatorlu una kat lmas sa larken bu bölgenin yerel hanedanlar ve a iret reisleri, 1516 ve 1517 y llar nda Osmanl egemenli ini tan p bölgede Safevî inanç ve dü ünce sistemi kar nda Sünni propaganda yapmaya ba lad lar. Böylelikle, do udan gelebilecek bir sald ya kar Osmanl mparatorlu u do al, kolayl kla savunulabilecek s rlara kavu urken Asya da ise güç dengesi Osmanl devleti lehine bozuldu ve bugüne kadar çok az de iklik geçiren do u s rlar ortaya ç km oldu. Bu arada Osmanl Sultan ran a kar ekonomik tedbir uygulayarak, bu ülkenin Bat ya zengin ipek ticaretini durdurdu ve r Memluklar n Kafkaslardan M r a tutsak ticaretini engelledi nalc k, a.g.e., s ; Shaw, a.g.e., s ; Safevî Devletiyle sava madan önce ah smail yanda k rk bin kadar Türkmen in kimini hapse att p kimini de idam ettirerek s rs z güç kullanmaya yönelen Selim in yapt klar bugün hala unutulmu de ildir. Türk ü Türk e k rd ran bu hareketin ac an lar, Selim dönemindeki atalar n bugün Anadolu daki en iyi temsilcisi bulunan Alevi Türkmenlerinin haf zalar na kaz nm r. Asl nda iki Türk devletinin kar la ve Türk oymaklar n önemli rolünün bulundu u bu sava n galibi yoktur. ah smail bugünkü Türkmen Alevileri aras nda çok de er verilen Tarihi bir ahsiyettir. Öyle ki, yapt klar Cem ayinlerinde ah smail nefesleri Hac Bekta Veli ninkilerden sonra en fazla söylenendir.

34 Selim in ertesi y l Dulkadir Beyli ini almas sonucu M r Memlûkleriyle çat ma kaç lmaz hale geliyordu. Selim önce Halep e yürüdü, bu arada halk ve kentin valisi Osmanl lar n taraf na geçerken 24 A ustos 1516 da Merc-i Dab k ta Memlûk ordusunu bozguna u rat p geri kalan Memlûk güçlerini de yenerek am ve Kudüs ü ald. M r a ilerleyip Sina Çölü nü geçti. Bu arada k sa bir süre sonra Mekke erifi, kutsal kentlerin anahtarlar Selim e gönderip itaatini bildirdi. Suriye, r ve Hicaz böylece Osmanl hâkimiyeti alt na girmi oldu. Böylece Osmanl Devleti eskiden alg land gibi bir uç devleti de il bütün slam dünyas n koruyuculu unu üstlenen bir slam halifeli i oluyordu. 28 Halife haklar na sahip olarak ve kutsal emanetlerle beraber stanbul a dönen Selim in M r ve K ldeniz e do ru bu harekat Vasco de Gama n n Afrika y dola arak gerçekle tirdi i Okyanus Devrimi ne ve Portekiz deniz gücünün Hint Okyanusu na do ru geni lemesine bir tepki olarak dü ünülebilir. Osmanl lar Portekiz ile mücadelelerinde bu devleti Hint Okyanusundan kovacak durumda olmad klar ndan, Karadeniz ve Akdeniz gibi okyanuslara göre iç deniz say labilecek sulara egemen olarak ve yabanc lar ldeniz e sokmayarak Portekiz in Hint Okyanusu ticaretini tümüyle denetlemesini engellediler. 29 I. Selim in 21 Eylül 1520 tarihindeki ölümü üzerine yerine o lu Süleyman geçti. Saltanatta hak iddia edecek ba ka bir ehzade olmad için Süleyman n tahta 28 nalc k, a.g.e., s ; Shaw, a.g.e., s Sander, a.g.e., s ; Osmanl lar n K l Deniz ile ilgilenmelerini ran da Safevî devletinin do u ile temas önleyecek bir blok te kil etmelerini bertaraf gayesi ile oldu u da ileri sürülmektedir. Bkz: Salih Özbaran, Yemen den Basra ya rdaki Osmanl, Kitab Yay nevi, stanbul 2004, s. 62.

35 geçi i kans z oldu. Dedesi II. Beyaz t ve babas I. Selim in fetihleri Sultan Süleyman a hem do uda hem bat da rakibi bulunmayan stratejik konuma sahip bir imparatorluk miras b rakt. Memlûkler tarih sahnesinden çekilirken Safevî ve Venedik tehlikesi de bast ld. Fakat Tuna n n kuzeyinde ba ca rakip olarak Habsburglular Macaristan n yerini alarak boy göstermeye ba lamaktayd ndaki Kutsal Roma-Cermen mparatorlu u taht na adayl k meselesinde Alman Elektör prenslerinin, Fransa Kral I. François yerine Habsburglardan V. Carlos( arlken/karl) seçmeleri nedeniyle aralar aç lan iki hükümdar, 1521 y Mart nda birbirlerine sava açt lar. Avrupa n n bu bölünmü lü ü üphesiz Osmanl n i ine gelmekteydi. Avrupa da hem Protestanl n hem de ulusal monar ilerin yükselmesinin yaratt bölünmeleri f rsat bilen Sultan Süleyman, 29 ustos 1521 y nda önce Belgrat, bir y l sonra Ocak 1522 de de Aziz Yahya övalyelerinden Rodos u ald. 31 Fransa kral I. François 1525 y nda V. Carlos taraf ndan tutsak edilince ana kraliçe, Süleyman a ba vurarak kendisinden yard m istedi. Böylelikle, Süleyman Habsburglar n himayesi alt nda bulunan Macaristan a sald rmak için 1526 y nda Mohaç Sav seferine karar verip zafer kazand ve Budin i al p Habsburglar n merkezi Viyana y tehdit etmeye ba lad. 32 Macaristan da Bo dan gibi kendine tabi bir devlet yapmak isteyen Süleyman, bu ülkeden çekilirken Macar Diet i János Zápolyai kral seçti. Fakat Zapolyai n n has mlar olan Macar soylular, Pressburg ta toplanan bir diet çe V. 30 Shaw, a.g.e., s nalc k, a.g.e., s Halil nalc k, Akdeniz ve Türkler, Akdeniz, Do u Bat Dergisi, Ankara 2005, s ; nalc k, Klasik Ça, s.40.

36 Carlos un karde i Avusturyal ar idük Ferdinand kral ilan ettiler. Ertesi y l Ferdinand Budin i i gal edip Zápolyai y sürünce Süleyman da Macaristan tekrar gal etti ve Zapolyai ya tekrar taç giydirdi. Bu arada Süleyman sefer mevsimi geçti i halde Habsburg ba kenti Viyana ya kadar ilerledi fakat ku at lanlar n azmi, kentin surlar n güçlülü ü, uygun olmayan iklim ko ullar nedeniyle 27 Eylül 1529 da ba latt ku atmay üç hafta sonra 16 Ekim de kald rmak zorunda kal p stanbul a döndü y nda Ferdinand Macaristan a yeniden girerek Budin i ku at nca ertesi l Süleyman Ferdinand a kar Macaristan a büyük bir orduyla girerek V. Carlos u meydan sava na ça rd. Bu sefer amaç hem Macaristan daki durumu düzeltmek hem de Alman mparatorlu unu ortadan kald rmak oldu undan ikinci sefer daha kapsaml yd. Fakat Viyana n n yüz kilometre yak nlar ndaki Güns kalesi önünde oyaland ve mevsim daha fazla ileri gitmesine engel te kil etti i için Viyana y ikinci kez ku atamad. 34 Sultan Süleyman n Avrupa daki Protestanlara verdi i deste in kar nda V. Carlos da Venedik örne ine uyarak Safevîlerle diplomatik ili kilere girdi. Hem do uda hem bat da sava maktan kaç nan Osmanl Ordusu Avusturya ile bar imzaland ktan üç ay sonra 1533 y n ekim ay nda Sadrazam brahim Pa a himayesinde Safevîlere kar sefere ç kt seferinde Süleyman, Tebriz ve 33 nalc k, Kla. Ça, s.41; Shaw, a.g.e., s Sultan Süleyman bu yeni seferiyle Bat y ürküterek Osmanl n bat için Tanr n n bir cezaland rmas oldu unu söyleyen Martin Luter taraftar Almanya daki Protestanlara V. Carlos un ödünler vermesine neden olmu tur. Bkz: nalc k, a.g.e., s.41; Shaw, a.g.e., s

37 Ba dat al p Azerbaycan ve Irak ilhak etti. pek üreten Geylan(Gilan) ve irvan bölgelerinin yerel hanedanlar da Osmanl Hâkimiyetini tan lar. Osmanl Kaptan- Derya s Barbaros Hayrettin Pa a da 1534 bahar ve yaz nda Akdeniz de Osmanl donanmas n ba nda, Koron ve Lepanto nun yan s ra Tunus u ele geçirdi. Habsburglara kar Frans zlara yard m etmek için güneybat talya k lar bast. Bu esnada Akdeniz de V. Carlos rahat durmuyor, 21 Temmuz 1535 y nda Andrea Doria n n ba nda oldu u bir haçl donanmas Tunus u geri al yordu. Andrea Doria n n bu kar sald na tepki olarak Osmanl lar Frans zlarla ilk kez resmi birlik kurdular ve 1536 y nda daha önce Cenevizliler ve Venediklilerle yapt klar gibi sonradan Kapitülasyon ad verilen bir ticaret anla mas yapt lar. Fakat Barbaros çok geçmeden 1538 y nda Andrea Doria komutas ndaki Haçl donanmas Preveze de yenilgiye u ratarak Akdeniz i de bir Türk gölüne çevirdi. Bu arada 1538 de Basra emiri ba bildirince bu kez Osmanl lar, K ldeniz in yan s ra Basra körfezinin de egemenli ini ele geçirdiler ve Orta Do udan Hindistan a giden bütün yollar denetimleri alt na ald lar da Basra, Portekizlilere kar Suvey ten sonra ikinci bir üst haline getirilmesine ra men, Osmanl lar Portekizlileri Basra Körfezini denetleyen Hürmüz adas ndan atmay ba aramad y llar aras nda Osmanl larla Frans zlar aras nda yak n i birli i gerçekle ti y nda Zápolyai n n ölmesi üzerine, hiçbir zaman onun kral olmas kabul etmemi olan Ferdinand Macaristan yeniden istila edince, Süleyman sefere ç kma karar ald. Budin e gelen sultan, Macaristan Zápolyai n n o lu Sigismond ergin oluncaya de in hâkimiyetine ald. Süleyman 1543 y nda Macaristan a yeni bir sefere giri erek bu bölgedeki Estergon, Sezekesfehervar ve 35 nalc k, a.g.e., s.41,43; Shaw, a.g.e., s ,143.

38 Bat Macaristan da baz yerleri fethetti, ertesi y l Visegrad ald. Bu arada François ya yard m olarak Barbaros komutas nda 110 kad rgal k bir filo gönderdiyse de Nice ku atmas ba ar zl kla sonuçland ve k için Toulon liman na demir att. Uzun görü melerden sonra 19 Haziran 1547 de Ferdinand la be y ll k Avusturya n n Osmanl lara ba ml tan yan ve V. Carlos un da imzalad bir ate kes antla mas yap ld. Üç y l sonra Ferdinand Erdel i denetimi alt na almaya kalk nca, Habsburglarla sava tekrar patlak verdi. Osmanl lar Ferdinand geri püskürttüler ve 1552 y nda Güney Erdel de Tema var Beylerbeyili ini kurdular. 36 ki cephede birden sava maktan kaç nan Süleyman bat da her türlü tehditten geçici olarak kurtulduktan sonra ikinci defa olmak üzere, 1548 y nda ran a sefere p Tebriz i ald, Van fethetti, Do u Anadolu ve Gürcistan da baz kaleleri ele geçirip 1549 y sonlar nda Payitaht olan stanbul a döndü. Bu sava aral kl olarak yedi y l sürdü ve nihayet 29 may s 1555 y nda iki ülke aras nda 1534 te al nan Ba dat Osmanl lara b rakan Amasya bar antla mas imzaland. 37 Bu antla mayla do u ve bat Gürcistan ikiye ay ran en yüksek da s ras a arak Ermenistan dan geçen, Zagros un bat yamaçlar ndan Basra körfezine kadar uzanan bir s r belirlendi Jean-Louis Bacque-Grammont, Osmanl mparatorlu u nun Doru u: Olaylar ( ), Osmanl mparatorlu u I, çev. Server Tanilli, Haz rlayan: Robert Mantran, Adam Yay nlar, stanbul 2001, s.188, nalc k, a.g.e., s.42; Shaw, a.g.e., s nalc k, a.g.e., s.43; Sümer, a.g.e., s ; Shaw, a.g.e., s Donald Edgar Pitcher, Osmanl mparatorlu u nun Tarihsel Co rafyas, çev. Bahar T rnakç, Yap Kredi Yay nlar, stanbul 2007, s. 173.

39 1565 y ndan itibaren veziriazaml k makam na yükselen ve bu makamda üç hükümdar n saltanat nda on dört y ldan fazla kalan Sokullu Mehmet Pa a n n ilk nda, s r olaylar ve Avusturya n n vergi ödemeyi durdurmas üzerine, Bat n Muhte em Do unun ise kendisine adaletli olu u ve kanun yap yla Kanuni fat uygun gördü ü Sultan Süleyman, 1 May s 1566 y nda üçüncü ve son seferine ç kt. Seferin ana hedefi Osmanl denetiminde olan Macaristan ve Erdel topraklar Habsburg sald lar ndan korumak için kullan labilecek olan Zigetvar n fethiydi. Fakat Padi ah yürüyü esnas nda a r hastaland için Zigetvar ku atmas sürerken 8 Eylüldeki zaferden iki gün önce öldü. 39 Osmanl Devleti taht na Kanuni den sonra tarihçilerin tembel, yeteneksiz, zay f karakterli ve sarho olarak tan mlad klar II. Selim geçti. Gerçi II. Selim gibi beceriksiz birinin tahta geçmesinde o ullar Mustafa ve Beyaz t ortadan kald rtan babas n büyük pay oldu unu göz ard etmemek gerekir. Neyse ki devlet Sokullu Mehmet Pa a gibi birisinin emin ellerindeydi. Süleyman n ölümü üzerine Osmanl ordusu stanbul a döndükten sonra Rumeli birlikleri Habsburglarla sava lara devam etti. Nihayet Ferdinand dan taht miras alm olan o lu II. Maximilien n elçileri Bab âliye gelip anla lar. 17 ubat 1568 y nda Edirne de sekiz y ll k bir ate kes antla mas yap ld Nisan 1568 y nda Yemen meselesi halledilip merkezi kuvvet orada güçlendirildikten sonra Osmanl lar dikkatlerini Karadeniz in kuzeyine çevirdiler. Sokullu Mehmet Pa a, Don u Volga ya ba layacak ve Korkunç van n elinden Astragan almak için birliklerin ta nmas kolayla racak bir kanal açma fikri 39 Grammont, a.g.m., s ; Shaw, a.g.e., s Grammont, a.g.m., s. 191.

40 geli tirdi. Fakat Ruslar Volga havzas ndan sürme ve ran geriden ku atma amac güden bu plan 1569 y nda ba ar zl kla sonuçland. Fakat Sokullu, Tatarlar n da yard yla Ruslar n Karadeniz in do usuna ve bat na yay lmalar durdurdu. Tam bu s rada Osmanl donanmas Venedik ile Akdeniz de sava a tutu tu undan, Sokullu dikkatini Akdeniz e yöneltmek zorunda kald y nda son Venedik topra olan br s ald larsa da bir y l sonra nebaht da haçl donanmas na kar ezici bir yenilgiye u rad lar. Osmanl lar n on be inci yüzy ldan bu yana ilk kez yenildikleri bu sava, Avrupa da büyük nl k ve sevinçle kar land. Her ne kadar Osmanl prestijine vurulmu bir darbe olsa da nebaht dan sonra II. Selim Osmanl donanmas yeniden toparlay p Avrupa da hiç görülmemi boyda sekiz kad rga yapt rd ve bu donanman n gücünden hiçbir ey kaybetmedi ini Sicilya, güney talya lar ve 1574 y nda Tunus u Hafsilerin elinden alarak kan tlad y nda ölen II. Selim in mparatorlu u, harem kad nlar n etkisinin doruk noktas na ula ve yüzy l sonras na kadar sürecek olan kad nlar saltanat n ba lang oldu. Yine onun döneminde ehzadelerin eyaletlerde yöneticilik ve askerlik görevlerinde e itilmeleri terk edilip iktidara gelene kadar ehzadeler yöneticilik e itim ve deneyiminden uzak olarak ya amlar haremde geçirmeye ba lad lar. Bu da kimilerine göre sonun ba lang oldu. 42 Selim den sonra tahta daha önce eyalet valili i görevinde bulundu u için yöneticilik deneyiminden geçmi son padi ah olarak büyük o lu III. Murat geçti. Murat döneminde de Sokullu Mehmet Pa an n yönetimdeki etkinli i devam etti. Çe itli saray entrikalar na ra men Sokullu, bu dönemde Venedik (8 A ustos 1575), 41 nalc k, a.g.e., s ; Shaw, a.g.e., s ; Grammont, a.g.m., s Shaw, a.g.e., s. 224.

41 ran (1574) ve Habsburg (1 ocak 1577) ile daha önce imzalam oldu u antla malar tekrarlayarak Osmanl Devletinin ba ca dü manlar ile bar siyaseti izledi. 43 Osmanl, III. Murat döneminde doru a ç kan bütün saray entrikalar na ra men d siyasette diplomatik ve askeri giri imlerde bulunmas bildi. Jagellon hanedanl ndan bo alan Lehistan taht na Habsburglara kar Frans zlara destek verip kendi adaylar n geçmelerini sa larken, ayn zamanda 1576 da Fas kentini i gal edip eski hanedan n hayatta kalan son erkek üyesi Ahmet el-mansur u Fas sultanl na getirerek Portekiz in buradaki gücünü azaltt. ah Tahmasp n 1576 da ölümüyle Safevî Devletinde iç kar kl klar ba lay nca, Sokullu Mehmet Pa a n n kar olmas na ra men do uya bir müdahalede bulunuldu. Sokullu öldükten sonra da Kafkaslardan Nihavend e dek ran n bütün eyaletlerini ilhak eden Osmanl lar ile ran aras ndaki sava, 21 Mart 1590 y nda Abbas ile imzalanan bar antla mas na kadar devam etti Shaw, a.g.e., s Shaw, a.g.e., s , ; nalc k, a.g.e., s. 47.

42 B- AH I. ABBAS DEVR NE KADAR SPANYA: spanya co rafyas tarih boyunca Keltler, Finikeliler, Yunanl lar ve Kartacal lara, ev sahipli i yapm olup M. Ö. 2. yüzy lda Roma Cumhuriyetine dâhil oldu. M.S. 5. yüzy lda Germen kabilelerinin sald lar na hedef olup s ras yla Alanlar, Suevler ve Vandallar n ard ndan Vizigotlar ber yar madas na hakim oldular. Hâkimiyetleri uzun süren Vizigotlar, spanya'ya H ristiyanl n yerle mesini de sa lad lar. 45 Kuzey Afrika n n Bat krall klar ndan gelip ber yar madas i gal eden ve temel olarak Berberilerden olu an Tar k Bin Ziyad liderli indeki Müslüman birlikler kar nda, 711 y ndaki Guadalete sava nda, Vizigot Rodrigo nun yenilmesi ve öldürülmesi, ber yar madas alt ndan kalk labilmesi imkans z bir sürecin içine soktu. Bunun neticesinde Vizigot hükümdarl ortadan kalkarken yar madan n büyük bir k sm da Müslümanlar taraf ndan i gal edildi. 46 Kuzeydeki sarp da k ve baz m nt kalar istisna edilirse, yedi sene içinde hemen bütün k tay ele geçirdiler. Halifenin ve ber yar madas ndaki temsilcisi Emir in nüfuzunu tan mak ko uluyla kimseye dokunmayacaklar na, dinlerini ve kendi kanunlar eskisi gibi ya amalar na izin vereceklerine söz verdiler. Bunun neticesinde Baz Vizigot merkezleri ve ehirleri teslim olurken, spanyol halk n büyük bir k sm Müslümanlar taraf ndan fethedilmi olan topraklara özellikle de Endülüs e gelip yerle ti. Sava tehlikesinden korkan bir k m H ristiyan ve ruhban s Pirene da lar n öte taraf na ya da 45 Julio Valdeón, Edad Media, Historia de España, Espasa Calpe S.A, Madrid 2007, s Valdeón, a.g.m., s. 69.

43 tan n en ücra kö elerine iltica ettiler. Bunun sonucunda spanya topraklar n baz lar nda nüfus azal rken özellikle de Katalonya bölgesinin kuzey k sm n hemen büsbütün bo almas na sebep oldu. 47 Öyle görülüyor ki, Müslüman karargahlar büyük ehirlerde yerle ti ve çok say da spanyol-romal yeni rejim alt nda bütün vatanda k haklar tatmak için Müslüman olmay kabul etti. Bu dönmeler, Endülüs nüfusunun büyük ço unlu unu olu turmaktayd. Onlar, fatihlerin Do u dan getirdikleri kültürle, kendileri gibi ristiyan olarak kalan Mozarabik topluluklarca da Toledo, Kordoba, Sevilla, Valencia gibi büyük ehirlerde konu ulan Latin dillerinin korunmas dâhil, kendi yerli nitelikleriyle birle tirmelerinden dolay tedricen çok özgün bir karakter olarak ortaya ç kt lar. 48 Müslümanlar n ber yar madas na gelmesiyle ekonomik ve sosyal hayattan tutun da inanç ve kültürel hayata kadar her alanda büyük bir geli me görüldü, özellikle de Kordoba Emevi halifeli inin kurulmas na rastlayan X. yüzy l zarf nda Endülüs bölgesi h zl bir geli me kaydedip ileri bir refah seviyesine ula. Fakat bu seviyeye ula mak için ba larda büyük mücadeleler vermek zorunda kald lar. 49 Halife Hi am n torunu Abdurrahman b. Muaviye, Emevi Halifeli ini y kan Abbasi hanedanl taraf ndan yürütülen ailesinin imhas ndan kurtulmay ba ard ve Kuzey Afrika ya s nd. Endülüs teki çok önemli Emevi büyükleri ile temasa geçen 47 Luis Bertrand, spanya Tarihi, çev: Galip Kemali Söylemezo lu ve Nurullah Ataç, Kanaat Kitapevi, stanbul 1940, s Ambroxio Huici Miranda, The Iberian Peninsula and Sicily The Cambridge History of Islam, Cambridge University Press 1970, C.2, s Valdeón, a.g.m., s. 81.

44 Abdurrahman, 14 A ustos 755 tarihinde Endülüs e ula ve Sevilla ya girdi. Oradan Kordoba ya do ru yola ç kan Abdurrahman Ba kent camiinde bütün Endülüs ün emiri olarak kabul edildi. I. Abdurrahman, am taraf ndan atanan valilerin yeni eyalette tesis etmi olduklar te kilat muhafaza ederek geni letti. Kordoba y hükümetin merkezi yap p emir unvan ndan ba ka bir unvan almaktan kaç nd. En az ndan saltanat n ba nda Abbasi halifesi ad na hutbe okunmas na izin verdi. Saltanat n ortalar nda Berberilerden ve Kuzey Avrupa da elde etti i memluklerden ücretli bir ordu te kil etti. Abdurrahman 30 ekim 788 de altm ya na varmadan Kordoba da öldü. 50 Abdurrahman dan sonra s ras yla I. Hi am ( ), I. Hakem ( ), II. Abdurrahman ( ), I. Muhammed ( ), el Munzir ( ), Abdullah ( ), III. Abdurrahman ( ), II. el Hakem ( ), II. Hi am ( ) gibi emirler VIII-X. Yüzy llarda ba ta kald lar. 51 ber yar madas n kuzeyinde bulunan da k alanlar Endülüs hâkimiyetinin nda kald. Bu alanlarda Roma öncesi dönemlerden kalma çe itli yerle ik topluluklar ya amaktayd. Bunlar aras nda Galiçyal lar, Asturyal lar, Kantabroslar, Vasconesler gibi ya da dönemin vakayinamelerinin do u ve orta Pirenelerin insanlar n verdi i ad olarak spanikler bulunmaktayd. Müslümanlar n varl kar nda Vizigotlar bunlarla birle ip bu topraklara s nd lar. VIII. Yüzy n ortalar ndan itibaren bat da ilk meydana getirilen Astur krall ndan do uda Aragon 50 Miranda, a.g.m., s ; C. Brockelmann, slam Milletleri ve Devletleri Tarihi, çev. Ne et Ça atay, Ankara Üniversitesi lahiyat Fakültesi Yay nlar, Ankara 1964, s Miranda, a.g.m., s

45 kontlu una ve Pamplona krall na ba olan gelecekteki Katalonya kontluklar na dek bu çekirdek niteli indeki politik krall klar Endülüs Müslümanlar kar nda ristiyan direncinin sancaktar na dönü tüler. VIII. ve X. Yüzy llar aras nda ristiyan spanya ve Endülüs aras ndaki geli mi lik ve kültür düzeyi gözle görülür biçimde Müslümanlar n lehineydi. O dönemin H ristiyan spanyas tam anlam yla rsal bir bölgeydi ve kent merkezleri yok denecek kadar azd. 52 XI. yüzy n ortalar ndan itibaren spanya Müslümanlar ve H ristiyanlar aras ndaki güçlerin ba nt nda radikal bir de ikli e tan k olundu. üphesiz buna Kordoba halifeli inin ortadan kalkmas neticesinde Endülüs ün bozulmas da katk sa lad. Fakat unutmamak gerekir ki, Avrupa H ristiyanl n gösterdi i ilerlemelerin kendilerine sa lad faydalar göz ard edilemez. Süreç bu ekilde lerken ber yar madas n kuzeyinde bulunan H ristiyan kütleler, Endülüs e kar askeri sald larda inisiyatif almaya ba lad lar. Bu süreç ideolojik anlamda la reconquista yani yeniden fetih anlam nda ifade edilmeye ba land. Bu ifadeden amaç spanya n n kaybedilen topraklar tekrar ele geçirme maksad yla Müslümanlara kar yap lan kampanyalard. XI. yüzy l sona ermeden önce, VIII. yüzy n ba lar ndan itibaren spanya Müslümanlar n en önemli kentlerinden biri haline gelmi bulunan Toledo ehri, Castilla ve Leon krall klar na dâhil edildi. Buna paralel olarak Do u spanya H ristiyanlar da az ölçüde de olsa ilerlemekteydiler. Her eye ra men Müslümanlar Ebro vadisinde varl klar sürdürmeye devam etmekteydiler. Kuzey Afrika kökenli Murabitlerin XI. yüzy n sonlar nda ber yar madas na geli iyle birlikte H ristiyan taarruzu durduruldu ve Endülüs birli i tekrar sa land. Ne olursa olsun H ristiyan spanya topra XI. yüzy n zarf nda 52 Valdeón, a.g.m., s. 98.

46 geni lemekle kalmay p burjuvazinin geli mesinden Santiago de Compostela ya kadar uzanan hac yolunun güçlendirilmesine kadar bir dizi önemli yeniliklerin de tan oldu. 53 III. Abdurrahman n, II. el Hakem in ve el Mansur un ola anüstü yetenek ve nüfuzu ile büyük Berberi gruplar n takviyesi sayesinde Müslümanlar küçük ve parçalanm H ristiyan devletlerine kar galip geldiler. Fakat zaferleri uzun süreli olmad. Bu üç büyük hükümdar n dönemi sona erince, H ristiyanlar n üstünlü ü Müslümanlar n fetih esnas ndaki galibiyeti gibi kendini etkin bir ekilde gösterdi. Emirli in am a ba Araplar, spanyal -Romal lar Müslümanla rmada ba ar oldular, fakat Pirenelerdeki mevzi yerli direni ini k ramad lar. Bunun aksine direni lerini kahramanca sürdüren yeni i galciler önemli bölgesel üstünlüklerine ra men, atalar Katolik inanç ba lar ndan kolayca s yr lan yeni Müslümanlar tekrar ristiyanl a döndürmede ba ar olamad lar. 54 ber yar madas H ristiyan krallar XII. yüzy lda Endülüs Müslümanlar na kar askeri inisiyatif almaya devam etti. Fakat bir önceki yüzy n sonlar nda Murabitlerin geli iyle ba gösteren benzer bir olay Muvahhid adl Kuzey Afrika kökenli yeni bir hareketin XII. yüzy lda spanya topraklar na geli iyle tekrarland. Bu yeni gelenler bir kez daha H ristiyan sald durdurmay ba ard lar. Bu süreçte özellikle güney platosunun ürkek hamlelerinin ba rolünü oynayan Kastilla ve León krall klar hususunda belli bir dengeden bahsedilebilir. Halbuki Do u spanya n n çekirdek devletleri ilk olarak Zaragoza, ard ndan y llar sonra Ebro Vadisi nin a n ve Teruel da lar bölgesinin fetihlerini gerçekle tirerek önemli karasal ilerlemeler gerçekle tirdiler. Di er taraftan 53 Valdeón, a.g.m., s Miranda, a.g.m., s. 420.

47 XII. yüzy l temel siyasi de ikliklere tan k oldu. VI. Alfonso ve halefleri taraf ndan kullan lan ba kla Bat mparatorlu unun teorik üstünlü ü, yüzy n ikinci yar nda, bir taraftan Aragón krall ve Barselona Kontlu u taraf ndan Do u spanya da olu turulan sa lam bir birli in kurulmas ndan, di er taraftan Portekiz krall n ba ms zl kazanmas, Kastilla ve León Krall klar n bölünmesi ve VII. Alfonso nun ölümünden dolay, bozuldu. Fakat ayn zamanda XII. yüzy lda Müslümanlara kar sava ta temel bir rol üstlenecek olan kurumlar ve spanyol askeri nizamlar olu turuldu. Ayn ekilde XII. yüzy lda gelecekteki parlamentolar n kökeni olan spanyol Parlamentolar kuruldu y ndaki Las Navas de Tolosa sava nda u rad klar ma lubiyet neticesinde Muvahhid gücünün çökü ü 56, spanya H ristiyan krallar n tekrar sald ya geçmelerine olanak sa lad. XIII. yüzy n ilk yar aç k bir ekilde Endülüs aleyhine H ristiyanlar taraf ndan gerçekle tirilen fetihlere tan k oldu. La Corona de Aragón 57 ise ilk olarak Balear adalar, akabinde ise Valencia krall i gal etti. Bu fetihlerle La Corona de Aragón önceki bölünme antla malar nda ondan kopar lm olan topraklar geri alm oluyordu ve bu yeniden fetih (reconquista) vazifesini tamamlanm oldu u anlam na geliyordu. imdi ise geriye, Kastilla ya geçmesine ra men Katalan ve Aragon birli inin göz dikti i Murcia krall meselesi kalm. XIII. yüzy l bitmeden evvel La Corona de Aragon Akdeniz de geni lemenin ilk ad mlar att. Kastilla ve Leon birlikleri ise Las Navas de Tolosa zaferi sonras nda 55 Valdeón, a.g.m., s Brockelmann, a.g.e., s Arogon krall ve Barselona Kontlu u taraf ndan Do u spanya da olu turulan birli e verilen ad.

48 Guadalquivir (Vadiülkebir) vadisine girdiler. Birkaç y l içinde Yukar Guadalquivir ve Endülüs ün Atlantik k H ristiyan güçlerinin eline geçti. Buna paralel olarak Murcia Taifa krall askeri olmaktan daha çok siyasi yollarla Kastilla ya dâhil edildi. Kastilla ve Leon için yeniden fetih hareketi daha bitmemi ti. Granada daki Nazariler taraf ndan kurulan Taifa krall hala ayakta kalmaya devam etmekteydi. Sonras nda Yeniden birle en Kastilla ve Leon krall klar için XIII. yüzy l her alanda ileri bir geli menin görüldü ü bir dönem oldu. 58 XIV. yüzy l spanya H ristiyan krall klar nda ve Avrupa n n bat nda maneviyatla ilgili meseleler yan nda fiziksel görünü ü de etkileyen derin bir krize tan k oldu. Ölümcül veban n yay lmas, bunal ml y llar n s kl, iktidardakilerin sald rganl, özellikle k rsal kesimi olumsuz etkiledi. Bununla birlikte koyun yeti tiricili i La Corona de Castilla 59 n n h zl geli imini sa larken Akdeniz ticareti de La Corona de Aragón ekonomisinin kilit ta oldu. Yüzy n ortalar nda La Corona de Castilla, gayri me ru kökenli Los Trastámara adl yeni bir hanedan n tahta geçmesiyle sonuçlanan karde katline sebep olan bir sava a tan k oldu. Di er taraftan La Corona de Aragón, Pedro IV krall alt nda yay lmac bir süreç izledi fakat XV. yüzy n ilk y llar nda egemen hanedan n neslinin tükenmesi ciddi bir veraset sorunu yaratt. XIV. yüzy l krizinin ba ca etkilerinden birisi, H ristiyan ve Yahudi toplumunun o güne kadar sürdürmeyi ba ard klar bar l ya am n özellikle 1391 y olaylar ndan sonra bozulmas yd. Benzer bir ekilde kriz di er fiziki 58 Valdeón, a.g.m., s , Kastilla ve Leon krall klar birli ine verilen ad.

49 görünü lerin yan nda ruhsal dünyay da etkilerken Kilise hiziple mesinin iddetinde bu net bir ekilde ortaya kondu. 60 XV. yüzy l kraliyet ordusunun düzeninde oldu u kadar ekonomik ve demografik anlamda da La Corona de Castilla için gözle görülebilir bir iyile me ya and. Özellikle ad geçen yüzy n siyasi tarihi oldukça çalkant yd. II. Juan n krall, Kastilla monar isinin gözdesi don Álvaro de Luna taraf ndan savunulan kraliyet gücü ve Aragón prensleri olarak adland lan Fernando de Antequera n n ullar aras nda sert mücadeleye tan k oldu. Her zaman karars z olan Enrique IV ün krall oldukça iç karart durumlara sahne olurken buna ra men tar m ve ticarette iyile me görüldü. Ayn zamanda Medina del Campo fuarlar ortaya ç kt ve k sa zamanda tüm spanyol topra n en önemli olgular na dönü tüler. En önemlisi ise Atlantik k na do ru yönelen uluslararas ticaret, mükemmel boyutlara ula. Süreç böyle ilerlerken XV. yüzy l da sosyal görü noktas nda gerilimler ya and. Bunun en önemli göstergesi rmandinyoslar n Galiçia isyan ve dönme sorunu yani din de tirme meselesi olarak adland lanlard. Her halükarda iyile menin di er bir özelli i kraliyet gücünün giderek artan güçlenmesinde görüldü. Ayn zamanda XV. yüzy l n Kültürel ya am nda talya kökenli hümanizmin ilk belirtileri en önemli yenilik olarak spanya topraklar nda görülmektedir. 61 XV. yüzy l La Corona de Aragón da ise büyük z tl klar n ya and bir dönem oldu. Evvela Kastilla kökenli Trastámaralardan yeni bir hanedanl k kuruldu. Baz tarihçilere göre bu olay otoriter rejim sistemi ve anla ma e ilimi aras ndaki mücadelenin do udur. Bu hanedanl n ikinci hükümdar V. Alfonso, talyan 60 Valdeón, a.g.m., s Valdeón, a.g.m., s

50 dünyas na özellikle de Napoli kentinin kültürel ve sosyal hayat na kendisini entegre ederek ya ad ve sonunda da oraya yerle ti. Onun karde i ve halefi II. Juan döneminde Katalunya, iddetli sonuçlar olan ve on y l süren korkunç bir sava a sahne oldu. Ekonomik anlamda XV. yüzy lda La Corona de Aragon da ya anan Katalunya n n gerilemesi ve Valencia n n ula görülmedik ilerleme keskin bir tezat örne idir. Çe itli iç çat malar n ya and ülke, benzer iç çat malar n ya and Mallorca ile birle ti ve talyan hümanizm ak mlar di er spanyol krall klar ndan evvel La Corona de Aragon a ula ndan beri s bir kültürel temas halinde bulundu u Napoli ye de birle me teklifi sundu y spanyol tarihinin en parlak döneminin ba lang olarak kabul edilmektedir. 12 aral k 1474 y nda IV. Enrique nin ölümü üzerine k z karde i prenses sabel Kastilla kraliçesi oldu. Daha önce 1469 y nda gelecekte Aragon kral olacak olan prens Fernando ile evlenen sabel, bu birlikteli in Fransa ve Portekiz de uyand rd endi e nedeniyle yar madada bu ülkelerle egemenlik mücadelesine giri ti. 63 Isabel in kraliçe ilan edildikten itibaren 4 eylül 1479 y na kadar geçen dönem La guerra de Sucesión yani veraset sava olarak adland r. Sivil ve uluslararas olmak üzere iki tarafl bir karaktere sahiptir. Co rafi konumu ve etkin ekonomik gücü nedeniyle, Kastilla yar madan n eksenini meydana getirmektedir. Birinin di erine kar olan zaferi yeni monar inin siyasi a rl n bat ya ve Atlantik e ya da do uya ve Akdeniz çevresine do ru kaymas na yol açacakt r. 4 eylül 62 Valdeón, a.g.m., s Joseph Pérez, Edad Moderna, Historia de España, Espasa Calpe S.A, Madrid 2007, s

51 1479 y nda Alcáçobas antla mas yla Portekiz ile olan sava a son verilip spanya n n birli i sa lan nca, sabel ve Fernando Kastilla krallar olarak kabul gördüler. Bu antla ma Portekiz prensi genç Alfonso ile Katolik krallar n ilk evlad sabel in ni anlanmas yla sa lam temellere oturdu ve bu arada Kastilla, Portekiz in Afrika da yay lmas kabul etti. 64 XV. yüzy l sonlar nda Engizisyon mahkemesinin kurulmas yla birlikte Yahudilerin ülkeden kovulmas ve Ma riplilerin zorla H ristiyan yap lmas sabel ve Fernando nun ba nda bulundu u Katolik krallar devleti dönemine rastlar. lk olarak 1480 y nda Yahudiler özel sokak ve mahallelerde ya amaya zorlan rken 1483 y na gelindi inde Endülüs Yahudileri ehri terk etmeye ve ba ka bölgelerde ya amaya mecbur edildi. Son olarak 31 mart 1492 y nda kabul edilen bir kararname ile Yahudiler dört ay içinde ya din de tireceklerdi ya da krall terk edeceklerdi. Krall kta ya ayan ki yüz elli-üç yüz bin civar ndaki Yahudi den elli bine yak dinini de tirirken geri kalan ise ülkeyi oldukça zor artlar alt nda terk etmek zorunda kald. 65 Çift monar ili Katolik krall klar devleti, XIV. yüzy lda meydana gelen ekonomik, sosyal ve politik krizler sebebiyle durmu olan reconquista vazifesine tekrar el att lar. Nasrîler sülalesi içinde mevcut, sonu gelmeyen ihtilaf, onun bunlarla ini bitirmesini kolayla rd. Son Granada emiri Ebu Hasan a kar spanyollar n Buabdil dedikleri Ebu Abdullah Muhammed ve Yusuf ad ndaki iki o lu ayakland lar. Ebu Abdullah n bizzat Granada y zaptetmekle sona erdirdi i bu muharebelerde, Isabel in kocas Fernando mahirane bir diplomasi ile araya girdi. Araplar taraf ndan 64 Pérez, a.g.m., s Pérez, a.g.m., s

52 smen fevkalade bir cesaretle müdafaa edilen küçük ehirler zaptedildikten sonra Granada, uzun bir muhasara sonunda 2 Ocak 1492 tarihinde teslim oldu nda ba lay p 1492 y nda sona eren sava la kentte tam bir H ristiyanla rma çabas na giri tiler. Bunun sonucunda Albaicín ve Alpujarra da Müslüman halk ayaklan nca, Katolik krallar çözümü Müslüman halk n din de tirmesinde ya da ülkeyi terk etmelerinde buldu. Müslümanlar n ço u spanya y terk etmek yerine din de tirmeyi kabul etti ve o günden itibaren bunlar Moriscolar (Ma ribli) diye ça ld lar. 66 Bu arada talya ve Navarra meselesinde Fransa ile spanya aras nda anla mazl klar ba gösterdi. Bu dönem için as l önemli olan ise, yeni bir k tan n ke fiydi. Bir daha hiçbir ey eskisi gibi olmayacakt. Kraliçe sabel nin deste i ile Cristobal Colon un 1492 deki Amerika k tas ke fetmesi, Portekiz den sonra spanya y da deniz a imparatorluk kurmaya itti. Portekiz ile spanya 1494 y nda yapt klar bir anla ma ile yeryüzünü ikiye bölerek payla lar. Magellan n ke fetti i Filipinler spanya ya, Portekiz taraf ndan bulunan Brezilya da Portekiz e verildi. Bu ikisi d nda spanya tüm Amerika da, Portekiz ise Asya ve Do u Hint adalar nda ticaret hakk elde etti. Böylece yeryüzünde kara yerine deniz ula ba lad. Amerika, Afrika ve Asya k tas na deniz yoluyla ula abilen Avrupa k tas, bir dünya merkezine dönü tü. Ula m ve ta mac k karalardan denizlere geçmeye ba lay nca, eski dünya halklar Müslümanlar yeryüzündeki merkezi durumlar yitirdiler Pérez, a.g.m., s ; Brockelmann, a.g.e., s Oral Sander, Siyasi Tarih ( lk Ça lardan 1918 e), mge Kitabevi Yay nlar, Ankara 2005, s

53 Isabel in 26 kas m 1504 y ndaki ölümü üzerine ülkeyi 25 eylül 1506 y na kadar iki y l boyunca I. Felipe yönetti. Katolik krallar Isabel ve Fernando nun di er çocuklar beklenmeyen sebeplerden ötürü öldükleri için miras hakk üçüncü k zlar Juana ya kald. Habsburg imparatoru Maximilian n o lu olan I. Felipe (Yak kl Felipe) ise Juana (Deli Juana) ile 1496 y ndan beri evli bulunuyordu. Bu evlilik münasebetiyle Habsburg imparatorlu unun spanya yönetiminde söz hakk do mu oluyordu. 25 eylül 1506 y nda I. Felipe nin ölümü üzerine ülkede neredeyse sivil sava a dönü ecek olan bir anar i patlak verdi. Bunun do rultusunda ülkenin ileri gelenleri, Isabel in kocas olan Fernando ya ülke yönetimini tekrar devralmas için mektup yazd lar. Fernando, 1507 temmuz ay nda k ad na yönetimi devralmak için Kastilla ya döndü ve 1516 n n ocak ay ndaki ölümüne kadar yönetimin ba nda kald. 68 Fernando dan sonra spanya taht na V. Carlos ç kt. O tarihe kadar Charles de Gand ad ta maktayd fakat 1516 y nda I. Carlos oldu y na gelindi inde ise tarih onu bundan sonra V. Carlos olarak tan. 69 V. Carlos un krall spanya tarihinde yeni bir dönem açt. lk defa olarak Castilla ve Aragón un iki tac ayn insandayd. Di er taraftan taht, yar mada krall klar n yan nda Flandes beyliklerinin mirasç, Burgonya düklü ünün haklar na ve imparatorlu un büyük amaçlar na sahip olan bir hükümdar n alt ndayd. Yani hanedanl kla Avrupa da, Akdeniz de ve Amerika da yeni perspektifler aç lmaktayd Pérez, a.g.m., s Fernand Braudel, II. Felipe Döneminde Akdeniz ve Akdeniz Dünyas, çev. Mehmet Ali K çbay, mge Kitabevi, Ankara 1994, C. II, s Pérez, a.g.m., s. 244.

54 y llar aras nda Alman imparatoru, y llar aras nda spanya kral ve ayn zamanda Hollanda-Belçika kral olarak hüküm süren V. Carlos un imparatorlu unun s rlar na spanya ve ona ba sömürgeleri ile Almanya-Avusturya topraklar n hepsi dâhildi. Bununla birlikte 1519 y nda bu görkemli unvanlar n yan na Kutsal Roma mparatoru an eklendi. Bunlara önce 1521 y nda Hernan Cortez in ve sonra 1535 te Pizarro nun, Yeni Dünya n n göz kama hazinelerinin kap lar açmalar yla geni Amerika k talar imparatorlu u da dâhil edildi. 71 Dü manlar uyruklar kadar bol olan ve bu uyruklar uzun süren herhangi bir ortak çabada birle meyen V. Carlos un imparatorlu unun gücü Almanya da bile önce duraklad ve sonra gerilemeye ba lad. Fakat V. Carlos un 1519 y nda Kutsal Roma mparatoru olarak taç giymesi ile birlikte, ard ndan gelenlerin 1648 y ndaki Vestefalya Antla mas n yerel Cermen Prensi say lmalar ko ulunu ister istemez kabul etmeleri aras nda geçen dönem oldukça bunal ml oldu. 72 Fransa Kral ile Osmanl imparatoru, Habsburglar n gücüne kar sürekli bir dü manl k beslediler. Üzerlerinde oturduklar topraklar n büyüklü üne bakacak olursak, bu dönemin önde gelen iki hükümdar, Kanuni ya da bat n deyimiyle Muhte em Süleyman ve V. Carlos, kendilerini dünyan n tek efendisi olarak görüyorlard. 16. yüzy l her iki imparatorlu un amaçlar n gerçekle mesi ve rlar n geni lemesi bak ndan bu imkân onlara sa lam. spanyollar n amac egemenlikleri alt ndaki topraklar geni letmek ve hükmettikleri halklar 71 William H. McNeil, Dünya Tarihi, çev. Alaeddin enel, mge Kitabevi Yay nlar, Ankara 1994, s McNeil, a.g.e., s. 347.

55 ristiyanla rarak bu dini yayg nla rmakt, Osmanl lar n amac da kafirlere kar sava arak benzer bir nitelik ta maktayd. Osmanl lar için yeni topraklar elde etmek slam n s rlar geni letmeyi sa larken, spanyollar için fetihler, özellikle de Amerika da zorunlu din de tirmeyi sa yordu. 73 V. Carlos un ömrü boyunca dü ledi i dünya imparatorlu u Katolik Krallar n siyasi ve dini programlar n bir devam r. V. Carlos un Benim imparatorlu umda hiçbir zaman güne batmaz, eklindeki ünlü cümlesi, bize politikas n vard noktay gösterir. V. Carlos, H ristiyan dünyas nda genel bir bar ortam yaratmak için de Türklerle sava mak istemi, en büyük deste i de Papal k Devleti nden görmü tü. Tük tehlikesine kar koymak için V. Carlos ile s i birli inde olan Papa VI Hadrianus, Carlos a H ristiyan dünyas n Türklerle beraberce mücadele edebilmesi ve H ristiyan prenslikleri aras nda bir bar antla mas imzalanmas için her eyi yapaca m, diye yazm. V. Carlos, H ristiyan devletler aras ndaki sava lara son verecek evrensel bir monar i, spanyol egemenli i alt nda devlet üstü bir devlet dü ü kuruyordu; ona göre dünya bar na do ru ilk ad m bu olacakt. 74 ristiyanlar bu do rultuda 1532 yaz n sonlar na do ru, Bat Viyana önlerinde Türkleri bekleyen ki ilik bir ordu toplamay ba ard lar. Osmanl lar n geri çekilmesiyle sonuçlanan sava ta 23 Eylül de Viyana ya gelen V. Carlos da bulunuyordu. Viyana, bu sava sonras nda Müslümanlara kar H ristiyanl n kalesi 73 Paulino Toledo, Osmanl spanyol mparatorluklar nda Dünya mparatorlu u Fikri, 1. Yüzy l, spanya-türkiye, çev. Peral Payaz Çarum, Kitap Yay nevi, stanbul 2006, s Toledo, a.g.m., s. 23,

56 olmakla kalmay p ayn zamanda Almanlar n reformlarla olu turduklar yeni tarikatlar kar nda Katolikli in de kalesi oldu. 75 Bununla birlikte V. Carlos, Martin Luter ve takipçilerine kar oldu unu aç klamas na ra men, Frans zlara ve Türklere kar daha çok talya da ve Akdeniz de sürdürülen sava lar, onu Lutheryanlara olanca gücüyle yüklenmesine olanak vermeyecek kadar u ra rd y nda tahttan feragat eden V. Carlos spanya ve spanya imparatorlu una ba ülkelerle birlikte Burgonya topraklar o lu II. Felipe ye b rakt. Fakat Avusturya y ve mparator unvan karde i Ferdinand a rakarak tahttan çekildi. 76 II. Felipe, V. Carlos unkinden daha geni, daha tutarl, daha sa lam ve Avrupa i lerine daha az angaje olan, yaln zca spanya üzerine odaklan p Okyanusa geri dönen bir mparatorlu a hükmetti. 77 Fakat miras n ikiye bölünmesi bu bölümlerden hiçbirinde kararl bir siyasal birimin olu mas na yetmedi. Almanya bölünmü olarak kald. Ferdinand ve ondan sonra gelenler ihtiyatl bir politika izlemi ken, II. Felipe yönetimindeki Büyük spanya Devleti, A Ülkeleri önce birle tirmek ve sonra da egemenli i alt na almak için bo yere u ra p durdu nda ngiltere nin Katolik kraliçesi Mary Tudor ile evlenerek ngiltere üzerinde de 75 Xavier Sellés, V. Carlos ve Birinci Viyana Ku atmas, spanya-türkiye, Haz. Pablo Martin Asuero, çev. Peral Payaz Çarum, Kitap Yay nevi, s McNeil, a.g.e., s Braudel, a.g.e., s McNeil, a.g.e., s

57 söz sahibi oldu. Fakat Mary Tudor un 1558 deki ölümü üzerine ngiltere üzerindeki nüfuzunu kaybetti. 79 II. Felipe, 1556 y nda tahta ç kt nda, babas V. Carlos un Avrupa politikas izlemesi gerekti ini dü ünüyordu. Bu yolda at labilecek ilk ad m olarak, 1565 y nda Malta adas ku atan, 1569 y nda Tunus u i gal eden llar aras nda Venedik e sava açan ve K br s fethetmeye çal an Osmanl lara kar H ristiyanl n son haçl ordusunu olu turma i ine giri ti. 80 II. Felipe taraf ndan olu turulan kutsal ligan n sonuçlar kendini hemen gösterdi ve Osmanl larla Akdeniz de bir dizi mücadelelere giri ti. Herhalde en ak lda kalan ve haf zalardan hiç ç kmayacak olan nebaht Sava d r. Kutsal birli in olu turulmas yla Avusturyal Don Juan komutas nda kurulan donanma 1571 y nda nebaht zaferine imza att. Hem Malta n n kurtulu u hem de nebaht daki ba ar Bat da sevinç ç klar yla kutland. spanya ve Osmanl aras ndaki aç k sava n durdu unu ilan eden bir bar antla mas, sular n biraz dinginle mesine yard m ederken, Akdeniz in karakteristik bir özelli i olan Müslüman ve H ristiyan korsan gemilerinin s rl sava her zamanki gibi pek engellemedi. 81 Amerikan sömürgelerinden gümü ta yan spanyol kalyonlar, ngiltere vurmaya ba lam. Katolikli in kalesi unvan ta yan spanya, 1588 y nda Protestanl n yay lmas önlemek amac yla ngiltere yi i gal etmeye karar verdi ve 79 Pérez, a.g.m., Pérez. a.g.m., Ann Williams, Akdeniz Çat mas, Kanuni ve Ça, ed. Metin Kunt-Christine Woodhead, çev. Sermet Yalç n. Tarih Vakf Yurt Yay nlar, stanbul, Ocak 2002, s

58 istila için Büyük Armada haz rlad. spanya bu Armada y ngiltere ye sevk ederken, Akdeniz de arkas Osmanl ya kar güvence alt na almak zorundayd. te bu tarihlerde ilk kez Osmanl spanyol yak nla mas sa land. Çe itli a amalardan geçtikten sonra spanyol Monar isi ile Osmanl imparatoru aras nda 1584 y nda bar antla mas imzaland. Üç sene sonra büyük haz rl klarla gönderilen spanyol Deniz Gücü nün spanyol Armadas da denilen bu sava ta büyük bir hezimete ramas ya da 1568 ve 1609 y llar aras ndaki Felemenk ayaklanmas n ba ar, II. Felipe yönetimindeki spanyollar geriletmedi. Fakat sava sonras nda Protestanl k art k durdurulamaz bir hal al rken, ngiltere nin Avrupa da ve dünyada büyük bir güç haline gelmesinin önü aç lm oldu ve spanyollar n bu üstünlükleri ancak II. Felipe nin ölümünden sonra sönmeye ba lad McNeil, a.g.e., s. 348; Halil nalc k, spanyol Türk li kilerine Ku bak, Makaleler II, Do u Bat Yay nlar, s. 245.

59 B- AH I. ABBAS DEVR NE KADAR RAN: Bugünkü ran ifade etmek için hem Pars (ya da Fars) hem ran olmak üzere iki isim birden kullan lmaktad r. Pars ifadesi, ülkenin güney bat ndaki bir bölgenin isminin eski bir Helen biçimi olan Persis ten türemi tir. Bu bölge Persis, iki en büyük Pers hanedanl olan Akamenidler (M.Ö yüzy llar) ve Sasanilerin (M.S yüzy llar) be iydi. Yedinci yüzy ldaki Arap fethinden sonra Fars 83 olarak tan nd ve hala da öyle tan nmaktad r. ran ad n kökeni ise Pehlevi dilidir ve daha eski ekil olan Ariana dan türemi tir. Bu asl nda Aryen (Ariler, Aryalar) demek olan bir fatt r y nda tüm yabanc ülkelerden resmen ran ad kullanmalar isteyen za ah Pehlevi nin bu tan bugün genel kabul görmü tür. 84 Farkl dil, din ve etnik guruplar n tek çat alt nda bugün bir araya gelmeyi ve ya amay ba ard ran, tarihi ve kültürel yap yla de erli bir mozaik meydana getirmektedir. Bu mozai in olu mas nda geçmi indeki Akamenidler, Parthlar Sasaniler, Araplar, Selçuklu Türkleri, lhanl lar, özellikle de lhanl sonras etkinlik kazanan Türkmen te ekküllerinin çok önemli katk göz ard edilemez. Her ne kadar Safevî Devleti bat ara rmac lar taraf ndan bir ran devleti olarak görülse de asl nda kurucusu Türk olan, kurulmas nda Türk a iret ve guruplar n büyük katk 83 Arapça da P sesi olmad ndan ranl lar, kendi dillerinin yaz karakteri için Arap yaz kabul ettiklerinde yeni bir harf icat etmek zorunda kald lar. Bkz: David Morman Medieval Persia , Logman, New York 1988, s J. H. Kramers, Persia, First Encyclopaedia of Islam , C. 6, s. 1038; Morgan, a.g.e., s. 1.

60 bulunan- özellikle de Anadolu Türklerinin 85 bir devlettir. Bugünkü ran nüfuzunun yar na yak n Türk oldu u ve Türkçe konu tu u dü ünülürse, Safevî devletinin kurulmas nda ve bir Türk devleti özelli i kazanmas nda Türklerin rolünün önemini daha iyi kavrayabiliriz. XV. yüzy lda ran da Safevî Hanedan n yükseli i ran da oldu u kadar Avrupa da da oldukça tarihi önemi olan bir olayd r. Bu devlet sisteminin geli mesinde üç ayr devir görülmektedir : Safevî tarikat tarihi ( Safevî akidesinin yay na münhas r) : Erdebil deki dini devletin tarihi (Laik kuvvetlerle s münasebete girilmesi) : Safevîlerin milli bir devlet tarihi (Yeni bir din inan na dayanan bir büyük ran devleti kurulmas ve bunun kuvvetlendirilmesi). 86 Tarikat n kurucusu 1252 y nda Erdebil de dünyaya gelmi bulunan, Safevîlerin de adlar alm olduklar, tarikatlar n ceddi olan Safiyüddin (Safi al Din) dir. eyh Safi den sonra o lu Sadreddin ( ), torunu Hoca Ali ( ) ve torununun o lu eyh brahim ( ) Safevî postunda oturdular. Kural olarak pirlik daima babadan o ula geçerdi. Safevî eyhleri, eyh Cüneyd (ölüm 1460) 85 Devletin kurulu unda rol oynayan oymaklar: A- Büyük Oymaklar: Rumlu, Ustacalu, Tekelü, amlu, Zû l-kadr; B- Küçük Oymaklar: Varsak, Çepni, Arapgirlu, Turgudlu, Bozcalu, Acirlu, H slu, Çemi kezeklu. Ayr nt bilgi için bkz: Faruk Sümer, Safevî Devletinin Kurulu u ve Geli mesinde Anadolu Türklerinin Rolü, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara 1999, s Walther Hinz, Uzun Hasan ve eyh Cüneyd, Çev. Tevfik B kl lu, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara 1992, s.2.

61 zaman nda Safevî tarikat toplulu undan bir dini devlet meydana getirmi lerdi. Bu devlet in merkezi olan ve tarikat mabedi nin bulundu u Erdebil, Karakoyunlular n lideri Azerbaycan n o zamanki hakimi Cihan ah a tabîdi. Tarikat n o dönemdeki piri, eyh Cüneyd, varl ve etraf nda olu turmay ba ard tarikat halkas mensuplar n çoklu uyla Karakoyunlu devleti için tehlike olu turmaya ba lay nca Cihan ah, pirin amcas eyh Cafer den Cüneyd i memleketten uzakla rmas istedi. Cüneyd in uzakla lmas yla Cafer büsbütün tarikat n hâkimiyetini eline geçirebildi. Bir çok ran l n yapt gibi Anadolu ya geçen eyh Cüneyd in y llar aras nda Anadolu ve Suriye maceralar ba lam oldu. 87 Bu ülkede kendi maksad ad na bekledi inden daha elveri li bir zemin bulan Cüneyd 88, çe itli Türk boylar da yan na alarak kendi inanç biçimi olan 12 imam inanc yaymak ve belki de ileride Cihan aha ra men tekrar tarikat n ba na geçebilecek gücü toparlayabilmek için Anadolu ve Suriye topraklar nda dola. Be on bin ki ilik bu Türk boylar n ba nda Trabzon Rum devletinin topraklar na girerek ya malar yap p hatta Trabzon ehrini ku att ysa da fethedemeyece ini görerek geri çekildi. Uzun 87 Hinz, a.g.e. s. 5,7,10, Cerbezeli, telkin kabiliyetine sahip ve ayn zamanda faal bir insan oldu u anla lan Safevî eyhi dola köylü ve göçebe Türkler aras nda say hiç az olmayan bir toplulu u kendisine mürit yapt. Hatta Cüneyd bunlardan be on-bin ki ilik silahl bir kuvvet de meydana getirme e muvaffak oldu. Kendisinin Hz. Ali evlad ndan idi ini iddia etmesi, faaliyetinin siyasi bir gayesi oldu unu gizlememesi, köylü ve göçebe Türklerin iktisadi durumlar n herhalde iyi olmamas ve bilhassa siyasi bak mdan tatmin edilememi bulunmalar, Cüneyd in ba ar lar n di er mühim sebeplerini te kil eder. Bkz: Sümer, a.g.e. s.10.

62 llar kald Anadolu dan bir k m müritleriyle Erdebil e dönen Cüneyd, müritlerini güçlendirmesi gerekti inden Çerkezler ülkesine gaza yapmak için harekete geçti, fakat irvan hükümdar Halilullah ülkesinden geçmesine izin vermedi i için onunla vuru tu ve muharebe meydan nda kald. 89 eyh Cüneyd den sonra yerine o lu Haydar geçti. eyh Cüneyd Trabzon ku atmas n ba ar zl ndan sonra, mür itlere, alimlere ve sanatç lara büyük de er veren Akkoyunlu Uzun Hasan n misafiri olarak Amid de üç y l kald. te Haydar, Cüneyd in bu misafirli i s ras nda 1458 y nda Uzun Hasan n k z karde i Hatice Begüm ile yapt evlilikten Amid de 1460 y nda dünyaya geldi. O s ralar Akkoyunlular n ba nda zaferden zafere ko an Uzun Hasan, Karakoyunlu devleti için büyük bir tehlike olu turmaya ba lam. Sonradan bu devlete son vermi (1467) ba kentini de Amid den Tebriz e 90 ta r. Arkas na day Uzun Hasan n deste ini alarak Erdebil e varan ve o s ralar 10 ya nda bir çocuk olan Haydar, 89 Sümer, a.g.e., s Uzun Hasan böyle yaparak, Kara-koyunlular n ba kenti olmakla beraber ayn zamanda Mo ol Ka anlar n ve halefleri Celâyirlilerin de önceleri ba kenti olan bir yeri eski gelene e ba kalarak mesken seçti. Bu prosedür ran da iktidar almay simgelemekle birlikte, ayn zamanda, Anadolu dan ran da lar na ak n eden ikinci büyük Türkmen dalgas olu turan ve bir yüz y l sonras için ülkenin geli iminde önemli bir rol oynayacak olan yeni bir süreci ba latt. Bkz: H. R. Roemer, The Cambridge History of Iran, Cambridge University Pres, Cambridge 1986, C. 6, s.175.

63 Cafer in k skanç bak lar aras nda Posta oturdu. 91 Safevî tarikat sisteminde baz temel yap land rmalara giri en 92 ve babas n yolunu izlemeye çal an Haydar, aynen kendisi gibi müritlerini memnun etmek için gaza hareketlerine giri ti. Haydar n lk 91 Hinz, a.g.e., s. 27, 35, 42, 56, 62; Minosrky, Fadlullah b. Ruzbihan Khunji nin Tarikh-i Alam-ara-y Amini adl kitab n özet çevirisini yapt eserinde Haydar n,özellikle de Rum ülkesinden (Anadolu) gelen babas n müritlerinin a itaatinden kötü etkilendi ini, bu ah slardan kötü al kanl klar ve davran lar edindi ini, öyle ki, mistik de eri olan eserler okumak yerine eski zamanlar n ho hikayelerini okumay ye ledi ini ve Kutsal kitaplar üzerinde Kalem kullanmay ifa etmek yerine, Erdebil köpekleri üzerinde k ç talimi yapt bize söylemektedir. Bkz: V. Minorsky, Persia in A.D , Royal Asiatic Society Great, London 1957, s lk önce tarikat k yafeti ile i e ba lam r. Te kilat kudretine müritleri için kabul ettirdi i üniforma buna örnek olarak gösterilebilir: Tarikat mensuplar s rtlar na dervi entarisi giyerler, ba lar na da taç denilen Haydari sar k sararlard. Türkmen sar n kabar k olmas na mukabil, taç beyaz bir tülbent üzerine sar lan sürahi biçiminde, yukar ya do ru gittikçe sivrilen on iki dilimli k rm bir kavuktur. Parmak kal nl ndaki on iki dilim ve k rm renk Safevîli in Alevi akidesini ve mübarek 12 imam temsil etmektedir. simleri de bu parmak kal nl ndaki dilimlere lenmi tir. Bu ba kullananlara verilen K lba ismi de sar n rengi ile ilgilidir. iki yüzü olan, Tac- Haydar, Haydar n tac, ah smail döneminde de kullan lm r. Bkz: Hinz, a.g.e., s. 65; Irene Melikof, Bekta i-alevilerde Ali nin Tanr la lmas, slam nançlar nda Hz. Ali, Haz. Ahmet Ya ar Ocak, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara 2005, s.97.

64 llar Anadolu daki te kilat geli tirmek ve müritlerinin say art rmakla geçti. Müritlerinin say her geçen gün artan Haydar n sonu da babas na benzedi. Büyük bir olas kla babas n öcünü almak için irvan ah Ferruh Ya ar a sald rd, eyh Haydar ile mücadele edemeyece ini anlay nca da güveyisi Akkoyunlu Yakub beyden yard m istedi. Day n o lunun, Biçen o lu Süleyman Bey kumandas nda gönderdi i orduya kar müritleri gerçekten iyi sava larsa da eyhlerinin bir okla vurulup ölmesinden dolay yenildiler(1488). 93 Büyük bir olas kla Akkoyunlu ve Safevî dostlu u, Yakub un Haydar ülkesi için potansiyel bir tehlike olarak görmesinden dolay sona erdi. Haydar n ölümünden sonra Erdebil deki Tarikat Devletinin ba na geçen büyük o lu ve kar Halime Beyi Aka n n çocu u Sultan Ali, 94 tarikat n toparlanmas sa lay p, müritler 93 Sümer, a.g.e., s.12-14; Minorsky, a.g.e., s ; Safevî Tarihçisi Hasan- Rumlu Ahsenü t Tevârîh kitab nda Haydar n müritlerinin say alt bine ula ncaya kadar bekledi ini, bu say ya ula nca da gidi bayra kafirler diyar olarak adland rd Çerkez taraf na açt söylemektedir. Bkz: Hasan- Rumlu, Ahsenü t Tevârîh, çev. Mürsel Öztürk, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara 2006, s. 579, Akkoyunlu Uzun Hasan n Trabzon mparatorunun k Despina Hatunla evlenmesinden dünyaya gelen üç k ve bir o lu(maksut, do. 1460) oldu. Bu zlar ndan büyük olan Halime Beyi Aka (Di er ismi Marta idi ve Türkler aras nda Alem ah Beyüm lakab yla ça ld. Annesi Despina Hatun un Uzun Hasan ile evlili i sonras nda da H ristiyanl k dinine ba sürdürmesi neticesinde büyük na Marta ismini vermi olmas muhtemeldir. Babas Uzun Hasan n farkl inanç ve fikirlere kar duydu u iyi niyet ve tölerans n da bu hususta göz ard edilmemesi gerekir.) ile Haydar n evlili inden Sultan Ali, smail ve brahim dünyaya geldiler.

65 ve mensuplar için tarikat tekrar dini ve siyasi hadiselerin merkezi haline getirmeyi ba arsa da, Yakub un 1490 y ndaki ani ölümüyle yerine geçen o lu Rüstem in, kendisini ve Safevî ailesini potansiyel bir tehlike olarak görmesi üzerine 1494 te Akkoyunlular taraf ndan öldürüldü. Abisinin ölümü üzerine, o s ralar henüz küçük bir çocuk olan smail için maceralarla dolu y llar ba lamak üzereydi. 95 Abisi Sultan Ali öldürüldü ü zaman henüz küçük bir çocuk olan ah smail için bu y llar oldukça zor oldu, Üçüncü eyhlerini de sava meydan nda kaybetmelerine ra men maneviyatlar korumay ba aran Safevî müritleri, smail ve brahim i emin bir yerde saklad lar. Gelece in büyük Türk Safevî devletinin temellerini atacak olan bu alt ya ndaki smail i Rüstem in zulmünden korumak için önce Gilan a kaç rd lar (1493 y ba ). Gilan da alt y ldan fazla kalan smail oradan Bunlardan smail in do um tarihi 17 Temmuz 1487 dir. Bkz: Hinz, a.g.e., s Uzun Hasan n hayat ndan bahseden ilk müellif Giovanni Maria Angiolello n n seyahatnamesinde de yukar daki bilgilere ula labilinir: ran n ve Tebriz in en kudretli hükümdar olan Uzun Hasan birkaç kad kendisine e olarak alm. Bu cümleden bunlardan biri Trabzon kral Calo Johannes in k Despina Hatun idi. Calo Johannes, Osmanl Sultan II. Murad n gücünden korktu undan s nt günlerinde Hasan Bey in yard yla kuvvet kazanmak istiyordu. Bu yüzden ristiyan dininde kalmas ve dini merasimleri yerine getirmesi için hizmetinde ke ler bulunmas art yla k Hasan Bey ile evlendirdi. Hasan Bey bu kad ndan bir erkek ve üç k z sahibi oldu. Bu k zlardan birincisinin ad Marta olup Sufi smail in babas eyh Haydar n e i idi Bkz: Tufan Gündüz, Seyyahlar n Gözüyle Sultanlar ve Sava lar, Yeditepe Yay nevi, stanbul 2007, s Hinz, a.g.e., s ; Morgan, a.g.e., s.110.

66 Tarum a geçti, oradan da Halhal a. Bir ara Erdebil e u rad ysa da, tehlikeli oldu unu dü ündü ü gerekçesiyle, önce Ercuvan da k lad, bahar mevsimi gelince de Erdebil i ziyaret ettikten sonra Gökçe deniz e (Göl) do ru yolland. Buyru unda bin ki i bulunmas na ra men Safevî eyhi Hüseyin in kendisini yakalamas ndan korkan smail, Erivan n güneyindeki Sa d Çukur (Çuhur Sad) bölgesine geldi. As l amac Anadolu daki müritleriyle birle mek oldu undan Ka zman ve Erzurum dan geçip Tercan a sonra da güneyindeki Saru kaya yayla na ula. Son dura Erzincan a 96 varan smail e Anadolu nun her taraf ndan müritleri ak n etmekteydi smail Anadolu ya vard s rada Akkoyunlular n durumu pek iç aç de ildi. Ülkede ba gösteren anar i neticesinde ülke tam bir kaos un e indeydi. Akkoyunlu taht kanl bir mücadeleye tan k olmaktayd. Uzun Hasan n torunu Göde Ahmet bey, stanbul dan Azerbaycan a gelince, Rüstem bey ile mücadeleye giri mi ve onu katlettikten sonra Akkoyunlu taht na geçmi ti. Fakat o da çok geçmeden be Sultan ile Fars valisi Pürnek Kas m Bey taraf ndan sfahan yörelerinde Hace Hasan-i Mâzi de yap lan bir çarp mada öldürüldü. Hace Hasan-i Mâzi deki ilk muharebeyi izleyen on y l içinde Türkmen göçer askeri elitinin dü man fraksiyonlar, birkaç Bay nd r beyi ad na konfedere a iret sava lar sürdürdüler: Muhammed b. Yusuf, Elvend b. Yusuf, Sultan Murad b. Yakub ve Kas m b. Cihangir. Bunlar tahta biribiri ard na geçmeyip imparatorlu un çe itli bölgelerinde ayn anda yükseldiler. Çeki meler neticesinde ba ta kalmay ba aran Sultan Murad ve Elvend aras nda 1500 dolaylar nda yap lan uzla ma neticesinde Akkoyunlu imparatorlu u ikiye bölündü. Diyarbak r, Arminiye, Azerbaycan, Mugan ve Arran yönetimi Elven e b rak rken, Irak- Acem, Kirman, Fars ve Arap Irak Sultan Murat a kald. Bkz: Sümer, a.g.e., s.

67 Türk boylar ndan olu an bu çok önemli kuvveti arkas na alan smail in ilk görevi ezeli dü man irvan ah üzerine yönelmek oldu. irvan eyaleti birkaç ay içinde K lba lar n 98 denetimine girerken, di er taraftan smail Ferruh Ya ar öldürerek kendisinin ve babas n öcünü alm bulunmaktayd. Daha sonra Elvend in ordusunu erûr da bozguna u rat p, Tebriz yolunu açt lar. 99 ran daki Safevî hâkimiyeti geleneksel olarak, ah smail in Tebriz i ele geçirdi i 1501 y na tarihlenir. Her ne kadar Elvend in ordusunu arrur da bozguna ratsa da Akkoyunlu tehlikesini tam anlam yla atlatabilmi de ildir. Safevî devletinin s rlar güvence alt na almak maksad yla K lba ordusu, Akkoyunlular n Ba dat kolu olan Sultan Murad n üzerine yürüdü ve 1503 y nda Hamedan da ordusunu yendi. Bu zafer sayesinde Bat ran tamamen Safevî hâkimiyetine girdi y na gelindi inde eski Akkoyunlu ba kenti Diyarbak r a 16; John E. Woods, Akkoyunlular, çev. Sibel Özbudun, Milliyet Yay nlar, stanbul 1993, s Ustacalu, amlu, Rumlu (ba ca Sivas, Amasya, Tokat, bölgelerinin yerle ik Türk halk ), Tekelü (Antalya bölgesi), Zûlkadr (Dulkad r) ile yine Anadolu daki Karaman bölgesi halk na (ba ta Turgudlular olmak üzere) ve Varsaklara (Tarsus bölgesi Türkmenleri) mensup olan Anadolunun de ik yörelerinden Türkler smail e ak n ediyorlard. Bkz: Sümer, a.g.e. s , Hinz, a.g.e. s K lba lar hakk nda geni bilgi için bkz: Melikof, a.g.m., s Woods, a.g.e. s Sümer in Osmanl kaynaklar na dayanarak bize yans tt na göre, ah smail in devletini güçlendirebilmesi ve ba ar lar devam ettirebilmesi için Türkiye deki ana müritler toplulu u ile eskisi gibi s bir ekilde münasebetleri sürdürmesi, say

68 yönelen smail in bu s r yak nla mas sebebiyle Osmanl larla çat mas na ramak kalm ken, Irak a yönelmesi üzerine çat madan kaç ld y nda Ba dat alan smail, bundan sonra K lba ordusunun yönünü do uya çevirdi. Horasan n Özbeklerden Muhammed Han eybani taraf ndan al nd haberini alan smail, Merv civar ndaki Murgab suyu etraf nda yap lan sava ta, aybani Han ma lup edip katletti (1510) y itibariyle ah smail art k Dedesi Uzun Hasan n Türkmen mparatorlu unun üzerinde oturmaktayd y itibariyle Anadolu da Osmanl hâkimiyeti alt nda bulunan bölgelerde, Safevî deste ini arkas nda hisseden büyük çapta isyanlar patlak vermeye ba lad, ah Kulu isyan 102 bunun en temel örne idir. Bu isyanlar n temellerinde sosyal adaletsizlik, ekonomik bunal m ve dini sebepleri aramam z yerinde olacakt r. K lba syanlar n Osmanl n sabr tüketmesi sonucu Sultan Selim Azerbaycan a sefer düzenlemek zorunda kald, bu sefer ço altmas ve onlar n ran a gelmelerini sa lamas gerekmekteydi. Türkiye den beslenilmedi i taktirde, K lba lar n, bir çok misalleri oldu u gibi, k sa bir zaman sonra varl klar kaybetmeleri mukadderdi. Osmanl mparatorlu u tebaas n ran a gitmesini önleyici tedbirler alm. Böyle bir tedbirin al nmas zaruret idi. Gidenler ile gitmek isteyenlerin vergileri devlet hizmetinde bulunanlara veya dini müesseselere tahsis edilmi ti. Arkas kesilmeyen göçlerden geride kalan hizmet erbab büyük zarar görmekte idi. Sümer, age., s Tahsin Yaz, ah smail, slam Ansiklopedisi, Milli E itim Bakanl Yay nlar, C. 11, s. 276; Morgan, a.g.e., s Ahmet Ya ar Ocak, Kalenderiler, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara 1999, s ; Sümer, a.g.e., s

69 neticesinde iki ordu 1514 y nda Çald ran da kar la lar. Söz konusu olan yaln zca isyanlar n kökünü kurutmak de il, bugün de oldu u gibi Ortado unun siyasi co rafyas nda ba at güç olmakt. Sava teknolojik olarak daha iyi donat lm olan Osmanl ordusu kazan rken, Türkmenlerden olu an K lba ordusu bozguna rat ld ve binlercesi de katledildi. Çald ran n sava tarihi aç ndan di er bir önemi de Modern askeri teknolojinin zaferinin bozk r sava kurallar n art k ça kald ispatlamas r. 103 smail in ordusunu bozguna u ratan Sultan Selim, Tebriz e kadar ilerleyip bu ehri ve etraf ndakileri ele geçirse de çetin k artlar neticesinde geri çekilmek zorunda kald ve smail in kaçmas engelleyemedi i için bunu asla ba aramad. Zaten o s ralar Osmanl n, Safevi yi ortadan kald rma veya ran ebediyen topraklar na katma gibi bir önceli i yoktu. K sa bir süre sonra Tebriz e dönen smail, Erzincan ve Diyarbak r n Osmanl lar taraf ndan istilas önleyemedi i gibi 1517 den sonra da bu kay plar asla geri elde edilemedi Morgan, a.g.e., s ; Roemer, a.g.m., s Roemer, a.g.m., s. 225; Çald ran ma lubiyetinden sonra smail in kayda de er siyasi faaliyetler yapt ndan pek bahsedemeyiz fakat 1514 y nda Çald ran sava nda I. Selim in birlikleri taraf ndan bozguna u rat ld ktan sonra ah smail, Alburquerque ile birlikte Hürmüz üzerinde Portekizlilerin gücünü tan yan bir antla maya imza att lar. Bu antla maya göre önceleri ran a tabi bulunan Hürmüz kral imdi Portekiz e tabi hale geliyordu. Bu önemli antla man n imzalanmas ndan sonra, her iki krall k aras ndaki i birli i artt ve bu antla malar neticesinde Portekizliler ah smail in Bahreyn adalar yeniden ele geçirmesine yard m ettiler, ayn zamanda Mekran da, ran n içindeki bir kabile ayaklanmas n bast lmas nda

70 çkiye kar a dü künlü üyle tan nan ah smail vefat etti i s rada otuz sekiz ya nda idi. Yerine geçirilen o lu Tahmasb n henüz on ya nda olmas oymak beyleri aras nda mevki mücadelesine yol açt ndan, boylar n her birinin ran n bir bölgesini dirlik halinde tuttu u görülüyor. Tahmasb n liderli inin ilk y llar nda atabeyi Rumlu Div Sultan n emirü l-ümera olarak yönetimi devrald biliyoruz. Tahmasb yönetiminin ba lar olan 1524 ve 1533 y llar n Safevî devleti ad na pek parlak geçti i söylenemez. Oymak beylerinin iç çat malar n gözlemlendi i bu llar Rumlu, Ustacalu, Tekelü, vb. gibi önde gelen boylar n devlet zirvesinde söz sahibi olma yar içinde geçti y itibariyle Osmanl n n brahim Pa a buyru unda kalabal k bir orduyla tekrar harekete geçip Tebriz e kadar ilerledi ini görmekteyiz. brahim Pa a Tebriz de bir kale yapt p Azerbaycan imparatorluk topraklar na katt ktan sonra, bir eyalet halinde te kilatland rd ve Irak a do ru yola koyuldu. Kanuni nin ordusunun onda biri kadar olan askeri ile muharebeye giri menin ak ll ca bir hareket olmad n fark nda olan Tahmasp, hiçbir zaman Padi ah n ordusuyla muharebe ona yard mc oldular. Fakat as l ilginç olan, antla klar askeri i birli inin yan nda, ayn zamanda XVI. yüzy l boyunca bir devaml k halini alacak olan Osmanl lara kar bir ittifaka imza att lar. Osmanl Türklerine kar ortak bir cephe olu turmak maksad yla 1473 y nda Tebriz de Uzun Hasan n saray na Giosafat Bárbaro yu gönderen Papa, zaten çok önceden bir ittifak te ebbüsünde bulunmu tu. Bkz: José Francisco Cutillas Ferrer, El Siglo XVI y El Comienzo de Las relaciones Diplomáticas con Persia: Carlos V y Š h Ism l, Congreso Internacional, Alicante Kas m 2000, s Sümer, a.g.e. s

71 meydan nda kar la may p brahim buyru undaki orduyu atl birlikleri ile oyalama takti i güderek onu bunaltmay ba ard. Her f rsatta hürmetkar bir tav rla Padi aha bar teklifleri sunmas na ra men bu teklif Osmanl taraf ndan reddedildi ve Kanunin 1548 ve 1554 de ran a tekrar sefer düzenlemesine mani olmad. Bu arada Özbekler de bo durmay p 1524 ve 1537 y llar aras nda Horasan a tam be sald düzenlediler. 106 Bütün bu ku atmalara ra men Tahmasb ülkesini y lmaktan korumay ba arabildi. Kanuni daha az ba ar geçen son ran seferi sonras nda Tahmasb ile 1555 y nda Amasya antla mas imzalamaya raz oldu. Mezapotamya, Ba dat ve Irak taki önemli ii tap naklar kaybedildi, fakat Azerbaycan kurtar ld. Bu arada ah ba kentini 1448 y nda daha az savunulabilir olan Tebriz den yar m yüzy l kalacaklar Kazvin e ta. 107 Tahmasb n bar, ak ll ve adil siyaseti sayesinde Amasya antla mas ndan sonra ran da zirai ve iktisadi hayat canlanarak süratli bir geli me göstermi tir. 106 Co rafi artlar n çetinli i, Azerbaycan a var ld nda yaz mevsiminin sona ermek üzere olmas ve e sorunun ba göstermeye ba lamas, Irakeyn seferinin Safevî devletinin varl na son veremeyece ini aç kça ortaya koymu tur. Tahmasp Osmanl ordusunu ancak mahsulu telef etmek, otlaklar yakmak, kuyular doldurmak ve buna benzer tedbirlerle durdurulabilece ini ve pek az bir müddet ancak ran da kalabilece ini biliyordu. Öyle de yapt. Bkz: Sümer, a.g.e., s ; Morgan, a.g.e., s Andrew J. Newman, Safevîd Iran, I.B. Tauris, New York 2006, s. 28; Roemer, a.g.m., s ; Morgan, a.g.e., s ; Sümer, a.g.e., s

72 Bunun bir neticesi olarak da imar hareketleri ba lam, ülkenin nüfusu artm r. ii mezhebi de onun zaman nda tamamen benimsenmi tir. 108 Elli iki y l süren hükümdarl ndan sonra 1576 y nda bir zehirlenme sonucu ah hayata veda etti. 109 Tahmasb n yerine kimin getirilece i hususunda emirler aras nda ba gösteren husumet, ölmeden takriben iki y l önce a r bir hastal k esnas nda ba lam. Bunlardan Ustacalular ve Gürcüler Haydar desteklerken di erleri de o s ralar Tahmasb n emriyle hapiste bulunan o lu smail in tahta geçmesini istiyorlard. ah n üçüncü o lu Muhammed Hüdabende neredeyse kör denecek kadar gözleri bozuk oldu u için, ciddi bir aday olarak asla dü ünülmedi. Buna mukabil iyile tikten sonra Tahmasb, olanlardan haberdar olmu kendisinden sonra kimin geçece i konusunda net bir fikir belirtmeyerek ölümünden sonraki 11 y l içinde ülkenin bir iç sava a sürüklenmesine f rsat yaratm r. Tahmasb n ölümüyle birlikte iki taraf aras nda ba layan mücadelede smail i tutan taraf galip geldi. 110 Sekiz ay gibi k sa süren hükümdarl n ba lar nda II. smail tebaas na çok iyi niyetli ve nazik davranmas na ra men, k sa sürede gerçek niyetlerini aç a vurdu. Bir terör hükümdarl yönetmekteydi. Ayr kç liderlerin taraftarlar na kar iddet ilimi göstermekle kalmay p kendi ailesinden olanlara da oldukça sert davrand. Ustacalular n ileri gelenleri öldürüldüler fakat ya ad klar so ukkanl ve mutavaatkar bir tutumla kar layanlar, korkunç bir felakete u ramaktan kurtulup sonralar itibarl bir duruma yükselmeye ba lad lar Sümer, a.g.e., s Roemer, a.g.m., s Sümer, a.g.e., s ; Morgan, a.g.e., s Sümer, a.g.e., s

73 ah II. smail in fazla afyon almas sebebiyle ani ölümü üzerine toplanan büyük emirler 112 karde i Sultan Muhammed i ah ilan ettiler. Gelecek on y la hükmedecek olan Sultan Muhammed Hüdabende, asl nda arka planda kald. Birbirleriyle mücadele içinde olan ayr kç K lba emirlerin hakimiyeti ele geçirme gayretleri ön planda idi. Bu husumetten ilk önce Harizm Hükümdar Özbek Celal Han istifade etmek istediyse de öldürüldü. Osmanl lara gelince, K lba lar n içinde bulundu u durumu bulunmaz bir f rsat olarak gören III. Murad vakit geçirmeden bir tak m bahanelerle bar bozup, 1578 y nda ran istila etti ve 1590 y na kadar sava sürdü. ran n bat ve kuzey de bulunan geni alanlar kaybedildi fakat Tebriz Safevîler taraf ndan tekrar geri al nd. 113 Sultan Muhammed Hüdabende zaman, K lba emirlerinin devlete hakim oldu u bir devirdir. Bu on y ll k süre içinde Ustacalular, amlular, Türkmenler ve Tekelüler devlete hakim olmay ba arm lard r. Ustacalular ve amlular di er ikisine galebe çal p Abbas tahta ç kard lar fakat hükümdarl n sonraki y llar nda ald tedbirlerle ah Abbas, Muhammed Hüdabende döneminin zay fl bir daha asla ya atmayacakt r Bu emirlerin ba olduklar oymaklardan Türkmenler ile Tekelüler, Ustacalular ile amlulara kar ittifak etmi lerdi. 113 Roemer, a.g.m., s ; Sümer, a.g.e., s. 117,120; Newman, a.g.e., s. 43; Morgan, a.g.e., s Sümer, a.g.e., s.142.

74 NC BÖLÜM: AH ABBAS DEVR NDE RAN lba lar, ah Tahmasp n ölümünde gözleri zay f oldu u için ah yapmad klar Muhammed Hüdabande yi tahta geçirmekten ba ka çare bulamam lard. Tahmasp n di er bütün o ullar, II. smail taraf ndan öldürülmü veya gözleri kör edilmi ti. Muhammed Hüdabende ile üç o lu Hamza, Ebu Talip ve Abbas tesadüf eseri kurtulmu lard. Abbas, hayat öldürülmesi emrini kasten savsaklayan Herat valisi amlu Ali Kulu Han a borçluydu. II. smail in ölümünden üç ay sonra Kazvin e 13 ubat 1578 y nda ula an Muhammed Hüdabende, ah ilan edildi inde k rk yedi ya nda idi. Sultan Muhammed ah, vücut zay fl ndan ba ka sakin mizaçl bir ki iydi ve dünya i leriyle pek ilgisi yoktu. Bu yönetim zaaf ndan dolay dü manlar n bunu f rsat bilmesine olanak yaratt y na gelindi inde Safevî imparatorlu unun varl n can çeki ti i ve devletin bir kaos a sürüklendi i konusunda bütün tarihçiler hemfikirdir. ah Tahmasp zaman nda Safevî topra n hemen hemen yar na yak d dü manlar taraf ndan i gal edilmi ti. gal alt nda olmayan topraklar ise Türk emirleri aras nda geli en hiziple meye tan k oldu ve bu durum bir iç sava denebilecek düzeylere ula. te bu artlar alt nda ah Abbas tahta oturdu. Bunun yan s ra Ülkenin Kuzey- Bat ndaki nüfusu çok ve gelir düzeyi iyi olan eyaletler birer birer elden ç kmaya ba lad. Bu eyaletlerdeki özellikle Türk göçebe unsurunun bir k sm henüz göç 1 R. M. Sanvory, Safevîd Persia The Cambridge History of Islam, Cambridge University Press 1970, C.1, s. 410.

75 edilmemi bölgelere göç ederken, baz lar da Osmanl egemenli i alt nda ya amak zorunda kald. 2 A- RAN IN YEN DEN FETH VE Ç REFORMLAR: 1557 y nda do an ve Büyük lakab ile maruf ran ah olan I. Abbas, Safevî sülalesine mensup Muhammed Hüdabende nin o lu ve halefidir. 3 Herat ta babas na kar isyan eden ah Abbas, 16 ocak 1587 y nda zaptetti i Kazvin de Ustacalu ve amlu oymaklar na ba emirlerin deste ini alarak 4 tahta ç kt zaman, Safevî hanedanl n be inci ah unvan ald. Sultan Muhammed ise ba kente geri dönüp bir müddet Kazvin de ya ad ktan sonra Abbas ile her hangi bir taht mücadelesine giri memesine ra men, önlem olarak saraydan sürüldü. 5 Güç artlar 2 David Morman, Medieval Persia , Logman, New York 1988, s.132; Faruk Sümer, Safevî Devletinin Kurulu u ve Geli mesinde Anadolu Türklerinin Rolü, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara 1999, s CL. Huart, Abbas I, slam Ansiklopedisi, Milli E itim Bakanl Yay nlar, stanbul 1993 C. 1, s Sümer, a.g.e., s H. R. Roemer, The Cambridge History of Iran, Cambridge University Pres, Cambridge 1986, C. 6, s. 261; 1587 y nda Horasan dan Kazvin e gelip dahil oldu ve babas Horasan Hükümetini kabul edip Abbas Mirza ahl k taht na geçti. Osmanl lar n elinde bulunan K lba memleketinin tekrar al nmas gerekti ini söyleyip bar yap lmas na izin vermedi. Osmanl ya mahkum olmay kabul edenlere intikam k çekip Gence ve Karaba da k lay p irvan a yak n bir yerde kalmaya

76 alt nda tahta oturan ah Abbas, bat da Osmanl larla do uda ise Özbekler ile mücadeleler beklemekteydi. Do uda büyüyerek tehlikeli bir hal alan Safevî tehdidi kar nda Sokullu Mehmet Pa a, ran n do usundaki Özbeklerle siyasal antla malar yaparak Safevî gücünü dengelemeyi ba ard. Fakat sava yanl Osmanl seçkinleri Sokullu nun öldürülmesinden sonra do udaki Kafkas ve Türkmen boylar n birbirleriyle mücadeleleri sonucu ran daki siyasal birli in da lmas f rsat bilerek Özdemiro lu Osman Pa a yönetiminde 1579 y ndan ba layarak Safevîlere sald rd lar. 6 Osmanl lar n Kafkasya y fethiyle ba layan ran sava bu sava n aleyhinde olan Sokullu nun 1579 y ndaki ölümünden sonra on y l kadar devam etti may s 1583 y nda meydana gelen Me aleler sava ad verilen meydan sava nda Osmanl lar n kesin bir zafer kazanmas yla Hazar denizine kadar uzanan bölgede Osmanl egemenli i sa land, irvan ve Da stan Osmanl idaresine kald. K m da Mehmet Giray sorununu halleden ve durumu kontrol alt na al na alan Osmanl, Özdemiro lu Osman Pa a önderli inde büyük bir Tatar birli i ve Rumeli ile Anadolu dan ki ilik bir orduyla Azderbaycan a yürüdü. Zay f bir Safevî direni i kar nda Tebriz dördüncü kez Osmanl yönetimine geçti. Akabinde karar k ld. Anadolu dan her çe it insan n kendisine kat lmas sa lad. Bkz: Selaniki Mustafa Efendi, Tarih-i Selaniki, Haz. Mehmet irli, Türk Tarih Kurumu Bas mevi Yay nlar, Ankara 1999, C. I, s. 196, William J. Griswold, Anadolu da Büyük syan , çev: Ülkün Tansel, Tarih Vakf Yurt Yay nlar, stanbul 2002, s. 2.

77 Osmanl ordusu Azerbaycan ilhak ederek imparatorlu a dâhil ettiler. 7 Amaç, Tuna nehrinden Hindistan da Mo ol mparatorlu una dek uzanan Sünni devletleri birbirine ba layan bir büyük k talar ötesi köprü in a etmek için, Osmanl -Özbek ba lant kurmakt. 8 Hazar denizine indirilen güçlü bir filo Özbeklerle düzenli bir ba lant sa lay nca, bundan cesaret bulan kudretli hükümdarlar Abdullah Han n idaresindeki Özbekler, 1588 y nda Horasan a hücum edip Herat ve arkas ndan Me hed i ele geçirdiler. ç meselelerle u ra an Safevî hükümdar ah I. Abbas, Osmanl n bat dan, Özbeklerin do udan sald lar kar nda bar yapmaya mecbur kald ve dü manlar n bütün ko ullar kabul etti. Osmanl lar bu esnada Habsburglarla tekrar u ra maya ba lad klar için 21 mart 1590 tarihinde ran ile bar antla mas imzalad lar. 9 stanbul Bar Antla mas ndan sonra Osmanl ile birlikte hareket eden Özbeklerin ran dan ald topraklar n da bu Sünnilerin elinde kalmas kabul ettirildi. Buna kar k Özbekler de art k ran a dokunmaktan vazgeçtiler Standford Shaw, Osmanl mparatorlu u ve Modern Türkiye, çev: Mehmet Harmanc, E yay nlar, Ankara 2004 s Griswold, a.g.e., s Shaw, a.g.e., s ; Bekir Kütüko lu, Osmanl ran Siyasi Münasebetleri ( ), stanbul Fethi Cemiyeti, stanbul 1993, s sonbahar nda Özbekli Abdullah Han Semnan-Kirman çizgisi do usunda kalan: Sistân, Kara, Hezâre, Gilekî, Ni abur, Sebzevar, Esferayin, Muhavvelât, Tun, Cunâbat, Kay n ve Tebes gibi bugünkü Afganistan bat nda ve ran Horasan kesimindeki yerleri fetheylemi ; ah Abbas ise, ancak Yezd e kadar gelip geri dönmü ve Erdebil ziyaretinden sonra Kazvin e gelmi ti. Bkz: Fahrettin K rz lu,

78 l, 11 ay, 16 gün süren Osmanl -Safevî sava na ah Abbas n iste i üzerine son veren stanbul Bar Antla mas yla kuvvet veya halk n itaati ile tarafeynin tasarrufuna giren yerlerin ibka olunmas esas ndan hareketle Aras nehrinin güneyinde Tebriz, Karacada, ehrizor, Ardelan, Kirman ah, Luristan, Huzistan, Nihavend, Aras nehrinin kuzeyinde Gürcistan Da stan ve irvan, Osmanl lara geçiyor ve ran km² yi bulan Osmanl fütuhat tan yordu. 11 Merkezi hükümetin zay flamas yla beslenen K lba Türk unsuru meselesi içte halledilmesi gereken ilk sorundu. Safevî hükümdarl n ba lar ndan beri tüm güçlü kabile beyleri sarayda askeri makamlar i gal ederken di erleri ise kimi zaman yönetici kimi zaman ergin ya a henüz ula mam prenslerin muhaf zl üstlenen feodal beyler olarak eyaletlerde kendi klanlar n idaresinin ba ndayd lar. Belirli eyaletlerde görüldü ü üzere baz kabileler bu gibi yönetim makamlar i gal etmelerini töresel haklar olarak görmekteydi. 12 I. ah Abbas, devletinin dayand lba Türk unsurunu inzibat alt na alman n Safevî devletinin bekas için zaruri oldu unun fark nda idi. Özellikle K lba Türk unsurlar, II. ah smail in ölümünden itibaren devlete hakim oldular ve kendilerini sonu gelmez bir mevki ve ihtiras mücadelelerine kapt rd lar. 13 Tabi ki, tarikat n piri olan ah ve müritleri Osmanl lar n Kafkas Elleri ni Fethi ( ), Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara 1993, s M. Sad k Bilge, Osmanl Devleti ve Kafkasya, Eren Yay nc k, stanbul 2005, s. 66; Newman, a.g.e., s. 52; Selanki, a.g.e., s Roemer, a.g.m., s Sümer, a.g.e., s. 147.

79 lba lar aras nda var olan eski ili ki bundan sonra devam edemeyece i gibi, Abbas için ah smail in teokratik fikirlerinin devaml da art k geçerli olamazd. 14 Saltanat de imi sebebiyle ah Abbas devlet makamlar na yeni bir kadro getirdi i halde bunlar da selefleri gibi hareket etmek istediler ve dirayetsizlikleri nedeniyle niyetlerinde ba ar z olup bir ço u hayatlar kaybettiler. Di erlerinden farkl olarak devleti dirayetle yönetebilecek nitelikteki emirlerinden biri olan ve hükümdarl borçlu oldu u Ustacalu Mür it Kulu Han da çok geçmeden öldürüldü. Özbeklerin Herat ehrini ku atmalar s ras nda kentin yöneticisi amlu Ali Kulu Han ile uzun süren münaka as nedeniyle Ustacalu Mür it Kulu Han n ku atman n defedilmesi için gönderilen seferi boykot etmesi, 15 ortadan kald lmas için sebep te kil etmi olabilir. Mür it Kulu Han bertaraf etmekle ah Abbas ne kadar dirayetli bir ahsiyet oldu unu gösteriyordu. Bunu Sultan Muhammed Hüdabende devrine ait pek çok emirin öldürülmesi izledi. Bunlar n yerlerine yeni, genç emirleri getirip bunlar n aras nda davran lar ndan ho lanmad, vazifesinde en küçük ihmal ve kusur gösterenleri ya da ileride hâkimiyeti için tehlike olu turabilecek olanlar 14 Roemer, a.g.m., s Roemer, a.g.m., s.264.; skender Bey e göre Mür it Kulu Han n öldürülmesinin sebebi k sa ve aç kt r. Abbas n tahta ç kendisine borçlu oldu unun bilincindedir. Bu durumu a klara kaçarak su istimal etmi tir. Abbas n büyümesi ve kuvvetinin artmas s ras nda bile ona çocukluk devri muamelesi yapmaya devam etmi tir. Gayet geçimsiz davran p hatta bunu ifrat derecesine ç karm r. Bkz: skender Bey Mün i Türkmen, Tarih-i Alem Ara-i Abbasi, çev: Ali Genceli, Türk Tarih Kurumu, stanbul 1945, C. II, s

80 müsamahada bulunmayarak ortadan kald rd. 16 Uzun laf n k sas, K lba Türkmen emirlerinin bo ucu bask k rmay ve kabileler aras nda süren kavgalar bast rmay bildi. 17 Askeri ve siyasi etkisi zay flayan, sosyal statüsü azalan Türkmenler için ah Abbas n hükümdarl sonun ba lang oldu. Hükümdar taraf ndan hor görülen ve itimat edilmeyen Türkmenler, en önemli askeri komutanl klar n d nda tutuldular. I. ah Tahmasp n tahta ç ndan sonra ortaya ç kan hükümdar n K lba muhaf z tas n terhis edildi ine tan k olsak da tamamen ortadan kald lmad lar. Öyle ki, ah Abbas n hükümdarl s ras nda ran da hala K lba unsurlar bulunmakta olup hatta XVIII. Yüzy lda Safevî hanedanl n y na kadar varl sürdürdüler. 18 ah Abbas, Türkmen K lba unsurlar n muhalefetine kar farkl türden bir olu um tesisi için ah -seven lik ad yla, Safevî oca na, mamlar n ruhunun tecelli etti i Mür id-i kamil olmak iddias nda bulunan, hükümdarlar na sadakat gösterenleri bu ilke alt nda birle meye ça rd. ah n kutsal say labilecek bu daveti üzerine, K lba Türkmenlerden ba ka di er etnik gruplar nda kat yla olu an bu yeni kabile, Türkmen K lba muhalefetini k rmada ah a yard mc oldu fakat, ah- seven ruhunu canland rmakla K lba askeri sistemini de tiremeyece ini anlayan ah Abbas, düzenli, disiplinli bir ordu ve özellikle de bir topçu s olu turulmas gerekli görüp o s ralar hizmetinde bulunan ngiliz soylular ndan Sherley karde lerin 16 Sümer, a.g.e., s Roemer, a.g.m.,s Roemer, a.g.m.,s. 264.

81 tavsiyelerinden faydalanarak askeri düzenlemelere ve yeni askeri s flar n tesisine giri ti. 19 Türkmen K lba lar devlet yönetiminde etkisizle tirildikten sonra Safevî imparatorlu unun yap nda kökten bir de im ya and. K lba emirlerinin bir daha gaile ç karmalar, itaatsizlik göstermelerini önlemek için tedbirler alan ah Abbas, K lba unsuruna kar bir denge olu turacak olan Yeniçeri oca n küçük nispette bir benzeri olan kullar G lamân-i Hassa-i erife te kilat kurarak bu makamlara yeti tirilmek üzere köleleri tedarik etmeye ba lad. Küçük ya ta saraya al p büyütülen Ermeni, Gürcü, Çerkez soyundan kabiliyetli köleleri yükseltip aralar ndan en kabiliyetli ve ba ar olanlar en önemli makamlara atad. Atl bir birlik niteli indeki bu oca n reisine kullar a as denilip kul tak ndan olanlara yaln z mühim mevkiler verilmekle kalm yor, ayn zamanda kabiliyetini kan tlayanlar bir çok oyma n ba na da geçiriliyordu. Bir Gürcü olan ilk kumandanlar, Allahverdi Han ad yla Müslüman oldu u için büyük bir itibar kazan p Sultan unvan yla onurland ld ve Fars valisi oldu. Tahta geçmesinden k sa süre sonra Abbas taraf ndan olu turulan bu te kilat, ne kadar önemli oldu unu kan tlay nca, lba unsurlar eski gerçek mevcudiyetine nazaran yar yar ya say lar dü ürüldü. Bir müddet sonra kullar te kilat yönetimde anahtar konumda bulunan makamlar n be te birini i gal etmeye ba lad. 20 Kraliyet silahtarlar aras nda ah I. Tahmasp hükümdarl nda iddias z bir tarzda ortaya ç km olan, reislerine minba (binba ) denilen, tüfenkçiler ad verilen ikinci bir te kilat daha vard. ran köylüsü, Araplar, ayn zamanda Türkmenlerden 19 Kütüko lu, a.g.e., s Sümer, a.g.e., s. 148, 156; Roemer, a.g.m., s

82 temsilcileri bulunan çok çe itli etnik gruplardan olu maktayd. Bunlara ilaven ranl lar n hiç sevmedi i topçuyan 21 ad verilen bir te kilat mevcuttu. XVI. yüzy n sonu itibariyle ah n tasarrufundaki birliklerin say, K lba lar n yan s ra 37,000 e ula. Bunlar n 10,000 kadar kullardan olu urken, daha sonralar ah n ahsi korumas için 3,000 kul al nd. Di er bir te kilat olan topçiyan birli inin say 12,000 olup 500 kadar topa sahipti. Ayn zamanda 12,000 kadar da piyade mevcuttu. 22 Bu yeni olu umlar n temel karakteristik özelli i, hiçbirinin herhangi bir iretle ba olmay p ayn zamanda Türkmen askeri aristokrasisinin üyeleri taraf ndan yönetilmemesiydi. Üstelik bunlara K lba lar gibi askeri ödenek üzerinden de il, hükümdarl k hazinesi üzerinden ödeme yap yordu. 23 Kendisini daha asil gören ve hizmet k demine önem veren K lba lar için Kara O lu dedikleri kullar n sevilmedi i a ikard. Ad geçen bütün bu unsurlar, K lba lara kar muvazene unsuru olarak meydana getirilmi olsalar da göçebe Türk oymaklar eskiden oldu u gibi devletin ana dire i olmaya devam ettiler. ah Abbas n Türk oymaklar ile ilgili olarak ald tedbirler neticesinde Lur, Kürt ve Afkan gibi unsurlar siyasi bak mdan önem kazan nca bu, sonraki y llarda devletin y lmas na sebep te kil etti Bu birlik Robert Sherley ile beraber ran da kalan bir ngiliz top dökücüsünün nezaretiyle Isfahan dökümhanelerinde haz rlanan 500 top ve darbzenle techiz edilmi tir. Bkz: Kütüko lu, age., s Kütüko lu, a.g.e., s. 248; Roemer, a.g.m., s ; Morgan, a.g.e., s Roemer, a.g.m., s F. Sümer in, skender Bey e dayanarak kitab nda sundu u bilgiler nazar nda 1629 nda ah Abbas n ölümü s ras nda büyük ve küçük olmak üzere 93 emir vazifede

83 Askeri ve idari reformlar n tamamlanmas için birkaç y l geçmesi gerekti. ah Abbas, bu askeri ve idari reformlarla devletin öz unsuru olan K lba lar inzibat alt na almakla kalmay p ayn zamanda Gilan, Mazenderan, Siistan, Lar, ve Luristan daki mahalli emirliklere de son vererek Safevî hâkimiyetini oralarda yerle tirdi ve hatta baz lar na Türk nüfusu iskan etti. Bu ekilde ülkesi dâhilinde egemenli ini sa lam bir ekilde tesis ettikten sonra Özbek sorununa yönelebilirdi. 25 Bilindi i üzere 21 Mart 1590 y nda Osmanl larla stanbul bar imzalam, bu sebepten ötürü bat dan gelebilecek herhangi bir tehlike söz konusu olmad için ah Abbas, rahat hareket edebilirdi. stanbul Antla mas nda Özbeklerce fethedilen yerlerin ellerinde kalaca na dair hükme ra men ah Abbas, Özbekler aleyhine statükoyu bozma karar ndayd. Özbekler son on y ld r Horasan ellerinde bulunduruyorlard. Bu esnada art k Safevîlere kar Osmanl deste ini kaybetmi olan Abdullah Han, bir yandan da o lu Abdülmümin ile ya ad ihtilaf sebebiyle göçebelerin f rsattan istifade ç kard kar kl klar ile u ra mak zorundayd. Maveraünnehir deki veraset ile ilgili çeki melerin sürmesinden yararlanan ah Abbas, bar yoluyla Osmanl -Buhara ittifak parçalad ktan sonra bulunuyordu. Bu 93 emir in 72 sini oymak emirleri te kil ederken 21 ise kul tak ndand. 72 emir in 17 si Kürt ve Lurlara, 12 si Ça ataylara, 8 i de devlet hizmetine girmi K lba olmayan mensuptu. Bu 8 emir in ba nda bulunan oymaklar n 2 si Afgan, biri Siistan l, biri Zenûzî ve biri Lek e mensup olup geri kalanlar da Türkmendi. Buna göre 93 emir den 48 i Türk de ildi. Bu rakamlara göre Türk emirlerinin devlet hizmetinde eski önemlerini yitirdikleri aç kt r. Bkz: Sümer, a.g.e., s. 149, Sümer, a.g.e., s. 152.

84 Özbeklere kar giderek üstünlük sa lay p Abdullah Han n 1598 y ndaki ölümüyle Herat, Me hed, Belh, Merv, Esterabad fethedip Horasan bölgesindeki kay plar geri ald. Bunun sonucunda stanbul Antla mas ndaki Özbekleri koruyan hükümler ortadan kalkm oldu. Ayn y l Abdullah Han n ölüm haberi, birkaç ay gecikmeyle tüccarlar vas tas yla Bab ali ye ula nda bu olay, bir dönem Osmanl siyasetinin en önemli bir muhatab gibi de il de s radan bir ark hükümdar n ölümü gibi alg land. Fakat iki y l sonra Maveraünnehir in yeni hükümdar olan Baki Muhammed Han, Belh i yeniden i gal edince, onun dengi durumunda olmayan Safevî birlikleri, sadece geri çekilmek zorunda kalmay p ayn zamanda yeni topçu birliklerinin büyük bir sm da kaybettiler (1602-3). Bir süre için bu Safevî-Özbek çat mas n sonu oldu. Olas kay plar na ra men bat Horasan n fethiyle ah Abbas, kuzeydeki ve Türkmen bozk s nda bulunan alan kazanm, yani Merv, Nesa, Do u Horasan, Herat, Sebzevar ve Ferah imparatorlu una dâhil etmi ti. Sonradan 1622 y nda Safevîler, 1594 de kaybettikleri Kandahar Gürkanl imparatoru Ekber ah tan geri ald lar Abdullah Gündo du, Türkistan da Osmanl ran Rekabeti: ( ), Uluslararas Osmanl Tarihi Sempozyumu Bildirileri 8-10 Nisan, zmir 1999, s. 152; Roemer, a.g.m., s. 267; Selaniki, a.g.e., s , ; ran Türkmen devletinin Osmanl ve Özbek devletleri aras nda ezilmesi, Gürkanl devletini oldukça güçlenmi ve s rlar büyümü bir Özbek devletiyle ba ba a b rakabilece inden korkan Ekber bu tehlikeyi önlemek isteyerek büyük bir ordu ile Sint kenar na gelip orada bir köprü kurmas, Zabulistan a (Kabil bölgesi) girme amac aç klamas ve Hayber bo az ndan bir araba yolu geçirtmesi üzerine Turan da kayg lar uyand r. Bunun üzerine Abdullah Han, elçi, mektup ve arma anlar yollar; Elçi mart 1586

85 nda Ekber taraf ndan kabul edilir. Abdullah han n bar iste ine kar k sava man n do ru olmad dü ünen Ekber, Turan a sefer yapmaktan vazgeçer. Onun büyük bir ordu ile Hindistan n Kuzeyinde bulunmas n Turan da do urdu u kayg dan faydalanan Ekber, Abdullah Han dan diledi i yolda bir söz almak ve daha çok onun da Osmanl ile i birli i yaparak ran a sald rmas önlemek amac gütmü tür. Fakat olaylar Ekber in önerdi inden büsbütün farkl geli mi tir nda ran ah Büyük Abbas n bir elçisi Ekber e gelmi, geri dönerken de Ekber in bir mektubunu ah a götürmü tü. Bu mektupta Ekber, ah a Kandahar al n sebeplerini u ekilde anlatmaktad r: ah Hüdabende nin ölümü üzerine ran karma k bir duruma girmi ; Kandahar daki Safevî mirzalar, Abbas n bu geçirdi i güç anlarda ona yard m etmedikleri gibi aralar nda da birlik kuramam lar, Ekber e de ba ml k göstermemi ler. Abbas a yard m iste inde olan Ekber her eyden önce Kandahar almay ve Mirzalar yola gelirlerse onlarla birlikte Abbas a yard ma gitmeyi dü ünmü ; ancak Ekber, Kandahar kendine saklay p Abbas n yard na gitmeyi ini unutturmak için olacak uzun bir edebiyata sapmakta, yukar da görülmü olan Turan alma tasar lar ve sonra Abdullah hanla dost olu unu anlatmakta ve Abbas a bir sürü ö üt vermektedir; bu arada Sulh- Kül(tam bar ),, ü anmay da unutmamaktad r. Sonda o ana kadar elçi yollamam olmas Ke mir de ç kan ayaklanmalar ve Sind i almak için yap lan seferlerle ve bu yüzden ran ve Horasan yolunun kapanm olmas yla aç klamakta ve Sind in al nmas yla ran yolunun daha k sa ve güvenli oldu undan bir elçi yollad bildirmektedir. Abbas ile Ekber in aras Ekber in ölümüne kadar iyi kalm r. Bkz: Y. Hikmet Bayur, Hindistan Tarihi, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara 1987, s , 150.

86 imdi s ra Osmanl lara kapt lan eyaletleri geri almaya gelmi ti. ki ayr cephede sava tehlikesi do udaki ba ar larla önlendi, öyle ki, hatta y itibariyle ah, Osmanl larla bir çat ma riskine girebildi y nda yap lan antla maya göre Osmanl lara geçen Tiflis, Çukursa d, Karaba, irvan, Azerbaycan, Nihavend esyaletlerini tekrar fethetti, bunun yan nda Ba dat da ele geçirdi. 27 mparatorlu u iç kar kl klar n sarst bu s rada Osmanl lar do u ve bat cephelerinde ayn anda sava mak zorundayd lar. ah Abbas taraf ndan Anadolu içlerine sürüldü ü bu s rada Osmanl lar, Habsburglarla bar yapabildi i için kendini çok ansl say yordu. 28 Eylül 1605 y nda ah Abbas Ürmiye Gölü yak nlar nda Osmanl lar bozguna u rat nca, Yerel Türkmen ve Kürt beyleri onun taraf na geçtiler ve arkas ndan ba layan Celali sava lar Osmanl lar n do u s r savunmalar Van ve Diyarbak r a çekmelerine, Kars bölgesi, Tiflis, Gence, Derbent ve Baku yü Safevî kontrolüne b rakmalar na neden oldu. Ancak Celaliler bast ld ktan sonra Safevîlerin üzerine yürüyen Kuyucu Murat Pa a, ah Abbas n geri çekilmesini sa lad. Murat Pa a n n 1610 y ndaki ölümü üzerine ah Abbas a kar sald lar kesip 1555 Amasya bar yenileyen bir bar antla mas 20 Kas m 1612 y nda imzalad. Bu antla mayla birlikte 1590 fetihlerini geri veren Osmanl lar, Azerbaycan ve Kafkasya n n baz bölgelerinde Safevî egemenli ini kabul ettiler. Bunun kar nda 27 Sümer, a.g.e., s nalc k, Osmanl mparatorlu u Klasik Ça ( ), çev. Ru en Sezer, Yap Kredi Yay nlar, stanbul 2006, s. 48; Bu s rada 1603 y nda patlak veren Celali isyanlar Osmanl mparatorlu unu sarsmaktad r y na gelindi inde ise Osmanl n n Avrupa da, ran da ve Anadolu da olmak üzere üç cephe de sava görülmektedir. Ayr nt bilgi için bkz: Griswold, a.g.e., s. 44.

87 ah Abbas da Ruslar n Kafkasya daki bask na ortak bir çabayla kar koymaya söz verdi. 29 Bir kaç y l sonra Osmanl Sultan ba ka bir askeri sefer vas tas yla Maverayikafkasya ve ran a b rak lan yerlerin kontrolünü tekrar ele geçirmeyi denedi de Mezapotamya ya do ru bir Safevî seferi Dakuk, Kerkük, ehrizor u, iilerin mukaddes ehirleri Kerbela ve Necef i ve bunun yan nda Ba dat yeniden zaptetti. Di er önemli bir geli me ise Diyarbak r n fethiydi. 30 Anadolu daki Celali isyanlar n stanbul u do u eyaletlerinden ay rmas ndan faydalanan ah Abbas, Ba dat daki bir yeniçeri ayaklanmas bahane ederek 12 Ocak 1624 y nda bu kenti gal etti. Irak n geri kalan bölgelerini de i gal ettikten sonra Mardin e kadar Anadolu içlerine ilerledi. Bu s rada Osmanl lar n elinde yaln zca Musul ve Basra kalm. Irak n dü mesinin okunu ya ayan Osmanl n yeni padi ah IV. Murat, Kemanke Ali Pa a n n yerine Çerkez Mehmet Pa a y getirerek kendini kurtarabildi y nda Ba dat tekrar ele geçirmeye çal salar da 1626 y nda ah n yedek kuvvetlerinin yeti mesi sonucu ku atmay kald rmak zorunda kald lar. Fakat Kuzey Irak yeniden Osmanl yönetimine girdi i için Kafkasya ve Azerbaycan da Safevîler tehdit edilir duruma girdiler. 31 Bat da bu geli meler ya an rken ülkenin di er topraklar nda da ah Abbas bo durmuyordu y nda Bahreyn Adas Safevî topraklar na kat rken, 1607 nda irvan yeniden ele geçirildi. Bir s ra askeri sefer Gürcistan n geni sahas ran n ellerine b rakt. Bunun yan s ra Abbas, Kakhetia ya boyun e diremedi ve 29 Shaw. a.g.e., s Roemer, a.g.m., s ; C.L. Huart, Abbas I., slam Ansiklopedisi, Milli itim Bakanl Yay nlar, C. 1, s Shaw, a.g.e., s

88 bilakis Kral I. Theimuraz n hükümetini tan maya zorland y na gelindi inde her ne kadar ngiliz yard yla gerçekle se de Portekizlileri Hürmüz den atmay ba ard. 32 B- KT SAD VE SOSYAL GEL MELER: ah Abbas n hükümdarl n ba lar nda ya anan kaotik ortam nedeniyle ya da tam manas yla söylemek gerekirse, yan ba nda bulunan dü manlar n ya malar ndan sonra geriye b rak lan devlet parças göz önüne al nd nda, Safevî imparatorlu u bir çözülü sürecinin içine girdi. XIV. yüzy ldaki Anadolu uç beyliklerine benzer özellikler ta yan Türkmen beylerinin yönetimi alt nda bulunan çe itli küçük muhalif güç odaklar n yükselmesiyle bu süreç ortaya ç kt. Asl na bak lacak olursa, ah Abbas n kendi topraklar özerklik isteyen Türkmenlerden ve di er askeri liderlerden geri fethetmek zorunda kald söylememiz yersiz olmaz. Bu unsurlar, yeni meydana getirilmi kuvvetlerin içine ilave ederek ve ülke içinde yürüttü ü usta bir siyasetle bu yorucu görevin üstesinden geldi. S hatta sert önlemler almas na ra men kendisinin, asi kabile efleri taraf ndan olu turulan sa lam bir cephenin d nda tutulan bir hareketin sertli ine sürüklenmesine izin vermeyerek ne kadar zeki bir insan oldu unu gösterdi. Böylece, eski Gürcü muhaf zlar korumakla kalmay p ayn n zamanda yeni askeri olu umlar n yan s ra eski K lba emirlerinin destek kuvvetlerini muhafaza etti ve kendisine sad k kalan Türkmen 32 Roemer, a.g.m., s. 268.

89 beylerinin sahip olduklar na dokunmad. Türkmen ordusunun subaylar na ilaven yeni te kilat n Türkmen olmayan kumandanlar na da yeni t marlar verdi. 33 Abbas n tahta ç kmas ndan çok önce K lba lar n ayr cal kl durumlar nda ciddi de iklikler ve a nmalar meydana gelmi ti. Bunun ba ca sebeplerinden birisi Gürcü ve Çerkez unsurlar n devlet zümrelerinde zamanla etkin konuma kavu maya ba lamalar yd. Gürcülerin ço u Safevî kuvvetlerinin Gürcüstan a düzenledi i seferlerde, ile aras nda tutsak al nm lard. ah Tahmasp n bu seferlerinde ço u kad n ve çocuk olmak üzere esirler getirilmi ti. Son seferde bu kad nlar n, tutsaklar n say otuz bine ula. Gürcü unsurlar n ak tutsaklarla rl kalmay p ayn zamanda bütün maiyetiyle birlikte Safevî hizmetine giren soylular da vard. Bununla birlikte Hareme al nan Gürcü ve Çerkez kad nlar hem erilerinin Safevî devletinde K lba lar aleyhine nüfuzlar nda hayati bir rol oynad lar. Bu kad nlar siyasi i lerde önemli bir amil haline geldiler. te bu do rultuda Safevî devletinde daha önce bilinmeyen tarzda hanedan kavgalar ve saray entrikalar geli ti, çe itli milletlerden anneler kendi çocuklar n tahta geçme mücadelelerinde bask unsuru oldular. 34 rk y n üzerindeki hükümdarl esnas nda ah Abbas, devletinin merkezile me ilkesine s s ya ba kald. Düzenli bir ordu olu turulup silahl kuvvetlerin yeniden düzenlenmesi, K lba emirlerinin özerkçi e ilimlerinin ortadan kald rmas ve Fars daki Dulkadir veya Kirman daki Af arlar n ba ms z yöneticiler olarak varl n yasaklanmas n yan s ra, Mazenderan, Gilan ve Lar n eski vassal devletlerinin Safevî mparatorlu una dâhil edilmesi, Kakhetia ve Meskhetia n n 33 Roemer, a.g.m., s Sanvory, a.g.m., s. 408.

90 Gürcü bölgeleri ve Mekran ili gibi ba ms z alanlar n yeniden boyunduruk alt na al nmas, ah Abbas n devletini merkezile tirme çapas n en iyi örne idir. Safevî mparatorlu unda asl nda bundan önce de Hükümdarl k mülkü olan t marlarda merkezile tirme fikrini sistematik olarak art ran ve bütün eyaletleri devlet arazisi halinde bir araya toplama sürecini ba latan ah Abbas oldu y llar aras nda Kazvin, Kazan, sfahan, k smen Kirman, Yezd, Kum, Mazenderan, Gilan, Astara, Gaskar eyaletleri hükümdarl k arazisine dönü tüler. Öyle ki, ah n tasarrufu için ayr lan devlet arazi gelirlerinin hepsi, ne devlet hazinesine ödenebildi ne de mar verme maksatlar için kullan labildi. 35 XVI. yüzy n sonu, XVII. ba nda ah Abbas tahta ç kt zaman, hem d kuvvetler, hem de y faaliyetleri olan iç güçler aç ndan bak ld nda, ülkeyi sallayan krizin üstesinden gelmeyi bildi ve onunla ran Safevî mparatorlu u yönetimi alt nda o güne kadarki en geni toprak büyüklü üne ula. Ülkedeki güvenlik sa land ktan sonra, Abbas dikkatini etkili bir yönetim kurmaya verdi. Ula m yollar n geli mesine büyük çaba harcarken, bir ço u bugün hala ayakta olan ve çok de er verdi i bir kervansaray a kurdu. Bu ve di er tedbirler ticaret ve endüstriyi güçlendirirken geni nüfus kitlelerinin ya am standartlar nda o güne kadar görülmü en h zl geli me ya and. Halbuki slam dünyas n di er co rafyalar nda bu süre zarf nda, Akdeniz Ticaretindeki fiyat dü leri ve Atlantik ticaretindeki zamlar sebebiyle ekonomik gerileme ya anmaktayd y na kadar geçen y llar zarf nda ah Abbas ülkesinin ba kentini Kazvin den sfahan a nakletti. Yar m yüzy l boyunca ba kent olarak kullan lan 35 Roemer, a.g.m., s Roemer, a.g.m., s

91 Kazvin den daha sulak ve verimli bir alan olan sfahan kenti, Abbas zaman nda saray ve kültür merkezine dönü ürken ayn zamanda geli mi bir iktisat merkezi oldu. 37 ehrin geli imine katk sa lamalar için ülkenin her taraf ndan mimarlar, sanatç lar, ustalar ça ld lar. Safevî döneminin en güzel eserleri Mescit-i ah, Ali Kap, eyh Lûtfullah Camisi bugün Meydan- ah yani ah Meydan etraf nda toplanm r. 38 Ayn zamanda uzun süren saltanat s ras nda ran n fikir hayat nda da yeni geli meler meydana geldi. Saray ndaki alimler aras nda bulunan, kelamdan ba ka felsefi ve ilmi ara rmalar yapan, hatta ar lar üzerinde de bizzat gözlemsel deneyler icra eden Muhammed Bak r b. Muhammed Damad bilhassa zikredilebilir. Zaman n bütün ilim alanlar yla ilgilenen Bahaeddin Amilî de bunlar aras ndayd ; ran n dü ünce ve manevi hayat nda büyük tesirler yaratan büyük filozof Sadreddin irazî kutsal Kum ehrinde etkili durumdayd. 39 Hükümet ba kentinin Kazvin yerine sfahan a ta nmas nda Osmanl seferlerinin önemli bir etken oldu unu belirtmekte fayda var. Her ne kadar bat ara rmac lar bu ta nman n, Osmanl korkusu yan nda, özellikle Azerbaycan ve Tebriz de oldukça yo un kitleler halinde konu lanm bulunan Türkmen oymaklar n devlet üzerindeki etkin gücünden kurtulmak amac güttü ünü ve ah Abbas n as l niyetinin Safevîleri ranl la rmak oldu unu ileri sürseler de özellikle de erli Türk Tarihçisi Faruk Sümer in ortaya koydu u çal malar nda kar za farkl bir tablo ç kt görmekteyiz: ahlar n sfahan daki saraylar nda da yine 37 Morgan, a.g.e., s Roemer, a.g.m., s C. Brockelmann, slam Milletleri ve Devletleri Tarihi, çev. Ne et Ça atay, Ankara Üniversitesi lahiyat Fakültesi Yay nlar, Ankara 1964, s

92 eskisi gibi Türkçe konu ulmakta idi. Türk unsurunun halk tabakas na gelince, o da varl zaman za kadar sürdüren pek kuvvetli bir ifahi edebiyata sahip bulunmakta idi. O derecede ki, aradaki mezhebi münaferete ra men bu edebiyat n bir çok mahsulleri Türkiye ye ve Hazar Ötesi Türkmenlerine giderek bu Türklerin de halk edebiyatlar aras nda yer alm r. te zaman za kadar halk n ve hatta ayd nlar n da okumu veya dinlemi olduklar Kerem ile Asl, Arzu ile Kanber, A k Garib, ah smail, Kan Kalesi gibi halk romanlar ve di erleri asl nda ran daki Türk unsurunun meydana getirdi i edebi mahsullerdir. Buna kar k XVII. yüzy n ba lar nda Anadolu da a klar taraf ndan söylenmeye ba lanan Köro lu destan da ran Türkleri aras nda yay lm ve onlar vas tas yla Hazar Ötesi Türkmenlerince tan nm ve benimsenmi tir. Köro lu destan n üçü de O uz veya Türkmen kavminin torunlar olan Türkiye, ran ve Hazar Ötesi Türkmenleri aras nda, eski ehemmiyetini yitiren Dede Korkut Destanlar yerine, milli destan haline gelmi olmas ve böylece mü terek kültür de erlerinin devam ettirilmesi gerçekten pek dikkate ayand r. Safevî in a divan nda yaln z Farsça yaz lm yor, gerekti i zaman Türkçe de kaleme al yordu. Bu gelenek devlet sona erinceye kadar devam etmi tir. 40 Önceki ah lar zaman nda oldu u gibi ah Abbas döneminde de Anadolu dan ran a göçler oldu. Anadolu da gayri adilane uygulamalar neticesinde ya anan bu göçler, Osmanl toplumunu oldu u kadar Safevî devletini de beslemeye devam etti y nda Abbas n Erivan ku atmas ndan iki bin eve yak n Türk toplulu u Save, Rey, Havar ve Firüzkuh a gönderilirken ertesi y l Erzurum-Pasin aras ndan gelenler Mera a ya gönderildi y nda ise kalabal k bir Celali toplulu u ran a geldi. Bu ve buna benzer göçler daha sonraki y llarda sürekli 40 Sümer, a.g.e., s. 151.

93 ya and. 41 Özellikle Ba kent in sfahan a ta nmas neticesinde Azerbaycan n Culfa ehrinden sfahan a üç bin eve yak n Ermeni göç ettirilirken bir çok Gürcü de sava tutsa olarak Ülkeye getirildi. XVII. yüzy n ortalar nda yaln zca sfahan da Gürcü say 20,000 e ula. Ermenilerden ba ka eski bir Yahudi toplulu u da mevcuttu. Zaman içinde yerli unsurlar içinde eridiler. 42 C- AH ABBAS KT DARININ SONLARI Kaos içinde bulunan Safevî devletinin bu olumsuzluktan yeniden do una, ran topra na do ru henüz geni lemeye ba lam olan yak n do u güçleri içindeki yüksek itibar ndan faydalanan bir devletin ortaya ç na, ekonomik ya am n tekrar canlanmas na, yerli kültürel tarz n geli mesine, sanatlar n taktire ayan bir ekilde filizlenip büyümesiyle e lik edildi. Bütün bu yap lanlar ah Abbas n ba ar yd. Onun bir çok ba ar na ra men ah, hem siyasi durumla hem de ahsi alanla ilgili çok önemli bir sorunla mücadele etmede, ne devlet adaml ne de ahsi nitelikleri bir arada toplayabildi. Bunun en önemli göstergesi kendinden sonraki halefi belirleme ve o ullar na davran biçimiydi. Belki de bu noktada tam anlam yla iktidar ba nda olmayan fakat bir bütün olarak hükümdar ailesinin mal olan Türk kavram n unsurlar ndan etkilenmi olabilir. ah n on bir o lu aras ndan bize tan lan yaln zca be o luydu. Bunlar Muhammed Bak r Mirza ya da daha bildik bir isimle Safi Mirza, Hasan Mirza, Sultan Muhammed Mirza, ayn zamanda kendi do du u y l ölen büyükbabas ndan sonra Muhammed Hüdabende Mirza ya da Ruzak 41 Sümer, a.g.e., s Roemer, a.g.m., s. 270.

94 Mirza, smail Mirza ve mam Kulu Mirza idi. Bu ehzadelerden Hasan Mirza ve smail Mirza çocuk ya ta dünyaya gözlerini yumdular. 43 Seleflerinin yolunu izleyen ehzadeler ile ilgili sorunlar n bilincinde de ildi. Bir hükümet darbesi sonucunda tahta ç kan ah, kendi babas tahtan indirip ya ayan iki karde iyle birlikte ba kentten onu uzakla rm ve onlar kör ettirmi ti. ah n ortadan kald rd ya da K lba emirleri aras ndan güçlü konumundan dolay uzakla rd ahsiyetlerin akrabalar olan imparatorlu un aristokratlar içindeki küskünler taraf ndan olas intikam hareketlerinin bu ürkütücü yönü haf zalara kaz nd. Arka plandaki bu tür hareketlerle hayat boyunca sahip olaca ku kulu ve güvenmez davran lar geli tirdi. Öyle görülüyor ki, ah Abbas, kendisinin babas devirdi i üslubun devaml etkisinde kald ve kendi o ullar ndan birinin ayn muameleyi yapmas ndan daima korktu. Bu korku onu jurnalleri dinlemeye, onlara önem vermeye haz r hale getirdi. Hükümet darbeleri ve suikastlar n önüne geçebilmek için sarayl lar ve askerleri o ullar ndan uzak tuttu ve baz durumlarda emirlerini çi neyenleri çok sert bir ekilde cezaland rarak bu ahsiyetlerin soyundan gelenlerle yap lmas yasaklad. Genellikle haremde tutulan ehzadelerin sosyal ili kileri prensesler, harem kad nlar ve had m a alar yla s rl kald. Devlet adaml ve askerlik e itimi almad klar gibi babas n seferlerine kat lmaktan da mahrum edildiler. 44 ah n ele geçirip garanti alt na ald kuvvetle giri ti i kanl deneyimlerinin ve devlet i lerindeki sert tutumunun bir sonucu olarak bir çok dü man yaratt. ah Abbas n bu sert mizac ve ki ili i kar nda en büyük o lu Safi Mirza diye bilinen 43 Roemer, a.g.m., s Roemer, a.g.m., s ; Morgan, a.g.e, s.142; Sanvory, a.g.m., s. 422.

95 Muhammed Bak r Abbas daha yumu ak ba ve s cak kalpli bir insan oldu undan, bütün herkes kendisini babas n saray nda hükümdar olarak görmek istiyordu. Safi Mirza n n artan popülaritesi kar nda ah Abbas rahats zl k duymaya ba lam. Safi Mirza lehine kendisinin tahtan hal edilece inin planland anlad nda onu ortadan kald rmaya karar verdi. Saray astrologlar ndan birisi taraf ndan yap lan uyar lar ve kendisinin en yak n dan manlar n tavsiyesi üzerine ehzadeden kurtulmas için ikna edildi. Bu ikna n n arkas nda yatan sebeplerden en önemlisi olarak o lu Hasan n Me hed valili i s ras nda lalas K lba reisinin ayaklanmas oldu. Hasan ad na yap lan K lba ayaklanmas n ard ndan de Muhammed Bak r ve baz Çerkez unsurlar n ad n kar ah öldürme komplosu yap ld iddia edildi. Bunun üzerine Yirmi yedi ya ndayken 1615 y nda Re t e yapt bir ziyaret esnas nda babas n emirleri üzerine hamamdan dönerken hançerlenerek öldürüldü. Olaya tan kl edenlere göre ve ah Abbas n da sonradan fark etti i gibi ehzade suçsuzdu. Öldü ü güne kadar Abbas bu a r ve hatal karar n korkunç an haf zas ndan asla silemedi. Yine de taht n güvenli i ve kendi hayat için duydu u kayg onun üzerinde bu tür bir hükme sebep oldu. Di er iki o lu da benzer sebepler yüzünden kör edildiler. Bir müddet sonra ehzade Sultan Muhammed Mirza, Safi Mirza n n büyük o lu olan torunu Süleyman Mirza y, ve mam Kulu Mirza y gözlerden uzakla p onlar tahta ç kmaktan men etti na gelindi inde ise Abbas n yerini alabilecek gelecek nesilden hiç ehzade kalmad y Ocak ay nda Mazenderan kentinde bulunan Ferah-Abad daki 45 Roemer, a.g.m., s. 277; Morgan, a.g.e., s. 142; Sanvory, a.g.m., s

96 yazl k ikametgah nda ah Abbas öldü ü zaman yerine halef olarak torunu Sam Mirza, ah Safi lakab yla 17 ubat 1629 y nda tahta ç kt Brockelmann, a.g.e., s. 302., Sanvory, a.g.m., s. 423.

97 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: RAN-AVRUPA LER VE SPANYA ah Abbas n hükümdarl s ras nda ran da diplomatik ve ticari faaliyetlerde art ya and. Bu ran n ah Abbas devrinde her bak mdan daha cazip bir ülke olmas ile alakal idi. 1 Hollandal lar, Portekizliler ve ngilizler, Basra 1 Osmanl n n Bat ç karlar aleyhine büyümesi döneminde, ran n Bat n n beklentilerine uygun bir cazibe olu turmas n di er bir göstergesi olarak bat seyyah, diplomat, tüccar ilgisinin bu dönemde ran a yo unla mas eklinde kendini göstermektedir. Bu ba lamda a daki ah slar zikredebiliriz: lk olarak Timur döneminde spanyol Ruy Gonzalez de Clavijo heyeti ve 1425 y llar aras nda Venedikli Nicolò de Conti heyeti y nda Venedik in Uzun Hasan a Tebriz e yollad fakat ba ar olamayan L. Quirini heyeti ve ayn maksatla ondan sonra Caterino Zeno heyeti y nda yine Tebriz e Uzun Hasan a Giosafat Barbaro heyeti ve yine Ambrogio Contarini ba kanl nda di er bir heyet. Portekizli Albuquerque nin ah smail e gönderdi i Miguel Ferrreira heyeti y nda Portekizli Antonio Tenreiro heyeti y nda Macar Kral Ludwig taraf ndan ah smail e Petrus de Monte Libano heyeti y nda ngiliz Anthony Jenkinson. Papa V. Pius taraf ndan 1571 tarihinde ah Tahmasp a Vincentio d Alessandri. Sekiz l sonra di er bir Venedikli Gasparo Balbi y nda Papa XIII Gregory taraf ndan ah Hüdabende ye Giovanni Battista Vecchietti heyeti y nda yola kan Pedro Teixeira y nda Essex kontu taraf ndan ah Abbas a Anthony Sherley heyeti. Papa VIII. Clement taraf ndan Diego Miranda heyeti y nda Antonio de Gouvea heyeti, 1614 y nda III. Felipe taraf ndan ah Abbas a gönderilen Don Garcia de Silva y Figueroa. Bkz: Laurence Lochart, European

98 Körfezi nde ticari üstünlük elde etmek için k yas ya çarp lar. Bu çarp mada üstünlük elde etmenin en kestirme yolu olarak kar lar nda ah Abbas buldular. Birbirlerine çe itli elçiler göndererek diplomasinin yönünü tayin etmeye çal lar. A- RUSYA LE KURULAN LER: ah Abbas n ipek politikas diplomatik faaliyetlerinin ayr lmaz bir parças yd. pek politikas ran n özellikle Osmanl lara kar politikalar nda en i levsel vas tas olarak kullan lm r. Bu ran n i lenmemi ipe ine alternatif yollar bulma çabalar ve Isfahan a yerle tirdi i Culfa Ermenileri ne kar tutumu kadar aç k bir gerçektir. Bu politikalarla birlikte kafas me gul eden ikinci sorun ise ba dü man Osmanl n n kar nda ayakta kalabilmek ve yabanc müttefiklerle birlik olup Osmanl d lamakt. 2 XVI. yüzy n ikinci yar n ba lar nda Rusya vas tas yla ngiltere ve ran aras nda bir ticaret yolu açmak için ad mlar at ld. Böylece 11 may s 1553 y nda Richard Chancellor (Çensler) yönetimindeki bir gemi Norveç in kuzey ini dola arak Beyaz Deniz e yelken açt. Archangel de demirleyen Chancellor, Korkunç van taraf ndan oldukça iyi kar land Moskova ya do ru güneye yola ç kt. Bu ziyaret Rusya yolu arac yla ran ile karayolu ticaretinin temellerini att. Chancellor ngiltere ye döndükten sonra Londra da, Rusya ile ticaret yapmak maksad yla, 1555 Contacts, , The Cambridge History of ran, Cambridge University Pres, Cambridge 1986, C. 6, s Rudolph P. Matthee, The politics of Trade in Safevîd Iran: Silk For Silver ( ), Cambridge University Press, Cambridge 1999, s. 76.

99 tarihinde The Moscovy Company, Moskova ya da Rusya irketi kuruldu. Chancellor, bu defa kraliçe Maria (Hanry nin k ) n n elçisi s fat yla, 1555 tarihinde Kuzey Buz denizi yoluyla Moskova ya geldi. Moskova hükümeti taraf ndan gayet iyi kar lanan ngiliz heyeti ile Ruslar aras nda ticaret münasebetleri üzerinde bir uzla ma yap ld. ki y l sonra ngiltere den yola koyulan Anthony Jenkinson ve Richard ve Robert Johnson karde ler, Rusya y geçip Astrahan, oradan da gemiyle Volga n n a na Hazar Denizine yelken açt lar. Bu gerçekten riskli öncü bir giri imdi. Bu öncüler ran a de il fakat Buhara ya gidip k orada geçirdiler. Bunlar, Orta Asya ya ayak basan ilk ngiliz tüccarlard. Jenkinson ve kendisine e lik edenler geldikleri yolu izleyerek ngiltere ye döndüler. Bu ba ar dan cesaret bulan Jenkinson ve meslekta lar 1561 y nda ran a do ru yola koyuldular. ki ekim de Erdebil den ran n o zamanki ba kenti olan Kazvin e yola koyuldular ve orada ah Tahmasp taraf ndan kar land lar. Bu durumda kazan lan ba ar, Rusya yoluyla ngiltere den ran a di er ba ka heyetlerin gönderilmesine yol açt. Bu süreç zarf nda Rusya irketinin tüccarlar sfahan yak ndaki Kahsan gibi uzak yerlere nüfuz ederek ran daki bir çok kasabay ziyaret ettiler. Bu giri im, ran daki veba salg nlar, Tatarlar n Volga daki korsanl k faaliyetleri, ciddi ya am ve mal kayb gibi sebeplerle 1581 y nda terk edildi. 3 San lan n aksine ah Abbas n ilk ili kileri Müslüman olmayan bat dünyas yla de il, Osmanl kar niyetler besleyen ve bu konuda ran la paralel 3 Lochart, a.g.m., s ; Francisco Cutillas Ferrer, El Siglo XVI y El Comienzo de Las relaciones Diplomáticas con Persia: Carlos V y Š h Ism l, Congreso Internacional, Alicante Kas m 2000, s ; Akdes Nimet Kurat, Rusya Tarihi, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara 1999, s

100 dü ünceler ta yan Rusya yla idi de Gregori Boris Vasilçikov un Kazvin e elçili iyle ba layan düzenli elçi de imleriyle, ah Abbas döneminin Rusya ile olan ilk diplomatik ili kileri de ba lam oldu. Abbas n Osmanl yla bar yapma karar bu ili kileri tutars zla rmas na ra men tamamen de verimsiz k lmad da Ruslar ekonomik ili ki taleplerini ve ranl tüccarlarla serbest -vergisiz- ticaret yapma isteklerini bildirmek amac yla Hadi Beg i bir kez daha ran a gönderdiler. ah Abbas n kuzey politikas art k ticari ili kileri de kapsamaya ba lad ve 1594 llar aras nda Moskova ya gönderilen dört Safevî heyeti, Safevî diplomatlar na lik eden resmi tüccarlar n haklar ve gümrüksüz ticarete dâhil edilmeleri konusunda tart malar içeren ticari bir yöne sahipti. K sa bir sürede ipek, geli en ticari elçili in bir parças haline geldi. 4 Hadi Beg in 1594 teki üçüncü Heyetine kat lan hükümdarl a ait resmi tüccarlar, ah için 204 kg a rl nda ipek ve silah ve samur kürk gibi korunmak için kullan lan e yalar getirdiler. Güzel kuma lar ta yan tüccarlar 1599 daki Pir Kulu Bey heyetinin bir parças yd. Moskova ticari ili kileri standartla rmak için ran a bir dizi heyet gönderdi deki talihsiz Tuifiakin heyeti kendinden önceki üç lider zaman nda ard ard na düzenlenen heyetler de ran a varamadan ölmü tür- ran la ticari antla ma yapmak için gitmi tir. Ayn görev 1600 de Çar Boris Godunov taraf ndan gönderilen tam te kilatl Zhirov-Zasiek in elçili ine de verilmi görülür. Bu noktada Rus- ran ticari ili kilerinde pek bir ey yap lamazd. ran ve Rus ülkelerinin jeopolitik öncelikleri, ç karlar birle medi i sürece elçilik ticareti s rl kl kta yap lacak ve ithalat önemsiz kalmaya mahkûm olacakt da stanbul la bir antla ma imzalayan ah Abbas, Osmanl kar aktif bir tutum sergileyecek 4 Matthee, a.g.e., s. 77.

101 durumda de ildi. Bunun yan s ra Rusya n n Kafkaslardaki sald rgan politikas ran da üpheyi artt rken, ah Abbas n Özbeklere kar sava, ülke içinde yapt reformlar onun tüm enerjisini ve zaman tüketmi ti. Burada söylenmek istenen ah Abbas n ne o zaman ne de daha sonra ülkesindeki ipek için Rusya ya pazar sa lamak amac yla resmi bir yol açma giri iminde bulunmad r. Resmi Rusya- ran ili kileri Rusya da ba layan ve Karma a Dönemi ( ) 5 olarak bilinen zamanda ask ya al nd. Bu dönem sadece Rusya n n ticari ili kilerini bozmakla kalmad, güvenilir bir askeri i birlikçi olma statüsünü de alt üst etti. Osmanl ve m Tatarlar n tehditleri ve köylülerin isyanlar geçici süreyle Moskova ve Astarhan aras ndaki yolun kapanmas na neden oldu. Bu s rada Azerbaycan ve irvan daki y lar nda devam eden Osmanl -Safevî sava ran n kuzeybat bölgelerine büyük zarar verdi. 6 B- SPANYA VE AVRUPA TEMASLARI: 16. yüzy n sonlar na do ru spanya'n n Yenidünya daki, Portekiz in ise do u denizindeki üstünlü üne meydan okumaya haz rlanan ve Bat Avrupa ile dünya denizlerinde h zla yükselmeye ba layan ngiltere, Osmanl devletine yakla. 1578'de ngiltere'nin ilk stanbul büyükelçisi olan William Harborne, Osmanl devleti üzerinde tekelci ayr cal klara sahip bulunan Fransa'n n muhalefetine ra men, stanbul'dan ticaret serbestisi ald ve 1579 tarihinde yap lan bir anla mayla ngiltere Fransa'n n sahip oldu u haklar elde etti. Frans zlar antla may ortadan kald rmak 5 Kurat, a.g.e., s Matthee, a.g.e., s. 78

102 için çok u ra ysa da, Osmanl devleti spanya ve Portekiz'e kar ngiltere'yi potansiyel bir müttefik olarak görmeye ba lad ndan ve ran'la yap lan sava larda Osmanl devletinin silah ihtiyac do du undan dolay bu konuda önemli bir ba ar elde edemediler. O s rada bir iç sava içinde olan Fransa bu silahlar kar layamayaca için bunlar n bir ba ka büyük devletten al nmas gerekiyordu. O devlet de ngiltere ydi y nda ngiltere ile Osmanl Devleti aras nda ili kilerde Harborne, ngiltere Kraliçesi'nin Osmanl Sultan nezdindeki ilk büyükelçisi unvan ald. stanbul'a bir ngiliz büyükelçisinin gelmesi Frans z ve Venedik elçilerince tepkiyle kar lanm sa da Osmanl sadrazam kendilerine, stanbul'un bar isteyen herkese aç k oldu unu söylemi tir, Osmanl tutumundaki de iklik son derece belirgindir. 3 May s 1590 y nda imzalanan yeni kapitülasyon anla mas yla ngiliz Tüccarlara hiçbir s rlama olmadan Osmanl topraklar nda mal al p satma imkân sa land. 7 Osmanl kar bir politika etraf nda birle en ah Abbas ve Bat Avrupa hükümdarlar n ili kilerinin temelleri, Avrupa n n Mo ollar( lhanl lar)dan askeri destek alarak Memluk kontrolü alt ndaki Filistin i H ristiyanlar için elde etme hayallerine kadar dayan r. Böylece Memluklerin yerini Osmanl lar alm oluyordu; Venedik ve Roma 1400 lü y llar n sonunda Uzun Hasan a elçiler gönderdi inde Osmanl mparatorlu u na kar birle me Bat Avrupa diplomasisinin ortak amac haline geldi. H ristiyan güçler ah smail e ve onun varislerine halef- ayn amaçla 7 Standford Shaw, Osmanl mparatorlu u ve Modern Türkiye, çev: Mehmet Harmanc, E yay nlar, Ankara 2004, s. 227; Oral Sander, Anka n n Yükseli i ve Dü ü, mge Kitabevi Yay nlar, Ankara, 1993, s

103 yakla lar fakat giri imleri aral kl olarak sürdü ve düzenli etkile im bu tür giri imlere k smen Rusya da ba gösteren karma an n sebep oldu u yeni fikirlere aç k olan ah Abbas dönemine kadar beklemek zorunda kald. 8 Timur un Beyaz t ma lup etti i s ralarda ber yar madas ndaki Castilla ve Leon kral III. Enrique, Timur un saray na, Ruy Gonzalez de Clavijo, Gómez de Salazar ve Fray Alonso Paez de Santa María dan olu an bir heyet gönderdi. Timur un saray n bulundu u Semerkand a ula ana kadar ran n Kuzeyini dola lar ve sadece saray nda bulunmakla kalmay p bununla birlikte dünyan n bu sm nda meydana gelen olaylar n ilk elden tan klar oldular. III. Enrique nin heyetinde bulunanlardan ikisi, Pelayo de Sotomayor ve Fernando de Palazuelos, ayn zamanda Ankara sava nda haz r bulundular. ran a var lar 1 Temmuz 1404 y nda gerçekle ti ve ran hakk nda Ruy González de Clavijo bize oldukça ilginç bir hikâye rakt. Bu seyahatnamesinde Clavijo, Tebriz in tasvirinden, Sultaniye de bulundu u rada Cenova l ve Venedik li tacirler taraf ndan savunulan önemli bir ticaret fuar na rastlad ndan ve Miran ah taraf ndan saray da kabul edili inden bahseder. Ayn zamanda kutsal Me het ehrinden geçi inden ve ii slam n en kutsallar ndan biri olarak kabul edilen sekizinci mam R za n n kabrini ziyaret etmelerine izin verildi inden söz eder. spanya ya dönü te onlara Timur taraf ndan gönderilen Hayyi Muhammed el Kad e lik edecektir. Clavijo nun seyahatiyle 9 birlikte bir spanyol krall ve ran aras nda ili kiler ba lat lm oluyordu Matthee, a.g.e., s Clavijo ran a ait gözlemlerinde öyle der: Me het ehrine vard k. Buras, mam za n n gömüldü ü yerdir. mam R za, Sultan- Horasan unvan yla gömülmü tür. Peygamber Muhammed in torunlar ndan olan mam R za, buran n halk taraf ndan

104 stanbul un dü ünden itibaren büyük bir panik havas içine giren Bat n Osmanl tehdidi kar nda önlemler almaya çal mas kaç lmazd. Bat n n Do u yla mücadelesinde yine Do u yla, Do u nun ise Bat yla mücadelesinde Bat yla ittifak kurmas n temelleri ah Abbas öncesi dönemde at lm. ah Abbas n ran devletinin birli ini sa lamas ve devletini kurumsalla rmas bu süreci sadece h zland rd. ran ve Avrupa özellikle de spanya aras nda geli en ili kilerde, yeni yüzy n geli iyle birlikte çok daha yo un olan yeni bir dönem aç yordu de stanbul un dü ü ile birlikte Avrupa için gerçekten kritik bir süreç ba yor ve Osmanl Do udaki ve Akdeniz deki ticari ili kileri tehdit ediyordu. Bu ciddi tehlike büyük bir evliya say yor. Kendisi ehrin en büyük camiinde gömülüydü. Mezar, gümü le yald zlanm, bir parmakl kla çevrilmi tir. Her taraftan gelen ziyaretçiler, mezar ziyaret ediyor ve ziyaretten dönen herkes taraf ndan hürmet görüyordu. Herkes onlar n eteklerini öpüyor. Çünkü buray ziyaret edenler, mukaddes bir makamla temas etmi say yorlar. Buraya vard z zaman bizi de mam R za n n mezar ziyarete götürdüler. Onun için, biz ran n ba ka yerlerinde ziyaret ederken Me het ten geldi imiz ilan ediliyor, herkes gelip eteklerimizi öpüyor ve bizi o mukaddes makam ziyaret etti imizden dolay bir meziyet kazanm say yorlard. Yukar daki cümlelerden anla laca üzere ah smail, Safevî devletini ii unsurlar üzerine kurdu u zaman, Teokratik devletinin ana unsurlar için gerekli zemin zaten bu co rafyada mevcuttu. Bkz: Ruy Gonzales de Clavijo, Timur Devrinde Kadis ten Semerkand a Seyahat, çev: Ömer R za Do rul, Kesit Yay nlar, stanbul 2007, s Ferrer, a.g.m., s

105 kar nda Bat ve ran aras nda geli en ili kilerin as l faktörünün Osmanl oldu u ortaya ç kmaya ba yordu. Çünkü her iki ülke de Osmanl mparatorlu u taraf ndan tehdit edilmeye ba lam ye do ru XVI. yüzy n ba lar nda ah smail in I. Selim le olan ili kileri, iki esasa göre sürdürülüyordu, bir taraftan I. Selime boyun dirmek için etraf ku at rken, di er taraftan ah smail, Osmanl larla dü manl k politikas güden devletlerle ili kiler ve müttefik yak nla malar ba lat yordu. 11 ran la yap lan bu ilk temaslara döndü ümüzde, yeni Safevî ran la ilk ili kilerin gerçek kurucular Portekizliler oldular y, Portekiz in Asya daki imparatorlu unun do um tarihi olurken, 1517 y da Osmanl lar n Hint Okyanusuna ortak olma sürecinin ba lang na i aret etmekteydi. XV. yüzy n sonunda Vasco de 11 Lochart, a.g.m., s ; Ferrer, a.g.m., s. 341; Osmanl larla dü manl k politikas güden devletlerle ili kiler ve müttefik yak nla malar n ba lat lmas na örnek olarak o s ralarda ah smail in uygulad politikaya yak ndan tan k olan talyan Giovanni Maria Angiolello nun verdi i bilgileri gösterebiliriz. Angiolello ya göre ah smail, Kahire ye, Alaüddevle ye ve Gürcülere elçiler gönderir. M r Sultan yla, Alaüddevle yle ve Gürcüler ile antla malar yapar. Sonra Selim e elçiler gönderir. Onlar, mücevher süslemeli alt ndan bir saltanat asas, her ikisi de murassa eyer ve çtan ibaret hediyeleri bir mektup ile birlikte ah ad na Sultan a verdiler. Mektubun muhteviyat öyle idi: Biz, ran Padi ah smail, sana, senin mülkünün de erinde ve krallara lay k olan arma anlar gönderiyoruz. E er yi it biriysen onlar iyi muhafaza et. Çünkü ben gelece im ve senden geri alaca m. Sadece onlar de il ayn zamanda taht, ba ve can da! Böyle bir tehdidin Selim in hiddetini nas l çekti i tahmin edilebilir. Bkz: Gündüz, Tufan, Seyyahlar n Gözüyle Sultanlar ve Sava lar, Yeditepe Yay nevi, stanbul 2007, s

106 Gama kaptanl nda Lizbon dan yola ç kan ve Hindistan a ula an küçük bir filo, daha önceleri toplanan bilgilerin de de erlendirilmesiyle, Asya n n zenginli ine ortak olma ve H ristiyanl yayma yolunda bir ilki gerçekle tirdi. Portekizliler Hint Okyanusu çevresinde denizcilikteki ustal klar yla kurduklar hâkimiyetle, Do u Akdeniz (Levant) üzerinden ak p giden ticaret yollar kapatm lar, Asya n n de erli mallar (baharat, kuma, de erli ta lar vb.) okyanus yoluyla, Güney Afrika lar dola arak ülkelerine ta ma gayreti içine girmi lerdi. 12 Böylelikle Hindistan a varmak için slam dünyas na yelken açarak ticaret i inde ran körfezi yolunu elde ettiler. Bununla birlikte, Avrupa ve ran aras nda kal bir temas ba latarak ran ve Portekiz aras ndaki ili kilerin meyvesini veren bir dönem aç ld. 13 XVI. yüzy n ilk y llar yla birlikte Portekiz ve ran aras nda geli en ili kilerin yeni bir evresi, ran körfezinde Portekiz in ç karlar yans tarak çok daha etkin bir ekilde ve ayn zamanda Hürmüz adas nda kal bir görevle ba yordu. XVI. yüzy n bu ilk y llar nda, Avrupa ve ran ç karlar n çak bir dönem aç lmaktayd y nda konumu itibariyle K ldeniz giri ini kontrol edebilen Aden önünde ba ar z olan Portekizliler, 1515 te Basra Körfezi giri indeki ah smail in müttefiki olan Hürmüz ahl fethederek Safevîlerle kom u oldular. Bundan sonra askeri seferlerini haz rlayabilecekleri, ran, Irak, Türkiye, Arabistan, r ve Etiyopya gibi ülkelerden ve toplumlar ndan haber alabilecekleri çok önemli bir yere sahip oldular y nda Çald ran sava nda I. Selim in birlikleri taraf ndan bozguna u rat ld ktan sonra ah smail, Alburquerque ile birlikte Hürmüz 12 Salih Özbaran, ran, Türkiye, Irak, Suriye, ve M r Yollar nda Portekizli Seyyahlar, Kitap Yay nevi, stanbul 2007, s Ferrer, a.g.m., s. 342.

107 üzerinde Portekizlilerin gücünü tan yan bir antla maya imza att lar. Bu antla maya göre önceleri ran a tabi bulunan Hürmüz kral imdi Portekiz e tabi hale geliyordu. Fakat as l ilginç olan, yapt klar askeri i birli inin yan nda, ayn zamanda XVI. yüzy l boyunca bir devaml k haline alacak olan Osmanl lara kar bir ittifaka imza att lar. ran la imzalanan ittifak antla malar sayesinde bir yüzy l boyunca Portekizliler, Hürmüz Manama daki kal konumuyla ran körfezi uzman na dönü üyorlard. Bu sayede Portekiz, Hindistan la ticareti garantiliyor ve ran ile temaslar nda özel bir konum elde ediyordu Eylül 1523 tarihinde ah smail in saray na gitmek için Hürmüz den yola ç kan António Tenreiro nun kuzeye do ru süren yolculunda Türkmenlerin ya ad yerlerden geçerken edindi i izlenimler ve verdi i bilgiler, bize Portekizlilerin nas l ran uzman haline geldikleri hakk nda bilgi verecektir: Hayatlar küçükba hayvan ve at yeti tirmekle geçiyor. Beyaz ve sar ms rk. Baz lar topuklar na kadar uzanan bol, pamuklu elbise giyiyorlar. K n bunlar n üzerine dikilmi kuzu ve tilki derileri kullan yorlar. Kad nlar pek güzel; ipekten mükemmel hal kullan yorlar. Her zaman çad rlar yla dola yorlar. Gördü ümde say lar eksik olmas na ra men her bir grup yukar 500 veya 600 çad rdan olu uyordu. Yeti tirdikleri iyi at ve k sraklarla geziyorlar. Ok, k ç veya pala ve sa lam kalkanlarla iyi bir donan mlar var. Büyük muharebeler d nda m zraklar kullan yorlar. Yaz ve k her zaman, iklimi daha iyi olan ba ka yerlere göçüyorlar. ah n bütün arazi ve da lar nda bu rk gördük. ah n yasalar na, Safevî rejimine ba lar; yani Muhammed den ziyade Ali ye sayg duyuyorlar. K rm ba k tak yorlar, Türkçe konu uyorlar. Kendilerine k rm ba lar anlam na gelen K lba diyorlar. unu fark ettim ki, ne slami yasalara, ne de

108 Fakat bu temaslar ve ittifak antla malar ran yaln zca Portekiz le yapmad. Osmanl lara kar gerçek bir haçl seferi yaratmak niyetinde ki ah smail, Türklerin ilerleyi ini durdurmada en büyük çabay gösteren Macar kral II. Luis ve imparator V. Carlos ile temas kurmay denedi. V. Carlos bir heyet yollarken, di eri de Maruni bir ke olan Petrus de Monte Líbano yu ah smail e gönderdi. Her ikisinin de amac Türklere kar bir ittifak olu turmakt. Her eyden önce aradaki mesafe oldukça fazlayd ve Osmanl lar n varl Akdeniz deki her çe it temas engellemekteydi. leti im zorlu una örnek olarak ortaya ç kan, ah smail den V. Carlos a gönderilen Latince mektupta, Avrupa devletleri aras ndaki sava tan duydu u endi eden ve ortak dü mana sald rmak için bir cephe kurma ihtiyac ndan bahsedilir. Mektup 1524 de ah smail in ölümünden sonra ancak V. Carlos un eline ula abildi y nda papa XIII Gregorio nun Avrupa güçlerini Osmanl lar a kar yeni bir haçl seferine ça rmas yla, Avrupa yla ran ili kilerinde vuku bulan yeni bir döneme girildi. Bununla, haçl seferine ran ittifak n da dâhil edilmi oldu u dü ünülüyordu. Giovanni Battista Vecchietti, ran askeri gücünü hesaplamas için Papa taraf ndan delege olarak gönderildi. ah Muhammed Hudabende nin hükümdarl n zay fl n b rakt kötü izlenimden dolay ve her eyden önce Türkler kar nda ald askeri kay plar nedeniyle sonuçlar negatifti y nda ran dan döndü ünde ah Muhammed Hüdabende öldü, yerine ise Safevî hanedanl n en karizmatik ve ak ll liderlerinden biri olan ah Abbas geçti. 16 putperest adetlerine, ne de ba ka bir esasa ba lar. Bkz: Özbaran, Portekizli Seyyahlar, s , 35-36; Ferrer, a.g.m., s Lochart, a.g.m.,s ; Ferrer, a.g.m., s Lochart, a.g.m.,s ; Ferrer, a.g.m. s. 344.

109 ah Abbas n tahta geçti i s ralarda spanya taht nda II. Felipe bulunmaktayd. O s ralar Avrupa daki Protestanl k meselesiyle u ra an II. Felipe bu do rultuda 1588 nda ngiltere ye sava açm fakat donanmas büyük bir hezimete u ram. Buna ra men gücünden bir ey kaybetmedi. Fransa da patlak veren iç bunal m sonucunda y llar aras da geli en spanyol-frans z sava lar 17, II. Felipe nin son on nda Do u yla pek fazla me gul olamayaca n kan yd. Zaten Osmanl ile 1584 nda yap lan bar antla mas, papal n bask lar na ra men spanya n n Osmanl ile çat mas, Avrupa da yukar daki gibi ba ka meseleler varken gereksiz hale getiriyordu. Buna ra men II. Felipe ran ile iyi ili kiler kurma iste inden vazgeçmedi 18. II. Felipe 1598 y nda öldü ünde 19, o lu III. Felipe ye kendi babas n ona b rakt ndan çok daha büyük bir imparatorluk teslim etti. Babas na nazaran III. Felipe iradesi zay f olan bir ki ilikti. Bundan sonra ran, tarihçilerin umursamaz bir ki ilik olarak tan mlad klar III. Felipe ile ili kilerini devam ettirecekti. Kendisini sanat ve e lenceye veren III. Felipe, devlet yönetimini Denia Markisi ve Lerma dükü olan Francisco Sandoval y Rojas a b rakt. Tahta ç ndan bir y l sonra 1599 da Valencia da Avusturya l Margarita ile evlendi. 17 Fernand Braudel, II. Felipe Döneminde Akdeniz ve Akdeniz Dünyas, çev. Mehmet Ali K çbay, mge Kitabevi, Ankara 1994, C. II, s Ayr nt lar için bak z: Luis Gil, Diplomatik Denge: spanya, Osmanl ve Safevî mparatorluklar, spanya-türkiye, çev: Peral Bayaz Çarum, Yay: Pablo Martín Asuero, Kitap Yay nevi, stanbul 2006, s Joseph Pérez, Edad Moderna, Historia de España, Espasa Calpe S.A, Madrid 2007, s. 292.

110 Hükümdarl n ba lar nda i ler pek yolunda gitmiyordu. Ülke ekonomik buhranla sars yordu y nda, spanya ve Portekiz krall n ticaretini engelleyen ve dü manlar cesaretlendiren ngiltere ile sava patlak verdi. spanyollar ilk ba larda Kinsale ve Baltimore ehirlerini ele geçirdiyseler de sonradan bunlar ngilizlere iade etmek zorunda kald lar ve amans z dü man kraliçe Elizabeth in ölümü üzerine 1604 A ustos ay nda ngiltere yle Londra bar imzalad lar. ngiltere ile imzalanan bu bar antla mas ndan sonra ülke içi meselelere dikkatini yönelten spanya, ülke topraklar ndaki Müslümanlar n, Akdeniz sahillerine sald larda bulunan Berberiler ve Osmanl larla i birli i yapt klar ileri sürerek 11 Eylül 1609 kraliyet ferman yla onlar ülkeden tamamen kovdu. Böylece spanya n n etnik ve dinsel temizli i tamamlanm oluyordu. Bu arada iddetini kaybetmekle beraber Akdeniz de Osmanl larla mücadeleler de devam etmekteydi. 20 ah Abbas n tahta ç ndan iki y l sonra 1589 y nda Fransa da IV. Enrique taç giydi. Y llar boyu krall k otoritesine ba kald ran Protestanlar yenilgiye ratarak muhtemel bir dizi dinsel sava la u ra maktan kurtulan Fransa, IV. Enrique döneminde tekrar güçlü ve birle ik bir devlet olarak ortaya ç kt. 21 Biraz da Osmanl politikalar n sonucu olarak Fransa n n spanya n n etkisi ve egemenli i alt nda bulunan tüm ülkelerde sorun ç karmas nedeniyle 1610 y nda neredeyse iki ülke aras nda sava patlak verecekti. Fakat 1610 da IV. Enrique nin ölümünden sonra 1611 y nda Fransa naibesi kraliçe María de Médicis ile kurulan iyi ili kiler süreci o 20 Felipe III, Enciclopedia Universal Ilustrada Europeo-Americana, Espasa- Calpe, S.A., Madrid 1924, C. XXIII, s William McNeil, Dünya Tarihi, çev. Alaeddin enel, mge Kitabevi Yay nlar, Ankara 1994, s. 348.

111 devir devletler hukukunun bilinen bir yöntemi diyebilece imiz hanedanlar aras evliliklerle daha da geli ecektir. III. Felipe nin k Ana ile IV. Enrique ve María de Médicis in o ullar XIII. Luis in evlilikleri ile IV. Felipe ile Burbon Hanedanl ndan Isabel in evlikleri, bir müddet olsun Fransa ile spanya n n aras düzeltmi ti. talya da ise s k s k isyanlar ve hatta sava lar ba gösteriyordu. Bu do rultuda spanya talya da Saboya ve Venedik e müdahalelerde bulunmak zorunda kald. 22 Katolik restorasyonu ad na yerel halklar ve dokunulmazl klar ortadan kald lmaya ba lan nca 1618 y nda Bohemya da bir ayaklanma ç kt. Bunun sonucunda Otuz y l süren ve Avrupa n n ço u ülkelerini kas p kavuran sava lar patlak verdi. 23 Bu olaylar uzaktan izlemeyle yetinemeyecek olan spanya, A Ülkelerden yola ç kan markiz Spinola önderli indeki 8,000 askerle mparator II. Fernando ya yard m etmek maksad yla Otuz Y l Sava lar na müdahale etti. Bu arada Amerika da spanya n n geni lemesi devam etmesine ra men spanyol mparatorlu u nun çözülü ünün ba lang III Felipe dönemi oldu y nda ise Lerma dükü görevden al nd. 24 III. Felipe in tahta bulundu u 1598 ve 1621 y llar aras nda spanya ve çevresinde böyle bir tablo mevcuttu. Büyük bir olas kla ah Abbas, Avrupa da ya anan bütün bu olaylar n çok uza nda olsa da kendi lehine uygun bir tablonun olu mas bekliyordu. ah Abbas döneminde ran a ilk bat ziyareti Essex Kontu nu temsilen Anthony Sherley ve karde i Robert Sherley taraf ndan gerçekle tirildi. Amaç, tüm 22 A.g.m., s McNeil, a.g.e., s A.g.e., s. 601.

112 ristiyan Avrupa ad na Osmanl kar i birli i sa lamak ve ngiltere ile ran aras ndaki ticareti geli tirmek için ah Abbas ikna etmekti. ngiliz Antony Sherley, karde i Robert Sherley ve aralar nda mahir bir top dökücüsünün de bulundu u 25 yolda yla birlikte 24 May s 1598 tarihinde Venedik ten kalkan bir gemiyle skenderun a do ru hareket ederek Haleb-Ba dad üzerinden Aral k 1598 de Kazvin e vard lar. Sherley, ah taraf ndan kabul edildi inde kendisine oldukça nazik davran ld. ah, Bat ile ticareti kolayla rmaya söz vermekle yetinmeyip Sir Anthony Sherley i Osmanl ya kar Bat güçlerinin deste ini sa lamaya çal n diye kendi ad na Avrupa ya gitmesi için görevlendirdi. Kendi karde i Robert ve ekibin di er be üyesini tekrar dönünceye kadar rehine olarak b rakan Sherley, Rusya yolunu izleyerek Avrupa ya do ru yola ç kt. Kendisine Hüseyin Ali Bey Bayat ad nda ah n bir elçisi ile birlikte Safevî yazmanlar ve hizmetçiler de e lik ediyordu. Hatta bu yazmanlardan birisi elçinin ye eni Ali Kulu Bey ve di eri Oruç Bey Bayat idi. 25 Ta klar mektup ve hediyeler ile ah taraf ndan verilen görevin ran daki Türk ajanlar taraf ndan ö renilmi olmas, heyetin en k sa yol olan Türkiye den geçmesine engel te kil ediyordu. Hindistan dan geçerek deniz yolunu takip etmek ise büyük güçlükler yarataca ndan ve Portekizlilerin ngilizleri ta mak istememesi de mümkün oldu undan, Hazar üzerinden Rusya yolunu seçmek zaruri oldu. 25 Lochart, a.g.m., s ; Ciriaco Pérez Bustamente, La España de Felipe III, Historia de España, yay. Ramón Menéndez Pidal, Espasa Calpe, S. A., Madrid 1979, C. XXIV, s ; Bekir Kütüko lu, Osmanl ran Siyasi Münasebetleri, stanbul Fethi Cemiyeti, stanbul 1993, s. 247; E. Denisson Ross, Sir Anthony Sherley and his Persian Adventure, London 1933, s

113 ah Abbas n Robert Sherley i yaln zca Kraliçe Elizabeth e göndermek istemesine ra men Sherley, di er H ristiyan prenslerle de temas kurmak, hatta elçili i de kendisinin üstlenmesi gerekti ini söyleyerek Avrupa hükümdarlar n Osmanl lar aleyhine yap lacak bir harpte yard mlar n temin edilmesini tavsiye ve telkin etti. 26 Moskova dükü, Polonya kral, Almanya mparatoru, Venedik beyi, Papa ve spanya Kral III. Felipe ile görü mek üzere 1599 y nda sfahan dan yola ç kan ilk elçiler Antony Sherley ve Hüseyin Ali Bayat Bey 27, 11 ekim 1600 tarihinde Prag a ula lar. 7 Kas m da mparator II. Rudolf taraf ndan ihti amla kar land lar. Henüz Avrupa daki dinsel uyu mazl klar n boyutlar bilmeyen Abbas, Katolik hükümdarlar n tebaalar na ticaret yapma ve ran da oturma izni veriyor, ibadetlerini istedikleri gibi yapma özgürlü ü tan yor ve topraklar nda ya ayan bütün ristiyanlar n Papal k yetkisi alt na girmelerini öngörüyordu. Buna kar k, ran da sürekli büyükelçilikler bulundurulmas, Türklerle bütün ili kilerin kesilmesini ve Osmanl lara sava ilan edilmesini istiyordu. 28 Heyet, 1601 y n Nisan ay n ba nda Roma ya vard fakat papa ile bulu ma Sherley ve Hüseyin Ali Bey in aras nda patlak veren hiyerar i sorunu yüzünden ertelendi. Geç de olsa Papa VIII. Clement, Sherley i önce kabul etti fakat Hüseyin Ali nin s ras geldi inde gerçek elçinin kendisi oldu unu ve Sherley in sadece onun asistan oldu unu iddia etti. ki elçi aras ndaki çeki meler öyle boyutlara ula ki, Sherley elçi olarak pozisyonunu ho nutsuz bir ekilde b rakt. Hüseyin Ali 26 Ross, a.g.e., s Ross, a.g.e., s Gil, a.g.e., s. 143; Bustamente, a.g.e., s. 402.

114 Bey elçili in tart mas z ba olarak kalmas na ra men, ekibinden (onlardan birisi de yd ) baz lar n H ristiyan dinine geçmelerinden dolay oldukça üzüldü. Sherley ve Ali Bey aras ndaki anla mazl klar n fark nda olan VIII. Clement yerinde bir kararla ah a yan Antony Sherley nin götürmesini, Ali Bey in de spanya ya maiyetiyle yaln z gitmesini istedi. Elçi ekibinden Müslüman kalanlarla birlikte III. Felipe nin onlar kabul edece i yer olan Valladolid e do ru yola koyuldu. Ali Bey ve heyeti, o s ralarda saray n bulundu u Valladolid e 13 A ustos 1601 tarihinde vard lar. 29 Yukar da s ralanan isteklere bir de özel talep ekleniyordu. spanya kral ndan Hürmüz deki tacirlere yap lan haks zl n düzeltilmesi, k ç yapmada kullan lan ve Portekiz den ithal edilen demir çubuklar n dört parmak uzat lmas (kendi ülkesinde uzatma olana yoktu), bir de dönü ünde elçiye spanya kral n elçisinin e lik etmesi isteniyordu. Türklerden al nan topraklar n bölü ülmesine gelince, Abbas kendi zaptetti i topraklara egemen olacak, geri kalanlar spanya kral na rakacakt. 30 Bu s rada Ali Kulu Bey ile Oruç Bey Katolik dinine geçtiler. Bunlar n vaftiz ana babal ise kral ve kraliçe Margarita yapt lar ve onlara Felipe ve Juan isimlerini verdiler. Elçi Ali Bey, ye eni Ali Kulu Bey ve Oruç Bey in H ristiyan olmalar üzerine büyük bir dü k kl na u rad.bu durum kar nda sinirleri tahrip olan Ali Bey, Don Juan (Oruç Bey) i öldürtmeye te ebbüs bile etti Lochart, a.g.m., s. 387; Gil, a.g.m., s ; Bustamente, a.g.e., s Gil, a.g.m., s Lochart, a.g.m., s. 387; Bustamente, a.g.e., s. 397.; Vaftiz için gereken her ey haz rland ve özel itinayla majestelerinin ba papaz ve büyük hay rseveri Don

115 ran heyetinin Valladolid de kal 11 Ekime kadar sürdü. Ali Kulu Bey ve Oruç Bey H ristiyan olduklar için ran a dönmeyi reddettiler. Hüseyin Ali Bey dönü yolculu u için gereken ihtiyaçlar sa las n diye III. Felipe ye ba vurdu. Bunun üzerine III. Felipe, 7 eylül 1601 y nda ilgili birim bilgilendirerek gerekli paran n Hüseyin Ali Bey e tahsis edilmesini sa lad. 32 Antony Sherley ve Hüseyin Ali Bey in elçili ini izleyen iki y l içinde yedi Safevî heyeti Roma dan Paris e ve Viyana ya uzanan Avrupa ba kentlerini Osmanl kar müttefik bulma f rsatlar ke fetmek amac yla ziyaret etti. Bu çabalar n hiçbir sonuç vermemesi, Avrupal lar n sadece ran a etkili destek vermek için çok az istek göstermesinden dolay de il, ayn zamanda Safevî stratejisinin eninde sonunda Avrupa yla olan irtibatlar ndan ziyade, bölgesine ait askeri sebeplere ve ülke içi Alvaro de Caravajal a gidildi. H ristiyan ö retisiyle haz r bulunarak bize iki beyaz elbise giydirdiler ve saraya götürdüler. Büyük yard m sever Don Alvaro de Caravajal da bir arabada bizimle birlikte geldi. Böylece kendileri de beyaz giyinmi olan Majestelerinin bulundu u yere ç kt k ve bize e lik eden bir çok ki iyle apel e indik. Orada Don Alvaro De Caravajal bizi vaftiz ederken Majesteleri de bizim vaftiz babalar z oldular. Elçinin ye eni Ali Kulu Bey ranl Don Felipe ad al rken önceden Oruç Bey olan ben ise ranl Don Juan ismini ald m. Sonra Majesteleri bizi kucaklad lar ve bizi fazlas yla onurland rd lar. Bkz: Relaciones de Don Juan De Persia, Önsöz ve Notlar Narciso Alonso Cortés, Real Academia Española, Madrid 1946, s Alfonso Remón ad nda spanyol bir licentiate in yard yla, Don Juan (Oruç Bey) spanyolca olarak kendi ili kilerini (Relaciones) yazd. Don Juan n kitab 1604 y nda Valladolid de yay mland. 32 Bustamente, a.g.e., s. 395; Relaciones de Don Juan de Persia, s. 25.

116 bask lara göre belirlemesine ba r. Bu nedenle ah Abbas, Hüseyin Ali Bey Bat Devletlerinden olumsuz bir cevapla dönmeden önce Osmanl ya olan dü manl ask ya almaya karar verdi. Ça da Safevî tarihçesinde ipe in güzergah n Anadolu dan ran Körfez ine yönlendirilmesi bu diplomatik ili kiler çerçevesinde sürekli sorun olmu tur. ah n Avrupa giri imleri tam olarak ran n güney bölgelerini merkezi kontrol alt na alma harekat yla e zamana denk gelir. ah, 1601 de iraz n hükümdar Allah Virdi Han a Lar eyaletini i gal etmesini emretti ve bir y l sonra Portekiz den Bahreyn i alarak ran havzas ndaki hükmetti i topraklar geni letti Mart 1602 y nda Lisbon dan demir alan Hüseyin Ali Bey Goa ya geldi inde, Abbas n Hürmüz adas yla anakarada s r olu turan Comoran Kalesi ni ku att, Bahreyn kalesini i gal etti i haberini ald. Elçinin, 24 aral kta durumu bildirdi ini ve iki hükümdar aras ndaki dostlu a dayanarak ah n bir çözüm bulaca bekledi ini anlat yordu. Bu arada ah n H ristiyan prenslere gönderdi i arma anlar sat p paralar ise cebe indiren Sherley ise ran a dönme cesareti gösteremedi i gibi, Essex dükü Cádiz seferine kat ld için spanya ya da dönemiyordu ve yard m etti i dük ngiltere kraliçesi taraf ndan ölüme mahkum edildi i için ngiltere ye de gidemiyordu. Böylece 1601 y nda Ragusa ya gitmeye karar verdi. Ertesi y Venedik te geçiren Sherley orada spanyol büyük elçisi Don Francisco de Vera y Aragon ile temasa geçerek kendisine spanya Kral hizmetinde çal mak istedi ini bildirdi. O günden sonra da spanya kral n sad k bir adam 33 Matthee, a.g.e., s. 79.

117 olarak kald fakat karde i Robert ise ran da rehin oldu undan ah n hizmetine girmek zorunda kalm. 34 Portekiz ve spanya birli inin 35 gerçekle ti i dönemde ( ) ran ve spanya aras ndaki ili kiler, Portekiz in oynad önemli rol gere i ve Türk arzular 34 Gil, a.g.m., s tarihinde Fas ta cereyan eden Vadiyüssebil ad verilen muharebede, Portekiz Kral Don Sebastian, on bin süvari, altm bin piyade, üç yüz altm toptan olu an kuvvetli bir ordu ile Fas hükümdar na kar isyan eden Mehmedül Müstans r a yard m ediyordu. Bunun üzerine as l hükümdar Ebü Mervan Abdülmelik Türkiye den yard m istedi, bu do rultuda Cezayir Beylerbeyi Ramazan Pa a mühim bir kuvvetle imdad na ko tu ve Portekiz ordusuna kar kati bir zafer kazand. Bu muharebede Don Sebastian ile yirmi bin Portekizlinin maktul ve k rk bin ki inin esir dü mesi üzerine Portekiz taht bo kald ve bu durumdan istifade eden spanya kral II. Felipe Lizbon u i gal etti. Feyzi Kurto lu na göre e er III. Murad 16 y ldan beri faydas z bir surette devam eden ran harbine son vererek Vadiyüssebil zaferinden istifade etseydi, Hint Okyanusuna hakim olabilirdi. Hatta o zaman derya kaptan bulunan K ç Ali Pa a, bu maksatla Ferdinand de Lesseps den üç as r önce Süveys kanal n aç lmas teklif etmi ti. Fakat III. Murad, gerek K ç Ali nin teklifine, gerekse ngiliz Kraliçesi Elizabet in, spanya ve Portekiz kral II. Felipe ye kar mü terek hareket edilmesi için yapt tekliflere uzak kalm. Portekiz ma lubiyetinden II. Felipe nin istifadesi k sa bir zaman sürdü. II. Felipe ye kar Hollandal lar denizlere aç ld lar ve okyanuslar n hakimiyetini spanyollar n ve Portekizlerin ellerinden ald lar. Daha sonralar bu hakimiyet ngiliz ve Frans zlara geçti. Bkz: Feyzi Kurto lu, XVI. As rda Hind Okyanusunda Türkler ve

118 frenleme ihtiyac ndan dolay art. Bu ittifaklarda dikkat çekmek gerekir ki, spanya ve ran co rafi konumlar nedeniyle do al dü manlar olamazlard. Dini meseleler nedeniyle iki z t ülke aras ndaki bir ittifaktan bahsetmemize ra men geli en artlar iki ülke aras nda aç k bir mübadeleye izin verdi. 36 Papa, Nicolao di Melo yu, II. Rudolf, Stephan Von Zolonkemeny ve Georg von der Jabel i, spanya kral III. Felipe ise Antonio de Gouvea y elçilik göreviyle ran a gönderdiler. Rus Çar Boris Godunov ise elçisi Jaroszlafsky yi 1603 y nda ah Abbas a göndererek ah, ordular Osmanl lar n üstüne gönderir ve onlarla bar yapmazsa, kendisinin de yard ma gelece ini bildirdi ubat 1602 tarihinde III. Felipe nin aha yazd bir mektubu ran a götürmekle görevlendirilen Augustinus tarikat na ba rahiplerden olu an Jéronimo de la Cruz, Antonio de Gouvea ve Cristóbal del Espiritu Santo, Goa dan Hürmüz e do ru ayr ld lar. Horasan dan Me ed e, oradan da 10 Kas m 1602 tarihinde sfahan a vard lar. 38 III. Felipe taraf ndan ran a gönderilen St. Augustin tarikat na mensup üç rahipten meydana gelen heyet e ah Abbas çok nazik davrand ve iltifatta bulundu. Katoliklerin ruhani temsilcisi Papa n n ve spanya Kral n ittifak kazanmak lüzumunu hisseden ah, ran daki H ristiyanlar için kilise in as n haz r oldu unu fakat kad lar n muhalefetinden çekindi ini, e er öncelikle Avrupa taraf ndan Portekizliler, kinci Türk Tarih Kongresi, Kenan Matbaas, stanbul 1943, s Ferrer, a.g.m., s M. Sad k Bilge, Osmanl Devleti ve Kafkasya, Eren Yay nc k, stanbul 2005, s Gil, a.g.m.,

119 Osmanl lara kar taarruz edilir, sonra in aata ba lan rsa, dü manlar na kar kendilerine yard m edildi i için kilise in as na mecbur kal nd gibi bir gerekçeyle muhalefetin önlenece ini ve sonunda H ristiyan tacirlerin serbestçe Hürmüz e gidebileceklerini bildirdi. Sonuçta sfahan da bir manast r ve kilise binas na müsaade edildi, hatta in a masraflar ah hazineden ödedi. 39 ah, Jorge Castelo Branco komutas ndaki Portekiz donanmas n Bahreyn e müdahale etmemesi ko uluyla iraz han na Comoran Kalesi ku atmas kald rma emri verdi. 40 spanya Kral III. Felipe nin, Safevîleri Hint Okyanusu ile Basra Körfezinde rahats z etmeme ve Kuzey Afrika da Osmanl lara bask yapma konusundaki teminat üzerine ah Osmanl Devleti ne sava açt. 41 Bu süreçte Agustinos tarikat n ba rahibi, ah Abbas kar nda spanya kral n kal temsilcisine dönü üyordu. Böylece, Agustinos lar n görevi (Portekizliler sayesinde) sfahan da (1602) ba lad. Bir Avrupa devleti taraf ndan ran da kurulan ilk büyük elçilikti. III. Felipe ve ah Abbas aras ndaki ili kilerin varm oldu u böyle bir güven derecesinde spanya kral n temsilcileri olarak her zaman ke leri atamas ndan belli bir süre yak ld. ah Abbas hat say r beyleri tercih ediyordu. 42 ah n, Osmanl larla 1603 de bir sava n yeniden patlak vermesiyle h zlanan güneyde güvenilir bir pazar aray, 1622 de Portekizlerin Hürmüz den ç kar lmas ve Bender Abbas liman n kurulmas na kadar sürdü. Ancak ipek meselesi bir 39 Kütüko lu, a.g.e., s Gil, a.g.m.,, s Bilge, a.g.e., s Ferrer, a.g.m., s. 345

120 problem te kil etmeye devam etti da imzalanan Osmanl -Habsburg aras ndaki Sitva Torok Antla mas ve ah n seyyar elçisi Zeynel Bey taraf ndan yap lan Avrupa güçlerinin Osmanl ve Safevî devletinin ortak tahribat içten içe görme iste i konusundaki uyar, Safevî hükümdar art k Avrupa Devletlerinden bo vaat nda hiçbir ey beklememesi gerekti ine inand rd. 43 Antony Sherley in ran da rehin kalan karde i Robert Sherley e ilk ba larda az çok tutsak olarak davran lsa da daha sonradan kendisi bir asker ve askeri dan man olarak ah n hizmetine girdi, hatta bir diplomat olarak görevlendirildi. Birkaç sava ta Osmanl lara kar da sava an Robert, ah n ordusunun yeniden organize edilmesinde kendisine e lik etti y n ba lar nda ah n kar lar ndan birinin akrabas oldu u söylenen smail Han ad ndaki bir H ristiyan Çerkez in k ile evlenen Robert, evlili inden sonra birden bire askeri görevlerini b rak p ah taraf ndan elçilik göreviyle Avrupa ya gönderildi. Robert Sherley e verilen görev daha önceki niyetlerden farks z görünüyordu. Elçinin görevi Osmanl lara kar ristiyan hükümdarlar birlikte hareket etmeye ve Avrupa yla ipek ticaretini geli tirmede ciddi ad mlar atmaya ikna onlar etmekti. ran daki hükümdarl k mal olan ipek ile ah özel olarak ilgileniyordu. 44 lk olarak 1607 de Antony Sherley in spanya Kral III. Felipe ye raporunda önerilen ran n ham ipe inin rotas de tirme fikri spanya taraf ndan so uk kar land. Bunun ard ndan Sherley, spanya-napoli valisi Kont de Benevento nun bu öneriyle ilgilenmesini sa lad ve Benevento, konuyu spanya meclisine sundu. Bu fikir kar ndaki durumunu 43 Matthee, a.g.e., s Lochart, a.g.m., s. 390.

121 yeniden gözden geçiren spanya Krall n n Goa daki Portekiz valili i arac yla ran a mektup gönderdi i söylenir. 45 Robert Sherley beraberinde götürdü ü kar ile birlikte Alman imparatoru II. Rudolf taraf ndan Prag da oldukça iyi kar land lar. II. Rudolf taraf ndan övalye ilan edilen Robert, Prag tan Roma ya geçti ve Papa V. Pablo ya ah Abbas taraf ndan gönderilen ve H ristiyan güçlerin kendi aralar ndaki rekabete bir son verip Osmanl lara kar bu güçlerin ran ile birlikte hareket etmesini tavsiye eden mektubu sundu. 46 Robert ve e i Roma dan spanya ya geçtiler. 22 Ocak 1610 y nda Madrid e geldi. ah Abbas taraf ndan Avrupa pazarlar na ipek göndermek için ticari bir anla ma ile diplomatik ve askeri yard m giri iminde bulunan bir teklif sunuyordu. Mesajlar nda K br s n al nmas, Halep e ranl lar n Anadolu ya girmesiyle e zamanl bir sald yla ilgili somut askeri hareketler öneriyordu. 47 Robert karde inden daha iyi bir izlenim b rakm olmas na ra men herhangi bir somut sonuç elde etmede ba ar z oldu. Safevî delegelerin telkinlerine ra men, III. Felipe hükümeti, ran ipek ticaretinin spanyol tekeline verilmesi teklifinin ciddiyetine inanamam. Robert Sherley e göre III. Felipe, hem Osmanl lara kar sava göze alamad hem de tahsisen ran a ihraç edilen emtia üzerinden Lisbon da al nmakta olan % 23 pe in hissenin feshini istemedi i için tekliflerini kabul etmemi ti Matthee, a.g.e., s Lochart, a.g.m., s Gil, a.g.m., s Kütüko lu, a.g.e., s. 256.

122 Antonio de Gouveia ve Rumlu Cengiz Bey in ran dan rakip elçiler olarak Avrupa ya Robert Sherley in hemen akabinde gönderilmeleri, bulundu u pozisyonu oldukça zorla rd. Bu durum neticesinde ngiltere ye geçti. Kral James kendisini Hampton Saray nda oldukça nazik kar lamas na ra men Robert, Hürmüz yolu vas tas yla ran ile ticaret yapman n getirece i kazan mlar ile ilgili olarak Levant ve Do u Hindistan irketlerinin inatç tacirlerini ikna etmeyi ba aramad. 49 ngilizlerin Osmanl lara kar ran a silahl yard m teklifi dinlenilmedi i gibi, ticari ili kilerin ba lamas sa lamak amac yla Basra Körfezine gemiler gönderilmesi durumunda ah Abbas n büyük mikyasda ipek verece i taahhüdüne kar k olarak ran ipe inin kalitesinin be enilmedi i cevab verildi. ngiltere deki ikameti 1,5 y l süren Robert Sherley, sonuçta bo ellerle 1615 y nda ran a döndü. 50 Bir diplomasi y na dönü en 1608 y nda Robert Sherley nin ard ndan ayn amaçla Rahip Pablo Simón de Jesús Maria, Mart ay n son günlerinde Roma ya gönderildi. Aral k ay n sonunda ise Rahip Antonio de Gouvea ve Rumlu Cengiz Bey e, III. Felipe ve Papa yla görü me görevi verildi. Rahip Pablo Simón özel görevi yerine getiren ilk ki i oldu. Abbas n verdi i mektubu Papa ya verip birlikte bir durum de erlendirmesi yapt lar. Papa görevini yerine getiren rahibin hemen tekrar ran a dönmesine mani olup Papal k önerilerini sözlü olarak III. Felipe ye bildirmesi için onu spanya ya gönderdi. spanyol hükümetine jeopolitik ve stratejik sezilerini içeren iki uzun ilginç rapor sundu. Birinci raporda Papa n n ran ah yla dostlu unu sürdürmek istedi i belirtiliyordu, çünkü aksi halde Abbas, Osmanl ile bar yapabilir, Hollandal lar, ngilizler, Mogor kral ve öteki kom u H ristiyan krall klar yla ittifaka 49 Lochart, a.g.m., s Kütüko lu, a.g.e., s. 258.

123 gidebilirlerdi. ah n Basra Körfezi deki gücüne bunlar da eklenince büyük bir tehlike olu urdu. Osmanl ise destek bulunca, bütün sava gücüyle Akdeniz ve Hint Okyanusuna yüklenebilirdi. Papa, spanyol askeri müdahalesi için en uygun yer olarak karadan yard m alamayaca dü ündü ü K br s öneriyordu. Ada ele geçirildi i takdirde skenderiye ile ticaretin kesilebilece i ve böylece Hindistan dan Akdeniz e geçi i sa layan M r n fethi kolayla acakt. Sicilya dan skenderiye ye sekiz günde, oradan K ldeniz e ise üç ya da dört günde gidiliyordu. Bu deniz de Goa ya gitmek için kad rga ve ba ka gemiler bulundurulabilir, her ay ya da iki ayda bir Hindistan dan haber al nabilir, gerekti inde hemen yard m gönderilebilirdi. Kalyonlar n bütün Afrika k lar dola mas na, hastal klar nedeniyle uzayan yolculuklar yapmalar na gerek kalmazd. kinci raporda ise, Hürmüz de a klara son verilmesini, sfahan da sürekli büyükelçilik kurulmas ve acele posta sistemi geli tirilmesini, Hindistan dan tarafs z haber vermesi aç ndan elçinin Portekizli olmamas, giderken Do u geleneklerine uygun bir arma an götürmesini öneriyordu. Raporlar kongre de tart ld ktan sonra önerilerin gerçekle mesinin mümkün olmad na karar verildi. 51 Portekizli Antonio de Gouvea, 1608 deki Isfahan daimi Augustin heyetinin ba olarak ran a yapm oldu u ziyaretinde ah Abbas la ahsen ran n ham ipe inin rotas de tirme meselesini görü en ilk ki idir. Gouvea, Safevî hükümdar n öneriye s cak bakmas ve hatta öneriyi test etmek için Gouvea ya lik eden ah Abbas n tüccarlar ndan biri olan Khajah Rajabo ile III. Felipe ye saf ipek göndermesini, dönü te ise Rumlu Cengiz Bey ismindeki Safevî bir elçiyi de Roma ve spanya ya göndermesini sa lar. Onlar n ah n ipe in güzergah n yön 51 Gil, a.g.m., s

124 de tirmesinden ve Osmanl lara engel olmak için spanya n n K l Deniz i ku atmas ndan bahsetti i bir mektup ta klar san lmaktad r. Elçilerle gönderilen ipe e gelince ah, spanya Kral na ileriki ipek kârlar ndan Osmanl mahrum etmekte kararl oldu unu bildirdi ve ran n daimi olarak Levant yoluyla ihraç etti i saf ipe i sat n almak için Hürmüz e temsilci yollamas önerdi. Kar nda ran ve Ermeni tüccarlar n Goa y vergi ödemeden ziyaret etmesini talep etti mann den (muhtemelen a rl k ölçüsü birimi) fazla ipek hükümdarl k hazinesinde bulunmay nca ah o kadar mahçup oldu ki, Kral III. Felipe ye ipe i hediye olarak sunmaya ve ran n ileride sa layabilece i ipe e bir örnek olarak göndermeye karar verdi da spanya ya varan Gouvea, yine kendi fikrini beyan ederken, ipe in rotas n de me projesinin basit ve avantajl oldu unu öne sürdü. pek, y lda iki kez Hürmüz e gönderilen gemilerle getirilecekti ve sonras nda ranl tüccarlar Portekiz gemileriyle ipe i Avrupa ya nakledecekti. Bunun ortak avantalar Portekiz- ran dostlu u, Hürmüz sorununa bir çözüm, Osmanl ya ekonomik bir darbe ve Portekiz- spanya Krall için yüksek gelir olacakt. spanya projeye üpheyle yakla mas na ra men, Gouvea n n önerisine Goa dan Hürmüz e y lda iki kez ipek getirmek için gemi gönderilmesini onaylayarak olumlu tepki verdi. Dan tay ayr ca Gouvea n n ihraç edilen mallardan gümrük vergisi al nmamas önerisini de kabul etti. Fakat bu projeden de hiçbir sonuç al namad Matthee, a.g.e., s Projenin ba ar z olmas n çe itli sebepleri vard r. Sebeplerden biri, öneri hiçbir zaman (Projenin ilk mimar ) Antony Sherley nin ki isel vizyonunun ötesine geçip resmi spanya politikas seviyesine ula amad. spanya meclisi ve yan

125 kurulu lar, Napoli ve Goa valileri hiçbir zaman tüm a rl klar bu projeye vermemi lerdir. kinci olarak, bu tür bir proje sadece ticaret ve maliye konular yla rl tutuldu undan fazlaca problemli olmu tur. Ayr ca proje ah Abbas n özel stratejileriyle ba lant oldu undan ve di er taraftan karma k ve dalgalanan sava dinamikleriyle ilintili olmas ndan, ipe e yeni rota çizerek uygulanabilir bir alternatif bulacak güçleri uzun süreli mükemmel bir i birli i çerçevesinde tasavvur etmek zordur. Üçüncüsü ve en önemlisi ise bütün ran ipe inin rotas de tirmek ne Safevî meclisinin ne de ran n yerli tüccarlar n nüfuzundayd. Ermenilere ipek trafi inde imtiyaz tan nmas, ran l tüccarlar n Avrupa ya ipek ta ma hakk ile ilgili bir madde bulunmas na ra men, bu operasyonda yabanc tüccarlar n kaç lmaz olarak ba rolü oynamas yollar n de mesi konusunda i lerin ters gitmesine neden olmu tur. Ermenilere gelince onlar özerkliklerini kaybedecekleri bir düzenlemeye za göstermezler. Asl nda Abbas n ciddi bir ekilde ülkesinin ipek ticareti rotas de tirmeye niyetli oldu u konusunda çok az inand kan t vard r. ah n stratejisi Avrupa y idare etmek kadar Osmanl lar da korkutmak üzerine kuruluydu. Kurnaz bir strateji uzman olan Safevî hükümdar, ipe in Avrupal larla üzerine pazarl k yapabilece i tek koz oldu unu anlay nca, en iyi f rsat n da farkl taraflar birbirine dü ürmek oldu unu anlam olmal. ah n ipe in rotas de tirme sözü Kudüs ü fethederse buray H ristiyanlara verme sözünden veya Osmanl lardan ald taktirde Derbend ve Bakü yü Ruslara verme taahhüdünden daha az mant ks z görünüyordu. Ancak bu sözler gibi ran ipe inin rotas de tirmek de gerçek seçeneklerin yans mas ndan çok hitabet sanat na ait diplomatik bir hamleydi. Bkz: Matthee, a.g.e., s

126 1610 y na kadar durgunluk sürecine giren Osmanl -Safevî sava zarf nda Almanya mparatorlu uyla 1606 y nda bar imzalayan Osmanl Devleti, tüm gücüyle Anadolu da patlak veren Celali isyanlar bast rmaya çal yordu. syanlar n bast lmas takiben 29 Nisan 1610 tarihinde sadrazam Kuyucu Murad Pa a ran üstüne sefere ç kt. K n yakla mas sebebiyle iklim artlar n çetinli ini göz önüne alan, ia e s nt ya ayabilece ini sezen ve üpheli bir muharebe vermek istemeyen Kuyucu, 16 Kas m da geri çekilip K Diyarbak r da geçirdi ve 5 A ustos 1611 tarihinde ayn yerde vefat etti. Diyarbak r beylerbeyi Nasuh Pa a, Kuyucunun vefat üzerine sadrazaml a atand. ah temsilen Diyarbak r a gelen Safevî elçileri ile birlikte stanbul a döndü. 20 Kas m 1612 de Nasuh Pa a Muahedesi de denilen stanbul Bar imzaland. 9 y l, 1 ay 24 gün süren Osmanl -Safevî sava na son veren stanbul Bar ile ran, Osmanl ya y ll k 200 yük ipek vermeyi kabul etti. Bu bar ile birlikte Osmanl -Safevî s olarak 1555 y nda imzalanan Amasya Bar ile çizilen s r tekrar kabul edildi. Gürcistan n bir bölümü, Kuzey Kafkasya ve Da stan Osmanl larda kal rken, y llar aras nda fethedilen Bat ran, Revan, Nahç van, Karaba, Güney ve Kuzey Azerbaycan Safevîlere geçti. Bu ekilde Osmanl lar km² lik topra ran a iade ettiler. 54 Bu arada Cengiz Bey ve Gouvea 1613 y nda Isfahan a döndüler. ah Abbas, Cengiz Beg in beraberinde getirdi i teklifleri de erlendirmek yerine, elçisinin spanya ya sevk edilen ipe in yar dan fazlas kendi hesab na satt ktan sonra geri kalan bir i akti e li inde de il de hediye olarak sunmas na o kadar sinirlendi ki, Cengiz Beg i Gouvea n n huzurunda hemen ast rd. Bu talihsizlikten büyük oranda sorumlu olan Gouvea, tan k oldu u cinayet kar nda deh ete kap larak ayn konuyla 54 Bilge, a.g.e., s. 71.

127 ilgili ah a hesap vermek zorunda kald. Gouvea, ah Abbas n soru turmas na cevaben spanya Kral n n bir tüccar olmad ve bunun yan s ra ister hediye isterse ipe in kar olarak alg lans n kral n bir çok e ya gönderdi ini söyledi. Ancak Kral n gönderdi i mallar n maddi de eri hesapland nda ile scudi aras nda bir rakam ç kt ve scudi de erindeki ipe in kar olmaktan çok uzakt. ah, Gouvea n n aradaki fark kar lamas talep edince, Gouvea hemen ran terk etti. 55 Bu talihsiz heyetten sonra ah, spanya ya, Avrupal lara son bir ans niteli inde Osmanl larla olan mücadelesinde ran la taraf olmalar teklif eden bir mektup gönderdi. Oysa ayn zamanda Porte yle yapm oldu u bar antla mas nda Safevî hükümdar hiç bir Avrupa deste inin gelmeyece i san i leme koymu tu. ran Ermenilerinin slamiyet e geçmesi konusunda yap lan bask ve Ermenilere (Culfa Ermenilerinden ba ka) kar tav r de ikli i bu noktada ah ve Katolik güçler aras ndaki gergin ili kilerin sebebi olmu tu. Tabi ki, ah n dikkatini, özellikle Portekizlerin Gombroon kalesi olan ran körfezine yöneltmi olmas da bir tesadüf de ildi. ah n vekili gibi hareket eden Germsirat yöneticisi mam-kuli Han 1614 te Gombroon u ku atarak ehri y l sonundan önce bo altmaya zorlad te ran bar görü melerinde arabulucu görevi yapan Osmanl Sadrazam Nasuh Pa a n n idam yeni bir sava a i aret etti. Bu olay sonras nda ah Abbas zedelenen spanya (Portekiz) ili kilerini tekrar yola koymas için ayn y l ran a dönmü olan Robert Sherley i Avrupa ya gönderdi Lockhart, a.g.m., s ; Matthee, a.g.e., s Matthee, a.g.e., s. 83.

128 Osmanl ya kar olu turulmak istenen ligan n ba ar ya ula mamas sonucu ran ah, spanya dan uzakla p do uda Portekiz varl klar için ciddi tehlike meydana getiren ngiltere ve Hollanda ile yak nla. Bu tehlike Portekiz valisi Cristóbal de Moura y, kal elçilik rolünü üstlenen bir ki iyi ran a yollayarak çözüm aramaya itti. 57 spanya Krall n n Antony Sherley den sonraki en az onun kadar alakas z heyete sahip temsilcisi, Don Garcia de Silva y Figueroa yd. Onun seferinin temelleri, spanya n n 1611 de ald Isfahan a resmi bir elçilik gönderme karar na dayanmas na ra men Figueroa, ran a gitmek için 1614 te yola ç kt. Ekim ay nda Goa ya varan Figueroa, orada bulunan Portekizli otoriteler Hindistan kral naibi Don Jerónimo de Azevedo ve Hürmüz valisi Don Luis de Gama n n bir Portekizli yerine bir spanyol un bu görev için atanmas na k zmalar üzerine orada çe itli bahanelerle iki y ldan fazla bir süre al koyuldu. Ancak üç y l sonra Hürmüz e ayak basabildi ve Isfahan a 1618 y n yaz ba nda vard. 58 spanya elçisi sfahan a vard nda ah Abbas ba kent te bulunmuyordu. III. Felipe nin elçili ini hükümdara sunmak zorunda olan García n n, sfahan daki bulunu u oldukça k sa sürdü. Kuzey bölgelerinde bulunan hükümdar bir an önce bulmak için yola koyuldu. 28 may s pazar günü sfahan dan eski Safevî ba kenti Kazvin e do ru yola koyuldu. 59 Sonunda spanyol elçi García de Silva y Figueroa, 13 Haziran 1618 tarihinde Kazvin e ula. Ancak 1619 y n yaz na kadar ah ile net bir görü me elde 57 Bustamente, a.g.e., s Matthee, a.g.e., s. 83; Gil, a.g.m., s.153, Lockhart, a.g.m., s Carlos Alonso, La Embajada A Persia de D. García de Silva y Figueroa, Biografias Extremeñas, Badajoz 1993, s. 189.

129 edemedi. ah a III. Felipe nin gönderdi i arma an veren elçi, yapt görü melerde sahip oldu u misyonun hiçbir yarar olmayaca anlad. Bu görü melerde kaba bir üslup kullanarak Ki m adas (Bender Abbas Liman n kar nda), Bahreyn adalar ve Hürmüz ün kuzeyinde bulunan topraklar n iadesini isteyen Don Garcia, ayn zamanda ran pazarlar ndan ngilizlerin ihraç edilmesini talep etti. Bu talepler ah Abbas o kadar k zd rd ki, Don Garcia ile tüm ili kileri kesip att. Görü melerinden hiçbir sonuç alamadan 25 A ustos 1619 y nda ran saray ndan ayr ld Lockhart, a.g.m., s. 392.; Gil, a.g.m., s ; Don García n n ah Abbas için ta spanya Kral III. Felipe nin mektubu: Çok yüce ve çok muktedir Prens ah Abbas, ran Kral çok de erli ve çok aziz dostum: Buradan V. Ser in yollad elçiler ve insanlarla sizlere yazmama ra men, onlarla ve benim emrimle geçen y l oralara dönen Cirene piskoposu Rahip Antonio de Gouvea ile de ayn zamanda yazd m, son olarak V. Ser in genel temsilcisi Kont Cocha Xefer Armenio ile de bildirdi im üzere burada size teklif edilen eyi anlam olacaks z. Siz zati hazretlerinin dostlu una hala çok de er verdi imi bütün dünya görsün diye, elçim, çok mükemmel insan Don García de Silva y Figueroa y benim ad ma siz zati hazretlerini ziyaret etmesi ve buradan anlayaca z eyi size söylemesi emriyle yollamak istedim. Siz zat- hazretlerinin benim ad ma söyleyece i her ey ona tam itibar ve onur verecek ve onunla bana sa ve mutlulu unuzu arzulad m yeni haberleri, sizi mutlu ve mesut etmesi arzusuyla yollayacaks z, bunu sa lamaya çal aca ma çok eminim. Ben ve o ullar n nas l oldu umuzu, bu taraflardan bilmek istedi iniz her eyi Don García n n kendisi siz zat- hazretlerine bildirecek. Tanr siz zat- hazretlerini korusun ve dürüst niyetlerinizin maneviyat nda ve muvakkat nda size saadet nasip eylesin. San Lorenço dan 9 A ustos 1613 de. Ben Kral. Bkz: Comentarios de

130 Bu arada bir Osmanl - Safevî bar antla mas spanya yard na duyulacak ihtiyac, ipe in rotas n de mesiyle ilgili süregelen görü meleri engellemi ti. Bu nedenledir ki, bunlar n ard ndan yap lan konu malara yanl anla lmalar n ve ah n bariz bir ekilde spanya n n yapt önerilere ilgisiz kalmas gibi olaylar n damgas vurmas rt de ildir. Di er önemli bir nokta da yeni, yetenekli ve halihaz rda bulunan, Safevî hükümdar memnun etmeye istekli adaylar ayn s rada ran a vard lar Aral k ay nda ngiliz Do u Hindistan irket ine ait ilk gemi ran Körfez ine girerek ah a diplomatik ve ticari projelerini de tirmesi için yeni bir teklifte bulundu. 61 Don Garcia de Silva n n ah Abbas ile gerçekle tirdi i görü meden yakla k iki y l sonra 31 Mart 1621 tarihinde Portekiz ve spanya Kral III. Felipe ölünce, yerine ayn y l, Avusturyal Margarita dan do an o lu IV. Felipe tahta ç kt. Te rifat tutkunu ve sanat merakl olan IV. Felipe nin hükümdarl boyunca ülke yine sava tan kurtulamad. Alman Protestanlar na ve Fransa ya kar 30 y l sava lar ve iç ayaklanmalar imparatorlu u y prat rken, buna bir de Portekiz in 1640 y nda spanya dan ayr lmas eklenince, i ler iyice sarpa sard. IV. Felipe nin ilk dönemi spanya aç ndan sonuçsuz ba ar larla geçerken mparatorlu un bütünlü ünü koruma çabalar kendisinden sonra ba ar zl a u rayacakt. 62 Garcia de Silva y Figueroa, La Sociedad de Bibliofilos Españoles, Madrid, s. XIII- XIV. 61 Matthee, a.g.e., s Felipe IV, Enciclopedia Universal Ilustrada Europeo-Americana, Espasa- Calpe, S.A., Madrid 1924, C. XXIII, s

131 SONUÇ XIV. yüzy n ba nda Osmanl Devletinin kurulup rakip beylikler aras nda zla yükselmesi Do uda ve Bat da büyük etkiler do urdu. XV. yüzy la kadar bir yandan Anadolu da rakip beyliklere üstünlük sa lamakla u ra an Osmanl Devleti, Bat da da Bizans aleyhine geni leme siyasetini takip etti. Ankara sava felaketiyle bu siyaset bir süre zay flam olsa da Fatih ile birlikte Osmanl lar, kurulu undaki tüm hedefleri a oldular. Osmanl mparatorlu unun hakiki kurucusu kabul edilen Fatih in devrinde, Osmanl politikalar na kar ran da ve Bat da ilk ciddi i birli i çabalar ortaya ç kt. Osmanl n n do usunda bu i birli i için en uygun müttefik Akkoyunlu Hükümdar Uzun Hasan oldu. XVI. yüzy ldan itibaren Safevî devletinin kurulu u Türk ve dünya tarihini kökünden etkileyen ve bu etkileri günümüze kadar süren yeni bir dönem ba lad. Safevî Devleti, harici oldu u kadar dahili olarak da Osmanl Devleti üzerinde sürekli bir bask yaratt. Yavuzla ile birlikte kurumsalla an Osmanl ark politikas, do unun en büyük slam devleti olma yolunda Safevîlerle yo un mücadeleyi kaç lmaz k yordu. Osmanl lar bu mücadelenin ve politikan n gere i olarak Yavuz Sultan Selim ve Kanuni dönemlerinde ran a ba ar fakat bedeli r olan seferler düzenlediler. XV. yüzy n sonlar nda Fernando ve Isabel ile siyasi birli ini sa layan spanya, ber yar madas n as l kültürel zenginli ini sa layan Endülüs devletine son vererek bu devletin bütün kültürel unsurlar n yar maday terk etmesinde ba ar oldular. XVI. yüzy l ba lar nda taht devralan V. Carlos, Kutsal Roma mparatoru unvan ile Katolik Avrupa n n liderli ini üstlenirken, spanya da bu do rultuda Avrupa siyasetinde merkezi bir hüviyet kazan yordu. te bu yüzy l spanyol

132 mparatorlunun ark politikas için en büyük engel yaratan Osmanl mparatorlu u kar nda sürdürülen mücadelelere tan k oldu. lan Akkoyunlu Devleti nin yerine XV. yüzy n ba lar nda ran ve Azerbaycan da siyasal birli i sa layan ah smail, ayn zamanda devletini teokratik temelde olu turdu. Dedesi Uzun Hasan dan ald d politik miras, Osmanl ile olan mücadelede bat ile olan ili kilerin geli tirilmesine katk sa larken, Osmanl n n Do uya aç lan kap nda mühim bir engel te kil etti. Kendisinden sonra gelen halefleri ah Tahmasp, ah II. smail ve hatta Hüdabende zamanlar nda Bat ile kurulan ili kiler bir gelenek halini al rken, Osmanl larla sürdürdükleri mücadelelerde Osmanl Devletinin gereksiz yere enerjisini tüketmesine sebebiyet verdiler. Ayn zamanda Osmanl n n Bat ile olan mücadelesinin yara almas nda oldukça fazla katk lar oldu y na gelindi inde Safevî Devletinin varl n can çeki ti i ve devletin bir kaos dönemine sürüklendi i bir s rada Safevî taht na geçen Safevîlerin genç ve karizmatik lideri ah Abbas, saltanat süresince ülkesini dü tü ü kaos ortam ndan kurtarmas ve küllerinden yeniden do an güçlü ve bat siyasetinde etkili bir devlet yaratmas bildi. K rk iki y ll k saltanat süresince alt Osmanl Padi ah ile çat malar sürdürdü. Devletinin kurumlar nda gerçekle tirdi i reformlarla ülke yönetimine bir yenilik getirirken, imparatorluk kentlerinde ve ticaret yollar nda yapt rd bir çok aheser yap larla ülkede refah düzeyini üst seviyelere ç kartt. ah Abbas n ülke genelindeki ba ar lar, devletinin d siyasetinin yönünü de kendisinin tayin etmesine ve yönlendirmesine olanak sa lad. Özellikle Portekizlilerin elinden al nan Hürmüz ile ah Abbas n, Bat ile kurulan ili kilerde yönlendirilenden çok yönlendiren konumuna ula kan tland. ah Abbas devrinde Bat n n ran ile yürüttü ü ili kiler, doruk noktas na ula. Bunda kendi devletinin

133 yönetimindeki ba ar yla birlikte, o zamana kadar Timur hariç hiçbir Do u hükümdar n y pratamad Osmanl y en çok y pratan n kendisinin olmas n da büyük pay vard r. ran Osmanl ya kar Bat n n beklentilerini kar layacak bir güce ula ran ah Abbas a, 1598 y nda ilk Bat heyeti Anthony Sherley ba kanl nda ula. Bat n kendisine olan ilgisi kar nda bu durumu özellikle ran ticareti için f rsata dönü türmekte kararl olan ah Abbas, kendisine gönderilen bu ahs beraberinde yan na Hüseyin Ali yönetiminde bir ranl heyeti vererek Bat ya yollad. Özellikle pek politikas devletinin diplomatik faaliyetlerinin ayr lmaz parças oldu undan, Devletinin ç kar na uyan Bat dan gelebilecek her türlü fikre aç kt. Özellikle Anthony Sherley heyetinden sonra Bat ve ran ili kileri h z kazand. Papa, Nicolao di Melo yu, II. Rudolf, Stephan Von Zolonkemeny ve Georg von der Jabel i, spanya kral III. Felipe ise Antonio de Gouvea y, Rus Çar Boris Godunov ise elçisi Jaroszlafsky yi ah a göndererek kendisine verilen de erin ne kadar samimi oldu u konusunda Abbas ikna ettiler. Bat ve ran aras da yürütülmesi dü ünülen ticaretin önündeki en büyük engel Osmanl oldu undan, bu devletin kurulu undan beri ona kar sürdürülen ittifak te ebbüsleri tam da bu dönemde inan lmaz bir h z kazand. spanya her zamanki gibi bu ili kilerin liderli ini üstlenmekteydi. Bu heyetlerin ard ndan Anthony Sherley nin karde i Robert 1608 y nda ah ad na yola ç karken, hemen ard ndan Antonio de Gouvea ve Rumlu Cengiz Bey de Avrupa ya gönderildiler. ah n her türlü olumlu yakla na ve davran na ra men Avrupa, özellikle de bu liderli i yürüten spanya, bu f rsat çe itli bahanelerle kendi lehlerine çevirmekte ba ar olamad lar. Bunda 1598 y nda tahta ç kan III. Felipe nin de büyük basiretsizli i vard. ah n ho nutsuzlu unun fark na varan spanyol mparatoru, Don Garcia de Silva y Figueroa y 1614 y nda ah a göndererek durumu düzeltmeye

134 çal ysa da ah n ngilizler lehine olan yak nla mas n önüne geçemedi. Bu özellikle spanya n n Do u daki ç karlar için büyük bir kay pt.

135 TEZ ÖZET Kafkaslardan Akdeniz e kadar uzanan, en stratejik yollar üzerinde hakimiyet kuran Osmanl imparatorlu unun egemenli i, dönemin Avrupa s n hamisi konumuna yükselen spanya mparatorlu unu kaç lmaz bir rekabete sürüklemi ti. Bu durum kar nda spanya baz stratejik ve diplomatik tedbirler almak durumundayd. Dönemin ba at gücü olan Osmanl ya kar Avrupa devletleri ve Rusya, bu gerekli tedbirleri yerine getirmek maksad yla Osmanl lar n hasm olan ran ile diplomatik te ebbüslere giri tiler. Yürütülen diplomasi arac yla hedeflenen Osmanl mparatorlu unu bir çember etraf nda bo mak, yok etmekti. Timur dan beri devaml k halini alan bu temaslar, ah Abbas döneminde doruk noktas na ula. Kaos a sürüklenen Safevî Devleti ni tekrar küllerinden in a eden bu hükümdar, ülkesinin kaybetti i topraklar birer birer geri almas bildi i gibi, devletinin kurumlar da sa lam temeller üzerine oturttu. D politik tesirlere kar edilgen hale gelmi olan ran güçlü ve atak bir konuma dönü türen ah Abbas n, kendisini oldu u kadar Bat y da tehdit eden Osmanl gücü kar ndaki ba ar mücadelesi, ister istemez Osmanl n n di er dü manlar n dikkatini çekti. Bu do rultuda kurulmaya çal lan temaslar n ana konusu olarak Osmanl lara kar dü manlar yla ittifak kurmak eklindeki d siyasetinde ba ar kan tlad. 16. yüzy n sonu ve 17. yüzy n ilk çeyre i uluslararas ili kilerinin ba ca sorunu bu çerçevede alg lanm r. Her ne kadar çal ma konusu ran ve spanya ekseninde ele al nm sa da bu tezin gerçek öznesi Osmanl r diyebiliriz. Sebep oldu u tarihsel sonuçlar neticesinde her ba at gücün sahip oldu u egemenli e son vermek isteyecek ba ka devletlerin varl normaldir. Bu tezde anlat lan as l nokta, Osmanl n bu konumunu ortadan kald rmak için ne gibi giri imlerin gerçekle tirildi idir.

136 ABSTRACT Domination of Ottoman Empire, extending from Caucasians to The Mediterranean Sea, over most strategic roads lead the Spanish Empire, which rose to the status of protector of the epoch Europe to inevitable rivalry. At this point Spain had to take some strategic and diplomatic measures. To accomplish these necessary measures against epochs dominant power Ottoman Empire, European countries and Russia tried to make diplomatic contacts with Ottoman Empire s rival Iran. The aim of this diplomasy was to encircle Ottoman Empire and to destroy it. Continuity of these contacts lasting from times of Timurleng reached the peak at era of reigning of Shah Abbas. This ruler not only rebuilt Safavids State from ashes, but also took back lands his country lost and set state institutions into sound foundations. He transformed Iran which was passive against outer political influence to powerful and pushing position and his successful struggle against Ottoman Empire which was threatening Iran as well as Europe, unavoidably attract attention of Ottoman Empire s other foes. He proved succesful in his attempts in foreign politics as main theme of his contacts in this direction were to make alliances with Ottoman empire s enemies. Major issue at the end of 16 th and first quarter of 17 th century s international affairs were viewed in this context. Although the theme of this work is dealt at axis of Iran and Spain, we can say that the main subject of this thesis is Ottoman State. As a result of caused historical consequences it is normal that there would be countries which would like to put an end to hegemony of every dominant power. The vantage point of this thesis is to find out what was done to abolish the Ottoman Empire s position as a dominant power.

137 KAYNAKÇA Alonso, Carlos, La Embajada A Persia de D. García de Silva y Figueroa ( ), Biografias Extremeñas, Badajoz Bayur, Y. Hikmet, Hindistan Tarihi, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara Belivet, Michel, eyh Bedreddin, Tarih Vakf Yurt Yay nlar, stanbul Bilge, M. Sad k, Osmanl Devleti ve Kafkasya, Eren Yay nlar, stanbul Brockelmann, C., slam Milletleri ve Devletleri Tarihi, çev. Ne et Ça atay, Ankara Üniversitesi lahiyat Fakültesi Yay nlar, Ankara 1964, s Bustamente, Ciriaco Pérez, La España de Felipe III, Historia de España, yay. Ramón Menéndez Pidal, Espasa Calpe, S. A., Madrid 1979, C. XXIV. Cahen, Claude, Osmanl lardan Önce Anadolu, çev. Erol Üyepazarc, Tarih Vakf Yurt Yay nlar, stanbul Clavijo, Ruy Gonzales de, Timur Devrinde Kadis ten Semerkand a Seyahat, çev: Ömer R za Do rul, Kesit Yay nlar, stanbul Comentarios de Garcia de Silva y Figueroa, La Sociedad de Bibliofilos Españoles, Madrid Felipe III, Enciclopedia Universal Ilustrada Europeo-Americana, Espasa-Calpe, S.A., Madrid 1924, C. XXIII, s Felipe IV, Enciclopedia Universal Ilustrada Europeo-Americana, Espasa-Calpe, S.A., Madrid 1924, C. XXIII, s Ferrer, José Francisco Cutillas, El Siglo XVI y El Comienzo de Las relaciones Diplomáticas con Persia: Carlos V y Š h Ism l, Congreso Internacional, Alicante Kas m Gil, Luis Diplomatik Denge: spanya, Osmanl ve Safevî mparatorluklar, spanya-türkiye, çev: Peral Bayaz Çarum, Yay. Pablo Martín Asuero, Kitap Yay nevi, stanbul 2006 Grammont, Jean-Louis Bacque, Osmanl mparatorlu u nun Doru u: Olaylar ( ), Osmanl mparatorlu u I, çev. Server Tanilli, Haz rlayan: Robert Mantran, Adam Yay nlar, stanbul 2001, s Griswold, William J., Anadolu da Büyük syan , çev: Ülkün Tansel, Tarih Vakf Yurt Yay nlar, stanbul Gökbilgin, M. Tayyib, Osman I, slam Ansiklopedisi, Milli E itim Bakanl Yay nlar, stanbul 1993, C.9, s

138 Gökbilgin, M. Tayyib, Orhan, slam Ansiklopedisi, Milli E itim Bakanl Yay nlar, stanbul 1993, C.9, s Gündo du, Abdullah, Türkistan da Osmanl ran Rekabeti: ( ), Uluslararas Osmanl Tarihi Sempozyumu Bildirileri 8-10 Nisan, zmir 1999, s Gündüz, Tufan, Seyyahlar n Gözüyle Sultanlar ve Sava lar, Yeditepe Yay nevi, stanbul Hasan- Rumlu, Ahsenü t Tevârîh, çev. Mürsel Öztürk, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara Hinz, Walther, Uzun Hasan ve eyh Cüneyd, Çev. Tevfik B kl lu, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara Huart, CL., Abbas I, slam Ansiklopedisi, Milli E itim Bakanl Yay nlar, stanbul 1993, C. 1, s nalc k, Halil, Osmanl mparatorlu u Klasik Ça ( ), çev: Ru en Sezer, YKY, stanbul nalc k, Halil, Makaleler I, Osmanl Devletinin Kurulu u Problemi, Do u Bat Yay nlar, Ankara s nalc k, Halil, Makaleler II, spanyol Türk li kilerine Ku bak, Do u Bat Yay nlar Ankara 2008, s nalc k, Halil, Osmanl mparatorlu u nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, çev. Halil Berktay, Eren Yay nlar, stanbul 2000, C.1. nalc k, Halil, Akdeniz ve Türkler, Akdeniz, Do u Bat Dergisi, Ankara s nalc k, Halil, Mehmet II, slam Ansiklopedisi, Milli E itim Bakanl Yay nlar, stanbul 1993, C. 7, s skender Bey Mün i Türkmen, Tarih-i Alem Ara-i Abbasi, çev: Ali Genceli, Türk Tarih Kurumu, stanbul rz lu, Fahrettin, Osmanl lar n Kafkas Elleri ni Fethi ( ), Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara Köprülü, M. Fuad, Osmanl mparatorlu unun Kurulu u, Akça Yay nlar, Ankara Kramers, J. H., Persia, First Encyclopaedia of Islam , C. 6. s

139 Kurat, Akdes Nimet, Rusya Tarihi, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara Kurto lu, Feyzi, XVI. As rda Hind Okyanusunda Türkler ve Portekizliler, kinci Türk Tarih Kongresi, Kenan Matbaas, stanbul s Kütüko lu, Bekir, Osmanl ran Siyasi Münasebetleri, stanbul Fethi Cemiyeti, stanbul Lockhart, Laurence, European Contacts With Persia, , The Cambridge History of Iran, Ed. Peter Jacson, Laurence Lockhart, Cambridge University Pres, Cambridge 1986, C. 6, s Matthee, Rudolph P., The Politics Of Trade In Safevîd Iran: Silk For Silver ( ), Cambridge University Press, Cambridge McNeil, William, Dünya Tarihi, çev. Alaeddin enel, mge Kitabevi Yay nlar, Ankara Melikof, Irene Bekta i-alevilerde Ali nin Tanr la lmas, slam nançlar nda Hz. Ali, Haz. Ahmet Ya ar Ocak, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara s Minorsky, V., Persia in A.D , Royal Asiatic Society Great, London Miranda, Ambroxio Huici The Iberian Peninsula and Sicily The Cambridge History of Islam, Cambridge University Press 1970, C.2, s Morgan, David, Medieval Persia , Logman, New York Newman, Andrew J., Safevîd Iran, I.B. Tauris, New York Ocak, Ahmet Ya ar, Kalenderiler, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara Özbaran, Salih, Portekizli Seyyahlar, Kitap Yay nevi, stanbul Özbaran, Salih, rdaki Osmanl, Kitap Yay nevi, stanbul Pérez, Joseph, Edad Moderna, Historia de España, Espasa Calpe, Madrid 2007, s Pitcher, Donald Edgar, Osmanl mparatorlu u nun Tarihsel Co rafyas, çev. Bahar T rnakç, Yap Kredi Yay nlar, stanbul Ross, E. Denisson, Sir Anthony Sherley and his Persian Adventure, Routledge, London Relaciones de Don Juan De Persia, Prólogo y Notas de D. Narciso Alonso Cortéz, Real Academia Española, Madrid 1946.

140 Roemer, H. R., The Safevîd Period, The Cambridge History of Iran, Ed. Peter Jackson, Laurence Lockhart, Cambridge University Pres, Cambridge 1986, C. 6, s Sanvory, R. M., Safevîd Persia The Cambridge History of Islam, Cambridge University Press 1970, C.1, s Sander, Oral, Anka n n Yükseli i ve Dü ü, mge Kitabevi Yay nlar, Ankara, Sander, Oral, Siyasi Tarih ( lk Ça lardan 1918 e), mge Kitabevi Yay nlar, Ankara Selaniki Mustafa Efendi, Tarih-i Selaniki, Haz. Mehmet irli, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara Sellés, Xavier, V. Carlos ve Birinci Viyana Ku atmas, spanya-türkiye, Haz. Pablo Martin Asuero, çev. Peral Payaz Çarum, Kitap Yay nevi, s Shaw, Standford, Osmanl mparatorlu u ve Modern Türkiye, çev: Mehmet Harmanc, E yay nlar, Ankara Sümer, Faruk, Safevî Devletinin Kurulu u ve Geli mesinde Anadolu Türklerinin Rolü, Türk Tarih Kurumu Bas mevi, Ankara Toledo, Paulino, Osmanl spanyol mparatorluklar nda Dünya mparatorlu u Fikri, 1. Yüzy l, spanya-türkiye, çev. Peral Payaz Çarum, Kitap Yay nevi, stanbul 2006, s Valdeón, Julio, Edad Media, Historia de España, Espasa Calpe, Madrid 2007, s Williams, Ann, Akdeniz Çat mas, Kanuni ve Ça, ed. Metin Kunt-Christine Woodhead, çev. Sermet Yalç n. Tarih Vakf Yurt Yay nlar, stanbul, Ocak 2002, s Woods, John E., Akkoyunlular, çev. Sibel Özbudun, Milliyet Yay nlar, stanbul Yaz, Tahsin, ah smail, slam Ansiklopedisi, Milli E itim Bakanl Yay nlar, stanbul 1995, C. 11, s Zeyrek, Yunus, Târîh-i Osman Pa a, T.C. Kültür Bakanl Kültür Eserleri, Ankara 2001.

141 EKLER RES MLER Sir E. Denison Ross un Sir Anthony Sherley and His Persian Adventure adl çal mas ndan al nm r.

142 spanya Kral II. Felipe Wikipedia nternet Ansiklopedisinden al nm r.

143 spanya Kral III. Felipe Wikipedia nternet Ansiklopedisinden al nm r.

144 Sir E. Denison Ross un Sir Anthony Sherley and His Persian Adventure adl çal mas ndan al nm r.

145 Robert Sherley Nasrullah Felsefi, Zindegani ah Abbas Evvel, Tahran 1332 den al nm r.

146 Sir E. Denison Ross un Sir Anthony Sherley and His Persian Adventure adl çal mas ndan al nm r.

147 Sir E. Denison Ross un Sir Anthony Sherley and His Persian Adventure adl çal mas ndan al nm r.

148 Sir E. Denison Ross un Sir Anthony Sherley and His Persian Adventure adl çal mas ndan al nm r.

149 HAR TALAR Sir E. Denison Ross un Sir Anthony Sherley and His Persian Adventure adl çal mas ndan al nm r.

150

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

Kıbrıs ın Su Sorunu ve Doğu Akdeniz in Hidrojeopolitiği

Kıbrıs ın Su Sorunu ve Doğu Akdeniz in Hidrojeopolitiği Kıbrıs ın Su Sorunu ve Doğu Akdeniz in Hidrojeopolitiği Dursun Yıldız SPD Başkanı 2 Nisan 2016 Giriş Gelişmenin ve karşı duruşun, doğuya karşı batının, kuzey kıyısına karşı güney kıyısının, Afrika ya karşı

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

Sayın Valim, Sayın Rektörlerimiz, Değerli Hocalarımız ve Öğrencilerimiz Ardahan Üniversitesi Değerli öğrenciler, YÖK Kültür Sanat Söyleşileri

Sayın Valim, Sayın Rektörlerimiz, Değerli Hocalarımız ve Öğrencilerimiz Ardahan Üniversitesi Değerli öğrenciler, YÖK Kültür Sanat Söyleşileri Sayın Valim, Sayın Rektörlerimiz, Değerli Hocalarımız ve Öğrencilerimiz Ardahan da, Ardahan Üniversitesi nde sizlerle birlikte olmaktan memnuniyetimi bildirerek sözlerime başlamak isterim. Hepinizi sevgi

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM

VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM 1 2 VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM 3 VATAN İŞLERİNDE CÜR ETKARLIKLARIM Zağnos Kültür ve Eğitim Vakfı Genel Yayın No.10 ISBN 975 94473 6 3 Kapak tasarım: Şule İLGÜĞ - ilgug75@hotmail.com Baskı Yeri:

Detaylı

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2:

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: A N A L Z Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: Sektör Mücahit ÖZDEM R May s 2015 Giri Geçen haftaki çal mam zda son aç klanan reel ekonomiye ili kin göstergeleri incelemi tik. Bu hafta ülkemiz

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN-SYMES IN "INSTITUT DU BOSPHORE YILLIK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 18 Mart 2016 İstanbul, Hilton Hotel Harbiye Sayın Büyükelçiler, Değerli Konuklar, 2009 yılında

Detaylı

OSMAN HAMDİ BEY ÜLKEMİZE MÜZECİLİK

OSMAN HAMDİ BEY ÜLKEMİZE MÜZECİLİK OSMAN HAMDİ BEY ÜLKEMİZE MÜZECİLİK 2009 8.SINIF SBS SINAV SORUSU 6. Yukarıdaki tablo 1906 yılında Osman Hamdi Bey tarafından yapılmıştır. Tablonun adı Kaplumbağa Terbiyecisi dir. Bu tabloyla ilgili aşağıdaki

Detaylı

KİTAP İNCELEMESİ. Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri. Tamer KUTLUCA 1. Editörler. Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice AKKOÇ

KİTAP İNCELEMESİ. Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri. Tamer KUTLUCA 1. Editörler. Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice AKKOÇ Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, 18 (2012) 287-291 287 KİTAP İNCELEMESİ Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri Editörler Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice

Detaylı

İRAN ENERJI GÖRÜNÜMÜ

İRAN ENERJI GÖRÜNÜMÜ İRAN ENERJI GÖRÜNÜMÜ HAZAR STRATEJI ENSTITÜSÜ ENERJI VE EKONOMI ARAŞTIRMALARI MERKEZI EMİN AKHUNDZADA SERAY ÖZKAN ARALIK 2014 Azerbaycan Enerji Görünümü 1İran Enerji Görünümü www.hazar.org HASEN Enerji

Detaylı

Devleti tarihsel bağlamında iki ayrı örnekte incelemek. Prof. Dr. İlyas DOĞAN, Sivil Toplum Anlayışı ve Siyasal Sistemler, Astana Yayınları, 2013

Devleti tarihsel bağlamında iki ayrı örnekte incelemek. Prof. Dr. İlyas DOĞAN, Sivil Toplum Anlayışı ve Siyasal Sistemler, Astana Yayınları, 2013 Devleti tarihsel bağlamında iki ayrı örnekte incelemek Prof. Dr. İlyas DOĞAN, Sivil Toplum Anlayışı ve Siyasal Sistemler, Astana Yayınları, 2013 Devlet tarihi bir gerçekliktir İşbölümünün en basit düzeyde

Detaylı

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Enerji ve Kalkınma Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Kırılma Noktası Dünyanın gerçeklerini kırılma noktalarında daha iyi kavrıyoruz. Peşpeşe gelen, birbirine benzer damlaların bir tanesi bardağın

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi :

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi : 2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ Anayasa nın 49. Maddesi : A. Çalışma Hakkı ve Ödevi Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,

Detaylı

Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz

Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz Dünyaya barış ve refah taşıyor, zorlukları azimle aşıyoruz Rakamlarla Sektörümüz: 3 kıtadan 77 ülkeye doğrudan hizmet götüren, Toplam Yatırımı 5 Milyar Doları aşan, Yan sektörleri ile birlikte yaklaşık

Detaylı

Dünya Hububat Pazarında Neredeyiz?

Dünya Hububat Pazarında Neredeyiz? Dünya Hububat Pazarında Neredeyiz? Şebnem BORAN 1.Dünya Hububat Pazarı Günümüzde dünyanın stratejik ürün grubunu oluşturan hububat pazarında önemli gelişmeler yaşanıyor. Dünya toplam hububat üretimine

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI

Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2015-1-69 (Önaraştırma) Karar Sayısı : 16-02/30-9 Karar Tarihi : 14.01.2016 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan Üyeler : Prof. Dr. Ömer

Detaylı

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu.

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu. BASIN BÜLTENİ Selçuk Üniversitesi Akören Ali Rıza Ercan Meslek Yüksekokulunda 01.04.2015 tarihinde 100. Yılında Çanakkale yi Anlamak adlı konferans düzenlendi. Şehitlerimiz anısına yapılan saygı duruşu

Detaylı

MÜDÜR YARDIMCILARI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ

MÜDÜR YARDIMCILARI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ MÜDÜR YARDIMCILARI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ 1-2 Kasım 2013 tarihlerinde TED Okulları nda görev yapan müdür yardımcılarına yönelik olarak Antalya da bir hizmet içi eğitim gerçekleştirilmiştir. 25 TED Okulu ndan

Detaylı

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor?

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Doç.Dr. Nilgün GÖRER TAMER (Şehir Plancısı) Her fakülte içerdiği bölümlerin bilim alanına bağlı olarak farklılaşan öznel

Detaylı

: Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI : Kenan TÜRK, Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR, Fevzi ÖZKAN, Dr. Metin ARSLAN, Doç. Dr.

: Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI : Kenan TÜRK, Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR, Fevzi ÖZKAN, Dr. Metin ARSLAN, Doç. Dr. Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2014-1-132 (Önaraştırma) Karar Sayısı : 15-12/159-72 Karar Tarihi : 18.03.2015 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan Üyeler : Prof. Dr.

Detaylı

KAHRAMAN KART BASINA TANITILDI

KAHRAMAN KART BASINA TANITILDI KAHRAMAN KART BASINA TANITILDI Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi özellikle toplu taşıma araçlarında kullanılacak olan Kahraman Kart ın basına tanıtımı yapıldı. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye binası

Detaylı

S V L TOPLUM, YEREL YÖNET MLER VE GENÇL K AB ÜYEL YOLUNDA" S V L TOPLUMLA D YALOG TOPLANTISI 4 SONUÇ B LD RGES 11 ARALIK 2010, STANBUL

S V L TOPLUM, YEREL YÖNET MLER VE GENÇL K AB ÜYEL YOLUNDA S V L TOPLUMLA D YALOG TOPLANTISI 4 SONUÇ B LD RGES 11 ARALIK 2010, STANBUL S V L TOPLUM, YEREL YÖNET MLER VE GENÇL K AB ÜYEL YOLUNDA" S V L TOPLUMLA D YALOG TOPLANTISI 4 SONUÇ B LD RGES 11 ARALIK 2010, STANBUL "Sivil Toplum, Yerel Yönetimler ve Gençlik AB Üyeli i Yolunda Sivil

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Yrd. Doç. Dr. Süleyman Demirel Üniv. Tarih -Ortaçağ / (El-Melik El-Mansur Bilimler Enstitüsü Tarih ABD

ÖZGEÇMİŞ. Yrd. Doç. Dr. Süleyman Demirel Üniv. Tarih -Ortaçağ / (El-Melik El-Mansur Bilimler Enstitüsü Tarih ABD ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Selim Hilmi ÖZKAN 2. Doğum Tarihi / Yeri : 1974 / Gündoğmuş-ANTALYA 3. Ünvanı : Yrd. Doç.Dr. 4. Öğrenim Durumu : Doktora Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Süleyman Demirel

Detaylı

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır.

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. KAVRAMLAR Büyüme ve Gelişme Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. Büyüme Büyüme, bedende gerçekleşen ve boy uzamasında olduğu gibi sayısal (nicel) değişikliklerle ifade edilebilecek yapısal

Detaylı

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır.

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır. SAYI: 2013/03 KONU: ADİ ORTAKLIK, İŞ ORTAKLIĞI, KONSORSİYUM ANKARA,01.02.2013 SİRKÜLER Gelişen ve büyüyen ekonomilerde şirketler arasındaki ilişkiler de çok boyutlu hale gelmektedir. Bir işin yapılması

Detaylı

MÜSİAD Kadın Girişimciler Zirvesi. Kapanış Konuşması. 27 Mayıs 2016. İş Dünyamızın, STK'ların Değerli Bşk ve Temsilcileri,

MÜSİAD Kadın Girişimciler Zirvesi. Kapanış Konuşması. 27 Mayıs 2016. İş Dünyamızın, STK'ların Değerli Bşk ve Temsilcileri, MÜSİAD Kadın Girişimciler Zirvesi Kapanış Konuşması 27 Mayıs 2016 Saygıdeğer (Emine Erdoğan) Hanımefendi, Sayın Bakanım, (Fatma Ramazanoğlu), İş Dünyamızın, STK'ların Değerli Bşk ve Temsilcileri, Değerli

Detaylı

PROJE ODAKLI İŞ GELİŞTİRME; Kent Atölyeleri örneği

PROJE ODAKLI İŞ GELİŞTİRME; Kent Atölyeleri örneği PROJE ODAKLI İŞ GELİŞTİRME; Kent Atölyeleri örneği A.Faruk GÖKSU-ÇEKÜL Vakfı www.cekulvakfi.org.tr www.kentselyenileme.org ÇEKÜL Vakfı, kurulduğu günden bugüne kadar, Kendini Koruyan Kentler adı altında,

Detaylı

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ SAYI : BİR 7-11 MAYIS 2009 ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ Ben siyasi hayatım ve ülke sevdamla ilgili olarak tüm Türkiye yi memleketim bilirim ancak Çemişgezek benim doğup, büyüdüğüm yer. Elazığ Valisi Muammer

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

İNOVASYON GÖSTERGELERİ VE KAYSERİ:KARŞILAŞTIRMALI BİR ANALİZ. Prof. Dr. Hayriye ATİK 16 Haziran 2015

İNOVASYON GÖSTERGELERİ VE KAYSERİ:KARŞILAŞTIRMALI BİR ANALİZ. Prof. Dr. Hayriye ATİK 16 Haziran 2015 İNOVASYON GÖSTERGELERİ VE KAYSERİ:KARŞILAŞTIRMALI BİR ANALİZ Prof. Dr. Hayriye ATİK 16 Haziran 2015 Sunum Planı Giriş I)Literatür Uluslararası Literatür Ulusal Literatür II)Karşılaştırmalı Analiz III)

Detaylı

Adı Soyadı : Doç.Dr.Ayten Sezer ARIĞ Doğum Yeri :Ankara. İş Adresi : H.Ü. Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü İş Telefonu : 0312 297 68 70/116 İş Faks: 0312 299 20 76 E-Mail :aytens@hacettepe.edu.tr,

Detaylı

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ Savaş AYBERK, Bilge ALYÜZ*, Şenay ÇETİN Kocaeli Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü, Kocaeli *İletişim kurulacak yazar bilge.alyuz@kou.edu.tr, Tel: 262

Detaylı

İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı

İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı Ocak 15, 2013-3:55:02 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın himayesinde kurulan ''İşte Eşitlik Platformu'' tanıtıldı. Toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizlikle mücadele

Detaylı

9-10 Еким/Касым 2012. turkelyeni@yahoo.com www.туркелpress.com 3 те.

9-10 Еким/Касым 2012. turkelyeni@yahoo.com www.туркелpress.com 3 те. 24 èþëÿ 1923 áûë ïîäïèñàí Ëîçàííñêèé äîãîâîð, ïî êîòîðîìó ïðèçíàâàëàñü ïîëíàÿ íåçàâèñèìîñòü Òóðöèè. Áûëè óïðàçäíåíû Óïðàâëåíèå îñìàíñêîãî ãîñóäàðñòâåííîãî äîëãà è êàïèòóëÿöèè, îòìåíèëè èíîñòðàííûé êîíòðîëü

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL Sözlerime gayrimenkul ve finans sektörlerinin temsilcilerini bir araya

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MİDİLLİ İŞ VE İNCELEME GEZİSİ 14-15 HAZİRAN 2013 DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER VE ULUSLARARASI ORGANİZASYONLAR MÜDÜRLÜĞÜ

İZMİR TİCARET ODASI MİDİLLİ İŞ VE İNCELEME GEZİSİ 14-15 HAZİRAN 2013 DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER VE ULUSLARARASI ORGANİZASYONLAR MÜDÜRLÜĞÜ İZMİR TİCARET ODASI MİDİLLİ İŞ VE İNCELEME GEZİSİ 14-15 HAZİRAN 2013 DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER VE ULUSLARARASI ORGANİZASYONLAR MÜDÜRLÜĞÜ Hazırlayanlar: Gündem Kont, Mine Güneş, Ahmet Toprak Dış İlişkiler

Detaylı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1 Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık

Detaylı

3. İnşaat Mühendisliği eğitimi : İnşaat mühendisliği veya genelde mühendislik eğitimi için başlangıç noktası olarak 1747 yılı kabul edilmektedir.

3. İnşaat Mühendisliği eğitimi : İnşaat mühendisliği veya genelde mühendislik eğitimi için başlangıç noktası olarak 1747 yılı kabul edilmektedir. 3. İnşaat Mühendisliği eğitimi : İnşaat mühendisliği veya genelde mühendislik eğitimi için başlangıç noktası olarak 1747 yılı kabul edilmektedir. Bu tarihte Fransa da mühendis Jean Rodolphe Perronet e

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS GÜNÜMÜZ MÜSLÜMAN TOPLUMLAR İLH 340 6 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Seçmeli

Detaylı

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ;

BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ. Erkek Öğrenci. Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; 1 BİR ÖMRÜN HİKÂYESİ Yıl 1881 Ilık rüzgarlar esiyordu Selanik ovalarında ; Dağ başka, sokaklar başka başka ; O gece en güzel yıldızlar kaydı, Nereden geliyordu bu aydınlık? Neydi insanları bu denli mutlu

Detaylı

YÜZEY ETKĐSĐNDE UÇUŞ

YÜZEY ETKĐSĐNDE UÇUŞ YÜZEY ETKĐSĐNDE UÇUŞ Gülkız Doğan Araş. Gör., ODTÜ, Havacılık Mühendisliği Bölümü Uçak pilotları inişe geçen uçağın yere değmeden az önce daha fazla alçalmak istemediğine, yoluna öylece devam etmek istediğine

Detaylı

AVRUPA BĐRLĐĞĐ HELSĐNKĐ ZĐRVESĐ ve TÜRKĐYE. Helsinki Zirvesi

AVRUPA BĐRLĐĞĐ HELSĐNKĐ ZĐRVESĐ ve TÜRKĐYE. Helsinki Zirvesi AVRUPA BĐRLĐĞĐ HELSĐNKĐ ZĐRVESĐ ve TÜRKĐYE Helsinki Zirvesi 10 ve 11 Aralık 1999 tarihlerinde Helsinki de toplanan Avrupa Birliği (AB) Konseyi Binyıl Bildirgesi ni kabul ederken genişleme sürecinde yeni

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Celal Bayar Üniversitesi 2007 Y. Lisans Tarih - Ortaçağ Celal Bayar Üniversitesi

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Celal Bayar Üniversitesi 2007 Y. Lisans Tarih - Ortaçağ Celal Bayar Üniversitesi ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Zafer Duygu 2. Doğum Tarihi : 11.08.1976 3. Unvanı : Yardımcı Doçent Doktor 4. Öğrenim Durumu : Doktora Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Celal Bayar Üniversitesi 2007 Y.

Detaylı

Danışma Kurulu Tüzüğü

Danışma Kurulu Tüzüğü Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu Otel Yöneticiliği Bölümü Danışma Kurulu Tüzüğü MADDE I Bölüm 1.1. GİRİŞ 1.1.1. AD Danışma Kurulu nun adı, Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu ve Otel

Detaylı

ZAĞNOS VADİSİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ

ZAĞNOS VADİSİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ ADANA KENT SORUNLARI SEMPOZYUMU / 15 2008 BU BİR TMMOB YAYINIDIR TMMOB, bu makaledeki ifadelerden, fikirlerden, toplantıda çıkan sonuçlardan ve basım hatalarından sorumlu değildir. ZAĞNOS VADİSİ KENTSEL

Detaylı

Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı

Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı Bodrum da hafriyat atıkları geri kazanım tesisi hizmete başladı Büyükşehir Belediyesi tarafından yatırımı gerçekleştirilen çevreci yatırım;

Detaylı

PORTFÖY ÜRETİM ŞİRKETLERİNİN OLUŞTURULMASI VE ELEKTRİK ÜRETİM ANONİM ŞİRKETİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI. Sefer BÜTÜN. EÜAŞ Genel Müdürü ÖZET:

PORTFÖY ÜRETİM ŞİRKETLERİNİN OLUŞTURULMASI VE ELEKTRİK ÜRETİM ANONİM ŞİRKETİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI. Sefer BÜTÜN. EÜAŞ Genel Müdürü ÖZET: PORTFÖY ÜRETİM ŞİRKETLERİNİN OLUŞTURULMASI VE ELEKTRİK ÜRETİM ANONİM ŞİRKETİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI Sefer BÜTÜN EÜAŞ Genel Müdürü ÖZET: Mülkiyeti kamuya ait işletme hakları özel sektöre devredilmemiş

Detaylı

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU I- 2008 Mali Yılı Bütçe Sonuçları: Mali Disiplin Sağlandı mı? Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan 2008 mali yılı geçici bütçe uygulama sonuçlarına

Detaylı

Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi

Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi ÜN VERS TEYE G R SINAV S STEM NDEK SON DE KL E L K N Ö RENC LER N ALGILARI Doç. Dr. Mehmet Durdu KARSLI Sakarya Üniversitesi E itim fakültesi Doç. Dr. I k ifa ÜSTÜNER Akdeniz Üniversitesi E itim Fakültesi

Detaylı

ELEKTRİK PİYASALARI 2015 YILI VERİLERİ PİYASA OPERASYONLARI DİREKTÖRLÜĞÜ

ELEKTRİK PİYASALARI 2015 YILI VERİLERİ PİYASA OPERASYONLARI DİREKTÖRLÜĞÜ ELEKTRİK PİYASALARI 2015 YILI VERİLERİ PİYASA OPERASYONLARI DİREKTÖRLÜĞÜ 1 GENEL MÜDÜR SUNUŞU; Gündelik hayatın vazgeçilmez unsuru haline gelen enerji, bireylerin yaşamında ve ülkelerin sosyo-ekonomik

Detaylı

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman TABOY HASTA Vitaboy çok kötü bir rüya görüyordu. Rüyas nda karanl k bir yerdeydi. Kimse onun sesini duymuyordu. Yata nda k vran yordu. Birden uyand. Bütün bunlar bir rüyayd. Fakat kendini çok yorgun hissediyordu.

Detaylı

Topoloji değişik ağ teknolojilerinin yapısını ve çalışma şekillerini anlamada başlangıç noktasıdır.

Topoloji değişik ağ teknolojilerinin yapısını ve çalışma şekillerini anlamada başlangıç noktasıdır. Yazıyı PDF Yapan : Seyhan Tekelioğlu seyhan@hotmail.com http://www.seyhan.biz Topolojiler Her bilgisayar ağı verinin sistemler arasında gelip gitmesini sağlayacak bir yola ihtiyaç duyar. Aradaki bu yol

Detaylı

Tasarım Raporu. Grup İsmi. Yasemin ÇALIK, Fatih KAÇAK. Kısa Özet

Tasarım Raporu. Grup İsmi. Yasemin ÇALIK, Fatih KAÇAK. Kısa Özet Tasarım Raporu Grup İsmi Yasemin ÇALIK, Fatih KAÇAK Kısa Özet Tasarım raporumuzda öncelikle amacımızı belirledik. Otomasyonumuzun ana taslağını nasıl oluşturduğumuzu ve bu süreçte neler yaptığımıza karar

Detaylı

SOSYAL ŞİDDET. Süheyla Nur ERÇİN

SOSYAL ŞİDDET. Süheyla Nur ERÇİN SOSYAL ŞİDDET Süheyla Nur ERÇİN Özet: Şiddet kavramı, çeşitli düşüncelerden etkilenerek her geçen gün şekillenip gelişiyor. Eskiden şiddet, sadece fiziksel olarak algılanırken günümüzde sözlü şiddet, psikolojik

Detaylı

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Siirt Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama

Detaylı

CMK 135 inci maddesindeki amir hükme rağmen, Mahkemenizce, sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespitine karar verildiği görülmüştür.

CMK 135 inci maddesindeki amir hükme rağmen, Mahkemenizce, sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespitine karar verildiği görülmüştür. Mahkememizin yukarıda esas sayısı yazılı dava dosyasının yapılan yargılaması sırasında 06.05.2014 günlü oturum ara kararı uyarınca Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ndan sanık... kullandığı... nolu,

Detaylı

T.C. BİLECİK İL GENEL MECLİSİ Araştırma ve Geliştirme Komisyonu

T.C. BİLECİK İL GENEL MECLİSİ Araştırma ve Geliştirme Komisyonu Rapor No:01 Rapor Tarihi: 10.03.2011 muz İl Genel Meclisimizin 01.03.2011 tarih ve 2011/33 sayılı kararı doğrultusunda 08-09-10 Mart 2011 tarihlerinde toplanmıştır. İdaremiz araç parkında bulunan makine

Detaylı

ADANA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ

ADANA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ ADANA KENT SORUNLARI SEMPOZYUMU / 16 2008 BU BİR TMMOB YAYINIDIR TMMOB, bu makaledeki ifadelerden, fikirlerden, toplantıda çıkan sonuçlardan ve basım hatalarından sorumlu değildir. ADANA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ

Detaylı

BAŞINI BİRAZ DAHA YUKARI KALDIR

BAŞINI BİRAZ DAHA YUKARI KALDIR BAŞINI BİRAZ DAHA YUKARI KALDIR 1 Aralık 2008 de hilal şeklini almış ay ile Venüs yıldızı birbirlerine o kadar yaklaştılar ki, tam bir Türk Bayrağı görüntüsü oluştu. Ay ve Venüs ün bu hali bana hemen Üsküp

Detaylı

Ara Dönem Faaliyet Raporu MART 2014

Ara Dönem Faaliyet Raporu MART 2014 MART 2014 Raporun Ait Olduğu Dönem : 01.01.2014 31.03.2014 Bankanın Ticaret Ünvanı : TAIB YatırımBank A.Ş. Genel Müdürlük Adresi : Yüzbaşı Kaya Aldoğan Sokak Aksoy İş Merkezi No. 7 Kat 3 Zincirlikuyu,

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

10 y l önce Alarko ve Carrier ortakl k için el

10 y l önce Alarko ve Carrier ortakl k için el 10 y l önce Alarko ve Carrier ortakl k için el s k m t. 1996 y l nda ba layan ve üç y l süren görü meler sonunda ortakl k ko ullar olu turuldu. Beklentiler... Aray lar... Aç l mlar... Hedeflerimiz; - leri

Detaylı

Eczacılık Günü Etkinlikleri

Eczacılık Günü Etkinlikleri TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ II. BÖLGE www.aeo.org.tr Ankara Eczacı Odası 14 Mayıs Eczacılık Günü Etkinlikleri TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ II. BÖLGE www.aeo.org.tr Ankara Eczacı Odası 14 Mayıs Eczacılık Günü Etkinlikleri

Detaylı

Özet Metin Ekonomik Büyümenin Anlaşılması: Makro Düzeyde, Sektör Düzeyinde ve Firma Düzeyinde Bir Bakış Açısı

Özet Metin Ekonomik Büyümenin Anlaşılması: Makro Düzeyde, Sektör Düzeyinde ve Firma Düzeyinde Bir Bakış Açısı Özet Metin Ekonomik Büyümenin Anlaşılması: Makro Düzeyde, Sektör Düzeyinde ve Firma Düzeyinde Bir Bakış Açısı Overview Understanding Economic Growth: A Macro-level, Industrylevel, and Firm-level Perspective

Detaylı

DÜNYA KROM VE FERROKROM PİYASALARINDAKİ GELİŞMELER

DÜNYA KROM VE FERROKROM PİYASALARINDAKİ GELİŞMELER DÜNYA KROM VE FERROKROM PİYASALARINDAKİ GELİŞMELER Dünyada üretilen krom cevherinin % 90 ının metalurji sanayinde ferrokrom üretiminde, üretilen ferrokromun da yaklaşık % 90 ının paslanmaz çelik sektöründe

Detaylı

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ Belirli amaçları gerçekleştirmek üzere gerçek veya tüzel kişiler tarafından kurulan ve belirlenen hedefe ulaşmak için, ortak ya da yöneticilerin dikkat ve özen

Detaylı

Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i

Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i Parti Program ve Tüzüklerin Feminist Perspektiften Değerlendirilmesi i Parti içi disiplin mekanizması (cinsel taciz, aile içi şiddet vs. gibi durumlarda işletilen) AKP CHP MHP BBP HDP Parti içi disiplin

Detaylı

Halkla İlişkiler ve Organizasyon

Halkla İlişkiler ve Organizasyon Halkla İlişkiler ve Organizasyon A. ALANIN MEVCUT DURUMU VE GELECEĞİ Halkla İlişkiler ve Organizasyon Hizmetleri alanı, küreselleşen dünya içinde kurum ve kuruluşlar için bir ihtiyaç olarak varlığını hissettirmektedir.

Detaylı

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor!

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dursun YILDIZ topraksuenerji 21 Ocak 2013 ABD Petrol İhracatçısı Olacak. Taşlar Yerinden Oynar mı? 1973 deki petrol krizi alternatif enerji arayışlarını arttırdı.

Detaylı

TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE GELECEĞİ

TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE GELECEĞİ TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE GELECEĞİ BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU YENİ MEVDUAT SİGORTA SİSTEMİ ÖNERİSİ BANKA BİRLEŞME VE DEVİRLERİ Dr. Mehmet GÜNAL Ankara, Haziran 2001 ÖNSÖZ Türkiye

Detaylı

BİT ini Kullanarak Bilgiye Ulaşma ve Biçimlendirme (web tarayıcıları, eklentiler, arama motorları, ansiklopediler, çevrimiçi kütüphaneler ve sanal

BİT ini Kullanarak Bilgiye Ulaşma ve Biçimlendirme (web tarayıcıları, eklentiler, arama motorları, ansiklopediler, çevrimiçi kütüphaneler ve sanal BİT ini Kullanarak Bilgiye Ulaşma ve Biçimlendirme (web tarayıcıları, eklentiler, arama motorları, ansiklopediler, çevrimiçi kütüphaneler ve sanal müzeler vb.) Bilgi ve iletişim teknolojileri, bilgiye

Detaylı

TEŞVİK SİSTEMİNDE TARIM YATIRIMLARI VE KONYA

TEŞVİK SİSTEMİNDE TARIM YATIRIMLARI VE KONYA TEŞVİK SİSTEMİNDE TARIM YATIRIMLARI VE KONYA 2009/15199 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar 16/07/2009 tarih ve 27290 sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Karar

Detaylı

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Beşinci İzmir İktisat Kongresi Finansal Sektörün Sürdürülebilir Büyümedeki Rolü ve Türkiye nin Bölgesel Merkez Olma Potansiyeli 1 Kasım

Detaylı

BÖLÜM ON TÜRKİYE DE DEPREMSELLİK

BÖLÜM ON TÜRKİYE DE DEPREMSELLİK BÖLÜM ON TÜRKİYE DE DEPREMSELLİK 10.1 TÜRKİYE DE DEPREMSELLİK Alp-Himalaya deprem kuşağında yer alan ülkemizde olan depremler, Atlantik Okyanus ortası sırtının iki tarafa doğru yayılmasına bağlı olarak

Detaylı

Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber

Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber Tam yağlı süt ürünleri tüketen erkeklere kötü haber Sağlıklı, güçlü kuvvetli bir erkeksiniz ama çocuğunuz olmuyorsa bu önemli sorunun sebebi yediklerinizle ilgili olabilir. Erkekler üzerinde yapılan bilimsel

Detaylı

TEDAŞ Dışında Bir Elektrik Tedarikçisinden Elektrik Almak İçin Hangi Koşullar Gerekmektedir?

TEDAŞ Dışında Bir Elektrik Tedarikçisinden Elektrik Almak İçin Hangi Koşullar Gerekmektedir? Sık Sorulan Sorular? TEDAŞ Dışında Bir Elektrik Tedarikçisinden Elektrik Almak İçin Hangi Koşullar Gerekmektedir? TEDAŞ dışında elektrik alabilmeniz için Elektrik Piyasası Düzenleme Kurulu'nun belirlediği

Detaylı

İşletme Gelişimi Atölye Soruları

İşletme Gelişimi Atölye Soruları İşletme Gelişimi Atölye Soruları Şemsettin Akçay Satış Pazarlama ve İnovasyon Mühendisi İşletmenizi Başarıya Götüren 50 Soru! Bir gün küçük kızımız Lara (o zaman 3.5 yaşındaydı): Baba deniz gölgesi nedir,

Detaylı

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler 1.Temel Kavramlar Abaküs Nedir... 7 Abaküsün Tarihçesi... 9 Abaküsün Faydaları... 12 Abaküsü Tanıyalım... 13 Abaküste Rakamların Gösterili i... 18 Abaküste Parmak Hareketlerinin Gösterili i... 19 2. lemler

Detaylı

Türkiye İlaç Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı Toplantısı

Türkiye İlaç Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı Toplantısı Türkiye İlaç Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı Toplantısı SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKAN YARDIMCISI YADİGAR GÖKALP İLHAN: -GELİŞMEKTE OLAN SAĞLIK SEKTÖRÜ VE SAĞLIĞA ERİŞİMDEKİ ARTIŞ, KAMU HARCAMALARINI

Detaylı

KELÂMÎ MEZHEPLER VE FIRKALAR. Adem Sezgin UZUN 1

KELÂMÎ MEZHEPLER VE FIRKALAR. Adem Sezgin UZUN 1 e-makâlât Mezhep Araştırmaları, VII/1 (Bahar 2014), ss. 261-265. ISSN 1309-5803 www.emakalat.com KELÂMÎ MEZHEPLER VE FIRKALAR Ali Rabbânî Gülpâyigânî, Önsöz Yayıncılık, İstanbul 2014 456 sayfa, Adem Sezgin

Detaylı

SAVUNUCULUK, E M VE H ZMETLERE ULA TIRMA YOLU LE ANNE SA LI ININ

SAVUNUCULUK, E M VE H ZMETLERE ULA TIRMA YOLU LE ANNE SA LI ININ SAVUNUCULUK, E M VE H ZMETLERE ULA TIRMA YOLU LE ANNE SA LI ININ LE LMES PROJES (Bu proje, T.C. Sa k Bakanl Türkiye Üreme Sa Program kapsam nda Avrupa Birli i taraf ndan finanse edilmi tir. Bu yay n içeri

Detaylı

TEMA Vakfı, İstanbul Projeleri Raporu nu Açıkladı

TEMA Vakfı, İstanbul Projeleri Raporu nu Açıkladı TEMA Vakfı, İstanbul Projeleri Raporu nu Açıkladı İstanbul un geleceğini etkileyecek üç proje olan 3. Köprü, 3. Havalimanı ve Kanal İstanbul un hayata geçirilmesi halinde meydana gelebilecek etkiler TEMA

Detaylı

ÜLKER BİSKÜVİ SANAYİ A.Ş. / ULKER [] 08.11.2013 11:48:38

ÜLKER BİSKÜVİ SANAYİ A.Ş. / ULKER [] 08.11.2013 11:48:38 / ULKER [] 08..203 :48:38 Özel Durum Açıklaması (Genel) 08..203 :47:25 Ortaklığın Adresi Kısıklı Mah. Ferah Cad. No: Büyük : Çamlıca Üsküdar İstanbul Telefon ve Faks No. : (022) 567 68 00 / (022) 30 28

Detaylı

Büyükşehir Bodrum halkına yeni süreci anlattı

Büyükşehir Bodrum halkına yeni süreci anlattı Büyükşehir Bodrum halkına yeni süreci anlattı Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından Bodrum da düzenlenen toplantıda yeni süreç ile ilgili büyükşehir daire başkanları tarafından Bodrum halkına

Detaylı

Yapı ve Deprem Yönetmelikleri, alan kullanım yönetmeliklerinin gözden geçirilmesi ve gerekiyorsa yeniden düzenlenmesi

Yapı ve Deprem Yönetmelikleri, alan kullanım yönetmeliklerinin gözden geçirilmesi ve gerekiyorsa yeniden düzenlenmesi Afet Yö netimi İnsan toplulukları için risk oluşturan afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması, afetlere karşı hazırlıklı olunması, afet anında hızlı ve etkili bir kurtarma, ilk yardım, geçici barındırma

Detaylı

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor

Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Türk İşaret Dili sistemi oluşturuluyor Ekim 14, 2011-2:43:35 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, ''Bedensel, işitme ve görme özürlüler kendi içinde sınava tabi tutulacak. 2012 yılının ilk çeyreğinde

Detaylı

ÖNSÖZ. Sevgili MMKD üyeleri,

ÖNSÖZ. Sevgili MMKD üyeleri, İçindekiler ÖNSÖZ... 2 GİRİŞ... 3 Genel Kurul Toplantısı... 3 Yönetim Kurulu nda Üye ve Görev Değişiklikleri... 3 MMKD Stratejik Plan Çalışması... 3 PROJELER... 4 Kapılar Müzecilere Açık Projesi... 4 Derneklere

Detaylı

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU DİN HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TİREBOLU MÜFTÜLÜĞÜ AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU MUTLULUĞUNUZA REHBERLİK EDER Yüce Allah ın aileye bahşettiği sevgi ve rahmetin çeşitli unsurlarla beslenmesi gerekir. Bunların

Detaylı

NİSAN 2013 SAYI:16 ŞEHİRLER ÇOCUKLARIMIZA GÖRE OLSUN

NİSAN 2013 SAYI:16 ŞEHİRLER ÇOCUKLARIMIZA GÖRE OLSUN NİSAN 2013 SAYI:16 ŞEHİRLER ÇOCUKLARIMIZA GÖRE OLSUN S Ö Y L E Ș İ Avrupa Birliği Yatırımları Daire Bașkanı Okuyucularımız için Avrupa Birliği Yatırımları Dairesi Bașkanlığı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Detaylı

MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK İŞBİRLİĞİ PROJE DANIŞMANLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK İŞBİRLİĞİ PROJE DANIŞMANLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK İŞBİRLİĞİ PROJE DANIŞMANLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı,

Detaylı

alanda yaşam kalitesi yüksek bir dünya kenti yapmaktır.

alanda yaşam kalitesi yüksek bir dünya kenti yapmaktır. İzmir Valisi Mustafa TOPRAK Amacımız; İzmir i her alanda yaşam kalitesi yüksek bir dünya kenti yapmaktır. Röportaj: İdarecinin Sesi İDARECİNİN SESİ: Sayın Valim, yaklaşık iki yıldır İzmir de görev yapıyorsunuz.

Detaylı

Veri Toplama Yöntemleri. Prof.Dr.Besti Üstün

Veri Toplama Yöntemleri. Prof.Dr.Besti Üstün Veri Toplama Yöntemleri Prof.Dr.Besti Üstün 1 VERİ (DATA) Belirli amaçlar için toplanan bilgilere veri denir. Araştırmacının belirlediği probleme en uygun çözümü bulabilmesi uygun veri toplama yöntemi

Detaylı

KURUL GÖRÜ Ü. TFRS 2 Hisse Bazl Ödemeler. Görü ü Talep Eden Kurum : Güreli Yeminli Mali Mü avirlik ve Ba ms z Denetim Hizmetleri A..

KURUL GÖRÜ Ü. TFRS 2 Hisse Bazl Ödemeler. Görü ü Talep Eden Kurum : Güreli Yeminli Mali Mü avirlik ve Ba ms z Denetim Hizmetleri A.. KURUL GÖRÜ Ü TFRS 2 Hisse Bazl Ödemeler Görü ü Talep Eden Kurum : Güreli Yeminli Mali Mü avirlik ve Ba ms z Denetim Hizmetleri A.. Kurul Toplant Tarihi : 18/10/2011 li kili Standart(lar) : TFRS 2, TFRS

Detaylı

Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması

Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması 23 Aralık 2008 Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması Son günlerde akaryakıt fiyatları ile ilgili olarak kamuoyunda bir bilgi kirliliği gözlemlenmekte olup, bu durum Sektörü ve Şirketimizi itham altında

Detaylı

Kızlarsivrisi (3070 m) (27-28 Haziran 2015) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı

Kızlarsivrisi (3070 m) (27-28 Haziran 2015) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı Kızlarsivrisi (3070 m) (27-28 Haziran 2015) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı Antalya Toros Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü (TODOSK) tarafından düzenlenen 22. Kızlarsivrisi Yaz Dağcılık Şenliği ne katılmak

Detaylı