SANATÇI KİMDİR? RÖPORTAJLAR ARMAGGAN GENÇ ÜRETİM AYSEL ÇIRPANLI BEYGÜ GÖKÇİN BERGİN AZER TUNCA SUBAŞI UĞURSAL ŞARK

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SANATÇI KİMDİR? RÖPORTAJLAR ARMAGGAN GENÇ ÜRETİM AYSEL ÇIRPANLI BEYGÜ GÖKÇİN BERGİN AZER TUNCA SUBAŞI UĞURSAL ŞARK"

Transkript

1 Güzel Sanatlar Platformu Mart-Nisan 2012 Sayı:1 ÜCRETSİZDİR RÖPORTAJLAR ARMAGGAN GENÇ ÜRETİM AYSEL ÇIRPANLI BEYGÜ GÖKÇİN BERGİN AZER TUNCA SUBAŞI UĞURSAL ŞARK SANATÇIYI YAŞATAN MEKANLAR PROF. KEMAL İSKENDER: SANAT EĞİTİMİNDE KALİTENİN ARTIRILMASI GEREKİYOR SANATÇI KİMDİR? KÖŞE YAZILARI BENGİ HOŞSUCU ERKAN KARAGÖZ LEYLA SABAH SELNUR ŞARMAN YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN KOLEKSİYONERLİK YAKLAŞAN ETKİNLİKLER NESLİHAN ÖNGENÇ İÇİMDEKİ KELEBEK

2 GÜNDEM HANGİ MALZEMEYİ KULLANDIĞIMIZ DEĞİL, NE DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ ÖNEMLİ editörden İstanbul Yeniköy de konumlanan Avusturya Kültür Ofisi nde 12 Ocak 2012 de sergisinin açılışı gerçekleşen Beygü Gökçin ile eserleri, deneyimleri ve Türkiye de sanat hakkındaki görüşleri üzerine sohbet ettik. Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Profesyonel değil, alaylı diyorum kendime... Resme olan ilgim, 70 li yılların başında İzmir Özel Türk Koleji nde ortaya çıktı yılında Viyana ya gittim. Orada, 1982 yılında resim yapmaya başladım. Resimden önce, müzikle de uğraşmışlığınız var. Müzikle ilgilenmeye Viyana da başlamıştım. Benim hayatımda Avusturya önemli bir yer tutuyor. Basketbol maçında elim kırılmış ve yanlış tedavi edilmişti. Avusturya daki bir hastaneye davet ettiler, ne yapabileceklerini görmek için. Bu şekilde gittiğim bu ülke hem resmin hem de müziğin hayatıma girmesini sağladı yıllarında Metropol diye bir müzikholde çalmaya başladım. Ardından Die Erste Arbeitslosen müzikali geldi. Beni de seçmelere aldılar ve kazandım. Daha sonra, mızıkamı geliştirdiğim için çeşitli gruplarla çalarak yükseldi müziğim da Türkiye ye döndüm. Çırağan Sarayı ndaki Q Jazz Club da 4 yıl boyunca mızıka çaldım ve işin içine blues, caz, funk da girdi. Uluslararası Uzay Bilimleri UFO Kongresi nin iki açılışında çaldım. Mızıkayla Mulan çizgi filminin açılışını yaptım. Tarzınızı nasıl tanımlayabilirsiniz? Aslında tamamen özgür benim tarzım. Ben hiçbir hocadan eğitim almadım. Okullu olanlara büyük saygım var tabii ki, onlar akademisyen. Uzmanlıklarına göre çiziyorlar. Ama biz doğuştan yaşam sanatçısıyız. Ben süslemeyi, desenleri, renklemeyi çok seviyorum. Gülümseyen insanlar, kediler, balıklar... Yaşamı kavradığı için sembolik kullanıyorum her şeyi. Fakat renklerin pozitif ve canlı olması benim için çok önemli. Eserleriniz evet bir sorun var ama çözebiliriz gibi bir mesaj veriyor sanki Doğru. Resimlerin altındaki sözlerin resimlerle alakası yok ama en azından insanlara vermek istediğim mesajı o vesileyle tekrarlıyorum. Bütün metinler, Neale Donald Walsh ın Tanrı lya Sohbetler adındaki kitabından. Yasemin Dağ Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Merhaba Atölye Gazetesi nin ilk sayısının yayımlanmasının mutluluğunu yaşıyoruz. Atölye, güzel sanatlar alanında bir buluşma platformu oluştururken, değerli sanatçılarımızın ve sanatla uzaktan veya yakından ilgili herkesin ve her kurumun görüşlerini iletebilmesi, gündeme getirilmesi gereken konuların irdelenebilmesi amacıyla hazırlandı. Sanatla ve sanatçılarla çevirili olmakla beraber, gazetecilik kökenli yayıncılar olarak, tarafsızlık ve özgür ifade ilkeleriyle ilerlemeyi öngörüyoruz. Atölye de farklı, hatta zaman zaman zıt görüşleri bir araya toplarken, temel hedefimiz tarafların birbirini anlamasını ve ortak buluşma noktalarının bulunmasını sağlamak olacaktır. Sanatın ve sanatçının gelişimi için ortak hedeflerin ve ortak zekanın oluşturulması gerektiğine inanıyor, bu doğrultuda çabalıyoruz. Atölye, bir yayınevinin değil, bir yazı işleri ekibinin değil, güzel sanatlarla ilgili herkesin gazetesidir ve sizlerin paylaşımlarıyla, görüşleriyle büyüyecektir. Bu sırada bizler de merak ettiklerinizi, bilmek ve görmek istediklerinizi araştırmak ve sunmakla meşgul olacağız. Sanatın değerini, şiirselliğini, bireylere ve kitlelere kattığı anlamı aklımızdan çıkarmadan, sanat dünyasının ilişkilerini, finansal bağlantılarını ve sanatçıların sorumluluk, hak ve ihtiyaçlarını gündeme taşıyacağız. Atölye ekibi olarak, bu gazeteden en büyük kazancımız, sizlerle geliştireceğimiz, yapıcılığa ve üretkenliğe dayalı ilişkilerimiz olacaktır. Bir sonraki sayıya kadar, yüz yüze tanışmış olmak dileğiyle... İKAMETGAH KADIKÖY 25 Ocak - 19 Şubat 2012 tarihleri arasında İstanbul Anadolu Yakası nda gerçekleşen kolektif sergi projesi İkametgah Kadıköy, Kadıköylü sanatçıları ortak bir platformda birleştirerek bağımsız çağdaş sanat üretimini gündeme getirdi. Sergiyle ilgili bilgi alabilir miyiz? Ne kadar sürede ortaya çıktı, nasıl bir konsept izlendi? Bende hiç konsept yok. Özgür bir ruh taşıyorum. Aynı zamanda çok disiplinli ve çalışmayı seven bir ruh... Bunlar da en son yapıtlarım. Seçmekte çok zorlandım. 150 resim arasından, özellikle bu mekana uyacak resimleri seçmeye çalıştım. Biraz koyu lacivert gibi pozitif renklere uzandım. Konsept sadece sanat. Sanatın bizim toplumumuzdaki yeri hakkında ne düşünüyorsunuz? Yurtdışı bize fark atar. Ama bir şeyler başladı. İşimiz çok zor; maddi imkanları yüksek olan belli bir kısım var. Maddi olanakları olan insanların zayıf noktalarını söyleyeyim: Hepsi aslında bir resim alabilir bizlerden. Puroya, başka şeylere verdikleri parayı sanata yönlendirebilirler. Avrupa ile Türkiye arasında çok fark var. Bundan evvelki dönemlerde, senede arası yapıt satabiliyordum. Tabii bu her zaman böyle olmuyor. Ona rağmen zor gidiyor yine hayat. Çünkü bizim kiramız var, boyamız, fırçamız, taksimiz, nakliyemiz Diğer hayattaki ödemelerimiz olduğu için biraz zorlanıyorum ama umarım zamanla değişir. Son on senedir Türkiye deki, gidişat iyi. Belki bu plastik sanatları da etkileyecek, insanlar daha çok resim alacak. Bir de galeri dünyası var işin içinde. Benim gibi özgür, tek başına çalışan çok fazla sanatçı yok. Benim yaptığım bir emeği, bir galerici pazarladığında, eğer %40-50 gibi pay alıyorsa beni biraz üzer. Onun için çalışmam ama iş yine ticaret kapsamına giriyor. Çok hassas, duygusal bir konu ama idare edeceğiz. Bizde klasiklere de çok değer veriliyor, mesela Ahmet Yeşil arkadaşımı çok beğeniyorum. İsmail Acar var, kendisi biraz daha farklı ama onun da seçimi öyle. Bizde çok iyi sanatçılar var. Türkiye de sanatın gelişmekte olduğunu söyleyebilirim. Bir de bunu insanlara sergilemek lazım. Bizim kafelerimizin hiçbirinde resim yok. Bebek te bunu yapan bir mekan var örneğin. Bebek te küçücük bir yer; ama içeri girdiğinizde her zaman bir çeşit sanat var. Balık lokantalarında da tek tük resimler görüyorum. Yavaş yavaş gelişiyor ama kaliteli gelişmesi lazım. Bu bir süreç diye düşünüyorum. Asfalt, Hush Galeri, İstanbul Hatırası Fotoğraf Galerisi, KargART, Piha Kolektif Sanat ve Dunia projenin alanları olarak sanatın çeşitli boyutlarını izleyicilere sundu. İSTANBUL DA YENİ BİR ALAN ALAN İstanbul yeni galeri mekanının açılışını 1 Şubat 2012 tarihinde on bir çağdaş sanatçıdan oluşan Otoportre sergisi ile gerçekleştirdi. Sergide, uluslararası çağdaş sanat içerisinde kendine ait yerlerini edinmiş sanatçıların ilk otoportre çalışmaları bir araya getirildi. Sergiye katılan sanatçılar çalışmalarını ayrı zamanlarda mekana özgü yerleştirmelerle kurguladı. Serginize nasıl bir ilgi bekliyorsunuz? Biz Kültür Ofisi olarak çok iyi hazırlandık. Bu dördüncü sergimiz. Avusturya Kültür Ofisi, ben Türkiye ye döndükten sonra bana tek destek veren kurum oldu ve bir sürü insana da destek veriyorlar; Avusturya da yaşamış olan ya da burada en azından Avusturya ile bağlantılı olan sanatçılara. O da dışarıdan getirilmiş bir şey mesela. Tamam, o da güzel ama bizlere daha çok olanak sağlamaları lazım. Eklemek istediğiniz bir şeyler var mı? Keşke sizler daha çok şey verseniz de, bizler gelişebilsek, dünyamızı değiştirebilsek. Ben bazen resim yapsam ne olur yapmasam ne olur diye düşünüyorum. Sistemler zaten tam bir felaket. Para tatlı olduğu için, insanoğlu bazı şeyleri göremiyor. Bu gelecekle de ilgili, umarım değişir. Sanatçılar: İrfan Önürmen, A. Cem Şahin, Arda Yalkın, Ozan Oganer, Ardan Özmenoğlu, Nejat Satı, Huri Kiriş, Beyza Boynudelik, Bahar Oganer, Barış Sarıbaş, Olgu Ülkenciler. 1

3 ÖĞRENCILERIN KÜLTÜREL FAALIYETLERE KATILIMINA DESTEK Öğrenme ve tartışmaya açık bir ortam sunmayı amaçlayan SALT, lise öğrencilerinin eleştirel düşünme, tartışma ve kültürel faaliyetleri yorumlama yetisini geliştirmelerine katkıda bulunmak amacıyla, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü yle bir protokol imzaladı. Protokolle öğrenciler, SALT ın Yorumlama Programı kapsamında, SALT ın Beyoğlu ve Galata daki mekanlarını öğretmenleri eşliğinde ziyaret edebilecek. Program kapsamında öğrencilere; SALT ın sergileri, etkinlikleri ve sanatçılarla yürüttüğü projeler hakkında bilgi verilerek, sanatsal ürünleri yorumlamaları sağlanacak. Törende bir konuşma yapan İstanbul İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Şerafettin Turan, Öğrencilerimizin gelişiminde sanatın kazandırdığı yaratıcılık, düşünce aktarımı, kültür birikimi, ifade özgürlüğü gibi becerilerin, yaşamlarının her alanında kendini göstereceği inancındayız. Sanatın merkezi ve sanatsal etkinliklerin yoğun olduğu İstanbul da, öğrencilerimizin sanatsal etkinlikler içinde olmaları, onların kişisel gelişimine ve çevrelerine büyük katkı sağlayacak. Öğrencilerimizin bundan sonra sanatsal çalışmaları yapabilecekleri, atölye çalışmalarıyla içlerindeki sanatçı ruhunu ortaya koyacakları bir sanatevi var. Bu bağlamda SALT ın gerçekleştirmiş olduğu değerli çalışmayı tebrik ediyor, diğer sanat kurumlarına örnek olmasını temenni ediyorum. dedi. ETKİNLİK TAKVİMİ Etkinlik Tarih Yer Detaylar Resim Sergisi Turları Van Gogh Alive Öncü Kadınlarımız Sergisi La La La İnsan Adımları Sergisi Dünden Sonra Fotoğraf Sergisi BirdDay Aralıklı Yakınlık Sergisi Her Cumartesi 10 Şubat - 15 Mayıs 14 Şubat - 13 Mart 16 Şubat - 6 Mayıs 16 Şubat - 3 Haziran 18 Şubat - 31 Mart 3 Mart - 14 Nisan Sakıp Sabancı Müzesi İSTANBUL Cihangir Sanat Galerisi ISTANBUL İstanbul Modern Sanat Müzesi İstanbul Modern Sanat Müzesi Pi Artworks ISTANBUL Pi Artworks ISTANBUL ETKINLIK Kültür ve sanatın hizmetinde 10. yılını tamamlayan Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), resim koleksiyonu sergisi Bir Ülke Değişirken - Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi için ücretsiz rehberli turlara başladı. Her cumartesi saat 14:00 te, Sabancı Üniversitesi öğrencilerinin rehberliğinde gerçekleştirilecek turda, ziyaretçilere, koleksiyonda yer alan eserler üzerinden Türk resim sanatının tarihsel yolculuğu anlatılıyor. Turlar 9 Haziran a kadar devam edecek. Türk ilaç sektörünün lideri Abdi İbrahim, 100 üncü kuruluş yıldönümünü, dünyanın en büyük ressamlarından biri olarak kabul edilen Van Gogh un eserlerini bugüne kadar hiç deneyimlenmemiş yepyeni bir formatta sunan Van Gogh Alive Dijital Sanat Sergisi ile kutluyor. Van GoghAlive, dahi ressamın en ünlü eserlerini 3,000 in üzerinde dijital imaj ile çerçevenin içinden çıkararak izleyicilerine klasik müze gezisinin çok ötesinde bir deneyim yaşatıyor. Türkiye nin öncü kadınlarını ülkemizde ve dünyada tanıtmak, yaşatmak ve gezici müze oluşturmak amacıyla hazırlanan sergide; başarılarıyla tarihe damgasını vurmuş, hayatın farklı alanlarında verdikleri mücadeleler ile öncü kimliği kazanmış kadınlar, usta ressamlar tarafından resmediliyor. Sergide resmedilen öncü kadınlar arasında Satı Kadın, Sabiha Gökçen, Nene Hatun, Afife Jale, Semiha Berksoy, Halide Edip Adıvar, Mihri Müşvik gibi isimler yer alıyor. Sergi, 1849 yılında kurulan, Hollanda nın dünyaca tanınmış Boijmans Van Beuningen Müzesi nin Direktörü Sjarel Ex in koleksiyonlarındaki 140 binin üzerindeki yapıt arasından İstanbul Modern için hazırladığı özel bir seçkiyi içeriyor. Sergide, farklı coğrafyalardan 28 sanatçının resim, çizim, yerleştirme, baskı, fotoğraf ve videolarından oluşan 53 çalışma bulunuyor. Sergide 53 sanatçının 179 yapıtı yer alıyor. Ayrıca 66 sanatçının 213 yapıtı da dijital ortamda gösterilecek. Türkiye de fotoğrafın modern ve çağdaş örneklerini bir araya getiren sergi, Osmanlı döneminden günümüze uzanan süreçte fotoğrafın teknik ve kavramsal gelişimini ortaya koyuyor. Birdday, mekana girildiği anda farklı medyalar kullanılarak somutlaştırılan her detayın gerçekçiliği ile izleyiciyi sanatçının fantastik algısına ortak ediyor. Merve Şendil, hikayesini anlatırken kurgudaki Olağanüstü lüğün algıdan muaflaşıp oyun haline dönüşebilmesi için gerekli olan bütün ayrıntıları düşünüp sergi alanına yerleştiriyor. Ümmühan Yörük ün son dönem çalışmalarını içeren bu sergi, benzer durumlara tanıklık eden bireylerin birbirleri ile kurdukları yakınlıklara dair insan hallerinin görselleştirilmesi. Güzel Ama Yalnız Kadınlar Sergisi 7 Mart - 1 Nisan Alan İstanbul Sergi, Dünya Kadınlar Günü nden bir gün önce, kadın ve kadınlık algısı üzerine yerleşik tarihsel sorguları, sanatçıların perspektifinden öznel vurguyla birleştiriyor ve izleyicisini kültürel kodlamaların ötesinde içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. İmza töreninde protokolle ilgili bilgi veren SALT Yönetim Kurulu Başkanı Nafiz Karadere, SALT, ülkemizde düşünen, sorgulayan ve araştıran bir eğitim modelinin uygulanmasına katkıda bulunmak amacıyla, öğrencilerin sanatsal faaliyetlere katılımını artıracak bir Yorumlama Programı hazırladı. Sergiler, tartışma konuları ve etkinlikler hakkında bilgi içeren rehberlerle, öğrencileriyle birlikte eğitimcilerin de yararlanabileceği ücretsiz bir kaynak sunuluyor. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılan protokol sayesinde, SALT ın sunduğu eğitim programını daha fazla gence ulaştırmayı, lise öğrencilerinin sanatsal faaliyetlere katılmasını sağlamayı, öğrencilerin sanat üzerine duyarlılıklarını artırmayı hedefliyoruz. dedi. Frederico Severino Heykel Sergisi Görünmeyen Kent Sergisi Çağlar Boyu Türk Kadınları Sergisi Romantique Sergisi 7 Mart - 7 Nisan 8-29 Mart 8-17 Mart 22 Mart - 22 Nisan Galeri Selvin İstanbul Evin Sanat Galerisi İSTANBUL Ekavart Galeri İSTANBUL C.A.M Galeri İSTANBUL Severino nun eserleri, kuvvetli gerilimleri dengeleme yeteneğine derinlemesine sahip olması nedeni ile yaratıcı ve güçlü bir artistin izlerini taşıyor. Ressam Setenay Alpsoy, üçüncü kişisel sergisinde metropol hayatının tüm karmaşasını İstanbul un ıssız sokakları, çarpık binaları ve grisini tuvallerine taşıyor. Alpsoy un kent ile başlayan yaratıcılık serüveni İstanbul un görünen ve görünmeyen her yönünü sanatına aktarma isteği ile devam ediyor. Bir Art and Life projesi olarak, Küratör Beste Gürsu tarafından gerçekleştirilen sergi, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi arasındaki süreçte tarihe iz bırakmış, Türk kadının ilkler ünvanına sahip, bugünün kadınlarına örnek teşkil eden 10 Türk kadınını, 2012 dünya kadınlar gününe ithafen bir araya getiriyor. Nihal Martlı nın bu sergisinde, resimlerinin karakterinde oldum olası var olan hayalci, nostaljik ve poetik bir yapı söz konusu. Konudan maddeye ve resimsel değerlere bulaşan, içinde tutkuyla hassasiyeti barındıran, bakışı baştan çıkaran davetkar ve karanlık bir romantizm bu. Martlı nın yarattığı karakterler siyah bağımlısı bir atmosferde dalgalanıyor. Hahaha-HU Sergisi 5-30 Nisan Tuva Sanat İstanbul Leyla Sabah ın yirminci kişisel sergisi Hahaha-HU Tuva Sanat ta her gün 13:00-21:00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. 2

4 ARAŞTIRMA SANATÇIYI YAŞATAN MEKANLAR Avrupa da sanatçıların, sadece eserler vermekle kalmadıklarını, aynı zamanda ülkelerin kültürel miraslarına katkıda bulunmak ve eserlerini nesillere ulaştırabilmek adına, kendine müzelerini kurduklarını görüyoruz. Ayrıca bir ülkenin diğer bir ülkenin sanatçısına da özenle sahip çıktığını fark ediyoruz. Erkan KARAGÖZ Avukat SANATÇI VE TELİF HAKKI Sanat bir yaratma eylemidir. Bu süreçte en önemli unsur, şüphesiz ki insandır. İnsana özgü estetik sezgi ve kaygı, kimi insanlarda çok ileri boyutlardadır ve bu boyut onları sanatçı yapacak düzeye taşır. Bu yetenek ve yetiye elbette günümüz koşullarında akademik eğitimle yön verilmektedir ve bunun çağdaş modern sanat ürünlerinin yaratılmasında ciddi bir katkısı bulunmaktadır. Sanatçı, yapıtı meydana getirirken estetik yaratma duygusu dışında hiçbir kaygıyla hareket etmez. Onun için önemli olan; o içten gelen güdüyle güdülenen rafine estetik ürünü yaratmaktır. Ancak sanatçının böyle bir kaygısının olmaması, sanat yapıtının parasal değeri olan, talep edilir bir meta olarak görülmesini engellemiyor. Bu, sanatçıya rağmen olan bir şeydir. Yani bir sanatçı, hiçbir zaman, şunu üreteyim de para kazanayım diye yola çıkmaz. Ama kaçınılmaz olarak ürettiği, yarattığı sanatsal ürün, toplum tarafından ilgiyle karşılanacak ve dolayısıyla da bunun parasal bir karşılığı doğacaktır. Sanatçının sorunu tam da buradadır. O, öncelikle yarattığı şeyin toplumun faydalanmasına, değerlendirilmesine sunmak; deyim yerindeyse göstermek için paylaşmaktan yanadır. Ne var ki tam da bu noktada, yapıt bir ticari ürün niteliği almaya başlamaktadır. Birileri, bu ürün ya da ürünlerin topluma sunulmasından para kazanmak durumundadır; ya da kaçınılmaz olarak toplumun tüm katmanlarına ulaşabilmek için parasal- eğer kamusal bir destek yoksa- araçlardan yararlanılması kaçınılmazdır. Sorun burada kendini belli eder: Sanatçının haklarını kimler nasıl koruyacaktır? Aslında bu sorun, modernleşme süreci içerisindeki tüm toplumların yanıtını aradıkları ortak bir sorun olmuştur. Bu nedenle, birçok ülkede sanatı, sanat ürününü ve sanatçının haklarını korumaya yönelik yasalaşma hareketleri görülmüştür. Bugün gelinen noktada sanatçıların haklarının, tüm dünya ölçeğinde ulusal ve uluslararası korumalara sahip hale geldiğini söyleyebiliriz. Ülkeler, kendi iç hukuklarında bu korumayı sağlamaya yönelik düzenlemeler getirmişlerdir. Her geçen gün de bunu daha mükemmel kılmaya çalışmaktadırlar. Bu Türkiye için de böyledir. Türkiye de bu alanda ilk yasal düzenleme, 1951 yılında yapılmıştır yılında Prof. Hirsch in ön ayak olmasıyla ilk Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu muza (FSEK) kavuşmuş bulunmaktayız. Bu yasa, üç kez önemli değişiklik geçirmiştir. Bu değişikliklerin en önemli nedenlerinden biri de, sanatçının sahip olduğu telif haklarının korunması kaygısıdır. Son düzenlemeyle, 50 yıl olan koruma süresi 70 yıla çıkartılmıştır. Bu süre demek oluyor ki, sanatçı yaşamı boyunca yarattığı sanat ürününün telif haklarına, yani mali ve manevi haklarına sahip olacaktır. Yani sanatçı yaşadığı sürece, ürettiği sanat ürünün her türlü mali ve manevi hakları kendisine aittir. Peki ya sanatçının vefatı durumunda ne oluyor? Sanatçının yaşamını yitirmesi sonrasında, onun yapıtlarının mali ve manevi hakları, yasal mirasçılarına geçecektir. Ancak bu, mirasçıların ölümünden sonra hakların onların da mirasçılarına geçebileceği; böylece sonsuza kadar bir taşınmaz mal mülkiyetinin intikali biçiminde anlaşılmamalıdır. Yasa koyucu buna bir sınır getirmiştir; mali haklar yetmiş yıl boyunca kullanılabilir. Eser sahibine tanınan mali haklar zamanla sınırlıdır. Koruma süresinin bitiminden sonra herkes, eser sahibine tanınan mali haklardan yararlanabilir. Peki, bu koruma süresine rağmen, sanat yapıtının mali haklarına sahip olanların haklarına tecavüz ederek; yasalara uygun süreci izlemeden, izin almadan, işleyen, çoğaltan, yayan ve kullananlara karşı sanatçı ya da onun yasal mirasçıları ne gibi haklara sahiptirler? Belirtmeliyim ki, Fikir ve Sanat Eserleri Yasası bu hallerde, hak sahibine yasal yollara başvurarak, sözleşme yapılması halinde isteyebileceği bedelin üç katı fazlasını talep edebileceği bir düzenleme getirmiştir. PİCASSO MÜZESİ Barcelona daki Picasso Müzesi, Pablo Ruiz Picasso un eğitim yıllarını öğrenmek için bir referans merkezi yılında halka açılan müze, esere ev sahipliği yapıyor. Daimi sergiyle birlikte, geçici sergilerle de geniş bir program sunuyor. Ayrıca müze, Picasso nun Barcelona şehri ile olan bağlantısının da şahidi; ergenlik ve gençlik döneminden başlayıp, ölümüne dek süren yakın ve ayrılmaz bir bağlantı. Barcelona Picasso müzesi Picasso ve arkadaşı Jaume Sabartés in emekleri sayesinde kurulmuş. Başarılı açılımlar ve yenilikler gerçekleştiren müze, yeni program açılışları ve yeni projeleriyle, kurulumda yeni bir döneme giriyor. ESPACE SALVADOR DALİ MÜZESİ Fransa da Monmartre ın kalbinde 1991 yılında açılan Espace Dali Müzesi, sürrealizmin İspanyol ustasına adanmış. Müzede Dali nin özellikle heykel ve gravürleri yer alıyor. Müzedeki eserlerde Dali edebiyat, mitoloji, tarih ve din ana temalarını işlemiş. Sanki tamamen fantastik bir dünyaya seyahat etmiş gibi oluyorsunuz ve 20. yüzyılın en büyük sanatçılarından biri olan Salvador Dali in 300 den fazla eserini keşfediyorsunuz. Bu muhteşem koleksiyon ustanın en ünlü üç boyutlu sürrealist resimlerini gün ışığına çıkarıyor. Bu heykeller Dali nin sanatsal yaratıcılığının önemli yönlerini ortaya koyuyor. Müzede Dali tarafından imzalanmış gravür ve litografi koleksiyonu da bulunuyor. RODİN MÜZESİ Rodin Müzesi 1916 yılında sanatçının kendisi tarafından, Fransız devletine yaptığı bağışlar sayesinde kurulmuş. Eserleri, koleksiyonları, kütüphanesi, mektup ve el yazmaları. Müze, heykeltıraş tarafından seçilen alanda, Biron Oteli ve bahçesinde kurulu. Otel 18. yüzyılda inşa edilmiş ve 1908 yılından müze olana kadar, Rodin bu otelde kiracı olarak ikamet etmiş. Zengin ve çok sayıda çeşitli koleksiyonun yer aldığı müzede, Rodin e ait seçili ikonik başyapıtları ve belgeleri keşfetmek mümkün. MUSTAFA AYAZ MÜZESİ Mustafa Ayaz Müzesi nin toplam kullanım alanı 5000 m². Müze 7 kattan oluşuyor ve çatı katında, sanatçının özel ofisi ve hobi atölyeleri bulunuyor. 1, 2 ve 3. katlarda ise sanatçının değişik dönemlerine ait eserleri sergileniyor. Müzede ayrıca, Mustafa Ayaz ın hocası Prof. Adnan Turanî nin onur sanatçısı olarak yer aldığı bir bölüm mevcut. Giriş katında yer alan Mustafa Ayaz Sanat Galerisi, 2007 yılında Mustafa Ayaz ın resim sergisiyle açılmış. DOĞANÇAY MÜZESI Türkiye nin ilk çağdaş sanat müzesi olan Doğançay Müzesi, kapılarını ilk olarak 2004 yılında halka açtı. Beyoğlu nda, 150 yıllık beş katlı tarihi bir binada yer alan müzede Burhan Doğançay ın eserlerinden küçük bir retrospektifle, babası Adil Doğançay ın eserleri sergileniyor. Sanatçının müzede yer alan eserleri, onun erken dönem figüratif resimlerinden başlayıp, kent duvarlarından ilham alan işlerine ve fotoğraflarına uzanan elli yıllık sanatsal gelişimini kapsıyor. Doğançay Müzesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve sponsor firmalarla işbirliğiiçinde 2005 ten bu yana temel eğitim okullarında jürili sanat yarışmaları düzenliyor ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaşıyor. Her yıl 1500 okuldan, 8-14 yaşlarında ortalama 7 bin öğrenci bu etkinliğe katılıyor. Birinci gelenler 2006 da dört günlük Paris ve 2007 de bir haftalık Londra gezileriyle ödüllendiriliyor. Derlemedir. 3

5 RÖPORTAJ BURHAN DOĞANÇAY TÜRK SANATÇILAR HAKKINDAKİ ÖNYARGILARI YIKTI İstanbul Beyoğlu nda bulunan ve 2004 yılında kapılarını halka açan Doğançay Müzesi, Burhan Doğançay ın ilk figüratif eserlerinden fotoğraflarına kadar geniş bir arşivi barındırıyor. Rodin ve Neruda gibi kişisel sanatçı müzelerinden esinlenerek kurulmuş olan müze hakkındaki detaylı bilgiyi, müzenin müdürü Bergin Azer den aldık. Doğançay Müzesi nasıl kuruldu? Burhan Doğançay sanat hayatına çok erken yaşta başlamış ve yaşamını sanata adadıktan sonra, dünya duvarları projesi için 114 ülkeye gitmiş. Çeşitli ülkelere gerçekleştirdiği bu ziyaretlerde, Rodin ve Neruda gibi kişisel sanatçı müzelerini görmüş ve kendi kendine: günün birinde imkanım olursa, ben de böyle bir müze açmak istiyorum demiş senesinde bu binayı satın almış. Binanın harabe durumunda olmasından dolayı, uzunca bir süre restorasyon yapılmış. Müzenin halka kapılarını açma yılı ise Müzeye olan ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Çok farklı sanatseverler geliyor. Anaokulundan üniversite öğrencilerine kadar değişen okulların turları var. Ayrıca Rotary Kulübü gibi bazı kulüplerin turları var. Burası İstanbul un ilk çağdaş sanat müzesi olduğu için, özellikle yaz aylarında yabancılardan çok büyük ilgi görüyor. Ayrıca yurtdışında çok bilinen bir sanatçı Doğançay. Dünyanın önde gelen 70 müzesinde eserleri var. Dolayısıyla buraya geldiklerinde, tek bir çatı altında, erken döneminden bugüne kadar görülebilecek bütün eserler ve serileri görebiliyorlar. Müzeyi geliştirme planlarınız var mı? Tabii ki var. Metrekaremiz ufak olduğu için bazı kısıtlamalarımız oluyor. Fakat düzenlediğimiz etkinliklerle, farklı kurumlarla düzenlediğimiz projelerle mekanı geliştiriyoruz. Müzenin tanıtımı için ne tür faaliyetlerde bulunuyorsunuz? Doğançay ın adı zaten kendisini Türk sanatseverlere tanıtmaya yeterli. Yurtdışında bilen zaten biliyor. Onun dışında, çok nadir de olsa yabancılara yönelik dergilerde ilan veriyoruz. Güzel Sanatlar Platformu Mart-Nisan 2012 Sayı: 1 Sahibi Ercan Dağ Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yasemin Dağ Haber Müdürü Yevkine Çilingir Reklam Müdürü Merve Peker Muhabir Emine Kaya, Turan Valiyev Köşe Yazarları Bengi Hoşsucu, Erkan Karagöz, Leyla Sabah, Selnur Şarman Yönetim Yeri ATÖLYE İstiklal Cad. Bekar Sk. No: 21 K: 5 Çulfaoğlu İşhanı Beyoğlu İstanbul Tel: Bu gazetede yer alan yazı ve fotoğrafların tamamı ya da bir bölümü, Atölye nin izni olmadan kullanılamaz. Gazetede yer alan bilgi, yorum ve grafiklerin doğruluğundan bu içeriğin sağlandığı kişi veya kurum sorumludur. Kendinizi ve müzeyle nasıl tanıştığınızı anlatabilir misiniz? Babam diplomat ve lise son dönemimi Washington da okuduktan sonra New York a üniversiteye gittim. 88 senesinde Burhan Bey le tanıştık. Seneler sonra tekrar Contemporary sergisinde karşılaştık. Bodrum da kendisini ziyaret ettim ve bir diyaloğumuz oluştu. New York ta da zaten Metropolitan Müzesi nde staj yapmıştım; fakat Türkiye ye döndükten sonra, (o zaman özel müze yoktu) profesyonel anlamda bambaşka yerlere geçtim. Bundan iki sene evvel de, biz müzeye müdür arıyoruz, tanıdığın birisi var mı? diye Burhan Bey in eşi Angela Hanım sorduğunda, evet var! dedim. New York ta okuduğum bölüm, arada profesyonel hayatımdaki sektör, hepsi ilginç bir şekilde örtüştü. Doğançay ailesinden ve sanatçı kimliklerinden bahsedebilir misiniz? Doğançay ailesinde sanat, Adil Doğançay, yani baba Doğançay ile başlıyor. 4 yaşındaki oğlu Burhan a resim dersleri veriyor. Ancak babası sakın sanatçı olma diyor kendisine. Bunun üzerine hukuk ve iktisat okuyor. Devlet görevine başlıyor. 60 lı yıllarda, New York a tayin oluyor. Oradayken bu tür görevlerde çalışmak istemediğini fark ediyor. Ardından istifa edip sadece sanatçı oluyor. Ailede başka resim yapan yok, fakat müzemiz Doğançay Vakfı nın bir kurumu ve. Burhan Bey de zaten vakfın yönetim kurulunda. Adil Doğançay ne tarz çalışmalar gerçekleştirmiştir? Adil Doğançay bir harita subayı. Türkiye nin topografisi çizmiş. Aynı zamanda da ressam. Resim yaptığı yerlere at sırtında gidiyor. O yüzden yanında taşıyabileceği ufak ebatlarla, doğada çalışıyor ve empresyonist bir tarzı var. Burhan Doğançay da zaten önce çizimle başlıyor, senelerce babası ona çizim yaptırıyor; gölge, perspektif çalıştırıyor. Bir gün, New York ta 60 lı yıllarda sokakta yürürken, bir duvar görüyor. O duvar onun sanat hayatının çok ciddi ve keskin bir dönüm noktası oluyor ve böylece duvarlara yöneliyor. Kent duvarlarının Doğançay için anlamı nedir? Duvarları insanlar yapar. İnsanlar onun üstüne afiş yapıştırır, yağmur yağar, güneş çıkar, rüzgar çıkar ve bunlar yıpranır. Aynı bizim suratlarımız gibi. Doğduğumuz zamanla öldüğümüz zaman, suratlarımız farklıdır. Biz de değişiyoruz, duvarlar da değişiyor. Her mahallenin karakteri vardır, Nişantaşı ndaki bir duvarla, Tophane deki bir duvar aynı olamaz. New York taki ile Roma daki aynı olamaz. Bazen çok örtüşen mesajlar oluyor. Bir yerde Juan Maria yı seviyor oluyor, başka bir yerde Ahmet Ayşe yi seviyor oluyor. Duvarlar şehrin yüzüdür. Duvar serisine ilave bir de kapılar var; çünkü duvar olan her yerde kapı da vardır. Burhan Doğançay ı siz nasıl bir sanatçı olarak tanımlarsınız? Burhan Doğançay bence Türkiye deki en önemli sanatçı. Önemle belirtirim ki, bu benim şahsi fikrim de değil. Neticede baktığınız zaman, 1960 larda Guggenheim Müzesi nin daimi koleksiyonuna kabul edilmiş ilk Türk sanatçı. Metropolitan Müzesi ndeki tek Türk sanatçı ve Pompidou da da öyle. Türkiye de bu başarıyı elde etmiş başka birisi yok. İnşallah ilerde genç nesillerde de olur. Bana göre Burhan Bey bu konuda bir lokomotif. Türkten savaşçı olur, sanatçı olmaz önyargısını yıktı. Doğançay ailesinin eğitime bulunduğu katkılardan bahsedebilir misiniz? Müze olarak her sene, ilkokul öğrencileri arasında bir resim yarışması düzenliyoruz. İstanbul da yaklaşık 1500 okuldan 7000 eser geliyor. Farklı kategorilerde dereceye giren öğrencileri, yurt dışına sanat turlarına yolluyoruz. Bizim buradaki beklentimiz, öğrencileri sanatçı olmaya heveslendirmek değil; bu öğrencilerde sanata bir merak oluşması, kültürle biraz harmanlaması, yurt dışına gittiği zaman oradaki kaldırımı, ağacı, yere çöp atılmadığını, tükürülmediğini görmesidir. Böylece vizyonları çok değişiyor. Önemli olan, onları yaşadıkları yerden çıkarıp bambaşka bir yere götürebilmek ve ufuklarını açmak. Eğitim yalnızca kitap, defterle değil; görgü ve kültürle de olmalı. Desteğimiz bu yönde. 4

6 YORUM SANATIN NERESİNDEYİZ? Günümüzde sanat etkinlikleri, bienaller, sergiler, müzayedeler çoğalıyor. Gezip görenler de bir hayli çok. İyi de oluyor tabii... Ne var ki, bu etkinlikleri dolduranların çoğunun bu eserlerin neleri yansıttığı hakkında pek bir bilgisi olmuyor veya yanlış bilgilendirilmiş oluyorlar. Bengi Hoşsucu Seramik Öğretmeni NEREDEN NEREYE... Toprak, su, kil ile tanışma Düşününce yıllar öncesine gidiyorum şimdi. Ben kil ile ilk çocukluğumda tanıştım. Benim çocukluğumun ilk yılları İzmir in küçük bir ilçesi olan Bornova da geçti. Bornova o yıllarda daha yeni yeni kuruluyordu. İlköğretim yıllarımdı. Tahmin edersiniz ki her yerde yeni başlayan inşaatlar vardı. Tabii küçük bir çocuk için eğlenceli bir oyun bahçesine dönüştürülebilen kum yığınları ve bu yığınların çevresini saran büyük ağaçlarla dolu yeşil alanlar Yani büyük anakentlerin ve alışveriş merkezlerinin olmadığı yıllardı. Ben onların arasında çocukluğumun en güzel keşiflerinden birini yapmıştım. Toprak, su, tuğla ve kil parçaları ile tanışmıştım. Kili ilk elime aldığımda yumuşak ve şekillendirilebilen çok güzel bir oyun aracı olduğunu düşünmüştüm. Ben ilk oyuncağımı kilden kendim yaptım. Araba, ev, kase ve kutular, kendi küçük dünyam için eğlenceli olabilen her şeydi bunlar. Bu keşiflerle dolu çocukluğumun en gizemli ve heyecan verici yolculuğuydu ve en doğal terapiydi bir çocuğun küçük elleri için. Kim bilir benim gibi kaç küçük el daha bu keşfe katılmış ve kilden oyuncaklar yapmıştır diye düşünüyorum. Ben o yılları mutlulukla anımsıyorum şimdi. Ateş ile tanışma Büyümeye başladığım, liseden mezun olduğum yıllardı. Yani bir meslek edinmeye karar verdiğim zamanlar. Benim için güzel sanatlar sınavları, desen dersleri, seramik atölyeleri ve sanatın keşfi başlamıştı. Seramik atölyelerini ilk tanımaya başladığımda şekillendirilmiş killerin piştiğini ve seramik olduğunu öğrendim. Ateşle buluşmayan kilin tarihte ve sanatta yer edinmediğini gördüm. İlk kilden çaydanlığımı, maskımı, panomu, heykelciklerimi o dönem şekillendirdim. Kilden yapılmış objelerin kurutulup daha sonra pişirilmesini deneyimledim. Kil fırında piştiğinde seramik oluyordu. Yani anlam kazanıyordu. O dönem neler yapabileceğimi keşfetmeye çalışıyor ve seramik sanatının kurallarını öğreniyordum. Yeni uygulamalar yapmaya çalışıyor ve neler yapabileceğimi keşfediyordum. İlk olarak kille şekillendirme teknikleri olan elle biçim verme, boncuk, fitil, plaka, baskı gibi teknik uygulamaları öğrendim. Kendime, seramikte profesyonelliğe ilk adım olan ahşap modelaj setimi aldım. Yaşayarak öğrendiğim ve yeni deneyimler kazandığım yıllardı. Üstelik bu etkinliklerde büyük paralar harcanıyor. İş ticarete dökülüyor. Çok acı! Yanılgılar içinde, bundan yüz yıl sonra kimsenin kar edemeyeceği yapıtlara bel bağlanılıyor. Örneğin bizim IXX ve XX. yüzyıl resim sanatımızın (son devirdeki birkaç kişi hariç) ilerde evrensel anlamda prim yapması olasılığı yok. Önemleri devri yansıttığı için olabilir.yoksa sanat değeri yüksek olduğu için değil. Eleştiriyi gerekçeye bağlamak gerekir. Sanat nedir ve yapılanlar ne zaman sanat olarak adlandırılır? En doğru ve sade anlatımı ile öncelikle sanat zamanın ruhunu yanısıtır. Günün bakış açısını, düşünce tarzını, felsefesini barındırır. İkinci olarak, bu yansıtma ancak bir tür yaratıcılıkla ortaya konmuşsa, ancak o zaman sanat seviyesine erişilir. Son olarak ise, yapıtın yaratıcı enerjinin dünyaya yansıyan bir parçası olması gerekmektedir. Sanat tarihinde hangi devrin sanatına bakarsanız bakın bunu görebilirsiniz. Batı sanatı çok daha kolay anlaşılır çünkü çoğunlukla dünyevidir. O devirde toplumsal olarak nasıl bir enerjiden geçiliyorsa, bütün açıklığı ile onu yansıttığı görülür. Değişimler hemen anlaşılır. Doğu sanatını anlaması ise çok daha zordur. Çünkü çoğunlukla semboliktir. Bütünselliği çok daha geniş ve derindir. Artık dünyamızın ve evrenin devamlı değişim içinde olduğu herkesçe biliniyor. Fakat bugün ivme çok artmış ve her şey çok hızlı bir değişime girmiş durumda. Devrimizin değişimi de olumsuzluk, dibe vurma şeklinde açıklanmakta. Bu da dünyada sıradanlık, dejenerasyon ve bir çeşit vahşet oluşturmakta. Böyle bir durumda bu günün sanatı bize neyi yansıtacaktır? Zamanın olumsuzluğunu, vahşetini, çöküşünü... Zaten artık bienallerin, evrensel anlayıştaki sergilerin de anlattığı bu. Ne var ki, bunlar yansıtılırken yaratıcılığa yer verilemez oldu. Çünkü çöküş dönemlerinde yaratıcılığın genişliği kısıtlanıyor, büyük enerji akımı da kesilmeye başlıyor. Fakat her inişin bir çıkışı hazırladığı evrensel bir kural olduğuna göre, neye odaklanmamız gerekiyor? İhtıyacımız olan tek şey kurtuluşa nasıl geçeceğimiz, nasıl yükselebileceğimiz anlayışına açılmak ve bunun sanatına yoğunlaşmak. Belkıs Soran Sanat Tarihi ve Sanatla Gelişim Uzmanı Şimdi düşünüyorum da nereden nereye Yıl 2012, İstanbul da yaşıyorum. Her yerde binalar gökdelenler, büyük alışveriş merkezleri, beton bir dünya. Orman alanlarının ve yeşilliğin azaldığı, büyük anakentlerde hayatı keşfetmeye çalışıyoruz. Teknoloji çok gelişti, her şeyi üretebiliyorlar. Çocukluğumdan bu yana kent yaşamı çok değişti. Çocuklarımızın bizim keşfettiklerimizi yaşaması zorlaştı. Yaşadığımız sokaklarda toprak yığınları görmüyoruz artık. Şimdilerde küçük ellere, kendini ifade etmenin yollarını arayan gençlere, günlük hayatın stresinden sıyrılmak isteyen büyüklere kil ile şekillendirme yöntemlerini öğretiyorum. Ben seramik yapmayı öğretirken, kendimi onlara çocukluğumun keşif dolu yolculuğunu anlatırken buluyorum. Şimdi çocuklarımız alışveriş merkezlerinde, anakent kuralları içinde büyüyorlar. Gençlerimiz bilgisayar ve cep telefonlarıyla kendini ifade etmenin yollarını arıyorlar. Keşfetme zevkinden mahrum edilmek ne büyük bir toplumsal zarar oysa. Çocukların ve gençlerin çok azı, eğitim hayatları içinde seramik atölyesi ile tanışma fırsatı buluyorlar. Poşetlenmiş hazır alınan kil parçaları ile ilk defa tanışıyorlar. Bu onlar için parayla satın alınan sanat malzemesi sadece. Ben onlara kilin doğanın bir parçası olduğunu anlatıyorum fakat yaşayarak keşfederek öğrenmenin güzelliğini deneyimleselerdi keşke. Şimdi seramik sanatı yolunda ilerlerken, öğrencilerime yeni seramik teknikleri öğretiyor ve eserler üretiyorum. Düşündükçe çocukluğumu, gülümsetiyor anılarım. Mutlu olmanın yolu bir şeyler keşfetmekten geçer. Sanatın en güzel niceliği yaşarken yeni şeyler keşfetmektir. Önce kendini, sonra çevresini keşfeden birey, topluma ve dünyaya karşı duyarlıdır. Zaman içinde gelişir ve farklı bakış açılarına sahip olur. Kendine ve çevresine güvenli bir kişilik edinir. Yaşam alanındaki sınırlar genişler ve yaratıcı dünyası pekişir. Daha özgür, daha mutlu, daha sevgi doludur. Bu mutluluğu paylaşmak için sizleri de ATÖLYE mize bekliyorum. 5

7 RÖPORTAJ EĞİTİMİN KALİTESİ ESKİYE ORANLA DÜŞÜK Türkiye de eğitim, eğitmen ve öğrenci bazında bir kalite düşüklüğü olduğunu ifade eden Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Kemal İskender, bu kalitenin artırılması için hem sanat anlayışının geliştirilmesi hem de talep edilen desteklerin sağlanması gerektiğini belirtiyor. Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? 1949 da Trabzon Yonga da doğdum. Üniversiteye kadar olan eğitimimi İstanbul, Mardin, Ankara gibi yerlerde çeşitli okullarda aldım de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi ne girdim ve 1972 de mezun oldum de devlet bursuyla beş yıl süreyle, dönüşte hoca olmak üzere İngiltere ye gönderildim. İngiltere de bir yıl Central School of Art da gravür ve vitray çalıştım. Royal College of Art a geçip üç sene resim yüksek lisansı yaptım de Türkiye ye geldim. Bugünkü adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi nde resim bölümünde asistan olarak göreve başladım da doçent ve 1993 te profesör unvanını aldım. Görevimi halen sürdürmekteyim. Eğitim müfredatını nasıl değerlendiriyorsunuz? Geliştirilmesi gereken noktalar ve sağladığı faydalar nelerdir? Biz kendi eğitimimizi müfredat olarak görmüyoruz. Tabii ki bir müfredat var. Ama biz ona göre ilerlemeyiz. Biz Rönesans ın beş yüz yıldır değişmeyen geleneksel atölye sistemi içinde sanatı öğretiyoruz. Bu sistemin beş bin sene daha değişeceğini sanmıyorum. Atölye demek birinci sınıftan dördüncü sınıfa kadar bütün öğrencilerin bir arada olduğu; sınıf sınıf ayrılmadığı ve hocanın da belli günler gelip işleriyle ilgili görüşlerini belirttiği, eleştiri yaptığı ve ara sıra dersler verdiği bir eğitim sistemidir. Atölye hocalığı bu şekilde olur. Ben de bunu yapan birkaç kişiden biriyim. Şu anda da en eskisiyim. Bunun dışında bölümde teorik ders veren, Batı sanatındaki mekan, kompozisyon ve resmi anlatan, analiz dersleri sunan tek kişi de benim. Benden sonra başkasının bu konuları aktaracağını zannetmiyorum. Eğitimin kalitesi eskiye oranla bir hayli düşük. Bu benim şahsi fikrim değil, beraber saptadığımız bir durum. Üst düzey idarecilere bildirdiğimiz kanaat de bu şekilde ve bunun için bir şey yapılmamış olmasını eleştiriyoruz. Biz elimizden geleni yapacağız; ancak bizim yapmamız için de gerekli olanakların sağlanması lazım. Mücadele etmekten yoruldum. Dünyanın hiçbir ülkesinde Türkiye deki kadar güzel sanatlar fakültesi yok. Isparta da veya Urfa da açılmış olanların ne hocası, ne müfredatı, ne eğitimi, ne de çıplak modeli var. İstanbul dakilerde bile bizim dışımızda bir fakültede çoğu olanak bulunmuyor. Bana göre, Türkiye de bir tane sanat okulu var o da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi. Buranın da durumu pek parlak değilse artık siz anlayın Türkiye de sanat eğitiminin halini. Durumun biraz da konjonktüre bağlı olduğunu belirtmeliyim. Ne öğrencilerin ne de hocalarımızın seviyesinin yüksek olduğunu söyleyemem. sanatçısı hem ülkesinin hem de eğitimi kurumunun dışındaki sanatı takip etmekte çok yetkin olanaklara sahip. Ancak bu olanağın sağladığı veriler, sanatçının ortaya koyacağı sanatsal kimliği baskı altına almamalı ya da sanatçı buna izin vermemeli. Aksi takdirde kimliğini kaybeder. Bugün gençler mezun olduktan hemen sonra yaratıcı ve büyük işler yapmaya çalışıyorlar. Sizce bir öğrenci Akademi den mezun olur olmaz kendisine sanatçı diyebilir mi? Hangi aşamalarda geçmesi gerekir? Bunun çok belli bir kuralı yok. Mezun olur olmaz da sanat yapabilir. Sanatçı kimliği ile ortaya çıkabilir, eğer böyle bir kimlik kazanmışsa Bunlar kişilerin kendi seçimleridir. Kimileri Akademi den çıktıktan beş yıl sonra gerçek sanatsal kimliğini kazanır. Bugün Türkiye de herkes sanatçı. Neredeyse sokaktaki ayakkabı boyacısı bile ben sanatçıyım diyecek. I am an artist (ben bir sanatçıyım) denildiği zaman ya ressam ya da heykeltıraşsındır. Başka bir alternatif yok. Eskiden Türkiye de ud çalana udi denilirdi. Ancak şimdi müzisyen bile demiyorlar. Sanatçı deniliyor, kargaşa buradan başlıyor. Yurtdışındaki ve Türkiye deki eğitim arasında karşılaştırmalar yapar mısınız? Ne kadar eleştirsek de bu okulun verdiği eğitim Avrupa nın bile bazı okullarında verilemiyor. Öte yandan bizim idarecilerimiz Avrupa yı doğru bilmediklerinden bunu farkında değiller. Avrupa ya oranla eğitimin daha kaliteli ve tutarlı olduğunu söyleyebilirim. Kalitemiz eskiye oranla düşüktür, Avrupa ya oranla yüksek. Biz üç bin kişiden kırk kişi seçiyoruz. Buradaki eğitimin sağladığı faydalara gelince Bizim öğrenciliğimizde hangi hocanın atölyesine gidersen onun öngördüğü resmi yapmak zorundaydın. Şimdi böyle bir şey yok. Dahası öğrenci benim yaptığım gibi resim yaparsa başta ben rahatsız olurum çünkü şimdiki eğitim anlayışında öncelik öğrencinin resimsel karakterinin ön plana çıkarılmasıdır. Atölyenin amacı budur. Buradan mezun olmuş bir çocuğun karma bir sergiye gittiğinde işini görür. Türkiye de güncel sanatı nasıl tanımlıyorsunuz? Güncel sanat deyimi çok geçerli bir deyim değil. Bizim öğrencilerimiz de bunu kullanıyor, sözüm ona avangart sanatı kastediyorlar. Güncel sanat bugün piyasada dönüşüm içinde, tüketilerek gösterilen sanat demek benim gözümde. Ancak progresif, yani gelişimsel sanatın durumu Avrupa da neyse burada da o. Çok iddialı resim dışı, sanat nesnesi kavramsal işler, enstalasyon gibi çalışmalarda ise Avrupa nın gerisindeyiz çünkü burada sadece derme çatma taklitler gerçekleştiriliyor. Batıda bu işlerin kimi zaman başlı başına mühendislik içerdiği örnekler olur. Mesela Christo Vladimirov Javacheff in 60 lı yıllarda California da iki dağ arasına gerdiği perde olağanüstü mühendislik çalışması gerektiriyor. Bizde böyle bir kaygı yok, sanatı ciddiye alan yok. Adam bir kum tepeciğinin üzerine futbol topu koyuyor ve adına kavramsal sanat diyor. Benim yapmam gereken şey nedir? Benim yapmaya ihtiyaç duyduğum şey nedir? Bunların ikisi arasında müthiş bir fark vardır. Bizim sanatçılarımız Batı sanat dergilerini tarayıp, sanat nereye gidiyor, ben de bu şeye yetişeyim derdiyle çalışıyor. Buradan bir şey çıkmaz. Diğer taraftan, benim yapmaya ihtiyaç duyduğum şey ne? diye kendisini sorgulayan sanatçılar daha otantik işler yapıyorlar belki ama bunların da çoğunun biçimsel yetmezliği var. Mayıs veya Nisan aylarında Oditoryum da vereceğim bir konferans olacak. Bu konferansta çağdaş Türk resminin güncel değil, günümüz Türk resmi olması için karşılaması gereken kriterleri detaylı bir şekilde açıklayacağım. Akademik eğitim gelişen sanatı takip edebiliyor mu? Fazlasıyla ediyor. Akademik eğitimde, özellikle başlangıçta, görmenin geçmişte geçerli olan yollarını öğrenirsiniz. Ama eğitim size yaratıcılığı öğretemez. Akademi size kişiliğinizi bulmanıza yardımcı olacak verileri sağlar. Ondan sonrası sanatçının kendisine veya piyasayla olan ilişkisine kalmıştır. Bugünkü iletişim olanaklarıyla hiçbir şey zor değil. Örneğin 50 li yıllarda, Türkiye de soyut resim yapıldığı zaman, Batıda nasıl soyut resim yapıldığını bilmiyorduk. Türkiye kapalı kutuydu. İletişim olanakları da yoktu. Biraz da altıncı hisle sanat yapmaya çalışılıyordu. Şimdi böyle değil. Günümüz ERCAN DAĞ 8. KİŞİSEL SERGİSİ TUVA SANAT İstiklal Cad. Atıf Yılmaz Sk. (Ağa Camii yan sokağı) No: 16/3 Beyoğlu İSTANBUL Tel: Açılış: 16 Mart 2012 Saat: 19:00 6

8 RÖPORAJ BİR SERGİ Özgün tasarımlarla geleneksel teknikleri birleştirerek el işçiliğiyle mücevher, sanatsal obje, doğal boya tekstil, eşarp, deri ve ev tekstil ürünleri üreten Armaggan, 20 sanatçının eserleriyle oluşan Armaggan - Genç Üretim -1 sergisiyle genç sanatçıları bünyesinde bir araya getirdi. Serginin koordinatörü Şanel Şan ve katılımcı sanatçılardan sergi ve Türkiye deki genç sanatçıların durumları hakkında görüştük. Serginin konsepti Bir. Bir kavramını nasıl algıladınız ve yorumladınız? Şanel Şan: Sergimizin üst başlığı Armaggan Genç Üretim. Bundan sonraki karma sergilerimizin üst başlığı da bu şekilde olacak. Üretim kelimesini kullanmamızın sebebi, öncelikle Armaggan ın bir tasarım ve üretim markası olması. İkinci sebep ise konumumuz; Nuri Osmaniye, Sultanahmet, Kapalıçarşı. Bütün tasarım, zanaat ve üretim üçgeninin içindeyiz biz. Biz hem genç sanatçıları desteklemek hem de yeni bir şeyler üretmeyi motive etmek amacıyla başlığımızı Armaggan Genç Üretim olarak attık. Serginin kavramı Bir. Çünkü ilk defa sanatçılarla bir araya geliyoruz ve ilk defa karma sergi açıyoruz. Ayrıca hem birlikteyiz, hem bireyiz. Yirmi sanatçımız da bir kavramına farklı yorumlar kattılar. Güneş Oktay: Ben bir i birey olarak ele aldım. Çünkü çalışmalarım daha çok kendimle ilgili. Taylan Akdağ: Birlikte yaşamı ele aldım ben bu sergide. Benim anlatımlarım şimdiye kadar hep kültürlerarası değişim ve birlikte yaşam üzerineydi. Bu başlık da bana hiç yabancı olmayan bir konu oldu. Merve Çaşkurlu: Ben bir i zamanla bağdaştırdım. Herhangi bir an, geçmişte yaşadığımız herhangi bir şey Neşe Çoğal: Hatırlamak, varoluşun belkemiğidir. Üretirken, tabağımdaki besinin büyük bir kısmını kolektif imgeler ve kadim bilgilerin işaret ettiği motifler oluşturuyor. Sergi için hazırladığım resimde de bütün bunların izlerini görmek mümkün. Son dönemlerde Türk destanlarıyla da çok ilgilenmeye başladım ve bu destanlardaki kadının nesneleri dönüştürücü gücünü yansıtmak istiyorum. Armaggan ile sanatçılar nasıl tanıştı? Sergi projesi nasıl oluştu? Şanel Şan: Buradaki beş katın her birinde farklı bir emek, farklı bir üretim ve kültürel proje hissedersiniz. Bulunduğumuz kata ürünler iplik olarak gelir ve elbiselere dönüşür. On altıncı yüzyıldan kalma tezgahlarda işlenir hepsi. Günümüzün modern tasarım diliyle de sentezlenirler. O yüzden burada beden, düğme, fermuar, moda yoktur. Bu markanın zamansız olma, tasarlama, üretme, özgün olma gibi amaçlarını özümsedik. Marka kurucumuz Yalçın Ayaslı nın bir koleksiyonu var, modern Türk sanatı için büyük yatırımlar yapıyorlar. Genç sanatçıları destekleme fikri onlarla ortaya çıktı. Bu amaçla dört yüz otuz beş metrekarelik bir alanı, genç sanatçılara ayırdık ve Armaggan ile de kol kola ilerliyoruz. Her birinizin eserleriyle oluşan sergiyi siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Sergi öncesi birlikte çalışma fırsatınız oldu mu? Şanel Şan: Bu sergide bu yirmi isim bir araya geldi. Daha önce tanışmıyorlardı. Bu sanatçılar ileride birlikte projeler üretebileceğimiz, disiplinler arası çalışmalarda bulunabileceğimiz enerjik, dinamik ve üretken isimlerdi. Taylan Akdağ: Genelde sergi olur, açılış günü bir heyecan yaşanır hatta belki o da yaşanmaz ve sonrasında tamamen ölü bir duruma geçilir. Ancak bu sergi hava muhalefetine rağmen yüksek bir hareketliliğe tanık oldu. Çoğu zaman karma bir sergi oluyor ama sanatçılar birbirlerini gördükleri zaman tanımıyorlar, işleri hakkında fikir sahibi olmuyorlar. Armaggan Genç Üretim kolektif bir ruhla ortaya çıktı ve devamı da o şekilde gelecek. Genç sanatçıların yeteri kadar desteklendiğini düşünüyor musunuz? Meltem Sırtıkara: Sanatçılar isim yapmayı başarmışsa destekleniyor. Genç sanatçılara büyük ilgi duyuluyor. Genç oldukları için daha yeni şeyler de düşünebiliyorlar. Hem yaşıyla hem fikirleriyle de genç olduğu için koleksiyonerlerin, galericilerin ilgisini çekebiliyorlar. Akımlar ve bu akımlara uyan ve uymayan kesimler var. Destekler de buna göre oluyor. Neşe Çoğal: Meltem güzel bir konuya değindi. Benim fikrimi savunanlar buraya gelsin, savunmayanlar dışarı gibi bir yaklaşımı ben sanata yakıştırmıyorum. Bu sanat adına çok sağlıklı bir durum değil çünkü çok geniş bir yelpazeden bahsediyoruz. Sanatın özgür olduğunu söylüyoruz ama benim istediğim gibi üretmezsen burada olamazsın gibi yorumlarla karşılaşılıyor. Bu herkes için bir gerçek. Belki bunun aşılması lazım. Eş dostla sergilerin açılmaması gerektiğini düşünüyorum. Hangi imkanlar sunulsaydı genç bir sanatçı olarak daha hızlı ilerlerdiniz, daha çok alan açılırdı size? Neşe Çoğal: İğneyi başkasına çuvaldızı kendine batır gibi bir yaklaşımda bulunmak istiyorum. Bizler de zaman zaman çok çekingen davranabiliyoruz. Bazı ortamlara girmeye ya da ürettiklerimizi paylaşmaya çekiniyoruz. Gelip bizi bulsunlar istiyoruz. Bizim de daha girişken olmamız gerekiyor. Meltem Sırtıkara: Bence sanatçı için en önemli şey bağımsız olmak. Her şeyden bağımsız olabilmek çok zor bir şey; çünkü bir galeriyle çalıştığınız zaman ufak tefek de olsa bazı dayatmalar oluyor. O zaman da yaptığınız işe aykırı davranmış oluyorsunuz. Güneş Oktay: Genç sanatçıların üretimiyle ilgili sorun bana göre alternatifsizlik. Biraz alternatifsiz bir sanat ortamına doğru gidiliyor, trendlerle bağlantılı olarak. Bu da genç sanatçıların üretimini engelliyor ya da tekdüzeliğe doğru götürüyor. Her sanatçı kendine ait bir mekan bulabilmeli ve bir sanatçının eserlerini sergilemesi çok büyük bir olay olmamalı. Taylan Akdağ: Üreten kişi üretsin mi, pazarlasın mı, yaşam kaygısına mı düşsün, kendini mi tanıtsın? Üreten bir adamın kapı kapı gezmesi çok yanlış geliyor bana ama durum buna dönüştü. Sanatçının boynu galericinin yanında o kadar bükük ki Neden? Sen bunu üretmişsin, bir hayalin peşine düşmüşsün, benim dilim bu olacak demişsin ama işletmecimin karşısına geçtiğin zaman ekmek parası dilenir gibi duruyorsun. Böyle olmamalı. Profesyonel yaşamlarınıza yönelik plan, proje ve hayalleriniz neler? Taylan Akdağ: Yaşamım inişli çıkışlı oldu ama bir atölyem var, kendimi geçindirecek kadar dışarıda dersler veriyorum. Çok memnunum ve çok rahatım. Merve Çaşkurlu: Birçok sanatçı para kazanmak için resim dışında başka şeylerle de uğraşıyor. Bağımsız alanı elde etmek için bazen istemediğimiz işleri de yapıyoruz ve ancak bu sayede sanatımızda özgürleşebiliyoruz. Neşe Çoğal: Siz geçiminizi sağlamak için bir işte çalışıp bununla sanata yatırım yapmaktan gocunmuyorsunuz ama bir başkası size hayır, sanatçıysan sadece resmini, heykelini yapmalısın gibi bir tavırla yaklaşabiliyor. Şahsen ben aynı zamanda çocuklarla da çalışıyorum. Kaligrafiyle ilgili işler de yapıyorum. Çok uzak da görmüyorum üretimlerimden, kesişim kümeleri yaratılmış oluyor. Bu şekilde bağımsız, ne istersem yapabileceğim bir konuma kavuşuyorum. Güneş Oktay: Benim sanatsal üretimim dokunulmaz bir yerde. İdealist bir yerde durmaya çalışıyorum dolayısıyla bunun önüne geçecek, etkileyecek şeyleri engellemeye çalışıyorum. Başka şeylerden para kazanıp kendi sanatımı finanse ediyorum. Freelance fotoğrafçılık yapıyorum bazen. Kompleksim yok, o sırada parayı nereden kazabilirsem oraya yöneliyorum. Ben ressamım ve bu bırakabileceğim bir iş değil. Geçimimi başka kaynaklardan finanse etmek bazen motivasyonumu düşürüyor, beş parasız kaldığım da oluyor. Her şey inişli çıkışlıydı şimdiye kadar. Ama dilerim böyle de gider. SERGİDE ESERLERİ YER ALAN SANATÇILAR Alper Bıçaklıoğlu Aslı Kutluay Barış Belgesay Emre Kantaşlı Esra Meral Demircan Evren Karayel Gökkaya Gaye Su Akyol Gülfidan Özmen Güneş Oktay Güneş Özmen Hüseyin Rüstemoğlu İsmail Tetikçi Meltem Sırtıkara Merve Çaşkurlu Neşe Çoğal Rıdvan Hacıfazlıoğlu Sait Mingü Taylan Akdağ Yiğit Altıparmakoğulları Yiğit Yazıcı Bir tasarım ve üretim markası olan Armaggan ın içinde doğan ve tarihi yarımadada bir çekim merkezi olmayı hedefleyen Armaggan Art&Design Gallery, bir üretim galerisi olarak genç sanatçıları destekleme amacı taşıyor. Galeride sergilenen eserler, sanatçılar tarafından sergiye özel olarak üretiliyor. Armaggan Nuruosmaniye mağazası ayrıca Ayaslı koleksiyonuna ait İbrahim Çallı dan, Şeker Ahmet Paşa ya, Nuri İyem den Fikret Mualla ya kadar pek çok değerli ustanın önemli eserlerine de ev sahipliği yapıyor. Armaggan Genç Üretim-1 sergisi, 25 Nisan 2012 tarihine kadar Armaggan Nuruosmaniye mağazasında gezilebilecek. 7

9 RÖPORTAJ SÜRREALİZMİN TA KENDİSİNİN İSTANBUL ZİYARETİ İstanbul, sürrealist ressam Salvador Dali nin bir sergisine daha ev sahipliği yaptı. 23 Aralık ta Tophane-i Amire de açılan sergide, 121 eser sergilendi. Dali nin 1971 de Paris te yaptığı dokuz litografi Sürrealizm İzleri bölümünde yer alırken, İlahi Komedya yı konu edinen 100 eser bulundu. Gala ile Akşam Yemeği bölümünde ise 12 eser sergilendi. Serginin küratörü Uğursal Şark, Dali nin İstanbul u daha sık ziyaret etmesi gerektiğini belirtiyor. Dali nin pek çok işinin artık üretilmiş olduğu bir dönem. Sergide Dali nin ikonografik bir külliyatı var. Her ne kadar onların orijinal hallerini görmek başkaysa da, bildiğiniz bütün resimlerini, imgelerini, kurgularını bir arada görüyorsunuz. Sergide üç seri oluştu: İlahi Komedya, Sürrealizm İzleri ve Gala ile Akşam Yemeği. Rönesans ı Dante başlatmıştır. Bütün bildiğiniz cennet, cehennem ve dini şeylerin ikonografik tanımları gerçekten de Dante dedir. 20. yüzyılda varlığını alternatif bir model olarak ortaya koymuş bir adamın bu kadar otoriter bir şiirle karşılaştığında ne kadar ehlileştiği çok önemli burada. Resimleri Dali nin yaptığı belli ama resimlerin Dante ye ait oldukları daha da belli. Dali nin 70 lerde yaptığı Gala ile Akşam Yemeği serisinde ise Art Déco biblolarından Avrupa yemek kültürüne, İspanya da Doğu Roma ile saplantılı kişilik ya da aidiyet ilişkilerinden, Ortaçağ resminin saçmalığına kadar bir sürü parodiler var. Beni en çok şaşırtan, Dali nin olağanüstü bir baskı resimci olması. Yakınına yaklaşanını bile görmedim bu litografi baskıların. Olağanüstü işler. Profesyonel geçmişiniz hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz? 9 Eylül Üniversitesi Heykel Bölümü mezunuyum. Yüksek lisans ve arkeoloji doktorası yaptım. Önce öğrenci inisiyatifiyle başlayan, 10 yıl boyunca devam ettirdiğimiz K-2 adlı bir organizasyonumuz vardı. Kardıçalı İş Hanı nda eski büyük Rum bankalarından birini galeri alanına çevirdik ve orada 7-8 yıl boyunca kar amacı gütmeyen ancak uluslararası bir karakter de kazanan sergiler düzenlemeye başladık. Daha sonra profesyonel yaşama atılma yaşımız geldi ve bazılarımız oyunu benim gibi akademisyenlikten yana kullandı. Bir kısmımız ise yine bazı gruplarda ya da kurumlarda çalışarak hayatını devam ettiriyor. Dali yi Uğursal Şark nasıl bilir? Sizce Dali nasıl biri? 20. yüzyıl boyunca magazin figürü gibi gördüğümüz ama on binlerce resmi olan Picasso gibi, Dali gibi insanların çalışkanlıkları, ahlakları önemlidir. Dali gerçekten bir magazin figürüdür; eşiyle olan ilişkisinden kendisini siyasi olarak ortaya koyuşuna kadar sürekli tartışılmış, hep göz önünde olmuş bir adam. Fakat bu esnada on bin küsur tane de resim yapmış. Bayıldığım, en sevdiğim ressam değil; ama sallarken de biraz destekli sallaman gereken adamlardan bir tanesi. Dali sergisi ne kadar sürede ve nasıl hazırlandı? 15 senedir bu işin içindeyim. Sanat piyasasının kaypaklığının yerel olduğunu düşünüyordum fakat gerçekten de evrenselmiş. O yüzden tek bir isim yerine çeşitli isimlerle çalışıyoruz. Ne kadar çok kurumla iletişim kurarsanız ve elinizde daha önce yaptığınız sergilere dair ne kadar portföy varsa sizin de inandırıcılığınız, ikna ediciliğiniz o kadar artıyor. Dali sergisinde biri Rus, diğeri Fransız olmak üzere 2 koleksiyondan toplam 121 iş var. Başta işe, takvimlerimizi ayarlamakla başladık. Esas sorun, Tophane-i Amire nin iklimlendirme ve nemlendirme koşullarının, bu kurumların talep ettiği değerlerle hiç alakası olmamasıydı. Bunu gerçekleştirmek de çok zamanımızı aldı. En sonunda kendisi de bir resim alıcısı olan, resme ilgisi sadece sponsorlukla kalmayan Sn. Ömer Koç la konuştuk ve Tophane-i Amire nin Türk plastik sanatı için benzersiz bir yer olabileceğini anlattık. O da projeye inandı ve mekanın iklimlendirilmesini sağladı. Sergilenen eserler hakkında biraz bilgi verir misiniz? Hangi eserler nasıl enstale edildi? Bu sergide Dali nin hangi yönleri ağırlıklı hissediliyor? Burada en çok şikayet edilen, yağlı boya eserlerinin olmaması. Yağlı boya talep edenlerin hevesini de çok kırmak istemem ama Eiffel kulesi gelir, o yağlı boya resimler Türkiye ye gelmez. Onların anıtsal özellikleri var, hepsi ait oldukları müzeyle özdeşleşmişler. Burada 121 eserin 21 tanesi litografi baskı, 100 tanesi suluboya. Eserlerin üretildiği sene 1951, 2008 yılında Sakıp Sabancı Müzesi nde de bir Dali sergisi düzenlenmişti. Dali hangi sıklıkta sergilenmeli? İstanbul gibi genç nüfusu olan, Berlin ile beraber dünyada uluslararası sanat merkezi olma konusunda çok büyük bir iddia taşıyan bir şehirde, üç senede bir Dali sergisi az. Çünkü bunlar kalıcı sergiler değil. Sabit, lokal Dali sergisi olan ülkelerde bile, bazı eserler iki - üç senede bir en azından bir karma sergiye dahil olur. İlk Dali sergisinin 88 yılında geldiğini öğrendim. Ancak heykelleri gelmedi mesela; ben severim bir heykeltıraş olarak Dali nin heykellerini, espritüeldir. Heykel sergisi olsa, keşke o eserlerini de görebilsek. Sergiye ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Ben ilgiden memnunum. Serginin kendi ismini duyuracağını düşündük. İyimser bir bakışla belki seksen bin ziyaretçi bekliyorduk. O rakam gerçekleşmiş gibi görünüyor. Dali yi İstanbul da ziyaret edebilmek aslında büyük bir mutluluk. Bu sergilerin devam etmesi için kimlere nasıl görevler düşüyor? Çetin Altan ın çok güzel bir sözü vardır: İstanbul u görmeden Amerika ya gidip gelenler yüzünden bu memleketin siyaseti böyle oldu. Seksenlerin ortasına kadar tek alıcısının devlet olduğu, bize derslerde heykeltıraş diye öğretilen adamların yalnızca üç heykelinin olduğu, herhangi bir şekilde klasiğine erişmemiş bir geleneğe sahip, doğrudan çağdaşlaşan bir sanat yaşantımız var bizim. Ben çok ressam görmüyorum ama çok güncel sanatçı görüyorum. Resim gördüğümden daha çok video görmek durumunda kalıyorum. Durum böyle olunca da ülkenin sanat gündemi Dali üzerine dönmüyor. Büyük isimleri getirmek için yine büyük isimler gerekiyor. Ancak tecrübeniz yoksa, bir portföy sunamıyorsanız işiniz zor çünkü size dayattıkları ön koşullar gerçekten çok ağır. 8

10

11 Sanatçı: Neslihan Özgenç Atölye Gazetesi nin armağınıdır.

12 RÖPORTAJ İÇİMDEKİ KELEBEK Sanatçı Neslihan Özgenç in İçimdeki Kelebek adlı sergisi 21 Şubat 2012 tarihinde İstanbul Teşvikiye de bulunan Galeri/Miz de açıldı. 10 Mart a kadar devam edecek sergi Özgenç in sadece kelebek ve kozaları yansıtan eserlerini değil; bu elementler üzerine kurulu tüm bir felsefesini sunuyor. Ana tanrıçalar sonrasında da mitolojik kadın figürleri. Bu sergideki çalışmalarımdan farklı olarak insan figürünü direk konu ediniyordum. Ve cinselliği kadın bedeni üzerinden resmediyordum. İçimdeki Kelebek serginde ise tırtılın ve kozanın yaşadığı dönüşüm gibi ben ve sanatım da başkalaşıma girdi ve birbirini doğuran resimler oluştu. Daha önce kullandığım kadın figürü yerine Koza ve tırtıl imgesinden yola çıkarak cinselliğinden gelen, varlık ve hiçliğin sonsuz savaşını resmetmeye çalıştım. güvenmeleri ve inanmaları ise bu yola girmenin en birincil şartı. Bunun içinde tabii ki çok çalışmaları gerekiyor. Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? 1976 yılında Trabzon da doğdum. Lisans eğitimimi 1999 yılında Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği Bölümü nde tamamladıktan sonra, yüksek lisansı 2002 de Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Bölümünde, 2008 yılında da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Bölümünde, sanatta yeterliliğimi 20. Yüzyıl Batı Resim Sanatında Cinsellik ve Erotizm İmgesi başlıklı tezimle tamamladım yılından bu yana Sakarya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü nde öğretim üyesi olarak çalışıyorum. İçimdeki Kelebek sergisi hakkında bilgi verir misiniz? Eserlerinizin konsepti nasıl oluştu? Üç yıldır koza ve kelebek imgesinden yola çıkarak çalışıyorum. Kelebeğin varoluş serüveni, varlığın hiçlikle mücadelesi ve beraberinde bitmeyen bir devinim beni sonsuzluğun kaçınılmaz gerilimine sürükledi. Ve buna paralel yazılarımla birlikte bir tür iletişime geçti. Karşılıklı yazılmış mektuplar ve kozalar. İçimdeki Kelebek serisi ile de birbirini tamamlayan bir konsept oluşturdu. Koza hem form olarak hem de anlam olarak dingin bir oluşumu ifade ediyor. Değişimi, daha doğrusu başkalaşımı içinde saklayan bir tür sessizliği içinde barındırıyor. Koza, yumurtasından çıkan tırtılın ölüme giden hüznüne yaktığı ağıt gibi. Kelebeğin, tekrarını sağlayabilmesi için kendini içine hapsettiği koza, yaşamla ölüm arasındaki gerilimini içselleştirdiği mabedi. Her insan bu bağlamda içinde kendi mabedini taşır. Dışında taşıdığı kalabalığına karşıt içinde bir yalnızlık taşır. Bu yalnızlık, kelebeğin varlık ve hiçlikle olan yaşamsal dönüşümünü anlatıyor. Benim için Yaşam ve Ölüm zıtlığın kendisi. Resimlerimde siyah fon kullanmamın nedeni de zamanlar arası uzamsallık yaratmak. Transparan çoklu katmanlar ile ortaya çıkan ise aslında sonsuzluğun zamansızlığı. Bir tür, Varlığın hiçlikle olan savaşı. Koza imgesi ve tırtılın hiçlik boyutlarındaki değişkenliği, görünür olan kelebeğin görünmez olan zamansızlığın hiçlikteki anlamını ifade ediyor. Zamanın katmanları ise varlığı ölümle sonlandıran bir bekleyişe sürüklüyor. Sonlu ama sonsuz bir bekleyiş bu. Bir tür yer değiştirme ya da başkalaşım. Kozanın beyazlığı, boşluğun siyahı ve zamanın katmanları, kuralları konulmuş kadere boyun eğme. Ama bu kader, her defasında cinselliğin üreme içgüdüsü gibi ölüme meydan okuyor. Yeniden doğuşlar, Thanatos ve Eros arasındaki varlık ve hiçliğin uzamsal mücadelesi. Daha önceki sergilerinizle bu sergi arasında ne tür benzerlik ve farklar bulunuyor? Daha önceki sergilerimin de konsepti cinsellik üzerineydi. Sırada ne tür projeleriniz var? Şehir siluetleri ve koza imgesini bir arada görebileceğiniz konsept üzerinde disiplinlerarası bir proje üzerinde çalışıyorum. Henüz oluşum aşamasında. Bu projede tuval resminin dışında kozayı malzeme olarak kullanabileceğim yerleştirmeler ve fotoğraf bulunuyor. Türkiye deki sanat piyasasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Son yıllarda açılan galeriler, çağdaş sanat müzeleri ve fuarlar ile dinamik bir izleyici potansiyeli oluşturdu. İnteraktif çağın getirdiği olanaklar sayesinde çağı yakalayan sanatçı gibi izleyici ve sanat alıcısı da hızla bilinçlenip artıyor. Birbirini besleyen bu oluşum sayesinde de tekelleşen sanat piyasasının beklentileri değişiyor. Tek kaygım, sanatın tüketilebilir bir olgu haline dönüştürülmesinde ve bu nedenle oluşacak görsel çöplüklerin oluşmasıyla da hafızaların bulandırılması. Popülist yaklaşımların yarattığı etki sonucunda da genç ve yetenekli sanatçıların önünün kesilmesi tehlikesi doğuyor. Türkiye deki sanat eğitimini yeterli buluyor musunuz? Ülkemizde hızla sayısı artan sanat eğitimi veren fakültelerin bir çok kurumsal ve akademik sorunları bulunuyor. Sayı bazlı baktığımızda bu fakülteler ülkenin ihtiyacını karşılayabileceği düşünüldüğünde umut verici. Fakat fakültelerin akademik kadrolarının ve fiziki ihtiyaçlarının yetersizliği sonucundan etkilenen ve entelektüel birikimden yoksun sanat öğrencisi mezun olduklarında çaresizliğe düşüyor ve kendilerine yeni alanlar yaratma çabasına giriyorlar. Bunun dışında ekolleşen fakülteler de yok değil. Metropollerin içinde yer alan fakültelerde yeni çağdaş eğilimlere yer veriliyor. Aynı zamanda şehrin, kültür-sanat bağından beslenen öğrencinin aldığı sanat eğitimi bu bağlamda desteklenmiş oluyor. Güzel sanatlar fakültelerinin gelişimine bu çerçeveden baktığımızda, Türkiye deki sanat eğitimi başarısında değişken bir çizelge ortaya çıkıyor. Yeni mezun sanatçılara önerileriniz neler? Yeni mezun, hatta halen eğitimi devam eden öğrencilere tavsiyem, dünyadaki ve ülkemizdeki sanat piyasasını sürekli bir takip etmeleri, çağın ruhunu yakalayabilmeleri için sanatın her dalına ilgi duyup, izleyici olmaları. Tek başına çalışmak günümüzde körleşmelerine neden olacaktır. Entelektüel birikimleri ve beslendikleri alanlar sanat anlayışlarının yelpazesini genişletecektir. Kendilerine 11 KELEBEKTEN; Yaşam, bir döngünün bıraktığı izde, matemin karanlığındaki ışığın görünmezliğinde bir sırdır. Varlık katmanlarım bu sırrın peşinde. İçinden çıkıp dışında kaldığım alt benliğim, ölümü şimdiden tatmaya başladı bile. Ben ise imgelerinin sonsuz derinliklerine yol aldım. Önce boşluğu boyadım, sonra geceden daha koyu gölgeleri karartım. Ölümün son soğuk nefesini serptim, uzamın bilinmezliğine renklerimi ekledim, sen bile bilmezdin bendeki bu cesareti Senin içinde önce seni sonlandırıp, seni her defasında sana geri verip, zamana tuzak kurduğumu. Karanlığın cennetinde özgürüm artık, senden bile uzaklara sevdalarımı gönderiyorum. Bir içinden çıkıp, bir içine giren sancılarına ağıtlar yakıyorum, özgürlüğümün en kırılgan dallarına ışıklar sürüyorum, ağıtımın haykırışı gibi zamanın içinde geçitler örüyorum ve ardımdan hikayemi sonlandırma diye yeniden simsiyah bir yüzeye geçiyorum, Sırların dünyasına. Sen kanatlarımın uçuculuğunda bu sırrın neresindesin? Düşler aleminde batırdığın gemilerin içini kaplayan suda kendini bulacaksın, artık taptığın boşluk, yapayalnız değil, sen de sırrın çok uzağında değilsin artık KELEBEĞE; Beni benden alıp beni bana geri tekrar vermen, yaşamın zamansallığına karşı durmak gibi, varlığın hiçlikle olan mücadelesinde kendine kahramanlık alanı yaratmak gibi. Ben bir sır avcısıyım. Yaşama dair her ne sır varsa senin kanadına takılıp ona ulaşmak istiyorum, seni tekrar tekrar yaratıp, içinde taşıdığın binlerce metaforun ördüğü ağa dolanıp, en büyük sır olmak istiyorum. Senin bitip tükenmeyen sonsuzluğunda, dönüşümüne şahitlik ederken seni boşluğumda yeniden var etmek istiyorum. Benim için yaktığın ağıtların gözyaşlarıyla acımın en güzel resmini yapmak istiyorum. Bu nedenle sırların diyarında, Seni tanımlayan her imgeyi, tanrısal izdüşümün kusursuzluğu ile yeniden diye başlayan cümlelerimde başkalaştırmak istiyorum ki sen benden beni alıp beni bana geri verebilecek gücü bulabilesin! O gücün bana kattığı yerde sen de olabilesin! Neslihan Özgenç

13 YORUM Leyla Sabah Sanatçı YÜCE OLAN YÜCENİN İÇİNDE YAŞAR Elime hiyerarşi ilgili Budist bir öğreti ulaştı. 18 sayfalık bu fasikülü özetlemeye çalışacağım. Öncelikle yaşamsal ve evrensel diye iki çeşit hiyerarşi işlemektedir. Evrimsel, yaşamsal hiyerarşi, doğanın en uygun şekilde akış sıralamasını açıklar. Bir örnek verirsek, sera sebzelerinin, zorlama ile üretildiğinden gerçek lezzetine ulaşamamasıdır. Tekamülü ve evrenseli kapsayan hiyerarşi, sonsuzluk okyanusunda bir bütün olma, fikirlerin yerine oturması, bütünle olabilme yolculuğudur. Hiyerarşi, bir zorlama değil evrenin yasasıdır. Yaşamı, Yüce bilince doğru değiştiren, sonsuzluğun kıyısına ulaştıran, ayağı yeryüzünde olan bir köprüdür.... İnsanların aynı özden geldiğini, kardeşliğini biliyoruz. Peki bu düşünceyi hangi dayanağa yaslayacağız? Son yıllarda en önemli dayanağımız tüm evrenin enerji olma bilgisidir. Yaşamın, gönül ve düşünce ile bütünleşme sonucu uyum sağladığı da gerçektir. Yolculuğumuzdaki doktrinler gönül, hizmet, güzellik, değişim, gerilim gerçekleridir. Gerçeğin güzelliği gönül gözü ile görülür, geleceğin gözü bizi çağırır. Tüm yaratıcılık bu gayretlerle güçlenir.... Yaşamın ilkesi, kozmik enerjinin yayılması ve yolculuğun, yaratıcılığın onaylanmasıdır. Yüce ilkelerin yapılaşması ve bileşimi evrenin yansımasında görülür. İnsanın bunu fark etmesi sonucunda bu enerjinin canlı olduğu ve kişiye yardımcı olduğu algılanır. Düşsel olan enerji insanın kendini var etmesinden sonra ona görünür, şekillenir. Mantığın yüreğimizle zorlanması gerekir. Yaratıcılık eylemine, kişi fark etmese de bireysel olarak katılır. Evren, insanı bir alıcı olarak değil yaratıcı olarak onaylar. Hiyerarşideki güç, evrensel gelişmede kullanılır. Evrensel enerji bir şelale gibi akarken ancak bilinçle ona yön verebilir, kutsal güzelliğe ulaşabiliriz. Bilinç aydınlandıkça hiyerarşinin göstergelerini algılar. O zaman boş şeylerle değil, gerçek amaca uygun enerji akışı sağlanır ve bu çok zevkli, kolay sade bir akıştır. Genişleyen bilincin güvencesi duyarlılığı geliştirir. Duyarlılık uğraşımızın niteliği ve evrenin hayrı oranında yaratıcılığın kanıtıdır. Ruh artık kendini evrene onaylattığını kavrayarak, var oluşunu bu hiyerarşiye bırakabilir. Hiçbir hareket gerginlik olmadan oluşamaz. Onun için her ilerlemede düşmana ve rehbere gerek duyulur. Gerçek rehber düşmanı deliliğe götürür! Şeytanı (sevgisiz enerji) dinlemek daha kolaydır ama... Yolculukta gururuna, öfkesine, hırsına kapılan kişiye gidip yolda kalanlara, tükenenlere sorması öğütlenir.... Hiyerarşi, en yüce olanı yerine getirmeye yarayan bir zincirdir. Hiyerarşi canlı bir güçtür, enerji ile doygunlaşmış yasadır. Düşüncenin saflığına varmak için elbette kişisel deneyimler yaşayacağız. Evrensel yaratıcılık iletişim yasasına bağlıdır. Biz tüm güçlerimizi yoğunlaştırarak yüksek iletişim sağlayabiliriz. Kendimize yeniden bakarak yenileyebiliriz. Hiyerarşiye itaat ederek oluşan gerilimden ileriye doğru bilinçlenebiliriz. Bu çalışma ve çaba, kökeni anlamaya ruhun yaratıcılığını zorlamaya ve belirlenmiş geleceği görmeğe, yaratmaya yardım eder. Hiyerarşi kanununa göre evrensel her güç dünyada da fark edilmektedir. Bu silsile yasasının taşıyıcısı olduğumuzu fark etmek ya da etmemek tercihimiz. Bakmadan görebilir, işitmeden duyabiliriz. Bunun için düşüncenin berraklaşması ve bilincin genişlemesi beklenmektedir. Algılama gücü gelişebilir ve bu da kainatın bir yasasıdır. Işığa yakın olan onu görebilir. Yaşamın kitabını okuyabilmek, tekamül sürecinin bilincinde olmak ne kadar güzeldir! Kalbin duası, bilincimizin büyümesi bizim gerçek bayramımızdır. Selnur ŞARMAN Sanat Tarihçisi TARİH SAHNESİNDE PERSPEKTİF Yıl Güneşli bir Perşembe, aylardan Nisan. İki farklı ülkede, iki farklı fırça aynı anda, aynı heyecanla, aynı solukla belki de tarihin en büyük ustalığına imza atmak için hazırlanıyor. Yer: Bolonya Saat: Ahşap kapı çalındı. Sabırsızlıkla koştu. Gelen kilise sokağındaki akademinin hamisiydi. Roma atölyesinden 2 ay önce ısmarlanan renkli mürekkepleri getirdi. Tam zamanında. Yağlı boyaları aldı, tuvalin ayağını düzeltti, kağıdı yerleştirdi. Müsveddeler ve eskiz çizimleri zaten hazırdı. Fırçayı eline aldı ve resmine başladı. Yer: Sultanahmet Saat: Saraydan fildişi levhalar geldi. Önce has kağıtları mermerin üstüne serdi, sonra fildişini sürterek kağıdı parlatmaya başladı. Çini mürekkep hazırdı. İpek tellerle bağladığı samur fırçasını eline aldı ve çizime başladı. Hayatlarının dönüm noktası olacaklarını bilmeden yaptıkları bu resimler bir döneme damgasını vuracaktı. Fırçanın sahibi Caracci. Eseri İsa ya Ağıt. Işık, resmin odak noktasında tam ortada. Derinlik ışık-gölge oyunlarıyla verilmiş ve renklerle hacim kazandırılmış. Perspektif ve renk kullanımıyla çok özgün bir erken Barok yapıt. Diğer fırçanın sahibi Nakkaş Osman. Eser, Surname-i Humayun. Şehzade Mehmet in sünnet düğünü eğlencelerini tasvir eden birçok minyatür. Klasik üslubun doruk noktası. Minyatürün gerektirdiği gibi perspektif kullanılmamış. Aynı yıllarda Avrupa da perspektif tüm kurallarıyla uygulanırken Osmanlı da üç boyut niçin kullanılmıyordu? Acaba teknik olarak bilinmiyor muydu, yoksa bilinçli bir yadsıma mı? O dönemde saray nakkaşlarının minyatür dışı bazı çizimlerine baktığımızda, ilginç bir şekilde çizgisel perspektifi çok gelişmiş bir düzeyde kullandıklarını görürüz. Söz gelimi, bir at tasvirinde, kasların hareketi, boynun kıvrılması tüylerin renk değişimiyle verilen derinlik perspektifin tüm kurallarına uygundur. Avrupa da Rönesans ve sonrasındaki tüm teknik çizimleri uygulayabilen Osmanlı nakkaşlarının bunu tercih etmeme sebebi neydi? Minyatür geleneğini korumak mı, resim yasağı mı? Ya da bunların ardında yatan başka bir anlam mı? Bir kısım Osmanlı minyatürlerinde ters perspektif tercih edilmiştir. Çizgisel perspektif kullanan bir ressam, resmini izleyiciye göre yapar. İzleyici resme baktığında figürleri kendi bakış açısından görür. Oysa ters perspektifte önemli olan resimdeki figürün bakış açısıdır. Yani minyatüre bakan kişinin, onu nasıl gördüğünden ziyade, minyatürdeki Kanuni Sultan Süleyman ın izleyiciyi nasıl gördüğü önemlidir. İzleyici, minyatürü Kanuni nin bakış açısına göre görür. Hiçbir perspektifle verilemeyecek bir başka unsur ise birden fazla bakış açısıdır. Çoğu minyatürde 4-5 farklı bakış açısı buluruz. Örneğin Mimarlar Loncası minyatüründe meydanda mimarları geçit yaparken, aynı anda arkadaki binanın içindeki seyitlerin sohbetini görürüz. Bina, hem dışarıdan bakan kişinin gördüğü gibi kubbe ve taş duvarlarıyla çizilmiş, hem de içeriden bakan kişiye göre sedir ve halılarıyla çizilmiştir. Hem önden, hem arkadan hem içten bakan kişinin farklı bakış açılarını görürüz. Örneğin Rüstem in Bijen i kuyudan çıkarma sahnesinde, yeryüzünde Rüstem i kuyuya ip atarken, yerin altında da Bijen i ipi tutarken görürüz. Kuyudan yukarı bakan kurtarılmayı bekleyen birinin hissiyatıyla, kuyuya ip uzatan birinin hissini birlikte algılarız. Tıpkı bir filmin kareleri gibi minyatür farklı bakış açıları sunarak, sadece bir sahneyi değil, birden çok sahneyi aynı anda verip olayları birbirine bağlar. Bu sayede durağan değil, hareketlidir. Olaylar silsilesinin bu şekilde verilmesi, sadece minyatürün verebildiği bir üsluptur. 12

14 ARAŞTIRMA YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN KOLEKSİYONERLİK Koleksiyoner deyince birçoğumuzun aklında elit, yüksek gelirli ve karizmatik bir insan figürü belirir. Oysa mekanizmaları bilip bir miktar estetik anlayış ve zevk geliştirdikten sonra, sanata meraklı herkesin kendisine ait bir koleksiyon oluşturması mümkün. Her birimiz rahat bir hayat sürmek için ihtiyaç duyduğumuz ürün ve mallara sahip olmaya çalışırız. Bir tablo satın almak da, bir ihtiyacın karşılanmasına hizmet eder. Evimize bizi yansıtan eserler, objeler ve figürler yerleştirmek isteriz. Örneğin hayvanları seviyorsak, evimizi hayvan figürleriyle donatmak isteyebiliriz. Peyzaj resimleri ise, kendimizi doğada veya güvende hissettirdiği için en fazla satılan resimlerdendir. Sanatçı, içinde kendisini o veya bu şekilde ifade etmeye zorlayan bir yaratıcılık taşır. Bu sebepten, fırçasıyla ve renkleriyle bizimle konuşmaya çalışacaktır. Söyledikleri bizde ne kadar derine ulaşırsa, eserine sahip olmak için isteğimiz o kadar yükselecektir. Kültürel ve toplumsal geçmişimiz de sanatçının söylediklerini duymamızda etkin rol oynamaktadır. İçgüdüsel olarak kültürel hafızamızı korumaya yönelebiliriz. Müzeler bunun bir örneğidir. Sanatçılar sayesinde medeniyetler gelecekte de var olmaya devam edecektir. Sanat dünyası düşünüldüğü kadar karmaşık ve anlaşılmaz değildir. Sadece tarz, tür ve fiyat çeşitliliğinden ötürü, bilgi sahibi olmak için biraz vakit harcamak gerekir. Yüreğinize hitap eden tabloyu bulmak hem küçük bir macera hem de büyük bir keyiftir. Maceranızda size yardımcı olabilecek kaynaklar şöyledir: Sanat galerileri, Sanatçı atölyeleri, Sanat danışmanları, Müzayede salonları, İkinci el satış pazarları, Basılı yayınlar, Sanatçıların ve eserlerinin bir araya geldiği web siteleri, Sempozyumlar. FİYAT MEKANİZMASI Bütün tablolar zamanla değer kazanmaz; hatta bazıları değer kaybeder. Peki bunu kim, nasıl belirliyor? Profesyonellerden çok amatörler Sanata meraklı amatörlerin gücü inanılmazdır. Arz ve talep dengelerini belirleyenler onlardır. Müzayedelerde fiyatı artırır veya düşürürler. Ancak mekanizma sadece bu şekilde işlemez. Örneğin galerilerde veya başka satış kanallarında, belirlenmiş bir fiyat vardır. Peki, bu fiyatın doğru değer olup olmadığını veya tablonun zamanla değer kaybedip kaybetmeyeceğini nasıl bileceğiz? Çoğu zaman sanatçı kendi eserinin fiyatını kendisi belirler (genellikle çerçeveyi dahil etmeden). Satışı gerçekleştirecek kanal, bu fiyatın üzerine çerçeve ve işletme giderlerini ve belli bir oranda kar payı ekler. Bir sanat eseri üzerinde indirim genellikle iyiye işaret değildir. Güzel, değerli ve fiyatı ucuz Bu mümkün değildir. Otel ve restoranların kalitesi sahip oldukları yıldız sayısıyla ifade edilir. Böylece gitmeden önce karşılaşacağınız konforu ve bunun sonucunda harcayacağınız parayı önceden kestirebilirsiniz. Tablolarda da durum böyledir. Çok başarılı bir sanatçı beş yıldız taşır ve fiyatı da buna orantılıdır. Satışa sunulan bir eserin fiyatı, amatörlerle profesyonelleri ayırt edilmesini sağladığı için büyük önem taşır. Bunun yanında, spekülasyonlar devreye girmeseydi sanat piyasasının ve galerilerin var olması mümkün olmayabilirdi. Dürüst olalım. Her sanatçı satın alınan tablosunun değer kazandığını görmek ister. Buna karşın, dekorasyon amaçlı satın alınan eserlerin yaşamı dolap üstlerinde son bulur. Sanatçı başlarda mütevazı bir fiyat belirler. Eserlerin fiyatı satıldıkça artacaktır. İyi fiyatlı ve değerli bir tabloya ancak ikinci el pazarlarında ve fuarlarda rastlanabilir. Bilinçli bir koleksiyonerin de ilk adresleri bunlar olacaktır. BİR ESERİN FİYATI NASIL HESAPLANIR? Eserlerin fiyatı iki yöntemle belirlenir: 1. Hayatta olmayan sanatçıların tablolarının değeri, hem ünüyle hem de eserin estetik kalitesiyle orantılıdır. Sanatçının eseri profesyonel kariyerinin hangi aşamasında ortaya çıkardığı da bir başka kriterdir. Bazen bir sanatçının natürmortları çok değerliyken, peyzajları daha az talep alabilir. 2. Sanatçı fiyatı kendisi belirliyorsa, eserin büyüklüğünü baz alır: (uzunluk x genişlik) x... TL. Eserlerini ilk defa satışa çıkaracak bir sanatçı düşük bir fiyat rakamıyla ile boyutu çarparken, eserleri satıldıkça bu çarpan yükselecektir. Teoride, sanat piyasasında fiyatı belirleyen temel faktörler dört grupta toplanabilir: Sanat eseri: Eserin kalitesi, içeriği, tekniği, büyüklüğü ve orijinalliği incelenir. Sanatçı: Sanatçının adı ve ünü fiyatı etkileyecektir. Piyasa: Meşrulaştırma ve itibar hem arz hem de talep taraflarını etkiler. Müşteriler uzman alıcıların görüşlerine kulak verir. Makro-ekonomik ortam: Global ekonomiye ve ülke ekonomisine ilişkin kriz ve spekülasyonlar satışların yavaşlamasına neden olabilir. Pratikte ise, sanat piyasasını matematiksel olarak analiz etmek ve analizlere dayalı rakamsal sonuçlara varmak mümkün değildir. Sanatın alternatifi yoktur ve sanat eseri tektir. İyi sanatçılar ve iyi satıcılar şeffaflık politikalarına bağlı karlılar ve hem eserin ölçülerini hem de çerçeve fiyatının dahil edilip edilmediğini bilirsiniz. Sanat piyasasında büyük müzayede salonları genellikle fiyat alan değil, fiyat belirleyen kısımdır. Arz-talep dengeleri daha çok lüks tüketim ürünleri piyasasıyla benzerlik gösterir. Örneğin, tedarik noktası kısıtlı olduğu için (adını geniş kitlelere duyurmuş ressamlar) ürünler (eserler) eşsiz ve belli bir kitle tarafından ulaşılabilir durumdadır. İkinci olarak, talep eğrisi, yine lüks tüketim ürünlerinde olduğu gibi, zevklerin değişimine, gelir dağılımlarının değişimlerine, fiyatlama ve erişilebilirliğe göre yön değiştirebilir. Sanat piyasasında farklı fiyatlama stratejileri ve komisyon paketleri bulunmaktadır. Kar oranlarını yükseltmek isteyen sanatçılar fiyatlarını kademeli olarak yükseltme yoluna gidecektir. Bu durum eserlerine daha az kişinin sahip olabilmesine neden olacak, diğer yandan, prestij amaçlı satınalım yapan ve yüksek bütçeli koleksiyonerlerin ilgisini daha fazla çekecektir. En uygun fiyatlı eserler ise genellikle sanat fuarlarında bulunabilir. Çünkü galeri ve satıcılar bu tür etkinliklerde daha fazla sayıda satış yapma hedefi taşır. Cornelis de Baillieur Bir ürünün fiyatı belirlenirken önce üretim maliyeti hesaplanır, ardından beklenen kar oranı eklenir ve hedef pazarda benzer ürünlerle rekabet edebilecek satış fiyatı ortaya çıkarılır. Sanatta ise, estetik değerlendirme ve halkla ilişkiler faaliyetlerinin gücü satış fiyatı üzerinde önemli rol oynar. 13

15 ARAŞTIRMA DİĞER YATIRIM ARAÇLARINA KIYASLA SANAT ESERLERİ Pazardaki fuar ve müzayede sayısının çokluğuna rağmen belirli ressamların çok az sayıda eseri satışa çıkar veya el değiştirir. Pazar şeffaf değildir. Matematiksel formüllere bağlanamayacak sübjektif yargılar pazar işlemlerini etkiler. Satıcı ile alıcı arasında uzmanlık farklılıkları vardır. Nakit akışı düşüktür. İşlem maliyetleri yüksektir. Sanat eserine sahip olmanın psikolojik karı diğer finansal yatırım araçlarında göz önünde bulundurulmaz. Hem satıcı hem de alıcı kanallarında tekelleşmeler vardır. GLOBAL SANAT PİYASASINA İLİŞKİN TESPİTLER Global sanat piyasasında Hindistan, Çin ve Birleşik Arap Emirlikleri nden çıkan eserler popülerleşmeye başlamıştır. Vatanseverlik de eserlerin satışlarında rol oynayan bir faktör olmaya başlamıştır. birçok koleksiyoner, kültürel kimliklerine sahip çıkmak üzere kendi ülkelerindeki eserlere yatırım yapmaktadır. Kurumsal destek ve yönetim noktalarındaki eksikliklerden ötürü sanat eserlerine endeksli fonların gelişimi zor görünmektedir. Özellikle kurumlar sanat piyasasının düzenlenmesini ve şeffaflaşmasını talep etmektedir. Aynı zamanda, telif hakları gibi hukuksal ve mali konularda daha fazla uzman bilgisine ihtiyaç duyulmaktadır. NEDEN BİR SANATÇININ FİYATI YÜKSELİR? Sanatçının eserlerinin kalitesi, orijinalliği ve tekniklere uygunluğu değerlerinin yükselmesini sağlayabilir. Bazen farklı bir tarz ve kendine özgü renk paleti sanatçıyı başarıya götürebilir. Sadece kendi yaşadığı bölgede tanınan bir ressamın eserlerinin fiyatı ulusal veya uluslararası düzeyde tanınmış bir ressamın eserlerinin fiyatıyla rekabet edemez. Görüldüğü üzere, ressamın işi sadece resim yapmakla kısıtlı kalamıyor. Spekülasyonlar, çevre ve halkla ilişkiler faaliyetleri sanatçının bilinirliği, dolayısıyla da eserlerinin fiyatları üzerinde büyük rol oynuyor. Buna karşın, sanatçının geleceğine eksperler, izleyiciler, eleştirmeler ve koleksiyonerler karar verir. Eserin kalitesi ise sonuçları etkileyen en büyük faktördür. Yaşadığı müddetçe sanatçının eserlerinin fiyatı büyüklüğüyle orantılıdır. Artık hayatta olmadığında ise, yine eserin kalitesi birinci kriteri oluşturur. Yeni başlayan bir koleksiyonerin işte bu noktada, hangi sanatçının zaman içinde meşhur olacağı konusunda içgüdülerini geliştirmesi gerekmektedir. Eğer imzayı görmeden bir eserin hangi sanatçıya ait olduğunu anlayabiliyorsanız, karşınızda bir yıldız var demektir. bulunmaktadır. Ancak bu çalışmalar gelişirse estetik güzellik, sanattan keyif alma veya müzecilik gibi kavramlara zarar verebileceği nedenleriyle eleştirilmektedir. Sanat eseri finansal açıdan, kendine has bir piyasası olan ve hisselerle yatırım fonlarından daha yüksek risk taşıyan, buna karşın, yüksek kar potansiyeli taşıyan bir yatırım aracıdır. Sanat eserleri maddi değer taşıdığı ve bu değeri azalarak veya artarak el değiştirebildiği için bir yatırım aracı olarak tanımlanabilir. Bununla birlikte, maddi değeri sübjektiftir. Güncel sanatın hızla geliştiği Hindistan da, önde gelen sanatçıların 2000 yılında satılan eserlerinin değerlerinin bugün 20 kat artmış olduğu kaydedilmiştir. Bir yatırım aracı olarak sanat eserinin kar sağlaması için yatırımın uzun vadeli olarak düşünülmesi gerekir. Ancak geçen yıllar süresince eserden alınan keyfin kar kalacağı da unutulmamalıdır. Özellikle makro-ekonomik durum kötüleştiğinde, elle tutulan ve saklanabilecek araçlara yatırım yapma eğilimi artmaktadır. Dolayısıyla ekonomik kriz ortamları veya spekülasyonları sanat eseri satışları üzerinde her zaman olumsuz etkide bulunmaz. Derlemedir. Bazen koleksiyonerler bir sanatçının eserlerinin sadece bir tarza veya bir döneme ait olan kısmıyla ilgilenir. Bazı sanatçılar ise nesillerine öncülük ederler. Yetenekleri sayesinde, yeni teknik ve uygulamalarla dönemlerinin sanat akımını oluştururlar. Bu sanatçılar tarihe yazılırlar. BİR KOLEKSİYON OLUŞTURMAK Neden sanat koleksiyonu yapılır? Güzel şeyleri sevdiğiniz için, Gerektiğinde yeniden nakde çevirebileceğiniz bir sermaye biriktirmek için, Araştırmalarınız keyifli ziyaret, gezi ve karşılaşmalara vesile olacağı için. Koleksiyonunuz mutlaka sizi yansıtacaktır. Sevdiğiniz eserleri seçmeniz gerekir. Koleksiyonunuzun değerinin artması için seçim kriterlerinizi önceden veya araştırmalarınız sırasında netleştirmelisiniz. Genel olarak iki çeşit koleksiyoner bulunur: Yüksek bütçeliler: Satınalımları kolay, hızlı ve sıktır. Eserlerin değeri hakkında ya uzmanlaşmışlardır ya da kendilerini yönlendiren danışmanları bulunmaktadır. Sınırlı bütçeliler: Koleksiyonerlerin çoğunluğu bu sınıftadır. Senede bir veya iki eser satın alırlar. Genellikle kariyerlerinin ortasındaki sanatçılara yönlenirler. Çünkü gelecek vaat eden sanatçılar bu dönemde kendilerini belli etmeye başlarlar ve eserlerinin fiyatları halen makuldür. BİR YATIRIM ARACI OLARAK SANAT Sanat eserlerinin yatırım ortamı gayrimenkul ve hisse senedi gibi diğer finansal yatırım ortamlarından farklıdır. Diğer yatırım ortamlarında, gelecekteki enflasyon ve kar oranlarını öngörmek ve doğru hesaplamak gibi beceriler önem kazanırken, sanat eserinin getirisinin hesaplanmasında daha az matematik ve daha fazla yıldız keşfetme içgüdüsü gereklidir. Bunun yanında, sanat eserlerinin depolama, nakliye ve sigorta gibi hesaplanması gereken yan maliyetleri de bulunmaktadır. Aynı altına endeksli fonlar gibi, eserlere endeksli fonların da çıkarılması için çalışmalar 14

16 DUYURULAR HİZMET / TEDARİK EĞİTİM / WORKSHOP ERC Stüdyo Ürün Fotoğraf Çekimi Taksim - Kadıköy - Bakırköy Tel: KİRALIK SANATÇI ATÖLYELERİ VE FOTOĞRAF STÜDYOLARI Taksim - Kadıköy - Bakırköy Coşar Kulaksız Difo Lab Fotoğraf & Dijital & Ötesi Nato Cad. Çobanyıldızı Sk. No: 1 Seyrantepe / İstanbul Tel: Güven Sanat Sanatsal Malzeme/Hobi Caferağa Mah. Mühürdar Sk. No: 45/A Kadıköy / İstanbul Tel: Mehmet Yaman Kardeşler Matbaacılık Matbaacı Litros Yolu 2. Matbaacılar Sitesi B Blok Zemin Kat No: ZB15 Topkapı / İstanbul Tel: ERC Ajans Sanatsal Katalog / Broşür / Davetiye / Afiş / Tasarım / Tanıtım Taksim - Kadıköy - Bakırköy Tel: Erçin Birce Karagöz Çevirmen (İngilizce, Fransızca, İspanyolca) Ayşe Yeşilırmak Gökçen Consulting Marka Patent Danışmanı Tel: PERA MÜZESI EĞITIM ETKINLIKLERI 400 SENEDE DEVR-I ALEM Hollanda ve Türkiye arasında Yolculuk - Kağıttan Laleler Bu atölyede, çocuklar Hollanda kültüründe önemli bir yeri olan laleleri keşfe çıkıyor, renkli krapon kağıtlarından ve keçelerden kendi lale bahçelerini oluşturuyor. Yaş grubu: 5 6 Tarih: 24 Ocak - 4 Şubat 2012 Salı Cumartesi: 10:00-11:30 Pazar: 14:00 15:30 Kontenjan: 20 kişi Atölye başına katılım bedeli: 30 TL TUVALİMDE SEN VE BEN Portrelerden yola çıkarak hazırlanan Tuvalimde Sen ve Ben atölyesi çocukları portre resimlerine keşfe çıkarıyor. Akrilik boyanın kullanılacağı, basit mizansenlerle, dönemin şapkaları ile poz vererek birbirlerine modellik yapacakları atölyede, çocuklar hayalgüçlerini pekiştirecekler. Yaş grubu: Tarih: 24 Ocak - 4 Şubat 2012 Salı Cumartesi: 14:00-15:30 Pazar: 16:00-17:30 Kontenjan: 20 kişi Atölye başına katılım bedeli: 30 TL NOSTALJİK KOSTÜMLER Bu kostüm atölyesinde, 17. ve 18. yüzyıllarda Osmanlı da ve Hollanda da kullanılan gündelik kıyafetler ve aksesuarlar yeniden hayata dönüyor. Çocuklar keçe, kağıt, tül, boncuk, ip, tüy, kurdele v.b. farklı malzemelerle dönemin sembolik kıyafet ve aksesuarlarını yaratacaklar. Yaş grubu: 7 10 Tarih: 24 Ocak - 4 Şubat 2012 Salı Cumartesi: 12:00-13:30 Pazar: 12:00-13:30 Kontenjan: 20 kişi Atölye başına katılım bedeli: 30 TL 15

17 RÖPORTAJ TARİHİ SANAT ESERİNE DÖNÜŞTÜRMEYE ÇALIŞIYORUM Tunca Subaşı nın Kalıntı isimli kişisel sergisi ile 5 Ocak - 25 Şubat 2012 tarihleri arasında Pi Artworks te düzenlendi. Subaşı sergide, tarihsel bellek oluşturan fotografik görüntüleri yeniden üreterek kalıntısal bir izlenimi yorumladı. Eserlerin anlaşılması için tarihsel bir donanım gerekli. Evet. Ben kendi tarihimi kurguluyorum. Aslında tarih de gerçekte böyle bir şey. Tarihi, tarihçilerin kendi yorumlarına göre okuyoruz. Bunu ben sanatsal olarak yapıyorum. Tarihsel sürecin dönemin sıkıntılarını eser bize kendi veriyor. Serginin bütününde belirli bir duyguyu ya da duyguları yakalayarak bir deneyim elde ediyoruz. Aslında bu ne o tarihle, ne o görselle, ne de şahısla alakalı. Sadece kompozisyonla ve sanat nesnesi olmasıyla alakası var. Siyah-beyaz olması da bu tarihsel mesajı veriyor. Sanatorium daki Little Boy sergimde de böyle bir şeydi. Benim orada yeniden illüstre etmek istediğim, bir atom bombası değil, adamların Little Boy (ufak çocuk) ismini takmaları. Diğerinin ismi Fat Man (şişman adam). Bunlar atom bombasına verilen isimler. Kısaca profesyonel özgeçmişiniz hakkında bilgi verebilir misiniz? 2000 yılında İstanbul a eğitim için Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar bölümüne geldim. Atölyemde çalışmaya başladım. İlk sergimi 2004 te Galeri Artist te açtım. Daha sonra Nişantaşı nda Çağla Cabaoğlu nda bir sergi gerçekleştirdim. Haliç te 2005 teki bienalin konusu İstanbul idi. Bizde bu bienale paralel olarak Gazelotte ile birlikte Yüzen Gece Performansı nı gerçekleştirdik. Haliç te bir gecekondu yapıp bir hafta içinde yaşadık yılında Sanatorium sanat inisiyatifini kurduk. Burası bizim kendi atölyemizdi. Sosyal bir ortamdı ve pek çok sanatçı arkadaşımızın ziyaret ettiği bir yerdi. Burada sergiler yapmak başladık. İlk Çinli çağdaş fotoğraf sanatçılarının sergisini buraya getirdik. Mekanda bir taraftan sanatçı grubu olarak kendi çalışmalarımıza devam ederken, diğer yandan da beğendiğimiz ve arkasında durduğumuz ulusal ve uluslararası projeler gerçekleştiriyorduk. Daha sonra Sanatorium bizim için yorucu bir yer haline gelmeye başladı. Kar amacı gütmeyen bir ortamdı. Sonunda mekanı bıraktık. Daha sonra Pi Art Works ile çalışmaya başladım. Eserlerinizle ilgili bilgi verir misiniz? Tarihin ilk belgelenmeye başladığı süreci ele alıp resmediyorum. Ya da sanat eseri haline getirmeye çalışıyorum. Sürekli şahıslar tükeniyor, olaylar tükeniyor. Bir hafta önceki olayı hatırlamıyoruz. Bir şekilde hem sosyal hem de tarihsel hafızayı da sorgular hale getiriyor bu işler. Çalışmalarda şahsı veya dönemi hatırlatan imajlar var. Bu hatırlatmalar aslında suda okumak gibi kaygan ve kontrollü, çok net değil. Sosyal katmanlar arasındaki çelişkileri ve bu çelişkilerin yarattığı toplumsal olayları konu olarak belirlerken, hangi noktaları göz önünde bulundurdunuz? Hitlerin propaganda konuşmasını ilahi bir şekilde izleyişimiz çelişkidir. Buradaki işlerin hepsinde sanat tarihi ile ilgili çelişki var. Genç bir sanatçı olarak, hangi destekler daha hızlı ilerlemenizi sağlardı? Genç bir sanatçı olarak hızlı ilerlemeyi sağlıklı bulmuyorum. Hızlı ilerleme kriterleri nelerdir? Örneğin piyasada yer almak mı; doğru projelere imza atmak mı? Bunların ne olduğunu doğru seçmek gerek. Sanat tarihi kurgusu içinde ilerlemek diye bir şey olduğunu düşünmüyorum. Doğru şeyi söylüyorsanız, bir doğru zamanda, doğru yere oturur taşlar ve sizde kendinize ait bir yer bulursunuz. Hızlı ilerleme arayışından çok projelerimi düzenli ve güvenli bir şekilde gerçekleştirmenin kaygısını yaşıyorum. Projelerinizden bahseder misiniz? Tarihle ilgili kurgulamak istediğim bir kitap var. Son birkaç aydır bu kitap üzerinde çalışıyorum. Bununla ilintili kurgulamak istediğim resimler var. Benim tarihe yaklaşımımdan dolayı yine ironik bir şeylerin ortaya çıkacağını söyleyebilirim. Kullandığınız teknikleri anlatır mısınız? Stencil etkisine sahip ama stencil değil. Ben şablonsuz çalışıyorum. Airbrush ve spreyle çalışıyorum. Street Art (sokak sanatı) ile malzeme yakınlığı var çünkü sprey bizim dışarıda gördüğümüz grafiti sanatçılarının kullandığı malzeme. Ben bunu akademik eğitimimle harmanlayarak tuval üzerinde kullanıyorum SANAT VE HAYAT... AYSEL ÇIRPANLI Resim yapmaya babamla bir oyun gibi başladım. Bana bir yumurta çizerdi, bende onu mesela şapkalı bir adama çevirirdim. O bir şey çizerdi, ben tamamlardım. Ben çizerdim, o tamamlardı. Hayatımda çizim ve resim bir oyunla başladı.babam aslında kimyagerdi. Bir ara dericilik işi de yaptı. Evin içimde küçük bir odası vardı laboratuar olarak kullandığı. Sabun ve şampuan yapardı. Bir şeyleri karıştırıp yeni bir şey üretme heyecanını çok büyük bir keyifle izlerdim. Tüm hayatım boyunca edindiğim bu özelliğimi ona borçluyum. Babamın kimya ile uğraşması gibi, renkleri karıştırıp renkler elde etmek, farklı teknikler denemek, kendisinin sayesinde edindiğim özellikler. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünü 1967 de bitirdim. Tabii öğrenci iken de birçok resim yaptım. Gençlerin sanattan keyif almaları için uğraşmak istiyordum. Böylece 1968 de İzmir Amerikan Kız Lisesi nde resim ve sanat öğretmenliğine başladım. Sıra dışı bir insan olan ve kendisi de resim ve fotoğrafla ilgilenen eşim Oğuz Çırpanlı 32 yaşında vefat etti. Turgut adında bir oğlum var. Akademideyken, Türkiye de soyut sanatın öncülerinden Adnan Çoker sayesinde tanıştığım kolaj tekniği ile, İzmir de, belki de Türkiye de, bu alanda ilk sergi açan benim senesiydi. Türk-Amerikan derneğinde açtığım sergideki tüm resimler daha asarken satıldı de emekli oldum. Mekanlara ve yıllara bağlı olarak resmimde değişiklikler oldu. Baktığım zaman gördüğüm kuşlar bile farklı. İstanbul kumrusu kiremit rengidir. Kiremit çatılarda gözükmezler. İzmir kumrusu yakalıklıdır. Hatta Boğaziçi kumruları ile Ada kumruları bile farklıdır. Gözlemlerim ve perspektifim değiştikçe resimlerim de farklılaştı. Örneğin 1970 ve 80 li yıllarda yaptığım resimler, İzmir deki sokak hikayelerinden oluşuyor. İzmir deki Sokak satıcıları, süpürgeciler, kağıt toplayıcılar, sebzeci, gündelikçi kadın, hep resimlerime dönüştü. Biz evlerde yaşardık, sokak ile iç içe idik. Daha sonra bir apartmanın dördüncü katına taşındık. Sokaktan koptuk. Böylelikle konularım da değişti. O yıllarda hep manzara resimleri yaptığımı görüyorum. Deniz, martılar, vapur, Karşıyaka manzaraları Bazen gördüğüm bir gri bulutun rüzgarda dağılışı beni o anda o kadar çok etkiler ki, hemen malzemeleri alıp resme başlarım. Çünkü o anın duygusu bir sonraki ana kalmaz. Daha sonra yapılan resim de benim için o anki tadı vermez. Bir duyguyu o anda yakalar, hızlı çalışırım. Sonrada faklı eklemeler yaparım. Öğrenciler hiçbir şeyden korkmadan sevdikleri şeyi yapsınlar. Bazı riskleri göze almalılar. Azimle çalışsınlar. Günümüz teknolojisi ile bilgisayar ekranında gençler üç boyutlu desen çizip resim yapıyorlar. Ama böyle de işin ruhu ortadan kalkıyor. Ben boyanın kokusunu almazsam olmaz ki... Ben ruha çok önem veriyorum. 16

18 TARTIŞMA SANATÇI K Sanat olmasa, sanatçı sanatı bulur. Burhan Ersan Sanatçı Bir çok yazardan duymuşsunuzdur, yazmasam ölürdüm demiş; sanatçı da sanat olmadan yaşamaz. Daha da ileri gidersek sanat olmasa, sanatçı sanatı bulur. Piyasanın, bir sistemin hakimiyetinde sanat olmaz. Sanat zaten özünde sisteme karşıdır. Ve sanatçı da sistemde kendine yer bulamadığı için sanatla uğraşır, yaşamda alternatifler oluşturmaya çalışır. En azından yaşamın alanlarını genişletir. Sanat ve sanatçı deyince aklında net bir imge belirmeyen kimse yoktur. Kimisi herkesin içinde bir sanatçının yattığını düşünürken, kimisi çok daha keskin sınırlar ve kriterlerle çizer sanatçıyı. Sanatçı her şart altında zengindir Sanatçının geçinmek için sadece insanlara ihtiyacı vardır. Sanatçı hiçbir beğenilme endişesi taşımadan sanat yapmaya başladığında zaten geçinir. Başka bir şeye kafa yormasına ihtiyacı yoktur. Ancak satmak gibi bir kaygıyla eser üretilemez. Sanatçı da çok satmak, çok para kazanmak gibi hırslar taşımaz. Kendini ifade etmek, üretmek, merak, bunlar sanatçının motivasyon kaynakları olabilir. Hatta aklına düşen bir imge, bir görünüm, bir ses, hepsi yaratımı kışkırtır ve aşk. Türkiye de bir atölyesinin olması bile lükstür. Diğer taraftan, sanatçı her durumda zaten çok zengindir çünkü çok sevdiği bir şeyle uğraşıyordur. Para kazanmak için sevmediği, istemediği bir işte çalışmak gibi bedeller ödemiyordur. Bu da onu kara geçirdiği için daha az para kazanmayı da kabullenebilir ve eserlerini daha üst beğenilere, gelişkinlere taşıdıkça, yapıtları daha çok etkileyici olur ve üstüne para da verirler. Bu sayıda sanatçının kim olduğunu tartıştık. Üretkenlik ve farklı bakış açılarına sahip olmak ortak tanım noktaları olarak ortaya çıkarken, bazıları eleştirel bazıları ise şiirsel Sanatçı olmak, insanın içinden dışında doğru gelişen bir süreç yaklaşımlarıyla düşüncesini açıkladı. Beygü Gökçin Sanatçı Almancada bir terim vardır: yaşam sanatçısı. Ben kendimi resim sanatçısı ve yaşam sanatçısı olarak görüyorum ama ben ressamım diyemem. Benim anladığım anlamda ressam olmak, bir etikettir. Klasik ressam, akademide kara kalemi öğrenir, yağlıboyayı öğrenir. Profesör ya da doçent ona öğretmiştir. Yıllardır bu arkadaşlar eğitim alıyorlar ve mezun oluyorlar. Ben özgür resim sanatçılarındanım. Sanatçı olmak, insanın içinden dışına doğru gelişen bir süreç; hayatla ilgili, tanrıyla ilgili, gözlemlerle ilgili. Her resim yapan sanatçı değildir veya her piyano çalan, opera çalan sanatçı değildir. Sanatçı iç dünyasını görsel, işitsel, sezgisel bir kompozisyon içinde kurguladığı bir hikayede anlatma gayreti içinde olan varlıktır. Setenay Alpsoy Sanatçı GELECEK SAYININ TARTIŞMA KONUSU: TÜRKİYE DE SANATÇI OLMANIN EKSİLERİ VE ARTILARI NEDİR? Gelecek sayının tartışma konusu hakkındaki görüşlerinizi isim, meslek ve varsa bağlı olduğunuz kurum bilgilerinizle adresine gönderebilirsiniz. Yusuf Atılgan Aylak Adam romanında, sinemadan çıkmış insan olarak adlandırdığı bir canlı türünden bahseder. Sanatçı, işte ömrü beş - on dakikadan ibaret olan bu canlı türüne hayat veren kişidir bana göre. Kendi acı, tatlı, kederli, hüzünlü ya da mutlu duygu ve düşüncelerini; iç dünyasını, görsel, işitsel, sezgisel bir kompozisyon içinde kurguladığı bir hikayede anlatma gayreti içinde olan varlıktır. Dünya ile bir derdi olan, onunla tezata düşen ve bu tezattan yeni bir dünya inşa ederek; ziyaretçilerinin duygu ve düşüncelerini harekete geçiren, içlerinde bir kıvılcım yakan kişidir. İçinde yaşadığımız çevrede fütursuzca kullanılan sanatçı kelimesini destur ile telaffuz etmekten yanayım. Sanatçı olmak meşakkatli bir yol ile ulaşılan, saygın bir mertebedir. 17

19 TARTIŞMA İMDİR? Bahar Kocaman Sanatçı Sanatçı, sanat adına yapılanların üzerine yeni bir şeyler ekleyip farklı bir pencereden bakılmasını sağlayabiliyorsa, o zaman gerçek bir sanatçıdan söz edebiliriz. Tülin Onat Sanatçı Sanatçı kendi gözleriyle gördüğü dünyayı, kendi yüreğiyle anlatandır. Sanat üretimi yapan kişi sanatçıdır şeklinde genel bir tanımlama yapılır çoğu kez. Bu ifade sanatın bütün alanları için kullanılır. Müzikte, resim-heykel sanatında, edebiyatta, mimaride... Ancak sanat adına yapılan her şeyi sanat eseri olarak görebilir miyiz? Bunu ortaya koyan kişiyi de sanatçı olarak kabul edebilir miyiz? Sanatçı olmanın ölçüsü nedir? Her şeyden önce sanatçı diyebileceğimiz kişinin yaptığı işle örtüşen bir kimliği, sanatçı kimliği vardır. Bunun içine eğitimle birlikte, dünya görüşü, dünyayı algılayış biçimi, düşünce altyapısı, evrensel bakış açısı girer. Özgün ve yeni bir sanat üretebilmek için belki bir ömür vermek gerekebilir, mücadele içinde, amatör ruhu kaybetmeden, sevgi ve sabırla. Bu donanıma sahip bir sanatçı, özgün kimliği doğrultusunda, sanat adına yapılanların üzerine yeni bir şeyler ekleyip sanata farklı bir pencereden bakılmasını sağlayabiliyorsa, insanlara farklı bir düşünce, farklı bir duygu verebiliyorsa o zaman gerçek bir sanatçıdan söz edebiliriz. Sanatçının kim olduğunu anlatan pek çok tanımlama vardır. Düşünürler sanatçının kim olduğunu kitaplarında sayfalar dolusu anlatmışlardır. Ancak benim kanımca, sanatçı kendi gözleriyle gördüğü dünyayı, kendi yüreğiyle anlatandır. Sanatçı güzellikler, iyilikler üreten, sanatı yaşayandır. Biçim üreten, yaşam biçimi ise sanat olan kişi sanatçıdır. Çıkar dünyasına arkasını dönen, yüzünü sürekli güzelliklere çevirendir. Yaşamın zerresini parayla satmayan, iyiliklere her daim kucağını açandır. Sanatçı yaşamın farkında olan, çevresinde olup bitene duyarsız kalmayandır. Sanatçı seven insandır. Yaşamı sevgi, ürettiği sevgi, yarattığı sevgi, dünyası ise sanattır. Sanatçı herkesin baktığı şeyi görmeyi becerebilen, gördüklerini biçim, renk ve ritimle anlatabilen kişidir. Çoğu kez kimsenin göremediğini gösterendir. Sanatçı yaratandır ve yarattığının aynısı yoktur. Ürettiği şeyin tek ve özel olması kişiyi sanatçı yapar. Yaratan, üreten, görülmeyeni gösteren, cesur, duyarlı, bilgili kişididir sanatçı. Sanatçı, düşsel evrenini hayatın kendisiyle değiş-tokuş eden kişidir. Bergin Azer Doğançay Müzesi Müdürü Başarılı sanatçı kendi tekerleğini icat eder. Eline boya kalemini alan herkes sanatçı olabilir. Ama başarılı sanatçı, kendi stilini oluşturmuş, kendi tekerleğini icat etmiş, belli akımlardan ilham almakla birlikte bu akımları aşarak sanata kendisinden bir şey koymuş insandır. Leonardo, Monet ve Picasso gibi Yevkine Çilingir Atölye Gazetesi Haber Müdürü Sanatçı, düşsel evrenini hayatın kendisiyle değiş-tokuş eden kişidir. Havanın bile geçemediği yerlerden geçip, yeryüzündeki her şeyi hissetmeyi ve tadını almayı sürdürürken, elle tutulan veya tutulmayan formlarını kendi bakış açısıyla değiştiren kişidir sanatçı. İnsanlar tüm duygularını emip, kendisini içi boşaltılmış bir cesede çevirdiklerinde bile ruhundaki sevgiyi dışa yansıtarak somutlaştıran kişidir sanatçı. Tunca Subaşı Sanatçı Yaratıcı ve daha önce hiç düşünülmemiş şekilde soru soran kişi sanatçıdır. Sanat kendi içinde bir problematik. Bu problematik kendi kendisini sorgulayan, sadece soru işaretleri üreten ve sonuçsuz denklemler kuran bir yapı. Postmodern süreçte sonuç önemli değildir, önemli olan soruyu sormaktır. Yaratıcı ve daha önce hiç düşünülmemiş şekilde soru soran kişi sanatçıdır. Aysel Çırpanlı Sanatçı Yaratmak, yaratıcılık ve çok çalışmak sanatçıyı tanımlar. Sanatçı yeni bir şey yaratan kişidir. Yeni bir tarz bulan, yeni bir form getiren, yeni bir teknik uygulayan ya da sadece yeni bir üslubu olan kişi. Yaratmak, yaratıcılık ve çok çalışmak sanatçıyı tanımlar. Sanatçı hissettiği gibi yaşayan kişidir. Aslı Kutluay Sanatçı Sanatçı bir hiç olduğunu kavramış kişidir. Sanatçı kendi ruhundan daha fazla ruhla dolabilendir. Sorgulayan, sınırları zorlama gücü, yaşama sevinci ve cesareti olandır. Tüm bu yetenekleri barındırıp son derece alçakgönüllü kalabilendir. Hiçlik duygusuyla karşılaşmış ve bir hiç olduğunu kavramış kişidir. Esra Meral Demircan Sanatçı Sanatçı doğaya daha farklı bakan, onu daha başka ve gerçek anlamda özümseyen, farklı hisseden ve farklı dile getiren, ruhunu sanatla besleyen, daha özgün düşüncelere sahip kişidir. Hissettiği gibi yaşayan, yeteneğini özgün düşünceleriyle birleştirerek ona hayat veren, mesajlar veren ve bunu yaparken insanları düşünmeye teşvik eden, duygularını eserine akıtan, yaratıcı düşüncelere sahip bir insandır sanatçı. 18

20 KİTAPLAR BÜYÜK SANATÇILARIN GİZLİ HAYATLARI Yazar: Elizabeth Lunday 288 sayfa Domingo Yayınevi FOTOĞRAF SANATÇILARI DİZİSİ: ARA GÜLER Yazar: Ara Güler 303 sayfa Ecacıbaşı Vakfı Yayınları SANATIN YENİ TARİHİ Yazar: Julian Bell 496 sayfa NTV Yayınları Leonardo dan (sözde sodomist) tutun da Caravaggio ya (hüküm yemiş katil), Edward Hopper a (karısını dövmekle itham edilir) varana kadar herkes hakkında taşkın anekdotlar sunan Büyük Sanatçıların Gizli Hayatları, büyük ustaların uluslararası sanatının gerisindeki ahlaksızca, buğulu ve gözü kara hikâyeleri anlatıyor. Michelangelo nun vücut kokusu çok kötü olduğu için asistanlarının onunla çalışmaya dayanamadığını; Vincent van Gogh un bazen doğrudan doğruya tüpten boya yediğini; ve Georgia O Keefe nin çıplak resim yapmaya bayıldığını öğreneceksiniz. İşte asla unutmayacağınız bir sanat tarihi dersi. RÖNESANSTAN GÜNÜMÜZE RESIM SANATININ TARIHI Yazar: Anna Carola Krausse 128 sayfa Literatür Yayıncılık Resim Sanatının Öyküsü, Rönesans tan günümüze resim sanatının geçirdiği evreleri ve akımları dönemin sosyal, kültürel ve ideolojik bağlamıyla birlikte ele alarak derli toplu ve kusursuz bir bilgi kaynağı olarak hazırlandı. Resim sanatı tarihinin en önemli kültürel ve tarihi olayları hakkında özetlenmiş genel bakış sunuyor. Eczacıbaşı Topluluğu nun 40 yılı aşkın bir geçmişe sahip olan fotoğraf yayıncılığı geleneğinin bir parçası olan Eczacıbaşı Fotoğraf Sanatçıları Dizisi nin ikinci kitabı; Ara Güler. Kitap, Ara Güler in klasikleşmiş İstanbul ve Türkiye fotoğraflarından, dünyanın farklı coğrafyalarındaki fotoğraflarına ve portrelerine uzanan geniş bir retrospektifi izleyiciler ile buluşturuyor. Konsept ve tasarımı Bülent Erkmen e ait olan, editörlüğünü Umut Sülün ün yaptığı kitapta ayrıca Haluk Çobanoğlu nun giriş yazısına ve Ara Güler ile yapılmış özel bir röportaja da yer veriliyor. Kitap metinleri, Türkçe ve İngilizce olarak iki dilde sunuluyor. Sanat nedir ve nerede başlamıştır? Neden sanat yaparız ve sanat neden değişir? Julian Bell yirmi birinci yüzyıl için sanatın yeni bir hikâyesini anlatırken, aklında olan birçok sorudan bazıları bunlardı. İnsanoğlunun hammaddeden bir şekil yarattığı zaman hissettiği ilk dürtüsünden birçok modern galeri enstalasyonuna kadar, dünya halkları her zaman imgeyaratımının cazibesine kapılmıştır. Üsluplar ve dönemler gelip geçerken, görünüşte birbirleriyle bağlantısı olmayan gelenekler arasında merak uyandırıcı bağlar keşfedilmeyi bekliyor. GÖRSEL SANATÇILAR ANSİKLOPEDİSİ Yazar: Kaya Özsezgin 560 sayfa Doruk Yayınları Türkiyeli sanatçılar üzerine ansiklopedik bilgiler vermek ve bu konuda yeterli kaynaklara sahip bulunmadığımız bir aşamada, hayatta olan ve olmayan sanatçılarla ilgili referans bilgileri toparlamak amacıyla hazırlanan bu kitap, ikinci basımının ardından genişletilmiş ve güncelleştirilmiş yeni basımıyla okurların karşısına çıkıyor. RESİMLE İÇGELİŞİM kitabından alıntılar Yazar: Leyla Sabah UYGULAMALAR A- Resim Uygulamaları 1- Çizgi a) Derse resimle içgelişimin ilişkisi ve kendimizi tanımada bize yardım etmesini açıklayarak başlayalım. Kitabımızın giriş kısmı bu konu için yardımcı olabilir. b) Boş bir kağıda bakalım. Rahat nefes alalım, gözler kapalı, bir iki dakika sessiz kalalım ve bir kağıda bir hamlede uzun bir çizgi çizelim. Daha sonra bu çizginin koyudan açığa doğru çizilmesini deneyelim. Bunu birkaç kez denedikten sonra en başarılıyı işaretleyelim. c) Boş kağıda bir düz bir de yuvarlak çizelim. Sonra bu çizgilerin pek güzel olmadığı söylenir. Silip, aynı yere daha güzelini çizmeleri istenir. Burada dikkat edilecek şey yeni çizilenin de daha önce çizilen yanlışın üzerinden çizilmesidir. Biz aynı yanlışları yaparız. Aynı yerde doğru çizmek için minik sıçrama yapmamız gerektiğini ve yaşamda da bunun böyle örnekleri olduğunu konuşalım. d) Sonraki çalışma tarama (ışık ve gölgeli yeri belirtmek için desen çalışmasında kalemle yapılan çok sayıdaki çizgi tekniği) tekniğiyle çalışmaktır. Bu teknikte çizgiler üst üste gelerek derinlik yaratılır. Paralel tarama, serbest tarama, çapraz tarama kılçık tarama, eğri tarama ve yöne uygun tarama türleri vardır. Serbest karalamayla bu teknikler üzerinde çalışılır. Düz çizgi çizerken, kendimizi rahat bırakmak ile dikkat arasındaki farkı deneyelim. e) Ton çizelgesi; bir dikdörtgen on parçaya bölünür. Bu parçalar koyudan açığa doğru taranır. Sonuçta tümden bakıldığında bir bütün gibi, kopmadan algılanması makbuldür. Bu çalışma bir küp çiziminde de yapılır ve her yüzey ayrı bir ton taranarak, bir cam küp hissi verilir. İki yüzeyin kesişim üçgenlerinin iki yüzeyin ton arası olması ipucu olabilir. BİRKAÇ DOZ SANAT HAYATINIZI İYİLEŞTİRİR. 19

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede Yaz Sanat Kulübü 2010 Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Fener-Balat bölgesinde yaşayan çocuklar ve kadınlar için eğitim, kişisel gelişim ve sağlık gibi konularda projeler yürütüp kültürel

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı.

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı. Mehmet Güler Türkiye de yetişen resim sanatının önemli isimlerinden Mehmet Güler ile Malatya dan Almanya ya uzanan yolculuğunu, resim kariyerinde rol oynayan isimleri, Almanya yı tercih etmesinde etkili

Detaylı

Sakıp Sabancı Müzesi Sakıp Sabancı Cad. No:42 Emirgan 34467 İstanbul

Sakıp Sabancı Müzesi Sakıp Sabancı Cad. No:42 Emirgan 34467 İstanbul SAKIP SABANCI MÜZESİ TEKNİK GEZİ RAPORU Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Lisans Programı, MİM 103 Mimarlıkta Araştırma Yöntemleri dersi kapsamında, Sakıp Sabancı Müzesi teknik gezisi 20 Aralık 2012 tarihinde,

Detaylı

BAŞARI ÖDÜLSÜZ KALMAZ!

BAŞARI ÖDÜLSÜZ KALMAZ! EĞİTİMİN ALTIN MARKASINDA BAŞARI ÖDÜLSÜZ KALMAZ! %100 ÖĞRENİM BURSU FIRSATI ANADOLU LİSESİ TEOG PUANINLA SÜRESİZ BURS KAZAN! GELECEĞE GÜÇLÜ BAŞLA! EN İYİSİNİ SEÇ, DOĞRU KARAR VER ŞANSA İHTİYACIN YOK EĞİTİME

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

1979 Nihat Sümeralp ile birlikte Koleksiyon Sanat Galerisi ni kurdu, 1989 a kadar yönetti.

1979 Nihat Sümeralp ile birlikte Koleksiyon Sanat Galerisi ni kurdu, 1989 a kadar yönetti. BUBİ İstanbul da doğdu. Psikoloji öğrenimi gördü. 1979 Nihat Sümeralp ile birlikte Koleksiyon Sanat Galerisi ni kurdu, 1989 a kadar yönetti. 1989 Hüsamettin KüLte ile birlikte Lâmi Sanat Galerisi ni kurdu

Detaylı

"Gerçek tasarımcı elinde firca ile doğar" iç mimar Anna Malyakina'yı tam anlamıyla tanımlayan bir ifade. Anna çizim yapmaya konuşmayı öğrenmeden

Gerçek tasarımcı elinde firca ile doğar iç mimar Anna Malyakina'yı tam anlamıyla tanımlayan bir ifade. Anna çizim yapmaya konuşmayı öğrenmeden O O LY F RT L Kİ Ş E İS PO "Gerçek tasarımcı elinde firca ile doğar" iç mimar Anna Malyakina'yı tam anlamıyla tanımlayan bir ifade. Anna çizim yapmaya konuşmayı öğrenmeden başlamıştır. Çocukluk döneminde,

Detaylı

NESLİHAN AYDINLIOĞLU EŞİN BİRİKİMLERİM VE BİRİKTİRDİKLERİM

NESLİHAN AYDINLIOĞLU EŞİN BİRİKİMLERİM VE BİRİKTİRDİKLERİM NESLİHAN AYDINLIOĞLU EŞİN BİRİKİMLERİM VE BİRİKTİRDİKLERİM DETAYLARDAKİ ETKİLEŞİMLER Değerli hoca Şeref Akdik in yaktığı ışık ile sanatla tanışan ve lise çağlarında ressam olmaya karar veren Neslihan

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır Öğrencinin ilgi alanları, becerileri ve yetenekleri düşünüldüğü zaman kendi öğrenme yöntemlerine göre akademik ve/veya kültürel alanda başarılı olabilir.

Detaylı

Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji

Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji kaynağı olmuştur. Güzel bir şey ortaya koymanın heyecanı

Detaylı

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ... GENÇLERIMIZIN YANINDA 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri Yurt Dışı Gençler Seçim Beyannamesi ... IÇINDEKILER MUSTAFA YENEROĞLU SUNUS 04 --------------------------------- YURT DIŞINDAKİ

Detaylı

İnsanlar yazdıkları eserler, besteledikleri müzikler, yaptıkları buluşlar ve yarattıkları sanat eserleri ile tarihe mal olur, takdirle anılırlar.

İnsanlar yazdıkları eserler, besteledikleri müzikler, yaptıkları buluşlar ve yarattıkları sanat eserleri ile tarihe mal olur, takdirle anılırlar. İnsanlar yazdıkları eserler, besteledikleri müzikler, yaptıkları buluşlar ve yarattıkları sanat eserleri ile tarihe mal olur, takdirle anılırlar. Tüm bu olumlu ve kalıcı var oluşların ortak duygusu yaratıcılıktır.

Detaylı

CarrefourSA Bahçe Park Çiçek Açıyor!

CarrefourSA Bahçe Park Çiçek Açıyor! BASIN METNİ 7.12.2011 9 Aralık ta Başlıyoruz CarrefourSA Bahçe Park Çiçek Açıyor! Bahçe Park Çocuk Kulübü 9 Aralık ta Başlıyor ECE TÜRKİYE yönetiminde faaliyete giren CarrefourSA Bahçe Park Alışveriş Merkezi,

Detaylı

Mustafa Kemal ATATÜRK

Mustafa Kemal ATATÜRK Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ışığısınız. Ülkemizi aydınlığa sizler kavuşturacaksınız. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunu düşünerek ona göre çalışınız.

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BÜLTENİMİZDE NELER VAR? ETKİNLİKLERİMİZ SİNEMA GÜNÜMÜZ TİYATRO ETKİNLİĞİMİZ OKUMA-YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARIMIZ BRANŞ DERSLERİMİZ AİLE KATILIMI ETKİNLİKLERİMİZ ARALIK AYI

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI. Sanat ve Tasarım Yüksek Lisans Programı (Tezli)

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI. Sanat ve Tasarım Yüksek Lisans Programı (Tezli) SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI Sanat ve Tasarım Yüksek Lisans Programı (Tezli) Ülkemizde Sanat ve Tasarım alanında yetişmiş uzman kişiler sınırlıdır. Üniversitelerimizde Güzel Sanatlar

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Nihat KEMANKAŞLI 2. Doğum tarihi : 23.11.1971 3. Unvanı : Öğr. Gör. 4. Öğrenim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Resim Hacettepe Üniversitesi 1999 Lisansüstü Sinema-TV

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

SODA Sunar. Meriç Kara. SODA, tasarımcı Meriç Kara nın ilk kişisel sergisi A Domestic Schizophrenic Project e ev sahipliği yapıyor!

SODA Sunar. Meriç Kara. SODA, tasarımcı Meriç Kara nın ilk kişisel sergisi A Domestic Schizophrenic Project e ev sahipliği yapıyor! BASIN BÜLTENİ SODA Sunar Meriç Kara: A Domestic Schizophrenic Project 26 Mayıs 2010 3 Temmuz 2010 Açılış: 26 Mayıs 2010 Çarşamba / 18:30-21:00 (Basın Toplantısı: 17:00) SODA, tasarımcı Meriç Kara nın ilk

Detaylı

Tunç Tanışık. 19 Mart 14 Nisan 2016

Tunç Tanışık. 19 Mart 14 Nisan 2016 Tunç Tanışık 19 Mart 14 Nisan 2016 Tunç Tanışık Ankara, Mart 2016 Fotoğraflar Sanatçı arşivinden Grafik Tasarım Hüseyin Ayışıt Baskı Desen Ofset A.Ş. Birlik Mah. 448. Cad. 476. Sok. No: 2 Tel: 0312 496

Detaylı

durak durak durak durak

durak durak durak durak durak durak durak durak TAK gezici kartal içindekiler: nedir nedir TAK nasıl çalışır TAK gezici nedir TAK kondu nedir TAK kamp ta neler oldu TAK kartal temaları neler TAK kartal programları neler TAK

Detaylı

TEKNİK GEZİ RAPORU. Ders: MİM 121 MİMARİ TASARIM I. Tarih: 07.10.2011 Gezi alanı: Antrepo 3 & 5

TEKNİK GEZİ RAPORU. Ders: MİM 121 MİMARİ TASARIM I. Tarih: 07.10.2011 Gezi alanı: Antrepo 3 & 5 TEKNİK GEZİ RAPORU Ders: MİM 121 MİMARİ TASARIM I. Tarih: 07.10.2011 Gezi alanı: Antrepo 3 & 5 Meclis-i Mebusan Caddesi - Liman İşletmeleri Sahası - Tophane Konumu: Bienal alanının konumunu gösteren harita

Detaylı

ÜNİVERSİTEMİZ ÖĞRENCİLERİNE ÜST DÜZEY OLANAKLAR SAĞLIYOR

ÜNİVERSİTEMİZ ÖĞRENCİLERİNE ÜST DÜZEY OLANAKLAR SAĞLIYOR Çankaya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü nden 2006 da lisans derecesini alarak aynı bölümde 2009 yılında yüksek lisansını tamamlayan H. Emre Akkuş ile Çankaya Üniversitesi ve sektör hakkında

Detaylı

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM DEKO TASARIM Senem ÖZTÜRK / senem.ozturk@alem.com.tr Biliyorum ki dekoratör sözcüğü bugün pek de popüler değil, hatta modası geçmiş bir ifade fakat yine de kendimi dekoratör olarak tanımlamak bana daha

Detaylı

KATILIM ŞARTNAMESİ. 15 Nisan 2016 tarihinde, Üsküdar Üniversitesi Davranış Bilimleri Fikir Festivali nin üçüncüsü gerçekleşecek.

KATILIM ŞARTNAMESİ. 15 Nisan 2016 tarihinde, Üsküdar Üniversitesi Davranış Bilimleri Fikir Festivali nin üçüncüsü gerçekleşecek. KATILIM ŞARTNAMESİ 15 Nisan 2016 tarihinde, Üsküdar Üniversitesi Davranış Bilimleri Fikir Festivali nin üçüncüsü gerçekleşecek. Üsküdar Üniversitesi Davranış Bilimleri Fikir Festivali ile; öğrencilerin

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Handan ÖZSIRKINTI KASAP 2. İletişim: 1230 3. Ünvanı: Yrd. Doç. 4. Öğrenim Durumu: Sanatta Yeterlik (Doktora) Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Yüksek Lisans Güzel Sanatlar Fakültesi

Detaylı

Mixerarts.com Sanat Platformu başarı hikayemizde Mixer Direktörü Bengü Gün konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı:

Mixerarts.com Sanat Platformu başarı hikayemizde Mixer Direktörü Bengü Gün konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı: 1 Mixerarts.com Sanat Platformu başarı hikayemizde Mixer Direktörü Bengü Gün konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı: Mixer in faaliyetleri ve sektördeki konumuyla ilgili bilgi verebilir misiniz? Mixer,

Detaylı

4.Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ. 1.İsim : Turgut. 2.Soyadı: Yüksel. 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi. Derece Alan Üniversite Yıl

4.Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ. 1.İsim : Turgut. 2.Soyadı: Yüksel. 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi. Derece Alan Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ 1.İsim : Turgut 2.Soyadı: Yüksel 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi 4.Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İşletme Anadolu Üniversitesi 1998 Yüksek Lisans Doktora 5.Akademik Unvanlar Arts

Detaylı

www.spot-projects.com

www.spot-projects.com SPOT.TER Nedir? SPOT.TER Türkiye nin ilk ve tek Güncel Sanat Eğitim ve Üretim Platformu SPOT Contemporary Art Projects in üyelik platformudur. SPOT.TER üyelik platformu devamlı gelişen, büyüyen dinamik

Detaylı

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz.

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz. Hitit Üniversitesi Aktif Yaşam Kulübü olarak,engelli kardeşlerimize farklı eğlenceler düzenledik. Farkındalık programları yaptık, 2 yılda 5 okula kitap yardımında bulunduk. Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize

Detaylı

ÇAĞDAŞ EĞİTİM KOOPERATİFİ ÖZEL 3 MART İLKÖĞRETİM OKULU

ÇAĞDAŞ EĞİTİM KOOPERATİFİ ÖZEL 3 MART İLKÖĞRETİM OKULU ÇAĞDAŞ EĞİTİM KOOPERATİFİ ÖZEL 3 MART İLKÖĞRETİM OKULU Uyguladığı kooperatif modeli ile eğitimde ülkemizde tek ve örnek bir kurum olan Çağdaş Eğitim Kooperatifi, kurulduğu tarihten bu yana hep eğitimin

Detaylı

Hizmetlerimiz. Allnjoy Event Works,

Hizmetlerimiz. Allnjoy Event Works, Allnjoy Event Works, M.i.c.e. sektörüne ve ihtiyaç duyulan diğer alanlara Takım Oyunu, Atölye Çalışmaları, Sosyal Sorumluluk Projeleri, Kahve Molası Aktiviteleri, Çocuk Atölye ve Aktiviteleri, Konsept

Detaylı

IEEE Türkiye Başkanlar Kurultayı

IEEE Türkiye Başkanlar Kurultayı İTÜ IEEE ailesinden merhaba! 1992 yılından beri İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi nde faaliyet gösteren, teknik üniversite öğrencisinin mesleki ve sosyal açıdan gelişimini hedefleyen sayısız çalışma yapan

Detaylı

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi FOTOĞRAF DLNDE BR SÖYLEŞ K R K Y L N B R K M BRAHM DEMREL brahim DEMREL, 1941 yılında Malatya Akçadağ ilçesi Durulova (Körsüleyman) köyünde doğdu. lkokulu köyünde okuduktan sonra Akçadağ Öğretmen Okulu,

Detaylı

geliştirmemize yardımcı olur.

geliştirmemize yardımcı olur. 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; PYP disiplinler üstü temaları ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor:

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: Kültür ve Sanat Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: NESRİN AKÇA AKOĞUL Nesrin Akça Akoğul Eyüp Devlet Hastanesinde. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapan Nesrin Akça Akoğul. 1992 yılında fotoğraf

Detaylı

TEGEP te Neler Oluyor?

TEGEP te Neler Oluyor? Gündem Mayıs 2013 02 TEGEP te Neler Oluyor? Eğitim ve gelişim alanında referans olabilecek çalışmalar kapıda! 07 TEGEP - ASTD İşbirliği 05 Zirvede Buluşalım! 09 Tegep Eğitim Profesyonellerini Geliştiriyor

Detaylı

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU Sergi açılış kokteylini onurlandırmanızı dileriz. Tarih: 26 Eylül 2014 Cuma Saat: 18.00 Birlik Mahallesi Doğukent Bulvarı 450. Cadde Vadi İkizleri Sitesi No: 3/A Çankaya ANKARA BEDRİ

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

BALAT TA İTALYA RÜZGARI ANGELO DAN MUHTEŞEM SANAT

BALAT TA İTALYA RÜZGARI ANGELO DAN MUHTEŞEM SANAT BALAT TA İTALYA RÜZGARI ANGELO DAN MUHTEŞEM SANAT Şeffaf altın su temizlik simgesi hamam sanatla uyumunu zenginleştirdi Küçük Mustafa Paşa Hamamı sanatla dirildi 15 Eylül - 13 Ekim 2013 tarihleri arasında

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ RESİM BÖLÜMÜ TANITIM FORMU

ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ RESİM BÖLÜMÜ TANITIM FORMU ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ RESİM BÖLÜMÜ TANITIM FORMU Bölüm Başkanışkanı Bölüm Başkan Yardımcısı(ları) Koordinatörler Doç.Dr. Hakkı Engin GİDERER Öğr. Gör. Burhan YILMAZ 1. Bologna: Öğr. Gör. Reva

Detaylı

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde;

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde; Diploma Programı Çerçevesi Diploma programı her kültürün kendisine adapte edebileceği esnek bir program sunarak kendi değerlerini yitirmeyen uluslararası farkındalığa ulaşmış bireyler yetiştirmeyi hedefler.

Detaylı

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi 80 EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi Sayın İnşaat Mühendisi Adayı, İnşaat Mühendisliği Eğitimi Kurulu, İMO 40. Dönem Çalışma Programı çerçevesinde İMO Yönetim Kurulu nca İnşaat Mühendisliği Eğitimi

Detaylı

Dershane Algısı Araştırması Mayıs 2012

Dershane Algısı Araştırması Mayıs 2012 Dershane Algısı Araştırması Mayıs 2012 KÜNYE Proje Adı Araştırma Sahibi Araştırma Evreni Adayların Dershane Algısı Araştırması İKSara A.Ş. Toplumsal Gündem Araştırmaları Nisan 2012 Türkiye de üniversiteye

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

TED AİLESİ, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI VE PLAKET TÖRENİ İÇİN DÜZENLENEN YEMEKTE BİR ARAYA GELDİ

TED AİLESİ, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI VE PLAKET TÖRENİ İÇİN DÜZENLENEN YEMEKTE BİR ARAYA GELDİ TED AİLESİ, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI VE PLAKET TÖRENİ İÇİN DÜZENLENEN YEMEKTE BİR ARAYA GELDİ Geleceğe ışık tutan, Başöğretmen Atatürk ün emanetine sahip çıkıp, eserinin üzerine imza atan, bilgiyi öğretmekten

Detaylı

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

2. PROF. DR. ALAYBEY KAROĞLU Sanatta Otuzuncu Yıl Anısına düzenlenen ÇAĞDAŞ TÜRK SANATI SEMPOZYUMU

2. PROF. DR. ALAYBEY KAROĞLU Sanatta Otuzuncu Yıl Anısına düzenlenen ÇAĞDAŞ TÜRK SANATI SEMPOZYUMU PROF.DR. ALAYBEY KAROĞLU TÜRKİYE DE BİR İLK E İMZA ATTI! Alaybey Karoğlu, Adnan Turani ile 1. ALAYBEY KAROĞLU KİŞİSEL RESİM SERGİSİ Trabzon İli Çaykara İlçesi doğumlu Prof. Dr. Alaybey Karoğlu,( Gazi Üniversitesi

Detaylı

Festivalin Tarihçesi

Festivalin Tarihçesi Festivalin Tarihçesi Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. İzmir Film Festivali, 11 yıl boyunca dünyadan ve

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (28 EKİM -13 ARALIK 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz ikinci temamıza ait bilgiler,

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 2 Ünvanı : Prof.Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans

ÖZGEÇMİŞ. 2 Ünvanı : Prof.Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans 1. Adı ve Soyadı : AYLA ERSOY ÖZGEÇMİŞ 2 Ünvanı : Prof.Dr. 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Edebiyat.Fakültesi.Sanat Tarihi Bölümü İstanbul Üniversitesi 1971 Yüksek Lisans Doktora Türk

Detaylı

ABİDİN DİNO 1913-1993

ABİDİN DİNO 1913-1993 ABİDİN DİNO 1913-1993 Abidin Dino 23 Mart 1913,İstanbul`da doğdu. Ressam, karikatürist, yazar, film yönetmeni. Çok yönlü bir kültür adamı olan Abidin Dino, çağdaş Türk resminin öncülerindendir. 1933 yılında

Detaylı

BİLGİ YOLU Mesleki Sosyal Kültürel Sanat ve Edebiyat Dergisi Yıl: 5 Sayı:8 Aralık 2005 Sayfa: 59-61 KONYA

BİLGİ YOLU Mesleki Sosyal Kültürel Sanat ve Edebiyat Dergisi Yıl: 5 Sayı:8 Aralık 2005 Sayfa: 59-61 KONYA BİLGİ YOLU Mesleki Sosyal Kültürel Sanat ve Edebiyat Dergisi Yıl: 5 Sayı:8 Aralık 2005 Sayfa: 59-61 KONYA MEVLANA RESİM YARIŞMASININ SANAT EĞİTİMİNE KATKISI Yrd.Doç. Mehmet BÜYÜKÇANGA 1.GİRİŞ İnsanlık

Detaylı

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI Şubat Ayı E-Bülteni 1 İÇİNDEKİLER 1. Doğum günü Olan Yıldızlarımız 2. Mihver Dersler 3. Branş Dersler 4. Kulüpler 2 DOĞUM GÜNÜ OLAN YILDIZLARIMIZ

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Mustafa Tunçalp Seramikler Sergisi 21 Ekim 10 Kasım tarihlerinde Rezan Has Müzesi nde ziyaret edilebilir.

Mustafa Tunçalp Seramikler Sergisi 21 Ekim 10 Kasım tarihlerinde Rezan Has Müzesi nde ziyaret edilebilir. MUSTAFA TUNÇALP SERAMİKLER Mustafa Tunçalp Seramikler Sergisi 21 Ekim 10 Kasım tarihlerinde Rezan Has Müzesi nde ziyaret edilebilir. Günümüz seramik sanatçılarından Mustafa Tunçalp, köklerinden yola çıkarak

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

SANAT VE TASARIM ANASANAT DALI DOKTORA PROGRAMI

SANAT VE TASARIM ANASANAT DALI DOKTORA PROGRAMI SANAT VE TASARIM ANASANAT DALI DOKTORA PROGRAMI YÖK ten 1 Mart 2 de Doktora programımıza olur alınması ile Fakültemizin dikey kuruluşu tamamlanmış olmaktadır. Emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Bir okuldan daha fazlası...

Bir okuldan daha fazlası... Bir okuldan daha fazlası... Fakülte Koleji açılıyor www.fakultekoleji.com ÖĞREN KAVRA DEĞİŞ Kolejimizde eğitim öğretim süreci, akademik başarının yanı sıra öğrencilerin gerçek performanslarını ortaya çıkarmayı

Detaylı

Sevim AYTEMİZ GÜLER. [Kılavuz Yenilikçi Görsel Sanatlar Öğretmeni, Ressam, Grafik Tasarımcı] 22 Haziran 1976. Sivas

Sevim AYTEMİZ GÜLER. [Kılavuz Yenilikçi Görsel Sanatlar Öğretmeni, Ressam, Grafik Tasarımcı] 22 Haziran 1976. Sivas Sevim AYTEMİZ GÜLER [Kılavuz Yenilikçi, Ressam, Grafik Tasarımcı] Kişisel Bilgiler Doğum Tarihi 22 Haziran 1976 Doğum Yeri Sivas Deneyimler Kılavuz Yenilikçi Görsel Sanatlar Öğretmeni MEB - Eğitim Teknolojileri

Detaylı

MÜZE EĞĠTĠMĠ MODÜLÜ. Prof. Dr. AyĢe Çakır ĠLHAN Doç. Dr. Müge ARTAR Öğr. Gör. AyĢe OKVURAN AraĢ. Gör. Ceren KARADENĠZ

MÜZE EĞĠTĠMĠ MODÜLÜ. Prof. Dr. AyĢe Çakır ĠLHAN Doç. Dr. Müge ARTAR Öğr. Gör. AyĢe OKVURAN AraĢ. Gör. Ceren KARADENĠZ MÜZE EĞĠTĠMĠ MODÜLÜ Prof. Dr. AyĢe Çakır ĠLHAN Doç. Dr. Müge ARTAR Öğr. Gör. AyĢe OKVURAN AraĢ. Gör. Ceren KARADENĠZ Projenin Amacı: Müzelerde akran eğitimi yoluyla çocukların; Ulusal ve kültürel değerleri

Detaylı

Serüvenimiz 1919 yılında Bayan Maruşya ile kurukahvecilikle başladı. 1929 yılında Burhanettin Koçer ve 1949 yılında Nurettin Tunçay ile gelişimini

Serüvenimiz 1919 yılında Bayan Maruşya ile kurukahvecilikle başladı. 1929 yılında Burhanettin Koçer ve 1949 yılında Nurettin Tunçay ile gelişimini Serüvenimiz 1919 yılında Bayan Maruşya ile kurukahvecilikle başladı. 1929 yılında Burhanettin Koçer ve 1949 yılında Nurettin Tunçay ile gelişimini sürdürdü. 1987 de şirketleşti. 1996 da hem Türk kahvesini

Detaylı

T.C GEDİZ KAYMAKAMLIĞI ALTINKENT İLKOKULU-ORTAOKULU VİZYON BELGESİ

T.C GEDİZ KAYMAKAMLIĞI ALTINKENT İLKOKULU-ORTAOKULU VİZYON BELGESİ T.C GEDİZ KAYMAKAMLIĞI ALTINKENT İLKOKULU-ORTAOKULU VİZYON BELGESİ Öğretim Çalışmaları: Öğretim Çalışmaları: 5-6-7 ve 8.sınıflarda kazanımlara ulaşma düzeyini ölçmek için 3 adet ölçme yapılarak, sonuçları

Detaylı

Hayal gücünüzden ilham alınarak inşa edilmiş bir yaşam.

Hayal gücünüzden ilham alınarak inşa edilmiş bir yaşam. Hayal gücünüzden ilham alınarak inşa edilmiş bir yaşam. Kartal ın hayata bakış açısı değişiyor... Hayat yeni bir anlam kazanıyor. 01 Rezidans yaşamının ışıltılı dünyası içinde, tüm ayrıcalıkların elinizin

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

Çocuk Gündüz Bakımevi Evangelisch-lutherische Petrigemeinde

Çocuk Gündüz Bakımevi Evangelisch-lutherische Petrigemeinde - PDF Flyer - Çocuk Gündüz Bakımevi Evangelisch-lutherische Petrigemeinde Çocuk Gündüz Bakımevimiz, Hannover-Kleefeld Evangelisch-lutherische Petrigemeinde ye aittir ve Aşağı Saksonya nın en eski kuruluşlarından

Detaylı

DETAY Fuarcılık Organizasyon ve Tanıtım Hizmetleri Ltd. Şti

DETAY Fuarcılık Organizasyon ve Tanıtım Hizmetleri Ltd. Şti DETAY Fuarcılık Organizasyon ve Tanıtım Hizmetleri Ltd. Şti HAKKIMIZDA Detay Fuarcılık Organizasyon & Tanıtım Hizmetleri Limited Şirketi TOBB- Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nin Y-276 numaralı Yurtiçinde

Detaylı

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni Sayı:1 Nisan 2015 1 KİTAP VE KÜTÜPHANENİN ÖNEMİ 3 2014-2015 KÜTÜPHANE ORYANTASYONUMUZ 5 KÜTÜPHANEMİZ 8 OKUMA ŞENLİĞİMİZ 10 BRITANNICA ONLINE 12 SEVİM AK

Detaylı

Vatandaşlık Eğitimi Merkezi (CCE) Varşova, 22 Ekim 2013

Vatandaşlık Eğitimi Merkezi (CCE) Varşova, 22 Ekim 2013 Vatandaşlık Eğitimi Merkezi (CCE) Varşova, 22 Ekim 2013 CCE Hakkında bir sivil toplum kuruluşudur; 1994 yılında kurulmuştur; demokratik devletlerde gerekli olduğu düşünülen vatandaşlık bilgi ve becerilerini

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

"1. İSTANBUL TASARIM BİENALİ" TEKNİK GEZİ RAPORU

1. İSTANBUL TASARIM BİENALİ TEKNİK GEZİ RAPORU "1. İSTANBUL TASARIM BİENALİ" TEKNİK GEZİ RAPORU Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Lisans Programı, MİM 103 Mimarlıkta Araştırma Yöntemleri dersi kapsamında, 1. İstanbul Tasarım Bienali teknik gezisi

Detaylı

MediaCat Felis 2013 Ödülleri ne Başvurular Başlıyor!

MediaCat Felis 2013 Ödülleri ne Başvurular Başlıyor! BASIN BÜLTENİ MediaCat Felis 2013 Ödülleri ne Başvurular Başlıyor! MediaCat dergisi tarafından bu yıl 8. düzenlenen Felis Ödülleri medya planlama stratejilerini ödüllendirmesinin yanı sıra bu yıl genişleyen

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

İÇ MİMARLIK ÇÖZÜMLERİ

İÇ MİMARLIK ÇÖZÜMLERİ İÇ MİMARLIK ÇÖZÜMLERİ Muazzam Interiors bir Getamarket Grup markasıdır. MUAZZAM DÜNYASINA HOŞ GELDINIZ Muazzam Interiros - İç Mimarlık olarak hedefimiz müşterilerimize kendilerini ait hissedebilecekleri

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ NE HOŞGELDİNİZ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ NE HOŞGELDİNİZ NE HOŞGELDİNİZ Sevgili Öğrencilerimiz; 2008 yılında kurulan Gümüşhane Üniversitesi nin dünyaya açılan penceresi sloganıyla kısa sürede büyük gelişim sağlayan Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi,

Detaylı

Pratik ev Fikirleri ve Alışveriş Dergisi

Pratik ev Fikirleri ve Alışveriş Dergisi YAYIN BİLGİLERİ Yayın yılı: Yayın periyodu: Tirajı: Okur Sayısı: 2006 Aylık 4,50 59.738 80.000 PRATİK EV FİKİRLERİ&ALIŞVERİŞ DERGİSİ TL EKİM 2013 Reklamın Görülme Sayısı: 205.000 4.50 TL Yayın Direktörü

Detaylı

final in başarı geleneği final temel liseleri ile sürüyor...

final in başarı geleneği final temel liseleri ile sürüyor... Sevgili öğrenciler, değerli veliler... Dershanelerin dönüşüm sürecini kamuoyundan takip ettiniz. Biz de final dergisi dershaneleri olarak artık final liseleri ne dönüşüyoruz. final liseleri Hiçbir başarı

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ YERLEŞKESİ OKULLARI 2014-2015 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 12. VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ YERLEŞKESİ OKULLARI 2014-2015 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 12. VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ YERLEŞKESİ OKULLARI 2014-2015 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 12. VELİ BÜLTENİ Değerli Velilerimiz, Sonbahar ara tatilimizin ardından öğrencilerimizi yeniden okulda görmek ve yeni

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

Tekfen Filar Mini Resim Yarışması Sonuçlandı 2013 / 2014 SAYI: 19. Haftanın Bazı Başlıkları

Tekfen Filar Mini Resim Yarışması Sonuçlandı 2013 / 2014 SAYI: 19. Haftanın Bazı Başlıkları 2013 / 2014 SAYI: 19 İklim Değişikliği Konferansı Haftanın Bazı Başlıkları Tekfen Filar Mini Resim Yarışması Sonuçlandı Hayatın İçinde Öğreniyoruz İklim Değişikliği Konferansı Tanıdık ve Tanıttık Uludağ

Detaylı

ÖZEL ÜSKÜDAR SEV İLKÖĞRETİM OKULU

ÖZEL ÜSKÜDAR SEV İLKÖĞRETİM OKULU ÖZEL ÜSKÜDAR SEV İLKÖĞRETİM OKULU AYLIK BÜLTENLER SERİSİ EKİM, 2008 SAYI: 2 KONU: Çocuğunuzun Beceri ve Yeteneklerini Nasıl Geliştirebilirsiniz? Aileler çocuklarının mutlu bireyler olmalarını ve en yüksek

Detaylı

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 )

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı