Macahel. Baksı ya Bekleriz... İspanya nın en az İspanyol olan kenti Barcelona. Usta Bir Ressamın Elinden Çıkmış Bir Vadi. Özlem ALTUNOK.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Macahel. Baksı ya Bekleriz... İspanya nın en az İspanyol olan kenti Barcelona. Usta Bir Ressamın Elinden Çıkmış Bir Vadi. Özlem ALTUNOK."

Transkript

1 Yasam ve Baksı ya Bekleriz... Özlem ALTUNOK İspanya nın en az İspanyol olan kenti Barcelona Cem ERCİYES Usta Bir Ressamın Elinden Çıkmış Bir Vadi Macahel Esra AÇIKGÖZ

2 ME SA ve Yaşam MESA DOSTLARINA ÜCRETSİZ GÖNDERİLİR. MESA Mesken Sanayii A.Ş. adına sahibi Erhan Boysanoğlu Yazı İşleri Yönetmeni Aslı Tokatlı Yayın Kurulu Ayşe Kandar, Aslı Tokatlı, Uğur Büke Yayın Hazırlığı: Büke Yayıncılık Altıevler Mah. Kumsal Sok. No: 120 Narlıdere / İzmir Tel: Tasarım Hazan Koltuk Yazışma Adresi: MESA Mesken Sanayii A.Ş. MESA Plaza, Koru Sitesi Ihlamur Cad. No:2 Çayyolu Ankara Tel: (0312) Faks: (0312) Baskı YORUM BASIN YAYIN SAN. LTD. ŞTİ. İvedik Organize Sanayi Bölgesi Matbaacılar Sitesi 1341.Cad. (Eski 35. Cad.) No: Yenimahalle-ANKARA Tel : (0312) Faks: (0312) Mesa dostlarına merhaba Yeni yılınız neşe ve umut olsun Henüz kar görmedik, hatta soğuk bile. Ama artık kıştayız, havanın hem soğuk olmaya hem de kar yağdırmaya hakkı var. Kimseler kızmasın, kar olsa, şöyle beyaz beyaz her şey örtülse, koca koca adamlar ve kadınlar hiç utanmadan, çocuklara yardım Karadeniz in bu cennet bölgesi, Avrupa nın sayılı yaşlı ormanlarından birine sahip tür endemik bitki; bilimsel literatüre girmiş, başka yerde bulunmayan üç çeşit böcek, yeryüzü cenneti olmayı hak eden doğasıyla 2005 te UNESCO tarafından Dünya Biyosfer Rezervi alanları arasına alınmış. Usta Bir Ressamın Elinden Çıkmış Bir Vadi MACAHEL Esra AÇIKGÖZ S.4 MÜREKKEP ZAMAN Ormanın Ortasında Bir Kulübe Faruk Duman bir masal gibi anlatıyor. Bilinmeyen bir yerde, ama sımsıkı bir ormanda uçurumlar, akarsular, büyük ağaçlar arasında bir dünya kuruyor. Kentten gelip bu eski yolda uçuruma takılıp kalan Tarık ile Filiz beklenmedik bir dünyaya düşmenin şaşkınlığı içinde izliyor çevrelerini. Onların varlığı yadırgatıcı bir öge gibi. Biz de onlarla birlikte bakıyoruz sanki çevremize. Ama asla kent insanıyla kır insanı arasındaki çelişkiyle, farklarla ilgilenmiyor yazar. Cem ERCİYES aruk Duman ın Köpekler İçin Gece Müziği, sanıyorum bu yıl Türk edebiyatı adına çıkan en güzel şey. FYazarı çok tanımayabilirsiniz, kendisi hiç popüler biri değildir. Ama edebiyat dünyasında öncelikle bir öykücü olarak iyi bilinen, takip edilen bir isimdir. Sadece son üç kitabının adını anmakla yetineyim, İncir Tarihi (2010-roman), Ve Bir Pars Hüzünle Kaybolur (2012- roman), Baykuş Virane Sever (2013-öykü) kitapları ilgiyle karşılanmıştı. Doğa, Faruk Duman ın edebiyatında her zaman önemli bir yerde duruyor. Bunu kitap adlarından bile görmek mümkün. Bu kez doğanın yine başrolünde olduğu, ama sadece yağmurun, ormanın, köpeklerin değil insan doğasının da en çıplak haliyle kendini gösterdiği bir romanla karşımızda. köşelerinden başedemeyeceğimiz bir şeyin kaldığımızda peşine düştüğü Murat için her an fırlamasından çekindiğimiz ormanın endişelenmeye başlıyoruz. Mağdur ve Köpekler için Gece Müziği, dağ başında ortasındaki çaresizliği hissediyoruz. çocuk olduğu kadar hırçın ve kindar olan, kaza yapan bir karı kocayla açılıyor. Onları, Tedirginlik bu anlatının temel avken avcıya dönüşebilen Murat. ormanda Timsah adlı şahini, Kahverengi duygularından biri. Ormanın efendisi adını verdiği atı etrafını çevreleyen yaralı ve Avcıatmaca koruyup kollayan, insaf eden Yağmur hızlanıp doğa çıldırdığında adeta sakat köpekleriyle yaşayan Avcıatmaca kişi. Ama belli ki onun da bir hikayesi var. bütün iyilikleri ve kötülükleriyle herkesin o kurtarıyor ve külübesine götürüyor. Bir Bir omuzunda tüfeği diğerinde kocaman küçücük kulübeye sığınıp herşeyi silmek süre sonra Avcıatmaca nın garip karısı, bir yırtıcı kuşuyla kaba saba ve muammalı bir istercesine yağan yağmurun insafına tür otacı olan Kara Zühre de romana adam. Nitekim ahırdan yaralı bir hayvan sığındıkları bir finalle sona eriyor roman. giriyor. Tarık, yaralı yatağında yatarken gibi fırlayan Murat ı, babasından İnsanı doğanın bir parçası gibi ele alan, Filiz etrafında olup biteni anlamaya alacaklarına karşılık kaçıran ağa adına ormanın tekinsizliğini, tabiatın gücünü, çalışıyor. Yağmur hızla artarak ormanın orada tuttuğunu, ona acımasızca eziyet hayvanların masumiyetini yani en kadim üstünü örterken Avcıatmaca nın karanlık ettiğini öğreniyoruz. Avcıatmaca nın bilge meseleleri yepyeni bir masala dönüştürüp sırrı, ahırda sakladığı küçük rehinesi Murat olduğu kadar da gaddar, şefkatli olduğu bi solukta anlatıveren, benzesiz bir kitap. yanında köpeği Akçatopal ile kaçıyor. kadar da insafsız yanıyla başbaşa Faruk Duman bir masal gibi anlatıyor. İnsan geçmişiyle hesaplaşınca büyür Bilinmeyen bir yerde, ama sımsıkı bir Murakami nin yeni romanı tabii ki tüm ormanda uçurumlar, akarsular, büyük dünyada olduğu gibi Türkiyede de bir olay. ağaçlar arasında bir dünya kuruyor. Kentten Geçen ay yayımlanan kitabı anlatmaya gelip bu eski yolda uçuruma takılıp kalan başlamadan evvel Murakami hakkında Tarık ile Filiz beklenmedik bir dünyaya bildiklerimizi hatırlayalım. Öncelikle düşmenin şaşkınlığı içinde izliyor çevrelerini. büyük bir anlatım ustası. Hikayesinin Onların varlığı yadırgatıcı bir öge gibi. Biz de içinde bir merak unsurunu, gizemi ustaca onlarla birlikte bakıyoruz sanki çevremize. koruyarak akıp gidiyor yazdıkları. Bir Ama asla kent insanıyla kır insanı arasındaki Japon olarak Batı kültürünün temel çelişkiyle, farklarla ilgilenmiyor yazar. Çünkü referanslarına gayet hakim ve kitaplarında biri diğerinden daha iyi değil neticede. Belki bunları bol bol kullanıyor. Böylece her biri tek net ve masum olan hayvanlar... Japonya da geçen ve bu ülkenin gizemini Köpekler İçin Gece Müziği sakin sakin uygun miktarda ihtiva eden romanları anlatan, fazla süse pirim vermeyen nitekim Köpekler İçin Gece Müziği aslında tüm dünyanın paylaştığı ve iyi incecik, 132 sayfalık bir roman. Ama Can Yayınları, 132 sayfa bildiği Batılı referanslarıyla her dilde damıtılmış, yalınlaşmış, güçlü bir anlatı. okunup sevilebilecek birer kitaba Faruk Duman Basbayağı gerilimli bir hikaye. Karanlık dönüşüyor. Ünlü caz şarkıları, klasik müzik 1 6 M E S A V E Y A Ş A M Ormanın Ortasında Bir Kulübe Cem ERCİYES S.16 ediyoruz bahanesiyle kardanadamlar yapsak, kartopları oynasak, çok güzel olmaz mı? Sonra hazır yılbaşı geliyorken, umutlarımızı her şeye rağmen tazelemek için bunu fırsat bilsek, azıcık neşelensek, çok harika olmaz mı? Soğuktan elimiz, ayağımız ve dahi burnumuz kıpkırmızı olduktan sonra leziz bir kekle nefis bir fincan çayı yudumlasak, çocuklar kadar şen olmaz mıyız? Yılbaşı sofrasına otursak, yanımızda sevdiğimiz ve sevdiklerimiz olsa, saat 24.00'te birbirimize sarılsak, mutluluktan yüreğimiz kamaşsa, birbirimize kalpten aşk, mutluluk, bereket, sağlık, neşe, umut, başarı dilesek, sevinç kuşlarını havalarda uçurmaz mıyız? Sevinç kuşları tepemizde uçarken onları hoplaya zıplaya yaklamaya çalışşak, yaşımızı unutsak, yılbaşıdır, yeni yıldır gelen diye umutlarımıza, dileklerimize balonlar bağlayıp kuşların yanına salsak, ruhumuz aydınlanmaz mı? GASTRONOMİ ğer iki kovanı, eğer üç kovanı biri çalarsa, eskiden o arılar tarafından sokuluyordu. Ve şimdi altı şekel (75 gram) gümüş versin. Eğer bir kovanı biri çalarsa, eğer içinde arı yoksa üç şekel gümüş versin. Hitit kanunları, arı kovanlarını korumak için hırsızlığın cezasını böyle öngörmüş. Eskiden denilen dönem günümüzden 3650 yıl öncesine, şimdi ise 3200 öncesine denk geliyor. Bal döneminin en önemli tatlandırıcısı, şifa için kullanılan bir ürün. Günümüzden 9000 yıl önce İspanya da kaya 1 4 M E S A V E Y A Ş A M Kovandan Gelen Lezzet Bal Vecdi SEVİĞ S.14 BAKSI MÜZESİ kadar sadece beş sanatçıya verilmiş olan TBMM Onur Ödülü sunuldu. O yüzden bu ayki yazılarımızdan biri de, yılbaşı konulu. Hem de Anjelika Akbar yazdı! Kendisinden rica ettik, o da bizi kırmadı ve çocukluğunu ve gençliğini Rusya'da geçirmiş ve daha sonra Türkiye'ye yerleşmiş biri olarak 1 8 M E S A V E Y A Ş A M hem Rusya'da hem Türkiye'de hem de genel olarak bütün dünyadaki yılbaşı ve bayram kutlamalarını yazdı. Hepimiz için umutlara ve iyiliklere kibrit yaktı, o ateş, neşe ve eğlence hiç Özlem ALTUNOK sönmez umarız. Anjelika Akbar, S.18 elbette ki, önemli bir müzisyen, ama yazısı da iyi. Daha iyi tanımak için, bu sayımızdaki Nazan Özcan'ın Anjelika Akbar'la eğlenceli ve maceralı röportajını okuyunuz lütfen. Akbar hakkında çok şey öğrenecek ve şaşıracaksınız. Kovandan Gelen Lezzet Bal Kovandan bal toplama çizimlerinin bir mağaranın duvarına yapılmasından bu yana 9000 yıl geçti, kovan çalmanın cezası kanunlara 3650 yıl önce yazıldı. Önce şeker, sonra tatlandırıcılar yaşamımıza girene kadar yemeklerin de lezzet vericisi bal sadece sofraların değil, mutfakların da vazgeçilmezi idi. resimlerinden bildiğimiz bal toplayıcılığı, günümüzde en doğal balın elde edilme yöntemi olarak hâlâ sürdürülüyor. Karacaoğlan a Sabaha kaymakla bal ister gönlüm, dedirten, Yunus Emre ye Yunus bu sözleri çatar sanki balı yağa katar dizesini söyleten balın soframızda yalın haliyle tüketildiğine bakmayın. Bin yıllarca bal biçimden biçime girerek gelmiş sofralarımıza. Hititler çörekleri tatlandırmış, tanrılara sundukları etleri tatlandırmış. Hitit Kralı II. Muwatalli Fırtına Tanrısı için yağlı böreğin ve Baksı ya Bekleriz... kurban ekmeklerinin üstüne buğday kırması saçmış, bal ve yağ dökmüş. Günümüzde, eti önce yağ ve bal içinde bekletip pişirerek benzeri bir lezzeti sofralarımıza taşımak mümkün. Hippokrates arpa ununa su, zeytinyağı, bal ve süt eklenerek çörek yaptırmış ve sağlığa iyi geldiği notunu düşmüş. Aradan 2400 yıla yakın zaman geçmiş, araştırmacı Süleyman Kazmaz, Rize den Arpa Ballı nın tarifini vermiş: dövülmüş arpa pişirilir, bal katılarak arpa ballısı yapılır. Dekanlık, akademisyenlik, yöneticilik gibi sanat dünyasına farklı konumlarda emek veren Hüsamettin Koçan, ısrarla sanatçı kimliğine vurgu yapıyor. Bayburt ta, doğduğu köyde kurduğu Baksı Müzesi Avrupa Konseyi Müze Ödülü ne değer görülmüşken de aynı şeyi söylüyor: Bir sanatçının yaratıcı ve özerk tavrı yatıyor bu müzenin bugüne uzanan hikâyesinde. Bir de ona hayatı o küçük köyde öğreten geçmişi var elbette. Baksı artık sadece oradan uzağa giden, köyden kente göç edenleri değil, herkesi bekliyor. Özlem ALTUNOK aksı Müzesi, Hüsamettin Peki neydi Baksı, niye Bayburt un bir uzak Türkiye nin en çok göç veren yerlerinden Koçan ın yaşadığı hayatın içinden köyünde Çoruh Vadisi ni yukarıdan vakur biri olan bu 80 haneli köyde 30 bin çıkardığı bir mekân, dinlediği bir şekilde izliyordu? metrekare alana bir uzay istasyonu gibi Bmasalların vücut bulmuş haliydi. yayılan müze, burada nasıl hayat 2000 yılından beri ilmek ilmek dokunan, Koçan şimdi o masalın içinde yeni bulacaktı? Fikir güzeldi fakat Baksı nın düşünülen bir yapılar bütünüydü Baksı. sürprizlerle karşılaşmaya devam ediyor. burada yaşayan bir müzeye dönüşmesi 10 yıl boyunca önce çevresindekileri bu Masal uzuyor, serpiliyor, dallanıp nasıl mümkün olabilirdi? fikre alıştırdı Koçan. O dönem Marmara budaklanıyor Güzel Sanatlar Fakültesi dekanı, yani hem Akıldaki sorular yanıtlarını gerçek hayatta Henüz 2010 da açılmış olmasına karşın, akademisyen hem de yöneticiydi ama bulacaktı. Açılışa katılanların başında önüne koyduğu hedefleri sonuca ve en önde her zaman sanatçı kimliğini taşıdı. kalabalık bir sanatçı topluluğu vardı, önemlisi bir sürekliliğe taşıyan yapısı, en Bu müze rüyası ise onun en sevdiği masal çünkü en önce onlar bu hayalin başta ise özgünlüğüyle dikkat çeken müze, oldu. Yaratıcı ve özerk tavrın ancak bir gerçekleşmesine katkıda bulunuyorlardı. geçen nisan ayında Avrupa Konseyi sanatçının bünyesinde olabileceğini Zaten işleri bu değil miydi? Parlamenterler Meclisi nin sunduğu Yılın düşünüyordu. Hayal kurdu ve Sürekli sergileme bölümleri, dönemsel Müzesi ödülünü aldı. Ardından da gerçekleştirdi. Kurduğu hayal güzeldi sergi mekânları, konferans salonu, müzenin kurucusu olarak Koçan a, şimdiye ama 2010 da müzenin açılışı için bir grup gazeteci olarak Baksı ya gittiğimizde herkesi aynı soru kemiriyordu. kütüphane, konuk evleri ve atölyeleriyle müze, aslında bir yaşam kültürü merkezi olmayı amaçlıyordu. Baksı ya Bekleriz

3 May your new year be filled with joy and hope! This year, we haven t yet seen any snow. But now, it s winter. Winter has the right to be cold and to cover the streets with snow. Don t get mad at me, however, wouldn t it be nice if everywhere was covered with white snow, if middle-aged men and women would shamelessly build snowmen and play with snow, under the pretext of helping their children? And then, in spite of all, wouldn t it be wonderful if we would take this opportunity to freshen up our hopes and cheer up just a little as the New Year is approaching? Wouldn t we be as cheerful as children if we would sip a hot cup of tea with a delicious piece of cake after coming home from the cold that froze us from head to toe? Wouldn t we be filled with joy if we would eat a New Year s meal with our loved ones, embrace each other when it s 00.00, be cramped with happiness and sincerely wish love, happiness, wealth, health, joy, hope and success for each other? Wouldn t our souls be enlightened if we would try to grasp every drop of overwhelming happiness, forget how old we are, get new hopes because it s a new year ahead of us, and follow our dreams even if they are high up in the sky? So one of our articles this month is about the New Year s. In fact, Anjelika Akbar wrote it! She lit a match to our hopes and wellness. We hope that light filled with joy and fun she brought upon us will never fade. Anjelika Akbar is of course an important musician, however she is also a great writer. To get to know her better, please read our entertaining and eventful interview with her by Nazan Özcan. You will learn many surprising facts about Akbar. In addition, please enjoy Esra Açıkgöz s interview with Ali Nihat Gökyiğit. We already knew about Tekfen Philharmonic Orchestra. However, we didn t know that the founder of Tekfen Holding devotes at least as much of his time and resources on social responsibility projects as he does for the business world. For this month s issue Esra Açıkgöz has worked a lot. When you read about Macahel, the paradise of the Black Sea Region, which is home for 1020 types of endemic plants, already in scientific literature and having been included in the World s Biosphere Reserves by UNESCO in 2005, you are going to want visiting there. When Esra Açıkgöz went there, she didn t forget about the Macahel honey. She wrote about the wondrous honey, the hardworking little bees and of course the beekeepers in Macahel. Also, Vecdi Seviğ wrote about honey in his always appetizing article. We want you to read that 9000 years have passed since the first honey depictions on the walls of caves, 3650 years since the first bee hive anti-stealing law was encoded, and before sugar or sweeteners came into our lives honey was essential in our kitchen. As usual, Cem Erciyes wrote about the books you must read. On this occasion, we would like to add that giving away books for the New Year s may be a classic, but it is so simply because it is good to do so! Cem Erciyes didn t just contribute to this month s issue by writing about books, but he also wrote about the popular tourist destination, Barcelona. Özlem Altunok interviewed Hüsamettin Koçan, who has been active in the art world as an academician and manager, in Bayburt, the city he was born in, where he opened The Baksı Museum which was awarded the Council of Europe Museum Prize. In addition, Altunok explained in a very orderly way Miro s life and works in connection with the Miro Exhibition opened in the Sabancı Museum. It s a mustread before visiting the museum. You are going to be very jealous of our crazy traveler Timur Özkan: Because he is going to tell his journey to the Stratosphere, the edge of space, in Russia! Like always, our Mesa Agenda is full of wonders from movies to concerts, from exhibitions to fairs. We gave you the alternatives; it is up to you to choose. Meanwhile, we wish you to have a good time. While we hope to meet again in our next issue, let the phrase from Sezgin Kaymaz s trilogy s second book be valid for all of us in this New Year: Be entrusted to your most beloved one!

4 BARCELONA Barcelona Ünlü gezgin Edmando De Amicis 19. yüzyılda Barcelona yı İspanya nın en az İspanyol olan şehri diye tanımlamış. Bugün de Barcelona için geçerliliğini koruyan bir söz bu. allers Sokağı 50 numaranın ağır demir kapısını açıp içeri girdiğimde döne döne yükselen daracık merdivenlerle karşılaştım. Elimdeki ağır valizle, normalden daha yüksek bu küçük basamaklardan dördüncü kata çıkarken 2 4 M E S A V E Y A Ş A M bir yandan oflayıp pufluyor bir yandan da Barcelona ya kimliğini veren tipik 19. yüzyıl binalarından birinde kalacağım için seviniyordum. Ahşap kapıyı demir tokmağıyla çaldım; o meşhur renkli yer karolarıyla kaplı koridoru bir çırpıda aşıp kendimi balkona attım. Binanın tüm cephesi boyunca uzanan dar balkonun kapısında Barcelona daki bütün evlerde olduğu gibi turuncu bir perde asılmış, ucu art nouveau korkuluklara asılıp küçük bir gölgelik oluşturulmuştu. Gölgeye oturup İspanya nın en az İspanyol olan kenti Barcelona Bir de Esra Açıkgöz'ün Ali Nihat Gökyiğit'le yaptığı röportajı. Tekfen Filarmoni Orkestrası'nı biliyorduk ama Tekfen Holding in kurucularından Ali Nihat Gökyiğit'in, en az iş dünyası kadar sosyal sorumluluk projelerine de vakit ve kaynak ayırdığını bilmiyorduk. Bu sayımızda Esra Açıkgöz epey fazla çalıştı. Karadeniz in cennet bölgesi, 1020 tür endemik bitkisi olan, bilimsel literatüre girmiş, yeryüzü cenneti olmayı hak eden doğasıyla 2005 te UNESCO tarafından Dünya Biyosfer Rezervi alanları arasına alanan Macahel'i okuyunca, gitmek isteyeceksiniz. Esra Açıkgöz, oralara kadar gidince Macahel balını da unutmamış. Şifa kaynağını, balı yaratan küçük çalışkan arıları ve elbette Macahel'li arıcıları yazdı. Vecdi Seviğ de her zamanki gibi lezzetli yazısında balı konu aldı. Kovandan bal toplama çizimlerinin bir mağaranın duvarına yapılmasından bu yana 9000 yıl geçtiğini, kovan çalmanın cezası kanunlara 3650 yıl önce yazıldığını, önce şeker, sonra tatlandırıcılar yaşamımıza girene kadar yemeklerin de lezzet vericisi bal sadece sofraların değil, mutfakların da vazgeçilmezi olduğunu ağzınızın tadıyla okumanızı istiyoruz. Cem Erciyes, her zamanki gibi okunması elzem kitapları yazdı. Fırsattan istifade, biz de şunu yazalım: Yılbaşı için kitap hediye etmek, belki çok klasik ama güzel olduğu için klasik haline geldi, boşuna değil! Cem Cem ERCİYES S.24 ANJELİKA AKBAR Anjelika Akbar 3 2 Ben buraya geldiğim zaman, tek kelime Türkçe bilmiyorum. Bir kelime bilmiyorsanız, nasıl anlaşırsınız? Kalp ve gözle! Öyle insanlar önüme çıktı ki, o temas bencil olmadığı sürece insanın yüreğine akıyor. Aşık oldum, bilmiyorum, açıklayamam. Defalarca Himalayalar a, Hindistan a birçok ülkeye gittim, böyle bir içtenlik başka bir yerde yok. O O kadar tatlı, o kadar matrak, o kadar pozitif, o kadar komik mi olur insan? Sanki bunlar yetmezmiş gibi, yetenekli mi evet! Her parmağında bir marifet var mı, evet! Ayrıca her tarafından zarafet, incelik ve arkadaşlık mı akıyor, evet! 400 den fazla bestesi var. Klasik müzik bu, kolay değil. Onlarca da albümü var. Sonra kitapları. Film müzikleri de. Konserleri saysak burdan doğduğu yer Kazakistan a yol olur. Ödüller de öyle. Sonra Üç Cemre, Üç Aşk ve Bach Alla Turca isimli bale eserleri de var. Yani anlat anlat bitmez, iyisi mi kendisi anlatsın! Hanımlar beyler, karşınızda Anjelika Akbar! Şimdiyle başlayalım, neyle uğraşıyorsunuz? Çünkü elinizden her şey geliyor. Heyecan duyduğum iki proje var. Birincisi meşhur ressam Ivan Ayvazovski nin İstanbul u. Boyut Yayın grubu böyle bir fikirle geldi bana. Bir kitap olacak ama aynı zamanda Ayvazovki nin tablolarının canlanmış hali sergilenecek. Tabloların içinde gezeceksiniz, kuş sesleri, dalga sesleri ve müzik hepsi olacak. Tablolar Boyut Sanat Yönetmeni Murat Öneş ve kadrosu tarafından canlandırılacak. Hikâyesini Nermin Bezmen anlatacak. Mesela Ayvazovski nin eserlerinde cami vardır, o tabloda ezan sesi gelecek. Sergide Ayvazovski nin Rusya dan gelirken getirdiği Rus müzikleri, burada karşılaştığı Dede Efendi müzikleri ve benim İçinden aşk ve müzik fışkıran kadın Anjelika Akbar Erciyes'in bu sayıya katkısı sadece kitaplar değil, herkesin gidip görmekten keyif alacağını Barcelona'yı da yazdı. Dekanlık, akademisyenlik, yöneticilik gibi sanat dünyasına farklı konumlarda emek veren Hüsamettin Koçan'ı da Bayburt ta, doğduğu köyde kurduğu, Avrupa Konseyi Müze Ödülü ne değer görülen Baksı Müzesi'nde Özlem Altunok yakaladı ve konuştu. Altınok aynı zamanda Sabancı Müzesi'nde açılan 'Miro Sergisi' nedeniyle Miró'nun hayatını ve işlerini de pek güzel ve derli toplu anlattı. Gitmeden önce kesinlikle okuyunuz. Çılgın gezginimiz Timur Özkan'ı ise çok kıskanacaksınız: Rusya'da Stratosfer e yani uzayın kenarına yaptığı yolculuğu anlatıyor çünkü! Mesajanda'mızda da yine yok yok, filmden konsere, sergiden fuara. Biz alternatifleri sunduk, seçim sizin, ama iyi eğlenceler dilemek de yine bizim. Öbür sayıda görüşmek üzere diyoruz ama üçlemesinin ikinci kitabı 'Kısas'ı yeni çıkan Sezgin Kaymaz'ın güzel cümlesi, yeni yılda hepimiz için geçerli olsun: En sevdiğinize emanet olun! JOAN MİRÒ 2 8 M E S A V E Y A Ş A M UZAYIN KENARINA YOLCULUK Uzayın Kenarına Yolculuk Bugüne kadar 150 den fazla ülkede 400 civarında kent gezmiş, hepsinden önemlisi dünyanın yedi kıtasına da ayak basmıştım. Ve hâlâ dünyanın ne kadar büyük olduğunu kavrayamamıştım. Böyle olmayacak, yukardan bakmak gerek diyordum. nsanoğlu nun uzayın kapısını Uzay gezginlerinin roketle uzaya gideceği Gezdikçe küçüleceğini söylerler, oysa araladığı tarihten bu yana 50 yıldan yolculuklar henüz başlamadı ama özel gezdikçe büyüyordu dünya. fazla bir süre geçti. İlk uzay gezginleri donanımlı uçaklarla 20 kilometrelere Peki, ne kadar büyük? Ülke ülke, kent kent İçoktandır gidip geliyorlar ancak çıkmak mümkün. Ve bugüne kadar 400 milyon dolarla ifade edilen rakamlara mal civarında dünyalı, yaşadığı dünyayı bu geziyordum. Bugüne kadar 150 den fazla olan bu yolculukları yapmak herkesin yükseklikten görmüş bulunuyor. ülkede 400 civarında kent gezmiş, harcı değil. Bununla birlikte dünyaya hepsinden önemlisi dünyanın yedi kıtasına Rusya Federasyonu nun bir zamanlar yukardan bakmanın bedeli giderek da ayak basmıştım. Ve hâlâ dünyanın ne yabancılara kesinlikle yasak Nijni azalıyor, uzayın kapıları yavaş yavaş da olsa kadar büyük olduğunu kavrayamamıştım. Novgorod kentindeki Sokol Hava astronot, kozmonot, taykonat vb bir unvan Böyle olmayacak, yukardan bakmak gerek Üssü nden meraklılarına; hava akrobasisi, taşımayan uzay turistlerine de açılıyor. diyordum. Ne zaman, nasıl olacak akrobasi ile birlikte uzayın kenarı uçuşu bilmiyordum ama mutlaka yukardan da Bu amaçla geliştirilen son projeye göre ve gene aynı yüksekliklerde alt görmeliydim. Kısacası dünyayı gezmek henüz test aşamasındaki bir roket yörüngesel eğitim uçuşu gibi farklı yetmiyordu. İşin akrobasi, adrenalin tarafı vasıtasıyla yeryüzünden 100 kilometre programlar sunuluyor. beni ilgilendirmiyordu. Mümkün olduğu yüksekliğe çıkılması ve Karman Hattı nın *** kadar yükseğe çıkmalı ve geze geze aşılması planlanıyor. Ekvator, Sıfır bitiremediğim dünyamızı olabildiğince Meridyen Çizgisi veya Kuzey (ya da Yıllardır gezerim. Edirne den Ardahan a yüksekten görmeliydim. Güney) Kutup Dairesi nin üçüncü Türkiye yi, Alaska dan Miami ye boyuttaki benzeri bir sanal çizgi olarak tarif Amerika yı, Kaliningrad dan Kamçatka ya Kararımı vermiştim. Bugün için mümkün edebileceğimiz Karman Hattı nın turistler Rusya yı, Lâponya dan Ümit Burnu na olanla başlayacak, uzaya ilk adımımı tarafından da aşılacağı günler yakın Dünya yı gezdim. Avustralya ya, Yeni atacak, en azından normal uçuş olmakla birlikte ilan edildiğinden bu yana Zelanda ya da gittim, Antarktika ya da... yüksekliğinin iki katına çıkacak ve de her sene ertelenen turlar henüz başlamadı. atmosferin dünyaya en yakın katmanlarından; Troposfer i aşarak, Stratosfer e ulaşmış olacaktım. M E S A V E Y A Ş A M 3 5 Uzayın Kenarına Yolculuk Timur ÖZKAN S.35 Miró nun gizli dünyası Her şeyiyle hem ortada hem saklı bir sanatçı Miró. 90 yıllık uzun yaşamından, daha çok olgunluk dönemine odaklanan kapsamlı sergiyle Sabancı Müzesi ne konuk olunca bunu daha iyi anlıyor insan. Çocuksuluğu derinliğini, muzipliği iç dünyasını örtüyor. en uyurken rüya görmem; sadece uyanıkken rüya görürüm diyen Miró, kendisini İspanyol değil, Katalan olarak gören Miró, resmi şiirle birleştirmenin yollarını arayan Miró, halüsinasyonlarından beslenen, çocuk ruhlu, fakat kendini saklayan Miró, Dışarıdan çok sakin görünüyor olabilirim ama içeride işkence çekiyorum diyen Miró... Hem gelenekçi "Çiftlik", JOAN MİRÒ Tuval üzerine yağlıboya 123 x 141 cm. ( ) Washington DC National Gallery of Art hem de Dadacılara yakın Miró Temkinli, içedönük, disiplinli, mütevazı ve bir o kadar da inatçı Miró Resimleriyle iç dünyasını, dalgalanmalarını, kırılmalarını, keşiflerini, rüyalarını hayat fışkıran sembollere dönüştürebilen 20. yüzyılın en etkili sanatçılarından Joan Miró nun ( ) dünyasına yakından bakma zamanı. Hareket özgürlüğü ve kuşlar; hayal gücü ve uzaktaki yıldızlar; hayat, hayatın özü ve kadınlar, kadınlar Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi nin (SSM), Joan Miró. Kadınlar, Kuşlar ve Yıldızlar başlığı altında sanatçının olgunluk dönemine odaklandığı sergisi sonbaharla beraber İstanbul un konuğu oldu, kış günleri de Akdeniz in ılıman Miró nun gizli dünyası Özlem ALTUNOK S.28 Nazan ÖZCAN S.32

5 Karadeniz in bu cennet bölgesi, Avrupa nın sayılı yaşlı ormanlarından birine sahip tür endemik bitki; bilimsel literatüre girmiş, başka yerde bulunmayan üç çeşit böcek, yeryüzü cenneti olmayı hak eden doğasıyla 2005 te UNESCO tarafından Dünya Biyosfer Rezervi alanları arasına alınmış.

6 MACAHEL GEZİ ava soğuk. Dağların doruklarında her daim mesken tutmuş karlar, doruklardan yamaçlara doğru yol alıyor. Her gün biraz daha inecek. Rengi yeşilden kırmızıya, sarıya dönmüş ağaçlar yapraklarını döktü dökecek. Ama her daim yeşilini koruyan çamlar baharı, yazı hatırlatmaya devam ediyor. Çayımın dumanına karışmış havanın pusu daha da güzelleştiriyor Macahel i. Karadeniz in bu cennet bölgesini hala duymayanlar kaldıysa açıklayayım. Burası, Türkiye de son yıllarda turizme açılan bölgelerden biri. Özellikle trekkingcilerin gözde mekânlarından. Avrupa nın sayılı yaşlı ormanlarından birine sahip tür endemik bitki; bilimsel literatüre girmiş, başka yerde bulunmayan üç çeşit böcek, yeryüzü cenneti olmayı hak eden doğasıyla 2005 te UNESCO tarafından Dünya Biyosfer Rezervi alanları arasına alınmış. Macahel Bölgesi Artvin in Borçka ilçesindeki dağlarda konuşlanmış. Vadiye, Hopa ve Borçka üzerinden gidiliyor. Zorlu yolu seçtiğim, Trabzon a inen uçaktan servise binip Artvin in yolunu tuttuğum halde şikayet etmiyorum, zira yol boyunca bir tarafta engin mavisiyle deniz, diğer tarafta sonbaharın renk cümbüşüne bürünmüş dağlar, ormanlar eşlik ediyor bana. Haliyle yorgunluktan ziyade huzur ağır basıyor ruhumda. Ama siz isterseniz direkt Gürcistan havaalanına inen Hopa uçağına binip, oradan bir- iki saatlik yolculukla Macahel e ulaşabilirsiniz. Zira aslında 18 köyden oluşan Macahel Vadisi 1933 te referandumla yapılan bir seçimle Türkiye ve Sovyetler arasında bölüşülmüş. 12 köy Sovyetlere kalırken, Camili, Efeler, Düzenli, Uğurlu, Kayalar ve Maral köyleri Türkiye yi tercih edince bir vadi iki ülkeye bölünmüş. Her sınıra yakın köyde olduğu gibi karşı tarafta akrabalar, komşular kalmış. Bu sebeple onlar için Gürcistan a yol almak Artvin e inmek gibi. Hatta kışları Karadeniz yolları kapanıp da acil hastaneye ihtiyaç duyulduğunda kar ambülansıyla Gürcistan sınırına taşınıyor hastalar. Bu altı köyde yaşayanlar mümkün olduğunca kendi günlük yaşamlarını, kültürlerini ve dillerini korumuş. Aile arasında Gürcüce yediden yetmişe hemen herkes tarafından konuşuluyor. Ancak giderek genç neslin bu kültürden kopmasından da yakınmıyor değiller. Neyse, gelin biz yine yola dönelim; Borçka dan Macahel yoluna araziye dayanıklı bir arabayla çıkıyoruz. İki gün misafiri olacağım Camili Köyü yolu üzerindeki Lapera Pansiyon un sahibi Şenol Taban ve ailesiyle birlikte. Taban, uzun yıllar İstanbul da yaşadıktan sonra Macahel vadisi, değişik türde yaşlı ağaçlarıyla ünlü. Öyle ki 5 yüzyıllık ağaçlar bile var. Vadinin yaklaşık yüzde 70 i ormanlar ve meyve ağaçlarından oluşuyor. M E S A V E Y A Ş A M 5

7 MACAHEL GEZİ memleketine dönmüş, köyün ilk pansiyonunu açmış, aynı zamanda muhtar. Böceği, toprağı, yaprağı seven turist gelsin istiyoruz biz diyor, Yaylaya neden asfalt yol yapmıyorlar, demesin mesela. Çünkü onu diyen bu toprakların güzelliğini anlayamaz ki zaten. Gelişimizi Gürcü içeceği Çaça ile kutlayıp erkenden yataklara çekiliyoruz, yarınki uzun yola, alıştırıyor Pansiyon dediğimiz aslında ahşaptan bir köy evi. Ancak civardaki pansiyonların aksine her odada tuvalet ve banyo var. 14 odası, 39 kişilik yatak kapasitesine sahip. Sade, ama rahat odanın kapısını açar açmaz yeşili ayaklarınızın altına seren bir yokuşun tepesine kurulu. Oksijen bolluğundan olsa gerek gözümü güneşin ilk ışıklarıyla açıyorum; bu yeşil ve mavi deryasının üzerindeymişçesine yürüyüp köy kahvaltısına oturuyorum. Her hastalığın dermanı dedikleri balın başköşede olduğu, dolu dolu bir köy kahvaltısıyla güne başlayıp yola koyuluyoruz rehberim Şenol Taban la. İlk durağımız Karagöl. Karadeniz in çoğu yerinde olduğu gibi dar ve virajlı bir yolu takip ederek göle vardığımızda Her güzelliğe ulaşmanın bir bedeli vardır lafını doğrular nitelikle bir manzara karşılıyor bizi. 19.Yüzyıl da, Klaskur (Aralık) Yaylası nın yakınlarındaki bir tepenin heyelan sonucu Klaskur (Aralık) Deresi nin önünü kapatmasıyla oluşmuş gölü izlerken, usta bir ressam tarafından çizilmiş bir peyzaj tablosunun içindeymişiz gibi hissediyoruz. Yeşilin her tonunu taşıyan orman ve heybetiyle yükselen dağın göldeki aksi bile yetiyor başımızı döndürmeye. Gölün etrafında bir tur atıyoruz. Yer yer çamur ve balçıkla savaşarak ilerlesek de buna değer güzellikler karşılıyor bizi. Oksijeni derin derin soluyor, doğayı detay detay sindiriyoruz. Tek eksik, Artvin İl İşletmesi ne bağlı bir restoran olsa da hizmet vermediği için manzaraya karşı dumanı tüten bir çay içemememiz. Ancak Taban için bundan daha vahim bir durum var, işletmenin gölden tarafa kurduğu tuvalet yüzünden akarsuyun zamanla kirleneceğini söylüyor. Karagöl, bölgenin tek gölü bu değil tabii ki, Doğu Karadeniz bölgesi uzun bir buzul dönemi yaşadığı için Karçal Dağları nın zirvelerine doğru, bu dönemden izler taşıyan, göz kamaştırıcı buzul gölleri bulunuyor. Yaylaların üstünde kalan buzul göllerine kimi zaman iki, üç saati bulan yürüyüşle ulaşılıyor. Masklava (Yıldız), Naçadirev, Ziyaret, Kuyruklugöl, Sakisravo, Sadaraco, Macahel çevresindeki en güzel göller. Bu göllerin çevresi Haziran dan Kasım a rengarenk çiçek bahçesi. Ancak vakit az olunca onları da başka sefere havale edip, Macahel bölgesinin merkezi sayılan Camili Köyü nün yolunu tutuyoruz. Karagöl den sonra Camili ye 20 km lik bir yol var ancak yol oldukça bozuk olduğundan bu mesafeyi 2-2,5 saatte alabiliyoruz. Yine de şikayet edilecek bir durum yok, zira Camili ye giderken geçtiğimiz 2900 metre yükseklikteki Cankurtaran Geçidi nde manzara müthiş; yol boyunca karşınıza çıkacak ahşap mimarisiyle doğanın bir parçası olan çay ocakları, kahvaltı salonlarından birinde durup manzaranın izleyin mutlaka. Camili nin girişinde bizi TEMA nın yaptığı ahşap mimarisiyle göz dolduran misafirhane karşılıyor. Bir orman yurdu olan Artvin de ahşap mimarinin en güzel örneklerine rastlamak şaşırtıcı değil elbette. Köy evleri, yayla evleri, serender, ahır/merek gibi bütün yapılar ahşaptan burada. İlle de Camili Köyü nde kalmak isterseniz TEMA nın misafirhanesi iyi bir karar. Vadinin manzarasına hakim arka bahçesi Macahel in güzelliklerini izlemek için de uygun. İyi yürürüm, derseniz birkaç saatlik yürüme mesafesinde Gorgit ve Beyaz Su Yaylaları na gitmek mümkün. Ancak yaylalara rehbersiz yürümek hem sakıncalı, hem de kaybolma ihtimaliniz yüksek. Yeni istikamet, Camili Köyü nden 7 km uzaklıktaki Maral Şelalesi. Köye böyle yakın olduğuna bakmayın, araçla neredeyse bir Macahel için bir kaç tavsiye - Macahel Vadisi ni gezerken araç kiralayacaksanız biraz yüksek olmasına dikkat etmek gerekiyor. Çünkü pek çok yere ulaşım patika yollarla sağlanıyor. Hatta Macahel i yolu bilen iyi bir şoförle gezmek en iyisi, zira Karadeniz in haşin coğrafyası nedeniyle yollar çok virajlı; iki aracın yan yana geçmesinin mümkün olmadığı darlıkta. - Macahel de her yıl ağustosun ikinci hafta sonunda Camili (Macahel) Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği nin öncülüğünde Macahel, Kafkas Arı ve Bal Festivali düzenleniyor. Dilerseniz gezinizi bu festivalde denk düşürüp ağaçtan karakovan indirme gösterisine tanıklık edebilir, yaşları arasında değişen Macahel Yaşlılar Korosu nun konseri dinleyebilirsiniz. Ayrıca açılan standlardan ahşap oyma el işleri, kar yürüyüşünde kullanılan hedik alabilirsiniz. - Macahel de mutfak kültürü geleneksel yapısını koruyor. Doğal ürünlerle, doğal kaplarda hazırlanan yemekler, yine doğal yöntemlerle pişiriliyor. Genellikle ahşap kap kacak kullanılıyor. Geleneksel yemeklerde, tatlılarda öğütülmüş ceviz önemli bir malzeme. Peki, o geleneksel yemekler de ne mi? Mesela cad denilen mısır ekmeği, üzüm, erik ve dağ çileğiyle yapılan papa, malahdo denilen cevizli fasulye, lobyo palay yani barbunyalı karalahana, haşlanmış mısır unu ve peynirle yapılan kalaco, sütle yapılan punçhula yemeği, karalaha sarması, mısır unu ve kaymakla yapılan kuymak. 6 M E S A V E Y A Ş A M

8 Maral Şelalesi saati bulan bir yolculuk demek bu. Zira Karadeniz in çetin yolları yine işbaşında. Aracın giremediği son 1 km yi de yürüyoruz. Ancak bu zahmete değer bir manzara karşılıyor bizi. Üstelik yol boyunca yüzyıllara dayanmış ağaçların eşliğinde yürürken doğadaki varlığının neye tekabül ettiği üzerine düşünüyor insan. Sadece o zaman değil, Karadeniz doğasının çetin şartlarının insanda bıraktığı hayranlık ve korku, insanı sık sık bunu düşünmeye itiyor. Hele de bayırlara kurulmuş evleri gördükçe, o evlere yük taşımak için oluşturulmuş makara sistemlerini izledikçe, dereler ya da uçurumlar üzerinde sık sık karşımıza çıkan köprüleri gördükçe; insanın var olmak için doğaya karşı sınırları nasıl da zorladığını anlıyorsunuz. Macahel vadisi, değişik türde yaşlı ağaçlarıyla ünlü. Öyle ki 5 yüzyıllık ağaçlar bile var. Vadinin yaklaşık yüzde 70 i ormanlar ve meyve ağaçlarından oluşur. Hal böyle olunca dalından elma, armut yemeden edemiyoruz. Ormanlarda Avrupa, Sibirya, İran gibi çok geniş bir coğrafyanın ağaçları bir arada bulunuyor üstelik. Macahel dünyaca ünlü bitki örtüsünü dağlarla çevrili olması sayesinde koruyor. Kuzeyde Acara, Geyik, Mezivnis; kuzeybatıda Mezunda; kuzeydoğuda Gonan, Kara; doğuda Mereta, Devtoban, 3200 metrelik Lekoban, 3650 metrelik Karçal; güneyde Küçük Yayla; batıda Heba. Bu dağlar karlar eridiğinde orkideler, zambaklar, dağgülleri ve binbir çiçekle donanıyor. Her çiçeğin bir dönemi var. Birkaç haftada bir çiçeklerle birlikte renkler de değişiyor. Yöre halkının Yeryüzündeki Cennet olarak adlandırdığı Maral Şelalesi ne vardığımızda önce bir seyir terasına çıkıyoruz. Türkiye nin en yüksekten akan (30 m) şelalesi olan Maral, yemyeşil ormanlık alanın ortasındaki kayaların üzerinden dökülüyor. Dinlendirici su sesine kuşların cıvıltısı, rüzgarda salınan dalların hışırtısı da eşlik ediyor. Burası gerçekten de Yeryüzündeki Cennet. Rehberim yazın sıcağında gelenlerin seyir terasından aşağı uzanan dik inişe rağmen, suda yüzmeden dönmediklerini söylüyor. Ama mevsimin kışa döndüğü bir zamanda olunca, biz seyir terasında dumanı tüten çaylarımızı yudumlamak ve bize semaveri getiren Kazım amcanın sohbetiyle yetiniyoruz. 79 yaşında Kazım amca, ama kendi odununu kırıp Karadeniz in sert kışında hayatta kalacak kadar dinç. Hatta ayılarla aşık atacak kadar. Ayı da nereden çıktı, diyorsanız, bu topraklara baya uzaksınız demektir. Zira Karadeniz de bir ayı hikâyesi olmayan yoktur, bir sohbet ortamında ayı hikâyesi anlatılmadan geçilen bir zaman da olmaz. Kazım amcanınki şöyle mesela: Namaz kılıyordum bir gün. Tam selam verecekken kafamı bir çevirdim ki ayı bir kol boyu uzaklıkta duruyor. Hemen ceketimi aldım, kafasına attım. Yüzü kapanınca ben bir yana kaçtım, o bir yana. Sadece ballara dalan ayılar değil, doğası o kadar bakir ki Karadeniz in, akşamları çakalların ulumaları oldukça yakından duyuluyor. Macahel de yol boyunca her dağın, kayanın içinden su akıyor. Bize hayatın ne kadar önemli olduğunu hatırlatırcasına. Ancak ne yazık ki Macahel in kendine has eko sistemi HES ler nedeniyle bozulma tehlikesiyle karşı karşıya. Bölge halkı en çok bundan korkuyor. Neyse ki, pek çok bölgede buna izin vermemek için toprağıyla hayatını eş tutan köylüler birleşmiş. Derelerine sahip çıkıyor. Macahel haftasonu gezilip bitirilecek bir yer değil, 4-5 gün ayırmakta fayda var. Mesela, Maral Şelalesi ni görmek yarım gününüzü alıyor. O da sabah erken yola koyulduysanız. Biraz geç kalkıp keyif yapmak isterseniz bir gününüz gidebilir. Gezilecek çok yer olması bir yana, mekânlar yakın olsa da yolların bozukluğu nedeniyle bir yerden diğerine ulaşmak uzun zaman alıyor. Ama yol bile başlı başlına bir tatil bu bölgede. Biraz ondan, biraz da bu güzellikleri koruyanın doğanın bu zalimliği olduğunu bilmekten, İyi ki diyorum içimden, İyi ki Karadeniz in doğası çetin, yoksa bu güzellikler de çoktan yok edilirdi. n M E S A V E Y A Ş A M 7

9 SÖYLEŞİ Tekfen Holding in kurucularından Ali Nihat Gökyiğit en az iş dünyası kadar sosyal sorumluluk projelerine de vakit ve kaynak ayırıyor. Kurucusu olduğu Tekfen Filarmoni Orkestrası yla barışa ses verirken, TEMA ve Ali Nihat Gökyiğit Vakfı yla da çevre dostu projeler üretilmesine yardımcı oldu, oluyor. li Nihat Gökyiğit, bir işadamı. Tekfen Holding in kurucularından. Ancak o daha çok Türkiye deki önemli sosyal sorumluluk projeleriyle kazındı zihinlere. TEMA nın kurucusu. Karadeniz, Hazar Denizi ve Doğu Akdeniz in 23 ülkesinin müzisyenlerini bir araya toplayan, dünya barışına hizmet eden Tekfen Filarmoni Orkestrası nın mimarı. Türkiye de tehlike altındaki üç bin bitkinin koruyucusu, Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi nin kurucusu. Gökyiğit 90 yaşına merdiven dayadı, ancak hâlâ Türkiye nin pek çok bölgesinde doğayla dost ekonomi yöntemleri geliştirmek için uğraşıyor. Biz de kendisiyle projelerini, geçmişi ve bugünü konuştuk. 15 yaşınıza kadar Artvin deymişsiniz. Nasıl bir çocukluktu sizinki? Artvin de çocukluğum çok büyük bir biyolojik zenginliği yaşayarak geçti. Kendimize oyunlar yapardık. Gündüz rengârenk çiçekler gibi bezenmiş kelebekler; gece de ateşböceği kovalardık. Yeni neslin hiç bilmediği ateş böcekleri olurdu. 15 yaşımda babam beni Robert Koleji ne yolladı. Ayrılmak zorunda kaldım. Robert e başladıktan sonra bir-iki sene daha gittim Artvin e. Sonra 30 yıl gitmedim. Artvin de bir öğrenci yurdunun açılmasına vesile oldum. Vali çok ısrar edince gittim, bir konuşma yaptım. Dedim ki, Yolda ne kadar zamandır Artvin e gelmiyorsun, diye sordular. 30 yıl, diye yanıtlarken sıkıldım. Ama niye gelmedim, söyleyeyim. Çocukluğumda bıraktığım Artvin i bulamayacağım endişesiyle, onu hayallerimde yaşatmaya devam etmek istedim. Korktuğum da başıma geldi. Çocukluğumda meyve ağaçlarıyla, çiçeklerle bezenmiş bahçeler arasındaki evlerin aralarında geniş mesafeler olurdu. Şimdi bitişik nizamda evler yapılmış. Eski mimari tamamen kaybolmuş. Evet, Artvin merkez doğumluyum, ama çocukluğumun izleri Artvin in köylerinde kaldı. Biliyorsunuz, Macahel beldesi yeni ismiyle Camili UNESCO tarafından Türkiye nin ilk ve tek biyosfer rezerv alanı ilan edildi. Yani diyorlar ki, burasının hem biyolojik ekosistemi, hem de mevcut kültürü, halkın yaşantısı korunsun. Ben UNESCO nun bu tespitinden evvel ilgilendim Camili yle. Çünkü bir takım konferanslarda, Türkiye nin dört yerine dikkat edin, diye konuşmalar olurdu; Antalya da Köprülü Kanyonu, Kayseri de Sultansazlığı, Kırklareli de İğneada ve Artvin Borçka da Camili. TEMA da aktif görevdeyken bunları korumalıyız, hiç olmazsa birinde çalışma yapalım, diye arkadaşlarımı yönlendirdim. 8 M E S A V E Y A Ş A M

10 Gönüllerini alarak ilk aralamayı yapacağız. Her sene 200 hektar alan ilave ederek, 300 bin fidan dikerek devam ediyoruz. Tam hasadı 2023 te alacağız. Bana nasip olmaz ama kime olursa, benim gibi bir konuşma yapacak o da. Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi (Gülüyor) İtiraf ediyorum, evet. Malum, yoksulluk da doğa üzerinde bir tazyik yaratıyor. Yoksul insana, kesme, açma demek kolay değil. Onun için doğaya dost bir gelir temin etmeliydik ki, korusunlar oraları. Araştırma yaptık. 20 kişilik bir grup götürdük, fauna uzmanları, eğitimciler, sosyologlar... Hatırlıyorum, bir çiçek buluyor, bu endemik, diyorlardı. Bir böcek buluyor, galiba kitapta var, deyip kitapları açıyorlar. Hatta o heyecanı görünce bir köylü geldi; Tilki kapanına bir hayvan yakalandı, ne olduğunu tam anlayamadık diye. Uzmanlardan biri dedi ki, Yerlisi buradaki bir canlıya acaba bu neydi, diyorsa bu biyolojik zenginlikte en üst çıtadır. Bu seyahatten daha da etkilendim. Araştırmalar Yüksel Çağlar ın gönüllü koordinatörlüğünde devam etti. Bir gün beni aradı, İzmir de Sakızağacı projesinin başındaydım, Abi müjdeler olsun, oradaki arı, saf kafkas arısı çıktı dedi. Ben de o zaman arı dünyasını bilmiyorum, Oradaki her şey saf da bunu insanlar için nasıl doğaya dost gelir kaynağı yapacağız, onun telaşındayım dedim. Hâlâ 20 yıldır birlikte çalıştığımız arı danışmamız Ahmet İnce yle görüştürdü beni. O, Bu arının uzun bir dili var. Her çiçekten nektar alabilir. Uysal. Arıcıların sevdiği bir huydur. Bugün hava tatsız diye işe çıkmamak yapmaz. 2-3 misli bal yapar. Hastalanmaz. Oradaki genci Ankara da üç ay yatılı kursa tabii tutalım ve ana arı üretmeyi öğretelim dedi. Proje öyle başladı. İnşallah önümüzdeki sene orta Anadolu arı ırkının tescili için de müracaat edeceğiz. Ne ifade ettiğini konuşmalarımdan anlıyorsunuzdur. Ben buraya nasıl hizmet edebilirim, diye devamlı kendimi sorguladım. TEMA da devamlı herkesi suçlamak yerine kendimizi sorgulayalım, derim. Enerjimizi, zamanımızı buna saklayalım. Biz, ben, benim grubum, sınıfım, bulunduğum birlik ne yapabilir? TEMA nın projeleri böyle çıktı. Mesela, doğal ormanlardaki baskıyı azaltalım, istiyorduk. Çünkü ağaç yani ahşap ihtiyacı, nüfus artışıyla beraber sürekli artıyor. Kaldı ki, yerine koyduğunuz, alimünyum, demir, plastik gibi maddeler fazla enerji tüketip doğayı kirletiyor. O halde hızlı yetişen ağaçları yetiştirip keselim, yerine yenisini koyalım. Karacabey den başladık, Çanakkale, Balıkesir, güneye doğru gidiyoruz. Sekizinci yılında proje. Ağaçlar boyumun üç katına geldi. Bu sene gidip onlarla konuşacağım: Bize büyük hizmette bulundunuz. Büyürken dünyanın başına dert olan karbonu aldınız. Yağmuru davet ettiniz. Erozyona mani oldunuz. Sizi biraz sık dikmişiz, aranızdan birer tane almamız gerekiyor. Daha fazla büyüyüp hizmetinize devam edebilmeniz için. İzin verin aranızdan birer tane alalım. Niye ben aklımı bunla bozdum, diye soruyorsunuz yani (gülüyor). Nedenlerden biri, Artvin doğumlu olmam, o bölgedeki güzellikleri yaşayarak büyümem. İkincisi inşaat sektöründe olduğumuz için her tarafı dolaştım. Doğanın tahrip edildiğini içim yanarak görüyordum. Beni en çok etkileyen Aral gölündeki çevre felaketi oldu. Dünyanın en büyük çevre felaketi. Çevreyi göz ardı edip sadece ekonomi bakımından bir hesap yaparak en verimli balık üreten gölü pamuk tarlalarına çevirdiler. Onun bir belgeselini yaptırdım. Hollonda, Tokyo, İstanbul daki dünya su kongrelerinde gösterildi. Gördüklerimden etkilenince toplantılara katılmaya, hocalarla konuşmaya başladım. Türkiye nin biyolojik zenginliği o derece ki, bir gün AB üyesi olursak tek üye olarak AB nin biyolojik zenginliğini ikiye katlayacağız; hem flora da, hem fauna da. Bunları korumak büyük borç. Onu ödemek için benim aklıma bunlar geliyor. Türkiye de üç binden fazla yok olma tehlikesi altında bitki var. Bunun korunması, tespit edilmesi ve korunmasına hizmet eden yerler botanik bahçeleridir. 300 den az yok olma tehlikesi altında bitkisi bulunan İngiltere nin 100 den fazla botanik bahçesi var. Yani botanik bahçesi başına üç bitki düşüyor. Türkiye de üç bin tehlike altında bitki olduğu halde, on kadar botanik bahçesi bulunuyor. Bunların da hepsi çalışmıyor, bazısı sadece tabela. Hepsi çalışsa bile bahçe başına 300 bitki düşer. İşte botanik bahçesi bundan kuruldu. Bir de rahmetli eşimin adına bir şey yapmak istiyordum. Nefes darlığı çektiği için büyük bir oksijen kaynağı nasıl yapabilirim, diye düşündüm. Yol kenarında dünyada yapılan ilk botanik bahçesi bu. Etrafında muazzam bir yerleşim yeri var. 46 hektarlık bir alan. Küçük yaşta çocuklardan başlayarak eğitimler de veriliyor. Cazibe merkezi oldu. Çukurova Üniversitesi nin botanik M E S A V E Y A Ş A M 9

11 SÖYLEŞİ Tekfen Filarmoni Orkestrası Baya Yol Aldım Hayatta... bahçesini geliştirmek için işbirliği anlaşması imzaladık. Botanik bahçelerine inanıyorum, genişletmek ve faal hale getirmek lazım. Ayrıca bir de 28 ciltlik bir Türkiye florası ansiklopedisi yazılıyor. Birinci cildini yaptık. Bir şeye inanmak çok önemli. Yaptığın şeyi sevmek de. Tabii bir de planlama var. Planlama yapar, zamanı güzel kullanırsanız, yetiyor. Ama bunları yapmak bana yaşamak kadar heyecan veriyor. Eğlenmek bir ihtiyaçsa, heyecansa bundan da aynı tadı alabiliyorsunuz. Dolayısıyla orada bir sıkıntı çekmedim. İş muhiti sosyal sorumluluk alanında biraz yanlış anlaşılıyor; Sadece kendi telaşında değil, ülkeme ne yapabilirim, diye her zaman düşünüyor. Ufak projeler çok var da, bir projeden daha bahsedeyim. Türkiye de hayat seviyesi yükseldikçe insanlar daha fazla gelir istiyor, haklı olarak. Çocuğunu daha iyi okullara göndermek, kendisi seyahat etmek istiyor, vb. O yüzden de çayda taban fiyatını yükseltin, deniyor. Ama çok yükseltemiyoruz, aksi halde dünyayla rekabet edemeyiz. İkinci çare ormanları açıp yeni çay alanları kazanmak. O da doğada büyük bir tahribat demek. O zaman ne yapmak lazım? Organik tarımla fiyat yükseltilmeli. Çünkü üzerine kâr düştüğü halde çay yetişen dünyada başka bir coğrafya yok. Dolayısıyla zararlılar bizde hemen hemen yok gibi. Dünyadaki bütün rakiplerimiz ilaç kullanırken bizde pek ilaç kullanılmıyor. Dolayısıyla organik çay için Çaykur büyük atılımda. Umarım genişler daha da. Ama daha başka ne yapılabilir diye kendimi sorgulamaya devam ettim ve açelya, kamelya, orman gülleri gibi çay bitkisinin akrabaları olan, aynı iklimde, aynı toprakta yetişen, kıymetli süs bitkilerini yetiştirebileceğimizi düşündüm. Bunların az bir alana ihtiyacı var, ama geliri çok güzel. Ali Nihat Gökyiğit Vakfı olarak Çamlıhemşin civarında bunun denemesini yapıyoruz. Çay bardağını kaplayacak büyüklükte beş bin fide getirdik. İki binini, yeni kurulan meslek okulu var, süs bitkileriyle çalışıyorlar, onlara verdik. Öbürlerini de üç-dört üreticiye dağıttık. Denemeler iyi görünüyor. Yeni partiyi getirdik. n Artvin de büyüdünüz, Robert Koleji ni bitirdiniz, Amerika ya gidip orada üniversite okudunuz, kendi şirketinizi kurdunuz... Geri dönüp bakınca nasıl yol aldığınızı görüyorsunuz? Ben tabiat itibariyle her şeyin olumlu tarafını görmeye çalışır, bardağın dolu tarafına bakarım. Boş tarafıyla çok meşgul olmam. Acaba bunun daha iyisini nasıl yapabilirim, diye düşünürüm. Hatta gençlere derim ki, Size bir teklif geldiğinde niye olmaz diye düşünmeye başlamayın. İlk önce nasıl olur, diye düşünün. İlk önce niye olmayacağının gerekçelerini düşünmeye başlarsan beni tam dinlemezsin. Gençlere tavsiyem şu; suçlamak yerine kendinizi sorgulayın. Planlama yapın, muhakkak. Zamanınızı çok güzel kullanın. Bir de muhakkak bir yabancı dili en iyi derecede öğrenin. Ben öğrendiğim yabancı dilden çok istifade ettim, dünyayı tanımak bakımından. Pişmanlıklarınız var mı? Keşke kitap okumaya daha çok zaman ayırsaydım. Onun pişmanlığını duyuyorum. Bir de yaşadıklarımı, anılarımı not etmiş olsaydım, diye düşünüyorum. Yaşım da ilerledi, baya yol aldık. Şubat ta 90 yaşıma giriyorum. Çevre konularına gücüm yettiği kadar devam edeceğim, ediyorum. Sosyal sorumluluk hizmetleri yaparken, en az Tekfen şirket grubundaki gelişimden duyduğum kadar heyecan duydum. Tekfen, Türkiye deki önemli şirketlerden biri. Hedefi nedir? Tekfen çok çeşitli konulara girmişti. Halka açılırken bazı konularda yoğunlaşalım istedik. İki konuda konsantre olduk; inşaat işleri ve tarım. İnşaatta da daha ziyade endüstri tesisleri, petrol, gazla ilgili sanayi tesislerinde. Tarımsal alandaysa gübre, tohum ve fide yetiştiriyoruz. Doku kültürüyle üretim yapma işimiz var, çok önemli, benim heyecan duyduğum bir alan. Biliyorsunuz bugüne kadar, incir çekirdeğinin içerisinde incir ağacının bütün özellikleri var, nasıl yerleşmiş, derdik. Ama sonra anlaşıldı ki, incir ağacının bütün hücrelerinde aynı program var; yaprağında da, dalında da. O hücrelerden doku kültürüyle çoğaltma yapıyoruz. 1 0 M E S A V E Y A Ş A M

12 MACAHEL BALI Bir evde, hasta mı var; hemen kavanoz açılıyor. Sabaha bilemediniz, ertesi güne ayaklanıyor hasta. Söz konusu kavanozda ne mi var? Macahel balı! ünyada sadece Türkiye de kalmış bir ırkın, Kafkas arı ırkının, ürettiği bu balın sırrına gelince aslında basit: Arıların kimyasal ilaç, gübre kullanımının olmadığı bölgede, daha çok kestane, ıhlamur gibi ağaç çiçeğinden ya da böğürtlenden, ormangülünden beslenmesi. Kilosunun TL ye satıldığı bu balın namı da buradan, doğallığından geliyor. Bunu sağlayansa TEMA Vakfı yla başlatılan, 2006 itibariyle Ali Nihat Gökyiğit Vakfı nca (ANG) devam ettirilen Artvin Borçka Camili Doğal Varlıkları Koruma Amaçlı Kırsal Kalkınma Projesi. Bu proje kapsamında amacı kâr etmek değil, Kafkas arısının yaygınlaşmasını, yöre halkının doğal yapıyı bozmadan geçim kaynağı elde etmesini, kaliteli bal üretiminin yapılmasını, üretilenin pazarlanmasını sağlayacak iki şirket kurulmuş hatta; Macahel Arıcılık Turizm Nakliyat Ve Ticaret A.Ş.-Temarı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. Macahel Arıcılık A.Ş. Müdürü Mehmet Ali Bayrak, 19 Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi mezunu, Macahel in altı köyünden biri olan Maral dan. Mezun olduğundan beri hep kendi memleketi, bölgesi için bir şeyler yapmak istemiş. TEMA Vakfı nın projesini duyup da, Ali Nihat Gökyiğit ve ziraat yüksek mühendisi Ahmet İnci yle tanıştıktan sonra da kolları sıvamış. Başta pek de kolay olmamış işleri, arıcılık bölgede yapılan bir şey, evet, ama yöre insanı için bu güdüsel bir iş. Onun eğitimini almaları gerektiğini, bir de üstelik ana arı yetiştirerek geçinebilecekleri pek de yatmamış akıllarına. Dalga geçenler olmuş hatta. Yine de yılmamış ekip, 1998 de 13 genci Ankara ya götürüp ilk eğitimleri başlatmış. Dönünce kamu kaynaklarının da desteğini alınarak M E S A V E Y A Ş A M 1 1

13 MACAHEL BALI onlara işletme kurulmuş. İhtiyaçları kapılarına kadar götürülmüş. Ürettikleri ürünler de satın alınarak pazarlanmış. Onlar işe başlayıp da hatırı sayılır para kazanmaya başlayınca diğer köylülerin de aklına yatar olmuş iş. Şu an burada arıcılıktan yıllık yaklaşık milyon liraya yakın ekonomik girdi sağlanıyor diyor Bayrak, Bunların 2.5 milyonu arıcılıktan, bir milyona yakını da ana arı üretiminden de arıcılıktan olan girdi bunun yetmişte biriydi. 10 kişiye yakın insan ana arı üretimi yapıyor. Tamamı bizim şirketle sözleşmeli üretici. Geriye kalan arıcının hepsi de eğitimden geçmiş, bilinçli arıcılar. Bizim üretim kurallarımıza göre bal yapıyorlar, biz de onları alıp pazarlıyoruz. Bugüne kadar yaptığımız 15 yıllık çalışma bu bölgeyi, Ziraat Mühedisi Mehmet Ali Albayrak arısıyla, balıyla, her şeyiyle bir marka haline getirdi. Şu anda balın kilosu TL arasında değişiyor. Biz de devreye girdikten sonra artık pazar diye bir problemi kalmadı. Macahel deki ekosistemle ilgili araştırmalar, de başlıyor. Kafkas arısının saf olarak bu bölgede bulunduğunun ilk tespiti de yine o yıllarda ODTÜ tarafından yapılıyor da TEMA Vakfı da bölgenin ekosistemiyle ilgili fizibilite çalışması yaparken, çalışmanın başındaki uzmanlar arasında yer alan, Kırsal Çevre ve Ormancılık Araştırma Derneği nin de yöneticisi Doç. Dr. Yücel Çağlar ın önerisiyle bölgeye yönelik bir proje başlatılıyor: Artvin Borçka Camili Doğal Varlıkları Koruma Amaçlı Kırsal Kızımla Birlikte Çalışacağız Melahat Gülvin Doğma büyüme Camili köyündenim. 14 yıldır arıcılık yapıyorum. Bölgedeki tek kadın arıcıyım, belki de Türkiye deki tek kadın arıcı da olabilirim. Eşim mevsimlik işçi, Çaykur da çalışıyor. TEMA arıcılık kursu açacağını söyleyince, kurslara ben katılayım dedim. Ev ekonomisine katkım olur diye düşündüm. Zaten küçükken babamla karakovanı kurardık. Kovana arı girmiş mi, girmemiş mi diye her gün ben kontrol eder, girdiğinin müjdesini verince babam bana hediye alırdı. Çok sevinirdim. Çocukluktan gelen bu duyguların etkisi var bu işi sevmemde. İnsan yaptığı işi severek yapmalı. Arılar benim için ilginç varlıklar. Başta insanlar yadırgadı, kadının ne işi var toplantılarda, bu işi nasıl yapacak, diye söylendi. Duymazdan geldim. O zaman da, şimdi de tek kadınım bu işi yapan. Bir kadın olarak eve büyük kazanç sağlamak güzel tabii. Taa Gürcistan daki televizyondan bile gelip benimle röportaj yaptılar. Buraya gelen tüm akademisyenler benimle tanışmak istiyorlar. 14 yıldır ana arı yetiştiriyorum. Ayrıca bal da üretiyorum. Başka projelerim de var, ama tek başıma yapamıyorum. Kızım Filiz, burada laboratuvar uzmanıydı. Muğla Üniversitesi işletme mezunu olduğu için tarım bakanlığından belgesini alamadı. O yüzden ikinci üniversitesini okuyor, ziraat bölümünde. İki sene sonra mezun olunca, onunla bu projeleri hayata geçireceğiz. 1 2 M E S A V E Y A Ş A M

14 Kalkınma Projesi. Üç ayak üzerine oturuyor proje; ilki Kafkas arısını korumak, doğal dengeyi bozmadan arıcılık yapımını teşvik etmek; ikincisi ekoturizm; üçüncüsüyse organik tarım. Ali Nihat Gökyiğit, bu sırada devreye giriyor; 98 de şirketin hisselerinin yarısını satın alarak projenin sürdürülebilir hale gelmesini sağlıyor da TEMA Vakfı nın belirlediği proje süresi bitince de Nihat Gökyiğit Vakfı bütün projeyi üstleniyor. Şimdi onun desteğiyle devam ediyor Macahel Arıcılık A.Ş. Kafkas arısı 2004 te Türkiye nin tek damızlık arı ırkı olarak tescil ettiriliyor. Sonra da damızlık Kafkas arı üreticisi olarak belge alınıyor. Camili köyündeki TEMA Misafirhanesi ndeki bir laboratuvarda ana arı üretiliyor. Bayrak, Her yıl 600 arı kovanımız var bu işletmede. Her sene 100 koloniye hiç dokunmuyor, iki ayrı yere bal üretimine götürüyor, eşit şartlarda yarıştırıyoruz. En çok bal vereni izliyoruz. Sadece 600 kovan da değil, havzada 4500 koloni var, onların içinde de iyi olanları izleriz. En iyi seçtiklerimizi ana-baba olarak belirleriz, dölleriz diyor. Sadece yöre insanına değil, dışarıya da açık bu laboratuvar. Hem Macahel in müthiş doğasında tatil yapıp hem de bir hobi hatta meslek edinmek isteyenlere hizmet veriyor. Yurtdışından eğitim almaya gelenler bile oluyor; Azarbeycan dan, Bulgaristan dan, KKTC den, Fransa dan de bir firma daha kuruluyor; TemArı Gıda Sanayi A.Ş. Balların satın alımı, dolumu, etiketlenmesi, satımını sağlamak bu şirketin görevi. Macahel A.Ş nin kontrolünde eğitilen, arıcılar tarafından üretilen organik ballar satın alınıyor. Tekzen firmalarında oluşturulmuş bir köşede TemArı Gıda nın ballarından keçi peynirine varıncaya kadar organik ürünler satılıyor. Şimdi hedefleri Kafkas arısını dünyaya ihraç etmek, ancak müfredat buna izin vermiyor. Onun değişmesini bekliyorlar. Bir yandan da Anadolu arısı için de kaynak aranıyor. Biz bu projeyle 30 bin hektarlık arazide insanları kalkındıracağız derken kendimizi ülke arıcılığının sorunlarının ortasında bulduk. 15 seneye kadar arıcılık bitme noktasına geliyordu. Bunu değiştirebilmenin tek yolu orijinal damızlıkları araştırmak, bulmak, üretmek. Bu projede iki önemli isim var. Ziraat yüksek mühendisi Ahmet İnci, profesörlerin yapamadığı işi yaptı. İkincisi de, Nihat Gökyiğit in bu işe olan inancı. Kendisinden sonrasına öyle önemli bir eser bırakacak ki; Biliyorsunuz arıcılık sadece bal üretme işi değil, ekolojik sistemi devam ettiren arılardır. Arılar ölürse insanlık dört yılda yok oluyor, diye boşa denmiyor. n Eskiden Balımız Değersizdi! İbrahim Kahya 35 yaşımdayım. Çocukluğumdan beri arıcılıkla uğraşıyordum, fakat profesyonel ve ticari manada 1999 da başladım de Nihat beyin destekleriyle Ankara da özel eğitim aldık. 99 da da eğitim alan arkadaşlar Nihat beyin projesi kapsamında faaliyetlere başladık. İşletmemizi kurduk. Her konuda destek oldular bize. Macahel A.Ş. nin çatısı altında, denetiminde kendi arazimizde üretim yapıp onlara teslim ettik. Onlar da piyasaya sundu. Dört yıl kendim ürettim. Askere gidince ara verdim, döndüğümde Macahel A.Ş. ye davet ettiler. Kurumda çalışmaya başladım. Şu an kurum için arı üretimi yapıyorum. Şahsi olarak da bal üretimi yapıyorum. İnsanı kendisine çeken bir biyoloji arı. Zevk alıyorum uğraşırken. İnanır mısınız? Bu projeden önce ana arının ne olduğunu, ne işe yaradığını bile bilmezdik. Sadece arının bal yapabildiğini biliyorduk. Arı uçan sinektir diyordu insanlar. Projeye ilk başladığımızda ailem bile sıcak bakmadı. Dalga geçenler oldu. Ama Nihat bey diretti. Şimdi herkes adam haklıymış diyor. Çoğu insan evini arıcılıkla geçindiriyor. Projeyle tanıtım faaliyetlerine önem verildi. Eskiden değersizdi balımız. Bugün iyi fiyata ülke geneline satılıyor. İnsanlar keşfetti balımızı. Kıymet kazandı. Düşünün, ben ballarımı 2-3 ay önce sattım. Bacasız sanayi diye boşa demiyorlar. M E S A V E Y A Ş A M 1 3

15 GASTRONOMİ Kovandan Gelen Lezzet Bal Kovandan bal toplama çizimlerinin bir mağaranın duvarına yapılmasından bu yana 9000 yıl geçti, kovan çalmanın cezası kanunlara 3650 yıl önce yazıldı. Önce şeker, sonra tatlandırıcılar yaşamımıza girene kadar yemeklerin de lezzet vericisi bal sadece sofraların değil, mutfakların da vazgeçilmezi idi. ğer iki kovanı, eğer üç kovanı biri çalarsa, eskiden o arılar tarafından sokuluyordu. Ve şimdi altı şekel (75 gram) gümüş versin. Eğer bir kovanı biri çalarsa, eğer içinde arı yoksa üç şekel gümüş versin. Hitit kanunları, arı kovanlarını korumak için hırsızlığın cezasını böyle öngörmüş. Eskiden denilen dönem günümüzden 3650 yıl öncesine, şimdi ise 3200 öncesine denk geliyor. Bal döneminin en önemli tatlandırıcısı, şifa için kullanılan bir ürün. Günümüzden 9000 yıl önce İspanya da kaya resimlerinden bildiğimiz bal toplayıcılığı, günümüzde en doğal balın elde edilme yöntemi olarak hâlâ sürdürülüyor. Karacaoğlan a Sabaha kaymakla bal ister gönlüm, dedirten, Yunus Emre ye Yunus bu sözleri çatar sanki balı yağa katar dizesini söyleten balın soframızda yalın haliyle tüketildiğine bakmayın. Bin yıllarca bal biçimden biçime girerek gelmiş sofralarımıza. Hititler çörekleri tatlandırmış, tanrılara sundukları etleri tatlandırmış. Hitit Kralı II. Muwatalli Fırtına Tanrısı için yağlı böreğin ve kurban ekmeklerinin üstüne buğday kırması saçmış, bal ve yağ dökmüş. Günümüzde, eti önce yağ ve bal içinde bekletip pişirerek benzeri bir lezzeti sofralarımıza taşımak mümkün. Hippokrates arpa ununa su, zeytinyağı, bal ve süt eklenerek çörek yaptırmış ve sağlığa iyi geldiği notunu düşmüş. Aradan 2400 yıla yakın zaman geçmiş, araştırmacı Süleyman Kazmaz, Rize den Arpa Ballı nın tarifini vermiş: dövülmüş arpa pişirilir, bal katılarak arpa ballısı yapılır. 1 4 M E S A V E Y A Ş A M

16 Evliya Çelebi nin gözdesi mis kokulu, nefti renkli Atina balı olmuş. Ama beyaz renkli balların hakkını da vermiş: Bu Malatya şehrinin bir çeşit beyaz balı olur ki, yer yüzünde benzeri meğer Aydos balı ola. Kırmızı cerreler [su kapları] ile İstanbul ayanına nice yüz bin kavanoz süzme bal hediye götürürler, bunun şerbetinin ve ayva perverde şerbetinin yeryüzünde benzeri yoktur. Aradan zaman geçmiş, 18. yüzyılda bu kez, İtalyan Botanikçi Domenico Sestini, Ankara nın balına övgü yazmış: Arılar pamuk kadar beyaz çok namlı bir bal üretirler. Muhammed bin Mahmûd Şirvanî, Hasan b. Muhammed el Kerim el-bağdadî nin 1226 da derleyip kaleme aldığı, Kitâbü t - Tabih adlı yemek kitabının Osmanlıca baskısında, pırasa, havuç, soğan, kişniş ve tarçınla taş çömlekte pişirilmiş kemiksiz ete bal ve sirke ekletmiş, kor ateş üzerinde dinlendirildikten sonra servis edilen yemeğin adı sikbac tır demiş ve sıcak mizaçlıların yüreğine zihnine ve midesine kuvvet ve ferahlık verdiğini yazmış. Mahmud Nedim bin Tosun da 1870 lerde yazdığı Aşçıbaşı kitabında, Ballı Derviş Lokması nı sulandırılmış ve kaynamış süzme bal ile yaptırmış. Mahmûd Şirvanî, buna bal lokması adını vermiş ve bedeni semirtir diyerek uyarıda bulunmuş, kuvvet verir, iştahı açar, yiğitler için uygun yiyecektir demeyi de ihmal etmemiş. Ali Eşref Dede nin 1844 tarihli Yemek Risalesi ndeki taflan hoşafını diğerlerinden ayıran özellik, bal ile kaynatılması olmuş. Osmanlı saray mutfağında zerde ve aşurenin balla kaynatılanı da makbul kabul edilmiş. Gelelim günümüze. Artık bal, tatlılara meraklısı tarafından nadiren katılıyor. Önce pancar ve kamış şekeri tatlandırıcı alanını kaplamış, ardından da diğer tatlandırıcılar hızla yayılmaya başlamış. Bal çoğunlukla kahvaltı sofralarının süsü olmuş, bal esansı katılmış ucuz ağdalar da gerçek bal lezzetini bilenlerin çilesi haline gelmiştir. Cahit Külebi nin Bilinmeyen deki O ki bardağa dökülen seraptır/ (Bal yoğunluğundadır, sıcaktır, ışıktır) dizelerini hak eden bala ulaşmayı bilmek gerekir. Bunu yapamayanlar Cahit Sıtkı Tarancı nın Sanatkârın Ölümü dizelerini anımsamak zorunda kalabilirler: Yanıyor güneşte petek; Bütün bal arıda kaldı. n Ballı Antrikot Malzemeler 4 parça antrikot 2 çorba kaşığı bal 1 kahve fincanı zeytinyağı 1 tatlı kaşığı tatlı kırmızı toz biber 1 tatlı kaşığı elma sirkesi 1 çay kaşığı tuz Bal, zeytinyağının üçte ikilik bölümü içinde küçük tahta kaşıkla iyice karıştırılır, sirke, tuz ve kırmızıbiber eklenerek bir kez daha karıştırılır. Dört parça antrikot bir tabağa yerleştirilir, üzerine hazırlanan karışım dökülür, 2 2,5 saat bekletilir. Yağsız pişirmeye elverişli tavaya kalan zeytinyağı gezdirilir ve tava harlı ateşe konularak ısıtılır. Isınmış tavaya antrikotlar yerleştirilir, harlı ateşte mühürlenir, ardından ateş hafifletilir ve eti fazla sertleştirmeyecek biçimde kısa bir süre daha alt üst edilerek pişirilir. Arzu edilen garnitürle sıcak tabakta servis edilir. M E S A V E Y A Ş A M 1 5

17 MÜREKKEP ZAMAN Ormanın Ortasında Bir Kulübe Faruk Duman bir masal gibi anlatıyor. Bilinmeyen bir yerde, ama sımsıkı bir ormanda uçurumlar, akarsular, büyük ağaçlar arasında bir dünya kuruyor. Kentten gelip bu eski yolda uçuruma takılıp kalan Tarık ile Filiz beklenmedik bir dünyaya düşmenin şaşkınlığı içinde izliyor çevrelerini. Onların varlığı yadırgatıcı bir öge gibi. Biz de onlarla birlikte bakıyoruz sanki çevremize. Ama asla kent insanıyla kır insanı arasındaki çelişkiyle, farklarla ilgilenmiyor yazar. Cem ERCİYES Faruk Duman ın Köpekler İçin Gece Müziği, sanıyorum bu yıl Türk edebiyatı adına çıkan en güzel şey. Yazarı çok tanımayabilirsiniz, kendisi hiç popüler biri değildir. Ama edebiyat dünyasında öncelikle bir öykücü olarak iyi bilinen, takip edilen bir isimdir. Sadece son üç kitabının adını anmakla yetineyim, İncir Tarihi (2010-roman), Ve Bir Pars Hüzünle Kaybolur (2012- roman), Baykuş Virane Sever (2013-öykü) kitapları ilgiyle karşılanmıştı. Doğa, Faruk Duman ın edebiyatında her zaman önemli bir yerde duruyor. Bunu kitap adlarından bile görmek mümkün. Bu kez doğanın yine başrolünde olduğu, ama sadece yağmurun, ormanın, köpeklerin değil insan doğasının da en çıplak haliyle kendini gösterdiği bir romanla karşımızda. Köpekler için Gece Müziği, dağ başında kaza yapan bir karı kocayla açılıyor. Onları, ormanda Timsah adlı şahini, Kahverengi adını verdiği atı etrafını çevreleyen, yaralı ve sakat köpekleriyle yaşayan Avcıatmaca kurtarıyor ve külübesine götürüyor. Bir süre sonra Avcıatmaca nın garip karısı, bir tür otacı olan Kara Zühre de romana giriyor. Tarık, yaralı yatağında yatarken Filiz etrafında olup biteni anlamaya çalışıyor. Yağmur hızla artarak ormanın üstünü örterken Avcıatmaca nın karanlık sırrı, ahırda sakladığı küçük rehinesi Murat yanında köpeği Akçatopal ile kaçıyor. Faruk Duman bir masal gibi anlatıyor. Bilinmeyen bir yerde, ama sımsıkı bir ormanda uçurumlar, akarsular, büyük ağaçlar arasında bir dünya kuruyor. Kentten gelip bu eski yolda uçuruma takılıp kalan Tarık ile Filiz beklenmedik bir dünyaya düşmenin şaşkınlığı içinde izliyor çevrelerini. Onların varlığı yadırgatıcı bir öge gibi. Biz de onlarla birlikte bakıyoruz sanki çevremize. Ama asla kent insanıyla kır insanı arasındaki çelişkiyle, farklarla ilgilenmiyor yazar. Çünkü biri diğerinden daha iyi değil neticede. Belki tek net ve masum olan hayvanlar... Köpekler İçin Gece Müziği sakin sakin anlatan, fazla süse pirim vermeyen nitekim incecik, 132 sayfalık bir roman. Ama damıtılmış, yalınlaşmış, güçlü bir anlatı. Basbayağı gerilimli bir hikâye. Karanlık köşelerinden başedemeyeceğimiz bir şeyin her an fırlamasından çekindiğimiz ormanın ortasındaki çaresizliği hissediyoruz. Tedirginlik bu anlatının temel duygularından biri. Ormanın efendisi Avcıatmaca koruyup kollayan, insaf eden kişi. Ama belli ki onun da bir hikâyesi var. Bir omuzunda tüfeği diğerinde kocaman yırtıcı kuşuyla kaba saba ve muammalı bir adam. Nitekim ahırdan yaralı bir hayvan gibi fırlayan Murat ı, babasından alacaklarına karşılık kaçıran ağa adına orada tuttuğunu, ona acımasızca eziyet ettiğini öğreniyoruz. Avcıatmaca nın bilge olduğu kadar da gaddar, şefkatli olduğu kadar da insafsız yanıyla başbaşa Köpekler İçin Gece Müziği Can Yayınları, 132 sayfa Faruk Duman kaldığımızda peşine düştüğü Murat için endişelenmeye başlıyoruz. Mağdur ve çocuk olduğu kadar hırçın ve kindar olan, avken avcıya dönüşebilen Murat. Yağmur hızlanıp doğa çıldırdığında adeta bütün iyilikleri ve kötülükleriyle herkesin o küçücük kulübeye sığınıp herşeyi silmek istercesine yağan yağmurun insafına sığındıkları bir finalle sona eriyor roman. İnsanı doğanın bir parçası gibi ele alan, ormanın tekinsizliğini, tabiatın gücünü, hayvanların masumiyetini yani en kadim meseleleri yepyeni bir masala dönüştürüp bi solukta anlatıveren, benzesiz bir kitap. İnsan geçmişiyle hesaplaşınca büyür Murakami nin yeni romanı tabii ki tüm dünyada olduğu gibi Türkiyede de bir olay. Geçen ay yayımlanan kitabı anlatmaya başlamadan evvel Murakami hakkında bildiklerimizi hatırlayalım. Öncelikle büyük bir anlatım ustası. Hikâyesinin içinde bir merak unsurunu, gizemi ustaca koruyarak akıp gidiyor yazdıkları. Bir Japon olarak Batı kültürünün temel referanslarına gayet hakim ve kitaplarında bunları bol bol kullanıyor. Böylece her biri Japonya da geçen ve bu ülkenin gizemini uygun miktarda ihtiva eden romanları aslında tüm dünyanın paylaştığı ve iyi bildiği Batılı referanslarıyla her dilde okunup sevilebilecek birer kitaba dönüşüyor. Ünlü caz şarkıları, klasik müzik 1 6 M E S A V E Y A Ş A M

18 68.SAYI DOKUMAN_Layout 1 05/01/15 16:10 Page 17 bestecileri, George Orwell den Kafka ya yazarlar, filmler ve popüler olan herşey. Modern hayatın bunalmış insanlarının bolca yalnızlık, yeterince seks, erotizm ve sürprizlerle dolu hikâyelerini anlatıyor. Yeni romanı Renksiz Tsukuru Tazaki nin Hac Yılları da böyle bir kitap. Evet bir 1Q84 ya da Sahilde Kafka değil. Ama yine de iyi, ilginç ve güzel bir roman. Kahramanımız Tazaki, lise yıllarında kurdukları çok samimi arkadaş grubundan üniversitenin ilk yılı bitip de memleketine döndüğünde dışlandığını öğrenir. Arkadaşları artık onunla görüşmek istememektedir. Bu kızlı erkekli küçük grupta herkesin bir özelliği vardır, Tazaki hariç. Bu nedenle değil ama hangi nedenle dışlandığın hiçbir zaman öğrenemez. Tabii ki Japon gururuyla bunu soruşturmaz, sadece acısını çeker. Öyle ki bu onun bütün hayatını etkileyecek bir travmaya dönüşecektir. Ta ki 30 lu yaşlarına geldiğinde sevgilisinin zorlamasıyla olan biteni anlamak üzere uzun bir yolculuğa çıkana kadar. Tazaki kendini bulurken anılarında yaşattıkça büyüttüğü arkadaşlarının hayatları, yalnızlıkları, trajedileriyle karşılaşır. Arkadaşları ona karşı acımasız davranmıştır belki ama hayat da onlara pek iyi davranmamıştır. Çok basit ve küçük bir hikâye ile çok temel bir mesele üzerinde ilerlerken ilginç olmayı başarabilen bir roman. Murakami sevenleri hayal kırıklığına uğratmayacaktır, ama o kadar. Yarım kalan hikâyeler Renksiz Tsukuru Tazaki nin Hac Yılları Doğan Kitap, 320 syf, Çeviri: Hüseyin Can Erkin Haruki Murakami Geçen yıl harika bir romanla, Aile Çay Bahçesi yle kitaplığımızda yerini alan Yekta Kopan bir yıl geçti geçmedi yeni bir kitapla karşımızda. Bu kez yeni öykülerini derlemiş. İki Şiirin Arasında adlı öykülerde Yekta Kopan ın artık iyi bildiğimiz ustalığı ve örtülü duygusallığı konuşuyor. Bir kez İki Şiirin Arasında Can Yayınları, 136 sayfa Yekta Kopan daha ince detaylar, beklenmedik duyarlıklar ve maziyle hesaplaşmanın acı tadıyla yazıyor. Bu kitabında bütün öykülerde değil ama bir kaç tanesinde baba-evlat çatışması, meselesi, sevgisi... her ne ise işte o, kendini güçlü biçimde hissettiriyor. Kitaba adanı veren öykü ise yalnızlık, dostluk ve tabii ki aşk üzerine. Geride kalanlar, hatıralar pişmanlıklarla birlikte kendini gösteriyor. Öykü sevenlerin, hele ki Yekta Kopan ı sevenlerin zaten çoktan edinip okuduklarını tahmin ettiğim bir kitap. MESA VE YAŞAM 1 7

19 BAKSI MÜZESİ Baksı ya Bekleriz... Dekanlık, akademisyenlik, yöneticilik gibi sanat dünyasına farklı konumlarda emek veren Hüsamettin Koçan, ısrarla sanatçı kimliğine vurgu yapıyor. Bayburt ta, doğduğu köyde kurduğu Baksı Müzesi Avrupa Konseyi Müze Ödülü ne değer görülmüşken de aynı şeyi söylüyor: Bir sanatçının yaratıcı ve özerk tavrı yatıyor bu müzenin bugüne uzanan hikâyesinde. Bir de ona hayatı o küçük köyde öğreten geçmişi var elbette. Baksı artık sadece oradan uzağa giden, köyden kente göç edenleri değil, herkesi bekliyor. Özlem ALTUNOK Baksı Müzesi, Hüsamettin Koçan ın yaşadığı hayatın içinden çıkardığı bir mekân, dinlediği masalların vücut bulmuş haliydi. Koçan şimdi o masalın içinde yeni sürprizlerle karşılaşmaya devam ediyor. Masal uzuyor, serpiliyor, dallanıp budaklanıyor Henüz 2010 da açılmış olmasına karşın, önüne koyduğu hedefleri sonuca ve en önemlisi bir sürekliliğe taşıyan yapısı, en başta ise özgünlüğüyle dikkat çeken müze, geçen nisan ayında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi nin sunduğu Yılın Müzesi ödülünü aldı. Ardından da müzenin kurucusu olarak Koçan a, şimdiye kadar sadece beş sanatçıya verilmiş olan TBMM Onur Ödülü sunuldu. Peki neydi Baksı, niye Bayburt un bir uzak köyünde Çoruh Vadisi ni yukarıdan vakur bir şekilde izliyordu? 2000 yılından beri ilmek ilmek dokunan, düşünülen bir yapılar bütünüydü Baksı. 10 yıl boyunca önce çevresindekileri bu fikre alıştırdı Koçan. O dönem Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi dekanı, yani hem akademisyen hem de yöneticiydi ama önde her zaman sanatçı kimliğini taşıdı. Bu müze rüyası ise onun en sevdiği masal oldu. Yaratıcı ve özerk tavrın ancak bir sanatçının bünyesinde olabileceğini düşünüyordu. Hayal kurdu ve gerçekleştirdi. Kurduğu hayal güzeldi ama 2010 da müzenin açılışı için bir grup gazeteci olarak Baksı ya gittiğimizde herkesi aynı soru kemiriyordu. Türkiye nin en çok göç veren yerlerinden biri olan bu 80 haneli köyde 30 bin metrekare alana bir uzay istasyonu gibi yayılan müze, burada nasıl hayat bulacaktı? Fikir güzeldi fakat Baksı nın burada yaşayan bir müzeye dönüşmesi nasıl mümkün olabilirdi? Akıldaki sorular yanıtlarını gerçek hayatta bulacaktı. Açılışa katılanların başında kalabalık bir sanatçı topluluğu vardı, çünkü en önce onlar bu hayalin gerçekleşmesine katkıda bulunuyorlardı. Zaten işleri bu değil miydi? Sürekli sergileme bölümleri, dönemsel sergi mekânları, konferans salonu, kütüphane, konuk evleri ve atölyeleriyle müze, aslında bir yaşam kültürü merkezi olmayı amaçlıyordu. 1 8 M E S A V E Y A Ş A M

20 Fotoğraf: Emre Ogan Geleneksel olanla çağdaş sanat, merkezle periferi, sanatçıyla doğa, köylüler ile atölyeler buluşacak, her şey ve herkes dilini, deneyimini bir diğeriyle genişletecekti. Kültürel değerleri devreye sokarak ekonomik bir kalkınma modeli oluşturma çabasındaydı Baksı ile Koçan aynı zamanda. Bir zamanlar köylünün geçim kaynağı olan çömlekçilik ve dokumacılık oradaki atölyelerde yeniden hayata geçirilecek, geleceğe taşınacak, aynı zamanda pazara açılarak maddi katkı sağlayacaktı. Önce kadınlar ve çocuklar diyecekti Hüsamettin Koçan. Vakfın yönetim kurulu sadece kadınlardan oluşacak, atölyeler önce kadınlara açılacaktı. Çocuklar ise geleceğe yatırımın en somut örnekleri olarak çeşitli olanaklarla buluşturulacak, yaratıcı yanları desteklenecekti. Baksı da hayat dört yıl boyunca bu amaçlara erişme gayesiyle hareketlenirken, müze bir dağın başından merkeze seslenmeye devam edecek, çeşitli etkinliklerle de görünür olmaya çalışacaktı. Koçan için Bayburt, beklemek demekti, bir mutlu son sahnesiydi. Şimdi bir yıl içinde oraya yerleşmeyi ve hayatını orada sürdürmeyi planlarken kendi kurduğu masalın mutlu son unu izliyor olacak muhtemelen Bugüne kadar yaptığım her işi sanatçı olarak yaptım. Bu yüzden hepsinde bir bana görelik, bana aitlik, hepsinin temelinde de paylaşım ve kolektif çalışma vardır. Bu, sanatçı kimliğine aykırı gibi görünse de, sanatçının o yaratıcı ve özerk tutumuyla sürekli yeninin peşinde koşması diye özetleyebiliriz bu durumu. Yeni ne yapılabilir, başka ne yapılabilir?, benim bütün projeler bu zemin üzerine oturdu. Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) başkanlığı dönemimde bir sanat fuarı kursak sanat pazarının böyle bir birikime gereksinimi var, önünü böyle açabiliriz diye düşünmüştük dernek Baksı, Kırgızcada şaman anlamında BAKSI, Bayraktar Köyü nün eski adı. Kırgız Türkçesi nde şaman anlamına geliyor. Halk arasında yakın zamana kadar sürdürülen bazı alışkanlıklar, köyün uzak geçmişte şaman geleneğinden beslendiğini düşündürüyor. Müze için Baksı isminin seçilmesi, şaman sözcüğünün şifacı, yardımcı, koruyucu gibi anlamlarının, müzenin misyonlarıyla örtüşmesinden kaynaklanıyor. olarak. Yine o dönemde çok sanat yayını yoktu, sanat ortamının gereksinim duyduğu teorik altyapının oluşması için oturumlar, sempozyumlar, yayınlar ürettik. Sanatçı örgütlenmesi güçlensin, sanatçılar da bir STK aracılığıyla baskı oluşturabilsinler diye derneğin üye alt tabanını genişletmeye çalıştık. Fakülte dekanlığına başladığımda ise okulda kendi içine kapalı disiplinler kendi kaderleri içinde labirent yapı oluşturmuştu. O statik yapıyı harekete geçirmek, okulu sınırları dışına taşımak için çalışmalar yaptık. Her bölüm için bir galeri oluşturarak fakülteyi açık bir sergi alanı, güncel sanat müzesi gibi kurguladık. Profesyonellerin yanı sıra öğrencilerin yapıtlarını da bu alanlarda sergileyerek gençler için bir sanat ortamı refleksi oluşturduk, özgüven kazanmalarını sağladık. Yine fakülte olarak sanat tır etkinlikleriyle Diyarbakır, Van, Siirt pek çok kenti dolaştık, çünkü merkez dışındaki insanlara da ulaşmak gerekiyordu. Merkezin dışına gitme çabam hep oldu, sergilerimin bir kısmını da bu yüzden Alanya, Çankırı gibi farklı yerlerde düzenledim. Bütün bunları yaparken Evet bir sistem var ama bizim de bir gelecek tasarımımızın olması lazım diye düşünerek yola çıktım. Ve aslında temelde yaptığım şey şuydu; Tuvalin karşısına geçtiğimde ne yapıyorsam onu yapmak. Bütün bu yaptıklarımın arkasında bir sanatçı refleksi vardı. M E S A V E Y A Ş A M 1 9

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül

a 3 -<» rt3 ft3 Ö o\3 CO o\3 Ö o\3 CO v-< 0x3 Ö V-i -i» 3 Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın 0x3 Ö 0x3 Kitap / Kayıp Gül ft o\ I V-i :p --( a * > Gezi / İlgaz Anadolu'nun Sen Yüce Bir Dağısın Kitap / Kayıp Gül Röportaj / Dr. Süleyman Ozüpekçe El Sanatları / Geleneksel Sanatlarımız/

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BÜLTENİMİZDE NELER VAR? ETKİNLİKLERİMİZ SİNEMA GÜNÜMÜZ TİYATRO ETKİNLİĞİMİZ OKUMA-YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARIMIZ BRANŞ DERSLERİMİZ AİLE KATILIMI ETKİNLİKLERİMİZ ARALIK AYI

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MART AYI 3. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MART AYI 3. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MART AYI 3. HAFTASINDA NELER YAPTIK? SERBEST ZAMAN Çocuklara sporun önemi anlattık ve her sabah spor yaptık. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmenenimizin rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

Minti Monti. Tilki Tilki Baksana. Bana bak! Hayır, bana bak! Yavru Tilki Neyin Peşindesin? Okula Hazırlık İçin 5 Öneri TİLKİ OKULU

Minti Monti. Tilki Tilki Baksana. Bana bak! Hayır, bana bak! Yavru Tilki Neyin Peşindesin? Okula Hazırlık İçin 5 Öneri TİLKİ OKULU Minti Monti Çocuklar için eğlenceli poster dergi Ücretsizdir Sonbahar 2012 Sayı:7 ISNN: 2146-281X Tilki Tilki Baksana Bana bak! Hayır, bana bak! Yavru Tilki Neyin Peşindesin? Okula Hazırlık İçin 5 Öneri

Detaylı

Motelimiz, 7 iki kişilik oda, 2 üç kişilik oda ve 3 bungalowdan oluşuyor. Bungalowlarda 2 yatak odası ve 4 yatak var.çocuklu Aileler için çok ideal

Motelimiz, 7 iki kişilik oda, 2 üç kişilik oda ve 3 bungalowdan oluşuyor. Bungalowlarda 2 yatak odası ve 4 yatak var.çocuklu Aileler için çok ideal Adres : Çıralı - Olimpos - Kemer - Antalya - Türkiye Tel : 0090 242 825 73 27-825 73 28 Fax : 0090 242 825 71 28 Web : www.orangemotel.net E-mail : info@orangemotel.net Motelimiz, 7 iki kişilik oda, 2

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

AFRİKA DAKİ AKDENİZLİ TUNUS Türk Hava Yolları ile - 3 Gece 4 Gün

AFRİKA DAKİ AKDENİZLİ TUNUS Türk Hava Yolları ile - 3 Gece 4 Gün AFRİKA DAKİ AKDENİZLİ TUNUS Türk Hava Yolları ile - 3 Gece 4 Gün 04 07 Ekim 2014 Kurban Bayramı Turu Neden Gitmeli? Hem Afrika hem de Akdeniz in havasını teneffüs edebileceğiniz, kendine has kültürü ile

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

Iron Butt Reports - 09 July 2011

Iron Butt Reports - 09 July 2011 İstanbul (Kağıthane) Bolu Çankırı Yozgat Sivas Erzincan Bayburt Artvin Rize Trabzon 1.767 Km Henüz yola çıkmadan önce Kağıthane deki evin önünde sanırım saat 02:20 civarı. Yola çıkmanın heyecanı ile yanlızca

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Stillistanbul. Sabiha gökçen Hava Limanı. Neomarin AVM. Pendik Marina. Divan Otel. Modern istanbul un Kalbindeyiz

Stillistanbul. Sabiha gökçen Hava Limanı. Neomarin AVM. Pendik Marina. Divan Otel. Modern istanbul un Kalbindeyiz Stillistanbul Sabiha gökçen Hava Limanı Neomarin AVM Pendik Marina Divan Otel Modern istanbul un Kalbindeyiz Okan üniversitesi Via Port Alışveriş Merkezi istanbul Park F1 Pisti Koç Lisesi Teknopark Sabancı

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI 3 YAŞ EKİM AYI TEMASI Mevsimlerden sonbaharı öğreniyoruz. Çiftlikte yaşayan hayvanları öğreniyoruz. Sebze ve meyvelerin bize faydalarını öğreniyoruz. Cumhuriyet nedir? Öğreniyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK HEYECANLI KİTAPLAR Serüven Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri Kapak

Detaylı

Nepal Gezisi (Holi Festivali'nde Nepal'e gidiyoruz!)

Nepal Gezisi (Holi Festivali'nde Nepal'e gidiyoruz!) Tur Başlık: Nepal Gezisi (Holi Festivali'nde Nepal'e gidiyoruz!) Tur İçeriği: Günümüz insanı neden sürekli bir gezme isteği ile yanıp tutuşur? The Patika olarak bu soruya verilebilecek tek bir doğru cevap

Detaylı

YUNUS EMRE ÇİFTLİĞİ e-gazete 1

YUNUS EMRE ÇİFTLİĞİ e-gazete 1 YUNUS EMRE ÇİFTLİĞİ e-gazete 1 Yolda hiç bir hata yok. sık denir KONULAR Hata Eğitim gibi mi? Yunus Emre çiftliğindeki son hatalar eğitimler --- Haberler Yoga Permakültür Design kursu Özel Su Permakültür

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden Lesson 22: Why Ders 22: Neden Reading (Okuma) Why are you tired? (Neden yorgunsun?) Why is your boss angry? (Patronun neden sinirli?) Why was he late? (Neden geç kaldı?) Why did she go there? (Neden oraya

Detaylı

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları...

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... Hatta Tarsuslular. Dünyanın öbür ucundan gelen Japonlar,Koreliler,Almanlar

Detaylı

Arılar. (Tekerlemeler)

Arılar. (Tekerlemeler) (Tekerlemeler) TEK TEK TEKERLEME Tek tek tekerleme Üstü kaymak şekerleme Dereye düşme çok soğuk Söyle bana çarçabuk ÇARŞIYA GİTME Leblebi alma Kıtır kıtır yeme bir iki üç dört beş altı yedi sana bunu kim

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

25. İngilizce Geniş Zaman Konu Anlatımı (Simple Present) (www.konuanlatımı.com)

25. İngilizce Geniş Zaman Konu Anlatımı (Simple Present) (www.konuanlatımı.com) 25. İngilizce Geniş Zaman Konu Anlatımı (Simple Present) (www.konuanlatımı.com) Merhaba. Bugünkü konumuz simple present tense; yani namı değer geniş zaman. İngilizcedeki zamanların içinde en çok kuralları

Detaylı

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin ... öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil Nazım Hikmet ZEYTİNL K EVLERİ

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Lesson 33: Interrogative forms of be going to, be + verb~ing for expressing near future

Lesson 33: Interrogative forms of be going to, be + verb~ing for expressing near future Lesson 33: Interrogative forms of be going to, be + verb~ing for expressing near future Ders 33: Yakın gelecekten bahsederken be going to, be + verb~ing kalıplarının soru zamiri formları Reading (Okuma)

Detaylı

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN Sosyal Ajan Marka Uzmanı GİZEM Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ Kokusunda Davet var ÖZKAN Y eni yepyeni bir dergiyle karşınızdayız. Sosyal medyada tanımanız gereken, takip etmeniz gereken kişileri mercek altına

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

İstanbul Aydınlı da konumu, manzarası ve benzersiz peyzajı ile lokum gibi bir proje hayata geçiriliyor.

İstanbul Aydınlı da konumu, manzarası ve benzersiz peyzajı ile lokum gibi bir proje hayata geçiriliyor. İstanbul Aydınlı da konumu, manzarası ve benzersiz peyzajı ile lokum gibi bir proje hayata geçiriliyor. Üstelik isteyene bahçeli evler veya balkonlu daireler, isteyene rezidans konforu barındıran kompakt

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Tatil ve Yöre Rehberi

Tatil ve Yöre Rehberi Tatil ve Yöre Rehberi Kalkan, Antalya ya bağlı olan çok şirin bir sahil kasabasıdır ancak bu ilin merkezinden 200 km. kadar uzaktadır. Özellikle İngiliz turistlerin ilgi gösterdiği Kalkan son yıllarda

Detaylı

Kelaynakların Hazin Öyküsü

Kelaynakların Hazin Öyküsü Kelaynakların Hazin Öyküsü Hazin bir öykü anlatacağım bu kez sizlere... Bir varmış bir yokmuş... Uçsuz bucaksız bir ova varmış. Fırat ın sularıyla bereket bulmaya çalışan bu topraklar, fakir köylünün tek

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

BuranoVenedik denince akla ilk

BuranoVenedik denince akla ilk Rengarenk Bir Ada BuranoVenedik denince akla ilk gelen aslında kanallar, gondollar ve maske festivali oluyor. Pek bilinmese de Venedik kendi içinde eşsiz bir görselliğe sahip Burano Adası nı da kapsıyor.

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz.

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Festivalin Amacı Gaziantep, yeryüzünde, derin tarihi, çok sesli, çok renkli

Detaylı

KONYAALTI NDA 5 YILDIZLI BİR YAŞAM KONYAALTI NDA 5 YILDIZLI BİR YAŞAM

KONYAALTI NDA 5 YILDIZLI BİR YAŞAM KONYAALTI NDA 5 YILDIZLI BİR YAŞAM Yeryüzü Cenneti ANTALYA Binlerce yıllık tarihiyle nice hikayelere konu olmuş, dillere destan güzelliğiyle yüzlerce uygarlığa ev sahipliği yapmış bir şehirdir Antalya. Toros dağlarının ihtişamı altında

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı 30 Kasım 2008 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu nun organize ettiği Beypazarı Köyleri fotoğraf

Detaylı

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ OKULA UYUM OKULUM, BEN VE ARKADAŞLARIM Okulunu tanıma Okulunun ismini söyleme Öğretmen ve arkadaşlarını tanıma Okulda çalışanları gözlemleme

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

Kerem Efe Ö.: Aydınlık olduğunda çiçekler büyür, karanlık olduğunda da çiçekler büyüyemez. Hep karanlık olursa da hiç çiçek açmaz.

Kerem Efe Ö.: Aydınlık olduğunda çiçekler büyür, karanlık olduğunda da çiçekler büyüyemez. Hep karanlık olursa da hiç çiçek açmaz. Işık Ve Karanlığın Yapısı Canlı Yaşamını Etkiler Neler Biliyoruz? İpek A.: Çiçeklere su ve güneş ışığı gerekiyor. Deniz Can K: Güneş toprağa ışık verir, topraktan ot çıkar, otları da canlılar yer. Mustafa

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

+90 444 1 352 V İ L L A L A R V E S U İ T L E R

+90 444 1 352 V İ L L A L A R V E S U İ T L E R www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 V İ L L A L A R V E S U İ T L E R /elaresort Zarafet ve kaliteyle zenginleşen kusursuz bir dünya... Mükemmellik üzerine kurulu yeni bir kavramla

Detaylı

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort +90 444 1 352 www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort /elaresort Zarafet ve kaliteyle zenginleşen kusursuz bir dünya... L U X U R I S M Luxurism, sadece bir kelime değil; mükemmelliğin heyecan

Detaylı

Yayla Turizmi, doğayla iç içe yaşamayı sevenler veya macera tutkunlarının genellikle günübirlik kullanım veya kısa süreli konaklama amacıyla yüksek

Yayla Turizmi, doğayla iç içe yaşamayı sevenler veya macera tutkunlarının genellikle günübirlik kullanım veya kısa süreli konaklama amacıyla yüksek Yayla Turizmi, doğayla iç içe yaşamayı sevenler veya macera tutkunlarının genellikle günübirlik kullanım veya kısa süreli konaklama amacıyla yüksek rakımlı yerlerde yaptıkları turizm faaliyetidir. YAYLA

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

TRA1 FLORA. Erzurum Erzincan Bayburt FAUNA

TRA1 FLORA. Erzurum Erzincan Bayburt FAUNA TRA1 FLORA Erzurum Erzincan Bayburt FAUNA Avrupa dan Asya ya geçiş, saatten saate belli oluyor. Yiten ormanların yerini sık ve bitek çayırlar alıyor. Tepeler yassılaşıyor. Bizim ormanlarımızda bulunmayan

Detaylı

2013-2014 DÖNEMİ ETKİNLİKLERİ

2013-2014 DÖNEMİ ETKİNLİKLERİ 2013-2014 DÖNEMİ ETKİNLİKLERİ Farkındalık Kampı 3 Mayıs 2014 Kuşadası Arora Otel de ikincisini organize ettiğimiz bu etkinliğimizde her şeyin bir arada olduğu bir etkinlikti. Alanında uzman bir eğitmen

Detaylı

DOĞU KARADENİZ & YAYLALAR & BATUM

DOĞU KARADENİZ & YAYLALAR & BATUM ( 27 AĞUSTOS 1 EYLÜL ) DOĞU KARADENİZ & YAYLALAR & BATUM DOĞU KARADENİZ GEZİLERİNDE Yurdumuzun eşsiz mozaiğinden değişik bir bölümü izleyeceksiniz. Bu bölgede size ilginç gelecek bir kültüre, apayrı insan

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, İnsan yetiştirmek başka hiç bir canlıyı yetiştirmeye benzemez.

Detaylı

TUVAL GARDEN, bir TPD GRUP Projesidir.

TUVAL GARDEN, bir TPD GRUP Projesidir. TUVAL GARDEN, bir TPD GRUP Projesidir. TPD GRUP Köklerine bağlı, geleneksel değerlerini çağımız gerekleriyle harmanlamış, her geçen gün daha da profesyonelleşen, yaptığı işi en iyi şekilde bitirmeye çabalayan,

Detaylı

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 14 Şubat 2010 Pazar günü, Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) organizasyonluğunda 26 kişilik bir grupla günübirliğine Ilgaz a gidiyoruz.

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz.

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. MEVSİM İLKBAHAR İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde meydana gelen değişiklikleri öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde hayvanların yaşayışlarında meydana gelen değişiklikleri

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Mavi bayraklı plajları, pırıl pırıl denizi, yemyeşil doğası ile Ege'nin cennet köşesi Özdere Orta mahalle... zmir'in Menderes ilçesine bağlı şirin bir turizm beldesi olan Özdere orta mahalle batısında

Detaylı

BAKA BULUŞMALARI -I-

BAKA BULUŞMALARI -I- BAKA BULUŞMALARI -I- Onur Konuğu Isparta Belediye Başkanı Y. Mimar Yusuf Ziya GÜNAYDIN Tarih 01 Ekim 2010 Cuma Saat 10:00 Katılımcılar Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri ve Uzmanları Batı Akdeniz

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

Erçal Fındık Otomotiv San. Tic. A.Ş.

Erçal Fındık Otomotiv San. Tic. A.Ş. Erçal Fındık Otomotiv San. Tic. A.Ş. denizi, sahili ve kumsalı ile Samsun'un yeni yaşam merkezi Atakum'da 4-5 Yeni bir yaşama hazır olun... 6-7 Bir Yanım Derya Deniz Karadeniz in kalbinde, şehrin dokusuyla

Detaylı

ÖZEL ASÇAY ANAOKULU PAMUK ŞEKERLER SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ. Hazırlayan: MELTEM DÖKÜLMEZ

ÖZEL ASÇAY ANAOKULU PAMUK ŞEKERLER SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ. Hazırlayan: MELTEM DÖKÜLMEZ ÖZEL ASÇAY ANAOKULU PAMUK ŞEKERLER SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ Hazırlayan: MELTEM DÖKÜLMEZ BU HAFTA NELER ÖĞRENDİK *Yerli malını kutladık. *Tutum ve yatırımın kelime anlamlarını öğrendik. *Tutumlu olmayı,

Detaylı

Nazlı Yürekler için!lk Adımım

Nazlı Yürekler için!lk Adımım Bu akşam Boğaziçi Üniversitesinden ilk projesine katılan Merve yazmış, Nazlı Yüreklere İlk Adim... Gönüllüler nasıl anlatılır... Gönüllülerin çocuklara sevgisi... Ve onların çocuklara ulaşma gayretleri...

Detaylı

AHMET ALİ YAĞCI VETERİNER HEKİM

AHMET ALİ YAĞCI VETERİNER HEKİM AHMET ALİ YAĞCI VETERİNER HEKİM ARILI KOVANLARININ KONULDUĞU VE ARICININ ÇALIŞTIĞI YERE ARILIK DENİR GEZGİNCİ? SABİT? Arıcılık büyük ölçüde doğa koşullarına bağlıdır! DOĞA KOŞULLARI? İKLİM BİTKİ ÖRTÜSÜ

Detaylı

Minti Monti. Kutup ayısını tanımak ister misin?

Minti Monti. Kutup ayısını tanımak ister misin? Minti Monti Çocuklar için eğlenceli poster dergi Ücretsizdir Kış 2011 Sayı:4 ISSN: 2146-281X Kutup ayısını tanımak ister misin? Kutup Ayısı, Buz Ülkesinin Kralı Minti Monti Kuzey Kutbu'nda Sevdiklerine

Detaylı

Uludağ Trans (12-13 Haziran 2010)

Uludağ Trans (12-13 Haziran 2010) Uludağ Trans (12-13 Haziran 2010) Yazı: Hüseyin Sarı (S. Sonal ve N. Beytekin in katkılarıyla) Fotoğraflar: Hüseyin Sarı (www.huseyinsari.net.tr) Bir toplantı için gittiğim Balıkesir dönüşümde Bursalı

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

3 YAŞ BİRİMİ EKİM BÜLTENİ

3 YAŞ BİRİMİ EKİM BÜLTENİ 3 YAŞ BİRİMİ EKİM BÜLTENİ 3 YAŞ BİRİMİ EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMU SEVERİM Biz anasınıfı çocuklarıyız, Hem çalışırız,hem oynarız. Çok severiz biz okulu, Yaşasın yaşasın anaokulu. BAY MİKROP Bay mikrop

Detaylı

1. A lot of; lots of; plenty of

1. A lot of; lots of; plenty of a lot of lots of a great deal of plenty of çok, bir çok many much çok, bir çok a little little az, biraz a few few az, birkaç 1. A lot of; lots of; plenty of a lot of ( en yaygın olanıdır ), lots of, plenty

Detaylı

ikonu bir yeşilçam (ev dekorasyon)

ikonu bir yeşilçam (ev dekorasyon) (ev dekorasyon) bir yeşilçam ikonu Türk insanının hayatına girdiği 60 lı yıllardan bu yana zarafeti ve paylaşmaktan çekinmediği bilgi birikimiyle rol modeli olmuş Filiz Akın ın İstanbul a bir tepeden bakan

Detaylı

Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari

Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari Eber Gölü (Bolvadin-Afyonkarahisar) (10-11 Mayıs 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı, http://eng.ankara.edu.tr/~hsari 10-11 Mayıs 2008 tarihleri arasında Fotoğraf Sanatı Kurumu organizasyonunda

Detaylı

1) SÜMELA MANASTIRI 2) AYASOFYA MÜZESĠ

1) SÜMELA MANASTIRI 2) AYASOFYA MÜZESĠ 1) SÜMELA MANASTIRI Trabzon un Maçka ilçesinde yer alan, tarihiyle ve mimarisiyle dikkatleri üzerine çeken Sümela Manastırı, geniş bir alana yapılmıştır. Kesin olarak yapım tarihi bilinmese de M.S. 365-395

Detaylı

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK Resimleyen: Vaghar Aghaei cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri İç ve Kapak Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Güldal

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

yaşam boyu bağlanırsanız.

yaşam boyu bağlanırsanız. Size nasıl tarif etsem ki... İlk görüşte âşık olmak gibi bir duygu. " İşte bu benim aradığım kadın," dersiniz ya, işte öyle bir şey. Önce teknenize âşık olacaksınız sonra satın alacaksınız. Eğer sevmeden,

Detaylı

HALFETİ Yİ GEZDİĞİNİZDE SAŞIRACAKSINIZ! Şaşırarak gezdim Halfeti yi. Abdullah Öcalan ın doğduğu yer olan Halfeti ye, Acaba güvenli mi?

HALFETİ Yİ GEZDİĞİNİZDE SAŞIRACAKSINIZ! Şaşırarak gezdim Halfeti yi. Abdullah Öcalan ın doğduğu yer olan Halfeti ye, Acaba güvenli mi? HALFETİ Yİ GEZDİĞİNİZDE SAŞIRACAKSINIZ! Şaşırarak gezdim Halfeti yi. Abdullah Öcalan ın doğduğu yer olan Halfeti ye, Acaba güvenli mi? sorusunu sorarak gitmiştim halbuki. Fırat Fotoğrafçılar buluşması

Detaylı

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 03.11.2014 PAZARTESİ Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. Müzik eşliğinde öğretmenin yönergelerine uygun ısınma hareketleri yapıldı.

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Lesson 19: What. Ders 19: Ne

Lesson 19: What. Ders 19: Ne Lesson 19: What Ders 19: Ne Reading (Okuma) What is it? (O nedir?) What is your name? (İsmin nedir?) What is the answer? (Cevap nedir?) What was that? (O neydi?) What do you want? (Ne istersin?) What did

Detaylı

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER ARALIK 2014 Sevgili Veliler; Bizler Aralık ayını da dolu dolu yaşadık. Önemli gün ve haftaları büyük bir coşku, sevinçle yaşadık. Sınıf içi etkinliklerimize tüm çocuklarımız keyifle katıldılar. Etkinliklerimizle

Detaylı