RETROSPEKTİF Hayatım ın Sevinç i

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "RETROSPEKTİF Hayatım ın Sevinç i"

Transkript

1 Sn. SEVİNÇ ALANTAR Anısına... PARİS EKOLÜNÜN SON TEMSİLCİLERİNDEN RETROSPEKTİF Hayatım ın Sevinç i

2 Bu sergi, 29 Ocak - 02 Mart 2013 tarihleri arasında ArtPoint Gallery de gerçekleşecektir. Ahmet Fetgari (Kalıpçı) Sokak Tamar Apt. No: 12/3 Teşvikiye / İSTANBUL Tel: Hayatım ın Sevinç i Paris Ekolünün Son Temsilcilerinden ERDAL ALANTAR ın RETROSPEKTİF Sergisinde emeği geçen tüm dostlarıma ve, Sn N. YAPRAK SOYSALAN ve Oğullarıma Sn. HÜSNÜ MALKOÇ a Sn. T. OĞUZ ALPÖZEN ne Sn. CENT ALANTAR ve ALP ALANTAR a Sn. YASEMİN & MURAT YÜKSEK e Sn. SABIT ARAÇ a Sn. MELİKE CERİ ye Sn. Av. ŞEREF DEDE ye Sn. Av. ÜNSAL PİROĞLU na Fotoğraflar Sn. NECDET KAYGIN a Metin Sn. PROF. KAYA ÖZSEZGIN e Sn. ABDÜLKADİR GÜNYAZ a Sn. MEHMET ÜSTÜNIPEK e Sn. HALİLHAN DOSTAL a Sn. ÜMİT GEZGİN e Sn. GÜLSELI İNAL a Sn. NILGÜN REFİĞ PALA ya Danışman / Restorasyon Sn. AGOP EGOYAN a 2 Grafik & Tasarım KARTAL ÖZOĞLU na sonsuz teşekkürler.v Baskı: Bilnet Matbaacılık Biltur Basım Yayın ve Hizmet A.Ş. Yukarı Dudullu Organize Sanayi Bölgesi 1. Cadde No:16 Ümraniye / İSTANBUL Tel: Foto: Eredya

3 ALANTAR 1950 LERDEN GÜNÜMÜZE ERDAL ALANTAR İstanbul daki sanat eğitimini tamamladığı 1950 li yıllarda, bir daha dönmemek üzere Fransa ya giden ve yaşamını o tarihlerden bu yana orada (İvry) sürdürmekte olan Erdal Alantar, Türkiye deki ilk kapsamlı sergisini, nice yılların ardından 2002 de açmıştı. Önceki dönemlerini de hesaba katarak, soyut sanatın bu öncü isminin yurt dışındaki yoğun etkinliğine karşın, ülkesi için kayıp sanatçılar listesinde bulunduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. İlk bakışta aykırı görünebilir; bugün galeriler ortamında Alantar ın sanatını bilmek bir yana, bu isimde bir sanatçının varlığından habersiz olanlar bile vardır sanırım. İşte şimdi Art Point sanat galerisi, üstesinden gelmenin hiç de kolay bir iş olmadığı çok ciddi bir girişimde bulunuyor, Alantar la yakın bağ kurarak, onun en eskileri Akademi deki öğrencilik yıllarını kapsayan geniş bir sergisini (retrospektif) düzenliyor. Türkiye deki son sergisinin üzerinden on yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra, bugüne kadar karanlıkta kalmış yapıtlarını bir araya getiren bu kapsamlı sergi, Erdal Alantar gerçeğine ışık tutması bakımından bir eşiğin aşılması anlamına geldiği gibi, Türkiye deki soyutçu sanat serüveninin önemli bir temsilcisini de kapsamlı biçimde ilk kez gün ışığına çıkarmış bulunuyor. Benim Alantar la 1990 lı yıllarda daha çok da haberleşme düzeyinde kısa süreli bir dostluk ilişkim olmuştu. Gene o yıllarda Ankara da bir galerinin (Mi-Ge) çağrılısı olarak eşi Sevinç Hanım la birlikte Ankara ya gelmiş, galerinin sahibesi Mine Hanım ın evinde düzenlediği akşam yemeğinde bir araya gelme olanağı bulmuştuk. Birkaç kez gitmeme karşın Paris te görüşme olanağı bulamadığım bu renkli sima ile böyle bir dâvette birlikte olmanın coşkulu ortamını unutmam mümkün değil. Daha önce Sevinç Hanım ın desteğiyle çizimlerini de ekleyerek bana gönderdiği kısa mektuplarında bulduğum dost canlısı bu büyük sanatçının espri dolu dünyası, kahkahalı ve neşeli konuşmalarıyla tamı tamına örtüşmekteydi. Sesi her tarafı çınlatıyor, çevresinde bir hayranlar kitlesini toplamayı başarıyordu. Gene o dönemde rulo yaparak bana gönderdiği bir pastel deseni, bugün Ankara daki evimin duvarını süslemektedir. Art Point in sahibi Onur Soysalan ın toparlayıp bir araya getirdiği yapıtların, bunca eski tarihli örneklerinin yanı sıra, en yeni çalışmalarını içeriyor olması, belki ilerde bir yenisini yapmanın mümkün olmayacağı tanıtım olanağı sağlıyor.. Güzel Sanatlar Akademisi nde Cemal Tollu ve Halil Dikmen atölyelerinde çalıştığı yıllara ait soyutçuluk öncesi resimlerin çoğu, o dönemin ressamlarında genellikle tanık olduğumuz gibi, önlü-arkalı resimler halinde çalışılmış. Resim malzemesi temininde güçlükler yaşandığının göstergesi olan bu tür çalışmalar, genellikle hocası Cemal Tollu nun tekniğini yansıtıyor, bunun yanı sıra Alantar ı daha sonra soyutçuluğa yönlendirecek olan araştırıcı bilinç düzeyindeki bilinen işlerine de ışık tutuyor. Söz konusu resimler arasında, bu tür örneklerin belki de son versiyonlarından biri olması kuvvetle muhtemel 1957 tarihini taşıyan bir çalışmasının arkasında ilk soyut notunun yanı sıra, Amerikan Haberler merkezinde teşhir ettim açıklaması yer alıyor. Buna yakın tarihlerin izlerini taşıyan öteki resimler arasında, dönemi için erken sayılabilecek kolaj çalışmaları da yer yer ağır basmakta. Bunların yanında az sayıda da olsa Alantar meraklıları için ilginç sayılabilecek ahşap ya da farklı malzemelerin bir arada kullanıldığı heykel etütleri var. Böyle bir açılım, Alantar ın erken dönem işlerinde çalışmalarına sınır getirmeyen bir görüş açısından yola çıkmış olduğunu kanıtlamaktadır. Bu geniş serginin yapıtları, Alantar ın yaz aylarında tatilini geçirmek üzere geldiği Yalıkavak taki yazlığında biriktirdiği çalışmalardan oluşuyor. Bunca yapıtın, hiçbir hasara uğramadan bugünlere kalmasında, sanatçının özenli Kaya Özsezgin korumasının büyük payı var kuşkusuz. Ancak Erdal Alantar adı çevresinde onun sanatçı kimliğini açıklıkla dışa vurabilecek örnekler, daha çok son otuz yılını kapsayan soyutçu eğilimini belgeleyen işlerdir. Fırçanın seri ve atak kıvrımlarıyla rengin etkileyici gücünü vurgulayan bu resimler, sanatçının kişisel görüş ve deneyimleri doğrultusunda ürettiği çalışmaları kapsamaktadır. O, bu yöndeki çalışmalarında kendisine esin kaynağı oluşturacak deneyimlerin payına işaret ederken, suya düşen bir taş parçasının su yüzeyinde oluşturduğu iç içe geçen dairesel formlardan yola çıktığını belirtmişti bir yerde. Romantik ya da şiirsel bir ifadenin ürünü olduğuna değindiği bu soyut-gestuel tavrın, kendisini de üyeleri arasında saydığı Asyalı ressamların güneş altındaki çalışmalarından kaynaklandığını söylüyordu. Yaz tatilleri için geldiği Bodrum Yalıkavak ta bir keresinde mürekkep balıklarının koyu kahverengi suyuyla yaptığı afişleri Bodrum kedilerinin yaladığını görünce, soyut resmi kedilerin bile sevdiğine, dolayısıyla insanların bu tarz karşısında yabancılık duygusuna kapılmaması gerektiğine inanmış büyük bir içtenlikle. Gerçekten de Alantar ın işlek fırça devinimleri üzerine kurulu yalın ve akışkan resimlerinde doğa gerçekliğinin kaynaklık yaptığı doğal ve resimsel bir uyum yasasının egemen olduğu kuşku götürmez. Ancak bu doğal uyum yasasıyla oluşturduğu ara kesit, daha 1970 lerin başında kendi oluşum çizgisi üzerinden estetik değerleriyle bağımlı olarak Alantar ın dünya görüşüyle bütünleşen bir yönde biçimleşmiş ve günümüze doğru evrilerek kendi yörüngesini bulmuştur. Örneğin bir ırmağın akışında gözlemlenebilecek arı-duru uyumsal yapı, onun giderek az renge indirgenen kompozisyonlarında seçkin yapısal bir özelliğe dönüşerek yolunu saptamakta gecikmez lerde özellikle Amerikan sanatında gözlemlenen soyut illüzyonizmle, biraz daha az ölçüde de olsa soyut dışavurumculukla ya da aksiyon resmiyle bağlantısı üzerinde durulacak olsa bile, Alantar ın resimlerine gerçek kimliğini kazandıran ana damarın, uzun bir çalışma ve araştırma döneminin arkasından gelen özyapılı bir fırça ve renk estetiğine dayalı olduğunu belirtmek gerekecektir. Erdal Alantar, Akademi yıllarında denediği çalışma sürecinde edinmiş olduğu teknik deneyimlerin ışığında birtakım bulgular elde etmemiş değildi; ancak bu bulgular, kendi kimliksel araştırmaları devreye girdiğinde geriye doğru itilmiş, onun yerini pür bir sanat duygusunun etkenlik gücünü öne çıkaran saf ve yalın bir gerçekçilik almıştır. Geçirdiği oluşum süreci göz önüne alındığında, soyut sanatın dayandığı kaynakların karmaşıklığı, ister istemez bu genel isim altında sınıflandırılan anlayışın ayıklayıcı özelliklerini temel ölçüt olarak benimsemeye götürecektir bizi. Bu açıdan Alantar, bizim sanatımızda 1950 li yıllara doğru erken örneklerine tanık olduğumuz soyutçu eğilimlerle bağlantı içinde görünmez. Zaten 1950 li yılların sonuna doğru ülke dışına yelken açtığı düşünülürse, 1960 lı yıllarda ve onu izleyen dönemde yapabileceklerinin hesabını kurmuştu kafasında. Dolayısıyla sanatının omurgasını oluşturacak temel değerler, yapmak istediklerinin de dökümüdür aslında. Nitekim 2002 de İstanbul da açtığı sergisi nedeniyle yayımlanan katalogdaki yazının başlığı da ( Erdal Alantar deyişiyle ) her şey gibi, sanatı üzerine söyleyeceklerinin kendince olması gerektiğinin açık bir göstergesiydi. Resmi de onun deyişi ne göredir ve öylece biçimlenmiştir. Gene kendi ifadesiyle, soyutu soyut olarak görmeyenlerle işi olmamıştır hiçbir zaman Alantar ın. Soyut resimde, doğa izleri arayanlara her soyutçu ressam gibi itirazının dayandığı ana gerekçe, sanat yapıtını sanat yapıtı olarak algılama yetisine sahip olmayanların yanılgısından başka nedir ki.. Yaşamı boyunca sipariş üzerine resim yapmaktan kaçınmış olması da bundan dolayı değil midir? 3

4 Alantar, bu kapsamlı sergisinin açılışını doğum yıldönümüne (29 Ocak) denk getirirken, sağlık sorunları nedeniyle açılıştan iki ay kadar önce İstanbul Florance Nightengale hastanesine yatarak tedavi görmeye başlamıştı. Hastanenin 510 numaralı odasında onu ziyarete gittiğimde, yıllar önce Ankara da gördüğüm Alantar ın bu kez yıpranmış görüntüsüyle karşılaşacağımı sanıyordum. Yanılmışım. Diz kapaklarındaki aşınma nedeniyle bir koltuğa çakılı oturuyordu ama neşesinden hiçbir şey kaybetmiş değildi. Rodin i andıran yüz hatları ve kunt yapısıyla öylece duruyordu karşımda. Uzun sohbetimiz boyunca gene kahkahalarla bölünen o gür sesiyle veciz fıkralar anlatıyordu ara vermeden. Bakım için odaya giren doktor ve hemşirelere takılıyor, onların yakın ilgisini körüklemekten büyük bir haz duyuyordu. Eşi Sevinç Hanım ı geçen yıl kaybetmişti. Gerçi hastanede kendisine yardımcı olan genç arkadaşı Murat, Alantar ı yalnız bırakmıyordu ama eşinin yokluğunun, ondaki eksilmeyen coşkuya karşın, kendisi dile getirmese bile, büyük bir eksiklik yarattığı belli oluyordu. Sanırım Alantar ı ayakta tutan güç, resimlerine de yansımış olan insan sevgisi ve derin hümanist duygudan başka bir şey olamazdı. Art Point te düzenlenen bu sergisi, öncelikle onu yakından tanımakta geç kalan kendi ülkesinin insanlarına galeri aracılığıyla ulaştırılan diri ve ayrıntılı bir mesajdır aslında. Böylece Erdal Alantar, bir sanatçının geride kalan birikimi yönünden her nasılsa elde kalmış olan yapıtlarının, ayrı ayrı, bir bütünün ihmal edilmemesi gereken parçaları olduğunun ve bu parçaların, Alantar çapında bir sanatçının yaşam gerçekliğine ışık tuttuğunun da altını çizmiş oluyor. ERDAL ALANTAR PORTRESİ... Nilgün Refiğ Pala / Büyükada, Ekim Sanat eleştirmeni değil gazeteciyim. Resim sanatıyla aktif olarak ilgim, portre çizmekle sınırlı. Üstat Erdal Alantar, yüzünün derin çizgileri, keskin bakışları, gür kaşları, bembeyaz saçı ve sakalı, güçlü profili ile bir portre çizerinde hemen kara kalemine sarılma isteği uyandırabilir. Bir portre yazarı içinse, bu heybetli görüntünün arkasında, keşfedilmeyi bekleyen bir hazine saklıdır. Erdal Alantar ın fırçası ile tuvaline yansıttığı renkli iç dünyasının kapıları, benim için ilk kez 2005 yazında Büyükada da aralandı. O tarihten, bu satırları yazdığım 2012 sonbaharına kadar hiç kopmadık. Alantar ın soyut kompozisyonlarına damgasını vuran kıvrak renk kuşakları kadar çarpıcı ve sıra dışı kişiliğini yakından tanıma fırsatı buldum ve anladım ki, o ressamlığından da öte müthiş bir hikaye anlatıcısıdır. Ceplerinde tam zamanında ortaya çıkarılmaya hazır harika hikayeler gizlidir. Onları öyle tatlı abartır, öyle renkli anlatır ki, gözlerinizi kendisinden alamazsınız. Zaten anlatış biçimi ve sesiyle, bir orkestra şefi gibi hakim olur çevresindekilere, kimsenin dikkatini dağıtmasına izin vermez. Bu kadar anekdotu nasıl olup da biriktirdiğine ve nasıl bu kadar teatral bir şekilde dillendirdiğine şaşar kalırsınız. Hele çok sevdiği kırmızı şarabı elindeyse, hikayeler açılıp saçılabilir, bir sonraki aşamada araya küfürler bile sızabilir. Ancak erkek erkeğe muhabbet de Alantar a göre değildir. Sofrasında bulunan kadınlara Fransız usulü esprilerle takılmak flörtöz Alantar ı mutlu eder. Yeni tanıdığı insanlara lakap yakıştırmayı sever, çünkü onların isimlerini değil, kendilerini hatırlatan özelliklerini aklında tutar. Ebruyla uğraşan hanım Ebru, abur cuburu seven Kestane, ünlü aktöre benzettiği bir tanıdığı Paul Newman, hematolog ahbabı Kan Doktoru adıyla anılacaktır bundan böyle... Anlatmayı seven pek çok insan gibi Alantar da çok konuşanlardan hazzetmez. Onun sofrasında hayatı fazla ciddiye alanlara, hastalık, ölüm gibi sıkıcı konulara saplanıp kalanlara yer yoktur. 80 yaşında olsa da, önemli sağlık problemleri kapıya dayansa da sorulduğunda demir gibiyim der. Güzel şeylerden bahsedelim sözünü düstur edinmiştir. Paris ten İstanbul u arayıp nasılsın diye hatır sormadan, elindeki bulmacanın içinden çıkamadığı bir sorusunu yöneltebilir ya da enfes bir şey öğrendim, bak dinle diyerek hemen kısa bir hikaye anlatmaya koyulabilir. Yeni hikayeler biriktirmek için okumaktan ziyade gözlem gücünden ve televizyon, sinema, belgesel gibi görsel kaynaklardan yararlanır. Kimilerine göre deli dolu kimilerine göre çılgın dır. Yalıkavak ta tablolarını denize sokup çıkararak verdiği pozlar ve şimdi Büyükada daki Adalar Müzesi nde sergilenmekte olan, balıklara soyutu öğreten kayığı Alantar portresinin unutulmaz parçalarıdır. Alantar ın yüksek enerjisi ve düş gücü, üretkenliğini besler. Sevdiği batılı müzisyenlerin senfonilerini dinleyerek büyük tuvaller karşısında geniş fırçası ile jestüel hareketlerini sergilemeyi artık bırakmış olsa da hiç boş durmaz. Bir dergiden kestiği, kendi deyimi ile enfes martı figürü ile bir kitaptan aldığı Van Gogh detayını birleştirip kolaj yaratmak birkaç dakikasını alır. Kolaj yapmak için her türlü malzeme her an elinin altındadır. Ailece adadaki, Yalıkavak taki, Paris teki birlikteliklerimizde ve yaptığımız yurt içi gezilerde çekip bastırdığım tüm fotoğraflar da onun elinde kolaj malzemesine dönüşmüştür. Bunlardan unutamadığım biri de Kaz dağlarında konakladığımız otelde ışıkların sönmesi üzerine Alantar ın eline fener alıp masa örtüsünü sarık gibi başına dolayarak verdiği pozdur. Fotoğrafı bastırıp kendisine verdiğimde, eşimle benim resimlerimizi o fenerin içine hapsederek kendisini bir büyücü gibi gösteren nefis kolajı yaratmıştır. Büyükada, Bodrum, Paris üçgeninde son derece mütevazı bir yaşam süren Alantar ın sözlüğünde lükse, gösterişe yer yoktur. Zaten para taşımayı, alışveriş yapmayı, maddi konularla uğraşmayı sevmez. Kendi dünyasında, dostları ve sanatsal uğraşlarıyla mutludur. Yaşam sevincine en büyük darbe, 2011 sonbaharında eşi ve ikiz oğullarının annesi, piyanist ve iç mimar Sevinç Alantar ın kaybı olmuştur. Alantar bu zor günlerini aşmak için yine sanatından güç almıştır. Fransa da 20 yılı aşkın süre, üç ayrı atölyede haftanın dört günü resim dersi öğretmenliği yapan, üç günü ise evinde kendisini tablolarına adayan Alantar hakkında bugüne kadar yerli ve yabancı basında sayısız haber, sanat dergilerinde çok sayıda eleştiri yayınlanmıştır. Sanat eleştirmenleri onun yapıtlarını değerlendirirken, soyut dışavurumculuk akımından etkilendiğine, müziğin görsel yansımalarını taşıyan eserler yarattığına, Osmanlı tuğraları ve hat sanatından da ilham aldığına, ani ve içgüdüsel fırça darbeleri ile loş fonlara ışıklı uzun kurdeleler serpiştirdiğine, fırçasının tuval üzerinde uyumlu gezinişinin yarattığı renk liflerinin doğadaki somut kavramları düşündürdüğüne, bunların bazen rüzgarla sahile vuran dalgaları ya da bir hortumun yükselişini bazen de bir insan bedeninin kıvrılışını akla getirdiğine, özellikle büyük boyutlu kompozisyonlarındaki coşku ve duyarlılığın etkileyiciliğine vurgu yapmışlardır. Erdal Alantar, çocukken başlayıp gazeteci olunca bir yana bıraktığım kara kaleme geri dönmem için beni hep yüreklendirmiş, özenle çalıştığım her portreyi övmüş, çala kalem yaptıklarımı eleştirerek bana yol göstermiştir. Umarım kara kalem yerine klavyemi kullanarak çizdiğim bu portre, onun tarafından beğenilen portrelerimden biri olur...

5 IŞIK PARADİGMASI Gülseli İnal Erdal Alantar tuvalinde; ışığın dalga boyuna göre helezoni frekanslarının hamleler yaparak uzaklaşması ve yakınlaşması bir tür doğanın gizil güçlerine gönderme bir tür ışığın gözükmeyen yanını yakalama ve saptama girişimidir. Galaktik planda algılayamadığımız uzam ve zaman; sanatçının tuvalinde hareketlenen zaman ve derinleşen uzam olarak karşılar bizi. Zamanı esneterek çarpıtma, zamanın olduğu mekanlara bizi taşıma hedefini koyan sanatçının yüzeyde Action Painting türü estetik ifadesi farklı gerçekliklere doğru ilerlememizi sağlar. Tuval yüzeyindeki hareket bir güneşten geliyormuşcasına kararlı ve derinlere dalıyormuşcasına örgütlü varoluşun kesitlerinden oluşur. Hava, ateş, su ve toprak dışında beş unsurdan biri olan Ether in sarmallerini bolca kullanan sanatçı bu döngüsel hareketin yapısına seslerin formlarını da ekler. Müzikteki oktavlar üçgensi dalga hareketiyle belirirken derinlere doğru akislenerek kaybolur. Ressamın bize aktaracağı estetik bilgi zaman katlarında esneyerek, çarpılarak, kıvrılıp bükülerek öteki gerçekliklere doğru bilgiyi şifrelemektedir. Resim komposizyonu elipsteki zaman eğrisi üzerinde hareket ederek sadece eğri boyunca ilerleyip ne zamanın dünyasal ne de gerçekliğin katı olmadığını keşfetmemizi sağlar. Bu aşamada biz başka tür bir gerçekliği deneyleriz. Siyah yüzeyde hamlelerin yana öne sarkmadan, birden varolan spiral helezonik helixler aracılığıyla tamamlanan bir estetik yapıyı bize duyurur. Doğa tarafından kullanılan çok çeşitli sarmallerin ve dairenin çoklu yaylarının devrede olması sanatçı için komposizyonda elverişlilik sağlar. Şöyle ki; daire yaylarının, uzamın her yönüne ulaşabilir nitelikte olması sanatçının estetik mottosunu kurmada yardımcı olur. Ne de olsa sanatçı neredeyse tek bir fırca hareketiyle koskoca bir uzam-zaman meydana getirmektedir. Öyleyse o da; dış uzaya başlattığı yolculuğu yabancı imgelerle varedip galaktik döngünün kendisine katılmakla hiç bir mahsur görmez. Estetik ifade yüzeyde bizi de içine çeken bir varoluş katmanını renklendirerek, hareketlendirerek derinlere doğru yok olup gider, gözden kaybolur. Bu hiper kominikasyon bize şunu iletir; ve sanatçı konuşur; herşey dönmektedir, ben de eserlerimle bu muhteşem döngüye katılmaktayım. Ancak belki de benim bir yaratıcı olarak yolculuğum bu sarmaller vasıtasıyla geçmişe gitmek ve oradan geleceğe dönmektir. Dolayısıyla; ben, der sanatçı; üç zamanlı bir varoluş değil zamanın yeni boyutlarını duyumsayan biri olarak başka katmanlara doğru gitmekteyim. Her olay, her yaşam sürekli olarak etere kaydedilir. Kayıt yaşanırken yapılmaktadır ve bu olgu bizim irademiz dışındadır. Ancak Erdal Alantar başka bir frekanstan; yeniden yüzeyi kurarken gerçekliğin örtüsünü kaldırıp görülmeyen, algılayamadığımız dünyanın bireysel estetik öznel kaydını yapar. Sanatçılar tanrıdan parçalar taşır. Nesnesiz, objesiz dünyanın yeryüzüne indirilmesi yaratıcılar vasıtasıyla gerçekleşmiştir. Sanatçı bu aşamada güneş ışığından seçtiği renklerle ilerler. Hareket ve renk spekturumdan damıttığı tonlar onun dilini oluşturarak zaman-uzay arşivine aşkın bir eklemede bulunur. Her olumun elektromanyetik ortamında; dünyasal, gezegensel ve gezegenlerin Torolidal doğasının ışıkla beslendiği, sanatçıların da bu ışıktan pay alarak ilerledikleri bir evrendir bu. Erdal Alantar kendisine inen bilginin estetik yönünü çizerken en aza inerek ifadede çoklu yönleri tuvaline kabul etmez. Onun için önemli olan dış dünyanın sayısız çeşitliliği değil sayısız bilinemezliğidir. Sanatçı içsel özgürlüğün dürtülerini çoktan keşfetmiş biri olarak beden tapınağına kilitlenmiş olan herşeye sırtını dönerek bizi var eden ışığın dalga boylarının yolculuğunu tercih etmiştir. Alev alev yanan güneş ışınlarının sıcak doğası, yanar döner mavi alevlerin karanlık maddeye doğru yol alan sanal hareketi, kara deliklerde birden yok beyaz ateş parçaları, yanar döner yeşil uçlu alevlerin helezonu, akıl ötesi patlamalar, derinlere doğru yol alan spiraller sanatçının tek gerçeğidir. Paralel, ayrıksı, başına buyruk, hızlı, eşitleyen, olası tüm yol alışlar bu tuvallerde muhtemel realiteleri göz önüne serer. Tuvalde görünen; uyum ve yeniden uyum olarak gerçeklik motifi, helozonik dönüşlerle has yolculuğu sırasında, kaynaktan sona kadar sanatçıyı temsil etmektedir. Erdal Alantar; dış dünyada çevresinden ona gelen konsantrik ışık konisini aşarak fırcayı eline almıştır. Kayıtlanmış bilgi ardında değildir/ Enter Lapse. / O daha çok son dönem komposizyonlarında görüldüğü gibi formu aşarak taze ve yeni formları lanse eder. Dış dünyadan gelen akar etkisine karşı, bellekte yanlış kayıtlanmış bilgiyi tuvalde silmekte ve yerine yeni bilgi koymakla yükümlüdür. İlk dönem eserleriyle soyut dönem arasındaki ifade farkı buradan kaynaklanır. Böylece görünmeyeni görünür kılan, hareketi mutlaklaştıran ve anlam boyutlarını yenileyen bu ifade; yeteri kadar imlenen evreni sanatçıya göre evreni bize anlatır. Farkında olmadan dokunduğu alan Yüce ile ilgilidir. Büyük Dizayn nın özüne ulaşabilme arzusu sanatçının saf hareket ve ışık akışlarından oluşan tuvallerinde İlk Öz ün betimlenmesine dek varır. Böylece soyut sanatın mesenleri çağdaş sanat ifadesinde yeni bir cephe açmışlar, modern söylemlerden bütünüyle koparak taze bir alana, yeni bir düşünme biçimine doğru seyretmişlerdir. Yanı sıra Erdal Alantar ın tuvallerinde salt hareketin vurgulanmasıyla estetik dil şunu söyler: Betimlediğim alanlarda hiç bir şey yoktur, orada her şey vardır, orası teklik alanıdır. Bunun dünyadaki karşılığı Ben dir. Sanatçı kendi Ben ini teklik bir kipi olarak ileri sürer ve hiçliğe gönderme yapar. Ona göre tuvalde betimlenen, artık düşündüğü varlık olmaktan çıkıp kendi benine dönüşmüştür. O artık biridir ve tuvallerin hepsidir. İçinde kendisi de olmak suretiyle varlığın duyulur karekteriyle bir yakalanma, tutulma anıdır bu. Türk resim süreçlerinde soyut ifadeye geçiş 1950 lerden sonraya tarihlenir. Paris Soyut Ekolü içinde yer alan Nejat Melih Devrim ilk soyut tuvalini 1947 de ürettiğinde Batı sanat platformlarında sanatçılar devasa soyut tuvallerine neredeyse kırk yıldır imzalarını atıyorlardı. GIORGIO DE CHIRICO İLE Roma da metafizik ressamla 1958 de karım ve benim buluşmam: Sevinç Chirico ya telefon etti ve sekreterine Sabri Berkel in önerisiyle İstanbul un bir sanat dergisine konuşma yapmak için randevu aldı. Fotoğraf makinesini doldurup gittik. Çok büyük salonun kapısı elektrikle açıldı ve üstad geldi. Güzel Fransızca konuşuyordu. Duvarlarda son resimleri, yerde Türk halıları üst üsteydi. Konuşma esnasında hep güzel pozlar veriyordu. Ben son yaptığı bir tablo hakkında konuşunca Döndü. Hakiki mesleğinizi söyleyin, hayatımda çok gazeteci gördüm, bu suali ancak resimden iyi anlayan sorar dedi. Biz de mecbur kaldık, gazeteci değiliz ikimizde ressamız dedik. Bunun üzerine çok rahatlayıp tonton babacan biri oluverdi. Yarın resimlerinizi getirinde göreyim dedi. O zaman soyuta çoktan başlamıştım, -Kocaman bir boğa tozu dumana katarak koşuyor, bir resmimde TORO görmesine sinirlendim. Sevinç e Türkçe söyle üstada 1900 lerde tablosuna bisküi yapıştıran AVANGARD üstat niçin şimdi soyutu ret ediyor dedim. galiba genci kızdırdım dedi ve ilave etti. İstanbul da Bizans var, güzel yazılarınız var Paris e gitmeseniz de olur dedi ama biz yine de gittik. ( Hiç İstanbul müzesinde benden bir şey yok mu dedi; yok dedik. İstese idim yanındaki dosyasından verecekti. Şimdiki aklım olsa isterdim.) 5

6 Renk ve devinimin haylaz çocuğu ; ERDAL ALANTAR Halilhan Dostal, Aralık 2012, Zeytinli-Balıkesir 6 değerler, alçakgönüllüdürler. Yaşamları sırasında kenarda kalmak kaderleridir. Ama zaman şaşmaz bir yargıç oluyor. Haksız ün sağlayan beceriklilerin birer tortu olarak bizlerde oluştur- Gerçek dukları üzüntülerin tek tesellisi de, bu oluyor. Güzin Fuad Okbay II.Dünya Savaşı sonrasında yaralı Avrupa da, içlerinde Paris in de yer aldığı Berlin, Londra, Roma, Madrid gibi hemen her kültür ve sanat kentinde ekonomik, siyasal, askeri ve sosyal manada ciddi sıkıntılar yaşandığı yadsınamaz bir gerçek. Bütün bu olumsuzluklara, yıkım ve işgale karşın, en azından düşünsel boyutuyla ayak direyen tek başkent Paris olmuştur. Bu bağlamda, kenti, edebiyatın başı çektiği sanat dünyasının yeniden yapılanma merkezi kılması kaçınılmaz bir seyirdir. Nitekim, başta varoluşçuluk olmak üzere Yeni Dalga diye niteleyebileceğimiz akımlar, manifestolar eşliğinde, dünyanın dört bir yanından başkente akan sanatçı, bilim adamı ve öğrencilerin buluşmasıyla ivme kazanmıştır. Bu kozmopolit yapıda, Osmanlı dan bu yana Paris i ikinci adres edinen Türk sanatçıların da etkin rol almaları son derece doğaldır. Süreç içerisinde, bir ruh yapılanmasına da tanık olunmaktadır. Eski kuşağın Picasso, Matisse, Braque, Derain, Bonnard ve Leger gibi yaşayan ressamlarına sanat anlayışları aşılmış ve devri tamamlanmış birer usta gözüyle bakılıyordu. Bir başka deyişle, devrimci kimliğiyle öne çıkan soyut anlayışın karşısında, figür resmi tutucu olarak niteleniyordu. Bununla birlikte, öncü sanatları, yozlaşmış burjuva değerlerin uzantısı olarak değerlendiren bir kesimi de yok saymamak gereği vardır. Gelinen noktada, soyut sanatın potansiyelini gözler önüne seren Bauhaus anlayışının etkilerini ıskalamak büyük hata olacaktır. Nitekim kuzey ülkelerinden başlayan dalga, Mondrian, Kupka, Doesburg, Brancusi gibi sanatçılarla Paris te yeni bir gövdesellik oluşturur. Unutulmamalıdır ki, savaş devam ettiği sürece pek çok sanatçı, sergi olanağı bulamamış, yaşanan travmaların yansıması/izdüşümü olarak klasik form bütünlüğünü farklı metotlar kullanarak parçalamış ve ancak bu dışavurumcu işleri, savaş sonrasında toplumla paylaşabilme olanağı bulabilmiştir. Bu psikoloji ya da gereksinimin en ilginç hikayesi; var olan gerekçelerle resmi defalarca bırakarak, asıl mesleği şarap tüccarlığına yeniden dönen Jean Dubuffet in sanattan kopamamasıdır. Deli,öksüz ve yetim çocuk dramlarının betimlendiği yapıtların bir araya geldiği Art Brut Koleksiyonu, bunun en somut yansımasıdır.(1) Egemen anlayışın uzantısında, yüzeyler, salt figüre dayalı ifadeden ya da kusursuz doğadan değil, geleneksel malzemeden dahi arınmıştır. Eleştirel figürasyon, geometrik ve lirik soyutlama başlıkları altında toplayabileceğimiz resimsel dil, geleneksel tuval resminin kısmen de olsa tahtını sarsacak, metal, kum, afiş gibi malzemenin sıklıkla kullanıldığı kolaj ve kazıma/serpme teknikleriyle üretilen işlerle, kısa zaman zarfında büyük hayran kitleleriyle buluşacaktır. Rus Poliakof, Rothko ve Lanskoy, Alman Hartung, İspanyol Tapies, İtalyan Burri, Amerikalı Sam Francis, İranlı Zahar ve Çinli Zao Wou-Ki gibi dünyanın dört bir yanından başkente gelen sanatçılar, çeyrek yüzyıla damga vuracaklardır. Gerek devlet bursuyla, gerekse bireysel olanaklarıyla sanatsal gelişimlerini sürdürme düşüncesiyle; Nejat Melih Devrim, Selim Turan, Hakkı Anlı, Erdal Alantar, Avni Arbaş, Abidin Dino ve Fahrelnissa Zeid, soluğu Paris te alırlar. Ardından, mimarlık ve ekonomi alanında eğitimlerini tamamlamak üzere kente gelen ve ancak gelecekte resim başta olmak üzere plastik sanatlar alanında başarılı işlere imza atacak olan; Albert Bitran, Cihat Burak, Tiraje Dikmen ve Mübin Orhon bu kervana katılır. Kente sıklıkla gelip giden ya da belirli bir sürenin sonunda yurda dönen Neşet Günal, Adnan Varınca ve Adnan Çoker yanı sıra yıllardır figüratif resimle yatıp kalkan Fikret Mualla bile, Paris te yaşamın keyfini soyut arayışlarda bulunmuşlardır. Soyut anlayış ve gelişime direnen tek ressam; Avni Arbaş, olmuştur. Bir araya gelmeyi başarabilmiş sanatçılar, en az Rus, Macar ve Polonyalı gruplar kadar etkin bir süreç yaşamışlar, hemen her platformda boy göstermişlerdir. Nitekim sanatçılarımız, açtıkları bireysel sergiler yanı sıra 1946 yılında düzenlenen iki evrensel etkinlikte(2) yapıtlarıyla yer almışlardır. Zeki Faik İzer ve Nurullah Berk in katılımcı sanatçılarımızı belirledikleri etkinliklerde, 14 Kuşağı ndan, Müstakiller, d Grubu, Yeniler ve Onlar gibi farklı anlayış ve görüşleri benimseyen/savunan oluşumlara mensup ya da bağımsız 40 a yakın ressam ve yontucunun yapıtları sergilenmiştir. Farklı sanatsal anlayışların sentezi olarak niteleyebileceğimiz sergilerin eserleri, yetkinlikleriyle dikkat çekmiş ve dönemin uzmanlarından olumlu eleştiriler almıştır. Sanat tarihçi Necmi Sönmez, Paris teki bu katılımları; Türk Sanatı nın, 1918 tarihli Viyana Sergisi( Ausstellung der Türkischen Mayer ) sonrası, büyük çaplı uluslararası gösterimi olarak yorumlar.(3) Bu başarının altında yatan en büyük gerekçe, Nasyonalist baskı sonucu topraklarından ayrılmak zorunda kalan bilim adamı ve sanatçılara kucak açan ülkelerin başında Türkiye nin gelmesidir. Bu gelişime paralel olarak, DGSA Müdürü Burhan Toprak ın oluşturduğu eğitim kadrosunda Resim Bölümü nün başına geçen Leopold Levy, Heykel ve Mimarlık kürsü başkanları; Rudolf Belleing ve Bruno Taut un yılları arasında Paris te yaşam süren öğrencilerin ağırlıklı kısmını yetiştirmeleri gerçeğidir. Levy in ilk işi, d Grubu üyeleriyle ters düşme pahasına, sağlam desen bilgisine dayanan, Cezanne den başlayıp soyutlamaya dek uzanan bir eğitim anlayışını uygulamaya koymak olmuştur. Elde edilen başarıda, yapısal eğitim kadar vurgulanması gereken bir başka gelişime değinme gereği vardır yılları, Türk ressamlarının yurt dışı serüveni olarak tanımlayabileceğiz Paris Okulu sanatçılarımızın şans ve ayrıcalığının altını çizmek son derece isabetli olacaktır. 18.yüzyıldan değinilen sürece, Batının kültür ve sanat ortamlarına devlet eliyle burslu olarak gönderilen ya da bu zeminlerde kişisel olanaklarıyla var olmaya çalışanlar, ya misyonunu tamamlamış ya da kendilerini içinde buldukları egemen sanat akımlarıyla beslerken, Paris Okulu Temsilcileri ; dönemi birebir/eşzamanlı yaşamak suretiyle salt mesleki değil, sosyal, siyasal ve kültürel açıdan da beslenerek, hareketin bir parçası olmuşlardır. Bir ülkenin kültür sanat politikası, toplumsal yaşamı yükseltmek için alınan bütün kararlardır. Sanat politikası ise, alınan bu kararların sanattaki yansımasıdır. Kültür politikası kavramı oldukça dar ve ulusal ve oldukça geniş evrensel bir kavramdır. Kültür; hayatın her alanına nüfuz eder, her alanda kendini gösterir, bu yüzden bir devletin sanat politikasını eğitim politikası gibi öncelikle kültür politikası içinde görmek gerekir.

7 Bu kavram, siyasetçi için sanat politikası, sivil toplum örgütleri için sanat yönetimi, entelektüeller için sanat piyasası, halk için sanat pazarı olarak adlandırılmaktadır. Sanat politikası olarak adı konsun ya da konmasın, hangi tanımlama içinde olursa olsun sanat; oluşum ve gelişim sürecinde, gelecek için hedef belirlemede politikadan yararlanır. Bu anlamda kültür ve sanat politikası, bir ülkenin sanat konusunda yaşanmış, yaşanan ve yaşanacak olan sanatsal tecrübeleridir.(4) Doktrin ve aksiyon adamı olarak niteleyebileceğimiz Atatürk ün üretmiş olduğu fikirleri uygulamaya geçirebilme beceri ve pratiği yanı sıra, Cumhuriyet kabinelerin desteği kısa zamanda köklü bir kültür ve sanat politikasını yaşama geçirmiş, mevcut yapılar onarılmış, eğitim kurumları yeniden yapılandırılarak disiplin altına alınmış, müzeler başta olmak üzere gereksinim duyulan yeni birimler tesis edilmiş, ödüllü sergiler düzenlenmiş, sanatçı üretimleri satın alınmış veya siparişte bulunulmuş, eğitim kurumlarından başarı ile mezun olan öğrenciler mesleki gelişimlerini tamamlamak adına burslu olarak yurtdışına gönderilmiştir. Akademi de yılları arasında Halil Dikmen ve Cemal Tollu atölyelerinde eğitim gördüğü yıllarda eserleri Taksim Fransız Kültür de sergilenecek nitelikte bulunan Erdal Alantar da, Akademi deki eğitim süreci sonunda yurtdışına burslu olarak gönderilen başarılı öğrencilerden birisidir yılında Floransa Güzel Sanatlar Akademisi nde aldığı eğitimi, Roma da yapacağı fresk çalışmalarıyla taçlandırır yılında ise, eşi Sevinç Hanımla birlikte, soluğu Paris te alacaktır. Alantarlar, Paris te ilk olarak bir metal (Sanatçı notu; Fransız Televizyon, Metalurji ) kaplama fabrikasında saati 3 frank a işçi olarak çalışır, geceleri evde resme devam etmektedir. Fabrika çok gürültülüdür, 8 saatlik çalışmanın sonunda birdenbire duran makine sesleri Alantar ı çok etkiler ve bu etki 100x200 cm. ebadında bir soyut resmin ortaya çıkmasına neden olur. Tuvalin yarısı siyah fırça darbeleriyle yoğunlaşır, öbür yarısı ise tamamen beyaz bir boşluktur, (s.n.; ışıktır ). Yani, gürültü ve sessizlik. Bu resim, Paris Güzel Sanatlar Müzesi nde sergilenir. (5) Kim bilir? Belki de bu resim, Alantar ın resimlerinde zaman zaman sıcak lekeler yer alsa da, koyu renklerin dramatik bir algı içerisinde başat olmasının miladıdır. Nitekim, bu lekesel tercihe zemin hazırlayan etkenleri, sanatçı şu şekilde özetliyor; Biz Asyalı ressamlarız. Asya da, güneş altmış derecede olunca, dut ağaçlarının gölgesi kara ve serindir. O siyah değil, güzel bir yaşantıdır. Avrupa da ise siyah karamsarlıktır (s.n.; Mezarlıktır ). Bunun nedeni de onlarda güneş olmamasıdır. Renge susamışlardır. Biz de, çok güneş olduğu için gri ve siyaha aşığız (s.n.; Susadık ). Ben İsveçli olsaydım, belki de kırmızı resimler yapardım. (6) Sevmek için anlamak, bilmek için sevmek, anlamak için bilmek gerekir anlayışını kendisine felsefe edinen sanatçı, sipariş üzere resim yaptığını paylaşacak kadar yüce gönüllü ve samimi bir yapının sahibidir; Büyükadalı bir dostum; Alantar, Heybeli tarafından gün çok güzel batıyor, bunu resmeder misin? diye sordu. Ben de, resmi tamamladım ve dostumla paylaştım. Yapıtı gördüğünde, çok beğendiğini ancak güneşin nerede olduğunu sorduğunda, yanıt çok kısasıydı; Gün (s.n.; Güneş ) Battı. Bu bağlamda Yalçın Savuran ın aktardığı anekdot(7) somut bir örnektir; sanatçıyı yakinen tanıyan bir balıkçı; soyut nedir diye sorar, kendisine. Alantar deniz kıyısından büyük bir taş parçası alır ve suya fırlatır. Önce, taşın suya değmesiyle oluşan boşluk ve dairesel görüntü yanı sıra çıkan köpükler ve çığlığa, ardından balıkçıya dönerek İşte der Alantar, soyut, budur. Balıkçı o günden sonra, resme daha çok ilgi duymaya başlar, çünkü anlamaya başlamıştır. Paris öncesi dönemde geometrik resimler yapan, ardından özellikle Osmanlı sarayını da etkisi altına alan barok anlayışı, geleneksel hat sanatıyla bağdaştıran Alantar, özellikle 1960 dan sonra lirik soyutlamaya yönelmiştir. İç mimari ve piyanistlik yanı sıra 30 yıla yakın süre Cocha- Konservatuar ında solfej öğretmenliği yapan sevgili eşi Sevinç hanımın da etkisiyle, genç yaşlarda başlayan ve özellikle Mozart, Beethoven, Wagner, Chopin ve Berlioz ekseninde yoğunlaşan klasik müzik sevdası, bu senteze ayrı bir lezzet katan devinimin adeta altyapısını oluşturur. Barok etki yaratan renk kuşakları, dairesel küme ve ışığın başat olduğu yapıtlar, izleyeni sarmalayarak adeta içine çeker. Alantar ın kompozisyonlarında büyüleyici bir hareketlilik, hatta yoğun bir çılgınlık yer alır. Destansı bir malzeme ile büyüleyen bu sanatçı, loş fonlara serpili ışıklı uzun kordelaları andırır, hareketi kütlelerle yüzeyleri sınırlar. Burada dengelerin etkinliğini ortaya çıkaran olağanüstünün şaşırtıcılığı değil, aksine enerji, yoğunluk, yüzeyi hakimiyeti altına alacak olan ani ve içgüdüsel davranış ve görülmeye değer başarılı ışık hareketleridir. (8) Enerji ve esprileriyle renkli bir kişilik oluşturan ve bu bağlamda, gazeteci Cengiz Pala nın deyimiyle haylaz çocuk lara taş çıkaran Alantar, yağlıboya ve guvaş tekniği ile betimlediği sayısız yapıta imza atmış, bir sanatçıya kolay kolay nasip olmayacak adette, 130 u aşkın bireysel sergisiyle Paris Okulu nun en üretken sanatçılarından birisi olagelmiştir. İlk bireysel sergisini Paris in Vontadour Galerisi nde açan Alantar ın eserleri; İstanbul ve Ankara Resim Heykel yanı sıra, Fransa, İngiltere, Belçika, İsviçre müzeleri yanı sıra pek çok yerli ve yabancı koleksiyonun duvarlarını süslemektedir. Eşi ve en kıymetli varlığı Sevinç hanımı Eylül 2011 de yitirdiğinde; tüm tablolarımı vereyim, yeter ki Sevinç imi geri döndürün diyen sevgi adamını ve eserlerini 10 yıl aradan sonra, öğrencilik yıllarından olgunluk dönemine, toplu olarak izleyebilmenin heyecan ve mutluluğu içindeyiz. Bizler de, seni ve ölümsüz eserlerini seviyoruz, Alantar. DİP NOTLARI; (1)Geniş bilgi için bakınız; Necmi Sönmez, Türk Ressamları ve Paris Okulu,(Paris Okulu ve Türk Ressamları Paris ), YKB Yayınları, Mayıs 2011, İstanbul, sf.21. (2) UNESCO Exposition Internationale d art Moderne, Musée d Art Moderne. - Peintures Turques d Aulourd hui Turquie d Autrefois, Musée Cernuschi. (3)Necmi Sönmez, a.g.e., sf. 29. (4)Dr.Mutlu Erbay, Kültür Sanat Politikası ve Atatürk, Sanat Çevresi, Sayı 246, Nisan 1999, İstanbul, sf. 46. (5)Yalçın Savuran, Erdal Alantar Üzerine, Sanat Çevresi, Sayı 287, Eylül 2002, İstanbul, sf. 50. (6)Erdal Alantar ın Deyişiyle, Erdal Alantar Sergi Katalogu, Galeri Binyıl, 2002, İstanbul, sf.3. (7) Yalçın Savuran, a.g.e.,sf. 51. (8)Christine Gleiny, Erdal Alantar ın Deyişiyle, Erdal Alantar Sergi Katalogu, Galeri Binyıl, 2002, İstanbul, sf.6. KAYNAKÇA; - Paris Okulu ve Türk Ressamları Paris , YKB Yayınları, Mayıs 2011, İstanbul. -Halilhan Dostal, Işığı Arayan Adam (Batılılaşma Sürecinde Türk Resim Sanatı Tarihi ), Zeytinli Belediyesi Kültür ve Sanat Yayınları-2-, Mart 2012, Edremit-Balıkesir. -Dr.Mutlu Erbay, Kültür Sanat Politikası ve Atatürk, Sanat Çevresi, Sayı 246, Nisan 1999, İstanbul. -Yalçın Savuran, Erdal Alantar Üzerine, Sanat Çevresi, Sayı 287, Eylül 2002,İstanbul. -Erdal Alantar ın Deyişiyle, Erdal Alantar Sergi Katalogu, Galeri Binyıl,2002,İstanbul. 7

8 ERDAL ALANTAR RESMİNDE VAROLUŞUN RİTMİ Ümit Gezgin / Sanat Eleştirmeni Her sanatçı kendi varoluşunu yeniden tanımlar. İster müzik olsun, ister resim veya şiir; sanatçının varoluşsal kaygısını dile getirdiği alanlar olarak tarihten günümüze birbirini etkileyerek, hatta biçimlendirerek konum almışlardır. Bu yüzden bir sanat yapıtı aynı zamanda bileşke sanatsal gerçekliğin adı olarak konum alır. Her sanatçı da, kendi sanat dalının içine bu bileşke gerçekliği olabildiğince yansıtmak ister; varoluşunu daha yetkin düzleme çıkarabilmek, ona anlam ve boyut katabilmek için bunu adeta yapmak zorundadır da Sanat bileşik bir gerçekliğin değişken boyutunda, sürekli bir devinim halinde varolurken; sanatçı da bu devingenlik içinde yeni tanımlar geliştirmek ister. Her sanatsal eylem, büyük zorluklarla kotarıldığı gibi, yine sanatçının ulaşmak istediği zirveyi de tuhaf bir şekilde ulaşılmaz kılar. Bu yüzden sanat süreçler içinde, sonsuz bir devinim gibi gelir sanatçıya. Ucu bucağı belirsiz bu devinim içinde kendi varoluşunu tanımlamak, giderek yeniden inşa etmek zorunda kalan sanatçı; insanlık tarihinin de öncü varlığı, Don Kişot u olarak her türlü takdirin üzerinde yerini alır. Bana göre resim, diğer sanat dal ve disiplinleri düşünüldüğünde en zor sanatsal dallardan biridir. Kolay gibi görünen zorluğu, başta herkese cazip görünse de, ne menem bir gerçekliği barındırdığı ancak içine girince belirginlik kazanır. Resmin içine girmek zordur, çıkmak ise imkansız. Resmin içine girmiş sanatçıların önde gelenlerinden biri olan Türk resminin de medar-ı iftiharı Erdal Alantar; varoluşunu süreklilik içinde tanımladığı resimlerinde, müzikal bir coşku yakalamıyor, müziği görsellikle ifade etmiyor sadece; giderek bir müzik de varediyor. Resim, onun çalışmalarında bizatihi müzik haline dönüşüyor. O bunu Beethoven ı, Chopin, Wagner ve Berlioz u çok sevdiği için başarmıyor; Picasso nun dünya kültüründen, sanatından beslenmesi, etkilenmesi; ama bütün beslenme ve etkilenme kaynaklarını kendi varoluşu boyutunda değerlendirmesi biçiminde, biçimlendiriyor, yeniden konumlandırıyor ve görsel gerçekliğin düşünsel realitesine dönüştürüyor. Akademik gelenek ve bu Türk usulü geleneğe eklemlenen disipliner Rönesans usulü İtalyan ağırlığı ve yine onlara eklemlenen Fransız-Paris bohemi; sanatçının sanatsal kariyerinde önemli kilometre taşlarına dönüşmüş durumda. Ama Erdal Alantar, bazı sanatçılarımızın hayranlıkla çarpıldıkları ve etkisinden bütün bir ömürleri boyu çıkamadıkları bir Batı şoku yaşamamış; yaşamışsa da bunu çabuk atlatmış; kendi sanat geleneğini de içeren tabloları ve sanatsal hikayesi bunu açıkça ortaya koyuyor çünkü Sanatçının hocaları Halil Dikmen ve Cemal Tollu nun da onun sanatının güç ve estetik oluşturan yapısına katkıları olduğu muhakkak. Ama ne Batı geleneği ve bohemi ortamındaki hayat algılaması ve ne de Beethoven, Chopin ve diğer batılı müzik otoritelerinin müzikleri; onu Tuğra ve Hat lar kadar güçlü şekilde etkileyememiş ki; bütün soyutluklarına rağmen resimlerinde, bu Doğu nun güçlü geleneği; bize ait geleneğin varoluşu tanımlayan realitesi belirgin bir şekilde hissedilir olmuş. Hatların, tuğraların, belki Beethoven le Chopin ve Wagner le buluşan, anlamlı ve derin soyutluğu; sonunda sanatçının kalibresi çok yüksek pentürlerine dönüşmüş. Evet, Erdal Alantar ın resimleri soyut olmasına soyuttur; alabildiğine soyuttur. İmge dünyası bu soyutluk içinde varolmuş ve yeniden konum almıştır. Ama bu soyutluk yine de somut imgeleri de çağrıştıran bir gerçekliğe işaret eder. Bu gerçeklik Beethoven ın, Chopin in; Tuğraların, Hat ların; Doğu nun sonsuzluğu çağrıştıran, yoğun müzikal etkisi olan görsel sanatlarının içinde yoğrulur. En önemlisi bütün bu Doğu-Batı sentezi, kendi estetiğini meydana getirirken, pentür de kalan, boyanın bizatihi kendi gerçekliği olan varlığıyla birlikte estetiği oluştur. Bu günümüz dünyasının artık her şeyi digital hokkabazlıkta bulan sanat uğraşları içinde çok önemli ve çok ayrıcalıklı bir durumdur. Pentürün gitgide yokluğa ermeye başladığı günümüz dünyası içinde Erdal Alantar resmi; bütün soyut gerçekliğine rağmen, pentür resminin ayrıcalıklı, özgün varlığını sürdürüyor olmasıyla bile başlı başına bir estetik realitedir. Sonuç olarak Erdal Alantar sadece Türk soyut resmi için değil, dünya soyut resmi için de önemli bir sanatçıdır. İki farklı medeniyeti sentezleyen güçlü ve özgün yapısıyla Alantar, gelecek kuşaklara da önemli estetik mesajlar vermektedir 8 Nedir resim?.. Hatta sanat nedir diye de sorgulayabilirsiniz. Her şeyden önce bir ifade, bir anlatım biçimi değil midir? Bir şeyleri belirtmek, duyurmak, vurgulamak İcabında onu bir eleştiri aracı olarak da kullanmak Öyle olunca da illa bir zamanlar olduğu gibi gönül çekici güzellikler mi yansıtmak gerekir? Peyzajlar, natürmortlar Hele eski ustalarda rastlaya geldiğimiz üzere birer fırça maharetinden ileri gidemeyen Yeni deyimiyle bir bir misyonu, öyle veya böyle, bulunmayan İşte bir karşı imza, hem de nice uzun yıllardır var olan ve çağdaş kimliğinden asla ödün vermeden süregelen İşte Erdal Alantar! Ne görüyorum bu sergide sunulacak resimlerde? Bir haykırış deyin dilerseniz. Ya da bir yükseliş, hem de gökyüzüne değil, uzaya doğru bir yükseliş Hele müzik diliyle konuşacak olursak bir kreşendo yalnızca. Yalın, saf ve ödünsüz Bir usta şairi Fransa nın, Baudelaire C est la musique avant toutes choses Her beyden önce müzik der Belki Erdal Alantar ın çizgisinde, yalın ve olabildiğince güçlü çizgisinde de belki müziği duyarsınız; yer yer fanfarlarla göğe yükselen tınıları misali Ya da Bach ın o ünlü Toccata et Fuque ü misali ve simgelerle yücelen ERDAL ALANTAR RESMİ ÜZERİNE Abdülkadir GÜNYAZ Her nasıl kabullenirseniz kabullenin Erdal Alantar resmi işte böylesine güçlü bir resimdir. Ne yer yer figürün çekiciliğine kapılır, ne de renklerin albenisine. O azat kılmıştır adeta kendini, tüm figürlerden ve renklerden azade Erdal Alantar, bir zamanlar İstanbul un Devlet Güzel Sanatlar Akademisi ni tamam etmiş, sonrasında Floransa da fresk dalında eğitimden geçmiş ve 1959 dan bu yana da Paris te, yanılmıyorsam Apollinaire in mısralarında yaşar olmuştur: Sous le pont Mirabeau coule la Seine, et nos amours * diye başlayıp Seiune akıp giden mısralarda Evet, bir Paris lidir o, hem de nice uzun yıllardır. Ne var ki oradaki öğreticiliği yanı sıra anayurdundan uzak düşmediği de bilinir, en azından Alman Kültür Merkezi ve Destek Reasürans sergileri, belki bir başkaları daha bilincimizde yerini almıştır. İşte şimdi bu sergide de Onu Erdal Alantar ı bir kez daha tanımış, ya da tanıklığımızı katmerlemiş olacağız. *Mirabeau köprüsü altından Seine akar ve sevdalarımız.

9 Erdal Alantar ın Hayatının Sevinci: Müziğin Resmi Mehmet Üstünipek İstanbul, Floransa ve Paris Sanat yaşamı, adları sanatla bütünleşmiş bu üç güzel şehirde yoğrulmuş bir sanatçı Erdal Alantar Akademi deki öğrencilik dönemi Türk resminin soyut sanatla buluştuğu yıllara denk gelmektedir. Soyut biçim anlayışının Türk sanatının geleneğinde varolması ve Türk resminin savaş sonrasında Avrupa ve ABD de yaşanan gelişmeleri yakından takip etme olanağını bulması Türk sanatçılarının soyut benimsemesini hızlandırmıştır yılında Yapı Kredi Bankası nın düzenlediği İstihsal konulu resim yarışmasında uluslararası eleştirmenlerden oluşan jüri Aliye Berger in soyuta yaklaşan bir resmine birincilik ödülü vermekte, aynı yıl bir grup genç Yirmi Yeni Türk Ressamı olarak aralarında soyut resimlerin de bulunduğu eserlerini sergilemektedir. Bu dönemde Adalet Cimcoz un Maya Sanat Galerisi de zaman zaman genç ressamların soyut eserlerine yer vermektedir. Alantar Akademi den 1956 yılında mezun olmuştur. Henüz soyut resme yönelmiş olmasa da soyut anlatım olanakları kafasını kurcalıyor olmalıdır. Aynı yılın güz mevsiminde Beyoğlu nda İstanbul Amerikan Haberler Merkezi nin salonlarında genç bir ressam olarak ilk sergisini gerçekleştirmiştir yılında Floransa da ve ardından 1959 da Paris te batı resminin köklü kültürünü yakından tanıma olanağını bulmuştur. Bu süreç onun sanatsal anlamda en yoğun arayış dönemlerinden biri olmalıdır. İkinci Dünya Savaşı Sonrası Paris Okulu nun etkin bir soyut anlayış ortaya koyduğu koşullarda Paris tedir. Savaş bittikten sonra ister Fransız ister yabancı olsun, Paris te yaşayan ve geometrik olmayan tarzda soyut resim yapan tüm sanatçıları nitelendirmek üzere kullanılan 2 Paris Okulu tanımı içinde Selim Turan, Mübin Orhon, Nejad Melih Devrim gibi başka Türk sanatçılarıyla birlikte Alantar da yer alacaktır. Onun soyut resme yönelmesi, bu güçlü akımın bir takipçisi olmaktan çok mevcut olanakları kendi sanat anlayışı içinde değerlendirmek doğrultusunda olmuştur. Sanatçı bu süreci şu şekilde ifadelendirmektedir: Figüratifle başladım ben. Sonra biraz heykel yaptım. Kolaj yaptım. Romantik ve kübik resimlerim de oldu. Daha sonra da soyutta buldum kendimi. Pat diye olmadı elbette bu geçiş... Nehrin yatağını bulması gibi, soyut da benim sanatımdaki yerini buldu. 3 Sanatçı kısa sürede soyut resmin müzikle olan bağlantısına ilgi duyarak çalışmalarını bu doğrultuda geliştirmiştir. Ses ve renk, müziğin akışkanlığı ve biçimin espasta hareketi arasındaki ilişkileri irdeleyen güçlü bir soyut biçeme ulaşması onu Paris Okulu içinde değerlendirilen Türk ressamları arasında ayrıcalıklı bir yere sokmuştur. Hayatının Sevinci müziktir ve bu sevinci renk ve biçimle dışavurmaktadır Alantar Eşi Sevinç Alantar ın bir müzisyen olması, onun müzikle olan bağlarını pekiştirmiş ve Erdal Alantar Müziği resimlemiştir. Özellikle klasik müzikten ve onun çağlar ötesi, evrensel anlatımından yola çıkan soyut resimlerinde; kalın, belirgin ve kıvrımlı boya izleri, hareketi ve dolayısıyla müziğin akışkanlığını ya da bir diğer deyişle uyumlu ses-dizilerinden oluşan bütünün boşluktaki salınımını çağrıştırmaktadır. Bu kıvrımlı hareket, bir ya da birkaç renkten oluşan bir espasla birlikte ve onunla uyumlu bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Müzik, boşluğu görünür ve elle dokunulur bir varlık olarak doldurmaz ancak onun görünmeyen ve bu nedenle de gerçek anlamda soyut olan varlığı boşluğu aslında tümüyle doldurur ve bir sanatsal biçim olarak onu anlamlı kılar. Bir ressamın resim yüzeyi denilen evrende bu boşluğu tanımlama çabası, müziği, müziğin ruhunu görünür kılmak arayışıdır. Ve bu zorlu bir savaştır. Kandinsky soyut resmi temellendirirken resmin -biçim ve renklerin- müziksel ifadesiyle ilgilenmiş ve bu zorlu süreci şu şekilde tanımlamıştır: Salt resimsel beste biçim bakımından iki ödevle karşı karşıyadır: Bütün resmin bestesi ve çeşitli konumlarda karşı karşıya gelen ve bütünün bestesine boyun eğen tek tek biçimlerin bestesi. Erdal Alantar başından beri bu zorlu mücadelenin farkındadır ve bu mücadeleyi göze almak onun adına bir tercihtir: Ben kavgacı adamım. Harbi severim, cehennemi severim. Bu müziklerdeki romantizmin üstüne boksör gibi savaşarak resmimi işlerim. İkisinin arasındaki karşıtlığı, çelişkiyi yansıtırım ( ) Hayatın kendisi çelişkidir zaten. 4 Alantar, resimlerinde tek tek biçimlerin bestesiyle bütün resmin bestesi arasındaki uyumu yakalayabilen, dolayısıyla müziği resim yoluyla içselleştirebilen bir ustadır. Avrupa nın birçok kentinde açtığı sergiler, aldığı ödüller ve eserleri onun Hayat Sevinci nin karşılıklarıdır. DİP NOTLARI; 1 ANONİM; Ayın Sanat Hareketleri, Esi Dergisi, Kasım 1956, S.11, s.7 2 SÖNMEZ, Necmi; Türk Ressamları ve Paris Okulu, Paris Okulu ve Türk ressamları: Paris, , (ed. B.TUT), YKY, İstanbul, 2000, s.20 3 Cumhuriyet Gazetesi, Çarşamba, s.12 4 Cumhuriyet Gazetesi, Çarşamba, s.12 9

10 10 OTOPORTREM KAĞIT ÜZERİNE KARA KALEM İMZALI, x48 CM

11 11 FİL HAMMALI BU ESER TAKSIM ŞEHIR GALERIS inde SERGILENMIŞTIR. DURALİT ÜZERİNE KARA KALEM İMZALI 163x110 CM

12 İVRY SAAT 2 GECE KAĞIT ÜZERİNE KARA KALEM İMZALI, x48 CM 12 ERKEK NÜ Floransa KAĞIT ÜZERİNE KARA KALEM İMZALI, x48 CM

13 ERKEK FİGÜRÜ ÇİFT TARAFLI (UYUYAN ERKEK 1953) KAĞIT ÜZERİNE KARA KALEM İMZALI, x45 CM 13 KADIN FİGÜRÜ KAĞIT ÜZERİNE KARA KALEM İMZALI 61x45 CM

14 MODA daki ZURNACI KAĞIT ÜZERİNE KARA KALEM İMZALI, x44,5 CM 14 ABLAM ÇİFT TARAFLI KAĞIT ÜZERİNE KARA KALEM İMZALI, 15-Ağustos x36 CM

15 NACİ GİRGİN PORTRESİ ÇİFT TARAFLI (FİGÜRLÜ KOMPOZİSYON 1953) KAĞIT ÜZERİNE KARA KALEM İMZALI, x47 CM 15 ERKEK NÜ G.S.A KAĞIT ÜZERİNE KARA KALEM İMZALI, 19? 55,5x41,5 CM

16 16 SOYUT KOMPOZİSYON AMERİKAN KÜLTÜR MERKEZİ BEYOĞLU TEŞHİR EDİLDİ. İLK SOYUT TABLOM TUVAL ÜZERİNE KARIŞIK TEKNİK İMZALI 33x46 CM

17 17 SOYUT KOMPOZİSYON İSTANBUL BEYAZID da YAPTIM. TUVAL ÜZERİNE KARIŞIK TEKNİK İMZALI, x155 CM

18 18 SOYUT KOMPOZİSYON 29. İTALYA SANAT BİENAL inde SERGİLENMİŞTİR ÇİFT TARAFLI TUVAL ÜZERİNE KARIŞIK TEKNİK İMZALI, x85 CM

19 SOYUT KOMPOZİSYON 29. İTALYA SANAT BİENAL inde SERGİLENMİŞTİR. DURALİT ÜZERİNE YAĞLI BOYA İMZALI, x61 CM 19 ÖRDEK 29. İTALYA SANAT BİENAL inde SERGİLENMİŞTİR (GALERİYE GİREN İLK RESİM) 55, KARIŞIK TEKNİK İMZALI, 17-Ekim ,5x69,5 CM

20 20 YAĞLI GÜREŞCİLER TAKSİM SPOR SERGİ SARAYI NIN DUVARI İÇİN AKADEMİDE VERİLEN TEMA İMZALI, x89,5 CM

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU Sergi açılış kokteylini onurlandırmanızı dileriz. Tarih: 26 Eylül 2014 Cuma Saat: 18.00 Birlik Mahallesi Doğukent Bulvarı 450. Cadde Vadi İkizleri Sitesi No: 3/A Çankaya ANKARA BEDRİ

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı.

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı. Mehmet Güler Türkiye de yetişen resim sanatının önemli isimlerinden Mehmet Güler ile Malatya dan Almanya ya uzanan yolculuğunu, resim kariyerinde rol oynayan isimleri, Almanya yı tercih etmesinde etkili

Detaylı

"Gerçek tasarımcı elinde firca ile doğar" iç mimar Anna Malyakina'yı tam anlamıyla tanımlayan bir ifade. Anna çizim yapmaya konuşmayı öğrenmeden

Gerçek tasarımcı elinde firca ile doğar iç mimar Anna Malyakina'yı tam anlamıyla tanımlayan bir ifade. Anna çizim yapmaya konuşmayı öğrenmeden O O LY F RT L Kİ Ş E İS PO "Gerçek tasarımcı elinde firca ile doğar" iç mimar Anna Malyakina'yı tam anlamıyla tanımlayan bir ifade. Anna çizim yapmaya konuşmayı öğrenmeden başlamıştır. Çocukluk döneminde,

Detaylı

NESLİHAN AYDINLIOĞLU EŞİN BİRİKİMLERİM VE BİRİKTİRDİKLERİM

NESLİHAN AYDINLIOĞLU EŞİN BİRİKİMLERİM VE BİRİKTİRDİKLERİM NESLİHAN AYDINLIOĞLU EŞİN BİRİKİMLERİM VE BİRİKTİRDİKLERİM DETAYLARDAKİ ETKİLEŞİMLER Değerli hoca Şeref Akdik in yaktığı ışık ile sanatla tanışan ve lise çağlarında ressam olmaya karar veren Neslihan

Detaylı

RESİM İŞ EĞİTİMİ haftalık ders sayısı 1, yıllık toplam 37 ders saati

RESİM İŞ EĞİTİMİ haftalık ders sayısı 1, yıllık toplam 37 ders saati RESİM İŞ EĞİTİMİ haftalık ders sayısı 1, yıllık toplam 37 ders saati GİRİŞ Yapısı ve uğraşı alanı ne olursa olsun tüm dersler, insan için ve insanlık adına sevgi, saygı, dayanışma ve rahat yaşama için

Detaylı

1979 Nihat Sümeralp ile birlikte Koleksiyon Sanat Galerisi ni kurdu, 1989 a kadar yönetti.

1979 Nihat Sümeralp ile birlikte Koleksiyon Sanat Galerisi ni kurdu, 1989 a kadar yönetti. BUBİ İstanbul da doğdu. Psikoloji öğrenimi gördü. 1979 Nihat Sümeralp ile birlikte Koleksiyon Sanat Galerisi ni kurdu, 1989 a kadar yönetti. 1989 Hüsamettin KüLte ile birlikte Lâmi Sanat Galerisi ni kurdu

Detaylı

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili Temel plastik sanat eğitimi I Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans ( ) Lisans ( ) Yüksek Lisans( ) Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi Örgün Öğretim (x ) Uzaktan

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI TÜRKİYE KÜLTÜR PORTALI PROJESİ SANAT TARİHİ TÜRK HEYKEL SANATI HEYKEL SANATINDA GERÇEKÇİ YORUMLAR

T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI TÜRKİYE KÜLTÜR PORTALI PROJESİ SANAT TARİHİ TÜRK HEYKEL SANATI HEYKEL SANATINDA GERÇEKÇİ YORUMLAR T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI TÜRKİYE KÜLTÜR PORTALI PROJESİ SANAT TARİHİ TÜRK HEYKEL SANATI HEYKEL SANATINDA GERÇEKÇİ YORUMLAR Prof. Dr. Kıymet GİRAY KASIM- 2009 ANKARA 11.2. Heykel Sanatında Soyut

Detaylı

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır

YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır YARATICI ÖĞRENCİ GÜNLERİ Her Öğrenci Yaratıcıdır Öğrencinin ilgi alanları, becerileri ve yetenekleri düşünüldüğü zaman kendi öğrenme yöntemlerine göre akademik ve/veya kültürel alanda başarılı olabilir.

Detaylı

Çağdaş Sanatımızda Son Osmanlı OSMAN HAMDİ KAYA ÖZSEZGİN

Çağdaş Sanatımızda Son Osmanlı OSMAN HAMDİ KAYA ÖZSEZGİN Çağdaş Sanatımızda Son Osmanlı OSMAN HAMDİ KAYA ÖZSEZGİN İÇİNDEKİLER İlk Söz /9 Hayatı ve Sanatı /17 Paris'te Resim Dersleri /19 İstanbul'a Dönüş /20 "Doğululuk" Eğilimi /23 Kadın Figürleri /25 Bilimsel

Detaylı

DENİZ EĞİTİM ATÖLYELERİ. OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR

DENİZ EĞİTİM ATÖLYELERİ. OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR DENİZ EĞİTİM ATÖLYELERİ OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR Amaç: Çocukların denizlerde kirliliğine neden olan atıkları gözlemlemesi ve kirliliğin deniz yaşamına etkileri konusunda

Detaylı

Sakıp Sabancı Müzesi Sakıp Sabancı Cad. No:42 Emirgan 34467 İstanbul

Sakıp Sabancı Müzesi Sakıp Sabancı Cad. No:42 Emirgan 34467 İstanbul SAKIP SABANCI MÜZESİ TEKNİK GEZİ RAPORU Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Lisans Programı, MİM 103 Mimarlıkta Araştırma Yöntemleri dersi kapsamında, Sakıp Sabancı Müzesi teknik gezisi 20 Aralık 2012 tarihinde,

Detaylı

OSMAN HAMDİ BEY ŞEKER AHMET PAŞA HAZIRLAYAN: MEHMET KURTBOĞAN

OSMAN HAMDİ BEY ŞEKER AHMET PAŞA HAZIRLAYAN: MEHMET KURTBOĞAN OSMAN HAMDİ BEY ŞEKER AHMET PAŞA HAZIRLAYAN: MEHMET KURTBOĞAN OSMAN HAMDİ BEY 1842 yılında İstanbul'da doğdu. 1860'da hukuk öğrenimi için Paris'e gitti. Hukuk öğreniminin yanı sıra o dönemim ünlü ressamlarının

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

SANATSAL DÜZENLEME ÖĞE VE İLKELERİ

SANATSAL DÜZENLEME ÖĞE VE İLKELERİ SANATSAL DÜZENLEME ÖĞE VE İLKELERİ 1.Sanatsal düzenleme öğeleri Çizgi: Çizgi, noktaların aynı veya değişik yönlerde sınırlı veya sınırsız olarak ardı arda dizilmesinden elde edilen şekildir. Kalemimizle

Detaylı

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz.

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Festivalin Amacı Gaziantep, yeryüzünde, derin tarihi, çok sesli, çok renkli

Detaylı

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede Yaz Sanat Kulübü 2010 Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Fener-Balat bölgesinde yaşayan çocuklar ve kadınlar için eğitim, kişisel gelişim ve sağlık gibi konularda projeler yürütüp kültürel

Detaylı

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor:

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: Kültür ve Sanat Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: NESRİN AKÇA AKOĞUL Nesrin Akça Akoğul Eyüp Devlet Hastanesinde. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapan Nesrin Akça Akoğul. 1992 yılında fotoğraf

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÖZEL KIRAÇ ANAOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ AİLEMİ,ARKADAŞLARIMI VE HAYVANLARI SEVMEK TEMASI FAALİYET SONU RAPORUDUR

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÖZEL KIRAÇ ANAOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ AİLEMİ,ARKADAŞLARIMI VE HAYVANLARI SEVMEK TEMASI FAALİYET SONU RAPORUDUR 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÖZEL KIRAÇ ANAOKULU DEĞERLER EĞİTİMİ AİLEMİ,ARKADAŞLARIMI VE HAYVANLARI SEVMEK TEMASI FAALİYET SONU RAPORUDUR 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılı Özel Kıraç Anaokulu Değerler Eğitimi

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

Derece Alan Üniversite Yıl

Derece Alan Üniversite Yıl 1.Adı:Ümran Özbalcı Aria 2.Doğum Yeri:İzmir 3.Unvanı:Yrd.Doç 4.Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl LİSANS RESİM DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ 1985 YÜKSEK LİSANS SANATTA YETERLİK (DOKTORA) RESİM MARMARA

Detaylı

05-21 ARALIK DECEMBER 2015 AÇILIŞ / OPENING: 05 ARALIK DECEMBER SAAT TIME

05-21 ARALIK DECEMBER 2015 AÇILIŞ / OPENING: 05 ARALIK DECEMBER SAAT TIME Doğu Gündoğdu BİR RULO Atölye / Workshop: Özgün Fotoğraf Baskısı / 12 Aralık 2015 / Saat: 14:00 3, Van Dyke Brown, 05-21 ARALIK DECEMBER 2015 AÇILIŞ / OPENING: 05 ARALIK DECEMBER SAAT TIME 18:00 Doğu Gündoğdu

Detaylı

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER ARALIK 2014 Sevgili Veliler; Bizler Aralık ayını da dolu dolu yaşadık. Önemli gün ve haftaları büyük bir coşku, sevinçle yaşadık. Sınıf içi etkinliklerimize tüm çocuklarımız keyifle katıldılar. Etkinliklerimizle

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI 23NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI Bitkileri tanıdık. Bitkileri gözlemledik. Bitki türlerini isimlendirdik. Bitkilerin

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

27 yıl önce ki İngiliz müşterileri tekrar mavi tur için Bodrum a geldi

27 yıl önce ki İngiliz müşterileri tekrar mavi tur için Bodrum a geldi 27 yıl önce ki İngiliz müşterileri tekrar mavi tur için Bodrum a geldi 27 yıl önce, 8 yaşında babası ile geldiği mavi yolculuk teknesini internetten bularak kendi eşi ve çocukları ile tekrar Bodrum a tatile

Detaylı

LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ

LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ Y Ü Z LE ŞM E LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ LEVENT KUM VE KURSİYERLERİ ÇİNİ SERGİSİ 17 26 MAYIS 2013 / CEMAL REŞİT REY SERGİ SALONU Başkan dan tanbul daki tarihi güzelliklerin değerine değer

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

TEKNİK GEZİ RAPORU. Ders: MİM 121 MİMARİ TASARIM I. Tarih: 07.10.2011 Gezi alanı: Antrepo 3 & 5

TEKNİK GEZİ RAPORU. Ders: MİM 121 MİMARİ TASARIM I. Tarih: 07.10.2011 Gezi alanı: Antrepo 3 & 5 TEKNİK GEZİ RAPORU Ders: MİM 121 MİMARİ TASARIM I. Tarih: 07.10.2011 Gezi alanı: Antrepo 3 & 5 Meclis-i Mebusan Caddesi - Liman İşletmeleri Sahası - Tophane Konumu: Bienal alanının konumunu gösteren harita

Detaylı

TT-')CPlr0l t h. 90 NAZLI ECEVİT (1900-1985) "Şile tual üzeri yağlıboya, 1959 tarihli ve imzalı. 45x55 cm. 1.750-2 MİLYAR.-TL.

TT-')CPlr0l t h. 90 NAZLI ECEVİT (1900-1985) Şile tual üzeri yağlıboya, 1959 tarihli ve imzalı. 45x55 cm. 1.750-2 MİLYAR.-TL. TT-')CPlr0l t h 90 NAZLI ECEVİT (1900-1985) "Şile tual üzeri yağlıboya, 1959 tarihli ve imzalı. 45x55 cm. "Albay Emin Sargut'un kızıdır. 1915 te Darül Muallimat ı (Kız Öğretmen Okulu) bitirdi. İlk kadın

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 03.11.2012 Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Belediyesi'nde belgesel film gösterimleri tüm hızıyla devam ediyor. Levent Kültür Merkezi'nde sinema gösterimleri için de Salkım

Detaylı

Bitkilerle Alan Oluşturma -1

Bitkilerle Alan Oluşturma -1 Bitkilerle Alan Oluşturma -1 Peyzaj Mekanlarının 3 Temel Elemanı Yüzey Zemin Düzlemi: Mekanın tabanını oluşturur. Mekanın diğer elemanları bu tabanın üzerinde yer alır.örneğin üstünde hiçbir bitki veya

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

30 Eylül - 23 Ekim 2010 Asım İşler Anısına Resim Sergisi

30 Eylül - 23 Ekim 2010 Asım İşler Anısına Resim Sergisi 30 Eylül - 23 Ekim 2010 Asım İşler Anısına Resim Sergisi Milliyet - Cadde Eki / 21 Eylül 2010 Habertürk - İstanbul Eki / 2 Ekim 2010 Radikal İki / 3 Ekim 2010 Hürriyet Daily News / 15 Ekim 2010 Asım İşler

Detaylı

1950 LERDEN GÜNÜMÜZE GELEN BİR ALIŞVERİŞ KOMPLEKSİ: BALIKESİR KASAP VE SEBZE HALİ. Gaye BİROL Yrd. Doç. Dr., Balıkesir Üniversitesi Mimarlık Bölümü

1950 LERDEN GÜNÜMÜZE GELEN BİR ALIŞVERİŞ KOMPLEKSİ: BALIKESİR KASAP VE SEBZE HALİ. Gaye BİROL Yrd. Doç. Dr., Balıkesir Üniversitesi Mimarlık Bölümü 1950 LERDEN GÜNÜMÜZE GELEN BİR ALIŞVERİŞ KOMPLEKSİ: BALIKESİR KASAP VE SEBZE HALİ Gaye BİROL Yrd. Doç. Dr., Balıkesir Üniversitesi Mimarlık Bölümü Yüksek Mimar Orhan Ersan tarafından tasarlanmış olan Balıkesir

Detaylı

RESSAM. TANIM Doğanın, eşyanın veya insanın resimlerini kendi algıladığı şekli ile soyut veya somut bir yaklaşımla yansıtan kişidir.

RESSAM. TANIM Doğanın, eşyanın veya insanın resimlerini kendi algıladığı şekli ile soyut veya somut bir yaklaşımla yansıtan kişidir. TANIM Doğanın, eşyanın veya insanın resimlerini kendi algıladığı şekli ile soyut veya somut bir yaklaşımla yansıtan kişidir. A- GÖREVLER - Yapacağı resmin konusu ve niteliğine uygun araç ve gereçleri hazırlar,

Detaylı

İnsanlar yazdıkları eserler, besteledikleri müzikler, yaptıkları buluşlar ve yarattıkları sanat eserleri ile tarihe mal olur, takdirle anılırlar.

İnsanlar yazdıkları eserler, besteledikleri müzikler, yaptıkları buluşlar ve yarattıkları sanat eserleri ile tarihe mal olur, takdirle anılırlar. İnsanlar yazdıkları eserler, besteledikleri müzikler, yaptıkları buluşlar ve yarattıkları sanat eserleri ile tarihe mal olur, takdirle anılırlar. Tüm bu olumlu ve kalıcı var oluşların ortak duygusu yaratıcılıktır.

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

ÜNİVERSİTELERARASI KARİKATÜR YARIŞMASI ŞARTNAME

ÜNİVERSİTELERARASI KARİKATÜR YARIŞMASI ŞARTNAME ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı ÜNİVERSİTELERARASI KARİKATÜR YARIŞMASI ŞARTNAME Konu: Üniversitede Engelli Olmak, Dezavantaj yaşayan üniversite öğrencilerinin öğrenim

Detaylı

İSTANBUL UN İZDÜŞÜMLERİ

İSTANBUL UN İZDÜŞÜMLERİ İSTANBUL UN İZDÜŞÜMLERİ İSMEK RESİM ÖĞRETMENLERİ KARMA SERGİSİ 5-11 NİSAN 2013 / MARMARA ÜNİVERSİTESİ SULTANAHMET KAMPÜSÜ REKTÖRLÜK BİNASI Başkan dan İstanbul, kâh tablolarda hayat bulmuş, kâh en dokunaklı

Detaylı

Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji

Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji Bir hedef seçtiğiniz zaman o hedefe ulaşmanın getireceği bütün zorluklara katlanmanız gerekir. Her başarım bana ayrı bir heyecan, ayrı bir enerji kaynağı olmuştur. Güzel bir şey ortaya koymanın heyecanı

Detaylı

Mehmet Yıldırım. istanbul Ticaret Odası olarak bir yandan ekonomik alanda sorumluluklarımızı yerine

Mehmet Yıldırım. istanbul Ticaret Odası olarak bir yandan ekonomik alanda sorumluluklarımızı yerine istanbul Ticaret Odası olarak bir yandan ekonomik alanda sorumluluklarımızı yerine getirirken diğer yandan kurumsal sorumluluk bilinciyle eğitim, kültür sanat gibi konularda da toplumsal yaşama katkıda

Detaylı

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfinle kurul Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Detaylı

BAKIŞ PORTRE FOTOĞRAFININ DEĞİŞEN YÜZÜ BANK OF AMERICA KOLEKSİYONUNDAN 3 EKİM 2012-20 OCAK 2013 SORULAR:

BAKIŞ PORTRE FOTOĞRAFININ DEĞİŞEN YÜZÜ BANK OF AMERICA KOLEKSİYONUNDAN 3 EKİM 2012-20 OCAK 2013 SORULAR: PORTRE FOTOĞRAFININ DEĞİŞEN YÜZÜ 3 EKİM 2012-20 OCAK 2013 6 5 9 4 2 7 3 1 8 SORULAR: 1- Fotoğrafta kaç çocuk var? 2- Çocuklardan kaç tanesi sana doğru bakıyor? 3- Kız çocuğu elinde ne tutuyor? 4- Fotoğrafçı

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

1824 yılında Paris Salonu'nda John Constable'ın eserleri sergilendi. Ressamın, kırsal manzaraları bazı genç meslektaşlarını etkiledi.

1824 yılında Paris Salonu'nda John Constable'ın eserleri sergilendi. Ressamın, kırsal manzaraları bazı genç meslektaşlarını etkiledi. Çağdaş Dünya Sanatı 1824 yılında Paris Salonu'nda John Constable'ın eserleri sergilendi. Ressamın, kırsal manzaraları bazı genç meslektaşlarını etkiledi. Bu genç ressamlar, şekilciliği reddedip doğadan

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

Fotoğraf Ders Notları Mustafa Eyriboyun ZKÜ - 2009

Fotoğraf Ders Notları Mustafa Eyriboyun ZKÜ - 2009 Fotoğraf Ders Notları Mustafa Eyriboyun ZKÜ - 2009 Bu sunum, İFSAK Temel Fotoğraf Semineri Ders Notları esas alınarak hazırlanm rlanmıştır. 2005 yılında y www.fotokritik fotokritik.com internet sitesinden

Detaylı

2. PROF. DR. ALAYBEY KAROĞLU Sanatta Otuzuncu Yıl Anısına düzenlenen ÇAĞDAŞ TÜRK SANATI SEMPOZYUMU

2. PROF. DR. ALAYBEY KAROĞLU Sanatta Otuzuncu Yıl Anısına düzenlenen ÇAĞDAŞ TÜRK SANATI SEMPOZYUMU PROF.DR. ALAYBEY KAROĞLU TÜRKİYE DE BİR İLK E İMZA ATTI! Alaybey Karoğlu, Adnan Turani ile 1. ALAYBEY KAROĞLU KİŞİSEL RESİM SERGİSİ Trabzon İli Çaykara İlçesi doğumlu Prof. Dr. Alaybey Karoğlu,( Gazi Üniversitesi

Detaylı

Tunç Tanışık. 19 Mart 14 Nisan 2016

Tunç Tanışık. 19 Mart 14 Nisan 2016 Tunç Tanışık 19 Mart 14 Nisan 2016 Tunç Tanışık Ankara, Mart 2016 Fotoğraflar Sanatçı arşivinden Grafik Tasarım Hüseyin Ayışıt Baskı Desen Ofset A.Ş. Birlik Mah. 448. Cad. 476. Sok. No: 2 Tel: 0312 496

Detaylı

Eski çağlara dönüp baktığımızda geçmişteki gç ş insan topluluklarının yazılı, yazısız kültür miraslarında Güneş ve Ay tutulmalarının nedeni hep doğaüstü güçlerle açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan tasvirlerde

Detaylı

Prof.Dr.Hatice BENGİSU

Prof.Dr.Hatice BENGİSU Prof.Dr.Hatice BENGİSU EĞİTİM 1974-1975 Balıkesir Necati Bey İlköğretmen Okulu. 1977-1978 Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Enstitüsü, Resim-İş Bölümü. 1978-1986 Yozgat, Balıkesir, Tatvan, Antakya

Detaylı

ABİDİN DİNO 1913-1993

ABİDİN DİNO 1913-1993 ABİDİN DİNO 1913-1993 Abidin Dino 23 Mart 1913,İstanbul`da doğdu. Ressam, karikatürist, yazar, film yönetmeni. Çok yönlü bir kültür adamı olan Abidin Dino, çağdaş Türk resminin öncülerindendir. 1933 yılında

Detaylı

Foto: Savaş Ekşioğlu

Foto: Savaş Ekşioğlu Foto: Savaş Ekşioğlu Geleneksel Ebru sanatı ile digital teknolojileri ilk kez buluşturan bir sergi: HARALD A MEKTUP Konstantin A. Schmidt in digital ortama taşıdığı Ebru lardan oluşan Harald a Mektup adlı

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

İLETİŞİM BİLGİLERİ. BARTIN ÜNİVERSİTESİ, Bartın Meslek Yüksekokulu 74100 BARTIN ÖĞRENİM DURUMU

İLETİŞİM BİLGİLERİ. BARTIN ÜNİVERSİTESİ, Bartın Meslek Yüksekokulu 74100 BARTIN ÖĞRENİM DURUMU Öğr. Gör. Murat SARI Tasarım Bölümü, Grafik Tasarımı Programı İLETİŞİM BİLGİLERİ Yazışma Adresi BARTIN ÜNİVERSİTESİ, Bartın Meslek Yüksekokulu 74100 BARTIN Telefon 0 378 227 99 39 Dahili 143 Faks 0 378

Detaylı

TEMEL SANAT EĞİTİMİ NEDİR?

TEMEL SANAT EĞİTİMİ NEDİR? TEMEL SANAT EĞİTİMİ NEDİR? Temel sanat eğitimi çizgi, form, mekân, renk, üç boyutlu yapı, görsel algılama ve inceleme ile ilgilenir. Temel sanat eğitimi derslerinin temeli Bauhaus a, Johannes Itten in

Detaylı

Ustalar Eşliğinde Mavi Tur Gelişim ve Sanat Atölyeleri 2013 BODRUM

Ustalar Eşliğinde Mavi Tur Gelişim ve Sanat Atölyeleri 2013 BODRUM BODRUM Güvertede Atölye Türkiye de ilk defa gerçekleşecek olan deniz üstü gelişim ve sanat etkinliğidir. Sanat yolcularımız, Ege nin eşsiz koylarında ilgi duydukları sanat dallarına ve hobilerine vakit

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM DEKO TASARIM Senem ÖZTÜRK / senem.ozturk@alem.com.tr Biliyorum ki dekoratör sözcüğü bugün pek de popüler değil, hatta modası geçmiş bir ifade fakat yine de kendimi dekoratör olarak tanımlamak bana daha

Detaylı

Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi.

Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. Uluslararası İzmir Film Festivalinin Tarihçesi Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. İzmir Film Festivali, 11

Detaylı

Sanatın Tanımını yaparmı sınız Nurdan Gül Kökten

Sanatın Tanımını yaparmı sınız Nurdan Gül Kökten Bir duygunun, bir tasarının ya da güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü ve bu anlatım sonucu ortaya çıkan üstün yaratıcılıktır. insan yaratıcılığının, yeteneklerinin ve düş gücünün; mimari,

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (28 EKİM -13 ARALIK 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz ikinci temamıza ait bilgiler,

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort +90 444 1 352 www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort /elaresort Zarafet ve kaliteyle zenginleşen kusursuz bir dünya... L U X U R I S M Luxurism, sadece bir kelime değil; mükemmelliğin heyecan

Detaylı

ANKARA BAROSU SANAT ESERLERİ YARIŞMASI ŞARTNAMESİ (RESİM - HEYKEL VE ÖZGÜN BASKI DALLARINDA )

ANKARA BAROSU SANAT ESERLERİ YARIŞMASI ŞARTNAMESİ (RESİM - HEYKEL VE ÖZGÜN BASKI DALLARINDA ) ANKARA BAROSU SANAT ESERLERİ YARIŞMASI ŞARTNAMESİ (RESİM - HEYKEL VE ÖZGÜN BASKI DALLARINDA ) AMAÇ Ankara Barosu tarafından resim, heykel ve özgün baskı dallarında yarışma düzenlenmiştir. Uygarlık tarihi

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUEN GRUBU EKİM AYI BÜLTENİ 1 SONBAHAR VE YAPRAKLAR Sonbahar Mevsimin de gözlemlediğimiz hava olaylarını isimlendirdik. Sonbahar mevsimine ait giysileri ayırt ettik. Rüzgâr

Detaylı

ALİ ARTUN Sanatın İktidarı

ALİ ARTUN Sanatın İktidarı ALİ ARTUN Sanatın İktidarı ALİ ARTUN 1972 de Ortadoğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü nden mezun oldu. Mimarlar Odası nda bilim ve teknoloji konuları ile mimar ve mühendislerin toplumsal konumları

Detaylı

Oktay Anılanmert 5 1 0... rt 2 e a stç isi M e rg 1 e S 3 rb ~ e sim 5 S er 0

Oktay Anılanmert 5 1 0... rt 2 e a stç isi M e rg 1 e S 3 rb ~ e sim 5 S er 0 Oktay Anılanmert Serbestçe... Resim Sergisi 05~31 Mart 2015 Kedi Kültür Sanat Merkezi kapılarını Oktay Anılanmert in Serbestçe sergisi ile ziyaretçilerine açmaktan gurur duyuyor Türk Resim Sanatı nın ustalarından

Detaylı

A NEW LIFE STYLE IN THE WORLD NEW S 15

A NEW LIFE STYLE IN THE WORLD NEW S 15 A NEW LIFE STYLE IN THE WORLD NEW S 15 index Mira Avangarde Trend Combo Angel 4-7 8-13 14-19 20-27 28-35 Nazar Eslem Ottoman 36-41 42-47 48-53 Chester Dilara Lady 54-61 62-67 68-73 4 5 Hayal kurmak önemlidir.

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

Festivalin Tarihçesi

Festivalin Tarihçesi Festivalin Tarihçesi Uluslararası İzmir Film Festivali ilk kez 1990 yılında düzenlenmeye başladı. 11 kez düzenlenen Festivale 2000 yılında ara verildi. İzmir Film Festivali, 11 yıl boyunca dünyadan ve

Detaylı

Temel Grafik Eğitimi - II (GRT 202) Ders Detayları

Temel Grafik Eğitimi - II (GRT 202) Ders Detayları Temel Grafik Eğitimi - II (GRT 202) Ders Detayları Ders Adı Ders Kodu Dönemi Ders Saati Uygulama Saati Laboratuar Saati Kredi AKTS Temel Grafik Eğitimi - II GRT 202 Bahar 2 4 0 4 8 Ön Koşul Ders(ler)i

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Handan ÖZSIRKINTI KASAP 2. İletişim: 1230 3. Ünvanı: Yrd. Doç. 4. Öğrenim Durumu: Sanatta Yeterlik (Doktora) Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Yüksek Lisans Güzel Sanatlar Fakültesi

Detaylı

KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin!

KİŞİSEL GÜÇ KİTABINIZ Güçlenin! KİŞİSEL "GÜÇ KİTABINIZ" Güçlenin! Hangi alanlarda başarılıyım? Ne yapacağım? Okul hayatınız bittiğinde, önünüze gerçekleştirebileceğiniz çok sayıda fırsat çıkar. Kendi iş yerlerini açan insanların ne tür

Detaylı

Not: Öğretmenimizin elinden taşlar üzerinde sanat!

Not: Öğretmenimizin elinden taşlar üzerinde sanat! Not: Öğretmenimizin elinden taşlar üzerinde sanat! SANAT EĞİTİMİ NEDİR? Sanat eğitimi, çizgi, form, mekan, renk, üç boyutlu yapı, görsel algılama ve inceleme ile ilgilenir. Temel sanat eğitimi derslerinin

Detaylı

"Nereden başlasam, nasıl anlatsam..."

Nereden başlasam, nasıl anlatsam... Bu yaz Bodrum'suz geçmez! Turgutreis Lagina Bodrum Boutique Hotel'de bir gece çift kişilik konaklama, açık büfe kahvaltı ve akşam yemeği 240 TL yerine 119 TL! (15 Haziran - 27 Ağustos arasında geçerlidir.)

Detaylı

SODA Sunar. Meriç Kara. SODA, tasarımcı Meriç Kara nın ilk kişisel sergisi A Domestic Schizophrenic Project e ev sahipliği yapıyor!

SODA Sunar. Meriç Kara. SODA, tasarımcı Meriç Kara nın ilk kişisel sergisi A Domestic Schizophrenic Project e ev sahipliği yapıyor! BASIN BÜLTENİ SODA Sunar Meriç Kara: A Domestic Schizophrenic Project 26 Mayıs 2010 3 Temmuz 2010 Açılış: 26 Mayıs 2010 Çarşamba / 18:30-21:00 (Basın Toplantısı: 17:00) SODA, tasarımcı Meriç Kara nın ilk

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ BESYO TME-110 TEMEL MÜZİK EĞİTİMİ 1.HAFTA

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ BESYO TME-110 TEMEL MÜZİK EĞİTİMİ 1.HAFTA YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ BESYO TME-110 TEMEL MÜZİK EĞİTİMİ 1.HAFTA Hayatta müzik gerekli değildir. Çünkü hayatın kendisi müziktir. Müzik ile ilgisi olmayan varlıklar insan değildir. Eğer söz konusu olan

Detaylı

DAMAR MADENCİLİK A.Ş. Şirketimiz Hakkında

DAMAR MADENCİLİK A.Ş. Şirketimiz Hakkında DAMAR MADENCİLİK A.Ş Şirketimiz Hakkında Hakkımızda Kuruluşundan itibaren şirket odağına "İnsan değerlerini" koyan Damar Madencilik, günümüze kadar iş tecrübesini geliştirerek teknolojiyi yakından takip

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

Fotograf Geçidi : İstanbul 2010 Etkinlikleri Bülent ÖZGÖREN in Yüzümüzü Ağartanlar Sergisi ile Devam Ediyor!

Fotograf Geçidi : İstanbul 2010 Etkinlikleri Bülent ÖZGÖREN in Yüzümüzü Ağartanlar Sergisi ile Devam Ediyor! Fotograf Geçidi : İstanbul 2010 Etkinlikleri Bülent ÖZGÖREN in Yüzümüzü Ağartanlar Sergisi ile Devam Ediyor! İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projeleri kapsamında, sanat yönetmenliğini ve küratörlüğünü

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

Mustafa Tunçalp Seramikler Sergisi 21 Ekim 10 Kasım tarihlerinde Rezan Has Müzesi nde ziyaret edilebilir.

Mustafa Tunçalp Seramikler Sergisi 21 Ekim 10 Kasım tarihlerinde Rezan Has Müzesi nde ziyaret edilebilir. MUSTAFA TUNÇALP SERAMİKLER Mustafa Tunçalp Seramikler Sergisi 21 Ekim 10 Kasım tarihlerinde Rezan Has Müzesi nde ziyaret edilebilir. Günümüz seramik sanatçılarından Mustafa Tunçalp, köklerinden yola çıkarak

Detaylı

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz.

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. YARATICI OKUMA DOSYASI En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. MAVİŞ Mavişe göre Dünya nın ¾ nün suyla kaplı olmasının nedeni nedir?...... Maviş in gözünün maviden başka renk görmemesinin

Detaylı