TAKDİM KADIN VE ŞERİAT: HAKİKATİ KURGUDAN AYIRMAK

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TAKDİM KADIN VE ŞERİAT: HAKİKATİ KURGUDAN AYIRMAK"

Transkript

1

2 TAKDİM KADIN VE ŞERİAT: HAKİKATİ KURGUDAN AYIRMAK KöklüDeğişim suskunluğun kırılma noktası Köklü Değişim Dergisi Kadın ve Şeriat; Hakikati Kurgudan Ayırmak başlıklı Nisan sayısıyla okuyucularıyla buluşuyor. Bu ayki dergimizde 28 Mart tarihinde beş ülkeden canlı olarak yapılan ve kapağımıza adını veren uluslararası Kadın ve Şeriat konferansının konuşmacılarından Selda KARADEMİR Gerçek Siyasi Değişim Oluşturmada Kadının Rolü başlıklı konuşmasıyla yer aldı. Yine aynı konferansın İ ngiltere konuşmasını yapan Dr. Nazreen Nawaz Kadın ve Şeriata Karşı Medya Efsanelerini Yok Edelim başlıklı konuşmasında sömürgeci Batı nın Müslüman kadını kendi pisliğine çekme yöntemlerini irdeledi. Yazarımız Hüsna ESRA mart ayının gündem konularından biri olan kadınlar günü münasebetiyle İslâm da Kadın ve Ailenin Önemi başlıklı makalesini kaleme aldı. Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır da gerçekleştirilen Kürt meselesi çalıştayını Kürt Meselesine İslâmî Çözüm Arayışı başlıklı makalesiyle Aydın USALP gündeme taşıdı. Yazarımız Nihad KURTARAN yöneticilerin sıklıkla ifade etmeye başladıkları parantez kapatma ifadelerine Yüz Yıllık Parantez Başkanlıkla Değil, Râşidî Hilâfetle Kapatılmalı başlıklı yazısıyla karşılık verdi. Köklü Değişim bu ay da birbirinden ilgi çekici konularıyla sizlerle buluşuyor Köklüdeğişim Suskunluğun Kırılma Noktası YIL 1

3 fikir fikir gündem gündem Allah ın Emirlerini Ciddiye Almak Abdullah İMAMOĞLU Nedir Bu Radikal Örgüt Merakınız Emrah AKAY Yüz Yıllık Parantez Başkanlıkla Değil, Râşidî Hilâfetle Kapatılmalı Nihat KURTARAN Gerçek Siyasi Değişim Oluşturmada Kadının Rolü Selda KARADEMİR İslâm Şeriatının Gölgesinde Kadınların Hayatına Bir Bakış! Iffah Ainur ROCHMAH Kadın ve Şeriata Karşı Medya Efsanelerini Yok Edelim Nazreen NAWAZ Aydın USALP Kürt Meselesine İslâmî Çözüm Arayışı Kuruluş: 2004 İslâmî Fikirlere Dayalı Aylık Siyâsî Dergi Cemaziyelahir 1436 Nisan 2015 Sayı 127 Yerel-Süreli ISSN Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Süleyman UĞURLU Yönetim Merkezi Mithatpaşa Caddesi 47/B Kızılay-ANKARA İletişim&Abonelik Tel: (+90) Faks: (+90) Kapak&Grafik Tasarım: KöklüDeğişim İrtibat Büroları İstanbul (Avrupa Yakası): Mahmut KAR Kirmasti Mah. Kıztaşı Cad. 43/5 Fatih/İstanbul Tel: İstanbul (Anadolu Yakası): Genç Değişim Kitabevi Mehmet Akif Ersoy Mah. Fatih Bul. 145/10 Sultanbeyli/İstanbul Tel: Diyarbakır: Ümmet Kitabevi Şeyh Şamil Mh. Cengizler Caddesi 555. Sk. 28/A Bağlar / Diyarbakır Tel: Van: Erkam Kitabevi Ordu Cad. Ulu Cami Karşısı Medine Pasajı P-37 Zemin Kat Merkez / VAN

4 fikir fikir gündem gündem Râşidî Hilâfet Dışında Bir Sistem İstemek Cesaret İster Mehmet ÇETİNBUDAK İslâm da Kadın ve Ailenin Önemi Hüsna ESRA Mustafa KÜÇÜK Bekir KURTULUŞ Ümmetin İran la İmtihanı Dümene Geçmek Devlet İslâm ı Değil, İslâm Devleti! Murat SAVAŞ Aman, Gençler Bu Fikirlere Dikkat Edin! Hakan BOLAT Tel: Bursa: Tayfun Üstünkaya Kemalpaşa Mh. Atatürk Blv. Kaptan İşhanı Kat:4 No: 58 İnegöl / BURSA Tel: Konya: Murat Savaş Alaaddin Caddesi Şeyh Ziya Sokak No: Merkez / KONYA Adana: Özler Caddesi No:6 Veli Gözcan İşhanı Kat:3 Kuruköprü Seyhan - Adana Tel Ankara / Çubuk: Murat Altın Yavuz Selim Mahallesi Hükümet Caddesi 55/C Abonelik ve Hesap Numaları Yurtiçi: 6 Aylık: 30 Yıllık (12 Ay): 60 Yurtdışı 6 Aylık: 30 Yıllık: 60 Sesli Dergi / Online Okuma: 50 (Süleyman Uğurlu Adına) * PTT Posta Çeki Hesabı: * Ziraat Bankası TL Hesabı: TR * Ziraat Bankası Euro Hesabı: TR * Ziraat Bankası Dolar Hesabı: TR Baskı: Önka Ofset Matbaacılık Büyük Sanayi 1. Cadde Keskinler İşhanı No: 80/32-33 İskitler / Ankara Tel: Fax:

5 fikir ALLAH IN EMİRLERİNİ CİDDİYE ALMAK Abdullah İMAMOĞLU Kur an ayetleri incelendiğinde felaha ermenin iki esas üzerine temellendiğini görürüz. Bunlardan birisi iman diğeri ise salih ameldir. Kur an bu iki esası yerine getiren kimseye Cennet i vaat eder. Buradan hareketle bir kimse Cennet ehlinden olmak istiyorsa iman ve salih amel de geçerli not almak durumundadır. Bu demek oluyor ki Cennet in anahtarı iman ve salih ameldir. Ben naçizane toplumumuzun mevcut problemlerinin temelini bilgisizliğin oluşturduğuna inanmıyorum. Tam aksine var olan bilgiyle amel etme problemi olduğuna inanıyorum. Bu sıradan bilgiyle amel ilişkisini kapsadığı gibi şer î hükümlerle amel ilişkisini de kapsayıcıdır. Şu örnekte olduğu gibi; Herkes emniyet kemeri takmanın zorunluluğunu ve en ince ayrıntısına kadar faydalarını bilir. Ö yle ki Türkiye de sürücüler üzerinde yapılan bir araştırmaya göre her iki sürücüden birisi emni- 4 yet kemeri takmamaktadır. Takmamalarının nedenini bilgisizliğe mal etmek ise insaflı bir yaklaşım değildir. Takmamalarının temel nedeni tamamen ihmalkârlıktır. Daha da ötesi ciddiye almamaktır. Hâlbuki her birimiz biliriz ki emniyet kemeri kazaların daha da feci sonuçlanmasını önleyen önemli bir tedbirdir. Amiyane tabirle hayat kurtarır. Herkesin bu gerçeğin farkında olmasına rağmen yapmıyor olmaları ancak tembellikle ve ciddiye almamakla izah edilebilir. Her Rasul ve Nebî gönderildiği topluma can suyu olmak için Allah Azze ve Celle tarafından gönderilmiştir. Son Rasul Hz. Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem de diğer peygamberlerden farklı değildir. O nun da gönderiliş gayesi gönderildiği topluma can suyu olmaktır. Kur anî bir ifadeyle rahmet olmaktır. Bu gayeyi Allah Azze ve Celle Enbiya suresi 107. ayette şöyle buyuruyor: و م ا أ ر س ل ن اك إ ل ر ح م ة ل ل ع ال م ين Biz seni âlemler için yalnızca bir rahmet olarak gönderdik. Allah Azze ve Celle, Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem vasıtasıyla insan fıtratına muvafakat sağlayan, aklı ikna edip kalbe mutmain veren yegâne din olan İ slâm ı göndermiştir. Göndermiştir ki bu din insanın kendisiyle, Rabbisiyle ve diğer insanlarla olan ilişkisini düzenlesin. Göndermiştir ki, insandan sadır olacak bütün problemlere hem dünya hem de ukba saadetini temin edecek çözümler getirsin. Nitekim öyle de olmadı mı? Rasulullah ın nübüvvet ile görevlendirildiği dönemde toplumun adı; cahiliye namı diğer ise vahşetti. Hayat olmayan topluma hayat getirdi Hz. Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem İ slâm ın canından can vermek için تسلم اسلم İslâm ı tercih et, kurtul mücadelesini ortaya koyuyor, daha yaşarken ölmüş bedenlere can olmaya çalışıyordu. Rasulullah gönderilmeden önce Mekke toplumunun vahşette zirveye

6 fikir oynadığını hepinizce malum bir örnekle serdetmek istiyorum. Bu örneği seçmemdeki maksat yeni bir öğreti değil, sadece vahşetin ne denli olduğunu resmetmektir. Bir gün bir Sahabe, Hz. Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem in huzuruna gelerek cahiliye devrine ait bir vahşiliği şöyle dile getirir: Ya Rasulullah! Biz cahiliye devrinde kız çocuklarımızı diri diri toprağa gömerdik. Benim de bir kız çocuğum vardı. Annesine, Bunu giydir, dayısına götüreceğim, dedim. Kadın bunun ne demek olduğunu iyi bilirdi. Ciğerparesi, biricik evladı biraz sonra bir kuyuya atılacak ve orada çırpına çırpına can verecekti. Ne var ki, kadının böyle bir canavarlığın önüne geçme imkânı yoktu. Yapabileceği tek şey, için için ağlayıp kanlı gözyaşı dökmekti. Hanımım dediğimi yaptı. Çocuk gerçekten dayısına gideceğini zannediyor ve cıvıl cıvıl koşuşuyordu. Çocuğun elinden tutup daha önce kazdığım bir kuyunun yanına getirdim. Ona kuyuya bakmasını söyledim. O tam kuyuya bakayım derken, sırtına bir tekme vurdum ve onu kuyuya yuvarladım. Fakat her nasılsa, eliyle kuyunun ağzına tutundu. Bir taraftan çırpınıyor, diğer taraftan da; Babacığım üzerin toz oldu, deyip elbisemi silmeye çalışıyordu. Buna rağmen bir tekme daha vurdum ve onu diri diri toprağa gömdüm. Adam bunu anlatırken Rasulullah ve yanındakiler hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Orada oturanlardan birisi; Be adam, Kur an ayetleri incelendiğinde felaha ermenin iki esas üzerine temellendiğini görürüz. Bunlardan birisi iman diğeri ise salih ameldir. Kur an bu iki esası yerine getiren kimseye Cennet i vaat eder. Buradan hareketle bir kimse Cennet ehlinden olmak istiyorsa iman ve salih amel de geçerli not almak durumundadır. Bu demek oluyor ki Cennet in anahtarı iman ve salih ameldir Rasulullah ı, çok üzdün! deyince, Efendimiz, Sahabeye; Bir daha anlat, dedi. Adam olayı bir kere daha anlattı Rasulullah ın gözlerinden süzülen yaşlar mübarek sakalından aşağıya damla damla akıyordu. Tablo ortada Sanki Rasulullah bir daha anlat demekle şunu haykırıyordu; ben size hayat getiresiye kadar işte böyle bir cehalet içerisindeydiniz. Ben geldim rahmet oldum sizlere Gerçekten de öyle olmuştu. -Kızlarını gözlerini kırpmadan toprağa gömen vahşi toplum, Rasulullah ın öğretisiyle yanlarından geçen cenazeye saygı gösterecek kadar merhametli olmuştu. -Köşeyi dönünce bir Evsli çıksa da boynunu vursam diyecek kadar husumet/düşmanlık besleyen bir Hazreçli, Müslüman Müslümanın kardeşidir ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez öğretisiyle kardeşinin önünde göğsünü siper eder olmuştu. -Çocukların Kaçın kaçın, faiz yiyen Habîb geliyor. Ayağından kalkan toz bizi de kirletmesin! diyerek köşe bucak kaçtıkları Habib, Rasulullah ın Allah alışverişi helal, faizi haram kıldı öğretisinin ardından, kaçın, kaçın! Tövbekâr Habîb geliyor. Günah tozumuz üzerine bulaşmasın dedirtecek kadar muttaki olmuştu. Peki, ben de soruyorum öyleyse, ne oldu da bu toplum 5

7 fikir üzerinden bin beş yüz sene geçmiş olmasına rağmen adları halen anılan insanlar oldular? Bu değişimi nasıl gerçekleştirdiler? Çok basit Allah Azze ve Celle nin kendileri için seçtiği ve razı olduğu dinin emirlerine icabet ettiler. Allah ın emir ve yasaklarını ciddiye aldılar ve ötelemediler. Çünkü icabette hayat var. İ cabette can var, rahmet var, şifa var Allah Azze ve Celle bunu şöyle beyan ediyor: ي ا أ ي ه ا ال ذ ين آم ن وا اس ت ج يب وا ل و ل لر س ول إ ذ ا د ع اك م ل م ا ي ح ي يك م Ey Müminler, Allah ve Rasulü sizi hayat bağışlayacak ilkelere çağırdıkları zaman bu çağrıya icabet edin. (Enfal, 24) Allah ve Rasulü nün getirdiklerini ciddiye almak ve icabet etmek, bu ayetin en güçlü öğretisi ve azığı olmalıdır. Daha net bir ifadeyle bizim kurtarıcımız olan, bize hayat bahşeden Allah ın emirlerini ve nehiylerini ciddiye alacağız. Alacağız ki hayatımız kurtulsun. Hangi hayat dersiniz. Bittabi dünya ve ukba hayatı Belki şu ana kadar ifade ettiklerimi özetleyecek bir atasözünün hikâyesini aktarmak istiyorum. Ama anlatacağım hikâyeyi hayat veren şeyi ciddiye almak lazım konsepti çerçevesinde değerlendirmenizi istiyorum. Allah ve Rasulü nün getirdiklerini ciddiye almak ve icabet etmek, bu ayetin en güçlü öğretisi ve azığı olmalıdır. Daha net bir ifadeyle bizim kurtarıcımız olan, bize hayat bahşeden Allah ın emirlerini ve nehiylerini ciddiye alacağız. Alacağız ki hayatımız kurtulsun. Hangi hayat dersiniz? Bittabi dünya ve ukba hayatı Hazami adından bir kadın varmış. Bu kadının en bariz özelliği herkesten daha uzak mesafeleri kolaylıkla görebiliyor olmasıymış. Hazami yer yer dağın tepesine çıkar uzak- 6 lardan gelen düşman saldırısı olup olmadığını gözetlermiş. Defalarca da köyünü düşman istilasından kurtarmış. O gün bugündür Hazami söz söyleyecek olsa herkes itibar edermiş. Çünkü Hazami ye icabet hayat kurtarıyormuş. Bir gün Hazami uzaktan ağaçların yürüyerek köyle doğru geldiğini haber vermiş. Tabii bu sefer köylüler Hazami ye inanmak istememişler. Bila istisna hepsi e be Hazami hiç olacak iş mi bu? Ağaçların yürüdüğü nerede görülmüş? demişler. Demişler demeye ama daha akşam olmadan köy düşman istilasına uğramış. Meğer düşman ağaç yapraklarının ardına kamufle olarak gelmişler köyle... Meğer Hazami yine doru söylemiş. Bunun üzerine köylü اذا söylemiş: şu meşhur sözü قالت حذام فصدقوها ان القول ما قالت za- Hazami söylediği حذام man icabet ediniz/tastik ediniz, çünkü söz (hayat veren) Hazami nin sözüdür. (bkz. Arap Dilinde Deyimler ve Atasözleri) Biz Allah ın ve Rasulü nün emirlerini ve nehiylerini ciddiye alacağız. Bakınız şu örnek belki de örneklik açısından zirve bir örnek. Ama icabet etmedeki hassasiyeti anlatan bir örnek. Emir buyuranı ciddiye almakla alakalı bir hadis: أخي يشتكي بطنه فقال: اسقه عسال. ثم أتاه الثانية فقال: اسقه عسال. ثم أتاه الثالثة فقال: اسقه عسال. ثم أتاه فقال: قد فعلت. فقال: صدق هللا وكذب بطن أخيك اسقه عسال فسقاه فبرأ Bir kişi Rasulullah a gelerek Ey Allah ın Rasulü!

8 fikir Kardeşim ishal olmuştur, dedi. Hz. Peygamber; Ona bal içir! buyurdu. O da giderek kardeşine bal içirdi ve tekrar Rasulullah a gelerek Ey Allah ın Rasulü! Ona bal içirdim, daha da fazlalaştı, dedi. Hz. Peygamber; Git, ona bal içir! dedi. O gitti, tekrar bal içirdi ve sonra yine Hz. Peygamber e gelerek; Ya Rasulullah, daha fazla oldu, dedi. Hz. Peygamber; Allah doğru söyledi! Senin kardeşinin karnı yalan söylüyor. Git, ona bal içir! dedi. Adam gitti, ona bal içirdi, o da şifaya kavuştu. (Buhari, Tıb, C.12. H. no:7) Bizler de Allah ve Rasulü nün bizlere taktir buyurdukları emir ve yasaklarına icabet edeceğiz. Daha da ötesi ciddiye alacağız. Kurtuluşumuzun icabet edeceğimiz emir ve yasaklarda olduğunu hatırdan hiç çıkarmayacağız. Hayat veren şeyi ciddiye alacağız. Lakin her ne kadar arzulanan bu olsa da pratikte bu meyanda çok zafiyetlerimizin olduğu da inkâr edilmez bir gerçektir. Bugün Allah ın emir ve yasaklarının hayatımızda yer almadığına üzülerek de olsa şahit oluyoruz. Ö rneğin namaz Namazın Allah ın bizlerden yerine getirmemizi istediği farzlardan bir farz olduğunu bilmeyen yoktur sanırım. Lakin Türkiye de günde beş vakit namaz müdavimi oranı %50 bile değildir. İ lginç olanı ise, kılmayan herkesin namazın farziyetini biliyor olmasıdır. Bu sadece tasavvuru basit olsun diye paylaştığım bir misaldi Buradan şu sonuç çıkmaktadır. Ben farz olduğunu biliyorum ama ciddiye almıyorum, gün gelecek ben de elbet namaz kılacağım. Hayatım böyle sürüp gidecek değil elbet. Uzunca kurduğum cümlenin iki kelimeye karşılığı öteleyici zihniyet. Bu başlı başına bir zihniyettir. Bunun adı da öteleyici zihnyettir. Hâlbuki yukarda bize hayat veren şeylere nasıl ve hangi hassasiyetle sarılmamız gerektiğini anlatmaya çalıştım. Ö teleyici zihniyetin tedavisi ise şudur, âkibet Bizler de Allah ve Rasulü nün bizlere taktir buyurdukları emir ve yasaklarına icabet edeceğiz. Daha da ötesi ciddiye alacağız. Kurtuluşumuzun icabet edeceğimiz emir ve yasaklarda olduğunu hatırdan hiç çıkarmayacağız. Hayat veren şeyi ciddiye alacağız bilinci ameli koordine eder. Yani akıbet merkezli hareket etmek ameli düzenler. Â kibet bilincinden kasıt ise, ölümden sonra dünya hayatında yaptıklarımızdan hesaba çekilecek olmanın idrakinde ve bilincinde olmaktır. Bu bilinç ve idrak kişinin dünya hayatında atacağı adımın bilinçli atılmasını sağlar. Şöyle ki, bir kimse namazı ya da farzlardan herhangi bir farzı ihmal etmesi, ötelemesi halinde Allah Azze ve Celle nin kendisini o terk ettiği, ihmal ettiği fiilden hesaba çekeceği düşüncesini zihninde canlı tutması amelini düzenleyecektir. Ö lümden sonra hesaba çekilecek olması gerçeği ameli koordine eder. Ö yleyse şu kanıya varmak mümkün. Bir kimse eğer ki Allah ın emirlerinden herhangi bir emrini ciddiye almamak gibi, ihmal etmek, ötelemek gibi bir zafiyet içerisine düşecek olursa, hemen ölümü öteleyip öteleyemediğine baksın. Buna kadir olup olmadığını düşünsün. Çünkü bugün yapmakla mükellef olduğu bir farzı yarına öteleyen, ötelemeyi düşünen bir kişi bir saat sonrasına hatta verdiği nefesi geri alabilmesine garantisi yoktur. Din gününde hesaba çekileceğimizi bile bile Allah ın emirlerinde öteleyici olmak tek kelimeyle cüretkârlıktır. Ö lüm seni mutlaka bulacak ve dünya hayatında yaptıklarından tek tek hesaba çekileceksin. En önemlisi sen buna iman ediyorsun. Ö yle bir günün gelip çatacağına adın gibi eminsin. Kur an ın tabiriyle öz çocuğu- 7

9 fikir nu tanıdığın gibi (Bakara 143) tanıyorsun. Ama gel gör ki böyle bir gün gelmeyecekmişçesine, hiç ölmeyecekmişçesine Allah ın emirlerini ciddiye almıyor ve öteliyorsun. Buna cüretkârlık denir. Onun için ben diyorum ki, ölümü öteleyebiliyorsan Allah ın emirlerini de ötele Yarına garantin varsa tabii Ö lümü öteleyememekle alakalı güzel bir fıkra. Zamanın behrinde bir imam varmış. İ mamın ise diğer imamlardan farklı bir meziyeti varmış. Dolaysıyla herkes tarafından da bilinirmiş. İ mamın farklılığı ölüm yatağında yatan hastalara ölümün ne kadar yakın ya da uzak olduğunu tahmin etmesiymiş. Bu tahminini de ölüm meleği Azrail in hastanın ayak ya da başucunda olmasına göre yaparmış. Eğer Azrail hastanın ayakucunda görülürse bu ölüme daha vakit var demekken, başucunda görülürse bu ölümün çok yakın olduğu anlamına gelirmiş. Gel zaman git zaman hocanın namı duyuldukça duyulmuş. Ee ömür bu, bu sefer hasta yatağında yatan bizim imamın kendisiymiş. Tabii merak etmiş acaba ölüm kendisine ne kadar yakın ya da uzak. Hafif doğrulmuş ayakucuna bakmış acaba Azrail i görebilir miyim diye. Ama nafile. Bu sefer başına doğru bakmış yine bir şeyler göremeyince oğluna seslenmiş, oğlum bak bakıyım ölüm bana ne kadar uzak ne kadar yakın. Sanırım ben hastalığımdan dolayı göremedim demiş. 8 Öyleyse şu kanıya varmak mümkün. Bir kimse eğer ki Allah ın emirlerinden herhangi bir emrini ciddiye almamak gibi, ihmal etmek, ötelemek gibi bir zafiyet içerisine düşecek olursa, hemen ölümü öteleyip öteleyemediğine baksın. Buna kadir olup olmadığını düşünsün. Çünkü bugün yapmakla mükellef olduğu bir farzı yarına öteleyen, ötelemeyi düşünen bir kişi bir saat sonrasına hatta verdiği nefesi geri alabilmesine garantisi yoktur Oğlu bakmış Azrail ayakucunda değil. Bir de başucuna baktıysa Azrail başucunda Baba Azrail senin başucunda Allahu âlem ölüm sana çok yakın demiş. Tabii bizim imamı almış bir ölüm korkusu, hafifçe kulağına fısıldamış oğlunun; evlat çaktırmadan yatağın ucundan tut ve çevir demiş. Ama her ne kadar ölümü ötelemeye çalıştıysa da bizim imam oracıkta ruhunu teslim etmiş. En nihayetinde fıkradır. Ama bize verdiği birçok öğretisi vardır. Nedir o; ölümü öteleyemiyoruz. Ö lümü ötelemek ne mümkün. Bakınız Allah Azze ve Celle nasıl buyuruyor: و ل ك ل أ م ة أ ج ل ف إ ذ ا ج اء أ ج ل ه م ل ي س ت أ خ ر ون س اع ة و ل ي س ت ق د م ون Her ümmetin bir eceli vardır. O ecel geldiğinde, ne bir ân erteleyebilirler, ne de öne alabilirler. (Araf 34) Ö teleyemiyorsak Allah ın emirlerini de ötelemeyeceğiz. Ciddiye alacağız. Belki bu ömrümde yapacağım son amelim olacaktır bilinciyle amel edeceğiz. Ö telemekle ilgili mazereti ne kadar makul bir mazeret olsa da tembellik göstermeyeceğiz. Abdullah ibn Revaha hakkında Rasulullah ın söylediği şu etkileyici söze bakar mısınız? Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Abdullah b. Revaha yı bir fırkanın başında cihada gönderdi. O gün cuma idi. Abdullah arkadaşlarına Siz gidin, ben cumayı kıldıktan sonra size yetişirim dedi. Namazı kıldıktan sonra Rasulul-

10 fikir lah SallAllahu Aleyhi ve Sellem Neden arkadaşlarınla beraber çıkmadın diye sordu. O da cumayı seninle beraber kılmak istedim diye cevap verdi. Buna mukabil Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem Yeryüzündeki bütün servetleri Allah yolunda harcasan, (geç hareket ettiğinden dolayı) yine de onların sabahleyin yola çıkışlarının faziletini elde edemezsin dedi. (İ mam Ahmed) Allah ın emirlerinin hacmi bir lokma da olsa bunda Allah ın rızasını aramak lazım. Ufacık bir lokma da olsa Allah ın emri olması hasebiyle ciddiye almak lazım. Ö lüm de olsa ucunda rıza-i ilahiye talip olmak lazım. Ö telemeden ve ciddiyetle... İ şte bu söylediklerimi en iyi anlatan bir örnek. Amelde Allah ın emrine kulak vermek, ciddiye almak ve ötelememek. Allah ın emirlerinin hacmi bir lokma da olsa bunda Allah ın rızasını aramak lazım. Ufacık bir lokma da olsa Allah ın emri olması hasebiyle ciddiye almak lazım. Ölüm de olsa ucunda rıza-i ilahiye talip olmak lazım. Ötelemeden ve ciddiyetle... İşte bu söylediklerimi en iyi anlatan bir örnek. Amelde Allah ın emrine kulak vermek, ciddiye almak ve ötelememek Bir akşam kölesi ona bir yemek getirdi. Hz. Ebu Bekir de ondan bir lokma aldı. Köle ona; Bugün sana ne oldu? Her zaman bir şey getirdiğimde nereden aldığımı sorardın; bugünse sormadın, dedi. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir: Çok acıktığımdan olmalı! Sahi sen bu yemeği nereden getirdin? diye sordu. Köle Cahiliye döneminde bir kavme muska yapıp hastalarına okumuştum. Onlar da bana bir şeyler vereceklerine dair söz vermişlerdi. İşte bugün onların yanına uğradım. Bir düğün yapıyorlardı; bana da bu yemeği verdiler, dedi. Bunları işiten Hz. Ebu Bekir kölesine kızarak; Sen beni helak mi etmek istiyorsun? dedi ve sonra da parmağını sokarak istifra etmek istediyse de hiçbir şey çıkaramadı. Kendisine; Ancak su ile çıkarabilirsin! dediler. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir su getirilmesini emretti. Böylece bir yandan su içiyor, bir yandan da kusmaya çalışıyordu. Kusuncaya kadar da bu şekilde devam etti. Orada bulunanlar; Allah sana merhamet etsin. Bütün bunları bir lokma yemek için mi yapıyorsun? dediler. Ebu Bekir de cevap olarak şunları söyledi; Canımın çıkacağını bilsem yine de o lokmayı çıkarırdım. Çünkü ben Hz. Peygamber in; Haramdan oluşup gelişen vücutlar için en layık şey ateştir. buyurduğunu işitmiştim. İşte bunun için de vücudumun bu bir lokmadan yararlanmasından korktum. Allah ın emirlerine olan hassasiyetimiz işte tam da anlatılan gibi olmalı. Allah ın emirlerinde ciddiyetsizlik, tembellik ve öteleyicilik kulluğu yer bitirir. Allah ın emirlerini ötelemeden ve azami ciddiyetle yerine getiren bahtiyar kullardan olabilmemiz duasıyla 9

11 gündem NEDİR BU RADİKAL ÖRGÜT MERAKINIZ Emrah AKAY Başlıkta geçen cümleyi ilk olarak Zaman Gazetesi genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı nın makalesinde okudum. AKP hükümetinin radikal örgütlere sempati duyduğunu ama bir o kadar da ılımlı gruplara karşı gösterdiği mesafeli duruşu anlatmaya çalıştığı bir makale idi. Ekrem Dumanlı nın ilginç yaklaşımı şu cümleyle ayyuka çıkıyordu: İktidar cephesinin el-kaide, el-nusra, Hizbullah, IŞİD gibi örgütlere karşı ılımlı; hatta tarafgir yaklaşımları kimi zaman gizlenemez hale geliyor. İslâm coğrafyasını kana bulayan ve kanlı elleriyle bir İslâm imajı oluşturanlara karşı dimdik durulabilseydi insanların kafası bu kadar karışmazdı. Ö zellikle de bu söylem radikal örgüt meselesinin daha net ve anlaşılır hale gelmesini gerekli kılmaktadır. Zira asıl kafaları karıştıran şey maalesef ki paralel devlet suçlamasıyla tutuklanan bir yazardan bunları okumak. Evet hükümetin söylemleri itibariyle ismi geçen radikal ya- 10 pılara karşı bir nefret taşıdığı sonucu çıkmayabilir. Ama Amerikan öncülüğündeki koalisyon güçleriyle Suriye deki el-nusra ve IŞİ D gruplarına nasıl bombalar yağdırdığını, Pakistan ve Afganistan da NATO gücü olarak el-kaide ve Taliban a ölüm saçtığını hatırladığımızda söylemlerin ne kadar da gerçekten uzak olduğunu daha net görebilmekteyiz. Yine aynı şekilde İ srail için yaptığı söylemleri düşündüğümüzde her ne kadar sert ve mesafeli duruyormuş görünse de İ srail ile yaptığı anlaşmaların ve görüşmelerin neticesinde söylemlerin ne kadar değişime ve dönüşüme maruz kaldığını anlayabiliriz. Zaten siyaseti takip eden bir kimsenin yöneticileri yaptıklarından ve yapmayı düşündüklerinden hareketle incelemesi gerektiğini anlamış olması gerekmektedir. Günümüz siyasetçilerinin yaptıkları tek şey dostlar alışverişte görsün siyasetidir ki buna birçokları konjonktürel olmak diyerek kılıf giydirir. Peki Ekrem Dumanlı nın aynı makalede geçen şu sözüne ne dersiniz? Sanki kendilerini tasvir ediyorcasına şu itiraflarda bulundu: Madalyonun bir de başka yüzü var; onlarca sene içinde yüzlerce kere test edildiği halde silahlı mücadeleye zerre kadar taviz vermemiş cemaatlere karşı takınılan iftiracı tavır, ürkütücü bir seyir takip ediyor. Emirleri altına alamadıkları cemaatlere karşı yürütülen karalama kampanyaları insanî ve İslâmî hiçbir değerle izah edilemez. Sabıkalı bazı radikal gruplara karşı iktidar cephesinden empati ve sempati ile yaklaşılırken, silahlı mücadeleye ve illegal faaliyete zerre kadar yüz vermemiş ve barışçı söylemi asla terk etmemiş cemaatlere (özellikle de Fethullah Gülen Hocaefendi ye ve sevenlerine) terör örgütü muamelesi yapmak, büyük bir zulüm değil de nedir? Evet gerçekten de madalyonun bu yüzü oldukça önemli. Parantez içerisinde belirttiği Fethullah Gülen Hocaefendi ye ve sevenlerine kısmı belli dönemlerde

12 gündem işlenen faili meçhuller ile gündeme gelmesinden sonra bir kez daha düşünülmelidir. Aynı taife tarafından hiçbir şekliyle silaha başvurmayan ve terör eylemi gerçekleştirmeyen birçok Müslüman hapse atılıp, haksız muamelelere maruz bırakılmadı mı? Gücü eline geçirenin muhalefet tanımadığı, rakip kabul etmediği ve herkesi anlamsızca radikal kabul ettiği böylesi bir dönemde kimin hangi safta hangi mücadeleyi verdiği tartışılır doğrusu. Dolayısıyla böylesi bir tartışmada Ekrem Dumanlı nın Nedir bu radikal örgüt merakınız sorusunun yanı sıra Nedir bu Müslümanlara taktığımız Radikal yaftası diye sorması da gerekmez mi? Böylesi bir öz eleştirinin tam zamanı değil mi? Samimiyet bir insanın kişisel özelliği olmaktan çıkınca o kişiye kendini bilmezlik hastalığı isabet eder. Bu hastalık ilerlediğinde ona yalancılık, hilekârlık, yalakalık hatta yardakçılık gibi kişisel özellikler kazandırır ki, artık o kişinin sözüne itibar edilmez, kendisine güvenilmez ve liderliğine sabredilmez. Zira o kimse ile ilgili Rasul Aleyhi s Selam şöyle söylemektedir: Şunu iyi dinleyip kulak verin: Benden sonra başkanlar gelecektir. Kim onların yanlarına girip de, yalanlarını doğrulayıp, zulümlerine yardımcı olursa o benden değildir, ben de ondan değilim. Kim de onların yanlarına girip zulümlerine yardımcı olmaz, yalanlarını da doğrulamazsa o bendendir, bende ondanım. (Tirmizi) Kurumsal bir güç olarak Türkiye de yıllarca tarafgir bir cemaat olarak güçleri zayıflatılıp zulme uğradıklarını düşündüklerinde bile aynı yaklaşımlarını sürdürmekte ısrar eden böylesi grupların Müslümanların toparlanarak yeniden bir güç olmaları önünde nasıl birer engel teşkil ettiklerini açıkça görmekteyiz. Bu minvalde radikal örgütlere duydukları nefreti de alenen dillendirmekten ve bu konuda İ slâmî gruplara da haksızlık etmekten vazgeçmiyorlar. Ü m- metin içerisine ılımlı yumuşak ve tavizkar bir İ slâmî zihniyeti enjekte eden kimselerin Müslümanların hayrını düşündüklerini söylemekten vazgeçmeleri gerekiyor. Biz kelimenin tam manasıyla radikal örgüt tanımlamasının gereğini düşünerek meseleyi netleştirmek istiyoruz. Radikalizm veya köktencilik; köktenci yöntemlerle değerler sistemi ve devrimsel yollar çerçevesinde toplumsal değişim ve toplumsal yapılara odaklanan siyasi ilkeleri savunur. Yani uluslararası tanımıyla Radikal örgütler; taşıdıkları fikirlerin ilk haliyle yeniden gündeme gelmesini savunurlar. Avrupa ve Amerika nezdinde günümüz itibariyle 166 tane radikal terör örgütü vardır. Bu örgütlerin yaklaşık 16 tanesi Komünist, Leninist hareketler olmak üzere yaklaşık 140 tanesi de İ slâmcı denilen örgütlerdir. İ slâmcı olarak adlandırılan örgütlerin yüze yakını cihâdî örgütler olmak üzere kırktan fazlası ise silaha meyletmeyen gruplardır. Ne ilginçtir ki, Almanya da Neonaziler, Amerika da Kızılderili düşmanları ve Afrika daki vahşi Hristiyan gruplar bu terör örgütleri listesinde yoklar. Yine ne yazıktır ki, kendisi ile hiçbir ilgisi bulunmamasına, haklarında açık malumata sahip olmamalarına rağmen ABD nin terör listesine aldığı birçok grup da Türkiye Cumhuriyeti tarafından terör listesine alınmış ve bu şekilde muamele edilmiştir. Hazır terör ve radikal terör örgütü demişken, mesela terör devleti olan İ srail e karşı T.C. hükümetlerinden hangisi dik durabilmiştir? Hepsi de tıpkı sizlerin de dik duramayıp eğildiği gibi çaresizce eğilmişlerdir. Ya da sizinle birlikte her bir hükümetin de bel bağladığı Amerika Birleşik Devletleri yaptıkları itibariyle terörist değil midir? Ya da ideolojik olması vasfıyla radikal özelliği taşımaz mı? Ya Fransızlar Peygamber Aleyhi s Selam a hakarette radikal bir şekilde hareket etmiyorlar mı? Almanlar sahip çıktıkları ırkçı faşistlerle birlikte radikal olarak vasıflandırılamaz mı? Yunanlılar, Ermeniler ve diğer gayri İ slâmî zümreler İ slâm düşmanlığında oldukça radikal olmalarına rağmen neden sizler ve eleştirdikleriniz tarafından dik duruş gösterilmesi gereken gruplar olmadı, olamadı. Sizin nazarınızda dik 11

13 gündem duruş sadece Müslümanlara karşı mı gösterilmelidir? Yoksa sizler kendinizi Müslümanlar olarak vasıflandırmaktan imtina mı ediyorsunuz? Sadece Türkiye için değil bir bütün olarak dünya üzerindeki devletlerin tamamı kendi bölgelerindeki kitlesel hareketlerin, örgütsel yapıların kontrolünü ellerinde bulundurmak için istihbaratlarını sürekli olarak kullanırlar. Kendi bekaları için tehdit oluşturacak herhangi bir zümreye asla tahammül edemezler. Bilakis gerekirse toplum içinde örgütlenmiş yakın gördükleri gruplardan bu konuda destek ve yardım talep ederler. Ö yle ki halkların duygularını, heyecanlarını ve sinirlerini bu tip ılımlı ve muhafazakâr grupların desteğiyle yatıştırır ve olağan sürece sokarlar. Sonra hükümetler başarıya ulaştıkları bu gruplara ödül mahiyetinde devletin belli kurumlarında memuriyete atayarak görev verirler. Yetmezse ellerindeki bu fırsatı kaçırmamak için daha fazla tavizler vermeyi göze alırlar. Toplum mühendislerini bu gruplara sempati duyması ve kucaklaması için çalışmaya sevk eder ve yeni algı oyunları icat ederler. Böylece hükümetler kendilerini ayakta tutan ve diğer tehdit unsuru kitlelere karşı paratoner görevi gören ılımlı ve muhafazakâr kitlelere bilgi akışı sağlar, kime nasıl yaklaşacağını beyan eder ve tavırlarını istediği kalıba sokar. Sonunda böylesi ihanet çeteleri sistemin birer parçası haline 12 Hazır terör ve radikal terör örgütü demişken, mesela terör devleti olan İsrail e karşı T.C. hükümetlerinden hangisi dik durabilmiştir? Hepsi de tıpkı sizlerin de dik duramayıp eğildiği gibi çaresizce eğilmişlerdir. Ya da sizinle birlikte her bir hükümetin de bel bağladığı Amerika Birleşik Devletleri yaptıkları itibariyle terörist değil midir? gelir ve o sistem ile nemalanarak kalkınır. Maksat hasıl olduktan sonra da sistemin sahipleri tarafından değiştirilmek üzere çöpe atılır. Bir başka zaviyeden bakıldığında artık İ slâm ümmeti kalemşor denilen Batılı patronlarına yaranmak için kalemlerini hunharca kullanan bir takım yazarların, çizerlerin samimiyetten uzak yazıları, toplumsal sorunlara ürettikleri demokratik çözüm önerileri ve hangi hükümet gelirse gelsin onların menfaatlerine çanak tuttuğu gerçeğiyle karşı karşıya kalmıştır. T.C. Cumhurbaşkanı Erdoğan ın Suudi Arabistan a umre diyerek gittiği ve bütün kurmaylarını da yanında götürdüğü toplantıda Mısır diktatörü Sisi ile samimi görüşmesi dikkatlerden kaçmamıştı. Rabia işareti ile Mısır da İ hvanı destekleyen ve Sisi için oldukça eleştirel açıklamalar yapan bir liderin hiçbir şey değişmemesine rağmen taraf değiştirmesi aynı kalemşorların dikkatini çekmemişti. Onlarca yıl terör örgütü olarak kabul edilen, liderine bebek katili denilen bir örgüt şu sıralar el üstünde tutulabiliyor, müzakereler yapılıyor ve isteklerine cevap verilebiliyor. Tüm bunlar örgütsel hareketlerin hedeflerine ne kadar yaklaştıklarıyla ilgilidir. Bir başka örgüt İ slâmî Hilâfet Devleti ni kurma hedefiyle yola çıktığında iktidarların saldırılarına uğrayabilir, hatta şiddetli fikrî ve siyasi çatışma-

14 gündem lar söz konusu olabilir. Ama böylesi bir örgüt hedefine yaklaştığı ölçüde iktidar tarafından kabul edilebilir bir ölçüye gelir, istek ve taleplerini daha ılımlı bir ortamda dillendirebilir. Tüm bunlar için günümüz entelektüelleri akılcı ve pozitif bir yaklaşımla çözüm süreci yakıştırmasını yaparlar. Zira oyunun her iki tarafındaki oyuncular Batı nın kendilerine verdiği rolleri oynarlar ve zamanı geldiğinde Batı nın uygun gördüğü algısal kimliklere bürünürler. Bu süreçte kimin katil, kimin mazlum olduğunun çok da önemi yoktur. Medya patronları, kapitalist sermayedarlar ve onlara memurluk yapan kanaat önderleri toplumun neyi, nasıl bilmesi gerektiğine karar verir ve kimlikler hiç yaşanmamış gibi kitleler tarafından kabul gören bir hal alır. Ama oyunculardan biri Batılı kâfirlerin ekmeğine yağ sürmediğinde ya da kendi hedeflerini kendileri belirlediğinde hatta hedefleri bu algı yöneticilerini rahatsız ettiğinde var güçleriyle bu oyunculardan birini diskalifiye etmeye çalışırlar. Bu mücadelelerini ise asla usulüne göre yapmazlar. Onların fitne, fesat ve hileli yollarla mücadele etmekten başka yolları yoktur. Tıpkı Resul Aleyhi s Selam a müşriklerin yafta vurma yarışına girdikleri gibi günümüz Ebu Cehilleri de muhlis Müslümanlar için yaftalar bulup, etiket gibi yapıştırırlar. Bu kimi zaman radikal örgüt kimi zaman da terör örgütü olabilir. sak bir kez daha sormak istiyorum; Sizin bu radikal örgüt merakınız nedir? Neden Müslümanların yaptıkları hayırlı amelleri takdirle karşılamıyorsunuz? Neden başınıza türlü musibetler gelmiş olmasına rağmen Rabbinizden bir nusret talebiyle yola koyulup da O nun rızasını kazanmak için çalışmıyorsunuz? Bâtıla karşı Hakk ın tarafını tutmak varken Müslümanlara ve İ slâm a karşı zalimden yana tavır takınıyorsunuz. Nedir bu ılımlı, demokrat, liberal, laik, özgür, radikal, aşırı, terör ve benzeri sıfatlara olan merakınız? Neden gerçek İ slâmî değerlere Sizin bu radikal örgüt merakınız nedir? Neden Müslümanların yaptıkları hayırlı amelleri takdirle karşılamıyorsunuz? Neden başınıza türlü musibetler gelmiş olmasına rağmen Rabbinizden bir nusret talebiyle yola koyulup da O nun rızasını kazanmak için çalışmıyorsunuz? Başlığa geri dönecek olurbu kadar uzaksınız? Neden her şeyde olduğu gibi böyle bir konuda dahi Batı nın tahakkümünden kurtulmaya çalışmıyorsunuz? Yoksa Allah ın hayatı ve ölümü yaratan yegâne güç olduğundan habersiz misiniz? Mesela kefen ile yola çıkmayı, toprağa girmek mi zannediyorsunuz? Ahirette size hesap soracak olanları muhalif partilerin yöneticileri gibi mi görüyorsunuz? Akidenizden bu kadar koparak, dünyevileşme meylinizin size şamar olarak geri döneceğini hiç tahmin etmiyor musunuz? Sözümüzü tabii ki sadece bir zümreye yönlendirmiyoruz. Bu anlayışla hareket eden devlet adamlarına, iktidar sahiplerine ve gücü yettiği halde mazlumları çaresiz bırakan, zalime çanak tutanlara da yöneltiyoruz. Umulur ki güç olarak gördükleri ucuz metaların tasallutundan kurtularak gerçek kurtuluşa doğru yönelirler. و إ ذ أ خ ذ ال م يث اق ال ذ ين أ وت وا ال ك ت اب ل ت ب ي ن ن ه ل لن اس و ل ت ك ت م ون ه ف ن ب ذ وه و ر اء ظ ه ور ه م و اش ت ر و ا ب ه ث م نا ق ل يال ف ب ئ س م ا ي ش ت ر ون Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden Bu kitabı insanlara mutlaka açıklayacaksınız, onu asla saklamayacaksınız. diye söz almıştı. Fakat onlar bu kitabı az bir pahaya satarak sırt çevirdiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kötüdür. 1 1 Âli İmran

15 gündem YÜZ YILLIK PARANTEZ BAŞKANLIKLA DEĞİL, RÂŞİDÎ HİLÂFETLE KAPATILMALI Nihat KURTARAN Birinci Dünya Savaşı ndan sonra Osmanlı Devletini parçalayıp, sınırları kendi menfaatlerine olacak şekilde biçimlendiren Avrupa devletleri, özellikle de o dönemin güçlü ülkeleri İ ngiltere ve Fransa, Osmanlı toprakları üzerinde 50 ye yakın devletçik oluşmasına zemin hazırlamış ve edindikleri yerli işbirlikçilerle parçaladıkları devletlerde yeni krallıklar, diktatörlükler ve ulus devletler ile anayasa ve yasaları yürürlüğe koymuşlardır. Türkiye de de Batılı kültür, fikir ve hadaratın etkisinde kalarak, Batılı yönetici ve müsteşriklerle beraber hareket eden Batı aşığı bir güruh, Osmanlı bakiyesi Türkiye nin Batılılaşma serüvenini başlatmış, nihayetinde İ slâm ın hayattan kaldırılması ve Laik bir Cumhuriyetin oluşturulmasıyla birlikte tüm hayat işlerini İ slâm dışı zihniyet çerçevesinde şekillendirmişlerdir. Bundan sonra İ slâmî hüküm ve yasalar kaldırılmış, İ slâm gerilemenin nedeni sayılarak, 14 İ slâm ı çağrıştıran her ne varsa savaş açılmış, İ slâm ı andıran her sembole gericilik damgası vurulmuştur. Ü zerinden 91 yıl geçmesine rağmen, Tek adam (M.Kemal dönemi) ve İ kinci adam (İ smet İ nönü dönemi) ile tek partili diktatörlük yönetimlerinden sonra, 1950 lerde demokrasi söylemleriyle çok partili parlamenter sisteme geçen Türkiye, bundan sonra yıllarında ABD ve İ ngiliz nüfuz çatışması sonucu ortaya çıkan ordu darbeleriyle karşılaşsa da, T.C.nin Laik yapısı her gün biraz daha muhkemleştirilmiş, şu an yönetimde muhafazakâr ve İ slâmî söylemleri ön planda tutarak halktan oy alan AKP dönemlerinde de, ülkenin Laik ve Demokrat yapısı daha da pekiştirilmiş olup, Batılılaşma serüveninden de vazgeçmiş değildir. Yönetim açısından hiçbir zaman, hiçbir dönemde aradığı istikrarı ve huzuru bulamamış, her dönemde sosyal, siyasi ve ekonomik bunalım ve krizlerle boğuşan Türkiye, hemen hemen her yöneticinin ağzında pelesenk olan Şu an hassas bir dönemden geçiyoruz cümlesini tekrar edegelmiş, kurulduğu günden beri bitmeyen sistem tartışmaları, son dönemde güçlü bir şekilde ortaya çıkmıştır. 12 yıldır İ ktidarda bulunan AKP Hükümeti döneminde başkanlık sistemi Haziran 2015 seçimleri öncesi yüksek sesle yeniden tartışılmaya başlandı. AKP nin hukukçu kadroları, milletvekilleri, AKP ye yakın STK ve basın-yayın organları bu işin öncülüğünü yaparak, kamuoyunda mevcut sistemin işlerliğini kaybettiğini ve yeni bir sisteme geçilmesi gerektiğini, yeni sistemin de başkanlık sistemi olması gerektiğini her ortamda konuşuyor ve tartıştırıyorlar. Kamuoyunda oluşturulan bu algı ile 2015 genel seçimlerinin, başkanlık sistemi ve yeni anayasa tartışmaları ekseninde geçeceği görülüyor li yıllarda da Ö zal ın gündeme taşıdığı başkanlık

16 gündem sistemi, son 12 yıl boyunca gündemden hiç düşmeyen yeni anayasa tartışmaları, yarı başkanlık ya da başkanlık sistemi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ın 29 Ocak 2015 te TRT Haber canlı yayınında başkanlık sistemi geldiği taktirde Türkiye nin ileri demokrasiye geçebileceğini söylemesi, sistem değişikliği tartışmaları, yarı başkanlıktan ziyade, başkanlık sistemi üzerinde hız kazanmıştır. Daha önce yaptığı açıklamalarda ise Erdoğan şöyle demişti; Başkanlık sisteminin sağlayacağı en büyük avantaj, çok başlılığı ortadan kaldırması olacaktır. Şimdi burada bazı şeyler tartışılıyor; Amerikan sistemi mi, Fransa daki gibi yarı başkanlık sistemi mi, yoksa diğer ülkelerin başkanlık sistemleri mi? Şunu çok açık net ortaya koymak lazım; gelişmiş ülkelere bakalım, acaba bu gelişmiş ülkelerin ne kadarında başkanlık sistemi var, ne kadarında yok? Görüyoruz ki tamamına yakınında başkanlık sistemi var. Bu neyi gösteriyor? Demek ki buradan netice alınıyor. Buradan netice alındığına göre, biz niye hâlâ ayaklarımıza prangaları bağlayalım, gitmemek, koşmamak için buna devam edelim. Başkanlık sisteminde karar kılan Erdoğan ve AKP için neden başkanlık sistemi önemli? Gerçekten de durum Erdoğan ın dediği gibi midir? Başkanlık sisteminin uygulandığı ülkeler gelişmiş ülkeler midir? Bu ülkelerde, çok başlılığı ortadan kaldıran, yürütme, yargı ve yasamada hızlı kararlar verilip, doğru neticeler mi alınıyor? Bugün dünyada hepsi birbirinden farklı, kendi tarihi, sosyolojik ve siyasi şartlarının ürünü olan yaklaşık 42 devlet başkanlık sistemiyle yönetilmektedir. Bunların içinde sık sık darbelerle anılan Güney Amerika devletleri, Rusya ve ABD işgali sonrası istikrarsızlaştırılan Afganistan, yine 2011 de ikiye parçalanan Sudan, iç karışıklığın ve savaşın hiç bitmediği Nijerya, uyuşturucu merkezi haline gelmiş ve emperyal başkanlık modeli ile anılan Meksika, Zambiya, Uganda, Uruguay, Filipinler, Kenya, Fildişi Sahili, Kazakistan, Liberya, Tanzanya gibi ülkeler yer almaktadır. Bu ülkelere bakıldığında insani gelişmişlik sıralamalarında birçoğu kötü durumda, birçoğunda hukuksuz yargılama, işkence gibi uygulamalar söz konusudur. Ekonomik açıdan da bir kaçı hariç kötü durumdadırlar. Başkanlık sistemini savunanlar özellikle, yürütme yasama ve yargının birbirinden net çizgilerle ayrıldığı iddiasıyla ABD başkanlık sistemini örnek gösterirler. Hâlbuki başkanlık sisteminin en iyi örnek olarak gösterildiği ABD de yargı, güçlüleri koruyan mantıkla hareket eder. Beyazların, siyahi vatandaşlardan daha fazla hak sahibi olduğu yargı uygulamalarında ortaya çıkmaktadır. Yürütme ve yasamada ise en son örnek olarak, ABD de bütçe görüşmelerinde kongreden onay çıkmayınca Obama yönetimi yüzlerce kamu çalışanını izne ayırmak zorunda kalmış ve hükümet kapatılmıştır. ABD de başkan bir partiden, yasama çoğunluğu muhalefet partilerinden olursa kilitlenme olabilir. Hükümetin yönetim siyaseti için yeni kanunlar çıkarmak ve bütçeye ihtiyacı var. Ancak meclis buna karşı çıkarsa Obama yönetiminde olduğu gibi sistem kilitleniyor. ABD de başkan sadece muhalefetin zayıf olduğu durumlarda güçlüdür. Birçok siyaset bilimci tarafından da başkanlık sistemi eleştirilmektedir ki, bunlardan birisi de Maurice Duverger dir. Fransız Anayasa hukuku uzmanı, siyasetçi ve siyaset bilimcidir. ABD başkanlık sistemini eleştirirken Seçilmiş kralın geniş yetkileri vardır. der. Hükümet toplantılarında son ve kesin söz başkana aittir. Bu konuda verilen en güzel örnek Lincoln nün bir sözüdür: Yedi hayır, bir evet, evetler kazandı. Görüldüğü gibi başkanlık sistemi aslında tek adam veya seçilmiş kralın ağzından çıkan sözlerin kanunlaştırılıp uygulanmasından başka bir şey değildir. Tabii ki muhalefetin sandalye sayısı az olup kanunları ve bütçeyi onayladığı sürece. Obama, çoğunlukta olup bütçeyi onaylamayan muhalefet için şöyle demiştir; Devle- 15

17 gündem tin tek bir organındaki, Kongre nin tek bir kanadındaki tek bir partinin içindeki bir kesim, sırf bir seçimin sonuçlarının intikamını almak için hükümeti kapatamaz. Yine şu anki parlamenter sistemin değişmesini isteyen Erdoğan ve AKP, parlamenter sistemin darbelere açık olması, hükümetteki partinin alacağı kararların diğer kurumlar tarafından engellenip sistemin tıkanmasını, yürütme ve yargının birbirine müdahalesi ve sık sık koalisyon hükümetleriyle meydana gelen istikrarsızlık gibi daha birçok hususta eleştirilerini dile getiriyor ve bunları sistem değişikliğinin yapılması için vakıada gerçekleşen olumsuzluklar olarak sıralıyorlar. Hâlbuki AKP 2012 yılından bu yana anayasa ve kanunlarda birçok değişikler gerçekleştirmiş ve yargıdan yerel yönetimlere, siyasi partilerin kapatılmasını önleyecek düzenlemelere, atamalardaki değişikliklerden, ihale kanunlarının düzenlenmesine, ordunun siyasete müdahale etmesini önlemeye ilişkin değişikliklerden cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine kadar birçok hususu meclisten geçirip kanunlaştırmıştır. Yine şu anki parlamenter sistemin değişmesini isteyen Erdoğan ve AKP, parlamenter sistemin darbelere açık olması, hükümetteki partinin alacağı kararların diğer kurumlar tarafından engellenip sistemin tıkanmasını, yürütme ve yargının birbirine müdahalesi ve sık sık koalisyon hükümetleriyle meydana gelen istikrarsızlık gibi daha birçok hususta eleştirilerini dile getiriyor ve bunları sistem değişikliğinin yapılması için vakıada gerçekleşen olumsuzluklar olarak sıralıyorlar Aralık hükümeti düşürmeye yönelik süreç gibi, her an bir darbe ihtimalinin söz konusu olabileceği, yargıda artık her gün yapılan atamalar, emniyette yer değiştirmeler, yönetiminin her an kesintiye uğrayabileceğini düşü- 16 nen AKP, anayasa ve kanunlarda yaptığı değişiklikleri yeterli bulmuyor ve temel problemin anayasada yapısal bir değişikliğe gidilerek kangren olmuş konuların başkanlık sistemiyle çözüleceğini iddia etmektedir. AKP yi başkanlık sisteminden yana tavır almaya iten en önemli husus kuşkusuz, statükodan yana olup Eski Türkiye yi kaybetmek istemeyenlerle ileri demokrasi ile belirtilen Yeni Türkiye söylemlerini savunan zihniyet arasındaki mücadeledir. Türkiye, Birinci Dünya Savaşı ndan sonra o günün hâkim devleti İ ngiltere nin nüfuz alanına geçmiş, ordudan siyasete tüm kurumlar İ ngiliz siyasetinin istismar edebileceği şekilde düzenlenmiştir. İ kinci Dünya Savaşı ndan sonra ABD nin dünya siyasetinde aktif olarak yer almaya başlamasıyla birlikte Avrupa devletlerinin nüfuzunda bulunan devletçikler içinde nüfuz çatışması başlamış, Türkiye de de İ ngilizlerin siyasetinin hâkim olduğu parti ve kurumlar ile ABD siyasetini izleyenler arasında mücadele başlamıştır. Başbakan Davutoğlu nun Yüz yıllık parantezi kapatacağız. sözünü bu manada okumak gerekir. Davutoğlu nun çıkışı, Osmanlıyı parçalayan ve sınırları çizen, ülkelerde anayasa ve kanunlar dizayn ettiren İ ngilizlere karşı bir duruştur. İ ngilizlerin kurmuş olduğu yapıların değişmesine yönelik bir meydan okumadır.

18 gündem Zira Türkiye, kurulduğundan bugüne İ ngilizler için vazgeçemeyeceği önemli bir nüfuz alanı olmuştur. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu da, muhalefetin başkanlık sistemini bilmediğini, parlamenter sistem için de Miadını doldurmuş, kokuşmuş bir İ ngiliz sistemidir. ifadelerini kullanarak bu meydan okumayı açıkça dillendirmiştir. İ şte son aylarda ivme kazanan sistem tartışmalarının ana eksenini bu konu oluşturmaktadır. Bu yüzden laik Kemalist ulusalcı muhalefetin başkanlık sistemine karşı mücadelesi varlık yokluk mücadelesidir ve her zeminde başkanlık sistemine karşı çıkmaktadırlar. Zira başkanlık sistemiyle artık İ ngilizlerin nüfuzu altında siyaset yapan partiler bir daha iktidara gelemeyecektir. Geçmişte perde arkasında süren bu mücadele şimdilerde açıktan devam etmektedir. Artık İ ngiliz siyasetinin şekillendirdiği parlamenter sistem açıktan eleştirilmekte ve işe yaramaz, sorunların kaynağı, kokuşmuş bir yapı olarak nitelendirilmektedir. Muhalefet ise iktidarı ABD siyasetinin yörüngesinde olmakla eleştirmektedir. İşte son aylarda ivme kazanan sistem tartışmalarının ana eksenini bu konu oluşturmaktadır. Bu yüzden laik Kemalist ulusalcı muhalefetin başkanlık sistemine karşı mücadelesi varlık yokluk mücadelesidir ve her zeminde başkanlık sistemine karşı çıkmaktadırlar. Zira başkanlık sistemiyle artık İngilizlerin nüfuzu altında siyaset yapan partiler bir daha iktidara gelemeyecektir. Geçmişte perde arkasında süren bu mücadele şimdilerde açıktan devam etmektedir Yani kavga, dünyaya siyasetleriyle yön veren, ideoloji sahibi, kaynakları kontrol ederek ekonomileri yönlendiren ABD ile Birinci Dünya Savaşı nın başat devleti sömürgeci İ ngilizler arasındaki kavgadır. Kavgaya tutuşturulanlar ise ne yazık ki; Batının bizim için öngördüğü fikirlerle siyaset eden liderler ve partilerdir. Geçmişte dünyaya İ slâmî sistemle liderlik etmiş olan Müslüman Türkiye halkı da bu kavgada, hem dünya hem de ahiretlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmaktadır. Şu açık bir gerçektir ki, her dönemde dünyada güçlü olan devletler, kendi nüfuz alanlarını korumak ve genişletmek, yer altı ve yer üstü kaynaklarını kontrol altına almak ve menfaatlerini gerçekleştirmek için diğer devlet ve toplumlara fikir ve sistemlerini empoze etmek yoluyla yaymışlardır. Bu kaçınılmaz bir vakıadır. Dünya arzındaki mücadele böyledir. O yüzden dünyaya yön vermek isteyen, fikir ve siyaset üreten bu ideolojik devletler birbirleriyle kıyasıya mücadele ederler. Bu bazen savaşlarla olduğu gibi, günümüzde ise farklı argümanlar (ekonomik, siyasi, askerî, diplomasi) ile gerçekleşmektedir. Bir ideoloji sahibi olmayan, yeni fikirler üretemeyen, dünya için kendine has bir bakışı olmayan devletler ise ideoloji sahibi devletlerin, fikir ve siyasetlerinin gölgesi altında kendilerini idame ettirmeye çalışırlar. Güçlü devletlerin paylaştığı alanlarda, onların ya mandası ya da uydusu olurlar. Osmanlının son dönemlerine kadar Müslümanlar, hiçbir zaman İ slâm ın yönetim sisteminden başka bir yöne- 17

19 gündem tim arayışına girmemişlerdir. Hele hele can düşmanları olan, İ slâm a ve Müslümanlara karşı Haçlı Savaşları nı başlatan, yeni yüzüyle post modern haçlı koalisyonu oluşturan Batılılardan hiç bir zaman hayata dair ne bir fikir ne de sistem almışlardır. Zira Hz. Peygamber in Medine de kurduğu İ slâm Devleti, dört Râşid Halife döneminde genişleyerek yayılmış, insanlara hayrı ve kurtuluşu, topluma da huzuru getirmiştir. Zira İ slâm akidesinden çıkarılan şer î hükümler, Müslümanların fert, toplum ve devletle ilgili tüm sınırlarını belirlemiş, insanın yaradılışına uygun istikrarlı bir sistem ile kalkınmada toplumu zirveye ulaştırmış, onları dünyaya yön veren seçkin bir ümmet kılmıştır. Şüphesiz toplumları kalkınmışlık seviyesine götüren söz konusu toplumun hayatla ilgili fikirleridir. Sahip olduğu fikirler o toplumu çöküşe de götürebilir, sahih bir kalkınmaya da. Toplum taşıdığı fikrin ulviliği ve tutarlılığı ile yücelir. Fikrinin düşüklüğü ve tutarsızlığı ile de inişe geçer ve seviyesiz ve bedbaht bir hayat sürer. Bugün dünyadaki toplumları boyunduruğu altında bulunduran Kapitalist demokratik sistem, insanlığa huzur ve refah getirmemiş, aksine korku, endişe, kan ve gözyaşı getirmiştir. Osmanlı Hilâfeti yıkıldıktan sonra dünya kargaşa ve kaostan kurtulamamıştır. Türkiye de de Batıdan alınan 18 Şüphesiz toplumları kalkınmışlık seviyesine götüren söz konusu toplumun hayatla ilgili fikirleridir. Sahip olduğu fikirler o toplumu çöküşe de götürebilir, sahih bir kalkınmaya da. Toplum taşıdığı fikrin ulviliği ve tutarlılığı ile yücelir. Fikrinin düşüklüğü ve tutarsızlığı ile de inişe geçer ve seviyesiz ve bedbaht bir hayat sürer fikir ve mefhumlarla yürürlüğe giren laik sistem, 91 yıldır Müslümanlara dayatılmaktadır, İ slâm la taban tabana zıt laik demokratik sistem bırakın sorunları çözmeyi kat be kat artırarak, toplumu girdabın içine çekmiş ve çöküntüye sürüklemiş, kapitalist sömürgeci devletlerin ağına düşürmüştür. İ slâm hayattan (toplum ve devlet ile ilgili düzenlemelerden) kaldırıldıktan sonra giderek şiddetlenen ve içinden çıkılamaz hale gelen sosyal buhranlar, siyasal ve ekonomik sorunlar ortaya çıkmış, giderek artan uyuşturucu kullanımı, kadın cinayetleri, boşanma oranlarının artması vb. hususlar artık önlenemez hale gelmiştir. Sorunların çözümünü beşer ürünü sistemlerde aramak telafi edilemeyecek sorunların oluşmasına davetiye çıkarmaktır. Kaldı ki ne parlamenter ne başkanlık ne de insan aklından çıkan herhangi bir sistem insanların sorunlarını, insan fıtratını mutmain edecek şekilde çözmemiş ve çözemeyecektir. Aksine insanları birbirine düşman eden, birleştirici değil ayrıştırıcı olan, ülkeleri parçalayan, fitne ve fesadın kaynağı, beşer ürünü kapitalist sistemin kendisidir. Çünkü bu sistem insanın insana tahakkümünü öngören menfaatçi yapılar üzerine bina edilmişlerdir. Servetlerin dağıtımda fakiri ve düşkünü değil, bilakis zengin şirket ve bireyleri gözeten bir sistemdir. Kadınları reklam ve şehvet aracı olarak gören, toplumda ahlaki

20 gündem unsurları ortadan kaldıran bir sistemdir. Batının, insanlara dayattığı İ slâm dışı fikir ve yönetim şekillerini toplumlar ve halklar üzerine uygulayan şüphesiz ki yöneticilerdir ki; Kur ân ı Kerim ve sahih hadis-i şerifler, yönetim ve yöneticilerle ilgili kesin ve değişmez, değiştirilemez hükümler ortaya koyarak bu konuda Allah ın indirdikleri ile hükümet edilmesini ve onunla hükmolunmasını hem yönetenlere hem de yönetilenlere emretmiştir. Allahu Teâlâ Kur ân ı Kerim in Nisa Suresi 59. ayeti kerimesinde şöyle buyurmaktadır; ي ا أ ي ه ا ال ذ ين آم ن وا أ ط يع وا ال و أ ط يع وا الر س ول و أ و ل ي األ م ر م نك م ف إ ن ت ن از ع ت م ف ي ش ي ء ف ر د وه إ ل ى ال و الر س ول إ ن ك نت م ت ؤ م ن ون ب ال و ال ي و م اآلخ ر ذ ل ك خ ي ر و أ ح س ن ت أ و يال Ey iman edenler! Allah a itaat edin, Rasûl e ve sizden olan (Allah a ve Resûlü ne itaat eden) emir sahiplerine de itaat edin. Eğer herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, Allah a ve Ahiret Günü ne gerçekten iman ediyorsanız onu Allah a ve Rasûl e döndürün. Bu sizin için daha hayırlı ve sonuç bakımından da daha güzeldir. Allah a ve O nun Rasûlü ne itaat ancak, emirlerine boyun eğmek fert, toplum ve devlet hayatında hükümlerini gerçekleştirmekle mümkün olur. İ slâm, Müslümanlar için yönetim konusunda insanın Rabbi ile bağını sağlam temellere oturtup, Allah ı razı edecek bir sistem öngörür, yaratıcısı ile bağını kesen beşeri sistemleri değil. Yine İ slâm şer î bir hüküm olarak Hilâfet i emretmiştir ki; böylece yöneten de yönetilen de yaratıcıdan gelen, hükümlerle hükmolunacak, bugün olduğu gibi her gün değişen yasa ve kanunlarla toplum kargaşaya ve istikrarsızlığa sürüklenmeyecektir. Beşer kaynaklı, parlamenter sistem, yarı başkanlık ya da başkanlık; yönetilenler için perişanlık, yönetenler için hem dünyada hem de ahirette PİŞMAN- LIKTIR. Sırtımızda sömürgeci devletlerin küfesini taşıdığımız sürece Batılı fikir ve kültürden ve onun toplumda meydana getirdiği dejenerasyondan kurtulmamız mümkün değildir. İ nsanların umudunu çalan, zamanını, enerjisini, gençliğini boşa harcayan tüm beşeri sistemler artık tarihin çöplüğüne atılmalı ve sömürgeci kâfir devletlerin kirli planları açığa çıkarılmalıdır. Kaldı ki yüz yıllık baskıya rağmen Müslümanlar kapitalist demokratik sistemi benimsememiştir. Artık denenmiş ve dünyaya bir hayır getirmeyen sistemleri yeniden tecrübe etmemize gerek yoktur. Müslümanlar aslına dönmek zorundadır, zira izzetin ve şerefin kaynağı İ slâm dadır ve İ slâmî yönetimdedir. Şer î hükme uygun İ slâmî bir yönetim olmadan ne topluma ne de dünyaya adalet gelmeyecektir. Bu yüzden yüz yıllık parantez başkanlıkla değil, Râşidî Hilâfet ile kapatılmalıdır. Müslümanların akidesinden kaynaklanan,13 asır onunla dünyaya liderlik ettikleri Rasûlullah ın müjdelediği Râşidî Hilâfet tekrar yeryüzüne dönecektir. O zaman Müslümanlar devletleriyle cisimleşecek, Allah Azze ve Celle nin dinini yeryüzüne hâkim kılmak için tek vücud olarak hareket edeceklerdir. Allah ın vaadi tek gerçektir. Allah u Teâlâ Nur Suresi 55. ayet- kerimede şöyle buyurmaktadır; و ع د ال ال ذ ين آم ن وا م نك م و ع م ل وا الص ال ح ات ل ي س ت خ ل ف ن ه م ف ي األ ر ض ك م ا اس ت خ ل ف ال ذ ين م ن ق ب ل ه م و ل ي م ك ن ن ل ه م د ين ه م ال ذ ي ار ت ض ى ل ه م و ل ي ب د ل ن ه م م ن ب ع د خ و ف ه م أ م ن ا ي ع ب د ون ن ي ل ي ش ر ك ون ب ي ش ي ئ ا و م ن ك ف ر ب ع د ذ ل ك ف أ و ل ئ ك ه م ال ف اس ق ون Allah sizden iman edip salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri yeryüzüne hükümran kıldığı gibi onları da hükümran kılacağını vaat etti. Kendileri için seçip beğendiği dinlerini onlar için güçlendirip yerleştirecek ve korkularından sonra onları güvene kavuşturacaktır. Onlar bana itaat ederler, hiçbir şeyi bana ortak koşmazlar. Bundan sonra kim inkâr ederse işte onlar yoldan çıkmış olanlardır. 19

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin

YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR. Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin YENİ AKİT GAZETESİ İNTERNET SAYFASINDAKİ 16 03 2015 TARİHLİ HABERE İLİŞKİN YORUMUM AŞAĞIDADIR Erdoğan: Bedeli suç işleyen ödesin Erdoğan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri Töreni nde konuştu: Ben diyorum ki,

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6-

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ -6- EKİM 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur Sözleşmesini

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Demokrasi konusunda hep Batı demokrasilerini örnek gösterir ve bu ülkelerde demokrasinin gerçekten işler olduğundan sözederiz.

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

İSLÂM DA CEZA SİSTEMİ HATA İLE ÖLDÜRME

İSLÂM DA CEZA SİSTEMİ HATA İLE ÖLDÜRME 190 HATA İLE ÖLDÜRME Hata ile öldürme iki kısma ayrılır: 1- Öldürülen kimsenin isabet alması istenmemesine rağmen ona isabet etmesi ve onu öldürmesidir. Bir ava atış yapılırken bir insana isabet etmesi

Detaylı

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI)

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livata Haddi 71 LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livatanın cezası zina cezasından farklıdır. Her ikisinin vakıası birbirinden ayrıdır, birbirinden daha farklı durumları vardır. Livata,

Detaylı

لا حرج من قضاء رمضان ا صف ا اk من شعبان

لا حرج من قضاء رمضان ا صف ا اk من شعبان Ramazan ayından kalan kaza orucunu, Şaban ayının ikinci yarısında tutmakta bir sakınca yoktur لا حرج من قضاء رمضان ا صف ا اk من شعبان ] تر [ Türkçe Turkish Muhammed Salih el-muneccid Terceme : Muhammed

Detaylı

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA...

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... http://www.dw.de/müslüman-kadın-futbolcular-berlinde-buluş... GÜNDEM / ALMANYA ALMANYA Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu 'Discover Football'

Detaylı

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI 1 KORUMANIN 4 RUHSAL Çoğu insan nasıl dua edeceğini bilemez. Bu yüzden size yardımcı olabilecek örnek bir dua metni hazırladım. Bu duayı sesli olarak okuyabilir ya da içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz.

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır.

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır. ASRIN ÜÇ HASTALIĞI *1789 Fransız ihtilali kebiri batıdaki Katolikliğin katılığını kırmak ve özgürlüklere kapı açarak dünyayı değiştirmekle beraber,geriye ırkçılık gibi eskilerin seretan dediği bir kanser

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

NAMAZ. 2 Namaz kimlere farzdır? Ergenlik çağına gelmiş, akıllı ve Müslüman olan herkese farzdır.

NAMAZ. 2 Namaz kimlere farzdır? Ergenlik çağına gelmiş, akıllı ve Müslüman olan herkese farzdır. NAMAZ 1 Namazın önemi ve faydaları nelerdir? 1. İslam ın şartlarından biridir. 2. Kulu, Allah a yaklaştırır. 3. Cemaatle kılınması, birlik ve beraberliği pekiştirir. 4. Sorumluluk bilincini geliştirir.

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 8 Kitabın Adı Türkiye de Eğitim Editör Bekir S. GÜR Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-25-9 Baskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık Ömür

Detaylı

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR

TEHLİKELİ YOLCULUKLAR TEHLİKELİ YOLCULUKLAR Maun masanın sahibi, ciddi bakışlarını üstümden çekmiyordu. O izin verse ben de gözümden birkaç damla yaş çıkmasına izin verecektim. Doktorumun karşısında oturmuş, son sözlerini kavramaya

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI 15.03.2010 Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI Müslümanlarla yaptıkları antlaşmaya ilk ihanet eden Yahudi kabilesi Kaynukâ'oğullarıdır.

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC Niyeti temiz olan ve haddini bilen bir Müslüman, başarıya, nîmete karşı şükrünü edâ edemez ise, Allah (CC) o kişiyi bir mahrûmiyete, bir sıkıntıya mâruz bırakır. Meselâ, dikkat ediniz, bir başarıya imzâ

Detaylı

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!!

HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! HATAY BOZGUNCULUĞA VE AYRIMCILIĞA İZİN VEREMEZ!!! Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Yardımcısı Remzi Güzel,Yaptığı Yazılı Açıklamada: ''Milli Dayanışma ve Birlik Ruhu Hatay da Bitmez.''Dedi.

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 1 Ekim 2013 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi, Obamacare olarak bilinen sağlık reformunun bir yıl ertelenmesini içeren tasarıyı kabul etti. Tasarının meclisten geçmesinin

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA

(1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA (1) BÜYÜK PEYGAMBER (S.A.A) KONULU, BÜYÜK YARIŞMA Birinci Ehlibeyt (a.s) Kültür ve Sanat Festivaline Davet Kısa Filmler ve İngilizce Kitap Yazımı bölümlerinde Büyük Peygamber (s.a.a) konulu ve büyük hediyeli

Detaylı

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 6 Kitabın Adı Türkiye de Dış Politika Editör İbrahim KALIN Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-27-3 BBaskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık

Detaylı

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

2 Ekim 2013, Rönesans Otel 1 MÜSİAD Brüksel Temsilciliği Açı çılışı ışı 2 Ekim 2013, Rönesans Otel T.C. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,.... T. C. ve Belçika Krallığının Saygıdeğer Temsilcileri, 1 2 STK ların Çok Kıymetli

Detaylı

Kadınların Dövülmesi. Konusuna Farklı Bir Bakış. (Nisa [4] 34)

Kadınların Dövülmesi. Konusuna Farklı Bir Bakış. (Nisa [4] 34) Nisa [4] 34 Nuşûz Darabe Boşanmadan Önceki İşler Hz. Muhammed Hiç Kimseyi Dövmemiştir Dövmek Yasaklanmış Eşini Döven Hayırsızdır Ayetin Mantığı Kaynakça Kadınların Dövülmesi (Nisa [4] 34) Konusuna Farklı

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

OLGUN AKBULUT ANAYASAL DİNSEL ÇOĞULCULUK

OLGUN AKBULUT ANAYASAL DİNSEL ÇOĞULCULUK OLGUN AKBULUT ANAYASAL DİNSEL ÇOĞULCULUK İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... V GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM DİNSEL ÇOĞULCULUK ve BENZER KAVRAMLAR I. Vatandaşlık...7 A. Sosyal Bilimlerde Vatandaşlık Kavram(lar)ı...8

Detaylı

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Soru: Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu. Benim sorum şudur: Faizden kazanılan para ile yapılan evde kılınan namazın hükmü nedir? Cevap: Aleykum selam

Detaylı

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! On5yirmi5.com Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! Üniversitelerin açılmasıyla birlikte geçen hafta İstanbul Polisi, Beyazıt ve Beşiktaş'ta bir dizi korsan fotokopi baskını gerçekleştirildi.

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 27 Kasım 2013 The Marmara Taksim Oteli, İstanbul Sayın Konuklar, Değerli

Detaylı

DERS 4. Yardım Kampanyalarına Eleştirel Bakmak

DERS 4. Yardım Kampanyalarına Eleştirel Bakmak DERS 4 Yardım Kampanyalarına Eleştirel Bakmak DERS 4 Yardım Kampanyalarına Eleştirel Bakmak * Seviye: 5-8. sınıf Süre: 40-60 dakika Amaçlar: 1. Engellilere yönelik toplumsal algının farkına varmak ve bu

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57 Eğitimci yazar M. Emin KARABACAK ın BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR (Çocukların Okul Başarısını Artırmada Anne Babalara Düşen Görevler) kitabından sonra ikinci kitabı BİLİNÇALTI APTALDIR ŞAKADAN ANLAMAZ kitabı

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE DE SOL GELENEĞİNİ VE SİYASİ LİDERLİĞİ TARTIŞTI Türkiye nin gündemine damgasına vuran önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine 2007y ý l ý ü l k e - m i z için bir ol-mak ya da olmamak savaþýna sahne olacaða benziyor. AKP, çeþitli kesimlerden gelen uya-rýlara raðmen ülkemizi bir is-lâm devletine dönüþtürme tutkusundan vazgeçmedi,

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET PROJE KOORDİNATÖRÜ: Mustafa TOPAL İlçe Müftüsü PROJE SORUMLUSU: Mesut ÖZDEMİR Vaiz PROJE GÖREVLİLERİ:

Detaylı

Serkan Ertem. www.serkanertem.com

Serkan Ertem. www.serkanertem.com Serkan Ertem www.serkanertem.com Her insanda iki dil vardır. Bu da ne demek dediğinizi duyar gibiyim. Aslında ilk bakışta kulağa biraz garip geliyor, yani sözlü iletişimi sağladığımız dilimizden başka

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Yayınevi Sertifika No: 14452 Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Genel Yayın Yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi Editörü: Ömer Faruk Paksu İç Düzen ve Kapak: Cemile Kocaer ISBN: 978-605-9723-51-0 1. Baskı:

Detaylı

KARARSIZ AK PARTĠ SEÇMENĠ PARTĠSĠNE DÖNÜYOR

KARARSIZ AK PARTĠ SEÇMENĠ PARTĠSĠNE DÖNÜYOR Türkiye 7 Haziran 2015'te yapılacak milletvekili genel seçimlerine hazırlanırken araştırma şirketleri de seçmenlerin nabzını tutmaya devam ediyor. Genel seçim öncesi Politic's Araştırma Şirketi'nce yapılan

Detaylı

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna MÜSİAD Cidde Temsilcisi Tanıtımı ve Türk Suud İş Forumu 23.05.2015 TC Cidde Başkonsolosu Fikret Özel, Cidde Tic Odası Başkan Yardımcısı, Mazeen Baterjee Türk-Suud İş Konseyi Başkanı, Mazan Ragap, Cidde

Detaylı

( Mesnevi den 8 şirli) r H i k â y ele

( Mesnevi den 8 şirli) r H i k â y ele 8 Mesnevi den (şiirli) r l e H i k â e y ÖNSÖZ Hoşgörülülükte deniz gibi ol Mevlâna Celâleddîn Geleceğimizin teminatı olan kıymetli çocuklarımız, Geçmişimizde atalarımızın yaşadığı ve bu günlerde kaybolma

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı