FOVEA YERLEŞİMLİ KOROİD NEOVASKÜLER MEMBRANLARIN VERTEPORFİN İLE FOTODİNAMİK TEDAVİSİ VE KLİNİK SONUÇLARIMIZ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "FOVEA YERLEŞİMLİ KOROİD NEOVASKÜLER MEMBRANLARIN VERTEPORFİN İLE FOTODİNAMİK TEDAVİSİ VE KLİNİK SONUÇLARIMIZ"

Transkript

1 T.C S.B. Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Şef: Prof. Dr. Hasan H. Erbil FOVEA YERLEŞİMLİ KOROİD NEOVASKÜLER MEMBRANLARIN VERTEPORFİN İLE FOTODİNAMİK TEDAVİSİ VE KLİNİK SONUÇLARIMIZ (Uzmanlık Tezi) Dr. AYŞE SÖNMEZ İstanbul, 2008

2 TEŞEKKÜR Asistanlık eğitimim boyunca, bilgi ve tecrübelerinden yararlandığım, Türk Oftalmolojisine büyük katkıları bulunan çok değerli hocam Prof. Dr. Hasan H. Erbil ile hastanemizin başhekimi sayın Prof. Dr. Hamit Okur a teşekkürlerimi ve saygılarımı sunarım. Tezimin hazırlanması sırasında yardımlarını esirgemeyen tez danışmanım Op. Dr. Sevil Arı Yaylalı ya, eğitimime sağladıkları katkılardan ve desteklerinden dolayı tüm uzmanlarıma, asistan arkadaşlarıma ve bana her zaman destek olan aileme ve eşim Anıl Ercan Sönmez e sonsuz teşekkürler. Ayşe Sönmez, Göztepe,

3 İÇİNDEKİLER SAYFA 1) GİRİŞ...3 2) KNV İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER 3 3) FOTODİNAMİK TEDAVİ..20 4) ÇALIŞMA DİZAYNI ) SONUÇLAR..46 6) ÖZET.48 7) KAYNAKLAR..50 2

4 1.GİRİŞ Koroid neovaskülarizasyonu (KNV), çeşitli hastalıklar ile ilişkili olarak, koroidden kaynaklanan yeni damarların Bruch membranını geçerek retina altına ve iç katmanlarına doğru büyümesi sonucu oluşur. Yeni damarlar koroid ve retina pigment epiteli (RPE) arasında veya RPE ile duyusal retina arasında yer alır. RPE ile Bruch membranı ve koryokapillaris kompleksini etkileyen pek çok hastalık KNV gelişimine neden olabilir. En belirgin hastalık yaşa bağlı maküla dejenerasyonudur (YBMD). (1,2) Patolojik miyopi ise KNV oluşmasında en sık rastlanan ikinci etiyolojik etkendir. (3) Birçok olguda farklı gelişim nedenlerine rağmen, teşhis için kullanılan teknikler ve tedavi yöntemleri aynıdır. Verteporfin kullanılarak yapılan fotodinamik tedavi (FDT) neovasküler tip YBMD nin etkinliği çok merkezli kontrollü çalışmalarla kanıtlanmış en önemli tedavi seçeneğidir. FDT nin YBMD tedavisinde kullanıma girmesiyle birlikte KNV gelişimine neden olan diğer hastalıklarda da FDT uygulaması ile ilgili çalışmalar başlamıştır. 2. KNV İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER EPİDEMİYOLOJİ VE PATOGENEZ Koroid neovasküler membranlarda (KNVM) etiyolojinin insidansı hastanın yaşı ile ilgili olarak farklılık gösterir. KNV oluşmasında en sık rastlanan etiyolojik etken olan YBMD batı ülkelerinde 50 yaş üzerindeki kişilerde santral körlüğün en sık nedenidir. (4) YBMD nin neovasküler formu tüm olguların % 8 ini oluşturmakla birlikte, YBMD sonucunda gelişen ağır, geri dönüşümsüz, santral görme kayıplarının % 85 inden sorumludur. (4) KNV nin 50 yaş altındaki grupta en sık nedeni ise patolojik miyopidir (PM). (3) Prevelansı %0,2 ile %9,6 arasında değişen ve en fazla Asyalılarda görülen PM de KNV gelişim oranı %5 ile % 10 arasındadır. (5,6) Bruch membranının yırtılması ile KNV gelişimine yol açan travmatik olgular ise sıklıkla genç kimselerde görülür. Enflamasyon ile ilişkili KNV de genellikle genç ve orta yaşlı hastalarda oluşur. İdiopatik KNV ise sıklıkla 50 yaşın altındaki hastalarda görülür ve 3

5 orta yaş grubunda ki hastaların % 17 sinde KNV gelişim nedeni idiopatik olarak tanımlanmıştır. (7,3) KNV Oluşumunu Açıklayan Teoriler: Yeni damar oluşumu anjiyogenezi uyaran maddeler ile endojen inhibitörlerin dengesine bağlıdır. Bu dengenin bozulması yeni damar oluşumunu tetikler. Vasküler endoteliyal büyüme faktörü (VEGF), diyabetik retinopati gibi iskemik retina hastalıklarında anormal anjiyogenezin mediatorüdür ve KNV patogenezinde rol aldığı kanıtlanmıştır. (8) Lokalize hipoksi, transforme edici büyüme faktörü-beta (TGF-beta), fibroblast büyüme faktörü 2 (FGF2), inflamatuar sitokinler ve glikozilasyon son ürünlerinin uyarısı sonucunda RPE' nin endotele komşu olan bazal kenarından salgılanır. RPE' nin koroid üzerindeki trofik rolü VEGF düzeyi ile ilişkilidir. YBMD' li hastalardan cerrahi olarak eksize edilen membranlarda VEGF seviyesinin yüksek olduğu gösterilmiştir. (9) RPE tarafından üretilen pigment epitel kaynaklı faktörün (PEDF) ise nöron koruyucu ve anjiyogenezi baskılayıcı etkileri vardır. Hipoksi VEGF düzeyini arttırmakla beraber, PEDF sekresyonunda azalmaya neden olmaktadır. YBMD nedeniyle KNVM gelişen hastaların vitreusunda PEDF seviyesi düşük bulunmuştur. (10) Yapılan çalışmalar, VEGF ve PEDF miktarlarındaki değişikliklerin KNV gelişimine yol açtığını göstermiştir. (10) Şekil 1: Yumuşak drusen nedeni ile makrofaj (M) göçü, metalloproteinazların (MMPs) Bruch membran hasarı ve KNV gelişiminin şematik gösterimi. (11) 4

6 RPE ve Bruch membranı arasında anormal depozit birikiminin, özellikle lipidlerin, KNV gelişimine neden olduğu düşünülmektedir. Yumuşak drusen YBMD hastalarında KNV gelişimi için risk faktörüdür. (12) Biriken depozitlerin koriokapillaristen RPE tabakasına doğru olan oksijen ve besin maddeleri geçişini kesintiye uğrattığı bildirilmiştir. (13) Oluşan lokalize hipoksi başta VEGF olmak üzere, anjiyogenik maddelerin ve inflamatuar sitokinlerin salınımını arttırmakta ve Bruch membranında lenfosit, fibroblast ve makrofaj birikimine neden olmaktadır. KNV gelişimi Bruch membranında lokalize çatlak ve yırtıkların oluşmasını gerektirir. RPE, koroid kökenli endotel hücreleri ve makrofajlardan salınan doku metalloproteinazları Bruch membranının proteolizine ve incelmesine neden olur ve membran üzerinde çatlakların oluşmasına yol açar (Şekil 1). Anjiyogenik faktörlerin uyardığı koroid endotel hücreleri de bu çatlaklardan geçerek RPE altı alana yerleşir. Yeni damar endotelinin bariyer fonksiyonu gelişmediğinden, retina içi tabakalara sıvı, protein ve lipid sızdırırlar ve damar yapısının kolay kırılgan olmasından dolayı kanama eğilimleri fazladır. Oluşan kanamanın organize olması ile birlikte fibröz doku gelişimi tetiklenir. Sonuçta fibrovasküler skar dokusu oluşur ve üzerindeki duyusal retina tabakasının ölümü ve ağır görme kaybı ile sonuçlanır. (şematik gösterim) (Fundus fotoğrafı) Şekil 2: Bruch membranı penetrasyonu Yaşlanma ile birlikte hipertansiyon ve arterioskleroz nedeni ile retinanın dış tabakalarında gelişen iskemi anjiyogenezisi uyaran faktörlerin salınımına yol açmaktadır. Özellikle YBMD patogenezinde hemodinamik model önemlidir. Buna göre, vasküler direncin artması, koroid kan dolaşımında azalmaya neden olmakta; koroid ve serebrovasküler dolaşımdaki göreceli direnç artışı da hastalığın klinik seyrini belirlemektedir. Koroid 5

7 dolaşımındaki direnç artışının serebrovasküler direnç artışından az olması koryokapillariste basınç artışına neden olmakta, bu da RPE dekolmanı ve KNV gelişimine zemin hazırlamaktadır. Histopatolojik olarak, KNV Bruch membranındaki çatlaklardan geçerek RPE nin altına yerleşir. Bunun yanında, aktive olmuş endotel hücreleri ve enflamatuar olaylar da sağlam olan Bruch membranında çatlaklara ve KNV gelişimine neden olabilir. Neovaskülarizasyon RPE altında ya da duyusal retina altında gelişebilir. KNV gelişim paterni ve lokasyonu hastanın yaşı ve var olan retina bozukluğu ile belirlenir. Klinik ve patolojik çalışmalar klasik patern gösteren KNV lerin çoğunlukla duyusal retina altında, okült KNV lerin ise RPE altında yerleşim gösterdiğini belirtir. (14) RPE altı alanda yerleşen membranlar Tip 1 KNV, duyusal retina altı alanda bulunanlar ise Tip 2 KNV olarak adlandırılır. Tip 1 KNV: Normal yaşlanma sürecinin bir parçası olarak, dejeneratif ve distrofik hastalıklarda RPE bazal membranı ile Bruch membranı iç kollejen tabakası arsındaki sıkı bağlantılarda gevşeme meydana gelir. Bu hastalarda koroidden Bruch membranına doğru yayılan yeni damarlar RPE altı alana yerleşir. Başlangıçta yeni damar ağındaki akım zayıftır ve sızıntı gözlenmez. Bu safhadaki okült KNV lerin tespiti güçtür. Damar ağındaki akımın artması sıvı, protein ve eritrosit sızıntısına ve RPE dekolmanı gelişimine neden olur (15). Şekil 3: Bruch membran penetrasyonu ve RPE altında Tip 1 okült KNV gelişiminin erken evresi. (15) Tip 2 KNV: Koriokapillaris, Bruch membranı ve RPE kompleksinde fokal koroidit, retinokoroidit, travma, optik disk anomalileri ve retina distrofisi gibi nedenler ile hasar gelişmiş olan genç ve orta yaşlı hastalarda gelişir. RPE ve Bruch membranı arasındaki sıkı 6

8 bağlantıdan dolayı, fibrovasküler membran duyusal retina altı alanda gelişmeye başlar. RPE hücreleri çoğalarak mevcut çatlağı kapatmaya ve lezyonu çevrelemeye başlarlar. Gelişen RPE hiperplazisi, lezyon sınırında oftalmaskopik olarak seçilebilen hiperpigmente halkayı oluşturur. Retina altı mesafede ve retina katmanları arasında değişen miktarlarda sızıntı ve kanama meydana gelir. Lezyonda bulunan fibroblastların kontraksiyonu, hemoraji ve eksudasyon fibrovasküler skar dokusunu oluşturur. (15) Şekil 4: Bruch membranı ve RPE inde ki defektten retina altı mesafeye fibroblastların ve yeni kapillerlerin göçü ile Tip 2 klasik KNV gelişimi. (15) YBMD ile inflamatuar hastalıklara sekonder olarak gelişen KNV lerin temel farkı yerleşim yerleridir. Lezyonun tespiti ile yerleşim yerinin belirlenmesi uygulanacak tedavi yönteminin kararlaştırılması açısından önemlidir. Tip 2 KNV lerde lezyonun duyusal retina altında yerleşmesi nedeni ile membranın cerrahi olarak çıkarılmasının daha kolay ve az travmatik olduğu belirtilmiştir. Tip 1 de ise membranların çevre dokulara sıkı bağlantıları ve Bruch membran ile RPE bağlantılarının zayıf olması nedeni ile bu lezyonların cerrahi olarak çıkarılmaları esnasında RPE kaybı olmakta ve görme prognozu düşmektedir. (15) KNV DE KLİNİK Fonksiyonel semptomlar; Maküla hasarına bağlıdır. Hastalar sıklıkla bulanık görme ve metamorfopsiden yakınırlar. Lezyonda eksudatif veya hemorajik olayın başlaması ile özellikle hastanın yakın görmesi bozulur, bulanık, sisli, çarpık, küçük görme, renkleri anormal algılama, sarı görme veya santral skotom ortaya çıkabilir. Bulanık ve çarpık görme maküla altındaki sıvının en erken karşılaşılan bulgusudur ve yakın görme testleri ile daha iyi tespit 7

9 edilebilmektedir. Bu amaçla kullanılan Amsler grid kartı testinin, hastaların kendi görmelerini kontrol etmeleri için kullanılması önerilir. (16) Amsler grid ile saptanan önemli bulgular; dalgalı ve çarpık görme, düz ancak donuk çizgiler, hat distorsiyonu, boş veya kararmış spotlar, santral skotom ve çizgilerde grileşmedir. Klinik görünüm; KNV ler makülanın altında gri-yeşil bir kabarıklık oluştururlar. Lezyonun üzerinde duyusal retinanın dekolmanı sık rastlanan bir bulgudur. Retina altı ve retina içi kanamalar, eksudasyonu çevreleyen lipid birikimleri tabloya eşlik eder. RPE dekolmanı KNV belirtisi olabilir. Lezyondaki fibrozisin artması ile sarı-beyaz renkte diskiform skar oluşur. Skara eşlik eden aktif KNV, RPE hiperplazisi, eksüdasyon, RPE dekolmanı izlenebilir. Ayrıca fibrovasküler membranın kontraksiyonu nedeni ile oluşan RPE yırtıkları ve vitre içi kanama da tabloya eklenebilir. KNV oluşturan nedenler; En sıklıkla görülenler, Yaşa bağlı makula dejeneresansı Patolojik (ilerleyici) miyopi İdiopatik Anjioid streaks Oküler histoplazmozis sendromu (OHS) Serpinjinöz veya coğrafik koroidit Toksoplazmik retinokoroidit Optik disk druseni, optik sinir başı pitleri Koroid osteomu, nevüsü, malign melanom Travmatik koroid rüptürü Laser fotokoagülasyon Retinal anjiomatöz proliferasyon (RAP) Punktat iç korioretinopati Akut multifokal plakoid pigment epitelyopati Harada hastalığı RPE hamartomları Sarkoidoz ve Behçet hastalığı 8

10 2.1. NEOVASKÜLER YBMD YBMD gelişmiş ülkelerde görülen 50 yaş üstünde ki ağır görme kaybının en sık nedenidir ve sıklığı yaş arasında %10, 75 yaş üzerinde %25 olarak bulunmuştur. (17) Hastalığın neovasküler formu, YBMD ye bağlı gelişen ağır ve geri dönüşümsüz görme kayıplarının %85 inden sorumludur. (4) YBMD, asemptomatik olabileceği gibi, bulanık görme, metamorfopsi, özellikle loş ışıkta düşük okuma kapasitesi, karanlık uyumunda azalma ile kendini gösterebilir. Başlangıç subakuttur, ancak neovasküler tip YBMD de bazı olgularda ani görme kayıpları gelişebilir. Yapılan çalışmalarda görme kaybının %80-90 ı KNVM ye, %5-10 u seröz PED e, %5 ten azı da RPE atrofisine bağlı olduğu tespit edilmiştir. (18,19) YBMD erken ve geç olarak ikiye ayrılır. Erken YBMD drusen ve RPE anomalilerini, geç YBMD ise coğrafik atrofi, RPE dekolmanı, KNV ve diskiform skarları kapsamaktadır. Bir diğer sınıflamada ise hastalık, nonneovasküler (kuru veya atrofik) ve neovasküler (yaş veya eksudatif) olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Neovasküler form YBMD li olguların % 10 u ve ağır görme kayıplı olguların yaklaşık %85 ini oluşturur. Risk Faktörleri; en önemli çevresel faktör olan sigaranın 10 paket-yıldan fazla kullanımı ile neovasküler YBMD arasında korelasyon bulunmaktadır. (20) Eşlik eden serum lipid yüksekliğinin KNV gelişimine neden olduğu belirtilmiştir. (21) Sistemik hipertansiyonun süresi de YBMD riskini artırmaktadır. (22) Serum lökosit sayısının yüksek olmasının, eksudatif YBMD riskini arttırdığı bulunmuştur. (17) Çoğu çalışmada anlamlı bir cinsiyet eğilimi tespit edilmese de, neovasküler YBMD nin 75 yaş üzerinde kadınlarda, erkeklere oranla daha sık görüldüğü bildirilmiştir. (17) Hastalığın geç formunun beyaz ırkta, siyahlara oranla daha sık bulunduğu belirtilmiştir. (23) Hereditenin hangi düzeyde patogenezi etkilediği açık değildir ancak, Hymann a göre en az bir aile bireyinde bulunması önemli risktir. (24) Prevalansı, monozigot ikizlerde %100, dizigot ikizlerde %25 dir. (25) İris rengi mavi olanlarda hastalığın daha fazla görüldüğü belirtilmiş olsa da, bazı çalışmalarda, açık iris renginin ve görünür ışığa maruz kalmanın hastalık riskini arttırmadığı bildirilmiştir. (21,26) Hipermetropide hastalığın seyrinin daha kötü olduğunu, drusen ve KNV nin daha sık görüldüğünü rapor eden çalışmalar bulunmaktadır. (21,27) Katarakt operasyonunun var olan lezyonun ağır neovasküler YBMD ye ilerlemesinde belirgin etkisinin olmadığı, bunun yanında coğrafik atrofide anlamlı miktarda ilerlemeye neden olduğu bildirilmiştir. (28) 9

11 OKÜLER BULGULAR Neovasküler form YBMD hastalarının %10 nunda gelişir. RPE hiperplazisi nedeniyle gri-yeşil bir renk veren kabarık neovasküler membran genellikle PM ya da OHS li genç hastalarda izlenir. YBMD hastalarında ise makülada izlenen eksudasyon, kanama, duyusal retina dekolmanı ve RPE dekolmanı altta yatan bir KNVM habercisidir. Drusen: RPE bazal membranı ile Bruch membranı iç kollajen tabakası arasında yer alan hücre dışı birikintilerdir. Yumuşak drusen, Bruch membranının kalınlaşmış iç tabakasının RPE ile birlikte dekolmanı olarak kendini gösterir. 63µm dan büyük, sınırları belirsiz, düz veya kabarık, sarı-gri renktedir. YBMD hastalarında KNV gelişimi için risk faktörüdür. (12) Drusen gelişimine yol açan membranöz debris ve bazal laminar depozitlerin, RPE nin plazma ve bazal membranı arasında birikiminin de KNV gelişiminde öncü lezyon olabileceği gösterilmiştir. (29) 63µm dan küçük, yuvarlak, düz, sınırları belirli, sarı-beyaz renkte olan sert drusen ise 45 yaşın üzerindeki popülasyonda %80 oranında görülebilmektedir ve neovasküler YBMD belirtisi değildir. Şekil 5: İki taraflı yumuşak druseni bulunan bir olgumuzun fundus fotoğrafı. RPE Dekolmanı: Pigment epitel dekolmanı (PED) olarak da tanımlanır. Drusenoid PED de KNV oluşumu yoktur, ancak fibrovasküler PED okült KNV nin bir formudur. Seröz PED de de KNV gelişimi izlenebilir. RPE dekolmanı ile birlikte duyusal retina dekolmanı, kanama ve korioretinal katlantıların bulunması neovasküler membranın varlığını işaret eder. RPE yırtıkları dekole ve yatışık RPE birleşim yerinde oluşur. Bruch membranına ait hipopigmente bölgenin yanında retrakte olmuş RPE flebi olarak görülür. 10

12 Diskiform Skar: Kanamanın organize olaması ve hiperplastik RPE den fibröz doku gelişimi tetiklenmesi ile fibrovasküler skar dokusu oluşur. Bazen skar sınırlarında neovaskülarizasyon büyümeye devam eder, retina altı kanama odakları ve eksudasyon skar dokusunu çevreler. Ayrıca, fibrovasküler dokunun kendisi de masif sıvı sızıntısını ve retina dekolmanını tetikleyebilir. Bazı gözlerde, koroid ve retina sirkülasyonları arasında anostomoz kanalları gelişir. Şekil 6: RPE rüptürü, PED ve diskiform skar bulunan olgularımızın geç faz florosein anjiografi görüntüleri. Retinal Anjiomatöz Proliferasyon (RAP): YBMD hastalarının %10-15 in de tespit edilir ve kötü prognozlu olup genellikle iki taraflı görülür. (30) YBMD den farklı olarak daha yaşlı bireylerde gelişir. Retina ve koroid kaynaklı çift kan akımı nedeni ile tedaviye dirençli sızıntı ve PED birlikteliği sıktır. Yannuzzi ve ark. RAP gelişimin 3 evreye ayırarak tanımlamışlardır; (31) Evre 1: Retina içi neovaskülarizasyon. Evre 2: Seröz PED ile retina altına uzanan neovaskülarizasyon ve retina içi damarlar arasında anastomoz gelişimi. Evre 3: Vaskülarize PED ile birlikte KNV gelişimi. 11

13 Şekil 7: Retinal Anjiomatöz Proliferasyon. A; evre 1, B-C; evre 2, D; evre 3. (32) Polipoidal Koroidal Vaskülopati (PKV): Günümüzde PKV nin, YBMD de gelişen KNV nin bir alt grubu olduğu düşünülmektedir. (33) Neovasküler tip YBMD hastalarının yaklaşık %8 inde tespit edilmektedir. (34) Fundus Florosein Anjiografi de (FFA) okült KNVM özelliği gösterirken, Indosiyanin Yeşili Anjiografisi nde (İSYA) iyi sınırlı sakküler dilatasyon ile vasküler kanallar arasında bağlantılar ile tanınır. Genellikle tek taraflıdır ve erkeklerde daha sık görülür. Peripapiller alan, maküla ve midperifer retinada çok odaklı, tekrarlayan, kronik lezyonlardır. Olgularda seröz maküla dekolmanı, seröz-hemorajik PED, retina altı kanama ve RPE dejenerasyonu gelişir. YBMD den farklı olarak uzun dönem görme prognozu iyidir ve fibrotik skar oluşumu izlenmez. Şekil 8: İSYA da hemorajik PED (ok), optik disk kenarında PKV (ok başı). (35) 12

14 2.2. PATOLOJİK MİYOPİ Patolojik miyopi, >-6.00 dioptri kırma gücü ve\veya >26,5 mm glob aksiyal uzunluğu olarak tanımlanmaktadır. Prevelansı batı ülkelerinde %1,7 2,1 arasında iken, Asya ülkelerinde bu oran %5,7 10,4 arasındadır. (5,36) 50 yaş altında ki KNV olgularında en sık rastlanan etiyolojik etkendir ve KNV bu grup hastaların %5 ile %10 nunda gelişir. (6) Miyopik KNV nin 40 yaşından sonra başlamasının daha kötü prognozlu olduğu tespit edilmiştir. (37) PM de gelişen KNV çoğunlukla subfoveal yerleşimlidir. (38) FFA da erken fazda hiperfloresan bir odak şeklinde görülür ve geç fazda sızıntı hafiftir. Gençlerde geç fazda sızıntının az olması tanıyı güçleştirir. İleri yaşlarda sızıntı daha fazladır. Bu farklılık bazı yazarlar tarafından gençlerde ve yaşlılarda iki farklı KNV tipi olarak tanımlanmıştır (39). İSYA erken fazında hipofloresan halka ile çevrili, hiperfloresan damar ağı olarak görülür. Şekil 9: PM zemininde KNV gelişen olgumuzun fundus fotoğrafı ve geç venöz faz FFA görüntüleri. Posterior Stafiloma; PM nin patognomonik bulgusudur ve artan aksiyal uzunluk sonucu gelişen sklera, koroid ve RPE yi içeren sınırlı bir ektazidir. Hastaların %35 inde oluşur ve varlığı KNV gelişimi için risk faktörüdür. (40) Lacquer çatlağı; Bruch membranında oluşan çizgisel çatlaklardır. Koryokapillaristen gelişen yeni damarlanmaya imkan sağladığı düşünülmektedir. KNV li olguların %82 sinde, tüm PM olguların %4,3 ün de görülmektedir. (39) FFA da tüm fazlarda hiperfloresandır, İSYA da ise orta fazda, daha çok sayıda ortaya çıkar ve hipofloresandır. 13

15 PM olgularında görülen KNVM lerin %85 i klasik, %11 i minimal klasik, %4 ü okült membran tipindedir. (41) Yapılan bir çalışmada miyoplarda ki KNVM ikiye ayrılır; 1. V1 tip : %91 i ağır PM olgularda görülür. Lezyonda sızıntı minimal ya da yoktur. Koryokapillaristeki kan akımının zayıf olması membran aktivasyonunu sınırlar. 2. V2 tip : %80 i hafif düzeyde dejenerasyonu olan olgularda görülür. Gelişen KNV daha aktiftir. (39) Makülada gelişen tekrarlayan kanamalar ve sekonder gelişen RPE hiperplazisi Fuchs lekesi olarak adlandırılır. Zamanla Fuchs lekesi etrafında başlayan koryoretinal atrofi giderek genişler, mevcut KNV ye bağlı skatris dokusu geriler ve atrofik bir zeminde pigment kümeleri şeklinde görülebilir. 2.3 TANI YÖNTEMLERİ FUNDUS FLORESEİN ANJİOGRAFİSİ (FFA) FFA da tespit edilen lezyonların yerleri ve sınırları belirlenirken, gösterdikleri floresans özelliklerine göre sınıflandırılarak takip ve tedavileri planlanır. Lezyonlar foveal avasküler zonun (FAZ) merkezine olan uzaklıklarına göre 3 e ayrılır; FAZ merkezine 200µm dan uzak olan lezyon extrafoveal, 1-199µm uzakta ki juxtafoveal, FAZ merkezinin altında bulunan ise subfoveal lezyondur. Klasik KNVM: FFA da olguların %15 i klasik tiptedir. Anjiogramın erken fazından itibaren düzgün sınırlı, çevresinde koyu sınır olan, parlak floresans verir. Dantel şeklinde boyanma paterni, besleyici damar, retina lezyon anastomozu izlenebilir. Sızıntıda giderek artma ile sınırlarda bulanıklaşma görülür. KNVM içindeki fibröz dokunun boyanması ile geç dönemde hiperfloresans izlenir. Geç evrelerde boya retina altı aralıkta veya kistoid maküla ödemi mevcudiyetinde kistik boşlularda göllenebilir. 14

16 Şekil 10: Klasik KNV li olgumuzun fundus fotoğrafı, erken ve geç faz FFA görüntüleri. Lezyon kompozisyonuna göre KNVM 3 e ayrılır; a) Ağırlıklı klasik: Klasik membran lezyonun %50 ve daha fazlasını oluşturuyor ise b) Minimal klasik: Klasik membran lezyonun %50 sinden azı ise c) Saf okült: Lezyonda klasik komponent miktarı %0 ise. Şekil 11: Klasik KNV li bir olgumuzda retinal anastomoz gelişimi (ok). Okült KNVM: Olguların %85 inde KNVM gizlidir. FFA erken fazında net sınırlara sahip olmaz, geç dönemde sızıntı gösterir. İki şekilde anjiografik bulgu verir; 1.Kaynağı belirsiz geç sızıntı: Anjiogramın geç evrelerinde ortaya çıkar, kaynağı belli olmayan ve klasik membran kadar parlak olmayan bir hiperfloresans verir. Benekli, iğne ucu hiperfloresans ve yaygın sızıntı ile birlikte genellikle lezyon sınırları tam olarak belirlenemez. 2.Fibrovasküler PED: RPE nin düzensiz elevasyonu ile birlikte erken fazlarda minimal düzensiz boyanma ve 1 2 dk sonra gittikçe artan hiperfloresans gösterir. Sıklıkla keskin sınırlıdır, ancak üzerinde duyusal retina dekolmanı varsa geç fazlarda kaçak olabilir. Seröz PED in erken fazda kubbe şeklinde ki parlak hiperfloresansı, geç fazlarda da devam eder ve 15

17 dekolman alanındaki KNVM yoğun hiperfloresans nedeniyle seçilemeyebilir. Hemorajik PED de ise tüm fazlarda blokaj görülür. Şekil 12: Okült KNVM li olgumuzun fundus fotoğrafı, erken ve geç faz FFA görüntüleri. Okült KNVM nin tespiti için geç faz fotoğraflara (enjeksiyondan sonra 10. dakikaya kadar) bakılmalıdır. Kan, fibröz doku ve RPE hipertrofisi nedeni ile kabarık bloke floresans ve seröz PED FFA da klasik-okült KNV sınırlarını gizleyebilir. İNDOSİYANİN YEŞİLİ ANJİOGRAFİSİ (İSYA) ISYA okült KNVM yi FFA dan daha iyi gösterdiğinden membran sınırlarının belirlenmesi için İSYA kullanılmaktadır. Klasik KNVM, FFA da ki gibi geç dönemde artan sızıntı ile beraber, sınırları belirgin erken dönem hiperfloresans gösterse de, FFA gibi net değildir. Boya karakteristiği İSYA da koroidin daha iyi görünmesine neden olur. (42) Kanda indosiyanin yeşilinin %98 i proteinlere bağlıyken, floreseinin %60 80 i bağlıdır. Proteinlere bağlanma arttıkça koryokapillaristeki fenestralardan sızıntı da azalır. İSYA nın avantajı, kanama, eksuda veya pigmentle sınırları gizlenmiş KNV nin tespitinde kullanılmasıdır. (43) 16

18 Şekil 13: a; Subretinal hemoraji ile gizlenmiş KNVM, fundus fotoğrafı b; FFA ile seçilemeyen KNVM, c; erken faz İSYA, d; geç faz İSYA, KNV ile uyumlu fokal hiperfloresans (44) İSYA daki görünümlerine göre KNVM üçe ayrılır; (43,45) Fokal, sıcak spotlar 1 disk çapından küçük, düzgün sınırlı lezyonlardır. Kanama veya eksuda ile blokaja uğramazlar ve membrandaki aktif proliferasyon bölgeleridir. Okült KNVM, RAP ve PKV de izlenir. Plaklar (sınırlar belirli veya belirsiz) bir disk alanından geniş, erken fazlarda sınırları belirlenemeyip, geç fazlarda lokalize edilebilen, kanama veya eksüda ile bloke olmayan lezyonlardır. Kombine lezyon sıcak spot ve plakların beraber izlenmesidir. Sıcak spot neovaskülarizasyon plağının sınırında ( Marjinal spot olarak adlandırılır), üzerinde ya da uzağında olabilir. Şekil 14: Okült KNVM li olgumuzun fundus fotoğrafı, erken ve geç faz İSYA sıcak spot görüntüleri. 17

19 OPTİK KOHERENS TOMOGRAFİ (OKT) Biyolojik dokuların mikro yapılarının yüksek rezolüsyonlu tomografik kesitlerini sunan yeni bir görüntüleme sistemidir. Göze temas etmeden çekim yapılabilen ve invazif olmayan bir tekniktir. B mod ültrasonografide ki ses dalgaları yerine ışık dalgaları kullanılarak kesitsel görüntüleme ve kantitatif ölçüm sağlar. (46) OKT nin KNV kliniğinde yardımcı tanı metodu olarak kullanım amaçları; 1. Membran lokalizasyonunu belirlemek, 2. Retina kalınlık ölçümü, 3. Retina içi ve altı sıvıların takibi, 4. Membran ile RPE ilişkisinin değerlendirilmesi, 5. FDT sonrası dokularda meydana gelen değişikliklerinin gözlenmesidir. KNV ler görüntülerde RPE-koryokapillaris kompleksini temsil eden yüksek reflektans bandın kalınlaşmasına ve retina iç katmanlarına doğru genişlemesine neden olurlar. Oluşturdukları yüksek yansıma komşu koroid dokusunda gölgelenmeye neden olur. Eşlik eden PED, sıvı birikimleri, kanamalar ve fibrozis mevcut KNV yi gizleyebilir. Şekil 15: Seröz PED (yıldız), retina altı sıvı birikimi (kalın ok), retina içi ödem (ince ok). OKT ile retina içi sıvı birikimlerinin miktarı ve karakteri değerlendirilebilir. Ayrıca sıvının retinanın hangi katmanında olduğu izlenebilir. Kistik tipte ve diffüz tipte olmak üzere iki farklı sıvı birikimi gözlenir. Retina altı sıvı birikimleri ise retina alt sınırı ile RPE arasında 18

20 düşük reflektiviteli, iyi sınırlı boşluk şeklinde görüntülenir. Retina içi diffüz ve retina altı sıvı birikimleri alttaki dokularda gölgelenmeye neden olmazlar. Retina altı kanamalar ise retinanın ve RPE-koryokapillaris kompleksinin elevasyonuna neden olur ve altlarında kalan dokunun yansıma özellikleri genellikle azalır. Diskiform skarda retina altı dokuların ve membranın fibrozise uğraması sonucu yansıma özelliği artar, reflektivitesi skarlaşmamış KNVM den daha fazladır. Skar dokusunun üzerindeki retinada incelme, alttaki koroid dokusunda gölgelenme izlenir. (47) Şekil 16: Kistoid maküler ödem ve KNVM. Şekil 17: Tedavi öncesi kistoid maküler ödem (sağ), tedavi sonrası (sol). 19

21 3. FOTODİNAMİK TEDAVİ Fotodinamik tedavi, toksik olmayan ışığa duyarlı bir maddenin intravenöz infüzyonla verilip, hasarlı bölgede toplanması ve uygun dalga boyunda laser ile aktive edilmesi sonrasında hedef dokuda oluşan fotokimyasal değişikliklerin tedavi edici amaçlı kullanılmasıdır lerin sonlarında ikinci kuşak ışığa duyarlı bir ilaç olan verteporfinin geliştirilmesi ile FDT nin KNV li, YBMD olgularında kullanılması ile ilgili çalışmalar başlamıştır. Verteporfin benzoporfirin derivesi monoasit yapısındadır ve molekül formülü C 41 H 42 N 4 O 8 dir. Kanda düşük dansiteli lipoprotein (LDL: Low Density Lipoprotein) ile taşınan, selektif olarak neovasküler dokudaki endotel hücre LDL reseptörleri ile hücre içinde toplanan, lipofilik ve ışık ile aktive edilen, toksik olmayan bir moleküldür. İlacın yarı ömrü 5 6 saattir ve 24 saatte karaciğerde metabolize edilerek vücuttan atılır. İlacın 689nm kırmızı ışık dalga boyunda emilimi yüksektir ve kan, melanin veya fibrotik dokudan da rahatça geçer. Verteporfin ile yapılan FDT de, 689 nm dalga boyu ışık yayabilen, termal etkisi olmayan diod laser kullanılır. İlacın oksijen varlığında aktive olmasıyla hücrelere toksik olan tekil oksijen ile serbest radikaller oluşur ve endotel hücresinde direkt sitotoksisiteye neden olurlar. Endotel hücreleri arasında oluşan boşluklarda açığa çıkan bazal membran, trombosit aktivasyonu ve agregasyonunu hızlandırır. Açığa çıkan vasoaktif ürünler vasokonstriksüyona, kan akımında staza ve neovaskülarizasyonun kapanmasına neden olur. Selektif olarak neovasküler dokuya zarar verdiği için üzerindeki retinayı ve Bruch membranını koruyarak görme keskinliğinin azalmasını önlemeye yardımcı olduğu düşünülmektedir. (48,49) 20

22 Ekstrafoveal Sınırları belirginse laser FK FFA da KNV Juxtafoveal Laser FK veya FDT Subfoveal Ağırlıklı klasik FDT Lezyon 4 DA Minimal klasik Takip Yeni progresyon var Lezyon> 4 DA Saf okült Yeni progresyon yok Takip FDT GK 20/50 GK 20/50-1 Takip FDT Guidelines for using Verteporfirin in PDT to treat CNV due to ARMD and other causes. Verteporfirin Roundtable 2000 and Retina 2002;22; 6-18 Tablo 1. Lezyonlara göre seçilecek tedavi algoritması. (50) Fotokoagulasyon (FK), disk alanı (DA), görme keskinliği (GK). FDT de lezyonu oluşturan komponentlerin FFA ile belirlenmesi, KNV büyüklüğünün ve yerleşiminin saptanması tedavi sonuçlarını etkilediğinden oldukça önemlidir. YBMD de lezyon büyüklüğü klasik ağırlıklı olgularda sonucu etkilemezken, okült ve minimal klasik olgularda, lezyon büyüklüğü 4 MPS disk alanından küçük olanlarda daha iyi sonuçlar alınmaktadır. Okült KNV de lezyon büyüklüğü 4 MPS disk alanından büyük ise, görme keskinliğinin 20\50 nin altında olması koşulu aranmaktadır. PM de ise lezyonların farklı komposizyonlarda olması tedavi sonuçlarını değiştirmemektedir. (41,51,52) 21

23 Tablo 2. Visudyne ile FDT uygulaması. (53) Laser spot çapı hesaplanırken, anjiografik görüntüde lezyonun en büyük çapı ölçülür ve elde edilen değere 1000µ eklenir. Tedavi spotu KNV, PED, kanama ve bloke floresansı içerecek şekilde uygulanmalıdır. Tekrar tedavide KNV dışındaki bölgeler tedavi spotu içerisine alınmaz. Tedavi spotu optik disk kenarına 200µ dan daha yakın olmamalıdır. (49) Takip ve Yeniden Tedavi: FDT uygulamasından bir hafta sonra KNV deki sızıntı kaybolmakta, ancak birinci aydan itibaren tekrar başlayan sızıntı üçüncü ayda tekrar tedavi gerektirebilecek kadar artabilmektedir. (48) Bundan dolayı hastalar 12 haftalık aralıklarla muayene edilmekte ve FFA tetkiki uygulanmaktadır. Tedavinin birinci haftasında olguların görme keskinliği ölçümü, kontrast duyarlılık testleri ve fundus muayeneleri yapılmaktadır. Bundan sonraki üçer aylık kontrollerde olguların anjiografik incelemeleri ve gerekli olgularda OKT ve İSYA tetkikleri de uygulanır. Treatment of Age-related Macular Degeneration With Photodynamic Therapy (TAP) çalışmasında FDT den üç ay sonra çekilen FFA da florosein sızıntısı dört gruba ayrılmıştır; (51) 1) SIZINTI İLERLEMESİ: İlk muayenedeki lezyonun dışına taşan KNV. 2) ORTA DERECE SIZINTI: Tedavi öncesi lezyonun %50 sinden fazla, ancak tamamından küçük sızıntı. 3) MİNİMAL SIZINTI: Tedavi öncesi KNV alanının %50 sinden az, ilerleme yok. 4) SIZINTI YOK: Hiç florosein sızıntısı görülmemesi. 22

24 Üç ayda bir, üst üste iki kontrolde sızıntı yok ise 6 ay sonra kontrol önerilir ve bu kontrolde de sızıntı gözlenmezse kontrol aralığı 6 ile 12 ay uzatılır. Yapılan kontrollerde olguların FFA sında sızıntı izlendiğinde FDT tekrarı yapılır. Göre keskinliğinde değişme yoksa lezyon düz ve sızıntı minimal ise tedavi 3 ay ertelenir. FDT nin sonlandırılması; Lezyon stabil : - KNV de minimal sızıntı, - Kabarık olmayan skar şeklinde lezyon, - Retina altı sıvı minimal veya hiç yok. Görme keskinliği çok düşük veya lezyon çok büyük (>9MPS) ise tekrar tedaviye gereksinim yoktur. Tedavi Sırasında ve Sonrasında Görülen Komplikasyonlar: 1. Sistemik: Baş ağrısı, bulantı, kusma, karın ağrısı, diyare, ağız kuruluğu, nefes darlığı, baş dönmesi, hiperestesi ve parestezi gibi sistemik komplikasyonlar %1 5 oranında görülür. Sırt ağrısı genellikle infüzyon sırasında hissedilir ve %2 oranında rastlanır. (49) 2. Oküler: Ciddi görme azalması, tedavi sonrası ilk hafta içinde 4 sıra ve üzerinde görme azalmasıdır ve %1,8 oranında rastlanır. Geçici görme azalması ise tedaviden sonraki ilk günlerde ortaya çıkan ve birkaç hafta içinde gerileyen, FDT nin en sık görülen komplikasyonudur. Görülme sıklığı %17 dir ve tedavi sonrasında retina içi ve altı sıvıların geçici olarak artması nedeni ile geliştiği düşünülmektedir. RPE rüptürü, retina altı ve vitre içi kanama nadir olarak gelişir. (49) 3. Fotosensitivite reaksiyonları: Ön kolda, yüzde, baş, boyun ve ensede güneş yanığı, kaşıntı, kızarıklık gibi cilt reaksiyonları %2,2 oranında görülür. İlk 48 saatte koruyucu gözlük kullanımı ve güneş ışınları ile parlak iç mekan aydınlatmalarından kaçınılması ile bu reaksiyonlar önlenebilir. (49) Tedavi sırasında infüzyon yerinden ilacın damar dışına çıktığı fark edilir ise infüzyon sonlandırılarak soğuk uygulaması yapılır. Hastanın 5 gün süre ile güneş ışınlarından korunması gerekmektedir. İlaç miktarının %50 sinden fazlası verilmiş ise FDT uygulamasına devam edilir, ancak daha az miktarda verilmiş ise başka bir yerden damar yolu açılarak infüzyon tamamlanır. (49) 23

25 4.ÇALIŞMA DİZAYNI GEREÇ VE YÖNTEM S.B. Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Kliniğimizde Haziran 2005 ve Şubat 2007 tarihleri arasında verteporfin ile FDT uygulanan, 56 olgunun 63 gözü retrospektif olarak incelendi. Son tedavi uygulamasından itibaren en az üç ayını doldurmuş ve kontrollerine düzenli olarak devam etmiş olan olgular çalışmaya dahil edilirken; üç aydan daha kısa süre önce tedavi uygulanan ve düzenli takip muayenesi yapılamayan olgular çalışma dışı bırakıldı. Daha önce başka merkezlerde 1 veya daha fazla sayıda FDT veya laser fotokoagulasyon yapılmış olan olgular da çalışma kapsamına alınmadı. Hastalar ve yakınları tedavi öncesi bilgilendirildi ve onayları alındı. Uygulama öncesi ve takiplerde tüm hastalara görme keskinliği ölçümü, indirekt oftalmoskopi ile fundus muayenesi, FFA ve OKT tetkiki yapıldı. Şüpheli olgularda İSYA uygulandı. Hastaların görme keskinliklerinin değerlendirilmesi için 4 metreden ve 2 metreden ETDRS (Early Treatment Diabetic Retinopathy Study) eşeli okutuldu. Elde edilen en iyi görme keskinliklerinin logmar (Logarithm of the minimum angle of resolution or recognition) değerleri hesaplandı. FDT sonrası birinci haftada sadece klinik değerlendirme yapılırken, üç ay aralıklar ile yapılan takiplerinde tüm hastalara FFA ve OKT tetkikleri uygulandı. Fotodinamik tedavi uygulama yöntemi; FFA ya göre en geniş lezyon çapı (EGLÇ) belirlendi ve buna 1000µm eklenerek laser spot çapı (LSÇ) hesaplandı. LSÇ hesabına, KNVM üzerindeki kan veya pigment epiteli dekolmanı da dahil edildi. Tedavi spotunun optik sinir kenarına 200 µ dan daha yakın olmamasına dikkat edildi. Hastanın boy ve kilosundan vücut kitle indeksi (BSA) hesabı yapıldı. Doz : 6 mg/m 2 olduğundan; BSA, 6 ile çarpılıp, sonuç ikiye bölünerek verilecek miktar hesaplandı. 15 mg Visudyne 7cc steril su ile çözüldükten sonra, 2mg/ml solüsyon şekline getirildi ve 50 cc lik enjektöre aktarıldı. %5 dekstroz ile volümü 30 ml ye tamamlandı ve enjektör pompaya yerleştirildi. Laser cihazının geri sayım kronometresi 15 dk ya, infüzyon pompası ise 30cc 10dk içinde (180 ml/st) antekübital venden intravenöz infüzyonla gidecek 24

26 şekilde ayarlandı. İnfüzyon bitiminden sonra kalan 5 dk lık zamanda hasta laser biyomikroskobuna alındı. Geri sayım bitince, 15 dakika sonunda 689nm diod laser ile 50 J/cm 2 enerji, 600 mw/cm 2 güç kullanılarak 83 sn süre uygulama yapıldı. Hastalara, uygulamadan sonra 48 saat süreyle güneş ışığı ve kuvvetli oda ışığından korunmaları önerildi ve siperli güneş gözlükleri 48 saat süreyle takmaları için verildi. Dışarı çıktıklarında şapka takmaları ve bacak ve kollarını kapatacak şekilde giyinmeleri tavsiye edildi. Bu süre içinde ışık ile yapılacak muayene ve cerrahi tedavilerini ertelemeleri önerildi ve acil durumlarda doktorlarına verilmek üzere, yapılan tedavi hakkında aydınlatıcı bilgiler içeren formlar ve bizlere ulaşabilecekleri telefon numaraları verildi. Olgular, KNVM nedenine göre, yaşa bağlı maküla dejenerasyonu ile ilişkili (YBMD grubu ) ve yaşa bağlı maküla dejenerasyonu dışı (YBMDD grubu) olarak iki gruba ayrıldı. YBMD olgularında lezyonlar FFA görüntülerine göre baskın klasik (K), minimal klasik (MK) ve okült (O) olarak adlandırıldı. Şekil 18: Sırası ile baskın klasik, minimal klasik ve okült membran FFA görüntüleri. Görme keskinliğinde azalma ve/veya metamorfopsi bulunan, oftalmoskopik olarak eksudasyon, kanama, makülada kalınlık artışı olan, FFA da foveal avasküler zonda tutulum ve sızıntı, OKT de intraretinal veya subretinal sıvı saptanan, semptomatik YBMD olgularına FDT uygulandı. TAP ve Verteporfin in Photodynamic Therapy (VİP) çalışmalarında, okült ve minimal klasik lezyonlarda ETDRS eşeline göre, görme keskinliği 20/50-1 in üstünde olan veya anjiogramda EGLÇ 4 MPS (Macular Photocoagulation Study) disk çapından büyük olan olgularda tedavinin etkin olmadığı bildirilmiştir. Ancak çalışmamızda bu tür olgularda tedavi öncesindeki üç ay içinde hastalığın kötüleştiği ve görme keskinliğinde azalma tespit edildiği 25

27 taktirde FDT uygulandı. Lezyonda yeni kanama görülmesi, görmenin 5 harf ve üzerinde azalması ve EGLÇ in %10 oranında büyümesi hastalığın kötüleştiğinin göstergesi olarak değerlendirildi. Klasik lezyonlarda ise tedavi kararı verilirken lezyon çapı ve görme keskinliği dikkate alınmadı. Şekil 18: Okült KNVM bulunan olgunun fundus fotoğrafı ve geç faz FFA görüntüsü. Şekil 19: Aynı olgunun 3 ay sonraki muayenesinde lezyonda kanama geliştiği ve FFA da sızıntının arttığı izlenmekte. YBMDD olgularda ( miyopik ve idiyopatik) ise görme keskinliğinde azalma ve/veya metamorfopsi yakınması, oftalmoskopik olarak subretinal eksudasyon, kanama, makulada kalınlık artışı ile FFA da sızıntı ve OKT de sıvı saptanan subfoveal lezyon varlığı tedavi kararında yeterli kabul edilmiştir. FFA daki KNV paterni değerlendirilmemiştir. 26

28 Şekil 20: PM zemininde KNVM gelişen olgumuzun fundus fotoğrafı ve geç faz FFA görüntüsü. Şekil 21: İdiyopatik KNVM bulunan olgunun fundus fotoğrafı ve geç faz FFA görüntüsü. Hastaların tedavi endikasyonlarının konulmasında ve takiplerinde FFA da membran sızıntısı değerlendirilirken, TAP çalışması sızıntı sınıflandırması kullanıldı. (64,65) Buna göre lezyonlar, başlangıç lezyonunun sınırlarını taşan sızıntı varlığı progresyon, başlangıç lezyonunun en az %50 sini kaplayan sızıntı varlığı orta dereceli sızıntı, başlangıç lezyonunun %50 sinden daha azını kaplayan sızıntı varlığı minimal sızıntı ve hiç sızıntı olmaması olarak değerlendirildi. Başlangıç lezyonunun sınırlarını taşan sızıntı varlığı ve %50 den fazla sızıntı olması durumunda tekrar FDT uygulandı. Sabit kalan veya artan görme keskinliği, FFA da 3 ay öncekine göre az veya hiç değişiklik olmaması veya çok az sızıntı olması durumunda hasta takibe alındı, ileri derecede görme kaybı, fundoskopik muayenede subretinal eksudasyon artışı, yaygın eleve skar oluşumunda ise uyguladığımız tedavi sonlandırıldı. 27

29 Şekil 22: FDT den 3 ay sonra lezyon sınırlarını taşan sızıntı (tedavi öncesi sağ, sonrası sol). Şekil 23: FDT2den 3 ay sonra minimal sızıntı (tedavi öncesi sağ, sonrası sol). Tedavi sonrası ETDRS eşeline göre görme keskinliğinde harf düzeyindeki değişim değerlendirildi. Görme keskinliğinde 5 harf artış veya azalması durumunda görmenin sabit kaldığı kabul edildi. Görme keskinliğinin 6 14 harf (<3 sıra ) azalması hafif, harf (3 6 sıra) azalması orta, 30 harf ( 6 sıra) ve üzerinde azalması ise ciddi düzeyde görme azalması olarak değerlendirildi. Görme keskinliğinde 6 harfin (bir sıra) üzerinde artış olması anlamlı görme artışı olarak kabul edildi. Görme keskinliğinde harf düzeyindeki değişimler YBMD ve YBMDD grupları ve YBMD alt grupları arasında karşılaştırıldı. Ayrıca tedavi öncesi ve sonrası elde edilen görme keskinliklerinin logmar değerleri (GKlogMAR) gruplar içinde ve gruplar arasında karşılaştırıldı. 28

30 Tedavi sonrasında, görme keskinliği değerleri ve FFA bulgularına göre sonuçlar başarılı tedavi, başarısız tedavi ve takipte olan olgular olarak değerlendirildi. Görme keskinliğinde ETDRS eşeline göre üç satırdan daha az kayıp (< 15harf), değişmeme veya artma olması ile birlikte FFA da inaktive lezyonu bulunan olgular da tedavi başarılı olarak değerlendirildi. Görme keskinliğinde üç satır ve üzerinde ( 15 harf) görme kaybı olan olgular, FFA da inaktive lezyon bulunsa bile tedavi başarısız; yeni tedavi planlanan ve tedavi süreci sonuçlanmamış olgular ise takipte olan olgular olarak sınıflandırıldı. Şekil 24: FDT sonrası lezyon boyutlarında artma (tedavi öncesi sağ, sonrası sol). Şekil 24: FDT sonrası lezyonda skarlaşma (tedavi öncesi sağ, sonrası sol). Çalışmamızda edilen bulguların istatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 10,0 programı kullanıldı. Tanımlayıcı istatistiksel metodların (Ortalama, Standart sapma) yanısıra niceliksel verilerin karşılaştırılmasında 29

31 normal dağılım göstermeyen parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Kruskal Wallis testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Mann Whitney U test kullanıldı. Grup içi karşılaştırmalarında ise Wilcoxon işaret testi kullanıldı. Niteliksel verilerin karşılaştırılmasında ise Ki-Kare testi kullanıldı. Sonuçlar % 95 lik güven aralığında, anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirildi. BULGULAR Çalışmaya 56 olgunun 63 gözü dahil edildi. Grup ayrımı yapılmadan tüm olguların yaşları 27 ile 90 arasında olup, ortalama yaş 70,16±13,33 idi. Kadın olgu oranı %65,1 (41); erkek olgu oranı ise % 34,9 (22) idi. Olguların takip süreleri 3 ile 20 ay arasında değişmekte olup ortalama 11,5±4.64 olarak tespit edildi. Her iki gruba ait cinsiyet, yaş ortalaması ve takip süresi ile ilgili bilgiler tablo 3 de gösterilmiştir. YBMD grubu n(%) Ort±SD YBMDD grubu n(%) Ort±SD Cinsiyet K E 33 (%56,6) 20 (%43,4) 8(%80) 2(%20) Ortalama yaş 73,34±7,57 53,30±22,78 Ortalama takip süresi 12,04±4,67 9±3,77 Tablo 3. Grupların özellikleri. Olguların %84,1 i (53) YBMD grubunda, %5,9 u (10) ise YBMDD grubunda idi. YBMD grubunda olguların % 52,8 i (28) baskın klasik, % 24,5 i (13) minimal klasik, %22,6 sının (12) okült lezyona sahip oldukları saptandı. YBMDD grubunda 6 (%60) hasta patolojik miyopiye sekonder, 4 (%40) hasta ise idiyopatik KNV li hasta idi. Takip süreci 30

32 kapsamında 32 göze bir seans, 22 göze iki seans, 7 göze üç seans, iki göze dört seans olmak üzere 56 olgunun 63 gözüne, toplam 105 seans PDT uygulanmıştır. Seans sayısı ortalaması YBMD grubunda 1,70±0,80, YBMDD grubunda ise 1,50±0,85 olarak tespit edilmiştir. Tedavi öncesi EGLÇ 1150 ile 6000µm arasında olup, ortalama 3757,2 ± 1208,1µm idi. YBMD grubunun ortalama EGLÇ si 3976,41 ± 1133,91 µm iken, YBMDD grubunda 2595,50 ± 918,19 µm olarak bulundu, aradaki fark istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı derecede yüksek bulundu (p>0.05). YBMD alt gruplarının EGLÇ leri arasında ise anlamlı fark bulunmadı. Grupların EGLÇ dağılım grafiği tablo 4 de gösterilmiştir. Tedavi öncesi EGLÇ ortala YBMD YBMDD K MK O Gruplar YBMD Grubunda Tablo 4. EGLÇ dağılım grafiği Olguların FDT öncesi görme keskinlikleri logmar değerleri 0,20 ile 1,38 arasında değişmekte olup, ortalama 0,95±1,38 idi. Tedavi sonrası ise 0.10 ile 1.38 arasında ve ortalama 0.89±0.40 olarak tespit edildi. Tablo 5 ve 6 da tüm gruplarda elde edilen veriler grafik üzerinde gösterilmiştir. 31

33 ortalama 1,2 1 0,8 0,6 0,4 0,2 0 GK logmar Tedavi öncesi GK logmar Tedavi sonrası K MK O Tablo 5. YBMD alt gruplarının tedavi öncesi ve sonrası görme keskinlikleri logmar dağılım grafiği. ortalama 1,2 1 0,8 0,6 0,4 0,2 0 GK logmar Tedavi öncesi GK logmar Tedavi sonrası YBMD YBMDD Tablo 6. YBMD ve YBMDD gruplarının tedavi öncesi ve sonrası görme keskinlikleri logmar dağılım grafiği. 32

34 YBMD grubunda FDT öncesi görme keskinliği logmar değeri ortalaması 0,94±0,36 iken, tedavi sonrası 0,95±0,37 bulundu ve saptanan değişiklik istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0,05). YBMDD grubunda ise logmar değeri ortalaması tedavi öncesinde 1,01±0,34, tedavi sonrasında 0,55±0,44 olarak tespit edildi, saptanan düşme istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). İki grup karşılaştırıldığında uygulama öncesi görme keskinliği logmar değerleri istatistiksel olarak anlamlı bulunmazken (p>0,05), uygulama sonrası ise, YBMDD grubunda YBMD grubuna göre ileri derecede anlamlı düzeyde düşük olarak saptandı (p<0,01). YBMD grubunun klasik, minimal klasik ve okült alt gruplarında ise tedavi öncesi ve sonrası görme keskinliği logmar değişimleri istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0,05). Olgularımızın ilk gelişteki görme keskinlikleri ile tedaviler sonucundaki son görme keskinlik değerleri karşılaştırıldığında, bir sıradan daha fazla artış saptanan 18 göz (%28,6) ve görme keskinliği değişmeyen 30 göz (%47,6) olduğu tespit edildi. Ancak, 5 gözde (%7,9) 3 sıradan az hafif görme azalması, 7 gözde (%11,1) 3 6 sıra orta derecede görme azalması ve 7 gözde de (%4,8) 6 sıra ve daha fazla ağır görme azalması geliştiği tespit edildi. Değişik membran tiplerindeki tedavi öncesi ve sonrası görme keskinliği değişimleri tablo 7 ve 8 de gösterilmiştir. GK (n=53) FDT öncesi FDT sonrası K MK O K MK O > 20/ /40 20/ /100 20/ / Tablo 7. Klasik, minimal klasik ve okült membranlarda görme keskinliği değişimi. 33

35 GK (n=63) YBMD YBMDD PDT öncesi PDT sonrası PDT öncesi PDT sonrası > 20/ /40 20/ /100 20/ / Tablo 8. YBMD ve YBMDD gruplarındaki görme keskinliği (GK)değişimi. Görme keskinliğindeki değişimler açısından iki grup arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı farklılık saptandı (p<0.01). YBMD olgularında uygulama sonrası görmesi sabit kalanlar istatistiksel olarak yüksek oranda görülürken YBMDD grubunda ise görme keskinliğinde 6 harften fazla artış saptanan olgular istatistiksel olarak daha fazla oranda idi. YBMD alt gruplarının görme keskinliği değişim oranları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmedi (p>0.05). Tablo 9 da görme keskinlikleri değişimlerinin gruplara göre dağılımı, tablo 10 da ise değerlendirmesi gösterilmektedir. 100% 90% 80% 70% 60% 50% 40% 30% 20% 10% 0% YBMD YBMDD 5 harflik artış veya azalış 6-14 harf arası azalma (-) harf arası azalma (-) 30 harften fazla azalma(-) 6 harften fazla artma (+) Tablo 9. Görme keskinliği değişimlerinin gruplara göre dağılımı. 34

36 n=63 YBMD (n=53) YBMDD (n=10) K (n=28) MK (n=13) O (n=12) Görme Keskinliği Değişimleri n(%) (% 54,7) 5 (% 9,4) 6 (% 11,3) 3(% 5,7) 10(%18,9 ) 1 (% 10,0) - 1 (% 10,0) - 8 (% 80,0) 16 (%57,1) 2 (% 7,1) 3 (% 10,7) 1 (%3,6) 6 (% 21,4) 6 (% 46,2) 3 (% 23,1) 2 (% 15,4) 1 (% 7,7) 1 (% 7,7) - 7 (%58,3) 1 (% 8,3) 1 (%8,3) 3 (% 25,0) 1. 5 harflik artış veya azalış harften fazla azalma(-) harf arası azalma (-) 5. 6 harften fazla artma (+) harf arası azalma (-) Tablo 10. Görme keskinliği değişimlerinin değerlendirilmesi. FDT uygulamasından sonra 3 ay aralıklarla FFA çekilerek membranın durumu TAP çalışması FFA sınıflamasına göre değerlendirildi. 12 haftalık kontrollerde sızıntısı olmayan veya minimal sızıntısı olanlar ve görme keskinliğinde değişme olmayanlar takibe alındı. Orta derece sızıntı olan (%50 ve daha fazla) ve progresyonu olanlara (başlangıç lezyonunun sınırlarını taşan sızıntı varlığı) yeniden FDT yapıldı. FFA da klasik membran bulunan olguların 3. ay kontrolünde 15 göze tekrar tedavi uygulanırken, 6. ayda 3 göze, 12. ayda 1 göze tekrar tedavi uygulandı. FFA da minimal klasik membran bulunan olguların 3. ay kontrolünde 6 göze, 6. ayda 2 göze, 9. ayda 2 göze ve 12. ayda 1 göze tekrar tedavi uygulandı. FFA da okült membran bulunan olgularda ise, 3. ayda 4 göze, 6. ayda 1 göze ve 12. ayda 1 göze tekrar tedavi uygulandı. FFA daki KNV paterni değerlendirilmeden sızıntı tespiti yapılan YBMDD grubunda ise 3. ayda 3 göze, 6. ayda 2 göze tekrar tedavi uygulanmıştır. Çalışmamızın ortalama 11,5±4.64 ay olan takip süresi sonunda, olgular sonuç görme keskinlik değerleri ve mevcut FFA da ki lezyon bulgularına göre tekrar değerlendirildi ve sonuçlar başarılı, başarısız ve takipte olan olgular olarak sınıflandırıldı. Grup ayrımı gözetmeksizin tüm olguların başarı oranı % 65,1 (41) olarak tespit edildi. Başarısızlık oranı %15,9 (10) iken, çalışma sonunda tekrar tedavi planlanan ve tedavi süreci sonuçlanmamış takipte olan olguların oranı ise %19,0 (12) idi. YBMD grubunda %64,0 (34) başarılı, %17,0 (9) başarısız; YBMDD grubunda ise %70,0 (7) başarılı, %10,0 (1) başarısız sonuç elde 35

37 edildiği saptandı. İki grup ve YBMD alt grupları arasında tedavi başarısı açısından yapılan karşılaştırılmada istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı.(p>0.05). n=63 Başarılı Başarısız Takip YBMD (n=53) 34 (% 64,0) 9 (% 17,0) 10 (% 18,9) YBMDD (n=10) 7 (% 70,0) 1 (% 10,0) 2 (% 20,0) K (n=28) 19 (% 67,9) 4 (% 14,3) 5 (% 17,9) MK (n=13) 8 (% 61,5) 3 (% 23,1) 2 (% 15,4) O (n=12) 7 (% 58,3) 2 (% 16,7) 3 (% 25,0) Tablo 11. Başarı durumuna göre değerlendirmeler. Olgularımızda uygulama sırasında ve sonrasında, herhangi bir sistemik komplikasyon ve yan etki rastlanmadı. İnfüzyon yeri reaksiyonu ve fotosensitivite de hiçbir olguda izlenmedi. Oküler yan etki ve komplikasyon olarak ise, bir olguda foveayı kapatmayan maküla altı kanama, bir olguda RPE yırtığı, üç olguda ciddi (6 sıranın üstünde) görme azalması saptandı. Şekil 25: FDT sonrası bir olgumuzda foveayı kapatmayan yaygın retina içi kanama. 36

38 Şekil 26: FDT sonrası RPE rüptürü gelişen olgumuzun tedavi sonrası fundus fotoğrafı ve FFA görüntüsü. TARTIŞMA KNV koroidden kaynaklanan yeni damarların, retina altına ve iç katmanlarına doğru büyümesi sonucu oluşur. Bugüne kadar 30 dan fazla hastalığın seyri sırasında KNVM görüldüğü bildirilmiştir. (54) Bu hastalıkların içinde en sık rastlanan etiyolojik etken YBMD dir. (1,2) Neovasküler form tüm olguların % 8 ni oluşturmakla birlikte YBMD sonucunda gelişen ağır, geri dönüşümsüz, santral görme kayıplarının % 85 inden sorumludur. (4) YBMD batı ülkelerinde 50 yaş üzerindeki kişilerde santral körlüğün en sık nedenidir. (4) Günümüzde insanların artan yaşam süreleri ile birlikte yaşam kalitelerinin de devamını sağlamak amacıyla YBMD nin tedavisine yönelik birçok çalışma yapılmakta ve yeni tedavi yöntemleri geliştirilmektedir. FDT, etkinliği çok merkezli kontrollü çalışmalar ile kanıtlanmış en önemli tedavi seçeneğidir. KNV, retina dekolmanı ve koryoretinal atrofi ile birlikte, PM de görmeyi tehdit eden bir komplikasyondur. PM de görülme insidansı % 5 ile % 10 arasında değişmektedir. (5,6) Genç yaş grubunda gelişen KNVM lerin en sık nedeni PM dir. (3) Retrospektif bir çalışmada, YBMD bulunmayan ve 59 yaşından genç olan KNV li hastalarda % 62 oranında PM görülürken, % 17 sinde KNV ye neden olacak bir patoloji saptanamamıştır. (3) Görünür bir retina patolojisine bağlı olmadan gelişen idyopatik KNV de görme prognozunun diğer nedenlerle ilişkili KNV lere göre daha iyi olması ve PM ile birlikte nispeten daha aktif 37

Miyopik Koroid Neovaskülarizasyonlar nda Fotodinamik Tedavi Uygulamalar

Miyopik Koroid Neovaskülarizasyonlar nda Fotodinamik Tedavi Uygulamalar BÖLÜM 13 Miyopik Koroid Neovaskülarizasyonlar nda Fotodinamik Tedavi Uygulamalar OLGU1: M YOP K KORO D NEOVASKÜLAR ZASYONU fi KAYET VE H KAYES Yirmiiki yafl nda bayan hasta sol gözde 10 gündür çarp k görme

Detaylı

Prof.Dr. A. Hakan Durukan GATF Göz Hastalıkları Anabilim Dalı

Prof.Dr. A. Hakan Durukan GATF Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Prof.Dr. A. Hakan Durukan GATF Göz Hastalıkları Anabilim Dalı TOD Tıbbi Retina Birimi 1. Retina Günleri, 2013 Finansal İlinti Beyanı Sunumda adı geçen ruhsat/izin sahipleri veya ürünlerle herhangi bir

Detaylı

DİABETİK RETİNOPATİ VE TEDAVİSİ Dr Alparslan ŞAHİN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları

DİABETİK RETİNOPATİ VE TEDAVİSİ Dr Alparslan ŞAHİN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları DİABETİK RETİNOPATİ VE TEDAVİSİ Dr Alparslan ŞAHİN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Diabetes Mellitus Endojen insülinin yokluğu veya hücre içine giriş yetersizliğine bağlı Genel popülasyonun

Detaylı

DİABETİK RETİNOPATİ VE TEDAVİSİ

DİABETİK RETİNOPATİ VE TEDAVİSİ DİABETİK RETİNOPATİ VE TEDAVİSİ Dr Alparslan ŞAHİN Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Diabetes Mellitus Endojen insülinin yokluğu veya hücre içine giriş yetersizliğine bağlı Genel popülasyonun

Detaylı

Diyabetik Retinopati Tanı, Takip ve Tedavisi

Diyabetik Retinopati Tanı, Takip ve Tedavisi Diyabetik Retinopati Tanı, Takip ve Tedavisi Diyabeti olan her hasta diyabetik retinopati riski taşır. Gözün anatomisi nedeni (resim 1a) ile iyi görüyor olmak göz sağlığının kusursuz olduğu göstermez,

Detaylı

YAŞA BAĞLI MAKÜLA DEJENERASYONUNA BAĞLI KOROİD NEOVASKÜLER MEMBRANLARINDA İNTRAVİTREAL BEVACİZUMAB, VE FOTODİNAMİK TEDAVİ YÖNTEMLERİNİN GÜVENİLİRLİĞİ

YAŞA BAĞLI MAKÜLA DEJENERASYONUNA BAĞLI KOROİD NEOVASKÜLER MEMBRANLARINDA İNTRAVİTREAL BEVACİZUMAB, VE FOTODİNAMİK TEDAVİ YÖNTEMLERİNİN GÜVENİLİRLİĞİ T.C S.B. Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Şef: Prof. Dr. Hasan H. Erbil YAŞA BAĞLI MAKÜLA DEJENERASYONUNA BAĞLI KOROİD NEOVASKÜLER MEMBRANLARINDA İNTRAVİTREAL BEVACİZUMAB,

Detaylı

Yafla Ba l Makula Dejeneresans nda Fotodinamik Tedavi Uygulamalar

Yafla Ba l Makula Dejeneresans nda Fotodinamik Tedavi Uygulamalar BÖLÜM 12 Yafla Ba l Makula Dejeneresans nda Fotodinamik Tedavi Uygulamalar KLAS K A IRLIKLI SUBFOVEAL KORO D OLGU1: NEOVASKÜLAR ZASYONU fi KAYET VE H KAYES Yetmiflbefl yafl nda erkek hasta sa gözde 1 y

Detaylı

MAKULA HASTALIKLARI. Prof.Dr. Solmaz AKAR

MAKULA HASTALIKLARI. Prof.Dr. Solmaz AKAR MAKULA HASTALIKLARI Prof.Dr. Solmaz AKAR MAKULA HASTALIKLARI Makula arka kutupta yaklaşı şık k 5mm çapında oval bölgedir. b Ksantofil pigmenti içerir. i Birden fazla ganglion tabakası vardır MAKULA HASTALIKLARI

Detaylı

KOROİDAL NEOVASKÜLARİZASYONLU OLGULARDA FOTODİNAMİK TEDAVİNİN GÖRSEL SONUÇLARI

KOROİDAL NEOVASKÜLARİZASYONLU OLGULARDA FOTODİNAMİK TEDAVİNİN GÖRSEL SONUÇLARI T.C. TRAKYA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖZ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI Tez Yöneticisi Prof. Dr. Haluk ESGİN KOROİDAL NEOVASKÜLARİZASYONLU OLGULARDA FOTODİNAMİK TEDAVİNİN GÖRSEL SONUÇLARI (Uzmanlık Tezi)

Detaylı

Maküla Hastalıkları DERMAN. Faruk Öztürk. Resim 1. Maküla Anatomisi. Derman Tıbbi Yayıncılık 1

Maküla Hastalıkları DERMAN. Faruk Öztürk. Resim 1. Maküla Anatomisi. Derman Tıbbi Yayıncılık 1 Kitap Bölümü DERMAN Maküla Hastalıkları Faruk Öztürk Anatomi: Maküla, gözün arkasında retinanın merkezi kısmında bulunan 5-6 mm lik yer kaplayan ışığa çok duyarlı bir bölgedir. Burada ganglion hücre tabakası

Detaylı

Günümüzde Fundus Floresein Anjiyografinin Yeri. Dr. Hürkan Kerimoğlu, FICO N. E. U. Meram Tıp Fakültesi

Günümüzde Fundus Floresein Anjiyografinin Yeri. Dr. Hürkan Kerimoğlu, FICO N. E. U. Meram Tıp Fakültesi Günümüzde Fundus Floresein Anjiyografinin Yeri Dr. Hürkan Kerimoğlu, FICO N. E. U. Meram Tıp Fakültesi Sunumda adı geçen ruhsat/izin sahipleri veya ürünlerle herhangi bir finansal ilintim yoktur 1871 Adolf

Detaylı

FOTODİNAMİK TEDAVİ SONUÇLARIMIZ

FOTODİNAMİK TEDAVİ SONUÇLARIMIZ T.C ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖZ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI FOTODİNAMİK TEDAVİ SONUÇLARIMIZ Dr. Zeynep Buket CANSEVER TIPTA UZMANLIK TEZİ TEZ DANIŞMANI Prof. Dr. Merih Banu SOYLU ADANA-2008

Detaylı

Fotodinamik lazer tedavisinde bir y ll k sonuçlar m z

Fotodinamik lazer tedavisinde bir y ll k sonuçlar m z Göztepe T p Dergisi 22(4):128132, 2007 ISSN 1300526X KL N K ARAfiTIRMA Oftalmoloji Fotodinamik lazer tedavisinde bir y ll k sonuçlar m z Sevil ARI YAYLALI (*), Aylin ARDAG L AKÇAKAYA (*), Ayfle SÖNMEZ

Detaylı

Anjioid Streaks e Bağlı Gelişen Koroid Neovaskülarizasyonunda Argon Lazer Fotokoagülasyon ve Fotodinamik Tedavi Sonuçları

Anjioid Streaks e Bağlı Gelişen Koroid Neovaskülarizasyonunda Argon Lazer Fotokoagülasyon ve Fotodinamik Tedavi Sonuçları Anjioid Streaks e Bağlı Gelişen Koroid Neovaskülarizasyonunda Argon Lazer Fotokoagülasyon ve Fotodinamik Tedavi Sonuçları Treatment Outcomes of Argon Laser Photocoagulation and Photodynamic Therapy in

Detaylı

Yafla Ba l Makula Dejeneresans Tan s ve Fotodinamik Tedavi Uygulamas nda Optik Koherens Tomografinin Rolü

Yafla Ba l Makula Dejeneresans Tan s ve Fotodinamik Tedavi Uygulamas nda Optik Koherens Tomografinin Rolü BÖLÜM 11 Yafla Ba l Makula Dejeneresans Tan s ve Fotodinamik Tedavi Uygulamas nda Optik Koherens Tomografinin Rolü Optik koherens tomografi biyolojik dokulardan mikron çözünürlü ünde tomografik kesitler

Detaylı

YAŞA BAĞLI MAKULA DEJENERASYONUNDA VASKÜLER ENDOTELYAL BÜYÜME FAKTÖRÜ (VEGF) GEN POLİMORFİZMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

YAŞA BAĞLI MAKULA DEJENERASYONUNDA VASKÜLER ENDOTELYAL BÜYÜME FAKTÖRÜ (VEGF) GEN POLİMORFİZMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ T.C. PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖZ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI YAŞA BAĞLI MAKULA DEJENERASYONUNDA VASKÜLER ENDOTELYAL BÜYÜME FAKTÖRÜ (VEGF) GEN POLİMORFİZMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ UZMANLIK TEZİ

Detaylı

RETİNA DEKOLMANI PROF. DR. ŞENGÜL ÖZDEK

RETİNA DEKOLMANI PROF. DR. ŞENGÜL ÖZDEK RETİNA DEKOLMANI PROF. DR. ŞENGÜL ÖZDEK Histoloji Anatomi RETİNA DEKOLMANI Sensoriyel retinanın retina pigment epitelinden ayrılmasına retina dekolmanı denir. Görülme sıklığı 1 / 10000, 80 yaşına kadar

Detaylı

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖZ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖZ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖZ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI YAŞA BAĞLI MAKÜLA DEJENERASYONU TEDAVİSİNDE İNTRAVİTREAL PEGAPTANİB SODYUM UYGULAMASI İLE FOTODİNAMİK TERAPİ VE DÜŞÜK DOZ FOTODİNAMİK

Detaylı

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA İYİLEŞMESİ Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Akut Yara: Onarım süreci düzenli ve zamanında gelişir. Anatomik ve fonksiyonel bütünlük

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

RETİNA DAMAR HASTALIKLARI. Prof. Dr. İhsan ÇAÇA

RETİNA DAMAR HASTALIKLARI. Prof. Dr. İhsan ÇAÇA RETİNA DAMAR HASTALIKLARI Prof. Dr. İhsan ÇAÇA Oftalmik bir dalı olan ilk arter, common carotid a in internal Carotid arterin dalıdır. Oftalmik arter bir kaç dala daha ayrılır. Santral retinal arter optik

Detaylı

Prof. Dr. Pınar AYDIN O DWEYER

Prof. Dr. Pınar AYDIN O DWEYER Yazar Ad 139 Prof. Dr. Pınar AYDIN O DWEYER Yaşın ilerlemesine bağlı olarak göz sağlığında değişiklikler veya bozulmalar olabilir. Bu değişikliklerin tümü hastalık anlamına gelmemektedir. Ancak diğer

Detaylı

ÖZEL DURUMLARDA FUNDUS FLÖRESEĠN ANJĠOGRAFĠ DEĞERLENDĠRĠLMESĠ

ÖZEL DURUMLARDA FUNDUS FLÖRESEĠN ANJĠOGRAFĠ DEĞERLENDĠRĠLMESĠ ÖZEL DURUMLARDA FUNDUS FLÖRESEĠN ANJĠOGRAFĠ DEĞERLENDĠRĠLMESĠ Dr. H. Tuba AKÇAM Prof. Dr. Meral OR Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Ankara, Nisan 2009 ĠÇERĠK 1. Normal Anatomi 2. FFA Temel Prensipler 3.

Detaylı

Diabetik Makula Ödeminde Florosein Anjiografi ve Optik Koherens Tomografi Bulgularının İlişkisi

Diabetik Makula Ödeminde Florosein Anjiografi ve Optik Koherens Tomografi Bulgularının İlişkisi Diabetik Makula Ödeminde Florosein Anjiografi ve Optik Koherens Tomografi Bulgularının İlişkisi The Correlation of Fluorescein Angiografic and Optical Coherence Tomographic Features in Diabetic Macular

Detaylı

KEMİK VE DİŞ ETİ SORUNLARI İÇİN EN GÜVENİLİR VE EN ETKİLİ ÇÖZÜM

KEMİK VE DİŞ ETİ SORUNLARI İÇİN EN GÜVENİLİR VE EN ETKİLİ ÇÖZÜM DOKU YENİLENMESİNDE OTOLOG ÇÖZÜM TÜRKİYEDE TEK DENTAL PRP KİTİ KEMİK VE DİŞ ETİ SORUNLARI İÇİN EN GÜVENİLİR VE EN ETKİLİ ÇÖZÜM YENİLENMEK KENDİ İÇİMİZDE ONARICI DOKU YENİLENMESİNİ HIZLANDIRAN YENİLİKÇİ

Detaylı

HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ. Dr. Lale Sever

HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ. Dr. Lale Sever HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ Dr. Lale Sever Intradiyalitik Komplikasyonlar Sık Kalıcı morbidite Mortalite Hemodiyaliz Komplike bir işlem! Venöz basınç monitörü Hava detektörü

Detaylı

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU)

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) Op.Dr. Tuncer GÜNEY Göz Hastalıkları Uzmanı GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) HASTALIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ? Glokom=Göz Tansiyonu Hastalığı : Yüksek göz içi basıncı ile giden,görme hücrelerinin ölümüne

Detaylı

Klasik ve Gizli Koroid Neovaskülarizasyonlarında Mikroperimetrik Değişiklikler

Klasik ve Gizli Koroid Neovaskülarizasyonlarında Mikroperimetrik Değişiklikler ve Koroid Neovaskülarizasyonlarında Mikroperimetrik Değişiklikler Microperimetric Changes in Classic and Occult Choroidal Neovascularization Fevzi ŞENTÜRK 1, Serra ARF KARAÇORLU 2, Hakan ÖZDEMİR 1, Murat

Detaylı

YAA BALI MAKÜLA DEJENERASYONUNDA SUBFOVEAL KORODAL NEOVASKÜLER MEMBRANIN FOTODNAMK TEDAV VE PEGAPTANB SODYUM LE TEDAVS

YAA BALI MAKÜLA DEJENERASYONUNDA SUBFOVEAL KORODAL NEOVASKÜLER MEMBRANIN FOTODNAMK TEDAV VE PEGAPTANB SODYUM LE TEDAVS T.C. SALIK BAKANLII FATH SULTAN MEHMET ETM VE ARATIRMA HASTANES GÖZ KLN KLNK EF: DOÇ. DR. TOMRS ENGÖR YAA BALI MAKÜLA DEJENERASYONUNDA SUBFOVEAL KORODAL NEOVASKÜLER MEMBRANIN FOTODNAMK TEDAV VE PEGAPTANB

Detaylı

Kronik Santral Seröz Korioretinopati (SSKR) ve SSKR ye Bağlı Koroid Neovaskülarizasyonunda Fotodinamik Tedavi*

Kronik Santral Seröz Korioretinopati (SSKR) ve SSKR ye Bağlı Koroid Neovaskülarizasyonunda Fotodinamik Tedavi* Kronik Santral Seröz Korioretinopati () ve ye Bağlı Koroid Neovaskülarizasyonunda Fotodinamik Tedavi* Photodynamic Therapy in Chronic Central Serous Chorioretinopathy (CSCR) and Choroidal Neovascularisation

Detaylı

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm

Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm BAZAL HÜCRELİ KARSİNOM Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm Nadiren met. yapar fakat tedavisiz bırakıldığında invazif davranış göstermesi,lokal invazyon,

Detaylı

DİABETİK MAKULA ÖDEMİNDE ANTİ-VEGF LERİN YERİ. Dr. Sema Oruç Dündar Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi

DİABETİK MAKULA ÖDEMİNDE ANTİ-VEGF LERİN YERİ. Dr. Sema Oruç Dündar Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi DİABETİK MAKULA ÖDEMİNDE ANTİ-VEGF LERİN YERİ Dr. Sema Oruç Dündar Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi DMÖ-VEGF Hipoksi/iskemi Hiperglisemi VEGF Campochiaro P, et al Ophthalmology. 2009, 116:2158

Detaylı

Polipoidal Koroidal Vaskülopati ve Retinal Anjiomatöz Proliferasyon

Polipoidal Koroidal Vaskülopati ve Retinal Anjiomatöz Proliferasyon Polipoidal Koroidal Vaskülopati ve Retinal Anjiomatöz Proliferasyon Polypoidal Choroidal Vasculopathy and Retinal Angiomatous Proliferation Sibel KADAYIFÇILAR 1 Derleme Editorial Review ÖZ Polipoidal koroidal

Detaylı

Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Hasta Bilgilendirme Formu

Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Hasta Bilgilendirme Formu Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Beyin-Omurilik Arteriovenöz Malformasyonları ve Merkezi Sinir Sisteminin Diğer Damarsal Bozuklukları Hasta Bilgilendirme Formu 5 AVM ler Ne Tip Sağlık Sorunlarına

Detaylı

DİABETİK RETİNOPATİ 2007 NEREDEYİZ,NE YAPIYORUZ

DİABETİK RETİNOPATİ 2007 NEREDEYİZ,NE YAPIYORUZ DİABETİK RETİNOPATİ 2007 NEREDEYİZ,NE YAPIYORUZ Diabet insidansı,türkiye de %2-7 arasında bildirilmiş 20 yıl sonra insüline bağlı diabetiklerin %99 ve bağlı olmayanların %60 ında bir tür retinopati,hepsi

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Ani ölümün önemli bir nedenidir Sıklığı yaşla birlikte artar 50 yaş altında nadir rastlanır E>K Aile

Detaylı

Yaşa Bağlı Makula Dejeneresansında Klasik Lazer Fotokoagülasyon

Yaşa Bağlı Makula Dejeneresansında Klasik Lazer Fotokoagülasyon Yaşa Bağlı Makula Dejeneresansında Klasik Lazer Fotokoagülasyon Laser Photocoagulation in Age-Related Macular Degeneration Figen BATIOĞLU 1 ÖZ Yaşa bağlı makula dejeneresansı ileri yaş körlüklerin en önemli

Detaylı

İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ. Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul

İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ. Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul İSKEMİK BARSAĞIN RADYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Dr. Ercan Kocakoç Bezmialem Vakıf Üniversitesi İstanbul Öğrenim hedefleri Mezenterik vasküler olay şüphesi ile gelen hastayı değerlendirmede kullanılan

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖZ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖZ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖZ HASTALIKLARI ANABİLİM DALI YAŞA BAĞLI MAKÜLA DEJENERASYONU TEDAVİSİNDE FOTODİNAMİK TEDAVİ VE İNTRAVİTREAL TRİAMSİNOLON ENJEKSİYONU TEDAVİSİNİN ETKİNLİĞİNİN VE KOMPLİKASYONLARININ

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

YAġA BAĞLI MAKÜLA DEJENERASYONUNDA SUBFOVEAL KOROĠDAL NEOVASKÜLER MEMBRANIN VERTEPORFĠN ĠLE FOTODĠNAMĠK TEDAVĠSĠ

YAġA BAĞLI MAKÜLA DEJENERASYONUNDA SUBFOVEAL KOROĠDAL NEOVASKÜLER MEMBRANIN VERTEPORFĠN ĠLE FOTODĠNAMĠK TEDAVĠSĠ T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI HAYDARPAġA NUMUNE EĞĠTĠM VE ARAġTIRMA HASTANESĠ 2. GÖZ KLĠNĠĞĠ KLĠNĠK ġefġ: PROF. DR. SUPHĠ ACAR YAġA BAĞLI MAKÜLA DEJENERASYONUNDA SUBFOVEAL KOROĠDAL NEOVASKÜLER MEMBRANIN VERTEPORFĠN

Detaylı

BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI

BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI BÖBREK YETMEZLİĞİ TANI VE TEDAVİ SEÇENEKLERİ DR MÜMTAZ YILMAZ EÜTF İÇ HASTALIKLARI NEFROLOJİ BİLİM DALI Kronik böbrek hastalığı-tanım Glomerül filtrasyon hızında (GFH=GFR) azalma olsun veya olmasın, böbrekte

Detaylı

Di er Fotodinamik Tedavi Uygulamalar

Di er Fotodinamik Tedavi Uygulamalar BÖLÜM 16 Di er Fotodinamik Tedavi Uygulamalar OLGU1: fi KAYET VE H KAYES BAZAL LAM NER DRUSEN LE L fik L KORO D NEOVASKÜLAR ZASYONU K rk yafl nda bir erkek hasta sol gözde 2 haftad r bulan k görme flikayeti

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

TERCİH EDİLEN YAKLAŞIM MODELİ KILAVUZLARI İÇİN ÖZET KARŞILAŞTIRMALI DEĞERLENDİRMELER

TERCİH EDİLEN YAKLAŞIM MODELİ KILAVUZLARI İÇİN ÖZET KARŞILAŞTIRMALI DEĞERLENDİRMELER TERCİH EDİLEN YAKLAŞIM MODELİ KILAVUZLARI İÇİN ÖZET KARŞILAŞTIRMALI DEĞERLENDİRMELER İçerik Tablosu Tercih Edilen Yaklaşım Modeli Kılavuzları için Özet Ölçütler Giriş 2 Glokom Primer Açık Açılı Glokom

Detaylı

KATARAKT İKİ GÖZDE BİRLİKTE Mİ ORTAYA ÇIKAR?

KATARAKT İKİ GÖZDE BİRLİKTE Mİ ORTAYA ÇIKAR? Katarakt, saydam olan göz merceğinin saydamlığını kaybederek görmenin azalmasıdır. Gözün renkli tabakası irisin arkasında yer alan ve saydam bir yapı olan göz merceğinin, görme işlevinde önemli bir rolü

Detaylı

Visudyne İnfüzyon Solüsyonu İçin Toz 15 mg

Visudyne İnfüzyon Solüsyonu İçin Toz 15 mg Visudyne İnfüzyon Solüsyonu İçin Toz 15 mg FORMÜLÜ: Her bir flakon: Verteporfin Bütilat hidroksitoluen L-askorbik asit 6- palmitat Yumurta fosfatidilgliserolü Dimiristol fosfatidilkolin Laktoz içermektedir.

Detaylı

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Nonkardiyojenik Akciğer Ödemi Şok Akciğeri Travmatik Yaş Akciğer Beyaz Akciğer Sendromu

Detaylı

Glokom. Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik

Glokom. Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik Glokom Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik Tarihçe Glokom terimi eski Yunanca da gri-mavi anlamına gelen (glaukos) kelimesinden türemiştir. Hipokrat, glokomu yaşlı insanlarda görülen ve pupillanın mavimsi bir

Detaylı

Diyabet ve göz sorunları

Diyabet ve göz sorunları TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA DERNEĞİ DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU TEMD DİABETES MELLİTUS ÇALIŞMA VE EĞİTİM GRUBU HASTA EĞİTİM KİTAPÇIKLARI SERİSİ 08 Diyabet ve göz sorunları Diyabet

Detaylı

MEME KANSERİ TARAMASI

MEME KANSERİ TARAMASI MEME KANSERİ TARAMASI Meme Kanseri Taramanızı Yaptırdınız Mı? MEME KANSERİ TARAMASI NE DEMEKTİR? Kadınlarda görülen kanserlerin %33 ü ve kansere bağlı ölümlerin de %20 si meme kanserine bağlıdır. Meme

Detaylı

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu 29 yaşında erkek aktif şikayeti yok Dış merkezde yapılan üriner sistem ultrasonografisinde insidental olarak sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması üzerine hasta polikliniğimize

Detaylı

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14 HEREDİTER SFEROSİTOZ İNT.DR.DİDAR ŞENOCAK Giriş Herediter sferositoz (HS), hücre zarı proteinlerinin kalıtsal hasarı nedeniyle, eritrositlerin morfolojik olarak bikonkav ve santral solukluğu olan disk

Detaylı

ÖDEM NEDİR? Hazırlayan : FATMA OKUMUŞ

ÖDEM NEDİR? Hazırlayan : FATMA OKUMUŞ ÖDEM NEDİR? Hazırlayan : FATMA OKUMUŞ ÖDEM NEDİR TANIM Ödem sık karşılaşılan ve vücutta sıvı birikimi olarak tanımlanan ve bazen de bazı ciddi hastalıkların belirtisi olan klinik bir durumdur. Ödem genellikle

Detaylı

EDİNSEL KANAMA BOZUKLUKLARI VE KALITSAL TROMBOFİLİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU I. BÖLÜM TROMBOTİK TROMBOSİTOPENİK PURPURA TANI VE TEDAVİ KILAVUZU...

EDİNSEL KANAMA BOZUKLUKLARI VE KALITSAL TROMBOFİLİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU I. BÖLÜM TROMBOTİK TROMBOSİTOPENİK PURPURA TANI VE TEDAVİ KILAVUZU... EDİNSEL KANAMA BOZUKLUKLARI VE KALITSAL TROMBOFİLİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU İÇİNDEKİLER Önsöz...iii Ulusal Tanı ve Tedavi Kılavuzu Çalışma Grupları... iv Kısaltmalar... vii Tablolar Listesi... xv Şekiller

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

SERT DOKUNUN SULU (KĠSTĠK) LEZYONU. Dr Arzu AVCI ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TIBBİ PATOLOJİ KLİNİĞİ 17 Kasım 2011

SERT DOKUNUN SULU (KĠSTĠK) LEZYONU. Dr Arzu AVCI ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TIBBİ PATOLOJİ KLİNİĞİ 17 Kasım 2011 SERT DOKUNUN SULU (KĠSTĠK) LEZYONU Dr Arzu AVCI ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TIBBİ PATOLOJİ KLİNİĞİ 17 Kasım 2011 OLGU 9 Y, K Sağ humerus proksimali 2 yıl önce kırık Doğal iyileşmeye bırakılmış

Detaylı

Yapılan her öneri için bakım sürecinde önemini gösterecek açık bir sıralama verilmelidir.

Yapılan her öneri için bakım sürecinde önemini gösterecek açık bir sıralama verilmelidir. TERCİH EDİLEN YAKLAŞIM MODELİ KILAVUZLARI İÇİN ÖZET KARŞILAŞTIRMALI DEĞERLENDİRMELER Giriş Bunlar Akademinin tercih edilen yaklaşım modeli kılavuzlarının özet kriterleridir. Tercih edilen yaklaşım model

Detaylı

14 Aralık 2012, Antalya

14 Aralık 2012, Antalya Hamilelerde Uyku Bozukluğunun Sorgulanması ve Öyküden Tespit Edilen Huzursuz Bacak Sendromunda Sıklık, Klinik Özellikler ve İlişkili Olabilecek Durumların Araştırılması A Neyal, G Benbir, R Aslan, F Bölükbaşı,

Detaylı

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü Tip 1 diyabete giriş Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü ENTERNASYONAL EKSPER KOMİTE TARAFINDAN HAZIRLANAN DİABETİN YENİ SINIFLAMASI 1 - Tip 1 Diabetes

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Mesanenin. altında, rektumun (makat) önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir.

Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Mesanenin. altında, rektumun (makat) önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir. Prostat nedir? Ne işe yarar? Prostat kanseri nedir? Prostat kanserinin nedenleri nelerdir? Kimler risk altındadır? Prostat kanserinin belirtileri nelerdir? Erken teşhis mümkün müdür? Teşhis nasıl koyulur?

Detaylı

Vitreomaküler Traksiyon Sendromu ve Epiretinal Membranlarda OCT: Tanı ve Takipteki Önemi

Vitreomaküler Traksiyon Sendromu ve Epiretinal Membranlarda OCT: Tanı ve Takipteki Önemi Vitreomaküler Traksiyon Sendromu ve Epiretinal Membranlarda OCT: Tanı ve Takipteki Önemi Optical Coherence Tomography in Vitreoretinal Traction Syndrome and Epiretinal Membranes Süleyman KAYNAK 1 Güncel

Detaylı

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi

Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Kahramanmaraş 1. Biyokimya Günleri Bildiri Konusu: Romatizmal Mitral Darlığında Fetuin-A Düzeyleri Ve Ekokardiyografi Bulguları İle İlişkisi Mehmet Aydın DAĞDEVİREN GİRİŞ Fetuin-A, esas olarak karaciğerde

Detaylı

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı. Cildimiz, yaşlanma belirtilerini en belirgin olarak yansıtan organdır.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı. Cildimiz, yaşlanma belirtilerini en belirgin olarak yansıtan organdır. YAŞLILARDA SIK KARŞILAŞILAN DERİ SORUNLARI Prof.Dr.Ayşen Karaduman Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Cildimiz, yaşlanma belirtilerini en belirgin olarak yansıtan organdır.

Detaylı

5.) Aşağıdakilerden hangisi, kan transfüzyonunda kullanılan kan ürünlerinden DEĞİLDİR?

5.) Aşağıdakilerden hangisi, kan transfüzyonunda kullanılan kan ürünlerinden DEĞİLDİR? DERS : KONU : MESLEK ESASLARI VE TEKNİĞİ KAN VE KAN ÜRÜNLERİ TRANSFÜZYONU 1.) Kanın en önemli görevini yazın : 2.) Kan transfüzyonunu tanımlayın : 3.) Kanın içinde dolaştığı damar çeşitlerini yazın : 4.)

Detaylı

MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık

MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık MS Hasta Okulu 28.05.2013 Multipl skleroz (MS) hastalığını basitçe, merkezi sinir sistemine

Detaylı

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Basit Guatr Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Amaç Basit (nontoksik) diffüz ve nodüler guatrı öğrenmek, tanı ve takip prensiplerini irdelemek. Öğrenim hedefleri 1.Tanım 2.Epidemiyoloji 3.Etiyoloji ve patogenez

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Gebelik ve Trombositopeni

Gebelik ve Trombositopeni Gebelik ve Trombositopeni Prof.Dr. Sermet Sağol EÜTF Kadın Hast. ve Doğum AD Gebelik ve Trombositopeni Kemik iliğinde megakaryosit hücrelerinde üretilir. Günde 35.000-50.000 /ml üretilir. Yaşam süresi

Detaylı

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır.

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır. Bölüm 9 Astım ve Gebelik Astım ve Gebelik Dr. Metin KEREN ve Dr. Ferda Öner ERKEKOL Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır. Erişkinlerde astım görülme

Detaylı

HEMORAJİK İNME. Yrd. Doç. Dr. Aysel MİLANLIOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD

HEMORAJİK İNME. Yrd. Doç. Dr. Aysel MİLANLIOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD HEMORAJİK İNME Yrd. Doç. Dr. Aysel MİLANLIOĞLU Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ABD İntraserebral kanamalar inmelerin %10-15 ini oluşturmaktadır. İntraparenkimal, subaraknoid, subdural ve

Detaylı

OTOLOG SELÜLER REJUVENASYON INNOVATIVE TREATMENT FOR SKIN BIO - STIMULATION

OTOLOG SELÜLER REJUVENASYON INNOVATIVE TREATMENT FOR SKIN BIO - STIMULATION OTOLOG SELÜLER REJUVENASYON INNOVATIVE TREATMENT FOR SKIN BIO - STIMULATION 0476 OTOLOG SELÜLER REJUVENASYON NEDİR VE NASIL ETKİLİ OLUR? Daha genç ve canlı bir cilt arzuluyorsanız Density Platelet Jel

Detaylı

5 Pratik Dermatoloji Notları

5 Pratik Dermatoloji Notları AİLE HEKİMLERİ İÇİN 5 Pratik Dermatoloji Notları En Sık Görülen Dermatolojik Hastalıklar İçindekiler Vitiligo Eritema Multiforme Ürtiker Uyuz Tahta Kurusu / Pire Isırığı Kaposi Sarkomu 2 Vitiligo 3 Vitiligo

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

1. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya

1. OLGU. Tüberküloz Kursu 2008 Antalya 1. OLGU Tüberküloz Kursu 2008 Antalya 49 yaşında kadın hasta, ev hanımı Yakınması: Öksürük, balgam Hikayesi: Yaklaşık 2 aydır şikayetleri olan hasta akciğer grafisinde lezyon görülmesi üzerine merkezimize

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD Multipl Myeloma da PET/BT Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD İskelet sisteminin en sık görülen primer neoplazmı Radyolojik olarak iskelette çok sayıda destrüktif lezyon ve yaygın

Detaylı

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011 KRONİK HASTALIK ANEMİSİ IX. BÖLÜM TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU GİRİŞ VE TANIM Kronik

Detaylı

VAKA SUNUMU. Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi

VAKA SUNUMU. Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi VAKA SUNUMU Dr. Arif Alper KIRKPANTUR Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nefroloji Ünitesi ÖYKÜ 58 yaşında, erkek hasta, emekli memur, Ankara 1989: Tip 2 DM tanısı konularak, oral antidiyabetik

Detaylı

DİABETİK MAKÜLER ÖDEM TEDAVİSİNDE GRİD LAZER SONUÇLARIMIZ

DİABETİK MAKÜLER ÖDEM TEDAVİSİNDE GRİD LAZER SONUÇLARIMIZ T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI HASEKİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ GÖZ KLİNİĞİ ŞEF : Doç. Dr. A.FEYZA ÖNDER DİABETİK MAKÜLER ÖDEM TEDAVİSİNDE GRİD LAZER SONUÇLARIMIZ -UZMANLIK TEZİ- Dr. KAMİLE FIRAT ÖZKAN İSTANBUL

Detaylı

Membranoproliferatif Glomerülonefriti Taklit Eden Trombotik Mikroanjiopatili Bir Olgu

Membranoproliferatif Glomerülonefriti Taklit Eden Trombotik Mikroanjiopatili Bir Olgu Membranoproliferatif Glomerülonefriti Taklit Eden Trombotik Mikroanjiopatili Bir Olgu Sevcan A. Bakkaloğlu, Yeşim Özdemir, İpek Işık Gönül, Figen Doğu, Fatih Özaltın, Sevgi Mir OLGU 9 yaş erkek İshal,

Detaylı

KLİMİK İZMİR TOPLANTISI 21.11.2013

KLİMİK İZMİR TOPLANTISI 21.11.2013 KLİMİK İZMİR TOPLANTISI 21.11.2013 OLGULAR EŞLİĞİNDE GÜNDEMDEKİ İNFEKSİYON HASTALIKLARI Dr. A. Çağrı Büke Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Olgu E.A 57 yaşında,

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. İlyas Yolbaş Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD

Yrd. Doç. Dr. İlyas Yolbaş Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD Yrd. Doç. Dr. İlyas Yolbaş Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD KOMPLEMAN SİSTEMİ Kompleman sistem, (Compleman system) veya tamamlayıcı sistem, bir canlıdan patojenlerin temizlenmesine yardım eden biyokimyasal

Detaylı

Diabetik Makula Ödeminde Kombine Tedavi

Diabetik Makula Ödeminde Kombine Tedavi Diabetik Makula Ödeminde Kombine Tedavi Dr. Nihal Demircan Çukurova Üniversitesi 1. Retina Günleri 7-8 Aralık 2013 Diabetik Makula Ödemi (DMÖ) Kan retina bariyerinde bozulma Vazoaktif faktörler VEGF IGF

Detaylı

TÜMÖR ANJiYOGENEZİ TUMOR ANGIOGENESIS. Reha Aydın. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

TÜMÖR ANJiYOGENEZİ TUMOR ANGIOGENESIS. Reha Aydın. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi TÜMÖR ANJiYOGENEZİ TUMOR ANGIOGENESIS Reha Aydın İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi TÜMÖR ANJiYOGENEZİ TUMOR ANGIOGENESIS Reha Aydın, İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe

Detaylı

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD GT, 62 y, kadın Nüks tiroid papiller CA Kitle eksizyonu (özefagus ve trake den sıyırılarak) + Sağ fonksiyonel; sol radikal

Detaylı

Hemisantral Retinal Ven Tıkanıklığının Uzun Dönem Sonuçları LONG-TERM OUTCOMES OF HEMICENTRAL RETINAL VEIN OCCLUSION

Hemisantral Retinal Ven Tıkanıklığının Uzun Dönem Sonuçları LONG-TERM OUTCOMES OF HEMICENTRAL RETINAL VEIN OCCLUSION Araştırma Hemisantral Retinal Ven Tıkanıklığının Uzun Dönem Sonuçları LONG-TERM OUTCOMES OF HEMICENTRAL RETINAL VEIN OCCLUSION Mahmut KAYA, Aylin YAMAN, Ferit Hakan ÖNER, Ali Osman SAATCİ Dokuz Eylül Üniversitesi

Detaylı

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ Cem Sezer 1, Mustafa Yıldırım 2, Mustafa Yıldız 2, Arsenal Sezgin Alikanoğlu 1,Utku Dönem Dilli 1, Sevil Göktaş 1, Nurullah Bülbüller

Detaylı

ELEKTRONİK NÜSHA. BASILMIŞ HALİ KONTROLSUZ KOPYADIR.

ELEKTRONİK NÜSHA. BASILMIŞ HALİ KONTROLSUZ KOPYADIR. SAYFA NO 1/4 GİRİŞİMSEL RADYOLOJİK TETKİKLER İÇİN HASTA BİLGİLENDİRME VE RIZA FORMU Ünitenin Adı : Hastanın Adı ve Soyadı : Protokol No : Girişimsel radyolojideki işlemler; görüntüleme kılavuzluğunda cerrahiye

Detaylı

BEL AĞRISI. Dahili Servisler

BEL AĞRISI. Dahili Servisler BEL AĞRISI Dahili Servisler İnsan omurgası vücut ağırlığını taşımak, hareketine izin vermek ve spinal kolonu korumak için dizayn edilmiştir. Omurga kolonu, birbiri üzerine dizilmiş olan 24 ayrı omur adı

Detaylı

Ölümcül Santral Sinir Sistemi Hastalıkları I epidural, subdural, intraparankimal kanamalar

Ölümcül Santral Sinir Sistemi Hastalıkları I epidural, subdural, intraparankimal kanamalar Ölümcül Santral Sinir Sistemi Hastalıkları I epidural, subdural, intraparankimal kanamalar Uzm. Dr. Yusuf Ali Altuncı Ege Ünv. Acil Tıp Anabilim Dalı Olgu 1 25 yaşında inşaat işçisi Yüksekten düşme E2M3V2

Detaylı

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi)

Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi. (Nöro-Onkolojik Cerrahi) Beyin Omurilik ve Sinir Tümörlerinin Cerrahisi (Nöro-Onkolojik Cerrahi) BR.HLİ.018 Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanan ya

Detaylı

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet

Chapter 10. Summary (Turkish)-Özet Chapter 10 Summary (Turkish)-Özet Özet Vücuda alınan enerjinin harcanandan fazla olması durumunda ortaya çıkan obezite, günümüzde tüm dünyada araştırılan sağlık sorunlarından birisidir. Obezitenin görülme

Detaylı

Fotodinamik tedavide 18 aylýk sonuçlarýmýz

Fotodinamik tedavide 18 aylýk sonuçlarýmýz ARAÞTIRMALAR (Research Reports) Fotodinamik tedavide 18 aylýk sonuçlarýmýz Photodynamic therapy: 18 months follow-up results Ayþe Öner, Asst. aoner@erciyes.edu.tr Abdullah Özkýrýþ, Assoc. aozkiris@erciyes.edu.tr

Detaylı

Tarih : 01.03.2015 Sayı : 006 BASIN BÜLTENİ. Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. NİLGÜN ȘENTÜRK

Tarih : 01.03.2015 Sayı : 006 BASIN BÜLTENİ. Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. NİLGÜN ȘENTÜRK Tarih : 01.03.2015 Sayı : 006 BASIN BÜLTENİ Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. NİLGÜN ȘENTÜRK Benleriniz Kabusunuz Olmasın Vücudunuzdaki benleriniz büyüyor, kașınıyor veya kanıyorsa

Detaylı

Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır.

Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır. Erkek üreme sisteminin önemli bir üyesi olan prostatta görülen malign (kötü huylu)değişikliklerdir.erkeklerde en sık görülen kanser tiplerindendir. Amerika'da her 5 erkekten birinde görüldüğü tespit edilmiştir.yine

Detaylı