GASTROENTEROLOJİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİK BAKIM REHBERİ 2011

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "GASTROENTEROLOJİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİK BAKIM REHBERİ 2011"

Transkript

1 T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI TEPECİK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ GASTROENTEROLOJİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİK BAKIM REHBERİ 2011 Derleyenler Hem. Aynur KANICI Hem. Handan EROL Hem. Ayten KILINÇ PARLAK Hem. Özgür DURAL Hem. Derya ÇULHA Düzenleyenler Doç. Dr. Önder KALENDERER Hem. Dilek TURAN Hem. Ayşen ÖZEL Bilimsel Danışman Dr. Coşkun YILDIZ 1

2 ÖNSÖZ Hemşirelik bilim ve sanattan oluşan bir sağlık disiplinidir. Ekonomik ve sosyal değişimler, hemşireliğin profesyonelleşme süreci, yeniliklerin getirdiği değişimler, bakımda kaliteyi artırma gereksinimi hemşirelerin bilgilerini güncellemeleri zorunluluğunu getirmiştir. Bu nedenlerle Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi hemşirelik hizmet içi eğitimi kapsamında hemşirelik bakım hizmetlerinin kalitesinin artırılması ve meslektaşlarımızın çalıştığı birimlerdeki uygulamalarında kaynak olabilmesi amaçlı bu rehber hazırlanmıştır. Etkinliğini ve saygınlığını bilgi birikiminden alacağına inandığımız meslektaşlarımıza bu rehberi hazırlarken, zor çalışma koşulları altında vakit ayırıp derleme yapan değerli hemşirelerimize, bilimsel danışmanlığı ile katkıda bulunan değerli hekimlerimize, hemşirelik mesleğine her konuda destek olan, özellikle bu rehberlerin hazırlanması sırasında her türlü imkanı sağlayan Başhekimimiz Prof. Dr. Orhan Gazi Yiğitbaşı ve çalışmalarımızda her zaman yanımızda olan Başhemşiremiz Gülşen İpekoğlu na teşekkürlerimizi sunarız. Hemşireler bakımın belirleyicisi ve biçimlendiricisidirler Ayşen Özel Dilek Turan Önder Kalenderer 1

3 İÇİNDEKİLER GASTROİNTESTİNAL SİSTEM 4 SİNDİRİM SİSTEMİ HASTALIKLARINDA SIK GÖRÜLEN SEMPTOMLAR 4 MİDE-DUEDONUM HASTALIKLARI 5 GASTRİT 5 PEPTİK ÜLSER 7 BAĞIRSAK HASTALIKLARI 9 İRRİTABL BAĞIRSAK SENDROMU 9 MALABSORBSİYON SENDROMU 10 AKUT İNFLAMATUAR BAĞIRSAK HASTALIKLARI 13 CROHN HASTALIĞI 13 ÜLSERATİF KOLİT 14 DİVERTİKÜLER HASTALIK 15 HEMOROİD 16 KARACİĞER HASTALIKLARI 17 KARACİĞER SİROZU 18 SİROZUN SINIFLANDIRILMASI 20 PORTAL HİPERTANSİYON 21 ASİT BİRİKİMİ 21 2

4 ÖZOFAGUS HASTALIKLARI 27 KALAZYA 27 AKALAZYA 27 KOROZİV ÖZOFAJİT 27 GASTROÖZOFAJİAL REFLÜ (GÖR) 27 ÖZOFAGUS VARİSLERİ 29 GASTROSKOPİ İŞLEMİ 30 GASTROSKOPİ İŞLEMİ SIRASINDA OLASI GİRİŞİMSEL MÜDAHALELER 32 KOLONOSKOPİ İŞLEMİ 37 ERCP İŞLEMİ 40 ERCP İŞLEMİ ENDİKASYONLARI 40 ERCP İŞLEMİNDE OLASI GİRİŞİMSEL MÜDAHALELER 44 KAYNAKLAR 46 3

5 GASTROİNTESTİNAL SİSTEM Sindirim sistemi ağızdan başlayıp anüste sona eren, yaklaşık 8 metre uzunluğunda bir yapıdır. Sindirim sistemi; ağız, farenks, özofagus, mide, ince bağırsak ve anüsle sonlanan kalın bağırsaklardan oluşmaktadır. Sindirim sisteminin diğer organları ise; karaciğer, safra kesesi ve pankreastır. Sindirim sisteminin görevi, organizma hücrelerinin ihtiyacı olan besinleri, sıvı ve elektrolitleri yararlanabilir hale getirmektir. Bu işlevini yiyecek maddelerini sindirim için moleküler hale dönüştürerek, küçük moleküllere ayrılmış bu maddelerin kana emilimini sağlayarak, sindirilmeyen ve emilemeyen yiyecek maddelerinin ve atık ürünlerin vücuttan atılmasını sağlayarak sürdürür. Sistemin hastalıkları ve fonksiyon bozuklukları çeşitli semptomlarla ortaya çıkar. Bu bozukluklar organizmanın diğer sistemlerini de etkiler. SİNDİRİM SİSTEMİ HASTALIKLARINDA SIK GÖRÜLEN SEMPTOMLAR Ağrı: Ağrı sindirim sistemi hastalıklarının en önemli belirtilerinden biridir. Ağrının yeri, şiddeti, süresi, ağrıyı azaltan veya artıran faktörlerin bilinmesi önemlidir. Ağrıyla ilişkisi olabilecek yemek yeme, dinlenme, defekasyon ve vasküler hastalık gibi diğer durumların belirlenmesi gerekir. Retrosternal yanma (pirozis): Mide içeriğinin özofagusa reflüsü sonucunda substernal bölgede oluşan ve bazen boğaza kadar yayılan yanma hissidir. Yutma ağrısı (odinofaji): Özofagusun organik bir hastalığına bağlı olarak yutma sırasında substernal bölgede duyulan ve oral alımı kısıtlayan ağrıdır. Besin özofagusu terk ettikten sonra ağrı kaybolur. Disfaji: Disfaji, besin maddelerinin farenksten mideye ulaşıncaya kadar herhangi bir noktada yarattığı takılma hissidir. Disfaji orofarenks veya özofagus kaynaklı olabilir. Regürjitasyon: Regürjitasyon, mide veya özofagus içeriğinin kendiliğinden ağıza gelmesidir. Geceleri sırt üstü yatarken, öne eğilirken ve ağır kaldırırken meydana gelebilir. Özofagusun distalindeki obstrüksiyonlarında, akalazyada veya büyük divertiküllerin varlığında olabilir. Ağız kokusu (halitozis): Ağız ve boğaz hastalıkları dışında, özofagus divertikülleri, kronik özefajit, atrofik gastrit, pilor stenozu ve enfeksiyonlarda görülür. 4

6 Hazımsızlık: Hazımsızlık; üst karın bölgesinde hissedilen, genellikle yemekle birlikte olan bir rahatsızlıktır ve mideyi kontrol eden sinir sisteminin hasarında ya da sindirim sistemindeki herhangi bir hastalıktan kaynaklanabilir. Yağlı yiyecekler protein ve karbonhidratlardan daha fazla midede kaldıkları için hazımsızlık daha çok yağlı yiyeceklerin alımından sonra ortaya çıkar. Gaz: Sindirim sisteminde biriken gaz, geğirme yoluyla ya da rektumdan dışarı atılır. Bağırsaklarda aşırı gaz birikmesine meteorizm denir. Hasta şişlik ve gerginlikten yakınır. Aşırı gaz, bağırsağın obstrüktif hastalıklarında, safra kesesi hastalıklarında veya besin intoleransında görülür. Bulantı ve kusma: Bulantı subjektif bir duygudur ve sindirim sistemi hastalıkları dışındaki hastalıklarda da görülür. Kusma genellikle bulantı ile birliktedir ve nedenleri çok çeşitlidir. Kusmanın şiddeti nasıl, bulantının kendiliğinden veya tetikleyen bir faktörle oluşup oluşmadığı sorgulanmalıdır. Kusmuk içinde kan, besin atıkları, mukus, safra ve yabancı cisim varlığı araştırılmalıdır. Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik: Bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikler genellikle kolon hastalıklarının bir bulgusudur. Diyare veya konstipasyona neden olabilir. A-MİDE-DUEDONUM HASTALIKLARI 1-GASTRİT Gastrit; mide mukozasının akut ve kronik inflamasyonu olarak tanımlanır. Sınıflandırılması a) Eroziv/ hemorajik b) Eroziv olmayan c) Özel gastritler olarak sınıflandırılmaktadır. a) Eroziv/hemorajik gastrit: Mukozayla sınırlı yüzeysel erozyonlar (ülserler) içine diffüz ya da lokalize olabilirler. Bazı ilaçlar özellikle aspirin, NSAİ ilaçlar, stress, alkol gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. 5

7 b) Eroziv olmayan gastrit Tip A: Midenin gövde ve özellikle fundusu etkilenmiştir, otoimmun bir neden olabilir ve pernisiyöz anemi eşlik edebilir. Tip B: Kronik gastrittir. Midenin antrumu etkilenmiştir. Helikobakter pilori ve gram negatif mikroorganizmalar neden olur. Atrofik gastrit: İnflamasyon, gastrik mukozada incelme, intestinal metaplazi (normal mide mukoza epitelinin yerini ince veya kalın barsaktakine benzer epitelin alması) vardır. c) Özel gastritler: Streptekok, stafilokok, E.coli ye bağlı olarak gelişir. AİDS te, Crohn hastalığında gelişen ülserler örnek verilebilir. Etiyoloji Bakteriyel nedenler (helikobakter pilori ) Virutik nedenler Kimyasal nedenler (asit ve alkali maddeler) Otoimmun hastalıklar İlaçlar (aspirin, kortizon) Beslenme bozuklukları (protein yetersizlikleri) Alkol, sigara, çay, baharatlı besinler Çok sıcak ve soğuk besinler Psikolojik stres Klinik Belirtiler Yemekten sonra şişkinlik Epigastrik ağrı Gerginlik Geğirme İştahsızlık, bulantı, kusma Epigastrium hassaslık Pernisiyöz anemi Gaitada gizli kan Tanı Sindirim sisteminin radyolojik olarak görüntülenmesi, endoskopi, H.pilori enfeksiyonuna karşı oluşan antikorları belirlemek için üreaz testi yapılır. 6

8 HEMŞİRELİK BAKIMI Şiddetli gastrite eşlik eden kusma dehidratasyona neden olabilir. IV sıvılar verilirken hastanın ağızdan bir şey almaması sağlanmalıdır. İlaçlar hekim istemine uygun verilmelidir. Semptomlar yakından izlenmeli ve değerlendirilmelidir. Hastaya hastalığı hakkında açıklama ve eğitim yapmak anksiyetesini azaltır. Önerilen diyeti uygulamak gerekir. Hastaların yaşam tarzlarını düzenlemelerine ilişkin eğitim verilmelidir. Sigara ve alkol kullanılmaması önemlidir. Ağrıyı azaltmak için girişimlerde bulunulabilir. 2-PEPTİK ÜLSER Peptik ülser, mide, duedonum ya da yemek borusunda ortaya çıkan muskularis mukozayı aşan doku kaybıdır. Peptik ülser midede gelişirse gastrik ülser, duedonumda gelişirse duodenal ülser, özofagusta gerçekleşirse özofajial ülser olarak adlandırılır. Etiyoloji Mide suyunun asiditesinin (hidroklorik asit) artması ile mukus bariyerinin korunmasının yetersiz olması ve çok fazla hidroklorik asit sekresyonu oluşması etiyolojide rol oynar. Ayrıca peptik ülseri hazırlayıcı dış faktörler anksiyete, kızgınlık, öfke gibi emosyonel stres, genetik, çay, kola, sigara, salisilat gibi ilaçlar hastalığın oluşmasına neden olabilmektedir. Belirtiler Ülserin belirtileri kişiden kişiye değişiklik gösterir. Ülser hastalarının çoğu hafif bir hazımsızlıktan yakınırken, bir kısmında ise hiçbir yakınma yoktur. En önemli belirtisi ağrıdır. Bulantı, kusma, regürjitasyon diğer belirti ve bulgulardır. Mide ülserinde; sol üst epigastriumda, sırtta ve üst abdomende yanma ya da gaz baskısı, yemeklerden 1-2 saat sonra ağrı, penetre ülserse gıda alımıyla rahatsızlığın artması, zaman zaman bulantı-kusma, kilo kaybı vardır. Duodenum ülserinde, orta epigastrium ve üst abdomende yanma, kramp, baskı tarzı ağrı, posteior ülserlerde sırt ağrısı, yemeklerden 2-4 saat sonra ve gün ortası, ikindi ve gece yarısı ağrı, periyodik ve ataklar tarzında ağrı, antiasitler ve gıdalarla ağrıda azalma, ara sıra bulantı-kusma vardır. 7

9 Tanı Ülserin tanılaması baryumlu üst gastrointestinal kanal radyografisi ya da özofagogastroduedenoskopi ile yapılır. Tedavi Ülserin nedeni helikobakter pilori ise tedavide kullanılan yöntemlerden biri antibiyotik uygulamasıdır. Bir diğer tedavi ise midenin asit salgısını azaltacak ilaçlar kullanılmasıdır. Diğer bir tedavi şekli ise tüm asit ve pepsin salgısını engellemek için bu salgıyı uyaran sinirin kesilmesidir. Ülserin çok ağır olduğu kanamalı durumlarda cerrahi tedavi yapılması gerekir. Peptik ülser kronik ve tekrarlayıcıdır. Mukozayı koruyucu ilaçlar ile hastanın yaşam kalitesini artırmaya çalışarak tedaviye devam edilir. Peptik ülseri olan hastaların düzenli aralarla, dengeli beslenmesi, sigarayı bırakması ve alkol alımını azaltması önerilir. HEMŞİRELİK BAKIMI Hastaların ağrılı dönemlerinde istirahati sağlanmalıdır. Ülser ağrısını hafifletmek için hekim istemine göre reçete edilen ilaçlar uygulanır. İlaç tedavisiyle birkaç gün ile birkaç hafta içerisinde ağrının kontrol altına alınacağı ya da azaltılacağı, fakat peptik ülser kontrolünün uzun bir süreç gerektirdiği ve ilaç rejimine uyumun önemi konusunda bilgilendirme yapılır. Stres yaratan faktörlerin belirlenmesi ve onlarla baş etmede gerekli desteğin sağlanması gerekir. İlaçlar hekim istemine uygun olarak düzenli verilmeli, genellikle antiasitler yemeklerden bir saat sonra, antikolinerjikler ise yemeklerden 30 dakika önce verilmelidir. Hastanın mevcut diyeti, beslenme programı, besin alım durumu, ağrıyı artıran ve almaktan kaçınılan besinler değerlendirilir. Peptik ülser semptomlarının yoğun ve uzun olduğu dönemlerde hasta kendi kendine diyet kısıtlamaları getirebilir. Diyetisyenle işbirliği yapılarak, hastanın beslenme gereksinimlerini karşılayacak ve peptik ülser semptomlarını en aza indirecek, hastaya özel bir diyet planı hazırlanır. İştahsızlık, bulantı, kusma, dolgunluk gibi şikayetler yönünden izlem yapılır. Anemi veya diğer beslenme yetersizliği göstergeleri olan laboratuar değerleri izlenir. Küçük sık öğünlerle beslenmesi sağlanmalıdır. Kafein, sigara ve alkol alımı yasaklanmalıdır. Yatmadan önce yemek yeme, mide asidi ve pepsin yapımını uyarır ve gece ağrısının ortaya çıkma olasılığını arttırır. Hastanın yeterli ve rahat uyuması için 8

10 yatmadan önce gevşeme tekniklerini kullanması ve rahatlatıcı uygulamalarda (müzik dinleme, kitap okuma) bulunması sağlanır. Bu uygulamalar stres ve anksiyeteyi azaltarak hastanın uykuya geçmesinde yardımcı olur. Aspirin, steroid ve antienflamatuar ilaçları almaktan sakınmaları konusunda eğitim verilmelidir. Hasta hematemez, melena, ani ve şiddetli abdominal ağrı, hassasiyet, ateş, bulantı, kusma, barsak seslerinde azalma, distansiyon, iştahsızlık, gaita yapamama yönünden izlenir. Ülser kanaması varsa nazogastrik tüp takılır ve hekim isteminde belirtilmişse steril salin solüsyon ile berrak sıvı gelene kadar irrigasyon yapılır. NG tüpten gelen drenaj sıvısının veya kusma ile çıkan sıvının miktarı, rengi gözlemlenir ve kayıt edilir. Yaşamsal bulgular dakikada bir değerlendirilir. Gerekli ise sıvı ve kan replasmanı için intravenöz yol açılır. B-BAĞIRSAK HASTALIKLARI 1-İRRİTABL BAĞIRSAK SENDROMU En sık rastlanan kolonun motilite sorunu irritabl kolondur. İrritabl bağırsak sendromu (İBS) aralıklı ve tekrarlayıcı bağırsak işlevlerinde değişim görünen bir belirtiler kompleksidir. İBS de, hastalığı açıklayacak yapısal ve biyokimyasal anormallikler bulunmamaktadır. İrritabl bağırsak sendromu, 1-40 yaşları arası ve sıklıkla kadınlarda görülür. İBS olan hastaların % 80 ini kadınlar oluşturur. Etiyoloji İrritabl bağırsak sendromunun etiyolojisinde; depresyon, anksiyete gibi psikolojik faktörler, genetik, yağ oranı fazla veya irritan yiyecek tüketimi, alkol ve sigara alışkanlıklarının etkili olduğu düşünülmektedir. Belirtiler Ağrı Defekasyon ile hafifleyen ya da geçen ağrı Dışkılama sıklığı ve kıvamında değişiklikle birlikte ağrı Dışkılama değişikliği Dışkılama sıklığında değişiklik Dışkının sert, yumuşak, sulu gibi değişik şekillerde olması Dışkılamada değişiklik 9

11 Zorlanma Acil defekasyon Dışkılamadan sonra rahatlayamama Mukuslu dışkılama Karında şişkinlik hissi, aşırı gaz çıkarma Tanı İrritabl bağırsak sendromu tanısı için tam bir sağlık öyküsü ve fizik muayene gereklidir. Fizik muayene, rektal tuşe, tam kan sayımı, kan biyokimyası, tiroid fonksiyon testleri, feçes incelemeleri, sigmoidoskopi, baryumlu kolon grafisi ve kolonoskopi yapılır. HEMŞİRELİK BAKIMI Tedavi semptomlara yönelik olarak planlanmalıdır. Hekim istemine göre antispazmotikler verilebilir. Diyet düzenlemesi yapılmalıdır. Konstipasyonu var ise lifli besinler diyette yer almalıdır. Kafeinli ve asitli yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Bol sıvı alımı sağlanmalıdır. Düzenli defekasyon alışkanlığı edindirilmelidir. Sakız çiğnememelidir. Bu kişiler psikolojik danışmalardan yardım alabilirler. Rahatsızlığı artırdığı düşünülen besinlerden uzak durulmalıdır. Sıvı alımı artırılmalı, sık aralıklarla az az beslenmesi önerilmelidir. Egzersiz yapması önemlidir. Hangi egzersizleri yapması gerektiği hastaya anlatılmalıdır. Stres, alkol ve sigaradan uzak durulması önemlidir. Peynir, kafein, çikolata, kızartma gibi çok yağlı besinler, aşırı baharat ve mayalı yiyeceklerden uzak durulmalıdır. 2-MALABSORBSİYON SENDROMU Malabsorbsiyon; yağlar, karbonhidratlar, proteinler, mineraller ve vitaminlerin emiliminin bozulmasıyla ortaya çıkar. Malabsorbsiyon sıklıkla ince bağırsak hastalıklarında görülür. Etiyoloji Malabsorbsiyon sendromunun etiyolojisinde iki ana neden yer almaktadır. 10

12 Bunlar: 1-Barsak lümeni içerisinde veya fırçamsı kenarda sindirim bozukluğu: Kronik pankreatit, pankreas karsinoması, kistik fibrozis, pankreas yetersizliği ve safra tuzu eksikliğine bağlı oluşur. 2-Sindirim maddelerinin bağırsak mukozasındaki bir bozukluk nedeniyle kan ve lenf dolaşımına geçememesi: İnce bağırsak epitel bütünlüğünün bozulması, epitelin yenilenme mekanizmalarının bozulması, epitel hücresi içindeki transport defektleri, mukozanın kan ve lenf dolaşımı bozuklukları, mukozanın inflamasyonu, infiltrasyonu ve vasküler hastalıkları sonucu oluşur. Malabsorbsiyon sendromu patofizyolojisine göre beş gruba ayrılır: 1. Mukozal (transport) hastalıkların neden olduğu yaygın malabsorbsiyon: Çölyak hastalığı, rejional enterit, radyasyon enteriti. 2. Enfeksiyon hastalıklarının neden olduğu yaygın malabsorbsiyon: İnce barsağın bakteriyel enfeksiyonları, tropikal hastalık, whipple hastalığı. 3. Barsak lümeni problemlerinin neden olduğu malabsorbsiyon: Safra asit eksikliği, Zollinger-Ellison sendromu, pankreatik yetmezlik. 4. Postoperatif malabsorbsiyon: Gastrik veya bağırsak rezeksiyonlarından sonra görülür. 5. Bazı besinlerin malabsorbsiyona neden olan hastalıklar: Laktoz intoleransına yol açan disakkaridaz eksikliğidir. Belirtiler Çölyak hastalığında; diyare, distansiyon, gaz, steatore (dışkıda yağ >7g/gün), kilo kaybı, anemiye bağlı solukluk, K vitamini eksikliğine bağlı ciltte ekimozlar, kemik ağrıları, A vitamini eksikliğine bağlı epidermiste kalınlaşma, ciltte kaşıntı, kızarıklık, folat eksikliğine bağlı megaloblastik anemi görülür. Whipple hastalığında; ateş, lenfadenopati, artralji, karın ağrısı, diyare, distansiyon, gaz, steatore, kilo kaybı, üveit, retinit (retina iltihabı), nistagmus (göz küresinin istem dışı herhangi bir yöne devamlı hareketi), retinal kanamalar, unutkanlık, laterji (uykuya eğilim) ve koma gelişebilir. Hastalarda protein kaybına bağlı hipoalbüminemi, ödem ve hipotansiyon görülür. Kısa bağırsak sendromunda; sulu diyare, steatore, B12 vitamini emilim bozukluğuna bağlı megaloblastik anemi ve nörolojik bulgular görülür. Laktaz eksikliğinde; laktoz intoleransı hafif olan hastalarda distansiyon, gaz ve karın krampları görülür. Ağır laktoz intoleransında bu bulgulara ilaveten ağır diyare ve kilo kaybı görülür. 11

13 Aşırı bakteri oluşumuna bağlı malabsorbsiyonda; steatore, diyare, kilo kaybı, nörolojik bulgular, karbonhidrat ve B12 vitamini emilim bozukluğuna bağlı megaloblastik anemi görülür. Tanı Hasta öyküsü, fizik muayene, kan ve dışkıda yağ arama, sindirim sisteminin radyolojik testleri, bağırsak biyopsileri ve özel emilim testleri yapılır. Özel emilim testleri; pankreas fonksiyon testleri, safra tuzu solunum testi ve vitamin B12 emilim testi (schilling) dir. Tedavi Besin intoleransı varsa o besinin alımı yasaklanır. Kaybedilen ve emilmeyen folik asit, B12, A, D, E, K vitaminleri ile demir, kalsiyum gibi mineraller ilave olarak verilir, anatomik bozukluk varsa cerrahi olarak düzeltilir. Çölyak hastalığı olan hastalara glüten içeren buğday, arpa, çavdar ve yulaf unu ile undan yapılmış ürünler verilmez. Mısır, pirinç, patates ve soya glüten içermediği için verilir. Tropikal hastalığı olanlarda folik asit verilir ve trimetoprimsulfametoksazol geniş etkili antibiyotik olarak günde iki defa 1-3 ay, tekrarlayan vakalarda 1 yıl süresince uygulanır. Barsağın bakteriyel enfeksiyonlarında geniş etkili antibiyotik tedavisi 1-2 hafta uygulanır. Dehidratasyon varsa parenteral sıvı perfüzyonu yapılır. Laktoz intoleransı olanlarda süt ve süt ürünleri yasaklanır, ilave kalsiyum verilir. Pastörize edilmemiş yoğurtlar laktaz üreten bakteri içerdiğinden dolayı bu hastalarda kullanılabilir. HEMŞİRELİK BAKIMI Diyetin düzenlenmesi ve ilaç tedavileri hakkında bilgi verilir. Glüten intoleransı olan hastalara buğday, arpa, çavdar ve yulaf unu ile undan yapılmış ürünler verilmez.. Sekonder disakkaridaz eksikliği de bulunduğundan bir süre süt ve süt ürünleri yasaklanır. Elektrolit ve sıvı kayıpları yakından izlenir ve kayıplar yerine konur. Hasta izleminde aldığı-çıkardığı sıvı, kan basıncı, nabız, vücut ısısı, deri turgoru, refleksleri ve şuur durumu değerlendirilir. Ağızdan beslenemeyen hastalarda parenteral beslenme desteği sağlanır. 12

14 3-AKUT İNFLAMATUAR BAĞIRSAK HASTALIKLARI İnflamatuar barsak hastalıkları crohn hastalığı ve ülseratif kolit olmak üzere birbirinden faklılıklar gösteren iki tip kronik noninfeksiyöz gastrointestinal inflamatuar hastalığı kapsar. CROHN HASTALIĞI Crohn hastalığı, kökeni bilinmeyen, barsakların kronik ve spesifik olmayan inflamatuar bir hastalığı olup gastrointestinal sistemin herhangi bir yerini tutabilir. Crohn hastalığı en fazla yaşları arasında görülür. Crohn hastalığı önceden kestirilemeyen tekrarlama ve düzelme dönemleriyle ilerleyen kronik bir hastalıktır. Karın ağrısı başlangıçta en sık rastlanan tek semptomdur, hastaların % 75 inde gece uyandıran karın ağrısı vardır. Ataklar aralıklıdır, genellikle birkaç hafta ile birkaç ay arasında tekrarlar, ishal ve karın ağrısı aynı zamanda geçer. Hastalığın etiyolojisi bilinmemektedir. Belirtiler Karında rahatsızlık duygusu, defekasyonda yumuşama Melena ve taze kanama Kilo kaybı, hipokrom anemi, lökositoz, sedimantasyonda artma İleri durumlarda malabsorbsiyon sendromu, akut perforasyon, peritonit, deri fistülleri, karında kitleler Tanı Tam kan sayımı ve gaitada gizli kan, baryumlu lavman, sigmoidoskopi ve kolonoskopi ile biyopsi yapılarak tanı konur. Tedavi İlaçlar ve beslenme tedavinin ana noktalarıdır. İlaç tedavisi Sulfasalazin, hastalık kalın barsağı tuttuğunda etkilidir ancak yalnızca ince barsak tutulduğunda fazla etkili olmaz. Kortikosteroid tedavisi, inflamasyonu azaltmada ve hastalığı baskılamada etkilidir; dozu ve uygulanma şekli hastalığın şiddetine ve tutulan bölgeye göre değişir. Klinik belirtiler yatıştıktan sonra, doz azaltılmalıdır. 13

15 Beslenme tedavisi Elemental diyetler ve total parenteral beslenme (TPN) kullanılabilir. TPN; ağır hastalığı olan, ince barsak fistülü olan ya da kısa barsak sendromu olan hastalara verilebilir. Cerrahiden önce ve sonra, yara iyileşmesine yardımcı olmak, komplikasyonları azaltmak ve iyileşmeyi hızlandırmak için verilir. HEMŞİRELİK BAKIMI Hastaya başlangıçta tedaviye ve sınırlamalara uymak zor gelebilir. Hemşire hastanın durumunu geliştirmeli ve kendi bakımına katılımını sağlamalıdır. Hastaya emosyonel stresten kaçınması gerektiği ve yatak istirahati tavsiye edilir. Perineal absesi olan hastalara özel deri bakımı gereklidir. Hastanın diğer ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak kısa ve uzun vadeli amaçlar saptanmalıdır. Diyetin önemi anlatılmalıdır. İlaçları ve yan etkileri anlatılmalıdır. Hasta yan etkiler yönünden gözlenmelidir. Stresle baş etme yöntemleri öğretilmelidir. ÜLSERATİF KOLİT Ülseratif kolit yalnızca kolon veya rektumun iç yüzeyinde yaygın ülserler ve iltihabi poliplerle karakterize bir hastalıktır. Kanlı, mukuslu kronik ishal ülseratif kolite işaret eden çok önemli bir bulgudur. Sadece rektumun tutulduğu olgularda polipi taklit eden intermittent kanamalar görülebilir. Hastalar genellikle kronik diyare (% 90), rektal kanama, hematokezya (% 90), periumblikal veya sol alt kadrana lokalize karın ağrısı yakınmaları ile başvururlar. Karın ağrısı genellikle dışkılama öncesi, diyareye eşlik eden kramp tarzındadır, ancak şiddeti crohn hastalığında olduğundan daha hafiftir. Dışkılama sık ve sulu olup sabah, yemekten sonra ve gece boyunca görülebilir. Belirtileri Rektal kanama, mukuslu akıntı Kramp tarzında karın ağrıları İshal Zayıflama, halsizlik, ateş Tanı; rektosigmoidoskopi ve radyolojik tetkikler ile konur. 14

16 HEMŞİRELİK BAKIMI Ülseratif kolit çok iyi bir bakım gerektirir. Ağır tipte ülseratif kolitlerde hastanın oral alımı kesilir. Sekonder barsak enfeksiyonunu engellemek amacıyla antibiyotik tedavisi başlanır. Hasta yatak istirahatine alınır. Sıvı elektrolit dengesi korunur. Hastanın diyeti mutlaka yüksek protein ve kalorili, posasız olmalıdır. Bu hastalar süt ve süt ürünlerinden kaçınmalıdırlar. Laksatifler, ülseratif kolitli hastalarda hastalığı aktive ettiğinden dolayı asla verilmemelidir. Gerekirse hastalara psikoterapi uygulanabilir. DİVERTİKÜLER HASTALIK Kolonun divertiküler hastalığı kas tabakasındaki bazı yetersizlikler nedeniyle mukozanın dışa doğru balonlaşmasıdır. Gerçek divertiküllerde barsağın tüm tabakaları yani mukoza, kas tabakası ve dış zar keseleşirken, psödo divertiküllerde (yalancı) sadece mukoza ve submukoza dışarı doğru keseleşir. Kolon divertiküllerinin pek çoğu psödo divertiküldür. Bu oluşumların iltihaplanmasına divertikülit denir. Etiyoloji Kolonun divertiküler hastalığının etyolojisi ile ilgili olarak en çok kabul görmüş faktörler; kolon duvar direncindeki değişiklikler, kolon motilite bozuklukları ve diyette özellikle lifli gıdaların eksikliği şeklinde sıralanabilir. Düşük lif içerikli diyet, düşük hacimli ve daha az su tutan gaita oluşumuna ve gastrointestinal sistem çalışmasında yavaşlamaya neden olur. Tüm bu faktörler de kolon içi basıncı arttırır ve kolon içeriğinin dışarı atılımını zorlaştırır. Belirtileri: Divertikülitte karnın sol alt kısmında ağrı, hassasiyet hissedilir. İshal, kabızlık ve kanama görülebilir. Tedavi Divertiküler hastalıkta tedavinin amacı; semptomların giderilmesi, komplike olmamış hastalarda semptomların tekrarının önlenmesi ve komplikasyonların engellenmesidir. Lifli gıda tüketimi ve divertiküler hastalık gelişimi arasında 15

17 ters ilişki olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle asemptomatik divertiküler hastalığı olanlara meyve ve sebze tüketimini arttırmaları önerilmektedir. Bunun yanında spazmolitikler, probiyotik ve antibiyotikler tedavide kullanılır. HEMŞİRELİK BAKIMI Hastanın ağrılı dönemde dinlenmesi sağlanır. Antibiyotik ve analjezikler belirtildiği gibi verilir. Yaşam bulguları, ağrı ve abdominal hassasiyet sık sık değerlendirilir. Bol meyve sebze tüketmesi gerektiği anlatılır. Hastaya yapılan uygulamalar ve endişeli olduğu konularda açıklamalar yapılarak anksiyetesi azaltılır. Hastanın sorma ve konuşmasına olanak sağlanır. HEMOROİD Hemoroid, toplumda oldukça sık görülen anorektal bölgedeki venlerin genişlemesi ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Belirti ve bulgular: Ağrı, kanama ve dış hemoroidlerin ele gelmesi sık görülen belirtilerdendir. Rektoskopi ve rektal tuşe ile tanı konur. HEMŞİRELİK BAKIMI Fazla semptom vermeyen küçük hemoroidlerde tıbbi tedavi uygulanır. Konstipasyonu engellemek amacıyla bol lifli diyet ve sıvı verilmelidir. Biberli, baharatlı gıdaların yenmesi, mayalı alkollü içkilerin içilmesi, akut hemoroid atağına sebep olur. Diyete dikkat etmenin önemi vurgulanmalıdır. Ilık oturma banyoları komplikasyonsuz hemoroidler için etkili bir tedavidir. Ağrıyı hafifletmek amacıyla sıcak oturma banyosu günde 3-4 kez uygulanır. Lokal anestetikler ağrı için kullanılabilir. Eğer enflamasyon varsa steroid pomadlar kullanılabilir. Hasta oturur pozisyonda rahatsız olacağı için yatar pozisyon tercih edilmelidir. Ağır kaldırmak gibi fiziksel aktiviteler batın adalelerinde gerginlik artışına ve intraabdominal basınç artışına sebep olarak problemi alevlendirir. Bu sebeple ağır kaldırmaktan kaçınılmalıdır. Yeterince giyinmeksizin soğukta ayakta durmak, üşümeye, titremeye batın adalelerinde gerginliğe, batın için basınç artışına ve zorlanmaya sebep olarak akut atağı başlatabilir. Hemoroid hastaları, soğuk havada dışarı çıkmak zorunda iseler yeterince giyinmelidirler. 16

18 Hemoroid trombolize olup dışarı çıkmışsa inflamasyonu azaltmak için soğuk uygulama yapılabilir. Tıbbi tedaviye yanıt vermeyen büyük hemoroidlere cerrahi eksizyon uygulanmaktadır. C-KARACİĞER HASTALIKLARI Karaciğer organizmanın metabolizması için gerekli madde üreten, depolayan ve salgılayan en büyük bezdir. Sağ üst kadranda yer alan karaciğer gr ağırlığındadır. Karaciğer Hastalıklarında Belirti ve Bulgular Sarılık (ikterus): Kandaki bilirubin miktarının artmasına bağlı olarak cildin sarı görünümde olmasıdır. 3 nedenle görülebilir: Karaciğer hücrelerinin bozulduğu durumlarda hepatik sarılık gözlenir (viral hepatit, siroz). Aşırı eritrosit yıkımı sonucu fazla bilirubinin açığa çıkması ile hemolitik sarılık gelişir. Safra kanalında bir tıkanıklık bulunması durumunda biriken safra boşaltılamadığı için bilirubin vücuttan atılamaz ve obstrüktif sarılık görülür (safra taşı). Akolik gaita (camcı macunu): Safradaki tıkanıklarında safra duedonuma dökülmez ve barsakta sterkobilin oluşmadığından gaita camcı macunu gibi renksiz görünümdedir. Karında asit ve ödem: Asit, periton boşluğunda sıvı toplanmasıdır. Karaciğer hastalıklarında, portal hipotansiyon, plazma kolloid ozmotik basıncının azalması ve sodyum retansiyonu ile karında sıvı birikmesi olur. Ağrı: Karaciğerde inflamasyon nedeniyle gelişen şişme gerilmeye ve karnın sağ üst kadranının ağrısına neden olur. Halsizlik, yorgunluk: Karaciğerde enerji metabolizmasının azalması nedeniyle gelişen ve sık görülen bir semptomdur. İştahsızlık, bulantı ve kusma: Peristaltizmin azalması nedeniyle ayrıca mide ve bağırsak itilmesi nedeniyle görülebilir. Amonyağın yükselmesi de bulantı ve iştahsızlık yapabilir. 17

19 Kanama: Karaciğer hücrelerinin tahrip olması nedeniyle protrombin ve koagülasyon faktörlerinin sentezi bozulur. Yağda eriyen vitaminlerin emilimi azaldığından hastalar kanamaya meyillidir. Puriritis (kaşıntı): Ciltte safra tuzlarının birikimi kaşıntıya neden olur. Fetör hepatikus: Karaciğer yetmezliğinin ileri dönemlerinde nefeste duyulan pis kokudur. Islak kedi, köpek veya ölü fare kokusu olarak tarif edilir. Ateş: İnflamasyona bağlı olarak ateş görülür. Karaciğer kupfer hücreleri tarafından gerçekleştirilen fagositoz görevi bozulduğundan enfeksiyon belirtileri gözlenir. Spider angiomata (arteriyel örümcek): Bazı karaciğer hastalıklarında özellikle sirozlu hastaların ciltlerindeki kılcal damarlarda örümcek şeklinde bir yapı fark edilir. Deri üzerine bakınca tıpkı örümcek gibi görülür. Bunun sebebi kesin olarak anlaşılmamıştır. Ancak östrojenin karaciğerde yıkılmasına bağlanmaktadır. Kaput meduza: Göbek çevresindeki venlerin belirginleşmesidir. Kaput meduzanın muhtemelen nedeni portal hipertansiyondur. Çünkü portal ve göbek etrafındaki cilt venleri ile anastomoz halindedir. Özofagus varisleri ve hemoroidleri: Bu komplikasyonların gelişmesinin temelinde de portal hipertansiyon vardır. Portal hipertansiyona neden olan durumlar özofagus varislerine ve hemoroidlerin gelişmesine neden olur. KARACİĞER SİROZU Karaciğer sirozu başta viral hepatit ve alkol olmak üzere çeşitli etmenlerin yol açtığı parenkim hasarı, fibröz ve nodül oluşumu ile birlikte, lobüler ve vasküler yapının bozulmasıyla karakterize, dönüşümsüz bir kronik karaciğer hastalığıdır. Etiyoloji ne olursa olsun eninde sonunda ortaya çıkacak morfolojik tablo aynıdır. Karaciğer sirozunun semptom ve işaretleri etiyolojiye özgü olanlar dışında hepatosellüler yetersizliğe ya da bununla birlikte portal hipertansiyona bağlıdır. Bunların yanı sıra kişi tamamen asemptomatik olabilir, sadece nonspesifik yakınmaları yahut siroza özgü yakınma ve bulguların olduğu dönemde olabilir. Hastalığın erken tanınabilmesi hastanın sosyoekonomik ve kültürel yapısı ile yakından ilişkilidir. Olguların %15-30 unda karaciğer sirozu ancak otopside saptanmaktadır. 18

20 Etyoloji Nedeni kanıtlanmış olanlar; Kronik viral hepatitler Alkol Biliyer Hastalıklar (primer-sekonder biliyer siroz) İlaç ve toksinler Kronik karaciğer konjesyonu (kronik sağ kalp yetmezliği, konstrüktif perikardit) Kalıtsal metabolik hastalıklar Sıtma, sifiliz, sarkoidoz Nedeni kanıtlanmamış olanlar; DM Mikotoksinler Obezite Belirtiler Sebebi belli olmayan hafif ateş Ödem Bulantı-kusma İştahsızlık Kas krampları Spontan burun ve diş eti kanamaları Halsizlik, yorgunluk, güçsüzlük Kaşıntı Dispne-takipne Kilo artışı veya kaybı Libido azalması impotans (erkeklerde) Kıllarda azalma ve dağılımında bozukluk Memelerde büyüme Cinsel davranış değişiklikleri Fiziki belirtiler Dudak çevresinde çatlak, beyaz tırnak, solukluk, dilde atrofi, temporal atrofi, ekstremitelerde adale atrofisi, ikter, siyanoz, ödem, asit, hipotansiyon, splenomegali, çomak parmak, pigmentasyon, testislerde küçülme, erkelerde jinekomasti, parotis büyüklüğü, spider anjioma, palmar eritem (avuç içinin kenarlarında, parmak uçlarında kızarıklık). 19

21 Hepatosellüler yetmezliğe bağlı olanlar; Sarılık Hormonal bozukluklar Deride meydana gelen değişiklikler Protein metabolizması bozuklukları Arteriyel hipotansiyon Hematolojik bozukluklar Portal hipertansiyona bağlı olanlar; Asit Ödem Splenomegali Özofagus Varisi Pulmoner bozukluklar (siyanoz, dispne, çomak parmak) Sirozda tanı yöntemleri Laboratuar bulgularında anemi, lökopeni, koagülasyon bozukluğu, albumin düşüklüğü, gamaglobülinde yükselme, trombositopeni, idrarda bilirubin artması, SGOT-SGPT ve GGT nin normal olması veya hafif hafif yükselmeye başlaması. Görüntüleme a) Ultrasonografi: Genellikle ilk başvurulan tanı yöntemidir ve son derece tanımlayıcıdır. b) BT ve MR Görüntüleme: Genellikle USG de saptanamayan patoloji ve lezyonları değerlendirmek için tercih edilir. Histopatolojik tanı Karaciğer Biyopsisi: En önemli ve ayırıcı tanı yöntemidir. Alınan doku örnekleri patoloji laboratuarına değerlendirilir. SİROZUN SINIFLANDIRILMASI Alkolik siroz: Gelişim alkol alma miktarı, süresi, cinsiyet ve genetik faktörler ile ilişkilidir. Kadınlarda erkeklere oranla daha kolay gelişir. En sık rastlanan değişiklik karaciğer yağlanmasıdır. Wilson sirozu: Genetik bir hastalıktır ve bakır metabolizması bozukluğu ile karakteristiktir. Bakırın bağlandığı bir proteinin olmaması nedeniyle bakır kanda 20

22 serbestçe dolaşır ve karaciğer, beyin, göz gibi organlarda birikir. Karaciğerde birikmesi sonucu siroz gelişimine neden olur. Kardiyak siroz: Karaciğerin sürekli konjesyonu nedeniyle oluşan siroz tipidir. En önemli bulguları, asit, hepatomegali ve splenomegalidir. Biliyer siroz: İntrahepatik safra yollarında harabiyet ve kolestaz ile gelişen siroz tipidir. Post nekrotik siroz: Hepatit B ve C sonucunda karaciğer değişikliklerine bağlı olarak gelişen siroz tipidir. Sirozun komplikasyonları Portal hipertansiyon Dalak büyümesi Asit birikimi Hepatik ensefalopati Kanamalar Karaciğer yetmezliği Hepatosellüler karsinom Spontan bakteriyel peritonit Hepatorenal sendrom Hepatopulmoner sendrom Portal Hipertansiyon Karaciğer yapısının bozulması portal kan alımına karşı karaciğerde bir direnç oluşmasına neden olur. Kan karaciğere yeterince giremeyince portal sistemdeki basınç artar. Portal basıncın artması ile birlikte özofagus mukozasındaki ve mide fundusundaki venlerin basıncı yükselir ve varisler oluşur. Portal hipertansiyonda kanama nedeniyle kardiyak output azalır. Amonyak yükselmesi nedeniyle düşünme sürecinde bozulmalar gözlenir. Asit Birikimi Nedenleri Karaciğer lenf sıvısının artması Karaciğerde doku değişikliği sonucunda kan engeli oluşması ve buna bağlı olarakta portal basınç artması 21

23 Albümin sentezinin azalması, periton boşluğunda sıvı toplanması Periton zarının reabsorbsiyon yeteneğinin azalması Böbrek kan akımındaki değişiklikler, sodyum tutulmasının artması, su atılımının azalması Asit birikimi gözlenen hastaların diyetlerinde kısıtlamalara gidilir. Asit birikimine yönelik ilaç uygulamalarına başlanır. Diyet ve ilaç tedavisine rağmen asit birikimi devam ederse parasentez uygulanarak sıvı azaltılır. PARASENTEZ İŞLEMİ SIRASINDA HEMŞİRELİK GİRİŞİMLERİ Hekim tarafından hastaya yapılacak işlem açıklanır. İşlem öncesi ve sonrasında hastanın TA, Nb ve ateş bulguları takip edilir. İşlem öncesi ve sonrasında hastanın kilo takibi yapılır. İşlem öncesi hasta yatağına alınır, başının altında yastık olmamasına dikkat edilir. İşlem sırasında hekim asiste edilir. Hastaya yardımcı olunur. Ponksiyonla alınan sıvının görünümü ve miktarı takip edilir, takip formuna kaydedilir. Hekim tarafından alınan sıvının tetkiki istenirse örnek alınır, gerekli laboratuarlara gönderilir. Asit sıvısı kültürünün hasta başında ve kan kültürü tüpüne alınması önerilir. Kateter çekildikten sonra işlem yapılan bölge steril pansumanla kapatılır. Kanama, aşırı sıvı sızıntısı ve enfeksiyon belirtilerinin olup olmadığı gözlenir. Asit birikimi oluşan hastalarda; beden bilincinde bozulma, asitin neden olduğu gerginlik ve ödem sonucu cilt bütünlüğünde azalma, diyafragmanın basınç altında kalması nedeniyle solunum şeklinde değişiklik gözlenir. Hepatopulmoner Sendrom: Kronik karaciğer hastalığı olanlarda sık gelişen bir durumdur. Arteriyel oksijenizasyonda anormallikle karakterize bir tablodur. Akciğer içinde vasküler dilatasyon gelişir ancak bu durum akciğerlerde yapısal bir hasar oluşturmaz. Dilatasyona bağlı olarak alveolden kapillere oksijen difüzyonunda sorunlar gelişir, bu nedenle hastalarda dispne gelişir. Ayrıca bu tabloda seyreden hastalarda anemi de gözlenir. Hastaların oksijen gereksinimleri artar, bu nedenle de günlük aktiviteleri kısıtlanır. Hepatopulmoner sendromlu hastalarda; yorgunluk, gaz değişimde bozulma ve aktivite intoleransı gözlenir. 22

24 Spontan Bakteriyel Peritonit: Asidi olan siroz hastalarında gelişen bir durumdur. Asit sıvısındaki protein değeri 1 gramın altında olan hastalarda gelişme riski daha yüksektir. Peritonite neden olan etken genellikle E.Coli dir. Ani başlayan ateş ve karın ağrısı peritoniti düşündürür. Bu tip olgulardan periton sıvısından kültür alınıp tetkike gönderilir. Antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. Hepatorenal Sendrom: Kronik karaciğer hastalığı ve asidi olan hastalarda böbrek yapısal olarak normaldir, ancak böbrek yetmezliği görülebilir. Sepsis, asidoz ve diüretik kullanımı hepatorenal sendrom gelişimine neden olabilir. Oligüri, azotemi gibi böbrek yetmezliği belirtileri görülür. Hepatosellüler Karsinoma: Siroz ve karaciğer yetmezliğinin komplikasyonudur ve oldukça ciddidir. Hepatit C virüsünün hepatosellüler kanser ile ilişkili olduğu bilinmekte ancak bu virüsün hepatositlere nasıl etki ettiği belirlenememiştir. HEPATİK ENSEFALOPATİ: Ciddi karaciğer disfonksiyonu (fulminon karaciğer yetmezliği ve kronik paronkimal karaciğer hasarının alevlenmesi ) sonucu ortaya çıkan bilinç, davranış ve entelektüel düzeyde bozulmaya yol açan kompleks ve mortalitesi çok yüksek nöropsikiyatrik bir sendromdur. Hepatik Ensefalopatide belirti ve bulgular Kişilik değişiklikleri Entelektüel fonksiyonlarda bozulma Konuşma bozuklukları: Yavaş ve monoton konuşma Flapping tremor: Ellerin kanat çırpar gibi titremesi Çürümüş meyve kokusunda kötü nefes (fetor hepatikus) Ataksi ve intensiyonel tremor; genellikle bilateral ve hareket halinde Hiper ventilasyon: Sık ve derin nefes almak. Nedenleri Sirozun uzamış dönemlerinde GİS kanama Diyetle fazla protein almak Hepatik fonksiyonun ani bozulması Enfeksiyon ilaçları (benzodiazepinler, apiatlar ve yaygın kullanılan kas gevşeticiler) Diüretik tedavi 23

25 Konstipasyon Elektrolit dengesizliği Asit-baz dengesizliği Hipoglisemi HEPATİK ENSOFALOPATİDE HEMŞİRELİK BAKIMI VE TEDAVİ Hasta hepatik koma devreleri yönünden izlenmeli ve bulgular kaydedilmelidir. Flapping tremor için hastaya her gün gözlem kağıdına yazı yazdırılabilir veya belli bir şekil çizdirebilir. Protein alımı kısıtlanır. Akut atakta 3. ve 4. evrede ağızdan beslenemez. Ağızdan beslenmesi kesilmeyenlerde protein alımı 20 gr/ 24 saat olmalıdır. Hepatik komayı kolaylaştırıcı faktörler iyi bilinmeli ve önlenmelidir. Uzun süreli diüretik kullanımı hipokalsemiye ve alkoloza neden olur. Diüretikler kesilir, sıvı kısıtlanması yapılır. Koma öncesi hasta dehidratasyon yönünden dikkatli takip edilmelidir. Dehidratasyon azotemiye neden olup koma gelişimini hızlandırır. GİS kanama; mortaliteyi arttıran en önemli nedendir. GİS kanamada protein yıkımı arttığı için amonyak oluşumu artar. GİS kanamanın erken fark edilmesi ve durdurulabilmesi için medikal ve endoskopik yöntemler acil olarak yerine getirilmelidir. Varis ligasyonu veya skleroterapi ile durdurulmalıdır. Barsakları boşaltmak için galaktoz ve fruktoz kombinasyonu veya laktuloz şurup günde ml olacak şekilde verilir. Sentetik polisakkarit olan maddeler emilmeden geçip barsakları boşaltır. Amonyak sentezini azaltmak için hastaya lavman uygulanır. 750 ml ılık suyun içine hekim istemine göre 2-3 ölçek (osmalac, duphalac) şurup koyularak lavman uygulama talimatına göre hastaya uygulanır. Hastanın alkol alımı önlenmelidir. Aspirasyon pnömonisi, sepsis, dekibütüsler önlenmeli, uygun antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Yakın takip için IV veya santral venöz kateter uygulama talimatlarına göre takılmalıdır. Mesane kateteri uygulama talimatına göre takılmalı, düzenli aldığı çıkardığı yapılmalıdır. Bitkisel proteinler ağırlıklı olmalıdır. Hayvansal proteinlere göre daha iyi tolere edilebilir; çünkü daha az amonyak ihtiva eder. Ayrıca daha fazla laksatif etkiye sahiptir. 24

26 Hepatik komalı hastalarda solunum alkolozu geneldir. Hiperventilasyon vardır. Komadaki hastada beyin sapının basınç altında kalmasına bağlı kusma ve yutma refleksleri yeterli olmadığı için sekresyonları aspire etme riski vardır. Solunum pasajını temizlemek için ağız ve farenkste biriken sekresyonlar aspire edilmelidir. Pozisyon değiştirme, postural drenaj ile sekresyonların atılmasına yardımcı olunmalıdır. Mekanik solunum uygulaması yapılıyorsa (ventilatör) pulmoner enfeksiyonlarını önlemek için aseptik tekniklere uyulmalıdır. İnkontinans olduğu dönemde perine hijyenine dikkat edilmelidir. Hareketsizliğe bağlı komplikasyonların önlenmesi için iyi bir deri bakımı verilmeli, pozisyon her iki saatte bir değiştirilmeli basınç altında kalan bölgeler kızarıklık yönünden takip edilip masaj yapılmalıdır. Nörolojik durum stabil hale gelince kas tonüsünü korumak için günde üç kez pasif eklem egzersizleri yaptırılır. Komadaki hastalarda işitme duygusunun en son kaybedilen ve ilk kazanılan duyu olduğu unutulmamalı, hasta yanında uygun olmayan konular özellikle de prognoz hakkında konuşulmamalıdır. Hastaya yeterli uyarı sağlayabilmek için radyo ve TV açık tutulmalıdır. Yakınlarının sesinin dinletilmesi yararlı olabilir. Hastanın kişi, yer ve zaman oryantasyonu sık sık değerlendirilmelidir. Hastanın elleri bileklerinden uzatılıp tutması istenirse flap başlar, dil dışarıya doğru uzatıldığında yılanvari ileri-geri hareketler başlar. Tipik olan bu bulgular hastalarda gözlenmelidir. SİROZDA GENEL HEMŞİRELİK BAKIMI Hasta alkol almamalıdır. Asit ve ödemi azaltmak için yatak istirahati yaptırılmalıdır. Protein, karbonhidrat ve kalori yönünden diyeti dengeli ve yeterli olmalıdır. Ödemi çözmek için diüretikler verilir. Diüretik alan hastanın aldığı çıkardığı sıvı miktarı ve serum elektrolitleri, hiperpotasemi olasılığı nedeniyle nabız, aritmiler yönünden dikkatle izlenmelidir. Çok titiz cilt bakımı gereklidir.ödem cilt bütünlüğünün bozulmasına neden olur. Hava basınçlı bir yatak ya da diğer özellikte yataklar kullanılmalıdır. Döndürme programına (minimum her iki saatte) ciddiyetle uyulmalıdır. Cildi kuru ve temiz tutmak, tırnakların kısa ve düzgün olmasını sağlamak, hafif ve sıkmayan giysiler giymesini sağlamak gerekir. Karın yastıklarla desteklenmelidir. 25

27 Asitli hastaya tuzsuz diyet uygulanmalıdır. Karındaki asit diyafragmaya basınç yapıp dispneye yol açar. Bu nedenle hasta oturur pozisyonda rahat eder. Asitli ve ödemli hastaya her gün kilo takibi yapılmalı ve karın çevresi ölçülmeli, hemşire gözlem kağıdına kaydedilmelidir. Teşhis ve tedavi amacıyla ve diürez sağlanamadığı durumlarda asidin yaptığı baskıyı azaltmak amacıyla abdominal parasentez uygulanır (asit ponksiyonu). Parasentez uygulanırken peritoniti önlemek için aseptik tekniğe uyulmalı, çekilen sıvı bir seferde fazla miktarda olmamalıdır. İşlemden sonra kanamayı önlemek için karın bandajı uygulanmalı, hasta işlem yapılan bölge altta kalacak şekilde yatırılmalıdır. Parasentezden sonra hasta karnındaki hassasiyet, ateş gibi peritonit belirtileri yönünden takip edilmelidir. Hastanın hayati belirtileri izlenmelidir. Enfeksiyon belirtileri izlenmeli, tüm invaziv girişimlerde aseptik teknik uygulanmalıdır. Banyoda çok sıcak su kullanılmaması önerilmelidir. Diş fırçası yumuşak olmalıdır. Hastanın benlik saygısı, beden imajı değişikliği, rol performansında bozulma, cinsel sorunları konusunda duygularını ifade etmesine olanak sağlanmalıdır. Hasta Eğitimi Hasta ve ailenin tıbbi kontrolün ve sağlık bakımının sürekliliğinin önemini anlamaya ihtiyacı vardır. Komplikasyonların semptomlarını ve ne zaman tıbbi yardım aramaları gerektiğini öğrenmelidirler. Hastalık belirtilerinin yok edilebilmesi için uygun diyet ve istirahate dikkat etmek, hepatotoksik etkili ilaçlardan kaçınmak ve alkolden uzak durmak gibi önlemler konusunda hasta desteklenmelidir. İsimsiz alkolikler gibi toplum destek programları hakkında bilgi verilmelidir. Uygun istirahat periyotları, komplikasyon belirtilerinin erken dönemde nasıl fark edilebileceği, cilt bakımı, ilaç tedavisi önlemleri, kanamanın gözlenmesi ve enfeksiyonlardan korunma hakkında eğitimi içeren diğer konularda sağlık eğitimleri verilebilir. Önerilen tedaviye hastanın tam uyumunu sağlamak için bir evde bakım ya da toplum sağlığı hemşiresine yönlendirmek yararlı olabilir. 26

28 ÖZOFAGUS HASTALIKLARI Özofagus ağız yoluyla alınan yiyecekleri mideye ulaştıran organdır. KALAZYA Buna kardiyo özofajial relaxasyonda denir. Kardiya açık ve gevşektir, mide içeriğinin özofagusa geçmesiyle özofagusun tahriş olmasıdır.bu durumda hastalara yemek yedikten bir saat sonraya kadar yatmamaları önerilir. AKALAZYA Kardiyanın spazmıdır. Yani yiyeceklerin mideye geçemeyip özofagusta birikmesidir. Bu tür hastalarda gıdalar takılınca bir iki bardak ılık su içimi rahatlatıcı olacaktır. İlerlemiş darlıklarda ise özofagus genişletici işlem uygulanır. KOROZİV ÖZOFAJİT Koroziv madde içilmesi sonrası özofagusta dokuların hasar görmesidir. Hastada ses kısıklığı, solunum güçlüğü, yutma güçlüğü, kusma isteği, kahve telvesi şeklinde kusma olabilir. İntihar amaçlı içimlerde psikiyatrik destek verilmelidir. Hasta kanama açısından takip edilmelidir. Koroziv madde alan hastada oral beslenme kesilir. Hastaların ihtiyacı olan kalori miktarı parenteral yolla verilir. Alınan koroziv maddeyi nötalize edici maddeler akut dönemde verilebilir ancak daha sonra verilmemelidir (alkali madde alımında su veya portakal suyu, asit madde alımında su veya süt). Soğuk su ile gastrik lavaj yapılabilir. Kusturma midedeki koroziv maddenin özofagus ve oral kaviteyi yeniden hasarlamasına ve solunum yollarına aspirasyonuna yol açabileceğinden hastalar kesinlikle kusturulmamalıdır. Koroziv madde içiminden sonra ilk bir haftada yapılacak endoskopi ve dilatasyonlarda dikkatli olunmalıdır. GASTROÖZOFAJİAL REFLÜ (GÖR) Mide içeriğinin özofagusa geriye kaçması durumu gastroözofajial reflü olarak adlandırılır. Bütün insanlarda gün boyunca özellikle de yemeklerden sonra reflü olmaktadır. Ancak normalde özofagusun korunma mekanizmaları sayesinde çabucak temizlenir, belirti veya komplikasyonlara yol açmaz. Klinik belirti veya komplikasyonlara yol açtığı zaman ise gastroözofajial reflü hastalığından bahsedilir. En belirgin yakınmalar pirozis (hafif yanma) ve regürjitasyon (geri kaçış) olmakla beraber, kronik öksürük, ses kısıklığı, boğazda sürekli bir şey varmış hissi, horlama, boğaz ağrısı, göğüste ağrı ve sıkıntı hissi gibi ekstra özofajial reflü bulguları da görülebilmektedir. Özofagusa 24 saat içinde toplam bir saate kadar olan asit reflüleri sıklıkla semptom vermez ve bu durum fizyolojik 27

29 reflü olarak kabul edilmektedir. Bunun bir hastalık olarak kabul edilmesi için haftada bir veya daha sık pirozis veya regürjitasyonun bulunması gerekir. Reflü nedenleri Mide ile yemek borusu arasındaki kapağın gevşemesi Mide fıtığı ve şişmanlık Mideden fazla asit salgılanması Mideden yiyeceklerin bağırsaklara geçişinin yavaşlaması Sigara ve alkol kullanımı Fazla yağlı yiyeceklerin yenmesi Sırt üstü yatmak Reflü belirtileri Pirozis Regürjitasyon Göğüste yanma Hıçkırık Yalancı kalp ağrısı Kronik öksürük Ses kısıklığı Üst solunum yolu sorunları Reflü tedavisi Reflü tedavisi; sosyal önlemler (yaşam şeklinin değiştirilmesi), ilaç tedavisi ve reflü cerrahisinden oluşmaktadır. HEMŞİRELİK BAKIMI Asit salgısını azaltan veya asitin zarar vermesini önleyecek ilaçlar kullanılmalıdır. Hasta, başı normalden daha yukarıda olacak şekilde yatmalıdır. Mideyi çok dolduracak şekilde beslenmemesi gerektiği anlatılmalıdır. Yatmadan önceki 3 saat içerisinde çay, kahve, alkol, kola ve çikolatalı besinlerin almamasının ve sigara içmemesinin önemi vurgulanmalıdır. Fazla kiloların vermesi tavsiye edilmelidir. Dar pantolon ve etek gibi karın bölgesini sıkıca saran kıyafetler giyilmemelidir. Mide asidini arttıran ilaçları (aspirin ve bazı ağrı kesici ilaçlar) almaması gerektiği anlatılmalıdır. 28

30 ÖZOFAGUS VARİSLERİ Zengin venöz sisteme sahip olan özofagusda sık rastlanan sorunlardan bir başkası özofagus varisleridir. Özofagus kanamaları çok ciddi kanamalardır ve mortalite % 45-% 50 civarındadır. Genellikle karaciğer sirozu sonucunda gelişen portal hipertansiyona sekonder ortaya çıkar. Portal basıncın artmasına neden olan durumlara bağlı olarak gelişen varisler çoğunlukla belirti vermez. Özofagus varisi, kusma, öksürük, horlama gibi valsalva manevrasına neden olan durumlar ya da iyi çiğnenmemiş sert besinlerin ülsere olmuş ya da şişmiş varisleri yırtmasına bağlı olarak kanama ile ortaya çıkar. Hastalar genellikle hematemez, melena yakınmasıyla hastaneye gelir. Hastalarda bu bulguya ek olarak sirozun genel belirti ve bulguları vardır. Kesin tanı endoskopi ile konur. Kanamaların %30 u özofagus varislerinden, geri kalanı duodenum- mide ülseri ve gastritlerden olur. Kanamalı hasta mutlaka hastaneye yatırılır ve kanama nedeninin belirlenmesi ile tedaviye başlanır. Tedavi Varis kanamaları çok ciddidir ve acil tedavi gerektirir. Varis kanaması ile başvuran hastalarda uygun olan en erken zamanda gastroskopi yapılmalı ve ligasyon veya skleroterapi ile kanama durdurulmalıdır. Şiddetli kanama nedeniyle endoskopi yapılamayan veya endoskopik girişimle yeterli hemostaz sağlanamayan hastalarda Sangstaken-Blakemore (SB) tüpü hayat kurtarıcıdır. SB tüpü, bir nazogastrik tüp gibi yutturulduktan sonra önce mide balonu (200 cc ye kadar) ve daha sonra da özofagus balonu (60-80 cc kadar) şişirilerek kardiya ve özofagustaki varisler üzerinde mekanik tamponat oluşturulur. Tüpde bulunan ayrı bir kanaldan mide içeriğinin dışarı drene edilmesi veya gerektiğinde aynı yoldan ilaç verilmesi de mümkündür. Tüpün dışarıda kalan serbest ucuna gramlık bir ağırlık (kısmen boşaltılmış 1/2 lt lik bir serum şişesi vb.) asılarak tüpün içeri kaçması ve yeterli bir basınçla kardiyayı sıkıştırması sağlanır. Şekil 1: Sengtaken-blakemore tüpü 29

31 Cerrahi tedavi 24 saat içinde iki kez endoskopik girişim yapıldığı halde kanaması devam eden veya tekrar kanayan, SB tüpü söndürüldükten sonra kanaması tekrarlayan hastalarda cerrahi girişim uygulanır. HEMŞİRELİK BAKIMI Vital bulgular sık alınır, takipne önemlidir. Damar yolu açılır. Biyokimya ve kan grubu tetkikleri için kan alınır. Hemogram takibi yapılır. Eritrosit yüklemesi yapılmamasına dikkat edilmelidir. Yapılması durumunda varisler kanamaya başlar. Drenaj takip edilir. Alığı-çıkardığı tabip edilir. Hematemez, melena, hemoptizi takibi yapılır. Önerilen antiasitleri kullanması sağlanmalıdır. Sigara ve alkol yasaklanmalıdır. Hasta yeme şekli, yemek sonrası uygulamalar konusunda bilinçlendirilmelidir. Yemesi ve yememesi gereken besinler anlatılmalıdır. Hastalığa ilişkin eğitim yapılmalıdır. Aspirasyon riskini önlemek için küçük lokmalar alma, dikkatli çiğneme, semifowler pozisyonu önemi anlatılmalıdır. Yaşlı hastalarda oksijen verilir, EKG çekilir. Ağız bakımı yapılır. Vücut hijyeni sağlanır. Hastanın mahremiyeti ve hijyeni sağlanır. Hastanın güvenliği sağlanır. Hasta ve yakınları sürekli bilgilendirilir. Diyet önemlidir. Endoskopi sonrası (varis ligasyonu-skleroterapi) iki saat sonra sulu yumuşak gıdalar (5-7 gün süre) verilir. GASTROSKOPİ İŞLEMİ Üst GİS endoskopisi ya da özofagogastroduodeneskopi olarak da bilinmektedir. Özofagus, mide, duodenumun incelenmesi anlamına gelmektedir. Tek seansta üst gastrointestinal sistemin; gözle muayene edilmesine, doku ve sıvı örnekleri alınmasına, elektif ve acil girişimsel müdahalelere olanak sağlamaktadır. İşlem öncesinde uzun hazırlık süresine gerek olmadan, hastanın iyi tolere edebileceği şekilde güvenli ve hızlı olarak yapılabilmektedir. 30

Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür.

Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür. SİROZ Çeşitli nedenlerle oluşabilen karaciğer fibrozisi hemen daima geri dönüşümsüzdür. İlerleyici ilerleyici karaciğer hastalıkları sonuçta siroz ile sonuçlanan progresif fibrozise neden olur. Safra kanalikülü

Detaylı

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Sendromu Veno- Oklüzif Hastalık Engraftman Sendromu Hemşirelik İzlemi Vakamızda: KİT (+14)-

Detaylı

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI Prof. Dr. Aydan Kansu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalı 7 y, ~ 1 yıldır karın ağrısı Göbek çevresinde Haftada

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

AÇIK ve LAPORASKOPİK CERRAHİDE HEMŞİRELİK BAKIMI HEMŞİRE SEHER KUTLUOĞLU ANTALYA ATATÜRK DEVLET HASTANESİ

AÇIK ve LAPORASKOPİK CERRAHİDE HEMŞİRELİK BAKIMI HEMŞİRE SEHER KUTLUOĞLU ANTALYA ATATÜRK DEVLET HASTANESİ AÇIK ve LAPORASKOPİK CERRAHİDE HEMŞİRELİK BAKIMI HEMŞİRE SEHER KUTLUOĞLU ANTALYA ATATÜRK DEVLET HASTANESİ SUNU PLANI Açık ve kapalı cerrahide hemşirelik bakım amacı Açık ve kapalı cerrahide hemşirelik

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Kronik Pankreatit Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Tanım Pankreasın endokrin ve ekzokrin yapılarının hasarı, fibröz doku gelişimi ile karakterize inflamatuvar bir olay Olay histolojik

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu. Yaşlı Bakım-Ebelik. YB 205 Beslenme İkeleri Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik YB 205 Beslenme İkeleri Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr YAŞLANMA Amerika da yaşlı bireyler eskiye göre

Detaylı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı

Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet İnan Genel Cerrahi Uzmanı 1 Ameliyat Yapılmadan İlgilendiği Konular: Sıvı ve Elektrolit tedavisi Şok Yanık tedavisi 2 Travma Hastaları Kesici karın travmaları: Karın bölgesini içine alan kurşunlanma,

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar Diyet denilince aklımıza aç kalmak gelir. Bu nedenle biz buna ''sağlıklı beslenme programı'' diyoruz. Aç kalmadan ve bütün besin öğelerinden dengeli biçimde alarak zayıflamayı ve bu kiloda kalmayı amaçlıyoruz.

Detaylı

T.C. KARABÜK ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK YÜKSEKOKULU HEMŞİRELİK BÖLÜMÜ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ HASTA TANITIM FORMU

T.C. KARABÜK ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK YÜKSEKOKULU HEMŞİRELİK BÖLÜMÜ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ HASTA TANITIM FORMU Öğrencinin Adı-Soyadı: Staj Tarihi:./ /20 Öğrenci No:...Staj Birim Adı: T.C. KARABÜK ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK YÜKSEKOKULU HEMŞİRELİK BÖLÜMÜ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ HASTA TANITIM FORMU Hastanın; Adı-

Detaylı

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ GÜLDER GÜMÜŞKAYA HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ HASTANESİ TROMBOSİT NEDİR? 1 Kemik iliğinde yapılan kan hücrelerinden biridir. Pıhtılaşma hücreleri olarak bilinir. 1mm 3 kanda

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

SIK RASTLANAN HASTALIKLAR-1

SIK RASTLANAN HASTALIKLAR-1 SIK RASTLANAN HASTALIKLAR-1 HEMOROİD - BASUR HAZIRLAYAN: OP. DR. ŞABAN BEYAZPINAR ANA SAYFAYA DÖN 1 GİRİŞ Sağlıklı bir toplum olmak. Sağlıklı karar vermeyi sağlamak ve yanlış yapmamak. Bilgilerimizin doğruluğunu

Detaylı

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ Sİ DERNEĞİ ÜLS ERA Tİ FKOLİ T TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİSİ DERNEĞİ ÜLSERATİF KOLİT NEDİR? Ülseratif kolit, kalın bağırsağın içini örten tabakanın iltihabıdır. Rektal kanama,

Detaylı

Reflü Hastaları Ne Yapmalı?

Reflü Hastaları Ne Yapmalı? On5yirmi5.com Reflü Hastaları Ne Yapmalı? Reflü hastalarının, yaşam kalitelerini yükseltmek ve daha az sorun yaşamaları için yapabilecekleri basit çözümler var. Yayın Tarihi : 11 Ekim 2011 Salı (oluşturma

Detaylı

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı Olan Hasta Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı??? Yan ağrısı? Sırt ağrısı? Mide ağrısı? Karın ağrısı? Boğaz ağrısı? Omuz ağrısı? Meme ağrısı? Akut Göğüs Ağrısı Aniden başlar-tipik

Detaylı

Hemoroid (Basur) Nedir?

Hemoroid (Basur) Nedir? Sindirim sisteminin giriş kapısını ağız ve dişler, çıkış kapısını ise anal kanal ve anüs oluşturur. İstemli olarak sağlanan dışkı ve gaz çıkışının kontrolü; hemoroitlerin de bir parçası olduğu bu anal

Detaylı

Endoskopi indikasyonları. Dr. Mehmet İnan Mağusa Tıp Merkezi Hastanesi

Endoskopi indikasyonları. Dr. Mehmet İnan Mağusa Tıp Merkezi Hastanesi Endoskopi indikasyonları Dr. Mehmet İnan Mağusa Tıp Merkezi Hastanesi ALT GIS ENDOSKOPİSİ KOLOREKTAL KANSERLER Kolorektal kanserler dünyada ve ülkemizde 4.sıklıkla görülürler. Kansere bağlı ölüm sebebleri

Detaylı

Gastrointestinal Sistem Kanamaları. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Gastrointestinal Sistem Kanamaları. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Gastrointestinal Sistem Kanamaları Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Etyoloji Klinik Üst GIS kanamaları Alt GIS kanamaları Tanı Tedavi Tanım Treitz

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ 2007 Yoğun Bakım Üniteleri Hasta bakımının en karmaşık Masraflı Teknoloji ile içiçe Birden fazla organı ilgilendiren

Detaylı

Çocuk Cerrahisi ve Çocuk Ürolojisi

Çocuk Cerrahisi ve Çocuk Ürolojisi Çocuk Cerrahisi ve Çocuk Ürolojisi BR.HLİ.019 Yeni doğan döneminden erişkinliğe kadar olan çocukluk çağına ait (0 17 yaş), doğumsal ve daha sonra oluşan solunum, sindirim ve boşaltım sistemlerini ilgilendiren

Detaylı

Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var

Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var Bilinen, 5000 den fazla fonksiyonu var KARACİĞER NEDEN ÖNEMLİ 1.Karaciğer olmadan insan yaşayamaz! 2.Vücudumuzun laboratuardır. 500 civarında görevi var! 3.Hasarlanmışsa kendini yenileyebilir! 4.Vücudun

Detaylı

HASTANIN ÖNCELİKLİ OLARAK NUTRİSYON DURUMUNU BELİRLEMEK GEREKLİDİR:

HASTANIN ÖNCELİKLİ OLARAK NUTRİSYON DURUMUNU BELİRLEMEK GEREKLİDİR: NÜTRİSYONEL VE METABOLİK DESTEK: Malnütrisyon: Gıda tüketiminin metabolik hızı karşılamayamaması durumunda endojen enerji kaynaklarının yıkımı ile ortaya çıkan bir klinik durumdur ve iki şekilde olabilir.

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

ÖDEM NEDİR? Hazırlayan : FATMA OKUMUŞ

ÖDEM NEDİR? Hazırlayan : FATMA OKUMUŞ ÖDEM NEDİR? Hazırlayan : FATMA OKUMUŞ ÖDEM NEDİR TANIM Ödem sık karşılaşılan ve vücutta sıvı birikimi olarak tanımlanan ve bazen de bazı ciddi hastalıkların belirtisi olan klinik bir durumdur. Ödem genellikle

Detaylı

TC SAĞLIK BAKANLIĞI ANTALYA KAMU HASTANELERİ BİRLİĞİ ANTALYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ

TC SAĞLIK BAKANLIĞI ANTALYA KAMU HASTANELERİ BİRLİĞİ ANTALYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TC SAĞLIK BAKANLIĞI ANTALYA KAMU HASTANELERİ BİRLİĞİ ANTALYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ Aşırı sıcaklar çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirmektedir.sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak

Detaylı

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi Sağlıklı bir anne için Sağlıklı beslenme Düzenli hekim kontrolü Gebelik öncesi hastalıkların sıkı takibi Sağlıklı bir yaşam tarzı Huzurlu bir gebelik süreci Sağlıklı beslenme = Dengeli beslenme Proteinler

Detaylı

Beyin Tümörü Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanabilir ya da vücudun başka bir yerindeki habis tümörün genellikle kan yolu

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ MENOPOZ DÖNEMİ BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? Menopoz nedir?

Detaylı

DOĞUM SONU EVDE BAKIM (ANNE EĞİTİMİ) Hazırlayan: Aysun Çakır Acıbadem Kadıköy Hastanesi Eğitim ve Gelişim Hemşiresi 24.06.2010

DOĞUM SONU EVDE BAKIM (ANNE EĞİTİMİ) Hazırlayan: Aysun Çakır Acıbadem Kadıköy Hastanesi Eğitim ve Gelişim Hemşiresi 24.06.2010 DOĞUM SONU EVDE BAKIM (ANNE EĞİTİMİ) Hazırlayan: Aysun Çakır Acıbadem Kadıköy Hastanesi Eğitim ve Gelişim Hemşiresi 24.06.2010 DOĞUM SONRASI AĞRI Altı haftaya kadar karın alt bölgesinde aralıklı ağrılar

Detaylı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı

Diyabetes Mellitus. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes Mellitus Akut Komplikasyonları Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Diyabetes mellitus akut komplikasyonlar Hipoglisemi Hiperglisemi ilişkili ketonemi

Detaylı

Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur.

Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur. TYBD SEPSİS ÇALIŞMASI ENFEKSİYON TANIMLARI Derin Cerrahi Alan Enfeksiyonu(DCAE) Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur. 1.Cerrahi girişimden sonraki

Detaylı

PEPTİK ÜLSER. Uzm. Hem. Oya SAĞIR Bahçelievler Aile Hastanesi Eğitim ve Gelişim Hemşiresi Hazırlanma Tarihi: Haziran 2014

PEPTİK ÜLSER. Uzm. Hem. Oya SAĞIR Bahçelievler Aile Hastanesi Eğitim ve Gelişim Hemşiresi Hazırlanma Tarihi: Haziran 2014 PEPTİK ÜLSER Uzm. Hem. Oya SAĞIR Bahçelievler Aile Hastanesi Eğitim ve Gelişim Hemşiresi Hazırlanma Tarihi: Haziran 2014 İçerik Planı Peptik Ülser Nedir? Kimlerde Görülür? Nasıl Oluşur? Helicobakter Pylori

Detaylı

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Akut Mezenter İskemi Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Anatomi Etyoloji/Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Giriş Tüm akut mezenter iskemi

Detaylı

Reflü. Gastrit 19/11/2015. Akalzya SİNDİRİM SİSTEMİ HASTALIKLARI. Hiatus Hernisi. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire

Reflü. Gastrit 19/11/2015. Akalzya SİNDİRİM SİSTEMİ HASTALIKLARI. Hiatus Hernisi. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire Akalzya SİNDİRİM SİSTEMİ HASTALIKLARI Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire Özofagusu uyaran miyenterik ağdaki hasardan dolayı özofagusun alt ucundaki sfinkter gevşeyemez; besinler mideye geçemez ve özofagusda

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit NEFRİT Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Genel Bilgiler Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu

Tıkanma Sarılığı. Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Tıkanma Sarılığı Yrd. Doç. Dr. Zülfü Arıkanoğlu Normal serum bilirubin düzeyi 0.5-1.3 mg/dl olup, 2.5 mg/dl'yi geçerse bilirubinin dokuları boyamasıyla klinik olarak sarılık ortaya çıkar. Sarılığa yol

Detaylı

BASİLLİ DİZANTERİ (SHİGELLOZİS) (KANLI İSHAL)

BASİLLİ DİZANTERİ (SHİGELLOZİS) (KANLI İSHAL) BASİLLİ DİZANTERİ (SHİGELLOZİS) (KANLI İSHAL) TANIMI Shigella türü bakterilerde meydana gelen;karekteristik belirti ve bulguları olan,ilium ve kolonun akut enfeksiyonudur.basilli ve amipli dizanteri olmak

Detaylı

Kemoterapi Hastalarında Tedavi Uyumunun Arttırılmasında Eczacı Danışmanlığı

Kemoterapi Hastalarında Tedavi Uyumunun Arttırılmasında Eczacı Danışmanlığı Kemoterapi Hastalarında Tedavi Uyumunun Arttırılmasında Eczacı Danışmanlığı 3. Ulusal Hastane ve Kurum Eczacıları Kongresi 23-27 Mart 2016, Muğla Uz. Ecz. Metin Deniz KARAKOÇ Denizli Devlet Hastanesi Hasta

Detaylı

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK Beslenme İle İlgili Temel Kavramlar Beslenme: İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması, Yaşam kalitesini artırması için

Detaylı

Kronik Öksürük. Dr. Kürşat Uzun N.E. Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD ve Yoğun Bakım Bilim Dalı

Kronik Öksürük. Dr. Kürşat Uzun N.E. Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD ve Yoğun Bakım Bilim Dalı Kronik Öksürük Dr. Kürşat Uzun N.E. Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD ve Yoğun Bakım Bilim Dalı Epidemiyoloji Polikliniklerde en sık 5. şikayet %88-100 neden saptanıyor Spesifik tedavi

Detaylı

Hepatik Ensefalopati. Prof. Dr. Ömer Şentürk

Hepatik Ensefalopati. Prof. Dr. Ömer Şentürk Hepatik Ensefalopati Prof. Dr. Ömer Şentürk Hepatik Ensefalopati : Terminoloji Tip A Akut karaciğer yetmezliği ile birlikte Tip B Porto-sistemik Bypass ile birlikte (intrensek hepatosellüler yetmezlik

Detaylı

KOLONOSKOPİK TARAMA VE KOLONOSKOPİ

KOLONOSKOPİK TARAMA VE KOLONOSKOPİ KOLONOSKOPİK TARAMA VE KOLONOSKOPİ KOLONOSKOPİ HAKKINDA ÖZET BİR REHBER OP. DR. ŞABAN BEYAZPINAR GENEL CERRAHİ UZMANI www.cerrahiklinik.com BU SUNUMDA KULLANILAN VERİLER, 2004 YILINDA YAPILAN DÜNYA CERRAHLAR

Detaylı

30.12.2014. Anne Sütünün Önemi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi

30.12.2014. Anne Sütünün Önemi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 15.Hafta ( 22-26 / 12 / 2014 ) ANNE SÜTÜNÜN ÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ Slayt No: 22 Bebeğin bağışıklık sisteminin gelişimini kolaylaştırır. Bebekte kulak enfeksiyonları

Detaylı

Akut Karın Ağrısı. Emin Ünüvar. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. eminu@istanbul.edu.tr

Akut Karın Ağrısı. Emin Ünüvar. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. eminu@istanbul.edu.tr Akut Karın Ağrısı Emin Ünüvar İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı eminu@istanbul.edu.tr 28.07. Acil ve Yoğun Bakım Kongresi 1 AKUT Karın ağrısı Çocuklarda karın ağrısı

Detaylı

Gastrointestinal Kanamalar. Doç. Dr. Mehtap Bulut UÜTF Acil Tıp AD Bursa

Gastrointestinal Kanamalar. Doç. Dr. Mehtap Bulut UÜTF Acil Tıp AD Bursa Gastrointestinal Kanamalar Doç. Dr. Mehtap Bulut UÜTF Acil Tıp AD Bursa Giriş Gastrointestinal sistem (GİS) kanamaları acil servislere en sık başvuru nedenlerinden biridir. Mortalite oranı %10 Üst GİS

Detaylı

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur.

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur. Dr.Armağan HAZAR ZATÜRRE (PNÖMONİ) Zatürre yada tıbbi tanımla pnömoni nedir? Halk arasında zatürre olarak bilinmekte olan hastalık akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediği takdirde ölümcül

Detaylı

KONSTİPASYON (KABIZLIK)

KONSTİPASYON (KABIZLIK) KONSTİPASYON (KABIZLIK) Hazırlayan Doç. Dr. Sabire Yurtsever Mersin Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Öğretim Üyesi KONSTİPASYON (KABIZLIK) NEDİR? Konstipasyon, dışkının kuru ve sert olması, barsak boşaltımının

Detaylı

17.02.2015 NAZOGASTRİK (TÜP) SONDA UYGULAMASI. Nazogastrik Sonda Uygulaması. 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği. Nazogastrik Sonda Uygulaması

17.02.2015 NAZOGASTRİK (TÜP) SONDA UYGULAMASI. Nazogastrik Sonda Uygulaması. 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği. Nazogastrik Sonda Uygulaması 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği 32.Hafta ( 04 08 / 05 / 2015 ) NAZOGASTRİK SONDA UYGULAMASI Slayt No : 44 Nazogastrik Tüp Uygulama Amaçları Zehirlenmelerde zararlı ve toksik maddeleri boşaltmak, Mide

Detaylı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı çeken sigara vücuda birçok zarar vermekte ve uzun süre

Detaylı

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065

Ankilozan Spondilit BR.HLİ.065 Gençlerde Bel Ağrısına Dikkat! Bel ağrısı tüm dünyada oldukça yaygın bir problem olup zaman içinde daha sık görülmektedir. Erişkin toplumun en az %10'unda çeşitli nedenlerle gelişen kronik bel ağrıları

Detaylı

KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR?

KEMOTERAPİ NASIL İŞLEV GÖRÜR? KEMOTERAPİ NEDİR? Kanser hücrelerini tahrip eden kanser ilaçları kullanılarak yapılan tedaviye kemoterapi denir. Bu tedavilerde kullanılan ilaçlara antikanser ilaçlar da denir. Kanserin türüne göre kemoterapinin

Detaylı

Çocukta Kusma ve İshal

Çocukta Kusma ve İshal Tanım Çocukta Kusma ve İshal Dr. Hasan Kaya Acil Tıp AD Akut gastroenterit 24 saat içinde 3 ten fazla ya da anne sütü ile beslenen bebeklerde her zamankinden daha sık ve daha sulu dışkılamadır. Yenidoğan

Detaylı

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Hemşirelik Protokolleri Hazırlama Komitesi Adem Aköl Kalite Konseyi Başkanı Sinan Özyavaş Kalite Koordinatörü 1/5

Detaylı

KOLOREKTAL KANSER. Prof. Dr. Ömer ŞENTÜRK

KOLOREKTAL KANSER. Prof. Dr. Ömer ŞENTÜRK KOLOREKTAL KANSER Prof. Dr. Ömer ŞENTÜRK Tanım En sık görülen 3.kanser Kanserden ölümlerde 2.sırada 80-90 milyon insan risk altında Gelişiminde iminde Genetik Değişiklikler iklikler Normal Kolon Hiperproliferatif

Detaylı

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Nonkardiyojenik Akciğer Ödemi Şok Akciğeri Travmatik Yaş Akciğer Beyaz Akciğer Sendromu

Detaylı

KANSER NEDIR? TARAMA YÖNTEMLERI NELERDIR? BURSA HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ KANSER ŞUBE DR.AYŞE AKAN

KANSER NEDIR? TARAMA YÖNTEMLERI NELERDIR? BURSA HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ KANSER ŞUBE DR.AYŞE AKAN KANSER NEDIR? TARAMA YÖNTEMLERI NELERDIR? BURSA HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ KANSER ŞUBE DR.AYŞE AKAN 2005 DEN 2030 A DÜNYADA KANSER 7 milyon ölüm 17 milyon 11 milyon yeni vaka 27 milyon 25 milyon kanserli kişi

Detaylı

Eser Elementler ve Vitaminler

Eser Elementler ve Vitaminler Doç. Dr. Onur POLAT Eser Elementler ve Vitaminler Esansiyel eser elementin temel özellikleri diyetten kesilmesi veya yetersiz alımıyla yapısal ve biyokimyasal değişikliklerin olması ve bu değişikliklerin

Detaylı

Endometriozis. (Çikolata kisti)

Endometriozis. (Çikolata kisti) Endometriozis (Çikolata kisti) Bugün Neler Konuşacağız? Endometriozis Nedir? Belirtileri Nelerdir? Ne Sıklıkta Görülür? Hangi Sorunlara Neden Olur? Nasıl Tanı Konur? Nasıl Tedavi Edilir? Endometriozis

Detaylı

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Hemşirelik Protokolleri Adem Aköl Sinan Özyavaş Hazırlama Komitesi Kalite Konseyi Başkanı Kalite Koordinatörü 1/5

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Hemşirelik Protokolleri Hazırlama Komitesi Adem Aköl Kalite Konseyi Başkanı Sinan Özyavaş Kalite Koordinatörü 1/7

Detaylı

Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı.

Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı. GİRİŞ Süt rengi Şilus un peritoneal kaviyete ekstravazasyonudur. Oldukça nadir görülen bir durumdur. Asit sıvısındaki trigliserid seviyesi 110 mg/dl nin üzerindedir. Lenfatik sistemin devamlılığında sorun

Detaylı

Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı

Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı Portal Hipertansiyon Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı 2006-2007 GİS Dalak Portal Ven Karaciğer Hepatik Ven Hepatik Arter Portal Hipertansiyonun Tanımı Portal hipertansiyon:

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 2006-2007 Eğitim yılı

Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 2006-2007 Eğitim yılı ASİT Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı 2006-2007 Eğitim yılı Ders programı Asitin tanımı Fizik muayene bulguları Asit miktarının ifadesi Asit yapan nedenler Asitli hastada ayırıcı tanı

Detaylı

Sindirim Sistemi. 1 Molekül 9 Molekül. (Fiziksel Kimyasal. Sindirim) Protein Büyük Moleküllü Mineral Küçük Mol. Besin

Sindirim Sistemi. 1 Molekül 9 Molekül. (Fiziksel Kimyasal. Sindirim) Protein Büyük Moleküllü Mineral Küçük Mol. Besin Sindirim Sistemi Sindirim: Arabaların çalışması için enerjiye ihtiyaçları vardır, benzinleri bittiğinde gidip benzin alarak arabalarımıza enerji sağlamış oluruz. Tıpkı arabalar gibi canlıların da hareket

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

Romatizma BR.HLİ.066

Romatizma BR.HLİ.066 Nedir? başta eklemler olmak üzere, birçok organ ve dokunun doğrudan ya da dolaylı olarak zarar görmesine yol açabilen hastalıklar grubudur. Kanda iltihap düzeyinde yükselmeye neden olup olmamasına göre

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

KANSER TANIMA VE KORUNMA

KANSER TANIMA VE KORUNMA KANSER TANIMA VE KORUNMA Uzm. Dr Dilek Leyla MAMÇU Sunum İçeriği Genel Bilgiler Dünyada ve Ülkemizdeki son durum Kanser nasıl oluşuyor Risk faktörleri neler Tedavi seçenekleri Önleme mümkün mü Sorular/

Detaylı

Menopozda Öz-bakım. Doç.Dr.Nevin Hotun Şahin İ.Ü Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi

Menopozda Öz-bakım. Doç.Dr.Nevin Hotun Şahin İ.Ü Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Menopozda Öz-bakım Doç.Dr.Nevin Hotun Şahin İ.Ü Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Yapılan araştırmalar, kadınların menopozun ne olduğunu, bedenlerinde meydana gelen değişikliklerin

Detaylı

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ ÜLSERATİF KOLİT HASTALIĞI HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER GASTROENTEROLOJİ BİLİM DALI Ülseratif Kolit & Crohn Hastalığı Merkezi www.baskent-ank.edu.tr Ülseratif kolit nedir?

Detaylı

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir.

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir. Metabolizma, bedeninizdeki kimyasal tepkimelerin toplamını ifade eden sihirli bir sözcüktür. Özellikle orta yaşlar ve sonrasında görülen kilo artışlarının, çabuk yorulma, halsizlik ve yorgunlukların başlıca

Detaylı

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar YARALANMALAR YARA NEDİR? Bir travma sonucu deri yada mukozanın bütünlüğünün bozulmasıdır. Aynı zamanda kan damarları, adale ve sinir gibi yapılar etkilenebilir. Derinin koruma özelliği bozulacağından enfeksiyon

Detaylı

Temel anlamda laktoz intoleransı süt ya da süt ile üretilmiş ürünleri sindirememek ya da bunda güçlük yaşamak anlamına gelir.

Temel anlamda laktoz intoleransı süt ya da süt ile üretilmiş ürünleri sindirememek ya da bunda güçlük yaşamak anlamına gelir. Laktoz temel olarak süt içinde bulunan disakkarid türü bir şekerdir. Disakkaridler iki farklı şeker türünün biraraya gelmesi ile oluşurlar. Glukoz ile galaktoz biraraya gelerek süt şekerini yani laktozu

Detaylı

AKUT GRAFT VERSUS HOST HASTALIĞI. Hemş.Birsel Küçükersan

AKUT GRAFT VERSUS HOST HASTALIĞI. Hemş.Birsel Küçükersan AKUT GRAFT VERSUS HOST HASTALIĞI Hemş.Birsel Küçükersan Graft vs Host Hastalığı (GVHH) Vericinin T lenfositlerinin alıcıyı yabancı olarak görmesi ve alıcının dokularına karşı reaksiyon göstermesi Allojenik

Detaylı

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI Yardım edin sinüslerim beni öldürüyor! Bunu daha önce hiç söylediniz mi?. Eğer cevabınız hayır ise siz çok şanslısınız demektir. Çünkü her yıl milyonlarca lira sinüs problemleri

Detaylı

SİNDİRİM SİSTEMİ (Gastrointestinal Sistem - GİS) HASTALIĞI OLAN BİREY ve HEMŞİRELİK BAKIMI

SİNDİRİM SİSTEMİ (Gastrointestinal Sistem - GİS) HASTALIĞI OLAN BİREY ve HEMŞİRELİK BAKIMI SİNDİRİM SİSTEMİ (Gastrointestinal Sistem - GİS) HASTALIĞI OLAN BİREY ve HEMŞİRELİK BAKIMI Sindirim Sistemi Hastalıkları Ağız ve diş hastalıkları; peridontal hastalıklar, stomatit Özafaguz hastalıkları;

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

KARACIGER HASTALIKLARI TANISI, TEDAVISI, ÖNLENMESI - HASTA VE HASTA YAKINLARI IÇIN BILGI

KARACIGER HASTALIKLARI TANISI, TEDAVISI, ÖNLENMESI - HASTA VE HASTA YAKINLARI IÇIN BILGI KARACIGER HASTALIKLARI TANISI, TEDAVISI, ÖNLENMESI - HASTA VE HASTA YAKINLARI IÇIN BILGI G.Babayeva Asistan Doktor Sunum 1. Karaciger nerededir ve görevi nedir? 2. Karaciğer hastalığı nasıl tespit edilir?

Detaylı

HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ. Dr. Lale Sever

HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ. Dr. Lale Sever HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ Dr. Lale Sever Intradiyalitik Komplikasyonlar Sık Kalıcı morbidite Mortalite Hemodiyaliz Komplike bir işlem! Venöz basınç monitörü Hava detektörü

Detaylı

Hisar Intercontinental Hospital

Hisar Intercontinental Hospital Varisler BR.HLİ.92 Venöz Hastalıklar (Toplardamarlar) Varis Hastalığı: Bacaklarımızda kirli kanı yukarı taşımak üzere görev alan iki ana ven sistemi bulunur. Yüzeyel ve derin ven sistemi olarak adlandırılan

Detaylı

Astım Tedavisinde Kullanılan İlaçların

Astım Tedavisinde Kullanılan İlaçların Bölüm 25 Astım Tedavisinde Kullanılan İlaçların Yan Etkileri Astım Tedavisinde Kullanılan İlaçların Yan Etkileri Dr. Fevzi DEMİREL Nefesle Alınan Kortizonlu İlaçların Yan Etkileri Astım tedavisinde kullanılan

Detaylı

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU)

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) Op.Dr. Tuncer GÜNEY Göz Hastalıkları Uzmanı GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) HASTALIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ? Glokom=Göz Tansiyonu Hastalığı : Yüksek göz içi basıncı ile giden,görme hücrelerinin ölümüne

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. LOPERMİD 2 mg tablet Ağızdan alınır.

KULLANMA TALİMATI. LOPERMİD 2 mg tablet Ağızdan alınır. KULLANMA TALİMATI LOPERMİD 2 mg tablet Ağızdan alınır. Etkin madde: Her bir tablet 2 mg loperamid HCl içerir. Yardımcı madde(ler): Sodyum nişasta glukolat, mikrokristalin selüloz Bu ilacı kullanmaya başlamadan

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ Sİ DERNEĞİ ANALFİ S S ÜR TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİSİ DERNEĞİ MAKATTA ÇATLAK (Anal Fissür) BU NASIL BİR HASTALIKTIR? Makatta çatlak, (tıp dilinde anal fissür denir) makat

Detaylı

BOŞALTIM SİSTEMİ ORGANLARI

BOŞALTIM SİSTEMİ ORGANLARI BOŞALTIM SİSTEMİ BOŞALTIM NEDİR? O Vücudumuzda gerçekleşen olaylar sonucunda oluşan karbondioksit, üre, tuz, fazla miktarda bulunan su gibi atık maddelerin dışarı atılmasına boşaltım denir. BOŞALTIM SİSTEMİ

Detaylı