SABRİ ÜLGENER VE MAX WEBER IŞIĞINDA DİN VE İKTİSAT İLİŞKİSİ. Betül BÜLBÜL

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SABRİ ÜLGENER VE MAX WEBER IŞIĞINDA DİN VE İKTİSAT İLİŞKİSİ. Betül BÜLBÜL"

Transkript

1 SABRİ ÜLGENER VE MAX WEBER IŞIĞINDA DİN VE İKTİSAT İLİŞKİSİ Betül BÜLBÜL

2 Weber ve Ülgener i yalnızca iktisadi çalışmalarda değil, sosyokültürel çalışmalarda farklı bir yere taşıyan yön şüphesiz sosyal olguların meydana geliş aşamalarına bakışı çeşitlendirmeleri olmuştur. İktisat ve tarih çalışmalarında hegemon bir bakış olarak Marksizm in karşısında duracak olan bu yöneliş, şüphesiz iktisadi faaliyetlerin ve sosyal olguların ilişkileri temelinde özellikle din olgusuna vurgu yaparak, toplumların zihinsel tarihleri, gelenekleri ve toplumsal karakterleri ile uyum sağladıkları iktisadi sistem arasında ciddi bağlantıların elde edilmesini sağlamıştır. Bu bağların incelenmesi, feodal düzenin yıkılışının ardından özellikle kapitalist iktisadi sistemin Batı da kökleşmesi ancak Doğu toplumlarında uygulanma bakımından başarılı olamamasına olgusunun açıklanması konusunda ışık tutmuştur. Weber ve Ülgener in farklı coğrafyalarda denedikleri bu yaklaşımlar aynı şekilde, iktisat tarihinin önemli bir dal olarak ortaya çıkmasına ve benzer şekilde bu alanın incelenmesine felsefi bir boyutun kazandırılmasına katkı sağlamıştır. Tüm bunların yanında sınıf temelli toplumsal çözümlemeler yerini farklı yaklaşımlara bırakabilmiş, ekonomik faaliyetler ve sosyal yapı ilişkisine, coğrafya ve din faktörleri etkin şekilde girebilmiştir. İlk olarak ekonomik faaliyetlerin insan eylemlerinin bir ürünü olduğu kabulünden yola çıkan Weber ve Ülgener, insan kavramını incelerken ondan soyutlanamayacak olguları ele alarak yeni yaklaşımlar geliştirmeye, böylece ekonomiyi salt determinist yaklaşımdan uzaklaştırarak kültür ve din faaliyeti ile birlikte ele almaya çalışmışlardır. Dolayısıyla Weber ve Ülgener özellikle feodalizmden kapitalizme evrilen süreçte, yalnızca bir ekonomik faaliyet değişimi değil bu değişimin altında yatan zihinsel dönüşümü ve bunun dinsel sebeplerini ele almışlardır. Türkiye de iktisadi çalışmalara farklı sosyolojik yaklaşımlar getiren böylece ülkemizde İktisat alanının gelişimine de büyük katkı sağlayan Ülgener, Weber in batı toplumlarının iktisadi geleneğini incelerken ortaya koyduğu yaklaşımı İslam kültürü çerçevesinde ele almıştır. Ancak Ülgener in bu etkileşim çerçevesinde topyekun bir Weber kuramı kullandığı yaklaşımını geliştirmek haklı olmayacaktır. Ele alınan argümanların benzerliği ve dayandırıldığı noktalar her iki bilim adamın eserlerinde ortak olsa da, farklı medeniyetler ve dini kültürler etrafında şekillenen ekonomik yapıları ele almanın farklı yaklaşımları ortaya çıkaracağı muhakkaktır. Nitekim Ülgener in bu çalışmada ele alacağımız Zihniyet ve Din İslâm, Tasavvuf ve Çözülme devri İktisat Ahlakı eserinde, Weber in özellikle İslâm iktisat ilişkisi arasında kurduğu bağlantılara yönelik birçok eleştiri de, bu savı destekler niteliktedir. Ülgener in, çalışmasının başlangıcında kavramlara çözümlemeler getirme yolunu seçilmekte ve iktisadi ahlak ın sosyolojik yapılardan bağımsız şekil almadığını söylenmektedir. Bir toplumda sosyolojik yapıların oluşumu ve oturması, algı ve yaşayış tarzları ise toplumun çoğunluğunun kabul ettiği din den tamamen bağımsız bir yapı teşkil etmediği vurgusunun daha eserin ilk sayfalarında ele alınması çalışmanın kapsadığı olguları anlatım şekline açıklık getirmektedir. Dikkat çekmek gereken bir diğer husus ise Ülgener in İslam çerçevesi içinde şekillenen bir iktisat anlayışını anlatmakla birlikte, Weber in kapitalizm tanımlarına ve bir öteki olarak İslam ın karşısında kapitalizmin duruşuna yer veriyor olması. Çalışmada çoğunlukla ele alacağımız bu iki eser arasında temel fark Ülgener in karşılaştırmalı bir medeniyet tanımı ve farkı ortaya koyarak savına açıklık getirme çabasının

3 olması. Bu durum şüphesiz Ülgener in doğu ve batıyı iyi bilen bir akademisyen olmasından kaynaklanıyor. Ülgener in açıklık getirmeye çalıştığı iktisadi algının kapitalizmin tamamen karşısında olan ilk özelliği üretimde ağırkanlılık, rehavet ve yavaşlık olmasının yanında üretime kanalize olmaktan çok lüks tüketim ve bolluğa kanalize olmuş bir iktisadi yapının varlığı. Çoğunlukla çözülme devrinde Osmanlı İktisat yapısını ele alan bu yaklaşım ile din arasında var olan ilişkiyi açıklamaya çalışmanın, bir ekonomik yapı ve toplum ahlakının şekillenmesinde etkili olan faktörün yalnızca din olduğunu iddia etmek anlamına gelmediği belirtiliyor. Bu yargı, çalışmanın bu kısmının başında da belirttiğimiz şekliyle, iktisadi yapının açıklanmasında çok unsurlu bir ilişki yumağının olduğunu doğruluyor. Bir diğer yandan İktisat ve İslam arasındaki ilişkiyi incelemenin, salt bir kitabî dinden ve dogmatik faktörlerden bahsedileceği anlamına gelmeyeceği vurgusuyla da, İslam ın farklı coğrafyalarda, çeşitli mezhep ve kollara ayrılarak ve birçok din adamının yorumu ışığında birbirinden farklı algı ve dini kültürün oluştuğuna dikkat çekiliyor. Çalışmasına farklı bir başlangıç yapan Weber ise, Batı toplumlarının ussallaştırma konusunda elde ettikleri tarihi başarılara dikkat çekerek, iktisadi konuda rasyonel eğilimlerin neden ilk olarak Batı toplumlarında görüldüğüne dair dayanak oluşturuyor. Bu sava göre, iktisatta olduğu gibi bilim teknikte, sosyal örgütlenme şekillerini üretme konusunda de geri kalan Doğu toplumlarının eksikliklerini başında, mantıksal temellendirme ve deneysel yöntemden yoksun olunması. Bu başlangıçla birlikte batının tarihsel süreç içinde feodal yapıdan sıyrılan ilk örneklerine yer verirken aslında modern bir iktisadi sistem olarak ele aldığımız kapitalizm kavramının fiili örneklerinin oldukça köklü bir geleneğe bağlı olduğunu söylüyor. Weber in bu tezin altını çizmekteki amacı ise iktisadi dönüşümün yine iktisat temelli sebeplerini irdelemekten çok geleneksellikten kurtularak Protestanlaşan toplumlarda sosyolojik temelli bir yaklaşım ortaya koymayı amaçlıyor olması. Dolayısıyla Weber, sosyoloji, iktisat ve tarih felsefesi üçgeninde bir sistem analizi yapmayı hedefliyor. Ülgener ve Weber in çalışmalarının ilk kısımlarına ve çoğunlukla tercih ettikleri yöntemlere değinmemizin amacı Ülgener in, Weber in yaptığı tanımlama ve açıklamalara sıkça yer veriyor olması. Daha öncede belirtildiği gibi bunun altında, Ülgener in, Osmanlı nın ve İslam toplumlarının, iktisadi kalkınmanın en önemli motorlarından biri olan kapitalist sisteme neden uyum sağlamadığını açıklamasında yatıyor. Tercih edilen bu yöntem, Ülgener in din iktisat ilişkisine eğilmeyi gerektirdiği kadar Weber in Protestan Ahlakı ve Kapitalizm Ruhu na etraflı bir bakışı gerektiriyor. Bu çalışma, ele aldığı eserler gibi genel geçer bir sonuca ulaşmaktan çok, Ülgener ve Weber in din iktisat ilişkileri hangi bağlamda ve ne şekilde ele aldıklarına eğilmeyi hedefliyor. Bu nedenle çalışmanın ana kısmında ele alınan eserlerin, özellikle Doğu da ve Batı da iktisadi yaşamı şekillendiren din faktörünün etkisinin anlatıldığı bölümlere yer veriliyor. Çalışmanın ana kısmında Ülgener in eserini ele alırken Weber eleştirilerinde tekrara düşmemek ve temel argümanı birinci kaynaktan incelemek daha uygun göründüğünden ilk olarak Protestan Ahlakı ve Kapitalizm Ruhu nun geniş bir irdelemesine yer veriliyor. Bu açıdan Ülgener i yorumlamak ve eleştirilerine yer vermek daha verimli bir analizin ortaya çıkmasını sağlıyor. Sonuç kısmında ise özellikle disiplinler arası çalışmaların başlangıcına ışık

4 tutan bu eserlere yönelik eleştiriler ve olgular arası ilişkilerin açıklamalarına dönük yaklaşımlar yer alıyor. I. Bölüm: Weber in Protestan Ahlakı ve Kapitalizm Ruhu na Bir Bakış: Weber in sanılanın ve iddia edilenin aksine, kapitalizmin sınırsız bir kazanma hırsına eşit olmadığına işaret etmesi, tezinin olumlanması için gerekli bir giriş olarak görülebilir. Sınırsız kazanma ve elde etme hırsının, bu ekonomik sistem çerçevesinde mantıksal bir zemine oturtulması ve kapitalizmin kazanç uğraşısı, süreklilik, rasyonalite ve verimlilik olarak tanımlanması, modern kapitalist algının aksine pejoratif hiçbir yargı içermiyor. Yani bu sistem bir tür kaderci tavır kabul etmeksizin, sürekli olarak öngörü, tahmin edilebilirlik gerektiriyor. Dolayısıyla bu sistemin ekonomi temelinde girdi çıktı hesaplarının iyi yapılması yani iyi bir bütçe düzenlemesi yapmak gerekiyor. Basit tanımlamalara dayandırıldığında sistemin ortaya çıkışı ve işleyişinin yeni olmadığı savunuluyor üstelik yalnızca Batı da da olmamak üzere. 16. yüzyıl Avrupa sında Banka sistemine çok benzer bir borç usulü sisteminin Atina, Hindistan, Çin, Roma, Babil de de görüldüğü vurgusu elbette Weber in ve benzer şekilde Ülgener in savunduğu gibi iktisadi faaliyetler benzer olsa bile sosyolojik farklılıkların, farklı bir sistem üretebildiği tezini doğruluyor. Dolayısıyla Weber çağdaş kapitalist sistemin Protestan ahlak sayesinde Batı da kurumsallaştığı sonucuna ulaşıyor. Aslında denilebilir ki, Weber in iktisat dışında ussal temellendirmelerini Batı ya atfettiği birçok şeyin anlatımını iktisadi meselenin kökeni konusunda Batı da kültürel bir temelin oluştuğuna işaret ediyor. Esasen Weber in Kapitalist sistem analizi, bir dizi ekonomik meşguliyet ve bunun alt yapısını anlatmak şeklinde bir tez ortaya koymuyor. Ülgener in ve Weber in en çok bahsini ettiği konu ethos etrafında şekilleniyor. Weber, Batı toplumlarının, daha önce kapitalist sistem ekonomisini uygulayan medeniyetlerden farklı olarak, bu sisteme bir ethos kazandırdığını iddia ediyor. Bu ise iktisadi yapıyı tamamen sosyal yaşama entegre etmek üzere kurulmuş bir felsefe ve ruha dayanıyor. Dolayısıyla biçimsel özgür emeğin mantıksal kapitalist işletme olarak örgütlenmesi ve endüstiriyel örgütlerin varlığının dışında sistemin ortaya çıkıp yerleşmesinde kültürel kabullerin olduğu, kültürel kabullerin ise en çok Protestanlıktan ve kollarından etkilendiği noktasına varılıyor. Kapitalist sisteme katkı sağlayan alışkanlıkların başında ise ekonomik alışveriş ve örgütlenmelerin dışında işyerlerinin birbirinden ayrılması, defter tutma alışkanlığının kazanılması ve hukuksallık geliyor. Dolayısıyla daha ileride Protestanlıkla ilişkisi yakından kurulacak olan sistem Batı da ticaretleşme, değerli kağıdın ortaya çıkışı, spekülasyonun ussallaşması ve borsa matematiğinden daha fazlası olarak ortaya çıkmış oluyor. (Weber: 21) Peki temelinde özgür emek (Weber: 22) olan bu sistemde Protestanlığın katkı ve işlevi neydi? Weber burada bir takım istatistiklerden bahsederek konuya açıklık getiriyor. Almanya da sömürge sahipleri, işveren hatta işçi sınıfının eğitim görmüş tabakasının, teknik ve ticari eğitim görmüş personelin Protestan olduğuna dikkat çekiyor. Bu korelasyon sadece

5 Almanya da da görülmüyor. Benzer şekilde ekonomik olarak imparatorlukların ya da miraslarının zengin kentlerinin çoğu 16. Yüzyıla Protestanlığı kabul etmiş görünüyor. Weber, tarihten aldığı bu verilerden yola çıkarak, ekonomik zenginlik ve iktisadi yapıda gelenekselliğe başkaldırı ile dini gelenekselliğe başkaldırı arasında kuvvetli bir ilişki kuruyor (Weber: 30,31). Bu durumda ortaya çıkan mesele şu oluyor; Protestanlık ilkesel olarak Kapitalist sistemi beslemeden önce her ikisini bünyesinde toplayan insan topluluklarını hem yeni iktisadi yapıya hem de yeni bir mezhebe ısındıran ruh aynı ruh oluyor. Dolayısıyla denebilir ki Weber e göre Kapitalist ruha üfleyecek olan Protestanlık ruhu ve bu iki yapının evliliği aynı coğrafyalarda birleşmelerinden sonra gerçekleşiyor. Kapitalist sistem temelinin ve Protestanlığın aynı coğrafya ve sosyal yapılarda eş güdümlü buluşması, iktisadi sistemin yapı taşlarını oluşturan toplum kabulleri inşa etmeye başlıyor. Weber bu durumu örneklendirmeye, eğitimle devan ediyor. Katolikler insanbilimleri okullarını tercih ederken, Protestanlar teknik alan ve ticaret okullarını tercih ediyorlar. (Weber: 34) Dolayısıyla dini kabuller iktisadi yaşamı şekillendirmeden evvel, eğitim algısı ve tercihlerini de etkilemeye başlıyor. Weber e göre din ve iktisat ilişkisi Batı toplumlarının tamamında farklı tarikatlar ve müritleri arasında şekilleniyor. Hollanda da kapitalizm Kalvenistlerin batıl inançları ve ticareti artırmaları ile şekillenirken ABD ve İngiltere de Quakerler, Hollanda ve Almanya da Mennonitler kapitalist sistemin yayılmasında etkili oluyorlar. Katolikliğin yaygın olduğu ve bu mezhebin kabul gördüğü yerlerde Kapitalist ruhun yer bulamaması Katolikliğin asketik yapısına dayansa da, Protestanlığın bu sistemle uyumlu buluşmasında anti asketik yapısının dışında bulunan başka özellikleri de etkili oluyor.(s.40) Weber, bu konuya çalışmanın ileri sayfalarında dünyevî asketizmin temelleri başlığı altında yer veriyor. Dolayısıyla Weber in, Protestanlığın çatısı altında münzevîliği tamamen reddetmediğini ancak farklı bir bakış açısıyla, iktisadi yaşama etki ettiğini vurgulamaya çalışıyor. Kapitalist sistemi ayakta tutan ve yeşermesi sağlayan asıl mesele, salt ticari zeka ve tamamen hesaplı bir sistem üzerine kurulu bir alışkanlığı ifade etmiyor. Paranın güçlendirici ve verimli olduğu kabulü, paranın parayı üreten bir yapısı olduğuna dair duyulan inanç, faiz sisteminin işlerliği, çalışkanlık, ölçülülük, dakiklik gibi ilkeler her şeyden önce bir ethos un varlığını gerekli kılıyor. Bu ahlaka bağlılık hiç şüphesiz, borcuna sadıklık ve iyi bir ödeyici olma gibi ahlaki davranışları da beraberinde getiriyor. (Weber: 45) Para kazanma eylemine dönük bu hareketlere atfedilen ahlaki tavır ve tutumlar tabi ki yalnızca karın doyurma ve ihtiyaçlarını giderme isteklerinden kaynaklanmıyor. Weber e göre asıl mesele Protestanlığın, diğer din ve kültürlerin iş gözüyle baktığı basit meseleye yetenekler doğrultusunda kazanılmış meslek algısını kazandırarak, kazanma, üretme ve çalışmayı yaşamın amacı haline getirmesi. Dolayısıyla kapitalist sistemde iktisadi hayatın her bir parçasını oluşturan basit iş kollarına kutsiyet atfedilmiş oluyor. Bu durumda Protestanlığın bu kabulü, bu mezhepte olan toplumları meslek ve kazanma konusunda önüne geçirmiş oluyor. (Weber: 45) Weber bu tezi sağlamlaştırmak için İncil den şu kesiti veriyor; mesleğinde azimli olan birini görürsen, o kralların önünde durmalıdır. Weber, kapitalist sistem analizi yaparken, çoğunlukla Protestanlık temelinde kesişim noktalarına vurgu yapıyor. Kapitalizmin tekler evreni olduğuna dair yaptığı vurgu ve

6 ardından verdiği Massachusetts te kapitalizm ruhu örnekleri muhtemelen Amerika da var olan bireyselcilik ruhunun tırmanışıyla örtüşen bir yapı arz ediyor. Zira kapitalist ruh para kazanırken teklerin çıkarlarının mutlak vicdansızlığıdır (Weber:50) tanımı da bu tezi destekliyor. Weber in kapitalist sistem analizinde kapitalizmin yanında olması Geleneksel tutum az çalışıp yeteri kazar kazanmayı yeğlerken, kapitalist sistemin ücreti düşürerek işçiyi çok çalışamaya itmek şeklinde bulduğu tutumun tek açıklaması aura sacra fames ile yapılıyor. Bu terim altın ve kazanç için kutsal arzu anlamına geliyor. Dolayısıyla çok çalışma ve kazanma arzusunun, dünyaya yönelik harcama yapma niyetiyle değil, kutsal bir arzu ve kutsal bir görevle yapılması, iktisadi yapıya bağlılık oluşmasında başat unsurlardan biri olarak görülüyor. Kapitalizmin tüm endüstriyel ülkelerde işgücünü güçlendirdiği düşünülüyorsa (Weber: 53, 54) yalnızca çalışmak için çalışmak tezi havada kalıyor. Weber in ilişkilendirmelerinden çok çarpıcı olan bir diğer ifadesi ise kapitalist ruh taşıyan insanların aynı oranda kiliseye kayıtsız kaldıkları (Weber: 62) tezini ortaya atması. Dinin insanı dünya işlerinden uzaklaştığına da yapılan bu vurgu bir soru işaretini beraberinde getiriyor. Prostestanlığı kabul eden toplumlarda sosyal yapı din ile birlikte iktisat lehine şekillendiyse ve aralarında doğru bir orantı varsa aynı ölçüde dinden uzaklaşan bir kitleden nasıl söz ediyoruz? Bu durumda iyi kapitalistlerin dinden uzak bir hayat sürüyor olmaları gerekirse ve bu durumdan onların iktisadi kabullerinin dinle olan doğru orantılı bağlantısını kafa karışıklığına yol açıyor. Ancak Weber i haklı çıkaracak bir savunuyu şu yönden yapmamız mümkün; Weber Batı Kapitalizmi derken paket şeklinde bir kavramdan bahsetmiyor, Protestanlığın farklı kollarının farklı bölgelerde etkili olduğunu söylüyor. Örneğin Amerika da bireyselciliğin ön plana çıkarak Kapitalist sisteme yaptığı katkı, Adam Smith in liberal ekonomi teorisiyle oldukça örtüşürken, Luther e göre kapitalizmin ethos unun temelinde var olan meslek kavramı komşu sevgisine benziyor dolayısıyla bireyselcilik ruhuna oldukça aykırı bir konumda yükseliyor. (Weber: 71,73) Ancak Weber in Batı toplumlarını incelerken göz önünde bulundurduğu coğrafya ve kültür göreceliği ve objektif bakış açısı, Doğu toplumları hakkındaki İktisat teorileri ötekilerken ön plana çıkmıyor. Kapitalizmin beslendiği kaynakların çeşitliliğine coğrafi farkların yaptığı katkı kadar farklı dini kollar da farklı fraksiyonlar ortaya çıkarabiliyor. Prüten ahlak, Kalvenist ruh, Protestanlık ve genellikle Luther in görüşlerinden etkilenen meslek algısı kolektif bir tanımlama ile Kapitalizmi oluşturuyor. (Weber: 75,79) Protestanlıkta asketik [1] eğilimle ortaya çıkan Meslek Ahlakı olarak vurgulanan noktası ise, 18. Yüzyılda İngiltere de ve daha sonra Lutherciliğe kayan şekliyle Hollanda da, Avrupa nın ana bölgelerinde Kalvenizmle ortaya çıkıyor. Dünyevi Asketik hareket ise daha sonraları çoğunlukla Prütenizm[2] olarak anılmaya başlanıyor. (Weber: 83,85) Ülgener in, İslam da bir nevi tasavvufi görüşlerle örtüştüğünü iddia ettiği Asketizim anlayışının, Kapitalist sistemdeki etkisi ise 1674 tarihli Westminister İtikatnâmesi nin meslekle ilgili ele alınan bazı bölümlerinde ortaya çıkıyor. İtikatnâmede yer alan hükümlere göre, özgür iradeyle dünyaya gelen insanlığa tüm meslekleri Tanrı nın bir lûtfu ya da başka

7 bir değişle uygun görmesi halinde veriliyor. Buna göre mesleki görev de bir nev i Tanrı nın şanını yeryüzünde yüceltmek ve onun başarılı eserleri olduğunu göstermek olarak tanımlanıyor. Çoğunlukla Kalvenist inancında ortaya çıkan bu görüş[3] genel olarak meslek uğraşısını içeriyor. İçerdiği bir diğer anlam ise Tanrı zenginliği ile karşılaştırıldığında servet peşinde koşmanın hem gereksiz hem de ahlaka aykırı bulunuyor olması şeklinde ifade ediliyor. Kalvenizm de ki asketizm algısının ise daha katı muhtevalara sahip olduğu belirtiliyor. (Weber: 135,138) Varlık, mülkiyet sahipliği, bedensel zevkler kutsal yaşamdan ayrılma tehlikesini beraberinde getirir. Zamanı boşa geçirmek ise tüm günahlar içinde en ağır olanıdır. Bu durumda meslek uğraşısının kutsallığına inanmak, bunun için ayrılan vakit, çaba ve her türlü iyileştirme hareketinin Tanrı ya hizmet ettiğini düşünülür ve meslek işinin kutsallığı insanın ibadet faaliyetlerini de etkileyebilir. Bu katı Kalvenist inanca göre mesleğinde tembel olan kişinin çoğunlukla, ibadetlerini yerine getirme konusunda da çok başarılı olduğu görülemez. Zira Tanrının insanlara uygun gördüğü meslek ya da yeteneklere sebat etmekte bir nevi dini bir ödevdir. Ancak birkaç işi bir arada yapmak yahut meslek değiştirmek kimseye zarar vermiyorsa ve Tanrı buyruğu dışında bir işe hizmet etmiyorsa kabul görebilir. Dünyevi asketizm, senyörlerin tembelliğine ve çalışmamaya sevk eden zenginliği de iyi gözle bakmaz. Elbette bunlara boş gösteriş, aylak konuşma, Tanrı buyruğuna değil insan buyruğuna hizmet eden hareketler de hoş görülmeyenler arasındadır. (Weber: 141,150) Bu asketik inançlar bütünü lüks tüketimi sınırlama yoluna giderken ve zevk veren zenginliğin karşısında dururken bir diğer yandan mal kazancına yönelik geleneksel ahlakın koyduğu kuralların önünde durmuştur. 17. yüzyıl İngiliz merkantilist yazarları da Hollanda nın sermaye gücünün İngiltere ye göre üstünlüğünü yeni kazanılmış zenginliklerin düzenli olarak toprağa yatırılmasına bağlayarak, Kalvenizmin daha etkili olduğu yerle iktisadi faaliyetin gelişimine dikkat çekmişlerdir. Ancak Weber in de dikkat çektiği gibi 17. Yüzyıldan sonra bu katı dindarlık yerini daha laik bir anlayışa bırakmıştır. Ancak iş kavramının yerine meslek kavramının yerleştirilmesi ve kutsanmış olmak için meslekte çaba sarf etme psikolojik güdüsü dinin etkisiyle Batı toplumlarının kodlarına işlenmiş oluyordu. (Weber: 156, 158) Weber in yaklaşımları ve ilişkilendirme metotlardan yola çıkarak, ekonomik determinizme karşı çıktığı kadar, tarihsel bağlamda da böyle bir yönteme karşı çıktığını söylemek mümkün görünüyor. Ancak Weber in Batı, kapitalist sistem ve Protestanlık üçgeninde ele aldığı meseleyi etraflıca anlamak için, çalışmasında hem Weber eleştirilerine yer veren hem de İslam iktisat ilişkisini ortaya koyarak farklı bir yaklaşım getiren Sabri Ülgener in çalışmasını incelemek gerekiyor. II. Bölüm: Sabri Ülgener in İslâm, Tasavvuf ve Çözülme Devri İktisat Ahlakı na Bir Bakış: Ülgener çalışmasına kavramların açıklaması ile başlıyor. Weber in iktisadi sistemde ele aldığı coğrafi yaklaşımın benzerini Ülgener, İslam ın kabul edildiği bölgelerle ilişkilendirirken, çeşitli coğrafyalarda çeşitli algılarla farklı din algılarının ortaya çıktığını belirtiyor. Weber in İktisadi sistemde bu ortaya koyduğu yaklaşımların metodik ve disiplinli yapısıyla Protestanlığın, Kalvenizm kolu Püritenlikle yakınlık gösterdiğinin altını çizen çalışma, Katoliklerin iktisadi

8 yaşama katkılarının az olması ve hiçbir az gelişmiş ülkenin Protestan olmaması gibi bulguların varlığını hatırlatarak Weber in bu yaklaşımını haklı buluyor. Ülgener e göre iktisat insanla madde arasında ilişki kuran fiildir bir başka ifadeyle iktisat bugünü ve geleceği garantiye alarak bölüşüm yapmaktadır. Dinin maddeyle olan mesafeli yaklaşımını düzenleyen şey tam da iktisat ahlakıdır. Kapitalist sistemde madde sayısal değer ifadesi ve emtiadır. İşlevselliği ve rasyonel değeri ön plandadır. Genel anlamda iktisadi ahlakın pratik değer ve tercih ölçülerine yönelik telkin ve motifler toplamı olduğu tanımı yapılırken iktisadî ahlakın tek ve tavanda yer alan grupların seçimleri ve algılamalarından ibaret olmadığının belirtilmesi, sosyolojik analizde Ülgener in de sınıfsal çatışma temelinde bir yaklaşım sergilemediği ortaya konmuş oluyor. (Ülgener: 1,24) Ancak Ülgener de, Weber in iktisadi düzene yön vermiş tabakaların her düzende görüldüğü tezini destekliyor. Nitekim Weber, Yahudilikte yurtlarından kovulan parya ları, Hıristiyanlıkta gezginci esnaf ve zanaatkâr diyaneti, İslam da cihad erleri ve küçük burjuva sınıfının iktisadi hayata yön veren tabakalar olduğu iddiasını ortaya koyuyor. İslam da tasavvuf büyüklerinin anlayışına göre Dünya Tanrı dan gafil olmadan başka bir şey değildir. Ancak İslam ın tasavvufa açılmasından sonra taban ve tavan ayrımı derinleşiyor. Weber i din sosyolojisini çoğunlukla zirve ve taban bölünüşüne odaklama konusunda haklı bulan Ülgener, bu tezi Osmanlı toplumsal yapısında Yeniçeri ve esnafın Bektaşîlik, Ulema ve Devletin Sunnîlik etrafında toplanmasıyla örneklendiriyor. Ancak Ülgener, Katolikliğin dar ve kapalı hücre içinde oluşan fikir ve değer muhtevasını tabana aktarmaya izin vermeyen bir din olduğu yaklaşımı ile İslam a getirdiği yaklaşımdan farklı bir yön ortaya koyuyor. (Ülgener: 43, 44) Ancak Weber in de belirttiği gibi Protestanlıkla ruhani bir heyete son verildikten sonra taban ve taban ikiliği arasındaki duvarlar yıkılmış oluyor. Bu duvarların yıkılması Weber in dünyevi asketiklik Ülgener in ise münzevîlik olarak ifade ettiği ve daha açık şekliyle din ve sosyal yaşamın aynı potada eritilmeye çalışıldığı algıların ortaya çıkmasını sağlıyor. Weber in Protestanlığın dünyaya karşı sorumluluk yüklediğini dolayısıyla sosyolojik bağlamda iktisatla ilişki kurduğunu ifade etmesi, diğer dinleri dışarıda bırakırken bir nevî baştan aşağı münzevîlik atfetmesi anlamına geliyor. Bunun karşısında olan Ülgener in ifadesiyle, İslam yalnızca ahirete yönelik ödev yüklemiyor. İslam ın dünyaya karşı sorumluluk yükleyen bir yanının mı yoksa ahitret ödevlerini yükleyen yanının mı daha baskın olduğu ile ilgili çeşitli görüşlere yer veriliyor. Bu konuda yaygın iki görüşlerden ilki tanrının hikmetinden sual olunmaz diyerek, kaderciliği ön plana çıkarıyor. Bu algı dolayısıyla, dünyanın her türlü sıkıntı ve zorluğu karşısında koşulsuz bir kabul yoluna gitmeyi ön görüyor. İkinci görüş ise Tanrı nın insanları dünyayla başa çıkacak kudrette yaratmış olmasına inanılması gerektiği kanaatinde. Weber in bahsettiği dünyevî asketik eğilime daha yakın olan bu görüşe göre ise, Tanrı kullarını yaratırken onlara kendi kudretinden özellikler vererek yaratıyor. Kulların imtihan için zorluklarla dolu dünyada başa çıkmaya çalışmaları, nefislerini kontrol etmeleri ve

9 yaşam için mücadele verirken kendilerini günahlardan korumaya çalışmaları kutsal kudretin bir uzantısıyla mümkün oluyor. Dolayısıyla kendini aciz görerek kabuğa çekilmenin küfre kadar gidebileceğine inanılıyor. Ülgener bu örneklerle altını çizmek istediği nokta herhangi bir dinden ve bu dinin toplumundan bahsederken, tıpa tıp aynı kabullerden ve yaşayış tarzından bahsetmemizin mümkün olmadığı. Ülgener in ortaya attığı bir mesele ise dogma ve teori seviyesinde kalan yaklaşımların, iktisat ahlakının oluşmasında dikkate değer seviyede zayıf kalıyor olması. Bundaki en önemli işaret ise dinin algılanış ve yaşanışının birbirinden farklı meseleler olmaları. Bu noktadan hareketle varabileceğimiz yargı ise Şer î hükümlerin, elitlerinin (ulemanın) tasavvufî görüşlerinin yahut marjinal dini grup ve mezheplerin kütleye mahsus basit imajlardan müstesna olduğu. Yani marjinal verilerle geniş bir sosyolojik tabanın incelenemeyeceği konusudur. Bu konuya mahsus bir diğer mesele ise elitlerin her dinde farklı yapılarının bulunuyor olması. Hıristiyanlıkta pasif, hücre ve çile ehlinin, İslam da din mücahidi, tasavvuf ve tarikat uluları şeklinde yapılanışı, Kalvenizm de ise sert ve müsamahasız şekilde dünyadan el etek çekmiş kişilerin varlığıyla farklı bir din elitleri tablosunun ortaya çıkması. Ülgener in din elitleriyle ilgili bu açıklamayı getirmesindeki maksadının ise İslam toplumlarının iktisadî başarısızlıkları ile münzevî tercihlerin arasında birebir ilişkinin kurulamayacağının alının çizilmesi gibi görünüyor. Nitekim Ülgener İslam ın kuruluş çağında kütleye asgari ölçüde şart ve farizalar yüklenmesi konusunda dikkatli davranıldığı konusuna dikkat çekiyor. Bu demek oluyor ki, İslam ın getirdiği kurallar doğrultusunda inziva yahut derin bir tasavvufî yolu tercih etmiş olan kütle geniş bir sosyal grubu etkisi altında bırakmıyor. (Ülgener: 46, 47) Ülgener in,weber in İslam toplumlarını ele alırken yaptığı tek yönlülük hatasının yalnızca İslam a uygulanmadığı esasen bunun bir metot olarak kullanıldığını anlamak mümkün. Buna göre Weber, iç yapılarda en tutarlı unsurlara ağırlık verilerek analizler ortaya koyuyor. Weber e göre İslam ilk dönemlerinde dışa dönük bir tavırla cihat, fütuhat ve ganimet hırsıyla genişliyor ancak sonra içe kapanık bir yapı sergiliyor. (Ülgener: 59) Ülgener in, Weber in bu tespiti ile ilgili itiraz ettiği nokta ise, İslam ın girdiği coğrafyalara göre farklılık gösterdiği gibi zaman içinde de farklı toplumsal algılarlar içinde şekillendiği gerçeği olarak söylenebilir. Weber in çoğunlukla İslam ın ilk dönemlerini ele alarak yaptığı analizde; İslam ı ilk kabul edenler üst sınıfı oluşturmuştur. İslam, Medine ye girmesiyle ve sonrasında da dini yayma faaliyetinin hız kazandığı bir sahada, Müslüman toplulukların feodal özellikleri daha fazla taşıyan, savaşçı kimliği ön plana çıkmıştır. Bu dönemde ayrıca basit kazanma yollarının dışında daha fazla kazanmanın yolu ganimet elde etmekten geçmiş ve servet biriktirme daha çok kazanç ve çalışmanın önünü açmak için değil dünyaya yönelik istekleri daha çok karşılamak içindir gerekli görülmüştür. Bir diğer yandan bu tez Weber tarafından Tanrı kuluna dünyalık vermişse bunun gözle görülebilir izlerini onda görmek ister hadisine dayandırılmıştır. Weber in bu tespitlerinden çıkarılabilecek sonuçlardan biri ise İslam ın aristokratik ve feodal toplum düzeni içinde savurganlığa ve tüketime açık olması. Bir diğer yandan dışında boşanma kolaylığının varlığını, kadının toplumda daha aşağı değerde kabul

10 edilmesi, İslam ın, ibadetler düzeyinde basit algılanış seviyesinde tutulması gibi İslam a atfedilen özellikler de yine Weber tarafından feodal izler olarak kabul görmüştür. Weber e göre İslam da şeriat hukukunun, tarikatların ve tasavvufun varlığı ise marjinal seviyede kalmış örneklerdir ve genel kanıyı değiştirmeye muktedir değillerdir. Bunu yanında İslam da Kadir-i Mutlak ve Bağışlayıcı Tanrı figürü, İnsanlar nezdinde sorumluluk yüklenmeyi asgari seviyeye indiren bir anlayış taşır. Tasavvufta var olan nefsi yok etme çabası ise Tanrı nın yeryüzünde buyruklarını yerine getirme isteğinden insanları alıkoyar. (Ülgener: 60, 64) Ülgener in bu tespitleri kırma noktasında başvurduğu en birincil yöntem ayetlere, tefsirlere ve sahih hadislere başvurmak. Weber in de kendi eserinde Protestan ahlakına yönelik tespitlerinde aynı yönteme başvurması, bu açıdan iki bilim adamı arasında metodik bir benzerliğe rastlamamızı sağlıyor. Ancak Weber in İslam konusunu ele alışında yine bu yönteme başvurarak hadis örnekleri sunmasının ikna edici olmak konusunda eleştiriye yer bırakmayan yargılara ulaştığını söylememiz de pek mümkün görünmüyor. Zira kutsal kaynaklardan alınan verilerin, muhtevalarıyla ilgili yorum yapabilmek için şüphesiz, o dinin alimleri yahut bilginlerince icra edilmiş tefsir ve yorumlara başvurmak gerekiyor. Ülgener in, Weber in İslam yaklaşıma yönelik itirazının ilk olarak dünya malının kavranışıyla ilgili oluyor. Buna göre dünya malı İslamiyet te aşağılanan bir meta yumağını ifade etmiyor. Ülgener e göre; İslâmiyet in karşısında olduğu durum, dünya hayatını idame ettirmek ve meslekte başarılı olmak için harcanan çaba değil, ruh alemini kirleterek nefsi metanın hizmetine sunmaktır. Dolayısıyla İslam, servet biriktirmekten çok, mal varlığına sahip olmak için beslenen hırstan ve bundan doğan kibir ve gurur hissinin karşısındadır. Bunun dışında İslam dini münzevîlik koşulu olan bir din değildir. Bilakis akraba, komşu ve sosyal çevre ilişkilerinin ön planda tutulduğu bir dindir. Ayrıca geleceğe hazırlıklı olmak adına bir yıllık erzağını hazır bulundurmanın, diyanete destek vereceği yönündeki sahih hadisler, İslâm ın günübirlik geçimi sağlamayı desteklediği ve servet biriktirmenin tamamen karşısında olduğu tezini de çürütür. Nihayet İslâm ın geçim konusunda en uygun gördüğü yol orta yol olarak işaret edilmiştir. (Ülgener: 65, 69) Weber in, İslam dünyasının sürekli feodal toplum özelliği gösterdiği tezine karşılık, Ülgener İslâm ın farklı dönemlerinden bahsediyor. Bu dönemlerden ilki olan Mekke nin ilk gönüllü Müslümanlarının hiç karşılık beklemeden İslam ı hak din olarak kabullenmeleri sürecinde ticaretin hakkını vermek üzere liberal bir piyasa düzenini sağlamayı ve dünya nimetlerinden faydalanmayı helal kılan ayetler nazil oluyor. İkinci dönem olarak kabul edilebilecek olan Kureyş asıllı tüccar, kervan, arazi sahipleri ile Medine fethine ve yayılmaya katkı sağlayan fetih ve gaza erleri ile İslâm ın coğrafyasının genişlediği dönemde ise şan, şeref yolunda ümmete fetih kapılarının açıldığını müjdeleyen ayetler nazil oluyor. Müslümanların çoğunlukla zühd ve takva dünyasına yabancılaşmaya başladığı dönem ise Emevî saltanatının getirdiği ihtişam ile başlayan dönem oluyor. İslam ın feodal bir toplum yapısı öngördüğü tezini çürüten bir başka mesele ise, Kuran-ı Kerim de yiyin, için telkinin olduğu ayetlerin hemen ardından ancak israf etmeyin tembihinin hazır gelmesidir. Dolayısıyla savruk bir iktisadi yolu işaret etmediği açıktır. Öte yandan malların batıl yoldan elde edilmemesinin ve karşılıklı rızaya dayanan ticaretin gerekliliğini vurgulayan ayetler de helal kazancı savunmanın

11 yanında, İslam ın yalnızca ganimet yollu servete onay verdiği hükmünün karşısındadır. (Ülgener: 75, 83) Bu saptamalar, dünyada ticaret yapmaya ve kazanca yönelik, ilahi işaretlere yalnızca Protestanlığın sahip olmadığının da açık bir kanıtı niteliğindedir. İbadetin on yolunun dokuzunun helal rızık talebidir yahut yarın ölecekmiş gibi ibadet edin, hiç ölmeyecekmiş gibi çalışın hadis-i şerifleri, Cuma namazını kıldıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah ın fazlından nasip arayın (Cuma Suresi ayet 10) ayeti gibi örneklerin var olduğu bir dinde de bir ethos un bulunduğunu söylemek sanırız çok yanlış olmayacaktır. Ancak ticareti ve çalışmayı öven bu delillerin mülk edinmeye de bir sınırın getirilmediği kanaatini oluşturamaması gerekir. Zira mal ve eşyanın meşruluğunu elde ettiği iki yol olan; kazancı Batınî yollardan elde etmek ve elde edilenlerin makul bir maksada hizmet etmesi zorunluluğu mülk edinme yollarına sınırlama getirildiği göstergesidir. İslam dini mülk edinme yollarının meşruluğunun da detaylı işaretlerini içeren bir yol çizmiştir. Bir diğer açıdan da İslam ın tevekkül algısı ve kadere iman zorunluluğunun, iktisadî temelde hiçbir çaba sarf etmeksizin tam bir teslimiyeti ifade etmediğini de Ülgener in işaret ettiği ayetin Bir kere de azmettin mi gerisi için Rabbine tevekkül et [4] (Ülgener: 79, 88) hükmü ile göstermek doğru olacaktır. İslam algısı içinde bu münzevî düşüncelerin genel olarak tasavvufla bağlantılı olduğunu ve büyük bir kitleye mahsus fikir ve geleneği ifade etmediğini belirtmek gerekir. İslâm geleneğinde, Tasavvuf; Orta Asa, Hint ve İran karışımı inançların İslami unsurlarla yoğruluşundan vücut bulmuş bir gövde akımıdır. Bunların içinden de özellikle Sufiler in İslâm ı yumuşatılmış haliyle uç boylarına ve İslâm coğrafyasının en ücra köşelerine kadar taşığını belirtmek gerekir. Tasavvufla beraber dünya nın sadece bir ilgi ve ilişkiden ibaret kalan yönü değişmeye başlayacaktır. Dünyanın zikr ve aile tarafına ağırlık verildikçe, dünya içten de dıştan da uzak durulması gereken varlık olmuştur. Tasavvufta çoğunlukla (mesnevide) tevekkül ve teslimiyetin tattıracağı huzur övülerek, dünyanın hiçbir zaman Allah ın takdir ettiğinden fazlasını vermeyeceğini söylemektedir. (Ülgener: 91, 96) Ülgener in Tasavvufla ilgili ifadelerinin yine tasavvuf ehli tüm tarikatları bağlayıcı bir nitelik belirtmediğinin altını çizmek gerekiyor. Bir kütle algısı olarak kabul edilerek tüm bir iktisadi çevreyi etkilemeyeceğini belirttiğimiz Tasavvufun özellikle Melâmilik kolunun, Sufizm felsefesinden biraz ayrışarak çizdiği yol ve Ülgener in bu tarikata yönelik yorumları da bunu destekliyor. Bu tanımlara göre Melamîler görünürde halkla, gönülde Hakla beraber, dünya hayatında işinde gücünde bir yaşam sürüyor ama kulluk vazifelerini eksiksiz yerine getiriyor yapıyor. Dünya; Melamiler için bir haz ve zevk ortamı olmadığı gibi günah ve kusurlarına bulaşmamak için uzağında durulması ve kaçınılması gereken bir ölümlü dünya da değildir; tam tersine işlemek, şekil ve düzen verilmek üzere müminlerin üzerine serili bir madde ve malzeme yumağı. (Ülgener: 104, 110) Bu örneklerden çıkarabileceğimiz sonuç ise Melamîlik tarikatının dünyadan kaçmadan onunla mücadele etmek gerektiren bir muhtevası oluşu yani İslâm tasavvufu içinde hem felsefi boyutun hem de daha basit seviyede dünya boyutunun ele alındığı bir çerçeve. İş ve

12 çalışma hayatının yaşamı idame ettirmenin zorunlu bir yolu olarak değil bir vazife olarak görüldüğü bir yaklaşım. Meslek kavramına tam bir kutsiyet ifadesinin yüklendiğini söyleyemesek de, dünya yaşamında çalışmaya dönük bir derin bir zihinsel çerçevenin olduğu açık ki bu tarihi göstergeler, İslâm ın ne tamamıyla münzevî ne de tamamıyla feodal özellik gösteren savaşçı ve ganimetçi bir din olmadığının kanıtı. Emevî saltanatıyla beraber değişen İslâm algısından sonra, Ülgener in tasavvuf konusuna geniş yer vermesindeki maksat şüphesiz değişen toplum katmanlarını ve din elitlerini anlatmayı amaçlıyor. Tasavvufun gelişmesi, din ve iktidar ilişkisi çerçevesinde İslâm ın iktidar odakları ve gelir düzeyi yüksek kesimleri arasında yayınla görüşlerinin ötesinde artık farklı bir elit sınıf ortaya koyduğunun altını çizmeye çalışıyor. Ülgener in dikkat çektiği bu nokta esasen tasavvufla birlikte ruhban benzeri bir sınıfın oluştuğu bu sınıfın kendini daha münzevî bir hayatın içine sokarak geçim derdi ve dünya işlerini tabana ittiği meselesiyle ilgili. Dolayısıyla sonuç olarak Ülgener in yaklaşmak istediği noktanın, özellikle Amerika coğrafyasının Kalvenist inanışla ve endüstriyelleşme ile eş zamanlı buluşmasının ardından ortaya çıkan kapitalist iktisadî sistemin birebir aynı şekli ile olması bile, dinin felsefi ve ibadet yüklü yönünü omuzlarına alarak, batini yorum çerçevesinde dünya işi ni ve çalışma zorunluluklarını alt sınıflara itmesi de pre-kapitalist bir toplum başka değişle rant kapitalizmi şeklinde tabir edilebilecek bir iktisadi yapının oluşmasına olanak sağlamıştır. (Ülgener: 124, 137) Sonuç: İktisadi çalışmaların birden çok yönü olduğu ve çeşitli ilişkiler yumağını temsil ettiği açıktır. Bu gerçek Türkiye de Ülgener i, Batı da ise Weber i farklı bir yöne taşımıştır. Sabri Ülgener in, iktisat ve sosyolojik tarihimizde önemli bir çevreyi sunduğu çalışmasını ele almadan önce, tarz ve yaklaşımı konusunda ilham aldığı Max Weber e değinmek zorunluluğunun ortada olduğunu belirtmek gerekir. Bu zorunluluk çerçevesinde ele alınması gereken ilk konu, Ülgener in de İslam, Tasavvuf ve Çözülme Devri İktisat Ahlakı nda hatırı sayılır şekilde değindiği Protestan Ahlakı ve Kapitalizm Ruhu olmuştur. Zira Ülgener in İslam, coğrafya, sosyolojik katmanlar ve iktisadi çerçeve içinde ele aldığı tezin yönü ve doğrultusu konusunda Weber e ait izlerin olduğu tartışılmazdır. Ancak belirmek gerekir ki, bu bağlamda ele alınan çalışma Ülgener in, Weber in İslâm yaklaşımları konusunda bir antitez niteliği de taşımaktadır. Bu bağlamda belirtmemiz gereken ilk mesele Ülgener in mutlak şekilde objektif olan metodolojisi ve çalışmasının çok yönlülüğüdür. Batıda Weber i ve Türkiye de Ülgener i farklı kılan en önemli noktalardan özellikle biri olan iktisadî tarihin ve yaklaşımların, din sosyolojisi ile kuvvetli bağlar ortaya koyacak şekilde incelenmesi olmuştur. Ancak Weber batıya yönelik tezlerinde ve Batı Kapitalizmini ele alışında dikkat çektiği çoğu noktaya, doğu toplumları yaklaşımında ve İslâm algısında dikkat çekmemiştir ki, bu durum da Ülgener in yaptığı çalışmayla doldurduğu yegane boşluklardan birini teşkil etmiştir dememiz çok abartılı olmayacaktır. Nitekim Weber in kapitalizmin neden batıda doğup geliştiği ve diğer toplumların bu konuda başarısız olduklarıyla ilgili tezinin birinci dayanak noktası bir öteki temelinde doğuya ve İslâm a yaklaşma çabası olmuştur. Bu çaba ister istemez, öteki ye yönelik çeşitli çelişkilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Weber de bu çelişkilerden en ön plana çıkan kısım ise İslâm ın hem münzevîliği vurgusunun yapılması hem de cihat

13 tabanından yayılmacı ve ganimete dayalı servet biriktirme geleneğinin varlığıyla ilgili olarak orta çağ özellikleri gösteren bir yapıyı teşkil ettiği vurgusunun yapılmasıdır. Belirtmek gerekir ki, Ülgener, Ortaçağ dünyası içinde İslâm coğrafyalarının tamamen farklı bir geleneğe dayalı olarak iktisadi faaliyet yürütmediği konusunda hemfikirdir. Ülgener in hemfikir olduğu bir diğer önemli husus ise, özellikle Osmanlı çözülme devri iktisat yapısı ele alınırken, atalet ve üretimde hantallığın ekonomik alanda geri kalınmasının bir sebebi olarak önümüzde durması. Ancak bu yavaşlama ve gerileme halinin İslam ın kendisiyle topyekun bir ilişki içinde olmadığının vurgusu, dikkate değer görünmektedir. Benzer şekilde ifade etmek gerekir ki Ülgener, dinin kendisi ile kütle algılanışı arasında mutlak bir ayrım olduğunu belirterek, çalışmasının kilit noktalarından birini oluşturmuştur. Buna göre var olan din ile, zaman ve coğrafya şartları içinde algılanış ve yaşanış farklı bir yol çizebilir. Zira çalışmanın çizildiği yol, kronolojik bir çerçeve içinde İslâm coğrafyasının değişimi ve zihniyet değişimini esas alarak ilerlemiştir. Ülgener in eğildiği bir başka önemli mesele hem bir Weber eleştirisi hem de kendi çalışmasının önemli dayanak noktalarından biri olarak görülebilir. Bu ise Weber in metot olarak İslâm a yönelik baskın bir yönü ortaya çıkararak, tezini bu yön üzerinden sürdürüyor olmasıdır. Dolayısıyla bu durum İslâm iktisat ilişkisinin açıklanmasında eksik bazı yönlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu durumla ilgili olarak dikkat çekici olan asıl nokta ise aynı tek yönlü öne çıkarma metodunun Protestanlık ve iktisat ilişkisi anlatılırken kullanılmamasıdır. Nitekim Weber, salt Protestanlık ana akımı ve Almanya çerçevesinde bir tez geliştirmemiş, kapitalist sisteme katkıda bulunan tüm mezhebi kollar ve coğrafyalarla ilgili olarak geniş bir araştırma alanı sunmuştur. Dolayısıyla Ülgener in, Weber tespitlerini ele alarak incelemesinde, toplumsal yapının ve iktisatın İslâm la olan ilişkisinin ele alınması konusunda dikkate değer bir inceleme yaptığını belirtmemiz gerekir. Ancak her iki çalışmada da dikkat çeken nokta, servet biriktirme ile ilgili olarak dini boyutların ele alınması ancak maddi boyutta Batı da bulunan servetin nasıl biriktiği konusuna önemli bir yerin verilmemsidir. Şüphesiz, kapitalizmin en önemli birinci maddesi birikmiş bir servetin varlığı ve ardından bunun yeni üretimlere kaynaklık etmesi durumudur. Avrupa ve Amerika tarihinden yola çıkarak yapabileceğimiz bir değerlendirmede Batı Kapitalizmi nin gelişmesindeki en önemli konunun yeni coğrafyaların keşfi ve yeni doğal kaynakların keşfi olduğunu açık şekilde görmemiz mümkündür. Bu anlatımın ekonomik determinist bir yaklaşıma yakın olduğu dolayısıyla Ülgener ve Weber in metotlarına yakın olmadığını biliyoruz. Ancak tamamıyla din sosyolojisi temeline dayanan bir kapitalist sistem oluşumunun anlatımı sermayenin nasıl biriktiği konusundaki soru işaretlerini havada bırakmaktadır. Oysa ki bilinen Batı yı kapitalin biriktirilmesi konusunda bir adım öne geçiren meselenin sermaye sağlama konusunda geniş bir sömürgecilik ağının kurulması olduğu aşikardır. Görüldüğü kadarıyla, Ülgener, çağın gerekleri çerçevesinde yaptığı açıklamalara sadık kalarak, Orta çağ feodal yapısında İslâm coğrafyasındaki iktisadi geleneklerinden Batı dan tam anlamıyla kopuk ve biricik bir özellik taşımadığını söylemekle birlikte, İslâm coğrafyasının da kapitalist kültürden tamamen soyut bir iktisadi yapıya sahip olmadığını savunduğu açıktır.

14 Ancak iktisat temelinde Doğu ve Batı arasında en büyük ayrım sömürgecilik geleneği ve tarihidir. Ortaçağ kültürü içinde ganimete dayalı bir servet biriktirme şeklinin varlığının İslâm coğrafyalarında olduğunu kabul eden Ülgener, İslâm ın sömürge bakışına yönelik bir eleştiri ortaya koymamıştır. Bu bir şekilde Weber in de bu konuya değinerek bir temellendirme kurmamasının sebebi olarak görülebilir. Diğer yandan Weber ve Ülgener, dini yapı altında şekillenen toplumları ve determinist yaklaşımları ortaya koymaktan çok zihinsel dünyanın gelişimine dikkat çekme noktasına daha fazla eğilmişlerdir. Ayrıca bu şekilde bir temellendirme yapmanın çalışmaların hedeflediği çizginin uzağında kaldığı da bir gerçektir. Ancak nasıl ki Marksist yaklaşımlarda sosyolojik çerçevenin eksik kaldığı yargısı zihinlerde oluşuyorsa, bu çalışmalarda da ekonomik tabanlı sebep sonuç ilişkilerinin eksik kaldığı hissedilmiştir. *Bu yazı sitesinde yayınlanmış olup izinle alıntılanmıştır. Kaynaklar: 1.Weber, Max, Protestan Ahlakı ve Kapitalizm Ruhu, Hil yayınları, İstanbul, Ülgener, Sabri F., İslâm, Tasavvuf ve Çözülme Devri İktisat Ahlâkı, Derin yayınları, İstanbul, [1] Dinde ruhun kurtuluşunu dünya nimetlerinden uzaklaşarak, kendini ilahi amaçlara vakfederek arayan görüş, münzevilik. [2] Ayrıca hareketin içinde Mennonitler, bağımsızlar ve Qaukerler de yer alıyor. [3] in majorem gloriam Dei olarak geçen bu görüş Tanrı nın yüce şanı için anlamına geliyor. [4] (Âli İmran Sûresi, ayet:159)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek Yaklaşık Ağırlığı 1) Sözel Bölüm %50 2) Sayısal Bölüm %50 Sözel akıl yürütme (muhakeme) becerilerini, dil bilgisi ve yazım

Detaylı

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi SOSYOLOJİ (TOPLUM BİLİMİ) 1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi Sosyoloji (Toplum Bilimi) Toplumsal grupları, örgütlenmeleri, kurumları, kurumlar arası ilişkileri,

Detaylı

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek

TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek TABLO-1 KPSS DE UYGULANACAK TESTLERİN KAPSAMLARI Yaklaşık Ağırlığı Genel Yetenek Yaklaşık Ağırlığı 1) Sözel Bölüm 0 2) Sayısal Bölüm 0 Sözel akıl yürütme (muhakeme) becerilerini, dil bilgisi ve yazım kurallarını

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989.

Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological Study of Religion, London and Toronto: Associated University Press, 1989. Ç. Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt 2, Sayı 2, Temmuz-Aralık 2002 KİTAP TANITIMI Yrd. Doç. Dr. Hasan KAYIKLIK Çukurova Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Benjamin Beit-Hallahmi, Prolegomena to The Psychological

Detaylı

MİT VE DİN İLİŞKİSİ. (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

MİT VE DİN İLİŞKİSİ. (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 MİT VE DİN İLİŞKİSİ (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Mit ve Din Mitolojiler genel olarak dinsel, ruhani ve evrenin ya da halkların oluşumu gibi yaratılış veya türeyiş gibi temaları içerirler.

Detaylı

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI T U : Teorik ders saati : Uygulamalı ders saati : Dersin redisi : Avrupa redi Transfer Sistemi 1.SINIF 1.SINIF ODU I. YARIYIL/GÜZ

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere,

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, COĞRAFİ KEŞİFLER 1)YENİ ÇAĞ AVRUPASI AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, Türklerden Müslüman

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 7. ERKEN MODEN DÖNEMDE SİYASAL DÜŞÜNCE 7 ERKEN MODEN DÖNEMDE

Detaylı

Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması

Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması Derya Kap* Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nin (AİHM)16 Eylül 2014 tarihli zorunlu din dersinin mevcut içerikle uygulanamayacağına dair hükmü, Türkiye de din dersi

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

CAL 2302 ENDÜSTRİ SOSYOLOJİSİ. 10. Hafta: Çalışma Kültürünün Dönüşümü

CAL 2302 ENDÜSTRİ SOSYOLOJİSİ. 10. Hafta: Çalışma Kültürünün Dönüşümü CAL 2302 ENDÜSTRİ SOSYOLOJİSİ 10. Hafta: Çalışma Kültürünün Dönüşümü UYARI Bu bir dinleyici notudur ve lütfen ders notu olarak değerlendirmeyiniz. Bu slaytlar ilgili ders kitabındaki, 49 87 arası sayfaları

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

KARTVİZİT. www.diversotour.com. Ceren ANADOL ceren@diversotour.com. tour. tour

KARTVİZİT. www.diversotour.com. Ceren ANADOL ceren@diversotour.com. tour. tour Diverso Firmanız tarafından verilen sözlü brief de de belirtildiği üzere Diverso farklı anlamına gelen İtalyanca bir kelimedir. Marka olarak diverso nun tercih edilmiş olması aynı zamanda oluşturulmak

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

Skolastik Dönem (8-14.yy)

Skolastik Dönem (8-14.yy) Skolastik Felsefe Skolastik Dönem (8-14.yy) Köklü eğitim kurumlarına sahip olma avantajı 787: Fransa da Şarlman tüm kilise ve manastırların okul açması için kanun çıkardı. Üniversitelerin çekirdekleri

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

Temiz üretimin altı çizilmeli ve algılanması sağlanmalıdır

Temiz üretimin altı çizilmeli ve algılanması sağlanmalıdır KSS Söyleşileri Temiz üretimin altı çizilmeli ve algılanması sağlanmalıdır Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) Çevre Projeleri Koordinatörü Ferda Ulutaş ile Vakfın faaliyetleri, kurumsal sosyal sorumluluk

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI Sürdürülebilirlik vizyonumuz 150 yıllık bir süreçte inşa ettiğimiz rakipsiz deneyim ve bilgi birikimimizi; ekonomiye, çevreye, topluma katkı sağlamak üzere kullanmak, paydaşlarımız

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Ü s t S ı n ı f Orta Sınıf Alt Sınıf TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Toplumsal tabakalaşma dünya yüzeyindeki jeolojik katmanlara benzetilebilir. Toplumların,

Detaylı

İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ CASUS OYUNU FİLM ANALİZ ÇALIŞMASI. HAZIRLAYAN İmran NİŞANCI

İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ CASUS OYUNU FİLM ANALİZ ÇALIŞMASI. HAZIRLAYAN İmran NİŞANCI İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ CASUS OYUNU FİLM ANALİZ ÇALIŞMASI HAZIRLAYAN İmran NİŞANCI Sayfa 1 CASUS OYUNU FİLMİ ABD nin merkezi haber alma ve haber verme teşkilatı. İngilizce

Detaylı

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ Tutum Tutum bir kişinin diğer bir kişi, bir olay veya çevresi ile ilgili olarak negatif veya pozitif tavırdır. Tutum Tutumlar değerler gibi sosyal ve duygusal inşalardır

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 2015/1 CİLT: 2 SAYI: 2 s. 215-219

Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 2015/1 CİLT: 2 SAYI: 2 s. 215-219 Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 2015/1 CİLT: 2 SAYI: 2 s. 215-219 KİTAP DEĞERLENDİRMESİ:TÜKETİM TOPLUMU VE DİN Kitap Değerlendirmesi: Tüketim Toplumu ve Din İsmail Demirezen, Ensar

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH 214 4 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

Murat Kaya / Rehber Öğretmen www.psikorehberim.com 1

Murat Kaya / Rehber Öğretmen www.psikorehberim.com 1 MATEMATİK Sayılar 9 6 7 6 9 8 9 7 8 6 8 9 6 4 5 Üslü-Köklü İfadeler 4 5 4 2 2 1 1 3 2 4 2 4 2 4 2 Oran ve Orantı 1-3 1 1 1 2-1 2 1 1-1 1 Çarpanlara Ayırma 3 3 2 3 1 3-3 1 1 4 4 4 4 1 Denklemler-Problem

Detaylı

BİR AVUKAT YANINDA AYLIKLI OLARAK ÇALIŞAN AVUKATIN DURUMUNUN AVUKATLIK YASASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

BİR AVUKAT YANINDA AYLIKLI OLARAK ÇALIŞAN AVUKATIN DURUMUNUN AVUKATLIK YASASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ BİR AVUKAT YANINDA AYLIKLI OLARAK ÇALIŞAN AVUKATIN DURUMUNUN AVUKATLIK YASASI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Güneş GÜRSELER * Hiçbir planlama yapılmadan birbiri ardına açılan hukuk fakültelerinin yılda ortalama

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

1.Aşama (Cüzdanını doldurmaya başla) Para kazanmanın birçok yolu var. Bu yolların hepsi birer altın kaynağıdır ve işçiler bu kaynaktan

1.Aşama (Cüzdanını doldurmaya başla) Para kazanmanın birçok yolu var. Bu yolların hepsi birer altın kaynağıdır ve işçiler bu kaynaktan Nasıl daha çok para kazanabiliriz? Nasıl para sorunlarımızı çözeriz. Bunun herkes için yöntemi farklıdır. Gelin George S.Clason Babil in en zengin adamı adlı kitabında para kazanmak için önerdiği yedi

Detaylı

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER III Bölüm 1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ 15 1.1. Sosyolojinin Tanımı 16 1.2. Sosyolojinin Alanı, Konusu, Amacı ve Sınırları 17 1.3. Sosyolojinin Alt Disiplinleri 18 1.4.

Detaylı

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı YÖNETİM Sistem Yaklaşımı Prof.Dr.A.Barış BARAZ 1 Modern Yönetim Yaklaşımı Yönetim biliminin geçirdiği aşamalar: v İlk dönem (bilimsel yönetim öncesi dönem). v Klasik Yönetim dönemi (bilimsel yönetim, yönetim

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. Bu çalışma, Radikal Gazetesinin isteği üzerine seçim istatistiklerinden yararlanılarak VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. tarafından RADİKAL Gazetesi

Detaylı

ETİK DEĞERLER VE DÜRÜSTLÜK

ETİK DEĞERLER VE DÜRÜSTLÜK Etik Kavramı ETİK DEĞERLER VE DÜRÜSTLÜK Etik kelimesi köken olarak Eski Yunan'a kadar gider. Etik evrensel olarak kabul gören kurallardır. Etik; doğruyla yanlışı, haklı ile haksızı, iyiyle kötüyü, adil

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Panelden amaç bir konuda karara varmaktan ziyade sorunu çeşitli yönleriyle aydınlatmak, farklı görüşleri, farklı anlayışları ortaya koymaktır.

Panelden amaç bir konuda karara varmaktan ziyade sorunu çeşitli yönleriyle aydınlatmak, farklı görüşleri, farklı anlayışları ortaya koymaktır. Panel Nedir? Özellikleri Nelerdir? Nasıl Yapılır? Toplumu ilgilendiren bir konunun dinleyiciler önünde, sohbet havası içinde, uzmanları tarafında n tartışıldığı konuşmalara panel denir. Açık oturum ile

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

PROGRAMLAR. Türk Din Musikisi Lisans Programı

PROGRAMLAR. Türk Din Musikisi Lisans Programı PROGRAMLAR Türk Din Musikisi Lisans Programı Konservatuvarımız Türk Müziği Bölümü kapsamında açılmış olan program genel amacıyla, ülkemiz topraklarındaki tarihsel müzik geleneklerinin inceliklerini kavramış,

Detaylı

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MEZUNİYET İÇİN GEREKLİ ASGARİ TOPLAM KREDİ BİLGİLERİ TABLOSU

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MEZUNİYET İÇİN GEREKLİ ASGARİ TOPLAM KREDİ BİLGİLERİ TABLOSU 1 2 3 4 SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MEZUNİYET İÇİN GEREKLİ ASGARİ TOPLAM KREDİ BİLGİLERİ TABLOSU ANABİLİM DALI Program Bitirme Kredisi ARKEOLOJİ ANABİLİM DALI 35 Kredi + 1 Seminer 01 Protohistorya ve Önasya

Detaylı

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS Tezli yüksek lisans programında eğitim dili Türkçedir. Programın öngörülen süresi 4

Detaylı

Kasım. Günlük Araştırma Bülteni Sabah RAPORU

Kasım. Günlük Araştırma Bülteni Sabah RAPORU 03 Kasım Günlük Araştırma Bülteni Sabah RAPORU Uluslararası kuruluşlar seçim sonuçlarından memnun 1 Kasım erken genel seçiminden tek parti iktidarı sonucunun çıkması yabancı kuruluşlar tarafından olumlu

Detaylı

e-imza Prof. Dr. Şükrü ŞENTÜRK Rektör a. Rektör Yardımcısı

e-imza Prof. Dr. Şükrü ŞENTÜRK Rektör a. Rektör Yardımcısı Evrak Ana. Üni. Tarih Evrak ve Sayısı: Tarih 14/06/2016-E.5655 ve Sayısı: 15/06/2016-E.37386 T. C. DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı *BD8107914312* Sayı :76144028-821.99-

Detaylı

Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarının İlk Uygulaması

Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarının İlk Uygulaması UFRS 1 Standarda (standardın ilgili paragraflarına referans verilmiştir) UFRS 1.20A UFRS 1.25B Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarının İlk Uygulaması Kontrol listesinin bu kısmı, bir işletmenin

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

TÜRKÇE. Sözcükte anlam 1. Cümlede anlam 4. Sözcük türleri 4. Cümle bilgisi 2. Paragraf bölme 2. Anlatım biçimleri 1. Paragraf tamamlama 3

TÜRKÇE. Sözcükte anlam 1. Cümlede anlam 4. Sözcük türleri 4. Cümle bilgisi 2. Paragraf bölme 2. Anlatım biçimleri 1. Paragraf tamamlama 3 TÜRKÇE 2012 KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür sınavının öğrenciler açısından en sıkıntılı bölümü bu sene Türkçedir. Hem soru formatı açısından hem de içerik açısından tam anlamıyla ezber bozan bir sınav

Detaylı

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa.

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Elveda Rumeli Merhaba Rumeli İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Hamdi Fırat BÜYÜK* Balkan Savaşları nın 100. yılı anısına Kitap Yayınevi tarafından yayınlanan Elveda Rumeli Merhaba

Detaylı

Dr. Hüseyin Emin SERT. www.eminsert.org

Dr. Hüseyin Emin SERT. www.eminsert.org Dr. Hüseyin Emin SERT SASAM İstanbul Temsilcisi www.eminsert.org heminsert@gmail.com Strateji Bakış Kültürel kodlarımızı dikkate alan, İnsanımızın ihtiyaç ve beklentisine uygun, disiplinlerarası İnsanî

Detaylı

KAYNAK: Hüseyin (Guseinov), Oktay. 2007. "Skaler ve Vektörel Büyüklükler."

KAYNAK: Hüseyin (Guseinov), Oktay. 2007. Skaler ve Vektörel Büyüklükler. KAYNAK: Hüseyin (Guseinov), Oktay. 2007. "Skaler ve Vektörel Büyüklükler." Eğitişim Dergisi. Sayı: 15 (Mayıs 2007). SKALER VE VEKTÖREL BÜYÜKLÜKLER Prof. Dr. Oktay Hüseyin (Guseinov) Hayvanların en basit

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması

www.astromedya.com Örnek Tarot Okuması Örnek Tarot Okuması Bir tarot okuması, bilinçaltına atılmış bir oltadır. Bizler yani tarot okuyucuları, sizin zihninize, bilinçaltınıza olta atarak, sebeplerini ve sonuçlarını zaten sizin biliyor olduğunuz

Detaylı

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler 11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi, Akademik Düşünce Konferansları

Detaylı

01.01.2012. www.konutkredisi.com.tr

01.01.2012. www.konutkredisi.com.tr Türkiye'nin ilk konut çöpçatanı Tüketici ile bankaların arasını bulan bir çöpçatan gibi çalışıyor. Türkiye de büyüme potansiyelinin en yüksek olduğu piyasalardan biri de şüphesiz konut. Dünyada 2008 de

Detaylı

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ (H. Mehmet Bayraktar İlahiyat Fakültesi) TANITIM KİTAPÇIĞI (2014-2015) KAPAK İLAHİYAT FAKÜLTESİ Tarihçe 16 Aralık 1965 tarihinde Yüksek İslam Enstitüsü adıyla Milli

Detaylı

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Daha kapsayıcı bir toplum için sözlerini eyleme dökerek çalışan iş dünyası ve hükümetler AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Avrupa da önümüzdeki

Detaylı

Projenin Adı:Pascal-Fermat Olasılık Mektupları

Projenin Adı:Pascal-Fermat Olasılık Mektupları Projenin Adı:Pascal-Fermat Olasılık Mektupları Projenin Amacı:Çalışmamızda öncelikle Pascal ve Fermat la tarihsel empati kurmakla birlikte bilginin yolunu bulabilmesi için farklı bakış açılarına ihtiyaç

Detaylı

BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ MEDENİYET ARAŞTIRMALARI VE DEĞERLER EĞİTİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (MEDEM) YÖNETMELİĞİ

BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ MEDENİYET ARAŞTIRMALARI VE DEĞERLER EĞİTİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (MEDEM) YÖNETMELİĞİ BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ MEDENİYET ARAŞTIRMALARI VE DEĞERLER EĞİTİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (MEDEM) YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitim Tarihi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Türk ve Batı Eğitiminin Tarihi Temelleri a-antik Doğu Medeniyetlerinde Eğitim (Mısır, Çin, Hint) b-antik Batıda Eğitim (Yunan, Roma)

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

Nihat Uzun, Hicrî II. Asırda Siyaset-Tefsir İlişkisi, Pınar Yay., İstanbul, 2011, 302 s.

Nihat Uzun, Hicrî II. Asırda Siyaset-Tefsir İlişkisi, Pınar Yay., İstanbul, 2011, 302 s. T.C. ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İLÂHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ Cilt: 20, Sayı: 2, 2011 s. 209-213 Kitap Tanıtımı Nihat Uzun, Hicrî II. Asırda Siyaset-Tefsir İlişkisi, Pınar Yay., İstanbul, 2011, 302 s. Hanifi ŞAHİN

Detaylı

Bourdieu den Sonra Ekonomik Sosyoloji

Bourdieu den Sonra Ekonomik Sosyoloji Bourdieu den Sonra Ekonomik Sosyoloji Haz: Emrah GÖKER, 4 Mayıs 2007 Ekonomi insanların nasıl tercih yaptıklarıyla ilgili ise, sosyoloji insanlara nasıl yapacak hiçbir tercih bırakılmadığıyla ilgilidir.

Detaylı

T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ TEMEL ĠSLAM BĠLĠMLERĠ ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LĠSANS DERSLERĠ DERSĠN KODU VE ADI

T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ TEMEL ĠSLAM BĠLĠMLERĠ ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LĠSANS DERSLERĠ DERSĠN KODU VE ADI T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ 2014-2015 EĞĠTĠM-ÖĞRETĠM YILI GÜZ YARIYILI NDA AÇILAN DERSLERĠN LĠSTESĠ (T. C. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Detaylı

Sigorta Sözleşmeleri. Sunum / Açıklama Gereklilikleri. Standarda Referans

Sigorta Sözleşmeleri. Sunum / Açıklama Gereklilikleri. Standarda Referans UFRS 4 Standarda (standardın ilgili paragraflarına referans verilmiştir) Sigorta Sözleşmeleri Kontrol listesinin bu kısmı sigorta sözleşmesini düzenleyen (sigortacı olarak tanımlanan) herhangi bir işletmenin

Detaylı

2013 YGS SORU DAĞILIMLARI VE UZMAN YORUMLARI

2013 YGS SORU DAĞILIMLARI VE UZMAN YORUMLARI MEHMET ÖZÖNCEL ANADOLU LİSESİ REHBERLİK SERVİSİ 2013 YGS SORU DAĞILIMLARI VE UZMAN YORUMLARI TÜRKÇE 2013 YGS soruları geçmiş yıllardaki sınav müfredatına uygun olarak geldiği söylenebilir. 2013 YGS soruları,

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

tepav Biyoteknolojide son yıllarda artan birleşme ve satın alma işlemleri ne anlama geliyor? Haziran2014 N201419 POLİTİKANOTU

tepav Biyoteknolojide son yıllarda artan birleşme ve satın alma işlemleri ne anlama geliyor? Haziran2014 N201419 POLİTİKANOTU POLİTİKANOTU Haziran2014 N201419 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Selin ARSLANHAN MEMİŞ 1 Yaşam Bilimleri ve Sağlık Politikaları Analisti Biyoteknolojide son yıllarda artan birleşme ve

Detaylı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Ocak01 N0 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Evren AYDOĞAN 1 Araştırmacı, Yönetişim Çalışmaları Uluslararası Şeffaflık Örgütü nün- Transparency International (TI), Yolsuzluk

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TÜRK DİLİ I TRD103 1 2+0 2 2 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

Bilgi Çağında Kütüphane

Bilgi Çağında Kütüphane Bilgi Çağında Kütüphane Gürcan Banger 27 Mart 2006 Yunus Emre Kültür Merkezi Değişen Dünya 1950 li yıllara kadar üretim için sermaye, işgücü, enerji ve hammadde önemli girdiler olarak kabul ediliyordu.

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı.

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO535 Eğitimde Araştırma Yöntemleri

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Sosyolojiye Giriş I SSG109 1 3+0 3 4

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Sosyolojiye Giriş I SSG109 1 3+0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS Sosyolojiye Giriş I SSG109 1 3+0 3 4 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin

Detaylı

ANONİM ORTAKLIKTA ESAS SÖZLEŞMESEL BAĞLAM

ANONİM ORTAKLIKTA ESAS SÖZLEŞMESEL BAĞLAM Necdet UZEL İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa Göre ANONİM ORTAKLIKTA ESAS SÖZLEŞMESEL

Detaylı

03.11.2013-Bloomberg Businessweek. BASINDA GeniuSpy. Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6

03.11.2013-Bloomberg Businessweek. BASINDA GeniuSpy. Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6 03.11.2013-Bloomberg Businessweek BASINDA GeniuSpy Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6 Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 2/6 27.08.2013-www.milliyet.com.tr Çocuğunuz dikkatsiz mi emin misiniz?

Detaylı

2 Çözümlerin Ortak Şifresi: Sinerji

2 Çözümlerin Ortak Şifresi: Sinerji GİRİŞ Sinerji yaşamın akışı içerisinde her nokta da her yerde gerekliliği daimi olan bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğaya baktığımızda; göçmen kuşların v şeklinde uçarak hava akımı yaratıp birbirlerinin

Detaylı

STANDART VE STANDARDİZASYON

STANDART VE STANDARDİZASYON STANDART VE STANDARDİZASYON İnsanoğlu yaratıldığı günden bu yana karışıklıktan kurtulma ve belirli bir düzen tesis etme gayreti içerisinde olmuştur. Bu düzenleme sürecinin tabiî bir neticesi olarak ortaya

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı