ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ JEOPOLİTİK TARTIŞMALAR SERİSİ OJT-6. TÜRKİYE nin IRAK ın KUZEYİ ile İLİŞKİLERİ, GELİŞMELER ve SONUÇLARI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ JEOPOLİTİK TARTIŞMALAR SERİSİ OJT-6. TÜRKİYE nin IRAK ın KUZEYİ ile İLİŞKİLERİ, GELİŞMELER ve SONUÇLARI"

Transkript

1 KKKKKKk ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ JEOPOLİTİK TARTIŞMALAR SERİSİ OJT-6 TÜRKİYE nin IRAK ın KUZEYİ ile İLİŞKİLERİ, GELİŞMELER ve SONUÇLARI Derleyen: ARMAĞAN KULOĞLU ANKARA-2009

2 SUNUŞ 9 KASIM 2009 Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) tarafından Jeopolitik Tartışmalar adı ile ülkemiz için önemli olarak mütalaa edilen konularda bir seri toplantılar yapılmaktadır. Yapılmakta olan toplantıların maksadı; ülkemizin karşı karşıya kaldığı veya kalabileceği jeopolitik konularda, ulusal çıkarları gözeterek uygun politika ve stratejiler tespit edilmesine katkıda bulunmaktır. Toplantılar davetlilerin huzurunda açık bir şekilde yapılmakta, elde edilen sonuçlar kullanıcılar ve kamuoyu ile paylaşılarak bu maksat gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Bu toplantılardan altıncısı 14 Ekim 2009 saat te Türkiye nin Irak ın Kuzeyi ile İlişkileri, Gelişmeler ve Sonuçları başlığı altında panel şeklinde ORSAM da icra edilmiştir. Panele aşağıda belirtilen ve toplumun çeşitli kesimlerinden konu üzerinde değerlendirme yapabilecek nitelikte çok değerli konuşmacılar katılmışlar, bilgilerini ve yorumlarını bizimle paylaşmışlardır. E.Büyükelçi Sayın Yaşar YAKIŞ Panelist Dışişleri Eski Bakanı, MV ve AB Uyum Komisyon Bşk. Prof.Dr. Sayın Hasan ÜNAL Panelist Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Sayın Metehan DEMİR Panelist Hürriyet Gazetesi E.Tümg. Sayın Armağan KULOĞLU Yöneten ORSAM Başdanışmanı Toplantıda yapılan konuşmalardan çıkarılan önemli sonuçlar EK-A da, konuşmalar EK-B de sunulmuştur. Saygılarımla. Hasan KANBOLAT ORSAM Başkanı EKLER: EK-A: Sonuçlar EK-B: Konuşmalar EK-A

3 SONUÇLAR 1. ABD nin Afganistan konusuna gereken önemi ve desteği verebilmesi için bir şekilde Irak taki yükünü azaltması gerektiğini söylemek mümkündür. Halen ABD açısından en önemli konunun, Irak taki istikrarın bozulmaması, güvenliğin tehlikeye girmemesi olduğu ifade edilmiştir. 2. ABD, Irak tan askeri gücünü çekme kararı almış ve çekilme hazırlıklarına başlamıştır. Irak ta arzu ettiği sistemi tam olarak kuramamış ve yerleştirememiş ise de, ABD nin, Irak taki ve Ortadoğu daki siyasi, ekonomik ve sosyal menfaatlerini koruyabilecek asgari yeterli seviyede bir düzeni gerçekleştirdiği sonucuna vardığı ifade edilebilir. 3. Rand Corperation,Anthony Cordesman ve Adam Mausner in Irak la ilgili yaptıkları araştırmalarda ortaya konan esas konu Irak taki istikrar ve güvenliğin bozulmadan bu çekilme harekatının icra edilmesi, hem çekilme esnasında hem de çekilmeden sonra bunun devam ettirilmesi esasına dayandırılmaktadır.öncelikle yapılması gerekenin, problem çıkarabilecek Kürt yönetimi üzerinde bir baskı kurmak, Arap-Kürt çatışmasını her nasıl olursa olsun önlemek, Kürtlerin herhangi bir şekilde bu baskıya rağmen toprakları genişletmek, otonomu güçlendirmek gibi hareketleri olduğu takdirde ortaya çıkabilecek çevre ülkelerin müdahalelerinin de önüne geçmek olduğu öngörülmüştür. Bu ülkelerin başında Türkiye nin geldiği ve Türkiye ile diyalogun devam etmesi, eğer böyle bir müdahale olursa ABD ile ilişkilerin bozulacağının ifade edilmesi, AB giriş sürecinin de aksayacağının Türkiye ye telkin edilmesi de bu raporlarda yer almaktadır. 4. Irak taki sorunların çözümü ve Irak ın istikrarı için, Türkiye nin öncülüğünde bölgesel bir işbirliğinin ABD tarafından teşvik edildiği ve desteklendiği söylenebilir. Böylece Irak taki istikrarsızlığın en önemli sebebi olan, komşu devletlerin Irak ın içişlerine müdahalesinin asgari düzeye indirilmeye çalışıldığı değerlendirilmiştir. 5. Irak ın kuzeyinde oluşturulan otonom Bölgesel Kürt Yönetimi nin şimdilik mevcut statüsünü muhafaza etmesi, Kerkük ve diğer tartışmalı bölgelerin ABD menfaatlerine uygun, ancak sorun yaratmayacak şekilde bir çözüme kavuşturulmasının ABD açısından önemli görüldüğü tespit edilmiştir. 6. Bağımsız Kürt devleti ilanının Türkiye ile birlikte İran ve Suriye nin de müdahalesini gündeme getirebileceği ifade edilmiştir. Bu durumun önlenmesi için bir taraftan Kürt Yönetimi üzerinde baskı kurarken, diğer taraftan ilgili ülkelerin de ikna edilmesi, hatta ikaz edilmesi de önerilmiştir. 7. Türkiye nin müdahalesinin; PKK terörünün tırmanması, Kerkük ün Bölgesel Kürt Yönetimi tarafından ilhakı, Irak ın kuzeyinde bağımsız bir Kürt devleti kurulması ve Türkmenlerin katliama maruz kalması durumlarından biri veya birkaçının gerçekleşmesi halinde olabileceği ABD tarafından değerlendirilmiştir.

4 8. Mevcut durum incelendiğinde, Türkiye nin yapabileceği her türlü müdahalede PKK konusunu kullanacağı gerekçesi ile ABD tarafından PKK konusunun gündemden düşürülmesinin önem arz ettiği ortaya çıkmıştır. 9. Öncesinde, Irak ın kuzeyine zarar vermemek ve bu yönetimle iyi ilişkiler içinde olmak kaydı ile PKK terörüne karşı yürütülmesi ön görülen ortak mücadele (istihbarat paylaşımı ve hava sahasının açılmasından öteye gitmemiştir), şimdi PKK nın tasfiye edilmesi sürecine dönüştürülmeye çalışılmaktadır. 10. PKK terörünün ortadan kalkmasını esasen bu konuda zarar gören Türkiye istemektedir. Ancak PKK terörünün, teröristlerle ve bölücülerle pazarlık yaparcasına dolaylı da olsa görüşmelerle tasfiyeye çalışılması, dönüşü mümkün olmayan ayrılıkçı hareketlere imkân yaratacaktır. Bu terörün Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin kuruluş felsefesine ters düşen tedbirlerle önlenebileceğinin düşünülmesinin Türkiye ye zarar vereceğinin bilinmesinde de zaruret bulunmaktadır. Bu nedenle terörün sona erdirilmesinde takip edilecek yolun seçiminde dikkatli olunması gerekmektedir. 11. Türkiye nin komşularıyla iyi ilişkiler kurma yönündeki politikaları, tavizkâr bir duruma girmediği takdirde Türkiye nin menfaatinedir. Bu çerçevede Suriye, Irak ve İran ile yürütülmekte olan karşılıklı yakınlaşma ve işbirliğini arttırıcı temaslara dikkat çekilmiştir. Türkiye-Suriye ilişkileri gelişmektedir. Türkiye nin Irak ile ilişkileri gittikçe olumlu yönde artmaktadır. İran ile ilişkiler, birçok konuda ilerleme kaydetmiştir. Türkiye nin bu faaliyetleri kendi inisiyatifi ile yaptığı ve bunların Türkiye ye menfaat sağladığı ifade edilmiştir. 12. ABD nin Irak ta karşılaştığı direnişten sonra Musul, Bağdat ve Basra olarak bir bölünme senaryosu hazırladığı ifade edilmiştir. Bölünmenin etnik çatışmalar sonucunda kendiliğinden çıkması planlanmıştır. Ancak Şillerin ve Sünnilerin düşünülen plana uymadığına bu yüzden ABD nin şimdiki düşüncesinin Türkiye yi milli devlet statüsünden çıkartıp Irak ın kuzeyi ile birlikte bir konfederasyon çatısı altında toplamak olduğuna dikkat çekilmiştir. 13. Türkiye nin ileride Irak tan gelecek gaza ihtiyaç duyacağına dikkat çekilmiştir. Kerkük ten Türkiye ye paralel iki hat ile günde 1,5 milyon varil petrol pompalandığı, zaten mevcut bir boru hattı bulunduğu ve Kuzey Irak ta bulunan gaz işletilebilir hale geldiği zaman yeni bir gaz hattı çekmenin kolay olacağı belirtilmiştir. 14. Irak savaştan ötürü geniş ölçüde tahrip olmuş, bazı yerlerde alt yapısı hasara uğramış bazı yerlerde alt yapısının yapılması işi gecikmiş durumda olan bir ülkedir. Irak ın yeniden yapılanma sürecinde Türkiye ye çok büyük işler düştüğü ifade edilmiştir. Uzun vadeli bir perspektif içinde düşünülürse, yaşanan bütün sıkıntılara rağmen Bölgesel Kürt Yönetimi nin dünyaya açılmak için en fazla güvenebileceği ülkenin Türkiye olduğunun üzerinde durulmuştur. 15. Irak taki Türkmenlerin zorla asimile edildiği, kimliklerini açıklayanların ağır muamelelere tabi tutulduğu ve bu devlet politikası sebebiyle Türkmenlerin Türkmen olduklarını yüksek sesle söylemekten çekinir hale geldikleri veya Türkmen bölgesinin

5 dışındaki başka yerlere yerleşmek suretiyle o kimliğini ön plana çıkarmaksızın topluma karıştıkları ifade edilmiştir. 16. Irak taki Türkmen unsurunun bütün Irak ın en çok okumuş, en iyi şekilde tahsil görmüş kesimi olduğu, dolayısıyla böyle bir kitlenin dağılmasının Türkiye için de Irak için de bir kayıp olduğuna dikkat çekilmiştir. E. Tümgeneral Armağan KULOĞLU ORSAM Başdanışmanı, Toplantı Koordinatörü Türkiye nin Irak ın Kuzeyi ile İlişkileri, Gelişmeler ve Sonuçları Panel Konuşmaları EK-B Sayın bakanım, değerli büyükelçilerim, çok kıymetli misafirler, Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından bir seri olarak düzenlenmekte olan jeopolitik tartışmalardan 6.sına hoş geldiniz. Bundan önce burada 5 jeopolitik tartışma icra edildi. İlkinde Irak taki seçimlerden sonraki durumu inceledik, daha sonra küresel mali krizin olası siyasi etkilerini izlemeye çalıştık, ondan sonra deniz haydutluğu konusundaki araştırmamızı ortaya koyduk ve bu konunun hukuki ve siyasi sonuçlarını ortaya koymaya çalıştık, daha sonra altmışıncı yılında NATO ve Türkiye konusunu inceledik ve en son olarak da ABD nin Ortadoğu politikaları konusunu ve Türkiye ye olan etkilerini inceledikten sonra bugün bir arada Türkiye nin Irak ın kuzeyi ile olan ilişkilerini, gelişmeleri ve sonuçları içerecek olan jeopolitik tartışmayı birlikte yapacağız. Biliyorsunuz bu jeopolitik tartışmalardan maksat ülkemizin karşı karşıya kalabileceği özellikle dış politika ve güvenlik konularında bir takım çözüm tarzları üretmek, muhtemel stratejileri belirlemek ve bu konuda gerekli katkıyı hem ilgili mercilere yapmak hem de halkı uygun ve doğru bilgilerle aydınlatmak olarak belirlenmiştir. Bugünkü konumuzu da biraz önce ifade ettiğim gibi Irak ın kuzeyi ile olan ilişkiler, gelişmeler ve sonuçları konusu olacaktır. Bildiğiniz üzere Türkiye nin Irak politikası daima Irak ın toprak bütünlüğünden geçmektedir ve Irak taki gelişmeleri güvenlik açısından hassasiyetle takip etmektedir. En önemli konulardan bir tanesi de bilindiği gibi PKK terör örgütü konusudur ve PKK terör örgütü ortaya çıktığından bugünlere kadar çeşitli şekillerde, çeşitli safhalarda çeşitli eylemler yapmıştır yılına gelindiğinde gündemden düşebilecek bir pozisyona girmiştir ancak 1999 ile 2005 arasında AB giriş sürecindeki gelişmeler ile bu konunun milliyetçi akımları biraz daha zayıflatması, etnik konuları biraz daha ön plana çıkartması, 2003 yılında ABD nin Irak ı işgali ve dolayısıyla Irak ın kuzeyinde oluşan o boşluktan istifadeyle PKK terör örgütü yeniden ortaya çıkmış, yeniden canlanmış, yeniden eylemlerine başlamıştır yılına gelindiğinde bu eylemlerde çok büyük bir artış gözlemlenmiştir ve artık öyle bir noktaya gelinmiştir ki Türkiye, o güne kadar ABD nin bir türlü müsaade etmediği sınır ötesi harekatı kendi insiyatifiyle yapma noktasına kadar gelmiştir. Tabi ki ABD ile Türkiye arasındaki ilişkiler o dönemde son derece gergin bir durumdadır yılında böyle bir hadiseyle böyle bir eylemle karşı karşıya kalınca, Türkiye kendi insiyatifiyle bir sınır ötesi harekat yapması durumunda ABD ile ilişkileri kopma noktasına kadar taşıyabilecek bir durum da ortaya çıkacaktır. Başbakan bu nedenle Kasım 2007 de ABD ye gitmiş ve zamanın başkanı Bush ile yapmış olduğu görüşme sonucunda bir mutabakat içerisinde bu terörle mücadele konusunu icra etmeleri gerektiğine ikna etmiştir. ABD de bundan ikna olmuş ki o tarihten itibaren PKK terörüyle mücadele ortak olarak ve bir mutabakat içerisinde yapılmaya başlanmış, Türkiye, Irak ve ABD arasında bir üçlü mekanizma oluşturulmuş ve bu mekanizma çerçevesinde istihbarat paylaşımı da dahil olmak üzere terör ile mücadele sürdürülmüştür. Kayıtlara geçmemiş olmakla birlikte yaptığımız inceleme, yaptığımız değerlendirme ve olaylara baktığımız zaman şöyle bir sonuç da ortaya çıkmıştır; ABD

6 Türkiye ye terörle mücadelede bir mutabakat olarak yardım etmiştir ve Türkiye nin sınır ötesi harekatına müsaade etmiştir ama bunun karşılığında tabi ki bir takım istekleri olmuştur. Bu isteklerin en başında Irak ın kuzeyi ile Türkiye nin iyi geçinmesidir, iletişim içerisinde olunmasıdır ve ona zarar vermemesidir. Ona zarar vermemek kaydıyla, onunla iyi iletişim içerisinde olmak kaydıyla Türkiye nin sınır ötesi harekatına bir noktada müsaade etmiştir. Kuzeydeki yönetimin durumuna baktığımız zaman; tabi ki onun da bir stratejisi vardır. Onun stratejisi, hedefi bir bağımsız Kürdistan dır ama onu oluşturmak için ne fırsat ne ortam vardır, ne de şu an için böyle bir duruma müsaade edilebilir. Ama bir otonom idareye sahiptir ve bu otonom idarenin yetkilerinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesini arzu etmektedir ve bu otonom idarenin içerisine gerek petrol bölgesinden, gerek tartışmalı bölgelerin bir kısmından toprakları içine almak suretiyle genişleme stratejisini de yürütmektedir. İşte böyle bir durum içerisinde ABD Irak taki istikrar ve güvenliği oldukça yeterli bir seviyede sağladığı için, oldukça fazla yıprandığı için, diğer taraftan küresel ekonomik krizde kendisini oldukça zor duruma düşürdüğü için, öte yandan Afganistan a olan ilgisini daha da arttırmak ve oraya da kuvvet kaydırmak düşünceleriyle Irak tan kuvvetlerini çekme kararı almıştır. Bu karar geçmiş başkan döneminde alınmış ve yeni başkan döneminde de zaten seçim propagandası esnasında dile getirilmiş ve Amerikan askerlerinin bu bölgeden bir an önce çekileceği Amerikan halkına ve dünyaya karşı bir taahhüt noktasına gelecek şekilde beyan edilmiştir. Sonuçta ABD bu çekilme kararını almıştır. Tabi bu çekilme kararı haziranın ortasında şehir merkezlerinden, 2011 sonuna kadar da Irak ın genelinden çekilmesi durumudur. Bu çekilme olacak mıdır, ifade edildiği şekilde mi olacaktır, ocak ayında olması muhtemel seçimler sonucunda nasıl bir tablo ortaya çıkacaktır, bu takvim işleyecek midir bilemeyiz ama söylendiğine göre bunun işlenmesi arzu edilmektedir. Bu çekilmeyi en iyi biçimde sağlayabilmek, hem kendi gücünün zarar görmemesi, hem Amerika nın zarar görmemesi, hem de Irak taki istikrar ve güvenliğin devam etmesi açısından bir takım planlar da yapılmıştır. Bu planların yapılması konusunda Amerika daki düşünce kuruluşları da çeşitli incelemeler yapmıştır. Onlardan bir tanesi de Rand Coperation ın yapmış olduğu incelemedir. İşte bu klasör de yüz elli sayfalık Rand Coperation ın Amerika nın Irak tan çekilmesinin nasıl olacağı, bu konudaki gelişmelerin nasıl ilerleyeceği, nelerle karşılaşılabileceği ve hangi konuların öne çıkabileceğini içeren bir araştırmadır. Tabi sadece Rand Cooperation yapmamıştır bu araştırmaları. Anthony Cordesman da Adam Mausner ile birlikte Ağustos 2009 da bir araştırmayı yayınlamış, Ekim 2009 da da CSİS de aynı konuda bir araştırmayı kamuoyuna duyurmuştur. Bu araştırmalara baktığımız zaman, ortaya konan esas konu Irak taki istikrar ve güvenliğin bozulmadan bu çekilme harekatının icra edilmesi, hem çekilme esnasında hem de çekilmeden sonra bunun devam ettirilmesi esasına dayandırılmaktadır. Bunun için, özellikle bu konuda problem çıkarabilecek Kürt yönetimi üzerinde bir baskı kurmak, Arap Kürt çatışmasını her nasıl olursa olsun önlemek, Kürtlerin herhangi bir şekilde bu baskıya rağmen toprakları genişletmek, otonomu güçlendirmek gibi hareketleri olduğu takdirde ortaya çıkabilecek çevre ülkelerin müdahalelerinin de önüne geçmektir. Bunların başında da tabi ki Türkiye gelmektedir. Bunun için Türkiye ile diyalogun devam etmesi, eğer böyle bir müdahale olursa ABD ile ilişkilerin bozulacağının ifade edilmesi, AB giriş sürecinin de aksayacağının Türkiye ye telkin edilmesi konusundaki bazı yazılara da bu araştırmalar da yer yer rastlamak mümkündür. Suriye ile diyalogun devam ettirilmesi, İran la nükleer çatışma konusunda gerginliğin tırmanmaması için daha alçak bir profilde görüşme ve diyalog platformunun aranması da bunların içerisindedir. Özellikle Türkiye açısından son derece önemli olan Irak ın kuzeyinde bağımsız bir Kürt devletinin kurulması, Türkmenlerin katliama maruz kalabilmesi, Kerkük ün Irak ın kuzeyindeki yönetimin içerisine dahil olabilmesi, tartışmalı bölgelerin kendi içerisine alınabilmesi Türkiye yi rahatsız edecek ve müdahale sebebi olabilecek konulardır. Ama Türkiye nin bu müdahaleyi onları değil de PKK yı bahane ederek yapabileceğini ve PKK terörü ile mücadele ediyorum adı altında bu gibi reaksiyonlara karşı koyabileceğini düşündüğünden PKK ile ilgili konunun işte o biraz önce ifade ettiğim ortak mücadele konusundan artık PKK nın tasfiye edilmesi konusuna doğru bir dönüşüm sağlanması gerektiği üzerinde de çalışma yapmıştır. Biraz sonra hem sayın bakanım hem diğer değerli konuşmacılar da ifade edecektir ama bu son zamanlarda gündeme gelen Kürt açılımı daha sonra demokratik açılım adını alan konular PKK tasfiye

7 edilirken orada onun Türkiye içerisindeki uzantılarının da, Türkiye ye olan ilgisinin de ortadan kaldırılması için bu açılımların yapılması zaruretinin ortaya çıktığını ifade etmek mümkündür. En önemli konu da Arap-Kürt çatışmasıdır. Bundan son derece çekinmektedirler. Temmuz ayında Amerikan Dışişleri Bakanlığı nın siyasi ve askeri işlerden sorumlu müsteşarı Türkiye ye gelmişti. Amerikan büyükelçiliği dört beş kişilik bir katılım olan bir yemek tanzim ettiler ve beni de davet ettiler. Ben orada müsteşar yardımcısına bir Arap-Kürt çatışması olursa özellikle Kürtleri koruma için sizin siyasi veya askeri bir planınız var mı diye sorduğumda kendisi ben bu soruya cevap veremem büyükelçi cevap versin dedi. Büyükelçi de aldı sazı eline aynen şunları söyledi: Bu konu özellikle çekildikten sonra bizim konumuz olmaktan çıkar. Bu bir iç çatışma konusudur ve BM nin konusudur dedi. Biraz sonra BM konusu da zaten dile getirilecektir. Ayrıca bu BM nin konusu olduğu gibi aynı zamanda çevre ülkelerin ve özellikle Türkiye nin sorunudur deyip topu bize attı. Niye diye sorduğumuzda, Türkiye artık Irak ın kuzeyi ile entegrasyon içerisinde dedi. Ticari ilişkileri artmış, inşaat şirketleri orda çalışıyor, Yumurtalık petrol hattı çalışıyor, Nabucco projesinin bir ayağı da gaz üzerine yine buradan geçecek. Yani bir Arap-Kürt çatışmasında Kürt tarafının göreceği ziyan bir bakıma Türkiye nin aleyhine olacak bir konudur, onu siz düşünün dedi. Yani bir bakıma hadiseleri bu çerçevede değerlendirmekte yarar vardır diye düşünüyorum. Onu da bizim üzerimize attılar. İşte bütün bu çerçeve içerisinde Türkiye nin Irak ın kuzeyi ile olan ilişkileri nasıl başladı, nasıl gidiyor, bundan sonra nasıl devam edebilir, çekilmenin buna olan etkileri neler olabilir, gelişmeler neler olabilir, bunun sonuçlarında neler çıkabilir, Türkiye yi ilgilendirenler nelerdir ve Türkiye nin ne yapması gerekmektedir? İşte bunu çok değerli konuşmacılarla paylaşacağız. Onları hepiniz çok yakından tanıyorsunuz. Lütfettiler, bizim davetimize icabet ettiler, bizi kırmadılar. Dışişleri Eski Bakanı, aynı zamanda emekli büyükelçi ve halen de AB Uyum Komisyonu Başkanı Sayın Yaşar Yakış bizimle beraber bu konudaki görüşlerini, düşüncelerini ve özellikle büyükelçilik döneminde Ortadoğu ile de çok ilgilendiği için ve dışişleri bakanlığı görevinde de zaten konunun içinde olduğu için ve halen de bu çalışmalarını devam ettirdiği için hem tarihi hem taze hem de geleceğe yönelik bilgiler ve değerlendirmeler ihtiva eden bir perspektife sahip çok değerli Sayın Yaşar Yakış bizimle beraber oldu. Prof. Dr. Hasan Ünal ı hepiniz tanıyorsunuz zaten. Türkiye nin menfaati ile ilgili her türlü konuda kendi ulusal ve milliyetçi görüşünü ortaya koyabilen ve Türkiye nin zedelenmemesi için her türlü incelemeyi, araştırmayı yapıp onlara çareler bulmaya çalışan bir arkadaşımız. O da lütfettiler ve bizim toplantımıza icabet ettiler. Gazeteci arkadaşımız Metehan Demir i Hürriyet Gazetesinden çok yakından tanıyorsunuz. Özellikle dış politika ve güvenlik konularında tecrübe sahibi, kendisini aşağı yukarı on beş yıldır tanıyorum ve diyalogumuz da hiç kesilmedi. Kendisi de lütfettiler, davetimize icabet ettiler. Kendilerine burada şükranlarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum ve sözü müsaade ederseniz Sayın Yaşar Yakış a bırakıyorum. Buyurun sayın bakanım. Yaşar YAKIŞ: Teşekkür ederim Sayın Paşam. Sayın bakanlarım, değerli büyükelçiler, değerli profesörler, değerli konuklar hepinizi saygıyla selamlıyorum. ORSAM gibi prestijli bir kuruluşta sizlere hitap etmemi sağladığı için Sayın Paşama ayrıca teşekkür ediyorum bir de bu kadar seçkin öteki konuşmacılar arasında benim de yer almamı uygun gördüğü için bundan onur duyduğumu belirtmek istiyorum. Irak konusu veya sadece Kuzey Irak konusunu on dakika ile on hafta arasında istediğimiz kadar konuşabileceğimiz bir konudur paşam. Birinci periyotta yirmi dakikalık bir süre daha sonra ilave edeceğiniz veya konuşmalara karşılık vereceğiniz konular için de beşer dakikalık bir süre olacak. Daha sonra da soru cevap periyodunda yine konuşma imkanına sahip olacaksınız. Yaşar YAKIŞ: O zaman belki de belli başlı konular üzerine bir iki kelime söylemek uygun olur. Eminim ki burada söyleyeceğim hususlardan çok daha fazlasını bu değerli konuklar arasında çok daha fazla bilgiye sahip olanlar vardır ama böyle mütecanis bir topluluğa hitap edildiği zaman ister istemez bazıları için sıkıcı olabilecek, bazıları için orta derece enteresan olabilecek, bazıları için ise çok enteresan şeyler söylemek durumunda kalıyoruz. Bunun başka çaresi yoktur. Şimdi şuradan başlamak lazım; Kuzey Irak Türkiye için neden önemli? Kuzey Irak bir kere

8 sınırdaş olduğumuz için önemli. Bir İngiliz yazar David Pumpkin in kitabı var Bütün Barışlara Son Veren Barış diye. A Peace to End All Peace Versailles anlaşması sistemini kastediyor. Yani Birinci Dünya Savaşı ndan sonra Osmanlı nın parçalanması da dahil olmak üzere imzalanan Versailles sistemi. Lozan ondan ayrılmıştı ama önce Sevr i ondan sonra Lozan ı da bu çerçevede değerlendirmek lazım. David Pumpkin orada sadece Ortadoğu daki barışın güya barışın, yani batılıların dayattığı barışın Ortadoğu daki bütün barışlara ve sükunete nasıl son verdiğini anlatıyor kitabında. Irak zaten bildiğiniz gibi Osmanlı nın üç vilayetinin bir araya getirilmesiyle yaratılmış suni bir devlettir. Irak tarihi diye bir şey mevcut değildir. Osmanlı nın Bağdat, Musul ve Basra vilayetlerinin birleşmesinden oluşmuştur. Ondan sonra Kerkük konusunu hatırlıyoruz, Lozan dan çıkarılıp İngilizlerin lehine bir çözüme kavuşturuldu. Dolayısıyla Kerkük ile olan ilgisi, Misak-ı Milli deki Türk toprakları tanımına uyan bir yerdi ama İngiltere oradaki petrolün kokusunu çoktan almış olduğu için ne yapıp edip orayı İngiliz mandasına verilecek olan Irak a Türkiye den almak suretiyle dahil etti. Dolayısıyla şimdiki sınır aslında hiçbir şeyi bölmüyor. Yani bugünkü sınırın kuzeyi neden Türkiye güneyi neden Irak diye sorduğunuz zaman bunun bir cevabı yok. Ancak, o tarihlerde İngilizlerin bulgularına göre petrol bulunan yerler kuzey sınırı olduğu için buradan çizilmiştir. Dolayısıyla şimdiki sınır oradaki halkı hiçbir objektif kritere uymayacak şekilde bölmesinden meydana gelmiştir. O zaman ne oluyor? Sınırın her iki tarafındaki insanlar da birbirleriyle akrabalık ilişkileri kuruyor. Sınırdaş olmamızın önemi bu. Daha doğrusu Kuzey Irak Türkiye için neden önemlidir dediğimiz zaman bunlardan birisi sınırdaş olmamız diyoruz ama herhangi bir sınırdaş ülkeyle böyle suni kriterlere göre çizilmiş bir sınırın yarattığı farklı bir boyut var. Hem sınırdaşız, hem de sınırın öbür tarafında kardeşlerimiz var. Bu ırkdaş olarak da kardeş, millet olarak da Osmanlı zamanından beri kardeşiz. Şimdi Kürtçe konuşan yurttaşlarımızın orada aile parçaları var. Böyle çok boyutlu bir kardeşlik bağı var. Kuzey Irak ın bizim için önemli olmasının bir başka nedeni de PKK nın özellikle Kuzey Irak taki 36. Paralelin kuzeyinin uçuşa yasak bölge olarak ilan edilmesinden sonra Irak ta Bağdat taki makamlarının da kuzeydeki yetkilerinin ve güvenlik sağlama imkanlarının kısıtlanması nedenleriyle PKK orada yuvalandı ve Türkiye ye saldırılarının önemli bir bölümünü oradan hareket ederek gerçekleştirmeye başladığı için Türkiye ye doğrudan doğruya güvenlik tehdit yönelten bir mihrak nokta haline gelmiştir. Başka ne var? Birçok unsur var ama ben birkaç tanesine değiniyorum sadece; orada Türkmen unsuru var. Bizim için önemli ve Misak-ı Milli deki tanıma uyan insanlardır bunlar. Türkmenler zaman içinde orada yıldırılmak suretiyle veya zorla asimilasyona tabi tutulmak suretiyle Türkmen olduğunu açıklayanlar ağır muamelelere tabi tutuldu. Benim üniversite yıllarımda oradaki arkadaşlarım arasında idam edilenler oldu. Yani Kuzey Irak tan gelip burada okuduktan sonra evine döndüklerinde yakalanarak ayrılıkçı faaliyet yürütmekle suçlanıp idam edilen tanıdıklarımız oldu. Dolayısıyla Türkmen kimliğini ön plana çıkarmak geçmişte çok riskli bir eylem, davranış haline gelmişti. Bu devlet politikası sebebiyle Türkmenler ya Türkmen olduklarını yüksek sesle söylemekten çekinir hale gelmişler veya Türkmen bölgesinin dışındaki başka yerlere yerleşmek suretiyle o kimliğini ön plana çıkarmaksızın topluma karışmışlar ya da yurtdışına göç etmişlerdir. Irak taki Türkmen unsuru bütün Irak ın en çok okumuş, en iyi şekilde tahsil görmüş unsurlarıydı. Dolayısıyla böyle bir kitlenin dağılması da bizim için de Irak için de bir kayıp olmuştur. Bir başka unsur ekonomidir. Biz Irak ile komşuyuz, Kuzey Irak la daha fazla komşuyuz. Bu birçok ilişkiyi ön plana çıkardığı gibi ekonomik ilişkileri daha fazla ön plana çıkarıyor. Neden özellikle şimdi daha fazla ön plana çıkarıyor? Irak savaştan ötürü geniş ölçüde tahrip olmuş, bazı yerlerde alt yapısı hasara uğramış bazı yerlerde alt yapısının yapılması işi gecikmiş durumda olan bir ülke. Dolayısıyla bu yeniden yapılanma, alt yapının yeniden kurulması sırasında Türkiye ye çok büyük işler düşüyor, bu birinci unsur. Ticaret olarak çektiğimiz bütün sıkıntılara rağmen Kuzey Irak ın uzun vadeli bir perspektif içinde düşünülürse en fazla güvenebileceği ve dünyaya açılmak için de en fazla güvenebileceği ortağı Türkiye dir. Dolayısıyla bu, ticaretimize de kolaylık sağlamıştır. Kürtçe konuşan vatandaşlarımızın oraya gidip iş yapmaları ve Türkiye den oraya oradan Türkiye ye mal ticareti yapmaları da önemli ölçüde artmıştır. Bir de tabi dünyanın şu anda en önemli ihtilaf nedenlerinden biri olan enerji kaynakları meselesi mevcut. Yani petrol ve gaz. Zaten biliyorsunuz Kerkük ten paralel iki hat ile en yüksek kapasitede günde 1,5 milyon varil petrol

9 pompalanıyor ve şimdi Kuzey Irak ta gaz da bulundu. Zaten mevcut bir boru hattı güzergahı bulunduğu için, o gaz işletilebilir hale geldiği zaman boru hattı istimlak edilmiş enerji, güvenlik, koruma gibi şeyler sağlanmışsa oradan yeni bir hat geçirmek çok daha kolay olur. Zaten paşamız da biraz önce değindi, bu Nabucco nun nereden gaz alacağı meselesi için çare aranırken şimdi Nabucco nun yılda 32 ila 42 milyar m 3 taşıma kapasitesi olacak. Sadece Azerbaycan dan gelecek gaz yetmiyor, İran dan gaz gelmesi için Amerika nın koyduğu sınırlamalar var, Rusya gazı ancak bize yetiyor. Dolayısıyla ileride Irak tan gelecek gaza mutlaka ihtiyaç olacak. Esasen o gaz için de şu an bir güzergah mevcut. Dolayısıyla bütün bunları üst üste koyduğumuz zaman Türkiye nin Kuzey Irak la yakından ilgilenmesi son derece doğaldır. Yalnız, geçmişte bir şeyin biraz ölçüsünü kaçırmıştık. Belki biliyorsunuzdur, ben AK Parti nin kurucuları arasındayım. Daha milletvekili olarak seçilmemişken, kuruluş aşamalarında şimdiki sayın cumhurbaşkanı ile birlikte partinin dış ilişkilerini yürütüyorduk. Ona söylediğim bir şey vardı; Biz ileride seçimler olurda iktidara gelirsek Irak konusunda şu andaki devletimizin söylemlerini tekrarlayan tutumdan vazgeçmeliyiz dedim. Kuzey Irak ta ve Irak ın tamamında gelişecek olayları Türkiye nin etkileme ve yönlendirme imkanı sınırsız değildir. Orası başka bir ülkedir ve Türkiye nin çeşitli şekillerde yönlendirebileceği şeyler vardır ama bunlar sınırsız değildir, bunun bir sınırı vardır. Bunun için zaman zaman o tarihteki politikacılarımızın söyledikleri bazı sözler vardır, işte Kuzey Irak ta otonomi ilan edeceklermiş, etsinler de görelim bakalım! gibi sözleri söylemememiz lazım dedim. Sayın Gül o zaman dedi ki: Peki, bu olaylar bu kadar hızlı gelişirken, biz bu virajı alabilir miyiz?. Evet, belki alamayız ama fırsat kollamamız lazım dedim. Sonradan seçimler oldu, iktidara geldik. Ben dışişleri bakanıydım, Sayın Gül başbakandı. Yaşar dedi Hatırlar mısın? Sen partiyi yeni kurduğumuz zaman böyle söylüyordun, şimdi dışişleri bakanısın. O virajı şimdi alabilecek misin? dedi. Şimdi o zamana nazaran daha da hızlı gelişiyor dedim. Hatırlarsınız tezkere meselesi var, birçok şey var gündemde, tezkere reddedilmiş. Bu sıralarda bu virajı alamayız ama en kısa zamanda bu virajı almamız gerektiği hususundaki görüşümü muhafaza ediyorum demiştim. Ancak şimdi, yani Irak savaşı bitti, Amerikalıların oradan çekilmesi ufukta görünmeye başladı ve Sayın Paşamızın özetlediği o gelişmeler oldu. İşte şimdi Irak taki gelişmeleri etkileme, yönlendirme veya geliştirme imkanımızın sınırsız olmadığının da bilincine vararak ama Kuzey Irak ile de iyi geçinmek suretiyle birçok şeyler yapabileceğimiz ortaya çıktı. Şimdi Erbil de üçlü mekanizma içinde bir ofis var. Orada Amerika, Irak ve Türkiye bir araya geliyor ve gayet güzel bir işbirliği yürütüyor. Dolayısıyla, biz şimdi Irak ta olanlar için orası başka ülkedir, Irak ın geleceğini Iraklılar belirleyecektir ama Türkiye nin canını sıktıkları zaman Türkiye nin işbirliğinden de mahrum kalacaklarını en güçlü mesajlar ile şimdi verebiliyoruz. Bu işbirliğinin onlar için de yani Kuzey Irak taki Kürtler için de yararlı olduklarını gördükleri zaman hiç tehdit boyutlarına götürmeksizin siz başka bir ülkesiniz ve pek tabi ki bu ülkenin geleceğini siz tayin edeceksiniz ama burada haksızlık yapmayacaksınız. Oradaki Türkmenlere haksızlık yapmayacaksınız, PKK lıları korumak suretiyle haksızlık yapmayacaksınız demek suretiyle daha medeni bir diyalog sürecine girmiş bulunuyoruz. Türkmenler ve Kerkük meselesinin biraz daha ayrıntısına girmek gerektiği zaman şunu söyleyebiliriz; bir kere ortaya çıkan unsurlardan biri bizim savaştan önceki Kuzey Irak taki ve hatta Irak ın tamamındaki Kürt, Türkmen varlığı ile ilgili elimizdeki bilgilerin çok sahih ve araziyi çok doğru yansıtan bilgiler olmadığı ortaya çıktı. Birincisi, sayı olarak oradaki rakamlar doğrudan seçimlere yansımadı. İkincisi, bize yani Türk makamlarına ulaşabilen ve Türk makamlarının desteğini sağlayabilecek Türkmen liderler Bütün Türkmenler benim arkamdadır izlenimi vermek suretiyle belki de arkasında ne kadar Türkmen bulunduğunun tespitinde doğru bulunamadı. Şimdi merdivenlerden çıkarken aşağıda Türkmen gençlerinin derneğini gördüm ve inşallah aramızda Türkmen arkadaşlarımız da vardır. Burada bizim hiç kimseyi suçlamadan o tarihteki rakamların doğru olup olmadığını nereden anlayacağız? Verilen oylara bakıyoruz ki o söylenen rakamlarda çıkmıyor. Bir de tabi Kürtler Sünni de olsa, Şii de olsa Kürtlük kimliklerini daha ön plana çıkarıyorlar. Sen Şii Kürt müsün, Sünni Kürt müsün? dediğiniz zaman ben Kürdüm diyorlar. Kürtler nereye oy veriyorsa onlarla birlikte hareket ediyorlar ama Türkmenler arasında bildiğim kadarıyla Sünni Türkmenler ile Şii Türkmenler arasındaki işbirliğini bizim istediğimiz düzeyde sağlayamadık. Dolayısıyla Türkmenler Şii oldukları takdirde Şii Türkmenlerle, Sünni

10 oldukları takdirde Sünni Türkmenlerle oy vermek suretiyle ortada bir parçalanmaya gittiler. Peki, Kerkük sorunu nerden çıktı? Kerkük petrolün tam göbeği olduğu için, yani Kürtlerin istedikleri tabi Kerkük vilayetinin tamamı, Musul, Selahaddin, Diyala vilayetlerinin hepsini istiyorlar. Kerkük ise petrolün en önemli olduğu yer. Bizim için de Türkmenlerin en yoğun olduğu yer olması açısından önemli. Zaman içinde hem oradaki Türkmenler hem Kürtler Saddam ın izlediği asimilasyon politikası veya iskan politikasının sonucu olarak oraya Irak ın başka yerlerinden Araplar getirmek suretiyle oranın nüfus tertibini değiştirmeye çalışmıştır. Dolayısıyla bundan Türkmenler de zarar görmüştür, Kürtler de zarar görmüştür. Kürtler de oradan zaman zaman ayrılmak zorunda kalmıştır. Fakat, Amerika nın müdahalesinden sonra Kürtler o karışık, kimin ne yaptığının belli olmadığı dönemi fırsat bilerek Kuzey Irak taki dağlardan kamyonlar dolusu Kürtleri getirerek ve bu Kürtler vaktiyle Kerkük ten Musul dan kovulmuş olan Kürtlerdir diyerek kendilerini oradaki nüfusa tescil ettirip ileride oy verme hakkını elde etmeye çalışmışlardır. O zamanki gazeteler yazdı, hatırlarsınız kamyonlar dolusu 200 kişi Kerkük teki adresleri olarak iki odalı bir evi göstermişlerdir. 200 kişi değil 200 aile. 200 ailenin Kerkük te vaktiyle bizim oturduğumuz yer bu iki odalı daire göstermesi, başta kim organize ettiyse yanlış organize etmiş. Böyle bir durum doğmuştu. Bu düpedüz o karışık ortamda Kürtlerin eski durumu yeniden ihya ediyoruz diye onun çok daha ötesinde oradaki nüfus tertibini bu kez kendi lehine yaptıkları girişimlerin sonucudur. Şimdi biz bunu telafi etmeye çalışıyoruz. Bunun telafi edilmesinde de epey mesafe kaydetmiştik. 22 Temmuz 2008 de bir yerel seçimler yasası kabul edilmişti. Orada Türkmenlerin %32, Kürtlerin %32, Arapların %32 kontenjanları vardı. %4 de Hıristiyanlara bırakılmıştı. Bu, sonradan cumhurbaşkanı tarafından veto edildiği için yürürlüğe girmedi. Dolayısıyla şimdi yeni yasada başka bir çerçeve aranıyor. Orada iki Kürt temsilci, iki Arap, iki Türkmen den oluşan bir grup çözüm arıyor. İnşallah bu bir çözüme kavuşur. Bu arada Yunami adı verilen yardım misyonu Irak a bir rapor hazırladı. O raporda Türkiye özellikle Kerkük ün özel statülü bir il olması telkinini benimsiyor ve onu da her forumda dile getirmeye çalışıyor. Türkiye ile Kuzey Irak arasındaki, aslında işlerimizi resmi olarak Irak makamlarıyla, merkezi makamlarla yapıyoruz, fakat Kuzey Irak Kürt makamlarıyla da eskiden çok eleştirilmiş olmasına rağmen şimdi Türk makamları doğrudan doğruya ilişki içerisindeler ama resmi ilişkilerimizi Bağdat aracılığıyla yürütüyoruz. Bağdat aracılığıyla yürüttüğümüz bu şeydeki asıl amacımız Kuzey Irak taki konumumuzu, oradaki olayların gelişmesini etkileme imkanını mümkün oldukça fazla elde etmeye yönelik. Bu, uzun vadeli bir plan ve 10 Temmuz 2008 de yüksek düzeyli bir stratejik işbirliği konseyi kuruldu. Bu konsey başbakanlar başkanlığında ve bu iki ülke arasındaki ilişkilerin hemen bütün alanlarını kapsayan bakanlardan oluşuyor. Yani enerji bakanları, dışişleri bakanları, içişleri bakanları, yatırımdan sorumlu bakanlar, ticaretten sorumlu bakanlar ve su kaynaklarından sorumlu bakanları da içeriyor. Başbakanlar düzeyinde senede en az bir defa toplanıyor, bakanlar düzeyinde de senede en az iki defa toplanacak. Böylelikle bir forum da Türkiye-Irak ilişkileri ve Kuzey Irak ile olan ilişkilerimizin de görüşülebileceği resmi bir çerçevede oluşmuş bulunuyor. Terörle mücadele konusunda Sayın Paşamız o son derece veciz girizgah kısmında anlattı. Üçlü bir mekanizma mevcut. Biz bu üçlü mekanizma çerçevesinde Kürt bölgesi yönetimiyle de doğrudan doğruya temas içindeyiz. Erbil de bir istihbarat birimi var. Orada Türk, Irak ve Amerikalı yetkililer birlikte hareket ediyor ve belki de Türkiye nin demokratik açılım konusuna da bu çerçevede yer vermek gerekiyor. O demokratik açılım, Kuzey Irak taki PKK varlığı sona erdirilirse, hiçbir zaman PKK nın kökünü yüzde yüz kazımak mümkün olmayacaktır belki. Her toplumda eline silah alıp hayaller kuran ve gençliğin de idealizminin rol oynamasıyla insanların kendi ırkları için, vatan saydıkları yerler için birçok sorumsuz şeyler yapmaları ihtimali var. Onu ne kadar azaltabileceğimizin arayışı içindeyiz. Yani PKK yı oradan çıkardık ama oradan çıkardıktan sonra yeni katılımları önleyebilirsek veya PKK yı izole etmek için Kürtçe konuşan yurttaşlarımızın öteki beklentilerini karşılayabilirsek PKK eskisi kadar güçlü olmaktan çıkar diye düşünüyoruz. Bu demokratik açılım adını verdiğimiz açılım Türkiye deki birçok çevrelerin demokratik temel hak ve hürriyet ile ilgili ihtiyaçlarını karşılayabileceği gibi bu anlamda Kürtçe konuşan yurttaşlarımızın da ihtiyaçlarını karşılayacağı için belki PKK yı izole etmek için de bir munzam adında bu açılım teşkil edecektir. Irak ile olan ilişkilerimiz için, Kuzey Irak la ayrı bir rakam olduğunu zannetmiyorum ama Irak ın tamamıyla olan ekonomik ilişkilerimiz son yıllarda

11 önemli bir artış göstermiştir. Savaştan önce 5,5 milyar dolar civarında bir ticaret vardı, şimdi 5,2 yükseldi yani önce 1 milyarın altına da indi fakat 2008 yılında 5,2 milyara yükseldi. Bunun 3,9 u bizim ihracatımız, 1,3 de ithalatımız oluyor. Ama eskiden olmayan bir şey olarak şimdi müteahhitlikte daha fazla açılım içindeyiz. 6,2 milyar dolarlık müteahhitlik işimiz var Kuzey Irak ta. Bu senenin 24 Martında kapsamlı ekonomik ortaklık anlaşması imzalandı, ancak bu anlaşma Irak parlamentosunda görüşülürken Fırat suları ile ilgili bir madde eklenmesi teklifinde bulunulduğu için bu anlaşma Irak tarafından imzalanmadı. Bu vesile ile su konusuna biraz değinmek istiyorum. Su konusu Türkiye, Irak ve Suriye arasında bir sorundu. Aslında Suriye ile olan sorun daha önemliydi. Irak için biraz daha az önemliydi. Buna rağmen son yıllarda yani 2007 ve 2008 yılında kuraklık yaşanması nedeniyle 1993 yılında Sayın Özal ın başbakanlığı zamanında Suriye ve Irak a saniyede 500 m 3 su verilmesi vaadinde bulunduk, aylık ortalama olarak. Eğer bir aylık ortalama saniyede 500 m 3 ün altına inerse müteakip ay telafi edilecekti. Bu vaadimize rağmen 2008 yılının sonlarından başlayıp 2009 yılının mart ayına kadar gelen 9 aylık sürede bu rakama ulaşamadık. 9 aylık süre boyunca bu rakamın altında kaldık, 400 m 3 civarında su verebiliyoruz saniyede ama artık atmosferik şartları herkes biliyor. Bu konuda Irak ile Suriye yi birbirinden ayırmak lazım. Çünkü biliyorsunuz Fırat Nehri sularının aşağı yukarı %81 ini Türkiye den alıyor, %11 ini Suriye den alıyor, Irak ta ise Fırat Nehri ne hiç ilave yok. Yani Irak a düşen yağmurlardan Fırat Nehri ne hiçbir ilave olmuyor. Buna rağmen Fırat tan hisse alıyor. Buna mukabil bildiğim kadarıyla Fırat Nehri nin yıllık debisi 32 milyar civarında, Dicle Nehri nin ise 53 milyar m 3, yani çok daha yüksek. Dicle Nehri üzerinde Türkiye nin baraj yapma imkanları daha sınırlı. Dolayısıyla biz o 53 milyar m 3 ün tamamına yakın bir bölümünü Irak a zaten veriyoruz. Biz onun için Fırat ve Dicle Nehri nin birlikte mütalaa edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu özellikle Irak için daha önemli, çünkü Suriye zaten Dicle Nehri nden sadece bir yerde sınır teşkil ediyor Türkiye ile Suriye arasında. Yoksa tamamen Suriye topraklarının içinden Dicle hiçbir zaman akmıyor. Buna mukabil Dicle ve Fırat ın her ikisi de Irak topraklarından akıyor, hatta Irak makamları bir yerde bu iki nehri Tartar kanalı adını verdiğimiz bir kanalla birleştirmiş durumda. Yani biz bu iki nehrin birlikte mütalaa edilmesi gerekir diyoruz ya onlar zaten birlikte mütalaa etmişler ve birleştirmişler, birinden öbürüne su aktarabiliyorlar. Böylelikle biz ikisinden birlikte verdiğimiz suyu mütalaa etmek lazım diyoruz. Eğer bu olursa 32 milyar Fırat tan, 53 milyar da Dicle den toplamda 85 milyar metreküp ediyor ki biz bu 85 milyarın daha makul bir miktarını biz Suriye ve Irak a verebiliriz ama bu konuda yıllardır süren müzakerelerden bir sonuç alamadık. Sonradan da dünyada uluslararası suların taşıma dışı amaçlarla kullanılmasıyla ilgili bir konvansiyon imzalandı. O konvansiyondaki şartları da bu ülkeler bizim aleyhimize sık sık kullanıyorlar. Sayın paşam müsaade ederseniz ben burada keseyim. Ondan sonra sorular olduğu zaman bu konuların daha derinine gireriz, teşekkür ederim. Çok teşekkür ediyoruz sayın bakanım. Ben zaman almamak için herhangi bir yorumda bulunmayacağım ve sözü hocama intikal ettiriyorum. Buyurun hocam. Hasan ÜNAL: Teşekkür ederim sayın başkan. Sayın bakanlar, kıymetli hocalar, değerli misafirler ben de önce Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi nin beni de bu toplantıya davet etmesinden dolayı teşekkürlerimi ifade ederek konuşmama başlamak istiyorum. Şimdi burada belki konuşmaya başlarken Sayın Armağan Kuloğlu paşamızın beni ilk tanıtırken söylediği Türkiye nin menfaatleri ne zaman söz konusu olursa, onla ilgili olarak mutlaka Türkiye nin menfaatleri konusunda ve kendi milliyetçi görüşleri çerçevesinde çalışmalar yapan birisi dedi. Belki biraz sonra anlatacaklarımla kısmen bağlantılı olduğu için burada bir hususu çok hafifçe açıklayarak konuşmaya başlamakta fayda var diye düşünüyorum. O da milliyetçilik kavramı. Şimdi milliyetçilik kelimesi eğer batı dillerindeki nasyonalizme tercüme edilirse bugün artık batı dünyasında ve özellikle bu kelimeyi pek makbul bulmayan Anglosakson dünyasının batıda daha da egemen olduğu bugünkü dünyada biraz tu kaka bir tabir oldu. Pek sevmezler, milliyetçilik diyince kötü manalar içeriyor derler. Bunun da birkaç tane sebebi vardır. Yani milliyetçilik kelimesi aynı Kıta Avrupa sında mesela siyasi tarih kitaplarında çok okuyup okuttuğumuz gibi çok makbul bir kavramdı, 19. Yüzyılın çok değerli iki kavramından biriydi. Biri liberal fikirler dediğimiz özellikle insanların bireylerin hakları üzerine yoğunlaşan

12 görüşler diğeri de milliyetçilik hareketleriydi. Bu hareketler Osmanlı nın tasfiyesinde, Avusturya-Macaristan ın tasfiyesinde çok etkili bir rol oynadı. Fakat ne zaman ki milliyetçilik iki dünya savaşına sebebiyet verdi ve iki dünya savaşından sonra da özellikle Amerika nın egemen olduğu bir batı dünyası ortaya çıktı ki zaten İngiltere kendisini millet olarak tanımlamayan ve milliyetçilik lafını da pek sevmeyen yani nationalism, nation, ve revolution kelimelerinden pek hoşlanmadığı için ve benzeri görüşler Amerika da da yaygın olduğu için bu iki dünya savaşının nedeni milliyetçilik addedildi. Oysa bu apayrı tahlile muhtaç bir konu ama milliyetçilik tu kaka hale getirildi. Şimdi oradan kendisine aydın diyen, benim tercüme bürosu demekte ısrar ettiğim pek çok kişi de, paşam pek tabi ki değil, milliyetçilik kötüdür diye bir dalga yaratıyorlar Türkiye de. Şimdi efendim mesele şudur; milliyetçiliğin kötüsü vardır, iyisi vardır. Milliyetçilik nötr bir kavramdır ve içine ne yüklerseniz onunla dolar. Mesela milliyetçiliği bugün Avrupa da kötü yapan şeylerden birincisi dışlayıcı olmasıdır, yani Birinci Dünya Savaşı na sebebiyet veren milliyetçiliğin dışlayıcı olmasıdır, ırkçı olmasıdır, yabancı düşmanlığı içermesidir ve yayılmacı olmasıdır. Türk milliyetçiliği ise Atatürk ün bu devleti kurarken formüle ettiği fikirler çerçevesinde hiçbir zaman dışlayıcı değildir, Türküm diyen herkesi kabul eden bir anlayışa sahiptir. Hiçbir zaman Türkiye de ırkçılık oluşmamıştır, ne merkez sağ muhafazakar milliyetçilikte ne merkez sol Kemalist milliyetçilikte hiçbir zaman ırkçılık olmamıştır. Dinimiz İslam da ırkçılığı yasakladığı için etkili olmuştur bu kültürel havzada. Türk milliyetçiliği yabancı düşmanlığı içermemiştir ve yayılmacı bir karakteri yoktur. Böyle olduğu için aslında dünyada makbul bir milliyetçilik olarak kabul edilmesi lazımdır. Bu yönüyle düşünüldüğünde bugün kendisini Türkiye de milliyetçi olarak tanımlayan insanların aslında batı dillerindeki nasyonalist kavramla değil patriotist" yani vatanseverlik kavramıyla ifade edilmeleri gerekir. Türkiye devletinin ürettiği politik kültür de bunları esas almıştır. Dikkat edin ne ırkçılık yapmıştır ne yabancı düşmanlığı yapmıştır ne dışlayıcılık yapmıştır ne de yayılmacılık yapmıştır. Sayın Bakanım güzel bir tespitte bulundu dedi ki: Irak ile sınırımızı kabaca yok farz edelim, sınırın kuzeyindeki insan tipiyle, kültürüyle akrabalığıyla sınırın güneyinde Irak tarafındakiler birbirinden çok farklı değildir dedi. Çok doğru bir tespit. Suriye ile de kaldırın aynı sonuca varırsınız. Hatta biraz daha ilerleyelim Bulgaristan dan sınırı kaldırın, Bulgaristan Türk bölgesindeki Kırcaali hemen hemen sınırdadır, aynı yerlere varırsınız. Nahçivan ile sınırı kaldırın Iğdır, Kars, Nahçivan arasında hiçbir fark yoktur. Ama bu tabi ki devletlerin varlığını inkar etmemiz ya da görmememiz anlamında bir tespit değil. Böyle olduğu halde hiçbir gün Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu topraklar üzerinde, hem de bazı dönemlerde o devletler sıkıştıklarında bile, mesela İkinci Dünya Savaşı nda Türkiye ye savaşa girmesi karşılığında İngilizler defalarca Suriye nin kuzeyini, Irak ın kuzeyini size verelim diye projeler üretmişlerdir. Türkiye yayılmacılığın en kötü türlerinden biri olan irredantist yayılmacılık yani o toprakların tarihi olarak, üzerinde yaşayan insanların kimliği olarak kendisine ait olduğu iddiasından hareketle yani çok büyük meşruiyet kazanan bir yayılmacılık türü olmasına rağmen bu tür maceralara girişmemiştir. Aynı şeyleri on iki adalar içinde söyleyebiliriz vesaire. Dolayısıyla belki bu milliyetçilikle ilgili bir tashih oldu ama yerinde oldu diye düşünüyorum ve buradan Kuzey Irak ile ilgili Türkiye nin ilişkileri nedir, ne olmalıdır konusundaki görüşlerimi sizlere arz etmeye başlayacağım. Hocam bunu tashih etmeye gerek yoktu. Milliyetçilik derken ben Türk milliyetçiliğinden bahsediyorum ve Atatürk ün ilkelerinden biri olan milliyetçilikten bahsediyorum. Hasan ÜNAL: Tashihten ziyade, özür dilerim, kafalarda, zihinlerde milliyetçilik kelimesinin Türkiye deki kullanımıyla ilgili oluşan yanlış anlaşılmalara yönelikti. Çünkü Türkiye de koro gibi bir grup var. Bütün televizyonları işgal etmiş durumdalar ve neredeyse her cümleye Milliyetçilik kötüdür şeklinde başlanıyor veya mealen böyle başlanıyor. Bu külliyen yanlıştır. Hiçbir doğru tarafı yoktur. Yani bunları söylemek için konuyu biraz açmak gereği duydum. Şimdi Kuzey Irak la ilgili olarak ya da bize gönderilen davetiye Irak ın Kuzeyi diyor, daha güzel söylüyor. Türkiye nin Irak kuzeyi ile olan ilişkilerine gelince bu konunun aslında mutlaka bir eski geçmişi var deki Körfez Savaşı ndan sonra başlayan çekiç güç operasyonu ve 36. Paralelin kuzeyi denilen ama sadece Barzani ve Talabani nin gruplarının yaşadıkları bölgeleri

13 kapsayan koruma kollama harekatından bu yana bir geçmişi var. Ancak bu hadisenin somut projelere dönüşmesi ve şu anda bizi bu projeler hakkında düşünmeye sevk eder hale gelmesi Amerika nın 2003 teki Irak işgali ile başladı desek yeridir. Şimdi Irak ın işgali ile ilgili iki senaryo mümkündür. Biri bazı Amerikan çevrelerinde pek gerçekçi olmasa da dillendirilen Irak halkı Saddam dan o kadar bezdi ki herhangi bir etnik, mezhebi fark gözetmeksizin Amerikan askerlerini sınırda gören her biri hoş geldiniz derecesine alkışlarla ve çiçeklerle karşılayacaklar ve Irak ta özellikle yeni bir devlet yapısı oluşturacağız. Bu demokratik devlet yapısı içinde ordu yapısı mesela tasfiye edilecek, Irak ın yer altı yer, üstü kaynakları mümkün oranda halka dağıtılmaya başlanınca burası bütün Ortadoğu için yeni bir tecrübe alanı oluşturacak ve buradaki başarımız İran daki halkın rejime karşı adeta isyanının alt yapısını oluşturacak. Yani İran daki halk da diyecek ki: Niye silaha yatırım yapıyoruz, nükleer silah yapıyoruz? Zaten rejim de bıktırıcı hale geldi, Irak ta da güzel, demokratik bir rejim kuruldu. Biz de buna benzer bir şey yaparsak herhalde daha iyi olacak diye düşünürler. Bu tabi çok hayalci bir yaklaşımdı ve öyle olduğu daha ilk günlerden ortaya çıktı. Irak taki direnişle birlikte özellikle direnişin patlak vermesi ve direnişin kalıcı olacağının ortaya çıkması, yani bir iki sokak çatışması, rejimden beslenen birkaç grubun son çatışmaları falan olmayacağı, bunun yaygın bir direnişe dönüşmesinin muhtemel olacağı anlaşılınca ve Amerika nın da buna yeterince hazır olmadığı görülünce karşımıza iki senaryo çıktı. Bunların ayrıntılarına girmek burada vaktimizi büyük ölçüde aşar. O senaryo da şuydu: Irak ya üçe bölünecekti ya da daha sonra tekrar bakılacaktı. Yani bölünme senaryosu olur mu olmaz mı diye. Şimdi bölünme senaryosu üç vilayete göre tasarlanmış bir şey. Sayın Bakanım da onu vurguladılar. Osmanlı yönetimi altında Irak diye bir yönetim yoktu ama Suriye diye de bir yönetim yoktu. Bunlar Osmanlı nın eyaletleriydi. Kuzeyden güneye düşünürsek Musul vilayeti, Bağdat vilayeti ve Basra vilayeti diye üç vilayet vardı. Şimdi aşağı yukarı Irak ın bölünmesi de kabaca bu hatlara denk geliyor, yani üçlü bölünme senaryosu. Buna göre, belki bu planlandı veya planlanmadı yani belki de hadiseler böyle gitti ki bunu belki de hiçbir zaman bilemeyeceğiz, Irak ta Sünniler ve Şiiler özellikle Bosna daki gibi kitlesel bir etnik savaşın içine girecekler, birbirlerini boğazlayacaklar, bir daha bir araya gelmelerini mümkün kılmayacak şekilde birbirlerinden ayrılacaklar, karışık evlilikler yıkılacak tıpkı vaktiyle Hırvatistan da yaşandığı gibi ve sonuçta burada kendiliğinden sınırlar oluşacak. Bu tür kitlesel etnik savaşlarda bir süre sonra kendiliğinden sınırlar oluşur. Yani belli bir bölgede Sünniler toplanır, Şiilerin içindeki Sünniler oraya göçer, Sünnilerin içindeki Şiiler öbür tarafa göçer ve sonuçta kendiliğinden kabaca sınırlar tespit edilmiş olur. Kuzeyde Amerikalıların büyük ölçüde kol kanat gerdiği, Kerkük te büyük çapta bir etnik temizlik yapmalarına izin verdiği hatta muhtemelen bilerek ve isteyerek desteklediği Barzani-Talabani yönetimi ise kendi askeri gücüyle, kendi devletleşme çabalarıyla zaten ayakta kalacaktı ve ondan sonra da şu denilecekti: Efendim Irak kendiliğinden bölündü. Yani yapılabilecek bir şey yok. Bu Irak nasıl bir araya getirilir? Getirilse bile olsa olsa bu bağımsız devletler, hükümran devletler konfederasyonu gibi bir araya gelebilir. Bu geçici bir şeydir. Yani bir sonraki bölünmenin resmiyet kazanmasının sadece başlangıcı şeklinde olabilir veya doğrudan üç bağımsız devlete dönüşebilirdi. Ama burada bir sürü sorun çıktı. Şimdi Irak ta bir Şii devleti kurmaya kalkarsanız İran ın nüfusunun genişlemesi ihtimali bir tarafa o Şii devlet zamanla nüfusunun yaklaşık %40 ının Şii olduğu Kuveyt i, nüfusunun yaklaşık %65-70 inin Şii olduğu Bahreyn i, nüfusunun Şii oranı belli oranda düşük olsa da bir bölüme toplanmış olduğunu bildiğimiz Suudi Arabistan ı Yaşar YAKIŞ: %12 dir. Hasan ÜNAL: %12 ama belli bir bölgeye yoğunlaştığı için orada büyük bir çoğunluk teşkil ediyor ve işin garibi Suudi Arabistan ın petrol gelirinin büyük bir kısmı da oradan çıkıyor. Şimdi acaba onları istikrarsızlığa sevk etmez misiniz? Bir başka şey, siz ortada petrol geliri çok fazla olmayan ama çok militanlaşmış, mağdur edildiği için kendini mazlum ve mağdur hisseden bir Sünni devleti oluşturursanız, ki bu bir tür El-Kaide devleti gibi olur, o devlet acaba başka Sünni bir devlet olan Ürdün ü istikrarsızlığa sevk etmez mi? Şimdi söylediğimiz bu devletlerin neredeyse tamamı da Amerika nın birinci elden müttefikleridir. Yani Kuveyt ten

14 bahsediyoruz, Bahreyn den bahsediyoruz, Suudi Arabistan dan bahsediyoruz, Ürdün den bahsediyoruz. Peki, kuzeyde kurulacak bir Kürt devleti Türkiye yi rahatsız etmez mi? Eder. O da Amerika nın hesaba göre bölgedeki en önemli müttefiki olan ülkelerden biri. Dolayısıyla burada bu sorunlar çıktı ama daha da önemlisi Irak taki Sünniler ve Şiiler, yani Araplar diyelim bunlara toptan, böyle bir oyuna gelmediler. Pek çok tahrik yapıldı, pek çok provokasyon yapıldı, bunların batı basınında da provokasyon olduğu çizildi yazıldı yani bu kadar bariz de yapıldı ama buna rağmen bir Bosna savaşı görmedik orada. Şimdi görmeyince de şunu görüyoruz; son yıllarda da özellikle 2007 den itibaren ki 2005, 2006 da başlayan ve 2007 de hızlanan bir süreç bu, artık Irak ta Şiiler ve Sünniler arasında Araplık ve Müslümanlık temelinde giderek bir milletleşme var. Yani Irak hiçbir zaman bir milli devlet olmamıştı ama muhtemelen Şii ve Sünnilerin önderliğinde bir Iraklılık ve millet bilinci hızla oluşuyor ve siyasi konularda da işbirliği düzeyi artıyor. Burada yeni sorun, gerek Rand in raporlarında gerek pek çok Amerikan kuruluşunun daha önce çıkan benzeri yayınlarında hep şunu gördük Irak üçe bölünmeyecekse, kuzeydeki Barzani-Talabani yönetimi ne olacak. Yani bunu nasıl koruyacağız?. Çünkü bunlara bir dünya vaatlerde bulunuldu, bunların beklentileri çok yükseltildi. O halde bunu korumak, ayakta tutmak için yeni bir senaryoya ihtiyacımız var. Şimdi o senaryo da Bunları Türkiye ile birlikte nasıl kılarız? Gevşek bir beraberlik hatta bunları bir konfederasyon çatısı altında bir araya toplamak mı?. Zaten başka da bir senaryo olmaz. Yani Amerikalıların başka bir senaryo önermesi olmaz çünkü onların düşüncesi Türkiye yi önce milli devlet yapısından yani Türk milleti esasına dayanan ama ırkçı olmayan, yabancı düşmanlığı olmayan, yayılmacı olmayan ve dışlayıcı olmayan tek millet esasına dayalı milli devlet yapısından çıkartıp Türkiye yi daha federal bir yapıya çevirerek Türkiye ile Irak ın kuzeyindeki Barzani-Talabani yapısını bir bağımsız devletler konfederasyonuna dönüştürmek. Yani yazdıklarının esası budur. Şimdi Amerikalı diplomatlar bunları perde arkasında söylüyorlar mı bilmiyorum ama belli aşamalarda resmi olmayan kişilerle, bizlerle bunları konuştukları da vakidir. Yani burayı size versek nasıl olur? Hükümetimizin görüşünü yansıtmıyoruz, böyle bir düşüncesi olduğunu düşünmeyin ama yüksek sesle düşünüp konuştuğumuz zaman sizin için böylesi daha iyi olur herhalde diye denilen ama sonra şunun şartlarını bir konuşalım dediğinizde, Burası Hatay ın size katıldığı gibi katılmayacaktır, bir defa burası Türk değil, buranın kendi devleti var, yer altı ve yerüstü kaynakları olağanüstü olduğu için buranın size katılması değil sizin burayla bir entegrasyon modeli düşünmeniz lazım dediler. Peki, nasıl olacak? Siz bugünkü milli yapınızla bunlarla birleşemezsiniz çünkü her vatandaşınızı Türk addediyorsunuz ama bunlar sizden ayrı bir millet, ayrı bir devlet, dolayısıyla bunların sizle entegrasyonu farklı olacaktır. Hani 9. Cumhurbaşkanı Sayın Demirel in bir sözü vardır Lafın tamamı çocuğa söylenir diye, yani bu lafları duyduktan sonra devamını sormaya gerek yok. Şimdi Rand in raporuna da yansımış olması, daha önce CSİS in raporlarında benzeri unsurların da oluşması üçlü bölünme senaryosunun artık Amerikalılar nezdinde de imkansız hale geldiğini gösteriyor. O halde şunu söyleyebilirim, Irak kitlesel bir iç savaş yoluyla üçe kendiliğinden bölünebilir ama Irak ı ikiye bölemezsiniz. Yani Irak ta Araplar Sünniler ve Şiiler sadece orta düzeyde, bırakın iyice bütünleşip her konuda mücadele etmeye hazır olmalarını, orta düzeyde ve sadece Irak taki yer altı yerüstü kaynaklarını korumak için bir çıkar mücadelesi dahi verseler, onun uğrunda birliktelik yapsalar bile Irak ı ikiye bölemezsiniz. Çünkü Irak ın nüfus yapısı buna müsait değil, yani Araplar ısrar ettikçe bunu yapamazsınız. Ayrıca bölge konjonktürünü düşünürseniz böyle bir devlet İran tarafından Amerika ve İsrail in orada kurdurduğu bir fitne fesat diye düşünülecektir. İran ın bakış açısı itibariyle çok yanlış değildir. Çünkü bir Amerika-İsrail planı görünecektir. Suriye açısından benzeri mahsurları vardır. Irak ta var olan Arap devleti böyle bir yapıyla bu devletle zaten can düşmanı olacaktır. Türkiye nin de bundan memnun olmaması gerekir. Kendi ulusal bütünlüğü ve milli güvenliği nedeniyle bundan memnun olmaması gerekir. O halde Böyle bir yapıyı nasıl ayakta tutacaksınız? sorusu var. Böyle bir devleti ayakta tutmak için Amerika nın gücü de yetmez. Bakın size şunu söyleyeyim, dünyanın en eğitimli ve milli bilinci özellikle İkinci Dünya Savaşı nda başına gelenlerden sonra en yüksek düzeye çıkmış, uluslararası bağlantıları ve zenginliği fevkalade yüksek düzeyde olan Yahudilerden bir devlet kurdunuz ve orada yabancı bir devlet görünümü verdi, yani dışarıdan sanki getirilip yerleştirilmiş bir ur gibi görüntü verdi. Bu kadar senedir

15 Amerika nın tüm askeri gücü, Avrupa nın para desteği, bütün dünyadaki Yahudilerin desteğine rağmen İsrail barış yüzü göremiyor. Dünyanın aşiret yapısıyla en parçalanmış, eğitim düzeyi bırakın dünyanın diğer bölgelerini Ortadoğu daki emsallerine göre en geri durumda olan aşiretleri toplayacaksınız, bunlardan bir devlet yapacaksınız, bu mümkün değildir. Yani bunu hem İran ın hem Irak taki Arap devletinin, Irak taki Arap devletinden dolayı diğer Arap devletlerinin, Suriye nin muhalefetinin, birazcık da Türkiye nin muhalefeti varsa bütün bunlara rağmen ayakta tutamazsınız. Yani Amerika bütün gücünü de verse, Kerkük ü onlara katsa çünkü bu devletin siz eğer denize çıkışını sağlayamazsanız ki petrol çok kuvvetlidir eğer denize çıkarsa, bakın Orta Asya ülkelerinin onlarca sene petrolü vardı ama hiçbirisi zenginleşememişti. Ne zaman zenginleşti? Sovyetler Birliği dağılıp kendi petrollerini açık denizlere çıkarıp satmaya başladıktan sonra oldu. Şimdi Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ekonomik durum son 7-8 yıl içerisinde Azerbaycan lehine fevkalade değişti rakamları itibariyle Azerbaycan ın sadece savunma bütçesi Ermenistan ın toplam bütçesinden %20 fazla hale geldi. Bugünlerde hemen hemen %150 haline gelmiş olabilir ve ayrıca Kazakistan da fevkalade kalkınan ülkelerden biri oldu. Yani şimdi böyle bir ülkenin elinde Kerkük olsa bile şu anda Arap devletinin muhalefetine, İran ın karşı çıkmasına, Suriye nin mümkün olmamasına rağmen bu petrolü denize indiremezsin. Zaten Irak taki mesela Barzani liderliğinin dönem dönem yaptığı açıklamaları incelersek projenin nereden nereye kaydığını da görüyoruz. Mesela 2003 yılının heyecanlı ve Türk askerine çuval giydirildiği dönemlerde ve ondan sonraki 2007 ye kadar olan dönemde Barzani nin Türkiye ye bir küfür etmediği kalmıştı, her şeyi söylüyordu. Şimdi Irak ın üçe bölünemeyeceği anlaşılınca, Amerikalı ağabeyleri de söylüyor herhalde, Türkiye ye karşı çok saygılı ifadelere dönüştü, konuşma tarzı vesaire. Çünkü biliyor ki orada, ayakta kalmasının bir tek yolu var, ki Rand in raporunda da o var, bu devlete eğer Amerika ile birlikte Türkiye kol kanat gererse bu devlet ayakta kalabilir. Çünkü o zaman zaten bütün sorunlar çözülüyor. Direkt petrol geliyor ve açık denizlere iniyor. Ondan sonra bu devletin devletleşme sürecinde ve de milletleşme sürecinde, biraz sonra bunların ne anlama geldiğini izah etmeye çalışacağım, Türk Silahlı Kuvvetleri koruyacak. Şimdi hemen buna 3 tane olumlu gerekçe sayabilirim size. Ondan önce bir noktayı atlamamakta fayda var. Barzani Yunan basınına verdiği demeçlerde diyor ki: Bizim amacımız pek tabi ki bağımsız Kürdistan. Bunu kurmaktan katiyen vazgeçmeyeceğiz ama bununla ilgili iki hususun eski tabirle tebellür etmesi lazım. Nedir bu? Birincisi, Ortadoğu daki Kürt coğrafyasının tartışılmaz bir hale gelmesi lazım. Nedir denildiğinde, o Barzani bölgesindeki bütün kamyonların, resmi araçların üzerinde, bastırdığı haritalarda falan var olan haritayı gösteriyor. Bu haritada Iğdır dahildir, Sivas dahildir bir çizgiyle, Ortadoğu daki haritalar çizgiyle çekilmiş ya bunun hala böyle çekilebileceğini zannediyor. Bir çizgi çekiyor işte Sivas dahil, Sivas tan da yan bir çizgiyle Mersin dahil. Bu Kürt coğrafyasının tartışılmaz bir halde ortaya çıkması lazımdır diyor. Bir de konjonktürün uygun hale gelmesi lazımdır diyor. Peki, konjonktürün uygun hale gelmesi nedir? Mesela coğrafya belirginleşince, Biz Kerkük ten çıkardığımız petrolümüzü, bakın petrolümüzü diyor, doğrudan Akdeniz limanlarına indirebilir hale gelmemiz lazım diyor. Konjonktür uygun olmalı ki suhuletle bu işi çözebilelim. Kendi çapında bayağı mantıklı konuşuyor. İşte bundan sonra ben Türkiye için mantıklı üç tane gerekçe söyleyebilirim. İlk olarak denilebilir ki Biz bu zamana kadar hep bölünme sorunları yaşadık. Bakın bölünmüyoruz, toprak kazanıyoruz. Ne güzel. İkinci olarak denilebilir ki Burası Misak-ı Milli nin bir parçası değil miydi kardeşim? Türkiye de Kerkük olarak bilinse de Musul vilayetinin büyük bir kısmı Misak-ı Milli ye dahildi. Yani kabaca Bağdat ın yüz kilometre kuzeyinden başlayıp doğuya doğru giden ve bizim güneyimize doğru gelen, bugün Süleymaniye ve onun da güneyini içine alan bir Musul vilayetinden bahsediyoruz ki var herhalde burada haritası. Dolayısıyla Misak-ı Milli nin bir parçası değil mi? Neden karşı çıkıyorsunuz? Üçüncü olarak,petrol geliri bizim olacak işte, milyar dolarlar bize akacak. Harika bir senaryo yani zaten petrolümüz yok diye üzülürken o da geliyor. Bundan iyisi olur mu? Baktığımız zaman cazip geliyor. Peki, bu neden doğru değildir? Bir, böyle bir senaryo Türkiye yi şuraya götürür; evet Ortadoğu daki sınırlar cetvelle çizilmiştir, çizildiği yıllarda çok gayritabii görülmüştür, insanların böyle de harita olur mu diye sorması pek çok tartışmayı da beraberinde getirmiştir, bu yönüyle hatta pek çok etnik sorunu bünyesinde taşımaktadır ama bu sınırlar neticede sınır olmuştur. Yani bugün neticede bir

16 Irak devleti vardır, Suriye devleti vardır. Bu sınırların bir yerinden oynamaya başlarsanız bütün Arapları ve Ortadoğu ülkelerini karşınıza alırsınız. Çünkü Irak ın sınırlarıyla oynadığınız zaman otomatikman Suudi Arabistan da diğerleri de sıra bana ne zaman gelecek diye korkmaya başlayacaktır. Dolayısıyla bu Türkiye açısından çok tehlikelidir. İkincisi, bu bölmeyi Amerika yapmayacaktır. Bölmeyi işin garibi Türkiye yapacaktır. Yani sorumlu ülke de Türkiye olmuş olacaktır. Yani Amerikan yönetimi 20 yıl sonra şöyle de diyebilir: Ya siz de gittiniz adamların topraklarını işgal ettiniz, petrollerine el koydunuz. Şimdi de şikayet ediyorsunuz kardeşim. Yani batı dünyası çok yapar bu değişiklikleri, 20 sene de çok iyimser bir süreç olabilir. İki, böyle bir senaryoda Irak Arap devleti de dahil olmak üzere bütün Arapları artı İran ı karşımıza alacağız. Üç, böyle bir senaryo Türkiye yi milli devlet yapısından çıkaracağı için, belki de en önemli tarafı budur, en büyük tehlike de bu tarafta yatıyor. Neden derseniz, dünyada iki devlet tipi vardır. Bunlardan biri milli devlettir ve eşyanın tabiatına uygun olan yapıdır. Kalıcı devlet yapısı milli devletlerdir ve milli devletlerin içinde azınlıklar olabilir ama o milli devlet yapısını değiştirmez, azınlıklar milletle birlikte egemenliği kullanma hakkına sahip değildir. Egemenliği kullanma hakkına sahip olan millettir. Azınlıklar onlara ya uluslararası anlaşmalarla verilmiş ya da o devletin kendi anayasal yapısı içince veya tarihi içinde ortaya çıkmış haklardan faydalanırlar. Şimdi, ikinci bir devlet yapısı ise çokuluslu ortaklık devletidir. Çokuluslu ortaklık devletleri ise konjonktürel yapılardır, belli bir siyasi konjonktürde genellikle dönemin önde gelen devletleri tarafından kurulurlar ve o konjonktürün gereği ortadan kalktığında bu devletler yıkılırlar. En güzel iki örneği de Yugoslavya ve Çekoslovakya dır. Almanya ve Avusturya grubunun bir daha doğuya ve güneye balkanlara doğru yayılması ihtimaline karşı kurulan bu iki devlet, gerçi o vazifeyi yerine getirip Hitler in ordularına dayanamadılar ama, 90 lı yıllara gelindiğinde böyle bir ihtiyaç ortadan kalktığı için bu iki devlet de yapay yapıları sonucunda biri medeni şekilde, el sıkışarak diğeri ise çok kanlı savaşların sonucunda dağıldı. Kıbrıs Cumhuriyeti devleti aynıdır. Sonuçta şunu söylemek istiyorum, çokuluslu ortaklık devleti en büyük tehlikedir. Çünkü çokuluslu ortaklık devleti bir sonraki dağılmanın sınırlarını, sosyal, ekonomik ve siyasi zeminini hazırlar. Bir sonraki aşamada da bu devlet mutlaka dağılır. Yani bu devlet AB içinde dağılmaz diye de senaryo üretmek yanlış olur. Bugün Belçika fiilen dağılmış bir devlet haline geldi. Hiçbir konuda ortaklaşa hareket edemeyen üç birim var Belçika da. İspanya nın yıl içerisinde yek vücut kalabileceği ihtimali giderek zayıflıyor. Yani milli kimlik mücadelesi üzerine kurulmuş bir devlet yapısı olan çokuluslu ortaklık devleti mutlaka milli kimliklerin çatışması sonucu dağılır. Çünkü milli kimlikler mutlak surette bünyelerinde ayrı devletler kurma özlemini barındırırlar. Belçika gibi demokrasisinin ya da özgürlüklerinin hiçbir sorunu olmayan veya refah problemi bulunmayan, ki İspanya da hemen hemen o seviyelere yaklaştı, ülkelerde de mutlaka ortaya çıkar. Şimdi bu çerçevede son bir şey söyleyerek kapatayım, daha sonra zamanımız olacak mı olmayacak mı bilmiyorum. Demokratikleşme hakkında da birkaç söz söylemekte fayda var. Demokratikleşme kelimenin yapısı ve içeriği itibariyle bireysel haklar üzerine kuruludur. Yani bir toplumda bölünme ihtimali ve milli kimlik sorunu zaten yoksa ve bireylerin kendilerini ifade etmede vesaire birçok sorunu olabilir, bunların üstesinden gelmek bir demokratik çözüm yoludur. Ama demokratik özgürlükler yoluyla bir ülkeyi milli devlet yapısından çıkartıp çokuluslu devlet yapısına dönüştürüp ve kalıcı halde getirildiği bir model yoktur. Türkiye de de olmayacaktır ki Türkiye başka birçok devletin bölünme senaryolarının içinde olan bir devlettir. Yani Belçika değiliz biz. Belçika dağılsa muhtemelen medeni boşanma senaryosu olarak herkes kendi evine ama dostluğumuz, arkadaşlığımız devam etsin şeklinde olur. Yani Çekoslovakya dan bile daha medenice olabilir. Dolayısıyla Türkiye de bu demokratikleşme konusunun iyice anlaşılması lazımdır. Bir defa devlete ve millete bireysel sadakat sorununun olmadığı toplumlarda, olmadığı durumlarda demokrasi bireysel sorunların üstesinden gelmek için kullanılır. Ancak milli kimlik mücadelesini demokratikleşme ile çözeceğiz demek tarihin akışının tersine tezler üretmektir ama zaten televizyonlarımız ve gazetelerimiz bu tür tezleri üreten değil de okuyabildiği yabancı dillerden tercüme eden insanlarla dolu. Dolayısıyla böyle bir sıkıntı yaşıyoruz. Ben isterseniz burada sözlerime son vereyim. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Belki bir sonraki aşama olursa veya soru-cevap kısmında bazı konuları açma fırsatımız olur.

17 Teşekkür ederiz hocam, sağ olun. Vakit kaybetmeden hemen sözü değerli gazeteci Metehan Demir e aktarıyorum, buyurun. Metehan DEMİR: Çok teşekkürler. Armağan Paşam ben size ayrıca tekrar teşekkür etmek istiyorum bu nazik davetiniz için. Beni onurlandırdınız. Böyle değerli bir katılımcı grubun önünde akademisyenlerden, emekli askerlerimizden, sayın büyükelçilerimizden, sayın siyasetçilerimizden çok daha fazla şey bilmemiz ve konuşmamız mümkün değil ama en azından sahada yaşadığımız tecrübeleri aktarmak veya bazen devletin bu konuda görevli isimleriyle konuşma şansını bulduğum ve sahadan bilgileri aktarmam dikkatinizi çekebilir diye düşünüyorum. Bu tip konuşmalarda son konuşmacı olmak zordur, çünkü uyumanın artık dayanılmaz hale geldiği ve konunun da ağır olduğu bu dönemde uyutabiliyor bazen. Yani konuya ne kadar ilgili de olsanız uyumak benim de çok çektiğim problemlerden bir tanesi. Şimdi dikkat ederseniz panelimizin konusu Türkiye nin Irak ın kuzeyi ile ilişkileri olarak başlıyor. Bu ifade doğrudur. Türkiye Cumhuriyeti nin devlet söyleminde Irak ın kuzeyi en doğru olandır ama genel kullanımda, pragmatikte, ki biraz sonra sözü belki oraya taşıyacağım, Kuzey Irak ifadesi daha çok kullanılan, tercih edilen bir ifade. Bu basında da böyledir ve doğru mudur yanlış mıdır tartışması üzerine bile saatlerce konuşulur ki bunun saatlerce konuşulabilir olması Türkiye nin Irak ile ilgili, ben Irak ın kuzeyi diyeceğim ama Kuzey Irak da diyebilirim çünkü ağzımdan öyle de çıkabilir farkında olmadan, yani bu konudaki farklılık bile devletin bu konudaki hassasiyetini ve bazı belirsizlikleri ortaya koyuyor. Şimdi Türkiye nin Kuzey Irak ya da Irak ın kuzeyi ile ilişkileri ve gelecekte yaşanabilecek sorunlar perspektifinden bakıldığında bunu tek bir kontekste oturtmamız çok zor. Yani tek bir yaklaşım ve bunların beraberinde getirdiği analizlerle oluşturmak bence çok iddialı olur. Çünkü birçok başlık var ve bu başlıkların altındaki parametrelere baktığımızda farklı dengeler için farklı yorumlar getirmemiz gerekebilir. Bir kere Türkiye Cumhuriyeti nin bölge ile ilişkilerinin mevcut parametrelerini alt alta koyduğumuzda çok farklı bir resim var. İsterseniz bunları madde madde yani Türkiye nin Kuzey Irak ile ilişkilerini anlayabilmek için önümüzdeki dönemde hangi konuların ışığında sorunların bizi beklediğini madde madde analiz edebiliriz. Bu maddeler tabi birden çok çok fazla. Bunlar benim bugüne kadar yaşadığım, tanıklık ettiğim tecrübelerin ışığında kafamda damıttığım maddeler. Birincisi, tabi ki o bölgedeki Türkmen varlığı sebebiyle o bölgeyle yaşanan duygusal bağlar. Çünkü bu maddeler ışığında herkes kendine bir pay çıkaracak ve o pay o kişinin belki önceliği olacak ama sizin önceliğiniz olurken bir diğer devlet kurumuna veya bir diğer kişiye yada güç grubuna göre öncelikli olmuyor. İşte öncelikler çarpışmasında da karmaşık denklemlerle karşılaşıyoruz. Dediğim gibi birincisi, Türkmenlerin varlığı ışığında bölgedeki duygusal bağlarımız, duygusal yaklaşımlarımız. Bazen pragmatik ve teorik yaklaşımlar arasında sıkışıp kalmamız. Tabi ki bir de bu dengeler içindeki Kerkük ün durumu. İkincisi, Kuzey Irak la Türkiye nin ekonomik bağları, ekonomik menfaatler ki ekonomik menfaatler insanoğlunun doğasında, ülkelerin doğasında bile pek çok şeyin önüne geçebiliyor ve bununla birlikte Kuzey Irak ın yer altı zenginliklerinin kapasitesinin Türkiye nin yine ulusal menfaatleri paralelinde değerlendirilmesi. Tabi bunların her biri içinde değişken ve diğerini etkileyebilen maddeler ve bunlar birbirini etkileyebildiği gibi Türkiye nin Kuzey Irak a bakışı ve gelecekle ilgili perspektiflerini de doğrudan etkiliyor. Üçüncüsü, başta ABD olmak üzere bölgede etkin, görünen ya da görünmeyen ülkelerin Kuzey Irak ı etkileyebilme kabiliyetidir. Bu sizin yaptığınız planları birçok noktada değiştirebilecek kadar kritik bir aşama. Tabi Türkiye nin ekonomik menfaatleri derken bölgedeki Türk firmalarının iş alabilme kabiliyeti de bu parametrenin bir alt başlığı olarak karşımıza çıkıyor. Dördüncüsü, bence göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir aktör ve ayrı bir başlık olarak da tutmakta fayda var diğer ülkelerden, o da İran bağlantısı. İran ın bölgedeki etkisi ve dengelere yansımaları, çünkü İran ın hem özellikle bölgedeki dini tabanlı etkinliğinin zaten gelen istihbarat raporlarında da ne kadar önemli ve belirleyici olduğunu görüyoruz ki göz ardı etmek herhalde haksızlık olur. Beşincisi, milli stratejik menfaatler ışığında Türkiye nin bölgeye zaman zaman farklı yaklaşımları yani bugün A yaklaşımı sergilenirken diğer gün B yaklaşımı sergilenebiliyor ve bu da tabi karşı tarafta bir kafa karışıklığına yol açabiliyor. Bu sadece Kuzey Irak taki taraflarda değil Bağdat ta, AB de, ABD de de bu farklı resim bazen zorluklar çıkarabiliyor.

18 Aslında burada benim milli stratejik menfaatler ışığında başlığında yani beşinci maddede esas vurgulamak istediğim, biraz aslında samimi olmamız lazım, bugüne kadar Türkiye nin Kuzey Irak politikasında bizim gözlemlemeye çalıştığımız ve en çok dikkatimizi çeken ve zaman zaman bizi üzen noktalardan bir tanesi Ankara da devlet kurumları arasındaki işbirliği eksikliği. Zaman zaman işbirliği eksikliğini hatta biraz daha ileri götürüp çekişme, zaman zaman anlaşmazlıklar ve bu anlaşmazlıkların Türkiye nin Kuzey Irak politikalarını etkin olarak tek bir elden, tek bir sesle yönetebilme güçlüğünü de beraberinde getiriyor. Ben bunu defalarca yaşadım. Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında olsun, ben katılmadım ama çok bilinen bir gerçek, yada kamuoyuna aslında çok açıkça söylemek gerekir belki Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı nın, hükümetin, siyasi otoritenin genel olarak bakıldığında zaman zaman çok derin ayrılıklarla krizler yaşadığını ve bunun da tabi karşı tarafın gözünden kaçmadığını da örneklerle hepimiz hatırlayabiliriz. Altıncısı, tabi sayın katılıcılarımız da altını çizdiler ama, Sünni-Arap, Kürt-Türkmenler dengeleri ışığında bölgede her an değişebilecek bir resim yada çok büyük terör olaylarından da Türkiye endişeli. Bu konunun acilen gelişmesinde sadece yaralıların tedavisi değil faklı noktalarda da belki de yeni politikalar oluşturmak gerekiyor ki bir öngörü, çok zayıf da olsa ama bu bölgede son dönemde çok trend olması açısından endişe ile yaklaşılabilir, bölgede ileride yapılacak seçimlerde mesela Irak ta dini ağırlıklı bir yapı çıksa karşımıza Türkiye ne yapacak? Yani Bağdat ta merkezi otoritenin bir din devleti olmasıyla karşı karşıya kalsak ya da o bölgenin belli noktaları Afganistan benzeri bir problemle karşılaşsa Türkiye nin karşısına hiç hazır olmadığı yeni bir sorun çıkabilir. Yedincisi ki bu çok enteresan ama sık sık karşımıza çıkan mesela yurtdışına gittiğimiz zaman Irak tan Lübnan a, Suriye den Tahran a kadar Türkiye nin bu bölge üzerinde hep olduğu iddia edilen, orayı ilhak edeceğine dair temelsiz de olsa ama muazzam prim yapan ve muazzam bir popülaritesi olan bir şehir efsanesi var. Bunun olumsuz etkilerini her girişimde, her iyi niyetli girişiminde bile yaşıyor. Yani işte Türkiye nin Musul ile ilgili hayallerinin hep canlı olduğu Arap basınını takip ettiğimizde çok sık karşımıza çıkan ve prim yapan bir şey. Dediğim gibi asılsızdır, doğru değildir. Hepimizin yani aklıselim insanların yaklaşımıyla bildiğimiz bir şey ama o bölgede çok sık görürsünüz bu tip şeyleri. Türkiye nin hatırlarsınız Kuzey Irak a 2003 yılında asker göndermesi gündeme geldi ki en insani amaçlarla bile olsa işte Türkler hayalleri için adımlar atmaya başladı. Değerlendirmeleri hemen yapılıyor ve çok prim yapan bir şey. Sekizincisi, Bağdat merkez yönetimi ile Kuzey Irak yönetimi arasında dengenin ne şekilde korunacağı da ayrı bir sorun. Bu konuda sık sık Ankara da da devlet kurumları arasında, biraz önce işaret etmiştim, yaşanan zorluklarda bu karşımıza çıkıyor. Mesela bir devlet yetkilisi ile konuşuyorsunuz Bağdat a ağırlık verelim. derken diğer bir devlet yetkilisi ise Hayır bunu kuzey Irak ile çözelim. demekten çekinmiyor. Dokuzuncusu, bu da bizim için çok önemli ve bu işin aslında daha önceden yaşadığımız çok önemli bir kısım psikolojik travmalardan olan Kuzey Irak ın kimliğinin ne olduğu. Kuzey Irak Irak ın bir parçasıdır ama şimdi Türkiye Irak ın kuzeyi söylemiyle sınırdan geçtikten sonra hemen sağda karşınıza çıkan Welcome to Kürdistan tabelası arasında bir yerde sıkıştı. Asla Türkiye için kabul edilemeyen kırmızı bir çizgidir ve çok hassas olmamız gereken bir konu. Ama realiteye baktığınızda, bugün Kuzey Irak a gittiğiniz zaman ordusu olan, televizyonu olan, mali kaynakları olan, istediğini yapabilen ve bir devlet görüntüsü vermekten hatta pasaportunuza Kürdistan damgası basmaktan çekinmeyen bir yönetimle karşı karşıyasınız. O zaman gerçekten Irak ın kuzeyi mi, yoksa bir Kürdistan mı? Çünkü herhangi bir ülkeye gittiğiniz zaman o ülkenin damgası vurulur size. Irak damgasının mı vurulması lazım, yoksa o bahsettiğim damganın mı vurulması lazım? Bu nasıl engellenir veya nasıl yaklaşılmalı? Bunlar bizim yüzleşmemiz gereken politikalar. Yani sadece kırmızı çizgileri çekip, ben böyle bilirim deyip gerçeklerle yüzleşip pasaportunuza o damgayı yediğiniz zaman insanın ağırına gidiyor. Onuncusu, tabi belki de en önemlisi en sona bıraktım, Türkiye nin terörle mücadelesi. Her yaşanan üzücü terör olayında hemen gözler, kamuoyu da dahil olmak üzere, Türkiye nin altına, Irak ın kuzeyine çevriliyor. O Kandil Dağı ismini Türkiye de artık bilmeyen yoktur. Avaşin, Basyan daki PKK kampları neredeyse bir ilkokul öğrencisi tarafından bile ezbere bilinir hale geldi. Ama burada da belki bir bataklıkta mücadele ediyor olabiliriz, çünkü Türkiye nin terörle mücadelesinin sadece Kuzey Irak ı kurutmak yada bence çok hayalci bir yaklaşım ama Türkiye nin Irak kuzeyindeki Kürt

19 gruplarla çok iyi ilişki kurduğunda, onlarla çok samimi olduğunda, yediği içtiği ayrı gitmediğinde çözüleceğini sanmak çok iyi niyetli bir yaklaşım olur. Bugün Talabani de Barzani de sizin en iyi dostunuz, en iyi arkadaşınız da olsa bu iş öyle o kadar kolay değil. Terör örgütü PKK nın dengelerini Kuzey Irak ın içinde görüp, yerinde anlamak lazımdır. Belki 1984 ten beri zaman zaman yapılan bir avuç eşkıya yaklaşımı Türkiye yi bu kadar zor durumlara getirdi ama Türkiye nin karşısında Kuzey Irak ta maalesef bir avuç eşkıya yok. Herhalde daha farklı, daha geniş perspektifte bir değerlendirme gerekiyor. Bir de tabi bu başlığı biraz daha açabiliriz. Neden derseniz, bir ara sinir ötesi bir hale gelen sınır ötesi operasyonlar vardı ve bu operasyonlar sırasında bir saldırı olup da şehitler verdiğimiz zaman hemen Kuzey Irak a gidelim, Kandil i vuralım, şurayı burayı vuralım, tabi içimizde konunun çok uzmanı olan asker büyüklerimiz var ama Kandil öyle piknik yapılacak gibi küçük sevimli bir tepe değil veya Gazi Orduevi nin bulunduğu gibi sevimli bir tepe değil. Yanılıyorsam lütfen düzeltin Yeri gelir bir vadi bir tugay yutar. diye bir ifade vardır. Yani harekatı çok iyi planlamak, o bölgeyi çok iyi analiz etmek, neyle karşılaşacağınızı görmek, o bölgenin bir kere yüz kilometre kuş uçuşu uzaklıkta olduğunu bilmek ve binlerce vaadinin olduğunu falan bilmek lazım. Ama bu ülkede popülizm oluyor diye halka da zehirlercesine çok yanlış bilgiler veriliyor. Sanki orayı bombalayınca bu iş bitecek gibi gösteriliyor. Tüm PKK lıları da öldürseniz inanın bir beş yüz PKK lı daha çıkar. Yani bu işin başka boyutları var. Kandil e gidelim, orayı vuralım veya sadece askeri harekatlarla olmuyor. Tabi bu başlığın belki de bir altında Türkiye nin şu an yaşadığı bir başka psikolojik travma var. Yani travma dediğim çok ciddi bir tartışma var. Kamuoyunda herkes bizi gördüğünde ne olacak bu diye soruyor. Malum, son adını bilmiyorum ama sayın başbakan son olarak Milli birlik projesi dedi ama demokratik süreç diye başlamıştı işte açılım, Kürt açılımı gibi istediğiniz ismi kullanabilirsiniz bu konuda. Tabi bu demokratik süreçler kapsamında Kuzey Irak la ilişkileri de yeniden gözden geçireceğiz. Çünkü Milli Güvenlik Kurulu nun bundan iki toplantı önce yaptığı açıklamaya baktığımızda orada çok açık bir atıf vardı ama bundan bir yıl önceki Milli Güvenlik Kurulu toplantısına baktığımızda en nefret edilen gruplar Kuzey Irak ta yaşayan gruplardı ve asla görüşülmemesi gerektiğine dair askerlerin çok kati düşünceleri vardı. Şimdi tabi bunları alt alta koyduğumuz zaman samimi olmak gerekirse Ankara nın kafasının biraz karışık olduğunu görüyoruz. Bir zaman da MİT Müsteşarı Sayın Emre Taner in, o zaman müsteşar yardımcısıydı, Kuzey Irak a yaptığı kritik bir ziyaret vardı. Barzani ile görüşmüştü ve hiç unutmuyorum bizim gazeteden bir arkadaşımız o ekiple ilgili bir yazı yazmıştı. Tabi şaşırıp ekipte bir de general olduğunu, işte iki albayın olduğunu yazmıştı. Hayatında yediği en sert açıklamayı yedi Genelkurmay Başkanlığı ndan. Asla böyle bir ekipte asker olmadığını söylediler. Aslında dertleri bizim haberi yazan arkadaşımız değildi, askerlerin böyle bir görüşmede bulunmaktan nasıl nefret ettiklerine dair bir mesaj vermek istemişlerdi o yalanlamayla. Yani dediğim gibi, bu belki de şuna benziyor; bir satranç tahtasındasınız ve siz tek oyuncu ile oynadığınızı sanıyorsunuz ama birden çok oyuncu ve aynı anda birden çok hamle yapan oyuncular ile karşı karşıyasınız. Kuzey Irak diyerek işin içinden çıkamıyoruz. Çok kolay, küçücük bir coğrafya gibi düşünüyoruz ama koskoca Türkiye gibi ülkeyi bataklıkta patinaj yaptırabilecek yada mücadele ettirebilecek kadar zorluklar çıkaran, çünkü içinde birden çok oyuncunun olduğu bir yapı var. Biraz önce İran dan bahsettim, Amerika dan bahsettim. Bugün bölgeye gidin, hiç işi gücü olmamasına rağmen, ben geçen hafta gittim yani Kuzey Irak ta değil ama bölgedeydim, inanılmaz bir Alman varlığı var mesela. Yani ne işleri var o Almanların orada? O Fransızlar ne iş yapar? Çok da güzel Türkçe konuşuyorlar, yani Türkçeye de hakimler. Bunları alt alta koyduğunuzda, Öyle oturduğum yerden Türkiye nin Kuzey Irak politikasını çizdim diyemiyorsunuz. Çünkü herkesin bir menfaati var. Koreliler var mesela. Bugün bir arkadaşım, Erbil havalimanını yapan inşaatın sahibi, Koreliler aldı orayı. Onlar işletecekmiş dedi. Şimdi Erbil havaalanını Koreliler neden alır? Ya da Kürt Özel Kuvvetleri diye kurulan bir yapıya Koreli askerler neden özel eğitim verir? Yani bunları düşünün ki Kore dünyanın öbür ucundan geliyor, burada bir şeyler hissediyor, sadece petrol yatakları şudur budur diyerek işin içinden çıkamayız. İsrail var bölgede yine inanılmaz bir şekilde dolaşan. Yani bunları dediğim gibi alt alta topladığınız zaman karşımızda oldukça hassas bir konu var. Ama en büyük problemlerden bir tanesi Ankara daki temel devlet kurumları arasında benim bugüne kadar az gördüğüm bu konudaki işbirliği ve koordinasyon.

20 Bir de tabi Irak ın kuzeyi ile olan ilişkilerde Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin terör örgütü PKK ile mücadele mi daha doğrusu PKK ile mücadele edip başarılı olamama korkuları mı Kürt devletinin kurulması mı? O kadar enteresan iki başlık ki bu birinden birini seçmeniz mümkün değil. Ama zaman gelebilir ve birinden birini seçtirebilirler bize. Yani PKK terörünün bitirilmesi mi yoksa Kürt devletinin kurulması mı? Bu zaman zaman geçen aylarda, senelerde Türkiye de çok tartışıldı. Bir al-ver dengesi içerisinde Türkiye ye bunlardan bir tanesi dayatılabilir, Türkiye Lanet olsun, ben PKK seçeneğini işaretliyorum diyebilir ve beraberinde de bunlar gelebilir deniyordu. Ben bölgeye gittiğimde enteresan yanıtlarla karşılaşıyorum. Herkes bir Kürt devleti paranoyasından bahsediyor ama çok ciddi anlamda Kuzey Irak tan Türkiye ye gelip katılmak ve Kuzey Irak ile Türkiye nin birleşmesini isteyen insanlarla da karşılaşıyorsunuz. Ama dediğim gibi bunların hiçbirinin heyecanına kapılıp ana kara ile ilgili sorunları çözme iradesinden uzaklaşmamak lazım. Armağan Paşam, belki soru-cevap bölümünde belki devam edebiliriz tabi ama bu çok daha uzayabilir tabi. Yani benim karşımda dediğim gibi Türkiye nin Irak ın kuzeyi ile ilgili problemlerinde on ana başlık var. Teşekkür ediyoruz Sayın Demir. Bundan sonraki bölümde konuşmacılara yapılan konuşmalarla ilgili beşer dakika ilave görüşlerini veya karşıt görüşlerini ifade edebilmek için fırsat tanıyacağım. Ancak ondan önce, bölgede çalışan, aynı zamanda Ortadoğu araştırmalarında uzman olan Yardımcı Doçent Doktor Sayın Serhat Erkmen e ben bir söz vereceğim. Bize Irak ın kuzeyi ile olan ilişkilerde bu konuşulanların dışında acaba neler oluyor, bölgede de gitti incelemeler yaptı, ayrıca seçimler de yaklaşıyor ve seçimlerin sonuçları itibariyle çekilme planında bir değişiklik olabilir mi, seçimlerden sonra ne gibi bir tablo ortaya çıkabilir, bunun Türkiye açısından önemi nedir, ilişkileri hangi duruma sokar ve Irak ın kuzeyi ile olan bu ilişkilerimizin sonucunda ne gibi çıktılar ortaya atılabilir konusunda bize bir 5-10 dakika bilgi verir ise memnun olurum. Serhat ERKMEN: Çok fazla vakit almayacağım. Paşamın da söylediği gibi bu sene ben dört kez Irak a gittim. Bu gezilerimiz boyunca Kuzey Irak ta iki kere uzun süre bulundum ama Bağdat ın üstünde kalan bölgede uzun süre çalışmalar yürüttüm ve önümüzdeki hafta yine gideceğiz. Burada çıkardığımız şeylerin başında, bir kere Irak ın iç derinliklerinden kaynaklanan çok hareketli bir siyasi gündemi olduğunun farkındayız. Sayın hocalarım, değerli katılımcılar, sayın bakanım bir sürü önemli noktaya temas ettiler ama şu anda Iraklılara baktığımızda onların temel gündemi seçime gitmek ve seçimden sonra nasıl bir tabloyla karşı karşıya kalacaklarını görmek. Çünkü her ülkede olduğu gibi bu ülkede de seçim sonrasında bir hükümet kurulacak, bürokrasi yeni baştan düzenlenecek, kaynaklar yeniden dağılacak ve herkes kısa vadede nasıl bir siyasi dağılımla karşı karşıya kalındığını görecek. Hem Bağdat ta hem Erbil de hem Süleymaniye de hem de Musul da konuşulan asıl mesele bu. Bugünkü konumuz daha çok Irak ın kuzeyi ile ilgili olduğu için belki oraya ilişkin bir şeyler söyleyebilirim. Belki 2003 ten biraz daha önce başladı ama 2003 te Irak ın işgali ile birlikte Iraklı Kürt grupların en önemli avantajlarından bir tanesi birlikte hareket edebilme mantığını geliştirebilmeleri ya da bu konuda kendilerine yapılan telkin ve tavsiyelere uyarak beraber hareket etmeye başlamalarıydı. Yani 1990 lar boyunca hatırlarsanız onların Bira kuji dedikleri yada kendi içinde bir iç çatışma anlamına gelen mücadeleleri olmuştu ve birbirlerinden çok sayıda insan da öldürmüşlerdi, siyaseten ayrı düşmüşlerdi. Bunun da temel nedeni aslında ideolojik veya siyasi değil kişisel çekişme ve maddi kaynakların paylaşımıydı. Şimdi 2003 ten sonraki sürece baktığınız zaman 2002 nin sonlarında yani işgal başlamadan önce bir birliktelik projesinin başladığını ve daha sonra bunun epey bir süre beraber götürüldüğünü görüyorsunuz. Aslında 2003 ten 2009 a kadar geçen süre içerisinde aralarındaki anlaşmazlık ve husumet devam etmekle birlikte yönetimde belli ortaklıklar kurabilme ve iktidar paylaşımını bir arada götürebilmeyi başarmışlardır. Fakat işler hiç de onların beklediği gibi kolay, rahat ve sürdürülebilir bir tempoda yürümedi. Sonuçta bu son seçimlerin sonuçlarına göre aslında Irak ta da Kürtlerin de kendi arasında bir muhalefetin oluştuğunu, siyasi gruplar arasında yeni ayrışımların belirginleşmeye başladığını ve hiç de Barzani ve Talabani işi götürüyor, diğerlerini hesaba katmaya gerek yok. denilecek bir durum olmadığı ortaya çıktı. Çünkü nerden baksanız sadece partilerden bir tanesi yani ana muhalefet yüzde yirmi beş oy

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Kerkük, Telafer, Kerkük...

Kerkük, Telafer, Kerkük... Kerkük, Telafer, Kerkük... P R O F. D R. Ü M İ T Ö Z D A Ğ A L A E D D İ N PA R M A K S I Z BAĞIMSIZ TÜRKMENELİ CUMHURİYETİ Kerkük Krizi ve Türkiye'nin Irak Politikası gerekçelerden vazgeçerek konuyu

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ABD NİN IRAKTAN ÇEKİLMESİNİN BÖLGESEL VE TÜRKİYE AÇISINDAN ETKİLERİ

ABD NİN IRAKTAN ÇEKİLMESİNİN BÖLGESEL VE TÜRKİYE AÇISINDAN ETKİLERİ ABD NİN IRAKTAN ÇEKİLMESİNİN BÖLGESEL VE TÜRKİYE AÇISINDAN ETKİLERİ E.Tümgeneral Armağan KULOĞLU, Beykent Üniversitesi BÜSAM Danışmanı Giriş ABD nin Irak ı işgalinin üzerinden yedi yıla yakın bir zaman

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

Amerikan Stratejik Yazımından...

Amerikan Stratejik Yazımından... Amerikan Stratejik Yazımından... DR. IAN LESSER Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve Jeopolitik Aldatma veya bağımsız bir Kürt Devletinden yana olmadığını ve NATO müttefiklerinin bağımsızlığını

Detaylı

İran'ın Irak'ın Kuzeyi'ndeki Oluşum ve Gelişmelere Yaklaşımı Kuzey Irak taki sözde yönetimin(!) Parlamentosu Kürtçü gruplar İran tarafından değil, ABD ve çıkar ortakları tarafından yardım görmektedirler.

Detaylı

TÜRKİYE ve IRAK. I I. TARİHSEL ARKA PLAN: ABD İŞGALİNE KADAR TÜRKİYE-IRAK İLİŞKİLERİ İngiliz Ordusu, 30 Ekim 1918'de imzaladığı Mondros Mütarekesi'ne rağmen, kuzeye doğru yaptığı son bir hamle ile Musul

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları,

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Bugün, ulusal savunmamızın güvencesi ve bölge barışı için en önemli denge ve istikrâr unsuru olan Türk Silahlı Kuvvetleri nin etkinliğini ve

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

Koalisyon Pazarlıkları ve Olası Hükümet Formülleri. Maliki'nin Türkiye Ziyareti ve Irak'ta Yeni Hükümet Kurma Senaryoları

Koalisyon Pazarlıkları ve Olası Hükümet Formülleri. Maliki'nin Türkiye Ziyareti ve Irak'ta Yeni Hükümet Kurma Senaryoları 7 Mart 2010 seçimleri üzerinden yaklaşık 8 ay geçmesine rağmen Irak ta henüz bir hükümet kurulabilmiş değildir. Yeni hükümet kurma çalışmalarının yoğun bir şekilde sürdüğü Ekim 21 de Başbakan Maliki nin

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları,

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Ankara Forumunun beşinci toplantısını yaptığımız için çok mutluyum. Toplantıya ev sahipliği

Detaylı

ORSAM AYLIK IRAK TÜRKMENLERİ GÜNCESİ

ORSAM AYLIK IRAK TÜRKMENLERİ GÜNCESİ ORSAM AYLIK IRAK TÜRKMENLERİ GÜNCESİ Hazırlayanlar: Habib Hürmüzlü, ORSAM Danışmanı / Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı - Haziran 2012- Sayı: 14 4 Haziran 2012: Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu,

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

ABD'nin Fransa'ya Reaper İnsansız Uçak Satışı ve Türkiye'nin Durumu 1

ABD'nin Fransa'ya Reaper İnsansız Uçak Satışı ve Türkiye'nin Durumu 1 ABD'nin Fransa'ya Reaper İnsansız Uçak Satışı ve Türkiye'nin Durumu 1 Pentagon yetkilileri Fransa'nın talep ettiği Reaper tipi insansız hava aracı (İHA) veya dronların satışına yönelik olarak Kongre'de

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Sayın DEİK Başkanım, Kıymetli Konuklar, Değerli Basın Mensupları, Hepinizi Türkiye İhracatçılar Meclisi ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Sayın DEİK Başkanım, Kıymetli Konuklar, Değerli Basın Mensupları, Hepinizi Türkiye İhracatçılar Meclisi ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum. Sayın DEİK Başkanım, Kıymetli Konuklar, Değerli Basın Mensupları, Hepinizi Türkiye İhracatçılar Meclisi ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum. Bu akşam, Ambargo Sonrası İran: Ekonomik ve Ticari Etki Analizi

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir Yalnız z ufku görmek g kafi değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir 1 Günümüz bilgi çağıdır. Bilgisiz mücadele mümkün değildir. 2 Türkiye nin Jeopolitiği ; Yani Yerinin Önemi, Gücünü, Hedeflerini

Detaylı

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ 16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak

Detaylı

Hazine Müsteşarı Sayın İbrahim H. Çanakcı nın 3 üncü Arap-Türk Bankacılık Forumu nda Yaptığı Konuşma. 13 Mart 2014, İstanbul

Hazine Müsteşarı Sayın İbrahim H. Çanakcı nın 3 üncü Arap-Türk Bankacılık Forumu nda Yaptığı Konuşma. 13 Mart 2014, İstanbul Hazine Müsteşarı Sayın İbrahim H. Çanakcı nın 3 üncü Arap-Türk Bankacılık Forumu nda Yaptığı Konuşma 13 Mart 2014, İstanbul Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulumuzun ve Türkiye Bankalar Birliği nin

Detaylı

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Orta Doğu gezisinin son durağı Suudi Arabistan'da bulunan ABD Başkanı George W. Bush, Suudi Kralı Abdullah'la, yüksek petrol fiyatlarının ABD'yi nasıl etkilediği

Detaylı

Medikal Turizmde Tanıtım, Pazarlama Stratejileri ve Hedef Ülkeler

Medikal Turizmde Tanıtım, Pazarlama Stratejileri ve Hedef Ülkeler Medikal Turizmde Tanıtım, Pazarlama Stratejileri ve Hedef Ülkeler Oğuzhan KAYA TKHK Kaynak Geliştirme Daire Başkanlığı khk.kaynakgelistirme@saglik.gov.tr www.tkhk.gov.tr Slayt1/28 Bakanlığımızın 2013-2017

Detaylı

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 - CENTER FOR MIDDLE EASTERN STRATEGIC STUDIES KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS

Detaylı

Araştırma Notu 15/179

Araştırma Notu 15/179 Araştırma Notu 15/179 27.03.2015 2014 ihracatını AB kurtardı Barış Soybilgen* Yönetici Özeti 2014 yılında Türkiye'nin ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artarak 152 milyar dolardan 158 milyar dolara

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı nı sona erdiren antlaşmadır. Bu antlaşma ile Misak-ı Milli büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Şekil 1. Kasım 1922 de Lozan Konferansı

Detaylı

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - Arjantin İlişkileri: Fırsatlar ve Riskler ( 2014 Buenos Aires - İstanbul ) Türkiye; 75 milyonluk

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Dr. Ahmet Emin Dağ İstanbul, 2015 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Detaylı

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki Bildiğiniz üzere Deutsche bank'ın arzı ile varantlar İMKB'de işlem görmeye başladı. Bu konuda çok soru gelmiş. Basit bir şekilde ne olduğunu açıklamak da bize farz oldu. Fakat hemen şunu belirteyim ki;

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! On5yirmi5.com Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! Üniversitelerin açılmasıyla birlikte geçen hafta İstanbul Polisi, Beyazıt ve Beşiktaş'ta bir dizi korsan fotokopi baskını gerçekleştirildi.

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim,

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim, Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Sayın Bakanlarım, Valim 15 Ekim 2015, İzmir Sayın MV'lerim, Değerli MÜSİAD Üyeleri ve MÜSİAD Dostları, Değerli Basın Mensupları, MÜSİAD İzmir Şubemizin düzenlediği

Detaylı

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Sayın Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu TUSAF yönetimi başta olmak üzere, kongremizin

Detaylı

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI (2015) GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İran ın nükleer programı üzerine dünya güçleri diye

Detaylı

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA Uluslararası IUA İdareciler Birliği Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve tecrübe paylaşımına zemin hazırlamak amacıyla 21-23 Kasım 2012 tarihlerinde

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 74 i Bu sayıda; Ağustos Ayı Dış Ticaret Verileri, 2013 2. Çeyrek dış borç verileri değerlendirilmiştir. i 1 İhracatta Olağanüstü Yavaşlama

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani:

Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani: Ulusal Entegrasyon Plani: Entegrasyon Ulusal Entegrasyoun siyasetinin Plani motoru Ulusal Entegrasyon Entegrasyon siyasetinin motoru Plani: Entegrasyon siyasetinin motoru Ulusal Entegrasyon Plani: Stand

Detaylı

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna

Yine yapmak istediklerimizden birisi olan, spesifik sektörlerde, belki daha az, ama daha etkin iş adamları seyahatlerini önemsiyoruz ve buna MÜSİAD Cidde Temsilcisi Tanıtımı ve Türk Suud İş Forumu 23.05.2015 TC Cidde Başkonsolosu Fikret Özel, Cidde Tic Odası Başkan Yardımcısı, Mazeen Baterjee Türk-Suud İş Konseyi Başkanı, Mazan Ragap, Cidde

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ SONUÇ DEKLARASYONU

İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ SONUÇ DEKLARASYONU 18-20 Haziran 2009 İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ 1 İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) üyesi 57 ülkeye yönelik düzenlenen İslam Ülkelerinde Mesleki ve Teknik Eğitim Kongresi 18-20 Haziran

Detaylı

Birleşmiş Milletler Asya ve Pasifik Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (UNESCAP)

Birleşmiş Milletler Asya ve Pasifik Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (UNESCAP) Birleşmiş Milletler Asya ve Pasifik Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (UNESCAP) Kurtuluş Aykan* Küresel mali krizin ortaya çıkardığı en önemli gerçek, ekonomik sorunların bundan böyle artık tek tek ülkelerin

Detaylı

AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ

AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ 1. "Azerbaycan Milli Güvenlik Stratejisi Belgesi", Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından 23 Mayıs 2007 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girmiştir.

Detaylı

T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI İhracat Genel Müdürlüğü PAZARA GİRİŞ KOORDİNASYON YAPISI VE HEDEF ÜLKELER

T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI İhracat Genel Müdürlüğü PAZARA GİRİŞ KOORDİNASYON YAPISI VE HEDEF ÜLKELER T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI İhracat Genel Müdürlüğü PAZARA GİRİŞ KOORDİNASYON YAPISI VE HEDEF ÜLKELER 4 Haziran 2012 SUNUŞ GÜNDEMİ Pazara Giriş Koordinasyon Yapısı Yeni Yaklaşım Pazara Giriş Komitesi Ülke Masaları

Detaylı

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Turgay CİN* 3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Ortodoks Hıristiyanlık hukukunda vakıf var mı, yok mu, bir sorgulayın. Birinci sorum bu Hıristiyan

Detaylı

SIRA SAYISI: 679 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

SIRA SAYISI: 679 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ YASAMA DÖNEMİ YASAMA YILI 24 5 SIRA SAYISI: 679 Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Arasında Üçüncü Taraf Maliyet Paylaşımı Anlaşmasının

Detaylı

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI Sayın Âli Meclis Başkanı, Sayın Bakan, Sayın Oda Başkanları, Değerli İş Adamları,

Detaylı

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

2 Ekim 2013, Rönesans Otel 1 MÜSİAD Brüksel Temsilciliği Açı çılışı ışı 2 Ekim 2013, Rönesans Otel T.C. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,.... T. C. ve Belçika Krallığının Saygıdeğer Temsilcileri, 1 2 STK ların Çok Kıymetli

Detaylı

EİB EGE DEMİR VE DEMİR DIŞI METALLER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ 2012/2013 DÖNEMİ ÇALIŞMA RAPORU

EİB EGE DEMİR VE DEMİR DIŞI METALLER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ 2012/2013 DÖNEMİ ÇALIŞMA RAPORU EİB EGE DEMİR VE DEMİR DIŞI METALLER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ 2012/2013 DÖNEMİ ÇALIŞMA RAPORU ĐÇĐNDEKĐLER 1 2012 YILI ĐHRACAT PERFORMANSIMIZIN DEĞERLENDĐRĐLMESĐ... 1 1.1 ÜRÜN GRUPLARI ĐTĐBARĐYLE... 1 1.2

Detaylı

KÜRT SİYASETİNDE TARİHİ FIRSAT SÖYLEMİ VE ANALİZİ MAYIS 2009

KÜRT SİYASETİNDE TARİHİ FIRSAT SÖYLEMİ VE ANALİZİ MAYIS 2009 İÇ POLİTİKA KÜRT SİYASETİNDE TARİHİ FIRSAT SÖYLEMİ VE ANALİZİ MAYIS 2009 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com KÜRT SİYASETİNDE TARİHİ FIRSAT

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz, Ana Kademe, Kadın Kolları,

Detaylı

PKK'nın silah bırakması siyasi bir mesele

PKK'nın silah bırakması siyasi bir mesele On5yirmi5.com PKK'nın silah bırakması siyasi bir mesele Prof. Abbas Vali, PKK yönetiminin, aktif olarak barış sürecinde yer almak isteyeceğini söyledi. Yayın Tarihi : 4 Şubat 2013 Pazartesi (oluşturma

Detaylı

USTAD Tahlil Nisan-2011

USTAD Tahlil Nisan-2011 Meydana Dökülme ve Öfke Bahreyn de 14 Şubat hareketi USTAD Tahlil Nisan-2011 Çalışma No:5 Nisan 2011 Mardin -TURKEY ÖZET: Bahreyn e Bahreyn den penceresinden baktığınızda, onu diğer ülkelerden ayıran önemli

Detaylı

TEBLİĞ ve SUNUM OTURUMU

TEBLİĞ ve SUNUM OTURUMU TEBLİĞ ve SUNUM OTURUMU Başkan : Prof Dr. İbrahim Hakkı YILMAZ Iğdır Üniversitesi Rektör Yardımcısı Sunum : Iğdır ilinde Kentsel Dönüşüm: Mevcut Durum ve Hedefler Banu ASLAN CAN Iğdır Çevre ve Şehircilik

Detaylı

Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız ve Değerli Konuklar,

Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız ve Değerli Konuklar, Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız ve Değerli Konuklar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu nun desteğiyle, Enerji

Detaylı

Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor!

Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor! Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor! Çin ABD savaşı kızışıyor. AB ile TTIP görüşmelerini sürdüren ABD`nin, TPP`yi olumlu sonuçlandırarak, Çin`in bölgede artan etkinliğini dengelemek açısından

Detaylı

30.06.2014 Pazartesi Basın Gündemi

30.06.2014 Pazartesi Basın Gündemi 30.06.2014 Pazartesi Basın Gündemi Prof. Dr. Hayrettin Usul Açıklaması İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Cihannüma Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi,Ortadoğu daki son gelişmeleri değerlendirdi.

Detaylı

Erdoğan, Haşimi'ye destek için ne dedi?

Erdoğan, Haşimi'ye destek için ne dedi? On5yirmi5.com Erdoğan, Haşimi'ye destek için ne dedi? Başbakan Erdoğan, (Interpol), Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Haşimi hakkında çıkardığı yakalama kararını değerlendirdi. Yayın Tarihi : 8 Mayıs 2012

Detaylı

Resmî Gazete Sayı : 29361

Resmî Gazete Sayı : 29361 20 Mayıs 2015 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29361 TEBLİĞ Orman ve Su İşleri Bakanlığından: HAVZA YÖNETİM HEYETLERİNİN TEŞEKKÜLÜ, GÖREVLERİ, ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLİĞ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam,

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

tepav PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞÜN ÖTEKİ YÜZÜ Ocak2015 N201501 DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞÜN ÖTEKİ YÜZÜ Ocak2015 N201501 DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Ocak2015 N201501 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Ayşegül Aytaç 1 Araştırmacı, Ekonomi Çalışmaları PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞÜN ÖTEKİ YÜZÜ Petrol fiyatları, 2014 yılının

Detaylı

SURİYE SORUNU VE TÜRK DIŞ POLİTİKASINA TOPLUMSAL BAKIŞ *

SURİYE SORUNU VE TÜRK DIŞ POLİTİKASINA TOPLUMSAL BAKIŞ * SURİYE SORUNU VE TÜRK DIŞ POLİTİKASINA TOPLUMSAL BAKIŞ * Salih AKYÜREK ** Cengiz YILMAZ *** Türkiye-Suriye ilişkileri Cumhuriyet döneminde ve özellikle son 30 yılda iniş çıkışları ve gerginlikleri çok

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIġI GÖREV RAPORU. BOSNA-HERSEK ZĠYARETĠ GÖREV RAPORU 1. Konunun Evveliyatı

ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIġI GÖREV RAPORU. BOSNA-HERSEK ZĠYARETĠ GÖREV RAPORU 1. Konunun Evveliyatı BOSNA-HERSEK ZĠYARETĠ GÖREV RAPORU 1. Konunun Evveliyatı Ormancılık alanında Bosna-Hersek ile işbirliğini geliştirmek amacıyla Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı aracılığıyla iki

Detaylı

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 GELECEK İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 SARIKONAKLAR İŞ TÜRKĠYE MERKEZİ C. BLOK ĠÇĠN D.16 BÜYÜME AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE ÖNGÖRÜLERĠ 02123528795-02123528796 2025 www.turksae.com Nüfus,

Detaylı

Türkiye nin Nükleer Silahlanmaya Bakışı

Türkiye nin Nükleer Silahlanmaya Bakışı Bilge Strateji, Cilt 5, Sayı 9, Güz 2013, ss.9-13 Türkiye nin Nükleer Silahlanmaya Bakışı 1 Sinan ÜLGEN* Türkiye nin özellikle askeri alandaki nükleer stratejisine baktığımızda nükleer silahlanma konusunun

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu

IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu 1. IV. Uluslararası Türk - Asya Kongresi 27-29 Mayıs 2009 tarihleri arasında İstanbul da icra edilmiş ve son derece yapıcı ve samimi bir ortam içerisinde

Detaylı

LİDER DEĞİŞİRKEN. Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ

LİDER DEĞİŞİRKEN. Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ LİDER DEĞİŞİRKEN Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ I. GİRİŞ Güngör Uras bir köşe yazısında şöyle diyordu : Türkiye deki sanayi yatırımla-rının yarısından fazlasını gerçekleştiren,

Detaylı

3 AĞUSTOS 2010 DA ORSAM DA BAĞDAT ÜNİVERSİTESİ HEYETİ İLE GERÇEKLEŞTİRİLEN TOPLANTININ TAM METNİ -ANKARA- ORSAM.ORG.TR

3 AĞUSTOS 2010 DA ORSAM DA BAĞDAT ÜNİVERSİTESİ HEYETİ İLE GERÇEKLEŞTİRİLEN TOPLANTININ TAM METNİ -ANKARA- ORSAM.ORG.TR 3 AĞUSTOS 2010 DA ORSAM DA BAĞDAT ÜNİVERSİTESİ HEYETİ İLE GERÇEKLEŞTİRİLEN TOPLANTININ TAM METNİ -ANKARA- ORSAM.ORG.TR BAĞDAT ÜNİVERSİTESİ HEYETİ İLE ORSAM DA YAPILAN TOPLANTININ TAM METNİ (3 AĞUSTOS 2010)

Detaylı

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir 30 Haziran 2014 ÇALIŞMANIN AMACI Kutuplaşma konusu Türkiye de çok az çalışılmış olmakla birlikte, birçok Avrupa ülkesine

Detaylı

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim ve Kültür Teşkilatı'nın (UNESCO) 38. Genel Konferansı'na katılmak için gittiği Paris te, UNESCO Genel Direktör

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim ve Kültür Teşkilatı'nın (UNESCO) 38. Genel Konferansı'na katılmak için gittiği Paris te, UNESCO Genel Direktör Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim ve Kültür Teşkilatı'nın (UNESCO) 38. Genel Konferansı'na katılmak için gittiği Paris te, UNESCO Genel Direktör Irina Bokova, Afganistan Yüksek Öğretim Bakanı Khatera

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014

İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014 İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014 Sayın Valim, Sayın Belediye Eş Başkanları, Sayın Başkanlar, Saygıdeğer Protokol, Değerli Davetliler

Detaylı

İTO Başkanı İbrahim Çağlar: İstanbul yerli ve yabancı yatırımcıya muazzam fırsatlar sunuyor

İTO Başkanı İbrahim Çağlar: İstanbul yerli ve yabancı yatırımcıya muazzam fırsatlar sunuyor İstanbul görkemli maketi ve inşaat firmalarıyla MIPIM Fuarı nda İTO Başkanı İbrahim Çağlar: İstanbul yerli ve yabancı yatırımcıya muazzam fırsatlar sunuyor "Nasıl ki Nuri Bilge, Cannes film festivalinin

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

İTKİB Genel Sekreterliği AR&GE ve Mevzuat Şubesi

İTKİB Genel Sekreterliği AR&GE ve Mevzuat Şubesi HALI SEKTÖRÜ 2014 EYLÜL AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU İİTKİİB GENEL SEKRETERLİİĞİİ AR & GE VE MEVZUAT ŞUBESİİ EKİİM 2014 1 2014 YILI EYLÜL AYINDA HALI SEKTÖRÜ İHRACATININ DEĞERLENDİRMESİ Ülkemizin halı ihracatı

Detaylı

Tarım alanlarının bölünmesi 50 bin kişiye sorulacak

Tarım alanlarının bölünmesi 50 bin kişiye sorulacak Tarım alanlarının bölünmesi 50 bin kişiye sorulacak Şubat 29, 2012-1:29:29 Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Türkiye'nin her yıl arazi bölünmesinden, parsel küçülmesinden dolayı yaklaşık 8 milyar

Detaylı

Lübnan ve Filistin Çat flmalar ve ran Ortado u da Türkiye nin Yeni bir D fl ve Güvenlik Politikas mevcut mu?

Lübnan ve Filistin Çat flmalar ve ran Ortado u da Türkiye nin Yeni bir D fl ve Güvenlik Politikas mevcut mu? Lübnan ve Filistin Çat flmalar ve ran Ortado u da Türkiye nin Yeni bir D fl ve Güvenlik Politikas mevcut mu? Tufan Türenç Türkiye yıllardan beri çatışmaların, savaşların bir türlü bitmediği, daha doğrusu

Detaylı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Ocak01 N0 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Evren AYDOĞAN 1 Araştırmacı, Yönetişim Çalışmaları Uluslararası Şeffaflık Örgütü nün- Transparency International (TI), Yolsuzluk

Detaylı

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI Yrd. Doç. Dr. Yaşar SARI Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Kırgızistan Giriş Kırgızistan Orta Asya bölgesindeki toprak ve

Detaylı

EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Hacı Dede Hakan KARAGÖZ

EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Hacı Dede Hakan KARAGÖZ Ekonomik İşbirliği Teşkilat (EİT), üye ülkeler arasında yoğun ekonomik işbirliğinin tesis edilmesini amaçlayan bölgesel düzeyde bir uluslararası teşkilattır. Teşkilat, 1964 yılında kurulan Kalkınma İçin

Detaylı

Araştırmanın Künyesi;

Araştırmanın Künyesi; Araştırmanın Künyesi; Araştırma; 05 06 Nisan 2008 günleri Türkiye nin 7 coğrafi bölgesinde, 26 il ve 68 ilçede bunlara bağlı 81 mahalle ve köyde, 18 yaş ve üstü seçmen nüfusunu temsil eden 724 ü kadın

Detaylı

ORTAK PNR UYGULAMASINA DOĞRU ADIM ADIM

ORTAK PNR UYGULAMASINA DOĞRU ADIM ADIM AVRUPA TERÖRLE MÜCADELEDE SAFLARI SIKILAŞTIRIYOR: ORTAK PNR UYGULAMASINA DOĞRU ADIM ADIM 62 EKONOMİK FORUM Melih ÖZSÖZ İKV Genel Sekreter Yardımcısı Son zamanlarda AB gündeminde yaşanan terör olaylarına

Detaylı

Süleyman ŞENSOY TASAM Başkanı / Chairman Yayın Tarihi : 26.06.2015

Süleyman ŞENSOY TASAM Başkanı / Chairman Yayın Tarihi : 26.06.2015 Süleyman ŞENSOY TASAM Başkanı / Chairman Yayın Tarihi : 26.06.2015 ( TASAM Başkanı Süleyman Şensoy Röportajı 15.06.2015 Küresel Bakış Programı TRT Türk İstanbul ) Dünya küresel teröre çözüm arayışında

Detaylı