Forum hakkında. Forum

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Forum hakkında. Forum"

Transkript

1 İletişim kuram ve araştırma dergisi Sayı 26 Kış-Bahar 2008, s Forum Forum hakkında Forum bu sayısında akademisyenlerin, yazarların, gazetecilerin ve diğer ilgililerin futbol hakkında yazılarından oluşan zengin bir içeriğe sahip. Yazılar futbolun önde gelen önemli yanlarını ele alıp irdelemektedir. Forum Forum olalı hep acı çekmişti, çünkü derginin Editörden ve Forum hakkında başlıklı bölümlerinde sürekli yaptığım kışkırtmalara rağmen, hiç kimse Forum u Forum yapacak yazılar göndermedi. Yazı gönderme ve akademik tartışma açma yerine, kullandığım kavramlar veya iletişim alanında Türkiye deki gelişmeler ve durumla ilgili olarak sunduğum birilerinin hoşuna gitmeyen eleştirilerim hakkında, örneğin 50 yıla yakın iletişim eğitiminde iletişim alanında hala iletişime hor bakan, iletişimi öğrenmeye çalışmayan, iletişimin ne olduğunu bilmeyen ve bilme zahmetine de katlanmayan, ama (ne yazık ki) iletişim fakültelerini dolduranların yarattıkları iletişim eğitimi ortamı ile ilgili eleştirilerim hakkında, dedikodular üretilmekte, gene hakaret ediyor gibi laflarla sunduğum içerik hasır altı edilmektedir. Aslında, benim beklediğim ve normal bir akademik ortamda beklenen şudur: Kötüyü durdurma ve iyiyi kurma yönünde tartışma ortamını geliştirme. Bunun yerine, tam tersine, dedikoduculukla ve baskıyla desteklenen susturma ve daha kötüsü okutmama ortamı sürdürülmektedir. Aslında durum daha da feci bir karaktere sahip: Örgütlü üretim yapılarının akıllı işaretler diye sunduğunun akılsızlığı işleme ve yanlış yönlendirme olduğunu söylüyorsunuz veya halka istediğini verme iddiasının geçersizliğini açıklıyorsunuz veya kurumlarda yapılan (örneğin TRT ve RTÜK de) araştırmaların hem bilimsel inşa bakımından yanlışlıklarını hem de kuruma faydasızlığını inceliyor ve sunuyorsunuz, sonuçta kimsenin umurunda olmadığını ve, daha kötüsü, çıkarcı düşmanlıkları tetiklediğinizi görüyor ve üzülüyorsunuz: Böyle bir akademik ortam olmamalı, ama ne yazık ki egemen olan bu. İletişim alanındaki üretimin doğasını incelemek gerek ve üretimin doğasını para kazandırmayan bilginin ve akademik girişimin hiçbir anlamı yoktur üzerine inşa ettirmeye başlayan bir endüstriyel yapının toplumun şimdisi ve geleceği için getirdikleri ve

2 318 Forum hakkında götürdüklerinin araştırılması ve bu tür egemenliğe karşı mücadelenin başarısı için bir şeylerin yapılması gerekmektedir. Altı ay içinde bir tersane de birçok insan iş kazası diye nitelenen cinayetle öldürülmesine ve bu cinayeti işin doğasının bir parçası olarak sunan canilere karşı sessiz kalan bir toplum ve akademik dünyanın bu karakterinin incelenmesi ve çözüm yollarının araştırılması ve bunlar üzerinde tartışılması gerekir. Mekaniksel materyalist egemenliğin, iş kazası denilen cinayete beş gün kapatma cezası vermesinin anlamını (televizyonda örneğin şiddet vb nedenlerle, televizyon yayınlarının bir veya birkaç gün durdurulmasında olduğu gibi), çok iyi anlamak ve bu tür biliş ve çözüm yollarının egemenliğine karşı mücadele etmek gerekir. Sorun Tersane de mi veya Televizyonda mı, yoksa iş yapış biçimini örgütleyenlerde mi? Sürekli olarak çevre kirletiliyor deniyor; Teelvizyonun ve diğer medyanın içerikleri eleştiriliyor. Çözüm olarak da daima halk eğitilmeli deniyor ve medya okuryazarlığı bahanesiyle, asla medya yazarı olamayacaklara medya okurluğu öğretilerek, (internette chat yapan) aptalca satın alıcılar ve tüketiciler arasına katılıyorlar: Pazarın materyal yaygınlaşma politikasının bilişlere işlenerek geliştirilmesi. Bu, aşağılık ve her türlü hakareti hak eden eğitimle çözüm üzerine, ender de olsa ciddi eleştiriler sunulur. Çoğu kez, bu tür kurnazca, alçakça ve ahmakça çözüm önerileri üzerinde en küçük tartışma bile yapılmaz: Gerçek ortaya çıkar korkusu mu acaba? Çevreyi kirleten, medyayı işlevsel pisliklerle dolduran ve yoksulluğu yaratan neden asla eğitimsizlik değildir. Tam aksine, çevreyi kirletenler, işlevsel pislikleri üretenler ve yoksulluğu ve yoksunluğu yaratanlar yüksek eğitim görmüşlerdir. Tersanelerde ve iş yerlerinde iş kazası cinayetlerinin nedeni işin doğası veya işçinin cehaleti değildir, azami çıkar elde etmeye çalışan şirketlerin çok okumuşlarının oluşturduğu korku ve terör koşuludur ki bu ekmeğini kazanma koşuluyla birleşince insanlık dışı bir durum ortaya çıkar. Ekmeğini kazanmazsa aç kalacak insan, bu koşulların sorumlusu değildir. Öte yandan, ekmeğini kazanmak adına, demokratik bir hak olan sendikalaşma yerine, bir eli patronun bir eli de işçinin (aslında iki eli de işçinin) cebinde olan sendikala yönetim ve ilişki tarzını değiştirme yerine kötüleyerek kendine düşman olanların/edilenlerin birbirini yediğini görüyoruz. Bu konular ne yazık ki benim anlattığım biçimde gündemde ön plana çıkarılmamaktadır. Çıkaranlar da, efendiler tarafından değil (onların umurunda bile değildir, muhatab bile olmazlar), efendilerin ücretli/maaşlı veya umutlu köleleri tarafından aforoz edilmekte, suçlanmakta ve gerektiğinde de, tarihte örnekleri bol,

3 İrfan Erdoğan 319 hapsedilmekte veya öldürülmektedir. Eğitimsizliği neden diye sunarak, materyal ve bilişsel olarak yoksullaştırılmışlara bir kez daha yüklenen ve onların yoksullaştırılmışlıkları ve eğitimsizleştirilmesi üzerinden de para kazanan ve çıkar sağlayan alçalmışlık için, en verimli, en pragmatik seçenek başka yol olamaz, çünkü gücün sofrasındaki kırıntılardan ve gücün atıklarından ancak bu şekilde pay alınabilir. Elbette, alçalmış pratikleri yapanların hepsi de bu alçalmışlığın farkında olmadığı gibi, iyi niyetli bir şekilde eğitimsizleri eğiterek ve medya okuryazarlığı denen pazar promosyonunu yaparak çözüm getirdiklerini sanmaktadır. Evet, çözüm getirmektedirler, fakat bu çözümler çözmek istedikleri sorunlara çözümden çok endüstriyel pazarlama ve biliş yönetimi sorunlarına çözüm olmaktadır. Her çözüm, yeni iş alanı ve yeni ürünler kullanma ve böylece para kazanma, hırsızlık ve dolandırıcılık yapma olanaklarını getirmektedir: Suyu temizlemek için arıtma tesislerinin kurulması gibi. Kirletme nedenlerini ortadan kaldır! Forum yaratmanın, yukarıdaki anlatılara bakıldığında, gülünç olduğu ortaya çıkar. Forum bu sayıya kadar sadece akademik seviyede kaldı. Bu sayıda birçok insanın katkıda bulunduğu bir forum oldu. Futbolu bir zamanlar oynuyorduk, belki bazılarımız hala oynuyor; hemen hepimiz seyrediyoruz. Dolayısıyla, futbolun bir şekilde parçasıyız, onun dışında olduğumuzu sanmak veya akademisyen incelemeci olarak futbola nesnel bir şekilde dışarıdan bakmak gibi bir iddiada bulunmak geçersizdir. Forum bu sayıda futbola bakışların forumu oldu. Forumdaki yazılar futbolla ilgili olarak akla gelebilecek önemli konuları ele alıp sunmaktadır. Bu yazıları yazan insanlarla aynı fikirde olabilir veya olmayabiliriz, fakat önemli olan dürüstçe ve iyi niyetle bir amaca (futbolu anlamaya) katkıda bulunmaktır. Bu nedenle, yazarak veya yazılması için arabuluculuk yaparak katkıda bulunan herkese teşekkür ederim. Elbette. En önemli bir diğer sorun, dergi okuma (veya kitap okuma) sorunudur. Bu tür bir derginin tüm iletişim fakülteleri akademisyenleri ve öğrencileri tarafından okunması gerekir. Okunuyor mu? İşte araştırma yapmaya teşvik için bir diğer hakaret, ki çalışacağını hiç sanmıyorum: Hocaları okumuyor ki, öğrencileri okusun! 143 iletişim fakültesi öğrencisine üç soru sordum: (1). Son bir yıl içinde, akademik bir dergide okudukları makaleleri sordum. Sonuç: Sadece 7 kişi okumuş (onlar da ben zorunlu tuttuğum için olmalı). Siz kaç tane okudunuz? Eğer bu tarz okuyorsanız, zaten siz okuyanlar arasındasınız. Dolayısıyla, soruyu şöyle soralım: tanıdıklarından

4 320 Forum hakkında kaç tanesi okuyor? (2). Son bir yıl içinde, derste hocaların verdiği kitap dışında iletişimle ilgili okudukları kitapları sordum. Sonuç: Yüzde sekseni hiç okumamış. (3). İletişim dışında, kendi istekleriyle, bir yıl içinde, okudukları kitapları sordum. Öğrencilerin dörtte birinden fazlası hiç kitap okumuyor. Okuyanlar ne okuyor? Bir üniversite öğrencisinin severek okuyorum demekten utanç duyması gereken şeyleri ve yazarları okuyor: Kişisel gelişim kitapları, Harry Porter, yüzüklerin Efendisi, Don Johnson, özlüce kitapcıların best seller bölümündeki tüm kitaplar. Dolayısıyla, bu satırları okuyan sizler, bence, ne amaçla okursanız okuyun, istisnasınız ve değerlisiniz. Aynı soruları doktora yeterlilik sınavına giren öğrencilerinize sorun. İletişim alanında yabancı ve yerli akademik dergilerin isimlerini bile bildiklerini sanmıyorum. Lütfen, okutun. Demokrasi ve insan hakları diyen demokrasi ve insan hakları düşmanlarının demokrasi ve insan hakları şampiyonluğu yaptığını görüyoruz. Bir neo-faşist veya şeriatçı veya Bush cu nasıl demokrat ve insan haklarına saygılı olabilir? Bize işlenen yanlış duyarlılıkların farkında olalım ve okumayan (ve akademide okuyan ve üretene düşman) bir ortamda, okutmak isterseniz, en azından sevilmezsiniz gerçeğine rağmen, insanca duyarlılıkların oluşması ve yayılması için okutalım: Senin özgürlüğünün başladığı yerde, benimki biter diyerek, karışmamayı ve ilgisizliği yerleştiren ve insanca dayanışmayı ortadan kaldıran işlevsel-saçmalıkların egemenliğini yıkmak, ancak doğru olanı (örneğin, özgürlüğün ilişkisel olduğunu, paylaşmadan mutlak köleliğe kadar değişen bir karaktere sahip olduğunu, birinin özgürlüğünün artışının bir diğerinin özgürlüğünün azaldığı anlamına geldiğini) açıklayarak ve bu bağlamda mücadele vererek olur (Acaba? Düşüncenin doğasını belirleyen akıl mı? Bilmek, bilinen yönde davranmak için yeterli bir koşul mu? Bilmek ile materyal çıkar yapısı ve ilişkileri arasındaki belirleyici bağın karakteri ne?: Türkiye de Komünist partisi kazara seçimle hükümet kursalar, Türkiye Cumhuriyetini Türkiye Komünist Cumhuriyeti mi yaparlar veya yapabilirler mi? AKP ile şeriat mı geldi. AKP nin şeriatı getirmesinin koşulu ne ve bunda biliş (birilerinin istemesi) istenen değişimi getirebilir mi? Nasıl? Halkın iradesi tarih boyu neden sadece işlevsel bir uyduru olarak süregelmektedir?). Futbolu konuştuk yukarıda (konuşmadık mı yoksa?): futbolu konuşuyoruz hergün hep. Bu sayıda konuştuğumuz futbolu yazarak anlamaya devam ettik. Yazarak ve okuyarak yaptığınız katkılar için teşekkür ederiz.

5 İletişim kuram ve araştırma dergisi Sayı 26 Kış-Bahar 2008, s Forum Futbol üzerine konuşmak Yüksel Akkaya, Ahmet Çiğdem, Tanıl Bora, Erkan Goloğlu Futbol, sadece futbol mu? Güncel futbol üzerine teorik yazılar yazan Ahmet Çiğdem, Erkan Goloğlu ve Tanıl Bora nın görüşlerinin bu sorunun yanıtına önemli katkı sağlayacağını düşündük. Bu nedenle bir söyleşi ile düşüncelerini bizimle paylaşmalarını talep ettik. Lütfedip, kabul ettiler. Futbol ile hiç ilgisi olmayacağı düşünülebilecek olan bu üç ahbap, marjinal tip, ciddi meselelerin, neşeli bir söyleşi ile de tartışılabileceğini, konuşabileceğini; futbol un sadece futbol olmadığını gösterdiler. Okuyun, siz de göreceksiniz. 1 Tanıl Bora: Başlık ne olsun? Yüksel Akkaya: Başlık düşünmedim!.. Ama, Ahmet Çiğdem den esinlenerek, futbol üzerine konuşmak olabilir!.. Ahmet Çiğdem: Dersine çalışmışsın! Yüksel Akkaya: Bu talebimizi kabul ettiğiniz, kıymetli vaktinizi bize ayırdığınız için çok çok teşekkür ediyoruz. İzninizle, soruya bir polemikle başlayalım. Soruyu ilkin Tanıl a yönelteyim. Bu kitapta diyorsunuz ki şuurlu 1 Bu söyleşi, eskiden 1., 2. ve de 3. lig gibi kategorilere denk düşen, günümüzde futbol endüstrisine uygun bir şekilde yapılandırılan ve sponsorlukları içeren futbolun Bank Asya Ligine yükselecek son takımının belirlendiği play-off maçı olan ve de kökü epeyce geçmişe uzanan Devlet zoru ile kurdurulmuş bir Kamu İktisadi Teşekkülü olan demiryolunun bir takımı olan Adana Demirspor ile son zamanların yükselen takımları olan belediye sporlardan biri olan Güngören Belediye Spor arasında oynanan maçın saatlerinde yapılmıştır. Söyleşiyi yapan Yüksel Akkaya, Adana nın namlı okullarından ve de fakirfukara-gurabe taifesinin çocuklarının devam ettiği, lakin aptallar koleji olarak bilinen Karşıyaka Lisesi nde okurken sıkı bir Adana Demir Sporlu olmuştur. Ol sebeple, bu maçı başka bir odada söyleşi sırasında kaçamak olarak gözetleyen zat-ı muhteremler duygularını, o gün üzerinde Adana Demir Spor renklerini çağrıştıran esbaplar ile bir söyleşiyi yapan Yüksel Akkaya ile paylaşmışlardır. Söyleşi içinde anlamlı karşılığı olmayan cümleler bu play off maçına aittir!...

6 322 Futbol üzerine konuşmak futbolseverlerin çoğalması için çaba sarf ediyoruz bu işe girdiğimizde. 2 Fakat Hasan Bülent Kahraman da diyor ki, işte bir gerçek var ki futbol kitleleri uyuşturan onları kendi gerçekliklerinden uzaklaştıran bir oyundur, futbol bir topluluğun lumpenleştirilmesinde önemli rol oynar. Türkiye nin bütün namlı yazarları, üniversite hocaları, burnundan kıl aldırmayan akademisyenleri, Marxistleri futbol yazıyor ve bu işi meşrulaştırıyor. 3 Şimdi, bir taraftan şuurlu futbolseverleri çoğaltmaya çalıştığınızı düşünüyorsunuz, bir taraftan da böyle bir ithamla karşı karşıya kalıyorsunuz. Ne dersiniz? Tanıl Bora: Hasan Bülent Kahraman 6-7 sene önce bir yazısında aşağı yukarı aynı fikirleri savunmuştu. Yüksel Akkaya: Kitle Kültürü Kitlelerin Afyonu adlı kitabında galiba.. Tanıl Bora: Doğru. Daha sonra da o kitabına almıştır. Hatta, Ahmet Çiğdem de müstear isimle, bir internet sitesinde, kendisine soğukkanlı, güzel bir cevap yazmıştı. Bu sefer de Taraf gazetesinde Fikret Doğan, yine çok soğukkanlı, nazik ve güzel bir cevap yazdı Hasan Bülent Kahraman ın bu söylediklerine. Bir kere bu söylediğinde isabetsiz olan şöyle bir şey var. Bütün Türkiye deki entelektüeller ya da bunların solcu kısmı işi gücü bırakmış, münhasıran bu işle uğraşıyor gibi bir resim çiziyor. Bu yanlış bir resim. Bu konuyla ilgilenen, yazan çizen solcu ya da Marksist, sosyalist insanlar var, ama, onlar zaten kendi dertlerini anlatabilecekleri mecralarda yazıp söylüyorlar. Televizyonlarda kanal kanal gezerek, başka her işi bırakmış olarak bu işle uğraşıyor değiller. Yani hakikaten Fransızca tabiri ile egzajere ediyor, çok abartılı, yanlış bir resim çiziyor. Ayrıca bence söylediği de yanlış. Sonuçta popüler kültür alanından söz ediyoruz. Popüler kültür alanı bir ideolojik mücadele alanıdır aynı zamanda. Bir takım semboller var orda, bir takım mitoslar var, bir takım anlamlar var ve bunlar etrafında bir mücadele hüküm sürüyor. Burada tabi ki milliyetçi faşizan cephe daha güçlüdür, bunları anlamlandırma ve bunları belirleme konusunda ama bu sahayı onlara terk etmek çok daha vahim sonuçlar doğurur. Nasıl ki popüler kültürün bütün branşları müzik, sinema gibi alanlarda da böyle bir itiş kakış söz konusuysa, anlamlandırma mücadelesi söz konusuysa burada da söz konusudur, niçin terk edilsin burası? Politik olarak yanlış bence. Ayrıca yine Fikret Doğan ın o yazısında gayet isabetle belirttiği gibi; kendisinin referans 2 Tanıl Bora (Der.), Takımdan Ayrı Düz Koşu, İletişim Yayınları, 3. Baskı, İstanbul, H. B. Kahraman, Medya Katili Aydınlar, Sabah,

7 Y. Akkaya, A. Çiğdem, T. Bora, E. Goloğlu 323 gösterdiği kaynaklar, örneğin Eleştirel Teori vs. de popüler kültür alanını terk etmek ve bunu bir vandalizm, lumpenleşme ve faşizm alanı olarak topyekun karalamak yolunda bir rota çizmez. Tam tersine, bu alanda cebelleşmek gerektiği derdi vardır orada. Bu tabii ki zor bir uğraştır. İki yazıyla buradaki anlam dünyasına nizam verilemeyeceği ortada. Zaten bu işle uğraşan insanlarda da böyle safdil bir beklenti yok. Ben yazdım ve alana müdahale ettim demiyorlar, bu mümkün değil. Usul usul, sebatla, laf anlatmaya çalışmaktır yapılan. Tabii her şey kolayca değişmiyor ama ufak tefek olumlu şeyler de oluyor ve bence biraz da bu çabalarla oluyor, ben böyle düşünüyorum. Ahmet Çiğdem: Doğrusu ben o zaman ne yazdım çok hatırlamıyorum!... Şimdi şöyle genel olarak fado, fiesta ve futbol Tanıl Bora: Hocam, aslı fatima, fado ve futboldur. Ahmet Çiğdem: Şöyle bakalım, burada herhangi bir diktatörlüğün, otoritenin, rejimin ya da faşizmin vs. bütün bu baskıcı rejimlerin futbolla özdeşleştirilmesi futbol üzerinden haklılaştırılması, meşrulaştırılması, banalleştirilmesi, vs. Böyle eleştirilerin çok tadı kaçtı. Bir kere olgunun hem tarihsel, toplumsal dinamiğini açıklamamızda yarar var. Çünkü herkes biliyor ki, otoritelerin de, faşizmin de, totaliterlerin de, diktatörlüğün de vs.nin de kendini yeniden ürettiği daha başka temeller var; daha siyasi temeller var ve burada aslında fadonun da, fiestanın da, fatimanın da çok etkisi yok! Esas, onların böylesine tarihsel okuma yanlışı üzerine düşünmemiz gerekiyor. Şimdi de, mesela, biz Türkiye de diyelim ki bahse konu yazıda olduğu gibi lümpenleşme, bayağılaşma, sıradanlaşma filan gibi başlıklara baktığımız zaman bunu futbol üzerinden anlamlandırmak, temellendirmek sosyolojik olarak bir kere çok doğru değil. Çünkü herkes biliyor ki sözünü ettiğimiz şeylerin Türkiye de başka çok nesnel temelleri var ve futbol o temellerin arasında belki sonuncu olmasa bile daha sonra zikredilmesi gereken şeylerden bir tanesi. Dolayısıyla bence böyle bir sosyolojik tarihsel çarpıtma ile karşı karşıyayız. Ben futbola yönelik eleştirilerin hepsinde de böylesine bir perspektif kaydırması olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla ben böyle bakıyorum. Bugün de Türkiye nin kültürel ortamlarının, siyasal ortamlarının eleştirilerinin kendisi üzerinden konuşulması gereken alan futbol değil. Futbol hakikaten çok ilgisiz bir şey, ama, özellikle 80 lerde Galatasaray ın Avrupa daki başarılarıyla sözü edilen türden bir ilginin oluştuğunu filan; ama, bu ilgi çok ayrıştırılabilir bir ilgi zaten. Bize şöyle bir özdeşleştirme imkânı da veriyor. Bugün futbolla ilgilenmesinden çok hoşlanmadığım insanların büyük

8 324 Futbol üzerine konuşmak bir kısmının futbol dışındaki ilgileri de bence çok eleştirilebilir bir şey. Onların futbolla ilgilenmesi aslında bize bir temyiz imkânı da veriyor; onların futbol dışındaki, siyasal ilgileri, kültürel ilgileri, toplumsal ilgileri konusunda da baştan bize eleştirel bir imkân veriyor. Bir de şöyle bir şey söylemek istiyorum ben. Mesela geçenlerde 39 yaşında bir adamın attığı golle Hull City nin Premiership e yükselmesi, 104 yıl sonra filan Yani, bir de futbolun böyle bir tarafı da var. Başka hangi alan bize böyle destansı bir hikaye sunabilir ki?.. Bu, sadece futbolda mümkün neredeyse. Yani dolayısıyla bu şöyle bir şey belki aslında: İncil i okuyanlar, Tevrat ı okuyanların hepsi başka amaçla okuyorlar. O zaman suç İncil de değil ya da Tevrat ta değil. Ona göre bunu çok genelleyici bir şey sayıyorum ve aslında zaman zaman bu tür algılara yönelik, entelektüel akademisyenlere yönelik saldırı da bu tür hakikaten Filistin tutumunun zaman zaman kendisini ortaya sürmesi olarak algılıyorum. Yani tam da Filistinizm karşıtı bir tutum olarak kendisini ortaya koymasına rağmen, zaman zaman popülist tutumun bir yansıması olarak algılıyorum. Tanıl Bora nın biraz önce de söylediği gibi, yani, tamam futbol bu, popüler kültür filan buradaki eğilimlerin bir sürüsü, yani milliyetçiliği düzelttiğini, erkekliğin genlerini filan bunların hepsini tartışırız; ama, bütün bunlara şöyle bakmalıyız: Hangi alan bunlardan bağımsız? Yani erkekliğin yeniden üretilmesi olsun, maçismonun yeniden üretilmesi olsun, milliyetçiliğin yeniden üretilmesi olsun, Allah aşkına söyler misiniz toplumsal hayat mı, siyasal hayat mı, kültürel hayat mı, hangi boyutu bunlardan arınmış ki, hangi boyutu bunlara kapalı ki futbolun bunlara kapalı olmasını bekliyoruz? Bu, hakikaten futbola kaldırabileceğinden çok daha büyük anlamlar yüklemek gibi duruyor; futbol bunların hepsine cevap verebilecek gibi duruyor sanki. Böyle gibi anlaşılıyor orası; ama öyle değil, teşekkür ederim. Erkan Goloğlu: Bu tartışma bana bir parça abesle iştigal gibi geldi. Biz 70 li yıllarda amatör kümede top oynuyorduk, dış sahada -bizim takım solcu bir takımdı-. Mesela, Cem Karaca nın bir kasetini dinleyerek idman yapardık. Yan sahada da faşoların ağırlıklı olduğu bir takım Estergon kalesiyle, Barış Manço ya haksızlık etmek pahasına, aslında Barış Manço nun kasediyle yapıyordu, dalaşıyorduk, ediyorduk falan filan. Yani Hasan Bülent isminden söz ettiniz de, Hasan Bülent Bey bundan niye rahatsız oluyor ki, yani kimse Ahmet Çiğdem veya Tanıl Bora yazdı diye Hadi biz gidelim futbolu sevelim demiyor. İnsanların futbolu bir sevme biçimi var zaten. Başka bir

9 Y. Akkaya, A. Çiğdem, T. Bora, E. Goloğlu 325 biçim de var. Aslında bir çok sevme biçimi var yani. Ama işte Türkiye de solcu olmak futboldan bihaber olmak anlamına geliyor. Yüksel Akkaya: Yıllar önce öyleydi Erkan Goloğlu: Şimdi ben şahsen futbolun da içinden gelen bir adamım. Futbolu bu türlü insanlar yazdığı için ben artık çok seviniyorum yani. Öbür türlü bizim çocuk başka türlü bakıyor. 70 li yıllarda böyle yazan yoktu ki zaten, bu türlü yazanlar yoktu ki. Bundan rahatsız olmasın Hasan Bülent Kahraman, yazan yazıyor ne olacak. Kimse de onun gırtlağını sıkmıyor sen de yaz diye bu konuda diye. O da o konuda eksik kalsın onun da futbol üzerine yazıları olmasın! O da bu memleketin değerli bir evladıdır!... Ben yazılarını çok fazla iyi bilmiyorum. Futbolun da içinde olduğum için ben arkadaşların önce yazılarını okudum, okuduktan sonra diğer çalışmalarına da bu arada vasıl oldum, vakıf oldum, kendileri ile tanıştım. Bugün benim burada Erkan Goloğlu olarak bulunmam Aslında, ben sadece size teşekkür ederiz. Biz Ankara dayız yıllardır. Üçümüzü bir araya kimse getirmedi. Ahmet Bey sağ olsun yıllarca birlikte Radikal de yazdık, ayrıldı şimdi Radikal den. Aslında ayrılmasa iyi olurdu Murat Belge ayrıldıktan sonra daha bir itibarı artardı. Çünkü orta sahada sola yatkın bir çalışandı. Orta saha Radikal de yoktu, sol kulvarı sol kanadı iyi kullanan bir arkadaşımız. Gerçi sağ ayağı da iyi, her iki ayağını da iyi kullanan.. Yüksel Akkaya: Kafası da Erkan Goloğlu: Ya kimse rahatsız olmasın bundan. Bakın bu iki güzel insan ve daha bu ikisi gibi başka güzel insanlar yazıyorlar. Ahmet Hoca nın dediği de. Bu ülkede insanlar tribünü kötü gösteriyor: tribün lumpen falan Futbol mu bu ülkeyi lumpenleştiriyor? Türkiye Büyük Millet Meclisi nde yıllardır vekiller ana avrat birbirine sövüyor. Yani bu toplumda futbolun steril olmasını kim bekleyecek? Halk çıkacak, tribünde sövecek tabi Böyle bir şey yok. Siz laboratuarda bir futbolsever yetiştiremezsiniz, yani hayatla hiçbir ilgisi yok söylediğinin, hiçbir ilgisi yok. Yüksel Akkaya: Belki de yıllar önce 2001 de Tanıl ın yazdığı gibi bir şuurlu futbolseverin oluşturulmasında aslında bu Hasan Bülent Kahraman ın eleştirdiği kesimin ciddi bir katkısı var. Erkan Goloğlu: Bence de, şuurlu futbolsever güzel bir kinaye aslında. Futbolu ben farklı türlü seviyorum diyor Tanıl Bora, Ahmet Çiğdem ben böyle seviyorum diyor. Yani burada bir şuur var tabi. Şuurlu bir futbolsever yetiştirmeye makus yazılar değil aslında bunlar. Bunlar futbola bir başka şuur üzerine

10 326 Futbol üzerine konuşmak Ahmet Çiğdem: İnsanların düşünmesine yönelik bir şey o Futbol izleyicilerini aydınlatmaya yönelik. Temiz, kabul edilebilir insanlar haline getirmek değil Tanıl ın bahsettiği.. Erkan Goloğlu: Evet, böyle bir şey olur mu hakikaten? Kompleks yani işte Ahmet Çiğdem: Ya ilgiyi sahici kılmak, daha sürekli kılmak belki Tanıl Bey in söylediği. Yüksel Akkaya: Bir de, eskiden keyifle okunan bir İslam Çupi vardı. Futbol yazardı ama futbolun içinde her şeyi yazardı. Ama şimdi işte bu yeni akademisyen, Marxist ya da akil yeni yazar kalitesi ciddi ölçüde hakikaten futbolun keyfini almada katkısı olmuştur. Ben kendi payıma mesela her Salı Radikal i şöyle bir beklerim ve okurum. Hani neler var, neler yok diye; bir de keyifle okurum. Sizin yazılarınızda Erkan Bey oldukça mizah filan koktuğu çok daha güzel oluyor. İslam Çupi den kalan.. Ahmet Çiğdem: Goloğlu nun yazılarını mizah kategorisine koymayın lütfen!.. Yüksel Akkaya: O anlamda söylemedim. Ama mizahi bir dille yazılmasının güzelliğine dikkat çekmek istedim. Ahmet Çiğdem: Haa Mizahi dil Yüksel Akkaya: Mizahi bir dilde söylüyorum tabi canım. Öbür anlam da değil Ahmet Çiğdem: Çok iyi. Yüksel Akkaya: İsterseniz biraz spor kitapları üzerine konuşalım. Son yıllarda spor üzerine epeyce kitap yayınlandı. Daha analitik düşünen, daha iyi yazan bir yazar kuşağı da oluşmaya başladı. Gerçi Bağış Erten ve Mustafa Görkem bu işten rahatsız olmuş durumdalar. Bu alanın fazlası ile in olduğu için ahkam kesenlerin de arttığını değerlendirip şöyle demişler: 4 Hatta iş öyle bir hale gelmiş durumda ki Türkiye nin felsefecisi, tarihçisi, gazetecisi, sosyoloğu içindeki gizli fanatiği keşfediyor/icat ediyor. Ahmet Çiğdem: Öyle mi yazmışlar? Yüksel Akkaya: Fakat tabii şey, bu kitabı adadığınız Can Kozanoğlu nun Bu Maçı Alıcaz kitabından sonra bir tür buz kırıldı ve yol açıldı diyorsunuz. Biraz alandaki kitaplar ve yazarlar üzerine konuşalım. Ne dersiniz? 4 Tanıl Bora, (Der.), Takımdan Ayrı Düz Koşu, İletişim Yayınları, 3. Baskı, İstanbul, 2004.

11 Y. Akkaya, A. Çiğdem, T. Bora, E. Goloğlu 327 Tanıl Bora: O zamana kadar futbola olan ilgisini, sevgisini saklamış olan bir çok insan Yüksel Akkaya: Gizlemiş olan Tanıl Bora: Gizlemiş olan, evet, futbola alakasını utana sıkıla sürdüren bir çok insan, artı aslında futbolla çok da yakından ilgilenmemiş bir çok insan futbol popüler hale gelince, genel olarak popüler kültür üzerine konuşmak revaç gören bir söylem alanı kurunca, kimileri mıknatıs gibi oraya çekildiler. Ve hayatında maça falan da gitmeyen bir çok insan kendini futbol tutkunu olarak göstermeye başladı. Bunu estetize etmeye, bunun üzerine bir söylem kurmaya başladı, bu da, bazı harbi futbolseverlerde bir antipati doğurdu. Kim oluyor bu, nereden çıktı filan gibi.. Hatta, başka alandaki ilgilerini, bu arada tatmin edemediği politik ilgilerini, futbola yansıtan, futbola transfer edenler oldu. Bir ara Beşiktaşlılar üzerinden çok tartışıldı bu: politik alanda umutlarını yitirmiş bir çok insan, -birçok solcu-, dünya görüşünü yansıtabileceği ve kendisini güçlü hissedebileceği, kalabalık içinde hissedebileceği bir tek yer olarak Çarşı nın kaldığını düşündü. Böylece Beşiktaşlı kimliği bir çok başka kimliği de ikame edecek şekilde pompalanabildi. Bu gibi abartılı, yerine oturmayan yan tesirler de oldu ama her şey bundan ibaret değil. Bunun yanısıra hakikaten hem düşüncelere hem de duygulara uzanan bir refleksiyonu teşvik etti. Futbolu sevme ve bilme biçimi üzerine düşünme, motivasyonunu da verdi. Böylece hem okuması zevkli, -futbolla alakası olmayanlar için bile zevkli-, hem de futbola başka bir bakış getiren birçok metin üretildi. Bir futbol edebiyatından söz edeceksek, futbol edebiyatı ile illa edebiyat olsun diye yazılmış metinleri kastetmiyorum genel olarak futbol üzerine özenle yazılmış yazıları kastediyorum.- bu literatür sadece oyunu anlamak, bizi bilgilendirmek için değil bizzat okumanın kendisi de bir zevk, bir temaşa olarak da, olduğu ölçüde de anlamlıdır. Yani illa futbolun gerçekliğini yansıtmakla ilgili bir şeyden söz etmiyoruz sadece. Bu bakımdan epey bir zenginleşme var. Bunun ne kadar karşılık bulduğuna dair çok fazla iyimser olamayız. Yayıncılık açısından bakıldığında bu kitaplar öyle çok büyük rakamlarla satmıyorlar. Daha çok taraftarların heyecanlarına hitap eden kitaplar satıyor, kulüp kitapları daha çok satıyor. Diğer kitaplar çok büyük de bir karşılık bulmuyor. Ama futbol üzerine yazmak, söylemek, düşünmek futbolun kendisinden özerkleşen bir anlama ve değere de sahip, bu kendini göstermeye başladı biraz. Bu da sonuçta hakikaten bizi zenginleştirecek.

12 328 Futbol üzerine konuşmak Yüksel Akkaya: Yani biraz daha akademik, düşünsel açıdan biraz daha derinliği olan yazılar, kitaplar oluşuyor. Tanıl Bora: Kah akademik açıdan, kah edebi açıdan böyle bir şey var ve bu, yeni boyutlar açılmasını sağlıyor. Yüksel Akkaya: Siz ne dersiniz Erkan Bey? Tanıl Bora: Pardon, bir şey daha diyecektim.. Erkan Goloğlu: Evet söyleyin.. Tanıl Bora: Unuttum ama! Şimdi gelir!.. Erkan Goloğlu: Ben okuma yazmayı söktüğümden beri gazetelere hep arkadan başlıyordum, yani spor sayfasından.. Yüksel Akkaya: Ben de öyle yapardım çocukluk yıllarımda. Milliyet okurduk, ama biz Milliyet in spor sayfasını okurduk. Erkan Goloğlu: Evet. Hala da öyle. Mesela Tercüman. Ahmet Çiğdem: Tercüman! Benim gazetem Tercüman dı. Erkan Goloğlu: Bu işin piri Tercüman dı. Ama orada futbol hakkında yazılanların hepsi ne kadarsa, öyle bir şeydi futbol. Futbol hani seyredilen bir şey değil ki, tribüne gidersin senin seyretmediğin maç hakkında ne yazılacaksa, yani yazılan çizilen ne varsa onları oradan okuyacaksın. Futbol orada anlatılan bir şeydi, futbol şimdi artık yorumlanan bir şey. Öyle olunca tabii sen sadece şunla bakamıyorsun ki; kalkıyor gazetecinin bir tanesi Hollanda milli takımını seçti diye vatan haini yapıyor, 17 yaşında ki bir bebeyi, yaşındaki bir kaşar, vatan haini yapınca sen bu meseleye kayıtsız kalamazsın. Çünkü futbol artık böyle yapılıyor yaşanıyor. Ne bileyim ben hani, şimdi ben kendi bu meseleye müdahale tarzım yönünden belki bu işe bakıyorum da, ne bileyim kalkıyor Eskişehirspor la ilgili olarak bu Unakıtan denilen beyefendi kendi reklamını yapıyor. Ya da Sergen, Metin Diyadin i yakıyor, filan... Ben Eskişehirspor un ilk 1. lige çıktığı günü hatırlıyorum, Ankara da çocukken gittiğim maçları hatırlıyorum.. Ahmet Çiğdem: Bu durumda Unakıtan a tam olarak, nasıl hitab edeceğiz? Erkan Goloğlu: Uygun bir şekilde hitap etmiş oluruz!... Ahmet Çiğdem: Sayın Akkaya, Erkan Goloğlu anılarını anlatarak beni eziyor. Böyle olmaz! Kendisinden rica ediyorum. Lütfen Erkan Goloğlu: İhtiyarlar öyledir. Dün yediği yemeği bile hatırlamaz! Ahmet Çiğdem: Hayatımızı anlatmayalım lütfen. Bizim öyle bir sportif geçmişimiz yok.!..

13 Y. Akkaya, A. Çiğdem, T. Bora, E. Goloğlu 329 Erkan Goloğlu: Eee Şimdi buna kayıtsız kalamıyorsun. Ortadaki futbol yirmi iki kişinin, dört tane de hakemin, hadi otuz bin de seyircinin izlediği bir işten ibaret değil ki, onun için bu türlü yazılarda, birilerinin bu konuda yazmasına gerek var tabi. Ama artık kayıtsız kalamayacağın bir noktaya geliyor sorun. Sen de oturuyorsun futbolun içinde bunları da yazar bir hale geliyorsun. Ben unutmuşum, Bağış ın böyle bir laf ettiğini bilmiyordum! Ahmet Çiğdem: Sormak lazım!... Erkan Goloğlu: Kesinlikle! Yüksel Akkaya: Giriş paragrafında var. Erkan Goloğlu: Şimdi, böyle bir şey oluyor yani, bak bu bir tür okumuş adam tavrı, bunlar filan yazılınca biz de bir cevap buluyoruz ve tavır geliştiriyoruz ve birilerini beğenmemeye, birilerini dışlamaya çalışıyoruz. Hocam öteki filan diyor buna da.. Ahmet Çiğdem: Estağfurullah. (Gülüşmeler) Erkan Goloğlu: Burada da iyi olmayan aslında bu; bırakın herkes istediği gibi yazsın, istediği gibi konuşsun.. Tanıl Bora: Bir de -büyük politik tabirler kullanarak abartmak etmek istemiyorum ama- bir tür demokratikleştirici bir etki var bunda.yani hep vardır ya, futbol yazanlara bengay kokusu bilir misin, ayağını topa değdin mi? diye çıkışırlar. Bu söylem karşısında herkes kendi durduğu yerden, kendi güzellediği yerden bir şey söyleyebilir; herkesin sözü bir şekilde muhteremdir yani. Ahmet Çiğdem: Genellikle vardır bir bengay kokusu, aslında herkes ilgilenmiş aslında. Tanıl Bora: Tabii herkes tahattür ediyor, kendine bir geçmiş icat ediyor ama bir geçmiş şart da değil, hakikaten. Yazıdan söz ediyoruz, üzerine düşünmekten söz ediyoruz, anlamlandırmaktan söz ediyoruz. Bu kendi nesnesinden özerk bir faaliyet olarak da değerlidir. Biraz da bunu sezdiren yanı var futbol literatürünün, bu da çok olumlu bir şeydir bence. Yüksel Akkaya: İki dakikada toparlıyorsunuz!.. Zira, yeni konulara geçeceğiz! Tabii, espiri anlamında söylüyorum.!... Ahmet Çiğdem: Şöyle bakmak lazım. Benden önceki değerli konuşmacılar Erkan Goloğlu ve Tanıl Bora son derece isabetli bir konuya değindiler. 80 lerden sonra aslında böyle bir sözde öznelliğin yükselişi gibi bir şey görüyoruz. Özellikle köşe yazarlığı bağlamında, köşe yazarının kendisinin anlattığı şeyler olarak. Böyle bir sahte öznelliğin yükselişine tanık

14 330 Futbol üzerine konuşmak oluyoruz ve aslında bu sizin sözünü ettiğiniz ilginin bir boyutu da bu sahte öznelliğin yükselişine denk düşüyor. Futbol da bu sahte öznelliğin dile getirilmesinin bir yan anlamı olarak ortaya çıktı ve sizin de belirttiğiniz gibi aslında eleştirilecek bir şey. Ama onun dışında mesela bir taraftan futbol üzerine düşünen futbol üzerine konuşan metinlerin -ister akademik olsun ister akademi dışından olsun- bunların sayısının arttığı filan, söylenildiği gibi Evet öyle ama bir taraftan da şöyle bakın giderek spor basınında aslında başka türlü yavanlaşma, sıradanlaşma, lümpenleşme falan diyebileceğimiz başka eğilimler son derece baskın. Yani işte çoğunlukla futbola yer veren spor gazeteleri çok satıyor filan ve bunların arasında kastettiğimiz anlamda yazı yazan çok az yazar var. Ben şunu önemsiyorum, bu sahte öznellik sözde öznelliğin yükselişinin kendisini temellendirme biçimlerinden birisi olarak futbolun kullanıldığını düşünüyorum. Çünkü bu öznelliğin kendisini ifade etme alanları sadece futbol değil, yemek konusu olduğu zaman da, giyim kuşam söz konusu olduğunda, şarap kültürü söz konusu olduğunda kendisini ön plana çıkartabiliyor. Sizin sözünü ettiğiniz daha doğrusu kimin sözünü ettiği şimdi hatırlamıyorum, herkesin kendi içerisindeki futbol sevgisi, o topa 90 dakikada voleyi çakıp doksana atan adamı aynı algılamıyor; sözde öznelliğin yükselişi ile ilgili bir şey o da tek başına futbol bilgisi değil aslında. Dolayısıyla ona da başka türlü bakmak gerekiyor. Yüksel Akkaya: Craig McGill, Futbolun Kârhanesi kitabında 5 diyor ki Spor ve siyaset potasyum ve su gibidir bir araya geldiklerinde sadece sorun doğurur. Unakıtan ile Eskişehirspor arasındaki bir şeyden başladık Bir başka durum bu. Ama belki biraz da Malatyaspor un bir maçında Hepimiz Ogün Samastız diyenler ile bir de Adana Demir Spor un Hrant Dink i anma isteği taşıyanlar vardı Erkan Goloğlu: Anacaktı, anamadı Yüksel Akkaya: Biraz da futbol ve siyaset ilişkisi üzerinden konuşabilir miyiz? Çok yakın dönemde artık cemaatlerin futbol kulüplerine el attığı filan söyleniyor, hatta kimi cemaatlerin, futbolcuların bazı futbol takımlarını yapılandırdığı gibi filan bir takım şeyler söyleniyor. Bu futbolun başka mecraya yönlendirildiğini gösteren bir durum, biraz bunun üzerine konuşabilir miyiz? 5 C. McGill, Futbolun Kârhanesi, İthaki Yayınları, İstanbul, 2006.

15 Y. Akkaya, A. Çiğdem, T. Bora, E. Goloğlu 331 Erkan Goloğlu: Bu aslında yeni bir şey değil, mesela çocukluğumun Fenerbahçe sinin başkanı Faruk Ilgaz dı. Faruk Ilgaz Adalet Partisi nin, mümtaz şahsiyetlerinden biriydi. Yüksel Akkaya: Eski Galatasaray başkanlarından biri de etkili ANAP milletvekili idi... Erkan Goloğlu: Ama ben şöyle diyorum: 70 li yılların başından söz ediyorum. Hatta yani bu siyaset kitlelerle yapılan bir şey. Futbol da, bu ülkede etrafına en çok karıncanın toplandığı bir şeker, çok değerli bir şeker. Dolayısıyla insanlar bir şekilde bunu kullanacaklar. Ama bunun kullanılması ile istismar edilmesi arasındaki ilişki hiçbir zaman net olmamıştır. Bunun değerlendirilmesi, bunun çok iyi şekilde kullanılmasıyla istismar edilmesi.. Şimdi mesela futbolun bir aktörü olarak seyirci, Çarşı seyircisi -benim çok hoşuma gidiyor- Çarşı seyircisi ne yapıyor, tepki koyuyor bir şeyler oluyor. Ne bileyim ben, yıllar önce Ankara da Gençler tribününde Savaşa Hayır sloganı atıldı. Şimdi bunlar tribünün spontan tepkisi veya tribün içindeki bazı kanaat önderlerinin bu işi örgütlemesi. Bunlar işin aslında çok güzel ve eğlenceli yanı ama futbol gibi bir mesele eğer hayatın bu kadar çok içindeyse kirlenecektir de, birileri bunun üzerine çullanacaktır da. Yüksel Akkaya: Yararlanmak isteyeceklerdir. Erkan Goloğlu: Evet, evet.. Önemli olan buna karşı direniş. Yani şimdi bize ne, biz bunları niye yazacağız ve niye bir şeyleri göstereceğiz diyemeyiz. Biz gidelim başka şeyler yapalım. Ne bileyim işte sınıfın içinde örgütlenelim. İşçi sınıfında, sendikada bilmem ne falan filan diye öyle büyük laflar edince ne oluyor? Yüksel Akkaya: İşçinin olduğu yerde siz yoksanız nasıl örgütleyeceksiniz Erkan Goloğlu: Doğru, futbolla siyaset arasında bir ilişki kurulmasından rahatsız değilim, bu ilişki olacaktır. Bu ilişkiye senin nasıl baktığın, ne kadar direndiğin ve nasıl bir tarzın olduğu önemli. Yani biz orada beş bin kişiysek, on bin kişiysek, benim orada bir lafımla eğer bütün tribün ayaklanacaksa eğer, ben orada çıkarım ve şunu yaparım; Hepimiz Hrant ız hepimiz Ermeni yiz diye bağırırım. Orada on bin kişi bağıracaksa, bu tepkiye katılacaksa ya ben linç edilirim, ya bağırmaya çalışırım arkadaş. Buna böyle bakacağız. Unakıtan ve Eskişehirspor meselesini söylediğim zaman, Unakıtan ın zaten Eskişehir ile kurduğu ilişkiye münhasıran Eskişehirspor ile kurduğu ilişkiye karşı değilim. Bu adamın benim okuduğum kadarıyla yumurtacı olduğundan bilmem kime kadar, bu kapkaççı hikayenin kendisine karşıyım. Bu adam

16 332 Futbol üzerine konuşmak burada sürpriz bir şey yapmıyor. Türkiye de bunun örnekleri çok. Tanıl Bora nın yazdığı gibi Saint Pauli gibi yönetilen bir kulüp yok. İdealim de o yani, öyle bir şey olsun bende orada yönetici olayım. Tanıl Bora: Tamamen aynı fikirdeyim. Futbol ortamıyla siyaset arasında bir ilişki hem zaten var, hem de bunu önlemenin bir manası yok. Burada bence düşünülmesi gereken bunun şeffaf ve doğru düzgün bir ilişki olması. Kışlaya, okula, camiye siyaseti sokmamak gibi bir resmi şiar vardır ya, spor alanları da bununla beraber anılır. Sözümona tribünlere siyaset girmemelidir gibi bir kabul var futbol ortamımızda. Ama resmi ideolojik kampanyalar doğrultusunda, özellikle de işte son yıldır malum düşük yoğunluklu, gayri nizami harp ortamında belirli vesilelerle birtakım sloganlar sistemli olarak bağırttırılıyor yıllardır ve bu siyasetten sayılmıyor örneğin. Ya da yabancı takımlarla Türkiye takımları maç yaptığında ırkçı, şoven sloganlar atıldığında bu siyasetten sayılmıyor ya da ırkçılıktan sayılmıyor. Sonra işte Diyarbakırsporlular sahaya çıktığında; Kahrolsun PKK, PKK dışarı diye bağırılınca bu siyasi slogan sayılmıyor. Ama bu resmi kampanyalar dışında bir slogan atılacak olduğunda bu siyasetten sayılıyor ve tribüne siyaset sokuldu oluyor. Bu çifte standartlı, riyakar tutum çok büyük bir kirlilik. Keza örneğin Kemal Unakıtan ın Eskişehirspor için kulis yapması, adam transfer etmesi, ağırlığını koyması, para aktarması, vs. her ne yapıyorsa, bu siyaset değil de hobi gibi düşünülebiliyor. İnsanlığa karşı suç, ırkçılık, faşizm niteliği taşımadığı ölçüde tribünde siyasal çıkışlar meşrudur bence. Bence en önemlisi tribünlerde ve futbol ortamı üzerinde bu faşizan basıncın kalkması. Tekrar edersem... Irkçı, şovenist, gayri medeni bir kampanya basbayağı teşvik ediliyor bir taraftan; diğer taraftan sadece onun dışındaki çıkışlar, eğilimler siyasi olarak damgalanıyor. Öncelikle bu çifte standart teşhir edilmeli, bunun farkında olunmalı. Bence en önemli mesele bu.. Ahmet Çiğdem: Büyük oranda konuşulanlara katılıyorum ama değerli konuşmacıların ifade ettiği boyutlara ek olarak burada bir şeyin altını çizmek gerekiyor. Esas olarak kamusal kaynakların kullanımı konusunda çok titiz olunması gerekiyor. Bu açıdan Kemal Unakıtan ya da (ben adını kullanmayacağım) Maliye Bakanı ve Eskişehirspor hakkında esas olarak itirazım bu. Diğer kulüplere baktığımız zaman -onların mali yapısına- yıllarca üç büyükler olarak tabir edilen kulüplerin hep kamu bankalarından alınan reklamlarla finanse edilmesi, vergi borçlarının affedilmesi daha büyük ayıplar var. Siyaset bölümünde de Türkiye nin benzer eğilimleri görebilmek mümkün. Ben dolayısıyla Türkiye de siyaset alanında hangi direniş, hangi

17 Y. Akkaya, A. Çiğdem, T. Bora, E. Goloğlu 333 kendini ifade etme mekanizmalarının hayata geçirilmesini talep ediyorsak bunun futbol sahalarında da, stadta da mücadelesi verilmeli. O açıdan, Aaaa! denilebilecek bir şey değil. Ama şöyle bakılabilir belki, biraz pozitif bir tarafı da var; yani aslında bu stadyumlarda atılan her türlü slogan vs çok kristalize oluyor. Yani biz Türkiye deki faşist söylemi, dışlayıcı söylemi, Erkan Goloğlu nun öteki dediği -ben kullandım o kelimeyi- ötekileştirici eğilimleri mesela bunlar çok kristalize oluyor futbol sahalarında, stadyumlarda bir de öyle bir şey var. Tanıl Bora: Kimileri sübap işlevi gördüğünü söylüyor ki, o da boş bir sav değil. Ahmet Çiğdem: O da hoş bir şey değil ama kristalize oluyor ve bizim bugün ki tutumu özdeşleştirmemize önayak oluyor. Bunu istemeyiz ama öyle oluyor, tanımlanabilir bir şey oluyor o artık. Yoksa o duracak bir yerde yani linç olarak kendisini ifade ediyor bir taraftan, bir taraftan da kristalize oluyor. Ama şunu da söyleyeyim hakikaten egemen söylem açısından hem de futbolu, futbol sahalarını temizleyici, stabilize edici eğilimlerini futbol ve siyaset üzerine kurdurursa o düşünce biçimi işimize yaramaz bizim, onu terk etmek gerekir diye düşünüyorum. Teşekkür ediyorum ben size Yüksel Bey. Yüksel Akkaya: Tanıl Bey e bir şey sormak istiyorum, kendisinin uzmanlık alanı.. Tanıl Bora: Estağfurullah, uzmanlık yok, hep bir arada konuşuyoruz burada.. Yüksel Akkaya: Dersimi çalıştım ya! O açıdan söylüyorum. Tanıl Bora: Uzmanlık sorusu yani? Yüksel Akkaya: Evet. Tribünlerde son yıllarda özellikle artan bir ırkçılık ve milliyetçilikten söz edebilir miyiz? Biraz bunun üzerine konuşmak iyi olur. Ne dersiniz? Erkan Goloğlu: Toplumda artıyorsa, tribünde de artıyordur. Tanıl Bora: Doğru, pratik ifadesi budur Ahmet Çiğdem: Bak, adama uzman dedin, bu pat diye cevabını verdi, o kadar işte. Sen niye küçümsüyorsun bu adamları kardeşim. Yüksel Akkaya: Bunu not ettik hocam.!.. (Gülüşmeler) Erkan Goloğlu: Bir de çalışmış, o yüzden söylemiş, Çalışmasa kim bilir ne laflar edecek Tanıl Bora: Hakikaten öyle, toplumun her yerinde su seviyesi yükseliyorsa orada da yükselir. Dünyanın her yerinde çok uzun yıllardır,

18 334 Futbol üzerine konuşmak sadece son yıldır değil, yıllardır tribünlerde organize milliyetçi, faşizan, ırkçı gruplar var. Ama bir çok ülkede bunlara karşı organize olan gruplar da var. Mesela bugün Avrupa da, hem UEFA nın, futbol federasyonlarının, kimisi yarım ağız da olsa yürüttüğü ırkçılık karşıtı ya da anti faşist kampanyalar var; hem de bunu öyle yarım ağız ya da usulen filan değil canı gönülde yürüten taraftar grupları var. Hatta onlar daha baskın Ahmet Çiğdem: Daha baskınlar, doğru Tanıl Bora: İtalya yı örnek verelim. İtalya bu faşizan grupların en güçlü olduğu yerlerdendir. İtalya da bunun karşısında anti faşist tribün grupları da yeterince güçlü ve onların etkinliği meşru sayılıyor. Türkiye de hiç görmediğimiz şey bu. Lağım gibi ırkçı sloganların bağırılmasından edilmesinden rahatsız olan, illa buna politik bir nedenle karşı çıkması gerekmez, buna gıcık olan bir çok futbolsever var. Ama o futbolseverlerin inisiyatifini destekleyen, onların bu sivil, medeni rahatsızlığına bir kapı açan, hiçbir şey yok, tersine, böylesi girişimlerin siyaset karıştırıyorlar diye damgalanması riski var. Dolayısıyla, evet, ırkçı faşizan yapılanmalar, eğilimler var ama bunlara karşı tepki de yeterince güçlü dünya futbol ortamında. Ahmet Çiğdem: Benim bu konuda sayın Bora ya ekleyecek bir sözüm yok. Erkan bey i dinleyelim Erkan Goloğlu: Yani şimdi şöyle milliyetçilik, ırkçılık tribünde en kolay patlayabilecek şey. Çünkü milliyetçilik, ırkçılık kalabalıkları sever, yani kitleleri sever, o temaşayı, o bağırıp çağırmayı sever. Buna tribünler bir mekan olarak esas itibariyle daha yatkındır yani. Ama bundan dolayı kalkıp tribünü suçlamanın, futbolu suçlamanın bir manası yok, ben bunu söylüyorum. Tanıl Bora: Elverişli bir araç yani Erkan Goloğlu: Şimdi en baştaki soruya dönüyorum. Be kardeşim Marxist aydınlar iyi ki yazıyor. Bu ülkede bir aydın olarak sen bir aydını niye aşağılıyorsun, bu ülkeyi Kenan Evren yıllardır aşağıladı, yani o aşağılar aydını da sen niye aşağılıyorsun. Bir kere Marxist aydınlar bu işi yazdığı için bazı insanlar da buna başka türlü bakabilelim diyorlar. Güzel Kardeşim şimdi ben yıllar önce daha İstiklal Marşı resmen başlamamış bir halde, ben bir maçta ayağa kalkmadım, ben kalkmayınca 4-5 kişi daha kalkmadı, emekli albay görünümüm var baktılar bu abi bu işi yapıyorsa bir bildiği vardır diye. Polis geldi beni götürmeye kalktı, götüremezsin dedim, bilmem kanun manun bir

19 Y. Akkaya, A. Çiğdem, T. Bora, E. Goloğlu 335 şeylerden bahsettim bildiğimden de değil de- nerden çıkıyor esas bu İstaklal Marşı na saygısızlık dedim, beni götüremediler.. Yüksel Akkaya: Madem siyasetten bahsettik, biraz da bu artan Belediyesporlardan konuşalım o zaman. Turkcell Süper Ligi nde Bank Asya Ligi nde ve alt kümelerde çok sayıda belediyespor var Tanıl Bora: Sizi de Aytaç Durak destekliyor (Adana Demir Spor u kastediyor). Yüksel Akkaya: Evet. Bizim ikinci başkan olarak. Şimdi araştırmalara göre, sanırım yılı verileri bunlar, toplam 203 futbol takımının 45 i belediye başkanları tarafından, ikinci başkan olarak yönetiliyor; tabii, Belediyespor olarak!... Anadolu kaplanları, filan Böyle harmanlarsak ne söyleyebiliriz Ahmet hocam? Ahmet Çiğdem: Son söylediğiz yerden başlayalım. Mesela bu Anadolu kaplanları filan dediniz ya, bu aslında çok aydınlatıcı bir şey. Sağ ve solun ya da yerel burjuvazi ile daha muhafazakar burjuvazinin toplumla ve siyasetle ilişki kurma biçimi ile diğerlerinin ilişki kurma biçimi arasındaki farklılığı da yansıtan bir şey. Mesela Kayseri de sizin sözünü ettiğiniz, oradaki sermaye birikimi popüler bir şeyi kullanmaya, toplumsal talebi karşılamayı da içeren bir şey aynı zamanda. Buna karşılık daha, tırnak içerisinde, sosyal demokrat nasıl oluyorsa- diyebileceğimiz bir burjuvazinin toplumsal talebi karşılamaya dönük bir projesi yok Yüksel Akkaya: İzmir de belki bu açıdan oldukça anlamlı Erkan Goloğlu: Çok lazımdı Tanıl Bora: Lazım diye değil ama Ahmet hocam şimdi söylüyor ya sonuçta popülizm bu. Erkan Goloğlu: Popüler bir talebe cevap.. Ahmet Çiğdem: Ya bu Belediye takımlarına filan girince, eskiden şöyle düşünüyordum ben küçük ölçekli ya da büyük ölçekli desteklemeler. Ama, bugün bu tablo artık hakikaten içinden çıkılamaz bir hale geldi. Kamusal kaynakların kötüye kullanıldığı filan, artık bunun lamı cimi yok, bunun engellenmesi lazım bu bitti artık savunulacak hiç bir tarafı yok, çok şiddetli tepkilerle engellenmesi Yüksel Akkaya: Eskiden kamu kuruluşlarının takımları olurdu. Neredeyse her KİT e bir takım düşerdi. Yasa gereği olsa gerek, 1940 lı yıllarda Ahmet Çiğdem: Belediyeler filan çok göz önünde olduğu için biz çok kolay hayır diyebileceğimiz bir şey ama hakikaten ben şeyi çok düşünüyorum;

20 336 Futbol üzerine konuşmak özelikle bu üç büyükler diye tabir ettiğimiz takımların 1980 ve 2000 yılları arasında belki- kullandığı kamusal kaynaklar, vergi borçlarının affedilmesi filan gibi hakikaten çok daha gözden kaçırdığımız başka şeyler de var, vergi borçları, vs. Bunlara hakikaten bir dur demek lazım. Bu futbol sermayesini çok denetlenebilir, şeffaf bir hale getirmek lazım. Futbolun bundan sonraki örgütlenmesinde sizin bahsettiğiniz uygunsuz hallerin tekrar edilmemesinin çok etkili olacağını düşünüyorum. Bu nedenle mesela Belediyelerin fiilen futbola kaynak ayırması gibi çok şey bir yerden gitmenin yanı sıra, hakikaten ülke olarak futbol sermayesinin çok denetlenebilir, şeffaf hale getirilebilmesi gerekiyor. Diğer taraftan şöyle düşünebiliriz aslında, Türkiye nin başta da sözünü ettiğimiz gibi bir aydın tepkisi, falan diyoruz ama öyle değil işte yani, öyle değil. Toplum cebinden futbola para vermek istemiyor bir taraftan, bu takımların büyük bir kısmı kendi kendisine ayakta duracak durumda değil. Hani toplum, futbol filan diyorum ya, öyle değil işte. Belki 25 kuruşa bir gazete alıyor ama 5 lira verip kulübün maçına gitmek istemiyor. Bu hakikaten kabul edilebilecek gibi bir şey değil. Bu açıdan daha sıkı, daha kesin kurallar koyulmalı diye düşünüyorum. Bu da çok etkili bir siyaset biçimi, kamusal kaynakların bu tür faaliyet alanlarına ayrılmamasını savunmak da bence çok önemli bir siyaset biçimi. Çünkü bu tür kamusal kaynakların kullanılması, kamusal kaynakları kullanan insanların sadece kamunun parasını çar çur etmesi değil kamu dediğimiz şeyden gayet irrasyonel ve denetlenebilir bir birikimle elde ettiği bir kaynaktır aynı zamanda. Tanıl Bora: Ahmet Hocam özellikle gariban yerleri ima etti ya, hakikaten taşrada kalmış, iktisadiyatı olmayan, Türkiye sahnesinde yeri olmayan bir çok küçük yer var. İkinci liglerin kurulmasıyla birlikte boy gösteren il takımlarının hepsi aslında 1960 ların başında oluşmuş yapay kulüpler. Köklü geleneklere sahip yerel amatör kulüpler birleştirilerek oluşturulmuş il takımları... Bunlar illerin milli takımları gibiydiler hakikaten. Sivas ın adını duyuracak, Türkiye nin her yerindeki Sivaslıları temsil edecek, Sivaslılık bağını güçlendireceklerdi, bu bekleniyordu. Bunların arkasında o zaman da belediyeler vardı. Ama Ahmet Hocam ın dediği gibi o zamanlar futbol ekonomisi çok daha cılız bir ekonomiydi. Kamu kaynaklarının çar çur edilmesi gibi bir şeyden söz etmek mümkün değildi o zaman için. Bugün hakikaten başka bir ekonomik gerçeklik var. Fakirliğin bu kadar diz boyu olduğu bir memlekette şimdi bu destekler meşru değil. Özellikle İstanbul ve Ankara Büyükşehir belediyelerine bence özel bir yer ayırmak gerekir. İstanbul

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.

Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz. Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR!

O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! 11.11.2014 Salı İzmir Basın Gündemi O KOLTUĞA GALİP HOCA YAKIŞIR! Kazım Erkmen Daha dün gibi hatırlıyorum, İzmirlilerin Yeşilyurt Devlet Hastanesi diye bildikleri o Hatay daki hastanenin Başhekimliği ne

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 10.09.2012. Kartal Bolu'da uçtu

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 10.09.2012. Kartal Bolu'da uçtu Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 10.09.2012 Kartal Bolu'da uçtu Süper Lig e verilen arada oynadığı hazırlık maçında Boluspor u 3-1 mağlup etti. Anadolu İzzet Baysal Üniversitesi nin kuruluşunun 20.

Detaylı

City Security Group STADYUM GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMASI

City Security Group STADYUM GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMASI City Security Group STADYUM GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMASI Ağustos 2013 Araştırma Künyesi PROJE ADI ARAŞTIRMA EVRENİ AMAÇ SAHA ÇALIŞMASI ÖRNEKLEM SAYISI CSG STADYUM GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMASI İstanbul da Yaşayan 18

Detaylı

E-KİTAP SATIŞLARINIZLA, SÜREKLİ BİR GELİRE NE DERSİNİZ? Www.EkitapKazanclari.coM. By Alia RİOR. Alia RİOR www.ekitapkazanclari.com

E-KİTAP SATIŞLARINIZLA, SÜREKLİ BİR GELİRE NE DERSİNİZ? Www.EkitapKazanclari.coM. By Alia RİOR. Alia RİOR www.ekitapkazanclari.com E-KİTAP SATIŞLARINIZLA, SÜREKLİ BİR GELİRE NE DERSİNİZ? E-KİTAP KAZANÇLARI Www.EkitapKazanclari.coM By Alia RİOR Alia RİOR www.ekitapkazanclari.com Sorumluluk Sınırları ve Garanti Feragatnamesi ÖNEMLİ:

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

FİRMALARIN PLAKA TAHDİTİ GÖRÜŞLERİ

FİRMALARIN PLAKA TAHDİTİ GÖRÜŞLERİ FİRMALARIN PLAKA TAHDİTİ GÖRÜŞLERİ 31 Ağustos 2015 Pazartesi 10:13 İSTAB yönetim kurulu üyesi 11 firmanın sahipleri de hem plaka tahdidi hem okul ücret zamlarına yönelik düşüncelerini açıkladılar. RÖPORTAJ:

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Kasım, 2006 GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Ne ekersen onu biçersin sözü; Türk toplumunun sosyal yaşantısında yerleşik bir hüviyet kazanan tümce biçiminde tezahür etmiştir.

Detaylı

Hazırlık çalışmaları. Takım toplanıyor

Hazırlık çalışmaları. Takım toplanıyor 5 HAZİRAN 2013 Takım toplanıyor Hazırlık çalışmaları kapsamında 11 Temmuz a kadar burada kalacak olan Beşiktaş, 12 Temmuz da Hamburg da henüz planlamaları süren bir hazırlık maçı yapacak ve Türkiye ye

Detaylı

Siyah-beyazlılar, Beşiktaş Antalyaspor'u devirdi

Siyah-beyazlılar, Beşiktaş Antalyaspor'u devirdi 16 NİSAN 2013 Beşiktaş Antalyaspor'u devirdi Siyah-beyazlılar, oyunun ilk 30 dakikasında tempoyu yükseltemedi ve organize bir atak geliştiremedi. Devrenin son bölümünde tempo biraz yükseldi. Karşılıklı

Detaylı

Beşiktaş Teknik. Taksitle gitti

Beşiktaş Teknik. Taksitle gitti 28 MAYIS 2013 Taksitle gitti Beşiktaş Teknik Direktörü Samet Aybaba'nın ayrılması ile igili yapılan açıklamada şu sözlere yer verildi: "Şirketimiz ile Samet Aybaba arasındaki 28.06.2012 tescil ve başlangıç

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Diğer: Diğer:... Diğer:...

Diğer: Diğer:... Diğer:... Anket Üniversite Bu anket formu, işitme engellilerin üniversite eğitimlerini desteklemeyi amaçlayan bir proje çerçevesinde sizlerin sorunlarını değerlendirmek için hazırlanmıştır. Ad Soyad: Devam ettiğiniz

Detaylı

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Sayın Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir. Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu TUSAF yönetimi başta olmak üzere, kongremizin

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz.

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz. Hitit Üniversitesi Aktif Yaşam Kulübü olarak,engelli kardeşlerimize farklı eğlenceler düzenledik. Farkındalık programları yaptık, 2 yılda 5 okula kitap yardımında bulunduk. Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize

Detaylı

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler

Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Konumuz sol içi cinayetler, özel olarak da Acilciler bünyesindeki cinayetler Bir cinayetin altı elemanı vardır: Öldürülen kimdir, öldüren kimdir, cinayetin yeri, cinayet günü, nasıl öldürüldü, neden öldürüldü?

Detaylı

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri 14 Haziran 2005, Salı A company of Pazarlama yönetimini geliştirmek için ilerleyebileceğimiz alanlar Hedef kitleyi geleneksel

Detaylı

BASIN BÜLTENİ 27.07.2011

BASIN BÜLTENİ 27.07.2011 BASIN BÜLTENİ 27.07.2011 Halkın dörtte üçü şike iddialarının doğru olabileceğine inanıyor! Hitay Yatırım Holding firmalarından DORinsight Araştırma, 1.2 milyon kayıtlı üyesi bulunan Napolyon.com un veri

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi 80 EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi Sayın İnşaat Mühendisi Adayı, İnşaat Mühendisliği Eğitimi Kurulu, İMO 40. Dönem Çalışma Programı çerçevesinde İMO Yönetim Kurulu nca İnşaat Mühendisliği Eğitimi

Detaylı

Blogger bunu uyguluyor!

Blogger bunu uyguluyor! Giriş Merhaba backlinkagi.com projemizin ilk adımını atmış bulunmaktasınız. Aramıza hoş geldiniz diyorum. Öncelikle sizlere bu projenin nasıl geliştiğini ve neye dayanarak oluşturulduğunu anlatacağım.

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ

ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız ve hangi okulları

Detaylı

1. Lütfen Araştırın!

1. Lütfen Araştırın! GENEL BİLGİLER Bu dokümantasyonu meydana getirmekteki temel amacımız, belirsizlikleri asgari düzeye indirgemek ve bazı konularda düşünmenizi sağlamaktır. Birçoğunuzun ilk defa duyduğu bu hizmetlerle ilgili

Detaylı

14 12 Bu ifadenin ne zaman kaba olduğu ne zaman gerekli olduğu konusunda onunla konuşabilirsiniz. Annebaba yanındayken ona nazikçe teklif edilen bir şeyi istemediğini Hayır diye bağırarak ifade etmek doğru

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı

TÜBİTAK ULAKBİM TÜRK TIP DİZİNİ KOMİTESİ Yayın Etiği Araştırma Anketi Sonuçları 2009

TÜBİTAK ULAKBİM TÜRK TIP DİZİNİ KOMİTESİ Yayın Etiği Araştırma Anketi Sonuçları 2009 SAĞLIK BİLİMLERİNDE SÜRELİ YAYINCILIK - 2009 TÜBİTAK ULAKBİM TÜRK TIP DİZİNİ KOMİTESİ Yayın Etiği Araştırma Anketi Sonuçları 2009 Türk Tıp Dizini Kurulu ulusal dergilerin yöneticilerinin yayın etiği ile

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

Standart Eurobarometer 76. AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Sonbahar 2011 ULUSAL RAPOR TÜRKİYE

Standart Eurobarometer 76. AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Sonbahar 2011 ULUSAL RAPOR TÜRKİYE Standart Eurobarometer 76 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Sonbahar 2011 ULUSAL RAPOR TÜRKİYE Bu araştırma Avrupa Komisyonu Basın ve İletişim Genel Müdürlüğü tarafından talep ve koordine edilmiştir. Bu rapor

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABA ve ÇOCUK

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABA ve ÇOCUK k İl u ok l ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI BABA ve ÇOCUK PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - OCAK 2013 Tarihsel Süreç İçinde Baba Olma Kavramı Sosyo-ekonomik ve bilimsel gelişmeler, geleneksel aile

Detaylı

Dershane Algısı Araştırması Mayıs 2012

Dershane Algısı Araştırması Mayıs 2012 Dershane Algısı Araştırması Mayıs 2012 KÜNYE Proje Adı Araştırma Sahibi Araştırma Evreni Adayların Dershane Algısı Araştırması İKSara A.Ş. Toplumsal Gündem Araştırmaları Nisan 2012 Türkiye de üniversiteye

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ

MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ MEZUNLARIMIZIN OKULUMUZ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ Onur BİÇER Yüksekokulumuza 2006 yılında görevime başlamış olup 2008 yılında kazanmış olduğum muhasebe ve vergi uygulamaları (İÖ) Programını okuyup 2010 yılında

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

MEDYA ENTELEKTÜEL PAYLAŞIM PROGRAMI

MEDYA ENTELEKTÜEL PAYLAŞIM PROGRAMI MEDYA ENTELEKTÜEL PAYLAŞIM PROGRAMI İstanbul Enstitüsü Hakkında İstanbul Enstitüsü, toplumsal, iktisadi ve siyasal alanlarda yenilikçi bilgi ve fikirler üretmek amacıyla yüksek kaliteli, nesnel ve derinlemesine

Detaylı

ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri

ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri 21 Ekim 2005 A company of ( Kadınlar dan hatırlatma) Pazarlama yönetimini geliştirmek için ilerleyebileceğimiz alanlar Hedef

Detaylı

ELÇİN ÜNER GfK Türkiye Yönetici Ortağı

ELÇİN ÜNER GfK Türkiye Yönetici Ortağı Sürdürülebilir Marka Şehir: İzmir Araştırması ELÇİN ÜNER GfK Türkiye Yönetici Ortağı Araştırmanın Amacı İzmir in sürdürülebilirlik konusunda bir marka şehir olması yolunda İzmir de yapılan / yapılması

Detaylı

Bugün kadın ve erkeğin daha eşit olacağı bir toplumda yaşamak için sen ne yapacaksın?

Bugün kadın ve erkeğin daha eşit olacağı bir toplumda yaşamak için sen ne yapacaksın? Bugün kadın ve erkeğin daha eşit olacağı bir toplumda yaşamak için sen ne yapacaksın? Çözüm Analizi Araştırma Hakkında 2 Kadın ve Erkeğin Eşit Olduğu Bir Toplum Dünyada ve ülkemizde hemen hemen tüm kurumsal

Detaylı

Hilmi Hoca mızın Ardından

Hilmi Hoca mızın Ardından Sayfa 1 / 5 Hilmi Hoca mızın Ardından Türkiye İş Sağlığı ve Güvenliğinin duayen ismi,hepimizin Hocası Prof.Dr.H.Hilmi Sabuncu 5 Kasım 2013 sabah 02:00 gibi bir kalp krizi sonrası aniden aramızdan ayrıldı.

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması

Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Türkiye de azınlık olmak Anket Çalışması Kişilik Bilgileri: D.1 Hangi yaş aralığında bulunduğunuzu işaretleyiniz. K.1 20 nin altında 1 20-29 2 30-39 3 40-49 4 50-59 5 59 un üstü 6 D.2 Cinsiyetiniz? K.2

Detaylı

Değerli Yöneticiler, son yıllarda vergi incelemeleri büyük ölçüde bu konu etrafında dönmeye başladı.

Değerli Yöneticiler, son yıllarda vergi incelemeleri büyük ölçüde bu konu etrafında dönmeye başladı. Değerli Yöneticiler, son yıllarda vergi incelemeleri büyük ölçüde bu konu etrafında dönmeye başladı. Şayet bir grup şirketi iseniz, diğer bir deyişle ilişkili şirketlerden mal ve veya hizmet alıp satıyorsanız,

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü

KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü On5yirmi5.com KPSS'de çok konuşulan 'vitamin' sorusu ve çözümü Kaç gündür bir 'vitamin' sorusudur gidiyor. İşte geçtiğimiz günlerde yapılan KPSS sorularında yer alan 'vitamin' sorusu ve çözümü... Yayın

Detaylı

Forex Ek Kazanç Sistemi

Forex Ek Kazanç Sistemi 106 Forex Ek Kazanç Sistemi Bu anlatacağımız sistem Türkiye de tamamen yasal ve 4 aydır uygulamada olan ve giderek büyüyen bir sistem. ProjeX ProjeX Nedir? ProjeX bir kazanç sistemi; şu şekilde çalışıyor

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Altın Ayarlı İslâmi Finans

Altın Ayarlı İslâmi Finans Altın Ayarlı İslâmi Finans 09 Ağustos 2011 Salı Uluslararası platformlarda paranın İslâmileştirilmesi konusu epeydir gündemde. Paranın İslâmileştirilmesinden kasıt para ile ilgili ne varsa, ekonomik faaliyetlerden

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi

Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Almanya'da Yaşayan Trabzonsporlu Taraftarın 61 Plakanın İlginç Azmin Hikayesi Yüksekova ve Cizre nin il yapılacağı duyuldu, 70 küsur ilçe Ben de istiyorum diye ayağa kalktı. Akhisar, Tarsus, Nazilli, Alanya,

Detaylı

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ 16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak

Detaylı

LİDER DEĞİŞİRKEN. Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ

LİDER DEĞİŞİRKEN. Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ LİDER DEĞİŞİRKEN Prof. Dr. Necmi Gürsakal ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İ.İ.B.F. ÖĞRETİM ÜYESİ I. GİRİŞ Güngör Uras bir köşe yazısında şöyle diyordu : Türkiye deki sanayi yatırımla-rının yarısından fazlasını gerçekleştiren,

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Turgay CİN* 3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Ortodoks Hıristiyanlık hukukunda vakıf var mı, yok mu, bir sorgulayın. Birinci sorum bu Hıristiyan

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Çarşamba, 09 Eylül 2009 12:41 - Son Güncelleme Çarşamba, 09 Eylül 2009 13:10

Yönetici tarafından yazıldı Çarşamba, 09 Eylül 2009 12:41 - Son Güncelleme Çarşamba, 09 Eylül 2009 13:10 Bir Gencin Eroin Kullandığı Nasıl Anlaşılır? Balıklı Rum Hastanesi Vakfı Anatolia Klinikleri nde Şef Yardımcısı Doç. Dr. Özkan Pektaş a bu soruyu sorduğumda söze şöyle başladı: Daha kırık kırık, çatallı,

Detaylı

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 2002 yılından beri Koç Üniversitesi nde lisans ve lisansüstü toplam 16 farklı dersi, 35 farklı şubede anlattım. 8-10 kişilik küçük sınıflara

Detaylı

http://kariyer.ieu.edu.tr

http://kariyer.ieu.edu.tr ÖZGEÇMİŞİ ANLAMAK Öncelikle özgeçmişin nedir ve ne işe yarar açıklığa kavuşturalım. Özgeçmiş kim olduğunuzu, eğitim ve deneyimlerinizi içeren iyi sunulmuş bir özettir. Özgeçmişin tek amacı bir staja veya

Detaylı

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM GELECEĞİM OLDU. Sayın Yurduseven öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM GELECEĞİM OLDU. Sayın Yurduseven öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Çankaya Üniversitesi Bilgi İşlem Departmanı nda çalışan ve 2007 Bilgisayar Mühendisliği Bölümümüzden mezun olan Hakan Yurduseven ile bilgilendirici bir söyleşi gerçekleştirdik. ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi,

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi, BELEDİYEDE II.SELİM DÖNEMİ Merhabalar ;Bildiğiniz gibi genelde mali konularda yazılar yazarak sizleri bilgilendirmekteyim Ancak;Bu günkü konumu siyasi içerikli olarak yerel seçim sonuçlarına ayırdım, Öncelikle

Detaylı

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler 11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi, Akademik Düşünce Konferansları

Detaylı

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum.

Yaptığım şey çok acayip bir sır da değildi aslında. Çok basit ama çoğu kişinin ihmal ettiği bir şeyi yaptım: Kitap okudum. Türkiye deki en büyük emek israflarından birisi İngilizce öğreniminde gerçekleşiyor. Çevremde çok insan biliyorum, yıllarca İngilizce öğrenmek için vakit harcamış, ama hep yanlış yerlerde harcamış. Bu

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

SARIGÖZLER ORMAN DEDEKTİFLİK AJANSI

SARIGÖZLER ORMAN DEDEKTİFLİK AJANSI SARIGÖZLER ORMAN DEDEKTİFLİK AJANSI DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY (Artık Perili Malikâne değil, Bay Postacı he he) İçinde büyük masa olan ofis Anneciğim ve Babacığım, Lütfen lütfen LÜTFEEEN Kasvetköy e gelip

Detaylı

ÜNİVERSİTEMİZ ÖĞRENCİLERİNE ÜST DÜZEY OLANAKLAR SAĞLIYOR

ÜNİVERSİTEMİZ ÖĞRENCİLERİNE ÜST DÜZEY OLANAKLAR SAĞLIYOR Çankaya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü nden 2006 da lisans derecesini alarak aynı bölümde 2009 yılında yüksek lisansını tamamlayan H. Emre Akkuş ile Çankaya Üniversitesi ve sektör hakkında

Detaylı

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin!

Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Böyle buyurdu ekonomi, iş adamına. Nasıl? Fark etmez! Ne kadar? Sonsuza kadar! Niçin? Çünkü böyle mutlu olabilirsin! Çok kazanacak, çok büyüyeceksin. Başkalarından geri kalmayacaksın. Bir eksiğin olmayacak.

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

Yaşama Hakkı Nerede?

Yaşama Hakkı Nerede? Sayı:3 Ocak 2009 Yaşama Hakkı Nerede? T K TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ TIP ÖĞRENCİLERİ KOLU FAKÜLTE DOKU muza Sahip Çıkalım Erdem Erkoyun Akdeniz TÖK görevlendirildiği; hiçbir tanımı olmayan konumu

Detaylı

Geçen ay meslektaşım, eğitmen arkadaşım Gülgün Koç ne güzel hatırlattı Peter Drucker ın meşhur tespitini : Ölçemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz

Geçen ay meslektaşım, eğitmen arkadaşım Gülgün Koç ne güzel hatırlattı Peter Drucker ın meşhur tespitini : Ölçemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz Peter Drucker çok doğru bir ifade seçmiş! Geçen ay meslektaşım, eğitmen arkadaşım Gülgün Koç ne güzel hatırlattı Peter Drucker ın meşhur tespitini : Ölçemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz Ölçmek, yönetmek

Detaylı

Pratik ev Fikirleri ve Alışveriş Dergisi

Pratik ev Fikirleri ve Alışveriş Dergisi YAYIN BİLGİLERİ Yayın yılı: Yayın periyodu: Tirajı: Okur Sayısı: 2006 Aylık 4,50 59.738 80.000 PRATİK EV FİKİRLERİ&ALIŞVERİŞ DERGİSİ TL EKİM 2013 Reklamın Görülme Sayısı: 205.000 4.50 TL Yayın Direktörü

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

SOSYALLEŞEBİLEN ÖĞRENCİNİN İLETİŞİMİ DE GÜÇLÜ OLUYOR

SOSYALLEŞEBİLEN ÖĞRENCİNİN İLETİŞİMİ DE GÜÇLÜ OLUYOR 2007 yılında Çankaya Üniversitesi İşletme Bölümü nden birincilikle mezun olan, ayrıca Uluslararası Ticaret Bölümümüzde çift ana dal yapan, 2010 yılında da İşletme Yönetimi Yüksek Lisans Programı ndan mezun

Detaylı