Nihat Ziyalan: Yurdumu özleyerek yazıyorum

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Nihat Ziyalan: Yurdumu özleyerek yazıyorum"

Transkript

1 Devrimin mizahı ve gelenek 23 Ocak 2015 Cuma Yıl: 4 FERHAN BAYIR 7 de Sayı: 152 Nihat Ziyalan: Yurdumu özleyerek yazıyorum ÜLKÜ TAMER Dünün dergileri Yeditepe 3 BARIŞ DOSTER Kumpas mercek altında 4 M. SALİH KURT Kuzeyden öyküler 12

2

3 Yeditepe ÜLKÜ TAMER Dünün dergileri 23 Ocak 2015 Cuma 3 Rivayet edilir ki, 1950 lerin sonunda bir gün Can Yücel le Metin Eloğlu, Hüsamettin Bozok a gitmişler, Yahu, Hüsam, demişler, izin ver de şu Yeditepe de bir sanat sayfası yapalım. Yeditepe o yılların en etkili iki sanat dergisinden biriydi (öteki, Yaşar Nabi nin Varlık ıydı). Biz çiçeği burnunda yazarlar için Yeditepe de bir yapıtının yayımlanması, doçentlik tezinin kabul edilmesi gibi bir şeydi. Hele bir kitabının Yeditepe Yayınları arasında çıkması... Düpedüz düştü bu. Şiire başladığım zaman, yazdıklarımı Hüsamettin Bozok a göndermeye cesaret edememiş, Kaynak ı, Şairler Yaprağı nı denemiştim önce. İlk şiirim Kaynak ta yayımlandı. Nedret Gürcan bir mektup yazarak şiirimi Şairler Yaprağı nda yayımlayacağını bildirdi, ama dergisinin ömrü yetmedi buna. Azıcık palazlanınca Yaşar Nabi ye gittim. Şiirlerimi verdim. Yaşar Nabi, aldı şiirleri, masasına bıraktı. Sonra hiçbir şey söylemeden, gülümseyerek, yüzüme baktı. Belki altmış saniye kadar bakıştık. Sonra selâm verip ayrıldım. Bir süre sonra yayımlandı şiirlerim. Varlık sayfalarında adımın görünmesi benim için önemli bir adımdı. İnanılmaz bir aşama. Düpedüz yazar olmuştum artık! Daha sonra Muzaffer Erdost a, Pazar Postası na gönderdim yazdıklarımı. İlk yolladığım, bir çeviriydi: T.S. Eliot ın Marina şiiri. Muzaffer, çevirimi hemen yayımladı. Arkasından kendi şiirlerimi yolladım, Pazar Postası takımına katıldım. Yeditepe yi deneyebilirdim artık. Nuruosmaniye Caddesi nde Yeni Han ın ikinci katındaki büyük odaya ilk girişimi hatırlıyorum. Sağdaki masada Hüsamettin Bozok oturuyordu. Masanın önündeki iskemlede, sırtı pencereye dönük, yaşlı, ufaktefek bir adam. Soldaki masada da gözlüklü, babacan, iki lâfının birini kahkahayla noktalayan bir başkası. Yaşlı adamın Doğmayan Hürriyet yazarı Hasan Amca, gözlüklünün de yaptığı kitap kapaklarından tanıdığım Agop Arad olduğunu öğrenecektim. Hüsamettin Bey, sonradan hep tanığı olduğum büyük inceliğiyle karşıladı beni. Adımı bir yerlerden hatırlıyor gibiydi. Şiirime bir göz attı, yayımlayacağını söyledi. O anda mitologyada ne kadar esin perisi varsa, hepsi Cağaloğlu na inip kanat taktı bana. Yeditepe de yıllarım geçti. Coşkusunu yitirmemiş öfkeli ihtiyar dan, Hasan Amca dan İttihatçıları, Enver Paşa yı, Cemal Paşa yı dinledim her gün... Ressam Agop Arad, Cumhuriyet te çalışıyordu. Onu tanıyınca, Sait Faik in kendisi için döşendiği bütün övgüleri hak ettiğini anladım. Her zaman keyifli, neşeli, hiç yakmadığı sigarayı dudaklarından eksik etmeyen, altın yürekli bir adamdı. Yeditepe Yayınları nda çıkan bütün kitapların kapaklarını o yapıyordu. Bazen sıkılır, Ülkü, ben gidip iki kadeh atayım, derdi. Sen şu kapağın yazılarını yazar mısın? Yazarın adını şu harflerle yazıver. Kitabın adını da şu harflerle... O sıralarda letraset hak getire. Çini mürekkebini önüme çekip yazmaya başlardım: Orhan Kemal Koğuş... Agop Arad dan öğrendiklerimle Kemal Özer in ilk kitabı Gül Yordamı nın kapağını yapacaktım. Bir yayınevi gibi değildi Yeditepe. Yazarların buluştuğu cümbüşlü bir bayram yerini andırıyordu. Fikret Âdil, Eflâtun Cem Güney, İlhan Tarus, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Samim Kocagöz, Muzaffer Buyrukçu, Nevzat Üstün, Melih Cevdet Anday, Oktay Rifat, Salâh Birsel, Edip Cansever, Cemal Süreya, Kemal Özer, Adnan Özyalçıner ilk aklıma gelenler. Herkes çayını içip çene çalarken, Hüsamettin Bey bir yandan bize lâf yetiştirmeye çalışır, bir yandan da Anadolu ya gönderilecek kitap paketlerinin etiketlerini, alındı listeleri ni hazırlardı. Arada bir kavga da çıkardı yayınevinde. Günün birinde o uysal, o serinkanlı Hüsamettin Bey bile iskemlesini kaptığı gibi bir ziyaretçinin kafasına indirmeye kalkışmıştı. Bir keresinde de Yaşar Kemal, yine bir yazarı pencereden atmak için hamle etmiş, ama bu satırların yazarı Anteplinin onu tutmasıyla katil olmaktan yakayı sıyırmıştı. Cemal in ilk kitabının, Üvercinka nın yayımlanmasını hatırlıyorum. Hüsamettin Bey, kitabın giderlerini yazardan alırdı: 850 lira. Elbette bu parayı vermek yetmezdi. Hüsamettin Bey in yazara, kitaba inanması gerekiyordu. Yoksa ne 850 si, binlerce lirayı gözden çıkarabilecek yazarların sürüsüne bereketti! Hüsamettin Bey, kitabın satışlarından gelen ilk 850 lirayı yazara geri verir, ayrıca 200 lira da telif ücreti öderdi. O sıralarda Ercüment Uçarı, bir başka yayınevine 850 lira vererek kitabının yayımlanmasını sağlamıştı. Yayıncı 1 lira satış fiyatı koymuştu kitaba. Yayımlanınca da, Ercüment e 850 kitap göndererek, Ödeştik. Alacak verecek kalmadı, demişti. Cemal in kitabı büyük ilgi gördü. Kısa sürede tükendi. Yeditepe Yayınları, o yılların en şık kitaplarıydı. Sabri Berkel lerin, Haşmet Akal ların desenleriyle süslenen sayfaları, okumaya başlamadan önce kim bilir kaç kere çevirirdim. Melih Cevdet in Telgrafhane si, Oktay Rifat ın Karga ile Tilki si, Samim Kocagöz ün Sam Amca sı, Garip üçlüsünün Batıdan Şiirler i sadece bu yanlarıyla bile elimden bırakamadığım kitaplardı. Memet Fuat ın çevirileri, Caldwell in Kuyudaki Zenci, Hemingway in Denizin Değiştirdiği, Steinbeck in Kasımpatları da başucu kitaplarım arasına girmişti. Bir de Tevfik Kent in Çelik Yıldırım ını hatırlıyorum. Serigraf baskılı bir kapak. Hüsamettin Bey, kitabın satmadığından yakınır, haftada en az on kere söylenirdi dan sonra uzunca bir tatile çıktı Hüsamettin Bey. Derginin geçici sorumluluğunu da Adnan a, Kemal e, bana bıraktı. Tatilden döner dönmez de canımıza okudu. Salâh Birsel in yazısının Oyuncu olan başlığı, koca koca harflerle Koyuncu olarak çıkmıştı çünkü. Kocamustafapaşa da bir turşucu dükkânı vardı Hüsamettin Beyin. Oradan kazandığı parayı yayınevine yatırır, hep içeri girerdi. İşini, severek, içi titreyerek, titizlikle, coşkuyla yapardı. Tanıdığım en büyük sanatsever lerden biriydi. Yalnız edebiyat değil, müzik, tiyatro, sinema, plastik sanatlar dallarında da sadece engin bilgi değil, kişisel görüş sahibiydi. Güzel bir oyun seyrettiği gecenin sabahında gözleri ışıl ışıl gelirdi yayınevine. Yayıncılık, amatörce sevgilerin, tutkuların çok ötesine uzandığında, Yeditepe yi sürdüremedi artık. Sanat dünyasında kişilikli bir izleyici, bir okur olarak yerini aldı. TEBESSÜM MOLASI ÖZGÜN VE GÜZEL Sözlüğüyle ünlü Samuel Johnson, son kitabı hakkında düşüncesini soran bir yazara şunları söylemişti: Kitabınız hem güzel, hem özgün. Ama güzel olan bölümler özgün değil, özgün olan bölümler de güzel değil. Sahibi Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Celal Demirel Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Sabuncu Genel Yayın Yönetmen Yrd. Deniz Yıldırım Yazıişleri Müdürü Ergün Gedek Sorumlu Müdür Murat Şimşek Tüzel Kişi Temsilcisi Metin Aktaş Reklam Servisi Yazıişleri Müdürü Damla Yazıcı Sayfa Sekreteri Neşe Yeşiloğlu Katkı sunanlar: İrem Halıç, Elif Korkut, Deniz Toprak Görsel Tasarım: Hakan Uğurluay, Şener Soysal Reklam Grup Başkanı Saynur Okuroğlu Yönetim Yeri İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No:3/3 Beyoğlu / İstanbul Tel: / / Faks: Baskı: Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. Tic. A.Ş Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No:16 Bahçelievler / İstanbul Tel:

4 23 Ocak 2015 Cuma 4 BARIŞ DOSTER EROL MANİSALI'DAN YENİ KİTAP Kumpas mercek altında Kumpas Kime Kuruldu? Erol Manisalı Tarihçi Kitabevi 160 s. Prof. Dr. Erol Manisalı, ülkemizin önde gelen iktisatçılarındandır. Cumhuriyetçi, ulusal sol cenahın yetkin düşünürlerindendir. Siyasal tutumunun bedelini, Ergenekon tertibinde Silivri zindanına atılarak ödemiş bir yurtseverdir. Sürekli düşünen ve üreten yapısıyla, gazete yazıları, kitapları, konferanslarıyla aydın sorumluluğunun gereğini yerine getirir Türkiye sinin fotoğrafını çektiği, 2015 Türkiye sine ilişkin öngörülerini sıraladığı Türkiye Nereye? Kumpas Kime Kuruldu? (Tarihçi Kitabevi, İstanbul, 2015) adlı çalışmasında da Manisalı, akıcı üslubuyla saptamalarını, kaygılarını, öngörülerini paylaşıyor. Kürdistan kuruluyor mu, ülkemizin sınırları değişiyor mu gibi yaşamsal sorulara yanıt verirken, Türkiye nin yaşadığı yapısal dönüşümün uygulamadaki yüzünü anlatıyor. Büyük resme bakıyor. Ağaçlara dalıp gitmiyor. Ormanı görüyor. Emperyalizmin ve onun Türkiye deki işbirlikçilerinin, siyasetteki, büyük sermaye çevrelerindeki, medyadaki, üniversitelerdeki, sendikalardaki, meslek odalarındaki, kitle örgütlerindeki uzantılarının maskelerini düşürüyor. Orduya, Atatürkçülere, Cumhuriyetçilere, Türkiye nin bağımsızlığına, bütünlüğüne, egemenliğine, güvenliğine, demokrasiye, çağdaş değerlere karşı kurulan kumpası mercek altına alıyor. Sadece Türkiye düzleminde, cemaat-hükümet ekseninde değil, yeniden şekillendirilmek istenen bölgemizde, emperyalizmin ihtiyaçları ve gücünün sınırları bağlamında inceliyor gelişmeleri. ABD hesaplarında düzeltmeye mi gitti? Manisalı, can alıcı sorular soruyor: Ne değişti de cemaat kumpasçı oldu? AKP mi değişti? Otoriter, totaliter bir yapılanma içine girerek cemaate karşı cephe mi aldı? Kürdistan sorunu üzerindeki iç ve dış hesaplar mı değişti? ABD hesaplarında düzeltmeye mi gitti? AKP ile cemaati birbirine kırdırıp daha rahat at oynatmak isteyenler mi ortaya çıktı?... Bu sorulara açık, cesur yanıtlar veriyor: Yerel, bölgesel, küresel aktörler arasındaki etkileşim tek yönlü çalıştığından, bu tür sonuçların ortaya çıkması kaçınılmazdır. AKP de cemaat de sistemin edilgen öğeleridir. Gerektiği zaman işbirliği yaptıkları gibi, gerektiği zaman kavga da ettirilebilirler. Bunu doğal karşılamak gerekir. Kürdistan projesiyle Ergenekon ve Balyoz kumpaslarının birbirine endekslenmiş, birbirini tamamlayan öğeler olduğunu vurgulayarak, şöyle diyor: Silivri zindanını gören, kumpas sonucu kanser olan, olayların nasıl kurgulandığını iliklerinde hissetmiş, yaşamış bir insanım. Gerçekte kumpasın 10 yıl önce, 2004 te kurulduğunu, iktidarın bu amaçla kurgulandığını, Türkiye nin başına getirildiğini yıllardır vurguluyorum yılları arasında küresel sistemin, küresel oligarşinin, Körfez den Sudan ve Libya ya kadar petrol ve doğalgazın paylaşımını, enerji geçiş yollarını büyük ölçüde hallettiğini anımsatan Manisalı, İran, yumuşama ve yeniden bütünleşme sürecine dahil edildi. Bölgenin büyüğü Türkiye, döneminde misyonunu başarılı biçimde tamamladı. Türkiye de yolun üzerindeki engellerin temizlenmesi için gerekli düzenlemeler, operasyonlar yapıldı. Sıra Türkiye deki reforma geldi. Türkiye, bugün batı değerleri, İslamcı yapı ve melez demokrasi üçgeni içinde sıkışmış durumda. Uzun vadede katılımcı, çağdaş demokrasiyle yerel kültürel değerler arasındaki sentezi başarmak zorunda diye yazıyor. Ülkemizin en seçkin AB uzmanlarından olan, Gümrük Birliği ne karşı yaptığı tüm uyarılarında haklı çıkan Manisalı, bu konuda şunları söylüyor: AB, Türkiye yle ilişkilerini kendi açısından çok olumlu bir zemine oturtmuştur. Bundan da çok memnundur Gümrük Birliği yle Türkiye yi içine almadan, onun pazarını, dış ticaret politikasını, üçüncü ülkelerle ticari ilişkilerini, AB nin denetimi altına almıştır Helsinki Zirvesi yle Türkiye nin diğer adaylardan farklı bir aday olduğunu anlaşmaya koydurmuştur te de koşulları tek taraflı olarak kendisinin belirleyeceğini, ucu açık, sonu olmayan bir anlaşma yaparak, Türkiye yi diğer adaylardan farklı, özel bir statüye oturtmuştur. TÜSİAD AKP yi niçin destekledi? Hükümetin ABD nin Ortadoğu politikalarına destek verdiğini, karşılığında da ABD ve AB den büyük destek gördüğünü, TÜSİAD ın 2002 genel seçimlerinde AKP yi bu yüzden desteklediğini anımsatan Manisalı, Ancak zamanla AKP içeride kendi ajandasında ısrar edince, ABD ve AB ile arasında kimi sorunlar oluştu de Batı nın, AKP nin ve Türkiye deki büyük sermayenin hedefleri örtüşürken, zamanla örtüşmez oldu. İçeride TÜSİAD ve cemaat AKP karşıtı safa geçti diyor. AKP-cemaat çatışmasının küresel düzen ile AKP nin kurmaya çalıştığı kişiye özel düzen arasındaki kavga olduğunu belirtiyor. AKP nin Batı tarafından büyük ölçüde Kürt açılımı ve Kürdistan projesi nedeniyle desteklendiğini, ancak son yıllarda işlerin umduğu gibi gitmediğini vurguluyor. Zamanla yeni iç dinamiklerin oluştuğunu, bunun Gezi Direnişi yle belirginleştiğini, zorunlu yakınlaşmaların öne çıktığını anlatan Manisalı, hükümetin medyaya, yargıya, istihbarata, emniyete ilişkin düzenlemeleri ve operasyonlarının da batının Ankara ya ilişkin kuşkularını güçlendirdiğini ifade ediyor. Batı nın hem Kürdistan projesini desteklediğini hem de Gezi Direnişi ne saygı duyduğunu söylüyor. Kitapta, Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Ukrayna daki gelişmelerin Türkiye ye yansımaları, Türkiye nin Rus doğalgazına olan bağımlılığının iki ülke ilişkilerine etkisi, hükümetin ABD ve NATO angajmanları ile günlük yaşamsal gereksinimler arasına nasıl sıkıştığı da inceleniyor. Suriye, Mısır, Tunus ve Libya da izlenen dış siyasetin fiyaskoyla sonuçlandığının altı çiziliyor. Almanya başta olmak üzere AB nin Rus doğalgazına olan aşırı bağımlılığının Avrupa nın Karadeniz, Ukrayna ve Kırım konusunda ılımlı durmasına neden olduğu belirtiliyor. CHP, CHP genel başkanının Ekmeleddin İhsanoğlu tercihi, Kıbrıs meselesi, IŞİD ve Kürt devleti arasındaki ilişki, Irak ın parçalanması mercek altına alınıyor. Manisalı, Soma daki emekçileri ve Berkin Elvan ı da unutmuyor. Ergenekon, Balyoz, Odatv davalarıyla hapse atılan bilim insanlarına, gazetecilere, yazarlara, siyasetçilere, bürokratlara, askerlere karşı, onların maruz kaldığı hukuk dışı uygulamalara karşı, ABD ve AB nin sessiz kaldığını, hatta bu davaları desteklediğini hatırlatıyor. Batının bu çifte standardını da eşit, bağımsız, güçlü, onurlu bir Türkiye istememesine bağlıyor. Kısacası Manisalı, bu çalışmasıyla da okurlarını keyifli ve öğretici bir ufuk turuna çıkarıyor.

5 5 UMUT ERDOĞAN Marslı Andy Weir Çev: Emre Aygün İthaki Yayınları, 416 s. Mars ta bir başına arslı, İthaki Yayınları tarafından 2014'ün son ayında dilimize kazandırıldı. Yazılım mühendisi olan yazar Andy Weir tarafından kaleme alınan bilimkurgu türündeki bu roman, internetten yazar tarafından yayınlanarak adını duyurup, bir Ridley Scott filmi olacak kadar dikkat çekmiş bir roman. Ridley Scott adını duyduktan sonra, şu ana dek kitabın içeriğine dair pek bir şey duymamış olan okur bile, kitabın adıyla beraber bu bilgiyi bileştirerek Marslı hakkında bir imaj edinebilecektir. Karşınızdaki romanı dünyaya ayak basmadan okuyacaksınız diyebilirim. Marslı, görev sırasında yaşanan bir aksilikten dolayı Mars'ta (öldü sanılarak) bir başına bırakılan Mark Watney'in hayata tutunma çabalarını anlatan bir roman. Makine mühendisi ve botanik uzmanı olan Watney'in Mars'taki mücadelesine tanık olurken, bir yandan da Dünya'nın, Mars'ta kalan bir insanı kurtarmak için göze aldığı risklere ve harcadığı çabalar okura sunuluyor. Bu sunuş da ağırlıklı olarak Watney'in günlük olarak tuttuğu kayıtlardan birinci ağızdan aktarılıyor; haricinde dünya ve uzaydaki diğer ekibin de durumları roman boyunca naklediliyor. Watney'in hikayesini ondan dinlerken bir mühendisin acil durumlarda çözüm bulmaya yönelik takdir edilesi soğukkanlılığı ve pratik çözümleri üretebilme kabiliyeti okura aktarılırken, diğer yandan geride kalan bir biliminsanını yeniden Dünya'ya getirmek için varını yoğunu ortaya koyan bir ekip tablosu da çiziliyor. Dünyanın bir insanı yeniden gezegenimize getirmek için giriştiği çaba, ortak amaç uğruna birleşmeye de göndermeler yapıyor. Watney'in görev arkadaşlarının da farklı kökenlerden gelen ve bilim uğruna birleşmiş, dostluk kurmuş insanlar olarak okura sunulmuş olduğunu belirtmekte fayda var. Farklı dini inanışların, farklı dillerin bir arada (bunun yanında Amerika tarafından, Amerika sayesinde ve İngilizce ile) göreve çıktığının fırsat bulundukça vurgulandığı romanda, birleşmiş çabanın, elin elden üstün olduğunun ve hırsların göz ardı edilmesinin ortak/bilimsel amaç uğruna kullanılmasının faydası da Amerika - Çin ortaklığıyla hikayeye dahil edilen bir çözümde açıkça görülebiliyor. Bilimin ve teknolojinin insana dünya sınırla- M rını aşmada yardım etmesi, evreni keşfetmede sağladığı imkanlar haricinde, insanın yine kendi gezegeni haricinde bir yerde daha varlığını sürdürebilmek kapasitesine sahip olduğu çıkarımını yapmak yanlış olmaz. Korkunun ve paniğin, umutsuzluğun ya da yetersizlik hissinin pek hissedilmediği ve karşılaşılan her durum için "bilimsel" bir çözüm bulunabileceği sıklıkla Marslı'da karşımıza çıkıyor. Oldukça umutlu bir insan olarak sunulan, pes etmeye asla yanaşmayan, ancak onun hayata tutunmasına sebep olan güdünün romanda pek de anlatılmadığı Watney'in, insan için evrenin en ücra noktalarında dahi bilim ile hayatta kalabileceği gerçeğini koca bir gezegene anlatmak amacıyla hayata tutunduğunu düşünmeyi tercih edebilirsiniz. Marslı nın ilginç bir konusu olmasına rağmen yazar tarafından faydalanılmamış bir çok şansın da hikaye içinde yitirildiğini düşünüyorum. Mars'ta uzun süre yaşam mücadelesi veren bir insanın okura sadece teknik bilgi, deneyim, plan ve stratejilerinden ibaretmiş gibi sunulmasının okur ve karakter arasındaki ilişkinin daha da gelişebilmesine engel olduğunu düşünüyorum. Öyle ki, hikaye içinde beklenmesi ve yaşanması muhtemelen "insani" tepki, umut, umutsuzlukları ya da hayalleri, geçmişi sorgulamayı göremeyen bir okurun Watney'in içinde bulunduğu zor durumda kendisini zihinsel bir yıkıma uğratmamak için gerçekliğinden koptuğunu düşünmesi bile mümkün görünüyor. Savunma amaçlı, kurtulmaya odaklı, elbette Watney'in bilincinden bağımsız biçimde bir psikoza girmesi ve bunun kurtulma yolunda kendisine gereken "güvenliği" sağlamış olması bile akıllara gelmesi çok uzak bir çıkarım değil. Bir süre sonra sanki bir robotun işlem dökümüne dönüşen günlük girişlerinin içine birkaç kelime ile arada sırada serpiştirilen, Watney'in dizi ya da müzik üzerine yorumları da bu genellemeyi bozmaya yetmiyor. Keşke Watney'i daha yakından tanıma şansımız da olsaydı; teknik dehasını takdir etmek haricinde onun için okur bir şeyler daha hissetme şansına sahip olsaydı. Buna rağmen hikayenin kendisi sürükleyici. Bilimkurgu seven okurun ya da zamanı geldiğinde izleyicinin dikkatini dağıtmadan sonuna dek kendisiyle birlikte yol aldıracağı da muhakkak.

6 23 Ocak 2015 Cuma 6 TAYLAN GÖKÇEN Dinin dünden bugüne işlevi ve aklın özgürlüğü Köktendinciliğin şu veya bu türü de dâhil, insanların dine derinden bağlı olduğunu ciddiye almamak onları hor görmek demektir; bu tür inançların peşine takılmış insanlarla birlikte, onları bundan vazgeçirmek için mücadele etmeyi reddetmek aslında yığınları hor görmenin dışa vurumudur Tüm Tanrılardan Kurtulun Bob Avakian Çev: Neşenur Domaniç El Yayınları 288 s. Bob Avakian Amerika Devrimci Komünist Partisi nin (RCP-USA) kuruluşundan bu yana lideri. Toplumsal kurtuluş pratiklerinin yükselişte olduğu ler döneminde Kara Panterler de içinde olmak üzere çeşitli akımlarla başlayan ilişkisi sonucunda, Mao Zedung un fikirlerinin etkisiyle komünist teorinin, derinden incelenmesi ve eleştirel temelde gözden geçirilmesi sürecinde konumlanır. Dört bölümden oluşan kitap iki ayrı konuşmanın yazar tarafından yeniden işlenmesiyle oluşmuş. İlk bölüm tanrı fikrinin doğuşu ve Tevrat ile İncil in eleştirisi. İkinci bölümde bunlara İslam ın eklenmesi ve günümüz dünyasında köktendinciliğin gelişme nedenleri üzerine. Üçüncü bölüm genel olarak dinin sosyal baskıları meşrulaştıran bir araç oluşuna dair ve son bölümde ise tanrısız kurtuluş ana temasıyla, özgürlük çağrısıyla kitap sonlanıyor. Batılı emperyalistlerin başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın tamamına yönelik «Haçlı Seferleri» niteliğindeki saldırılarının sonuçları önceden tahmin edilemez bir hal almaktadır. Bu, saldırıya maruz kalan toplumlar ve saldırgana ev sahipliği yapan metropollerde farklı şekillerde yansımakta. Kitapta «Hıristiyan faşist» hareketlerin emperyalist saldırganlık savaşlarında nasılda kutsal savaş için seferber olduğu ayrıntılı anlatılmaktadır. Bunu devletin en yüksek makamlarından nasıl destek alarak yaptıkları- Bush örneğinde olduğu gibi-, Evrim gibi doğruluğu farklı bilim dallarından gelen onbinlerce delille ispatlanmış bir teoriyi müfredattan atmak için çırpınışları; kürtajın yasaklanması için faal saldırganlıkları da gösterilmektedir. Kitap, tarihsel süreç içerisinde dinin, köleciliğin meşrulaştırılması ve yayılması için nasıl kullanıldığı da ortaya koyuyor. Kutsal olarak kabul edilegelen metinlerin dönemlerinin sosyal ve siyasal ilişkileri içerisindeki anlamları da dinsel gizemden arındırılmış olarak sorgulanıyor. Köktendincilik günümüz dünyasında niçin gelişiyor Kitapta, köktendinciliğin gelişmesine ilişkin anlatılanlar IŞİD in gündemde olduğu şu günlerde daha da önem kazanmakta. Bunun ekonomi politiği ise şöyle vurgulanıyor: Üçüncü Dünya ülkelerinin çoğunda kentlerde yaşayan insanların çoğunluğu kayıt dışı ekonomide, örneğin küçük ölçekli işportacı veya esnaf olarak veya yeraltında yasadışı işlerde çalışıyor. Pek çok insan önemli ölçüde bu nedenle bütün bu kargaşa ve çalkantının ortasında bir dayanak noktası bulma çabasıyla köktendinciliğe yöneliyor. (114) İlave bir faktör de, Üçüncü Dünya daki bu muazzam, hızlı değişim ve çalkantıların yabancı emperyalistlerin egemenliği ve sömürüsü bağlamında gerçekleşmesi ve emperyalizme ekonomik ve siyasal anlamda bağımlı ve tabi olan yerel egemen sınıflarla ilişkilendirilmesidir. Yerel egemenler genel olarak yabancı bir gücün yozlaşmış ve çürümüş Batı kültürünü destekleyen temsilcileri olarak görülmektedir. Kısa vadede bu yaklaşım yerel egemenlere ve bunların egemenliklerini borçlu oldukları emperyalistlere karşı muhalefet örgütleyen köktendinci güçlerin, intikam amacıyla kökleri geçmişe uzanan sömürü ve baskı ilişkilerinin en aşırı biçimlerinin onaylandığı geleneksel ilişiklere, göreneklere ve değerlere dönüş yapıp dayatmaları anlamında, elini kuvvetlendirebilir. (115) Son dönemde, İslami köktendincilik üzerinde gelişen tartışmalara kendisini sol olarak tanımlayan çevreler tarafından farklı yorumlar getirilmektedir. Özellikle Ortadoğu nun adeta kanla yıkandığı bir süreçte mücadeleci kitleler yol aramaktadırlar. Fakat kökten dinciliğin gelişmesinin sadece emperyalistler tarafından, halkların mücadelesini baltalamak için oluşturulmuş bir tezgâh olduğunu düşünmek meseleyi tek başına anlaşılmaz hale getirmektedir. Dini akımların sıkça emperyalistler tarafından desteklendikleri doğrudur. Kitapta bunlar Mısır, Filistin ve Endonezya örnekleri ile detaylandırılmaktadır. İşin ironik yanı ise şudur; emperyalistlerden, köktendincilerden kurtulmak için yardım istemektir. Dinciliği güçlendiren emperyalizm Teknolojinin ve bilimin bu denli geliştiği bir zamanda köktendinciliğin dünyada eş zamanlı olarak, Hıristiyan ve Musevi versiyonlarıyla birlikte yaygınlık kazanması da cevaplanmayı bekleyen gerçek bir çelişkidir. Avakian şöyle vurgu yapmaktadır: Bunun yalnızca çarpıcı ve garip bir çelişki olmadığı anlaşılmaktadır: Bir yanda böylesine gelişkin bir teknoloji ve bilgi, diğer yanda yaygın bir cehalet ve gerici hurafelere duyulan inanç. ( ) Bu neyi gösteriyor? Öncelikle, teknoloji ne kadar gelişirse, aydınlanmanın bu gelişkinliğe şu veya bu ölçüde bağlı olarak yaygınlaşacağını öne süren üretici güçler teorisi ni çürütüyor. Bu teorinin Marksist ifadesi, teknoloji ne kadar gelişirse, sosyalizm veya komünizme o kadar yaklaşılacağı şeklindedir. Dünyaya bir bakın. Durum niçin böyle değil? (127) Elbette bu soru kitapta karşılığını bulmaktadır. Kitabın bir diğer önemi de bu gibi temel noktalarda tartışma yaratmaya açık olup, yeni düşünme ve tartışma alanları sunmasındadır. Öte yandan dinlerin kadınlar üzerindeki tutumunda, İslam ın diğer dinlerden daha beter olduğuna ilişkin genel yargıların kitabın sayfaları arasında gezinirken doğru olmadığını, bütün dinlerin, kadınlar üzerindeki baskıyı meşrulaştırıcı ve onaylayıcı bir konumda olduklarını kutsal metinlerden alıntılarla okuyoruz. Kitabın son bölümleri, değişmez insan doğası gibi yanlış anlayışlara yönelik bilimsel eleştiriler getirmektedir. Köleciliğin binlerce yıl boyunca insanlar tarafından nasılda doğal karşılandığını ve rasyonelleştirildiğini bilmek oldukça önemlidir. Bunda özellikle dinler, çok olumsuz rol oynamışlardır. Dünyanın nasıl bir yer olduğuna ve nasıl işlediğine ilişkin olarak dini bakış açılarının insanlığa verdiği zarar muazzamdır. Bu bakış açısına sahip insanlarla beraber, gerçeğe ulaşmak ve dünyanın devrimci bir temelde köklü değişimine girişmek için birleşmenin kuvvetli bir temeli olarak önemli bir kaynağa sahip olduğumuz Avakian tarafından şöyle vurgulanıyor: Köktendinciliğin şu veya bu türü de dâhil, insanların dine derinden bağlı olduğunu ciddiye almamak onları hor görmek demektir; bu tür inançların peşine takılmış insanlarla birlikte, onları bundan vazgeçirmek için mücadele etmeyi reddetmek aslında yığınları hor görmenin dışa vurumudur. Dinin en çok ezilenler de dâhil olmak üzere halk yığınları üzerindeki etkisi onların özgürlükleri için savaşmalarını ve bütün insanlığın kurtarıcısı olmalarını engelleyen büyük pranga, büyük bir mâniadır. Buna böyle yaklaşılmalı ve karşısında mücadele edilmelidir. Verili herhangi bir zamanda haksızlığa ve baskıya karşı mücadelede dini inançlarına bağlı olan insanlarla birlikte olmak mümkün ve önemlidir. Tüm Tanrılardan Kurtulun kitabı dinciliğin yeni ortaçağ olarak nitelendirilen günümüzdeki işlevini, geçmişin incelenmesi ve kutsal sayılan kitaplardan örneklendirilerek tartışılmasıyla önem kazanıyor. Anlamak özgürleşmenin olanağını vermektedir. Gözden kaçmaması gereken bir kitap.

7 23 Ocak 2015 Cuma 7 FERHAN BAYIR Devrimin mizahı ve gelenek Aristokratların üzerine işiyorum Fransız mizah dergileri, hiçbir tabuları olmadan iktidarı ve dini kıyasıya eleştirmeleriyle ünlüdür. Sadece politik alanı değil toplumsal hayatın en ince noktalarına kadar her olguyu mizahın eleştirel konusu olarak görür. Birçok ülke açısından sert ve marjinal görülebilecek bu mizah dilinin Fransa da köklü bir geneleği vardır. Hiç şüphesiz bunların başında Charlie Hebdo da gelmektedir. Karnavallar ve devrimsiz mizah Ortaçağ dünyası savaşçılar, dua edenler ve üretenler olarak birbirinden keskin ayrımlarla ayrılmış katmanlı bir toplumdu. Toplumun bu denli keskin şekilde ayrıldığı ve toplumsal ilişkilerin ödev ve sorumluluklar üzerine belirlendiği bir ortamda sosyal hayat görüldüğü kadar durağan değildi. Belçikalı tarihçi Henri Pirenne in altını önemle çizdiği gibi Ortaçağ'daki ayaklanmalar, modern sanayi fabrikalarındaki işçilerin grevleri kadar yaygındı. Modern kapitalizm bu grev ve isyanları toplumsal geçişler ya da sosyal yardımlar gibi enstrümanlarla yumuşatmaya çalışmıştı. Sosyal ayrımların bu denli keskin olduğu Ortaçağ toplumu ise bunu karnavallar ile yapmaya çalıştı. Karnavallar, Ortaçağ dünyasındaki egemen sınıflar için bir tampon işlevi görmekteydi. Yılın belli bir günü dünyanın tepetaklak olduğu, çocukların papaz, soytarıların kral olarak kutsandığı bir günde Ortaçağ'ın keskin ve sert değerleri, sadece o güne özgün olarak, alaya alınmakta ve yerden yere vurulmaktaydı. Karnavallar her türlü toplumsal tabuların esnetildiği günlerdi. Şarabın bulunduğu eski fıçı arada havalandırılarak, patlaması engelleniyordu. Bu arada belirtilmesi gereken nokta, bu karnavalların hiçbir zaman yeni bir toplum amacına sahip olmamasıydı. Devrimci mizahın doğuşu Kral 16. Louis'nin domuz, Kraliçe Antoinnette'in sırtlan olarak tasviri Ticari kapitalizmin ilerlemesi, monarşilerin merkezîleşme çabaları, şehirlerde söz sahibi olmaya başlayan burjuvazi ile birlikte kamuoyu kavramının ortaya çıkışı ve gazetelerin büyük önem kazanması, mizahın toplumsal rolünde de önemli bir değişikliğe neden oldu. Ortaçağ'ın tersine, erken modern toplumda mizah, eski değer ve inançları yıkan bir dinamit rolü oynadı. Eski rejimleri yıkan kitle ayaklanmalarının mizahla -özellikle karikatürle- doğrudan ilişkisi bulunmaktaydı. Semboller ve ritüellerle kendisini toplumda meşrulaştırmaya çalışan Eski rejimlere karşı ayaklanan halk, kaçınılmaz olarak bunlara saldırdı. Sarayları, şatoları, katedralleri ve anıtlarıyla kendi iktidarını sembolleştiren eski rejime karşı ayaklanan halk doğrudan bu sembolleri yıkıp talan ederken diğer yandan karikatür ve mizahla eski rejimin ritüelleri ve değer ve inançlarını yıkıp ayaklar altına aldı. Öncesinde bazı Aydınlanma filozofları şehveti ve bedenin özgürlüğünü yasaklayan kiliseye karşı el altından satılan popüler erotik hikayelerle kilisenin yüksek değerleri ni altüst etmeye başlasa da, burada önemle belirtilmesi gereken nokta; karikatürlerin kralı, kiliseyi, aristokrasiyi kamuoyunda doğrudan hedef alıp alay etmesidir. Kraliyet ve kilise değerlerine doğrudan ve radikal bir şekilde meydan okuyan Fransız halkını dehşete düşmüş durumda izleyen İngilizler için elbette bu anlaşılır bir olay değildi. İngiliz Devrimi sonrasındaki toplumsal olaylara tanıklık eden karikatürler kiliseye karşı saygısını korurken, krala karşı naif bir yergi dili kullanılmıştı. Eski rejimin en temel değerlerini doğrudan hedef alan Fransız Devrimi nin belki de en özgül yanı burada kendisini ifade etmektedir. Hastalıkları iyi eden kralın dokusundan, kötü ruhları kovan, toplumların gönencini sağlayan kilise ayinlerine kadar eski rejimin toplum üzerinde kurduğu kutsal ritüeller, devrimci mizahın yıkıcı çizgileriyle insanların zihinlerinde yıkılmaya başlamıştı. Din -Fransız Devrimi- Avrupa'nın bütün monarşilerinin devrilmesi anlatılıyor adamları dünyevi zenginliklere düşkün erdemsiz kişiler olarak betimlenirken, kralı ve karısını domuz ve hayvan resimleriyle küçük düşüren karikatürler hiç de azımsanmayacak kadar yaygındı. Şüphesiz bu karikatürler, bu kutsal değerlerin yıkılmasında bir nedenden çok sonucu ifade etmektedir. Bir grup çizerin halkı yukarıdan aşağıya kutsal değerlere karşı kışkırtması söz konusu değildir. Fransız tarihçi Michel Vovelle in 1700 lerin başından devrim arifesine kadar incelediği 30 bine yakın vasiyetnamede, halkın gündelik dilinde ve öteki dünya ile algısında aşağıdan bir sekülerleşme eğiliminin nasıl yükselerek geldiğini parlak bir şekilde göstermiştir. Bununla birlikte önce 14 Temmuz da Bastille in düşüşü sonrası 4 Ağustos gecesi köylülerin aristokrasiyi köklerinden söküp atmasıyla bu aşağıdan gelen sekülerleşme politik bir eyleme dönüşmüştü. Başta kilisenin aldığı vergiler olmak üzere soylu sınıfının ve kilisenin bütün ayrıcalıkları halkın öfkesinin hedefi olmuştu. Bu öfkenin en iyi gözlemleneceği yer yağmalanan şatolar, yıkılan kiliseler kadar dönemin karikatürleridir. Bu bağlamda karikatürler eski toplumun yıkılıp yerine yeni değerlerin yerleşmesi sürecinde, zihinlerdeki kalıntıların ve tortuların temizlenmesine yardımcı olmuştur. Elbette karikatürler sadece yıkıcı ve temizleyici bir rol oynamadı. Devrimin her radikal evresinde kazanımların korunması ve yeni değerlerin kurumsallaşmasında da azımsanmayacak rolleri oldu. Robespierre in ılımlıları tasfiyesinde, terör döneminde ve şüphesiz Hristiyanlıktan arınma hareketlerinde karikatürler çizgileriyle bu yeni dönemin değerlerini en basit ve en hızlı şekilde halka ulaştırarak, bir anlamda yeni değerlerin imgesel oluşumuna da doğrudan katkıda bulundu. Charlie Hebdo'yu bu tarihsellikten koparmak Eski rejimin bütün gerici toplumsal değerlerini sadece Fransa da değil bütün Avrupa da eleştiren bu karikatürler, Paris in yüzyıllar boyunca devrimlerin ve laikliğin merkezi olması gibi Fransız karikatür geleneği de radikal ve tabu yıkıcı mizahın beslendiği ana kaynak oldu. Başta Daumier, Cham et André Gill gibi önemli çizerler ve L'Assiette au beurre, Le Canard gibi önemli mizah dergileriyle bu radikal gelenek Charlie Hebdo'ya kadar uzanmaktadır. Sömürgecilik karşıtı, militarizm karşıtı, her dini ayrım gözetmeksizin sert bir dille eleştiren, aynı zamanda aşırı sağa karşı, antisemitizme karşı duruş sergileyerek evrensel hümanizmi savunan bir gelenekten gelen Charlie Hebdo yu islamafobi üzerinden tartışmak en iyi niyetle tarihi bilmemektir. Ruhban sınıfın mallarının kamusallaştırılması

8 8 23 Ocak 2015 Cuma 23 Ocak 2015 Cuma DENİZ GÜNAL 9 MELBOURNE - SYDNEY ARASINDA ÜSTÜME FAZLA GELME AYÇELEN m i l e z ü g i k s e o, u m u d Yur m u r o y ı z a y k e r e y e l z g ünleri ö Öykü geçmiş zamanı harç yaparak yeniden döküm yapmaktır. Bu da ihtiyaçtan olmalıdır. Bir şey söyleme, o bir şeyi öyküyle derinleştirme isteğinden kaynaklanmalıdır. Bugün edebiyatımızda bir şey söylemeden sayfaları doldurma eylemi var. Milli edebiyatımız dediğim şiir, öykü, roman, çoğunca laf salatasına dönüşmüş durumda. Çoğu romancımız Avrupalı okur için yazıyor gibi Üstüme Fazla Gelme Ayçelen Nihat Ziyalan Kaynak Yayınları 112 s. n Üstüme Fazla Gelme Ayçelen in ilk öyküsü Herkes Nerimanı İçin Yaşar çok eğlenceli bir öykü. Çok keyifle okudum. Nerimanın nereden çıktığını hem merak ettim hem de anladım. Bu öyküde bir Gezi Zekası var. Nasıl çıktı bu öykü? Öykümde Gezi Zeka sı görmeniz benim için bir onurdur. Başka yazar olsa buna balıklama atlar. Ama ben yapamam. Taksim Gezi Direnişi nin hariçten sancısını çekenlerdenim. Keşke içinde bulunabilseydim. Fakat bu öyküyü çok önceden kotardım. Ama Gezi günlerindeki o muhteşem dayanışma, barışçıl direnme, diz çökeceksin diyene meydan okumayı öykümde gördüyseniz bundan mutlu olurum. Öyküdeki delikanlımız kestaneyi çizdirmeden yaşama tutunmaya çalışıyor. Kendimden bilirim, at yarışı bağımlılığı yaşamın iyi yanlarını kemiren bir hastalıktır. Öyküde Veliefendi kanalizasyonuna, yarış dünyasının bağırsağına dalarak, eğlendirici bir dille ortalığı kokutmaya çalıştım. n Tiyatro ve sinema oyuncusu, şair, öykücü, romancı, oyun yazarı Nihat. Bir de at yarışı yazan Nihat var mı? Yok hayır. At yarışı yazanlara yazılan bir Nihat vardı geçmişte. Öykümün kurmacasındaki samimiyet, o dünyanın içinden geçtiğim için size inandırıcı gelmiştir. Artık at yarışlarını geride bıraktım. Yaşamımın sonuna dek edebiyata çalışmak istiyorum. Ölene dek edebiyat. n Herkes Nerimanı İçin Yaşar öykünüz; bir romana dönüşebilir veya bir diziye konu olabilir mi? Başında roman olarak planlamıştım, sonra vazgeçtim. Bu söyleşiyi okuyan dizi senaristi arkadaşlar, işlerine gelirse, elbette yararlanacaktır. Daha doğrusu kendi malları gibi kullanacaklardır. n Sizin elinizden çıkmış bir diziyi yeğlerim doğrusu. Peki, tüm öykülerin içinden melek kanatlarıyla geçerek, yer, zaman ve örgüsü çok farklı anlatıları birbirine bağlayan bir Ayçelen var kitapta. Acaba diyorum, Nihat Ziyalan ın içindeki temiz, dokunulmamış, masum çocuğun kendisi mi Ayçelen? İçinizde ruhunuzun ışığı olan, arı kalmış yanınızı temsil eden ve çok ama çok sevilmiş olmayı isteyen bir kız çocuğu var mı? Yakalandım galiba. Ayçelen ilkokul arkadaşımdı. Temiz duyguların temsilcisi şiirsel bir köpüktü benim için. Zaman içinde o köpük uçup gitti. Ama ben kararan duygularımı ağartmak ve yıkamak için o köpüğü hep içimde taşıdım. Zaman içinde o Ayçelen köpüğü Nihat ı kendine benzetmiş olabilir. Veya öyle olmasını isterdim. Evet, Ayçelen benim. ye ye gitseniz, nereye yerleşip üretmek istersiniz? Adana ya, Hürriyet mahallesine, yani babaevine dönmeyi çok isterdim. Ama otuz yılı aşkın kahrımı çeken dünya güzeli karım gidemez oraya. Çünkü sıcağa dayanıklı değil. Nedret siz asla. Yaşadığım ülke Avustralya ve karım bana çok güzel bir yazma ortamı sağlıyor. Çocuklar, torunlar... Böyle gidecek. New York taki oğlum Mustafa ve karısı Pınar ı özleyerek... Yurdumu, o eski güzelim günleri özleyerek... İşte böyle. n Her yazar için merak ettiğim bir durum var. Fırsat bu fırsattı diyerek size de sormak istiyorum: Bir öykünün başındaki Nihat Ziyalan la sonundaki Nihat arasında fark oluyor mu? Yazmanın bilincimi geliştirdiğine, gençleştirdiğine inanıyorum. Yaşamın içinden hareketle kurmacamın harcını dökerken, Nihat a da yeni bir harç dökülüyordur mutlaka. Daha doğrusu dökülsün isterim. Edebiyatımızın hastalıkları n Demek ki, Üstüme Fazla Gelme Ayçelen yaşadıklarınızdan yola çıkılarak yazıldı? Haklısınız. Yaşamımın bir noktasından çıkarak yazarım her şeyimi. Vardığım yer genellikle çıkış noktamın çok ötelerine uzanır. Çünkü yaşanmışlık geçmiş zamana aittir. Oysa öykü geçmiş zamanı harç yaparak yeniden döküm yapmaktır. Bu da ihtiyaçtan olmalıdır. Bir şey söyleme, o bir şeyi öyküyle derinleştirme isteğinden kaynaklanmalıdır. Bugün edebiyatımızda bir şey söylemeden sayfaları doldurma eylemi var. Milli edebiyatımız dediğim şiir, öykü, roman, çoğunca laf salatasına dönüşmüş durumda. Çoğu romancımız Avrupalı okur için yazıyor gibi. Çünkü yazarların ajansları var, onlar yazdırıyor gibime geliyor. Sonra bu ajanslar o tür kitapları çevirtiyor ve yabancı ülkelerde bastırmak için yola düşüyor. Daha çok romanımız üstünden böyle bir iş kolu yaratılmış durumda. Bu durumda bir Türk Romanı oluşabilir mi? Belki öyküye ve şiire böyle bir ilgi olmadığı için oralarda bir çıkış yapabiliriz diye de umutlanamıyorum. Çünkü romandaki hastalık bu türlere de bulaştırılıyor. Veya yazarlar gönüllü yapıyor. Okuyucuyu soğutan, anlaşılmasın diye yazılan bir şiir... Çoğu dergi editörü diğer dergilerde yazılan şiir gibisini yayınlamak istiyor. Yazarı da şartlandırıyor belki. Samimi, değişik bir dokusu olan şairler görmezden geliniyor. Şiirde kimse kimseyi beğenmiyor, böyle bir salgın hastalıkla karşı karşıyayız. Bence bu yılın şiir olayı Özge Dirik in Ve Yayınları ndan çıkan Nokta Durağı dır. Bu şair başka bir ülkede olsaydı şimdiye dek tepeye kurulmuştu. Ortalıkta salınan şiirin hasını Özdemir İnce elli yıl önce yazmış. Gene, Ve Yayınları ndan çıkan Kargı da da bunu gördüm. Ama Özdemir bir şey söylemek için yazmış. Üstelik anlaşılmaz şiir yazanların başucu kitaplarını Türkçeye çevirenlerin başında geliyor Özdemir. Ama şiiri yalın ayaktır, toprağının kokusu, yaşam karşısındaki duygu ürpermesini duyumsarım okuduğumda. n Yemek tarifleri var öykülerinizde. Adana kebabının tarifi örneğin. O tarifi uygulayan her okuyucu kebap yapabilir bence. Güzel yemek yaptığınızı da biliyorum. Yemek kitabı yazmayı düşünüyor musunuz? Şalgam fıçılarının içine doğmuş biri olarak keşke şalgam tarifini de yazsaydım. Bir başka öyküde, ama öykü isterse yazarım. Yazarlığımla para kazanmayı hiç hedeflemedim. Çünkü yazarak gençleştiğimi, daha doğrusu genç kaldığımı hissediyorum. Yemek tarifi ya- Ödüller panayır tiyatrosu Deniz Günal ile... pılmıştır. Daha önce yapılmışlık edebiyatın düşmanıdır. Yaratıcı yazarlık denilen şey, yaşananın bir noktasından çıkılarak yapılan kurmacadır. Yaşananın bir noktasından yola çıktığı için de samimiyet, içtenlik kokar. Üstüme Fazla Gelme Ayçelen de de bu var. n Neredeyse bütün fotoğraflarınızda Sydney in ünlü Opera House u var. Niçin? Opera House sadece görkemli, dünyada bir marka olarak bilindiği için fotoğraflarımda bulunmuyor. İstanbul Boğazı nı andırdığı, geldiğim yeri hayal de olsa yaşattığı için yeğliyorum. Avustralya nın her yerinde olduğu gibi orada da özgür bir ortam vardır. Şiirli ortamına bir daldım mı, anımsadıklarımla bazen gözümden yaş süzülse de, bir yaşama sevinci do- lar içime. n sessizliğe sığınmak ve kırmızıydı kazağım... Çok hüzünlü. Çok az söyleyerek çok şey sezdiriyor şiiriniz. Yazıldığı zaman anlaşılmayacak olanı duyumsatıyor... Peki, başka neler oluyor Sidney de? Yabancılar Kurtuluş Savaşı nı bizimkilerden iyi biliyor Çok şey oluyor da, en önemlisi şu bence: Cumhuriyet Bayramı sırasında, buradaki Türk Konsolosluğu nun düzenlediği Cumhuriyet i anma töreni yapıldı. Diğer yıllardaki gibi Cumhuriyet, yurdu düşman istilasından kurtaran Atatürk ve silah arkadaşları adına övgü dolu konuşmalar yapıldı. Oysa yürürlükteki AK parti hükümeti Cumhuriyet in dibini oyuyor, başta Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşı kahramanlarını halkın gözünde küçük düşürmek için her şeyi yapıyor. Peki dış ülkelerde bunu neden yapamıyorlar? Bu törenlere gelenlerin neredeyse yarısı yabancı. Atatürk ü ve Cumhuriyet i küçük düşürücü bir konuşmaya izin vermezler. Çünkü onlar Cumhuriyet in nasıl kurulduğunu, Kurtuluş Savaşı nın ne demek olduğunu çok iyi biliyor. Yüzü batıya dönük ülkemizi, akıl almaz numaralarla Doğu ya döndürüyor AKP. Atalarına ihanet eden bir gün bunu öder. Umarım çok kötü olmaz bu. n Avustralya yı, Sydney i bırakıp Türki- n Bu kitap hiçbir ödüle aday değildir notuyla başlıyor kitabınız. Ödüllere karşı mısınız? O panayır tiyatrosunun içinde bulunmak istemiyorum. Çukurova Ödülü bana yetiyor. n Son olarak ne söylemek istersiniz? Kitap ta yazmaya başladıktan sonra Ayçelen adlı dosyamı, ek in editörü, romancı olarak beğendiğim Haldun Çubukçu ya yolladım. Dosyamı Kaynak Yayınları editörü Sadık Usta ya önerdi. Basılmaya karar verilince Haldun Çubukçu dan basıma kendisinin hazırlamasını rica ettim. Severek kabul etti. Adını değiştirdi, birçok yerine sağaltıcı dokunmalar yaptı. Onun sayesinde dosyam daha yetkinleşti. Çektiği yorgunluğu buradan duyumsuyordum. Hiç olmazsa yayına hazırlayan Haldun Çubukçu diye yazılsın istedim. Kitabı elime alınca adını görmedim. Kendine pay çıkarmayacak denli alçakgönüllü olan Haldun Çubukçu ya buradan çok teşekkür ediyorum. Üstüme Fazla Gelme Ayçelen in okuyucuya hayal kurdurabilmesini çok isterim. Bunu yapabilirse çok sevinirim. Kurduğu hayallerin içinde onlarla karşılaştığımızda, merhabalaşırsak sevincim katmerleşir. Bir de, oğlum Mustafa Ziyalan ın Okuyan-Us Yayınları ndan çıkan Çuvallama Ustası adlı öykü kitabına çok sevindim. Daha önce aynı yayınevinden çıkan Su Kedileri büyük ilgi görmüştü. Çuvallama Ustası onu geçen bir kitap. Ne yazık ki Kitap ta, oğlum olduğu için yazamayacağım. Avustralya Ocak, 2015 n Bu yaşama sevinci içinde durum vaziyetinizi tarif eder misiniz? Yaşama sevinci dediysem, çok hüzünlü bir yaşam. Günel Altıntaş ın dediği gibi dokunmasak da ağlayacak gibisin! Bunun kanıtı olarak aylardır üstünde çalışıp bitirdiğim şiiri paylaşacağım sizinle: NARRABEEN PLAJI NDA PİKNİK içimin seksenlik denizinde bir pelikan huyuma uygun dingin, çırpıntısız kayıyor sessizliğin sesini dikerek süzülüyor birdenbire mızraklaştı gagası saplanıverdi suya seyrettim kursağına ineni seyrederken karardı soluğum ısıramadım ton balıklı sandvicimi pikniğe götüren arkadaşım bunca zamandır ilk kez ayrı düşmüştü sevdiğinin doğum gününden o ne gördü bilemem pelikanın yarılıp kapanan gagasında kursağında debelenen benim gibi tanık olmuştu bir şeylere belliydi sessizliğe sığınmasından üşüdük aniden arabadan montunu aldı arkadaşım kırmızıydı kazağım

9 23 Ocak 2015 Cuma 10 HÜSEYİN ALEMDAR Kalpjönüm Nihat Ziyalan ve Ayçelen için Çizim: Köksal Çiftçi Kalpjönüm Nihat Abim! Senin kötü adam olmadığını anladığımda Ayçelen ve Mustafa Savaş vardı da Blacktown, Dilvin, Aidan yoktu; Yeşilçam ve katmerli hüzün, şiir kadınların: Fatma Süzmen Hanım ve Nedret Hanımefendi vardı. Yılmaz Güney e kavil kankam, İrfan Atasoy a daimi hemşerim demen, Danyal Topatan, Tuncer Necmioğlu, Nizam Ergüder ve Kâzım Kartal a caneğri-canısı sarılman, amcama benzer Avrupai yakışıklılığın hep vardı. Sen benim Asık Yüzlünün Biri yirmi bir yaşım, Güvercin Uçuşu ilkgençliğimdin. Yıllar sonra bırakma Nihat ı burada/eve götür beni nehir dediğinde, Seyhan da değil de Parramatta nehrinde boğulduğunu nereden bilebilirdim! Şimdi yirmi üçümü Sadri Alışık Sokağı na çıkarsam, yedi sokak yetmiş adım yürüsem üç gençliğimden biri mutlaka sana rastlar, sana sarılır. Bana Kurşun İşlemez den Azrail Benim e, Pire Nuri den Piyade Osman a, Seyyit Han dan Azap a çoğu Yılmaz Güney filmi hangi filmini sepya yapıp yakama repliklesem bendeki sen içimde kocaman büyür. İçim ve Yeşilçam ki, gurbet ve acemi askerlik tadında Şöhret ve Kötü Adam metrajlı senin iki şiirin; biri orta biri uzun metraj: İş davetiyesindeki adresim:/cihangir Kumrulu Sokak, Martı Apartmanı,/zemin kat, kapıcı dairesinin yanı//üst katımda Fethi Naci, Emel, Deniz/geceleri onların topuk sesi/giriş katında Pirko Çiyiltepe, oğlu Atlan/onlara bitişik, Fransız kız arkadaşıyla/kameraman Cengiz Tacer/En üst katta da Erdoğan Tokatlı, abisi Atilla diyen sesin sen gittin gideli derin kesik. Sydney den Adana ya roman cümlesi Kalpjönüm Nihat Abim! Senin kötü adam olmadığını anladığımda ikimizin sırdaşı oldu Ayçelen; sen her ne kadar burnum sesime giriyor/anlaşılmıyor söylediklerim desen de senden sözler/kitaplar getirir bana Ayçelen. Öyle ki Severim Pazartesileri sayesinde haftaya iyi başlıyorsam, sağ yanımda Ayçelen sol yanımda sen varsın. Ayçelen in en çok sevdiği kitap Attım Kapağı Yurtdışına olsa da benim başucu romanım Güneşle Damgalı, bil isterim; ne kadar kendime gidip uzaklara kaçsam pelerinim Kısa Pantolonlu Sevda, beni bırakma! Sen gittin gideli, attan düşüp artist olan hayatınla içine şiir diye attığın kalbin Sydney den Adana ya nasıl da roman cümlesi: Üç kız, üç erkek/altı kardeşten/bir kızlar kaldı/bir de ben! Sesime gel dediğin yerde, kalbine ve sesine dokunan iki oğlun var işte: Biri New York un Arabı Mustafa, öbürü Kalpzaman Yeşilçam Cepherkülün. İyi ki ömrünün çatalkara üç kavşağı Özdemir İnce, Ülkü Tamer ve Yılmaz Pütün! İki ada, Büyükada ve Avustralya; kalbin ve sesin duyulmadığı zamanlarda n olur ağlama! Çoğu Yılmaz Güney filmi hangi filmini sepya yapıp yakama repliklesem bendeki sen içimde kocaman büyür. Kabul, yıllarca Memet Fuat a beğendirmek için yazdın da hani senin şiirlerini, öykülerini ilk okuyan kişi bendim! Herkes Neriman ı İçin Yaşar dan Tatil e, Vapurun Dalgasına Keyfimden mi Yakalandım dan Benim Renkli Hayatım a benden gizlediğin hikâyelerin nasıl da sen ve Söyle, utancın orda da sütbeyaz mı kalbîabim! Sandaletli, saçları Fransız topuzu bu Ayçelen gerçekten senin ilkokul arkadaşın mı? Gidip gelip Vardığım yer Sydney- Blacktown, çakılıp kalmak istediğim yer ya Yeşilçam ya İstiklâl! diyor başka bir şey demiyor çilli-hoppa bu Ayçelen kızı. Kabul, yıllarca Memet Fuat a beğendirmek için yazdın da hani senin şiirlerini, öykülerini ilk okuyan kişi bendim! Hüznü ve yalnızlığı öpen bu Cepherkülü kalıbımla şimdi sana ne demeli! Bu şiir kızın elinde tuttuğu ve benden gizlediği Üstüme Fazla Gelme Ayçelen senin yeni öykü kitabın mı yoksa!? Yapma Ayçelen, uzat bana şu kitabı! Duygularım zaten kum torbası... hüznü-kavgası yedeğinde bir dünyalının yaşadıkları Kendime ve kalbime söz Ah! Türk sinemasının 100. yılında, Kalpzaman Yeşilçam defterime altmış bir filmlik bir Nihat Ziyalan filmografisi şiirleyecektim ki Üstüme Fazla Gelme Ayçelen le çıkıp gelmen bendenizi şaşırttı Ayçelen! Söyle Kalpjönüm Nihat Ziyalan nerede! Parramatta Seyhan ı kulaç atışından tanır da Blacktown un neresi Çukurova! Bilge Olgaç lı Öksüz, İrfan Atasoy ve Yılmaz Atadeniz li Azrail, Yılmaz Güney li Seyyit Han, Atıf Yılmaz lı Kızıl Vazo, Yücel Uçanoğlu ve babamlı Kara Osman bir Nihat Ziyalan resmi bekliyordum ben oysa; biraz Danyal yüzlü biraz da acemi tıraşlı: Pire Nuri nin çekiminde/karataş ın geçimli dalgalarını huylandıran/topatmış sesli Danyal/tısladı Yılmaz a:/elim kolum bağlanacağına/bir kurşunla rolümü bitir arkadaş! Hayat kum torbası, ömür ki bazen tek kurşun işte arkadaş! Kalpjönüm Nihat Abim benim! Şuraya bak, kravatın roman cümlesi, yakaları kalkık Akdeniz mavisi ceketin ise mısra-ı berceste senin. Elimde Ayçelen den aşırdığım on hikâyeden melûl ve mülhem Üstüme Fazla Gelme Ayçelen kitabın. Herkes Neriman ı İçin Yaşar dan Tatil e, Vapurun Dalgasına Keyfimden mi Yakalandım dan Benim Renkli Hayatım a benden gizlediğin hikâyelerin nasıl da sen ve hüznü-kavgası yedeğinde bir dünyalının yaşadıkları. Şunun şurası Türk sinemasının 100. yılı ve yepyeni bir Tüyap Kitap Fuarı. Kendime ve kalbime söz verdim; bütün bir yıl kalpjönüm Nihat Ziyalan için daha bir Yeşilçam sevdalısı olacağım, ölümüne Nihat Ziyalan kitapları okuyacağım. Teşekkürün en büyüğü elbette Ayçelen e; değil mi ki, o hâlâ ikimizin sırdaşı, kalpjönümün çocukluk aşkı ve ilkokul sıralarındaki gibi terütaze!

10 23 Ocak 2015 Cuma Albüm 11 Binbaşı Tayfun da ilk kez baş oyuncu olarak yazılıyordu adı Cemal Süreya şair edebiyatçı Nihat Ziyalan'ı Papirüs kapağına taşıyordu. Bu kapağın bir özelliği var. Hayatta olanların hepsi Kitap ta yazıyor: Kaya Özsezgin, Özdemir İnce, Nihat Ziyalan... Nice esenlik dolu ömürleri olsun. Kedisi Monik ile... Sydney-Eşi Nedret Ziyalan ile... Öksüz filminin setinde (1968) Fatma Girik le... Adana-Çocukluk yılları... Seyithan (Yönetmen: Yılmaz Güney-1968) Danyal Topatan, Yılmaz Güney ve Nihat Ziyalan

11 23 Ocak 2015 Cuma 12 M. SALİH KURT BABİL BALIĞI Kuzeyden öyküler Bir kısa öykü tek bir ruh halini içermeli ve her cümlesi buna yaslanmalıdır. E. A. Poe Merhaba okur, görüşemeyeli bir aydan uzun zaman oldu. 3 yıllık kitap eki maceramızda bu en uzun süre ayrı kalışımız. Bu sürede e-postalarınıza cevap vermeyecek kadar yoğundum. Çoğunu okuduğumu bilmenizi isterim. Güzel haberlerle döndüm. Öncelikle, uzun zaman önce yazdığım bir kitap incelemesinde sizlere önerdiğim (ipucu burada sonlanacak) bir bilimkurgu romanının tercümesini tesadüfen üstlendim. Aksilik olmazsa Nisan ayı içerisinde okuyabileceğinizi düşünüyorum. Bir diğer haber de aksamadan, yeniden haftalık olarak Babil Balığı köşesini yazmak için bir plan ve program hazırladım. Sağlık sorunu yaşamadığım sürece, yoğun bir programın içerisinde düzenli şekilde tekrar haftalık buluşmalarımızı gerçekleştireceğiz. Hemen kolları sıvayalım. Bu hafta uzun zamandır incelemesini yazmak istediğim bir öykü kitabıyla merhaba, demek istedim: İsveçli yazar Karin Tidbeck in öykü toplaması Zeplin. Karin Tidbeck Zeplin Karin Tidbeck Çev: Tülin Er Aylak Kitap 152 s. Jagannath Kafa karışıklığını ortadan kaldırmak için hemen değinelim: Aynı öykü toplaması yurtdışında, yine bir öyküye de adını veren Jagganath adıyla yayımlandı. Aylak Kitap sa ilk Beatrice öyküsünün konusunda bulunan zeplini, kitabın adına taşıyarak Zeplin, adıyla okurlara sunuyor. Bu tercihin Türk okurunun kitapla buluşmasına daha fazla olanak sağlayacağını düşünerek ve esasında toplamadaki en vurucu öykünün Beatrice olduğunu da hesaba katarak bu değişikliği oldukça olumlu buluyorum. Öykülerle ilgili düşüncelerim, öykü bazında farklılıklar içeriyor. Değineceğiz. Ancak başından başlamak gerek, yani, Elizabeth Hand in önsözüyle. Öncelikle Hand, bilimkurgu anlayışını pek de sevdiğim bir yazar değildir. Bilimsel altyapısını her zaman yetersiz bulurum ve bu yüzden de kurguları hep yüzeysel, hep başkasını çağrıştıran bir yapıdadır ve karakterleri kartondan figürlerdir. Drama etkisinin farkında değilmiş gibi yapar, ama bunu modern edebiyatın izleklerinin içerisinde katmanlara ayrıştırmayı beceremez. Bende sabıkalı durumda bulunan bir yazar, bu önsözüyle de aklımdaki çukuruna son küreği sallamış bulunuyor. Bir önsözün nasıl yazılmaması gerektiğini bizlere gösterdiği için kendisine teşekkür ediyoruz. Bizleri esere hazırlamak, dünya çapında ya da yerel okuyucuların hazır ya da aşina bulunamayacağı kurgu yapılarına örneklemelerle önsözü zenginleştirmek yerine, kısmi gözlemlerini abartarak övgü ve güzellemeye yükleniyor. Hatta çağın öykü dehasıyla karşı karşıya olduğumuzu belirtecek kadar iddialı övgülere kadar vardırıyor işi. Önsözü bir izden, bir hazırlık aşamasından çok okurda baştan keskinleştirilmeye çalışılan bir yargının manipülatif, basit oyunlarıyla dolup taşıyor. Bundan ne Tidbeck ne de öyküleri sorumlu değil elbette. Soru şu olmalı; böyle bir önsöze gerçekten gerek var mıydı? Kitaplar ne yazık ki artık bütün dünyada, arkasına az da olsa haklı/haksız isim yapmış bir yazarın övgülerini katarak pazarlanıp duruyor işte. Elimizden bir şey gelmez. Biraz daha, belki İsveç... Kâbus gibi bir önsözün ardından (deneyimli okurdan bahsediyorum elbet, yoksa pazarlamaymış, falanmış çok büyütülecek şeyler değil) Tidbeck in öykülerine gelelim. Tidbeck, henüz genç sayılabilecek (1977 doğumlu) bir kalem olmasına karşın, ne yaptığının bilincinde, belli bir yazı programını oluşturabilecek, kurgusuyla ne yapmak istediği hakkında bir olgunluğa erişmiş bir yazar izlenimi veriyor. 10 yıllık bir süreçte, önce İsveççe yazmaya başlamış, ardından ülkemizde de aşina olduğumuz üzere, ülkesindeki fantezi ve bilimkurguya dayalı süreli yayınların azlığından bunalıp, Weird Tales gibi büyük yayınların peşine düşmüş. İngilizce yazmaya başlamasıyla dünyada fark edilmesi de olanaklı hale gelmiş. Öykü toplamasında önsözün aksine bir dalgalanmayla karşı karşıyayız. Beatrice adını taşıyan ilk öyküsünde, bir zepline aşık olan bir adamla bir buhar makinesine aşık bir kadının öyküsü, daha ilk cümleden merakla okuru ele geçiriyor. Karanlık fantezinin, steampunk alaycılığını taşıyan bir vurdumduymazlıkla aşk ve tutku üzerine insani verilerin, kısa bir öyküde, göze sokulmadan ne kadar güzel işlenebileceğine dair keyifli bir okuma serüveninin ardından, gerçekten de Hand in övgülerini yutmaya hazır hale geliyoruz. Tidbeck sonsözünde Lovecraft e ve öykülerine erken dönemde duyduğu hayranlıktan bahsetse de öykücülüğünün Lovecraft in kimi zaman insanı çileden çıkaran tasvirlemelerindense Vonnegutvari bir kısa ve öz tutuma daha yakın durduğunu söylemek mümkün. İkinci Ove Lindström için Bazı Mektuplar öyküsüyle yazar bir kez daha okuru şaşırtarak İsveç te 70 lerin solcu entelektüellerinin izlerini bir kızın babasına yazdığı mektuplara taşıyor. Dördüncü Rebecka öyküsü çaresizlik hissiyatını okura adım adım geçirmeye muktedir bir şölen. En vurucu kısmını sona saklamasıyla bir nebze hayal kırıklığını yaratsa da öyküye okuru çekmek adına yapılandırması, bir kısa öykü okumanın tatminkâr duygularını sonuna kadar karşılıyor. Bir öykünün ardından bir başka güzel, okurla bütünleşebilen öykü karşınıza çıkıp duruyor; ta ki o bitmek bilmeyen, gereksiz uzun, acemice ve besbelli otobiyografik donelerin serpiştirildiği, yavan, yüzlerce kez işlenmiş bir konuyu temeline (modernizm adına geleneklerin yıkımı) olabilecek en yüzeysel haliyle ilintileyen Rengeyiği Dağı öyküsüne kadar. Ya sabır lar eşliğinde öyküyü tamamladıktan sonra yazarın grafiği düşüşe geçiyor, bir lezzetsiz öyküyü başka tatsız, karanlık mizahı yersizliğinin ötesinde katman oluşturmakta yetersiz, iyi geliştirilmemiş güzel bir ilk fikrin ötesine geçemeyen bir öykü takip ediyor. Augusta Prima öyküsüyle yeniden öykülere biraz canlılık geliyor gelmesine ama bir kez editör kandırmacasına düşüp, en iyi öykülerin başlangıçta tüketildiğine dair seziyi uğraşsanız da üzerinizden silkeleyemiyorsunuz. Bazı öykülerin İsveç e ve Kuzey Avrupa kültürüne aşina, ya da sosyal düzeneğinin bir parçası (dışı da içi de buna dahildir) bireylerde daha farklı anlamlar kazanabileceğini elbette göz ardı etmiyoruz. Sorunun, evrensel ortak bir edebi anlatıda bu verilerin aktarılmamasında yattığının altını çizelim. Öykülerin farklı bir sıralaması (burada sorumlu Aylak Kitap değil elbette, orijinal sıralaması da bu şekilde), tek seferde okumalar için, daha dengeli ve lezzetli bir deneyim sunabilirdi. Tavsiyem, kendinize ait rastgele bir sıralamada okumanız. Sonuç olarak Tidbeck in yetenekli, ümit vadeden bir yazar olduğu şüphesiz karşımıza çıkıyor. Ancak Hand in önerdiği gibi bir edebiyat dehasıyla karşı karşıya olmadığımızı, buna karar verebilmek için daha yıllarca eserlerini okumamız gerektiğini de belirtelim. Yeni bir şeyler anlatabilen, bunu, insani duyguları merkeze alarak okuruna aksettirebilen, önceki yaratılmış fantezileri tekrara yeltenmeden kendi hayal gücünü belirleyebilen bir yazarı, Hand in abartıları haklı ya da haksız olsun, vakitlice keşfedip deneyimlemekte fayda olduğunu düşünüyorum. Özellikle de spekülatif kurgunun geçmişe oranla daha dar, metalaştırılmış sınırlarda (tamamen köreldiğinin aksini ispatlayan artık onlarca yazarımız olduğu için, bu hiçleştirmeden sıyrılmaya övgüler de ancak on yıl öncesine ait kalabilir, bu yüzden sadece daha dar ) kaldığı bir dönemde, okuru heyecanlandıracak öykülere de romancılığa hızlı geçişler yüzünden daha az rastlandığı bir çağda Tidbeck in öykülerini kaçırmayınız. Aylak Kitap a ve Tülin Er e bu öyküleri dilimize taşıdıkları için teşekkürler. Haftaya görüşmek dileğiyle

12 23 Ocak 2015 Cuma 13 TUĞÇE AKYÜZ ERDEM GEZGİNCİ Keçilerin yolunda fiziksel bir deneyim Dünya, sorunları yüzümüze yüzümüze vurup duruyor. Doğruyu yapmaya çağrılıyoruz. Ahlak göstergelerimizin pas tutmaması için günlük hayatta karşımıza çıkan yüzleşmelerde sorguluyoruz. Bu yetmiyor, bazen kör, sağır durmak isteyeceğimiz sorular karşımıza çıkıyor: Bir çocuk insanın ve doğanın şiddetinden nasıl kaçar? Ecce homo. İyi, kötü ve masum arketipleri yine karşımızda. Kaçak bir çocuk, ihtiyar bir çoban ve sert bir babanın anlatıldığı bu roman, Yunan mitleri, Hıristiyan öğretileri ve Budizm e yaptığı imalarla, her türlü inanç ve efsaneden bağımsız, insanı yapayalnız bırakıyor. Tüm hikâyelerin var olma nedeni aslında bu değil midir, Açıkta romanı da insanoğlunun doğasını sorguluyor. Madrid Kitapçılar Birliği nce 2013 Yılın Kitabı Ödülü seçilmiş, 30 ülkede okunan "Açıkta" Jesús Carrasco nun ilk kitabı. Yazar, ülkesinde gelenek ve yenilikçiliği yoğun ve güçlü bir üslupla birleştirdiği için övgüler toplamış; Hollandacaya çevrilen baskısı ile 2014 Avrupa Edebiyat Ödülü ne aday gösterilmiş. İsim, yer ve zaman belirtmeyen bu kitap klasik romanlarının havasıyla yazılmış, edebiyatseverleri doyuracak bir roman. Her şey bir çukurda başlıyor. Dünyanın neresinde olduğu belirsiz kurak topraklarda, yaşını bilmediğimiz bir çocuk, bedeninden pek de büyük sayılmayacak bir kovukta saklanıyor. Kolunu bile kıpırdatmasına izin vermeyen bu delik, onu şimdilik iblislerinden koruyor. Çocuğun iblisleri o ana kadar hep kutsal kitaplardan öğretilegeldiği kötüler değil, etten kemikten insanlar, köyünün erkekleri. Bir dışarı çıkabilse, oradan kurtulabilse, arkadaşlarına anlatmak istediği de bu: Korku, çocuklara anlatılan efsanevi kalelerden yükselmiyor, Açıkta Jesús Carrasco Çev: Saliha Nilüfer Delidolu Yayınları, 160 s. korku köyün sokaklarında kol geziyor. Toprağın altında geçirdiği saatler, sıcak, bedeninin zor dayandığı ızdırap kaçış çabasına son vermeye yetmiyor. Hükmetme arzusu nedeniyle fıçı fıçı su biriktiren baba ve dur durak bilmeyen sarhoş kâhyadan kurtulmaya çalışırken yolda bir keçi çobanıyla karşılaşıyor, böylelikle taşlı arazideki ağır tempolu kaçış yolculukları başlıyor. İhtiyar çoban ona hiç yaşamadığı bir ilişkiyi gösteriyor. O bölgede nasıl hayatta kalacağını öğretirken çocuğa bu işi yapmanın abecesini, uzun ömürlü, hayati bir bilgeliğin anahtarını sunuyor. Carrasco nun lirizmden yüz çevirmeden anlattığı hikâye bir toz zerresinin bile havalanmadığı, zımpara kâğıdı gibi yakan güneşin altında sanrılarla bütünleşik ilerliyor. Keçilerin açtığı yolda ilerlediğimiz bu yolculuğu okumak fiziksel bir deneyim. Korku adeta coğrafyada somutlaşıyor. Zaman zaman çocuğun saklandığı o ilk kovuğa dönme arzusu, kitapta anneden söz edildiği kısa bir an dışında izine rastlanmayan kadın karakterlerin özlemiyle birleşiyor. Tabii hiçbir susuzluk, kuruyan hayvan leşlerinin görüntüsü, dışkı kokusu yanı başımızdaki canavarlardan daha korkunç değil. İspanyol yazarın zengin ve etkileyici bir dille yazdığı bu roman önce sizi susuz, açıkta bırakacak, ancak nihayet yağmur başladığında inanacak bir şeyleriniz olacak. Jesús Carrasco Sıkılıyoruz öyleyse devam Can sıkıntısı dil, din, ırk, cinsiyet, yaş, eğitim seviyesi fark etmeksizin hissedilen ve çoğu zaman def edilmesi gereken bir his olarak algılanır. Nadir olarak can sıkıntısına sahip çıkanlar vardır ki onlar da ondan faydalanmanın yolunu öğrenmişlerdir bir şekilde ve bu demek oluyor ki can sıkıntısı def edilmiyor ama devşiriliyor. Olur olmaz ruhumuzu saran veya ansızın içimize oturan can sıkıntısı Doğan Kitap'ın Renkli Tarih serisinden çıkan Can Sıkıntısının Eğlenceli Tarihi kitabında Peter Toohey tarafından etraflıca incelenmiş. Can sıkıntısı kelime öbeğiyle eğlence kelimesinin zıtlığı sahiden renkli bir anlatının ipuçlarını veriyor olabilir. En azından ben kitabı elime aldığımdan yeni moda eğlendirirken öğreten bir kitapla karşılaştığımı sandım. Kitabın başlarında bu duygunu yerini Bu bölümü bitireyim, işte o zaman eğlenceli kısımlar gelecek umuduna bıraktı. Gelin görün ki öyle olmadı. Eğlence kısmı (en azından kolay okunabilirlik) kitabın renkli kapağında kalmış, sayfalar konudan konuya atlayan minik makaleler şeklinde düzenlenmişti. Sanatın bütün yönleriyle ve bilimsel verilerle çözümlenen o istenmeyen hissi tanıdıkça sevebilir veya ondan kurtulmanın bir yolunu bulmaya yaklaşmış biri olarak rahatlayabilirsiniz. Yazar içinde, köşesinde, bucağında can sıkıntısı geçen ve can sıkıntısı nı çağrıştıran her şeyi kitapta toplamaya çalışmış. Memleketimden can sıkıntısı manzaraları Can sıkıntısının varoluşsal temellerine dair kitapta yazılanları okuyunca memleketimden can sıkıntısı manzaraları gözlerimin önüne geldi. Türkiye'de daha çok boşluk olarak algılanan can sıkıntısı zamanın somut eylemle doldurulması gerektiği yanılgısına kurban gidiyor gibi. Çünkü bir şey üzerine etraflıca düşünmek neredeyse alaya alınıyor. Burada teknolojik oyuncaklar devreye giriyor ve sadece parmaklarımızın hareket etmesi, sınırsız iletişim olanağı can sıkınıtımızı alıp götürüyor. Ancak bu damakta kanayan yara gibi dokunulmaması gereken ama emmekten kendimizi alamadığımız bir paradoks oluşturuyor. Can sıkıntısının kolay çözümleri can sıkıntısını besliyor. Diğer yandan can sıkıntısının köküne inmeyi göze alanlar memlekette ve dünyada yaratıcılığı zorlayabiliyor. Kitapta örnekleri sunulan can sıkıntısının temeli evrimin gerektirdiği bedenin kendisini koruma dürtüsüne dayanıyor. Kötü ve zararlı şeylerden tiksinme duygusu modern insanda evriliyor ve kötü, zararlı sosyal durumlardan sıkılma olarak karşımıza çıkıyor. Bazı insanların bu modern histen beslenip kitaplar yazması, resimler çizmesi ve düşünceler oluşturması yine insanın sınırsız zekasının cilveleri. Of çok sıkıldım dediğimizde bir şeyler yolunda gitmiyordur, bunda herkes hemfikir. Basit anlamda ikiye ayrılan yolda bir taraf sıkıcı durum bir süreliğine kovup anlık değişimlere bırakıyor kendini, diğer taraf ise mevcut durumun neden kötü olduğunu düşünüyor. Eğer kitabı okuyup bitirecekseniz ikinci yola meyil etmeniz olası. Kitabın kapağına kanıp ilk sayfalarda isyan edecekseniz büyük ihtimal kitabı bitiremeyeceksiniz. Belki bu yazıyı okuyarak bir nebze olsun diğer yolu merak edersiniz. Can Sıkıntısının Eğlenceli Tarihi Peter Toohey Çev: Zeynep Koçak Yılmaz Doğan Kitap, 168 s.

13 14 23 Ocak 2015 Cuma Yeni çıkanlar Sosyolojik Düşünme ve Çözümleme Kerim Edinsel, Kabalcı Yayınevi, 584 s. 19. yüzyıl sosyologlarının ortak temel özelliği, toplum teorisi kurmadaki farklı çıkış noktalarına, farklı yöntemsel yaklaşımlarına ve farklı pratik amaçlarına rağmen, bireytoplum etkileşimini toplam bütünlüğü içinde anlamaya çalışmak istemeleridir. Hepsini yönlendiren ortak pratik sorun, değişiminin yasalarını veya kurallılıklarını kavramak, toplumun ve insanın yeni durumunu yakın veya uzak geleceğe dönük olarak anlamlandırmaktadır. Kraliçenin Yemini C. W. Gortner, Çev: Demet Altınyeleklioğlu, Remzi Kitabevi, 384 s. Tarihteki en ünlü ve aynı zamanda en tartışmalı figürlerden biri olan İspanya Kraliçesi Kastilyalı İsabella'nın öyküsü... Güçlü iradesiyle ulusunun birliğini sağlayan, engizisyon uygulamalarını başlatacak kadar katı inançlı ama aynı zamanda Kristof Kolomb'u Yeni Dünya'yı keşfetmeye yollayacak kadar uzak görüşlü... Kastilya'nın kurak düzlüklerinden Sevilla'daki görkemli saraya ve Granada'nın on yıl süren zorlu fethine bir öykü Başıboş Bir Yolculuktan Notlar Fernando Pessoa, Çev: Işık Ergüden, Kırmızı Kedi, 104 s. Fernando Pessoa'dan ( ) bir güldeste, tanımayanlar için tanışma vesilesi... Baştan sona ya da atlayarak okunabilecek, Pessoa'nın şiirli felsefesinin tek bir cümlesiyle günler geçirmeye imkân tanıyan bir seçki..."yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum". Perihan'la Alakadarlar Cemiyeti Ferat Emen, Everest Yayınları, 145 s. "Hayır, onu kirletemezsiniz. Yutturduğunuz meniniz ona necaset bulaştırmaya yetmez..." İnsan kötülüğüne, her yönüyle nüfuz ederek, serin ama irkiltici bir samimiyetle bakabilen bir yazarın artık asıl meselesi insanla değil, Tanrı'yladır. Ferat Emen'in ilk kitabı "Hüsniye Hanımın Ağzı" güçlü bir yazarla karşı karşıya olduğumuzu sezdirmişti; "Perihan'la Alâkadarlar Cemiyeti" ise bu sezginin ne denli haklı olduğunu ortaya koyuyor. Farklı Bir Evren Robert B. Laughkin, Çev: Ulaş Apak, Alfa Yayıncılık, 260 s. "Farklı Bir Evren"de, Nobel ödüllü Robert Laughlin bilimsel sınırın burnumuzun dibinde olduğunu ileri sürüyor; bir kristalin çok sayıda atomun düzenlenmesi sonucu oluşan sertliği ve şekli gibi beliren özellikler dünyasını göz önünde bulunduruyor ve bize fiziğin en temel kanunlarının da aslında nasıl belirdiğini gösteriyor. "Farklı Bir Evren" bize niçin temel fizik kanunları hakkındaki bütün düşüncelerimizin değişmesi gerektiğini gösteren, hayret uyandırıcı bir kitap. Anafartalar - Ağustos Taarruzu Stephen Chambers, Çev: İsmail Hakkı Yılmaz, İş Bankası Kültür Yayınları, 380 s. Çanakkale Savaşı üzerine uzmanlaşmış tarihçi Stephen Chambers, Gelibolu muharebelerini bol fotoğraf, çizim ve harita eşliğinde anlatmaktadır. Askerlerin yazdığı günlüklerden, mektuplardan ve şiirlerden yaptığı canlı alıntılar, savaştaki acılara ve korkulara ışık tutmaktadır. Chambers'ın yine bu dizide kaleme aldığı "Arıburnu: Çıkarma" adlı eseri, yayınevimiz tarafından yayımlanmıştır. Nasıl Bir Türkiye İlker Başbuğ Kaynak Yayınları, 232 s. n 6-7 Eylül olayları Türkiye'ye nasıl zarar verdi? n ABD, Türk Ordusuna bir ders verilmesine hangi olaydan sonra karar verdi? n Balyoz Davası sürecinde Hükümet ve MİT'le yapılan görüşmeler? n Özgürlüğüne kavuştuğunda hangi Genelkurmay Başkanı ona moral verdi? İlker Başbuğ yeni kitabında tabulara meydan okuyor... İlk kez bir genelkurmay başkanı bu kadar açık, doğrudan ve korkusuzca konuşuyor... Bunları bugüne kadar hiç duymadınız... Üç Usta - Balzac, Dickens, Dostoyevski Stefan Zweig, Çev: Zehra Kurttekin, Can Yayınları, 216 s. Roman yazarı aslında kimdir? Stefan Zweig, "Üç Usta"da bu soruya cevap arıyor ve yarattıkları unutulmaz figürler evreniyle epik dünyalar kuran üç edebiyat dehasının eserlerinde dolaştırıyor bizi. Zweig'ın "Dünyanın Mimarları" adını verdiği dizinin ilk kitabı olan "Üç Usta", bireyin hayata tutunma çabası üzerinden Balzac, DIckens ve Dostoyevski'nin eserlerindeki evren modellerini serimliyor. İşte Senin Hayatın Demir Özlü, Yapı Kredi Yayınları, 80 s. Demir Özlü geçen yıl otobiyografik anlatılarına bir yenisini ekledi: İstanbul, İzmir, Paris ve Stockholm günlerinden silinmemiş imgeler, tanıklıklar, anı kesitlerinden oluşan "İşte Senin Hayatın"ı yazdı. Bu kitapta, bir yanda şiddet ve baskı toplumundaki politik sorunların tortusu, öte yanda özünde "sadece bir nostalji" olan yalnız bir yaşamın hiçliğe giden izleri var. Hepsi de somut bir kent dokusu üstünde, duyumsamaların rengârenk ipliğiyle işleniyor. Seküler Yaşam ve Şifacılık Christopher Dole Çev: Barış Cezar Metis Yayıncılık, 312 s. Hem dini şifacılık hem sekülarizm aslında insanların hayatlarını düzenleme ve dünyalarını yeniden inşa etme konusunda çok benzer saiklere sahipler. Dole işte bu iktidarın her iki durumda da nasıl kurulup muhafaza edilebildiğini, geleneksel antropoloji literatürünün ötesine geçip Talal Asad ve Foucault gibi düşünürlerin kavramsal çerçevelerine, özellikle de Ranciere'in "duyumsanabilirin paylaşımı" kavrayışına başvurarak analiz ediyor. New Orleans Cinayetleri Ray Celestin, Çev: D.Kemal Tarım, Esen Kitap, 432 s. Birinci Dünya Savaşı sona ermiş, caz ve blues kentin her yanını sarmaya, Amerika'nın ilk mafya aileleri semirmeye başlamışken kent büyük alkol yasaklarına doğru yol alıyor. New Orleans'ın bol yağmurlu, çamurlu sokaklarında başlayan seri katil avı, fırtınalı bir caz gecesinde zirvesine ulaşıyor. Celestin'in 1919 New Orleans'ında geçen olağanüstü ilk romanında Louis Armstrong da seri katilin peşine düşenlerin arasına katılıyor. Kağıt Ev Carlos Maria Dominguez Çev: Seda Ersavcı Jaguar Kitap, 94 s. Bazı insanlar kitap okumaz, bazıları okur ve kimileriyse okumakla kalmayıp onlarla birlikte yaşar. "Kâğıt Ev", işte bu kitap tutkunlarından Carlos Brauer'in ve onun gizemli ilişkisinin, bu ilişkinin gün yüzüne çıkmasına neden olan bir Joseph Conrad cildinin, kitap ve okuma aşkıyla dolu yaşamların hikâyesi... Carlos Maria Dominguez'in, her ülkede büyük ilgi uyandıran novellasını Seda Ersavcı İspanyolca aslından çevirdi.

14

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015

DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015 DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015 NİSAN AYINDA NELER ÖĞRENDİK? Çiçekleri tanıdık. Çiçekleri gözlemledik. Çiçek türlerini isimlendirdik. Çiçeklerin birer canlı olduğunu öğrendik. Farklı çiçeklerin

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri

ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri 21 Ekim 2005 A company of ( Kadınlar dan hatırlatma) Pazarlama yönetimini geliştirmek için ilerleyebileceğimiz alanlar Hedef

Detaylı

Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik

Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik Çocuk Dergiciliği Alanında Türkiye den İki Örnek Bilim Çocuk ve Meraklı Minik Zuhal Özer 18 Nisan 2013, İzmir Çocuk Dergileri - Amaçlar Çocuklara küçük yaşlardan itibaren bilimi sevdirmek, Bilimin yaşamın

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI Şubat Ayı E-Bülteni 1 İÇİNDEKİLER 1. Doğum günü Olan Yıldızlarımız 2. Mihver Dersler 3. Branş Dersler 4. Kulüpler 2 DOĞUM GÜNÜ OLAN YILDIZLARIMIZ

Detaylı

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri 14 Haziran 2005, Salı A company of Pazarlama yönetimini geliştirmek için ilerleyebileceğimiz alanlar Hedef kitleyi geleneksel

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder.

A: Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder. Karşınızdaki kişinin ismine bakarak onun hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Bunun için söz konusu isimdeki fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal enerji sembollerinin açıklamalarına bakmak gerek. İsimdeki

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

Yaşamımızı sürdürebilmemiz için kullanıp attığımız bazı

Yaşamımızı sürdürebilmemiz için kullanıp attığımız bazı ANA SINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin

SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin SAMSUN BÜYÜKŞEHIR BELEDİYE BAŞKANI YUSUF ZİYA YILMAZ & SAM-DER Avusturyada yaşayan Samsunlular Derneğinin (kısa adı ile SAM-DER in) davetlisi olarak 2010 yılında kurulduğu dönemde Sam-der e geldim ve büyük

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN Sosyal Ajan Marka Uzmanı GİZEM Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ Kokusunda Davet var ÖZKAN Y eni yepyeni bir dergiyle karşınızdayız. Sosyal medyada tanımanız gereken, takip etmeniz gereken kişileri mercek altına

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK Resimleyen: Vaghar Aghaei cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri İç ve Kapak Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Güldal

Detaylı

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç

Beşiktaş Gazetesi. Günlük web Gazetesi 03.11.2012. Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Gazetesi Günlük web Gazetesi 03.11.2012 Salkım Söğüt Saç Beşiktaş Belediyesi'nde belgesel film gösterimleri tüm hızıyla devam ediyor. Levent Kültür Merkezi'nde sinema gösterimleri için de Salkım

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

Dr. Zerrin Ayşe Bakan

Dr. Zerrin Ayşe Bakan Dr. Zerrin Ayşe Bakan I. Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Yeni Güvenlik Teorilerine Bir Bakış: Soğuk Savaş'ın bitimiyle değişen Avrupa ve dünya coğrafyası beraberinde pek çok yeni olgu ve sorunların doğmasına

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

BİZ KİMİZ? ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Atatürk ü ve ideolojisini daha iyi tanımak ve tanıtmak için 1989 yılında ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş olan bir düşünce topluluğudur. Atatürkçü

Detaylı

DUA ETTİĞİNİZDE. J. Robert Ashcroft. ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI

DUA ETTİĞİNİZDE. J. Robert Ashcroft. ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI DUA ETTİĞİNİZDE J. Robert Ashcroft ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI Yeni Yaşam Yayınları İsteme Adresi: ICI P.K.: 33 Bakırköy İstanbul

Detaylı

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA...

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... http://www.dw.de/müslüman-kadın-futbolcular-berlinde-buluş... GÜNDEM / ALMANYA ALMANYA Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu 'Discover Football'

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

4.Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ. 1.İsim : Turgut. 2.Soyadı: Yüksel. 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi. Derece Alan Üniversite Yıl

4.Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ. 1.İsim : Turgut. 2.Soyadı: Yüksel. 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi. Derece Alan Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ 1.İsim : Turgut 2.Soyadı: Yüksel 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi 4.Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İşletme Anadolu Üniversitesi 1998 Yüksek Lisans Doktora 5.Akademik Unvanlar Arts

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak?

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? AMAÇ Amacımız dört temel dil becerisinin bir ayağını oluşturan yazma becerisine farklı bir bakış açısı kazandırmak; duyan, düşünen, eleştiren, sorgulayan insanlar yetiştirme

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları ÇALIŞMA KAĞIDI - 1 Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların başına, yanlış olanların başına ise çiziniz. İlk cümle size yardımcı olmak için örnekte gösterilmiştir.

Detaylı

İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK!

İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK! İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK! ALEM-İ İŞ, NE İŞ? Alem-i İştir kişinin lafa bakılmaz! diyoruz ve iş hayatında yaşadıklarımız konusunda bize, size, herkese esprili

Detaylı

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler 1. Adı Soyadı : HALE TORUN 2. Doğum Tarihi : 07.07.1972 3. Ünvanı : Öğretim Görevlisi 4. Öğrenim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Marmara Üniversitesi 1994 Y.Lisans Radyo Televizyon ve

Detaylı

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983

Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla giriyoruz Yıl 1983 - Turgut Sunalp'e seçim kaybettiren medya kazası - Gaffur'a Vakit zulmü Ve - İki ayrı "KANATLI" kaza RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı * * * Bu haftaki yazımıza geçmişten bir medya kazasıyla

Detaylı

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma 1 of 5 14/10/2010 Stresle Başa Çıkma Stres bizim baskıya karşı duygusal ve fiziksel tepkimizdir. Bu baskı dışsal faktörlerden kendimizin ya da bir yakınımızın yaşam etkinliklerinden, hastalıklarından yaşam

Detaylı

Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler

Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler Öğretenden Öğrenene Tavsiyeler İNGİLİZCE -İngilizce telaffuzun düzeltilmesi adına film ve dizilerin İngilizce alt yazılı olanları izlenilebilir -İngilizce sesli hikâyeler, dinlenerek takip edilebilir.

Detaylı

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK

ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK ÖZEL KIRAÇ ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DEĞERLER EĞİTİMİ RAPORU (NİSAN 2015) KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPMAK 5.sınıf öğrencileriyle Karşılıksız İyilik Yapmak ne demektir? sorusu üzerine sınıfta beyin

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

SARIGÖZLER ORMAN DEDEKTİFLİK AJANSI

SARIGÖZLER ORMAN DEDEKTİFLİK AJANSI SARIGÖZLER ORMAN DEDEKTİFLİK AJANSI DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY (Artık Perili Malikâne değil, Bay Postacı he he) İçinde büyük masa olan ofis Anneciğim ve Babacığım, Lütfen lütfen LÜTFEEEN Kasvetköy e gelip

Detaylı

DESTANLAR VE MASALLAR. Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE. Masal. KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon

DESTANLAR VE MASALLAR. Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE. Masal. KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon DESTANLAR VE MASALLAR Masal Muhsine Helimoğlu Yavuz HILE İLE DILE KÜRT MASALLARI Resimleyen: Claude Leon Yayın Yönetmeni: Samiye

Detaylı

Bugün kadın ve erkeğin daha eşit olacağı bir toplumda yaşamak için sen ne yapacaksın?

Bugün kadın ve erkeğin daha eşit olacağı bir toplumda yaşamak için sen ne yapacaksın? Bugün kadın ve erkeğin daha eşit olacağı bir toplumda yaşamak için sen ne yapacaksın? Çözüm Analizi Araştırma Hakkında 2 Kadın ve Erkeğin Eşit Olduğu Bir Toplum Dünyada ve ülkemizde hemen hemen tüm kurumsal

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi

www.besiktas.com.tr Günlük Kent Gazetesi 5 MART 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Çağdaş Kibeleler Belediyesi nin sekiz sezondur düzenlediği Ustalara Saygı toplantıları, Dünya Kadınlar Günü geleneksel etkinliği Çağdaş

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan Karganın Rengi Siyah! Siyah mı? Evet Emre, siyah. Kara değil mi? Ha kara, ha siyah Cenk, bence kara ile siyah arasında fark var. Arkadaşım Cenk le hâlâ aynı şeyi, kargaların rengini tartışıyoruz. Galiba

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU

ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU ZKÜ DEVREK MESLEK YÜKSEKOKULU YÖNETİCİ ASİSTANLIĞI Öğr.Gör.Afitap BULUT 2012 3. VE 4. HAFTALAR SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ B. SEKRETERİN MESLEKİ ÖZELLİKLERİ İletişim becerisi etkili kullanmak 1.1 Türkçe

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ Sincapları tanıdık. Sincapları gözlemledik. Hayvan türlerini isimlendirdik. Hayvanların

Detaylı

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti SİNOPSİS Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk, 2012 de İstanbul da, 2008 yılında yayınladığı Masumiyet Müzesi romanı ile aynı adı taşıyan bir müze açar. Müzenin içindeki eşyalar, romana konu olan ve

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ŞİİRLER 10 Kasım geldi işte Üzgünüz biz milletçe Atatürk! ü anarız O bizim kalbimizde 10 Kasım geldi işte Koşarız Anıtkabir e Atatürk ü anarız

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

BİRLİKTE YAŞAMA VE KARDEŞLİK

BİRLİKTE YAŞAMA VE KARDEŞLİK ÖZEL ANAKENT İLKOKULU 2013-2014 EĞİTİM ve ÖĞRETİM DÖNEMİ DEĞERLER EĞİTİMİ PROJESİ KASIM - ARALIK SAYFASI Birlikte Yaşama Kültürü ve Hoşgörü Gel Bize Katıl Bize! Şarkısını Söyledik Sınıf içinde, arkadaşlarımızla

Detaylı

ÖZEL ASÇAY ANAOKULU SİHİRLİ ELLER SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ

ÖZEL ASÇAY ANAOKULU SİHİRLİ ELLER SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ ÖZEL ASÇAY ANAOKULU SİHİRLİ ELLER SINIFI HAFTALIK BÜLTENİ Hazırlayan: Ebru BAHADIR ÖĞRETMENİN MESAJI: MERHABA; 18.05.2015-22.05.2015 tarihleri arasında uygulanan etkinliklerin özetini sizlere sunmaktayım.

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfinle kurul Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :1-7. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :4. Syf Sayfası :6. Syf Son Dakika KARABAĞLAR BELEDİYE BAŞKANI MUHİTTİN SELVİTOPU: Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu, belediye tarafından

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor:

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: Kültür ve Sanat Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: NESRİN AKÇA AKOĞUL Nesrin Akça Akoğul Eyüp Devlet Hastanesinde. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapan Nesrin Akça Akoğul. 1992 yılında fotoğraf

Detaylı

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ Her yönüyle edip (edebiyatçý) ve öðretmen Ýbrahim Zeki Burdurlu nun ölümsüz bir yapýtý elinizi öpüyor. Burdurlu bu çalýþmasýnda, cennet Anadolu nun deðiþik yörelerinden

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ - Basın Toplantısı Haber Küpürleri - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel 13.01.2015 Salı Adana İşi nde acayip soygun Bir Acayip Soygun Adana İşi adlı uzun metraj filmin çekimleri

Detaylı