Bayram ertesi fiziksel aktivite önemli

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bayram ertesi fiziksel aktivite önemli"

Transkript

1 Bayram ertesi fiziksel aktivite önemli Ramazan ayı boyunca beslenme düzeni ile birlikte bireylerin fiziksel aktivite düzenleri de değişmektedir. Oruç tutan bireyler, fazla enerji harcamamak ve iftar vaktinden önce acıkmamak için daha önce uyguladıkları egzersiz programlarını bırakmaktadırlar. Bu durum ise gereğinden fazla beslenen ancak hareketsiz kalan bireylerde kilo artışına neden olabilmektedir. Ramazan ayı boyunca yavaşlayan metabolizmanın tekrar düzelebilmesi, vücut ağırlığının dengede tutulabilmesi için bayramdan sonra yeterli ve dengeli beslenme, öğün atlamama, bol su içme vb. sağlıklı beslenme ilkelerine uymanın yanısıra düzenli fiziksel aktivite yapmaya da özen gösterilmelidir. SAYFA 11 DE ÜCRETSİZDİR Üst solunum yolu hastalıklarını birbiriyle karıştırmayın! ÜST solunum yolları enfeksiyonları sıklıkla basit nezle, akut tonsillt, faranjit sinüzit ve gripal enfeksiyonlardır. Bu hastalıkların başlangıç belirtileri aynı olduğu için sıklıkla başlangıçta birbirleri ile karışabilir. Hemen hemen hepsinde ateş, boğaz ağrısı, halsizlik, kırıklık ve kas ağrıları görülür. SAYFA 2'DE Ağız kokusuna karşı iftar ve sahurda dişler düzenli fırçalanmalı HALİTOZİS (ağız kokusu), toplumun büyük bir kısmını etkileyen ve sosyal problemlere yol açan bir semptomdur. Ağız kokusu genellikle dil sırtında ve diş aralarında biriken bakterilerin yemek artıklarını parçalamasıyla ortaya çıkan kükürtlü ve kükürtsüz gazlar sonucu meydana gelir. Bunun dışında çeşitli baharatlar da kendine has koku ve tatları nedeniyle ağız kokusu yapabilir. SAYFA 9 DA Diyabet hastaları Ramazan da nasıl beslenmeli? RAMAZAN ayı toplumsal olarak hayatımızda önemli bir yer teşkil etmekle birlikte bu ayda özellikle diyabetik hastalar oruç tutma konusunda endişeler yaşamaktadırlar. Aynı şekilde hekimlerimizin de bu konuda hastalarına yol gösterirken pek çok faktörü göz önünde bulundurmaları gerekmektedir. SAYFA 16 DA Mangal ve Sağlık Yaşamımızın temel maddesi olan besinler, satın almadan tüketime kadar geçen aşamalarda sağlıklı hazırlama ve pişirme yöntemlerinin uygulanmaması ve hijyenik koşulların yeterince sağlanamaması nedeniyle zararlı hale gelebilmekte ve sağlığımız için gizli bir tehlike oluşturabilmektedir. SAY- FA 19 DA Bilgiyle, Güvenle, Sağlıkla... TEMMUZ-AĞUSTOS 2013 Ramazanda Beslenme Tuz tüketiminde nelere dikkat edilmeli? TUZ tüketimi ile hipertansiyon arasında yakın bir ilişki vardır. Ayrıca fazla tuz tüketimi idrarla kalsiyum atılmasını arttırarak kemiklerden kalsiyum kaybına neden olur. Tuz tüketimini azaltmak için; lezzetine bakılmadan yemeklere tuz eklenmemelidir. Daima taze ve aşırı tuz içermeyen besinler tercih edilmelidir. Satın alınan hazır ürünlerin etiketleri mutlaka okunmalıdır. Tuzsuz ya da tuzu azaltılmış besinler tercih edilmelidir. Uzak Durulacak Besinler Masada tuz kullanılmamalıdır. Baharat ve maydanoz, nane, kekik, dereotu, rezene, fesleğen gibi aroma sağlayıcılar tuz yerine tercih edilmelidir. Turşu, ketçap, hardal, soya sosu vb. yiyeceklerin tuz içeriği çok fazladır. Bu besinlerden uzak durulmalı ya da az ve seyrek tüketilmelidir. Sebze ve meyve tüketimi arttırılmalıdır. Bol su içilmelidir. Su genelde az sodyum içerir. Şişe suları ve maden sularının sodyum içeriğini etiketinden kontrol edilmelidir. Evde tansiyon ölçerken neler yapmalı... 3 Sıcak havalar kalbin düşmanı... 4 İftar abartılmamalı, sahura mutlaka kalkılmalı... 7 Bağışıklık sisteminizi güçlendirin Suyu dengeli tüketin Kronik hastalar hekime danışmalı YAZ aylarının başlamasıyla ile artan hava sıcaklıkları ve özellikle son bir kaç yıldır Ramazan ayının da yaza denek gelmesi birtakım sağlık sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Sağlık Problemlerine Dikkat Sıcaklıkların etkisiyle artan terleme ile birlikte su ve mineral kaybı sonucu, bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri de görülebilmektedir. SAYFA 10 DA Din İşleri Yüksek Kurulu Kararları DİN İşleri Yüksek Kurulu tarafından yapılan görüşmeler sonucunda, birçok kişinin, çeşitli sağlık problemleri nedeniyle tedavi görmekte olduğu ancak bu kişilerin bir kısmının tedavi görürken oruç tutmayı da istediği ifade edilerek, Ancak, bu tedavi ve muayene yöntemlerinin oruçlarına zarar verip vermeyeceği konusunda tereddüde düşmekte ve bu konuda Başkanlığımızdan bilgi istemektedirler." denildi. SAYFA 18 DE Prof. Dr. Nurullah Zengin Başyazı Ramazan Ayı Ramazan ayı toplumumuz için özel zaman dilimlerinden bir tanesidir. Oruç ve diğer ibadetlerin getirdiği hava, daha farklı bir ay geçirmemizi sağlar. Oruç bir yandan gönüllü bir açlık ile insan olarak irademizi güçlendirirken diğer yandan açların ve ihtiyaç sahiplerinin yaşadıklarını daha yakından anlamamızı mümkün kılar. SAYFA 11'DE

2 2 Temmuz-Ağustos 2013 Üst solunum yolu hastalıklarını birbiriyle karıştırmayın! Prof. Dr. Adil ERYILMAZ Op. Dr. Seçil KAYALI ANEAH Kulak Burun Boğaz Kliniği ÜST solunum yolları enfeksiyonları sıklıkla basit nezle, akut tonsillt, faranjit sinüzit ve gripal enfeksiyonlardır. Bu hastalıkların başlangıç belirtileri aynı olduğu için sıklıkla başlangıçta birbirleri ile karışabilir. Hemen hemen hepsinde ateş, boğaz ağrısı, halsizlik, kırıklık ve kas ağrıları görülür. Etiyolojik Ajan Etiyolojik ajanın viral mi yoksa bakteriyel mi olduğunun ayırt edilmesi gerekir. Viral nedenler en sıkboğaz ağrısı nedenidir. Çoğu zaman ani gelişir ve kendi kendini sınırlar. Hastaya ağrı kesici, ağız gargarası ve bol sıvı alımı önerilir. Eğer etken bakteri ise boğaz ağrısının yanında ateş de oluşur. Ateş bu hastalıklarda ayırıcı tanıda en belirleyici bulgudur. Ateş vücudun enfeksiyonlara karşı göstermiş olduğu bir reaksiyondur ve 24 ila 72 saat devam eder. Viral hastalıklarda genellikle 38 dereceyi geçmez. Bu nedenle ateş 38 dereceyi geçmedikçe hastaya antibiyotik verilmemesi uygundur. Antibiyotiklere karşı direnç oluşması, yan etkileri ve maliyeti nedeniyle bu konuda çok dikkatli davranılmalıdır. Bol Sıvı Alımı Basit nezle, virüslerin neden olduğu burun akıntısı, hafif ateş ve boğaz ağrısı ile karşımıza çıkan bir hastalıktır. Genellikle kendiliğinden bir haftada geçer. Hastanın bol sıvı alımı, ağrı kesicilerle şikâyetlerinde azalma görülür. Antibiyotik önerilmez. Grip ve Nezle Grip te genellikle nezle ile karıştırılır. Fakat gripte ateş daha yüksek olur ve Üst solunum yolları enfeksiyonları sıklıkla basit nezle, akut tonsillt, faranjit sinüzit ve gripal enfeksiyonlardır. Bu hastalıkların başlangıç belirtileri aynı olduğu için sıklıkla başlangıçta birbirleri ile karışabilir. Hemen hemen hepsinde ateş, boğaz ağrısı, halsizlik, kırıklık ve kas ağrıları görülür. Tedavi süreçleri farklıdır. hastanın genel durumu daha ağırdır. Gripte de bol sıvı alımı ve ağrı kesiciler ile yatak istirahati önerilir. Akut Farenjit Akut farenjit boğazın arkasının yani farinksin iltihabıdır. Genellikle virüsler sebep olur. Hastada boğaz ağrısı olur. Bol sıvı alımı, ağız gargarası ve ağrı kesici ile şikayetleri geriler. Akut tonsillit ise bademcik iltihabıdır. Virüsler veya bakteriler neden olabilir. Hastada boğaz ağrısı en önemli şikâyettir. Eğer 38 dereceyi aşan ateş varsa bakterilerin neden olduğu düşünülür. Hastanın muayenesinde bademciklerin kızarık olduğu görülür. Kızarıklık dışında bademcikler üzerinde beyaz yapılar da görülebilir. Bademcik iltihabında boğaz kültürü alınması doğru tedavi uygulamamızda bize yol gösterici olur. Kültür sonucu Beta Hemolitik Streptokok tespit edilirse tercihan penisilin grubu bir antibiyotik 10 gün süre ile verilir. Penisilin alerjisi olanlarda diğer seçenekler yine en az 10 gün kullanılmalıdır. Ayrıca ağız gargarası ve ağrı kesici önerilir. Akut sinüzit burun etrafındaki havalı boşlukların yani sinüslerin enfeksiyonudur. Hastada burun tıkanıklığı, sarı-yeşil burun ve geniz akıntısı olur. Bunun dışında hastada yüzde basınç hissi ve baş ağrısı da olur. Tedavide on dört gün antibiyotik, ağrı kesici ve nazal dekonjestanlar kullanılır. Nazal dekonjestanlar beş günden fazla kullanılmaz. Boyuma göre uygun ağırlıkta mıyım? Uygun vücut ağırlığı Beden Kitle İndeksi (BKİ) hesaplanarak bulunur. BKİ formülü aşağıda verilmektedir. BKİ= Ağırlık (kg) / Boy uzunluğu (m)2 Örnek: 1.70 m boyunda ve 75 kg ağırlığında olan bir insanın BKİ değeri şöyle hesaplanır: BKİ= 75 / (1.70)2 = 75 / 2.89 = 26 Yetişkinler için, BKİ' nin 18.5 ile 24.9 arasında olması uygun vücut ağırlığına sahip olunduğunun göstergesidir. BKİ'nin18.5'dan düşük olması, zayıflığın 25 den yüksek olması şişmanlığın 30'un üzerinde olması ise obezitenin (aşırı şişmanlık) göstergesidir. Bel çevresi de vücut ağırlığının değerlendirilmesinde önemli bir ölçüttür. Bel çevresinin erkeklerde 102 cm ve kadınlarda 88 cm üzerine çıkması sağlık riskini arttırır. Aysun PALALI KÖKTAŞ Yazı "Oruç Tutunuz, Sıhhat Bulursunuz" İçinde bulunduğumuz mübarek ramazan ayında gazetemizin Oruç ve Sağlık içerikli özel sayısı ile tekrar sizlerle beraber olmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşıyoruz. Bu sayımızda gerek oruç tutacak olan sağlıklı kişilerin, gerekse bazı hastaların bu ayda sağlık açısından dikkat etmeleri gereken kurallar, konularında uzman olan çok değerli hekimlerimiz tarafından açıklanmaktadır. Son yıllarda ramazan ayının yaz mevsimine denk gelmesi ile bu ibadeti yerine getirirken karşılaşıldığı düşünülen meşakkatlere sıcak havaların yoğun atmosferi de eklenmektedir. Tüm bu meşakkatlere rağmen oruç tutabilenlere ne mutlu. Hayatı ve öğretileri ile tüm insanlığa rehberlik eden Hz. Peygamberimizin de buyurduğu gibi, Oruç tutunuz, sıhhat bulursunuz. Sağlık açısından bir mahzuru bulunmayan Müslümanların tuttukları bu oruçlarının gerek sağlık açısından gerekse bedenen faydalarının yanı sıra bireylere ve toplumlara katacağı manevi katkıları da belirtmeden geçemeyiz. Her şeyden önce oruç bizlere sabırlı olmayı öğretir. Oruç tutan kişi belli bir zaman dilimi içinde yeme-içme gibi temel ihtiyaçlarına karşı koyarak karşısına çıkabilecek güçlüklere karşı daha sabırlı, daha dayanıklı olur ve insan bu sayede nefsine hükmeder ve böylece iradesi daha da güçlenir. Oruç tutmak toplumun ahlaki hayatını değiştirir, güzelleştirir. Oruç tutan kişi sürekli Allah ı hatırlar, Allah a kulluk görevini yerine getirirken kötülüklerden daha fazla sakınmaya çalışır, iyiye güzele yönelir. Oruç insanların merhamet duygularını uyandırır. Oruç ile vicdan duygumuz gelişir. Oruç tutan kişi açlığın, susuzluğun gerçekte ne demek olduğunun farkına varır. Aç insanların halini anlamaya yardımcı olur, oruç tutan yoksul insanlara karşı daha şefkatlimerhametli olur, yoksullara yardım eder. Böylelikle bireyler arasında sevgi, merhamet, yardımlaşma duyguları gelişir. Yukarıda sadece örnekleme olması amacıyla yazmaya çalıştığımız orucun bireyin ve toplumların manevi hayatlarına katkılarına daha birçok şey eklenebilir. Görünen veya görünmeyen, hissedilen veya hissedilmeyen, bilinen veya bilinmeyen yönleriyle onlarca faydası bulunan orucu huşu içinde karşılayanlara selam olsun. Millet olarak nice ramazanları da sağlık ve mutluluk ile geçirmeyi dilerken, tüm Türk - İslam alemine hayırlı bir Ramazan diliyorum

3 Temmuz-Ağustos Hipertansiyon ölümcül hastalıklara sebep olabilir 50 yaş üzerindeki iki kişiden biri tansiyon hastası Doç. Dr. Fatih DEDE ANEAH Başhekimi, Nefroloji Kliniği Eğitim ve İdari Sorumlusu Hipertansiyon kontrol ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Tedavinin en önemli basamağı hastanın hastalığını ve sonuçlarını bilmesi ve düzenli takiplerine devam etmesidir. Hastaların takibinde evde kan basıncı ölçümü, tedavideyse yaşam tarzı değişiklikleri başarıya ulaşmanın temel unsurlarındandır. HİPERTANSİYON, 50 yaş üzerindeki her iki kişiden birinde mevcuttur. Kan basıncının (tansiyon) sürekli olarak, sistolik (büyük) 140 mmhg, diyastolik (küçük) 90 mmhg nin üzerinde saptanmasına hipertansiyon diyoruz. Kan basıncı ölçümü evde yapılıyorsa, 135/85 mmhg nin üzerindeki değerler hipertansiyon kabul edilir. Hipertansiyon erken dönemde belirgin bir şikâyete yol açmasa da; kalp ve damar hastalıkları, felç, görme kaybı ve böbrek yetmezliği gibi birçok ölümcül sağlık sorununa neden olabilir. Kırk yaş üzerindeki herkes, özellikle risk grubundaysa (ailede hipertansiyon öyküsü, şişmanlık, yetersiz egzersiz, stres, sigara, şeker hastalığı); muhakkak yılda en az 1 kez kan basıncını ölçtürmelidir. Hipertansiyonun tek teşhis yöntemi, koldan tansiyon ölçülmesidir. Hastalığın takibinde bilek veya koldan ölçüm yapan cihazlarla evde kan basıncı ölçümü önemlidir. Piyasada satılan cihazların bazıları bu işlem için uygun değildir. Özellikle bilekten ölçüm yapan cihazlarda hatalı ölçüm sıktır. Koldan ölçüm yapan cihazlar kullanılmalı ve doğru cihaz markası için hekimle görüşülmelidir. Kan basıncı ölçümü öncesi nelerden kaçınmalıyız? Ağrılı, yorgun, ateşli ve stresliyken ölçüm yapılmamalıdır. Yemek yenildikten sonra en az 2 saat; sigara, kahve, kolalı içecekler ve çay gibi gıda alımı varsa en az yarım saat ölçüm ertelenmelidir. Ölçüm sırasında idrar veya büyük abdeste sıkışık olmamalıdır. Ölçüm sırasında bacak bacak üstüne atılmamalı, avuç kapalı olmamalı, hareket edilmemeli ve konuşulmamalıdır. Yapmayın!.. Çok sık kan basıncı ölçmek, gereksiz streslere neden olabilir. Evde ölçümlere göre asla tedavinizi düzenlemeyin. Doktor kontrollerinde nelere dikkat edilmelidir? Kontrolden önceki 7 gün boyunca kan basıncı sabah ve akşam, 1-2 dakika arayla ikişer kez ölçülmeli ve günde toplam 4 ölçüm yapılmalıdır. Ölçümler ilaçlar alınmadan ve yemekten önce yapılmalıdır. Doktora giderken kayıtlar getirilmelidir. Cihazın hafızası varsa, aletin götürülmesi yararlıdır. Kontrole giderken ilaçlarınızı yanınıza alınız. Unutmayın!.. Manşeti kalp seviyesinden yüksekte tutarsanız, kan basıncınızı yanlışlıkla düşük ölçersiniz. Kontrol günü aç olarak kan vermeniz gerekse bile, ilaçlarınızı çok az bir suyla içebilirsiniz. Gün içi aktiviteler, yorgunluklar ve streslere bağlı kan basıncınızda değişimler olabilir. Bu anlık değişiklikler nedeniyle üzüntüye kapılmayın. Önemli olan bu değişimlerin sık, devamlı ve çok aşırı değerlerde olmasıdır. Böyle bir durumda, muhakkak hekime başvurun. Evde yapılan ölçümlerde, iki kol arasında 10 mmhg dan fazla fark varsa, yüksek olan koldan ölçüm yapılmalıdır. Hipertansiyon tedavi edilebilen bir hastalıktır Hipertansiyon tedavi edilebilir bir hastalıktır. Tedavinin en önemli basamağı, yaşam tarzı değişiklikleri (tuz kısıtlaması, ideal kiloya ulaşmak, düzenli egzersiz, meyve ve sebze tüketimini arttırmak ve yağlardan kaçınmak) konusunda hastalarımızın yapacakları çok iş vardır. Hazır gıda tüketimi azaltılmalı ve tuz bir damak tadı ihtiyacı olarak tüketilmemelidir. Sigaranın mevcut riskleri ikiye katladığı unutulmamalıdır. Yaşam tarzı değişiklikleriyle sağlanan başarının, bir ve hatta iki ilaca karşılık geldiği unutulmamalıdır. Prof. Dr. Hürrem BODUR Editörden Yaz ve Mide Barsak Enfeksiyonları Yazın gelmesi ve sıcakların artması ile vücudumuzun günlük su ihtiyacı da artmaktadır. Bir de yaz aylarında açıkta, uygun saklama koşullarında bekletilmeyen gıdaların ve içeceklerin tüketilmesi, mide barsak enfeksiyonlarına açık davetiye çıkarmaktadır. Sıcak havalarda gıdaların üzerine hijyen kurallarına dikkat edilmediği için bulaşmış mikroorganizmalar hızla çoğalırlar. Gıdalara bulaşmış mikroorganizmaların ya da salgıladıkları toksinlerin etkileri ile bulantı, kusma, karın ağrısı bazen bunlara ateşin de eklenmesi ile besin zehirlenmesi dediğimiz hastalık tablosu ortaya çıkar. Sadece birkaç kez kusma veya hafif ishal tablosundan, bazen ölümcül olabilen ağır klinik tablolara kadar geniş bir yelpazede klinik belirtiler görülebilir. Besin zehirlenmelerinin en önemli sonucu vücuttan sıvı ve elektrolit kaybına neden olması ve ihtiyaç duyulan sıvı ve elektrolitlerin yeterince alınamamasıdır. Klinik durumun ağırlığı, etken mikroorganizmanın türü, alınan bozuk gıdanın miktarı ve kişinin direnci ile de ilgilidir. Hastalıktan en çok uç yaşlar dediğimiz bebekler, yaşlılar ile diyabet, böbrek yetmezliği gibi kronik hastalığı ve organ yetmezliği olanlar etkilenmektedir. Sıvı elektrolit kayıplarının bir başka tehlikesi ise inmeler, kalp krizi ve böbrek yetmezliklerine davetiye çıkarmalarıdır. Peki nelere dikkat etmeliyiz; 1- Açıkta satılan ve beklemiş gıdaları tüketmekten kaçınmalıyız 2- Sebze ve meyveleri taze olarak ve bol su ile iyice yıkadıktan sonra tüketmeliyiz 3- Taze pişirilmiş gıda tüketmeli ve temiz su içmeliyiz 4- Şüpheli bir gıda alımından sonra ishal veya kusma şikayetleri olduğunda yeterince sıvı alamıyorsak, hekime başvurmalıyız 5- Bebekler, yaşlılar, kronik hastalığı ve organ yetmezliği olanlarda sıvı kaybı ve diğer komplikasyonlar açısından daha dikkatli davranmalıyız ve hekime başvurmada gecikmemeliyiz 6- Hekim tavsiyesi olmadan rast gele ishal durdurucu veya antibiyotik türü ilaçları kullanmamalıyız. Evde tansiyon ölçerken neler yapmalı M Uluslararası güvenilirliği kanıtlanmış amblemin bulunduğu, pil gücü yeterli ve koldan ölçüm yapan cihaz kullanılmalıdır. M Cihazın kullanım kılavuzu dikkatlice okunmalıdır. M Manşeti (kola sarılan kısım) uygun bir cihaz alınmalıdır. M Ölçüm yapacağınız mekân rahat, ideal sıcaklıkta ve gürültüsüz olmalıdır. M Cihaz işlem esnasında kolaylıkla ulaşılabilecek şekilde hastanın yakınında olmalıdır. M Ölçümden önce en az 5 dakika dinlenilmelidir. M Ölçüm yapılan kol tamamen çıplak olmalı ve kolu sıkan giysiler çıkarılmalıdır. M Oturma pozisyonu rahat olmalıdır. Sırt yaslanmalı ve ayaklar yere tam basmalıdır. Ölçüm yapılacak kol, bir masa veya uygun bir destekle alttan desteklenmelidir. Avuç açık ve yukarı bakıyor olmalıdır. M Manşet sarılmadan önce kolun iç yüzündeki atardamar elle hissedilmeli, manşet atardamardan 2-3 cm yukarısından bağlanmalı, çok sıkı veya gevşek sarılmamalı ve manşetten çıkan hortum damarın üzerinde olmalıdır. M Manşet kalp seviyesinde olmalıdır. Ölçüm kaydedilmelidir. Tekrarlayan ölçümlerde manşetin havası tamamen boşaltılmalı ve 1-2 dakika beklenmelidir. Bilekten ölçüm yapan alet kullanılıyorsa, cihaz kalp seviyesinde tutulmalıdır.

4 4 Temmuz-Ağustos 2013 Sıcak havalar kalbin düşmanı! Dr. Hülya ÇİÇEKÇİOĞLU ANEAH Kardiyoloji Kliniği HAVA sıcaklıklarının artması ile birlikte kalp ve tansiyon ile ilgili şikayetler de artış gösteriyor. Kalp hastaları dört çeşit hastalık nedeniyle yazdan etkileniyor. Bunlar koroner arter hastalığı, kalp yetersizliği, hipertansiyon ve kalp kapak hastalıkları. Kalp yetersizliği ve kalp kapak hastalarının yazdan etkilenme nedeni idrar söktürücü kullanmalarından ileri geliyor. Çünkü bu hastalar vücutlarındaki fazla su ve tuzu idrarla atarlar. Ancak yazın çok terledikleri için terleme ile de tuz ve su atacaklarından özellikle tuz kayıpları aşırı miktarda olmaktadır. Bu da halsizlik, bitkinlik ve ritim bozukluğuna yol açabilir. O nedenle yazın idrar sökücü kullanan hastaların doktorlarına danışarak idrar söktürücü ilaç dozunu gerekli miktara gelecek şekilde azaltmaları gerekiyor. Koroner kalp hastaları bol su içmeli Koroner kalp hastalarında ise kan akışkanlığı çok önemli. Bu hastalara kan sulandırıcı ilaçlar veriliyor ki, kanlarının akışkanlığı artsın. Ancak koroner kalp hastaları yaz aylarında çok fazla terledikleri için 1-2 litrelik su kayıplarında kanları koyulaşıyor ve akışkanlığı da buna bağlı olarak azalıyor. Bu da çok kritik olmayan bir darlıkta oluşabilecek bir pıhtının hiç beklenmeyen ve sonu ölümle sonuçlanabilen bir enfarktüse neden olabilme ihtimalini artırıyor. Bu nedenle koroner kalp hastaları aşırı sıcaklardan kesinlikle kaçınmalılar, güneşin dik konumda olmadığı sabah erken ve akşamüstü saatlerinde denize girmeliler ve bol bol su içmeliler. Su, onların terlediklerinde kaybettikleri su miktarını geri kazandırıyor. Güneş altında alkol almayın Bütün kalp hastaları için önemli olan bir nokta da, güneş altında kesinlikle alkol almamaları. Özellikle yüksek tansiyonu olan hastalar güneş altında alkol almaktan kaçınmalı, az az sık sık yemeli, ağır ve yağlı beslenmekten kaçınmalıdır. Koroner hastalarının günde en az iki litre ve daha çok su içmeleri, ağır ve yağlı yemekler yerine günü sebze ve meyve ile geçirmeleri gerekmektedir. Sporu sabah ya da akşamüstü saatlerine bırakın Kalp hastaları kesinlikle güneşin dik geldiği ve güneş ışınlarının dik olarak geldiği saatleri arasında dışarıda dolaşmamalı, kesinlikle spor yapmamalı, yürüyüş için de sabah erken ya da güneşin batmak üzere olduğu saatleri tercih etmeliler. Denizden faydalanma konusunda ise bu kadar hassas olmalarına gerek yok. Kısa süreli denize girip tekrar gölgelik alanları tercih edebilirler. Hipertansiyon hastalarının ilaçları yaza göre düzenlenmeli Hipertansiyonu bulunan ve idrar söktürücü ilaçlar kullanan hastaların yeterli miktarda sıvı almaları çok önemlidir. Aksi takdirde ani tansiyon düşmeleri, böbrek fonksiyonlarında bozulmalar ortaya çıkabilir. Bunun yanında tansiyon düşürücü olarak kalsiyum kanal blokeri kullanan bazı hastaların sıcaklarla birlikte bacaklarında ve ayak bileklerinde gözlenebilen şişliklerde artış olmaktadır. Bu durumdaki hastalar tuz kısıtlamasına biraz daha fazla dikkat etmelidir. Hipertansiyon çoğunlukla herhangi bir şikayete yol açmayan bir hastalık olduğundan çoğu hasta kan basıncındaki değişikliklerin farkına varamaz. Özellikle mevsim değişikliği dönemlerinde kan basıncındaki değişiklikleri daha yakından izlemekte yarar vardır. Bu nedenle, yüksek tansiyonu bulunan hastalar yaz aylarında herhangi bir sorun yaşamamak için doktorlarına danışmalıdır. Böylelikle bu hastaların ilaç kullanımları eğer hekimleri tarafından gerekli görülürse yaz dönemi için yeniden düzenlenebilir. Aşırı sıcaklarda kalp krizleri artıyor Aşırı sıcak ve nemli günlerde, kalp krizi geçiren veya kalp ve damar hastalığı nedeni ile yaşamını yitirenlerin sayısı artış göstermektedir. Aşırı sıcak dalgalarının yaşandığı yıllarda yapılan gözlemsel çalışmalarda özellikle yaşlı ve yandaş hastalıkları olan hastaların daha fazla etkilendiği görülmüştür. Yazın kalp sağlığı nasıl korunur: $ Sıcak havanın metabolizmanın çalışmasını olumsuz etkilemesini engellemek ve yaz aylarını sağlıklı geçirmek için alınacak bazı temel tedbirleri ise şöyle sıralamak mümkün. $ Yaz aylarında açık renkli, rahat ve bol, terlemeyi artırmayan kumaştan yapılmış giysileri tercih edin. $ Ağır, yağlı yemeklerden kaçının, az ve sık aralıklarla, sebze ve meyveden zengin bir tarzda beslenmeye çalışın. $ Alkol alıyorsanız dikkatli olun. Özellikle güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde açık havada güneş altında kesinlikle alkol almayın. $ Yaz aylarında günlük sıvı ihtiyacı 2-3 litreye çıkmaktadır. Yazın günde litre su tüketmeye özen gösterin. $ Soda ve maden suyu tüketiminde dikkatli olmalıdır. Kontrolsüz maden suyu ve soda tüketimi tansiyonu yükselteceği gibi, kalp yetmezliği bulgularının da ortaya çıkmasına ya da daha ağırlaşmasına neden olabilir. $ Özellikle güneşin dik olduğu saatlerde açık havada dolaşmayın. $ Terle birlikte vücudumuzda elektrolit, özellikle de sodyum kaybı fazla olacağından, doktorunuzun fikri doğrultusunda tuz kullanın. $ Denize, sabah ve akşam saatlerinde aç karnına girin, kumda güneş banyosu yapmayın, denizde kıyıya paralel olarak yüzün. Açıklarda yüzmeyin. $ Doktorunuza danışarak hipertansiyon ilaçlarınızın yaza göre düzenlenmesini sağlayın. $ Uzun seyahate çıkmadan mutlaka kalbiniz ile ilgili kontrollerinizi yaptırın.

5 Temmuz-Ağustos Dişleriniz Çürümeden Prof. Dr. Adil ERYILMAZ Beyaz Köşe Önlemini Alın Diş Hekimi Öztan YOSUN ANEAH Ağız ve Diş Sağlığı Birimi SİNDİRİM sisteminin başlangıç evresi ağız bölgesidir. Sağlıklı beslenmek yaşam kalitesini direkt ilgilendirir ki, ağız ve diş sağlığının en üst seviyede olması diş ve dişleri tutan tüm dokuların hijyenik, bakterilere karşı dirençli ve çiğneme fonksiyonlarını en iyi şekilde yerine getirmesi büyük önem taşımaktadır. Burada birinci görev mevcut olan dokuların kişi tarafından korunması, yani iyi bir hijyen sağlanması, diğer bir görev ise mevcut dokularda birçok sebebe bağlı olarak meydana gelen tüm harabiyetler, yıkımlar, diş kayıpları, ağrılı durumlar ve enfeksiyonların diş hekimi tarafından giderilmesidir. Öncelikle diş eti hastalıkları ve diş çürüklerinden bahsetmeliyiz. Dişler- Bebek (0-2yaş) ve çocukların (2-12 yaş) beslenmesinde neye dikkat edilmeli? Sahurda da yemek yedikten sonra diş fırçalamadan yatmamalıyız. Şayet fırçalamadan yatılır ise diş yüzeylerine biriken gıda artıkları gün boyunca kalacağı için kişinin kendisini ve çevresini rahatsız eden bir kokuya neden olur. de çürük yok olamayan ve hayat boyunca süreklilik gösteren bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir diğer sorun ise dişleri tutan dokuların hastalıklarıdır. Bu dokular ise diş etleri ve çene kemiğidir. Bebeklerin sıvı kaybını su ve ayranla giderin SICAK havada dikkat etmeniz gereken en önemli nokta çocuğunuzun artan sıvı ihtiyacıdır. Bebeğiniz ne kadar küçükse sıcak havadan o kadar fazla etkilenecektir. Çocuğunuzun ve bebeğinizin kaybettiği sıvıyı muhakkak yerine koymalısınız. Bebeğiniz için en uygun sıvı, 0-6 ay sadece anne sütü 6. ayın sonunda yoğurt, meyve püresi, yumurta sarısı, sebze çorbası gibi tamamlayıcı besinlere geçişle birlikte su da verilmeye başlanmalıdır. Daha büyük çocuklarınız için su, kefir, taze meyve suları ve ayran arasında tercih yapabilirsiniz. Yaz aylarında bebek ve çocuklarda yaygın olarak görülen ishallerin önlenmesinde el hijyeni ile sebze ve meyveleri yemeden önce iyice yıkamak çok önemlidir. İshali olanlar en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Dişlerimizi neler çürütüyor? Ağzımızda asite dönüşen her şey çürüğe neden olabilir; karbonhidratlı yiyecekler, şeker, çikolata, hatta pilav ve makarna da dahil! Ama bu, hiçbir şey yemeyeceğimiz anlamına gelmesin. Yediğimiz şeylerin asite dönüşmesini engellememiz gerekir. Bunun tek yolu da mekanik temizliktir. Dünya Sağlık Örgütü; diş çürüğünü davranış ve beslenme hastalığı olarak tanımlıyor. Asite dönüşen gıdaların sık tüketilmesi çürük riskini artırıyor. Bu nedenle karbonhidratlı besinlerin ana öğünlerde alınması öneriliyor. Mekanik temizlikten bahsettiğimiz günlük 3 defa diş fırçalanmasıdır. Bu olay aynı zamanda diş eti hastalıklarını da engellemektedir. Diş eti hastalıklarından nasıl korunuruz? Dişler kök yüzeylerindeki lifler aracılığıyla çene kemiğine tutunurlar. Bu yapının üst yüzeyi diş eti ve ağız dokusuyla kaplıdır. Yemeklerden sonra dişler fırçalanmaz ise gıda artıkları dişlerin yüzeylerinde birikir ve tükürük ile birleşip bakteri plağı adı verilen mikrop dolu plaklar şeklinde bu yüzeylere yapışır. Sonrasında diş etleri olaydan etkilenir. Doğal yapısını kaybeder. Şişer, kızarır, kanar. Ayrıca ağız kokusu da meydana gelir. Bu plaklar diş çürüğüne de neden olmaktadır. Daha ileri dönemlerde ise burada biriken mikroorganizmalar çene kemiğine de ilerleyip kemiği eriterek dişlerin sallanması ve kaybına neden olurlar. Sonuç olarak diş fırçalamak ağız sağlığının vazgeçilmezidir. Olası birçok ağız içi hastalık diş fırçalama ile engellenecektir. Ramazan ayında özellikle oruçluyken uzun bir süre boyunca ağız içine sıvı alınmadığı için ağız kuru kalacaktır. Arada bir ağız su ile çalkalanmalıdır ki birikintiler dişlerin arasından uzaklaştırılsın ve koku engellensin. Sahurda da yemek yedikten sonra diş fırçalamadan yatmamalıyız. Şayet fırçalamadan yatılır ise diş yüzeylerine biriken gıda artıkları gün boyunca kalacağı için kişinin kendisini ve çevresini rahatsız eden bir kokuya neden olur. Burun Kanamaları Çoğu kişi hayatında en az bir kez burun kanaması geçirmiştir. Kulak burun boğazda en sık gördüğümüz şikayetlerden biridir ve çoğu zaman can sıkıcıdır. Çoğu zaman kendiliğinden veya kolayca durdurulur. Fakat bazen korkutucu ve yaşamı tehdit edici olabilir. Burun kanamasının en sık nedeni travmadır. Özellikle küçük çocuklarda burun ile oynama en sık burun kanaması nedenidir. Bunun dışında burundaki eğrilik (kret) kabuklanma, çocuklarda yüksek ateş, iklim ve mevsim değişikliği(çok sıcak hava şartları), burunda yabancı cisim, kanama bozuklukları, hipertansiyon burun kanamasına neden olabilir. Burun içerisindeki damarların adele tabakası olmadığından kolayca kanama olur. Özellikle yüksek tansiyonu olanlarda burunda kanama olması daha hayati organların kanamasını engelleyebilir. Özellikle sıcak havalara bağlı ya da ateşi olan küçük çocuklarda burun kanaması olduğunda panik olunmaması gerekmektedir. Öncelikle bir yere oturduktan sonra burunun ucundaki yumuşak kısmı başparmakla diğer iki parmak arasına alınmalı ve beş dakika beklenmeli. Enseye, burun kenarlarına ve yanağa soğuk uygulanması doktora başvurmadan öncelikle ilk tedavi basamağı olmalıdır. Takibinde kanama durmaz ise mutlaka doktora başvurulması gerekmektedir. Doktora başvurulduğunda hastanın sistemik ve burun muayenesi yapılır. Kanamanın sistemik bir nedenden mi yoksa buruna ait bir nedenden mi olduğunun ayırt edilmesi gerekir. Öncelikle hasta sakinleştirilir, her iki nazal kavite temizlenir ve kanama odağı belirlenmeye çalışılır. Yaşlılarda genellikle burnun arka kısmında, çocuklar ve genç hastalarda burnun ön kısmında kanama odağına rastlanılır. Eğer kanama fazla değilse burnun içerisinde herhangi bir kitle ya da patoloji olup olmadığı belirlenir. Burnun endoskopik muayene yöntemi tanı da çok yararlandığımız bir muayene yöntemidir. Kanamanın durdurulması için yapılabilecek işlemlerden ilki burun mukozasının yakılmasıdır. Burun ön kısmındaki kanama odağına kimyasal maddeler uygulanarak kanama durdurulur. Yakılma işlemi tek taraflı yapılmalıdır. Burun her iki tarafına yakılma işlemi yapılırsa burun kemiğinde delinmeye neden olabilir. Diğer bir tedavi yöntemimiz ise burun içine tampon konulmasıdır. Burnun ön kısmından kaynaklanan kanamalarda anterior nazal tampon adını verdiğimiz tampon konulur.. Her iki nazal kaviteye uygulanmalıdır. Genellikle 48 saat burunda kalır. Hastaya enfeksiyonu önlemek amacıyla antibiyotik tedavisi ve hapşırmayı önlemek için antihistaminik tedavi başlanır. Genellikle kanama durur. Bunun dışında hastanın tansiyonu ölçülür ve başta kan tetkikleri olmak üzere gerekli tetkikler istenir. Tampon konulmuş ve ikinci kez hastaya müracaat edenler ya da aşırı kanaması olanlar mutlaka hastaneye yatırılır. Kanamanın burnun arka kısmından kökenli olduğu durumlarda posterior tampon ya da nazal balon katater konulur. Bunun için kullanılabilecek birkaç yöntem vardır. Posterior tampon konulan hasta muhakkak hospitalize edilir. Posterior tampon yerleştirildikten saat sonra çıkartılır. Burun kanamalarının sistemik nedenlere bağlı olanlarında hekim hastadan çok iyi hikaye almalı ve hastayı Dahili yada Hematoloji kliniğine mutlaka yönlendirmelidir.

6 6 Temmuz-Ağustos 2013 Ramazan Bayramı'nda ve sonrasında beslenmede nelere dikkat etmeliyiz Bayramda aşırı yemekten kaçının SAĞLIĞIN korunması ve geliştirilmesinde hayatımızın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme en önemli faktörlerden biridir. Ancak, Ramazan ayı boyunca oruç tutan kişiler, günlük öğün sayısını azaltmaları ve beslenme düzeninde meydana gelen değişiklikler nedeniyle, bayramda normal yeme düzenine geçtiklerinde psikolojik olarak daha fazla yemek yeme eğilimine girmektedirler. Kimi kişiler hala kendilerini oruç tutuyor zannederken, kimi kişiler ise 'oruç bitti şimdi yeme zamanı' diyerek aşırı miktarda besin tüketirler. Bayram sonrası aşırı yemek yeme ile bazı problemler kaçınılmaz olur. Bunların en önemlisi hazımsızlık ve mide problemleridir. Ayrıca, gelenek üzere bayramda tatlı tüketimi de artmaktadır. Bayramda birdenbire aşırı yemek yemek, şeker, çikolata, ağır hamur işleri ve diğer tatlıları aşırı tüketmek, sindirim sisteminde ve diğer organlarda çeşitli rahatsızlıklara yol açacaktır. Vatandaşların bu nedenle bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlara dikkat etmeleri gerekmektedir. Ramazan bayramı ve sonrasında sağlıklı beslenmeye yönelik öneriler aşağıda belirtilmiştir. BAYRAM VE BAYRAM SONRASI SAĞLIKLI BESLENME ÖNERİLERİ 1. Yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunması için esastır. Bu nedenle, dört besin grubunda bulunan çeşitli besinler en az 3 ana ve 2 ara öğünde yeterli miktarlarda alınmalıdır. Süt grubunda yer alan süt, yoğurt, et grubunda yer alan et, tavuk, yumurta, peynir, kuru baklagiller, sebze ve meyve grubu ve tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç vb. besinlerin her öğünde yeterli miktarlarda tüketilmesi önerilmektedir. 2. Hafif bir kahvaltı ile güne başlanmalı ve gün boyu öğün atlanmamalıdır. 3. Besinler iyi çiğnenmeli, yavaş yavaş, azar azar ve sık yenilmelidir. 4. Ramazan bayramı boyunca tatlı, çikolata tüketimine dikkat edilmeli, çevrenin ısrarcı tutumlarından ve aşırı yeme eğiliminden mümkün olduğunca uzak kalınmalıdır. Eğer tatlı tüketmek çok isteniyorsa hamurlu, şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir. 5. Bayram süresince ve bayramdan sonra da sıvı alımı arttırılmalı, günde yaklaşık litre su içilmeli, sıvı tüketimini artırmak amacıyla öğünlere ayran, komposto gibi sıvı gıdalar eklenmelidir. 6. Ramazan ayı süresince oruç tutma nedeniyle yaşanan kabızlık gibi bazı sindirim sistemi rahatsızlıklarının önlenmesi açısından mevsiminde bol sebze ve meyve tüketimi önemlidir. Yetişkin bireylerin imkanlar dahilinde günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmeleri önerilmektedir. 7. Şeker, kalp ve yüksek tansiyon hastaları ile kronik hastaların, sürdürdükleri diyete bayram süresince de özen göstermeleri önemlidir. Ayrıca, 0-12 yaş grubu bebek ve çocukların, büyüme ve gelişime katkısı olmayan, boş kalori kaynağı şeker ve şekerli besinlerden uzak tutulmaları, bu tür besinlerin tüketiminden sonra diş temizliğine özen gösterilmesi gerekmektedir. 8. Özellikle yaşlılar ve tansiyon hastalarının gün boyu kahve ve çay tüketimlerine dikkat etmeleri, bitki çaylarını tercih etmeleri, günde 2 fincandan fazla kahve tüketmekten kaçınmaları önerilmektedir. 9. Ramazan boyunca önerilen sahur yemekleri ramazan sonrası gece yemek seklinde sürdürülmemeli, gece öğününde meyve, yoğurt gibi besinlerin tüketimi tercih edilmelidir. 10. Şeker ve şekerli ürünleri satın alırken Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan izinli olmasına, son kullanma tarihi geçmemiş ve ambalajı bozulmamış olmasına dikkat edilmelidir. 11. Her gün düzenli yapılan fiziksel aktivite, fiziksel ve zihinsel sağlığı olumlu yönde etkilemekte, oruç tutma nedeniyle azalan metabolizma hızının artmasına imkan sağlamaktadır. Bu nedenle, "yaşam stili aktiviteleri" olarak adlandırılan yürüyüş, bahçe işi ile uğraşma, araba yıkama, bisiklete binme, merdiven kullanma vb. gibi aktivitelerle aktif bir yaşama başlamaya karar verilerek düzenli aktivite yaşamın bir parçası haline getirilmelidir. BU AYLARDA DONDURMA Tüketimine DİKKAT SICAK yaz günlerinin gelişiyle birlikte başta dondurma olmak üzere buzlu gıdaların tüketimi de artmaktadır. Yeterli ve dengeli beslenme için her gün tüketilmesi gereken süt ve süt ürünleri grubunda yer alan dondurma; protein, karbonhidrat ve yağın yanı sıra A, B, C, D, E vitaminleri, kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, demir ve çinko gibi mineralleri içerir. Dondurmanın temel yapımında sütün yanı sıra şeker, çeşitli meyveler, çikolata, kakao, fındık, fıstık, karamel vb, glikoz şurubu, bitkisel yağ, süt yağı, sahlep, kıvam vericiler, doğal ve doğala özdeş aromalar da bulunabilmektedir. Ancak sağlıklı bir dondurma ve buzlu gıda üretiminde kullanılan bu tür katkı maddeleri Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından izin verilen Türk Gıda Kodeksine uygun katkı maddelerini içermelidir. Dondurma her ne kadar besleyici değeri yüksek bir gıda olsa da sağlıklı koşullarda üretilmemiş veya saklanmamış dondurmalar sağlığı tehdit eder hale gelebilir. Bu nedenle sağlık koşullarına uygun ortamda üretilen, gerektiği şekilde korunan ve sağlıklı ambalajlarda satışa sunulan dondurmalar ve buzlu içecekler tüketilmeli; bu tür besinler güvenilir olmayan yerlerden satın alınmamalıdır. Peki, dondurmayı tüketirken nelere dikkat etmeliyiz? Dondurma tüketilirken dikkat edilmesi gereken en önemli husus, sağlıklı ve hijyenik şartlarda hazırlanmış dondurmanın tüketilmesidir. Bunun için de dondurmanın pastörize sütten yapılması ve hijyenik koşullarda üretilmesi çok önemlidir. Süt, mikroorganizmaların üremesi için çok iyi bir ortamdır. Sağlıksız koşullarda üretilen dondurmada bakteriler kolaylıkla üreyebilir ve zevkle yediğimiz dondurma sağlığı bozucu hale gelebilir. Bu nedenle özellikle açıkta satılan dondurmalar ve buzlu içecekler satın alınırken dikkatli olunmalı, güvenilir olmayan yerlerden, sokak satıcılarından dondurma satın alınmamalıdır. Paketlenmiş dondurmalar ve buzlu gıdalarda ise paket üzerindeki etiket okunmalı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı üretim/ithalat izninin olup olmadığına, son kullanma tarihine dikkat edilmeli, izinsiz ve/veya son kullanma tarihi geçmiş ürünler asla satın alınmamalıdır. Ayrıca bu tür gıdaların servis edildiği soğutucunun yeterli soğuklukta ve çalışıyor durumda olması da göz ardı edilmemelidir.

7 Temmuz-Ağustos İFTAR SAHURA Oruç tutan kişiler iftar ve sahur menülerinden nelere dikkat etmeli? RAMAZAN aylarında sahur normal kahvaltıdan, iftar ise akşam yemeğinden daha zengin hazırlanır; bu nedenle, beslenme alışkanlıklarında da büyük değişiklikler olur. Ramazan ayında da amaç, yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlayabilmektir. Yeterli ve dengeli beslenmenin Ramazan ayında da sağlanabilmesi için gün içerisinde en az üç öğünü tamamlamak adına, sahur öğününün mutlaka atlanmaması gerekir. Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce yemek yemenin son YAZ ayları ve sıcakların göz üzerine etkilerinden bahseder misiniz? Yaz aylarında Ultraviole ışınlarına daha fazla maruz kaldığımız için göz yönünden birkaç noktaya dikkat etmemiz gerekir. Bildiğimiz gibi UV(Ultraviole) güneş ışınlarının gözümüz tarafından algılanmayan bir grup dalga boyunu ifade etmektedir. Bunlar A, B ve c diye sınıflanırlar. Bunlardan UVC atmosferdeki ozon tabakasından emildiklerinden bizim için tehdit oluşturmazlar. UVA ve UVB ise gözümüz ve cildimiz üzerinde olumsuz etkilere yol açabilirler. Bunlardan kısa sürede oluşan etkilerden bahsetmek gerekirse; fotokeratit dediğimiz, gözün en dış ve önünde bulunan kornea tabakasının inflamasyonudur. İnflamasyon mikrobik olmayan bir iltihaplanmadır. Aslında bu durum yüksek ve karlı yerlerde daha sık görülür. Çünkü yansıyan UV göze daha çok temas eder. Gözde ağrı ve sulanma olur. Genellik kendi başına abartılmamalı, mutlaka kalkılmalı derece zararlı olduğu unutulmamalıdır. Çünkü bu beslenme tarzı, yaklaşık 16 saat olan açlığı, ortalama 20 saate çıkarıyor ki bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden oluyor. Bu durumun aksine eğer sahur öğünü ağır yemeklerden oluşursa; gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı yükselir ve kilo alma riski artar. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalı ve bu öğünde ya hafif bir kahvaltı yapılmalı (süt, yumurta, peynir vs.)ya da çorba, az yağlı yapılmış sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün şekli tercih geçer. Gözü bir süre kapamak ve antinflamatuar veya antibiotikli damlalar kullanmak yeterlidir. Bu durum aslında koruyucu gözlük kullanmadan yapılan kaynak sonrası oluşan durumla aynıdır. Çünkü kaynak cihazı da UV yayar. UV nin uzun dönem etkilerine bakacak olursak, bunlar süreyle ortaya çıkan durumlardır ve UV ye ne kadar çok maruz kalırsak görülme sıklıkları da o kadar artarlar. Erken dönemde ortaya çıkıp hastaya oldukça rahatsız eden fotokeratittden daha ciddidirler. Lensin şeffaflığını kaybetmesi olan katarakt, gözün iç duvarını oluşturan, retina dediğimiz ağ tabakadaki dejenerasyon, kornea dediğimiz şeffaf tabakanın kenarında oluşan ve bazen korneanın ortasına kadar ilerleyen Pterjium, yine kornanın buruna yakın tarafında gelişip korneaya ya ilerlemeyen pinguakula, kapak ve çevresinde oluşan cilt kanserleri bunlar arasında sayılabilir. Korunmak için yapabileceğimiz bir takım şeyler vardır. Bunlar içerisinede güneş gözlükleri kullanmak oldukça önemlidir. Her ne edilmelidir. Aşırı tuz kullanımından kaçınılmalıdır. Günün ilk öğünü olan iftar, hurma veya zeytin, bir kase çorba, 1 dilim ekmek veya küçük bir parça pide, salata ile açılmalı ve bir süre ara verildikten sonra (en az dk. sonra) ana yemeğe geçilmelidir. Hurma yağ, karbonhidrat ve proteini bünyesinde tek başına barındıran bir meyve olması nedeniyle beslenme açısından oldukça faydalıdır. Başlangıç için beyine doygunluk hissi veren çorba en uygun yiyecektir. İftarda yavaş yavaş ve az miktarda yemek yenilmelidir. Dengeli olmak kaydı ile iftar ile sahur arasına da mutlaka bir ara öğün eklenmelidir. Ara öğünde özellikle aşırı sıcaklar göz önüne alınarak sulu meyveler (karpuz, kavun, üzüm vs.) tercih edilmelidir. Ramazan ayında oruç tutarken beslenmeye daha çok özen gösterilmeli ve yağlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Yemeklerin ağır olmamasına, az yağlı ve yağda kızartılmadan yapılmış yiyeceklerin seçilmesine, sık aralıklarla az yemek tüketilmesine ve özellikle yeteri kadar sıvı alımına dikkat edilmelidir. Gözünüzü güneşten koruyun! Yaz aylarında aşırı sıcaklarla birlikte istenmeyen bazı sağlık sorunları da yaşanabiliyor. Bu sorunlardan biri de güneş ışınlarına daha çok maruz kalanların gözlerde oluşan hastalıklar. Hikmet Sarıkatipoğlu, güneş ışınlarının gözünüze verdiği zararlar ve bunlardan korunmak için yapmanız gerekenleri anlattı. kadar boyalı, her türlü cam 'UV' yi belli bir miktarda bloke etse de, tercihimiz en az yüzde 99 luk bir blokajı temin etmelidir. Aynı zamanda gözün dış kısımlarına kadar uzanarak çerçevenin kenarından UV nin göze ulaşmasını en aza indirmelidir. Sadece yaz aylarında ve güneşin yoğun olduğu durumlarda değil bulutlu ve kış günlerinde de kullanmaya özen gösterilmelidir. Açık alanda çalışanlar geniş kenarlı şapka kullanarak kapak ve yüz bölgelerini korumalıdırlar. Oruç tutmanın göz üzerine etkisi var mıdır? Oruç tutmanın sağlıklı gözlerde bilinen bir etkisi yoktur. Glokom, retina dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı), şaşılık, gözlük kullanımını gerektiren bozukluklar ve benzeri hiçbir göz hastalığını doğrudan etkilemez. Ama diabet, hipertansiyon gibi sistemik hastalıklarda oruç nedeniyle hastalık kötüye giderse, gözde bundan dolaylı olarak etkilenir. Bu sebeple bu tip hastalar ancak ilgili doktora danışarak oruç tutabilirler. Doç. Dr. Fatih DEDE Pencere İlaç Tüketimi ve Böbrek Sağlığı Denge yaşamın ve doğanın her köşesinde kendini göstermektedir. İnsan vücudu da bunun en güzel örneklerindendir. Ama bazen, işlerin hepimiz için yolunda gitmediği de bir gerçek. Vücuttaki dengenin değiştiği durumlar, yani hastalıklar; bir yandan günlük yaşantımızda sıkıntılara neden olmakla birlikte; birçok hastalığın tedavisi için ilaçların kullanımda olması bize güven vermektedir. Hastalığa yakalandığımızda ilaçlar en yakın dostlarımız belki ama bu ilaçlar bu kadar güvenli midir? Daha doğrusu bir yandan tedaviyi yaparken, diğer taraftan vücudumuza zarar verebilirler mi? Yaşamın her alanında artan tüketim çılgınlığı, aşırılıkların bu alana da yansıması olarak ortaya çıkan bu önemli sorun; mutlak gereksinim olmadığı durumlarda ilaçlarla teskin olma hali ne kadar doğrudur? İlaçların vücuttan temizlendiği iki ana organ, böbrek ve karaciğerdir. Bu iki organ ilaçlara bağlı zararlı etkilere sıkça maruz kalabilmektedir. Yeterli süre ve dozda ilaç kullanımı faydalıyken; gereksiz ilaç kullanılması ve bazı hastalıkların varlığında ilaçların yan etkilerinin artabileceği unutulmamalıdır. Özellikle ileri yaşlı ve çocuk hastalar, bunama veya zihin özürlü kişiler, su tüketimi az olan veya ishal, kusma gibi su kaybıyla giden hastalıkları olanlar (günlük ideal su tüketimi litre olmalıdır), fazla sıvı kaybının olduğu meslekler (sıcak ortamlarda ve bedenen ağır çalışma gerektiren işler), ağır ateşli enfeksiyonlar, büyük ameliyat veya kazalar sonrası evde tedavi gören hastalar, kanser, organ nakli, kalp yetmezliği, karaciğer yetmezliği, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği ve kontrolsüz kan basıncı olan hastalar (çok düşük veya yüksek kan basıncı varlığı) ve gebeler; ilaçlara bağlı böbrek hasarı gelişmesi için risk taşırlar. Özellikle terleme yoluyla su kaybının arttığı yaz aylarında, bu risklerin daha da artacağı kaçınılmaz bir gerçektir. Toplumda kullanılan en sık ilaçlar ağrı kesiciler ve antibiyotiklerdir. Maalesef bu ilaçlara bağlı böbrek hasarları azımsanmayacak sıklıktadır. Bu ilaçlar genelde eczanelerden hekime danışılmadan alınmakta olup; yukarıda geçen ek hastalıkların varlığında, tek doz kullanımlarında bile kalıcı böbrek yetmezliğine kadar gidebilecek yan etkilere neden olabilirler. Hastalıkların tedavisindeki başrol oyuncuları olan ilaçlardan vazgeçilmesi mümkün değildir. Ama bunun kuralları olmalıdır. Hekim kontrolünde, gerekli süre ve dozlarda ilaç kullanılmazsa, bunun zararları beklenmedik derecede ağır olabilir. Hekimlerin size çok uzak olmadığını ve her ağrının tek çaresinin ilaç olmadığını hatırlatarak, sağlıklı günler dileğiyle..

8 8 Temmuz-Ağustos 2013 Astımlı ve KOAH lı hastalar Ramazan Uyarısı ANEAH Göğüs Hastalıkları Bölümü nden Uz. Dr. Serpil Arıkan, son dönemlerde (KOAH) veya astımlı bir çok hastanın kendilerine başvurarak, Bizler oruç tutabilir miyiz?, Oruç tutarken dikkat etmesi gereken durumlar nelerdir? gibi sorular yönelttiğini belirterek, önemli açıklamalarda bulundu. Uz. Dr. Arıkan, Ramazan ayında özellikle ağır astımlı, ağır KOAH lı ve solunum yetmezliği olan hastaların daha dikkatli olması, Ramazan ile ilgili olarak takip eden doktorlarının önerilerine mutlaka uymaları gerektiğini ifade etti. ANKARA - ANEAH Göğüs Hastalıkları Bölümü nden Uz. Dr. Serpil Arıkan, Ramazan ayına hazırlık olarak oruç tutarken dikkat edilmesi gereken durumları tekrar hatırlamamız, hastalarımıza hatırlatmamız ve tedavi planları, beslenme önerileri konusunda uyarılarda bulunmamız gerekiyor dedi. Obstrüktif Akciğer Hastalığı Dr. Serpil Arıkan, son dönemlerde Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) veya astımlı bir çok hastanın kendilerine başvurarak, "Astımlı ya da KOAH lı hasta oruç tutabilir mi? Oruç tutarken dikkat etmesi gereken durumlar nelerdir? İlaçlarını Ramazanda nasıl kullanmalılar? Nefes açıcı ilaçlar orucu bozar mı? sorularını yönelttiğini belirterek, Ramazan ve Solunum Sistemi hastalıkları ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Hışıltılı Solunum Astım hastalığının, özellikle gece yarısı veya sabaha karşı hışıltılı solunum, nefes darlığı, göğüste sıkışıklık ve öksürük nöbetlerine yol açtığını ve bu atakların genellikle değişen derecede havayolu obstrüksiyonu ile birlikte olup, sıklıkla tedaviyle veya kendiliğinden düzeldiğini kaydeden Uz. Dr. Serpil Arıkan, bu hastaların sigara dumanı, hava kirliliği olan ortamlardan uzak durmaları gerektiğini söyledi. Zararlı Gaz Kronik obstrüktif akciğer hastalığının ise (KOAH); tam olarak geri dönüşümlü olmayan, ilerleyici hava akımı kısıtlanması ile karakterize bir hastalık olduğuna değinen Arıkan, hastalığın zararlı gaz ve partiküllere özellikle sigara dumanına karşı oluşan inflamatuvar bir süreç sonucu geliştiğini kaydetti. KOAH için bilinen en önemli risk faktörünün tütün kullanımı olduğuna dikkat çeken Dr. Serpil Arıkan, Astım ve KOAH ta tedavi başarısının tedavinin önerildiği şekilde ve düzenli olarak uygulanması, sigara içiminden ve sigara dumanı başta olmak diğer risk faktörlerinden kaçınılması ile mümkün olabileceğini anlattı. Güneş vegebelik ANKARA - ANEAH Kadın hastalıkları Klinik Şef Yardımcısı Doç. Dr. Cemal Atalay, gebelikte güneş ışınlarının etkileri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Gebe olsun ya da olmasın güneş veya ultraviyole ışınlarının kişi üzerinde pek çok faydasının yanında güneş yanığı, çeşitli alerjik reaksiyonlar, erken deri yaşlanması ve deri kanseri oluşumu gibi göz ardı edilemeyecek zararlarının da olduğunun unutulmaması gerektiğine işaret eden Doç. Dr. Cemal Atalay, Yaşamın diğer dönemlerinde olduğu gibi gebelikte de güneşten bilinçli bir şekilde yararlanılma- lıdır. Güneş ışığı içerdiği ultraviyole ışınları sayesinde cilt altı yağ dokusunda aktif D vitamini oluşmasını sağlar dedi. Kalsiyum Emilimi D vitamininin esas olarak bağırsaklardan kalsiyum emilimini artırarak, gebelikte artan kalsiyum ihtiyacının karşılanmasını sağladığını ifade eden Cemal Atalay, Bu sayede bebek için gereken kalsiyum annenin kalsiyum depoları yerine, yiyeceklerden karşılanmış olur. Bu da annenin ileri yaşlarda kemik erimesi riskini azaltan bir faktördür diye konuştu. Normal insanlara göre gebelerin güneş ışınlarından daha fazla etkilendiklerine de işaret eden Doç. Dr. Cemal Atalay, Gebelik döneminde hormon düzeylerinde yaşanan değişikliklere bağlı olarak deri güneş ışınlarına karşı daha duyarlı hale geldiğinden, daha kısa sürede güneş yanıkları oluşabilir. Pigment yapıcı melanositleri uyaran hormon düzey- Solunum Yetmezliği Ramazan ayında özellikle ağır astımlı, ağır KOAH lı ve solunum yetmezliği olan hastaların daha dikkatli olması, Ramazan ile ilgili olarak takib eden doktorlarının önerilerine mutlaka uymaları gerektiğini ifade eden Dr. Serpil Arıkan, bu hastaların özellikle günü en sıcak saatleri olan saatleri arasında mutlaka evde kalmaları, her gün iftardan sahura kadar en az 2-2,5 litre su içmeleri, aşırı hareketten kaçmaları ve ılık suyla duş almaları, sahurda yemekten hemen sonra yatılması yine reflüyü arttıracağından yemekten hemen sonra yatmamaları gerektiğini vurguladı. leri yükseldiğinden aşırı pigmentasyona karşı da duyarlılık artar şeklinde konuştu. Aşırı sıcaklarda gebelerin dikkat etmesi gereken diğer önemli bir konunun da sıvı tüketimi olduğunu anlatan Cemal Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü : Bul sıvı tüketilmelidir. Aşırı terlemeyle vücuttan atılan su, tuz ve mineraller yerine konmalıdır. Fazla sıvı kaybı bebeğe giden kan miktarında azalmaya yol açabilmesi nedeniyle çok önemlidir. Bu nedenle gebelerin bugünlerde sıvı alımını normalin en az iki katına çıkarmaları gerekmektedir Direk Güneş Işınları ANEAH Kadın hastalıkları Klinik Şef Yardımcısı Doç. Dr. Cemal Atalay, gebelikte güneşten nasıl korunmak gerektiği konusunda da şu önerilerde bulundu : Saat arasında direk güneş ışınları altında bulunmaktan kaçınmalı, En az 15 koruma faktörlü, geniş spektrumlu, parfümsüz bir güneş koruyucu kullanmalı. Güneş koruyucuyu 2 saatte bir yenilemeli, parfüm ve losyonlar fotosensitivite yaratarak deride reaksiyona yol açabileceğinden bu tür ürünlerden kaçınılmalı, güneş ışınlarını yansıtacak açık renkli giysiler giyilmeli, yüz e boyunu koruyacak geniş kenarlı bir şapka kullanmalı.

9 Temmuz-Ağustos Ağız kokusuna karşı iftar ve sahurda dişler düzenli fırçalanmalı Bunların çayları ya da doğrudan tüketimi ayrıca sindirim problemlerinde de yardımcı olacaktır. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda günde 1 kase yoğurt alımının ağız kokusuna neden olan kükürtlü gazların miktarını azalttığı gösterilmiştir. Tükürük Salgısı Tükürük salgısı arttıran elma, havuç ve kereviz gibi lifli gıdalar da ağız kokusu ile mücadelede faydalıdır. C vitamini içeren narenciye, kavun gibi meyvelerden ağız içinde bakteri çoğalmasını engelleyerek ve diş, diş eti problemlerini azaltarak ağız kokusu önlemede yararlanılabilir. Hastalarımız bütün bu önlemlerle çözüm bulamadığı durumlarda altta yatan başka problemler de olabileceğinden hekime başvurmalıdır. Prof. Dr. Adil ERYILMAZ Op. Dr. Sabri KÖSEOĞLU HALİTOZİS (ağız kokusu), toplumun büyük bir kısmını etkileyen ve sosyal problemlere yol açan bir semptomdur. Ağız kokusu genellikle dil sırtında ve diş aralarında biriken bakterilerin yemek artıklarını parçalamasıyla ortaya çıkan kükürtlü ve kükürtsüz gazlar sonucu meydana gelir. Bunun dışında çeşitli baharatlar da kendine has koku ve tatları nedeniyle ağız kokusu yapabilir. Özellikle oruç gibi uzun süreli açlık durumlarında ağız içindeki bakteriler çoğalır ve yemek artıklarının parçalanmasıyla ortaya çıkan gaz miktarı artar. Sıvı gıda alımı da olmadığından ağzın fizyolojik temizliği sağlanamamış olur. Dolayısıyla ağız kokusu oruç gibi uzun süre açlık durumlarında artış gösterir. Piyasada bulunan macunlarda köpürmeyi sağlayan maddelere sıklıkla rastlandığı için fırçalamadan sonra ağız bol su ile çalkalanmalıdır. Sonrasında ise bir bardak su içilerek gün içinde ağız kuruması da azaltılabilir. Asitli içecekler dişlerde asit erezyonunu arttırır. Bu yüzden dişlerin asit erozyonuna maruz kalmasını önlemek için asitli içecek tüketimi azaltılmalı veya arkasından ağız suyla çalkalanmalı. Gün içinde dişler macunsuz olarak fırçalanabilir. Böylece mekanik temizlik sağlanmış olur ve ağız kokusu önlenir. Diş Eti Problemleri Ağız kokusu diş ve diş eti problemleri (kötü ağız hijyeni, diş çürükleri), sigara ve diğer tütün ürünleri, gastrointestinal sistem hastalıkları (reflü, gastrit, dispepsi), üst solunum yolu hastalıkları (sinüzit, farenjit, tonsillit) ve alt solunum yolu hastalıkları nedeniyle de oluşabilir. Ağız Kokusu Oruç tutarken ağız kokusunu önlemek için iftar vakti ve sahurda düzenli olarak diş ve dil üzerini fırçalamak esastır. Ayrıca ağız bakımı için alkol ve antienflamatuar içermeyen ağız gargaraları kullanılmalı ya da tuzlu su ile gargara yapılmalıdır. Nane, okaliptus, kişniş, tarhun gibi bitkiler ağız kokusu ile mücadelede çok önemlidir. ANKARA RAMAZAN İMSAKİYESİ Hicri Tarih Miladi Tarih İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı 1 RAMAZAN 9 TEMMUZ SALI RAMAZAN 10 TEMMUZ ÇARŞAMBA RAMAZAN 11 TEMMUZ PERŞEMBE RAMAZAN 12 TEMMUZ CUMA RAMAZAN 13 TEMMUZ CUMARTESİ RAMAZAN 14 TEMMUZ PAZAR RAMAZAN 15 TEMMUZ PAZARTESİ RAMAZAN 16 TEMMUZ SALI RAMAZAN 17 TEMMUZ ÇARŞAMBA RAMAZAN 18 TEMMUZ PERŞEMBE RAMAZAN 19 TEMMUZ CUMA RAMAZAN 20 TEMMUZ CUMARTESİ RAMAZAN 21 TEMMUZ PAZAR RAMAZAN 22 TEMMUZ PAZARTESİ RAMAZAN 23 TEMMUZ SALI RAMAZAN 24 TEMMUZ ÇARŞAMBA RAMAZAN 25 TEMMUZ PERŞEMBE RAMAZAN 26 TEMMUZ CUMA RAMAZAN 27 TEMMUZ CUMARTESİ RAMAZAN 28 TEMMUZ PAZAR RAMAZAN 29 TEMMUZ PAZARTESİ RAMAZAN 30 TEMMUZ SALI RAMAZAN 31 TEMMUZ ÇARŞAMBA RAMAZAN 1 AĞUSTOS PERŞEMBE RAMAZAN 2 AĞUSTOS CUMA RAMAZAN 3 AĞUSTOS CUMARTESİ RAMAZAN 4 AĞUSTOS PAZAR RAMAZAN 5 AĞUSTOS PAZARTESİ RAMAZAN 6 AĞUSTOS SALI RAMAZAN 7 AĞUSTOS ÇARŞAMBA BAYRAM NAMAZ VAKTİ = 6 36 Not : 26 RAMAZAN'I 27 RAMAZAN'A bağlayan gece Kadir Gecesi olarak idrak edilecektir. Diyet için, diyetisyene başvurun ÖZELLİKLE ramazan ayında dönemde kilo vermek amaçlanıyorsa mutlaka diyetisyene başvurmak gerekir. Herkesin boyu, kilosu, yaşı ve fiziksel aktivitesi birbirinden farklı olduğu için gün boyunca gereksinimleri de farklı olacaktır. Kalori, karbonhidrat, protein ve diğer gereksinimleri göz önüne alınarak az ve sık yeme sistemi ile ve hareketi arttırarak zayıflama sağlanabilir. Ancak bu dönem de kilonun sabit olarak tutulması, kilo almanın engellenmesi bile doğru bir yaklaşım olacaktır. Öncelikle tek veya iki öğün şeklindeki alınan gıdaları üç veya dört öğüne yaymak gerekir. Çok çeşitli yemeği bir arada ve hızlıca tüketmek yerine iftarı çorba veya kahvaltılıklar ile açmak 1-2 saat sonra ana yemeğe geçmek en doğru olanıdır. Yemeklerden sonra yenen ağır tatlılar sindirim sisteminin yükünü daha da arttırırlar. Eğer isteniyorsa yemekten 1-2 saat kadar sonra sütlü tatlılar, güllaç, dondurma, meyvelerle yapılmış tatlılar yenilebilir. Ancak meyve en doğru seçim olacaktır. Ağır yemeklerden sonra yenilenleri yakmak için tok karnına koşmak yürüyüş yapmak ya da diğer sporları yapmak risklidir. Yemekten 2 saat sonra yürüyüş yapmak ise son derece faydalıdır. Aşırı Sıcaklarda Beslenme Yaz aylarının başlaması ile artan hava sıcaklıkları birtakım sağlık sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Kalp debisinde düşme, doku ve organlarda oksijenlenmede azalma, kalp atım sayısı ve kan basıncındaki artış nedeniyle yaz aylarında özellikle yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve koroner kalp hastalıklarında artış gözlenmektedir. Ayrıca sıcaklıkların etkisiyle artan terleme ile birlikte su ve mineral kaybı sonucu, bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri de görülebilmektedir. Yaz aylarında özellikle bebek ve çocuklarda ishal görülme sıklığı artmaktadır.

10 10 Temmuz-Ağustos 2013 Aşırı Sıcaklarda Beslenme YAZ aylarının başlamasıyla ile artan hava sıcaklıkları ve özellikle son bir kaç yıldır Ramazan ayının da yaza denk gelmesi birtakım sağlık sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Kalp debisinde düşme, doku ve organlarda oksijenlenmede azalma, kalp atım sayısı ve kan basıncındaki artış nedeniyle yaz aylarında özellikle yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve koroner kalp hastalıklarında artış gözlenmektedir. Ayrıca sıcaklıkların etkisiyle artan terleme ile birlikte su ve mineral kaybı sonucu, bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri de görülebilmektedir. Yaz aylarında özellikle bebek ve çocuklarda ishal görülme sıklığı artmaktadır. Ayrıca sıcak havalarda besinlerin bozulma riski artmakta ve besin kaynaklı zehirlenmeler sık görülmektedir. Yaz sıcaklığından en çok etkilenenler çocuklar, yaşlılar, hamileler, kalp ve şeker hastalığı olan bireylerdir. Yaz aylarında sıklıkla görülen sağlık problemlerinin azaltılmasında sağlıklı beslenme ve bu konuda toplumun bilinçlendirilmesi son derece önemlidir. Pişirme Esnasında Yiyeceklerin Besin Kayıplarını Önlemek İçin Neler Yapılmalıdır? HAZIRLAMAK ve pişirmek için besinlere uygulanan işlemler besleyici değerini artırır veya azaltabilir. Aşağıda bu işlemlere örnekler verilmiştir. Ekmek, çörek, kurabiye yapmak için hamurun mayalandırılması besleyici değerini artırır. Kimyasal kabartıcılar ise azaltır. Mayalandırmadan yapılan ekmeğin besleyici değeri, mayalı ekmekten daha düşüktür. Beyaz ekmek yapmak için buğday tanesinin, kepek ve özünün iyice ayrılması, besleyici değerini azaltır. En besleyici ekmek, dış kepeği biraz ayrılmış, fakat özü ve iç kepeği ayrılmamış undan iyice mayalandırılarak yapılan ekmektir. Ekmek ince dilimlenip kızartılırsa besleyici değeri azalır. Tarhana, yoğurt ve unun karışımıyla mayalandırılarak yapıldığında, besleyici değeri artar. Pişirirken içine pişmiş nohut, mercimek, havuç eklenmesi değerini daha da artırır. Yumurta, süt, yoğurt, peynir ve tahinle yapılan tatlıların besleyici değerleri, sadece un, yağ, şeker kullanılarak yapılanlardan fazladır. Şeker yerine pekmez kullanılması, besleyici değerini daha da artırır. Sütlü tatlı yaparken şeker önceden konulmamalı, ocaktan indirmeye yakın ilave edilmelidir. Birlikte yüksek sıcaklıkta pişirilirse, protein değeri azalır. Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi besinler iyi pişirildiğinde sindirimi kolaylaşır ve böylelikle protein değeri artar. Yumurta çiğ yenirse ya da sarısının etrafı yeşillenecek kadar hızlı ateşte, uzun süre pişirilirse, besleyici değeri azalır. Yeşil ve sarı sebzelerden yapılan salatalara limon veya sirke eklenir, bekletilirse A ve C vitamini değeri azalır. Sebzeler doğrandıktan sonra bekletilir, haşlama ve pişme suları atılır sa, vitamin ve mineralleri azalır. Meyveler kesildikten veya soyulduktan sonra bekletilirse C vitamini değeri azalır. Hatta sıkılmış meyve suları buzdolabında bekletilirse vitamin değeri azalır. Süt yarım saat gibi uzun süre kaynatılırsa vitaminleri azalır. Pastörize ve sterilize edilmemiş süt kabarınca ateşten alınırsa, mikropları ölmez. Süt kabardıktan sonra karıştırılarak 4-5 dakika daha kaynatılıp hemen soğutulur. Cam kavanozda buzdolabında 3-4 gün saklanır. a yemeğe konursa, sağlığa zararlı duruma gelir. Yoğurdun yeşilimsi suyu atılırsa vitamin değeri azalır. Ayrıca yoğurt torbaya konup süzülür ve süzülen suyu atılırsa vitamin kaybı olur. Kapakları hafif de olsa içe veya dışa doğru bombaj yapmış konserve ve ayranlar sağlık için zararlıdır. Sağlıklı Öneriler 1. Yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunması için esastır. Bu nedenle, dört besin grubunda bulunan besinlerden 3 ana ve 3 ara öğünde yeterli miktarlarda alınmalıdır. 2. Kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Yaz aylarında yapılacak kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzeler bulunmalı, kafein içeren içecekler yerine de süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir. 3. Yaz aylarında yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı; yemeklerde bitkisel sıvı yağların kullanılmalı, yemekleri pişirirken ise kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara, kendi suyunda veya az suda pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri uygulanmalıdır. 4. Yaz aylarında vücut direncini artırmak ve vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyve çeşitlerinden yararlanılması önemlidir. Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir. 5. Kan şekerini hızla yükselten ve hızlı düşüren besinlerin tercih edilmemesi, basit karbonhidrat olan saf şeker ve şekerli besinler yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur gibi lifli besinlerin tüketilmesine özen gösterilmelidir. 6. Enerjisi yüksek hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlıları, dondurma gibi tatlılar tercih edilmelidir. 7. Terleme ile artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için yeterli sıvı alımı önemlidir. Ayrıca, yaşamın her döneminde yeterli sıvı alımı vücutta oluşan toksinlerin (zararlı öğeler) atılması, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışmasında, metabolizma dengesinin sağlanmasında ve vücutta pek çok biyokimyasal reaksiyonun gerçekleşmesinde son derece önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, her gün en az litre (12-14 su bardağı) su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında kahve, çay ve gazlı içecekler yerine süt, ayran ve meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir. 8. Besin zehirlenmeleri özellikle yaz aylarında artmaktadır. Çoğunlukla hafif seyirli ve kısa süreli olmalarına karşın, zehirlenmeye yol açan besinle ve kişiyle ilgili bazı faktörler besin zehirlenmelerinin zaman zaman daha ağır seyretmesine hatta ölümcül olmasına yol açabilmektedir. Özellikle yaz aylarında dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulan potansiyel riskli besinler (et, yumurta, süt, balık vb.) açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir. 9. Yaz aylarında özellikle rota virüslerden kaynaklanan bebek ve çocuklarda yaygın olarak görülen ishallerin önlenmesinde el hijyeni ile sebze ve meyveleri yemeden önce iyice yıkamak çok önemli olup, ishali olanlar en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.

11 Temmuz-Ağustos Bayram ertesi fiziksel aktivite önemli Düzenli fiziksel aktivite; $ Kas gücünü ve vücut esnekliğini artırır. $ Kalp damar sistemini güçlendirerek dayanıklılığı arttırır. $ Düzenli egzersizle kişi gerilimini azaltabilir, günlük baskılardan uzaklaşabilir ve zihnini zinde tutabilir. $ İdeal vücut ağırlığına ulaşmayı ve yağ dokusunda azalmayı sağlar. $ Daha iyi motor koordinasyon sağlar. RAMAZAN ayı boyunca beslenme düzeni ile birlikte bireylerin fiziksel aktivite düzenleri de değişmektedir. Oruç tutan bireyler, fazla enerji harcamamak ve iftar vaktinden önce acıkmamak için daha önce uyguladıkları egzersiz programlarını bırakmaktadırlar. Bu durum ise gereğinden fazla beslenen ancak hareketsiz kalan bireylerde kilo artışına neden olabilmektedir. Ramazan ayı boyunca yavaşlayan metabolizmanın tekrar düzelebilmesi, vücut ağırlığının dengede tutulabilmesi için bayramdan sonra yeterli ve dengeli beslenme, öğün atlamama, bol su içme vb. sağlıklı beslenme il- $ Çevikliği artırır. $ Yüksek kan basıncı (hipertansiyon), kalp-damar hastalıkları, şişmanlık (obezite), şeker hastalığı (diyabet), kemik erimesi (osteoporoz), depresyon, bel ağrısı, kireçlenme (artrit) gibi birçok hastalıktan korur ya da var olanların şiddetinin azalmasına neden olur. Belirli bir program dahilinde ve profesyonel yardım almadan yapılacak egzersizlerde bilinmesi gereken bazı kurallar aşağıda sıralanmıştır: $ Daha önce hiç egzersiz yapmamış olanlar egzersize gün aşırı 10 dakika gibi sürelerle başlamalı ve bunu zaman içinde en az 30 dakika olacak şekilde arttırmalıdırlar. $ Egzersiz öncesinde yumuşak ve yavaş hareketlerle gererek kaslar ısıtılmalıdır. $ Ani hareketler ve aşırı yüklenme özellikle daha önceden alışık olmayan bireylerde spor yaralanmalarına neden olabilir. $ Bilinen bir kronik hastalığı olanlar, egzersiz programlarına başlamadan önce kendilerini izlemekte olan hekime başvurmalıdırlar. $ Egzersizle birlikte gelen şiddetli göğüs ağrısı ve nefes darlığının bir kalp hastalığının belirtisi olabileceği bilinmelidir. $ Açık havada yapılacak sporlar için hava kirliliğinin yoğun olmadığı ortamları seçmek dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli noktadır. $ Bilinçsizce yapılan aşırı egzersiz sağlık için hareketsizlik kadar zararlıdır. kelerine uymanın yanısıra düzenli fiziksel aktivite yapmaya da özen gösterilmelidir. Fiziksel aktivite; günlük yaşam içerisinde kas ve eklemleri kullanarak enerji tüketimine sebep olan, kalp ve solunum hızını arttıran ve yorgunlukla sonuçlanan aktivitedir. Yürüme, koşma, sıçrama, yüzme, bisiklete binme, çömelme kalkma, kol ve bacak hareketleri, baş ve gövde hareketleri vb. temel vücut hareketlerinin tümünü ya da bir kısmını içeren çeşitli spor dalları fiziksel aktivite olarak kabul edilir. Egzersiz yapmak için imkân olmadığı düşünüldüğünde, gün içindeki mecburi hareketler egzersize dönüştürülebilir. $ Özel araç yerine toplu taşıma araçlarını tercih etmek, $ Gidilecek yere varmadan bir kaç durak önce inip yola yürüyerek devam etmek, $ Hekim tarafından yasaklanmadığı takdirde asansöre binmek yerine merdivenleri kullanmak, $ Hızlı yürüyüşle alışveriş yapmak hafif bir egzersiz yerine geçebilir. Bireysel sağlığın ve dolayısıyla toplumsal sağlığın, fiziksel aktivite alışkanlığı gibi eğlenceli, düşük maliyetli ve yüksek verimli bir edinimle korunması, sağlık harcamalarının azaltılması konusunda da etkili bir araçtır. Örneğin, sürekli masa başında, bilgisayar karşısında çalışan bir kişinin vücut düzgünlüğünün farkında olmaması, ergonomik şartlarda çalışmaması, bilgisayar karşısında hiç ara vermeden sürekli çalışması, çalışmasına düzenli sürelerle ara vererek baş-boyun, omuz-kol ve gövde hareketleri yapmaması, ara sıra kalkıp yürümemesi vb. nedenlerden kaynaklanacak omurga problemleri, zamanla sırt, boyun ve bel ağrısı yakınmalarına dönüşecektir. Burada ortaya çıkan maliyete bir göz atacak olursak; $ Muayene için alınan izin ve bu süre boyunca ortaya çıkan iş gücü kaybı, $ Muayene ücretleri, $ Gerekli röntgen, MRI, vb. tetkikler, $ Tedavi giderleri (ilaç, korse, fizik tedavi, vb.) $ Sevk kağıdı, reçete, tetkik kağıdı, rapor, vb. evrak ve kağıt israfı, $ Sağlık hizmetlerinin her kademesinde çalışan eleman giderleri (doktor, hemşire, eczacı, fizyoterapist, hasta bakıcı, vb.) $ İşe dönüşten sonra verimi düşük çalışma, $ Stres, hastalık psikolojisi, ağrıya bağlı depresyon ve anksiyetenin uzun dönem etkilerini görebiliriz. Oysa yapılacak bir mesai planlamasıyla her gün en az 30 dakikayı egzersize ayırarak yukarıda sözü edilen problemleri önlememiz mümkün olabilecektir. Prof. Dr. Nurullah ZENGİN Başyazı Ramazan Ayı Ramazan ayı toplumumuz için özel zaman dilimlerinden bir tanesidir. Oruç ve diğer ibadetlerin getirdiği hava, daha farklı bir ay geçirmemizi sağlar. Oruç bir yandan gönüllü bir açlık ile insan olarak irademizi güçlendirirken diğer yandan açların ve ihtiyaç sahiplerinin yaşadıklarını daha yakından anlamamızı mümkün kılar. İnsan olarak bu özelliklere sahip olmaya ihtiyacımız var. Özellikle pek çok teknolojik imkân sayesinde gittikçe daha çok "birey" olarak yaşadığımız günüm yaşam tarzında bu niteliklere belki de daha çok ihtiyacımız var. Birbirlerine karşı duyarlı, zorluklar karşısında sabırlı, toleransı geniş, empati yapabilen kişilerden oluşan bir toplum şüphesiz daha sağlam bir toplumdur. Bildiğimiz gibi Hicri Takvimde yılın daha kısa sürmesi nedeni ile her yıl Ramazan ayı 10 gün kadar erken başlıyor. Yani bu yıl ve önümüzdeki birkaç yıl daha en uzun ve sıcak Ramazanları yaşayacağız. Pek çok kronik hasta ramazan ayını oruçla geçirmeyi arzu etmektedir. Bu noktada oruç tutmalarının uygun olup olmayacağını doktorları ile görüşmelerini özellikle tavsiye ediyoruz. Sağlığımız bize verilen en büyük emanetlerden ve onu korumakta insan ve kul olarak bizim görevlerimizden bir tanesidir. Dinimizin oruç tutmanın sağlığa zarar verecek durumlarda pek çok kolaylığı getirdiği din adamlarımızın belirttiği hususlardandır. Oruç gibi toplumumuzun geniş bir kesimini ilgilendiren konuda sağlık ile ilgili faydalı bilgiler içeren bir sayısı, "toplumu sağlık alanında doğru bilgilendirme" anlayışımızın da aynı zamanda güzel bir örneği olmuştur. Hocalarımızın kendi uzmanlık alanları ile ilgili tavsiyelerini hem hastalarımız hem de sağlıklı vatandaşlarımız için faydalı olacağını ümit ediyoruz. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulunun "Orucu Bozan ve Bozmayan Muayene ve Tedavi Yöntemleri" konusundaki açıklamalarını yine gazetemizin bu sayısında bulabilirsiniz. Bu açıklamaların hem sağlık çalışanlarını hem de vatandaşlarımız tarafından bilinmesi pek çok soru işaretlerini ortadan kaldıracak ve daha bilinçli ibadet duygusunu bizlere yaşayacaktır. Ramazan ayının insanımıza ve tüm insanlığa güzellik getirmesini diliyorum. Yaklaşan Ramazan Bayramınızı da şimdiden kutluyor ve hepinize saygılar sunuyorum.

12 12 Temmuz-Ağustos 2013 Bağışıklık sisteminizi güçlendirin BAĞIŞIKLIK sistemi, farklı enfeksiyon ve zararlı maddelerle savaşan; insanı virüs, bakteri, mantar ve parazit gibi mikroorganizmaların zarar verici etkilerine karşı koruyan bir savunma mekanizmasıdır. Bağışıklık sisteminin işlevini yerine getirmesinde yeterli ve dengeli beslenme çok önemli bir yere sahiptir. Vücutta zararlı bazı maddeler oluşur. Vücudumuz bu zararlı maddelerle savaşmak için çalışır. Bu savunmada bağışıklık sistemini destekleyen en önemli antioksidanlar A, C ve E vitamini, selenyum, çinko, beta-karoten, probiyotikler ve omega-3 dür. Bu besin öğelerinin yaz ayları için başlıca kaynakları şunlardır. A VİTAMİNİ: Koyu yeşil yapraklı sebzeler, yumurta, süt, peynir, kayısı. Bağışıklık sistemi hücrelerinin sayısında önemli derecede artış sağlar. C VİTAMİNİ: Çilek, çarliston biber, kırmızı salçalık biber, sivri biber, enginar, taze fasulye, ahududu. Bağışıklık sisteminin savunma mekanizması geliştirir. E VİTAMİNİ: Zeytinyağı, ayçiçek yağı, fındık, badem, soya, ceviz ve fıstık. Selenyum ile birlikte bağışıklık sistemimizi güçlendirerek birçok kanser türüne karşı vücudumuzu korur. Kalp krizi riskini azaltır. SELENYUM: Kümes hayvanları, deniz ürünleri, et, soğan, sarımsak, kırmızı salçalık biber, yulaf. Bağışıklık sistemini aktive eder. Virüslerle ve kanserle savaşan hücreleri güçlendirir. ÇİNKO: Balık, et, buğday tohumu, kabak çekirdeği, ayçiçeği çekirdeği, tüm tahıllar, ceviz, badem, yumurta, peynir, süt. Bağışıklıkla ilgili hormon ve salgıların işlevinde ve üretiminde rol oynar. BETA-KAROTEN: Turuncu, kırmızı, yeşil sebze ve meyvelerde bol miktarda bulunan beta karoten de bağışıklık sistemi hücrelerinin sayısında artış sağlar. PROBİYOTİKLER: Kefir, turşu, yoğurt, ayran, lor peynir ve probiyotik eklenmiş ürünler. Bağırsak çalışmasını düzenleyerek zararlı mikropların üremesine engel olur. OMEGA 3: Özellikle balıkta ve yağlı tohumlarda (ceviz, badem, fındık, keten tohumu) bulunan omega-3 de kalp ve damar sağlığımızı korur, bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirmek için şu besinleri beslenmenize ekleyin. Keten tohumunu kanser riskini azaltır. Soya fasulyesi kanser, kemik erimesi ve kalp damar hastalıkları riskini azaltır. Sarımsak kanser ve kalp damar hastalıkları riskini azaltır. Meyan kökün alerji ve iltihabı azaltır. Bağışıklık sistemimizi güçlendirecek gıdalara ek ekinezya, ve yeşil çay gibi doğal maddeleri saymak da mümkündür. Günde 3 litre su için Yaz aylarında aşırı terleme ile artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için yeterli sıvı alımı önemlidir. Yeterli sıvı alımı vücutta oluşan zararlı maddelerin atılmasında son derece önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle her gün litre su içilmeli; sıvı alımı kahve, çay, gazlı içecekler yerine saf su, süt, ayran ve taze sıkılmış meyve suları ile sağlanmalıdır. VARİS ölümle sonuçlanabiliyor ANEAH Göğüs Cerrahi Kliniği Eğitim ve İdari Sorumlusu Doç. Dr. Ünal Sakıncı, varisin birçok nedeninin olduğuna dikkat çekti. En belirgin sebebin derin toplardamardaki kapak yetmezliği sebeplerden, bunun haricindeki sebeplerin ise genetik, obezite, hamilelik gibi karın basıncını arttıran nedenlerden kaynaklandığını değinen Sakıncı, uzun süre ayakta kalanların, sıcak ve nemli ortamlarda çalışanların ve özellikle aşçıların varis için riskli grupta yer aldıklarını belirtti. Varisin öncelikle estetik görüntünün bozulmasına bağlı olarak psikolojik bozukluklara, kramplara daha ileri durumlarda ayak bileği seviyesinde staz ülseri denen kapanmayan yaralara sebep olduğunu söyleyen Doç. Dr. Ünal Sakıncı, varisin en önemli etkisinin damar içerisinde staz etkisinden oluşan kan pıhtısının yerinden koparak akciğerin bir bölümünü tıkayarak ani ölümlere neden olmasını dile getirdi. Doç. Dr. Ünal Sakıncı variste erken teşhisin koruyucu önlemlerin etkisini arttıracağını savundu. Doç. Dr. Sakıncı, varis yerinin ve varise neden olan sebeplerin varisin türünü etkilediğine dikkat çekerek, varisin temel tedavisinin cerrahi olduğunu kaydetti. Sakıncı, yüzeysel varislerde sklerozan enjeksiyon tedavisinin yüksek frekansta termal enerji ile tedavi ve köpük jel uygulamalarının başarılı sonuç verdiğini ifade etti. Doç. Dr. Sakıncı, "Varisten korunmak için, uzun süre hareketsiz bir şekilde ayakta kalınmamalı, karın içi basıncı arttıracak korse ve ve sıkı giysilerden kaçınılmalıdır." dedi. Doç. Dr. Ünal Sakıncı, yürüyüşler yapmanın ve sporun varis hastalığını önlemede yararlı olacağını belirtti. Doç. Dr. Ünal Sakıncı, varis çorabının, erken evre cerrahi uygulanmayan dönemlerde ve ameliyat sonrası koruyucu etkisi bakımından faydalı olduğunu ancak varis çorabının tedavi edici bir özelliğinin bulunmadığını sözlerine ekledi. Temmuz - Ağustos 2013 Sayı:9 Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adına Yayın Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nurullah ZENGİN (Hastane Yöneticisi) Genel Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Hürrem BODUR Yönetim Adresi: Mahatma Gandi Caddesi No:105/3 G.O.P. / Çankaya ANKARA Tel: Fax: Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi : Tel: Bilimsel Danışma Kurulu 1. ABAYLI Ekrem 2. AK Fikri 3. ALLI Nuran 4. ALTIPARMAK Emin 5. ATAN Ali 6. AVŞAR Fatih 7. AYDOĞDU Sinan 8. BALABAN Neriman 9. BELEN Ahmet Deniz 10. BİÇİMOĞLU Ali 11. BODUR (ÇOLAKOĞLU) Hatice 12. CENGİZ Ömer 13. COŞKUN Faruk 14. ÇETİNKAYA Mesut 15. DEDE Doğan 16. DERE Hacı Hüseyin 17. DİKMEN Bayazit 18. DİLBAZ Nesrin 19. DOKUZOĞUZ (KUT) Başak 20. ERDOĞAN Bülent 21. ERYILMAZ Adil 22. ESKİOĞLU Erdal 23. GÖĞÜŞ Nermin 24. GÖKA Erol 25. GÜÇTEKİN Ali 26. GÜL Ülker 27. GÜLER Serdar 28. GÜVENER Engin 29. HASIRİPİ Hikmet 30. HENGİRMEN Süleyman 31. KAMA Nuri Aydın 32. KARAASLAN Yaşar 33. KARADEMİR Mehmet Alp 34. KOCA Yüksel 35. KOÇ Mahmut 36. KOPARAL Salih Suha 37. KULAÇOĞLU Sezer 38. KURAL Gülcan 39. MEMİŞ Ali 40. ODABAŞ Ali Rıza 41. ÖZBAKIR Şenay 42. ÖZDEM Cafer 43. ÖZET Gülsüm Gülistan 44. ÖZKARA Adem 45. ÖZMEN Mehmet Mahir 46. PEKSOY İrfan 47. SAKINCI Ünal 48. SARAÇOĞLU Ömer Ferit 49. SEÇKİN (ERARSLAN) Selda 50. TABAK Abdullah Yalçın 51. TÜMÖZ Mehmet Ali 52. TÜMÖZ Mübeccel 53. UÇANER Ahmet 54. ULUSOY Feridun Vasfi 55. ÜNAL Adnan 56. YILDIRIMKAYA Mustafa Metin 57. YÜKSEL Enis Aysun Yayıncılık Matbaacılık Reklam İnşaat Turizm San. Tic. Ltd. Şti. Adına İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Aysun PALALI KÖKTAŞ Genel Yayın Koordinatörü Cumali KÖKTAŞ Hukuk Danışmanı Av. Behiye ALKOÇ Mizanpaj AVEC Reklam Organizasyon Yayın Türü Yaygın Süreli Yayın Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir. Ücretsizdir, para ile satılmaz. nin tüm içeriği, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından hazırlanmakta olan bir sağlık gazetesidir. Yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına, reklamların sorumluluğu ise reklam verene aittir. nde yayınlanan makale ve haberler kaynak belirtilmek suretiyle alıntı yapılabilir. Baskı: Başak Matbaacılık Tanıtım Hiz. Ltd. Şti. Anadolu Bulvarı No:5/15 Gimat- Yenimahalle Ankara Tel: ( )

13 Temmuz-Ağustos Suyu dengeli tüketin Uz. Dr. Didem TURGUT ANEAH Nefroloji Kliniği Sağlıklı bireyler su tüketimini ihtiyaçlarına göre yapabilirken; kalp, böbrek ve karaciğer yetmezliği olan hastaların daha dikkatli davranması gerekmektedir. Bu hastalarda gereğinden fazla su ölümcül problemlere neden olabileceği gibi; yetersiz alımların da riskleri vardır. Sağlıklı bireyler için ise günlük ihtiyaç duyulan su miktarı 1,5-2 litredir. SU, insan yaşamı için oksijenden sonra gelen en önemli maddedir. İnsan vücudunun yüzde 60 ı sudan oluşur. Günlük işlerde sarf edilen enerjinin oluşması, büyüme ve yıpranan dokuların onarımı için protein sentezlenmesi, harcanmayan enerjinin yağ olarak depolanması ve zararlı atıkların dışarı atılması gibi birçok fonksiyonda suyun önemli rolü vardır. Günlük ihtiyacımız olan suyun bir kısmı, vücut tarafından üretilmekle birlikte; idrar, bağırsaklar, deri ve nefes alma yoluyla, günlük litre su sürekli eksilmektedir. Kaybolan su mutlaka yerine konmalıdır. Günlük kaybedilen miktarın karşılanması için vücut ağırlığımızın yaklaşık olarak 1/36 sı kadar su, bir gün içerisinde alınmalıdır. Örneğin 72 kg. ağırlığındaki bir kişinin günlük su ihtiyacı yaklaşık 2 litredir. Bu ihtiyacın bir kısmının yiyecekler ve içeceklerle (çorba, yoğurt, çay, ayran gibi) alındığı düşünülürse; bir yetişkinin günde en az 1.5 litre su içmesi gerekmektedir. Sağlıklı bir kişide, günlük su tüketiminin yeterli olduğunu gösteren önemli bulgulardan biri idrar miktarıdır. Eğer günde yaklaşık litre idrar çıkımı varsa, su alımı yeterli kabul edilebilir. Pratik olarak, idrar miktarından litre fazla su tüketilmesi, su ihtiyacını karşılayacaktır. Eğer fazladan kayıplar varsa, (ateşli hastalık, aşırı terleme, kusma, ishal, aşırı sıcaklar, bedenen ağır çalışma ve egzersiz) alınması gerekli su miktarı yeniden gözden geçirilmelidir. Vücuttaki su oranı yeterli düzeyde tutulmalı Vücuttaki su oranının yeterli düzeyde tutulması yaşamsal önem taşıdığından, vücuttan kaybolan suyun yerine konması zorunludur. Yeterli su tüketilmesi; metabolizmanın dengeli çalışmasını ve hücrelerin kendini yenilemesini sağladığı gibi; yaşlanmaya karşı da etki gösterir. Erişkin bir insan, vücut ağırlığının yaklaşık olarak yüzde 1 i kadar oranda (70 kg bir insanda 0.7 litre) su kaybederse, vücudun susama merkezi uyarılır. Bu oran yüzde 10 olduğunda kas spazmı, aşırı yorgunluk, dolaşım - böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkmaya başlarken; yüzde 20 lik su kaybında ölüm gerçekleşebilir. Aşırı su tüketimi ölümcül problemlere sebep olabilir Sağlıklı bireyler su tüketimini ihtiyaçlarına göre yapabilirken; kalp, böbrek ve karaciğer yetmezliği olan hastaların dikkatli davranması gerekmektedir. Bu hastalarda gereğinden fazla su ölümcül problemlere neden olabileceği gibi; yetersiz alımların da riskleri vardır. Böbrek ve kalp yetmezliği olan hastalarda vücudun idrarla su atılımı bozulduğundan, dengeli su tüketilmemesi, kalan böbrek fonksiyonlarının kaybına ve hastalığın ilerlemesine neden olabilir. Bu tür hastalıkları olan hastaların doktor gözetiminde dengeli bir su ve sıvı tüketimi yapmaları, özellikle terlemeyle kaybın arttığı yaz aylarında daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Su hayatın sürdürülmesi için mutlak bir gereksinimdir. Yetersiz alımların neden olabileceği problemler yanında; fazla tüketimin de özellikle sürekli hastalığı olan bazı hastalarda kendine ait riskleri mevcuttur. Dengeli, doğru ve kaliteli bir su tüketiminin sağlık için vazgeçilmez bir şarttır. Kronik Böbrek Hastalığı ve Ramazan Uz. Dr. Ali Bakan, Ramazan ayı gelmeden en çok karşılaştıkları sorunun Ben oruç tutabilir miyim? Olduğunu belirterek, özellikle böbrek yetmezliği olan hastalarda bu konunun dikkatli bir şekilde masaya yatırılması gerektiğine işaret etti. ANKARA - Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Uzm. Dr. Ali Bakan, hekimler olarak Ramazan ayı gelmeden yaklaşık bir ay öncesinde en çok karşılaştıkları sorunun Ben oruç tutabilir miyim? olduğunu belirterek, özellikle böbrek yetmezliği olan hastalarda bu konunun dikkatli bir şekilde masaya yatırılması gerektiğine işaret etti. Solüt Dengesi Vücudun sıvı ve solüt dengesini ayarlayan en önemli organın böbrekler olduğunu kaydeden Ali Bakan, bundan dolayı Ramazan ayında böbrek hastalarının oruç tutmasını değerlendirmenin önemli olduğunu belirtti Kronik böbrek hastalığında 5 evrenin mevcut olduğunu anlatan Dr. Ali Bakan, Evre 5 son dönem böbrek yetmezliği olarak tanımlanan evredir ve bu hastalar hemodiyaliz veya periton diyaliz tedavisi görmektedirler. Hemodiyalize giren hastalarımız haftada üç gün, 4 saat süre ile diyaliz yapılmaktadır. Bu dönemlerde hem tıbben hemde dinen oruç tutmaları mümkün değildir. Ayrıca bu grup hastalarımız altta yatan başka hastalıklar nedeni ile çok sayıda ilaç almaktalar ve ilaç alım zamanını da gün içine yaydıklarından dolayı oruç tutmaları zordur dedi. Diyabet Bu evrede olan hastalara oruç tutmayı tavsiye etmediklerini kaydeden Dr. Ali Bakan, Ancak eğer hastanın diyabeti yoksa ve oruç tutmasına engel olabilecek eşlik eden ek bir hastalığı yoksa diyaliz tedavisi görmediği günlerde oruç tutmasında sakınca yoktur diye konuştu. Diyaliz Öncesi Evre Dr. Ali Bakan sözlerini şöyle sürdürdü : Evre IV böbrek hastalığı, diyaliz öncesi evredir. Bu evrede böbrek yetmezliğinin klinik ve laboratuar bulgularında önemli değişiklikler mevcuttur. Anemiye bağlı halsizlik ve güçsüzlük bu evrede önemli klinik belirtilerin başında gelir. Bu klinik bulgu hastaların oruç tutmasını engellemektedir. Bu hastaların sıvı tüketimine dikkat etmeleri hastalığın ilerleyişini yavaşlatma açısından önemlidir. Evre I-III arasındaki hastalarda birçok laboratuar değişikliklerin daha az görüldüğü evredir. Hastalarda asit-baz ve potasyum için değişikliklerin daha az olduğu evredir. Hastalarda halsizlik gibi önemli semptomların daha az olduğu evrelerdir. Bu evrelerde olan kronik böbrek hastalığı yanında başka hastalıkları yoksa hastaların ağızdan sıvı ve katı gıda aldığı dönemde yeteri miktarda sıvı alabiliyor ise ve bu hastaların tıbben oruç tutmalarına engel bir durum yoktur Su Tüketimi Böbrek hastalarının hepsine mutlaka sahura kalkmaları ve iftar-sahur vakitleri arasında idrar çıkışlarına göre en az 2 litre su tüketimi tavsiye edilmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Ali Bakan, Sonuç olarak böbrek hastaları güvendikleri bir böbrek hastalıkları uzmanına başvurmalı ve birlikte oruç tutup tutmamalarına karar vermelidirler. Ancak hemen ben böbrek hastasıyım oruç tutmam doğru değil demek hem dinen hem tıbben çok ağır bir mesuliyettir. Özel durumlar dışında (ileri evre böbrek hastaları) böbrek hastalarının oruç tutmasında sakınca yoktur. Hastanın oruç tutup tutmasına hasta değil hekim karar vermelidir şeklinde konuştu.

14 14 Temmuz-Ağustos 2013 TETANOZ Tetanoz ya da halk arasında bilinen adı ile Kazıklı Humma clostridium tetani adı verilen sporlu bakterinin salgıladığı toksine bağlı olarak gelişen bir enfeksiyon hastalığıdır. Doğumdan başlayarak her yaştan insanda ve hemen her toplumda görülebilen son derece tehlikeli bir hastalık olan tetanoz, gelişmiş ülkelerde yüksek aşılama oranlarıyla giderek azalmakla beraber, özellikle gelişmekte olan ülkelerde halen önemli bir ölüm nedenidir. Hala Öldürüyor ANEAH Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Kliniği Eğitim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Meltem Arzu Yetkin, "Tetanozun bulaşma yolları herkesin bildiği gibi sadece paslı çivi ya da küflü teneke değil, toprağın üst tabakalarında, nemli ortamlarda, evameliyathane tozlarında, tuzlu suda, özellikle gübre içerisinde ve insan ve hayvanların bağırsak kanalında bulunur ve buradan dış dünyaya yayılır dedi. Yara ve kesikler Vücuda çok küçük yara ve kesiklerden dahi girebilen tetanoz mikrobunun, salgıladığı tetanozpazmin adlı tetanoz zehri ile omuriliğe ve sinir sistemine zarar verdiğini belirten Dr. Meltem Arzu Yetkin, gelişmiş tüm tedavi yöntemlerine rağmen tetanozun hala on hastadan altısının ölümüne yol açtığını söyledi. Dr. Meltem Arzu Yetkin, tetanoz mikrobunun vücuda ciltteki kesiklerden girdiğini, ayrıca yanıklardan, damardan ilaç kullanımının, kulak delinmesi, açık yaranın etraftan bulaşması, donuklar, deri yaraları, ameliyat yaraları, doğum sonrası dönem ve hayvan ısırıklarının tetanoz enfeksiyonu açısından riskli durumlar olduğunu belirtti. Tetanozun insandan insana bulaşan bir hastalık olmadığına dikkat çeken Dr. Meltem Arzu Yetkin, erişkin tetanozlu bir hastanın yüzünde kasılmalar sonucunda özel bir görüntünün (alaycı bir gülüş gibi) belirdiğini ifade etti. Yüz kasları spazmı Tiroid Kanserine 45 Yaş Üzerinde Dikkat Tiroid bezi, boynun ortasında ve nefes borusunun önünde yer alan kelebek veya papyon şeklinde ve ortasını birleştiren parçadan oluşan bir organdır. Tiroid bezi foliküler hücrelerden tiroksin (T4) ve triiyodotirin (T3) adı verilen tiroid hormonlarını salgılar. Tiroid hormonları vücudun hareket yeteneğini ve enerjisini düzenlemektedir. Vücutta bir çok hücrenin normal işlevlerini devam ettirebilmesi için T4 ve T3 hormonlarına gereksinimi vardır. Yüz kaslarının spazmı sonucu alın kırışır, dudaklar hafif aralanır, ağzın iki uçları kenara çekilir, gözler daralır, burun kenarındaki çizgiler daha belirgin hale gelir. Boyun kasları kasılır ve yutma güçlüğü olur. Refleks halinde gelen kas spazmları hastalığın yaygın özelliği olup, gürültü, ışık, dokunma, koku ile uyarılabilir. Sinir sisteminin uyarılması sonucu kalp atışında düzensizlikler, kan basıncında değişiklikler, terleme, yutak spazmı, idrar tutamama görülebilir. Tetanozun erişkin kişilerin yanı sıra, yeni doğan bebeklerde de hastalık yapabileceğini söyleyen Dr. Meltem Arzu Yetkin, göbek bağının uygun olmayan şartlarda kesilmesi sonucu oluşan yenidoğan tetanozu nun çok sık görüldüğünü ve buna bağlı yenidoğan ölümlerinin yaklaşık %10 civarında olduğunu kaydetti. Yaygın bulunan bir bakteri Dr. Meltem Arzu Yetkin, yeryüzünde bu kadar yaygın bulunan bir bakteri ile karşılaşma oranı bu kadar yüksek, tanı ve tedavisi güç ve ölüm oranı yüksek olan tetanozdan en önemli korunma yolunun aşılanma olduğunu söyledi. Özellikle yenidoğan bebeklerin, çocukların, gebelerin, elli yaş üzeri grubun, toprak ve bahçe işleriyle uğraşan kişilerin yüksek risk altında olduklarını ifade eden Dr. Meltem Arzu Yetkin, bu kişilerin aşılanma konusunda daha duyarlı davranmalarını istedi.! ANEAH Genel Cerrahi Kliniği Eğitim Görevlisi Doç. Dr. Mutlu Doğanay, Tiroid kanserleriyle ilgili olarak, Tiroid kanserinin over kanserlerinden sonra en sık görülen endokrin sistem kanserleri olmasına karşın tüm kanserler içerisinde görülme oranı % 1 dir. dedi. Tiroid kanserlerinin büyük bir çoğunun ameliyat ile tedavi edildiğini, özellikle genç hastalarda ve kanser çapınının 1-1,5 cm den küçük olması durumlarında uygun bir tedavi ile tam bir tedavi gerçekleştiğini belirten Doç. Dr. Mutlu Doğanay, tiroid nodüllerinin toplumda yaklaşık % arasında görüldüğünü, ancak bunların ise sadece % nin kansere dönüştüğünü ifade etti. Tiroid kanserleri arasında en sık görülen tipin papiller tiroid kanseri olduğuna değinen Doğanay, özellikle 40 yaşın altındaki kadınlarda, çapı 4 cm nin altında olan ve tiroid bezinin dışına taşmamaış durumlarda tedaviden elde edilen sonucun çok iyi olduğuna dikkat çekti. Doç. Dr. Mutlu Doğanay, Tiroid kanserleri genellikle 45 yaş üzerindeki kişilerde görülür. Tiroid kanseri ile basit ndüllü guatrın coğrafi dağılımı arasında sıkı bir bağ vardır. Kadınlarda erkeklere oranla üç kat daha fazla görülür." dedi.

15 Temmuz-Ağustos Kronik hastalar hekime danışmalı ANEAH Nöroloji Kliniği Eğitim ve İdari Sorumlusu Uz. Dr. Fikri Ak, Ramazan ayı ile birlikte, özellikle poliklinik hizmeti veren hekimlere olmak üzere tüm hekimlere, kronik hastalığı olan hastalar tarafından en çok sorulan ve cevabının bir anlamda bu hastalar için hayati önemi olabilen soruların Ramazan ayında oruç tutabilir miyim?, Oruç tutmamın hastalığım açısından bir sakıncası var mıdır?, Ramazan da ilaç saatlerim nasıl ayarlanmalıdır? olduğuna dikkat çekerek, bu soruların cevabının hastalıkları göre değişebilmekte olduğuna işaret etti. Günlük alınan kalori miktarı Ramazan ve Nörolojik hastalıklar ile ilgili olarak bir açıklama yapan Ak, Oruç tutmanın sağlıklı bireyler açısından olumsuz bir yanının olmadığı, tam aksine her yıl belirli bir süreyle tutulan orucun oruç tutanın inancı nedeniyle psikolojik ve ruhsal yapısındaki olumlu etkileri yanında fizyolojik açıdan oruç tutan kişi üzerinde olumlu etkilerinin olduğu bilinen bir gerçektir. Oruç tutulduğu sürede günlük alınan kalori miktarındaki azalışın da sağlığı olumlu yönde etkilediğine ilişkin gözlemsel ve deneysel çalışmalar mevcuttur dedi. Hekim değerlendirmesi Uzm. Dr. Ak, nöroloji hastalarının Ramazan ayında oruç tutmaları halinde gerek ilaç kullanımı, gerek günün belli bir süresinde yiyecek ve içecek tüketememeleri nedeniyle hastalıklarının bundan olumsuz etkilenip etkilenmeyeceğinin bireysel olarak takip eden hekim tarafından değerlendirilmesinin de önem arz ettiğini kaydetti. Migren Diğer yandan migren tipi baş ağrıları olan hastalarda da özellikle oruç tuttukları ilk günlerde yine kan şekerindeki düşmeye ve uyku düzenindeki değişikliklere bağlı olarak migren ataklarının tetiklenebileceğini belirten Uz. Dr. Fikri Ak, Ancak migreni olan bir kişinin oruç tutmasının kesin olarak sakıncalı olduğu söylenemez. Bu hasta grubunda oruç tutma kararı hastadan hastaya değişebilmektedir. şeklinde konuştu. Sağlık açısından Uzm. Dr. Ak, nörolojik hastalıkları bulunanlar ile diğer tüm kronik hastalığı olanların Ramazan ayı öncesinde hekimlerine başvurarak nasıl bir yemek düzeni, ilaç kullanımı ve günlük aktivite uygulayacaklarını öğrenmelerinin sağlıkları açısından uygun olacağını da sözlerine ekledi. Ramazan ve Kalp Sağlığı Anne adayları süt yapıcı besinler almalı HAMİLELİK ve emzirme, kadının hayatında beslenmenin en önemli olduğu bir dönemdir. Bu dönemde, artan protein, vitamin ihtiyacı göz önüne alınmalı ve sağlıklı bir beslenme programı uygulanmalıdır. Anne adayının yetersiz ve dengesiz beslenmesi, yetersiz kilo alımı ya da aşırı kilo alması risklidir. Özellikle çalışan anne adayları, ergen yaştaki hamileler, hamilelik öncesi hastalıkları olan veya kilolu hamile kalanlarda beslenme daha önemlidir. Emziren annede süt yapımının sağlanabilmesi için düzenli olarak su ve sıvı alımı önemlidir. Uzm. Dr. Emrullah KIZILTUNÇ, Uzm. Dr. Mustafa ÇETİN ANEAH Kardiyoloji Kliniği Ramazan ayı ile neredeyse özdeşleşmiş olan oruç ibadeti bedensel olarak gün doğumundan güneş batımına kadar yiyecek ve içecek gıdaların tüketilmemesini gerektirdiğinden bu ayda vücudun biyolojik düzeninde değişiklikler olmaktadır. Uzun süreli açlık ve susuzluk bireylerde çeşitli semptom ve bulgular oluşturabilir. Ayrıca iftarda ve sonrasında dengesiz beslenme, aşırı kalorili ve yağlı yiyeceklerin alınması ve gün içerisinde içilmemiş olan sigaraların iftardan sonra yoğun bir şekilde tüketilmesi de açlık ve susuzluğun dışında Ramazan ayında karşılaşılabilecek sağlık sorunlarının sebeplerini oluşturmaktadır. Yeme alışkanlıkları Ramazan ayında yeme alışkanlıklarındaki ve yaşam tarzındaki değişikliklerin kalp ve damar sağlığı üzerine olumsuz bir etkisi saptanmamıştır. Aksine kan yağlarındaki ve serum inflamasyon belirteçlerindeki değişiklikler kalp damar sağlığını olumlu yönde etkilemektedir. Ramazan ayında beslenme düzeni bireysel ve toplumsal olarak değişkenlik göstermektedir. Yapılan çalışmalar kimi toplumlarda Ramazan ayında kalori ve kilo alımının arttığını gösterirken kimi toplumlarda da tam tersi olarak alınan toplam kalorinin azaldığını ve kilo kaybı olduğunu göstermektedir. Ramazanda kilo kaybının sebepleri arasında enerji alımının azalmasının yanında dehidratasyona bağlı vücut su oranındaki azalmanın da etkili olduğu bilinmektedir. Beslenme tarzı Yine ramazan ayındaki beslenme tarzının birçok hastalık üzerine olduğu gibi kalp yetmezliği hastalarına, koroner arter hastalığı olan hastalara nasıl etki oluşturabileceği, bu beslenme tarzının hastalıklarda bir alevlenme yaratıp yaratmayacağı hep akıllarda bir soru işareti oluşturmuştur. Bütün hekimler, Ramazan ayı yaklaşırken hastaların ben oruç tutabilir miyim? sorusu ile karşılaşmaktadır. Ne yazık ki bu konularla ilgili literatürde büyük ölçekli çalışmalar yoktur ancak ramazan ayı ile normal aylar arasında kalp yetmezliği, kalp krizi, inme oranlarının karşılaştırıldığı çalışmalar yapılmıştır. Yaşam Sonuç olarak; Ramazan ayında yeme alışkanlıklarındaki ve yaşam tarzındaki değişikliklerin kalp ve damar sağlığı üzerine olumsuz bir etkisi saptanmamıştır. Aksine kan yağlarındaki ve serum inflamasyon belirteçlerindeki değişiklikler kalp damar sağlığını olumlu yönde etkilemektedir. Medikal tedavi altında stabil olan hastaların oruç tutmaları için engel bir bulgu saptanmamıştır. Ancak kişinin öncesinde sağlıklı olup olmamasına bakılmaksızın herkesin Ramazan ayında beslenme tarzına dikkat etmesi gereklidir. İftar ve sahur ana öğünlerini atlamamak, bu öğünlerde yükleme tarzında yemek yememek ve ara öğünler yapmak herkes için önem arz etmektedir. Özellikle gündüz sürelerinin uzun olduğu bu yaz aylarında iftar ile sahur arasında bol sıvı tüketmek dehidratasyona karşı bir nebze de olsa faydalı olacaktır.

16 16 Temmuz-Ağustos 2013 Diyabet hastalarına Ramazan uyarısı Yrd. Doç. Dr. Kerim KÜÇÜKLER Hitit Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı RAMAZAN ayı toplumsal olarak hayatımızda önemli bir yer teşkil etmekle birlikte bu ayda özellikle diyabetik hastalar oruç tutma konsunda endişeler yaşamaktadırlar. Aynı şekilde hekimlerimizin de bu konuda hastalarına yol gösterirken pek çok faktörü göz önünde bulundurmaları gerekmektedir. Ramazan ayı süresince beslenme alışkanlıklarımızdaki önemli değişiklikler düzenli giden şeker ve tansiyon değerlerinde bozulmalara yol açabilir. İstenmeyen bu gibi olaylar ile karşılaşmamak için sağlıklı kişiler bile ramazan ayında iftar ile sahur arasına bir öğün ekleyerek düzenli olarak üç öğün almaları gereklidir. Oruç, çorba gibi sıvı gıdalar ile açılıp hafif kahvaltılıklar yendikten sonra ana öğüne geçilmeli, öğünlerde aşırı kalori alımından kaçınılmalıdır. Sahur öğününün atlanması veya öğünlerde aşırı kalorili beslenme birtakım sağlık sorunların yaşanmasına neden olabilir. Özellikle yaz aylarında yeterli sıvı alımı mutlaka sağlanmalıdır. Orta ve ağır egzersizlerden özellikle gün sonu saatlerde ve yaz aylarında kaçınmak gereklidir. Ramazan ayında insanlar genel olarak aç kaldıkları için zayıflayacaklarını düşünseler de genelde kilo alımı ile bayrama merhaba derler. Diyabetik hastalar üç ara üç ana öğün yemek zorunda olduklarından uzun süreli açlıkta hipoglisemi ve hiperglisemi yaşama riskleri artar. Riskli hastalarda hipoglisemi, diyabetik ketoasidoz, hiperglisemik koma, trombotik olaylar, kardiyovasküler olaylar ve dehidratasyon gelişme riski artar. Diyabet hastaları için özel bir durum oluşturan Ramazan ayı için literatürde yapılmış çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Birkaç çalışmada Ramazan ayı boyunca tip 1 ve tip 2 DM hastalarında günlük kalori ve karbonhidrat alımının düştüğü saptanmış. Tip 2 DM hastalarında düşen karbonhidrat alımına karşılık yağ alımında artış saptandığı fakat günlük total kalori alımının değişmediği bildirilmesine rağmen sağlıklı kişilerde iftar sırasında günlük kalorinin %65 inin alındığı düşünülmektedir. Vücut kitle indeksi ve kilonun değişmediği hatta azaldığı bildirilmiştir. Diyabetli hastalarda günlük kalori alımının iftar ve sahur arasındaki döneme yayılarak alınması tavsiye edilir. Ramazan ayında diürnal açlığın kompansatuvar olarak gece dengelenmesinin normal vücut ağırlığını koruduğu düşünülür. Bazı çalışmalarda Ramazan ayındaki ek açlığın tip 2 DM ta ideal hipokalorik diyet olduğu yönünde sonuçlar çıkarılmıştır. Her ne kadar çalışmalarda kilo ile ilgili olumlu sonuçlar olsa da ülkemizde Ramazan ayı boyunca özellikle kızartmalar, şekerli içecek ve yiyeceklerin tüketiminde önemli artış olmaktadır. Bu tarz beslenmede ise kilo artışının olacağı aşikârdır. Diyet planı beslenme ve yaşam tarzı düzenlemelerini içerecek şekilde kişiselleştirilmelidir. Genel olarak günlük kalorinin %55-60 ı karbonhidratlardan, %30 u yağlardan, %10-20 si proteinlerden karşılanmalıdır. Diyette doymuş yağ oranı %7 den az olmalı, tekli ve çoklu doymamış yağ asidlerinden zengin olmalıdır. Ramazan ayı boyunca hem tip 1 DM hem TİP 2 DM ta hipoglisemi sıklığının arttığı bildirilmiştir. Normal kilolu tip 2 DM ta ve sağlıklı kişilerde kan şekerinde saat 15:00 sularında düşme, saat 21:00 08:00 arasında ise artış olduğu gösterilmiştir. Birçok çalışmada HbA1C de değişiklik saptanmamakla birlikte bazı çalışmalarda düşme olduğu bildirilmiştir. Açlık plazma insulin ve C-peptid düzeylerinde de değişiklik izlenmemiştir, bir çalışmada ise kadınlarda değişiklik olmamasında rağmen erkeklerde düşme olduğu saptanmıştır. İnsulin direncinde kadınlarda daha belirgin olmak üzere her iki cinste de düzelme olduğu görülmüştür. Ürik asid düzeyinde de düşme olmuştur. Bazı çalışmalar lipid düzeylerinde herhangi bir değişikliğin olmadığını savunurken bazıları da trigliserid düzeylerinde azalma, total kolesterol, HDL ve LDL kolesterol düzeylerinde artma olduğunu bildirmişlerdir. Bu değişiklikler sağlıklı bireylerde de izlenmiş olup sadece LDL kolesterol düzeylerinde düşme görülmüştür. Yapılan çalışmalarda ramazan ayı süresince trombosit agregasyonunda azalma olduğu gösterilmiştir. Ancak Tip 2 DM de anjiopatik komplikasyonları değerlendiren çalışma yoktur. Oral Antidiyabetik İlaçların(OAİ) Değerlendirilmesi Bazı çalışmalar oral antidiyabetik alan ve diyet yapan hastalarda oruç tutmanın glisemik kontrolu bozmadığını ve hipoglisemik olayların yaşanmadığını bildirmesine karşın klinik gözlemimizde bu durumlarla sık karşılaşıyoruz. Çalışmalarda genellikle OAİ lar iftar ve sahur saatlerinde iki doz şeklinde verilmiştir. Özellikle yaşlı hastalarda sabah dozunun azaltılarak verilmesi hipoglisemik olayları azaltmıştır. Repaglinid ve glibenklamidin günde iki kez alınarak karşılaştırıldığı bir çalışmada repaglinidin daha iyi glisemik kontrol sağladığı ve daha az Oruç tutmasına izin verilebilecek hastalar: $ İnsulin bağımlı olmayan diyabeti olanlardan; $ Obez ve normal kilolu olanlar, $ Diyete uyum gösterenler, biguanid, sulfonilüre tedavisi alanlar, $ Kan şekeri regule olanlar, $ Akut başka bir hastalığı ve dejeneratif komplikasyonları olmayanlar Oruç tutmasına izin verilemeyecek hastalar: $ İnsulin kullanan hastalar, $ İnsulin kullanmayan fakat kan şekeri regule olmayan hastalar, $ Dejeneratif diyabet komplikasyonları olanlar, $ Gestasyonel diyabet, emzirme dönemindekiler, $ Yaşlı hastalar hipoglisemik olaya neden olduğu gösterilmiştir. Ayrıca yine repaglinid, glimepirid ve gliklazide göre daha az hipoglisemiye neden olmaktadır. İnsulin Tedavisinin Değerlendirilmesi Tip 2 DM hastalarında lispro insulin ve reguler insulinin iftar ve sahur saatlerinde iki kez verilerek yapıldığı çalışmada lispro insulinin postprandial kan şekeri kontrolunu daha iyi sağladığı ve daha az hipoglisemik olaya neden olduğu gösterilmiştir. Aynı çalışma tip 1 DM hastalarında yapıldığında da benzer sonuçlar alınmıştır. Günde tek doz insulin tedavisininde etkili olduğunu iddia eden yayınlar da vardır Casablanca Konsensusu'nda oruç tutabilecek ve tutmaması gereken hastalar şu şekilde özetlenmiştir : "Oruç tutamayacak hastalarımızın bir kısmının bizim uyarılarımıza rağmen oruç tuttuklarını bilmekteyiz. Bu hastalara gerekli yaklaşımda bulunabilmek için genellemeler yapmak yerine yapılan çalışmalar ve klinik deneyimlerimizin ışığı altında her hastanın tedavisini bireyselleştirerek gereğinde tedavi değişikliği yapmak ve bir diyetisyen desteği almak en doğru yaklaşım olacaktır." Ramazan Ayı için Örnek Menü Sahur $ 1-2 dilim ekmek ya da pide $ 1-2 dilim peynir ya da 1 adet yumurta $ 5-6 adet zeytin $ Domates, salatalık Veya $ 1 kâse çorba $ 1 kâse yoğurt $ 1 porsiyon etli sebze ya da et yemeği $ 1dilim ekmek $ Domates, salatalık İftar $ 1-2 adet zeytin ya da hurma veya peynir $ 1 kâse çorba $ 1 porsiyon et yemeği ya da etli sebze yemeği $ Salata (az yağlı) $ 2-3 dilim ekmek ya da pilav veya makarna veya 1 dilim börek Ara Öğün $ 2 adet meyve + 1 su bardağı süt ya da yoğurt Veya $ 1 kâse meyve kompostosu + gece yatarken süt

17 Temmuz-Ağustos Mide rahatsızlığı olanlar Ramazan da ne yapmalı? Doç. Dr. R. Ferda ARTÜZ Sağlık Doç Dr. Ersan ÖZASLAN ANEAH, Gastroenteroloji Kliniği Oruç tutmanın gastrit, ülser, reflü gibi mide rahatsızlıklarını alevlendirdiğine dair oldukça yayın bir inanış var. Peki bunlar doğru mu? İşte size cevapları: RAMAZAN ayında mide rahatsızlığı yaşayan hastaların gastrointestinal sistemle ilgili temel soruları şunlardır: $ Oruç tutabilir miyim? $ Oruç tutmak gastrointestinal (ülser vb.) hastalıklara yol açar mı? $ Oruç tutmak var olan gastrointestinal hastalığı nasıl etkiler? Oruç tutmanın gastrit, ülser, reflü gibi üst gastrointestinal sistem hastalıklarını alevlendirdiğine ait oldukça yaygın bir inanış mevcut. Fakat ramazanın gastrointestinal sistem üzerindeki etkilerine ait bilimsel çalışmalar oldukça az sayıda ve genellikle çalışma dizaynı uygun olmayan, hakemli dergilerde yayınlanmamış, tartışmaya açık verileri içeriyor. Dolayısıyla ramazanın olumlu veya olumsuz etkileri konusundaki bilgilerimiz oldukça az ve çelişkilidir. Bu yazıda literatür bilgileri ve klinik deneyim eşliğinde ramazan ve gastrointestinal sistem hastalıkları hakkındaki bilgiler özetlenmiştir. Oruç reflüye yol açmaz Ramazanda günboyu süren açlık ve susuzluğu takiben, iftar ve sahurda bol miktarda gıda alımı, ilave sigara, çay, kahve ve kola gibi içeceklerle birlikte özefagus ile ilişkili reflü semptomlarına, mide-barsak ile ilişkili dispeptik yakınmalara (şişkinlik, gaz, ağrı, gerginlik, bulantı vb) sık olarak yol açıyor. Bu durum özellikle reflüsü olanlarda semptomların belirgin olarak artmasına, hele hele ağır yemekler sonrası hemen yattığında regürgitasyon hatta aspirasyonlara yol açabiliyor. Dolayısıyla reflü hastalığı zaten biliniyorsa, asit azaltıcı ilaçlar düzenli olarak kullanılmalı, diyet ve yaşam tarzı önerilerine daha sıkı riayet edilmelidir. Açlığın veya orucun direkt kendisi reflüye yol açmaz, tam tersine hasta sahurda abartılı yememişse gün boyu kendini daha da rahat hisseder. Dolayısıyla reflü hastası olmayanlarda, aşağıda belirtilen diyet önerileri ramazanda oluşabilecek retrosternal yanma gibi durumları önlemek için genellikle yeterli olur. Reflü hastası olanlar ise diyet önerilerine ilave olarak proton pompa inhibitörü ilaçlarını 1 veya 2 kez alarak oruç tutabilirler. İsteyen ülserli hasta oruç tutabilir Reflüye benzer şekilde mide-barsak sistemi ile ilişkili dispeptik yakınmalarda genellikle aşırı beslenme ile ilgili olup geçicidir (dismotilite ve/veya hiperasidite semptomları). Uygun beslenme önerilerine dikkat edilmesi veya yeterince dikkat edilemiyorsa antiasit, proton pompa inhibitörü, gaz giderici gibi ilaçların kullanılması ile düzelir. Orucun kendisi gastrite veya ülsere neden olmaz. Zaten bilinen ülseri olan hastalarda uzun süreli açlığın şikâyetleri artırabildiği bilinmektedir. Fakat eski yıllarda öne sürülen ülser kanaması, perforasyonu gibi komplikasyonların ramazan süresince veya sonrasında arttığına dair iddiaların objektif kanıtları çok yetersizdir. Dolayısıyla ülserle ilgili şöyle bir yaklaşım mantıklı olacaktır: $ Mide veya duodenum ülseri olanlar tercihen ramazandan önce uygun tedavilerini yaptırmalıdır, günümüzde modern ilaç tedavileri ile (asit azatıcı ilaçlar, gerekirse helikobakter pilori eradikasyonu ve analajeziklerden kaçınmak) ülser tamamen düzelen bir hastalıktır. $ Ülseri olan kişi arzu ediyorsa, ilaçlarını iftar ve sahurda düzenli kullanmak ve beslenme önerilerine riayet etmek suretiyle oruç tutabilir. Ağrısı veya ciddi şikâyetleri olursa oruç tutmamalıdır. $ Komplike ülseri olanların ise (obstrüksiyon, kanama vb) oruç tutmaları doğru değildir, uygun tedavileri yapılmalıdır. Mide rahatsızlığı olanlara sağlıklı beslenme önerileri $ İftarda ve sahurda fazla miktarda mideyi doldururcasına yemek yenilmemesi en temel öneridir. Yemekler yavaş yavaş ve iyice çiğnenerek tüketilmelidir. $ İftar sofralarında baharatlı, kırmızı et ağırlıklı ve yağlı gıdalar yerine daha hafif ve sindirilmesi kolay gıdaların (lifli gıdalar, zeytinyağlı gıdalar, sebze yemekleri, sulu yemekler, meyve) tercih edilmelidir. $ Özellikle reflü hastaları yemek yedikten sonra hemen yatmamalıdır (en az 45 dakika- 1 saat). Aksi takdirde hastalarda retrosternal yanma, ağza acı su gelmesi ciddi boyutlarda olabilir. $ İftarla sahur arasında bol miktarda su içilmelidir. $ Sigara, kahve, çay, gazlı veya asitli içecekler, domates, salça ve baharatlı besinlerin özellikle reflü hastalarınca tüketiminde kontrollü olunmalıdır. İftar ve sahurda dengeli beslenme bağırsak rahatsızlıklarını azaltıyor İftarda ve sahurda düzenli, dengeli beslenerek oruç tutanlarda gaz-şişkinlikağrı gibi irritabıl barsak sendromu şikâyetleri azalmaktadır. Dolayısıyla bu kişiler oruç tutabilir. Fakat iftarda ve/ veya sahurda ağır beslenirlerse semptomları daha da artabilir, diyete çok dikkat etmeleri, ilaç kullananların ise ilaç saatlerini düzenleyerek, tedaviyi kesmemeleri gerekir. İltihabi barsak hastalıkları (Ülseratif kolit ve Crohn) olanlar hastalıkları hafiforta aktiviteli ve remisyonda ise ilaçlarını kesmemek şartıyla oruç tutabilir. Bu konuda orucun olumsuz etkisi olmadığı birkaç çalışmada gösterilmiştir. Fakat hastalık aktif ise veya oruç ile aktifleşme gözlenirse oruç ertelenmelidir. Orucun karaciğere olumsuz etkisi yok Oruç tutmanın ALT, AST, ALP, GGT gibi karaciğer testleri üzerine olumsuz bir etkisi yoktur. Sadece bilirübinlerden, özellikle indirekt bilirübin düzeyinde hafif, geçici artışlar görülebilir. Lipid profilinde geçici olumlu-olumsuz etkiler bildirilmiştir. Orucun karaciğerin metabolik fonksiyonları üzerine etkileri konusunda yeterli çalışmalar yapılmamıştır. Teorik olarak, doğru diyet ve yeme alışkanlığını ramazanda da uygulayabilen kişilerde, karaciğer açısından olumlu etkiler görülmesi beklenir. Fakat iftar ve sahurda aşırı beslenme, kilo alınması karaciğer yağlanmasına ve lipid profilinde bozulmalara yol açabilir. Siroz olanların oruç tutması sakıncalı İkterik veya anikterik akut hepatit geçiren hastaların, etyolojisi ne olursa olsun siroz evresindeki hastaların veya hepatoma gibi malignite tanılı hastaların oruç tutması sakıncalıdır. Bu tür hastalarda ilaç alımında düzensizlik, dehidratasyon, hipoglisemi gibi faktörlerin etkisiyle hem de açlığa karşı toleransın çok zor olması nedeniyle ciddi aciller ortaya çıkabilir. İnaktif taşıyıcılar ve yağlı karaciğer hastaları oruç tutabilir. Gilbert sendromu olanlarda açlığa bağlı konjugasyon enziminin aktivitesinde azalma hafifçe bilirübin artışına yol açabilir, bu durum geçicidir. Kronik hepatit hastaları (etyolojisi ne olursa olsun) oruç tutabilir, fakat antiviral ilaçlarını iftarda veya sahurda düzenli olarak almaları gerekir. İnterferon türü enjektabl ilaç kullananlarda yan etkiler nedeniyle, orucun ertelenmesi uygun olacaktır. Safra taşı oruça engel değil Oruç tutmanın kolelitiyazis komplikasyonlarını artırmadığı bildirilmiştir. Bu nedenle akut aciller dışında (kolesitit, kolanjit gibi) safra taşları oruç tutmaya engel değildir. Oruç tutmakla semptomatik hale gelirse (biliyer kolik gibi) ertelenmesi önerilir. Güneşten Nasıl Korunmalıyız? Ultraviyole ışınlarının kanserojen olduğu ve deri kanseri gelişimindeki ana etken olduğu bugün kesin olarak bilinmektedir. Tek bir ciddi güneş yanığı dahi deri kanseri riskini %50 arttırmaktadır. Çocukluk ve ergenlik dönemindeki güneş yanıkları özellikle daha büyük risk oluşturur. Bu nedenle bebeklerin ilk 6 ay güneşe çıkmaları kesin olarak yasaktır. Sonrasında güneş koruyucularla güneşe çıkabilirler. Ozon tabakasının koruyuculuğu azaldığı ve güneşlenme alışkanlığı arttığından deri kanserleri hızla artmaktadır. Ancak deri kanserleri önlenebilir kanserlerin başında gelir; tek yapılması gereken bilinçli olarak güneşten korunmaktır. Yine de saat arası güneş maruziyeti daima sakıncalıdır. Dışarıdayken de mümkün olduğunca gölge ortam aranmalıdır. Plaj şemsiyesinin gölgesi en az koruma sağlarken, ağaç yeşillikleri en yoğun korumayı sağlar. Kar, kum ve metal güneşi %90 a varan oranda, deniz güneşi %15 oranında yansıtır. Uzun kollu, sıkı dokumalı giysiler güneşten daha iyi koruma sağlar. Polyester kumaşların koruması kotondan daha fazladır. Yine de giysilerin güneş koruması SPF 3-7 arasındadır. Islanan giysilerin koruma özelliği düşer. Şapka kullanımı korunmaya çok önemli katkı sağlar. Şapka seçerken, güneşe tutulmalı, ışık geçirmeyen şapkalar terci edilmelidir. 10 cm kenarlı şapkalar daha yoğun korunma sağlar. Korunmada sonraki basamak güneşten koruyuculardır. Güneşten koruyucular dışarı çıkmadan 30 dakika önce sürülmeli, 2-4 saatte bir yenilenmelidir. Yüzme ve terleme sonrasında güneş koruyucular tekrar sürülmelidir. Kremlerin yeterli miktarda sürülmesi de çok önemlidir, zira az sürüldüğünden etkisi kat kat düşmektedir. Güneşten koruyan ürünler güneş yanığını önlemekle kalmaz, kanseri önler, bağışıklık sisteminin güneşle baskılanmasını ve cildin yaşlanmasını engeller. Güneş kremlerinin üzerinde mutlaka geniş spektrumlu ibaresi aranmalı, ürünün hem UVB hem UVA dan koruduğundan emin olunmalıdır. D vitamini sentezinin güneşten korunmakla azalacağı endişesi anlamlı değildir. Zira güneş ışınlarıyla salgılanan D vitamininin fazlası, var olan D vitamini üzerinde toksik etki yaratmakta ve yıkımına neden olmaktadır. Ülkemizde kış ve bahar aylarında sadece el sırtı ve yüzümüzün 10-20dakika güneş görmesi D vitamini sentezi için yeterlidir. Koyu tenliler D vitamini sentezi için daha yoğun güneşe ihtiyaç duyar. Yaş ilerledikçe de D vitamini sentezi azalır. Tüm bu nedenlerden dolayı D vitaminini kanserojen olan ultraviyoleden değil, besin desteği olarak almak daha anlamlıdır.

18 18 Temmuz-Ağustos 2013 Orucu Bozan ve Bozmayan Muayene ve Tedavi Yöntemleri Din İşleri Yüksek Kurulu Kararları Din İşleri Yüksek Kurulu, Dini Soruları Cevaplandırma Komisyonu nca hazırlanan "Orucu Bozan ve Bozmayan Muayene ve Tedavi Yöntemleri" konusunda açıklamalarda bulundu Tedavi görürken oruç tutmak Kurul tarafından yapılan görüşmeler sonucunda, birçok kişinin, çeşitli sağlık problemleri nedeniyle tedavi görmekte olduğu ancak bu kişilerin bir kısmının tedavi görürken oruç tutmayı da istediği ifade edilerek, Ancak, bu tedavi ve muayene yöntemlerinin oruçlarına zarar verip vermeyeceği konusunda tereddüde düşmekte ve bu konuda Başkanlığımızdan bilgi istemektedirler. İslâm'ın beş temel esasından biri olan oruç, ayet ve hadislerdeki tanımına göre, fecr-i sadıktan güneşin batmasına kadar yemekten, içmekten ve cinsî münasebetten uzak durarak ifa edilen bir ibadettir. Buna göre oruç, ibadet niyetiyle yemekten, içmekten ve cinsî münasebetten uzak durmaktan ibarettir ve bunlardan birinin yapılmasıyla oruç bozulur. Bu konuda bütün İslâm bilginleri görüş birliği içindedir denildi. Muayene ve tedavi yöntemleri Yıkanmak, ağza su almak (mazmaza), diş fırçalamak (misvak kullanmak), sürme çekmek, eşini öpmek, yağlanmak, koku sürünmek gibi pek çok uygulamanın da orucu bozmayacağının hadislerde yer aldığının belirtildiği açıklamalar ışığında, orucu bozup bozmayacağı bakımından muayene ve tedavi yöntemleri aşağıdaki şekilde sıralandı : a) Astım hastalarının kullandığı sprey Akciğer hastalarının kullandıkları spreyden, bir kullanımda 1/20 ml. gibi çok az bir miktar ağıza sıkılmaktadır. Bunun da önemli bir kısmı ağız ve nefes boruları cidarında emilerek yok olmaktadır. Bu itibarla astımlı hastaların, sağlığı oruç tutmalarına uygun olup başka bir hastalıkları da yoksa, rahat nefes almalarını sağlamak amacıyla ağza püskürtülen oksijenli ilaç orucu bozmaz. b) Göz damlası Uzman göz doktorlarından alınan bilgilere göre, göze damlatılan ilaç miktar olarak çok az (1 mililitrenin 1/20'si olan 50 mikrolitre) olup bunun bir kısmı gözün kırpılmasıyla dışarıya atılmakta, bir kısmı gözde, göz ile burun boşluğunu birleştiren kanallarda ve mukozasında mesamat yolu ile emilerek vücuda alınmaktadır. Damlanın yok denilebilecek kadar çok az bir kısmının, sindirim kanalına ulaşma ihtimali bulunmaktadır. Bu bilgiler, yukarıdaki bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde, göz damlası orucu bozmaz. c) Burun damlası Tedavî amacıyla burna damlatılan ilacın bir damlası, yaklaşık 0,06 cm3tür. Bunun bir kısmı da burun çeperleri tarafından emilmekte, çok az bir kısmı mideye ulaşmaktadır. Bu da, mazmazada olduğu gibi ma'fuv kapsamında değerlendirilebilir. d) Dil altı Bazı kalp rahatsızlıklarında dilaltına konulan ilaç, doğrudan ağız dokusu tarafından emilip kana karışarak kalp krizini önlemektedir. Söz konusu ilaç ağız içinde emilip yok olduğundan mideye bir şey ulaşmamaktadır. Bu itibarla, dil altı kullanmak orucu bozmaz. e) Endoskopi, kolonoskopi yaptırmak, makat veya ferçten ultrason çektirmek Midedeki hastalığı tespit amacıyla mideyi görüntülemek veya mideden parça almak için yaptırılan endoskopide, ağız yoluyla mideye tıbbî bir cihaz sarkıtılmakta ve işlem bittikten sonra çıkarılmaktadır. Endoskopi veya kolonoskopi yaptırmak; makat veya ferçten ultrason çektirmek; yeme, içme anlamına gelmemekle birlikte, çoğunlukla cihaz içinden su verildiği için oruç bozulur. Ancak söz konusu işlemlerde cihazların kullanımı sırasında sindirim sistemine su, yağ ve benzeri gıda özelliği taşıyan bir madde girmemesi durumunda endoskopi, kolonoskopi yaptırmak, makat veya ferçten ultrason çektirmek orucu bozmaz. f) İdrar kanalının görüntülenmesi, kanala ilaç akıtılması İdrar kanallarına giren cihazlar veya akıtılan ilaçlar orucu bozmaz. g) Anestezi Acı ileten sinir yolları üzerinde iletimin değişik seviyelerde engellenmesi anestezi oluşturmaktadır. Lokal, bölgesel ve genel anestezi olmak üzere, üç türlü anestezi vardır. Anestezi, nefes yolu veya iğne ile vücuda ilaç verilerek oluşturulmaktadır. Nefes yolu veya iğne ile yapılan anestezi, mideye ulaşmadığı gibi, yeme-içme anlamı da taşımamaktadır. Ancak bölgesel ve genel anestezide, acil durumlarda ilaç ve sıvı vermek amacıyla damar yolu açılarak, bu açıklık işlem süresince serum vermek suretiyle sağlanmaktadır. Bu itibarla, lokal anestezi, orucun sıhhatine engel değildir. Bölgesel ve genel anestezide serum verildiği için oruç bozulur. h) Kulak damlası ve kulağın yıkattırılması Kulak ile boğaz arasında da bir kanal bulunmaktadır. Ancak kulak zarı bu kanalı tıkadığından, su veya ilaç boğaza ulaşmaz. Bu nedenle kulağa damlatılan ilaç veya kulağın yıkattırılması orucu bozmaz. Ancak kulak zarının delik olması durumunda, kulak yıkattırılırken suyun mideye ulaşması mümkündür. Bu itibarla, orucu bozacak kadar suyun mideye ulaşması halinde oruç bozulur. i) Fitil kullanmak, lavman yaptırmak Ağrı kesici, ateş düşürücü olarak veya diğer bazı amaçlarla makattan; mantar ve bazı kadın hastalıklarının tedavisinde ferçten fitil kullanılmaktadır. Lavman, tıbbî operasyon öncesi veya kabızlıkta kalın bağırsak da bulunan dışkının, anüsten içeriye, sıvı verilerek dışarı çıkarılmasıdır. Sindirim sistemi, ağızla başlayıp anüsle sona eren, sindirim borusu ile sindirim bezlerinden oluşur. Sindirim borusu ise, ağızla başlar. Sindirim ince bağırsaklarda tamamlanmaktadır. Kalın bağırsaklarda ise, sadece su, glikoz ve bazı tuzlar emilmektedir. Kadının ferci ile sindirim sistemleri arasında ise bir bağlantı bulunmamaktadır. Bu itibarla kadınların fercinden kullanılan fitiller, orucu bozmaz. Makattan kullanılan fitiller ise, her ne kadar sindirim sistemine dahil olmakta ise de, sindirim ince bağırsaklarda tamamlandığı, fitillerde gıda verme özelliği bulunmadığı ve makattan fitil almak yemek ve içmek anlamına gelmediği için, orucu bozmaz. j) İğne yaptırmak, hastaya serum ve kan vermek İğnenin orucu bozup bozmayacağı, kullanılış amacına göre değerlendirilebilir. Ağrıyı dindirmek, tedavi etmek, vücudun direncini artırmak, gıda vermek gibi amaçlarla enjeksiyon yapılmaktadır. Gıda ve keyif verici olmayan enjeksiyonlar, yemek ve içmek anlamına gelmediklerinden orucu bozmazlar. Ancak gıda ve/veya keyif verici enjeksiyonlar orucu bozar. Hastaya serum veya kan verilmesi de, aynı hükme tabidir. k) Diyaliz Böbrek yetmezliği hastalarına uygulanan diyaliz, periton diyalizi, hemodiyaliz olmak üzere iki çeşittir.hastaya herhangi bir sıvı maddesi verilmeden gerçekleştirilen hemodiyalizde oruç bozulmaz. Diğer diyaliz çeşitlerinde ise, vücuda gıda içerikli sıvı verildiği için oruç bozulur. l) Anjiyo yaptırmak Halk arasında anjiyo olarak bilinen operasyon, teşhise yönelik (anjiyografi) ve tedaviye yönelik olarak uygulanmaktadır. Anjiyografi vücut damarlarının görüntülenmesi demektir. Gerek anjiyografi, gerekse anjiyoplasti operasyonlarında yemek ve içmek anlamı bulunmadığından, oruç bozulmaz. m) Biyopsi yaptırmak Tahlil amacıyla vücudun herhangi bir organından parça alınması (biyopsi), orucu bozmaz. n) Kan vermek Kan vermenin orucu bozup bozmayacağı konusunda, Hz. Peygamber'den rivayet edilen "Hacamat yapanın ve yaptıranın orucu bozulur." (Ebû Davûd, Sıyam, 28) hadisinden hareketle bazı İslâm bilginleri kan vermekle orucun bozulacağını söylemişlerdir. Din bilginlerinin çoğunluğu ise, Hz. Peygamber'in oruçlu iken hacamat olduğuna dair rivayeti (Buhârî, Savm, 32; Ebû Dâvûd, Sıyam, 29) esas alarak kan vermenin orucu bozmayacağını söylemişlerdir. Bu iki hadis ve diğer rivayetler birlikte değerlendirildiğinde, "Hacamat yapanın ve yaptıranın orucu bozulur." Hadisinin "hacamat yapanın ve yaptıranın orucu bozulma tehlikesiyle karşı karşıyadır." şeklinde anlaşılmalıdır. Zira hacamat yapan kişi emerek kanı aldığı için boğazına kan kaçma ihtimali, hacamat yaptıranın ise zayıf düşeceğinden yeme içme zorunda kalma ihtimali bulunmaktadır. Nitekim Enes b. Malik de, hacamat yaptırmanın oruçluyu zayıf düşüreceğinden dolayı hoş karşılanmadığını söylemiştir (Buhârî, Savm, 32). Bu itibarla, oruçlu iken kan vermek orucu bozmaz. o) Merhem ve ilaçlı bant Deri üzerindeki gözenekler ve deri altındaki kılcal damarlar yoluyla vücuda sürülen yağ, merhem ve benzeri şeyler emilerek kana karışmaktadır. Ancak cildin bu emişi, çok az ve yavaş olmaktadır. Diğer taraftan bu yeme içme anlamına da gelmemektedir. Bu itibarla, deri üzerine sürülen merhem, yapıştırılan ilaçlı bantlar orucu bozmaz.

19 Temmuz-Ağustos Kaynamış su arınmış mıdır? Mangal ve Sağlık YAŞAMIMIZIN temel maddesi olan besinler, satın almadan tüketime kadar geçen aşamalarda sağlıklı hazırlama ve pişirme yöntemlerinin uygulanmaması ve hijyenik koşulların yeterince sağlanamaması nedeniyle zararlı hale gelebilmekte ve sağlığımız için gizli bir tehlike oluşturabilmektedir. Belirli pişirme yöntemlerini sıklıkla kullanan toplumlarda bazı kanser türlerinin sık görülmesi, yenen ve içilen gıdaların tür ve miktarlarına dikkat edilmesi gerektiği kadar pişirme yöntemlerine de özen gösterilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Yapılan araştırmalarda, gıdalara uygulanan yanlış pişirme yöntemleri sonucunda oluşan bazı kanser yapıcı maddelerin solunum ve sindirim yoluyla alınması ile özellikle akciğer ve sindirim sistemi kanserlerine neden olduğu bildirilmektedir. Yanlış pişirme yöntemleri sonucunda oluşan kanser yapıcı maddelerden birisi polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH) dır. PAH'ların ızgara, dumanlanma ve kızartma işlemleri sırasında kullanılan yüksek ısıl işlemlerde gıdalarda oluşmakta, mangalda pişirilen etlerde yüksek konsantrasyonlara çıkmaktadır. Araştırmalarda, etin, odun ateşinin alevine doğrudan tutulması durumunda yüksek düzeyde, kor üzerinde pişirildiğinde ise daha düşük düzeyde PAH oluştuğu saptanmıştır. Yiyeceklerin pişirilmesi sırasında erimiş yağların ısı kaynağı üzerine damlaması sonucu meydana gelen parçalanma ile PAH oluşumu artmakta ve atmosfere de yayılmaktadır. Bu arada özellikle etin üzerinde de birikmektedir. PAH daha çok yağda depolanabildiğinden etin yağ içeriğinin artması da PAH miktarının artmasına neden olmaktadır. Hamburger, biftek, balık ve tavuk etlerinin yüksek ısıda mangal ateşinde pişirilmesi sonucunda PAH içerikleri önemli ölçüde artmaktadır. Mangaldaki kömür ve kömür tozları, pişirilen besinlerin üzerine sinerek karsinojen etki yapmakta, başta mide kanseri olmak üzere yemek borusu ve kalın bağırsak kanserlerine neden olabilmektedir. Ayrıca, sıcak havalarda bozulma riski yüksek besinlerden et ve ürünlerinin uygun koşullarda hazırlanmaması ve pişirilmemesi, uzun süre bekletilmesi sonucunda da besin zehirlenmesi ile karşılaşılabilmektedir. Bu nedenlerle özellikle yaz aylarında mangal yapmak amacıyla tüketilen besinlerin uygun koşullarda hazırlanması, saklanması ve sağlıklı pişirme yöntemleri ile pişirilmesi sağlığın korunması açısından son derece önemlidir. Kaynamış su yalnızca bakterileri yok eder. Nitrat, ağır metaller gibi çoğu kirletici madde kaynatılarak sudan ayrılamaz. Bazı durumlarda kaynatma işlemi suyu azalttığı için kirletici maddelerin konsantrasyonunu arttırabilir. Ancak temiz ve güvenli suya ulaşma imkanı bulunmuyorsa suları kullanmadan önce kaynatıp soğutmak, sudaki mikropları etkisiz hale getirilmek için kullanılan bir yöntemdir. Hangi yiyecekler demir bakımından zengindir? Karaciğer, kırmızı et, yumurta, pekmez, kuru meyveler ve kurubaklagiller demirin zengin kaynaklarıdır. Ambalajlı suların etiketinde hangi bilgilere yer verilir? Mangal Keyfi İçin Sağlıklı Beslenme Önerileri 1. Mangalda pişirilmek için tavuk eti gibi beyaz etlerin tercih edilmesi, eğer kırmızı et pişirilmek istenirse yağsız olması ve içine kuyruk yağı konulmaması gerekmektedir. 2. Yakıt olarak alevsiz yanan ladin ağacı veya çam kozalakları, tezek gibi kaynaklar kullanılmamalı, saf odun kömürü tercih edilmelidir. 3. Kömür közüyle et arasında en az 15 santimetrelik bir mesafe bırakılmalı, etler ateşe çok yaklaştırılmamalı, alevle yakılarak pişirilmemelidir. 4. Etlere pişirilmeden önce terbiye işleminin uygulanması (sıvıyağ, sirke, limon suyu, süt, yoğurt, tuz vb. oluşan soslar) tercih edilmeli, bu işlemde çay şekeri kullanılmamalıdır. 5. Çiğ veya pişmiş et ve et ürünleri açıkta veya oda sıcaklığında bırakılmamalı, tüketilene kadar buzdolabı ısısında (0-4 C) muhafaza edilmelidir. 6. Çiğ besinler ile pişmiş yiyecekler birbirine temas etmeyecek şekilde üzerileri kapalı olarak muhafaza edilmelidir. 7. Mangal etlerinin yanında mutlaka söğüş sebze, salata, meyve gibi besinler tüketilmeli, sebze ve meyveler iyice yıkandıktan sonra yenilmelidir. 8. Sıcak havalarda alkol tüketiminden kaçınılmalı, kafeinli ve gazlı içecekler yerine de ayran, limonata, meyve suyu gibi içeceklerin tüketimine özen gösterilmelidir. 9. Özellikle çiğ kırmızı et, kümes hayvan etleri ve yumurta gibi besinleri hazırladıktan sonra eller iyice yıkanmalı, bu tür besinler ile pişirilmeden tüketilecek sebze ve meyveleri hazırlarken ayrı doğrama tahtası ve bıçaklar kullanılmalıdır. Suların etiketinde suyun adı, cinsi, imla edildiği yerin adresi, Bakanlıkça verilen iznin tarih ve sayısı, Bakanlığın uygun gördüğü uyarılar, Bakanlığın izni ile suya uygulanan işlemler, suyun sahip olduğu parametreler yer alır. İmal ve son kullanma tarihi ile parti ve seri numarası etiket üzerine yazılabildiği gibi kap veya kapak üzerine görünür şekilde yazılmış olmalıdır. Neden bebeklere 1 yaşına kadar tuz ve şeker verilmemelidir? Bebeklere böbrekleri henüz tam gelişmediği ve böbrek solid yükünü arttırdığı için bir yaşına gelene kadar tuz ve tuzlu besinlerin verilmesi uygun değildir. Şeker de boş kalori kaynağı olup, gelişmeye katkısı bulunmadığı ve yeme isteğini azalttığı için bebekler için uygun besinlerden değildir.

20 20 Temmuz-Ağustos 2013 Her 100 Kişiden 8 inde Akut Apandisit Görülüyor Akut apandisit, karnın sağ alt kısmında bulunan apandix vermiformisinin (kör bağırsak) iltihaplanmasıdır. Normalde karnın sağ alt kısmında yer alan bu organ vücudun çeşitli yerlerinde de bulanabiliyor. ANKARA Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Cerrahi Kliniği Eğitim Görevlisi Doç. Dr. Enver Okan Hamamcı, Akut apandisitin her yaş grubunda görülmekte beraber, özellikle yaşlarda daha sık rastlandığına dikkat çekerek, akut apandisitin temel olarak apandix vermiformis lümeninin tıkanmasıyla oluştuğunu söyledi. Hamamcı, "Nadir olarak lenf dokularının şişmesi, meyve çekirdeği, bağırsak parazitleri gibi nedenler de akut apandisite neden oluyor. Apandix lümeninin tıkanması sonucu lümende sıvı birikir, mikroorganizmalar çoğalır ve lümen içi basınç artar. Bu basınç artışı da apandixin dolaşımının bozulmasına yol açar." dedi. Hamamcı, bu durumun zamanında tedavi edilmeyen hastalarda apandix vermiformisinin herhangi bir yerinden delinmesine neden olabileceğine dikkat çekti. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 6. Cerrahi Klinik Şef Yardımcısı Doç. Dr. Enver Okan Hamamcı, akut apandisitte en önemli belirtinin karın ağrısı olduğunu, bu ağrının genellikle göbek çevresinde başladığını, 4-6 saat sonra karnın sağ alt kadranına yerleştiğini ve göbek çevresindeki ağrıların azalma ve artma gösterdiğini ve ağrının sürekli hale geldiğini söyledi. Göbek çevresindeki ağrının hastalar tarafından net olarak lokalize edilemediğine dikkat çeken Doç. Dr. Hamamcı, ağrının sağ alt kadrana geçmesiyle ağrının hastalar tarafından net bir şekilde gösterildiğini kaydetti. Bu tür şikayetleri olan hastaları ağrı kesici ilaç almamaları konusunda uyaran Doç. Dr. Enver Okan Hamamcı, "Bir şeyler yenilip içilmemeli ve derhal bir hastaneye başvurulmalıdır" diye konuştu. Doç. Dr. Enver Okan Hamamcı, akut apandisitin gelişen hastalarda ilaçla tedavi imkanının olmadığını, bu hastalarda kesin tedavinin cerrahi olduğunun altını çizdi. Akut apandisit ameliyatlarının günümüzde güvenli ameliyatlardan biri olduğunu belirten Doç. Dr. Enver Okan Hamamcı, bazı durumlarda apandix vermiformisinin delinebildiğini, bunun sonucunda da peritonit (karın zarı iltihabı) oluştuğunu söyledi. Hamamcı, "Genellikle akut apandisitin erken aşamalarında görülmeyen bu durum sıklıkla karın ağrısının önemsiz olduğunu düşünerek ihmal eden ve ağrı kesicilerle zaman kaybeden hastalarda görülüyor. Delinen apandisitten çıkan zararlı mikrobik ve toksik sıcı karın zarı iltihaplanmasına yol açıyor. Geç kalındığında ölümcül bir seyir izleyebiliyor." şeklinde konuştu. Doç. Dr. Enver Okan Hamamcı, akut apandisiti olan hastaların zamanında doktora başvurduğunda tedavisinin basit olduğunu ancak geç kalındığında ölümcül bir seyir izleyebildiğini söyledi. Özellikle çocuk ve yaşlılarda tanı güçlüklerine bağlı olarak teşhis ve tedavideki gecikmelerin ölüm riskini arttırabileceğinin altını çizen Doç. Dr. Hamamcı, bu nedenle bu hastaların karın ağrısı, iştahsızlık gibi durumlarda hastaneye başvurmak için zaman geçirmemeleri gerektiğini ifade etti. EPİLEPSİ Epilepsi (sara hastalığı) dünya nüfusunun yaklaşık % 1 ini etkileyen bir hastalıktır. Hastalık, erkek ve kadınlarda ırk ayrımı olmadan eşit olarak görülmektedir. Epilepsi nöbetleri herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir ama sıklıkla gençler ve yaşlılar etkileniyor ANEAH Nöroloji Kliniği Eğitim ve İdari Sorumlusu Uzm. Dr. Fikri Ak, halk arasında sara hastalığı olarak da bilinen epilepsinin kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlı oılduğunu ve beyin hücrelerinde geçici anormal elektrik yayılması sonucu ortaya çıktığını belirtti. Ak, epilepsi nöbetlerinin çok değişik çeşitlerinin olduğunu ve kırkın üzerinde nöbet tipinin tanımlandığını söyledi. Dr. Ak, "Herkes tarafından epilepsi veya sara dendiği zaman anlaşılan ve iyi bilinen tonik-klonik nöbetin yanı sıra başkalarının farketmeyeceği kadar hafif nöbet çeşitleri de vardır. Tanımlanmış bu mevcut nöbet tiplerine rağmen, herkesin geçirdiği nöbet kendine özgü bazı farklılıklar gösterebilir" dedi. Bu tip durumların bazı hastalara epilepsi tanısının konulmasını güçleştirdiğini ve çok çeşitli karışıklara neden olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Fikri Ak, bu durumdaki pek çok hastaya tanı konulamadığını ve problemin ne olduğunun açığa kavuşmasının yıllar alabileceğini kaydetti. Aynı zamanda başka bir bozukluğun yol açtığı belirtilerin yanlış olarak epilepsi tanısı alabileceğine de değinen Ak, gelişen tanı yöntemleri sayesinde yanlış tanıların giderek azaldığını söyledi. Dr. Fikri Ak, epileptik nöbeti tetikleyen faktörleri ve epilepsili hastaların dikkat etmesi gerekenleri şu şekilde sıraladı: Epilepsi hastalığı olan kişi aşırı uykusuz kalmamalı, günde en az 7-8 saat uyumalıdır. Çay, kahve ve kola gibi uyarıcı içecekler ılımlı tüketilmelidir. Uzun süreli ve yakından televizyon (en az 3 m. olmalı) seyredilmemeli ve fazla bilgisayar kullanılmamalıdır. Böyle zamanlarda oda ışığı mutlaka açık olmalıdır. Epileptik hasta, aşırı efor sarf etmemeli ve bunu gerektiren sportif faaliyetlerden kaçınmalıdır. İlacı doğru kullanmamak hastanın nöbet geçirmesine neden olabilir. Ayrıca antiepileptik ilaçların etkinliğini azaltan diğer ilaçların kullanımı nöbet riskini artırabilir. B6 vitamin eksikliği ve kan elektrolit dengesinde bozulma nöbet riskini arttırabilir. Alkollü içecekler, nöbet oluşumuna yol açabileceği ve epilepsi ilaçların etkilerini değiştirebileceği için kesinlikle kullanılmamalıdır. Aç kalınmamalıdır. Epilepsili hastalar yüksek yerlerin (balkon, çatı vs.) kenarında bulunmamalı ve nöbet geçirdiğinde hayati tehlikeye girebileceği yerlerden uzak durmalıdır. Nöbetler kontrol altına alınıncaya kadar motorlu taşıt kullanılmamalıdır. Epilepsili kişi evlenebilir ve çocuk sahibi olabilir. Epileptik kişi evlenecek ise eşi hastalığını bilmelidir. Bayanlar hamile kalmadan önce mutlaka doktoru ile görüşmelidir. Alınan ilaçların hastalığı tamamen geçirmeyebileceği bilinmelidir. Ama ilaçlar nöbet gelmemesini ya da sayısının azalmasını sağlayacaktır. İlaçlar, düzenli ve mutlaka önerildiği şekilde kullanılmalıdır. Düzenli aralıklarla doktor kontrolüne gidilmelidir. Hastalar, yanında iyi yüzme bilen birisi olmak şartıyla denize girebilir, fakat uzun süre denizde ve güneş altında kalmamalı, aşırı yorulmamalıdır. Epilepsili hasta elinden geldiğince üzülmemeli, olur olmaz şeyleri dert etmemelidir. ANEAH 2. Nöroloji Kliniği Şefi Uzm. Dr. Fikri Ak, son olarak epilepsi hastalarına bazı önerilerde bulundu. Dr. Fikri Ak; Epilepsi kısmen de olsa hayatınızı etkileyebilir, ama normal, aktif bir hayat sürmenizi engellemez, bazı meslekler dışında yapamayacağınız hiçbir şey yoktur dedi. Dr. Fikri Ak, anne ve babalara da seslenerek, çocuklarının kendini hasta olarak görmesine ya da epilepsiyi bir özürmüş gibi kullanmasına izin vermemelerini gerektiğini kaydetti. Ak, epileptik bir hastanın aşırı kollanmasına, sosyal yaşamdan geri bırakılmasına, takip edilmesine ve kendisine gereğinden fazla ilgi gösterilmesine gerek olmadığını da sözlerine ekledi.

Bayram ertesi fiziksel aktivite önemli

Bayram ertesi fiziksel aktivite önemli Bayram ertesi fiziksel aktivite önemli Ramazan ayı boyunca beslenme düzeni ile birlikte bireylerin fiziksel aktivite düzenleri de değişmektedir. Oruç tutan bireyler, fazla enerji harcamamak ve iftar vaktinden

Detaylı

21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi MANİSA HABER Soğuklarla birlikte sinüzit vakalarında artış yaşanıyor Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ercan Pınar, havaların

Detaylı

Dengeli Beslenme. Efe Kaan Fidancı

Dengeli Beslenme. Efe Kaan Fidancı Dengeli Beslenme Yaşamımız boyunca sürekli büyürüz. Bebeklikten itibaren sağlıklı bir şekilde büyümek ve gelişmek için düzenli, dengeli ve yeterli beslenmemiz gerekir. Beslenmek yani yemek yemek günlük

Detaylı

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU 173 Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Hiçbir canlının beslenmeden yaşamını sürdürmesi mümkün değildir. Bu, her yaşta olmak üzere, insanlar için de geçerlidir. Özellikle bebekler ve

Detaylı

SAĞLIKLI BESLENME VE MENÜ PLANLAMA BİLKENT ÜNİVERSİTESİ KAFETERYALAR İŞLETMESİ MÜDÜRLÜĞÜ

SAĞLIKLI BESLENME VE MENÜ PLANLAMA BİLKENT ÜNİVERSİTESİ KAFETERYALAR İŞLETMESİ MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIKLI BESLENME VE MENÜ PLANLAMA BİLKENT ÜNİVERSİTESİ KAFETERYALAR İŞLETMESİ MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK; Fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir. BESLENME; Büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken

Detaylı

TC SAĞLIK BAKANLIĞI ANTALYA KAMU HASTANELERİ BİRLİĞİ ANTALYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ

TC SAĞLIK BAKANLIĞI ANTALYA KAMU HASTANELERİ BİRLİĞİ ANTALYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TC SAĞLIK BAKANLIĞI ANTALYA KAMU HASTANELERİ BİRLİĞİ ANTALYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ Aşırı sıcaklar çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirmektedir.sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak

Detaylı

GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME

GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME GEBELİKTE YETERLİ ve DENGELİ BESLENME NEDEN ÖNEMLİDİR? Hayat sağlıkla güzeldir BESLENME ve DİYET POLİKLİNİĞİ Gebelik öncesi ideal ağırlığında olan yetişkin kadınların ortalama 9-14 kg arasında (ayda 1-1,5kg)

Detaylı

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır.

Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. ŞİŞMANLIK (OBEZİTE) Şişmanlık (obezite); sağlığı bozacak düzeyde vücutta yağ miktarının artmasıdır. Yağ dokusunun oranı; Yetişkin erkeklerde % 12 15, Yetişkin kadınlarda %20 27 arasındadır. Bu oranların

Detaylı

KOAH VE EGZERSİZ KOAH TA EGZERSİZ TAVSİYELERİ

KOAH VE EGZERSİZ KOAH TA EGZERSİZ TAVSİYELERİ KOAH VE EGZERSİZ KOAH kalıcı nefes darlığı ile kendini gösteren, geri dönüşü olmayan bir akciğer hastalığıdır. Sigara ve cevre kirliliği gibi faktörlerin etkisiyle hasta sayısı hızlı bir şekilde artmaktadır.

Detaylı

Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon olarak kabul edilir.

Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon olarak kabul edilir. HİPERTANSİYON Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Yüksek tansiyon (hipertansiyon) nedir? Kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Büyük tansiyon 140 mm Hg veya küçük tansiyon 90 mm Hg dan fazla ise yüksek tansiyon

Detaylı

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015

Hipertansiyon. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı. Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Hipertansiyon HT Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Toplum İçin Bilgilendirme Sunumları 2015 Bu sunum Arş. Gör. Dr. Neslihan Yukarıkır ve Arş. Gör. Dr. Dilber Deryol Nacar

Detaylı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. Hipertansiyon Nedir? Çoğunlukla yüksek kan basıncı olarak

Detaylı

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ KADIN VE AİLE SAĞLIĞI HİZMETLERİ İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER DAİRE BAŞKANLIĞI SAĞLIK VE HIFZISSIHHA MÜDÜRLÜĞÜ MENOPOZ DÖNEMİ BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? Menopoz nedir?

Detaylı

GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008

GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 GRİP HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKENLER Gribin nasıl bir hastalık olduğunu, Gripten korunmak için neler yapmamız gerektiğini, Grip aşısını ve ne zaman aşı olmamız

Detaylı

EMZİREN ANNELERİN BESLENMESİ. Kendiniz ve bebeğiniz için sağlıklı olan gıdaları seçin

EMZİREN ANNELERİN BESLENMESİ. Kendiniz ve bebeğiniz için sağlıklı olan gıdaları seçin EMZİREN ANNELERİN BESLENMESİ Kendiniz ve bebeğiniz için sağlıklı olan gıdaları seçin Bu yayın, FSA nın (Food Standards Agency) izniyle tercüme edilmiştir. Bu kitapçık, bir GAV yayınıdır. GAV Yayın No:

Detaylı

Okul Hastalık Getirmesin!

Okul Hastalık Getirmesin! On5yirmi5.com Okul Hastalık Getirmesin! Veliler dikkat! Okulların açılması ve havaların soğumasıyla çocuklarda görülen hastalıklar da artıyor. Yayın Tarihi : 14 Eylül 2010 Salı (oluşturma : 11/21/2015)

Detaylı

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri Kansızlık (anemi) kandaki hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre kabul edilen değerlerin altında olmasıdır. Bu değerler erişkin erkeklerde 13.5 g/dl, kadınlarda 12 g/dl nin altı kabul edilir. Kansızlığın

Detaylı

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi

Op Dr Aybala AKIL. ACIBADEM Bodrum Hastanesi Sağlıklı bir anne için Sağlıklı beslenme Düzenli hekim kontrolü Gebelik öncesi hastalıkların sıkı takibi Sağlıklı bir yaşam tarzı Huzurlu bir gebelik süreci Sağlıklı beslenme = Dengeli beslenme Proteinler

Detaylı

Gebelikte Beslenme Vitaminler

Gebelikte Beslenme Vitaminler Gebelik döneminizde dengeli bir beslenme alışkanlığı edindiğinizde, sıvıyı bol miktarda aldığınızda, doktorunuzun verdiği demir içerikli preparatları düzenli olarak aldığınızda, normal sınırlar içinde

Detaylı

Kanser tedavisi sırasında sağlıklı bir diyet hemen hemen başka zamanlardakiyle aynıdır. Her gün çeşitli gıdalar yemeniz gerekir.

Kanser tedavisi sırasında sağlıklı bir diyet hemen hemen başka zamanlardakiyle aynıdır. Her gün çeşitli gıdalar yemeniz gerekir. KANSER HASTALARINDA BESLENME DESTEĞİ Dengeli ve sağlıklı beslenme sadece tedavi gören kanser hastaları için değil tedavi sonrası süreçte de sağlıklı yaşamı oluşturan önemli unsurlardan biridir. Kanser

Detaylı

Aşırı Sıcaklarda Alınması Gereken Önlemler

Aşırı Sıcaklarda Alınması Gereken Önlemler Aşırı Sıcaklarda Alınması Gereken Önlemler Aşırı sıcaklar çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirmektedir. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma

Detaylı

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK Beslenme İle İlgili Temel Kavramlar Beslenme: İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması, Yaşam kalitesini artırması için

Detaylı

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

OKUL ÇAĞINDA BESLENME OKUL ÇAĞINDA BESLENME Doç. Dr. Yeşim ÖZTÜRK Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Gastroenteroloji, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi Nisan 2008-İZMİR ADÖLESAN DÖNEM 1. Biyolojik değişim BÜYÜME

Detaylı

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler Diyabet nedir? Diyabet hastalığı, şekerin vücudumuzda kullanımını düzenleyen insülin olarak adlandırdığımız hormonun salınımındaki eksiklik veya kullanımındaki yetersizlikten

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI

ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI 16 EKİM DÜNYA GIDA GÜNÜ Dünya da bir yanda obeziteyle mücadele yapılırken diğer tarafta açlıktan ölme noktasına gelen insanlara

Detaylı

1- Süt ve Sütten Yapılan Besinler

1- Süt ve Sütten Yapılan Besinler Besin Grupları Doğada çok çeşitli besinler bulunmakta ve her besinin besin öğesi bileşimi farklılık göstermektedir. Besin öğelerini tek bir besinle vücudumuza almamız imkansızdır. Besin öğelerinin dengeli

Detaylı

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir.

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız ve Diş Sağlığı Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız sağlığı: Dişler ve onları

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

Aşırı Sıcakların Sağlık Üzerine Etkileri

Aşırı Sıcakların Sağlık Üzerine Etkileri Aşırı Sıcakların Sağlık Üzerine Etkileri Güneş veya Sıcak Çarpması: Aşırı sıcağa maruz kalma sonucu beden ısısını ayarlayan terleme mekanizmasının bozulmasına bağlı olarak vücut ısısının düşürülememesi

Detaylı

ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT İLKÖĞRETİM OKULU Sağlık Bülteni-1. YETERLİ ve DENGELİ BESLENME. PSİKOLOJİK DANIŞMA ve REHBERLİK BÖLÜMÜ

ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT İLKÖĞRETİM OKULU Sağlık Bülteni-1. YETERLİ ve DENGELİ BESLENME. PSİKOLOJİK DANIŞMA ve REHBERLİK BÖLÜMÜ ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT İLKÖĞRETİM OKULU Sağlık Bülteni-1 YETERLİ ve DENGELİ BESLENME PSİKOLOJİK DANIŞMA ve REHBERLİK BÖLÜMÜ OKUL ÇAĞINDA BESLENME Okul çağı dönemi, büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu, besin

Detaylı

KALP DAMAR HASTALIKLARI VE BESLENME

KALP DAMAR HASTALIKLARI VE BESLENME KALP DAMAR HASTALIKLARI VE BESLENME Kalp hastalıkları deyince; kalp ve kan damarlarına ilişkin hastalıklar aklımıza gelmektedir. Damar sertliği; Atardamar duvarının kalınlaşmasıdır. Yavaş seyreden ilerleyici

Detaylı

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU

Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Yazar Ad 61 Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU Ülkemizde kalp damar hastalıkları erişkinlerde en önemli ölüm ve hastalık nedeni olup kanser veya trafik kazalarına bağlı ölümlerden daha sık görülmektedir. Halkımızda

Detaylı

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ

TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ TROMBOSİTOPENİ KONTROLÜ GÜLDER GÜMÜŞKAYA HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ONKOLOJİ HASTANESİ TROMBOSİT NEDİR? 1 Kemik iliğinde yapılan kan hücrelerinden biridir. Pıhtılaşma hücreleri olarak bilinir. 1mm 3 kanda

Detaylı

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz Diyetisyen Serap Orak Tufan İstanbul 2015 NEDEN OKULA GİDERİZ? PEKİ NEDEN YEMEK YERİZ? Hastalanmamak için Daha Güçlü olmak için Daha çabuk büyümek için Karnımızı

Detaylı

neden az yağlı az kolesterollü diyet?

neden az yağlı az kolesterollü diyet? neden az yağlı az kolesterollü diyet? DYT-YRD07 Rev / 2 Yürürlük Tarihi / 30.12.2005 Rev Tarihi / 17.18.2012 neden az yağlı az kolesterollü diyet? Kolesterol insan vücudunda doğal olarak bulunan yağa benzer

Detaylı

Kalp Krizini Tetikleyen Durumlar ve Tedavisi. Doç. Dr. Bülent Özdemir Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı

Kalp Krizini Tetikleyen Durumlar ve Tedavisi. Doç. Dr. Bülent Özdemir Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Kalp Krizini Tetikleyen Durumlar ve Tedavisi Doç. Dr. Bülent Özdemir Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Kalp Krizini Tetikleyen Durumlar ve Tedavisi KALP KRİZİ Kalp krizi (miyokard

Detaylı

HASTALIKLARA ÖZEL BESLENME

HASTALIKLARA ÖZEL BESLENME HASTALIKLARA ÖZEL BESLENME Beslenme Yetersizliğine Bağlı Sorunlar 1 PROTEİN ENERJİ YETERSİZLİĞİ Büyüme ve gelişme için gerekli olan enerji, protein, karbonhidrat, vitamin ve minerallerin yeterince alınmamasına

Detaylı

Diyabet ve komplikasyonlarıyla. yla mücadele uzun bir yolculuk gibidir. Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, r. Lao Tzu MÖ 600

Diyabet ve komplikasyonlarıyla. yla mücadele uzun bir yolculuk gibidir. Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, r. Lao Tzu MÖ 600 İki veciz söz s Diyabet ve komplikasyonlarıyla yla mücadele uzun bir yolculuk gibidir. Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlamak zorundadır. r. Lao Tzu MÖ 600 Şeker Hastalığı; Ülkemizde;

Detaylı

DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ

DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ İstanbul Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı DİYABETTE BESLENME PRENSİPLERİ Dr. Dyt. Cemile İdiz Ne yemeliyim? DİYABET Tatlı meyve yeme!! Limon şekeri düşürür

Detaylı

KALP DAMAR SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI RİSKLERİNDEN KORUNMA

KALP DAMAR SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI RİSKLERİNDEN KORUNMA KALP DAMAR SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI RİSKLERİNDEN KORUNMA BU EĞİTİMDE NELER PAYLAŞACAĞIZ? KALP DAMAR HASTALIĞI NEDİR? DAMARLAR NEDEN DARALIR? KALP DAMAR HASTALIĞININ BULGULARI RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR? KALP

Detaylı

Yediklerimizde Neler Dişleriniz Çürüyebilir?

Yediklerimizde Neler Dişleriniz Çürüyebilir? Yediklerimizde Neler Dişleriniz Çürüyebilir? Diş hekimi Seyhan Ergin dişlerin çürümesine yol açan beslenme şekilleri ve diyetlerle ilgili soruları yanıtladı: 1 / 10 * Neler dişlerimizi çürütüyor? Besinlerden

Detaylı

30.12.2014. Anne Sütünün Önemi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi

30.12.2014. Anne Sütünün Önemi. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi. Anne Sütünün Önemi 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı 15.Hafta ( 22-26 / 12 / 2014 ) ANNE SÜTÜNÜN ÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ Slayt No: 22 Bebeğin bağışıklık sisteminin gelişimini kolaylaştırır. Bebekte kulak enfeksiyonları

Detaylı

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar Diyet denilince aklımıza aç kalmak gelir. Bu nedenle biz buna ''sağlıklı beslenme programı'' diyoruz. Aç kalmadan ve bütün besin öğelerinden dengeli biçimde alarak zayıflamayı ve bu kiloda kalmayı amaçlıyoruz.

Detaylı

YAŞLILIKTA BESLENME VE SAĞLIK. MERSİN SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ Züleyha KAPLAN Beslenme ve Diyet Uzmanı

YAŞLILIKTA BESLENME VE SAĞLIK. MERSİN SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ Züleyha KAPLAN Beslenme ve Diyet Uzmanı YAŞLILIKTA BESLENME VE SAĞLIK MERSİN SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ Züleyha KAPLAN Beslenme ve Diyet Uzmanı Yaşlanma her canlıda görülen ve vücutta değişiklik yapan bir süreçtir Herkes bir gün yaşlanacaktır

Detaylı

KANSERDE BESLENME. Önce-esnasında-sonra

KANSERDE BESLENME. Önce-esnasında-sonra KANSERDE BESLENME Önce-esnasında-sonra İYİ BESLENMENİN YARARLARI Kanser hastalığı ile savaşanlarda doğru beslenme çok önemlidir.çünkü hastalığın kendisi ve tedavi şekli iştahı çok olumsuz etkiler.kanser

Detaylı

Hemoroid (Basur) Nedir?

Hemoroid (Basur) Nedir? Sindirim sisteminin giriş kapısını ağız ve dişler, çıkış kapısını ise anal kanal ve anüs oluşturur. İstemli olarak sağlanan dışkı ve gaz çıkışının kontrolü; hemoroitlerin de bir parçası olduğu bu anal

Detaylı

5. Sınıf Fen ve Teknoloji

5. Sınıf Fen ve Teknoloji KONU: Besinler ve Dengeli Beslenme Besinlerin gerekliliği Bütün canlılar büyümek, gelişmek, ve yaşamını sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmek için beslenmeye ihtiyaç vardır. Canlılar koşmak, yürümek

Detaylı

EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr

EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr Ağacın kökü toprak İnsanın kökü EKMEK tir. 2 BİR AYDA 7-12 KG. VERMEK

Detaylı

YANIK, DONMA VE SICAK ÇARPMASINDA İLKYARDIM

YANIK, DONMA VE SICAK ÇARPMASINDA İLKYARDIM YANIK, DONMA VE SICAK ÇARPMASINDA İLKYARDIM Yanık nedir? Herhangi bir ısıya maruz kalma sonucu oluşan doku bozulmasıdır. Yanık, genellikle sıcak su veya buhar teması sonucu meydana geldiği gibi, sıcak

Detaylı

YANIK, DONMA VE SICAK ÇARPMASINDA İLKYARDIM Yanık nedir? Herhangi bir ısıya maruz kalma sonucu oluşan doku bozulmasıdır. Yanık, genellikle sıcak su veya buhar teması sonucu meydana geldiği gibi, sıcak

Detaylı

İLKÖĞRETİM ÇOCUKLARI İÇİN SAĞLIKLI BESLENME BESİN ÖGELERİ

İLKÖĞRETİM ÇOCUKLARI İÇİN SAĞLIKLI BESLENME BESİN ÖGELERİ İLKÖĞRETİM ÇOCUKLARI İÇİN SAĞLIKLI BESLENME Doğumdan itibaren büyüme ve gelişme, sağlıklı ve uzun bir yaşam için vücudumuza gerekli olan bütün maddeleri besinlerle alırız. Besin; yenilebilen ve yenildiğinde

Detaylı

İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı

İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı HASTA BİLGİLENDİRME FORMU HİPERLİPİDEMİ Hiperlipidemi; kanda çeşitli yağların yüksekliğini

Detaylı

Diyabette Beslenme. Diyabet

Diyabette Beslenme. Diyabet Diyabette Beslenme Diyabet BR.HLİ.044 Diyabet Hastası Nasıl Beslenmeli? Halk arasında şeker hastalığı olarak adlandırılan diyabet, düzenli beslenme programı gerektirir. Düzenli ve bilinçli bir beslenme

Detaylı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı çeken sigara vücuda birçok zarar vermekte ve uzun süre

Detaylı

DİYABET DİYETİ * Diabet diyeti, yeterli ve dengeli beslenme temeline dayanmaktadır. Size önerilen miktarlardaki yiyecekler günlük protein,

DİYABET DİYETİ * Diabet diyeti, yeterli ve dengeli beslenme temeline dayanmaktadır. Size önerilen miktarlardaki yiyecekler günlük protein, DİYABET DİYETİ * Diabet diyeti, yeterli ve dengeli beslenme temeline dayanmaktadır. Size önerilen miktarlardaki yiyecekler günlük protein, karbonhidrat, yağ ve enerji ihtiyacınızı karşılayacaktır. * Bu

Detaylı

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir.

KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir. KULLANMA TALİMATI FUSİNAT 500 mg film tablet Ağızdan alınır. Etkin madde: Bir film kaplı tablet 500 mg sodyum fusidat içerir. Yardımcı maddeler: Mikrokristal selüloz PH 200, krospovidon, laktoz anhidrat,

Detaylı

TİP 2 DİYABET HASTALARI İÇİN RAMAZAN SÜRESİNCE ORUÇ TUTMANIN ESASLARI HAKKINDA BİLGİ KİTİ

TİP 2 DİYABET HASTALARI İÇİN RAMAZAN SÜRESİNCE ORUÇ TUTMANIN ESASLARI HAKKINDA BİLGİ KİTİ TİP 2 DİYABET HASTALARI İÇİN RAMAZAN SÜRESİNCE ORUÇ TUTMANIN ESASLARI HAKKINDA BİLGİ KİTİ GİRİŞ Bu bilgi kiti, size Ramazan süresince oruç tutmanın esaslarını anlatmak ve pratik tavsiyeler sunmak amacıyla

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Ardahan İl Sağlık Müdürlüğü. Ardahan Lise Öğrencileri EĞİTİM SEMİNERİ

T.C. Sağlık Bakanlığı Ardahan İl Sağlık Müdürlüğü. Ardahan Lise Öğrencileri EĞİTİM SEMİNERİ T.C. Sağlık Bakanlığı Ardahan İl Sağlık Müdürlüğü Ardahan Lise Öğrencileri EĞİTİM SEMİNERİ AKıLCı İLAÇ KULLANıMı TANıMı İLK DEFA 1985 YıLıNDA DÜNYA SAĞLıK ÖRGÜTÜ TARAFıNDAN YAPıLMıŞTıR. KİŞİLERİN KLİNİK

Detaylı

YAŞLI SAĞLIĞI DALAMAN DEVLET HASTANESİ EĞİTİM BİRİMİ

YAŞLI SAĞLIĞI DALAMAN DEVLET HASTANESİ EĞİTİM BİRİMİ YAŞLI SAĞLIĞI DALAMAN DEVLET HASTANESİ EĞİTİM BİRİMİ yaşlılıkta hastalıkların önlenmesi (birincil korunma) ilkeleri 1. İleri Yaşta Bağışıklama 2. Kanserden Korunma 3. Yeterli ve Dengeli Beslenme 4. Yaşlılıkta

Detaylı

PIHTIÖNLER(KAN SULANDIRICI) İLAÇ KULLANIM KILAVUZLARI DABİGATRAN(PRADAXA)

PIHTIÖNLER(KAN SULANDIRICI) İLAÇ KULLANIM KILAVUZLARI DABİGATRAN(PRADAXA) DABİGATRAN (PRADAXA) NE İÇİN KULLANILIR? Dabigatran (PRADAXA) pıhtıönler ilaç grubundadır. Halk arasında kan sulandırıcı ilaç olarak bahsedilen ilaçlardan bir tanesidir. Kan damarları içerisinde pıhtı

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

ADIM ADIM TEMİZLİK İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBE 2008

ADIM ADIM TEMİZLİK İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBE 2008 ADIM ADIM TEMİZLİK İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBE 2008 ADIM ADIM TEMİZLİK EL YIKAMA AĞIZ VE DİŞ TEMİZLİĞİ VÜCUT TEMİZLİĞİ EL YIKAMA ELLERİMİZİ NİÇİN YIKARIZ? Ellerimizdeki mikropları uzaklaştırmak

Detaylı

DiYABET VE BESLENME N M.-

DiYABET VE BESLENME N M.- DiYABET VE BESLENME Diyabet tedavisinin amacı;kan şekeri kontrolünü sağlayarak diyabetin seyrinde gelişebilecek bozuklukları (komplikasyonları) önlemek veya geciktirmek; böylece yaşam kalitenizi yükseltmektir.

Detaylı

BESLENME İSTANBUL İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ

BESLENME İSTANBUL İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ BESLENME İSTANBUL İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 SUNU PLANI Sağlıklı ve dengeli beslenme Temel besin öğeleri ve grupları Öğün içerikleri: Kahvaltı Fast-food ve zararları Çocuğunuzun beslenme çantası

Detaylı

ANTALYA İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ

ANTALYA İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ ANTALYA İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ BESLENME: Büyüme, yaşamın sürdürülmesi ve sağlığın korunması için besinlerin kullanılmasıdır. BESİNLER VE BESİN ÖĞELERİ Yaşamımız için gerekli olan bütün besinleri,

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

ailesinden ilk kez uzun saatler ayrıldığı ve çevresi ile iletişiminin arttığı bir dönemdir.

ailesinden ilk kez uzun saatler ayrıldığı ve çevresi ile iletişiminin arttığı bir dönemdir. Sağlıklı Bir Beslenme Çantası İçin... Sürekli büyüme ve gelişme süreci içinde olan çocuklar, beslenme yetersizliklerinden doğrudan olumsuz etkileniyor. İSTANBUL - İlkokul çağı, çocuğun ailesinden ilk kez

Detaylı

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI YETERLİ VE DENGELİ BESLENME Beslenme; insanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin vücuda alınıp kullanılabilmesidir.

Detaylı

Bebeğinizin Beslenme Sağlığı ve Zeytin Yağı

Bebeğinizin Beslenme Sağlığı ve Zeytin Yağı Bebeğinizin Beslenme Sağlığı ve Zeytin Yağı Bebek beslenmesinde 0-3 yaş arası kritik bir dönemdir. Bu dönemde annelerin her konuda olduğu gibi beslenme konusunda bebekleri için mümkün olan en 1 / 7 iyi

Detaylı

Yanık, Donma Ve Sıcak Çarpmasında İlk Yardım

Yanık, Donma Ve Sıcak Çarpmasında İlk Yardım Yanık, Donma Ve Sıcak Çarpmasında İlk Yardım Yanık Nedir? Herhangi bir ısıya maruz kalma sonucu oluşan doku bozulmasıdır. Yanık, genellikle sıcak su veya buhar teması sonucu meydana geldiği gibi, sıcak

Detaylı

Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde Pestisit Uygulama Davranışları ve Sağlık Etkilerine İlişkin Bilgi Durumu

Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde Pestisit Uygulama Davranışları ve Sağlık Etkilerine İlişkin Bilgi Durumu Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde Pestisit Uygulama Davranışları ve Sağlık Etkilerine İlişkin Bilgi Durumu Z. Ş İ M Ş E K, C. D E M İ R, Z. KEKLİK, B. K A R A, M. A K B A B A Toplumların üretim biçimi, erken

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakım-Ebelik 2. Ders YB 205 Beslenme İkeleri 2015 Uzm. Dyt. Emine Ömerağa emine.omeraga@neu.edu.tr BESLENME Dünya Sağlık Örgütü (WHO-DSÖ)

Detaylı

Kanser Hastalarında Beslenme

Kanser Hastalarında Beslenme Kanser Hastalarında Beslenme Tedavi Öncesi, Tedavi Süresince ve Tedavi Sonrası Beslenme İpuçları Uzm.Dyt.Elvan YILMAZ AKYÜZ Hedefler Sağlıklı kiloyu korumak Vücudun onarımını ve tedavisini sağlayan sağlıklı

Detaylı

Astım hastalığının görülme sıklığında, özellikle Batı toplumlarında daha fazla olmak üzere, tüm

Astım hastalığının görülme sıklığında, özellikle Batı toplumlarında daha fazla olmak üzere, tüm Bölüm 24 Astım ve Beslenme Dr. Alpaslan TANOĞLU ve Dr. Mustafa DİNÇ Astım hastalığının görülme sıklığında, özellikle Batı toplumlarında daha fazla olmak üzere, tüm dünya yüzeyinde, son 50 yılda büyük bir

Detaylı

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI

SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI SAĞLIKLI BESLENME TABAĞI Ekmek, diğer tahıllar ve patates Meyve ve sebzeler Et, balık ve alternatifleri Yağ ve şeker oranı yüksek yiyecek ve içecekler Süt ve süt ürünleri Sağlıklı beslenme tabağı insanların

Detaylı

GÜNLÜK HĠJYEN ALIġKANLIKLARI

GÜNLÜK HĠJYEN ALIġKANLIKLARI GÜNLÜK HĠJYEN ALIġKANLIKLARI HĠJYEN NEDĠR? Bir sağlık bilimi olup,temel ilgi alanı sağlığın korunması ve sürdürülmesidi r. KĠġĠSEL HĠJYEN Kişilerin kendi sağlığını korudukları ve devam ettirdikleri öz

Detaylı

Gerçek yaşam, minik minik değişiklikleri hayata geçirmeyi başardığınızda yaşanmaya başlanır. - Leo Tolstoy

Gerçek yaşam, minik minik değişiklikleri hayata geçirmeyi başardığınızda yaşanmaya başlanır. - Leo Tolstoy Gerçek yaşam, minik minik değişiklikleri hayata geçirmeyi başardığınızda yaşanmaya başlanır. - Leo Tolstoy YENİ BİR YIL YENİ BİR SİZ Kendimizde dahil, birçok kişi, yeni bir yıla birçok yeni kararla başlar.

Detaylı

ŞİKAYETİNİZ Mİ VAR??? Yemek sonrası şişkinlik hissediyorum... Yemeklerden sonra hazımsızlık hissediyorum...

ŞİKAYETİNİZ Mİ VAR??? Yemek sonrası şişkinlik hissediyorum... Yemeklerden sonra hazımsızlık hissediyorum... ŞİKAYETİNİZ Mİ VAR??? Yemek sonrası şişkinlik hissediyorum... Yemeklerden sonra hazımsızlık hissediyorum... ŞİKAYETİNİZ Mİ VAR??? Ha4ada 2-3 defa kabızlığım oluyor... Kabız olduğumda fissür/hemoroid şikayetlerim

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI VEREM (TÜBERKÜLOZ) NEDİR? Verem hastalığı; verem mikrobunun solunum yolu ile alınmasıyla oluşan bulaşıcı bir

Detaylı

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065

MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 MERVE SAYIŞ 04150019305 TUĞBA ÇINAR 04140033048 SEVİM KORKUT 04140033017 MERVE ALTUN 04140019065 TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ HAYAT PROGRAMI (2014 2017) TÜRKİYE SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETLİ

Detaylı

TÜRKİYE AŞIRI TUZ TÜKETİMİNİN AZALTILMASI PROGRAMI

TÜRKİYE AŞIRI TUZ TÜKETİMİNİN AZALTILMASI PROGRAMI T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI TEMEL SAĞLIK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BESLENME VE FİZİKSEL AKTİVİTELER DAİRE BAŞKANLIĞI TÜRKİYE AŞIRI TUZ TÜKETİMİNİN AZALTILMASI PROGRAMI Bulaşıcı Olmayan Kronik Hastalıklara Neden

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

1 gr yağ: 9 kilokalori, 1 gr protein ve karbonhidrat: 4 kilokalori, 1 gr alkol 7 kilokalori verir.

1 gr yağ: 9 kilokalori, 1 gr protein ve karbonhidrat: 4 kilokalori, 1 gr alkol 7 kilokalori verir. Doğru beslenme için karbonhidrat, yağ ve proteinler belirli oranlarda belirli miktarlarda düzenli olarak alınmalıdır. Alınan kalori verilen kaloriden fazla olduğu zaman kilo alımı başlar. Her gün yenilen

Detaylı

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır.

Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır. Bölüm 9 Astım ve Gebelik Astım ve Gebelik Dr. Metin KEREN ve Dr. Ferda Öner ERKEKOL Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan astım kronik bir solunum sistemi hastalığıdır. Erişkinlerde astım görülme

Detaylı

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI

TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI TÜRKİYE DE EN FAZLA GÖRÜLEN BESLENME HATALARI Türkiye beslenme durumu yönünden hem gelişmekte olan, hem de gelişmiş ülkelerin sorunlarını birlikte içeren bir görünüme sahiptir. Ülkemizde halkın beslenme

Detaylı

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur.

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur. Dr.Armağan HAZAR ZATÜRRE (PNÖMONİ) Zatürre yada tıbbi tanımla pnömoni nedir? Halk arasında zatürre olarak bilinmekte olan hastalık akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediği takdirde ölümcül

Detaylı

HİPERLİPİDEMİ TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ

HİPERLİPİDEMİ TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ HİPERLİPİDEMİ TEDAVİ KILAVUZU VE YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ Hiperlipidemi; kanda çeşitli yağların yüksekliğini ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Bu çeşitli yağ tipleri kolesterol, trigliserid, LDL-kolestroldür.

Detaylı

VÜCUT BAKIMI VE TEMĠZLĠĞĠ

VÜCUT BAKIMI VE TEMĠZLĠĞĠ VÜCUT BAKIMI VE TEMĠZLĠĞĠ Sağlıklı bir yaşam için vücudun deri, saç, el ayak, ağız ve diş gibi kısımlarının bakımı ve temizliğine önem verilmesi gerekir. Derinin sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi ve vücuda

Detaylı

DIŞ KULAK YOLUNDAN YABANCI CİSİM / POLİP ÇIKARTILMASI AMELİYATI HASTA BİLGİLENDİRME VE ONAM (RIZA) FORMU

DIŞ KULAK YOLUNDAN YABANCI CİSİM / POLİP ÇIKARTILMASI AMELİYATI HASTA BİLGİLENDİRME VE ONAM (RIZA) FORMU DIŞ KULAK YOLUNDAN YABANCI CİSİM / POLİP ÇIKARTILMASI AMELİYATI HASTA BİLGİLENDİRME VE ONAM (RIZA) FORMU Hastanın Adı, Soyadı: TC Kimlik No: Baba adı: Ana adı: Doğum tarihi: Sayın Hasta, Sayın Veli/Vasi,

Detaylı

Sporcu Beslenmesi Ve Makarna. Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU Beslenme ve Diyetetik Bölümü Bölüm Başkanı

Sporcu Beslenmesi Ve Makarna. Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU Beslenme ve Diyetetik Bölümü Bölüm Başkanı Sporcu Beslenmesi Ve Makarna Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU Beslenme ve Diyetetik Bölümü Bölüm Başkanı BESLENME Genetik yapı PERFORMANS Fiziksel kondisyon Yaş Cinsiyet Yaş Enerji gereksinimi Vücut bileşimi

Detaylı

Alevlenmelerin en yaygın nedeni, trakeobronşiyal enfeksiyonlar ve hava kirliliğidir. Şiddetli alevlenmelerin üçte birinde neden saptanamamaktadır

Alevlenmelerin en yaygın nedeni, trakeobronşiyal enfeksiyonlar ve hava kirliliğidir. Şiddetli alevlenmelerin üçte birinde neden saptanamamaktadır Toraks Derneği, Göğüs Hastalıkları Uzmanları ve solunum hastalıkları alanında çalışan diğer uzmanlık dallarındaki hekimler tarafından 1992 de kurulan bir ulusal uzmanlık derneğidir. Toraks Derneği nin

Detaylı

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit NEFRİT Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Genel Bilgiler Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron

Detaylı

DİYABETTE İLAÇ VE İNSÜLİN TEDAVİSİ

DİYABETTE İLAÇ VE İNSÜLİN TEDAVİSİ DİYABETTE İLAÇ VE İNSÜLİN TEDAVİSİ Uz. Dr. M. Masum CANAT Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniği DİYABET (ŞEKER HASTALIĞI) NEDİR? İnsülin eksikliği ya da var olan

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

Kemoterapi Hastalarında Tedavi Uyumunun Arttırılmasında Eczacı Danışmanlığı

Kemoterapi Hastalarında Tedavi Uyumunun Arttırılmasında Eczacı Danışmanlığı Kemoterapi Hastalarında Tedavi Uyumunun Arttırılmasında Eczacı Danışmanlığı 3. Ulusal Hastane ve Kurum Eczacıları Kongresi 23-27 Mart 2016, Muğla Uz. Ecz. Metin Deniz KARAKOÇ Denizli Devlet Hastanesi Hasta

Detaylı

Vücudumuzda oluşan tümör hücrelerini yok etmek için uygulanan ilaç tedavisine kemoterapi denir.

Vücudumuzda oluşan tümör hücrelerini yok etmek için uygulanan ilaç tedavisine kemoterapi denir. KEMOTERAPİ KEMOTERAPİ NEDİR? Vücudumuzda oluşan tümör hücrelerini yok etmek için uygulanan ilaç tedavisine kemoterapi denir. Kemoterapide, bir veya birden fazla ilaç bir arada kullanılabilir. Her ilacın

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı