Gençlik Dergisi YIL: 2 SAYI: 10 KASIM - ARALIK 2008 İKİ AYDA BİR YAYIMLANIR ÜCRETSİZDİR

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Gençlik Dergisi YIL: 2 SAYI: 10 KASIM - ARALIK 2008 İKİ AYDA BİR YAYIMLANIR ÜCRETSİZDİR"

Transkript

1 Bilgiyurdu Gençlik Dergisi YIL: 2 SAYI: 10 KASIM - ARALIK 2008 İKİ AYDA BİR YAYIMLANIR ÜCRETSİZDİR

2 2 İÇİNDEKİLER İçindekiler BİLGİYURDU GENÇLİK DERGİSİ YIL: 2 SAYI: 10 KASIM - ARALIK 2008 İKİ AYDA BİR ÇIKAR ÜCRETSİZDİR. SAHİBİ: Bilgiyurdu Gençlik Eğitim ve Kültür Derneği Adına Dernek Başkanı Mustafa ÖZTÜRK YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ: Mustafa İLHAN YAZIŞMA ADRESİ: Sahabiye Mahallesi Otağ Sokağı Kamer Apt. A Blok Nu: 4/3 Kocasinan/KAYSERİ TELEFON: (0352) WEB: E-POSTA: GRAFİK TASARIM: DEĞİŞİM AJANS (0352) BASKI: ORKA MATBAACILIK SAN. TİC. LTD.ŞTİ. OSB 43. Cad. No: 11 KAYSERİ (0352) Yazılar yayınlansın ya da yayınlanmasın iade edilmez. Yazılarda kısaltma yapılabilir. Hukuki sorumluluk yazarlara aittir. Mustafa ÖZTÜRK Türk e Kefen Biçenler...3 Prof.Dr. Cihan DURA Sömürgeci Kristof Kolomp...4 Yrd.Doç.Dr. Kadir ÖZDAMARLAR Reisü l-kurra Hafız Mahmud Mahir Kuşçulu...7 Yrd.Doç. A. Vehbi ECER İstiklal Marşına Saygı...10 Mustafa ÖZTÜRK Homojen Bir Ermenistan İçin Kaç Türk Öldürüldü?...12 Mustafa Aykut AKŞİT Ekonomik Krizler (1)...14 Fazıl Ahmet BAHADIR Hudut Namustur (Şiir)...16 Özlem AKŞİT Bir Gençlik Daha Var...17 Yılmaz KUZUGÜDENLİOĞLU Mülkiyet Sistemi...19 İbrahim GÜNGÖR Yaratıcılık ve Öğretmenin Rolü...20 Yunus Emre ÖZKAN Türk Ölür, Türklük Yaşar...22 Hasan Sami BOLAK Hem Sevmeyecek, Hem de İt Gibi Bacak mı Kapacaksın?...24 Mustafa İLHAN Dünya Ekonomi Bunalımları ve Türkiye...25 Osman KARABABA Canavarlar ve Sfenksler...27 Yusuf BİLTEKİN İşbirlikçi Artin Kemal...28 Hakan BOZDOĞAN Kapitalizmin Sonu ve Türkiye...29 Dr. İhsan YAŞA Yiğitliğin Ölçüsü Üzerine...31 Ali Şükrü TUNÇEL Yağlı Tohum Bitkileri ve Türk Tarımındaki Önemi...33 Ahmet KAPLAN Anlayana (Şiir)...35 Ahmet ALTAY Musiki Mecmuası...36 Ayşegül ERDOĞAN Hakimiyet Kimin?...37

3 3 Gündeme Bakış TÜRK E KEFEN BİÇENLER Mustafa ÖZTÜRK Bazen olaylar öyle üst üste ve yan yana geliyor ki Bunlar tesadüf mü, yoksa büyük bir planın uyumlu parçaları mı? diye düşünüyorsunuz. Geçtiğimiz günlerde de böyle oldu. Birinci olay: Abdullah Öcalan ın İmralı da kötü muamele gördüğü iddiasıyla, bölücü örgütün birçok kentte ayaklanmayı andıran büyük eylemler yapması; İkinci olay: Bölücü örgütün siyasi uzantısı olan DTP nin TBMM de Kürtçe program, Eyalet sistemi önerisi, Demokratik özerklik adını taşıyan broşürü dağıtması; Üçüncü olay: Sözde İslamcı ve İkinci Cumhuriyetçi bazı yazarların gazetelerindeki köşelerinde ve televizyonlarda Kürt kimliğinin tanınması, Kürtçe eğitime geçilmesi ve Kürtlere daha çok demokrasi gibi söylem ve talepleri; Dördüncü olay: MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş in NTV de Can Dündar la yaptığı mülakat Öneş diyor ki: Öncelikle yeni Anayasa yapımına ihtiyaç var. Temel felsefesi evrensel değerlere bağlı olan bir anayasa. Ancak temel maddelerinde herhangi bir kimliğe ayrıcalık tanıyan maddeleri olmamalı. Beşinci olay: Can Dündar ın Mustafa adlı belgeselinin gösterime girmesi Atatürk ü Türk halkının gözünden düşürmek amacıyla hazırlandığı anlaşılan bu belgeselde Mustafa Kemal in Kürtlere özerklik sözü verdiği iddiasının yer alması Bu olayların kısa bir zaman diliminde art arda dizilmesi tesadüf olabilir mi? Elbette olamaz. Çünkü bu olayların failleri aklı başında insanlardır ve her ne yapmışlarsa bilinçli olarak yapmışlardır. Bu da bize, Türkiye yi parçalamak için bir planın devrede olduğunu gösteriyor. Sinsi planda anahtar sözcük demokrasi On binlerce kişinin ölümüne yol açan Abdullah Öcalan da demokrasi diyor. Türkiye de herkes kanun önünde eşittir. Biz, bu kelimeyi ağızlarına sakız edenlerin amacını çok iyi biliyoruz. ABD de Türkiye nin doğusunu Kürdistan olarak gösteren haritalar, çalışma masalarında dolaşıyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ün şeref konuğu olduğu Frankfurt Kitap Fuarı nda yine Kürdistan haritası sergilenmiştir. Bunlara karşı, Türkiye nin birlik ve bütünlüğünü korumakla görevli her kurum ve her makamdan tavır ve tepki beklerdik. Yoksa, biz vatanseverlerinmilliyetçilerin de sokaklara inmemizi mi bekliyorlar? Tüm yetkililer önce Anayasa yı iyice okumalı, özellikle de Başlangıç bölümünü ve değiştirilemez maddeleri Çünkü onlar devletin temelleridir. Bu temeli sağlamlaştırmak, en önde gelen görevdir. Bu değişmez ve değiştirilemez maddelere karşı çıkanlar veya Türk süz bir anayasa düşleyenler de hangi makam ve mevkide bulunurlarsa bulunsunlar Türk milletinin düşmanlarıdırlar. Can Dündar ın Mustafa belgeseli, adından içeriğine kadar Atatürk ün aziz hatırasına bir saygısızlık Ayaklanma provalarının yapıldığı bir günde, Mustafa Kemal in özerklik vaat ettiği yalanı ise, hem Atatürk e hem de Onun kurduğu millî devlete ihanettir. Çünkü böyle bir şey yok. Eğer böyle bir şey olsaydı, Mustafa Kemal, onlarca Kürt ayaklanmasını ordu sevk ederek silah zoruyla bastırmaz, özerklik vererek sorunu hallederdi. Atatürk, Türk kavramına dayanan millî bir devlet kurdu. Türkiye Cumhuriyetini kuran halka Türk milleti denir. diyerek de millet ten ne anladığını açıkladı. O na göre, Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı, Makedonyalı, hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır. Ülkesinin iyiliğini isteyen adam, işte böyle konuşur. Millî birlik, işte böyle sağlanır. Atatürk, her çeşit bölücülüğe şu sözlerle karşı çıkmıştı: Bugünkü Türk milleti siyasi ve içtimai camiası içinde kendilerini Kürtlük fikri, Çerkeslik fikri hatta Lazlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve millettaşlarımız vardır. Fakat mazinin istibdat devirleri mahsulü olan bu yanlış tevsimler, birkaç düşman aleti, mürteci beyinsizden maada hiçbir millet ferdi üzerinde teellümden başka bir tesir hasıl edememiştir. Çünkü, millet efradı da umum Türk camiası gibi aynı müşterek maziye, tarihe, ahlaka, hukuka sahip bulunuyor. Türk halkının en büyük ortak değeri olan Atatürk e işte bunun için saldırıyor, onun fikirlerini işte bunun için unutturmaya çalışıyorlar. Türklüğünün bilincinde olan bizler de yine onun fikirleriyle ve O ndan aldığımız ışıkla Türkiye üzerinde sahneye konan projeleri, hazırlayıp uygulamaya çalışanların beyninde parçalayacağız. Biz, ilkokul sıralarından beri, Varlığım Türk varlığına armağan olsun. diye ettiğimiz yeminleri unutmadık.

4 4 SÖMÜRGECİ KRİSTOF KOLOMB UN AVRUPA SI NASIL BİR AVRUPA İDİ? Prof.Dr. Cihan DURA - Avrupa bize bilinçli olarak çok yanlış tanıtılır. Uygarlığın, bütün yüksek değerlerin beşiği olarak gösterilir o. Uygarlık yönü her fırsatta vurgulanır. Diğer yönü, barbarlık yönü ise olabildiğince gizlenir. Oysa Batı ne kadar uygar ise, o kadar da barbardır. Bundan önceki birçok yazımda Batı nın geçmişte işlediği insanlık suçlarını dilim döndüğünce duyurmaya çalıştım yurttaşlarıma. Neden gerekli gördüm bunu? İki sebepten dolayı: Birincisi, dünyadaki her varlık gibi Batı nın da iyi tarafının yanında, kötü tarafı da var. Ancak kötü tarafı, Batı nın çirkin yüzü özenle gizlenir insanlardan. Oysa her gerçeğin tam olarak bilinmesi gerekir. İkinci sebep, ABD başta olmak üzere, birçok ülkede Türkiye aleyhine çıkarılan ya da çıkarılmak istenen soykırım yasalarıdır. Bu girişim benim çok ağırıma gidiyordu, tabiî bizim yöneticilerimizin bu konudaki akıl almaz pasifliği de Bir tepki ortaya koymalıydım, asıl soykırım suçlularının onlar, batılılar olduğunu halkıma duyurmalıydım. Avrupa bize bilinçli olarak çok yanlış tanıtılır. Uygarlığın, bütün yüksek değerlerin beşiği olarak gösterilir o. Uygarlık yönü her fırsatta vurgulanır. Diğer yönü, barbarlık yönü ise olabildiğince gizlenir. Oysa Batı ne kadar uygar ise, o kadar da barbardır. Onun için ben Batı yı ikiye ayırırım, Güzel Batı, Çirkin Batı diye Ne var ki bizim çoğu aydınımız Batı ya çarpık bakar. Bu sözde aydınlar kendi milletlerini yerden yere çalarken, Batı ya toz kondurmamakta birbirleri ile yarışır. Bunlar Attila İlhan ın Batı nın manevi ajanları olarak damgaladığı kimselerdir. Sömürgeci Avrupa nın barbarlığından, insanı insanlığından utandıracak pek çok örneği şu kitaplarımda verdim: Sömürgeleşen Türkiye(2004), Düşmanı Çağırdılar Satıldık Uyanın (2005), Derin Komplo: Türkiye nin Yeniden İşgali(2008). Son kitabımda yer alan iki örneği, Batı nın kanındaki ve özündeki vahşeti çok iyi yansıttığı için burada da vermeden geçmek istemiyorum: Kristof Kolomb un Yeni Dünya ya ayak basmasından sadece 20 yıl sonra, bir İspanyol serüvenciye göre İspanyol istilacıların, Kızılderilileri soymak ve mahvetmek, bölgeyi yerle bir etmek için yaptıkları her şey yazıya dökülseydi, ne kâğıt yeterdi, ne de zaman. Bu İspanyol, sel gibi akıtılan yerli kanından bizzat kendisinin de haz duyduğunu kaydetmekten de utanmamıştır. Yazar Tzvetan Todorov 1492 deki olaylar hakkındaki çalışmasında Hıristiyan Avrupalının şu vahşetini anlatarak

5 5 başlar: Yüzbaşı Alonso Lopez, Bacalan Savaşı sırasında genç ve güzel bir Kızılderili kadını esir alır. Kadın, savaşa katılan kocasına kendisinden başka hiçbir erkekle birlikte olmayacağına söz vermiştir. Lopez çok dil döker kadına; ancak boyun eğdiremez. Bunun üzerine zavallı kadın vahşi ve aç köpeklerin önüne atılır. Bundan daha korkuncu olur mu ey okur? Olur!... Okuyunca da insan, insanlığından utanır: 1864 yılının bir günü, Amerika dayız. Doğu Colorado da sakin bir derenin kenarı... Küçük bir Kızılderili çocuk oynuyor orada; ta ki Amerikan askerleri gelene kadar. Süvarilerden biri daha sonra, olup biteni anlatıyor: Arkadaşlarım yakalayabildikleri kadın ve çocukları öldürdüler. Kaçmaya çalışanlar arasında küçük bir Kızılderili çocuk vardı, üç yaşlarında olmalıydı. Büyükler önde gidiyordu, küçük çocuksa peşlerinden. Bir Amerikan askeri atından inerek tüfeğini çıkardı ve ateş etti çocuğun üzerine, ancak isabet ettiremedi. Başka biri çıktı ortaya, bir de ben deneyeyim dedi, belki ben vurabilirim veledi. Diz üstü çöküp ateş etti, ancak o da başaramadı. Sonunda üçüncü biri çıkageldi. O da benzer şeyleri geveleyerek tetiği çekti. Minik Kızılderili kanlar içinde yuvarlandı kumların üzerine. İnsan bunları okuyup öğrenince yüreği yanar, boğazı düğümlenir, gözleri yaşarır, hınçla dolar ve aklına türlü sorular gelir. Benim aklıma gelen sorulardan biri şudur: Böylesine vahşetlere imza atmış olan insanlar nasıl bir dünyadan çıkıp gelmiş olabilir? Yaşadıkları toplum nasıldı, hangi koşullarda yetişmişlerdi? Nasıl bir ruh hali içindeydi bu kana susamışlar? İşte okumakta olduğunuz yazının konusu budur, kısaca şu soruyu yanıtlamaktır: 1492 yılında Amerika istikametinde, altın ve zenginlik hırsıyla yola çıkan Kristof Kolomb döneminin Avrupa sı nasıl bir Avrupa idi? Yararlandığım temel kaynak, Güzel Batı dan bir yazarın, David E. Stannard ın şu ünlü kitabıdır: Amerika nın Soykırım Tarihi, (Çeviren: Şaban Bıyıklı), Gelenek Yayıncılık, İst., 2004, s.111 ve dev. Sorumuzun yanıtı şu oluyor: Kristof Kolomb un yetiştiği Avrupa bir hastalık ve sefalet dünyasıydı; her yerde soygun ve şiddet kol geziyordu, her yerde taassup ve yoksulluk, altın hırsı hâkimdi. I) HASTALIK VE SEFALET Kristof Kolomb 3 Ağustos 1492 de Palos tan Atlantik e doğru yola çıkarken, arkasında bıraktığı İspanya; halkının çoğu için bir şiddet, sefalet, ihanet ve hoşgörüsüzlük ülkesiydi. Yalnız o mu, Avrupa nın diğer ülkeleri de öyleydi, onlar da İspanya dan hiç de farklı değildi. Veba ve çiçek hastalığının salgınlar şeklinde ortaya çıkışı; grip, kızamık, difteri, tifüs, tifo ve başka hastalıkların olağan saldırıları ile birleşerek, Avrupa kentlerini kasıp kavuruyor; oralarda yaşayanların on binlercesini tek bir seferde alıp götürüyordu. Kıtlık ve hastalık bütün Avrupa da çok yaygındı. Refah uçurumları vardı insanlar arasında: Zenginler yiyip içiyordu, hem de ifrat derecesinde. Geniş sofralarında tıkınırken, yüzlerce aç göz de onları seyrediyordu. Nüfusun çoğunluğu açlıktan kırılıyordu. Kırsal bölgelerde insanlar kümesimsi, ilkel evlerinde kara ekmek ve kök yiyerek yaşıyorlardı. Yol kenarlarında durgun suyla dolu hendekler XV. Yüzyıl şehirlerinde -daha sonraki yüzyıllarda da- umumi lağım işlevini görüyordu. Geniş ve derin çukurlarda yoksulların cesetleri yan yana, üst üste istifleniyordu; bu çukurlar ancak tamamen dolunca kapatılıyordu. Bunlardan özellikle çok sıcak, nemli mevsimlerde ve yağmurdan sonra yükselen koku çok iğrençti. Aramızdan bir insanın bu dönemin bir Avrupa şehrini ziyaret ettiğini düşünelim. Yalnız, insan ya da hayvan, açıkta bırakılan ölülerin iğrenç koku ve görüntüsünden değil, canlı olanların görüntü ve pis kokusundan da tiksinir, nefret ederdi. O çağlarda Avrupalıların çoğu, ömürleri boyunca bir kere bile yıkanmazdı. Körlük, sakatlık, kötürümlük, diş çürüklüğü, süreğen mide hastalıkları, kötü nefes kokusu, çıban, uyuz, diğer cilt hastalıkları, son derecede yaygındı. II) SOYGUN, ŞİDDET VE TAASSUP XV.ve XVI. Yüzyıl Avrupa şehirleri birer hırsız ve eşkıya yuvasıydı. Her türden tehlikeli ayaktakımı insanlar, kent ve köylerin asayişini sürekli bozuyordu. Çoğu şehirde her köşe başında suç işleniyordu. En çok görülen soygun tekniklerinden biri ağır bir kayayı ya da bir duvar taşını bir pencereden kurbanın başına atmak ve ardından parası ile diğer kıymetli eşyasını soymaktı. Kıtlık yıllarında şehir ve kasabalar yiyecek ayaklanmalarına sahne oluyordu de patlak veren Köylü Savaşı nda den fazla insan ölmüştü.

6 6 Yaygın şiddet bazen son derecede sapkınca bir nitelik kazanıyordu. Günlük olaylardan olan cadıların yakalanıp diri diri yakılmasına ek olarak, 1476 da Milan da bir adam kudurmuş bir kalabalık tarafından parça parça edilmiş, koparılan organları -inanılacak gibi değil ama- kendisini parçalayanlar tarafından yenilmişti. Paris ve Lyon da Fransız Protestanlar koyun gibi boğazlanmış, türlü uzuvları sokaklarda alenen satılmıştı. Daha başka işkence ve yamyamlık patlamaları hiç de nadir değildi. Kristof Kolomb un, deniz macerasına destek bulmak için bütün Avrupa yı dolaştığı yıllar, İspanya da Engizisyon un azdığı yıllardı. Bu ülkede ve Avrupa nın herhangi bir yerinde kudretli olanların gözünden düşenler, özellikle de Hıristiyan olmadıklarına inanılanlar; korkunç işkencelere maruz bırakılıyor, en ustalıklı yöntemlerle darağacında, kazıkta ya da işkence sehpasında öldürülüyorlardı. Diğerleri ise eziliyor, kafaları kesiliyor, canlı canlı derileri yüzülüyor, asılıyor veya bağırsakları çıkarılarak parçalanıyordu. İngiltere de ve bütün Avrupa da nüfusun neredeyse üçte biri cadılıkla suçlanmıştı. Sevgiden çok, nefret yaygındı. Bayram eğlencelerinden biri kediyi canlı canlı yakmaktı. III) YOKSULLUK VE ALTIN HIRSI Kristof Kolomb un yaşadığı Avrupa da yoksullukun kol gezmediği yer yoktu. Evsiz fakirler her kış kendilerini forsa olarak satlığa çıkarıyor, daha şanssızları kış aylarında donarak ölüyorlardı. Çocuk ölüm oranları çok yüksekti. Bakılamayan on binlerce çocuk gübre yığınları üzerinde ya da yol kenarlarındaki hendeklerde ölüme terk ediliyor, bir kısmı da köle olarak satılıyordu. XIV. ve XV. yüzyıllarda yapılan köle ticaretinde köleleştirilen yetişkinlerin yanı sıra Doğu Avrupalı, özellikle de Romanyalı çocuklar revaçtaydı. Öte yandan, zenginlerin de kendilerine özgü sorunları vardı. Onların da gözünü altın ve gümüş hırsı bürümüştü. Dört yüzyıl önce başlayan Haçlı Seferleri zengin Avrupalıların -ipek, baharat, pamuklu, parfüm, mücevherat, uyuşturucu gibi- egzotik ve lüks mallara büyük ödemeler yapmalarını gerektiren maddî zevklere karşı iştahını kabartıyordu. Avrupalılar için altın bütün yönetimin güç kaynağı, aklı ve ruhu, özü ve hayatı idi. Anavatanı İtalya olan, Kristof Kolomb adlı eski köle tüccarı ile onun tayfalarının, Ağustos 1492 de İspanya nın Palos limanından denize açılırken arkalarında bıraktığı Batı işte bundan ibaretti! Bu; muazzam sayılarda insanın öldürüldüğü, geride kalanların ise hastalıklardan kırıldığı bir dünya idi. Çoğunlukla zenginlerden başka hiç kimsenin karnının doymadığı, zenginlerin ise altın peşinde koştuğu bir dünya idi. SONUÇ Gözlemlerimi yaptım, şimdi sıra bulgu ve yorumlarımda. Bir genelleme ile Çirkin Avrupa nın şu temel karakterlerini belirleyebiliriz: Bâtıl inançlar, hukuksuzluk, acımasızlık, adaletsizlik, zenginlik hırsı, Yorumlarım ise şunlar: i) Çirkin Avrupa dan bugün de elbette her türlü cinayet beklenebilir. Nitekim gittikleri her yerde bu karakterlerini ortaya koymuşlardır. Çünkü hukuksuzluk ve acımasızlık onların genlerine, kültürlerine işlemiştir. İşte Vietnam, Afganistan ve Irak ta, Afrika da yaptıkları, işte Türkiye de PKK cinayetlerine verdikleri destek. Bunlar geçmişteki marifetlerini hiç aratıyor mu? Dünyada bugün neden açlık ve sefalet var, ölüm var? Çirkin Batı ve dahilî bedhahlar yüzünden. ii) Kristof Kolomb un yaşadığı Avrupa insanda tiksinti uyandırıyor. Ancak bugünkü güçlü ve maddî refah içinde yüzen Batı da böyle bir Avrupa dan doğmuştur. Peki nasıl başardılar bunu? İki önemli faktörü bir araya getirebildiler: Bilimsel ilerleme ve sömürgecilik. Bu, günümüzün yoksul Çevre ülkeleri, Türkiye için bir örnek olabilir mi? Evet olabilir, şöyle: -Mürşit olarak bilimi alacağız. -Batılı sömürgecilere ve onlarla işbirliği yapan dahilî bedhahlara baş kaldıracağız. Başka çıkar yol göremiyorum.

7 7 Reisü ül Kurra: Yrd.Doç.Dr. Kadir ÖZDAMARLAR HAFIZ MAHMUT MAHİR KUŞÇULU Kayseri nin Anadolu coğrafyasında önemli bir yeri vardır. Selçuklu hükümdarları sefere buradan çıktıkları için darü l feth/fetih kapısı, birçok ilim adamı burada yetiştiği için makarr-ı ulema /âlimler beşiği sıfatları verilmiştir. Kayseri, kaybolanların dışında bugün ayakta kalan sekiz adet medresesiyle önemli bir eğitim merkezidir. Bu medreselerde nice değerli ilim adamları görev almışlar ve yüzlerce, binlerce öğrencinin yetişmelerini sağlamışlardır. Kayseri de, özellikle dini eğitim ve öğretiminde önemli bir isim de Kurra Hafız Mahmut Mahir Kuşçulu dur. Din derslerinin kaldırıldığı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin şekillendiği dönemlerde bir küçük mescitte başlayıp büyük camilerde ve evinde talep eden gençlere yılmadan Kur an-ı Kerim öğreten, meşhur Taşcıoğlu Kur an Kursu nun temelini atan, yüzlerce, binlerce hafızın yetişmesine sebep olan değerli bir hafızımızdır. Hayatı hakkında daha önce bir gazetede(1) hayatı hakkında kısa bir araştırmamız yayınlanmıştı. Ancak zaman içerisinde yeni bilgilere ulaştıkça, hayatı daha da aydınlandı. Kuşçulu Mahmut Efendi adıyla yaygın şöhreti olan bu hocamızın esas namı ve adı: Hafız Mahmut Mahir Kuşçulu dur. 1287/1870 yılında Kayseri de doğmuştur.(2) Babası Kuşçulu-zâde Süleyman Efendi, annesi ise yine Kayseri li Pembe Hanım dır. Tahminen 1890 yılında askere alınmış ve İstanbul Selimiye Kışlası nda askerliğini yapmıştır. (3) Dokuz yıla yakın İstanbul da kalmışdır. Bu arada meşihat imamı Hafız Aciz Efendi namıyla anılan Hafız Mustafa Ragıp Efendi nin tedrisinde bulunmuştur. Burada pişmiş ve Kur an-ı Kerim e vakıf bir sevdalı olarak Kayseri ye dönmüş ve Hacı Torunağazade Hacı Nuh Efendi nin kızı Sâre Hanım la ( ) evlenmiştir. Bu evlilikten dört çocuğu olmuştur:1.süleyman Kuşçulu (1319 / ), 2. Pembe Kızılçeç (1323/ ), 3. Gülsüm Özkök (1325/ ), 4. Akhanım Karaçağlar (1336/1917-). Görevine önce öğretmen olarak başlamış, daha sonra da Tutak Mescid inde ve Kayseri nin ünlü camilerinde hem imamlık yapmış, hem de Kur an-ı Kerim öğretiminde görev almıştır yılında emekli olmuş ve daha sonra da aynı hizmetlerine başka mekânlarda devam etmiştir yılına kadar Kayseri de kalmış ve aynı yıl hastalanmıştır. İkinci defa ailesiyle birlikte İstanbul a gitmiştir. Burada 1368 / yılında ölmüştür. Kayseri Asrî Mezarlık ta mezarı olmasına rağmen, Edirnekapı Mezarlığı na defn edilmiştir. Ölümü üzerine Hulusi Satoğlu on dört bentlik bir mersiye yazarak hocanın meziyetlerini anlatmıştır: Kıraat ilminin üstâdı külli Eylemiştir terk-i âlemi fâni Nice eş ar-ı hakk kıldı tecelli Ağlattı binlerce ehl-i imânı... Diye başlayan bu uzun mersiye: Ne hacet vasf etmek böyle bir kulu Yetişir kalbimiz firkatle dolu Hakir bendeyim soyu Satoğlu Haddim olmayarak yazdım destanı bendi ile mersiye sona ermektedir. İlk tahsilini ve hafızlığını Kayseri li Peşeker Hoca dan almıştır.(4) Ayrıca birçok hocadan da ders görmüş ve özellikle Arapça sını ilerletmiştir. Daha sonra medrese tahsilini Melikgazi Medresesi nde görmüştür. Sözlü bilgilerden edindiğimize göre Hacı Torun, Küçük Hacı Hafız gibi

8 8 zamanın önemli hocalarından da Kur an-ı Kerim talim etmiştir. Fakat askerlik hizmeti için gittiği İstanbul da meşhur meşihat imamı Hafız Aciz Efendi namıyla tanınan Hafız Mustafa Ragıp Efendi ile tanıştırılması hayatında bir dönüm noktası olmuştur. Yetişmesinde ve manevi havayı teneffüsünde, olgunlaşmasında, hocaları içerisinde herhalde Aciz Mustafa Efendi ( - ) nin ayrı bir yeri vardır Tam dokuz yıl yazlı-kışlı süren tahsillerini müteakip, âşere(5), tahrip(6) ve kıraat(7) ilimlerinden mezun olmuşlardır. Aciz Mustafa nın Arapça,tefsir ve hadis ilimlerindeki gücü Mahmut M.Hoca ya çok yansımıştır. Zaten bu hocasından; Fatiha-ı Şerife den başlayarak maharic-i hurufu öğrenmiş ve ayrıca aşara ile takrib okuyarak Kur an ı hatmetmeyi başarmışdır. İlk görevine İstanbul da kaldığı sırada Süleymaniye Camii nde. arzu edenlere ilm-i kıraat öğreterek başlamıştır. Daha sonra Kayseri ye geldiklerinde / Kayseri İdadisinde açık bulunan mubassır(8) kadrosuna, imtihanı kazanarak atanmıştır.(9) Bu kadroda çalıştığı süre içerisinde zaman zaman ulûm-ı diniye dersine de girdiği anlaşılıyor.1321/i903 tarihli Maarif Salnamesi nde bu kadroda Hafız Hilmi Efendi görülüyor. Yazmış olduğu biyografisinde bu görevde 1330 / 1911 yılına kadar kaldığı görülüyor. O halde bu görevi daha sonra Kayseri İdadisi nin ikinci katı yapılınca Hafız Hilmi ile beraber devam ettirmişlerdir, diyebiliriz. Aynı zamanda o günün şartlarında öğretmen az olduğu için hoca iki gün Ahmet Paşa ile Terakki Mekteplerinde; bir gün de Darü l-irfan Mektebi nde 100 krş. Maaşla görev yapmıştır. Bu okullardaki hizmeti on iki yılı bulmaktadır / yılında nakli Darü l- Hilafe / Kayseri Medresesi ne yapılmıştır. Bu medresedeki görevi, hazırlık sınıfının başöğretmenliği idi. Ayrıca bütün sınıfların ulûm-ı diniye ve tertibü lkıraat dersleri de kendisine verilmiştir Akşamları da kendisine müracaat edenlere Kur an-ı Kerim, tecvit, muharic-i hurûf okutmuştur. Yine bir yazıdan anlıyoruz ki(10), Tacettin Mahallesi nde Hacı Kolağasıların evinin selamlığında açılan erkek ilkokulu olan Fevziye Mektebi nde de başöğretmenlik yapmıştır. Aynı okulda Mustafa Zamantılı, Halis Zeki Çivicioğlu, Yahya Palamutoğlu da öğretmenlik yapmışlardır de İdare-i Hususiye-i Vilayet Kanunu / İl Özel İdare Kanunu uygulandığında idadiler, darü l-muallimatlar, iptidaiyeler mâlî yapıları, illerin özel idare bütçelerine bırakılmıştır. 1332/1916 da Belediye Başkanı(11) İmamzâde Mehmet Bey zamanında yoksullara yardım etmek amacıyla(12) Kayseri Muin-i Fukara Cemiyeti(13) kurulmuştu. Bu cemiyet aynı zamanda eğitime de önem vermiş ve hafız yetiştirmek amacıyla Darü l-huffaz Mektebi ni(14) açmıştır. Mahmut M. Hoca da bir taraftan medresedeki görevini yaparken, diğer yandan da bu okulda görev almış ve uzun süre devam etmiştir. Burada birçok hafız yetiştirmiştir yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Eğitimde Birlik Kanunu) çıkınca birçok okul kapatılmıştır. Kapatılan okullar arasında bu okul da vardır /1919 da öğretmenliği son bulmuş fakat hafızlık okulundaki görevine devam etmiştir. Hoca bu görevine devam ederken akşamları da evinin yakınındaki Tutak Mescidi nde hafız yetiştirmeye devam etmiştir. Bu görevi esnasında Kur an-ı Kerim e hâkimiyeti ve okumadaki mahareti, sesinin güzelliği, vakarlı hali dolayısıyla Kayseri Müftülüğünce açılan Kur an Kursu nda görev almıştır de öğretmenlik ve imamhatiplik görevlerini birleştirerek, emekli olmuştur. Emekli olduktan sonra da bu görevini devam ettirmiş, birinci imam-hatip olarak 21 yıl Hunat Hatun Camii nde çalışmıştır yılından itibaren İmam-hatiplik görevi yanında; boş zamanlarında da Hunat Hatun Medresesi ndeki Matbah Emini Hacı Halil Efendi Kütüphanesi nde hem hafız yetiştirmeye, hem de aşere, takrip ilimlerini okutmaya devam etmiştir. Kendisi bir vesile ile başlangıçtan 1945 yılına kadar devam eden Kur an-ı Kerim öğretmenliğinde benden talim-i Kur an edenler ve hıfzını ikmal edenler yedi bini geçti ve sekiz bine yaklaştı. demiştir.(15) yılları arasında da Ulu Camii de görevlendirilmiştir.

9 9 Tahminen 1945 yılında yorgun düşmüş ve resmi hayattan çekilmiştir. Fakat bütün ömrünü Kur an-ı Kerim i öğretmeye adamış olan Kuşçulu Hoca ölümüne kadar Kur an-ı Kerim öğretmeye ve hafız yetiştirmeye gayret göstermiştir.1946 da ikinci defa İstanbul a gelmiş ve İstanbul ulemâsı tarafından Reisü ül Kurra Kürsüsü ne oturtulmuştur. Ölümüne kadar da bu kürsüde kalmıştır. Sadece Kayseri de değil İstanbul, Ankara gibi önemli şehirlerimizde de önemli hafızlarımızın yetişmesine sebep olan hocanın tedrisinden geçen ve Kayseri nin dini hayatına imzasını atmış ulemadan: Ahmet Leblebici, Ahmet Sade, Amaratlı Mehmet Karaca ve Bilâl, Esat Geredeli, Hacı Seyit, Hacı Zühtü, İzzet Hafız, Koccağızlı Eyup Hafız, Muharrem Keçeci, Mustafa Şerbetçioğlu, Müftü Mehmet Balcı, Recep Akyüz, Recep Özbakır, Yahya Mutlu(16) binlerce yetiştirdiği öğrencilerden bazılarıdır. Bunlar yanında ayrıca İstanbul Beyazıt Camii İmamı ve reisü l-kurrası Hacı Abdurrahman Gürses ile Ankara Hacı Bayram Camii imamı Zekai Sarsılmaz,1940 lardan sonra Hasbekli Mümin Akan, Hasan Bulduk, Mehmet Kılıç da hocanın yetiştirdiği değerli hocalardandır.(17) Bunlardan Hacı Seyit ve Hacı Mustafa Şerbetçioğlu, Hoca İstanbul a gittiğinde Kur an öğretiminde görev almışlardır.(18) Ayrıca Hoca nın talimatıyla Hacı Mümin Akan Hoca Mahmut Mahir Kuşçulu nun yerine geçmiş ve Taşcıoğlu Ömer Efendi nin vakfettiği binaya geçinceye kadar Hunat Camii nde hem imam-hatiplik ve hem de Kur an-ı Kerim öğreticiliğini beraber yürütmüştür.(19) Bugün çoğu ahrete göçen öğrencilerinden gelen bilgiler; hocanın son derece ciddi ve ilkeli bir kişiliğe sahip olduğunu gösteriyor. Sadece Kur an-ı Kerim i okurken değil, hutbelerinde ve konuşmalarında da sanki Kur an-ı Kerim i okur ve konuşur gibi davrandığı dillerdedir. Şu küçük fıkra O nun bu özelliğini çok güzel anlatır: Hoca Efendi bir gün bir satıcıdan kabak satın almak ister ve Kur an-ı Kerim mahreciyle satıcıya sorar: - Evladım! Kabağın kilosu kaç kuruş? - 5 kuruş. - O zaman bir kilo kabak verir misin? Böyle bir konuşmaya herhalde alışık olmayan satıcı, bir yandan kabağı tartarken bir yandan da: - Yahu, Hoca Efendi, kabağın kilosu kaç lira dosdoğru diye sorsan olmaz mı? deyince Hoca Efendi aynı vakur haliyle: - Evladım, ben beş kuruşluk kabağın için kıratımı bozamam, demiş. Kayseri Hafızları içerisinde seçkin bir yeri olan Mahmut Kuşçulu ciddi bir eğitimci ve öğretmendir. Yetiştirdiği binlerce öğrenci ve Kur an-ı Kerim i en dar ve zor zamanda büyük bir sabırla fakat şevkle ve vukûfla ezberlettiği İslam bülbülü hafızlar bunun en güzel şahidirler. Kütüphanelerde, konaklarda, mescitlerde, camilerde, okullarda ve evinde her yaştaki insanımızın eğitiminde ve bilhassa Kur an-ı Kerim i usulüyle okuyan hafızlarımızın yetişmesinde, Taşçıoğlu Hafız Kursu nun kurulmasına ölümüne çalışan; bazı sosyal cemiyetlerde görev alarak insanımıza hizmet sunan ve hizmet zevkini aşılamaya çalışan Hafız Mahmut Mahir Kuşçulu Kayseri din eğitimi ve öğretiminde rahmetle anılacaktır. Acaba bir caddeye, bir parka adının verilmesini hak etmedi mi? DİPNOTLAR 1.Kayseri Hakimiyet Gaz., Halen hayatta olan kızı Akhanım dan aldığım bilgiler. Ayrıca tarihinde Melikgazi Nüfus Müdürlüğü nden aldığımız nüfus kaydı. M.Zeki Koçer, Kayseri Uleması, İstanbul 1972,s.90. doğum tarihi yanlış olarak 1285 /1868 gösterilmiştir. 3. Koçer, age,90 4. Koçer, age,89 5. Aşere: Hz.Peygamberimizin Cennetlik olduklarını belirttiği on kişi 6. Takrip: Tahmin, yolunu bulma. 7. Kıraat: Okuma 8. Mubassır: Okullarda düzeni sağlayan yardımcı hizmetli 9. Sal-nâme-i Nezaret-i Maarif-i Umumiye,1317 / ,s Abdulkadir Zamantılı, Hafız Mahmut, Erciyes Derg., İmam-zâde Mehmet Bey in görevi tarihleri arasındadır. 12. Necmettin Çalışkan, Günümüze Kayseri Belediyesi, Kayseri 1995, s Bu cemiyet Zeki Karakimseli ve Nafiz Soysal a ait bir evde açılmıştı. Başkanı İmam-zâde Mehmet Bey, üyeliklerine ise: Hacı Zühtü Efendi, H.İbrahim Kahvecioğlu Efendi ve Aşıroğlu nun Burhan getirilmişlerdir. 14. Bu okul 1924 yılında çıkan Tevhid-i Tedrisat Kanunu na kadar devam etmiştir. Kadrosunda 4 öğretmen, 2 hademe bulunmuş ve geçen süre içerisinde 450 hafız yetişmiştir. Taşçıoğlu Hafız Okulu nun temelini bu okul teşkil etmiştir. 15. Bozdoğan, Hasbekli Hafız Mümin Hoca ve Taşçıoğlu Hafız Okulu, Kayseri 1998, s Bozdoğan,age., Bozdoğan, age, Bozdoğan, age, Bozdoğan,age.,61

10 10 İSTİKLÂL MARŞINA SAYGI ATA KÜLTÜRÜMÜZDÜR Yrd.Doç.Dr. A. Vehbi ECER - Erciyes Ü. Emekli Öğr. Üyesi - El. Mek.: Bağımsız devlet olmanın Türk ve İslâm tarihinde göstergeleri, o devlet adına para basılması, cuma namazı hutbelerinde devlet başkanının adının anılması, kendine mahsus bayrağının olması, millî marşının söylenmesi, devlet başkanının hil at (kaftan) giymesi gibi şartlardır. Türk tarihinde istiklâl marşının karşılığı bir ölçüde nevbet vurmaktır. Nevbet, Müslüman Türk devletlerinde merkezî yönetimin koruyuculuğu altında yapılan bir müzik türüdür. Her toplumun kültüründe atalarının emekleri ve uygulamaları vardır. Biz kendimizi doğar doğmaz bir dil, bir inanç sistemi, toplumu düzene sokan kanunlar, töreler, ahlâk ilkeleri içinde buluruz. Tarihimiz, masallarımız, ninnilerimiz, destanlarımız kültürümüzün kaynaklarıdır. Millî kültür, millet ve devlet olmayı, birlikte yaşamayı sağlayan en kuvvetli elemandır. Şartlara, imkânlara göre değişikliklere uğrarsa da özü kaybolmadığı zaman toplumun millî kimliği devam eder. Türk millî kültüründe sosyal yapımızı perçinleştiren ve atalarımızdan bizlere miras olarak geçen kutsallarımız vardır. Atalarımız tam istiklâle (bağımsızlığa), halkının yaşayacağı ülke ye (vatana), bu ülke üzerinde müşterek töre ile uyum içinde yaşayan halka, halk tarafından meşru ve karizmatik niteliklere (gök ün oğlu) sahip olduğu, Tanrı nın kutsadığı ve töreye göre halkı yönettiği kabul edilen hükümdar a önem verirlerdi. Tam bağımsızlık ile ilgili semboller ve törenlerden birkaçını hatırlatmak istiyorum. Devlet olabilmenin en önemli şartlarından birisi siyasî bakımdan müstakil (yani bağımsız), muntazam (düzenli) teşkilâtlı millet olmaktır. Bağımsız devlet olmanın Türk ve İslâm tarihinde göstergeleri, o devlet adına para basılması, cuma namazı hutbelerinde devlet başkanının adının anılması, kendine mahsus bayrağının olması, millî marşının söylenmesi, devlet başkanının hil at (kaftan) giymesi gibi şartlardır. Türk tarihinde istiklâl marşının karşılığı bir ölçüde nevbet vurmaktır. Nevbet, Müslüman Türk devletlerinde merkezî yönetimin koruyuculuğu altında yapılan bir müzik türüdür. Prof. Dr. Şerafettin Turan, Türk Kültür Tarihi adlı (Ankara 1990, 263) kitabında şöyle bir açıklama yapar: İslâmî devlet anlayışında nevbet aynı zamanda bir bağımsızlık simgesi olarak da değer kazanmıştır. Bağımsız olan veya bağımsızlığını ilân eden hükümdarların hutbelerde kendi adını söyletmesi, para basması gibi yapması zorunlu sayılan davranışlar yanında kapısında nevbet vurdurması da gerekli sayılmıştır. Prof. Dr. Osman Turan ın verdiği bilgilere göre Selçuklu Sultanlarından Mehmet Tapar ın 5 nevbet çaldırarak saltanatını ilân ettiğini, Sultan Melikşah ın oğlu Mahmud u tahta çıkartanların ona da 5 nevbet vurdurup Bağdat ta hutbe okuttuklarını (Bkz: Selçuklu Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti, İst. 1969, 180, 186, 200) anlıyoruz. Bu töre Türklerde Hunlar ve Göktürklerden beri bir egemenlik belirtisi, işareti olarak benimsenmiş ve bu gelenek Selçuklulara ve Osmanlılara kadar devam etmiştir (Bkz: Abdülkerim Özaydın, Nevbet, TDVİA, XXXIII, 38-41) Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey den itibaren saray ve ordugâhlarda, namaz vakitlerinde günde beş defa nevbet çaldırılmıştır. Selçuklu sultanlarına bağlı emir ve meliklerin de sabah, akşam, yatsı namaz vakitlerinde nevbet çalmalarına izin verilmiştir. Osmanlı döneminde, normal zamanlarda mehterhane tarafından her gün bir defa ikindi namazı sırasında nevbet çalınırdı. Bunun yanında Padişah ın cülûsunda (yani tahta geçişinde), kılıç alaylarında, zafer haberi geldiğinde, düğünlerde sarayda nevbet çalınırda. Hakkı Uzunçarşılı nın Osmanlı Devletinin Saray Teşkilatı adlı kitabında anlatıldığına göre: (Sefere harekette ve

11 11 harp esnasında Padişah Mehterhanesi saltanat sancaklarının altında durup çalınırdı. Sefere gidilirken konak yerlerinde ikindi divanı akd edilip ikindi ezanı okunduktan sonra Otağ-ı Hümayûn önünde nevbet vurulur ve bu esnada çavuşlar bir tarafta ve kapıcılar diğer tarafta saf tutup dururlar, nevbet sona erince dua okunup selamlayıp çekilirlerdi. Nevbet esnasında Otağ-ı Hümayûn perdeleri açılırdı (Bkz: M. Zeki Pakalın, Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İst. 1971, II, ) Osmanlı Devleti nin kurucusu olarak bilinen Osman Gazi nin ilk uygulaması hakkında Osmanlı Tarihi nin önemli kaynaklarından biri olan Mehmet Neşrî nin Neşrî Tarihi (Yay.M.A. Köymen, Ankara 1983, I, 55 vd) adlı eserinde şöyle anlatılır: Osman Gazi divan mensuplarını, âyân erkânını süsledi, sultanlık divanını tertip etti. Anası Osman Gazi yi Saygı İçin Ayak Üzeri Durdurdu. O, Nevbet vuruluncaya kadar ayakta durdu. Şahlık kaidesi ve emirlik gereğince Nevbet-i Osmanî vuruldu Sefere çıkmak için her nevbet vurulduğunda padişahlar ayağa kalkarak, güya Sefere çıkış vakti geldi, şimdiden sonra oturmak caiz değildir, seferde oldukları müddetçe sabah ve akşam nevbet vurulsun diye ima ederlerdi. Padişah ve devlet erkânı Nevbet vurulması tamamlanıncaya kadar ayakta dururlarda getirilmiş 1921 yılında Türk İstiklâl Marşı Büyük Millet Meclisi nde Hamdullah Suphi Tanrıöven tarafından okunmuş ve okunurken Gazi Mustafa Kemal Paşa sıraların önünde ayakta dinlemiş ve alkışlamıştır (Bkz.: H.B. Çantay, Akifname, İst. 1966, İst. 1966, 73). Günümüzde bu ata yadigarı geleneği İstiklâl Marşı Okunurken oturmak, yürümek, saygısızca davranışlarda bulunmak cüretini gösterenler töreye, tarihe ihanet etmekle kalmıyorlar Yüce Tanrı nın size kalkın denildiği zaman kalkın emrine (Mücadele Suresi/11) de uymuyorlar. Gençlerimize bayrak, vatan, millet, devlet din sevgi ve kültürü yanında İstiklâl Marşının da önemini kavratalım. Onu saygıyla ayakta okuyalım ve dinleyelim. Görüldüğü gibi bir çeşit çağdaş devletlerin İstiklâl Marşı na özdeş olan bir askeri musikî (daha sonraları mehter takımı ve musikisi adını alacaktır) bağımsız simgesi olarak kabul edilmiştir. Bu mehter musikisi ve mehterhane örneği batılılarca taklit edilerek askeri bando oluşturulmuştur (Bak: Halil İnalcık G.Renda, Osmanlı Uygarlığı, Ankara 2004, II, 1067). Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan sonra bu ata geleneği yerine

12 12 HOMOJEN BİR ERMENİSTAN İÇİN KAÇ TÜRK ÖLDÜRÜLDÜ? Mustafa ÖZTÜRK Devletlerin kuruluşu, tarihin en dikkate değer konularından biridir. Hangi devlet bir ülkünün, hangi devlet dinî bir hareketin, hangi devlet askeri başarıların sonucunda doğmuştur ve hangi aşamalardan geçerek bugüne ulaşmıştır? Bu soruların doğru yanıtı, ancak tarihin kanıtı olan belgelerdedir. Bu belgeler bize ispatlıyor ki Ermenistan, Hınçak ve Taşnaksutyun adlı terör örgütlerinin kurduğu bir haydut devlettir. Bu tanım doğru olmakla beraber eksiktir de. Çünkü bir de Ermeni yaygarası denilen olay var. Şöyle ki, Ermeni komitacıları kendilerine katılmayan herkesi, hatta kendi ırk ve dinlerinden insanları öldürüyor ve Batı nın dikkatini çekmek için suçu Osmanlı ya atıyorlardı. Hem suçlu, hem güçlü deriz ya. Propagandayı çok iyi biliyorlardı. Bu sayede, Batılı devletleri aldatmayı başardılar ve onları ustaca kullandılar. Türk ve Müslüman düşmanlığı, batılıların gözlerini öylesine kör etmişti ki gerçeği görmeleri mümkün olamadı. Gerçekler gün yüzüne çıkınca, dünya şartları değişmişti ve bu defa da emperyalist devletler, kendi çıkarları doğrultusunda Ermenileri kullanmaya başladılar. Ermeniler, Doğu Anadolu ve Güney Kafkasya da yaşıyor olmakla beraber, hiçbir yerde çoğunluk değildiler. Nüfus yoğunluğunu Müslüman Türkler oluşturuyordu. Bugünkü Ermenistan toprakları, 150 yıl önce Türk ve Müslüman topraklarıydı. Bugün Ermenistan da bir tek Türk yaşamıyor. Acaba neden? Çünkü öldürülmüş ve sürülmüşlerdir. Türkler için bir trajedi olan olaylar şöyle başlıyor: 1828 yılında Ruslar, emperyalist emelleri olan bir devlettir ve Güney Kafkasya da üs olarak kullanacakları bir yer oluşturmak istemektedirler. Ermeniler, bu amaç için ideal bir toplumdur. Çünkü devlete ve vatana ihtiyaçları vardır. Ruslar da Ermenilere bunu vaat ederler. Bu mutabakat üzerine Güney Kafkasya da büyük nüfus kaydırmaları başlar. Araştırmacı yazar Hüseyin Adıgüzel, Ermeni Sorunu nun başlangıcını böyle anlatmaktadır. Yine Hüseyin Adıgüzel, Rusya nın İran elçisi Griboyadev den şu cümleleri nakletmektedir: tarihleri arasında Erivan bölgesine İran dan 40 bin, Türkiye den 84 bin Ermeni getirilerek yerleştirildi. Amiral Bristol da günlüğüne şunları yazmıştır: Korumasız köyler önceden bombalanır, sonra zaptedilir, kaçamamış köy sakinleri vahşice öldürülür, köy yağmalanır, bütün mal ve para götürülür, sonra ise yakılırdı. Bütün bunlar Müslümansız (Türksüz) bir Ermenistan için sistemli olarak yapılırdı. Ermeni çetelerinin Van da, Erzincan da Kars ta, Çukurova da yaptıkları katliamlar öylesine vahşicedir ki bunları okumaya bile yürek dayanmıyor. Van da görev yapan süvari çavuşu Osman ın eşi Nigar, başına gelenleri ve gördüklerini şöyle anlatıyor: Asker çekilirken, Kurubaş köyünde sıkıştık. Ermeniler çevirdiler. Şehir içindeki Amerikan Misyoner Hastanesi ne doluştuk. Saatler geçti. Çok sayıda aile geldi. Adam başına birer somun verildi. Akşamları da yahni çorbası veriliyordu. Verilen somunları yiyenlerin saçları dökülmeye başladı. Kanlı ishal suları aktı. Ölenlerin cesetleri şişti. Beş çocuğumdan dördü bu şekilde öldü. Orada iki ay kadar kaldık. 8 bin kişiden ancak 150 kadarı kurtulabildi. Sonra bizi Hacı Ziya Bey in evine doldurdular. Yedi yaşından yukarı çocuklar, Ermeni gençlerinin tecavüzüne uğrayarak öldürüldü. Geceleri Rus Kazak askerleri ve Ermeniler gelir, genç kız ve kadınları seçer götürürdü. Sabahları bunların pek azı geri gelirdi. Bizi dışarı çıkarır, vefat eden cenazelerin mahrem yerlerine gözümüzün önündü taş ile kazık çakar, sonra da kuyulara doldururlardı. Yapılanlara fazladan örnek vermek ar ve hayâya sığmaz (Cezmi Yurtsever, Anaların Gözyaşları, Çukurova Stratejik Araştırmalar Merkezi, 2005.) Ermeni sorunuyla ilgili araştırmalarıyla tanıdığımız Cezmi Yurtsever, Osmanlı Arşiv Araştırmaları topluluğunun yıllar süren çalışmalarının sonunda ulaştıkları önemli bir bilgiyi, Anaların Gözyaşları adlı eseriyle Türk halkına duyurmuştur. Belgelerin taranması üzerine ulaşılan sonuç şudur: Ermeni komitacıları, yılları arasında, Anadolu da 518 bin Türk ü öldürmüşler. Değişik tarihlerde Kafkasya da öldürülenleri de hesaba katarsak, bu sayı milyonu aşacaktır. Yurdundan yuvasından uzaklaştırılıp sürgün edilen Türkler bu sayıya dâhil değildir yılında Rus çarının fermanı ile Özerk Erivan Bölgesi tesis edilir. Bu yıldan itibaren, Türkler, sistemli olarak buradan çıkarılır, yerlerine Ermeniler yerleştirilir. Amaç, Türksüz bir Ermenistan kurmaktır. Bunu da maa-

13 13 lesef, Türk kanı içe içe başarmışlardır. Türklere uygulanan etnik temizliği kanıtlamak için elimizde yeteri kadar delil ve vesika mevcuttur. Toplu mezarlardan başka, Rus ve İngiliz belgeleri de gerçekleri aksettiriyor Rus Devrimi nden sonra Osmanlı Devleti ne karşı yapılan gizli antlaşmalar dünyaya nasıl açıklanmış ise, Hınçak ve Taşnak çetelerinin Rusya destekli katliamları da açıklanmıştır. Bunların yanında bazı Ermeni tarihçileri de Türk soykırımını görmezden gelmemişlerdir. Bunlardan A.A. Lalayan, şunları söylemiştir: Ermeniler tarafından Azerbaycanlıların katledilmesi, etnik temizliğe tabi tutulması önceden planlanmış kilise-devlet politikasıydı. Bu politika sadece Azerbaycan topraklarıyla sınırlı kalmamıştır. Bu yüzden Ermenistan da Taşnak hükümeti nin otuz aylık iktidarı döneminde ( ), Ermenistan arazisinde yaşayan Azerbaycan Türklerinin yüzde altmışının katledilmesine kimsenin şaşmaması gerekir. Sovyetler, çoğu zaman, Rus Çarlığı nın politikalarını sürdürmüşlerdir. Özellikle Türklere uygulanan yok etme politikası, hiç değişmemiştir. Hüseyin Adıgüzel, Ermenistan da Niye Tek Bir Tane Bile Türk Yok? başlıklı makalesinde: SSCB Politbürosu 23 Aralık 1947 tarih ve sayılı bir karar aldı. Bu karar gereği, Ermenistan denilen yapay ülkede yaşayan Azerbaycan Türkleri yerlerinden, yurtlarından zorla göç ettirildi. Gitmek istemeyen, direnmeye çalışan 476 Azerbaycan köyü yerle bir edildi, binlerce insan öldürüldü, binlerce insan zorla topraklarından sürüldü. demektedir. Hüseyin Adıgüzel, söz konusu makalesinde, Ermeni ve Rus kaynaklarına dayanarak, tarihleri arasında Ermenistan daki Türk nüfusunun sistemli bir şekilde nasıl azaltıldığını gözler önüne seriyor ve soruyor: 1926 yılında Ermenistan da 575 bin olan Türk nüfusun bugün en az 1 milyon 500 bin olması gerekirdi. Hâlbuki bugün Ermenistan da hiç Türk yaşamamaktadır. Peki, bu 1 milyon 500 bin Türk e ne oldu? Özerk Erivan Ermeni Bölgesi nde ilk nüfus sayımı 1827 de yapılmış. Aşağıdaki tabloda o günden bu güne Türk nüfusun azalıp yok edilişi görülecektir: Yıl Türk nüfus Ermeni nüfus Toplam nüfus Hınçak ve Taşnak örgütleri tarihe karıştıktan sonra, Ermeni Terörü Asala ile devam etti. Demek ki Ermeniler terörsüz yapamıyor. 40 ın üzerinde Türk diplomatını şehit ettiler, PKK ile ortak eylemlere imza attılar. Demokrasi ve insan hakları söylemlerinin ayyuka çıktığı çağımızda Ermeni vahşeti durmadı de Hocalı da devam etti. Çoğu çocuk ve kadın 653 Azeri Türkü nü katlettiler. Karabağ ın işgali üzerine yurtlarını terk edip Azerbaycan a sığınan 1 milyon Türk ise çadır ve vagonlarda yaşıyor. Bütün bu tarihi gerçeklere rağmen, Ermeniler masum sayılıyor ve biz Türkler soykırım yapmakla suçlanıyoruz. Bu bir haksızlık Bu haksızlığı, iftirayı ortadan kaldırmak için her Türk evladına, her Türk tarihçisine önemli görevler düşüyor. Bulduğumuz yeni belgeleri iftiracıların suratlarına fırlatmalıyız. Ulaşılacak daha çok belge var. Milletimizin hak ve hukukunu koruyabilmek için güçlü ve donanımlı olmaya mecburuz. Güçsüz kalıp dışarıdan yardım bekleyen milletlerin sonu, hep hüsran olmuştur. Bugünkü Türkiye, yüzde yüz haklı olduğu Kıbrıs ve Ermeni sorunlarında dahi tezlerini anlatamıyor, sözünü dinletemiyor. Çünkü haklı olması yetmiyor, güçlü olması da gerekiyor. Güçten anladığım ise şudur: Ülkü ve projesi olan ulusal-millî devlet, bu ülkü ve projelere inanmış bir millet, canlı bir millî kültür, sınırsız ilmi faaliyet, ileri teknoloji, güçlü bir ordu, millî gelirin adil paylaşımı Gazetelerden öğrendik ki Türkiye nin Belçika Büyükelçisi Fuat Tanlay, AB nezdindeki Türkiye Daimi Temsilcisi Büyükelçi Volkan Bozkır ve Nato Daimi Temsilcisi Tacan İldem, 21 Eylül de Ermenistan ın Brüksel deki Bağımsızlık Günü ne katılmışlar. Bu zatların görevi, Türkiye den toprak talep eden düşman bir devletin Türk kanı üzerinde yükselen bağımsızlığını kutlamak mı, yoksa Türkiye ye yapılan soykırım iddiaları gibi iftiraları engellemek mi? Bu baylar Türkiye nin gücü değil, zaafıdır. Bu yüzden, geleceğin güçlü Türkiye sinde yerleri de olmayacaktır.

14 14 Ekonomik Krizler (1) Mustafa Aykut AKŞİT Battılar mı batırıldılar mı? Kapitalist ekonomi anlayışının temelini para gücü ve kâr kavramları oluşturur. Bu sistem ile ekonomilerini sürdürmeyi kabul eden ülkeler arasında ortak bir para birimi kullanılır. Dış ticaret ve uluslar arası işlemlerde geçerli olan, bu paradır. Bu gün bu para birimi, Amerikan doları dır. Avrupa Birliği ülkeleri kendi aralarında kurdukları para birliğini Euro (Avro) etrafında birleştirmişlerdir. Ticaretlerinin büyük kısmını euro ile yapmaktadırlar. Ancak, doların bu ülkeler üzerindeki egemenliği sürmektedir. Dünya Bankası, IMF ve borsalar, dolar üzerinden işlem yapmaya devam etmektedir. Şimdi büyük bir parasal kriz patlamış, hastalık gibi yayılmıştır. Söylenenlere bakılırsa dünyanın en büyük şirketleri sallanmakta, ülkelerin ekonomi planlamaları alt üst olmakta, uluslar arası ticaret dengeleri bozulmakta, finans kuruluşları günlük işlemlerini yapmakta zorlanmaktadır. Tüm borsalar bir anda on basamak düşüp bir kaç gün sonra da yükselmekte adeta kalp krizi geçirmektedir. Bu krizin Amerika tarihine Kara Eylül adı ile geçen, 1928 yılında başlayıp 1930 yılında durdurulduğu iddia edilen ekonomik krizden daha büyük olduğu açıkça söylenmektedir. Avrupa Birliği ülkeleri çare olarak kapitalist sistemde yeni bir yapılanma önermiştir. Bu yapılanmanın nasıl olacağına dair kesin bir açıklama da bu ana kadar yapılmamıştır. Onlar düşüne dursun, biz birkaç yıl geriden başlayarak dikkatimizi çeken önemli olaylar ve para hareketlerini gözden geçirelim: Çin ekonomisinin hızlı büyümesi ve dünya piyasalarındaki payının giderek artması zaten dikkatleri çekiyor ve durdurmak için çareler aranıyordu. SSCB nin dağılmasından sonra ortaya çıkan boşluğu Amerikan sermayesi hızla doldurmuş, askeri olarak Varşova Paktı çökmüş, bağımsızlık ilanları ile eski Sovyet pazarı parçalanmış, Turuncu devrim adındaki batı yanlısı hükümetlerin işbaşına gelmesi ile sonuçlanan yeni bir süreç yaşanmıştı. Bir süre bocalayan Rusya umulandan daha kısa sürede toparlanmış; siyasi ve ekonomik güç gösterilerine başlamıştı. Irak ın ABD orduları tarafından işgalinden sonra pazar paylaşma ve Irak ın harap edilmesinden doğan iş alanlarından pay kapma yarışına girildi. Irak ın işgal edilmesinden bir süre sonra petrol fiyatları hızla yükselmeye başladı. Geçen yüzyıl dâhil tüm zamanların en yüksek satış rakamlarına ulaşıldı. Petrole bağımlı ülkeler kaybetti, petrol tacirleri astronomik kârlar edindiler. Bunların başında Exsson, Shell, Texsako gibi şirketler gelmektedir. Son beş yılda, ahtapot gibi tüm dünyaya kollarını salmış bulunan Amerikan bankaları- kredi veren bankalarekonomik anlamıyla önce durgunluğa girmiş daha sonra sallanmaya başlamışlardı. Zeroks gibi büyük şirketler el değiştirmiş, bazıları batmıştı. Batma tehlikesi içinde bulunan şirketlerin en ünlüsü Morgage verdiği konut kredilerinin geri dönüşünü sağlayamayınca- tam bir krize girmiş, çökme süreci başlamıştı. Birçok banka tüm dünyada aynı durumdaydı. Beş aydır dünya kamuoyundan gizlenen bu durum aniden patladı. Ekonomik kriz dalga dalga yayıldı. Borsalar çöktü. Şirketlerin hisse senetleri tabana vurdu. Mercedes, BMW, Ford gibi şirketler üretimi yavaşlattı. İşten çıkarmalar başladı. Halen sürüyor. Kapitalist batı dünyasının en büyüklerini oluşturan G- 9 ülkeleri acil toplantılar yaparak batan bankaları kurtarma operasyonları başlattılar. Bu tavır serbest rekabeti savunan Neo Liberalizm in çökmesi anlamına geliyordu. Devletçi ve korumacı anlayışa dönülüyor olması serbest piyasa ekonomisi adı verilen sistemin savunucularını panikletti. ABD nin batan bankalara el koymasını Keynesci uygulamaya ciddi şekilde geri dönüldüğünü sandılar. Ekonomik sistemin özü paradır. Krizler herkesi çökertmez. Kazanan taraf vardır kaybeden taraf vardır. Örneğin, şişirilmiş petrol fiyatlarından kim vurgunu vurdu? Vurgun paraları hangi ülke bankalarına gitti? İnce ayar verilmiş bu parasal krizden hangi şirketler kârlarını kat kat üstüne katladılar? Şimdi geriye dönelim. Yirminci yüzyılın başına Birinci Dünya Savaşı hammadde kaynaklarının ve dünya pazarlarının paylaşılamayışı yüzünden çıkarılmış, karlı çıkan ise silah tüccarları olmuştu krizi İkinci Dünya Savaşını tetikleyen kriz olmuş, tüm dünyayı saran dehşetli bir savaş başlamış beş yıla yakın sürmüştü. Her iki savaşı Amerikan ve İngiliz şirketleri kârlı kapatmışlar, General Motors, General Dynimicks, Ekxson, Shell gibi şirketler sermayelerini milyar doyarların çok üzerine taşımışlardı. 52 milyon insanın canı karşılığı olarak kârlarına kâr katmışlardı. Amerikan ordusunun masrafları yıllık bir trilyon doları aşmış, bütçe açığı 800 milyar doların üstüne çıkmış, doların dünya piyasalarındaki dolaşımında kara delikler oluş-

15 15 muş, kapitalist sistemde çatlaklar çıkmış ise; Amerika yı perde arkasında idare eden ELİT lerin şimdi yaptığı yapılırdı. Denetlenebilir bir kriz yaratır, önce batırır, ileri zamanda da batan şirketleri yok pahasına satın alırdınız. İş daha bu aşamaya gelmedi. Şimdilik sallama, çırpıştırma aşamasındayız. Bir süre sonra çökmek üzere olan şirketleri yutmaya başlayacaklardır. Özet: Uluslar arası büyük sermaye küçük sermayeleri yutuyor. Ekonomik Kriz karşısında Türkiye Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ileri gelenleri, ekonomik kriz karşısında sükûnetlerini koruyup, telaşlanmadılar. Türkiye kapitalistlerinin TÜSİAD ı telaşlandı, Neo liberal ekonomistler ekonomiden anlamadıkları halde çığırtkanlığa başladılar. Neo liboş TARAF lar canhıraş bağırmaya başladılar. Ekonomiden sorumlu altı bakan sükûnetle yüreklere su serpen açıklamalar yaptılar. Bizce bu aşamada yapmaları gereken de buydu. Çığırtkanları bir tarafa bırakırsak, ekonomiden sorumlu bakanların itidal tavsiyelerinden öteye sözler söylemeleri yanında krize karşı alınan tedbirleri hızla uygulamaya koymalarını beklerdik. Bu tedbirlerin başında, cari harcamalar açığını daha da büyütecek olan lüks yatırım harcamalarından, şehirlerin süslenmesinden öteye anlam taşımayan belediye harcamalarından ciddi oranlarda vazgeçilmeliydi. Türkiye nin en büyük harcama kalemini oluşturan petrol giderlerine zam üstüne zam yaparak çare bulma yolu yerine petrol kaçakçılığının üstüne gidilmeliydi. Devlet kurumlarındaki yakıt israfının önüne geçecek tedbirler alınmalıydı. 1 Ocak ta tedavüle sokulacak 200 TL lik banknot, YTL ye bir sıfır eklenmiş gibi etki yaratacak ve gizli yapılan devalüasyon rolü oynayacaktır. Krizden en çok etkilenecek kesim küçük orta boy işletmeler, küçük esnaf ve işçi- memur sınıfı olacaktır bütçe taslağı hazırlanırken bu kesimlerin bu krizden en çok zarar görecek kesimler olduğu gerçeği pas geçilmiş olmaktadır. Bu tavrın etkisi yerel seçimlerde görülecektir. Ancak yerel seçimlerden galip çıkma sevdası seçim yatırımları olarak bilinen harcamalara yol açarsa, ülkemiz bu krizin yıkımından kendisini kurtaramayacaktır. Şu anda Türk işçisinin büyük bir kesimi işten atılma endişesi içinde bulunmaktadır. Fırsatı ganimet bilerek işten çıkarmalar başlar ve hükümetde bunu seyrederse 2009, büyük sokak gösterilerinin yaşandığı alanlara dönecektir. Böyle bir kargaşa, terörle mücadelede zafiyetlerin doğmasına da yol açacaktır. Sosyal çalkantılar her zaman tehlikeli ortamları oluşturur. Kim bu vatan sağ olsun diyenler? Ekonomik geleceğimizin endişesine düştüğümüz bir zamanda; bu ülkenin can paresi evlatları şehitlerimizin cenaze törenlerinde Vatan sağ olsun komutanım! diyebilen yiğit analara ve babalara bakarak yürek paralamaya devam ediyoruz. Buna karşın, ruhlarımız derin sarsıntılar geçirirken olaylar kendi seyri içinde gelişiyor ve siyasilerimiz tarafından sergilenen vurdumduymaz tavırlar, bizleri yaralıyor. Orta Doğunun en güçlü ordusuna kafa tutma cesareti gösteren dağdaki eşkıya ve dağdan inip gelerek Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında melanetlerini sürdüren uzantılarının eylem ve sözlü saldırılarına hâlâ demokrasi ve insan hakları savunuculuğu ile çıkan Sayın Başbakanı anlamak mümkün mü? Muhatap kabul ettiği güruh demokrasiden Türkiye Cumhuriyetini bölme, parçalama hürriyetini algılıyor da bunu Sayın Başbakan anlamıyor mu? Kim bu evlatlarının cenaze törenlerinde vatan sağ olsun komutanım diyenler? Onların demokratik hak ve özgürlükleri yok mu? Şehit olan yiğitlerin demokratik temel haklarının başında yaşama hürriyeti gelmiyor muydu? Dünyanın hangi ülkesinde ülkeyi bölme parçalama hürriyet gibi bir anlayış var? Böyle bir hürriyet hiçbir devlette ve Anayasa da yoktur. Öyleyse Sayın Başbakanı yanılgıya götüren nedir? Yanılgısının temeli, Kürklerin sorunları ile bölücü kürtçü hareket arasındaki farkı tam olarak anlayamamış olmaktadır. İran, Irak, Türkiye ve Suriye topraklarından alınan parçalarda Büyük Kürdistan Devleti kurma idealine Kürtçülük denir. Bunu savunan unsurlar İran ve Türkiye de silahlı eylem içindedirler. Silahlı eylem savaş demektir. Savaş, ülke ordusu tarafından yürütülür. Böyle bir savaşa sivillerin anlayışı ile bakınca böyle havada kalan ve ertesi gün de sözlerinizden pişman olacağınız eylemlerle karşılaşırsınız. İngiliz Başbakanı Wilson Chorcill in ünlü sözünü hatırlatalım. Diyor ki, Devlet idaresinin askerlere, savaşın da sivillere bırakılması büyük hatadır. Ülkemize içerden ve dışardan gelen saldırılar sümekteyken siz ordunuzun taleplerini yerine getirmiyorsunuz. Aktütün saldırısından sonra açıklama yapan Genelkurmay ikinci Başkanı Orgeneral Iğsız Paşa nın şu sözlerini nasıl anlayacağız acaba? Sınır karakollarının korunması için alınacak tedbirleri Genel Kurmayımız kendi imkânları ile yapmaktadır. Aktütün Karakolunun güçlendirilmesine geçen yıl başladık ama imkânlar yetmedi. PKK denen terörist gurupların Avrupa devletlerinden destek aldıkları, eroin ticareti yaptıkları artık bilinmeyen bir husus olmaktan çıktı. Beş altı bin kişiyi silahlandıracak kadar maddi imkânı olan bu örgüt bu silahları kaç ton eroin satarak karşılayabilir acaba? Bu büyük miktar hangi araçla hangi yollardan geçirilerek eroin pazarlarına ulaşır? Eroin baronlarını devlet bilmiyor mu, yoksa bu baronlar gizli eller tarafından korunuyor mu? Ve bu silahlı kimler satar, hangi yollardan geçerek ellerine ulaşır? Bu silahlar üzerinde hamule yazılı konteynırlarla Türkiye ye getirilip oradan Kuzey Irak a taşınıyor olmasın? Yani bu silahları ikiyüzlü müttefik ABD nin silah tacirleri karşılıyor olmasın? İster istemez soruyoruz: Hükümetin birincil görevi yukarda sıraladığımız endişeleri gidermek mi yoksa kömür dağıtmak mı?

16 16 HUDUT NAMUSTUR Edirne den Van a, Muğla dan Ardahan a Arife, bayrama dönerken sessiz İki kadın, Kaderlerini yaşar Birbirinden habersiz. Birinin kaçmış uykusu Sabahı beklerken pencerede Kuş seslerine karışır Oğul diyen duası. Diğeri, uykusunu uzatmak ister Rüyasına girsin diye Yavrusunun babası. Fazıl Ahmet BAHADIR 3 Ekim Cuma Bayram ertesi İhanet, Bürünüp insan suretine Esfele safilin den geldi. Hayasızca kusup zehrini Döndüğü zaman geri Daha da alçalmış buldu Aşağıların aşağısındaki yerini Hudut namustur yazanlar Aktütün ün kayalıklarına O gün Bayraklaştılar Bayraktepe de Millet hatırladı unuttuğunu Ve öğrendi yeniden Bayrağın, Nasıl bayrak Ve toprağın Nasıl vatan olduğunu Her gecenin sonunda Bir el Güneş doğmadan evvel Uzanıp gökten Birer damla kan isteyecek Şehitlerden Sonra Şahadet parmağıyla En uzaktaki dağın taşına, toprağına Hudut namustur yazacak Namussuzluğun inadına.

17 17 BİR GENÇLİK DAHA VAR! Aktütün Karakolunda ve terörle mücadelede can veren tüm şehitlerimizin anısına... Özlem AKŞİT - Hakkari de kar yağsa Rize de üşüyorum Bir asker şehit olsa yanıp tutuşuyorum.. İsmail TÜRÜT Ünlü edebiyatçımız Yakup Kadri Karaosmanoğlu nun Kurtuluş Savaşı dönemlerinde işgal altındaki İstanbul u ve şehrin insanlarının özellikle elit denilebilecek zümreye mensup sözde Türk ailelerinin işgal esnasındaki ahlaki çöküntülerini, kokuşmuşluklarını ve kimlik çürümesi altında sergiledikleri eğreti manzaralarını özellikle de işgal subaylarıyla olan çarpık etkileşimleri anlatan Sodom Ve Gomore adlı bir eseri vardır. Bu eserde adı geçen Sodom ve Gomore dini yazınlarda söz edilen yoldan çıkmışlığı ve sapkın yaşam biçimleri yüzünden helak edilen Lut kavminin şehirleridir. Yazar İstanbul un son hali ile bu dini efsaneyi kıyaslar. Eserde iki tipleme gençlik sembolü vardır; Birincisi Türk kimliğinden utanarak işgal subaylarıyla elele vermiş, ruhen batıyı tek kıble edinmiş, yoz bir biçimde gece sabahlara kadar flört edip eğlenen, gamsız, ruhsuz Anadolu nun gerçeklerinden habersiz bir kitle; diğer yanda Cemil gibi toprağa vatan gözüyle bakan,içi sancıyla dolarak kurtuluş mücadelesine inanan bir başka kitle... Sodom Ve Gomore anlatmak istedikleri açısından önemli bir eserdir. Vatan, millet, bağımsızlık gibi sancılar çekilirken insanlar arasında var olan duvarları, anlayamama ve anlaşılamamayı anlatan önemli mesajları o dönemin gerçeklerinden yola çıkarak bugüne aktarır ve günümüz gerçekleriyle köprüler kurabilmemizi sağlar. Tarih benzeri sürekli yinelenen tekrar sayfalarına sahiptir. Günümüzde de Sodom ve Gomore tarihi kadar uzaklara gitmeye gerek olmadan İstanbul un işgal günlerindeki manzaralarına neredeyse tıpatıp uyan örnekler sergilenmektedir. Anadolu nun gerçeklerinden bihaber olan insanlar bugün de aynı çehreye sahiptirdirler. O dönemlerde işgal subayları ile gamsız partiler düzenleyen elit zümreye mensup olma gayretindeki bazı tipler bugün de Türkiye nin içinde bulundu-

18 18 ğu terör mücadelesinin sebeb-i mevcudiyetini oluşturan güç odaklarıyla flört etmekte, Türklüklerinden utanan bir tabiat sergilemekte ve kalamış marinalardaki mevcut cafe-bar dünyalarının pencerelerinden hayata bakmaktadırlar. Onlar dış sermayenin beslemesi sarhoşluğuyla ileri geri konuştukları ve gerçeklerinden bi-haber oldukları ülkelerinin ordusu ve savaşan güçleri aleyhinde peşpeşe demokrasi adına hodbince yazılar sıralarken çorabı üç yerinden delik yavrularını yol kıyısından 10 dakikalık bir molada gelişigüzel ayaküstü bir şekilde görebildikten tam yarımsaat sonra girdiği çatışmada şehit olan Anadolu evladının hissettiklerinden habersiz ve umursamaz bir biçimde, ruhsuzluk içinde Carrefoursa da ya da Bağdat caddesinde, Nişantaşı nda aldırışsız rahatlıkları içinde dolaşabilmektedirler. Bu dış-besili, babalarının çömezi yazarlardan ikisinin böyle bir çehresine, bizzat ben bahsettiğim yerlerde şahit oldum ve silüetlerini bir süre küçümseyerek izledim. İkinci cumhuriyetçi bu ruhsuz tipler toplumun ve cumhuriyetin temel değerlerine çomak sokma rahatlığını hodbince gösteren başlarını kaygı ve kasavetsizce yastıklarına gömerken, onların umrunda olmayan Güneydoğu Anadolu nun dağlarında, sınır kapılarında, kayaların taşların karla yastık ve yorgan yapıldığı soğuk döşeklerde iliklerine kadar işleyen dondurucu buz gibi soğuk havada üzerindeki parkadan başka bir örtüye sarınmadan, birkaç dakikalık idarelik uykularla gövdesine can getirerek bu devletin bölünmez yapısını koruyan bir antikor gençlik var!. Üstelik bu gençlik Ulus devletin sonu gelmiştir, Türk ordusu dokunulmaz bir kurum değildir, Türkiye yi daha demokratik kılacak olan Türklerin hayatından devletin ve ordunun rolünü azaltmaya yarayacak reformlardır, yeni yüzyılın en önemli çatışması demokrasi güçleri ile despotizm yanlısı, baskıcı güçlerin çatışması olacaktır söylemlerinden oluşan borazanlarını çalan bir grup kaleme ve Türkiye yi federalizm büyütecek diyen CIA Türkiye masası şefi Paul Henz e en güzel cevabı ana hayali, yuva hayali, yar hayali taşımayı hesap etmeksizin terörle mücadeleye baş koyarak vermekteler. Atatürk ün mehmetçikleri olmaya and içmiş bu yiğit Anadolu çocuklarının Atatürksüz bir Türkiye yi düşünmeye tahammülleri de yoktur. Az bir kesimin bildiği Küba gibi emperyalizm ile mücadele içinde olan ülkeler için Atatürk bir idoldür ve bu yüzden Küba nın beş değişik bölgesinde Atatürk büstü dikilerek Küba halkının ilgi ve sevgisi yansıtılmakta ve okullarda ders kitaplarında bu yüzyılı da yönlendirme gücüne sahip önemli bir lider olarak okutulmaktadır. Oysa diğer yandan CIA nın Ortadoğu şefi Graham Fuller Kemalizm in bittiğine dem vurarak; Atatürk ün düşünceleri çağı için son derece güçlü düşüncelerdi. Ama Türkiye artık ulusal kimliğini, yörüngesini, dünyadaki rolünü, hatta İslâm ın günlük yaşamdaki yerini yeniden düşünmelidir. Türkiye, demokrasi ile İslâm ın bir arada yaşatılabileceği modern bir formül bulsa, İran ve Arap dünyasına olağanüstü büyük bir entelektüel öncülük yapmış olur. İslâm dünyası için geleceğin modeli olur bu. (26 Şubat 1990, Cumhuriyet) Kemalizm öldü. Kemalizm in sonuna gelmesinin iyi olduğunu düşünüyorum. Halkın büyük bir parçası İslâm için daha hürmet görmeyi, Osmanlı tarihiyle kucaklaşmayı istiyor. diyerek zorla Atatürksüz bir Türkiyeyi dikte etmeye çabalamaktadır. TSK ise Cumhuriyetin kurucu ideolojisinden ödün verme niyetinde ve Kemalist bir ordu olarak Ortadoğu da taşeron olma taraftarı olmamıştır. Bunun içindir ki TSK ya saldırılmasını, bu açıdan bakıldığında, yadırgamamak gerekir. Türk Silahlı Kuvvetlerini Türk demokrasisinin önünde devamlı bir duvar olarak görmek ve göstermek isteyen kafalar bu ülke gençlerinin farklı düşünce eksenlerine bölünmesini ve arada ortaya çıkan gri zeminin alabildiğince kaygan olması emelini beslemekteler. Böylelikle kaotik bir ortamda Türkiye nin istendik yönde yapılandırılması sağlanacak, Türk insanının birbirine açık olan gönül gözü kapatılarak körler sağırlar diyaloğu başlatılacaktır. Şu an Türkiye de bunu başarabilmek güçtür. Çünkü tarihsel, kültürel ve dinî bağlardan gelen geleneksel bir millî empati gücümüz vardır. Hâlâ bu topraklarda Hakkari de kar yağsa Rize de üşüyorum, bir asker şehit olsa yanıp tutuşuyorum. diyen milyonlarca yürek vardır. Marinabarlardan değil, vatan toprağı ve şanlı mâziden olaylara bakan vatansever antikor gençlik, gizli servis oyunlarını bozacak kadar bilinçlidir.

19 19 Güçlü Türkiye için MÜLKİYET SİSTEMİ Yılmaz KUZUGÜDENLİOĞLU Ekonomisi ağırlıklı olarak global-liberal sisteme kaydırılan bir Türkiye de güçlü bir ekonomik sistemin önemini anlatmaya gerek yoktur. Böyle bir ekonomi için ise şahısların mali durumlarının açık ve net olarak bilinmesi yanında, iyi bir takip sisteminin oluşturularak, zengin şahıslarla beraber, zengin ve güçlü bir devlet hedef alınmalıdır. Böyle bir sistem için ilk temel nüfus vatandaşlık numaralarıdır. Bu numaralar 11 haneli olarak hazırlanmış olup, bana göre bu 9 haneye düşürülmeli, 3 erli şekilde herkes numarasını ezbere öğrenebilmelidir. 9 hane ilelebet Türkiye ye ve hatta Türk dünyasına yetecek milyarlık bir nüfus ihtiyacını karşılayacaktır. Kişiler bizzat kendileri nüfusa müracaat edip, kendilerini açık ve net ispat ettiklerinde, nüfusta kendilerince oluşturup alacakları şifre ile internete bağlı her kurumun kendi ile ilgili bilgilerine o şifre ile girebilmeli,eksik,yanlış veya sahtekarlık gibi şeyler varsa anında ilgili birimlere haber vererek sağlıklı bir mülkiyet, ticari hayat ve toplum oluşması şartları sağlanmalıdır. Bu kayıtların 9 haneli vatandaşlık numarasına göre yapılmasını istemekle birlikte çok büyük oranda değerlerinden koparılmış, hasletleri kredi kartı tuzağı ve TV lerle köreltilmiş toplumumuzda her türlü sahtekarlık ile hırsızlıkların asgaride tutulabilmesi için ön planda her kurumun ayrı numaralarının kullanılması şu andaki toplumda gerekebilir. Mülkiyet tipleri ile alınacak tedbirleri şöylece sıralayabiliriz: 1- Gayrimenkullerin (arsa, bağ, bahçe, tarla, ev vs) tam olarak tespiti için Türkiye nin kadastrosu en kısa zamanda hatasız olarak tamamlanmalı, bütün mülkler tapuya bağlanmalıdır. Mülklerin sahiplerinin isimleri ile birlikte vatandaşlık numaraları beraberce yer almalı, aynı isim ve soyaddan yüzlerce kişinin olduğu bir ülkede hiçbir yanlışlığa meydan verilmemelidir. 2- Trafiğe çıkan çıkmayan bütün araçlar il trafik müdürlüklerince yine vatandaşlık numarası da esas alınarak bütün özellikleri ile plakalandırılmalı,iş makinaları ile traktörler de eksiksiz kayıt altına alınmalı, amortismanlı değerleri tesbit edilmeli, ülkenin araç planlamasına imkan sağlanmalıdır. 3- Limited, AŞ, Holding gibi şirketlerin bir sıraya istinad eden şirketler numarası olmalı,isim benzerlikleri vs nedeni ile karışıklığa meydan verilmemeli, kayıtlar illerdeki ticaret odalarınca çok sıkı takip edilmelidir. Şirketlerdeki şahıs payları yine vatandaşlık numarası esasına göre değiştikçe anında odaca kaydedilmeli, şirketin şirkete ortaklıklarında ise şirketlerdeki şahıs payının vatandaşlık numarasına göre görülebileceği bir sistem oluşturulmalıdır. 4- İllerdeki esnaf kefalet kooperatifleri vasıtası ile o ildeki şirket olmayan işletmeler diğer kurumlarla birlikte kayıt altına alınmalı, herhangi bir ticari işyerinin kime ait olduğu, hisse oranı,yaklaşık sermayesi vs gibi konular eksiksiz takip edilmelidir. 5- İMKB deki halka açılmış şirketlere ait senetler yine vatandaşlık numaraları da belirtilerek kaydolunmasında aksamalar olmamalı, senetlerin kimlere ait olduğu hatasız bilinebilmelidir. 6- Bankalardaki mevduatların şahıs ve şirket numaraları bazında takip edilmesi sistemi hatasız şekilde oluşturulmalı, büyük para hareketlerinin muhakkak bankalardan yapılması mecburiyeti ile kayıtlı ekonomi oranı yükseltilmelidir. 7- Ölen bir kişinin mal varlıklarının iki yıl içinde mirasçılar arasında mecburen bölünüp kendi adlarına geçirilmesi kanunla gerçekleştirilmeli, yapılmadığında bu malların hazineye irat kaydedilmesi hükmü konulmalı, bu durumdaki atıl mülkiyet iki yıl içinde tekrar kayıtlı, aktif ve belirgin hale getirilmelidir. İşte bu şekilde kayda geçirilmiş mülkiyet sistemi tamamlandığında,koltuğuna oturan bir yetkili devlet görevlisi, bilgisayarına incelemek istediği şahsın numarasını yazdığı anda bir tıklama ile bu şahsın; - bütün gayrimenkullerinin belediyeye verdiği en son mal beyanındaki değerine göre listesi ile birlikte değerini, - bütün araçları ile önceki yıl sonu itibariyle piyasa değerlerini, - şirketlerdeki payları ile önceki yıl sonu itibariyle değerlerini, - her hangi bir yerdeki işletmeleri ile değerlerini, -i mkb deki almış olduğu muhtelif şirketlere ait hisselerin miktarı ile bir gün önceki değerlerini, - bankalardaki mevduatlar, dövizler, fonlara yatırdığı paralar ile en son TL cinsinden değerlerine ulaşabilir, kayıtlar arasındaki ilişkileri araştırabilir, şahsın yaşayışı ile malvarlığı arasındaki çelişkileri yakalayabilir; kişileri kanunlara saygılı, vergisini veren, kayıtlı ekonomiye uyan, devletinin de güçlü olmasına katkı sağlayan bir vatandaş olmasını temin edebilir. Devlet bu bilgilerle vatandaşlarının servet yönünden zenginlik sıralamasını yapabilir, gelir dağılımı dengesini sağlama, devletin sosyal yönünü gerçekleştirme gibi temel görevlerini ifa edebilir, bu tabloya bakarak tedbirler alabilir.

20 20 YARATICILIK VE ÖĞRETMENLERİN ROLÜ İbrahim GÜNGÖR Toplumların gelişimlerinde çeşitli dinamikler rol oynamaktadır. Coğrafyadan, yeraltı zenginliklerinden ya da toplumun kültüründen kaynaklanan özellikler, toplumları değişik zamanlarda öne çıkarıp diğerlerine göre daha başarılı kılmıştır. Bazı toplumların kaderinde ise, bir kişi (örneğin M. Kemal Atatürk) veya birkaç kişilik bir ekip etkili olmuştur. Artık günümüz toplumlarının ilerlemesinde her bireyin katkısı önem taşımaktadır. Özellikle günümüzün rekabetçi ekonomilerinde, kültür ve sanat hayatında bireylerin üretkenliği, yaratıcılığı çok önemli üstünlükler sağlamaktadır. Ülkeler de eğitim sistemlerinde yaratıcılığı destekleyen yöntem ve teknikleri benimseyerek, gelecek nesillerin yaratıcı potansiyellerini kullanabilmesinin yollarını aramaktadırlar. Bu noktada eğitimde program yenilikleri ve etkinlik temelli yaklaşımlar benimsenmektedir. Ancak sadece program ve etkinliklerle bireylerin yaratıcılıkları desteklenebilir mi? Evet demek zor, en az program ve etkinlikler kadar bu programı uygulayan, etkinlikleri yapan öğretmenler de önemlidir. Çünkü öğretmenlerin tutum ve davranışları yaratıcı düşünmeyi olumlu ve olumsuz yönde etkilemektedir. Ancak ayrıntıya girmeden önce yaratıcılığın tanımını vermek konunun anlaşılırlığı açısından önemlidir. Bu noktada yaratıcı düşünme, yaratıcı düşünce veya yaratıcılık olarak adlandırılsa da genel olarak yaratıcılık anlaşılmalıdır. Yaratıcı düşünmenin bazen tehlikeli olduğu belirtilmiş, bazen de yaratıcı düşünme, insanı başarıya götüren, zihinsel fonksiyonlarını en iyi şekilde geliştiren bir yetenek olarak görülmüştür. Yaratıcı düşünme gerçekten çok büyük bir kuvvettir. Yaratıcı düşünme sayesinde insanlık televizyonu, radyoyu, bilgisayarı, uzay gemisini kazanmıştır. Edebiyat, sanat, müzik ve mimari eserler onun sayesinde doğmuştur. Yaratıcı düşünme zihinsel yönden sağlıklı olabilmek açısından önemli olduğu kadar, eğitimde ve mesleki alanda başarı için de gereklidir. (Torrance, 1965; Akt. Erdoğdu, 2005). Yaratıcılık süreci, tüm duyuşsal ve düşünsel etkinliklerde, her türlü çalışma ve uğraşın içerisinde vardır. Yaratıcılık yalnız sanatsal süreçlerde ya da sanat eğitimi ve öğretimine ilişkin etkinliklerde rol oynayan bir yeti olmayıp, insan yaşamının ve insanlığın evriminin tüm yönlerinde yer alan temel bir yetenektir. İnsan tarafından tamamlanmış her işte yaratıcılık temel öğe olarak bulunmaktadır (San, 1985). Crutchfield (1962) ve Wilson (1956) ise, yaratıcılığı konformizm (uyguculuk-boyun eğme) sürecine karşıt bir kavram olarak ele almışlardır. Bu araştırmacılarca da genelde yaratıcılık, orijinal fikir katkıları, farklı görüş noktaları ve yeni problem çözme yolları olarak görülmüştür. Uyguculuk ise, bekleneni yapmak, başkalarını rahatsız etmemek ve başkaları için sorun yaratmamak olarak nitelendirilmiştir (Crutchfield (1962), Wilson (1956); Akt. Öncü, 1989). Marksberry (1963) yaratıcılığı biyolojik ve psikolojik olmak üzere iki bölüme ayırır. Ona göre yaratıcılık bütün yaşamın enerjisidir. İnsanlar da dâhil bütün organizmalar yaşamın sürdürülmesinde ve oluşturulmasında kullanılabilen çevreden yararlanırlar. Çoğu organizmalar için bu süreç sadece biyolojik yaratıcılığı temsil eder, fakat insanlar için o ayrıca psikolojik yaratıcılığı içerir. Rawlinson (1995) ise yaratıcılığı daha önce aralarında ilişki kurulmamış nesneler ya da düşünceler arasında ilişki kurulması olarak tanımlamıştır. Okullar yaratıcı düşünmenin köreltildiği kurumlar olarak değerlendirilmekle birlikte

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:

Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti: Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu

Detaylı

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler.

Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. İSTANBUL TAYAD lı Aileler Bayram Kahvaltısında Bir Araya Geldiler Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim Cuma günü, TAYAD lı Aileler bayramlaşmak için kahvaltıda bir araya geldiler. Kahvaltıdan önce yapılan

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Edirne Camileri - Eski Cami. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Camileri - Eski Cami. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Camileri - Eski Cami Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Eski Cami (Cami-i Atik - Ulu Cami).............. 4 0.1.1 Eski Cami ve Hacı Bayram Veli Söylencesi.......

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

ESENYURT BELEDİYESİ ERİŞİLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARI

ESENYURT BELEDİYESİ ERİŞİLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARI ESENYURT BELEDİYESİ ERİŞİLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARI Türkiye İstatistik Kurumu ve Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan Türkiye Özürlüler Araştırması sonuçlarına göre, ülkemizde yaklaşık 8,4 milyon

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum.

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum. Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı, Sayın Milli Eğitim Müdürü, Darüşşafaka Cemiyeti nin Sayın Başkanı ve Yöneticileri, Saygıdeğer Öğretmenlerimiz, Darüşşafaka daki temel öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp,

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Hadrianopolis ten Edrine ye : Bizans Dönemi.......... 4 0.2 Hadrianopolis Önce Edrine

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı

Şerafettin TUĞ Kaymakamı T.C. GAZİEMİR KAYMAKAMLIĞI İLÇE YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ SAYI :BO54VLK4354802.880,01/ 1462 08.09.2010 KONU :19 Eylül 2010 Gaziler günü... GAZİEMİR Gaziemir İlçesi 19 Eylül 2010 Gaziler Günü Anma Tören Programı

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

OSMANLILAR. 23.03.2015 Yrd. Doç. Dr. Ali Gurbetoğlu. İstanbul Ticaret Üniversitesi

OSMANLILAR. 23.03.2015 Yrd. Doç. Dr. Ali Gurbetoğlu. İstanbul Ticaret Üniversitesi OSMANLILAR 1 2 3 Osmanlılarda Eğitimin Genel Özellikleri Medreseler çok yaygın ve güçlü örgün eğitim kurumları haline gelmiş, toplumun derinden etkilemişlerdir. Azınlıkların çocuklarını üst düzey yönetici

Detaylı

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Hanlığı ve Kazakistan konulu bu toplantıda Kısaca Kazak

Detaylı

2013 Kış Etkinlikleri

2013 Kış Etkinlikleri KARTAL ANADOLU İMAM-HATİP LİSESİ Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi 2013 Kış Etkinlikleri İlk Dönem Sonu Eğitim sistemimizde seçkin bir yere sahip olan İmam Hatip Liseleri içerisinde ayrı bir konumda bulunan

Detaylı

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı?

AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? AHIRIN İÇİNDEKİ SARAY 300 Ispartalı filmini hatırladınız mı? Ve orada kötü kalpli olarak gösterilen Pers İmparatoru Darius u Diğer ismiyle Dara yı Tarih 300 lü yılları gösteriyor. Ama İsa henüz doğmamış.

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK kimdir? Necip fazıl kısakürekin ailesi ve çocukluk yılları. 1934e kadar yaşamı 1934-1943 yılları hayatı Büyük doğu cemiyeti 1960tan sonra yaşamı Siyasi fikirleri

Detaylı

2014 YILI FAALİYETLERİ

2014 YILI FAALİYETLERİ 2014 YILI FAALİYETLERİ 28 Ağustos 2013 tarihinde Dekanımız Prof. Dr. Bayram Ali ÇETİNKAYA görevine başladı. 27 Eylül 2013 tarihinde Dekanımız Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya Atatürk Üniversitesinde düzenlenen

Detaylı

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir.

Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. - 1 - I. A.B.D. HAKKINDA GERÇEKLER Bu bölümde A.B.D. nin tarihi ve A.B.D. hakkında sıkça sorulan konular hakkında genel bilgilere yer verilmektedir. 1- Genel bakış A.B.D. nin değişen nüfus yapısı: http://usinfo.state.gov/journals/itsv/0699/ijse/ijse0699.htm

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP Sunu 1. Savaş? Savaş Ortamı 2. Tarihe dokunmak 3. IŞİD in Irak ve Suriye de ardışık saldırıları ve sonrasında gelişen Halk Sağlığı sorunları 4.

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar

MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar Bu kitabın sahibi:... Tüm zamanların insanları, bütün dünyada, her zaman içinde yaşadıkları ve barındıkları bir yaşam alanına, bir eve ihtiyaç duymuşlardır. Öncelikle, mimari,

Detaylı

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI

KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI KURTULUŞUN 95. YILI COŞKUYLA KUTLANDI Kahramanmaraş ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. Yıldönümü törenlerle kutlandı. Valilik Kavşağında gerçekleştirilen kutlama törenleri, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet

Detaylı

MEMURUN HAYATI BORÇ ÖDEMEKLE GEÇİYOR! Yazar Editör Pazartesi, 20 Ocak 2014 07:48

MEMURUN HAYATI BORÇ ÖDEMEKLE GEÇİYOR! Yazar Editör Pazartesi, 20 Ocak 2014 07:48 Pazartesi 20 Ocak 2014 07:48 Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi nin yaptığı araştırma kamu görevlilerinin meslek haya tlarını borç ödeyerek geçirdiklerini ortaya koydu Yüzde 97 si borçlu olan memurların 60

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

Altın Ayarlı İslâmi Finans

Altın Ayarlı İslâmi Finans Altın Ayarlı İslâmi Finans 09 Ağustos 2011 Salı Uluslararası platformlarda paranın İslâmileştirilmesi konusu epeydir gündemde. Paranın İslâmileştirilmesinden kasıt para ile ilgili ne varsa, ekonomik faaliyetlerden

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik OSMANLI YAPILARINDA İZNİK ÇİNİLERİ Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik Çinileri, KültK ltür r Bakanlığı Osmanlı Eserleri, Ankara 1999 Adana Ramazanoğlu Camii Caminin kitabelerinden yapımına 16. yy da Ramazanoğlu

Detaylı

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR -1- 109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR Yabancıların, 8 Haziran itibariyle Türkiye de 53 milyar 130 milyon dolarlık hisse senedi, 38 milyar 398 milyon dolar devlet iç borçlanma senedi (DİBS) ve 407

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ın, Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezini Ziyareti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

Sonsuzluğa uğurlandı

Sonsuzluğa uğurlandı Sonsuzluğa uğurlandı Türk Halk Müziği Sanatçısı Kamil Sönmez siyasiler, sanatçılar sevenleri ve ailesiyle son yolculuğuna uğurlandı. Kamil Sönmez; yaşamı boyunca Türk Halk Müziği'ne sahip çıkmış, Türk

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

İstanbul, AK Parti ile güzel

İstanbul, AK Parti ile güzel İstanbul, AK Parti ile güzel Aralık 05, 2013-5:15:52 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul adayının yine Kadir Topbaş olduğunu söyledi. İstanbul'da iki dönem Büyükşehir Belediye

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

II. BÖLÜM LK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLER

II. BÖLÜM LK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLER İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ... V GİRİŞ...1 1. Eğitime Neden İhtiyaç Vardır?...1 2. Niçin Eğitim Tarihi Okuyoruz?...2 I. BÖLÜM İSLAMİYET TEN ÖNCEKİ TÜRK EĞİTİMİ 1. Eski Türklerde Eğitim Var mıdır?...5 2. Hunlarda

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69.

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69. İÇİNDEKİLER TARİHÇE 5 SULTANAHMET CAMİ YAPI TOPLULUĞU 8 SULTAN I. AHMET 12 SULTAN I. AHMET İN CAMİYİ YAPTIRMAYA KARAR VERMESİ 15 SEDEFKAR MEHMET AĞA 20 SULTANAHMET CAMİİ NİN YAPILMAYA BAŞLANMASI 24 SULTANAHMET

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere,

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, COĞRAFİ KEŞİFLER 1)YENİ ÇAĞ AVRUPASI AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, Türklerden Müslüman

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Demokrasi konusunda hep Batı demokrasilerini örnek gösterir ve bu ülkelerde demokrasinin gerçekten işler olduğundan sözederiz.

Detaylı

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders XIX. YÜZYIL ISLAHATLARI VE SEBEPLERİ 1-İmparatorluğu çöküntüden kurtarmak 2-Avrupa Devletlerinin, Osmanlı nın içişlerine karışmalarını

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 29.07.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 29.07.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 29.07.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Acımasız savaşın kanı ülkemize de sıçradı Şanlıurfa nın Suruç kentinde gerçekleştirilen bombalı

Detaylı

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI Yrd. Doç. Dr. Yaşar SARI Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Kırgızistan Giriş Kırgızistan Orta Asya bölgesindeki toprak ve

Detaylı

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI

Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI Sunum ve Sistematik 1. BÖLÜM: MUSTAFA KEMAL İN HAYATI KONU ÖZETİ Bu başlık altında, ünitenin en can alıcı bilgileri, kazanım sırasına göre en alt başlıklara ayrılarak hap bilgi niteliğinde konu özeti olarak

Detaylı

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5)

İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) Eylem 1.2 Gençlik Girişimleri Projesi İNSANLIĞIN SAVAŞI YENDİĞİ YER; ÇANAKKALE SAVAŞ ALANLARI PROJESİ (TR-12-539-2007-R5) DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY ŞANLI HİLÂL OLSUN ARTIK DÖKÜLEN KANLARIMIN HEPSİ

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler

Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler Tag Archives: chp döneminde yikilan camiler Tek parti döneminde satılan Camiler ile ilgili M. Kemal Atatürk imzalı birkaç belge NİS 272012 Tek parti döneminde satılan Camiler ile ilgili M. Kemal Atatürk

Detaylı

TARİH BOYUNCA ANADOLU

TARİH BOYUNCA ANADOLU TARİH BOYUNCA ANADOLU Anadolu, Asya yı Avrupa ya bağlayan bir köprü konumundadır. Üç tarafı denizlerle çevrili verimli topraklara sahiptir. Dört mevsimi yaşayan iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle

Detaylı

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray 1-MERKEZ TEŞKİLATI A- Hükümdar B- Saray MERKEZ TEŞKİLATI Önceki Türk ve Türk-İslam devletlerinden farklı olarak Osmanlı Devleti nde daha merkezi bir yönetim oluşturulmuştu.hükümet, ordu ve eyaletler doğrudan

Detaylı

ÇEVRE İNCELEMESİ ESKİŞEHİR-TEPEBAŞI MUALLA ZEYREK İLKOKULU ÇEVRE İNCELEMESİ. HAZIRLAYAN: Cem ÖNER

ÇEVRE İNCELEMESİ ESKİŞEHİR-TEPEBAŞI MUALLA ZEYREK İLKOKULU ÇEVRE İNCELEMESİ. HAZIRLAYAN: Cem ÖNER ESKİŞEHİR-TEPEBAŞI MUALLA ZEYREK İLKOKULU ÇEVRE İNCELEMESİ HAZIRLAYAN: Cem ÖNER A) MUALLA ZEYREK İLKOKULUNUN TARİHÇESİ 1989-1990 Öğretim yılında 210 öğrenci ile eğitim-öğretime başlayan okulumuz, 1993-1994

Detaylı

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.

OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR

2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR 2014 YILI AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU FAALİYETLERİ ELAZIĞ KADIN KONUK EVLERİ VE SEVGİ EVLERİNDE AİLE SEMİNERLERİ DEVAM EDİYOR Elazığ İl Müftülüğü Aile İrşat ve Dinî Rehberlik Bürosu görevlilerinden İl

Detaylı

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfinle kurul Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV.

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV. İZMİR BARO BAŞKANLIĞI NA Strasburg da yapılacak olan Doğu PERİNÇEK AİHM davasında yönetim kurulumuzun kararı ile temsilci olarak görevlendirildim. Bir çok kişi ve kuruluşun yanı sıra hukukçu olarak TÜRKİYE

Detaylı

DİNÎ SÖYLEMİN ÖNEMİ. Tartışmalı İlmî Toplantı PROGRAM - DAVETİYE 16/18 EKİM 2015 TOPLUMSAL BİRLİĞİN GÜÇLENDİRİLMESİNDE

DİNÎ SÖYLEMİN ÖNEMİ. Tartışmalı İlmî Toplantı PROGRAM - DAVETİYE 16/18 EKİM 2015 TOPLUMSAL BİRLİĞİN GÜÇLENDİRİLMESİNDE TOPLUMSAL BİRLİĞİN GÜÇLENDİRİLMESİNDE DİNÎ SÖYLEMİN ÖNEMİ Tartışmalı İlmî Toplantı PROGRAM - DAVETİYE 16/18 EKİM 2015 CUMA-CUMARTESİ-PAZAR GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ KONGRE ve KÜLTÜR MERKEZİ KAMPÜS / GAZİANTEP

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Öğretmenliği Gazi Üniversitesi KEF 1999 Y. Lisans Türkiye Cumhuriyeti Tarihi

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Öğretmenliği Gazi Üniversitesi KEF 1999 Y. Lisans Türkiye Cumhuriyeti Tarihi ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Mustafa MÜJDECİ 2. Doğum Tarihi-Yeri: 30.07.1978 - Yerköy 3. Unvanı: Yrd.Doç.Dr. (Çankırı Karatekin Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü) 4. Medeni Durumu: Evli

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

SAYIN BASIN MENSUPLARI;

SAYIN BASIN MENSUPLARI; SAYIN BASIN MENSUPLARI; BUGÜN TÜM TÜRKİYE DE, BAŞTA ULUSLARARASI SENDİKALAR KONFEDERASYONU İLE TTB OLMAK ÜZERE FİLİSTİN KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENMEKTEDİR. İsrail ordusunun

Detaylı

ocak Şarkiye Mahallesi Kocakişi Sokak No:1 52100 Altınordu/ORDU kultur@ordu.bel.tr

ocak Şarkiye Mahallesi Kocakişi Sokak No:1 52100 Altınordu/ORDU kultur@ordu.bel.tr ocak 2016 ocak 2016 Şarkiye Mahallesi Kocakişi Sokak No:1 52100 Altınordu/ORDU kultur@ordu.bel.tr Sevgili Ordulular, Üzerinde yaşamaktan mutluluk duyduğumuz ve insan odaklı hizmet anlayışımızla birçok

Detaylı

Günlük Ulusal Gazete. yapılar da elbette bu işi bitirmemek için kendilerince bir şey yapacaklardır'' diye konuştu.

Günlük Ulusal Gazete. yapılar da elbette bu işi bitirmemek için kendilerince bir şey yapacaklardır'' diye konuştu. 2-3 MART 2013 www.reisgida.com.tr Hedefimiz terör... BAŞBAKAN Yardımcısı Bekir Bozdağ, ''Çözüm sürecinin hedefi, terörü sona erdirmek, mili birlik ve beraberliği kuvvetlendirmek, gündemimizden terör belasını

Detaylı

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi,

Şöyle ki ; Etnik köken olsaydı Bir şiir yüzünden yere düşen yiğidi %85 oy ve Üç Millet Vekili ile Parlamentoya gönderilmezdi, BELEDİYEDE II.SELİM DÖNEMİ Merhabalar ;Bildiğiniz gibi genelde mali konularda yazılar yazarak sizleri bilgilendirmekteyim Ancak;Bu günkü konumu siyasi içerikli olarak yerel seçim sonuçlarına ayırdım, Öncelikle

Detaylı

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı)

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) GAU AKADEMİK PERSONEL AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU Prof.Dr. Meltem DİKMEN CANİKLİOĞLU Kastamonu 01/08/1962 Profesör 07/12/2010 (DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) İzmir Ekonomi

Detaylı

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP, Kendinden Önceki 42 Hükümetin, 56 Yılda Kullandığı Paranın 2 Katından Fazla Parayı 10,5 Yılda Kullandı Türkiye de, çok partili

Detaylı

Cemil ÇİÇEK TBMM Başkanı. Çocuklar bizim geleceğimizdir. Onlara ne kadar önem verir,onları ne kadar iyi eğitir, ne kadar donanımlı hale getirirsek,

Cemil ÇİÇEK TBMM Başkanı. Çocuklar bizim geleceğimizdir. Onlara ne kadar önem verir,onları ne kadar iyi eğitir, ne kadar donanımlı hale getirirsek, Çocuklar bizim geleceğimizdir. Onlara ne kadar önem verir,onları ne kadar iyi eğitir, ne kadar donanımlı hale getirirsek, geleceğimiz de o kadar teminat altında demektir. Cemil ÇİÇEK TBMM Başkanı 1 Ali

Detaylı

8, Safsaf sokak Emirrân Tel. 63 52 31 27 Ağustos 1963. Muhterem Bey Efendi

8, Safsaf sokak Emirrân Tel. 63 52 31 27 Ağustos 1963. Muhterem Bey Efendi 8, Safsaf sokak Emirrân Tel. 63 52 31 27 Ağustos 1963 Muhterem Bey Efendi Yılmaz öztuna Beye 20/8/1968 tarihiyle yazdırınız mektubu gördüm. Orman Mektebinin Sami Paşa tarafından tesis edildiği "lalnamei

Detaylı