Namazda ayet okurken melekler ağızlarını ağızlarımıza mı yapıştırırlar?

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Namazda ayet okurken melekler ağızlarını ağızlarımıza mı yapıştırırlar?"

Transkript

1 1

2 İçindekiler Namazda ayet okurken melekler ağızlarını ağızlarımıza mı yapıştırırlar?... 3 Hz. Peygamber (s.a.v) çok eşliliğin dörtle sınırlandırılmasından sonra aynı anda dörtten fazla kadınla evli bulunmuş mudur?... 4 Babası ölen yetim çocuğun fitresini kim verir, annesi mi dedesi mi vermelidir?... 7 Velayetin mertebeleri nelerdir? Vusta/orta velayet var mıdır?... 8 Kuran da ve Tevrat ta geçen şeytan, cin ve yılan ilişkisi nedir?... 9 Hz. Muhammed in bir macera peşinde olmadığını yaşadığı hayattan cevaplar mısınız? Şuara suresi 28. ayete göre, Kuran dünyanın düz olduğunu mu söylüyor? Peygamberimize atılan kahin, şair, mecnun iftiralarına, Kur an nasıl cevap veriyor? Tv, gazete, internet ve dergi gibi yayınlarda çıkan şahıs veya kurumların aleyhindeki doğru veya iftira olan yazıları okumak dinlemek kul hakkı olur mu? Hz. Havva, Hz. Âdem'in kaburga kemiğinden yaratıldıysa, biyolojik olarak aslında Hz. Havva'nın da erkek olması gerekmez miydi?

3 Namazda ayet okurken melekler ağızlarını ağızlarımıza mı yapıştırırlar? Hz. Ali den yapılan bir rivayete göre, Resulullah (a.s.m) şöyle buyurdu: Kişi ağzını misvakla temizleyip namaz kıldığında, bir melek arkasına gelip, onun okuduğu Kur an ı dinler. Sonra gittikçe ona yaklaşır ve nihayet ağzını onun ağzının üzerine koyar. Artık okuduğu her ayet bizzat meleğin içine girer. Öyleyse Kur an için ağzınızı misvakla temizleyin. (Bezzar ın rivayet ettiği bu hadis sahihtir. bk. Heysemi, Mecmau z-zevaid, h. no: 2564) Melek namazda okunan Kur an ayetlerini dinlediği gibi, Kur an ın birer kelimesi olan tesbih, tehlil ve tekbirleri de dinler. Bu sebeple, cemaatle kılınan namazlarda -Hanefilerin Kur an ı okuyamadıkları zamanlarda- diğer zikirlerini dinler. Kaldı ki, bu hadiste daha çok ağzın temizlenmesine yönelik bir terğip vardır. Yani bu hadiste, meleğin suskun duran kimselere yaklaşmayacağı anlamı çıkmaz. Hadiste, sadece meleklerin namaz kılan insanlara oldukça yaklaştıklarını, hatta -deyiş yerindeyseağızlarına kadar sokulduklarını, dolayısıyla namaz kılanların ağızlarını temizlemeleri gerektiğine işaret edilmiştir. Alınması gereken ders, namazın önemine vurgu yapılmakla beraber, ağız temizliğinin ne kadar önemli olduğunun açıklanmasıdır. Kokusu iyi olmayan şeyleri yedikten sonra ağzı temizlemeden namaza durmamaktır. 3

4 Hz. Peygamber (s.a.v) çok eşliliğin dörtle sınırlandırılmasından sonra aynı anda dörtten fazla kadınla evli bulunmuş mudur? Peygamberimizin dörtten fazla eşi olmuştur. Evliliklerinin tamamı da dört evliliğin sınırlanmasından öncedir. Nur suresinde ki en fazla dört evliliği bildiren ayet, peygamberimizin (a.s.m) vefatından üç yıl önce nazil olmuştur. Bundan sonra da peygamberimiz (a.s.m), bir daha evlilik yapmamıştır. Aynı anda dörtten fazla hanımla evli olmasına gelince: 1- bilindiği gibi, Peygamberimizin hanımlarının, boşanmış olsalar bile bir başkasıyla evlenmesi ayet-i kerimeye göre haramdır. Bu sebeple dört evliliği sınırlandıran ayet inince, Peygamberimiz hanımlarını boşasaydı, başkaları ile evlenemeyeceklerinden mağduriyetleri söz konusu olacaktı. 2- Peygamberimize has bazı özellikler vardır. Bu özelliklerin bir kısmı ümmetine haramdır. Dörtten fazla evli olmakta peygamberimize ait hususi hükümlerdendir. Bu sebeple bir başkası bu noktadan peygamberimizi örnek alamaz. Peygamberimiz aynı anda dörtten fazla kadınla evlenmiştir. Bir erkeğin dörtten fazla kadını nikahı altında bulundurması caiz değildir. Ancak Peygamberimiz bu hususta müstesnadır. Nitekim başka hususlar vardır ki Hz. Peygambere haram olduğu halde ümmetine helal kılınmıştır. Mesela Peygamberimize ve onun ailesine zekat verilemez. Ayrıca Peygamberimiz miras bırakmamıştır. Teheccüd namazı Peygamberimize farz olmasına rağmen ümmetine sünnettir. "Peygamber müminlere canlarından ileridir. Onun eşleri de müminlerin anneleridir." (Ahzab, 33/6) Peygamberimiz'in hanımları müminlerin anneleri olarak bidirilmiş ve onlarla evlenilmesi yasaklanmıştır. Bu sebebten evlilik dörtle sınırlandırıldığında diğer sahabeler dörtten fazla olan eşlerini boşadıklarında bu hanımlar başkalarıyla evlenebiliyorlardı. Ancak hz. Peygamberin hanımları için böyle bir serbestiyet yoktur. Onlar başkalarıyla evlenemez. Bu durumda hz. Peygamber dört eşle sınırlandırılma konusunda istisna tututlmuştur. Ahzab Suresi, Ayet 51-52: 51- Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Sırasını geri bıraktığın kadınlardan dilediğini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Onların gözleri aydın olup üzülmemelerine ve kendilerine verdiğin ile hepsinin hoşnut olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalblerinizdekini bilir. Allah her şeyi bilir ve yumuşak davranır. 52- Bundan başka kadınlar sana helâl olmaz. Bunları başka eşlerle değiştirmek de olmaz. İsterse güzellikleri hoşuna gitsin. Ancak sahip olduğun cariyen başka. Allah her şeye gözcü bulunuyor. 51- Onlardan dilediğini geriye bırakırsın. Dilediğini de yanına alırsın. Birden çok hanımı olanlara sıra ile bir nöbet izlemek vaciptir. Buna "Kasm" denilir. Fakat Peygamberin özelliklerinden olmak üzere ona "Kasm" vacip kılınmayıp kendi dilemesine bırakılıyor. Azlettiğin, yani bıraktığın yahut boşadığından arzu ettiğine dönmen durumunda da üstüne bir günah yoktur. 4

5 Bu hüküm, yani tertib üzere nöbetle "Kasm" sana vacip kılınmayıp böyle senin arzu ve dilemene bırakılması onların gözlerinin aydın olmasına ve gözleri aydın olup da üzülmemelerine ve senin kendilerine verdiğin ile yaptığın davranış ve ihsan ile hepsinin hoşnud olmalarına daha elverişlidir. Çünkü o, bir kere hepsinin eşit oldukları bir hükümdür, sonra sen aralarını eşit tutar "Kasm" yaparsan, onu senin bir ihsanın bilerek sevineceklerdir. Ve eğer bazısını tercih edecek olursan, onu da Allah'ın bir hükmüyle yaptığını bilecekler, yine gönülleri hoş olacaktır. bundan anlaşılır ki hanımları sevindirmek, gönüllerini hoş etmek de şeriatın gözettiği maksatlardandır. Kalblerinizdekini Allah bilir. Hatırınızdan neler geçiyor, gönüller neler istiyor, ne duyguda, ne niyette bulunuyor hepsini bilir. Onun için kalplerinizi de güzel tutmaya çalışın. "Allah her şeyi bilir ve yumuşak davranır."alîm, mübalağa ile alîm, çok, pek çok bilir; onun için gizli açık neyiniz varsa bilir. Fakat halimdir, ceza vermekte acele edivermez, mühlet verir, ihmal etmez; o halde cezanın geri bırakılmasından dolayı aldanmamalı ve çok titizlik etmemelidir. 52- Sana bundan öte kadınlar helal olmaz. Muhayyer kılınıp da seni tercih eden dokuz hanımından başka kadınla evlenmek caiz olmaz. Bu hanımlar, Aişe binti Ebi Bekr, Hafsa binti Ömer, Ümmü Habibe binti Ebî Süfyan, Sevde binti Zem'a, Ümmü Seleme binti Ebi Ümeyye, Safiyye binti Huyeyyi'l-Hayberiye, Meymune binti'l-harisi'l-lilâliye, Zeyneb binti Cahşi'l- Esediye, Cüveyriye binti'l-hârisi'l-mustalikıyyedir. Allah hepsinden razı olsun. Onları başka hanımlara değiştirmen de olmaz. Yani bunları boşayıp yerlerine başka kadınlarla evlenmen de caiz olmaz. Onlar Allah ve Resulü'nü seçtikleri için Allah Teâlâ da onlara böyle ikram ve lutufda bulunmuş, Resulullah (s.a.v.)de vefatına kadar sadece bu hanımlarla evli kalmış vefatında da onlar müminlerin anaları olarak kalmışlardı. Güzellikleri hoşuna gitse bile. Alacağın kadınların güzellikleri, senin takdirine layık olmaları varsayılsa bile helal olmaz. İbni Atiyye tefsirinde der ki: Bu ifade, bir adamın evlenmek istediği kadına bakmasının caiz olduğuna delildir. Nitekim Mugire b. Şu'be ve Muhammed b. Mesleme hadisleriyle Sünen'de de varid olmuştur. Ancak elinin altında bulunan cariyeler hariç. Çünkü onlar helal bununla birlikte Allah her şeyi gözetliyor. Onun için O'ndan korkmalı, koyduğu sınırları aşmamalı, helalden harama geçmemeli. Yukardaki ayetin eki mahiyetinde olan bu son cümle, yukarsını tamama erdirirken aşağısına bir ön giriş oluyor. Peygambere bu seslenişten sonra evi ve hanımları hakkında hukukî düzenlemelerle ilgili olmak üzere, insanların gözetmekle yükümlü oldukları görevleri beyan için, genel olarak bütün iman edenlere şöyle sesleniliyor: Meâl-i Şerifi 53- Ey iman edenler! Peygamberin evlerine vaktine bakmaksızın ve yemeğe izin verilmedikçe girmeyin. Fakat çağırıldığınız vakit girin. Yemeği yediğinizde de hemen dağılın. Sohbet etmek için de izinsiz girmeyin. Çünkü bu haliniz peygambere eziyet veriyor, ama o sizden utanıyor. Fakat Allah gerçeği söylemekten utanmaz. Hem O'nun hanımlarına bir ihtiyaç soracağınız vakit de perde arkasından sorun. Böyle yapmanız hem sizin kalbleriniz ve hem de onların kalbleri için daha temizdir. Hem sizin Resulullah'a eziyet etmeye hakkınız yoktur. Ondan sonra hanımlarını da ebediyyen nikâh edemezsiniz. Çünkü bu Allah katında çok büyük bir günahtır. 54- Siz bir şeyi açıklasanız da gizleseniz de şüphe yok ki Allah her şeyi bilmektedir. 55- Onlar (peygamberin eşleri) için babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (kadın dostları) ve sahip oldukları köleleri hakkında bir günah yoktur. Bununla beraber (ey Peygamberin hanımları) Allah'tan korkun. Çünkü Allah her şeye şahit bulunuyor. 56- Gerçekten Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler! siz de ona teslimiyetle salât ve selâm edin. 5

6 57- Şüphesiz ki Allah'a ve Resulü'ne eziyet verenlere Allah hem dünyada, hem ahirette lânet etmiştir. Onlara aşağılayıcı bir azab hazırlamıştır. 58- Mümin erkeklere ve mümin kadınlara yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler de bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir. "Peygamber müminlere canlarından ileridir. Onun eşleri de müminlerin anneleridir." (Ahzab, 33/6) Buyurulmakla, Peygamberin müminlere canlarından daha ileri ve hanımlarının onların anneleri olması, müminlerin Resulullahı'ın evine kendi evleri gibi izin almaksızın girebilmelerine caizlik verecek zannedilebilirdi. İşte bu ayet hem böyle bir zanna yer olmadığını anlatıyor, hem bu vesileyle Resulullah'ın eşlerine "hicab"ı (tesettürü) emrediyor, hem de müminlerin anneleri olmalarının mânâsını açıklıyor. Âyetten anlaşıldığına ve İbnü Abbas'tan rivayet olunduğuna göre, birtakım kimselere zaman zaman Resulullah'ın evinde yemek yediriliyordu. Bunlar bazen, yemekten önce yetişinceye kadar bekliyorlar, yemekten sonra da hemen çıkıp gitmiyorlar, Resulullah (s.a.v.) sıkılıyordu, bu ayet nazil oldu. Hz. Zeyneb ile evlendiği zaman yapılan düğün yemeğinde nazil olduğu da Buharî, Tirmizî ve başka kitaplarda Hz. Enes'ten rivayet olunmuştur. Sizin için yemeğe izin verilmedikçe, denilmeyip denilmesi, izin kelimesinin içine davet manasını da yüklemek içindir. Beydâvî'nin ifadesine göre bu mânâ yüklemenin sebebi de, izin verilse bile yemeğe çağrılmadan varmanın güzel olmayacağına işaret etmek içindir. Yemek zamanına bakmaksızın veya yemeğin olmasını gözetmeksizin veya gözetmemek üzere girmeyin. Peygamber müminler için canlarından ileridir. Bütün işlerinde kendilerinden daha elverişlidir. Çünkü o, onlar için ancak iyilikleri, yararları, kurtuluşları ne ise, onu gözetir, onu emreder, kötülüklerine ve zararlarına razı olmaz. Halbuki insan nefsi öyle değildir. O halde Peygamber onlara kendilerinden daha sevgili ve onun emri kendilerinin emrinden daha geçerli ve ona karşı şefkatleri nefislerine şefkatlerinden daha mükemmel olmalıdır. Rivayet olunur ki Resulullah (s.a.v.) Tebük gazasına gidilmesini emrettiği zaman bazı kimseler analarımızdan, babalarınızdan izin isteyelim demişlerdi, bu âyet bunun üzerine indi. Peygamberin eşleri de onların analarıdır. Yani hürmet ve saygıda müminlerin anaları mesabesindedirler. Onları nikâh etmek haram, kendilerine hürmet etmek farzdır. Bunun dışındaki hususlarda ise, öteki yabancı kadınlar gibidirler. Onun için Hz. Âişe, biz kadınların anaları değiliz buyurmuştur. Rahim sahipleri yani akraba olanlar da bazısı bazısına daha yakın, daha önceliklidir. Allah yazısında, bu âyette veya miras âyetlerinde, "Müminlerden ve Muhacirlerden" bu kayıtlamada iki ihtimal vardır. Birisi rahim yönünden akrabaları beyan etmesidir. Yani genel olarak müminlerden ve özellikle Muhacirler'den olan rahim akrabaları, çünkü kâfirlerden olan akraba mümine varis olmaz. Diğeri "iptidaiye" olarak âyet metninde geçen "evlâ"nın sılası olmaktadır. 6

7 Yani akrabalar birbirlerine Allah yazısında diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Din hakkı bulunan müminlerden, hicret hakkı olan muhacirlerden, daha öncelikli olarak miras alırlar. İslâm'ın başlangıç yıllarında, hicret ve dinde kardeşlik sözleşmesi ile meşru kılınmış olan mirasçı olma, bu âyet ile neshedilmiş (yürürlükten kaldırılmış), akraba olanlar, diğerlerine öncelikli duruma getirilmiştir. Ancak dostlarınıza bir "maruf" yapmanız hariçtir. Burada "maruf"tan maksat vasiyettir. Yani akrabaya değil de akrabalık bağı dışında olan dostlara yapılan vasiyet, o öncelikli olma hükmünden müstesnadır. Çünkü üçte bir miktarında vasiyet, mirastan önceliklidir. Kitapta bunlar yazılmış bulunuyor. Nitekim Nisâ Sûresi'nde miras âyetlerinde: "(Fakat bütün bu hükümler ölenin) edeceği vasiyetin (yerine getirilmesi)nden veya borcunun (ödenmesin)den sonradır." (Nisâ, 4/11) diye yazılı olduğu gibi, burada da bu âyetle yazılıdır. Onun için Allah'ın kitabındaki bu hükümlere tabi olup Allah'a tevekkül et. Babası ölen yetim çocuğun fitresini kim verir, annesi mi dedesi mi vermelidir? Fitre sadakası, nisab mikdarı bir mala sahib olan her hür müslüman için vacibdir, ister çocuk olsun, ister mecnun olsun... Bunların velileri, bunların mallarından bu sadakayı vermezlerse, kendileri baliğ olduktan veya iyileştikten sonra bu sadakayı ödemekle yükümlü bulunurlar. Bu mesele, İmamı Azam ile İmam Ebû Yusuf'a göredir, İmam Muhammed ile İmam Züfer'e göre, bunlara fitre sadakası vacib olmaz. Bu gibilerin babaları veya vasileri bu sadakayı onların mallarından verirlerse, onu ödemek zorunda olurlar. Bu sadakayı onlar adına vermek, babalar üzerine vacib olur. Fitrelerini babalar kendi mallarından verirler. Nisaba malik olan bir mü'min hem kendisi, hem bunak ve mecnun olan evladı, hem küçük yaşta olan çocukları ve hem de hizmetinde bulunan köle ve cariyeleri için fitre sadakasını vermekle yükümlüdür. Köle ve cariyeleri müslüman olmasalar da, bunlar için fitre vermesi yine vacibdir. Yukarıda açıklandığı gibi, İmam Muhammed'e göre, zengin olan çocuklar için de fitre sadakası vermek babalarının malına düşen bir borçtur. Fakir bir çocuğun babası ölmüş olursa veya fakir düşerse, dedesi (babasının babası) nisaba malik ise, çocuğun babası yerine geçer ve fitre sadakasını verir. Bununla beraber sahih görülen bir görüşe göre, bu çocuk için fitre vermek dedesi üzerine vacib olmaz. 7

8 Velayetin mertebeleri nelerdir? Vusta/orta velayet var mıdır? - Konuyla ilgili ifadeler ve Risaledeki yeri : Hem (İmam-ı Rabbanî) demiş ki: "Velayet üç kısımdır: Biri velayet-i suğra ki, meşhur velayettir. Biri velayet-i vustâ, biri velayet-i kübradır. Velayet-i kübra ise; veraset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikate yol açmaktır. (Mektubat, 22) - İmam Rabbani Velayet-i kübra peygamberlere mahsustur. Sahabeler de peygambere tebaiyetlerinden dolayı o velayete sahip oluyorlar, Velayet-i kübra, velayet-i Enbiyadır. diyor. (bk. Mektubat, 1/316, 317/260. Mektup) - Bediüzzaman a göre: Velayet-i kübra ise; veraset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikate yol açmaktır. (Mektubat, a.y) Bu ifadeler İmam-ı Rabbani nin sözleriyle aynıdır. Yalnız Bediüzzaman bu velayeti açıklıyor ve : Velayet-i kübra ise... tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikate yol açmaktır diyor. - İmam-ı Rabbanî velayet-i suğra evliyanın velayetidir diyor. (a.g.e, 1/316). - Bediüzzaman da..velayet-i suğra ki, meşhur velayettir diyor. (a.g.y) Bu iki ifadeler de örtüşmektedir. - İmam-ı Rabbani, Velayet-i ulya diye belirttiği velayet kısmını, mele-i âlaya mahsus bir velayet olduğunu söyler. Ona göre, Teayyün-ü evvel olan hakikat-i Muhammediye, bütün enbiya ve meleklerin velayetini ihtiva ettiği gibi, mele-i âlanın velayetinin müntehasını da içine alan bir velayettir. (a.g.e, 1/319) Öyle anlaşılıyor ki, İmam-ı Rabbanî velayet-i ulya unvanıyla zikrettiği velayet, insanlar için söz konsu olmayan, yalnız mele-i âla ya mahsus bir velayettir. (bk. a.g.y) Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, İmam-ı Rabbanî bu ve benzeri eserlerinde Velayet-i vusta yı ismen olmasa da özellik olarak söz konusu yapmıştır. Bediüzzaman ise o bilgileri aktarmıştır. Yoksa, velayet-i ulya, velayet-i vusta yerine zikredilmiş değildir. İmam-ı Rabbani, bazı seyr-u süluk mertebelerini anlatırken: Sultan-ı zişân olan Hakk ın cazibesi ne vurgu yapması, onun bu yüksek mertebeye çıkması", normal tarikat berzahının dışında cereyan etmiştir ki, Bediüzzaman da tam buna işaret etmiştir. 8

9 Kuran da ve Tevrat ta geçen şeytan, cin ve yılan ilişkisi nedir? - Evvela, zerre kadar aklı olan kimse yılan ile şeytan arasındaki farkı anlar. - İkincisi, sizin vehminize göre, aynı konuyu işlediği için Kur an Tevrattan alıntı yapılmıştır. Halbuki az bir feraseti olan şunu anlar ki, bu iki kitap madem aynı konuya parmak basıyorlar, demek ikisi de aynı kaynaktan besleniyor. Yani ikisi de vahiydir. - Kur an da asla yılan hikâyesi yoktur. Vakıa bazı tefsirlerde İsrailiyattan gelen bilgilere dayanarak, şeytanın yılan karnında cennete sokulduğuna dair bilgiler vardır. Fakat Muhakkik alimler bunun Kur an da olmadığını, dolayısıyla böyle bir bilgiyi ayet ve sahih sünnet çerçevesinde doğrulamanın imkansız olduğunu ısrarla belirtmişlerdir. - Kur an da şeytanın cennete girdiğine dair bilgi de yoktur. Bilakis, şeytanın onlara (Adem ile Havva ya) vesvese verdiği belirtilmiştir. (Araf, 7/20) Bu sebepledir ki, İslam alimleri bu vesveseyi uzaktan mı, cennetin kapısına giderek mi verdiği konusunu tartışmışlardır. Bu alimlere göre, Adem ve Havva, bazen cennetin kapısına yakın gelirler, Şeytan da dışarıdan onları gözetir, onlara yaklaşırdı; vesvese bu şekilde meydana geldi. Allah, imtihan gereği olarak, Şeytanın vesvesesini Hz. Adem aleyhisselama işittirmiştir. (krş. Razî, Bakara, 36; Araf 22. ayetin tefsiri) - Bazı alimlere göre ise, şeytan dünyadan oraya vesvese vermiştir. (Razi, Araf, 22. ayetin tefsiri) - Tekrar edelim ki, Kur an da şeytanın Adem ve eşine vesvese verdiği ne dair açık bir ifadesi vardır. (Araf, 22; Taha, 120) Tevrat taki yılan bilgisi, yılan hikâyesine dönmüştür. Çünkü, Tevrat ın (Ahd-i atik) aslı kaybolmuş ve yüzyıllar sonra yeniden yazılmıştır. Bu sebeple onun büyük bir kısmı vahiy değildir. Oradaki tarihi olaylar o günkü kültürde yer alan masallarla da beslenmiştir. Kur an, tam da bu gibi sebeplerden dolayı Muheymin (kontrol/tashih) görevini de üstlenmiştir. Yani, Kur an daki bazı bilgiler Kitab-ı Mukaddese uyuyorsa, bu bir tasdik anlamına gelir; uymuyorsa, bu da bir tashih/düzeltme manasına gelir. - Son olarak şunu belirtelim ki, Kur an baştan sona kadar kırk yönden beşer üstü, Allah ın sözü olduğunu gösteren mucizevi ışıklarıyla parlamaktadır. Ve bu güneşi şimdiye kadar hiç kimse söndürememiş, bundan sonra da söndüremeyecektir. Vesselam! 9

10 Hz. Muhammed in bir macera peşinde olmadığını yaşadığı hayattan cevaplar mısınız? Hz. Peygamberin (asm) hayatı boyunca, çok ciddi bir insan portresini çizdiği dost ve düşmanın ittifakıyla sabittir. Bunun izahı bizim sitemizde vardır. Yine de bir iki hususa şöyle işaret edebiliriz: 1) İnsanlar genellikle maceralar peşinde koştukları çağ gençlik çağıdır. Hz. Muhammed in 40 yaşına kadar geçen hayatında hiç bir maceraya girmediği tarihen sabittir. 2) Böyle bir macera kabul edildiği takdirde, Hz. Muhammed in -haşa yüz bin defa haşayalandan sakınmayan bir kimse olduğunu kabul etmemiz gerekir. Hz. Peygambere - gençliğinden beri- bulunduğu toplumda, Muhammedü l-emin (asla yalana tenezzül etmez kimse) unvanı verilmesi bu vehmi çürütecek kuvvettedir. 3) Bu tür maceraların belli bazı hedefleri olur. Bu hedefler, genellikle dünyada makam-mevki sahibi olmak, şöhret bulmak, zengin olmak, güzel kızlarla evlenmek gibi bazı arzuları tatmin etmeye yöneliktir. Peygamberliğin ilk yıllarında Mekke müşriklerinin makammevki/mekke nin reisliği, servet, arzu ettiği kadar güzel ve soylu kızlarla evlenmesi için yatıkları önerileri hiç düşünmeden reddetmesi ve güneşi sağ elime, ayı sol elime verseniz yine de bu davadan vazgeçmeyeceğim. Ya bu uğurda öleceğim ya da bu davayı hâkim kılacağım demesi, onun hak bir peygamber olduğunun belgesidir. Hayatı boyunca, dünyayı elinin tersiyle iten Hz. Muhammed in bu tür nefsani arzuların peşinde olduğunu söylemek için kör olmak gerekir. 4) Allah aşkına söyler misiniz; her gün beş vakit namaz kılmak, her yıl bir ay oruç tutmak, her zenginin fakirlere yardımda bulunmasını sağlamak, zenginlerin en az ömürde bir defa hacca gitmelerini emretmek, serserilerin işi olan maceralarla ne ilgisi olabilir? 5) Başta Kur an olmak üzere, binden fazla mucize ve peygamberliğin belgesini göstermiş olan Hz. Muhammed in bu yönünü görmezden gelerek, şeytanın telkiniyle zihne gelen vesveselere itibar etmek, hangi akıl, hangi vicdanla izah edilebilir? Soruya bir örnek olarak Herakliyus'un soruları ve Ebu Süfyan'ın verdiği cevaplar için tıklayınız: HERAKLİUS`UN İSLÂMA DÂVET EDİLMESİ 10

11 Şuara suresi 28. ayete göre, Kuran dünyanın düz olduğunu mu söylüyor? İlmin zirve yaptığı bu gün bile bütün insanlar doğu-batı ifadesini kullanıyorlar. Herhalde bu ateistler başka bir alemden gelmişler.. - Doğu-batı ifadesi, insanların gözle gördüğü gibi güneşin dünyaya doğudan doğup batıda batmasıyla ilgili realiteye dayanmaktadır. Bunu ne bir ilim, ne de bir bilim adamı inkâr edebilir. Çünkü doğu-batı, kuzey-güney yönlerini inkâr etmek bir cehalet maskaralığıdır. - Kur an bütün insanlara hitap ettiği için, sadece bilimsel gerçekleri bilen bilim adamalarına değil, muhataplarının büyük çoğunluğunu teşkil eden halk kesimine de ders vermektedir. Bu sebeple öyle ifadeler kullanıyor ki, her kesim kendi açısından Kur an ın hakikatlerinden istifade etme imkânını bulur. Eğer Kur an yaklaşık 15 asır önceki insanlara -ancak bin bu kadar yıl sonra anlaşılan- fenni bilgilerin inceliklerini ders verecek şekilde ifadeler kullansaydı, bu tarz bir üslup, belagat ölçülerine de mantık ölçütlerine de aykırı düşerdi. - Evet, Kur an da varlık adına yaş-kuru ne varsa hepsi vardır. (Enam,6/59), Kur an ı göklerde ve yerdeki bütün sırları/oralarda gizlenen bütün ilimleri, bilgileri bilen Allah indirmiştir. (Furkan, 25/6) Ancak, Kur an-ı hakim, hakim olan Allah ın kelamı olduğundan, hikmete aykırı ifadelere yer vermez. On beş asır önceki insanlara -bu günkü fen bilimlerinin keşfettiği gerçekleri ders vermesi, hem bütün insanları ilgilendirmediği için irşad metoduna, hem de muhatabın aklını, görgüsünü, bilgisini göz önünde bulundurmayı esas alması gereken eğitim ve talim prensiplerine aykırıdır. Bu sebeple, Kur an da ve nebevî öğretilerde muhatapların anlama, kavrama ve faydalanma durumları göz önünde bulundurulmuştur. Örneğin; bazı kimseler farklı zamanlardaki Ay ın farklı boyutta olmasının sebebini sormuş, Kur an da onların asıl sormak istedikleri fennî açıklama yerine üslub-u hakimle cevap verilmiş (Bakara, 2/189) ve onun yılların sayılmasında, değişik ibadet vakitlerinin belirlenmesinde, sosyal, ticarî ve ekonomik konularla ilgili hesapların yapılmasında bir takvim görevi yaptığının altı çizilmiştir. Şayet Kur'an, 15 asır önceki insanlara "Kendi ekseninde dolaşan güneşin duruşuna ve onun etrafında pervane gibi dönen dünyanın hareketine bakın! Bir milyondan fazla mikroskobik canlıları barındıran bir damlacık suyu temaşa edin ki, Allah'ın sonsuz kudretinin belgelerini görebilesiniz" deseydi, insanların çoğunu şaşırtmış olacaktı. Çünkü onlar, gözleriyle dünyanın değil, güneşin dönmekte olduğunu görüyorlardı. Ve bir damla suda ise, hiç bir şey görmüyorlardı. Fennî keşifler ancak hicri onuncu asırdan sonra ortaya çıkmıştır. O asra kadar gelen insanları şaşırtmak, yalnız yeni müspet fenlerin keşiflerinden sonra ancak anlaşılabilen konuları ders vermek, irşad prensibine de belağat kuralına da aykırıdır. Demek ki, insanların aklına göre konuşan Kur'an, tam belağat göstermiştir. (bk. İşârâtu l-i caz /Nübüvvetin tahkiki; Muhâkemat, ) 11

12 - Son olarak şunu da belirtelim ki, Kur an da yerküresinin, küre şeklinde, elips şeklinde yuvarlak olduğu da açıkça ifade edilmiştir. Şöyle ki; Yerin yaratılıp düzenlenmesiyle ilgili Kur an da yer alan mehd=beşik, sath=düz satıh, firaş=sergi gibi ifadelerinden, yerin düz bir tepsi gibi olduğu şeklinde anlayanlar olmuştur. Tabii ki, bu anlayış daha önceden var olan Yunan felsefesinin bir uzantısıdır. Fakat Kur an da yerin düzenlenmesiyle ilgili Naziat suresinin 30. ayetine Sonra da yeri döşeyip yerleşmeye hazırladı şeklinde meal verilmektedir. Ancak, döşeme sözcüğüyle ifade edilen kelimenin Arapça aslı Deha dır. Bu kelime, udhiyye/udhuvve kökünden gelmektedir ki, deve yumurtası anlamına gelip yuvarlaklığı ifade etmektedir. Aynı kökten gelen medha kelimesi deve kuşunun yumurtasını bıraktığı yuva anlamına gelir. Dev kuşu yumurtası, tam yuvarlak olmayı elips şeklindedir. İşte, bu ayette kullanılan deha kelimesi, diğer ayetlerin müteşabih manalarını açıklığa kavuşturmaktadır. Şunu da unutmamak gerekir, yerküresinin yuvarlaklığı, onun döşek, sergi, beşik olma özelliğine aykırı değildir. 12

13 Peygamberimize atılan kahin, şair, mecnun iftiralarına, Kur an nasıl cevap veriyor? Kur an ın, Hz. peygambere kahin, şair, mecnun diyen kâfirlere verdiği cevaplar elbette ikna edici bir mahiyettedir. Bunun izahı yüzlerce tefsir kaynaklarında yapılmıştır. Biz burada kısaca birkaç noktaya dikkat çekeceğiz. Önce ilgili ayetlerin mealini görmekte fayda vardır: Kâhinlik iddiaları ve cevapları: Ey Resulüm, sen irşad ve nasihatine devam et! Sen Rabbinin ihsanı sayesinde kâfirlerin iddia ettikleri gibi kâhin de değilsin, deli de değilsin (Tur, 52/29). O bir kâhinin sözü de değil! Ne de az düşünüyorsunuz! O, Rabbülâlemin den indirilen bir derstir (Hakka, 69/42-43). 1) Önce şunu belirtelim ki, Kur an da inkârcıların itirazları veya yanlış yaftalamaları seslendirilirken, konu bir cedelleşme polemiği içerisinde ele alınmıyor. Bilakis, kendinden emin, kendine sonsuz güveni olan bir mütekellimin/konuşmacının tavrı sergileniyor. Bu sebeple, Kur an da seslendirilen itirazlara aynı yerde tam cevap vermek yerine, onun tamamında yer alan değişik hakikatlere vurgu yapılırken aynı zamanda yapılan itirazlara da yeterince cevap veriliyor. 2) Burada kâhinlik iddiasının yanlışlığı çok açık olduğuna işaret etmek üzere; a) Meal olarak Sen Rabbinin ihsanı sayesinde kâfirlerin iddia ettikleri gibi kâhin değilsin ifadesiyle Kur an gibi bir kitaba sahip olan bir zatı kendini bilmez, yalandan çekinmez, aldanan ve aldatan kâhinlerle karşılaştırmanın gerçekte mümkün olmadığına işaret edilmiştir. Allah ın kendine elçi olarak seçtiği bir kimsenin bütün hayatı güzel ahlakın bir timsalidir. b) O bir kâhinin sözü değil! denildikten sonra, Hz. Muhammed in hiçbir halinin kehanete işaret eden bir tarafının bulunmadığına dikkat çekmek üzere Ne de az düşünüyorsunuz! ifadesine yer verilmiştir. Bununla beraber, insanları düşünmeye davet etmek, başlı başına bir güvenin, bir dürüstlüğün ve kendinden emin olmanın bir yansımasıdır. Bununla şu mesaj veriliyor: Kâhinlerin durumunu yakından bilen Arap müşriklerinin, Hz. Muhammed i aynı kategoriye dahil etmeleri, düşünceden yoksun, sırf bir çamur olsun diye ortaya atılan bir iddiadır. Çünkü, kâhinlerin şarlatanlıkları, gaybı biliyorlar gibi sahte bir tavırla merakları tahrik ederek ahlaksızca insanları sömürmeleri bir gerçek olarak ortada dururken, her yönüyle mükemmel bir ahlak timsali olan ve Muhammedü l-emin olarak şöhret bulan bir kimseyi onlarla kıyaslamak akıl, mantık açısından izahı mümkün olmayan bir çelişkidir. c) Aynı ayetin ardından O, Rabbülâlemin den indirilen bir derstir mealindeki ifadeyle, Hz. Muhammedi n bilgisiyle kâhinlerin bilgisini kıyaslamanın imkânsız olduğuna işaret edilmiştir. Yüzde doksanından fazlası yalanlarla dolu gaybi haberler veren kâhinlerin durumu ile, Kur an vasıtasıyla yüzde yüz doğru çıkan pek çok gaybi habere imza atan Hz. Peygamberin konumuna dikkat çekilmiştir. Gerçekten Hz. Muhammed in Peygamber olduğu devirde Arap yarımadasında en çok revaçta olan bilgilerden biri kâhinlerin gaybi haberleri idi. 13

14 İşte Kur an lisanıyla Hz. Muhammed gaibden haber veren kâhinleri ve sihirbazları susturdu. Onların gaybî haberlerini onlara unutturdu. Cinnîlerini tardettirdi. Kâhinliğe hâtime çektirdi. (bk. Nursi, Mektubat,185 ) d) Rumların/Bizanslıların İranlılarla/Sasanilerle yakında savaşacağını ve onları yeneceğini bildiren Rum Suresi, iki yıl önceden Mekke nin fethedileceğini haber veren Fetih suresi, Ebu Leheb in imansız öleceğini haber veren Tebbet suresi, insanların guruplar halinde İslam a gireceklerini haber veren Nasr suresi gibi bazı sureler ve değişik ayetlerin verdiği gaybi haberler Hz. Peygamberin hayatında tahakkuk etmiş ve doğrulukları tescil edilmiştir. Böyle bir zatı kâhinlerle kıyaslayanların ne kadar yanlış hareket ettikleri ortadadır. Gerçekten bu adamlara söylenecek en nazik ifadeler şunlar olmalıdır: Ne de az düşünüyorsunuz!, Rabbülâlemin den indirilen bir ders olan Kur anı kahinlerin sözleriyle nasıl kıyaslayabiliyorsunuz? e) De ki: Onu/Kur an ı, göklerdeki ve yerdeki bütün sırları bilen Yüce Allah indirdi. O, gerçekten Gafurdur, Rahîmdir/çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur (Furkan, 25/6) mealindeki ayette Kur an daki bilgilerin yerde ve göklerde olan her şeyi bilen, ilmi her şeyi kuşatan Allah ın bildirdiği bilgiler olduğuna vurgu yapılmıştır. Bu gün bilimsel keşiflerin ortaya koyduğu bir çok hakikatin Kur an da açıkça veya işari yolla yer aldığı hususu kabul edilmektedir. Böyle sonsuz ilmin bir tezahürü olan Kur an bilgilerini kâhin denilen çoğu yalan olan sözleriyle karşılaştırmak ne vicdana, ne izana ve ne de irfana sığar. Şairlik iddiaları ve cevapları a) Hayır! dediler; bu(kur an) adğâsu ahlam/ karışık rüyalar(dan ibarettir). Yok yok böyle değil, anlaşılan onu kendisi uydurmuş! Hayır! Bu da değil, galiba o bir şair! Öyleyse önceki peygamberlere verilen mucizeler kabilinden istediğimiz mucizeyi bize göstersin! (Enbiya, 21/5). b) Şairler var ya, bunların peşine de sapkınlarla çapkınlar düşer! Görmez misin onlar her vâdide sözcüklerin, hayallerin peşinde dolaşır ve yapmayacakları şeyleri söylerler (Şuara, 26/24-26). c) Çünkü onlara Allah tan başka ilah yok! denildiğinde, kibirlenip kafa tutarlar ve: Deli bir şairin sözüne bakarak biz hiç ilahlarımızı bırakır mıyız, olacak iş mi bu? derlerdi. Hayır! O deli değildir. O size gerçeğin ta kendisini getiren ve bütün peygamberleri tasdik eden bir resuldür (Saffat, 37/35-37). d) Ne o, yoksa onlar senin hakkında: Ne olacak? Şairin biri! Feleğin onun başına neler getireceğini göreceğiz mi diyorlar? De ki: Bekleyin bakalım! Ben de sizin fecî akıbetinizi bekliyorum (Tur, 52/30-31). e) Yok, yok! Gördüğünüz ve göremediğiniz âlemlere yemin olsun ki! Bu Kur ân, pek kerim bir Resulün sözüdür. O, bir şairin sözü değildir, inanmanız ne de az sizin! (Hakka, 69/39-41). f) Biz Resûl e Kur ân öğrettik, şiir öğretmedik, o zaten ona yaraşmaz. O sırf bir irşâd ve parlak bir Kur ân dır (Yasin, 36/69). 14

15 Şairlik konusunu da kısaca -yukarıdaki maddelere göre- bir kaç madde halinde izah edeceğiz: a) Bu maddede yer alan ayetlerde inkârcıların tutarsız, çelişkili ve de şüpheci bir evhamla hareket ettiklerine işaret edilmiştir. - İnkârcıların, Kur an için önce karışık rüyalar, ardından yok yok, Muhammed tarafından uydurulmuş bir kitap, ardından da yok doğrusu o bir şairdir şeklindeki ifadelerini peş peşe sıralanması, onların iç dünyalarında samimi bir duruş sergilemediklerine işaret etmeye yöneliktir. Ayetlerde inkârcıların ilgili sözlerine vurgu yapılması, bizzat onlara bir nevi cevap teşkil etmektedir. Şöyle ki: 1) Kur an için karışık rüyalar demeleri, Kur an ın verdiği harika bilgiler ve bu bilgileri sunarken kullandığı harika üslup karşısında şok olup -işin altından çıkamadıklarından- cin çarpmışa döndüklerini göstermektedir. 2) Aslında öyle değil, doğrusu kendisi tarafından uydurulmuş bir kitap demeleri, daha önce Hz. Muhammed in yalana tenezzül etmez, dürüst, güvenilir bir şahsiyet olduğunu vurgulamak için kullandıkları Emin vasfıyla çeliştiklerine işaret edilmiştir. 3) Bu iki yaftalamadan sonra, Hz. Muhammed i bir şair olarak lanse ettiklerine vurgu yapılması, kendilerinin de söylediklerine inanmadıkları için ister istemez söylediklerini yalamaya yeltendikleri ve kendi kendilerini yalanlayan bir çelişki yumağı haline getirdiklerine işaret edilmiştir. b) Yukarıdaki (b) şıkkında şairlerin şiirlerinde yalan söylemekten çekinmedikleri, gerçekle ilgilisi olmayan hayallerle avundukları, sözleri ile fiilleri arasında bariz tutarsızlıklar bulunduğuna vurgu yapılmıştır. Bununla şu gerçeklere işaret edilmiştir: 1) Kur an da hayaller değil, gerçeklerin ta kendisi olan bilgiler vardır. Kur an ın bütün bilgilerini akla tasdik ettirmesi, mantık zincirine azami riayet etmesi, verdiği gaybi haberlerin doğruluğunun gözler önüne serilmesi bunun açık delilidir. 2) Şairlerin sözleri ile fiilleri arasında tutarsızlığın bulunduğu ifade edilirken, Hz. Muhammed in hayatı ile Kur an ın öğretileri arasındaki uyuma dikkat çekilmiştir. Hz. Aişe nin Onun ahlakı Kur an dı demesi, onun yaşayan bir Kur an olduğunu, Kur an ın belirttiği hakikatlere herkesten önce kendisinin inandığı ve hayatına tatbik ettiğini göstermektedir. Bu ise onun bir şair değil, iman ettiği bir vahyin memuru, Allah ın hak peygamberi olduğunun göstergesidir. c) (c) şıkkında, inkârcıların Hz. Peygamberin deli bir şair olduğuna dair sözlerine yer verilmiştir. Bu sözlerine vurgu yapılmasının bir hikmeti şu sakat anlayışlarına dikkat çekmektir: 1) Bir yandan Hz. Muhammed in Kur an gibi eşsiz bir kitabı ortaya koyduğunu söyleyerek, zımnen onun çok akıllı bir insan olduğunu belirtmişlerdir. Şimdi de kalkıp onun mecnun-deli olduğunu iddia etmeleri çok açık bir çelişkidir. Demek ki hak ve hakikat silahıyla hakkından gelemedikleri düşmanlarını alt etmek için akıl, mantık, vicdan ve izanla bağdaşmayan iddiaları seslendirmişlerdir. 15

16 2) Biraz önce kendisine şair diyorlardı. Onların kendileri de deliden bir şairin şimdiye kadar hiç olmadığını ve bundan sonra da hiç olmayacağını çok iyi biliyorlardı. Çünkü, onlar da şimdiye kadar bir sözüyle savaşın, bir sözüyle barışın sağlandığı kabul edilen şairlerin deli olamayacağını çok iyi biliyorlardı. Buna rağmen, Hz. Muhammed e bir yandan -bütün şairleri altedecek kadar güçlü bir şair olduğunu söylerken, diğer yandan kalkıp onun bir deli olduğunu söylemeleri akla ziyan bir cinnet-i küfriyedir. Kur an da bu hakikatlere işaret etmekle beraber, Hayır! O deli değildir. O size gerçeğin ta kendisini getiren ve bütün peygamberleri tasdik eden bir resuldür mealindeki ifadeyle de bu iddianın aslı-astarının olmadığına vurgu yapılmıştır. d) (d) şıkkındaki bilgilere göre, inkârcıların Hz. Peygambere şair demelerinin önemli bir sebebi, kendilerine bir teselli kapısını açmışlardır. 1) Kendisiyle başa çıkmalarının mümkün olmadığını iliklerine kadar inananmış olan müşrikler, bu işin bir gün son bulmasını temenni ederken, bunun makul bir gerekçesini şairlik te bulmuşlardır. Çünkü hayatlarında muarızlarına karşı hep galip gelmiş olan şairler öldükten sonra nüfuzları kaybolmuştu. Meşhur şairlerden Züheyr ve Nabiğa gibi güçlü şairlerin akıbeti de böyle olmuştu(ibn Kesir, Tur:29. ayetin tefsiri). Ne o, yoksa onlar senin hakkında: Ne olacak? Şairin biri! Feleğin onun başına neler getireceğini göreceğiz mi diyorlar? mealindeki ayetin ifadesiyle Kur an ın muarızlarının nasıl zavallı ve acınacak bir hale düştüklerine ve bir züğürt teselliye sarıldıklarına işaret edilmiştir. 2) Zavallı bir durumdan kaynaklanan bu züğürt tesellilerine işaret edilmekle kalınmamış, aynı zamanda De ki: Bekleyin bakalım! Ben de sizin fecî akıbetinizi bekliyorum mealindeki ifadeyle, onların bu arzularına asla kavuşamayacaklarına da vurgu yapılmıştır. Çünkü, ortada ölümüyle nüfuzu kaybolan bir şair değil, kıyamete kadar manevi hâkimiyeti devam eden bir peygamber vardır. e) (e) şıkkındaki bilgilerin özeti şöyledir: 1) Gördüğünüz ve göremediğiniz âlemlere yemin olsun ki bu Kur ân, pek kerim bir Resulün sözüdür(allah tan aldığı ve elçilik itibariyle tebliğe memur olduğu sözdür) mealindeki ifadeyle Kur an ın ulvi mahiyetine ve Hz. Muhammed in şeref şiar-ı âlem olan şanlı konumuna dikkat çekilmiş ve adeta şöyle denilmiştir: Kur an ı ders veren Muhammed çok kerim/şerefli, onurlu bir insandır. Yakından onu tanıyan siz hemşehrileri de bunu çok iyi biliyorsunuz. Ona hep Emin unvanını uygun görmeniz bunun göstergesidir. İşte bu Kur an böyle şerefli, onurlu, yalana asla tenezzül etmeyen bir insanın elinde ortaya çıkmıştır. Demek ki, bu Kur an, onun dava ettiği gibi Allah ın kitabıdır. O ise sadece elçilik vazifesi yapan ve Allah ın sözünü tebliğ eden bir peygamberdir. 2) Kaldı ki, Kur an gibi binlerce hakikati ders veren bir kitabın kendini bilmez bir şair veya kâhinin sözü olduğunu iddia etmenin hiç bir gerekçesi olamaz. O, bir şairin sözü değildir, inanmanız ne de az sizin! mealindeki ifadeyle, aslında müşriklerin de Kur an ın bir şairin sözü olduğuna inanmadıkları, ancak iman etmemek için bunu çar-naçar bir bahane olarak kullandıklarına vurgu yapılmıştır. 16

17 Mecnunluk iddiaları ve cevapları: a) O kâfirler, alay ederek: Ey o kendisine kitap indirilmiş olan dediler; mutlaka sen bir delisin. Eğer iddianda tutarlı isen, ne diye bize o melekleri getirip göstermiyorsun? (Hicr, 15/6-7). b) Deli bir şairin sözüne bakarak biz hiç ilahlarımızı bırakır mıyız, olacak iş mi bu? derlerdi. Hayır! O deli değildir. O size gerçeğin ta kendisini getiren ve bütün peygamberleri tasdik eden bir resuldür (Saffat, 37/35-37). c) Onlar nerede, iman nerede! Onlar ibret alan, hisse kapan insanlar değil. Böyle olmadıkları için, gerçekleri apaçık anlatan Peygamber geldiği halde ona sırtlarını döndüler de: Bu, başkaları tarafından bir şeyler belletilmiş delinin teki! dediler (Duhan, 44/13-14). d) Ey Resulüm, sen irşad ve nasihatine devam et! Sen Rabbinin ihsanı sayesinde kâfirlerin iddia ettikleri gibi kâhin de değilsin, deli de değilsin (Tur, 52/29). e) Nûn. Kalem ve ehl-i kalemin satırlara dizdikleri ve dizecekleri şeyler hakkı için: Rabbinin lütfuyla, deli değilsin (Kalem, 68/1-2). f) O kâfirler Zikri (Kur ân ı) işittikleri zaman, hırslarından neredeyse seni bakışlarıyla kaydıracak, âdeta gözleriyle yiyecekler! Hâlâ da: O, delinin teki! derler (Kalem, 68/51). g) Kur ân, değerli bir Elçinin, Cebrail in getirip okuduğu sözdür! O Elçi ki çok kuvvetlidir. Yüce Arş sahibi Allah ın nezdinde pek itibarlıdır. Göklerde ona itaat edilir, vahiyler ona emanet edilir. Şunu da bilin ki, içinizden biri olan bu arkadaşınız deli değildir (Tekvir, 81/19-22). a) (a) şıkkındaki bilgilerin özeti şudur: İnkârcılar, Hz. Muhammed in peygamberliğini inkâr etmelerinin gerekçesini, kendisine vahiy getiren ve onunla görüşen melekleri kendilerine göstermemesine bağlamışlar. 1) İstihza yoluyla da olsa, muarızların: Ey o kendisine kitap indirilmiş olan! ifadeleri bir açıdan hakkı ve gerçeği seslendirmektir. Kur an da bu ifadelerine vurgu yapılması, onların alay yollu söylediklerinin gerçeğin ta kendisi olduğuna bir işarettir. 2) Ey o kendisine kitap indirilmiş olan! ifadesiyle, mutlaka sen bir delisin! ifadesi arasındaki çelişkiye dikkat çekilmiştir. Adeta, onların istihza yoluyla Hz. Muhammed i tahkir etmelerine mukabil, aynı üslupla onlarla istihza edilmiş ve akılları hafife alınmıştır. 3) Hz. Peygambere iman etmeleri için gösterdikleri gerekçenin ise, oldukça mantıktan yoksun ve tutarsız bir istek olduğuna dikkat çekilmiştir. Çünkü, Vahiy ve peygamberlik bir imtihan vesilesidir. İmtihanın âdil olması için onun gizli olması gerekir. Meleklerin gösterilmesi ise, bu temel espriye aykırıdır. Dolayısıyla, bu arzuları vahiy mantığı açısından sakat, akıldan uzak ve imtihan sırrına aykırıdır. Bu tutarsız arzularına işaret etmek üzere Biz o melekleri ancak hikmet gereğince göndeririz. Ama o zaman da, kendilerine hiç mühlet verilmez, derhal işleri bitirilir, mahvolup giderler (Hicr, 8) mealinde ayetin ifadesine yer verilmiştir. 17

18 b) (b) şıkkındaki bilgilerin özeti şöyledir: 1) Deli bir şairin sözüne bakarak biz hiç ilahlarımızı bırakır mıyız, olacak iş mi bu? şeklindeki ifadeleriyle tutarsız yakıştırmalarda bulunduğuna işaret edilmiştir. Çünkü, bir yandan onların da en zeki, bilgili ve akıllı saydıkları şair yakıştırmalarını yapıyorlar. Aynı zamanda ona deli diyorlar. Kur an da inkârcıların Hz. Muhammed için deli şair yakıştırmalarına yer verilerek, onların tutarsız, mantıktan yoksun ve kendi inançlarıyla da bağdaşmayan hezeyanlar ettiklerine işaret edilmiştir. 2) İnkârcıların Hz. Peygamber için deli yakıştırmasının yanlışlığını, birbirine zıt iki kavram olan şair ile deli unvanı bir arada zikredilerek gösterildikten sonra, Hayır! O deli değildir. O size gerçeğin ta kendisini getiren ve bütün peygamberleri tasdik eden bir resuldür mealindeki ifadeyle deli yaftalamasının bir deli saçmalığı olduğuna dikkat çekilmiş ve bu iddia açıkça reddetmiştir. Delil olarak da iki hususa işaret edilmiştir: Birincisi: O size gerçeğin ta kendisini getiren kimse mealindeki ifadeyle belirtilen Kur an ın semavi/ilahi kimlikli olmasıdır. Hakikaten, dünya ve ahiretin mutluluğunu netice veren prensipleri ihtiva eden, göklerin ve yer küresinin yaratılışı, onların dayandığı kanunları açıklayan, ferdi, ailevi ve sosyal hayatın gerekli dinamiklerini vazeden, insanın anne rahmindeki safhalarını çok net bir biçimde anlatan, hülasa ilahî, semavi, arzî, beşerî, nebatî, hayvanî ve mâdenî bütün varlıklarla ilgili çok çeşitli hakikatleri ders veren Kur an gibi bir kitapla ortaya çıkan bir kimseye deli demek için, insanî bütün özellikleri kaybetmek ve akıldan istifa etmek gerekir. İkincisi: Bütün peygamberleri tasdik eden bir resuldür mealindeki ifadeyle işaret edilen peygamberlik gerçeği nin vurgulanmasıdır. Bu hususu şöyle açıklayabiliriz: Hz. Peygambere deli diyen Arap müşrikleri Allah a ve onun gönderdiği bazı peygamberlere inanıyorlardı. Tarih boyunca ataları Hz. İbrahim in Allah ın elçisi olduğuna, Kâbe yi Allah ın emriyle onun inşa ettiğine, hac ibadetinin ondan beri var olduğuna inanıyorlardı. Hz. Muhammed ise, başta Hz. İbrahim olmak üzere bütün peygamberleri tasdik ediyordu. Bu tasdik konusunun başında tevhid inancı geliyordu. Daha önce hiç bir peygamberden Allah a şirk koşmak la ilgili hiç bir bilgi gelmemişti ve olamazdı. Bütün bu gerçeklere rağmen, şimdi Hz. İbrahim in torunları kalkıp putları kabul etmeyen diğer peygamberler gibi tevhid inancını esas aldığı için ona deli demek bütün o peygamberleri de deli olarak kabul etmek anlamına gelir. Zira, daha önce geçen hiç bir peygamber Hz. Muhammed in getirdiği İslam dini kadar makul değildir. Daha önce vahiy edilen hiç bir kitap Kur an kadar akla önem vermemiştir. Böyle her yönüyle aklı esas alan akla hitap eden ve hükümlerini akla kabul ettiren bir peygambere deli demek, akla ziyan bir hezeyandır. c) (c) şıkkında, İslam ın muarızları olan müşriklerin gerçekte akıldan tamamen uzaklaştıkları için, Hz. Muhammed gibi bütün davalarını akla kabul ettiren, aklı olmayanları muhatap bile kabul etmeyen en akıllı bir insana deli yaftasını yakıştırıyorlar. 1) İslam dininin özellikle iman esaslarının hepsi makul olan ve ancak akılla onlar idrak edildiğinden, aklını kullanmayanların iman etmelerinin zor olduğuna Onlar nerede, iman nerede! Onlar ibret alan, hisse kapan insanlar değil mealindeki ifadeyle işaret edilmiştir. 18

19 2) Aklın kolaylıkla idrak edeceği gerçeklerle gelen bir peygambere karşı çıkmak, ancak akla sırt çevirmekle mümkündür. Zira o, aldığı vahiy güneşinin ışığını aklın göz bebeğine yansıtıyor. İşte Kur an da yer alan gerçekleri apaçık anlatan Peygamber geldiği halde ona sırtlarını döndüler de: Bu, başkaları tarafından bir şeyler belletilmiş delinin teki dediler mealindeki ifadeyle Hz. Peygamber gibi bütün davası çok makul, kendisi insanların en akıllısı olan bir zata sırt çevirmek, doğrudan akla sırt çevirmek anlamına geldiğine işaret edilmiştir. d) (d) şıkkındaki bilgilerin özeti şudur: Hz. Muhammed in ortaya koyduğu kitapta yer alan bütün hakikatler son derece makuldur. Böyle her yönüyle akıl zirvesinde olduğu eserleriyle, vahiy aldığı Kur an gibi kitabıyla Allah ın özel ihsan ve ikramlarına mazhar olduğu açıkça belli olan bir insana deli demek ancak vicdanın sesini kısmakla mümkündür. İnsanları hakka irşat eden, onları doğru yola yönlendiren, o günkü Mekke toplumunda en akıllı insanlar olarak kabul edilen ve saygın bir yer sahip olan Ebubekir, Ali, Ömer, Osman, Hamza gibi insanların akıllarını teshir eden böyle mümtaz bir kimseye deli nazarıyla bakmak, tam bir delilik alametidir. İşte, Ey Resulüm, sen irşad ve nasihatine devam et! Sen Rabbinin ihsanı sayesinde kâfirlerin iddia ettikleri gibi kâhin de değilsin, deli de değilsin mealindeki ayette bu mesaj verilmiştir. e) (e) şıkkındaki bilgileri şöyle açıklamak mümkündür: İnsanlık camiasında en onurlu ve en akıllıca iş, okuma yazmadır. İlk emri oku olan, kalemle yazmayı Allah ın büyük bir nimeti olarak değerlendiren bir kitapla ortaya çıkan, kendisi ümmi olduğu halde, aldığı vahyi anında yazıya döktürecek kadar ilme sahip çıkan bir kimseye deli demek, ilim, marifet, okumayazma seferberliği adına ortaya konan çabalar gibi ilmi faaliyetleri bir deli saçmalığı olarak görmek anlamına gelir. Nûn. Kalem ve ehl-i kalemin satırlara dizdikleri ve dizecekleri şeyler hakkı için: Rabbinin lütfuyla, deli değilsin mealindeki ayette bu gerçeğe işaret edilmiştir. Ayrıca Hz. Muhammed in delilik le taban tabana zıt olan yüksek ahlakına dikkat çekilmiş, kimlerin deli olduğunun yakında bilineceğine vurgu yapılmıştır. Allah ın iyi insanlarla kötü insanları çok iyi tanıdığı hatırlatılmış, böylece kötü akıbete uğrayanların İlsam ın uarzılar olduğuna işaret edilmişitir. Ve sen pek yüksek bir ahlâk üzerindesin! Yakında göreceksin, onlar da görecekler. Hanginizde imiş o dertler, o delilikler. Senin Rabbin şüphesiz pek iyi bilir: Allah yolundan sapanlar kimdir ve O nun yolunu tutanlar kimdir (Kalem:4-7) mealindeki ayetlerde bu gerçeklere yer verilmiştir. f) (f) şıkkındaki bilgiler şu merkezdedir: İnsanları akıldan uzaklaştıran, akılsızca planlar yapmasına, aklı bir kenara koymasına sebep olan unsurların başında haset gelir. Arap müşriklerinin önemli bir kısmı, Hz. Muhammed e karşı besledikleri kin ve haset, onların gözlerini kör, kulaklarını sağır etmiş, kalplerini mühürlemiş, akıllarını başlarından uçurmuştur.öyle ki, bu kin ve haset duygusunun saikasıyla, Hz. Peygamberden Kur anı samimi olarak dinleyip anlama imkânlarını kaybetmişler. O kâfirler Zikri (Kur ân ı) işittikleri zaman, hırslarından neredeyse seni bakışlarıyla kaydıracak, âdeta gözleriyle yiyecekler! Hâlâ da: o, delinin teki! derler (Kalem, 68/51)mealindeki ayette bu hakikate vurgu yapılmıştır. g) (g) şıkkındaki bilgileri şöyle özetlemek mümkündür: 19

20 Tarih ve Siyer kaynaklarından,hz. Peygamberin kendi toplumunda son derece itibarlı, güvenilir kimse olduğunu öğreniyoruz. Bu bilgilerden biri şudur: Daha 35 yaşında iken Kabe nin inşası sırasında Haceru l-esvedin köşedeki yerine yerleştirilmesi konusunda Mekke deki kabileler arasında büyük ve kanlı bir kavganın eşiğine gelinmişti. İleri gelenler, Mescid-i Haram kapısından ilk gelen kimseyi hakem kabul derler ve ilk kapıdan giren Hz. Muhammed olunca, hepsi de son derece memnuniyetlerini dile getirmiş ve buna sevinmişler. Ve gerçekten bu işi çok akıllıca çözmüştür. Keza, Hz. Hatice, onun bu saygın konumu ve itibarlı kişiliği için kendi ticaretinin başına getirmiş ve sonunda da ona evlenme teklifinde bulunmuştur. Keza, daha o genç yaşta mazlumları/insan haklarını korumaya yönelik kurulan Hilfu lfüdul (Faziletli kimseler derneği/vakfı) adındaki bir kuruluşa üye olması ve peygamber olduktan sonra da öyle bir kuruluş şimdi de olsa yine ona katılırım diyen Hz. Muhammed in saygın konumunu bundan da anlamak mümkündür. Böyle saygın bir şahsiyete deli demek, ancak haset gibi gayr-ı insani bir duyguyu taşımakla mümkündür. Kur ân, değerli bir Elçinin, (Cebrail in getirip okuduğu) sözdür! O Elçi ki çok kuvvetlidir. Yüce Arş sahibi Allah ın nezdinde pek itibarlıdır. Göklerde ona itaat edilir, vahiyler ona emanet edilir. Şunu da bilin ki, içinizden biri olan bu arkadaşınız deli değildir mealindeki ayette bu hakikate işaret edilmiştir. 20

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI 5.10.2015 Pazartesi 06.10 2015 Salı Y.ÇİFTÇİ S.AL Y.ÇİFTÇİ 7.10.2015 Çarşamba Y.ÇİFTÇİ 15:00 8.10.2015 Perşembe S.AL S.AL 9.10.2015 Cuma E.ÜZÜM S.AL Y.ÇİFTÇİ 15:00 E.ÜZÜM (Siyer ) Mirac ve Hediyesi Namaz

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE Aile, tek başına olmaktan kurtulup, can yoldaşına kavuşmaktır Aynı çatı altında yalnızlık ve yabancılık değil! Ve O, iki eşi, erkeği ve kadını yarattı. (Necm, 53/45) Kadınlar,

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti)

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) KURAN YOLU- DERS 3 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1) Mübin : Açık ve Açıklayan. Kur an ın sıfatlarındandır. Kur an sadece

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal dayanışma ve İslamî değerlerin mali olarak desteklenmesi

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HZ HATİCE İLE EVLİLİĞİ

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HZ HATİCE İLE EVLİLİĞİ 15.03.2010 Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HZ HATİCE İLE EVLİLİĞİ Ficar savaşları ve Hılful Fudul olaylarından sonra, Hz. Muhammed (s.a.s.) in yirmi beş yaşında iken Hatice ile evlendiği yıla kadar

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4.

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4. KUR AN VE HADİSLERE GÖRE BÜYÜK GÜNAHLAR Yüce Rabbimiz Kur an-ı Kerimde şöyle buyuruyor: + Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA SADECE SIKINTIDA DEĞİL HER ZAMAN DUA (Resulüm!) De ki: Dua (ve ibadeti)niz olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkarcılar!) Siz ise, (Allah ve Resulü nün bildirdiklerini) yalanladınız, bu yüzden

Detaylı

Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı

Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı Genç Kız ve Erkeklerin Evlilik Algısı Kadın - Erkek Algısı I (Gelenekten ve Yanlış Din Algısından Kaynaklı) Kadın, erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kadın erkeğin hizmetine verilmiştir. Erkek,

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hayatında kadının yeri. Prof. Dr. Hamid bin Mahmud Sufrata (GSM : 0505-105-146)

Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hayatında kadının yeri. Prof. Dr. Hamid bin Mahmud Sufrata (GSM : 0505-105-146) Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hayatında kadının yeri Prof. Dr. Hamid bin Mahmud Sufrata (GSM : 0505-105-146) Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hayatında kadın konusuna baktığımızda

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE

Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE Ümmü'l-mü'minîn Âişe bint Ebî Bekr es-sıddîk el-kureşiyye (ö. 58/678) Hz. Ebû Bekir'in kızı ve Hz. Peygamberin hanımı. Babası Ebû Bekir b. Ebû Kuhâfe, es-sıddîk

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6] K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Soru: Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu. Benim sorum şudur: Faizden kazanılan para ile yapılan evde kılınan namazın hükmü nedir? Cevap: Aleykum selam

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR RABBİMİZDEN ÇAĞRI Ey iman edenler! (Peygamber,) sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah a ve Resûlü ne uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer (sözünüzle niyetinizin aynı olup olmadığını

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

İSLÂM DA CEZA SİSTEMİ HATA İLE ÖLDÜRME

İSLÂM DA CEZA SİSTEMİ HATA İLE ÖLDÜRME 190 HATA İLE ÖLDÜRME Hata ile öldürme iki kısma ayrılır: 1- Öldürülen kimsenin isabet alması istenmemesine rağmen ona isabet etmesi ve onu öldürmesidir. Bir ava atış yapılırken bir insana isabet etmesi

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

Şeyh den meded istemek caizmidir?

Şeyh den meded istemek caizmidir? Eusubillahi-mineş-şeytanirrajim Bismillahirr-rahmanirrahim Şeyh den meded istemek caizmidir? Şeyh Eşref Efendi Esselamaleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Hazihis Salatu tazimen bi hakkike ya Seyyiduna

Detaylı

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen Muâz b. Cebel'in Hz. Peygamber in (s.a.v.) sorduğu

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

PEYGAMBERLERE ÎMÂNIN HAKİKATİ. Hâfız el-hakemî

PEYGAMBERLERE ÎMÂNIN HAKİKATİ. Hâfız el-hakemî PEYGAMBERLERE ÎMÂNIN HAKİKATİ حقيقة الا يمان بالانبياء والمرسلين ] اللغة التركية [ ] Turkish [ Language Hâfız el-hakemî حافظ الحكمي رحمه االله Terceme edenler : Muhammed Şahin ترجمه: محمد بن مسلم شاهين

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452 YASIYOR. MUYUZ yayınevi sertifika no: 14452 Yayın no: 11 YAŞIYOR MUYUZ ŞAŞIYOR MUYUZ? Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İSBN: 978 975 261 200 6 1. Baskı: Eylül,

Detaylı

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38 Bütün mesele tam bir sevgi meselesidir. Sevgi kalpte başlar kalpte biter. Sevgi gönlün, kalbin eylemidir. Allah ın bir ismi de Vedud dur. Allah yarattıklarını sever ve bu dünya sevgi ile ayakta durur.

Detaylı

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir? Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen

Detaylı

sizin yıldızınız kim?

sizin yıldızınız kim? Sunuş Bir okulu, en iyi, öğrencileri tanıtır. Ağacı da, meyveleri Dolayısıyla, Resûl-i Ekrem aleyhissalâtu vesselamı, sahabilerine bakarak da tanımak mümkündür. Ashâb-ı Kirâm, hem bir topluluk, hem de

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17 Ramazan ayı İslam inancının kendisine yüklediği önem sebebiyle halk arasında On bir ayın sultanı ve Şehr-i Mübârek (Mübârek Ay) olarak kabul edilmiştir. Ramazan ayı Müslümanların değerlendirmek için adeta

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? Muhammed Salih el-muneccid

Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? Muhammed Salih el-muneccid Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? حكم تكر لعمر م يكو بينهما ] تريك Turkish [ Türkçe Muhammed Salih el-muneccid Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur:

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur: ATEŞTEN KORUNMANIN YOLU: SADAKA Arınmak için, malını (sırf Allah rızası için) veren en takvâlı (Allah ın emirlerine en uygun yaşayan) kimse ise, o (ateşin azabı)ndan uzaklaştırılacaktır. Leyl/17-18 Sevdiğiniz

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

"Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır.

Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır. "Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" diyen Ziya Paşa nın sözleri ne kadar da manidardır. Bazı insanlar vardır ki, yapmadıkları halde yapmış gibi övünürler İmkânlar

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Cevap : Vahy denir.

KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Cevap : Vahy denir. KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER Soru 1 : Kur an ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Cevap : Kur an ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine

Detaylı

SEÇİM VE GEÇİM Perşembe, 31 Ekim 2013 09:31

SEÇİM VE GEÇİM Perşembe, 31 Ekim 2013 09:31 Tarih boyunca hayatın her alanında özellikle de evlilik-aile hayatı ve yönetim-iktidar alanında seçim ve geçim çok önemli unsurlardır. Seçim ile geçim iç içedir, geçim seçime bağlıdır. Geçim yani nasıl

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.. 8. SINIF I. DÖNEM ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 1. İnsanın sorumlu bir varlık olması aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? A) Düşünmesi B) Konuşması ) Yürümesi D) Beslenmesi 4. Hz. Muhammed

Detaylı

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi

Detaylı

İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır.

İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır. Lise 2. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Video Ders Anlatımları Oruç Hac ve Zekat Video Ders Anlatımı 2.2. Oruç İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır. Oruç, niyet ederek

Detaylı

ZEKÂT VE FİTRE NİN TOPLAMA VE DAĞITIMI

ZEKÂT VE FİTRE NİN TOPLAMA VE DAĞITIMI 5 İÇINDEKILER ZEKÂT VE FİTRE NİN TOPLAMA VE DAĞITIMI ÖZET 18 1. MESELE: ZEKÂT VE FİTRENİN AYNI OLUŞU 21 Zekât 21 Fitre (Sadaka-i Fıtr) 22 Sadaka 22 Zekât ve Fitrenin Hikmeti 22 Zekât ve Fitrenin Aynı Oluşu

Detaylı

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Remzi Güzel, Alevilerin 1400 yıllık gelenekleri olan Ğadir Hum Bayramı nın bir sevgi günü olduğunu

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

2015-2016 ÖĞRETİM YILI YERKÖY İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ KUR AN KURSU DİNİ BİLGİLER (EK ÖĞRETİM) PROĞRAMINA GÖRE DERS PLANI

2015-2016 ÖĞRETİM YILI YERKÖY İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ KUR AN KURSU DİNİ BİLGİLER (EK ÖĞRETİM) PROĞRAMINA GÖRE DERS PLANI HAFTA 1 6 DİN, İMAN VE İNSAN 2 6 ALLAH-İNSAN VE ÂLEM İLİŞKİSİ 3 6 ALLAH A İMAN 4 6 MELEKLERE İMAN 5 6 KİTAPLARA İMAN 6 6 PEYGAMBERLERE İMAN 7 6 AHİRETE İMAN 8 6 KADER VE KAZAYA İMAN 1. Dinin İnsan Hayatındaki

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

Sıra no Sûre Adı. Âyet sayısı O.B.E.B

Sıra no Sûre Adı. Âyet sayısı O.B.E.B Kimi sayılar aralarında asal dır. Hangi sayıların aralarında asal olduğunu belirlemek için ortak bölenlerin en büyüğünü (O.B.E.B.) bulmak gerekir. Örnek: O.B.E.B. kavramını açıklamak için 12 ve 18 sayılarını

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

K. M ARAŞ İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 RAMAZAN AYI CUMA VE BAYRAM İRŞAT PROGRAMI

K. M ARAŞ İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 RAMAZAN AYI CUMA VE BAYRAM İRŞAT PROGRAMI K. M ARAŞ İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 RAMAZAN AYI CUMA VE BAYRAM İRŞAT PROGRAMI TA R İH 1 9.0 6.2 0 1 5 2 6.0 6.2 0 1 5 0 3.0 7.2 0 1 5 1 0.0 7.2 0 1 5 ( B A Y R A M ) 1 7.0 7.2 0 1 5 C A M İ İSM İ K O N U ---------

Detaylı

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI)

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livata Haddi 71 LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livatanın cezası zina cezasından farklıdır. Her ikisinin vakıası birbirinden ayrıdır, birbirinden daha farklı durumları vardır. Livata,

Detaylı

2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI

2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 2.4.2015 PerşembeÖğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Huzurevi Mescidi

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı ORTAOKUL TEMEL DİNÎ BİLGİLER DERSİ (İSLAM; I-II) ÖĞRETİM PROGRAMI

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı ORTAOKUL TEMEL DİNÎ BİLGİLER DERSİ (İSLAM; I-II) ÖĞRETİM PROGRAMI T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı ORTAOKUL TEMEL DİNÎ BİLGİLER DERSİ (İSLAM; I-II) ÖĞRETİM PROGRAMI ANKARA 2012 1.GİRİŞ Yaratılıştan itibaren hayata yön veren, temel hak ve

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

SON GÜN. için/içinde KURAN-HABER DE EZAN MUCĐZESĐ

SON GÜN. için/içinde KURAN-HABER DE EZAN MUCĐZESĐ SON GÜN için/içinde KURAN-HABER DE EZAN MUCĐZESĐ Ezan Mucizesi 1 Burada, yüce Al-lah tarafından hz. Muhammede (a.s.) öğretilip hediye edilmiş olan o mübarek Ezanda saklı olan 19 kodlu, en muazzam Simetrik

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ TAKVAYA ERMENİN YOLU; ORUÇ (O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki Kur an; insanlara hidayet (doğru yol) rehberi, doğru yolun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak onda(ki Kadir gecesinde) indirildi.

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım. ABUZER KARA 1.Kendinizi tanıtırımsınız. Ben Abuzer Kara 1961 Samsat doğumluyum.ilk ve orta öğrenimimi Samsat ta bitirdim.19 82 yılında evlendim.1983-1984 Yılları arasında askerlik görevimi ifa ettim.1987

Detaylı

KADINA ARKADAN YANAŞMANIN HÜKMÜ

KADINA ARKADAN YANAŞMANIN HÜKMÜ 76 KADINA ARKADAN YANAŞMANIN HÜKMÜ Kadına dübüründen yanaşmak haramdır. Dolayısıyla erkeğin kadına dübüründen yanaşması haram olup bazı imamlar bunu zina olarak değerlendirmişlerdir. Her ne kadar livata

Detaylı

ORDU İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI 2. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) ÜÇ AYLIK VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

ORDU İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI 2. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) ÜÇ AYLIK VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI 1 M.Süleyman KAYIŞ VAİZ AKYAZI MH. C. Ö.ÖNCE TEVBE VE İSTİĞFAR Raşit DEMİR VAİZ KARŞIYAKA MH. MERKEZ C. Ö.ÖNCE TEVBE VE İSTİĞFAR Mustafa FIRAT VAİZ AZİZİYE (YALI) C. Ö.ÖNCE TEVBE VE İSTİĞFAR ZEYNEP TEKİN

Detaylı

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir.

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Görünümü Elbiseleri Hz. Peygamber çeşitli renk ve desenlerde elbiseler giymiştir. Ancak daha çok

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

TALAK (ERKEĞİN BOŞAMA HAKKI)

TALAK (ERKEĞİN BOŞAMA HAKKI) TALAK (ERKEĞİN BOŞAMA HAKKI) O talak iki defadır. Her birinden sonra kadını ya iyilikle tutmak, ya da güzellikle ayırmak gerekir. (Bakara 2/229) Ey Peygamber! Kadınları boşadığınızda iddetleri içinde boşayın

Detaylı

Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır.

Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır. Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır. Bilindiği gibi bugün Müslümanların çoğu Hazret-i İsa nın (A.S.) hâla yaşamakta olduğuna ve gökte bulunduğuna

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı