BEYLER! NEREYE GİDİYORSUNUZ?

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "BEYLER! NEREYE GİDİYORSUNUZ?"

Transkript

1

2 UCUZ KAHRAMANLAR Bir Arap atasözü vardır:,,vadi boş olduğu zaman tilki valiliğini ilân eder! Şu anda öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, ilim meydanı boştur ve boş kalmıştır. İlmiyle, irfanıyla, amel ve takvasıyla o mümtaz şahsiyetler, o seçkin simalar Dar-ı Bekâ ya çoktan intikal etmişler ve gitmişlerdir. (Nür içinde yatsınlar!) Fakat tefsir, hadis, fıkıh sahasında ölmez eserler, tükenmez kaynaklar bırakmışlardır. Bu meyanda, bu ilimlere temel taşı mesabesinde Sarf, Nahiv, Mantık, Belağat gibi ilimlerde de varlıklarını göstermişler, o sahada faydalanacağımız imkânları hazırlamışlardır. Fakat, Cumhuriyet in gelişiyle medreselere sed çekildi; ne alt yapıda ne de üst yapıda (dibde-köşede yetişen ve yetiştirilen mahdut istisnaların dışında) hoca yetişmedi lerden sonra imam-hatip okulları ve üst kısımları açıldı ise de proğramın kısırlığı sebebiyle ilmihal bilgisini vermenin ötesine gidilemedi. Ama ortalığı dolduran diplomalılardan ilmi seviyesini itiraf eden azınlığın dışında kalan çoğunluk eslâf ulemanın miras bıraktığı alet derslerini, usul ve füru ilimlerini okuyup ilim babında derece alacakları yerde, bunlara lüzum görmediler. Bununla da kalmadılar,,,insan bilmediğinin düşmanıdır! kabilinden ilme de ulemaya da düşman oldular. Bu kötü durum sürüp giderken, bunların içerisinden mezhepsizler töredi, bunların içerisinden mealciler töredi, bunların içinden kavramcılar töredi ve hatta bunların içinden tefsirciler ve müctehidler töredi. Neden? Çünkü, vadiyi boş bulan tilki, kendini vali ilân eder de bizim ucuz kahramanlar kendilerini müctehid ilân etmezler mi, müfessir ilân etmezler mi? Ve hatta aralarında iş bölümü yaparak kimi falan surenin ahlakî yapısını, kimisi filan surenin sosyal yapısını, bir başkası da bir başka surenin iktisadî yapısını tetkik ve tahkik ederek külliyeler meydana getiremezler mi? Ve dolayısıyla bunlardan her biri birer alim (!) ve allâme (!) olur çıkarlar. Hatta bunların içinden, cehaletin verdiği cüretle daha da ileri gidenler olur. Hem de o kadar ileri giderler ki, başlarından büyük sözler söylerler ve derler ki:,,biz Ehl-i Sünnet in âlimlerini de, kaynaklarını da yargılayacağız, sorgulayacağız! Aman Ya Rabb i, ne günlere kaldık!.. Cehalet ne kötü şeymiş!.. İlim kaçkınlarına da cihad kaçkınlarına da artık,,dur! demenin zamanı gelmedi mi?!. BEYLER! NEREYE GİDİYORSUNUZ? İlimsiz ne tefsir yapılır ne de dervişlik!.. Eskiler çok yerinde söylemişler ve demişler ki;,,yarım molla dinden, yarım hekim candan eder! Bunlar ise ne yarım, ne de dörtte bir!.. Gene atalarımız söylememiş mi?

3 ,,Cahilin sofusu şeytanın maskarasıdır! 0 halde ne siz medreseden geçmeden tefsir erbabı olabilirsiniz ne de siz tekke erbabı olabilirsiniz!.. Biriniz insanları dinden edersiniz, biriniz de şeytanlara maskara olursunuz ve bu, sizlere çok pahalıya mal olur. Dünyada rezil, ahirette zelil olursunuz! Geliniz bu babda İmam-ı Suyuti yi dinleyelim:,,tefsir için gerekli ilimler: 1- Lügat ilmi: Vaz i hasebiyle müfret lafızların şerh ve medlulleri ancak bu ilim sayesinde bilinir. Mücahid şöyle der:,,allah ve ahirete iman eden kimse için helal olmaz ki, Arap lügatını bilmeden Allah ın kitabı hakkında söz söylesin! 2- Nahiv ilmi: Nahiv ilmini bilmeyen, cümlede yer alan kelimelerin i rabını ve dolayısıyla görevini bilemez, yanlış mana verir Sarf İlmi: Kelimelerin menşe ve yapıları, (yani i lal, idğam, kalb ve hazif gibi halleri) ancak bu ilmi tahsil etmek suretiyle elde edilir. İştikak ilmi de bu babdan olup daha çok kelimenin hangi maddeden geldiğini ortaya koyar. Mesela: Mesih kelimesinin aslı,,seyahat mıdır yoksa mesih kökünden midir? 4- Belağat ilmi (Meânî, Beyan ve Bed i ilimleri): Çünkü ancak bu ilimlerle; ifade yönünden terkiblerin özellikleri, delaletin vuzuh ve hafi oluşları yönünden özellikleri, kelamı tahsin yönünden hususiyetleri ortaya çıkar. 5- Usulü d-din: İtikadı ilgilendiren ayetlerin te vil ve tefsiri ancak bu ilimle ortaya çıkar ve açıklık kazanır. 6- Usul-i Fıkıh ilmi: Ayetlerin çeşitli yönleriyle hükümlere delaletleri bu ilmin verdiği ölçülere göre kendini gösterir. 7- Esbab-ı Nüzul: Hedefi mâlum; 8- Nasih ve Mensuh; 9- Fıkıh; 10- Mücmel ve mübhemi beyan eden hadisler; 11- Kıraet ilmi: Kıraet vecihlerinin farklılığı, mananın farklılığına delalet eder. 12- Mevhibe ilmi: Bu ilmi, Allahü Teala, ilmiyle amel eden âlimlere lütfeder.,,kim bildiği ile amel ederse, Allah ona bilmediklerini de bildirir! mealindeki hadis-i şerif buna işarettir.imam-ı Suyuti bu ilimleri kaydettikten sonra diyor ki:

4 ,,İbn-i Ebiddünya diyor ki: Kur an ilimleri ve bu ilimlerden istinbat edilenler, sahili olmayan bir denizdir. Bu ilimler birer alet ilmidir. Bunları tahsil etmeden kimse müfessir olamaz. Bunlarsız, Kur an ı tefsire kalkışırsa kendisinden yasak edilen fikre dayanmıştır.,,bir kimse Kur an üzerinde kendi reyile konuşursa isabet etse de o hata etmiştir. (Ebu Davud, Tirmizi, Neseî),,İlimsiz Kur an hakkında yorum yaparsa, o ateşte yerini hazırlasın. (Ebu Davud) İşte İmam-ı Suyutî nin,,el-itkan isimli,,usul-i Tefsir kitabından mevzumuzla alakalı aktarmalar yaptık. Şimdi günümüzün manzarasına baktığımızda görüyoruz ki, yukarıda zikri geçen ilimleri tahsil etmiş olmak şöyle dursun, belki de isimlerini dahi ilk defa duyan kişilerden bir kısmı, tefsir okutmaya hem de kavram ismi altında tefsir okutmaya kalkıyor veya yine bu ilimlerin isimlerini duyması bir tarafa,,,nasara, yensuru dememiş kişilerin de böylelerinden ne isim altında olursa olsun, tefsir okumaya çalışıyor. Bu hal kötü niyyetin bir eseri değilse, büyük bir cehaletin ifadesidir. Bunun başka türlü bir izahı yoktur... Böylelerine halisâne tavsiye ve tebliğimiz odur ki, ya zikredilen ilimleri tahsil etsinler ve bu sayede yapılan tahlil ve tefsirleri rahatça anlama fırsatını bulsunlar. (Tabirimize dikkat edilsin: İctihad yapsınlar, ahkâm çıkarsınlar, mefhum ve kavramlardan söz etsinler demiyorum,,,yapılan tefsir ve yorumları kolayca ve rahatça anlasınlar!.. diyorum.) Ya da ayet ve hadis meallerini ve bunların tefsir ve şerhlerini sadece bir fikir edinmek için okusunlar, okuyabilirler... Bu bahsi bir hadis-i şerif in mealiyle bitirelim:,,allah, insanların (göğüslerinden) ilmi çekip almaz. Lâkin âlimleri almak suretiyle alır. (Ortada) âlim kalmayınca, insanlar cahilleri başa geçirirler. Onlar da kendilerine sorulanlar hakkında ilimsiz fetva verirler. Hem kendileri delalete düşerler hem de başkalarını delatete düşürürler (yani hem dall hem mudil olurlar). (İbn-i Mace, Mukaddime: 8, Abdullah b. Amr b. El-Ass tan) Cemaleddin Hocaoğlu (Kaplan) {R.A}

5 Mukaddime: للا الر ح يم الر ح من ب س م Rabb imize hamd, Efendimiz e, âl ve ashabına salât ve selam, şeriat ın çizgisinde giden alim ve âriflere dua!.. Mâlum olduğu üzere; İslam, hem din hem devlettir, hem ibadet hem siyasettir... İslam ve onun kitabı Kur an-ı Azimüşşan, hakkın ve hakikatın kaynağıdır. İtikad ve ibadetlerin kaynağı olduğu gibi, devlet ve siyasetin de kaynağıdır. Keza; tasavvuf ve tarikatın da kaynağıdır... Mesuliyetimiz; siyaseti ve siyasi vahdetin farz olduğunu kabul ve tasdik ettiği gibi, tarikat ve tasavvuf babında da temel ve esasta vahdeti hedef almış, her kafadan bir ses gelmesine rıza göstermemiştir. Bunun için de gerek siyasi mevzuda, ve gerek tarikat mevzuunda,,,kaynak Kur an, örnek Peygamber demiştir. Yani her iki sahada da talimatı Kur an dan, tatbikatı Peygamber (s.a.v.) den almıştır ve almaktadır. Neden? Çünkü hareketimiz, kuruluşunda olsun, icraatında olsun İslamî dir, şeriat adınadır, fetvaya bağlıdır. Binaenaleyh; öyle bir kaynağa ve öyle bir örneğe dayanmalı ki, hiçbirisinde en ufak bir hata olmamalı, ki insanımız gönül huzuru içinde icra-i faaliyet yapsın ve faaliyetinde yüzde yüz isabetli olduğundan şüphesi olmasın!.. Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurur:,,...ben size öyle şey bırakıyorum ki, siz ona yapıştığınız müddetçe ebediyyen sapıklığa düşmezsiniz: Allah ın kitabı ve Peygamber inin sünneti. (Hâkim rivayet etti ve,,isnadı sahihtir dedi) Bir başka had is-i şerif:,,bu Kur an (öyle bir kitaptır ki), bir tarafı Allah ın elinde, bir tarafı da sizin elinizdedir. Siz ona sarılın! Zira ondan sonra ebediyyen ne sapıklığa düşersiniz ne de helâk olursunuz!.. (Taberânî, Kebir inde güzel bir senetle rivayet etmiştir) Bir diğer hadiste de şöyle buyurmuştur:,,önünüzde öyle fitneler gelecek ki, onlar karanlık gecelerin parçaları gibidir. Kişi mü min olarak sabaha girer fakat akşama kâfir olarak dahil olur; keza akşama mü min olarak girer, sabaha kâfir olarak dahil olur... (Ebu Davud, c. 4, No: 4262) Evet; bugün öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, gündüzü gecesi kadar karanlıktır. Siyasi

6 sahada oldugu gibi, tasavvuf ve tarikat sahasında da en azından hak batıla karışmıştır. Takib ve tatbik edilen usul ve yollar o kadar çok ki, insanımız hangisine uyacağını şaşırmıştır. Çünkü her kafadan bir ses gelmekte, her sabahtan kalkan şeyhliğini ilan etmekte ve etrafına insan yığınlarını toplayabilmektedir. Bunların içinde ehil olanlar ve eli öpülecek olanlar olduğu gibi, ilimden ve irfandan uzak, ehliyetsiz kişilerin sayısı da az değildir. Hatta bunların içinde öyleleri vardır ki, Hakk a bağlanıp hakkı müdafaa edeceği yerde cehaletin kurbanı olarak batıla hizmet etmekte, küfrün ve kâfirin hazırladığı anayasalara bile,,evet demekte ve dedirtmektedirler. Ve en azından onları serbest bırakmakta ve bu suretle,,aliah yolunda sevme, Allah yolunda buğzetme esasına ters düşmekte, şeriatı garra yı hakim kılmak için yola çıkan müslümanların yanında ve safında yer almamakta, bilerek veya bilmeyerek din düşmanlarına hizmet etmekte ve onları desteklemektedirler. Hatta daha da ileri giderek, İslam ın devlet olması yolunda cihad verenleri kınamakta ve,,şimdi cihad devri, siyaset devri değildir; zikir devridir, siz zikre ve tesbihinize devam ederseniz, Allah başınızdaki yaramazları alaşağı eder de İslam devletini size lütfeder!.. demektedirler. Ve hatta sizin:,,islam hem din hem devlettir, hem ibadettir hem siyasettir; hakimiyyet kayıtsız ve şartsız Allah ındır, Kur an aynı zamanda bir siyaset ve bir devlet kitabıdır; şeriat Allah kanunudur. Her müslüman bunu böyle bilecek ve böyle inanacak ve bu uğurda malıyla ve canıyla cihadını yapacaktır. Bu da namaz ve oruç gibi farzdır, Allah ın emridir, herkes bundan da mesuldür. Çünkü, devletsiz müslümanlık gereği gibi yerine getirilemez, bir çok dini vecibeler devletin varlığına bağlıdır... Ama ne yazık ki, İslam devlet değildir; bu nimet ve bu hak müslümanların elinden alınmıştır, esir duruma getirilmiştir, hak ve hukukunu, namus ve şahsiyetlerini koruyamaz hale getirilmişlerdir. Kur an susturulmuş, devlet ve devletin bütün müesseselerinden uzaklaştırılmıştır. Daha da ileri gidilerek Kur an dan, Kur an ın devlet oluşundan söz edenler için yasaklar konmuş, cezalar tertib edilmiş, bunun infazı için de mahkemeler kurulmuştur. İşte bütün bunlar karşısında müslüman elbette susamaz, susmayı tercih edemez. Bu uğurda savaş vermesi; gasıbların, zalimlerin ve kâfirlerin elinden idareyi alması Kur an idaresinde onu İslami leştirmesi gerekmez mi? Elbette gerekir! Hatta farzdır bile! dediğinizde mâlesef şu iki sınıfı, karşınızda bulacaksınız: Bunlardan biri ilimden nasibini almamış hocalar; diğeri de irfandan mahrum dervişleridir. 1- Biri, makam ve maaşı elinden gitmesin diye her şeyi ayaklar altına alır, küfür ve kâfir rejimin borazanını çalar. Allah tan korkmaz da rejimden korkar ve bu suretle

7 Allah ın kendisine vermiş olduğu ayetleri satar ve onlardan sıyrılır gider. Artık şeytan onu arkasına takar da Peygamber varisi olacağı yerde şeytanlaşır ve azgınlardan biri olur. Yine Kur an ın beyaniyle; ayetlerin ışığında ilim ve itibarıyla, cübbe ve sarığıyla yükseleceği yerde dünya menfaati uğrunda küçüle küçüle yere çakılır, heva ve hevesi artık onun ilahi olur ve nihayet köpekleşir de rejimin bekçilerinin önünde kuyruk sallar durur İkincisi de cahil sofular ve sahte dervişlerdir. Bunlar da şeytanlaşan hocalar kadar zararlıdırlar. Bilerek veya bilmeyerek Kur an ın devlet olması yolunda değil; Kur an düşmanlarının yanında yerlerini alırlar. Yine bilerek veya bilmeyerek kâfir rejimin yaptığı ihanet ve hıyaneti müridlerinden gizlemeye çalışırlar: Sizin:,,Cihad farzdır, Kur an devlet olmalıdır, müslüman bu Uğurda seferber olmalıdır. Hatta yeri geldiğinde cihad için zikir bile tehir edilir. Aslında cihad da bir zikirdir. Bu babda medrese, tekke ve kışla yanyana elele ve gönül gönüle olmalıdır... dediğinizde yukarıda da ifade ettiğim gibi,,,şimdi zikir devridir, cihad devri değildir... derler ve nihayet Ebu Neim in Hilye sinden naklen Mişkât ta (3721) numaralı hadisi ele alarak, bir taraftan İslam ın devlet olması yolunda bulunan müslümanları tenkit eder, diğer taraftan da müslümanları uyutur, cihad kaçkını müridler yetiştirir. (Senet ve muhtevası yönünden hadis üzerinde ileride durulacak) Şeyh olma kolay bir şey değildir. Adı üzerinde,,mürşid olma, doğru yolu gösterme ve bunun mesuliyetini müdrik olma, etrafındakileri ilmen, amelen ve ahlaken yetiştirme ve o sahanın erlerine yakışmayan söz, fiil ve hareketlerden onları sakındırma ve nihayet onları zahiren ve batinen yetiştirme şeyhlik makamına ve şeyhlere aittir. İmam-ı, Rabbani şöyle der:,,eğer bu hakire ait bir cemaatın bozuk zanlarını, hata maddelerini beyanla hakkı batıldan ayırt edemezsem nasıl borçtan kurtulurum? Ahirete hangi yüzle giderim? Bilinsin ki, şeyhlik ve müridlik, halkı hakka davet etme ve irşad yolunu gösterme cidden büyük makamdır. Herhalde şu cümleyi duymuş olacaksınız:,,kavmi arasında şeyh, ümmeti arasındaki Peygamber gibidir. (Mektubat-ı Rabbani, c.1, s. 469) Din düşmanlarına ihanet etmeyi teşvik, onların batıl putlarını tahrip edip düşürmeye çalışma yolunda da Rabbani şöyle der:,,bilinsin ki, her şahsın temenni ettiği bir şey vardır. Bu fakirin temennisi dahi, Yüce Allah ın ve O nun Resulü nün düşmanlarma sert davranmaktır... Yoksa hizmetinize girer, bu işe herkesi teşvik etmeye bakardım; o taşa (puta) bu münasebetle bir tükürük de ben atardım ve bu işi bir saadet sermayesi sayardım!.. (A.g.e., c. 1, s. 632)

8 Şeyhlik makamı, bir yönüyle de doktorluk makamına benzer. Doktor, hastasının hastalığını, zaman ve mekan şartları içinde mütalaa edip, tavsiyelerini yaptığı gibi, şeyh de müridinin içinde bulunduğu ahvali keşfedip, zaman ve mekânın gereklerini dikkate alır, tavsiyelerini ona göre yapar. Mesela: İçinde bulunduğu zaman imanın kuvvetlenmesini mi gerektiriyor? Ahlakî faziletlerin gelişmesini veya siyasî faaliyetin icrasını mı icab ettiriyor? Ona göre tavsiyede bulunur ve o istikamette ona yön verir. Bediüzzaman Hazretleri şöyle der: Tarik-i Nakşi de iki kanat ile sülük edilir: İman hakikatlerini sağlam bir şekilde itikad etmek ve farzlara imtisal etmek. Bu iki kanatta kusur ederse, o yolda gidilmez. Öyle ise Nakşi tarikatının üç perdesi vardır: Birisi ve en birincisi ve en büyüğü doğrudan doğruya iman hakikatlarına hizmettir ki İmam-ı, Rabbani ahir zamanda ona sülük etmiştir. İkincisi; dini farzlara ve sünnet-i seniyye ye tarikat perdesi altında hizmettir. Üçüncüsü; tasavvuf yoluyla kalbi hastalıkların giderılmesine çalışmak ve kalp ayağıyle süluk etmektir. Birincisi farz, ikincisi vacib, bu üçüncüsü ise sünnet hükmündedir.. Madem hakikat böyledir; ben tahmin ediyorum ki: Eğer Şeyh Abdülkadir Geylani ve Şenah-i Nakşibend ve İmâm-ı Rabbani (Allah kendilerine rahmet etsin!) gibi zatlar bu zamanda olsa idiler, bütün himmetlerini iman hakikatlarının, İslam akaidinin kuvvetlenmesine sarf edeceklerdi. Çünkü, ebedi saadetin medari bunlardır. Onlarda kusur edilse ebedi bedbahtlığa sebebiyet verir. İmansız cennete giremez ama, tasavvufsuz cennete gidenler pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşıyamaz ama, meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir. İslam ın hakikatları ise gıdadır... (Mektubât: 5, sadeleştirerek) Netice olarak diyebiliriz ki: İman hakikatlarından biri de İslam ın hem din hem devlet oluşudur ve bu hakikatın tebliğ ve telkinidir. Günümüzde bu hakikat ihmal edilmiştir, hatta unutturulmuştur ve bu yüzden insanımız büyük yara almıştır. Bu yaranın tedavisi gerekir. Bu yara ile ölürse cennete gidemez... 0 halde günümüzün şeyhlik ve mürşidlik makamında oturan zatlara düşen ilk vazife: Müridine zikir dersi vermenin yanında, ona,,islam ın hem din, hem devlet!.. olduğu gerçeğini duyurmak, kabul ettirmek ve bu hakikatı tebliğ ve telkin etmesini tavsiye etmektir. Aksi yönde hareket edenler mürşidlerden değil, ucuz kahramanlardan olurlar!..

9 EVLİYAULLAH İnsan için nihaî gaye Allah dostu olmak ve dostları arasına katılmaktır. Yani bir insan için düşünülebilen en büyük şeref, en yüksek mertebe, en üstün saadet evliyaullah tan biri olup Allah dostları arasına girmek, korkusuz ve üzüntüsüz bir hayat yaşamaktır. Demek ki, önemli olan bir şey varsa o da evliyadan olmaktır, Allah dostları sınıfına dahil olmaktır. 0 halde,,evliyayı (velileri) Kur an a göre tarif ve beyan edelim:,,haberiniz olsun ki; Evliyaullah a (Allah dostlarına) ne bir korku vardır ne de bir üzüntü! Onlar o kimselerdir ki, iman edip takva ehli olmuşlardır. (Yunus, 63) Görüldüğü gibi, evliyadan olmanın (yani Allah a dost ve Allah dostu olmanın Kur an ın beyanı vechiyle, iki şartı vardır. Bunlardan biri iman, diğeri de takvadır. Yani biri imanlı olmak, ikincisi de takva ehli olmak. 1- İman demek, mâlum! Allah a, Allah ın peygamberlerine ve peygamberlerin getirdiklerine iman etmek; bütün bunların doğruluğunu kabul ve tasdik etmektir. Bunlara iman hakikatları denir. İnanmak, kabul ve tasdik etmek de kafi gelmez. 0 hakikatlara ta zim etmek, hürmet ve saygı duymak, kendisini bütün varlığıyla bunlara teslim etmek ve teslim olmak;,,ben Allah a da O nun noksan sıfatlardan münezzeh ve beri olduğuna, kemal sıfatlarına, kemal sıtatlarıyla muttasıf olduğuna inandım, iman getirdim. 0 Sübhan dır, noksan sıfatlardan münezzehtir. Mülk O nundur, melekût O nundur, yaratan O dur, kanun koyan O dur. Kâinat O nun koyduğu kanunlarla bir ahenk ve bir düzen içinde yaşamakta ve sürüp gitmektedir. Dilediği zamana kadar da devam edecektir. Herşey O nun iradesine bağlıdır, istediği olur, istemediği olmaz. İnsanoğlunun beden yapısına da ruh yapısına da, sindirim, dolaşım, sinir sistemi gibi cihazları da yerleştiren O dur. Duyu organlarını da yerlerine yerleştiren yine O dur. Bütün bunlar O nun emir ve iradesine göre çalışırlar... Bir sineği, bir örümceği, bir bal arısını düşünün: Uçma kabiliyetini, âğ örme sanatını,

10 bal yapma hünerini 0 vermiş ve o şekilde yaratmıştır... Her şeyi böylece düzene koymuştur; eksiği ve gediği yoktur. Kur an ın beyan ve şehadetiyle, araştırsanız da bulamazsınız. Bir daha arasanız da, tekrar tekrar arasanız da bir kusur, bir noksan ve bir eksik bulayım diye yine de bulamazsınız, yine de bulamazsınız!.. Emekleriniz boşa çıkar!.. (Mülk süresi) Kâinatta; yerlerde ve göklerde, canlılarda ve cansızlarda hakikat böyle olduğu gibi, insanlar arasında da insanın hak ve hukukunu tevzi, görev ve vazifelerini tayin ve tesbit de öyledir. Allah ın gönderdiği ve indirdiği beşerle alakalı kanun ve nizamharda bir noksanlık bir kusur bulamazsınız. Fert ve cemaat olarak devlet ve siyaset olarak insanoğlunun beden ve ruh yapısına, dünya ve ahiretine Allah yapısı kanunlar tıpa tıp uymakta, hak ve görev taksiminde adaleti tam sağlamaktadır. Ve böyle olması da pek tabiidir. Çünkü; erkek ve kadın, fert ve cemaat, devlet ve vatandaş arasındaki hak ve hukuku, vazife ve görevi en ince noktalarına kadar bilen sadece ve sadece yaratandır. Binaenaleyh, yegane güzel kanun, yegane adaletli kanun O nun gönderdiği ve indirdiği kanundur. Kur an öyle diyor:,,onlar hâlâ cahiliyyetin (cahiliyyet devrinin) kanunlarını mı arıyorlar?!. Kanun koyma yönünden Allah tan daha güzel kim vardır? Ama bunu yakın ehli (ilim ve hakikat ehli) bilir. (Maide, 50) Demek oluyor ki, iman demek; bir taraftan şeriat a inanma, şeriat ın yegane adil ve yegane güzel kanun olduğuna inanma, kabul ve tasdik etme diğer taraftan da şeriat ın dışındaki kanun ve nizamların kendini bilmezlerin cahilce ve kâfirce uydurdukları birer kanun olup red ve inkar edilmesi hatta düşman bilip karşı çıkılması gerektiğini de kabul ve tasdik etmektir. Bir de şu hakikata inanmamız, kabul ve tasdik etmemiz gerekir: Bizler ruhlar âleminde söz verdik; yaratanımızın aynı zamanda,,rabb olduğunu kabul ve ikrar ettik ve şöyle dedik:,,sen bizim Rabb imizsin, biz de Senin kulunuz. Yani Siz Rabb, biz de kul. Sen emredeceksin, biz de yerine getiriciyiz! Bu arada Sofu kardeşlerimiz,,rabb kelimesinin manasını da çok iyi bileceklerdir ve bilmelidirler ki, bilerek veya bilmiyerek sapmasınlar, başkasına kul olmasınlar!..,,rabb demek, sahib demektir. Manalardan biri budur. Yani,,Bizim Rabb imiz demek bizim sahibimiz demektir; biz sahibsiz değiliz. Bizim yegane sahibimiz Allah tır (c.c.).,,rabb demek, terbiyeci ve eğitici demektir. Binaenaleyh, bizim terbiyecimiz ve bizim eğitimcimiz, bizim yetiştiricimiz Allahü Azimüşşan dır. Terbiye ve eğitimimizi O ndan, O nun Kitab ından, O nun kanunundan alırız. Terbiye ve eğitim hususunda da O ndan

11 başkasının terbiye ve eğitim sistemlerine iltifat etmeyiz hatta red ve inkar ederiz...,,rabb demek, idareci ve yönetici demektir. Binaenaleyh, Rabb imiz Allah tır demek bizi idare eden ve bizi yöneten O dur demektir. Fert ve aile hayatımızda, mahkeme ve mektep hayatımızda, devlet ve siyaset hayatımızda O nu tanırız, O nun kanunlarını, O nun nizam ve sistemlerini tanırız; bütün hayatımızı, gönderdiği ve indirdiği Kur an kanunlarına, şeriat kanunlarına göre tanzim eder ve düzene koruz... İnsanlar tarafından, kim olursa olsun, getirilen ve yapılan kanunlara asla iltifat etmeyiz ve edemeyiz. Çünkü, dinimiz de gider imanımız da. Çünkü, Allah tan başka kanun koyucusu tanımak Allah a eş ve emsal tanımaktır, O nun eşi ve benzeri olduğunu kabul etmektir ki, işte günümüzün genelde şirki, putperestliği budur. Keza; Allah, kanunlarını göndermiş ve indirmişken ve her şeyi yerli yerinde emir ve tavsiye etmişken, yetersizdir diyerek, devri geçmiştir diyerek, Araplar a mahsustur diyerek, gericilik diyerek, bizi on dört asır geriye götürür vs. diyererek kanun koymaya kalkanlar tağutlardır, şeytanlaşan insanlardır, kâfirleşen insanlardır. Bunlardan yana olanlar da bunları destekliyenler de bunların hazırladıkları anayasalara oy verenler de tağutların, şeytanlaşanların, kâfirleşenlerin tağutluğuna, şeytanlığına, kâfirliğine rıza göstermiş demektir. Küfre, kâfirliğe rıza göstermek de aynı şekilde kâfirliktir. 0 halde tarikat ehli, sofu kardeşlerimiz, son derece dikkatli olmalı kâfirleşen, tağutlaşan ve putçulaşan bu adamların oyununa gelmemeli ve herkesten daha çok bunları tanımalı, tanıtmalı ve herkesten daha fazla bunlara karşı çıkmalı ve bunların yaptıkları anayasa ve kanunlarına,,yuh! demeli tel in etmeli, düşman bilmeli, bu küstahları ve bu münafıkları teşhir etmeli ve başta müridleri olmak üzere müslümanlara tanıtmalıdır. Ve işte,,la ilahe illallah demenin manası budur, gereği budur, muhtevası budur. Ve işte tağutu red ve inkar, Allah ı kabul ve tasdik budur; Ve işte şirki, putu ve putçuyu tel in ve takbih, Tevhid i tâzim ve tahsin budur... Ve işte ve ancak bu şekilde inandığımız ve davrandığımız takdirde ruhlar aleminde vermiş olduğumuz sözü yerine getirmiş oluruz ve ancak bu inançla ruhlar âleminde vermiş olduğumuz ahdimize uygun olarak Allah ın Rabb liğini kabul ve tasdik etmiş oluruz ve işte ancak bu inançla öldüğümüz takdirde mezarda sorgu-sual meleklerinin,,rabb in kimdir? sorusuna,,rabb im Allah tır!.. diye cevap verebiliriz. Rabb im cümlemize nasip eylesin! Şeyh ve mürid sofu kardeşlerim! Bazı insanlar var ki; onlar, Allah ı tek yaratıcı olarak ve âlemlerin Rabb i olarak bilir, O nun ismi yazılı levhaları duvarlara asar, cami ve tekkelere götürürler!.. Fakat onlara

12 göre, Allah Rabb liğini göklerde sürdürecek ama yeryüzüne sıra gelince insanların günlük işlerine karışmıyacak, buna hak ve salâhiyeti olmıyacak, sözü geçmiyecek, kanunları geçerli olmıyacak da söz hakkı ve rabb olma hakkı O ndan başkasına verilecek!.. Bu nasıl iman?!. Böyle iman olur mu?!. Böyle bir iman müslümana yakışır mı? Yakışmaz! Hele hele sizin gibi sofulara hiç yakışmaz! Zira bu, O nu tanımamaktır, O nu Rabb ülâlemin kabul etmemektir ve nihayet kâfirliğin ta kendisidir. Her devirde ve her asırda yaşıyan insanların mühim bir kısmı Allah ı Rabb edindikleri ve,,rabb imiz Allah tır! dedikleri halde, mâlesef Allah tan başka Rabb ler, sahipler, dostlar, kanun koyucular tanır; Allah a karşı kanun koyan, idare eden, mahkeme eden, Allah ın yasakladığını emreden, emrettiğini yasaklayan kimseleri bilerek veya bilmeyerek kendilerine lider, idareci tanırlar. İşte o zaman bunların kulluğu Allah a değil, itaat ettikleri, bağlandıkları ve saygı duydukları kimselere ve makamlara olmuş olur... Kur an şöyle der:,,onlar Allah ı bırakıp bilginlerini ve din adamalarını ve Meryem in oğlu Mesih i kendilerine Rabb kabul ettiler. Oysa tek Allah tan başkasına kulluk etmemekle emrolunmuşlardı. O ndan başka ilah yoktur. Allah koştukları şirkten münezzehtir. (Tevbe, 31),,Sana indirilen Kur an a ve senden önce indirilenlere iman ettiklerini iddia edenleri görmüyor musun? Tağutun önünde muhakeme olunmalarını isterler. Halbuki, onu tanımamakla emrolunmuşlardı: Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister. (Nisa, 60)

13 SAHİH İTİKAD VE SAĞLAM İMAN Sahih itikad, Ehl-i Sünnet vel Cemaat ın anlayış ve görüşlerine uygun olarak, Kur an dan ve sünnet ten alınmış olanıdır. Ehl-i Sünnet vel Cemaat ın hilafına olarak Kur an ve sünnet ten veya keşif yollu bir şey elde etmeye çalışanın ortaya koyduğu itikadların reddi gerekir. Bu babda İmam-ı Rabbani 286. mektubunda bu mevzua temas etmiş ve oldukça uzun bir yer vermiştir. Hülasa ederek alıyorum:,,bu yolun, takib edilmesi zaruri işlerden olarak, salikin itikadını düzeltmesi başta gelen hususlardır. Her şeyden önce bunu bilmeli. Ama bu itikad düzeltme işi, Ehl-i Sünnet vel Cemaat ulemasının, Kur an ve hadisten istinbat ettikleri meselelere göre olacaktır. Yine bu yolla, Selef-i Salih in izince gidilmelidir. Yani Kur an ve hadis i öyle bir manaya hamletmek lazımdır ki, Ehl-i Hak, yani Ehl-i Sünnet vel Cemaat ulemasının anladığı nasılsa öyle olmalı. Bu da bu yolda zaruridir. Keşif ve ilham yoluyla Ehl-i Sünnet ulemasının anladığı manaya aykırı olan şey zuhur ederse, ona lazım gelir ki, ona itibar etmeye ve onu reddedip Allah a sığına. İhata, kurb, meiyyet-i zatiyye hususu da böyledir. Burada, zahiri manalarından,,vahdet-i

14 Vücud anlaşılan ayet ve hadisleri misal olarak söyleyebiliriz. Halbuki, EhI-i Hak ulema o manaları anlamazlar Şayet salike, tarikat esnasında bu manalar açılırsa... ki öyle olur. Allah ın varlığından başka bir varlık görmez; Allahü Teala nın bizzat muhit (içini ve dışını zatiyle kaplamış) olduğunu idrâk eder; yahut Allahü Teala ya zatı ile yakın bulur. Kendisi, her ne kadar halin galebesi ve vaktin sekri dolayısıyle orada mazur ise de ona yakışan odur ki: Allah Teala ya iltica edip O na sığına!.. Şunun için ki, kendisini bu tehlikeden kurtara. Kendisine EhI-i Hak ulemanın görüşlerine uygun yolu aça. Kıl kadar olsa dahi, onların itikadına muhalif olan şey, kendisinde zuhur etmesin!.. Hülasa: Müride uygun düşen odur ki, Ehl-i Hak alimlerinin anladığı manalar, keşfın doğruluk ölçüsüdür. 0 manalardan başkası ilham mihengi kabul edilmeye. Çünkü: Onlar tarafından anlaşılan manaya aykırı olanlar itibardan düşmüştür. Zira o, Kur an ve hadisleri kendi sakat anlayışına göre mana çıkarır. 0 mana hiç de Ehl-i Hak ulemanın görüşüne uygun değildir. Ve bu durumda şu ayet-i kerime nin manası zuhur eder:,,onunla Allahü Teala, Çoğunu delalete bırakır, Çoğunu da hidayete getirir. (Bakara, 26) Muteber olan, Ehl-i Hak uleması tarafından anlaşılan manadır; bunun dışında kalanlar muteber değildir. Şunun için ki: Bu zatlar; o manaları Sahabe nin, Selef-i Salihin in izine tabi olarak almışlardır (Allah onlardan razı olsun!). Bunlar o manaları hidayet yıldızlarının nurlarından almışlardır. Bu mana içindir ki, ebedi saadet onlara mahsus olmuş, sermedî felah onlara nasib olmuştur. İşte bir ayet meali:,,işte onlar Allah fırkasıdır (hizbullah tır). Gözünüzü açın; Allah fırkası umduklarına erenlerin ta kendileridir. Teferruat sayılan işlerde, bazı ulemanın ikiyüzlülük göstererek yaranmak istemesi ve amellerde dahi onların taksıratı var ise de hak itikada sahiptirler. Bu sebeplere dayanarak, ulemayı mutlak surette, yani umumî manada inkar etmek, bütünüyle onlara taan etmek doğru değildir. Böyle bir şey insafsızlık olur... Zira zarurî işleri nakledenler ulemadır. Onların iyisini kötüsünden ayırt eden yine ulemadır. Onların hidayet nuru olmasaydı, bizler hidayeti bulamazdık. Onların ayırt etmesi olmasaydı bizler doğruyu yanlışı ayırt edemezdik. Bunlar öyle kimselerdir ki, Din-i Kavim kelimesinin yükselmesi için bütün gayretlenni esirgememişlerdir... Bunlara tabi olan necat bulur. Bunlara muhalefet eden açık yoldan sapar, başkalarını da saptırır. Şunun bilinmesi isabetli olur ki: Sofiyyenin itikadları dahi, Ehl-i Hak itikadının aynı

15 olur. Yani: Sülük ve vüsul menzillerini tamam edip velayet derecesinin sonuna vardıktan sonra... demek istiyorum. Bu itikadlar, ulemaya nakil ve istidlâl yoluyla gelir. Sofiyyeye ise keşif ve ilham yoluyla. Tarikat esnasında, sekir ve halin galebesiyle sofiyyeden bazılarına, anlatılan Ehl-i Sünnet vel Cemaat itikatlarına aykırı bir durum zuhur eder ise de, o makamları geçip işin nihayetine ulaştıktan sonra o aykırı durum toz duman olup gider. 0 aykırılık üzere kalabilir de... Ancak ümid edilen odur ki, onunla muaheze olunmazlar. Çünkü, onların hükmü, hatalı müctehidin hükmü gibidir. Müctehid meseleleri çıkarmakta hata eder, onlar ise keşifte. Bu taifenin muhalefeti cümlesinden olarak: Vahdet-i vücud, ihata, kurb ye maiyyet-i zatiye hükmünü sayabiliriz. Bu mana daha önce de geçti. Bundan başka Yüce Hakk ın zatına zait olarak var olan yedi veya sekiz harici sıfatı da inkar ederler. Ama Ehl-i Sünnet uleması, zat varlığına zaid olarak, onların haricte var olduklarına zahib olurlar ve kabul ederler. Bunları kabul etmemenin kaynağı şudur: 0 vakit müşahede ettikleri, sıfatlar aynasında zattır. Mâlumdur ki, ayna bakanın nazarında gizlidir. Bunun için de onun hâriçte var olmadığına hükmederler. Sebebi: 0 güzelliktir. Zannettiler ki: Eğer o mevcut olsaydı, müşahede edilirdi. Madem ki, müşahede edilmedi, o halde yoktur. İşte bu sıfatların varlığına hükmettikleri için de: Ulemaya taan edip onların putperest ve kâfir olduklarına hükmettiler. Böyle bir taana cüret etmekten Allah a sığınırız. Eğer onlara bu makamdan ilerleme müyesser olursa şuhutları dahi bu hicabtan çıkar; mertebeler hükmü de zail olur. Elbet o zaman da sıfatları görürler ki; zattan başkadır. Böylece onları inkar etmemiş olur; işi büyük ulemayı taana kadar götürmezler. Onların muhalefetleri cümlesinden biri de, bazı işleri Yüce Hakk ın yapmaya mecbur olduğuna dair hükümleridir. Bunlar, her ne kadar icab lafzını kayıtsız ve şartsız söylemezler ve iradeyi isbat ederlerse de hakikatta iradeyi nefyederler. Bunlar, bu durumları ile anlatılan hükümde, bütün şeriat ehli olanlara muhalif düşerler. Bu işler cümlesinden olarak, şu hükümleri de vardır: Allahü Teala, kudret sahibi olarak kâdirdir, derler. Ama şu manaya ki: Dilerse yapar, dilemezse yapmaz. Bununla beraber şöyle derler: Birinci şart, O nun için doğrudan doğruya vacibtir; ama ikinci şart düşünülemez ve olamaz. Yani: Dilememesi yoktur, demeye gelir. Bu söz de icabdır. Hatta şeriat ehli katında yerleşmiş olan mânaya göre: Kudreti inkârdır. Zira onlar katında kudret şu manaya gelir: Fiilin sıhhatı ve terki.

16 Ama bunların kavline göre: Yapmak vacip, terk ise mümtenidir. Bu manaların biri diğerinden o kadar uzaktır ki!.. Onların bu meselede mezhebi, ayniyle felsefecilerin mezhebidir. Yani birinci sıfatın vacib olduğunu tasdik, ikinci şartın mümteni olduğunu kabul edip iradeyi isbat etmek suretiyle ancak bunları felsefecilerden ayırt eden bu sıfat ise hiç faydalı değildir... Zira irade iki müsavi şeyin birini diğerine tahsis veya tercihtir. Bu müsavi durum olmayınca, irade de olmaz. Burada vacib ve imtina (gereklilik ve çekinme) için müsavi durum yok olmuştur. Bu muhalif işler cümlesinden olarak, kaza ve kader beyanlarını da alabiliriz. Öyle ki, onun dış görünüşü icabın isbatıdır. Onların bu bahiste söyledikleri cümleden olarak şu ibareleri vardır:,,hakim mahkum, mahkum dahi hakim. Burada, icabın isbatı şöyle dursun, bir kimsenin Yüce Hakk a hükmedip O nu mahkum kılmasını isbata kalkması dahi cidden çirkin bir şeydir. Bu manada bir ayet-i kerime meali:,,hiç şüphe yok ki; onlar, çirkin ve yalan laf söylüyorlar. (Mücadele, 2) Yukarıda anlatılan cinsten onların muhalif sözleri çoktur. Bu arada onların Yüce Hakkı görmeye imkân olmadığına dair kail olmalarını dahi sayabiliriz. Ancak surî tecelli ile görülebileceğini anlatırlar. Onların kail oldukları bu mana, Sübhan Hakk ın rüyetini (görülmesini) inkâr sayılır. Onların cevaz verdikleri sürî tecelli ile rüyet hakikatta, Sübhan Hakk ı görmek değildir. Ancak misal ve benzerilikten sayılan bir şeydir. Bir şiir: Mü minler O nu görecek, keyfiyet muhal; Ne idrâk vardır, keza ne de darb-i misal. Büyük zatların ruhlar hakkında kıdem ve ezeliyete kail olmaları dahi, onların muhalif cümleleri arasında sayabiliriz. Ki, bu Ehl-i İslam ın karar kıldığı meseleye aykırıdır. Zira bunlar katında bu âlem, bütün parçalarıyle sonradan yaratılmıştır; bu alemde bulunanların ruhları dahi, bu âlem cümlesindendir. Zira âlem, Yüce Hakk ın zatından gayrısına bütün olarak verilen bir isimdir. Bunu böyle anla!.. İşin künhüne ve hakikatına ulaşmadan evvel salike uygun düşer ki, Ehl-i Sünnet ulemasına uymayı kendi nefsi için uygun ve lüzumlu saya!.. İsterse keşfine ve ilhamına aykırı bir durum mevcut olsun. Ulemayı haklı, kendisini de hatalı kabul etmelidir. Zira ulemanın istinad noktası peygamberlerdir. Onlara salât ve selam olsun! Onlar kesin olan vahiy ile teyid edilmiş olup hatadan ve galattan korunmuşlardır.

17 Kendisinin keşfi ve ilhamı, sabit hükümlere aykırı olduğu takdirde hatadır, galattır. Keşfini ulemanın kail oldukları meselelerden önde görmek hakikatta kendisini kat i münzel hükümlere takdim etmektir. Böyle bir şey de sırf delalet ve ayniyle hüsrandır. Kitab ve sünnet mucibince itikad etmek nasıl zaruri ise, onların muktazasına göre amel etmek de zaruridir. Ama şu yoldan olacak: Müctehid âlimlerin onlardan alıp çıkardığı hükümlere göre... Haliyle bunlar şu işlerdir: Helal, haram, farz, vacib, sünnet, müstehab, mekruh ve bunların benzeri olan şüpheli şeyler. Bu hükümleri bilmek dahi aynı şekilde zaruri olmaktadır. Onların, uymak durumunda oldukları müctehidlerin görüşlerine aykırı olarak hükümler çıkarıp almaları ve onunla amel etmeleri caiz değildir. Münasip olur ki: kendi mezhebinin müctehidi tarafından ihtiyar edilen görüşte amel etmeyi tercih eder... Yani kendisine uyup tabi olduğu müctehidin. Bid attan da kaçınıp azimetle amel etmelidir. İmkân nisbetinde müctehidlerin kavillerini cem etmeye çalışmalıdır. Ta ki amel üzerinde ittifak hasıl olsun. Bunları misal olarak şöyle sıralayabiliriz: İmam-ı Şafii Hazretleri abdeste niyyeti şart koşmuştur. Niyyetsiz abdest alınmamalıdır. Aynı şekilde abdest âzalarının yıkanmasının dahi farz olduğuna kail olmuştur. 0 sırayı bozmamalıdır. İmam-ı Malik; abdest azalarının oğuşturulmasını farz saymıştır; elbette abdest alırken uzuvlar oğuşturulmalıdır. Bu manadan olarak demişlerdir ki: Kadına dokunmak ve ön edep yerine (erkek veya kadın tenasül uzvuna) dokunmak abdesti bozar; bunlardan birine dokunulduğu zaman abdest yenilenmelidir. Sair ihtilaflı hükümlerde dahi bu kıyas üzere gitmelidir. Yukarıda anlatılan iki kanaat, yani itikad ve amel hasıl olduktan sonra, Yüce Sultan Allah ın yakınlık derecelerine yükselmek için teveccüh etmelidir. Zulmanî menzilleri ve nuranî meslekleri katetmeye talib olmalıdır. Ancak şunun bilinmesi gerekir ki: Bu uruc ve menzillerin katedilmesi, kamil ve mükemmil (yetişmiş ve yetiştirebilen), tarikat, bilen ve ona karşı basiret sahibi olup hidayet edebilen bir şeyhin teveccühüne bağlıdır. Bu zatın nazar, kalp marazlarına karşı şifadır. Onun teveccühü, beğenilmeyen kötü huyları atar. İşte öncelikle böyle bir şeyh aramalıdır. Yüce Hakk ın fazlı ile, böyle birini bulursa, ona tutunmalıdır. Bu arada şuna itikad etmelidir ki: Onu tanımayı kendisi için büyük bir nimet bile. Bütün tasarruflarında ona boyun eğici olmalıdır. Bu manada Şeyhülislam Herevî şöyle dedi:,,bu ne mânadır ki evliyana verdin! Şöyle ki onları tanıyan seni bulur; seni

18 bulamıyacaklar da onları tanıyamaz. Sonra... Kendi tercih haklarını, şeyhinin arzusunda bütünü ile yok etmelidir. Muradların tümünden, nefsini tahliye etmelidir. Şeyhinin hizmetinde, hizmet kuşağını bağlamalıdır. Şeyhinin, kendisine emrettiği şeylerin tümüne tam manasıyle sarılıp onları yerine getirmelidir. Şunu da itikad etmelidir ki: Bütün saadet sermayesi ondadır. Kendisine itikad edilen şeyh, müridin istidadına zikri münasib görür ise, onu emreder. Müridin istidadına teveccühü ve mürakebeyi münasib görüyorsa, onları işaret eder. Müridin istidadını bilirse ki, mücerred sohbet ona yeterlidir; bunu emreder. Hülâsa: Şeyhin sohbeti varken, zikir ihtiyacı, asla tarikatın şartlarından değildir. Şeyh talibin haline neyi münasib görürse, onu emreder. Tarikatın bazı şartlarında, müritten bir kusur vaki olursa, şeyhin sohbeti onu telafi eder. Onun teveccühü müridin noksanını tamamlar. Bir kimse anlatılan manada bir şeyh ile müşerref olmaz ise... Bu durumda: Şayet o kimse muradlardan (istenmişlerden) ise, Sübhan Hak onu cezbedip kendisi için seçer. Onun işine sırf sonsuz ve nihayetsiz inayeti yeter. Kendisine lâzım olan bütün edeb ve şartı öğretir. Bazı büyüklerin ruhaniyetini, onun yoluna vesiyle eyler. Sülük menzillerini katetmekte dahi delil olurlar. Çünkü, sülük menzillerini katetmekte meşayihin ruhaniyet tavassutu lazımdır. Yani Yüce Allah ın adetinin cari olduğu üzere. Şayet müridlerden (isteyenlerden) ise, kendisine iktida edilecek bir şeyhin tavassutu olmadan, onun işi cidden müşkildir. Ta kendisinin uyacağı bir şeyhe ulaştırıncaya kadar, Sübhan Allah a iltica etmelidir. Bu arada şunu da belirtelim ki, tarikatın şartlarına riayet gerekli sayılmalıdır. Şu şartlar, meşayih kitaplarında tafsilatı ile beyan edilmiştir. Onlara müracaat edip öğrendikten sonra uygun hareket edilmesi lazımdır. Tarikatın en büyük şartları arasında nefse muhalefet vardır. Bu dahi vera ve takva makamına riayetle olur. Bu makam da haramlardan sakınmak sayılır. Haramlardan sakınmak ise, ancak fuzuli mübahlardan çekinmek suretiyle olur. Şayet mübahları irtikâb etmekte dizgin elden bırakılır ise, iş, şüphelileri irtikâba kadar gider. Şüpheliler ise, harama yakın olup ona düşmek ihtimali kuvvetlidir. Zira uçurumun kenarında yürüyen oraya düşebilir. Haramlardan korunmak ise, fuzuli mübahlardan kaçınmaya bağlıdır. Vera halinin tahakkuku için dahi, fuzuli mübahlardan sakınmak gerekir. İlerleme ve yükselme için dahi, vera halinin tahakkuk etmesi gerekir. Zira vera buna bağlıdır. Yukarıda anlatılan manayı şöyle açıklayabiliriz:

19 1- Emirleri yerine getirmek, 2- Yasaklardan kaçmak. Emirlerin yerine getirilmesinde; kudsiyyun (melekler) zümresi müşterektir. Eğer yalnız emirleri yerine getirmekle yükselmek mümkün olsaydı, kudsiyyun için dahi, terakki olurdu. Yasaklardan kaçınmak ise yalnız insanlara mahsustur. Zira melekler, bizzat mâsumdurlar. Onlarda muhalefet mecali yoktur ki, ondan kaçınsınlar. Dolayısıyla terakki yalnız bu ikinci parça için gerekli olur. Anlatıldığı biçimde yasaklardan kaçınmak, ayniyle nefse muhalefettir. Zira şeriat ancak nefsanî hevanın kalkması için gelmiştir. Bir de zulmanî adetlerin def i için. Burada şöyle bir şey sorulabilir: Emirlere uymak dahi, aynı şekilde nefse muhalefettir. Zira nefis ibadetle iştigal etmeyi istemez. Bu durumda emre uymak da terakkiyi gerektirmez mi? Meleklerde de emre uyma muhalefeti olmadığı için terakkilerine sebep olmaz. Bunun cevabı için şöyle diyebilirim: Nefsin ibadeti istemeyişi ve ona rızasının olmayışı, ancak ondan feragat etmeyi taleb sebebiyledir. 0 kadar ki, nefis, hiçbir şeye bağlanıp mukayyet olmayı arzu etmez. Onun bu ferağat arzusu ve meşgul olmak istemeyişi harama yahut da fuzulî mübah olan şeylere şamildir. Durum yukarıda anlatıldığı gibi olunca nefsin muhalefeti, emirlere uymak ile haramlardan kaçınmak yolundan gelmektedir. Hangi tarikattaki nefse muhalefet farzdır, o, yolların en yakınıdır. Hiç şüphe edilmeye ki: Tarikat-i Nakşibendiye de nefse muhalefete riayet, sair tarikatlara nazaran pek çoktur. Zira bu yolun büyükleri, azimetle ameli ihtiyar edip ruhsat yolundan kaçınmışlardır. Bilinen bir durumdur ki, gerek haramdan gerekse fuzulî şeylerden sakınma azimette mevcuttur; her ikisine de riayet edilmektedir. Ama ruhsat böyle değildir. Zira ruhsatta yanlız haramdan sakınmak vardır. Burada şöyle bir şey sorulabilir: Sair tarikat erbabı katında dahi, azimetin tercih edilmesi mümkündür. Derim ki: Sair tarikatlarda sema vardır, raks vardır. İş onlardan ruhsat haddine varır. Hem de birçok kaçamaklardan sonra. Bunda azimet mecali nereden olsun?.. Aynı şekilde cehren (yüksek sesli) yapılan zikirde ruhsatın fevkinde birşey tasavvur edilmez. Sair tarikatların meşayihi, kendi tarikatlarında, bazı sahih niyyetlerle yeni işler ihdas etmişlerdir. Bu işlerdeki tashihin nihayetinde ise, ruhsat hükmü vardır. Ama bu Silsilei Aliyye böyle değildir: Bunlar kıl kadar olsa dahi, sünnet e muhalefet olarak bir şeye

20 cevaz vermezler. Anlatıldığı gibi olunca, bu Tarikat-ı Aliyye de nefse muhalefet pek fazlası ile tamamdır. Dolayısıyle de yolların en yakını olmaktadır. Talib olan bir kimsenin dahi, bu Tarikat-i Aliyye yi tercih etmesi yerinde ve pek münasip olur. Çünkü bu Tarikat-i Aliyye, gerek akrebiyet, gerekse matlub olarak kemaliyle üstünlük sahibidir. Fakat sonradan gelen halifelerinden bir cemaat, o büyüklerin yollarını bırakıp bu Tarikat-i Aliyye de dahi bazı yeni işler ihdas ettiler. Semaı, raksi ve cehri zikri tercih ettiler. Bunun menşei dahi, butarikat-i Aliyye büyüklerinin niyetlerinin hakikatına vasil olmaktadır. Bunun için hayal ettiler ki, bu yeniliklerle bu Tarikat-i Aliyye yi ikmal edip tamamladılar. Hem de bu ihdas edilen şeyler ve bid atlarla... Ama anlıyamadılar ki: Bunları yapmakla onun tahribine çalışmaktadırlar; onu zayi etmeye çabalarlar. Allah, grçeği meydana çıkarır; insanları doğru yola hidayet eden de O dur. Şu yazılanları hülâsa edecek olursak, yine Rabbani nin 193. mektubuna müracaat ediyor ve onun bir nevi özetini veriyoruz.,,sorumlu kişilerin üzerine vacip olan şeylerden birisi de Ehl-i Sünnet vel Cemaat ulemasının re yine uygun şekilde itikadı düzeltmek gerekir. Çünkü kurtuluş, o büyüklerin ictihadlarına göre hareket etmeye bağlıdır. Onlar Fırkay-ı Naciye dir; onlar Resulullah ın ve ashabının yolundadırlar. Kur an dan ve hadisten çıkarılan muteber ilimler, ancak bu zatların çıkarıp aldıkları kısımlardır. Allah korusun, zaruri sayılan itikada dair meselelerden birine hata arız olursa ebedi kurtuluştan mahrum olur ve ebediyyen cehennemde kalır. Hz. Hace Ahrar dan naklen şöyle demiştir: Bize hallerin ve vecitlerın tümü verilse, hakikatımız dahi, Ehl-i Sünnet vel Cemaat akidesi ile temizlenip süslenmeyince, o halleri ve o vecitler, hızlandan başka birşey yerine koymayız... Ey Seyyid: Bu zamanda İslam cidden gariptir. İslam ın desteklenmesi ve kuvvetlendirilmesi için bu zamanda bir kuruş sarf etmek, altın ve gümüşten binlercesinin sarf, yerine geçer. Allah Resulü şöyle buyurur:,,siz öyle bir zamandasınız ki, emredilenin onda birini biriniz terketse, helâk olur. Sizden sonra bir zaman gelecek, o zaman bunların onda biri ile amel eden kurtuluş bulacak. İşbu vakit, Resulullah (s.a.v.) in anlattığı vakittir; bu müjdelenen kavim ise, şimdi bu zamanda yaşıyan müslümanlar topluluğudur. Şeriat hükümlerini tebliğ etmeden geri durarak oturanların kıyamet gününde özürleri kabul edilmeyecektir. Her halükârda, şer î meselelerin hakikatına vakıf olmak zaruridir. Eğer bu işte bir ihmal vaki olursa bunun vebali ulemanın ve devlet adamlarının sırtındadır. Bu işlerin

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Şeyh den meded istemek caizmidir?

Şeyh den meded istemek caizmidir? Eusubillahi-mineş-şeytanirrajim Bismillahirr-rahmanirrahim Şeyh den meded istemek caizmidir? Şeyh Eşref Efendi Esselamaleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Hazihis Salatu tazimen bi hakkike ya Seyyiduna

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Fırka-i Naciyye. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül 2009 22:27

Fırka-i Naciyye. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül 2009 22:27 İslâmî akideyi en net ve sağlam şekliyle kabul eden topluluk. Bu deyim iki kelimeden meydana gelmiş bir isim tamlamasıdır. Terkibin birinci ismi olan fırka kelimesi için bk. "Fırak-ı Dalle". Naciye kelimesi

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır.

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır. 45. MEKTUP MEVZUU : a) Şeyhinin vefatından sonra, Haniganın fukarasına (tekkenin dervişlerine) zahirî destek olması dolayısı ile teşekkür izharı.. b) Camiiyet-i İnsan (insanda her şeyin var olması) onun

Detaylı

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453

ZAFER TALHA ÇİMEN 8/E - 1453 ÖZEL EGE LİSESİ (ORTAOKULU) DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ KAZA VE KADER (Allah, herkesin ne yapacağını bilip yazdığına göre, insanların hayır işlemesinin bir anlamı var mı? İslam da İnsanın İradeli Fiilleri

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6] K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Soru: Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu. Benim sorum şudur: Faizden kazanılan para ile yapılan evde kılınan namazın hükmü nedir? Cevap: Aleykum selam

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108 Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4 Fakrnâme Vîrânî Abdal Yayına Hazırlayan Fatih Usluer ISBN: 978-605-64527-9-6 1. Baskı:

Detaylı

el-itticâhâtü L-MÜNHARİFE FÎ TEFSÎRİ L-KUR ÂN İ L-KERÎM DEVÂFİ UHÂ VE DEF UHÂ

el-itticâhâtü L-MÜNHARİFE FÎ TEFSÎRİ L-KUR ÂN İ L-KERÎM DEVÂFİ UHÂ VE DEF UHÂ el-itticâhâtü L-MÜNHARİFE FÎ TEFSÎRİ L-KUR ÂN İ L-KERÎM DEVÂFİ UHÂ VE DEF UHÂ Muhammed Hüseyin ez-zehebî, Mektebetü Vehbe, 3. Basım, 1406/1986, 112 s. Harun ABACI* Bu kitapta yazar, eski ve yeni yazılmış

Detaylı

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen Muâz b. Cebel'in Hz. Peygamber in (s.a.v.) sorduğu

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

Abdulü Halik Gucduvanî (k.s.) tarafından zikredilmiş ve tarikatın üzerine bina edildiği asıllar.

Abdulü Halik Gucduvanî (k.s.) tarafından zikredilmiş ve tarikatın üzerine bina edildiği asıllar. Abdulü Halik Gucduvanî (k.s.) tarafından zikredilmiş ve tarikatın üzerine bina edildiği asıllar. Hoş derdem, Nazar ber-kadem, Sefer der-vatan, Halvet der-encumen, Yâd kerd, Baz-keşt, Nigah-daşt, Yad-daşt.

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI 5.10.2015 Pazartesi 06.10 2015 Salı Y.ÇİFTÇİ S.AL Y.ÇİFTÇİ 7.10.2015 Çarşamba Y.ÇİFTÇİ 15:00 8.10.2015 Perşembe S.AL S.AL 9.10.2015 Cuma E.ÜZÜM S.AL Y.ÇİFTÇİ 15:00 E.ÜZÜM (Siyer ) Mirac ve Hediyesi Namaz

Detaylı

İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK AKADEMİK TÜRKÇE DERSİ İÇİN KELİME LİSTESİ. Hazırlayan: Doç.Dr. Mustafa ALTUN

İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK AKADEMİK TÜRKÇE DERSİ İÇİN KELİME LİSTESİ. Hazırlayan: Doç.Dr. Mustafa ALTUN İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK AKADEMİK TÜRKÇE DERSİ İÇİN KELİME LİSTESİ http://www.dilbilimi.net/akademik_turkce.html Hazırlayan: Doç.Dr. Mustafa ALTUN Son Güncelleme: 14 Şubat 2015 1 Açıklama:

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ TAKVAYA ERMENİN YOLU; ORUÇ (O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki Kur an; insanlara hidayet (doğru yol) rehberi, doğru yolun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak onda(ki Kadir gecesinde) indirildi.

Detaylı

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak:

İslamiyet in dirilmesi bizden fidye ister. Cenab-ı Hak: Cenab-ı Hak: En iyi işleri yaparak kendini büsbütün Allah a teslim eden ve daima doğru yoldan giden İbrahim in dinine uyan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim i kendine dost

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR RABBİMİZDEN ÇAĞRI Ey iman edenler! (Peygamber,) sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah a ve Resûlü ne uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer (sözünüzle niyetinizin aynı olup olmadığını

Detaylı

İslam İtikadında Sünnet: Hamdi GÜNDOĞAR /

İslam İtikadında Sünnet: Hamdi GÜNDOĞAR / İslam İtikadında Sünnet: Hamdi GÜNDOĞAR / Çıra Yayınları, İstanbul, 2006/240 sayfa Tanıtan: Muzaffer BARLAK 1 İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Yüce Allah, ilahi hitabının birçok yerinde

Detaylı

ALLAH IN EVLERİNDE MİSAFİRLİK: İTİKAF MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR

ALLAH IN EVLERİNDE MİSAFİRLİK: İTİKAF MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR Şüphesiz ki (bütün) secde edilen yerler/mescidler Allah( a yaklaşmak ve O na teslimiyeti göstermek) içindir. O halde Allah ile beraber (başka) birine (sığınıp) yalvarmayın.

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI S.NO TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN TARİH ADI SOYADI UNVANI YERİ VAKTİ KONUSU Tepebaşı Camii 1 05.06.2016 29 Şaban Nalbant Camii Rahman Camii Ramazan'a

Detaylı

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI)

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livata Haddi 71 LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livatanın cezası zina cezasından farklıdır. Her ikisinin vakıası birbirinden ayrıdır, birbirinden daha farklı durumları vardır. Livata,

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Herkes bir arayış içinde

Herkes bir arayış içinde Euzubillahimineşşeytananirracim Bismillahirrahmanirrahim Herkes bir arayış içinde Ayberk Efendi Berlin 2oo8 La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil Azim. Meded ya Sultanul Evliya, meded ya Şeyh Nazım

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA SADECE SIKINTIDA DEĞİL HER ZAMAN DUA (Resulüm!) De ki: Dua (ve ibadeti)niz olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkarcılar!) Siz ise, (Allah ve Resulü nün bildirdiklerini) yalanladınız, bu yüzden

Detaylı

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN 1 ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ MUSTAFA KOÇ GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN BASKI YERÝ ÇAÐLAYAN A.Þ. TS EN ISO 9001:2008 SER NO: 300-01 SARNIÇ YOLU ÜZERÝ NO:7 GAZÝEMÝR / ÝZMÝR TEL: 0

Detaylı

SEÇİM VE GEÇİM Perşembe, 31 Ekim 2013 09:31

SEÇİM VE GEÇİM Perşembe, 31 Ekim 2013 09:31 Tarih boyunca hayatın her alanında özellikle de evlilik-aile hayatı ve yönetim-iktidar alanında seçim ve geçim çok önemli unsurlardır. Seçim ile geçim iç içedir, geçim seçime bağlıdır. Geçim yani nasıl

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

İbadetin Manası ve Çeşitleri

İbadetin Manası ve Çeşitleri İbadetin Manası ve Çeşitleri Muhammed ibni Abd'il Vehhab (rahimehullah) www.at-tawhid.org 1 İbadetin Aslı Allah a ibadetin aslı; Allah ın emirlerine uymak nehyettiklerinden kaçınmak suretiyle ona itaat

Detaylı

KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Cevap : Vahy denir.

KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine bildirmesine ne denir? Cevap : Vahy denir. KUR AN I KERİM HAKKINDA KISA BİLGİLER Soru 1 : Kur an ı Kerim kaç yılda inmiş, tamamlanmıştır? Cevap : Kur an ı Kerim 22 sene, 2 ay, 22 günde inmiştir. Soru 2 : Allah(c.c.) ın dilediği şeyleri Peygamberlerine

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur:

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur: ATEŞTEN KORUNMANIN YOLU: SADAKA Arınmak için, malını (sırf Allah rızası için) veren en takvâlı (Allah ın emirlerine en uygun yaşayan) kimse ise, o (ateşin azabı)ndan uzaklaştırılacaktır. Leyl/17-18 Sevdiğiniz

Detaylı

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI AY S.N ADI VE SOYADI ÜNVANI VAAZ YAPACAĞI YER TARİHİ GÜNÜ VAKTİ Ana Konu Alt Konu Vaaz Konusu 1 H.Basri DÜZDAŞ Müezzin-Kayyım

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri...

İÇİNDEKİLER. Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ. I. BÖLÜM Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11 İslâm Dini nin Bazı Özellikleri... IGMG Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V. İslam Toplumu Millî Görüş Eğitim Başkanlığı İÇİNDEKİLER Ders Kitapları Serisi Takdim... 9 İTİKAD ÜNİTESİ Din Din Ne Demektir?... 11 Dinin Çeşitleri... 11

Detaylı

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz)

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) V A İ Z İ N ADI - SOYADI ÜNVANI VAAZIN YERİ VAAZIN GÜNÜ VE SAATİ VAAZIN KONUSU Cahit ÇETİN Müftü Haydarçavuş Camii

Detaylı

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI

SAHİP OLDUKLARIMIZI KORUMANIN 4 RUHSAL ADIMI 1 KORUMANIN 4 RUHSAL Çoğu insan nasıl dua edeceğini bilemez. Bu yüzden size yardımcı olabilecek örnek bir dua metni hazırladım. Bu duayı sesli olarak okuyabilir ya da içinizden geldiği gibi dua edebilirsiniz.

Detaylı

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım. ABUZER KARA 1.Kendinizi tanıtırımsınız. Ben Abuzer Kara 1961 Samsat doğumluyum.ilk ve orta öğrenimimi Samsat ta bitirdim.19 82 yılında evlendim.1983-1984 Yılları arasında askerlik görevimi ifa ettim.1987

Detaylı

Abdest alırken kep ve şapka veya kufiyenin üzerini mesh etmenin hükmü. Muhammed Salih el-muneccid

Abdest alırken kep ve şapka veya kufiyenin üzerini mesh etmenin hükmü. Muhammed Salih el-muneccid Abdest alırken kep ve şapka veya kufiyenin üzerini mesh etmenin hükmü ] ريك Turkish [ Türkçe Muhammed Salih el-muneccid Terceme: Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin 202-433 ح م ملسح القبعة والكوفية

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERİSTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ HAZIRLIK SINIFLARI (NORMAL VE İKİNCİ ÖĞRETİM) GÜZ MAZERET SINAV PROGRAMI

YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERİSTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ HAZIRLIK SINIFLARI (NORMAL VE İKİNCİ ÖĞRETİM) GÜZ MAZERET SINAV PROGRAMI YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERİSTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ HAZIRLIK SINIFLARI (NORMAL VE İKİNCİ ÖĞRETİM) GÜZ MAZERET SINAV PROGRAMI 13.00-14.15 Sarf ve Nahiv 13.00-14.15 İmla İnşa ve Okuma 1-A-B-C SINIFLARI (NORMAL VE

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti)

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) KURAN YOLU- DERS 3 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1) Mübin : Açık ve Açıklayan. Kur an ın sıfatlarındandır. Kur an sadece

Detaylı

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38 Bütün mesele tam bir sevgi meselesidir. Sevgi kalpte başlar kalpte biter. Sevgi gönlün, kalbin eylemidir. Allah ın bir ismi de Vedud dur. Allah yarattıklarını sever ve bu dünya sevgi ile ayakta durur.

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır.

Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır. Hz. Mehdinin (A.S.) geleceği ile ilgili olarak üzerinde durmamız gereken bir konu daha vardır. Bilindiği gibi bugün Müslümanların çoğu Hazret-i İsa nın (A.S.) hâla yaşamakta olduğuna ve gökte bulunduğuna

Detaylı

Günah Hastalığından Kurtulmanın İlâcı: Tevbe ve İstiğfar

Günah Hastalığından Kurtulmanın İlâcı: Tevbe ve İstiğfar Günah Hastalığından Kurtulmanın İlâcı: Tevbe ve İstiğfar Maddî kirleri sabun ve su giderdiği gibi kalbi karartan, insanı cehennemlik yapan, mânevî hastalık ve kirleri de tevbe, istiğfar ve Allâh'tan korkarak

Detaylı

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.)

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) Ben seni sevdiğim için eğer bahâ derler ise İki cihân mülkün verem dahı bahâsı yetmeye (Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) İki cihân

Detaylı

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

MEKKE-İ MÜKERREME MEKKE-İ MÜKERREME'NİN BİR KÜFÜR BELDESİ OLUP OLMADIĞI HAKKINDA. Müellif: Şeyh Hamad İbni Atik en-necdi (H1227-H1301)

MEKKE-İ MÜKERREME MEKKE-İ MÜKERREME'NİN BİR KÜFÜR BELDESİ OLUP OLMADIĞI HAKKINDA. Müellif: Şeyh Hamad İbni Atik en-necdi (H1227-H1301) MEKKE-İ MÜKERREME'NİN BİR KÜFÜR BELDESİ OLUP OLMADIĞI HAKKINDA Müellif: Şeyh Hamad İbni Atik en-necdi (H1227-H1301) Mecmuatü'r-Resail ve'l-mesaili'n-necdiyye, 1/742-746 www.almuwahhid.com 2 بسم هللا الرحمن

Detaylı

İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... 5 TAKDİM... 11

İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... 5 TAKDİM... 11 İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER... 5 TAKDİM... 11 İTİKAD-FIKIH İLİŞKİSİ... 13 Farklı din algıları... 14 Fıkıh itikadî kabullerden neş et eder... 16 İslamî ilimler arasındaki ilişki... 17 Reformist anlayışın itikadı

Detaylı

İçindekiler. Günlük namazlar. Cemaatle namaz. Cuma namazı. Bayram namazı. Cenaze namazı. Teravih namazı. Namazın insana kazandırdıkları

İçindekiler. Günlük namazlar. Cemaatle namaz. Cuma namazı. Bayram namazı. Cenaze namazı. Teravih namazı. Namazın insana kazandırdıkları Ön Söz Bu dergide namaz ibadetinden bahsedilmektedir. Namaz ibadetinin bize kazandırdıklarını, nasıl namaz kılacağımızı, namazın içindeki ve dışındaki şartları vb. gibi konuları özetlemektedir. Dergi kolay

Detaylı

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir? Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii

2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI. 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii VAAZIN 2015 YILI 3. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 20.7.2015 Pazartesi Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Kapucu Camii PEYGAMBERİMİZİN

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

ÞÝÝR YAZARKEN NELERE DÝKKAT EDÝLMELÝ? / Kadir ÇETÝN

ÞÝÝR YAZARKEN NELERE DÝKKAT EDÝLMELÝ? / Kadir ÇETÝN ÞÝÝR YAZARKEN NELERE DÝKKAT EDÝLMELÝ? / Kadir ÇETÝN Ekleyen Üçüncü Yeni Çarþamba, 07 Eylül 2011 Son Güncelleme Çarþamba, 07 Eylül 2011 MAVÝ ZAMAN KADÝR ÇETÝN Sual: Kaliteli bir þiir yazarken neye dikkat

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

BİRİNCİ KISIM: Feraiz Mukaddime. 1 inci Fasıl BİRİNCİ BAB

BİRİNCİ KISIM: Feraiz Mukaddime. 1 inci Fasıl BİRİNCİ BAB İ Ç İ N D E K İ L E R Lügatler 5 Ön söz, 7 BİRİNCİ KISIM: Feraiz Mukaddime Feraiz lstıhları.... - 9 Velânın mânası, kısımları, hukukî mahiyyeti 11-13 Hesap Istıhlaları 15 BİRİNCİ BAB İrsin Rüknü 17 Terike

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı ORTAOKUL TEMEL DİNÎ BİLGİLER DERSİ (İSLAM; I-II) ÖĞRETİM PROGRAMI

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı ORTAOKUL TEMEL DİNÎ BİLGİLER DERSİ (İSLAM; I-II) ÖĞRETİM PROGRAMI T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı ORTAOKUL TEMEL DİNÎ BİLGİLER DERSİ (İSLAM; I-II) ÖĞRETİM PROGRAMI ANKARA 2012 1.GİRİŞ Yaratılıştan itibaren hayata yön veren, temel hak ve

Detaylı

İSLÂM DA CEZA SİSTEMİ HATA İLE ÖLDÜRME

İSLÂM DA CEZA SİSTEMİ HATA İLE ÖLDÜRME 190 HATA İLE ÖLDÜRME Hata ile öldürme iki kısma ayrılır: 1- Öldürülen kimsenin isabet alması istenmemesine rağmen ona isabet etmesi ve onu öldürmesidir. Bir ava atış yapılırken bir insana isabet etmesi

Detaylı

BEDİÜZZAMAN IN TABİATÇILARA KARŞI MÜDAFAA STRATEJİSİ

BEDİÜZZAMAN IN TABİATÇILARA KARŞI MÜDAFAA STRATEJİSİ 2. ULUSLARARASI BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ SEMPOZYUMU İslâm Düşüncesinin 20. Asırda Yeniden Yapılanması ve Bediüzzaman Said Nursî 27-29 Eylül, 1992, İstanbul BEDİÜZZAMAN IN TABİATÇILARA KARŞI MÜDAFAA STRATEJİSİ

Detaylı

RE SEN TAAHÜTNAME VE KEFALETNAME

RE SEN TAAHÜTNAME VE KEFALETNAME RE SEN TAAHÜTNAME VE KEFALETNAME 1- Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörlüğünce lisansüstü öğrenim görmek üzere.üniversitesi Rektörlüğüne gönderileceğimden, aşağıdaki şartların aynen kabulüne ve iş bu

Detaylı

ZEKÂTIN FARZ KILINMASININ HİKMETİ

ZEKÂTIN FARZ KILINMASININ HİKMETİ ZEKÂTIN FARZ KILINMASININ HİKMETİ [ Türkçe ] الحكمة من تشريع الزكاة [باللغة التركية [ Muhammed b.salih el-useymin محمد بن صالح العثيمين Terceme eden : Muhammed Şahin ترجمة: محمد بن مسلم شاهين Tetkik eden:

Detaylı

KADINA ARKADAN YANAŞMANIN HÜKMÜ

KADINA ARKADAN YANAŞMANIN HÜKMÜ 76 KADINA ARKADAN YANAŞMANIN HÜKMÜ Kadına dübüründen yanaşmak haramdır. Dolayısıyla erkeğin kadına dübüründen yanaşması haram olup bazı imamlar bunu zina olarak değerlendirmişlerdir. Her ne kadar livata

Detaylı

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır.

Batıda yayılan milliyetçilik akımı bizde olduğu gibi İslâm dünyasını da etkisi altına almıştır. ASRIN ÜÇ HASTALIĞI *1789 Fransız ihtilali kebiri batıdaki Katolikliğin katılığını kırmak ve özgürlüklere kapı açarak dünyayı değiştirmekle beraber,geriye ırkçılık gibi eskilerin seretan dediği bir kanser

Detaylı

Dînî yükümlülük bakımından orucun kısımları. Muhammed b. Salih el-useymîn

Dînî yükümlülük bakımından orucun kısımları. Muhammed b. Salih el-useymîn Dînî yükümlülük bakımından orucun kısımları [ ثريك Turkish ] Türkçe Muhammed b. Salih el-useymîn Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin 2012-1433 أكسام احلكم اتللكييف للصيام «باللغة الرتكية»

Detaylı

Dünya: Ilahi bir TV kanalından ibarettir

Dünya: Ilahi bir TV kanalından ibarettir Bismillahirrahmanirrahim Dünya: Ilahi bir TV kanalından ibarettir Şeyh Eşref Efendi Berlin, 20.03.2009 Euzubillahiminesseytanirracim Bismillahirrahmanirrahim La havle vela kuvvete illabillahil aliyyül

Detaylı

Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? Muhammed Salih el-muneccid

Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? Muhammed Salih el-muneccid Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? حكم تكر لعمر م يكو بينهما ] تريك Turkish [ Türkçe Muhammed Salih el-muneccid Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

İNANÇ ÖNDERLİĞİ - PİRLİK. Ezeli ezelden öteden beri. Sevdikçe sevesim geldi Pirimi. Çekerim cevrini andan ötürü. Sevdikçe sevesim geldi Pirimi

İNANÇ ÖNDERLİĞİ - PİRLİK. Ezeli ezelden öteden beri. Sevdikçe sevesim geldi Pirimi. Çekerim cevrini andan ötürü. Sevdikçe sevesim geldi Pirimi Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4 Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4 İNANÇ ÖNDERLİĞİ - PİRLİK Ezeli ezelden öteden beri Sevdikçe sevesim geldi Pirimi Çekerim

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı