eytan ve Ça da Takipçileri

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "eytan ve Ça da Takipçileri"

Transkript

1 YIL 30 SAYI 353 ISSN eytan ve Ça da Takipçileri Ekolojik Ayak zi Açlık ve Ziraî Potansiyel Hayat Nedir? Çıkmazdaki Batı

2 Şeytan, Allah ın rahmetinden uzak düşmüş, işi azgınlık ve azdırma; varlığını fitne, fesat, nifak ve şikak ekseninde sürdüren lanetlik bir tali sizdir. Şeytânettir onun her işi ve şer peşinde koşar sürekli; koşar ve insanlarda kötülük duygularını tetikleyerek, onları iyilikten, güzellikten ve faziletten uzaklaştırarak âdeta kendine benzetip aveneleri hâline getirir. Dinî emirlere başkaldırma, Allah ve Peygamber in dediklerini tersine çevirme, menhiyât yollarına su serpip insanları bohemleştirme onun en çok üzerinde durduğu hususlardandır. O her zaman ve her yerde kanun ve kural tanımamazlığı yeğler atmosferine girenlere.. böylelerinin hırslarını şahlandırır, cismanî ve bedenî arzularını kamçılar, onlara sürekli çalma-çırpma yollarını gösterir, zevk u safâ ile başlarını döndürür ve pek çoğunu kendi gibi iblisleştirir. Belli hikmet ve maslahatlar için insanın varlık atlasına yerleştirilmiş bulunan bir kısım insanî hisleri olumsuzluk istikametinde kullanmada onun eşimenendi yoktur.. o, kirli atmosferine girme bahtsızlığına maruz kalanlara güzellikleri çirkin, çirkinlikleri de güzel göstermede fevkalâde mâhirdir. Avladığı tali sizleri iğfal ve propagandalarıyla öylesine beden ve cismaniyetin kulları-köleleri hâline getirir ki, artık böylesi zavallıların bir daha da hakiki insan olma ufkuna yönelmeleri âdeta imkânsızlaşır... İnsanoğlu bu muzır mahlûku ilk defa Hazreti Âdem e secde hâdisesinde Allah a başkaldırmasıyla tanısa da, bu bahtsızın sergüzeştisi, -Allahu a lemiç problemleri ve düşünce çelişkilerine bağlı olarak çok daha eskilere dayanmaktadır. O, tabiatındaki potansiyel kıskançlık hissi, aldatma cibilliyeti, benlik duygusu, isyan ruhu ve şöhret zaafıyla -bütün bunlarda iradesi bir şart-ı âdî- günümüzdeki takipçileri gibi isyan ahlâkıyla sürekli köpürüp duran, fesada kilitlenmiş, bayağılardan bayağı bir varlıktır. Onun iç dünyasını ve mahiyetini teşkil eden esas unsurlarında sürekli kötülük duyguları kaynayıp durduğu için yörüngesine giren ins ve cinden herkese de aynı şeyleri mırıldanır. Hususiyle de bir kısım karakter problemi olanları kendine benzetmeye çalışır ve böylelerine mütemâdiyen şeytanî mülâhazalar üfler.. onların dem ve damarlarında dolaşır.. ve bu bahtsızlara hep negatif şeyler fısıldar. Bu zavallılar, iç dünyalarında şekillenen söz, beyan ya da yazıya 210 iki

3 dökülen düşünce şeklindeki olumsuzlukları kendi fikirleriymiş gibi sanırlar ama bütün bu menfîliklerin arkasında şeytanî dürtülerin olduğu açıktır. Bu itibarla da, insanlara karşı ve hususiyle de ehl-i imana karşı kin ve nefret taşıyan, onları baştan çıkarmaya çalışan, yer yer bir kısım zayıfların hayvanî hislerini tetikleyerek bunları bohemliğe sürükleyen, kendi gibi düşünmeyenlere saldıran, yerinde kargaşa çıkarıp genel havayı geren ve değişik kesimleri karşı karşıya getiren, her zaman nifak ve şikak peşinde koşan, Kur ân ifadesiyle, mü minlerle bulunduklarında onlardan görünen, radikal küfür babalarının yanlarına döndüklerinde de gerçek düşüncelerini ortaya koyan bu tür fitne örgütleri ve şeytan aveneleri de mecazen şeytan kabul edilegelmiştir ki, Kur ân ın 1 و ا ا א ayetinde deşifre ettiği insî şeytanlar da işte bunlardır. Hazreti Âdem e secde emrine hayır diyerek isyan bayrağı açan, hatta daha da ileri giderek Hakk a karşı diyalektik ve cedele girişen şeytan ne ise, günümüzün modern Mefisto ları da onun izinde hemen her zaman sürekli iyiye-güzele başkaldırmakta, Allah ı, Peygamber i unutturmaya çalışmakta ve şeytanî mülâhazaların gelişip güçlenmesine zemin hazırlamaktadırlar. Goethe nin de Faust kitabında ifade ettiği gibi, dünden bugüne şeytan ve insan mücadelesi, küfür ve iman retleşmesi hiç dinmemiştir ve dinmeyecektir de... Bu mücadele çerçevesinde bazen zemin küfür ve ilhada müsait hâle getirilmiş ve mülhidler bütün bütün küstahlaştırılmış, bazen mü min gönüller kaba kuvvetle sindirilmiş, bazen bir kısım şımarık ruhlar kendilerinden başka kimseye hakk-ı hayat tanımama despotizmasına girmiş, bazen de günümüzde pek çok emsaliyle ürperdiğimiz türden ne zulümler ne zulümler işlenmiş ve işlettirilmiştir!.. Düşünmemişlerdir bu tiranlar kendilerinden daha güçlü bir Kudret-i Kahire nin mevcudiyetini.. düşünmemişlerdir zâlimin zulmü varsa mazlumun da Allah ı olduğunu, bugün insanlara cevr u cefâda bulunanların yarın sürüm sürüm hâle gelip inleyeceklerini. Bundan daha acısı da, hayatlarını zâlim ve müstebitlerin güdümünde sürdüren tali sizler, olup bitenlerden hiç mi hiç bir şey anlamamışlardır; anlamamış ve hep başlarındaki tiranların emellerine hizmet etmişlerdir. Fark edememişlerdir ne duruma düştüklerini ve ne bayağı işlere itildiklerini. Böyleleri için ne hoş söyler Namık Kemal: Muîni zâlimin dünyada erbâb-ı denâettir / Köpektir zevk alan sayyâd-ı bîinsâfa hizmetten. İşin doğrusu, böylelerinin sonu da her zaman çok acı olmuştur ve olmaktadır. Atalarımız, Şeytanın dostluğu darağacına kadardır! derler. Bunların akıbeti de işte hep böyle noktalanmıştır. Bunlar dünyada hiç gülmedikleri gibi geleceklerinden de asla emin olamamışlardır; olamazlardı da, zira insî-cinnî şeytanlar onların ruhlarını çarpmıştı.. evet, onlar bir kere daha Mefisto nun o sinsi oyununa gelmişlerdi.. aldanmışlardı dost görünen düşmanlara ve kendilerinden sandıkları yabancılaşmış ruhlara. Şimdilerde bu gariplerden garip dünyaya musallat olan mülhidler, münkirler, bohemler, şehvet simsarları, hak ve adalet bilmez tiranlar; tali siz yığınlara şeytanların yapmadıklarını, yapamadıklarını yapmaktadırlar. Öyle ki, düşünceleri olabildiğine kirli, ağızları bozuk, içleri kin ve nefretle köpürüp duran bu şer şebekeleri, kendileri gibi düşünmeyenlere sürekli saldırmakta, herkese bir çeşit kara çalmakta, istediklerini göklere çıkarırken istemediklerini de rahatlıkla yerin dibine batırmaktadırlar. Âkif merhum, lanetle anılan bu müstağriblerden bazıları hakkında ağır bir üslupla da olsa şunları söyler: Üdebâmız ana-avrat sövüyor birbirine / Türlü adlarla çıkan nâmütenâhi gazete / Ayrılık tohumları saçıyor bol bol memlekete Evet bu, evvelki gün öyle olmuştu.. dün de öyleydi.. şimdi de öyle... Allah, bizleri, Şeytanın arkasına takılıp gitmeyin; o sizin için apaçık bir düşmandır ve sizi hep hayâsızlık ve çirkin işler yapmaya teşvik etmektedir. 2 diyerek ondan uzak durmaya çağırmış.. (O lanetlik küstah, Allah ın kendisini kovmasına karşılık) Ben de Senin kullarından bir kısmını kendime râm ederek her zaman onları saptıracak ve çeşit çeşit kuruntularla avutacağım. 3 beyanıyla bu mel ûnun hıncını hatırlatarak bizi teyakkuza sevk etmiş.. Sen beni lânetlediğin için ben de Senin kullarının yolunu keserek sürekli onları gözlemeye koyulacağım; onlara pusular kuracak, sonra da kâh önlerinden, kâh arkalarından, kâh sağlarından, kâh sollarından gelerek onları ifsat edeceğim. 4 fermanıyla, ortaya konan şeytanî kine ve nefrete karşı da temkinli ve sağduyulu olmaya davet etmiştir. Keşke bütün bunları anlayabilseydik!.. Dipnotlar 1. En âm sûresi, 6/ Bakara sûresi, 2/ Nisâ sûresi, 4/ A râf sûresi, 7/ SIZINTI 211 üç

4 Benim nazarımda bu dünya, güzel insanları, sımsıcak tabiatı ve co rafî konumu itibarıyla cennetlere uzanan koridordan farksızdır. Zaten altın ça ları itibarıyla o, Firdevslerin bir izdü ümü eklinde algılanır ve bütün cihanlara denk tutulurdu. rfan ahin Kayın biraderim kalb çarpıntısı, uyuyamama, kolay sinirlenme ve a ırı terleme gibi bazı ikâyetlerinin oldu unu söyleyerek, bir doktor arkada ıma beraber gitmemizi rica etti. Arkada ım, kayın biraderimi dinleyince, hipertiroidi (tiroit bezinin a ırı çalı ması) hastalı ından üphelendi. Yapılan kan tahlili neticesinde de tiroit hormonlarının kanda fazla miktarda bulundu u ortaya çıktı. Doktor, tiroit bezinin çıkarılması yerine, radyasyon tedavisini tavsiye etti. Bu yolla, vücuda verilecek radyoaktif iyot atomları sadece tiroit bezi hücreleri tarafından alınacak, bu hücreler radyasyon enerjisiyle öldürülecek ve tiroit bezinin a ırı çalı masının önüne geçilecekti. âfi-i Hakîm in, iyodun ba ka hücreler tarafından de il de sadece tiroit hücreleri tarafından tutulmasını irade et- 212 dört

5 mesi son derecede mânidârdır. Hastalı ının bu ekilde tedavisi kansız tiroit ameliyatı olarak bilinir. Kayın biraderim bu tedaviye ba ladıktan sonra, bir gün bize geldi. Dayısını çok seven küçük kızım, onu görünce hemen gidip kuca ına kuruldu; az sonra da burada uyuyakaldı. Yarım saat sonra uyanan kızım hemen kusmaya ba ladı. Sonradan anladık ki, dayısının vücudundaki radyoaktif maddeden ne rolunan gözle göremedi imiz radyasyon, önce anestezi yapılmı gibi kızımın uyumasına sebep olmu, ardından menfî belirtilerini göstermi ti. O günlerde elime geçen ilmî bir dergide konuyla ilgili bir makale gözüme çarptı. Hiro ima ve Nagazaki ye atılan atom bombalarından veya Çernobil deki nükleer reaktörde meydana gelen kazadan dolayı, atom enerjisi ve radyasyon gibi kavramlar ço u zaman menfî olarak algılanır. Bunun sebebi, radyoaktif maddelerin canlı ve çevre üzerinde sebep oldu u âni ölüm, büyük yıkım ve kalıcı tesirlerdir. Ancak, atom çekirde indeki bu enerjinin insanlı a faydalı tarafları da vardır. Bu enerji ile büyük bir ehirdeki bütün canlıların hayatına son verilebilece i gibi, bütün ev ve i yerlerini aydınlatmak da mümkündür. Radyasyonun müspet tesirleri Nükleer radyasyonu faydalı yönleriyle ele aldı ımızda, bunun Cenab-ı Hakk ın sayısız nimetlerinden biri oldu unu görürüz. Meselâ, radyasyon tıp sahasında, kanser gibi bazen bizzat sebebi de olabilece i hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Kan ürünleri veya tıbbî malzemeler, radyasyon kullanılarak mikroplardan tesirli bir ekilde arındırılabilir. Ayrıca radyasyondan, görüntüleme metotlarında da istifade edilmektedir. Kararsız yapıda bir çekirde e sahip oldu undan dolayı, dı arıdan müdahale olmaksızın parçalanan atom çekirdekleri radyoaktif özellik gösterir (radyonüklid). Bu parçalanma neticesinde etrafa α, β, γ gibi enerji yüklü ı ınların yayılması hâdisesine radyoaktivite, etrafa yayılan enerji yüklü ı ınlara da radyasyon adı verilir. Hastalıkların te his ve tedavisi gayesiyle kullanılan radyoaktif maddeler ise radyoaktif ilâç (radyofarmasotik) olarak adlandırılır. Bu ilâçlar, saf radyoaktif çekirdekten müte ekkil olabilece i gibi, radyoaktif çekirdekle birle tirilerek radyoaktiflik hususiyeti kazandırılmı uygun bir bile ik de olabilir. Radyasyonun menfî tesirleri Radyasyon enerjisi do rudan bir tesir ile hücredeki moleküllerin, bilhassa DNA nın yapısında bozukluklara sebebiyet verebilir. Bu enerji ayrıca, hücredeki su moleküllerinin iyonla masına ve hücreye zararlı serbest radikallerin ortaya çıkarılmasına sebep olur. Neticede, hücredeki moleküllerin ve genetik materyalin zarar görmesi, hücrenin ölümüne yol açabilecek bir süreci ba latabilir. Bu yüzden meselâ bir akci er filmi çektirmek gibi te his gayesiyle dahi olsa çok sık radyasyona mâruz kalınmaması, bilhassa hamile bayanların radyasyondan uzak durması tavsiye edilmektedir. 213 be

6 214 altı Nükleer tıp sahasında hastalıkların tedavisinde kullanılan radyoaktif ilâçlar, di er radyoaktif maddelerden farklı olarak, ı ıma tipi ve sahip oldu u enerji seviyesi bakımından birtakım hususiyetler ta ımalıdır. Radyoaktif maddenin bilhassa tedavi edilmesi hedeflenen hastalıklı organ veya doku tarafından yo un olarak tutulması ve vücuda en az miktarda radyasyonu verecek ekilde uygulanması gerekmektedir. Yani radyoaktif maddenin yarılanma süresi, tedavi edilecek dokuda bırakılması gereken radyoaktif ı ıma enerjisinin (tedavi için gerekli radyasyon miktarı) sa lanabilece i seviyede olmalıdır. Cenab-ı Hakk, saf β ı ını yayan radyoaktif maddeleri tedavi için ideal olarak yaratmı tır. Radyoaktif çekirdek tedavisi Radyoaktif çekirdek tedavisi, hastalıklı dokuya uygun hususiyetteki radyoaktif bile i in genellikle damar yoluyla hastaya verilmesine dayanır. Bu tedavide radyoaktif bile ik vücutta da ıtıldı ında hastalıklı organlarda daha yo un olarak tutulur ve bu vesileyle hücre seviyesinde bir tür ua (ı ın, radyasyon) tedavisi yapılır. Bu tedavi ekline verilebilecek en bâriz misâl, yaygın olan ve halk arasında atom tedavisi olarak da bilinen radyoaktif iyot tedavisidir. Tiroit kanseri ta ıyan hastalarda, tiroit bezinin fazla çalı tı ı durumlarda bu tedavi metoduna sıklıkla ba vurulmaktadır. Vücudumuzda iyot en çok tiroit bezinde kullanıldı ı için bu tedavide bilhassa radyoaktif iyot (iyot elementinin radyoizotopu olan I-131) seçilmektedir. Troit bezine verilmi olan, iyotu di er organlara nazaran daha fazla tutma hususiyeti, bu organın hastalandı ında bu metotla seçici olarak tedavisinin yapılabilmesine vesile olmaktadır. Bunun yanı sıra, bazı radyoaktif çekirdeklerle i aretlenmi antikorlar veya peptidler, di er kanser türlerinin tedavisinde kullanılarak bazı vakalarda ba arı sa lanabilmektedir. Çekirdek tedavisi kemik metastazlarının ve bazı eklem hastalıklarına ba lı a rıların tedavisinde de kullanılmaktadır. Kemik metastazlarının tedavisinde radyoaktif ilâçlar Kanser hücrelerinin, hastalı ın ba ladı ı yerden vücudun ba ka bölgelerine yayılmasına metastaz denir. Kemik metastazları neticesinde ortaya çıkan hasar ve a rılar, hastada hareket ve fonksiyon kayıplarına sebebiyet verebilir. ua tedavisi, bilhassa sınırlı kemik lezyonlarının tedavisinde uzun yıllardır kullanılmaktadır; fakat ua tedavisinin yaygın kemik metastazlarında kullanımında ı ınlama sahası geni ledi inden yan tesirleri de artar. Radyoaktif ilâç tedavisi, birden fazla kemik sahasına yayılmı a rılı metastazları olan hastalar için uygundur. Tedavinin temeli, uygun hususiyetteki radyoaktif ilâçların hastaya damar yoluyla verilmesine dayanır. Bu tedavide kullanılan radyoaktif maddeye verilen hususiyet, onun hızla kan dola ımından ayrılarak iskelet sisteminde ve özellikle de metastaz bölgelerinde yo unla masına vesile olur. Bu maksatla, P (fosfor) radyoaktif maddesi 30 yıldan daha uzun 32 bir süredir kullanılmaktadır.

7 Eklem hastalıklarında radyoaktif ilâç tedavisi ltihaplı eklem romatizması olarak da bilinen romatoid artrit, yakla ık % 1-2 nispetinde görülen yaygın ba dokusu hastalıklarından biridir. Bu hastalıkta uzun dönemde ilâç tedavisi bazı vakalarda yetersizdir ve ciddi yan tesirler do urabilir. Bu hastalı ın bazı ileri vakalarında uygulanan radyonüklid sinoviektomi metodu, hastalı- ın ameliyatla tedavisine yakın neticeler verir. Ayrıca, daha dü ük maliyetli olma, hastanın tedavi sonrası yatmasını gerektirmeme, tekrar edilebilir olma gibi avantajları da vardır. Netice itibariyle, Rabb imizin bize bah etmi oldu u bu nimetin menfî veya müspet gayeler için kullanılması, di- er nimetler gibi insano luna ba lıdır. Radyasyon gibi ilk bakı ta zararlı gibi görünen fakat aslında birçok faydalarıyla hizmetimize sunulmu olan nimetleri insanlı ın faydası için kullanmak asıl gayemiz olmalıdır. htiyaç diliyle el açıp eder O nu yâd, De i mez ilâhî âdettir her zaman mûtad; Beklenmedik ekilde lutfuyla eder âbâd, Mebdede biraz ızdırap sonunda olur âd... Kaynaklar - Pandit-Taskar, N., Batraki, M., Divgi, C.R., 2004, Radiopharmaceutical therapy for palliation of bone pain from osseous metastases. J. Nucl. Med., 45(8), Schneider, P., Farahati, J., Reiners, C., 2005, Radiosynovectomy in rheumatology, orthopedics, and hemophilia, J. Nucl. Med., 46, Siegel, H.J., Luck, J.V. Jr., Siegel, M.E., 2004, Advances in radionuclide therapeutics in orthopaedics, J. Am. Acad. Orthop. Surg., 12(1), Demir, M., 2000, Nükleer Tıp Fizi i, stanbul Üniversitesi Rektörlük Yayınları, stanbul. 215 yedi

8 Muhammet Mertek Biz seküler bir toplumuz artık. Dinin, dinî deðerlerin toplum hayatında bir tesirinin veya belirleyiciliðinin olması söz konusu deðil. anlayıíına Batı da ve Batılılaímaya çalıían ülkelerde sıkça rastlanır. Batılıların yanıldıkları mühim bir nokta var: Onlar, tarihlerinde yaíanan sosyo-kültürel hâdiselerden elde ettikleri tecrübeleri genelleítirerek bütün dünyaya teímil ediyorlar. Dünyada yaíanan dinî tecrübeleri, sadece kilisenin din anlayıíıyla ve tarihiyle sınırlandırmak gibi bir kolaycılıða kaçıyorlar. Kilisenin akılla kavgasından rasyonalizm, kadınla mücadelesinden feminizm, bilimle mücadelesinden natüralizm gibi akımlar ve kartezyen düíünceler geliíti. En azından bu akımların oluíumunda belirleyici rol oynadı. ñnsan-kâinat-yaratıcı münasebeti kendi bütünlüðünden koparılarak, yalnız insan aklını referans alan din-bilim algısı merkeze oturtuldu. Ardından kâinatın ve hayatın mânâsına dâir hikmet kayboluverdi. ñíte ferdî ve içtimaî problemlerin temelinde, yaratılıí ve kâinata dâir bu kör paradigma yatmaktadır denebilir. Din algıları tamamen kilisenin tarihî sürecinde íekillenmií olan Batı dünyası, bunu genelleítirerek her dinin aynı süreçleri yaíamasını bekliyor. Meselâ son yüzyıldır, aklı, kadını ve bilimi de ñslâmiyet le kavga ettirerek, Müslüman toplumlarda da rasyonalizm, feminizm, natüralizm geliísin, aydınlama süreci yaíansın gibi bir mantıkla karíı karíıyayız. Günümüzde Müslümanların ve ñslâm ın; íiddet, 216 sekiz kadının ezilmesi, düíüncenin yasaklanması gibi konular çerçevesinde ele alınmasının arkasında da bu zihniyet yatmaktadır. Ancak ñslâmiyet akılla, bilimle, insanla kavgalı olmadıðından bu süreçlerin aynen Batı daki gibi geliímesi ve yaíanması mümkün deðildir. Fakat Batı da din veya dinî-ahlâkî deðerler dendiðinde, hemen önyargılı ve âni reflekslerle red tavrı sergileniyor. Dinin/dinî deðerlerin sosyal hayattan koparılıp, içtimaî münasebetlerin merkezine sadece hırslar ve nefsanî tercihler oturtulunca, problemler de tek tek ortaya çıkmaya baíladı. Toplumu ayakta tutan din kaynaklı ahlâkî deðerlerle, insanların birbirlerinin hakkına, hukukuna riayet ederek yaíamak için ihdas ettikleri anayasa hükümleri birbirine karıítırılmaktadır. Aslında kanunlar hukukî bir çerçeve belirliyor, inanca baðlı hassasiyetler ve ahlâkî deðerler bu çerçevenin içini dolduruyor. Bir asrı aíkın bir süreden beri seküler deðerlerle toplumların devamlılıðı saðlanacaðından bahsediliyor. Ancak;bu de ðerlerle, gittikçe çoðalan, daha da azgınlaían sosyal problemlerin çözülemediði de bir gerçek. Ümitsizlik, idealsizlik, vurdumduymazlık hangi deðerlerle çözülecek? Ya cinsî istismar, ailenin çözülmesi, fuhuí, ahlâksızlık? ìiddet, gasp, hırsızlık, uyuíturucu ve alkol problemini seküler deðerler mi çözecek? ñnsanın nefsî problemlerini, tatminsizliðini, ölüm endiíesinin yol açtıðı açmazları ve saplantılı psikolojik problemlerini çözecek deðerler neler?

9 En temel problem, dinin kanunlarla veya modernitenin sundu u içi bo birtakım etik de erlerle kar- ı kar ıya getirilmesidir. Bu süreç, kilisenin devlet otoritesiyle çatı masıyla geli mi se, bu slâmiyet te de böyledir mânâsına gelmez. slâmiyet, getirdi i ahlâkî prensiplerle insanın temel problemlerini çözebilece ini, vicdan mekanizmasını rayına oturtarak, insan-ı kâmil hedefiyle ferdin maddî-mânevî mutlu olabilece ini vaat ediyor. Her fırsatta sâlih amel i lemeyi emrediyor. Müslüman ki i aynı zamanda kanunlardaki temel hak ve hürriyetlere en fazla riayet eden ki idir. Çünkü bir Müslüman, insana zarar vermek bir tarafa, bilerek karıncayı bile incitmez. Ta ıdı ı kul hakkı dü üncesi ba ka insanların hakkının kendine geçmesine rıza gösterme gibi bir kabule engel olur. Allah tan kendisi, ailesi ve bütün inananlar için hep iyilik, güzellik ister. Kendi hatalarıyla birlikte ba ka insanların günahları için de af dilenir. Dolayısıyla slâmiyet in getirdi i prensiplerin anayasayla çatı ması bir tarafa, tam aksine, ona ba lılı ı destekleyen ve mükemmelle tiren mühim bir faktör oldu u görülür. Tarihte Osmanlı ve Endülüs gibi medeniyetlerin olu masında, bu prensiplerin bütünüyle hayata geçmesi ve ideal bir adalet anlayı ı rol oynamı tır. Ama Avrupa medyasında böyle bir Müslüman profilinden maalesef eser görülmüyor. Aksine, kendi dinlerine reva gördükleri yakla ımın kat kat fazlası ve acımasızı slâmiyet e kar ı yapılıyor. Bilhassa slâm sözkonusu oldu unda, kötü örneklerin misâl te kil etti i bir toplumda ba ka ey de beklenemez. Ancak Müslümanlar her eye ra men dinden ne anladıklarını, slâmiyet in duygu ve dü üncede insana bah ettiklerini ve ahlâklı olmanın faziletlerini bu toplumlara göstermek durumundadırlar. Avrupa medyası Müslümanlara at gözlü üyle bakadursun, iddetin dininin ve milliyetinin olmadı- ı gerçe ini ara tırmalar do ruluyor. Alman çi leri Bakanları Konferansı na sunulan yeni bir raporda, gençler arasında yaralama, gasp ve iddet hâdiselerinin son yıllarda hızla arttı ı belirtiliyor. Niedersachsen Eyaleti çi leri Bakanı Uwe Schünemann: Gençler arasında artan iddet, toplumun bütününü ilgilendiren bir fenomendir. Eskiden tabiî bir çekingenlik vardı. Okul avlusunda çıkan bir kavgada yere yıkılan birine tekmeyle vurulmazdı. Bugün her ey de i ti. diyor. Elbette de i ti;fakat seküler de erlerle bu ve benzeri problemler nasıl çözülecek? Bunlar bir tarafa, Batı Avrupa Türklerinin her gün ya adı ı problemlerden olan kültürel ve etnik ayrımcılı a ne diyece iz?seküler de erler bu problemin çözümüne yönelik ne sunuyor?bilhassa seküler de erlerin savunucusu medya tarafından kasıtlı olarak sürekli peki tirilmeye çalı ılan slâmofobi ve rencide edici yayınlar, ba ta Türkler olmak üzere hem Müslümanlar, hem de kendi insanları üzerinde olumsuz tesir bırakıyor. Bu bir paradoks de il mi? Batı nın insan hakları konusunda dâima övünegel- 217 dokuz

10 218 on di i hususiyetlere ters dü müyor mu? Halbuki yaygınla tırılmaya çalı ılan pe in hükümler ve olu turulmaya çalı ılan korku ortamı birlikte ya- amayı zorla tırıyor. Yani paranoya hâli gittikçe ço alıyor. Batı nın model olması meselesinin de bu yönleriyle Türkiye deki entelektüeller tarafından gözden geçirilmesinde fayda var. Batı bizim için, hangi konuda ne kadar model olabilir? slâmiyet in ve Müslümanların mukaddesleri üzerine çöken karanlık kâbus bir müddet daha devam edece e benziyor. Basının ve siyasetçilerin bir kısmı a ız birli i yapmı çasına, slâmiyet ve Müslümanlara dü manca yakla arak onları sürekli ötekile tiriyor. Müslümanlar ise a kın. Bu dü manca, dı layıcı ve rencide edici yakla ımlara mânâ vermeye çalı ıyorlar. Bazı mâlûm odaklar, Müslümanları rencide eden provokatif dü ünce ve faaliyetlerini siyasî arenada, medyada ve kamuoyu önünde çekinmeden dı a vuruyorlar. Hattâ mühtedî görünümlü bazı ahıslar -hâ â- Kur ân ın uydurma bir kitap oldu unu yazacak kadar ileriye gidebiliyor. Kaderin cilvesi olsa gerek ki, o Yüce Beyan hem dı taki, hem de içte gibi görünen bu ahısların ruh hâletlerini de ifre ediyor, Müslümanlara bu durumlarda dahi seküler de erlerin çok ötesinde ne yapmaları gerekti ini apaçık dile getiriyor. Tarih boyunca derece farklılıkları olsa da, bu tür sakil yakla ımların pek de i medi ini Kur ân-ı Kerîm den anlıyoruz. Kur ân meâlen öyle diyor: Siz öylesine (safî, kalbleri dupduru ve herkesin iyili ini isteyen) kimselersiniz ki, o (dü manlarınızı) bile seviyorsunuz, ama onlar sizi sevmezler; siz, (âyetleri arasında hiçbir ayırım yapmadan) Kitabın bütününe ve Allah ın gönderdi i bütün Kitaplara inanıyorsunuz. Onlar ise, ancak sizinle kar ıla tıkları zaman nandık! deyip geçerler; fakat birbirleriyle ba ba a kaldıklarında size olan kin ve dü manlıklarından Din algıları tamamen kilisenin tarihî sürecinde ekillenmi olan Batı dünyası bunu genelle tirerek her dinin aynı süreçleri ya- amasını bekliyor. Meselâ son yüzyıldır, aklı, kadını ve bilimi de slâmiyet le kavga ettirerek, Müslüman toplumlarda da rasyonalizm, feminizm, natüralizm geli sin, aydınlama süreci ya- ansın gibi bir mantıkla kar ı kar- ıyayız. Günümüzde Müslümanların ve slâm ın; iddet, kadının ezilmesi, dü üncenin yasaklanması gibi konular çerçevesinde ele alınmasının arkasında da bu zihniyet yatmaktadır. dolayı parmaklarını ısırır, di lerini gıcırdatırlar. ( ) Size küçük bir iyilik, bir ferahlık, bir nimet ula sa, bu onları tasaya sevk eder; bir belâya giriftar olsanız, bu defa sevinçten bayılırlar. Her eye ra men sabreder ve (haktan, adaletten sapmadan) takva çizgisinde hareket ederseniz, onların hile ve tuzaklarının size hiçbir zararı dokunmayacaktır (Âl-i mrân, 3/ ). Avrupa da her gün Müslümanlar itici ve provokatif davranı lara muhatap oluyor. Kur ân-ı Kerîm, yukarıdaki âyetler yeni nazil olmu çasına bu durumu tespit ediyor ve kendilerine reva görülen haksız davranı lar kar ısında Müslümanların sabırla, hak ve adaletten sapmadan takva dairesi içerisinde hareket etmeleri gerekti ini vurguluyor. Bu çerçevede Fethullah Gülen Hocaefendi, Asr Sûresi nin, tarihî tekerrürler devr-i dâimi içinde önemli bazı hususları ifade etti ini belirtip, meâlini: Yemin ederim zamana, insanlar hüsranda; ancak iman edip makbul ve güzel i ler yapanlar; bir de birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna. (103/1 3) eklinde verdikten sonra u de erlendirmede bulunuyor: Tasviri yapılan bu yi itleri, Efendimiz in (sas) u hadîste anlattı ı gariplerle irtibatlandırmak mümkündür: Gariplere müjdeler olsun! Onlar halkın kendisini fesada saldı ı ve bozgunculuk yaptı ı; dolayısıyla, karga a ve fitnenin dört bir yanda kol gezdi i bir dönemde (salâh erleri olarak dövene elsiz, sövene dilsiz ve gönülleri kırıldı ı zaman bile) hep ıslah için ko turur dururlar. Evet, kalbinde salâha kavu mu ve sâlih amel i leyen, aynı zamanda salâhı da iâr edinmi, onu ba kalarına da a ılayan bu ıslahçılar, bozguncuların yaptı ı ifsada kar ılık her zaman ıslah eri gibi davranırlar. (Fasıldan Fasıla 5, Perspektif)

11 Ara sıra ruhlarımızda bir gurbet hissi belirse de, bizi hiç yalnız bırakmayan Dost un yüzlerce hâdise ile yakınlı ını duyurması ve ufkumuzun enginli i ölçüsünde maiyyetini hissettirmesi sayesinde her defasında atmosferimiz yeniden aydınlanır ve gönüllerimiz âd olurdu. Sonra, o su ile faydanıza olarak hurma ve üzüm ba ları bitirdik. Onlarda sizin için bol bol meyveler ve daha nice menfaatler vardır; onlardan ayrıca daha ba ka yiyecekler de elde edersiniz. (Mü minûn Sûresi/19) Hamdi Safa ükür Barınma, giyinme ve beslenme insano lunun temel ihtiyaçları arasındadır. Vücudun ihtiyaç duydu u besin maddelerinin vücuda alınması eklinde tarif edilen beslenme, di er iki temel ihtiyacın önünde yer alır. nsanın hareket edebilmesini sebepler dairesinde bünyesine almak zorunda oldu u enerjiye ba layan Zât-ı Zülcelâl, enerji ihtiyacının giderilmesi için de, dünyayı leziz nimetlerle donatmı tır. Bünyelerine yerle tirilen karbonhidrat, ya ve protein gibi bile ikler vasıtasıyla gıdalara temel enerji kayna ı olma vazifesi yüklenmi tir. Protein ihtiva eden gıdalar, protein sentezinin gerçekle mesinde yapıta ı olarak rol almaktadır. Beslenme yoluyla vücuda alınan gıdalardaki birçok terkip de yapıcı-tamir edici roller oynayarak, insanın mâruz kalaca ı birçok hastalı ın önlenmesinde görev almaktadır. Gıdalarda bulunan birçok bile i e çe itli hastalıkların önlemesinde vazife verildi i, ilmî çalı malarla da ispat edilmi tir. Besinlere yüklenen temel fonksiyon, organizmanın mevcut metabolik ihtiyaçları için gerekli maddelerin sa lanmasıdır. Oysa gıda maddeleri, vücudun metabolik aktivitesi için gerekli makro ve mikro besleyicilerden ba ka, sa lık üzerinde olumlu tesirleri tespit edilmi unsurları da ihtiva etmektedir. Son yıllarda sıklı ı giderek artan kardiyovasküler (kalb-damar) rahatsızlıklar, kötü kolesterol (LDL) yüksekli i, kanser, hipertansiyon gibi birçok hastalı ın, insanların beslenme alı kanlıkları ile alâkalı oldu u ispatlanmı tır. nsan sa lı ı ile günlük diyet arasındaki münasebetin ilmî çalı malar ı ı ında ortaya konmasıyla birlikte, diyetin kronik hastalıkları önlemedeki tesiri, dikkatlerin bu konuya yo unla masını sa lamı tır. Tüketilen gıda maddeleri sadece verdikleri enerji ve sa ladıkları bazı besin unsurları ile de il, vücut için göstermi oldukları fayda ve hastalıkların önlenmesindeki fonksiyonları ile de de erlendirilmeye ba lanmı tır. Besleyici özellikleri ile birlikte, vücuda fizyolojik mânâda fayda sa layan ve kronik hastalıkların olu masının engellenmesine veya ortaya çıkma riskinin azaltılmasına vesile olan gıdalara fonksiyonel gıdalar denmi tir. Birçok gıda maddesi tabiî hâliyle fonksiyonel özellik göstermektedir. Kadîr-i Mutlak ın, insano luna ikram olarak sundu u nimetler, aynı zamanda tabiî bir ilâç mahiyetindedir. Son yıllarda konuyla ilgili çalı maların ilgi oda ı, önemli bir gıda maddesi olan üzümdür. 219 on bir

12 Üzüm, botanikte asmagiller (vitaceae) olarak isimlendirilen bitkinin meyvesidir. En fazla bilinen ve tüketilen türü ise, Vitis vinifera dır. Üzüm, muhteviyatında bulunan fazla miktardaki ekerden dolayı kalori de eri fazla olan bir gıda maddesidir. Çe itli mineral maddelerden ve vitaminlerden yana zengin olan üzümün, insan sa lı ı açısından birçok faydası çe itli ilmî çalı malar ı ı ında ortaya konmu tur. Özellikle sahip oldu u kalori de erinden dolayı üzüm, hem fizikî hem de zihnî çalı malarda bulunan insanlar için çok de erli bir gıda maddesidir. Üzüm tüketimine ba lı olarak ba ı ıklık sistemi güçlenmekte, böbreklere ve karaci ere yüklenmi olan fonksiyonların icrası kolayla makta, karaci er hastalıkları ve kansızlı ın tedavisi söz konusu olabilmektedir. Bununla birlikte üzüm, kanın temizlemesine ve vücutta biriken zararlı maddelerin dı arı atılmasına vesile kılınmı tır. Aynı zamanda üzüm, kanın sulandırılmasıyla birlikte kalb-damar sisteminin düzenli çalı masına da yardımcı olmaktadır. Bu ifa kayna ı, yapısındaki önemli bir fenolik bile ik olan resveratrol sayesinde, kanserin olu umuna kar ı vücuda direnç sa lamakla görevlendirilmi tir. Üzümün çekirde i de ayrı bir ifa deposu olarak bir ilâç kapsülü mahiyetine büründürülmü tür. Zât-ı Zülcelâl in bu küçücük yapılara dercetti i tabiî kimyevî bile ikler, birçok hastalı a ifa vesilesi olma özelli i ta ımaktadır. lmî çalı malarda üzüm çekirde inin birçok patojen bakteri üzerinde antimikrobiyal tesir gösterdi i ortaya konmu tur. Buna ilâveten antioksidan ve antikanserojen tesirleriyle de adından söz edilen bu gıda maddesine ilgi son yıllarda artmı tır. Genellikle sirke ve pekmez üretiminde temel ürün olarak kullanılan üzümlerden arta kalan üzüm posasının da, tedavi edici bir madde oldu u tespit edilmi tir. Üzüm posası ve çekirde inden elde edilen ekstrelerde kate in, epikate in ve çe itli prosiyanidin bile ikleri gibi tabiî antioksidan maddelerin bulundu u belirlenmi tir. Bilindi i gibi antioksidanlar, vücutta oksijen kullanımı neticesinde olu an ve zararlı olabilen serbest radikalleri zararsız hâle getirmekle vazifelendirilen önemli müdafaa molekülleridir. Üzüm çekirde inde bol miktarda bulunan bu bile iklere, vücudun ba ı ıklık sisteminin güçlenmesinde ve özellikle kanserli dokuların olu umunun önlenmesinde çok önemli fonksiyonlar yüklenmi tir. Üzüm çekirde i ekstresinin insanda hastalık âmili birçok patojen bakteri üzerinde de antimikrobiyal tesire sahip oldu u belirlenmi, çekirde iyle yenen üzümün hastalıkların 220 on iki

13 önlenmesinde oldukça önemli bir rol oynayaca ı ortaya konulmu tur. Klinik ara tırmalar, üzüm çekirde inin toplardamar yetersizli- inin, retina hasarlarının ve bazı cilt hastalıklarının tedavisinde olumlu neticeler verdi ini ortaya koymu tur. Üzümden elde edilen preparatların kan dola ımıyla ilgili rahatsızlıklara, ba a rısına, cilt problemlerine ve bulantıya kar ı kullanılabilece i belirtilmi tir. Üzüm çekirde ine yüklenen en temel vazifelerden biri de, ya lılık ve hastalık ile zayıflayan kan damarı duvarlarını güçlendirme kapasitesidir. Üzüm çekirde i, kan damarlarının kırılganlı ının düzeltilmesinde, onların daha sa lam ve esnek hâle gelmesinde rol almakta, kanın kolayca akmasına vesile olmaktadır. Bilhassa beyinde ve gözlerde bulunan kılcal damarların yüksek tansiyon kar ısında kolayca çatlayabilece i ve yırtılabilece i ihtimali göz önüne alındı ında, üzüm çekirde ine ne kadar hassas bir vazife yüklendi i daha net anla ılmaktadır. Ba ka çalı malarda ise üzüm çekirde inin, varis tedavisinde de kullanılabilece i bildirilmi tir. Varis, damarların büküldü ü, gerildi i ve derinin altında morumsu, uzamı kabarıklıklar olarak görüldü ü bir durumdur. Ara tırmalarda, vücuda alınan üzüm çekirde inin tesiriyle damarların güçlendirildi i, sa lamla tırıldı ı ve yeniden onlara esneklik kazandırılarak, böylece tekrar derinin içine çekilmelerine vesile kılındı ı gösterilmi tir. Üzüm çekirde i ile birçok insanın muzdarip oldu u polen alerjisine de deva bulunabilmektedir. Avrupa da yapılan incelemelerde, üzüm çekirde i ile vücut içerisinde histamin salgısının önlendi i, böylece insanda saman nezlesi gibi alerjik reaksiyonların önüne geçilebilece i ispat edilmi tir. Dikkat eksikli i sendromu olan ki ilere üzüm çekirde i takviyeli bir beslenme uygulandı ında, dikkat eksikli inin klâsik belirtileri olan konsantrasyon ve zihnî odaklanma eksikli inde iyile me oldu- u görülmü tür. Üzüm çekirde i, güçlü bir antioksidandır ve serbest radikal çöpçüsüdür. Serbest radikaller, normal hücrelere saldırabilen, onları harap eden veya mutasyona u ratan dengesiz oksijen molekülleridir. Serbest radikal hasarı, kansere e lik eden bir çe it hücre büyümesine yol açabilir. Üzüm çekirde i terkibinde bulunan antioksidan özellikli bile iklere bu hasarın önlenmesinde önemli bir rol verilmi ve kanser olu umu ile ilerlemesini güçlü bir ekilde engelleyebilme özelli i, Kadîr-i Mutlak ın ilâhî kudreti ile bu küçücük yapılara yüklenmi tir. Kur ân-ı Kerîm de birden fazla yerde adı geçen bu harika nimetin sayısız derde deva oldu u, ilmî çalı malarla ortaya konmu tur. Rabb imizin insano luna sunmu oldu u tatlı ve besleyici bir meyve olan üzümün içerisine kapsül eklinde bir ifa deposunu yerle tirerek hem beslenmemizi hem de hastalıklardan korunmamızı sa laması, O nun gücünün nelere kâdir oldu unun bir göstergesi olsa gerektir. Kaynaklar - Anonymous: com - Ahn, S.H., Jeon,I.T., Lee, Y.J.,Hwang, G.S., Lim, Y., Lim, Y., Park, K. D Antioxidative activity of persimmon and grape seed extract: in vitro and in vivo. Nutrition Research. 22: Aydüz, D., Kur ân-ı Kerîm de Besinler ve ifa. Altınburç yayınları, ss Baydar, G.N., Özkan, G. and Sagdic, O Total phenolic contents and antibacterial activities of grape (Vitis vinifera L. ) extracts. Food Control 15: Cabaro lu, T. ve Yılmaztekin, M Üzümün Bile imi ve nsan Sa lı ı Üzerine Etkileri, Buldan Sempozyumu, on üç

14 Ne var ki, ara sıra belli sâik ve ça rı ımlarla o altın zaman dilimlerine hayalî bir seyahatte bulunsam, ne kadar de i ti imizi, ne kadar ba kala tı ımızı acı acı hissediyor ve ürperiyorum. Furkan Çetin 222 on dört Her canlının var olabilmesi için atmosfer, su, toprak ve besin gibi çe itli unsurların a tabanlı münasebette bulundu u bir mekâna ihtiyaç vardır. Biyolojik bilimlerde, canlının ya adı ı ev veya sistem mânâsına gelen ekosistem bu mekânı tarif eder. Her mekâna, tabiatı gere i barındırabilece i canlı sayısı için sınırlar konmu tur. Canlıların kullandı ı bu mekânlardaki tabiî kaynaklar, sisteme konan geri dönü üm mekanizmalarıyla yenilenir. Yani dünyamızdaki ekosistemler sürdürülebilir bir mâhiyete sahip yaratılmı tır. Nasıl mekânların barındırabilece i canlı sayısı sınırlı ise, kaynakların ve bunların geri dönü üm mekanizmalarının kapasitesi de sınırlıdır. Günümüzde insan, enerji ve malzemenin ta ınması küre ölçe inde gerçekle ebildi inden, menfî tesirler de küresel ekosistem ölçe inde ortaya çıkabilmektedir. Fıtrî geri dönü üm ve yenilenebilirlik hızlarından daha fazla miktarda atık maddenin ortaya çıkması küresel ekosistemin sa lı ını bozmaktadır. Bunu gösteren fenomenlerden biri, son yıllarda duymaya alı tı ımız küresel ısınmadır. Ekosistemlerin geri dönü üm ve yenilenebilirlik kapasitelerini ölçmede veya dünyanın bize yetmeme durumunu hesaplamada kullanılan terim ise ekolojik ayak izi dir (ecological footprint). Ekolojik ayak izi aynı zamanda, insanın yeryüzü kaynaklarını tüketme hızı ile, ilgili ekosistemin sa lıklı veya sa lıksız olma derecesi arasındaki münasebeti söz konusu eder. Bu tâbir aynı anda insanın çevre problemlerindeki payının ne oldu unu ve çözüm için Ne yapabilirim? sorularını gündemimize ta ıyan bir kavramdır. Biraz daha yakından bakıldı ında görülür ki, ekosisteme zarar verilse bile, sisteme yaratılı ında konulmu olan hârika telâfi mekanizmalarının i lettirilmesiyle, tabiî kaynaklar sürdürülebilir hâlde tutulmaktadır. Fakat bu sürdürülebilirli in nereye kadar korunabilece i de sorgulanmaya açıktır. Ekolojik ayak izi, tüketti imiz tabiî kaynakların yeniden üretimi, bu arada açı a çıkan atıkların geri kazanımı için ne kadar kara ve su sahasına ihtiyaç duyuldu unu ortaya koyan mühim bir ölçüdür. Bu bir bakıma, insanın dünyada ya ayabilmek için kullanmak mecburiyetinde oldu u enerji kaynaklarının tüketilmesinin ekosistemin sürdürülebilirli i üzerinde olu turdu u yükü tarif eder li yılların ba ından beri dünya artık bu yükü kaldırmakta zorlanmaktadır. Ekolojik ayak izinin hesaplanmasında temel alınan kıstas, bir insanın günlük hayatta tabiî kaynakları kullanma nispetidir. Bu oran, bir insanın beslenme, barınma, ula ım harcamaları, çevreye bıraktı ı atıklar ve bunları geri dönü türme yüzdesi ile, yaptı ı tüketimlerin ne ölçüde israf sınırını a tı ı hesaplanarak bulunur. Bu ekilde, insan ba ına dü en serbest kalmı karbon miktarı, bırakılan atık, tüketilen su, gıda üretimi için kullanılan arazi miktarı gibi, tabiî kaynakların ne kadar kullanıldı ını gösteren rakamlara ula ılır. Misâl verilecek olunursa, ortalama bir ki inin a a ıdaki ölçülerle hayatını devam ettirdi ini varsayalım:

15 - Haftada bir-iki defa hayvanî gıdalarla beslenme (et, süt vb.), - Tüketilen besinlerin üçte birini paketlenmi, ithal veya i leme tâbi tutulmu ekilde satın alma, - Kom ularla hemen hemen aynı ta ınmaz e yaya ve çöp nispetine sahip olma, m 2 lik bir apartman dairesini be ki i payla ma ve evde elektrik kullanma, - Haftada km arasında otobüs kullanma, motosiklet ve bisiklet kullanmama, - Haftada km arasında ferdî olarak binek bir araba (100 km de 9-15 litre benzin tüketen) ile yolculuk yapma (arabada % 75 nispetinde iki ve daha fazla ki i ile yolculuk yapıldı ı hesaplanmı tır), - Bir yıl boyunca uçakla seyahat etmeme. Bu ki inin ekolojik ayak izi bu durumda, yakla- ık 1,6 dünya gerektirmekte, yani bu dünya bu ki iye yetmemekte ve ortalama bu tüketicinin ekolojik ayak izi büyüklü ü 2,8 ha (hektar) olarak hesaplanmaktadır. Fertten sisteme ekolojik ayak izi Bir ba ka açıdan ekolojik ayak izi, bir insanın tüketti i tabiî kaynakların yeniden üretilmesi için ihtiyaç duyulan kara ve deniz sahasının ölçülmesidir. Meselâ, günde bir ekmek (300 gr.) tüketen ki inin, yılda yiyece i 120 kilo ekmek için ne kadar alana tahıl ekimi yapılmalıdır, elbiselerindeki pamuk için ne kadar alana pamuk ekilmelidir, içti i su ne kadar alandan temin edilmektedir, salatadaki domatesler için ne kadar yer ayrılmalıdır, ci erlerine her hava çeki inde aldı ı oksijen için ne kadar bitki örtüsü ve orman gereklidir, çöplerinin yok edilmesi için ne kadar bir alan kullanılmaktadır? Kısacası, bütün bu hayatî ihtiyaçların temin edildi i dünyaya bir ki inin ortalama toplam maliyeti ne kadardır? te bu sorunun cevabı ekolojik ayak izimizde saklıdır. Ve dünya nüfusunun hepsi aynı derecede dünyayı kullansa, insanlı ın kaç dünyaya ihtiyacı olacaktır? Bugün geldi imiz noktada, hayat tarzımıza ve dünyanın kapasitesine bu bakı açısıyla bakmak gerekti i açıkça ortaya çıkmı tır. Dünyadaki biyolojik üretim sahası yakla ık 11,2 milyar hektardır. Bugün dünyanın yakla ık 6,7 milyarlık nüfusu göz önüne alındı ında, bir insan için dünyada ki i ba ına 1,8 hektar biyolojik üretim sahası dü mektedir yılı ölçümlerine göre, insanlı- ın toplam ekolojik ayak izi ise 13,7 milyar hektardır ve bu da ki i ba ına 2,2 hektara kar ılık gelmektedir. Bu durum, 2002 de ki i ba ına ekolojik ayak izinin biyokapasiteyi (ekosistemin denge hâlinin sürdürülebilmesi için ta ıyabilece i maksimum insan sayısı) 0,4 hektar a tı ını göstermektedir. Tablo 1 de görülece i gibi, 1961 de dünya nüfusu, geri dönü ümü sa lanabilen tabiî kaynaklarla yakla ık yarım dünya üzerinde hayatını devam ettirebiliyordu lerin sonunda tabiî kaynaklar insanlı ın ihtiyacını biraz zor da olsa giderebilirken, 2000 lere gelindi inde, insanlık Batı tarzı tüketim (daha do rusu israf) alı kanlı ıyla, ihtiyaçlarını ancak 1,23 dünyayı kullanarak kar ılayabilecek durumdadır. Bir ba ka deyi le, bugün global ekosistemin sürdürülebilirli i ve kendini onarabilmesi için ihtiyaç duyulan enerjinin % 23 fazlasını tüketmekteyiz Dünya sayısı Indeks (1970=1.0) Tablo 1. Yukarıda Ya ayan Gezegen ndeksi raporuna göre, ekolojik ayak izimizin artı ı neticesinde 1961 yılından itibaren ihtiyaç duyulan dünya sayısı görülmektedir Tablo 2. Ya ayan Gezegen ndeksi raporuna göre, ekolojik ayak izimizin artmasıyla türlerin azalması grafikte görülmektedir. 223 on be

16 224 on altı Ülkelerin ayak izi ölçümleri dünya haritası üzerinde gösterilmektedir. 3 Kat ve daha fazlası 2 ile 3 kat arasında Ortalama ile 2 kat arasında Ortalamanın yarısı ile ortalama arasında Yarısından daha az Hesaplanmamı sahalar Artı hızının bu ekilde devam etmesi durumunda, 2050 de u an üzerinde bulundu umuz dünya gibi iki gezegen ancak insanlı ın ihtiyacını kar ılayabilecektir. Yaban Hayatını Koruma Vakfı nın iki yılda bir yayımlamı oldu u Ya ayan Gezegen ndeksi raporlarına göre de ekolojik ayak izimiz, dünyanın biyolojik kapasitesiyle ters orantılıdır yılları arasında ekolojik ayak izimizin büyüklü ünün artması, türlerin azalma nispetleriyle de paralellik göstermektedir (Tablo 2). Ekolojik ayak izlerinin büyüklü ü, gelir seviyesine ba lı olarak ehir, bölge, ülke ve kıtalarda farklılık göstermektedir. Birle ik Arap Emirlikleri, ABD, Kuveyt, Kanada, Norveç Avustralya ve Finlandiya gibi ülke vatanda larının dünyayı kullanma yüzdeleri, ortalamanın dört kat üzerinde; Fas, Sudan, Peru, Mozambik gibi ülkelerin vatanda larınınki ise dört kat altındadır. u anda kapasitenin üstünde seyreden dünya ortalaması 2,2 ha iken, Türkiye bunun yakla ık % 5 altında bulunmaktadır (2,1 ha). Buna kar ılık, dünya kapasitesinin izin verdi i ki i ba ına dü en hektarı da (1,8 ha) yakla ık % 16 nispetinde a mı durumdadır. Tablo 3 te bazı ülkelerin bıraktıkları ayak izleriyle bütün dünya nüfusunun o ülke vatanda ları ile aynı hayat tarzını sürdürmesi durumunda ne kadar Bugün global ekosistemin sürdürülebilirli i ve kendini onarabilmesi için ihtiyaç duyulan enerjinin % 23 fazlasını tüketmekteyiz. Artı hızının bu ekilde devam etmesi durumunda, 2050 de u an üzerinde bulundu umuz dünya gibi iki gezegen ancak insanlı ın ihtiyacını kar ılayabilecektir. Ülke Ekolojik ayak izi Dünya sayısı Almanya 4,5 2,5 ABD 9,6 5,33 Arjantin 2,3 1,23 Birle ik Arap Emirlikleri 11,9 6,6 Brezilya 2,1 1,16 Çin 1,6 0,88 Etiyopya 0,8 0,45 Finlandiya 7,6 4,22 Fransa 5,6 3,11 Güney Afrika 2,3 1,28 ngiltere 5,6 3,11 ran 2,4 1,34 Japonya 4,4 2,45 Kanada 7,6 4,22 Kenya 0,8 0,45 Kuveyt 7,3 4,05 Mısır 1,4 0,75 Peru 0,9 0,5 Rusya 4,4 2,44 Tanzanya 0,7 0,38 Türkiye 2,1 1,16 Yeni Zelanda 5,9 3,27 Tablo 3. Yukarıda bazı ülkelerin bıraktıkları ayak izleriyle bütün dünya nüfusunun o ülke vatanda ları ile aynı hayat tarzını sürdürmesi durumunda ne kadar dünyaya gerek duyulaca ı görülmektedir.

17 dünyaya gerek duyulaca ı görülmektedir. Tablodaki ilginç olan husus, ekonomik ve teknolojik olarak çok ilerde olan veya böyle olmasa bile a ırı tüketim girdabına kapılmı ülkelerin (Birle ik Arap Emirlikleri gibi) çevreye de o denli zarar verdi idir. Ekolojik ayak izi, dünya kaynaklarının israf edilmemesi gerekti ini açıkça gösteriyor. Sadece bitki ve hayvanların de il, insan nüfusunun da büyük bir kısmı yok olma tehlikesi ile kar ı kar ıyadır. Birçok Afrika ülkesinde milyonlarca insan susuzluk çekmekte ve açlık sınırının altında ya amaktadır. Dolayısıyla, yüksek hayat standardına ve sonu gelmez lükslere alı mı olan geli mi ülkelerin kendileriyle yüzle meleri kaçınılmaz hâle gelmi tir. Bu durumda bilhassa bu ülkelerin ve bizlerin de yapabilece i eyler oldu u unutulmamalıdır: - Zarurî hâller dı ında toplu ta ıma sistemini, bunun dı- ında verimli yakıt kullanan vasıtaları tercih etmek, - Temiz su kaynaklarını korumak ve israf etmemek, - Et ve et ürünlerini ihtiyacımız kadar tüketmek, - Tasarruflu ampul kullanımını artırmak, - Ya adı ımız bölgede üretilen besinleri ve organik gıdaları tercih etmek, - Çöpleri çe itlerine göre ayırarak, geri dönü üm sistemleriyle yeniden kazanmak, - A açlandırma çalı malarını artırmak. Kaynaklar - shtml - WWF Living Planet Report, ce90001cbb5/fcc90dc1512d3472ca f53be/$FILE/1181.pdf Kâinatta büyük-küçük her varlık öyle hassas bir mizan ve ba döndürücü bir denge ile mevcudiyetini devam ettirmektedir ki, her eyin yüzündeki hikmet, maslahat ve âhenk ibri imlerinden müte ekkil bu genel vaziyeti görüp de Yaratıcı yı dü ünmemek, dü ünüp de Allah dememek mümkün de ildir. *** Yeryüzünde hayatın devamı; karbon, azot, fosfor gibi bir seri elementin devridâimlerine ba lı kılınmı tır. Bu devridâimler için gerekli mevsimlerin te ekkülü de arzımızın e ik ekilde Güne etrafında döndürülmesiyle sa lanmı tır. Ekolojik dengenin muhafazasında ve devridâimlerin mükemmel ekilde i lenmesinde de i ik canlılar vazifelendirilmi tir. *** 225 on yedi

18 Prof. Dr. Mustafa Y. Nutku ya devam etmesine vesile olan herhangi bir organının canlılı ı bir bütün olarak vücudunun canlılı ından farklıdır. Kısaca biyoloji, ruhun devreye girdi i hayatı açıklamaktan acizdir. Ancak, ruhla irtibatlı hayatla kimyevî moleküllerin organizasyonuna ba lı canlılık belirtileri birbiriyle irtibatlı oldu undan, ikisi arasında sebep-netice münasebeti vardır. Bizim, havayı teneffüs etmemiz, su içmemiz ve beslenmemiz kimyevî moleküllerin organizasyonuna katkı sa lar. Bu, ruhla irtibatlı biyolojik hayatın sebeplere ba lı olarak devam etmesi için âdeta gerekli artı olu turur. Ancak, yine de biz hayatın mâhiyetini anlamaktan âcizizdir. Hayat, en alt mertebesi kabul edilen tek hücrelilerde dahi, gerekli artın olması durumunda bile sebepler ile ortaya çıkartılabilecek bir ey de ildir. Burada sebepler, hayatın Hayy olan Allah tarafından verilmesi için fiilî bir dua hükmüne geçmektedir. Sözgelimi, bir bakteri veya virüsün maddî yapısını olu turan malzeme en ileri lâboratuvarda bir araya getirilse bile, bu malzemenin hayat sahibi olabilmesi; sebeplerin, hattâ en büyük sebep olan insanın ba arabilece i bir husus de ildir. Hayat denilen sırlı durum, bir anda belirtileriyle ortaya çıkmaktadır. Bu hâl, hayatın inkâr edilemez hakikatinin açıklamasını fenlerin ve felsefenin dı ında arama a bizi mecbur bırakmaktadır. Fenlerin ve fel- 226 on sekiz lkö retimden itibaren okullarda ders olarak okutulan biyoloji, hem canlılık, hem hayat bilimi mânâsındadır. Lise, üniversite ve lisansüstü seviyesinde biyoloji kitapları incelendi inde, bu bilim dalı, canlılı ı nispeten açıklarken, hayatı açıklamakta zorlanmakta, hattâ aciz kalmaktadır. Tıbbın ve biyolojinin bugünkü ba arıları, canlı varlıklara pe inen verilmi olan ve tezahürü görülen biyolojik hayat için gerekli canlılı ın asgari artlarını do ru tarif etmesinde ve çözümlemesinde yatmaktadır. Bugün dünyadaki binlerce biyoloji profesörüne, Hayat nedir? sorusu sorulsa, verilen cevapların, hayattan ziyade canlılı ı tarif etmeye yönelik oldu u görülür. Çünkü biyoloji, hayat bilimi mânâsına geldi i hâlde, gerçekte modern biyoloji cansız maddenin zıddı olan canlılı ı anlamaya ve açıklamaya çalı ır. Canlılı ın ilk emaresi fizik ve kimyanın kanunlarıyla açıklanabilirken, hayat denilen ve canlılıktan daha fazla ve farklı bir mâhiyete sahip fenomenin açıklanması zorluk arz etmektedir. Hayat kendi içinde çok sayıda mertebeye sahiptir. Meselâ, molekülün, hücrenin, dokunun ve organın canlılı ı ile organizma sisteminin canlılı ı farklı mertebelerdedir. Ki inin beyin veya klinik ölümüne ra men, özel artlarda korunup canlılı ı devam ettirilen ve bir ba ka ki inin ya ama-

19 sefenin dı ında, hayat denilen sırlı hakikati sorabilece imiz sadece din vardır. Din, nakle dayanır. Semâvî dinler, Allah ın (cc) peygamberleri, suhuf ve kitapları ile bize bildirdikleridir. Bunların arasında, tahrif edilmemi, en mükemmel ve kıyamete kadar bâki kalacak son kitap olan Kur ân-ı Kerîm bir bakıma, hayatın mahiyetini neden açıklayamadı ımızın hikmetini beyan etmektedir. Çünkü sebeplerin fiilî dua olarak bir ön- art olu turdu u durumda hayatı Allah vermekte ve almaktadır. Allah (cc); Muhyî, yani hayat ı veren dir. Bediüzzaman ın (ra) ifadesiyle, hakikatlerin en ereflisi, en temizi, Kudret-i Ezeliye nin en büyük, en ince, en acib bir mucizesi olan ve en büyük nimet hükmündeki hayatın iki yüzü de lâtif oldu undan, insanlara ho gelmeyen hiçbir çirkin tarafı bulunmadı ından, Allah (cc) Muhyî s ıfatını tecelli ettirirken, insan aklının nazarında, kudret elinin perdecisi olarak Sânii gizleyecek sebepleri ve vasıtaları bilhassa hayatın insan gibi yüksek mertebelerinde araya koymamaktadır. Allah ın (cc) di er bir sıfatı olan Mumît, mevti (ölümü) veren manâsındadır. Ölümün ekseriya zahirî yüzü insanlara ho gelmedi i için, Allah (cc) hakikatte öldüren kendisi oldu u hâlde, insan aklının nazarında kudret elinin perdecisi olacak ölüm sebeplerini ve bu sebeplerin de üstünde dört büyük melekten biri olan Azrail i (as) ölüm mele i olarak vasıta kılmı tır. nsanlar bir akraba veya dostlarının ölümü hâlinde büyük ekseriyetle bu sebepler ve vasıtalara takılırlar ve Allah ın (cc) izzet ve azametine kar ı bir söz söyleyene pek rastlanmaz. Ölüm için bin bir sebep ve vasıta vardır: ya lılık, hastalıklar, kazalar, harpler.. ve Allah ın (cc) öldürme fiiline perde olan Azrail (as). Hayatı veren de, ölümü veren de Allah (cc) oldu u hâlde, O (cc), hayatı verirken insan aklının nazarında perde olacak hiçbir sebep ve vasıta koymamakta, ölümü halk ederken ise, çe itli sebep ve vasıtaları insan aklının nazarında perde yapmaktadır. Ölüm mele- i olarak Hz. Azrail in (as) vazifeli olmasına mukabil, Hayat mele i olarak bir melek isminin duyulmamı olması, hayat ile kudret-i ilâhiye arasında zahirî sebep bulunmamasının bir i aretidir. Ol mâhiler ki, derya içredürler; deryayı bilmezler. (O balıklar ki, denizin içindedirler; denizi bilmezler) denmi tir. nsanlar da, hayat denizinin içindedir; fakat hayatı bilmezler!halbuki, Kâinatın ruhu, nuru, mayası, esası, neticesi, hülâsası hayattır. Hayatı veren kim ise, bütün kâinatın Hâlıkı da O dur. Hayatı veren, elbette O dur, Hayy u Kayyûm dur... Hayat, Allah ın (cc) bize en büyük nimetidir. Dünya hayatı, bize âhiret hayatını kazanabilmek için verilmi bir imtihan fırsatıdır. Ebedî âhiret saadeti imanla kazanılır; fakat hayat olmadan iman olmaz. mtihana girilmeden imtihanda muvaffak olunmaz! nsanlar umumiyetle gaflettedirler; ya adıkları hayatın kendilerine kimin tarafından neden ve ne maksatla verildi ini, bu hayatı nasıl ya amaları icap etti ini, bu hayattan sonra kendilerini neyin bekledi ini bilmeden bu dünyada ya ar ve ölürler... Bu, denizin içinde oldu u hâlde denizi bilmeyen balıkların hâline göre, çok daha fazla garip kar ılanacak bir hâldir. Çünkü, balıklarda uur yoktur ki, içinde ya adı ı denizi bilebilsin. nsana ise, uur verilmi tir ve bu uurla birlikte bunu iyi kullanabilmek mesuliyeti de yüklenmi tir. Verilen her hak ve nimetin, bu hak ve nimeti iyi kullanabilme mesuliyetini de yüklemesinin en mühim bir misâli; insana bu hayatın verili iyle yüklenen mesuliyettir, denilebilir. Dünyanın sonu olan kıyametle, bütün insanların imtihanları da tamamlanmı olacak, insanlar yeniden diriltilip ha ir meydanında toplanacak, Mahkeme-i Kübrâ da bütün insanların dünyadaki imtihanlarının neticesi görülecek ve bu büyük imtihanı kazananlar ile kaybedenler ayrılacaktır. Bütünlemesi ve telâfisi olmayan bu dünya imtihanını ak ıllı geçinenler in de il de, vazifelerini yerine getirmek suretiyle hakikaten ak ıllıca ya ayanlar ın kazanaca ı muhakkaktır. Yaradan ını, O nun kendisine gönderdi i elçisini, kitabını tanıması; kim oldu unu, nereden geldi ini, nasıl hayat sahibi oldu unu, nereye gitti ini, ölümün mahiyetinin ne oldu unu anlaması ve bu anlayı la ya aması insanın en ba ta gelen vazifesidir. Bakara Sûresi nin 28. âyetinde mealen; Ne suretle Allah ı inkâr ediyorsunuz? Halbuki, sizin hayatınız yoktu; O, size hayatı verdi, sonra sizi öldürecektir. Sonra yine hayat verecektir, sonra O na rücu edip gideceksiniz. buyrulmaktadır. Bu âyet, hayatın Allah tarafından verildi ini, ölümün zamanın geçmesiyle de il Allah tarafından husule getirildi ini, âhirette Allah tarafından ikinci defa hayat verilece ini, ha ir ve kıyamette tasfiye ameliyatını gördü ü zaman, zıtların birbirinden ayrılaca ını, sebepler ve vasıtaların ortadan kalkaca ını, perde ve örtü ortadan kalktıktan sonra, herkesin Sâni ini görece ini ve hakîki Mâliki ni bilece ini haber vermektedir. man, kâinattaki en yüksek hakikattir. manın altı esası Hz. Cebrail (as) tarafından Peygamberimiz e (sas) bildirilmi, çocuklu umuzdan itibaren bize ezberletilmi Amentü Hadîs-i Kudsî sinde hülâsa edilmi tir. Çocukluktan, yeti kinlik ve olgunluk ça ına geçti imizde bize dü en i, kâinatın bu en yüksek hakikatiyle, de eriyle mütenasip olarak ha îr-ne ir olmaktır. Geli en zekâ, his ve kabiliyetlerimizi, hakikatin incelik ve derinliklerini kavrayabilmek için kullanmalı, tesir sahamızda bulunan aile, i, dost, arkada vs. gibi yakın çevremizde de, lüzumsuz, faydasız, zararlı konu ma ve me guliyetlere kar ı tavır alarak imanî meselelerin önceli ine inanmı ekilde ya amalı ve ba kalarının ya aması için gayret etmeliyiz. 227 on dokuz

20 Yolların ayrımında bulundu umuz u günlerde gelin bir kez daha Yunusların, Mevlânâların ses ve soluklarında yankılanan u evrensel ilâhî ça rılara kulak vererek gönülden sevgi ve karde lik diyelim! Doç. Dr. Muvaffak Muharrir Sinek lârvalarının yara tedavisindeki faydaları, Napolyon un ordusunda ba hekim olarak çalı an Dr. Baron Larrey ile Amerikan iç sava ında görevli Dr. Joseph Jones tarafından ke fedilmi tir. Bu hekimler, sava alanında yaralı askerlerle ilgilenirken, yaraların üzerinde bulunan sinek lârvalarının garip bir ekilde yalnızca ölü dokuları yediklerini mü ahede etmi ; yaraları kurtlanmı askerlerin, yaralarında kurt olmayanlardan daha sa lıklı oldu unu ve di erlerine nispetle bu askerlerin hayatta kalma ihtimallerinin arttı ını gördüklerinde, büyük bir hayrete kapılmı ve sinek lârvalarının bunda rol alabilece ini dü ünmü lerdir. Maggot terapiyi daha sonra sistematik olarak ilk uygulayan Johns Hopkins Üniversitesi nden Ortopedist Dr. William Baer dir. Bu doktorun elde etti i bulgular ölümünden sonra 1932 yılında arkada ları tarafından ne redilmi tir. Tıpta yeni antibiyotik ve cerrahî tekniklerin geli tirildi i 1940 lı yılların ortasına kadar bu tedavi binlerce doktor tarafından uygulanmasına ra men, 2. Dünya Sava ı ndan sonra uygulamadan kaldırılmı ; 1970 ve 1980 lerde ise, antibiyotiklere direnç Bediüzzaman ın (ra) buyurdu u gibi, bu âlem sarayı ve bu kâinat fabrikası, Allah ın Kuddüs isminin bir büyük cilvesine mazhardır. Ve o ilâhî emirleri, de il yalnız denizlerin et yiyici temizlikçileri ve karaların kartalları, sinek kurtçukları gibi cenazeleri toplayan sıhhiye memurları da dinliyorlar elbette. geli ti i ve cerrahî tekniklerin yetersiz kaldı ı durumlarda zaman zaman uygulamaya girmi tir da California Üniversitesi ndeki hekimler, antibiyotikle ve cerrahî metotlarla iyile tirilemeyen uzuvlarını kaybetmemi hastaların, yaraları daha da büyümeden maggot terapiye alınmalarını tavsiye etmi lerdir lardan beri maggot terapi özellikle ngiltere ve srail de kullanılmaya ba lanmı tır. Geçen süre içerisinde daha da ilgi duyulan hattâ adına dünyanın birçok yerinden bilim adamlarının katıldı ı ilmî kongrelerin düzenlendi i maggot terapi ile yüzlerce hasta tedavi edilmi tir. Maggot terapide, Lucilia sericata ( i e camı ye ili sinek) lârvaları kullanılmaktadır. Aslında sinek lârvaları insan ve hayvanlarda Miyaz hastalı ına sebep olabilmekte, hattâ çok tehlikeli durumlar ortaya çıkarabilmektedir (bkz: Resim 1 Eri kin bir Lucilia sericata 228 yirmi

AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL

AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL AİLEYE MUTLULUK YAKIŞIR! HAYAT SEVİNCE VE SEVİLİNCE GÜZEL Ey İnsanlık! Sizi bir tek canlı varlıktan yaratan, ondan da eşini var eden ve her ikisinden de bir çok erkek ve kadın üreten Rabbınıza karşı sorumluluğunuzun

Detaylı

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR?

YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? YETERLİ VE DENGELİ BESLENME NEDİR? Vücudun, büyümesi yenilenmesi çalışması için gerekli olan enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasıdır. Ş. İKİBUDAK BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ SAĞLIKLI BİR Y AŞAMIN

Detaylı

I. Sabit Kaynaklar, bunlar ısınma ve üretim amaçlı faaliyetlerin yapıldı ı yerlerdir.

I. Sabit Kaynaklar, bunlar ısınma ve üretim amaçlı faaliyetlerin yapıldı ı yerlerdir. G R Havanın gerek insan sa lı ına, gerekse do aya zarar verici duruma gelmesi, kirletici denen unsurların fazlala masıyla olur. Kirleticiler, belirli bir kaynaktan atmosfere bırakılan birinci derecede

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

ÖZEL EGE L SES. HAZIRLAYAN Ö RENC LER: Tayanç HASANZADE Ahmet Rasim KARSLIO LU. DANI MAN Ö RETMEN: Mesut ESEN Dr. ule GÜRKAN

ÖZEL EGE L SES. HAZIRLAYAN Ö RENC LER: Tayanç HASANZADE Ahmet Rasim KARSLIO LU. DANI MAN Ö RETMEN: Mesut ESEN Dr. ule GÜRKAN ÖZEL EGE L SES BAZI ISKARTA BALIKLARIN (Isparoz, Hani) ETLER NDEN ALTERNAT F GÜBRE YAPIMI VE UYGULANAB L RL HAZIRLAYAN Ö RENC LER: Tayanç HASANZADE Ahmet Rasim KARSLIO LU DANI MAN Ö RETMEN: Mesut ESEN

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

mekan Kasımpaşa Deniz Hastanesi İLKBAHAR 2014 SAYI: 302

mekan Kasımpaşa Deniz Hastanesi İLKBAHAR 2014 SAYI: 302 mekan İLKBAHAR 2014 SAYI: 302 40 41 Kasımpaşa Deniz Hastanesi YÜK. MİMAR BEYZA ŞENER mekan 42 43 BİNALAR DA İNSANLAR GİBİ DOĞAR BÜYÜR ÖMRÜNÜ TAMAMLAYINCA DA ÖLÜR VE YERİNİ YENİLERİ ALIR. Bu ya am bazen

Detaylı

Kültürümüzden Dua Örnekleri. Güzel İş ve Davranış: Salih Amel. İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir. Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 URL:

Kültürümüzden Dua Örnekleri. Güzel İş ve Davranış: Salih Amel. İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir. Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 URL: Hazırlayan: Mehmet Fatih Bütün URL: Kültürümüzden Dua Örnekleri Güzel İş ve Davranış: Salih Amel İbadetler Davranışlarımızı Güzelleştirir Rabbena Duaları ve Anlamları BÖLÜM: 3 Kültürümüzde birçok dua örneği

Detaylı

1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar

1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar 1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar İÇİNDEKİLER KUR AN NEDİR? KUR AN-IN AMACI? İNANÇ NEDİR İBADET NEDİR AHLAK NEDİR KISSALAR AYETLER KUR AN NEDİR? Kur an-ı Hakîm, alemlerin Rabbi olan Allah ın kelamıdır.

Detaylı

ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI

ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI ALANYA BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA VE KONT.MD YETERLİ VE DOĞRU BESLENME KURALLARI 16 EKİM DÜNYA GIDA GÜNÜ Dünya da bir yanda obeziteyle mücadele yapılırken diğer tarafta açlıktan ölme noktasına gelen insanlara

Detaylı

HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR

HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR Hepatit C nedir? Hepatit C virüsünün neden olduğu karaciğer hastalığıdır. Hepatit C hastalığı olarak bilinir ve %70 kronikleşir, siroz, karaciğer yetmezliği, karaciğer kanseri

Detaylı

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar

Kilo verme niyetiyle diyet tedavisinin uygulanamayacağı durumlar nelerdir? -Hamilelik. -Emziklik. -Zeka geriliği. -Ağır psikolojik bozukluklar Diyet denilince aklımıza aç kalmak gelir. Bu nedenle biz buna ''sağlıklı beslenme programı'' diyoruz. Aç kalmadan ve bütün besin öğelerinden dengeli biçimde alarak zayıflamayı ve bu kiloda kalmayı amaçlıyoruz.

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU DİN HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TİREBOLU MÜFTÜLÜĞÜ AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU MUTLULUĞUNUZA REHBERLİK EDER Yüce Allah ın aileye bahşettiği sevgi ve rahmetin çeşitli unsurlarla beslenmesi gerekir. Bunların

Detaylı

gereksinimi kadar sağlamasıdır.

gereksinimi kadar sağlamasıdır. Yeterli beslenme, vücudun yaşamı ve çalışmasını sürdürebilesi için gerekli olan enerjinin sağlanması anlamına gelir. Dengeli beslenme ise, alınan enerjinin yanında bütün besin öğelerini gereksinimi kadar

Detaylı

Hücre zedelenmesi etkenleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015

Hücre zedelenmesi etkenleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 Hücre zedelenmesi etkenleri Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 Homeostaz Homeostaz = hücre içindeki denge Hücrenin aktif olarak hayatını sürdürebilmesi için homeostaz korunmalıdır Hücre zedelenirse ne olur? Hücre

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.. 1 BESLENME BİLİMİ 2 Yaşamımız süresince yaklaşık 60 ton besin tüketiyoruz. Besinler sağlığımız ve canlılığımızın devamını sağlar. Sağlıklı bir

Detaylı

Ekmek, buğday ununa; su, tuz, maya (Saccharomyces cerevisiae) gerektiğinde şeker, enzimler, enzim kaynağı olarak malt unu, vital gluten ve izin

Ekmek, buğday ununa; su, tuz, maya (Saccharomyces cerevisiae) gerektiğinde şeker, enzimler, enzim kaynağı olarak malt unu, vital gluten ve izin EKMEK İSRAFI Ekmek, buğday ununa; su, tuz, maya (Saccharomyces cerevisiae) gerektiğinde şeker, enzimler, enzim kaynağı olarak malt unu, vital gluten ve izin verilen katkı maddeleri ilave edilip bu karışımın

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ SAYI : BİR 7-11 MAYIS 2009 ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ Ben siyasi hayatım ve ülke sevdamla ilgili olarak tüm Türkiye yi memleketim bilirim ancak Çemişgezek benim doğup, büyüdüğüm yer. Elazığ Valisi Muammer

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir.

AVCILIK. İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. AVCILIK İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen ve bir faaliyettir. Avcılık İnsanlığın tarihi kadar eski bir fenomen Avcılık eskiden; İnsanın kendisini korumak, Karnını doyurmak, Hayvan ehlileştirmek,

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

Toplum olarak biraz fazla mı televizyon seyrediyoruz? Bunun sebepleri nelerdir?

Toplum olarak biraz fazla mı televizyon seyrediyoruz? Bunun sebepleri nelerdir? Televizyon kültürü hayatımıza girdi gireli, toplumuzun genetik kodlarında ciddi hasarlar meydana geldi. Bugün, televizyon, değerlerimize ait hiçbir şey bırakmamacasına büyük bir yıkım gerçekleştiriyor.

Detaylı

İKTİSADA GİRİŞ-I ÇALIŞMA SORULARI-7 HÜKÜMET MÜDAHALELERİ, TÜKETİCİ VE ÜRETİCİ ARTIĞI

İKTİSADA GİRİŞ-I ÇALIŞMA SORULARI-7 HÜKÜMET MÜDAHALELERİ, TÜKETİCİ VE ÜRETİCİ ARTIĞI İKTİAA GİRİŞ-I ÇALIŞMA ORULARI-7 HÜKÜMET MÜAHALELERİ, TÜKETİCİ VE ÜRETİCİ ARTIĞI 1. Hükümet tarafından uygulamaya konulmuş olan kira kontrolleri: A) kiraları serbest piyasa denge fiyatlarının altında tutacaktır

Detaylı

www.boren.com.tr / info@boren.com.tr

www.boren.com.tr / info@boren.com.tr www.boren.com.tr / info@boren.com.tr YAŞAM da BOR BOR/B; Yeryüzünde bileşikler halinde, toprak, kaya ve suda az miktarlarda fakat yaygın olarak bulunan bir elementtir. Yer kabuğunda 10-20 ppm, deniz ve

Detaylı

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU

Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU 173 Prof. Dr. Sedat BOYACIOĞLU Hiçbir canlının beslenmeden yaşamını sürdürmesi mümkün değildir. Bu, her yaşta olmak üzere, insanlar için de geçerlidir. Özellikle bebekler ve

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

O, hiçbir sözü kendi arzularına göre söylememektedir. Aksine onun bütün dedikleri Allah ın vahyine dayanmaktadır.

O, hiçbir sözü kendi arzularına göre söylememektedir. Aksine onun bütün dedikleri Allah ın vahyine dayanmaktadır. İslam çok yüce bir dindir. Onun yüceliği ve büyüklüğü Kur an-ı Kerim in tam ve mükemmel talimatları ile Hazret-i Resûlüllah (S.A.V.) in bu talimatları kendi yaşamında bizzat uygulamasından kaynaklanmaktadır.

Detaylı

Andropozun temel nedeni testosteron hormonunun azalmasıdır.

Andropozun temel nedeni testosteron hormonunun azalmasıdır. Andropozun temel nedeni testosteron hormonunun azalmasıdır. Testosteron noksanlığının erkekleri en çok ilgilendiren yanı, libido ve potens azalmasıdır. Cinsel arzunun azalması, orgazm hissinin zayıflaması,

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

Kurumsalla ma nedir? FUTBOLDA KURUMSAL YÖNET M VE DENET M. yıllardan sonra dahil olmu popüler bir terimdir. kavram, verebilirlik ve sorumluluk.

Kurumsalla ma nedir? FUTBOLDA KURUMSAL YÖNET M VE DENET M. yıllardan sonra dahil olmu popüler bir terimdir. kavram, verebilirlik ve sorumluluk. FUTBOLDA KURUMSAL YÖNET M VE DENET M XV.TÜRK YE Ç DENET M KONGRES, 17 Ekim 2011 stanbul Kurumsalla ma nedir?! Türk sporunun içine, özellikle 2000 li yıllardan sonra dahil olmu popüler bir terimdir.! Literatürde

Detaylı

YAŞAMBOYU SPOR ve ANTRENMAN BİLGİSİ. HAZIRLAYAN Zekeriya BAŞEKEN Beden Eğitimi Öğretmeni 1

YAŞAMBOYU SPOR ve ANTRENMAN BİLGİSİ. HAZIRLAYAN Zekeriya BAŞEKEN Beden Eğitimi Öğretmeni 1 YAŞAMBOYU SPOR ve ANTRENMAN BİLGİSİ HAZIRLAYAN Zekeriya BAŞEKEN Beden Eğitimi Öğretmeni 1 Spor insanoğlunun var oluşundan beri onunla beraber olan, belirli kurallar içeren, rekabet ortamı olan, haz veren

Detaylı

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler 1.Temel Kavramlar Abaküs Nedir... 7 Abaküsün Tarihçesi... 9 Abaküsün Faydaları... 12 Abaküsü Tanıyalım... 13 Abaküste Rakamların Gösterili i... 18 Abaküste Parmak Hareketlerinin Gösterili i... 19 2. lemler

Detaylı

Su / Hasta Değil Susuzsunuz adlı kitapta suyun önemi anlatılıyor ve yazara göre vücudumuz tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyuyor.

Su / Hasta Değil Susuzsunuz adlı kitapta suyun önemi anlatılıyor ve yazara göre vücudumuz tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyuyor. Su / Hasta Değil Susuzsunuz adlı kitapta suyun önemi anlatılıyor ve yazara göre vücudumuz tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyuyor. 1- Hiçbir şey susuz yaşayamaz. 2- Göreceli su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını

Detaylı

NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI

NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI Portal Adres NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI : www.cayyolu.com.tr İçeriği : Gündem : http://www.cayyolu.com.tr/haber/nijerya-dan-gelen-yolcuda-ebolaya-rastlanmadi/96318 1/3 SAGLIK IÇIN EGZERSIZ

Detaylı

Organ bağışında bulunan herkesin organları kullanılabilir mi?

Organ bağışında bulunan herkesin organları kullanılabilir mi? Organ Doku Birimi ve Bağış Organ Bağışı Başka Hayatlara Can Katmaktır Organ bağışı nedir? Organ bağışı kişinin hayatta iken kendi özgür iradesiyle, organlarının bir kısmını veya tamamını ölümünden sonra

Detaylı

MAT223 AYRIK MATEMATİK

MAT223 AYRIK MATEMATİK MAT223 AYRIK MATEMATİK Çizgeler 7. Bölüm Emrah Akyar Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü, ESKİŞEHİR 2014 2015 Öğretim Yılı Çift ve Tek Dereceler Çizgeler Çift ve Tek Dereceler Soru 51 kişinin

Detaylı

İstanbul Beyin Merkezleri

İstanbul Beyin Merkezleri İstanbul Beyin Merkezleri BEYİN CHECK-UP I NEDİR? NASIL YAPILIR? NE ZAMAN YAPTIRILSIN? Beyin Check-up incelemeleri nelerdir? *Beynin fiziki yapısı (=morfolojik) MRI ve CT scan ile, *Kimyası PET scan ve

Detaylı

TİN SURESİ. Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ. 3 Bu güvenli belde şahittir;

TİN SURESİ. Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ TİN SURESİ. 3 Bu güvenli belde şahittir; Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla 3 Bu güvenli belde şahittir; 1 4 1 İNCİR AĞACI ve zeytin (diyarı) şahittir! 4 Doğrusu Biz insanı en güzel kıvamda yaratmış, 2 İncir ile Hz Nuh un tufan bölgesi olan

Detaylı

SPIRULINA NEDİR? Spirulina yosunu ağır metallere karşı çok hassastır, bu itibarla kirlenmenin olmadığı yerlerde büyür.

SPIRULINA NEDİR? Spirulina yosunu ağır metallere karşı çok hassastır, bu itibarla kirlenmenin olmadığı yerlerde büyür. TIENS SPIRULINA SPIRULINA NEDİR?. Spirulina mavi yeşil renkte bir su yosunudur İlk olarak yeryüzünde 3.5 milyon yıl önce görülmüş olup, gezegendeki en yaşlı yaşam biçimlerinden biridir. Doğal haliyle Çin

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

TAKVA AYI RAMAZAN TAKVA AYI RAMAZAN. Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla

TAKVA AYI RAMAZAN TAKVA AYI RAMAZAN. Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla TAKVA AYI RAMAZAN TAKVA AYI RAMAZAN Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla (Farz kılınan oruç) sayılı günlerdir. Sizden kim, (o günlerde) hasta veya seferde ise o, (tutamadığı) günler sayısınca başka günlerde

Detaylı

Cenâb-ı Hak geçmiş ümmetleri çeşitli cezalar ile cezalandırmış,ağır imtihanlarla,ince elekten eler gibi elemiştir.

Cenâb-ı Hak geçmiş ümmetleri çeşitli cezalar ile cezalandırmış,ağır imtihanlarla,ince elekten eler gibi elemiştir. KANSER VE SEBEBLERİ Erişkin olan bir insanda takriben 50 trilyon hücre bulunmaktadır. Hayat tek bir hücre ile başlar. Büyüme tamamlanıncaya kadar milyonlarca defa bölünme gerçekleşir. Bölünme,lalettayin

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

10. Sınıf Biyoloji Konuları Hücre Bölünmeleri Kalıtımın Genel İlkeleri Ekosistem Ekolojisi ve Güncel Çevre Sorunları

10. Sınıf Biyoloji Konuları Hücre Bölünmeleri Kalıtımın Genel İlkeleri Ekosistem Ekolojisi ve Güncel Çevre Sorunları 10. Sınıf Biyoloji Konuları Hücre Bölünmeleri Mitoz ve Eşeysiz Üreme Canlılarda hücre bölünmesinin gerekliliği Mayoz ve Eşeyli Üreme Kalıtımın Genel İlkeleri Kalıtım ve Biyolojik Çeşitlilik Kalıtımın genel

Detaylı

ALEXANDER RUSSEL WEBB-MUHAMMED

ALEXANDER RUSSEL WEBB-MUHAMMED ALEXANDER RUSSEL WEBB-MUHAMMED Benim araştırıcı, meraklı bir ahlâkım vardı. Her şeyin sebebini ve maksadını arıyordum. Bunlar için mantıkî cevaplar bekliyordum. Hâlbuki râhiplerin ve diğer Hıristiyan din

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan

Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz. Diyetisyen Serap Orak Tufan Sağlıklı besleniyoruz Sağlıkla büyüyoruz Diyetisyen Serap Orak Tufan İstanbul 2015 NEDEN OKULA GİDERİZ? PEKİ NEDEN YEMEK YERİZ? Hastalanmamak için Daha Güçlü olmak için Daha çabuk büyümek için Karnımızı

Detaylı

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir.

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız ve Diş Sağlığı Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir. Ağız sağlığı: Dişler ve onları

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

ATOM BİLGİSİ I ÖRNEK 1

ATOM BİLGİSİ I  ÖRNEK 1 ATOM BİLGİSİ I Elementlerin özelliklerini ta ıyan en küçük yapıta ı atomdur. Son çözümlemede, bütün maddelerin atomlar toplulu u oldu unu söyleyebiliriz. Elementler, aynı tür atomlardan, bile ik ve karı

Detaylı

DEMANS. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder?

DEMANS. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder? Sağlık Dairesi Bilgilendiriyor. ÿ Bu bir Demans (bunama hastalığı) olabilir mi? ÿ Demans tam olarak nedir? ÿ Alzheimer tipi Demans nasıl cerayan eder? ÿ Demans nasıl tedavi edilebilir? ÿ Ne gibi önlem

Detaylı

Ekmek, buğday ununa; su, tuz, maya (Saccharomyces cerevisiae) gerektiğinde şeker, enzimler, enzim kaynağı olarak malt unu, vital gluten ve izin

Ekmek, buğday ununa; su, tuz, maya (Saccharomyces cerevisiae) gerektiğinde şeker, enzimler, enzim kaynağı olarak malt unu, vital gluten ve izin EKMEK İSRAFI Ekmek, buğday ununa; su, tuz, maya (Saccharomyces cerevisiae) gerektiğinde şeker, enzimler, enzim kaynağı olarak malt unu, vital gluten ve izin verilen katkı maddeleri ilave edilip bu karışımın

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

ÇEVRE KORUMA KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK

ÇEVRE KORUMA KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK ÇEVRE KORUMA VE KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK Çevre neden bu kadar önemli? Sera etkisi artıyor Doğal kaynaklar bitiyor Maliyetler yükseliyor Gelir eşitsizliği uçurumu büyüyor 2002 yılında Johannesburg da

Detaylı

DEĞER YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş.

DEĞER YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş. Büyükdere Cd. Nevtron İşhanı No:119 K /6 Gayrettepe-İST TEL: 0212/ 211 99 01-02-04 FAX: 0212/ 211 99 52 MALİ MEVZUAT SİRKÜLERİ SİRKÜLER NO : 2006/ 7 İstanbul, 10 Ocak 2007 KONU :2007 Yılında Uygulanacak

Detaylı

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder.

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. 8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. Soru : Din nedir? Din, Allah tarafından gönderilmiştir. Peygamberler

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

Enerji ve İklim Haritası

Enerji ve İklim Haritası 2013/2 ENERJİ İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Enerji ve Çevre Yönetimi Dairesi Başkanlığı Enerji ve İklim Haritası Uzm. Yrd. Çağrı SAĞLAM 22.07.2013 Redrawing The Energy Climate Map isimli kitabın çeviri özetidir.

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

İKTİSADA GİRİŞ ÇALIŞMA SORULARI-6 HÜKÜMET MÜDAHALELERİ, TÜKETİCİ VE ÜRETİCİ ARTIĞI

İKTİSADA GİRİŞ ÇALIŞMA SORULARI-6 HÜKÜMET MÜDAHALELERİ, TÜKETİCİ VE ÜRETİCİ ARTIĞI İKTİAA GİRİŞ ÇALIŞMA ORULARI-6 HÜKÜMET MÜAHALELERİ, TÜKETİCİ VE ÜRETİCİ ARTIĞI 1. Aşağıdakilerden hangisi kira kontrollerinin muhtemel sonuçlarından birisi değildir? A) kiralık ev piyasasında karaborsa

Detaylı

Samuel, Tanrı Çocu u Hizmetkarı

Samuel, Tanrı Çocu u Hizmetkarı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Samuel, Tanrı Çocu u Hizmetkarı Yazari: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Tercüme eden: Nurcan Duran Uyarlayan: Lyn Doerksen Türkçe Hanna, Elkana adındaki iyi bir

Detaylı

Dünya Mısır Pazarı ve Türkiye

Dünya Mısır Pazarı ve Türkiye Dünya Mısır Pazarı ve Türkiye Günümüzde çok amaçlı bir kullanım alanına sahip olan Mısır, Amerika Kıtası keşfedilene kadar dünya tarafından bilinmemekteydi. Amerika Kıtasının 15. yüzyıl sonlarında keşfedilmesiyle

Detaylı

Sadîk-i Ahmak yani ahmak dost şiddetli düşmandan,din düşmanından daha fazla verir.

Sadîk-i Ahmak yani ahmak dost şiddetli düşmandan,din düşmanından daha fazla verir. AHMAK DOST Sadîk-i Ahmak yani ahmak dost şiddetli düşmandan,din düşmanından daha fazla verir. İyilik zannıyla topluma,tüm değerlere,insanlığa karşı kötülük işlemektedir. İbrahim Peygamberden yana olduğunu

Detaylı

TEMEL ZOOTEKNİ KISA ÖZET KOLAY AÖF

TEMEL ZOOTEKNİ KISA ÖZET KOLAY AÖF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. TEMEL ZOOTEKNİ KISA ÖZET KOLAY AÖF Kolayaöf.com

Detaylı

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi 1 Verim Arzının Zaman İçinde Değişimi Verim Arzının dış görünümü olan iş verimi işin tekrarlanması

Detaylı

M VE NAZARDAN KORUNMA VE KURTULMA YOLLARI. lar aha beteri. dir veya 7 2. Y. 4. a bakarak " " dersek h 6. olarak sadaka verme.

M VE NAZARDAN KORUNMA VE KURTULMA YOLLARI. lar aha beteri. dir veya 7 2. Y. 4. a bakarak   dersek h 6. olarak sadaka verme. M VE NAZARDAN KORUNMA VE KURTULMA YOLLARI lar aha beteri dir... 1. -3-5 veya 7 2. Y 3. : me sem. 1 (B bir olmaz) 4. a bakarak " " 5. sek, dersek h 6. olarak sadaka verme. 2 3 k, iyilik yapmak, anaya -

Detaylı

7. SINIF DENEME SINAVLARI DAĞILIMI / TÜRKÇE

7. SINIF DENEME SINAVLARI DAĞILIMI / TÜRKÇE TÜRKÇE Öğrenme Alanı 3. OKUMA Alt Öğrenme Alanı 2. Okuduğu Metni Anlama ve Çözümleme 3. Okuduğu Metni Değerlendirme 4. Söz Varlığını Zenginleştirme 4. YAZMA 6. Yazım ve ktalama Kurallarını Uygulama 5.

Detaylı

EGZERSİZ REÇETESİNİN GENEL PRENSİPLERİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ

EGZERSİZ REÇETESİNİN GENEL PRENSİPLERİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ EGZERSİZ REÇETESİNİN GENEL PRENSİPLERİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ EGZERSİZ REÇETESİ? Egzersiz reçetesi bireylere sistematik ve bireyselleştirilmiş fiziksel aktivite önerileri yapılmasıdır. EGZERSİZ REÇETESİNİN GENEL

Detaylı

EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr

EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr EKMEKSİZ DİYET OLUR MU? ŞİŞMANLIĞIN TEK SUÇLUSU EKMEK Mİ? Dilara Koçak Beslenme ve Diyet Uzmanı 8 Mart 2013 www.dilarakocak.com.tr Ağacın kökü toprak İnsanın kökü EKMEK tir. 2 BİR AYDA 7-12 KG. VERMEK

Detaylı

Ve Brahman bir felsefedir ve o çeşit anlamlarıyla felsefi ve edebi yazılarda kullanılır.

Ve Brahman bir felsefedir ve o çeşit anlamlarıyla felsefi ve edebi yazılarda kullanılır. Prana Sanskritçe den nefes-nefes alma ve devamlı hareket şeklinde çevrilir. Bu Hint felsefesinde-tıbbında ve teolojisinde genel bir anlamı ifade eder. Dil uzmanları kelimeye bu anlamları yanında hayat

Detaylı

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR!

SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! SADETTİN ÖKTEN İÇİMDE AVM VAR! Şehir ve Medeniyet İÇGÜDÜSEL DEĞİL, BİLİNÇLİ TERCİH: ŞEHİR Şehir dediğimiz vakıayı, olguyu dışarıdan bir bakışla müşahede edelim Şehir denildiğinde herkes kendine göre bir

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi 1 Çevre Koşullarının İnsan Üzerindeki Etkileri Çevre: Bir elemanın dışında çeşitli olayların geçtiği

Detaylı

Çevre Yüzyılı. Dünyada Çevre

Çevre Yüzyılı. Dünyada Çevre Çevre Yüzyılı Çevre; canlıların yaşamı boyunca ilişkilerini sürdürdüğü dış ortamdır. Hava, su ve toprak bu çevrenin fizikî unsurlarını; insan, hayvan, bitki ve diğer mikroorganizmalar ise, biyolojik unsurlarını

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

AFRİKA HASTALIĞI -SIĞIRLARIN NODÜLER EKZANTEMİ -LUMPY SKIN DISEASE (LSD)

AFRİKA HASTALIĞI -SIĞIRLARIN NODÜLER EKZANTEMİ -LUMPY SKIN DISEASE (LSD) AFRİKA HASTALIĞI -SIĞIRLARIN NODÜLER EKZANTEMİ -LUMPY SKIN DISEASE (LSD) 1 GÜNDEM Tanım Epidemiyoloji (Hastalığın Yayılımı) Mücadele Soru-Cevap 2 Afrika Hastalığı Nedir? Sivrisinek, kene ve sokucu sineklerle

Detaylı

Biochemistry Chapter 4: Biomolecules. Hikmet Geçkil, Professor Department of Molecular Biology and Genetics Inonu University

Biochemistry Chapter 4: Biomolecules. Hikmet Geçkil, Professor Department of Molecular Biology and Genetics Inonu University Biochemistry Chapter 4: Biomolecules, Professor Department of Molecular Biology and Genetics Inonu University Biochemistry/Hikmet Geckil Chapter 4: Biomolecules 2 BİYOMOLEKÜLLER Bilim adamları hücreyi

Detaylı

GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU

GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU GÜNEŞİN ELEKTROMANYETİK SPEKTRUMU Güneş ışınımı değişik dalga boylarında yayılır. Yayılan bu dalga boylarının sıralı görünümü de güneş spektrumu olarak isimlendirilir. Tam olarak ifade edilecek olursa;

Detaylı

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı,

B unl a r ı B i l i yor mus unuz? MİTOZ. Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, MİTOZ Canlının en küçük yapı biriminin hücre olduğunu 6. sınıfta öğrenmiştik. Hücreler; hücre zarı, sitoplazma ve çekirdekten meydana gelmiştir. Hücreler büyüme ve gelişme sonucunda belli bir olgunluğa

Detaylı

Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi

Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi Pazardan Sofraya:Pazarlama ve Tüketim Beslenmede Balığın Yeri ve Önemi Prof. Dr. Yasemen YANAR Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölüm Başkanı Tarih boyunca medeniyetler

Detaylı

HZ. PEYGAMBER (S.A.V) İN HOŞGÖRÜSÜ VE AFFEDİCİLİĞİ

HZ. PEYGAMBER (S.A.V) İN HOŞGÖRÜSÜ VE AFFEDİCİLİĞİ ب س م الله الر ح من الر ح يم الل ه ل نت ل ه م و ل و ك نت ف ظ ا غ ل يظ ال ق ل ب ف ب م ا ر ح م ة م ن لا نف ض وا م ن ح و ل ك İmran, 159) (Al-i HZ. PEYGAMBER (S.A.V) İN HOŞGÖRÜSÜ VE AFFEDİCİLİĞİ Muhterem Müslümanlar!

Detaylı

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR!

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR! Acıbadem Hastanesi Büyüme ve Ergenlik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz ile, çocuğun doğumundan itibaren vücudunda hangi hormonların ne gibi işlevleri olduğunu, ilk 3 yılın önemini ve ergenlik

Detaylı

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?

1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? VÜCUT BAKIMI 1. İnsan vücudunun ölçülerini konu edinen bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir? A) Anatomi B) Fizyoloji C) Antropometri D) Antropoloji 2. Kemik, diş, kas, organlar, sıvılar ve adipoz dokunun

Detaylı

Motosiklet ile Bodrum dan Afrika nın en ucuna gidip, geldi

Motosiklet ile Bodrum dan Afrika nın en ucuna gidip, geldi Motosiklet ile Bodrum dan Afrika nın en ucuna gidip, geldi Bodrum da Reklam Art şirketinin sahibi reklamcı Giray Türker, 102 gün süren maceralı yolculuğunu tamamladı. Bodrum dan güney Afrika ya gitmek

Detaylı

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler Hani, Rabbin meleklere, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti. Onlar, Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamd

Detaylı

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1. Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.5-2 m 2 ) Deri esas olarak iki tabakadan olu ur Üst deri (Epidermis)

Detaylı

Ya! Satarım Bal Satarım Satı" Oyunu Etkinlik Ölçümü Sonuç Raporu. www.satisoyunu.com. Fuad Almeman Proje Ba" Danı"manı Aralık 2009

Ya! Satarım Bal Satarım Satı Oyunu Etkinlik Ölçümü Sonuç Raporu. www.satisoyunu.com. Fuad Almeman Proje Ba Danımanı Aralık 2009 U N I C O N D A N I! M A N L I K G R U B U Ya! Satarım Bal Satarım Satı" Oyunu Etkinlik Ölçümü Sonuç Raporu Fuad Almeman Proje Ba" Danı"manı Aralık 2009 www.satisoyunu.com Muallim Naci Cd. No. 53/2 Ortaköy

Detaylı

SORULAR / CEVAPLAR. 2 metabolic balance ile kilo nasıl dengeleniyor?

SORULAR / CEVAPLAR. 2 metabolic balance ile kilo nasıl dengeleniyor? SORULAR / CEVAPLAR 1 nedir? kilo düzenleyici metabolizma programıdır. Bu program doktorlar ve beslenme uzmanları tarafından geliştirilmiştir. Bu program yardımıyla yeme içme alışkanlıklarınız sağlıklı,

Detaylı

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ

YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ Savaş AYBERK, Bilge ALYÜZ*, Şenay ÇETİN Kocaeli Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü, Kocaeli *İletişim kurulacak yazar bilge.alyuz@kou.edu.tr, Tel: 262

Detaylı

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI Yardım edin sinüslerim beni öldürüyor! Bunu daha önce hiç söylediniz mi?. Eğer cevabınız hayır ise siz çok şanslısınız demektir. Çünkü her yıl milyonlarca lira sinüs problemleri

Detaylı

EV TEKSTİL SEKTÖRÜ 1. ÜRÜNÜN TANIMI: 2. TÜRKİYE DE ÜRETİM: 3. TÜRKİYE NİN DIŞ TİCARETİ:

EV TEKSTİL SEKTÖRÜ 1. ÜRÜNÜN TANIMI: 2. TÜRKİYE DE ÜRETİM: 3. TÜRKİYE NİN DIŞ TİCARETİ: EV TEKSTİL SEKTÖRÜ 1. ÜRÜNÜN TANIMI: Ev tekstili, genel olarak evleri dekore etmek amacıyla kullanılan ürünler olarak tanımlanmaktadır. Sentetik iplikler ve kumaşların yanı sıra, pamuk, keten, ipek ve

Detaylı

Dünya Çavdar ve Yulaf Pazarı

Dünya Çavdar ve Yulaf Pazarı Dünya Çavdar ve Yulaf Pazarı Dünyada çavdar ve yulafın üretimi, buğday, pirinç, mısır ve arpa gibi diğer tahıl ürünlerine kıyasla son derece sınırlıdır. Yılda ortalama 14-15 milyon ton dolayında olan dünya

Detaylı

İÇ KONTROL. ç Kontrol Dairesi. I lda Arslan. 2 ubat 2009 / ISPART A

İÇ KONTROL. ç Kontrol Dairesi. I lda Arslan. 2 ubat 2009 / ISPART A İÇ KONTROL ç Kontrol Dairesi I lda Arslan 2 ubat 2009 / ISPART A İç Kontrol Tanım ç Kontrol, kurumlar n, yöneticileri ve çal anlar taraf ndan uygulanan; kurumlar n hedeflerinin el de edilmesinde gereken

Detaylı

YGS ANAHTAR SORULAR #3

YGS ANAHTAR SORULAR #3 YGS ANAHTAR SORULAR #3 1) Bir insanın kan plazmasında en fazla bulunan organik molekül aşağıdakilerden hangisidir? A) Mineraller B) Su C) Glikoz D) Protein E) Üre 3) Aşağıdakilerden hangisi sinir dokunun

Detaylı