TÜRKİYE'DE İLERİ ATILIMLAR ve KÖY ENSTİTÜLERİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TÜRKİYE'DE İLERİ ATILIMLAR ve KÖY ENSTİTÜLERİ"

Transkript

1 TÜRKİYE'DE İLERİ ATILIMLAR ve KÖY ENSTİTÜLERİ Bekir Semerci "Mantık yoluyla daha insani bir dünya hazırlamak için uğraşanlar ya öldüler, yahut da kudret ve itibar sahibi etmek için çalıştıkları insanlar tarafından öldürüldüler " HENDRIK WILLEM VAN LOON TÜRKİYE'de atılan ileri atılımlardan yıkılan yalnız Köy Enstitüleri değildir. Okuyunca anlayacaksınız. Türkiye'de yapılan ileri atılımlardan kıyıma uğrayan yalnız köy enstitüleri değildir, okuyun, göreceksiniz.

2 Önsöz Kitaba seçtiğimiz konular toplumumuzun en küçük yerleşim birimi olan köy ve Türk ulusunun genel yaşantısıdır. Avrupa ülkeleri XVl. Yüzyıldan başlayarak sanat, bilim, sanayi ve ticaret alanlarında ilerlemeye başlar. Osmanlı İmparatorluğu'nda da gerileme. Bu dönemde devleti ileri götürmeğe kalkan ıslahatçılar, daha sonra da yenilikçilerle varolan, düzenin değiştirilmesini istemeyen mürteciler (gericiler) çarpışır. XVII. Yüzyıldan günümüze kadar bu iki zihniyetin devlet yönetiminde ayrı yönde baş çektikleri görülür. Bizde tarih, yalnız bir kronoloji olarak okutulur, fetih, kahramanlık ve utku bölümleri öğretilir. Oysa Türk tarihi nice ilerici, yurtsever devlet adamlarının halk yararına gösterdikleri asil fedakarlıklarla doludur. Mutlakıyet, Meşrutiyet, Cumhuriyet dönemlerinde boy veren bu iki zihniyetin savaşını açık seçik öğrenmeden Türk tarihi öğrenilmiş sayılmaz, Türk toplumunun da hangi çıkmazlardan geldiği, nereye götürüleceği bilinemez. Türkiye'nin kalkınmasında büyük yeri olan Batılılaşma hareketinin, bunlara karşıt olan gerici tepkilerin belgelerini okuyuculara yeterince sunabilmişsem kendimi mutlu sayarım. Bekir Semerci Kitabımın hazırlanmasında yardımlarını esirgemeyen arkadaşım Mustafa Ekmekçi, Mehmet Başaran, Ali Çiçekli, Remzi Aksal, Mustafa Bakkal ve Süleyman Acar'a teşekkürü borç bilirim. Yetişmemde büyük emekleri olan annem Kocaoğlanlar'ın Yetim Zeynep, babam Semerciler'in Hacı Memet'in anılarına...

3 İÇİNDEKİLER TARİH BOYUNCA KÖY- KÖYLÜ Tarihte köy yaşantısına bir bakış..7 Eti devrinde köy..7 İpek Yolu... 8 Selçuklarda köy...9 Ortaçağda köylü V-XV. Yüzyıl...10 Ağalık düzeninde köylü...11 Osmanlılarda toprak düzeni.11 Kul taifesi...14 Ruhani derebeylik Reayanın yargılanması ve cezalandırılması...15 Celali İsyanlarının köylere etkisi Köylerden kentlere göç...20 Medrese öğrencileri (suhte taifesi)...22 Köylerden kaçış-köylerin boşalması 25 Kaçan köylülerin köylerine kimler yerleşti?...28 Köylüyü bunalıma iten Celali isyanları hakkındaki yorumlar...29 Celali eşkıyalarının valiliklere atanmaları Yabancı gözüyle köy ve köylü...32 Tüccar gözüyle köylü...33 Asker gözüyle köy ve köylü...33 Yüzbaşı Selahattin e göre köy...34 Hukukçu Ord. Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu'na göre köylü Romancı gözüyle köy ve köylü...37 Sanatçı Sabahattin Eyüboğlu'na göre köylü ve halk...39 Eğitimci Tonguç'a göre köy ve köylü...40 Mustafa Kemal ve köylü...42 Köylü Ozanlar...43 OSMANLI DÖNEMİNDE İÇİNDE KÖY BULUNMAYAN "BATILILAŞMA HAREKETLERİ VE ONUN KADER KURBANLARI: Çağın getirdiği önemli sorular.46 Basım 47 Osmanlı İmparatorluğunda ileri atılımlar 50 Tanzimat Hareketi.51 Jön Türkler..51 Midhat Paşa 53 ll. Meşrutiyet'in Türkiye yüzeyindeki görüntüsü Mart Olayı.62 BAĞIMSIZLIK SAVAŞÇISI- LAİK CUMHURİYETÇİ MUSTAFA KEMAL Mustafa Kemal gerçeği 66 Amasya Bildirgesi.68 Erzurum Kongresi.71 İngiliz gizli belgelerinde Kuvayı Milliyeyi ve Türkiye'yi parçalama çabaları..74 Kemalistlere karşı iç ayaklanmalar.75 İmparatorun astırdığı bir asilzadenin hikâyesi..76 Mustafa Kemal i tanıyor muyuz?.. 77

4 Şeyh Sait ayaklanması.79 İzmir Suikastı..80 Gazi seyahatinin sebebi.. 88 Halkın dertlerini dinliyoruz...88 Atatürk'ün kamulaştırdığı yabancı şirketler...90 Mustafa Kemal ne yapmış ki?.. 92 Rauf Orbay...96 Kâzım Karabekir'e göre Mustafa Kemal...97 Ali Fuat Cebesoy..100 Refet Paşa Celal Bayar MUSTAFA KEMAL'İN BAŞLATTIGI KÖYCÜLÜK HAREKETLERİ ve SONRASI: Küçük bir atılganlık yaşamı değiştirebilir Hafta sonu eğlencelerinden bir kaç örnek Bir santral yapımının öyküsü Orta Asyacılar II. Dünya Savaşı ve Çifteler Köy Enstitüsü Köylünün okutulmasındaki şaşkınlık. 120 Köy. Enstitülerinin açılış nedenleri. 121 Köy Enstitüleri Yasasının BMM'nde müzakeresi ve kabulü Köy Enstitülerinin Yapısı. 129 Köy Enstitüsü Müdürlüğüne. 130 İş araçları Yüksek Köy Enstitüsü. 135 Dergi Kolu Köy Enstitüleri denetleme kurulu Köy Enstitüsü Müdürlüğüne Köy Enstitülü Ozanlar Kitap kitap kitaaaap..146 Yeni Dünya İnsanlığın Kurtuluşu. 154 Köy Enstitüleri hakkındaki eleştiriler ve iftiralar..159 Mustafa Demir; Köy Enstitüleri ve Solculuk Köy Enstitüleri ve Koç Federasyonu İftiralar. 161 Asılsız eleştirilere gerçek yanıt Sabahattin Eyüboğlu, H.Ali Yücel, Tonguç..174 Köy Enstitülerini kuran yapıcı düşünce. 175 Köy Enstitülerine atılan çamurun çukuru nyedi Nisan Bayramı. 180 Usta öğreticilerimiz Sili Layoş Demirci Zekeriya Usta Bahçıvan Nuri usta..188 Arabacı Hamza Aga..189 Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünü gezmeye gelen çok ünlü bir eğitim bilgini İsmail Hakkı Tonguç Köy Enstitülerinin mimarı kimdir? Özel yabancı kolejler Eğitimde milli görüş Cumhuriyetin ilk döneminde yabancı okullarına tepki

5 Köy Enstitülerini yıkanların akıl hocaları kim ki?..206 Kâzım Karabekir Paşa.209 Ve Amerika Misyoner Okulları hayranlığı..216 Bir denetleme..217 Kâzım Karabekir'in yetim okulları ve Köy Enstitüleri..219 Çavuş çıkarılma olayında Hasan Ali - Tonguç ve başkaları. 225 Atatürk ve köylü BMM Tutanaklarında Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu.236 Eğitimci İsmail Hakkı Tonguç'un Çiftçiyi topraklandırma Kanunu hakkındaki görüşleri 254 KÖYÜMÜN YAŞAMI Yağmur duası. 262 Çevirme Tekecik 262 Saya..263 Dini bayramlar..263 Köyde eğlenceler.263 İmece 264 Hastalıklar ve tedavileri.265 Yağlı Kara..266 Zengin düğünü..266 Hacılar Dervişler Şeyhler..267 Eşşekler Kongresi. 269 Alakancık.271 Devetaşı..273 Akıllı Gelin.275 Akıllı Gelin ile kül küpü ve öküz. 275 Bir gurbetçinin bayramı.276 Kalınağıl'da söylenen deyimler, tekerlemeler ve atasözleri.276 Kalınağıl'da hırsızlık-aşk ve cinayet öyküleri: İpe giden iki asker kaçağı.277 Irz sorunu..277 Sarı Zeynep 277 Sürmeli Gülsüm.280 Sonuç.281

6 KAPATILDIKTAN YILLAR SONRA KÖY KALKINMASINDA UYGULANAN KÖY ENSTİTÜLERİ YÖNTEMLERİNDEN İKİ ÖRNEK: Manisa'da yetişkinler eğitimiyle köy kalkınması denemeleri..284 İkinci pilot köyümüz Sancaklıbozköy. 285 Pilot köy çalışmalarının yankıları Yirmi bir yıl sonra Sancaklıbozköy.292 İSRAİL'DE ÇOK YÖNLÜ PLANLI KÖY KALKINMASI ARAŞTIRMALARI: İsrail hakkında genel bilgi..298 İsrail'de köy tipleri 299 İsrail'de bölge köy planlanması.301 İsrail de Köy planlanması..302 Kibutzlar ve moşavlar..302 Geri kalmış köyler için gösterilen çaba Aile planlaması 303 Bir bölge Planlama müdürünün konuşması Köy planlamasını gerçekleştiren demokratik kuruluşlar Köy sağlık kuruluşları 306 Köy alanındaki milli eğitim..306 Bölge yönetim kurulları 307 ANILAR:

7 TARİH BOYUNCA KÖY-KÖYLÜ: TARİHTE KÖY YAŞANTISINA BİR BAKIŞ Toplumun kökeni olan köy, yerleşim ve yönetim birimlerinin en küçüğüdür. Köyün- geçim kaynağı tarımdır. Yönetim, alış veriş yönünden kasaba ve kentlere bağlıdır. Devlet yönetiminde kasaba ve kentli gibi etkinliği yoktur. Eğitim, tarım, ticaret, sağlık ve kullandığı araç, gereç bakımından örgütlenememiştir. Köylüler çağdaş köycülükten habersizdir. Köyle ilgili yayın çok azdır. Köye ait yeterli kaynak bulmakta zorluk çekilmektedir. Bununla beraber elde edilen belgelerle köyün geçirdiği üretim, yönetim evrelerini karşılaştırmak mümkün görülmektedir. ETİ DEVRİNDE KÖY "Eti metrukatının (kalıntılarının) okunmuş metinlerinden hakkıyla yararlanmış olan Albrecht Götze, Anadolu'nun eski kültür tarihi konusunda Hititler devri için bilhassa şu mühim noktayı tebarüz ettirir: "Baştanbaşa kanunlar çiftçi bir devletin ihtiyaçlarına göre düzenlenmişti. Ziraat ve hayvan yetiştirme bu iktisadın merkez noktasını teşkil eder". "İktisadi hayatın en küçük tam cüz'ü (birlik) olarak köylü ailesinin damını ve ekergesini mütalaa edebiliriz. Bu ister müstakil olsun, ister bir çoklar ile birlikte geniş bir mülkün içinde bir cüzü (parçası) olarak bulunsun, muhtelif parçalara ayrılırdı. Bu parçalar bazen dağınık ve birbirinden uzakta bulunabilirdi. Bir parçası tarla, bir parçası bahçe, çayır ve otlak idi. Bunlara bağ, meyve bahçesi ve koru da dahil olabiliyordu. Çiftçinin bu toprağını, çiftçinin ailesi efradı ve köleleri işlerlerdi." '''Eti köylüleri sabana öküz koşarlar ve inekle keçiyi süt için beslerlerdi. Koyun yün almak içindi. Bununla beraber, büyük ve küçük baş hayvanların hepsi etlik ihtiyacını karşılardı. Bu çiftçi damlarında silahlı kimselerin ve el sanatçılarının bulunması dikkati çeker". ' "Başlıca tahıl ürünleri arpa ve kızılca buğday idi. Bunlardan yalnız un ve ekmek değil bira da yapılırdı. Bira, mabede kurban edilmek veya dini törenlerde kullanılırdı. 0, ekmeğin yanı başında en mühim bir gıda maddesi olarak da yer alırdı." "Kültür yardımıyla asillendirilmiş üzüm asmasının yurdu küçük Asya'dır. Aynı yardımla asillendirilmiş elma da bütün dünyaya oradan yayılmıştır." "Ata ta eski Hititler devrinde de tesadüf edilir. Mitanilerin yardımıyla Anadolu'da iklimlenmiş ve gelişmiştir." "Arıcılık, Anadolu'da önemli bir rol oynadı. Bal, metinlerde çok anılan Bir üründür." (1 ) (1) Prof. Hasan Reşit Tankut: Köylerimiz, s

8 ipek YOLU (ANADOLU'DAN GEÇEN KERVAN YOLLARI) Aldığımız metinde Eti Köyleri'nin kendi gereksinmelerini ürettiğini gördük. Asya, Avrupa ve Afrika ile ticari alış verişlerini yansıtan bir açıklamaya rastlayamadık. Çin, Hint ve Asya ülkeleri sonradan ipek, çay, baharat ve kumaş gibi kıymetli mallarını hayvanlarına yükleyerek Anadolu'dan Avrupa'ya hatta Afrika'ya kervanlarla ticarete başlamışlardır. Bu ticaret ilişkileri Asyalı, Avrupalı, Afrikalı tüccarlar arasında uzun zaman devam etmiştir. Asya'dan gelen kervanlar İran'dan Mezopotamya'dan Anadolu topraklarına girer, yol boyunca hanlar ve kervansaraylarda konaklar, Anadolu'da eksiklerini tamamladıktan sonra Avrupa ve Afrika'ya giderlermiş. Tarihte "İpek Yolu" diye adlandırılan bu yolların Anadolu'dan geçmesi köyleri zengin ettiği gibi Türk ticaret yaşamının da ilerlemesine sebep olmuştur. Bu savları belgelerden izleyelim: " Çobanlar Anadolu ya lazım olandan çok hem de pek çok miktarda hayvan yetiştiriyordu. Köylerin üretimi mahalli ihtiyacın çok üstünde idi. "... Anadolu en verimli zamanında bile ürününü vatan hududundan dışarıya sürmezdi. Çünkü onu, ardı arkası kesilmeyen Doğu kervanları ve zengin batı bezirganları Anadolu'nun içine gelerek tüketirdi." "... Yine coğrafi durum Anadolu'yu, bir nakliyeci ve tüccar memleketi haline getirmişti". Çünkü kervanlar orada, ılıman iklimli mesafeler, insan ve hayvan için gerekli her şeyi bol menziller bulabiliyordu. Yiyecek ve yem çok olduğu gibi yorgunluk gideren, hasta sağıltan, sakat onaran, eksik tümleyen maddi, manevi her şey ve her hal yerinde ve yolunda idi. Kervanların Anadolu'yu üstün tutmasında başka bir sebep daha vardı. O vakit denizler tekin değildi. Büyüklerinde fırtına, küçüklerinde korsan amansızdı.... Arap yarımadasında, eski çöl yollarında emniyetten eser yoktu. Anadolu'da Anadolu kadar büyük bir ecnebi âlemi vardı. Daima yürüyen, daima alış veriş yapan ve mütemadiyen döviz bırakan bir ecnebi alemi. Soğdak, Fars, Bizanslı ve Türk tüccarlar Venedik, Ragoza, Ceneviz tüccarlarıyla iş üzerine görüşmek, mal mübadelesi yapmak için Anadolu ya gelirler ve orada bu maksatla kurulmuş büyük ticaret ve sanayi merkezlerinin hanlarını, bedestenlerini doldururlardı."... Tarihler, yedinci, sekizinci asırlardan başlayarak bu yolun çok ehemmiyet kazandığını yazarlar. Bu yol, Tarsus'tan Külek Boğazı üzerinden Konya ovasına iner ve Bursa ya kadar uzanırdı. İşte, bu yollar ve üzerinde işleyen, yüz binlerce insan ve hayvan dinlenmek, yorgunluk gidermek, azık tedarik etmek, giyinip kuşanmak imkanını ancak Anadolu'da buluyordu. Yolların üzerinde yer yer büyük menziller ve yanlarında büyük üretici köyler vardı. Yaylacılar kervanların hayvan noksanını sağlıyordu." "... Kervanlar sakat hayvanlarını Çukurova'da değiştirir zayıf olanlarını orada pansiyona bırakırdı". "Konya,ve Afyon'a, kadar olan sahada keçecilik vardı. Sivas tarafında şal cicim ve Uşak tarafında da halı seccade dokunuyordu". "Anadolu köylerini tanımak için bu kervan yollarını ve bu yolların toplumsal yapımız üzerindeki tesirini tanımak lazımdı. Onun içindir ki bu girişi gerekli gördüm. 1489'da Ümit burnu keşfedilip Hint-Portekiz deniz yolu açılınca kervan yolları kıymetten düştü. İşte Anadolu köylerinin felaketi o tarihten başlar". 1) Prof. H. Reşit Tankut KÖYLERİMİZ S. 9-13

9 SELÇUKLARDA KÖY "Büyük Selçuki devleti Anadolu'yu zapt ettiği sırada, "miri toprak sistemi" esasına göre hareket ederek, her türlü zirai istihsal arazisini devletin malı saydığı için, göçebeler olsun, yerleşik Türkler olsun, tasarruflarındaki topraklarda devletin kiracı veya yarıcısı kabul olunmuşlardı. Tabii, Anadolu'nun ziraatçı eski Hıristiyan halkı da aynı kaideye tabi oluyorlardı. Köylüler, devletin ister yarıcısı, ister kiracısı olsunlar bu sıfatla raiyyet adını almaktaydılar; devlet kendi hizmetinde bulunan kumandanlara ve Türkmenlerden tutulan süvari askerlerine, nakdi ücret yerine miri topraklardan alacağı vergileri "iktâ" olarak bıraktığı için, her köy topluluğu veya birkaç köy birden bir ikta (1) sahibinin raiyyetiydiler.... Köy topluluğu aşiret karakterini ve teşkilatını muhafaza ediyorsa, böyleleri, başlarındaki "boy" yahut "ulus" beyleri idaresinde olarak, az çok geniş bir idari muhtariyete sahiptiler, devlete yahut onun ikta sahibine kanunnamede nevileri yazılı rüsumu değil, ancak yıllık muayyen miktarda bir "mukarrerat"ı veriyorlardı. Yerleşik ziraatçı köylüler ise, aile halinde, devlete yahut ikta sahibine tabi olup, vergiyi raiyyetlik kurallarına göre ödemekteydiler..." (Prof. Dr. Mustafa Akdağ: Türkiye'nin İktisadi ve İçtimai Tarihi, C, I, s. 26) "... Şehirlerdeki sanayi ve ticaret, köylerdeki ziraat usulleri ve ürün çeşitleri elbette Türklerin Hıristiyanlardan birçok şeyler almalarına sebep olmuştur. Dokumacılık, maden işçiliği, madeni eşya yapımı ve inşaat sahalarında yerli Hıristiyan ustalar, Türkler geldikten sonra da sanatlarını işlemekte devam etmişler ve Türkler onlara bir müddet çırak olmuşlardı... " (a. g. y. s. II) (1) Devlete asker yetiştiren, örgüt. Osmanlılardaki has, tımar, zeamet gibi.

10 ORTAÇAĞDA KÖYLÜ V-XV. YÜZYIL Feodalizm'de toprak derebeyi'nindir. Derebeyi'nin birçok köyü, çiftliği vardır. Köylü bu toprakta üretici alarak çalışır. Köylü toprağa sahip değildir. Ürettiği her çeşit toprak ürününü derebeyine doğal ürün olarak getirir. (Arpa, Buğday v.s.) Derebeyi mülkiyeti kendine ait olan az bir toprak parçasını köylüye geçimini sağlaması için vermektedir. Köylü geçimini sağlamak için ektiği bu küçük ekenekten aldığı üründen de derebeyi'ne bir vergi vermektedir. Derebeyi'nin köyünde çalışan köylüler çiftçilikten başka derebeyinin hayvanlarına ve istediği yere yaptıracağı bina, yol, bahçe v.s. gibi işlerde de, angarya olarak çalışmak zorundadır. Her derebeyi kendi bölgesinde egemendir. Bunlar dağınık ve bazen da biri birinin toprağını almak için savaş yapmaktadırlar. Köylerinde çalıştırdığı köylüler derebeyinin malı gibidir. Bir derebeyi toprağını sattığı zaman içindeki hayvanlar ve insanları ile beraber satmaktadır. Mal mübadelesiyle alış veriş yapıldığı zaman derebeylerin katı egemenliği hüküm sürmektedir. Ticaret gelişimi tek derebeyleri ortadan kaldırmıştır; "Mübadele ve ticaret inkişaf ettiği nispette dağınık feodaller, bir tek feodalin idaresi altında (Mutlakıyet-İmparatorluk) toplanmak zorunluluğunu algılamaya başlamışlardır. Çünkü dağınık her vilayetteki özel idari ve kuruluşlar mübadele ve ticarette birer engel teşkil etmeye başlar. Feodalizmde mübadele, inkişaf ettikçe feodal için daha fazla mikyasta süs eşyası satın almak imkanları da çoğalmaktadır. Bu hal ise köylünün daha fazla istismarını gerektirir... " Feodal üretim ilişkileri özellikle Roma İmparatorluğu nun yıkılışından sonraki devirde (Ortaçağ dediğimiz V-XV.ci asırlar arasında) en fazla genişlemek olanağını bulmuştur. Feodalizmin tipik örneğini özellikle Batı Avrupa feodalizminde görebiliriz". (1) Osmanlı feodalizmi, Avrupa feodalizmine benzememektedir. Osmanlılar aldıkları ülkelerdeki yerli halkın alışkın olduğu yasa ve gelenekten yararlanmışlardır. İsmail Hakkı Uzun Çarşılı, evrak hazinesinde bulduğu vesikalara istinat, ederek diyor ki: "Osmanlılar sade yine aynı kanunlar dahilinde teşkilat yaparak bu sistemi idame ettirmişlerdi. demek oluyor ki reaya (derebeyin toprağında çalışan köylü) efendilerini değiştiriyordu. Küçük bir aşiret olan Osmanlı beyliği, Orta Çağ feodal kanunlarından istifade ederek inkişaf etmekte idi... (2) (1) Hüseyin Avni Şanda Reaya ve Köylü, Tan Matbaası s,6-7. (2) a. g. y. s.16.

11 AĞALIK DÜZENİ NDE KÖYLÜ "Toprağı işleyenlerin emeğinden yararlanan Doğu ülkelerine özgü büyük toprak sahipliği... Batı feodalitesinden farklı ve eski Osmanlı derebeyliğine yakın bir toprak mülkiyeti düzenidir. Özellikle Doğu Anadolu'da elli-altmış köye, bütün toprakları ve içindeki insanlarıyla birlikte sahip olan ağalar vardır. Kimi bölgelerde dinsel bir yetkiye dayanır. Tarımsal gelişmenin ve toprak reformlarının başlıca engelleyicisidir". (1) OSMANLILAR DA TOPRAK DÜZENİ Osmanlılar devrinde toprak devletindi. Devlet, bu toprağı işleyerek ekin, sebze, meyve yetiştiren, meralarında at, eşek, katır, deve, sığır üreten köylüye verirdi. Ayrıca göçebe olarak yazın yaylalarda, kışın ılık sahil bölgelerinde hayvan üreten yörüklere yazlık, kışlık meralar verirdi. "(1) Arazi ilk defa padişahlara mahsus haslar, vezirlere ve sancak beylerine mahsus haslar, zeamet ve tımarlar. Padişahlara mahsus vakıflar öteki bütün vakıflar, mülkler olmak üzere çeşitli türlere ayrılırdı... Yıllık geliri 1000 akçe ile akçe arasında olan araziye tımar, ile akçe arasındaki yerlere de zeamet, akçeden yukarı olan yerlere de has denirdi. Tımar ve zeamet sahipleri devletin en iyi askeri sayılırdı... Has, zeamet ve tımar olarak ayrılmış topraklar üzerinde iki türlü tasarruf hakkı vardı. Birinci hak toprağı ekip biçme hakkıydı. Ve ona tapu senediyle tasarruf edenlerin(reaya-çiftçi) elinde bulunurdu. İkinci hak toprak ürünlerinin onda birini, Öşür ve Örfi vergileri (geleneğe göre alınan) toplama hakkıydı; bu da has, tımar ve zeamet sahiplerine aitti Devlet tımar olarak ayırdığı topraklarındaki Şer'i (Şeriat yasasına göre) ve Örfi vergilerini alır, buna karşılık savaş zamanında tımar sahibi tımarın gelirine göre yanında silahlı süvariler götürürdü. Vakıflara ait topraklar da vardı. Vakıf toprakları belli bir para karşılığında köylüye verilirdi. Köylü yalnız işletme hakkına sahipti. Ölünce işletme hakkı çocuklarına geçerdi. VERGİLER: "(2) Vergi alma işinde, nevi ve miktar tayin olunurken iki prensipten. hareket edilmektedir: Birisi İslam hukuku, diğeri Örf hukukudur." TEKALİF-İ ŞER İYE (Cizye ağnam, öşür ve saire) tamamıyla İslami kaidelerin vergileridirler. TEKALİF-İ ÖRFİ YE" ise geleneklere dayanarak konmuş "resimler"dir. Mesela, resm-i mücerret, resm-i bennak, resm-i arus" ve saire. Tekalif-i örfiyenin o zaman daha çok kullanılan tabiri ile, rüsum-ı örfiyenin teşekkülüne mahalli gelenekler ehemmiyetle tesir ettiklerinden dolayı bu nevi verginin çeşitleri pek çoktur." "... vergi kanunnamelerine giren "resimler" tahsili hakkı, memura, daha doğrusu tımar "has, zeamet" sahibine verilmesi adet olan vergilerdir" (3) Bu vergilerden başka doğrudan doğruya devletin aldığı vergiler de vardır: "Burada kaydolunması lazım gelen diğer bir vergi nevi de "tekalif-i divaniye dir. Avarız-ı divaniye dahi denen bu vergiler "avarız akçesi" "nüzül", "sürsat", "kürekçi" diye dört çeşit olarak görülmektedirler. XVII. asır devamınca da adetleri daha çok artmıştır. "Tekalif-i divaniye" vergileri tamamıyla kanunnamelerin şümulü dışında kalıyorlar. Bu vergiler hiç bir suretle şahıslara tahsis olunamazlar. İltizama dahi verilmiyor. Devlet bunları bizzat ve şehir-köy farkı gözetmeksizin bütün memleketten tahsil eder.(4) (1) Orhan Hançerlioğlu: Ekonomi Sözlüğü, s.9. "İstanbul'da oturan rical (rütbeli mevki sahibi kimseler), temin ettikleri iltimaslarla haslarını artırmışlar, kapılarında besledikleri adamlarını tımarlı sipahi gibi göstermek suretiyle, onlar namına da bir sürü dirlik ele geçirmişlerdi. Fakat, Anadolu'da bilfiil vazifede

12 bulunan beylerbeyleri ve sancakbeyleri haslarından fazla vergi almak ve "cerime"leri sekiz on misli istemek gibi yollarla temin ettikleri gelir ile de duramayarak "sekban akçesi", "selâmiye", "devir akçesi" vesaire... İhtimal maziden beri devam ettirilen birtakım "bid'atlar"ı yeniden canlandırarak halkla kanunnameler dışında ağır salmalar, salmaya başladılar."(5) Büyük kaçgunluk devrinde çiftçi halkın kitle halinde topraklarını terk etmeleri neticesi, tımar ve has sahipleri gelirlerinin azalmasından bahisle tedbir alınmasını istedikleri zaman, Çiftbozan resmi 75'ten 300 akçeye çıkarılmış. Ayrıca bu hususta da kanunnamelere işaret olunmak üzere fermanlar yollanmıştı." (6) "Daha Fatih Mehmet devrinden beri, kanunnameler daima sicillerinde kayıtlı bulunan kadılara, sık sık, alınacak resimlerin miktarlarını en ince teferruatına kadar hatırlatan fermanlar yollanması, halkın vergi verme hususundaki aczini ifadeden başka türlü yorumlanamaz. Bu vergi sistemi birinci derecede zirai ekonomiye dayanmış yalnız çiftçi halkı "raiyyet" yani vergi mükellefi olarak kabul etmişti. Şehirlerin ticari faaliyeti üzerine konan "resimler" ehemmiyetsiz kalıyordu. Şu halde, kanunnamelerin akçe ile birlikte değiştirilmeleri çiftçi halkın yükünü artırmaktan başka bir şey olmayacaktı. Halbuki ileride 'tafsilatını vereceğimiz üzere zirai ekonomi kriz geçiriyordu ve köylü perişandı." (7) Yukarıda adını sanını bilmediğimiz ve bugün için bize çok yabancı gelen bu vergiler çoğunluğuna, zamanla bir bu kadar dahası katıldı. Savaşların çoğalması vergilerin de artmasını körükledi. Köylü işlediği topraktan aldığı ürünün çoğunu vergiye verirdi. Geçim koşullar güçleşen köylü erkekleri çiftlerini bırakarak şehirlere göç etti. Bu gibilere çift bozan dendi. Çiftini bozanlardan da çift bozan vergisi alındı. "Ayrıca dirlik erbabı "devlet hizmetlisi, küçük memurlar" besledikleri koyun ve öteki hayvan sürülerinin hizmetleri için, "raiyyet"leri hükmünde olan köylüleri angarya olarak çalıştırmaya zorluyorlardı. Kadı, müderris, müftü, naip gibi, hazine veya vakıflardan (vazifecihetmaaş) alan "ehl-i şer" sınıfı bağ, bahçe, köylerde tarla ve otlaklar edinerek, çiftlik ve hayvan besleme işi yapmaya başlamışlar idi ki, bu da köylü sınıfını ezen başka bir iktisadi olay idi." (8) "Naima, tarihinin birinci cildinde (Sayfa 18) cemiyeti bir vücuda benzetir, hazine bu vücudun bir midesidir, reaya (çiftçi)nin vazifesi, hazine-i amireye gıda mesabesinde olan malı tedarik etmekten ibarettir" der. (9)... devlet gayet kesin tarifli vergi kanunnameleri koymuş olmasına rağmen dirlik sahipleri, hazinenin mal memurları "cihet-vazife" ehli kimseler, raiyyetten kanuni miktarlar üstünde para almak için, hile veya zorlamaya başvurmada, yahut ticari, ziraat, hayvan besleme işi ile de uğraşarak, köylüyü angaryada çalıştırmakta idiler... Ümeradan birisi, herhangi bir hizmet için yaptığı yolculuk sırasında, konakladığı yerin halkından "kapusu halkına" ve kendisine türlü adlarla para ödenmesini istemekte erzakını da onlardan toplamakta idi. Öteki memurlar da memleket içine çıktıkça, aynı şekilde para istiyorlardı." (10) "Lazkiye (Denizli) kadısı Divan'a yolladığı mektubunda tuttuğu iltizam (Götürü vergi toplayan) sayesinde üç binlik tımardan otuz bin akçelik zeamete yükselen "Bostan'han zalim in tam bir Celali örneği verdiğini anlatan bilgiyi vermekteydi. Zulmü ve saçtığı dehşetle çevreye kendisini tanıtmış olan bu kişinin uyandırdığı bir sürü yalancı şahitler ile davalar uydurup çıkar sağladığı gibi, kendisini merkezden mübaşir tayin ettirip, türlü eziyetler yaptığından başka, birisinin oğlunu öldürse ses çıkaramayacak bir korku yarattığını belirtiyordu". (11) XVI. asrın ortalarından beri mütemadiyen gelişmekte olan devriye bölüklerinin ve bunların içinden celali olanların kasaba ve şehirleri bastıkları, veya buralarda oturan halka da köylerde olduğu gibi, ağır salmalar saldıkları hemen hemen görülmüş değildi. Bunun sebebi en çok birkaç yüz kişiyi geçmeyen sekban bölüklerinin böyle kalabalık yerlere sokulmalarının imkansızlığı idi. Bundan başka, sekban bölükleri, ister celali olsun ister, devriye bölüğü olsun, faaliyetlerinde henüz meşru bir kisveye bürünmekten kurtulamamışlardı. Soygunlarını daima bir sebebe istinat ettirmekte idiler. Sarı ve kırmızı bayrak kaldıranlar sefer hazırlığı yaptıklarını iddia ediyorlardı. Beylerin kapu ağaları, beye ait hassın resimlerini, bilhassa "Cürüm ve cinayet"ini "Cürüm ve cinayet vergisi" alır gibi hareket ediyorlardı. "Selamlık" "Sekban akçesi, devriye" gibi kanunnamede olmayan "bid'at"lar, artık "adet" olarak kabul edilmekte idi:" (12)

13 (1) Meydan Larus Cilt 9 S. 659 (2) Prof. Mustafa Akdağ: Celali İsyanları S. 45 (3) Prof. Mustafa Akdağ: Celali İsyanları S. 46 (4) Prof. Mustafa Akdağ: Celali İsyanları S. 48 (5). Prof. Mustafa Akdağ: Celali İsyanları S. 59 (6) Prof. Mustafa Akdağ: Celali isyanları S. 53 (7) Prof. Mustafa Akdağ: T.H.D. ve D. Kavgası S (8) Prof. Mustafa Akdağ: T.H.D. ve D. Kavgası S. 94 (9) Hüseyin Avni: Reaya ve Köylü S. 29 (10) Prof. M. Akdağ: Celali İsyanları S. 95 (11) Prof. M. Akdağ: Celali İsyanları S.142 (12) Prof. M. 'Akdağ: Celali İsyanları S. 377

14 KUL TAİFESİ Has, Zeamet ve Tımarlarda çalışan reaya (çiftçi) Osmanlı topraklarına yerleşmiş köylülerdi. Bunlar, has, zeamet ve tımar sahiplerinin emrinde çalışan ve onlara tabi köylülerdi Onların deyimi ile o devrin köylüleri Sipahi beyinin raiyyeti (Sipahi ye vergi veren köylü) idi. Sipahi ise işveren idi. Reaya ya toprak veren kişi idi. Buna sahibi arz deniyordu. Padişah tarafından (Sahibirarz) tanınan kimsenin tımar ve zeametinde yerleşen her adam onun reayasıdır. Eğer müşterek yaşıyorsa çocukları kardeşleri, sipahi beyinin defterine kayıtlı bulunmaktadır... Sipahi beyinin emri altındadır. Ona tabidir. Reaya bu toprakları tasarruf etmek hakkını haizdi: Bunun İçin tapu resmini öşür hasılatını, ayniyat olarak, sipahi beyinin tensip (uygun bulduğu) ettiği bir yere teslim etmeğe mecburdu. Reayadan başka çiftçilik yapan bir de Kul taifesi vardı. Bunlar reayadan daha ağır koşullar içinde olan kimselerdi. Osmanlı imparatorluğunun feodal nizamı, içinde reayadan farklı olarak Kul taifesi, Ortakçı Kullar diye esaret sisteminin tatbik edildiği devirden kalma, toprak köleleri de vardı. Bunlar, harp esnasında yakalanan esirlerdi ki, ekserisi İstanbul civarındaki topraklarda iskân edilmişti. Bu gibi kullar, içinde bulunan kul ve, cariyelerin evlatları, çift ve eşyaları ile birlikte vakıf ve temlik edilmekte idi. Buna bir misal olarak evrak hazinesinde Ayas Ağa köyünün, bu şekilde Çukurcu Zade Defterdar - Mehmet Çelebi ye temlik (mal olarak verildiği ni) edildiğini gösteren bir vesika bulunmaktadır... İstanbul haslar defterinin başında (904) bir kanunnameye göre kullar, ancak kul olan bir kadın ile evlenmek hakkına haizdi. (1) (1) Hüseyin Avni: Reaya ve Köylü S

15 RUHANİ DEREBEYLİK Osmanlı imparatorluğunda Fener Patrikhanesine ait vakfın birçok malı bulunduğu bilinmektedir. Bunun ne kadarı toprak, ne kadarı mesken ve iş yeri olduğu konumuz dışıdır. Yalnız Mevlevi tekkeleriyle Hacı Bektaş Veli namlarına ait köyleri gösterebiliriz. Bunlardan Mevlevi tekkeleri büyük Anadolu şehirlerinde taraflar bulmuşlar ve hükümdarlar tarafından himaye edilmişlerdir. Mevlevi şeyhleri de mevcut siyasi ve içtimai nizamın muhafazasına, merkezi idarelerin idame-i nüfuzuna çalışarak siyasî ve içtimaî nizamın muhafazasına, merkezi idarelerin idame-i nüfuzuna çalışarak siyasi ve dini kıyamlardan (ayaklanmalardan) daima uzak kalmışlardır. Konya Mevlevi dergahına ait Cumhuriyet devrine kadar yüzlerce vakıf köyler bulunmakta idi. Muncur kasabasına tabi Hacı Bektaş köyündeki Bektaş tekkesi de 362 köye malikti. (1) Gelibolu da ve Varna da da tekkelere ait köylerin olduğu aynı yapıtta ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. REAYA nın YARGILANMASI ve CEZALANDIRILMASI Osmanlılarda: Hakimler, padişahtan başka idare amirlerinin de emir ve nüfuzları altında bulunuyordu. Zaten yüksek devlet memurları idare ve adliye işlerini ellerinde toplamışlardı. Bu memurlar hiçbir usule riayete ve alakadarların müdafaasını dinlemeğe mecbur olmadan, bazen da şahsi çıkarlarının icabına kapılarak, idam gibi ağır cezaya bile derhal karar vermek ve bunu istedikleri şekillerde bizzat tatbik edebilmek kudretini haizdiler. (2) Büyük Köprülünün Celali tenkili (örnek, olacak bir ceza verme) bu bakımdan daha az yıkıcı ve dağıtıcı değildi. Her vilayetten Celali istiyordu. (1) a. g. y. S (2) Hüseyin Avni: Reaya ve Köylü, ş. 41

16 Onlar da rastgele insan toplayıp gönderiyorlardı. İki sıra cellat bu elleri bağlı sözde Celalileri dizi halinde, yürürken ağaç yarar gibi parçalıyordu. Bu yüzden zavallı köylüler hem zorbalardan, hem hükümet kuvvetlerinden kaçıyorlardı. (2) Bu cezaların ve işkencelerin nevileri hakkında şimdiye kadar yeni vesikalar neşredilmemiştir. Fakat halk edebiyatı bizi kafi derecede tenvir etmektedir.. Köroğlu destanında, gözlere mil çeken eyalet paşalarından, beylerden çok bahsedilir. Yine vak a nüvis tarihlerinde sık sık görülen mil çekme vak aları da bize gösteriyor ki, bu ceza usulü, ortaçağ feodalitesinde çok taammüm (genelleşmiş) etmişti. Ayrıca kazığa vurmak vak aları, eyalet paşalarının şahsen verdikleri idam cezaları bu devrin işkence ve ceza usulleri hakkında bize bir fikir vermeğe kafidir. (3) CELALİ İSYANLARI NIN KÖYLERE ETKİSİ Celali isyanları 1512 den 1575 e kadar sürmüştür. Tam 63 yıl. Bu olayı bütünü ile kavramamız gereklidir. Kentlerin kale içinde oluşları, ayrıca güvenlik kuvvetlerine sahip bulunması kentleri saldırılardan korumuştur. Köylerin açıkta kuruluşu ve güvenlik kuvvetlerinden de yoksun olması köylülerin yaşamını zehir etmiştir. Çoğu köylüler yurtlarını bile terk etmişler. Yaşam koşulları çok kötü, sarp kayalık, ormanlık, kuş konmaz, kervan geçmez yerlere yerleşmişlerdir. Bugün bile o bozgunun kahrına uğramış olan köyler dağ köyleri, orman köyleri olarak kırsal alanın yoksulluğuna katlanmaktadırlar. Şimdi belgelerden Celali isyanlarını ve onun köylerdeki yıkımını tanıtmağa çalışalım: Yavuz Sultan Selim zamanında başlayıp Kanuni Sultan Süleyman saltanatının ilk on yılını dolduran köylü isyanlarına gelince onları ne özgenlikleri ve ne de oluş biçimleri yönünden şu araştırmasını yaptığımız (Büyük Celali Karışıklıkları) türüne başlangıç yapamadığımız gibi aralarında bir bağlantı da kuramıyoruz. Çünkü Kanuni Süleyman ın vergileri artırmak amacı ile giriştiği arazi tahriri sıralarında en yüksek kertesine çıkan kimi bölgelerin raiyyet-çiftçi ayaklanmalarında başbuğ olan Şeyh Celal, Baba Zinnun, Süklün Koca, Kalender, Seydi v.b. genel olarak halkın tarikat ve Kızılbaşlık duygularını kullanmışlardı. Kendileri ve ayaklandırdıkları yığınlar da Osmanlı düzenliğine karşı çıkıyorlardı. Onun için, Anadolu nun ancak şurasında burasında olup geçen bu tür hareketlere İsyan demek zorunluğu vardır. Öyle olduğu şundan da bellidir ki, bu ayaklanmalara katılan bölgeler ve bu bölgelerin halkı, çoğunlukla Kızılbaş, Türkmen kökenli olduklarından yapısal derinliklerine ve hele siyasal devlet örgütlerine işleyememişler; böylece devlet kendini oluşturan gücün desteği ile sözü geçen ayaklanmaları zoru zoruna da olsa bastırabilmiştir. Görülüyor ki bizden önceki yazarların tarihi gerçekler üzerine yeteri kadar varmamaları dolayısı ile çözümü çatallaşmış gibi gözüken bu sorunun açıklığa kavuşturulması sanıldığı kadar güç değildir. Ve kısaca özetlersek iki ayrı türdeki tarih olaylarından bizim konumuz olan Büyük Celali Kavgası nı ötekisinden şu biçimde ayırt edebiliriz: (1) Hüseyin Avni: Reaya ve Köylü, s.4 1. (2) Hasan Reşit Tangut: Köylerimiz, s. 24. (3) Hüseyin Avni: Reaya ve Köylü, s

17 Şeyh Celal, Baba Zinnun, Süklün Koca, Kalender gibilerinin çıkardıkları isyanlar belli bölgelerin Osmanlı-Türk Sosyal-Siyasi evrimi içinde hep ayrıksı bir yaşantı süregelmiş topluluklarından çıkıp duran kısa süreli birer başkaldırma idi. 0 zamanki deyimle cemaatlerinden biri başarıya ulaştığı takdirde Türkiye de toplumsal yapının ve hele siyasi düzenin bütünüyle değişeceği doğal bir sonuçtu. Halbuki Büyük Celali Kavgası olarak nitelediğimiz sürekli iç karışıklıklar serisi köyden kasabaya ve kasabadan şehre, hatta başşehre kadar Türk toplumunun ekonomik, sosyal ve siyasi bütün örgütlerini derinlemesine, genişlemesine kapsayan büyük çaplı toplumsal kavga idi. Raiyyeti (çiftçisi), Şehirlisi Askeri si ve hatta Mürtezika sı (vakıftan para alanlar) ile devleti oluşturan bütün fonksiyonel ve toplumsal sınıflar toptan bu büyük kanlı bunalımın içinde bulunuyorlardı. Düşünsel hazırlayıcılığın hiçbir payı olmaksızın Türk toplumu kendi doğasına, hatta derneşim kurallarına ters yönde gelişmiş Osmanlı siyasi, ekonomik ve sosyo-ekonomik yürüntüsü üzerinde bilinçsiz bir dönüşüme uğramış bulunduğu için, aldığı yeni kalıbın benzerini, biz insanlık tarihinin ancak eski dönemlerinde bulabiliriz. Böylece, sosyal tarihimizin en az altmış yıllık felaketli olayı diye değerlendirdiğimiz Büyük Celali Kavgası nın verdiği sonuç, her yönden tam bir gerilikti. (1) Celali isyanlarına ait kitapları okuduğumuzda köylerin yağma edilmesinde kadınların, kızların, oğlanların ırzına geçilmesinde, hatta dağa kaçırılmasında, canlarına acımasızca kıyılmasında medrese öğrencilerini, Yeniçerileri başka başka semtlerden gelmiş çiftini çubuğunu bozmuş öpe öz köylüleri, (Lelent leri) ne idüğü belirsiz eşkıyaları, beylerbeyi ve sancak beylerini, tımar ve zeamet sahiplerini, mahalli mütegallibeleri bu acı olayların içinde görüyoruz. Soyguncuların Ehl-i Örf (Yürütme Hizmetlileri) kesimi Ehli-Örf deyiminden beylerbeyleri, sancak beyleri, şehirlerdeki subaşılar ile bunlara bağlı bütün polis güçleri, köy kasaba gibi yerlerde valilerin, subaşıların kişisel adamları demek olan köy, kaza ve il subaşıları, kethüdaları, kaymakamları (vekil olarak yerlerine bıraktıkları kişiler) hükümetin merkezden atadığı mübaşirler (bir iş halletmeye memur kişiler) yasakçılar anlaşılır. (2) Ehl-i Örf ün de olaylara karıştığı bölgelerden bazı belgeler veriyoruz: Ehl-i Örf ün gittikçe halkı daha açıktan soyma ve köyleri, özellikle varlıklı çiftlik ve sürülerle koyun ve benzeri hayvan sürüleri ya da emlak ve arazi sahibi zenginleri sanki haraca kesme, varlıklarını talan etme eylemleri doğal olarak öteki soygun ve isyan gruplarınki gibi, 1555 ten ve hele 1559 dan sonra iyice hız kazanmış ve daha çok gelişmiş, bağlı bulundukları vilayet valileri isteseler bile önü alınmaz bir zorunluk biçimine dönüşmüşlerdir.... İspir tımarlı sipahileri ve halk, kadıya gelerek, İspir sancak beyi nin kanun dışı işlemlerini ve soygunlarını sayarak İstanbul a bildirmesini istemişlerdi. Belirttiklerine göre, Sinan adındaki bey, Vilayetten mihayetsiz yağ, bal, koyun, tavuk, odun salup Tarubzondan 150 at iletüp bir akçe vermeyüp hamrin (Şarabın) batmanı dört akçe iken haslarında hasıl olan hamrin batmanını halkın üzerine onar akçeye bırakmıştı. (3) Kırşehir kadısı da bu sancağın beyi seferli olmakla yerine bakan kaymakamı (vekili) Piri ile Subaşı Hüseyin in halk üzerine çıkıp soyguna başladıklarını, halkın acı şikayetleri üzerine İstanbul dan cevap olarak umumi teftişlerine emr-i şerif geldiğini usul gereğince bütün şikayetçilerin mahkemeye gelmeleri için nida ettirip (çağırtılıp) yargıya başlandığında soyguncu kaymakam, ve subaşının itaat etmemeleri yüzünden fukaranın hakları alınmadığı gibi kaymakam Piri ye ve Hüseyin Subaşı ya da hiçbir. işlem yapılamadığını haber vermesine karşılık olarak olaya Karaman Beylerbeyi nin el koyması emri verilmek zorunluğu duyuldu. (4)... Azir Sancağı ahalisi divan a rik alar sunup (hallerini arz edip) sancak beyleri İskender in kendilerini ne yollarla soyduğunu anlatıyorlardı. İleri sürdüklerine göre adı geçen vali yağ, bal, tavuk, koyun, pirinç ve sair gibi kendisine ve atlarına yarayan ne varsa zorla alıp ahalinin ehl-i iyâlini (aile halkını) nafakasız bırakmakta idi. Bunlardan başka adamlarından bazı kimseleri yollayıp halkın atlarının, ineklerinin kuyruklarını kestirip sonra bu suçu ahaliden kimselerin işlediklerini iddia ederek yapanları bulmak bahanesi altında nice kimseleri hapsedip mücrimleri bulacaksınız deyü işkencelere girişiyor. Herkes canını kurtarmak için akçe ödüyor, geceleri de gene kendi adamlarına bazı evleri ateşe verdirdikten sonra sabahleyin nice kimseleri zincire

18 vurup, evleri yakanları bulun diye dayak atarak akçelerini almadan bırakmıyordu. Halkı zorla toplayıp on, on beş pare evler yaptırıyor, karşılığında da hiçbir ücret ödemiyordu. (5) Bolu sancak beyi Mehmed in de bu sancakta yaptığı yağma ve ahlak dışı davranışları olduğu 1575 te sık sık şikayet konusu edilip durulmuştur. Belirtildiğine göre halk a çok zulüm eden bu vali köy köy gezerek, reayayı ehl-i iyâlleriyle birlikte ava çıkarmakta bu suretle yazıda ve yabanda adamlarını ve sekbanlarını üzerlerine bırakarak ırzlarına geçmekteydi. Atlarını ve kendilerinin yem ve yiyeceklerini de hiç para ödemeksizin halktan almakla yetinmeyen Mehmet Bey, 30 kadar varlıklı kişinin her birinden yüzer flori almıştı. (6) Celali ayaklanması perdesi arkasında devlet hizmetlilerinin de köyleri yağmaya giriştikleri görülmektedir. Biz bunlardan birkaç tanesini vermekle yetinirken köylerin geri kalmasında, fakir ve sefil bırakılmasında ne yazık ki yönetici zümrenin de payının bulunduğu dikkati çekmektedir. Bu konuda birkaç örnek daha verelim: (7)..Suhte ayaklanmalarının bir türlü yatışmayışında, ehl-i Örfün soygunculuğunun da rolü olduğunu, padişah ve rical biliyorlardı. Keza reayanın gittikçe itaatten çıkmaları mahkemelerin basılmaya başlanması, çift bozanların artması, hep aynı şey ile izah olunmaktaydı. Onun için Kanuni Süleyman, ölümünden bir yıl önce, Adaletname adı ile meşhur bir ferman Halep dahil, Van hariç olmak üzere, bütün Anadolu vilayetlerine ve vilayetlerdeki sancaklara dağıttırarak, Devlet memurları tarafından halka yapılan zulümleri anlatmak zorunda kalmıştır tarihinde yayınlanan bu adı geçen ferman da halka zulüm yapmakla itham olunanlar, ümera adamları, naipler, sipahiler, voyvodalar ve reayadan kudretlû olanlardan ibaretti. Görülüyor ki, burada kadılara ve ümeraya bir kabahat yüklenmemişti. Küçük ehl-i Örf diyebileceğimiz kimselere ve halkın ileri gelenlerine iki suç yükleniyordu. Bunun birincisi, reayanın kızlarını, velilerinin rızası olmadan, kendi istediklerine vererek para kazanmak ve nikahlı kadınları, zorla boşatarak başkalarına nikahlamaktı. İkincisi daha da önemliydi bütün davalar satılmaya başlanmıştı. Birtakım zorbalar yanlarında yalancı şahitlerle dolaşarak, kendileri ile hiç ilişiği olmayan davaları takip suretiyle para kazanmayı iş edinmişlerdi. Bunun neticesi olarak adaletsizlik artmış bulunuyordu; fukara haklarını koruyamaz olmuştu Diğer taraftan faizcilik ile reayanın elinden mal ve mülklerinin çıkmaya başlaması gibi, iktisadi darlığın neticesi olan olaylar, hem Anadolu da hem de tabi memleketlerde alıp yürümüş bulunuyordu. Bundan da baş rolü, gene hükümet mensupları oynuyordu. Şu halde, Kanuni nin bu fermanı yaşanan bütün bozuklukları saymış olmaktan uzaktı. (8) İçel sancağı muhafızı Mehmet bey birkaç yüz atlu ve sekban ile ve Ermeneklü Seydi ve yerlüden Ali Çavuş, Cafer, Derviş Çavuş, Süleyman Çavuş, Candır Osman, Şerefoğlu Nabi, Bozkırluoğlu Muslu Çavuş ve Ammisi Mahmut ve bunların emsali eşkıya ile il üzerine çıkup ahalinin mallarını ve erzaklarını yağma etmiş, evlerini de yakmıştı. Katlettiği insanların sayısı iki yüzü geçiyordu. Müslümanların emred oğlanların ve bakire kızların ve avratların levendeta tasarruf ettirüp ve 50 binden ziyade koyun ve keçilerin ve beygir ve iyi deve ye 2 bin sığırların sürüb ve mevcut bulunan arpa ve buğday ve yağ ve bal ve sair zahirelerin alup ve üç yüzden ziyade adamı tutup hapsedüb gece ve gündüz işkence idüp nakid 7 yük (700 bin) akçeye kesüb alub ıtlak eylemiş (salıvermiş) iken badehu yine mezkûrları tutup hapsedüb her birinin yüzer ve yüz ellişer kuruşların alub külli teaddii (hepsine düşmanlık) etmişti ten sonra Anadolu da hükümet idaresi diye bir şey kalmadı. Devletin resmi sancakbeyleri ve beylerbeyleri bile, Kapularında toplanan sekbanların esiri oldular. Bu suretle, Devlet e sadık olan ümera ile resmen Celali olanlar arasında büyük bir fark görülmüyordu. Devlet Celali şeflerinden daha fazla Sancakbeyi ve Beylerbeyi idam etmiştir (9) Bu belge de o günkü yöneticilerin Devlet yanındaki yerini yansıtmaktadır.

19 (1) Prof. M. Adağ: T.H.D. ve D.K. Celali İsyanları S (2) Prof. M. Adağ: Aynı kitap S. 242 (3) Prof. M. Adağ: Aynı kitap S. 245 (4) Prof. M. Adağ: Aynı kitap S. 246 (5) Prof. M. Adağ: Aynı kitap S. 247 (6) Prof. M. Adağ: Celali İsyanları S. 248 (7) Prof. M. Adağ: Aynı kitap S. 284 (8) Prof. M. Adağ: Aynı kitap S. 427 (9) Prof. M. Adağ: Aynı kitap S. 389

20 KÖYLERDEN KENTLERE GÖÇ Hiçbir yorum yapmadan bir belge ile bu konuya girelim: Fatih Sultan Mehmet devrinden itibaren, millet Türk Toplumunun Gazilik-Cihat ruhu yerine her çeşit din ve milliyeti bir araya getiren imparatorluk ruhu geçince, Anadolu dan türeyen Çiftbozanları iş alanlarına doğru götüren kanallar tıkanmaya başladı. imparatorluk siyasetinin etkisinde kalan Türk-Osmanlı hükümet düzeninin dört bir tarafına, yalnız Türk değil Arnavut, Rum, Bulgar, Kafkasyalı ve başka milliyette insanlar da akıyorlar idi. (1) Bir başka belge de: Bir taraftan büyük, şehirlerde lüks ve ihtişam artarken, diğer taraftan bütün bunların masraflarını ödemek için, reayayı daha ziyade istismar etmek icap ediyordu. Mükellefiyet ve angarya usuller ile madenler işletiliyor, saray ve konaklara ait çiçekler yetiştirmek için bazı tımarlara vazifeler tahmil (yükleme) edilmekte idi. Taşralardaki sipahi beyleri de, sancak beyleri de saraya karşı günden güne artan taahhütlerini ifa etmek için reayayı daha fazla tazyik etmekte idiler. Fakat reaya derebeylerin, kadıların zulmünden kurtulmak için büyük şehirlere iltica etmekte idi. (2) Yüksek ve orta dereceli devlet memurlarının, yeniçerilerin, vergi memurlarının köylüler üzerindeki olumsuz davranışları köylüyü köyünden usandırmıştı. Devletin koyduğu vergilerin ağırlığı, vergi toplayan devlet memurlarının köylünün toprağı üzerinde çiftlik, mera edinmesi. Sürülerini angarya olarak köylülere besletmesi, eşkiya baskınları köylüyü köyünde yaşayamaz hale getirmişti. Köylerden pek çok delikanlılar iş bulmak amacıyla kentlere göç etmişti. Bunlara çiftbozan deniliyordu. Kentlere yığılan köy gençlerine boş gezen anlamında Levend deniyordu. Köylü çaresiz bir durumda idi, ne yapacağını bilmiyordu. Ayrıca kendi ihtiyaçları için de para bulmak zorunda olan köylülerin çiftçilikten elde ettikleri mahsul ile bu kadar parayı sağlamaları imkansızdı. Pek kanaatkar ve sefil hayata razı oldukları halde yukarıda anlatılan durumlarından dolayı, gene de para aramak zorunda kalan köylüler, ya faizli borca girdikleri, veya tarladaki mahsullerini muhtekirler e bağlamak yolunu tuttukları için, köylerin derneşim hayatı yıldan yıla çöküntüye doğru gidiyordu. Bu şekilde gerek devlet çarkından gerek öteki, özel iş alanlarından, doğruca köy topluluğunun omzuna kaydırılan iktisadi darlık çiftçiye ziraat hayatını zehir ettiğinden itibaren Çiftbozanlık denen olay; köylerden kasaba ve şehirlere doğru yıldan yıla artan bir insan akını yarattı. (3) Şurada burada yığılan işsiz güçsüz insanlar, ahlak düzeni yönünden de yıkıcı olmaktaydılar. Bunların pek Çoğu köylerinden ve yurtlarından bekar halde çıkıp geldikleri için ahlakın da bozulmasına neden oluyorlardı. Bekar odaları şeklinde yapılan hanlar pek karlı icar yeri oluvermişti. Bursa, Edirne ve İstanbul gibi, üç büyük şehirde yirmi otuz veya daha çok odalı hanlarda bazen üç beş bekar bir odada kalmakta idiler ki bu durum fuhuş ve homoseksüelliği de artırıyordu. (4) de köyde, şehirde, dağda ve bayırda çıkan ve bütün harami levend ve suhte bölükleri tamamıyla bekar insanlardan ibaretti. XVI. yüzyılın Osmanlı sosyetesinin ortasında, bu kadar kalabalık genç kitlenin toplu bir şekilde sonu gelmeyen bir bekarlık hayatı sürmeleri elbette bunların köydeki sağlam ahlaki niteliklerini devam ettirmelerine imkan bırakmıyordu Nihayet köylerden şehirlere geçinmeye gelen pek çok insan da buralardaki ömrünü bekar geçirmekte idi. Hulasa, gerek devlet hizmetlerinin zarureti ve gerek çiftbozan reayanın içine atıldıkları yeni hayatın icabı olarak, XVI. asrın ortalarında, pek çok insanlar ömürlerinin en genç çağında bekar yaşamak mecburiyetinde idiler. Bu anormal vaziyet levendleri, suhteleri hatta devletin ve ümeranın resmi askerlerini toplumun ahlak düzeni için muzır yapmıştı. Celali vekayiini izah ederken görüleceği üzere resmi hüviyetli şahısların emrinde hizmet eden insanların ve devletin askerlerinin köylerde yaptıkları zulümlerden en çok şikayet

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Flash Anlatım Perşembe, 12 Kasım :53 - Son Güncelleme Çarşamba, 25 Kasım :14

Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Flash Anlatım Perşembe, 12 Kasım :53 - Son Güncelleme Çarşamba, 25 Kasım :14 Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Flash Anlatım Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Ders Notu OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYETİ (1300-1453) 1. OSMANLI'DA DEVLET ANLAYIŞI Türkiye Selçuklu Devleti

Detaylı

Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Toprak Yapısı Üretim ve Ticaret Flash Anlatım

Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Toprak Yapısı Üretim ve Ticaret Flash Anlatım Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Toprak Yapısı Üretim ve Ticaret Flash Anlatım Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Toprak Yapısı Üretim ve Ticaret Ders Notu OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYETİ

Detaylı

İktisat Tarihi I. 15/16 Aralık 2016

İktisat Tarihi I. 15/16 Aralık 2016 İktisat Tarihi I 15/16 Aralık 2016 16. yüzyılda Osmanlı da para kullanımında büyük bir artış gerçekleşmiştir. Madeni sikkelere dayanan para sistemlerinde tağşiş işlemlerinin değişik amaçları olabiliyordu.

Detaylı

İktisat Tarihi I Ekim II. Hafta

İktisat Tarihi I Ekim II. Hafta İktisat Tarihi I 13-14 Ekim II. Hafta Osmanlı Kurumlarının Kökenleri İstanbul un fethinden sonra Osm. İmp nun çeşitli kurumları üzerinde Bizans ın etkileri olduğu kabul edilmektedir. Rambaud, Osm. Dev.

Detaylı

DURAKLAMA DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ Youtube Kanalı: tariheglencesi

DURAKLAMA DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ  Youtube Kanalı: tariheglencesi DURAKLAMA DEVRİ KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ Youtube Kanalı: tariheglencesi 05.08.2017 OSMANLI DEVLETİ NİN GENEL DURUMU XVII.YÜZYILDA OSMANLI- AVUSTRYA VE OSMANLI- İRAN İLİŞKİLERİ a-avusturya ile İlişkiler

Detaylı

ADI SOYADI: SINIFI: NUMARASI: PUANI:

ADI SOYADI: SINIFI: NUMARASI: PUANI: DOĞUBAYAZIT M. M. FAHRETTİN PAŞA ANADOLU İMAM-HATİP LİSESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIFLAR SEÇMELİ TARİH DERSİ 1. DÖNEM 2. ORTAK SINAV SORULARI A GRUBU ADI SOYADI: SINIFI: NUMARASI: PUANI: SORULAR

Detaylı

İÇİNDEKİLER GİRİŞ BÖLÜM 1 OSMANLI SARAYLARI. 1. Dersin Amacı ve Önemi... 1 2. Kaynaklar-Tetkikler... 2

İÇİNDEKİLER GİRİŞ BÖLÜM 1 OSMANLI SARAYLARI. 1. Dersin Amacı ve Önemi... 1 2. Kaynaklar-Tetkikler... 2 İÇİNDEKİLER GİRİŞ 1. Dersin Amacı ve Önemi... 1 2. Kaynaklar-Tetkikler... 2 BÖLÜM 1 OSMANLI SARAYLARI 1. OSMANLI SARAYLARININ TARİHİ GELİŞİMİ... 7 2. İSTANBUL DAKİ SARAYLAR... 8 2.1. Eski Saray... 8 2.2.

Detaylı

İktisat Tarihi I. 8/9 Aralık 2016

İktisat Tarihi I. 8/9 Aralık 2016 İktisat Tarihi I 8/9 Aralık 2016 Kredi, Finans ve Servetler İslam dinindeki faiz yasağının kredi ilişkilerinin gelişmesini önlediği sık sık öne sürülür. Osmanlı kredi ve finans kurumları 17. yüzyılın sonlarına

Detaylı

OSMANLI DEVLETI NDE TAŞRA VE EYALET YÖNETIMI

OSMANLI DEVLETI NDE TAŞRA VE EYALET YÖNETIMI OSMANLI DEVLETI NDE TAŞRA VE EYALET YÖNETIMI OSMANLI DA TAŞRA TEŞKILATI TAŞRA VE EYALET YÖNETIMI İstanbul un merkez kabul edildiği Osmanlı Devleti nde, başkentin dışındaki tüm topraklar için taşra ifadesi

Detaylı

KAY 361 Türk İdare Tarihi. Ders 6: 20 Kasım 2006 Konu: Osmanlı Toprak Sistemi Okuma: Ortaylı, 1979, sf

KAY 361 Türk İdare Tarihi. Ders 6: 20 Kasım 2006 Konu: Osmanlı Toprak Sistemi Okuma: Ortaylı, 1979, sf KAY 361 Türk İdare Tarihi Ders 6: 20 Kasım 2006 Konu: Osmanlı Toprak Sistemi Okuma: Ortaylı, 1979, sf. 81-122. Osmanlı İmparatorluğu: Genel Bir Bakış 1243 Kösedağ Savaşı sonucunda İran İlhanlıları n tabi

Detaylı

ARAYIŞ YILLARI (17.YÜZYIL) (DURAKLAMA DÖNEMİ ) ISLAHATLAR AYAKLANMALAR

ARAYIŞ YILLARI (17.YÜZYIL) (DURAKLAMA DÖNEMİ ) ISLAHATLAR AYAKLANMALAR ARAYIŞ YILLARI (17.YÜZYIL) (DURAKLAMA DÖNEMİ ) ISLAHATLAR AYAKLANMALAR 1. Osmanlı Devleti nde Yeniçeri Ocağı nı kaldırmak isteyen ilk padişah II. dır. Osman 2. Genç Osman saray ile halk arasındaki kopukluğu

Detaylı

BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİ'NE

BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİ'NE Kimliğiyle ilgili iki ayrı tartışma var. Birincisi, 16 ve 17'nci yüzyılda yaşadı. Yeniçeri ocağından yetişen bir şair. 1578-1590 arasındaki Osmanlı-İran savaşlarına katıldı. Bir tür ordu şairidir. Diğeri

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...9 GİRİŞ...11

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...9 GİRİŞ...11 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...9 GİRİŞ...11 BİRİNCİ BÖLÜM İLK TÜRK DEVLETLERİNDE EĞİTİM 1.1. HUNLARDA EĞİTİM...19 1.2. GÖKTÜRKLERDE EĞİTİM...23 1.2.1. Eğitim Amaçlı Göktürk Belgeleri: Anıtlar...24 1.3. UYGURLARDA

Detaylı

Bacıyân-ı Rum. (Dünyanın İlk Kadın Teşkilatı: Anadolu Bacıları)

Bacıyân-ı Rum. (Dünyanın İlk Kadın Teşkilatı: Anadolu Bacıları) Bacıyân-ı Rum (Dünyanın İlk Kadın Teşkilatı: Anadolu Bacıları) Varlığı Neredeyse İmkânsız Görülen Kadın Örgütü Âşık Paşazade nin Hacıyan-ı Rum diye adlandırdığı bu topluluk üzerinde ilk defa Alman doğu

Detaylı

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders XIX. YÜZYIL ISLAHATLARI VE SEBEPLERİ 1-İmparatorluğu çöküntüden kurtarmak 2-Avrupa Devletlerinin, Osmanlı nın içişlerine karışmalarını

Detaylı

Tarım Tarihi ve Deontolojisi Dersi 6.Hafta OSMANLI İMPARATORLUĞU'NDA TARIM. Dr. Osman Orkan Özer

Tarım Tarihi ve Deontolojisi Dersi 6.Hafta OSMANLI İMPARATORLUĞU'NDA TARIM. Dr. Osman Orkan Özer Tarım Tarihi ve Deontolojisi Dersi 6.Hafta OSMANLI İMPARATORLUĞU'NDA TARIM Dr. Osman Orkan Özer Osmanlı rejiminin temellerinin atılmak üzere olduğu 13. asrın sonlarında (1299), Uçlar vilayeti ve Batı Anadolu

Detaylı

YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ TARİH

YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ TARİH YAZILI SINAV SORU ÖRNEKLERİ TARİH SORU 1: MÖ 2450 yılında başlayan ve 50 yıl süren bir savaş kaç yılında sona ermiştir? İşlemi nasıl yaptığınızı gösteriniz ve gerekçesini belirtiniz. (2 PUAN) SORU 2: Uygurlar

Detaylı

Türklerin İslamiyeti kabul etmeleriyle birlikte hukuk sisteminde değişiklikler yaşanmıştır. Töre devam etmekle birlikte Şeri Hukuk ta uygulanmaya

Türklerin İslamiyeti kabul etmeleriyle birlikte hukuk sisteminde değişiklikler yaşanmıştır. Töre devam etmekle birlikte Şeri Hukuk ta uygulanmaya Türklerin İslamiyeti kabul etmeleriyle birlikte hukuk sisteminde değişiklikler yaşanmıştır. Töre devam etmekle birlikte Şeri Hukuk ta uygulanmaya başlamıştır. Böylelikle Türk-İslam devletlerinde Hukuk

Detaylı

TARİH BOYUNCA ANADOLU

TARİH BOYUNCA ANADOLU TARİH BOYUNCA ANADOLU Anadolu, Asya yı Avrupa ya bağlayan bir köprü konumundadır. Üç tarafı denizlerle çevrili verimli topraklara sahiptir. Dört mevsimi yaşayan iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle

Detaylı

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray 1-MERKEZ TEŞKİLATI A- Hükümdar B- Saray MERKEZ TEŞKİLATI Önceki Türk ve Türk-İslam devletlerinden farklı olarak Osmanlı Devleti nde daha merkezi bir yönetim oluşturulmuştu.hükümet, ordu ve eyaletler doğrudan

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ KASIM EKİM 017-018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ Ay Hafta Ders Saati Konu Adı Kazanımlar Test No Test Adı 1. 1. XIV. yüzyıl başlarında

Detaylı

Osmanlı Devlet teşkilatında, gerek yönetim alanında,gerekse askeri alanda bazı değişiklikler olmuştur. Bu değişikliklerin bir kısmı merkez

Osmanlı Devlet teşkilatında, gerek yönetim alanında,gerekse askeri alanda bazı değişiklikler olmuştur. Bu değişikliklerin bir kısmı merkez Osmanlı Devlet teşkilatında, gerek yönetim alanında,gerekse askeri alanda bazı değişiklikler olmuştur. Bu değişikliklerin bir kısmı merkez teşkilatında bir kısmı da taşra teşkilatında olmuştur.bilhassa

Detaylı

Server Dede. - Server baba şu Bektaşilerin bir sırrı varmış nedir? Diye takılır, sula sorarlardı.

Server Dede. - Server baba şu Bektaşilerin bir sırrı varmış nedir? Diye takılır, sula sorarlardı. Server Dede Sultanahmet Meydanı nda Tapu ve Kadastro Müdürlük binasının arka tarafına geçerseniz, bir incir ağacının altında 1748 tarihli enteresan bir mezar görürsünüz. Mezarın baş kitabede buradan yatan

Detaylı

Devleti yönetme hakkı Tanrı(gök tanrı) tarafından kağana verildiğine inanılırdı. Bu hak, kan yolu ile hükümdarların erkek çocuklarına geçerdi.

Devleti yönetme hakkı Tanrı(gök tanrı) tarafından kağana verildiğine inanılırdı. Bu hak, kan yolu ile hükümdarların erkek çocuklarına geçerdi. Orta Asya Türk tarihinde devlet, kağan adı verilen hükümdar tarafından yönetiliyordu. Hükümdarlar kağan unvanının yanı sıra han, hakan, şanyü, idikut gibi unvanları da kullanmışlardır. Kağan kut a göre

Detaylı

OSMANLI BELGELERİNDE MİLLÎ MÜCADELE VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

OSMANLI BELGELERİNDE MİLLÎ MÜCADELE VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK T.C. BAŞBAKANLIK DEVLET ARŞİVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayın Nu: 88 OSMANLI BELGELERİNDE MİLLÎ MÜCADELE VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK A N K A R A 2 0 0 7 1 P r o j e Y ö n e t i c

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

5. ÜNİTE: EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT

5. ÜNİTE: EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT 5. ÜNİTE: EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT 1- Osmanlı Devleti nde ekonominin temeli olan tarımdan elde edilen gelirlerle asker beslenir, devlet adamlarının maaşları ödenirdi. Bundan dolayı tarım gelirlerinde bir

Detaylı

HAÇLI SEFERLERİ TARİHİ 3.Ders. Dr. İsmail BAYTAK. HAÇLI SEFERLERİ Nedenleri ve Sonuçları

HAÇLI SEFERLERİ TARİHİ 3.Ders. Dr. İsmail BAYTAK. HAÇLI SEFERLERİ Nedenleri ve Sonuçları HAÇLI SEFERLERİ TARİHİ 3.Ders Dr. İsmail BAYTAK HAÇLI SEFERLERİ Nedenleri ve Sonuçları Hristiyanlarca kutsal sayılan Hz. İsa nın doğum yeri Kudüs ve dolayları, VII. yüzyıldan beri Müslümanlar ın elinde

Detaylı

Bozkır hayatının başlıca ekonomik faaliyetleri neler olabilir

Bozkır hayatının başlıca ekonomik faaliyetleri neler olabilir Kısrak sütünden üretilen kımız, darıdan yapılan begni bekni ve boza Türklerin bilinen içecekleriydi Bozkır hayatının başlıca Bu Türklerin kültürün bilinen önemli en eski gıda ekonomik faaliyetleri neler

Detaylı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Hadrianopolis ten Edrine ye : Bizans Dönemi.......... 4 0.2 Hadrianopolis Önce Edrine

Detaylı

Merkezi İdarenin Taşra Teşkilatı. Doç. Dr. Aslı Yağmurlu

Merkezi İdarenin Taşra Teşkilatı. Doç. Dr. Aslı Yağmurlu Merkezi İdarenin Taşra Teşkilatı Doç. Dr. Aslı Yağmurlu Merkezi idare, üstlendiği kamu hizmetlerini hizmetin gereklerine, ekonomik ve toplumsal koşullara, ülkenin coğrafya durumuna göre yürütmek, hizmetleri

Detaylı

TC. ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİM DALI'NDA TAMAMLANAN TEZLER

TC. ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİM DALI'NDA TAMAMLANAN TEZLER TC. ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİM DALI'NDA TAMAMLANAN TEZLER 2006 SARIBEY, Aysun, XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Aydın'da Yönetim, (Danış. Prof. Dr. Serap YILMAZ), Adnan

Detaylı

Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı

Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı Fikret BABAYEV * Sayın Başkan, değerli katılımcılar! Öncelikle belirtmek isterim ki, bugün bu faaliyete iştirak etmek ve sizlerle bir arada bulunmak benim için büyük bir mutluluktur. Bu toplantıya ve şahsıma

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

OSMANLILAR. 23.03.2015 Yrd. Doç. Dr. Ali Gurbetoğlu. İstanbul Ticaret Üniversitesi

OSMANLILAR. 23.03.2015 Yrd. Doç. Dr. Ali Gurbetoğlu. İstanbul Ticaret Üniversitesi OSMANLILAR 1 2 3 Osmanlılarda Eğitimin Genel Özellikleri Medreseler çok yaygın ve güçlü örgün eğitim kurumları haline gelmiş, toplumun derinden etkilemişlerdir. Azınlıkların çocuklarını üst düzey yönetici

Detaylı

İnsanların Sahip olduğu TEMEL HAKLAR nelerdir?

İnsanların Sahip olduğu TEMEL HAKLAR nelerdir? İnsanların Sahip olduğu TEMEL HAKLAR nelerdir? HAK nedir : İnsanların herhangi bir işi yapma yetkisine hak denir. ÖZGÜRLÜK nedir: İnsanların hiçbir insana zarar vermeden dilediği her şeyi yapabilmesine

Detaylı

2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI. Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni

2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI. Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni 2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI Hazırlayan İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni 1 Saçları hangisi tarar? o A) Bıçak o B) Tarak o C) Eldiven o D) Makas 2 Hangisi okul eşyası değil?

Detaylı

İktisat Tarihi I Ekim

İktisat Tarihi I Ekim İktisat Tarihi I 20-21 Ekim Osmanlı nın Kökenleri Olarak Selçuklular And. Selçuklu devleti II. Süleyman Şah tan itibaren (1192-1205) merkezi ve üniter bir devlet haline gelmiştir. 1262 1277 arasındaki

Detaylı

Edirne Çarşıları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Çarşıları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Çarşıları Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Edirne Çarşıları ve İş Merkezleri................ 4 0.1.1 Alipaşa Çarşısı(Kapalı Çarşı).............. 4 0.1.2

Detaylı

II. MAHMUT (1808-1839) DÖNEMİ TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ

II. MAHMUT (1808-1839) DÖNEMİ TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ II. MAHMUT (1808-1839) DÖNEMİ TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ Halk arasında gâvur padişah ve püsküllü bela olarak adlandırılan padişah II.

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

Başbakan Yıldırım, Ankara YHT Garı açılış töreninde konuştu

Başbakan Yıldırım, Ankara YHT Garı açılış töreninde konuştu Başbakan Yıldırım, Ankara YHT Garı açılış töreninde konuştu Ekim 29, 2016-6:32:00 Başbakan Binali Yıldırım, "Bu modern Ankara Tren Garı yap-işlet-devret modeliyle 725 trilyon harcanarak, bu hale geldi.

Detaylı

T.C. BEŞİKTAŞ BELEDİYE BAŞKANLIĞI MECLİS KARARI

T.C. BEŞİKTAŞ BELEDİYE BAŞKANLIĞI MECLİS KARARI KONU : 2018 Mali Yılı Tahmini Bütçenin görüşülmesi. İNCELEME : Belediye Meclisimizin 02.10.2017günlü birinci Birleşiminde Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilen Mali Hizmetler Müdürlüğünün 28.09.2017

Detaylı

GEÇMİŞTEKİ İZLERİYLE KAYSERİ

GEÇMİŞTEKİ İZLERİYLE KAYSERİ GEÇMİŞTEKİ İZLERİYLE KAYSERİ Prof. Dr. Mustafa KESKİN - Prof. Dr. M. Metin HÜLAGÜ İÇİNDEKİLER Sunuş Önsöz Giriş I. Tarihi Seyri İçerisinde Kayseri II. Şehrin Kronolojisi III. Kültürel Miras A. Köşkler

Detaylı

TÜRK VERGİ SİSTEMİ-1.BÖLÜM

TÜRK VERGİ SİSTEMİ-1.BÖLÜM TÜRK VERGİ SİSTEMİ-1.BÖLÜM I. TÜRK VERGİ SİSTEMİNİN TARİHÇESİ Cumhuriyet öncesinde uygulanan Osmanlı dönemi vergileri, genel olarak şer i vergilerden oluşuyordu. Bunların arasında Müslüman olmayan tebaadan

Detaylı

T.C. FATİH BELEDİYE BAŞKANLIĞI EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV ve ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİYÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak

T.C. FATİH BELEDİYE BAŞKANLIĞI EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV ve ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİYÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak T.C. FATİH BELEDİYE BAŞKANLIĞI EMLAK VE İSTİMLAK MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV ve ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİYÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak Amaç MADDE 1: (1) Bu yönetmeliğin amacı Fatih Belediyesi, Emlak

Detaylı

KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN

KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN 3287 KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 7478 Kabul Tarihi : 9/5/1960 Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 16/5/1960 Sayı : 10506 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 41 Sayfa : 1019 Kanunun

Detaylı

SULTAN MEHMET REŞAT IN RUMELİ SEYAHATİ 5

SULTAN MEHMET REŞAT IN RUMELİ SEYAHATİ 5 SULTAN MEHMET REŞAT IN RUMELİ SEYAHATİ 5 BAKİ SARISAKAL SELANİK Selanik 26 Mayıs: Selanik Limanında Padişahın Gelişini Bekleyen Selanik Valisi İbrahim Bey ve Hükümet Erkânı Selanik Limanında Padişahı Bekleyen

Detaylı

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? S-1 Sosyal bilgiler öğretmeni: (ikinci Meşrutiyet in ilanının ardından (Meşrutiyet karşıtı gruplar tarafından çıkarılan 31 Mart Ayaklanması, kurmay başkanlığını Mustafa Kemal in yaptığı Hareket Ordusu

Detaylı

ESKİ GÜMÜŞHANE (SÜLEYMANİYE MAHALLESİ) VE PANAYIR ALANI

ESKİ GÜMÜŞHANE (SÜLEYMANİYE MAHALLESİ) VE PANAYIR ALANI ESKİ GÜMÜŞHANE (SÜLEYMANİYE MAHALLESİ) VE PANAYIR ALANI Tarihi geçmişi M.Ö. 3000 4000 lere ait olduğu belirtilen, Gümüş madeni yurdu Gümüşhane, Gümüş-hane, Kimişhane, vb. olarak bilinen bu diyarın bilinen

Detaylı

HÜRRİYET İLKOKULU EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMA PROGRAMI

HÜRRİYET İLKOKULU EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMA PROGRAMI HÜRRİYET İLKOKULU 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMA PROGRAMI 1 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLAMA PROGRAMI Sayın Müdürüm, Saygı Değer Öğretmenlerim,Kıymetli

Detaylı

İstanbul un 100 Hamamı

İstanbul un 100 Hamamı Osmanlı nın Berrak Bakiyeleri İstanbul un 100 Hamamı Yayında! Osmanlı da Kuşluk Hamamı neye denirdi? Dinlere göre hamam farkı var mıydı? Erkekler kahvehaneye, kadınlar hamama mı giderdi? Hamamlarda sosyal

Detaylı

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS Tezli yüksek lisans programında eğitim dili Türkçedir. Programın öngörülen süresi 4

Detaylı

İktisat Tarihi I. 3-4 Kasım 2016

İktisat Tarihi I. 3-4 Kasım 2016 İktisat Tarihi I 3-4 Kasım 2016 Osmanlı İktisadi Dünya Görüşünün Temel Değerleri Osmanlı iktisat tarihinin ahlak ve zihniyet dünyası ile ilgili değerler konusunda karşımıza çıkan ilk değer eşitlikçi eğilimin

Detaylı

I. Hutbe okutmak. II. Para bastırmak. III. Orduyu komuta etmek. A) Damat Ferit Paşa

I. Hutbe okutmak. II. Para bastırmak. III. Orduyu komuta etmek. A) Damat Ferit Paşa 1. Osmanlı Devletinde inşa edilen ilk medrese aşağıdakilerden hangisidir? A) Süleymaniye Medresesi B) Süleyman Paşa Medresesi C) Sahn-ı Seman Medreseleri D) Kanuni Sultan Paşa Külliyesi E) Şehzade Ahmet

Detaylı

T.C. BEŞİKTAŞ BELEDİYE BAŞKANLIĞI MECLİS KARARI. : 2017 Mali Yılı Tahmini Bütçenin görüşülmesi.

T.C. BEŞİKTAŞ BELEDİYE BAŞKANLIĞI MECLİS KARARI. : 2017 Mali Yılı Tahmini Bütçenin görüşülmesi. KONU : 2017 Mali Yılı Tahmini Bütçenin görüşülmesi. İNCELEME : Belediye Meclisimizin 03.10.2016 günlü birinci Birleşiminde Plan ve Bütçe Komisyonu ile Hukuk Komisyonuna havale edilen Mali Hizmetler Müdürlüğünün

Detaylı

Beylikler ve Anadolu Selçuklu Dönemi Mimari Eserleri. Konya Sahip Ata Cami Erzurum Ulu cami Saltuklar

Beylikler ve Anadolu Selçuklu Dönemi Mimari Eserleri. Konya Sahip Ata Cami Erzurum Ulu cami Saltuklar Beylikler ve Anadolu Selçuklu Dönemi Mimari Eserleri Dini Mimari: Bu gruptaki eserler arasında camiler, mescitler, medreseler,türbe ve kümbetler,külliyeler,tekke ve zaviyeler yer almaktadır. Camiler:Anadolu

Detaylı

Siirt'te Örf ve Adetler

Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te diğer folklor grupları gibi örf ve adetlerde ke NİŞAN Küçük muhitlerde görülen erken evlenme adeti Siirt'te de görülür FLÖRT YOK Siirt'te nişanlıların nişandan evvel birbirlerini

Detaylı

ABD NİN KURULMASI VE FRANSIZ İHTİLALİ

ABD NİN KURULMASI VE FRANSIZ İHTİLALİ ABD NİN KURULMASI VE FRANSIZ İHTİLALİ 1215 yılında Magna Carta ile Kral,halkın onayını almadan vergi toplamayacağını, hiç kimseyi kanunsuz olarak hapse veya sürgüne mahkum etmeyeceğini bildirdi. 17.yüzyıla

Detaylı

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ü Ölümünün 78. Yılında Saygı ve Minnetle Anıyoruz

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ü Ölümünün 78. Yılında Saygı ve Minnetle Anıyoruz ANMA PROGRAMI 1. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı 4 2. Çeşitli Yönleriyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk 10 (Yrd. Doç. Dr. Levent KALYON) 1. Resimlerle Atatürk 15 2. Kendi sesiyle Atatürk 18 2 Beni görmek

Detaylı

a. Merkez Yönetiminin Bozulması

a. Merkez Yönetiminin Bozulması Yazı İçerik Merkez Yönetiminin Bozulması Eyalet Yönetiminin Bozulması Ordu ve Donanmanın Bozulması Eğitim Sisteminin Bozulması Ekonomik Durumun Bozulması Toplum Yapısının Bozulması Osmanlı İmparatorluğunun

Detaylı

Ticaret Tabi Maddeler ve Bu Maddelerin

Ticaret Tabi Maddeler ve Bu Maddelerin Ticaret Tabi Maddeler ve Bu Maddelerin veya Tescili Yönetmelik 8.1.2005 25694 SAYILI GAZETE BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Amaç Madde 1 Bu hangi maddelerin ticaret ve zorunlu en az tespitine ve borsaya

Detaylı

Osmanlı'da devşirme sistemi

Osmanlı'da devşirme sistemi On5yirmi5.com Osmanlı'da devşirme sistemi Osmanlı Devleti'nde uygulanan devşirme sistemi nedir? Nasıl uygulanır? Yayın Tarihi : 19 Şubat 2014 Çarşamba (oluşturma : 7/16/2017) 623 yıl boyunca hakimiyet

Detaylı

Sultanım, müsaade buyurun, ben İstanbul'un çevresini dolaşıp, mevcut suları bir inceleyeyim!.

Sultanım, müsaade buyurun, ben İstanbul'un çevresini dolaşıp, mevcut suları bir inceleyeyim!. HEY GİDİ KOCA SİNAN.. MEKANIN CENNET OLSUN!.. Kanuni Sultan Süleyman devri.. O vakitler İstanbul da su sıkıntısı var.. Problemi çözmek için Sultan Süleyman, Mimar Sinan ı makama çağırır ve Mimarbaşı, milletin

Detaylı

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere,

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, COĞRAFİ KEŞİFLER 1)YENİ ÇAĞ AVRUPASI AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, Türklerden Müslüman

Detaylı

SELÇUKLULARDA TARIM Dr. Osman Orkan Özer

SELÇUKLULARDA TARIM Dr. Osman Orkan Özer Tarım Tarihi ve Deontolojisi Dersi 5.Hafta SELÇUKLULARDA TARIM Dr. Osman Orkan Özer Selçuklu İmparatorluğu, Türklerin kurduğu dört büyük imparatorluktan (Hun, Göktürk, Selçuklu, Osmanlı) üçüncüsüdür. İslam

Detaylı

2 3 4 5 6 2006 2007 2008 2009 2010 Antalya, Isparta, Burdur 3.996.228 4.537.170 4.742.685 5.210.194 7.465.360 Manisa, Afyon, Kütahya, Uşak 4.711.300 4.924.994 6.127.161 6.408.674 7.107.187 Adana, Mersin

Detaylı

Bölüm 7. Tarımsal Üretim Faktörleri. Üretim Faktörleri Toprak Sermaye Emek (iş) Girişimcilik (yönetim yeteneği)

Bölüm 7. Tarımsal Üretim Faktörleri. Üretim Faktörleri Toprak Sermaye Emek (iş) Girişimcilik (yönetim yeteneği) Bölüm 7. Tarımsal Üretim Faktörleri Üretim Faktörleri Toprak Sermaye Emek (iş) Girişimcilik (yönetim yeteneği) Tarımsal yapı, toprak (doğa), sermaye, emek ve girişimcilik gibi temel üretim araçlarının

Detaylı

20 Derste Eski Türkçe

20 Derste Eski Türkçe !! 20 Derste Eski Türkçe Ders Notları!!!!!! Cüneyt Ölçer! !!! ÖNSÖZ Türk Nümismatik Derneği olarak Osmanlı ve İslam paraları koleksiyoncularına faydalı olmak arzu ve isteği île bu özel sayımızı çıkartmış

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

İktisat Tarihi II. IV. Hafta

İktisat Tarihi II. IV. Hafta İktisat Tarihi II IV. Hafta İnsan Bilgisinde Devrim - devam Çağdaş yabanlarda olduğu gibi eski çağlarda tıp kuramının özü büyüydü. II. Devrimden sonra Babil de doktorlar aynı zamanda rahipti. Mısır da

Detaylı

Çaldıran daha önceleri Muradiye İlçesinin bir kazası konumundayken 1987 yılında çıkarılan kanunla ilçe statüsüne yükselmiştir.

Çaldıran daha önceleri Muradiye İlçesinin bir kazası konumundayken 1987 yılında çıkarılan kanunla ilçe statüsüne yükselmiştir. Çaldıran Tarihçesi: İlçe birçok tarihi medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Medler, Bizanslılar, Urartular, İranlılar ve son olarak Osmanlı devleti bu ilçede hâkimiyet sürmüşlerdir. İlçenin tarih içerisindeki

Detaylı

YARDIM TOPLAMA KANUNU. BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler

YARDIM TOPLAMA KANUNU. BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler YARDIM TOPLAMA KANUNU Kanun Numarası : 2860 Kabul Tarihi : 23/6/1983 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 25/6/1983 Sayı : 18088 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 22 Sayfa : 438 Amaç: BİRİNCİ BÖLÜM Genel

Detaylı

KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. Dün,bugün,yarın

KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. Dün,bugün,yarın KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Dün,bugün,yarın Mayıs, 2014 diye çıktık yola Yollar İnsanoğlunun ortak mekanı... Yollar, insanın ileriye yolculuğudur, zamanla yarışıdır toplumların. Yol, ülke kalkınmasına,

Detaylı

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM GENEL TARİH VE GENEL TÜRK TARİHİ I. TARİH BİLİMİNE GİRİŞ...3

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM GENEL TARİH VE GENEL TÜRK TARİHİ I. TARİH BİLİMİNE GİRİŞ...3 İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM GENEL TARİH VE GENEL TÜRK TARİHİ I. TARİH BİLİMİNE GİRİŞ...3 A. Tarihin Tanımı...3 B. Tarihin Kaynakları...4 C. Tarihe Yardımcı Bilim Dalları...4 D. Tarihte Yüzyıl, Yarı Yüzyıl,

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 7. ERKEN MODEN DÖNEMDE SİYASAL DÜŞÜNCE 7 ERKEN MODEN DÖNEMDE

Detaylı

6 Çocukla Ahır'da Yaşam Mücadelesi

6 Çocukla Ahır'da Yaşam Mücadelesi 6 Çocukla Ahır'da Yaşam Mücadelesi Kahramanmaraş ın Ekinözü İlçesine bağlı Alişar Köyünde 54 Yaşındaki Mehmet Göyün 6 Çocuğu ile birlikte tek göz kerpiç odanın içinde verdiği yaşam Mücadelesi yürekleri

Detaylı

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük YURDUMUZUN İŞGALİNE TEPKİLER YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 19.yy.sonlarına doğru Osmanlı parçalanma sürecine girmişti. Bu dönemde

Detaylı

YARDIM TOPLAMA KANUNU

YARDIM TOPLAMA KANUNU 5871 YARDIM TOPLAMA KANUNU Kanun Numarası : 2860 Kabul Tarihi : 23/6/1983 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 25/6/1983 Sayı : 18088 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 22 Sayfa : 438 Bu Kanunun yürürlükte

Detaylı

Ermenek Mevlevihanesi/ Karamanoğlu Halil Bey Tekkesi

Ermenek Mevlevihanesi/ Karamanoğlu Halil Bey Tekkesi Ermenek Mevlevihanesi/ Karamanoğlu Halil Bey Tekkesi PROF. DR. NEJAT GÖYÜNÇ ARMAĞANI 305 Mevlüt ESER Prof. Dr. Yusuf KÜÇÜKDAĞ NEÜ A. Keleşoğlu Eğitim Fakültesi, Sosyal Bilgiler Eğitimi Mevlevilik, Mevlâna

Detaylı

ESKİ TÜRK BOYLARINDA KADIN ÖZGÜR VE EŞİT BİR TOPLUMSAL KONUMA SAHİPTİ. ZİYA GÖKALP E GÖRE ESKİ TÜRKLER HEM DEMOKRAT, HEM DE FEMİNİST İDİLER.

ESKİ TÜRK BOYLARINDA KADIN ÖZGÜR VE EŞİT BİR TOPLUMSAL KONUMA SAHİPTİ. ZİYA GÖKALP E GÖRE ESKİ TÜRKLER HEM DEMOKRAT, HEM DE FEMİNİST İDİLER. ESKİ TÜRK BOYLARINDA KADIN ÖZGÜR VE EŞİT BİR TOPLUMSAL KONUMA SAHİPTİ. ZİYA GÖKALP E GÖRE ESKİ TÜRKLER HEM DEMOKRAT, HEM DE FEMİNİST İDİLER. TÜRKLERDE FEMİNİZMİN BİRİNCİ NEDENİ, TOPLUMDA VAR OLAN DEMOKRASİ,

Detaylı

SOSYAL HAYAT MODÜLÜ BİREYSEL EĞİTİM PLANI (SOSYAL BİLGİLER DERSİ) (1.ÜNİTE) KENDİMİ TANIYORUM

SOSYAL HAYAT MODÜLÜ BİREYSEL EĞİTİM PLANI (SOSYAL BİLGİLER DERSİ) (1.ÜNİTE) KENDİMİ TANIYORUM (.ÜNİTE) KENDİMİ TANIYORUM İletişim araçlarını tanır. 3 4 Adı söylenen aracı gösterir. Araç gösterildiğinde adını İletişim araçlarının adlarını İletişim araçlarının, kitle ve kişisel iletişim araçları

Detaylı

b) Muris veya tasarrufu yapan şahsın bu ikametgâhı yabancı bir memlekette ise Türkiye'deki son ikametgâhının bulunduğu;

b) Muris veya tasarrufu yapan şahsın bu ikametgâhı yabancı bir memlekette ise Türkiye'deki son ikametgâhının bulunduğu; MADDE METNİ : MADDE 6 : TEKLİF MAHALLÎ Madde 6-Veraset ve İntikal Vergisi : a) Veraset tarikiyle vâki intikallerde ölen kimsenin, diğer suretle vukua gelen intikallerde tasarrufu yapan şahsın ikametgâhının,

Detaylı

Deniz Esemenli ile Üsküdar Turu 27 Ekim 2013, Pazar

Deniz Esemenli ile Üsküdar Turu 27 Ekim 2013, Pazar Deniz Esemenli ile Üsküdar Turu 27 Ekim 2013, Pazar Tur Danışmanımız: Doç. Dr. Deniz Esemenli, Sanat Tarihçisi Buluşma Noktası: Üsküdar Meydanı, III. Ahmet Çeşmesi önü Tur başlama saati: 09.00 Gezimizin

Detaylı

ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu

ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu -KAPANIŞ KONUŞMASI- M. Recai KUTAN 7 Kasım 2014 I. DÜNYA SAVAŞININ 100. YILDÖNÜMÜ ULUSLARARASI

Detaylı

İktisat Tarihi II. I. Hafta

İktisat Tarihi II. I. Hafta İktisat Tarihi II I. Hafta Tarih Öncesi Çağların Bölümlenmesi Taş Çağı Bakır Çağı Tunç veya Bronz Çağı Tarihsel gelişim türün sürdürülmesi ve çoğalmasına katkıda bulunma ölçütüne göre de yargılanabilir.

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik OSMANLI YAPILARINDA İZNİK ÇİNİLERİ Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik Çinileri, KültK ltür r Bakanlığı Osmanlı Eserleri, Ankara 1999 Adana Ramazanoğlu Camii Caminin kitabelerinden yapımına 16. yy da Ramazanoğlu

Detaylı

4081 SAYILI ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN UYGULAMASI

4081 SAYILI ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN UYGULAMASI 4081 SAYILI ÇİFTÇİ MALLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN UYGULAMASI 4081 Sayılı Kanun; Çiftçi mallarının korunması esaslarını düzenlemek üzere 10.07.1941 tarihinde yayımlanmıştır. Kanun Hükümleri; -Köy sınırları

Detaylı

TOPRAĞIN KIZLARI PROGRAMI

TOPRAĞIN KIZLARI PROGRAMI TOPRAĞIN KIZLARI TV PROGRAMI TOPRAĞIN KIZLARI PROGRAMI HEDEF KİTLE Potansiyel Hedef Kitle 14 yaş ve üstü A,B,C,D,E özellikle kadın-erkek genel TV. izleyicisi Programın Hedef Kitlesi 14-70 yaş A,B,C,D,E

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C. MERAM BELEDİYESİ İŞLETME ve İŞTİRAKLER MÜDÜRLÜĞÜ GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI İLE ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve Kapsam MADDE

Detaylı

Minti Monti. Yaz 2013 Sayı:10 Ücretsizdir. Yelkenli Tekneler. Nasıl Yüzer, Bilir misin?

Minti Monti. Yaz 2013 Sayı:10 Ücretsizdir. Yelkenli Tekneler. Nasıl Yüzer, Bilir misin? Minti Monti Çocuklar için eğlenceli poster dergi Yaz 2013 Sayı:10 Ücretsizdir ISSN: 2146-281X Yelkenli Tekneler Nasıl Yüzer, Bilir misin? Yelkenli teknelerle ilgili bilmeniz gereken 5 şey Dev gemiler nasıl

Detaylı

EKİM ÜNİTE II ÖĞRETİCİ METİNLER

EKİM ÜNİTE II ÖĞRETİCİ METİNLER SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ 015 016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 11. SINIF DİL VE ANLATIM İ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI EYLÜL ÜNİTE I METİNLERİN SINIFLANDIRILMASI ÜNİTE 1 İLETİŞİM, DİL VE KÜLTÜR HAFTA

Detaylı

ŞİRKET AKTİFİNDE KAYITLI ARSANIN KAT KARŞILIĞI MÜTEAHHİDE VERİLMESİ

ŞİRKET AKTİFİNDE KAYITLI ARSANIN KAT KARŞILIĞI MÜTEAHHİDE VERİLMESİ ŞİRKET AKTİFİNDE KAYITLI ARSANIN KAT KARŞILIĞI MÜTEAHHİDE VERİLMESİ ŞİRKET AKTİFİNDE KAYITLI ARASANIN KAT KARŞILIĞI MÜTEAHHİDE VERİLMESİ Güray ÖĞREDİK Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Mazars&Denge Denetim

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı