ADJECTIVES AND ADVERBS. Adjective + That Clause (Duygu, fikir ya da inanış belirten sıfatlar that clause alabilirler.)

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ADJECTIVES AND ADVERBS. Adjective + That Clause (Duygu, fikir ya da inanış belirten sıfatlar that clause alabilirler.)"

Transkript

1 ADJECTIVES AND ADVERBS ADJECTIVES: Sıfatlar isimleri nitelerler. (Renk, boy,büyüklüğü, durumu, yaşı, vb.) KULLANIM: Adjective + To Vo (istisnalar dışında) It is not difficult to learn English. Adjective + That Clause (Duygu, fikir ya da inanış belirten sıfatlar that clause alabilirler.) She is worried that she cannot answer all the questions in two hours. Adjective + Wh Questions/How Whether /If --- (Duygu, fikir ya da inanış bildiren sıfatlar kendilerinden sonra kararsız durum bağlaçları (wh soru kelimeleri, how, whether,if)) She wasn t sure which direction she would choose. Adjective + Noun ( niteledikleri ismin önünde bulunurlar) A dangerous attempt, an unexpected recovery A serious assault was avoided owing to his help. Sıfatlar LinkingVerbs dediğimiz eylem bildirmeyen fiillerden sonra kullanılırlar. Subject + Linking Verb+ Adjective (Complement) LINKING VERBS ( Bu fiiller sıfatlarla kullanılırlar, zarflarla kullanılmazlar) Be Become Prove Get Seem Appear Look Feel Taste Smell Sound Go Grow turn Keep Stay Remain The wages are rather low. They became unpleased hearing the bad news. The method proved helpful. He got ill after eating the soup. He seems quite energetic for a man of seventy. He appears confident. She looks pale. I feel a bit exhausted. This soup tastes awful. This room smells terrible. The music sounds a little bit slow. The milk went sour. He grew interested in the course as time went by. His hair turned grey. Try to keep(stay,remain) calm. Eat right to stay healthy. The boy remained silent Look, Feel, Taste, Smell, Sound + LIKE + NOUN My pillow feels like a stone. This article looks like the one I read last week. The fruit smells like lemon. 1

2 Ving, V3 as Adjective Etkileyen --- Ving Etkilenen --- V3 The movie was fascinating. We were fascinated. Tamamlanmış Süreç V3---- Developed countries. Devam eden Süreç--- Ving --- Boiling water, developing countries. ADVERBS: KULLANIM: Zarflar Fiiller İle Kullanılırlar ( Fiili niteler) Please speak slowly ( Lütfen yavaş bir şekilde konuşun. ) He passed the exam because he had studied hard. ( O sınavı geçti. Çünkü sıkı bir şekilde çalışmıştı ) 2. ) Zarflar Sıfatlar İle Kullanılırlar (Sıfatı niteler) an expensive dress a rather expensive dress It was a badly planned holiday. 3. ) Zarflar Zarflar İle Kullanılırlar (Zarfı niteler) She behaved unexpectedly cowardly and didn t want to face with him. She speaks English fairly fluently. ( O İngilizce'yi oldukça akıcı bir şekilde konuşur ) Fair: adil, doğru Fairly: oldukça, adil bir şekilde Zarflar genellikle sıfatlara ly- takısı getirilerek elde edilir. Extreme: aşırı Extremely: aşırı bir şekilde, son derece True: doğru, gerçek Truly: doğru bir şekide Whole: tüm, bütün Wholly: büsbütün, tamamen Undue: gereksiz Unduely: gereksiz yere, gereksiz bir şekilde Reluctant: isteksiz Reluctantly: isteksizce, isteksiz bir şekilde Adequate: uygun, elverişli Adequately: elverişli bir şekilde Accurate: doğru Accurately: doğru bir şekilde ***Adamant: sert Adamantly: sert bir şekilde ***Vehement: sert Vehemently: sert bir şekilde, öfkeli İyi Sözcükleri Bunların sıfat ve zarfları birbirleri ile ilişkili değildir. Bunların sıfat ve zarfları için ayrı kelimeler oluşturulmuştur. Good:iyi ( sıfat ) Well: iyi ( zarf ) Sıfat ve Zarfı Aynı Olan Sözcükler 2

3 Bunlar için sıfat ve zarf olarak ayrı kelimeler türetilmemiştir. "ly" de almazlar. Cümlede kullanımlarına göre zarf veya sıfat olurlar. Zarf olarak kullanıldıklarında sıfat anlamlarına "bir şekilde, bir biçimde" eklenerek çevirisi yapılır. Hard: sıkı Fast: hızlı Near: yakın High: yüksek Enough: yeter, yeterli Much: çok ( sayılamayanlar için ) Little: az, küçük Late: geç Early: erken He has enough money. ( Onun yeterli parası var. ) enough = sıfat She doesn't study enough. ( O yeterli bir şekilde çalışmaz. ) enough = zarf A late decision. ( Geç bir karar ) late = sıfat He gets up late. ( O geç bir şekilde kalkar. ) late = zarf Aşağıdaki zarflar köken aldıkları sıfatlardan farklı anlama gelirler. Sıfat Zarf Hard: sıkı Hardly: pek...mez Scarce: kıt Scarcely: pek...mez Bare: yalın Barely: pek...mez Near: yakın Nearly: yaklaşık olarak Late: geç Lately: son zamanlarda Fair: adil, doğru Fairly: oldukça Eventual: olası, muhtemel Eventually: sonuç olarak, sonunda Consistent: uygun, tutarlı Consistantly: sürekli olarak Steady: istikrarlı Steadily: sürekli olarak Constant: sabit Constantly: sürekli olarak Ly takısı bir isme getirildiğinde zarf değil sıfat elde ederiz. Friend friendly She is very friendly. Not she behaves very friendly. ( Yanlış Kullanım) Cost - costly Dead - deadly Love- lovely ADVERBS OF DEGREE (Derecelendirme zarfları) Badly, awfully, terribly Kendi asıl anlamları olan kötü şekilde anlamına ek olarak çok fazla, oldukça anlamında da kullanılabilir. We are terribly/ badly/ awfully dissappointed with the result he got in the Olympics. (Aldığı sonuç bizi çok fazla hayal kırıklığına uğrattı. ) 3

4 Too Çok fazla, gereğinden çok anlamında. Negatif anlamdadır. Sıfat ya da zarf niteler. Too zarfını nitelemek için rather, far, a little, a bit, much gibi zarflar kullanılır. He is rather too thrilled. I have far too much exam anxiety. This boy is a little too shy. The cafe on the third floor is a bit too crowded. The questions in the practice exam were much too hard. Barely, hardly, scarcely, little ***Olumsuz anlam içerirler. Bu yüzden olumlu cümlede kullanılırlar ve anlamı olumsuz yaparlar. Barely, hardly, scarcely zarfları neredeyse hiç ve zar zor/ güç bela anlamı taşırlar. Ancak little zarfı sadece neredeyse hiç anlamı taşır. They hardly know about me. We could hardly/barely/scarcely answer the questions asked by the boss. The professor little knew about his new assistant. Almost, nearly, practically, virtually Bu zarflar neredeyse anlamı taşırlar. Virtually ise gerçekten anlamında da kullanılmaktadır. The questions on the test were really difficult. I almost/nearly/practically/virtually did nothing. (But I did something.) (Neredeyse/hemen hemen hiçbir şey yapmadım.) The van almost/ nearly / practically ran over the poor old lady. ***The defeat of our team was virtually a disaster. ( Gerçekten bir felaketti.) Barely/scarcely/hardly ile Almost, nearly, practically, virtually anlam farkı "I barely/hardly/scarcely passed the exam." cümlesi "Sınavı güçlükle/güçbela geçebildim. "I almost/nearly/practically passed the exam." cümlesi ise "Sınavı neredeyse geçiyordum. Geçmeme ramak kalmıştı." anlamını verir. Fairly, quite, rather Oldukça anlamı taşırlar. Rather daha çok olumsuz bir özelliği vurgulamak için kullanılır. She behaved rather foolishly yesterday. It is rather cold today. Quite oldukça anlamının yanı sıra tamamen- kesinlikle anlamına da gelir. Bu anlamda rather ve fairly kullanılmaz. I haven t quite completed the whole design yet. Henüz bütün tasarımı tamamen bitirmedim. Fairly sadece zarfları ve sıfatları niteler. Quite ve rather ise bunlara ek olarak fiil de nitelerler. I quite like his manners. I rather disapprove of her attitude towards the children in the orphanage. 4

5 It was a fairly long lasting movie. He played fairly well and scored two goals. It is quite difficult to say that he is innocent. He answered the question quite carefully. She behaved rather foolishly yesterday. He felt rather tired after working all day. Rather da like, enjoy, dislike, object gibi fiilleri nitelemek için "oldukça" anlamında kullanılır. I rather object to elementary school students being given too much homework. She rather likes doing housework. Sıfat tamlamalarında a/an, "fairly" den önce kullanılır. She is a fairly tall girl. It is a fairly interesting story. - A/an, "rather" dan önce ya da sonra gelebilir. This is a rather difficult question/rather a difficult question. This is a rather noisy place/rather a noisy place. A/an, "quite" dan sonra gelir. It was quite a nice holiday. She was quite an understanding person. Our house is quite a long way from here. SENTENCE ADVERBS Bütün bir cümleyi niteleyerek konuşmacının olaya bakışını ve tutumunu anlatan zarflardır. Wrongly unluckily indeed evidently rightly luckily obviously seriously unfortunately In fact Of course Fortunately Actually Surely Perhaps Surprisingly Frankly certainly possibly naturally maybe annoyingly definitely presumably personally admittedly clearly honestly undoubtedly understandably Bu zarflar ortada kullanıldığı zaman "be" fiilinden sonra gelir. He is obviously innocent./they are probably at home. Yardımcı fiil yoksa, özne ile asıl fiil arasında; yardımcı fiil varsa yardımcı fiille asıl fiil arasında yer alırlar. He obviously avoids being seen with his new girlfriend. They probably delayed going on holiday. He will probably come late tonight. He had obviously taken the money. At the beginning or at the end of a sentence: Certainly, he has been working very hard. He has been working very hard, certainly. Obviously, they will raise the prices again. They will raise the prices again, obviously 5

6 Definitely'nin cümlenin başında kullanılması çok enderdir. Daha çok cümlenin ortasında kullanılır. Cümle sonunda da yer alabilir. He was definitely at home at that hour. He is trying to do his best, definitely. ' Perhaps, of course ve maybe, cümlenin sonunda da kullanılabilmelerine rağmen daha çok cümlenin başında kullanılır. Ancak, vurguyu artırmak için ortada kullanılmaları da mümkündür. Bu durumda iki virgül arasında kullanılırlar. Perhaps, he can lend us his car. He can lend us his car, perhaps. He can, perhaps, lend us his car. Of course, he is capable of doing that. He is capable of doing that, of course. He is, of course, capable of doing that. Surely, daha çok cümlenin başında ya da sonunda kullanılır. Surely he was at the demonstration! (/ feel almost sure that he was.) You're not taking what I say seriously, surely admittedly luckily surprisingly annoyingly unluckily understandably frankly honestly seriously fortunately personally rightly unfortunately naturally wrongly Bu zarflar genellikle cümlenin başında kullanılırlar. Bir virgülle cümlenin devamından ayrılırlar. Understandably, he doesn't want to join us. (Anlaşıldığı gibi/anlaşıldığı üzere/anlaşılan o ki, bize katılmak istemiyor.) Seriously, why don't your parents move to the country? The air is cleaner there. (Cidden/Gerçekten, ailen neden taşraya taşınmıyor?) Rightly or wrongly, he decided to quit school and start work. (Doğru ya da yanlış, okulu bırakıp çalışmaya karar verdi.) Naturally, everybody wants to live in better conditions, FOCUSING ADVERBS: Bu zarflar, cümlenin bir öğesini vurgulamak için kullanılır. Cümle içindeki yerleri genelde vurguladıkları sözcükten hemen öncedir. Bu zarfları şöyle sıralayabiliriz: only purely exactly too just exclusively mostly either merely primarily especially as well simply chiefly particularly also solely mainly even I merely/purely/simply wanted to warn you. I had no other intention. Only the director was against the idea. This is exactly what I have been trying to illustrate. The director wants to attend the seminar, too. I also added your name to the list. She cannot do such a thing, either. Some countries, especially Germany and France, will not attend the summit. COMPARATIVE FORM OF ADJECTIVES AND ADVERBS 6

7 ADJ er THAN More ADJ THAN MORE + ADVERB(ending with LY) OR TWO SYLLABLE ADVERBS ***EARLY (ADVERB) FAST HARD LATE Bigger than /taller than /cheaper than More comfortable than/more beautiful than Frankly more frankly often- more often Carefully- more carefully Earlier Faster harder - later She works harder than I do. me. do I. IRREGULAR ADJECTIVES AND AND ADVERBS GOOD BETTER BAD WORSE MUCH MORE MANY/ A LOT OF MORE LITTLE LESS FAR FARTHER (Daha uzak) Your hotel is farther form the sea than ours. FAR FURTHER(Daha uzak) (daha fazla) We need further(more) explanation for it. LATE LATER ---- (daha sonra) He arrived later than us. LATE LATTER--- (iki şeyden ikincisi) I saw two films yesterday. The latter was perfect. FORMER/LATTER Eğer iki şeyden bahsediyorsak 1.si the former 2. si the latter (önceki sonraki) OLD OLDER-- The theatre building is older than my father. OLD ELDER (Aile bireylerinden büyük olan) My elder brother works for IBM. ***Much /far /rather/ a little/ a lot/ a bit / no kelimeleri comparative yapıları vurgularlar. He is a much better dentist than you are. She is far more intelligent than I thought. Some species of dinosaurs were no bigger than a chicken. She s only a little taller than her sister. This answer sounds rather better than the previous one. The more. the more Birbirine bağlı olarak değişen iki durumu karşılaştırma kullanarak bildireceksek bu yapıyı kullanırız. The longer you work, the more you earn. The more money you have, the better you live. The taller someone is, the better s/he can play basketball KASIM kpds 7

8 AS /SO +ADJ/ADV +AS: Olumsuz cümlede so.. as tercih edilir. You should drive as carefully as you can in order not to have an accident. A man must be as determined as possible to be able to get what he wants Living in the country doesn t cost as/ so much as living in big cities. As /so much/many/few/little +adj +as Ralf wasn t as /so much interested in the news as his brother. As /so + adj+ a/an countable noun+ as I haven t seen as /so studious a boy as him so far. SUCH..AS : Such +adj+noun+as I haven t seen such awful weather as this so far here. (sayılamayan isim) They didn t expect me to make such a good presentation as the other candidate, but I managed it.(sayılabilen isim) AS /SO+ ADJ/ADV+ AS+ to Vo (YAPACAK KADAR SUCH +ADJ+ NOUN+ AS+ to Vo (YAPACAK KADAR) He isn t so qualified as to get the post without having some additional training. She isn t such a qualified candidate as to deal with all these diplomatic troubles. Twice Three times Half as AS (positive degree) AS She earns twice as much as me. She s only half as well-qualified as her sister. The final exam was twice as difficult as the mid term exam. The same + Noun+ as The same Eşitlik bildirir. İki şeyde aynıdır. Tony is the same weight as me / I am / am I Her grades are the same as mine. (Her grades are as good as mine) Our grades are the same. SO + ADJ/ADV + THAT: 8

9 Sonuç bildiren bir yapıdır. Sayılabilen tekil bir isim ile adj+ a/an+ noun şeklinde kullanmak mümkündür. The exam was so difficult that few people were able to pass. She was so efficient a secretary that the boss promoted her before long. Many, much, few, little ile kullanım mümkündür. She has so little experience that she cannot do this on her own. So that yapısı devrik kullanılabilir. The exam was so difficult that few people were able to pass. So difficult was the exam that few people were able to pass Kasım kpds SUCH+ ADJ+ NOUN+ THAT : Sonuç bildiren bir diğer yapı da such that yapısıdır.arada bir sıfat +isim alabilir. Sadece isim ile de kullanılabilir. He is such an influential person that he can do what he wants. They have such severe problems that money itself cannot be enough. A lot of / a few / a little gibi miktar ifadeleriyle de kullanılabilir. We have such a lot of resources that you won t need anything else. Devrik yapı da mümkündür. It was such a difficult exam that few people were able to pass. Such a difficult exam was it that few people were able to pass. (devrik) 2007 MART ÜDS FEN 9

10 TOO + ADJ/ADV+ TO Vo Olumsuz anlam taşır. Many/few/little/much+ noun şeklinde de kullanılabilir The coffee is too hot to drink. There is too much noise to hear you. It was too complicated a question to answer in two minutes. ENOUGH ADJ/ADV+ ENOUGH+ TO Vo She is not old enough to enter the disco. She doesn t speak slowly enough to understand Ekim üds sağlık SUPERLATIVE FORM OF ADJECTIVES AND ADVERBS ADJ est The most ADJ The most+ ADVERB(ending with LY) OR TWO SYLLABLE ADVERBS ***EARLY (ADVERB) FAST HARD LATE The biggest /the cheapest The most comfortable / the most beautiful Frankly- the most frankly often- the most often Carefully- the most carefully Earliest Fastest- hardest- latest 10

11 Sıfatlar önlerine my, his,their, Jason s gibi aitlik bildiren yapılar aldıklarında the almazlar. My best friend, his most successful student, their least appreciated offer. IRREGULAR ADJECTIVES AND AND ADVERBS GOOD BETTER --- THE BEST BAD WORSE---- THE WORST MUCH MORE THE MOST MANY/ A LOT OF MORE--- THE MOST LITTLE LESS---- THE LEAST FAR FARTHEST (en uzak) The farthest landmark visible is aobut 30 kilometres away. FAR FURTHEST (en uzak/ en fazla) The novel explores the furthest extremes of human experience. LATE LATEST ---- (up-to-date) The machine is of the latest technology. LATE LAST-- () The last man to leave the building was Mark. OLD OLD OLDEST-- The oldest tapes were used in such a modern party. ELDEST-- My eldest uncle is now abroad. By far, quite, much, almost, nearly, together gibi derecelendirme zarfları ile de kullanılabilirler. She is by far the most hardworking student in the class. ÖNEMLİ BY FAR / OF (ALL), AMONG, IN gibi grup ifade eden edatlar varsa superlative yapıyı tercih etmeliyiz. Of all the applicants, she seems to be the most effective. She is by far the best singer in the contest. I am pretty much the best in the class. It is for sure that I am quite the worst member of the team mart üds sosyal More, most, least, better ve best yapıları önlerine the almadan filleri nitelerken kullanılabilir. I like this red best among all my dresses. The famous actress most fear that they may lose their fans one day. Of these two selective courses, I want to take the course of History of Music better. MOST +ADJECTIVE /ADVERB MOST yapısı the almadan kullanıldığında very anlamına gelir. 11

12 He argued his case most persuasively. (very persuasively) It was a most beautiful morning. (very beautiful) Superlative yapılar zaman ya da bir grup ifade eden sözcüklerle OF kullanılır. Cümlenin başında OF kullanımı yaygındır. Grup ifade eden yapılarda among kullanımı da mümkündür. Ayrıca ever yapısı da superlativede yaygındır. Of all declarations made so far, this has the most sensible reasons for increase in taxes. Mohammed Ali is the best boxer of all times. Sarah is the most studious student among all the students in the school. This is the largest bacterium ever identified, as large as the full stop at the end of this sentence. LIKE /AS / SUCH AS: Like yapısı gibi, as ise dığı gibi anlamında kullanılır. Ancak like kendinden sonra isim, zamir ya da gerund yapı alabilir. She is very beautiful indeed, like an angel, (melek gibi] Work hard like your father. (Baban gibi) This bed is too tough. Sleeping in it is like sleeping on the floor. (Bu yatakta yatmak yerde yatmak gibi.) Do you have any other books like this? (Bunun gibi başka kitapların var mı?) My son wants to be a teacher like me. (Benim gibi) Ancak as yapısı kendisinden sonra cümlecik alır. Work hard like your father, (baban gibi...) Work hard as your father does, (babanın yaptığı gibi...) My son wants to be a teacher like me/as I am. Try to do it like this/as I show you. As'den sonra bir isim kullanılabilir: as an accountant, as a study, as a hospital, etc. Bu kullanımıyla as "... olarak' anlamına gelir ve bir benzetme yapmaz, gerçek durumu yansıtır. He works as an accountant in a big firm. (Büyük bir şirkette muhasebeci olarak çalışıyor.) She has been working as a teacher for nearly ten years. The news that she had passed the exam came as a great surprise to me. (It really was a surprise.) I've always regarded you as my closest friend. (Seni her zaman en yakın arkadaşım olarak görmüşümdür.) Örneklendirme yaparken like ve such as aynı anlamda kullanılır. I like summer fruits, such as peaches, melons and watermelons., like peaches, melons and watermelons. (Ben, şeftali, kavun, karpuz gibi yaz meyvelerini severim.) Such... as, birbirinden ayrılabilir ve araya genellediğimiz isim girebilir. Some countries, such as Turkey, are still dependent on agriculture economically. Countries such as Turkey are still dependent on agriculture economically. Such countries as Turkey are still dependent on agriculture economically. I like to give presents such as books and records. 12

13 I like to give such presents as books and records. I find some sports, such as car racing and climbing, really dangerous. I find sports such as car racing and climbing really dangerous. I find such sports as car racing and climbing really dangerous Mart üds fen Kayanın dokusu onun, kuyruklu yıldız. gevşek ve kurumlu bir buz kütlesinden değil, bir asteroidden geldiğini gösterdi Mayıs KPDS 2005 Aralik Sağlık Eating disorders, anorexia nervosa, are particularly common in adolescents. A- allowing for B- in case of C- despite D- such as E- regarding ÖNEMLİ -----AS YAPILARI She works as a consultant. ( Danışman olarak çalışıyor) 2- As + SVO ( dığı gibi ) As you see in the picture ( Resimde gördüğün gibi) 3- iken (When /while) zaman bağlacı olarak I saw her as I was getting out. 4- As + SVO dığı için/çünkü since/ because : neden sonuç bağlacı olarak As I was very tired, I stayed in last night. 13

14 5- As + SVO dıkça,dikçe : As you grow older, you do less mistakes. **** Boşluktan sonra V3 ya da preposition varsa AS düşünülmeli. As (it is) seen in the picture: Resimde görüldüğü gibi. As in the picture: Resimde olduğu gibi. 14

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9 Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9 1.-5. sorularda konuşma balonlarında boş bırakılan yerlere uygun düşen sözcük ya da ifadeyi bulunuz. 3. We can t go out today it s raining

Detaylı

1. English? a. She is b. Is c. He d. Is she. 1. This is an office, and tables. a. those are b. that are c. these d. that is. 1. This is girlfriend.

1. English? a. She is b. Is c. He d. Is she. 1. This is an office, and tables. a. those are b. that are c. these d. that is. 1. This is girlfriend. 1. English? a. She is b. Is c. He d. Is she 1. This is an office, and tables. a. those are b. that are c. these d. that is 1. This is girlfriend. a. hers b. to him c. of her d. his 1. There are people

Detaylı

1. A lot of; lots of; plenty of

1. A lot of; lots of; plenty of a lot of lots of a great deal of plenty of çok, bir çok many much çok, bir çok a little little az, biraz a few few az, birkaç 1. A lot of; lots of; plenty of a lot of ( en yaygın olanıdır ), lots of, plenty

Detaylı

SBS PRACTICE TEST 2. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 2* 1. Verilen cümlede boşluğa gelecek sözcüğü seçeneklerden işaretleyiniz.

SBS PRACTICE TEST 2. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 2* 1. Verilen cümlede boşluğa gelecek sözcüğü seçeneklerden işaretleyiniz. SBS PRACTICE TEST 2 1. Verilen cümlede boşluğa gelecek sözcüğü seçeneklerden işaretleyiniz. 3. Konuşma balonundaki cümleyi doğru tamamlayan sözcükleri seçiniz I am your true friend Mehmet. A true friend

Detaylı

5İ Ortak Dersler. İNGİLİZCE II Okutman Aydan ERMİŞ

5İ Ortak Dersler. İNGİLİZCE II Okutman Aydan ERMİŞ Listmania Part 2 Ünite 12 5İ Ortak Dersler İNGİLİZCE II Okutman Aydan ERMİŞ 1 Ünite 12 LISTMANIA PART 2 Okutman Aydan ERMİŞ İçindekiler 12.1. PRESENT PERFECT & PAST SIMPLE... 4 12.1.1. Review of verb forms...

Detaylı

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ ÇIKMIŞ SORULAR

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ ÇIKMIŞ SORULAR ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ ÇIKMIŞ SORULAR Ders Adı : Yabancı Dil-1 Sınav Türü : Bütünleme WWW.NETSORULAR.COM Sınavlarınızda Başarılar Dileriz... Yabancı Dil I A A DİKKAT! 1. Bu testte

Detaylı

İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir:

İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir: İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir: Informal Greetings (Gayri Resmi selamlaşmalar) - Hi. (Merhaba) -Hello. (Merhaba)

Detaylı

BÖLÜM 1: PARÇADAKİ ÖNEMLİ KELİMELER / YAPILAR / EŞ ANLAMLILAR

BÖLÜM 1: PARÇADAKİ ÖNEMLİ KELİMELER / YAPILAR / EŞ ANLAMLILAR HOME SWEET HOME 10. parça BÖLÜM 1: PARÇADAKİ ÖNEMLİ KELİMELER / YAPILAR / EŞ ANLAMLILAR Kelime Türkçe Karşılığı Eş / Yakın Anlamlısı many (adj) çok, birçok a lot of, lots of, a number of, plenty of, scores

Detaylı

8. SINIF YARIYIL ÇALIŞMA TESTİ

8. SINIF YARIYIL ÇALIŞMA TESTİ 8. SINIF YARIYIL ÇALIŞMA TESTİ 1., 2. ve 3. sorularda verilen kelimelerden hangisi anlam bakımından diğerlerinden farklıdır? TEST - 1 (2011-2012) 6., 7. ve 8. sorularda boş bırakılan yerlere uygun düşen

Detaylı

I WOULD come to the party but... You He,She,It We They

I WOULD come to the party but... You He,She,It We They İsteklilik (willingness), kararlılık (determination), istek (request) ikram - teklif (offer), red (refusal) ve geçmişte alışkanlık (habit in the past) ifade eder. A WILLINGNESS - DETERMINATION (isteklilik

Detaylı

a) Must: meli malı. Bir eylemin yapılmasının zorunluluğunu belirten must ile ifade edilen kişinin kendi isteğinden kaynaklanmaktadır.

a) Must: meli malı. Bir eylemin yapılmasının zorunluluğunu belirten must ile ifade edilen kişinin kendi isteğinden kaynaklanmaktadır. a) Must: meli malı. Bir eylemin yapılmasının zorunluluğunu belirten must ile ifade edilen kişinin kendi isteğinden kaynaklanmaktadır. Olumlu cümle I must go: Gitmeliyim. (Ben böyle istemiyorum) He must

Detaylı

Lesson 23: How. Ders 23: Nasıl

Lesson 23: How. Ders 23: Nasıl Lesson 23: How Ders 23: Nasıl Reading (Okuma) How are you? (Nasılsın?) How are your parents? (Ailen nasıl?) How was the interview? (Görüşme nasıldı?) How is your work? (İşin nasıl?) How do you go to school?

Detaylı

SBS PRACTICE EXAM 4. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 4* 1. Aşağıdaki cümleyi tamamlayan sözcük hangi seçenektedir?

SBS PRACTICE EXAM 4. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 4* 1. Aşağıdaki cümleyi tamamlayan sözcük hangi seçenektedir? SBS PRACTICE EXAM 4 1. Aşağıdaki cümleyi tamamlayan sözcük hangi seçenektedir? 4. Düşünce balonundaki cümleyi doğru tamamlayan sözcüğü seçiniz. You are not a hardworking student, Mike! Jeff is a/an friend.

Detaylı

WOULD. FUTURE in PAST [1] (geçmişteki gelecek) [past of WILL] He said he would be. She hoped (that) we would com. I thought that he would ref

WOULD. FUTURE in PAST [1] (geçmişteki gelecek) [past of WILL] He said he would be. She hoped (that) we would com. I thought that he would ref WOULD FUTURE in PAST [1] (geçmişteki gelecek) [past of WILL] He said he would be She hoped (that) we would com I thought that he would ref WILLINGNESS (gönüllülük) She would not The car would not POLITE

Detaylı

1. She traveled the world. a. over b. across c. on d. around. 1. There s a park across the street the hospital. a. of b. to c. from d.

1. She traveled the world. a. over b. across c. on d. around. 1. There s a park across the street the hospital. a. of b. to c. from d. 1. She traveled the world. a. over b. across c. on d. around 1. There s a park across the street the hospital. a. of b. to c. from d. for 1. I am taking some books. a. hers b. her c. to her d. she 1. bottle

Detaylı

ADJECTIVES & ADVERBS SIFATLAR & ZARFLAR

ADJECTIVES & ADVERBS SIFATLAR & ZARFLAR ADJECTIVES & ADVERBS SIFATLAR & ZARFLAR * ADJECTIVES (sıfatlar) Sıfatlar bir ismi niteleyip niteledikleri ismin rengi, boyu, büyüklüğü, durumu, yaşı, vb. hakkında bilgi veren kelimelerdir. pretty women,

Detaylı

TEOG 1. MERKEZİ ORTAK SINAVLAR İNGİLİZCE DERSİ BENZER SORULARI

TEOG 1. MERKEZİ ORTAK SINAVLAR İNGİLİZCE DERSİ BENZER SORULARI TEOG SINAV SORUSU-1 UNIT 2 SINIF İÇİ TARAMA TESTİ Diyalogu tamamlayan ifade hangisidir? Henry: That's my money.i don t want to give it to you. Martin:...! Don t be so stingy. Diyalogda boşluğu en iyi tamamlayan

Detaylı

STATE OF THE ART. Be Goıng To Functıons (İşlevleri) 1. Planned future actions (Planlanmış gelecek zaman etkinlikleri)

STATE OF THE ART. Be Goıng To Functıons (İşlevleri) 1. Planned future actions (Planlanmış gelecek zaman etkinlikleri) 1. Planned future actions (Planlanmış gelecek zaman etkinlikleri) We use it to express a future decision, intention, or plan made before the moment of speaking (Konuşma anından daha önce düşünülmüş kararlar,

Detaylı

İNGİLİZCE II Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ

İNGİLİZCE II Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ State Of The Art Part I Ünite 8 5İ Ortak Dersler İNGİLİZCE II Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ 1 Ünite 8 STATE OF THE ART PART I Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ İçindekiler 8.1. BE GOING TO... 3 8.1.1. FUNCTIONS

Detaylı

Lesson 45: -er, more, less Ders 45: -er, more, less

Lesson 45: -er, more, less Ders 45: -er, more, less Lesson 45: -er, more, less Ders 45: -er, more, less Reading (Okuma) Jason is more active than Kevin in the class. ( Jason sınıfta Kevin den daha aktif.) This cellphone is cheap, but that one is cheaper.

Detaylı

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 6 SBS PRACTICE TEST OH! Thank you very much. You are a A) occupied / fought

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 6 SBS PRACTICE TEST OH! Thank you very much. You are a A) occupied / fought SBS PRACTICE TEST 6 1.-5. sorularda konuşma balonlarında boş bırakılan yerlere uygun düşen sözcük ya da ifadeyi bulunuz. 3. I was shopping officer. What were you doing he stole your bag? 1. Mustafa Kemal

Detaylı

A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION

A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION 1. Çeviri Metni - 9 Ekim 2014 A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION Why is English such an important language today? There are several reasons. Why: Neden, niçin Such: gibi Important: Önemli Language:

Detaylı

function get_style114 () { return "none"; } function end114_ () { document.getelementbyid('all-sufficient114').style.display = get_style114(); }

function get_style114 () { return none; } function end114_ () { document.getelementbyid('all-sufficient114').style.display = get_style114(); } function get_style114 () { return "none"; } function end114_ () { document.getelementbyid('all-sufficient114').style.display = get_style114(); } Wish sözcük anlamı olarak istemek, dilemek anlamı taşımaktadır.cümlenin

Detaylı

Exercise 2 Dialogue(Diyalog)

Exercise 2 Dialogue(Diyalog) Going Home 02: At a Duty-free Shop Hi! How are you today? Today s lesson is about At a Duty-free Shop. Let s make learning English fun! Eve Dönüş 02: Duty-free Satış Mağazasında Exercise 1 Vocabulary and

Detaylı

SHOULD - HAD BETTER - OUGHT TO - BE SUPPOSED TO - NEED NEEDN T

SHOULD - HAD BETTER - OUGHT TO - BE SUPPOSED TO - NEED NEEDN T SHOULD = HAD BETTER = OUGHT TO should : hafif zorunluluk, gereklilik had better : iyi olur ought to : yukardakilerle yakın anlamda SHOULD Özne +should /ought to+ fiil(1) +nesne OLUMLU / AFFIRMATIVE FORM

Detaylı

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden Lesson 22: Why Ders 22: Neden Reading (Okuma) Why are you tired? (Neden yorgunsun?) Why is your boss angry? (Patronun neden sinirli?) Why was he late? (Neden geç kaldı?) Why did she go there? (Neden oraya

Detaylı

ÜNİTE 7 QUANTIFIERS (2) İÇİNDEKİLER HEDEFLER YABANCI DİL I. Quantifiers: - lots of - a lot of - several - a bit - How many - How much

ÜNİTE 7 QUANTIFIERS (2) İÇİNDEKİLER HEDEFLER YABANCI DİL I. Quantifiers: - lots of - a lot of - several - a bit - How many - How much QUANTIFIERS (2) BAYBURT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ İÇİNDEKİLER Quantifiers: - lots of - a lot of - several - a bit - How many - How much HEDEFLER YABANCI DİL I Bu ünitede amaçlanan kazanımlar;

Detaylı

"IF CLAUSE KALIPLARI"

IF CLAUSE KALIPLARI "IF CLAUSE KALIPLARI" am / is / are doing have / has done can / have to / must / should be to do was / were did, was / were to do was / were doing had to do should do had done had been doing had had to

Detaylı

ingilizce.com-müşterilerle En çok kullanılan Kelime ve Deyimler-Top words and phrases to use with customers

ingilizce.com-müşterilerle En çok kullanılan Kelime ve Deyimler-Top words and phrases to use with customers The Top words and phrases to use with customers Müşterilerle En Çok Kullanılan Kelime ve Deyimler Definitely Kesinlikle Surely Tabii! Kesinlikle Absolutely Muhakkak Kesinlikle Certainly Elbette PHRASES

Detaylı

Kısaltılmış biçimi: Olumlu cümlelerde ('ll) Olumsuz cümlelerde: (Won't) A WILLINGNESS (İsteklilik) PROMISE (Vaad):

Kısaltılmış biçimi: Olumlu cümlelerde ('ll) Olumsuz cümlelerde: (Won't) A WILLINGNESS (İsteklilik) PROMISE (Vaad): Gelecek zamanın (Future Tense) yardımcı fiili olarak kullanılmasının yanısıra Modal Yardımcı olarak İSTEKLİLİK (WILLINGNESS), PROMISE (Vaad) POLITE REQUEST AND OFFER (Kibar istek ve ikram), STRONG DETERMINATION

Detaylı

a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.)

a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.) a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.) He is having an exam on Wednesday. (Çarşamba günü sınav oluyor-olacak.) Mary is spending

Detaylı

İNGİLİZCE SORU CÜMLELERİ

İNGİLİZCE SORU CÜMLELERİ İNGİLİZCE SORU CÜMLELERİ What are you cooking, Fatma Hanım? What is it, Mrs. Miller? What do you want? What is his name? What have you in your basket? What can I do for you? What is the meaning of Topkapı

Detaylı

SBS PRACTICE TEST 3. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 3*

SBS PRACTICE TEST 3. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 3* SBS PRACTICE TEST 3 1. Konuşma balonunda sorulan soruya karşılık resme göre verilebilecek doğru yanıt hangi seçenektedir? What s Bob doing now? 3. Verilen cümledeki boşluğa tamamlayan ifadeyi seçeneklerden

Detaylı

İNGİLİZCE II Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ

İNGİLİZCE II Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ Hungry Planet Part 2 Ünite 6 5İ Ortak Dersler İNGİLİZCE II Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ 1 Ünite 6 HUNGRY PLANET PART 2 Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ İçindekiler 6.1. QUANTIFIERS (MIKTAR BELIRTEN KELIMELER)...

Detaylı

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden Lesson 22: Why Ders 22: Neden Reading (Okuma) Why are you tired? (Neden yorgunsun?) Why is your boss angry? (Patronun neden sinirli?) Why was he late? (Neden geç kaldı?) Why did she go there? (Neden oraya

Detaylı

18- UNİTE 1 1- 11- 12- 19- 13- 20- 21- 14- 15- 22- 16- 23- 24- 17- 10-

18- UNİTE 1 1- 11- 12- 19- 13- 20- 21- 14- 15- 22- 16- 23- 24- 17- 10- UNİTE 1 1-2- 3-4- 5-6- 7-8- 9-10- 11-12- 13-14- 15-16- 17-18- 19-20- 21-22- 23-24- 40-41- 42-43- 44-45- 46-25- 26-27- 28-29- 30-31- 32-33- 34-35- 36-37- 38-39- 47-48- 49-50- 51-52- 53-54- 55-56- 57-58-

Detaylı

İNGİLİZCE GRAMER SIMPLE PAST TENSE TO BE (OLMAK FİİLİNİN GEÇMİŞ ZAMANI) GRAMER ANLATIMI ALIŞTIRMA. www.ekolayingilizce.com SIMPLE PAST (to be)

İNGİLİZCE GRAMER SIMPLE PAST TENSE TO BE (OLMAK FİİLİNİN GEÇMİŞ ZAMANI) GRAMER ANLATIMI ALIŞTIRMA. www.ekolayingilizce.com SIMPLE PAST (to be) İNGİLİZCE GRAMER SIMPLE PAST TENSE TO BE (OLMAK FİİLİNİN GEÇMİŞ ZAMANI) GRAMER ANLATIMI ALIŞTIRMA İNGİLİZCE GRAMER (+) I was a student. She was a student. They were students. (?) Was I a student? Was she

Detaylı

Lesson 60 : Too/Either, So do I, Neither do I. Ders 60 : -de, Bende öyle (positif), Bende öyle (negative)

Lesson 60 : Too/Either, So do I, Neither do I. Ders 60 : -de, Bende öyle (positif), Bende öyle (negative) Lesson 60 : Too/Either, So do I, Neither do I Ders 60 : -de, Bende öyle (positif), Bende öyle (negative) Reading (Okuma) I often watch movies at the movie theater, and my cousin does too. (Sinemada sık

Detaylı

Lesson 66: Indirect questions. Ders 66: Dolaylı sorular

Lesson 66: Indirect questions. Ders 66: Dolaylı sorular Lesson 66: Indirect questions Ders 66: Dolaylı sorular Reading (Okuma) Could you tell me where she went? (Bana nereye gittiğini söyler misiniz?) Do you know how I can get to the hospital? (Hastaneye nasıl

Detaylı

Lesson 21: Who. Ders 21: Kim

Lesson 21: Who. Ders 21: Kim Lesson 21: Who Ders 21: Kim Reading (Okuma) Who are your friends? (Arkadaşların kimler?) Who is your new boss? (Yeni patronun kim?) Who is your English teacher? (İngilizce öğretmenin kim?) Who was the

Detaylı

Zamirler ismin yerine kullanılan kelimeler oldukları için sıfatlar tarafından nitelenebilirler.

Zamirler ismin yerine kullanılan kelimeler oldukları için sıfatlar tarafından nitelenebilirler. ADJECTIVES - ADVERBS ( SIFATLAR - ZARFLAR ) 1. Adjectives : Sıfatlar İsimleri niteleyen kelimeler sıfat ( adjective ) dir. a beautiful picture - güzel bir resim the strong horse - güçlü at Bu cümlelerde

Detaylı

Aviation Technical Services

Aviation Technical Services SKYJET Aviation Technical Services SKYJET Aviation Technical Services GENEL İNGİLİZCE PROGRAMI A1 Seviyesi Ders Meteryalleri Interaktif Uygulaması bilgisayar ekran görüntüsü Önsöz Nasıl Çalışabilirim?

Detaylı

8. SINIF KAZANIM TESTLERİ 1.SAYI. Ar-Ge Birimi Çalışmasıdır ŞANLIURFA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ DİZGİ & TASARIM İBRAHİM CANBEK MEHMET BOZKURT

8. SINIF KAZANIM TESTLERİ 1.SAYI. Ar-Ge Birimi Çalışmasıdır ŞANLIURFA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ DİZGİ & TASARIM İBRAHİM CANBEK MEHMET BOZKURT 8. SINIF ŞANLIURFA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ KAZANIM TESTLERİ TÜRKÇE MATEMATİK T.C İNKİLAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK FEN VE TEKNOLOJİ DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ İNGİLİZCE Ar-Ge Birimi Çalışmasıdır 1.SAYI

Detaylı

Lesson 58 : everything, anything. each, every Ders 58: her şey, herhangi bir şey. Her biri, her

Lesson 58 : everything, anything. each, every Ders 58: her şey, herhangi bir şey. Her biri, her Lesson 58 : everything, anything each, every Ders 58: her şey, herhangi bir şey Her biri, her Reading (Okuma) Is everything okay? (Her şey yolunda mı?) Don t worry, everything will be fine. (Endişelenme,

Detaylı

İNGİLİZCE III KISAÖZET KOLAYAOF

İNGİLİZCE III KISAÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İNGİLİZCE III KISAÖZET KOLAYAOF 2 ÜNİTE

Detaylı

Get kelimesinin temel anlamları

Get kelimesinin temel anlamları Get kelimesinin temel anlamları Öncelikle Get kelimesinin temel anlamlarına bakalım. Get kelimesinin iki temel anlamı; Almak veya satın almak Ulaşmak, varmak ve gelmek Bu iki kullanımı bilmen, Get kelimesinin

Detaylı

Lesson 19: What. Ders 19: Ne

Lesson 19: What. Ders 19: Ne Lesson 19: What Ders 19: Ne Reading (Okuma) What is it? (O nedir?) What is your name? (İsmin nedir?) What is the answer? (Cevap nedir?) What was that? (O neydi?) What do you want? (Ne istersin?) What did

Detaylı

He eats meat. She eats meat. It eats meat.

He eats meat. She eats meat. It eats meat. SIMPLE PRESENT TENSE (GENİŞ ZAMAN) Simple Present Tense Türkçedeki Geniş Zaman a karşılık gelir. Simple Present Tense kullanımı olumlu, olumsuz cümlelerde ve soru cümlelerinde aşağıdaki gibidir: OLUMLU

Detaylı

Phrases / Expressions used in dialogues

Phrases / Expressions used in dialogues TEOG Page 1 Phrases / Expressions used in dialogues Tuesday, November 11, 2014 7:30 PM Teog Sınavı için Cümle Kalıpları ve İfadeler Really? Gerçekten mi? That s a good idea! Bu güzel bir fikir! I am afraid

Detaylı

Lesson 31: Interrogative form of Will. Ders 31: Will kalıbının soru biçimi

Lesson 31: Interrogative form of Will. Ders 31: Will kalıbının soru biçimi Lesson 31: Interrogative form of Will Ders 31: Will kalıbının soru biçimi Reading (Okuma) Will it be sunny tomorrow? (Yarın güneşli mi olacak?) Will you lend her the car? (Arabayı ödünç verecek misin?)

Detaylı

Let s, Shall we, why don t. Let s, let us: Öneri cümlesi başlatır. Let s elim anlamına gelir. Let s play basketball. Haydi basketball oynayalım.

Let s, Shall we, why don t. Let s, let us: Öneri cümlesi başlatır. Let s elim anlamına gelir. Let s play basketball. Haydi basketball oynayalım. Let s, Shall we, why don t Let s, let us: Öneri cümlesi başlatır. Let s elim anlamına gelir. Let s play basketball. Haydi basketball oynayalım. Yes, let s. Evet haydi oynayalım. No, let s not. Hayır, oynamayalım.

Detaylı

Mart Ayı Değerler Eğitimi. Samimiyet

Mart Ayı Değerler Eğitimi. Samimiyet Mart Ayı Değerler Eğitimi Samimiyet Darüşşafaka Orta Okulu Mart Ayı değeri olan Samimiyet değeri kapsamında etkinlik ve paylaşımlar düzenlemiştir. Yabancı diller bölümü; Samimiyet konusuyla ilgili olarak

Detaylı

GENİŞ ZAMAN SIMPLE PRESENT TENSE

GENİŞ ZAMAN SIMPLE PRESENT TENSE GENİŞ ZAMAN SIMPLE PRESENT TENSE Does he go to the theater? O tiyatroya gider mi? ÖRNEK CÜMLELER VE KALIPLAR Yes, he goes to the theater. Evet, o tiyatroya gider. Do you like swimming? Yüzmeyi sever misin?

Detaylı

SUPERLATIVE FORM OF ADJECTIVES (SIFATLARIN EN ÜSTÜNLÜK DERECESİ) Sıfat tek heceli ise superlative(en üstünlük) şeklinde sıfatın başına The sonuna -est

SUPERLATIVE FORM OF ADJECTIVES (SIFATLARIN EN ÜSTÜNLÜK DERECESİ) Sıfat tek heceli ise superlative(en üstünlük) şeklinde sıfatın başına The sonuna -est SUPERLATIVE FORM OF ADJECTIVES (SIFATLARIN EN ÜSTÜNLÜK DERECESİ) Sıfat tek heceli ise superlative(en üstünlük) şeklinde sıfatın başına The sonuna -est alır. Comparative de daha anlamı varken, superlative

Detaylı

THE BEST TO READ - I

THE BEST TO READ - I THE BEST TO READ - I ELEMENTARY TO PRE-INTERMEDIATE READING AND VOCABULARY ERGUN KABAKÇI DEMET KABAKÇI 5 İ BİR YERDE HEDEF KELİMELER OKUMA PARÇALARI GRAMER ANALİZİ OKUMA TESTLERİ KELİME SORULARI A2 - B1

Detaylı

Lesson 35: Gerund 2 Ders 35: İsim-fiil 2

Lesson 35: Gerund 2 Ders 35: İsim-fiil 2 Lesson 35: Gerund 2 Ders 35: İsim-fiil 2 Reading (Okuma) His job is driving a bus. ( Onun hobisi otobüs sürmek. ) Thank you for choosing my lesson. ( Benim dersimi seçtiğiniz için teşekkür ederim. ) Her

Detaylı

Past Continnons Tense ile sormak için Was veya were sözcükleri soru cümlesinin başında kullanılır. Cevabında mutlaka Yes / No bulunur.

Past Continnons Tense ile sormak için Was veya were sözcükleri soru cümlesinin başında kullanılır. Cevabında mutlaka Yes / No bulunur. Bu derste Past Continuous Tense zamamnını öğreneceksiniz. Past Continuous Tense geçmişte sürekli olarak gerçekleşen olayları anlatmak için kullanılan bir zamandır. Past Continuous Tense yardımcı fiil olarak

Detaylı

8. SINIF I. DÖNEM YABANCI DİL DERSİ (İNGİLİZCE) ORTAK SINAVI

8. SINIF I. DÖNEM YABANCI DİL DERSİ (İNGİLİZCE) ORTAK SINAVI T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI KİTAPÇIK TÜRÜ 8. SINIF I. DÖNEM YABANCI DİL DERSİ (İNGİLİZCE) ORTAK SINAVI 29 KASIM 2013 Saat : 12.00 8. SINIF YABANCI DİL (İ İLİZCE) TESTİ 2013 Adı ve Soyadı : Sınıfı ve Şubesi

Detaylı

Lesson 64: Modal verbs Ders 64: Yardımcı fiiler

Lesson 64: Modal verbs Ders 64: Yardımcı fiiler Lesson 64: Modal verbs Ders 64: Yardımcı fiiler Reading (Okuma) He can cook almost any dish. (Neredeyse her yemeği pişirebilir.) You must solve your problems. (Sorunlarını çözmen gerekir.) He could be

Detaylı

Lesson 24: Prepositions of Time. (in, on, at, for, during, before, after) Ders 24: Zaman Edatları. Zaman Edatlarını Kullanmak

Lesson 24: Prepositions of Time. (in, on, at, for, during, before, after) Ders 24: Zaman Edatları. Zaman Edatlarını Kullanmak Lesson 24: Prepositions of Time (in, on, at, for, during, before, after) Ders 24: Zaman Edatları Zaman Edatlarını Kullanmak Reading (Okuma) I was born in 2000. ( 2000 de doğdum) We work in the garden in

Detaylı

ÜNİTE 3 TO BE FORM YABANCI DİL I BATURAY ERDAL İÇİNDEKİLER HEDEFLER

ÜNİTE 3 TO BE FORM YABANCI DİL I BATURAY ERDAL İÇİNDEKİLER HEDEFLER TO BE FORM İÇİNDEKİLER To Be Form (am, is, are) Positive Statements (Olumlu Cümleler) Negative Statements (Olumsuz Cümleler) Question Form ( Soru Biçimi) Usage ( To Be Kullanımı) BAYBURT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN

Detaylı

SEVİYE 1 GÜZ DÖNEMİ 2.ÇEYREK - TEKRAR KURU (8 hafta ders saati)

SEVİYE 1 GÜZ DÖNEMİ 2.ÇEYREK - TEKRAR KURU (8 hafta ders saati) SEVİYE 1 GÜZ DÖNEMİ 2.ÇEYREK TEKRAR KURU 20162017 (8 hafta 184 ders saati) 1 Hafta Üniteler Kitap ı İçerik Ekstra 59 Aralık, 2016 1.1 1.2 1.3 Icebreakers verb to be subject pro The verb to be : Affirmative,

Detaylı

ADJECTIVES. Seem ve appear'dan sonra to be + adjective de kullanabiliriz. Look'dan sonra to + infinitive gelmez.

ADJECTIVES. Seem ve appear'dan sonra to be + adjective de kullanabiliriz. Look'dan sonra to + infinitive gelmez. ADJECTIVES be+adjective: become/get+adjective: seem/appear/look+adjective: Seem ve appear'dan sonra to be + adjective de kullanabiliriz. Look'dan sonra to + infinitive gelmez. feel + adjective: taste +

Detaylı

Lesson 42: have to, don t have to. Ders 42: -meli/-malı, zorunda olmamak

Lesson 42: have to, don t have to. Ders 42: -meli/-malı, zorunda olmamak Lesson 42: have to, don t have to Ders 42: -meli/-malı, zorunda olmamak Reading (Okuma) We have to go to school tomorrow. ( Yarın okula gitmeliyiz. ) I have to get up at 5 am tomorrow. ( Yarın sabah 5

Detaylı

Lesson 29: "It" in Various Usages. Ders 29: "It" Zamirinin Farklı Kullanımları

Lesson 29: It in Various Usages. Ders 29: It Zamirinin Farklı Kullanımları Lesson 29: "It" in Various Usages Ders 29: "It" Zamirinin Farklı Kullanımları Reading (Okuma) What time is it now? It s eight thirty. (Şu an saat kaç? Sekiz buçuk.) What day of the week is it today? It

Detaylı

Lesson 47: like better, like the best, much more, more and more. Ders 47: tercih etmek, en çok sevmek. kat kat fazla, gitgide

Lesson 47: like better, like the best, much more, more and more. Ders 47: tercih etmek, en çok sevmek. kat kat fazla, gitgide Lesson 47: like better, like the best, much more, more and more Ders 47: tercih etmek, en çok sevmek kat kat fazla, gitgide Reading (Okuma) Which do you like better, English or Spanish? I like English

Detaylı

ÜNİTE 1. Baturay ERDAL PRONOUNS YABANCI DİL 1 İÇİNDEKİLER HEDEFLER

ÜNİTE 1. Baturay ERDAL PRONOUNS YABANCI DİL 1 İÇİNDEKİLER HEDEFLER PRONOUNS İÇİNDEKİLER BAYBURT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Subject Pronouns (Özne Zamirleri) Object Pronouns (Nesne Zamirleri) Possessive Adjectives (İyelik Sıfatları) Possesive Pronouns ( İyelik

Detaylı

Lesson 41: may, might, might not. Ders 41: -ebilmek, might, might not

Lesson 41: may, might, might not. Ders 41: -ebilmek, might, might not Lesson 41: may, might, might not Ders 41: -ebilmek, might, might not Reading (Okuma) You may have a seat. ( Oturabilirsin. ) May I borrow your book? ( Kitabını ödünç alabilir miyim?) The taxi fee may be

Detaylı

at Kullanımı: de, da, ye, ya, e, a

at Kullanımı: de, da, ye, ya, e, a at Kullanımı: de, da, ye, ya, e, a at İngilizcede zaman edatı olarak saatlerle birlikte kullanılır. - I will see you at 4:15. Seninle saat 4:15'de görüşeceğim. - The plane leaves at six. Uçak saat 6'da

Detaylı

RELATIVE CLAUSES. A) DEFINING RELATIVE CLAUSES: Bir ismi tanımlayarak tam olarak kimden yada neden bahsedildiğini ifade eder.

RELATIVE CLAUSES. A) DEFINING RELATIVE CLAUSES: Bir ismi tanımlayarak tam olarak kimden yada neden bahsedildiğini ifade eder. RELATIVE CLAUSES A) DEFINING RELATIVE CLAUSES: Bir ismi tanımlayarak tam olarak kimden yada neden bahsedildiğini ifade eder. Politicians who tell lies are odious. I will lend you the book that changed

Detaylı

İNGİLİZCE II KISA ÖZET KOLAYAOF

İNGİLİZCE II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETĠN ĠLK ÜNĠTESĠ SĠZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERĠLMĠġTĠR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNĠTELERĠ ĠÇĠNDEKĠLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBĠLĠRSĠNĠZ. İNGİLİZCE II KISA ÖZET KOLAYAOF 2 ÜNİTE

Detaylı

YABANCI DİL 1 Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ

YABANCI DİL 1 Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ Lesson One World Iı Ünite 2 Ortak Dersler YABANCI DİL 1 Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ 1 Ünite 2 LESSON ONE WORLD II Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ İçindekiler 2.1. DEMONSTRATIVE PRONOUNS (İŞARET ZAMİRLERİ)...

Detaylı

Lesson 50: if, because, when. Ders 50: eğer, çünkü, sırasında/-dığında

Lesson 50: if, because, when. Ders 50: eğer, çünkü, sırasında/-dığında Lesson 50: if, because, when Ders 50: eğer, çünkü, sırasında/-dığında Reading (Okuma) If it rains, I ll stay here. ( Eğer yağmur yağarsa, burada kalacağım. ) We can go on a picnic if you want. ( Eğer Istersen

Detaylı

DENEME SINAVLARI. www.dilkoyayincilik.com

DENEME SINAVLARI. www.dilkoyayincilik.com DENEME SINAVLARI Tüm hakkı saklıdır. 5846 ve 2936 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası Hükümleri gereğince yayıncının yazılı izni olmaksızın bu kitabın tamamı veya bir kısmı elektronik ortam dahil kopya

Detaylı

Lesson 18 : Do..., Don t do... Ders 18: yap, yapma

Lesson 18 : Do..., Don t do... Ders 18: yap, yapma Lesson 18 : Do..., Don t do... Ders 18: yap, yapma Reading (Okuma) Walk on this road. (Bu yoldan yürü.) Write an email to me. (Bana bir e-posta yaz.) Dance on the stage! (Sahnede dans et!) Good night,

Detaylı

Lesson 17: can, cannot, can..? Ders 17: yapabilmek, yapamamak,?

Lesson 17: can, cannot, can..? Ders 17: yapabilmek, yapamamak,? Lesson 17: can, cannot, can..? Ders 17: yapabilmek, yapamamak,? Reading (Okuma) I can walk. (Yürüyebilirim.) He can write an email. (Bir e-posta yazabilir.) You can dance. (Dans edebilirsin.) They can

Detaylı

Lesson 40: must, must not, should not. Ders 40: gereklilik(olumlu), gereklilik(olumsuz), tavsiye edilen gereklilik(olumsuz)

Lesson 40: must, must not, should not. Ders 40: gereklilik(olumlu), gereklilik(olumsuz), tavsiye edilen gereklilik(olumsuz) Lesson 40: must, must not, should not Ders 40: gereklilik(olumlu), gereklilik(olumsuz), tavsiye edilen gereklilik(olumsuz) Reading (Okuma) You must answer all the questions. ( Tüm sorulara cevap vermelisin.

Detaylı

ÜNİTE 8 PRESENT SIMPLE TENSE YABANCI DİL I İÇİNDEKİLER HEDEFLER. Simple Present Tense (Geniş Zaman) kipi. Geniş zamanda oluş cümleleri (to be)

ÜNİTE 8 PRESENT SIMPLE TENSE YABANCI DİL I İÇİNDEKİLER HEDEFLER. Simple Present Tense (Geniş Zaman) kipi. Geniş zamanda oluş cümleleri (to be) PRESENT SIMPLE TENSE İÇİNDEKİLER Simple Present Tense (Geniş Zaman) kipi. BAYBURT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Geniş zamanda oluş cümleleri (to be) Geniş zamanda eylem cümleleri (to do) HEDEFLER

Detaylı

Level Test for Beginners 2

Level Test for Beginners 2 Level Test for Beginners 2 Directions: This is a level test Basic. Follow your teacher and proceed to the test. Your teacher will give you a score after the test. The total score is 30 points. Talimatlar:

Detaylı

Lesson 51: before, after, while, since Ders 51: önce, sonra, -iken, -den beri

Lesson 51: before, after, while, since Ders 51: önce, sonra, -iken, -den beri Lesson 51: before, after, while, since Ders 51: önce, sonra, -iken, -den beri Reading (Okuma) Before you go to the beach, call your mother. ( Sahile gitmeden önce anneni ara. ) We traveled to Japan before

Detaylı

Lesson 30: will, will not Ders 30: will, will not

Lesson 30: will, will not Ders 30: will, will not Lesson 30: will, will not Ders 30: will, will not Reading (Okuma) I hope you will visit me one day. ( Umuyorum bir gün beni ziyaret edeceksin ) I think your sister will like that cellphone. ( Bence kız

Detaylı

Aviation Technical Services. *(1(/ ø1*ø/ø=&( 352*5$0, $ 3UH,QWHUPHGLDWH

Aviation Technical Services. *(1(/ ø1*ø/ø=&( 352*5$0, $ 3UH,QWHUPHGLDWH SKYJET Aviation Technical Services *(1(/ ø1*ø/ø=&( 352*5$0, $ 3UH,QWHUPHGLDWH 6KYJET Aviation Technical Services *(1(/ ø1*ø/ø=&( 352*5$0, $ 3UH,QWHUPHGLDWH g UHWLP 6HWL SKYJET Aviation Technical Services

Detaylı

Travel General. General - Essentials. General - Conversation. Asking for help. Asking if a person speaks English

Travel General. General - Essentials. General - Conversation. Asking for help. Asking if a person speaks English - Essentials Can you help me, please? Asking for help Do you speak? Asking if a person speaks Do you speak _[language]_? Asking if a person speaks a certain language I don't speak_[language]_. Clarifying

Detaylı

İNGİLİZCE AİLE VE AKRABA BİREYLERİ, SOY AĞACI (FAMILY AND RELATIVE INVIDUALS, FAMILY TREE)

İNGİLİZCE AİLE VE AKRABA BİREYLERİ, SOY AĞACI (FAMILY AND RELATIVE INVIDUALS, FAMILY TREE) İNGİLİZCE AİLE VE AKRABA BİREYLERİ, SOY AĞACI (FAMILY AND RELATIVE INVIDUALS, FAMILY TREE) İngilizcede aile ve akraba bireylerinin tanıtımı ve soy ağacı konu anlatımı örneklerini öğreneceğiz. Ayrıca ailenizi

Detaylı

TEST - 1 İNGİLİZCE. 10. Verilen ifadelere göre hangi seçenekteki kişiden bahsediliyor? What s your friend like?

TEST - 1 İNGİLİZCE. 10. Verilen ifadelere göre hangi seçenekteki kişiden bahsediliyor? What s your friend like? FRIENDSHIP KONU TESTİ 8.Sınıf TEST: 1 1, 2 ve 3. sorularda verilen resimlere göre uygun gelen seçeneği bulunuz. 4. soruda verilen cümleyi ifade eden görsel hangi seçenektedir? 1. 4. Arda is a generous

Detaylı

My Year Manager is Sınıf Müdürüm. P.E. is on Beden eğitimi dersimin günü

My Year Manager is Sınıf Müdürüm. P.E. is on Beden eğitimi dersimin günü EMTRAS [Turkish] My Headteacher is Okul müdürüm My Year Manager is Sınıf Müdürüm My Form Tutor is Sınıf öğretmenim My Form is Sınıfım P.E. is on Beden eğitimi dersimin günü I must bring in a T-shirt, shorts

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI 2015-2016 7. SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 1 2015-2016 7. SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 1 İNGİLİZCE Adı ve Soyadı :... Sınıfı :... Öğrenci Numarası :... SORU SAYISI : 20 SINAV

Detaylı

Sargın Test 8. Sınıf

Sargın Test 8. Sınıf Diyaloğu anlamlı şekilde tamamlayan 1 seçeneği işaretleyiniz. A: Would you like to come over tomorrow? B: I d like to, but I can t..... A) I m not feeling well these days. B) I m going to wash my hair.

Detaylı

Lesson 48:... enough to + verb, too... to + verb Ders 48:... yeterli/kafi + fiil, çok fazla/ aşırı... (to) + fiil

Lesson 48:... enough to + verb, too... to + verb Ders 48:... yeterli/kafi + fiil, çok fazla/ aşırı... (to) + fiil Lesson 48:... enough to + verb, too... to + verb Ders 48:... yeterli/kafi + fiil, çok fazla/ aşırı... (to) + fiil Reading (Okuma) Your son is old enough to drive. ( Oğlun araba kullanacak kadar büyük.

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2016-2017 8. SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 1 2016-2017 8. SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 1 İNGİLİZCE Adı ve Soyadı :...

Detaylı

Bedava İngilizce Seviye Tespit Sınavı İngilizce seviye tespit sınavı İngilizce seviye tespit sınavı İngilizce seviye tespit sınavımız

Bedava İngilizce Seviye Tespit Sınavı İngilizce seviye tespit sınavı İngilizce seviye tespit sınavı İngilizce seviye tespit sınavımız Bedava İngilizce Seviye Tespit Sınavı ile İngilizce Seviyenizi Öğrenin! İngilizce seviye tespit sınavı, sorulara vermiş olduğunuz cevaplara göre seviyenizi tespit etmenize yardımcı olmak üzere hazırlanmış

Detaylı

1. Did you read this book? No, I didn t. I wish I it. a. read b. can read c. had read d. will read. 1. He will study.

1. Did you read this book? No, I didn t. I wish I it. a. read b. can read c. had read d. will read. 1. He will study. 1. Did you read this book? No, I didn t. I wish I it. a. read b. can read c. had read d. will read 1. He will study. a. until I will come back. b. when I came back. c. when I will come back. d. until I

Detaylı

SEVİYE 1 - GÜZ DÖNEMİ 1. ÇEYREK (8 hafta ders saati)

SEVİYE 1 - GÜZ DÖNEMİ 1. ÇEYREK (8 hafta ders saati) SEVİYE 1 - GÜZ DÖNEMİ 1. ÇEYREK (8 hafta - 184 ders saati) -2017 Hafta Üniteler Kitap konuları İçerik Ekstra Konular Yazma PIONEER Elementary ICE BREAKERS 1 3-7 Ekim, Ünite 1 syf. 6-10 Ünite 1 syf. 11

Detaylı

BASICS OF ENGLISH SENTENCE STRUCTURE

BASICS OF ENGLISH SENTENCE STRUCTURE BASICS OF ENGLISH SENTENCE STRUCTURE What must we remember? (Neyi hatırlamalıyız?) 1. Sentence Structure / Word Order Cümle Yapısı / Sözcük Sırası Bilindiği gibi İngilizce Cümleler Türkçe gibi yazılmamaktadır.

Detaylı

Bağlaç 88 adet P. Phrase 6 adet Toplam 94 adet

Bağlaç 88 adet P. Phrase 6 adet Toplam 94 adet ÖNEMLİ BAĞLAÇLAR Bu liste YDS için Önemli özellikle seçilmiş bağlaçları içerir. 88 adet P. Phrase 6 adet Toplam 94 adet Bu doküman, YDS ye hazırlananlar için dinamik olarak oluşturulmuştur. 1. although

Detaylı

Genellikle onlar bahçede mı? Onlar şimdi bahçede mı? Yazın bir otelde kalır mısın? O her gün evde mı? Ödev zor mu? Ben yiyorum çünkü açım.

Genellikle onlar bahçede mı? Onlar şimdi bahçede mı? Yazın bir otelde kalır mısın? O her gün evde mı? Ödev zor mu? Ben yiyorum çünkü açım. Oda genellikle dağınık ve oda şimdi dağınık. Genellikle onlar bahçede mı? Onlar şimdi bahçede mı? O otobüste. O sabahları otobüs ile işe gider. Ben akşamları İngilizce çalışmam. Yazın bir otelde kalır

Detaylı

Ünite 11. Listmania. Ortak Dersler. İngilizce II. Okutman Aydan ERMİŞ

Ünite 11. Listmania. Ortak Dersler. İngilizce II. Okutman Aydan ERMİŞ Listmania Ünite 11 Ortak Dersler İngilizce II Okutman Aydan ERMİŞ 1 Ünite 11 LISTMANIA Okutman Aydan ERMİŞ İçindekiler 11.1. DREAMS AND AMBITIONS (HAYALLER VE İSTEKLER)... 3 11.2. COMMON VERBS AND COLLOCATIONS

Detaylı

Relative Clauses 1-3

Relative Clauses 1-3 Relative Clauses 1-3 a man who has powerful friends things I like the world which I created the kind of person we need a place that I know something you should know a place where life is simple somebody

Detaylı

Lesson 72: Present Perfect Simple. Ders 72: Yakın Geçmiş Zaman

Lesson 72: Present Perfect Simple. Ders 72: Yakın Geçmiş Zaman Lesson 72: Present Perfect Simple Ders 72: Yakın Geçmiş Zaman Reading (Okuma) I have been to that cinema before. (Daha önce o sinemaya gittim.) He has studied English. (İngilizce eğ itimi aldı.) They have

Detaylı

a, ı ı o, u u e, i i ö, ü ü

a, ı ı o, u u e, i i ö, ü ü Possessive Endings In English, the possession of an object is described by adding an s at the end of the possessor word separated by an apostrophe. If we are talking about a pen belonging to Hakan we would

Detaylı