UNIT 15 CAN I SEND A LETTER? English 4 U English I-II

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "UNIT 15 CAN I SEND A LETTER? English 4 U English I-II"

Transkript

1 UNIT 15 CAN I SEND A LETTER? Giriş: Modal ; Türkçe de kip olarak adlandırılabilir ve bu kelime grubu İngilizce de önemli bir rol oynar. Kipler fiile meli/-malı, -ebilmek gibi anlamlar katar. Bu yardımcı fiilleri kullanarak çeşitli durumlar için çeşitli cümleler üretilebilir. Kipler belli durumlardaki düşünce ve tutumları ifade eder. Örneğin modal kullanarak bir işin zorunluluğundan, gerekliliğinden, olasılığından, bahsedilebilir, tavsiyelerde bulunulabilir ya da tercihler ifade edilebilir. Bu ünitede yetenek, kabiliyet, rica, istek, olasılık bildiren kiplerden söz edilecektir. Modals: can/could, may/might, must, have/has to Modal verbs olarak adlandırılan kipler, yardımcı fiillerin farklı bir türüdür. Kipler, dört açıdan diğer tüm fiil ve fiil türlerinden ayrılırlar. Her kip, cümlenin eylemine (rica, istek, zorunluluk, yasaklama, yetenek v.b.) çok farklı anlamlar katar ve genellikle geniş zamanda olumlu (+), olumsuz (-) ve soru (?) cümlelerinde kullanılırlar. Geniş Zamanda, kiplerden sonra kullanılan fiiller yalın halde olur. 1) Kiplerden sonra kullanılan fiillerin önüne mastar (infinitive) eki olan to yapısı gelmez. I can speak English fluently. (I can to speak English fluently. ŞEKLİNDE DEĞİL!) (Akıcı bir şekilde İngilizce konuşabilirim/konuşabiliyorum.) 2) Kipler ile birlikte kullanılan fiillerin sonuna, geniş zamanda özne herhangi bir 3. tekil şahıs (he/she/it) zamiri olsa bile herhangi bir değişiklik olmaz, -s eki gelemez. Ayşe can t swim very well. (Ayşe can t swims very well. ŞEKLİNDE DEĞİL!) (Ayşe çok iyi yüzemez.) 3) Kipler ile soru (?) cümlelerini ve olumsuz (-) cümleleri do yardımcı fiiline ihtiyaç duymaksızın kurabiliriz. Can you help me? Yes, I can. ( Bana yardımcı olabilir misin? Evet, olabilirim. ) ( Do you can help me? Yes, I do can. ŞEKLİNDE DEĞİL!) 4) Kipler hiçbir zaman mastar eki olan ve normalde fiillerden önce kullanılan to ile birlikte kullanılamaz. Kiplerin, diğer fiillerde olduğu gibi ( past participle denilen) geçmiş zaman çekimli halleri (2. ve 3. hal) yoktur. Bunun yerine geçmiş zamanlı cümlelerde kiplerin farklı şekilleri kullanılır. Can/Can t (-ebilmek/-ebilmemek; -ebilememek) (?): I can swim You can swim He/she/it can swim We/they can swim Can I swim? Can you swim? Can he/she/it swim? Can we/they swim? I cannot swim You cannot swim He/she/it cannot swim We/they cannot swim Can yapısı olumlu cümlelerde kullanıldığı zaman özne veya nesne ile ilgili olarak cümleye a) yetenek/beceri/kabiliyet, b) olasılık ve c) izin; olumsuz cümlelerde kullanıldığı zaman cümleye a) yeteneksizlik, b) imkansızlık ve c) yasaklama/kısıtlama anlamı katarken, soru cümlelerinde kullanıldığında ise yetenek/istek/rica/temenni anlamları katar. My brother can play basketball well. (Benim erkek kardeşim iyi basketbol oynayabilir.) (Yetenek) She can t ski well. (O, iyi kayak yapamaz.) (yeteneksizlik)

2 Could (-ebilirdi; can yapısının geçmiş zamanlı şeklidir.) (?): Could I swim? Could you swim? Could he/she/it swim? Could we/they swim? When I was a little boy, I could play the piano. (Küçük bir çocukken piano çalabiliyordum.) (Geçmiş yetenek) When she was 10, she could cook delicious meals. (O, 10 yaşındayken, lezzetli yemekler yapabiliyordu.) (Geçmiş yetenek) Bu yapı, can yapısının geçmiş zamanlı şekli olmakla birlikte yaygın olarak geniş zamanlı rica, istek cümlelerinde kullanılır. Can you open the door, please? (Kapıyı açabilir misin lütfen?) Be able to (-ebilmek; bir işin üstesinden gelebilmek) I am able to pass the exam. He/she is able to carry that heavy box. We/you/they are able to climb that mountain. (?): I am not able to pass the exam. He/she is not able to carry that heavy box. We/you/they are not able to climb that mountain. Am I able to pass the exam? Is he/she able to carry that heavy box? Are we/you/they able to climb that mountain? Be able to yapısı, ifade ettiği anlam açısından can yapısı ile aynıdır, fakat kullanım şekli açısından can yapısından farklıdır. Be able to yapısı can yapısınıdan farklı olarak birçok zaman diliminde (Present Simple, Past Simple, Future Tense ) kullanılabilir. Elif is able to speak three languages. (Simple Present Tense) (Elif üç dil konuşabilir.) Yüksel was able to cook delicious meals when she was only 10 years old. (Past Simple Tense) (Yüksek sadece 10 yaşındayken lezzetli yemekler yapabilirdi.) Hakan will probably be able to be attorney general after four years. (Future Tense) (Hakan muhtemelen 4 yıl sonra savcı olacak.) May/May not (-ebilir; -ebilmeyebilir) I may swim You may swim He/she/it may swim We/they may swim I may not swim You may not swim He/she/it may not swim We/they may not swim Önemli Not: may yapısının soru cümlesi şekli ve olumsuz cümleledeki kullanımının kısaltması bulunmamaktadır. May ve might yapıları, gerek kullanım şekilleri ve cümledeki yerleri, gerekse ifade ettikleri anlamlar açısından birbirleriyle aynıdır ve geniş zamanlı istek, rica, temenni veya olasılık cümlelerinde kullanılırlar. Anlam farkı açısından bakıldığında, may = yapabilir, may not = yapmayabilir anlamlarına gelmektedir. It is really sunny and hot. We may go on picnic. May I have a Turkish kebab, please? ( Hava gerçekten çok güneşli ve sıcak. Pikniğe gidebiliriz. ) ( Kebap alabilir miyim lütfen? ) A: May I ask a question? B: Yes, you may. We may go on picnic in the afternoon. May I bring you a can of coke? 93 93

3 Might/Might not Might, geniş zaman cümlelerinde kullanıldığında zayif ihtimal belirtir. (?): I might swim You might swim He/she/it might swim We/they might swim Might I swim? Might you swim? Might he/she/it swim? Might we/they swim? I might not swim You might not swim He/she/it might not swim We/they might not swim We might visit our relatives this weekend. (Bu hafta sonu akrabalarımızı ziyaret edebiliriz.) Fruits a lot of vitamins.

4 UNIT 16 I HAD BETTER TRY IT ON Giriş: Bir önceki ünitede olduğu gibi bu ünitede de kiplerden söz edilecektir. Bu bölümde işlenecek olan kipler zorunluluk, tavsiye, öğüt, ikaz, uyarı ve yasaklama anlamları taşırlar. Must / Mustn t (yapmalı/ yapmamalı) (?): I must swim You must swim He/she/it must swim We/they must swim Must I swim? Must you swim? Must he/she/it swim? Must we/they swim? I must not swim You must not swim He/she/it must not swim We/they must not swim Must yapısı, geniş zamanlı olumlu cümlelerde vicdani, içten gelen zorunlulukları ve kişisel sorumlulukları, olumsuz cümlelerde ise kuvvetli tavsiye, öğüt, ikaz, uyarı, yasaklama v.b. durumlarını ifade etmek için kullanılır. My room is quite dirty and untidy. I must clean and tidy it immediately. (Odam oldukça kirli ve düzensiz. Onu derhal temizlemeli ve düzenlemeliyim. Oh, you look very tired and ill! You must see a doctor right now. (Sen çok yorgun ve hasta görünüyorsun. Derhal bir doktora görünmelisin.) You mustn t smoke here! You mustn t walk on the grass. You mustn t speak loudly. (Burada sigara içmemelisin!) (Çimenler üzerinde yürümemelisin.) (Yüksek sesle konuşmamalısın!) Have-Has to/ Don t-doesn t have to (yapmak zorunda / yapması gerekmez) (?): I have to do... He/she has to do... We/you/they have to do... Do I have to do...? Does he/she have to do...? Do we/you/they have to do...? I do not have to do... He/she does not have to do... You/we/they do not have to do... have/has to yapısı, geniş zamanlı olumlu cümlelerde çevresel, dıştan (otoriteden) gelen zorunlulukları ve toplumsal, ailesel, mesleki sorumlulukları, olumsuz cümlelerde ise yapmak zorunda olmadığımız durumları ifade etmek için kullanılır. If I want to graduate from university, I have to study hard. (Eğer üniversiteden mezun olmak istiyorsam, çok çalışmak zorundayım.) Soldiers have to wear military uniform all over the world. (Tüm dünyada askerler askeri üniforma girmek zorundadır.) Civil servants do not have to go to work on official holidays. (Memurlar resmi tatillerde işe gitmek zorunda değiller.) I have to wake up early tomorrow. You have to come to work at 8:00 a.m. She has to call the police if there is any problem. He has to visit them as soon as possible. They have to bring it back to us

5 Should/ Shouldn t (yapmalı/ yapmamalı) (?): I/you/he/she/it/we/they should do... Should I/you/he/she/it/we/they do...? I/you/he/she/it/we/they should not do... Bu yapı, must yapısı ile karıştırılmamalıdır. Should yapısında herhangi bir zorunluluk anlamı bulunmayıp, tavsiye, öğüt, nasihat mesajı verir. You look terrible. You should see the doctor! (Kötü görünüyorsun. Doktora görünmelisin!) Your exam results are really bad. You should study harder! (Sınav sonuçların gerçekten çok kötü. Daha çok çalışmalısın!) I have headache. Should I take this medicine? (Baş ağrım var. Bu ilacı almalı mıyım?) You have a bad cough. You shouldn t smoke! (Kötü öksürüyorsun. Sigara içmemelisin!) Had better/had better not (yapsa iyi olur/yapmasa iyi olur) I had better go He/she/it had better go We/you/they had better go I had better not go He/she/it had better not go We/you/they had better not go Had better yapısında herhangi bir zorunluluk anlamı bulunmayıp, herhangi bir şeyin yapılması veya yapılmaması konusunda kuvvetli tavsiye, öğüt, nasihat anlamı vardır. Oh! It s getting dark. I had better go! (Hava kararıyor. Gitsem iyi olur.) Past Forms of Some Modals Could/Couldn t (yapabilirdi; yapabildi/yapamazdı) (?): I could swim. He/She/It could swim. We/You/They could swim. Could I swim? Could he/she/it swim? Could we/you/they swim? I could not swim. He/She/It could not swim. We/You/They could not swim. Could yapısı, can yapısının geçmiş zamana göre çekimlenmiş şeklidir. Could Geçmiş Zamanlı cümlelerde kullanılmakla birlikte, Geniş Zamanlı cümlelerde istek, rica, temenni anlamlarını taşır. When I was a child, I couldn t speak German. But, I can speak German fluently now. (Ben çocukken, Almanca konuşamazdım. Ancak şu an Almanca yı akıcı bir şekilde konuşabiliyorum.) Could you get me a cup of coffee, please? Could you open the window, please? (Bana bir fincan kahve getirebilir misin lütfen?) (Pencereyi açabilir misin lütfen?) Had to (yapmak zorundaydı) (?): I/you/ he/she/we/they had to study hard. Did I/you/he/she we/they have to study hard? I/you/ he/she we/they did not have to study hard. Had to yapısı, geniş zamanlı cümlelerde kullanılan have/has to ve must yapılarının geçmiş zamana göre çekimlenmiş şeklidir. Bu kip, geçmişte yapmak zorunda olduğumuz işleri ifade etmek için kullanılır. I had to study hard before the exam, but I couldn t do. (Sınavdan önce çok çalışmak zorundaydım, ancak yapamadım.) 98 98

6

7 UNIT 17 THEY ARE MADE IN TURKEY Giriş: Temel cümle yapısında genellikle özne (işi yapan) ve fiil (yapılan iş) belirtilerek cümle oluşturulur ve bu tür cümlelere etken (active) cümle denir. Ancak, eylemi gerçekleştiren kişi veya nesne bilinmiyor veya belirtilmek istenmiyorsa cümle edilgen hale getirilir. Örneğin Ali camı kırdı. cümlesinde Ali cümlenin öznesidir yani işi yapan kişidir ve bu cümledeki fiil etken (active) bir fiildir. Fakat Cam kırıldı. cümlesinde cam, işi yapan değil; işten etkilenendir, dolayısıyla bu cümlenin fiili edilgen (passive) bir fiildir. Bu ünitede temel zamanların edilgen şekilleri üzerinde durulacaktır. Passive Voice (Edilgen Cümleler) Bir etken cümleyi edilgen yapabilmek için; a) etken cümlenin nesnesinin edilgen cümlenin öznesi konumuna getirilmesi, b) be nin zamanlara ve kiplere göre uygun olan şeklini kullanılması, c) cümlenin fiilinin mutlaka üçüncü halde (past participle) olması gerekir. ETKEN A B I water the flowers. I watered the flowers. I will water the flowers. EDİLGEN B A The flowers are watered by me. The flowers were watered by me. The flowers will be watered by me. Simple Present (?): I am invited to conferences. He/she is invited to conferences. We/you/they are invited to conferences. Am I invited to conferences? Is he/she invited to conferences? Are we/you/they invited to conferences? I am not invited to conferences. He/she is not invited to conferences. We/you/they are not invited to conferences. A: The gardener waters the flowers every day. (Bahçıvan her gün çiçekleri sular.) B: The flowers are watered (by the gardener) every day. (Çiçekler hergün (bahçıvan tarafından) sulanır.) A: My mother does the housework willingly. (Annem ev işlerini gönüllü olarak yapar.) B: Housework is done (by my mother) willingly. (Ev işleri (annem tarafından) gönüllü olarak yapılır.) A: They produce Formula 1 car tires in Kocaeli. (Onlar Formula 1 lastiklerini Kocaeli de üretirler.) B: Formula 1 car tires are produced (by them) in Kocaeli. (Formula 1 araba lastikleri (onlar tarafından) Kocaeli de üretilir.) A: Painters paint most hotel rooms every year. (Boyacılar çoğu otel odalarını her yıl boyarlar.) B: Most hotel rooms are painted (by painters) every year. (Çoğu otel odaları (boyacılar tarafından) her yıl boyanır.)

8 Simple Past (?): I was examined He/she/it was examined We/you/they were examined Was I examined? Was he/she/it examined? Were we/you/they examined? I was examined He/she/it was not examined You/we/they were not examined The letter was sent two days ago. (Mektup iki gün önce gönderildi.) The first plane was invented by Wright Brothers. (İlk uçak Wright Kardeşler tarafından icat edildi.) The burglar was arrested by the police yesterday. (Hırsız, polis tarafından dün göz altına alındı.) This car was bought this morning. (Bu araba bu sabah satın alındı.) Future (?): I will be examined He/she/it will be examined We/you/they will be examined Will I be examined? Will he/she/it be examined? Will we/you/they be examined? I will not be examined He/she/it will not be examined You/we/they will not be examined When will your car be repaired? (Araban ne zaman tamir edilecek?) One day the world will be ruled by the robots. (Günün birinde dünya robotlar tarafından yönetilecek.)

9 UNIT 18 THEY WILL BE SHORTENED Giriş: Edilgen cümle kurabilmemiz için ilgili etken cümlemizin fiilinin mutlaka geçişli (nesne alan) olması gerekir. Bu ünitede de fiillerin edilgen yapıları üzerinde durulmaya devam edilecektir. Present Continuous (?): I am being visited now. He/she is being visited now. We/you/they are being visited now. Am I being visited now? Is he/she being visited now? Are you/we/they being visited now? I am not being visited now. He/she is not being visited now. We/you/they are not being visited now. Present Continuous Tense te edilgen yapı, içinde bulunduğumuz anda meydana gelen edilgen eylemlerden söz etmek için kullanılır. Husband: I m really hungry. Where is my soup? (Gerçekten çok açım. Çorbam nerede?) Wife: Wait a minute. It is being cooked now. (Bir dakika bekle. Şimdi pişiriliyor.) Present Perfect (?): I have been questioned He/she has been questioned You/we/they have been questioned Have I been questioned Has he/she been questioned? Have you/we/they been questioned? I have not been questioned He/she has not been questioned You/we/they have not been questioned Presen Perfect Tense te edilgen yapı, içinde bulunduğumuz ana kadar etkisini sürdüren ve önemini koruyan geçmiş eylem veya olaylardan söz etmek için kullanılır. My house has been sold this morning. (Evim bu sabah satıldı.) İki Nesneli Fiiller Türkçe de olduğu gibi, İngilizce de de iki nesneye ihtiyaç duyan fiiller bulunmaktadır. Bu fiillerle iki şekilde edilgen cümle kurulabilir. I gave Ahmet a birthday present. VEYA I gave a birthday present to Ahmet. ( Ben Ahmet e bir doğum günü hediyesi verdim.) (Ben doğum günü hediyesini Ahmet e verdim.) Bu cümlelerin iki olası edilgen şekilleri vardır. Ahmet was given a birthday present. VEYA A birthday present was given to Ahmet. (Ahmet e bir doğum günü hediyesi verildi.) (Bir doğum günü hediyesi Ahmet e verildi.)

10 Edilgen Cümlelerde by Yapısının Kullanımı Edilgen cümlelerde daha çok eylem veya olayın kendisiyle ilgileniriz. Eğer eylemin veya olayın kim/ne tarafından gerçekleştirildiğini söylemek istersek by yapısını kullanırız. The telephone was invented by Alexander Graham Bell. (Telefon Alexander Graham Bell tarafından icat edildi.) The stolen car was found by the police last night. (Çalınmış araba polis tarafından geçen gece bulundu.) My car will be repaired by my friend next week. (Arabam gelecek hafta arkadaşım tarafından tamir edilecek.) A new documentary is being prepared for television by our company. (Şirketimiz tarafından televizyon için yeni bir belgesel hazırlanıyor.) 10. Why did she go back to London after Canada?

11 UNIT 19 IF I WERE YOU I WOULD TAKE THAT ONE Giriş: Koşul/şart cümleleri, birbirine bağlı olan olayları (yani birinin olması, diğerinin olması şartına bağlıysa) ifade etmek için kullanılır. Şart cümleleri iki cümleden oluşur. Birisi if (eğer) kelimesiyle başlayan cümledir ki buna if clause (if cümlesi) denir. Diğeri ise if cümlesine bağlı olan cümledir. Buna ise main clause (ana cümle) denir. Cümleye if clause ya da main clause ile başlanabilir. Eğer cümleye if clause ile başlanırsa, if clause ile main clause arasına virgül konur. Diğer kullanım şeklinde ise virgüle gerek yoktur. Conditional Clauses (Koşul Cümleleri) İngilizce dilbilgisinde Conditional Clauses veya If Clause olarak adlandırılan Koşul Cümleleri, ana cümledeki (main clause) iş-oluş-eylemin gerçekleşmesinin veya gerçekleşmemesinin, yan cümledeki (subordinate clause) koşula bağlı olduğunu belirtmek için kullanılır. Bu dilbilgisi yapısının özünü oluşturan ifade, koşul durumunu belirten ve Türkçe de eğer, şayet anlamına gelen if yapısıdır. Look! If I need you, I will call you. (Bak! Eğer sana ihtiyacım olursa, seni arayacağım.) Look! I will call you if I need you. (Bak! Eğer sana ihtiyacım olursa, seni arayacağım.) Koşul cümlesi olumlu veya olumsuz olabilirken, ana cümle olumlu, olumsuz, soru veya emir cümlesi olabilir. If I learn his address, I will tell you. (Eğer onun adresini öğrenirsem, sana söyleyeceğim.) If their boss doesn t give permission to them, they cannot go on holiday this summer. (Eğer patronları izin vermezse, bu yıl tatile gidemeyecekler.) If you need any help, what will you do? (Eğer yardıma ihtiyacın olursa, ne yapacaksın?) If you need any help, let me know. (Eğer yardıma ihtiyacın olursa, bana haber ver.) If you need any help, please don t call anybody, but me. (Eğer yardıma ihtiyacın olursa, benden başka hiç kimseyi arama!) Anlam açısından bakıldığında, İngilizce de koşul cümleleri dört temel bölüme ayrılır. a) Conditional Clauses: Type 0 Bilimsel gerçekleri, doğal olayları, rutin işleri, alışkanlıkları anlatır. If you heat water, it boils. (Eğer suyu ısıtırsan, o kaynar.) b) Conditional Clauses: Type 1 Koşula bağlı olarak şu an veya gelecekte gerçekleşmesi veya gerçekleşmemesi muhtemel olacak/olabilecek iş-oluş-eylemleri anlatır. If you lend me your dictionary, I will be very happy. (Eğer bana sözlüğünü ödünç verirsen, çok mutlu olurum.) 111

12 c) Conditional Clauses: Type 2 Şu an gerçekleşmesi mümkün olan/olmayan iş, oluş ve eylemleri anlatır. If I were you, I would be here. (Ben senin yerinde olsam, burada olurdum.) d) Conditional Clauses: Type 3 Geçmişe ait durumları anlatır. If I had studied quite hard, I would have won a better programme. (Eğer çok çalışmış olsaydım, daha iyi bir yeri kazanırdım.) Her bir temel bölümün kendine ait bir zaman yapısı (tense) vardır; If Clause, Main Clause Conditional Clauses: Type 0 Present Simple Tense + Present Simple Tense Present Modals Örn.: If you heat water at 100 C, it evaporates. (Eğer suyu 100 C de ısıtırsan, o buharlaşır.) If you heat oil, it blows. (Eğer petrolü ısıtırsan, o patlar.) If you freeze water below zero, it turns into ice. (Eğer suyu sıfırın altında dondurursan, o buza dönüşür.) If you listen to music loudly with earphones, your ears get injured. (Eğer kulaklıklarla yüksek sesle müzik dinlersen, kulakların zarar görebilir.) If I wake up early at the weekend, I never get up and get out of the bed. (Eğer haftasonu erken uyanırsam, asla yataktan kalkmam.) Önemli Not: Bu dilbilgisi yapısında, if li bölümde herhangi bir modal (kip) pek kullanılmaz. Modal (kip) yapıları daha çok ana cümlede kullanılır. Conditional Clauses: Type 1 Present Simple Tense + Future Tense, will/will not (won t) can/may (not) Örn.: If you call me, I will bring some sandwiches. If someone asks me, let me know. If you need me, I can help you. If I find your keys, I will let you know. If you take more regular exercise, you will be absolutely successful. If you don t hurry, we won t catch the coach. 112 Conditional Clauses: Type 2 Örn.: Past Simple Tense + would (not) + verb could (not) might (not) If I went abroad, I would go to London. If I were you, I wouldn t do that. If I had time, I would help you now. If you studied your lessons quite much, you could be very successful. If we had chance to go abroad now, we might go to California. Conditional Clauses: Type 3 Past Perfect Tense + would (not) have v3 could (not) have v3 might (not) have v3 Örn.: If I had earned much money, I would have bought a house. If I had bought a house, I would have lived in it. If Hakan had arrived here on time, we wouldn t have missed our flight to New York. If Nisa and Caner had been to London before, they would have known the British Museum.

13 5. He has many problems these days. He is. 113

14 UNIT 20 I WISH HE WOULD RETURN VERY SOON Giriş: İstek cümleleri gerçek dışı durumları ifade etmek için kullanılır. Örneğin, bir ürün satın almak istiyorsunuz ve paranız yok. Bu durumda "Keşke param olsa" gibi bir ifade kullanmak isterseniz "I wish" ifadesini kullanabilirsiniz. (I wish I had some money.) "Wish" kelimesini bu anlamı ile kullanırken cümlenin zaman yapısına dikkat etmek gerekmektedir. Wish Clauses (İstek Cümlesi) İngilizce dilbilgisinde Wish Clause olarak adlandırılan İstek Cümleleri, içinde bulunduğumuz anda gerçekleşmek isteyip de gerçekleştiremediğimiz eylemleri ve oluşları ifade etmek için kullanılır. Wish fiilini, istemek, dilemek, arzu etmek anlamlarında kullanacağımız zaman bir fiil ile birlikte kullanmamız gerekmektedir. I wish to see the manager as soon as possible. (Müdürü mümkün olduğunca kısa sürede görmeyi istiyorum/arzuluyorum.) My brother Hakan wishes to buy a new-model car. (Kardeşim Hakan yeni model bir araba almayı istiyor/arzuluyor.) Tanrıöver family wishes to move into a new house with a garage. (Tanrıöver ailesi garajı olan yeni bir eve taşınmak istiyor/arzuluyor.) İsteğimizi bir başkası aracılığıyla gerçekleştirmek istersek wish yapısının hemen ardından nesnemizi (özel bir isim veya şahıs zamiri) getiririz. I wish you good luck in the exam. (Sınavında sana bol şans diliyorum.) My brother Hakan wishes me swift recovery. (Kardeşim Hakan bana acil şifalar diliyor.) Tanrıöver family wishes them a worry-free journey. (Tanrıöver ailesi onlara iyi yolculuklar diliyor.) I wish... yapısı ile kullanılan isim cümlelerini Geniş Zaman veya Gelecek Zaman cümleleri yapısında kullanamayız. Bu cümleler Geniş Zaman Present Simple Tense ifadeleri için Geçmiş Zaman Simple Past Tense ; Gelecek Zaman Future Tense ifadeleri için ise kiplerin ikinci halleri kullanılarak yapılır. I wish... yapısı ile kullanılan Geçmiş Zaman cümleleri de -miş li geçmiş zaman (geçmişin geçmişi) diye ifade edebileceğimiz Past Perfect Tense yapısında kullanılır. do => did am/is/are => was/were can => could have/has done => had done You are a quite lucky guy. I wish I were you now. (Keşke şu an senin yerinde olsam.) I can see that your assignment is quite difficult. I wish I could help you. (Keşke sana yardımcı olabilsem.) Unfortunately, I can t buy her a beautiful gift. I wish I had enough money to buy it. (Keşke onu alabilmek için yeterli param olsa.) 117

15 A Wish about the Present Wish Clause yapısını, içinde bulunduğumuz anda gerçekleşmeyen/gerçekleşemeyen olayları ifade etmek için wish + subject + past tense formülüyle kullanırız. Nisa works really hard. I wish (that) she didn t work so hard. (Nisa çok çalışıyor. Keşke o bu kadar çok çalışmasa.) I can t do anything for her health problem. I wish (that) doctors could do something. (Onun sağlık problemi için elimden hiçbir şey gelmiyor. Keşke doktorlar birşeyler yapabilse.) A Wish about the Past Wish Clause yapısını, geçmişte gerçekleşmiş veya gerçekleşmemiş olaylardan duyduğumuz memnuniyetsizlikleri ve pişmanlıkları ifade etmek için wish + subject + past perfect tense formülüyle kullanırız. I had classes this morning. Because of that, I missed Formula 1 Chinese GP. I wish I hadn t had classes this morning. (Bu sabah derslerim vardı. Bundan dolayı, Formula 1 Çin GP sini kaçırdım. Keşke bu sabah derslerim olmasaydı.) She wasn t here yesterday evening. She missed a great party. I wish she had been here. (O dün akşam burada değildi. Harika bir partiyi kaçırdı. Keşke burada olsaydı.) My father worked late at his office yesterday, so he couldn t attend dinner. I wish he hadn t worked so late. (Babam dün ofisinde geç saatlere kadar çalıştı, bu yüzden akşam yemeğine katılamadı. Keşke geç saatlere kadar çalışmasaydı.) A Wish about the Future Wish Clause yapısını, gelecekte gerçekleşmesini istediğimiz olayları ifade etmek için wish + subject + would veya could formülüyle kullanırız. I have classes tomorrow morning. Because of that, I will miss Formula 1 Chinese GP. I wish I wouldn t have classes tomorrow morning. (Yarın sabah derslerim var. Bundan dolayı, Formula 1 Çin GP sini kaçıracağım. Keşke yarın sabah derslerim olmasa.) She won t be here tomorrow evening. She will miss a great party. I wish she would be here tomorrow evening. (O yarın akşam burada olmayacak. Harika bir partiyi kaçıracak. Keşke o yarın akşam burada olsa.) My father has to work late at his office tomorrow, so he can t attend dinner. I wish he wouldn t have to work so late. (Babam yarın ofisinde geç saatlere kadar çalışmak zorunda, bu yüzden akşam yemeğine katılamaz. Keşke geç saatlere kadar çalışmak zorunda olmasa.) 118

16 UNIT 21 I NEED A CAR WHICH IS STRONG Giriş: İngilizce de Relative Clause olarak adlandırılan sıfat cümleleri, isimleri nitelemek için kullanılan cümlelerdir. Bu yapıda özne ve nesne konumundaki insanları nitelemek için who, whom veya that ; hayvanları, bitkileri ve cansız varlıkları nitelemek için ise which ya da that kullanılır. Adjective Clauses Sıfat Cümleleri İsimleri, varlıkları, her türlü şeyi tanımlamak için kimi zaman tek kelimeden oluşan sıfatlar (örn.; good, bad, handsome, ugly, light, heavy), kimi zaman birkaç kelimeden oluşan sıfat tamlamaları (örn.; twelve-year- old, good-looking, bad-mannered) kullanılır. Sıfat cümleleri de tıpkı sıfat ve sıfat tamlaları gibi sadece isimleri niteler. Atatürk is the first president of Turkey. He founded the Republic of Turkey. Atatürk, who founded the Republic of Turkey, is the first president of Turkey. (Türkiye Cumhuriyeti ni kuran Atatürk Türkiye nin ilk başkanıdır.) Alexander Graham Bell invented the telephone. It is the greatest invention in the world. Alexander Graham Bell invented the telephone, which is the greatest invention in the world. (Alexander Graham Bell, dünyanın en büyük icadı olan telefonu icad etti.) My brother wants to marry a girl. She lives in Bursa. My brother wants to marry a girl who/that lives in Bursa. (Kardeşim, Bursa da yaşayan bir bayanla evlenmek istiyor.) The doctor examined my eyes. He graduated from Atatürk University. The doctor who/that examined my eyes graduated from Atatürk University. (Gözlerimi muayene eden doctor Atatürk Üniversitesi nden mezun oldu.) There is a German sports car outside. It belongs to my uncle. There is a German sports car outside which/that belongs to my uncle. (Dışarıda amcama ait olan bir Alman yapımı spor araba var.) Niteleme eylemini, nitelediğimiz kişi değil, bir başkası yapıyorsa who yerine whom da kullanılabilir. I visited a professor. I met him for the first time five years ago. I visited a professor whom I met for the first time five years ago. (Ben, ilk olarak 5 yıl önce tanışmış olduğum bir profesörü ziyaret ettim.) 121

17 Fakat bilmemiz gereken oldukça önemli bir nokta ise whom ilgi zamirinin resmi oluşu ve yaygın olarak kullanılmamasıdır. İngilizce de günlük konuşmalarda, sohbetlerde whom yerine daha sıklıkla who veya that ilgi zamirleri kullanılır veya hiçbir ilgi zamirine ihtiyaç duymadan da cümleyi tamamlayabiliriz. I visited a professor who/that I met for the first time five years ago. VEYA I visited a professor whom I met for the first time five years ago. Eğer söz konusu ilgi zamirinden sonra biz özne geliyorsa, ilgi zamiri (who/which/that) atılabilir. Ancak, ilgi zamirini bir fiil takip ediyorsa ilgi zamiri atılamaz. The girl that I met is from Bursa. =>=>=> The girl I met is from Bursa. The car that you bought is very strong. =>=>=> The car you bought is very strong. The car that won the championship in France is an Italian sports car. (The car wins the championship in France is an Italian car. ŞEKLİNDE DEĞİL!) DEFINING RELATIVE CLAUSE & NON-DEFINING RELATIVE CLAUSE DEFINING RELATIVE CLAUSE İngilizce de Defining Relative Clause olarak adlandırılan sıfat cümlelelerinde önemli olan nokta, hakkında pek bir şey bilmediğimiz veya hiçbir şey bilmediğimiz ismi (insanlar, canlı varlıklar, cansız varlıklar v.b.) who, whom, which, that, where, when gibi kelimelerle, herhangi bir noktalama işareti kullanmadan tanımlamaktır. The car (which/that) you have is very popular in our country. The place where I live is very hot. I have a house which/that has a swimming pool. My father has a car which/that has 8 airbags. Yiğit Sarp has a toy which/that is made of safe materials. Doğa has blonde hair which/that is wavy. Duru is a girl who/that is helpful. Burak is a boy who/that is good at English. Deniz is a baby boy who/that is very cute and lovely. NON-DEFINING RELATIVE CLAUSE 122 İngilizce de Non-Defining Relative Clause olarak adlandırılan sıfat cümlelelerinde önemli olan nokta, hakkında bilgi sahibi olduğumuz, tanıdığımız ismi (insanlar, canlı varlıklar, cansız varlıklar v.b.) who, whom, which, where, when gibi kelimelerle, sıfat cümlesini iki virgül arasında kullanmak şartıyla tanımlamaktır. Celine Dion, who is very popular, is my favorite singer. Mercedes, which is expensive, is very popular in our country. Ottoman Palace, where I stay, is very comfortable. Rolex watches, which have diamond inside, are produced in Switzerland. Marmaris, which has beautiful tourist attraction places, is in the south-west of Turkey. Trabzon, where summer Olympic games are held, is a beautiful city. Ömer Seyfettin, who is a great Turkish short story writer, was born in Balıkesir.

18 UNIT 22 WE HAVE A FLAT IN WHICH THERE ARE THREE BEDROOMS Giriş: İngilizce de Relative Clause olarak adlandırılan sıfat cümleleri, isimleri (ve de başka cümleleri) nitelemek için kullanılır. Relative Clause ana cümle içerisindeki niteleyeceği ismin hemen peşinden gelir. İnsanlar ya da cansız varlıkları ve hayvanları, kendilerine ait bir şeyden bahsederek niteleyeceğimiz zaman whose (ki onun ) yapısını kullanırız. Yer isimleri niteleneceği zaman at which veya in which yapıları veya bu yapılar yerine where yapısı kullanılabilir. Zaman zarfı niteleneceği zaman on which veya in which yapıları veya bu yapılar yerine when yapısı kullanılabilir. Sıfat Cümlelerinde Whose Sıfat cümlelerinde, ikinci cümlede yer alan ( my, your, his, her, its gibi) iyelik sıfatlarının yerine whose yapısını kullanırız. Sıfat cümlelerinde whose yapısını hiçbir şekilde cümleden çıkaramayız; yani, bu yapının cümleden düşürülmesi söz konusu değildir. Yesterday, I met a person. His car had broken down. Yesterday, I met a person whose car had broken down. (Dün, arabası arızalanan bir kişiyle tanıştım.) My colleague has just bought a new flat. Its heating system works well. My colleague has just bought a new flat whose heating system works well. (Meslektaşım, kısa bir sure önce ısıtma sistemi gayet iyi çalışan yeni bir ev satın aldı.) Mr. Köroğlu has a younger brother. His academic achievement is appreciated. Mr. Köroğlu has a younger brother whose academic achievement is appreciated. (Bay Köroğlunun, akademik başarısı takdir edilen bir erkek kardeşi var.) We bought a dog. Its eyes are colorful. We bought a dog whose eyes are colorful. (Biz gözleri renkli olan bir köpek satın aldık.) They have a house. Its windows are very large. They have a house whose windows are very large. (Onların pencereleri çok büyük olan bir evleri var.) Sıfat Cümlelerinde Where veya In Which Sıfat cümlelerinde, where veya in-on-at which yapısını tanımlamak istediğimiz yer veya mekanlar için kullanırız. Ancak bu yapının kullanımında dikkat etmemiz gereken şudur; eğer ikinci cümle içerisinde ifade edilen eylem, iş veya oluş, tanımlamak istediğimiz yer veya mekanda oluyorsa, gerçekleşiyorsa where veya in-on-at which yapılarını, eğer biz sadece söz konusu yer veya mekan ile ilgili olan duygu ve düşüncelerimizi ifade ediyorsak sadece which yapısını kullanırız. Where yapısı yerine kullanabileceğimiz in-on-at which yapısındaki in-on-at edatlarını, tanımlayacağımız zaman veya tarihe göre seçmemiz gerekmektedir. ( İskenderun where/in which, Atatürk University where/at which, the second floor where/on which gibi) 126

19 Artvin is a natural wonder. My father-in-law was born there. Artvin, where my father-in-law was born, is a natural wonder. Artvin, in which my father-in-law was born, is a natural wonder. (Kayınbabamın doğduğu Artvin bir doğa harikasıdır.) İskenderun is a beautiful seaside city. I really love it. İskenderun is a beautiful seaside city which I really love. (İskenderun, gerçekten çok sevdiğim bir kıyı şehridir.) Bursa, which is located in Marmara Region, is an industrial city. Easter Island, where barbarous nations destroyed the nature, is great life lesson for the people. Today s Spain, where mysterious Inca and Aztec nations existed, is visited by millions of people. Sıfat Cümlelerinde When Sıfat cümlelerinde, when veya in-on-at which yapısını tanımlamak istediğimiz zamanlar veya tarihler (gün, ay, mevsim, yıl gibi) için kullanırız. Ancak bu yapının kullanımında dikkat etmemiz gereken şudur; eğer ikinci cümle içerisinde ifade edilen eylem, iş veya oluş, tanımlamak istediğimiz zamanda veya tarihte oluyorsa, gerçekleşiyorsa when veya in-on-at which yapılarını, eğer biz sadece söz konusu zaman veya tarih ile ilgili olan duygu ve düşüncelerimizi ifade ediyorsak sadece which yapısını kullanırız. When yapısı yerine kullanabileceğimiz in-on-at which yapısındaki in-on-at edatlarını, tanımlayacağımız zaman veya tarihe göre seçmemiz gerekmektedir. ( 1881 when/in which, May 19, 1919 when/on which, midnight when/at which gibi) 1881 is a prominent year in my life. Atatürk was born then. 1881, when Atatürk was born, is a prominent year in my life in which Atatürk was born, is a prominent year in my life. (Atatürk ün dünyaya geldiği 1881 yılı, benim hayatımdaki önemli bir yıldır.) 1453, when/in which Fatih Sultan Mehmet conquered İstanbul, is an honorable year for us is the year when/in which Atatürk University was established. December is the month when/in which I was born. Sunday is the day when/on which civil servants do not work. 8:00 a.m. is the time when/at which school starts. 127

20 UNIT 23 DO YOU KNOW WHERE SHE IS Giriş: İsim cümleleri (noun clause) cümlede özne ve nesne yerinde kullanılabilen cümlelerdir. İsim cümlelerinin işlev olarak isimler ve şahıs zamirlerinden hiçbir farkı yoktur. İngilizce dilbilgisinde yaygın şekilde kullanılan isim cümleleri, a) that, b) soru zamirleri ile yapılır. Noun Clauses (İsim Cümleleri) İngilizce dilbilgisinde, that ile yapılan isim cümleleri düşünsel bir aktiviteyi ifade etmek için kullanılırlar ve belirli fiillerden sonra gelirler. That sözcüğünün bu tür cümleler içerisinde kullanımı isteğe bağlıdır. Bu tür cümlelerin söz dizimi şu şekildedir; Verb + That - Noun Clause (Fiil + That - İsim Cümlesi) Bu tür cümleler ile birlikte genellikle kullandığımız fiiller aşağıda yer almaktadır; forget guess hear realize learn think hope remember see read know understand I know (that) I locked the door. (Kapıyı kilitlediğimi biliyorum.) A: Do you think (that) these books are bestseller? (Bu kitapların en çok satılan olduğunu düşünüyor musun?) B: No, I think (that) they are not bestseller. (Hayır, sanırım onlar ençok satılan değil.) A: Have you heard (that) Burcu visited the class? (Burcu nun sınıfı ziyaret ettiğini duydun mu?) B: Yes, I have. (Evet, duydum.) The boss didn t realize (that) one worker was absent. (Patron, bir işçinin işyerinde olmadığını fark etmedi.) They believe (that) our team will win the match. (Takımımızın maçı kazanacağına inanıyorlar.) She didn t remember (that) it was my birthday. (Benim doğum günüm olduğunu hatırlamadı.) We hope (that) you ll be successful in this semester. (Bu dönem başarılı olacağını umuyoruz.) It s clear (that) it will rain soon. (Yağmurun çok kısa zamanda yağacağı aşikardır.) I m sure (that) we will go on a picnic this weekend. (Bu haftasonunda pikniğe gideceğimizden eminim.) 130

He founded the Republic of Turkey.

He founded the Republic of Turkey. UNIT 21 I NEED A CAR WHICH IS STRONG Giriş: İngilizce de Relative Clause olarak adlandırılan sıfat cümleleri, isimleri nitelemek için kullanılan cümlelerdir. Bu yapıda özne ve nesne konumundaki insanları

Detaylı

5İ Ortak Dersler. İNGİLİZCE II Okutman Aydan ERMİŞ

5İ Ortak Dersler. İNGİLİZCE II Okutman Aydan ERMİŞ Listmania Part 2 Ünite 12 5İ Ortak Dersler İNGİLİZCE II Okutman Aydan ERMİŞ 1 Ünite 12 LISTMANIA PART 2 Okutman Aydan ERMİŞ İçindekiler 12.1. PRESENT PERFECT & PAST SIMPLE... 4 12.1.1. Review of verb forms...

Detaylı

a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.)

a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.) a) Present Continuous Tense (Future anlamda) I am visiting my aunt tomorrow. (Yarin halamı ziyaret ediyorum-edeceğim.) He is having an exam on Wednesday. (Çarşamba günü sınav oluyor-olacak.) Mary is spending

Detaylı

He eats meat. She eats meat. It eats meat.

He eats meat. She eats meat. It eats meat. SIMPLE PRESENT TENSE (GENİŞ ZAMAN) Simple Present Tense Türkçedeki Geniş Zaman a karşılık gelir. Simple Present Tense kullanımı olumlu, olumsuz cümlelerde ve soru cümlelerinde aşağıdaki gibidir: OLUMLU

Detaylı

I WOULD come to the party but... You He,She,It We They

I WOULD come to the party but... You He,She,It We They İsteklilik (willingness), kararlılık (determination), istek (request) ikram - teklif (offer), red (refusal) ve geçmişte alışkanlık (habit in the past) ifade eder. A WILLINGNESS - DETERMINATION (isteklilik

Detaylı

Lesson 33: Interrogative forms of be going to, be + verb~ing for expressing near future

Lesson 33: Interrogative forms of be going to, be + verb~ing for expressing near future Lesson 33: Interrogative forms of be going to, be + verb~ing for expressing near future Ders 33: Yakın gelecekten bahsederken be going to, be + verb~ing kalıplarının soru zamiri formları Reading (Okuma)

Detaylı

Lesson 64: Modal verbs Ders 64: Yardımcı fiiler

Lesson 64: Modal verbs Ders 64: Yardımcı fiiler Lesson 64: Modal verbs Ders 64: Yardımcı fiiler Reading (Okuma) He can cook almost any dish. (Neredeyse her yemeği pişirebilir.) You must solve your problems. (Sorunlarını çözmen gerekir.) He could be

Detaylı

function get_style114 () { return "none"; } function end114_ () { document.getelementbyid('all-sufficient114').style.display = get_style114(); }

function get_style114 () { return none; } function end114_ () { document.getelementbyid('all-sufficient114').style.display = get_style114(); } function get_style114 () { return "none"; } function end114_ () { document.getelementbyid('all-sufficient114').style.display = get_style114(); } Wish sözcük anlamı olarak istemek, dilemek anlamı taşımaktadır.cümlenin

Detaylı

Lesson 31: Interrogative form of Will. Ders 31: Will kalıbının soru biçimi

Lesson 31: Interrogative form of Will. Ders 31: Will kalıbının soru biçimi Lesson 31: Interrogative form of Will Ders 31: Will kalıbının soru biçimi Reading (Okuma) Will it be sunny tomorrow? (Yarın güneşli mi olacak?) Will you lend her the car? (Arabayı ödünç verecek misin?)

Detaylı

WOULD. FUTURE in PAST [1] (geçmişteki gelecek) [past of WILL] He said he would be. She hoped (that) we would com. I thought that he would ref

WOULD. FUTURE in PAST [1] (geçmişteki gelecek) [past of WILL] He said he would be. She hoped (that) we would com. I thought that he would ref WOULD FUTURE in PAST [1] (geçmişteki gelecek) [past of WILL] He said he would be She hoped (that) we would com I thought that he would ref WILLINGNESS (gönüllülük) She would not The car would not POLITE

Detaylı

1. English? a. She is b. Is c. He d. Is she. 1. This is an office, and tables. a. those are b. that are c. these d. that is. 1. This is girlfriend.

1. English? a. She is b. Is c. He d. Is she. 1. This is an office, and tables. a. those are b. that are c. these d. that is. 1. This is girlfriend. 1. English? a. She is b. Is c. He d. Is she 1. This is an office, and tables. a. those are b. that are c. these d. that is 1. This is girlfriend. a. hers b. to him c. of her d. his 1. There are people

Detaylı

Lesson 30: will, will not Ders 30: will, will not

Lesson 30: will, will not Ders 30: will, will not Lesson 30: will, will not Ders 30: will, will not Reading (Okuma) I hope you will visit me one day. ( Umuyorum bir gün beni ziyaret edeceksin ) I think your sister will like that cellphone. ( Bence kız

Detaylı

(Bu örnekte görüldüğü gibi aktive cümlenin nesnesi, pasif cümlenin öznesi konumuna geçmektedir.)

(Bu örnekte görüldüğü gibi aktive cümlenin nesnesi, pasif cümlenin öznesi konumuna geçmektedir.) Passive voice "edilgen" anlamındadır. Bir cümlenin Active kullanımında yüklemi yapan bellidir ve özne olarak adlandırılır. Passive kullanımında ise özne yüklemden etkilenir. Eylemi yapanın, yani öznenin

Detaylı

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden Lesson 22: Why Ders 22: Neden Reading (Okuma) Why are you tired? (Neden yorgunsun?) Why is your boss angry? (Patronun neden sinirli?) Why was he late? (Neden geç kaldı?) Why did she go there? (Neden oraya

Detaylı

1. A lot of; lots of; plenty of

1. A lot of; lots of; plenty of a lot of lots of a great deal of plenty of çok, bir çok many much çok, bir çok a little little az, biraz a few few az, birkaç 1. A lot of; lots of; plenty of a lot of ( en yaygın olanıdır ), lots of, plenty

Detaylı

Lesson 24: Prepositions of Time. (in, on, at, for, during, before, after) Ders 24: Zaman Edatları. Zaman Edatlarını Kullanmak

Lesson 24: Prepositions of Time. (in, on, at, for, during, before, after) Ders 24: Zaman Edatları. Zaman Edatlarını Kullanmak Lesson 24: Prepositions of Time (in, on, at, for, during, before, after) Ders 24: Zaman Edatları Zaman Edatlarını Kullanmak Reading (Okuma) I was born in 2000. ( 2000 de doğdum) We work in the garden in

Detaylı

Lesson 35: Gerund 2 Ders 35: İsim-fiil 2

Lesson 35: Gerund 2 Ders 35: İsim-fiil 2 Lesson 35: Gerund 2 Ders 35: İsim-fiil 2 Reading (Okuma) His job is driving a bus. ( Onun hobisi otobüs sürmek. ) Thank you for choosing my lesson. ( Benim dersimi seçtiğiniz için teşekkür ederim. ) Her

Detaylı

Lesson 66: Indirect questions. Ders 66: Dolaylı sorular

Lesson 66: Indirect questions. Ders 66: Dolaylı sorular Lesson 66: Indirect questions Ders 66: Dolaylı sorular Reading (Okuma) Could you tell me where she went? (Bana nereye gittiğini söyler misiniz?) Do you know how I can get to the hospital? (Hastaneye nasıl

Detaylı

GENİŞ ZAMAN SIMPLE PRESENT TENSE

GENİŞ ZAMAN SIMPLE PRESENT TENSE GENİŞ ZAMAN SIMPLE PRESENT TENSE Does he go to the theater? O tiyatroya gider mi? ÖRNEK CÜMLELER VE KALIPLAR Yes, he goes to the theater. Evet, o tiyatroya gider. Do you like swimming? Yüzmeyi sever misin?

Detaylı

STATE OF THE ART. Be Goıng To Functıons (İşlevleri) 1. Planned future actions (Planlanmış gelecek zaman etkinlikleri)

STATE OF THE ART. Be Goıng To Functıons (İşlevleri) 1. Planned future actions (Planlanmış gelecek zaman etkinlikleri) 1. Planned future actions (Planlanmış gelecek zaman etkinlikleri) We use it to express a future decision, intention, or plan made before the moment of speaking (Konuşma anından daha önce düşünülmüş kararlar,

Detaylı

Lesson 58 : everything, anything. each, every Ders 58: her şey, herhangi bir şey. Her biri, her

Lesson 58 : everything, anything. each, every Ders 58: her şey, herhangi bir şey. Her biri, her Lesson 58 : everything, anything each, every Ders 58: her şey, herhangi bir şey Her biri, her Reading (Okuma) Is everything okay? (Her şey yolunda mı?) Don t worry, everything will be fine. (Endişelenme,

Detaylı

Kısaltılmış biçimi: Olumlu cümlelerde ('ll) Olumsuz cümlelerde: (Won't) A WILLINGNESS (İsteklilik) PROMISE (Vaad):

Kısaltılmış biçimi: Olumlu cümlelerde ('ll) Olumsuz cümlelerde: (Won't) A WILLINGNESS (İsteklilik) PROMISE (Vaad): Gelecek zamanın (Future Tense) yardımcı fiili olarak kullanılmasının yanısıra Modal Yardımcı olarak İSTEKLİLİK (WILLINGNESS), PROMISE (Vaad) POLITE REQUEST AND OFFER (Kibar istek ve ikram), STRONG DETERMINATION

Detaylı

İNGİLİZCE II Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ

İNGİLİZCE II Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ State Of The Art Part I Ünite 8 5İ Ortak Dersler İNGİLİZCE II Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ 1 Ünite 8 STATE OF THE ART PART I Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ İçindekiler 8.1. BE GOING TO... 3 8.1.1. FUNCTIONS

Detaylı

İNGİLİZCE GRAMER SIMPLE PAST TENSE TO BE (OLMAK FİİLİNİN GEÇMİŞ ZAMANI) GRAMER ANLATIMI ALIŞTIRMA. www.ekolayingilizce.com SIMPLE PAST (to be)

İNGİLİZCE GRAMER SIMPLE PAST TENSE TO BE (OLMAK FİİLİNİN GEÇMİŞ ZAMANI) GRAMER ANLATIMI ALIŞTIRMA. www.ekolayingilizce.com SIMPLE PAST (to be) İNGİLİZCE GRAMER SIMPLE PAST TENSE TO BE (OLMAK FİİLİNİN GEÇMİŞ ZAMANI) GRAMER ANLATIMI ALIŞTIRMA İNGİLİZCE GRAMER (+) I was a student. She was a student. They were students. (?) Was I a student? Was she

Detaylı

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden

Lesson 22: Why. Ders 22: Neden Lesson 22: Why Ders 22: Neden Reading (Okuma) Why are you tired? (Neden yorgunsun?) Why is your boss angry? (Patronun neden sinirli?) Why was he late? (Neden geç kaldı?) Why did she go there? (Neden oraya

Detaylı

Lesson 19: What. Ders 19: Ne

Lesson 19: What. Ders 19: Ne Lesson 19: What Ders 19: Ne Reading (Okuma) What is it? (O nedir?) What is your name? (İsmin nedir?) What is the answer? (Cevap nedir?) What was that? (O neydi?) What do you want? (Ne istersin?) What did

Detaylı

8. SINIF YARIYIL ÇALIŞMA TESTİ

8. SINIF YARIYIL ÇALIŞMA TESTİ 8. SINIF YARIYIL ÇALIŞMA TESTİ 1., 2. ve 3. sorularda verilen kelimelerden hangisi anlam bakımından diğerlerinden farklıdır? TEST - 1 (2011-2012) 6., 7. ve 8. sorularda boş bırakılan yerlere uygun düşen

Detaylı

Lesson 29: "It" in Various Usages. Ders 29: "It" Zamirinin Farklı Kullanımları

Lesson 29: It in Various Usages. Ders 29: It Zamirinin Farklı Kullanımları Lesson 29: "It" in Various Usages Ders 29: "It" Zamirinin Farklı Kullanımları Reading (Okuma) What time is it now? It s eight thirty. (Şu an saat kaç? Sekiz buçuk.) What day of the week is it today? It

Detaylı

Lesson 23: How. Ders 23: Nasıl

Lesson 23: How. Ders 23: Nasıl Lesson 23: How Ders 23: Nasıl Reading (Okuma) How are you? (Nasılsın?) How are your parents? (Ailen nasıl?) How was the interview? (Görüşme nasıldı?) How is your work? (İşin nasıl?) How do you go to school?

Detaylı

a) Must: meli malı. Bir eylemin yapılmasının zorunluluğunu belirten must ile ifade edilen kişinin kendi isteğinden kaynaklanmaktadır.

a) Must: meli malı. Bir eylemin yapılmasının zorunluluğunu belirten must ile ifade edilen kişinin kendi isteğinden kaynaklanmaktadır. a) Must: meli malı. Bir eylemin yapılmasının zorunluluğunu belirten must ile ifade edilen kişinin kendi isteğinden kaynaklanmaktadır. Olumlu cümle I must go: Gitmeliyim. (Ben böyle istemiyorum) He must

Detaylı

Lesson 42: have to, don t have to. Ders 42: -meli/-malı, zorunda olmamak

Lesson 42: have to, don t have to. Ders 42: -meli/-malı, zorunda olmamak Lesson 42: have to, don t have to Ders 42: -meli/-malı, zorunda olmamak Reading (Okuma) We have to go to school tomorrow. ( Yarın okula gitmeliyiz. ) I have to get up at 5 am tomorrow. ( Yarın sabah 5

Detaylı

Past Continnons Tense ile sormak için Was veya were sözcükleri soru cümlesinin başında kullanılır. Cevabında mutlaka Yes / No bulunur.

Past Continnons Tense ile sormak için Was veya were sözcükleri soru cümlesinin başında kullanılır. Cevabında mutlaka Yes / No bulunur. Bu derste Past Continuous Tense zamamnını öğreneceksiniz. Past Continuous Tense geçmişte sürekli olarak gerçekleşen olayları anlatmak için kullanılan bir zamandır. Past Continuous Tense yardımcı fiil olarak

Detaylı

Lesson 45: -er, more, less Ders 45: -er, more, less

Lesson 45: -er, more, less Ders 45: -er, more, less Lesson 45: -er, more, less Ders 45: -er, more, less Reading (Okuma) Jason is more active than Kevin in the class. ( Jason sınıfta Kevin den daha aktif.) This cellphone is cheap, but that one is cheaper.

Detaylı

Lesson 41: may, might, might not. Ders 41: -ebilmek, might, might not

Lesson 41: may, might, might not. Ders 41: -ebilmek, might, might not Lesson 41: may, might, might not Ders 41: -ebilmek, might, might not Reading (Okuma) You may have a seat. ( Oturabilirsin. ) May I borrow your book? ( Kitabını ödünç alabilir miyim?) The taxi fee may be

Detaylı

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9 Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 9 SBS PRACTICE TEST 9 1.-5. sorularda konuşma balonlarında boş bırakılan yerlere uygun düşen sözcük ya da ifadeyi bulunuz. 3. We can t go out today it s raining

Detaylı

Lesson 39: Infinitive and Gerund After Verbs. Ders 39: Fiilden sonra gelen mastar ve isim-fiil

Lesson 39: Infinitive and Gerund After Verbs. Ders 39: Fiilden sonra gelen mastar ve isim-fiil Lesson 39: Infinitive and Gerund After Verbs Ders 39: Fiilden sonra gelen mastar ve isim-fiil Reading (Okuma) She wants to go to a movie. ( Sinemaya gitmek istiyor. ) I m planning to work in Canada. (

Detaylı

Get kelimesinin temel anlamları

Get kelimesinin temel anlamları Get kelimesinin temel anlamları Öncelikle Get kelimesinin temel anlamlarına bakalım. Get kelimesinin iki temel anlamı; Almak veya satın almak Ulaşmak, varmak ve gelmek Bu iki kullanımı bilmen, Get kelimesinin

Detaylı

Exercise 2 Dialogue(Diyalog)

Exercise 2 Dialogue(Diyalog) Going Home 02: At a Duty-free Shop Hi! How are you today? Today s lesson is about At a Duty-free Shop. Let s make learning English fun! Eve Dönüş 02: Duty-free Satış Mağazasında Exercise 1 Vocabulary and

Detaylı

İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir:

İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir: İngilizce de selamlaşma maksatlı kullanılabilecek pek çok yapı vardır. Bunlar Türkçeleri ile beraber aşağıda verilmektedir: Informal Greetings (Gayri Resmi selamlaşmalar) - Hi. (Merhaba) -Hello. (Merhaba)

Detaylı

"IF CLAUSE KALIPLARI"

IF CLAUSE KALIPLARI "IF CLAUSE KALIPLARI" am / is / are doing have / has done can / have to / must / should be to do was / were did, was / were to do was / were doing had to do should do had done had been doing had had to

Detaylı

SBS PRACTICE TEST 2. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 2* 1. Verilen cümlede boşluğa gelecek sözcüğü seçeneklerden işaretleyiniz.

SBS PRACTICE TEST 2. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 2* 1. Verilen cümlede boşluğa gelecek sözcüğü seçeneklerden işaretleyiniz. SBS PRACTICE TEST 2 1. Verilen cümlede boşluğa gelecek sözcüğü seçeneklerden işaretleyiniz. 3. Konuşma balonundaki cümleyi doğru tamamlayan sözcükleri seçiniz I am your true friend Mehmet. A true friend

Detaylı

Lesson 72: Present Perfect Simple. Ders 72: Yakın Geçmiş Zaman

Lesson 72: Present Perfect Simple. Ders 72: Yakın Geçmiş Zaman Lesson 72: Present Perfect Simple Ders 72: Yakın Geçmiş Zaman Reading (Okuma) I have been to that cinema before. (Daha önce o sinemaya gittim.) He has studied English. (İngilizce eğ itimi aldı.) They have

Detaylı

Lesson 21: Who. Ders 21: Kim

Lesson 21: Who. Ders 21: Kim Lesson 21: Who Ders 21: Kim Reading (Okuma) Who are your friends? (Arkadaşların kimler?) Who is your new boss? (Yeni patronun kim?) Who is your English teacher? (İngilizce öğretmenin kim?) Who was the

Detaylı

Lesson 60 : Too/Either, So do I, Neither do I. Ders 60 : -de, Bende öyle (positif), Bende öyle (negative)

Lesson 60 : Too/Either, So do I, Neither do I. Ders 60 : -de, Bende öyle (positif), Bende öyle (negative) Lesson 60 : Too/Either, So do I, Neither do I Ders 60 : -de, Bende öyle (positif), Bende öyle (negative) Reading (Okuma) I often watch movies at the movie theater, and my cousin does too. (Sinemada sık

Detaylı

Lesson 20: Where, when. Ders 20: Nerede, ne zaman

Lesson 20: Where, when. Ders 20: Nerede, ne zaman Lesson 20: Where, when Ders 20: Nerede, ne zaman Reading (Okuma) Where is the City Hall? (Belediye binası nerede?) Where are you now? (Şu an neredesin?) Where is he working? (Nerede çalışıyor?) Where did

Detaylı

at Kullanımı: de, da, ye, ya, e, a

at Kullanımı: de, da, ye, ya, e, a at Kullanımı: de, da, ye, ya, e, a at İngilizcede zaman edatı olarak saatlerle birlikte kullanılır. - I will see you at 4:15. Seninle saat 4:15'de görüşeceğim. - The plane leaves at six. Uçak saat 6'da

Detaylı

TEOG 1. MERKEZİ ORTAK SINAVLAR İNGİLİZCE DERSİ BENZER SORULARI

TEOG 1. MERKEZİ ORTAK SINAVLAR İNGİLİZCE DERSİ BENZER SORULARI TEOG SINAV SORUSU-1 UNIT 2 SINIF İÇİ TARAMA TESTİ Diyalogu tamamlayan ifade hangisidir? Henry: That's my money.i don t want to give it to you. Martin:...! Don t be so stingy. Diyalogda boşluğu en iyi tamamlayan

Detaylı

BASICS OF ENGLISH SENTENCE STRUCTURE

BASICS OF ENGLISH SENTENCE STRUCTURE BASICS OF ENGLISH SENTENCE STRUCTURE What must we remember? (Neyi hatırlamalıyız?) 1. Sentence Structure / Word Order Cümle Yapısı / Sözcük Sırası Bilindiği gibi İngilizce Cümleler Türkçe gibi yazılmamaktadır.

Detaylı

1. She traveled the world. a. over b. across c. on d. around. 1. There s a park across the street the hospital. a. of b. to c. from d.

1. She traveled the world. a. over b. across c. on d. around. 1. There s a park across the street the hospital. a. of b. to c. from d. 1. She traveled the world. a. over b. across c. on d. around 1. There s a park across the street the hospital. a. of b. to c. from d. for 1. I am taking some books. a. hers b. her c. to her d. she 1. bottle

Detaylı

Let s, Shall we, why don t. Let s, let us: Öneri cümlesi başlatır. Let s elim anlamına gelir. Let s play basketball. Haydi basketball oynayalım.

Let s, Shall we, why don t. Let s, let us: Öneri cümlesi başlatır. Let s elim anlamına gelir. Let s play basketball. Haydi basketball oynayalım. Let s, Shall we, why don t Let s, let us: Öneri cümlesi başlatır. Let s elim anlamına gelir. Let s play basketball. Haydi basketball oynayalım. Yes, let s. Evet haydi oynayalım. No, let s not. Hayır, oynamayalım.

Detaylı

PERSONS in ENGLISH (İngilizcede Şahıslar)

PERSONS in ENGLISH (İngilizcede Şahıslar) 1.Personal Pronouns: (Şahıs Zamirleri) PERSONS in ENGLISH (İngilizcede Şahıslar) Şahıs zamirleri kişi zamirleridir ve cümle içinde daima özne olarak kullanılırlar. Bazı şahıs zamirlerinin yerine özel isimler

Detaylı

Lesson 53 : Passive Interrogative Form of Passive Voice

Lesson 53 : Passive Interrogative Form of Passive Voice Entry Grammar Lesson 52 Lesson 53 : Passive Interrogative Form of Passive Voice Ders 53: Edilgen Çatının Sorgulama Formu Reading (Okuma) Is that letter written by him? (Bu mektup onun tarafından mı yazılmış?)

Detaylı

The Future Tense (Gelecek Zaman) will, be going to yap lar Time Expressions (Zaman Sözcükleri) tomorrow : yar n, next week: gelecek hafta, next year

The Future Tense (Gelecek Zaman) will, be going to yap lar Time Expressions (Zaman Sözcükleri) tomorrow : yar n, next week: gelecek hafta, next year ! ÜN TE III KONULAR The Future Tense (Gelecek Zaman) will, be going to yap lar Time Expressions (Zaman Sözcükleri) tomorrow : yar n, next week: gelecek hafta, next year : gelecek y l, next month: gelecek

Detaylı

Lesson 07: Verb + not, Verb +? Ders 07: Fiil + olumsuzluk eki, Fiil +?

Lesson 07: Verb + not, Verb +? Ders 07: Fiil + olumsuzluk eki, Fiil +? Lesson 07: Verb + not, Verb +? Ders 07: Fiil + olumsuzluk eki, Fiil +? Reading (Okuma) I do not run. (Koşmam.) We do not go to the park. (Parka gitmeyiz.) You do not dance. (Dans etmezsin.) They do not

Detaylı

SBS PRACTICE EXAM 4. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 4* 1. Aşağıdaki cümleyi tamamlayan sözcük hangi seçenektedir?

SBS PRACTICE EXAM 4. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 4* 1. Aşağıdaki cümleyi tamamlayan sözcük hangi seçenektedir? SBS PRACTICE EXAM 4 1. Aşağıdaki cümleyi tamamlayan sözcük hangi seçenektedir? 4. Düşünce balonundaki cümleyi doğru tamamlayan sözcüğü seçiniz. You are not a hardworking student, Mike! Jeff is a/an friend.

Detaylı

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ ÇIKMIŞ SORULAR

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ ÇIKMIŞ SORULAR ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ ÇIKMIŞ SORULAR Ders Adı : Yabancı Dil-1 Sınav Türü : Bütünleme WWW.NETSORULAR.COM Sınavlarınızda Başarılar Dileriz... Yabancı Dil I A A DİKKAT! 1. Bu testte

Detaylı

Relative Clauses 1-3

Relative Clauses 1-3 Relative Clauses 1-3 a man who has powerful friends things I like the world which I created the kind of person we need a place that I know something you should know a place where life is simple somebody

Detaylı

İNGİLİZCE. My Daily Routine. A) It's one o'clock. It s on Monday. Zeka Küpü Yayınları

İNGİLİZCE. My Daily Routine. A) It's one o'clock. It s on Monday. Zeka Küpü Yayınları 5. SINIF My Daily Routine 1. 3. UNIT-1 TEST-1 do you go to school? At 8.30 Sevgi Ýlhan Saati ifade eden seçenek aşağıdakilerden hangisidir? A) Where B) Who C) What time D) What 4. A) It's one o'clock.

Detaylı

A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION

A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION 1. Çeviri Metni - 9 Ekim 2014 A LANGUAGE TEACHER'S PERSONAL OPINION Why is English such an important language today? There are several reasons. Why: Neden, niçin Such: gibi Important: Önemli Language:

Detaylı

RELATIVE CLAUSES. A) DEFINING RELATIVE CLAUSES: Bir ismi tanımlayarak tam olarak kimden yada neden bahsedildiğini ifade eder.

RELATIVE CLAUSES. A) DEFINING RELATIVE CLAUSES: Bir ismi tanımlayarak tam olarak kimden yada neden bahsedildiğini ifade eder. RELATIVE CLAUSES A) DEFINING RELATIVE CLAUSES: Bir ismi tanımlayarak tam olarak kimden yada neden bahsedildiğini ifade eder. Politicians who tell lies are odious. I will lend you the book that changed

Detaylı

Lesson 40: must, must not, should not. Ders 40: gereklilik(olumlu), gereklilik(olumsuz), tavsiye edilen gereklilik(olumsuz)

Lesson 40: must, must not, should not. Ders 40: gereklilik(olumlu), gereklilik(olumsuz), tavsiye edilen gereklilik(olumsuz) Lesson 40: must, must not, should not Ders 40: gereklilik(olumlu), gereklilik(olumsuz), tavsiye edilen gereklilik(olumsuz) Reading (Okuma) You must answer all the questions. ( Tüm sorulara cevap vermelisin.

Detaylı

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 6 SBS PRACTICE TEST OH! Thank you very much. You are a A) occupied / fought

Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 6 SBS PRACTICE TEST OH! Thank you very much. You are a A) occupied / fought SBS PRACTICE TEST 6 1.-5. sorularda konuşma balonlarında boş bırakılan yerlere uygun düşen sözcük ya da ifadeyi bulunuz. 3. I was shopping officer. What were you doing he stole your bag? 1. Mustafa Kemal

Detaylı

Aviation Technical Services

Aviation Technical Services SKYJET Aviation Technical Services SKYJET Aviation Technical Services GENEL İNGİLİZCE PROGRAMI A1 Seviyesi Ders Meteryalleri Interaktif Uygulaması bilgisayar ekran görüntüsü Önsöz Nasıl Çalışabilirim?

Detaylı

ÜNİTE 1. Baturay ERDAL PRONOUNS YABANCI DİL 1 İÇİNDEKİLER HEDEFLER

ÜNİTE 1. Baturay ERDAL PRONOUNS YABANCI DİL 1 İÇİNDEKİLER HEDEFLER PRONOUNS İÇİNDEKİLER BAYBURT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Subject Pronouns (Özne Zamirleri) Object Pronouns (Nesne Zamirleri) Possessive Adjectives (İyelik Sıfatları) Possesive Pronouns ( İyelik

Detaylı

İNGİLİZCENİN SEVİYELERİ

İNGİLİZCENİN SEVİYELERİ İNGİLİZCENİN SEVİYELERİ A1 Beginners Elementary Dil Eylemleri Gramer Konuşma İşaretleri Kelime Hazinesi Konular Yönler; Alışkanlıkların ve rutin düzeninin Kendinden bahsetme (kişisel bilgilerin paylaşımı);

Detaylı

Lesson 28: Other Prepositions (by, about, like, of, with, without) Ders 28: Diğer Edatlar Diğer Edatların Kullanımı.

Lesson 28: Other Prepositions (by, about, like, of, with, without) Ders 28: Diğer Edatlar Diğer Edatların Kullanımı. Lesson 28: Other Prepositions (by, about, like, of, with, without) Ders 28: Diğer Edatlar Diğer Edatların Kullanımı. Reading (Okuma) I go to school by bus. ( Okula otobüs ile giderim. ) We came by car.

Detaylı

1) THE SİMPLE PRESENT TENSE

1) THE SİMPLE PRESENT TENSE TENSES IN ENGLISH 1) THE SİMPLE PRESENT TENSE * Türkçe anlamı geniş zamandır. * Özne + fiil [1] + obje şeklinde kullanılır. * Olumsuz ve soru cümlelerinde I,We,You,They = DO / He,She,It = DOES alır, fiil

Detaylı

Mart Ayı Değerler Eğitimi. Samimiyet

Mart Ayı Değerler Eğitimi. Samimiyet Mart Ayı Değerler Eğitimi Samimiyet Darüşşafaka Orta Okulu Mart Ayı değeri olan Samimiyet değeri kapsamında etkinlik ve paylaşımlar düzenlemiştir. Yabancı diller bölümü; Samimiyet konusuyla ilgili olarak

Detaylı

Lesson 38: Infinitive 3. (how, what, where, when + infinitive) Ders 38: Mastar 3. (nasıl, ne, nerede, ne zaman + mastar)

Lesson 38: Infinitive 3. (how, what, where, when + infinitive) Ders 38: Mastar 3. (nasıl, ne, nerede, ne zaman + mastar) Lesson 38: Infinitive 3 (how, what, where, when + infinitive) Ders 38: Mastar 3 (nasıl, ne, nerede, ne zaman + mastar) Reading (Okuma) He knows how to cook spaghetti. ( O spagettinin nasıl pişirileceğini

Detaylı

İNGİLİZCE II Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ

İNGİLİZCE II Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ Hungry Planet Part 2 Ünite 6 5İ Ortak Dersler İNGİLİZCE II Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ 1 Ünite 6 HUNGRY PLANET PART 2 Yrd. Doç. Dr. Emrah EKMEKÇİ İçindekiler 6.1. QUANTIFIERS (MIKTAR BELIRTEN KELIMELER)...

Detaylı

DENEME SINAVLARI. www.dilkoyayincilik.com

DENEME SINAVLARI. www.dilkoyayincilik.com DENEME SINAVLARI Tüm hakkı saklıdır. 5846 ve 2936 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası Hükümleri gereğince yayıncının yazılı izni olmaksızın bu kitabın tamamı veya bir kısmı elektronik ortam dahil kopya

Detaylı

18- UNİTE 1 1- 11- 12- 19- 13- 20- 21- 14- 15- 22- 16- 23- 24- 17- 10-

18- UNİTE 1 1- 11- 12- 19- 13- 20- 21- 14- 15- 22- 16- 23- 24- 17- 10- UNİTE 1 1-2- 3-4- 5-6- 7-8- 9-10- 11-12- 13-14- 15-16- 17-18- 19-20- 21-22- 23-24- 40-41- 42-43- 44-45- 46-25- 26-27- 28-29- 30-31- 32-33- 34-35- 36-37- 38-39- 47-48- 49-50- 51-52- 53-54- 55-56- 57-58-

Detaylı

ingilizce.com-müşterilerle En çok kullanılan Kelime ve Deyimler-Top words and phrases to use with customers

ingilizce.com-müşterilerle En çok kullanılan Kelime ve Deyimler-Top words and phrases to use with customers The Top words and phrases to use with customers Müşterilerle En Çok Kullanılan Kelime ve Deyimler Definitely Kesinlikle Surely Tabii! Kesinlikle Absolutely Muhakkak Kesinlikle Certainly Elbette PHRASES

Detaylı

ÜNİTE 3 TO BE FORM YABANCI DİL I BATURAY ERDAL İÇİNDEKİLER HEDEFLER

ÜNİTE 3 TO BE FORM YABANCI DİL I BATURAY ERDAL İÇİNDEKİLER HEDEFLER TO BE FORM İÇİNDEKİLER To Be Form (am, is, are) Positive Statements (Olumlu Cümleler) Negative Statements (Olumsuz Cümleler) Question Form ( Soru Biçimi) Usage ( To Be Kullanımı) BAYBURT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN

Detaylı

SEVİYE 1 GÜZ DÖNEMİ 2.ÇEYREK - TEKRAR KURU (8 hafta ders saati)

SEVİYE 1 GÜZ DÖNEMİ 2.ÇEYREK - TEKRAR KURU (8 hafta ders saati) SEVİYE 1 GÜZ DÖNEMİ 2.ÇEYREK TEKRAR KURU 20162017 (8 hafta 184 ders saati) 1 Hafta Üniteler Kitap ı İçerik Ekstra 59 Aralık, 2016 1.1 1.2 1.3 Icebreakers verb to be subject pro The verb to be : Affirmative,

Detaylı

bab.la Cümle Kalıpları: Kişisel Dilekler İngilizce-İngilizce

bab.la Cümle Kalıpları: Kişisel Dilekler İngilizce-İngilizce Dilekler : Evlilik Congratulations. Wishing the both of you all the happiness in the world. Congratulations. Wishing the both of you all the happiness in the world. Yeni evli bir çifti Congratulations

Detaylı

Lesson 18 : Do..., Don t do... Ders 18: yap, yapma

Lesson 18 : Do..., Don t do... Ders 18: yap, yapma Lesson 18 : Do..., Don t do... Ders 18: yap, yapma Reading (Okuma) Walk on this road. (Bu yoldan yürü.) Write an email to me. (Bana bir e-posta yaz.) Dance on the stage! (Sahnede dans et!) Good night,

Detaylı

The Passive Voice (Edilgen Çatı) Çarşamba, 27 Nisan 2011 20:36

The Passive Voice (Edilgen Çatı) Çarşamba, 27 Nisan 2011 20:36 THE PASSIVE VOICE (Edilgen Çatı) Aktif cümlenin nesnesi me, you, him, her, it us, you, them ise; aşağıdaki yol izlenir. Ask, pay, offer, show, give, tell, send, teach gibi fiillerin pasif hali iki türlü

Detaylı

SBS PRACTICE TEST 3. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 3*

SBS PRACTICE TEST 3. Grade 8 / SBS PRACTICE TEST Test Number 3* SBS PRACTICE TEST 3 1. Konuşma balonunda sorulan soruya karşılık resme göre verilebilecek doğru yanıt hangi seçenektedir? What s Bob doing now? 3. Verilen cümledeki boşluğa tamamlayan ifadeyi seçeneklerden

Detaylı

ÜNİTE 8 PRESENT SIMPLE TENSE YABANCI DİL I İÇİNDEKİLER HEDEFLER. Simple Present Tense (Geniş Zaman) kipi. Geniş zamanda oluş cümleleri (to be)

ÜNİTE 8 PRESENT SIMPLE TENSE YABANCI DİL I İÇİNDEKİLER HEDEFLER. Simple Present Tense (Geniş Zaman) kipi. Geniş zamanda oluş cümleleri (to be) PRESENT SIMPLE TENSE İÇİNDEKİLER Simple Present Tense (Geniş Zaman) kipi. BAYBURT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Geniş zamanda oluş cümleleri (to be) Geniş zamanda eylem cümleleri (to do) HEDEFLER

Detaylı

A mysterious meeting. (Esrarengiz bir toplantı) Turkish. List of characters. (Karakterlerin listesi) Khalid, the birthday boy

A mysterious meeting. (Esrarengiz bir toplantı) Turkish. List of characters. (Karakterlerin listesi) Khalid, the birthday boy (Esrarengiz bir toplantı) List of characters (Karakterlerin listesi) Khalid, the birthday boy (Halit, doğum günü olan oğlan) Leila, the mysterious girl and phone voice (Leyla, esrarengiz kız ve telefon

Detaylı

ÜNİTE 7 QUANTIFIERS (2) İÇİNDEKİLER HEDEFLER YABANCI DİL I. Quantifiers: - lots of - a lot of - several - a bit - How many - How much

ÜNİTE 7 QUANTIFIERS (2) İÇİNDEKİLER HEDEFLER YABANCI DİL I. Quantifiers: - lots of - a lot of - several - a bit - How many - How much QUANTIFIERS (2) BAYBURT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ İÇİNDEKİLER Quantifiers: - lots of - a lot of - several - a bit - How many - How much HEDEFLER YABANCI DİL I Bu ünitede amaçlanan kazanımlar;

Detaylı

1. Ne zaman yapılacağı kesin belli olan veya gelecekte yapmaya niyet ettiğimiz işleri anlatırken:

1. Ne zaman yapılacağı kesin belli olan veya gelecekte yapmaya niyet ettiğimiz işleri anlatırken: Nerelerde Kullanılır: 1. Ne zaman yapılacağı kesin belli olan veya gelecekte yapmaya niyet ettiğimiz işleri anlatırken: My father is going to buy me a bike. (Babam bana bisiklet alacak.) The teachers are

Detaylı

Lesson 50: if, because, when. Ders 50: eğer, çünkü, sırasında/-dığında

Lesson 50: if, because, when. Ders 50: eğer, çünkü, sırasında/-dığında Lesson 50: if, because, when Ders 50: eğer, çünkü, sırasında/-dığında Reading (Okuma) If it rains, I ll stay here. ( Eğer yağmur yağarsa, burada kalacağım. ) We can go on a picnic if you want. ( Eğer Istersen

Detaylı

Lesson 17: can, cannot, can..? Ders 17: yapabilmek, yapamamak,?

Lesson 17: can, cannot, can..? Ders 17: yapabilmek, yapamamak,? Lesson 17: can, cannot, can..? Ders 17: yapabilmek, yapamamak,? Reading (Okuma) I can walk. (Yürüyebilirim.) He can write an email. (Bir e-posta yazabilir.) You can dance. (Dans edebilirsin.) They can

Detaylı

SHOULD - HAD BETTER - OUGHT TO - BE SUPPOSED TO - NEED NEEDN T

SHOULD - HAD BETTER - OUGHT TO - BE SUPPOSED TO - NEED NEEDN T SHOULD = HAD BETTER = OUGHT TO should : hafif zorunluluk, gereklilik had better : iyi olur ought to : yukardakilerle yakın anlamda SHOULD Özne +should /ought to+ fiil(1) +nesne OLUMLU / AFFIRMATIVE FORM

Detaylı

a, ı ı o, u u e, i i ö, ü ü

a, ı ı o, u u e, i i ö, ü ü Possessive Endings In English, the possession of an object is described by adding an s at the end of the possessor word separated by an apostrophe. If we are talking about a pen belonging to Hakan we would

Detaylı

Present continous tense

Present continous tense Present continous tense This tense is mainly used for talking about what is happening now. In English, the verb would be changed by adding the suffix ing, and using it in conjunction with the correct form

Detaylı

VOCABULARY LIST. late. leave. : ayrılmak, terk etmek call. listen. : dinlemek cartoon. live. : yaşamak chat. lunch. : öğle yemeği chess. marble.

VOCABULARY LIST. late. leave. : ayrılmak, terk etmek call. listen. : dinlemek cartoon. live. : yaşamak chat. lunch. : öğle yemeği chess. marble. Unıt 1 3 1 VOCABULARY LIST arrive : varmak, ulaşmak late : geç brush : fırçalamak leave : ayrılmak, terk etmek call : çağırmak, adlandırmak listen : dinlemek cartoon : çizgi film live : yaşamak chat :

Detaylı

Lesson 69: Articles. Ders 69: Tanımlıklar

Lesson 69: Articles. Ders 69: Tanımlıklar Lesson 69: Articles Ders 69: Tanımlıklar Reading (Okuma) Could you open the window? (Pencereyi açar mısın? The Sun is shining. (Güneş parlıyor.) I go out only twice a month. (Ayda sadece iki kere dışarı

Detaylı

Lesson 48:... enough to + verb, too... to + verb Ders 48:... yeterli/kafi + fiil, çok fazla/ aşırı... (to) + fiil

Lesson 48:... enough to + verb, too... to + verb Ders 48:... yeterli/kafi + fiil, çok fazla/ aşırı... (to) + fiil Lesson 48:... enough to + verb, too... to + verb Ders 48:... yeterli/kafi + fiil, çok fazla/ aşırı... (to) + fiil Reading (Okuma) Your son is old enough to drive. ( Oğlun araba kullanacak kadar büyük.

Detaylı

8. SINIF KAZANIM TESTLERİ 1.SAYI. Ar-Ge Birimi Çalışmasıdır ŞANLIURFA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ DİZGİ & TASARIM İBRAHİM CANBEK MEHMET BOZKURT

8. SINIF KAZANIM TESTLERİ 1.SAYI. Ar-Ge Birimi Çalışmasıdır ŞANLIURFA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ DİZGİ & TASARIM İBRAHİM CANBEK MEHMET BOZKURT 8. SINIF ŞANLIURFA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ KAZANIM TESTLERİ TÜRKÇE MATEMATİK T.C İNKİLAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK FEN VE TEKNOLOJİ DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ İNGİLİZCE Ar-Ge Birimi Çalışmasıdır 1.SAYI

Detaylı

İNGİLİZCE SORU CÜMLELERİ

İNGİLİZCE SORU CÜMLELERİ İNGİLİZCE SORU CÜMLELERİ What are you cooking, Fatma Hanım? What is it, Mrs. Miller? What do you want? What is his name? What have you in your basket? What can I do for you? What is the meaning of Topkapı

Detaylı

YABANCI DİL 1 Okutman Aydan ERMİŞ

YABANCI DİL 1 Okutman Aydan ERMİŞ A Real Achievement Ünite 9 Ortak Dersler YABANCI DİL 1 Okutman Aydan ERMİŞ 1 Ünite 9 A REAL ACHIEVEMENT Okutman Aydan ERMİŞ İçindekiler 9.1. SPORTS AND PASTIMES... 3 9.2. CAN-CAN T... 5 9.2.1. Uses of

Detaylı

MUST SHOULD OUGHT TO. Tom must speak English. Tom must not speak English. Tom must be speaking English at the moment.

MUST SHOULD OUGHT TO. Tom must speak English. Tom must not speak English. Tom must be speaking English at the moment. LI STOFMODALS www. si s t emdi l. c om 201 7TEMMUZ YÖKDİ L Sağl ı k-sos yal-fen MUST Tom must speak English. Tom must not speak English. Tom must be speaking English at the moment. Tom must not be speaking

Detaylı

My Year Manager is Sınıf Müdürüm. P.E. is on Beden eğitimi dersimin günü

My Year Manager is Sınıf Müdürüm. P.E. is on Beden eğitimi dersimin günü EMTRAS [Turkish] My Headteacher is Okul müdürüm My Year Manager is Sınıf Müdürüm My Form Tutor is Sınıf öğretmenim My Form is Sınıfım P.E. is on Beden eğitimi dersimin günü I must bring in a T-shirt, shorts

Detaylı

Genellikle onlar bahçede mı? Onlar şimdi bahçede mı? Yazın bir otelde kalır mısın? O her gün evde mı? Ödev zor mu? Ben yiyorum çünkü açım.

Genellikle onlar bahçede mı? Onlar şimdi bahçede mı? Yazın bir otelde kalır mısın? O her gün evde mı? Ödev zor mu? Ben yiyorum çünkü açım. Oda genellikle dağınık ve oda şimdi dağınık. Genellikle onlar bahçede mı? Onlar şimdi bahçede mı? O otobüste. O sabahları otobüs ile işe gider. Ben akşamları İngilizce çalışmam. Yazın bir otelde kalır

Detaylı

Ünite 11. Listmania. Ortak Dersler. İngilizce II. Okutman Aydan ERMİŞ

Ünite 11. Listmania. Ortak Dersler. İngilizce II. Okutman Aydan ERMİŞ Listmania Ünite 11 Ortak Dersler İngilizce II Okutman Aydan ERMİŞ 1 Ünite 11 LISTMANIA Okutman Aydan ERMİŞ İçindekiler 11.1. DREAMS AND AMBITIONS (HAYALLER VE İSTEKLER)... 3 11.2. COMMON VERBS AND COLLOCATIONS

Detaylı

Çimen biçtin mi? Ne kadar süre aldı? Ne kadar sıklıkla buzdolabınızı eritirsiniz? Ne zaman kardeşin hamster besledi?

Çimen biçtin mi? Ne kadar süre aldı? Ne kadar sıklıkla buzdolabınızı eritirsiniz? Ne zaman kardeşin hamster besledi? Portatif merdivene tırmanan adam tabelayı indirecek (sökmek / çıkaracak). Çimen biçtin mi? Ne kadar süre aldı? Ne kadar çöpü Michael dışarı attı. Çiftçi ahir baştan aşağıya süpürürdü mü? Ne kadar sıklıkla

Detaylı

Lesson 49: hardly, rarely, never. Ders 49: hemen hemen, nadiren, asla/hiç

Lesson 49: hardly, rarely, never. Ders 49: hemen hemen, nadiren, asla/hiç Lesson 49: hardly, rarely, never Ders 49: hemen hemen, nadiren, asla/hiç Reading (Okuma) I rarely drink alcohol. ( Nadiren alkol içerim. ) My father rarely listens to classical music. ( Babam nadiren klasik

Detaylı