Fizikokimya Özet Kitabı. Abstract Book for Physical Chemistry

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Fizikokimya Özet Kitabı. Abstract Book for Physical Chemistry"

Transkript

1 Fizikokimya Özet Kitabı Abstract Book for Physical Chemistry

2 ÖNSÖZ Değerli Meslektaşlarım, Değerli Kimya Araştırmacıları, Kimya biliminde çalışmalar evrensel nitelikte olduğundan araştırmacılar arasında iyi bir iletişimin kurulması gereklidir. Kongrelerin bu iletişimin sağlanmasında çok önemli payı bulunmaktadır. Ülkemizdeki en önemli kongrelerden biri olma özelliğine sahip Kimya Kongrelerinin amacı kimya temel bilimi ve uygulama alanlarında üniversite ve araştırma kurumlarında çalışan akademisyen ve uzmanların bir araya gelmesini sağlamaktır. Kongremiz birikimlerin değerlendirilmesi, çalışma sonuçlarının paylaşılması, tartışılması ve ülkemizde kimya bilimi ve sanayiinin gelişimini sergilemeye yönelik ortamın sağlanması açısından önemlidir. Ayrıca, Kimya Kongrelerinin düzenli olarak yapılması kişiler ve kurumlar arası iletişimin kurulması, bilimsel etkinlikleri sosyal etkinliklerle destekleyerek ortak bilimsel çalışmalara farklı bir bakış açısı ve süreklilik kazandırılması ve yeni bilimsel işbirliklerinin oluşmasına katkıda bulunmaları açısından da çok önemlidir. Böylesine önemli bir kongrenin, kuruluşunun 20. Yılında olmasına rağmen hızla büyüyen Üniversitemiz ve Bölümümüz tarafından, dünyanın en güzel köşelerinden biri olan Ölüdeniz de gerçekleştirilmesinden onur duyuyoruz. "Doruklar Ülkesi" olarak tanımlanan Karya ve Işık Ülkesi olarak bilinen Likya uygarlıklarının birleştiği bölgede bulunan Muğla, hem çok katmanlı ve çok kültürlü mirası, hem de doğal güzellikleri ile benzersiz bir coğrafyadadır km kıyı şeridinde Bodrum un kuzeyinden Fethiye nin doğusuna toplam 131 koyu barındıran eşsiz doğası ile Muğla da, 26. Ulusal Kimya Kongresi nedeniyle, siz değerli konuklarımızı ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz. Kongremize bu yıl 65 farklı üniversite ve araştırma merkezinden toplam 950 meslektaşımız 162 adet sözlü 563 adet poster bildiri ile katılmışlardır. Kimya Bilimi ve uygulamalarına dayanan çalışma sonuçlarını bizlerle paylaşan tüm katılımcılarımıza, hocalarımıza, arkadaşlarımıza, meslektaşlarımıza, kongremizi değerli kılacak katkıları nedeniyle, ayrı ayrı teşekkürlerimizi sunuyoruz. Büyük bir aile olarak birlikte olduğumuz bu günlerde, kimya bilimine emeği geçmiş, kaybettiğimiz değerli meslektaşlarımızı saygı ile anıyor, özveri ile gelecek kuşaklara daha iyi ortamlar hazırlamaya çalışan hocalarımıza, meslektaşlarımıza gereken saygı ve ilgiyi göstermenin gereğini bir kez daha hissed iyoruz. Bu vesile ile 90. doğum yılını kutlayan değerli hocamız Prof.Dr. M. Bahattin Baysal onuruna özel oturum düzenledik. Bahattin Baysal hocamıza sağlıklı ve daha uzun bir ömür diliyor, özel oturuma katkıda bulunan tüm meslektaşlarımıza, hocalarımıza teşekkür ediyoruz. Bu yıl kongremize bitki kimyası konusunda çalışan Pakistan Bilimler Akademisi Başkanı, Bilim ve Teknoloji Bakanı Prof. Dr. Atta-ür Rahman ve organik güneş pilleri konusundaki çalışmalarıyla tanınan değerli bilim adamımız Ord. Prof.Dr. Niyazi Serdar Sarıçiftçi yi davet ettik. Katılımları için kendilerine teşekkür ediyoruz. i

3 Ülkemizin ihracat sıralamasında kimyasal ürünler in ikinci duruma gelmesinde emeği geçen tüm kimya sanayicilerimizi temsilen Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Başkanı Sa yın Timur Erk e katılımları için teşekkür ediyoruz. Bu yıl kongremize çağrılı konuşmacı olarak katkıda bulunan ülkemiz üniversitelerinde aktif olarak görev yapan, beş temel anabilim dalını temsilen Prof.Dr. Mahir Alkan, Prof. Dr. Metin Balcı, Prof.Dr. Ümit Demir, Prof. Dr. Saim Özkar, Prof.Dr. Azmi Telefoncu hocalarımıza teşekkür ediyoruz. Kongremize katkıda bulunan bilim kurulu üyelerimize, oturum başkanlarımıza ve görüş bildirerek katkıda bulunan değerli hocalarımıza, meslektaşlarımıza özel teşekkürlerimi zi sunuyoruz. Yıllar içerisinde en büyük ve sürekli ulusal kongrelerimizden biri haline geldiğini övünçle gözlediğimiz bu etkinliğin sürdürülmesindeki rolleri nedeniyle Türkiye Kimya Derneğine teşekkür ediyoruz. Kongremizi destekleyen başta Bölümümüz öğretim üyesi ve Rektörümüz Prof.Dr. Mansur Harmandar olmak üzere Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi yönetimine, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumuna, Sıtkı Koçman Vakfına, Bor Araştırma Enstitüsü Başkanlığına, Ölüdeniz Belediyesine, katkı ve destekte bulunan tüm firma, kurum ve kuruluşlara ayrı ayrı teşekkürlerimizi sunuyoruz. Kongrenin gerçekleşmesini sağlayan başta Kongre Sekretaryası olmak üzere Kimya Bölümündeki emeği geçen tüm arkadaşlarıma özel teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. 26. Ulusal Kimya Kongresi nin kimya alanında yeni ufuklar açan çalışmalarla başarılı olması, yeni çalışmalara ışık tutması ve kimya alanında ülkemizin bilim ve teknoloji üreten daha ileri düzeye gelmesine katkıda bulunması dileğiyle, büyülü bir mesleğin siz değerli mens uplarına tekrar hoş geldiniz diyor, binlerce yıllık geçmişin izlerini taşıyan doğa harikası bu eşsiz beldede bilimsel açıdan verimli, sosyal açıdan güzel günler geçirmenizi diliyorum. Saygılarımla. Prof.Dr. Gül Asiye AYÇIK Kongre Başkanı ii

4 PREFACE Dear Colleagues and Researchers, Since the research in chemistry is universal it is necessary to have a good communication between scientists. Congresses play effective roles in providing this communication. Chemistry Congress is one of the most important congresses in our country. The goal of this congress is to bring together academicians and specialists working in the field of chemistry or its applications in universities or research institutes. This congress provides opportunity for scientists to evaluate, share and discuss their research findings and provides an environment to exhibit the progress in chemical science and industry in our country. Moreover, holding Chemistry Conferences regularly and providing communication between institutions is very important in bringing a new perspective and continuity to the scientific research and establishing new collaborations by supporting scientific activities by social activities. As Muğla Sıtkı Koçman University Chemistry Department, we are proud to hold such an important Congress in the 20th establishment year of our University at one of the most beautiful places in the world, Ölüdeniz. Muğla, which is located in the joint where Karya, known as Steep Country and Likya, known as Light Country civilizations meet, has a unique geography with its multi level, multi cultural heritage and natural beauty. It has 1124 km long coast lane and 131 coves from Bodrum s North to Fethiye s east. We are pleased to host you in Muğla at the 26th National Chemistry Congress with International Participation. This year 950 colleagues from 65 different universities and research centers participated to our congress with 162 oral presentations and 563 poster presentations. Hereby, we would like to thank to all our participants, mentors, and colleagues for their valuable contributions to our Congress by providing their research results in chemistry and its applications. In these days as a big family, we remember with respect our lost colleagues who made valuable contributions to chemistry and appreciate our mentors who work with devotion to provide better opportunities for next generations. Hereby, we held a special session for celebrating the 90th birthday of Prof.Dr. M. Bahattin Baysal. We wish health and happiness to Bahattin Baysal for years to come and thank to all our mentors and colleagues for their contributions in this session. This year we invited Prof. Dr. Atta-ür Rahman, the president of Pakistan Academy of Sciences and Minister of Science and Technology, who has studies in the field of plant chemistry and Ord. Prof. Dr. Niyazi Serdar Sarıçiftçi who is known with his research in organic solar cells. We thank them for their participation. iii

5 We thank to the president of Turkish Chemical Manufacturers Association, Timur Erk who represents all the chemistry industrialists worked to make our country second in export of chemical prod ucts for their participation. We thank this year s invited speakers Prof. Dr. Mahir Alkan, Prof. Dr. Metin Balcı, Prof. Dr. Ümit Demir, Prof. Dr. Saim Özkar and Prof. Dr. Azmi Telefoncu who are working actively in our universities and representing five main fields in chemistry, for their contribution to our Congress. Also our thanks to all scientific board members, session chairs and colleagues who contribute to our Congress by providing their valuable inputs. We thank to Turkish Chemical Society for their roles and efforts in making this event one of the biggest and recurrent national congresses. We would like to thank first to our faculty member and University Rector Prof. Dr. Mansur Harmandar, and to Muğla Sıtkı Koçman University administration, The Scientific and Technological Research Council of Turkey, Sıtkı Koçman Foundation, National Boron Research Institute, Ölüdeniz Municipality, and other Firms, Institutions and Foundations providing support and contribution for this event. I would like to express my special thanks to especially Congress Secretariat for their efforts in making this event possible, and those members of the Chemistry Department who contributed. I hope that 26th National Chemistry Congress with International Participation will be successful in opening up new horizons in the field, shedding light on new research areas and contributing to the Chemistry field in Turkey in terms of advancing the science and technology. I welcome you to our event and wish that this event which takes place in a unique place carrying marks of thousands of years of civilization will be scientifically productive and socially enjoyable for you. Kind Regards, Prof.Dr. Gül Asiye AYÇIK Chairman of Congress iv

6 KONGRE ONURSAL BAŞKANI Prof. Dr. Mansur Harmandar Muğla Üniversitesi Rektörü KONGRE BAŞKANI Prof. Dr. Gül Asiye Ayçık Muğla Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü Başkanı DÜZENLEME KURULU Prof. Dr. Bedrettin Mercimek Prof. Dr. Gül Asiye Ayçık Prof. Dr. Nazan Demir Prof. Dr. Yaşar Demir Prof. Dr. Hüseyin Çiçek Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Özler Yrd. Doç. Dr. Elif Vargün Muğla Üniversitesi, Fen Fakültesi Dekanı Muğla Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü Başkanı Muğla Üniversitesi Muğla Üniversitesi Muğla Üniversitesi Muğla Üniversitesi Muğla Üniversitesi BİLİM KURULU Analitik Kimya Prof. Dr. Reşat Apak Prof. Dr. Osman Yavuz Ataman Prof. Dr. Ahmet Balcı Prof. Dr. Gülaçtı Topçu Prof. Dr. Mehmet Tüfekçi Doç. Dr. Ülkü Anık İstanbul Üniversitesi Orta Doğu Teknik Üniversitesi Muğla Üniversitesi Bezmi Alem Üniversitesi Karadeniz Teknik Üniversitesi Muğla Üniversitesi v

7 Anorganik Kimya Prof. Dr. Yaşar Gök Prof. Dr. Gazi İrez Prof. Dr. Birgül Zümreoğlu Karan Prof. Dr. Bedrettin Mercimek Prof. Dr. İsmail Özdemir Doç. Dr. Ramazan Güp Pamukkale Üniversitesi Uludağ Üniversitesi Hacettepe Üniversitesi Muğla Üniversitesi İnönü Üniversitesi Muğla Üniversitesi Biyokimya Prof. Dr. Sait Çelik Prof. Dr. Nazan Demir Prof. Dr. Murat Elçin Prof. Dr. Barbaros Nalbantoğlu Prof. Dr. Suna Timur Prof. Dr. Seyhan Tükel Uşak Üniversitesi Muğla Üniversitesi Ankara Üniversitesi Yıldız Teknik Üniversitesi Ege Üniversitesi Çukurova Üniversitesi Fizikokimya Prof. Dr. Naz Zeynep Atay Prof. Dr. Erol Ayrancı Prof. Dr. Nurgün Beşün Prof. Dr. Baki Hazer Prof. Dr. Ali Rıza Özkaya Doç. Dr. Mehmet Uğurlu Boğaziçi Üniversitesi Akdeniz Üniversitesi Muğla Üniversitesi Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Marmara Üniversitesi Muğla Üniversitesi Organik Kimya Prof. Dr. Engin Akkaya Prof. Dr. Hasan Seçen Prof. Dr. Emine Naciye Talınlı Prof. Dr. Yılmaz Yıldırır Prof. Dr. Mustafa Yılmaz Doç. Dr. M. Emin Duru Bilkent Üniversitesi Atatürk Üniversitesi İstanbul Teknik Üniversitesi Gazi Üniversitesi Selçuk Üniversitesi Muğla Üniversitesi vi

8 İÇİNDEKİLER Yeni Heterosiklik Bilesiklerin Tasarımı ve Sentezi: Açil Azidler ve Aminoalkinlerin Metal Katalizörlerle Siklizasyonu...1 Metin Balcı...1 Design and Synthesis of New Heterocyclic Compounds: Acyl Azides and Metal-Catalyzed Cyclization of Aminoalkynes...2 Metin Balcı...2 Amin Boranlardan Hidrojen Üretimini Katalizleyen Geçiş Metal Nanokümeleri...3 Saim Özkâr...3 Transition Metal Nanoparticles as Catalyst in Hydrogen Generation from Amine Boranes...4 Saim Özkâr...4 Türk Kimya Sanayi...5 Timur Erk...5 Turkish Chemical Industry...6 Timur Erk...6 Bileşik Yarı İletkenlerin Atomik Boyut Kontrollü Elektrokimyasal Sentezi ve Karakterizasyonu...7 Ümit Demir...7 Atomic Size-Controlled Electrochemical Synthesis and Characterization of Compound Semiconductors...8 Ümit Demir...8 Polimer/Kil Nanokompozitleri...9 Mahir Alkan...9 Higher Education, Science and Technology: Imperatives for Socio-Economic Development Atta-ur-Rahman* and Iqbal Choudhary Benzotriazol Bazlı Konjüge Kopolimerlerin Organik Fotovoltaik Uygulamaları... 13

9 Ali Çırpan Organic Photovoltaics with Benzotriazole-Based Conjugated Copolymers Ali Çırpan Sitozin Dimerinde Moleküller Arası Etkileşimler Artür Manukyan 1, Adem Tekin Intermolecular Interactions in Cytosine Dimer Artür Manukyan 1, Adem Tekin Siklodekstrinlerle Fonksiyonlaştırılmış Nanolifler Aslı Çelebioğlu, Fatma Kayacı, Zeynep Aytaç, Yelda Ertaş and Tamer Uyar * Cyclodextrin Functionalized Nanofibers Aslı Çelebioğlu, Fatma Kayacı, Zeynep Aytaç, Yelda Ertaş and Tamer Uyar* Elektroaktif Metal Merkezi İçeren Ftalosiyanin Komplekslerinin Elektrokimyasal ve In-Situ Spektroelektrokimyasal Karakterizasyonu Atıf Koca Electrochemical and In-Situ Spectroelectrochemical Characterization of Phthalocynines Bearing Electro-Active Metal Center Atıf Koca Tek Bir Atomun Elektrokromik Polimerlerin Özelliklerine Etkisi: RGB ve CMYK Renklerinin Eldesi Atilla Cihaner 1, Merve İçli Özkut 2, Ahmet M. Önal 3, Zahide Öztaş 4, Melek Pamuk Algı 4, Fatih Algı The Effect of Only One Atom on the Properties of Electrochromic Polymers: Getting RGB and CMYK Colors Atilla Cihaner 1, Merve İçli Özkut 2, Ahmet M. Önal 3, Zahide Öztaş 4, Melek Pamuk Algı 4, Fatih Algı Multikromik Benzimidazol İçeren Polimerler: Donör ve Akseptör Ünitelerinin Karşılaştırılması Ayda Göyçek Nurioğlu 1, Hava Akpınar 2, Merve Sendur 1 and Levent Toppare 1,2,3,4,*... 23

10 Multichromic Benzimidazole Containing Polymers: Comparison of Donor And Acceptor Unit Effects Ayda Göyçek Nurioğlu 1, Hava Akpınar 2, Merve Sendur 1 and Levent Toppare 1,2,3,4,* Silol ve Silafluoren İçeren Fotolüminesan Polimerlerin Patlayıcı Maddeleri Tespit Mekanizmalarına Hesapsal Bir Yaklaşım Burcu Dedeoğlu 1, Alimet Sema Özen 2, Viktorya Aviyente Explosive Detection Mechanisms in Silole- and Silafluorene Containing Photoluminescent Polymers: A Computational Approach Burcu Dedeoğlu 1, Alimet Sema Özen 2, Viktorya Aviyente Kristalin Bölgeler İçeren Hidrojeller Çiğdem Bilici, Oğuz Okay Hydrogels with Crystalline Domains Çiğdem Bilici, Oğuz Okay Organik Elektronik Uygulamaları için DNA Materyali Çiğdem Yumuşak 1,2, Niyazi Serdar Sarıçiftçi DNA Materials for Organic Electronics Applications Çiğdem Yumuşak 1,2, Niyazi Serdar Sarıçiftçi Emülsiyon Kalıplama ve Halka Açılması Metatez Polimerizasyonu ile Disiklopentadien Esaslı Makrogözenekli PoliHIPE'lerin Sente zi E. Hilal Mert 1, Urska Sevsek 2, Sebastijan Kovacic 3, Christian Slugovc 3, Peter Krajnc 2, Synthesis of Macroporous Dicyclopentadiene Based PolyHIPEs by Emulsion Templating and Ring Opening Metathesis Polymerization E. Hilal Mert 1, Urska Sevsek 2, Sebastijan Kovacic 3, Christian Slugovc 3, Peter Krajnc 2, Gen Terapisinde Lipozom-DNA Kompleksleri F. Melis Çağdaş a ), Gamze Küser b ) Naz Zeynep Atay a ), Kuyaş Buğra b ) Liposomes for Complexing DNA in Gene Therapy F. Melis Çağdaş a ), Gamze Küser b ) Naz Zeynep Atay a ), Kuyaş Buğra b )... 35

11 Sn/SBA-15 Katalizörlerinin Yüzey Asitliğinin FTIR Tekniği Kullanılarak Belirlenmesi Filiz Aktı 1, Suna Balcı 1, Timur Doğu Determination of Surface Acidity of Sn/SBA-15 Catalysts by Using the FTIR Technique Filiz Aktı 1, Suna Balcı 1, Timur Doğu Tinkalin Yüksek Sıcaklıklarda Fosforik Asit Çözeltilerinde Çözünme Kinetiğinin İncelenmesi Halil Durak 1, Yaşar Genel The Investigation Solvation Kinetics of Tincal in Phosphoric Acid Solutions at High Temparatures Halil Durak 1, Yaşar Genel Tiyofen ve Furan Grupları İçeren Konjuge Polimerlerin Sentezi ve Elektrokromik Çalışmaları Hava Akpınar 1,Yasemin Arslan Udum 2, Levent Toppare 1,3, Synthesis and Electrochromic Applications of Thiophene and Furan Containing Polymers Hava Akpınar 1, Yasemin Arslan Udum 2, Levent Toppare 1,3, Deli Balın %3.5 NaCl Ortamında Al-2007 Alaşımının Korozyonu Üzerindeki Etkisi Hüsnü Gerengi 1, Haydar Göksu The Inhibition Effect of Mad Honey on Corrosion of 2007 Type Aluminium Alloy in 3.5% NaCl Solution Husnu Gerengi a*, Haydar Göksu a Zwitteriyonik Blok Kopolimer Miseller İçeren Çok-Katmanlı İnce Filmler İrem Erel *, Vural Bütün A. Levent Demirel Zwitterionic Block Copolymer Micelles Containing Multi-Layer Thin Films İrem Erel *, Vural Bütün A. Levent Demirel Ozonlama ve İleri Oksidasyon Prosesleri ile Endokrin Bozucu Bisfenol A Kirleticisinin Arıtımı İdil Arslan-Alaton, Tuğba Ölmez-Hancı, Bora Genç, Duygu Dursun, Ece Aytaç, Emine Simge Taybuğa, Nilay Bilgin... 47

12 Treatment of Endocrine Disruptor Bisphenol A by Ozonation and Advanced Oxidation Processes İdil Arslan-Alaton, Tuğba Ölmez-Hancı, Bora Genç, Duygu Dursun, Ece Aytaç, Emine Simge Taybuğa, Nilay Bilgin POSS Türünün ve Yükleme Oranının Plastikleştirilmiş veya Plastikleştirilmemiş PLA/POSS Kompozitlerinin Mekanik, Isıl ve Morfolojik Özelliklerine Etkisi Mehmet Kodal, 1 Güralp Özkoç Effects of POSS Type and Loadings on the Mechanical, Thermal and Morphological Properties of Plasticized and Unplasticized PLA/POSS Composites Mehmet Kodal, 1 Güralp Özkoç Bazı Bor Bileşiklerinin Klinkere Katılmasıyla Elde Edilen Çimentonun Dayanım, Priz Süresi ve Radyasyon Absorblama Özellikleri ne Etkisi Mehmet Sait İzgi 1, Nagihan Polat 2, M. Fatih Kuluöztürk 3, Dinçer Oruç 4, Ömer Şahin 5, Mahmut Doğru The Strength, Setting Duration and The Effect of The Cement on The Characteristics of Radiation Absorption Got Through Mixing Some Boron Compounds to Clinkers Mehmet Sait İzgi 1, Nagihan Polat 2, M. Fatih Kuluöztürk 3, Dinçer ORUÇ 4, Ömer ŞAHİN 5, Mahmut DOĞRU Cevap Yüzey Yöntemi (CYY) Kullanarak Hidroksiapatit-Kil Kompoziti ile Cu (II) Giderimi İçin Optimum Deney Koşullarının Belirlenmesi Mehtap Erşan 1, Ünsal Açıkel 1,Yunus Altınok 1, Feride Düğenci 1, Determination of Optimum Conditions of Cu (II) Removal Using Response Surface Method (RSM) with Hydroxyapatite-Clay Composite Mehtap Erşan 1, Ünsal Açıkel 1,Yunus Altınok 1, Feride Düğenci 1, Sularda 228 Ra Analiz Yöntemleri Mihriban Şengör, 1 Simay Yüksek, 1 Abdullah Dirican, 1 N.Kemal Şahin, 1 Ülkü Yücel Ra-228 Analysis Methods in Water Mihriban Şengör, 1 Simay Yüksek, 1 Abdullah Dirican, 1 N.Kemal Şahin, 1 Ülkü Yücel Tiyokzanton Bazlı Fotobaşlatıcı ve Oligotiyofen Sentezi Murat Işık, Hasniye Özkan, Demet Karaca Balta, Duygu Sevinç Esen, Nergis Arsu*... 57

13 The Synthesis of Thioxanthone Based Photoinitiator and Oligothiophene Murat Işık, Hasniye Özkan, Demet Karaca Balta, Duygu Sevinç Esen, Nergis Arsu* Tabakalı Silikat Katkılı Poliolefin Nanokompozitler Nurseli Uyanık Layered Silicate Containing Polyolefin Nanocomposites Nurseli Uyanık Benzimidazol İçeren Yeni Bir İletken Polimer Sentezi ve Biyosensör Uygulamaları Sema Demirci 1, Naime Akbaşoğlu Ünlü 2, Fulya Ekiz 3, Suna Timur 4, Levent Toppare 1,2,3, Synthesis of a Novel Benzimidazole Containing Polymer and its Biosensor Applications Sema Demirci 1, Naime Akbaşoğlu Ünlü 2, Fulya Ekiz 3, Suna Timur 4, Levent Toppare 1,2,3, Farklı Deneysel Şartlarda Metilen Mavisinin Piroliz Edilmiş Linyit Üzerine Adsorpsiyonunun Kinetik ve Termodinamiğinin İncele nmesi Semra Karaca 1, Ahmet Gürses 2, Aydin Hassani 1, Murat Kıranşan 1, Özkan Açışlı Investigation of Kinetics and Thermodynamic of Methylene Blue Adsorption Onto Pyrolysed Lignite Sample at Different Conditions Semra Karaca 1, Ahmet Gürses 2, Aydin Hassani 1, Murat Kıranşan 1, Özkan Açışlı Remazol Red RB nin Sulu Çözeltilerden Modifiye Kil Üzerine Adsorpsiyonunun Kinetiği ve Adsorpsiyon İzotermlerinin Modellemesi Semra Karaca 1, Ahmet Gürses 2, Özkan Açışlı 1, Aydin Hassani 1, Murat Kıranşan 1, Kader Yıkılmaz Modeling of Adsorption Isotherms and Kinetics of Remazol Red RB Adsorption from Aqueous Solutions onto Modified Clay Semra Karaca 1, Ahmet Gürses 2, Özkan Açışlı 1, Aydin Hassani 1, Murat Kıranşan 1, Kader Yıkılmaz Türkiye deki İçme Sularında Toplam Alfa/Beta Radyoaktivitesinin Belirlenmesi Simay Yüksek, 1 Mihriban Şengör, 1 Dr.Recep Acar, 1 H. İbrahim Kaya, Determination of Gross Alpha and Gross Beta Radioactivity in Drinking Water Samples in Turkey... 68

14 1 Simay Yüksek, 1 Mihriban Şengör, 1 Dr.Recep Acar, 1 H. İbrahim Kaya, Polimerlerde Çözücünün Morfoloji ve Taktisiteye Etkisinin Modellenmesi Tuğba Özaltin 1, Viktorya Aviyente 1, Canan Atılgan Modelling the Solvent Effect on the Morphology and the Tacticity of Polymers Tuğba Özaltin 1, Viktorya Aviyente 1, Canan Atılgan Lityum MetaboratDihidratın Difüzyon Katsayısının Diyafram Hücrede İletkenlik Yardımıyla Belirlenmesi Tülin Avcı 1, Mehmet Sait İzgi 2, Ömer Şahin Determining Diffusion Coefficient of Lithium Metaborate Dihydrate in Diaphragm Cells with Using Conductivity Tülin Avcı 1, Mehmet Sait İzgi 2, Ömer Şahin Yüksek Enerjili İyonlaştırıcı Radyasyon Dedeksiyonunda Kullanılmak Üzere Polimer Esaslı Sintilatör Üretimi Uğur Adnan Sevil 1, Ali Alaçakır Production of Polymer Scintillator For Use in High-Energy Ionizing Radiation Dedection Uğur Adnan Sevil 1, Ali Alaçakır Kimya ve Kimya Mühendisliği Eğitiminde İş Sağlığı ve Güvenliği Veli Deniz Health and Safety Courses in Chemistry and Chemical Engineering Education Veli Deniz Peptidlerde Deamidasyon Tepkimesinin Modellenmesi Viktorya Aviyente, İlke Uğur, Berna Doğan Sequence Dependence of Deamidation of Asparagine Residues Viktorya Aviyente, İlke Uğur, Berna Doğan Polimerin Akıllısı Bu Olsa Gerek: Sentez, Karakterizasyon ve Uygulama Çalışmaları... 79

15 Vural Bütün This Must Be the Smartest of the Polymers: Synthesis, Characterization and Application Studies Vural Bütün Spin Halleri ve Dönüşüm İhtimalleri, Çok Referanslı (MCSCF) Kuantum Kimyasal Çalışmalar Yavuz Dede Spin States and Intersystem Crossing Probabilities, Multi Configurational (MCSCF) Quantum Chemical Studies Yavuz Dede Çeşitli Polimerik Hidrojellerin Hazırlanması ve Doku Mühendisliğinde Kullanımı Ayşe Z. Aroğuz 1, K. Baysal 2,3, Z. Adıgüzel 2, B.M. Baysal 2, Nano Aygıtlarda Kullanılmak Üzere Blok Kopolimerik Nano Desenlerin Hazırlanması Betül Ertekin 1,2, Leyla Gürfidan 1,4, Sumeyra Buyukcelebi 1,4, Merve Ozturk 1,4, Gulsin Arslan 1,4, Mahmut Kuş 1,3, Mustafa Ersöz 1, Polihekzil Tiyofen, Polioktil Tiyofen Polimerlerinin PCBM ile Karışım Oranının Organik Güneş Pillerinin Fotovoltaik Parametrelerine Etkisi Elif Alturk Parlak Suda-Çözünebilen Poli (metakrilat-alt-sitrakonik anhidrit )/Poli (etilen imin) Polimerlerinin Sentezi, Karakterizasyonu ve Patojen Bakteri Hücresi İle Etkileşiminin in vitro İncelenmesi Elif Uzluk, Muzaffer Talu Kendi Kendini Onarabilen Hidrojellerin Tasarımı Oğuz Okay Biyokömürün Gazlaştırılması Uğur Özveren 1, Sibel Özdoğan T-History Yöntemi ile Mikrokapsüllenmiş Faz Değiştiren Maddelerin Gizli Isı Depolama Kapasitelerinin Belirlenmesi Yeliz Konuklu 1, Halime Ö. Paksoy Kolloidal Kuantum Nokta Yapıların Polimer-Hibrit Işık Veren Diyotlarda Uygulamaları... 90

16 Mahmut Kuş 1,2, Nurhan Mehmet Varal 1,2, Faruk Özel 1,2, Mustafa Ersöz 1, BF 2-Azadipyrromethenes: Probing the Excited-State Dynamics of a NIR Fluorophore and Photodynamic Therapy Agent Pınar Batat [1], Martine Cantuel [2], Gediminas Jonusauskas [3], Luca Scarpantonio [2], Nathan D. McClenaghan [2], Aniello Palma [4], Donal F. O'Shea [4] Polyethylene Gate Dielectric for Low Operating Voltage Organic Field Effect Transistors Yasin Kanbur 1,2, Mihai Irimia-Vladu 3,4, Eric D. Głowacki 2, Gundula Voss 4, Melanie Baumgartner 3, Gunther Schwabegger 5, Lucia Leonat 6, Mujeeb Ullah 5, Hizir Sarica 7, Sule Erten-Ela 7, Reinhard Schwodiauer 3, Helmut Sitter 5,Zuhal Kucukyavuz 8, Siegfried Bauer 3, Niyazi Serdar Sarıçiftçi Photochemistry of Iron (III) Lactate Complex in Aqueous Solution I.P. Pozdnyakov 1*, V.A. Salomatova 1, E.M. Glebov 1, V.P. Grivin 1, V.F. Plyusnin 1, N. Tkachenko 2, H. Lemmetyinen Modelling of Linear Reactions in Inhomogeneous Catalytic Systems Paulius Miškinis Influence of Multiwalled Carbon Nanotubes on the Morphology, Thermal and Electrical Properties of PAN/PVP Blends Salem M. Aqeel 1, Zuhal Küçükyavuz Asimetrik Alternatif Akım ile Polarizasyon Esnasında Bizmutun Hidroklorik Asitin Sulu Çözeltilerinde Çözünmesinin İncelenmesi A.B.Bayeşov, B.S.Abjalov, R.S.Abjalov Investigation of Dissolution of Bismuth in Aqueous Solution of Hydrochloric Acid During the Polarization with Asymmetric Alte rnating Current A.B.Bayeşov, B.S.Abjalov, R.S.Abjalov Karaçam (Pinus nigra) Kabuğu ve Kozalağının Adsorpsiyon Özelliklerinin Spektrofotometrik Ölçümü Ahmet Şahan 1, Özlem Ardıç Şahan 1, Cengiz Soykan Spectrophotometric Measurement of Adsorption Properties of Pinus Nigra Ahmet Şahan 1, Özlem Ardıç Şahan 1, Cengiz Soykan Maleik Asit ve Krotonik Asit ile Nişastanın Graft Kopolimerlerin Sentezi, Şişme ve İyon Tutma Davranışlarının İncelenmesi

17 Ahmet Şahan 1, Özlem Ardıç Şahan 1, Cengiz Soykan Synthesis, Swelling Behavior and Adsorption Properties of Graft Copolymers of Starch with Maleic Acid and Crotonic Acid Ahmet Şahan 1, Özlem Ardıç Şahan 1, Cengiz Soykan Bis (fenilimin) Schiff Bazı Metal Komplekslerinin Kimyasal Reaktivite İndisleri Arzu Hatipoğlu, Didem Kavruk, Zekiye Çınar Chemical Reactivity Indices for the Metal Complexes of Bis (phenylimine) Schiff Bases Arzu Hatipoğlu, Didem Kavruk, Zekiye Çınar Elektrospin Yöntemi ile Siklodekstrin İnklüzyon Kompleks Nanolifleri Aslı Çelebioğlu ve Tamer Uyar * Cyclodextrin Inclusion Complex Nanofibers via Electrospinning Aslı Çelebioğlu and Tamer Uyar * Sodyum Akrilat Esaslı Hidrojel ve Kriyojellerin Sentezi ve Karakterizasyonu Ayça Bal, 2 Bengi Özkahraman, 1 Mehmet Koray Gök, 1 Işıl Acar Synthesis and Characterization of Sodium Acrylate-Based Hydrogel and Cryogels Ayça Bal, 2 Bengi Özkahraman, 1 Mehmet Koray Gök, 1 Işıl Acar Doğal Hidroksi Apatit [Ca 5 (PO 4 ) 3 (OH )] ile Sulu Çözeltilerden Sr (II) İyonlarının Gideriminin İncelenmesi Aysun Bulut 1, Sabriye Yuşan 1, Şule Aytaş Investigation on Adsorptive Removal of Sr (II) Ions by Natural Hydroxyapatite[Ca 5 (PO 4 ) 3 (OH )] from Aqueous Solutions Aysun Bulut 1, Sabriye Yuşan 1, Şule Aytaş Statik Işık Saçınım Tekniği ile Poliakrilamid Jellerinde İnhomojenitenin İncelenmesi Bahadır Uğur Altun, Oğuz Okay

18 Effect Of the Cross-Linker Reactivity on the Formation of Inhomogeneities in Poly (acrylamide) (PAAM) Gels Bahadır Uğur Altun, Oğuz Okay Biyobozunur Polyesterlerin Mekanik ve/veya Hidrofilik Özelliklerinin İyileştirilmesi Baki Hazer, Zeynep Akkirman Enhanced Mechanical and/or Hydrophilic Properties of Some Biodegradable Polyesters Baki Hazer, Zeynep Akkirman Sıcaklığa Duyarlı N-Vinilkaprolaktam Mikrojellerinin Sentezi ve Karakterizasyonu Bengi Özkahraman 1, Işıl Acar 2, Mehmet Koray Gök 2, Gamze Güçlü Synthesis and Characterizaton of Thermosensitive Poly (N-Vinyl Caprolactam) Microgels Bengi Özkahraman 1, Işıl Acar 2, Mehmet Koray Gök 2, Gamze Güçlü Kaolinitin 2-Amino Pridin ile Modifikasyonu ve Karakterizasyonu Berna Koçer, Yasemin Turhan, Mahir Alkan, Mehmet Doğan Characterization and Modification of Kaolinitine with 2-Amino Pyridine Berna Koçer, Yasemin Turhan, Mahir Alkan, Mehmet Doğan Atom Transfer Radikal Polimerizasyon (ATRP) Yöntemi Kullanılarak Makrobaşlatıcı ve Blok Kopolimer Sentezi Betül Ertekin 1,2, Leyla Gürfidan 1,3, Sümeyra Büyükçelebi 1,3, Mahmut Kuş 1,4, Mustafa Ersöz 1, Synthesis of Macroinitiator and Block Copolymer with Using Atom Transfer Radical Polymerization (ATRP) Method Betül Ertekin 1,2, Leyla Gürfidan 1,3, Sümeyra Büyükçelebi 1,3, Mahmut Kuş 1,4, Mustafa Ersöz 1, Hemoglobin Saflaştırılması ve Süpermakrogözenekli Hidrojeller Birten Çakmaklı 1, Handan Yavuz 2, Baki Hazer

19 Emine Turan 1, Hümeyra Karul 1, Ece Muraçal 1, Hemoglobin Purification and Supermacroporous Hydrophobic Hydrogels Birten Çakmaklı 1, Handan Yavuz 2, Baki Hazer Emine Turan 1, Hümeyra Karul 1, Ece Muraçal 1, Cu-Al-Ni Şekil Hafızalı Alaşımında Oksitlenme Mekanizmasının İncelenmesi Canan Aksu Canbay 1, Ömer Kaygılı 1, Fahrettin Yakuphanoğlu The Investigation of Oxidation Mechanism in Cu-Al-Ni Shape Memory Alloy Canan Aksu Canbay 1, Ömer Kaygılı 1, Fahrettin Yakuphanoğlu PMEMA Mikrojellerinin Emülsiyon Polimerizasyonu ile Sentezi ve Karakterizasyonu Cansel Tuncer, Yasemin Samav, Duygu Erkmen, Vural Bütün PMEMA Microgels via Emulsion Polymerization: Synthesis and Characterization Studies Cansel Tuncer, Yasemin Samav, Duygu Erkmen, Vural Bütün Lutesyum Ftalosiyanin Tabanlı Elektrokimyasal Aygıtlar Ceyda Bozoğlu 1, Ali Erdoğmuş 2, Atıf Koca Lutetium Phthalocyanine-Based Electrochemical Devices Ceyda Bozoğlu 1, Ali Erdoğmuş 2, Atıf Koca Karboksilik Asitlerin Substitue Grup Sayısının TiO 2 nin Yüzey Modifikasyonuna Etkisinin Deneysel Olarak İncelenmesi Çağdaş Büyükpınar 1, Dila Metinyurt 1, Nevim San Effect of Functional Group Quantity of Carboxylic Acids on Surface Modification of TiO 2, an Experimental Analysis Çağdaş Büyükpınar 1, Dila Metinyurt 1, Nevim San AB, ABC Tipi Yüzey-Aktif Suda Çözünebilir Polimerlerin Sentezi ve Metal Nanopartikül Sentezinde Kullanımları

20 Gökhan Koçak 1, Damla Ülker 2 Şerife Betül Baker 1, Vural Bütün Synthesis of AB, ABC Type, Surface-Active Water Soluble Polymers and Their Usage in the Synthesis of Metalic Nanoparticle Gökhan Koçak 1, Damla Ülker 2 Şerife Betül Baker 1, Vural Bütün ,0 M HCl Çözeltisindeki Yumuşak Çeliğe Korozyon İnhibitörü Olarak Azür C nin Adsorpsiyonunun Elektrokimyasal Yöntemlerle İnc elenmesi Demet Özkır 1, Kadriye Kayakırılmaz The Investigation of the Adsorption of Azure C as a Corrosion Inhibitor on Mild Steel in 1.0 M HCl Solution with Electrochemical Methods Demet Özkır 1, Kadriye Kayakırılmaz Asidik Ortamda Yumuşak Çeliğin Elektrokimyasal Davranışına Azür B nin Zamana Bağlı İnhibisyon Etkilerinin İncelenmesi Demet Özkır 1, Kadriye Kayakırılmaz 1, Emel Bayol The Investigation of the Inhibition Effects of Azure B on Electrochemical Behaviour of Mild Steel in Different Immersion Times in Acidic Medium Demet Özkır 1, Kadriye Kayakırılmaz 1, Emel Bayol Hidrofobik Kürecikler Üzerine Lignin Peroksidazın İmmobilizasyonu ve Enzim Aktivite Tayini Deniz Burçak Borucu, Ender Köse, Turgay Tay Lignin Peroxidase Immobilization onto Hydrophobic Beads and Investigation Enzyme Activity Deniz Burçak Borucu, Ender Köse, Turgay Tay Monoftalosiyanin Komplekslerinin Elektrokromik Özelliklerinin İncelenmesi Duygu Arıcan 1, Ali Erdoğmuş 2, Atıf Koca Investigation of Electrochromic Properties of Monophthalociyanine Complexes Duygu Arıcan 1, Ali Erdoğmuş 2, Atıf Koca Sıvı Kristal Yan Zincirli Poli (Hidrojen Siloksan) Polimerlerinin Sentezi ve Karakterizasyonu E. Hilal Mert 1, Hale Ocak 2, Burcu Kekevi 2,3, Dilek Güzeller 2, Elif Berber 1, Belkiz Bilgin-Eran 2, Hüseyin Yıldırım 1,

21 Synthesize and Characterisation of Poly (Hydrogen Siloxane) Based Side Chain Liquid Crystal Polymers E. Hilal Mert 1, Hale Ocak 2, Burcu Kekevi 2,3, Dilek Güzeller 2, Elif Berber 1, Belkız Bilgin-Eran 2, Hüseyin Yıldırım 1, Emülsiyon Kalıplama Yöntemi İle Magnetik PoliHIPE Polimerlerinin Sentezi ve Karakterizasyonu E. Hilal Mert 1, Hüseyin Yıldırım 1,2, Ahmet Talha Üzümcü 1,3, Hüseyin Kavas [4] Liu, J.F., Zhao, Z.S., Jiang, G.B. Environ Sci Technol, 42, 6949, Synthesize and Characterisation of Magnetic PolyHIPEs via Emulsion Templating E. Hilal Mert 1, Hüseyin Yıldırım 1,2, Ahmet Talha Üzümcü 1,3, Hüseyin Kavas [4] Liu, J.F., Zhao, Z.S., Jiang, G.B. Environ Sci Technol, 42, 6949, SNS ve Benzotriazol Birimleri İçeren Yeni Bir İletken Polimer Sentezi ve Elektrokromik Uygulamaları Eda Rende 1, Yasemin Udum 2, Levent Toppare 1,,3, Synthesis and Application of a Novel Conducting Polymer Containing both Benzotriazole and SNS Units for Electrochromic Applications Eda Rende 1, Yasemin Udum 2, Levent Toppare 1,,3, ,3-Dihidro-1H-İnden-5-İloksi Beta Sübstitüe Ftalosiyanin Bileşiklerinin Elektrokimyasal Özellikleri Efe Baturhan Orman, Ali Rıza Özkaya Electrochemical Properties of 2,3-Dihydro-1H-Inden-5-Yloxy Beta-substituted Phthalocyanine Compounds Efe Baturhan Orman, Ali Rıza Özkaya Tiyol-Ene Kenetlenme Reaksiyonu ile Tarak Tipi Amfifilik Elastomer Sentezi Elif Keleş 1, Baki Hazer Synthesis of Comb-Type Novel Amphiphilic Graft Copolymers via Thiol-Ene Click Reactions Elif Keleş 1, Baki Hazer Farklı Metakrilat Grupları İçeren Poliakrilonitril Kopolimerlerinin Elektriksel Özellikleri Elif Vargün 1, Mehmet Sankır 2, Ali Usanmaz 3, Ufuk Abacı 4, H. Yüksel Güney

22 Electrical Properties of Polyacrylonitrile Copolymers Containing Different Methacrylate Groups Elif Vargün 1, Mehmet Sankır 2, Ali Usanmaz 3, Ufuk Abacı 4, H. Yüksel Güney İletken Nano-Parçacıkların OLED Performansına Etkileri Emine Tekin 1 *, Selin P. Mucur 2, Tülay Aslı Tumay Influences of Nano-Particles on the OLED Performances Emine Tekin 1 *, Selin P. Mucur 2, Tülay Aslı Tumay Poliakrilamid Hidrojellerinin Sentezi ve Karakterizasyonu Emine Yıldız, Oğuz Okay Synthesis and Characterization of Polyacrylamide Gels Emine Yıldız, Oğuz Okay Üçlü Bağ ve Piridin Yapısına Sahip Organik Katkılı Nikel Banyolarında Kaplanan Malzemelerin Korozyon Davranışları Esma Sezer, Belkıs Ustamehmetoğlu, Ramazan Katırcı Corrosion Behaviour of Nickel Electroplatings Obtained in the Presence of Triple Bonds and Pyridine Unit Containing Organic Additives Esma Sezer, Belkıs Ustamehmetoğlu, Ramazan Katırcı Elektroçekme Yöntemiyle Elde Edilen Biyoplastik Esaslı Dokumasız Nanolif Kumaşlardan Doxorubicine Salımı Esra Kılıç, Yağmur Tezcan, Nursel Pekel Bayramgil Doxorubicin Release from Bioplastics Based Nonwoven Nanofiber Fabrics Produced by Electrospinning Esra KILIÇ, Yağmur TEZCAN, Nursel PEKEL BAYRAMGİL İpek Fibroin Jellerinin Mekanik Özellikleri Fatih Ak, İlknur Karakütük, Oğuz Okay Mechanical Proporties of Silk Fibroin Gels Fatih Ak, İlknur Karakütük, Oğuz Okay

23 Siklodekstrin Fonksiyonlu Zein Nanoliflerinin Geliştirilmesi Fatma Kayacı, Tamer Uyar * Development of Cyclodextrin Functionalized Zein Nanofibers Fatma Kayaci, Tamer Uyar * P (Galaktometakrilat-co-stiren) Kopolimerlerinin Termal Bozunma Kinetiği Fehmi Saltan 1, Hakan Akat 1, Yeliz Yıldırım Thermal Degradation Kinetics of P (Galactomethacrylate-co-styrene) Copolymers Fehmi Saltan 1, Hakan Akat 1, Yeliz Yıldırım Anyonik/Katyonik Misel Karışımlarında Kendini-Onarabilen Hidrofobik Modifiye Hidrojellerin Sentezi Gizem Akay 1, Deniz Ceylan Tuncaboylu 1, Suzan Abdurrahmanoğlu 1, Nermin Orakdöğen 1, Wilhelm Oppermann 2, Oğuz Okay Hydrophobically Associated Self-Healing Hydrogels Formed in Anionic/Cationic Mixed Micelle Solutions Gizem Akay 1, Deniz Ceylan Tuncaboylu 1, Suzan Abdurrahmanoğlu 1, Nermin Orakdöğen 1, Wilhelm Oppermann 2, Oğuz Okay Selüloz Asetat Membranları Hazırlama Parametrelerinin Aktarım Özelliklerine Etkileri Gülsen Asman, Emine Akçay Effects of Preparation Parameters on the Permeation Characteristics of Cellulose Acetate Membranes Gülsen Asman, Emine Akçay Asimetrik Selüloz Asetat Membranlardan In-Vitro Koşullarda Teofilin Salımı Gülsen Asman, Emine Akçay Release of Theophylline from Assymetric Cellulose Acetate Membranes at in-vitro Conditions Gülsen Asman, Emine Akçay

24 N-Vinil Pirolidon-İtakonik Asit /Organo Kil Nanokompozit Hidrojelleri İle Sulu Çözeltilerden Brilliant Cresyl Blue Uzaklaştırılması Gülşah Çöle, Mehmet Koray Gök, Gamze Güçlü Removal of Brilliant Cresyl Blue from Aqueous Solutions with N-Vinyl-2-Pyrrolidone/Itaconic Acid/Organo Clay Nanocomposite Hydrogels Gülşah Çöle, Mehmet Koray Gök, Gamze Güçlü Ni-Ce Katalizörünün Sentezi, Karakterizasyonu ve H 2S Oksidasyon Reaksiyonundaki Katalitik Aktivitesinin İncelenmesi H.Mehmet Taşdemir 1, D.Dolunay Eslek Koyuncu 1, Nail Yaşyerli 1, Sena Yaşyerli Synthesis and Characterization of Ni-Ce Catalyst and Examination of the Catalytic Activity in the Reaction of H 2S Oxidation H.Mehmet Taşdemir 1, D.Dolunay Eslek Koyuncu 1, Nail Yaşyerli 1, Sena Yaşyerli Grafit Oksit Bazlı ε-kaprolaktonun nun Halka Açılma Polimerizasyonu Yöntemiyle Sentezi ve Karakterizasyonu Hakan Akat 1, Fehmi Saltan Synthesis and Characterization of Grafting on Graphite Oxide of ɛ-caprolactone via Ring Opening in situ Polymerizarion Method Hakan Akat 1, Fehmi Saltan Sodyum Bor Hidrürden Bakır Katalizörü Kullanılarak Hidrojen Gazı Elde Edilmesi Halil Durak 1, Mehmet Zahmakıran Acquiring Hyrogen Gas from Sodium Boron Hydride by Using Copper Catalyst Halil Durak 1, Mehmet Zahmakıran Sodyum Bor Hidrürden Demir Katalizörü Kullanılarak Hidrojen Gazı Elde Edilmesi Halil Durak 1, Mehmet Zahmakıran Acquiring Hyrogen Gas from Sodium Boron Hydride by Using Iron Catalyst Halil Durak 1, Mehmet Zahmakıran

25 Sodyum Bor Hidrürden Kobalt Katalizörü Kullanılarak Hidrojen Gazı Elde Edilmesi Halil Durak 1, Mehmet Zahmakıran Acquiring Hyrogen Gas from Sodium Boron Hydride by Using Cobalt Catalyst Halil Durak 1, Mehmet Zahmakıran Poli (maleik anhidrit-ard-akrilik asit) ve Poli (N-vinil pirolidon) Blend Sistemlerinin Dinamik Mekanik Özelliklerinin İncelenmesi Hatice Kaplan Can, Serap Kavlak, Ali Güner Investigation of Dynamical Mechanical Properties of Poly (maleic anhydride-alt-acrylic acid) and Poly (N-vinyl pyrrolidone) Blend System Hatice Kaplan Can, Serap Kavlak, Ali Güner Oksi-8-Metilkumarin-4-Asetik Asit İçeren Metalli Ftalosiyanin Bileşiklerinin Elektrokimyasal Davranışlarının İncelenmesi Hatice Kara, Ali Rıza Özkaya Investigation of Electrochemical Behaviors of Metallophthalocyanine Compounds Containing 7-Oxy-8-Methylcoumarin-4-Acetic Acid Hatice Kara, Ali Rıza Özkaya Fiziksel ve Kimyasal Çapraz Bağlı DNA Hidrojelleri Hüsniye Çakmak, Oğuz Okay Physically and Chemically Cross-Linked DNA Hydrogels Hüsniye Çakmak, Oğuz Okay Sıvı/Sıvı Arayüzeylerde Ftalosiyanin Katalizörlüğünde Oksijen İndirgenmesi İmren Hatay Patır Oxygen Reduction Catalyzed by Phtalocyanines at Liquid/Liquid Interfaces İmren Hatay Patır

26 Uçucu kül Üzerine Boya Adsorpsiyonunda Kimyasal ve Isıl İşlemlerin Etkisinin İncelenmesi Jülide Yener Investigation of Termal and Chemical Treatments Effects in Dye Adsorption On Fly Ash Jülide Yener Tek Duvarlı Karbon Nanotüpler (SWNT) Üzerinde Bovin Serum Albümin Adsorpsiyonuna ph ve Sıcaklığın Etkisi Kadriye Bozgeyik 1,Türkan Kopaç The Effect of ph and Temperature on the Adsorption of Bovine Serum Albumin onto Single Walled Carbon Nanotubes (SWNT ) Kadriye Bozgeyik 1,Türkan Kopaç Poli (1-vinil 1,2,4-triazol-ko-vinil fosforik asit) Hidrojelleri Kullanılarak Sulu Sistemlerden Kobalt ve Nikel İyonlarının Uzaklaştırılması Leyla Kurt, Nursel Pekel Bayramgil Cobalt and Nickel Ions Removal from Aqueous Systems using Poly (1-vinyl 1,2,4-triazole-co-vinylphosphonic acid) Hydrogels Leyla Kurt, Nursel Pekel Bayramgil Dikey İşlevselleştirilebilir Stirenik Kopolimerlerin Sentezi Mehmet Arslan, İdil İpek Yılmaz, Amitav Sanyal Synthesis of Orthogonally Functionalizable Styrenic Copolymers Mehmet Arslan, İdil İpek Yılmaz, Amitav Sanyal Nar Çekirdeğinden Elde Edilen Aktif Karbon Üzerine Sulu Ortamdan Metilen Mavisinin Adsorpsiyonunun Araştırılması Mehtap Temizkan 1, Murat Erdem 1, Selhan Karagöz 2, Turgay Tay The Investigation of Adsorption of Methylene Blue from Aqueous Solution on Activated Carbons Obtained from Pomegranate Mehtap Temizkan 1, Murat Erdem 1, Selhan Karagöz 2, Turgay Tay Hidrofobik Modifiye Poliakrilamid Jellerinde Hidrofobik Blok Uzunluğunun Reolojik ve Mekanik Özelliklere Etkisi

27 Melahat Şahin, Oğuz Okay Fotokatalitik Özellikli Yeni TiO 2/Polimerik Jel Kompozit Yapıların Üretimi ve Atık Suların Arıtımında Kullanılabilirliği Melek Tezcan, Hande Ekren, Hüseyin Çiçek Producing of New TiO 2/Polymeric Gel Composite Structure with Photocatalytic Property and Showing its Usability in Purification of Waste Water Melek Tezcan, Hande Ekren, Hüseyin Çiçek Bovin Serum Albumin ve Polietilen Glikol Arasındaki Etkileşimlerin Ses Hızı ve Yoğunluk Ölçümleri ile İncelenmesi Melike Şahin 1, Erol Ayrancı Investigation of Interactions Between Bovine Serum Albumin and Polyethylene Glycol by Measurements of Density and Ultrasound Speed Melike Şahin 1, Erol Ayrancı O-Fenilendiamin in Çelik Yüzeyinde Elektrokimyasal Sentezi ve Korozyona Karşı Davranışının İncelenmesi Meltem Düdükcü, Sevda İldan Özmen The Electrochemical Synthesis of o-phenylenediamine on the Steel Surface and Investigation of its Behaviour Against Corrosion Meltem Düdükcü, Sevda İldan Özmen Polietilenimin-Polivinilsülfonik Asit İnterpolimer Komplekslerinin Hazırlanması ve İlaç Salımında Kullanılması Merve Çetmeli, Nursel Pekel Bayramgil The Preparation of Polyethyleneimine-Polyvinylsulfonic Acid Interpolymer Complexes and Their Use in Drug Delivery Merve Çetmeli, Nursel Pekel Bayramgil N-Vinil Pirolidon / İtakonik Asit Kopolimeri Kullanılarak Sulu Çözeltilerden Cu (II) ve Pb (II) İyonlarının Yarışmalı Olarak Uzaklaştırılması Mümin Evren, Işıl Acar*, Gamze Güçlü Competitive Removal of Cu (II) and Pb (II) Ions from Aqueous Solutions by N-Vinyl Pyrrolidone / Itaconic Acid Copolymer Mümin Evren, Işıl Acar*, Gamze Güçlü

28 Calmagite in Bozunma Kinetiğinin Voltametrik ve Spektrofotometrik Yöntemlerle İncelenmesi Necati Menek, Ceren Uğurlar, Okan Uçarlı Voltammetric and Spectrophotometric Investıgations of Degradatıon Kınetics of Calmagite Necati Menek, Ceren Uğurlar, Okan Uçarlı Nikel ve Kobalt Dimetilglioksim Komplekslerinin Nitritin Ortamında Katalitik Reaksiyon Mekanizmalarının Voltametrik İncelenmesi Necati Menek, Okan Uçarlı, Ceren Uğurlar The Voltammetric Investigation of Catalytic Reaction Mechanisms of Nickel and Cobalt Dimethylglyoxime Complexes in Nitrite Me dia Necati Menek, Okan Uçarlı, Ceren Uğurlar Doğal Boyaların Ahşap Yüzeylere Adsorpsiyonu ve Desorpsiyonunun İncelenmesi Nihal Başıbüyük 1, Mehmet Yeniocak 2, Osman Göktaş 2, Mehmet Uğurlu 1* Investigation Adsorption and Desorption of Natural Dyes on Wood Surfaces Nihal Başıbüyük 1, Mehmet Yeniocak 2, Osman Göktaş 2, Mehmet Uğurlu 1* Yeni Bir Görünür Bölge Fotobaşlatıcısı Olarak Hidroksi Karbazol-Tiyokzanton un Sentezi ve Fotofiziksel Özelliklerinin İncelenmesi Nurcan Karaca 1, Nergis Arsu Thioxanthone-Hydroxy Carbazole as a New Visible Light Photoinitiator for Free Radical Polymerization Nurcan Karaca 1, Nergis Arsu Cu-Zn Alaşımının (Pirinç) Asit Ortamında Polarizasyonda Alternatif Akım Altındaki Elektrokimyasal Davranışı Nurdillayeva Raushan, Bayeshov Abduali and Zhylysbayeva Gulhan Electrochemical Behavior of Cu-Zn Alloy (Brass) in Acid Media at Polarization by Alternating Current Nurdillayeva Raushan, Bayeshov Abduali and Zhylysbayeva Gulhan

29 2-Okso-2-H-Kromen-7-il Metakrilat ve Benzil Metakrilat Monomerlerinin Sentezi ve Karakterizasyonu Nursel Ayaz 1, Kadir Demirelli Copolymer Synthesis and Characterization of Benzyl Methacrylate and 2-Oxo-2-H-Cromen-7-yl-Methacrylate Nursel Ayaz 1, Kadir Demirelli Benzil Metakrilat ve 2-Okso-2-H-Kromen-7-İl Metakrilat ın Kopolimer Sentezi ve Karakterizasyonu Nursel Ayaz 1, Kadir Demirelli 2, Feride Bezgin Copolymer Synthesis and Characterization of Benzyl Methacrylate and 2-Oxo-2-H-Cromen-7-yl-Methacrylate Nursel Ayaz 1, Kadir Demirelli 2, Feride Bezgin TiO 2/WO 3/AC Nanokompozit Materyali ile Tekstil Atık Suyunun Fotokatalitik Arıtılması Olgu Yılmaz, Aylin Ayyıldız, Mehmet Uğurlu *, M. Hamdi Karaoğlu Photocatalytic Treatment of Textile Waste Vater by Using TiO 2/WO 3/AC Nanocomposite Materials Olgu Yılmaz, Aylin Ayyıldız, Mehmet Uğurlu *, M. Hamdi Karaoğlu Cu-Bazlı Şekil Hafızalı Alaşımlarda Tavlama Sıcaklığının Dönüşüm Histerisizi Üzerine Etkisi Ömer Kaygılı 1, Canan Aksu Canbay 1, Zuhal Karagöz 2, The Effect of Annealing Temperature on Transformation Hysterisis in Cu- Based Shape Memory Alloy Ömer Kaygılı 1, Canan Aksu Canbay 1, Zuhal Karagöz 2, Au-Pd Bimetalik Nanoparçacıkları İçeren PP-g-PEG Kopolimerinin Fiziksel ve Kimyasal Özelliklerinin İncelenmesi Özlem A. Kalaycı 1, Baki Hazer The Investigation of Physical and Chemical Properties of Au-Pd Bimetallic Nanoparticle Embedded PP-g-PEG Copolymers Özlem A. Kalaycı 1, Baki Hazer DMA ve MMA Komonomerleri Varlığında PS Latekslerinin Sentezi ve P (S/DMA ) Lateksi Kullanılarak Kolloidal PS-Nanopartikül SiO 2 Kompozitlerin Hazırlanması

30 R. Bengü Karabacak 1, Murat Erdem 1, Hayrettin Türk Synthesis of PS Latexes with DMA and MMA Comonomers and Preparation of Colloidal PS-Nanoparticle SiO 2 Composites by Using of the P (S/DMA) Latex R. Bengü Karabacak 1, Murat Erdem 1, Hayrettin Türk DMA Fonksiyonelli PS Kolloidleri Kullanılarak PS/TiO Çekirdek/Kabuk Kompozitlerinin Hazırlanması R. Bengü Karabacak 1, Murat Erdem 1, Hayrettin Türk 1, Preparation of PS/TiO 2 Core/Shell Composites Using DMA Functionalized PS Colloids R. Bengü Karabacak 1, Murat Erdem 1, Hayrettin Türk 1, Asimetrik ve Hacimli Gruplarla Sübstitüe Edilmiş Ftalosiyanler Gerçekten Agregasyona Uğramazlarmı? Rabia Kobak 1, Adem Tekin Do the Asymmetrically Substituted Phthalocyanines with Bulky Groups Really Undergo Aggregation? Rabia Kobak 1, Adem Tekin Kolemanit Atıklarının Okzalik Asit Çözeltilerindeki Çözünme Kinetiğinin Araştırılması Salih Uğur Bayça 1, Feray Koçan 2, Yüksel Abalı The Investigation of Dissolution Kinetic of Colemanite Wastes in Oxalic Acid Solutions Salih Uğur Bayça 1, Feray Koçan 2, Yüksel Abalı Yeni Bir İletken Kopolimer: Biyosensör Uygulamalarında İmmobilizasyon Matris Özelliklerinin İncelenmesi Saniye Söylemez 1, Fulya Ekiz Kanık 2, Ayda Göyçek Nurioğlu 1, Levent Toppare 1,2,3, A Novel Conducting Copolymer: Investigation of Immobilization Matrix Properties in Biosensor Applications Saniye Söylemez 1, Fulya Ekiz Kanık 2, Ayda Göyçek Nurioğlu 1, Levent Toppare 1,2,3,

31 Sitrakonik Anhidrit, Stiren ve Vinilfosfonik Asit Terpolimerlerinin Sentezi ve Karakterizasyonu Serap Kavlak 1, Ali Güner 1, Zakir Rzayev The Synthesis and Characterization of Citraconic Anhydride, Styrene and Vinylphosphonic Acid Terpolymers Serap Kavlak 1, Ali Güner 1, Zakir Rzayev ,3-Dipollerinin Rodyum-Karbon Bağına Siklokatılma Tepkimesinin Modellenmesi Sesil Agopcan 1, İlke Uğur 1, Burcu Dedeoğlu 1, K. N. Houk 2, Viktorya Aviyente Cycloaddition Reactions of 1,3-dipoles to Rhodium-Carbon Bonds Sesil Agopcan 1, İlke Uğur 1, Burcu Dedeoğlu 1, K. N. Houk 2, Viktorya Aviyente Poliakrilik Asit ve Nano-HAp İçerikli Poliakrilik Asitin Mikrodalga Destekli Sentez Yöntemiyle Eldesi ve Karakterizasyonu Sevgi Sözügeçer, Gülce Şentürk, Nursel Pekel Bayramgil The Microwave-Assisted Synthesis of Nanohydroxyapatite Containing Poly (Acrylic Acid) and Characterization Sevgi Sözügeçer, Gülce Şentürk, Nursel Pekel Bayramgil Sülfametoksazol ün Misellerle ve Siklodekstrinlerle Çözündürülmesinin Araştırılması Sinem Göktürk, Elif Çalışkan, R.Yeşim Talman A Study on Solubilization of Sulfamethoxazole by Cyclodextrins and Micelles Sinem Göktürk, Elif Çalışkan, R.Yeşim Talman Trimethoprim in Anyonik Yüzey Aktif Maddelerle Etkileşiminin Fizikokimyasal Özelliklerinin İncelenmesi Sinem Göktürk 1, Sebahat Aslan 1, Physicochemical Properties of the Interactions of Trimethoprim with Anionic Surface Active Agents Sinem Göktürk, Sebahat Aslan Amfifilik Fenotiyazinler ve Anyonik Sodyum Dodesil Sülfat Miselleri Arasındaki Etkileşimlere Organik Çözücülerin Etkisinin Araştırılması Sinem Göktürk, Ümran Var

32 A Study on the Interactions of Amphiphilic Phenothiazines with Anionic Sodium Dodecyl Sulfate Micelles in the Presence of Organic Solvents Sinem Göktürk, Ümran Var Linoleik Asit Bakır (II ) α-tokoferol Sisteminde Kuersetinin Antioksidan Etkisi Temelkan Bakır 1, İnci Sönmezoğlu 1, Filiz İmer 1, Reşat Apak Antioxidant Protective Effect of Quercetin on the Lipid Peroxidation Induced by Copper (II) / -Tocopherol System Temelkan Bakır 1, İnci Sönmezoğlu 1, Filiz İmer 1, Reşat Apak İlaç Taşıyıcı Sistemlerde Kullanılabilecek ph ve Sıcaklığa Duyarlı Hidrojellerin Sentezi ve Karakterizasyonu Tuba Başkan 1, Deniz Ceylan Tuncaboylu 1, Oğuz Okay 1, Gülaçtı Topçu Synthesis and Characterization Thermo- and ph- Sensitive Hydrogels for Drug Delivery Tuba Başkan 1, Oğuz Okay 1, Gülaçtı Topçu 2, Deniz Ceylan Tuncaboylu Fenolik Bileşiklerin Oksidasyonu için Demirtetrafenilporfirin İçeren Polimerik Kürecik Sentezi Tuğçe Günay, Tuğçe Şener, Yasemin Çimen, Turgay Tay Synthesıs Of Polymerıc Spheres Contaınıng Iron Tetraphenyl Porphyrın for Oxıdatıon of Phenolıc Compounds Tuğçe Günay, Tuğçe Şener, Yasemin Çimen, Turgay Tay Titanyum Dioksit Katmanının PCDTBT:PCBM Güneş Pillerinin Verim ve Kararlılığına Etkisinin İncelenmesi Tülay Aslı Tumay 1, Elif Parlak 1, Nesrin Töre 2, Pelin Aydoğan The Effect of Titanium Dioxide Layer on Efficiency and Stability of PCDTBT:PCBM Solar Cells Tülay Aslı Tumay 1, Elif Parlak 1, Nesrin Töre 2, Pelin Aydoğan Maleik Anhidrit ve Glisidil Metakrilat Fonksiyonel Grupları İçeren Terpolimerlerin Alçak Yoğunluklu Polietilen (AYPE) - Odun Tozu Kompozitlerinde Uyumlaştırıcı Olarak Karşılaştırılması Yasemin Altun 1, Mehmet Doğan 2, Erdal Bayramlı 1, Comparative Study of Maleated and Glycidyl Methacrylate Functionalized Terpolymers as Compatibilizers for LDPE-Wood Flour Composites Yasemin Altun 1, Mehmet Doğan 2, Erdal Bayramlı 1,

33 Uleksitin Hidroklorik Asit Çözeltilerinde Çözünürlüğü Yaşar Genel 1, Halil Durak 1, Fahriye İnce 1, Salih Genel Dissolution of Ulexite in Hydrochloric Acid Solution Yaşar Genel 1, Halil Durak 1, Fahriye İnce 1, Salih Genel Benzoksazin / Gama-Siklodekstrin İnklüzyon Kompleksinin Hazırlanması ve Tavlama Çalışmaları Yelda Ertaş ve Tamer Uyar* Inclusion Complex Formation of Benzoxazine with Gamma-Cyclodextrin and Curing Studies Yelda Ertaş and Tamer Uyar* Karbaril Biyosensöründe Gluteraldehitin Elektrokimyasal Davranışlarının İncelenmesi Yeliz İpek 1, Atıf Koca Investigation on Electrochemical Activities of Glutaraldehyde for Carbaryl Biosensor Yeliz İpek 1, Atıf Koca Bazı Poliaromatik Hidrokarbonlar ve Porfirinler Arasındaki Etkileşimlerin Fotofiziksel Yöntemlerle İncelenmesi Zeliha Gamze Alp 1, Nursel Acar Investigation of the Interactions Between Selected Polyaromatic Hydrocarbons and Porphyrins by Photophysical Methods Zeliha Gamze Alp *, Nursel Acar Nar Kabuğundan Sentezlenen Aktif Kömür Yüzeyinde Metil Viyoletin Adsorpsiyonu Zeliha Gamze Alp, Yasemin Turhan, Mehmet Doğan, Mahir Alkan, Aydın Türkyılmaz Adsorption of Methyl Violet on Activated Carbon Surface From Pomegranate Peel Zeliha Gamze Alp, Yasemin Turhan, Mehmet Doğan, Mahir Alkan, Aydın Türkyılmaz Elektrospin Yöntemi ile Üretilen α-tokoferol (Vitamin E ):β-siklodekstrin Inklüzyon Kompleksi İçeren Polikaprolakton Nanoliflerinin Kontrollü Salımı, Antioksidan Aktivitesi ve Işık Dayanımı

34 Zeynep Aytaç, Tamer Uyar* Controlled Release, Antioxidant Activity and Photostability of α-tocopherol (Vitamin E ):β-cd Inclusion Complex Encapsulated in Polycaprolactone (PCL) Nanofibers Produced by Electrospinning Zeynep Aytaç, Tamer Uyar* Alkil Türevli İletken Polimerlerin Sentezi, Karakterizasyonu ve Elektrokromik Özelliklerinin İncelenmesi Zeynep Bicil, Cemil Gültekin, Pınar Çamurlu Synthesis and Characterization of Alkyl-Derivatized Conducting Polymers and Investigations Their of Electrochromic Properties Zeynep Bicil, Cemil Gültekin, Pınar Çamurlu İpek Fibroin Jellerinin Kuvvet Altında Sertleşmesi Zeynep Öztoprak, İlknur Karakütük, Oğuz Okay Strain Hardening Behavior of Silk Fibroin Hydrogels Zeynep Öztoprak, İlknur Karakütük, Oğuz Okay Türk Dünyasının Kültür Merkezi Olan Türkistan Şehrinin Ekolojik Problemlerinin Azaltma Çalışmaları Abdilda Meyrbekov Yüzeyde Başlatılan RAFT Polimerizasyonuyla ph Duyarlı Polimer Fırçaların Sentez ve Karakterizasyonu Adem Zengin, Tuncer Çaykara Katalitik Zincir Transfer Polimerizasyonu (CCTP) ve Klik Kimyasıyla Biyofonksiyonel Yüzey Tasarımı Adem Zengin, Tuncer Çaykara Kuş Gübresinden Yararlanmanın Rasyonel Yöntemi Akbasova Amankul, Sainova Gauhar, Özler Mehmet Ali*, Sunakbayeva Dilara, Deniz Suyunun Ters Osmoz Tekniği İle Tekstil Endüstrisinde Kullanımı Aslıhan Delituna

35 Metil Mavinin Modifiye Biyoatık Üzerinde Adsorpsiyonunun İncelenmesi Ayşe Z Aroğuz, Selcan Karakuş Bioadsorbent ile Malahit Yeşil Boyar Maddesinin Uzaklaştırılması, Kinetik ve Termodinamiğinin İncelenmesi Ayşe Z. Aroğuz, Yasemin Kişmir N,N-Dimetil-N-2-Propenil-2-Propen-1-Aminyum Klorür - 2-Propenamide Kopolimerinin Parlak Nikel Kaplama Üzerindeki Etkileri Belkıs Ustamehmetoğlu, Esma Sezer, Ramazan Katırcı DAD Tipi Polimerlerle Kolesterol Biyosensörü: Hekziltiyofen ve Pirol Donör, Benzotriazol Akseptör Grupl u Polimerlerde Kolesterol Oksidaz Tutuklaması Duygu Kaptan 1, Ayşe Elif Böyükbayram 1, Eda Rende 2, Levent Toppare 2,3, Kolesterol Baskılanmış Manyetik Nanopartiküller Ertan Yildirim 1, Adem Zengin 1, Uğur Tamer 2, Tuncer Çaykara Elektroaktif Titanil Merkezli Ftalosiyanin Komplekslerinin Elektrokimyasal ve In-Situ Spektroelektrokimyasal Karakterizasyonu ve Elektrokimyasal Uygulama Alanları Faruk Demir *, Atıf Koca *, İyonik Sıvılar ile Na-Montmorillonitin Modifikasyonu ve Termal Özelliklerinin Karşılaştırılması Gülay Baysal 1, Haluk Aydın Akrilik Asidin Sulu Çözeltisinden Reaktif Ekstraksiyonun İncelenmesi Hasan Uslu 1, Amaç Fatih Tuyun Kitin Türevlerinin Sentezi ve Fizikokimyasal Karakterizasyonu İlhan Uzun p (AAm-co-HEMA) Hidrojelleri ile Atık Sulardan Ağır Metal Giderimi Serkan Emik Tunceli Pülümür den İzole Edilen Beyaz Çürükçül Mantar (Pleurotus eryngii) Tutuklanmış Amberlite XAD-4 Reçinesi ile Bisfenol A (BPA) Biyosorpsiyonu

36 Vahap Yönten 1, Muharrem İnce 2, Numan Yıldırım 3, Mehtap Tanyol One Step Two - Electron Transfer Reaction of Ternary Chromium (III) Complex involving Carbidopa and Uridine with N-Bromosuccinimide A. Abdel- Khalek* a and Mahmoud M. Abdel- Hafeez b The Sorption of Non-Ferrous Metal Ions by Carboxylic Cationites Alaaddin Abbasov, Fizza Mehmetova Nitgoren Derivatives of Alkenylamber Acids (AAA) as Components of Preservated Liquids G.F.Mamedova, M.A.Mamedyarov, V.M.Abbasov, F.K.Aliyeva Effect of Bimetallic Promoters on DPCH Catalyst Support- A TPR/TPD and Catalytic Study Nurgün Beşün, Muhammet Korkmaz, Volkan Barış Yazımcı Electrical and Mechanical Properties of Polypropylene/Fullerene Composites Yasin Kanbur 1, Zuhal Küçükyavuz

37 Çağrılı Konuşmacılar Invited Lectures

38 Yeni Heterosiklik Bilesiklerin Tasarımı ve Sentezi: Açil Azidler ve Aminoalkinlerin Metal Katalizörlerle Siklizasyonu Metin Balcı Kimya Bölümü, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara, Türkiye Pirol, indol ve benzoazepinler doğal ürünlerin önemli bir kısmını içermekle birlikte geniş bir yelpazede biyolojik aktivite göstermektedirler. Hedefimiz bu iskelet yapısına sahip bileşikleri, aromatik (benzen, pirol, piridin, pirol, tiyofen, furan) bisaçil azidlerin Curtius düzenlenmesi sonucu oluşan bisizosiyanatların intramoleküler siklizasyonu ile sentezlemektir. Diizosiyanatların sentezlenemediği durumlarda, aşağıdaki şemada gösterildiği gibi, ilgili monoizosiyanatlar başlangıç bileşikleri olara k kullanıldı. Bu yöntemin benzen ve diğer heterosiklik aromatik bileşiklere bağlı diasitlere uygulanması sonucunda yeni bir dizi heterosiklik bileşiğin sentezi geliştirildi [1-7]. Katalizli sikloizomerizasyon reaksiyonları çok çeşitli heterosiklik ve karbosiklik bileşiklerin sentezine uygulanan ve ılımlı koşullarda gerçekleşen en önemli yöntemlerden biridir. Çalışmanın bu bölümünde, bu yöntemin uygulanması ile elde edilen pirol -kondenze yeni heterosiklik bileşiklerin sentezi üzerinde durulacaktır. KAYNAKLAR [1] Özcan, S., Şahin, E., Balcı, M. Tetrahedron Lett., 2007, 48, [2] Özcan, S., Balci, M. Tetrahedron, 2008, 64, [3] Koza, G., Özcan, S., Şahin, E., Balci, M. Tetrahedron, 2009, 65, [4] Dengiz, Ç., Özcan, S., Şahin, E., Balcı, M. Synthesis, 2010, [5] Deliömeroglu, M. K., Özcan, S.; Balci, M. Arkivoc, 2010, [6] Koza, G., Karahan, E., Balci, M. Helv. Chim. Acta, 2010, 93, [7] Özcan S, Çağatay D, Deliömeroğlu KM, Şahin E, Balci M. Tetrahedron Lett. 2011, 52,

39 Design and Synthesis of New Heterocyclic Compounds: Acyl Azides and Metal -Catalyzed Cyclization of Aminoalkynes Metin Balcı Department of Chemistry, Middle East Technical University, Ankara, Turkey Pyrroles, indoles, benzoazepines represent an important class of naturally occurring compounds that display a wide range of biological activities. Our plan for the construction of the desired heterocyclic ring systems involved an intramolecular cyclization reaction of the aromatic (benzene, furan, pyrrole, pyridine, thiophene furan etc.) diisocyanates, which can be generated by Curtius reaction of the corresponding diazides. In cases, where the synthesis of diisocyanates was filed, the corresoonding monoisocyanates were used as shown below. Application of this methodology to various diacids attached to benzene or heteroaromatic systems opened up an entry to the synthesis of various new heterocycles with new skeletone [1-7]. Catalyzed cycloisomerization reactions have also emerged as a powerful methods to construct a diverse array of hetero- and carbocyclic motifs under generally mild conditions using straightforward procedures. In this part we describe the synthesis of varios pyrrole -condenzed new heterocyclic compounds. REFERENCES [1] Özcan, S., Şahin, E., Balcı, M. Tetrahedron Lett., 2007, 48, [2] Özcan, S., Balci, M. Tetrahedron, 2008, 64, [3] Koza, G., Özcan, S., Şahin, E., Balci, M. Tetrahedron, 2009, 65, [4] Dengiz, Ç., Özcan, S., Şahin, E., Balcı, M. Synthesis, 2010, [5] Deliömeroglu, M. K., Özcan, S.; Balci, M. Arkivoc, 2010, [6] Koza, G., Karahan, E., Balci, M. Helv. Chim. Acta, 2010, 93, [7] Özcan S, Çağatay D, Deliömeroğlu KM, Şahin E, Balci M. Tetrahedron Lett. 2011, 52,

40 Amin Boranlardan Hidrojen Üretimini Katalizleyen Geçiş Metal Nanokümeleri Saim Özkâr Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Kimya Bölümü, Ankara Geleceğin hidrojen depolama malzemesi olarak değerlendirilen bor bileşikleri ile ilgili en önemli uygulama sorunu, yakıt hücreleri için gerekli olan hidrojenin hızlı ve kontrollü üretimidir. Bor bileşiklerinden hidrojen üretimi, katalitik solvoliz veya dehidrojenlenme ile gerçekleştirilebilir. Uygulamadaki kolaylığı nedeniyle, bu tepkimelerde heterojen katalizörler yeğlenmektedir. Ancak heterojen katalizörün etkinliği, yüzey alanı ile sınırlıdır. Çünkü metal atomlarının çok küçük bir kısmı yüzeydedir ve tep ken molekülleri ancak bunlara ulaşılabilir. Yüzey alanını artırmanın etkin bir yolu, belirli boyutta metal nanokümelerinin katalizör olarak kullanılmasıdır. Bu konuşmada, etkinliği yüksek ve uzun ömürlü geçiş metal (0) nanokümelerinin bor bileşiklerinden hidrojen üretiminde katalizör olarak kullanımı anlatılacaktır. Uygun bir metal bileşiğinin anyonik veya polimerik kararlılaştırıcı eşliğinde indirgenmesi ile oluşturulan bir kaç nanometre boyutundaki geçiş metal (0) nanokümeleri, amin boranların hidrolizin de yüksek katalitik etkinlik göstermektedir. PVP ile kararlılaştırılmış, sırasıyla 2.4 ± 1.2 ve 3.2 ± 0.5 nm büyüklüğündeki Ru (0) ve Pd (0) nanokümeleri, amonyak boranın metanolizinde etkinliği yüksek katalizörlerdir. Amonyak boranın 25 ºC deki metanolizinden hidrojen üretiminde Ru (0) nanokümeleri 25 saatte çevrim sağlarken, Pd (0) nanokümeleri 27 saatte çevrim vermektedir. Oktanoat anyonu ile kararlılaştırılmış 1.9 ± 0.6 nm büyüklüğündeki Rh (0) nanokümeleri amonyak boranın dehidrojenlenmesinde yüksek etkinlik gösterirken, hekzanoat anyonu ile kararlılaştırılmış 2.1 ± 0.6 nm büyüklüğündeki Rh (0) nanokümeleri dimetilamin boranın dehidrojenlenmesini katalizlemektedir. Hidrojenfosfat anyonu ile kararlılaştırılmış 2.9 ± 0.9 nm büyüklüğündeki Ru (0) nanokümeleri dimetilamin boranın hidrolizinde oldukça yüksek etkinlik göstermektedir: Oda sıcaklığında sağladığı başlangıç çevrim frekansı 500 h -1 ve toplam çevrim sayısı ise dür. [Rh (cod )Cl] 2 bileşiğinin hidrazin boran ile indirgenmesinden elde edilen poliamino boranla kararlılaştırılmış yeni tür Rh (0) nanokümeleri amonyak boranın 25 ºC deki hidrolizinde bilinen en etkin katalizördür. Bor bileşiklerinden hidrojen üretimindeki katalitik etkinlik, nanokümeler zeolitin düzenli ve küçük gözenekleri içerisinde oluşturularak daha da artırılabilir. Zeolit Y nin 1.3 nm çapındaki gözeneklerinde geçiş metal iyonlarının indirgenmesi ile oluşturulan kobalt (0 ), nikel (0 ), rutenyum (0) ve rodyum (0) nanokümeleri, oda sıcaklığında amonyak boranın hidrolizinde çok etkin katalizörlerdir. Etkinliği yüksek, uzun ömürlü katalizör olarak geçiş metal (0) nanokümelerinin bor bileşiklerinin dehidrojenlenmesinde kullanılması, yakıt hücresi uygulamalarında güvenli, hızlı ve kontrollü hidrojen sağlanması için değerlendi rilmesi gereken bir seçenek olarak görülmektedir. 3

41 Transition Metal Nanoparticles as Catalyst in Hydrogen Generation from Amine Boranes Saim Özkâr Department of Chemistry, Middle East Technical University, Ankara, Turkey Boron based compounds have been considered as potential hydrogen storage materials, whereby the key issue is the controllable and fast generation of clean hydrogen for fuel cell applications. The hydrogen generation from such materials can be achieved by catalytic solvolysis or dehydrogenation. Heterogeneous catalysts are preferentially used in these reactions for practical applications. However, the catalytic activity in heterogeneous catalysis is restricted by surface area or, more specifically, by the fraction of catalytically active sites on the catalyst surface which are available for the substrate molecules. An efficient way of increasing the surface area is the use of nanoparticles with controllable size and size distribution. Here, it will be presented that the transition metal (0) nanoparticles can be employed as highly active and long-lived catalyst in hydrogen generation from the boron based hydrogen storage materials. Transition metal (0) nanoparticles were prepared from reduction of the respective prec ursor metal salt in the presence of anionic or polymeric stabilizer. All of the transition metal (0) nanoparticles prepared in narrow size range of a few nanometers show very high catalytic activity in hydrogen generation from the solvolysis of amine boranes at 25 C. PVP-stabilized Ru (0) and Pd (0) nanoclusters with an average particle size of 2.4 ± 1.2 and 3.2 ± 0.5 nm, respectively, are also highly active and long-lived catalyst in the methanolysis of ammonia borane. Ru (0) nanoclusters provide t urnovers over 25 h while Pd (0) nanoclusters provide turnovers over 27 h in hydrogen generation from the methanolysis of ammonia borane at 25 C. Rh (0) nanoclusters of 1.9 ± 0.6 or 2.1 ± 0.6 nm size stabilized by tert-butylammonium octanoate or dimethylammonium hexanoate are superb catalyst in dehydrogenation of ammonia-borane or dimethylamine borane at 25 C, respectively. Ru (0) nanoparticles of 2.9 ± 0.9 nm size stabilized by hydrogen phosphate anion are highly active catalyst in the generation of 3.0 equivalent hydrogen per dimethylamine borane through its hydrolysis providing an initial TOF value of 500 h -1 and exceptional catalytic lifetime (TTO = ) at 25 C. A new type of supported Rh (0) nanoparticles were prepared from the hydrazine bo rane reduction of [Rh (cod )Cl] 2 within the framework of a polyaminoborane support and found to be the most active supported catalyst in the hydrolysis of ammonia borane at 25 C. Further enhancement in catalytic activity of transition metal (0) nanoclusters in hydrogen generation from boron based compounds could be achieved by preparing them within the highly ordered void spaces of zeolite. Intrazeolite cobalt (0 ), nickel (0 ), ruthenium (0 ), and rhodium (0) nanoclusters, prepared from the reduction of transition metal ions within the 1.3 nm size supercages of zeolite-y, are very active catalyst in hydrogen generation from the hydrolysis of ammonia-borane at room temperature. The use of transition metal (0) nanoclusters as highly active and long-lived catalyst in hydrogen generation provides a safe way of controllable and fast generation of clean hydrogen for fuel cell applications. 4

42 Türk Kimya Sanayi Timur Erk Türk kimya endüstrisi, ağırlıklı olarak petrokimya, sabun, deterjan, gübre, ilaç, boya-vernik, sentetik elyaf, soda gibi çeşitli kimyasal hammadde ve tüketim ürünlerinin üretiminin gerçekleştirildiği tesislerden oluşmaktadır. Sektörde faaliyet gösteren firmalar ölçek ve sermaye kaynakları açısından farklılı k göstermektedir. Sektörde faaliyet gösteren firmaların önemli bir kısmı küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluşmakla birlikte, büyük ölçekli firmalar ile çok uluslu şirketler de faaliyet göstermektedir. Türk kimya sanayinin 2011 yılı TÜİK verilerine göre ithalatı 37,7 milyar ABD doları iken ihracatı 13 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Bu da Türk Kimya Sanayinin hammadde ve teknoloji bakımından dışa bağımlı bir sektör olduğunu ve bu itibarla kimya sanayinde ithal ikamesi mahiyetinde yatırımlar yap ılmasının önümüzdeki yıllarda büyük önem taşıdığını göstermektedir. Kimya sanayi, lojistik önemi açısından çoğunlukla ülkenin kıyı bölgelerinde lokalize olmuştur. Petrol ve petrol ürünleri, deterjan, sabun, ilaç kimyasalları, boya gibi ürünleri üreten kimya firmalarının çoğu Marmara Bölgesinin üç büyük sanayi ili olan İstanbul, Kocaeli ve Sakarya da, Ege Bölgesinde İzmir de yerleşim gösterirken; gübre ve petrol ürünleri firmalarının çoğu Akdeniz Bölgesinde toplanmıştır. Ayrıca Akdeniz Bölgesinde ana ham maddelerden olan soda, bikromat gibi önemli üretim merkezleri de bulunmaktadır. Karadeniz Bölgesinde ise yine gübre fabrikaları göze çarpmaktadır. Yapılacak sunumda, 61.Hükümetin 2023 hedefleri olan dünya ekonomisinde 10.cu sıraya yükselmek, 500 milyar dolar ihracat yapılabilmesi için kimya sanayinin hangi büyüklüklere ulaşması konusu irdelenecektir. 5

43 Turkish Chemical Industry Timur Erk Turkish chemical industry, mainly in the petrochemical, soaps, detergents, fertilizers, pesticides, paint, varnish, synthetic fiber, such as soda ash is composed of a variety of chemical raw materials and consumer goods production plants was carried out. Companies operating in the sector in terms of scale and capital resources vary. An important part of the companies operating in the sector is composed of small and medium-sized enterprises, the large-scale companies and multinationals operating. According to data from TSI, the Turkish chemical industry imports 37.7 billion U.S. dollars in 2011, while exports amounted to U.S. $ 13 billion. This is dependent on the Turkish chemical industry, a sector in terms of raw materials and technology, and hence the nature of the chemical industry investment in import substitution conduct shows of great importance in the coming years. Chemical industry, in terms of the importance of logistics has been localized mainly in coastal areas of the country. Petroleum and petroleum products, detergents, soaps, pharmaceutical chemicals, chemical companies producing products such as paint most of the three major industrial city of Marmara, Istanbul, Kocaeli and Sakarya, Izmir, in the Aegean region showing settlements, fertilizer and petroleum products, many companies in the Mediterranean Region were collected. In addition, the main raw materials in the Mediterranean Region soda, bichromate such as the production centers. Fertilizer factories in the Black Sea region still outstanding. During presentation, which performance must show the chemical industry in order to catch 61.Govennement target s which are being 10th economy in the world and having an export $ 500 billion in 2023, will be discussed. 6

44 Bileşik Yarı İletkenlerin Atomik Boyut Kontrollü Elektrokimyasal Sentezi ve Karakterizasyonu Ümit Demir Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Bileşik yarı iletkenlerde optik, elektronik ve termoelektrik özellikler yarı iletken malzemenin boyutunun bir fonksiyonu olup nanoboyutdaki özellikleri kuantum sınırlamadan dolayı yığın özelliklerinden oldukça farklıdır [1]. Bu nedenle bileşik yarı iletken temelli malzemelerin boyut kontrollü sentez metotlarının geliştirilmesi için yapılan araştırma sayısı son yıllarda oldukça artmıştır. Bu metotlar arasında, ucuzluk, uygulanabilirlik ve kontrol edilebilirlik bakımından elektrokimyasal metotlar umut vadetmektedir. Ancak geleneksel elektrokimyasal metotlar ile sentezlenen malzemeler, günümüz teknolojisinin gereksinimlerini karşılayacak nitelikte görünmemektedir. Son zamanlarda grubumuz, çoğu bileşik yarı iletkenin yüksek kalitede ve istenilen boyutta sentezlenmesine olanak sağlayan yeni bir elektrokimyasal metot geliştirmiştir[2,3]. Geliştirilen elektrokimyasal metot bileşik yarı iletkeni oluşturan türlerin aynı çözeltiden eş zamanlı olarak potansiyel altı depozisyon (UPD) esasına dayanmaktadır. Bu metotta, bileşik yarı iletkeni oluşturan türlerden birisi kompleksleştirilerek diğer türler ile reaksiyona girip çökelek oluşturmaması sağlanır. Bileşiği oluşturan iki türün ortak UPD potansiyeli kullanılarak, çözelti ve potansiyel değiştirilmeden elektrot yüzeyinde atomlar halinde elektrokimyasal depozisyon yapılır. Oldukça basit ve etkili olan bu yöntem ile yüksek derecede kristal formda ve tercihli yönlenmiş, istenilen boyutlarda bileşik yarı iletkenler sentezle mek mümkün olmaktadır. Bu metot, PbS, PbTe, ZnS, CdS, CdTe, Bi 3Te 2, Sb 2Te 3 ve (Bi xsb 1-x ) 2Te 3 gibi ikili ve üçlü kalkojenit türü birçok bileşik yarı iletken sentezinde tarafımızdan başarılı bir şekilde uygulanmıştır [4-6]. Sentezlenen malzemeler, X-ışını kırınımı (XRD ), taramalı tünelleme mikroskop (STM ), atomik kuvvet mikroskop (AFM ), enerji d ağılımlı spektroskopi (EDS ), X-ışını fotoelektron spektroskopi (XPS ), UV-Görünür-NIR absorpsiyon spektroskopi ve Fourier transform infrared (FTIR) spektroskopi teknikleri ile karakterize edilmişlerdir. Atomik boyut kontrollü bileşik yarı iletkenlerin sentezlenmesine imkân veren bu yeni elektrokimyasal teknik, birkaç nanometre kalınlıkta ince filmlerin sentezlenmesinde, bazı çok kompleks sistemlerin bileşik yarı iletken malzeme ile nanometre kalınlıkta kaplanmasında [7,8], ve lithografik olarak oluşturulan kalıpların içerisine, istenilen boyutlarda ve bant enerji aralığına sahip malzemelerin elektrokimyasal olarak depozit edilmesinde kullanılmaya başlanmıştır [9]. KAYNAKLAR [1] Ronsencher, E., Fiore, A., Vinter, B., Berger, V. Bois, P., Nagle, J., Science 271, 168, [2] Öznülüer, T., Erdoğan, İ., Şişman, İ., Demir, Ü. Chem. Mater., 17, 935, [3] Alanyalıoğlu, M., Bayrakçeken, F., Demir, Ü. Electrochim. Acta 54 (26 ), 6554, [4] Öznülüer, T., Erdoğan, I., Demir, Ü. Langmuir 22 (9 ), 4415, [5] Şişman, İ., Alanyalıoğlu, M., Demir, Ü. J. Phys. Chem. C, 111 (6 ), 2670, [6] Erdoğan. İY., Demir Ü. Electrochim. Acta 56, 2385, (2011 ) [7] Zhu, W., Liu, X., Liu, H., Tong, D., Yang, J.,Peng, J. J. Am. Chem. Soc., 132 (36 ), 12619, [8] Gu, C., Xu, H., Park, M., Shannon, C. Langmuir 25, 410, [9] Nişancı, FB., Demir,Ü. Langmuir 28 (22 ), 8571,

45 Atomic Size-Controlled Electrochemical Synthesis and Characterization of Compound Semiconductors Ümit Demir Atatürk University Faculty of Sciences Department of Chemistry Optical, electronic, and thermoelectric properties of compound semiconductors are a function of the size of the nanostructured semiconductor and the bulk properties are quite different from the nano -scale properties due to quantum confinement effect [1]. Therefore, the number of research for the development of size-controlled synthesis methods of compound semiconductor-based materials has increased considerably in recent years. Among these methods, electrochemical techniques are promising in terms of feasibility, controllability and cheapness. Materials synthesized by conventional electroc hemical methods, however, do not seem to meet the requirements of today's technology. Our group has recently developed a new electrochemical method which allows the synthesis of high quality compound semiconductor materials with desired dimensions [2,3]. The developed electrochemical method is based on simultaneous underpotential deposition (UPD) of precursors that make up the compound semiconductors from the same solution. In this method, one of the species is converted to its complex form; therefore it does not react with the other species to form precipitate in the same solution. Electrochemical deposition is carried out at the electrode surface by atom - by-atom using the common UPD potential of both species without changing the solution and switching the deposition potentials. The practical and size-controlled synthesis method allows the synthesis of compound semiconducting materials with a preferentially oriented and highly crystalline form. This method has been successfully applied for the fabrication of many binary and ternary chalcogenides such as PbS, PbTe, ZnS, CdS, CdTe, Bi 3Te 2, Sb 2Te 3 and (Bi xsb 1-x ) 2Te 3 by our research group [4-6]. The synthesized materials were characterized by X-ray diffraction (XRD ), scanning tunneling microscopy (STM ), atomic force microscopy (AFM ), energy dispersive spectroscopy (EDS ), X-ray photoelectron spectroscopy (XPS ), and UV-Visible-NIR absorption spectroscopy, and Fourier transform infrared (FTIR) spectroscopy techniques. This new technique, that allows the atomic-size-controlled synthesis of compound semiconductor, has been used to synthesize thin films in a few nanometers thick, for coating of some very complex systems with compound semiconductor material in nanometer scale [7,8], and for the electrochemical depo sition of materials with desired band gap and sizes into lithographically generated patterns [9] from the same solution. REFERENCES [1] Ronsencher, E., Fiore, A., Vinter, B., Berger, V. Bois, P., Nagle, J., Science 271, 168, [2] Öznülüer, T., Erdoğan, İ., Şişman, İ. Demir, Ü. Chem. Mater., 17, 935, [3] Alanyalıoğlu, M., Bayrakçeken, F., Demir, Ü. Electrochim. Acta 54 (26 ), 6554, [4] Öznülüer, T., Erdoğan, I., Demir, Ü. Langmuir 22 (9 ), 4415, [5] Şişman, İ., Alanyalıoğlu, M., Demir, Ü. J. Phys. Chem. C, 111 (6 ), 2670, [6] Erdoğan. İY., Demir Ü. Electrochim. Acta 56, 2385, (2011 ) [7] Zhu, W., Liu, X., Liu, H., Tong, D., Yang, J., Peng, J. J. Am. Chem. Soc., 132 (36 ), 12619, [8] Gu, C., Xu, H., Park, M., Shannon, C. Langmuir 25, 410, [9] Nişancı, FB., Demir,Ü. Langmuir 28 (22 ), 8571,

46 Polimer/Kil Nanokompozitleri Mahir Alkan Balıkesir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Çağış/Balıkesir Teknolojik gelişmelerin temelinde malzeme alanındaki ilerlemeler ve yeni buluşlar yatmaktadır. Günümüzde malzeme bilimi tek bir mühendislik dalı olmaktan çıkmış, alt branşları olan metaller, ametaller, kimyasallar, organikler, inorganikler, polimerler vb gibi kollara ayrılmıştır. Polimerik nanokompozit malzemeler ise bu gruplar içerisinde en önemlilerinden biri olarak çok geniş bir uygulama sahası bulmuştur. Son zamanlarda kendini gösteren ve nanoteknolojiye bağlı olarak gelişen bir uygulama alanı olan polimerik nanokompozitler, bugün tüm dünyada büyük şirketler tarafından ele alınmış ve büyük yatırımlarla ciddi bir ilerleme göstermiştir. Günümüzde uzay sanayinde kullanılan malzemelerden spor malzemelerine kadar çok ge niş bir spektrum içerisinde uygulama alanı bulmuştur. Bu çalışmada ülkemizde rezervleri bol bulunan doğal kaolinit ve sepiyolit minerallerinin kullanım alanı çeşitliliğini ve endüstriyel önemini daha da arttırmak amacıyla çeşitli organik bileşiklerle modi fikasyon sonucunda elde edilen modifiye kil-polimer ve kil-polimer nanokompozit materyalleri hazırlanmıştır. Kil - polimer nanokompozitlerinin özelliklerine kil türü, kil miktarı, polimer türü, çözücü türü, kil aktivasyonu gibi parametrelerin etkileri araştırılmıştır. Polimerler ve hazırlanan nanokompozitlerin fiziksel özellikleri X-ışını difraksiyon spektroskopisi (XRD ), Fourier transform infrared spektrometresi (FTIR ), UV-Visible spektrofotometresi, Diferansiyel termal analiz-termogravimetrisi (DTA-TG ), Diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC ), Atomik kuvvet mikroskobu (AFM) ve BET yüzey alanı tayin cihazı kullanılarak incelenmiştir. Deneysel sonuçlar; polimerin termal kararlılığının kil türüne ve miktarına bağlı olarak değiştiğini göstermiştir. Hazırlanan nanokompozitlerin polimerlere kıyasla termal karalılığında ve optik özelliklerinde önemli iyileştirmeler elde edilmiştir. 9

47 Higher Education, Science and Technology: Imperatives for Socio-Economic Development Atta-ur-Rahman* and Iqbal Choudhary * H. E. J. Research Institute of Chemistry, International Center for Chemical and Biological Sciences, University of Karachi, Karachi 75270, Pakistan After my appointment as Minister of Science & Technology in 2000 and later Federal Minister/Chairman Higher Education Commission in 2002, I persuaded the government to give a 6000% increase in the budget of science & technology and 2400% increase in the budget of higher education. This allowed us to launch major self-funded programmes to uplift our universities, develop high level S&T manpower and focus on the triple challenges of access, quality and relevance in higher education. Pakistan has made remarkable progress during the period in higher education which has directly impacted scientific research. The increase in scientific research output is nothing short of spectacular 600 per cent increase in scientific publications in international journals and a similar increase in citations in the same period, after decades of stagnation. About 5,000 Ph.D. level scholarships were awarded for study in technologically advanced countries (largest programme ever in the developing world) with about 10 million rupees being spent on each student. Some 3,000 indigenous Ph.D. scholarships were also awarded. A Digital Library was established in Pakistan which is regarded as one of the best digital libraries anywhere in the world: Every student in every public sector university today has access to 45,000 textbooks and research monographs from 220 international publishers as well as to 25,000 international research journals completely free of charge. University enrolment has tripled it had reached to only 270,000 during the 56-year period from 1947 to 2003 but in the subsequent seven-year period from 2004 to 2010, it increased to about 810,000. There were only 59 universities and degree awarding institutes in the year 2001 in Pakistan. These grew to 137 such institutions by Pakistan has won four prestigious international awards in recognition of the rapid transformation in the higher education sector [1]. We have investigated several hundred terrestrial and marine plants for their chemical and biological significance and isolated and identified over 2000 compounds of which some 600 turned out to be new and novel constituents with interesting biological activity profiles. In order to optimize the chances of finding novel leads, extensive primary biological screenings and activity-guided fractionation and purification were carried out. State-of-the-art spectroscopic techniques, especially modern multi -dimensional NMR techniques, were utilized to elucidate the structures of bioactive natural molecules, rapidly and accurately. A selection of these results illustrated by their potential application to treat diseases such as epilepsy will be presented. REFERENCES [1]. 10

48 11

49 Sözlü Sunumlar Oral Presentation 12

50 PS-TR-001 Benzotriazol Bazlı Konjüge Kopolimerlerin Organik Fotovoltaik Uygulamaları Ali Çırpan Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Fen Ed. Fak., Kimya Bölümü, Ankara Benzotriazol içeren konjüge polimerler Suzuki Kenetlenme Reaksiyonu kullanılarak sentezlendi. Optik ve elektronik çalışmalar, polimerlerin uygun HOMO-LUMO enerji seviyelerine ve fulleren türevleri ile karıştırıldığında etkin bir elektron aktarım özelliğine sahip olduğunu gösterdi. [6,6]fenil -C 61-butirikasit metilester (PCBM) ile karıştırılan kopolimerlerin fotovoltaik özellikleri incelendi. Kopolimer:PCBM karışımları ile oluşturulan ve AM 1.5G (100mW/cm 2 ) koşulları altında karakterize edilen cihazlar 0.76V açık devre potansiyeli, 4.2 ma/cm 2 kısa devre akım yoğunluğu ve % 1.06 güç çevrim verimi değerleri gösterdi. Kopolimerlerin, boşluk mobiliteleri akım yoğunluğu-potansiyel grafikleri kullanılarak ve Boşluk Yüküyle Sınırlı Akım yöntemi uygulanarak hesaplandı ve 10-4 cm 2 /V.s mertebesinde değerler elde edildi. 13

51 PS-EN-001 Organic Photovoltaics with Benzotriazole-Based Conjugated Copolymers Ali Çırpan Department of Chemistry, Middle east Technical University, Ankara Benzotriazole based conjugated copolymers were synthesized via a typical Suzuki coupling polymerization. Optical and electrochemical studies indicated that polymers have desirable HOMO-LUMO and band gap energy levels, enabling efficient electron transfer when blending with fullerene derivatives. Photov oltaic properties of copolymers mixed with [6,6]phenyl-C61-butyricacid methylester (PCBM) were investigated. Copolymer:PCBM blend exhibited the device performance with an open circuit voltage of 0.76V, short circuit current of 4.2 ma/cm 2 and power conversion efficiency of 1.06 % under Airmass 1.5 Global (AM1.5G, 100 mw/cm2) illumination. The hole mobility of the copolymers and devices were calculated from current density-voltage curves using Space Charge Limited Current method and found to be in the order o f 10-4 cm 2 /V.s 14

52 PS-TR-002 Sitozin Dimerinde Moleküller Arası Etkileşimler Artür Manukyan 1, Adem Tekin 1 1 Bilişim Enstitüsü, İstanbul Teknik Üniversitesi, Maslak İstanbul Kovalent olmayan etkileşimler Deoksiribonükleik asit (DNA) ve Ribonükleik asit (RNA) gibi biyolojik önemi yüksek olan komplekslerin yapılarını kararlı hale getirmektedir. Özellikle elektrostatik (O-H ve N-H arasında oluşan hidrojen bağları) ve π-istifleme etkileşimleri bu sistemlerin kararlılığını etkileyen en önemli aktörlerdir. DNA nın heliksel yapısında tamamlayıcı baz eşleşmesi sitozin guanin ve adenin timin bazları arasında gerçekleşir. Bu çalışmada, DNA bazlarından sitozin dimerinin potansiyel enerji yüzeyi (PEY) hesaplanarak elde edilen etkileşim enerjileri analitik bir fonksiyona uydurularak (fitlenerek) bir kuvvet alanı geliştirilmiştir. Öncelikle PEY hesaplarının hangi teorik seviyede yapılacağının belirlenmesi için DFT-SAPT (PBE0AC ve LPBE0AC) [1-2] ve counterpoise (CP) düzeltmesi uygulanmış süpermoleküler MP2, SCS-MP2, B3LYP-D ve CCSD (T) metotlarıyla aug-cc-pvxz (X=D, T yada Q) baz setleri kullanılarak en önemli hidrojen bağlı ve istiflenmiş sitozin dimerlerinin[3] etkileşim enerjileri hesaplanmıştır. Bu hesaplamalardan DFT-SAPT (LPBE0AC ) nin CCSD (T) ile oldukça uyumlu olduğu bulunmuştur. Böylece, 6 boyutlu sitozin dimerinin 6140 farklı oryantasyondan oluşan PEY i DFT-SAPT (LPBE0AC )/aug-cc-pvdz metoduyla hesaplanmıştır. Elde edilen etkileşim enerjileri itme, dispersiyon ve elektrostatik etkileşimleri içeren Buckingham tipli[4] 30 uydurma parametresi içeren bir analitik fonksiyona Levenberg-Marquardt lineer olmayan en küçük kareler yöntemiyle uydurulmuştur. PEY in yakın temas bölgesinde konumlanan birkaç nokta dışında uydurma oldukça başarılı olup etkileşim enerjileri 2.6 kj/mol dan düşük 4511 oryantasyon için standart sapma 1.15 kj/mol olarak hesaplanmıştır. Uydurma sonrasında, elde edilen potansiyel fonksiyonu benzetilmiş tavlama küresel eniyileme yöntemi ile incelenmiş ve üç farklı hidrojen bağlı yerel minimum oryantasyonu bulunmuştur. Bu geometriler için yapılan kuvantum mekanik hesaplamalarında (PBE/TZVP,SCS-MP2/aug-cc-PVDZ ve CP-SCS-MP2/aug-cc-pVDZ) model fonksiyonla elde edilenlere uyum içerisinde olduğu bulunmuştu r. KAYNAKLAR [1] Tekin, A., Jansen, G., Physical Chemistry Chemical Physics, 9, , [2] Sutay, B., Tekin, A., Yurtsever, M., Theoretical Chemistry Accounts, 131, 1120, [3] Jurecka, P., Sponer, J., Hobza, P., Journal of Physical Chemistry B, 108, ,2004. [4] Leforestier, C., Tekin, A., Jansen, G., Herman, M., Journal of Chemical Physics, 135, ,

53 PS-EN-002 Intermolecular Interactions in Cytosine Dimer Artür Manukyan 1, Adem Tekin 1 Informatics Institute, Istanbul Technical University, Maslak Istanbul, Turkey Corresponding Author: Non-covalent interactions stabilize biochemically significant complexes such as Deoxyribonucleic acid (DNA) and Ribonucleic acid (RNA ). Especially, electrostatic (hydrogen bonds between O-H and N-H) and π-stacking interactions are the most important stabilizing factors in these systems. In the helical structure of DNA, complementary base pairing occurs betwen cytosine guanine and adenine thymine bases. In this study, potential energy surface (PES) of cytosine dimer is computed and the corresponding interaction energies are fitted to an analytical expression. First, to determine the theoretical level at which the PES will be calculated, interaction energies of the most important hydrogen bonded and stacked cytosine dimers [1] have been computed by using DFT-SAPT (PBE0AC ve LPBE0AC) [2,3] and counterpoise corrected (CP) supermolecular MP2, SCS-MP2, B3LYP-D and CCSD (T) methods employing aug-cc-pvxz (X=D, T or Q) basis sets. It has been found that DFT-SAPT (LPBE0AC) is in very good agreement with CCSD (T ). Thus, 6 dimensional cytosine dimer surface including 6140 unique orientations was computed using DFT-SAPT (LPBE0AC )/aug-cc-pvdz method. The obtained interaction energies were fitted to a Buckingham type [4] analytical function, consisting of repulsion, dispersion and electrostatic interaction terms, using 30 fitting parameters with Levenberg-Marquardt nonlinear least square method. Our fitting model is quite successful except a few points in the close -contact region ot the PES. In particular, fit model produced a standart deviaton of 1.15 kj/mol for 4511 orientations with interation energies lower than 2.6 kj/mol. Following the fitting process, the resulting model function was globally searched using simulating annealing global optimization method and this led to locate three different hydrogen bonded orientations. The subsequent quantum mechanic computations at various levels (PBE/TZVP,SCS-MP2/aug-cc- PVDZ and CP-SCS-MP2/aug-cc-pVDZ) using the structures found by the model were also supported the findings of the model function. REFERENCES [1] Jurecka P., Sponer J., Hobza P., J. Phys. Chem. B, 108, , (2004 ) [2] Tekin A., G. Jansen, Phys. Chem. Chem. Phys. 9, , (2007 ) [3] Sutay B. Tekin A., Yurtsever M., Theor. Chem. Acc., 131, 1120, (2012 ) [4] Leforestier C., Tekin A., Jansen G., Herman M., J. Chem. Phys. 135, , (2011 ) 16

54 PS-TR-003 Siklodekstrinlerle Fonksiyonlaştırılmış Nanolifler Aslı Çelebioğlu, Fatma Kayacı, Zeynep Aytaç, Yelda Ertaş and Tamer Uyar * UNAM-Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsü, Bilkent Üniversitesi, Ankara, Türkiye Siklodekstrinler (CD ler) nişastanın enzimatik olarak parçalanmasıyla elde edilmekte olup, doğal ve zararsız oligosakkaridlerdir. Kesik koni şeklindeki moleküler yapısı olan CD ler birçok farklı molekül ile kovalent olmayan ev sahibi-misafir tipi inklüzyon kompleksler (CD-ICs) oluşturabilmektedir. Electrospin, değişik sentetik veya doğal polimerlerden, polimer karışımlarından, inorganik malzemelerden ve kompozitlerden nanolif elde etmek için uygulanan kolay ve ucuz bir tekniktir. Elektrospin tekniği ile el de edilen nanolifler yüksek yüzey alanına ve nano boyuttaki gözenekli yapıya sahiptirler. Bu sıra dışı özellikleri sayesinde nanolifler, membran/filtre teknolojisinde, tekstilde, biyoteknolojide, doku mühendisliği ve ilaç salım sistemlerinde kullanılabilmektedirler. Çalışmalarımızda, CD molekülleri ile electrospin tekniğini birleştirerek, hem CD lerin hem de nanoliflerin özelliklerini taşıyan multifoksiyonel malzemeler üretildi (Şekil 1 ). Bu fonksiyonel nanoliflerin üretiminde üç farklı yol izlendi; (a) polimer kullanılmadan CD/CD-ICs nanoliflerinin üretilmesi [1-3] (b) CD lerle fonksiyonlaştırılmış polimer nanoiflerinin üretilmesi [4] (c) koku/aroma, ilaç ve esanslarla oluşturulan CD inklüzyon kompleksleri içeren nanoliflerin üretilmesi [5]. Şekil 1. Siklodekstrinlerle fonksiyonlaştırılmış nanoliflerin üretimi. Sonuç olarak, yüksek yüzey alanına sahip ve CD lerin üstün özelliklerini taşıyan siklodekstrinlerle fonksiyonlaştırılmış bu nanolifler oldukça ilginç olup, moleküler filtrasyon, nanotekstil, aktif gıda paketlemesi ve kontrollü salım sistemlerinde kullanılmaları mümkündür. KAYNAKLAR [1] Celebioglu, A., Uyar, T., Chemical Communications, 46, , 2010 (Inside COVER ). [2] Celebioglu, A., Uyar, T., Nanoscale, 4, , [3] Celebioglu, A., Uyar, T., Langmuir, 27, , [4] Kayaci F., Uyar T., Carbohydrate Polymers, Electrospinning of zein nanofibers incorporating cyclodextrins 2012 (in press ). [5] Kayaci, F., Uyar, T., Food Chemistry, 133, ,

55 PS-EN-003 Cyclodextrin Functionalized Nanofibers Aslı Çelebioğlu, Fatma Kayacı, Zeynep Aytaç, Yelda Ertaş and Tamer Uyar* UNAM-Institute of Materials Science&Nanotechnology, Bilkent University,Ankara, Turkey Cyclodextrins (CDs) are natural and non-hazardous oligosaccharides produced by the enzymatic conversion of starch. CDs having truncated cone-shaped molecular structure can make host-guest inclusion complexes (CD-ICs) with variety of molecules via non-covalent interactions that leads to improvements in the properties of used guest molecules. On the other hand, electrospinning is a cost effective, versatile and promising method to produce nanofibers from polymers, polymer blends, sol -gels, metal oxides, ceramics and composite structures. Electrospun nanofibers have unique properties such as large surface to volume ratio, highly porous structures in nano-range. Owing to these characteristics, nanofibers find applications in many areas like, membranes/filtration, textiles, energy storage, biotechnology, tissue engineering and drug delivery systems. In our studies, we integrated CD molecules and electrospinning systems in different ways to obtain multifunctional materials showing the both nanofibers and CDs uni que properties (Figure 1 ). We have performed the production of functional nanofibers/nanowebs under three different approaches; (a) electrospinning of polymer-free CD/CD-ICs nanofibers [1-3], (b) electrospinning of nanofibers containing CDs [4], (c) encapsulation of CD-ICs in electrospun nanowebs [5]. In our first approach, we obtained CD nanofibers from modified CD types without using any carrier polymer matrix. In the second one, polymeric nanofibers were produced with the incorporation or surface functi onalization of nanofibers by using CD molecules. Lastly, CD-ICs of different additives such as fragrance/flavors, drugs and essential oils were encapsulated in electrospun nanofibers. Figure1. Schematic representation of the production of CDs functionalized nanofibers. In conclusion, we produced CD functionalized nanofibers/nanowebs which would be exceptionally attractive owing to their interesting properties attained by the integration of very large surface area of nanofibers with specific functionality of the CDs. This talk summarizes our recent findings on electrospun cyclodextrin functionalized nanofibers/nanowebs and their possible applications in molecular filtration, nanotextiles, active food packaging and slow release systems. REFERENCES [1] Celebioglu, A., Uyar, T., Chemical Communications, 46, , 2010 (Inside COVER ). [2] Celebioglu, A., Uyar, T., Nanoscale, 4, , [3] Celebioglu, A., Uyar, T., Langmuir, 27, , [4] Kayaci F., Uyar T., Carbohydrate Polymers, Electrospinning of zein nanofibers incorporating cyclodextrins 2012 (in press ). [5] Kayaci, F., Uyar, T., Food Chemistry, 133, ,

56 Elektroaktif Metal Merkezi İçeren Ftalosiyanin Komplekslerinin Elektrokimyasal ve In-Situ Spektroelektrokimyasal Karakterizasyonu Atıf Koca PS-TR-004 Marmara Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, Göztepe Kampüsü, Kadıkoy, Istanbul/Türkiye Bu çalışmada değişik sübstitüentlerle modifiye edilmiş redoks aktif metal merkezli yeni ftalosiyanin komplekslerinin elektrokimyasal, eş-zamanlı spektroelektrokimyasal ve eş-zamanlı elektrokolorimetrik analizleri gerçekleştirilmiş ve elde edilen sonuçlar ışığında elektrokimyasal teknolojilerde uygulanabilirlikleri tespit edilmiştir. Ftalosiyanin komplekslerinin son yıllarda hem AR&GE çalışmalarında hem de endüstriyel uygulamalarda yoğun ilgi çekmeleri, sahip oldukları etkileyici renkleri, ftalosiyanin halkasına ait 18 π elektron sistemi, periferal veya periferal olmayan sübstitüentleri ve merkez metal katyonlarından kaynaklanan olağanüstü redoks özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Redoks özelliklerinin yanında söz konusu komplekslerin ilginç optik, yapısal ve koordinasyon özelliklerinden dolayı, yoğun bir şekilde ışık saçan diyotlar (LED ), güneş pilleri, elektrokatalizörler, elektrokromik aygıtlar ve foto hassaslaştırıcılar gibi birçok alanda kullanım imkanı bulmaktadırlar. Bu nedenlerle bu çalışmada farklı ftalosiya nin komplekslerinin elektrokimyasal özellikleri farklı elektrokimyasal, spektroelektrokimyasal ve elektrokolorimetrik yöntemlerle ayrıntılı incelenmiştir. Farklı redoks aktif metaller (Co 2+, TiO 2+, Mn 3+, Fe 3+, vb) ve redoks aktif, elektrokromik ve/veya elektron verici/çekici (donor/akseptor) sübstitüentlerle modifiye edilmiş komplekslerin metal ve Pc halka merkezli, tersinir, difüzyon kontrollü, ve çok elektronlu indirgenme ve yükseltgenme reaksiyonu verdikleri tespit edilmiştir. Bu özellikler, bu komplekslerin elektrokatalizör ve/veya elektrosensör olarak kullanılabilirliklerini göstermektedir. Ayrıca elektron transferi sırasında UV-vis spektrumlarındaki ve renklilik diyagramlarındaki keskin değişimler sözkonusu komplekslerin elektrokromik materyal olara k kullanılabilirliklerini göstermektedir. Bu nedenlerle bu komplekslerin Langmuır Blodgget filmleri hazırlanarak elektrosensör ve elektrokromik özellikleri incelenmiştir. KAYNAKLAR [1]. Koca A, Ozcesmeci M, Hamuryudan E., Electroanalysis, 22, 1623, [2]. Yarasir MN., Kandaz M., Senkal F., Koca A., Salih B., Polyhedron 26, 5235, [3]. Leznoff CC., Lever A.B.P., (eds ), Phthalocyanines, Properties and Applications, vols.1 3, VCH, New York,

57 Electrochemical and In-Situ Spectroelectrochemical Characterization of Phthalocynines Bearing Electro-Active Metal Center Atıf Koca PS-EN-004 Marmara University, Engineering Faculty, Chemical Engineering Departments, Kadıkoy, Istanbul Turkey In this study, electrochemical, in-situ spectroelectrochemical and in-situ electrocolorimetric analysis of novel phthalocynines bearing electro-active metal center, which were modified with different substituents were investigated. With the light of these data, applications of these complexes in different electrochemical technologies were proposed. Now a days, metallophthalocyanines are used in a number of applications in R&D studies and industrial applications due to their intense colors excellent redox properties due to 18 π electron system, peripheral and nonperipheral substitutions and central metal ion. Besides redox properties these complexes have interesting optics, structural and coordination properties. These properties provide application of these complexes in LED, solar cells, e lectrocatalysts, electrochromic devices and photosensitizers. For these purposes in this study electrochemical properties of nowel phthalocynines bearing electro -active metal center were investigated in detail with different electrochemical, in-situ spectroelectrochemical and in-situ electrocolorimetric methods. Phthalocyanins modified with different redox active metals (Co 2+, TiO 2+, Mn 3+, Fe 3+, etc) and redox active, electrochromic and/or electron donating and releasing substituents gave Pc ring and/or metal based reversible, diffusion controlled and multy electron redox processes. These processes indicate possible application of these complexes as electrocatalyst and electrosensors. Moreover, distinct change in the UV-vis spectra and chromaticity diagra ms of the complexes during the electron transfer reactions indicates their possible applications as electrochromic materials thus finally Langmuır Blodgget films were prepared and analyzed as electrocatalytic and electrosensing properties of these complexes were performed. REFERENCES [1]. Koca A, Ozcesmeci M, Hamuryudan E., Electroanalysis, 22, 1623, [2]. Yarasir MN., Kandaz M., Senkal F., Koca A., Salih B., Polyhedron 26, 5235, [3]. Leznoff CC., Lever A.B.P., (eds ), Phthalocyanines, Properties and Applications, vols.1 3, VCH, New York,

58 Tek Bir Atomun Elektrokromik Polimerlerin Özelliklerine Etkisi: RGB ve CMYK Renklerinin Eldesi Atilla Cihaner 1, Merve İçli Özkut 2, Ahmet M. Önal 3, Zahide Öztaş 4, Melek Pamuk Algı 4, Fatih Algı 4 1 Atılım Üniversitesi, Kimya Mühendisliği ve Uygulamalı Kimya Bölümü, Atılım Optoelektronik Malzemeler ve Solar Enerji Laboratuvarı (ATOMSEL ), Ankara, Türkiye. 2 Yüzüncüyıl Üniversitesi, Kimya Bölümü, Van, Türkiye. 3 Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Kimya Bölümü, Ankara, Türkiye. PS-TR Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Kimya Bölümü, Organik Malzemeler Laboratuvarı (LOM ), Çanakkale, Türkiye. Elekton verici-alıcı-verici (V-A-V) tipi [1,2] monomerik sistemlerde kimi zaman V biriminin kimi zamanda A birimin uygun birimlerle veya atomlarla değiştirilmesinin elde edilecek elektrokromik polimerin hem elektrokimyasal hem de optiksel özelliklerine farklı etkileri olabilir. Tasarlanan bir monomerde atomların çeşidi kadar nasıl sıralandıkları da çok önemlidir. Bu çalışma da tasarlanan monomer yapısına çok fazla müdahale edilmeden sadece bir atomun yer değiştirmesiyle elde edilen monomerlerin ve polimerlerinin elektronik ve optiksel özellikleri incelenmiştir (Şekil 1 ). Elde edilen polimerlerin tamamı çözünür olup p ve n- tipi katkılandırmalar gösterip elektronik ve optiksel özelliklerini binlerce defa açık hava ortamı altında tekrarlayabilmektedirler. Sentezlenen çözünür ve yüksek kararlılıklı polimerler dar bant aralığına ( ev) ve yüksek renk etkinliğine ( cm 2 /C) sahiptir. Elektrokromik polimerler nötr hallerinde RGB ve CMYK renk serisindeki renklerin bir kısmına sahip olup yükseltgen halde geçirgen/saydamdırlar. Yine aynı şekilde renk karışım teorisine göre, bu polimerlerin farklı oranlarındaki karışımlarından görünür spektrumdaki tüm renkleri siyah da dahil olmak üzere elde etmekte mümkün olabilmektedir (Şekil 1 ). Şekil 1. V-A-V tipi elektrokromik polimerler ve renk karışım teorisi için bir örnek. KAYNAKLAR [1] İçli, M., Pamuk, M., Algi, F., Önal, A.M. ve Cihaner, A., Chemistry of Materials, 22, , [2] İçli Özkut, M., Pamuk Algi, M., Oztas, Z., Algi F., Onal, A.M., ve Cihaner, A., Macromolecules, 45, ,

59 The Effect of Only One Atom on the Properties of Electrochromic Polymers: Getting RGB and CMYK Colors Atilla Cihaner 1, Merve İçli Özkut 2, Ahmet M. Önal 3, Zahide Öztaş 4, Melek Pamuk Algı 4, Fatih Algı 4 1 Atılım University, Department of Chemical Engineering and Applied Chemistry, Atılım Optoelectronic Materials and Solar Energy Laboratory (ATOMSEL ), Ankara, Turkey. 2 Yüzüncüyıl University, Department of Chemistry, Van, Turkey. 3 Middle East Technical University, Department of Chemistry, Ankara, Turkey. PS-EN Çanakkale Onsekiz Mart University, Department of Chemistry, Laboratory of Organic Materials (LOM ), Çanakkale, Turkey. Sometimes the replacement of D and A units with suitable units and atoms in electron donor -acceptordonor (D-A-D) type [1,2] monomers can have various effects on both electrochemical and optical properties of the corresponding electrochromic polymers. The arrangement of the atoms is very important as the kinds of the atoms in the designed monomers. In this study, without modifying the structure of the designed monomer, the electronic and optical properties of the monomers and their polyme rs obtained by the replacement of only one atom were investigated. The corresponding polymers all are soluble and have p - and n-type dopings and also can repeat their electronic and optical properties thousands times under ambient conditions. Synthesized soluble and high stable polymers have narrow band gaps ( ev) and high color efficiencies ( cm 2 /C ). Electrochromic polymers have the colors in RGB and CMYK color series at the neutral states and transmissive/transparent at the oxidized states. According to the color mixing theory, it could be possible to obtain all colors in the visible spectrum as well as black color from the mixing of various ratios of these polymers (Figure 1 ). Figure 1. Different D-A-D type electrochromic polymers belonging to RGB ve CMYK color series and an example for Color mixing theory. REFERENCES [1] İçli, M., Pamuk, M., Algi, F., Önal, A.M. and Cihaner, A., Chemistry of Materials, 22, , [2] İçli Özkut, M., Pamuk Algi, M., Oztas Z., Algi F., Onal A.M., and Cihaner A., Macromolecules, 45, ,

60 Multikromik Benzimidazol İçeren Polimerler: Donör ve Akseptör Ünitelerinin Karşılaştırılması Ayda Göyçek Nurioğlu 1, Hava Akpınar 2, Merve Sendur 1 and Levent Toppare 1,2,3,4,* 1 Kimya Bölümü, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara, Türkiye 2 Polimer Bilimi ve Teknolojileri Programı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara, Türkiye 3 Güneş Enerjisi Araştırma Merkezi (GÜNAM ), Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara, Türkiye 4 Biyoteknoloji Bölümü, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara, Türkiye * PS-TR-006 Bu çalışma iki Donör-Akseptör-Donör (DAD) tipi polimerin - poli (2-heptil-4,7-di (tiyofen-2-il )-1Hbenzo[d]imidazol) (BImTh) ve poli (4,7-bis (2,3-dihidrotiyeno[3,4-b][1,4]dioksin-5-il )-2-heptil-1Hbenzo[d]imidazol) (BImEd) - elektrokromik özelliklerinin karşılaştırılmasından oluşmaktadır. Polimerler temel yapı olarak 2-heptilbenzimidazol, tiyofen ve 3,4-etilendioksi tiyofen (EDOT) içermektedir. Polimerlerin optik özelliklerini incelemek üzere, DAD tipi monomerler Indium kalayoksit (ITO) kaplı cam yüzey üzeri ne elektrokimyasal olarak polimerleştirilmiştir. Enerji bant aralığı ve farklı redoks seviyelerindeki absorpsiyon değerlerinin tayini amacıyla elektrokimyasal p tipi katkılama deneyleri gerçekleştirilmiştir. BImTh ve BImEd un polimerleştirilmesi multikromik polimerler oluşturmuştur. PBImEd ve PBImTh, denk benzotriazole (BTz) türevleriyle karşılaştırılarak donör ve akseptör ünitelerinin etkisi çalışılmıştır. PBImEd and PBImTh inyapısıverenkleri 23

61 Multichromic Benzimidazole Containing Polymers: Comparison of Donor And Acceptor Unit Effects Ayda Göyçek Nurioğlu 1, Hava Akpınar 2, Merve Sendur 1 and Levent Toppare 1,2,3,4,* 1 Department of Chemistry, Middle East Technical University, Ankara, Turkey 2 Department of Polymer Science and Technology, Middle East Technical University, Ankara, Turkey 3 The Center for Solar Energy Research and Application (GÜNAM ), Middle East Technical University, Ankara, Turkey 4 Department of Biotechnology, Middle East Technical University, Ankara, Turkey * PS-EN-006 This work reports a comparative study on electrochromic properties of two Donor-Acceptor-Donor (DAD) type polymers namely poly (2-heptyl-4,7-di (thiophen-2-yl )-1H-benzo[d]imidazole) (BImTh) and poly (4,7-bis (2,3-dihydrothieno[3,4-b][1,4]dioxin-5-yl )-2-heptyl-1H-benzo[d]imidazole) (BImEd ). Polymers contain 2- heptylbenzimidazole, thiophene and 3,4-ethylenedioxy thiophene (EDOT) as the building blocks. DAD type monomers were polymerized electrochemically on Indium Tin Oxide (ITO) coated glass slides in order to determine the optical properties of the polymers. Electrochemical p-doping experiments were performed to determine the band gap and absorption band values of the polymer films at different redox states. Polymerization of BImTh and BImEd yields multichromic polymers. Donor and acceptor effects are studied by comparing the PBImEd and PBImTh with corresponding benzotriazole (BTz) derivatives. Structures and colors of polymers PBImEd and PBImTh 24

62 Silol ve Silafluoren İçeren Fotolüminesan Polimerlerin Patlayıcı Maddeleri Tespit Mekanizmalarına Hesapsal Bir Yaklaşım Burcu Dedeoğlu 1, Alimet Sema Özen 2, Viktorya Aviyente 1 1 Boğaziçi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü 2 Piri Reis Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Grubu Patlayıcı maddelerin tespit edilmesindeki gelişmeler adli vaka araştırmaları, ülke güvenliği, askeri uygulamalar, mayın tarlası temizliği ve çevre kirliliğinin önlenmesinde büyük öneme sahiptir. Uygun maliyet, duyarlılık, seçicilik, taşınabilirlik ve sinyal analizindeki hız patlayıcılar için mükemmel bir algılayıcının sahip olması gereken özelliklerdir. Bu polimerler, eksiton adı verilen elektronik uyarılmış haller için oldukça verimli bir taşınma ortamı oluştururlar ve patlayıcı maddeler gibi analitlerle olan etkileşimlerinde sinyalde kazanım veya amplifikasyon özelliği gösterebilirler. Çoğunlukla floresan sönümü şeklindeki sinyaldeki bu artış X -ışını görüntülenmesi, termal nötron analizi veya gaz kromatografisi gibi hem hacimli hem eser örnekleme kullanan geleneksel spektroskopi ve görüntüleme teknikleriyle tespit edilemeyen eser miktardaki patlayıcıların algılanmasına olanak verir. 1 Silol ve silafluoren içeren polimerler, optoelektronik özellikleri nedeniyle fonksiyonel malzemelerin önemli bir sınıfını oluştururlar ve kimyasal algılama uygulamaları için gelecek vaat eden adaylardır. Bu moleküllerin benzersiz lüminesans özellikleri köprü vazifesi gören silikon atomunun σ* orbitali ile butadiene kısmının π* orbitalinin örtüşmesinden kaynaklanır. 2 Bu örtüşme polimer zinciri boyunca delokalizasyonu arttırır. Silol ve silafluoren içeren moleküller ise katı haldeyken bile arttırılmış fotolüminesans özellikleri gösterirler. Bunun bir yararı, bu tür polimerlerin analit parçacıklarının bağlanabildiği ince film uygulamalarında kullanılabilmeleridir. Patlayıcı maddeler nedeniyle oluşan herhangi bir kontaminasyon bu filmler üzerinde çok açık bir şekilde gözle görülebilir. TNT, pikrik asit, RDX, HMX ve trinitrogliserin gibi nitroaromatik, nitroamin ve nitrat esterleri içeren patlayıcılara çok yüksek duyarlılık gösterirler. Patlayıcıların nitro grubunun yalnız elektron çiftleriyle metaloldeki silikon merkezi arasındaki Lewis asit-baz etkileşimlerinin bu polimerlere patlayıcıların bağlanmasını kolaylaştırdığı ileri sürülmüştür. 3 Bu araştırmanın amacı silol ve silafluoren içeren polimerlere patlayıcıların bağlanma mekanizmalarının moleküler seviyede incelenmesidir. Bağlanma enerjileri kuantum mekaniği ve yoğunluk fonksiyoneli teorisi (DFT) kullanılarak hesaplanacaktır. Oligomer-analit bağlanmasının özgüllüğü bu araştırmanın özel odak noktasını oluşturur. Bu projeden elde edilen bulguların yeni patlayıcı algılayıcı polimerlerin tasarımına katkıda bulunması beklenmektedir. KAYNAKLAR [1] Thomas III, S. W., Joly, G. D., Swager, T. M.,Chemical Reviews, 107, , PS-TR-007 [2] Sohn, H., Sailor, M. J., Magde, D., Trogler, W. C., Journal of American Chemical Society, 125, , [3] Sanchez, J. C., DiPasquale, A. G., Rheingold, A. L., Trogler, W. C. Chem. Mater., 19, ,

63 Explosive Detection Mechanisms in Silole- and Silafluorene Containing Photoluminescent Polymers: A Computational Approach Burcu Dedeoğlu 1, Alimet Sema Özen 2, Viktorya Aviyente 1 1 Boğaziçi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü 2 Piri Reis Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Grubu The progress in detection of the explosive materials is of great importance in the fields of forensic investigation, homeland security, military applications, minefield remediation and environmental pollution prevention. A perfect sensor for explosives must be cost-effective, sensitive, selective, portable and fast in signal analysis. These polymers, which can constitute highly efficient transport media for electronic excited states (namely excitons ), can produce signal gain or amplification in response to interactions with analytes, in that case, with explosives. The amplified signal, mostly in the form of fluorescence quenching, allows the detection of trace explosives that are not sensed by the conventional spectroscopic and imaging techniques employing bulk or trace sampling such as X-ray imaging, thermal neutron analysis or gas chromatography. 1 Silole- and silafluorene-containing polymers are an important class of functional materials for their optoelectronic properties and are promising candidates for chemical sensing applications. The unique luminescent properties of these molecules arise from overlap between the σ* orbital of the bridgi ng silicon and the π* orbital of the butadiene moiety, which increases delocalization along the polymer chain. 2 As a benefit of this property, silole- and silafluorene-containing polymers can be utilized as thin films where analyte particulates can bind. Any contamination with the explosives can be visualized clearly on these films. They are highly sensitive to explosives containing nitroaromatics, nitramines and nitrate esters such as TNT, picric acid, RDX, HMX, and trinitroglycerine. It has been proposed that Lewis acid-base interactions between the lone pairs from the nitro groups of these explosives and the metallole silicon center helps explosive binding in these polymers. 3 The aim of this study is to investigate the binding mechanism of explosives to the silole- and silafluorenecontaining oligomers at the molecular level. Binding energies will be determined using quantum mechanics and density functional theory (DFT) calculations. Specificity of the oligomer-analyte binding will be of special focus in this study. The findings of this project are expected to contribute to the design of new explosive sensing polymers. REFERENCES [1] Thomas III, S. W., Joly, G. D., Swager, T. M.,Chemical Reviews, 107, , PS-EN-007 [2] Sohn, H., Sailor, M. J., Magde, D., Trogler, W. C., Journal of American Chemical Society, 125, , [3] Sanchez, J. C., DiPasquale, A. G., Rheingold, A. L., Trogler, W. C. Chem. Mater., 19, ,

64 PS-TR-008 Kristalin Bölgeler İçeren Hidrojeller Çiğdem Bilici, Oğuz Okay İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü, İstanbul Son yıllarda yapılan çalışmalarda, hidrojellere uzun hidrofobik yan zincirler eklenerek düzenli bir yapı, y ani kristalin bir yapı kazandırılmıştır [1]. Ana hidrofilik polimer zincirleri arasında hirofobik grupların varlığı kristalin düzenli yapıların oluşumunu sağlamakta ve çok az bir sıcaklık değişiminde bile belirgin bir şekilde fiziksel ve kimyasal farklılıklar gözlemlenmektedir [2]. Bu tip hidrojeller bir çok alanda sıcaklığa duyarlı malzemeler olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, literatürde ilk kez olarak, oktadesil akrilat (hidrofobik monomer, C18) ile akrilik asidin (AAc) kopolimerizasyonu sulu solucan-tipi misel çözeltilerinde gerçekleştirilerek kristalin bölgeler içeren hidrojeller sentezlenmiştir. Rastgele kopolimerizasyonda hidrofobik monomer organik ortamda PAAc zincir yapısına rastgele dağılarak kristalin bölgeler oluşturmaktayken, miseller kopolimerizasyonunda hidrofobik monomer PAAc zincir yapısına bloklar halinde katılarak kristalin bölgeler oluşturmaktadır. Farklı C18 ve toplam monomer konsantrasyonlarında sentezlenen hidrojellerin şişme dereceleri gravimetrik olarak ölçülmüştür. Reolojik ölçümler ile hidrojellerde sıcaklığa bağlı olarak ortaya çıkan amorf - kristalin (düzensiz - düzenli) yapısal değişimlerin jellerin viskoelastik özelliklerine olan etkisi ortaya çıkarılmıştır. Diğer yandan Diferansiyel taramalı kalorimetre cihazı yardımı ile hidrojellerde termal geçişler belirlenmiştir. Yapılan reometrik ölçümleri sonucunda, miseller kopolimerizasyonu ile sentezlenen hidrojellerin rastgele kopolimerizasyonu ile sentezlenen hidrojellere nazaran daha kuvvetli kristalin bölgeler içerdiği görülmüştür. Ancak, miseller ortamda elde edilen hidrojellerde kristalin bölgelerin jelin içerisindeki surfaktan moleküllerinin uzaklaştırılmasından sonra ortaya çıktığı, bunun başlıca nedeninin ise hidrofobik etkileşmelerin miseller tarafından zayıflaması olduğu saptanmıştır. Yüksek sıcaklıklarda elastik modülü yaklaşık 100 kpa olan rastgele C18-AAc kopolimeri sıcaklığının azaltılmasıyla modulu 10 2 misli (10 MPa ) artarken, yüksek sıcaklıklarda modülü yaklaşık 10 kpa olan miseller C18 -AAc kopolimeri sıcaklığın azaltılmasıyla modulu 10 3 misli (10 MPa ) arttığı gözlemlenmiştir. Her iki sentez yöntemi için aynı prosedür izlenerek sıcaklığın tekrar arttırılmasıyla modüllerinin simetrik olarak düştüğü görülmüştür. Diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) ile hidrojellerin erime ve kristalleşme sıcaklıkları tayin edilmiş ve kristalinite derecesi hesaplanmıştır. Ayrıca miseller kopolimerizasyonu ile sentezle nen hidrojellerde şekil hafıza özelliği olduğu da ortaya çıkmıştır. KAYNAKLAR [1] Matsuda, A., Sato, J., Yasunaga, H., Osada, Y. Macromolecules 27, , [2] Lee, J.W., Park, J.K., Lee, K.H. Journal of Polymer Science 38, ,

65 PS-EN-008 Hydrogels with Crystalline Domains Çiğdem Bilici, Oğuz Okay Istanbul Technical University, Faculty of Science and Letters, Chemistry Department, Istanbul According to the recent studies, hydrogels with crystalline domains are obtained by adding long hydrophobic side groups into the hydrophilic polymer chains [1]. The presence of the hydrophobic groups leads to the formation of crystalline structures. As a consequence, hydrogels containing long side chains exhibit relatively sharp physical or chemical changes in response to small temperature changes [2]. These types of hydrogels can be used in many fields as temperature-sensitive materials. To our knowledge, hydrogels containing crystalline domains have not been prepared before via micellar polymerization technique. In this study, crystalline hydrogels were prepared by performing micellar copolymerization of acrylic acid ((AAc ) and n-octadecyl acrylate ((hydrophobic comonomer, C18 ) in aqueous solutions of worm-like sodium dodecyl sulfate ((SDS ) micelles in the presence of salts. In this way, polyacrylic acid ((PAAc ) hydrogels containing blocks of the hydrophobe C18 were obtained. For comparison, random copolymerization of AAc and C18 was conducted in ethanol solutions, as reported previously [1, 2]. Swelling degree of the hydrogels containing various amount of the hydrophobe C18 was measured gravimetrically, while by use of rheological measurements, the effect of amorphous crystalline ((irregular - regular ) transitions on the temperature dependent viscoelastic properties was investigated. In addition, the thermal transitions in the hydrogels were monitored by differential scanning calorimetry ((DSC ). The results of the rheological measurements show that the hydrogels prepared by micellar copolymerization have stronger crystalline regions than those prepared by random copolymerization. It was also found that the crystalline structure of the hydrogels formed by micellar polymerization appears after removal of surfactant molecules from the gel network due to the weakening of the hydrophobic interactions in the presence of surfactant. Depending on the temperature, while the modulus of gels containing randomly distributed C18 units changes 10 2 times, a 10 3 times change in the modulus was observed in gels containing C18 blocks. The results also show that the hydrogels exhibit strong shape m emory behavior. REFERENCES [1] Matsuda, A., Sato, J., Yasunaga, H., Osada, Y. Macromolecules 27, , [2] Lee, J.W., Park, J.K., Lee, K.H. J. Polym. Sci. 38, ,

66 PS-TR-009 Organik Elektronik Uygulamaları için DNA Materyali Çiğdem Yumuşak 1,2, Niyazi Serdar Sarıçiftçi 1 1 Johannes Kepler Üniversitesi, Linz Organik Güneş Pilleri Enstitüsü 2 Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Fizik Bölümü Biyopolimer bazlı materyaller, bilinen organik veya inorganik materyaller ile kolaylıkla kopyalanamayacak alışılmışın dışında özelliklere sahiptirler. Buna ilaveten, DNA dan türetilmiş biyopolimerler yenilenebilir kaynaklardır ve doğal olarak geri dönüştürülebilirler. Doğal olarak geri dönüştürülebilen materyaller arasından DNA bazlı biyopolimerlerin organik elektronikte ve fotonik cihazlarda kullanımı, fotonik konusunda çalışanların giderek artan bir ilgi göstermelerine neden olmaktadır. Organik alan etkili transistörler, o rganik ışık saçan diyotlar ve doğrusal olmayan optiksel elektro-optik modülatörler, DNA bazlı biyopolimerler kullanılarak fabrike edilmiştir [1,2]. Bu tür cihazların gösterdikleri yüksek performans, organik materyallerle yapılan son model cihazların üretilmesiyle sonuçlanmıştır [3,4]. Bu bildiride, DNA bazlı biyopolimerlerin katılımıyla göze çarpan organik elektronik uygulamaları sunulmaktadır. Somon balığından elde edilen DNA bazlı biyopolimerlerin, yalıtkan tabaka olarak kullanıldığı biyo-organik alan etkili transistörlerin fabrikasyonu üzerinde durulacaktır. Bu cihazlar, diğer organik yalıtkanlarla fabrike edilmiş cihazlarla karşılaştırıldıklarında, düşük çalışma gerilimlerinde gösterdikleri akım - gerilim karakteristikleri ile dikkat çekmektedir. Transfer karakteristiklerinde gözlenen histeresislerin de bir çapraz bağlanma işlemi ile üstesinden gelmek mümkündür. Bu çeşit çaprazbağlı DNA kompleksi yalıtkan tabaka olarak kullanılarak hem n-tipi C 60 hem de p-tipi alpha-sexithiophene (T6) yarıiletkenleri ile biyoorganik alan etkili transistörler yapılmıştır. KAYNAKLAR [1] Hagen, J., Li, W., Steckl, A., Grote, J. and Hopkins F. Applied Physics Letters, 88, , [2] Singh, B., Sariciftci, N. S., Grote, J. and Hopkins, F. Journal of Applied Physics, 100, , [3] Stadler, P., Oppelt, K., Singh, B., Grote, J., Schwödiauer, R., Bauer, S., Piglmayer-Brezina, H., Bauerle, D. and Sariciftci, N. S. Organic Electronics, 8, 648, [4] Yumusak, C., Singh, B., Sariciftci, N. S. and Grote, J. Applied Physics Letters, 95, ,

67 PS-EN-009 DNA Materials for Organic Electronics Applications Çiğdem Yumuşak 1,2, Niyazi Serdar Sarıçiftçi 1 1 Linz Institute for Organic Solar Cells (LIOS ), Physical Chemistry, Johannes Kepler University of Linz, A-4040 Linz, Austria 2 Department of Physics, Faculty of Arts and Sciences, Yildiz Technical University, Davutpasa Campus, Esenler, Istanbul, Turkey Biopolymer-based materials possess unusual properties that are not easily replicated in conventional organic or inorganic materials. Additionally, biopolymers derived from DNA are a renewable resource and inherently biodegradable. Among natural biodegradable materials, the use of DNA- based biopolymers in organic electronic and photonic devices is rapidly becoming an area of interest in the photonics community. Organic field effect transistors, organic light emitting diodes, and nonlinear optical electro-optic modulators have been fabricated from DNA-based biopolymers [1,2]. Such devices have demonstrated high performance that exceeds that of state-of-the-art devices made with currently available organic based materials [3,4]. In this report, we present the highlights of incorporating DNA-based biopolymers in organic electronics applications. Using DNA-based biopolymers purified from salmon waste, as an insulating layer, bio-organic field effect transistor (BiOFET) devices were fabricated. Such devices exhibit current-voltage characteristics with low operational voltages as compared with using other organic dielectrics. The observed hysteresis in transfer characteristics of such BiOFETs can be reduced using a crosslinking process. Such crosslinked DNA complex is used as a gate dielectric in n-type C 60 as well as p-type alpha-sexithiophene (T6) based BiOFETs. KAYNAKLAR [1] Hagen, J., Li, W., Steckl, A., Grote, J. and Hopkins F. Applied Physics Letters, 88, , [2] Singh, B., Sariciftci, N. S., Grote, J. and Hopkins, F. Journal of Applied Physi cs, 100, , [3] Stadler, P., Oppelt, K., Singh, B., Grote, J., Schwödiauer, R., Bauer, S., Piglmayer-Brezina, H., Bauerle, D. and Sariciftci, N. S. Organic Electronics, 8, 648, [4] Yumusak, C., Singh, B., Sariciftci, N. S. and Grote, J. Applied Physics Letters, 95, ,

68 Emülsiyon Kalıplama ve Halka Açılması Metatez Polimerizasyonu ile Disiklopentadien Esaslı Makrogözenekli PoliHIPE'lerin Sentezi E. Hilal Mert 1, Urska Sevsek 2, Sebastijan Kovacic 3, Christian Slugovc 3, Peter Krajnc 2,4 1 Yalova Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Polimer Mühendisliği Bölümü, Yalova, Türkiye 2 Maribor Üniversitesi, Kimya ve Kimya Mühendisliği Fakültesi, Maribor, Slovenya 3 Graz Teknoloji Üniversitesi, Kimya ve Malzeme Teknolojisi Enstitüsü, Graz, Avusturya 4 Mükemmellik Merkezi PoliMaT, Teknoloji Parkı 24, Ljubljana, Slovenya PS-TR-010 Emülsiyon kalıplama yöntemi iyi tanımlanmış açık gözenekli monolitlerin hazırlanmasında kullanılan çok yönlü bir metottur. Bu çerçevede yüksek iç fazlı emülsiyonlar (high internal phase emulsions, HIPEs) kullanılarak birbirine bağlı gözenek ağ yapısına sahip makrogözenekli polimer köpüklerinin sen tezi, yüksek gözeneklilik ve yüksek derecede birbirine bağlılık gibi eşsiz özelliklerine bağlı olarak giderek artan bir ilgi görmektedir. HIPE, toplam emüsiyon hacminin en az %74'ü dispers (dağılan) fazdan oluşan ve dispers faz oranı %99'a kadar çıkabilen bir tür yağ-içinde-su (water-in-oil, w/o) emülsiyonu olarak tanımlanmaktadır. İç faz genellikle su, başlatıcı ve stabilizatörden oluşurken sürekli faz monomer, çapraz-bağlayıcı, ko-monomer ve uygun bir emülgatörden meydana gelir [1]. Sürekli fazın veya heriki fazın polimerizasyonu ile elde edilen polimerler polihipe'ler olarak adlandırılır [1,2] ve doğru monomerlerin seçimi ile çok çeşitli uygulamalar için reaktif fonksiyonlu gruplar içeren ve kaydadeğer mekanik öelliklere sahip polimerler hazırlanabilir. Bu çalışmada, Halka Açlılması Metatez Polimerizasyonu (Ring Opening Metathesis Polymerization, ROMP) ile poli (disiklopentadien) (polidcpd) esaslı polihipe'ler hazırlandı. ROMP ile hazırlnan poli (DCPD) olefin katılması veya olefin metatezi ile çok hızlı olarak çapraz-bağlanır[3], bu nedenle genellikle polihipe hazırlanma protokollerinde olduğu gibi yardımcı bir çapraz-bağlayıcı kullanımını gerektirmez [4]. PoliDCPD'nin yüksek oranda doymamışlık içeren polimer ağ yapısı nedeni ile polihipe'lerin fonksiyonlandırılmasına özel bir ilgi gösterildi. Bu amaçla, emülgatör ile kararlılığı sağlanan disiklopentadien ve disiklopentadien-ko-norbornen (DCPD-ko-NBE) emülsiyonları ROMP başlatıcısı ile 80 o C'de 5 saat süre ile çağraz bağlandı. En kararlı HIPE formülasyonunu saptamak amacıyla emülsiyonları iç faz hacmi %80 ile %90 aralığında değiştirilirken DCPD:NBE oranı 9:1 ile 1:9 aralığında değiştirildi. PoliHIPE'lerin fonksiyonlandırılması, polimerizasyonun ardından yapıda kalan çifte bağlar üzerinden tiol-en reaksiyonları ile gerçekleştirildi. Elde edilen polimerlerin özellikleri Taramalı Elektron Mikroskobu (Scanning Electron Microscope, SEM ), Fourier Transform Infrared Spektroskopisi (FTIR ), Elemental Analiz (EA ), mekanik test yöntemleri ve civa porozimetresi kullanılarak karakterize edildi. Karakterizasyon çalışmaları ile morfolojik yapı, yüzey alanı, mekanik özellikler ve polimerlerin reaktivitesi saptandı. REFERENCES [1] Barby, D., Haq, Z. US Patent, , [2] Cameron, N. Polymer, 46, 1439, [3] (a) Davidson,T.A., Wagener, K.B., Priddy, D.B. Macromolecules, 29, 786, (b) Davidson,T.A., Wagener, K.B. J. Mol. Catal. A: Chem., 133, 67, [4] Kovacic, S., Krajnc, P., Slugovc, C. Chem. Commun., 46, 7504,

69 PS-EN-010 Synthesis of Macroporous Dicyclopentadiene Based PolyHIPEs by Emulsion Templating and Ring Opening Metathesis Polymerization E. Hilal Mert 1, Urska Sevsek 2, Sebastijan Kovacic 3, Christian Slugovc 3, Peter Krajnc 2,4 1 Yalova University, Faculty of Engineering, Polymer Engineering Department, Yalova, Turkey 2 University of Maribor, Faculty of Chemistry and Chemical Engineering, Maribor, Slovenia 3 Graz University of Technology, Institute for Chemistry and Technology of Materials, Graz, Austria 4 Centre of Excellence PoliMaT, Tehnoloski Park 24, Ljubljana, Slovenia Emulsion templating is a versatile method for the preparation of well-defined open porous monoliths. In this respect macroporous polymer foams with an interconnected pore network structure obtained from high internal phase emulsion (HIPE) templates have gained increasing interest due to their unique properties such as high porosity and high degree of interconnectivity. A HIPE is defined as water-in-oil (w/o) type emulsion, consisting of at least 74% of disperse phase of the total emulsion volume and the ratio of the disperse phase can reach up to 99%. The internal phase typically consists of water, initiator and stabilizer, whereas the continuous phase consists of monomer, cross-linker, co-monomer and a suitable surfactant [1]. Polymers obtained by polymerization of the continuous phase or both phases of HIPEs are termed polyhipes [1,2] and by a careful choice of monomers these polymers can be prepared for wide range applications with reactive functional groups and remarkable mechanical properties. In this study, poly (dcyclopentadiene) (polydcpd) polyhipes were prepared via Ring Opening Metathesis Polymerization (ROMP ). PolyDCPD prepared by ROMP is instantly cross -linked via olefin addition and/or olefin metathesis [3], thus no additional cross -linker, usually used in polyhipe preparation protocols, is necessary [4]. In consequence of a highly unsaturated polymer network of polydcpd specific attention was devoted to further functionalization of the polyhipes. For this purpose, surfactant stabilized emulsions of dicyclopentadiene and dicyclopentadiene-co-norbornene (DCPD-co-NBE) were cured with a ROMP initiator at 80 o C for 5h. With the aim of finding a simple formulation of a stable HIPE, the water phase of emulsions were changed between 80 (v )% and 90 (v )%, while the ratio of DCPD to NBE was changed between 9:1 to 1:9. The further functionalization of the polyhipes was carried on with the thiol -ene reactions over the remaining double bonds after polymerization. Scanning Electron Microscope (SEM ), Fourier Transform Infrared Spectroscopy (FTIR ), Elemental Analysis (EA ), Mechanical Test Methods and a mercury intrusion porosimetry were used to determine the characteristic properties of the resulting polymers. Morphological structures, surface areas, mechanical properties and the reactivties of the polymers were revealed by the characterization studies. REFERENCES [1] Barby, D., Haq, Z. US Patent, , [2] Cameron, N. Polymer, 46, 1439, [3] (a) Davidson,T.A., Wagener, K.B., Priddy, D.B. Macromolecules, 29, 786, (b) Davidson,T.A., Wagener, K.B. J. Mol. Catal. A: Chem., 133, 67, [4] Kovacic, S., Krajnc, P., Slugovc, C. Chem. Commun., 46, 7504,

70 PS-TR-011 Gen Terapisinde Lipozom-DNA Kompleksleri F. Melis Çağdaş a ), Gamze Küser b ) Naz Zeynep Atay a ), Kuyaş Buğra b ) a )Kimya Bölümü, Boğaziçi Üniversitesi,Bebek, Istanbul, 34342, Türkiye. b )Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, Boğaziçi Üniversitesi, Bebek, Istanbul, 34342, Türkiye. Yüzey-aktif maddeler, amfifilikler, çözücüler içerisinde kendi kendilerine organize olabilme yeteneği göstererek, morfolojik açıdan farklı yapılar oluşturabilirler. Bu yapılardan bir tanesi de lipozomlardır. Lipozomlar fosfolipid moleküllerinden oluşurlar ve de lipid vesikül adını alırlar. Lipidlerin hidrofobik zincirleri iki katmanlı yapıyı oluştururken, polar baş gruplar da vesikül dışındaki solüsyona ve içteki boşluğa doğru yönlenirler [1].Lipozomlar ince film metodu ile hazırlanabilirler.büyüklüklerini ve lamellar yapılarını kontrol edebilmek için, geleneksel metodlar olan ekstrüzyon ve sonikasyon kullanılmaktadır.bu sistemlerin yüzey yükleri, değişik türlerdeki fosfolipidlerin miktarıyla oynanarak ayarlanabilir [2]. Lipozomlar hücre membranlarına benzer yapılar olduklarından, gen taşımacılığında umut vaadedici sistemlerdir [3-7]. Hücre membrane ile kolaylıkla kaynaşabildiklerinden, kapsülledikleri materyali hücre içine serbest bırakabilirler. Yapılarında kullanılan fosfolipid türlerine göre; yüksek orand aki transfeksiyon verimliliğinin yanı sıra, lipozomlar düşük seviyelerde toksiklik gösterebilirler. Şekil 1. Liposome içinde kapsüllenmiş genetic materyaller Son yıllarda; potansiyel genetik taşıyıcı adayı olarak, anyonik lipidler geniş çapta araştırmala ra konu olmaktadır. Ökaryotic hücre membranlarının doğal yapısında bulunduklarından dolayı, canlı içinde ve canlı dışında toksik olmayan özellik göstermeleri beklenmektedir [8, 9] Direk olarak anyonik lipidlerden oluşturulan lipozomlar, elektrostatik itme sebebiyle, çıplak DNA ile direk yük kompleksleri efektif olarak oluşturamamaktadırlar [10]. Bu problem, anyonik lipid-dna kompleks oluşumunu sağlayabilmek için yeni bir formülasyon sınıfının geliştirilmesini teşvik etti. Bazı araştırmacılar, iki değerlikli ve tek değerlikli katyonlar [8,11] ve katyonik polielektrolitler[12], polimerler [13,14-16] ve dendirmerler kullanarak yüksek trasnfeksiyon verimliliği ve düşük toksisite amaçladılar. Bu çalışma; DMPC (zwitter-iyonik fosfolipid ), DMPG (anyonik fosfolipid) ve yardımcı lipid kolesterolden oluşan lipozomun, iki değerlikli katyonlar, Mg +2 and Ca +2, varlığında DNA ile kompleks oluşturmaları ve bu lipozom-dna komplekslerinin transfeksiyon veririmliliği ve toksisiteleri hedef hücreler üzerinde analiz edilecektir. KAYNAKLAR 1) A.D. Bangham and R.W. Horne, J. Mol. Biol., 8, , (1964 ). 2) F.M. Cagdas, N. Ertugral, S. Bucak and N.Z. Atay, Pharmaceutical Development and Technology,16 (4 ), , (2011 ). 3) E. Fattal, C. Dubernet and P. Couvreur, STP Pharma Sci., 11, 31-44, (2001 ). 4) M.C. Pedroso de Lima, S. Simoes, P. Pires, H. Faneca and N. Duzgunes, Adv. Drug Deliv. Rev., 47, , (2001 ). 5) L.T. Nguyen, K. Atobe, J. M. Barichello, T. Ishida and H. Kiwada, Biol. Pharm. Bull., 30, , (2007 ). 6) H. Lv, S. Zhang, B. Wang, S. Cui and J. Yan, J. Contol. Release, 114, , (2006 ). 7) T. Godbey, K. K. Wu and A.G. Mikos Biomaterials, 22, , (2001 ). 8) S.D. Patil, D.G. Rhodes, D.J. Burgess The AAPS J. 7 (2005 ), pp. E ) A. Lakkaraju, J.M. Dubinsky, W.C. Low, Y.E. Rahman J. Biol. Chem. 276 (2001 ), pp ) J.Y. Legandre, F.C. Szoka Pharm. Res. 9 (1992 ), pp

71 11) C. Srinivasan, D.J. Burgess J. Control. Release 16 (2009 ), pp ) Y.Y. Chieng, S.B. Chen J. Colloid. Int. Sci. 354 (2011 ), pp ) W.T. Godbey, K.K. Wu, A.G. Mikos Biomaterials 22 (2001 ), pp ) D. Fischer, T. Bieber, Y. Li, H.P. Elsasser, T. Kissel Phar. Res. 16 (1999 ), pp ) D. Wang, A.S. Narang, M. Kotb, A.O. Gaber, D.D. Miller, S.W. Kim, R. I.Mahato Biomacromolecules 3 (2002 ), pp ) W. T. Godbey, K.K. Wu, G.J. Hirasaki, A.G. Mikos Gene Ther 6 (1999 ), pp

72 PS-EN-011 Liposomes for Complexing DNA in Gene Therapy F. Melis Çağdaş a ), Gamze Küser b ) Naz Zeynep Atay a ), Kuyaş Buğra b ) a )Department of Chemistry, Boğaziçi University, Bebek, Istanbul, 34342, Türkiye. b )Department of Molecular Biology and Genetics, Boğaziçi University, Bebek, Istanbul, 34342, Türkiye. Amphiphilic surface-active-agents have the ability of self-organization in solvents, forming self-assemblies with a large variety of morphologically different structures. One type of these structures is liposomes. They are formed from phospholipid molecules and are called lipid vesicles. Their structure is defined as a lipid bilayer with the hydrophobic chains of the lipids forming the bilayer and the polar head groups of the lipids oriented towards the extravesicular solution and inner cavity [1]. Liposomes can be prepared by thin film method. In order to control their size and lamellarity, traditional methods, extrusion and sonication, are used. Surface charge of the system can be adjusted by changing the amount of different types of phospholipids used [2]. Liposomes are similar to cell membranes thus, they are very promising systems for gene -delivery [3-7]. They can easily fuse with the cell membranes to release their encapsulated materials into the cell. In addition to their high transfecting efficiency, they can have low toxicity depending on their phospholipid types in liposomal structure. Figure1. Genetic material encapsulated into the liposome In recent years, anionic lipids have been widely under investigation as a potential gene delivery vector. Since they are the naturally occurring components of eukaryotic cell membranes, they are expected to be non - toxic in vivo and in vitro [8, 9]. Due to the electrostatic repulsion between them, liposomes formed by the anionic lipids cannot directly form charge complexes with naked DNA efficiently[10]. This problem has necessisated the development of a new class of formulations to achieve the complexation between the anionic lipid and DNA. Some researchers aim to have sufficient transfection efficiency with low cytotoxicity in the presence of complexing mediators like divalent and/or monovalent cations [8,11] and cationic polyelectrolytes [12], polymers [13,14-16], and dendrimers. This work involves the study of anionic liposomes that are composed of DMPC (zwitterionic phospholipid ), DMPG (anionic phospholipid) and cholesterol as a co-lipid, complexing with DNA in the presence of divalent cations, Mg +2 and Ca +2. By the help of cationic mediators, the transfection efficiency and toxicity will be analyzed on the targeted cell populations. REFERENCES 1) A.D. Bangham and R.W. Horne, J. Mol. Biol., 8, , (1964 ). 2) F.M. Cagdas, N. Ertugral, S. Bucak and N.Z. Atay, Pharmaceutical Development and Technology,16 (4 ), , (2011 ). 3) E. Fattal, C. Dubernet and P. Couvreur, STP Pharma Sci., 11, 31-44, (2001 ). 4) M.C. Pedroso de Lima, S. Simoes, P. Pires, H. Faneca and N. Duzgunes, Adv. Drug Deliv. Rev., 47, , (2001 ). 5) L.T. Nguyen, K. Atobe, J. M. Barichello, T. Ishida and H. Kiwada, Biol. Pharm. Bull., 30, , (2007 ). 6) H. Lv, S. Zhang, B. Wang, S. Cui and J. Yan, J. Contol. Release, 114, , (2006 ). 7) T. Godbey, K. K. Wu and A.G. Mikos Biomaterials, 22, , (2001 ). 8) S.D. Patil, D.G. Rhodes, D.J. Burgess The AAPS J. 7 (2005 ), pp. E ) A. Lakkaraju, J.M. Dubinsky, W.C. Low, Y.E. Rahman J. Biol. Chem. 276 (2001 ), pp ) J.Y. Legandre, F.C. Szoka Pharm. Res. 9 (1992 ), pp ) C. Srinivasan, D.J. Burgess J. Control. Release 16 (2009 ), pp

73 12) Y.Y. Chieng, S.B. Chen J. Colloid. Int. Sci. 354 (2011 ), pp ) W.T. Godbey, K.K. Wu, A.G. Mikos Biomaterials 22 (2001 ), pp ) D. Fischer, T. Bieber, Y. Li, H.P. Elsasser, T. Kissel Phar. Res. 16 (1999 ), pp ) D. Wang, A.S. Narang, M. Kotb, A.O. Gaber, D.D. Miller, S.W. Kim, R. I.Mahato Biomacromolecules 3 (2002 ), pp ) W. T. Godbey, K.K. Wu, G.J. Hirasaki, A.G. Mikos Gene Ther 6 (199 9 ), pp

74 Sn/SBA-15 Katalizörlerinin Yüzey Asitliğinin FTIR Tekniği Kullanılarak Belirlenmesi Filiz Aktı 1, Suna Balcı 1, Timur Doğu 2 1 Gazi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü 2 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü PS-TR-012 Metal/metal oksit içeren destekli katalizörler katalitik kraking, dehidrojenasyon, oksidasyon vb. çoklu reaksiyon sistemlerinde dönüşüm ve seçicilik üzerine olumlu etkiye sahiptirler. Heterojen katalizörlerin pek çoğunda kullanılan aktif bileşen kaynakları rutenyum, paladyum, platin ve altın gibi soy ve yarı metallerdir. Bu katalizörler oldukça pahalıdır ve bir kısmının hazırlanması esnasında inert atmosfer gerekmektedir. Diğer yandan kalay (Sn) hem ucuz olması hem de bu çoklu reaksiyonlarda katalitik olarak oldukça iyi özellikler göstermesinden dolayı önemlidir. Katalizör sentezinde aktif metalin optimum dağılıma ulaşması ve termal kararlı olması, aktif metalin yerleşeceği desteğe oldukça bağlıdır. Bu amaçla dar gözenek boyut dağılımına, yüksek yüzey alanına ( m 2 /g ), geniş gözenek çapı ve kalın gözenek duvarına sahip, hidrotermal kararlı SBA-15 mezogözenekli malzeme destek yapı olarak oldukça uygundur. Bronsted ve Lewis asitliği katalizörlerin aktifliğini belirleyen özelliklerden birisidir. FTIR tekniği ile asit bölgelerinin tayininde prob molekül kullanımı yaygındır [1-4]. Bu çalışmada, SBA-15 destek yapı olarak seçilmiş, sentez çözeltisinde Sn/Si mol oranları aralığında, yüzey alan değerleri m 2 /g aralığında değişen Sn/SBA-15 katalizörleri hidrotermal olarak sentezlenmiştir. Sn/SBA-15 katalizörlerinin yüzey asit özellikleri piridin, lutidin ve amonyak gibi farklı prob moleküller kullanılarak belirlenmeye çalışılmıştır. Prob moleküllerin yapıya adsorbsiyonu vakum altında oda sıcaklığında 1 hafta bekletilerek sağlanmıştır. FTIR spektrumları oda sıcaklığı ve o C arasında değişen farklı desorpsiyon sıcaklığında, cm -1 dalga sayısı aralığında alınmıştır. Pridin kullanılarak yapılan FTIR analizlerinden, yapıya metal yüklemekle asit merkezlerinin artığı, desorbsiyon sıcaklığının artışı ile Lewis asit piklerinin kaybolduğu, Bronsted ve Bronsted-Lewis asit bölgelerine ait piklerin şiddetlerinin yüksek desorbsiyon sıcaklığına kadar korunduğu görülmüştür. Lutidinle yapılan çalışmalarda ise Bronsted asit bölgelerine ait pikler belirgin hale gelmiş ve desorpsiyon sıcaklığının artışıyla piklerin kaybolduğu görülmüştür. Amonyakla yapılan çalışmada ise yüksek desorbsiyon sıcaklıklarına kadar Lewis ve Bronsted asit bölgelerine ait piklerinin korunduğu görülmüştür. KAYNAKLAR [1] Endud, S., Wong, K.L. Microporous and Mesoporous Materials, 101, , [2] Jason, A. W., Richard G. F. Journal of Molecular Catalysis A: Chemical, 198, , [3] Isaguliants, G.V., Belomestnykh, I.P. Catalysis Today, 100, , [4] Z. Jin, X. Wang, X. Cui, Colloids Surface A: Physicochem. Eng. Aspects, ,

75 Determination of Surface Acidity of Sn/SBA-15 Catalysts by Using the FTIR Technique Filiz Aktı 1, Suna Balcı 1, Timur Doğu 2 1 Gazi University Department of Chemical Engineering 2 Middle East Technical University Department of Chemical Engineering PS-EN-012 Metal/metal oxide containing supported catalysts have an important role on the conversion and selectivity in multiple reaction systems such as catalytic cracking, dehydrogenation, oxidati on etc. The active component sources used in many of the heterogeneous catalysts are rare and semi -noble metals such as ruthenium, palladium, platinum and gold. These catalysts are too expensive and during the synthesis of some of them inert atmosphere is required. On the other hand, to be cheap as well as shows quite good catalytic properties for these multiple reactions, tin (Sn) is very important. In the catalyst synthesis, reaching to optimum distribution of active metal and being thermally stable depends on the support the active metal is placed on. Hydrothermal stable SBA-15 having narrow pore size distribution, high surface area ( m 2 /g) and larger pore diameters and thicker pore walls is very suitable as support structure. Bronsted and Lewis acidity is one of the properties which determine the activity of catalyst. Use of probe molecule is widespread in the determination of acid sites with FTIR technique [1-4]. In this study, SBA-15 was chosen as support structure, Sn/SBA-15 catalysts were synthesized as hydrothermally in the range of Sn/Si mole ratios of in synthesis solution, surface area values changing between m 2 /g. Surface acidity properties of Sn/SBA-15 catalysts were determined using different probe molecule such as pyridine, lutidine and ammonia. Adsorption of probe molecule on structure was provided by waiting 1 week under vacuum at room temperature. FTIR spectrums were obtained in the range of cm -1 at room temperature and at different desorption temperatures ranging from o C. By FTIR analysis performed using pyridine, the increase of acid cites by metal loading, and disappearing of Lewis acid peaks by the increase of desorption temperature and the preserving of the intensities of the Bronsted and Bronsted-Lewis acid regions up to high desorption temperatures were seen. Peak corresponding to Bronsted acid sites became dominant in the studies performed with lutidine and by the increase of desorption temperature disappearing of the peaks were observed. In the studies performed with ammonia, the preserving of Bronsted and Lewis acid regions up to high desorption temperature was seen. REFERENCES [1] Endud, S., Wong, K.L. Microporous and Mesoporous Ma terials, 101, , [2] Jason, A. W., Richard G. F. Journal of Molecular Catalysis A: Chemical, 198, , [3] Isaguliants, G.V., Belomestnykh, I.P. Catalysis Today, 100, , [4] Z. Jin, X. Wang, X. Cui, Colloids Surface A: Physicochemical Eng. Aspects, 316, 27 36,

76 Tinkalin Yüksek Sıcaklıklarda Fosforik Asit Çözeltilerinde Çözünme Kinetiğinin İncelenmesi Halil Durak 1, Yaşar Genel 1 1 Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Kimya Bölümü PS-TR-013 Günümüzde birçok alanda kullanılan bor ürünleri bor cevherlerinin çeşitli işlemlere tabi tutulması sonucu elde edilmektedirler. Önemli kullanım alanına sahip bor ürünlerinden bir tanesi de borik asittir. Borik asit bor cevherlerinin asitler ile çözündürülmesi sonucu elde edilmektedir. Borik asit birçok yöntemle elde edilebilmektedir[1,2]. Her üretim yönteminin bazı avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır. Borik asit üretiminde maliyetin düşürülmesi ve çevreye verilen zararın en a z düzeye indirilmesi ekonomik açıdan önemlidir. Yapılan bu çalışmada yüksek sıcaklıklarda tinkalin fosforik asit çözeltileri ile etkileşmesi sonucu H 3BO 3 ve yan ürün olarak da Na 2HPO 4 elde edilmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın birinci aşamasında sıcaklık, ta ne boyutu, karıştırma hızı, asit konsantrasyonu, katı/sıvı oranı parametrelerinin tinkalin çözünme hızı üzerine etkileri ve tinkalin fosforik asit çözeltilerindeki çözünme kinetiği incelenmiştir. Tinkalin çözünürlüğünün sıcaklık, karıştırma hızı artışı ile arttığı tane boyutu ve katı/sıvı oranı artışı ile azaldığı tespit edilmiştir. Asit konsantrasyonu artışında ise 2M lık konsantrasyona kadar artan asit konsantrasyonunun çözünürlüğü arttırdığı 2M lık konsantrasyondan sonraki artışlarda ise çözünürlüğün artan asit konsantrasyonu ile azaldığı bulunmuştur. Çözünmenin birinci dereceden yalancı homojen modele uyduğu tespit edilmiştir. Aktivasyon enerjisi ise 46.21kj/mol olarak hesaplanmıştır. Yüksek sıcaklıklarda tinkalin fosforik asit çözeltilerinde çözünmesine ait asit konsantrasyonu, sıcaklık, katı/sıvı oranı, karıştırma hızı ve tane boyutu parametrelerine bağlı olarak elde edilen hız ifadesi aşağıdaki şekilde bulunmuştur. -ln (1-X )= (1988) (Rp ) (CA 0.22 ) (K/S ) (KH 0.99 ) (e /T ) (t ) KAYNAKLAR [1] Imamutdinova, V. M., Kinetics of dissolution of borates in mineral acid solutions. Zh. Prikl. Khim. 40 (11 ), [2] Kocakerim M.M., Çolak S., Davies T., Alkan M., Dissolution Kinetics of Ulexite in CO2 -Saturated Water. Canadian Metallurgical Quarterly, Volume:32 (4 ):

77 The Investigation Solvation Kinetics of Tincal in Phosphoric Acid Solutions at High Temparatures Halil Durak 1, Yaşar Genel 1 1 Yüzüncü Yıl University, Faculty of Education, Deparment of Chemistry PS-EN-013 Today the boron products which are used in the various fields are produced by the exposure of boron minerals to different protocols. One of the boron products named as boric acid has important use fields. Boric acid is produced by the solvation of boron minerals in acids[1,2]. Boric acid can be produced in different ways which have their own advantages and disadvantages. The reduction of production cost of boric acid is important for the reduction of environment harms to lowest degree and economically. In this study it has been aimed to production of H 3BO 3 and side product Na 2HPO 4 by the treatment of tincal sith phosphoric acid. In the first part the solvation kinetics of tincal in phos phoric acid solutions has been investigated depending on the temperature, particle size, sitrring speed, acid concentration and solid/liquid parameters. The tincal solubility has been found to increase by the temperature, stirring speed and decrease by th e particle size and solid/liquid ratio. In the case of acid concentration the solubility has been found to increase up to 2 M but decrease beyond this concentration. The solubility has been assigned to first order pseudo model. The activation energy has been found to be kj/mol. The solubility of tincal in phosphoric acid solution at high temperature has been defined by the following expression depending on temperature, acid concentration solid/liquid ratio, stirring speed and particle size. -ln (1-X )= (1988) (Rp ) (CA 0.22 ) (K/S ) (KH 0.99 ) (e /T ) (t ) KAYNAKLAR [1] Imamutdinova, V. M., Kinetics of dissolution of borates in mineral acid solutions. Zh. Prikl. Khim. 40 (11 ), [2] Kocakerim M.M., Çolak S., Davies T., Alkan M., Dissolution Kinetics of Ulexite in CO2-Saturated Water. Canadian Metallurgical Quarterly, Volume:32 (4 ):

78 Tiyofen ve Furan Grupları İçeren Konjuge Polimerlerin Sentezi ve Elektrokromik Çalışmaları Hava Akpınar 1,Yasemin Arslan Udum 2, Levent Toppare 1,3,4 1 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Polimer Bilim ve Teknolojisi Programı 2 Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü İleri Teknolojiler Anabilim Dalı 3 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü 4 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Güneş Enerjisi Araştırma Merkezi (GÜNAM) PS-TR-014 İletken konjüge polimerler; elektrokromik cihaz, fotovoltaik cihazlar, organik ışık saçan diyotlar ve biyosensör uygulamaları gibi birçok alanda kullanılmaktadır [1]. Bu çalışmada donör-akseptör tipi iki polimer Stille Birleşme reaksiyonu ile kimyasal olarak sentezlenmiştir. Akseptör olarak benzotriazol ve tiyazolatiyazol molekülleri, donör olarak tiyofen (BTzTh) ve furan (BTzFr) molekülleri kullanılmıştır. Sentezlenen polimerlerin elektrokimyasal özellikleri incelenip furan ve tiyofen moleküllerinin etkileri karşılaştırılmıştır. Kimyasal olarak sentezlenen polimerler sprey kaplama yöntemi ile indiyum kalay oksit kaplı iletken camlar üzerine kaplanmış ve dönüşümlü voltametri tekniği ile polimerlerin oksitlenme ve indirgenme gerlimleri tayin edilmiştir. Aynı yöntemle kaplanan polimerlerin spektroelektrokimya yöntemi ile soğurduğu band aralığı tayin edilerek bant aralıkları hesaplanmıştır. Son olarak polimerlerin optik özellikleri incelemiş ve donör gruplarının etkileri karşılaştırılmıştır. KAYNAKLAR [1] Heeger, A. J. Chemical Society Reviews, 39, ,

79 Synthesis and Electrochromic Applications of Thiophene and Furan Containing Polymers Hava Akpınar 1, Yasemin Arslan Udum 2, Levent Toppare 1,3,4 1 Middle East Technical University Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Polymer Science and Technology 2 Gazi University Institute of Science and Technology Department of Advance Technologies 3 Middle East Technical University Faculty of Arts and Sciences Department of Chemistry PS-ENR Middle East Technical University The Center for Solar Energy Research and Applications (GÜNAM) Conducting polymers are the most novel generation of polymeric materials which opened the way of progress in achieving new type of polymers for several applications as electrochromic devices, photovoltaics, organic light emitting diodes and biosensor applications [1]. In this study, two donor -acceptor type conjugated polymers were synthesized via Stille coupling polym erization and their properties were investigated within the concept of electrochromism. Benzotriazole and thiazolothiazole molecules were used as the acceptor units; thiophene (BTzTh) and furan (BTzFr) molecules were incorporated as the donor units in the main chain. Chemically synthesized polymers were spray coated on indium tin oxide coated glass slides and their oxidation and reduction potentials were determined by cyclic voltammetry. Absorption band widths of neutral and oxidized states of the polymers were investigated and their band gap values were calculated via spectroelectrochemistry. Finally, the effects of the thiophene and furan molecules on the optical properties of the polymers were examined. REFERENCES [1] Heeger, A. J. Chemical Society Reviews, 39, ,

80 Deli Balın %3.5 NaCl Ortamında Al-2007 Alaşımının Korozyonu Üzerindeki Etkisi Hüsnü Gerengi 1, Haydar Göksu 1 1 Düzce Üniversitesi, Korozyon Araştırma Laboratuvarı, Kaynaşlı MYO, 81900, Düzce, Türkiye Alüminyum alaşımlarının düşük yoğunluklu ve korozyona karşı dayanıklı olması kullanımlarını her geçen gün arttırmaktadır. Özellikle otomotiv sektörü, havacılık endüstrisi ve denizcilik sektöründe bu alaşımların çok yoğun kullanıldığı bilinmektedir [1]. Yapılan araştırmalar otomotiv sektöründe çelik yerine kullanılacak uygun alüminyum alaşımlarının CO 2 emisyonu ve yakıt tüketiminde %5-7 oranında azalmaya neden olacağını ortaya koymaktadır [2]. Alüminyumun oksijene karşı afinitesi çok yüksek olması nedeniyle alüminyum, oksijenle Al 2O 3 bileşiğini oluşturarak, metal yüzeyi ile ortamın bağlantısını kesen pasif bir tabaka meydana getirip korozyonu engeller. Ancak metalin bulunduğu ortama bağlı olarak, bu tabaka kırıldığında koro zyon süreci başlar. Korozyon, metal veya metal alaşımlarının kimyasal etkilerle oksidasyonudur. Korozyonun önlenmesine yönelik birçok yöntem geliştirilmiştir. Korozyon önleyici maddelerin (inhibitör) kullanılması da bu yöntemlerden biridir. İnhibitör olarak son dönemlerde doğal ve toksik olmayan inhibitörlerle ilgili oldukça fazla çalışmalar yapılmaktadır [3]. Bu organik inhibitörlerin yapısındaki heteroatomların metal yüzeyine adsorbsiyonu ile metal, korozyona karşı korunmaktadır. Balın çeşitli metaller için korozyon inhibitörü olarak kullanılabileceği kanıtlanmıştır [4-6]. Deli bal, Batı Karadeniz bölgesinde özellikle Düzce yöresinde çok görülen Rhododendron bitki türlerinden üretilen baldır [7]. Deli bal içerisinde yer alan Grayanotoksin insan sağlığına ciddi zararlar vermektedir (mide bulantısı, baş dönmesi, kusma, bilinç kaybı )[8]. Bu yüzden tüketilmesi ve satılması yasaklanmıştır [9]. Bu çalışmada deli balın, % 3.5 luk NaCl çözelti ortamında, farklı konsantrasyonları (100, 500, 1000 ve 2000 ppm) kullanılarak Al-2007 alaşımı üzerindeki korozif etkisi korozyon ölçüm metotlarından Tafel Ekstrapolarizasyon (TP) ve Elektrokimyasal Empedans Spektroskopisi (EIS) yöntemleri kullanılarak incelenmiş ve uygulanan yöntemler arasındaki ilişki ortaya konulmuştur. Kullanılan deli balın miktarı arttıkça, alüminyum-2007 alaşımının %3.5 NaCl ortamında korozyona daha az uğradığı, korozyon akım yoğunluğu (I corr) ve inhibisyon yüzdeleri (%IE) hesaplanarak ortaya konulmuştur. Ayrıca inhibitörün metal yüzeyini nasıl kapladığı, Temkin Adsorpsiyon İzotermi ile bulunan termodinamik parametrelerle ortaya konulmuştur. Böylece, yöre halkı için ciddi anlamda ekonomik değeri olmayan, içerisinde bulunan Grayanotoksin nedeniyle insan sağlığına olumsuz etkileri olan deli balın korozyonla mücadele gibi oldukça maliyetli bir sektörde kullanılabileceği kanıtlanmıştır. KAYNAKLAR [1] Rosliza, R., Nora aini, A., Wan Nik, W.B., J Appl Electrochem, 40, , [2] Jirang, C., Hans J.R., Trans.Nonferros Met. Soc. China 20, , [3] Gerengi, H., Sahin, H.I., Ind. Eng. Chem. Res., 51, , [4] Radojcˇic, I., Berkovic, K., Kovac, S., Vorkapic -Furac, J., Corros. Sci., 50, , [5] El-Etre, A.Y., Abdallah, M., Corros. Sci., 42, , [6] El-Etre, A.Y., Corros. Sci., 40, , [7] Basgul, A., Yoğun Bakım Dergisi, 3 (1 ), 33-36, [8] Dilber, E., Kalyoncu, M., Yaris, N., Okten, A., Turk J Med Sci, 32, , PS-TR-015 [9] T.C. Çevre ve orman Bakanlığı, , GSUT sayılı yazısı. 43

81 The Inhibition Effect of Mad Honey on Corrosion of 2007 Type Aluminium Alloy in 3.5% NaCl Solution Husnu Gerengi a*, Haydar Göksu a a Corrosion Research Laboratory, Kaynasli Vocational College, Duzce University, Kaynasli, Duzce, Turkey In general terms, corrosion is the destructive attack of a material by reaction with its environment. The concept of corrosion is mostly used in the metal and alloys spoiling by the effects of chemical and electrochemical reactions of their ambient [1]. The corrosion inhibitors are the materials included in the corrosion ambient to prevent or reduce the corrosive effect. In most situations these materials preclude the corrosion by forming a preventative layer on metals space. The inhibitors are used in almost every section of the industry. It s detected that total economic value of inhibitors used in the world in 1999 were about 1.1 billion dollar [2-4]. The usage of bee products in treatment of diseases is based on very ancient periods [5]. The studies show that the bee products can be used in various corrosive ambient as a corrosion inhibitor besides medical and cosmetics [6-8]. Mad honey is produced by taking nectar from the plant type called Rhododendron which is widely seen in Western Black Sea region especially in Duzce. The grayanotoxin which is included in mad honey causes significant diseases (nausea, vertigo, vomit, phrenitis) [9]. The aim of this study is to use a product as a corrosion inhibitor which is not allowed to consume and even to sell, so this will especially contribute to local people and country s economy. In this study the inhibition effect of mad honey on corrosion of 2007 type aluminium alloy in 3.5% NaCl solution was investigated by Tafel extrapolarization and electrochemical impedance spectroscopy (EIS ). All the studied parameters showed good anti-corrosive properties against the corrosion of 2007 type aluminium alloy in the tested solution and corrosion rates decreased while mad honey concentration increased. Keywords: A. Aluminium; A. Alloy; B. EIS; B. Polarization; C. Inhibition REFERENCES [1] Rosliza, R., Nora aini, A., Wan Nik, W.B., J Appl Electrochem, 40, , [2] Jirang, C., Hans J.R., Trans.Nonferros Met. Soc. China 20, , [3] Gerengi, H., Sahin, H.I., Ind. Eng. Chem. Res., 51, , [4] Radojcˇic, I., Berkovic, K., Kovac, S., Vorkapic -Furac, J., Corros. Sci., 50, , [5] El-Etre, A.Y., Abdallah, M., Corros. Sci., 42, , [6] El-Etre, A.Y., Corros. Sci., 40, , [7] Basgul, A., Yoğun Bakım Dergisi, 3 (1 ), 33-36, [8] Dilber, E., Kalyoncu, M., Yaris, N., Okten, A., Turk J Med Sci, 32, , PS-EN-015 [9] T.C. Çevre ve orman Bakanlığı, , GSUT sayılı yazısı. 44

82 PS-TR-016 Zwitteriyonik Blok Kopolimer Miseller İçeren Çok-Katmanlı İnce Filmler İrem Erel *, Vural Bütün, A. Levent Demirel Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Kimya Bölümü, 06800, Ankara, Türkiye Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Kimya Bölümü, 26480, Eskişehir, Türkiye Koç Üniversitesi, Kimya Bölümü, 34450, Sarıyer, İstanbul, Türkiye Katman-katman (LbL) kendiliğinden yapılanma tekniğiyle yüzeylerin çok-katmanlı ultra-ince polimer filmler ile kaplanarak işlevselleştirilmesi geniş uygulama alanlarından ötürü son yıllarda önem kazanmıştır. LbL yöntemiyle hazırlanan filmlerin özelliklerini belirleyen temel unsur polimerlerin kimyasal tabiatıdır. Pozitif ve negatif yüklü işlevsel grupları polimerin aynı tekrar eden birimi üzerinde bulunduran polizwitteriyonlar (pozitif yüklü işlevsel grupların kuaternize amonyum birimleri olması durumunda polibetainler olarak isimlendirilir ), kimyasal yapılarının hücre zarı lipidlerinden fosforilkolin e benzerlik göstermesinden dolayı ilgi çekici makromoleküllerdir. Bunun yanısıra biyouyumluluk, antibakteriyel, anti - biyofouling, biyoinert ve hücre yapışmasını engelleyen özelliklerinden ötürü de polizwitteriyonlar biyoişlevsel yüzeylerin hazırlanması ve kontrollü salım uygulamaları için ümit verici moleküllerdir. Bu sebeple, polizwitteriyonların çok-katmanlı filmler içerisine dahil edilmesi doğal, biyolojik yüzeylere benzer yapılar elde edilmesi doğrultusunda önemlidir. Ancak, zıt yüklü grupları aynı tekrar eden birim üzerinde taşıdıklarından, pozitif ve negatif yük dağılımı eşittir ve elektriksel olarak nötrdürler. Bu sebeple, esası zıt yüklü polielektrolitlerin yüzeyde kompleksleşmesi ilkesine dayanan LbL yöntemiyle polizwitteriyonları çok-katmanlı filmler içerisine yerleştirmek oldukça güçtür. Bu çalışmada, zwitteriyonik blok kopolimer misellerin LbL yöntemiyle çok-katmanlı filmler içerisine yerleştirilebilmesi için stratejiler geliştirilmiştir. Çalışmada, öncelikle bir bloğu seçici olarak betainleştirilmiş, bir bloğu ise ph ye duyarlı p oli[3-dimetil (metakriloiloksietil) amonyum propan sulfonat-b-2- (diisopropilamino )etil metakrilat] blok kopolimerinin (PDMAPS-b-PDPA) ph tetiklemesiyle sulu çözelti içerisinde kendiliğinden yapılanması sayesinde zwitteriyonik-kabuk/ph ye duyarlı-çekirdek yapısına sahip miseller hazırlandı. Zwitteriyonik kabuk zincirlerine sahip PDMAPS-b-PDPA misellerin katı yüzey üzerine elektrostatik etkileşimler aracılığıyla katman-katman yerleştirilebilmesi için elektriksel olarak nötr olan kabuk üzerindeki yüklerden bir tanesi tuz ya da polielektrolit varlığında perdelenmiş ve böylelikle zwitteriyonik misel kabukları üzerinde net elektri ksel yük elde edildi. (PDMAPS-b-PDPA miseller+tuz) ya da (PDMAPS-b-PDPA miseller+polielektrolit) kompleksleri zıt yüklü polielekrolitler eşliğinde çok-katmanlı filmler içerisine yerleştirildi. Bu filmlerin ortam koşullarındaki değişime (ph, iyon gücü) karşı kararlılıkları detaylı olarak sorgulandı. Zwitteriyonik yüklerden bir tanesinin perdelenmesi amacıyla kullanılan polielektrolitlerin kimyasal yapılarının filmlerin oluşumunu ve ph - kararlılığını etkileyen en önemli faktörlerden biri olduğu belirlendi. Bu çalışmada elde edilen filmler, tek bir yüzey üzerinde yüksek taşıma sığası, ph a duyarlık ve polizwitteriyonlarin ilginç biyolojik özelliklerini birarada barındırdığından, gerek bilimsel gerekse uygulama düzeyinde önemlidir. Elde edilen sonuçlar, ileride daha gelişmiş sistemlerin hazırlanması yolunda gereken temel bilginin oluşturulması ve biyolojik uygulamalardaki kullanılabilirliklerinin önünü açması açısından da bilime katkıda bulunacaktır. 45

83 PS-EN-016 Zwitterionic Block Copolymer Micelles Containing Multi-Layer Thin Films İrem Erel *, Vural Bütün, A. Levent Demirel Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Kimya Bölümü, 06800, Ankara, Türkiye Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Kimya Bölümü, 26480, Eskişehir, Türkiye Koç Üniversitesi, Kimya Bölümü, 34450, Sarıyer, İstanbul, Türkiye Functionalization of surfaces using ultra-thin polymer films prepared by layer-by-layer (LbL) self-assembly technique has gained increasing importance in recent years due to its wide application areas. Properties of MLFs are primarily determined by chemical nature of the polymers. Polyzwitterions (PZWs) which carry opposite charges on the same repeating unit-called polybetains (PBs) if the positively charged functional group is quaternized ammonium units-are interesting macromolecules due to their chemical structures resembling phosphorylcholine, a zwitterionic phospholipid found on the cell membrane. Besides, PZWs have important biological properties such as biocompatibility, antibacterial, antifouling, bioinertness and cell resistant behaviours, thus are attractive macromolecules for the preparation of biofunctional surfaces or polymeric platforms for controlled drug delivery applications from surfaces. Therefore, incorporation of PZWs into MLFs might be promising to mimic natural biological surfaces. However, since oppositely charged functional units reside on the same polymer repeating unit, number of positive and negative charges are evenly distributed making polymer chains electrically neutral. Therefore, LbL technique which relies on complexation of oppositely charged polyelectrolytes at surfaces may not be a proper way to incorporate PZWs into MLFs. In this study, we developed strategies to include zwitterionic block copolymer micelles into multilayer films using layer-by-layer technique. First, we prepared micelles of selectively betainized poly[3-dimethyl (methacryloyloxyethyl) ammonium propanesulfonate-block- 2 (diisopropylamino) ethyl methacrylate] (PDMAPS-b-PDPA) in aqueous solution via ph-trigger and obtained micelles with ph-responsive core and zwitterionic corona. To screen either of the two opposite charges residing on the same repeating unit and impart net electrical charge on the betainized coronal blocks for a successful LbL film formation, we focused on the interaction between PDMAPS coronal chains and different types of salts as well as formation of interpolymer complexes (IPCs) between PDMAPS coronal blocks and strong or weak polyelectrolytes (PEs) in solution prior to film deposition. Block copolymer micelles with (PDMAPS/salt )-corona and (PDMAPS/PE IPCs )-corona were incorporated into multilayer films using oppositely charged linear homopolyelectrolytes. Stability of the multilayers against changes in ph and ionic strength were examined in detail. We found that the chemical nature of the polyelectrolytes used for screening either of the zwitterionic charges was critical on the growth and ph -stability of multilayers. This study contributes to fundamental understanding of structure-property relationship of multilayers of zwitterionic block copolymer micelles. Moreover, it shows that high loading capacity, stimuli-responsiveness and interesting biological properties of polyzwitterions can all be combined on a single surface. Therefore, results obtained from this study are important for not only fundamental but also technological aspects of zwitterionic block copolymer micelle containing multilayer films. Fundamental knowledge generated from this study may serve as a basis for the development of more advanced systems and pave the way of using such systems in biological applications. 46

84 Ozonlama ve İleri Oksidasyon Prosesleri ile Endokrin Bozucu Bisfenol A Kirleticisinin Arıtımı İdil Arslan-Alaton, Tuğba Ölmez-Hancı, Bora Genç, Duygu Dursun, Ece Aytaç, Emine Simge Taybuğa, Nilay Bilgin İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü PS-TR-017 Çevreye ve insan sağlığına son derece zararlı olan endokrin bozucu bileşiklerin kimyasal oksidasyon prosesleri uygulanarak tamamen parçalanmasına veya zararsız ayrışma ürünlerine dönüştürülmesine yönelik araştırmalar son yıllarda önem ve öncelik kazanmıştır. Ozonlama ve ileri oksidasyon proseslerinin (İOP) kullanımı ile endokrin bozucu bileşiklerin parçalanabildiğinin yapılan deneysel çalışmalarla ortaya çıkması ile birlikte, söz konusu kirleticilerin oksidasyon mekanizmalarının belirlenmesi, alternatif İOP nin araştırılması ve geliştirilmesi, ve bu proseslerin performans değerlendirmeleri ile ilgili daha ayrıntılı çalışmaların yürütülmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Yapay endokrin bozucu olarak da bilinen ksenoöstrojenler arasında yer alan Bisfenol A (BPA; 2,2-bis (4-hidroksifenil) propan ), çeşitli plastiklerin yapımında ve konservelerin iç yüzeyinde kullanılmakta ve süt, gıda kapları, biberonlar ve su ısıtıcılarında bulunmaktadır. BPA nın yüksek üretim kapasitesi ve farklı kullanım alanları göz önünde bulundurulduğunda, çevreye önemli miktarlarda BPA girişi olduğu tahmin edilebilir. Endüstride yoğun olarak kullanılan BPA nın sucul ortamlarda balık ve omurgasızlar için toksik olduğu belirlenmiştir. Zayıf östrojenik yapı gösterdiği tespit edilmesine rağmen bu kimyasalın hem sucul organizmalar hem de insanlar için endokrin sistemde hasara neden olduğu literatürde rapor edilmektedir. Bu deneysel çalışmada, insanlara, hayvanlara ve su yaşamına toksik, endokrin bozucu, mutajenik, potansiyel kanserojenik etki gösteren BPA kirleticisinin sulu çözeltisinin ozonlama prosesi ve İOP ile arıtımı değerlendirilmiştir. İOP ile arıtım çalışmalarında, hidroksil radikali (HO ) bazlı Fe 2+ /H 2O 2 (Fenton ), Fe 2+ /H 2O 2/UV-C (foto-fenton ), H 2O 2/UV-C prosesleri ile sülfat radikali (SO 4 - ) bazlı Fe 2+ /persülfat, Fe 2+ /persülfat/uv-c, persülfat/uv-c prosesleri incelenmiş ve proses performansları BPA ve toplam organik karbon (TOK) giderim kinetikleri açısından kıyaslanmıştır. Kimyasal oksidasyon deneylerinde 75 µm BPA içeren sulu çözeltiler kullanılmıştır. Ozonlama deneyi 177 mg/saat ozon dozunda ve numunenin orijinal ph sında (7.2 ), yarı kesikli ozonlama reaktöründe gerçekleştirilmiştir. İOP uygulamalarında ph 3.0 de çalışılmış, Fe 2+ katalizörü ve oksidan olarak kullanılan H 2O 2 ve persülfat konsantrasyonları ise sırası ile 0.1 mm ve 5 mm olarak seçilmiştir. Deneysel çalışmalarda reaksiyon süresince alınan numunelerde BPA ve toplam organik karbon (TOK) ölçümleri yapılmış, birinci derece BPA ve TOK giderim hız sabitleri hesaplanmıştır. Ozonlama prosesi ile BPA 20 dakika sonunda 0.58 dk - 1 reaksiyon hız sabiti ile tamamen giderilmiş olmakla birlikte TOK giderimi %18 mertebelerinde (90 dk. sonunda) kalmıştır. Ozonlama deneyi, BPA sulu çözeltilerinin ozon oksidasyonu ile arıtımının BPA giderimi açısından etkili olmakla beraber, oksidasyon sonucu oluşan ara ürünlerin mineralizasyonunda yetersiz kalmaktadır. H 2O 2/UV-C ve foto-fenton prosesleri için çalışılan deneysel koşullarında BPA nın tamamen oksidasyonunun çok kısa sürelerde (< 5 dk.) gerçekleştiği belirlenmiştir. Fenton prosesi ile BPA giderimi 0.11 dk -1 reaksiyon hız sabiti ile 50 dakika sonunda %94 oranında gerçekleşmiştir. 90 dakikalık reaksiyon süresi sonunda ulaşılan TOK giderim verimleri incelendiğinde HO bazlı İOP nin proses performansı sıralaması H 2O 2/UV-C (%92 ) foto-fenton (%75 ) Fenton (%42) olarak bulunmuştur. SO 4 - bazlı İOP uygulamalarında çalışılan reaksiyon koşullarında en verimsiz prosesin Fe 2+ /persülfat prosesi olduğu belirlenmiştir. Bu proses ile 90 dakika sonunda BPA ve TOK giderim verimleri sırasıyla %41 ve %30 ve birinci derece reaksiyon hızları ise sırasıyla dk -1 ve dk -1 olarak elde edilmiştir. UV-C ışığı varlığında gerçekleştirilen SO 4 - bazlı İOP nde gerek BPA giderim hızları gerekse ulaşılan TOK giderim verimleri artış göstermiştir. En yüksek TOK giderim verimi persülfat/uv-c prosesi ile %91 (90 dk sonunda) olarak elde edilmiştir. Aynı reaksiyon süresi sonunda Fe 2+ /persülfat/uv-c prosesi için TOK giderim verimi %83 tür. İncelenen arıtma alternatifl eri birbirleriyle karşılaştırıldığında elde edilen proses performansları bakımından fotokimyasal İOP nin, ozonlama ve karanlık İOP e nazaran BPA oksidasyonunda ve mineralizasyonda daha uygun yöntemler olduğu sonucuna varılmıştır. 47

85 PS-EN-017 Treatment of Endocrine Disruptor Bisphenol A by Ozonation and Advanced Oxidation Processes İdil Arslan-Alaton, Tuğba Ölmez-Hancı, Bora Genç, Duygu Dursun, Ece Aytaç, Emine Simge Taybuğa, Nilay Bilgin Istanbul Technical University, Civil Engineering Faculty, Environmental Engineering Department Endocrine Disrupting Chemicals (EDC s) are extremely dangerous to the environment and human health. Thus the removal of EDCs has attracted great scientific interest. Recently ozonation and advanced oxidation processes (AOPs) have proven to be effective in the degradation and detoxification of different EDC s. However, more information is needed on process mechanisms and the investigation of alternative, more efficient oxidation processes. For example, bisphenol A (BPA; 2,2 -bis (4-hydroxyphenyl )propane ), a xenoestrogen; also known as a synthetic endocrine disrupting compound; is used in the production of various plastics as well as in inner surfaces of food cans. BPA can be found in milk cartons, food containers, nursing bottles and water heaters. Considering the ubiquitous nature of BPA, its high production rate, high amounts of BPA release into the environment are expected. It could recently be demonstrated that BPA, is toxic to fish and invertebrate in aquatic environments. It has also been reported that even though this substance imparts a relatively weak estrogenic structure, it causes damage to the endocrine system in both human and aquatic organisms. In the present experimental study, it is aimed to evaluate the treatability of BPA selected as the model pollutant, by ozonation and AOPs including the hydroxyl radical (HO ) based Fe 2+ /H 2O 2 (Fenton ), Fe 2+ /H 2O 2/UV-C (photo-fenton ), H 2O 2/UV-C processes and sulfate radical (SO 4 - ) based Fe 2+ /persulfate, Fe 2+ /persulfate/uv-c, persulfate/uv-c processes. Process performances of the selected AOPS were evaluated in terms BPA and total organic carbon (TOC) removal efficiencies and kinetics. Chemical oxidation experiments were performed with 75 µm aqueous BPA solutions. Ozonation of BPA was carried out at an ozone dose of 177 mg/h at the original ph (7.2) of the solution in a 1000 ml -capacity borosilicate glass column in semi-batch mode. For the comparative assessment of degradation capacities of BPA by the investigated AOPs, the initial reaction ph, the Fe 2+ catalyst and oxidant concentrations as H 2O 2 and persulfate were selected as 3.0, 0.1 mm and 5 mm, respectively. Samples were taken at regular time intervals during the experiments for BPA and TOC analyses and pseudo-first order reaction constants were calculated. Ozonation resulted in complete BPA removal after 20 min reaction time having a reaction rate constant of 0.58 min -1, while only 18% TOC removal was obtained even after 90 min ozonation. Ozone oxidation of aqueous BPA was found to be effective in terms of BPA abatement however, the mineralization of reaction intermediates formed during the ozonation was limited. The experimental results revealed that the BPA was rapidly degraded (<5 min) by H 2O 2/UV-C and photo-fenton proseses. In the case of Fenton treatment, 94% BPA abatement was achieved after 50 min with a reaction rate constant of 0.11 min -1. TOC removal efficiencies of the investigated HO based AOPs after 90 0min treatment were established in the following decreasing order; H 2O 2/UV-C (92% ) photo-fenton (75% ) Fenton (42% ). Under the investigated experimental conditions, for SO 4 - based AOPs, the Fe 2+ /persulfate process was found to be the poorest oxidation process in terms of BPA and TOC rmeovals. being obtained as 41% and 30%, recpectively. The corresponding pseudo-first order reaction constants for BPA and TOC removals were calculated as min -1 and min -1, respectively. BPA and TOC removal efficiencies of the SO 4 - based AOPs were signifcantly enhanced in the presence of UV-C light. Indeed, the highest TOC removal efficiency among all studied AOPs was obtained for the persulfate/uv-c process as 91% after 90 min treatment. Considering the above experimental findings as a whole, it has been concluded that, UV-C assissted AOPs are more effective (Fe 2+ /H 2O 2/UV-C, H 2O 2/UV-C, Fe 2+ /persulfate/uv-c and persulfate/uv-c) than ozonation and darkaops not only for the complete elimination of the aqueous BPA but also for the achievement of full treatment. 48

86 POSS Türünün ve Yükleme Oranının Plastikleştirilmiş veya Plastikleştirilmemiş PLA/POSS Kompozitlerinin Mekanik, Isıl ve Morfolojik Özelliklerine Etkisi 1 Mehmet Kodal, 1 Güralp Özkoç Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü, İzmit/Kocaeli Çevre bilincinin hızla artması ile biyobozunur polimerlerin kullanımı da önemli derecede artmıştır. Başta ambalaj ve otomotiv plastikleri sanayi olmak üzere plastik sektöründeki hızlı büyümenin bir sonucu olarak ortaya çıkan atık sorunun çözümü için biyobozunur polimer malzemeler geliştirilmektedir. Poli (laktik asit) (PLA) gerek sürdürülebilir kaynaklardan elde edilebilmesi gerek fiziksel özelliklerinin nispeten üstün oluşu ve gerekse de endüstriyel ölçekte üretilmesi gibi nedenlerle diğer biyobozunur polimerler arasında öne çıkmaktadır. Ancak, PLA oda sıcaklığında rijit ve kırılgan özellikte bir polimer olduğundan, saf halde iken özellikle tokluk ve pekliğin dengeli olmasını gerektiren ambalaj ve otomotiv plastikleri üretiminde direkt olarak kullanılamamaktadır. PLA dan esnek, yüksek toklukta ambalaj materyalleri üretebilmek için plastikleştiricilerden faydalanılmaktadır. PLA nın plastikleştirilmesinde kullanılan maddelerin başında çevreci bir polimer olan poli (etilen glikol) (PEG) gelmektedir [1,2]. Polihedral oligomerik silseskuiokzanlar (POSS) ise polimerleri güçlendirmeye aday yeni nano-malzemelerdir. POSS lar (RSiO 1,5 ) n kimyasal formülüne sahip kafes şeklinde, moleküler boyutu yaklaşık 1,5 nm olan organik/inorganik hibrit moleküllerdir [3,4]. Bu çalışmanın amacı PEG içeren veya içermeyen PLA kompozitlerinin mekanik, ısıl ve morfolojik özelliklerine POSS türlerinin ve yükleme oranlarının etkisini incelemektir. Katkı maddesi olarak dört farklı yü kleme oranında (%1, 3, 7, 10) trisilanolizobütil-poss (T-POSS) ve glisidilizobütil-poss (G-POSS) kullanılmıştır. POSS lar ile polimerler 3 veya 5 dakika alıkonma süresinde, 100 rpm vida hızında eriyik karıştırma yöntemi ile harmanlandıktan sonra test örnekleri elde etmek için kalıplanmıştır. Elde edilen PEG içeren veya içermeyen kompozitlerin mekanik özellikleri çekme ve darbe testleriyle, ısıl özellikleri diferansiyel taramalı kalorimetri (DSC) ile, akış özellikleri karıştırma esnasında zamana karşı yapılan tork ölçümleri ile ve morfoloji özellikleri ise taramalı elektron mikroskopu (SEM) ile incelenmiştir. SEM analizlerinden her iki POSS türünün de düşük yükleme oranlarında homojen bir şekilde PLA matris içinde dağıtılabildiği görülmüştür. POSS ilavesi ile PLA nın eriyik vizkositesi azalmıştır. Çekme testi sonuçları POSS ların ilavesi ile, PLA nın akma dayanımı ve elastisite modülünde azalmaların, %uzama ve tokluk değerlerinde artmaların olduğunu göstermiştir. Darbe testi sonuçları ise PLA nın darbe dayanımının katkı maddeleri ile önemli ölçüde iyileştirildiğini göstermektedir. Bunlara ilaveten DSC testlerinden elde edilen termogramlardan PLA nın camsı geçiş sıcaklığının ve kristalizasyon sıcaklığının POSS ların kullanılmasıyla azaldığı, POSS ların PLA nın çekirdeklenme hızını artırdırdığı ve bir çekirdeklenme ajanı gibi davrandığını göstermiştir. Sonuç olarak POSS ların PLA matris içinde kullanılması ile peklikten çok fazla kaybetmeden tokluk kayda değer bir seviyede geliştirilmiştir. KAYNAKLAR [1] Hu, Y., Hu, YS., Topolkaraev, V., Hiltner, A. and Baer, E. Polymer, 44, , [2] Hu, Y., Hu, YS., Topolkaraev, V., Hiltner, A. and Baer, E. Polymer, 44, , (2003 ). [3] Lee, JH. and Jeong, GY. Journal of Appiedl Polymer Science, 115, 1039, [4] Zhaobin, Q. and Hong, P. Composites Science and Technology, 70, 1089, PS-TR-018 Teşekkür: Bu çalışma Tübitak tarafından 111M514 numaralı proje ile desteklenmektedir. 49

87 Effects of POSS Type and Loadings on the Mechanical, Thermal and Morphological Properties of Plasticized and Unplasticized PLA/POSS Composites 1 Mehmet Kodal, 1 Güralp Özkoç Department of Chemical Engineering, Engineering Faculty, Kocaeli University Izmit/Kocaeli The use of biodegradable polymers has increased considerably with the rapid increase in environmental awareness. Biodegradable polymer materials are being developed to solve the plastic waste problem resulted from rapid growth of plastic industry including especially packaging and automotive plastics. PLA is the most widely used biodegradable polymer among the other ones due to natural biodegradability and availability from renewable resources. However, PLA is a rigid and brittle material in ambient temperature; therefore it is not directly used in packaging and automotive industry requiring a balanced stiffness and toughness. So, it needs to be plasticized in order to have a tough material The most common plasticizer used in PLA is poly (ethylene glycol) (PEG) [1,2]. Polyhedral oligomeric silsesquioxanes (POSS ), a organic/inorganic hybrid material, is a new generation nanofiller with the possibility of reinforcement of the polymers. POSSs with an emprical formula of (RSiO 1,5 ) n and molecular size of about 1.5 nm contain a silica cage [3,4]. The aim of this study is to investigate the effects of POSS types and loadings on the mechanical, thermal and morphological properties of plasticised and unplasticized PLA/POSS composites. The POSSs used in this study are trisilanolisobutyl-poss (T-POSS) and glycidylisobutyl-poss (G-POSS ). The POSS content was 1, 3, 7 and 10 wt %. Composites prepared via melt blending method with a 100 rpm screw speed and mixing time of 3 or 5 minutes. Molten compound was subsequently injection molded to obtain test samples. Mechanical, thermal, morphological and melt viscosity properties of plasticized and unplasticized PLA/POSS composites were carried out by performing tensile and impact tests, differential scanning calorimeter (DSC) analysis, scanning electron microscopy (SEM) and vertical force measurements (VF ). SEM analysis showed that POSSs dispersed homogeneously in polymer matrix at lower loadings. Melt viscosity of neat PLA decreased with using POSSs. Tensile test results revealed that yield strength and elasticity modulus of pure PLA decreased but elongation at break and tensile toughness of neat PLA increased with incorporation of POSSs (regardless of POSS type) into PLA. Impact strength of PLA was significantly increased by adding POSSs. DSC test results indicated that addition of POSS types decreased the glass transition temperature and col d crystallization temperature of PLA/PEG composites. Besides, POSSs acted as a nucleating agent and accelerated the nucleating rate of PLA. As a result of this study, the use of POSSs into PLA matrix resulted in significant improvement in toughness of PLA without important losing in stiffness of PLA. REFERENCES [1] Hu, Y., Hu, YS., Topolkaraev, V., Hiltner, A. and Baer, E. Polymer, 44, , [2] Hu, Y., Hu, YS., Topolkaraev, V., Hiltner, A. and Baer, E. Polymer, 44, , (2003 ). [3] Lee, JH. and Jeong, GY. Journal of Appiedl Polymer Science, 115, 1039, [4] Zhaobin, Q. and Hong, P. Composites Science and Technology, 70, 1089, Acknowledgement: This study is granted by TUBITAK (Project No: 11M514) PS-EN

88 Bazı Bor Bileşiklerinin Klinkere Katılmasıyla Elde Edilen Çimentonun Dayanım, Priz Süresi ve Radyasyon Absorblama Özelliklerine Etkisi Mehmet Sait İzgi 1, Nagihan Polat 2, M. Fatih Kuluöztürk 3, Dinçer Oruç 4, Ömer Şahin 5, Mahmut Doğru 3 1 Bitlis Eren Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü 2 Bitlis Yükseliş İlköğretim Okulu 3 Bitlis Eren Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Fizik Bölümü 4 Elazığ Çimento Fabrikası Kalite Kontrol Laboratuvarı 5 Siirt Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, Siirt Bu çalışmada farklı bor bileşiklerini, klinkere katarak, portland çimentosuna göre mukavemet, lineer absorbsiyon katsayısı, priz süresi ve incelik analizleri, özelliklerine ayrı ayrı bakılmıştır. Çalışmanın ilk aşaması Elazığ Çimento fabrikasında gerçekleştirilmiştir ve numuneler fabrika laboratuvarlarında öğütülmüş klinker içerisine değişik vasıf ve oranlarda bor bileşikleri katılarak, bu karışım aynı şartlar ve incelikte yeniden öğütülmüştür. Son ürün (çimento) halini alan 6 farklı bor katkılı çimentı ve referans kabul edilen katkısız çimento üzerine fiziksel ve mekanik testler uygulanmıştır. Bu çalışmada kullanılan bor bileşikleri amonyum biborat tetrahidrat, potasyum tetraborat tetrahidrat, boraks ve borik asit kullanılmıştır. Çimentonun en önemli özellikleri; mukavemet (yüksek binaların inşasında ve depreme dayanıklı evlerin yapılmasında ), absorblama özelliği (nükleer enerji santrallerinin inşasında ve hastanelerde röntgen odalarında) ve priz süresidir. Sonuçlara bakıldığında, dayanım testlerinde 2. ve 7. günün sonunda, bor ihtiva eden çimentoların, referansa (portland çimentosu) göre mukavemeti daha düşük olmasına rağmen, 28. günün sonunda bor ihtiva eden çimentonun referans değerini geçtiği görülmüştür. Ayrıca 7. Günde elde edilen dayanım sonuçlarında referans numuneye nazaran daha yüksek bir ivmelenme kaydedildiği görülmüştür. Radyasyon geçirgenliğine bakıldığında ise bor bileşiği ihtiva eden tüm çimentoların, portland çimentosuna göre radyasyon absorblama özelliği daha fazla olduğu görülmüştür. Ayrıca bor içeren çimentoların referans betona göre priz süresini düşürdüğü gözlemlenmiştir [1-3]. KAYNAKLAR [1]. Aydın SAĞLIK, Oya SÜMER, Ergin TUNÇ, Mehmet Fatih KOCABEYLER, Rahmi Sencer ÇELİK Borlu aktif Belit Çimentosu ve DSİ Projelerinde Uygulanabilirliği DSİ Teknik Bülteni Sayı: 105, Ocak [2] Erdoğan, Y. Turhan. Çimentolar, ODTÜ, İnşaat Mühendisliği Bölümü, An kara 120 s PS-TR-019 [3]. Gamze SARAÇOĞLU, Gizem ERTEN, Ömer ŞAHİN, Mustafa KAYA,Tülay ŞAHİN Klinkere Katılan Çeşitli Bor Bileşiklerinin Elde Edilen Çimentonun Kalitesine Etkisi Kimya öğrenci kongresi Çorum,

89 The Strength, Setting Duration and The Effect of The Cement on The Characteristics of Radiation Absorption Got Through Mixing Some Boron Compounds to Clinkers Mehmet Sait İzgi 1, Nagihan Polat 2, M. Fatih Kuluöztürk 3, Dinçer ORUÇ 4, Ömer ŞAHİN 5, Mahmut DOĞRU 3 1 Bitlis Eren Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü 2 Bitlis Yükseliş İlköğretim Okulu 3 Bitlis Eren Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Fizik Bölümü 4 Elazığ Çimento Fabrikası Kalite Kontrol Laboratuvarı 5 Siirt Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, Siirt In this study, different boron compounds, taking into clinker, portland cement strength based on the linear absorption coefficient, setting time, finesse analysis and the characteristics were examined separately. The first stage of the study is performed in the cement factory in Elazig and the samples were ground clinker factory laboratories participating in the various qualifications and amounts of boron compounds, the mixture was re-milled the same terms and slim. The final product (cement ), which became 6 different boron doped Cement and pure cement that were called "reference" Cement are performed on the physical and mechanical tests. Boron compounds used in this study are biborat ammonium tetrahydrate, potassium tetraborate tetrahydrate, borax and boric acid. The most important properties of cement; strength (in making earthquake-resistant houses and the construction of high-rise buildings ), to absorb feature (in the construction of nuclear power plants and hospitals, X-ray rooms) and setting time. Looking at the results, strength tests of the end of 2. and 7. days, comparing boron-containing cements to the reference (portland cement ), although a lower strength by 28th After a day of occurrence of the reference value has been boron-containing cement. In addition, 7 Day strength results obtained were recorded an acceleration higher than the reference sample. All cements containing boron compound transmission of radiation is analyzed, compared with portland cement absorb radiation property is higher. In addition, boron-containing cements reduces the setting time of the reference concrete were observed by [1-3]. REFERENCES [1]. Aydın SAĞLIK, Oya SÜMER, Ergin TUNÇ, Mehmet Fatih KOCABEYLER, Rahmi Sencer ÇELİK Borlu aktif Belit Çimentosu ve DSİ Projelerinde Uygulanabilirliği DSİ Teknik Bülteni Sayı: 105, Ocak [2] Erdoğan, Y. Turhan. Çimentolar, ODTÜ, İnşaat Mühendisliği Bölümü, Ankara 120 s PS-EN-019 [3]. Gamze SARAÇOĞLU, Gizem ERTEN, Ömer ŞAHİN, Mustafa KAYA,Tülay ŞAHİN Klinkere Katılan Çeşitli Bor Bileşiklerinin Elde Edilen Çimentonun Kalitesine Etkisi Kimya öğrenci kongresi Çorum,

90 Cevap Yüzey Yöntemi (CYY) Kullanarak Hidroksiapatit-Kil Kompoziti ile Cu (II) Giderimi İçin Optimum Deney Koşullarının Belirlenmesi Mehtap Erşan 1, Ünsal Açıkel 1, Yunus Altınok 1, Feride Düğenci 1, 1 Cumhuriyet Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü Endüstriyel atıksularda bulunan Bakır (Cu (II) ), çevre ve insan sağlığı açısından toksik etkileri olan ağır metallerden birisidir. Toksik etkilerin ortada n kaldırılması amacıyla kullanılan filitrasyon, iyon değişimi, osmoz, kimyasal oksidasyon ve membran teknolojileri gibi geleneksel yöntemlerin yanı sıra fizikokimyasal bir yöntem olan adsorpsiyon yaygın biçimde kullanılmaktadır [1, 2]. Bu çalışmada, farklı oran ve deney koşullarında hidroksiapatit (HAP )-kil kompoziti kullanılarak Cevap Yüzey Yöntemi (CYY) ile Cu (II) adsorpsiyonu ve adsorpsiyon koşullarının iyileştirilmesi amaçlanmıştır. HAP molekül formülü Ca 10 (PO 4 ) 6 (OH ) 2 olan ve adsorpsiyon yeteneği bilinen bir nanopartiküldür. CYY ise son yıllarda tıp, biyokimya ve gıda gibi birçok alanda kullanılan istatistiksel bir yöntemdir. Ayrıca klasik deneylere göre daha kısa sürede ve daha az malzeme kullanarak deney sistemi için cevap değişkenlerinin en iyi olduğu noktada girdi değişkenlerini belirler. Çalışmalarda deney koşullarını belirlemek amacıyla CYY için en fazla tercih edilen Box -Benkhen dizayn kullanılmıştır. Farklı oranlarda HAP-kil kompoziti, ph (4-8 ), sıcaklık ( C) ve Cu (II) derişimlerinde çalışılarak adsorpsiyonun gerçekleştiği en iyi koşullar bulunmaya çalışılmış, belirlenen deney koşullarında Cu (II) giderimi için iyileştirme yapılmıştır. Hidroksiapatit oluşturmak üzere Ca (NO 3) ( mol) ve NH 2 (HPO ) 4 ( mol) farklı tepkime kaplarında saf suda çözünmüş ve birleştirilerek ısıtılmıştır. Eklenen kil ile oluşturulan HAP-kil kompoziti adsorbsiyon deneyleri için hazır hale getirilmiştir [3]. Dizayn ile belirlenen deney koşulları için adsorblanmadan ortamda kalan Cu (II) iyonu derişimi atomik adsorbsiyon cihazı (AAS) cihazı kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlardan %50 oranında HAP-kil kompoziti kullanılan deney ortamında ph 6 değerinde ve 35 0 C sıcaklıkta %48.46 verim ile en iyi Cu (II) giderim değeri elde edilmiştir. Bu noktada Cu (II) giderimini deney koşullarına bağlayan eşitlik quadratik modele uygun olarak bulunmuştur. Sonuçlardan Cu (II) giderimi için CYY kullanılabilirliği ve HAP-kil kompozitinin adsorpsiyon verimini arttırdığı bulunmuştur. KAYNAKLAR [1] Ahluwalia SS. Goyal D. Microbial and plant derived biomass for removal of heavy metals from wastewater. Bioresour Technol;98: , PS-TR-020 [2] Eren, E. Removal of copper ions by modified Unye clay, Journal Of Hazardous Materials 159, , [3] Kanai H., Nakao, M., Imamura S. Catalysis communications. Selective photoepoxidation of propylene over hydroxyapatite-silica composites.4, ,

91 Determination of Optimum Conditions of Cu (II) Removal Using Response Surface Method (RSM) with Hydroxyapatite-Clay Composite Mehtap Erşan 1, Ünsal Açıkel 1, Yunus Altınok 1, Feride Düğenci 1, 1 Cumhuriyet University Engineering Faculty Chemical Engineering Department Industrial waste waters with the copper (Cu (II) ) ions, for the environment and human health effects of toxic and it is one of the most appealing heavy metals. Conventional methods for removing heavy metal ions from aqueous solutions are osmosis, ion exchange, membrane technologies, and adsorption. In this study, the different rates and terms of hydroxyapatite HAP-clay composite experiment Response Surface Method (RSM) and Cu (II) was intended for improvement of adsorption conditions. Ca 10 (PO 4 ) 6 (OH ) 2 is known as nanoparticle with adsorption ability. In recent years, such as medicine, biochemistry and food in many areas, the statistical method RSM is used. In addition to, classic experiments by using less material than as soon as possible and answer variables best to experiment system at some point determines the input variables. Studies to determine the optimum conditions for experiments in terms of preferred Box Benkhen -RSM design was used. Different proportions of HAP-clay composite, ph (4-8 ), temperature ( C) and Cu (II) to the best conditions, working with concentration, where adsorption is determined by the conditions of Cu (II) studied experiment improvement for removal. To create a hydroxyapatite Ca (NO 3) ( molases) and NH 2 (HPO ) 4 ( molases) in different containers in pure water dissolved and merged altough reaction. Created with HAP clay composite adsorption added to containers with clay [3]. De sign of experiments for the conditions, as determined by environment remaining Cu (II) ion at solution concentration was determined by using Atomic adsorption device (AAS ). The results obtained in experiments used 50% of HAP-clay composite, and the ph value of 6 to 35 0 C best yield 48.46% were obtained for Cu (II) removal. At this point, Cu (II) removal experimental conditions were identical to the model quadratic binding equation. Consequences Cu (II) removal efficiency using the RSM was found to increase the availability for the HAP-clay composites. REFERANCES PS-EN-020 [1] Ahluwalia SS. Goyal D. Microbial and plant derived biomass for removal of heavy metals from wastewater. Bioresour Technol;98: , [2] Eren, E. Removal of copper ions by modified Unye clay, Journal Of Hazardous Materials 159, , [3] Kanai H., Nakao, M., Imamura S. Catalysis communications. Selective photoepoxidation of propylene over hydroxyapatite-silica composites.4, ,

92 PS-TR-021 Sularda 228 Ra Analiz Yöntemleri 1 Mihriban Şengör, 1 Simay Yüksek, 1 Abdullah Dirican, 1 N.Kemal Şahin, 1 Ülkü Yücel Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Sarayköy Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi, 06983, Kazan, Ankara İnsanların doğrudan veya dolaylı olarak tükettikleri sular, kimyasal ve radyoaktivite özelliklerine bağlı olarak insan sağlığı üzerinde çeşitli etkilere neden olabilmektedir. Bu nedenle sularının özellikle radyoaktivite seviyesinin belirlenmesi insan sağlığı açısından büyük önem arz etmektedir. İnsanların maruz kaldığı doğal radyasyon dozuna önemli katkısı olan radyoaktif maddelerden birisi de su ve gıda yoluyla alınan radyumdur. Doğal sularda bulunan en önemli radyum izotopları Ra -223, Ra-224, Ra-226 ve Ra-228'dir. Ra-226 ve Ra-228 doğada en çok bulunan radyum izotopları olup, radyoaktivite ve oluşturacağı sağlık riski açısından en önemlileridir. Sularda bulunan radyum, insanın içsel kontaminasyonunda oldukça önemli yer tutar. Radyum kimyasal bakımdan kalsiyuma benzer. İnsan vücudu, kalsiyumun %99'unu kemiklere dağıtır. Dolayısı ile radyum kalsiyumun metabolizmasını izleyerek kemik ve kemik iliğinde depolanır. Sindirim yoluyla alınan radyumun %70-90'u kemiklerde, geriye kalanı ise yumuşak dokularda toplanır [1]. Bu çalışmada Gama Spektrometri ve Ultra Düşük Zemin Sayımlı Alfa/Beta Gaz Akış Orantılı Sayım Sistemleriyle sularda 228 Ra analiz yöntemleri çalışılmıştır. Bu kapsamda öncelikle sularda toplam Alfa/Beta aktiviteleri EPA 900 standart metoduna göre belirlenmiş olup toplam beta aktivitesi 1 Bq/L den yüksek olan sularda 228 Ra radyoaktivite konsantrasyonu iki farklı yöntemle çalışılarak sonuçlar karşılaştırılmıştır. Sularda Ra-228 radyoizotopunun BaSO 4 la çöktürme yöntemiyle hazırlanan örnekler %110 verimli yüksek saflıkta Germenyum detektör (HPGe) ile ölçülmüştür.yapılan ölçümler sonucu oluşan spektrumlardaki pik alanı belirsizliklerinin %10 un altına düşünceye kadar sürdürülmüştür[2]. Ölçüm yönteminin kimyasal verimi %80 in üzerindedir. Radyoaktivite derişimi Gente 2000 LABSOCS yazılımında numu ne geometrisi modellenerek detektör verimi hesaplanmıştır. Kullanılan yöntemin ölçülebilir en küçük değeri (ÖMD) 100 mbq/l dir. Ultra Düşük Zemin Sayımlı Alfa/Beta Gaz Akış Orantılı Sayım Sistemiyle sularda Ra -228 analizi iki kademeli olup ilk aşamada BaSO 4 la çöktürme, ikinci aşamada ise örnek içerisinde oluşan Ac-228 kolon (LN reçinesi) yardımıyla ayrıştırılır ve CeF 3 ile mikroçöktürme işlemlerini kapsamaktadır.ölçüm yönteminin kimyasal verimi %75 in üzerinde olup ölçülebilir en küçük değeri (ÖMD) 30 mbq/l dir. KAYNAKLAR [1] Carreiro MCV and Sequeira MMA 226Ra and 228Ac in a Fresh-water Ecosystem. Radiat. Protect. Dosim., 24, ,1998. [2] Medley, P. Department of The Environment,Water, Heritage and The Arts Supervising Scientist, April

93 PS-EN-021 Ra-228 Analysis Methods in Water 1 Mihriban Şengör, 1 Simay Yüksek, 1 Abdullah Dirican, 1 N.Kemal Şahin, 1 Ülkü Yücel TAEK, Saraykoy Nuclear Research and Training Center, Kazan-Ankara/TURKEY Water consumed directly and indirectly by people can induce various effects on human health depending on its chemical and radiological properties. Therefore, determining the radioactivity level of wa ter has a great importance from the point of human health. Radium (Ra) is one of the main radioactive nuclides which contribute to radiation dose people exposed to and is intaken by water and food consumption. The main isotopes of Ra in natural water are Ra-223, Ra-224, Ra-226 and Ra-228. Ra-226 and Ra-228 are the most abundant isotopes in nature and hence the most important isotopes from the point of radioactivity and health risk. Ra in water has a significant place in human internal contamination. Radium is similar to calcium in chemical respect. Human body disperses 99% of calcium to bones. Therefore, Ra is stored in bones and bone marrows by following the Ca movement in metabolism % of Ra intaken by gastrointestinal tract is stored in bones and the remaining is stored in soft tissue[1]. In this study, Ra-228 analysis methods in water samples by Gamma Spectrometry and Alpha/Beta Gas Flow Proportional Counting System with Ultra Low Background Counting have been performed. Within this scope, firstly, total Alpha/Beta activities in water have been determined according to EPA 900 standart Method. If total Alpha/Beta activity is found greater than 1 Bq/L, then the Ta -228 activity concentration in the related water sample is calculated and compared by studying two different methods. Ra-228 activity in water samples prepared by BaSO 4 precipitation method is determined by High Purity Germanium (HPGe) Detector of 110% relative efficiency. The measurement of the samples were carried on until the uncertainty of the peak areas were less than 10% [2]. The chemical efficiency of the measurement method is greater than 80%. The photopeak efficiencies were calculated by modeling the sample geometry and the detector in Canberra software LABSOCS. Minimum Detectable Activity (MDA) is determined as about 100 mbq/l. Ra-228 analysis by using Alpha/Beta Gas Flow Proportional Counting System with Ultra Low Background Counting have two steps. In the first step, precipitation by BaSO 4 is done. In the second step, Ac-228 is separated by column (LN resine) and microprecipitation by CeF 3 is performed. Chemical efficiency of the measurement method is greater than 75% and MDA is about 30 mbq/l. REFERENCES [1] Carreiro MCV and Sequeira MMA 226Ra and 228Ac in a Fresh-water Ecosystem. Radiat. Protect. Dosim., 24, ,1998. [2] Medley, P. Department of The Environment,Water, Heritage and The Arts Supervising Scientist, April

94 PS-TR-022 Tiyokzanton Bazlı Fotobaşlatıcı ve Oligotiyofen Sentezi Murat Işık, Hasniye Özkan, Demet Karaca Balta, Duygu Sevinç Esen, Nergis Arsu* Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü, Davutpaşa Kampüsü, Esenler - İstanbul Son yıllarda fotopolimerizasyona olan ilgi bu polimerleşme türünün birçok ekonomik ve ekolojik avantajından dolayı yeniden canlanmıştır. Fotopolimerizasyon 30 yılı aşkın süredir kaplamalar, mürekkepler, yapıştırıcıları, baskı kalıpları ve mikroelektronik malzemelerin temelini oluşturmaktadır. Bu endüstriyel uygulamalar serbest radikal fotobaşlatıcılarının geliştirilmesi ile birlikte daha hızlı bir şekilde gelişme kaydetmiştir. Radikal polimerizasyonu fotobaşlatıcıları I. Tip bölünme ve II. Tip hidrojen abstraksiyonu yapanlar olmak üzere ikiye ayrılırlar. I. Tip fotobaşlatıcıların çoğu aromatik karbonil bileşikleridir. UV ışığın absorpsiyonu ile benzoin ve türevleri, benzil ketaller, aseton fenonlar, α-hidroksialkil ketonlar ve açifosfin oksitlerin hepsi kendiliğinden alfa bölünmesi sonucu serbest radikaller üretirler. Tiyokzanton (TX) ve türevleri, benzofenon ve türevleri, benzil, kinonlar ve organik boyalar gibi II. tip fotobaşlatıcılar, alkoller, eterler, aminler ve tiyoller gibi hidrojen vericiler ile birlikte kullanılırlar. II. tip fotobaşlatıcılardan tiyokzanton türevleri üçüncül aminlerle birlikte kullanıldıklarında absorpsiyon karakteristiği olarak benzofenonlardan daha etkindirler. Bu çalışmada oligotiyofen sentezinde kullanılması amaçlanan TX-1-NpBr nin sentezi ve karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. UV-Vis absorpsiyon spektroskopisi ve floresans spektroskopisi kullanılarak başlatıcının absorpsiyon karakteristiği, singlet hal özellikleri, floresans kuvantum verimi ve floresans yayınım spektrumu elde edildi. Fosforesans spektroskopisi ile 77 0 K de triplet enerjisi E T= 232 kj/mol ve fosforesans ömrü p= 44 ms olarak bulundu. Lazer flaş fotoliz tekniği ile triplet ömrü T= 3,76 s bulunan bu değer ve elde edilen diğer veriler ışığında fotobaşlatıcının fotobaşlatma mekanizmasının intermoleküler abstraksiyon sonunda oluştuğu bulundu. KAYNAKLAR [1] G. Temel, N. Arsu, J.Photochem & Photobiol. A 191 (2-3) (2007) [2] Balta, D. K.; Arsu, N.; Yagci, Y.; Jockusch, S.; Turro, N. J. Macromolecules 2007, 40,

95 PS-EN-022 The Synthesis of Thioxanthone Based Photoinitiator and Oligothiophene Murat Işık, Hasniye Özkan, Demet Karaca Balta, Duygu Sevinç Esen, Nergis Arsu* Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü, Davutpaşa Kampüsü, Esenler - İstanbul In recent years, photoinitiated polymerization has received revitalized interest as it congregates a wide range of economic and ecological anticipations. For more than 30 years, photopolymerization has been the basis of numerous conventional applications in coatings, adhesives, inks, printing plates, optical waveguides, and microelectronics. These industrial improvements have been achieved as photoinitiators have been dramatically developed in the mean time. Though importance of cationic photopolymerization increases, still interests have focused on free radical polymerization. Photoinitiators for radical polymerization are classified as α-cleavage (type I) and H-abstraction type (type II) initiators. The majority of type I photoinitiators are aromatic carbonylcompounds with appropriate substitution. For example, upon absorption of light, benzoin and derivatives, benzil ketals, acetophenones, aminoalkyl phenones, O-acyl-R-oximino ketones, α -hydroxyalkyl ketones, and acyphosphine oxides all spontaneously undergo α -cleavage, generating free radicals with benzoin as an example. TX based photoinitiators and its derivatives are used with H-donors such as alcohols, thiols, amines. When type II TX based photoiniators are used with tertiary amines they exhibits better absorption characteristics than benzophenone type photoinitiators. In this study, synthesis and characterization of TX-1-NpBr, which intended to be used for syntheses of oligotiophenes, was successfully achieved. Fluorescence quantum yield, singlet state features, absorption characteristic, fluorescence emission spectra of photoinitiator were determined using fluorescence and UV- Vis absorption spectroscopy measurements. Phosphoresence emission spectra, lifetime and triplet energy at 77 0 K were determined as p=44 ms and ET= 232 kj/mol. Triplet lifetime was found as T= 3,76 s from laser flash photolysis studies. Polymerization studies and spectroscopic investigations revealed that the photoinitiation mechanism is probably based on of intermolecular H -abstraction reactions. REFERENCES [1] G. Temel, N. Arsu, J.Photochem & Photobiol. A 191 (2-3) (2007) [2] Balta, D. K.; Arsu, N.; Yagci, Y.; Jockusch, S.; Turro, N. J. Macromolecules 2007, 40,

96 PS-TR-023 Tabakalı Silikat Katkılı Poliolefin Nanokompozitler Nurseli Uyanık İstanbul Teknik Üniversitesi, FEF Kimya Bölümü, 34469, Maslak-İstanbul Poliolefinler (PO) fiziksel ve mekaniksel özelliklerinin iyiliği, düşük maliyetlerde kolay işlenebilirliği ve birçok uygulamada çok yönlü malzeme olarak kullanılabilmesinden dolayı çokça tüketilebilen termoplastik polimerlerdir. Poliolefinlerin, mekanik, termal, yanmazlık ve gaz geçirgenlik gibi bazı özelliklerini iyileştirmek için, tabakalı nanokatkılı polimer nanokompozitler (NK) hazırlanır. Ancak tabakalı nanokatkılı PONK hazırlanışı ana zincirinde polar grup taşıyan herhangi bir polimerin hazırlanışından daha zordur [1]. Hidrofobik PO zincirlerinin kildeki silikat tabakalarının arasına nüfuz etmesini sağlamak üzere önce hidrofilik tabakalı yapıdaki tabakaların polarlığının azaltılarak tabakalar arasının açılması sağlanmalıdır. Bu amaçla, kilin yüzey aktif maddeler ile modifikasyonu yapılmalıdır. Tabakalı yapı Na-montmorillonit (Na-MMT ), uzun zincirli alkil aminler/fosfonyumlar kullanılarak veya silanlandırılarak modifiye edilir [2-4]. Ancak gene de PONK hazırlamak için polar organokil ile apolar poliolefin molekülleri arasındaki etkileşimi arttırmak için bir uyumlaştırıcı gereklidir [1]. Uyumlaştırıcılar, ana matris polimere hidrofilik grup içeren monomerlerin graft edilmesi ile yapılabildiği gibi, karboksilat iyonomerleri, hidrofilik grup içeren kopolimerler olabilmektedir. Bu çalışmada, kullanılan uyumlaştırıcılar, ana matris polimerlere (alçak yoğunluklu polietilen, doğrusal alçak yoğunluklu polietilen ve polipropilen) itakonik asidin, mikrodal gada çözelti ortamında aşılanmasıyla sentezlendi. Poliolefin nanokompozitler (PONK) deneysel olarak, tek basamakta, eriyik karıştırma yöntemiyle, %5 organokil ve farklı oranlarda PO ve uyumlaştırıcı kullanılarak, zıt dönüşlü çift vidalı MiniLab ekstruderde, sabit vida hızında ve 2 dakika çevrim süresinde ve kullanılan PO tipine göre farklı sıcaklıklarda hazırlandı. Modifiye killerin ve belirtilen yöntemle hazırlanan PONK örneklerinin X -ışını kırınımı kullanılarak yapısal incelemeleri yapıldı. Örneklerin %1 sekant modülü; maksimum gerilme, kopma gerimesi, kopmada uzama ve tokluk değerleri, mekanik test verilerinden hesaplandı. Uyumlaştırıcı yüzdesinin, modifiye ajanın tipinin, sadece kil tabakalarının dağılımını etkilemekle kalmayıp mekanik özellikleri de et kilediği, en iyi mekanik performansın, tabakaların arasının en iyi açıldığı örneklerde olduğu görüldü. Örneklerin işlenebilirliği eriyik akış indisi ölçümleri ile irdelenmiştir. Normalize eriyik akış indeksinin hesaplanması kil ile polimer matris arasındaki etkileşimin anlaşılmasına yardımcı olmuştur [5]. Aynı seride uyumlaştırıcı yüzdesinin artması ile normalize eriyik akış indeksi değerlerinin artış göstermesi, nanokompozitlerin işlenebilirliğinin de arttığını göstermiştir. KAYNAKLAR [1] Kim, Y.C., Lee, S.J., Kim, J.C., Cho, H., Polym. J., 37, 1, [2] Utracki, L.A., Clay-Containing Polymeric Nanocomposites (vol.1& 2 ), Rapra Technology Ltd, Shropshire, UK., [3] Suprakas, S.R., Okamoto, M. Prog. Polym. Sci., 28, 1539, [4] Mago, G., Kalyon, D. M., Jana, S.C., Polymer Nanocomposite Processing, Characterization, and Applications 2011 Journal of Nanomaterials, Vol. 2011, [5] Ratnayake, U.N., Haworth, B., Polym. Eng. Sci., 46, 1008,

97 PS-EN-023 Layered Silicate Containing Polyolefin Nanocomposites Nurseli Uyanık Istanbul Technical University, Chemistry Department, Maslak-Istanbul Polyolefines (PO) are the most widely used polymers due to their good physical and mechanical properties, easy processing and multipurpose usage. One way for improving mechanical strength of PO is to prepare PObased nanocomposite (PONC ); but preparation of PO-based nanocomposites is more difficult than those containing polar groups in their backbones [1]. In order to provide penetration of hydrophilic PO chains into the silicate layers of clay structure, first the polarity of hydrophilic layers should be decreased so that interlayer space is expanded. For this purpose, clay should be modified with surface active agents. Clays can be modified using long chain alkyl amines/phosphonium or by silanization [2-4]. On the other hand, in the preparation of PONCs, a compatibilizer is needed in order to improve the interaction between polar organoclay and nonpolar polyolefin molecules [1]. Compatibilizers can be synthesized by grafting hydrophilic groups containing monomers into the polymer chains. Carboxylate ionomers and hydrophilic group containing copolymers can also be used as compatibilizers. In this study, compatibilizers were synthesized by grafting of itaconic acid into low density polyethylene, linear low density polyethylene and polypropylene in xylene s olution using microwave power. Polymer nanocomposites (PNC) were prepared in one step, by melt mixing method using 5% organoclay and different portions of PO and compatibilizers in counter-rotating, twin screw MiniLab extruder. Nanocomposite preparations were carried out at constant screw speed and cycling time and at different temperatures depending on the types of PO. Structural identifications of modified clays and PNC samples were done by X -ray diffraction method. For each sample, 1% secant modulus, maximum strength, strength at break, strain at break and toughness values were calculated from mechanical test results. It was observed that percentage of compatibilizer and type of clay modifying agent not only affects the distribution of clay layers but a lso affects mechanical properties. The best mechanical performance was attained with samples in which the interlayer space is maximum. Processabilities of the samples were investigated by melt flow index measurements. Calculation of normalized melt flow index helped investigation the interaction between clay and polymer matrix [5]. Normalized melt flow index increased with increasing percentage of compatibilizer. This leads to enhanced processability of nanocomposites. REFERENCES [1] Kim, Y.C., Lee,S.J., Kim, J.C., Cho, H., Polym.J., 37, 1, 2005 [2] Utracki, L.A., Clay-Containing Polymeric Nanocomposites (Vol1&2 ), Rapra Technology Ltd., Shropshire, U.K., 2004 [3] Suprakas, S.R., Okamoto,M., Prog.Polym.Sci.,28,1539,2003. [4] Mago, G., Kalyon, D.M., Jana, S.C., Polymeric Nanocomposite Processing, Characterization, and Applications 2011 Journal of Nanomaterials, Vol. 2011, [5] Ratnayake, U.N., Harworth, B., Polym.Eng.Sci., 46,1008,

98 Benzimidazol İçeren Yeni Bir İletken Polimer Sentezi ve Biyosensör Uygulamaları Sema Demirci 1, Naime Akbaşoğlu Ünlü 2, Fulya Ekiz 3, Suna Timur 4, Levent Toppare 1,2,3,5 1 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Polimer Bilimi ve Teknolojisi Bölümü 2 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü 3 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Biyoteknoloji Bölümü 4 Ege Üniversitesi Biyokimya Bölümü 5 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Güneş Enerjisi Araştırma Merkezi (GÜNAM ) İletken polimerlerin biyomoleküllerin immobilizasyonlarında uygun matrisler olarak kullanılmaları, klinik analizlerde kullanılan biyosensörlerin daha hızlı ve daha ekonomik olarak geliştirilmelerine öncülük etmiştir. Bu amaç doğrultusunda iletken polimerler, biyosensörlerin stabilitelerini, duyarlılıklarını ve etkin elektron transfer yeteneklerini arttırmak için elektrot yüzeylerine elektrokimyasal yollarla kaplanabilirler. Aynı zamanda, elektropolimerizasyon, yüzeydeki polimer morfolojisi ve kalınlığı gibi özelliklerin kontrolünü de kolaylaştırmaktadır. Ayrıca, iletken polimerlerin kolayca fonksiyonlandırılabilmeleri, biyomoleküller için ve biyolojik olayların gerçekleşebilmeleri için uygun mikroortamlar elde etmeyi kolaylaştırır. Bu çalışmada, biyomolekül immobilizasyonu için uygun olduğu düşünülen yeni bir monomer, 4 - (4,7-di (tiyofen-2-il )-1H-benzo[d]imidazol-2-il )benzaldehit, dizayn edilmiş ve sentezlenmiştir. Sonrasında, ilgili monomer elektrokimyasal yöntemlerele grafit elektrot üzerinde polimerleştirilmiştir. Polimer kaplı elektrot yüzeyine model enzim olarak glukoz oksidaz (GOX) enzimi kovalent bağ ile tutturulmuştur. Bu sırada, enzimin amin grupları ile polimerin aldehit grupları arasında imin bağı oluşumu amaçlanmıştır. İkinci bir çalışma olarak da, biyosensör duyarlılığını ve performansını arttırmak amacıyla, söz konusu polimer yüzeyi üzerine tekli duvarlı karbon nano tüpler (SWCNT) kaplanmıştır. Söz konusu sistemler -0.7 V potansiyelde Ag/AgCl referans elektrodu kullanılarak gerçekleştirilen amperometrik ölçüm teknikleriyle test edilmişlerdir. Amperometrik çalışmalar sırasında, biyolojik reaksiyonlar sonucunda tüketilen oksijen miktarı takip edilerek bu değerler değişen substrat konsantrasyonları ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca söz konusu sensörler stabilite, kinetic parametreler ((K m ve I max) ) ve morfolojileri açısından da test edilmişlerdir. Çalışma sonucunda, poli-4- (4,7-di (tiyofen-2-il )-1H-benzo[d]imidazol-2-il )benzaldehit, biyosensör matrisi olarak son derece uygun özellikler göstermiştir. Aynı zamanda, söz konusu polimerin tekli duvarlı karbon nano tüpler ile birleşimi etkin yüzey alanını artırarak yüzeyde daha fazla proteinin immobilizasyonunu sağlamıştır. Söz konusu enzim elektrotları, iyi K m app, I max ve son derece düşük tespit konsantrasyonu değerlerine sahiptirler. KAYNAKLAR [1] Chen, W., Cai, S., Ren, Q.-Q., Wen, W. and Zhao, Y.-D., Analyst, 137, 49-58, [2] Chauhan, N., Narang, J. and Pundir, C. S., Anal yst, 136, , [3] Sung, W. H. and Bae, Y. H., Anal. Chem.,72, , PS-TR

99 Synthesis of a Novel Benzimidazole Containing Polymer and its Biosensor Applications Sema Demirci 1, Naime Akbaşoğlu Ünlü 2, Fulya Ekiz 3, Suna Timur 4, Levent Toppare 1,2,3,5 1 Department of Polymer Science and Technology, Middle East Technical University 2 Department of Chemistry, Middle East Technical University 3 Department of Biotechnology, Middle East Technical University 4 Faculty of Science, Biochemistry Department, Ege University 5 The Center for Solar Energy Research and Application (GÜNAM ), Middle East Technical University The use of conducting polymers as appropriate immobilization matrices for biomolecules leads to the improvement of biosensors as economical tools for clinical and pharmaceutical analyses. In that manner, electrically conducting polymers can be deposited on an electrode surface as immobilization matrices for biomolecules to enhance stability, sensitivity and efficient electron transfer ability for the biosensors. Also, electropolymerization enables easy control over the several properties such as morphology and thickne ss. Furthermore, their chemical functionalization offers a better microenvironment for biomolecules and electrochemical transduction of biological events [1-3]. In this study, a novel target monomer; 4- (4,7-di (thiophen-2-yl )-1H-benzo[d]imidazol-2-yl )benzaldehyde was synthesized and electrochemically polymerized on graphite electrodes in order to use as an immobilization matrix for biosensing studies. After electrochemical deposition of the polymeric matrix, glucose oxidase (GOx) was immobilized on the modified electrode by imine bond formation between amine groups of enzyme and pendant group of the polymer. As a second study, corresponding polymer matrix was functionalized with the single walled carbon nanotube (SWCNT) to improve the sensitivity and performance of the biosensor. The proposed systems were tested with amperometric detection technique. In these amperometric studies, the decrease in oxygen level as a result of enzymatic reaction is monitored at -0.7 V vs Ag/AgCl and correlated with the substrate concentration. The biosensors were characterized in terms of several parameters such as operational and storage stabilities, kinetic parameters (K m and I max) and surface morphologies. Poly-4- (4,7-di (thiophen-2-yl )-1H-benzo[d]imidazol-2-yl )benzaldehyde served as an excellent immobilization matrix forming a robust electrode configuration for glucose sensing. Moreover, the combination of SWCNT coating with the polymer offers a high-specific surface with an excellent accessibility for the anchoring of proteins. The constructed enzyme electrodes have good K m app, I max and very low limit of detection (LOD) values with the substantial shelf lives. REFERENCES [1] Chen, W., Cai, S., Ren, Q.-Q., Wen, W. and Zhao, Y.-D., Analyst, 137, 49-58, [2] Chauhan, N., Narang, J. and Pundir, C. S., Analyst, 136, , [3] Sung, W. H. and Bae, Y. H., Anal. Chem.,72, , PS-EN

100 Farklı Deneysel Şartlarda Metilen Mavisinin Piroliz Edilmiş Linyit Üzerine Adsorpsiyonunun Kinetik ve Termodinamiğinin İncelenmesi Semra Karaca 1, Ahmet Gürses 2, Aydin Hassani 1, Murat Kıranşan 1, Özkan Açışlı 1 1 Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Fizikokimya Anabilim Dalı 2 Atatürk Üniversitesi KKEF Kimya Eğitimi Anabilim Dalı Atık sularda organik bir boya olan metilen mavisinin varlığı, ışık difüzyonunu sınırlamasından, dolayısıyla fotosentezi azaltmasından dolayı insan sağlığı için tehlike arzetmektedir. Atık sulardan boyaların uzaklaştırılması için değişik teknikler uygulanmaktadır. Boyaların düşük biyodegradasyonundan dolayı bilinen biyolojik prosesler boya gideriminde etkili değildir. Boya yüklü suların temizlenmesi için genellikle fiziks el ve kimyasal prosesler uygulanır. Bu prosesler arasında adsorpsiyon ekonomik oluşu, dizaynının basitliği, operasyonun kolaylığı ve toksik maddelere karşı hassasiyetinden dolayı diğer tekniklere göre tercih edilen bir yöntemdir[1-4]. Yapılan çalışmada, katyonik bir boya olan metilen mavisinin sulu çözeltilerden piroliz edilmiş linyit üzerine adsorpsiyonu başlangıç boya konsantrasyonu, adsorpsiyon süresi, sıcaklık, ph, karıştırma hızı ve adsorbent dozunun fonksiyonu olarak incelendi. Adsorpsiyon mekanizmasını detaylı olarak anlamak için değişik ph (1-11 ) lardaki kil süspansiyonlarının zeta potansiyelleri ve iletkenlikleri ölçüldü. Metilen mavisi adsorpsiyonunun artan sıcaklık ve başlangıç boya konsantrasyonu ile arttığı, ph 2-10 aralığında adsorpsiyon kapasitesinde anlamlı bir değişmenin olmadığı görüldü. Nötral bir elektrolit olan NaCl ve Al 3+ ve Ca 2+ gibi polivalent katyonların ilavesiyle, MB + iyonları ile benzer yüklü iyonlar arasındaki itmeden dolayı adsorpsiyonun hem verim hem de etkinliğinde değişme oldu. Metilen mavisinin adsorpsiyon kinetiği, verileri pseudo-first-order, pseudo-second-order ve intrapartiküler difüzyon modellerine uygulayarak incelendiğinde pseudo-second-order modelinin baskın olduğu görüldü. Termodinamik parametreler adsorpsiyon prose sinin endotermik tabiatta olduğu ve kendiliğinden gerçekleştiği anlaşıldı. KAYNAKLAR [1] Gürses, A., Karaca, S., Doğar, Ç., Bayrak, R., Açıkyıldız, M., Yalçın, M., Journal of Colloid and Interface Science, 269 ( ) [2] Ramakrishna, K.R., Viraraghavan T., Water Science Technology, 36,189, 1997 PS-TR-025 [3] Waranusantigul, P., Pokethitiyook, P., Kruatrachue, M., Upatham, E.S. Environmental Pollution, 125 ( ), [4] Venkata Mohan S.,Ramanaiah S.V.,Sarma P.N., Biochemical Engineering Journa l, 38 (61 69 ),

101 Investigation of Kinetics and Thermodynamic of Methylene Blue Adsorption Onto Pyrolysed Lignite Sample at Different Conditions Semra Karaca 1, Ahmet Gürses 2, Aydin Hassani 1, Murat Kıranşan 1, Özkan Açışlı 1 1 Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Fizikokimya Anabilim Dalı 2 Atatürk Üniversitesi KKEF Kimya Eğitimi Anabilim Dalı The presence of methylene blue (MB ), an organic dye, in discharged water is hazardous for human beings and limits light diffusion and consequently the photosynthesis processes are reduced. Various techniques have been employed for the removal of dyes from wastewaters. Due to low biodegradability of dyes, a conventional biological treatment process is not very effective. Dye laden wastewaters are usually treated by physical or chemical processes. Among these processes, adsorption has been found to be superi or to other techniques for wastewater treatment in terms of initial cost, simplicity of design, ease of operation, and insensitivity to toxic substances[1-4]. In this study, adsorption kinetics and thermodynamics of a cationic dye, methylene blue, onto py rolysed lignite sample from aqueous solution with respect to the initial dye concentration, contact time, temperature, ph, mixing rate and sorbent dosage were investigated. In order to understand the adsorption mechanism in detail, zeta potentials and the conductivities of clay suspensions at various phs (1 11) were measured. It was found that the amount adsorbed of methylene blue increases with increasing temperature and initial dye concentration. There are no a clear variation in the adsorbed amounts of methylene blue in the ph range Addition of the neutral electrolyte, NaCl, and polyvalent cations, such as Al 3+ and Ca 2+, were changed the adsorption efficiency and effectiveness of dye molecules due to decreased electrical repulsion between free MB + ions and similarly charged adsorbed ions. The adsorption kinetics of methylene blue has been studied in terms of pseudo-first-order, pseudo-second-order sorption and intraparticle diffusion processes thus comparing chemical sorption and diffusion sorption processes. It was found that the pseudo-second-order mechanism is predominant. Thermodynamic parameters suggest that the adsorption process is spontaneous and endothermic in nature. REFERENCES [1] Gürses, A., Karaca, S., Doğar, Ç., Bayrak, R., Açıkyıldız, M., Yalçın, M., Journal of Colloid and Interface Science, 269 ( ) [2] Ramakrishna, K.R., Viraraghavan T., Water Science Technology, 36,189, 1997 PS-EN-025 [3] Waranusantigul, P., Pokethitiyook, P., Kruatrachue, M., Upatham, E.S. Environmental Pollution, 125 ( ), [4] Venkata Mohan S.,Ramanaiah S.V.,Sarma P.N., Biochemical Engineering Journal, 38 (61 69 ),

102 Remazol Red RB nin Sulu Çözeltilerden Modifiye Kil Üzerine Adsorpsiyonunun Kinetiği ve Adsorpsiyon İzotermlerinin Modellemesi Semra Karaca 1, Ahmet Gürses 2, Özkan Açışlı 1, Aydin Hassani 1, Murat Kıranşan 1, Kader Yıkılmaz 1 1 Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Fizikokimya Anabilim Dalı 2 Atatürk Üniversitesi KKEF Kimya Eğitimi Anabilim Dalı Hızlı sanayileşmenin bir sonucu olarak çevre kirliliğinde bir artış yaşanmaktadır. Çoğu boyalar ve onların parçalanma ürünleri canlı organizmalar için toksik etki yapabilmektedir. Bundan dolayı, boşaltılmadan önce atık sulardan boyaların uzaklaştırılması son derece önemlidir. Ancak, parçalanamaması ve alışılagelmiş atık su sistemleriyle uzaklaştırılamaması nedeniyle boyaların sulardan uzaklaştırılması oldukça güçtür [1-3]. Atık sulardaki maddelerin uzaklaştırılmasında adsorpsiyon yöntemi etkili ve ekonomik olarak yaygın bir uygulama alanı olan bir yöntemdir. Bu çalışmada bir anyonik boya olan Remazol Red RB'nin sulu çözeltilerden ağırlık olarak %35-45 dimetil dialkil (C14-C18) aminle modifiye edilmiş kil yüzeyine adsorpsiyonu 298, 313 ve 333K de incelenmişt ir. Başlangıç boya konsantrasyonu, adsorpsiyon süresi, ph ve sıcaklık gibi parametrelerin boya adsorpsiyonu üzerine etkilerinin sistematik olarak incelendiği bu çalışmada, ayrıca ph a bağlı olarak zeta potansiyeli ve iletkenliğin değişimi de belirlenmiştir. Çalışma sonucunda adsorpsiyon kapasitesinin sıcaklık, başlangıç boya konsantrasyonu ve ph nın artmasıyla arttığı, zeta potansiyel değerinin ise artan ph ile azaldığı görülmüştür. Deneysel adsorpsiyon verilerinin kinetik modellere uygulanmasıyla adsorpsiyon kinetiğinin pseudo-second order modeline uyduğu, verilerin Freundlich, Temkin, Dubinin-Radushkevich (D-R ), BET, Halsey, Harkins- Jura, Smith ve Henderson izotermleri gibi farklı denge izotermleri modellenmesi sonucu en iyi uyumun her üç sıcaklıkta Langmuir modeli ile sağlandığı görülmüştür. Arhenius eşitliği kullanılarak adsorpsiyonun aktivasyon enerjisi hesaplanmış ve 75 ve 150 mg L-1 başlangıç boya konsantrasyonları için sırasıyla ve kj mol-1olarak bulunmuştur. Kinetik ve termodinamik incelemeler sonucunda modifiye kil ile boya arasındaki adsorpsiyonun güçlü elektrostatik etkileşmelerle gerçekleştiği, adsorpsiyonun endotermik tabiatlı olduğu ve kendiliğinden gerçekleştiği anlaşılmıştır. KAYNAKLAR [1] Bergsten-Torralba, L.R., Nishikawa, M.M., Baptista, D.F., Magalhães, D.P.,Silva, M. da, Braz. J. Microbiol. 40 (2009) [2] S. Chowdhury, R. Mishra, P. Saha, P. Kushwaha, Adsorption thermodynamics, kinetics and isosteric heat of adsorption of malachite green onto chemically modified r ice husk. Desalination 265 (2011) [3] P. Saha, S. Chowdhury, S.Gupta, I. Kumar, Chemical Eng. J. 165 (2010) PS-TR

103 Modeling of Adsorption Isotherms and Kinetics of Remazol Red RB Adsorption from Aqueous Solutions onto Modified Clay Semra Karaca 1, Ahmet Gürses 2, Özkan Açışlı 1, Aydin Hassani 1, Murat Kıranşan 1, Kader Yıkılmaz 1 1 Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Fizikokimya Anabilim Dalı 2 Atatürk Üniversitesi KKEF Kimya Eğitimi Anabilim Dalı There is an increase in environmental pollution as a result of rapid industrialization. The biological effects of dyes after biotransformation have been shown to be toxic, and in some cases these compounds are carcinogenic and mutagenic. Due to low biodegradability of dyes, a conventional biological treatment process is not very effective.therefore, the treatment of effluents containing such dye is of prime importance due to its harmful impacts on receiving waters. Among the applied processes for the remova l of substances in waste waters, adsorption has been found to be superior to other techniques for wastewater treatment in terms of initial cost, simplicity of design, ease of operation, and insensitivity to toxic substances. In this study, the adsorption of an anionic dye Remazol Red RB, from aqueous solution on modified clay was investigated at 298, 313 and 333K. Different parameters that influence the adsorption process such as contact time, initial dye concentration, solution ph and temperature were systematically studied. Adsorption capacity increased with increasing of temperature, initial dye concentration and ph. The value of zeta potential decreased with increasing of ph. Experimental adsorption data were modeled by different equilibrium isotherms such as Langmuir, Freundlich, Temkin, Dubinin Radushkevich (D R ), BET, Halsey, Harkins-Jura, Smith and Henderson isotherms. The adsorption process followed the Langmuir isotherm model with high coefficients of correlation (R2 > 0.99) at different temperatures. The pseudo-second order kinetic model fitted well in correlation to the experimental results. Activation energy of the adsorption process (Ea) were found to be kj mol 1 and kj mol 1 for inital dye concentrations of 75 and 150 mg/l, respectively by using the Arrhenius equation, indicating the strong electrostatic interactions between adsorbent and dye. Thermodynamic parameters suggest that the adsorption process is spontaneous and endothermic in nature. REFERENCES [1] Bergsten-Torralba, L.R., Nishikawa, M.M., Baptista, D.F., Magalhães, D.P.,Silva, M. da, Braz. J. Microbiol. 40 (2009) [2] S. Chowdhury, R. Mishra, P. Saha, P. Kushwaha, Desalination 265 (2011) [3] P. Saha, S. Chowdhury, S.Gupta, I. Kumar, Chemical Eng. J. 165 (2010) PS-EN

104 Türkiye deki İçme Sularında Toplam Alfa/Beta Radyoaktivitesinin Belirlenmesi 1 Simay Yüksek, 1 Mihriban Şengör, 1 Dr.Recep Acar, 1 H. İbrahim Kaya, PS-TR-027 Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Sarayköy Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi, 06983, Kazan, Ankara Çevrenin doğal ve yapay radyasyon seviyesindeki önemli değişimlerin tespit edilmesi ve herhangi bir kaza sonrasında radyoaktif kirlenmenin boyutlarının değerlendirilmesi, radyasyonun insan sağlığı ile çevre üzerindeki etkilerinin doğru şekilde belirlenebilmesi açısından büyük önem arz etmektedir[1]. Bu sebeple TAEK tarafından yürütülen çevre radyoaktivitesi izleme programının amacı, radyonükl itlerin coğrafi dağılımını gözden geçirmek ve nükleer ve radyolojik tehlike durumunda oluşabilecek radyoaktif kirlenmenin hızlı bir şekilde değerlendirilmesine imkan verecek sistemi geliştirmektir. Bu program kapsamında; ülkemizin farklı coğrafi bölgelerinden temin edilen çevre, su ve gıda örneklerindeki doğal ve yapay radyoaktivite izlenmiş ve insanımızın doğal yollarla aldığı yıllık etkin doz değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmada içme suyu örneklerinde toplam alfa ve toplam beta aktivite derişimleri beli rlenmiş olup insan sağlığını ve çevreyi olumsuz yönde etkileyecek herhangi bir durum tespit edilmemiştir. Anahtar kelimerler: içme suyu, radyoaktivite, toplam alfa ve toplam beta aktivitesi KAYNAKLAR [1] Guidelines for Drinking Water Quality, Third Edition, Volume 1, Recommendations, World Health Organization,

105 Determination of Gross Alpha and Gross Beta Radioactivity in Drinking Water Samples in Turkey 1 Simay Yüksek, 1 Mihriban Şengör, 1 Dr.Recep Acar, 1 H. İbrahim Kaya, TAEK, Saraykoy Nuclear Research and Training Center, Kazan -Ankara/TURKEY, PS-EN-027 The determination of significant changes in the level of natural and artificial radiation and the assessment of radioactive contamination after an accident are of great importance in terms of correctly identification of impact of radiation on human health and the environment. Therefore, the purpose of the radioactivity monitoring program of TAEK is to review the geographical distribution of radionuclides and to improve the system providing quick assessment of radioactive contamination which may occur in case of nuclear and radiological hazards. The natural and artificial radioactivity in environmental, water and food samples obtained from the different geographical areas of our country were monitored and the annual effective dose received by people in natural ways were evaluated within the scope of this program. In this study, gross alpha and gross beta activities of drinking water samples were determined and any situation that would adversely affect human health and the environment was not determined. Key words: Drinking water, radioactivity, gross alpha and gross beta activity. REFERENCES [1] Guidelines for Drinking Water Quality, Third Edition, Volume 1, Recommendations, World Health Organization,

106 PS-TR-028 Polimerlerde Çözücünün Morfoloji ve Taktisiteye Etkisinin Modellenmesi Tuğba Özaltin 1, Viktorya Aviyente 1, Canan Atılgan 2 1 Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü 2 Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Çözücünün özellikleri vinilik ve akrilik monomerlerin serbest radikal polimerizasyon hızlarını etkiler [1]. Ayrıca, taktisitenin fiziksel özellikler üzerindeki etkisi de bulunmuştur. Bu nedenle, polimerizasyon tepkimeleri sırasında moleküler ağırlık gibi, taktisite de kontrol edilmelidir. Çünkü gerilme direnci, erime noktası ve çözünürlük gibi birçok özellik polimerlerin stereo-düzenliliğinin bir ölçüsü olan taktisiteye bağlıdır [2]. Stereo-kimyasal kontrol için bir yaklaşım ortamdaki çözücüyü değiştirmektir. Son zamanlarda, N-izopropilakrilamid oldukça dikkat çekmektedir, çünkü onun polimeri olan Poli (Nizopropilakrilamid) (PNIPAM) vücut sıcaklığı civarında alt kritik çözünme sıcaklığına sahiptir (LCST=32 º C) [3]. PNIPAM kritik çözünme sıcaklığında faz geçişine uğrar. Bu nedenle, medikal alanda kullanılabilecek önemli bir polimerdir. Ayrıca, alt kritik çözünme sıcaklığı taktisitedeki değişikliklerden etkilenir; dolayısı ile, polimerizasyon tepkimelerinde çözücü yardımıyla taktisiteyi kontrol etmek çok ön emlidir. Tepkime hızı, taktisite ve alt kritik çözünme sıcaklığına ek olarak, kristalleşme sürecinde hızı azaltmada da çözücü önemlidir ve polimerik materyallerin morfolojisini etkiler [4]. Poli (2-izopropil-2-oksazolin) (PIPOX) PNIPAM ın yapısal izomeridir ve o da vücut sıcaklığı civarında LCST özelliği gösterir. Ancak, PNIPAM ın aksine, alt kritik sıcaklıklarının (LCST) üzerinde tersinmez faz geçişine uğrar ve suda kristalleşme ile nano şeritler oluşturur. Ayrıca, yardımcı çözücülerle ve farklı yoğunlukla rda morfolojide değişikliğe uğrar. Bu çalışmanın amacı, kuvantum mekaniksel ve moleküler dinamik hesaplama yöntemleri ile serbest radikal polimerizasyonu kinetiği, polimer taktisitesi ve morfolojisine çözücü etkisini araştırmaktır. Bu çalışmada NIPAM ın serbest radikal polimerizasyonunda çözücü olarak metanolün taktisiteye etkisi [5] ve LCST civarında PNIPAM ve PIPOX un sudaki farklı morjolojik davranışları tartışılacaktır. KAYNAKLAR [1] Valdebenito, A. and Encinas, M. V. Polymer International, 59, , [2] Porter, N. A., Allen, T. R. and Breyer, R. A. Journal of the American Chemical Society, 114, , [3] Rimmer, S., Soutar, I. and Swanson, L. Polymer International, 58, , [4] Demirel, A. L., Meyer, M. and Schlaad, H. Angewandte Chemie-International Edition, 46, , [5] Ozaltin, T. F., Degirmenci, I., Aviyente, V., Atilgan, C., De Sterck, B., Van Speybroeck, V. and Waroquier, M. Polymer, 52, ,

107 Modelling the Solvent Effect on the Morphology and the Tacticity of Polymers Tuğba Özaltin 1, Viktorya Aviyente 1, Canan Atılgan 2 1 Boğaziçi University Department of Chemistry 2 Sabancı University Faculty of Engineering and Natural Sciences The properties of solvents influence the rate of the free radical mediated polymerization of vinylic and acrylic monomers [1]. It was also found that the tacticity strongly affects the physical properties of polymers. So, as molecular weight, tacticity of a polymer should be controlled during polymerization reactions. This is because, tacticity is a measure of stereoregularity of a polymer chain and many of the polymer properties such as tensile strength, melting point, and solubility depend on it [2]. One of the approaches for stereochemical control is to change the solvent in the medium. Recently, N-Isopropylacrylamide (NIPAM) has attracted great attention because its polymer, Poly (N - Isopropylacrylamide) (PNIPAM) has a lower critical solution temperature around human body temperature (LCST=32 º C) [3]. It undergoes phase transition at its critical solution temperature. So, it is an important polymer to be used in medical application areas. Also, its LCST is affected by the changes in its tacticity. So, it is crucial to control the tacticity of polymers with the aid of solvents along the polymerization reactions. In addition to reaction rate, tacticity and LCST, solvation is important in lowering the kinetic barriers in the crystallization process, and it affects the morphology of the polymeric materials [4]. Poly (2 -isopropyl-2- oxazoline) (PIPOX) is a structural isomer of PNIPAM which also shows LCST behaviour around human body temperature. However, in contrast to PNIPAM, it undergoes irreversible phase transition above its LCST and forms nano ribbons by self-crystallization in water. Also, in the presence of co-solvents and at different concentrations, PNIPAM experiences changes in morphology. The aim of this study is to investigate the solvent effects on the free radical polymerization kinetics, polymer tacticity and morphology by quantum mechanical tools and molecular dynamic simulations. First, the effect of methanol as a solvent on the tacticity and the propagation of free radical polymerization of NIPAM is investigated [5]. Finally, the different morphological behaviour of PNIPAM and PIPOX in water around thei r LCST will be discussed. REFERENCES [1] Valdebenito, A. and Encinas, M. V. Polymer International, 59, , [2] Porter, N. A., Allen, T. R. and Breyer, R. A. Journal of the American Chemical Society, 114, , [3] Rimmer, S., Soutar, I. and Swanson, L. Polymer International, 58, , PS-EN-028 [4] Demirel, A. L., Meyer, M. and Schlaad, H. Angewandte Chemie -International Edition, 46, , [5] Ozaltin, T. F., Degirmenci, I., Aviyente, V., Atilgan, C., De Sterck, B., Van Speybroeck, V. and Waroquier, M. Polymer, 52, ,

108 Lityum MetaboratDihidratın Difüzyon Katsayısının Diyafram Hücrede İletkenlik Yardımıyla Belirlenmesi Tülin Avcı 1, Mehmet Sait İzgi 2, Ömer Şahin 1 1 Siirt Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü 2 Bitlis Eren Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü Bu çalışmayla endüstride çok farklı alanlarda kullanılan lityum metaboratdihidra tın 45 0 C, 50 0 C ve 60 0 C lerdeki farklı konsantrasyonlardaki, ( mol/l arasındaki en az 5 farklı konsantrasyon ), değeri alınarak, üst hücreye saf su konularak deneylere başlanılmıştır.çözeltilerinin difüzyon katsayıları diyafram hücre tekniği kullanılarak [1-4], 4 saat boyunca zamana bağlı olarak ölçülmüş ve daha sonra elde edilen iletkenlik değerlerikonsantrasyona çevrilmiştir. Kullanılan diyafram hücre tekniği, klasik yöntemden farklı bir düzeneğe sahiptir. Sistem ceketli bir reaktör ve onun üst kısmına yerleştirilen al t kısmı poröz camdan yapılmış olup diyaframlı bir hazneden oluşmaktadır. Aynı zamanda sıcaklık kontrolü için kriyostata bağlı bir Pt sıcaklık probu vasıtasıyla istenilen sıcaklık 0,01 hassasiyetle kontrol edilmiştir. Ölçümler üst hazne içerisinedaldırılmış bir iletkenlik probu ile sürekli olarak iletkenlik kontrolü de yapılarak deneyler gerçekleştirilirmiştir. Elde edilen iletkenlik ölçüm değerleri otomatik olarak bilgisayara aktarılmış ve iletkenlik konsantrasyon verileri değişim yardımıyla konsantrasyondaki değişimler anlık olarak takip edilmiştir. Kısacası bu sayede diyafram hücrede iletkenlik ölçümleri ile konsantrasyonun anlık olarak takip edilmesi ile titrasyon işlemlerinde karşılaşılan zaman problemi ve deneysel hatalar en aza indirilmiştir. Lityum metaboratdihidrat çözeltisinin farklı sıcaklık ve konsantrasyonlardaki sonuçlara bakıldığında, sıcaklık arttıkça difüzyon katsayısı artmakta ve difüzyon katsayısının artması ile birlikte kristallerinin büyümesinde difüzyon adımının etkinliği de buna bağlı olarak artmaktadır. Yani yüksek sıcaklıklarda kristal büyümesini de difüzyon adımı daha etkin hale getirmektedir. KAYNAKLAR PS-TR-029 [1].Aller, R.C., Theimportance of thediffusivepermeability of animalburrowlinings in determiningmarinesedimentchemistry, J.Mar. Res. 41, , [2]. R.H. Stokes, An improved diaphragm-cell for diffusion studies and some test of the method, J. Am. Chem. Soc., 72, , [3].SMITH, M.J., Flowers, T.H., Cowling, M.J., Duncan, H.J., Methodforthemeasurement of thediffusioncoefficient of benzalkoniumchloride, WaterResearch, 36, , [4].Y.Wu, P.Ma, Y.Lui, S.Li, Diffusion coefficients of L-proline, L-threonine and larginine in aqueous solution at 25 ºC, Fluid Phase Equilibria, 186, 27-38,

109 Determining Diffusion Coefficient of Lithium Metaborate Dihydrate in Diaphragm Cells with Using Conductivity Tülin Avcı 1, Mehmet Sait İzgi 2, Ömer Şahin 1 Siirt Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü 2 Bitlis Eren Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü In this study, the diffussion of lithium metaborate dihydrate, which is used in various industrial areas, is investigated in various tempratures such 45 0 C, 50 0 C ve 60 0 C with various concentration rates (minimum 5 concentration values are taken between mol/l) and the experiments are done in a jacketed reactor in pure water medium. Using the technique of diaphragm cells [1-4], solutions diffusion coefficients are measured for 4 hours depending on the time, and then the values obtained from the conductivity are converted into concentration. The used diaphragm cell technique has a different mechanism from the classical method. The system has a jacketed reactor composed of dubble cell and its upper reservoir cell has a porous glass membrane. Also a Pt temperature probe was connected to cryostat to control the desired temperature with the sensitivity of 0,01 value. A conductivity probe were immersed in the upper chamber to control the conductivity of the system. The measured values of conductivity are automatically transferred to the computer and with the help of concentration changes and conductivity changes, the c oncentration rates were monitored in real-time. In short, the diaphragm so that the cell concentration, conductivity measurements and titration procedures to be followed in real-time when the problems encountered and the experimental errors are minimized. Looking at the results at different temperatures and concentrations of lithium metaborate dihydrate solution, as the temperature increases the diffusion coefficient and diffusion coefficient increases with an increase in the growth of crystals, thus increasing the efficiency of the diffusion step. Therefore, the diffusion step makes crystal growth more effective at high temperatures. REFERENCES [1].Aller, R.C., Theimportance of thediffusivepermeability of animalburrowlinings in determiningmarinesedimentchemistry, J.Mar. Res. 41, , [2]. R.H. Stokes, An improved diaphragm-cell for diffusion studies and some test of the method, J. Am. Chem. Soc., 72, , [3].SMITH, M.J., Flowers, T.H., Cowling, M.J., Duncan, H.J., Methodforthemeasurement of thediffusioncoefficient of benzalkoniumchloride, WaterResearch, 36, , [4].Y.Wu, P.Ma, Y.Lui, S.Li, Diffusion coefficients of L-proline, L-threonine and larginine in aqueous solution at 25 ºC, Fluid Phase Equilibria, 186, 27-38,

110 Yüksek Enerjili İyonlaştırıcı Radyasyon Dedeksiyonunda Kullanılmak Üzere Polimer Esaslı Sintilatör Üretimi Uğur Adnan Sevil 1, Ali Alaçakır 2 1 Hitit Üniversitesi Kimya Mühendisliğ Bölümü, Çorum 2 TAEK, Sarayköy Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi, Ankara Yüksek enerjili iyonlaştırıcı radyasyon dedeksiyonu uluslararası nükleer madde kaçakçılığını önlemek amacıyla,ve de halk sağlığı açısından oldukça önemlidir. Ülkemiz bulunduğu coğrafi konum nedeniyle bu konuda daha hassas bir durumdadır. Ayrıca ülkemizde kurulması planlanan nükleer reaktörlerin hayatımıza getireceği olumlu pek çok katkıların yanı sıra, daha şimdiden radyasyon varlığında güvenli yaşama konusunda tedbirleri n alınması ve gerekli nükleer bilinç ve kültürün verilmesi gerektiği açıktır. Nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılması elbette muhafaza, ölçme ve denetleme gibi yüksek güvenlik tedbirlerinin oluşturulması ile mümkündür. Biz, ölçme bahsine katkı sağlamak için, kendi olanaklarımızla polistiren ve polimetilmetakrilat esaslı polimer sintilatörler üretimi çalışmalarını başlattık. Stirenin polimerizasyonundan kalıplama, kılıflama, elektronik devrelerin montajı ve bilgisayar programının tasarlanmasına ka dar olan, tüm evreleri kendi imkanlarımızla ürettik. Ürünün kontrolü ve testleri başarılı bir şekilde yapılmış ve çeşitli saha uygulamalarında kullanılmaktadır. KAYNAKLAR PS-TR-030 [1] S. W. Moser, W. F. Harder, C. R. Hurlbut, and M. R. Kusner (1993 ). "Principles and Practice of Plastic Scintillator Design". Radiat. Phys. Chem.:

111 Production of Polymer Scintillator For Use in High-Energy Ionizing Radiation Dedection Uğur Adnan Sevil 1, Ali Alaçakır 2 1 Hitit University, Department of Chemical Engineering, Çorum, TURKEY 2 TAEK, Saraykoy Nuclear Research and Training Center, Sarayköy, Ankara, TURKEY High-energy ionizing radiation detection, prevent the smuggling of nuclear material in international and also in terms of public health is very important. Our country is more sensitive in this regard because of geographic location. In order to use nuclear energy for peaceful purposes, measurement and control measures need to be taken. In the framework of researches carried out in SANAEM; metil metakrilat, stiren and their derivatives and vinil toluen monomer are polymerised and ground material is prepared. Some organic sintillators are added. These organic sintillators transform high energy radiation into visible light. Finally in this way photomultipliers are added and plastic sintillators are produced to obtain complete detection instrument. REFERENCES PS-EN-030 [1] S. W. Moser, W. F. Harder, C. R. Hurlbut, and M. R. Kusner (1993 ). "Principles and Practice of Plastic Scintillator Design". Radiat. Phys. Chem.:

112 PS-TR-031 Kimya ve Kimya Mühendisliği Eğitiminde İş Sağlığı ve Güvenliği Veli Deniz Kocaeli Üniversitesi, Kimya Müh. Bölümü, Umuttepe Yerleşkesi, 41380, KOCAELİ Küresel rekabete paralel olarak, toplumsal duyarlılığın artması ile işverenler uygun çalışma koşullarında en iyi verimin elde edilmesini sağlamak olarak özetleyebileceğimiz bir üretim anlayışını benimsemek zorunda kaldılar yılında kabul edilen 4857 sayılı İş Yasası ve yasaya bağlı çıkarılan yönetmeliklerle konunun önemi daha da anlaşılmaya ve toplumsal duyarlılıklar artmaya başladı. Uluslararası Çalışma Örgütü nün (ILO) 155 ve 161 sayılı sözleşmelerine göre işte sağlıklı olmak veya iş sağlığı; sağlıklı ve güvenli bir üretim ortamının sonucu olarak çalışanın bedensel, ruhsal, toplumsal tam iyilik halinde olmak şeklinde tanımlanmaktadır. Ülkemizdeki iş mevzuatı işverenlere çalışanın sağlık ve güvenliğinin korunması için önemli sorumluluklar yüklenmektedir. İş ve Sosyal Güvenlik yasalarında (4557 v sayılı) mezunlarımız işveren vekili olarak tanımlanmaktadır. Çünkü, çalıştıkları şirketlerde işveren adına hareket edip; işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev almaktadırlar. Tüm öğrenciler ve her öğretim elemanları örgün ve uygulamalı eğitim sırasında sağlık ve güvenlik riskleriyle karşı karşıyadır. Hangi alanda çalışırsa çalışsın bir mühendis veya teknik eleman risklere maruz kalmaya devam eder. Öte yandan; mühendis veya teknik eleman yönetimindeki ekibin iş sağlığı ve güvenliğinden sorumludur. Meydana gelen birçok iş kazasındaki teknik elemanların tutuklanmaları ve yargılanmaları basında yer almaktadır. Ancak, yasalarda mühendis ve teknik elemanlara verilen bu sorumluluklara rağmen lisans eğitiminde iş sağlığı ve güvenliği, İSG eğitiminin durumu ve kalitesi tartışma konusudur. Bu çalışmada; kimya ve kimya mühendisliği eğitiminde iş sağlığı ve güvenliği eğitimin önemi, üniversitelerdeki İSG eğitiminin mevcut durumu, yasal ve etik sorumluluklar, güvenl ik kültürü, lisans eğitiminde verilmesi gereken İSG eğitimi gereklilikleri üzerinde durulacak; AB mevzuatı ile uyumlaştırma sürecindeki REACH, Kimyasalların Sınıflandırılması ve Etikletlenmesi için Küresel Uyumluluk Sistemi (GHS) ile gelen yeni kavramlar ve eğitimdeki yeri anlatılacaktır. 75

113 Health and Safety Courses in Chemistry and Chemical Engineering Education Veli Deniz PS-EN-031 Department of Chemical Engineering, Kocaeli University, Engineering Faculty, KOCAELİ In parallel to increasing global competition, and public sensitization, employers had to adopt a sense of production summarized as "better efficiency can be achievable only at workplaces in which better working conditions achieved. Starting from the date of adaptation of Work Law No 4857 and other related regulations in 2003, concern of the interested parties in the subject, began to increase. In the International Labour Organisation (ILO) Conventions No. 161 and ILO recommendation No. 171, the occupational health or to be healthy at work is defined as complete physical, mental, and social well being during the work resulting from a healthy and safe work organization. Contract Law (No 4857) and Labour and Social Security law (No 5510) allocate almost all responsibilities to the employers for the protection health and safety at works. The employers in many cases hand over the baton to the graduate s' such as chemists and chemical engineers since the same laws consider of the graduates are employer's representatives. All students and each lecturer are faced with health and safety risks during the formal and practical training. An engineer or technical person regardless of the types of industry that are employed will remain exposed to risks. On the other hand, engineers or technical personnel are responsible for protection health and safety of employers directed. Arrest and prosecution of many of the technical staff after an accident in workplaces are often seen in the media recently. However, despite those responsibilities of engineers and technical staff given in laws, status and quality of courses related to occupational health and safety (OH & S) at undergraduate level are being discussed. In this study, the significance of OH&S courses in the chemistry and chemical engineering education, the current state of OH&S training, legal and ethical responsibilities, safety culture, the requirements of undergraduate OH&S courses to be given at undergraduate level are focussed. Other than these, other new concepts such as harmonization process with EU legislation, REACH, The Globally Harmonized System of Classification and Labelling of Chemicals (GHS) and their integration to the undergraduate education will be explained. 76

114 PS-TR-032 Peptidlerde Deamidasyon Tepkimesinin Modellenmesi Viktorya Aviyente, İlke Uğur, Berna Doğan Boğaziçi Üniversitesi, Kimya Bölümü, 34342, Bebek, Istanbul Peptid zincirleri dışardan zorlayıcı bir etken olmadan amin ve su molekülü dışarılayarak deamidsyona uğrarlar. Deamidasyon tepkimesinin proteinlerin asparagin ve glutamin içeren birimlerinde yer aldığı saptanmıştır. Insan vücudunun göz merceğinde bulunan proteinlerin zaman içinde deamidasyona uğradıkları bilinir [1].Deamidasyon tepkimesi için literatürde farklı mekanizmalar önerilmiş olmasına karşın peptidlerin nötral ortamda izoaspartat vererek süksinimid ara ürünü ile deamide oldukları bilinir [2-5]. Bu çalışmada hesapsal yöntemlerle pentapetidlerin deamidasyon mekanizması incelenmiştir. Çalışmanın amacı pentapeptidlerdeki deamidasyon mekanizmasını proteinlere taşıyarak proteinlerdeki bozunmayı kontrol altına almaktır. Hibrid hesapsal yöntemler kullanılarak gerçekleştirilmiş olan bu çalışmada kuvantum kimyasal hesaplamaların yanı sıra çözücü içinde replika değiştirme yöntemleri de kullanılmıştır [6,7]. KAYNAKLAR [1].Hains, P.G.,. Truscott R. J. W. Investigative Ophthalmology & Visual Science, 2010, 51, [2]. Capasso, S., Salvadori, S. J. Peptide Res. 1999, 54, 377. [3].Catak, S., Monard,G., Aviyente, V., Ruiz-Lopez, M. F., J. Phys. Chem. A. 2008, 112, [4].Catak, S., Monard,G., Aviyente, V., Ruiz-Lopez, M. F., J. Phys. Chem. A. 2009, 113, [5].Konuklar (Sungur ), F. A., Aviyente, V., Monard, G., Ruiz-Lopez, M. F., 2004, J. Phys. Chem. B. 108, [6].Brooks,B.,Bruccoleri,R.,Olafson,B.,States,B.,Saminathan,S.,Karplus,M.,J.Comput.Chem.1983,4,187. [7].Feig,M.;Karanicolas,J.,Brooks,C.L.,3 rd.j.molgraph.model, 2004, 22,

115 PS-EN-032 Sequence Dependence of Deamidation of Asparagine Residues Viktorya Aviyente, İlke Uğur, Berna Doğan Boğaziçi University, Chemistry Department, 34342, Bebek, Istanbul,Turkey Deamidation is a chemical reaction in which an amide functional group is removed from an organic compound. The reaction is important in the degradation of proteins because it damages the amide - containing side chains of the amino acids asparagine and glutamine. All the major structural proteins that are present in the human lens for decades are found to be deamidated [1]. Although deamidation probably occurs through several reaction mechanisms, there is substantial evidence that deamidation of relatively unrestrained Asn residues proceeds through a succinimide intermediate near neutral ph, leading to significant amounts of iso-aspartyl residues [2-5]. In this project the challenge in the pursuit of understanding deamidation is to study the deamidation in pentapeptides a s models in order to elucidate the deamidation in proteins. The ultimate goal is to extend this knowledge to the deamidation of proteins in order to propose strategies to decelerate the deamidation rates in model compounds and in proteins. Replica exchange with the CHARMM program in conjunction with the MMTSB Tool Set in implicit and explicit solvent models is used [6, 7]. Several replicas with temperatures spaced exponentially between 300 and 500K are performed. Potentials of mean force (PMF) at 300K have been calculated from the replica exchange simulations using weighted histogram analysis (WHAM) to include sampling from higher temperature replicas in the overall free energy surface. REFERENCES 1.Hains, P.G.,. Truscott R. J. W. Investigative Ophthalmology & Visual Science, 2010, 51, Capasso, S., Salvadori, S. J. Peptide Res. 1999, 54, Catak, S., Monard,G., Aviyente, V., Ruiz-Lopez, M. F., J. Phys. Chem. A. 2008, 112, Catak, S., Monard,G., Aviyente, V., Ruiz-Lopez, M. F., J. Phys. Chem. A. 2009, 113, Konuklar (Sungur ), F. A., Aviyente, V., Monard, G., Ruiz-Lopez, M. F., 2004, J. Phys. Chem. B. 108, Brooks,B.,Bruccoleri,R.,Olafson,B.,States,B.,Saminathan,S.,Karplus,M.,J.Comput.Chem.1983,4, Feig,M.;Karanicolas,J.,Brooks,C.L.,3 rd.j.molgraph.model, 2004, 22,

116 Polimerin Akıllısı Bu Olsa Gerek: Sentez, Karakterizasyon ve Uygulama Çalışmaları Vural Bütün Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Kimya Bölümü, 26480, Eskişehir PS-TR yılından bu güne, polimer bilimine pek çok malzeme kazandırmış bulunmaktayız. İlk olarak, tersiyer amin metakrilat bazlı suda-çözünebilir zayıf bazik karakterli blok kopolimerlerin sentezi ve çözelti davranışları ortaya konmuştur [1]. Ayrıca, bu polimerlerin seçimli olarak katyonik ve betain yapılı türevlerinin sentezi, karakterizasyonu ve sulu çözelti davranışlarının sistematik olarak çalışılmıştır. Tüm bu öncü ve türevsel blok kopolimerlerin ph, elektrolit derişimi ve sıcaklık gibi çevresel etkilere duyarlılıkları ortaya konmuş olup, ilginç çözelti davranışları ile bu malzemeler dikkat çekmektedir. Bu yüzey aktif blok kopolimerlerden bir tanesi, poli[2- (diisopropilamino )etil metakrilat]-blok-poli[2- (N-morfolino )etil metakrilat] (PDPA-b-PMEMA ), özel davranışları ile öne çıkmaktadır [2]. Her iki bloğu zayıf bazik karakterde olan PDPA-b-PMEMA diblok kopolimer sulu ortamda ortamın ph, sıcaklık ve elektrolit konsantrasyonuna bağlı olarak tersinir ve seçimli (de )hidratasyon ile çok ilginç davranışlar sergilemektedir. Sulu ortamda hem PMEMA-çekirdekli hem de PDPA-çekirdekli miseller verebilirliği ile ilk kez tarafımızdan literatüre tanıtılan şizofrenik polimer sınıfına mensuptur. Yine aynı PDPA-b-PMEMA diblok kopolimeri, n-alkanlarda direkt olarak PMEMA-çekirdekli misel vererek çözünmektedir. Diğer yandan, bu diblok kopolimer, pek çok uygulamada, stabilizör olarak önemli etkinlik göstermektedir. Başlıca öne çıkan başarılı uygulamalarımız: (i) Yüzeyi çevresel etkilere duyarlı latekslerin sentezi, (ii) çoklu - çevresel etkilere duyarlı yeni tip mikrojellerin hem sulu hem de n-alkanlarda sentezlenmesi [3], (iii) tabakatabaka miselik ince film oluşturma ve ilaç salım çalışmalarında kontrollü salım sistemi olarak kullanımları [4] şeklinde özetlenebilir. KAYNAKLAR [1] Bütün, V., Armes, S. P., Billingham, N.C., Polymer, 42, , [2] V. Bütün, Ş. Sönmez, S. Yarligan, et. al., Polymer, 49, , [3] I. Erel, H.E. Karahan, C. Tuncer, V. Bütün, et. al., Soft Matter. 8 (3 ), , [4] Bütün V., Atay A., Tuncer C., Baş Y., Langmuir, 27, ,

117 This Must Be the Smartest of the Polymers: Synthesis, Characterization and Application Studies Vural Bütün Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Kimya Bölümü, 26480, Eskişehir PS-EN-033 We have introduced interesting materials into Polymer Science since We first described the synthesis and aqueous solution properties of a new series of ph-, salt-, and thermo-responsive water-soluble weakly basic block copolymers based on tertiary amine methacrylates [1]. We also managed to prepare cationic/betaine derivatives by successful selective quaternization of these block copolymers. Both precursor and derivative block copolymers having response to solution ph, temperature and electrolyte concentration exhibit very interesting behavior in aqueous solutions as demonstrated in numerous studies by us. One of them is distinguished by a special solution behavior, which is poly[2- (diisopropylamino )ethyl methacrylate]- block-poly[2- (N-morpholino )ethyl methacrylate] (PDPA-b-PMEMA) diblock copolymer [2]. It has weak basic blocks and respond stimuli including solution ph, temperature and ionic strength via reversible (de )yhdration. In aqueous media, it can form both PMEMA-core micelles and PDPA-core micelles. Thus, it belongs to schizophrenic polymer family which was first introduced and defined by us into literature. It can also form very nice core-shell micelles in n-alkanes by PMEMA-block forming micellar core. Such stimuli responsive block copolymers can be used as novel and smart stabilizer in both emulsion and dispersion polymerizations in various applications. The main highlights of our successful applications are (i) synthesis of novel latexes having stimuli responsive surfa ces, (ii) synthesis of new type of multi-responsive microgels in both aqueous and non-aqueous media [3], (iii) layer-by-layer micellar multi-layer film production and its use as controlled-drug releasing system [4]. REFERENCES [1] Bütün, V., Armes, S. P., Billingham, N.C., Polymer, 42, , [2] V. Bütün, Ş. Sönmez, S. Yarligan, et. al., Polymer, 49, , [3] I. Erel, H.E. Karahan, C. Tuncer, V. Bütün, et. al., Soft Matter. 8 (3 ), , [4] Bütün V., Atay A., Tuncer C., Baş Y., Langmuir, 27, ,

118 Spin Halleri ve Dönüşüm İhtimalleri, Çok Referanslı (MCSCF) Kuantum Kimyasal Çalışmalar Yavuz Dede 1 1 Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü, Ankara, 06500, Türkiye Doğadan kolayca elde edilebilecek görece basit ve değersiz moleküllerden önemli kimyasalların türetilmesinde, küçük molekül aktivasyonu mühim bir yaklaşımdır. Doğal veya yapay, geçiş metalleri ile mümkün hale getirilen pek çok tepkimede sübstratın ilk aktifleşme basamağının temel prensiplerinin anlaşılması, kimyasal ve biyokimyasal süreçlerin geliştirilmesinde yol gösterici olması açısından yoğun ilgi görmektedir. CH 4 ve O 2 ye karşı reaktivite gösteren [Ni (H) (OH )] + kompleks katyonunun yüksek ve düşük spinli hallerinin elektronik yapıları hakkındaki çalışmalarımız anlatılacaktır.[1] İlk kuramsal çalışmalar düşük spinli (D 0) Ni III -d 7 sisteminin yüksek spinli (Q 1) halinden daha kararlı olduğunu gösterdiği halde yeni araştırmalarda reaktif halin Q 1 olduğu netleşmiştir. Bu bulgu Q 1 in gaz fazındaki düşük yoğunluklu ısıl tepkimeleri gerçekleştirebilmesi için belirgin bir ömrü olmasını gerektirmektedir. Q 1 in niçin çabucak düşük spin potensiyel enerji yüzeyine geçiş yapmadığı DFT, coupled-cluster ve MCSCF metotları ile yapılan hesaplamalarda incelenmiş ve bunun hidroksil ligandının redoks noninnocent davranmasının sonucunda olduğu gösterilmiştir. Dörtlü halde kompleksin elektronik yapısı daha çok radikalik bir Ni II - (OH ) sistemi ile uyumludur. Sonuçta [Ni (H) (OH )] + ın D 0 ve Q 1 halleri tek elektron spin değişimi ile birbirine dönüştürülememekte ve Q 1 D 0 geçişi, çok düşük spin-orbit eşleşme sabitinin de gösterdiği şekilde, bloke edilmektedir. Q 1 D 0 dönüşümüne tek adımda doğrudan bir yol elektronik olarak mümkün değildir ve uyarılmış haller içeren alternatif yolların yüksek enerji gereksinimleri Q 1 in sübstratlarla tepkimeye girecek kadar uzun yaşamasına yol açıyor olmalıdır. Nonadiabatik RRKM kinetik hesapları Q 1 hakkındaki yarı ömür tahminlerini doğrulamaktadır. Ligandların geçiş metallerine molekül içi elektron transferi yaparak reaktiviteyi tetiklemesi hakkında yeni ve ilginç bir örnek sunularak teorik/bilgisayarlı kimyanın güncel uygulamaları hakkında genel bir perspektif de verilmiş olacaktır. KAYNAKLAR PS-TR-034 [1] Dede, Y.; Zhang, X.; Schlangen, M.; Schwarz, H.; Baik, M.-H. Journal of the American Chemical Society,131,35, ,2009. [2] Zhang, X.; Schlangen, M.; Baik, M.-H.; Dede, Y.; Schwarz, H., Helv. Chim. Acta, 92, ,

119 Spin States and Intersystem Crossing Probabilities, Multi Configurational (MCSCF) Quantum Chemical Studies Yavuz Dede 1 1 Gazi University, Faculty of Science, Department of Chemistry, Ankara, Small molecule activation is of prime importance in utilizing environmentally available, low cost and essentially useless materials to furnish high commodity chemicals. Observed in numerous transition metal catalyzed natural and artificial processes, understanding the fundamental principles of the initial activation of the substrate is the key to improving chemical/biochemical synthetic procedures. The electronic structures of the low and high-spin states of the cationic complex [Ni (H) (OH )] + that was previously found to be highly reactive toward CH 4 and O 2 will be presented. Earlier computational work suggested that the low-spin doublet state D 0 of the Ni III -d 7 system is significantly lower in energy than its high-spin quartet analogue Q 1. Recent DFT-studies indicated, however, that Q 1 is the reactive species requiring Q 1 to have a sufficiently long lifetime for undergoing gas phase thermal reactions with the substrates under single collision conditions. The puzzle regarding why Q 1 does not spontaneously undergo intersystem crossing was uncovered as DFT, coupled-cluster and MCSCF calculations suggest that the hydroxyl ligand behaves as a redox noninnocent ligand and becomes oxidized to formally afford an electronic structure that is consistent with a radicaloid Ni II - (OH ) species. As a result, the doublet and quartet ground states are not related by a single electron spin flip and the intersystem crossing becomes inhibited, as indicated by vanishingly small spin orbit coupling cons tants. There is no direct way of converting Q 1 to the ground state doublet D 0. Alternative multistep pathways for the Q 1 D 0 decay involving doublet excited states were found to be energetically unfeasible under the experimental conditions. Nonadiabatic RRKM calculations predicted the proposed finite lifetime of Q 1. A rigorous treatment of the state of the art quantum chemical principles in the recent theoretical work describing a novel way of how ligands invoke unexpected reactivity as a result of intramo lecular electron transfer to transition metals will be discussed. REFERENCES PS-EN-034 [1] Dede, Y.; Zhang, X.; Schlangen, M.; Schwarz, H.; Baik, M.-H. Journal of the American Chemical Society,131,35, ,2009. [2] Zhang, X.; Schlangen, M.; Baik, M.-H.; Dede, Y.; Schwarz, H., Helv. Chim. Acta, 92, ,

120 Çeşitli Polimerik Hidrojellerin Hazırlanması ve Doku Mühendisliğinde Kullanımı Ayşe Z. Aroğuz 1, K. Baysal 2,3, Z. Adıgüzel 2, B.M. Baysal 2,4 1 İ.Ü. Mühendislik Fakültesi, Kimya Bölümü, Fiziksel Kimya ABD, Avcılar, İstanbul 2 TÜBİTAK, MAM, Genetik Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü Gebze-Kocaeli 3 Biokimya Bölümü, Tıp Fakültesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İnciraltı-Izmir 4 Kimya Mühendisliği Bölümü, Boğaziçi Universitesi, Bebek-Istanbul PS-TR-035 Polimerik hidrojeller doku mühendisliğinde hücre kültürü çalışmalarında çeşitli amaçlar için kullanılmaktadır [1]. Özellikle, biyobozunur polimerlerden oluşturulan hidrojellerin, hücre büyümesi çalışmalarında iskele malzemesi olarak uygulama alanları vardır. Aljinat, kitosan, selüloz, jelatin gibi biyopolimerler en yaygın olarak kullanılanlarıdır [2,3]. Bu çalışmanın amacı, çapraz bağlı polimerik hidrojeller oluşturularak iskele malzemesi olarak hücre büyümesi çalışmalarında kullanımını araştırmaktır. Çalışmada farklı özelliklerde çapraz bağlı kitosan/aljinat, aljinat/jelatin ve aljinat/ polioksietilen bisamin hidrojeller hazırlanmıştır. Hazırlanan hidrojellerin yapısal (FTIR) ve morfolojik (SEM ), (AFM) analizleri yapılmıştır. Hücre büyütme çalışmalarında kullanılmadan önce hidrojeller liyafilizatörde liyofilizasyon işlemine tabi tutulmuştur. Hidrojellerin şişme özellikleri suda ve fosfat tampon çözeltide (PBS) (ph=7.4) incelenmiştir. Hücre- Biyopolimer etkileşimlerini incelemek amacıyla L929 fibroblast hücre soyu kullanılmıştır. Tüm biyopolimerler, hücre deneyleri öncesinde steril kültür kabini içerisinde üst ve alt yüzeyleri 1 er saat UV ışık altında tutu larak sterilize edilmişler, ardından steril H 2O içeren plastik petri kaplarında 24 saat bekletilmişlerdir. Yapılan deneylerde hidrojeller üzerinde L929 fibroblast hücrelerinin tutundukları ve çoğaldıkları görülmüştür. Hücre büyümesi yapıldıktan sonra hidrojellerin SEM görüntüleri alınmış olup SEM analizi sonuçları hücrelerin polimerik yüzeye tutunduğunu desteklemektedir. KAYNAKLAR [1] Aroguz, A.Z., Baysal, K., Tasdelen, B., Baysal, B.M. Preparation and characterization of a crosslinked chitosan-polycaprolactone gel, its swelling and drug release properties, Journal of Applied Polymer Science, 119, , [2]Ferreira-Almeida, P. Almeida AJ. Cross-linked alginate-gelatine beads: a new matrix for controlled release of pindolol. Journal of Control Release 97, , [3] Rinaudo M. Main properties and current applications of some polysaccarides as biomaterials. Polymer International, 57, ,

121 Nano Aygıtlarda Kullanılmak Üzere Blok Kopolimerik Nano Desenlerin Hazırlanması Betül Ertekin 1,2, Leyla Gürfidan 1,4, Sumeyra Buyukcelebi 1,4, Merve Ozturk 1,4, Gulsin Arslan 1,4, Mahmut Kuş 1,3, Mustafa Ersöz 1,4 1 Selçuk Üniversitesi, İleri Teknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi, Konya Türkiye 2 Nevşehir Üniversitesi, Kimya Bölümü, Nevşehir, Türkiye 3 Selçuk Üniversitesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, Konya Türkiye 4 Selçuk Üniversitesi, Kimya Bölümü, Konya Türkiye PS-TR-036 Boyut, şekil ve bileşim yapısının ayarlanabilir özelliklerinden dolayı blok kopolimerler nanoteknoloji araştırmaları açısından oldukça ilgi çekmektedir. Blok kopolimerlerin kendiliğinden toplanması, molekül er yapılarının kontrol edilebilir özelliği, nm aralığında sıralı dizinler halinde nano-kalıpların oluşturulabildiği, kolay uygulanan ve güvenilir bir yöntemdir. Ayrıca diğer litografik yöntemlere oranla ucuz oluşu nedeniyle, kendiliğinden toplanma metodu çok sayıda araştırmaya konu olmaktadır. Moleküler boyutta oluşturulan mikrofaz ayrılmasına uğramış blok kopolimerik dizinler kullanıldığında, yakıt hücreleri, bataryalar, veri işleme cihazları, optoelektronik alanında kullanılan aygıtların üretimi ve enerji kullanımının çok aza indiği ve bilgi işleme hızının son derece arttığı aygıtlar amacı ile kullanılması mümkündür. Bu amaçla elde edilecek blok kopolimer dizinlerinin uzun verimli ve kusursuz olması gerekmektedir. Yapılan bu çalışmada, farklı molekül ağırlıklarında diblok kopolimerler kontrollü/radikal polimerizasyon prosesi olan Atom Transfer Radikal Polimerizasyonu (ATRP) yöntemi ile sentezlenmiştir. Elde edilen blok kopolimerlerin farklı çözücü ve çözücü çiftleri ile hazırlanan çözeltileri spin kaplama yöntemi kullanılarak ince film haline getirilmiştir. Farklı sürelerde termal buharlaştırma işleminin ardından elde edilen mikrofaz ayrılmaları AFM ve SEM kullanılarak görüntüleri alınmıştır. Polimer molekül ağırlığı, çözücü veya çözücü çifti, termal buharlaştırma süresi gibi faktörlerin mikrofaz dağılım morfolojisine etkisi incelenmiştir. Uzun verimli ve hassas olarak üretilebilmesi için blok kopolimerlerin mikrofaz ayrılım çalışmaları araştırılmıştır. 84

122 Polihekzil Tiyofen, Polioktil Tiyofen Polimerlerinin PCBM ile Karışım Oranının Organik Güneş Pillerinin Fotovoltaik Parametrelerine Etkisi Elif Alturk Parlak PS-TR-037 TÜBİTAK-UME- Kimya Grubu, Fotonik ve Elektronik Sensörler Laboratuvarı, TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi, Barış Mah. Dr. Zeki Acar Cad. No:1, Gebze / KOCAELİ Güneş pilleri ya da fotovoltaik piller diye anılan cihazlar, yarıiletkenlerin fotovoltaik etki özelliğini kullanarak, güneş ışığından elektrik enerjisi üretirler. Güneş pilleri, kurulan sisteme bağlı olarak bir kaç kw'dan birkaç MW'a kadar elektrik üretebilir. Yüksek üretim maliyetleri nedeniyle, bu teknoloji yakın zamana kadar oldukça az kullanılmıştır[1]. 1956'lardan bu yana uzayda uydularda, 1970'li yıllarda, elektrik hattından uzak yerlerde, yol kenarlarındaki acil telefon cihazları ya da uzaktan algılama gibi uygulamaların enerji gereksiniminin karşılanmasında kullanılmıştır. Son yıllarda, evlerde elektrik şebekesi ile birlikte çalışan sistemler de yaygınlaşmıştır. Günümüzde her ne kadar ticari fotovoltaik piller başlıca kristal silisyuma dayansa da, organik ince film güneş pilleri ucuz maliyetleri ve esnek alttabanlar üzerinde büyütülebilmeleri nedeniyle yoğun araştırmaların konusu olmuştur[2,3]. Organik güneş pilleri karbon bazlı polimerlerden ve küçük moleküllerden oluşurlar. Güneş pili elde edilen tekniğe göre organik güneş pilinin özellikleri farklılaşır. Düşük sıcaklık da yapılan rulo dan rulo ya işleme diğer yöntemlerden daha etkili olup, yüksek hızda üretimi mümkün kılmaktadır. Bu işlem tipik baskı, kaplama tekniğidir. Aktif malzemeler bir çözücüde çözündükten sonra dönerek kaplama cihazı ile ITO kaplı cam üzerine kaplanır. Şekil1. Organik güneş pilinin yapısı Bu çalışmada, Polihekzil tiyofen, Polioktil tiyofen polimerlerinin PCBM ile karışım oranının fotovoltaik parametrelere etkisi sistematik olarak incelenmiştir. Elektriksel parametrelere ek olarak, karışımların morfolojiside Atomik Güç Mikroskopu ile incelenmiştir. Çalışmaların sonucunda PCBM oranı azaldıkça elde edilen güneş pillerinin veriminin arttığı görülmüştür. Bu çalışmalara ek olarak güneş pillerinin karanlıkda ve ışık altında kararlılık çalışmaları yapılmıştır. KAYNAKLAR [1]GÜNES S., Neugebauer H., Sariciftci N.S., Chemical Reviews, 107, , [2] HOPPE H., Sariciftci N.S., J.of Mat. Research, 19, , [3] MOZER A., Sariciftci N.S.,, Comptes Rendus Chimie, 9, ,

123 Suda-Çözünebilen Poli (metakrilat-alt-sitrakonik anhidrit )/Poli (etilen imin) Polimerlerinin Sentezi, Karakterizasyonu ve Patojen Bakteri Hücresi İle Etkileşiminin in vitro İncelenmesi Elif Uzluk, Muzaffer Talu Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Teknikokullar Ankara Son yıllarda, reaktif anhidrit grupları (maleik ve sitrakonik) içeren ardışık kopolimerler esterleşme, amidleşme, imidleşme gibi reaksiyonlara tabi tutulmaktadır. Böylece maleik anhidrit kopolimerlerinin yeni ve üstün özelliklere sahip türevleri sentezlenmekte ve sanayinin birçok alanlarında kullanılmaktadır. Son yıllarda bu kopolimerler; yakıt-hücre teknolojisinde proton geçirgen polielektrolit membranların ve nanokompozit malzemelerin hazırlanmasında, uyumluluk sağlayan polimerler (kompatibilizörler ), supramoleküler yapıda ultra ince film ve kaplamalar, polimerik çapraz bağlayıcılar, antikorozyon kaplamalar, antitümör özelliye sahip fonksiyonel polimerler ve enzim taşıyıcılar olarak kulanılmaktadır [1]. Bu özelliklerine rağmen mikrobiyal kontaminasyonları hakkında az bilgi bulunmaktadır. Bu çalışmada, poli (metil metakrilat-alt-sitrakonik anhidrit) poli (MMA-alt-CA) ve poli (2-hidroksietil metakrilat-alt-sitrakonik anhidrit) poli (2-HEMA-alt-CA) kopolimerleri sentezlenmiştir. Kopolimerlerin sentezinde monomer oranları değiştirilmiştir. Bu kopolimerlerin sulu çözeltide poli (etilen imin) (PEI) ile değişik oranlarda makrokompleksleri hazırlanmıştır. Sentezlenen maddelerin yapı bileşimi ve monomer reaktivite oranları FTIR, 1 H ve 13 C NMR spektroskopisi, DSC, DTA ve TGA termal analiz teknikleriyle incelenmiştir. MMA (M 1 )-CA (M 2) ve 2-HEMA (M 1 )-CA (M 2) kopolimerlerinin monomer reaktivite oranları genişletilmiş Kelen-Tüdos metodu (KT) ile tayin edilmiştir. Hazırlanan kopolimerlerin ve makrokomplekslerin; kristal ve amorf bölgelerinin oranı XRD, yüzey morfolojileri ise SEM ile belirlenmiştir [2]. Kopolimerlere PEI kuaterner amonyum bileşiği özelliği kazandırılarak patojen gram-pozitif ve gram-negatif bakterilerin çoğalmalarına karşı etkileri disk difüzyon yöntemi ve minimum inhibe edici derişimin (MIC) belirlenmesi ile incelenmiştir. Polimer yapısının ardışık kopolimer olması ve PEI içeren makrokomplekslerin + yüklü N merkezleri içermesi sebebiyle patojen bakteri hücresinin çoğalmasının durduğu ve parçalandığı sonucuna varılmıştır. Çalışmamızda sitrakonik anhidritin çeşitli metakrilat türleri ile ardışık kopolimerleri ve PEI içeren + yüklü merkezlere sahip makrokompleksleri elde edilmiştir. Sentezlenen maddelerin 6 farklı patojen bakteri hücresi ile etkileşimleri iki farklı yoldan incelenmiş ve standart maddelerle (ilaçlarla) karşılaştırılmıştır. Bu maddelerin, ilaçlara göre daha yüksek bakterisid etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır. Sentezlenen ardışık kopolimerlerin ve + yüklü azot merkezlerine sahip makrodallanmış türevlerinin çeşitli biyomühendislik alanlarında, ilaç etken maddesinde, antibakteriyal boyalarda, suyun arıtımında, yiyecek paketleme ürünlerinin geliştirilmesinde kullanışlı olabilir. KAYNAKLAR [1] Kahraman, G., Beşkardeş, O., Rzaev, Z.M.O. and Pişkin, E. Polymer, 45, , [2] Talu, M., Uzluk, E. and Yüksel, B. Macromolecular Symposia, 297, , PS-TR

124 PS-TR-039 Kendi Kendini Onarabilen Hidrojellerin Tasarımı Oğuz Okay İstanbul Teknik Üniversitesi, Kimya Bölümü, Maslak, İstanbul, Biyolojik sistemlere büyük bir benzerlik gösteren hidrojellerin doku mühendisliğinde, kontrollu salınım sistemlerinde, sensör ve harekete geçiricilerde geniş kullanım alanları vardır. Ancak, biyolojik sistemlerde gözlenen kendini onarma ( self-healing ) mekanizmaları hidrojellerde yoktur. Bu farklılığın nedeni, hidrojellerde ortaya çıkan kırılma enerjisinin dağılamaması, belli noktalarda yoğunlaşarak geri dönüşümü olmayan bir parçalanmaya yol açmasıdır. Kendi kendini onaran polimerik malzemeler ve jeller konusunda geçen 10 sene boyunca yoğun araştırmalar yapılmıştır. Araştırma grubumuzda son yıllarda yapılan çalışmalarda, hidrojellerin kimyasal çapraz bağlar yerine hidrofobik etkileşmeler yardımıyla oluşturulması, bu şekilde onlara kendini onarma mekanizmasının kazandırılması üzerine yoğunlaşılmıştır [1-4]. Şekil 1. Surfaktan içeren ve C18 hidrofobik blokları ile oluşan fiziksel jellerin oluşumu şematik olarak görülmektedir. Bu konuşmada kendi kendini onarabilen malzemelerin tasarımı için dünyada uygulanmakta olan teknikler tartışılacaktır. Moleküller arası kuvvetli hidrofobik etkileşmeler sonucu oluşan hidrofobik asosiyasyonların yanı sıra solucan-tipi surfaktan misellerinin varlığının çok etkin bir onarım mekanizması ortaya çıkardığı vurgulanacaktır. Bu tip hidrojeller, sodyum dodesil sulfat (SDS) misellerinin NaCl ilavesi ile büyütülmesi, oluşan büyük misellerde stearil metakrilat (C18) gibi hidrofobik monomerlerin çözündürülm esi ve ardından akrilamid (AAm) ile misellar kopolimerizasyonu ile elde edilebilmektedir (Şekil 1 ). Konuşmada, sentez şartlarına bağlı olarak kendini onarma etkinliğinin değişimi de tartışılacaktır. KAYNAKLAR [1] Abdurrahmanoglu S, Can V, Okay O. Polymer 50, , [2] Tuncaboylu, D.C., Sarı, M., Oppermann, W. Okay, O. Macromolecules 44, , [3] Abdurrahmanoglu S, Cilingir, M, Okay O. Polymer 52, , [4] Tuncaboylu, D.C., Sahin, M., Argun, A., Oppermann, W., Okay, O. Macromolecules 45, ,

125 PS-TR-040 Biyokömürün Gazlaştırılması Uğur Özveren 1, Sibel Özdoğan 1 1 Marmara Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü Bu çalışmanın amacı, pirina numuneleri kullanılarak uygun yakıt bileşimine sahip bir biyokömür hazırlaması ve hazırlanan biyokömürün termal analiz sistemi kullanılarak; argon+buhar atmosferi altında gazlaştırılmasıdır. Ayrıca termogravimetrik analiz sistemi, kütle spektrometresi ile eş zamanlı kullanılarak biyokömürün gazlaştırması sonucu elde edilen küçük moleküllü gaz ürünler (H2, CO, CO2, CH4, H2S, COS ve SO2) ve oluşum sıcaklıklarıda bu çalışma ile birlikte incelenmiştir. Petrol ve kömür rezervlerinin azalması ve çevre kirliliği, sürdürülebilir kalkınma için yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmeyi zorunlu kılmaktadır. Biyokütle, karbon içeren tek yenilenebilir enerji kaynağı olması ve düşük CO 2 emisyonu ile yenilenebilir enerji kaynakları arasında önemli yer tutmaktadır. Fakat biyokütleler, fosil yakıtlar ile karşılaştırıldığında düşük ısıl değerleri ve yüksek O/C oranları nedeniyle yanma ve gazlaştırma verimleri düşük gerçekleşmektedir. Biyokütlelerin piroliz ile yakıt özelliklerinin değiştirlmesi ve ısıl değeri biyokütlelere göre daha yüksek olan biyokömüroluşturmak gazlaştırma verimini arttırmaktadır. Bu çalışmada, pirina örnekleri öğütülerek 250 µ ve altında uygun parçacık boyutuna getirildi. Kısa analizi, TGA 701, LECO cihazı kullanılarak ASTM D standartlarına göre yapıldı. Elementel analizi ise Truspec CHN- S, LECO cihazı kullanılarak ASTM D standartlarına göre gerçekleştirildi. Pirinada kısa analize göre kuru ağırlıkça % uçucu madde, %18.95 sabit karbon ve %6.79 kül bulunmaktadır. Elementel analiz sonucuna göre ise kuru ağırlıkça % C,%5.24 H,%31.97 O,%1.14 N ve %0.14 S bulunmaktadır. Pirinanın termogravimetrik analizi Netzsch STA 449 cihazı ve bu cihazla eş zamanlı olarak kullanılan Aëolos kütle spektrometresi ile gerçekleştirildi. Deneyde pirina örneğinden 10.0±1.0 mg alındı. Gazlaştırma ortamında taşıyıcı gaz olarak akış hızı 65mL/dakika olan Argon (%80 )+ Buhar (%20) atmosferi kullanıldı. Pirina numunesi 10 C/ dakika ısıtma hızı ile dinamik olarak 125 C den 160 C ye ısıtıldı. 160 C de sist eme buhar verilmeye başlandığı için sistem içerisindeki buhar akışının düzgün bir profil sergilemesi amacıyla fırın sıcaklığı 30 dakika isotermal olarak bekletildi. Bekletme işlemnden sonra biyokömür elde etme amacıyla üç komponentli biyokütle bileşen modeli kullanılarak; hemiselülozun bozunma hıznın maksimum olduğu sıcaklıkta prina örneği 60 dakika bekletilerek biyokömür elde edildi. Biyokömür örneği, 10 C/ dakika ısıtma hızı ile dinamik olarak 1100 C ye ısıtılarak gazlaştırıldı.bu çalışmada, termogravimetrik analiz sistemi,kütle spektrometresi ile eş zamanlı kullanılarak Argon (%80 )+ Buhar (%20) altında biyokömür üretimi sonucu elde edilen gaz ürünler (H 2, CO, CO 2, CH 4, H 2S, COS ve SO 2) ve oluşum sıcaklıkları incelendi. Bu çalışmanın sonucunda, gazlaştırma adımında gazlaştırma veriminin arttığı saptanmıştır. Ayrıca elde edilen ürün gaz bileşiminin çeşitlendiği ve gaz bileşimi içinde H 2 nin arttığı gözlemlenmiştir. KAYNAKLAR [1] D.B. Colomba, Energy and Combustion Science, 34, ,

126 T-History Yöntemi ile Mikrokapsüllenmiş Faz Değiştiren Maddelerin Gizli Isı Depolama Kapasitelerinin Belirlenmesi Yeliz Konuklu 1, Halime Ö. Paksoy 2 1 Niğde Üniversitesi, Bor Meslek Yüksekokulu, Niğde, Türkiye 2 Çukurova Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü, Adana, Türkiye Faz Değiştiren Maddeler (FDM) termal enerjiyi gizli ısı şeklinde depolayan maddelerdir. FDM seçimi sırasında en önemli iki ölçüt FDM erime sıcaklığı ve FDM in gizli ısı depolama kapasitesidir. Gizli ısı depolama kapasitesi uygulamadan elde edilecek enerji tasarrufunu önemli derecede etkilemektedir. FDM lerin gizli ısı depolama kapasiteleri en yaygın olarak Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC) ile belirlenmektedir. Ancak b u cihazlarda kullanılan çok küçük (yaklaşık 5-10 mg mertebesinde) örneklerle yapılan analizler tüm örneği temsil edememekte ve cihaz sadece saf maddelerin özelliklerini belirlediğinden hetorejen maddelerde sıkıntı yaratmaktadır [1] yılında Yinping ve arkadaşları tarafından önerilen T history yöntemi gizli ısı depolama kapasitesinin belirlenmesine hem ekonomik hem de daha fazla örnek miktarlarıyla çalışma imkanı sağlayan bir çözüm sunmaktadır [2]. Bu yöntem FDM ile özellikleri bilinen bir maddenin soğu ma eğrilerinin karşılaştırılması ile gerçekleştirilir. FDM ler termal enerji depolama ve uygulamalarda kullanım kolaylığı sağlaması ve yüzey alanını arttırma amacı ile FDM lerin mikrokapsüllenme işlemi yapılmaktadır. Uygun FDM seçimi mikrokapsüllenmiş FDM çalışmaları için de büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada mikrokapsüllenmiş parafinin gizli ısı depolama kapasitesi T-history yöntemi ile belirlenmiş, sonuçlar kapsüllenmemiş parafin ile karşılaştırılmıştır. Kapsüllenmemiş parafinin gizli ısı depolama kapasitesi DSC sonuçlarına göre %10 J/g farklılık göstermiştir. T history yöntemine göre mikrokapsüllenmiş parafininin gizli ısı depolama kapasitesi kapsüllenmemiş parafine göre %7 J/g farklılık göstermiştir. Bu sonuçlar T-history yöntemi ile Mikrokapsüllenmiş FDM lerinde gizli ısı depolama kapasitesinin basit ve ekonomik bir yolla belirlenebileceğini göstermektedir. KAYNAKLAR PS-TR-041 [1] Günther E., Mehling H., Hiebler S., Measurement of the enthalpy of PCM, Proceedings of Effstock th International Conference on Thermal Energy Storage, 2009 [2] Yinping Z., Yİ J., Yİ J., 1999, A Simple Method, the T-history method, of determining the heat of fusion, specific heat and thermal conductivity of phase-change material, Measurement Science And Technology 10, s

127 Kolloidal Kuantum Nokta Yapıların Polimer-Hibrit Işık Veren Diyotlarda Uygulamaları Mahmut Kuş 1,2, Nurhan Mehmet Varal 1,2, Faruk Özel 1,2, Mustafa Ersöz 1,3 1 Selçuk Üniversitesi İleri Teknoloji Araştırma Uygulama Merkezi Konya 2 Selçuk Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü Konya 3 Selçuk Üniversitesi Kimya Bölümü Konya PS-TR-042 Kuantum nokta yapılar kristal boyutu 1-10 nm arasında değişen ve optik özellikleri boyuta bağlı olarak farklılıklar gösteren yarıiletken malzemelerdir. Bu çalışmada CdSe tabanlı koloidal nanokrsital yapıların eldesi ve karakterizasyonu yapılmış bunların polimer ışık veren diyotlara katkılanması ile renk değişimleri ve performanslar üzerine etkileri araştırılmıştır. Elde edilen nanokristal yapılar yüksek floresans özellikli ve organik çözücüler içerisinde çözünebilmektedir. Bu çözünebilirlik sayesinde bunların diğer organik yarıiletkenler ile karıştırılarak hibrit LED leri hazırlanmış ve karakterize edilmiştir. LED lere belli orana kadar katkılanması ciddi performans artıştı gösterirken bazı durumlarda da renklerin farklanması ve ayarlanabilmesine olanak sağlamıştır. Şekil 1 de elde edilen nanokristallerin UV ışık altındaki resimleri verilmiştir. Şekil 1. CdSeS nanokrsitallerin UV ışık altındaki görüntüsü 90

128 BF 2-Azadipyrromethenes: Probing the Excited-State Dynamics of a NIR Fluorophore and Photodynamic Therapy Agent Pınar Batat [1], Martine Cantuel [2], Gediminas Jonusauskas [3], Luca Scarpantonio [2], Nathan D. McClenaghan [2], Aniello Palma [4], Donal F. O'Shea [4] 1 Chemistry Department Koc University, Sarıyer İstanbul, Turkey 2 ISM Université Bordeaux 1 UMR CNRS 5255 France 3 LOMA Université Bordeaux 1 UMR CNRS 5798 France 4 School of Chemistry and Chemical Biology, University College Dublin, Belfield, Dublin 4, Ireland address: PS-EN-043 In spite of their useful properties as NIR-emitting fluorophores and singlet oxygen sensitizers, time-resolved studies on BF 2-azadipyrromethene molecules have scarcely been reported. Herein, spectroscopic studies of two analogues (1 and 2, Figure 1 ), which differ only in the substituent at the β -pyrrole position (H or Br, respectively) are reported. Nonhalogenated 1 is suitable for applications harnessing the relatively high fluorescence quantum yields such as fluorochromes, sensors, and donor/acceptor conjugates. In contrast, the halogenated derivatives 2, are much less emissive and have been shown to play the role of photosens itizers for singlet oxygen production, a key parameter in PDT (photodynamic therapy ). In this work, we present a comprehensive study of molecules 1 and 2, utilizing real time measurements in the picosecond to microsecond time domains which has allowed ful l characterization of absorption and emission properties and processes therein, including quantification of triplet formation and singlet oxygen generation. Additionally, the photodegradation quantum yields for these representative members of halogenated and nonhalogenated BF 2-azadipyrromethene molecules are introduced, qualifying them as being viable candidates for applications in NIR fluorescence imaging and PDT. Spectroscopic studies, including absorption (one and two photon ), time-resolved transient absorption (psms) and fluorescence, are reported. Fast photodynamics reveal that intense nanosecond NIR fluorescence is quenched in a brominated analog, giving rise to a persistent (21 μs) transient absorption signature. Kinetics for these changes are determined and ascribed to the efficient population of a triplet state (72% ), which can efficiently sensitize singlet oxygen formation (ca. 74% ), directly observed by 1 Δ g luminescence. Additionally, we have shown the exceptional photostability of these dyes, notably in the case of the nonhalogenated BF 2- azadipyrromethene, whose photodegradation quantum yield (Φ photodeg. = < 10-8 ) is at least 1000-times lower than fluorescein isothiocyanate or selected BODIPY molecules. Fig.1: β-pyrrole Halogenated and Non-Halogenated BF2-Azadipyrromethenes and Dipyrromethenes 91

129 Polyethylene Gate Dielectric for Low Operating Voltage Organic Field Effect Transistors Yasin Kanbur 1,2, Mihai Irimia-Vladu 3,4, Eric D. Głowacki 2, Gundula Voss 4, Melanie Baumgartner 3, Gunther Schwabegger 5, Lucia Leonat 6, Mujeeb Ullah 5, Hizir Sarica 7, Sule Erten-Ela 7, Reinhard Schwodiauer 3, Helmut Sitter 5,Zuhal Kucukyavuz 8, Siegfried Bauer 3, Niyazi Serdar Sarıçiftçi 2 1 Karabük University, Faculty of Engineering, Department of Metalurgical and Materials Science 2 Linz Institute for Organic Solar Cells (LIOS ), Physical Chemistry, Johannes Kepler University, Linz, Austria 3 Department of Soft Matter Physics, Johannes Kepler University, Linz, Austria 4 Department of Bioorganic Chemistry, University of Bayreuth, D-95440, Bayreuth, Germany 5 Institute of Semiconductor and Solid State Physics, Johannes Kepler University, Linz, Austria 6 Politehnica University of Bucharest, Faculty of Applied Chemistry and Materials Science, Bucharest, Romania 7 Ege University, Solar Energy Institute, Bornova-Izmir, Turkey 8 Department of Polymer Science and Technology, Middle East Technical University, Balgat, Ankara, Turkey Polyethylene is one of the most important commercial polymer in the world due to its excellent chemical resistance, high toughness, ductility, low water absorption, easy process. Polyethylene can be used to make bottles, film, pipe etc [1]. Highly stable and trap-free dielectrics are crucial in the fabrication of high-performance organic field effect transistors (OFET s) [2,3]. Owing to its excellent insulating properties (band gap of ~8.8 ev )[4], and extremely low conductivity (~ cm -1 )[5], low toxicity, chemical inertness and stability [1], polyethylene represents an interesting choice for the dielectric layer in organic devices. In this work, fabrication and performance of vacuum-processed organic field effect transistors utilizing evaporated low-density polyethylene (LD-PE) as a dielectric layer. With C60 as the organic semiconductor, we demonstrate low operating voltage transistors with field effect mobilities in excess of 4 cm 2 /Vs. Devices with pentacene showed a mobility of 0.16 cm 2 /Vs. Devices using tyrian Purple as semiconductor show lowvoltage ambipolar operation with equal electron and hole mobilities of 0.3 cm 2 /Vs. These devices demonstrate low hysteresis and operational stability over at least several months. REFERENCES PS-EN-044 [1] A.M.M. Baker and J. Mead, Thermoplastics, Handbook of Plastics, elastomers and composites, C.A. Harper, ed., McGraw-Hill Professional, 2004 [2] J. Zaumseil and H. Sirringhaus, Electron and ambipolar transport in organic field -effect transistors., Chemical reviews, vol. 107, Apr. 2007, pp [3] J. Veres, S. Ogier, G. Lloyd, and D. de Leeuw, Gate Insulators in Organic Field -Effect Transistors, Chemistry of Materials, vol. 16, Nov. 2004, pp [4] K.J. Less and E.G. Wilson, Intrinsic photoconduction and photoemission in polyethylene, Journal of Physics C: Solid State Physics, vol. 6, 1973, pp [5] J.F. Fowler, X-Ray Induced Conductivity in Insulating Materials, Proceedings of the Royal Society A: Mathematical, Physical and Engineering Sciences, vol. 236, Sep. 1956, pp

130 Absorbance 10 2 Absorbance 10 2 PS-EN-045 Photochemistry of Iron (III) Lactate Complex in Aqueous Solution I.P. Pozdnyakov 1*, V.A. Salomatova 1, E.M. Glebov 1, V.P. Grivin 1, V.F. Plyusnin 1, N. Tkachenko 2, H. Lemmetyinen 2 1) Institute of Chemical Kinetics and Combustion, Novosibirsk, , Russia Novosibirsk State University, Novosibirsk, , Russia, 2) Tampere University of Technology, 33101, Korkeakoulunkatu 8, Tampere, Finland * Photochemical reactions of Fe (III )-carboxylate complexes influence on many iron-dependent biogeochemical processes and are responsible for photochemical production of CO, C O 2, for oxygen consumption and for generation of active oxygen species ( OН, HO 2, H 2O 2) in natural waters. However, primary mechanisms and early stages of photoreactions for most of Fe (III )- (poly )carboxylate complexes are still poor investigated. In this work nanosecond laser flash photolysis (355 nm) and femtosecond pump-probe spectroscopy ( ex = 400 nm) were applied to clarify nature, spectral and kinetic properties of transient species formed upon excitation of Fe (III )-lactate (1:1) complex ([Fe 3+ (Lact 2- )] + ). It was found that primary photochemical process in photochemistry of this complex is an intramolecular electron transfer leading to formation of short -lived (0.8 ps) excited state *[Fe 3+ (Lact 2- )] + (Figure 1b, spectrum 1 ). Decay of this state leads to formation of the long-lived (3 ms) [Fe 2+ (Lact - )] + radical complex (Figure 1b, spectrum 2 ). Main spectral and kinetic parameters (optical spectra, quantum yield, reaction rate constants) for the excited state and radical complex were determined and coincide well with results obtained for other Fe (III )- carboxylates [1]. Thus existing mechanism of photolysis of Fe (III )-carboxylate complexes which assumes formation of free organic radical and Fe (II) in a primary stage [2, 3] needs to be reconsidered Wavelength / nm Acknowledgments: This work has the support of RFBR (grants , , ГФЕН). REFERENCES 690 nm a 580 nm 480 nm Wavelength / nm b Figure 1. Femtosecond ( pump = 400 nm) photolysis of [Fe 3+ (Lact 2- )] + complex ( M). a kinetic curves of transient absorption change at selected wavelengths. Solid lines: best two-exponential fit: t t 1 2 A(, t) A1( ) e A2( ) e after reconvolution with the instrument response function. b - spectra at different times. 1 spectrum at zero time (sum of amplitudes A 1( ) + A 2( )); 2 spectrum after the end of ultrafast process (amplitude A 2( )) corresponding to radical complex [Fe 2+ (Lact - )] +. [1] E.M. Glebov, I.P. Pozdnyakov, V.P. Grivin, V.F. Plyusnin, X. Zhang, F. Wu, N. Deng. Intermediates in Photochemistry of Fe (III) Complexes with Carboxylic Acids in Aqueous Solutions. Photochem. Photobiol. Sci., V. 10, P. 425, [2] V. Balzani, V. Carassiti, Photochemistry of Coordination Compounds. Acad. Press, New York, [3]. B.S. Faust, R.G. Zepp, Photochemistry of aqueous iron (III )-polycarboxylate complexes: roles in the chemistry of atmospheric and surface waters, Environ. Sci. Technol., V. 27, P. 2517,

131 PS-EN-046 Modelling of Linear Reactions in Inhomogeneous Catalytic Systems Paulius Miškinis Vilnius Gediminas Technical University Saulėtekio Ave. 11, LT Vilnius, Lithuania The kinetics of linear chemical reactions in an inhomogeneous medium is modeled as an evolutionary system characterized by a fractional derivative. The corresponding mathematical model depending on one nonlocal parameter 0 < α < 1 is proposed. Reactions with one degree of freedom are analyzed. Solutions of the corresponding kinetic equations are shown to depend on the nonlocality parameter α. The concept of the critical moment of time is introduced, and the dependence of its value on the value of the relaxation coefficient is determined. Key words: catalysis, reaction kinetics, dynamical system, mathematical modeling 94

132 Influence of Multiwalled Carbon Nanotubes on the Morphology, Thermal and Electrical Properties of PAN/PVP Blends Salem M. Aqeel 1, Zuhal Küçükyavuz 2 1. Department of Chemistry, Faculty of Applied Science, Thamar University, P. O. Box 87246, Thamar, Yemen 2. Department of Chemistry, Middle East Technical University, Ankara, Turkey Correspondence to: Salem M. Aqeel ) Tel. : , Fax: PS-TR-047 Nanocomposites based on Poly (vinyl pyrrolidone )/Poly (acrylonitrile )/multi -walled carbon nanotubes (PVP/PAN/MWNTs) were prepared by solution casting technique from dispersion of MWNT in a concentration range wt %. The PVP/PAN/ MWNTs were characterized by Fourier transform infrared (FT-IR) spectroscopy, scanning electron microscopy (SEM ). A percolated MWNTs network structure and relatively good dispersion of MWNTs are evident in PVP-PAN-MWNT composites with 3.12 wt % of MWNTs. The thermal properties of the polymer blend with MWNTs were carried out by means of different scanning calorimetry (DSC ). It was evident from the DSC that the polymer/ MWNTs had a high thermal stability. For measuring the electrical conductivity, the four point probe method was used. The electrical conductivity showed ionic conductivity of the order of S/cm to S/cm. The effect of the concentration of the filler on the conductivity of the polymer composite is discussed. Nanocomposites based on PVP/PAN and MWNTs as filler show a significant enhancement in the electrical conductivity as a function of temperature. The good electrical properties of composites containing MWNTs are promising for the design of low cost polymer composites for numerous future applications. Key words: Poly (vinyl pyrrolidone ); Poly (acrylonitrile ); multi -walled carbon nanotubes; DSC; SEM; ionic conductivity. 95

133 Poster Sunumları Poster Presentation 96

134 PP-TR-001 Asimetrik Alternatif Akım ile Polarizasyon Esnasında Bizmutun Hidroklorik Asitin Sulu Çözeltilerinde Çözünmesinin İncelenmesi A.B.Bayeşov, B.S.Abjalov, R.S.Abjalov Ahmet Yesevi Uluslararası Türk Kazak Üniversitesi, Kazakistan Renkli metallerin elektrokimyasal yöntemlerle işlenmesi için çeşitli formda alternatif akımların kullanılması konusunda bugüne dek birçok çalışmaların yapıldığı bilinmektedir [1-5]. Bu metot üzerindeki yoğun ilgi özellikle alternatif akımın elektrik alanına (ph derecesinin denkleştirilmesine, difüzyon engellerin kaldırılmasına, ayrılan parçalar içeriğinin değiştirilmesine) tesir ederek, potansiyel değerinin değişkenliğini (stasyoner olmamasını) sağlamasından, elektrik enerjisiyle yürüyen yükseltgenme ve indirgenme şartlarının değişmesinde önemli rol oynamasından ve gerekli özelliklere sahip hedef ürünlerin elde edilmesinde etkili olarak kullanıla-bilmesinden kaynaklanmaktadır. Söz konusu çalışmaların sonucunda, devam eden yarım periyotta meydana gelen elektrotlardaki süreçlerin bir önceki ters yarım periyotta gerçekleşen süreçlerden önemli ölçüde etkilendiği tespit edilmiştir. Örneğin, itici (impulsif) akım ile polarizasyon esnasınd aki metallerin çözünme sürecini incelerken, katot yarım periyodunun devreye sokulması anotta çözünme mekanizmasının aniden değişmesine neden olduğu; ayrıca, sadece çözünme hızı değil, elektrot süreçleri kinetiğinde de niteliksel değişikliklerin ortaya çıktığı gözlenmiştir. Katot yarım periyodunun anot süreçlerine etkisi Ti [3], W, Hf, Ta [4], Al, vb. metallerde net bir şekilde görülmektedir. Katot yarım periyodunda, bu metallerin oksit tabakasının bozulma süreci periyodik olarak gerçekleşmekte ve böylece bi r sonraki anot yarım periyodunda aktif olarak çözünme imkânı yaratılmaktadır. Sabit akım ile anotta çözünme sırasında bu metallerin pasifasyon etkisiyle çözünemeyeceği malumdur. Bu gibi metallerin aktifleştirme süreci, alternatif akımın etkisiyle bizmut e lektrotunda da yapılabilir. Bundan önce, tarafımızdan frekansı 50 Hz olan sınai alternatif akım ile polarizasyon esnasındaki bizmutun elektrokimyasal davranışını incelemeye yönelik araştırmalar gerçekleştirilmiş ve hidroklorik asitin sulu çözeltilerinde, durağan olmayan elektroliz yapılmıştır. Araştırma sonuçları, bizmutun simetrik sinüsoidal alternatif akım ile polarizasyonu esnasındaki ana sürecin metalin çözünme süreci olduğunu göstermiştir. Bu makalede, bizmut elektrotun asimetrik akım ile polarizasyonu yardımıyla anot ve katot yarım periyotları genliklerinin bizmutun elektrokimyasal yöntemlerle çözünmesine etkisi ele alınmıştır. Bunun için asimetrik akımı elde etmek üzere bir deney düzeneği kurulmuştur. Bu deney düzeneği yarım periyotlardan birine ilişkin olarak alternatif akım simetrisinin düzenli bir şekilde değiştirilmesini sağlayan diyot ve direnç sisteminden ibarettir. Böylece, ilk defa anot ve katot yarım periyotlarının toplam elektrokimyasal süreç üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bunun neticesinde bizmutun sabit ve simetrik alternatif akımlar ile polarizasyonu esnasında alınan bilgiler birbirleriyle karşılaştırılmıştır. KAYNAKLAR [1] Костин Н.А., Кублановский В.С., Заблудовский В.А. Импульсный электролиз. АН УССР Института общей и неорганической химии. Киев: Наукова думка, 1989, 169 с. [2] Костин Н.А., Кублановский В.С. Оптимизация параметров анодного тока при нестационарном электролизе // Докл. АН УССР С [3] Баешов А.Б., Букетов Г.К., Рустембеков К.Т. Электрохимическое поведение титана при поляризации переменным током //Сб. «Термодинамика и кинетика технологических процессов».караганда: КарГУ, С. 66. [4] Шульгин Л.П. Электрохимические процессы на переменном токе. Л.: Наука, с. 97

135 [5]. Абжалов Б.С., Баешов А.Б., Мамырбекова А.К. Поведение висмута в сернокислом растворе при поляризации промышленным переменным током // Вестник КазНУ. Сер. хим (33 ). С [6]. Баешов А.Б., Джунусбеков М.М. и др. Исследование растворения хрома в водных растворах при поляризации несимметричным переменным током // Промышленность Казахстана (4) С [7]. Диденко А.Н., Лебедев В.А., Образцов С.В. и др. Интенсификация электрохимических процессов на основе несимметричного переменного тока //Интенсификация электрохимических процессов в гидрометаллургии: сб. науч. тр. / отв. ред. А.П. Томилов. М.: Наука, С

136 Investigation of Dissolution of Bismuth in Aqueous Solution of Hydrochloric Acid During the Polarization with Asymmetric Alternating Current A.B.Bayeşov, B.S.Abjalov, R.S.Abjalov Ahmed Yasawi International Kazakh-Turkish University, Turkestan, Kazakhstan PP-EN-001 Many studies about the use of various forms of alternating currents conducted on electrochemical methods for the processing of colored metals are known in so far [1-5]. This intense interest focused on this method is especially caused from its ability to provide the variability of the potential value of alternating current (lack of stationary) by affecting electrical field (equilibration of ph, removal of diffusion barriers, to change the content of separated parts ), its important role in changing the conditions of oxidation and reduction and its usage in obtaining desired target products which have necessary properties. As a result of these studies, it is found that the process on electrodes occurring in ongoing half period was significantly affected by th e process occurring in previous inverse half period. For example, when examining the process of dissolution of metals during the polarization with impulsive current it is found that the introduction of half period of cathode caused a sudden change in dissolution mechanism at the anode and In addition to that not only the changes in rate of dissolution of metals but also qualitative changes in the electrode processes kinetics were observed. The effect of a cathode half-period on anode processes for the metals [Ti [3], W, Hf, Ta [4], Al,] are clearly seen. Degradation process of oxide layer of these metals in the cathode half-cycle is periodically taking place and thus opportunity of active dissolution of these metals in the next half-period of the anode is created on. It is clear that these metals would not dissolve with constant current because of passivation effect. Activation process of these metals could be done with bismuth electrode by the effect of alternating current. Prior to this study, we carried out a research to examine the electrochemical behavior of bismuth electrode during the polarization by using industrial alternating current with a frequency of 50 Hz and non -stationary electrolysis was done in aqueous solution of hydrochloric acid. The resul t of the research showed that the main process is dissolution of metals during the symmetrical sinusoidal polarization of bismuth with alternating current. In this study the effect of amplitudes of the anode and cathode half-periods on dissolution of bismuth by electrochemical methods with the help of asymmetric current was investigated. For this purpose experimental setup was built up in order to obtain asymmetric current. Experimental setup consists of diodes and resistors system for changing the symmetry of alternating current of one half periods in an orderly manner. Thus, for the first time the effects of half period of anode and cathode on the overall electrochemical process were investigated. As a result, the information received from the polarization of bismuth with fixed and symmetric alternating currents are compared with each other. REFERENCES [1] Костин Н.А., Кублановский В.С., Заблудовский В.А. Импульсный электролиз. АН УССР Института общей и неорганической химии. Киев: Наукова думка, 1989, 169 с. [2] Костин Н.А., Кублановский В.С. Оптимизация параметров анодного тока при нестационарном электролизе // Докл. АН УССР С [3] Баешов А.Б., Букетов Г.К., Рустембеков К.Т. Электрохимическое поведение титана при поляризации переменным током //Сб. «Термодинамика и кинетика технологических процессов».караганда: КарГУ, С. 66. [4] Шульгин Л.П. Электрохимические процессы на переменном токе. Л.: Наука, с. 99

137 [5]. Абжалов Б.С., Баешов А.Б., Мамырбекова А.К. Поведение висмута в сернокислом растворе при поляризации промышленным переменным током // Вестник КазНУ. Сер. хим (33 ). С [6]. Баешов А.Б., Джунусбеков М.М. и др. Исследование растворения хрома в водных растворах при поляризации несимметричным переменным током // Промышленность Казахстана (4) С [7]. Диденко А.Н., Лебедев В.А., Образцов С.В. и др. Интенсификация электрохимических процессов на основе несимметричного переменного тока //Интенсификация электрохимических процессов в гидрометаллургии: сб. науч. тр. / отв. ред. А.П. 100

138 Karaçam (Pinus nigra) Kabuğu ve Kozalağının Adsorpsiyon Özelliklerinin Spektrofotometrik Ölçümü Ahmet Şahan 1, Özlem Ardıç Şahan 1, Cengiz Soykan 1 1 Bozok Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Ağır metallerin çok çeşitli kaynaklardan ortaya çıkabilmeleri, çevre koşullarına dayanıklı olmaları ve besin zinciri yoluyla canlılarda artan yoğunluklarda birikebilmeleri nedeniyle tüm kirleticiler arasında ayrı ve önemli bir yeri vardır. Metallerin giderimi için ekonomik ve etkili metotlara ihtiyaç duyulması ayrı bir teknolojinin gelişmesini sağlamış ve biyosorbsiyon, atıksulardan metallerin giderimi ve değerli metallerin geri alınımında geleneksel metotlara alternatif bir yöntem olarak gelişmiştir [1,2]. Bu çalışmada da endüstriyel atık sulardaki ağır metal kirliliğinin düşük maliyetli adsorban maddelere tutundurularak gideriminin sağlanması ve böylece atık suların geri kazanılabilmesi ve kullanılabilme olasılığı araştırılmıştır. Çalışmalarda Fe (NO 3 ) 3.9H 20, Zn (NO 3 ) 2.6H 20, Cu (NO 3 ) 2.3H 20, KNO 3, Na 2SO 4,Na 2SO 3 ve NH 3 kimyasalları kullanılmıştır. Su olarak saf su, absorban olarak çam kabuğu ve çam kozalağı kullanılmıştır. Katyon çalışmalarında sabit absorban miktarı (1 gram ), anyon çalışmalarında ise değişken absorban (1 gram ve 2 gram) miktarlarıyla çalışılmıştır. Absorbsiyon deneyleri oda sıcaklığında çalkalamalı su banyosu içinde 300 rpm çalkalama hızında 24 saat,48 saat ve 72 saatlik zaman dilimlerinde gerçekleştirildi. Fe +3 iyonları için 570 nm de, Zn +2 iyonları için 640 nm de, Cu +2 iyonları için 520 nm de, K +1 iyonları için 520 nm de,no 3-1 iyonları için 570 nm de, SO 4-2 iyonları için 520 nm de, Na 2SO 3 iyonları için 520 nm de ve NH 3 iyonları için 640 nm de ölçümleri yapılmıştır. Yapılan deneyler ve ölçümler sonucunda elde edilen verilere göre çam kabuğu ve çam kozalağının biyosorbant özelliğinin olduğu görülmüştür. Deneysel işlemler sonucunda oluşan verilere göre çam ağacının kabuğu ve kozalağının K +1 ve NH 3 iyonlarının olduğu ortamda zayıf biyoabsorbant özelliği gösterdiği, ancak Zn +2,Cu +2,Fe +3,SO 4-2,SO 3-1 ve NO 3-1 iyonlarının olduğu ortamlarda daha başarılı sonuçlar elde edilerek çam kabuğu ve kozalağının kuvvetli bir biyoabsorbant olarak kullanılabileceği bulunmuştur. KAYNAKLAR [1] Liu Li, Y., Tang, H., J. Appl.Polym.Sci., 74, 2631, [2] Roberts, E.J., Rowland, S.P., Environ.Sci.Technol., 7, 552, PP-TR

139 Spectrophotometric Measurement of Adsorption Properties of Pinus Nigra Ahmet Şahan 1, Özlem Ardıç Şahan 1, Cengiz Soykan 1 1 Department of Chemistry, Faculty of Science and Arts, University of Bozok, Yozgat/ TURKEY 2 Department of Chemistry, Faculty of Science and Arts, University of Uşak, Uşak/ TURKEY PP-EN-002 The removal of heavy metal ions from aqueous solution, either for pollution control or for raw material recovery, has been taking on increasing importance in recent years. There are several methods for removing heavy metal ions from aqueous solution, such as chemical precipitation, membrane filtration, ion exchange, and adsorption. Activated carbon, metal oxides, peanut skins, herbaceous peat, rice husk ash, wool, and cotton have been used as adsorbents for adsorption of heavy metal ions. The pinus nigra, which have large specific surface areas and high adsorption rates are increasingly used in removal of toxic metal ions and enrichment recovery of trace elements from aqueous solution[1-2]. In this work, a new adsorbent (pinus nigra) was used the removal of heavy metal ions from aqueous solution. The adsorption of Zn 2+, Cu 2+ and Fe 3+ SO 4 2-,SO 3 2- and NO 3 1- ions from aqueous solution by the pinus nigra was examined by batch equilibration technique. REFERENCES [1] Liu Li, Y., Tang, H., J. Appl.Polym.Sci., 74, 2631, [2] Roberts, E.J., Rowland, S.P., Environ.Sci.Technol., 7, 552,

140 Maleik Asit ve Krotonik Asit ile Nişastanın Graft Kopolimerlerin Sentezi, Şişme ve İyon Tutma Davranışlarının İncelenmesi Ahmet Şahan 1, Özlem Ardıç Şahan 1, Cengiz Soykan 1 1 Bozok Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Nişastanın vinilmonomerleri ile graft edilmek suretiyle modifikasyonu, nişastaya istenen özelliklerin kazandırılması için en etkili yöntemlerden birisidir. Son yıllarda, nişasta ve selüloz gibi doğal polisakkaritlerin graft kopolimerleri ağır metal iyonlarının uzaklaştırılmasında, gübre ve ilaç salınımı çalışmalarında kullanılmaktadır[1,2]. Bu çalışmada, nişasta üzerine maleik asit (MA) ve krotonik asitin (CrA) graft kopolimerizasyonu potasyum persülfat (KPS) başlatıcılığında, N,N metilenbisakrilamid (MBAAm) çapraz bağlayıcısı ortamında azot atmosferi altında gerçekleştirildi ve nişasta-graft-maleik asit (N-g-MA) kopolimerleri ve nişasta-graft-krotonik asit (N-g-CrA) kopolimerlerinin sentezi gerçekleştirildi. Nişasta kimyasal aktivasyon tekniği kullanılarak krotonik asit ve maleik asit monomeriyle polimerize edildikten sonra hidrofilik sıvı absorpsiyonu ve elektrolit absorpsiyonu değerleri ölçülmüştür. Hazırlanan hidrojellerin yapı aydınlatma çalışmalarında FT-IR ve Raman Spektrofotometresi kullanılmıştır. Hidrojellerdeki maleik asit ve krotonik asit miktarı arttıkça jellerin şişme değeri artmıştır. Bu durum jel bileşimindeki artan hidrofilik karboksil grupları ile suyun hidrojen bağları yaparak jelin daha fazla şişmesine neden olması ile açıklanabilir. Şişme zamana bağlı olarak artmaktadır. Bütün hidrojellerin 240 dakikada maksimum şişme değerine ulaştığı görülmüştür. Krotonik asit jelinin, maleik asit jelinden daha az şişme değeri göstermesi krotonik asitin mono, maleik asitin bi karboksil grubu içermesi ile açıklanabilir. Elde edilen maksimum su tutma kapasitesi değeri 480 g su/g kopolimerdir. Sulu çözeltiden, Na +1, Ca +2 ve Ba +2 iyonlarının uzaklaştırılması üzerine, N-g-MaA ve N-g-CrA kopolimerlerinin metal iyonlarını uzaklaştırma kapasiteleri, Alevli Spektrofotometre cihazı kullanılarak tayin edilmiştir. Yapılan iyon tutma deneylerinin tümünde ilk 60 dakikada ortamdaki i yonların büyük bir kısmının tutulduğu gözlenmiştir. Ortamdaki iyonların büyük çoğunluğu 180 dakika maksimum tutulma kapasitesine ulaşmış, 180 dakikadan sonra iyon tutulumlarında zamanla paralel olarak bir azalış gözlenmeye başlanmıştır. Reçinelerin bu özelliğinden yararlanılarak uzun süreli gübre ve ilaç salınımlarında kullanılabileceği düşünülmektedir.yapılan ölçümler neticesinde en iyi verimin Na iyonları ile yapılan çalışmalarda olduğu görülmüştür. Maksimum iyon tutma zamanında (180 dak.) iyon tutma veri mleri arasında Na>Ba>Ca iyonları sıralaması gözlenmiştir. KAYNAKLAR [1] Jeong B., Kim S.W. and Bae Y.H. Advanced Drug Delivery Reviews, 54, 37-51, [2] Kaşgöz H., Aydın İ., Kaşgöz A. PolymerBulletin, 54, , PP-TR

141 Synthesis, Swelling Behavior and Adsorption Properties of Graft Copolymers of Starch with Maleic Acid and Crotonic Acid Ahmet Şahan 1, Özlem Ardıç Şahan 1, Cengiz Soykan 1 1 Department of Chemistry, Faculty of Science and Arts, University of Bozok, Yozgat/ TURKEY 2 Department of Chemistry, Faculty of Science and Arts, University of Uşak, Uşak/ TURKEY The removal of heavy metal ions from aqueous solution, either for pollution control or for raw material recovery, has been taking on increasing importance in recent years. There are several methods for removing heavy metal ions from aqueous solution, such as chemical precipitation, membrane filtration, ion exchange, and adsorption. Activated carbon, metal oxides, peanut skins, herbaceous peat, rice husk ash, wool, and cotton [1] have been used as adsorbents for adsorption of heavy metal ions. The adsorption of heavy metal ions from aqueous solution to adsorbents is usually affected by the surface functional groups of the adsorbents. Grafting of functional group-containing chains onto fiber surface can provide a large number of functional groups. In addition, the grafting improves the adsorption capacity of fiber significantly by forming many reactive groups upon the polymer chains [2]. In this work, copolymer networks based on Starch/Maleic acid/n,n -methylenebis (acrylamide) Starch/Maleic acid/n,n -methylenebis (acrylamide) and Starch/Crotonic acid/n,n -methylenebis (acrylamide) have been synthesized by using potasium persulfate (K 2S 2O 8) as an initiator. The optained copolymer networks characterized by FT-IR and Raman spectra. It was found that the monomer units distribute randomly along the network chains of the copolymer networks. It was shown that the react ion system separates into two phases and the gel growns in a heterogeneous system. The adsorption of Na 1+, Ca 2+ and Ba 2+ ions from aqueous solution by the copolymer network was examined by batch equilibration technique. The effects of graft yield, ph, adsorption time, initial ion concentrations and adsorption temperature on the adsorption amount of ions were investigated. The results showed that the maximum adsorption time (180 min.) of the metal ions followed the following order Na Ba > Ca. REFERENCES PP-EN-003 [1] Jeong B., Kim S.W. and Bae Y.H. Advanced Drug Delivery Reviews, 54, 37-51, [2] Kaşgöz H., Aydın İ., Kaşgöz A. PolymerBulletin, 54, ,

142 Bis (fenilimin) Schiff Bazı Metal Komplekslerinin Kimyasal Reaktivite İndisleri Arzu Hatipoğlu, Didem Kavruk, Zekiye Çınar Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü PP-TR-004 Schiff bazlarının ligand olarak kullanılması, koordinasyon kimyası açısından büyük öneme sahiptir. Schiff bazları bağlanan fonksiyonel gruplarının değişimi ile farklı özellikler gösterdiğinden bu konuda çeşitli metallerle kompleksler hazırlanması günümüzde önemli bir çalışma konusudur. Kullanılan metal ve liganda bağlı olarak komplekslerin özellikleri değişmektedir. Biyolojik sistemlerde de koordinasyon bileşikleri çok büyük öneme sahiptir. Son yıllarda, geçiş metallerinin Schiff bazları ile yapmış olduklar ı komplekslere ilgi komplekslerin yüksek biyolojik aktiviteleri ve metal proteinlere benzerlikleri nedeniyle giderek artmaktadır. Schiff bazlarının geçiş metalleri ile dayanıklı kompleksler oluşturmalarından dolayı, Schiff bazı metal komplekslerinin analitik, biyolojik, organik, endüstriyel ve klinik uygulamalarının yanı sıra organik reaksiyonlarda katalizör olarak da önemli rolleri vardır. Komplekslerin sahip oldukları moleküler ve elektronik özellikleri kompleksteki metalin koordinasyondaki yerine ve pozisyonuna bağlıdır. Ligandın elektronik, sterik ve geometrik özelliklerindeki değişiklikler ligandın merkezindeki metalin orbitallerinde değişime neden olur ve bu da özelliklerini etkiler. Bu çalışmada, piridinbis (fenilimin )türevi Schiff bazlarının geçiş metalleri ile yapmış oldukları kompleks molekülleri teorik olarak modellenmiştir. Bu amaçla, 2,6-piridinkarboksialdehitbis (p-hidroksifenilimin) ve 2,6-piridinkarboksialdehitbis (o-hidroksifenilimin ) in Cu, Fe ve Zn metalleri ile yapmış oldukları komplekslerin yapıları ayrı ayrı modellenmiştir. Moleküllerin konformasyon analizleri ve geometri optimizasyonları, sırasıyla Moleküler Mekanik (MMFF) ve Yoğunluk Fonksiyoneli Teorisi (DFT) yöntemleri ile yapılmıştır. Metal komplekslerinin geometrik parametreleri, termodinamik ve elektronik özellikleri ise Gaussian 03 programında DFT yöntemiyle B3LYP hibrid fonksiyoneli kullanılarak 6-31G* ve LANL2DZ temel setlerinde hesaplanmıştır. Kuantum mekaniksel hesaplamaların sonucuna dayanılarak, metal atomlarının ligand ve komplekslerin elektronik yapılarına etkisi belirlenmiştir. Farklı özellikler, kompleksin yapısındaki metalin cinsine, yerine ve bağ yapısına göre açıklanmış ve modellenen komplekslerin yapısal parametreleri belirlenmiştir. Moleküllerin yük yoğunlukları, sınır orbitalleri, enerji parametreleri ve termodinamik özellikleri hesaplanmıştır. Bulunan bu değerler kullanılarak komplekslerin kimyasal reaktivite indisleri; kimyasal sertlik, kimyasal yumuşaklık, kimyasal potansiyel ve elektrofiliklik indeksi hesaplanmış, biyolojik aktiviteleri belirlenerek deneysel değerlerle kıyaslanmıştır. 105

143 Chemical Reactivity Indices for the Metal Complexes of Bis (phenylimine) Schiff Bases Arzu Hatipoğlu, Didem Kavruk, Zekiye Çınar Yıldız Technical University, Chemistry Department PP-EN-004 Owing to their ability to form stable complexes with transition metals, Schiff bases constitute an important class of ligands. The preparation of new ligands is perhaps the most important step in the development of metal complexes which exhibit unique properties and novel reactivity. Coordination compounds are very important in biological systems. In recent years, transition metal complexes of Schiff bases have gained an enormous interest due to their high biological activity and resemblance to metalloproteins. Schiff bases are an important class of ligands and their metal complexes have a variety of applications including analytical, biological, organic, industrial, clinical, in addition to their important roles as catalysts in organic syntheses. The environment around the metal center, number of coordinated ligands and their donor groups are the key factors for metal complexes to carry out specific properties. Changes in th e electronic, steric and geometric parameters of the ligand can alter the orbitals at the metal center and thus affect its properties. In this study, we modeled the pyridinebis (phenylimine) ligands and their Cu, Fe and Zn complexes theoretically. With this aim, the Cu, Fe and Zn metal complexes derived from 2,6 - pyridinecarboxyaldehydebis (p-hydroxyphenylimine) and 2,6-pyridinecarboxyaldehydebis (ohydroxyphenylimine) were modeled theoretically. The conformational analyses and the geometry optimizations were performed through the use of molecular mechanics (MMFF) and the density functional theory (DFT) methods respectively. The geometric parameters, thermodynamic and electronic properties of the metal complexes were performed with the DFT method implemented in Gaussian 03 package. The DFT calculations were carried out by using the hybrid functional B3LYP at 6-31G (d) and LANL2DZ basis sets. Based on the quantum mechanical calculations, the structural properties and the effect of the metal center were explained in terms of the nature, bonding and the position of the metal in the coordination sphere. The charge densities, frontier orbitals, energetic parameters and thermodynamic properties of complex molecules were determined. These results were used to calculate the chemical reactivity indicies; hardness, softness, chemical potential and electrophilic indicies of the complexes to estimate the biological activities. Finally, the estimated biological activities of the complexes were compared with the exper imental ones. 106

144 PP-TR-005 Elektrospin Yöntemi ile Siklodekstrin İnklüzyon Kompleks Nanolifleri Aslı Çelebioğlu ve Tamer Uyar * UNAM-Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsü, Bilkent Üniversitesi, Ankara, Türkiye Siklodekstirinler (CD ), üstü kesilmiş koni şekline sahip siklik oligosakkaridlerdir ve çeşitli moleküllerle, bu moleküllerin dayanımını, çözünürlüğünü, reaktivitelerini ve kontrollü salınımını gelişterecek; kovalent olmayan ev sahibi-misafir (host-guest) tipi inklüzyon kompleks (IC) yapıları oluşturabilmektedir. CD molekülleri, α-cd, β-cd ve γ-cd olmak üzere üç ana tipte bulunmaktadırlar ve bunlar sırası ile altı, yedi ve sekiz glikopiranoz ünitesinden oluşmaktadırlar. Ayrıca, kimyasal modifikasyonlar ile (metil-cd and hidroksipropil-cd) CD molekülleri doğal olanlara göre daha fazla çözünür bir hale getirilebilmektedir. Elektrospin yöntemi; çeşitli polimer, polimer karışımları, sol -jeller, seramik, inorganik malzeme ve kompozitlerden, on nanometreden birkaç micron mertebesine kadar çapa sahip olan nanoliflerin üretiminde kullanılan kolay ve ucuz bir tekniktir. Elektospin ile elde edilen nanolifler çok yüksek yüzey alanına ve nano boyutta yüksek gözenekli bir yapıya sahiptirler, bu nedenle biyoteknoloji, membran/filtrasyon, tekstil, sensör, elektronik, enerji ve benzeri birçok alanda uygulama bulabilmektedirler. Prensip olarak elektrospin sırasında düzgün nanoliflerin oluşumu için gerekli olan polimer zincirleri arası dolaşıklık ve örtüşme, yüksek moleküler ağırlıklı polimerler ve yüksek polimer konsantrasyonu gerektirmektedir. Diğer taraftan, CD molekülleri yüksek konsantrasyonlu çözeltilerinde moleküller arası hidrojen bağları ile molekülleri kendiliğinden bir araya gelebilmekte ve yığışma gösterebilmektedirler ve işte biz de bir önceki çalışmamızda, herhangi bir polimerik taşıyıcı matriks kullanmadan, modifiye CD lerden (HPβCD, HPγCD and MβCD) üç farklı çözgen sistemi (su, DMF and DMAc) kullanarak nanolifler üretmeyi başardık (Şekil 1) [1,2]. Bu çalışmada, elektrospin yöntemi kullanarak, HPβCD ve triklosan (antibakteriyel) inklüzyon komplekslerinden (HPβCD/triklosan-IC) polimersiz nanolif yapıları ürettik [3]. Reoloji ve iletkenlik ölçümleri gösterdi ki, düzgün ve boncuksuz nanolif yapıları yalnız gerekli miktarda çözelti konsantrasyonunda/viskozitesinde ve çözelti iletkenliğinde elde edilebilmektedir. Dinamik ışık saçılma yöntemi ile HPβCD ve HPβCD/triklosan-IC çözeltilerindeki parçacık boyutları ölçülürken, IC oluşumu izotermal titrasyon kalorimetresi (ITC) ve Fourier dönüşümlü kızılötesi spektrometresi (FTIR) kullanılarak kanıtlanmıştır. Ayrıca diferansiyel taramalı kalorimetri (DSC) ve ısıl ağırlık analizi (TGA ), HPβCD/triklosan-İK nanoliflerinin termal özelliklerini araştırmak için uygulanmıştır. CD-IC nanolifleri özellikle ilgi çekici malzemeler çünkü nanoliflerin eşsiz yüksek yüzey alanı gibi özellikleri, CD- IC lerin seçici fonksiyonellikleri ile birleşmekte ve nanolifler potansiyel kullanımlar için daha uygulanabilir ve daha fonksiyonlu bir hale gelmektedirler. KAYNAKÇA [1] Celebioglu, A., Uyar, T., Chemical Communications, 46, , 2010 (Inside COVER ). [2] Celebioglu, A., Uyar, T., Nanoscale, 4, , [3] Celebioglu, A., Uyar, T., Langmuir, 27, ,

145 PP-EN-005 Cyclodextrin Inclusion Complex Nanofibers via Electrospinning Aslı Çelebioğlu and Tamer Uyar * UNAM-Institute of Materials Science&Nanotechnology, Bilkent University,Ankara, Turkey Cyclodextrins (CDs) are cyclic oligosaccharides having truncated cone-shaped structure and they can form non-covalent host-guest inclusion complexes with various molecules (drugs, flavor/fragrance, dyes etc.) that enhance the stability, solubility, reactivity, and controlled release behavior of guest molecules. There are three main types of CD molecules; α-cd, β-cd and γ-cd having six, seven and eight glucopyranose units, respectively. Furthermore, by the chemical modification (methyl-cd and hydroxypropyl-cd ), CD molecules become more soluble compare to native CDs. Electrospinning is an attractive and simple technique for the production of nanofibers from polymers, polymer blends, and polymer composites ranging from tens of nanometers to a few microns in diameter. Electrospun nanofibers have high surface-to-volume ratio and highly porous structure so they can find application in the areas of biotechnology, membranes/filters, textiles, sensors, electronics, energy, etc. In principle, high molecular weight polymers and high polymer concentration are required during the electrospinning to supply the chain entanglements and overlapping that are necessary for the uniform nanofibers formation. On the other hand, CD molecules can self-assemble and form aggregates with intermolecular hydrogen bonding in their concentrated solution hence in our previous study, we have achieved to produce nanofibers from modified CDs (HPβCD, HPγCD and MβCD) in three different solvent systems (water, DMF and DMAc) without using a carrier polymer matrix (Figure 1) [1,2]. In this study, we have produced polymer-free nanofibers from the inclusion complex of HPβCD and triclosan (antibacterial agent) (HPβCD/triclosan-IC) by using electrospinning method [3]. The rheology and conductivity measurements indicated that the uniform, bead-free nanofibers can be only obtained at the required level of solution concentration/viscosity and solution conductivity values. While the particle size of the aggregates in HPβCD and HPβCD/triclosan-IC solutions were measured by using dynamic light scattering (DLS) system, the inclusion complex formation was proved by using isothermal titration calorimetry (ITC) and Fourier transform infrared spectrometer (FTIR ). Moreover differential scanning calorimetry (DSC) and thermogravimetric analysis were performed to investigate the thermal behavior of HPβCD/triclosan -IC nanofibers. The CD-ICs nanofibers are particularly intriguing materials because the unique properties of nanofibers such as; very large surface area is combined along with the specific functionality of the CD-ICs and both systems become more applicable and functional for the potential usage. REFERENCES [1] Celebioglu, A., Uyar, T., Chemical Communications, 46, , 2010 (Inside COVER ). [2] Celebioglu, A., Uyar, T., Nanoscale, 4, , [3] Celebioglu, A., Uyar, T., Langmuir, 27, ,

146 PP-TR-006 Sodyum Akrilat Esaslı Hidrojel ve Kriyojellerin Sentezi ve Karakterizasyonu 1 Ayça Bal, 2 Bengi Özkahraman, 1 Mehmet Koray Gök, 1 Işıl Acar 1 İstanbul Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, 34320, Avcılar -İstanbul 2 Hitit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, 19030, Çorum Hidrojeller, çapraz bağlı hidrofilik homopolimerlerin ya da kopolimerlerin su ile şişebilen üç boyutlu ağ yapılı bileşikleridir [1]. Hidrojellerin cevap hızını artırmak amacıyla çeşitli teknikler geliştirilmiştir [2]. Dondurarak kurutma (liyofilizasyon ) tekniği bunlardan biridir. Bu teknik, dondurma ve kurutma olmak üzere iki temel adımdan oluşan oldukça pahalı bir prosestir. Diğer bir teknik ise, kriyojel teknolojisidir. Yeni nesil makrogözenekli jeller kriyojel olarak adlandırılır. Kriyojeller, yarı -donmuş sulu ortamda sentezlenen, heterojen açık gözenek yapısına sahip yapılardır [3]. Mekanik dayanım ve yüksek elastikiyet bu tür jellerin temel karakteristikleridir. Ancak, kriyojellerin geniş gözenekli yapıları sebebiyle adsorpsiyon kapasiteleri düşüktür [4]. Bu çalışmada, sodyum akrilat (NaAAc) esaslı hidrojel/kriyojellerin sentezi ve karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. NaAAc esaslı hidrojel ve kriyojeller sırasıyla at -20 C de ve 25 C de serbest radikal katılma polimerizasyonu mekanizmasına göre sentezlenmiştir. Amonyum persülfat (APS) başlatıcı, tetrametilendiamin (TEMED) hızlandırıcı ve N,N-metilen-bis (akrilamid) (NMBA) çapraz bağlayıcı olarak kullanılmıştır. Reaksiyon 24 saatte gerçekleştirilmiştir. Örneklerin kimyasal bileşimleri, Fourier Transform Infrared Spektroskopisi (FTIR) yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Buna ek olarak, kriyojel ve hidrojel yapıların yüzey morfolojileri, taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılarak karakterize edilmiştir. Ayrıca, ürünlerin porözite, mekanik dayanım, boya adsorpsiyonu, şişme kinetikleri ve tersinir şişme -büzülme özellikleri gibi fiziksel özellikleri incelenmiştir. Sonuç olarak, NaAAc esaslı hidrojel ve kriyojelin denge şişme değerleri incelendiğinde, beklenildiği gibi, hidrojel yapısının kriyojel yapısına göre daha yüksek miktarlarda su absorbladığı, hidrojelin ilk 6 saat içinde denge şişme değerinin yaklaşık %90 ına ulaştığı, kriyojelin ise %50 sine ulaştığı görülmüştür. Ayrıca tüm jellerin Non-Fickian şişme davranışı gösterdiği belirlenmiştir. Buna ek olarak, jellerin katyonik boyar madde (metilen mavisi) adsorpsiyonun çok hızlı olduğu, kriyojel yapısının, hidrojel yapısına göre yaklaşık %20 oranında daha az boya tutma kapasitesine sahip olduğu ve her iki jelin adsorpsiyonunun da, pseudo ikinci dereceden kinetik davranış gösterdiği saptanmıştır. Son olarak, tüm ürünlerin mekanik dayanımlarının yüksek olduğu, ancak kriyojel yapısının hidrojel yapısına göre %dayanım, maksi mum kuvvet ve elastik modül bakımından daha üstün olduğu gözlenmiştir. KAYNAKLAR [1] El-Hag Ali, A.; Shawky, H.A.; Abd El Rehim, H.A.; Hegazy, E.A. European Polymer Journal, 39, , [2] Deniz, C.; Murat, M.O.; Oguz, O. Journal of Applied Polymer Science, 99, , [3] Petar, P.; Alicja, U.W.; Barbara, T.; Christo B.T.; Andrzej, D.; Jacek, A.; Aleksander S. European Polymer Journal, 47, , [4] Gülsu, Ş.; Evrim, B.A.; Handan, Y.; Adil, D. Materials Science and Engineering, C 30, ,

147 Synthesis and Characterization of Sodium Acrylate-Based Hydrogel and Cryogels 1 Ayça Bal, 2 Bengi Özkahraman, 1 Mehmet Koray Gök, 1 Işıl Acar 1 Istanbul University, Faculty of Engineering, Chemical Engineering Department, Avcılar, 34320, İstanbul. 2 Hitit University, Faculty of Engineering, Chemical Engineering Department, 19030, Çorum. Hydrogels are water-swollen, three-dimensional, crosslinked network of hydrophilic homopolymers or copolymers [1]. Several techniques have been developed in order to increase the response rate of hydrogels [2]. Freeze-drying (lyophilization ) technique is one of them, involves two main steps freezing and drying and it is an expensive process. Another method is Cryogel technology. New generation macroporous gels are called cryogels. The cryogels have uniquely heterogeneous open pore structure synthesized in semi - frozen aqueous media [3]. Mechanical stability and high elasticity are the main characteristics of these gels. But, due to the existing of large pores within the cryogel, the adsorption capacity is low [4]. In this study, the synthesis and characterization of hydrogels and cryogels based on sodium acrylate (NaAAc) were realized. NaAAc based cryogels and hydrogels were prepared via free radical polymerization at -20 C and 25 C, respectively. Ammonium persulfate (APS) and tetramethylenediamine (TEMED) were used as initiator and accelerator, respectively. N,N-methylene-bis (acrylamide) (NMBA) is also used as crosslinker. The reaction time was set to 24 h. The chemical compositions of the samples were characterized by Fourier Transform Infrared Spectroscopy (FTIR) technique. In addition, the surface morphologies of cryogel and hydrogel structures were characterized using by Scanning Electron Microscopy (SEM ). In addition, the physical properties such as porosity, mechanical strength, dye adsorption, swelling kinetics and reversible swelling deswelling properties were investigated. In conclusion, when the equilibrium swelling values of NaAAc based hydrogels and cryogels were examined, it is observed that, higher amounts of water was absorbed by the hydrogel structure compared to cryo gel structure, as expected. Hydrogel network reached approximately 90% of the equilibrium swelling degree in the first 6 hours but cryogel network reached approximately 50% during this time. Further, all gel systems showed a Non-Fickian behavior. In addition, the adsorptions of the cationic dye (methylene blue) by all gel systems are very fast. Dye adsorption capacity of cryogel structure is about 20% less than hydrogel structure. Both of the gel systems showed pseudo-second order kinetics. Finally, all products have high mechanical strength and cryogel structure has superior %strain, maximum strength, elastic module compared with hydrogel structure. REFERENCES [1] El-Hag Ali, A.; Shawky, H.A.; Abd El Rehim, H.A.; Hegazy, E.A. European Polymer Journal, 39, , [2] Deniz, C.; Murat, M.O.; Oguz, O. Journal of Applied Polymer Science, 99, , PP-EN-006 [3] Petar, P.; Alicja, U.W.; Barbara, T.; Christo B.T.; Andrzej, D.; Jacek, A.; Aleksander S. European Polymer Journal, 47, , [4] Gülsu, Ş.; Evrim, B.A.; Handan, Y.; Adil, D. Materials Science and Engineering, C 30, ,

148 Doğal Hidroksi Apatit [Ca 5 (PO 4 ) 3 (OH )] ile Sulu Çözeltilerden Sr (II) İyonlarının Gideriminin İncelenmesi Aysun Bulut 1, Sabriye Yuşan 1, Şule Aytaş 1 PP-TR Ege Üniversitesi, Nükleer Bilimler Enstitüsü, Nükleer Teknoloji Anabilim Dalı, Bornova -İZMİR Bu çalışmanın amacı, yumurta kabuğu ve hayvan kemiği gibi doğal hammadelerden elde edilecek olan Ca esaslı hidroksi apatititin, sulu çözeltilerden Sr iyonlarının gideriminde kullanılabilirliğinin araştırılmasıdır. Kemiklerin yapısında bulunan hidroksi apatitteki Ca +2, Sr +2 ile kolaylıkla yer değiştirebildiğinden dolayı bu mekanizma ile atık çözeltilerden bu materyal kullanılarak stronsiyumun ayrılması ve konsantre edilmesi mümkün olabilmektedir. Hidroksi apatit; termal stabilitesi, yüksek yüzey alanı ve iyi tamponlama özelliğinin yanısıra ekonomik ve kolay elde edilebilir olması nedeniyle de sul u çözeltilerden birçok ağır metalin ve radyonüklidin gideriminde adsorban materyal olarak etkin bir şekilde kullanılmaktadır [1]. Hidroksiapatit [HA:Ca 5 (PO 4 ) 3 (OH )], kemik, diş ve diş minesi dokusunun inorganik yapısını oluşturan kalsiyum fosfat esaslı bir seramik olup, biyouyumluluğu nedeniyle yapay kemik olarak çeşitli protezlerin yapımında, çatlak ve kırık kemiklerin onarımında ve metalik biyomalzemelerin k aplanmasında kullanılmaktadır. Bahsedilen kullanım alanlarının yanı sıra, sentetik ve doğal hidroksi apatitin adsorban olarak kullanılmasıyla atıkların giderilmesi ve geri kazanımlarına ilişkin çalışmalar mevcuttur. Değişik doğal malzemelerden yola çıkılarak modifiye edilmiş bu materyaller; Sr (II ), U (VI ), Np (V ), Eu (III ), Am (III) gibi radyonüklitlerin ve Co (II ), Zn (II ), Cu (II) ve Cd (II) gibi ağır metallerin sulu çözeltilerden giderilmesinde etkili bir adsorban olarak kullanılmaktadır [2,3]. Bu çalışmada, doğal kaynaklardan elde edilen hidroksi apatit öncelikle yüksek sıcaklıkta organik maddelerin uzaklaştırılması için kalsine edilmiştir. Daha sonra çözelti ph ı, adsorban miktarı (m/v ), temas süresi, sıcaklık ve Sr (II) konsantrasyonu gibi önemli relatif test parametreleri, Sr (II) iyonunun sulu çözeltilerden adsorpsiyon performansının belirlenmesi için çalışılmıştır. Deneysel verilerin adsorpsiyon izotermlerine (Langmuir ve Freundlich) uygunluğu araştırılarak, sorpsiyon prosesinin mekanizması belirlenmiştir. Ayrıca termodinamik sabitler de (ΔH o, ΔS o, ΔG o ) hesaplanmıştır. Sorbent materyalin yapısal karakteristikleri taramalı elektron mikroskobu (SEM ), Fourier Dönüşüm Kızılötesi Spektroskopisi (FTIR) ve X-ışını Difraksiyonu (XRD) kullanılarak karakterize edilmiştir. KAYNAKLAR [1] Rosskopfova, O., Galambos, M. and Rajec, P. Journal of Radioanalytical and Nuclear Chemistry, 287, , 2011 [2] Sidhu, S.H., Renshaw, J.C., Yong, P., Kerley, R., Macaskie, L.E. Biotechnology Letters, 33, 79 87, 2011 [3] Ko, D.C.K., Cheung, C.W., Choy, K.K.H., Porter, J.F. and McKay, G., Chemosphere, 54, ,

149 Investigation on Adsorptive Removal of Sr (II) Ions by Natural Hydroxyapatite[Ca 5 (PO 4 ) 3 (OH )] from Aqueous Solutions Aysun Bulut 1, Sabriye Yuşan 1, Şule Aytaş 1 PP-EN Ege University, Institute of Nuclear Sciences, Nuclear Technology Department, Bornova -IZMIR The aim of this study is to investigate the availability of calcium based hydroxyapatite which is obtained from natural raw materials like eggshell and animal bone, on removal of Sr +2 ions from aqueous solutions. Since Ca +2 ions being the base material of the bones can be easily exchanged with Sr +2 ions, it is possible to remove and concentrate of strontium from waste water via this process. This material is used efficiently on removal of heavy metals and radionuclides from aqueous solutions as an adsorbent material due to its high stability under reducing and oxidizing conditions, high specific surface area and good buffering properties besides economic and easily obtainable [1]. Hydroxyapatite [HA:Ca 5 (PO 4 ) 3 (OH )], is a ceramic based on calcium phosphate which generate the inorganic structure of bone, teeth and tooth enamel and this material is used for fabrication of various prostheses as artificial bone, repair of cracked and broken bones and coating of metallic biomaterials. In addition, there are several studies on waste elimination and recycling achievements using o f synthetic and natural hydroxyapatite as an adsorbent. These materials are modified on the basis of various natural materials and used as adsorbent for removal of radionuclides and heavy metals such as Sr (II ), U (VI ), Np (V ), Eu (III ), Am (III ), Co (II ), Zn (II ), Cu (II) and Cd (II) from aqueous solutions [2,3]. In this study, the hydroxyapatite samples which were obtained via raw materials, calcined at high temperature to remove organics. After that, the significant relative test parameters such a s solution ph, adsorbent amount (m/v ), contact time, temperature and initial Sr (II) concentration were studied for the adsorption performance of Sr (II) ions. The suitability of the experimental data to the adsorption isotherms (Langmuir and Freundlich) was investigated and the mechanism of sorption process was determined. In addition, the thermodynamic constants (ΔH o, ΔS o, ΔG o ) were calculated. Structural characteristics of sorbent materials were characterized by using of Scanning Electron Microscopy (SEM ), Fourier Transform Infrared (FTIR) and X-Ray Diffraction (XRD ). REFERENCES [1] Rosskopfova, O., Galambos, M. and Rajec, P. Journal of Radioanalytical and Nuclear Chemistry, 287, , 2011 [2] Sidhu, S.H., Renshaw, J.C., Yong, P., Kerley, R., Macaskie, L.E. Biotechnology Letters, 33, 79 87, 2011 [3] Ko, D.C.K., Cheung, C.W., Choy, K.K.H., Porter, J.F. and McKay, G., Chemosphere, 54, ,

150 PP-TR-008 Statik Işık Saçınım Tekniği ile Poliakrilamid Jellerinde İnhomojenitenin İncelenmesi Bahadır Uğur Altun, Oğuz Okay İstanbul Teknik Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü Polimerik jellerin içindeki çapraz bağ noktaları arasındaki uzaklık sabit olmayıp bir dağılım göstermektedir. Bu dağılım sonucu jel içindeki çapraz bağlar bazı bölgelerde daha yoğun, bazı bölgelerde daha az yoğun olmak üzere bulunur. Jellerin çapraz bağ yoğunluklarındaki dalgalanmaya jel inhomojenitesi adı verilir. Bu çalışma kapsamında, poliakrilamid (PAAm) jellerinde ışık saçınım tekniği ile yapısal inhomojenitenin çapraz bağlayıcı tipine bağlı olarak nasıl değiştiği incelenmiştir. Bu amaçla, jel sentezlerinde çapraz bağlanma etkinliği farklı olan iki çapraz bağlayıcı, poli (etilenglikol )dimetakrilat (DMA-9) ve N,N -metilenbisakrilamid (BAAm) kullanılmıştır[2]. BAAm, daha etkin bir çapraz bağlayıcı olup büyük oranlarda elastik olarak etkin çapraz bağlar oluştururken DMA-9 etkinliği oldukça düşük bir çapraz bağlayıcıdır. Elde edilen jellerden ışık saçınım ölçümleri DAWN EOS çok-açılı ışık saçınım cihazında (MALS) yapılmıştır. Cihazın ışık kaynağı 690 nm dalga boyunda 30 mw GaAs linear polarize lazer ışığıdır. Işık saçınım küvetinden saçınan ışık intensiteleri eşzamanlı olarak 10 0 ile arasında 16 farklı açıdan dedektörler yardımı ile ölçülmüştür. Işık saçınım ölçüm sonuçlarından polimer jellerinin, polimer çözeltilerine oranla daima daha fazla ışığı saç tığı bulunmuştur. Jellerde gözlenen bu fazla saçınım intensitesi (R ex ), çapraz bağlayıcı konsantrasyonu arttıkça belirgin bir şekilde artmaktadır. Bu ölçülen fazla saçınım intensitesi değeri yapısal inhomojenitenin ölçüm parametresi olduğundan, çapraz bağlayıcı konsantrasyonu artıkça jellerdeki inhomojenite derecesinin arttığı sonucuna varılmıştır. Şekil 1 de 90 o de ölçülen fazla saçınma intensitesinin (R ex,90 o ) jelin çapraz bağ yoğunluğu e) ile değişimi verilmiştir. Etkin çapraz bağlar oluşturan BAAm çapraz bağlayıcısı ile elde edilen jellerin daha geniş bir aralıkta homojen oldukları görülüyor. Işık saçınım intensitelerinden Debye Bueche teorisi yardımıyla inhomojen bölgelerin boyutları (ξ) ve konsantrasyon dalgalanmalarının kareleri ortalaması (η 2 ) değerleri hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlar Debye Bueche teorisi yardımı ile açıklanarak nedenleri tartışılmıştır[1]. R ex,90 o / cm -1 BAAm DMA-9 2e-3 BAAm 1e e / mol.m -3 Şekil 1. Fazla saçınma intensitesinin (R o ex,90 ) jelin çapraz bağ yoğunluğu ( e) ile değişimi. KAYNAKLAR [1] Kizilay,M.Y.; Okay,O. Macromolecules, 36, [2] Lindemann,B.; Schröder U.P.; Oppermann,W. Macromolecules, 30, 14,

151 PP-EN-008 Effect Of the Cross-Linker Reactivity on the Formation of Inhomogeneities in Poly (acrylamide) (PAAM) Gels Bahadır Uğur Altun, Oğuz Okay Istanbul Technical University, Faculty of Science and Letters, Department of Chemistry 34469, Istanbul, Turkey The distance between the points of cross-linking in polymeric gels show that a distribution is not constant. The result of this distribution is more intense in some areas, within the cross-links of the gel in some areas are found to be less intense. Polyacrylamide hydrogels cross-linked with different types and concentrations of cross-linkers were prepared and characterized by means of static light scattering and elasticity measurements. Big differences in the excess light scattering revealed different tendencies of the networks to form polymer agglomerations and inhomogeneities. To this end, the synthesized gel with different cross - linking efficiency for the two cross -linking, poly (ethyleneglycol) dimethacrylate (DMA-9) and N,N - methylenebis (acrylamide) (BAAm) are used [2]. BAAm is a more effective crosslinker and mostly creates elastic efective crosslinks, DMA-9 is a less effective crosslinker. Light scattering measurements show that the excess scattering from gels increases with increasing cross - linking content. Since the excess scattering R ex (q) is a measure of the spatial inhomogeneity in a gel, this indicates that the PAAm gel becomes more inhomogeneous with increasing cross -linker concentration. In figure 1. R ex,90 shown as a function of the effective cross-link density ν e of the PAAm hydrogels. Gels obtained using BAAm which is an effective crosslinker, are observed to be homogenous in a larger scale.the static excess scattering of gels, which is the difference of the angle resolved scattering between the cross-linked and the uncross-linked samples, can be analyzed by the Debye - Bueche method in order to obtain the correlation length (ξ) and the mean square refractive index fluctuation (η 2 ) of the gels. R ex,90 o / cm -1 BAAm DMA-9 2e-3 BAAm 1e e / mol.m -3 Figure 1. R o ex,90 shown as a function of ν e of PAAm hydrogels. REFERENCES [1] Kizilay,M.Y.; Okay,O. Macromolecules, 36, [2] Lindemann,B.; Schröder U.P.; Oppermann,W. Macromolecules, 30, 14,

152 Biyobozunur Polyesterlerin Mekanik ve/veya Hidrofilik Özelliklerinin İyileştirilmesi Baki Hazer, Zeynep Akkirman Bülent Ecevit Üniversitesi, Kimya Bölümü, Zonguldak Endüstriyel olarak yaygın bir şekilde üretilen biyobozunur polyesterler çevre dostu plastik ambalaj malzemesi ve tıpta biyomalzeme olarak kullanım alanı bulmaktadırlar[1]. Ancak çok yaygın kullanılabilir olmakla beraber gelişen teknoloji kullanılan malzemelerde çok çeşitli özelliği aynı zamanda içermesini beklediği için biyobozunur polyesterlerin birçok özelliğinin değiştirilmesi üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Bunlardan başlıcaları olarak polilaktik asit (PLA ), poli-3-hidroksibütirat (PHB) ve poli-3-hidroksioktanoat (PHO) bu çalışmada amin uçlu polietilen glikol veya amin uçlu polidimetil silokzan ile transesterleşme yoluyla blok kopolimerleri sentezlendi. Diblok kopolimerlerin tekrar bu biyopolyesterlerden biriyle üç bloklu kopolimerleri hazırlanarak yeni malzemelerin mekanik ve fizikokimyasal karakterizasyonları yapıldı. Ayrıca elde edilen bu blok kopolimerlerin başlangıçta kullanılan polyesterlerle polimer karışımları hazırlanarak mekanik özellikleri incelendi. Sonuç olarak, tıpta uygulama alanları bulabilecek amfifilik kopolyesterler ve ambalaj malzemesi olarak kullanılabilecek esnek ve yüksek mekanik dayanıma sahip biyobozunur malzemeler elde edilmektedir[2,3]. Anahtar kelimeler. Poli-3-hidroksibütirat, polilaktik asit, poli-3-hidroksioktanoat, biyobozunur polyesterler, blok kopolimer. Teşekkür. Bu çalışma TÜBİTAK (Proje#211T016) ve Bülent Ecevit Üniversitesi Araştırma Fonu tarafından desteklenmiştir. KAYNAKLAR [1] Hazer, B., Steinbüchel, A. Applied Microbiology and Biotechnology, 74, 1-12, PP-TR-009 [2] Taşkın, E., Hazer, B., Beşirli, N., Çavuş, G. Journal of Macromolecular Science, Part A: Pure and Applied Chemistry, 49, , [3] Hazer, B., Baysal, B. M., Köseoğlu, A. G., Beşirli, N., Taşkın, E. Journal of Polymers and Environment, 20, ,

153 Enhanced Mechanical and/or Hydrophilic Properties of Some Biodegradable Polyesters Baki Hazer, Zeynep Akkirman Zonguldak Karaelmas University, Department of Chemistry, Zonguldak Biodegradable polyesters have been widely used Environmentally Friendly Packing films and biomaterials[1]. However they need some chemical modifications to improve their mechanical and hydrophilic properties. In this work, poly-lactide, poly-3-hydroxy butyrate, poly-3-hydroxyoctanoate were transesterified with polyethylene glycol containing amine ends or poly dimethyl siloxane with amine ends in order to obtain di - block copolymers. Diblock copolymers still containing amine end were reused in the transesteri fication reactions with the pristine polyesters to prepare triblock copolymers. Additionally blends of polyesters with this di-triblock copolymers were prepared to obtain new polyester films enhanced mechanical properties. As a summary, some new amphiphilic copolyesters were synthesized for medical application. Blends of polyesters enhanced mechanical propertie were also prepared for Environmentally friendly packing materials[2,3]. Keywords. Poly-lactide, poly-3-hydroxy butyrate, poly-3-hydroxyoctanoate, biodegradable polyesters, block copolymer. Acknowledgment. This work was supported by TÜBİTAK (Grant#211T016) and Bülent Ecevit University Research Fund. REFERENCES [1] Hazer, B., Steinbüchel, A. Applied Microbiology and Biotechnology, 74, 1-12, PP-EN-009 [2] Taşkın, E., Hazer, B., Beşirli, N., Çavuş, G. Journal of Macromolecular Science, Part A: Pure and Applied Chemistry, 49, , [3] Hazer, B., Baysal, B. M., Köseoğlu, A. G., Beşirli, N., Taşkın, E. Journal of Polymers and Environment, 20, ,

154 Sıcaklığa Duyarlı N-Vinilkaprolaktam Mikrojellerinin Sentezi ve Karakterizasyonu Bengi Özkahraman 1, Işıl Acar 2, Mehmet Koray Gök 2, Gamze Güçlü 2 1 Hitit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, 19030, Çorum. 2 İstanbul Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, Avcılar, 34320, İstanbul. Hidrojeller, önemli miktarda su absorplama kabiliyetine sahip, hidrofilik homo- veya kopolimer yapısında, üç boyutlu çapraz bağlı polimerlerdir. Uyarıya duyarlı hidrojeller, ph, iyonik kuvvet ve sıcaklık gibi çevredeki çok küçük değişimlerin etkisiyle, şişme ve mekanik özelliklerinde, bu uyarılara cevap olarak önemli değişiklikler gösterirler. Sıcaklığa duyarlı hidrojeller, alt kritik çözelti sıcaklığı (lower critical solution temperature (LCST) ) davranışı gösterirler. Bu tip hidrojeller, LCST sıcaklığının altında suda şişerler ve sıcaklık LCST değerinin üzerine arttırıldığında, ani bir hacim değişimi ile hızlı bir şeklide büzülürler [2]. Mikrojeller, aynı kimyasal yapıdaki makroskopik hidrojellere kıyasla, daha hızlı hacimsel faz geçişi gösterebilen polime rik yapılardır. Noniyonik, nontoksik, suda çözünebilen, sıcaklığa duyarlı ve biyouyumlu özelliklerine sahip olması [2] dolayısıyla dolayı vinil kaprolaktam, mikrojellerin sentezlenmesinde en çok tercih edilen momomerlerden bir tanesidir [3-4]. Bu çalışmada, sıcaklığa duyarlı poli (N-vinilkaprolaktam) (PVCL) mikrojelleri sentezlenmiş ve özellikleri incelenmiştir. PVCL mikrojelleri, farklı reaksiyon şarlarında, emülsiyon polimerizasyonu ile hazırlanmıştır. Polimerizasyonda farklı sıcaklıklarda ve iki farklı tür başlatıcı [2,2 -azobis (izobütironitril ), 2,2 -azobis (2-metil propionamidin) dihidroklorür] ile çalışılmıştır. Elde edilen polimerin yapısı, Fourier Transform Infrared Spektroskopisi (FTIR ), kullanılarak aydınlatılmıştır. Ayrıca tüm mikrojel ürünlerin, zeta potansiyeli ve parçacık dağılımı ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, PVCL mikrojellerin LCST aralığı ve N-vinilkaprolaktam ın dönüşüm yüzdesi belirlenmiştir. Ürün verimine başlatıcı türünün ve sıcaklığın etkisi incelenmiştir. KAYNAKLAR [1] Özkahraman, B., Acar, I., Emik, S., Polymer Bulletin, 66, , [2] Byrne, M.E., Park. K, Peppas, N.A. Adv Drug Deliv Rev. 54 (1 ), , [3] Nart, Z., N.K. Apohan, J. Polym. Res. 18, , [4] Boyko, V., Richter, S., Pich, A., Arndt, K.F., Colloid Polym Sci., 282, , PP-TR-010 [5] Laukkenen, A., Wiedmer, S.K., Varjo, S., Riekkola, M.L., Tenhu, H. Colloid Polym Sci., 280, [6] Meeussen, F., Nies, E., Berghmans, H., Verbrugghe, S., Goethals, E., Prez., F. D., Polymer, 41, ,

155 Synthesis and Characterizaton of Thermosensitive Poly (N-Vinyl Caprolactam) Microgels Bengi Özkahraman 1, Işıl Acar 2, Mehmet Koray Gök 2, Gamze Güçlü 2 1 Hitit University, Faculty of Engineering, Chemical Engineering Department, 19030, Çorum. 2 İstanbul University, Faculty of Engineering, Chemical Engineering Department, Avcılar, 34320, İstanbul. Hydrogels are three dimensionally crosslinked polymer network structures composed of hydrophilic homoand copolymers, which have the ability to absorb significant amounts of water. Stimuli sensitive hydrogels exhibit significant changes in their swelling and mechanical properties in response to changes in ph, ionic strength, or temperature of the external environment [1]. Temperature sensitive hydrogels exhibit a lower critical solution temperature (LCST) behaviour. Below the LCST, these hydrogels are swollen in water. As the temperature is increased above LCST, it undergoes abrupt changes in volume and shrinks quickly [2]. Microgels show faster volume change than macroscopic hydrogels with same chemical structure [3]. Vinyl caprolactam is the most preferred monomer for synthesis of microgels due to their nonionic, nontoxic, water soluble, thermally sensitive and biocompatible properties [4-6]. In this study, termosensitive poly (N-vinyl caprolactam) (PVCL) microgels were synthesized and their properties were investigated. These microgels were prepared with emulsion polymerization at different reaction conditions. Two type initiator [2,2 -azobis (isobutyronitrile ), 2,2 -azobis (2-methyl propionamidine) dihydrochloride] were used in polymerization reactions. In addition, these reactions were carried out at different temperatures. Structures of these microgels were analysized with Fourier Transform Infrared Spectroscopy (FTIR ). In addition, particle size distribution and zeta potentials of microgel products were also measured. In conclusion, LCST values and conversion of N-vinyl caprolactam were determined. The effect of the type of initiator and temperature on the yield percent were investigated. REFERENCES [1] Özkahraman, B., Acar, I., Emik, S., Polymer Bulletin, 66, , [2] Byrne, M.E., Park. K, Peppas, N.A. Adv Drug Deliv Rev. 54 (1 ), , [3] Nart, Z., N.K. Apohan, J. Polym. Res. 18, , [4] Boyko, V., Richter, S., Pich, A., Arndt, K.F., Colloid Polym Sci., 282, , PP-EN-010 [5] Laukkenen, A., Wiedmer, S.K., Varjo, S., Riekkola, M.L., Tenhu, H. Colloid Polym Sci., 280, [6] Meeussen, F., Nies, E., Berghmans, H., Verbrugghe, S., Goethals, E., Prez., F. D., Polymer, 41, ,

156 PP-TR-011 Kaolinitin 2-Amino Pridin ile Modifikasyonu ve Karakterizasyonu Berna Koçer, Yasemin Turhan, Mahir Alkan, Mehmet Doğan Balıkesir University, Faculty of Science and Art, Department of Chemistry Modifikasyon çeşitli metotlar kullanılarak bir kil yüzeyinin özelliklerinin değişimini ifade eder. Yüzey modifikasyonu termal, hidrotermal ve kimyasal yollarla gerçekleştirilebilir. Kil yüzeyinin kimyasal bileşimindeki değişim kimyasal modifikasyon olarak tanımlanır ve kimyanın birçok dalında büyük öneme sahiptir. İnterkalasyon ise tabakalı killerin çeşitli yöntemler ve organik maddelerle tabakalar arası uzaklıklarının genişletilmesi işlemidir. Bu çalışmanın amacı, endüstride yaygın olarak kullanılan killerden biri olan kaolinitin tabakalar arası uzaklığını dimetil sülfoksit ile arttırmak ve tabakalar arası uzaklığı arttırılmış bu yapıyı 2-amino pridin ile modifiye etmeye çalışmaktır. Bu çalışmada, kaolinit örnekleri öğütülüp elenerek 25 mikron altı boyutlar a indirilmiş ve tane boyutu küçültülen örneklerin öncelikle FTIR-ATR, XRD, BET yüzey alanı tayini ve termogravimetrik analizleri gerçekleştirilerek, karakterizasyonu yapılmıştır. Tabakalar arasındaki bazal uzaklığı arttırmak için karakterize edilen kaolinitin öncelikle dimetil sülfoksit ile interkalasyonu gerçekleştirilmiş ve elde edilen ürün KDMSO olarak etiketlenmiştir. Bu işlem sonucunda XRD analizleri, kaolinitin tabakaları arası uzaklığının 7.12 Å dan Å a; ve BET yüzey alanı ölçümleri de 8.8 m 2 /g olan kaolinitin yüzey alanının 21.7 m 2 /g a arttığını göstermiştir. Bu genişlemeye ait gösterim Şekil 1 de verilmiştir. Tabakalar arası uzaklığı bir miktar artmış olan KDMSO, tabakalar arası uzaklığın biraz daha artması için açık yapısı Şekil 2 de verilen 2-amino pridin ile modifiye edilmiştir. Modifiye edilen bu örneklerin karakterizasyonu FTIR-ATR, XRD, TGA, BET yüzey alanı tayini ve taramalı elektron mikroskopu (SEM) ile gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak; homojenlik, kolay işlenebilme, dolgu maddesi olarak kullanılabilme ve yüksek adsorbent kabiliyeti gibi özelliklerinden dolayı dünyada birçok kullanım alanı bulan kaolinitin, 2 -amino pridin ile modifiye edilerek özellikle polimer/kil nanokompozitlerinde dolgu maddesi olarak kullanılması hedeflenmiştir. Bu çalışma sonucunda elde edilen bulgular, modifiye edilen kaolinitin nanokompozit sentezlerinde takviye maddesi olarak kullanılmasıyla polimerlerin termal kararlılığını yükseltebileceği fikrini vermiştir. ŞEKİL 1. Kaolinitin DMSO ile interkalasyonu ( :O, :H, :S, :C ) Şekil 2. 2-amino pridinin açık yapısı KAYNAKLAR [1] Turhan, Y., Doğan, M., Alkan, M., Poly (vinyl chloride )/Kaolinite Nanocomposites:Characterization and Thermal and Optical Properties Ind. Eng. Chem. Res., (49 ), , (2010 ). 119

157 PP-EN-011 Characterization and Modification of Kaolinitine with 2-Amino Pyridine Berna Koçer, Yasemin Turhan, Mahir Alkan, Mehmet Doğan Balıkesir University, Faculty of Science and Art, Department of Chemistry Modification can be explained as changing the properties of a clay surface by using various methods. Surface modification is carried out with thermal, hydrothermal and chemical methods. Change in chemical compound of clay surface is defined as chemical modification and it has significant importance in many branches of chemistry. Intercalation, on the other hand, is the process of expanding the interlayer distance of clays by making use of a variety of methods and organic substances. The particular aim of this study is to increase the interlayer distance of kaolinite, which is a widely used clay in the industry, by using dimethyl sulfoxide. Furthermore, we aim at modifying this structure with 2 -amino pyridine. In this study, kaolinite samples were decreased under 25 submicron size by milling and sieving and samples that have been decreased in grain size were characterized by first performing FTIR -ATR, XRD, BET specification of surface area and thermogravimetric analyses. Kaolinite, which was characterized to expand the interlayer basal spacing, was initially intercalated with dimethyl sulfoxite and this modified kaolinite was labelled as KDMSO. As a result of this process, XRD analysis indicates that the interlayer basal spacing of kaolinite increased from 7.12 Å to Å; and BET measurement of surface area shows that surface area of kaolinite increased from 8.8 m 2 /g to 21.7 m 2 /g. This process of expansion can be illustrated in Figure 1 below. KDMSO, the interlayer distance of which has slightly increased, has been modified with 2 - amino pyridine, whose structure is illustrated in Figure 2, in order to further increase in interlayer distance. Characterization of these modified samples were carried out with FTIR-ATR, XRD, TGA, BET determination of surface area and by using scanning electron microscope (SEM ). As a result; we aimed at using kaolinite as a filler especially on the polymer/clay nanocomposites by modifying with 2-amino pyridine, reasoning from its worldwide usage based on properties like homogeneity, ease of workibility, capability of being used as a filler, and being highly absorbent. The findings of this study suggested that the thermal stability of polymers can be increased by using modified kaolinite as a reinforcing agent in nanocomposite synthesis. Figure 1. Intercalation kaolinite with DMSO ( :O, :H, :S, :C ) Figure 2. Structure of 2-amino pyridine REFERENCES [1] Turhan, Y., Doğan, M., Alkan, M., Poly (vinyl chloride )/Kaolinite Nanocomposites:Characterization and Thermal and Optical Properties Ind. Eng. Chem. Res., (49 ), , (2010 ). 120

158 PP-TR-012 Atom Transfer Radikal Polimerizasyon (ATRP) Yöntemi Kullanılarak Makrobaşlatıcı ve Blok Kopolimer Sentezi Betül Ertekin 1,2, Leyla Gürfidan 1,3, Sümeyra Büyükçelebi 1,3, Mahmut Kuş 1,4, Mustafa Ersöz 1,3 1 Selçuk Üniversitesi İleri Teknolojiler Araştırma ve Uygulama Merkezi Konya 2 Nevşehir Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, Nevşehir 3 Selçuk Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü, Konya 4 Selçuk Üniversitesi, Mühendislik Mimarlık Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, Konya Blok kopolimerlerin kendiliğinden toplanmasıyla elde edilen nano ölçüde periyodik dizinler son zamanlarda nanolitografik şablonlar, dikey manyetik veri depolama, nanotel fabrikasyonu ve nano poröz membran alanlarında öncü olarak hem akademik hem ticari ortamda ilgileri üzerine çekmektedir. Bu tür çalışmalarda ihtiyaç duyulan iyi tanımlanmış, düşük polidispersiteye sahip polimerlerin eldesinde tercih edilen yöntemlerden biri de kontrollü/yaşayan polimerizasyon yöntemidir. Kontrollü/yaşayan ser best radikal polimerizasyonunun en önemli avantajları arasında polimerleşen zincirin büyüme basamağının kontrol edilebilmesi, molekül ağırlığının kontrol edilebilmesi, polidispersitenin düşük olması, istenilen kompozisyona sahip düzenli blok kopolimerler hazırlayabilme olanağı sayılabilir. Bu yöntemin dezavantajları ise genellikle reaksiyon şartlarının titizlik gerektirmesi ile ilgilidir. Bu çalışmada kontrollü/yaşayan polimerizasyon tekniklerinden biri olan Atom Transfer Radikal Polimerizasyon (ATRP) yöntemi kullanılarak bir seri Polistiren makrobaşlatıcı (PS-Br) hazırlanmıştır. Reaksiyon şartları değiştirilerek elde edilen makrobaşlatıcıların molekül ağırlıkları ve heterojenlik indisleri GPC tekniği kullanılarak takip edilmiştir. Yine ATRP yöntemi ile PS-b-PMMA blok kopolimerleri hazırlanmış ve elde edilen blok kopolimerlere ait molekül ağırlığı ve heterojenlik indisi değerleri GPC tekniği kullanılarak takip edilmiştir. Elde edilen veriler incelenerek düşük polidispersiteye sahip istenilen molekül ağırlığında blok kopolimerlerin eldesi için bir yöntem belirlenmiştir. 121

159 Synthesis of Macroinitiator and Block Copolymer with Using Atom Transfer Radical Polymerization (ATRP) Method Betül Ertekin 1,2, Leyla Gürfidan 1,3, Sümeyra Büyükçelebi 1,3, Mahmut Kuş 1,4, Mustafa Ersöz 1,3 1 Selcuk University, Advanced Technology Research and Application Center Konya Turkey 2 Nevsehir University, Department of Chemistry, Nevsehir, Turkey 3 Selcuk University, Department of Chemistry Konya, Turkey 4 Selcuk University, Department of Chemical Engineering, Konya Turkey PP-EN-012 In recent years, nanometer scaled block copolymer templates have been received considerable interest in both academic and commercial environments due to the fabrication of nanostructures has advanced a range of technologies, such as nanolithographic templates, magnetic storage devices, fabricating nano wires and nanoporous membrans. Controlled /Living Radical Polymerization is one of the most effect ive method to control the molecular weight and polydispersity that aims to have well organised block copolymer films. Slow initiation, controllable propagation, controllable molecular weights and low polydispersities are the advantages of this method while requiring particular reaction conditions is the disadvantage. In this study, Atom Transfer Radical Polimerization (ATRP) method which is a Controlled/Living Polymerization Technique was used with adjusting experimental conditions to synthesize polystyrene macroinitiator (PS-Br) and Poly (styrene-b-methylmethacrylate) (PS-b-PMMA) block copolymer, respectively. Synthesized block copolymers molecular weight and polydispersity values have been analyzed with gel permeation chromatography (GPC ). Structural characterizations have been examined with H-NMR and FT-IR Spectroscopy. To have low polydispersed and molecular weight controllable macroinitiators and block copolymers, it was determined a method with investigating the experimental results. 122

160 PP-TR-013 Hemoglobin Saflaştırılması ve Süpermakrogözenekli Hidrojeller Birten Çakmaklı 1, Handan Yavuz 2, Baki Hazer 3 Emine Turan 1, Hümeyra Karul 1, Ece Muraçal 1, 1 Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü 2 Hacettepe Üniversitesi Fen edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü 3 Bülent Ecevit Üniversitesi Fen edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Süpermakrogözenekli çapraz bağlı polimerlerin saflaştırma ve ayırma işlemlerinde son zamanlarda kullanılan çok etkili malzemelerdir. Bu hazırlanan süpermakrogözenekli monolitik kolonlar, kriyojeller gözenek boyutları µm arasında değişen birbirine bağlı gözenek ağı içermektedir. Süpe rmakrogözenekli monolitlerin kontrollü üretimleri, farklı özelliklerde kriyojellerin üretimine olanak vermektedir[1, 2]. Tıpta, kan nakli ve kanama ile kan kaybı, anemi ve rutin ameliyat sonrası durumlarında tedavinin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Kan nakillerinde vericinin kanının alıcı için kan tipi bakımından uyumluluğu, alıcıya hepatit ve AIDS bulaştırılması gibi riskler söz konusudur. Kan nakillerinde vericinin kan hücreleri yerine hemoglobin temelli oksijen taşıyıcıların kullanılması; kan grubu antijeni içermedikleri için evrensel olarak uyumlu ve her kan grubuna uygulanabilir olması üstelik kan nakillerinden kaynaklanan hastalık riski hemoglobin saflaştırma işlemi sırasında virüsler inaktive edilip uzaklaştırıldığı için en aza indirgenmesi gibi çeşitli avantajlara sahiptir[3,4]. Bu çalışmanın amacı: İki farklı hidrofobik makrogözenekli monolitik hidrojelin kırmızı kan hücre ekstraktından Hemoglobin saflaştırılmasında kullanılacak olmasıdır. Triptofan ve metakroilklorür reaksiyonundan metakroilamidotriprofan (MATrp) ve Triptofan ve akroilklorür reaksiyonundan akroilamidotriprofan (ATrp) komonomeri sentezlendi. PHEMA, PHEMA-MATrp ve PHEMA-ATrp kriyojelleri hazırlanarak PHEMA kriyojel yapısına katılan MATrp ve ATrp miktarı elementel analiz ile, FTIR ile Yapı Analizi, BET ile spesifik yüzey alanı ve SEM fotoğrafları alınarak karakterizasyonu yapıldı. Elde edilen kriyojeller hemoglobin saflaştırılmasında kullanılarak sonuçlar değerlendirildi. KAYNAKLAR [1] Yılmaz, F., Bereli, N., Yavuz, H., Denizli, A., Supermacroporous Hydrophobic Affinity Cryogels for Protein Chromatography, Biochemical Engineering Journal, 43, 272, [2] Okay O. Prog. Polym. Sci. 25, , [3] Derazshamshir, A., Baydemir, G., Andac, M.,Say, R., Galaev, I. Y., Denizli A. Macromol. Chem. Phys. 211, , [4] Andrade CT, Barros LAM, Lima MCP, Azero EG. Purification and characterization of human hemoglobin: effect of the hemolysis conditions. Int J Biol Macromol. 34, 233,

161 PP-EN-013 Hemoglobin Purification and Supermacroporous Hydrophobic Hydrogels Birten Çakmaklı 1, Handan Yavuz 2, Baki Hazer 3 Emine Turan 1, Hümeyra Karul 1, Ece Muraçal 1, 1 Department of Chemistry Faculty of Art and Sciences Mehmet Akif Ersoy University, Burdur, Turkey 2 Department of Chemistry, Biochemistry Division, Hacettepe University, Beytepe, Ankara, Turkey 3 Department of Chemistry Faculty of Art and Sciences Bülent Ecevit University, Zonguldak, Turkey Recently, macroporous crosslinked polymers are efficient materials for many separation and purification processes. These prepared macroporous monolithic columns, so-called cryogels are contained interconnected pore network whose pore sizes ranging from µm. The controlled produced of supermacroporous hydrophobic monolithics allow the production of different properties cryogels [1, 2]. In medicine, blood transfusion is an integral part of the treatment strategy for patients suffering from hemorrhagic shock, anemia anad for patients undergoing routine surgery. However, there are inherent risks associated with blood transfusion such as transmission of viral diseases, and blood compatibility of the acceptor and the donor. The use of Hb based oxygen carriers (HBOCs) instead of donor red cells offers several advantages. First, HBOCs are universally compatible, since there are no blood group antigens on the surface of HBOCs, thus alleviating the need for blood typing. Second, the risk of transmitting blood -borne diseases is significantly reduced, since the Hb purification process inactivates and removes viruses [3, 4]. The aim of this study is to purify Hb from the red blood cell extracts by using two different hydrophobic macroporous monolithic hydrogels with hydrophobic affinity chromatography for comparison. The methacryloylamidotryptophan (MATrp) and acryloylamidotryptophan (ATrp) comonomers were synthesized using tryptophan with methacryloyl chloride and using tryptophan with acryloyl chloride, recpectively. P oly (hydroxyethyl methacrylate-co-methacryloylamidotryptophane) (PHEMA-MATrp) cryogel was prepared by polymerization of HEMA and MATrp. Another cryogel, poly (hydroxyethyl methacrylate -coacryloylamidotryptophane) (PHEMA-ATrp) was synthesized from polymerization of HEMA and ATrp. These obtained PHEMA, PHEMA-MATrp and PHEMA-ATrp cryogels were characterized, formation and the structure with FTIR, the specific surface area values with BET and the surface morphologies of these cryogels with SEM photographs. The amounts of MATrp and ATrp into polymeric structure were characterized by elemental analysis. The results of these cryogels which were used for hemoglobin purification were evaluated. REFERENCES [1] Yılmaz, F., Bereli, N., Yavuz, H., Denizli, A., Supermacroporous Hydrophobic Affinity Cryogels for Protein Chromatography, Biochemical Engineering Journal, 43, 272, [2] Okay O. Prog. Polym. Sci. 25, , [3] Derazshamshir, A., Baydemir, G., Andac, M.,Say, R., Galaev, I. Y., Denizli A. Macromol. Chem. Phys. 211, , [4] Andrade CT, Barros LAM, Lima MCP, Azero EG. Purification and characterization of human hemoglobin: effect of the hemolysis conditions. Int J Biol Macromol. 34, 233,

162 PP-TR-014 Cu-Al-Ni Şekil Hafızalı Alaşımında Oksitlenme Mekanizmasının İncelenmesi Canan Aksu Canbay 1, Ömer Kaygılı 1, Fahrettin Yakuphanoğlu 1 1 Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü Şekil hatırlamalı alaşımlar, süperelastiklik ve şekil hatırlama gibi iki eşsiz özelliğe sahip metallerdir. Tanımlanan bu iki eşsiz özellik, şekil hatırlamalı alaşımlarda meydana gelen moleküler yeniden düzenlenme olan katıhal faz geçişine imkan sağlar. Katıhal faz değişimi moleküler yeniden düzenlenmeye benzerdir fakat moleküller sıkı paket şeklinde olduğundan madde katıdır. Son yıllarda gerek kullanabilirliği gerekse elde ediliş ve maliyetinin uygun olması nedeni ile Cu bazlı alaşımlar endüstride tercih edilmektedir. Bazı bakır bazlı alaşımlar, hızlı soğutmada şekil hatırlama olayının etkisi olan martensit faz gösterebilir. Bu etki; stentler, kateterler, gözlükler ve ortodonti gibi endüstrinin ve ve medikal uygulamalarda kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Cu-Al-Ni şekil hafızalı alaşımında yüksek sıcaklıklarda meydana gelebilecek oksidasyon mekanizması ve faz geçişleri incelendi. Cu-Al-Ni alaşımı homojenleştirildikten sonra oda sıcaklığından başlayarak ötektik sıcaklığının üzerinde dört farklı sıcaklıkda oksitlenme mekanizması incelendi. Bu deneysel sürecin devamında alaşımın TG/DTA (Termogravimetrik/Diferansiyel Termal Analiz) ölçümleri ile alaşımdaki faz dönüşümü ve kütle kaybı belirlendi. Sıcaklık ve kütle kaybı arasındaki bağlantı incelendi. Anahtar kelime: Şekil hafızalı alaşım, faz dönüşümü, oksitlenme KAYNAKLAR [1] Aksu Canbay, C., Bakır Bazlı Şekil Hatırlamalı Alaşım Üretimi ve Alaşımların Yapısal, Termal ve Elektriksel Özelliklerinin İncelenmesi, Fırat Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2010, Elazığ. [2] Zarubova, N., Gemperlova, J., Gemperle, A., Dlabacek, Z., Sittner, P., Novak, V., Acta Materialia, 2010, 58,

163 The Investigation of Oxidation Mechanism in Cu-Al-Ni Shape Memory Alloy Canan Aksu Canbay 1, Ömer Kaygılı 1, Fahrettin Yakuphanoğlu 1 1 Fırat University, Faculty of Science, Department of Physics, Elazig, Turkey Shape memory alloys have two unique properties as superelasticity and shape memory effect. These two properties ensure the solid state phase transition, whic is a moleculer rearrangement occured in sha pe memory alloys. Solid state phase transformation is similar to moleculer rearrangement but due to the hcp structure of the molecules,the material is solid. In last years, the cu-based shape memory alloys are studied in industry, because of their easy production and low cost. The copper based alloys show martensite phase which is the effect of shape memory by quick cooling. This effect is used in catheters,eye glasses, orthodontics and in medical applications. In this study, the oxidation mechanism and phase transitions at high temperatures in CuAlNi shape memory alloy was investigated. The oxidation mechanism was examined at different temperatures from room temperature to high temperatures above ötectic temperature, after the homogenization of CuAlNi shape memory alloy. After this the phase transitions and mass variations are examined by TG/DTA (Thermogravimetric/Differential Thermal Analysis) measurements. The correlation between temperature and mass variation was investigated. Keywords: Shape memory alloys, phase transformation, oxidation. REFERENCES PP-EN-014 [1] Aksu Canbay, C., Bakır Bazlı Şekil Hatırlamalı Alaşım Üretimi ve Alaşımların Yapısal, Termal ve Elektriksel Özelliklerinin İncelenmesi, Fırat Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2010, Elazığ. [2] Zarubova, N., Gemperlova, J., Gemperle, A., Dlabacek, Z., Sittner, P., Novak, V., Acta Materialia, 2010, 58,

164 PMEMA Mikrojellerinin Emülsiyon Polimerizasyonu ile Sentezi ve Karakterizasyonu Cansel Tuncer, Yasemin Samav, Duygu Erkmen, Vural Bütün Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü Mikrojeller, iyi biyouyumlulukları, mükemmel şişme/büzülme özellikleri, küreselleşme, çeşitli boyutlarda ve geniş yüzey alanları nedeniyle son yıllarda oldukça ilgi odağı olmuştur[1]. Mikrojeller boyutları nm arasında değişen çapraz bağlı küresel polimer partikülleridir[2]. Mikrojel partikülleri dış koşullarına bağlı olarak şişmiş ya da büzülmüş durumda polimer zincir ağı içerir [3]. Bu yapılar, kullanılan monomerlere bağlı olarak sıcaklık[2], elektrolit konsantrasyonu[4] ve ph[5] gibi çeşitli dış etkilere karşı duyarlı olabilirler. Emülsiyon polimerizasyonu ile poli[2- (N-morfolino etil) metakrilat] (PMEMA) mikrojelleri tarafımızdan başarıyla sentezlenmiştir. Stabilizör olarak yeni tip suda çözünebilir diblok kopolimerler ve çapraz bağlayıcı olarak da etilen glikol dimetakrilat (EGDMA) kullanılmıştır. Lateks formundaki bu mikrojeller ph, sıcaklık, elektrolit konsantrasyonu ve manyetik partikül gibi çoklu çevresel etkilere karşı oldukça duyarlıdır. Ayrıca çapları nm arasında ayarlanabilmektedir. MEMA mikrojelleri ph 6.0 civarı büzülürken, ph<6.0 da ise şişme davranışı sergilemektedir. Ayrıca, bazik ve nötral ph'larda bu mikrojellerin çaplarında, en düşük kritik çözelti sıcaklığı olan (LCST) 35 C 'nin üzerindeki sıcaklıklarda çok fazla değişiklik olmazken LCST'ye kadar olan sıcaklıklarda çapları azalmaktadır. Bu mikrojellerin Fe 3O 4 magnetik partikülleri ile etkileşimleri, mikrojel bünyesinde metal nanopartikül (5-10 nm) üretimi ve uygulama çalışmaları üzerine araştırmalarımızı sürdürmekteyiz. Çevreye duyarlı bu mikrojeller, biyometeryal uygulamaları (kontrollü salım sistemleri gibi ), atık su arıtım sistemleri gibi çeşitli uygulamalar için potansiyele sahiptir. Sonuç olarak, emülsiyon polimerizasyonu ile yeni tip PMEMA mikrojelleri sentezlenmiş ve mikrojellerinin karakterizasyonları DLS, TEM, UV-Vis spektrofotometre ve zeta potansiyometre kullanılarak yapılmıştır. Bu mikrojeller için çeşitli uygulama alanları araştırılmaktadır. KAYNAKLAR [1] Du, B.; Cao, Z.; Chen, T.; Nie, J.; Xu, J.; Fan, Z. Langmuir, 24, , [2] Freitag, R.; et al. React. Funct. Polym., 67, , [3] Pelton, R. Adv. Colloid Interface Sci., 85, 1 33, [4] Park, T. G.; Hoffman, A. S. Macromolecules, 26, ,1993. [5] Liang, B. R.; Zhang, Q. S.; Zha, L. S.; Ma, J. H. J. Appl. Polym. Sci., 103, , PP-TR

165 PMEMA Microgels via Emulsion Polymerization: Synthesis and Characterization Studies Cansel Tuncer, Yasemin Samav, Duygu Erkmen, Vural Bütün Department of Chemistry, Faculty of Arts and Science, Eskişehir Osmangazi University In recent years, microgels have attracted great attention due to their good biocompatibilities, excellent swelling/shrinkage properties, globalization, large surface areas and various s izes [1]. Microgels are spherical cross-linked polymer particles ranging in size from 1 to 1000 nm [2]. They respond external stimuli very well and can be in swollen or shrunk state depending on their external conditions [3]. Their stimuli responsive behaviors depend on the monomer used in their syntheses and may be susceptible to solution temperature [2], electrolyte concentration, [4], and ph [5]. In this study, we report the synthesis of a novel poly[2 - (N-morpholino )ethyl methacrylate] (PMEMA) microgels via emulsion polymerization by using a new type water soluble diblock copolymers as a stabilizer and ethylene glycol dimethacrylate (EGDMA) as a crosslinker. These microgels are highly sensitive to multiple environmental influences such as ph, temperature, electrolyte concentration, and magnetic particles. Furthermore, microgel diameters can be adjusted between 150 and 400 nm by by making changes to the various parameters. PMEMA microgels shrink below ph 6.0 and swell above ph <6.0. Additionally, hydrodynamic diameter of PMEMA microgel decreased gradually up to the lower critical solution temperature (LCST) of PMEMA, 35 C, at both basic and neutral ph conditions, but, did not change too much above LCST. Our work continues with respect to interactions of these microgel particles with Fe3O4 magnetic metal nanoparticles and various metal nanoparticle (5-10 nm) productions and further application studies. These stimuli responsive microgels have potential for a variety of applications including biomaterial applications (such as controlled release systems ), waste water treatment systems. In summary, a new type PMEMA microgel was synthesized via emulsion polymerization and characterized by DLS, TEM, UV-Vis spectrophotometer and zeta potentiometer. Their possible application studies were also examined. REFERENCES [1] Du, B.; Cao, Z.; Chen, T.; Nie, J.; Xu, J.; Fan, Z. Langmuir, 24, , [2] Freitag, R.; et al. React. Funct. Polym., 67, , [3] Pelton, R. Adv. Colloid Interface Sci., 85, 1 33, [4] Park, T. G.; Hoffman, A. S. Macromolecules, 26, ,1993. [5] Liang, B. R.; Zhang, Q. S.; Zha, L. S.; Ma, J. H. J. Appl. Polym. Sci., 103, , PP-EN

166 PP-TR-016 Lutesyum Ftalosiyanin Tabanlı Elektrokimyasal Aygıtlar Ceyda Bozoğlu 1, Ali Erdoğmuş 2, Atıf Koca 1 1 Marmara Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, Göztepe Kampüsü Kadıköy / İstanbul 2 Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, Davutpaşa Kampüsü, Davutpaşa Cad., Esenler, İstanbul Görüntü teknolojisinde farklı özelliklere sahip elektrokromik malzemelere olan ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Bilim dünyasında ftalosiyanin komplekslerine artan ilginin nedeni, sahip oldukları özelliklerin (kimyasal ve termal kararlılık, iletkenlik, redoks aktiflik ve optiksel özellikler v.b.) ihtiyaca yönelik olarak değiştirilebilmesidir. Organik polimerik malzemelerin kolay üretilebilmesi, uzun ömürlü olmaları ve farklı uygulama metotlarına olanak sağlayabilecek nitelikte olmaları açısından, görüntü ci hazlarında kullanılması büyük önem taşımaktadır[1-2]. Bu araştırmada farklı elektro-aktif, elektrokromik ve/veya elektron verici/çekici süstitüentlerle modifiye edilmiş mono ve sandviç lutesyum ftalosiyanin komplekslerinin polielektrokromik malzeme olarak kullanılmaları amaçlanmaktadır. Sözkonusu kompleksler, ITO yüzeyine d öndürerek kaplama, daldırma kaplama, sprey kaplama, elektrokimyasal polimerizasyon, elektrokimyasal çöktürme, Langmuir-Blodgett tek tabaka veya çoklu tabaka kaplama teknikleri ile kaplanmıştır. Uygulamalarda elektroaktif materyal, elektrot yüzeyine tek tabaka veya çoklu tabakalar halinde kaplanarak elektrokromik elektrotlar elde edilmiş ve bu elektrotların uygulanan potansiyelin etkisiyle verdiği elektrokimyasal ve spektroskopik tepkiler ölçülmüştür. Sonuç olarak yüksek kararlılık, yüksek optik kontrast ve düşük renk değiştirme zamanı özelliklerine sahip polielektrokromik sandviç yapıdaki bu malzemelerin elektrokromik görüntüleme cihazlarında kullanılabileceği görülmüştür. Teşekkür: Proje desteğinden dolayı TÜBİTAK a teşekkürlerimizi sunuyoruz (Proje No: 11 1T179 ). KAYNAKLAR [1] Ak, M., Durtnu, A., Toppare, L., Solid State Sciences, 9, , [2] Günbaş, G. E., Durmuş, A., Toppare, L., Advanced Materials, 20, 691,

167 PP-EN-016 Lutetium Phthalocyanine-Based Electrochemical Devices Ceyda Bozoğlu 1, Ali Erdoğmuş 2, Atıf Koca 1 1 Marmara Uni., Eng. Faculty, Chemical Eng. Dept., Göztepe Campus Kadıköy/İstanbul 2 Yıldız Technical Uni., Faculty of Science and Literature, Chem. Dept., Davutpaşa Campus, Esenler/İstanbul The need for electrochromic materials with different characteristics in display technology is increasing day by day. The reason of increasing interest in the scientific world to the phthalocyanine complexes is their properties (chemical and thermal stability, conductivity, redox activity and optical properties, etc.) that can be replaced according the needs. The use of organic polymeric materials in display devices is of great importance, because they can be produced easily, they are long lasting and suitable to be used in different application methods [1, 2]. In this research, the use of mono and sandwich lutetium phtalocyanine complexes which were modified with different electro-active, electrochromic and/or electron releasing/withdrawing substituents, as polychromic materials was aimed. These complexes were coated on indium tin oxide (ITO) electrode surface with spin coating, dip coating, spray coating, electrochemical polymerization, electrochemical precipitation, Langmuir- Blodgett mono layer or multiple layers coating technics. In these studies, electrochromic electrodes were obtained with coating electroactive material on electrode surface as mono layer or multiple layers. The electrochemical and spectroscopic responses of these electrodes to the applied potential were measured. As a result, it was seen that polielectrochromic sandwich materials which have high stability, high optical contrast and quick color changing properties can be used in electrochromic display devices. Acknowledgements: We would like to thank TUBITAK for their financial support (Project No: 111T179 ). REFERENCES [1] Ak, M., Durtnu, A., Toppare, L., Solid State Sciences, 9, , [2] Günbaş, G. E., Durmuş, A., Toppare, L., Advanced Materials, 20, 691, [2] Günbaş, G. E., Durmuş, A., Toppare, L., Advanced Materials, 20, 691,

168 Karboksilik Asitlerin Substitue Grup Sayısının TiO 2 nin Yüzey Modifikasyonuna Etkisinin Deneysel Olarak İncelenmesi Çağdaş Büyükpınar 1, Dila Metinyurt 1, Nevim San 1 1 Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Anabilim Dalı Suların organik kirleticilerden arındırılması çevre ve canlılar için büyük önem taşır [1]. Yeni ve etkili bir yöntem olarak Heterojen Fotokatalitik Degradasyon arıtma işlemleri için gelecek vaat etmektedir. Bu yöntem için en çok kullanılan yarıiletken fotokatalizör TiO 2 dir [2]. Fakat 3,2 ev gibi yüksek bant boşluğuna sahip olması, fotokatalitik aktivitesini olumsuz etkilemektedir. Bu etkiyi gidermek amacıyla pek çok çalışma yapılmaktadır. Uygulanan yöntemlerden biri de TiO 2 nin yüzeyinin modifiye edilmesidir. Yüzey modifikasyonu, uygulaması kolay ve çevre dostu bir yöntemdir. Bu çalışmada, TiO 2 nin fotokatalitik aktivitesini arttırmak amacıyla yüzey altı farklı karboksilik asit ile modifiye edilmiştir. Karboksilik asitler seçilirken zincir uzunlukları yanında substituent etkisini de görebilmek amacıyla malonik asit (MalA ), süksinik asit (SukA ), malik asit (MA ), aspartik asit (AspA ), tartarik asit (TA) ve sitrik asit (StA) kullanılmıştır. Elde edilen yeni fotokatalizörlerin fotokatalitik aktivitelerinin belirle nmesi amacıyla, kirletici olarak seçilen 4-nitrofenolün UV ışık altındaki degradasyon reaksiyonları özel olarak dizayn edilmiş süreksiz tip fotoreaktörde incelenmiştir. Fotokatalizörlerin yapısı FTIR, XRD, TG-DTA, BET, ZetaSizer ve SEM yöntemleri ile aydınlatılmıştır. FTIR spektrumları, asitlerin TiO 2 yüzeyine bağlanmasının gerçekleştiğini doğrularken; XRD analizinde de kırınım görüntülerinin değişmediği, yani TiO 2 nin kristal yapısının bozulmadığı gözlenmiştir. Ayrıca modifikasyon sonucunda parçacık boyutunun küçüldüğü ve yüzey alanının arttığı BET, ZetaSizer ve SEM analizi sonuçları ile desteklenmiştir. UV ışık altında gerçekleştirilen degradasyon reaksiyonları sonucu, AspA-TiO 2 fotokatalizörünün en yüksek degradasyon miktarını vererek 4-nitrofenolü %92 oranında degrade ettiği görülmüştür. Reaksiyonlara ait hız sabitleri hesaplanmış ve AspA-TiO 2 için bu değerin 17,6 x 10-3 dak -1 olduğu görülmüştür [3]. Sonuç olarak, TiO 2 yüzeyi karboksilik asitler ile kolay bir şekilde modifiye edilebilmektedir. İncelen reaksiyonlar görünür birinci mertebe reaksiyon kinetiğine uymaktadır. Karboksilik asitler ile yüzey modifikasyonu karşılaştırıldığında aspartik asidin daha etkin olduğu gö zlenmiştir. KAYNAKLAR PP-TR-017 [1] Arques, A., Amat, A. M., Garcia -Ripoll, A. ve Vicente, R. Detoxification and/or increase of the biodegradability of aqueous solutions of dimethoate by means of solar photocatalysis, Journal of Hazardous Materials, 146, , [2] Carp, O., Huisman, C.L. ve Reller, A. Photoinduced reactivity of titanium dioxide, Progress in Solid State Chemistry, 32, , [3] Büyükpınar, Ç. Yüzeyi Farklı Karboksilik Asitlerle Modifiye Edilerek Yeni TiO 2 Fotokatalizörlerin Hazırlanması Ve Karakterizasyonu, Yüksek Lisans Tezi,

169 Effect of Functional Group Quantity of Carboxylic Acids on Surface Modification of TiO 2, an Experimental Analysis Çağdaş Büyükpınar 1, Dila Metinyurt 1, Nevim San 1 1 Yıldız Technical University, Faculty of Science and Letters, Chemistry Department Ridding the water streams of organic pollutants is a very important subject [1]. Heterogenous photocatalytic degradation is a new, efficient and a promising method for this objective. The most widely used semi - conducting photocatalyst is titanium dioxide (TiO 2) [2]. But a high band gap of 3.2 ev has negative effects on its photocatalytic activity. Modifying its surface with a carboxylic acid is an applicable and eco-friendly way of enhancing the activity. In this study, TiO 2 surface was modified with six different carboxylic acids, for the purpose of increasing the photocatalytic acitivity. Carboxylic acids used in the study were chosen because of their chain lengths and functional groups. These acids were; malonic acid (MalA ), succinic acid (SukA ), malic acid (MA ), aspartic acid (AspA ), tartaric acid (TA) and citric acid (StA ). To determine the photocatalytic activities of the preperad photocatalysts, degradation reactions of the chosen pollutant, 4 -nitrophenol, was carried out under UV light, in a specially designed photoreactor. The structures of surface-modified TiO 2 catalysts were characterized with FTIR, XRD, TG-DTA, BET, Zeta Sizer, FTIR, and SEM methods. While the FTIR spectrums confirm the bonding of acids on TiO 2 surface, XRD diffractograms show the crystal structure of TiO 2 hasn t changed. Also, data on decrease in particle size and increase in surfac e area can be derived from BET, ZetaSizer and SEM analyses. After the degradation reaction under UV light, best degradation percentage of 4-nitrophenol was 92% with AspA-TiO 2. The rate constants of these reactions were also calculated and it was seen with AspA-TiO 2 this value was 17,6 x 10-3 min -1 [3]. In conclusion, TiO 2 surface can easily be modified with carboxylic acids. All of the degradation reactions were found to follow pseudo-first order kinetics. When surface modifications were compared aspartic ac id was proven to be a better modifier by means of photocatalytic efficiency. REFERENCES PP-EN-017 [1] Arques, A., Amat, A. M., Garcia -Ripoll, A. ve Vicente, R. Detoxification and/or increase of the biodegradability of aqueous solutions of dimethoate by means of solar photocatalysis, Journal of Hazardous Materials, 146, , [2] Carp, O., Huisman, C.L. ve Reller, A. Photoinduced reactivity of titanium dioxide, Progress in Solid State Chemistry, 32, , [3] Büyükpınar, Ç. Yüzeyi Farklı Karboksilik Asitlerle Modifiye Edilerek Yeni TiO 2 Fotokatalizörlerin Hazırlanması Ve Karakterizasyonu, Yüksek Lisans Tezi,

170 PP-TR-018 AB, ABC Tipi Yüzey-Aktif Suda Çözünebilir Polimerlerin Sentezi ve Metal Nanopartikül Sentezinde Kullanımları Gökhan Koçak 1, Damla Ülker 2 Şerife Betül Baker 1, Vural Bütün 1 1 Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü 2 Adıyaman Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Suda moleküler olarak çözünebilen, ph, sıcaklık gibi çevresel faktörlere duyarlı diblok ve triblok kopolimerler polimer kimyasında son zamanlarda çok ciddi dikkat çekmektedir. Bu tür polimerler örneğin; kontrollü ilaç salım sistemleri, ilaç taşıyıcı sistemler, nanometal-polimer hibrit sistemler, stabilizörler, dispersantlar vb. özelliklerle uygulamalarda yer almaktadır. Özellikle son yıllarda nanometallerin sentezinde, ebatları kontrollü olarak ayarlamada ve üretilen namometal partiküllerin stabilizasyonunda, blok kopolimerlerin kullanımına yönelik çalışmalar öne çıkmaktadır [1-7]. AB ve ABC tipi diblok ve triblok kopolimer sentezinde birinci aşamada ATRP yöntemi ile öncü poli (etilen glikol ) poli (tersiyerbutil metakrilat) [PEG-BuMA], poli (etilen glikol ) poli (tersiyerbutil metakrilat )- poli (morfolinoetil metakrilat) [PEG-BuMA-PMEMA] sentezlenmiş, ardından tersiyer butil grubu asidik hidroliz ile yapıdan uzaklaştırılarak poli (metilmetakrilik asit) dönüşümü sağlanmış, [PEG-MAA] ve [PEG-PMAA-PMEMA] sentezi gerçekleştirilmiştir. Sentezlenen kopolimer suda çözelti ph a duyarlıdır. Yapısında bulunan asit grupları bazik ph da Ag + ile nanometal kompleks oluşturur. Yine asidik ortamda, azotun protonlanması ile - PtCl 6 = kompleks çekirdekli miseller elde edilmektedir. Bu metal yüklü miselik ortama NaBH 4 ilavesi ile metallerin indirgenmesi sonucu polimerik matriks içinde nanometaller başarı ile elde edilmiştir. Özetle [PEG-MAA] ve [PEG-PMAA-PMEMA] blok kopolimerlerin çözelti ortamında gümüş ve platin nanometallerinin sentezi başarı ile gerçekleştirilmiştir. Yapısal karakterizasyonu 1 H-NMR spektroskopisi ve jel geçirgenlik kromatografisi (GPC) ile, çözelti davranışları ise dinamik ışın saçılımı (DLS) ile aydınlatılmıştır. Metal nanopartiküller TEM ve DLS ile incelenmiştir. KAYNAKLAR 1. Daniel, MC., Astruc, D. Chem. Reviews, 104 (1 ), , Jennings, T., Strouse, G. Bio-Appl. Nanoparticles, 620, 34-47, Lu, Y., Mei, Y., Drechsler, M., Ballauff, M. Ang. Chem. Int. Ed., 45 (5 ), , Schmid, G. Chem. Reviews, 92 (8 ), , Schmid, G., Chi, LF. Adv. Mater., 10 (7 ), , Thomas, V., Namdeo, M., Mohan, YM., Bajpai, SK., Bajpai, M. Macromol.Sci. Part A Pure Appl. Chem., 45, , Wang, ZX., Tan, BE., Hussain, I., Schaeffer, N., Wyatt, MF., Brust, M., Cooper, AI. Langmuir 23, ,

171 Synthesis of AB, ABC Type, Surface-Active Water Soluble Polymers and Their Usage in the Synthesis of Metalic Nanoparticle Gökhan Koçak 1, Damla Ülker 2 Şerife Betül Baker 1, Vural Bütün 1 1 Adıyaman University, Faculty of Arts and Science, Departman of Chemistry 2 Eskişehir Osmangazi University, Faculty of Arts and Science, Departman of Chemistry Water soluble block copolymers having response to external stimuli such as ph, temperature attacted great deal of attention in the last decade. Such polymers have great potential applications in the areas of controled drug delivery, nanometal-polymer hybrid systems, stabilizer and dispersant technology etc Especially, there are groving interest and studies in recent years on their usage as stabilizer in the preperation of nanometal-hybrit systems with controled diameter [1-7]. In this study, precursor poly (ethylene glycol ) b-poly (tertiarybutyl methacrylate) [PEG-b-PBMA] diblock copolymers and poly (ethylene glycol ) poly (tertiarybutyl methacrylate )-poly (morpholinoethyl methacrylate) [PEG-PBMA-PMEMA] triblock copolymers were first synthesized by using atom transfer radical polymerization (ATRP ). In the second step, tertiary buthyl groups of PBMA were converted to -COOH with acidic hydrolysis to obtain [PEG-MAA] and [PEG-PMAA-PMEMA] block copolymers. These block copolymers have response to solition ph in aqueous solution. These block copolymers give great complexation in basic solution ph values over carboxylate anions with silver cati ons. Additionally, they also form similar complexation in acidic solution ph over protonated morpholino groups of PMEMA and metal salt anions such as PtCl 6 =. After reduction of metals in the core of micelles with NaBH 4 addition, nanometal particles were succesfully produced in these polymeric matrix systems. In summary, synthesis of novel [PEG-MAA] and [PEG-PMAA-PMEMA] block copolymers both silver and platiniun nanoparticles in polymeric matrix systems were succesfully carried out. Precursor block copolymers were characterized by using 1 H-NMR spectrocopy and gel permeatinon choromotograpy (GPC ). Solution behaviour and characterization studies of resulting block copolymers, metal-polymer complex systems and nanoparticle dispersions were examined by using dynamic light scattering (DLS) and transmissin electron microscope (TEM ). REFERENCES 1. Daniel, MC., Astruc, D. Chem. Reviews, 104 (1 ), , Jennings, T., Strouse, G. Bio-Appl. Nanoparticles, 620, 34-47, Lu, Y., Mei, Y., Drechsler, M., Ballauff, M. Ang. Chem. Int. Ed., 45 (5 ), , Schmid, G. Chem. Reviews, 92 (8 ), , Schmid, G., Chi, LF. Adv. Mater., 10 (7 ), , PP-EN Thomas, V., Namdeo, M., Mohan, YM., Bajpai, SK., Bajpai, M. Macromol.Sci. Part A Pure Appl. Chem., 45, , Wang, ZX., Tan, BE., Hussain, I., Schaeffer, N., Wyatt, MF., Brust, M., Cooper, AI. Langmuir 23, ,

172 1,0 M HCl Çözeltisindeki Yumuşak Çeliğe Korozyon İnhibitörü Olarak Azür C nin Adsorpsiyonunun Elektrokimyasal Yöntemlerle İncelenmesi Demet Özkır 1, Kadriye Kayakırılmaz 1 1 Niğde Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, 51200, Niğde, TÜRKİYE PP-TR-019 Metallerin korozyona karşı korunmasında organik inhibitörlerin kullanılması en yaygın yöntemlerden birisidir. Asit çözeltileri yumuşak çeliğin temizlenmesinde sıklıkla kullanılmaktadır [1]. İnhibitör olarak kullanılan maddeler yapılarında N, S, O gibi atomları içeren fonksiyonel grupları yapılarında bulundurmaktadır [2]. Etkili inhibitörler π-bağlarına, ortaklaşmamış elektron çiftine sahip atomlar içeren (P, S, N,O) organik moleküllerdir [3]. Bu çalışmada, yumuşak çeliğin 298 K de 1,0 M HCl çözeltisindeki korozyonuna değişik derişimlerde (1,0x10 6 M-5,0x10 4 M) Azür C nin inhibisyon etkisi araştırılmıştır (Şekil 1a ). Bunun için elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS ), lineer polarizasyon direnci (LPR) ve potansiyodinamik polarizasyon yöntemleri kullanılmıştır (Şekil 1b-1d ). Ayrıca yumuşak çeliğin farklı derişimlerde Azür C içeren 1,0 M HCl çözeltilerinde farklı bekleme süreleri sonundaki (1-120 saat) EIS spektrumları çizilerek zamanın inhibisyona etkisi belirlenmiştir. İnhibitörlü ve inhibitörsüz yedi farklı bekleme süresinde elde edilen impedans diyagramlarında eğrilerin yarıçapları inhibitörsüz ortamdakinden daha büyük olmuş ve inhibitör derişimi arttıkça yarıçaplar da artmıştır. Her derişimde bekleme süresi arttıkça kapasitif lupun çapı azalmıştır (Şekil 1b ve 1c ). Katodik eğrilerde, Azür C nin katkısı 1,0 M HCl li ortamda daha düşük akım yoğunluğu göstermiştir. Bu nedenle Azür C HCl li ortamda katodik inhibitör olarak davranmıştır (Şekil 1d ). Azür C molekülleri yumuşak çelik yüzeyine Langmuir adsorpsiyon izotermine göre adsorplanmıştır. Adsorpsiyon denge sabiti (K ads) ve adsorpsiyon standart serbest enerjisi (ΔG ads) değerleri hesaplanmış ve Çizelge 1 de sadece ΔG ads değerleri verilmiştir. ΔG ads değerlerinin -40,0 kj/mol den daha negatif olması, adsorpsiyonun güçlü ve kendiliğinden olduğunu kanıtlamaktadır. Şekil 1. Azür C nin kimyasal yapısı ve elektrokimyasal polarizasyon eğrileri Çizelge 1. Langmuir adsorpsiyon izoterminden hesaplanan ΔG ads değerlerinin zamana göre değişimi Zaman (Saat ) ΔG ads (kj/mol ) 44,2 44,7 46,5 51,2 47,2 46,5 45,1 * Bu çalışma, Niğde Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından FEB2010/14 no lu proje ile desteklenmiştir. KAYNAKLAR [1] Badr G.E., Corrosion Science, 51, , [2] Özkır D., Bayol E., Protection of Metals and Physical Chemistry of Surfaces, 47, , [3] Özkır, D., Kayakırılmaz, K., Bayol, E., Gürten, A.A., Kandemirli, F., Corrosion Science, 56, ,

173 The Investigation of the Adsorption of Azure C as a Corrosion Inhibitor on Mild Steel in 1.0 M HCl Solution with Electrochemical Methods Demet Özkır 1, Kadriye Kayakırılmaz 1 PP-EN Nigde University, Faculty of Arts & Science, Department of Chemistry, 51200, Nigde, TURKEY The use of organic inhibitors against the corrosion of metals is one of the most common methods. Acidic solutions are highly used in cleaning mild steel up [1]. The compounds which are used as inhibitors embody functional groups consisting of atoms such as N, S, O [2]. Effective inhibitors are the organic molecules consisting of atoms with π-bonds and unshared electron/s [3]. This study was carried out to investigate the inhibition effect of Azure C on the corrosion of mild steel in 1.0 M HCl solution with various concentrations (1,0x10 6 M-5,0x10 4 M) at 298 K (Fig. 1a ). In order to fulfill this aim, electrochemical impedance spectroscopy (EIS ), linear polarization resistance (LPR) and potentiodynamic polarization methods were used (Fig. 1b-1d ). Furthermore, the effect of time on inhibition was determined by simulating EIS spectrums of mild steel consisting of Azure C in various concentrations in 1.0 M HCl solutions at the end of different immersion times (1-120 h ). The impedance diagrams of seven different immersion times in inhibited solutions indicated that the diameters of curves increased much more than uninhibited solution. It was seen that the more the immersion time was, the less the diameter of capacitive loop was (Fig. 1b & 1c ). The contribution of Azure C showed a less current density in 1.0 M HCl, as it can be seen at cathodic curves. Consequently, Azure C behaved as a cathodic inhibitor in HCl solution (Fig. 1d ). The adsorption of Azure C molecules on mild steel surface obeyed Langmuir adsorption isotherm. The values of adsorption equilibrium constant (K ads) and adsorption free energy (ΔG ads) were calculated and ΔG ads values were only given in Table 1. As ΔG ads values more negative than kj/mol, it can be said that the adsorption was strong and spontaneous. Figure 1. The chemical structure of Azure C and electrochemical polarization curves Table 1. Calculated ΔG ads values from Langmuir adsorption isotherm in different immersion times Time (h ) ΔG ads (kj/mol ) * This study is supported by Nigde University Scientific Research Projects Unit (FEB2010/14 ). REFERENCES [1] Badr G.E., Corrosion Science, 51, , [2] Özkır D., Bayol E., Protection of Metals and Physical Chemistry of Surfaces, 47, , [3] Özkır, D., Kayakırılmaz, K., Bayol, E., Gürten, A.A., Kandemirli, F., Corrosion Scienc e, 56, ,

174 Asidik Ortamda Yumuşak Çeliğin Elektrokimyasal Davranışına Azür B nin Zamana Bağlı İnhibisyon Etkilerinin İncelenmesi Demet Özkır 1, Kadriye Kayakırılmaz 1, Emel Bayol 1 Niğde Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, 51200, Niğde, TÜRKİYE PP-TR-020 Metal yüzeyindeki korozyon ürünlerini ortamdan uzaklaştırmak için % 5 ile % 15 arasında ve yaklaşık 80 C de güçlü asit çözeltileri (HCl, H 2SO 4) ile temizleme yapılmaktadır [1,2]. Asit çözeltilerinin kullanımında malzemeleri korozyondan korumanın en basit yöntemi ortama inhibitör eklemektir. Korozyonu önlemek için kullanılan inhibitörler genellikle yapılarında oksijen, kükürt, azot gibi heteroatom grupları bulundururlarsa daha etkin inhibitör özelliği gösterirler [3]. Bu çalışmada, yumuşak çeliğin 298 K de 1,0 M HCl ortamındaki korozyonuna 1,0x10 6 M-5,0x10 4 M derişim aralığında Azür B molekülünün inhibitör etkisi (Şekil 1 ); elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS ), potansiyodinamik polarizasyon ve lineer polarizasyon direnci (LPR) yöntemleriyle araştırılmıştır. Ayrıca Azür B nin zamanla inhibisyon etkinliğindeki değişim, çalışılan bütün derişimlerde 1, 4, 24, 48, 72, 96 ve 120. saatlerde EIS yöntemiyle belirlenmiştir. İnhibitörlü ve inhibitörsüz yedi farklı bekleme süresinde elde edilen Nyquist eğrileri Şekil 2 de verilmiştir. Bekleme süresi arttıkça yarım dairelerin çapı azalmıştır. İnhibisyon etkinliğinin değişik bekleme sürelerinde ve derişimlerdeki değişimi Şekil 3 te görülmektedir. İnhibitörlü ortamlarda belirlenen korozyon potansiyeli değerleri Azür B derişimi arttıkça, inhibitörsüz ortamdakinden daha negatif değerler almıştır. Asidik ortamda Azür B nin derişiminin artması hem anodik hem de katodik akım yoğunluğunu azaltmış ve korozyon potansiyelini fazla değiştirmemiştir. Bu nedenle Azür B bu ortamda karma-tip inhibitör olarak davranmıştır (Şekil 4 ). Azür B moleküllerinin metal yüzeyine adsorpsiyonu Langmuir adsorpsiyon izotermine uymuştur. Ayrıca, Azür B nin metal yüzeyine etkisi taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile incelenerek, elektrot yüzeyinin Azür B ile kapatıldığı, çukurcukların azaldığı Şekil 2 de açıkça görülmektedir. Şekil 1. Azür B nin kimyasal yapısı Şekil 3. İnhibisyon etkinliğinin derişim ve zamana göre değişimi Şekil 2. Azür B nin Nyquist eğrileri Şekil 4. Azür B nin 298 K deki potansiyodinamik polarizasyon eğrileri Bu çalışma, Niğde Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından FEB2010/14 no lu proje ile desteklenmiştir. KAYNAKLAR [1] Noor E.A., Al-Moubaraki A.H., Materials Chemistry and Physics, 110, , [2] Badr G.E., Corrosion Science, 51, , [3] Özkır, D., Kayakırılmaz, K., Bayol, E., Gürten, A.A., Kandemirli, F., Corrosion Science, 56, ,

175 The Investigation of the Inhibition Effects of Azure B on Electrochemical Behaviour of Mild Steel in Different Immersion Times in Acidic Medium Demet Özkır 1, Kadriye Kayakırılmaz 1, Emel Bayol PP-EN Nigde University, Faculty of Arts & Science, Department of Chemistry, 51200, Nigde, TURKEY In order to remove corrosion products, cleaning is done by strong acidic solutions at about 80 C and, between 5 % and 15 % [1,2]. While using acidic solutions, the simplest method for protecting materials from corrosion is to add an inhibitor to the medium. Organic inhibitors that have usually heteroatoms such as nitrogen, sulphur and oxygen are in effective inhibitor classifications [3]. In this study, inhibitor effect of Azure B molecule (Fig. 1) on the corrosion of mild steel in 1.0 M HCl solution has been investigated by using electrochemical impedance spectroscopy (EIS ), potentiodynamic polarization and linear polarization resistance (LPR) techniques in various concentrations (1.0x10 6 M-5.0x10 4 M) of Azure B at 298 K. The long term stability (1-120 h) of Azure B was also determined by using EIS technique in all studied concentrations. The Nyquist diagrams of obtained seven different immersion times in inhibited and uninhibited solutions were given in Fig. 2. It was seen that the more the immersion time was, the less the diameter of semicircles was. The correlation between concentration, inhibition efficiencies and duration of Azure B was seen in Fig. 3. As the values of the Azure B concentration increased, the corrosion potential values were more negative in inhibited solution than in uninhibited ones. According to polarization curves, the increment of inhibitor concentration has decreased both of the anodic and cathodic current density values while corrosion potential values have not considerably changed in acidic medium. Therefore, the Azure B acted as a mixedtype inhibitor in this medium (Fig. 4 ). The adsorption of Azure B molecules on metal surface obeyed the Langmuir adsorption isotherm. The effect of Azure B on mild steel surface was also analy zed by using scanning electron microscope (SEM ). From this micrograph, it has clearly been seen that the metal surface was fully covered and decreased pits by the Azure B molecules in Fig. 2. Fig. 1. Chemical structure of Azure B Fig. 3. The inhibition efficiency in various concentrations of Azure B after different immersion time Fig. 2. Nyquist curves of Azure B Fig. 4. Potentiodynamic polarization curves of Azure B at 298 K * This study is supported by Nigde University Scientific Research Projects Unit (FEB2010/14 ). REFERENCES [1] Noor E.A., Al-Moubaraki A.H., Materials Chemistry and Physics, 110, , [2] Badr G.E., Corrosion Science, 51, , [3] Özkır, D., Kayakırılmaz, K., Bayol, E., Gürten, A.A., Kandemirli, F., Corrosion Science, 56, ,

176 Hidrofobik Kürecikler Üzerine Lignin Peroksidazın İmmobilizasyonu ve Enzim Aktivite Tayini Deniz Burçak Borucu, Ender Köse, Turgay Tay Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü - Biokatalizörlere dayalı immobilize enzimler, organik sentezlerde kullanılmak üzere birçok avantaja sahip izole enzimlerdir[1]. İmmobilize edilmiş enzimler uygulamalarda reaksiyon ortamından uzaklaştırılması, enzim kararlılığı, yeniden kullanılabilme gibi birçok avantaja sahiptir[2]. Lignin peroksidaz enzimi (LİP) kağıt hamuru ve kağıt endüstrisindeki potansiyel uygulamalarından dolayı yaygın olarak incelenmektedir[3]. Bu çalışmada, lignin peroksidaz enziminin immobilizasyonu için hidrofobik karakterli polimerik kürecikler sentezlenmiştir. Polimer sentezi, metakriloil klorür monomeriyle çapraz bağlayıcı olaraketilenglikol dimetakrilat kullanılarak emülsiyon polimerizasyon tekniğiyle gerçekleştirilmiştir. Bu kürecikleruygun şartlarda 5- (4-aminofenil )-10,15,20-trifenilporfirin ile modifiye edilmiştir. Lignin peroksidazın polimerik küreler üzerine immobilizasyonu kesikli sistemde incelenmiştir. Ayrıca, serbest ve immobilize lignin peroksidazın aktivite ölçümleri model bileşik olarak veratril alkol kullanılarak yapılmıştır. KAYNAKLAR PP-TR-021 [1] W. Tischer, F. Wedekind, Immobilized Enzymes: Methods and Applications, Topics in Current Chemistry,Vol. 200, 1999 [2]H.Qui, Y. Li, G. Ji, G. Zhou, X. Huang, Y. Qu, P. Gao, Immobilization of Lignin peroxidase onnanoporous gold: Enzymatic properties and in situ release of H2O2 by c o-immobilized glucose oxidase, Bioresource Technology, 100: , 2009 [3]H. Podgornik, A. Podgornik, Characteristics of LiP immobilized to CIM monolithicsupports,

177 PP-EN-021 Lignin Peroxidase Immobilization onto Hydrophobic Beads and Investigation Enzyme Activity Deniz Burçak Borucu, Ender Köse, Turgay Tay Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü - - Immobilized enzymes are used in organic syntheses to make use advantages of biocatalysts based on insulated enzymes[1]. Immobilization of an enzymes are various advantageous for application owing to conformity in handling, enables the separation of the enzymes from a reaction mixture, enzyme stability and reusability[2]. Lignin peroxidase enzyme (LiP) which widely examined because of the potential applications in pulp and paper industry[3]. In this study, hydrophobic character of polymeric beads was synthesized for lignin peroxidase immobilization. The polymerization of methacryloyl chloride monomer was performed with ethylene glycol dimethacrylate as crosslinking by emulsion polymerization technique under suitable reaction conditions. The beads was modified with 5- (4-amino phenyl )-10,15,20-triphenyl porphyrin in appropriate conditions. Immobilization of lignin peroxidase was investigated in batch system under various medium conditions. Additionally, activity measurements of free and immobilized lignin peroxidase were performed using veratryl alcohol as a model compound. REFERENCES [1] W. Tischer, F. Wedekind, Immobilized Enzymes: Methods and Applications, Topics in Current Chemistry,Vol. 200, [2] H.Qui, Y. Li, G. Ji, G. Zhou, X. Huang, Y. Qu, P. Gao, Immobilization of Lignin peroxidase on nanoporous gold: Enzymatic properties and in situ release of H2O2 by co-immobilized glucose oxidase, Bioresource Technology, 100: , [3]H. Podgornik, A. Podgornik, Characteristics of LiP immobilized to CIM monolithic supports,

178 Monoftalosiyanin Komplekslerinin Elektrokromik Özelliklerinin İncelenmesi Duygu Arıcan 1, Ali Erdoğmuş 2, Atıf Koca 1 PP-TR Marmara Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, Göztepe Kampüsü Kadıköy / İstanbul 2 Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, Davutpaşa Kampüsü, Davutpaşa Cad., Esenler, İstanbul Ftalosiyanin komplekslerinin son yıllarda hem AR&GE çalışmalarında ve hem de endüstriyel uygulamalarda yoğun ilgi çekmeleri sahip oldukları etkileyici renkleri, ftalosiyanin halkasına ait 18 π elektron sistemi, periferal veya periferal olmayan sübstitüentleri ve merkez metal katyonlarından kaynaklanan olağanüstü redoks özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Redoks özelliklerinin yanında söz konusu komplekslerin ilginç optik, yapısal ve koordinasyon özelliklerinden dolayı yoğun bir şekilde ışık saçan diyotlar (LED ), güneş pilleri, elektrokatalizörler, elektrokromik aygıtlar ve foto hassaslaştırıcılar gibi birçok alanda kullanım imkanı bulmaktadırlar [1]. Ftalosiyaninlerin elektrokimyasal teknolojilerde kullanılmalarının temel sebepleri; zengin redoks özellikleri; ftalosiyanin merkezinin farklı metal katyonlarıyla modifiye edilebilmesi; ftalosiyanin halkasının farklı sübstitüentlerle modifiye edilebilmesi; farklı kaplama teknikleri ile farklı yüzeylere kolayca kaplanabilmeleri ve polielektrokromik, elektrokatalitik ve elektrosensör özellikleri olarak özetlenebilir [1, 2]. Bu çalışmada elektroaktif sübstitüentlerle modifiye edilmiş yeni ftalosiyanin komplekslerinin elektrokimyasal, eş-zamanlı spektroelektrokimyasal ve eş-zamanlı elektrokolorimetrik analizleri gerçekleştirilmiş ve elde edilen sonuçlar ışığında elektrokimyasal teknolojilerde uygulanabilirlikleri tespit edilmiştir. Farklı redoks aktif metaller ve farklı sübstitüentlerle modifiye edilmiş komplekslerin metal ve ring merkezli tersinir, difüzyon kontrollü, ve çok elektronlu indirgenme ve yükseltgenme reaksiyonu verdikleri tespit edilmiştir. Ayrıca elektron transferi sırasında UV-vis spektrumlarındaki ve renklilik (chromaticity) diyagramlarındaki keskin değişimler sözkonusu komplekslerin elektrokromik materyal olarak kullanılabilirliklerini göstermektedir. Bu nedenlerle sözkonusu komplekslerin elektrokromik özellikleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Teşekkür: Proje desteğinden dolayı TÜBİTAK a teşekkürlerimizi sunuyoruz (Proje No: 111T179 ). KAYNAKLAR [1] Barrera C., Zhukov I., Villagra E., Bedioui F., Paez M.A., Costamagna J, Zagal J.H., Journal of Electroanalytical Chemistry 589, , [2] Yarasir MN., Kandaz M., Senkal F., Koca A., Salih B., Polyhedron 26, 5235,

179 Investigation of Electrochromic Properties of Monophthalociyanine Complexes Duygu Arıcan 1, Ali Erdoğmuş 2, Atıf Koca 1 PP-EN Marmara University, Engineering Faculty, Department of Chemical Engineering, Goztepe Campus, Kadikoy / Istanbul 2 Yildiz Technical University, Faculty of Science, Department of Chemistry, Davutpasa Campus, Davutpasa St., Esenler, Istanbul In recent years, phthalociyanine complexes draw considerable interest both in the R & D works and industrial applications. This is based on their impressive colors, 18 π electron system of the phthalocyanine ring, peripheral or non-peripheral substituents and the central metal cations that is based on the extraordinary redox properties. These complexes have interesting optical, structural and coordination properties addition to the redox properties and they have the possibility of use in many areas, such as light emitting diodes (LEDs ), solar cells, electrocatalyzers, electrochromic devices and photo-sensitiser [1]. The fundamental considerations for handling of phthalocyanines as electrochromic material are especially; their rich redox behavior; the ability to use almost any metallic and some nonmetallic elements in the cent ral cavity; their easy modification by substituting the ring; easily coating on a surface by various coating techniques; polyelectrochromic, electrocatalytic and electrosensor behaviors [1, 2]. In this study, electrochemical, in-situ spectroelectrochemical and in-situ electrocolorimetric analysis of new phthalocyanine complexes that modified with electroactive substituents have carried out and in the light of acquired symptoms, their applicability in electrochemical technologies identified. Determined tha t complexes that modified with different redox-active metals and different substituents give metal-based and ring-based reversible, diffusion-controlled, and multi-electron reduction and oxidation reaction. In addition, during the transfer of electrons, sharp changes in the UV-vis spectra and chromaticity diagrams show in the usability of these complexes as electrochromic material. For these reasons, the electrochromic properties of the complexes are discussed in detail. Acknowledgement: We thank to TUBITAK for support to the project (Project No: 111T179 ). REFERENCES [1] Barrera C., Zhukov I., Villagra E., Bedioui F., Paez M.A., Costamagna J, Zagal J.H., Journal of Electroanalytical Chemistry 589, , [2] Yarasir MN., Kandaz M., Senkal F., Koca A., Salih B., Polyhedron 26, 5235,

180 Sıvı Kristal Yan Zincirli Poli (Hidrojen Siloksan) Polimerlerinin Sentezi ve Karakterizasyonu E. Hilal Mert 1, Hale Ocak 2, Burcu Kekevi 2,3, Dilek Güzeller 2, Elif Berber 1, Belkiz Bilgin-Eran 2, Hüseyin Yıldırım 1,2 1 Yalova Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Polimer Mühendisliği Bölümü, Yalova 2 Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, İstanbul PP-TR Yalova Üniversitesi, Yalova Meslek Yüksekokulu, Malzeme ve Malzeme İşleme Teknolojileri Bölümü, Yalova Sıvı kristal polimerler, sıvı kristaller ile polimerlerin özelliklerinin birleşimini sergileyen hibrid malzemelerdir. Bu malzemeler aynı anda hem sıvı kristallerin faz özelliklerini gösterirken hem de polimerlerin makro yapısının sağladığı avantajlara sahiptirler. Sahip oldukları özellikler sayesinde ileri teknoloji ürünlerinde, özellikle optik uygulamalarda kullanılan başlıca malzemeler arasında yer alırlar. Sıvı kristal polimerler mesojen olarak adlandırılan diskotik veya kalamitik yapıdaki sıvı kristal birimlerinin polimer ana zincirine doğrudan bağlanması ile (ana zincir sıvı kristal polimerler, MC-LCP) veya mesojen birimlerinin ara gruplar üzerinden polimere yan zincirler olarak bağlanması ile (yan zincir sıvı kristal polimerler, SC-LCP) elde edilirler [1,2]. Bu çalışmada, elektro-optik devrelerde kullanılmak amacıyla poli (hidrojen siloksan) yan zincir sıvı kristaller polimerlerinin sentezi ve karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla sentezlenen vinil uç gruplu, kiral çubuksu sıvı kristal mesojen birimleri Pt katalizörü varlığında hidroksil uç gruplu poli (hidrojen siloksan) prepolimeri ile 80 o C de, 24 s süre ile reaksiyona sokularak hidrosilasyon reaksiyonu ile yan zincir sıvı kristal polimerlerin sentezi gerçekleştirilmiştir. Sentezlenen polimerlerin yapı tayini Nükleer Magnetik Re zonans Spektroskopisi (NMR) ve Fourier Transform Infrared Spektroskopisi (FT-IR) gerçekleştirilmiştir. Ardından MALDI-TOF MS spektrofotpmetresi ile sentezlenen polimerlerin molekül ağırlığı saptanmıştır. Polimerlerin termal özellikleri Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC) ve Termal Gravimetrik Analiz (TGA) ile saptanmıştır. Elde edilen polimerin faz geçişleri ve optik özellikleri ise Polarize Optik Mikroskop (POM) ile belirlenmiştir. KAYNAKLAR [1] Han X., Zhang S., Shanks R. A., Pavel D., Reactive & Functional Polymers, 68, , [2] Wang R., Wang Z.-G., Macromolecules, 43, , Teşekkür Bu çalışma TÜBİTAK tarafından desteklenmektedir (Proje No: 111T102 ) 143

181 Synthesize and Characterisation of Poly (Hydrogen Siloxane) Based Side Chain Liquid Crystal Polymers E. Hilal Mert 1, Hale Ocak 2, Burcu Kekevi 2,3, Dilek Güzeller 2, Elif Berber 1, Belkız Bilgin-Eran 2, Hüseyin Yıldırım 1,2 1 Yalova University, Faculty of Engineering, Polymer Engineering Department, Yalova 2 Yildiz Technical University, Faculty of Science and Literature, Chemistry Department, Istanbul PP Yalova University, Yalova Community College, Department of Material and Material Processing Technologies, Yalova Liquid crystal polymers are hybrid polymers that combine the properties of liquid crystals and polymers. These specific materials exhibits the advantages of the macro structure of polymers and the phase properties of the liquid crystals at the same time. Due to their properties, liquid crystal polymers are m ainly used in high technology products, such as optical applications. Liquid crystal polymers are usually prepared by binding the discotic or calamitic liquid crystal units, so-called mesogens, directly to the polymer main chain (main chain liquid crystal polymers, MC-LCP) or through the flexible spacers as polymer side chains (side chain liquid crystal polymers, SC-LCP) [1,2]. In this study, synthesize and characterization of poly (hydrogen siloxane) based side chain liquid polymers have been carried out for electro-optical applications. With this intent, chiral rod-like mesogens with vinyl end groups were reacted with poly (hydrogen siloxane) pre-polymer at 80 o C for 24 h in the presence of a Pt catalyst. In the end, synthesize of the liquid crystal polymers were achieved through a hydrosylation reaction. Structural characterization of the resulting polymers were carried o ut by Nuclear Magnetic Resonance Spectroscopy (NMR) and Fourier Transform Infrared Spectroscopy (FT-IR ). Then, molecular weight of the polymers were determined by MALDI-TOF MS spectroscopy. Differential Scanning Calorimeter (DSC) and Thermal Gravimetric Analyzer were used to investigate the thermal properties, while the phase transitions and optical features were determined by a Polarize Optic Microscope (POM ). REFERENCES [1] Han X., Zhang S., Shanks R. A., Pavel D., Reactive & Functional Polymers, 68, , [2] Wang R., Wang Z.-G., Macromolecules, 43, , Acknowledgment This study is supported by TÜBİTAK (Project No: 111T102 ). 144

182 Emülsiyon Kalıplama Yöntemi İle Magnetik PoliHIPE Polimerlerinin Sentezi ve Karakterizasyonu E. Hilal Mert 1, Hüseyin Yıldırım 1,2, Ahmet Talha Üzümcü 1,3, Hüseyin Kavas 4 1 Yalova Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Polimer Mühendisliği Bölümü, Yalova 2 Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, İstanbul 3 İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Fizik Bölümü, Maslak, İstanbul 4 Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Fen Fakültesi, Fizik Bölümü, Çayırova, Gebze PP-TR-024 Makro gözenekli ve açık hücresel yapılı polimerler, yüksek gözenekli ve geniş yüzey alanlı yapıları ve birbirine bağlı iç içe geçmiş gözeneklerin sağladığı avantajlar nedeniyle pek çok farklı alanda kullanım olanağına sahiptirler. Emülsiyon kalıplama yöntemi yüksek iç fazlı emülsiyonlar (High Internal Phase Emulsion, HIPE) kullanılarak yüksek gözenekli, açık hücresel yapılı monolit polimerlerin hazırlanmasında kullanılan en basit ve etkili yöntemdir. HIPE ler büyük hacimlerde iç faz veya dispers (dağılan) faz içeren konsantre sistemler olarak adlandırılır. Bir HIPE de iç faz hacmi toplam emülsiyon hacminin en az %74 ünü oluşturur ve bu değer %99 a kadar çıkabilir ve bu hacim içerisinde maksimum sayıdaki benzer şekilli küre en etkin şekilde yer alır [1,2]. Fazlardan birisinin (veya her ikisinin) monomerik türler içermesi durumunda HIPE ler çapraz bağlanabilir ve bu durumda polihipe olarak adlandırılan polimerler elde edilir [1,3]. Bu çalışmada, emülsiyon kalıplama yöntemi kullanılarak açık hücresel yapılı ve yüksek gözenekli magnetik stiren-ko-divinilbenzen polihipe polimerlerinin sentezi gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, %90 (v) oranındaki su fazı stiren, divinilbenzen, emülgatör (Span 80 ), başlatıcı (AIBN) ve magnetik nanopartikül içeren sürekli faz içerisinde dağıtılarak kararlı emülsiyonlar hazırlanmış ve bu emülsiyonlar 24 s süre ile 70 o C de çapraz bağlanmıştır. Magnetik nanopartikül olarak, basit çöktürme yöntemi ile sentezlenen [4] yüzeyi humik asit (HA) ile modifiye edilmiş Fe 3O 4 (Fe 3O nanopartikülleri kullanılmıştır. Sentezlenen magnetik partiküllerin özellikleri Fourier Transform Infrared Spektroskopisi (FTIR) ve X-Işınları Kırınımı Analizi (XRD) yöntemleri kullanılarak karakterize edilmiştir. HIPE lerin magnetik partikül oranının emülsiyon kararlılığı ile bu emülsiyonların çapraz bağlanması ile elde edilen polihipe polimerlerinin yüzey ve magnetik özelliklerine etkisinin saptanması amacıyla Fe 3O oranı %1 (w) ile %5 (w) aralığında değiştirilmiş ve elde edilen polimerlerin özellikleri Fe 3O konsantrasyonuna bağlı olarak, Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM ), Yüzey Alanı ve Gözenek Ölçüm Cihazı ve Titreşimli Örnek Magnetometresi (VSM) ile incelenmiştir. Ardından elde edilen magnetik polihipe polimerlerinin Hg (II) iyonlarını adsorpsiyon kapasitesi Atomik Absorpsiyon Spektrofotomeresi (AAS) kullanılarak saptanmıştır. KAYNAKLAR [1] Barby, D., Haq, Z. US Patent, , [2] Lissant, K.J., Peace, B.W., Wu, S.H., Mahyan, K.G.. Coll Intref Sci, 47, 416, [3] Cameron, N. Polymer, 46, 1439, [4] Liu, J.F., Zhao, Z.S., Jiang, G.B. Environ Sci Technol, 42, 6949,

183 Synthesize and Characterisation of Magnetic PolyHIPEs via Emulsion Templating E. Hilal Mert 1, Hüseyin Yıldırım 1,2, Ahmet Talha Üzümcü 1,3, Hüseyin Kavas 4 1 Yalova University, Faculty of Engineering, Polymer Engineering Department, Yalova 2 Yildiz Technical University, Faculty of Science and Literature, Chemistry Department, Istanbul 3 Istanbul Technical University, Faculty of Science and Literature, Physics Department, Maslak, Istanbul 4 Gebze,Institute of Technology, Faculty of Science, Physics Department, Çayırova, Gebze Macroporous and open-cellular polymers are attracting specific interest for wide range of applications due to their advantages yielded from their highly porous and interconnected structure and high surface areas. Emulsion templating is a simple and effetive route for the preparation of macroporous and open-cellular polymer monoliths through high internal phase emulsions (HIPEs ). HIPEs are usually defined as concentrated emulsion systems consisting of a high ratio of internal or dispersed phase. The volume fraction (Ø) of a HIPE is usually greater than 0.74 and can reach levels of If either one or both phases of HIPEs contains monomeric kinds, they can be cross -linked to produce polymers, so-called polyhipes. In this study, synthesize of open-cellular macroporous magnetic styrene-co-divinylbenzene polyhipes were carried out through emulsion templating. With this aim, stable emulsions were obtained by dispersing 90 vol% of aqueous phase in styrene, divinylbenzene, emulsifier (Span 80 ), initiator (AIBN ), and magnetic particle containing continuous phase. Then the resulting emulsion were cross-linked at 70 o C for 24 h. For this purpose, pre-synthesized humic acid modified magnetic Fe 3O 4 (Fe 3O nanoparticles were used. Magnetic particles were characterised by Fourier Transform Infrared Spectroscopy (FT-IR) and X-Ray Diffraction (XRD ). The effect of Fe 3O concentration onto the stability of the HIPEs and the morphological and magnetic properties of the resulting polyhipes were investigated by varying the ratio of Fe 3O particles between %1 (w) and %5 (w ). The morphological and magnetic features of the resulting polymers were investigated depending on the Fe 3O concentration. For this purpose, Scanning Electron Microscope (SEM ), Surface Area and Pore Size Analyzer, and Vibrational Sample Magnetometer (VSM) were used. Accordingly, the adsorption capacity of the resulting magnetic polyhipes for Hg (II) were in vestigated by Atomic Absorption Spectrometer (AAS ). REFERENCES [1] Barby, D., Haq, Z. US Patent, , [2] Lissant, K.J., Peace, B.W., Wu, S.H., Mahyan, K.G.. Coll Intref Sci, 47, 416, [3] Cameron, N. Polymer, 46, 1439, [4] Liu, J.F., Zhao, Z.S., Jiang, G.B. Environ Sci Technol, 42, 6949, PP-EN

184 SNS ve Benzotriazol Birimleri İçeren Yeni Bir İletken Polimer Sentezi ve Elektrokromik Uygulamaları Eda Rende 1, Yasemin Udum 2, Levent Toppare 1,,3,4 1 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü 2 Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü İleri Teknolojiler Anabilim Dalı 3 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Polimer Bilimi ve Teknolojisi Bölümü 4 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Güneş Enerjisi Araştırma Merkezi (GÜNAM ) PP-TR-025 Konjüge polimerler; elektrokromik cihazlar, akıllı camlar, alan etkili transistörler, organikışık saçan diyotlar ve organik güneş pilleri gibi bir çok uygulamada aktif katman olarak yer almaktadırlar. [1] Bu uygulamalarda, iletken polimerler kolay işlenebilirliklerinden dolayı esnek yüzey kullanılmaktadırlar. [2] Bu çalışmada, donör-akseptör-donör tipi yeni bir monomer 2- (6- (2,5-di (tiyofen-2-il )-1H-pirol-1-yl )hegzil )- 4,7-di (tiyofen-2-il )-2H-benzo[d][1,2,3]triazol sentezlenmiş ve elektrokromik özellikleri incelenmiştir. DAD tipi monomer elektrokromik cihaz yapmak için indiyum kalay oksit kaplı cam üzerinde elektrokimyasal olarak polimerleştirilmiştir. Yükseltgenme ve indirgenme potensiyellerinin belirlenmesi amacıyla SNS -TBT nin elektrokimyasal polimerleşmesi asetonitril/diklorometan (ACN/DCM) çözeltisinde gerçekleştirilmiştir. Söz konusu polimerin spektroelektrokimyasal davranışı ve bant aralığı UV-Vis spektroskopisi ile incelenmiştir. S N S N N N S S SNS-TBT nin kimyasal yapısı KAYNAKLAR [1] Argun, A. A. et al., Chemistry of Materials, 16, (2004) [2] Balan A., Gunbas G., Durmus A., Toppare L., Chem. Mater., (2008 ), 20,

185 Synthesis and Application of a Novel Conducting Polymer Containing both Benzotriazole and SNS Units for Electrochromic Applications Eda Rende 1, Yasemin Udum 2, Levent Toppare 1,,3,4 1 Department of Chemistry, Middle East Technical University 2 Gazi University Institute of Science and Technology Department of Advance Technologies PP-EN Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Polymer Science and Technology, Middle East Technical University 4 The Center for Solar Energy Research and Application (GÜNAM ), Middle East Technical University Conjugated polymers can be used as active layers in many applications such as electrochromic devices, smart windows,field effect transistors, OLEDs and organic solar cells. [1] Due to their ease of processibility they can also be used as flexible substrates for these applications.[2] In this study, a new donor-acceptor donor type monomer 2- (6- (2,5-di (thiophen-2-yl )-1H-pyrrol-1-yl )hexyl )-4,7-di (thiophen-2-yl )-2H-benzo[d][1,2,3]triazolewas synthesized and investigated in terms of its electrochromic properties. DAD type monomer polymerized electrochemically on Indium Tin Oxide (ITO) coated glass slides in order to construct electrochromic device. Electrochemical polymerization of SNS-TBT was performed in acetonitrile/dichloromethane (ACN/DCM) solution to determine the oxidation and reduction potentialsof the polymer.spectroelectrochemical behavior and band gap of SNS -TBT was investigated by UV Vis spectroscopy. S N S N N N S S Structure of SNS-TBT REFERENCE [1] Argun, A. A. et al., Chemistry of Materials, 16, (2004) [2] Balan A., Gunbas G., Durmus A., Toppare L., Chem. Mater., (2008 ), 20,

186 2,3-Dihidro-1H-İnden-5-İloksi Beta Sübstitüe Ftalosiyanin Bileşiklerinin Elektrokimyasal Özellikleri Efe Baturhan Orman, Ali Rıza Özkaya Marmara Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü, İstanbul, 34722, Türkiye Ftalosiyaninler (Pc) konjuge 18-π elektronuna sahip olan bileşiklerdir. Genellikle yeşil ve mavi renkleri nedeniyle elektrooptik özellikler göstermekte, bu nedenle de fotokopi makinalarında, lazer yazıcılarda ve benzeri uygulamalarda boyar madde olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadırlar. Yüksek termal ve kimyasal kararlılığa sahip olan bu bileşikler; fotodinamik terapi, non-lineer optik ve sınırlayıcı cihazlar, fotovoltaik piller ve gaz sensörleri, elektrokromik göstergeler ve malzemeler, bilgi depolama ve fotokatalitik materyaller gibi çeşitli ileri teknolojik alanlarda da kullanım alanı bulmaktadır [1-3]. Ftalosiyanin kompleksleri, oksijen indirgenmesinde gösterdikleri yüksek elektrokatalitik aktivite ve konunun yakıt pili uygulamalarındaki önemi nedeniyle bu alanda da dikkat çekmekte ve gittikçe artan bir ilgi görmektedir [4-6]. Bu çalışmada 2,3-dihidro-1H-inden-5-iloksi beta sübstitüe metalsiz, Co (II ), Cu (II ), Fe (II ), Mn (II) ve Sn (II) ftalosiyanin bileşiklerinin redoks tepkimelerine ait voltametrik veriler dönüşümlü voltametri ve diferansiyel puls voltametri yöntemleriyle belirlenmiş ve söz konusu tepkimelerin metal merkezinde mi yoksa ftalosiyanin halkasında mı gerçekleştikleri eş zamanlı UV/Vis spektroelektrokimyasal ölçümlerle araştırılmışt ır [7]. Ayrıca, Komplekslerin oksijenin indirgenmesindeki katalitik performansları, dönen disk ve dönen halka -disk elektrotlarıyla kombine bir çift potansiyostat sistemiyle gerçekleştirilen dinamik voltametri ölçümleriyle yakıt pili çalışma şartlarına benzer bir ortamda test edilmiştir. Genel olarak, söz konusu ftalosiyanin bileşiklerinin 1-elektronlu reversibil veya yarı-reversibil ligand ve/veya metal kaynaklı indirgenme ve yükseltgenme tepkimeleri verdikleri tespit edilmiştir. Co (II) ve Fe (II) gibi redoks-aktif metal içeren ftalosiyanin bileşiklerinin oksijen indirgenmesindeki katalitik performanslarının, redoks-inaktif metal içerenlere göre dikkate değer ölçüde daha iyi olduğu tespit edilmiştir. KAYNAKLAR PP-TR-026 [1] Yu, J.: Zang, Y.: Huang, J.: Jiang, Y.:, Solar Energy Materials and Solar Cells, 94, , (2010 ). [2] Salan, Ü.: Altındal, A.: Özkaya, A.R.; Salih, B.: Bekaroğlu, Ö.: Dalton Trans., 41, 5177, (2012 ). [3] Odabaş, Z.; Koç, İ.; Altındal, A.; Özkaya, A.R.; Salih, B.; Bekaroğlu, O.: Synth. Met., 160, , (2010 ). [4] Ceyhan, T.; Altındal, A.; Özkaya, A.R.; Salih, B.; Bekaroğlu, Ö., Dalton Transactions, , (2009 ). [5] Koç, İ.: Özer, M.: Özkaya, A.R., Bekaroğlu, Ö.: Dalton Trans., (2009 ). [6] Özer, M.: Altındal, A.; Özkaya, A.R., Bekaroğlu, Ö.: Dalton Trans., , (2009 ). [7] Odabaş, Z.; Altındal, A.;: Bulut, M.., Synthetic Metals, 161, , (2011 ). 149

187 Electrochemical Properties of 2,3-Dihydro-1H-Inden-5-Yloxy Beta-substituted Phthalocyanine Compounds Efe Baturhan Orman, Ali Rıza Özkaya Marmara University, Faculty of Science and Letters, Chemistry Department, Kadıköy, Istanbul, Turkey Phthalocyanines (Pc) are the compounds having an conjugated 18-π electron system. These compounds generally display electrooptical proporties due to their green and blue colours, and thus, have been widely used in photocopying machines, laser printers and similar applications, as a dyestuff. These compounds with their high thermal and chemical stability have attracted considerable interest in various advanced technological areas such as photodynamic therapy, nonlinear optical and limiting devices, photovoltaic cells and gas sensors, electrochromic displays and materials, information storage and photocatalytic materials [1-3]. Pc complexes has also been receiving increasing interest in the area of fuel cells due to their high electrocatalytic activity in dioxygen reduction and its importance in the fuel ce ll applications [4-6]. In this work, the voltammetric data on the redox reactions of 2,3-dihydro-1H-inden-5-yloxy beta-substituted metal-free, Co (II ), Cu (II ), Fe (II ), Mn (II) and Sn (II) Pcs were determined by cyclic voltammetry and differential pulse voltammetry and whether these reactions occurred at the metal center or on the Pc ring were examined by in situ spectroelectrochemical measurements [7]. In addition, the catalytic performances of Pc complexes for oxygen reduction were tested by dynamic voltammetry measurements, carried out by a bipotansiostat system combined with rotating disk and ring-disk electrodes, in a medium similar to fuel-cell working conditions. In general, Pc compunds were determined to display one-electron metal- and/or ligand-based reversible or quasi-reversible reduction and oxidation processes. It was determined that the catalytic performances of the Pc complexes involving redox-active metal centers such as Co (II) ve Fe (II ), towards oxygen reduction were remarkably better than those of the ones involving redox-inactive metal centers. KAYNAKLAR PP-EN-026 [1] Yu, J.: Zang, Y.: Huang, J.: Jiang, Y.:, Solar Energy Materials and Solar Cells, 94, , (2010 ). [2] Salan, Ü.: Altındal, A.: Özkaya, A.R.; Salih, B.: Bekaroğlu, Ö.: Dalton Trans., 41, 5177, (2012 ). [3] Odabaş, Z.; Koç, İ.; Altındal, A.; Özkaya, A.R.; Salih, B.; Bekaroğlu, O.: Synth. Met., 160, , (2010 ). [4] Ceyhan, T.; Altındal, A.; Özkaya, A.R.; Salih, B.; Bekaroğlu, Ö., Dalton Transactions, , (2009 ). [5] Koç, İ.: Özer, M.: Özkaya, A.R., Bekaroğlu, Ö.: Dalton Trans., (2009 ). [6] Özer, M.: Altındal, A.; Özkaya, A.R., Bekaroğlu, Ö.: Dalton Trans., , (2009 ). [7] Odabaş, Z.; Altındal, A.;: Bulut, M.., Synthetic Metals, 161, , (2011 ). 150

188 PP-TR-027 Tiyol-Ene Kenetlenme Reaksiyonu ile Tarak Tipi Amfifilik Elastomer Sentezi Elif Keleş 1, Baki Hazer 1 1 Bülent Ecevit Üniversitesi, Kimya Bölümü, Zonguldak Tiyol-en kenetlenme reaksiyonları kolaylıkla reaksiyona girebilme ve oldukça yüksek verim elde etme, oksijen varlığından etkilenmemeleri gibi özellikleriyle son yıllarda ilgi odağı olmuştur. Bu reaksiyonların mekanizması zincir transfer polimerizasyon mekanizmasıyla benzer şekilde yürümektedir ve elde edilen polimerlerin tıpta ve endüstrideki uygulama alanları oldukça fazladır. Bu çalışmada Poli (stiren )-b-poli (izopren )-b-ps (PS-b-PI-b-PS) termoplastik elastomerinden yola çıkılarak tiyol-ene kenetlenme reaksiyonu ile PEG guruplar takılarak tarak tipi amfifilik aşı kopolimerleri elde edilmiştir, yapıları aydınlatılmıştır. Elektro spinning tekniği ile CH 2Cl 2 çözeltisinde nano fiber iplikçikler elde edilmiştir. Sentezlediğimiz graft kopolimerler içine metal nanoparçacıklar emdirilerek UV visible spektrofotometresi, taramalı elektron mikroskobu ve X-ray analizleri yapılmıştır. Sentezlediğimiz PS-b-PI-PS-g-PEG kopolimerleri hidrofilite gerektiren tıp uygulamaları için iyi bir malzemedir. Yüzey alanı genişletilmesi sebebiyle nanofiber oluşumları da malzemenin özelliğini artırmakta ve biomedikal uygulanım alanı sağlamaktadır. Anahtar kelimeler. Poli (stiren) (PS )-b-poli (izopren) (PI )-b-ps, Tiyol-ene, tarak tipi elastomer, fiber iplikçikler, metal nanoparçacıklar Teşekkür. Bu çalışma TÜBİTAK (Proje#211T016) ve Bülent Ecevit Üniversitesi Araştırma Fonu tarafından desteklenmiştir. KAYNAKLAR [1] Kalaycı, Ö. A.; Cömert, F. B.; Hazer, B.; Atalay, T.; Cavicchi, K. A.; Cakmak, M. Polymer Bulletin 2009, 65, [2] Allı, A.; Hazer, B.; Menceloğlu, Y.; Süzer, Ş. European Polymer Journal 2006, 42, [3] Balcı, M.; Allı, A.; Hazer, B.; Güven, O.; Cavicchi, K.; Cakmak, M. Polymer Bulletin 2010, 64, [4] Hansen, N. M. L.; Gerstenberg, M.; Haddleton, D. M.; Hvilsted, S. J Polym Sci A. Polym Chem 2008, 46, [5] Jones, M. R.; Osberg, K. D.; Macfarlane, R. J.; Langille, M. R.; Mirkin, C. A. Chemical Reviews 2011, 111,

189 Synthesis of Comb-Type Novel Amphiphilic Graft Copolymers via Thiol-Ene Click Reactions Elif Keleş 1, Baki Hazer 1 1 Bülent Ecevit University, Depatment of Chemistry, Zonguldak Thiol-ene click reaction has recently drawn a great deal of attention for not being affected even at presence of oxygen and receiving high amounts of yield. The reaction mechanism progresses similar to chain transfer polymerization. The polymers obtained by this way are widely used in medical and industrial applications. In this study PEG units were successfully attached onto Poly (styrene )-b-poly (isoprene )-b-ps PS-b-PI-PS-g- PEG thermoplastic elastomer in order to obtain comb-type novel amphiphilic graft copolymer. Nano-fibers were also obtained from the solutions of the amphiphilic graft copolymers by electrospinning. The metal nanoparticles embedded into copolymers were prepared and their optical properties were determined by using UV visible spectroscopy, scanning electron microscopy (SEM) and X -ray analysis. PS-b-PI-PS-g-PEG copolymers obtained can be used in a wide range medically relevant applications requiring hydrophilicity. Nano fiber formation is also attractive for biomaterials because of their high surface area. Keywords. Polystyrene-polyisoprene-polyethylene glycol graft copolymer, Thiol-ene, Comb type amphiphilic elastomer, metal nano particles, nanofibers. Acknowledgements. This work was supported by Bülent Ecevit University Research Fund (Grant# ). REFERENCES [1] Kalaycı, Ö. A.; Cömert, F. B.; Hazer, B.; Atalay, T.; Cavicchi, K. A.; Cakmak, M. Polymer Bulletin 2009, 65, [2] Allı, A.; Hazer, B.; Menceloğlu, Y.; Süzer, Ş. European Polymer Journal 2006, 42, PP-EN-027 [3] Balcı, M.; Allı, A.; Hazer, B.; Güven, O.; Cavicchi, K.; Cakmak, M. Polymer Bulletin 2010, 64, [4] Hansen, N. M. L.; Gerstenberg, M.; Haddleton, D. M.; Hvilsted, S. J Polym Sci A. Polym Chem 2008, 46, [5] Jones, M. R.; Osberg, K. D.; Macfarlane, R. J.; Langille, M. R.; Mirkin, C. A. Chemical Reviews 2011, 111,

190 Farklı Metakrilat Grupları İçeren Poliakrilonitril Kopolimerlerinin Elektriksel Özellikleri Elif Vargün 1, Mehmet Sankır 2, Ali Usanmaz 3, Ufuk Abacı 4, H. Yüksel Güney 4 1 Kimya Bölümü, Muğla Üniversitesi, Kötekli Muğla 2 Nanoteknoloji ve Membran Araştırma Laboratuarı, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi, Sögütözü Cad. No:43 Sögütözü Ankara 3 Polimer Bilimi ve Teknolojisi, Kimya Bölümü ODTÜ Ankara 4 Fizik Bölümü, Kocaeli Üniversitesi, Umuttepe İzmit PP-TR-028 Katı polimer elektrolitler (SPEs) veya jel polimer elektrolitler (GPEs) yüksek enerji yoğunlukları nedeniyle Li - ion pillerde kullanımı açısından büyük ilgi görmektedirler. Polimer elektrolit için kullanılan polimer matrislere örnek olarak polietilen oksit (PEO ), poli (metil metakrilat) (PMMA ), poliviniliden florür (PVDF ), polivinil klorür (PVC) ve poliakrilonitril (PAN) verilebilir [1]. Bu polimerler, lityum tuzu matris içine eklendiğinde iletken hale gelmektedirler [2]. M.S. Su'ait ve arkadaşları poli (metil metakrilat) aşılı doğal kauçuğun ağırlıkça % 15 LiClO 4 tuz yüklenmesiyle şarj edilebilir pillerde potansiyel kullanımını çalışmışlardır. Lee ve arkadaşları doğal kauçuğun poli (etilen glikol) metiletermetakrilat (PEGMEM) ile kimyasal çapraz bağlanmasıyla polimer matriks hazırlamışlardır [3]. Bir önceki çalışmada, üç farklı EMA içeriğine sahip poli (akrilonitril -ko-etilmetakrilat ), P (AN-EMA ), kopolimerleri emülsiyon polimerleşmesi ile sentezlenmiştir [4]. Bu çalışmada, PAN kopolimerlerin elektriksel özelliklerine farklı metakrilat gruplarının etkisi incelenmiştir. Poli (akrilonitril -ko-metil metakrilat ), P (AN- MMA) ve poli (akrilonitril-ko-izobütilmetakrilat ), P (AN-IBMA) kopolimerleri sentezlenmiş ve daha sonra FT- IR ve 1 H-NMR spektroskopisi karakterize edilmiştir. Tüm kopolimerlerin termal kararlılığı TGA ile analiz edildi. Kopolimer filmlerin içine çeşitli miktarlarda LiClO 4 tuzu yüklendikten sonra, farklı sıcaklık ve frekanslarda bu filmlerin dielektrik özellikleri incelenmiştir. Örnekler içerisinde yüksek PIBMA veya PMMA içeriğine sahip olanların ac-iletkenliklerinin daha yüksek değerde olduğu tespit edilmiştir. KAYNAKLAR [1] Yang H.Y., Wu, G., Chen, H.,Yuan, F.,Wang, M., Fu, R. J. J of Appl Polymer Sci 101, , [2] Su ait M. S., Ahmad A., Rahman M. Y. A., Ionics 15, , [3] Lee K.-Y., Chung W.-S., Jo N.-J., Electrochimica Acta 50, , [4] Vargün E., Sankır M., Usanmaz A., Kanbur Y., Abacı U., Güney H.Y., J of Appl Polymer Sci, 124 (1 ), ,

191 Electrical Properties of Polyacrylonitrile Copolymers Containing Different Methacrylate Groups Elif Vargün 1, Mehmet Sankır 2, Ali Usanmaz 3, Ufuk Abacı 4, H. Yüksel Güney 4 1 Department of Chemistry, Mugla University, Kotekli Mugla 2 Nanotechnology and Membrane Science Research Laboratory, TOBB University of Economics and Technology, No:43 Sogutozu, Ankara, Turkey 3 Polymer Science and Technology, Department of Chemistry, Middle East Technical University,06531 Ankara, Turkey 4 Department of Physics, Kocaeli University, Umuttepe Izmit, Turkey PP-EN-028 Solid polymer electrolytes (SPEs) or gel polymer electrolytes (GPEs) have great interest for Li-ion batteries because of their high energy densities. The polymer matrices used for polymer electrolyte are polyethylene oxide (PEO ), poly (methyl methacrylate) (PMMA ), polyvinylidene fluoride (PVDF ), polyvinyl chloride (PVC) and polyacrylonitrile (PAN )[1]. These non conducting polymers become conducting when lithium salt was added into the matrix. M.S. Su ait et. al. studied the potential use of poly (methyl methacrylate ) grafted natural rubber in rechargeable batteries with 15 wt. % LiClO 4 salt loading [2]. Lee et. al. prepared polymer matrix by chemical crosslinking of NBR with poly (ethylene glycol )methylethermethacrylate (PEGMEM )[3]. In our previous study, the copolymers of poly (acrylonitrile-co-ethylmethacrylate ), P (AN-EMA ), with three different EMA content were synthesized by emulsion polymerization [4]. In this study, the effect of different methacrylate groups on the electrical properties of PAN copolymers were examined. The copolymers of poly (acrylonitrile-co-methylmethacrylate ), P (AN-MMA) and the copolymers of poly (acrylonitrile -coisobuylmethacrylate ), P (AN-IBMA) were synthesized and then characterized by FT-IR, and 1 H-NMR spectroscopy. The thermal stabilities of all copolymers were analyzed by TGA. After various amounts of LiClO 4 salt loading into copolymer films, the dielectric properties of these films at different temperatures and frequencies were investigated. It was found that samples have higher amount of PIBMA or PMMA contents have higher value of ac-conductivities. REFERENCES: [1] Yang H.Y., Wu, G., Chen, H.,Yuan, F.,Wang, M., Fu, R. J. J of Appl Polymer Sci 101, , [2] Su ait M. S., Ahmad A., Rahman M. Y. A., Ionics 15, , [3] Lee K.-Y., Chung W.-S., Jo N.-J., Electrochimica Acta 50, , [4] Vargün E., Sankır M., Usanmaz A., Kanbur Y., Abacı U., Güney H.Y., J of Appl Polymer Sci, 124 (1 ), ,

192 PP-TR-029 İletken Nano-Parçacıkların OLED Performansına Etkileri Emine Tekin 1 *, Selin P. Mucur 2, Tülay Aslı Tumay 1 1 TÜBİTAK-Ulusal Metroloji Enstitüsü (UME )-Kimya Grubu, Gebze Yerleşkesi Gebze, Kocaeli, Türkiye, 2 Yeditepe Üniversitesi, Fizik Bölümü Ataşehir, İstanbul, Türkiye Bu çalışmada TiO 2 ve Ag nano-parçacıklarının OLED yapısına ilave edilerek aygıt performansında meydana gelen iyileştirici etkileri incelenmiştir. Son yıllarda ışık yayan aygıtlar (LED) son derece önemli bir gelişim göstermişlerdir. Dünyada ilk olarak GaAsP yarı iletkeni ile imal edilen LED sadece %0.2 verime sahipken günümüzde AlGaLnP yarı -iletken malzemesi kullanılarak üretilen LED in verimi %50 yi aşmıştır. Fakat inorganik bazlı LED ler birçok avantajına rağmen üretim maliyetleri pahalı yarıiletken teknolojisine dayanmaktadır. Diğer taraftan organik ışık yayan aygıtlar (OLED) inorganik aygıtlara alternatif yöntemler olarak geliştirilmekte olan yeni bir teknolojidir. Organik malzemeler ucuz, kolay işlenebilir olmalarıyla beraber moleküler dizaynları ve fonksi yonellikleri biçimlendirilebilir. Bu yeni teknolojilerin en önemli avantajları daha kolay, daha hafif ve en önemlisi de çok daha ucuza imal edilebilir olmalarıdır. OLED lerin 2-20 V gibi düşük voltajlarda çalışıyor olması bu sistemin önemli avantajlarından birisi olup genel olarak aydınlatma uygulamalarında ışık kaynağı olarak OLED lerin öncelikli alan olmasını sağlayacaktır. OLED lerin inorganik LED lere göre en üstün özelliği ise esnek olmalarıdır. Böylece cam dışında farklı esnek katmanların üzerine kolayca uygulanabilir ve çeşitli geometrik tasarımlara olanak sağlayabilirler. Organik elektronik aygıt fabrikasyonunda nanoparçacıklarının ilave edilmesinin organik aygıt yapısının hem kararlılığını arttırdığı hem de performansına iyileştirici etkileri olduğu bilinmektedir.[1,2] Bu hibrit yapılarda nanoparçacıkların etki mekanizmalarının fiziksel olarak anlaşılması önemli bir araştırma konusudur. Bu nedenle, bu çalışmada TiO 2 ( 25 nm) ve Ag ( 5 nm) nanoparçacıkları sentezlenerek, polimer-oled (PLED) yapısında boşluk ileten tabaka veya aktif tabakaya ilave edilmiş ve OLED performansına olan etkileri elektolüminesans spektroskopisi ve akım-gerilim karakterizasyonuyla incelenmiştir. Aktif tabaka olarak PLED üretiminde en yaygın olarak kullanılan poly (p-fenilen vinilen) (PPV) türevleri kullanılmıştır. Sonuç olarak, TiO 2 parçacıkları üretilen OLED lerin eşik gerilimini azaltırken, Ag parçacıkları ise ışık parıltı değerini ve akım verimini arttırmıştır. KAYNAKLAR [1] Qian, L., Zheng, Y., Choudhury, K. R., Bera, D., So, F., Xue, J., Holloway, P. H. Nano Today 5, , [2] Bolink, H. J., Coronado, E., Repetto, D., Sessolo, M., Barea, E. M., Bisquert, J., Belmonte, G. G., Prochazka, J., Kavan, L. Advanced Functional Materials 18, ,

193 PP-EN-029 Influences of Nano-Particles on the OLED Performances Emine Tekin 1 *, Selin P. Mucur 2, Tülay Aslı Tumay 1 1 TUBITAK-National Metrology Institute (UME )-Chemistry Devision, Gebze Yerleskesi Gebze, Kocaeli, Turkey, 2 Yeditepe University, Department of Physics, Atasehir, Istanbul, Turkey In this contribution, TiO 2 and Ag nano-particles were added to the organic layers of OLED device and resulting performances were investigated. Recently, light emitting diodes (LEDs) has shown significant improvement: while the first LED in the world, which was made by GaAsP semiconductor material, had only 0.2% efficiency today the LEDs produced by AlGaLnP can exhibit efficiencies more than 50%. Although these inorganic LEDs have some advantages, their production is based on expensive semiconductor technology. On the other hand, organic light emitting diodes (OLEDs) have been developed as an alternative technology. Organic materials are cheaper and they can be processed easily. Moreover their molecular architecture and functionalities can be modified according to the purposes. The main advantage of this new technology is being light and flexible. Therefore they can be applied on different surfaces in variety of geometrical shapes. OLEDs can be used for lighting applications since their operating voltages as low as 2-20 V. Some conductive or semi-conductive nano-particles, when they are added to the layers of organic devices, have led an improvement in the device stabilities and performances [1,2]. However, this is very new concept and there are a lot of questions to be answered. Therefore, it is important to investigate their effects systematically in order to understand the device physics. In our work, commercial TiO 2 ( 25 nm) and synthesized Ag ( 5 nm) particles were inserted to the hole transport and active layers with different concentrations. Resulting current-voltage and electroluminescent characteristics were analyzed. As an active layer material, one of the most common OLED polymers, MEH-PPV was used. In conclusion, while the TiO 2 particles decreased the on-set voltages the Ag nano-particles increased the luminance and the luminous efficiency of the produced OLEDs. REFERENCES: [1] Qian, L., Zheng, Y., Choudhury, K. R., Bera, D., So, F., Xue, J., Holloway, P. H. Nano Today 5, , [2] Bolink, H. J., Coronado, E., Repetto, D., Sessolo, M., Barea, E. M., Bisquert, J., Belmonte, G. G., Prochazka, J., Kavan, L. Advanced Functional Materials 18, ,

194 PP-TR-030 Poliakrilamid Hidrojellerinin Sentezi ve Karakterizasyonu Emine Yıldız, Oğuz Okay İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü Bu çalışma kapsamında akrilamid (AAm) monomeri ile poli (etilenglikol )dimetakrilat (DMA-9) ve N,N - metilenbisakrilamid (BAAm) çapraz bağlayıcıları kullanılarak farklı başlangıç monomer ve çapraz bağlayıcı konsantrasyonlarında poliakrilamid (PAAm) hidrojelleri sentezlenmiştir. Hidrojellerin şişme özellikleri ve tek eksenli deformasyon ölçümleri ile elastik davranışları incelenmiş, kullanılan çapraz bağlayıcı tipinin jel özelliklerine olan etkisi açıklanmıştır. DMA-9 ve BAAm çapraz bağlayıcıları kullanılara k hazırlanan hidrojellerin şişmiş ve sentez sonrası durumlarında elastik modülleri ölçülmüş, şişme sonrası elastik modül değerleri sentez sonraki elastik modül değerlerinden düşük olduğu gözlenmiştir. Hidrojellerin sentez sonrası elastisite ölçümlerinden, DMA-9 ve BAAm in çapraz bağlanma etkinliği ε xl yani etkin çapraz bağ oluşturan çapraz bağlayıcı kesri hesaplanmış ve sentez sırasında kullanılan başlangıç monomer konsantrasyonu azaldıkça ε xl in belirgin bir şekilde azaldığı görülmüştür[1]. Başlangıç monomer konsantrasyonu C 0 = 10 w/v % olan jeller için DMA-9 un çapraz bağlanma etkinliği ε xl = iken, BAAm için bulunmuştur (Şekil 1 ). Bu sonuç; sentez sırasında kullanılan DMA-9 un % 90 ile 99 aralığında, BAAm ın ise % 60 ile 80 kısmının halka ve çok-katlı çapraz bağlanma reaksiyonları gibi yan reaksiyonlarda ve elastik olarak etkin olmayan bağların oluşumunda harcandığını göstermekte ve BAAm ın DMA-9 dan daha etkin bir çapraz bağlayıcı olduğunu ortaya koymaktadır. xl 10 0 BAAm 10-1 DMA molce % çapraz bağlayıcı Şekil 1. DMA-9 ve BAAm çapraz bağlayıcılarının etkinliğinin ε xl, yani elastik olarak etkin çapraz bağ oluşturan kesrinin PAAm jellerinin sentezinde kullanılan çapraz bağlayıcı miktarı ile değişimi. Başlangıç monomer konsantrasyonu = % 10. KAYNAKLAR [1] Orakdöğen,N.; Okay, O. Polymer Bulletin 57, ,

195 PP-EN-030 Synthesis and Characterization of Polyacrylamide Gels Emine Yıldız, Oğuz Okay Istanbul Technical University, Faculty of Science and Letters, Chemistry Department, Istanbul, 34469, Turkey In the present work, several sets of PAAm gels were prepared using acrylamid monomer with poly (ethyleneglycol )dymetacrylate (DMA-9) and N,N-metylenebisacrylamide (BAAm) crosslinkers at various initial monomer concentrations and crosslinker content. Elastic behavior of hydrogel were investigated by swelling properties of hydrogels and measurements of uniaxial deformation and the effect of used crosslinker type to gel properties are explained. Elastic module values of the swollen and after-synthesis hydrogels that are prepared using DMA-9 and BAAm crosslinkers are measured and as a result, elastic module values of the swollen hydrogels are observed to be lower than after-synthesis hydrogel elastic modules. The effective crosslink densities of the gels were determined by the elasticity test of hydrogel. It was found that the crosslinking efficiency of BAAm and DMA- 9 ε xl that is the fraction of BAAm and DMA-9 forming effective crosslinks decreases as the initial monomer concentration C 0 is decreased. At C 0 = 10 %, ε xl of BAAm and DMA-9 was found to be and (Figure 1 ). This result showed that 60 to 80 % of BAAm and 90 to 80 % of DMA-9 used in the hydrogel preperation were wasted by cyclization and multiple crosslinking reaction during the gel formation pro cess and BAAm is a more effective crosslinker than DMA-9. xl 10 0 BAAm 10-1 DMA-9 0,0 0,5 1,0 1,5 2,0 2,5 3,0 3,5 4,0 mole % of crosslinker Figure 1. Change in efficiency ε xl of DMA-9 and BAAm crosslinkers acording to the amount of crosslinkers used in synthesis of PAAm gels. Initial monomer concentration =%10 REFERENCES [1] Orakdöğen,N.; Okay, O. Polymer Bulletin 57, ,

196 Üçlü Bağ ve Piridin Yapısına Sahip Organik Katkılı Nikel Banyolarında Kaplanan Malzemelerin Korozyon Davranışları Esma Sezer, Belkıs Ustamehmetoğlu, Ramazan Katırcı İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü PP-TR-031 Literatürde nikel kaplama banyolarına organik molekül katkısı ile ilgili çalışmalar yapılmış olmasına rağmen, bu moleküllerin kaplama üzerindeki etkilerinin ve korozyon davranışlarının sistematik olarak incelendiği çalışmalara çok fazla rastlanmamıştır [1-2]. Bu çalışmada, propargil alkol (PA ), propinol ethoksilat (PME) ve dietillaminopropin (DEP) molekülleri kaplama banyosuna üç farklı konsantrasyonda ilave edilerek kaplamalar gerçekleştirilmiş ve korozyon davranışları test edilmiştir. Moleküller kaplama özelliklerini iyileştirirken, kaplamanın kristal düzeni değiştiğinden korozyon direnci istenildiği kadar yüksek olmamaktadır. Korozyon performansını iyileştirmek üzere organik katkıların uygun konsantrasyanlarının birlikte kullanılmasıyla parlak nikel kaplamalar elde edilmiştir. Kaplamaların korozyon davranışları 4 gün süresince 0.1 N H 2SO 4 ortamında polarizasyon ve elektrokimyasal empedans ölçümleri kullanılarak incelenmiş ve tek başına kullanıldıkları duruma göre iyileşme sağlanmış, ancak zamanla korozyon hızının arttığı gözlenmiştir. Korozyon performansını iyileştirmek üzere parlak Ni Cr, yarı parlak Ni-parlak Ni, mat Ni-parlak Ni şeklinde çift ve mat Ni-parlak Ni-Cr, yarı parlak Ni-parlak Ni-Cr şeklinde üç katlı kaplamalar gerçekleştirilmiştir. Parlak Ni -Cr kaplamalar durumunda, korozyon hızı %90 oranında düşmüştür. Kromlu kaplamalara alternatif ikili kaplamalarda ise Mat Ni-parlak Ni ve yarı parlak Ni-parlak Ni kaplamalar durumunda ise tek katlı kaplamalara göre korozyon hızında sırasıyla %50 ve %90 oranında azalma sağlanabilmiştir. Aynı korozyon performansını elde etmek üzere, alt kaplama olarak mat Ni uygulandığında üçüncü bir kaplama olarak krom kaplamaya ihtiyaç duyulurken, alt kaplama olarak yarı parlak Ni uygulandığında krom kaplama olmaksızın korozyon hızı yine %90 düşürülebilmektedir. Bu sonuç yarı parlak Ni alt kaplama sayesinde, krom kaplamaya ihtiyaç duymayan, korozyona dayanıklı, istenen parlaklık ve seviyelenme özelliklerine sahip parlak Ni kaplamalar elde etmenin mümkün olduğunu göstermektedir. Şekil 1. Kaplamaların krozyon hızının zamanla değişimi KAYNAKLAR [1] Nkamura Y., J. Appl.E lectrochem. 24 (1994) [2] Li-yuan Qin, Jian-she Lian, Qing Jian, Trans. Nonferrous Met. Soc. China 20 (2010)

197 Corrosion Behaviour of Nickel Electroplatings Obtained in the Presence of Triple Bonds and Pyridine Unit Containing Organic Additives Esma Sezer, Belkıs Ustamehmetoğlu, Ramazan Katırcı İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü PP-EN-031 Although there are many studies related to nickel electroplating bath including organic molecules, the sistematic studies on the corrosion behavior were not found in the literature [1-2]. In this study, propargyl alcohol (PA ), propynol ethoxylate (PME) and diethylaminopropyne (DEP) molecules were added into the nickel bath at three different concentrations and corrosion behaviors of platings were investigated. While molecules improve the some properties of platings, they change the crystalline structure of them, resulting a low corrosion resistance. Therefore, PA, PME and DEP molecules were used together in certain proportions to obtain bright nickel platings and to enhance the corrosion pe rformance. The corrossion behaviour of these platings were monitored by using polarisation and electrochemical impedance measurements in 0.1 N H 2SO 4 for 4 days. Although better corrosion performance was obtained for these coatings in comparison to platings obtained in the presence of PA, PME and DEP molecules alone, the corrosion rate was found to be increased with time. In order to enhance the corrosion performance, double platings such as bright Ni Cr, semi bright Ni bright Ni, mat Ni bright Ni and triple platings as mat Ni bright Ni Cr, semi bright Ni bright Ni Cr were obtained. For bright Ni Cr platings, corrosion rate can be reduced up to 90%. For mat Ni bright Ni and semi bright Ni bright Ni, corrosion rate was decreased 50% and 90% respectively, as compare to the single platings. In order to obtain the same corrosion performance, when the mat Ni was applied as sub-plating, Cr plating was required as the third layer, whereas semi- bright Ni bright Ni plating is enough to decrease the corrosion rate 90 %. These results show that with semi- bright Ni bright Ni double plating, it is possible to obtain bright Ni platings that has high resistant to corrosion, desired brightness and leveling effect without Cr top plating. Figure 1. Changes of corrosion rates of platings with time REFERENCES [1] Nkamura Y., J. Appl.E lectrochem. 24 (1994) [2] Li-yuan Qin, Jian-she Lian, Qing Jian, Trans. Nonferrous Met. Soc. China 20 (2010)

198 Elektroçekme Yöntemiyle Elde Edilen Biyoplastik Esaslı Dokumasız Nanolif Kumaşlardan Doxorubicine Salımı Esra Kılıç, Yağmur Tezcan, Nursel Pekel Bayramgil Hacettepe Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü, 06800, Beytepe-Ankara Nanolifler, doğal veya sentetik, geniş aralıkta pek çok polimerden üretilebilmektedir. Bu lifler, uzunluk/çap oranları çok yüksek olduğundan mükemmel özgül yüzey alanına sahiptir. Nanolif örtüler (kumaşlar ), çok yüksek gözenekli bir yapıdadırlar. Bu üstün özelliklerine, hazırlandığı polimerin özellikleri de eklendiğinde, ileri teknolojik uygulamalarda sıklıkla başvurulan malzemelerdir. Nanolif elde etmek için pek çok yöntem kullanılmakla beraber elektroçekme yöntemi, yüksek uzunluk/çap oranı verdiği, hızlı ve kolay üretim tekniği sunduğu için bu alanda, son yılların en çok kullanılan yöntemidir. Nanoliflerin kullanıldığı başlıca uygulama alanları: (a) Filtrasyon işlemleri, (b) Afinite membranlar ve metal iyonlarının geri kazanımı, (c) Kontrollü salım, (d) Sensör uygulamaları, (e) Enerji depolama birimleri olarak sayılabilir (1-3 ). Poliüretanlar, kimyasal bileşim ve özellik bakımından çok geniş aralıkta hazırlanabilen polimerlerdir (4 ). Sahip oldukları üstün özellikleri sayesinde, çok farklı uygulama alanl arında; otomotiv endüstrisinde, bina uygulamalarında, mobilya sektöründe, tıpta kullanılmaktadır. Farklı başlangıç maddelerinden hazırlanabildiği için, özellikleri birbirinden farklı pek çok poliüretan, son yıllarda biyotıp cihazlarının gelişmesinde de yer almaktadır. Diğer yandan, polihidroksialkanoatlar, bakterilerin ürettiği biyoplastik olarak adlandırılan poliesterlerdir. Şeker veya yağların bakteriyel fermentasyonu ile sentezlenen bu yeni nesil polimerler, biyo - çözünür, biyo-uyumlu ve gübrelenebilir polimerlerdir. Sentezlenen homopolimere veya kopolimere bağlı olarak poli (hidroksi alkanoat )lar termoplastik veya elastomer polimerlerdir ve birçok uygulama alanında kullanılacak potansiyele sahiplerdir. Bu çalışmanın amacı, elektroçekme yöntemiyle elde edilen poliüretanpolibütilen süksinat esaslı dokumasız nanolif kumaşlardan doxorubicine salımını incelemektir. İlaç salımı üzerine, ph ve derişim etkileri, UV-vis spektrofotometresi kullanılarak izlenmiştir. ph 7.5 ta ilaç salımının yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca, dokumasız nanolif kumaşa yüklenen ilaç miktarı arttıkça salım değerinde azalma saptanmıştır. KAYNAKLAR [1] Lee, S, Obendorf, SK. Textile Research Journal, 77, 9, , [2] Ramakrishna, S, Fujihara, SK, Teo, WE, Lim, TC, Ma, Z. An Introduction to Electrospinning and Nanofibers, National University of Singapore, World Scientific Publishing Co, 2005, 7-9 p. [3] Venugopal, J, Zhang, YZ, Ramakrishna, S.JournalNanoengineering and Nanosystems 218, 35-45, [4] PP-TR

199 Doxorubicin Release from Bioplastics Based Nonwoven Nanofiber Fabrics Produced by Electrospinning Esra KILIÇ, Yağmur TEZCAN, Nursel PEKEL BAYRAMGİL Hacettepe University, Faculty of Science, Chemistry Department, 06800, Beytepe-Ankara PP-EN-032 Natural or synthetic nanofibers can be produced from a wide range of polymers. These fibers have an excellent specific surface area due to their high length/diameter ratio. Nanofiber fabrics have very high porous structures. Since the features of starting polymers are added to nanofibers superior properties, they are used as reference materials for the advanced technological applications. Although many methods are used to obtain nanofiber, electrospinning method is the most commonly used method in recent years. Because it gives a high length/diameter ratio and offers a quick and easy way for nanofiber production. The main application areas of electrospun nanofibers are: (a) Filtration, (b) Affinity membranes and recovery of metal ions, (c) Controlled release, (d) Sensor applications, (e) Energy storage units [1-3]. Poyurethanes are the class of polymers which can be prepared from a wide range of starting polymers, in terms of chemical composition and feature [4]. Thanks to their outstanding features, they are used in many different application areas such as automotive industry, building applications, the furniture sector, medicine. Since it can be prepared from different starting materials, polyurethanes showing many different properties have been used in the development of biomedical devices in recent years. On the other side, polyhydroxyalkanoates are polyesters called as a bioplastic produced by the bacteria. These new generation polymers synthesized by sugar and oil bacterial fermentation is bio -soluble, biocompatible and compostable. Poly (hydroxy alkanoate )s can be thermoplastic or elastomer, depending on the properties of synthesized homopolymer or copolymer and they have potential use in many applications. The purpose of this study is to examine doxorubicin release from poyurethane-polybutylene succinate-based nonwoven nanofiber fabrics produced by electrospinning. The effects of ph and concentration on the drug release was investigated by using UV-vis spectrophotometer. It was found that drug release was high at ph 7.5. In addition, the drug release values were decreased with increasing the amount of drug loaded onto nanofiber fabrics. REFERENCES: [1] Lee, S, Obendorf, SK. Textile Research Journal, 77, 9, , [2] Ramakrishna, S, Fujihara, SK, Teo, WE, Lim, TC, Ma, Z. An Introduction to Electrospinning and Nanofibers, National University of Singapore, World Scientific Publishing Co, 2005, 7-9 p. [3] Venugopal, J, Zhang, YZ, Ramakrishna, S.Journal Nanoengineering and Nanosystems 218, 35-45, [4] 162

200 PP-TR-033 İpek Fibroin Jellerinin Mekanik Özellikleri Fatih Ak, İlknur Karakütük, Oğuz Okay İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü İpek genellikle Bombyx mori adı verilen ipek böcekleri tarafından üretilen bir biyopolimerdir. İpek; fibroin ve serisin olarak isimlendirilen iki proteinden oluşmakta olup ipek liflerinin yapısal proteini olan fibroini bir arada tutan serisin yüksek alkali çözeltilerde çözünür [1]. İpek fibroini, başlıca glisin ve alanin amino asit ünitelerinden oluşan büyük hidrofobik bloklar ile bunların aralarında ve zincir uçlarında daha küçük hidrofilik bloklardan (arjinin ve rizin üniteleri) ibaret çok-bloklu bir kopolimer mimarisine sahiptir [2]. Hidrofilik bloklar suda çözünürlüğü sağlarken, hidrofobik bloklar arası asosiyasyonlar, fibroinin rastgele yumak yapısından β - tabaka yapısına bir konformasyon geçişine neden olur. İpek fibroinin yapısındaki β-tabakaları malzemeye dayanıklılık ve sertlik kazandırırken, daha düzensiz olan hidrofilik bloklar tokluğu ve elastisiteyi arttırır. Bu çalışma kapsamında literatürde ilk defa olarak fibroin moleküllerinin kriyojelleşme yani düşük sıcak lık polimerizasyonu yöntemi uygulanarak -18 o C sıcaklıkta donmuş sulu çözeltilerinde çapraz bağlanması sağlanmış ve bu şekilde makrogözenekli fibroin kriyojelleri elde edilmiştir. Kriyojelleşme reaksiyonlarının sadece donmamış mikrobölgelerde ilerlemesi, dolayısıyla gözenek duvarlarının çok yüksek konsantrasyonda fibroin çözeltilerinin çapraz bağlanması ile oluşması, malzemenin üstün mekanik özelliklere sahip olmasını sağlamıştır. Şekil 1 de kriyojelleşme tekniği ile elde edilen makrogözenekli fibroin iskele tlerinin elastik modüllerinin jel sentez ph sı ile değişimi verilmiştir. Fibroin iskeletlerinin modülünün yaklaşık 8 MPa ve ph dan bağımsız olduğu görülmektedir. Bu değer literatürde verilen en yüksek değerin (3 MPa) oldukca üzerinde olup kriyojelleşme tekniğinin üstünlüğünü ortaya koymaktadır. İpek fibroin kriyojel iskeletlerinin, üstün mekanik özellikler göstermesi nedeniyle kemik doku mühendisliğinde kullanılabileceği düşünülmektedir. E / MPa 1-2 % 2-4 % ph Şekil 1: Farklı ph değerlerinde sentezlenen makrogözenekli fibroin iskeletlerinin elastik modülleri KAYNAKLAR [1] Vepari, C.; Kaplan, D. L. Prog. Polym. Sci. 2007, 32, 991. [2] Karakutuk I.; Ak F; Okay O. Biomacromolecules, , , 163

201 PP-EN-033 Mechanical Proporties of Silk Fibroin Gels Fatih Ak, İlknur Karakütük, Oğuz Okay Istanbul Technical University, Faculty of Science and Letters, Chemistry Department, Silk fibroin derived from Bombyx mori cocoons, is a fibrous protein. Silk consists of two protein components. Fibroin is the structural protein of silk fibers and sericin is the water-soluble glue that binds the fibroin fibers together [1]. Hydrophilic blocks of fibroin provide solubility in water, while associations between the hydrophobic blocks induce a conformation transition from random coil and/or helix to β -sheet structure. β- sheets in silk fibroin are responsible for its high strength while the less ordered hydrophilic blocks give rise to its elasticity and toughness [2]. In this study, gelation reactions were conducted in frozen fibroin solutions at -18 o C. This low temperature gelation technique known as cryogelation is a simple route for the preparation of macroporous silk fibroin gels. Cryogelation of aqueous silk fibroin solutions using a crosslinker leads to the formation of porous networks with extraordinary mechanical properties. In Figure 1, the average compressive modulus of silk fibroin cryogels is shown as a function of ph at gelation. The cryogels formed over the whole range of ph exhibit high compressive modulus (8 MPa) and independent from ph. Since, they exhibit extraordinary mechanical properties making them good candidates as bone scaffold materials. E / MPa 1-2 % 2-4 % ph Figure 1 Compressive moduli of silk fibroin cryogels formed at various ph s. REFERENCES [1] Vepari, C.; Kaplan, D. L. Prog. Polym. Sci. 2007, 32, 991. [2] Karakutuk I.; Ak F; Okay O. Biomacromolecules, 13, ,

202 PP-TR-034 Siklodekstrin Fonksiyonlu Zein Nanoliflerinin Geliştirilmesi Fatma Kayacı, Tamer Uyar * UNAM-Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsü, Bilkent Üniversitesi, Ankara, Türkiye Elektrospin, değişik sentetik veya doğal polimerlerden, polimer karışımlarıdan, inorganik malzemelerden ve kompozitlerden nanolif elde etmek için uygulanan kolay ve ucuz bir tekniktir. Bu teknikle elde edilen nanolifler ve bu nanoliflerin oluşturduğu nanoağ yapıları, yüksek yüzey alanı ve nano boyutta gözenekli yapıya sahiptirler. Son yıllarda mısır proteini olan zein polimeri ekonomik ve çevresel avantajlar ından dolayı büyük ilgi görmektedir. Düşük toksisite, biyouyumluluk, biyoparçanabilirlik ve film oluşturabilme özelliklerinden dolayı zein polimeri biyomalzeme olarak kullanılabilmektedir. Bugünlerde ise zein, daha çok ilaç ve gıda paketlemesinde kullanılmaktadır. Siklodekstrinler (CD ler ), moleküler yapılarında bulunan hidrofobik kaviteleri sayesinde birçok farklı molekül ile, ev sahibi-misafir tipi inklüzyon kompleks oluşturabilmektedir. Bizim esas ilgi alanımız ise nanolifleri CD lerle foksiyonlaştırmaktır. Yapılan bu çalışmada, elektrospin tekniğiyle CD fonksiyonlu zein nanolifleri üretildi (Şekil 1 ). Üç çeşit CD, α- CD, β-cd ve γ-cd, zein miktarının % 10 u ile % 50 si kadar kullanıldı. Polimer solüsyonuna CD lerin eklenmesi, düşük polimer konsantrasyonunda da zein nanoliflerinin elde edilmesini kolaylaştırdığı gözlemlendi. Çalışmamızda esas olarak, zein/cd nanoliflerinin optimizasyonu üzerinde duruldu ve bu nanoliflerin morfolojik, yapısal, yüzey ve termal karakterizasyonları yapıldı [1]. Zein/CD nanolifleri, yüksek yüzey alanı ve CD lerin değişik molekülleri tutabilme özelliklerinden dolayı aktif gıda paketlemesinde kullanılabilmektedir. Ayrıca antioksidan, aroma ve antibakteriyellerle CD lerin kompleks oluşturabilmeleri veya CD lerin çevre den istenmeyen kokuları uzaklaştırabilmeleri zein/cd nanoliflerinin gıda paketlemesinde kullanılma potansiyellerini arttırmaktadır. Şekil 1. Zein/CD nanoliflerinin elektrospin tekniği ile üretiminin şematik olarak gösterilmesi. KAYNAKLAR [1] Kayaci F., Uyar T. Electrospinning of zein nanofibers incorporating cyclodextrins Carbohydrate Polymers,

203 PP-EN-034 Development of Cyclodextrin Functionalized Zein Nanofibers Fatma Kayaci, Tamer Uyar * UNAM-Institute of Materials Science & Nanotechnology, Bilkent University, Ankara, Turkey Electrospinning is a versatile and cost-effective technique for producing multifunctional nanofibers made from various synthetic or natural polymers, polymer blends, composites and ceramics etc. Electrospun nanofibers/nanowebs have unique properties including relatively large surface area to volume ratio and pore sizes within nanoscale. In current years, much attention has been paid to zein, major corn protein, due to economical and environmental reasons. Low toxicity, biocompatibility, biodegradability and film forming ability make zein polymer appropriate for various biomaterial applications. Nowadays, zein is predominantly used for coating tablets or food. Cyclodextrins (CDs) have hydrophobic cavities which are able to form non-covalent host-guest inclusion complexes with variety of molecules. Our particular interest is the functionalization of electrospun nanofibers with CDs. In this study, we report on the electrospun zein nanofibers incorporating CDs (Figure 1 ). Electrospun zein/cd nanofibers were obtained by using three types of CDs; α-cd, β-cd and γ-cd and the weight loadings of these CDs were varied from 10% up to 50% (w/w) with respect to zein. We found that the addition of CD in polymer solutions improve the electrospinnability of zein nanofibe rs at lower polymer concentration. This study mainly deals with the optimization of electrospinning of zein/cd nanofibers and their morphological, structural, surface and thermal characterizations [1]. These electrospun zein/cd nanofibers may have the potential to be used as active food packaging materials owing to very high surface area of zein nanofibers and surface associated CD molecules having inclusion complexation capability with various molecules. Therefore, functional additives such as antioxidants, flavors, aromas, antibacterial agents can be complexed with CDs or removal of unpleasant odors from the surroundings can be achieved by CDs. Figure 1. Schematic representation of the formation of zein/cd nanofibers via electrospinning. REFERENCES [1] Kayaci F., Uyar T. Electrospinning of zein nanofibers incorporating cyclodextrins Carbohydrate Polymers, 2012 (in press ). 166

204 PP-TR-035 P (Galaktometakrilat-co-stiren) Kopolimerlerinin Termal Bozunma Kinetiği Fehmi Saltan 1, Hakan Akat 1, Yeliz Yıldırım 1 1 Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Bu çalışmada vinil grubu içeren ve polimerleşmeye uygun şekerlerin sentezi ve termal bozunma kinetiği incelenmiştir. Birçok sentez izopropiliden korumalı şekerlerden yola çıkılarak serbest hidroksil grupları üzerinden yapılır. Daha sonra bu bileşikler esterleşme ya da eterleşme benzeri tepkimelerle polimerleşebilir, monomerlere dönüştürülür. Korumasız şekerlerde polimerize olabilir gruplara seçici reaksiyonlar sonucu enzimatik kataliz ile ulaşılabilinir. Alternatif olarak, birçok seçimli dönüşüm kimyasal yollarla da başarılır. Şekerin indirgeyici grubunda ya doğrudan ya da yarı-asetal dönüştürücülerle daha reaktif bir ara ürün elde edilir. Bir çok monomer radikalik yollarla polimerize olabilmektedir. Bunun sonucu olarak polimer iskeleti ile şeker parçaları arasında kimyasal olarak kararlı bir bağla yeni polimerler sentezlenebilir[1]. Karbonhidrat polimerlerin genel olarak doğal enerji kaynakları ya da yapısal kaynaklar olarak kullanıldığı bilinmektedir. Günümüzde ise birçok biyolojik fonksiyoneller olarak geniş kullanım alanına sahip olduğu bilinmektedir. Sentetik karbonhidrat polimerler geniş kapsamda doku mühendisliği ve kontrollü ilaç salınımı uygulamalarında kullanılmaktadır[2]. Çalışmada galaktoz türevli polimerler stiren monomeri ile serbest radikal polimerizasyon metoduyla sentezlenecektir. Polimerlerin termal davrnışları TG ve DSC ile incelenecek ve termal bozunma kinetiğine bakıldı. Çalışmada P (gm-co-st ) nin termal bozunma kinetiğinin aktivasyon enerjileri diferansiyel (Kissenger) ve integral metodları ile elde edildi (Flynn-Wall-Ozawa, Kissenger-Akahira-Sunose (KAS ), Tang, Coats- Redfern, Van Krevelen et. al. ). Bozunma mekanizması ve frekans faktörü Coats-Redfern metoduyla hesaplandı. KAYNAKLAR: 1. Wulff, G., Schmid, J. and Venhoff, T., Macromol. Chem. Phys., 197, , Linhardt, R. J., Toida, T. Carbohydrates in Drug Design; Witczak, Z. J., Nieforth, K. A., Eds.; Marcel Dekker: New York,

205 Thermal Degradation Kinetics of P (Galactomethacrylate-co-styrene) Copolymers Fehmi Saltan 1, Hakan Akat 1, Yeliz Yıldırım 1 1 Ege University, Faculty of Science, Department of Chemistry, Bornova, Izmir, 35100, Turkey In this study, we investigated the synthesize and chracterizations of polymerizable vinyl sugars. Many such synthesize start from isopropylidene-protected sugars, which still have a free OH-group. These compounds are then converted to polymerizable monomers by esterification or etherification. Selective reactions at non-protected sugars, introducing polymerizable groups, can be reached by enzymatic catalysis. Alternatively, such selective transformations may be accomplished by chemical reaction at the reducing group of the sugar either directly or after transforming the half-acetal to a more reactive intermediate. In this case a chemically very stable connection is obtained in the resulting polymers between the sugar moiety and the polymer backbone [1]. The traditional view of carbohydrate polymers as nature s energy source (starch and glycogen) and structural materials has expanded. Today, carbohydrates are known to have a wide variety of biological functions. Synthetic carbohydrate polymers widely used tissue engineering and drug release [2]. Carbohydrate containing polymers were synthesized via free radical polymerization. Thermal behaviour of polymer derivatives were analysing via DSC and TG methods. The apparent activation energies for thermal degradation of carbonhydrate containing polymers were obtained by differential (Kissenger) and integral methods (Flynn Wall Ozawa, Kissinger Akahira Sunose, and Tang ). REFERENCES: 1. Wulff, G., Schmid, J. and Venhoff, T., Macromol. Chem. Phys., 197, , PP-EN Linhardt, R. J., Toida, T. Carbohydrates in Drug Design; Witczak, Z. J., Nieforth, K. A., Eds.; Marcel Dekker: New York,

206 Anyonik/Katyonik Misel Karışımlarında Kendini-Onarabilen Hidrofobik Modifiye Hidrojellerin Sentezi Gizem Akay 1, Deniz Ceylan Tuncaboylu 1, Suzan Abdurrahmanoğlu 1, Nermin Orakdöğen 1, Wilhelm Oppermann 2, Oğuz Okay 1 1 İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü 2 Clausthal Teknik Üniversitesi, Fiziksel Kimya Enstitüsü PP-TR-036 Kuvvetli hidrofobik etkileşimler içeren jel sistemleri, hidrofobik ve hidrofilik monomerler kullanılarak miseller kopolimerizasyon tekniği ile sentezlenebilmektedir[1]. Hidrofobik etkileşimler ile oluşan fiziksel jellerin, kimyasal jellerin aksine, etkin olarak kırılma enerjisini dağıtabilme özellikleri nedeniyle kırılmaya karşı dirençleri yüksektir ve kendini onarma yetenekleri vardır [2]. İyonik yüzey aktif maddelerin sulu çözeltilerine elektrolit eklenmesinin misel boyutunu arttırdığı ve misel içinde uzun alkil zincirli hidrofobların çözünmesine olanak sağladığı bilinmektedir [1]. Çalışmanın amacı, karışık misel sistemlerinin Cmisel boyut artışına etkisinin gözlemlenmesi ve buna bağlı olarak uzun hidrofobik bloklar içeren G' mekanik özellikleri iyileştirilmiş hidrojellerin elde edilmesidir. R H / nm 2 1 A G',G" / Pa 10 3 B G' G'' SDS mol % / rads -1 Şekil 1: 35 o C de CTAB-SDS misel boyutlarının SDS konsantrasyonu ile değişimi (A) ve CTAB/SDS miselleri içerisinde sentezlenen jelin elastik (G ) ve viskoz modülünün (G ) frekans ( ) ile değişimi (B ) Bu çalışmada, katyonik bir yüzey aktif madde olan setiltrimetilamonyum bromür (CTAB) ile anyonik sodyum dodesil sülfat (SDS) kullanılarak oluşturulan karışık misel çözeltileri içerisinde akrilamidin (AAm) stearil metakrilat (SM) ile kopolimerizasyonu gerçekleştirilmiştir. Hidrofobik modifiye hidrojel sentezlerinde amonyum persülfat/n,n,n,n tetrametiletilendiamin (APS/TEMED) redoks başlatıcı sistemi kullanılmıştır. Denemelerde, toplam yüzey aktif madde konsantrasyonu 0,24 M olacak şekilde sabit tutulurken SDS miktarı molce % 0-15 arasında değiştirilmiştir. CTAB çözeltilerine SDS eklenmesi ile misel boyutla rı büyümekte (Şekil 1A ), çözeltilerin viskoziteleri ve hidrofobik monomer çözme kapasiteleri artmaktadır. AAm ile SM nin misel çözeltilerinde polimerizasyonu sonucu kendini-onarabilen fiziksel jeller elde edilmiştir. SDS miktarının arttırılması ile jeller in elastik modüllerinin düştüğü gözlenmiştir. Bu durumun, hidrofobik blok uzunluğunun artması ve dolayısıyla çapraz bağ yoğunluğunun azalmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Frekans taraması sonuçları ise yaşam süreleri saniyeler mertebesinde olan etkileşimlerden oluşan jellerin elde edildiğini ortaya koymaktadır (Şekil 1-B ). KAYNAKLAR [1] Tuncaboylu, D.C., Sari, M., Oppermann, W. and Okay, O. Macromolecules, 44, , [2] Abdurrahmanoğlu, S., Can, V. and Okay, O. Polymer, 50, ,

207 Hydrophobically Associated Self-Healing Hydrogels Formed in Anionic/Cationic Mixed Micelle Solutions Gizem Akay 1, Deniz Ceylan Tuncaboylu 1, Suzan Abdurrahmanoğlu 1, Nermin Orakdöğen 1, Wilhelm Oppermann 2, Oğuz Okay 1 1 Istanbul Technical University, Chemistry Department, Istanbul, 34469, Turkey, PP-EN Clausthal University of Technology, Institute of Physical Chemistry, Clausthal -Zellerfeld, Germany Hydrophobically associated hydrogels obtained by micellar copolymerization technique show self-healing behaviour due to their efficient energy dissipation mechanism in the gel network[1,2]. It is known that the addition of an electrolyte into aqueous ionic surfactant solutions weakens electrostatic interaction and causes the micelles to grow. The growth of the micelles provides solubilization of large hydrophobes within the micelles[1]. The aims of this study are to observe the influence of mixed Csurfactant systems on the miceller growth and thus, to obtain hydrogels including large hydrohobic G' groups which exhibit extraordinary mechanical properties. R H / nm 2 1 A G',G" / Pa 10 3 B G' G'' SDS mol % / rads -1 Figure 1: Hydrodynamic radius (R H) of CTAB-SDS micelles (0.24 M) at 35 o C as a function of SDS concentration (A ). Elastic (G ) and viscous modulus (G ) of gels formed in CTAB/SDS micelles as a function of angular frequency ( ) (B). Here, the micellar copolymerization technique was utilized to copolymerize acrylamide (AAm) and stearyl methacrylate (SM) in the solution of the mixed micelles formed by anionic surfactant SDS and the cationic surfactant cetyltrimethylammonium bromide (CTAB ). Hydrophobically associated hydrogels were prepared in the presence of an ammonium persulfate/n,n,n',n'-tetramethylethylenediamine (APS/TEMED) redox initiator system. Total surfactant concentration was set to 0.24 M while th e amount of SDS was varied between 0 and 15 mol %. Size of CTAB micelles increases with the addition of SDS in CTAB solutions (Figure 1A ). Simultaneously, an increase of the viscosity of the solutions at low shear rates was observed. Solubilization capaci ty of the micellar solution for the hydrophobes also increased. The hydrogels exhibite self-healing behavior and the elastic modulus of the hydrogels is decreasing with increasing amount of SDS. This result can be related with formation of a smaller number but longer hydrophobic hydrophobic blocks in the network chains. Frequency sweeps show that the hydrogels formed by hydrophobic associations having lifetimes of order of seconds to miliseconds (Figure 1B ). REFERENCES [1] Tuncaboylu, D.C., Sari, M., Oppermann, W. and Okay, O. Macromolecules, 44, , [2] Abdurrahmanoğlu, S., Can, V. and Okay, O. Polymer, 50, ,

208 Selüloz Asetat Membranları Hazırlama Parametrelerinin Aktarım Özelliklerine Etkileri Gülsen Asman, Emine Akçay Gazi Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü Selüloz asetat (SA ), polimerik ilaç katkı maddesi olarak farmasötik dozaj formlarında yaygın olarak kullanılan bir maddedir. SA, osmotik salım sistemlerinde *1-3+, transdermal salım sistemlerinde [4-5+, ilaç içeren çekirdeği kaplama materyali olarak [6-8], polimerik matriks [9+ ilaç salım sistemlerinde kullanılmaktadır. Bu çalışmada, transdermal yolla ilaç aktarımına elverişli SA membranları hazırlama parametrelerinin, model ilaç olarak seçilen teofilin aktarımı üzerine etkileri incelendi. Yapılan çalışmada, membran kalınlığının, PEG miktarının, çözücüye ilave edilen su miktarının teofilin aktarımı üzerine etkileri incelendi ve jelleşme periyodu uygulanarak SA membranların gözenekliliği arttırılmaya çalışıldı. Membranlardan teofilin aktarım işlemleri 32±1 C sıcaklık ve ph 7,40 fosfat tamponuna karşı yatay difüzyon hücreleri kullanılarak gerçekleştirildi. Çalışmanın sonucunda, SA membranlarda kalınlığın artmasıyla aktarılan teofilin miktarının azaldığı, membranlara PEG ilavesinin ise teofilin aktarımını arttırdığı gözlendi. SA membranların çözücü- çöktürücü (aseton-su) karışımında[8] hazırlanması sonucu gözenekli yapı kazandıkları, döküm çözeltisindeki çöktürücü (su) oranı arttıkça teofilin salımında artış olduğu ve en yüksek teofilin aktarımının, jelleşme pe riyodu uygulanması sonucunda ağsı-örgülü yapı kazanan SA membranlardan elde edildiği belirlendi. SA membranlara uygulanan iyileştirme işlemleri sonucunda, SA membranların teofilin için geçirgenlik değerlerinin 32±1 C sıcaklık ve ph 7,40 da 2,246x10-3 cm2/h değerinden 70,656x10-3 cm 2 /h e yükseldiği gözlendi. KAYNAKLAR [1] Bindschaedler, C., Gurny, R., Doelker, E., Journal of Controlled Release, 4: (1986 ). [2] Verma, R.K., Krishna, D.M., Garg, S., Journal of Controlled Release, 79: 7-27 (2002 ). [3] Özdemir, N., Özalp, Y., Özkan, Y., Acta Pol. Pharm., 5 (3 ): (2000 ). [4] Guy, R. H., Pharm. Res., 13 (12 ): (1996 ). [5] Kalia, Y. N., Guy, R. H., Adv. Drug Delivery Rev., 48: (2001 ). [6] Narisawa, S., Yoshino, H., Hirakawa, Y., Noda, K., Chem. Pharm. Bull., 42: (1994 ). [7] Narisawa, S., Yoshino, H., Hirakawa, Y., Noda, K., Chem. Pharm. Bull., 42: (1994 ). [8] Altınkaya, S.A., Yenal, H. Biochemical Engineering Journal, 28: (2006 ). [9] Siegel, R.A., Langer, R., Journal of Controlled Release, 14: (1990 ). PP-TR

209 Effects of Preparation Parameters on the Permeation Characteristics of Cellulose Acetate Membranes Gülsen Asman, Emine Akçay Gazi Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü Cellulose acetate (CA ), is a common polymeric additive for drugs as a pharmaceutics dosage forms. CA is used in osmotic release systems [1-3], transdermal release systems [4-5], as a covering material of drugcores [6-8], in the polymeric matrix systems [9]. In this study, effects of preparation parameters on the permeation characteristics of CA membranes, which are available for transdermal drug release, were studied and theophylline was preferred as a model drug. In the presented study, the effects of membrane thickness, the amount of PEG as well as the amount of H2O that is added to polymer solvent, on the permeation of theophylline were investigated and by the application of gelation period during the membrane preparation the porosity of the membranes were tried to be increased. Permeation studies were carried on with horizontal diffusion cells with respect to ph 7.40 buffer solution at a temperature of 32±1 C. By this study it was determined that, increase in membrane thickness decrease theophylline permeation and introducing PEG into the polymer solution increased the theophylline permeation. It was also determined that preparation of CA membranes in a solvent-non-solvent mixture (acetone-water) [8], membranes gained more porous structure; as the amount of non-solvent (H2O) increased in the casting solution, release of theophylline increased and as the gelation period was applied to the membranes, they had reticulated structure. By the modification of CA membranes it was determined that the permeability of CA membranes for theophylline at a temperature of 32±1 C and ph 7.40 was carried from 2.246x10-3 cm2/h to x10-3 cm2/h. REFERENCES [1] Bindschaedler, C., Gurny, R., Doelker, E., Journal of Controlled Release, 4: (1986 ). [2] Verma, R.K., Krishna, D.M., Garg, S., Journal of Controlled Release, 79: 7-27 (2002 ). [3] Özdemir, N., Özalp, Y., Özkan, Y., Acta Pol. Pharm., 5 (3 ): (2000 ). [4] Guy, R. H., Pharm. Res., 13 (12 ): (1996 ). [5] Kalia, Y. N., Guy, R. H., Adv. Drug Delivery Rev., 48: (2001 ). [6] Narisawa, S., Yoshino, H., Hirakawa, Y., Noda, K., Chem. Pharm. Bull., 42: (1994 ). [7] Narisawa, S., Yoshino, H., Hirakawa, Y., Noda, K., Chem. Pharm. Bull., 42: (1994 ). [8] Altınkaya, S.A., Yenal, H. Biochemical Engineering Journal, 28: (2006 ). [9] Siegel, R.A., Langer, R., Journal of Controlled Release, 14: (1990 ). PP-EN

210 Asimetrik Selüloz Asetat Membranlardan In-Vitro Koşullarda Teofilin Salımı Gülsen Asman, Emine Akçay Gazi Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü Teofilin, astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalıklarının (KOAH) tedavisinde bronşları genişleterek oksijen alımını arttıran bir ilaçtır [1]. Teofilinin farmakokinetik özellikleri, yaş, diyet, sigara alışkanlığı, hastalık ve ilaç etkileşmeleri gibi birçok faktörden etkilenmesi nedeniyle ilaç dozunun, gözlenen yan etkiler de dikkate alınarak ayarlanması önemlidir [2]. Bu çalışmada, teofilin aktarımına elverişli selüloz asetat (SA) membranlardan, in vitro koşullarda teofilin salımı incelenmiştir. Kuru polimer kütlesinin % 20 si oranında PEG içeren SA ın kütlece %15 oranında H 2O içeren asetondaki %6 (m/v) lık çözeltisi kullanılarak faz dönüşüm yöntemi ile hazırlanan ve jelleşme periyoduna tabi tutulan SA membranlardan (SA- % 20 PEG-% 15 H2O-jel) teofilin salımına ph, sıcaklık, teofilin derişimi ve alıcı bölme çözelti sirkülasyonunun etkileri araştırılmıştır. Salım çalışmaları yatay difüzyon hücreleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. ph nın etkisini incelemek amacıyla, verici bölme ph değeri 7,40 da sabit tutulup alıcı kısmın ph sı 7,40, 5,50, 4,30 ve 3,50 alınmış benzer şekilde alıcı bölme ph sı 7,40 da sabit tutulup verici kısmın ph değeri (7,40; 5,50; 4,30; 3,50) değiştirilerek teofilin salımı gerçekleştirilmiş, ph değerindeki azalmayla teofilin geçişinin arttığı belirlenmiştir. 32±1 C, 37±1 C ve 39±1 C sıcaklıklarda yapılan teofilin geçişleri sonucunda, sıcaklığın teofilin aktarımını arttırdığı belirlenmiş, teofilinin selüloz asetat membranlardan aktarım aktivasyon enerjisi 31,54 J/mol olarak bul unmuştur. Yüksek teofilin derişiminde aktarımın arttığı, membranlardan teofilin aktarımında, sirkülasyonun aktarımı arttıracak yönde etkilediği belirlenmiştir. KAYNAKLAR [1] Milgrom, H., Bender, B., Am. Rev. Respir. Dis., 147: (1993 ). [2] Sweetman, S. C., Pharmaceutical Press., London, , (2002 ). [3] Lee, P. I., Journal of Controlled Release, 2: (1985 ). PP-TR

211 Release of Theophylline from Assymetric Cellulose Acetate Membranes at in-vitro Conditions Gülsen Asman, Emine Akçay Gazi Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü Theophylline is a drug that relaxes and opens air passages in the lungs to increase oxygen taking in the therapy of asthma and chronic obstructive pulmonary disease (COPD) [1]. Theophylline dosages require careful management by taking in care of serious side-effects since its pharmacokinetic properties are mainly affected with age, diet, smoking habits and other medications [2-3]. In this study release of theophyliine from cellulose acetate (CA) membranes that are suitable for the permeation of theophylline, was investigated at in-vitro conditions. The effects of ph, temperature, theophylline concentration and circulation of receptor compartment on the release of theophylline from CA membranes (CA-% 20 PEG-% 15 H2O-gel) were investigated. CA membranes were prepared by phase inversion method with a definite gelation period, from CA solutions at a concentration of 6% (m/v) in acetone, that contains 15% H2O (m/m) and poly (ethylene glycol) (PEG) (20% by mass of dry polymer content ). Release studies were carried out by using horizontal diffusion cells. To determine the effect of ph, the ph of donor compartment was fixed at ph 7.40 and the ph of receptor compartment was varied at 7.40, 5.50, 4.30 and 3.50; in a similar manner ph of receptor compartment was fixed at 7.40 and the donor compartment ph was arranged as 7.40, 5.50, 4.30 and 3.50; it was determined that with the decrease in ph, theophylline permeation have been increased. As a result of permeations carried out at temperatures of 32±1 C, 37±1 C and 39±1 C, it was determined that increase in temperature increased the theophylline permeation and the activation energy for the permeation of theophylline from CA-% 20 PEG-% 15 H2O-gel membranes was determined as J/mol. At high theophylline concentrations the release of theophylline increased as well as the circulation of acceptor compartment solution. REFERENCES [1] Milgrom, H., Bender, B., Am. Rev. Respir. Dis., 147: (1993 ). [2] Sweetman, S. C., Pharmaceutical Press., London, , (2002 ). [3] Lee, P. I., Journal of Controlled Release, 2: (1985 ). PP-EN

212 N-Vinil Pirolidon-İtakonik Asit /Organo Kil Nanokompozit Hidrojelleri İle Sulu Çözeltilerden Brilliant Cresyl Blue Uzaklaştırılması Gülşah Çöle, Mehmet Koray Gök, Gamze Güçlü İstanbul Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, Avcılar, 34320, İstanbul. Süperabsorban polimerik hidrojeller, yüksek oranda su absorplama özelliği bulunan, hidrofilik üç boyutlu ağ yapısına sahip polimerlerdir [1, 2]. Hidrojeller endüstrideki yaygın uygulama alanları nedeniyle gittikçe artan bir öneme sahip olmaktadırlar ve başlıca su saflandırma proseslerinde, kontakt lens üretiminde, ilaç, tarım, gıda endüstrilerinde ve biyoteknoloji alanlarında kullanılmaktadırlar [3]. Zayıf mekanik özellikleri hidrojellerin kullanım alanlarını sınırlayan en önemli etkendir. Hidrojellerin zayıf olan mekanik özelliklerinin geliştirilmesi için, pek çok araştırmacı tarafından tabakalı killerin hidrojel sentezinde kullanımı denenmiştir [4]. Son yıllarda, inorganik-organik nanokompozitler önemli bir çalışma alanını oluşturmaktadır [5]. Mika, atapulgit, montmorillonit organo killer ve kaolinit gibi inorganik partiküller düşük maliyetli ve üstün özelliklere sahip nanokompozit polimerlerin sentezinde kullanılmışlardır [2,4,6]. Günümüzde, endüstrileşmenin artmasına bağlı olarak, anyonik, katyonik boyalar ve ağır metal iyonları gibi toksik maddelerden kaynaklanan çevre kirliliği de artış göstermiştir. Boyar maddelerin atık sulardan uzaklaştırılması, canlı organizmalar üzerindeki toksik etkileri nedeniyle oldukça önemlidir. Bu safsızlıkların sulardan uzaklaştırılması için çeşitli metodlar geliştirilmiştir. Adsorpsiyon bu amaç için en yaygın olarak kullanılan metoddur. Atık sulardan boyar maddelerin uzaklaştırılmasında aktif karbon, doğal ve mo difiye killer, polimerik hidrojeller gibi farklı adsorbanlar kullanılmaktadır [2, 4, 6, 7]. Bu çalışmada, çapraz bağlayıcı olarak N-N -metilen bisakrilamid kullanılarak, N-vinil-2-pirolidon/itakonik asit/organo kil esaslı kopolimerik nanokompozit hidrojeller (NVP-co-IA / OC) sentezlenmiştir. Hidrojellerin mekanik özellikleri ve su absorplama kapasiteleri tayin edilmiştir. Hazırlanan nanokompozit hidrojeller, Brilliant Cresyl Blue katyonik boyar maddesinin sulu çözeltilerden uzaklaştırılmasında, adsorban ol arak kullanılmıştır. Bu amaçla, çözelti ile temas süresi, organo kil içeriği gibi çeşitli faktörlerin boyar madde adsorpsiyonu üzerine etkisi incelenmiştir. Sonuç olarak, optimum kil konsantrasyonu belirlenmiştir ve bu konsantrasyonda en yüksek mekanik dayanım gözlenmiştir. Nanokompozit hidrojellerin boya adsorpsiyon kapasitelerinde, kil içeriğine bağlı olarak kayda değer bir değişim olmamıştır. KAYNAKLAR [1] Zhang, J., Wang, A., React. Funct. Polym., 67, , [2] Dalaran, M., Emik, S., Güçlü, G., İyim, T. B., Özgümüş, S., Desalination, 279, , [3] Akkaya, M. Ç., Emik, S., Güçlü, G., İyim, T.B., Özgümüş, S., J.Appl.Polym.Sci.,114, , [4] Dalaran, M., Emik, S., Güçlü, G., İyim, T. B., Özgümüş, S., Polymer Bulletin, 63, , [5] Lee, W.F., Chen, Y.C., J Appl Polym Sci, 97: , [6] Al, E., Güçlü, G., İyim, T.B., Emik, S., Özgümüş, S., J. Appl. Polymer Science, 109, 16-22, [7] İyim, T. B., Güçlü, G., Desalination, 249, , PP-TR

213 Removal of Brilliant Cresyl Blue from Aqueous Solutions with N-Vinyl-2-Pyrrolidone/Itaconic Acid/Organo Clay Nanocomposite Hydrogels Gülşah Çöle, Mehmet Koray Gök, Gamze Güçlü İstanbul University, Engineering Faculty, Chemical Engineering Dept., Avcılar, 34320, İstanbul. Superabsorbent polymeric hydrogels are hydrophilic three-dimensional polymeric networks that can absorb a large volume of water [1, 2]. Hydrogels are becoming increasingly important because of their common applications in industry. They are used for preparation of water purification prosesses, contact lenses, medicine, agriculture, food industry and biotechnology [3]. The poor mechanical properties of the hydrogels restrict their applications widely. To improve these properties of hydrogels, many layered clays were used by many researchers [4]. In recent years, the study of organic inorganic nanocomposites has become a very important field [5]. Inorganic particles such as mica, attapulgite, montmorillonite, organo clays and kaolinite have been used in the preparation of nanocomposite polymers to achieve lower production costs and higher properties [2, 4, 6]. Nowadays, due to the increased industrialization, environmental pollution caused by toxic materials such as anionic, cationic dyes, heavy metal ions also increased. The removal of dye content of waste waters because of their toxic effects on living organisms is extremely important. Various methods were develope d for the removal of these impurities from the waters. Adsorption is the most widely used method for this purpose. Different adsorbents such as activated carbon, natural and modified clays, polymeric hydrogels have been used in removal of dyes from waste waters [2, 4, 6, 7]. In this study, N-Vinyl-2-Pyrrolidone/Itaconic Acid/Organo Clay based copolimeric nanocomposite hydrogels (NVP-co-IA/OC) was synthesized by using N-N -Methylenebisacrylamide as crosslinking agent. Mechanical properties and water absorption capacities of the hydrogels were determined. These nanocomposite hydrogels were used in the removal of Brilliant Cresyl Blue (cationic dye) from aqueous solutions as adsorbent. For this purpose, various factors affecting the adsorption of dye, such as treatment time with the solution and organo clay content. In conclusion, optiumum clay content was determined and the highest mecahnical strength was observed in this clay content. Dye adsorption capacities of nanocomposites hydrogels were not significantly changed depending on clay content. KAYNAKLAR [1] Zhang, J., Wang, A., React. Funct. Polym., 67, , [2] Dalaran, M., Emik, S., Güçlü, G., İyim, T. B., Özgümüş, S., Desalination, 279, , [3] Akkaya, M. Ç., Emik, S., Güçlü, G., İyim, T.B., Özgümüş, S., J.Appl.Polym.Sci.,114, , [4] Dalaran, M., Emik, S., Güçlü, G., İyim, T. B., Özgümüş, S., Polymer Bulletin, 63, , [5] Lee, W.F., Chen, Y.C., J Appl Polym Sci, 97: , [6] Al, E., Güçlü, G., İyim, T.B., Emik, S., Özgümüş, S., J. Appl. Polymer Science, 109, 16-22, [7] İyim, T. B., Güçlü, G., Desalination, 249, , PP-EN

214 PP-TR-040 Ni-Ce Katalizörünün Sentezi, Karakterizasyonu ve H 2S Oksidasyon Reaksiyonundaki Katalitik Aktivitesinin İncelenmesi H.Mehmet Taşdemir 1, D.Dolunay Eslek Koyuncu 1, Nail Yaşyerli 1, Sena Yaşyerli 1 1 Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü H 2S gazı, ham petrol rafinerilerinde, doğalgazın saflaştırılmasında ve kömürün koklaştırılması işlemlerinde yan ürün olarak açığa çıkmaktadır. Çevre ve insan sağlığına ciddi zararları olan bu gaz seçici katalitik oksidasyon reaksiyonu ile kimya sanayi için önemli hammaddelerden birisi olan elementel kükürde dönüştürülebilmektedir. H 2S ün seçici katalitik oksidasyon reaksiyonunun verimi, kullanılacak katalizörün özelliklerine (yüksek kükürt verimi ve seçicilik, yapısal kararlılık, yüksek yüzey alanı) önemli ölçüde bağlıdır. Daha önce yapılan çalışmalarda H 2S ün seçici oksidasyonu ile elementel kükürt eldesi için demir (Fe-O ve Fe- Ce; [1]) ve seryum (Ce-V ve CeO 2; [2]) esaslı katalizörler geliştirilmiş ve katalitik özellikleri araştırılmıştır. Bu çalışmada ise H 2S ün elementel kükürde seçici katalitik oksidasyon reaksiyonu için kompleksleştirme metoduyla eşmolar olarak Ni-Ce katalizörü sentezlenmiş, karakterizasyon ve reaksiyon test çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Karakterizasyon çalışmalarında, XRD, BET yüzey alanı, civa porozimetresi, EDS, SEM, XPS ve TPR analizleri yapılmıştır. Ni-Ce katalizöründe kristal fazın belirlenmesi amacıyla yapılan XRD analizi sonucunda CeO 2 ve NiO yapısına ait pikler görülmüştür. Katalizörün yüzeyindeki metallerin hangi formda olduğunu belirlemek için yapılan XPS analizi sonucunda Ce +4 (CeO 2) yapısına ait pikler gözlenmiştir. Bununla birlikte düşük şiddette Ni +2 (NiO) ve metalik Ni yapısına ait pikler görülmüştür. Katalizörün yüzey alanı 45 m 2 /g olarak bulunmuştur. Katalizörün indirgenme davranışının belirlenmesi amacıyla yapılan TPR analizinde Ni-Ce katalizöründe yaklaşık C da görülen pikin yapıdaki NiO in ve C da görülen küçük pikin CeO 2 in indirgenmesine ait olabileceği belirlenmiştir [2]. Karakterizasyon işlemleri gerçekleştirilen Ni-Ce katalizörü, besleme gazı bileşimi, sabit yatak reaktör ve gaz analizlerinin yapıldığı FTIR dan oluşan dolgulu kolon reaksiyon test sisteminde H 2S ün elementel kükürde seçici katalitik oksidasyon reaksiyonu (250 C ve O 2/H 2S = 0.5) için test edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda, reaktör çıkışında H 2S gazı tespit edilmemiş olup, % 100 H 2S dönüşümüne ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra kükürt seçiciliğinin düşmesine neden olan SO 2 gazı, reaksiyonun altıncı dakikasından itibaren gözlenmeye başlanmış ve yaklaşık 25. dakikaya kadar artış göstermiştir. Bu dakikadan itibaren SO 2 gazı çıkışı zamanla azalarak sabit bir değere ulaşmış ve yaklaşık % 98 kükürt seçiciliği elde edilmiştir. KAYNAKLAR; [1]. Koyuncu, D.D. Eslek, Yasyerli, S., Industrial & Engineering Chemistry Research, 48, , [2] Yasyerli, S., Dogu, G., Dogu, T., Catalysis Today, 117, ,

215 PP-EN-040 Synthesis and Characterization of Ni-Ce Catalyst and Examination of the Catalytic Activity in the Reaction of H 2S Oxidation H.Mehmet Taşdemir 1, D.Dolunay Eslek Koyuncu 1, Nail Yaşyerli 1, Sena Yaşyerli 1 1 Gazi University Faculty of Engineering, Department of Chemical Engineering H 2S gas is released as a by-product of crude oil refineries, coal coking operations and purification of natural gas. This gas, which causes serious damages to the environment and human health, can be converted to elemental sulfur, which is an important raw materials for the chemical industry with selective catalytic oxidation reaction. The yield of the reaction of selective catalytic H 2S oxidation, significantly depend on the properties of the catalyst used (high sulfur yield and selectivity, structural stability, high surface area ). In the previous studies, the iron (Fe-O and Fe-Ce, [1]) and cerium (Ce-V and CeO 2, [2]) based catalysts were improved for obtaining elemental sulfur with the selective oxidation of H 2S and their catalytic properties were investigated. In this study, equimolar Ni-Ce catalyst synthesized with the complexation method for the selective catalytic oxidation reaction of H 2S to elemental sulfur, characterization and reaction test were performed. In characterization studies, XRD, BET surface area, mercury porosimetry, EDS, SEM, XPS and TPR analyzes were examined. As a result of the XRD analysis, which is performed in order to determine the crystalline phase in Ni-Ce catalyst, the peaks of CeO 2 and NiO structure were observed. As a result of the XPS analysis, which is made to determine the form of the metals on the surface of the catalyst, the peaks of Ce +4 (CeO 2) structure were observed. However, peaks of Ni +2 (NiO) and metallic Ni structure were observed with low intensity. The surface area of catalyst was 45 m 2 /g. In the TPR analysis, which is performed in order to determine the reduction behavior of the catalyst, it was found that the peak observed at C in Ni-Ce catalyst may belong to the NiO in the structure and the small peak observed at C may be the result of the CeO 2 reduction [2]. Ni-Ce catalyst which the characterization operations were performed was tested for the selective catalytic oxidation reaction of H 2S to the elemental sulfur (250 C, and O 2/H 2S = 0.5) in the the packed column reaction test system which is formed with feed gas composition, fixed bed reactor and FTIR (which is used for gas analysis ). As a result of the analysis, H 2S gas has not been determined in the reactor exit, and the H 2S conversion has reached to 100%. Besides, the SO 2 gas, which causes decrease in selectivity of sulfur, was began to be observed from the sixth minute of the reaction and increased till the 25th minute of the reaction. From this moment, output of SO 2 gas decreased over time, reached to a constant value and about 98% sulfur selectivity was obtained. REFERENCES; [1]. Koyuncu, D.D. Eslek, Yasyerli, S., Industrial & Engineering Chemistry Research, 48, , [2] Yasyerli, S., Dogu, G., Dogu, T., Catalysis Today, 117, ,

216 Grafit Oksit Bazlı ε-kaprolaktonun nun Halka Açılma Polimerizasyonu Yöntemiyle Sentezi ve Karakterizasyonu Hakan Akat 1, Fehmi Saltan 1 1 Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Polikaprolakton (PCL ), halkalı ester kaprolaktondan elde edilen sentetik bir polimerdir ve biyometaryel uygulamalar için mükemmel özelliklere sahiptir. Bir çok sentetik polimerde olduğu gibi suya dayınım özellikleri çok iyidir. Aynı zamanda doğal polimerler gibi biyobozunurluluğu ve biyouyumluluğu mükemmeldir. Tüm bu özellikleri PCL yi, ilaç salınımı gibi farklı biyometaryal uygulamalarda, medical aygıtlarda, hücre kültüründe ve biyobozunur ambalaj metaryelleri uygulamala alanlarında kullanıma uygun kılmıştır[1]. İnorganik partiküller, geniş kapsamda polimerler için destek metaryeller olarak kullanılaktadır. İnorganik metaryeller arasında grafit oksit (GO) son zamanlarda kompozit polimer a raştırmalrında fazlasıyla ilgi çekmektedir. GO, düzlemsel katmanlı yapılardır ve doğal grafitin oksidasyonu sonucu elde edilir. Sonuç olarak GO nun ve PCL nin sahip olduğu farklı fiziksel özellikler, elektriksel özellikler, kristalizasyon davranışları sebebiyle sentezlenecek farklı oranlardaki kompozitlerin ilgi çekeceği düşünülmektedir[2-3]. Bu çalışmada, hidroksil grubu içeren grafit oksitin başlatıcı olarak kullanılmasıyla ε-kaprolaktonun halka açılma polimerizasyonu gerçekleştirildi. Yapı aydınlatılması FT-IR, X-ray ile yapılmıştır. Molekül ağırlığı dağılımı GPC, termal özellikler DSC cihazı ile incelenmiştir. KAYNAKLAR: [1] Bei J., Wang W., Wang Z. and Wang S.,Polym Adv Technol., 7, 104, [2] Kuilla T., Bhadrab S., Yaoa D., Kimc N. H., Bosed S. and Leead J. H., Progress in Polymer Science, , [3] Daniel R. D., Park S., Bielawskia C. W. and RuoffChem R. S., Soc. Rev., 39, , PP-TR

217 PP-EN-041 Synthesis and Characterization of Grafting on Graphite Oxide of ɛ -Caprolactone via Ring Opening in situ Polymerizarion Method Hakan Akat 1, Fehmi Saltan 1 1 Ege University, Faculty of Science, Department of Chemistry, Bornova, Izmir, 35100, Turkey PCL is synthetic polyester obtained by the self-condensation of the cyclic ester caprolactone. PCL has unique properties that make it attractive for biomaterials applications. Like most synthetic polymers, it has excellent water-resistant properties. At the same time, like most natural polymers, it has excellent biodegradability and biocompatibility properties. These properties have made it possible for PCL to be used in a variety of biomaterial applications including drug release, medical devices, cell cu ltivation/ cell culture, and biodegradable packaging materials [1]. Inorganic particles are widely used as reinforcement materials for polymers. Among inorganic materials, graphite oxide (GO) has recently attracted much research attention as a composite wi th polymers. GO is layer-structured compound and can be obtained by the oxidation of natural graphite. Recently, the improvements of other physical properties of PCL such as electrical properties and crystallization behaviors have attracted considerable interest [2-3]. Polycaprolactone-grafted graphite oxide (PCL-g-GO) is prepared by ring opening in situ polymerization of ɛcaprolactone in the presence of graphite oxide (GO) which has hydroxyl groups. The synthesized PCL -g-gos were characterized by the FTIR, DSC and GPC. The dispersion states of GO in the PCL -g-gos were investigated by wide angle X-ray diffraction patterns. REFERENCES: 1. Bei J., Wang W., Wang Z. and Wang S.,Polym Adv Technol., 7, 104, Kuilla T., Bhadrab S., Yaoa D., Kimc N. H., Bosed S. and Leead J. H., Progress in Polymer Science, , Daniel R. D., Park S., Bielawskia C. W. and RuoffChem R. S., Soc. Rev., 39, ,

218 Sodyum Bor Hidrürden Bakır Katalizörü Kullanılarak Hidrojen Gazı Elde Edilmesi Halil Durak 1, Mehmet Zahmakıran 2 1 Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Kimya Bölümü 2 Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü Dünyada enerji ihtiyacı sürekli artmaktadır. Artan enerji ihtiyacını karşılamak için bir çok çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmaların büyük bir bölümü güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, su enerjisi, dalga enerjisi, nükleer enerji, met-cezir ve okyanus termal enerjileri ile ilgilidir. Bu enerjiler kaynaklarından nükleer enerji dışındakiler doğal kaynaklı yenilebilir çevreye zararı olmayan kaynaklardır. Bu yenilenebilir enerji kaynakları henüz ekonomik olarak kullanılabilir değildir. Nükleer enerjinin kaynağı ise yer kabuğunda bulunmaktadır, yenilenemez bir enerjidir ve kaynağı bittiğinde bu enerjide bitecektir. Ayrıca nükleer çöpler büyük tehlike oluşturmaktadır. Tüm bu olumsuzluklara rağmen nükleer enerji halen bir çok ükede enerji ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılamada kullanılmaktadır. Artan enerji ihtiyacına cevap verebilecek kaynaklardan bir taneside hidrojendir. Bununla birlikte 1 gram hidrojen gazı normal atmosfer basıncında 11 litrelik bir hacim oluşturmaktadır bu nedenle bir basınç kabı içerisinde yüksek basınçda depolanmalıdır. Hidrojenin yaygın kullanımı önündeki en büyük engel depolanması ve taşınması ile ilgili problemlerdir bu problemlerle ilgili araştırmalar hızla devam etmektedir. Taşınması ve depolanmasında kullanılabilecek yöntemlerden biride metal hidrürler veya kimyasal hidrürler şeklinde olabilmektedir. Hidrojenin depolanma şartları incelendiğinde metal hidrürlerin kullanılabilir olabileceği görülmüştür.uygun koşullar altında, gram başına NaBH 4'ten 0,213 g H, NaH'den 0,084 g H ve LiH'den 0,254 g H elde edildiğinden NaBH 4'ün diğer metal hidrürlere göre enerji depolama kabiliyeti yüksektir [1]. Yapılan bu çalışmada hidrojen, sodyum bor hidrürden bakır katalizörü kullanılarak üretilmiştir. Çalışmada NaBH 4, Cu katalizörü, sıcaklık ve zaman parametreleri değişken olarak kabul edilmiştir. Denemeler sonucunda elde edilen hidrojen gazının NaBH 4, sıcaklık ve Cu miktarı artışıyla arttığı tespit edilmiştir. KAYNAKLAR PP-TR-042 [1] Kojima, Y., Suzuki, K., Fukumoto, K., Sasaki, M., Yamamoto, T., Kawai, Y., Hayashi, H., Int. Journal of Hydrogen Energy, 27,

219 Acquiring Hyrogen Gas from Sodium Boron Hydride by Using Copper Catalyst Halil Durak 1, Mehmet Zahmakıran 2 1 Yüzüncü Yıl University, Faculty of Education, Department of Chemistry 2 Yüzüncü Yıl Univesity, Faculty of Science, Department of Chemistry Energy need all around the world is constantly increasing. Many works are being done to meet the increasing energy need. A great partition of these workings is related to solar energy, wind energy, water energy, wave energy, nuclear energy, tide and ocean thermal energy. Except nuclear energy, these energy sources are the renewable natural resources that are not harmful to the environment. These renewable energy resources are not economically available yet. As for nuclear energy source it is in the earth s crust, it is a non-renewable energy and when its source finishes it will also run out. Moreover nuclear wastes pose a great danger. Despite all these negativeness nuclear energy is still being used in many countries to meet a big partition of energy need. One of the resources that can be answer to the increasing energy need is hydrogen. However 1 gram hydrogen gas creates 11 litred volume under normal atmosphere pressure so it has to be stored in high pressure in a pressure pot. The biggest problem put in hydrogen s common usage is the problems related to its storing and carrying and researches about these problems are going on promptly. One of the methods that can be used in its carrying and storing may be as metal hydride or chemical hydrides. In examining the conditions of storing hydrogen it has been observed that metal hydrides can be useable. As from NaBH4 per gram 0,213 g H, from NaH 0,084 g H, and from LiH 0,254 g H is obtained under the suitable conditions, compare to the other metal hydrides NaBH 4 has a high capacity to store energy [1]. In this study hydrogen has been produced from sodium boron hydride by using copper catalyst. NaBH 4, Cu catalyst, temperature and time parameters have been accepted as variance in the study. It has been determined that the hydrogen gas obtained as a result of the experiments rises with the increase of NaBH 4, temperature and Cu amount. REFERENCES PP-EN-042 [1] Kojima, Y., Suzuki, K., Fukumoto, K., Sasaki, M., Yamamoto, T., Kawai, Y., Hayashi, H., Int. Journal of Hydrogen Energy, 27,

220 Sodyum Bor Hidrürden Demir Katalizörü Kullanılarak Hidrojen Gazı Elde Edilmesi Halil Durak 1, Mehmet Zahmakıran 2 1 Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Kimya Bölümü 2 Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü Dünyamızda mevcut olan enerji ihtiyacının büyük bir bölümü petrol, doğal gaz, kömür ve odun gibi fosil yakıt kaynaklarından karşılanmaktadır. Fosil yakıt kaynakları sonsuz değildir ve bu kaynaklar yenilenememektedir. Enerji ihtiyacı ise sürekli artmaktadır. Bunun en önemli nedeni artan nüfus ve hayat standartlarının yükselmesi sonucu enerjiye olan talebin artmasıdır. Mevcut gelişmeler göz önününe alındığında petrol ve doğal gaz kaynaklarının 25 yıl sonra tükeneceği düşünülmektedir. Ayrıca bunların tüketimindeki artış çevreyi olumsuz yönde etkileyecektir [1]. Enerji ihtiyacının sürekli olarak artması insanlığı yeni enerji kaynakları bulmaya zorlamaktadır. Bu enerji kaynaklarından bir taneside hidrojendir. Hidrojenin fosil yakıtlarına kıyasla bir çok üstün özelliği vardır. Hidrojen çevreye uyumludur eldesi sırasında doğayı tahrip etmez. Ayrıca hidrojen kullanım amacına göre alevli yanma, katalitik yanma, elektrokimyasal dönüşüm ve hidrür oluşumu gibi pek çok yöntemle etkin bir şekilde enerji üretiminde kullanılabilir. Hidrojenin taşınması ve depo edilebilmesi ile ilgili problemlerin giderilmesiyle kullanımı artacaktır. Hidrojenin depo edilmesinde metal hidrürler ve kimyasal hidrürler kullanılabilirler. Yapılan bu çalışmada hidrojen, sodyum bor hidrürden demir katalizörü kullanılarak üretilmiştir. Çalışmada NaBH 4, Fe katalizörü, sıcaklık ve zaman parametreleri değişken olarak kabul edilmiştir. Denemeler sonucunda elde edilen hidrojen gazının NaBH 4, sıcaklık ve Fe miktarı artışıyla arttığı tespit edilmiştir. KAYNAKLAR PP-TR-043 [1] W. Fulkerson., R.J. Judkins., M.K. Sanghvi., Energy from Fosil Fuels, Scientific American, vol.263, No.3, pp ,

221 PP-EN-043 Acquiring Hyrogen Gas from Sodium Boron Hydride by Using Iron Catalyst Halil Durak 1, Mehmet Zahmakıran 2 1 Yüzüncü Yıl University, Faculty of Education, Department of Chemistry 2 Yüzüncü Yıl Univesity, Faculty of Science, Department of Chemistry A great partition of energy need existing in our world is met with fossil fuel resources such as oil, natural gas, coal and wood. Fossil fuel resources are not infinite and these resources can not be renewed. As for energy need it is constantly increasing. The most important cause of this is the increase in the demand towards energy as a result of population and life standarts increase. When taking into consideration the existing improvements it is thought that oil and natural gas resources will come to an end after 25 years. Besides, the increase in their consumption will affect the environment in a negative way [1]. The fact that energy need is constantly increase urges humankind to find new energy resources. One of the energy sources of these is hydrogen. Compare to fossil fuels hydrogen has many superior features. Hydrogen is environment-friendly, during its obtaining it doesn t destroy nature. Moreover it can be used effectively in energy production with many methods such as aflame combustion, catalytic combustion, electrochemical change and hydride occurence. Its usage will increase with resolving the problems related to its carrying and storing. In storing hydrogen metal hydrides and chemical hydrides can be used. In this study hydrogen has been produced from sodium boron hydride by using iron catalyst. NaBH 4, Fe catalyst, temperature and time parameters have been accepted as variance in the study. It has been determined that hydrogen gas obtained as result of the experiments rises with the increase of NaBH 4, temperature and Fe amount. REFERENCES [1] W. Fulkerson., R.J. Judkins., M.K. Sanghvi., Energy from Fosil Fuels, Scientific American, vol.263, No.3, pp ,

222 Sodyum Bor Hidrürden Kobalt Katalizörü Kullanılarak Hidrojen Gazı Elde Edilmesi Halil Durak 1, Mehmet Zahmakıran 2 1 Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Kimya Bölümü 2 Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü Dünyamızda mevcut olan enerji ihtiyacının büyük bir bölümü petrol, doğal gaz, kömür ve odundan karşılanmaktadır. Halen enerji ihtiyacımızın yaklaşık %80 i fosil yakıtları olan petrol, doğal gaz ve kömürden karşılanmaktadır. Fosil kaynaklı olan petrol ve kömürün çevreye zararlı bir çok etkisi tespit edilmiştir. Fosil yakıtları büyük oranda karbon ve hidrojenden oluşmaktadır, yakıtın bünyesinde az miktarda kükürt ve kurşunda olabilir. Fosil yakıtları yanması sonucu zehirli kabul edilen karbon ve kükürt gazları kül, katran ve bir çok zararlı bileşik oluşur. Bu bileşikler atmosfere yayılırlar. Daha sonra bu maddeler yağmur ile asitler ve diğer zararlı bileşiklere dönüşerek yeryüzüne düşerek toprağa zarar verirler. Bu durum tarım ürünlerini ve sonrasında başta insan olmak üzere tüm canlıları olumsuz bir şekilde etkilemektedir [1]. Enerjinin günümüz şartlarında kullanılabilir olabilmesi için taşınabilir, depo edilebilir ve çevreye zararsız olması gerekmektedir. Tüm bu özellikler düşünüldüğünde hidrojen enerjisi geleceğimiz için büyük önem arz etmektedir. Hidrojen birçok şekilde üretilebilmektedir. Hidrojenin uygun şekilde depo edilebilmesi ile kullanım maliyeti azalmaktadır. Hidrojenin depo yöntemlerinden bir tanesi de metal veya kimyasal hidrürler şeklinde olmasıdır. Bu şekilde depo edilen hidrojen ekonomik olarak kullanılabilir olabilmektedir. Yapılan bu çalışmada hidrojen, sodyum bor hidrürden kobalt katalizörü kullanılarak üretilmiştir. Çalışmada NaBH 4, Co katalizörü, sıcaklık ve zaman parametreleri değişken olarak kabul edilmiştir. Denemeler sonucunda elde edilen hidrojen gazının NaBH 4, sıcaklık ve Co miktarı artışıyla arttığı tespit edilmiştir. KAYNAKLAR PP-TR-044 [1] Veziroğlu, N.T., Barbir, F., Hydrogen Energy Technologies, Emerging Technology Series, UNIDO United Nations Industrial Devolopment Organization, Vienna

223 Acquiring Hyrogen Gas from Sodium Boron Hydride by Using Cobalt Catalyst Halil Durak 1, Mehmet Zahmakıran 2 1 Yüzüncü Yıl University, Faculty of Education, Department of Chemistry 2 Yüzüncü Yıl Univesity, Faculty of Science, Department of Chemistry PP-EN-044 A great amount of the energy need existing in our world is met with oil, natural gas, coal and wood. Still about 80% of our energy need is met with fossil fuels such as oil, natural gas and coal. Oil and coal as fossil fuels have been determined to have many hazardous effect upon environment. Fossil fuels consist largely of carbon and hydrogen, a little amount of sulphur and lead may also exist in the structure of the fuel. As a result of the combusition of fossil fuels carbon and sulphur gases accepted as poisonous and ash, tar and many harmful compound occur. These compounds spread into the atmosphere. Then these substances damage soil by falling to the earth after being transformed into acids and the other hazardous composites with rain. This situation effects agriculture products and then initially human being and then all the living things in a negative way [1]. For energy to be usable in today s conditions it has to be movable, sstorable and not harmful to the environment. Regarding all these features hydrogen energy becomes more of an issue for our future. Hydrogen can be produced in many ways. With storing hydrogen in a suitable way its usage expenses decrease. One of the storing methods of hydrogen is with metal or chemical hydrides. Hydrogen stored just like this can be economically usable. In this study hydrogen has been produced from sodium boron hydride by using cobalt catalyst. NaBH 4, Co catalyst, temperature and time parameters have been accepted as variance. It has been determined that hydrogen gas obtained as result of the experiments rises with the increase of NaBH 4, temperature and Co amount. REFERENCES [1] Veziroğlu, N.T., Barbir, F., Hydrogen Energy Technologies, Emerging Technology Series, UNIDO United Nations Industrial Devolopment Orga nization, Vienna

224 Storage Modulus (GPa) Poli (maleik anhidrit-ard-akrilik asit) ve Poli (N-vinil pirolidon) Blend Sistemlerinin Dinamik Mekanik Özelliklerinin İncelenmesi Hatice Kaplan Can, Serap Kavlak, Ali Güner 1 Hacettepe Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü, Beytepe, Ankara PP-TR-045 Polikarboksilik asitler ve iyonik olmayan suda çözünebilir polimerlerin karışımları ve polimerik kompleksleri ile elde edilen hidrofilik malzemelerin geliştirilmesi, yapısal grupları ile sahip oldukları özellikleri ve olası biyolojik uygulamaları nedeniyle oldukça önem kazanmıştır [1]. Sentetik polimer blenderinin uyumluluğu, polimerler arası etkileşimlere bağlı olarak yeni malzemelerin hazırlanması ve biyom edikal uygulamaları nedeniyle ilgi çekmektedir [2-3]. Bu çalışmada Poli (maleik anhidrit-ard-akrilik asit) [poli (MA-ard-AA )] ve poli (N-vinil pirolidon) [PVP] blend sistemlerinin dinamik mekanik özellikleri araştırılmış ve uyumlulukları incelenmiştir. Poli (MA-ard-AA ), PVP ve blend sistemleri, farklı karışım oranlarında (kopolimer:pvp 100:0, 70:30, 50:50, 30:70, 0:100 ), sulu çözeltilerinden toplam konsantrasyon 1.0 % olacak şekilde hazırlanmış ve çözücüleri uzaklaştırılıp vakum altında 45 C de kurutularak elde edilmiştir. Polimerler ve blendlerin dinamik mekanik özellikleri Al 2O 3 (50:50 wt. %) varlığında Dinamik Mekanik Analizör (DMA Q800, TA) ile 3 C/min ısıtma hızında ve sabit frekansta ( =1 Hz) analiz edilmiştir. Polimerlerin ve blend sistemlerinin artan sıcaklığa bağlı olarak farklı DMA parametreleri camsı -geçiş sıcaklıkları (T g) ve sub-t g geçişleri incelenmiştir. Poli (MA-ard-AA ), PVP ve blend sistemlerinin depolama modulusü (SM )-sıcaklık eğrileri Şekil 1. de görülmektedir. DMA parametrelerinin karşılaştırmalı analizleri sonucunda fonksiyonel grupların kompozisyonu ve molekül içi ve moleküller arası H-bağı etkileşimlerine bağlı olarak blend sistemlerinde daha yüksek T g değerleri gözlenmiştir pppp ªªªªª ppp ªªªª p pppp ª ªªªª SH5.001 PVP PVP p PVP/Poly(MA-alt-AA) SH4.001 PVP/Poly(MA-alt-AA) (30/70) (30/70) ª PVP/Poly(MA-alt-AA) SH3.001 PVP/Poly(MA-alt-AA) (50/50) (50/50) PVP/Poly(MA-alt-AA) SH2.001 PVP/Poly(MA-alt-AA) (70/30) (70/30) SH1 Poly(MA-alt-AA) (HZ5).001 Poly(MA-alt-AA) p ppppppppppppppppppp ª ªªªªªªªªªªªªª 400 ª ªªª ª p ªªª pp pª pp ªª p ª pp ªª p ª p ª p ª 200 p ª pp ªª p ª ppp ªªªªªª p pppp Temperature ( C) KAYNAKLAR [1] Khutoryanskiy, V.V., Cascona, M.G., Lazzeri, L., Nurkeeva, Z.S., Mun, GA., Mangazbaeva, R.A. Polym Int, 52 (1 ), 62-67, [2] Feldstain M.M., Kuptsov S.A., Shandryuk G.A., Plate N.A., Chalykh A.E. Polymer, 41 (14 ), , [3] Kaplan Can, H.; Doğan, A.L.; Rzaev, Z.M.O.; Hasegeli Üner A.; Güner, A. J Appl Polym Sci, 100 (5 ), ,

225 Storage Modulus (GPa) Investigation of Dynamical Mechanical Properties of Poly (maleic anhydride -alt-acrylic acid) and Poly (Nvinyl pyrrolidone) Blend System Hatice Kaplan Can, Serap Kavlak, Ali Güner PP-EN-045 Hacettepe University, Faculty of Science, Department of Chemistry, Beytepe, Ankara Polycarboxylic acids and non-ionic water-soluble polymeric complexes of polymers, polymer blends and hydrophilic materials obtained with the development of the hydrophilic materials, which they have structural functional groups and potential biological applications have become considerably important [1]. Synthetic polymer blends compatibility; depending on the interactions between polymers preparation of new materials and biomedical applications attract great interest [2-3]. In this study, dynamic mechanical properties of poly (maleic anhydride-alt-acrylic acid) [poly (MA-alt-AA )] and poly (N-vinyl pyrrolidone) [PVP] blend systems and blend compatibility were investigated. Poly (MA-alt-AA ), PVP and blend systems, at different blending composition (copolymer: PVP 100: 0, 70: 30, 50: 50 30: 70, 0: 100 ), total concentration to be 1.0 % prepared from aqueous solutions, dried under vacuum and evaporating solvent have been achieved at 45 o C. Dynamic mechanical properties of polymers and their blends were analyzed in the powder form and presence of Al 2O 3 (50: 50 wt.%) by using of Dynamic Mechanical Analyzer (DMA Q800, TA) with 3 o C/min heating rate and fixed frequency ( =1 Hz ). Depending on the increasing temperature, different DMA parameters, glass transition temperature (Tg ), and sub-tg transitions of polymers and their blends were investigated. For the Poly (MA-alt-AA ), PVP and blend systems storage modulus (SM )-temperature curves can be seen from the Figure 1. As a result of the comparative analysis of DMA parameters of composition functional groups and intramolecular and intermolecular H-bonding interactions higher Tg values are obtained depending on the blend systems pppp ªªªªª ppp ªªªª p pppp ª ªªªª SH5.001 PVP PVP p PVP/Poly(MA-alt-AA) SH4.001 PVP/Poly(MA-alt-AA) (30/70) (30/70) ª PVP/Poly(MA-alt-AA) SH3.001 PVP/Poly(MA-alt-AA) (50/50) (50/50) PVP/Poly(MA-alt-AA) SH2.001 PVP/Poly(MA-alt-AA) (70/30) (70/30) SH1 Poly(MA-alt-AA) (HZ5).001 Poly(MA-alt-AA) p ppppppppppppppppppp ª ªªªªªªªªªªªªª 400 ª ªªª ª p ªªª pp pª pp ªª p ª pp ªª p ª p ª p ª 200 p ª pp ªª p ª ppp ªªªªªª p pppp Temperature ( C) REFERENCES [1] Khutoryanskiy, V.V., Cascona, M.G., Lazzeri, L., Nurkeeva, Z.S., Mun, GA., Mangazbaeva, R.A. Polym Int, 52 (1 ), 62-67, [2] Feldstain M.M., Kuptsov S.A., Shandryuk G.A., Plate N.A., Chalykh A.E. Polymer, 41 (14 ), , [3] Kaplan Can, H.; Doğan, A.L.; Rzaev, Z.M.O.; Hasegeli Üner A.; Güner, A. J Appl Polym Sci, 100 (5 ), ,

226 7-Oksi-8-Metilkumarin-4-Asetik Asit İçeren Metalli Ftalosiyanin Bileşiklerinin Elektrokimyasal Davranışlarının İncelenmesi Hatice Kara, Ali Rıza Özkaya Marmara Üniversitesi Fen Fakültesi, İstanbul, 34722, Türkiye Metal ftalosiyaninler, konjuge 18-π elektronuna sahip halka sistemi ile bunun merkezinde yer alan bir metal iyonundan oluşan bileşiklerdir. Bu bileşikler genellikle reversibil karaktere sahip 1-elektronlu dört indirgenme ve iki yükseltgenme davranışı gösterirler. Zengin redoks davranışları, metal merkezinde çok çeşitli metaller bulundurabilmesi, halka sübstitüsyonu ve/veya metal değişikliğiyle özelliklerinin kolayca değiştirilebiliyor olması ve termal kararlılığı sebebiyle söz konusu bileşikler yarı iletkenler, fotovoltaik piller ve elektrokromik göstergeler gibi endüstriyel uygulamalarda ilgi odağı haline gelmiştir [1,2]. Bazı metal ftalosiyanin bileşikleri, oksijen indirgenme tepkimesinde gösterdikleri elektrokatalitik performans nedeniyle verimli enerji dönüşümü sağlamak için yakıt pillerinde katalizör olarak kullanım potansiyeline de sahiptirler [3]. Bu çalışmada; sübstitüe 7-oksi-8-metilkumarin-4-asetik asit içeren kobalt, çinko ve indiyum gibi farklı merkez metallerine sahip ftalosiyanin komplekslerinin[4] Pt çalışma elektrotu üzerindeki ve dimetilsülfoksit/tetrabutilamonyum perklorat ortamındaki redoks davranışları dönüşümlü voltametri ve diferansiyel puls voltametri teknikleri kullanılarak incelenmiştir. Komplekslere ait indirgenme ve yükseltgenme reaksiyonlarının ftalosiyanin halka sisteminde mi yoksa merkez metalde mi gerçekleştiği eş zamanlı UV-vis spektroelektrokimyasal ölçümlerle tespit edilmiştir. Ayrıca, bileşiklerin oksijen indirgenme tepkimesindeki elektrokatalitik etkinliğinin tespiti için ölçümler yapılmıştır. Bu ölçümler, çift potansiyotat ile ve çalışma elektrodu olarak dönen halka-disk elektrot (DHDE) kullanmak suretiyle 0.5 M H 2SO 4 ortamında doğrusal taramalı voltametri tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Katalitik ölçümler sonucu elde edilen polarizasyon eğrileri yardımıyla katalizör varlığında oksijen indirgenme tepkimesi mekanizması için tepkimeye giren elektron sayısı ve ve buna bağlı olarak oluşan %H 2O 2 miktarı hesaplanmıştır. Sonuç olarak komplekslerin redoks potansiyelleri belirle nmiştir. CoPc kompleksi Co metali redoks aktif özelliğe sahip olduğu için hem ligand hem de metal merkezli redoks davranışı sergilerken diğer metallerin kompleksleri yalnızca ligand merkezli redoks davranışları göstermiştir. Katalitik ölçümler sonucunda da en iyi katalitik özellik gösteren kompleks CoPc kompleksidir. KAYNAKLAR PP-TR-046 [1] Lever, A. B. P.; Milaeva, E. R.; Speier, G.: The Redox Chemistry of Metallophthalocyanines in Solution, Phthalocyanines: Properties and Applications, Vol. 3 by C.C. Leznoff (Editor ), A.B.P. Lever (Editor ), VCH Publishers Inc., New York, USA, 5-57, [2] Koç, İ.; Çamur, M.; Bulut, M.; Özkaya, A. R.: Electrochemical and in situ Spectroelectrochemical Properties of Phthalocyanines Bearing N-Benzyl-4-Phenyloxyacetamide Moities, Z. Phys. Chem., 225, , [3] Maoa, L.; Arihara, K.; Sotomura, T.; Ohsaka, T.: A novel alkaline air electrode based on a combined use of cobalt hexadecafluorophthalocyanine and manganese oxide, Electrochimica Acta, 49, , [4] Çalık, A. E.: 7-oksi-8-metilkumarin-4-asetik asit içeren metalli ve metalsiz ftalosiyanin bileşiklerinin sentezi ve karakterizasyonu Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul, Türkiye,

227 Investigation of Electrochemical Behaviors of Metallophthalocyanine Compounds Containing 7-Oxy-8-Methylcoumarin-4-Acetic Acid Hatice Kara, Ali Rıza Özkaya Marmara University, Faculty of Science and Letters, Department of Chemistry Metallophthalocyanines are compounds with a conjugated ring system of 18 -π electron and a metal ion in its center. These compounds generally show reversible four one -electron reductions and two one-electron oxidations. These compunds have been received great interest in industrial applications such as semi - conductors, photovoltaic batteries and electrochromic displays due to their rich redox behaviors, ability to contain many different atoms at the metal centre, ring substitution and/or the ability to change their properties easily by changing the central metal atom and their thermal stability[1,2]. Because of their electrocatalytic performance in oxygen reduction reactions, some metallophthalocyanine compounds have the potential to be used as a catalyst in fuel cells in order to provide efficient energy transformation[3]. In this study, redox behaviors of phthalocyanines containing α substituted 7-oxy-8-methylcoumarin-4-acetic acid groups and different central metal atoms such as cobalt, zinc and indium [4] have been investigated on the Pt working electrode in dimethyl sulfoxide/tetrabutylammonium perchlorate environment by using cyclic voltammetry and differential puls voltammetry techniques. Whether the reduction and oxidation reactions of the complexes occured on the phthalocyanine ring system or at the metal centre was determined by in situ spectroelectrochemical measurements. While the cobalt phthalocyanine (CoPc) complex showed both ligand and metal-based redox process because of its redox-active characteristic, the other metallophthalocyanine complexes displayed only ligand-based redox processes. Furthermore, the measurements for the determination of electrocatalytic efficienc y of the compounds in oxygen reduction reaction were carried out. These measurements were performed by a bipotentiostat system with lineer sweep voltammetry technique using the rotating ring-disk electrode as the working electrode in aqueous 0.5 M H2SO4 solution. With the aid of the polarization curves obtained from the catalytic measurements, the number of electrons transferred and thus the amount of H2O2 produced in the oxygen reduction reaction mechanism were calculated. The catalytic measurements suggested that the CoPc complex has higher catalytic activity than the other phthalocyanine compounds. REFERENCES PP-EN-046 [1] Lever, A. B. P., Milaeva, E. R., Speier, G.: The Redox Chemistry of Metallophthalocyanines in Solution, Phthalocyanines: Properties and Applications, Vol. 3 by C.C. Leznoff (Editor ), A.B.P. Lever (Editor ), VCH Publishers Inc., New York, USA, 5-57, [2] Koç, İ., Çamur, M., Bulut, M., Özkaya, A. R.: Electrochemical and in situ Spectroelectrochemical Properties of Phthalocyanines Bearing N-Benzyl-4-Phenyloxyacetamide Moities, Z. Phys. Chem., 225, , [3] Maoa, L., Arihara, K., Sotomura, T., Ohsaka, T.: A novel alkaline air electrode based on a combined use of cobalt hexadecafluorophthalocyanine and manganese oxide, Electrochimica Acta, 49, , [4] Çalık, A. E.: "Synthesis and Characterization of Metallo and Metal-Free Phthalocyanine Containing 7-oxy- 8-methylcoumarin-4-acetic acid" Master's Thesis, Marmara University, Institute of Science, Istanbul, Turkey,

228 PP-TR-047 Fiziksel ve Kimyasal Çapraz Bağlı DNA Hidrojelleri Hüsniye Çakmak, Oğuz Okay İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü DNA hidrojelleri, çapraz bağlı DNA ipliklerinden oluşan ve sulu çözeltilerde şişmiş bir ağ yapı olarak tanımlanabilir [1-4]. Yüklü, yarı-esnek zincirlerden oluşan DNA hidrojellerinin kontrollü ilaç salınımı, doku mühendisliği ve biyomedikal kullanımları gibi DNA nın karakteristik özelliklerinden yararlanılan geniş uygulama alanları vardır [5]. Bu çalışmada fiziksel ve kimyasal çapraz bağlı olmak üzere iki farklı şekilde sentezlenen DNA hidrojelleri karakterize edilmiştir. Fiziksel çapraz bağlı DNA hidrojelleri, NaBr çözeltisi içerisinde çözülen çifte sarmal yapıda ve 2000 baz çifti içeren DNA nın erime sıcaklığının ((87.5 o C ) üzerine ısıtılması ve ardından 25 o C ye yavaş soğutulması sonucu elde edilmiştir. Kimyasal çapraz bağlı DNA hidrojelleri ise yine NaBr çözeltisi içerisinde çözülen DNA nın, N,N,N,N -tetrametiletilendiamin ((TEMED ) katalizörlüğünde ve etilen glikol diglisidil eter ((EGDE ) çapraz bağlayıcısı ile 50 o C de çapraz bağlanma reaksiyonları sonucu elde edilmiştir [1-2]. Elde edilen fiziksel ve kimyasal çapraz bağlı DNA hidrojellerinin farklı tuz konsantrasyonlarında şişme ve salınım davranışları incelenmiş, mekanik ölçümleri yapılmıştır. Şekil 1 de farklı konsantrasyonlarda sulu NaBr çözeltileri içerisinde bekletilen kimyasal ve fiziksel DNA jellerinden salınan DNA miktarının bekletme süresi ile değişimi verilmiştir. Kimyasal çapraz bağlı jellerin DNA salınımlarının çok az olduğu ((B ), fiziksel jellerin ise kolaylıkla kontrollü salınım sistemlerinde kullanılabileceği görülmektedir ((A ). Diğer yandan reolojik ölçümler ile ısıtma-soğutma çevrimlerine tabi tutularak kpa boyutlarında elastik modüle sahip fiziksel DNA hidrojelleri elde edilmiştir. Sentezlenen fiziksel jeller UV ve FTIR ile karakterize edilerek çifte sarmal yapıda olduğu ortaya konmuştur. % Salınan DNA 100 A NaBr / M B Zaman / Saat Zaman / Gün Şekil 1: Fiziksel çapraz bağlı ((A, % 5 DNA ), ve kimyasal çapraz bağlı ((B, % 9,3 DNA, % 9,6 EGDE, % 0,44 TEMED ) DNA hidrojellerinden sulu NaBr çözeltilerinde zamana bağlı DNA salınım grafikleri. KAYNAKLAR [1] Topuz F, Okay O. Macromolecules 41, 8847, 2008 [2] Topuz, F., Okay, O. Biomacromolecules 10, 2652, 2009 [3] Orakdogen, N., Erman, B., Okay, O. Macromolecules 43, 1530, [4] Orakdogen, N, Karacan, P, Okay O. React. Funct. Polym, 71, 782, [5] Okay O. J. Polym. Sci. B: Polymer Phys. 49, 551,

229 PP-EN-047 Physically and Chemically Cross-Linked DNA Hydrogels Hüsniye Çakmak, Oğuz Okay Istanbul Technical University, Chemistry Department, Istanbul, 34469, Turkey DNA hydrogel is a network of chemically cross-linked DNA strands swollen in aqueous solutions [1-2]. Such soft materials are a good candidate to make use of the characteristics of DNA such as coil-globule transition, biocompatibility, selective binding, and molecular recognition [3-5]. In this study, physically and chemically cross-linked DNA hydrogels were synthesized and characterized in their release, swelling and mechanical properties. In order to obtain the physically cross -linked DNA hydrogels, thermal behavior of semi-dilute DNA solutions was investigated by heating the samples above the DNA melting temperature (87.5 o C) and subsequently cooling down to 25 o C. Chemically cross-linked DNA hydrogels are formed using ethylene glycol diglycidyl ether (EGDE) cross -linker and N,N,N,N - tetramethylethylenediamine (TEMED) catalyst under various reaction conditions. Release behavior of synthesized gels were examined in different salt concentrations. Figure 1 shows that the change in the amount of released DNA from the physical and chemically DNA gels in aqueous solutions of different concentrations of NaBr as a function of retention time. Whereas the chemically cross-linked DNA gels were stable in aqueous NaBr solutions (B ), physical ones were too weak to withstand the swelling pressure of water and they released within hours (A ). These hydrogels appear as new promising vehicles for the release of DNA, drugs and pharmacological solutes in controlled delivery devices. Additionally, DNA hydrogels were characterized by UV and FTIR measurements which were coupled with the elasticity results to explain the experimental observations. Spectroscopic measurements show that physical gels have double helix structure. % Release of DNA 100 A NaBr / M B Time / Hour Time / Day Figure 1. Release of physically (A, % 5 DNA ), and chemically cross-linked (B, % 9,3 DNA, % 9,6 EGDE, % 0,44 TEMED) DNA gels as a function of time. Concentrations of in external solutions were indicated on the figure. REFERENCES [1] Topuz F, Okay O. Macromolecules 41, 8847, 2008 [2] Topuz, F., Okay, O. Biomacromolecules 10, 2652, 2009 [3] Okay O. J. Polym. Sci. B: Polymer Phys. 49, 551, 2011 [4] Orakdogen, N., Erman, B., Okay, O. Macromolecules 43, 1530, [5] Orakdogen, N, Karacan, P, Okay O. React. Funct. Polym, 71, 782,

230 PP-TR-048 Sıvı/Sıvı Arayüzeylerde Ftalosiyanin Katalizörlüğünde Oksijen İndirgenmesi İmren Hatay Patır Selçuk Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü, Konya Sıvı/sıvı arayüzeylerdeki elektrokimya; biyoçağrışımlı elektrokimyanın yeni bir türüdür. Gerçekten, karışmayan iki elektrolit çözelti arasındaki arayüzey (ITIES) reaktant ve ürünlerin fiziksel ayrımını sağlar ve bu soft arayüzeyin polarizasyonu; iyon transferi, yardımlı iyon transferi ve hidrofi lik/lipofilik redoks çifti arasındaki heterojen elektron transfer reaksiyonları gibi farklı yük transfer reaksiyonlarının elektrokimyasal olarak kontrol edilmesini de sağlamaktadır. Katı çalışma elektrodu kullanmaksızın gerçekleştirilen elektrokimyanın bu türü, biyolojik sistemlerdeki heterojen prosesleri araştırmak için uygun bir model sağlar, bu prosesler genelde oksijenli yaşam organizmalarında protonla birleştirilen oksijenin indirgenme reaksiyonları gibi protonla birleştirilen elektron transfer (PCET) reaksiyonlarıdır. Bu çalışmada, porfirinler veya ftalosiyaninler tarafından katalizlenen sıvı/sıvı arayüzeyde oksijen indirgenmesi gibi, biyolojik öneme sahip protonla birleştirilen elektron transfer reaksiyonlarını çalışmak için de voltametrinin çok güçlü bir teknik olduğunu gösterilmiştir. Biyolojik sistemlerdeki gibi, organik fazda elektron vericilerin ve sulu fazda protonların bulunmasıyla reaktantlar ayrılabilmektedir. Bu model sistemde, oksijen taşıyıcı katalizör porfirinler veya ftalosiyaninler, suda ki protonlar ve lipofilik elektron vericiler arasında reaksiyon gerçekleşmektedir ve voltametri tekniği arayüzey reaksiyonunu izlemek için etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Sonuç olarak, bu çalışmalar sıvı/sıvı arayüzeylerdeki elektrokatalitik reaksiyonun ilk voltametrik çalışmasını göstermekte ve burada katalitik reaksiyonun hızı, potansiyel farkın uygulanmasıyla arayüzey polarizasyonu tarafından kontrol edilmektedir [1-3]. KAYNAKLAR ry, T.; Gros, C. P.; Barbe, J.-M.; Ersoz, M.; Samec, Z.; Girault, H. H. Journal of the American Chemical Society, 131, 13453, 2009 Barbe, J.-M Society, 132, 13733, M.; Daina, A.; Carrupt, P.-A.; Girault, H. H. Journal of the American Chemical Society, 132, 2655,

231 PP-EN-048 Oxygen Reduction Catalyzed by Phtalocyanines at Liquid/Liquid Interfaces İmren Hatay Patır Selçuk Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü, Konya Electrochemistry at liquid/liquid interfaces is a new type of bioinspired electrochemistry. Indeed, the interface between two immiscible electrolyte solutions (ITIES) provides a physical separation of the reactants and products, and the polarization of this soft interface also allows an electrochemical control for different charge transfer reactions such as ion transfer, assisted ion transfer and heterogeneous electron transfer reactions between a hydrophilic and a lipophilic redox couple. This type of electrochemistry without a solid working electrode provides a suitable model for investigating heterogeneous processes occurring in biological systems, which are often proton-coupled electron transfer (PCET) reactions such as the protoncoupled oxygen reduction reactions within aerobic living organisms. This work shows that voltammetry at soft interfaces is a very powerful tool to study proton-coupled electron transfer reactions of biological interest such as the interfacial reduction of oxygen catalyzed by Porphyrins and Phtalocyanines. As in biosystems, the reactants can be phase separated with the protons. In the present model system, we have reacted an oxygen carrier catalyst Porphyrins or Phtalocyanines, aqueous protons and lipophilic electron donors and shown that voltammetry can be efficiently used to probe the interfacial reaction. As a result, to the best of our knowledge this work is the first voltammetric study of an electrocatalytic reaction at a soft interface, where the rate of the catalytic reaction is controlled by the interfacial polarization,i.e. by the applied potential difference [1-3]. REFERANCES -M.; Ersoz, M.; Samec, Z.; Girault, H. H. Journal of the American Chemical Society, 131, 13453, Journal of the American Chemical Society, 132, 13733, Girault, H. H. Journal of the American Chemical Society, 132, 2655, M.; Daina, A.; Carrupt, P.-A.; 194

232 Uçucu kül Üzerine Boya Adsorpsiyonunda Kimyasal ve Isıl İşlemlerin Etkisinin İncelenmesi Jülide Yener Bülent Ecevit üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, Zonguldak PP-TR-049 Son yıllarda tekstil, boya, kağıt ve baskı gibi bir çok endüstriyel alanda boyarmadde ve pigment kullanmaktadır. Bu maddelerin toksik etkiye sahip olmakta ve pek çoğu görüntü kirliliğine yol açmaktadır. Çeşitli çevresel düzenlemeler yapılarak boyar madde kullanan endüstriyel atıklardaki boyar madde miktarlarına önemli kısıtlamalar getirilmektedir. Çeşitli boyarmadde içeren atıksuların çevreye verilmeden fabrika çıkışlarında uygun yöntemlerle arıtılması gerekmektedir. Boyarmadde gideriminde adsorpsiyonla renk giderimi oldukça etkin bir yöntemdir. En yaygın olarak kullanılan adsorbent madde aktif karbon olmakla birlikte, zeolit, bentonit ve odun külü gibi bazı üretimi kolay ve ucuz malzemelerde adsorpsiyonla renk gideriminde önemli yer almaktadır. (1 ). Çalışmanın ilk aşamasında endüstrileriyel atıksularda yer alan çeşitli boyarmaddelerin (Metilen Mavisi, Basic Blue 41, Reactive Red, Acid Violet 17 vb.) kendiside bir atık olan uçucu kül üzerine adsorpsiyonun incelenmesi amaçlanmıştır. Zonguldak bölgesinde yer alan Çatalağzı Termik Santralinde bir bölümü çimento sektöründe dolgu maddesi olarak kullanılan, geri kalan kısmı ise atık olarak denize boşaltılan uçucu küllerin öncelikle yapısal özellikleri incelenecektir. Yüzey alanı, yoğunluğu, ph değişim etkisi ve gözenek yapısının belirlenmesi adsorpsiyon özelliklerinin netleştirilmesinde yol gösterici olacaktır. Özellikleri belirlenen uçucu kül üzerine kesikli sistemlerde gerçekleştirilen boyar madde adsorpsiyonlarına sıcaklığın, ortam ph nın, boya derişiminin, adsorbent miktarı ve boyutunun etkisi ince lenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın diğer aşamasında H 2SO 4 kullanılarak işleme tabi tutulan ve sonrasında ısıl işlem uygulanan uçucu kül örneklerinin boyar madde asdorpsiyonları incelenmeye çalışılmıştır. Asit ve ısıl işlem uygulanması sonrası uçucukülün spesifik yüzey alanında ve boya adsorpsiyon kapasitesinde artış gözlenmiştir. Ham uçucu kül ve işlem görmüş uçucukül örnekleri ile elde edilen sonuçlar Langmuir ve Freundlich izoterm modellerine uyumu açısından incelenmiş ve Freundlich adsorpsiyon modeline daha iyi uyum sağladığı görülmüştür. Adsorpsiyon kinetik hesaplamaları gerçekleştirilmiş ve yalancı ikinci derece hız eşitliğine daha iyi uyum sağladığı gözlenmiştir (2 ). Termodinamik parametrelerin hesaplanması (3) ile ham uçucu kül ve işlem görmüş uçucu kül örnekleri için ΔG 0 değerlerinin oldukça küçük olduğunu görmekteyiz. Elde edilen pozitif ΔH 0 değerleri ise endotermik bir adsorpsiyon sürecini işaret etmektedir (4 ). ΔS 0 değerinin pozitif olması ise uçucu kül üzerine boya adsorpsiyonu süresince katı/çözelti ara yüzeyinde artan düzensizliği göstermektedir (5, 6 ). KAYNAKLAR [1] Kapdan, IK., Kargi,F., Simultaneous biodegradation and adsorption of textile dyestuff in an activated sludge unit., Process Biochemistr, 37 (9 ), ,2002. [2] Ho, Y. S., McKay, G., Pseudo-second order model for sorption processes, Process, Biochem., 34: , [3] Khan, S.A., Rehman, R., Khan, M.A., Adsorption of Cr (III ), Cr (VI) and Ag (I) on bentonite. Waste Management,, 15, ,1995. [4] Wang S.B., Wu H., Environmental-benign utilization of fly ash as low-cost adsorbents, J. Hazard. Mater., 136, , [5] Iqbal, M.J. and Ashiq, M.N., Adsorption of Dyes from Aqueous Solutions on Activated Charcoal. Journal of Hazardous Materials, B139:57 66, [6] Ho, Y.S.*, Comments on An adsorption and kinetic study of lac dyeing on silk., Dyes and Pigments, 72 (1 ), ,

233 Investigation of Termal and Chemical Treatments Effects in Dye Adsorption On Fly Ash Jülide Yener Bülent Ecevit üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, Zonguldak PP-EN-049 In recent years, dyes and pigments are used in many industrial applications such as textile, paint, paper and printing. These dyes have some toxic effects and many of them lead to visual pollution. The dyestuffs amounts in industrial wastes containing dye are brought significant restrictions. Treatment of wastewater is required with suitable methods before the factory outlet of the environment. Dye adsorption is a very effective method of dye removal on decolorization. Although the most widely used adsorben t activated carbon. But zeolite, bentonite and easy to manufacture and cheap materials, such as wood ash adsorption color removal is important. In first stage of the study, it investigated industrial dyes (Methylene Blue, Basic Blue 41, Reactive Red, Acid Violet 17, etc.) adsorption on fly ash, which is a waste. A part of the fly ash in Çatalağzı Thermal Power Plant located in Zonguldak used as a filler in the cement sector. The rest of the waste is discharged into the sea. Primarily it is examined the structural properties of the fly ash. Determining of surface area, density, pore structure, and the effect of ph change will be a guide to reveal the adsorption properties. Other stage of the study, primarily fly ash treated using H 2SO 4 and then the fly ash by heat treated samples of dye adsorption is studied. After acid and heat treatment, the implementation of the specific surface area of fly ash and dye adsorption capacity increased. Raw fly ash and treated fly ash samples, the results obtained were analyze d for compliance with the Langmuir and Freundlich isotherm models. Freundlich adsorption model was found that a better fit. Adsorption kinetics calculations performed and observed that better match the pseudo-second-order rate equation (2 ). Calculation of thermodynamic parameters (3) with the raw fly ash and treated fly ash samples fairly small we see that the values of ΔG 0. ΔH 0 obtained positive values indicate an endothermic adsorption process (4 ). The positive value of ΔS 0 is indicated the growing imbalance on the solid/solution interface during adsorption of dye (5, 6 ). REFERENCES [1] Kapdan, IK., Kargi,F., Simultaneous biodegradation and adsorption of textile dyestuff in an activated sludge unit., Process Biochemistr, 37 (9 ), ,2002. [2] Ho, Y. S., McKay, G., Pseudo-second order model for sorption processes, Process, Biochem., 34: , [3] Khan, S.A., Rehman, R., Khan, M.A., Adsorption of Cr (III ), Cr (VI) and Ag (I) on bentonite. Waste Management,, 15, ,1995. [4] Wang S.B., Wu H., Environmental-benign utilization of fly ash as low-cost adsorbents, J. Hazard. Mater., 136, , [5] Iqbal, M.J. and Ashiq, M.N., Adsorption of Dyes from Aqueous Solutions on Activated Charcoal. Journal of Hazardous Materials, B139:57 66, [6] Ho, Y.S.*, Comments on An adsorption and kinetic study of lac dyeing on silk., Dyes and Pigments, 72 (1 ), ,

234 Tek Duvarlı Karbon Nanotüpler (SWNT) Üzerinde Bovin Serum Albümin Adsorpsiyonuna ph ve Sıcaklığın Etkisi Kadriye Bozgeyik 1,Türkan Kopaç 1 PP-TR-050 (1 ) Bülent Ecevit Üniversitesi, FEF Kimya Bölümü, Zonguldak, Protein, enzim, vb. gibi büyük moleküllerin bir yüzey ya da ara yüzey üzerinde birikmeye karşı eğilimleri çok fazladır [1]. Bu gibi bir ilgi protein saflaştırma; biyomateryallerde, biyosensörlerde, diagnostic test sistemlerinde, ilaç salınım sistemleri gibi birçok alanda önemli rol oynamaya başlamıştır. Biyokirlenme, gıda üretimi, biyosensör geliştirilmesi (otoanalizör vb.) ve biyouyumlu malzeme yapımı gibi uygulamalarda proteinlerin ve diğer moleküllerin yüzey ile olan etkileşim türünün ve derecesinin bilinmesi gerekliliği söz konusudur [2]. Bu amaçla bu çalışmada tek duvarlı karbon nanotüpler (SWNT) ile bovin serum albümin (BSA) arasındaki etkileşimler adsorpsiyon yöntemi ile, elektrokinetik özellikleri de zeta potansiyel ölçüm metodu ile incelenmiştir. SWNT üzerinde BSA nın adsorpsiyonunun denge ve kinetiğine ph ve sıcaklığın etkisi çalışılmıştır. ph 4, 5 ve 7.4 ortamlarında 20, 30, 40 o C de kesikli sistemde yürütülen deneylerden elde edilen adsorpsiyon denge verileri Langmuir ve Freundlich adsorpsiyon izoterm modelleri ile, hız verileri de birinci ve ikinci derece kinetik modelleri ile analiz edilmiştir. Langmuir ve Freundlich izoterm modelleri ile birinci ve ikinci derece kinetik modellerine ait parametreler hesaplanmıştır. Adsorpsiyon denge verilerinin hem Langmuir hem de Freundlich izoterm modelleri ile uyumlu olduğu belirlenmiştir. Langmui r model sabiti olan maksimum adsorpsiyon kapasiteleri (Q 0) karşılaştırıldığında, her üç ph ortamında da sıcaklık arttıkça Q 0 değerlerinin arttığı ve SWNT üzerine adsorplanan protein miktarının en fazla ph 4 ve 40 o C de mg/g olduğu bulunmuştur. Birinci ve ikinci derece kinetik modellerine ait korrelasyon katsayıları karesi (r 2 ) karşılaştırıldığında ise, ph 4, 5 ve 7.4 te SWNT/BSA adsorpsiyon sisteminin en iyi birinci derece kinetik modeli ile uyum gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca birinci derece hız sabiti olan k 1 değerleri her bir ph ve sıcaklık ortamında çok fazla değişmezken ph 5 de sıcaklık 40 o C arttırıldığı zaman adsorpsiyon hızı yarı yarıya azalmıştır. Zeta potansiyel ölçümleri de SWNT/BSA adsorpsiyon sistemi için elde edilen denge verileriyle uyum sağlamıştır. KAYNAKLAR [1] Urano, H., Fukuzaki, S. Conformation of Adsorbed Bovine Serum Albumin Governing Its Desorption Behavior at Alumina-Water Interfaces, Journal of Bioscience and Bioencineering, 90/1, , [2] Rabe, M., Verdes, D., Zimmermann, J. and Seeger, S. Surface Organization and Cooperativity during Nonspecific Protein Adsorption Events, J. Phys. Chem. B, 112, ,

235 The Effect of ph and Temperature on the Adsorption of Bovine Serum Albumin onto Single Walled Carbon Nanotubes (SWNT ) Kadriye Bozgeyik 1,Türkan Kopaç 1 PP-EN-050 (1 ) Bulent Ecevit University, Department of Chemistry, Zonguldak, The macromolecules such as proteins and enzymes tend to adhere more strongly to a surface or interface [1]. This kind of interest play a significiant role at areas such as protein purification, biomaterials, biosensors, diagnostic test systems, and drug delivery systems. In applications such as biofouling, food production, biosensors development (autoanalyzers etc.) and production of biocompatible materials, understanding the kind and the degree of the interactions between proteins and other molecules with surfaces is required [2]. For this reason, in this work, the interactions between single walled carbon nanotubes (SWNT) with bovine serum albumine (BSA) by adsorption method and the electrokinetic properties by zeta potential measurement method have been investigated. The effect of ph and temperature on the equilibrium and kinetics of BSA adsorption onto SWNT was studied. The experimental adsorption equilibrium data obtained for 20, 30, 40 o C and at ph conditions of 4, 5, 7.4 in a batch system were compared with the Langmuir and the Freundlich isotherm models, and the rate data were analyzed with the first and second order kinetic models. The parameters of the Langmuir and Freundlich models and the kinetic models were calculated. Experimental adsorption equilibrium data was in good agreement with both of the Langmuir and the Freundlich isotherm models. As a result of the comparison of the maximum adsorption capacities (Q 0) evaluated from the Langmuir model, it was found that Q 0 values increased with increasing temperature for all ph conditions and the highest value of the amount of protein adsorbed onto SWNT was mg/g at ph 4 and 40 o C. The square of the correlation coefficients (r 2 ) of the first and second order kinetic models were compared and it was found that the first order kinetic model gave more suitable results for the adsorption system of SWNT/BSA. It was also observed that, the values of the first order kinetic model constant, k 1 did not change too much with ph and temperature, but the adsorption rate at ph 5 was decreased by half of its initial value when the temperature was increased to 40 o C. The zeta potential measurements were also in good agreement with the equilibrium data obtained for the adsorption system of SWNT/BSA. REFERENCES [1] Urano, H., Fukuzaki, S. Conformation of Adsorbed Bovine Serum Albumin Governing Its Desorption Behavior at Alumina-Water Interfaces, Journal of Bioscience and Bioencineering, 90/1, , [2] Rabe, M., Verdes, D., Zimmermann, J. and Seeger, S. Surface Organization and Cooperativity during Nonspecific Protein Adsorption Events, J. Phys. Chem. B, 112, ,

236 Poli (1-vinil 1,2,4-triazol-ko-vinil fosforik asit) Hidrojelleri Kullanılarak Sulu Sistemlerden Kobalt ve Nikel İyonlarının Uzaklaştırılması Leyla Kurt, Nursel Pekel Bayramgil Hacettepe Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü, 06800, Beytepe-Ankara Çevre kirliliği yaratan metal iyonlarının çeşitli ortamlardan uzaklaştırılmasında, enerji üretilmesi amacı ile deniz suyunda çözünmüş olan uranil iyonlarının tutulmasında, metal iyonları karışımlarının ayrılmasında ve ayrıca polimere tutunmuş metal iyonlarının katalizör olarak kullanılmasında bile polimerlerin, metal iyonları ile seçici olarak kompleks yapabilme özelliğinden yararlanılmaktadır [1]. Polimerik ligandların kompleksleşmeleri, polimer matriks, ligandın yapısı, çapraz bağlanma miktarı gibi faktörlerden etkilenmektedir. Çevre kirliliği yaratan ağır metallerin uzaklaştırılmasında, kolay uygulanabilirliği ve rejenerasyonunun kolay olması nedeni ile hidrojeller sıkça kullanılmaktadır [2,3]. Hidrojeller, üç boyutlu çapraz bağlı ağ yapıya sahip polimerlerdir. Yapılarında -OH, -CONH, -CONH 2, NH 2, -COOH ve SO 3H gruplarından bir veya birkaçının bulunması durumunda, kendi ağırlıklarının ~1000 katına kadar su alarak şişebilme özelliği gösterirler. Diğer yöntemlerle kıyaslandığında, hidrojel hazırlamak için iyonlaştırıcı radyasyonun kullanılması; kolay işlem kontrolü, tek basamaklı üretim-sterilizasyon, toksik etkiye sahip başlatıcı, çapraz bağlayıcı, vs. kimyasal maddeleri içermemesi gibi özelliklerinden dolayı, sıkça başvurulan bir yöntemdir. Bu çalışmada, sulu çözeltilerden ağır metal iyonu adsorpsiyonu için radyasyonla sentezlenmiş poli (1 -vinil 1,2,4-triazol-ko-vinil fosforik asit) hidrojelleri kullanılması amaçlanmıştır. İki farklı bileşimde hazırlanan hidrojeller, nikel (II) ve kobalt (II) iyonu içeren farklı derişim ve farklı p H değerine sahip çözeltilerde bekletilmiştir. Belirli süre sonunda çözeltilerden geriye kalan metal iyonu derişimleri UV -vis spektrofotometresi ile tayin edilmiştir. Fosforik asit içeriği yüksek olan hidrojelin metal iyonu tutma kapasitesinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Farklı ph larda yapılan adsorpsiyon çalışmalarında ph 5 değerinde, daha yüksek tutunma değerleri elde edilmiştir. Farklı derişimlerde, kinetik olarak elde edilen eğrilerden hidrojellerin nikel iyonu tutma kapasitesinin, kobalt iyonu tutma kapasitesinden daha yüksek olduğu bulunmuştur. Sonuçlar, FTIR/ATR, SEM-EDX ve TGA sonuçlarıyla desteklenmiştir. KAYNAKLAR [1] Alexandratos SD, Grady CE, Crick DW, Macromolecules, 24, , [2] Saraydın D, Karadağ E, Güven O, Sep. Sci.Technol. 30, , [3] Pekel N, Savaş H, Güven O, Coll. Polym Sci.280, 46-51, PP-TR

237 Cobalt and Nickel Ions Removal from Aqueous Systems using Poly (1-vinyl 1,2,4-triazole-covinylphosphonic acid) Hydrogels Leyla Kurt, Nursel Pekel Bayramgil Hacettepe University, Faculty of Science, Chemistry Department, 06800, Beytepe-Ankara PP-EN-051 Metal ions are selectively used for the following complexation process: the removal of metal ions leading to environmental pollution from various systems, the uptake of uranyl ions dissolved in sea water to produce energy, the separation of mixed metal ions, and also the use as catalyst [1]. The complexation of polymeric ligands is affected by some factors such a s polymer matrix, the type ligand, the amount of crosslinking. Hydrogels are the most commonly used materials due to their easy applicability and regeneration for the removal of heavy metal ions polluting environment [2,3]. Hydrogels are defined as two- or multicomponent systems consisting of a three-dimensional network of polymer chains and water that fills the space between macromolecules. The hydrophilicity and the swellability of these materials is due to the presence of hydrophilic functional groups such as -OH, -CONH, -CONH 2, NH 2, -COOH and SO 3H along the polymer chains. Ionizing radiation has been since long recognized as a very suitable tool for the formation of hydrogels. Easy process control, possibility of joining hydrogel formation and steriliza tion in one technological step, no necessity to add any initiators, crosslinkers etc., possibly harmful and difficult to remove, no waste, relatively low running costs - this makes irradiation the method of choice in the synthesis of hydrogels, especially for biomedical use In this study, we aimed to use poly (1-vinyl 1,2,4-triazole-co-vinylphosphonic acid) hydrogels synthesized by gamma radiation for the purpose of heavy metal ion adsorption from aqueous systems. Hydrogels prepared at two different compositions were kept in cobalt and nickel ion solutions having different ph values at different concentrations. At the end of a certain period of time, the concentrations of metal ions remaining in the solutions were determined by using UV-vis spectrophotometer. It was found that the metal ion uptake capacity of hydrogels with the high content of phosphoric acid is higher. In the adsorption studies carried out in solutions of different ph values, higher adsorption values were obtained at ph 5. Nickel ion retention capacity of hydrogels is higher than cobalt ion retention capacity from the kinetic curves obtained at different concentrations. Results are supported by FTIR/ATR, SEM-EDX and TGA. REFERENCES [1] Alexandratos SD, Grady CE, Crick DW, Macromolecules, 24, , [2] Saraydın D, Karadağ E, Güven O, Sep. Sci.Technol. 30, , [3] Pekel N, Savaş H, Güven O, Coll. Polym Sci.280, 46-51,

238 PP-TR-052 Dikey İşlevselleştirilebilir Stirenik Kopolimerlerin Sentezi Mehmet Arslan, İdil İpek Yılmaz, Amitav Sanyal Boğaziçi Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü, İstanbul, 34342, Türkiye Reaktif polimerler, üzerlerinde kimyasal tepkime verebilecek belli fonksiyonel grup lar bulunduran polimerlerdir. Taşıdıkları fonksiyonel gruplara bağlı olarak, değişik moleküllerin kovalent olarak bağlanmasına imkan sağlayan bu yapıdaki polimerler özellikle Click tepkimeleri ile etkili bir şekilde işlevselleştirilebilmektedir. Azit-alkin siklo katılma tepkimeleri, Diels-Alder tepkimeleri ve tiyol maleimide katılma tepkimeleri sözü edilen Click tepkimeleri arasında önde gelenler olup, farklı moleküllerin reaktif polimerlere bağlanmasında yaygın olarak kullanılmaktadırlar[1]. Farklı fonksiyonel grupları üzerinde barındıran reaktif polimerler, ayrı ayrı kimyasal tepkimelerle kovalent bağlar yapabilen polimerik malzemelerdir. Dikey işlevselleştirme denilen yöntemle farklı yapıdaki moleküller bu reaktif polimerlere kovalent olarak bağlanabilmektedir. Bu tarz polimerik malzemeler özellikle ilaç taşıma sistemlerinin tasarımı, protein immobilizasyonu gibi biyoteknolojik uygulamalarda yaygın olarak kullanılmaktadırlar[2]. Bu çalışmamızda yan grubunda maleimid fonksiyonel grubu içeren stiren b azlı monomer sentezi ve bu monomerin farklı monomerlerle kopolimerizasyonundan hazırlanan dikey işlevselleştirilebilir polimerlerin sentezi gerçekleştirilmiştir. Sentezlenen polimerlere Click tepkimeleri ile model moleküller kovalent olarak bağlanarak yapıların dikey işlevselleştirilebilirliği gösterilmiştir[3]. KAYNAKLAR [1] Sanyal, A. Macromol. Chem. Phys. 2010, 211, [2] Cengiz, N., Kabadayioglu, H., Sanyal, R. J Polym Sci Part A: Polym Chem. 2010, 48, [3] Yilmaz, I.I., Arslan, M., Sanyal, A. Macromol. Rapid Commun. 2012, 33,

239 PP-EN-052 Synthesis of Orthogonally Functionalizable Styrenic Copolymers Mehmet Arslan, İdil İpek Yılmaz, Amitav Sanyal Boğaziçi University Faculty of Science Department of Chemistry, Istanbul, 34342, Turkey Reactive polymers that containing available functional groups on polymer backbone allow post - functionalization reactions in which certain molecules can be attached on chemically. Depending on the functional groups that polymer carry, desired molecules can be bonded reversibly or irreversibly. I ncreasing availability of very efficient chemical transformations, generally known as click reactions have opened an expanding area that aforementioned chemical transformations can be carried out under mild conditions. Among the click reactions metal-free click reactions such as thiol-ene, strain-promoted azide-alkyne cycloaddition, and the Diels Alder reactions have widespread applications [1]. Reactive polymers that carry different functional groups are amenable to post-functionalization via various orthogonal chemical transformations. Different molecules can be covalently attached on multifunct ional polymers and such polymers are widely used especially in the design of drug delivery systems, protein and enzyme immobilization and many other biomedical applications [2]. In this study polymers containing maleimide groups on their side chains have been synthesized by utilization of a novel styrenic monomer containing a masked-maleimide unit. Orthogonally functionalizable copolymers were obtained by copolymerization of the maleimide-based monomer with other reactive monomers to yield copolymers that are reactive towards thiol- and amine-containing molecules, or two different thiolcontaining molecules sequentially via the nucleophilic thiol -ene and the free-radical thiol-ene click reactions [3]. REFERENCES [1] Sanyal, A. Macromol. Chem. Phys. 2010, 211, [2] Cengiz, N., Kabadayioglu, H., Sanyal, R. J Polym Sci Part A: Polym Chem. 2010, 48, [3] Yilmaz, I.I., Arslan, M., Sanyal, A. Macromol. Rapid Commun. 2012, 33,

240 Nar Çekirdeğinden Elde Edilen Aktif Karbon Üzerine Sulu Ortamdan Metilen Mavisinin Adsorpsiyonunun Araştırılması Mehtap Temizkan 1, Murat Erdem 1, Selhan Karagöz 2, Turgay Tay 1 1 Anadolu Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü, ESKİŞEHİR 2 Karabük Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü,78050, KARABÜK Boya ve boyar madde üretimi esnasında ve kullanımı sonrasında oluşan zararlı atıkların çevreye zarar vermeden uzaklaştırılması gerekmektedir. Atık sulardan boya giderimi için adsorpsiyon tekniği, diğer pahalı tekniklere göre ideal bir alternatif teknik haline gelmiştir [1]. Atık biyokütle değerlendirilmesi ucuz, rahatça bulunabilir, yenilenebilir ve çevre dostu olmasından ötürü tüm dünyada ilgi gören konular arasında yer almaktadır[2]. Atık biyokütlenin etkin kullanımlarından biri tekstil sanayi atıkları ile ilgili çevre problemlerini azaltmak için adsorpsiyon teknikleri ile tekstil atık sularından renk giderimidir. Adsorpsiyon ile boyaların uzaklaştırılması için en yaygın kullanılan adsorbanlardan biri yüksek adsorpsiyon kapasitesi ve geniş yüzey alanlı aktif karbondur [3]. Metilen mavisi sulu çözeltilerden organik kirleticilerin adsorpsiyonu için bir model bileşiği temsil etmektedir[4]. Bu çalışmada laboratuvarda nar çekirdeğinin ZnCl 2 ile pirolizi sonucu elde edilen aktif karbonlar kullanılmıştır [5]. Sulu çözeltilerden metilen mavisinin uzaklaştırılması için adsorban olarak aktif karbon kullanılmıştır. Adsorpsiyon deneylerin sulu ortamda yürütüldü ve adsorpsiyon kapasitesi üzerine sıcaklık, ph, boya başlangıç konsantrasyonu, temas süresi gibi çeşitli parametrelerin etkisi incelenmiştir. Ayrıca adsorpsiyon kinetiği ve termodinamiği de incelenmiştir. KAYNAKLAR [1] Yavuz, Ö., Aydin, A.H., Polish Journal of Environmental Studies Vol. 15, No. 1, [2] Karagöz, S., Tay, T., Ucar, S., Erdem, M., Bioresource Technoloy 99, , [3] Gercel, O., Gercel H.F., Chem. Eng. J. 132, , [4] Hameed, B.H., Din, A.T.M., Ahmad, A.L., J. Hazard. Mater. 141, , [5] Ucar, S., Erdem, M., Tay, T., Karagöz, S., Applied Surface Science, 255 (21) , PP-TR

241 The Investigation of Adsorption of Methylene Blue from Aqueous Solution on Activated Carbons Obtained from Pomegranate Mehtap Temizkan 1, Murat Erdem 1, Selhan Karagöz 2, Turgay Tay 1 1 Anadolu University, Faculty of Science, Department of Chemistry, Eskişehir, Turkey 2 Karabuk University, Faculty of Science, Department of Chemistry,78050 KARABÜK It is mandatory to remove toxic wastes during the production and uses of dye and dyestuffs. The adsorption technique has become an ideal technique in comparison with other expensive treatment methods for the removal dyes from waste water. The waste biomass is getting an increased attention in all over the world as it is widely available, cheap, renewable and environmentally friendly. One of the effective uses of biomass is decolorization of waste water using adsorption techniques generated by textile industries in order to reduce environmental problems. Activated carbons, which have adsorption capacities and surface areas, are one of the most widely used adsorbents in removing dyes via adsorption. Methylene blue represents a model compound for adsorption of organic contaminant. In this study, activated carbons were used obtained from the pyrolysis of pomegranate seeds with chemical activation by ZnCl 2. Activated carbons were used as adsorbents for the removal of MB from aqueous solutions. Adsorption experiments were carried out in aqueous media and various parameters (i.e. the effect of temperature, the effect of ph, the initial dye concentration and contact time) on adsorption capacities were investigated. In addition, adsorption kinetics and thermodynamic were also investigated. REFERENCES [1] Yavuz, Ö., Aydin, A.H., Polish Journal of Environmental Studies Vol. 15, No. 1, [2] Karagöz, S., Tay, T., Ucar, S., Erdem, M., Bioresource Technoloy 99, , [3] Gercel, O., Gercel H.F., Chem. Eng. J. 132, , [4] Hameed, B.H., Din, A.T.M., Ahmad, A.L., J. Hazard. Mater. 141, , [5] Ucar, S., Erdem, M., Tay, T., Karagöz, S., Applied Surface Science, 255 (21) , PP-EN

242 PP-TR-054 Hidrofobik Modifiye Poliakrilamid Jellerinde Hidrofobik Blok Uzunluğunun Reolojik ve Mekanik Özelliklere Etkisi Melahat Şahin, Oğuz Okay İstanbul Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü İlaç salınım sistemlerinden tarıma kadar çok geniş uygulama alanlarında yer alan hidrojeller, mekanik etkilere karşı oldukça dayanıksızdır ve kendi kendilerini iyileştirme yetenekleri yoktur. Öte yandan; dayanıklı, kendi kendini iyileştirebilen ve oldukça kısa sürede dıştan gelen uyarılara cevap veren akıllı hidrojellerin üretilmesi mümkündür[1]. Hidrofilik polimer zinciri boyunca rastgele asılı hidrofobik bloklar oluşturularak, hidrofobik modifiye hidrojellerin sentezlenmesi bu amaçla yapılan çalışmalar arasındadır. Bununla birlikte, akıllı jellerin sentezlenmesinden sonraki en önemli aşamalardan biri; çapraz bağlı yapıya sahip ve dolayısıyla çözücülerde çözünmeyen polimer ağ yapısının karakterizasyonudur. Bu çalışmanın amacı; farklı hidrofobik blok uzunluğuna sahip, hidrofobik modifiye poliakrilamid (HMPAAm) hidrojellerin sentezlenmesi, sentez sonrası uygun koşullar sağlanarak çözünür hale getirilmesi ve karakterize edilmesidir. Şekil 1. Homopoliakrilamid ve faklı blok uzunluğuna sahip HMPAAm jellerinin kayma hızına bağlı olarak görünür viskozite grafiği HMPAAm hidrojelleri, miseller kopolimerizasyonu tekniği ile hazırlanmıştır. Bu tekniğe göre, sodyum dodesil sülfat (SDS) miselleri içinde çözünmüş olan hidrofobik komonomer stearil metakrilat (C18 ), sulu ortamda çözünmüş hidrofilik akrilamid (AAm) monomeri ile kopolimerleştirilmiştir. Hidrojel sentezinde misel konsantrasyonu sabit tutulup, toplam monomer konsantrasyonu, C o, yani hidrofobik monomer miktarı attırılarak farklı hidrofobik blok uzunluğuna sahip hidrojeller elde edilmiştir. Hidrojellerin uygun koşullar altında suda veya DMSO da çözündürülmeleri sonrası, proton nükleer manyetik rezonans ( 1 H-NMR) ve infrared absorbsiyon spektroskopisi (FTIR-ATR) analizlerinin yanı sıra reolojik ölçümler ve şişme testleri ile elde edilen ağ yapı zincirleri karakterize edilmiştir. 1 H-NMR ve FTIR-ATR analizleriyle C18 hidrofobik monomerinin, polimer ağ yapısına girdiği ispatlanırken, reolojik ölçümlerden alınan sonuçlar C 0 arttması ile jel yapısındaki hidrofobik blok uzunluğunun arttığını ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, C18 komonomerinin, poliakrilamid zincirine katılmasıyla; suda çözünmeyen, mekanik etkilere karşı dayanıklı, ilginç şişme kinetiği gösteren jeller elde edilmiştir [2]. KAYNAKLAR [1] Tuncaboylu, D. C., Sarı, M., Oppermann, W., Okay, O. Macromolecules, 44, , [2] Tuncaboylu, C. D., Sahin, M., Argun, A., Oppermann, W., Okay, O. Macromolecules, 45, ,

243 Effects of Hydrophobic Block Length on the Rhelogical and Mechanical Properties of Hydrophobically Modified Hydrogels Melahat Şahin, Oğuz Okay Istanbul Technical University, Department of Chemistry PP-EN-054 Hydrogels have attracted much attention due to their applications in numerous fields such as drug delivery systems and agriculture. However, they have very low durability against mechanical effects and they don't have self-healing properties. Fortunately, it is possible to produce high tough and self-healing hydrogels [1]. One method to synthesize such smart materials is incorporation of a small amount of hydrophobic groups into the hydrophilic polymer chain. In addition, an indispensable factor to design tailored materials with good controllable rheological properties is the better understanding of the modified polymer structure. The aim of this study is characterization of hydrophobically modified polyacrylamide hydrogels (HMPAAm) which have different hydrophobic block lengths. HMPAAm hydrogels were prepared by micellar copolymerization technique. In this technique, hydrophobic monomer stearyl methacrylate was solubilized within surfactant micelles whereas the hydrophilic monomer was dissolved in aqueous continuous medium. The number of micelles was kept constant in all HMPAAm gels and the amount of C18 was increased by increasing initial monomer concentration (C 0 ). Thus, polymers with different hydrophobic block lengths were obtained. HMPAAm gels were characterized with proton nuclear magnetic resonance ( 1 H-NMR) and Fourier Transformed Infrared Attenuated Total Reflection (FTIR- ATR) analysis, as well as rheological measurements and swelling tests. FTIR and 1 H-NMR techniques revealed the incorporation of hydrophobic monomers to the hydrophilic polymer backbone. Also, rheological measurements showed that hydrophobic block length was increased by increasing C 0. Consequently, water-insoluable hydrogels with extraordinary mechanical properties and unusual swelling kinetics were obtained via incorparation of C18 comonomer in hydrophilic polymer backbone[2]. REFERENCES [1] Tuncaboylu, D. C., Sarı, M., Oppermann, W., Okay, O. Macromolecules, 44, , [2] Tuncaboylu, C. D., Sahin, M., Argun, A., Oppermann, W., Okay, O. Macromolecules, 45, ,

244 Fotokatalitik Özellikli Yeni TiO 2/Polimerik Jel Kompozit Yapıların Üretimi ve Atık Suların Arıtımında Kullanılabilirliği Melek Tezcan, Hande Ekren, Hüseyin Çiçek Muğla Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü, Kötekli, Muğla PP-TR-055 Yüksek fotokatalitik aktivitesinden dolayı titanyum dioksit (TiO 2) ile yoğun olarak çalışılmaktadır. Bu amaçla gerçekleştirilen birçok çalışmada TiO 2 nanopartikül ve mikropartikül olarak doğrudan kullanılabilmektedir. Ancak nano ve mikron boyutta kullanımlar sonrası geri kazanımı zor ve ekonomik açıdan oldukça maliyetli olduğundan pek tercih edilmemektedir. Alternatif olarak TiO 2 nanopartiküllerinin bir taşıyıcı yüzeyine tutturularak kullanımı mümkündür [1]. Bu çalışmada sol-jel tekniği ile TiO 2 yüklenmiş polimerik yapıların üretilmesi ve bu yapı ile atık sularda bulunan kirliliklerin fotokatalitik parçalanması amaçlanmıştır. Güneş ışığı veya UV ışık kaynağı altında yapısal kararlılıklarını koruyarak uzun süreler fotokatalitik aktivite gösterebilen TiO 2/polimerik jel kompozit yapıları hazırlanmıştır. Öncelikle su ile şişebilen fotokatalitik bozunurluğu düşük, hidroksil fonksiyonel gruplu ve gözenekli hidrojellerin sentezi gerçekleştirilmiştir. Hidrojel sentezi, parçalanmayı geciktirici etilen oksit tekrarlayan birimleri ve her iki ucunda metakrilat fonksiyonel grubu içeren poli (etilenglikol) diakrilat (PEGDA ), hidroksil fonksiyonel grubu içeren hidroksietil metakrilat (HEMA ), gözenek oluşturucu ajan olarak polietilen glikol (PEG 2000) karışımı ve amonyum persülfat (APS )/N,N,N',N'-tetrametilen-etilendiamin (TEMED) başlatıcı sistemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Jeller disk halinde kesilip yıkanıl mış (Şekil 1a) ve liyofilizatörde kurutulmuştur (Şekil 1b ). Bu yapıya etanol- titanyum (IV) izopropoksit (Ti (OPri ) 4) karışımı emdirilmiş, ardı sıra yıkanarak sol-jel yöntemi ile jelin gözenekli duvarlarına TiO 2 tabakası kaplanmıştır (Şekil 1c ). (a ) (b ) (c ) Şekil 1. a) Disk jellerin suda şişmiş yapısının fotoğraf görüntüsü b) Yıkanılmış içi boş disk jelin liyafilizatör sonrası SEM görüntüsü c) Kurutulmuş disk jellerin TiO 2 ile kaplanmış yapısının fotoğraf görüntüsü Oluşan TiO 2/polimerik jel kompozit yapılarının fotokatalitik etkisi güneş ışığı altında, model bir substrat (metil oranj, MO) varlığında 465 nm dalga boyunda spektrofotometrik olarak belirlenmiştir. TiO 2/polimerik jel kompozit yapılarının fotokatalitik aktivitesine bakıldığında 20m l lik 10ppm MO çözeltisinde 0.17 g jel kullanılarak 4 saat sonunda %80 lere varan giderim olduğu görülmüştür. Ayrıca TiO 2/polimerik jel kompozit yapılarının tekrarlanabilirlik testlerine bakıldığında beşinci gün sonunda sekizinci tekrarda dahi % giderimin değişmediği görülmüştür. KAYNAKLAR [1] Lin, L.H., Liu H.J., Hwang, J.J., Chen, K.M., Chao, J.C., Photocatalytic effects and surface morphologies of modified silicone TiO2 polymer composites, Mater. Chem. Phys., 127, ,

245 Producing of New TiO 2/Polymeric Gel Composite Structure with Photocatalytic Property and Showing its Usability in Purification of Waste Water Melek Tezcan, Hande Ekren, Hüseyin Çiçek Department of Chemistry, Muğla University, Faculty of Sciences, Kotekli, Mugla,Turkey PP-EN-055 Due to its high photocatalytic activity, titanium dioxide (TiO 2) has been extensively studied. For this purpose TiO 2 can be used directly in the form of nanoparticle or microparticle. However, nano and micron size forms are not preferred owing to difficulty of recovery and economically high cost. Alternatively, it is possible to use TiO 2 nanoparticles by immobilizing on a polymeric support surface[1]. In this study, it was aimed to produce TiO 2 loaded polymeric structures by sol-gel method and photocatalytic decomposition of pollutants in waste water by this structure. TiO 2/polymeric gel composite structures which have long-lasting durability against exposing to sunlight and UV light source and have photocatalytic activity were prepared. First, porous hydrogels that can be able to swollen in water with hydroxyl functional groups and low photocatalytical decomposition were synthesized. Synthesis of hydrogels were carried out by using degradation retarding molecules of ethylene oxide including methacrylate functional group poly (ethyleneglycol) diacrylate (PEGDA) on both side, hydroxyethyl methacrylate (HEMA) including hydroxyl functional groups, polyethylene glycol (PEG 2000) as porogen agent and ammonium persulphate (APS )/N,N,N',N'- tetramethyl-ethylenediamine (TEMED) initiator system. Then, gels were washed with water after sliced as shape of disc (Fig. 1a) and dried in freeze dryer (Fig. 1b ). To this structure, titanium (IV) izopropoksit (Ti (OPri ) 4) - ethanol mixture was impregnated, TiO 2 layer was coated to porous walls of gels with sol-gel method. Coated gels were washed repeatedly (Fig. 1c ). (a ) (b ) (c ) Figure 1. a) Image of structure of disc gels swollen in water b) SEM image of washed hollow disc gel after dried in freeze dryer c) Image of structure of dried disc gels coated with TiO 2 The photocatalytic effect of the produced TiO 2/polymeric gel composite structures were determined under sunlight in presence of the model substrate (methyl orange, MO) by performing spectrophotometric measurements at 465 nm. For 0.17 g TiO 2/polymeric gel composite structure, photocatalytic activity was obtained 80% disposal for 4 hours in 20 ml 10 ppm MO solution. Additionally, TiO 2/polymeric gel composite structures kept good photocatalytical activity after an exposure to sunlight over fifth days and eighth repetition. REFERENCE [1] Lin, L.H., Liu H.J., Hwang, J.J., Chen, K.M., Chao, J.C., Photocatalytic effects and surface morphologies of modified silicone TiO2 polymer composites, Mater. Chem. Phys., 127, ,

246 Bovin Serum Albumin ve Polietilen Glikol Arasındaki Etkileşimlerin Ses Hızı ve Yoğunluk Ölçümleri ile İncelenmesi Melike Şahin 1, Erol Ayrancı 1 1 Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü PP-TR-056 Çeşitli molekül ağırlıklarındaki polietilen glikoller (PEGler), hem sulu çözeltilerde hem de organik çözücülerde çözünebilmesi nedeniyle, biyolojik moleküllerin kimyasal konjugasyonunda sıklıkla kullanılmaktadır. Yüksek molekül ağırlığına sahip PEG ler, protein ve peptitlere bağlanarak, onların çeşitli ortamlardaki çözünürlüğü artırırlar [1]. Bu bağlamda, çözünen-çözücü ve çözünen-çözücü- (ortak çözünen) etkileşimleri hakkında bilgi edinmek ve değerlendirmek son derece önemlidir. Hacimsel özellikler bu etkileşimleri incelemek için yararlı bir araçtır [2]. Bu çalışmada K de, molekül ağırlığı olan PEG (PEG10000 ) in su ve sulu bovin serum albumin (BSA) içindeki görünür spesifik hacimleri, Ø SV, ve sıkıştırılabilirlikleri, Ø SK, sonsuz seyreltideki transfer görünür spesifik hacim, Ø 0 SV,trs, ve sıkıştırılabilirlikleri, Ø 0 SKtrs, belirlenmiştir. Bu amaçla çözeltilerde yoğunluk ve ses hızı ölçümleri K de Anton Paar DSA 5000 model dijital yoğunluk ve ses hızı ölçüm cihazı ile eş zamanlı olarak yapılmıştır. Bu ölçüm sonuçları kullanılarak PEG10000 için, Ø SV değerleri Ø SV = [((100/ρ) (100-n )/ ρ o) / n] eşitliğinden, Ø SK değerleri ise Ø SK = [(1/n) (100β s /ρ) ((100 (1-n) β 0 s) / ρ 0 )] eşitliğinden hesaplanmıştır. Bu eşitliklerde ρ o ve ρ çözücü ve çözeltinin yoğunluğu, n çözeltideki çözünenin yüzdesi, β s ve β s ise çözücü ve çözelti için u 2 /ρ formülünden elde edilen (u:ses hızı) izentropik sıkıştırılabilirliklerdir. Ø SV ve Ø SK değerlerinin konsantrasyonla değişiminin doğrusal olduğu varsayılarak veriler lineer regresyonun analizine göre işlenmiş ve sonsuz seyreltideki değerler, Ø 0 SV ve Ø 0 SK, ekstrapolasyonla bulunmuştur. PEG10000 için غ SV,trs ve Ø 0 SK,trs değerleri, sırasıyla Ø 0 SV = Ø 0 SV (suda) Ø 0 SV (suda %X, BSA) ve Ø 0 SKtrs = Ø 0 SK (suda) Ø 0 SK (suda %X,BSA) eşitliklerinden bulunmuştur. Burada X BSA nın sulu çözeltilerindeki ağırlıkça yüzdesini göstermektedir K de (PEG10000+su) ve (PEG10000+BSA+su) sistemleri için elde edilen غ SV, غ SK, Ø 0 SV,trs ve Ø 0 SK,trs verileri Tablo 1 de verilmiştir. Elde edilen sonuçlar, PEG10000-BSA etkileşimi açısından değerlendirilmiştir. Tablo K de PEG BSA ikili ve üçlü sistemleri için, Ø 0 SV (cm 3.g -1 ), Ø 0 SK (cm 3.g -1.bar -1 ), Ø 0 SE (cm 3.g - 1.deg -1 ), Ø 0 SV,trs (cm 3.g -1 ) ve Ø 0 SK,trs (cm 3.g -1.bar -1 ) değerleri. Ø 0 SV Ø 0 SK Ø 0 SV,trs Ø 0 SK,trs PEG10000+H 2O PEG %2 BSA+ H 2O PEG %3.98 BSA+ H 2O PEG %5.67 BSA+ H 2O KAYNAKLAR [1] Roberts M.J., Bently M.D. and Harris J.M. Adv. Drug Delivery Rev. 54, , 2002 [2] Sahin M., Ayranci E., J. Chem. Thermodyn. 43, ,

247 Investigation of Interactions Between Bovine Serum Albumin and Polyethylene Glycol by Measurements of Density and Ultrasound Speed Melike Şahin 1, Erol Ayrancı 1 1 Akdeniz University, Faculty of Science, Department of Chemistry PP-EN-056 Polyethylene glycols (PEGs) of various molecular weights are often being used in chemical conjugation of biological molecules due to their solubility both in aqueous solutions and in organic solvents. High molecular weight PEGs increase the solubility of proteins and peptides in various media by binding to them [1]. In this regard, gathering and evaluating information on solute-solvent and solute solvent cosolute interactions are extremely important. Volumetric properties are useful tools in studying these interactions [2]. In this study, the apparent specific volumes, Ø SV, and compressibilities, Ø SK, of PEG with a molar mass of (PEG10000) in water and in aqueous bovine serum albumin (BSA) as well as infinite dilution transfer apparent specific volumes, Ø 0 SV,trs, and compressibilities, Ø 0 SKtrs, in going from water to BSA solutions are determined. For this purpose, density and ultrasound speed measurements are carried out in solutions at K with Anton Paar DSA 5000 model digital density and ultrasound speed measuring device. Using the results of these measurements, Ø SV values were calculated from Ø SV = [((100/ρ) (100-n )/ ρ o) / n] and Ø SK values were calculated from Ø SK = [(1/n) (100β s /ρ) ((100 (1-n) β 0 s) / ρ 0 )] for PEG In these equations, ρ o and ρ are densities of solvent and solution, respectively, n is the mass percentage of solute in solution, β s and β s are isentropic compressibilities of solvent and solution, respectively, obtained from the equation u 2 /ρ where u is the ultrasound speed. Assuming the variations of Ø SV and Ø SK with concentration to be linear, the data were treated according to the linear regression analysis and infinite dilution values Ø 0 SV and Ø 0 SK were obtained by extrapolation. Ø 0 SV,trs and Ø 0 SK,trs values of PEG10000 are determined from equations Ø 0 SV = Ø 0 SV (aq) Ø 0 SV (aq %X, BSA) and Ø 0 SKtrs = Ø 0 SK (suda) Ø 0 SK (suda %X,BSA ), respectively. Here x stands for percentage by weight of BSA in its solutions. Ø 0 SV, Ø 0 SK, Ø 0 SV,trs and Ø 0 SK,trs values for (PEG10000+water) and (PEG10000+BSA+water) systems at K are given in table 1. The results were interpreted in terms of PEG BSA interactions. Table 1. Values of Ø 0 SV (cm 3.g -1 ), Ø 0 SK (cm 3.g -1.bar -1 ), Ø 0 SV,trs (cm 3.g -1 ) and Ø 0 SK,trs (cm 3.g -1.bar -1 ) for binary and ternary systems of PEG1000, BSA and water at K. Ø 0 SV Ø 0 SK Ø 0 SV,trs Ø 0 SK,trs PEG10000+H 2O PEG %2 BSA+ H 2O PEG %3.98 BSA+ H 2O PEG %5.67 BSA+ H 2O REFERENCES [1] Roberts M.J., Bently M.D. and Harris J.M. Adv. Drug Delivery Rev. 54, , [2] Sahin M., Ayranci E., J. Chem. Thermodyn. 43, ,

248 O-Fenilendiamin in Çelik Yüzeyinde Elektrokimyasal Sentezi ve Korozyona Karşı Davranışının İncelenmesi Meltem Düdükcü, Sevda İldan Özmen Mersin Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü 1970 li yıllarda keşfedilen iletken polimerler, elektriksel ve mekanik özellikleri, kolaylıkla hazırlanabilmeleri nedeniyle çok geniş uygulama alanına sahiptirler. İletken polimerlerin oksitlenebilen metallerin korozyonuna karşı kullanımı pek çok araştırmanın konusudur. Araştırmalarda, polianilin, polipirol, poliindol ve türevleri korozyona karşı kullanılan başlıca iletken polimerlerdir [1-5]. İletken polimerlerin metal yüzeyinde bir örtü oluşturarak kapatıcı etkilerinin yanı sıra anodik koruma etkisi yaptı kları belirtilmiştir [6]. Bu çalışmada o-fenilendiamin monomeri paslanmaz çelik üzerinde polimerleştirilerek paslanmaz çeliğin korozyonuna karşı etkileri araştırılmıştır. Anilin ve anilinin diğer türevlerinden elde edilen iletken polimerlere göre o-fenilendiamin in elektropolimerizasyonu ile elde edilen poli (o-fenilendiamin) filminin elektrokimyasal davranışı oldukça farklıdır [7]. Poli (o-fenilendiamin ) in elektrokimyasal sentezi, 0,05M o-fenilendiamin içeren 0,5 M H 2SO 4 çözeltisinde potansiyodinamik yöntemle gerçekleştirilmiştir. Polimer kaplı ve kaplamasız elektrotların korozyon davranışları % 3,5 NaCl çözeltisi içerisinde incelenmiştir. Elektrotların açık devre potansiyeli -zaman eğrileri, anodik polarizasyon eğrileri ve alternatif akım (AC) impedans diyagramları karşılaştırılmıştır. Poli (ofenilendiamin) kaplamanın çeliğin korozyonuna karşı anodik koruma sağladığı belirlenmiştir. KAYNAKLAR [1] Düdükcü, M., Yazıcı, B., Erbil, M., Materials Chemistry and Physics, 87, 1, , [2] Düdükcü, M., Köleli, F., Progress in Organic Coatings, 62, 1-4, [3] Akid, R., Gobara, M., Wang, H., Electrochimica Acta, 56, 5, , [4] Flamini, D.O., Saidman, S.B., Corrosion Science, 52, 1, ,2010. [5] Düdükcü, M., Materials and Corrosion, 62, , [6] Tüken,T., Erbil, M., Yazıcı, B., Corrosion Research Trends, pp (Ed. Wang, I.S.) Nova Science Publisher Inc., New York, [7] Muthirulan, P., Rajendran, N., Surface and Coating Technology, 206, , PP-TR

249 The Electrochemical Synthesis of o-phenylenediamine on the Steel Surface and Investigation of its Behaviour Against Corrosion Meltem Düdükcü, Sevda İldan Özmen Mersin University, Faculty of Arts and Science, Department of Chemistry Discovered in the 1970s, conducting polymers have a very wide application area due to their electrical and mechanical properties and being able to be easily prepared. The use of conducting polymers in the field of corrosion of oxidizable metals is the subject of many researches. Polyaniline, polypyrrole, polyindole and their derivatives are the main conducting polymers used as anticorrosive materials in the researches [1-5]. It is reported that conducting polymers formed on metal surface can provide barrier effect and anodic protection [6]. In this study, the effects of steel against corrosion were examined by electropolymerizing of o- phenylenediamine (opda) monomer on stainless steel. The electrochemical properties of poly (ophenylenediamine) differ significantly from those observed for conducting polymers which are prepared from aniline and its other derivatives [7]. The electropolymerization of opda on stainless steel was carried out in 0.5 M of sulphuric acid solution containing 0.05 M opda monomer by potentiodynamically. The corrosion behavior of the polymer coated and uncoated electrodes were investigated in 3.5 % NaCl solution. Open circuit potential (Eocp )-time curves, anodic polarization curves and alternative current (AC) impedance diagrams of the electrodes were compared. It was determined that poly (o-phenylenediamine) coating could provide anodic protection against corrosion of stainless steel. REFERENCES [1] Düdükcü, M., Yazıcı, B., Erbil, M., Materials Chemistry and Physics, 87, 1, , [2] Düdükcü, M., Köleli, F., Progress in Organic Coatings, 62, 1-4, [3] Akid, R., Gobara, M., Wang, H., Electrochimica Acta, 56, 5, , [4] Flamini, D.O., Saidman, S.B., Corrosion Science, 52, 1, ,2010. [5] Düdükcü, M., Materials and Corrosion, 62, , [6] Tüken,T., Erbil, M., Yazıcı, B., Corrosion Research Trends, pp (Ed. Wang, I.S.) Nova Science Publisher Inc., New York, [7] Muthirulan, P., Rajendran, N., Surface and Coating Technology, 206, , PP-EN

250 Polietilenimin-Polivinilsülfonik Asit İnterpolimer Komplekslerinin Hazırlanması ve İlaç Salımında Kullanılması Merve Çetmeli, Nursel Pekel Bayramgil Hacettepe Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü, 06800, Beytepe-Ankara Farklı makromoleküllerin ikincil kuvvetlerle biraraya gelmesi ile oluşan kompleksler, interpolimer kompleksler olarak adlandırılmaktadır. İki- ve üç-sarmallı polinükleotidler, virüs kabuklarındaki süpermoleküler oluşumlar, kas kasılması gibi biyolojik sistemlerde yer alan molekül ilişkilerinin önemi sebebiyle interpolimer komplekslerine olan ilgi her geçen gün artmakta, bilimsel ve teknolojik alanda yoğun çalışmalar yapılmaktadır. İnterpolimer kompleksler (IPCs) monomerlerin, bir makromolekül matriks varlığında polimerizasyonu veya kimyasal ve yapısal olarak birbirini tamamlayan makromoleküllerin etkileşimleri sonucu hazırlanabilir [1,2]. Başlangıç bileşenlerinden tamamen farklı, eşsiz fiziksel-kimyasal özelliklere ve fonksiyonaliteye sahip olmaları sebebiyle nitelikli yeni polimerik malzemeler olarak farklı kullanım alanları bulmaları, karmaşık biyolojik sistemlerde gerçekleşen olayları sadece basit kimyasal yapıdaki polimer düzeyine indirgemeleri, biyolojik, moleküler ve süpermoleküler oluşumları açıklamada model yapı olarak kullanılmaları, interpolimer kompleksler üzerinde yapılan çalışmaların sayısında artmaya sebep olma ktadır. İnterpolimer kompleks oluşumuna etki eden faktörler, etkileşen polimer zincir uzunlukları, zincir esnekliği, zincir düzenlenmesi, derişim, sıcaklık, kimyasal yapı, çözücü yapısı ve bileşimi, ph, iyonlaşma derecesi olarak sayılabilir. İnterpolimer kompleksler, potansiyometri, kondüktometri, türbidimetri, viskometri, kalorimetri, ışık saçılması, yüksek ayırıcılığa sahip 1 H-NMR spektrometrisi, kromatografi, spektroskopi (UV, FT-IR, vb. ), mikroskopi ve diğer yöntemler kullanılarak analiz edilirler. İnterpolimer kompleksler, kontrollü ilaç salım sistemlerinde, mukoadheziv ilaç taşıyıcılarda, nanoparçacık hazırlanmasında, hidrojellerde, in situ jelleşme sistemlerinde, elektriksel aşınmaya uğrayan malzemelerde, DNA salımında, diyaliz ve ultrafiltrasyonda vb. alanlarda uygulanmaktadır. Polietilenimin, mevcut malzemeler içinde en yüksek katyon yoğunluğuna sahip bazik bir polikatyondur. Reaktifliği çok yüksektir. Bu çalışmada, polietilenimin ile asidik bir polianyon olan polivinilsülfonik asit arasında interpo limer kompleks oluşumu incelenmiştir. IPC filmlerin yapısal ve ısıl karakterizasyonları FTIR ve TGA yöntemleri kullanılarak incelendikten sonra kanser tedavisinde kullanılan 5-Fluorouracil ilacının, IPC filmler üzerinden salım kinetiği incelenmiştir. PEI/PVSA oranı 1:3 olan IPC filmlerin ilaç adsorpsiyon kapasitesinin en düşük olduğu, PEI miktarı arttıkça adsorpsiyon kapasitesinin arttığı gözlenmiştir. KAYNAKLAR PP-TR-058 [1] Interpolymer complexes of hydroxypropylmethylcellulose with polycarboxylic acids in aqueous solutions, Mangazbaeva, RA; Mun, GA; Nurkeev,a ZS; Khutoryanskiy, VV, Polymer International, 55, , JUN [2] 213

251 The Preparation of Polyethyleneimine-Polyvinylsulfonic Acid Interpolymer Complexes and Their Use in Drug Delivery Merve Çetmeli, Nursel Pekel Bayramgil Hacettepe University, Faculty of Science, Chemistry Department, 06800, Beytepe-Ankara PP-EN-058 Complexes formed by secondary forces, coming together of different macromolecules are called as interpolymer complexes. Due to molecular relations in biological systems such as two- or three-stranded polynucleotide, supermolecular formation in virus shell, muscle contraction, interpolymer complexes are increasingly drawn attention in recent years, and many intensive efforts on them are presented in scientific and technological areas. İnterpolymer complexes (IPCs) can be prepared by the polymerization of any monomer in the presence of a macromolecular matrix, or the interactions between macromolecules that are chemically and structurally complementary to each other [1,2]. Since interpolymer complexes show unique physical -chemical properties and fucntionality that are completely different from starting materials, they may have found different usage as qualified new polymeric materials, the simplification of events occurred in complex biological systems as polymer, the use as reference to explain biological, molecular and supermolecular formations. Therefore, the number of studies on interpolymer complexes is increasing. The factors affecting the formation of interpolymer complex are considered as the interacting polymer chain length, chain flexibility, chain organization, concentration, temperature, chemical structure, composition, solvent, ph, and ionizat ion degree. Interpolymer complexes can be analyzed with using several methods including potentiometry, conductometry, turbidimetry, viscometry, calorimetry, light scattering, 1H-NMR spectrophotometry with high resolution, chromatography, spectroscopy (UV, FT-IR, etc. ), microscopy and others. Interpolymer complexes can be applied for the purpose of controlled drug release, mucoadhesive drug carriers, nanoparticles, hydrogels, in-situ gelation, materials subjected to electrical erosion, DNA release, dialysis and ultrafiltration. Polyethyleneimine, among the available materials, is the alkaline polycation having the highest cation density. Its reactivity is very high. In this study, interpolymer complex formation was investigated between polyethyleneimine and polyvinylsulfonic acid which is an acidic polyanion. Following the structural and thermal characterizations of IPCs by FT-IR and TGA methods, the release of 5- fluorouracil which is an chemotherapeutic agent used in cancer treatment from IPCs were investiga ted. It was observed that the drug loading capacity of the IPCs having more polyvinylsulfonic acid groups is the lowest, and the adsorption capacity is increased with increasing imine content of IPCs. REFERENCES: [1] Interpolymer complexes of hydroxypropylmethylcellulose with polycarboxylic acids in aqueous solutions, Mangazbaeva, RA; Mun, GA; Nurkeev,a ZS; Khutoryanskiy, VV, Polymer International, 55, , JUN [2] 214

252 N-Vinil Pirolidon / İtakonik Asit Kopolimeri Kullanılarak Sulu Çözeltilerden Cu (II) ve Pb (II) İyonlarının Yarışmalı Olarak Uzaklaştırılması Mümin Evren, Işıl Acar*, Gamze Güçlü İstanbul Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, Avcılar, 34320, İstanbul. Günümüzde, endüstrileşmenin artmasına bağlı olarak, ağır metal iyonlarından kaynaklanan çevre kirliliği de artış göstermektedir. Zehirli ve kirliliğine neden olan ağır metal iyonlarının sulu çözeltilerden uzaklaştırılması, son yıllarda gittikçe önem kazanmaktadır. Canlı organizmalar üzerindeki toksik etkileri nedeniyle, ağır metal içeriğinin sulardan uzaklaştırılması, oldukça önemlidir. Bu sebeple, doğa ve insan için zararlı olan ağır metal iyonlarının sulardan uzaklaştırılması için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir [1]. Adsorpsiyon prosesi ise, bu amaç için kullanılan en yaygın yöntemlerden biridir. Adsorpsiyon prosesi ile doğal ve atık sulardan ağır metal iyonlarının uzaklaştırılmasında, aktif karbon, doğal ve modifiye killer, polimerik hidrojeller gibi farklı adsorbanlar kullanılmaktadır [2-5]. Bu çalışmada, N-vinil-2-pirolidon (NVP) ve itakonik asit (IA) esaslı kopolimerik hidrojel (NVP-co-IA ), çapraz bağlayıcı olarak N-N -metilenbisakrilamid (NMBA) kullanılarak, serbest radikal polimerizasyonu ile sentezlenmiştir. Takiben, hazırlanan hidrojel, Cu 2+ ve Pb 2+ iyonlarının sulu çözeltilerden yarışmalı olarak uzaklaştırılmasında, adsorban olarak kullanılmıştır. Metal iyonu adsorpsiyonu üzerine; çözelti ile temas süresi, başlangıç metal iyonu konsantrasyonu gibi çeşitli faktörlerin etkisi incelenmiştir. Hidrojelin metal iyonu adsorpsiyon kapasiteleri, Atomik Absorpsiyon Spektrofotometresi (AAS) (Varian SpectrAA FS-220) kullanılarak tayin edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, hidrojelin, metal iyonu uzaklaştırma sırası Cu 2+ >Pb 2+ şeklindedir. Adsorpsiyon prosesinden sonra, hidrojel asit çözeltisi ile rejenere edilmiş ve rejenere hidrojel, ağır metal iyonlarının sulu çözeltilerden uzaklaştırılmasında tekrar adsorban olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak, rejenerasyon sonrası (NVP-co-IA) hidrojelinin etkin bir şeklide tekrar kullanılabilir olduğu gözlenmiştir. KAYNAKLAR [1] Evren, M., Removal of Heavy Metal Ions from Aqueous Solutions by N-Vinyl-2-Pyrrolidone based Copolymeric Hydrogels, MSc. Thesis, İstanbul University, Institute of Science, [2] Güçlü, G., Güçlü, K., Keleş, S., J. Appl. Polym. Sci., 106, , [3] Güçlü, G., Al, E., İyim, T.B., Emik, S., Özgümüş, S., Özyürek, M. Polym. Bull., 65, , [4] Özkahraman, B., Acar I., Güçlü K., Güçlü, G., Polym. Plast. Tech. Eng., 50, , [5] Özkahraman, B., Acar, I., Emik, S., Clean-Soil, Air, Water, 39 (7 ), , PP-TR

253 Competitive Removal of Cu (II) and Pb (II) Ions from Aqueous Solutions by N-Vinyl Pyrrolidone / Itaconic Acid Copolymer Mümin Evren, Işıl Acar*, Gamze Güçlü İstanbul University, Engineering Faculty, Chemical Engineering Department, Avcilar, 34320, İstanbul. Nowadays, due to the increased industrialization, environmental pollution caused by heavy metal ions also increased. The removal of toxic and polluting heavy metal ions from aqueous solutions has been given much more attention over the past few years. The removal of heavy metal content of waters because of their toxic effects on living organisms is extremely important. Various methods were developed for the removal of heavy metal ions, which are harmful to human and nature, from the waters [1]. Adsorption i s the most widely used method for this purpose. Different adsorbents such as activated carbon, natural and modified clays, polymeric hydrogels have been used in removal of heavy metal ions from natural and waste waters [2-5]. In this study, N-Vinyl-2-Pyrrolidone and Itaconic Acid based copolymeric hydrogel (NVP -co-ia) was synthesized by free radical polymerization using N-N -Methylenebisacrylamide (NMBA) as crosslinking agent. Then, the competitive removal of Cu 2+ and Pb 2+ ions from aqueous solutions by (NVP-co-IA) hydrogel was investigated. Various factors affecting the adsorption of heavy metal ions, such as treatment time with the solution and initial metal ion concentration, were examined. Metal ion adsorption capacities of this hydrogel were determined by Atomic Absorption Spectrophotometer (AAS) (Varian SpectrAA FS-220 ). The results showed that, the order of removal of metal ions was Cu 2+ > Pb 2+. After the adsorption process, hydrogel was regenerated with acid solution and this regenerated hydrogel was used again for the removal of heavy metal ions from aqueous solutions as adsorbent. As a result, it was observed that (NVP -co-ia) hydrogel can be reused as effective after regeneration. REFERENCES [1] Evren, M., Removal of Heavy Metal Ions from Aqueous Solutions by N-Vinyl-2-Pyrrolidone based Copolymeric Hydrogels, MSc. Thesis, İstanbul University, Institute of Science, [2] Güçlü, G., Güçlü, K., Keleş, S., J. Appl. Polym. Sci., 106, , [3] Güçlü, G., Al, E., İyim, T.B., Emik, S., Özgümüş, S., Özyürek, M. Polym. Bull., 65, , [4] Özkahraman, B., Acar I., Güçlü K., Güçlü, G., Polym. Plast. Tech. Eng., 50, , [5] Özkahraman, B., Acar, I., Emik, S., Clean-Soil, Air, Water, 39 (7 ), , PP-EN

254 Calmagite in Bozunma Kinetiğinin Voltametrik ve Spektrofotometrik Yöntemlerle İncelenmesi Necati Menek, Ceren Uğurlar, Okan Uçarlı Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Kurupelit SAMSUN Azo boyarmaddeleri geniş bir uygulama alanına sahiptir. Özellikle tekstil ve boya sanayi, ilaç kimyası ve eser element analizlerinde çok sıklıkla kullanılmaktadır. Her geçen gün yeni azo boyarmaddeler sentezlenerek kullanım alanları geliştirilmektedir. Bununla beraber toksik özellik taşımaları nedeniyle uygulama alanlarında bazı sınırlamalarla karşılaşılmaktadır. Özellikle boyarmaddelerin oluşturduğu çevresel kirlilikler nedeniyle bozunma ve bozunma kinetiklerinin incelenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. [1-3] Bu çalışmada, azo boyarmaddelerinden olan Calmagite in bozunma kinetiği incelenmiştir. Çalışmalarda spektroskopik ve voltametrik yöntemlerden yararlanılmıştır. Boyarmaddelerin sulu ortamda kararlı olmaları nedeniyle bozunma kinetiklerinin incelenebimesi için katalizör olarak H 2O 2 kullanılmıştır. Araştırmalar farklı ph ve tampon ortamlarında yapılmıştır. Araştırmada farklı ph'larda görsel olarak renk giderimleri incelenmiş, Calmagite in sulu ortamda ve farklı tampon çözeltilerde uzun süre kararlı yapıda kalabildiği belirlenmiştir. Çalışmalar sonucunda, Calmagite in H 2O 2 katalizörlüğünde bazik ortamlarda daha çabuk bozunduğu gözlenmiştir. Bunun yanında ultrasonik titreştirici kullanıldığında bu sürenin daha da kısaldığı belirlenmiştir. Polarografik, volta metrik ve spektrofotometrik yöntemlerden yararlanılarak bozunma kinetiği ve mekanizması ile ilgili çalışmalar yapılmıştır. KAYNAKLAR [1]Menek N., Karaman Y., Dyes and Pigments, 2005, 67, 9-14 [2]Menek N., Karaman Y., Dyes and Pigments, 2006, 68, PP-TR-060 [3]Ioannis K. Konstantinou, Triantafyllos A. Albanis, Applied Catalysis B: Environmental 49 (2004)

255 Voltammetric and Spectrophotometric Investıgations of Degradatıon Kınetics of Calmagite Necati Menek, Ceren Uğurlar, Okan Uçarlı Ondokuz Mayis University Science and Arts Faculty Department of Chemistry Kurupelit SAMSUN PP-EN-060 Azo dyes have a wide range of applications, especially in textile-dye industry, pharmaceutical chemistry and trace element analyzes are used very often. Azo dyes are synthesized and developed in new areas each passing day. On the other hand, some limitations are encountered in applications because of the toxic effects of azo dyes. Due to environmental problems generated by dyes, investigation of their decomposition mechanisms and the degradation kinetics are highly significant [1-3]. In this study, degradation kinetics of Calmagite is a kind of azo dye have been investigated. Spectroscopic and electrochemical methods were used. Owing to the stability of these dyes in aqueous solutions, H 2O 2 were used as catalyst for the investigations of degradation kinetics. Studies have been carried on at different ph and buffer media. First of all, the decoloration were examined visually in different ph values and it has been determined that Calmagite has a long-term stability in different buffer solutions. As a result of these investigations, it has been observed that Calmagite, catalyzed with H 2O 2, was decomposed more quickly in basic media. Furthermore, this degradation process was accelorated by ultrasonic vibration effect. The degradation kinetics and mechanisms have been studied with polarographic, voltammetric and spectrophotometric techniques. REFERENCES [1]Menek N., Karaman Y., Dyes and Pigments, 2005, 67, 9-14 [2]Menek N., Karaman Y., Dyes and Pigments, 2006, 68, [3]Ioannis K. Konstantinou, Triantafyllos A. Albanis, Applied Catalysis B: Environmental 49 (2004)

256 PP-TR-061 Nikel ve Kobalt Dimetilglioksim Komplekslerinin Nitritin Ortamında Katalitik Reaksiyon Mekanizmalarının Voltametrik İncelenmesi Necati Menek, Okan Uçarlı, Ceren Uğurlar Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Kurupelit SAMSUN Katalitik reaksiyonların mekanizmalarının belirlenmesi için, elektroanalitik metotların geliştirilmesi ve elektrokimyasal reaksiyonların belirlenmesi ile ilgili bir çok çalışma vardır. Özellikle gelişen analiz aletlerinin, elektronik gelişmelere bağımlı olarak, daha duyarlı ve güvenilir ölçümler yapılabilecek seviyeye getirilmeleri, bileşiklerin sistematik olarak incelenmesini ve bunlar arasında güvenilir ilişkiler kurulmasını sağlamıştır. Voltametrik tekniklerden yararlanılarak metal-boyarmadde komplekslerine nitrit gibi katalitik etkileri üzerine araştırmaların yoğunluk kazandığı görülür. [1-3] Bu çalışmada, voltametrik teknikler kullanılarak nitritin, kobalt dimetilglioksim (Co (II )-DMG) ve nikel dimetilglioksim (Ni (II )-DMG) kompleksleri üzerine katalitik etkisi incelenmiştir. Araştırmada, Metrohm 757 VA Computrace voltametrik analiz cihazı yardımıyla kare dalga voltametrisi (SWV ), diferansiyel puls polarografisi (DPP) ve adsorpsiyon sıyırma voltametrisi (AdSV) teknikleri uygulanarak kaydedilmiştir. Çalışma elektrodu multi mod elektrot (DME, SMDE, HMDE ), referans elektrot olarak Ag /AgCl ve yardımcı elektrot olarak da Pt tel elektrotlarından oluşan, üçlü kombine elektrot sistemi kullanılmıştır. Deneysel çalışmalarda Co (II )-DMG ve Ni (II )-DMG komplekslerine ait polarografik ve voltametrik çalışmalar, amonyak ve tartarat ortamında alınmıştır. Elde edilen sonuçlara göre nitritin katalitik etkisi araştırılmıştır. Co (II )-DMG ve Ni (II )-DMG kompleksleri, polarografik ve voltametrik çalışmalarda pik potansiyellerinde ve akımlarında değişimlere neden olduğu görülmüştür. Nitritn ka talitik etkisinin SWV, DPP ve adsorptif teknikler ile karşılaştırılarak olası türlerin reaksiyon mekanizmaları tartışılmıştır. KAYNAKLAR [1] Flora, C. J., Nieboer, E., Anal. Chem., 52, [2] Bobrowski, A., Zarebski, J.,Electroanalysis, 12, , [3] Krolicka, A., Bobrowski, A., Kalcher, K., Mocak, J., Svancara, I., Vytras, K., Electroanalysis, 15,

257 The Voltammetric Investigation of Catalytic Reaction Mechanisms of Nickel and Cobalt Dimethylglyoxime Complexes in Nitrite Media Necati Menek, Okan Uçarlı, Ceren Uğurlar Ondokuz Mayıs University Science and Arts Faculty Department of Chemistry, Kurupelit SAMSUN, TURKEY In order to determine mechanism of catalytic reactions, there are numerous studies about improvement of electroanalytical methods and determination of electrochemical reactions. Especially, depending on advances in electronics, promoting the developing devices to a level in which more reliable and sensitive measurements can be carried out has allowed ones to provide systematical investigation of compounds and setting up certain relations with these compounds. It has been seen that numerous research have been made on the catalytic effects of nitrites on metal -dye complexes by utilizing voltammetry [1-3]. In this study, catalytic effect of nitrite on cobalt dimethylglyoxime and nickel dimethylglyoxime complexes have been investigated by voltammetric techniques. Voltamograms were recorded in square wave voltammetry (SWV) mode and differential pulse polarography (DPP) mode by using a Metrohm 757 VA Computrace Electrochemical Analyser. A three electrode combination system was used. This consisted of a Multi Mode Electrode (DME, SMDE and HMDE ), a Ag/AgCl reference electrode and a Pt wire auxiliary electrode. Voltamograms, of Co (II )-DMG and Ni (II )-DMG complexes have been recorded in ammonia and tartarate buffer media. In view of the results, catalytic effect of nitrite have been studied. It has been observed that, peak potentials and currents were changed as nitrite was added in voltammetric and polarographic studies. Catalytic effect of nitrite and reaction mechanism of possible species have been discussed by using SWV, DPP and adsorptive techniques. REFERENCES [1]Flora, C. J.,Nieboer, E., Anal. Chem., 52, [2]Bobrowski, A.,Zarebski, J.,Electroanalysis, 12, , PP-EN-061 [3]Krolicka, A.,Bobrowski, A., Kalcher, K., Mocak, J., Svancara, I., Vytras, K., Electroanalysis, 15,

258 Doğal Boyaların Ahşap Yüzeylere Adsorpsiyonu ve Desorpsiyonunun İncelenmesi Nihal Başıbüyük 1, Mehmet Yeniocak 2, Osman Göktaş 2, Mehmet Uğurlu 1* 1 Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü 2 Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi, Ağaç Endüstrisi Mühendisliği Ahşap yüzeylerin kaplanması çok eskiden beri yapılmakta olan fiziksel ve kimyasal bir işlemdir. Bu amaçla ağırlıklı olarak sentetik boyalar kullanılmaktadır[1]. Ancak bu boyaların aromatik yapıda olmaları zamanla bulundukları ortama zarar vermekte, çeşitli sağlık problemlerini beraberinde getirmektedir[2]. Bu duruma alternatif olarak, doğal boyaların kullanımına yönelik çalışmalar günümüzde ön plana çıkmaktadır. Bu işlemlerde özellikle bitkisel kökenli doğal boyalar ağırlıklı olarak tercih edil mektedir[3]. Sunulan çalışmada, çeşitli ahşap malzemeler yüzeyine doğal boyaların adsorpsiyonuna yönelik çalışmalar yürütüldü. Doğal boya olarak da indigo mavisi, kırmızı pancar ve şeftali yaprağından elde edilen boya ekstreleri kullanıldı. Bu işlemlerde direk ve belirli ultrasonik şartlarda boyama işlemi gerçekleştirildi. Bu deneylerde, zamanla ultrasonik boyamanın boyanan yüzey üzerine etkisi ağırlıklı olarak incelendi. Çalışmanın diğer aşamasında, doğal boyalarla boyanan ahşap yüzeylerde desorpsiyon dene yleri (boya bırakma) çeşitli parametrelerde incelendi. Çalışmanın bu aşamasında, ortamın ph sı, sıcaklık, zaman ve yabancı iyon (iyonik şiddet) gibi parametrelerin etkisi incelendi. Deneyler sonucunda, ahşap yüzeyde yaşlanma etkisi, yüzeydeki rengin kararlılık etkisi incelenerek, doğal boyaların yüzey kaplanmasında kullanılabileceği ve kimyasal boyalara karşı doğal boyaların özellikle iç mekânlarda ahşap yüzeylerde kullanılabileceği sonucuna varıldı. KAYNAKLAR PP-TR-062 [1] Kamel M. M., Reda M. El-Shishtawy, B.M. Yussef and H. Mashaly Ultrasonic assisted dyeing: III. Dyeing of wool with lac as a natural dye, Dyes and Pigments, 65 (2 ), , [2] Peker H.,, Mobilya Üst Yüzeylerinde Kullanılan Verniklere Emprenye Maddel erinin, (Doktora Tezi ), Etkileri, K.T.Ü. Orman Endüstri Mühendisliği Ana Bilim Dalı, Trabzon. (1997 ). [3] Salthammer T., Schwarz, A., Fuhrmann, F., Emission of reactive compounds and secondary products from wood-based furniture coatings. Atmospheric Environment. 33, 75-84,

259 PP-EN-062 Investigation Adsorption and Desorption of Natural Dyes on Wood Surfaces Nihal Başıbüyük 1, Mehmet Yeniocak 2, Osman Göktaş 2, Mehmet Uğurlu 1* 1 Mugla Sıtkı Koçman University, Science Faculty, Chemistry Department 2 Mugla Sıtkı Koçman University, Faculty of Technology, Wood industrial Engineering Coating of wood surfaces is a physical and chemical process having been done from the past. Synthetic dyes are mainly used for this purpose [1]. However, the aromatic nature of these dyes damages their where abouts over time and brings about a variety of health problems [2]. Alternatively, the studies for use of natural dyes are well to the fore in these days. In these studies especially herbal natural dyes are mainly preferred [3]. In the present study it was carried out studies on the the natural dyes adsorption on surface of various wood materials. As a natural dye, dye extracts obtained from red beet and peach leaf are used. In these processes, dying was performed on direct and specific ultrasonic conditions. In these experiments, the effect ultrasonic dying on the surface being painted was predominantly observed after a while. In other stage of the study, desorption experiments (dye release) wood surfaces painted with natural dyes were investigated at various parameters. At this stage of the study, the effect of such parameters as the medium ph, temperature, time and strange ion (ionic strength) was investigated. As a result of experiments, by examining the effect of aging on the surface of wood, the effect of stability of color on the surface, it was concluded that natural dyes can be used for surface coating and they can be preferred to chemical dyes indoors. REFERANCES [1] Kamel M. M., Reda M. El-Shishtawy, B.M. Yussef and H. Mashaly Ultrasonic assisted dyeing: III. Dyeing of wool with lac as a natural dye, Dyes and Pigments, 65 (2 ), , [2] Peker H.,, Mobilya Üst Yüzeylerinde Kullanılan Verniklere Emprenye Maddelerinin, (Doktora Tezi ), Etkileri, K.T.Ü. Orman Endüstri Mühendisliği Ana Bilim Dalı, Trabzon. (1997 ). [3] Salthammer T., Schwarz, A., Fuhrmann, F., Emission of reactive compounds and secondary products from wood-based furniture coatings. Atmospheric Environment. 33, 75-84,

260 Yeni Bir Görünür Bölge Fotobaşlatıcısı Olarak Hidroksi Karbazol-Tiyokzanton un Sentezi ve Fotofiziksel Özelliklerinin İncelenmesi Nurcan Karaca 1, Nergis Arsu 1 1 Yıldız Teknik Üniversitesi FEF Kimya Anabilim Dalı PP-TR-063 Son yıllarda, yeni bir tip olan tek bileşenli tiyokzanton türevleri sentezlenmiş ve olefenik bileşiklerin radikal polimerizasyonunda kullanılmıştır. Bu bileşiklerin başlatma yetenekleri ışık absorplayan ve hidrojen veren kısımları tek molekül üzerinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. Serbest radikal oluşma mekanizmasına göre bu bileşikler Tek Bileşenli II.Tip Fotobaşlatıcı olarak adlandırılmıştır. Bu başlatıcılarda tiyokzanton yapısının seçilmesi iki nedenden dolayıdır. İlk olarak fotobaşlatıcının absorps iyon özelliğinin nm aralığında olması ve bu nedenle katkı maddelerinin absorpsiyonu ile çakışmaması, ikinci neden ise, sentezinin çok kolay gerçekleştirilebilir olmasıdır [1-3] Karbazol, heterohalkalı aromatik yapısı bulunan bir molekül olup fotoreaktif özellikler göstermektedir. Elektrokimyasal ve optik özelliklerinden ötürü oldukça önemlidir. Yüksek kuantum verimine sahiptirler ve UV ısığa maruz kaldığında kuvvetli floresans ve uzun floresans ve fosforesans gösterirler [4]. Bu nedenlerden ötürü, son yıllarda gerçekleştirilen çalışmalarda fotobaşlatıcı sistemlerinde tercih edilmektedir [5]. Bu çalışmada bilimsel ve teknolojik uygulamalara yönelik olarak, Hidroksi Karbazol molekülü ile yeni Tek Bileşenli II. Tip Fotobaşlatıcı sentezi ve karakterizasyonu gerçekleştirildi. Sentezlenen fotobaşlatıcının fotofiziksel (floresans, fosforesans, triplet ömrü vb.) ve fotokimyasal özellikleri incelendi. Başlatma mekanizması Lazer flaş Fotoliz çalışması ile aydınlatıldı. Fotobaşlatılmış polimerizasyon reaks iyonlarında kullanılarak başlatma etkinliği incelendi. KAYNAKLAR [1] Cokbaglan L., Arsu N., Yagci Y., Jockusch S., Turro N. J., Macromolecules, 26, , [2] Aydin M., Arsu N., Yagci Y., Macromol. Rapid Commun., 24, , [3] Balta D. K., Arsu N., Yagci Y., Jockusch S., Turro N. J., Macromolecules, 40, , [4] Grazulevicius J.V., Strohriegl P., Pielichowski J., Pielichowski K., Prog. Polym. Sci., 28, , [5] Yılmaz G., Tüzün A., Yagci Y., Journal of Polymer Science; Part A Polymer Chemistry, 48, ,

261 Thioxanthone-Hydroxy Carbazole as a New Visible Light Photoinitiator for Free Radical Polymerization Nurcan Karaca 1, Nergis Arsu 1 1 Yildiz Technical University Chemistry Departmant PP-EN-063 Photoinitiated polymerization is a powerful industrial process widely used in various applications including printing inks, adhesives, surface coating, optical waveguides, microelectronics, and printing plates. Among various Type II photoinitiators, thioxanthone (TX) and its derivatives are the most widely used compounds in various UV curing applications because of their excellent light absorption characteristics in the near UV region. In general, the photoinitiating free radicals are generated by the hydro gen abstraction of triplet excited states of TX from hydrogen donors such as amines, alcohols, ethers and thiols. Recently, thiol and carboxylic acid derivatives of thioxanthones have been reported to initiate photopolymerization without co - initiators as they contain functional groups with H-donating nature. They are named One component Type II Photoinitiator because of their avabilities to serve as both a triplet photosensitizer and a hydrogen donor. This way, the odor and toxicity problems observed with the conventional photoinitiators and amine hydrogen donors were overcome [1-3]. Carbazole is a molecule has hetereocyclic aromatic unit, shows photoreactive properties and gains importance due to its electrochemical, photochemical and optical characteristics. Carbazole is interesting as a building block for its well known hole-transporting and electroluminescent properties. Additionally, carbazole containing polymers have attracted much attention because of their unique functional features and advantages over inorganic and organic crystals. The applications of these materials spread across several advanced micro and nanotechnologies, such as those related to photoconductive, photorefractive and electroluminescent devices, programmable optical interconnections, data storage, chemical photoreceptors, surface relief gratings, blue emitting materials and holographic memories. Otherside, in recent years, carbazole is preferred to study in photoinitiating systems [4,5]. As part of our continuous interest in de veloping new photoinitiating systems for all modes of polymerizations, herein, we report synthesis, characterization and photoinitiation capability of a new thioxanthone derivative possessing additional hydroxy-carbazole chromophore. The photoinitiator is shown to display suitable photophysical properties to act as an efficient. REFERENCES [1] Cokbaglan L., Arsu N., Yagci Y., Jockusch S., Turro N. J., Macromolecules, 26, , [2] Aydin M., Arsu N., Yagci Y., Macromol. Rapid Commun., 24, , [3] Balta D. K., Arsu N., Yagci Y., Jockusch S., Turro N. J., Macromolecules, 40, , [4] Grazulevicius J.V., Strohriegl P., Pielichowski J., Pielichowski K., Prog. Polym. Sci., 28, , [5] Yılmaz G., Tüzün A., Yagci Y., Journal of Polymer Science; Part A Polymer Chemistry, 48, ,

262 Cu-Zn Alaşımının (Pirinç) Asit Ortamında Polarizasyonda Alternatif Akım Altındaki Elektrokimyasal Davranışı Nurdillayeva Raushan, Bayeshov Abduali and Zhylysbayeva Gulhan Ahmet Yesevi Uluslararası Türk Kazak Üniversitesi, Kazakistan PP-TR-064 Son zamanlarda, alternatif akım kullanılan elektroliz, teorik ve uygulamalı elektrokimya alanında çalışan araştırmacıların elektrokimyasal proseslerin yoğunlaştırılması üzerine yaptıkları araştırmalarla bağlantılı olarak oldukça ilgi çekici hale gelmiştir. Bu ilgi alternatif akım kullanımıyla birlikte elektrot pasivasyonunun giderilmesi, bağımsız faktörlerin etkilerinin indirgenmesi veya giderilmesi ve elektrot proseslerinin yoğunlaştırılması gibi gerçeklere bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca, literatür bilgileri Cu-Zn alaşımlarının nötral ve bazik ortamlarda sabit akım polarizasyonu ile pasivize edilebileceğini belirtmektedir [1-3]. Bu çalışmanın amacı pirincin asit çözeltilerinde endüstriyel frekans ile alternatif akım altında elektrokimyasal çözünme davranışının polarizasyonda incelenmesi, alaşım çözünme prosesinin optimum koşullarının belirlenmesi ve pirinç atıklarından bakırın ve çinkonun ekstraksiyonu için en uygun elektrokimyasal yöntemin belirlenmesidir. Pirincin elektrokimyasal davranışı galvanostatik koşullarda elde edilen potansiyodinamik polarizasyon eğrileri ve elektrolizi grafiğe geçirilerek incelenmiştir. Elektrot proseslerinin mekanizmasını aydınlatmak üzere alternatif akım altında pirinç elektrodun anodik - katodik ve katodik- anodik döngüsel polarizasyon eğrileri çekilmiştir. Pirincin anodik yükseltgenme karakterizasyonu basitçe bakır içeriğinin çözülmesi ile yapılmıştır. Voltamperik ölçümler reaksiyon mertebesi (n ), transfer sayısı ( n) ve diffüzyon sabiti (D) gibi ana kinetik parametreleri ve değerleri için yapılmıştır, pirincin sülfürik asit çözeltisi içerisindeki yükseltgenme prosesine ait elektrot prosesinin hız sabiti (К) ve aktivasyon enerjisi sırasıyla; 0,85, 4, , 1, sm 2 /s, 5,63 s -1, 16,12 J/mol, olarak bulunmuştur. (H 2SO 4) Asit çözeltisi içinde pirincin çözünme prosesi polarizasyonda alternatif akım ile 50 Hz frekans altında titanyum elektrot çifti ile ilk defa bu çalışmada denenmiştir ve farklı parametreler incelenmiştir. Sonuç olarak pirinç elektrodun asit çözeltilerinde %100 den daha fazla kısmı etkin şekilde çözünmüştür oysa benzer koşullarda sabit akım için etkinlik çok daha düşüktür. Optimum koşullarda (i Ti=60-80 kа/m 2, i L=400 A/m 2, t= С, [H 2SO 4]=0,5-1,0 mol/l, =50 Hz, =1,0 saat ), pirinç elektrodun alternatif akım altında polarizasyonda sülfürik asit çözeltileri içerisinde çözünmesi sonucu bakır (II) ve çinko (II) iyonlarının oluşum etkinliği, ve ayrıca pirinç çözünmesinin ortak (toplam) etkinlikleri sırasıyla 72,6 %, 52,3% ve 124,9 % olarak bulunmuştur. KAYNAKLAR [1] Morales J., Esparza P., Fernandez G.T. et al. Electrochemical behaviour of brasses in solutions of various composition / / Corros. Sci Vol. 37, [2] Rylkina M., Selezneva YG, SM Reshetnikov Anodic behavior of Cu-Zn-alloys in perchlorate media / Protection of Metals V. 36, 5. -C [3] Rylkina M.V., Kuznetsov Yu. I., Kalashnikova M.V. and Eremina M.A. Brass Depassivation in Neutral Chloride Media. Protection of Metals, Vol. 38, No. 4, 2002,

263 Electrochemical Behavior of Cu-Zn Alloy (Brass) in Acid Media at Polarization by Alternating Current Nurdillayeva Raushan, Bayeshov Abduali and Zhylysbayeva Gulhan Ahmed Yasawi International Kazakh-Turkish University, Turkestan, Kazakhstan PP-EN-064 Nowadays, electrolysis with using alternating current has attracted the attention of a wide range of researchers studying in the field of theoretical and applied electrochemistry, in connection with search of conditions for the intensification of electrochemical processes. This interest is due to the fact that the usage of alternating current consents to eliminating passivation of the electrode, eliminating or reducing the influence of individual factors and intensifying the electrode processes. The literature data also indicate that the Cu-Zn-alloys can be passivated with a constant current polarization in neutral and alkaline media [1-3]. The aim of this study is investigation of behaviour of electrochemical dissolution of brass at polarization by an alternating current with industrial frequency in acid solutions, determination of optimum conditions of the process of alloy dissolution and elaboration of electrochemical method of extraction of copper and zinc from brass wastes. The electrochemical behaviour investigation of brass is carried out by plotting potentiodinamical polarization curves and electrolysis at galvanostatical conditions. For finding out the mechanism of electrode processes under alternating current, it was taken off anodi - katodic and katodi-anodic cyclic polarization curves on brass electrode. Characterization of anodic oxidation of brass basically is done by dissolution of copper component. Voltamperic measurements done for the main kinetic parameters and values for the parameters of the order of reaction (n ), number of transfer ( n) and diffusion coffecient (D ), speed constant of electrode process (К) and activation ener gy (E act) of oxidation process of brass in sulphuric acid solution are found as 0,85, 4, , 1, sm 2 /s, 5,63 s -1, 16,12 J/mol, respectively. The process of brass dissolution in acid (H 2SO 4) solution at polarization by using an alternating current with frequency of 50 Hz in pair with titanium electrode is studied for the first time with this study and different parameters are investigated. As a result, it is found that the brass electrode is intensively dissolved with an apparent efficiency more than 100 % in acid solutions whereas at similar conditions the efficiency is much more lower for constant current. At optimum conditions (i Ti=60-80 kа/m 2, i L=400 A/m 2, t= С, [H 2SO 4]=0,5-1,0 mole/l, =50 Hz, =1,0 hour ), the dissolution of brass at polarization by an alternating current in sulphuric acid solution efficiency of formation of ions copper (II) and zinc (II ), and also the common (total) efficiency of brass dissolution are found as 72,6 %, 52,3% and 124,9 %, respectively. REFERENCES [1] Morales J., Esparza P., Fernandez G.T. et al. Electrochemical behaviour of brasses in solutions of various composition / / Corros. Sci Vol. 37, [2] Rylkina M., Selezneva YG, SM Reshetnikov Anodic behavior of Cu-Zn-alloys in perchlorate media / Protection of Metals V. 36, 5. -C [3] Rylkina M.V., Kuznetsov Yu. I., Kalashnikova M.V. and Eremina M.A. Brass Depassivation in Neutral Chloride Media. Protection of Metals, Vol. 38, No. 4, 2002,

264 2-Okso-2-H-Kromen-7-il Metakrilat ve Benzil Metakrilat Monomerlerinin Sentezi ve Karakterizasyonu Nursel Ayaz 1, Kadir Demirelli 2 1 Adli Tıp Grup Başkanlığı, Malatya, 2 Fırat Üniversitesi, Kimya Bölümü, Elazığ PP-TR-065 Polimerik malzemelerin önemi ve kullanım alanları her geçen gün artmaktadır.bu da araştırmacıları, yeni sentezlere yönlendirmektedir. Kumarin ve türevleri anti-bakteriyal, anti-kanser aktivitesi gibi farmakolojik aktivitede önemli bir rol oynamaktadırlar.benzil metakrilat monomerleri mükemmel yapışma, esneklik ve yüksek reaktiflik indeksi sunmaktadır.yapıştırıcılarda, kaplamalarda, kullanım performansı oldukça yüksektir [1,2].Çalışmamızdaki amacımız bir çok özelliğe sahip kumarin ve benzil gruplarını içeren, metakrilat monomerlerini,homopolimerlerini sentezlemek, karakterize etmek ve bu malzemelerin kullanım alanı bulabilmesine imkan sağlamaktır. Bu çalışmada,7-hidroksi kumarinin, metakriloil klorür ile 0 o C de kontrollü esterleşme reaksiyonu ile 2-Okso- 2-H-Kromen-7-İl Metakrilat (KMA) monomeri sentezlenmiştir.benzil alkolün, metakriloil klorür ile 0 o C de kontrollü esterleşme reaksiyonu gerçekleştirilerek, vakum altında damıtılmış ve oda koşulla rında sıvı olan benzil metakrilat (BMA) monomeri sentezlenmiştir. Monomerler serbest radikalik polimerizasyon metodu ile 60 o C de polimerleştirilmiştir. Gerekli literatür bilgilerine kütüphane ve çevrimiçi veri tabanlarından ulaşılmıştır. Sentezlenen madd elerin karakterizasyonu için FT-IR spektrumu (Perkin Elmer Spectrum One FT-IR spektrometresi ), 1 H-NMR spektrumu (AVENCE III Bruker marka 400 MHz 1 H -NMR spektrometresi) kullanılmıştır.dsc ölçümleri (SHIMADZU marka DSC 50 termobalans ), TGA eğrileri (SHIMADZU marka TGA-50 termobalans ), polimerlerin ortalama molekül ağırlıkları (Agilent 1100 series, Gel Permeation Chromatogaphy (GPC) cihazı) belirlenmiştir.elde edilen ürünlerdeki fonksiyonel gruplar için 1 H-NMR spektrumundaki karakteristik pikler, ayrıca FT-IR spektrumundaki karakteristik bandlar sentezlerin gerçekleştiğini göstermektedir. Sonuç olarak KMA, BMA monomerleri ve homopolimerleri sentezlenmiş ve karakterize edilmiştir.elde edilen ürünlerin yeni çalışmalara bir yol açacağı ve yeni sentezlere katkı sağlayacağı düşünülmektedir. KAYNAKLAR [1] Wagner, B.D., The Use of Coumarins as Environmentally-Sensitive Fluorescent Probes of Heterogeneous Inclusion Systems, Molecules, 14, , [2] Alonso,M.T.,Brunet,E.,Juanes,O.,Rodriguez-Ubis,J-C.,Journal of Photochemistry and Photobiology. A: Chem., 147, 113,

265 Copolymer Synthesis and Characterization of Benzyl Methacrylate and 2-Oxo-2-H-Cromen-7-yl- Methacrylate Nursel Ayaz 1, Kadir Demirelli 2 1 Department of Forensic Medicine Group, Malatya, 2 Fırat University, Department of Chemistry, Elazığ, 3 Bitlis Eren University,, Department of Chemistry, Bitlis Polymers having functional groups such as Coumarins can be photo crosslink, photolithography, non-linear optical materials, advanced microelectronics, liquid crystal materials and electro photographic coatings due to their importance in the field of polymer science technology represents on active area of research [1]. Benzyl Methacrylate with styrene, ethyl methacrylate copolymers was studied [2, 3]. Aim of this study, methacrylate monomers, homopolymers, containing coumarin and benzyl groups, synthesize, characterize, and the new features of these substances be detected and locate the material is to allow the user place. The required literature was reached from library and online databases. FT-IR spectrum (Perkin Elmer Spectrum One FT-IR Spectrometer) and 1 H-NMR spectrum (400 MHz 1H-NMR Spectrometry Avenc III Bruker trademark) is used for the characterization of the synthesized.dsc measurements (brand SHIMADZU DSC-50 thermobalans ), TGA curves (brand SHIMADZU TGA-50 thermobalans ), average molecular weights of polymers and geneity indices (Agilent 1100 series, Gel Permeation Chromatography (GPC) instrument ) were determined. By the method of free radical polymerization at 60 oc 2-Oxo-2-H-Chromene-7yl-Methacrylate (CMA) and Benzyl Methacrylate (BMA) copolymer monomers were synthesized by a se ries of different proportions. Copolymers structure is characterized by FT-IR and 1 H-NMR techniques. On the other hand, it was calculated the copolymer compositions from the 1 H-NMR spectra utilizing 6:36 ppm in the height of the signal integrals belonging to CH- proton which is on the aromatic ring and O-CH2 of protons in the height of the signal integrals belonging to BMA units 4:90 ppm. Glass transition temperatures of copolymer were measured by the DSC and also thermal stability was measured by the TGA. BMA copolymer units increases, the composition of the glass transition temperature of copolymer decreased. BMA copolymer composition of 65% of the IR spectra taken under UV light, and dimerization was followed by waiting a certain period of time. As a result, a series of CMA-co-BMA copolymers were synthesized, characterized, and crossing degree was observed under UV lights. Obtained products will be find user space and lead to new studies in time. REFERENCES PP-EN-065 [1] Wagner, B.D., The Use of Coumarins as Environmentally-Sensitive Fluorescent Probes of Heterogeneous Inclusion Systems, Molecules, 14, , [2] Alonso,M.T.,Brunet,E.,Juanes,O.,Rodriguez-Ubis,J-C.,Journal of Photochemistry and Photobiology. A: Chem., 147, 113,

266 Benzil Metakrilat ve 2-Okso-2-H-Kromen-7-İl Metakrilat ın Kopolimer Sentezi ve Karakterizasyonu Nursel Ayaz 1, Kadir Demirelli 2, Feride Bezgin 3 1 Adli Tıp Grup Başkanlığı, Malatya, 2 Fırat Üniversitesi, Kimya Bölümü, Elazığ 3 Bitlis Eren Üniversitesi, Kimya Bölümü, Bitlis PP-TR-066 Kumarin gibi fotokroslink olabilen fonksiyonel guplara sahip polimerler, fotolitografi, lineer olmayan optik materyal, ileri mikroelektronik, likit kristal materyaller ve e lektrofotografik kaplamalar alanında önemli teknolojik önemlerinden dolayı polimer biliminde aktif bir araştırma alanını temsil etmektedir[1].benzil Metakrilat ile stiren, etil metakrilatın kopolimerleri çalışılmıştır[2,3]. Bu çalışmadaki amacımız kumarin ve benzil gruplarını içeren, metakrilat monomerlerini,homopolimerlerini sentezlemek, karakterize etmek ve bu maddelerin yeni özelliklerinin saptanabilmesine, malzeme olarak kullanım alanı bulabilmesine imkan sağlamaktır. Gerekli literatür bilgilerine kütüphane ve çevrimiçi veri tabanlarından ulaşılmıştır. Sentezlenen maddelerin karakterizasyonu için FT-IR spektrumu (Perkin Elmer Spectrum One FT-IR spektrometresi ),1H-NMR spektrumu (Bruker marka 400 MHz 1H -NMR spektrometresi) kullanılmıştır. DSC ölçümleri ve TGA eğrileri (SHIMADZU marka DSC 50, TGA 50 termobalans ), polimerlerin ortalama molekül ağırlıkları ve heterojenlik indisleri (Agilent 1100 series, Gel Permeation Chromatogaphy (GPC) cihazı) belirlenmiştir. Serbest radikalik polimerizasyon metodu ile 60 o C de 2-Okso-2-H-Kromen-7-İl Metakrilat (KMA) ile benzil metakrilat (BMA) monomerlerinin değişik oranlarda bir seri kopolimer sentezi gerçekleştirilmiştir. Kopolimerlerin yapısı FT-IR ve 1 H-NMR teknikleriyle karakterize edilmiştir. Diğer taraftan 1 H-NMR spektrumlarından, KMA birimlerindeki aromatik halkada bulunan CH protonuna ait 6.36 ppm deki sinyalin integal yüksekliği ile 4.90 ppm deki BMA birimlerine ait O CH 2 protonlarının integal yüksekliklerinden yararlanılarak kopolimer bileşimleri hesaplanmıştır. Kopolimerlerin camsı geçiş sıcaklıkları DSC ile, termal kararlılıkları ise TGA ile ölçülmüştür. Kopolimer bileşiminde BMA birimleri artıkça kopolimerlerin camsı geçiş sıcaklılarının azaldığı belirlenmiştir. %65 BMA bileşimli kopolimer UV ışık altında belirli sürelerde bekletilerek IR spektrumları alınmış ve dimerleşme takip edilmiştir. Sonuç olarak KMA-ko-BMA ın bir seri kopolimerleri sentezlenmiş, karakterize edilmiş ve uv ışıkaltında kroslanma derecesi gözlenmiştir. Elde edilen ürünlerin yeni çalışmalara bir yol açacağına ve zamanla kullanım alanı bulacağına inanılmaktadır. KAYNAKLAR [1]. Trenor, S. R., Long, T.E., Love, B.J. Development of a Light-Deactivatable PSA Via Photodimerization, The Journal of Adhesion, 81, , [2]. Demirelli, K., Coşkun, M., Kaya, E.Polymers Based on Benzyl Methacrylate: Synthesis via Atom Transfer Radical Polymerization, Characterization and Thermal Stabilities, Journal of Polymer Science, 42, , [3] Zhang, C., Lessard, B., Maric, M. Synthesis and Characterization of Benzyl Methacrylate/styrene Random Copolymers Prepared by NMP, Macromolecular Reaction Engineering, 4, ,

267 Copolymer Synthesis and Characterization of Benzyl Methacrylate and 2-Oxo-2-H-Cromen-7-yl- Methacrylate Nursel Ayaz 1, Kadir Demirelli 2, Feride Bezgin 3 1 Department of Forensic Medicine Group, Malatya, 2 Fırat University, Department of Chemistry, Elazığ, 3 Bitlis Eren University,, Department of Chemistry, Bitlis Polymers having functional groups such as Coumarins can be photo crosslink, photolithography, non -linear optical materials, advanced microelectronics, liquid crystal materials and electro photographic coatings due to their importance in the field of polymer science technology represents on active area of research [1]. Benzyl Methacrylate with styrene, ethyl methacrylate copolymers was studied [2, 3]. Aim of this study, methacrylate monomers, homopolymers, containing coumarin and benzyl groups, synthesize, characterize, and the new features of these substances be detected and locate the material is to allow the user place. The required literature was reached from library and online databases. FT-IR spectrum (Perkin Elmer Spectrum One FT-IR Spectrometer) and 1 H-NMR spectrum (400 MHz 1H-NMR Spectrometry Avenc III Bruker trademark) is used for the characterization of the synthesized.dsc measurements (brand SHIMADZU DSC-50 thermobalans ), TGA curves (brand SHIMADZU TGA-50 thermobalans ), average molecular weights of polymers and geneity indices (Agilent 1100 series, Gel Permeation Chromatography (GPC) instrument ) were determined. By the method of free radical polymerization at 60 oc 2-Oxo-2-H-Chromene-7yl-Methacrylate (CMA) and Benzyl Methacrylate (BMA) copolymer monomers were synthesized by a series of different proportions. Copolymers structure is characterized by FT-IR and 1 H-NMR techniques. On the other hand, it was calculated the copolymer compositions from the 1 H-NMR spectra utilizing 6:36 ppm in the height of the signal integrals belonging to CH- proton which is on the aromatic ring and O-CH2 of protons in the height of the signal integrals belonging to BMA units 4:90 ppm. Glass transition temperatures of copolymer were measured by the DSC and also thermal stability was measured by the TGA. BMA copolymer units increases, the composition of the glass transition temperature of copolymer decreased. BMA copolymer composition of 65% of the IR spectra taken under UV light, and dimerization was followed by waiting a certain period of time. As a result, a series of CMA-co-BMA copolymers were synthesized, characterized, and crossing degree was observed under UV lights. Obtained products will be find user space and lead to new studies in time. REFERENCES PP-EN-066 [1]. Trenor, S. R., Long, T.E., Love, B.J. Development of a Light-Deactivatable PSA Via Photodimerization, The Journal of Adhesion, 81, , [2]. Demirelli, K., Coşkun, M., Kaya, E.Polymers Based on Benzyl Methacrylate: Synthesis via Atom Transfer Radical Polymerization, Characterization and Thermal Stabilities, Journal of Polymer Science, 42, , [3] Zhang, C., Lessard, B., Maric, M. Synthesis and Characterization of Benzyl Methacrylate/styrene Random Copolymers Prepared by NMP, Macromolecular Reaction Engineering, 4, ,

268 TiO 2/WO 3/AC Nanokompozit Materyali ile Tekstil Atık Suyunun Fotokatalitik Arıtılması Olgu Yılmaz, Aylin Ayyıldız, Mehmet Uğurlu *, M. Hamdi Karaoğlu Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü PP-TR-067 Endüstriyel atık suların katalitik işlemler ile arıtılması son yıllarda yoğun bir şekilde çalışılmaktadır. Bu işlemler için TiO 2 en fazla kullanılan ve tercih edilen fotokatalizörlerden birisidir [1]. Ancak, birçok organik kirleticinin degradasyonu için oldukça yavaş olduğu ve aktivitesini arttırmak için çeşitli metal parçacıkları kullanılarak aktivitesinin artırılabileceği rapor edilmektedir[2]. Sunulan çalışmada, TiO 2 ve WO 3 birlikte kullanılarak aktif karbon destekli bir üst ürün olan TiO 2/WO 3/AC materyali elde edildi. Daha sonra bu nanokompozit materyal, O 3 ve UV bir arada kullanılarak fotokatalitik oksidasyonla tekstil atık suyunda renk ve kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ) değerlerinde meydana gelen değişimler, çeşitli parametrelerde incelendi. Katalizör oranı, ozon miktarı, süspansiyon ph sı, reaksiyon sıcaklığı ve süresi parametre olarak araştırıldı. Çalışma sonucunda; 7 saat, 250 mg/l ve 298K sıcaklığında optimum giderim oranları gerçekleşti. Ayrıca, TiO 2/WO 3/AC materyaline ait XRD, SEM-EDX, FITIR, ve TEM, BET yüzey alanları, Zeta Potansiyeli ve por boyutu gibi analizler yapılarak, katalizör karakterizasyonuna yönelik çalışmalar yürütüldü. Çalışma sonucunda, TiO 2/WO 3/AC materyalinin tekstil atık sularının arıtılmasında heterojen katalizör olarak kullanılabileceği ve bu konudaki çalışmalara önemli katkılar sağl ayabileceği görüldü KAYNAKLAR [1] Ugurlu, M. and Karaoglu M. H., Chemıcal Engıneerıng Journal TiO 2 supported on sepiolite: Preparation, structural and thermal characterization and catalytic behaviour in photocatalytic treatment of phenol and lignin from olive mill wastewater, 166, 3, , [2] Karaoglu M.H and Ugurlu M., Journal of Hazardous Materıals Studies on UV/NaOCl/TiO 2/Sep photocatalysed degradation of Reactive Red 195, 174, 1-3, ,

269 Photocatalytic Treatment of Textile Waste Vater by Using TiO 2/WO 3/AC Nanocomposite Materials Olgu Yılmaz, Aylin Ayyıldız, Mehmet Uğurlu *, M. Hamdi Karaoğlu Muğla Sıtkı Koçman University Science faculty Chemisrt Department Muğla Turkey PP-EN-067 Industrial waste water treatment with catalytic processes has been studied intensively in recent years. TiO 2 is one of the most preferred photocatalyst for these operations. However, it has been reported that various metal particles were used because degradation of many organic pollutants is very slow and to increase the activity of TiO 2 [2]. In the presented study, it was obtained a top product of TiO 2/WO 3/AC material by using active carbon, WO 3 and TiO 2. Then, Photocatalytic Treatment of Textile Waste Vater by using TiO 2/WO 3/AC Nanocomposite Materials was investigated. The color and chemical oxygen demand (COD) values were investigated at various parameters. The amount of catalyst, the ozone, the reaction temperature the suspension of the ph were investiga ted as parameter As a result of the work, it were oıbserved that 7 hours, 250 mg/l and 298K were the optimum conditions. In addition, the structural features of TiO 2/AC materials were investigated by using different spectral and technical structural analyses with scanning electron microscopy (SEM ), transmission electron microscopy (TEM ), energy dispersive X-ray (EDX) analysis, Fourier transform infrared (FTIR ), zeta potential, pore size and X-ray diffraction (XRD ). As a result of a, TiO 2/WO 3/AC can be used as a heterogeneous catalyst materials textile waste waters offers and can provide important contributions to the work REFERANCES [1] Ugurlu, M. and Karaoglu M. H., Chemıcal Engıneerıng Journal TiO 2 supported on sepiolite: Preparation, structural and thermal characterization and catalytic behaviour in photocatalytic treatment of phenol and lignin from olive mill wastewater, 166, 3, , [2] Karaoglu M. H; Ugurlu M., Journal of Hazardous Materials Studies on UV/NaOCl/TiO 2/Sep photocatalysed degradation of Reactive Red 195, 174, 1-3, ,

270 Cu-Bazlı Şekil Hafızalı Alaşımlarda Tavlama Sıcaklığının Dönüşüm Histerisizi Üzerine Etkisi Ömer Kaygılı 1, Canan Aksu Canbay 1, Zuhal Karagöz 2, 1 Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü 2 Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Bakır bazlı şekil hafızalı alaşımlar gerek kolay üretimi gerekse düşük maliyeti nedeniyle endüstride yaygın kullanım alanına sahip fonksiyonel malzemelerdir. Şekil hafızalı alaşımların içeriğindeki saf metaller değiştirilerek bir çok türevde üretimi yapılabilmekte ve alaşımın özellikleri değiştirilebilmektedir. Cu -bazlı şekil hafızalı alaşımlar; yüksek dayanım, yüksek elektriksel ve termal iletkenliğinden dolayı elektronik devrelerde uygulama alanı bulmaktadır. Bazı bakır bazlı şekil hafızalı alaşımlar, hızlı soğutmada şekil hatırlama olayının etkisi olan martensit faz göstermektedir. Bu etki ;uçuş sanayinde, otomotiv endüstrisinde ve medikal uygulamalarda kullanılmaktadır. Bu çalışmada, farklı tavlama sıcaklığının Cu-Al-Ni şekil hafızalı alaşımının dönüşüm sıcaklıkları üzerine etkisi incelendi. Bu alaşım homojenleştirildikten sonra farklı sıcaklıklarda ısıl işlem uygulandı. Bu deneysel sürecin devamında alaşımın DSC (Difereransiyel Taramalı Kalorimetri) ölçümleri ile austenit ve martensit dönüşüm sıcaklıkları belirlendi. Tavlama sıcaklığına bağlı olarak dönüşüm sıcaklıklarında meydana gelen değişimler incelendi. Anahtar kelime: Şekil hafızalı alaşım, dönüşüm sıcaklığı. KAYNAKLAR [1] Zarubova, N., Novak, V., Materials Science & Engineering, 2004, A378, [2] Castro, M.L., Romero, R., Materials Science & Engineering, 2000, A 287, PP-TR-068 [3] Aksu Canbay, C., Bakır Bazlı Şekil Hatırlamalı Alaşım Üretimi ve Alaşımların Yapısal, Termal ve Elektriksel Özelliklerinin İncelenmesi, Fırat Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2010, Elazığ. 233

271 The Effect of Annealing Temperature on Transformation Hysterisis in Cu- Based Shape Memory Alloy Ömer Kaygılı 1, Canan Aksu Canbay 1, Zuhal Karagöz 2, 1 Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü 2 Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü The copper based shape memory alloys are functional materials, used in industry because of easy production and low cost. The elements used in shape memory alloys can be changed, by this method different variations can be produced and the properties can be changed. Shape memory alloys are used in electronic circuits because of high electrical and thermal conductivity and high resistance. The copper based alloys show martensite phase which is the effect of shape memory by quick cooling. This effect is used in aerospace and automotive industry and medical applications. In this study, the effect of annealing temperature on the transformation temperatures of CuAlNi shape memory alloy was investigated. After the homogenization of the alloy, the sample were anneale d at different temperatures. The transformation temperatures of the samples were examined by DSC (Differential Scanning Calorimetry) measurements. The variations in transformation temperatures according to the annealing temperature was investigated. Keywords: Shape memory alloys, transformation temperatures. REFERENCES [1] Zarubova, N., Novak, V., Materials Science & Engineering, 2004, A378, [2] Castro, M.L., Romero, R., Materials Science & Engineering, 2000, A 287, PP-EN-068 [3] Aksu Canbay, C., Bakır Bazlı Şekil Hatırlamalı Alaşım Üretimi ve Alaşımların Yapısal, Termal ve Elektriksel Özelliklerinin İncelenmesi, Fırat Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2010, Elazığ. 234

272 Au-Pd Bimetalik Nanoparçacıkları İçeren PP-g-PEG Kopolimerinin Fiziksel ve Kimyasal Özelliklerinin İncelenmesi Özlem A. Kalaycı 1, Baki Hazer 2 1 Bülent Ecevit Üniversitesi, Fizik Bölümü, Zonguldak 2 Bülent Ecevit Üniversitesi, Kimya Bölümü, Zonguldak Bimetalik nanoparçacıkların kendine özgü yapıya sahip iki farklı metalin birleşiminden ortaya çıkan fizikokimyasal özelliklerinin optoelektronik, dizel yakıt hücrelerinde ve ilaç sanayisinde uygulanabilr olması araştırmacılarda ilgi uyandırmıştır. Bimetalik parçacıkların üretiminde farklı yöntemler kullanılabilir. Kullanılan yöntemin biçimine göre bimetalik yapının morfolojisi değişebilmektedir. Örneğin Au -Pd arasındaki birleşme orana göre kabuk çekirdek yapısı veya küme içerisinde küme yapısı elde edilebil ir. Au-Pd bimetalik nanoparçacıkların parçacık boyutlarının kontrol edilebilmesi için çözünebilen (hidrofilik) polimerler kullanılabilir. Bu çalışma da Au-Pd bimetalik nanoparçacıklarının amfifilik graft kopolimer PP-g-PEG miselleri içerisinde oluşumunu, hidrofilik PEG zincirlerinin ve hidrofobik PP zincirlerinin misel oluşumunda ve parçacık boyutundaki etkilerini gözlemlemek için nanokompozit yapının yapısal karakterizasyonu yüksek geçirimli elektron mikroskopisi ve optik özellikleri UV-Görünür Bölge Spektrometresi, Floresans Spektrometresi kullanarak araştırılmıştır. Anahtar kelimeler. Bimetalik Nanoparçacaıklar, Amfifilik Kopolimerler, Yüzey Plazmon Rezonansı, Misel. Teşekkür. Bu çalışma TÜBİTAK (Proje#211T016) ve Bülent Ecevit Üniversitesi Araştırma Fonu tarafından desteklenmiştir. KAYNAKLAR [1] Zhao, D., Chen, X., Liu, Y., Wu, C., Ma, R., An, Y., Shi, L. Journal of Colloid and Interface Science, 331, , [2] Tarnawski, R., Ulbricht, M. Colloids and Surfaces A: Physicochem. Eng. Aspects, 3 74, 13 21, [3] Major, K. J., De, C., Obare, O. S. Plasmonics, 4, 61 78, [4] Wu, M. L., Chen, D. H., Huang T. C., Langmuir, 17, , S-1705 PP-TR

273 The Investigation of Physical and Chemical Properties of Au-Pd Bimetallic Nanoparticle Embedded PP-g- PEG Copolymers Özlem A. Kalaycı 1, Baki Hazer 2 1 Bulent Ecevit University, Department of Physics, Zonguldak 2 Bulent Ecevit University, Department of Chemistry, Zonguldak The use of physicochemical properties of bimetalic nanoparticles resulting in the combination of two different metals with unique structures on optoelectronic, diesel fuel cells and the pharmaceutical industry has aroused interest in researchers [1,2].Different methods can be used in producing bimetallic particles.the morphology of the bimetallic structure can vary according to the format used in the method. For example, core shell structure or the structure of the cluster in the cluster can be obtained acc ording to the ratio of merger between Au-Pd. Hydrophilic polymers can be used to examine the particle size of Au-Pd bimetallic nanoparticles [3,4]. In this study, The structural characterization of nanocomposite material was researched by using transmission electron microscop and the optical properties of nanocomposite material were investigated by using UV-Visible and Fluorescence spectrum to observe the formation of bimetallic nanoparticle in amphiphilic graft copolymer PP-g-PEG, the effect of hydrophilic PEG chains and hydrophobic PP chains on the particle size and micelle formation. Keywords. Bimetalic Nanoparticles, Amphiphilic Copolymers, Surface Plasmon Resonance, Micel. Acknowledgment. This work was supported by TÜBİTAK (Grant#211T016) and Bülent Ecevit University Research Fund. REFERENCES [1] Zhao, D., Chen, X., Liu, Y., Wu, C., Ma, R., An, Y., Shi, L. Journal of Colloid and Interface Science, 331, , [2] Tarnawski, R., Ulbricht, M. Colloids and Surfaces A: Physicochem. Eng. Aspects, 374, 13 21, [3] Major, K. J., De, C., Obare, O. S. Plasmonics, 4, 61 78, [4] Wu, M. L., Chen, D. H., Huang T. C., Langmuir, 17, , S PP-EN

274 DMA ve MMA Komonomerleri Varlığında PS Latekslerinin Sentezi ve P (S/DMA ) Lateksi Kullanılarak Kolloidal PS-Nanopartikül SiO 2 Kompozitlerin Hazırlanması R. Bengü Karabacak 1, Murat Erdem 1, Hayrettin Türk 1 1 Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü, Eskişehir PP-TR-070 Fonksiyonel lateksler (polimer kolloidleri) kataliz, biyoteknoloji, kaplama, kromatografi, ayırma gibi pek çok alanda uygulanabilirlikleri nedeniyle ilgi görmektedirler [1]. Buna ilaveten, bu tür lateksler özellikle organik/anorganik kompozit materyallerin hazırlanmasında yaygın olarak kullanılmaktadırlar [2]. Bu çalışmada, polistiren (PS) latekslerinin partikül çapı üzerine hidrofilik komonomer ve ph ın etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla öncelikle ph 3,0 ve 7,0 de stirenin (S ), 2- (dimetilamino )etil metakrilat (DMA) ve metil metakrilat (MMA) ile emülgatörsüz emülsiyon polimerizasyonuyla lateksleri hazırlanmıştır. Bu tür lateks partiküllerinin boyutları büyük oranda komonomer tipi ve ph a bağlıdır. Elde edilen lateks partiküllerinin hidrodinamik çapları 95 nm ile 265 nm arasında değişmiş ve PDI değerleri 0,1 den küçük olmuştur. Latekslerin sulu ortamda iyi kolloidal kararlılığa sahip oldukları gözlenmiştir. Bunlardan özellikle P (S/DMA) lateksleri çok iyi bir kolloidal kararlılığa sahip olup, DMA kısımlarındaki tersiyer amin gruplarının protonlanmasının sonucu asidik ph aralığında pozitif zeta potansiyel değerlerine sahiptirler. DMA ile fonksiyonelleştirilen PS lateksleri aynı zamanda kolloidal PS-SiO 2 nanopartikül (PS/SiO 2) kompozitlerinin hazırlanması için de kolay bir yol sunmuştur. Silika nanopartiküllerinin, asidik ortamda fiziksel etkileşim ile P (S/DMA) yüzeyinde biriktirilmesiyle, PS/SiO 2 çekirdek/kabuk kompozit nanopartikülleri elde edilmiştir. Sonuç olarak, hem PS lateksleri hem de PS/SiO 2 kompozit partikülleri tek basamaklı sentez içeren yollarla kolaylıkla hazırlanabilmiştir. P(S/DMA)- 3 P(S/DMA)-3 /SiO 2 KAYNAKLAR [1] Kawaguchi, H. Progress in Polymer Science, 25, , [2] Caruso, F. Advanced Materials, 13, 11-22,

275 Synthesis of PS Latexes with DMA and MMA Comonomers and Preparation of Colloidal PS-Nanoparticle SiO 2 Composites by Using of the P (S/DMA) Latex R. Bengü Karabacak 1, Murat Erdem 1, Hayrettin Türk 1 1 Department of Chemistry, Anadolu University, Eskişehir PP-EN-070 Functional latexes (polymer colloids) have increasing attention because of their employment and potentials in numerous applications such as in catalysis, biotechnology, coating, chromatography, separation etc. [1]. In addition, these type latexes are widely employed in the preparation of organic/inorganic composite materials [2]. In this study, the effects of hydrophilic comonomer and ph on the particle size of polystyrene (PS) latexes were investigated. Polystyrene (PS) latexes were prepared via emulsifier-free emulsion copolymerization of styrene (S) with 2- (dimethylamino )ethyl methacrylate (DMA) and methyl methacrylate (MMA) at ph 3.0 and 7.0. It is known that the sizes of such latex particles greatly depend on the comonomer type and ph. The hydrodynamic diameters of the particles obtained ranged from 95 nm to 265 nm and their PDI values were less than 0.1. The particles had good stabilities in the aqueous media. Especially P (S/DMA) latexes showed excellent colloidal stability and had positive zeta potential values at the acidic ph range as a result of protonation of tertiary amine group of the DMA moiety. In addition, DMA functionalized PS latexes enabled to easy way for the preparation of colloidal PS-SiO 2 nanoparticle (PS/SiO 2) composites. By physical deposition of silica nanoparticles onto the P (S/DMA) in acidic medium, PS/SiO 2 core/shell composite nanoparticles were obtained. Preparations of PS latexes and PS/SiO 2 composites were both easy and one-pot syntheses. P(S/DMA)- 3 P(S/DMA)-3 /SiO 2 REFERENCES [1] Kawaguchi, H. Progress in Polymer Science, 25, , [2] Caruso, F. Advanced Materials, 13, 11-22,

276 PP-TR-071 DMA Fonksiyonelli PS Kolloidleri Kullanılarak PS/TiO 2 Çekirdek/Kabuk Kompozitlerinin Hazırlanması R. Bengü Karabacak 1, Murat Erdem 1, Hayrettin Türk 1, 1 Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü, Eskişehir Polimerik nanopartiküller, organik polimer ve anorganik materyallerin avantajlarını bir arada bulunduran organik/anorganik çekirdek/kabuk nanokompozitlerin hazırlanmasında yaygın biçimde kullanılmaktadır [1]. Bu türdeki kolloidal kompozitlerin kaplama, kataliz, elektronik, ayırma, teşhis gibi birçok alanda potansiyel kullanılabilirlikleri bulunmaktadır [1-3]. Bu çalışmada, stirenin (S) 2- (dimetilamino )etil metakrilat (DMA) komonomeri ile emülgatörsüz emülsiyon polimerizasyonuyla ph 4,0 te kolloidleri hazırlanmıştır. DMA nın komonomer olarak kullanım ı, bir taraftan kolloidal kararlılığa katkı sağlarken, diğer taraftan PS partikülleri için asidik ortamda katyonik bir yüzey yükü sağlamaktadır. PS kolloid partiküllerinin boyutları, ortama eklenen hidrofilik komonomer DMA miktarı arttıkça azalmıştır. PS kolloid partikülleri üzerinde TiO 2 kabuk iki farklı yolla oluşturulmuştur. İlkinde, titanyum izopropoksit kullanılarak asidik ortamda sol-jel süreciyle TiO 2 nin polimer kolloidler yüzeyinde birikmesi sağlanmıştır. İkincisinde ise öncelikle PS partikülleri, su-metanol karışımı içerisinde tetraetoksisilan ile 40 saat süreyle oda sıcaklığında muamele edilmiştir. Bu şekilde yüzeyleri SiO 2 ile kaplanmış partiküllerin sulu dispersiyonu, daha sonra TiCl 4 ün sulu çözeltisiyle işleme sokularak TiO 2 kabuk oluşturulmuştur. PS/TiO 2 çekirdek/kabuk kompozit partikülleri her iki yolla da başarıyla elde edilmiş ve karakterizasyonları zetasizer, TEM, SEM, EDX ve FT-IR ile yapılmıştır. Polimer/TiO 2 (1. Yol) KAYNAKLAR [1] Caruso, F. Advanced Materials, 13, 11-22, [2] R. Davies, G. A. Schurr, P. Meenan, R. D. Nelson, H. E. Bergna, C. A. S. Brevett, R. H. Goldbaum Advanced Materials, 10, , [3] L. M. Liz-Marzan, M. Giersig, P. Mulvaney Langmuir, 12, ,

277 PP-EN-071 Preparation of PS/TiO 2 Core/Shell Composites Using DMA Functionalized PS Colloids R. Bengü Karabacak 1, Murat Erdem 1, Hayrettin Türk 1, 1 Department of Chemistry, Anadolu University, Eskişehir Polymeric nanoparticles are widely used in the preparation of organic/inorganic core/shell nanocomposites which combine the advantages of organic polymer and inorganic materials [1]. These type colloidal composites can be utilized in numerous applications such as coating, catalysis, electronic, separation, diagnostic etc. [1-3]. In this study, polystyrene (PS) colloids were prepared via emulsifier-free emulsion copolymerization of styrene (S) with 2- (dimethylamino )ethyl methacrylate (DMA) at ph 4.0. Use of DMA as comonomer increases the stability of colloids and also provides cationic surface charge in acidic medium for the colloidal particles. The sizes of the PS colloid particles decreased with increasing amount of the hydrophilic comonomer DMA in the polymerization feed. TiO 2 shells on the PS colloid particles were formed via two different ways. In the first one, TiO 2 was deposited on the surfaces of polymer colloids in acidic medium by sol-gel process using titanium isopropoxide. In the second one, PS particles were first treated with tetraethoxysilane in water/meoh mixture for 40 h at room temperature. After that, aqueous dispersions of the particles whose surfaces were covered by SiO 2 layer were treated with aqueous solution of TiCl 4. Both procedures yielded PS/TiO 2 core/shell composite particles and the particles were characterized by zetasizer, TEM, SEM, EDX and FT-IR. Polymer/TiO 2 (Procedure 1) REFERENCES [1] Caruso, F. Advanced Materials, 13, 11-22, [2] R. Davies, G. A. Schurr, P. Meenan, R. D. Nelson, H. E. Bergna, C. A. S. Brevett, R. H. Goldbaum Advanced Materials, 10, , [3] L. M. Liz-Marzan, M. Giersig, P. Mulvaney Langmuir, 12, ,

278 Asimetrik ve Hacimli Gruplarla Sübstitüe Edilmiş Ftalosiyanler Gerçekten Agregasyona Uğramazlarmı? Rabia Kobak 1, Adem Tekin 2 1 İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü 2 İstanbul Teknik Üniversitesi, Bilişim Enstitüsü Ftalosiyaninler, sübstitüe türevleri ve analogları; halka sistemi özelliklerinin kolay düzenlenmesinden yararlanılarak birçok uygulama alanı (kimyasal sensörler, endüstriyel boyalar, fotoalgılayıcılar, sıvı kristaller, Langmuir-Blodgett filimler gibi) için ilgi çekmeye devam etmektedir. Önemli uygulamalarından biri fotodinamik terapide (PDT) fotoalgılayıcı olarak işlevselliğe sahip olmalarıdır. Kırmızı görünür bölgedeki şiddetli absorpsiyonlarından, singlet oksijen gibi reaktif oksjen türleri üretmek için yüksek etkinlikten ve düşük toksititeden dolayı, çeşitli kanser ve viruslerin fotohareketsizleştirilmesi için uygulanan tedavilerde kullanılmaktadır. Geniş düzlemsel -konjuge sistemlerinden dolayı, bu makrosiklik bileşikler agrege olma eğilimindedir. Agregasyon, çözelti içinde komplekslerin üst üste yığışması yada küme oluşturması olarak basitçe tanımlayabiliriz. Genel olarak agregasyon, kompleksin çözünürlüğünü önemli ölçüde azaltır, saflaştırma ve karakterizasyonda zorluklara neden olur. İlaveten triplet halin yaşam ömrünü kısaltır ve singlet oksijen kuantum verimini azaltır. Dolayısıyla, bir kompleksde agregasyon görülmesi fotodinamik terapide önemli bir engeldir. Agregasyon, periferale hacimli sübstitüentlerin girmesiyle durdurulabilir. Farklı çözücüler ve çeşitli merkez metalleri de agregasyonu büyük ölçüde etkiler [1,2,3]. Bu çalışmada deneysel olarak agregasyona uğramadığı belirtilen naftol ve karbosilik asit grublarıyla [1] ve aril yada alkil tiyo ile [2] sübstitüe edilmiş ftalosiyaninlerde dimerleşme teorik metotlarla incelenmiştir. Counterpoise düzeltmesi yapılmış etkileşim enerjileri, DFT-D metoduyla (B2PLYP-D ve B97-D) TZVP baz seti kullanılarak Turbomole program paketi ile hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlar deneysel verilerinin aksine bu sistemlerde dimerleşme olabileceğini göstermektedir. Bu çalışmada yapılan hesaplamalar PDT amacıyla kullanmak üzere yeni sentezlenecek ftalosiyaninleri tasarlamaktada kullanılabilecektir. KAYNAKLAR [1] N. Nombona, E. Antunes ve T. Nyokong, Dyes and Pigments 86 (2010) 68. [2] A. Erdoğmuş, S. Moeno, C. Litwinski ve T. Nyokong, J. Photochem. Photobio. A: Chemistry 210 (2010) 200. [3] R. Z. U. Kobak ve A. Gül, Color. Technol., 125 (2009) 22. PP-TR

279 Do the Asymmetrically Substituted Phthalocyanines with Bulky Groups Really Undergo Aggregation? Rabia Kobak 1, Adem Tekin 2 1 Istanbul Technical University, Faculty of Science & Letters, Department of Chemistry 2 Istanbul Technical University, Institute of Informatics Phthalocyanines, along with their substituted derivatives and analogues, continue to attract attention due to easy organization of ring systems and they are used in many applications, including chemi cal sensors, industrial dyes, photosensitizers in photodynamic therapy (PDT ), liquid crystals, and applications in Langmuir-Blodgett films. One of the really important uses is, as mentioned above, photosensitizers in PDT. Due to their intensive absorptions in near-infrared region, they can be used in high efficiency in generating singlet oxygen, and due to their low toxicity, they have been used in therapies in stopping the growth of several tumors and viruses. Their wide planar -conjugation makes these macrocyclic compounds have a strong tendency to aggregate. Aggregation is simply defined as stacking of planar molecules in solution. Aggregation remarkably lowers the solubility of the complex and makes it tedious to purify and characterize. In addition, it lowers the lifetime of triplet state and also reduces the singlet oxygen quantum yield. It is therefore an important disadvantage in photodynamic therapy. Aggregation can be reduced to almost none by introducing bulky substituti ents in the periphery. Different solvents and some metals at the center also affect aggregation to a remarkable extent [1-3]. In this study, dimerization was investigated with theoretical methods, in phthalocyanines containing naphthol and carboxylic acid groups [1] along with aryl- or alkyl-thio groups [2], both of which are reported experimentally not to undergo aggregation. Counterpoise-corrected interaction energies were calculated with DFT-D method (B2PLYP-D and B97-D ), by using TZVP basis set. Turbomole program package was used in execution of these parameters. The results show that, contrary to the experimental data, there can be dimerizations in these systems. The calculations performed in this study may be used to design new phthalocyanines to be synthesized. REFERENCES [1] N. Nombona, E. Antunes ve T. Nyokong, Dyes and Pigments 86 (2010) 68. [2] A. Erdoğmuş, S. Moeno, C. Litwinski ve T. Nyokong, J. Photochem. Photobio. A: Chemistry 210 (2010) 200. [3] R. Z. U. Kobak ve A. Gül, Color. Technol., 125 (2009) 22. PP-EN

280 Kolemanit Atıklarının Okzalik Asit Çözeltilerindeki Çözünme Kinetiğinin Araştırılması Salih Uğur Bayça 1, Feray Koçan 2, Yüksel Abalı 2 1 Celal Bayar Üniversitesi, Soma Meslek Yüksekokulu, 45500, Manisa, Türkiye 1 Celal Bayar Üniversitesi, Deneysel Fen Bilimleri Uygulama Ve Araştırma Merkezi (DEFAM ), 45140, Muradiye Kampüsü, Manisa, Türkiye 2 Celal Bayar Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, 45010, Muradiye Kampüsü, Manisa, Türkiye Türkiye nin dünya çapında %72 sine sahip olduğu bor mineralleri endüstride her yıl giderek artan bir öneme sahiptir [1]. Ticari olarak en önemli bor minerallerinden biride kolemanittir (2CaO.3B 2O 3.5H 2O ). Kolemanit genellikle boraks, sodyum perborat ve borik asit üretiminde kullanılmaktadır [2]. Saf kolemanit yaklaşık %48 B 2O 3 içeriğine sahiptir [3]. Ticari kolemanit yanında, bor tesislerinde oluşan kolemanit atıkları (KA) bor oksit üretimi açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Bu atıkların B 2O 3 içerikleri zenginleştirme prosesine bağlı olarak %11 ila 20 arasında değişmektedir [4]. Kolemanit ve genellikle bor atıkları bor içerikleri nedeniyle toprak ve su kirliliği gibi çevresel problemlerle, bazı ciddi sağlık problemlerine yol açmaktadır. Ekosistemi ve çevreyi korumak ve atıkların zararlarını azaltmak için, depolanması hayati bir öneme sahiptir. Bundan dolayı, kolemanit ve diğer bor atıkları bor tesislerindeki atık barajlarında depolanmaktadır [2]. Türkiye de borik asit kolemanit mineraliyle sülfürik asit arasındaki reaksiyon sonucunda üretilmektedir. Diğer taraftan, borik asit, hidroklorik asit, okzalik asit, fosforik asit, asetik asit ve amonyum sülfat gibi pek çok ortamda borik asit üretmek ve barajlardaki kolemanit atıklarını değerlendirmek için gerçekleştirilen çeşitli çalışmalar bulunmaktadır ([5], [6], [7], [8], [9], [3] ). Bu çalışmada, atmosfer basıncı altında, kesikli reaktör sisteminde Eti Maden Balıkesir -Bigadiç Bor tesislerinden temin edilen kolemanit atıklarının okzalik asit çözeltileri içindeki çözünme kinetiği çalışılmıştır. Proses sırasında asit konsantrasyonu, sıcaklık, karıştırma hızı ve katı/sıvı oranının çözünme hızı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Deneysel veriler sonucunda, kolemanit atığının okzalik asit çözeltileri içindeki çözünme hızının sıcaklık, karıştırma hızı ve asit konsantrasyonunun artmasıyla arttığı ve katı/sıvı oranının artmasıyla azaldığı gözlenmiştir. Ve çalışma sonucunda kolemanit atığından %99,99 saflıkta B 2O 3 elde edilmiştir. Çalışma sonucunda, Balıkesir-Bigadiç Bor Tesislerindeki atık barajlarından temin edilen kolemanit atıklarının okzalik asit çözeltisi içinde çözdürülerek, ekonomiye tekrar kazandırılabileceği ve atık sorunlarının azaltılabileceği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kolemanit, kolemanit atığı, borik asit, okzalik asit, liç. KAYNAKLAR PP-TR-073 [1] Sönmez, E., Koca, S., Ozdag, H., Ipek, H., Beneficiation of colemanite concentrates from fine wastes by using ultrasound waves, Mineral Engineering, 17, , [2] İçelli, O., Yalçın, Z., Okutan, M., Boncukçuoğlu, R., Şen, A., The determination of the total mass attenuation coefficients and the effective atomic numbers for concentrated colemanite and Emet colemanite clay, Annals of Nuclear Energy, 38, , [3] Gür, A., A semiemperical kinetics model for dissolution of colemanite in ammonium chloride solutions, Rasayan Journal of Chemistry (RJC ), 1 (1 ), , [4] Kavas, T., Christogerou, Pontikes, Y., Angelopoulos, G. N., Valorisation of different types of boroncontaining wastes for the production of lightweight aggregates, Journal of Hazardous Materials, 185, , [5] Özmetin, C., Kocakerim, M. M., Yapıcı, S., Yartaşı, A., A semiemperical kinetic model for dissolution of colemanite in aqueous CH 3COOH solutions, Ind. Eng. Chem. Res., 35, 2355, [6] Yartaşı, A., Özmetin, C., Kocakerim, M. M., Demirhan, M. H., Kinetics and mechanism of leaching colemanite in boric acid solution, Chimica Acta Turcica, 26 (2 ),

281 [7] Alkan, M. and Doğan, M., Dissolution kinetics of colemanite in oxalic acid solutions, Chem. Eng. Process, 43, 867, [8] Tunç, M., Kocakerim, M. M., Küçük, Ö., Aluz, M., Dissolution of colemanite in (NH 4 ) 2SO 4 solutions, Korean J. Chem. Eng., 24 (1 ), 55-59, [9] Gür, A., Dissolution mechanism of colemanite in sulphuric acid solutions, Korean J. Chem. Eng., 24 (4 ), ,

282 The Investigation of Dissolution Kinetic of Colemanite Wastes in Oxalic Acid Solutions Salih Uğur Bayça 1, Feray Koçan 2, Yüksel Abalı 2 1 Celal Bayar University, Soma Vocational School, 45500, Manisa, Turkey 1 Celal Bayar University, Experimental Natural Science Application Research Center, (DEFAM ), 45140, Muradiye Campus, Manisa, Turkey 2 Celal Bayar University, Faculty of Science and Literature, Department of Chemistry, 45030, Muradiye Campus, Manisa, Turkey Boron minerals of Turkey having 72% of the reserves of the worldwide have importance in a wide range of industry with an increasing amount year by year [1]. Commercially, one of the most important boron minerals is colemanite (2CaO.3B 2O 3.5H 2O ). colemanite is chiefly used to produce borax, sodium perborate and boric acid [2]. The pure colemanite has content of 48% B 2O 3 [3]. Beside commercial colemanite, colemanite wastes (CW) which are produced in boron plants has an important potential in view of production of boric acid. The content of B 2O 3 in these wastes varies from 11 to 20 wt. % which depends on the enrichment process [4]. CW and generally BW lead to problems of soil and water pollution and some serious health because of theirs boron content. Both to protect ecosystem and environment and to reduce hazards, the deposition of these waste materials have a vital role in industy. For that reason, colemanite wastes (CW) and other BW are stored in tailing dams of boron plants [2]. İn Turkey, boric acis is prod ucted through the reaction between colemanite mineral and sulphuric acid. On the other hand, several studies in literature were carried out in many media such as boric acid, hydrochloric acid, oxalic acid, phosphoric acid, acetic acid and ammonium sulphate to produce boric acid and to recover CW in tailing dams ([5], [6], [7], [8], [9], [3] ). In this study, the dissolution kinetic of the CW which were provided from boron plants of Eti Mine in Balıkesir-Bigadiç district in between South Marmara and Aegean Region was studied in oxalic acid solutions in batch reactor system under atmospheric pressure. The effect of acid concentration, temperature, stirring rate and solid-to-liquid ratio on dissolution rate of CW was investigated during process. At the end of t he experimental results, it was observed that the dissolution rate increased with increasing acid concentration, temperature and stirring rate, decreasing with solid-to-liquid ratio. And in 99% purity of boric acid was produced from CW. At the end of this study, it was seen that the CW which were provided from boron plants of Balıkesir-Bigadiç will be recovered to economy by dissolving in oxalic acid solutions and will be reduced the problems of waste. Key Words: Colemanite, colemanite waste, boric acid, oxalic acid, leaching. REFERENCES PP-EN-073 [1] Sönmez, E., Koca, S., Ozdag, H., Ipek, H., Beneficiation of colemanite concentrates from fine wastes by using ultrasound waves, Mineral Engineering, 17, , [2] İçelli, O., Yalçın, Z., Okutan, M., Boncukçuoğlu, R., Şen, A., The determination of the total mass attenuation coefficients and the effective atomic numbers for concentrated colemanite and Emet colemanite clay, Annals of Nuclear Energy, 38, , [3] Gür, A., A semiemperical kinetics model for dissolution of colemanite in ammonium chloride solutions, Rasayan Journal of Chemistry (RJC ), 1 (1 ), , [4] Kavas, T., Christogerou, Pontikes, Y., Angelopoulos, G. N., Valorisation of different types of boron - containing wastes for the production of lightweight aggregates, Journal of Hazardous Materials, 185, , [5] Özmetin, C., Kocakerim, M. M., Yapıcı, S., Yartaşı, A., A semiemperical kinetic model for dissolution of colemanite in aqueous CH 3COOH solutions, Ind. Eng. Chem. Res., 35, 2355,

283 [6] Yartaşı, A., Özmetin, C., Kocakerim, M. M., Demirhan, M. H., Kinetics and mechanism of leaching colemanite in boric acid solution, Chimica Acta Turcica, 26 (2 ), [7] Alkan, M. and Doğan, M., Dissolution kinetics of colemanite in oxalic acid solutions, Chem. Eng. Process, 43, 867, [8] Tunç, M., Kocakerim, M. M., Küçük, Ö., Aluz, M., Dissolution of colemanite in (NH 4 ) 2SO 4 solutions, Korean J. Chem. Eng., 24 (1 ), 55-59, [9] Gür, A., Dissolution mechanism of colemanite in sulphuric acid solutions, Korean J. Chem. Eng., 24 (4 ), ,

284 Yeni Bir İletken Kopolimer: Biyosensör Uygulamalarında İmmobilizasyon Matris Özelliklerinin İncelenmesi Saniye Söylemez 1, Fulya Ekiz Kanık 2, Ayda Göyçek Nurioğlu 1, Levent Toppare 1,2,3,4 1 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü 2 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Biyoteknoloji Bölümü 3 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Polimer Bilimi ve Teknolojisi Bölümü 4 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Güneş Enerjisi Araştırma Merkezi (GÜNAM ) PP-TR-074 İletken polimerler, son zamanlarda biyomoleküllerin immobilizasyonunda ve biyosensörlerin duyarlılığı ile kararlığının artırılmasında önemli bir yere sahiptir [1]. İletken polimerler arasında, kopolimerler öne çıkan birçok olumlu özelliklere sahip olmalarından dolayı biyosensör uygulamalarında tercih edilmektedirler [2]. Bu çalışmada, öncelikle yeni bir monomer olan, poli (2-heptyl-4,7-di (thiophen-2-yl )-1Hbenzo[d]imidazole) sentezlenmiştir [3]. Daha sonra, ilgili monomerin 2- (( (9H-fluoren-9-yl )metoksi )karbonilamino )asetik asit ile elektrokimyasal yöntemler kullanılarak grafit elektrot yüzey üzerine kopolimerizasyon işlemi gerçekleştirilmiştir. Polimer kaplı olan bu elektrot yüzey üzerine kolesterol oksidaz (ChOx) enzimi kovalent bağlanma yöntemine göre immobilize edilmiştir. İmmobilizasyon, amit bağı oluşturarak kovalent bağlama ve hidrofobik etkileşimler ile gerçekleştirilmiştir. Biyosensör uygulamaları amperometrik ölçüm tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma ortamındaki sistem kullanılarak amperometrik ölçüm yöntemlerine göre oluşturulmuştur. Amperometrik çalışmalar, reaksiyon esnasında tüketilen oksijen sonucunda oluşan akım değişikliğinin -0.7 V potansiyelde (Ag/AgCl referans elektroduna göre) ölçülmüştür. Kolesterol tayini çeşitli hastalıkların ve aterosklerozun teşhisinde ve tedavisinde önemli bir yere sahiptir. Bu bağlamda kolesterol biyosensörlerinin geliştirilmesi son derece önemlidir. Bu çalışma sonucunda, kolesterol tayininde kullanılmak üzere yeni bir kolesterol biyosensörü geliştirilmiştir. KAYNAKLAR [1] Ravichondran, R., Sundarrajan, S., Venugopal, J., Mukherjee, S. and Ramakrishna, S. Journal of the Royal Society Interface, 7, , [2] Kumar, A., Chaubey, A., Grover, K. and Malhotra, D. Journal of Applied Polymer Science, 82, , [3] Nurioglu, A. G., Akpinar, H., Sendur, M. and Toppare, L. Journal of Polymer Science Part A: Polymer Chemistry, DOI: /pola

285 A Novel Conducting Copolymer: Investigation of Immobilization Matrix Properties in Biosensor Applications Saniye Söylemez 1, Fulya Ekiz Kanık 2, Ayda Göyçek Nurioğlu 1, Levent Toppare 1,2,3,4 1 Department of Chemistry, Middle East Technical University 2 Department of Biotechnology, Middle East Technical University 3 Department of Polymer Science and Technology, Middle East Technical University PP-EN The Center for Solar Energy Research and Application (GÜNAM ), Middle East Technical University Conducting polymers have recently been considered as suitable matrices for immobilization of biomolecules and have been used to enhance the stability and sensitivity of various biomedical devices [1]. Among conducting polymers, the copolymers have been proposed for biosensing applications because of a number of favorable characteristics [2]. In this study, firstly 2-heptyl-4,7-di (thiophen-2-yl )-1Hbenzo[d]imidazole ), a novel monomer, was synthesized [3]. Electrochemical copolymerization of this monomer and 2 - (( (9H-fluoren-9-yl )methoxy )carbonylamino )acetic acid was achieved on a graphite electrode. Cholesterol oxidase (ChOx) was c ovalently immobilized onto the copolymer coated graphite electrode. This immobilization was performed by covalent binding with the help of amide bond formation and hydrophobic interactions. Amperometric measurement technique was used in biosensor applications. In amperometric studies, the decrease in oxygen level as a result of enzymatic reaction was monitored at -0.7 V vs Ag/AgCl. The estimation of cholesterol is an important for the diagnosis and prevention of several heart diseases and arteriosclerosis. Hence, it is important to develop new cholesterol biosensors. In conclusion, a novel cholesterol biosensor was developed in order to determine the cholesterol. REFERENCES [1] Ravichondran, R., Sundarrajan, S., Venugopal, J., Mukherjee, S. and Ramakrishna, S. Journal of the Royal Society Interface, 7, , [2] Kumar, A., Chaubey, A., Grover, K. and Malhotra, D. Journal of Applied Polymer Science, 82, , [3] Nurioglu, A. G., Akpinar, H., Sendur, M. and Toppare, L. Journal of Polymer Science Part A: Polymer Chemistry, DOI: /pola

286 Sitrakonik Anhidrit, Stiren ve Vinilfosfonik Asit Terpolimerlerinin Sentezi ve Karakterizasyonu Serap Kavlak 1, Ali Güner 1, Zakir Rzayev 2 1 Hacettepe Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü 2 Hacettepe Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Nanoteknoloji ve Nanotıp Anabilim Dalı PP-TR-075 Fonksiyonel gruplara sahip polimerler çeşitli biyolojik ve teknolojik uygulamalardaki kulla nım alanları nedeniyle oldukça ilgi çekmektedir. Fosfonik asit grupları içeren polimerler ise özellikle biyomalzeme ve katyon-değiştirici membran gibi çeşitli uygulama alanlarına sahiptir [1]. Bu çalışmada, A 1 (akseptör ) D (donör ) A 2 (akseptör) monomer sistemine sahip, yeni ve fonksiyonel sitrakonik anhidrit (CA ), stiren (S) ve vinilfosfonik asit (VPA) terpolimerlerinin sentezi ve karakterizasyonu amaçlanmıştır. Polimerizasyon tepkimeleri CA, S ve VPA akseptör-donör-akseptör monomer sistemlerinde yük-transfer kompleksleri (CTC) üzerinden ilerleyen kompleks -radikal polimerizasyonu yöntemiyle, farklı kompozisyonlarda aşağıdaki reaksiyon şemasına göre gerçekleştirilmiştir [2]. Elde edilen polimerlerin karakterizasyonu için FTIR, Raman, 1 H NMR, 13 C NMR, DEPT-135, 31 P NMR spektroskopisi, GPC, XRD ve viskozimetrik analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu çalışma sonucunda, kompleks-radikal terpolimerizasyonu ile farklı monomer oranlarında sentezlenen poli (CA-ko-S-ko-VPA) terpolimerlerinin kompozisyonları bulunmuş ve kompozisyon-yapı-özellik ilişkileri açıklanmıştır. KAYNAKLAR [1] Nicholson, J. W., Singh, G. Biomatarials, 17, , [2] Kavlak, S., Güner, A., Rzaev, ZMO. Polymer, 51, ,

287 The Synthesis and Characterization of Citraconic Anhydride, Styrene and Vinylphosphonic Acid Terpolymers Serap Kavlak 1, Ali Güner 1, Zakir Rzayev 2 1 Hacettepe University, Faculty of Science, Department of Chemistry PP-EN Hacettepe University, Institute of Science & Engineering, Division of Nanotechnology and Nanomedicine Polymers containing functional groups have attracted a special attention because of their different biological and technological applications. Polymers containing phosphonic acid groups have various application fields such as biomaterial and cation-exchange membrane [1]. In this study, the synthesis and characterization of novel functional terpolymers containing A 1 (acceptor ) D (donor ) A 2 (acceptor) monomer systems of citraconic anhydride (CA ), styrene (S) and vinylphosphonic acid (VPA) are aimed. Polymerization reactions were performed via complex-radical polymerization method proceeds with chargetransfer complexes (CTC) at certain compositions in CA, S and VPA acceptor-donor-acceptor monomer system according to the reaction scheme given below [2]. To characterize synthesized polymers FTIR, Raman, 1 H NMR, 13 C NMR, DEPT-135, 31 P NMR spectroscopy, GPC, XRD and viscometric analysis were used. At the result of this study, compositions of poly (CA-co-S-co-VPA) terpolymers which synthesized by complex-radical terpolymerization at different monomer ratio were determined and composition-structureproperty relationships were explained. REFERENCES [1] Nicholson, J. W., Singh, G. Biomatarials, 17, , [2] Kavlak, S., Güner, A., Rzaev, ZMO. Polymer, 51, ,

288 1,3-Dipollerinin Rodyum-Karbon Bağına Siklokatılma Tepkimesinin Modellenmesi Sesil Agopcan 1, İlke Uğur 1, Burcu Dedeoğlu 1, K. N. Houk 2, Viktorya Aviyente 1 PP-TR Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü, 2 University of California, Los Angeles Department of Chemistry and Biochemistry 1,3-dipoller ile etilen veya asetilen arasındaki 1,3-dipolar siklokatılma tepkimesi Houk ve grubu tarafından Yoğunluk Fonksiyonel Teorisi (YFT) ile incelenmiş [1] ve 1,3-dipollerin dipolarofiller ile tepkimesinin çift veya üçlü bağlardan kaynaklanan elektron yoğunluğunun varlığı ile mümkün olduğu gözlenmiştir. Bu çalışmanın ışığında, [3+2] siklokatılma tepkimelerinde Rodyum komplekslerinin varlığının tepkimeyi nasıl kolaylaştırdığının incelenmesi hedeflenmiştir. Bu çalışmada, dienofil olarak 5-koordinasyonlu rodyum molekülleri, dien olarak 5 çeşit 1,3 -dipol kullanılmıştır. Metal-karbonil grubuna siklokatılma tepkimeleri Hawthrone ve grubu [2] tarafından rodakarboran anyon molekülü [(Ph 3P) (CO )RhC 2B 9H 11] - kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın temel amacı metal-karbon bağlarına siklokatılma tepkimelerinin mekanizmasını -kademeli veya eş zamanlı- ve bölgesel seçiciliğin yapısını incelemektir (Şekil.1 ). Modellenen siklokatılma tepkimelerinde geçiş konumu geometrilerinin eşik enerjileri karşılaştırılmıştır. Tüm moleküllerin geometri optimizasyonları Gaussian09 yazılımında DFT teorisi ile B3LYP yöntemi kullanarak Rh atomu için SDD, diğer tüm atomlar için de 6-31G (d) temel kümesi kullanarak gerçekleştirilmiş ve irdelenmiştir. Şekil.1 Rodakarboran anyonu ile 1,3-dipol tepkimesinin enerji profili KAYNAKLAR [1]: Xu, L.; Doubleday, C. E.; Houk, K. N. J. Am. Chem. Soc. 2010, 132, [2]: Walker, J. A.; Knobler, C. B.; Hawthorne, M. F. J.Am. Chem. Soc. 1983, 105,

289 PP-EN-076 Cycloaddition Reactions of 1,3-dipoles to Rhodium-Carbon Bonds Sesil Agopcan 1, İlke Uğur 1, Burcu Dedeoğlu 1, K. N. Houk 2, Viktorya Aviyente 1 1 Boğaziçi University Chemistry Department, 2 University of California, Los Angeles Department of Chemistry and Biochemistry Density functional theory (DFT) studies of the 1,3-dipolar cycloaddition reactions between 1,3-dipoles and ethylene or acetylene[1] indicated that it is possible to have reactions of these 1,3 -dipoles with a dipolarophile by stabilizing the charged form of the reactants due to their do uble or triple bond characteristics. Therefore, via using a rhodium complex as a dipolarophile instead of ethylene or acetylene [3+2] cycloaddition reactions are investigated. In this study, 5-coordinated rhodium is used as a dienophile and 5 different 1,3-dipoles are used as dienes in cycloaddition reactions. The cycloaddition reaction to low-valent metal-carbonyl complexes were studied by Hawthrone et al. [2] and the reaction involving M=C bond was reported by using rhodacarborane anions [(Ph 3P) (CO )RhC 2B 9H 11] -. The ultimate goal is to investigate the nature of these cycloadditions to metalcarbon bond stepwise vs concerted mechanism- and the origins of regioselectivity (Figure.1 ). Cycloaddition reactions of different 1,3-dipoles are compared in terms of their energy barriers by locating the transition state geometries. Geometry optimizations were performed for all reactants, transition states and products by using DFT with B3LYP method with SDD basis set for Rh atom and with 6-31G (d) level for the rest of atoms in the molecules with the Gaussian09 program. Figure.1 The energy profile for the reaction of a rhodacarborane anion with a 1,3 -dipole. REFERENCES [1]: Xu, L.; Doubleday, C. E.; Houk, K. N. J. Am. Chem. Soc. 2010, 132, [2]: Walker, J. A.; Knobler, C. B.; Hawthorne, M. F. J. Am. Chem. Soc. 1983, 105,

290 Poliakrilik Asit ve Nano-HAp İçerikli Poliakrilik Asitin Mikrodalga Destekli Sentez Yöntemiyle Eldesi ve Karakterizasyonu Sevgi Sözügeçer, Gülce Şentürk, Nursel Pekel Bayramgil Hacettepe Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü, 06800, Beytepe-Ankara Organik kimya reaksiyonlarında ısıtma kaynağı olarak mikrodalga ışınlarının kullanımı son yıllarda yaygınlaşmıştır. Bu yeni teknoloji, özellikle polimerizasyon reaksiyonlarında (basamaklı, halka açılma ve radikal polimerizasyonları) başarı ile uygulanmaktadır. Bu yöntem, alışılmış ısıtma yöntemine göre bazı avantajlara sahiptir. Anlık ve hızlı ısıtma sayesinde reaksiyon karışımının her yerinde homojen ısıtma olmakta ve seçilen malzemeye özgü bir dalga boyunda ışınlama yapılabilmektedir. Pek çok organik ve inorganik reaktant, mikrodalga ışımasına maruz kaldığında alışılmış ısıtma yöntemine göre reaksiyon hızında muazzam bir artışla reaksiyona girer. Bunun yanı sıra, reaktantların hızlı ve doğrudan ısıtılması sağlandığı için ürün veriminde ve seçicilikte önemli iyileştirmeler gözlenir. Alışılmış ısıtma yöntemiyle polimerizasyonda kal ıntı monomer miktarının en aza düşürülmesinde polimerizasyon süresinin uzun, sıcaklığın ise yüksek tutulması gerekmektedir. Mikrodalga yönteminde ise, mikrodalgalar hızlı ve doğrudan monomere ulaşmakta ve sıcaklığın artması ile birlikte moleküllerin hareke t hızı artarak hızlı ve kontrollü bir polimerizasyon gerçekleşmektedir. Bu çalışmada, dişçilikte dolgu malzemesi olarak kullanılan akrilik asit ve nano -HAp içerikli akrilik asitin mikrodalga ışımaları ile sentezi ve karakterizasyonu amaçlanmıştır. Akrilik asit monomeri, AIBN ve benzen varlığında farklı sürelerde ve farklı mikrodalga enerjilerinde mikrodalga ışınlarına tabi tutularak polimerizasyon gerçekleştirilmiştir. Polimer veriminin, ışınlama enerjisine ve ışınlama süresine bağlılığı tartışılmıştır. Poliakrilik asit karakterizasyonu, 1 H-NMR, FTIR, MALDI ve TGA yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. NanoHAp partikülleri, sol-gel metodu ile sentezlenmiştir. Karakterizasyonu, XRD, SEM-EDX ve FTIR ile yapılmıştır. En yüksek çözünür polimer veriminin sağlandığı ışınlama süresi ve enerjisinde, içine nanohap partikülleri eklenmiş poliakrilik asit-nanohap kompozitleri yine mikrodalga ışınlamasıyla elde edilmiş ve kompozitler, FTIR, TGA ile karakterize edilmiştir. Poliakrilik asit, 20 dakika ışınlama süresinde ve 500 W ışınlama enerjisinde % 68 verimle elde edilmiş ve karakterizasyonlarda herhangi bir monomer kalıntısına rastlanmamıştır. KAYNAKLAR PP-TR-077 [1] Novel Microwave-Assisted Synthesis of Poly (D,L-lactide ): The Influence of Monomer/Initiator Molar Ratio on the Product Properties Nikolic L; Ristic I; Adnadjevic B; Nikolic V; Jovanovic J; Stankovic M, Sensors 2010, 10, [2] Microwave-Assisted Polymer Synthesis:State-of-the-Art and Future Perspectives, Wiesbrock F; Hoogenboom R; Schubert US; Macromol. Rapid Commun. 2004, 25,

291 The Microwave-Assisted Synthesis of Nanohydroxyapatite Containing Poly (Acrylic Acid) and Characterization Sevgi Sözügeçer, Gülce Şentürk, Nursel Pekel Bayramgil Hacettepe University, Faculty of Science, Chemistry Department, 06800, Beytepe -Ankara Microwave irradiation is a well-known method for heating and drying materials and is utilized in many private households and industrial applications for this purpose. It offers a number of advantages over conventional heating, such as noncontact heating (circumventing the decomposition of molecules close to the walls of the reaction vessel ), instantaneous and rapid heating (resulting in a uniform heating of the reaction liquor ), and highly specific heating (with the material selectivity emerging from the wavelength of microwave irradiation that intrinsically excites dipolar oscillation and induces ionic conduction).the homogeneous nature of microwave heating eliminates local overheating at the reaction walls, which can lead to side products. Therefore, microwave-irradiated reactions are not only faster, but they proceed with higher purity, and consequently, higher yields. In an industry where time is money, the dramatic rate acceleration and increased purity and yields of microwave assisted reactions make them attractive for high - produced polymers. A large number of reactions, both organic and inorganic,undergo an immense increase in reaction speed under microwave irradiation compared with conventional heating.apart from this main advantage, significant improvements in yield and selectivity have been observed as a consequence of the fast and direct heating of the reactants themselves. Furthermore, high-pressure synthesis is easily accessible for reactions performed in closed vessels, facilitating the use of low boiling solvents and thereby paving the way to environmentally benign reaction conditions. In this study, microwave assisted synthesis of acrylic acid and nano-hap containing dental filling material and its characterization are aimed. Polymerization is obtained by using acrylic acid monomer, AIBN and benzene mixture irradiated by microwaves with different time intervals and different frequencies. Irradiation energy and time dependence on polymer yield are investigated. 1 H-NMR, FTIR and TGA analysis are used for characterization of polyacrylic acid. NanoHAp particules are obtained by sol-gel method.xrd, SEM-EDX and FTIR used for characterization. At the frequency and time interval when the polymer yield is the highest and soluble polymer obtained nanohydroxyapatite added to a monomer mixture and irradiation applied. Obtained materials characterized with FTIR and TGA. PAA irradiated for 20 minutes with 500 Watt irradiation energy and obtained with 68% yield and no monomer residue according to characterizations. REFERENCES: PP-EN-077 [1] Novel Microwave-Assisted Synthesis of Poly (D,L-lactide ): The Influence of Monomer/Initiator Molar Ratio on the Product Properties Nikolic L; Ristic I; Adnadjevic B; Nikolic V; Jovanovic J; Stankovic M, Sensors 2010, 10, [2] Microwave-Assisted Polymer Synthesis:State-of-the-Art and Future Perspectives, Wiesbrock F; Hoogenboom R; Schubert US; Macromol. Rapid Commun. 2004, 25,

292 Sülfametoksazol ün Misellerle ve Siklodekstrinlerle Çözündürülmesinin Araştırılması Sinem Göktürk, Elif Çalışkan, R.Yeşim Talman Marmara Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Eczacılık Temel Bilimleri Anabilim Dalı, Genel Kimya Bilim Dalı, Üsküdar, 34668, İstanbul, TÜRKİYE Kimya endüstrisinin hemen hemen bütün dallarında farklı amaçlarla kullanılan; dağıtıcı, seyreltici ve askıya alma yetenekleri ile bilinen Yüzey Aktif Madde (YAM ) ler; ilaç endüstrisinde stabilite ve dozaj formu ayarlayıcı yardımcı maddeler olarak da kullanılırlar. Birçok ilaç etken maddesinin suda sınırlı çözünürlüğünün olması uygun dozda ilaç formülasyonlarında sorunlara neden olduğundan, YAM ler ve Siklodekstrinler çözeltilerin fizikokimyasal özelliklerini değiştirdiklerinden ilaç endüstrisinde ve biyolojik araştırmalarda, bu sistemlerden yararlanılır. YAM ler misel adı verilen kolloidal büyüklükte kümeler oluşturma özellikleriyle, suda çözünmeyen hidrofobik maddelerin çözünürlüğünü arttırırlar. Siklodekstrinler ise nişastanın enzimatik degradasyonu ile meydana gelen, hidrofobik bir iç boşluk ve hidrofilik dış yüzeye sahip -D-glukopiranoz ünitelerinden oluşan oligosakkaritler olup boşluklarının şekline uyan moleküller ile inkluzyon (içerik) kompleksleri oluşturmak üzere etkileşirler [1,2]. Bu çalışmada suda az çözünen ilaç etken maddelerinden Sülfametoksazol (SMZ ) un anyonik yüzey aktif maddelerden biri olan ve sıklıkla ilaç endüstrisinde eksipiyent olarak kullanılan Sodyumlauril sülfat (SLS) miselleri ve Siklodekstrinler ( -SD, -SD, -SD) ile çözündürülmesi incelendi. Faz çözünürlük grafiklerinden SLS ve SD ler varlığında, SMZ nin çözünürlük izoterminin A L tipine uyduğu saptandı. Çalışmada kullanılan üç farklı siklodekstrinin SMZ nin sudaki çözünürlüğünü β-sd > γ-sd > α-sd sırasında arttırdığı saptandı. SMZ ve SLS arasındaki elektrostatik itme nedeniyle kayda değer bir etkileşim gözlenmediğinden misele bağlanma sabiti hesaplanamadı. Benesi-Hildebrand eşitliği ile hesaplanan SMZ nin SD lere bağlanma sabitleri (K b) ise çözündürme çalışmalarındaki aynı sıralamayı izledi: K b β-sd > K b γ-sd > K b α-sd. Çözündürme mekanizmasını aydınlatabilmek için, SMZ nin suda serbestçe çözündüğü sabit derişiminde misel ve siklodekstrin içeren ortamlardaki davranışları spektrofotometrik ve yüzey gerilim ölçümleri ile ayrıca izlendi. Yüzeyde tutunan madde miktarını aydınlatabilmek için etkileşim çalışmaları aynı koşullarda yüzey gerilim ölçümleri yapılarak izlendi. SLS nin denge derişimleri ile yüzey gerilim ölçümleri arasında çizilen grafiklere bağlı olarak yüzeyde tutunan madde miktarı ( 2) Gibbs Adsorpsiyon izotermi ile hesaplandı. Bu çalışmada ayrıca anyonik SMZ nin arayüzey davranışlarının daha iyi anlaşılabilmesi için aynı denemeler bu kez noniyonik yüzey aktif bir madde olan TritonX-100 (TX100) için yapıldı ve sonuçlar SLS ile karşılaştırıldı. KAYNAKLAR PP-TR-078 [1] He, Y., Yalkowsky, S.H., Int. J. Pharm., Solubilization of monovalent weak electrolytes by micellization or complexation, Vol.314, 15 20, [2] Martin Del Vale, E.M. Process Biochem., Cyclodextrins and their uses: a review. Vol. 39, ,

293 A Study on Solubilization of Sulfamethoxazole by Cyclodextrins and Micelles Sinem Göktürk, Elif Çalışkan, R.Yeşim Talman Marmara University Faculty of Pharmacy Department of Basic Pharmaceutical Sciences General Chemistry Division, Üsküdar, 34668, İstanbul, TÜRKİYE Surfactants find applications in almost every chemical industry, such as in detergents, paints, dyestuffs, paper coatings, inks, plastics etc. Surfactants are vital components in biological systems, and belong to pharmaceutical excipient series. They can be used as disintegrating agents, diluents, suspending agents, emulsifying agents, and solubilizing agents. Cyclodextrins have also well-known effects on drug solubility and dissolution, bioavailability, safety and stability. Micellar systems and cyclodextrins have been widely utilized as an approach to increase the water solubility of many pharmaceutical substances that represents a formidable problem in formulation of an acceptable dosage form. Micellar solubilization is als o a powerful alternative for dissolving hydrophobic drugs in aqueous environments due to their aggregation behaviour. Cyclodextrins, with lipophilic inner cavities and hydrophilic outer surfaces, are capable of interacting with a large variety of guest molecules to form noncovalent inclusion complexes. Chemically they are cyclic oligosaccharides containing at least 6 D- (+) glucopyranose units attached by α- (1, 4) glucosidic bonds [1,2]. The present study is focused on the characterization of solubilizati on of poorly soluble drug i.e. sulfamethoxazole (SMX) by cyclodextrins (CDs:,, and -CD) and anionic surfactant sodium dodecyl sulfate (SDS ). The phase solubility diagrams drawn from UV spectral measurements are of the A L-type and indicate an enhancement of SMX solubility in the presence of CDs. Complex formation tendency of SMX with CDs followed the order; -CD> -CD> -CD. Since there is a lack of interaction of SMX with SDS due to electrostatic repulsion, the binding constant of SMX in the case of SDS micelles could not be calculated. The K b values of SMX obtained from Benesi-Hildebrand Equation for the interaction of three types of CDs followed the order as -CD > - CD > -CD and confirmed the solubilization experiments. In order to get a better insight in the mechanism of solubilization of SMX with SDS and CDs, a thorough study of the surface tension change of SDS and CDs were performed in the presence of 4.0x10-5 M SMX. The binding constants determined spectrophotometrically are also confirmed by the estimated surface properties of SDS employing the surface tension measurements. The maximum surface excess concentration and minimum area per molecule were calculated by Gibbs Adsorption Isotherm. To provide additional evidence of the change in surface properties of SDS the surface tension measurements were also performed for nonionic surfactant TritonX-100 in the presence of SMX. KAYNAKLAR PP-EN-078 [1] He, Y., Yalkowsky, S.H., Int. J. Pharm., Solubilization of monovalent weak electrolytes by micellization or complexation, Vol.314, 15 20, [2] Martin Del Vale, E.M. Process Biochem., Cyclodextrins and their uses: a review. Vol. 39, ,

294 Trimethoprim in Anyonik Yüzey Aktif Maddelerle Etkileşiminin Fizikokimyasal Özelliklerinin İncelenmesi Sinem Göktürk 1, Sebahat Aslan 1,2 1 Marmara Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Eczacılık Temel Bilimleri Anabilim Dalı, Genel Kimya Bilim Dalı, Üsküdar, 34668, İstanbul, TÜRKİYE 2 Bilim İlaç Sanayi ve Tic. A.Ş., Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) 1900 Sokak No: , Gebze, Kocaeli Yapılarında hidrofilik bir baş grup ve hidrofobik bir kuyruk grubu içeren Yüzey Aktif Madde (YAM ) ler, Kritik Misel Derişimi (KMD) olarak bilinen belirli bir derişimin üzerinde kümeleşmeler oluşturabilen amfifilik yapıdaki moleküllerdir. Amfifilik yapılarından kaynaklanan ilginç ara yüzey ve çözelti özellikleri sayesinde gıda, tarım, kâğıt, eczacılık, kozmetik gibi kimya sanayinin tüm dallarında yaygın olarak kullanıl dığı gibi aynı zamanda günümüzde farklı kimyasal yapıda YAM lerin sentezlenmesiyle tıp, nanoteknoloji, biyoteknoloji gibi alanlarda da kendilerine yer bulmuşlardır. Miseller aynı zamanda amfifilik yapıları sayesinde biyolojik membran sistemlerine de model oluşturarak moleküllerin membranlara bağlanmasının fiziksel özelliklerini çalışmaya olanak sağlayan basit sistemleri de oluşturma özelliklerine sahiptir [1-2]. Bu çalışmanın amacı, katyonik yapıda bir ilaç etken maddesi olan Trimethoprim (2,4-diamino-5- (3,4,5 - trimethoxybenzylpyrimidine; TMP ) in baş grupları aynı hidrofobik grupları farklı anyonik YAM ler; Sodyumoktil sülfat (C 8SO 4Na ), Sodyumdesil sülfat (C 10SO 4Na ), Sodyumlauril sülfat (C 12SO 4Na) ve Sodyumtetradesil sülfat (C 14SO 4Na) ile etkileşimlerini incelemektir. TMP nin hidrofobisitesi farklı anyonik mikro-ortamlarda etkileşim mekanizması, YAM lerin geniş derişim aralığında, spektrofotometrik, iletkenlik ve yüzey gerilim ölçümleri ile araştırıldı. TMP nin YAM lerle etkileşiminin derecesi spektrofotometrik ölçümler ve Benesi-Hildebrand yaklaşımı ile hesaplanan bağlanma sabitleri (K b) ile karşılaştırıldı. Spektrofotometrik ölçümlerle birlikte yürütülen yüzey gerilim ölçümleri ile TMP nin YAM lerle etkileşim mekanizması ve misele bağlandığı yer ile ilgili aydınlatıcı bilgiler sağlandı. YAM lerin TMP varlığında ara -yüzeylerinde gözlemlenen değişimler Gibbs Adsorpsiyon İzotermi ile değerlendirildi. İletkenlik ölçümleri ile misellerin iyonlaşma dereceleri sulu ortamda ve TMP varlığında hesaplanarak, TMP nin YAM çözeltilerinin elektriksel özelliklerine etkileri araştırıldı. Ayrıca TMP nin anyonik YAM lerin KMD lerine etkisi spektrofotometrik, iletkenlik ve yüzey gerilim ölçümleriyle tayin edilerek karşılaştırıldı. TMP nin anyonik YAM lerin KMD lerini hidrofobiklik sırasına paralel bir biçimde azalttığı bulundu. Üç farklı yöntemle yürütülen bu çalışma ile TMP nin farklı hidrofobikliğe sahip anyonik YAM lerle baskın elektrostatik etkileşimin yanısıra hidrofobik etkileşimin de büyük rol oynadığı ve bu etkileşimlerin C 14SO 4Na>C 12SO 4Na> C 10SO 4Na>C 8SO 4Na sırasını izlediği görüldü. KAYNAKLAR PP-TR-079 [1] Cudina, O., Brboric, J., Jankovic, I., Karljikovic-Rajic, K. and Vladimirov, S. Colloids Surf., B,. Study of valsartan interaction with micelles as a model system for biomembranes. 65, [2] Göktürk, S., Talman, R.Y., Erdinç, N. and Tunçay, M., Spectrosc. Lett., Solution Behavior of rivanol in micellar environments, 39, ,

295 Physicochemical Properties of the Interactions of Trimethoprim with Anionic Surface Active Agents Sinem Göktürk, Sebahat Aslan Marmara University, Faculty of Pharmacy, Department of Basic Pharmaceutical Sciences, General Chemistry Division, Uskudar, 34668, Istanbul, TÜRKİYE Surfactants contain both hydrophobic and hydrophilic part in their structure. Surfactant molecules aggregate to form micelles in aqueous solution above a narrow concentration range which is called the critical micelle concentration (CMC ). Because of their amphiphilic characters surface active agents play an essential role in the existence of life and widely used in the chemical industry, medicine, pharmacy, food, biochemistry, nanotechnology etc. Micellar media considered as a pseudo model for simple biological mimetic systems have been used to study different aspects of essential bilayer properties and functions. Micelles are an even more simplified model of biomembranes, because they do not possess a bilayer structure, and have in many cases an approximate spherical form. The physicochemical interactions of drugs with surfactant micelles can be visualized as an approximation for their interaction with biological surfaces [1-2]. The aim of this work is to study the interaction between Trimethoprim, a cationic drug, (2,4 -diamino-5- (3,4,5 -trimethoxybenzylpyrimidine; TMP) and anionic surfactants having the same polar but different hydrophobic groups such as Sodium octyl sulfate (C 8SO 4Na ), Sodium decyl sulfate (C 10SO 4Na ), Sodium lauryl sulfate (C 12SO 4Na) and Sodium tetradecyl sulfate (C 14SO 4Na ). Conductivity, spectrophotometry and surface tension measurements have been carried out at 25 0 C to study the interaction mechanism of Trimethoprim in wide range of different hydrophobic anionic microenvironments. The binding constants (K b) and fraction of bound TMP to micelles were calculated by means of Benesi-Hildebrand Equation. The binding constants determined spectrophotometrically are also confirmed by the estimated surface properties of anionic surfactants employing the surface tension measurements. The influence of TMP on surface properties of anionic surfactants was evaluated using Gibbs Adsorption Isotherm and compared. Conductivity measurements of surfactants were also performed and determined the degree of micellar ionization in the absence and presence of TMP. Additionally, the effect of TMP on the CMC of anionic surfactants has been reported and compared using the different measurements. It was observed that the CMC values of anionic surfactants decreased in the presence of TMP has a direct relation between hydrophobicity of surfactants. The binding tendency of TMP to anionic micelles followed the order as; C 14SO 4Na>C 12SO 4Na> C 10SO 4Na>C 8SO 4Na. The results also showed that hydrophobic interaction plays a major role in binding process of TMP to anionic micelles besides electrostatic interactions. KAYNAKLAR PP-EN-079 [1] Cudina, O., Brboric, J., Jankovic, I., Karljikovic-Rajic, K. and Vladimirov, S. Colloids Surf., B,. Study of valsartan interaction with micelles as a model system for biomembranes. 65, [2] Göktürk, S., Talman, R.Y., Erdinç, N. and Tunçay, M., Spectrosc. Lett., Solution Behavior of rivanol in micellar environments, 39, ,

296 Amfifilik Fenotiyazinler ve Anyonik Sodyum Dodesil Sülfat Miselleri Arasındaki Etkileşimlere Organik Çözücülerin Etkisinin Araştırılması Sinem Göktürk, Ümran Var Marmara Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Eczacılık Temel Bilimleri Anabilim Dalı, Genel Kimya Bilim Dalı, Üsküdar, 34668, İstanbul, TÜRKİYE Fenotiyazinler, yapılarında trisiklik hidrofobik gruplar içerdiğinden kendi aralarında kümeleşerek Yüzey Aktif Madde (YAM) özelliği gösterirler. YAM özelliği göstermelerinden dolayı fenotiyazinlerin sulu çözeltilerdeki davranışları birçok çalışmanın konusu olmuştur[1]. İlaç etken maddeleri, YAM lerle etkileştiğinde bu etkileşimin derecesine ve bunun sonucunda maddenin miselde tutunduğu yere göre maddenin absorbsiyon spektrumunda değişim olur. Bu nedenle spektrofotometrik yöntemler bu tip çalışmalarda sıklıkla kullanılır. YAM katılması sonucu maddenin spektrumunda görülen değişiklikler hidrojen bağlarının oluşumu, dimerleşme ile iyon çiftleri oluşumu, benzer moleküller arası etkileşim, ortamın dielektrik sabitinin değişmesi ve ph değişimiyle iyonlaşma dereces inin değişimi gibi nedenlerden ileri gelir [2]. Bu çalışmada, farklı fizikokimyasal özelliklere sahip amfifilik fenotiyazin grubu ilaç etken maddelerinden Prometazin hidroklorür (PMT) ve Triflupromazin hidroklorür (TFP ) ün anyonik bir YAM olan; sodyumdod esil sülfat (SDS) ile olan etkileşimleri, spektrofotometrik yöntemle YAM derişimine bağlı olarak çalışıldı ve çeşitli yaklaşımlarla bağlanma kesri ve sabitleri hesaplandı. Her iki fenotiazin için sulu ortamda yüzey gerilim ölçümleriyle saptanan KMD leri daha önce yapılan çalışmalarla uyumludur [1]. TFP nin (KMD: 4,50 x10-3 mol/l) ve PMT (KMD: 4,40 x10-2 mol/l ) nin SDS ile etkileşimleri çalışılırken her iki fenotiyazin için KMD altı ortak sabit bir derişim seçildi. 1,0x10-5 mol/l PMT ve TFP nin SDS miselleriyle etkileşimine değişik yüzdelerdeki (h/h) etanol (E ), etilen glikol (EG) ve propilen glikol (PG) etkisi araştırıldı. PMT ve TFP nin anyonik SDS misellerine bağlanmasında farklı derişimlerdeki (h/h) E, EG ve PG derişimleri arttıkça SDS nin saf sulu ortama göre mol/l katyonik fenotiyazin grubu İEM lerinin varlığında KMD lerinin arttığı ve bağlanma sabitlerinin azaldığı saptandı. E nin %30 (h/h ), EG nin %20 (h/h) ve PG nin %20 (h/h) yüzdesine kadar etkili olduğu bu yüzdelerden sonra misel oluşamadı ğından fenotiyazinlerin SDS misellerine bağlanmasının da söz konusu olmadığı, organik çözücü derişimi arttıkça ilaç etken maddelerinin miselle etkileşme derecesinin azaldığı ve en etkili azalmanın etanol varlığında olduğu görüldü. Sonuç olarak; Fenotiyazinlerin SDS ile olan etkileşimlerinde bir denge söz konusu olduğundan ortamın fizikokimyasal özelliklerinin bu dengeyi etkilediği, dolayısıyla ortama organik çözücülerin katılmasıyla KMD nin değişmesi katkı maddelerinin misele olan etkisini yansıtır. Bu nede nle; bu çalışmada misel içeren mikro-çevrenin polaritesi ve fenotiyazinlerin muhtemel lokalizasyonu ayrıca incelenmiştir. KAYNAKLAR PP-TR-080 [1] Schereier, S., Malheiros, S.V.P,. and Paula, E., Biochimica et Biophysica Acta, Surface active drugs: Selfassociation and interaction with membranes and surfactants: Physicochemical and biological aspects, 1508, , [2] Göktürk, S., Journal of Photochemistry and Photobiology A: Chemistry, Effect of hydrophobicity on micellar binding of carminic acid, 169, ,

297 A Study on the Interactions of Amphiphilic Phenothiazines with Anionic Sodium Dodecyl Sulfate Micelles in the Presence of Organic Solvents Sinem Göktürk, Ümran Var Marmara University, Faculty of Pharmacy, Department of Basic Pharmaceutical Sciences, General Chemistry Division, Uskudar, 34668, Istanbul, TÜRKİYE Phenothiazines are amphiphilic and self-associate in aqueous environments to form small aggregates. Their surfactant-like behavior is due to the presence of an almost planar tricyclic ring system and a short hydrocarbon chain carrying a terminal nitrogen atom and their solution behaviour have been subjects of numerous studies [1]. Among the various investigation techniques, spec trophotometry has been most widely used to study the interactions between drugs and surfactants in solution depending on the change of absorption spectra in the presence of surfactants. The spectral changes of a drug observed in the presence of surfactants are consistent with sequential equilibrium involving surfactant monomers, micelles, pre - micellar drug /surfactant complex, hydrogen bonding formation and the change of ph and dielectric constants of the medium [2]. The interactions of Promethazine hydrochloride (PMT) and Triflupromazine hydrochloride (TFP) having different physicochemical properties, with anionic (sodium dodecyl sulfate ), were studied by absorption spectroscopy as a function of surfactant concentrations. The binding constants and fractions of bound PMT and TFP to SDS micelles were calculated by means of different approaches. In the current study the CMC values obtained from surface tension measurements in water for two phenothiazine drugs are in agreement with previous values reported [1]. The concentrations of two drugs, below their CMCs, were kept constant as 1.0 x10-5 mol/l during the whole process. The effect of organic solvents i.e. ethanol (E ), ethyleneglycole (EG ), propyleneglycole (PG) at various percentages on the interaction of PMT and TFP with SDS micelles was studied. The binding of PMT and TFP to SDS micelles decreased the concentration of the organic solvents increased. The addition of organic solvents increased the CMC of SDS and at a certain concentration totally inhibited the micellization. The most inhibitory effect of organic solvents on binding of PMT and TFP to SDS micelles was found to be ethanol. In conclusion, the inhibitory effect of organic solvents on binding to SDS micelles can be explained by decreasing hydrophobic attraction as a result of incorporation of cosolvent molecules to micelles. Polarity of the micellar microenvironment and probable location of PMT and TFP were also discussed in the present study. REFERENCES PP-EN-080 [1] Schereier, S., Malheiros, S.V.P,. and Paula, E., Biochimica et Biophysica Acta, Surface active drugs: Selfassociation and interaction with membranes and surfactants: Physicochemical and biological aspects, 1508, , (2000 ). [2] Göktürk, S., Journal of Photochemistry and Photobiology A: Chemistry, Effect of hydrophobicity on micellar binding of carminic acid, 169, , (2005 ). 260

298 Linoleik Asit Bakır (II ) α-tokoferol Sisteminde Kuersetinin Antioksidan Etkisi Temelkan Bakır 1, İnci Sönmezoğlu 1, Filiz İmer 1, Reşat Apak 2 1 Yıldız Teknik Üniv. Fen Edebiyat Fak. Kimya Bölümü 2 İstanbul Üniv.Mühendislik Fak. Kimya Bölümü Analitik Kimya Anabilim Dalı Lipit oksidasyonu oksijenin lipidlerle reaksiyona girmesi sonucu, kompleks kimyasal değişimlere varan bir seri serbest radikal zincir reaksiyonları ile gerçekleşir [1]. Linoleik asit emülsiyonundan bakır (II) tuzu ilavesi ile oksijen geçirildiğinde, oksidasyon sırasında yağlı besinlerin acımasına neden olan kumen hidroperoksitler oluşur. Bu hidroperoksitler asidik Fe (II )-tiyosiyanat ile reaksiyon vererek kan kırmizi renkli Fe (III )- tiyosiyanat oluşumu ile kolorimetrik olarak tayin edilebilir. Kuersetin, (QR ), lipit oksidasyonunu geciktirebilen ya da inhibe edebilen bir antioksidandır. α- Tokoferol (TocH) ise hidrofobik ortamda s erbest radikal soğurucusu olarak davranan, yağda çözünen klasik bir antioksidandır [2]. Bu çalışmada, önce Cu (II) iyonları ve α-tokoferol varlığında, linoleik asitin (LA) peroksidasyonu 37 o C ve ph 7 de havalandırılmış ve inkübe edilmiş emülsiyonlarda ince lendi. Daha sonra α-tokoferolün potansiyel antioksidan koruyucusu olan kuersetinin lipid peroksidasyonuna etkisi (bakır + α-tokoferol) sistemi için araştırıldı. LA peroksidasyonu hidroperoksitlere göre yalancı (psödo) birinci mertebe reaksiyon kinetiği izl edi [3]. Yalancı birinci mertebe hız sabiti (k ), zamana (t) karşı çizilen Ln ((1 -A )/A) grafiğindeki doğrunun eğiminden, absorbansın (A) maksimum değeri 1.0 olarak alınma koşulu ile ve inhibisyon ise; [% inhibisyon = [(k o-k 1) / k o]x100] bağıntısı yardımı ile hesaplanmışlardır. Sadece kuersetin varlığında, kuersetin konsantrasyonu arttıkça LA peroksidasyonu daha fazla inhibe oldu. Buna karşılık tokoferol varlığında kuersetin konsantrasyonunun artışı LA peroksidasyonu üzerine antago nist (inhibisyon azaltıcı) etki gösterdi. Sonuç olarak linoleik asit-bakır (II )-α-tokoferol sisteminde kuersetinin antioksidan davranışı, onun yapısına bağlı olarak değerlendirildi. Bu çalışma YTÜ-BAPK tarafından desteklenmiştir. Proje No: KAYNAKLAR PP-TR-081 [1] Shahidi, F., Zhong, Y.: Lipid Oxidation; Measurement Methods. In: Bailey s Industrial Oil and Fat Products, Volume 1; Edible Oil and Fat Products: Chemistry, Properties, and Health Effects. pp; , 6th ed., John Wiley and Sons, Inc. (USA ), [2] Niki, E., Saito, T., Kawakami, A. and Kamiya, Y. Inhibition of oxidation of methyl linoleate in solution by vitamin E. J. Biol. Chem., 259, , [3] Yıldoğan-Beker, B., Bakır, T., Sönmezoğlu, I., Imer, F., Apak, R., Antioxidant protective effect of flavonoids on linoleic acid peroxidation induced by copper (II )/ascorbic acid system. Chem. Phys. Lipids, 164, ,

299 Antioxidant Protective Effect of Quercetin on the Lipid Peroxidation Induced by Copper (II) / -Tocopherol System Temelkan Bakır 1, İnci Sönmezoğlu 1, Filiz İmer 1, Reşat Apak 2 1 Yıldız Technical University, Faculty of Science and Letters, Department of Chemistry, PP-EN Istanbul University, Faculty of Engineering, Department of Chemistry, Division of Analytical Chemistry Lipid oxidation occurs when oxygen reacts with lipids in a series of free radical chain reactions that lead to complex chemical changes [1]. If oxygen is passed through the LA emulsion system by adding copper (II) salt, cumene hydroperoxides are formed in the course of oxidation, causing rancidity of lipid foods. Through reaction with acidic Fe (II )-thiocyanate, these peroxides can be colorimetrically detected by formation of Fe (III )-thiocyanate which is bloody-red colored. Quercetin is an antioxidant that can delay or inhibit lipid oxidation. -Tocopherol is a classical lipid-soluble antioxidant acting as a scavenger of free radicals in a hydrophobic milieu [2], but it could be showed both antioxidant or prooxidant effects depending on its concentration in lipid peroxidation. The peroxidation of linoleic acid (LA) in the presence of Cu (II) ions alone and with -tocopherol (TocH) was investigated in aerated and incubated emulsions at 37 o C and ph 7. Additionally the effect of quercetin as potential antioxidant protector of TocH was studied in the (copper+toch ) induced LA peroxidation system. LA peroxidation induced by copper (II ) TocH system followed pseudo first order kinetics with respect to hydroperoxides [3]. Pseudo-first order rate constant (k) can be calculated from the slope of the curve Ln ((1-A )/A) versus (t) drawn by setting the upper limit of measured absorbance (A) as 1.0, and the percentage inhibition (I,%) of lipid peroxidation by the equation, I,% = [(k o-k 1) / k o] x100 ]. Quercetin showed antioxidant effect over against TocH, depending on its concentration. The results were evaluated in the light of structural requirements for antioxidant and prooxidant behaviour of quercetin. This work was supported by Yildiz Technical University, Research Fund, YTÜ-BAPK Project No: REFERENCES [1] Shahidi, F., Zhong, Y.: Lipid Oxidation; Measurement Methods. In: Bailey s Industrial Oil and Fat Products, Volume 1; Edible Oil and Fat Products: Chemistry, Properties, and Health Effects. pp; , 6th ed., John Wiley and Sons, Inc. (USA ), [2] Niki, E., Saito, T., Kawakami, A. and Kamiya, Y. Inhibition of oxidation of methyl linoleate in solution by vitamin E. J. Biol. Chem., 259, , [3] Yıldoğan-Beker, B., Bakır, T., Sönmezoğlu, I., Imer, F., Apak, R., Antioxidant protective effect of flavonoids on linoleic acid peroxidation induced by copper (II )/ascorbic acid system. Chem. Phys. Lipids, 164, ,

300 İlaç Taşıyıcı Sistemlerde Kullanılabilecek ph ve Sıcaklığa Duyarlı Hidrojellerin Sentezi ve Karakterizasyonu Tuba Başkan 1, Deniz Ceylan Tuncaboylu 1, Oğuz Okay 1, Gülaçtı Topçu 2 1 İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen - Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü 2 Bezmialem Vakıf Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmakognozi Anabilim Dalı PP-TR-082 Hidrojeller üç boyutlu, suda çözünmeyen ve genellikle biyouyumlu çapraz bağlı ağ yapılardır. İlaç taşıyıcı sistemlerde misellerden oluşan hidrojeller kullanılabilmektedir. İlaç taşıyıcı sistemler olarak misellerin kullanılması; çözünürlüğü düşük etkin maddelerin çözünür hale getirilmesini, vücutta yeterli sürede kalıp ilaç salınımının etkin olarak gerçekleştirilmesini, içlerindeki etkin maddenin biyolojik ortamda inaktivasyondan korunmasını ve etkin maddenin istenmeyen yan etkilerinin gözlemlenmemesini sağlar [1]. Bu çalışmanın amacı, amfifilik yüzey aktif maddenin oluşturduğu misellerin kullanılan hidrofilik monomer ile iç içe girmiş ağyapı oluşturmasını sağlayarak sıcaklığa ve ph a duyarlı hidrojel sentezlemek ve sentezlenen hi drojellerin ilaç taşıyıcı sistemlerde kullanılabilirliğini araştırmaktır. Yapılan çalışmalarda, Pluronic (F127) miselleri ile iç içe girmiş ağ yapı oluşturan ve hidrofilik monomer akrilik asit in in-situ polimerizasyonu ile elde edilen poliakrilik asit (PAAc) kullanılmıştır. Pluronic; polaxamerlerin bir çeşidi olup bir polioksipropilen blok tarafından ayrılmış iki polioksietilen blok içerir [2]. Sıcaklığın artmasıyla jelleşen Pluronic çözeltisi, sıcaklığın düşmesiyle çözelti formuna döner. Fiziksel durumdak i bu değişiklik, sayısız kez tekrarlanabilir ve sıcaklığa bağlıdır [3]. Pluronic-PAAc hidrojellerinde, pluronic sıcaklığa duyarlılığı; PAAc ise ph a duyarlılığı sağlamaktadır. Bu çalışmada, sentezlenen jellerin; sentez ve şişme sonrası durumda sıcaklığa ve ph a duyarlılığı ve viskoelastik özellikleri incelenmiştir. G',G" / Pa 10 4 Soğutma Isıtma Elastic Modulus(ısıtma) Viscous Modulus(ısıtma) Elastic Modulus(soğutma) Viscous Modulus(soğutma) Sıcaklık/ C Şekil 1. Isıtma ve soğutma çevrimi sırasında sıcaklığın F127 çözeltisinin elastik (G ) ve viskoz modüllerine etkisi (G ). Sonuç olarak, sentez ve şişme sonrası jellerin sıcaklığa duyarlı olduğu ve sıcaklığa bağlı olarak elastik modülünün arttığı görülmüştür. Akrilik asit miktarı arttıkça jellerin şişme oranlarının azaldığı ve Pluronic in yapıya daha fazla girdiği gözlemlenmiştir. KAYNAKLAR [1] Torchilin, V. P., J. Contr. Rel., 73, , [2] Kabanov, A. V., Batrakova E. V., Alakhov, V. Y., J. Contr. Rel., 82, , [3]Schmolka, I. R., JAOCS, 68, ,

301 Synthesis and Characterization Thermo- and ph- Sensitive Hydrogels for Drug Delivery Tuba Başkan 1, Oğuz Okay 1, Gülaçtı Topçu 2, Deniz Ceylan Tuncaboylu 1 1 Istanbul Technical Univeristy, Science Letters Faculty, Chemistry Department, Istanbul PP-EN Bezmialem Vakif University, Faculty of Pharmacy, Phytochemistry-Pharmacognosy, Istanbul Hydrogels are three- dimensional, cross-linked networks of water-insoluable polymers and generally biocompatible. During the last decades, stimuli-responsive polymer hydrogels have attracted increasing attention due to their high water content, biocompatibility and especially smart response to external stimuli such as temperature, ph, electric field, ionic strength, etc. Especially thermo- and ph-sensitive hydrogels have been widely studied as drug delivery carriers on account of their adaptable swelling properties by changing the temperature and/or the ph of the local medium [1]. The purpose of this study is to synthesize thermo- and ph-sensitive hydrogels consist of the interpenetrating networks containing utilized monomers and micelles formed by amphiphilic surface active agents and to research the usage of the synthesized hydrogels in drug delivery systems. In this study, hydrophilic monomer acrylic acid and Pluronic F127 micelles form interpenetrating networks by in-situ polymerization. Poloxamers, or Pluronics are nonionic, polyoxyethylene polyoxypropylene polyoxyethylene (PEO PPO PEO) triblock copolymers that have many pharmaceutical applications. Pluronic F127 has a nominal molecular weight of 12,500 and the PEO/PPO ratio is 2:1 by weight [2]. Pluronic gels exhibited the phenomenon of reversible behavior, they liquified upon cooling below room temperature and gelled again upon rewarming [3]. In this study, the thermo- and ph -sensitivity and viscoelastic features of the synthesized hydrogels after synthesis and swollen states are studied. G',G" / Pa 10 4 Cooling Heating Elastic Modulus(heating) Viscous Modulus(heating) Elastic Modulus(cooling) Viscous Modulus(cooling) Temperature / C Figure 1. The effects of heating and cooling on the elastic and viscous modulus on F127 solution As a result, it was seen that after synthesis and swollen states hydrogels are temperature-sensitive and the elastic modulus of hydrogels increases with ascending temperature. In addition, it was observed that the swelling degree decreaces and the amount of Pluronic entered into the structure increases with increasement in amount of the acrylic acid. REFERENCES: [1] Torchilin, V. P., J. Contr. Rel., 73, , [2] Kabanov, A. V., Batrakova E. V., Alakhov, V. Y., J. Contr. Rel., 82, , [3] Schmolka, I. R., JAOCS, 68, ,

302 Fenolik Bileşiklerin Oksidasyonu için Demirtetrafenilporfirin İçeren Polimerik Kürecik Sentezi Tuğçe Günay, Tuğçe Şener, Yasemin Çimen, Turgay Tay Anadolu Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü,26470,ESKİŞEHİR Teknolojinin hızla gelişmesi ile çevre kirliliğinde büyük artış gözlenmiş ve bu kirliliklerin canlılara zarar vermeyecek şekilde ortamdan uzaklaştırılmaları için birçok araştırmalar yapılmıştır. Fenol ve fenolik bileşiklerin çoğu, insan sağlığına ve çevreye zarar verici potansiyele s ahip oldukları için tehlikeli kirletici olarak sınıflandırılır. Bu sebeple fenolik maddeler içeren atıklar çevreye deşarj edilmeden önce arıtım gerektiren zehirli organik kirleticiler arasındadır. Çalışma kapsamında sentezlenen metallotetrafenilporfirinlerde metal seçimi oksidasyon hızını etkileyeceğinden büyük öneme sahiptir. Çalışmanın literatüre en önemli katkısı ise bu tür bileşikleri içeren polimerik yapıların sentezlenmesi yönünde olacaktır. Yapılan çalışmada Adler yöntemi kullanılarak 5,10,15,20-tetrakis (4-hidroksifenil )porfirin sentezlenmiş ve bu madde ile tepkimeye sokularak yapıya demir metali bağlanmıştır. Emülsiyon polimerizasyonu ile bu metalloporfirinlerden polimerik kürecikler elde edilmiştir. Model bir feno lik bileşik kullanılarak yapılan oksidasyon çalışmasında polimerik küreciklerin katalitik akitivitesi ve bu reaksiyon üzerinde substrat, oksidant ve katalizör derişimlerinin etkileri incelenmiştir. Grafiksel Özet PP-TR-083 KAYNAKLAR [1] Hamdaoui ve Naffrechoux, Hamdaoui, O., Naffrechoux, E., Modelig of adsorption isotherms of phenol and chorophenols onto granular activated carbon Part I. Two parameter models and equations allowing determination of thermodynamic parameters.journal of Hazardous Materia ls 147 (2007 )

303 Synthesıs Of Polymerıc Spheres Contaınıng Iron Tetraphenyl Porphyrın for Oxıdatıon of Phenolıc Compounds Tuğçe Günay, Tuğçe Şener, Yasemin Çimen, Turgay Tay Anadolu Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü,26470,ESKİŞEHİR Environmental pollution has increased with the development of technology rapidly. Numerous research have been done for these pollutant elimination from environment without harming living beings. Phenols are considered as priority pollutants since they are harmful to organisms at low concentrations and many of them have been classified as hazardous pollutants because of their potential to harm human health and environment[1]. Therefore, waste containing phenolic compounds is classified as toxic organic pollutants requiring purification before releasing to environment. In this study, type of metal in the synthesized metallotetraphenylporphyrin is very importatnt because of effect oxidation speed. The most important contribution of this study in the literature will be synthesis of polymeric structures containing these compounds. In this study, 5,10,15,20-tetrakis (4- hydroxyphenyl )porphyrin was synthesized by Adler technique and iron metal was binded this structure by reactions with. Polymeric spheres from this metalloporphyrin were obtained by emulsion polymerization. Catalytic activity of polymeric spheres was investigated with concentrations of substrat,oxidant and catalyst by using a model phenolic compound. Graphical Summary PP-EN-083 REFERENCES [1] Hamdaoui ve Naffrechoux, Hamdaoui, O., Naffrechoux, E., Modelig of adsorption isotherms of phenol and chorophenols onto granular activated carbon Part I. Two parameter models and equations allowing determination of thermodynamic parameters.journal of Hazardous Materials 147 (2007 )

304 Titanyum Dioksit Katmanının PCDTBT:PCBM Güneş Pillerinin Verim ve Kararlılığına Etkisinin İncelenmesi Tülay Aslı Tumay 1, Elif Parlak 1, Nesrin Töre 2, Pelin Aydoğan 3 PP-TR TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü (UME ), Kimya Grubu, Fotonik ve Elektronik Sensörler Laboratuvarı, Gebze, Kocaeli, Türkiye 2 Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Fen Fakültesi, Fizik Bölümü, Gebze, Kocaeli, Türkiye 3 Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Fizik Bölümü, İstanbul, Türkiye Güneş enerjisini elektriğe çeviren güneş pillerinin maliyetinin yüksek olmasından dolayı günümüzde güneşten yeterli ölçüde faydalanılamamaktadır. Son yıllarda, yarıiletken konjuge polime rlerin kullanıldığı organik güneş pilleri gerek üretimlerinin basit olması, gerekse düşük maliyete sahip olmalarından dolayı araştırmacıların dikkatini çeken önemli bir konu olmuştur. Fakat organik güneş pillerinin benzer teknolojilerle yarışabilmesi için verim ve çevresel koşullar altında çalışma kararlılığı gibi iki unsurun üstesinden gelebilmesi gerekmektedir. Titanyum dioksit nanoparçacıklarının organik güneş pili yapımında kullanıldığı ve cihazın performansını arttırdığı bilinmektedir[1]. Bu çalışmada titanyum dioksit katmanının PCDTBT:PCBM güneş pillerinin verim ve aynı zamanda kararlılığına olan etkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Bunun için sol -jel yöntemiyle 1.8 nm boyutlara sahip titanyum dioksit nanoparçacıkları sentezlenerek, güneş pili yapımında boşluk bloke edici tabaka olarak kullanılmıştır. Bu katmanın farklı çözücülerde ve kalınlıklarda olmasının akım-gerilim üzerine etkileri incelenip, atomik kuvvet mikroskobu (AFM) ile yüzey morfolojisine bakılmış ve kararlılık testleri yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, PCDTBT:PCBM güneş pillerinin verimi titanyum dioksit nano katmanının boşluk bloke edici özelliğiyle birlikte artmıştır. Aynı güneş pilinin ışık altında kararlılık testinin yapılabilmesi için pil 100 mw/cm 2 ışık altında bırakılıp, belirli süreler sonunda karakterizasyonları yapılmıştır. 25 saat sonunda bu rakam titanyum dioksit kullanılmadan yapılan pil için %38 olarak ölçülürken, titanyum dioksit kullanılarak yapılan pil için %85 e ulaşmıştır. Sonuç olarak, boşluk bloke edici katman olarak kullanılan titanyum dioksitin PCDTBT:PCBM güneş pillerinin verimini arttırmasının yanısıra, oksijen ve neme karşı çok etkili bir bariyer film görevi üstlenerek aynı zamanda pilin kararlılığını da pozitif yönde etkilediği gözlemlenmiştir. KAYNAKLAR [1] Park, S. H., Roy, A., Beaupré, S., Cho, S., Coates, N., Moon, J. S., Moses, D., Leclerc, M., Lee, K., Heeger, J. Nature Photonics, 3, ,

305 The Effect of Titanium Dioxide Layer on Efficiency and Stability of PCDTBT:PCBM Solar Cells Tülay Aslı Tumay 1, Elif Parlak 1, Nesrin Töre 2, Pelin Aydoğan 3 PP-EN TÜBİTAK National Metrology Institute (UME ), Chemistry Group, Photonic and Electronic Sensors Laboratory, Gebze, Kocaeli, Turkey 2 Gebze Institute of Technology, Faculty of Science, Department of Physics, Gebze, Kocaeli, Turkey 3 Yıldız Technical University, Faculty of Arts and Science, Department of Physics, İstanbul, Turkey Today, due to the high cost of solar cells converting solar energy to electricity, sunlight is not used sufficiently. In recent years, because of their simple fabrication and low production cost, organic solar cells made of semiconductive conjugated polymers have received considerable attention by scientists. However, in order to compete with the similar technologies, organic solar cells should overcome two major problems, which are low conversion efficiency and poor long-term environmental stability. It is known that titanium dioxide nanoparticles are used for the fabrication of organic solar cells and they increase the performance of the device[1]. In this study, we aimed to investigate the effect of titanium dioxide layer not only on the efficiency of PCDTBT:PCBM solar cells, but also on the stability of the cells. For this purpose, titanium dioxide nanoparticles with the particle size of 1.8 nm were synthesized by sol -gel method, and used as a hole blocking layer in the fabrication of the solar cell. The solvent and thickness effects of this layer on current-voltage characteristics of the device were examined, the surface morphology was investigated by atomic force microscopy (AFM ), and stability tests were performed. According to the results, performance of the PCDTBT:PCBM solar cells improved by the hole blocking property of titanium dioxide nano layer. In order to perform the stability test of the same solar cell, it was irradiated with 100 mw/cm 2 light and characterized periodically. While the durability was measured as 38% for the cell fabricated without titanium dioxide layer, it reached to 85% for the cell with titanium dioxide layer after 25 hours. In conclusion, it was observed that besides improving the efficiency of PCDTBT:PCBM solar cells as a hole blocking layer, titanium dioxide also affected the stability of the cell in a positive way as an efficient barrier film against oxygen and moisture. REFERENCES [1] Park, S. H., Roy, A., Beaupré, S., Cho, S., Coates, N., Moon, J. S., Moses, D., Leclerc, M., Lee, K., Heeger, J. Nature Photonics, 3, ,

306 Maleik Anhidrit ve Glisidil Metakrilat Fonksiyonel Grupları İçeren Terpolimerlerin Alçak Yoğunluklu Polietilen (AYPE) - Odun Tozu Kompozitlerinde Uyumlaştırıcı Olarak Karşılaştırılması Yasemin Altun 1, Mehmet Doğan 2, Erdal Bayramlı 1,3 1 Polimer Bilimi ve Teknolojisi Bölümü, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara 2 Tekstil Mühendisliği Bölümü, Erciyes Üniversitesi, Kayseri 3 Kimya Bölümü, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara PP-TR-085 Odun plastik kompozitleri (OPK) düşük maliyet, düşük yoğunluk ve belirli spesifik özelliklerinden dolayı çeşitli endüstrilerde, özellikle otomobil parçalarının yapımında büyük ölçüde önem kazanmaktadır [1]. Bu avantajların yanında, lignoselülozların düşük termal kararlılığı, polar olan lignoselülozlar ile apolar olan polimer arasındaki uyumsuzluk ve nem tutması gibi problemler OPK kullanım alanını daraltmaktadır[1, 2]. Bu sebeple, geçmişteki çalışmalarda bu problemlere çözüm bulunmaya çalışılmıştır. Bu çalı şmada, maleik anhidrit ve glisidil metakrilat fonksiyonel grupları içeren terpolimerler farklı oranlarda kullanarak alçak yoğunluklu polietilen-odun tozu kompozitlerindeki mekanik, morfolojik ve su tutma özellikleri araştırılmıştır. Diğer incelenen parametre ise odun tozunun seyreltik uyumlaştırıcı çözeltisi ile karıştırma işleminden önce muamele edilmesidir. Bu çalışmada kullanılan ana materyaller AYPE, odun tozu ve farklı fonksiyonel gruplar içeren terpolimerler; LOTADER 2210 ve LOTADER AX Odun tozu, NaOH çözeltisi ile muamele edildi. Glisidil metakrilat ve maleik anhidrit grupları içeren polimerler sırasıyla kloroform ve toluende çözülüp, odun tozu ile karıştırılarak önmuamele işlemi gerçekleştirildi. AYPE, odun tozu ve uyumlaştırıcılar çift vida lı mikro ekstruder ile karıştırıldı. Mekanik testlerde kullanılan numuneler enjeksiyon kalıplama cihazı kullanılarak yapıldı. Uyumlaştırıcıların ve önmuamele uygulanmış odun tozlarının kızıl ötesi spektrumları ATR- FTIR kullanılarak çekildi. Kompozitlerin yüzey morfolojileri Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile analiz edildi. Kopma testleri çekme test cihazı kullanılarak yapıldı. Çentikli Izot darbe test numuneleri darbe test cihazı ile yapıldı. Boyutları mm 3 olan numuneler su alma ölçümleri için kullanıldı. ATR- FTIR sonuçlarına göre, her iki uyumlaştırıcı da önmuamele işlemi uygulandıktan sonra odun tozunun yüzeyine yapışmıştır. Maleik anhidrit içeren uyumlaştırıcı direkt kullanıldığında kopma ve darbe dayanımlarının arttığı gözlenmiştir ve ma leik anhidrit ile önmuamele yapıldığında darbe ve kopma dayanımlarının daha çok arttığı saptanmıştır. Aynı zamanda maleik anhidrit içeren uyumlaştırıcı kullanıldığında AYPE ve odun tozunun birbirine daha iyi tutunduğu SEM ile ispatlanmıştır. Her iki uyumlaştırıcı için, AYPE-odun tozu kompozitlerinin su alma değerlerinin düştüğü ve en düşük değer uyumlaştırıcı konsantrasyonunun odun tozu ağırlığının % 5 i kadar kullanıldığında elde edilmiştir. Maleik anhidritli uyumlaştırıcı içeren kompozitler, glisidil metakrilatlı kompozitlerden daha düşük su alma değerleri göstermiştir. Sonuç olarak, maleik anhidritli uyumlaştırıcılar, AYPE-odun tozu kompozitleri için glisidil metakrilatlı uyumlaştırıcılardan daha etkili olduğu bulunmuştur. KAYNAKLAR [1] Mohanty, A.K.; Misra, M., Drzal, L. T.; Natural Fibers, Biopolymers and Biocomposites; Taylor &Francis: Boca Raton, [2] George, J.; Sreekala, M. S.; Thomas, S. A.; Polym. Eng. Sci. 41, ,

307 Comparative Study of Maleated and Glycidyl Methacrylate Functionalized Terpolymers as Compatibilizers for LDPE-Wood Flour Composites Yasemin Altun 1, Mehmet Doğan 2, Erdal Bayramlı 1,3 1 Department of Polymer Science and Technology, Middle East Technical University, Ankara 2 Department of Textile Engineering,Erciyes University, Kayseri 3 Department of Chemistry, Middle East Technical University, Ankara PP-EN-085 Wood plastic composites (WPC) gain considerable importance in different industries especiall y in automotive and construction industry due to their low cost, low density, and certain specific properties [1]. Despite these advantages, some problems exist for wider application of WPC such as low thermal stability of lignocellulosics, poor interfacial adhesion between polar lignocellulosics and nonpolar matrix material and moisture uptake [1, 2]. Accordingly, the studies are focused on finding solutions to these problems. In the current study, we investigate the effect of two compatibilizing agents, maleic anhydride (MA) and glycidyl methacrytlate (GMA) functionalized terpolymers, at different concentrations on the mechanical, morphological and water uptake properties of LDPE-WF composites at constant wood flour (WF) ratio (30 wt%) produced by melt compounding. Another parameter that is investigated in this study is the effect of solution pre-impregnation of WF with the compatibilizers. The main materials used in this study were LDPE, WF and two kinds of functionalized terpolymers; LOTADER 2210 and LOTADER AX The WF was treated with a solution of NaOH. Pre-impregnation processes are performed by dissolving GMA and MA-comp in chloroform and toluene, respectively and mixed with WF. The mixing of LDPE, WF and compatibilizers was carried out with a counter rotating twin screw microextruder. The specimens for mechanical tests were molded by a laboratory scale injection - molding machine. IR spectra of compatibilizers, pre-impregnated WFs were obtained with Attenuated Total Reflectance-Fourier transform infrared spectroscopy (ATR-FTIR ). The morphology of freeze-fractured surfaces of composites was examined with SEM. Tension test measurements were performed using tensile testing machine. Notched Izot impact strength was measured with impact tester. The samples with dimensions ( mm 3 ) were used for the measurement of water absorption. FTIR results show that both compatibilizers adhere on WF surface after pre-impregnation. It is observed that MA-comp increase tensile and impact strengths when it is directly used. The pre-impregnation with MAcomp further increases tensile and impact strengths. The addition MA-comp increases the adhesion between LDPE and WF as suggested by SEM results. The use of both type of compatibilizer reduces the water absorption value of the LDPE-WF composite and lowest value is obtained at a compatibilizer concentration of 5 wt % of WF. MA-comp containing composites show lower water absorption values than the GMA-comp ones. It can be concluded that MA-comp is more effective than GMA-comp for using as a compatibilizer in LDPE-WF composites. REFERENCES [1] Mohanty, A.K.; Misra, M., Drzal, L. T.; Natural Fibers, Biopolymers and Biocomposites; Taylor &Francis: Boca Raton, [2] George, J.; Sreekala, M. S.; Thomas, S. A.; Polym. Eng. Sci. 41, ,

308 PP-TR-086 Uleksitin Hidroklorik Asit Çözeltilerinde Çözünürlüğü Yaşar Genel 1, Halil Durak 1, Fahriye İnce 1, Salih Genel 1 1 Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Kimya Bölümü Bor birçok alanda, girdi maddesi olarak kullanılan önemli bir elementtir. Bor kullanıldığı alanlarda direkt olarak element haliyle kullanılmaz, daha çok bileşikleri halinde kullanılır. Doğada metal boratlar şeklinde, çoğunlukla sodyum, kalsiyum, sodyum-kalsiyum ve magnezyum boratları halinde bulunur [1]. Türkiye dünyada mevcut bulunan bor rezervlerinin yaklaşık %72 ne sahiptir. Türkiye de yaygın olarak bulunan bor mineralleri kolemanit, uleksit ve tinkal dir. Borik asit, sodyum tetraborat, borat anhidrid ve sodyum peroksiborat gibi bor ürünleri bu cevherlerden elde edilmektedirler [2]. Bor ürünleri enerji, uzay teknolojisi, cam sanayi, deterjan, yapıştırıcı, ziraat, sağlık, nükleer uygulamalar gibi birçok önemli alanda kullanılmaktadır. Sanayide kullanılan önemli bor ürünlerinden bir tanesi de borik asittir. Borik asitin üretiminde kaynaklanan problemlerin giderilmesi maliyeti düşürerek kullanımını yaygınlaştıracaktır. Yaptığımız bu çalışmayla uleksitin HCl ile etkileşmesiyle borik asit üretimi ve yan ürün olarak kalsiyum -klörür üretimi mümkün görünmektedir. Yapılan çalışmada sıcaklık, tane boyutu, karıştırma hızı, asit konsantrasyonu ve katı/sıvı oranı değişken olarak kabul edilmiştir. Çözünürlüğün sıcaklık artışıyla arttığı, tane boyutu, katı/sıvı oranı ve asit konsantrasyonu artışıyla azaldığı karıştırma hızının ise çözünme hızı üzerinde çok etkili olmadığı bulunmuştur. KAYNAKLAR [1] Kum, C., Alkan, M. and Kocakerim, M.M., Dissolution kinetics of calcined colemanite in ammonium chloride solution, Hydrometalurgy,36,359 (1994 ). [2] Boncukcuoğlu, R., Kocakerim, M.M., Kocadağistan, E., Yılmaz, M.T., Recovery of boron of the sieve reject in the production of borax. Resources. Conserv. Recycl. 37,

309 PP-EN-086 Dissolution of Ulexite in Hydrochloric Acid Solution Yaşar Genel 1, Halil Durak 1, Fahriye İnce 1, Salih Genel 1 1 Yüzüncü Yıl University, Faculty of Education, Department of Chemistry Boron is an important element used as input substance in many field. Boron is not used directly in its element form in the field it is used, it is used in its compound form much. It is found in the nature as metal borates, largely in sodium, calcium, sodium-calcium and magnesium borates [1]. Turkey has about 72% of boron reserves existing in the world. Boron minerals existing in Turkey profoundly are colemanite, ulexite and tinkal. Boron products such as boric acid, sodium tetraborate, borate anhydride and sodium peroxyborate are obtained from these ores [2]. Boron products are being used in many important field as energy, space technology, glass industry, detergent, glue, agriculture, health, nuclear applications. One of the important boron products used in industry is boric acid. Resolving the problems stemming from boric acid production will make its usage common by decreasing its cost. With the study we have held the production of boric acid with the interaction of ulexite and HCl and as a byproduct the production of calcium-chloride seems possible. In the study temperature, grain size, stirring tempo, acid concentration and solid/liquid rate have been accepted as variance. It has been found out that dissolvability rises with the increase of temperature, decreases with grain size, solid/liquid rate and acid concentration increase, and as for stirring tempo it has no effect upon dissolution speed. REFERENCES [1] Kum, C., Alkan, M. and Kocakerim, M.M., Dissolution kinetics of calcined colemanite in ammonium chloride solution, Hydrometalurgy,36,359 (1994 ). [2] Boncukcuoğlu, R., Kocakerim, M.M., Kocadağistan, E., Yılmaz, M.T., Recovery of boron of the sieve reject in the production of borax. Resources. Conserv. Recycl. 37,

310 Benzoksazin / Gama-Siklodekstrin İnklüzyon Kompleksinin Hazırlanması ve Tavlama Çalışmaları Yelda Ertaş ve Tamer Uyar* UNAM- Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsü, Bilkent Üniversitesi, Ankara, Türkiye PP-TR-087 Benzoksazin (Bz ), oksijen ve azot içeren altı birimli oksazin halkasının, benzen halkasına bağlandığı bir moleküldür. Heteroatomların pozisyonuna göre birçok benzoksazin yapısı bulunmaktadır. Bz monomerleri genellikle fenol türevleri, formaldehit ve birincil aminler başlangıç malzemesi olarak kullanılarak çözelti içerisinde ya da çözücü kullanmadan sentezlenmektedirler. Çeşitli türlerde Bz monomerleri üretmek i çin farklı yan grup içeren fenoller ve aminler kulanılabilmektedir. Bu monomerler ile, kullanım alanına uygun istenilen özelliklerde polimerik malzemeler elde edilebilmektedir. Siklodekstrinler (CD) hidrofobik iç kavitelerinden dolayı birçok misafir molekü lle inklüzyon kompleks (IC) oluşturabilen kesik koni şeklindeki oligosakkaritlerdir. Bz monemeri IC oluşturmak için uygun misafir moleküllerden bir tanesidir. Bu çalışmada, öncelikle Bisfenol-A, anilin ve paraformaldehit başlangıç maddeleri olarak kullanıl arak Bz monomeri sentezlendi. Nükleer manyetik resonans (NMR) spektrumunda oksazin halkasına ait karakteristik piklerin gözlenmesi, Bz monomerinin başarılı bir şekilde sentezlendiği kanıtlanmıştır. Bunun yanında, Bz monomeri ile gama-siklodekstrin (γ-cd) arasında IC oluşturuldu (Bz /γ-cd-ic) (Şekil 1 ). X-Işını saçılımı (XRD) grafiğine göre, Bz /γ-cd-ic oluşmasıyla Bz monomerinin amorf yapısı, kristalli yapıya dönüşmüştür. Bz/γ-CD- IC nin termal özellikleri, diferansiyel taramalı kalorimetri (DSC) ve termal ağırlık analizi (TGA) teknikleri ile incelenmiştir. Tavlama çalışmaları, IC bileşenlerinin bozunmasına sebep olmayacak uygun bir sıcaklık aralığında gerçekleştirilmiştir. Tavlama ile Bz monomerinin polimerleşmesi ve CD ler ile çapraz bağlanması Fourier transform infrared (FTIR) spektroskopisi ile incelenmiştir. Şekil 1. Bz monomeri ve γ-cd arasında inklüzyon kompleks oluşmasının şematik gösterimi 273

311 Inclusion Complex Formation of Benzoxazine with Gamma-Cyclodextrin and Curing Studies Yelda Ertaş and Tamer Uyar* UNAM-Institute of Materials Science & Nanotechnology, Bilkent University, Ankara, Turkey PP-EN-087 Benzoxazine (Bz) is a molecule where a six-membered oxazine ring with oxygen and nitrogen atoms is attached to a benzene ring. There are various benzoxazine structures depending on the position of the heteroatoms. Bz monomers are generally synthesized by using phenolic derivative, formaldehyde, and primary amine as a starting materials by working either solution or solventless methods. Various phenols and amines with different substituting groups can be used to produce several types of Bz monomers. By using these Bz monomers, polymeric materials with desired properties can be obtained for suitable application. Cyclodextrins (CDs) are truncated-cone shaped oligosaccharides that are able to form inclusion complex (IC) with a variety of guest molecule due to their hydrophobic inner cavity. Bz monomer is one of the suitable guest molecule for the IC formation. In this work, firstly the Bz monomer was synthesized by using Bisphenol-A, aniline and paraformaldehyde as precursors. In the nuclear magnetic resonance (NMR) spectrum, characteristic peaks of oxazine ring were observed which proves the benzoxazine monomer was synthesized successfully. In addition to this, IC of Bz monomer with gamma-cyclodextrin (γ-cd) was formed (Bz/γ-CD-IC) (Figure 1 ). According to the X-Ray diffraction (XRD) patterns, amorphous structure of Bz monomer was transferred to crystalline with Bz/γ-CD- IC formation. Thermal properties of Bz/γ-CD-IC were analyzed with differential scanning calorimetry (DSC) and thermal gravimetric analyzer (TGA) techniques. Curing studies were carried out at different temperatures which was reliable for this process in order not to cause degradation of the component of IC. Polymerization of Bz monomer and cross-linking with CD molecules with curing were investigated by Fourier transform infrared (FTIR) spectrometer. Figure 1. Schematic representation of the inclusion complex (IC) formation between Bz monomer and γ-cd 274

312 Karbaril Biyosensöründe Gluteraldehitin Elektrokimyasal Davranışlarının İncelenmesi Yeliz İpek 1, Atıf Koca 1 PP-TR Marmara Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, Göztepe Kampüsü Kadıköy/İstanbul Asetilkolin, merkezi (beyin ve omurilik) ve periferik (beyin ve omurilik dışındaki) sinir sisteminde önemli rol oynayan bir nörotransmitterdir. Tarımda kullanılan çeşitli pestisitler (ilaçlar) AChE enzimini inhibe etmektedir. Gıda ürünlerindeki pestisit kalıntılarının Asetilkolinesteraz enzimini inhibe etmeleri durumunda alt beyin kökünde solunum kontrol merkezlerinin baskılanması ile canlının ölümüne de neden olabilmektedir. İlaç kalıntılarının vücutta birikimi kanser, üreme bozuklukları ve gen mutasyonuna neden olup, özellikle çocuklarda gelişimi engelemekte ve fizyolojik bozukluklara yol açmaktadır. Asetilkolinesteraz sensörü organofosfat pestisitlerin tespitinde kullanılabilen bir araçtır. Çünkü organofosfat pestisitler, asetilkolinesteraz enziminin inhibitörü olarak bilinmektedirler. Bu nedenle asetilkolinesteraz bazlı biyosensörler, özellikle de amperometrik olarak çalışanlar asetilkolin ya da organofosfatların saptanmasında hızlı ve kolay bir yöntem olarak görülmektedir. Asetilkolinesteraz içeren pestisit biyosensörü gerek yurt içi gerekse yurt dışında bilimadamları arasında büyük ilgi görmektedir. Bunca ilgi görmesinin yanında asetilkolinesteraz enzimi içeren biyosensörler tüm enzimatik sensörlerde olduğu gibi bazı dezavantajları da beraberinde taşımaktadır. Özellikle enzimlerin pahalı olması ve kolay bozunabilir olması bu sensörlerin kullanımı açısından büyük bir engel teşkil etmektedir. Karbaril pestisitler arasında en yaygın kullanılanlardan biridir. Bu güne kadar yapılan çalışmaların birçoğunda enzimin elektrot yüzeyine immobilize edilme işleminde çapraz bağlayıcı olarak gluteraldehit kullanılmıştır [1-3]. Bu çalışmada, gluteraldehit bağlayıcı olmaktan öte algılayıcı malzeme olarak kullanılmıştır. Karbarili algılayıp algılayamadığını test etmek amacıyla döngüsel voltametri (cyclic voltametry ), kare dalga (square wave) ve kronoamperometri (chronoamperometry) yöntemleri uygulanmıştır. Sonuç olarak, karbaril tayininde hemen hemen enzim kadar yüksek hassasiyete sahip ancak daha ekonomik ve uygulama a çısından da daha basit bir malzeme olduğu görülmüştür. Daha önce bu şekilde bir çalışmaya rastlanmamış olmakla birlikte konu üzerinde ayrıntılı çalışma yapılması gerekmektedir. KAYNAKLAR [1] K. Dutta, D. Bhattacharyay, A. Mukherjee, S.J. Setford, A.P.F. Turner, P. Sarkar, Ecotoxicology and Environmental Safety 69, (2008 ). [2] Aziz Amine, Hasna Mohammadi, Ilhame Bourais, Giuseppe Palleschi, Biosensors and Bioelectronics 21, (2006 ). [3] Silvana Andreescu, Lise Barthelmebs, Jean-Louis Marty, Analytica Chimica Acta 464, (2002 ). 275

313 Investigation on Electrochemical Activities of Glutaraldehyde for Carbaryl Biosensor Yeliz İpek 1, Atıf Koca 1 PP-EN Marmara University, Engineering Faculty, Chemical Engineering Dept., Göztepe Campus Kadıköy/İstanbul Acetylcholine, is a neurotransmitter which plays an important role in the central (brain and spinal cord) and peripheral (outside of the brain and spinal cord) nervous system. Various pesticides (drugs) are used in agriculture inhibit the acetylcholinesterase (AChE) enzyme. Pesticide residues in food products may inhibit the activity of acetylcholinesterase enzyme and can cause suppression of respiratory control centers in the brain and death of the organism. Accumulation of drug residues in the body cause cancer, reproductive disorders, gene mutations and physiological development disorders, especially for children. Acetylcholinesterase sensor is a device that can be used in the determination of organophosphate pesticides. Because organophosphate pesticides are known as inhibitor of the acetylcholinesterase enzyme. Therefore, acetylcholinesterase-based biosensor, especially that works with amperometric detection method, provides quick and easy detection of organophosphates. Pesticide biosensor containing acetylcholinesterase enzyme takes great interest in the science world. However, it has some disadvantages as all other enzymatic biosensors. In particular it is expensive and enzymes can easily biodegrade that constitute a major obstacle for the use of these sensors. Carbaryl is one of the most common used pesticide. So far in most of the studies glutaraldehyde has been used as cross-linker of the enzyme to immobilize it on the electrode surface [1-3]. In this study, glutaraldehyde is used as sensor materia l rather than a binder. Cyclic voltammetry (CV ), square wave voltametry (SWV) and chronoamperometry (CA) methods were applied in order to test whether it detects carbaryl or not. As a result, it was observed that glutaraldehyde has almost as high precisi on as enzyme but also it is more economic and practrical material than enzyme. There is not any study in this way in literature, but detailed studies are needed on this subject. Acknowledgements: We would like to thank Marmara Uni. Scientific Research Coordinatory for financial support (Project No:FEN-C-DRP ). REFERENCES [1] K. Dutta, D. Bhattacharyay, A. Mukherjee, S.J. Setford, A.P.F. Turner, P. Sarkar, Ecotoxicology and Environmental Safety 69, (2008 ). [2] Aziz Amine, Hasna Mohammadi, Ilhame Bourais, Giuseppe Palleschi, Biosensors and Bioelectronics 21, (2006 ). [3] Silvana Andreescu, Lise Barthelmebs, Jean-Louis Marty, Analytica Chimica Acta 464, (2002 ). 276

314 Relative Fluorescence Intensity Bazı Poliaromatik Hidrokarbonlar ve Porfirinler Arasındaki Etkileşimlerin Fotofiziksel Yöntemlerle İncelenmesi Zeliha Gamze Alp 1, Nursel Acar 2 1 Ege Üniversitesi Fen Fakültesi, Kimya Bölümü Bornova İzmir 2 Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Anabilim Dalı PP-TR-089 Atmosfer kirliliğinin başlıca nedenlerinden olan PAH (poliaromatik hidrokarbonlar) solunum yoluyla metabolizmaya girerek hasar yaratabilmektedir. Porfrin ve türevleri tüm canlılarda önemli fonksiyona sahip bir molekül grubudur. Azot atomu içeren bu porfrin molekülleri ile PAH, π-elektronik sistemlerine sahip olmaları sonucu donör-akseptör kompleksleri oluşturabilirler. Bu çalışmada, donör-akseptör molekülleri arasında oluşan yük transfer kompleksleri fotofiziksel yöntemlerle incelenmiştir. PAH lardan olan Pren ve 1- Hidroksipren akseptör olarak seçilirken, protoporphyrin (IX) donör olarak kullanılmıştır. Donör -akseptör komplekslerinin UV-Vis absorpsiyon ve fluoresans spektrumları, orta polariteye sahip çözücülerde incelenmiştir. Spektrofotometrik sonuçlara göre, akseptör moleküllerinin monomer fluoresans şiddetlerinde donör ilavesiyle fluoresans sönümü gözlenmiştir. Uyarılmış donör-akseptör kompleksi oluşumuna ilişkin bimoleküler sönüm hız sabitleri Stern-Volmer eşitliği yardımıyla M -1 s -1 olarak, difüzyon kontrollü hız sabiti mertebesinde hesaplanmıştır. Ayrıca çözgene bağlı olarak ve M -1 s -1 mertebesinde de değerler elde edilmiştir. Bu durum difüzyonal sisteme ek olarak hidrojen bağı sistemininde oluşma ihtimalini güçlendirmektedir py[2,93x10-5 ] py[2,93x10-5 ]+porp[3,63x10-6 ] py[2,93x10-5 ]+porp[7,25x10-6 ] py[2,93x10-5 ]+porp[1,08x10-5 ] py[2,93x10-5 ]+porp[1,45x10-5 ] /nm Şekil-1-THF içerisinde protoporfirin-pyren sistemi için bir fluoresans spektrumu 277

315 Relative Fluorescence Intensity Investigation of the Interactions Between Selected Polyaromatic Hydrocarbons and Porphyrins by Photophysical Methods Zeliha Gamze Alp *, Nursel Acar Ege University Faculty of Science, Chemistry Department, Bornova İzmir Balikesir University Faculty of Science and Letters, Departmant of Chemistry PP-EN-089 PAH (polyaromatic hydrocarbons ), one of the major causes of the atmospheric pollution, can cause harm on the metabolism by entering through respiratory tract. Porphyrin and its derivates are a specific molecule group which has very important functions for all living organisms. Nitrogen containing porphyrin molecules and PAH can constitute donor-acceptor complexes as a result of their π-electronic systems. In this study, the charge-transfer complexes between donor-acceptor molecules are investigated by the photophysical methods. Pyrene and 1-Hydroxypyrene (PAHs) are selected as acceptor and protoporphyrin IX is used as donor. UV-Vis absorption and fluorescence spectra of donor-acceptor complexes are investigated in medium polarity solvents. The fluorescence quenching in the monomer fluorescence intensity is monitored by adding acceptor molecules. Bimolecular quenching rate constants for the induced donor -acceptor complex formation are calculated in the order of diffusion controlled rate constant as M -1 s -1 by the help of Stern- Volmer equation. In addition, values in the order of and M -1 s -1 are obtained. This situation mostly arises by the hydrogen bond formation in addition to the diffusional system py[2,93x10-5 ] py[2,93x10-5 ]+porp[3,63x10-6 ] py[2,93x10-5 ]+porp[7,25x10-6 ] py[2,93x10-5 ]+porp[1,08x10-5 ] py[2,93x10-5 ]+porp[1,45x10-5 ] /nm Figure-1- Fluorescences spectra of protoporphyrin-pyrene system in tetrahydrofuran 278

316 Nar Kabuğundan Sentezlenen Aktif Kömür Yüzeyinde Metil Viyoletin Adsorpsiyonu Zeliha Gamze Alp, Yasemin Turhan, Mehmet Doğan, Mahir Alkan, Aydın Türkyılmaz Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Anabilim Dalı PP-TR-090 Adsorpsiyon bir fazda bulunan iyon yada moleküllerin, bir diğer fazın yüzeyinde yoğunlaşması veya konsantre olması işlemi olarak tanımlanabilir. Literatürden aktif karbon yüzeyine adsorpsiyon işlemlerinin, havada veya suda bulunan kirleticilerin gideriminde kullanılarak kirlenmiş olan hava nın veya suyun iyileştirilmesinde tercih edildiği görülmektedir[1]. Aktif karbonlar özellikle yüksek gözenekli yapılarından dolayı ve iyi adsorbent özelliklerinden dolayı endüstride ve günlük hayatımızda sıklıkla kullanılırlar. Aktif karbonlar ticari olarak, odun, turba, linyit, kömür, mangal kömürü, kemik, hindistan cevizi kabuğu, pirinç kabuğu, fındık kabuğu ve yağ ürünlerinden elde edilen karbonların çeşitli işlemlerden geçirilerek aktive edilmesiyle sentezlenirler[2]. Bu çalışmada aktif karbon nar kabuğunun 5M H 3PO 4 ile kimyasal aktivasyonu ve daha sonra o C de piroliz edilmesiyle sentezlenmiştir. Sentezlenen aktif karbonların karakterizasyonu FTIR-ATR, TGA, elementel analiz ve BET yüzey alanı tayin cihazları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Adsorpsiyon deneyleri 0.1 g aktif karbon ile değişik konsantrasyonlardaki metil viyolet boyar maddesinin sabit ph ve 25 0 C de (iyon şiddeti, ph ve sıcaklığın etkisinin araştırıldığı deneyler hariç) 100 ml lik bir polietilen kap içerisinde inkübatörde çalkalanmasıyla gerçekleştirilmiştir. Adsorpsiyon işleminin sonunda çözelti 5000 rpm de 15 dakika boyunca santrifüj edilmiştir. Süpernatanttaki boyar madde konsantrasyonu Perkin-Elmer UV-Visible spektrofotometresi kullanılarak belirlenmiştir. Adsorplanan boyar madde miktarı aşağıdaki denkleme göre çözeltilerin adsorpsiyondan önceki ve sonraki konsantrayonlarından hesaplanmıştır: q e C 0 C e W V (1 ) Burada q e, dengedeki aktif karbon yüzeyine adsorplanmış boyar madde miktarı (mol g -1 ); C 0 ve C e, metil viyolet boyar maddesinin başlangıç ve denge sıvı faz konsantrasyonları (mol L -1 ); V, boyar madde çözeltisinin hacmi (L ); ve W, kullanılan aktif karbon örneğinin kütlesidir (g) [3]. Deneylerde adsorpsiyon prosesine ph, iyonik şiddet ve sıcaklığın etkileri araştırılmıştır. Adsorplanan metil viyolet miktarı artan ph, iyonik şiddet ve sıcaklık ile artmıştır. Deneysel veriler Langmuir ve Freundlich izotermleri ile analiz edilmiş ve verilerin Langmuir izotermiyle uyumlu olduğu bulunmuştur. KAYNAKLAR [1] Demirbaş Ö., Alkan M., Doğan M, Turhan Y., Namli H., Turan P., Electrokinetic and adsorption properties of sepiolite modified by 3-aminopropyltriethoxysilane, Journal of Hazardous Materials, , [2] Imamoglu M., Tekir, O. Removal of copper (II ) and lead (II ) ions from aqueous solutions by adsorption on activated carbon from a new precursor hazelnut husks, Desalination, 228, , [3] Turhan Y., Turan P., Doğan M, Alkan M., Namli H., Demirbaş Ö., Characterization and adsorption properties of chemically modified sepiolite. Industrial & Engineering Chemistry Research, 47, ,

317 Adsorption of Methyl Violet on Activated Carbon Surface From Pomegranate Peel Zeliha Gamze Alp, Yasemin Turhan, Mehmet Doğan, Mahir Alkan, Aydın Türkyılmaz Balikesir University Faculty of Science and Letters, Departmant of Chemistry PP-EN-090 Adsorption is defined as condensation or concentrate (process) of ions or molecules from originally present in one phase to another phase s surface. As seen in the literature, the adsorption on activated carbon is preferred to improve contaminated the air or water by removing polluting in the air or water[1]. Because of their porous structure and good adsorbent properties activated carbons are often used in industry and our daily life. Commercially activated carbons are synthesized by activation of carbons which are obtained by various processing of wood, peat, lignite, coal, charcoal, bone, coconut shell, rice husk, nut shell and oil products[2]. In this study activated carbon was synthesized by activation of pomegranate peel with 5M H 3PO 4 and then pyrolysis at ⁰C. Characterization of synthesized activated carbons was carried out by using FTIR-ATR, TGA, elemental analysis and BET surface area analyzer. Adsorption experiments were carried out at constant ph an 25⁰C by 0,1 g activated carbon with various concentration of methyl violet dye in 100 ml polyethylene binder with shaking incubator. At the end of the adsorption experiments solutions were centrifuged at 500 rpm during 15 minutes. Dye concentration in supernatant was determined by using Perkin-Elmer UV-Visible spectrofotometer. Quantity of adsorbed dye was calculated by using previous and next concentration of solution according to the following equation. q e C0 C e W V (1 ) where C 0 and C e are the initial and equilibrium liquid phase concentrations of dye solution (mol/l ), respectively; V the volume of dye solution (L ), and W the mass of activated carbon sample used (g) [3].In experiments effects of ph, ionic strength and temperature to adsorption process were investigated. The percentage removal of methyl violet by activated carbon was increased with increase in ph, ionic strength and temperature. Experimental data were analyzed by Langmuir and Freundlich isotherms and these data were found to be compatible with the Langmuir isotherm. REFERENCES [1] Demirbaş Ö., Alkan M., Doğan M, Turhan Y., Namli H., Turan P., Electrokinetic and adsorption properties of sepiolite modified by 3-aminopropyltriethoxysilane, Journal of Hazardous Materials, , [2] Imamoglu M., Tekir, O. Removal of copper (II ) and lead (II ) ions from aqueous solutions by adsorption on activated carbon from a new precursor hazelnut husks, Desalination, 228, , [3] Turhan Y., Turan P., Doğan M, Alkan M., Namli H., Demirbaş Ö., Characterization and adsorption properties of chemically modified sepiolite. Industrial & Engineering Chemistry Research, 47, ,

318 Elektrospin Yöntemi ile Üretilen α-tokoferol (Vitamin E ):β-siklodekstrin Inklüzyon Kompleksi İçeren Polikaprolakton Nanoliflerinin Kontrollü Salımı, Antioksidan Aktivitesi ve Işık Dayanımı Zeynep Aytaç, Tamer Uyar* UNAM-Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsü, Bilkent Üniversitesi, Ankara, Türkiye PP-TR-091 Elektrospin, nanolif üretmek için kolay ve ekonomik bir yöntemdir. Elektrospin yöntemi ile elde edilmiş nanolifler, yüksek yüzey alanları ve nanogözenekli yapıları sayesinde biyoteknoloji, ilaç salım sistemleri, tekstil, membran/filtre, kompozit, sensör gibi pek çok alanda kullanılmaktadır. Siklodekstrinler (CD) kesik koni şeklindeki siklik oligosakkaritlerdir. Bu yapılar bir çok molekülle ev sahibi -misafir tipi inklüzyon kompleksi (IC) oluşturmaktadır. Siklodekstrinlerin hidrofobik ilaçlarla oluşturdukları inklüzyon kompleksleri ilacın çözünürlüğünü, biyoyararlılığını ve kimyasal dayanımını arttırmaktadır. Bu çalışmada, α-tokoferol (α-tc ):βcd IC içeren polikaprolakton (PCL) nanoliflerinin (α-tc/βcd-ic-pcl-nf) üretilmesi ve α-tokoferolün kontrollü salımının yanı sıra yüksek antioksidan etkinin ve ışık dayanımının elde edilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada, Vitamin E/βCD-IC (2:1 molar oran) PCL polimerine eklenmiş ve elektrospin yöntemiyle nanolifler elde edilmiştir (Şekil 1 ). Nanoliflerin morfolojik yapısının incelenmesi için taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılmıştır. İlaç salımı deneyleri işlem görmemiş ve UV ile işlem görmüş nanolifler için 37 C deki fosfat tampon çözeltisinde (PBS) yapılmıştır ve PCL nanoliflerinden α-tc salımı yüksek performanslı sıvı kromatografisi ile belirlenmiştir. Diğer taraftan, antioksidan testleri 2,2 -difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) radikal temizleyici aktivitesi deneyi ile yapılmış ve ölçümler UV görünür bölge spektro skopisi ile gerçekleştirilmiştir. Şekil 1. α-tc/βcd-ic içeren nanoliflerin elektrospin yöntemi ile üretiminin şematik gösterimi. SEM görüntüleri α-tc nin yüzey yerine nanoliflerin içinde yer aldığını göstermiştir. İlaç salımı ve antioksidan deneylerinde, sadece α-tc içeren PCL nanolifleri kontrol olarak kullanılmıştır. İlaç salımı sonuçlarına göre, α- TC/βCD-IC içeren PCL nanoliflerinden α-tc salımının sadece α-tc içeren PCL nanoliflerinden daha yavaş ve kontrollü olduğu sonucu çıkarılmıştır. Ayrıca, α-tc/βcd-ic-pcl-nf nin antioksidan aktivitesinin daha iyi olduğu görülmüştür. Son olarak, ışık dayanımı testleri α-tc/βcd-ic-pcl-nf nin ışıktan kaynaklı bozunmayı daha etkili bir şekilde önlediği kanıtlanmıştır. Sonuç olarak, α-tc nin kontrollü salımı, yüksek antioksidan aktivitesi ve UV dayanımı elektrospin yöntemi aracılığıyla üretilen α-tc/βcd-ic-pcl-nf ile sağlanmıştır. 281

319 Controlled Release, Antioxidant Activity and Photostability of α -Tocopherol (Vitamin E ):β-cd Inclusion Complex Encapsulated in Polycaprolactone (PCL) Nanofibers Produced by Electrospinning Zeynep Aytaç, Tamer Uyar* UNAM-Institute of Materials Science & Nanotechnology, Bilkent University, Ankara, Turkey PP-EN-091 Electrospinning is a simple and cost-effective method to produce nanofibers. Owing to their high surface to volume ratio and nanoporous structure, electrospun nanofibers is used in many areas such as biotechnology, drug delivery systems, textiles, membranes/filters, composites, sensors etc. Cyclodextrins (CDs) are cyclic oligosaccharides with truncated-cone shaped structure. They form host-guest complexes with several kinds of molecules. Inclusion Complex (IC) of CDs with hydrophobic drugs is used to enhance solubility, bioavailability and chemical stability of the drugs. In this study, our purpose was to produce α - Tocopherol:βCD inclusion complex loaded PCL nanofibers (α-tc/βcd-ic-pcl-nfs) to obtain controlled release of α-tocopherol (α-tc) with high antioxidant activity and strong photostability. We incorporated Vitamin E/βCD IC (2:1 molar ratio) into PCL and nanofibers were obtained via electrospinning method of this solution (Figure 1 ). Scanning electron microscopy (SEM) was used to observe the morphology of nanofibers. Release studies were performed in phosphate buffer saline (PBS) at 37 C for untreated and UV light exposed nanofibers; and released amount of α-tc from PCL nanofibers was determined using high performance liquid chromatography (HPLC) equipped with UV detector. On the other hand, antioxidant test was investigated with 2,2-diphenyl-1-picrylhydrazyl (DPPH) radical scavenging assay and measurements was carried out through the use of UV-Vis spectroscopy. Figure 1. Schematic representation of electrospinning of nanofibers including α-tc:βcd IC. SEM images demonstrated that α-tc is located inside the nanofibers rather than the surface. Free α-tc loaded PCL nanofibers (f-α-tc-pcl-nfs) were used as a control in release and antioxidant experiments. According to the results of release experiment, it was concluded that the release of α-tc from α-tc/βcd-ic- PCL-NFs was slower and more sustained compared with f-α-tc-pcl-nfs. Moreover, α-tc/βcd-ic-pcl-nfs exhibited better antioxidant activity in comparison with f-α-tc-pcl-nfs. Finally, the photostability tests showed that α-tc/βcd-ic-pcl-nfs prevented light-induced degradation of α-tc in a much more efficient way than f-α-tc-pcl-nfs did. In conclusion, the controlled release, high antioxidant activity and strong UV stability of α-tc was attained through the use of α-tc/βcd-ic-pcl-nfs manufactured via electrospinning. 282

320 Alkil Türevli İletken Polimerlerin Sentezi, Karakterizasyonu ve Elektrokromik Özelliklerinin İncelenmesi Zeynep Bicil, Cemil Gültekin, Pınar Çamurlu Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü PP-TR-092 İletken polimerler, elektronik iletken materyaller ile geleneksel polimerlerin özelliklerini birarada bulunduran malzemelerdir. Bu sebeple biyosensör[1], elektrokromik cihaz[2] gibi pek çok uygulamada kullanılabilmektedir. Son zamanlarda iyi elektriksel ve optik özelliklere sahip olmaları nedeni ile 2,5 -di (2- tiyenil )pirol (SNS) türevlerinin sentezine ağırlık verilmiştir[3]. Bir iletken polimerin alkil grubu ile türevlendirilmesi çözünürlüğünü arttıracağı gibi, indüktif elektronik etki ve zincirler arası etkileşimler sebebiyle, polimerin elektrokromik özelliklerinde ayarlama yapmak için de kullanılabilir. Ayrıca sentet ik yaklaşıma nazaran kopolimerizasyon da polimerlerin elektrokromik özelliklerini kombine etmek için basit ve hızlı bir yöntem olarak bilinmektedir. Bu çalışmada, 1- (2-etil-hekzil )-2,5-di-tiyofen-2-il-2,3-dihidro-1H-pirol (SNS-HE) tabanlı yeni bir iletken polimer sentezlendi. SNS-HE, Paal-Knorr reaksiyonu ile 1,4-di (2-tiyenil )-1,4-bütandion ve 2-etil-1- hekzilaminden elde edildi ve 1 H-NMR, 13 C-NMR, FTIR ve MS teknikleri ile karakterize edildi. Homopolimerizasyon ve 3,4-etilendioksitiyofen (EDOT) varlığında kopolimerizasyon LiClO 4/asetonitril ortamında elektrokimyasal olarak gerçekleştirildi. Elde edilen tüm polimerlerin elektrokimyasal ve elektrokromik özellikleri döngüsel voltametri, spektroelektrokimya, kinetik ve kantitatif renk ölçüm çalışmaları ile incelendi. Yapılan çalışmalar sonucunda elektrokimyasal olarak sentezlenen homopolimerin (P (SNS-HE) ) bant aralığının 2,32 ev olduğu ve nötral halde sarı, yükseltgen halde mavimsi gri renginde gözlemlendi. EDOT ile kopolimerizasyonunun bant aralığı nı 1,70 ev a kadar düşürdüğü ve multikromik özellikte malzeme elde edilmesine imkan tanıdığı görüldü. 1,4 V de sentezlenen kopolimerin %36,4 optik kontrast ve 0,49 s tepki zamanı ile renk değiştirdiği tespit edildi. Ayrıca P (SNS -HE-EDOT )/PEDOT elektrokromik cihazı başarılı bir şekilde hazırlandı, elektrokromik özellikleri incelendi. Cihazın 0 V ile 1,5 V aralığında kararlı bir biçimde çalıştığı, %26,6 optik kontrast ve 0,44 s tepki zamanı olduğu tespit edildi. KAYNAKLAR [1] Ahuja, T., Mir, I.A., Kumar, D. and Rajesh, C. Biomaterials, 28, , [2] Mortimer, R.J., Dyer, A.L. and Reynolds, R.J. Displays, 27, 2-18, [3] Camurlu, P., Gultekin, C. and Bicil, Z. Electrochimica Acta, 61, 50-56,

321 Synthesis and Characterization of Alkyl-Derivatized Conducting Polymers and Investigations Their of Electrochromic Properties Zeynep Bicil, Cemil Gültekin, Pınar Çamurlu Akdeniz University, Department of Chemistry, 07058, Antalya PP-EN-092 Conducting polymers are a class of polymer which generally joins the typical properties of conventional polymers with those of electronically conducting materials. Utilization of these materials in numerous applications including, biosensor [1], electrochromic devices [2] have been proposed. In recent years an emerging class of conducting polymer, poly (2,5-dithienylpyrrole) derivatives (PSNS) has been investigated for their good electrical and optical properties [3]. It is known that introduction o f an alkyl group into a conducting polymer could be used to manipulate the electrochromic properties of the polymer, due to inductive electronic effects and inter-chain interactions between the chains. Contrary to synthetic approach, copolymerization is an easy, facile method to combine the electrochromic properties of the parent polymers. In this study, 1- (2-ethyl-hexyl )-2,5-di-thiophen-2-yl-2,3-dihydro-1H-pyrrole (SNS-HE) was synthesized by Paal-Knorr reaction with 1,4-di (2-thienyl )-1,4-butanedione and 2-ethyl-1-hexylamine and its structure was analyzed by several methods ( 1 H-NMR, 13 C-NMR, FTIR, Mass Spectroscopy ). Electrochemical homopolymerization and copolymerization in the presence of 3,4 -ethylenedioxythiophene (EDOT) were realized in LiClO 4/acetonitrile system. Electrochemical and electrochromic properties of the resultant polymer films were investigated by cyclic voltammetry, spectroelectrochemistry, kinetic studies and quantitative colorimetric measurements. As a result of these studies, band gap of the homopolymer (P (SNS- HE) ) was calculated as 2.32 ev and the polymer displayed yellow in neutral state and blue -grey in oxidized state. As a consequence of copolymerization band gap of the copolymer decreased to 1.70 ev and a multichromic material was obtained. Optical contrast and switching time of the copolymer were established as 36.4% and 0.49 s, respectively. Moreover, a prototype of P (SNS-HE-EDOT )/PEDOT complementary electrochromic device was successfully fabricated and its electrochromic properties were investigated. Optical contrast and switching time of the device were determined as 26.6% and 0.44 s, respectively. REFERENCES [1] Ahuja, T., Mir, I.A., Kumar, D. and Rajesh, C. Biomaterials, 28, , [2] Mortimer, R.J., Dyer, A.L. and Reynolds, R.J. Displays, 27, 2-18, [3] Camurlu, P., Gultekin, C. and Bicil, Z. Electrochimica Acta, 61, 50-56,

322 PP-TR-093 İpek Fibroin Jellerinin Kuvvet Altında Sertleşmesi Zeynep Öztoprak, İlknur Karakütük, Oğuz Okay İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü İpek proteini ipekböceğinde bulunan epitel hücreler tarafından biyolojik olarak sentezlenen doğal bir polimerdir. İpek; fibroin ve serisin olarak adlandırılan iki proteinden oluşmaktadır. Fibroin ise uzun hidrofobik aminoasit dizileri ile bunların aralarında ve zincir uçlarında bulunan hidrofilik aminoasit dizileri içeren çok bloklu kopolimer yapısına benzer. Hidrofobik gruplar arasında meydana gelen etkileşimler, fibroinin yumak yapısından β-tabaka yapısına geçmesini sağlamaktadır. Fibroin çözeltilerinde oluşan moleküller arası β - tabakaları, fiziksel çapraz bağ etkisi yaparak kararlı hidrojellerin oluşmasını sağlarken, malzemeye dayanıklılık ve sertlik özelliklerini de katmaktadır[1]. Sentetik polimer jellerinden farklı olarak, kan damarları, kornea, diz kapağı gibi biyolojik malzemeler kuvvet altında sertleşme göstererek deformasyonlara karşı dokunun bütünlüğünü sağlamaktadır[2]. Bu çalışmanın amacı; biyouyumlu fibroin hidrojellerinin reolojik ölçümler ve gerilme boşalımı (stress relaxation) tesleri ile viskoelastik ve kuvvet altında sertleşme davranışlarını incelemektedir. İpek fibroin hidrojellerinin hazırlanmasında ph kontrolü ve hı zlandırıcı amacıyla N,N,N',N'- tetrametiletilendiamin (TEMED ), çapraz bağlayıcı olarak da 1,4 bütandiol diglisidil eter (BDDE) kullanılmıştır[1]. Reometre plakaları arasında % 4,2 fibroin konsantrasyonunda sentezlenen jeller daha sonra gerilme boşalımı testlerine tabi tutulmuştur. Şekil 1 de boşalım modülü G (t, ) nin uygulanan sabit deformasyona ( ) bağlı değişimi görülüyor. Jelin modülü % 20 deformasyondan itibaren hızla artarak başlangıç değerinin 9 misline çıkmaktadır. Uygulanan kuvvetin kaldırılmasıyla modül tekrar başlangıç değerine dönerek, hidrojelde kalıcı bir deformasyona sebep olmamaktadır. Çalışma sonuçları Şekil 1 de verilen deformasyon ile sertleşmenin yüksek TEMED konsantrasyonlarında sentezlenen, elastik modülü düşük ve β tabaka içeriği az olan fibroin jellerinde ortaya çıktığını göstermiş olup uygulanan kuvvet ile fibroin moleküllerindeki hidrofobik dizilerinin düzenli β-tabakalar oluşturması ile açıklanmıştır. β-tabaka oluşumunun tersinir oluşu nedeniyle, fibroin jelleri kuvvet altında sertleşip dıştan gelen etkilerden kendini koruyan yeni bir biyomalzeme olarak ortaya çıkmaktadır. G ( t, ) / Pa 300 t / s = KAYNAKLAR % Deformasyon Oranı Şekil 1. Gerilme boşalımı testlerinde ölçülen boşalım modülü (G(t, )) yüzde deformasyon (10 2 ) grafiği. Ölçüm süreleri şekilde verilmiştir. [1] Karakutuk I.; Ak F; Okay O. Biomacromolecules, 13, , [2] Storm, C.; Pastore, J. J.; MacKintosh, F. C.; Lubensky, T. C.; Janmey, P. A. Nature, 435, ,

323 PP-EN-093 Strain Hardening Behavior of Silk Fibroin Hydrogels Zeynep Öztoprak, İlknur Karakütük, Oğuz Okay Istanbul Technical University, Faculty of Science and Letters, Chemistry Department, Silk fibroin has a multiblock polymer architecture consisting of large hydrophobic and smaller hydrophilic internal blocks. Hydrophilic sites of fibroin provide solubility in water, whereas association s between the hydrophobic sites induce a conformation transition from random-coil or helix to β-sheet structure. The presence of β-sheets in silk fibroin is responsible for its high strength, whereas the less ordered hydrophilic blocks give rise to its elasticity and toughness[1]. Unlike simple polymer gels, many biological materials including blood vessels, cornea, mesentery tissue stiffen as they are strained, thereby preventing large deformations that could threaten tissue integrity[2]. In this study, silk fibroin hydrogels formed within the rheometer were subjected to stress-relaxation experiments thereby the viscoelastic properties and strain hardening behavior of gels were investigated. The reactions were carried out in aqueous fibroin solutions at 50 C in the presence of 1,4 -Butanediol diglycidyl ether (BDDE) cross-linker and N,N,N',N' tetramethylethylenediamine (TEMED) catalyst[1]. For the rheological experiments, a portion of this solution was transferred between the plates of the rheometer to perform the stress relaxation experiments. Figure 1 shows the relaxation modulus of G (t, ) fibroin hydrogels formed as a function of strain (% ) for various time t. Independent of the time scale of experiments, fibroin hydrogels are in the linear regime; that is, the modulus is independent of strain for below 20%, whereas they exhibit strain hardening for between 20 and 50% before softening at higher strains. 900% degree of hardening was observed as maximum in water soluble hydrogels. The results suggest that the applied strain contributes to the organization degree of the crystallizable amino acid domains in the fibroin network chains so that the modulus increases. If the force is removed, gel state turns back to the solution. Due to the reversible transition of β-sheets from gel to sol, silk fibroin gels formed by BDDE induced conformational transition seems to be as new biomaterial that can be stiff under external forces to protect itself. G ( t, ) / Pa 300 t / s = % Deformation Figure 1. The relaxation modulus (G(t, )) of fibroin hydrogels formed shown as a function of strain (10 2 ) for various time scales t indicated. REFERENCES [1] Karakutuk I.; Ak F; Okay O. Biomacromolecules, 13, , [2] Storm, C.; Pastore, J. J.; MacKintosh, F. C.; Lubensky, T. C.; Janmey, P. A. Nature, 435, ,

324 PP-TR-094 Türk Dünyasının Kültür Merkezi Olan Türkistan Şehrinin Ekolojik Problemlerinin Azaltma Çalışmaları Abdilda Meyrbekov Ahmet Yesevi Uluslararası Türk Kazak Üniversitesi, Kazakistan Büyük şehirlerdeki hava kirliliğinin en büyük sebeplerinden biri sanayi kuruluşlarının ve otomobil araçlarının çevreye bıraktığı atıklardır. Ancak buna rağmen bazı küçük şehirlerde de bu tür sorunlarla karşılaşmak mümkündür. Çalışmamızda Türk Dünyasının kültür merkezine dönüşen Türkistan şehrine verdiği ekolojik zararları tespit etmeye çalıştık. Şehirde merkezî ısıtma sisteminin ve doğalgaz kullanılmadığından dolayı, tek katlı müstakil ve en fazla 4-5 kat olan evlerden oluşan Türkistan şehrimizde yakıt olarak kömür sobalarda yakılarak ısınılmaktadır. Bun dan dolayı şehrimizde yaşayan canlıların sağlığı tehdit altında olmasına rağmen verdiği ekolojik zarar bugüne kadar belediye tarafından ne ele alınmış nede araştırılmıştır. Araştırmamız için Türkistan şehrinin kalabalık sayılan Şavgar mahallesi seçilmiştir. Şehrin doğu tarafında olan bu mahallede 114 sokak ve 4223 ev bulunmaktadır yılında yapılan nufüs sayımına göre mahallede 13 bini aşkın insan yaşamaktadır. Araştırmamız için 1000 m 2 alan, yani 35 sokakta bulunan 999 ev ele alınmıştır. Bugünlerde Türkistan halkı Karagandı şehrinden getirilen kömür yakmaktadır. Araştırma esnasında şehir haritasında bulunan evler kullanılmıştır. Mahallede bulunan herbir evin çevreye verdiği zarar hesaba alınmıştır. Araştırmamızda Türkistan da işyerleri ve evlerde kömürlerin yanması sonucunda atmosfere atılan atıkların analizleri yapılmıştır. Araştırdığımız bölgede atmosfere atılan atıklarda beş katı kül tozu PDK -sının ve bir buçuk kat SO 2 PDK-sının olması bize Türkistan genelinde hava kirliliği probleminin olduğunu ve bunun da insan sağlığını olumsuz yönde etkilediğini söyleyebilirim. Türkistan şehrimizde bir an önce doğal gaz sistemine geçilmesiyle atmosfere atılan zararlı gazlarda azalma olacağını ve insan sağlığını tehdit edecek unsurların da ortadan kalkacağını söyleyebiliriz KAYNAKLAR [1] Tişenko N.F. Ohrana atmosfernogo vozduha. Rasçet soderjaniya vrednıh veşestv i ih raspredeleniye v vozduhe. M., Himiya, 1991, 368 sf. [2] Metodika rasçeta konsentratsii v atmosfernom vozduhe vrednıh veşestv, soderjaşihsya v vıbrosah predpriyatii. OND-86. Leningrad, 1987, 93 sf. 287

325 Yüzeyde Başlatılan RAFT Polimerizasyonuyla ph Duyarlı Polimer Fırçaların Sentez ve Karakterizasyonu Adem Zengin, Tuncer Çaykara Gazi Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü, Beşevler/Ankara Yüzeyde başlatılan RAFT polimerizasyonu tekniği safsızlığa karşı gösterdiği toleransın yanı sıra bir çok monomere uygulanabilir olması, molekül ağırlığının ve polimerik yapının kontrolü, dar molekül ağırlığı dağılımına sahip polimerlerin elde edilmesinde ve polimerizasyon sonrasında yüzeyin RAFT ajanı kalıntısının olması sebebiyle blok kopolimerlerin sentezinde ya da ajan kalıntısının uygun reaktiflerle muamele edilmesi sonucu biyouyumlu yüzeylerin tasarlanmasında yaygın olarak kullanılan bir tekniktir[1,2]. Bu çalışmada, silikon disk yüzeyine RAFT ajanı kovalent bağlandıktan sonra ph duyarlı monomer yüzey üzerinde polimerleştirilmiştir. Yüzeylerin morfolojisi Atomik kuvvet miksrokobu (AFM) ile, polimer fırçaların kalınlıkları elipsometre ile, polimerlerik fırçaların yapısal karakterizasyonu Fourier Transform Infrared Spektroskopisi (FTIR) ve X-ışınları Fotoelektron Spektroskopisi ile karakterize edilmiştir. Yüzeydeki polimerlerin pk a değeri su değme açısı ölçümleri ile belirlenmiştir. Ayrıca, çözeltide oluşan polimerlerin mol kütleleri ve heterojenlik indeksi Jel Geçirgenlik Kromatografisi (GPC) ile belirlenmiştir. Polimerlerin mol kütlesi ile yüzeydeki fırçaların elipsometrik kalınlıklar vasıtasıyla polimerik fırçalar hakkında kantitatif bilgiler toplanmıştır. KAYNAKLAR [ 1] W. A. Petka, J. L. Hardin, K. P. McGrath, D. Wirtz, D. A. Tirrell,Science, 281, 389,1998. [ 2] D. E. Meyer, A. Chilkoti, Biomacromolecules 5, 846, PP-TR

326 Katalitik Zincir Transfer Polimerizasyonu (CCTP) ve Klik Kimyasıyla Biyofonksiyonel Yüzey Tasarımı Adem Zengin, Tuncer Çaykara Gazi Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü, Beşevler/Ankara PP-TR-096 Gerek biyolojik sistemlerde gerekse sentetik (yapay) malzemelerde meydana gelebilecek herhangi bir etkileşim ara yüzeylerde meydana gelmekte ve bundan dolayı biyo-ara yüzeyler ve bununla ilişkili biyolojik sistem- malzeme arasındaki etkileşimler biyo-malzemenin çalışmasında oldukça büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte bu etkileşimlerin kontrol edilebilmesi de elde edilecek biyo-malzemenin in vivo ve/veya in vitro çalışmalardaki performansının da doğrudan etkilemektedir. Temel olarak, bir biyo-ara yüzey DNA, RNA, protein, antikor gibi bir biyomolekül ile bir katı yüzeyin (cam, altın, silikon, mika) etkileşmesi ile hazırlanabilirken kompleks ara yüzeyler membran, virüs ya da hücre gibi daha büyük biyolojik si stemlerin organik, inorganik ya da yapay herhangi bir malzeme ile etkileştirilmesi ile hazırlanır[1,2]. Bu çalışmada, ara destek materyal olarak kullanılacak olan silikon disk yüzeyinde makromoleküler yapının kontrolünü sağlamada öncü olan bir teknikle Katalitik Zincir Transfer Polimerizayonu (Catalytic Chain Transfer Polymerization, CCTP) ile polimerik fırçalar hazırlanacaktır. Daha sonra bu polimerik fırçalar makromolekülleri fonksiyonlardırma da sıklıkla kullanılan tiyol-en klik kimyası ile fonksiyonlandırılarak biyoaktif yüzeyler hazırlanmış olacaktır. Polimerik fırçalar üzerinde bulunan aktif uç gruplar sayesinde amaca yönelik protein, DNA, RNA, antikor gibi biyomoleküller immobilize edilerek protein çip, DNA çip gibi tanı kitleri hazırlanabilir özellikte olacaktır. Şekil 1. Biyofonksiyonel yüzey tasarımının şematik gösterimi KAYNAKLAR [1] J. Huybrechts, P. Bruylants, K. Kirshenbaum, J. Vrana, J. Snuparek, Progress in Organic Coatings, 45, 173,2002. [2] A. Gridnev, W.J. Simonsick Jr., S.D. Ittel, J. Polym. Sci. A: Polym.Chem., 38, 1911,

327 PP-TR-097 Kuş Gübresinden Yararlanmanın Rasyonel Yöntemi Akbasova Amankul, Sainova Gauhar, Özler Mehmet Ali*, Sunakbayeva Dilara, Ahmet Yesevi Uluslararası Türk Kazak Üniversitesi, Kazakistan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi * Gelişmiş Ülkelerde ziraat sektöründe kişi başına atık miktarı ortalama olarak kg/ kişi dir. Atıkların çoğu yararlanılmadığı taktirde yaşadığımız dünyada bir çok çevre ile ilgili olumsuzlukları olur ki bunun sonucunda başta insanlar olmak üzere ve diğer canlılarda zarar görür. Hayvansal atıklarından yararlanma yöntemleri özellikle son yıllarda çevreye verdiği zararlardan dolayı daha da önem kazanmaya başladı. Daha önceleri bu artıkların değerlendirilmesi düşünülmüyordu çünkü ekstansif hayvancılık, ziraat işletmelerinin küçük ve dağınık yerlerde olması hayvansal atıkların işlenme ve bunlardan yararlanılması da oldukça zor ve ekonomik değildi. Bu atıklar yıllarca tarlalarda bilinçsizce gübre olarak kullanıldı. Ancak bu gübrelerin direkt kullanılması sonucunda çevreye verdiği zararlar ortaya çıkınca tedbirler alınmaya başlandı ve her geçen gün de çevreye zarar vermeyen yeni teknolojilerle daha ekonomik ve çevre dostu yöntemler geliştirilmeye başlandı. Hayvancılık bir sektör haline gelince hayvan ve kuş sayısı da her geçen gün artmaya başladı. Bununla birlikte hayvancılık işletmeleri ve kuş fabrikaları çevreyi kirleten tehlike kaynaklarına dönüşmeye başladı. Bunun yanında atık ve döküntü miktarı artarken bunlardan yararlanmak için yeni teknolojiler orta ya koyulamadı. Özellikle Ülkemiz Kazakistan da bu konuyla ilgili yeterli çalışmalar olmadığından hayvan gübrelerini zararsız hale getirme, ve bunlardan faydalanma üzerine bir çalışma yaptık. Bu çalışma sırasında Çimkent, Almatı ve Jambıl kuş fabrikalarından alınan örnek gübre numunelerinde nitrolama ve dehidratasyon yöntemlerini kullanarak, kendimizin dizayn ettiği özel bir düzenekte kuş gübrelerinin işlenmesi sonucu daha ekonomik ve organik bir gübre elde etmiş olduk. Kurulacak tesisin durumuna göre bu yöntemle günde ton arasında gübre işlenebilir. Böylelikle çevreye zarar veren bu atıklarının olumsuzlukları ortadan kaldırılmış olacak ve aynı zamanda da ülke ekonomisine de katkıda bulunacağını düşünüyoruz.. 290

328 PP-TR-098 Deniz Suyunun Ters Osmoz Tekniği İle Tekstil Endüstrisinde Kullanımı Aslıhan Delituna 1 1 Namık Kemal Üniversitesi, Çorlu Müh. Fakültesi, Tekstil Müh. Bölümü, Çorlu/TEKİRDAĞ Günlük yaşamımızın her aşamasında, tekstil ürünleri yaşamın vazgeçilmez bir parçasını oluşturmaktadır. Tekstil sanayisi çeşitli endüstri kolları arasında yüksek su tüketimi ile karakterize edilir. Tekstil işletmelerinde kullanılan suyun büyük miktarını proses suyu oluşturur. Bu çalışmanın amacı; dünyadaki su kaynaklarının sadece % 2 sinin tatlı su kaynağı olduğu ve bu kaynakların da çevresel etkilerle gün geçtikçe kirlendiği göz önüne alındığında, deniz sularının kullanımına olanak veren ve su arıtma teknol ojilerinin en ileri kademelerinden biri olan deniz suyu ters osmoz sistemlerinin önemini ortaya çıkarmaktır. Tekstil işletmelerin proses suyu ihtiyacı; tekstil prosesinin türüne, materyalin ya da son ürünün tipine ve kullanılan makine ve tekniklerin tipine göre değişiklik göstermektedir. Kullanılan suyun niteliği tekstil fabrikalarında üretilen malzemenin kalitesini belirlemede önemli bir yer tutmaktadır [1].Tekstil endüstrisinde özellikle boyama işlemi gibi yüksek kalitede proses suyuna ihtiyaç duyan üretim biçimleri için su hazırlamada ileri arıtım teknolojileri tercih edilmektedir [1]. Ters osmoz teknolojisi, bilinen en hassas membran filtrasyon teknolojisidir. Ters osmoz işlemi esnasında, basınca ihtiyaç duyulmakta ve bu basınç, bir pompa vasıtası ile s ağlanmaktadır. Ters osmoz ünitesinin içereceği membran sayısı, membran tipi, uygulanacak basınç, geri kazanım oranı gibi bilgiler, ancak ham su karakterinin çok iyi analiz edilmesi ile elde edilebilinmektedir. İşlem esnasında su molekülleri ve bazı inorganik moleküller gözeneklerden geçebilirken suyun içindeki maddelerin çoğu bu gözeneklerden geçemez ve konsantre su olarak dışarı atılmaktadır. Yapılan bu işlem, diğer filtrasyon sistemlerine göre istenilen kapasitede çok daha iyi su kalitesi elde etmeye olanak vermektedir[2]. Şekil 1 de osmoz ve ters osmoz sisteminin çalışma prensibi gösterilmektedir. Şekil 1.Osmoz ve Ters Osmoz Sisteminin Çalışma Prensibi[3] Tekstilde kullanılan suyun iletkenlik değerinin (yani içinde çözünmüş olarak bulunan iyonların toplamı) yüksek olması, özelikle boyama prosesi için bir dezavantajdır. Ters osmoz sistemi, suda çözünmüş olarak bulunan bütün iyonları (bikarbonat, sülfat, klorür, bakır, nitrat, kalsiyum, magnezyum gibi) %99 a varan oranlarda arıtarak suyun iletkenliğini düşürmektedir. Bu da boyama esnasında daha az kimyasal madde kullanmayı sağlayarak, işletme maliyetlerini azaltmaktadır. Ayrıca ters osmoz ile işletme suyundaki kalsiyum, magnezyum, demir, bakır, mangan gibi katyonlar giderildiğinden poliester boyamada ayrıca iyon tutucu kullanımına gerek kalmamaktadır. Bunun yanısıra, poliesterin üzerinde bulunan etilentereftalat monomerinin oluşturduğu oligomerlerin ortamda bulunan kalsiyum ve magnezyum katyonları ile çökelti verme problemi de ortadan kalkacaktır. Sonuç olarak; tekstil endüstrisinde, yapağı ve ipliklerin yıkanması, ağartma, boyama ve son ürünlerin yıkanması gibi işlemlerin başından sonuna kadar yüksek hacimlerde su kullanılmaktadır. Ham suda bulunan 291

329 demir, mangan, bakteri, organik madde, bikarbonat, sertlik gibi parametreler tekstil endüstrisinde haşıllama, yıkama, ağartma ve özellikle boyama işlemlerinde ciddi problemler yaratmaktadır. Oysaki boyama prosesi için istenilen en uygun su parametrelerinin bulunup, bu değerlere uygun ham su kullanılması, yani s uyun standart olması hem kaliteyi, hem de verimliliği arttırmaktadır. KAYNAKLAR [1] Özkan,Ü.,2007, Tekstil Endüstrisi Proses Suyu Hazırlanmasında Membran Proseslerinin Uygulanması,Yıldız Teknik Üniversitesi,Fen Bilimleri Enstitüsü,Yüksek Lisans Tezi. [2] [3] Williams,M., A Brief Review of Reverse Osmosis Membrane Technology,EET Corporation and Williams Engineering Services Company,2003,p.2 292

330 PP-TR-099 Metil Mavinin Modifiye Biyoatık Üzerinde Adsorpsiyonunun İncelenmesi Ayşe Z Aroğuz, Selcan Karakuş İ.Ü. Mühendislik Fakültesi, Kimya Bölümü, Fiziksel Kimya ABD, Avcılar, İstanbul Bu çalışmada, sulu çözeltilerden tekstilde pamuk boyamasında kullanılan Metil mavinin özel olarak hazırlanmış modifiye biyoatık üzerinde adsorpsiyon mekanizması ve kinetiği incelenmiştir. Bu amaçla, badem kabuğu (Batı Karadeniz yöresinden) ve epiklorohidrin ile modifiye edilmiş badem kabuğu biyoadsorbent olarak kullanılmıştır. Adsorpsiyon hızı üzerine boyar madde başlangıç derişimi ve adsorpsiyon sıcaklığının etkisi araştırılmıştır. Yalancı-birinci, yalancı ikinci dereceden, kinetik modeller deneysel verilere uygulanmış olup korrelasyon sabiti (R 2 ) ve kinetik sabitleri hesaplanmıştır. Farklı adsorpsiyon izoterm modelleri uygulanmıştır. Adsorpsiyonun 4,5 saatte dengeye eriştiği ve adsorpsiyon hızının; derişimle (5x10-5 M, 1x10-4 M, 2x10-4 M ve 2,5x10-4 M) ve sıcaklıkla (25 o C-55 o C) arttığı gözlenmiştir. 2,5x10-4 M derişimde 25 o C de % adsorpsiyon değerleri badem kabuğu için %17,28, epiklorohidrin ile modifiye edilmiş badem kabuğu için %93,4 bulunmuştur. Sıcaklık 25 o C den 55 o C ye arttırıldığında adsorpsiyonun yüksek sıcaklıklarda daha etkin olduğunu gözlenmiştir. Adsorpsiyon olayının aktivasyon enerjisi fiziksel adsorpsiyon aralığında bulunmuştur [1-3]. Sonuç olarak, sulu çözeltilerden badem kabuğu ve epiklorohidrin ile modifiye edilmiş badem kabuğu üzerinde Metil mavinin tekstil boyar maddesinin adsorpsiyon kinetiği ve mekanizması incelendiğinde modifiye biyoatık; adsorpsiyon kapasitesinin saf bioadsorbente göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. KAYNAKLAR [1] Aroguz, A.Z., Gulen, J. R., Evers, H., Bioresource Technology, 99 (6) , [2] Chatterjee, S.; Chatterjee, S.; Chatterjee, B.P.; Guha, A.K.; Colloids and Surfaces A:Physico chem. Eng. Aspects 299, , [3] Sarasam, A.; Madihally, V.S.; Biomaterials, 26, ,

331 Bioadsorbent ile Malahit Yeşil Boyar Maddesinin Uzaklaştırılması, Kinetik ve Termodinamiğinin İncelenmesi Ayşe Z. Aroğuz, Yasemin Kişmir İ.Ü. Mühendislik Fakültesi, Kimya Bölümü, Fiziksel Kimya ABD, Avcılar, İstanbul Tekstil, plastik, kozmetik gibi endüstrilerden gelen boyar maddeleri doğaya sadece kirlilik olarak değil, estetik olarak da zarar verirler. Boyar maddelerin atık miktarları çok az bile olsa doğada görüntü kirliliği oluştururlar ve güneş ışığının geçişini engellediklerinden yaşamsal faaliyet içeren sulu ortama zarar verirle r [1]. Bu maddelerin sulu ortamdan uzaklaştırılmasında adsorpsiyon, iyon değişimi, çökelme, flokulasyon, koagulasyon gibi çeşitli teknikler kullanılmaktadır [2]. Bu çalışmada, ülkemizde de bol miktarda yetiştirilen mısır kabukları hiçbir ön kimyasal işleme tabi tutulmaksızın adsorbent olarak Malahit yeşili boyar maddesi adsorpsiyonunda kullanılmıştır. Adsorpsiyon işlemi çeşitli derişimlerde (2.10-3, , ve g/l) ve farklı sıcaklıklarda (25 C, 35 C, 45 C ve 55 C) yapılarak mısır kabuğu üzerinde Malahit yeşili boyar maddesinin adsorpsiyon kinetiği incelenmiştir. Adsorpsiyon kapasitelerinin deneysel (q e/den) ve teorik (q e/teo) değerleri karşılaştırılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda malahit yeşili derişimi arttıkça mısır kabuğu üzerinde ki adsorpsiyon yüzdesinin arttığı gözlenmiştir. Ayrıca boyar madde adsorpsiyon prosesine ait termodinamik parametreler; Gibbs Serbest Enerjisi ( G 0 ), Standart Entalpi Değişimi ( H 0 ), Standart Entropi Değişimi ( S 0 ) ve adsorpsiyon denge sabiti (K c) değerleri hesaplanmıştır. Yüzde adsorpsiyon kapasitelerinin bu derişimlerde % 90 ı geçtiği ve adsorpsiyon dengesinin yaklaşık 180 dakika olduğu bulunmuştur. Çalışmada kullanılan yüksek adsorpsiyon kapasitesine sahip biyoadsorbentin malahit yeşili adsorpsiyonunda uygun ve ekonomik bir adsorbent olduğu görülmüştür. KAYNAKLAR PP-TR-100 [1] Nandi B.K., Goswami A., Purkait M.K., J. Hazardous Materıals, 161, , [2] D. Mohan, K.P. Singh, G. Singh, K. Kumar, Removal of dyes from wastewater using flyash, a low -cost adsorbent, J. Ind. Eng. Chem. Res. 41 (2002)

332 N,N-Dimetil-N-2-Propenil-2-Propen-1-Aminyum Klorür - 2-Propenamide Kopolimerinin Parlak Nikel Kaplama Üzerindeki Etkileri Belkıs Ustamehmetoğlu, Esma Sezer, Ramazan Katırcı İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü Parlak nikel banyolarında çok sayıda organik katkı kullanılmasına rağmen yüzey aktifi bir molekül olan N,N- Dimetil-N-2-propenil-2-propen-1-aminyum klorür-2-propenamid (polikuaterniyum-7) PQ7 molekülü nikel daha önce kullanılmamıştır [1-2]. Bu çalışmada, Watts nikel banyosunda ilk kez kullanılan PQ7 molekülünün kaplama hızına, tanecik boyutuna ve seviyelendirici özelliğine etkileri elektrokimyasal yöntemlerle (doğrusal voltametri ve empedans) ve yüzey inceleme metotlarıyla (SEM, XRD) 1 ve 15 A/dm 2 akım yoğunluğu bölgesinde, propargil alkol (PA ), piridinyum propil sulfobetain (PPS) ve butindiol etoksilat (BEO) molekülleriyle kıyaslanarak incelenmiştir. Doğrusal voltametri sonuçlarına göre BEO, PA ve PPS moleküllerinin konsantrasyonu arttıkça pik akım şiddeti düşerken, PQ7 molekülü varlığında pik akım şiddetinin artması, PQ7 molekülünün kaplama hızını arttırıcı yönde etkisi olduğunu göstermektedir. PQ7 molekülünün empedans ölçümlerinde elde edilen yük transfer direnci (Rct) 6.21 ohm bulunmuştur ve diğer moleküller arasında pik akım şiddetini en fazla düşüren PA nın değerine göre (104.5 ohm) düşük olması, PQ7 molekülünün kaplama hızını neden arttırdığını açıklamaktadır. Aynı konsantrasyon değerlerinde elde edilen nikel kaplamaların 1 ve 15 A/dm 2 akım yoğunluğu bölgesinde, SEM ve XRD ölçümleri alınmış ve seçilen organik katkıların, tanecik boyutuna ve seviyelenmeye etkileri araştırılmıştır. Elde edilen SEM sonuçlarında tanecik yapısını en fazla düşüren ve dolayısıyla seviyelenmeyi en fazla arttıran molekülün PQ7 olduğu tespit edilmiştir. BEO, PA ve PPS molekülleri, konsantrasyon arttıkça tanecik yapısını küçültürken, PQ7 molekülü artırsa da, en düşük konsantrasyonda, en düşük tanecik yapısı ve en yüksek seviyelenme etkisi göstermiştir. XRD ölçümlerinde en düşük konsantrasyonda pik şiddetleri kıyaslandığında PQ7 molekülünün pik şiddetinin en düşük değere sahip olması SEM sonuçlarını doğrulamaktadır. Sonuç olarak PQ7 molekülü düşük konsantrasyonlarda kaplama banyolarından beklenen etkiyi diğerlerine göre daha iyi göstermektedir. Bu sayede mevcut nikel banyolarının, daha düşük maliyetle kurulmasını ve daha uzun ömürlü olmasını sağlayacaktır. KAYNAKLAR [1] Nakamura Y., J. Appl. Electrochem. 24 (1994) [2 ]Wang. S.L, Hong L.L., Yu W.W., Acta Metall. Sing (Engl. Lett.) 21 (2008) PP-TR

333 DAD Tipi Polimerlerle Kolesterol Biyosensörü: Hekziltiyofen ve Pirol Donör, Benzotriazol Akseptör Gruplu Polimerlerde Kolesterol Oksidaz Tutuklaması Duygu Kaptan 1, Ayşe Elif Böyükbayram 1, Eda Rende 2, Levent Toppare 2,3,4 1 Karabük Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi Kimya Bölümü 2 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü 3 Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoteknoloji Bölümü PP-TR Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Polimer Bilimi Ve Teknolojisi Bölümü Kan kolesterol tayini çeşitli hastalıkların teşhisinde ve tedavisinde kullanılan önemli bir parametredir. Bu çalışmada kan kolesterol tayin yöntemi olarak amperometrik enzim tutuklamalı kolesterol biyosensörü geliştirilmiştir. Enzim tutuklamalı amperometrik sensörler basit, ucuz, çevre ile uyumlu ve hassas elektrokimyasal yöntemlerdir. Burada kolesterol oksidaz enzimi iletken polimer matrisi içine kovalent bağ ile bağlanarak tutuklanmış [1], mediyatör olarak karbonnanotüpler kul lanılarak hassasiyet arttırılmaya çalışılmıştır. Matris olarak kullanılmak üzere Donör-Akseptör-Donör (DAD) tipi iletken polimerin monomeri olarak 5- (4,7-bis (4-hexylthiophen-2-yl )-2H-benzo[d][1,2,3]triazol-2-yl )pentan-1-amine sentezlenmiş [2, 3, 4] ve matrisi oluşturmak üzere sensör üzerine elektrokimyasal olarak polimerleştirilmiştir. DAD tipi matrisde elektron transferinin daha hızlı olacağı öngörülmüştür. Matrise eklenen karbonnanotüp mediyatörü ise gözenekli yapısı ve bu sayede oluşan geniş yüzey alanı ile daha fazla enzim tutuklanmasını sağlar. Elektron transfer yetenekleri oldukça yüksektir. İletken polimerlerle kompozit bir yapı oluşturur ve sinerjetik bir etki gösterirler. Bütün bu etkiler ile elektron transferinin daha da hızlanması ve arttırılm ası, bu sayede de hassasiyetin yükseltilmesi hedeflenmiştir. Oluşturulan biyosensör numune kolesterol miktarını amperometrik akım ölçme yöntemi ile ölçmektedir. Akım ve kolesterol düzeyi arasındaki doğru orantı kullanılarak oluşturulan kalibrasyon eğriler i yöntemin temelini oluşturmaktadır. Tasarlanan biyosensörün karakterizasyonu ve optimizasyonları yapılmıştır. Kinetik parametreler; K m ve I max belirlenmiş, uygun çalışma ph sı, iletken polimer kalınlığı, biyolojik madde miktarı gibi parametreler optimize edilmiştir. Kullanım kararlılığı ve raf ömrü tayinleri yapılmıştır. Geliştirilen biyosensör mediyatörsüz ve mediyatörlü olarak incelenmiş ve ka rbonnanotübün biyosensör cevabına etkisi incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, geliştirilen biyosensör hassas ve tekrarlanabilir cevap aralığı, dayanıklı, ucuz ve pratik olma avantajları ile diğer kan kolesterol tayin metotlarına alternatif olma özell iğine sahiptir. KAYNAKLAR [1] Türkaslan, Ö., Böyükbayram, A.E., Toppare, L., Synthetic Metals, 160, , [2] Balan, A., Baran, D., Toppare, L., Polymer Chemstry, 2, 1029, [3] Baran, D., Balan, A., Esteban, B., Neubaguer, H., Sarıçiftci, N.S., Toppare, L., Macromoleculer Chemistry and Physics, 211, , [4] Baran, D., Balan, A., Çelebi, S., Esteban, B., Neubaguer, H., Sarıçiftci, N.S., Toppare, L., Chemistry of Materials, 22, ,

334 PP-TR-103 Kolesterol Baskılanmış Manyetik Nanopartiküller Ertan Yildirim 1, Adem Zengin 1, Uğur Tamer 2, Tuncer Çaykara 1 1 Gazi Üniversitesi, Fen Fakültesi, Kimya Bölümü, Besevler/Ankara 2 Gazi Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Analitik Kimya ABD, Etiler/Ankara Moleküler baskılama, çapraz bağlı polimer malzemelerinde spesifik bağlanma bölgeleri oluşturmak için sentetik bir yöntemdir [1]. Kalıp molekül kullanılarak yüksek bağlanma bölgelerine sahip çapraz bağlı polimerler sentezlenebilir [2]. Moleküler baskılanmış polimerler yüksek seçiciliğe ve kararlığa sahiptirler. Bu nedenle spesifik tanınma malzemeleri olarak kullanılırlar. Analitik ayırma, kimyasal sensör yapımında, tanınma testlerinin geliştirilmesinde ve enzim reaksiyonlarının katalizlenmesinde yaygın olara k kullanım alanına sahiptirler [3]. Yeni sentez metotlarının geliştirilmesinde moleküler baskılanmış polimerlerin sentezi oldukça önemlidir. Kalıp molekül için moleküler bağlanma ve kinetiğinin çok hızlı olması moleküler baskılamanın üstün özellikleridir [4]. Sonuç olarak; moleküler baskılanmış polimerlerde kalıp molekülün uzaklaştırılmasıyla kararlı yapının korunması ve kalıp moleküle özgü seçici bağlanma bölgelerinin bulunması oldukça ilgi çekicidir. Bu çalışmada, manyetik nanopartiküller kullanılarak kolesterol baskılanmış çapraz bağlı polimerler yüzeyde başlatılan RAFT polimerizasyonu ile sentezlenmiştir. Baskılanmış manyetik nanopartiküler X - Işınları Fotoelektron Spektroskopisi, FT-IR, Geçirimli Elektron Mikroskobu, Titreşimli Örnek Magnetometresi ile karakterize edilmiştir. Adsorspiyon çalışmalarıyla en yüksek adasorpsiyon kapasitesi belirlenmiştir. Seçicilik çalışmaları yapılarak kolesterole özgü moleküler baskılanmış polimerler sentezlenmiştir. KAYNAKLAR [1] Ye, L.; Mosbach, K. Chem. Mater. 20, , [2] Hoshino, Y.; Koide, H.; Urakami, T.; Kanazawa, H.; Kodama, T.; Oku, N.; Shea, K. J. J. Am. Chem. Soc. 132, , [3] Cutivet, A.; Schembri, C.; Kovensky, J.; Haupt, K. J. Am. Chem. Soc. 131, , [4] Dai, S.; Burleigh, M. C.; Ju, Y. H.; Gao, H. J.; Lin, J. S.; Pennycook, S. J.; Barnes, C. E.; Xue, Z. L. J. Am. Chem. Soc. 122, ,

335 Elektroaktif Titanil Merkezli Ftalosiyanin Komplekslerinin Elektrokimyasal ve In-Situ Spektroelektrokimyasal Karakterizasyonu ve Elektrokimyasal Uygulama Alanları Faruk Demir *, Atıf Koca *, PP-TR-104 * Kimya Mühendisliği Bölümü, Mühendislik Fakültesi, Marmara Üniversitesi, Kadıköy/ İSTANBUL Ftalosiyanin bileşiklerinin son yıllarda yapılan elektrokimyasal ve spektroelektrokimyasal analizleri bu bileşiklerin tersinir ve çok elektronlu metal merkezli elektron transfer özelliklerinin olduğunu ve bu özellikler sayesinde elektrokatalizör, fotokatalizör, sensör ve benzeri uygulama alanlarında elektrokimyasal uygulamalarının mümkün olduğunu göstermektedir.[1] Ftalosiyaninlerin elektrokimyasal teknolojilerde kullanılmalarının temel sebepleri arasında; zengin redoks özellikleri, ftalosiyanin merkezinin farklı metal katyonlarıyla modifiye edilebilmesi, ftalosiyanin halkasının farklı sübstitüentlerle modifiye edilebilmesi, kimyasal ve termal kararlılık; farklı kaplama teknikleri ile (e.g. damlama kaplama, daldırma, sprey kaplama, elektrokimyasal polimerizasyon, elektrokimyasal çöktürme, Langmuir-Blodgett tek tabaka veya çoklu tabaka kaplama) farklı yüzeylere (e.g. ITO elektrot) kolayca kaplanabilmeleri ve polielektrokromik, elektrokatalitik ve elektrosensör özellikleri olarak özetlenebilir.[2] Bu çalışmada elektroaktif titanil grubu ve farklı sübstitüentlerle modifiye edilmiş yeni ftalosiyanin komplekslerinin elektrokimyasal, eş-zamanlı spektroelektrokimyasal ve eş-zamanlı elektrokolorimetrik analizleri gerçekleştirilmiş ve elde edilen sonuçlar ışığında elektrokimyasal teknolojilerde uygulanabilirlikleri tespit edilmiştir. Grafiklerden de görüldüğü üzere, bu kompleksler metal ve ring merkezli tersinir, difüzyon kontrollü ve çok elektronlu indirgenme ve yükseltgenme reaksiyonu vermektedirler. Bu özel likler bu komplekslerin değişik hedef türlerin katalitik indirgenme ve yükseltgenme reaksiyonlarında elektrokatalizör olarak kullanılabilirliklerini göstermektedir. Ayrıca elektron transferi sırasında UV-vis spektrumlarındaki ve renklilik (chromaticity) diyagramlarındaki keskin değişimler söz konusu komplekslerin elektrokromik materyal olarak kullanılabilirliklerini göstermektedir. Redoks özelliklerinin yanında söz konusu komplekslerin ilginç optik, yapısal ve koordinasyon özelliklerinden dolayı yoğun bir şekilde ışık saçan diyotlar (LED ), güneş pilleri, elektrokatalizörler, elektrokromik aygıtlar ve foto hassaslaştırıcılar gibi birçok alanda kullanım imkânı bulmaktadırlar. KAYNAKLAR [1] Du D., Chen S., Song D., Li H., Chen X, Biosensors and Bioelectronics 24, 475, [2] Koca A., International Journal of Hydrogen Energy, Hydrogen evolution reaction on glassy carbon electrode modified with titanyl phthalocyanines,34,5, ,2009 [3] Barrera C., Zhukov I., Villagra E., Bedioui F., Paez M.A., Costamagna J, Zagal J.H., Journal of Electroanalytical Chemistry 589, ,

Derece Alan Üniversite Yıl. Yüksek Lisans Tezi: Nanoboyutlu Epoksidasyon Katalizörünün Sentezi ve Tanımlanması

Derece Alan Üniversite Yıl. Yüksek Lisans Tezi: Nanoboyutlu Epoksidasyon Katalizörünün Sentezi ve Tanımlanması ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Özge Kerkez Kuyumcu 2. Doğum Tarihi: 09/12/1984 3. Unvanı: Yrd.Doç.Dr. / Beykent Üniversitesi 4. Öğrenim Durumu: 1995-2002 Vefa Anadolu Lisesi, İstanbul Derece Alan Üniversite Yıl

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ Yrd. Doç. Dr. Gökhan TEMEL

ÖZGEÇMİŞ Yrd. Doç. Dr. Gökhan TEMEL ÖZGEÇMİŞ Yrd. Doç. Dr. Gökhan TEMEL Akademik Durum Doktora Yardımcı Doçentlik 2009 Yıldız Teknik Üniversitesi Prof. Dr. Nergis Arsu yönetiminde Polimerik Fotobaşlatıcıların Sentezi Karakterizasyonu Fotofiziksel

Detaylı

İstanbul Medeniyet Üniversitesi. Fen Fakültesi Kimya Bölümü Akademik Kurul Toplantısı Aralık - 2013

İstanbul Medeniyet Üniversitesi. Fen Fakültesi Kimya Bölümü Akademik Kurul Toplantısı Aralık - 2013 İstanbul Medeniyet Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Akademik Kurul Toplantısı Aralık - 2013 Akademik Personel Mesut Görür Arş. Gör. Ayşe Demir Uzman Dr. Kübra Demir Uzman Büşra Şennik Arş. Gör.

Detaylı

İstanbul Medeniyet Üniversitesi. Fen Fakültesi Akademik Kurul Toplantısı Mayıs-2013

İstanbul Medeniyet Üniversitesi. Fen Fakültesi Akademik Kurul Toplantısı Mayıs-2013 İstanbul Medeniyet Üniversitesi Fen Fakültesi Akademik Kurul Toplantısı Mayıs-2013 Akademik Personel Mesut Görür Arş. Gör. Ayşe Demir Uzman Dr. Kübra Demir Uzman Büşra Şennik Arş. Gör. Zeynep Köksal (35.

Detaylı

T.C. KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ. Rektörlüğü ne. Fakültemizde bulunan Ar-Ge Laboratuarı 2014 Yılı Faaliyet Raporu ektedir.

T.C. KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ. Rektörlüğü ne. Fakültemizde bulunan Ar-Ge Laboratuarı 2014 Yılı Faaliyet Raporu ektedir. T.C. KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ Rektörlüğü ne Fakültemizde bulunan Ar-Ge Laboratuarı 2014 Yılı Faaliyet Raporu ektedir. Ek. 1 Genel Bilgiler Ek. 2 Bilimsel Sonuç Raporu i. Özet ii. Projeden Yayımlanan Makaleler

Detaylı

Sıra Fakülte No Adı ve Soyadı Ek Sınava Gireceği Ders

Sıra Fakülte No Adı ve Soyadı Ek Sınava Gireceği Ders Sıra Fakülte No Adı ve Soyadı Ek Sınava Gireceği Ders No 1 061308889 Emrah ÇORAK PFS 1104 Eğitim Tarihi 2 0613082322 Pınar ÇELİK PFS1006 Rehberlik PFS1015 Öğretim İlke ve Yöntemleri 3 0613082568 Ahmet

Detaylı

12-16/05/2011 TARİHLERİ ARASINDA 50 ADET SOSYAL GÜVENLİK UZMAN YARDIMCISI KADROSU İÇİN YAPILAN GİRİŞ SINAVINDA BAŞARILI OLANLARI GÖSTERİR LİSTE

12-16/05/2011 TARİHLERİ ARASINDA 50 ADET SOSYAL GÜVENLİK UZMAN YARDIMCISI KADROSU İÇİN YAPILAN GİRİŞ SINAVINDA BAŞARILI OLANLARI GÖSTERİR LİSTE YAZILIM, ELEKTRONİK, ELEKTRİK VE ELEKTRONİK İLE BİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ MEZUNLARI 1 ARAZ MEHMET ALİ ASİL 2 BÜTÜN ERTAN ASİL 3 DEMİRCİOĞLU HATİCE ZEHRA ASİL 4 DEMİREL AHMET ALPEREN ASİL 5 DİNCER (PERPİL)

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Adresi : Dumlupınar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü

ÖZGEÇMİŞ. Adresi : Dumlupınar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı : Halil İLKİMEN Doğum Tarihi : 13 Ekim 1982 Doğum Yeri : Tavas/DENİZLİ Adresi : Dumlupınar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Unvan : Araştırma Görevlisi Doktor Öğrenim

Detaylı

T.C. BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJELERİ HAZIRLAMA VE DEĞERLENDİRME YÖNERGESİ ÖZGEÇMİŞ FORMU

T.C. BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA PROJELERİ HAZIRLAMA VE DEĞERLENDİRME YÖNERGESİ ÖZGEÇMİŞ FORMU Adı Soyadı Ünvanı Birimi E-Posta KİŞİSEL BİLGİLER Ferda Mindivan Yrd. Doç. Dr Bozüyük Meslek Yüksek Okulu ferdagtekin@hotmail.com ferda.mindivan@bilecik.edu.tr Web Adresi EĞİTİM DURUMU Derece Bölüm / Program

Detaylı

ERART Güzel Sanatlar Eğitim Merkezi 1997 YILI ÜNİVERSİTEYİ KAZANAN ÖĞRENCİLER

ERART Güzel Sanatlar Eğitim Merkezi 1997 YILI ÜNİVERSİTEYİ KAZANAN ÖĞRENCİLER ERART Güzel Sanatlar Eğitim Merkezi 1997 YILI ÜNİVERSİTEYİ KAZANAN ÖĞRENCİLER Nejat Semerci Anadolu Üniversitesi Resim Nejat Semerci Tansel Diplikaya Anadolu Üniversitesi Çizgi Film Satı Gamze Erdoğan

Detaylı

*İdari görevi. *İletişim Bilgileri

*İdari görevi. *İletişim Bilgileri *İsim Soyadı *Fakülte *Bölüm *İdari görevi *İletişim Bilgileri Gülşen Akın Evingür Fen-Edebiyat Fakültesi Temel Bilimler Bölümü/Fizik Öğrenci İşleri Koordinasyon Kurulu Başkanı Bologna Süreci Komisyon

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ Adı Soyadı : Reşit YILDIZ Doğum Yeri ve Yılı : Kilis/Merkez, 20.12.1980 Çalıştığı Kurum : Mardin Artuklu Üniversitesi Ünvanı : Yardımcı Doçent Dr. e-mail Adresi : ryildiz80@gmail.com

Detaylı

3,25 21,50 492,160 29,6716 Erciyes Üniversitesi 11 Pınar Beyhan 3,92 20,50 476,762 29,1876 Yeditepe Üniversitesi 12 Veysi Kanat

3,25 21,50 492,160 29,6716 Erciyes Üniversitesi 11 Pınar Beyhan 3,92 20,50 476,762 29,1876 Yeditepe Üniversitesi 12 Veysi Kanat Yurtiçi 2.sınıf yatay geçiş sıralaması İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ECZACILIK FAKÜLTESİ 2012-2013 Eğitim ve Öğretim Yılı Yatay Geçiş Sonuçları ASIL 1 İbrahim Sağlam 3,96 26,00 486,441 34,8244 Yeditepe Üniversitesi

Detaylı

DUYURU ADAYLARIN DİKKATİNE

DUYURU ADAYLARIN DİKKATİNE DUYURU Kurumumuz Merkez teşkilatında münhal bulunan 25 TÜİK Uzman Yardımcılığı sözlü sınavına katılacak adayların sözlü sınavı 10-11-12-13/09/2013 tarihinde yapılacaktır. Sınav yeri, sınav saati ve adayların

Detaylı

MEMUR KADROSU İÇİN GÖREVDE YÜKSELME SINAVINA GİRMEYE HAK KAZANANLARA İLİŞKİN KESİNLEŞEN ADAY LİSTESİ

MEMUR KADROSU İÇİN GÖREVDE YÜKSELME SINAVINA GİRMEYE HAK KAZANANLARA İLİŞKİN KESİNLEŞEN ADAY LİSTESİ 1 Özay DAL 2 Ayşe Nevbu ÇETİNKAYA ŞEKERCİOĞLU 3 Turgay TURANLIOĞLU 4 Bülent KOTLUK 5 Halil SARPKAYA 6 Canan UZUN 7 Fatma ÇAKMAK ÜNLÜ 8 Cafer KURT 9 Nusret ERSÖZ 10 Hakan BARAN 11 Mehmet DOĞAN 12 Naime

Detaylı

İSTANBUL KATILIMCI LİSTESİ

İSTANBUL KATILIMCI LİSTESİ İSTANBUL KATILIMCI LİSTESİ Aday Ad Aday Soyad Faaliyet Adı Faaliyet İli Faaliyet Yeri Başlama Tarihi Bitiş Tarihi ABDULNASIR ÇELİK 2016000004Rehberlik Kursu İSTANBUL ABDURRAHMAN AKYOL 2016000004Rehberlik

Detaylı

PFESP MEZUN ÖĞRENCİLER ÖN KAYIT LİSTESİ KAYIT NO ADI SOYADI BÖLÜM/ANABİLİM DALI GANO ÖSYM PUANI 195 EMRE KARABIYIK ANTRENÖRLÜK 2,49 237,894 127 KEMAL

PFESP MEZUN ÖĞRENCİLER ÖN KAYIT LİSTESİ KAYIT NO ADI SOYADI BÖLÜM/ANABİLİM DALI GANO ÖSYM PUANI 195 EMRE KARABIYIK ANTRENÖRLÜK 2,49 237,894 127 KEMAL PFESP MEZUN ÖĞRENCİLER ÖN KAYIT LİSTESİ KAYIT NO ADI SOYADI BÖLÜM/ANABİLİM DALI GANO ÖSYM PUANI 195 EMRE KARABIYIK ANTRENÖRLÜK 2,49 237,894 127 KEMAL SEYHAN KARAKAŞ ANTRENÖRLÜK 2,4 201,314 128 RAMİZ ZEVKER

Detaylı

Görev Unvanı Görev Yeri Yıl

Görev Unvanı Görev Yeri Yıl ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı: Cezmi KAYAN Doğum Tarihi: 1978 Öğrenim Durumu: Doktora Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Fen Edebiyat Fak. / Kimya ODTÜ 2001 Y. Lisans Fen Bilimleri Ens./ Kimya DİCLE ÜNİVERSİTESİ

Detaylı

GRUP. Devam Çizelgesi UYGULAMA OKULU KOORDİNATÖRÜ UYGULAMA SINIFI. ÖĞRETMEN ADAYININ NUMARASI Kübra Nur SAYAN Bircan ÇAM. 1.

GRUP. Devam Çizelgesi UYGULAMA OKULU KOORDİNATÖRÜ UYGULAMA SINIFI. ÖĞRETMEN ADAYININ NUMARASI Kübra Nur SAYAN Bircan ÇAM. 1. Kübra Nur SAYAN Bircan ÇAM Tülay SANCAR Özlem ESEN Yeliz KUMAŞ Kübra TUNCA Vasfiye KALAMAN 7 Mart Ortaokulu Orhun BÜYÜK Şehmuz BULUT Yrd. Doç. Dr. Mustafa CANSIZ Engin SÖNMEZ Murat YÖNDEM (İ.Ö.) Sultan

Detaylı

ANKARA İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 16 MART-15 NİSAN 2015 TARİHLERİ ARASINDA ADAY MEMUR HAZIRLAYICI EĞİTİMİNE KATILACAK PERSONEL LİSTESİ

ANKARA İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 16 MART-15 NİSAN 2015 TARİHLERİ ARASINDA ADAY MEMUR HAZIRLAYICI EĞİTİMİNE KATILACAK PERSONEL LİSTESİ 16 MART-15 NİSAN 2015 TARİHLERİ ARASINDA ADAY MEMUR HAZIRLAYICI EĞİTİMİNE KATILACAK PERSONEL LİSTESİ UNVANI İLK GÖREVE BAŞLAMA ÖĞRENİM DURUMU GÖREV YERİ EĞİTİM YERİ 1 H138515 Ali Rıza KELTEN Hemşire 15.01.2015

Detaylı

2014-2015 Öğretim Yılı Güz Formasyon Grubu Ders Muafiyet Listesi

2014-2015 Öğretim Yılı Güz Formasyon Grubu Ders Muafiyet Listesi 2014-2015 Öğretim Yılı Güz Formasyon Grubu Ders Muafiyet Listesi Öğr enci Sıra No Öğrencinin Adı Öğrencinin Muaf Olmayı Talep Ettiği Dersler 1 Nimet Dolaş Hemşirelik Ölçme Değerlendirme Psikoloji 2 Hale

Detaylı

TARİH BÖLÜMÜ KASIM DÖNEMİ STAJ GRUPLARI

TARİH BÖLÜMÜ KASIM DÖNEMİ STAJ GRUPLARI TARİH BÖLÜMÜ KASIM DÖNEMİ STAJ GRUPLARI Uygulama Öğretim Elemanı: Doç. Dr. Mesut AYAR Grup No: KD : Sosyal Bilimler Lisesi 0866680 İRFAN BEYTAŞ 0670 PINAR KELOĞLU 88669 CİHAN ŞAHİN 07889 ENGİN YALÇIN 60096

Detaylı

2015-2016 KISMİ ZAMANLI ÇALIŞMAYA HAK KAZANAN ÖĞRENCİ LİSTESİ

2015-2016 KISMİ ZAMANLI ÇALIŞMAYA HAK KAZANAN ÖĞRENCİ LİSTESİ 2015-2016 KISMİ ZAMANLI ÇALIŞMAYA HAK KAZANAN ÖĞRENCİ LİSTESİ ADI SOYADI ÇALIŞTIĞI BİRİM 1 SEVİLAY BIYIKLI ACİL TIP ANABİLİM DALI 2 VELAT KURT ACİL TIP ANABİLİM DALI 3 BÜŞRA GEDİK ACİL TIP ANABİLİM DALI

Detaylı

MEMUR KADROSUNDA ARANAN ŞARTLARI TAŞIYANLARA İLİŞKİN ADAY LİSTESİ

MEMUR KADROSUNDA ARANAN ŞARTLARI TAŞIYANLARA İLİŞKİN ADAY LİSTESİ 1 Özay DAL 2 Ayşe Nevbu ÇETİNKAYA ŞEKERCİOĞLU 3 Turgay TURANLIOĞLU 4 Bülent KOTLUK 5 Halil SARPKAYA 6 Canan UZUN 7 Fatma ÇAKMAK ÜNLÜ 8 Cafer KURT 9 Nusret ERSÖZ 10 Hakan BARAN 11 Mehmet DOĞAN 12 Naime

Detaylı

ALES PUAN KADRO ÜNVANI KAD. DER. 1 Gökhan ÖZBİÇİCİ Yabancı Diller Yüksekokulu Okutman 5 87,82383 93,75 52,694298 37,5 90,194298

ALES PUAN KADRO ÜNVANI KAD. DER. 1 Gökhan ÖZBİÇİCİ Yabancı Diller Yüksekokulu Okutman 5 87,82383 93,75 52,694298 37,5 90,194298 Sr. Sr. BAġVURANIN ADI SOYADI MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİNİN 02-16 EYLÜL 2013 TARİHLERİ ARASINDA YAYIMLANAN AKADEMİK KADRO İLANI YABANCI DİLLER YÜKSEKOKULU OKUTMAN (9611) İLANI ÖN DEĞERLENDİRME SONUCU

Detaylı

T.C. KAFKAS ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI KARS 25/08/2015. SERVİS : Öğrenci İşleri SAYI : KONU : Okul Deneyimi

T.C. KAFKAS ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI KARS 25/08/2015. SERVİS : Öğrenci İşleri SAYI : KONU : Okul Deneyimi Uygulama Okulunun : Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu Okul Müdürü : Şentürk SAMGAR Müdür Yrd. :Cantürk BARMANBERK Grup No :1 120401001 SEÇİL KAZAKLI 120401002 HANIM KARAKOÇ 120401003 ESMA NUR ERENKARA 120401004

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı: Adnan KURT Doğum Tarihi: 11/04/1980 Öğrenim Durumu: Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Kimya İnönü Üniversitesi 2001 Y. Lisans Kimya Anabilim Dalı

Detaylı

İstanbul Gelişim Üniversitesi İstanbul Gelişim Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Başvuruları Ön Değerlendirme Sonuçları

İstanbul Gelişim Üniversitesi İstanbul Gelişim Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Başvuruları Ön Değerlendirme Sonuçları İstanbul Gelişim Üniversitesi İstanbul Gelişim Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Başvuruları Ön Değerlendirme Sonuçları NOT: Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Naklen Veya Açıktan Yapılacak

Detaylı

Öğrenci - Ders Listesi ( Tüm Dersler )

Öğrenci - Ders Listesi ( Tüm Dersler ) Öğrenci - Ders Listesi ( Tüm Dersler ) 13640710016 MUSTAFA DOĞAN 13640710042 ELİF SEMA ÖZDİL 13640710044 RAMAZAN KOÇ 13640710050 SEVDA ÜRE 13640710054 GÜLFEN ELMACIOĞLU 13640710069 AYŞE BEKTAŞ 13640710081

Detaylı

2. Çeyrek Dönem sonunda aşağıdaki öğrenciler belirtilen seviyelerde eğitimlerine devam edeceklerdir. Öğrenci No. Adı-Soyadı Seviyesi

2. Çeyrek Dönem sonunda aşağıdaki öğrenciler belirtilen seviyelerde eğitimlerine devam edeceklerdir. Öğrenci No. Adı-Soyadı Seviyesi 2. Çeyrek Dönem sonunda aşağıdaki öğrenciler belirtilen seviyelerde eğitimlerine devam edeceklerdir. Öğrenci No. Adı-Soyadı Seviyesi 120114036 Ozan Emre ERDEM Upper-Intermediate 120114023 Buse Yonca HÜSMEN

Detaylı

TARİHLİ İLANIMIZIN SINAV SONUÇLARI

TARİHLİ İLANIMIZIN SINAV SONUÇLARI : Biyomedikal Mühendisliği Çağatay TAŞDEMİRCİ 78,09802 70,00 70,13 47 23,429406 7,000 21,039 14,1 65,568406 Seval TORUN 86,79168 65,00 80,16 27 26,037504 6,500 24,048 8,1 64,685504 Birgün ÖZÇOLAK 80,13846

Detaylı

STAJYER ÖĞRENCİ TAKİP TABLOSU NOTLAR

STAJYER ÖĞRENCİ TAKİP TABLOSU NOTLAR STAJYER ÖĞRENCİ TAKİP TABLOSU OKULU BECERİ EĞİTİMLERİNDEN SORUMLU YETKİLİ Prof. Dr. Hulusi Behçet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Adı/Soyadı Semra Uçar ŞAHMELİKOĞLU Telefon (iş ve Cep) (0216) 426 38 50

Detaylı

ÇANKAYA İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ SINAV SONUÇ LİSTESİ SIRA SOYAD AD KURUM ADAY NO SERTİFİKA TÜRÜ PUAN SONUÇ. 06924 Çağrı Merkezi Elemanı 95 GEÇTİ

ÇANKAYA İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ SINAV SONUÇ LİSTESİ SIRA SOYAD AD KURUM ADAY NO SERTİFİKA TÜRÜ PUAN SONUÇ. 06924 Çağrı Merkezi Elemanı 95 GEÇTİ Sayfa : 1 / 7 1 BULUT Abdulsamet 07001 Çağrı Merkezi Elemanı 85 GEÇTİ 2 AHMET TAHİR Ahmet 06898 Çağrı Merkezi Elemanı 55 GEÇTİ 3 KAYABAŞI Akgün 07002 Çağrı Merkezi Elemanı 50 GEÇTİ 4 DİNÇ Ali 06919 Çağrı

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Dr. Murat BİNGÜL

ÖZGEÇMİŞ. Dr. Murat BİNGÜL ÖZGEÇMİŞ Dr. Murat BİNGÜL Kisisel Bilgiler: Doğum Yeri ve Tarihi: Kocaeli 25 Ocak 1983. Medeni Hali: Evli Adres: Yeniköy Merkez Mah. Komutan Sok. No: 19 Güvenliköy Konutları C-1 Başiskele Kocaeli E-mail:

Detaylı

BAĞCILAR ANADOLU LİSESİ

BAĞCILAR ANADOLU LİSESİ BAĞCILAR ANADOLU LİSESİ PF09140638 KÜBRA DOĞAN PF09140595 ÖMER YILMAZ PF09140190 RIDVAN BİNBOĞA PF09140810 GAMZE KAMİŞLİ PF09140268 BUŞRA ÇİMEN PF09140467 EDA SÜREN Biyoloji Öğretmenliği Grubu PF24140208

Detaylı

2011-2012 ÖĞRETĐM YILI YATAY GEÇĐŞ SONUÇLARI

2011-2012 ÖĞRETĐM YILI YATAY GEÇĐŞ SONUÇLARI 2011-2012 ÖĞRETĐM YATAY GEÇĐŞ LARI Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal ile Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına Đlişkin

Detaylı

XI. THM YUUP Çalıştayı Katılım Listesi

XI. THM YUUP Çalıştayı Katılım Listesi XI. THM YUUP Çalıştayı Katılım Listesi Adı Soyadı Üniversite/Kurum E-Mail Ömer YAVAŞ Ankara Üniversitesi yavas@ankara.edu.tr Orhan ÇAKIR Ankara Üniversitesi ocakir@science.ankara.edu.tr Ayşe HİÇSÖNMEZ

Detaylı

KTÜ ORMAN FAKÜLTESİ ORMAN ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ 2015-2016 GÜZ DÖNEMİ BİTİRME ÇALIŞMASI SINAV PROGRAMI

KTÜ ORMAN FAKÜLTESİ ORMAN ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ 2015-2016 GÜZ DÖNEMİ BİTİRME ÇALIŞMASI SINAV PROGRAMI KTÜ ORMAN FAKÜLTESİ ORMAN ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ 2015-2016 GÜZ DÖNEMİ BİTİRME ÇALIŞMASI SINAV PROGRAMI (Yedek) (Yedek) İsmail TURAN 280781 28.12.2015/ 08.30-09.00 Orman ürünleri sanayinde tedarik

Detaylı

T.C. ANKARA BATI ADLİ YARGI İLK DERECE MAHKEMESİ ADALET KOMİSYONU BAŞKANLIĞI

T.C. ANKARA BATI ADLİ YARGI İLK DERECE MAHKEMESİ ADALET KOMİSYONU BAŞKANLIĞI T.C. ANKARA BATI ADLİ YARGI İLK DERECE MAHKEMESİ ADALET KOMİSYONU BAŞKANLIĞI 2015 Yılı Yazı İşleri Müdürlüğü Görevde Yükselme Sınavı Başvuru Değerlendirme Formu Sıra No Adı Soyadı Sicili Görev Yeri Eğitim

Detaylı

Yüzey Suları Çalışma Grubu

Yüzey Suları Çalışma Grubu Yüzey Suları Çalışma TÜRKİYE ULUSAL HİDROLOJİ KOMİSYONU TUHK BAŞKANI: Dr. BÜLENT SELEK ÜNİVERSİTELER TEMSİLCİSİ: Prof. Dr. HAFZULLAH AKSOY Çalışma Grupları Üye Adı-Soyadı Görevi Çalıştığı Kurum Prof. Dr.

Detaylı

T.C. KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ Sağlık, Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı

T.C. KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ Sağlık, Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı 2015-2016 Öğretim yılında Üniversitemiz akademik ve idari birimlerinde kısmi zamanlı statüde çalışacak olan öğrencilerin isimleri Birim Komisyonlarından geldikçe aşağıda yayımlanacaktır. Listede isimleri

Detaylı

FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAHAR YARIYILI LİSANSÜSTÜ BAŞVURU DEĞERLENDİRME SONUÇLARI

FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAHAR YARIYILI LİSANSÜSTÜ BAŞVURU DEĞERLENDİRME SONUÇLARI TEKSTİL MÜHENDİSLİĞİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 1 Salahattin KİRİŞ ASİL 2 Sinan TOMBALAK ASİL 3 Alev ANBAR ASİL 4 Mehmet Şafii KARABULUT ASİL 1 Burak YILDIRIM ASİL TEKSTİL MÜHENDİSLİĞİ DOKTORA PROGRAMI 1 Yusuf

Detaylı

ERART Güzel Sanatlar Eğitim Merkezi 2005 YILI ÜNİVERSİTEYİ KAZANAN ÖĞRENCİLER. Ad-Soyad: Esra Boz Kazandığı Bölüm: 18 Mart Üniversitesi G.T.E.S 4.

ERART Güzel Sanatlar Eğitim Merkezi 2005 YILI ÜNİVERSİTEYİ KAZANAN ÖĞRENCİLER. Ad-Soyad: Esra Boz Kazandığı Bölüm: 18 Mart Üniversitesi G.T.E.S 4. ERART Güzel Sanatlar Eğitim Merkezi 2005 YILI ÜNİVERSİTEYİ KAZANAN ÖĞRENCİLER Bahar Kurt Anadolu Üniversitesi Seramik Esra Kara Maltepe Üniversitesi İçmimarlık Burslu Burcu Kucaloğlu Kocaeli Üniversitesi

Detaylı

NANO KURġUN ÜRETĠMĠ VE KARAKTERĠZASYONU

NANO KURġUN ÜRETĠMĠ VE KARAKTERĠZASYONU NANO KURġUN ÜRETĠMĠ VE KARAKTERĠZASYONU AHMET GÜNGÖR MERSĠN ÜNĠVERSĠTESĠ FEN BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ KĠMYA MÜHENDĠSLĠĞĠ ANA BĠLĠM DALI YÜKSEK LĠSANS TEZĠ MERSĠN TEMMUZ 2015 NANO KURġUN ÜRETĠMĠ VE KARAKTERĠZASYONU

Detaylı

BES 451-01 Onkoloji EAH Cansu Dölek Sema Akyüz Hatice Kanıbir Merve Merter Merve İnel Öznur Aydın Tuğba Ekici Huriye Saygılı BES 451-01 Atatürk EAH

BES 451-01 Onkoloji EAH Cansu Dölek Sema Akyüz Hatice Kanıbir Merve Merter Merve İnel Öznur Aydın Tuğba Ekici Huriye Saygılı BES 451-01 Atatürk EAH BES 451 H.Ü. DIŞI HASTANE VE KURUM STAJI - GÜZ DÖNEMİ - BAHAR DÖNEMİ 14 EYLÜL 05 KASIM 08 ŞUBAT- 24 MART 2. GRUP 1. GRUP 4. GRUP 3. GRUP Onkoloji EAH Onkoloji EAH Onkoloji EAH Onkoloji EAH Cansu Dölek

Detaylı

T.C. GEDİZ ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ ARAŞTIRMA GÖREVLİSİ KADROSU ÖN BAŞVURU SONUÇLARI

T.C. GEDİZ ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ ARAŞTIRMA GÖREVLİSİ KADROSU ÖN BAŞVURU SONUÇLARI T.C. GEDİZ ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ ARAŞTIRMA GÖREVLİSİ KADROSU ÖN BAŞVURU SONUÇLARI SIRA AD-SOYAD MEZUNİYET BÖLÜM BELGELER ALES DİL PUANI PUAN* 1 TÜLİN TOLAY DUMLUPINAR

Detaylı

2014-2015 Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı Bahar (Ek) Dönemi II. Dönem Derslerine Ait Muafiyet Listesi

2014-2015 Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programı Bahar (Ek) Dönemi II. Dönem Derslerine Ait Muafiyet Listesi Sıra No Öğrencini n Adı Soyadı Bölümü Muaf Olunan Ders Muafiyet Durumu 1 Fuat YILMAZ Beden Eğitimi Öğretmenlik Uygulaması Muaf 2 Murat PEKTAŞ Türk Dili ve Edebiyatı (TDE) Öğretmenlik Uygulaması Muaf 3

Detaylı

16-17 Ekim 2015 - Çankaya Üniversitesi

16-17 Ekim 2015 - Çankaya Üniversitesi 16-17 Ekim 2015 - Çankaya Çalışma Grubu: Dil Öğretiminde Kalite ve Yükseköğretim Yeterlilikler Çerçevesi Grup Başkanı: Tijen Akşit Raportör: Mehmet Atasagun 1 Ahmet Selçuk Akdemir Ağrı İbrahim Çeçen 2

Detaylı

UYGULAMA ÖĞRETİM ELEMANI DOÇ. DR. EMRE ÜNAL DOÇ. DR. EMRE ÜNAL DOÇ. DR. EMRE ÜNAL

UYGULAMA ÖĞRETİM ELEMANI DOÇ. DR. EMRE ÜNAL DOÇ. DR. EMRE ÜNAL DOÇ. DR. EMRE ÜNAL 2012-2013 EĞİTİM YILI BAHAR YARIYILI ÖĞRETMENLİK SI II DERSİ PROGRAMI 1 090301001 NİLAY BOSTANCI 2 090301002 ZÜLBETTİN EMLİ 3 080301093 MUSTAFA TOK 4 090301004 EMİNE NAR 5 090301005 RABİYE KILINÇARSLAN

Detaylı

19/11/2015 TARİHLİ AKADEMİK İLANLARDA YER ALAN KADROLARA MÜRACAAT EDEN ADAYLARIN ÖN DEĞERLENDİRME SONUÇLARI. Lisans Mezuniyet.

19/11/2015 TARİHLİ AKADEMİK İLANLARDA YER ALAN KADROLARA MÜRACAAT EDEN ADAYLARIN ÖN DEĞERLENDİRME SONUÇLARI. Lisans Mezuniyet. 19/11/2015 TARİHLİ AKADEMİK İLANLARDA YER ALAN KADROLARA MÜRACAAT EDEN ADAYLARIN E SONUÇLARI BİRİMİ: DALAMAN MESLEK YÜKSEKOKULU %30 (SINAVA GİRMEYE HAK 1 Hakan ÖZKAN Ulaştırma Hizmetleri Böl. /Marina İşletme

Detaylı

SIRA NO PROJE NO ADI SOYADI BÖLÜMÜ ÜNİVERSİTE EŞLEŞTİĞİ ÜLKE

SIRA NO PROJE NO ADI SOYADI BÖLÜMÜ ÜNİVERSİTE EŞLEŞTİĞİ ÜLKE 1 2013-1-TR1-COM04-47097 Adem TOPRAK İngilizce Öğretmenliği Anadolu Üniversitesi POLONYA 2 2013-1-TR1-COM04-46886 Adem CELEP Mütercim Tercümanlık Anadolu Üniversitesi POLONYA 3 2013-1-TR1-COM04-46419 Adnan

Detaylı

2011-2012 ÖĞRETİM YILI BAHAR YARIYILI 4. SINIF SEÇMELİ DERS ISE4216 YAPILARDA TAŞIYICI SİSTEM BELİRLENMESİ Prof. Dr. Erdal İRTEM

2011-2012 ÖĞRETİM YILI BAHAR YARIYILI 4. SINIF SEÇMELİ DERS ISE4216 YAPILARDA TAŞIYICI SİSTEM BELİRLENMESİ Prof. Dr. Erdal İRTEM 2011-2012 ÖĞRETİM YILI BAHAR YARIYILI 4. SINIF SEÇMELİ DERS ISE4216 YAPILARDA TAŞIYICI SİSTEM BELİRLENMESİ Prof. Dr. Erdal İRTEM II.Öğretim 1 200820401001 Cihan Şahin 2 200820401014 Helin Bingöl 3 200820401016

Detaylı

2013-2014 ÖĞRETİM YILI GÜZ YARIYILI %10 LİSTESİ

2013-2014 ÖĞRETİM YILI GÜZ YARIYILI %10 LİSTESİ 2013-2014 ÖĞRETİM YILI GÜZ YARIYILI %10 LİSTESİ İLKÖĞRETİM BÖLÜMÜ /OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİ ANABİLİM DALI (İKİNCİ ÖĞRETİM) ÖĞRENCİ NO ADI SOYADI SINIFI ORTALAMA BÖLÜMÜ /ANABİLİM DALI 2013259071 BÜŞRA YAŞDALI

Detaylı

12.05.2013 Pazar Günü Yapılan 1064 Saatlik Çocuk Gelişimi Sınav Sonuçları Aşağıdaki Gibidir.

12.05.2013 Pazar Günü Yapılan 1064 Saatlik Çocuk Gelişimi Sınav Sonuçları Aşağıdaki Gibidir. 12.05.2013 Pazar Günü Yapılan 1064 Saatlik Çocuk Gelişimi Sınav Sonuçları Aşağıdaki Gibidir. S.NO AD VE SOYAD ALDIĞI NOT RAKAMLA YAZIYLA DERECE 1 / 56 SONUÇ 1 BANU BAKAÇ 100 YÜZ 2 ABUZER DİLEKÇİ 2 / 56

Detaylı

1.TİG Kursu "Tüm Yönleriyle TİG" Katılımcı Listesi

1.TİG Kursu Tüm Yönleriyle TİG Katılımcı Listesi 1.TİG Kursu "Tüm Yönleriyle TİG" 09-10 Eylül 2015- Ankara Adı-Soyadı ABDULKADİR DOST ABDULKADİR DENİZ AHMET GENÇ AHMET GÖDEKMERDAN AHMET KÜRŞAT ACAR AHMET ÖZYALÇIN AHMET ÜZÜM AHMET ZEREN ALAİDDİN DOMAÇ

Detaylı

TRAKYA ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ YATAY GEÇİŞ ÖN DEĞERLENDİRME KOMİSYONU TUTANAĞI

TRAKYA ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ YATAY GEÇİŞ ÖN DEĞERLENDİRME KOMİSYONU TUTANAĞI TRAKYA Sİ SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ YATAY GEÇİŞ ÖN DEĞERLENDİRME KOMİSYONU TUTANAĞI 2015-2016 eğitim öğretim yılında Fakültemiz Bölümlerine yatay geçiş başvurusunda bulunan öğrencilerin başvuru evrakları

Detaylı

TÜRK DİŞHEKİMLERİ BİRLİĞİ 15. DÖNEM KOMİSYON ÜYELERİ KOMİSYONLAR KOMİSYON ÜYELERİ ODASI. Nevin KİLECİOĞLU. Kadir Tümay İMRE Doç.Dr.

TÜRK DİŞHEKİMLERİ BİRLİĞİ 15. DÖNEM KOMİSYON ÜYELERİ KOMİSYONLAR KOMİSYON ÜYELERİ ODASI. Nevin KİLECİOĞLU. Kadir Tümay İMRE Doç.Dr. KOMİSYONLAR ODASI Ağız Diş Sağlığı Hizmetlerinin Sunumu ve Finansmanı Basın Yayın Dişhekimliğinde İnsangücü Planlaması Dişhekimliğinde Mevzuat ve AB Müktesebatı Uyumlaştırma Çalışmaları İrfan KARABABA

Detaylı

202 nolu sınıf Ders Adı LAW 201 Borçlar Hukuku Genel Hükümler I SIRA NO Öğrenci No Adı Soyadı Öğretim Elemanı Doç. Dr.

202 nolu sınıf Ders Adı LAW 201 Borçlar Hukuku Genel Hükümler I SIRA NO Öğrenci No Adı Soyadı Öğretim Elemanı Doç. Dr. 202 nolu sınıf LAW 201 Borçlar Hukuku Genel Hükümler I 1 1201011040 SAFİYE BÜKE 2 1201011010 TAHA EMİN YARIŞ 3 1101011062 SALİH YILDIZ 4 1201011030 KÜBRA ŞAHİN 5 1201011067 TUĞHAN ERTÜRK 6 1201011034 AYTEN

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SINAV ALANI İL İLÇE SINIF YE GÖRE LI LİSTE SAYFA LAMA ALANI SINAV TARİHİ 01.07.2014 RAPOR TÜRÜ Ders Grup 1 TC KİMLİK ADI SOYADI DOĞRU YANLIŞ NET SAYISAL SÖZEL EŞİT AĞIRLIK D Y N D Y N 1 57730254654 106-Kayıtlı

Detaylı

2012-2013 ÜNİVERSİTE KAZANLAR LİSTESİ

2012-2013 ÜNİVERSİTE KAZANLAR LİSTESİ Adı Soyadı Program Adı 2012-2013 ÜNİVERSİTE KAZANLAR LİSTESİ SEVGİ ÇAYLAK ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ (BOLU)/Mühendislik-Mimarlık Fakültesi/Gıda Mühendisliği ESRA HOTAN ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ

Detaylı

Açıklama: Ön değerlendirme sonunda ilgili yönetmelik gereği yazılı sınava ilk 8 kişi alınacaktır.

Açıklama: Ön değerlendirme sonunda ilgili yönetmelik gereği yazılı sınava ilk 8 kişi alınacaktır. : Biyoloji 1 Salih DİKİLİTAŞ 87,41647 82,50 52,450 33,000 85,44988 2 Gürkan OYA 79,85300 80,00 47,912 32,000 79,91180 3 Fatma ŞANLI 81,70774 73,75 49,025 29,500 78,52464 4 Havva Kübra SOYDABAŞ 81,47326

Detaylı

30 MAYIS 2015 CUMARTESİ GÜNÜ ANKARA'DA

30 MAYIS 2015 CUMARTESİ GÜNÜ ANKARA'DA 30 MAYIS 2015 CUMARTESİ GÜNÜ ANKARA'DA YAPILAN ENFORMASYON MEMURLUĞU VE ENFORMASYON MEMURLUĞU YABANCI DİL SINAV SONUÇLARI AŞAĞIDA YER ALMAKTADIR. SINAVDA BAŞARI BELGESİ ALMAYA HAK KAZANANLAR BELGELERİNİ

Detaylı

2015 YILI İL MÜDÜRLÜĞÜ LOJMAN SIRA LİSTESİNE BAŞVURANLARA AİT LİSTEDİR.(1. GRUP) Lojman Tercihi. Yenimahalle. Balcıoğlu

2015 YILI İL MÜDÜRLÜĞÜ LOJMAN SIRA LİSTESİNE BAŞVURANLARA AİT LİSTEDİR.(1. GRUP) Lojman Tercihi. Yenimahalle. Balcıoğlu 2015 YILI İL MÜDÜRLÜĞÜ LOJMAN SIRA LİSTESİNE BAŞVURANLARA AİT LİSTEDİR.(1. GRUP) S.N. ADI SOYADI UNVANI GÖREV YERİ 1 Erdoğan AKSU VHKİ. İl Millî Eğitim Müdürlüğü X 140 6 6 28 180 2 Yavuz ÖZCAN Bil.İşletmeni

Detaylı

BİLECİK ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU

BİLECİK ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU BİLECİK ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU Adı Soyadı Ünvanı Alanı Doğum Yeri E-Posta KİŞİSEL BİLGİLER Erdal EREN Doç. Dr. Kimya Bursa erdal.eren@bilecik.edu.tr EĞİTİM DURUMU Derece Üniversite Yıl Lisans

Detaylı

2016 YILI OCAK DÖNEMİ İL İÇİ BİRLİKLER ARASI YER DEĞİŞTİRME SONUÇLARI

2016 YILI OCAK DÖNEMİ İL İÇİ BİRLİKLER ARASI YER DEĞİŞTİRME SONUÇLARI 1 İlkin SARIDİLEK DİŞ HEKİMİ FATİH KHB A.KUZEY KHB UYGUN 2 Emine ÇELİK DİŞ HEKİMİ FATİH KHB ÇEKMECE KHB UYGUN 3 MELİHA ÖZER EBE FATİH KHB ÇEKMECE KHB UYGUN 4 REYHAN ÇAVKAÇTI EBE FATİH KHB ÇEKMECE KHB UYGUN

Detaylı

GENEL SIRA Sıra No Öğrenci No Adı Soyadı Not Ort. Burs Oranı

GENEL SIRA Sıra No Öğrenci No Adı Soyadı Not Ort. Burs Oranı FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ GENEL SIRA Sıra No Öğrenci No Adı Soyadı Not Ort. Burs Oranı 1 1 1301.02049 PINAR ECE KIRAÇ 4 %100 2 2 1301.02028 DUYGU BAKIR 3,98 %100 3 3 1201.02066 YASEMİN GÜLER

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Ali Rıza ERDEM

Yrd. Doç. Dr. Ali Rıza ERDEM Yrd. Doç. Dr. Ali Rıza ERDEM Dumlupınar Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Fen Bilgisi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Evliya Çelebi Yerleşkesi (43100) KÜTAHYA CepTelefonu: Telefon: Faks: Eposta:

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. : Aksaray Üniversitesi, Mühendislik Fak., Çevre Müh. Böl., 68100, AKSARAY

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. : Aksaray Üniversitesi, Mühendislik Fak., Çevre Müh. Böl., 68100, AKSARAY ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı : Ahmet KILIÇ Doğum Tarihi (gg/aa/yy) : 20.12.1971 Adres : Aksaray Üniversitesi, Mühendislik Fak., Çevre Müh. Böl., 68100, AKSARAY Telefon : 0 555 777 2417

Detaylı

ATAMA / YERDEĞİŞTİRME ONAY LİSTESİ

ATAMA / YERDEĞİŞTİRME ONAY LİSTESİ ATANDIĞI GÖREV YERİ ve ALANI MEHMET AYTEKİN GAZİANTEP ŞAHİNBEY Gaziantep Beden Eğitimi 72 2 ERGÜN ASLANARGUN GAZİANTEP ŞEHİTKAMİL Bayraktar Anadolu Beden Eğitimi GAZİANTEP ŞEHİTKAMİL (74909)Hacı Lütfiye

Detaylı

BİLECİK ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU

BİLECİK ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU BİLECİK ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU KİŞİSEL BİLGİLER Adı Soyadı Ünvanı Birimi Bilge EREN Yrd. Doç. Dr. Fen Edebiyat Fakültesi E-Posta bilge.eren @bilecik.edu.tr EĞİTİM DURUMU Derece Bölüm / Program

Detaylı

MALİYE BAKANLIĞI VE GİRESUN ÜNİVERSİTESİNİN BİRLİKTE GİRESUN ÜNİVERSİTESİNDE DÜZENLEDİĞİ 13-14 EYLÜL 2012 TARİHİNDE DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ

MALİYE BAKANLIĞI VE GİRESUN ÜNİVERSİTESİNİN BİRLİKTE GİRESUN ÜNİVERSİTESİNDE DÜZENLEDİĞİ 13-14 EYLÜL 2012 TARİHİNDE DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ MALİYE BAKANLIĞI VE GİRESUN ÜNİVERSİTESİNİN BİRLİKTE GİRESUN ÜNİVERSİTESİNDE DÜZENLEDİĞİ 13-14 EYLÜL 2012 TARİHİNDE DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ ÜNİVERSİTELERİNE YÖNELİK İÇ KONTROL KONULU TOPLANTININ KATILIMCI

Detaylı

SIRA NO PROJE NO AD SOYAD İKAMET İLİ ÜNİVERSİTE BÖLÜM

SIRA NO PROJE NO AD SOYAD İKAMET İLİ ÜNİVERSİTE BÖLÜM 1 2013-1-TR1-COM04-47097 Adem TOPRAK ZONGULDAK Anadolu Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği 2 2013-1-TR1-COM04-46886 Adem CELEP MANİSA Anadolu Üniversitesi Almanca Öğretmenliği 3 2013-1-TR1-COM04-46419

Detaylı

KATILDIĞI KONGRE, SEMPOZYUMLAR VE TEBLİĞLER

KATILDIĞI KONGRE, SEMPOZYUMLAR VE TEBLİĞLER KATILDIĞI KONGRE, SEMPOZYUMLAR VE TEBLİĞLER 1. Gönül Pamuk, Alper Tolga ÇOLAK, Okan Zafer Yeşilel, Filiz Yılmaz, Co(II)-piridin- 2,3-dikarboksilat Kompleksinin Sentezi ve Karakterizasyonu, {[Co(H2O)6][Co(pydk)

Detaylı

SHT-21 Bilgilendirme Çalıştayı Katılımcı Listesi 23 Eylül 2014

SHT-21 Bilgilendirme Çalıştayı Katılımcı Listesi 23 Eylül 2014 1. Uğur COŞKUN BITES SAVUNMA, HAVACILIK VE UZAY TEKN. YAZILIM ELKT. LTD. ŞTI. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. AHMET DEMİR Osman Levent TÜLÜ Uzay YILDIZ Yasemin ŞEREF CIZIOĞLU Onur ÜYE Ezgi TATAR

Detaylı

BAYAN TUŞBA İLÇESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ GEÇİCİ KUR'AN KURSU MÜLAKAT BAŞARI DURUMU S.N ADI SOYADI BAŞARI DURUMU

BAYAN TUŞBA İLÇESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ GEÇİCİ KUR'AN KURSU MÜLAKAT BAŞARI DURUMU S.N ADI SOYADI BAŞARI DURUMU TUŞBA İLÇESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ GEÇİCİ KUR'AN KURSU MÜLAKAT BAŞARI DURUMU BAYAN S.N ADI SOYADI BAŞARI DURUMU 1 Hanife ÇUKUR 2 Ebrar YILDIZ 3 Şükran ALP 4 Narin GÜLER 5 Fatma YAPRAK 6 Ayten

Detaylı

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI PEDAGOJİK FORMASYON SERTİFİKA PROGRAMI ÖĞRENCİ LİSTESİ

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI PEDAGOJİK FORMASYON SERTİFİKA PROGRAMI ÖĞRENCİ LİSTESİ AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANLIĞI PEDAGOJİK FORMASYON SERTİFİKA PROGRAMI ÖĞRENCİ LİSTESİ SN T.C. NO ADI SOYADI ALANI 1 15550288464 AYLİN KOCAÇİFTÇİ ELEKTRİK ELEKTRONİK TEKNOLOJİSİ

Detaylı

BAHÇELİEVLER AYDIN DOĞAN MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ. Coğrafya Öğretmenliği Grubu Numarası Adı Soyadı

BAHÇELİEVLER AYDIN DOĞAN MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ. Coğrafya Öğretmenliği Grubu Numarası Adı Soyadı BAHÇELİEVLER AYDIN DOĞAN MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ Coğrafya Öğretmenliği Grubu PF09140891 SEVDA ORTAÇ PF09140911 EBRU ŞENER PF09140916 GÜLAY TEKELİ PF09140842 SEYFULLAH YAZICI PF09140168 KÜBRA KARACA

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI VELİ-ÖĞRETMEN GÖRÜŞME GÜNLERİ VE SAATLERİ

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI VELİ-ÖĞRETMEN GÖRÜŞME GÜNLERİ VE SAATLERİ SINIF ÖĞRETMENLERİ YÖNETİM / KOORDİNATÖR / REHBER ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI Nazmi ERCAN Lise Müdür Yardımcısı Tüzün ULUKAN Ortaokul Müdür Yardımcısı 7-8 Gürkan PİŞKİN Ortaokul

Detaylı

İBRAHİM ÖNAL ANADOLU ÖĞRETMEN LİSESİ 2011 LYS SONUÇLARI

İBRAHİM ÖNAL ANADOLU ÖĞRETMEN LİSESİ 2011 LYS SONUÇLARI İBRAHİM ÖNAL ANADOLU ÖĞRETMEN LİSESİ 2011 LYS SONUÇLARI S. N. ADI SOYADI ÜNİVERSİTE ADI FAKÜLTE BÖLÜM 1 OĞUZCAN EREN FATİH ÜNİVERSİTESİ Tıp Fakültesi Tıp (Burslu) 2 ÖMER ÖZ DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ Tıp

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ

ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ Ad-Soyad Doğum Yeri Uyruğu Medeni Durumu Dil :Zeynep TAŞCI : 15.01.1983 / KONYA, TÜRKİYE : T.C : Evli : Türkçe (ana dil) İngilizce Adres : İzmir Katip Çelebi Ünv. Mühendislik-Mimarlık

Detaylı

TC. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ 2015-2016 ÖĞRETİM YILI GÜZ DÖNEMİ MERKEZİ YERLEŞTİRME PUANI İLE YATAY GEÇİŞE BAŞVURAN ÖĞRENCİLER

TC. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ 2015-2016 ÖĞRETİM YILI GÜZ DÖNEMİ MERKEZİ YERLEŞTİRME PUANI İLE YATAY GEÇİŞE BAŞVURAN ÖĞRENCİLER Sıra No Adı Soyadı TC. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ 2015-2016 ÖĞRETİM YILI GÜZ DÖNEMİ MERKEZİ YERLEŞTİRME PUANI İLE YATAY GEÇİŞE BAŞVURAN ÖĞRENCİLER Anadolu Üniversitesi Hukuk Taban Puanı Öğrencinin

Detaylı

EMLAK KONUT GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş. EMLAK KONUT ISPARTAKULE EVLERİ YEDEK LİSTESİ

EMLAK KONUT GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş. EMLAK KONUT ISPARTAKULE EVLERİ YEDEK LİSTESİ EMLAK KONUT GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş. EMLAK KONUT ISPARTAKULE EVLERİ YEDEK LİSTESİ BASVURU GRUBU SOY ÖZEL DURUM 1+1 *******6134 NEVRUZ PARLAZ 1 ÖZEL DURUM 1+1 *******7022 HÜSNÜ SAVAŞ 2 ÖZEL DURUM

Detaylı

OKUL YGS PUAN LİSTESİ (YGS-1 Puan Sıralı)

OKUL YGS PUAN LİSTESİ (YGS-1 Puan Sıralı) OKUL YGS PUAN LİSTESİ (YGS-1 Puan Sıralı) Sıra Öğr.Nu. İsim Sınıf Puan Sn Okul İlçe İl Genel Puan Sn Okul İlçe İl Genel Puan Sn Okul İlçe İl Genel Puan Sn Okul İlçe İl Genel Puan Sn Okul İlçe İl Genel

Detaylı

Yüzey Suları Çalışma Grubu

Yüzey Suları Çalışma Grubu Yüzey Suları TÜRKİYE ULUSAL HİDROLOJİ KOMİSYONU TUHK BAŞKANI: Dr. BÜLENT SELEK ÜNİVERSİTELER TEMSİLCİSİ: Prof. Dr. HAFZULLAH AKSOY TÜBİTAK TEMSİLCİSİ: Dr. SELMA AYAZ TUHK SEKRETERİ: Dr. HAKAN AKSU Çalışma

Detaylı

NİŞASTA-AKRİLİK ASİT GRAFT KOPOLİMERLERİN Pb 2+ VE Cu 2+ İYONLARININ UZAKLAŞTIRILMASINDA KULLANIMI

NİŞASTA-AKRİLİK ASİT GRAFT KOPOLİMERLERİN Pb 2+ VE Cu 2+ İYONLARININ UZAKLAŞTIRILMASINDA KULLANIMI NİŞASTA-AKRİLİK ASİT GRAFT KOPOLİMERLERİN Pb 2+ VE Cu 2+ İYONLARININ UZAKLAŞTIRILMASINDA KULLANIMI Sibel KELEŞ, Gamze GÜÇLÜ İstanbul Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü, 34320

Detaylı

20 EKİM 2007 CUMARTESİ GÜNÜ YAPILAN SINAVIN SONUCU HUKUK İNGİLİZCESİ VI Cumartesi - Pazar Saat : 15.00-18.00 Salon D

20 EKİM 2007 CUMARTESİ GÜNÜ YAPILAN SINAVIN SONUCU HUKUK İNGİLİZCESİ VI Cumartesi - Pazar Saat : 15.00-18.00 Salon D 20 EKİM 2007 CUMARTESİ GÜNÜ YAPILAN SINAVIN HUKUK İNGİLİZCESİ VI Cumartesi - Pazar Saat : 15.00-18.00 Salon D 1 BETÜL KURNAZ 2 35490 VOLKAN UYSAL 3 34966 HOVSEP PAYEL 4 33196 GÖZDE İŞÇİ 5 SİBEL YILMAZ

Detaylı

2014 ŞEYDA ÖZMEN 107650045 MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ/Muğla Meslek Yüksekokulu/Çocuk Gelişimi

2014 ŞEYDA ÖZMEN 107650045 MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ/Muğla Meslek Yüksekokulu/Çocuk Gelişimi Yıl Adı Soyadı Program Kodu 2014 ŞEYDA ÖZMEN 107650045 MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ/Muğla Meslek Yüksekokulu/Çocuk Gelişimi 2014 KÜBRA SELCAN DEMİRBAŞ 103350396 DÜZCE ÜNİVERSİTESİ/Akçakoca Meslek Yüksekokulu/İşletme

Detaylı

Kimya Anabilim Dalı Ders Programı

Kimya Anabilim Dalı Ders Programı Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Kimya Anabilim Dalı Ders Programı 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAHAR YARIYILI KODU DERSİN ADI SORUMLUSU YER P.TESİ SALI ÇARŞ PERŞ CUMA 5000 Yüksek

Detaylı

: haleberber@yahoo.com : 02.09.1978 Bursa : Dr. Kimyager/ İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı

: haleberber@yahoo.com : 02.09.1978 Bursa : Dr. Kimyager/ İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı ÖZGEÇMİŞ KİŞİSEL BİLGİLER Adı Soyadı E-posta Doğum Tarihi ve Yeri Ünvanı Yabancı Dili : Hale BERBER YAMAK : haleberber@yahoo.com : 02.09.1978 Bursa : Dr. Kimyager/ İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı : İngilizce

Detaylı

T.C. SAKARYA ÜNİVERSİTESİ ÇİFT ANADAL SONUÇLARI

T.C. SAKARYA ÜNİVERSİTESİ ÇİFT ANADAL SONUÇLARI T.C. SAKARYA ÜNİVERSİTESİ ÇİFT ANADAL SONUÇLARI Asillerin kayıtları 31 Ağustos - 02 Eylül 2015 tarihleri arasında Öğrenci İşleri Dairesi Başkanlığında yapılacaktır. Öğrencilerin yanlarında öğrenci kimlikleri

Detaylı

20113101002 TUĞÇE AÇAN İşletme Yüksek Lisans Tezsiz Programı 20113101003 ÇAĞATAY AKAR İşletme Yüksek Lisans Tezsiz Programı 20113101004 EREN AKKALE

20113101002 TUĞÇE AÇAN İşletme Yüksek Lisans Tezsiz Programı 20113101003 ÇAĞATAY AKAR İşletme Yüksek Lisans Tezsiz Programı 20113101004 EREN AKKALE 20113101002 TUĞÇE AÇAN İşletme Yüksek Lisans 20113101003 ÇAĞATAY AKAR İşletme Yüksek Lisans 20113101004 EREN AKKALE İşletme Yüksek Lisans 20113101005 ERGUN ARISOY İşletme Yüksek Lisans 20113101006 TOLGA

Detaylı

M.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanlığı, Fakülte Toplantı Salonu -2 de 28 Temmuz 2015 Salı Günü Saat 10:00'da

M.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanlığı, Fakülte Toplantı Salonu -2 de 28 Temmuz 2015 Salı Günü Saat 10:00'da Bölümü Anabilim Dalı Kadro Unvanı MARMARA ÜNİVERSİTESİ SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER BÖLÜMÜ ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ANABİLİM DALI ARAŞTIRMA GÖREVLİSİ KADROSUNA BAŞVURAN ADAYLARIN

Detaylı

2011-2012 ÖĞRETĐM YILI YATAY GEÇĐŞ SONUÇLARI ÖSYS PUANI ÖSS GĐRĐŞ YILI

2011-2012 ÖĞRETĐM YILI YATAY GEÇĐŞ SONUÇLARI ÖSYS PUANI ÖSS GĐRĐŞ YILI 2011-2012 ÖĞRETĐM YATAY GEÇĐŞ LARI Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal ile Kurumlar Arası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına Đlişkin

Detaylı

2015 EYLÜL AYI HEKİM ÇALIŞMA PROGRAMI KLİNİK 1 KLİNİK 2 KLİNİK 3 KLİNİK 4 KLİNİK 5

2015 EYLÜL AYI HEKİM ÇALIŞMA PROGRAMI KLİNİK 1 KLİNİK 2 KLİNİK 3 KLİNİK 4 KLİNİK 5 20 EYLÜL AYI HEKİM ÇALIŞMA PROGRAMI KLİNİK KLİNİK 2 KLİNİK 3 KLİNİK 4 KLİNİK 5 GÜRCAN TOPUZ ÇİĞDEM DİLAVER FATMA ÇALIK HANDAN KOCALAR ARZU ARMAĞANCI (PROTEZ) RUKİYE UĞURLU ERTUĞRUL ÖZGÜR ÖZTÜRK (PROTEZ)

Detaylı

T.C. BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ 2012-2013 EĞİTİM YILI PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMI YEDEK ADAY KAYIT LİSTESİ

T.C. BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ 2012-2013 EĞİTİM YILI PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMI YEDEK ADAY KAYIT LİSTESİ İLAHİYAT T.C. BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ 2012-2013 EĞİTİM YILI PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMI YEDEK ADAY KAYIT LİSTESİ Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi KAYIT HAKKI KAZANAN

Detaylı

Sıra Öğrenci No: Ad Soyad Danışman Sınav Tarihi Sınav Saati Sınav Yeri Jüri 1 10240002 Abdurrahman Şahin Doç. Dr. Dicle Bal Akkoca 3/06/2015

Sıra Öğrenci No: Ad Soyad Danışman Sınav Tarihi Sınav Saati Sınav Yeri Jüri 1 10240002 Abdurrahman Şahin Doç. Dr. Dicle Bal Akkoca 3/06/2015 Sıra Öğrenci No: Ad Soyad Danışman Sınav Tarihi Sınav Saati Sınav Yeri Jüri 1 10240002 Abdurrahman Şahin Doç. Dr. Dicle Bal Akkoca 3/06/2015 08:30-08:50 D-4 Arş. Gör. Hatice Kara 2 10240017 Zeyneb Elban

Detaylı

T.C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI YATAY GEÇİŞ BAŞVURU SONUÇLARI ÖSS PUANI/ BAŞARI SIRASI:

T.C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI YATAY GEÇİŞ BAŞVURU SONUÇLARI ÖSS PUANI/ BAŞARI SIRASI: T.C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI YATAY GEÇİŞ BAŞVURU SONUÇLARI TIP FAKÜLTESİ İkbal Sare Bostancı İÇİ: Mevlana - 2 2011 497.204 (MF 3) 487.672 2.82 Red Ece Özlem Öztürk Fatih

Detaylı

PeopleSoft Report ID: SRCLSRST CLASS ROSTER REPORT Page No. 1 Run Date 02/20/2015 Run Time 09:51:38

PeopleSoft Report ID: SRCLSRST CLASS ROSTER REPORT Page No. 1 Run Date 02/20/2015 Run Time 09:51:38 Report ID: SRCLSRST CLASS ROSTER REPORT Page No. 1 ACWR 101 BASIC ACADEMIC WRITING (Lecture) Class#/Section: 1025 / 1 Instructor: LENKER,LISA MER 0049627 AKCAN,ŞEHNAZ GRD 3.00 Coll of Admin Science and

Detaylı

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ İŞLETME PROGRAMI DERSLERİ 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI NOT YÜKSELTME SINAVLARI

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ İŞLETME PROGRAMI DERSLERİ 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI NOT YÜKSELTME SINAVLARI ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ İŞLETME PROGRAMI DERSLERİ 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI NOT YÜKSELTME SINAVLARI PROGRAM ÖĞRENCİ NO., ADI SOYADI DERSİN KODU, ADI SINAVI YAPACAK

Detaylı