Bozkırın Bereketli Havzası Kayseri

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Bozkırın Bereketli Havzası Kayseri"

Transkript

1 143 AYLIK İLİM KÜLTÜR VE EDEBİYAT DERGİSİ Fiyatı: 8 EYLÜL 2012 Dergisi Hediyesi Bozkırın Bereketli Havzası Kayseri Osmanlı da Aile ve 66 Dayanışma Ruhu

2 Başyazı Sebahaddin ATEŞ AKÇAKAYA YA AKÇA ŞEHİR: KAYSERİ Kayseri Somuncu Baba Hazretlerinin dünyaya teşrif ettiği bereketli şehir Akçakaya Köyü, akça bir köy, Kayseri de akça bir şehir Tarih ve kültürün eski bir Anadolu kilimi desenleri gibi nakış nakış işlendiği diyâr Şemsettin Musa Efendi nin evladı Hamid-i Veli yi çocukluk yıllarında eğittiği ilim yurdu Doğduğu şehir Kayseri den sonra, Şam, Tebriz, Erdebil e yolu düşmüş Bursa da gönül fırınında aşk ateşiyle pişmiş, gönülleri olgunlaştırmış Yolu Aksaray üzerinden Mekke ye Medine ye uzanmış Ve sonunda Darende yi ebedî mekân tutmuş Onun için Kayseri ile Darende; Somuncu Baba Hazretleri vesilesiyle, kardeş şehirlerdir âdeta. Vakıf Mütevelli Heyet Başkanımız H. Hamidettin Ateş Efendi, yıllar öncesinden, Somuncu Baba Hazretlerinin doğduğu Akçakaya Köyüne yaptığı ziyaretlerle o yörenin de kalkınması, tanınması, eski eserleri yenileme projeleriyle imar ve ihya edilmesi için gayretler göstermiştir li yıllarındaki bir ziyaretinde yaşlı bir teyze Şeyh Hamid-i Veli Mescidine yakın olan evine davet etmişti bizleri. Orada söz açılınca; Şeyh Hamid-i Veli Hazretlerini burada üzdükleri için beddua ettiğini, o sebeple bu köyün viran olduğunu, köyden çıkanların Sabancı ailesi gibi zengin olduklarını, köyde yaşayanların ise pek onmadığından bahsetmişti. Vakıf Başkanımız da; İnşallah evladından bir hal ehli de dua eder, gayret eder de imar olur, gelişir, güzelleşir demişti. Bu muhabbetten sonra teknik ekiplerimiz gerekli incelemelerde bulunup, Talas Belediyesi ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile ortaklaşa yeni bir restorasyon projesinin temellerini atmışlardı. Bu çalışmalarla birlikte, Akçakaya Köyünün ve mescidin bulunduğu civarın altında bir yer altı şehrinin meydana çıkmış olması aslında köye olan ilgiyi daha artırdı. Ancak yeraltı şehriyle ilgili çalışmalar, yer üstündeki eserlerin restorasyonunun başlanmasına bir vesileyle engel olmuş oldu. Artık Akçakaya Köyünün tanınması, tanıtılması zamanı geldi de geçiyor Bir edibimizin Somuncu Baba Sempozyumundaki şu hitabı bize Darende-Kayseri birlikteliğine işaret ediyor: Bu toplantıya Kayseri den katılıyorum. Somuncu Baba, biliyorsunuz Kayserilidir. Kayseri nin Akçakaya Köyünde doğmuş, oradan buralara taşınmıştır. Onu doğal olarak doğduğu şehir Kayseri sahiplenir. Hizmet verdiği ve Yıldırım Bayezid in yaptırdığı caminin açılışında onunla birlikte bulunduğu Bursa da sahiplenir. Onu, Aksaray da sahiplenir. Onun gerçek sahibi ve ruhaniyetini yarınlara taşıyan, kabrinin olduğu yer, Darende dir. Darende, 19 yıldan buyana onun adına bir dergi çıkarmaktadır, Türkiye de birçok ilimizin kalitesine ulaşamadığı bir dergi: Somuncu Baba. Bugün burada bu derginin gölgesi altında toplanıyoruz. Somuncu Baba Dergisinin bu sayısı ile bir adım daha atıp, Kayseri ye ve bütün okuyucularımıza selam ediyoruz A WHITISH CITY TO AKÇAKAYA: KAYSERI Kayseri The blessed city where Somuncu Baba was born The village Akçakaya, a whtish village, a whitish city in Kayseri A place where the history and culture were embroidered like an ancient Anatolian rug s ornaments. It is an education place where Şemsettin Musa Efendi educated his son Hamid-i Wali in his childhood After Kayseri, where he was born, he went to Şam, Tebriz, Erdebil In Bursa he grew mature with the fire of divinely love and made the hearts mature, as well. He went to Makkah and Madinah from Aksaray And eventually he dwelled in Darende forever. Because of this, Kayseri and Darende are like sister cities.

3 Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı nın Yayın Organıdır Kurucusu A. Şemsettin ATEŞ Yaygın Süreli - ISSN: Yıl: 19 Sayı: 143 Basım Tarihi: 01 Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı Adına İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Sebahaddin ATEŞ Yazı İşleri Müdürü Hulûsi YAYLA Reklam Müdürü Yusuf YILMAZ Yayın Editörleri Yrd. Doç. Dr. Mehmet TAŞDEMİR Musa TEKTAŞ Yayın Kurulu Prof. Dr. Nihat ÖZTOPRAK Prof. Dr. Ali YILMAZ Prof. Dr. Sebahat DENİZ Prof. Dr. Bilal KEMİKLİ Prof. Dr. Abdullah KAHRAMAN Prof. Dr. Ali AKPINAR Danışma Kurulu Prof. Dr. Mehmet AKKUŞ Prof. Dr. Sinan YALÇIN Prof. Dr. Mehmet SOYSALDI Prof. Dr. Ahmet ŞİMŞİRGİL Prof. Dr. Kadir ÖZKÖSE Prof. Dr. Mahmut YEŞİL Yapım ARTWORKS Genel Sanat Yönetmeni İlhan SOYLU Sanat Yönetmeni Ali GÜRSOY Yönetim Yeri-Basım-Yayım-Pazarlama VİSAN İktisadi İşletmesi Zaviye Mah. Hacı Hulûsi Efendi Cad. No: Darende / MALATYA Tel: (422) Faks: (422) Dağıtım Kültür Dergi Dağıtım Baskı & Üretim Ege Basım Matbaa ve Reklam Sanatları Ltd. Şti. Esatpaşa Mahallesi Ziyapaşa Caddesi No:4 Ataşehir/iSTANBUL Tel: Kurum Abone : 140 Yurtdışı 1 Yıllık Abone : 72 EURO Posta Çeki (Darende Postanesi) : Ziraat Bankası (Darende Şubesi): IBAN - TR Vakıf Bank (Darende Şubesi): TR Gönderilerin abone adına yatırılmasından sonra lütfen (0422) / 137 dahiliyi arayınız. ADANA ALANYA AMASYA ANKARA ANTALYA BARTIN BOLU BURSA ÇAYCUMA ELBİSTAN G.ANTEP GEREDE GÖLCÜK İSKENDERUN İSTANBUL İZMİR K.MARAŞ KARABÜK KAYSERİ KONYA MALATYA MERSİN OSMANİYE SAKARYA SAMSUN SİVAS TOKAT TURHAL TÜRKELİ ZONGULDAK BİR İSLÂM KAHRAMANI SEYYİD BATTAL GAZİ Resul KESENCELİ Battalname de Battal Gazi nin Anadolu da Hıristiyanlarla yaptığı savaşlar konu edilmektedir. Bu savaşlarda merkez saha genellikle Malatya yöresidir. Savaşlar İslâmiyet-Hıristiyanlık mücadelesi şeklinde dinî bir hüviyet taşır 14 ŞÜKÜR MAKAMI Kadir ÖZKÖSE Mehmet DERE Vedat Ali TOK KUR ÂN IN SUÇ VE CEZA SİYASETİ - Ali AKPINAR (6) GÜL İLE HASBİHAL - Mustafa AKGÜN (10) İYİLİK VE FAZİLETLERLE ÖVÜLEN: EL-KUDDÛS - Ramazan ALTINTAŞ (18) FARS ŞİİRİNİN GÜÇLÜ SESİ HAFIZ-I ŞİRAZİ - Mustafa ÖZÇELİK (32) OKUL HAZIRLIĞI - Rukiye KARAKÖSE (36) GÜZEL BAKABİLMEK - Enbiya YILDIRIM (38) ŞEHRİ VARLIKLARIYLA TAÇLANDIRANLAR - Muhsin İlyas SUBAŞI (46) AMELLERİ İBADETE ÇEVİREN İKSİR: NİYET - Mehmet SOYSALDI (50) SAHABE ALBÜMÜ - Bünyamin ERUL (53) Şükür, mecaz yolu ile Allah hakkında da kullanılır. Allah ın şekûr olması, kullarının az ameline çok sevap vermesidir.10 Bu nedenle Araplar, verilen otun azlığına rağmen semizliğini fazla gösteren hayvana, şekûr hayvan tabirini kullanırlar. KUR ÂN IN BİR TAVSİYESİ OLARAK BORÇ VERME - Abdullah KAHRAMAN (54) MUHÂSİBÎ YE GÖRE FITRAT VE YÖNELİMLERİ - M. Doğan KARACOŞKUN (58) ADALET PEYGAMBERİ (S.A.V.) Kur an-ı Kerim de Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin uyması gereken esaslardan bahsedilirken, Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heveslerine uyma BOZKIRIN BEREKETLİ HAVZASI KAYSERİ Mürsel GÜNDOĞDU Tekir Yaylasında bir düne bir bugüne teslim olur, Erciyes kandiliniz olur hiç sönmeyesi! Bu yaylada rüzgâr söyler, rüzgâr konuşur söyleyeceklerinizi, siz susar... AŞKIN İĞNESİ 19. asır şairi Seyrânî yi Halk şairi olarak telâkki etmekle birlikte Dîvân Edebiyatı sahasında da at koşturmuş bir mütefekkir saymak mübalağa olmaz. 300 SORUDA TASAVVUFÎ HAYAT - Muharrem AKIN (60) HIZIR GİBİ - Sırrı ER (62) KAYSERİ GÜZELLEMESİ - M. Nihat MALKOÇ (65) 26 OSMANLIDA AİLE VE DAYANIŞMA RUHU - Aydın TALAY (66) ACILAR İNSAN DOĞURUR - Selim TUNÇBİLEK (74) BEN KAYSERİYİM - Bekir OĞUZBAŞARAN (77) GÜL E BÖYLE!... - Rıfat ARAZ (81) KAYSERİ VELÎLERİ - Yusuf HALICI (82) BEL AĞRISI İÇİN ALTIN KURALLAR - Akın DİNDAR (84) FINDIK - Şifalı Bitkiler (86) GÖNÜLDEN İKRAMLAR - Mesude SARI (87) TASAVVUFTA ONBİR PRENSİP Musa TEKTAŞ İslâm tasavvufunda insanı ham vasıflardan kurtarıp, kâmil insan seviyesine ulaştırmayı hedefleyen çok derin, çok faydalı ve çok hikmetli prensipler vardır 3

4 Ey gözümün ışığı olan Sevgili Canım Ben senin ayrılığının derdi, tasasıyla güçsüz, kuvvetsizim. Derdinin tesellisine -yatıştırıcılığına- sadık dostum olmasaydı Gönlüm ve canım senin özleminle deli olurdu. Ey Gözümün Nuru, Her gecem ve gündüzüm senin derdinle döner (geçer). deyip ayrılığın üzüntüsüne teselli (avuntu) verip günüm, bazen hayalinizin ve bazen ayrılığınızın ateşle kavrulan göğsümle hayran, çaresiz, güçsüz geçiyor; Medet edilen (Yardım umulan, çare görülen) ve beğenilen mektubunuzu alınca bu tarz ve bu üslupla cevaba dahi başlamaya gücüm olmasa da yine de dert ve gönül tanışıklıklarının birlikteliğinin- tanışıklığını (âşinalığını) bir sebep, bir vesile sayarak size cevap yazdım. Bu aşinalıktandır cüretim. Âcizane güçsüzlüğümle başlayıp size diyorum ki: Yine de yurdum sandığım şu dünyada imtihan yerindeyim. Fakat bu geçici dünyada kararsız olduğum yârin yeri yok. Gerçi ben sizinle gurbetteydim fakat cana yakın bir dost olan yalnızlığımla dosttum. O sevgili benim derin derdime, görünen sırrıma vakıf, onu bilecek kadar içli dışlı ve yakın; ben de ona. Bir tek onunla ağlayan, derdine ortak bir dosttum. Hulûsi Efendi de endişeden uzak köşesinde dert ve elemle ayrılıktan perişan olmuş, içine kapanmış, örtünmüş bir yar olup diyor ki: Mektûbât-ı Hulûsî-i Dârendevî Allah a minnettarım ki ruhumun gönlü ile beraber sevgilinin derdi oldu Gezsem de otursam da dursam da her anım sevgiliyle beraber. *Bu mektup ağabeyi Ahmet Efendi ye yazılmıştır. Güncelleme: Yrd. Doç. Dr. Cemil GÜLSEREN Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (k.s) Ellinci Mektup 4 5

5 İlim ve Hayat Ali AKPINAR* KUR ÂN IN SUÇ VE CEZA SİYASETİ İnsanın dünya ve âhiret mutluluğu için insana gelmiş olan Kur ân, insanı günah ve günahkârların ağına düşürmemek için tedbirler alır, bu ağa düşenleri de orada bırakmaz, onları da kurtuluşa/tevbeye çağırır. Hayat düsturumuz Kur ân, insanın günahlara bulaşmadan yaşamasını, özüne uygun olarak fıtrat üzere kalmasını, özündeki iyilik ve güzellikleri artırıp geliştirerek erdem insanı olmasını hedefler. Bunun için Kur ân âyetleri öncelikle insanın iç dünyasına seslenir, vicdanları harekete geçirir ve gönül dünyasını inşa eder. Ardından insanın düşünce dünyasına seslenir, onun aklını vardırır ve beyin dünyasını inşa eder. Bütün bunları yaparken Kur ân ın hedefi, salih insan yetiştirmektir. Bir Kur ân adamı olan salih insan, Yüce Yaratıcının hakları ile yaratılmışların haklarına riâyet eden; hem kendisine hem de başkalarına yararı olan insandır. Sâlih insan, günahlara düşmemek için her türlü gayreti gösteren, beşer olması hasebiyle günahlara düştüğünde hemen vazgeçip tevbeye sığınan, işlediği günahlara karşın iyilikleri artıran kimsedir. Kur ân, insanı günahlardan uzak tutmayı baş hedefine koyar, bunun için günahları belirler, onların dünya ve âhiret kayıplarını açıklar muhâtabına. Günahlardan vazgeçirmek için, günaha niyetlenmiş insanı ondan caydırmak için yapılması gerekeni yapar. Geçmiş toplumlar içerisinde günahları işleyenlerin başlarına gelenleri anlatır. Sözgelimi Kur ân da, günahları yapmayın ifadesinden çok günahlara yaklaşmayın ifadesi tekrarlanır. Bunun anlamı açıktır: Günahları düşünmeyin, aklınızın ucundan bile geçirmeyin, kendinizi günah kurgularına kaptırmayın, günah ortamlarından olabildiğince uzak durun. Aksi takdirde günahlara düşüverirsiniz. Bu konuda şu âyetleri okuyabiliriz: Gizli ve açık kötülüklere yaklaşmayın. 1 Sakın zinaya yaklaşmayın. 2 Yetimin malına yaklaşmayın. 3 Sağlıkta, hastalanmamak ve bunun için yapılması gereken ne varsa yapmak demek olan koruyucu hekimlik ne kadar önemliyse, Kur ân a göre günahlara hiç düşmeyip tertemiz kalmak da o kadar önemlidir. Bu yüzden Kur ân, muhataplarını günaha düşürmemek için yapılması gereken her şeyi yapar, tüm tedbirleri alır. Günahkârların Elinden Tutmak Öte yandan Kur ân, şu veya bu sebeple, şeytana ve nefsine uyarak günaha düşen insanları da, Ne haliniz varsa görün, kendi düşen ağlamaz, yaptıklarınızın sonuçlarına katlanın. diyerek kendi haline bırakmaz. Onları, önce günahlardan kurtarmayı, ardından işledikleri günahlardan arındırmayı hedefler. Bunun için Kur ân önce insanın günaha düşme sebeplerini tahlil eder. İnsanın câhillikle günah işlediğini tespit ederek bu câhilliği aşmasının gereğine dikkat çeker. Allah kötülüğü bilmeyerek yapıp da, hemen tevbe edenlerin tevbesini kabul etmeyi üzerine almıştır. Allah işte onların tevbesini kabul eder. Allah Bilen dir, Hâkim olandır. 4 Evet, insan günahın günah olduğunu bilmez onu işler. Bunun için Kur ân, günahları belirler ve onların sınırlarını çizer. Yahut insan, günah sebebiyle kaybedeceği dünya ve âhiret kazanımlarını bilmez. Kur ân, onları sürekli hatırlatır insana. Veya insan, günah sebebiyle dünya ve âhirette dûçâr olacağı cezaları bilmez, onları unutur ve günah işler. Buna karşılık Kur ân, sürekli olarak günahkârların dûçâr olacakları dünyevî ve uhrevî cezaları hatırlatır. Yine insan, günahı ve kaybını bildiği halde, bir an için unutur ve günaha düşüverir. Buna karşın Kur ân, insana sürekli Allah ı, âhireti ve güzellikleri hatırlatarak bu duruma düşmemesini sağlar. 6 7

6 Yanı sıra Kur ân, insanı günaha düşüren nefis ve şeytana dikkat çekerek, onların oyununa gelmemesini ister. Heveslere uymayın. 5 Daha önce sapıtan, çoğunu saptıran ve doğru yoldan ayrılan bir toplumun heveslerine uymayın. 6 Dosdoğru olan bu yoluma uyun. Sizi Allah yolundan ayrı düşürecek yollara uymayın. Allah size bunları sakınasınız diye buyurmaktadır. 7 Rabbinizden size indirilen Kitaba uyun, O ndan başka dostlar edinerek onlara uymayın. Pek az öğüt dinliyorsunuz. 8 Ey İnananlar! Şeytanın adımlarına ve adamlarına uymayın. Kim şeytanın ardına takılırsa, bilsin ki, o, hayâsızlığı ve fenâlığı emreder. 9 Kur ân ın Tevbe Çağrısı İnsan, ne kadar günahkâr olursa olsun Kur ân, insanı bırakmaz, onun tevbe edip tekrar fıtrata dönmesini ister. Bunun için Kur ân da tevbeye çağıran yüzlerce âyet yer alır. Kur ân ın tevbe kapısı, her çeşit günahkâra açıktır. Yeter ki insanlar, bu çağrıyı duysunlar, şartlarına uygun bir şekilde samimi tevbelerle, tevbeleri çokça kabul eden Yüce Rabbe dönsünler: Ancak tevbe edenler, ıslah olanlar ve gerçeği ortaya koyanlar müstesna; işte onların tevbesini kabul ederim. Ben, tevbeleri daima kabul ve merhamet edenim. 10 Ancak bunun ardından tevbe edip düzelenler müstesnadır. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder. 11 Allah kötülüğü bilmeyerek yapıp da, hemen tevbe edenlerin tevbesini kabul etmeyi üzerine almıştır. Allah işte onların tevbesini kabul eder. Allah Bilendir, Hâkim olandır. 12 Allah size açıklamak ve sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tevbenizi kabul etmek ister. Allah Bilendir, Hâkim dir. 13 Allah kendisine ortak koşmayı elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. 14 Suçlulara Caydırıcı Dünyevî Cezalar Kur ân, terör, adam öldürme, zinâ, hırsızlık gibi suçlara dünyevî cezalar önerir. Kur ân ın bu cezaları, ağır olmakla caydırıcı ve öncelikle suçlulara yöneliktir. Kur ân, günümüzdeki bazı ceza yasaları gibi suçlularla beraber, suçlu yakınlarını da cezalandırmaz. Yine Kur ân ın cezaları, suçları ortadan kaldırmaya yöneliktir. Kur ân ın cezalarını bilen kimse, kendisini suç işlemekten uzak tutar. Aynı zamanda Kur ân ın cezaları, suça uygun olmakla, suçlu, mağdur ve kamu vicdanını rahatlatır özelliktedir. Kur ân ın dünyevî cezaları, uhrevî cezalarla iç içe olmakla muhatapları kuşatıcı ve etkileyicidir. Kur ân âyetlerini okuyan bir suçlu, şu veya bu sebeple dünya cezalarından kurtulsa bile âhirette kurtuluşun olmadığını düşünür ve suç işlemekten uzak durur, suç işlemişse cezasını çekmek için yetkili mercilere başvurur. Nitekim Saadet Çağında pek çok suçlu, itiraf ederek cezalarını çekmişlerdir. Allah ve peygamberiyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayakları kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. Onlara âhirette büyük azap vardır. 15 Ey İnananlar! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı: Hür ile hür insan, köle ile köle ve kadın ile kadın Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Artık, Allah a karşı gelmekten sakınırsınız. 16 Erkek hırsız ve kadın hırsızın, yaptıklarından ötürü Allah tarafından ibret verici bir ceza olarak, ellerini kesin. Allah Güçlü dür, Hâkim dir. 17 Zina eden kadın ve erkeğin her birine yüzer değnek vurun. Allah a ve âhiret gününe inanıyorsanız, Allah ın dini konuşunda o ikisine acımayın. Onların ceza görmesine, inananlardan bir topluluk da şâhit olsun. 18 Yaşasın Zalimler İçin Cehennem Bunca açıklama, ağır ceza, uyarı ve müjdelere rağmen günahlara düşen ve onlardan vazgeçmeyen kimseleri Kur ân, mücrim olarak isimlendirir ve onları cehennemde korkunç azapların beklediğini haber verir. Kur ân da yer alan korkunç cehennem tasvirleri, aslında günahkârlara yönelik son uyarılardır. Zira Kur ân, ölümün eşiğine gelmemiş herkesi, ne kadar günaha batmış olursa olsun kurtarmak ister. Ancak günahta direnen ve günahlara batmış olarak ölenlerin âhiretteki acıklı hallerini anlatarak diğer insanlara mesajlar verir. Öte yandan günahkârların zulmettikleri, haklarını gasp ettikleri mazlum ve mağdur insanları tesellî eder. Bu konudaki pek çok örnekten bir kaçı şöyledir: Fâiz yiyenler mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. 19 Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele. Bunlar cehennem ateşinde kızdırıldığı gün, alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak, Bu, kendiniz için biriktirdiğinizdir; biriktirdiğinizi tadın denecek. 20 Onlar Kur ân dan alıkorlar ve ondan uzaklaşırlar. Böylece yalnız kendilerini mahvederler de farkına varamazlar. Onların, ateşin kenarına getirilip durdurulduklarında, Keşke dünyaya tekrar döndürülseydik, Rabbimizin âyetlerini yalanlamasaydık ve inananlardan olsaydık dediklerini bir görsen! 21 Kötülükleri işleyip dururken, ölüm kendisine geldiği zaman; Şimdi tevbe ettim diyenler ile kâfir olarak ölenlerin tevbesi makbul değildir. İşte onlara elem verici azap hazırlamışızdır. 22 Devam Edenler İçin ise Cehennem Kaçınılmaz Son Duraktır Özetleyecek olursak, insanın dünya ve âhiret mutluluğu için insana gelmiş olan Kur ân, insanı günah ve günahkârların ağına düşürmemek için tedbirler alır, bu ağa düşenleri de orada bırakmaz, onları da kurtuluşa/tevbeye çağırır. Yine Kur ân suç ve ceza konusunda belirlediği ölçülerle, suçlu başta olmak üzere, mağdur ve kamu vicdanını rahatlatır. Sonuçta Kur ân, insanların doğru yolda kalıp cennetlik olmalarını ister, onların cehenneme düşmelerine Kur ân ın gönlü razı olmaz. Yeter ki insan Kur ân ın bu çağrısını duysun ve ona uysun. Ancak, yanlış yolda kalmaya devam edenler için ise cehennem kaçınılmaz son duraktır. Dipnot *Prof. Dr. 1 6/En âm, /İsrâ, /İsrâ, /Nisâ, /Nisâ, /Mâide, /En âm, /A râf, /Nûr, /Bakara, /Âlu İmrân, /Nisâ, /Nisâ, /Nisâ, /Mâide, /Bakara, /Mâide, /Nûr, /Bakara, /Tevbe, /En âm, /Nisâ,

7 Hulûsi Kalb den Mustafa AKGÜN GÜL İLE HASBİHAL Bazı gönül erbabı gülle hasbihal yapmışlardır. Güle sorular sormuşlar, lisan-ı hal ile cevaplarını almışlardır. Sevgili gül!... Güzellik deyince hemen akla gelen sensin. Neden bu kadar güzelsin? Dünyadaki her güzellik cennetteki güzelliklerden bir nişandır. Ben de cennetteki güzelliklerden bir nişanım da onun için. Neden çiçekler içinde en güzel çiçek diye parmakla gösterilirsin? Her zümrenin gıpta edileni, önde geleni, parmakla gösterileni vardır. Nebatlar içinde çiçekler, çiçekler içinde güller önde gelenleridir. Allah öyle yaratmış. Nitekim insanlar içinde peygamberler, peygamberler içinde Hz. Muhammed (s.a.v.) öyledir. Hûri, Cennetü l-a lâyı, Gülüm nidem, nidem, nidem? (Ey Sevgili Peygamberim (s.a.v.) Sensiz (bu) dünyayı, (ve) öbür dünyâyı, Gülüm nideyim, nideyim, nideyim?!... Hûri yi, Cennetü l-a layı; Gülüm nideyim, nideyim, nideyim?!... İlâhî aşka kapılmışların gözünde, gönlünde ne bu dünya ne de öbür dünya yoktur. Onların gönlüne Peygamber sevgisi öylesine yerleşmiştir ki, O nun dışında hiçbir şeye itibar etmemektedirler. Hattâ Hûrilere, cennete bile itibar etmemektedirler. Allah a ermiş, Allah ta fenâ bulmuş kimseler yaratılmış hiçbir şeye itibar etmezler. Bunlar Allah tan başka şeyi nideceklerdir? Tasavvufçuların bazılarının kullandığı bu ifadeler zaman zaman münakaşalara sebep olmuştur. En çok kırmızı rengin olmakla beraber sarı, beyaz, pembe renkte çiçeklerin de var. Bu renklerin bir mânâsı var mıdır? Sarı renkte olanlar, aşka düşüp, sevdâlananlardan kinâyedir. Aşk derdiyle sararmışlardır. Beyaz renkte olanlar, sevgiliden bir tebessüm görenlerden kinâyedir. O tebessüm, onları bembeyaz etmiş, ışıl ışıl etmiştir. Pembe renkte olanlar, yâre kavuşmanın umudunu içlerinde taşıyanlardan kinâyedir. Peki kırmızı renginin bir mânâsı yok mu? Kırmızı renk aşkın lâfla olmayacağına, aşk uğruna can vermek gerektiğine işarettir. Sevgili yoluna âşığın, kanını dökmesi gerekmektedir. Ve o kan, kırmızıdır. Her yaratılan gibi ben de yaratıcımı tesbih ederim, zikrederim. Öyle ki, aşka düşerim ve o aşktan gönlüm kıpkırmızı bir kan gölü olur. Sensiz dünyayı, ukbâyı, Gülüm nidem, nidem, nidem? Meselâ Yûnus Emre nin meşhûr beyiti şöyledir: Cennet cennet dedikleri, bir kaç köşkle birkaç hûri İsteyene ver Sen anı, bana Seni gerek Seni Burada Yûnus un kastettiği, hûri ve cennetten ilerisidir. Allah cenneti, hûrileri yaratandır. Allah onları Kur an da methetmektedir. Hiçbir mümin Allah ın methettiği bir şeye hüsn-i kabul göstermezlik etmez. Bu itikadı zedeleyebilir. Ama bunlar yani hûri, cennet yaratılmıştır. Asıl olan ise onları yaratana Allah a rağbet etmek, O na âşık olmaktır. Bazı tasavvufî eserlerde şunlar yazılıdır: Cenab-ı Hakk Cüneyd e Cennete girer misin? diye ilham etmiş. Cüneyd şöyle yakarmış: Yâ Rabbî Ben Seni güçlükle buldum. Beni karşına koy. Hayranın olayım durayım. Râbiatü l Adevîye nin de buna benzer bir sözü vardır. Çok hasta olduğu bir zaman ona sormuşlar: Bu ne hal? 10 11

8 Verdiği cevap şudur: Cennete baktım. Rabbim beni edepledi. Muhammed Parsa nın şu sözü bu husûsu çok güzel açıklamaktadır: Dünyanın bütün sıkıntıları cehennem azabının yanında hiçtir. Cehennem azabının en korkunç derecesi Allah ı görmekten mahrum kalmanın yanında hiçtir. Dünyanın bütün nimetleri cennet nimetleri yanında hiçtir. Cennetin bütün nimetleri Allah ı bir defa görmenin yanında hiçtir. Yalnız bunlar herkese göre değil, Allah ı bilenlere göredir. Sinem onulmaz yaralı, Onmaya değmez yâr eli, Senden özge yâr-i velî, Gülüm nidem, nidem, nidem? (Gülüm ) Sinem (gönlüm) onulmaz yaralıdır. Yârimin eli onu tedavi etmemektedir. Senden başka dost bir yâri: Gülüm nideyim, nideyim, nideyim?!... Gönlümde onulmaz bir yara vardır. Bunun ilâcı ancak Sevgilimde, Peygamberimdedir. Ama nedendir bilinmez yârimin eli gönlümdeki yarayı tedavi etmemektedir. Gönlüm O ndan başka yâr tutmamaktadır. En içten, en derûnî sevgilim odur. O ndan başka yâri nideyim? Mâ zâ gal basar dır gözün, Kelâm-ı cân-fezâ sözün, Manzarım olmazsa yüzün, Gülüm nidem, nidem, nidem? (Ey Peygamberim...) Senin gözün Mâ zâ gal basar dır. Sözlerin cân artıran (câna tazelik veren) sözlerdir. Baktığım, (nazar ettiğim yer) yüzün olmazsa Gülüm nideyim, nideyim, nideyim?!... Mâ zâ gal basar Necim Sûresinde geçmektedir. Mutasavvıflar bunun hakkında çok şeyler yazmaktadırlar. Bilindiği gibi Peygamberimiz Miraç Gecesi Allah tan ümmetinin, yani bizlerin affını istemiştir. Yunus Emre miz bunu ne güzel nazm etmiş: Çıkıp yücelerden cevlân eyleyen Kürsînin üstünde seyran eyleyen Miraç ta da ümmetini dileyen Adı güzel, kendi güzel Muhammed Sözlerin insana tazelik, mânevî neşve vermektedir. Baktığım yer Sen olmadıkça, gözümün önünde hep sen olmadıkça, Gülüm nideyim? Ve l-leyli zülfü zer-târın, Ve ş-şemsi nûr-i didârın. Olmazsa dilde ezkârın, Gülüm nidem, nidem, nidem? Ve l-leyli güneş ışığı (yayan) zülfündür. Ve şşemsi nûr-i didârının nûrudur. Dilde zikrin olmazsa; Gülüm nideyim, nideyim, nideyim?!...zülüflerin Ve l-leyli anlatmaktadır. Didârının nûru güneş gibidir. Hattâ daha da ileridir. Mevlid inde Süleyman Çelebi, Bir acep nûr kim güneş pervânesi demektedir. Bu dil Seni zikretmezse, Seni anmazsa, Sana salât ü selâm getirmezse. Gülüm nideyim? Aklın yolunun bir olduğu gibi salim gönüllerin yolu da birdir. Nitekim büyük mutsavvıflardan Molla Câmi nin şu mealde bir beyiti bulunmaktadır: Bahçe tarafına gitmişim, bütün gülleri açılmış gördüm. Gülistan cânibinden bana Muhammed in kokusu geldi. Ve-ş Şems onun yüzünü Ve-l Leyl onun saçlarını vasfeder. Bütün Kur an Sûrelerinden bana Muhammed in kokusu geldi... Servi kaddine tûbâyı, Vermezem iki dünyayı. Gönülde gayri sevdâyı, Gülüm nidem, nidem, nidem? Servi boyunu tûbâya (değişmem). İki dünyayı feda ederim. Gönülde Senin gayrının sevdâsını; Gülüm nideyim, nideyim, nideyim?!...senin serviler gibi salınan boyunu o güzelim cennet ağacı Tûbaya değişmem. Senin o boyuna, duruşuna iki dünya fedâ olsun. Senin gayrının sevdâsını taşıyan gönlü; Gülüm nideyim? Gönülde Allah ve Peygamber sevgisinden başka sevgiye yer olmamalıdır. Sana yok âlemde sâni, Âlemin cânı cânânı, Aşkınla dolmayan cânı, Gülüm nidem, nidem, nidem? Senin âlemde bir benzerin (bir ikincin) yoktur. (Sen) âlemin cânının cânânısısn. Bir cân senin aşkınla dolmuyorsa. Gülüm nideyim, nideyim, nideyim?!...sen eşi benzeri olmayan güzelliktesin. O şekilde yaratılmışsın. Senin gibi bir ikinci, bir başka güzel yoktur. Bütün âlemlerin cânının cânânısın. Bir cân Senin aşkınla dolu değilse, virândır, perişandır. Gülüm nideyim? Gönül gözü açık olanlar, O nun aşkıyla dirilmişlerdir. O nun diyarına gitmek için can atmaktadır. Sen olasın dilin sözü, Yâdında gice gündüzü. Senden gayre bakan gözü, Gülüm nidem, nidem, nidem? Bir dilin sözü Sen olmalısın. Gece gündüz Seni yâd etmelidir. Senden başkasına bakan gözü. Gülüm nideyim, nideyim, nideyim?!...eğer bir dil yaratılışına uygun iş yapacaksa sözü Sen olmalısın. Hep Seni zikr etmeli, salâvatlarla, selâmlarla seni anıp durmalıdır. Seni sayıklamalıdır. Gece gündüz Seni yâd etmeli, hatırından çıkarmamalıdır. Bütün duygularının temeli Senin aşkın olmalıdır. Bir göz de ancak Sana bakmalıdır. Senden başkasına bakan göz neye yarar? Gülüm böyle bir gözü nideyim? Tarikattaki Fenâ fi r-rasûl derecesinden sonra Peygambere iman hissi dervişi yakmaya başlar. Aklını başından alan bir aşk, bir sevdâ olur. Yakıp kavuran bir kara sevdâ olur. Etrafındaki her şey ona Peygamberimizi hatırlatır. Meselâ ağaçların yapraklarının hışırdaması, pınarların suyunun şırıltısı dervişe Peygamberimizi hatırlatır. Hakk bunca âlemi Habibinin sevgisinden ötürü yaratmıştı. Nice varlıklar onu seviyordu. Burada mevzumuzun zenginliğini ve güzelliğini arttırıcı bir inceliğe temas etmek yerinde olacaktır. Mevlânâ bir beytinde, Gülü yaprak yaprak koparsan da gülmeyi bırakmaz. diyor. Zâhirî olarak açılmış bir has gül ele alınsa Yaprakları bir bir koparılmaya başlansa İlk yaprağından son yaprağına kadar koparılsa Gül gülmeyi ve güzel koku vermeyi bırakmaz. Neden? Gülün tabiatında gülmek vardır da onun için. Gülün tabiatında güzel koku vermek vardır da onun için. Gülü yaprak yaprak koparsan da gülmeyi bırakmaz beytinin batınî mânâsı ilâhî aşka kapılanların aşklarından zerre kadar taviz vermediklerini ifade etmektedir. Derler ki, Hallac ilâhî aşka düştü. Gönlüne düşen bazı sırları dışarı taşırdı. Onun bazı sözlerini küfre hamlettiler. Gerçek âşıklar onun halini anlıyordu ama zâhire göre hükmolundu ve Hallac-ı Mansûr idam edildi. Hallac ın tavrında fütur yoktu. Öldükten sonra bile vücudunu her zerresi Allah çağırıyordu. Yûnus, Hallac a bir nevi gıpta etmekte ve şunları söylemektedir: Eğer beni öldüreler, külüm göğe savuralar, Toprağım anda çağıra, bana Seni gerek Seni Acep nice olur hali? Sana varmaz ise yolu. Hulûsî gibi bir kulu, Gülüm nidem, nidem, nidem? (Bir kulun) hali acaba nasıl olur? (Eğer) yolu sana varmaz ise. Hulûsî gibi bir kulu. Gülüm nideyim, nideyim, nideyim?!... O nun yani Peygamberin getirdiği dine inanıp yaşamayan, O nun aşkıyla yanıp tutuşmayanın hali nice olur. Yolu sana varmayan bir insan kelimenin tam mânâsıyla iflâstadır. Karun kadar malı bile olsa yine iflastadır. Çünkü malın öldükten sonra insana faydası olmamaktadır. Kabirde iman, aşk ve amel zenginliği geçmektedir. O nun aşkına bürünmeyen, sevdâsına kapılmayanlar korkunç bir kayıptadırlar. Süleyman Çelebi öyle demiyor mu? Bu gelen aşkına devreyler felek Adına müştakdürür ins ü melek Hulûsî gibi bir kulu nidelim gülüm? Onu gözetiver gülüm

9 Sûfi Perspektif Kadir ÖZKÖSE* ŞÜKÜR MAKAMI Şükür, mecaz yolu ile Allah hakkında da kullanılır. Allah ın şekûr olması, kullarının az ameline çok sevap vermesidir. Bu nedenle Araplar, verilen otun azlığına rağmen semizliğini fazla gösteren hayvana, şekûr hayvan tabirini kullanırlar. Şükür, yapılan iyiliği anarak makbule geçtiğini dile getirmek, bu iyiliği yapanı övmek, nankör olmamak, sahip olunan nimetlerin kıymetini bilmek, nimet vereni itiraf, Hakk ın rubûbiyyetini ikrâr ve senâ anlamlarına gelmektedir. 1 İrfan ehli nazarında şükrün hakikati, nimetin onu veren tarafından geldiğini tevâzu ile itiraf etmek, onun tarafından geldiği gerçeğini alçak gönüllülükle kabul etmektir. Gerçek şükür, Hakk ın insanlara bahşetmiş olduğu nimetlerin cinsinden, başkalarını da faydalandırmaktır. Hak tan gelen nimetler, bâtinî ve zâhirî şeklinde ikiye ayrılabilir. Mun im i bilip ikrâr etmek, bu nimetlerin zevâlini/yok olup gitmelerini de önler. Aksi durumda zâhirî nimet kıtlığa, bâtinî nimet olarak nitelendirilen rahmet ise zahmete dönüşecektir. Bu tarzda yerine getirilmesi gereken şükür, herkes tarafından yapılamadığı için Cenâb-ı Hak Kur an-ı Kerim inde; Kullarım içinde hakkıyla şükreden azdır. 4 buyurmuştur. Kur an ve Sünnette Şükür Kur ân, insanlara Allah tarafından bahşedilen nimetlerin sadece bir lütuf değil, aynı zamanda bir sınama aracı olduğunu da belirtir. Bu yüzden insanlara yönelik müjde ve uyarılar, onların ahlâkî davranışlarıyla bağlantılı verilerdir. Bunlarda, cezanın terbiye edici, mükâfatın da teşvik edici rolü vardır. Kur ân, âfetli bahçe 5 örneği ile Allah ın verdiği nimetlere nankörlük eden insanların, bir gün o nimetlerden nasıl mahrum kalabileceklerini açıklamaktadır. Kur ân, nankör ve azgın kimseyi, haksız ve ahlâksız davranışların odak ismi olarak gösterir. 5 Nankör insanın yapısındaki temel öğeler, Allah ı hesaba katmadan hareket etmek, haktan sapmak, haddi aşmak ve başkalarına tepeden bakmaktır. Bu davranışların ardında, Yaratıcıyı hiçe sayma veya O nu hiç tanımama tavrı vardır. Yaşamak, insana Allah tarafından bahşedilmiş bir haktır. Hayatın acı ve tatlı yanları, bolluk ve darlık anları vardır, ama onun yerilecek tarafı yoktur. İnsanın görevi elinden geldiği kadar hayatı doğru yaşamak, onu daha ahlâklı ve anlamlı hale getirmektir. Allah ın nankörce davrananları musibete uğratmasının hikmeti, bilmeye ve anlamaya yatkın olan insanları dünyada uyarmak, âhirette de daha büyük tehlikelerden korumaktır. Günlük hayatımızda mânevî ve sosyal hu

10 zursuzluğun hastalık derecesine ulaşmasının temel nedeni, iman ve bilgiden doğan sorumluluklarımızı unutmamızdır. Şâyet toplum hayatında huzuru sağlayan değerlerle çatışmaya girilirse, kişi ve toplum hayatına kaos hâkim olur ve hayatın düzeni bozulur. 6 Hayatı doğru anlamayı sağlayan değerler ilim, idrak, iman ve ahlâktır. Onu doğru yaşamanın ilk şartı da Kur ân mesajına kulak vermektir. 7 Kur an ın tebliğcisi olan Hz. Peygamber (s.a.v.) bunun en güzel örneğidir. Bir gün Atâ b. (Ebi) Rabah, Ubeyd b. Âmir ile birlikte Hz. Âişe (r.anhâ) ın yanına gittiklerini, kendilerine Peygamberden (s.a.v.) gördüğü en şaşılacak şeyi nakletmesini istediklerini rivâyet eder. Bu soru karşısında Hz. Âişe vâlidemiz şu cevabı verir: Hangi hâli yok ki şaşırılmasın. Meselâ bir gece benimle yatağa girdi... Bir müddet sonra: - Ey Ebubekr'in kızı! Bana izin ver de Rabbime ibadet edeyim, dedi. Ben de: - Senin Hakk'a yakın olmanı severim, dedim. Abdest aldı, sonra namaza başladı. Ayakta, ağlarken yaşları göğsüne dökülüyor, rükû ve secdede de hep ağlıyordu. Bu hâl, Bilal sabah ezanını okuyuncaya kadar devam etti. Kendisine: - Ey Allah'ın Rasûlü! Allah Teâlâ senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışladığı halde, seni ağlatan nedir, diye sordum. O da: - Ben nasıl, Allah ın şükreden bir kulu olmayayım ve niçin ağlamayayım; göklerin ve yerin yaradılışını düşünmeyeyim ki, Cenâb-ı Hak Şüphesiz göklerin ve yerin yaradılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeyleri denize akıtıp taşıyan o gemilerde Allah ın yukarıdan indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, deprenen her hayvanı orada üretip yaymasında, gökle yer arasında Hakk ın emrine boyun eğmiş olan rüzgârları ve bulutlan evirip çevirmesinde, akıl ve düşünen bir kavim için nice âyetler (Allah ın varlığına, birliğine ve kudretinin sonsuzluğuna delâlet eden birçok alâmetler) vardır 8 âyetini bana indirdi, buyurdu. 9 Allah ın Kendisini eş-şekûr İsmiyle Vasfetmesi Şükür, mecaz yolu ile Allah hakkında da kullanılır. Allah ın şekûr olması, kullarının az ameline çok sevap vermesidir. 10 Bu nedenle Araplar, verilen otun azlığına rağmen semizliğini fazla gösteren hayvana, şekûr hayvan tabirini kullanırlar. 11 Allah şükrün karşılığını yine şükür olarak isimlendirmiştir. Tıpkı kötülüğe karşılık aynı kötülük vardır âyetinde kötülüğün kötülükle karşılık bulması gibi. Nimet aslında Hakk ın bir ihsanıdır, ihsanda bulunan, bu fiilinden dolayı övülmeye lâyıktır, övülmeyi hak etmiştir, işte kulun kendisine ihsanda bulunan Rabbini övmesi şükür ifadesidir. Hakk ın şükrü ise ihsanı dolayısıyla kendisini öven kulunu bu davranışından dolayı övmesidir. Kulun ihsanı Allah a itaat göstermesi, Hakk ın ihsanı ise nimetlerini kuluna bahşetmesidir. Esasta kulun şükretmesi Rabbinin nimetlerini dil ile söylemek ve kalp ile ikrâr etmektir. 12 Şükrün Mertebeleri Câhidî Ahmet Efendi (ö.1070/1660), şükrü üç mertebede incelemektedir: Birinci mertebe, kişinin hoş/ faydalı olan her şeyi kabul etmesidir. Bu noktada Allah a inanan ile inanmayan arasında hiçbir fark yoktur. Allah, halka verdiği nimetlerini ihsanından saymıştır. İkinci mertebe, nefsimizin hoşlanmadığı şeylere şükretmektir. Kişinin nefsine ağır gelen şeyleri ve başına gelen belâları gizlemesi, bunlara râzı olması ve şikâyetini kimseye söylemeyerek şükür makamına kavuşabilmesidir. Üçüncü mertebe, nimeti vereni bilmek, O nu tanıyarak nimetlerini itiraf etmektir. Bu durumda kişi, her bir nimete kavuştuğu an, nimet sahibini müşâhede eder. 13 Câhidî Ahmet Efendi, öncelikle Allah ın her nimetini herkes için bir şükür vesilesi sayması ve insanlar arasında ayırım yapmadan, sadece nimetin farkında olmanın da şükür sayıldığını söylemesi, Allah ile kul arasındaki yakınlığa işaret bakımından önemlidir. Yine, nefsin hoşlanmadığı şeylere katlanmanın da şükür olduğunu ifade etmesi dikkat çekicidir. Câhidî nin şükür konusundaki değerlendirmelerini esasen üç başlık altında özetlemek mümkündür: Biricisi ihsana şükür, ikincisi belâlara şükür ve üçüncüsü bütün bunları veren Allah a şükür. Şükür kulun varlık âleminde yaratıcı karşısında boyun eğerek, O nun büyüklüğünü ve cömertliğini bütün benliği ile idrak etmektedir. 14 Buna göre şükür üç dereceye ayrılır: Allah ın verdiği nimete şükür, vermediği nimete şükür, şükredebilmeye şükür. Sıradan bir kişinin, bir nimeti aldığında şükrettiği zaman takdire şayan görülmesine karşın, sûfi, dileği gerçekleşmediğinde veya umudu kırıldığında da şükretmelidir. Şakîk-ı Belhî (ö.194/809) hac esnasında İbrahim b. Edhem (ö.161/777) ile karşılaşır, kendisine, geçimini nasıl temin ettiğini sorar. İbrahim b. Edhem; Elime bir şey geçince şükrediyor, geçmezse sabrediyorum. deyince Şakîk-ı Belhî, Belh köpeklerinin de yaptığı budur. Buldukları vakit riâyetkâr olur, bulamadıkları zaman sabrederler. der. Bunun üzerine aynı şeyi İbrahim b. Edhem, Şakîk e sorar Şakîk, Bulduğumuzda dağıtırız bulamadığımızda şükrederiz. cevabını verir. 15 Bu menkabe, her şeyden mahrum olduklarında bile şükredenlerin yüksek mertebesini açıkça göstermektedir. Bu, İslam düşüncesinde sabrın sembolü kabul edilen Eyyüb (a.s.) ın duasını hatırlatmaktadır: Rab verdi, Rab aldı; hamd olsun Rabbe. 16 Çünkü sadece dikenlerine rağmen gül için şükretmek yetmez; ortada gül olmadığında da şükretmek lazım. 17 Şâkir ile Şekûr Arasındaki Fark Nimete şükreden kişi tasavvuf geleneğinde durumuna göre şâkir ve şekûr isimlerinden birini alır. Şâkir mevcut olana, şekûr mefkûd (kaybedilmiş) olana şükredendir; Şâkir menfaat gördüğü şeye, şekûr men edildiği şeye şükredendir. Şâkir atâ ve ihsâna şükreder, şekûr belâya şükreder. Şâkir kendisine bol bol harcandığında, şekûr nimetin gelmesinin uzayıp bir türlü gelmemesinde şükredendir. Dolayısıyla insanlar içinde şâkir olanlar çoktur. Ama şekûr olanlar azdır. Kullarımdan şekûr olanlar azdır. âyeti bunu ifade etmektedir. 18 Özetle, Müslümanın hayatında şükür ve kulluk Allah içindir. Akıllı olan hem yer hem de bağışlar. Aklı başında olan insan, dünya işlerinden, ne kazandığına sevinir ne de yitirdiğine üzülür. 19 Şükür nimeti artırır, şükürsüzlük onu elden çıkarır. Şükürle nimet sonsuzlaşır, nimet zeval bulmaz. 20 Dipnot *Prof. Dr. 1 Gaziosmanpaşa Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı. 2 Herevî, Menâzilü s-sâirîn, s. 231; Cürcânî, Kitâbü t- Ta rifât, s Eraydın, Tasavvuf ve Tarikatlar, s /Sebe, 13, 5 68/Kalem, Bkz. 96/Alak, /Rûm, Yıldız, Hayatı Doğru Yaşamak, s /Bakara, El-Fârisî, el-ihsân fî takrîbi Sahihi İbn Hibbân, c. II, s. 9; el-kuşeyrî, er-risâle, s Komisyon, el-mu cemu l-vasît, s El-Cürcânî, et-ta rîfât, s.128; Yazır, Hak Dini Kur an Dili, c. VI, s Gürer, Abdülkâdir Geylânî, s Câhidî, Kitâbü n-nasîha, vr. 103a-103b. 15 Kızıler, Câhidî Ahmed Efendi, s İbn Hallikân, Vefeyâtü l-a yân c. I, s. 32; Attâr, Tezkiretü l-evliyâ, s. 266; Molla Câmî, Nefahât, s Schimmel, İslâm ın Mistik Boyutları, s Özelsel, Kalbe Yolculuk, s Kuşeyrî, er-risâle, s Sadî, Bostan, s Sadî, Bostan, s

11 Güzel İsimler Ramazan ALTINTAŞ* Takdîs, tenzih anlamına da gelir. Tenzîh, Yüce Allah ı tüm zıtlardan, ortaklıklardan, eş ve çocuğu olmaktan ve her türlü yaratılmışlık özelliklerinden soyutlamak demektir. Bu mânâda takdîs, tevhîdin özüdür. Tevhîd, Yüce Allah ın, sonradan yaratılan varlıklardan ontolojik anlamda ayrı olmasının bir ifade biçimidir. İyİlİk ve faziletlerle övülen: EL-KUDDÛS El-Kuddûs isminden nasibini alan bir Müslüman, Allah tan başka kimseye bel bağlamaz, minnet etmez. Mutlak sevginin de, mutlak ta zimin de O na ait olduğunu bilir. El-Kuddûs, temiz, pak ve yaratılmış niteliklerden soyutlanmış olan mânâsındaki kuds kökünden türemiş mübalağa bildiren bir sıfat olup tertemiz, her türlü kusurdan arınmış demektir. 1 Yüce Allah ın şu sözünde zikredilen ilâhî temizleme bu anlamdadır: Allah sizden günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. 2 Bu âyette sözü edilen temizlik, maddî temizliğin ötesinde bulunan mânevî arınma anlamına gelmektedir. El-Kuddûs, selbî sıfatlardandır. Selb Allah ta bulunmaması gereken niteliklerin O ndan soyutlanması ve uzaklaştırılması için kullanılan bir sözcüktür. Allah ın ne olmadığını anlatan selbi sıfatlar, Allah ın kendisinden soyutladığı ölüm, uyku, cehalet, unutmak, acz, gaflet ve yorgunluk gibi tüm noksan sıfatlardır. İnsana düşen görev, Allah ın kendisinden nefyettiği bu sıfatları, O ndan nefyetmektir. Yüce Allah ın en güzel isimlerinden birisi olan el-kuddûs, Kur an-ı Kerim de iki âyette geçmektedir: O, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah tır. O, el-melikü l-kuddûsü s- Selâm dır. 3 Göklerdeki ve yerdeki her şey el-melikü l-kuddûsü l-azîz olan Allah ı tesbîh eder. 4 Görüldüğü gibi Yüce Allah ın el-kuddûs ismi, diğer güzel isimler arasında yer alır. Tertemiz, yüce ve her türlü eksiklikten soyutlanmış anlamına gelen el-kuddûs isminde; tathîr, tenzîh ve mübârek anlamları vardır: Tathîr Yüce Allah ı, her türlü ayıp, kusur ve noksanlıklardan temiz kılma anlamına gelir. Burada, maddî anlamda değil, mânevî anlamdaki temizlik kastedilmiştir. Bu bağlamda Cenâb-ı Hak, her türlü şirk unsurundan berîdir. Kur an-ı Kerim de dört büyük melek arasında yer alan ve vahiy getirmekle sorumlu tutulan Cebrâil (a.s.), rûhu l-kuds olarak isimlendirilmiştir. 5 Çünkü o, insanları arıtan şeyleri getiren ruhtur. Bundan dolayı, Cebrâil, maddî ve günah kirlerinden uzak, tertemiz bir fıtratta yaratılmıştır. Âdetâ o, temizliğin özü, kendisidir. İlâhî nüzûl açısından vahiy, pak ve tertemiz olan Yüce Allah tan, tertemiz olan Cebrâil e, o da, gönülleri temizleyen, hikmetle dolduran ilâhî vahyi, bütün günahlardan arındırılmış olan Hz. Muhammed (s.a.v.) a indirmiştir. Amaç, Kur an ın kendilerine indiği insanları ve indirildiği mekânları her türlü çirkinlik, pislik ve haksızlıklardan temizleyip, yeryüzünde iyiyi ve adaleti yeniden tesis etmektir. Hiç kuşkusuz zaman ve mekânlar, Allah ın yarattıklarındandır. Bunlar değerlerini, kendilerinden değil, taallukatlarından alırlar. Bundan dolayı şerefu l-mekân bi l-mekîn denilmiştir. Mekânın değeri, orada bulunanların üstünlüğünden gelir. Bunun en açık örneğini; Mescid-i Haram, Kâbe-i Muazzama, Mescid-i Nebî, Mescid-i Aksa, Ravza-i Mutahhara gibi bir kısım mekânlarda görebiliriz. Bütün bu mekânlar, taşıdığı hatıralar ve gördüğü vazifeler açısından değerlidir. Aynı zamanda burada sayı

12 lan mekânların her birisi ve bu mekânlarda yapılan ibadetler, İslâm ın şiarlarındandır. Mekânların mukaddes oluşuna dair bir başka örnek de Hz. Musa (a.s.) ya vahyin vâki olduğu mekânla ilgilidir: Şüphe yok ki, ben senin rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ dasın. 6 Ayakkabıları çıkar emri, o yerin temiz tutulması ve Allah a karşı saygılı oluşun bir anlatım biçimidir. Yine Kur an da, Hz. Musa nın İsrailoğullarını teşvik ettiği beldenin sıfatı mukaddes olarak belirtilmiştir. 7 Bu âyetlerde geçen mukaddes mekân ve mukaddes, tertemiz, kirlerden, mânevî pisliklerden arınmış topraklar mânâsına gelir. El-Kuddûs; Fazilet ve Güzelliklerle Övülmüş Olan Kur an-ı Kerim de meleklerin Allah ı ta zim etmeleri takdîs fiili ile belirtilir: Hani rabbin meleklere, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti. Onlar, Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbîh ve takdîs ediyoruz demişler. Allah da Ben sizin bilmediğinizi bilirim demişti. 8 Bu âyette geçen takdîs de, tathîr mânâsınadır. Allah ı takdîs etmek, O nu övmek, yüceltmek, saygılı olmak ve O nun şanına yakışmayan bütün isim ve sıfatlardan uzak durmaktır. Bütün temizlik, bütün övgüye layık kemaller, fazilet ve güzellikler Allah a mahsustur. Hiçbir şey O nun kutsal sahasına yetişemez. O, hiçbir sınıra ve tasavvura sığmaz, hiçbir şirk kabul etmez, mülküne kimseyi ortak kılmaz, haksızlık yapmaz ve lekeli şeyler O na yanaşamaz. Gerçek anlamda el- Kuddûs ün mânâsı, fazilet ve güzelliklerle övülmüş demektir. Açık tesbîh, takdîsi; açık takdîs de tesbîhi içine alır. Çünkü yerilmiş sıfatların ortadan kaldırılması övgüleri isbat mânâsını ifade etmektedir. Bu sebeple, yer, gök ve ikisinin arasında bulunan şeylerin hepsi Allah a aittir. O nun bizden istediği, bütün bir yeryüzünü, görünen ve görünmeyen, gizli ve açık günah kirlerinden temizlemektir. Takdîs, tenzih anlamına da gelir. Tenzîh, Yüce Allah ı tüm zıtlardan, ortaklıklardan, eş ve çocuğu olmaktan ve her türlü yaratılmışlık özelliklerinden soyutlamak demektir. Bu mânâda takdîs, tevhîdin özüdür. Tevhîd, Yüce Allah ın, sonradan yaratılan varlıklardan ontolojik anlamda ayrı olmasının bir ifade biçimidir. Bundan dolayı, tevhidin sağlam olması için, O nu her türlü beşeri/yaratılmışlık özelliklerinden tenzih etmek gerekir. Allah ı yaratılmışlık özelliklerinden tenzih etmek anlamlarını ihtiva eden: Sübbûhun Kuddûsün ve Rabbu l-melâiketi ve r-rûh/ruh ve meleklerin Rabbi kuddûstür, subbûhturçok temiz, mukaddes ve noksanlıklardan uzaktır duâsı, genel mânâda meleklerin tesbîhidir 9 Kur an-ı Kerim, yerde ve gökte bulunan her şeyin Allah ı tesbîh ettiğini haber vermekte, 10 meleklerin de Arş ın etrafını çevirmiş olarak hamdü senâ ile Cenâb-ı Hakk ı tesbîh ettiklerini anlatmaktadır 11 Tesbîh, İlâhî Zat ı, söz ve amel bakımından şanına lâyık olmayan her türlü kusurdan yüce tutarak tenzih etmektir. Bir başka ifade ile tesbîh, layık olmayanı reddetmek; takdîs ise, layık olanı isbat etmektir. Dolayısıyla tenzîh anlamını da ihtivâ eden takdîs, O nun noksan sıfatlardan uzaklığını, şirkten tenzihini ve varlığın bütünüyle O na ait olduğunu dile getirmektir. Zifiri karanlık bir gecede, uçsuz bucaksız bir denizde, köpürüp duran dalgalar arasında ve sebeplerin bütün bütün tesirsiz kaldığı bir anda, Hz. Yûnus (a.s.), Ya Rabbî! Senden başka ilah yoktur, ulûhiyet tahtının yegâne sultanı Sensin Sübhânsın, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin Doğrusu kendime zulmettim, yazık ettim Affını bekliyorum Rabbim! 12 derken Sübhan ismine sığınmıştır Yüce Allah, isim ve sıfatlarında kemal sahibidir. O nun zatını ve sıfatlarını noksanlıklardan tenzih etmek ve kemal sıfatlarıyla muttasıf olduğunu ortaya koymak, muvahhid bir Müslüman olmanın gereğidir. Allah ı tenzih etmek demek, sadece O nu methetmek değil, kemal sıfatlarını isbat ve bu sıfatların zıtlarını nefyetmeyi de içerir. Salt tenzîh, sadece medih değil, kemal sıfatlarını da kapsar. El-Kuddûs; Bereketin Yegâne Kaynağıdır Öte yandan takdîs, bereket mânâsına da gelir. Bu mânâda Beytü l-makdîs bereket evi demektir. El-Kuddûs, aynı zamanda bereketin kaynağıdır. Kullarına ve mekânlara bereketi O ihsan eder. Bereket, bir şeyde ilâhî hayrın devamlı ve kararlı olması demektir. Suyun havuzda birikip yükselerek durması anlamından alınmıştır. İlâhî hayrın bulunduğu şeye mübarek denilir. İlâhî hayır, dar bir kalıba sokulup sayılamayacak ve hislerle bilinemeyecek bir şekilde meydana geldiğinden, kendisinde beş duyu ile bilinemeyen bir ziyadelik tesbit edilen şeye de mübarek denilir. O halde, Yüce Allah, mübârek tir, gökyüzünde ve semada umumi bereketlerini bütün vakitlerde kullarına sürekli yayar. Bu bereketten istifade etmenin ilk adımı; sağlam bir tevhîd inancına sahip olmak ve Allah ı, O na yakışmayan yaratılmışlık niteliklerinden soyutlamaktır. Şu halde, el-kuddûs isminden nasibini alan bir Müslüman, Allah tan başka kimseye bel bağlamaz, minnet etmez. Mutlak sevginin de, mutlak ta zimin de O na ait olduğunu bilir. Yüce Allah ı, noksan sıfatlardan tenzih eder ve O nun kemal sıfatlarıyla muttasıf olduğuna inanır. Her türlü şirk ve zulümden nefsini temizlemek suretiyle, içini ve davranışlarını tevhidin nuruyla aydınlatır. Bütün bir yeryüzünü maddî ve mânevî anlamda temiz tutmanın mücadelesini verir. Çünkü Yüce Allah temizdir, temizlenenleri sever. Dipnot *Prof. Dr. 1 İbn Manzur, Lisânü l-arab, Beyrut, ts., VI, /Ahzâb, /Haşr, /Cumua, /Bakara, 87, 253; 5/Mâide, 110; 16/Nahl, /Tâhâ, /Mâide, /Bakara, Müslim, Salât /Hadîd, /Zümer, /Enbiyâ,

13 Şehir Güzellemesi Mürsel GÜNDOĞDU BOZKIRIN BEREKETLİ HAVZASI KAYSERİ Tekir Yaylasında bir düne bir bugüne teslim olur, Erciyes kandiliniz olur hiç sönmeyesi! Bu yaylada rüzgâr söyler, rüzgâr konuşur söyleyeceklerinizi, siz susar, kendinizi bir bilgenin yolunu adımlarken bulursunuz! Orta Anadolu nun serin yaylalarını, bereket havzasını ve pınarlarını arıyorsanız yolunuz Kayseri ye düşmeli önce! Kayseri de aramalısınız düşlerinizi ve kaderinizi. Kayseri engin göklerin fevkine nadir ulaşan erdemli ve faziletli şehirlerimizdendir. Erciyes Dağı nın eteklerinde her dem göklere bir şeyler fısıldarken bulursunuz bu kadim şehri. Bir serin ezgi düşer gönlünüze, bir türkü ses verir bağrınızda, bir dua düşer dilinizde ve kendinizi efil efil esen Kayseri rüzgârlarına teslim edersiniz. bir yağmur serinliği katmaktadır. Kayseri bedestanları geçmişin dizlerinde sabır dokumaktadır! Tekir Yaylasında bir düne bir bugüne teslim olur, Erciyes kandiliniz olur hiç sönmeyesi! Bu yaylada rüzgâr söyler, rüzgâr konuşur söyleyeceklerinizi, siz susar, kendinizi bir bilgenin yolunu adımlarken bulursunuz! Şehir cadde ve sokaklarıyla size her dem nerde kalmıştık der gibidir. Tarihin uzun, upuzun koridorunda yürürken ne dar geçitler, ne patikalar ne dolambaçlı yollara saparsınız. Kayseri tarihin altın kızı, göğsünde beşi birliği parıldayan, ipekten şalları başında bir denizin kabaran dalgası gibi renkten renge atlayıp duran bir gökkuşağı gibidir. Halil İbrahim Bereketi Kayseri kehribar sarısı düzlüklerinde tahılın ve hububatın zenginlerinden biridir. Ak alnını ticaretin göğsüne dayamış, seherin muştusuyla kapılarının eşiğine Halil İbrahim Bereketi oturmuştur. Selçuklu Ahileri hâlâ şehri terk etmemiş, hâlâ şehrin bereketine dua ve yakarışları Ahi Evran şehri hiç terk etmemiş, Bacıyan-ı Rûm hâlâ Kayseri de gönül terkisine şükür halısını dokumakta ve bereketin duasına çağırmaktadır bütün Kayseri esnafını ve dahi eşrafını. Kayseri Müslümanın göz ve gönül aydınlığıdır bahtı hiç kararmayası! Bir sönmez meşaledir hiç sönmeyesi, bir ulu derviştir hiç gitmeyesi! Kayseri Geçmiş Zamanların En Has Şehridir Eskimeyesi! Gesi Bağlarında yârini yitiren sevdakârın iniltilerini hâlâ duyarsınız gittiğinizde. Kayseri bağlarının öteki adıdır Gesi Bağları. Bu serin bahçelerde ve bağlarda bir meyve geçidi yakalar gözlerinizi. Gâh üzümdür elinize düşen, 22 23

14 gâh kayısıdır gözlerinizi alan, gâh elmadır aklınızı alan! Bu küçük bağ evlerinde kaybedilen ve şehrin geniş caddeleri üzerinde yitirilen huzur ve güvenin yeni yüzünü bulursunuz, hislenir, geriye doğru kayar gider düşünceleriniz, düşleriniz! Kayseri de rüyalar yenilenir her dem puslanmayası Tanrı Misafiri Niyetine Ağırlama Kayseri, mutfağında kadının zamanın kozasını örmeye vaktinin yetmediğidir. Telaşın ek- mutfaklar doymakta, her dem pencerelerden, bacalardan misafir gözlenmektedir Kayseri mutfakları! Misafir gelmeyen yerin bereketinden kuşku duyulur! Misafir Kayseri de bir velinimettir hane malikine! Kayseri ilçelerinin sevdasına yanar her dem! Gâh Pınarbaşı tutar elinden, gâh Sarız! Pınarbaşı adıyla müsemmadır serin pınarlarıyla tutuşan gönülleri ve alınları serinlettikçe oralarda kalmak diler ayrılmazsınız suların çağıltısından, ay- kaldırdığı şehirdir Kayseri, Sultan Alparslan ın Bizans a darbeyi vurduğu durak, Battalgazi nin Malatya ya gelen akınlara set çektiği bir uç beyidir Kayseri! Dünü Kayseri den Çıkarırsanız Bugünü Anlayamazsınız! Koca Sinan, büyük Sinan bu topraklardan yedi düvele meydan okudu! Mimarlığın başkenti olan bu şehirde İslâm ve Türk mimarisinin altın eserlerini bulur uzun yıllar öncesine kalbinizi yaslar, bir derin düşüncenin mihmandarı olursunuz. Gi- tinin ahını ve yasını tutmakta akıncı beylerinin sel gibi hücumlarına kulağını kapatmaktadır! Surların her bir kapısından bir akıncı beyi hâlâ nöbet tutmakta Jüstinyen in korkulu rüyası olmaktadırlar. Kayseri büyük bir tarihin altın sayfası, altın anahtarı ve süregelen halkasıdır. Kayseri şehirlerin en hası ve en yiğidir. Anadolu coğrafyasının Alperence bir tasviri gibidir, bir erendir Gesi Bağında ve bir Alptır Tekir Yaylasında! Kayseri iç Anadolu nun en hakiki yurdudur her dem varılası. Kayseri Anadolu nun en mert delikanlısıdır her sik olmadığı, heyecanın her dem dorukta olduğu zamanlar yaşanır bıkılmayası! Yarın yaranın eksik olmadığı Kayseri evlerinde gelenin yedirilmeden, içirilmeden yola koyulduğu görülmemiştir! Her gelen önce tanrı misafiri niyetine ağırlanır, hoşnut kılınır ve geldiğine çokça sevindirilir! Sucuk, pastırma, kavurma, mantı, kabak çiçeği dolması, içli köfteler, katmerler ile bir zengin mutfağın hanım ağası gibidir. Serin yaylarında beslenen hayvanların etleri efil efil çiçek ve kekik kokmakta ve yiyene şifa dağıtmaktadır. Kayseri mantısı küçülüp küçülüp kaşığa dolmakta bir farklı lezzetin pınarı olmaktadır yiyene! Etli ekmeğine, böreğine, tatlısına, çöreğine rılamazsınız! Bünyan da Türkiye m halıları dokunur yerin elinden! Yahyalı ilçesinde Kapuzbaşı Şelalelerinde ayrı bir dünyaya tutunur hayalleriniz, geçip gidersiniz kendi ikliminize, bütün arzularınız susar, suların zerreleri derdest eder ruhunuzu ellerinizi, çaresiz kalırsınız! Sultan Sazlığı sizi rengârenk ve çeşit çeşit kuşların dünyasına çeker ve oradan bilmediğiniz ülkelere, masmavi engin göklere uzanır, kuşların cıvıltılarına revan olursunuz! Hayallerinizin ülkesine bu kuşlarla seyrüsefere çıkarsınız! Kayseri dünü olduğu gibi bugünü de en ihtişamıyla yaşayan köklü şehirlerimizin başkentidir biline! Melikşah ın atını şaha dersiniz tarihin dar koridorları arasından geçmişe doğru. Bütün ulu camiler, kervansaraylar, bedestenler, hanlar, hamamlar, kümbetler, kubbeler, kaleler, sizi bekler ağuşunu açarak! Nesibe Hatun şifahanesinde zaman ağrılarını dindirmektedir sanki. Şehir kalesinde askerler hala bir savaşın düşünü kurmakta, bedenlerini ve dahi akıllarını siper etmekte gibidirler. İç Kalede I. Alâeddin Keykubat bütün askerleriyle kale kapısında içli bir duanın sağlamasında uyuyup kalmış gibidir. Kayseri Surlarında uzun bir tarih uyumaktadır. Bizans İmparatoru Jüstinyen hâlâ mağlubiye- dem sorulası Türk İslâm düşüncesi bu topraklarda maya tutmuş, bu topraklarda filiz vermiş ve bu topraklarda şaha kalkmıştır! Kayseri de tarihin her dem koynunda olursunuz zaten düşünmeyi bilirseniz! Kanaviçe nakışlı bir güzel örtüdür Anadolu nun tam ortasında, kaldırırsanız altında binlerce yıllık bir mazi, bir büyük tarih medeniyet size tevazuuyla gülümser ve oracıkta hemhal olursunuz. Kayseri bir medeniyet başkentidir hiç geçmeyesi! Kayseri kültürden irfana, hikmetten rahmana gidilen bir tefekkürün adresidir gitmeyi bilene 24 25

15 Edebiyat Musa TEKTAŞ TASAVVUFTA ONBİR PRENSİP İslâm tasavvufunda insanı ham vasıflardan kurtarıp, kâmil insan seviyesine ulaştırmayı hedefleyen çok derin, çok faydalı ve çok hikmetli prensipler vardır. Nakşibendî tarikatında on bir esası olarak bilinen bu prensipler Hâcegân/Nakşi tarikatının büyüklerinden Abdulhâlik Gucdevânî Hazretleri tarafından tespit edilmiştir. Hâcegân tarikatının kurucusu olan Abdulhâlik Gucdevânî Hazretleri, Buhara ya yaklaşık 40 km. uzaklıktaki Gucdevân kasabasında dünyaya gelir. Babası, İmam Malik neslinden, zâhirî ve batinî ilimlere vakıf bir âlim olan Malatyalı Abdülcemil İmam dır. Yirmi iki yaşına geldiğinde, Hızır Aleyhisselam ın tavsiyesi ile Yûsuf Hemedânî ye intisap eder. Bu yüzden Hızır (a.s.), Gucdevânî nin pîr-i sebakı/zikir telkin eden pîri ve pîr-i iradeti/sülûka başlatan pîri, Yusuf Hemedânî Hazretleri ise sohbet pîri olarak kabil edilir. Hemedânî Hazretleri nin bıraktığı halifelerden üçüncüsü olan Ahmed Yesevî, Türkistan da İslâmiyet i yaymak ve halkı irşad etmek için Buhara dan ayrılırken buradaki müridlerini Gucdevânî ye havale eder. Buhara ve civarındaki müridlerin başına geçen Abdulhâlik Gucdevânî (k.s.), Buhara nın önde gelen âlimi ve idarecilerinden de müridler edinir. Genelde Gucdevân kasabasında ikâmet eden ve orada vefat eden Abdulhâlik Gucdevânî nin yaklaşık olarak vefat tarihi 616/1219 olarak verilmektedir. Ahmed Yesevî ile aynı şeyhten feyz alarak daha sonra kurulacak Nakşbendîliğin ilk temel esaslarını kuran, Mâverâünnehir, Buhara, Harezm ve Horasan bölgesinde 26 27

16 tasavvuf ve tarikat hizmetini sürdüren Abdulhâlik-ı Gucdevânî, uzun boylu, büyükçe başlı, beyaz tenli, güzel yüzlü, gür ve çatık kaşlı idi. Göğsü enli, omuzları genişti. İri vücutlu ve mehabetliydi. Basiretli ve gönlü mâneviyata açıktı. Gucdevânî, hâlini insanlardan gizli tutar, nefsinin isteklerine uymaz, nefsinin istemediği şeyleri yapmakta kendisini pek ağır imtihanlara tâbî tutar, fakat hiç kimseye bir şey sezdirmezdi. (Kadir Özköse-H. İbrahim Şimşek, Altın Silsileden Altın Halkalar, Nasihat Yay., Ankara, 2009, s. 151 vd.) Abdulhâlik Gucdevânî Hazretleri nin prensipleri Şah-ı Nakşibend Hazretleri tarafından da geliştirmiştir. Manevi terbiyede, bu prensiplere riayet eşsiz bir ehemmiyete sahiptir. Şimdi bu on bir temel prensibi kısa kısa inceleyelim: 1. Her Alınıp Verilen Nefeste Manen Uyanık Bulunmak / Hûş Der Dem Her nefeste uyanık olmak, gerek zikir esnasında gerekse diğer zamanlarda Allah tan gayrı olmamak. Nefesleri gafletten korumak kalbe huzur bahşeder. Bir insanın kalbi Allah ile beraberliğin huzur ve şuuruna erişince hal ve hareketlerinde de düzelme meydana gelir. H. Hamidettin Ateş Efendi bu hususta şöyle buyurmaktadır: Kişi, Allah (c.c.) tan başka her şeyi unutarak O nun ismini anarak, sürekli tekrar ederek, manevî lezzet bulur, kalben mutmain olur. İlahî sevgi böylece insanın iç âleminde bir muhabbet yoğunluğuyla dolar taşar, taştıkça coşar. İçinde bulunduğunuz nimetin kıymetini iyi biliniz. Bu saadet tacı herkesin başına konmaz. Bu ulvi yola bağlananlar, zikrini, fikrini amelini, muamelesini büyüklerin yolunu takip ederek, en güzel şekilde yapmalıdır. 2. Gözün Ayakucuna Bakması / Nazar Ber Kadem İnsan, gözünü ve ona bağlı olarak da gönlünün etrafa fazlaca takılıp kalmaması için yolda ayaklarının ucuna bakarak yürümelidir. Çünkü lüzumundan fazla dış alakalar kalbin huzurunu değiştirir. Hak ile araya perde girmesine sebep olur. Burada tevazu, edep, haddini bilmek, gözünü haramdan korumak ve sünnete bağlılık vardır. H. Hamidettin Ateş Efendi, tevazu konusunda şöyle buyurmaktadır: Tevazu sahibi olan hakkıyla Allah tan korkar büyüklük taslamaz. Bu korku dünya ve ahiret mutluluğunun rehberi ve vesilesidir. İnsanın tevazu sahibi olması, kendisine ikramlar yapılmasına sebep olur. Alçak gönüllülük, insan için en büyük rütbedir. Tevazu göstereni Allah yüceltir. 3. Her Adımda Hakk a Yürümek / Sefer Der Vatan Tasavvufî eğitimin erdirici yollarından biri de seyahattir. Vatanda yolculuk anlamına gelen bu terime yüklenen bir mana şöyledir: Bir mürşid-i kâmile ulaşabilmek kastıyla çıkılan yolculuğu ifade etmesinin yanı sıra, insanın kötü ahlâktan, günahların yoğunluğundan arınıp güzel ahlâk ve latif duygulara yönelmesini ifade eder. İnsanın kendi iç âleminde Allah a yürümesidir. H. Hamidettin Ateş Efendi manevi arayış ve yolculuk hakkında şöyle buyurmaktadır: Tasavvuf yolunda doğru bir izde yürümek isteyen kimse, kâmil bir mürşidin ona kılavuzluk etmesiyle maksuduna erebilir. Hizmet ve gayret himmeti getirir. Âdâbına uygun bir şekilde zikrin nasıl yapılacağı, mürşid-i kâmilin müsaadesiyle, telkiniyle ve himmetiyle olur. Böyle hareket edenler de manevî hazzı ve istikameti bulur. İlahî rızayı talep eden, maksuduna vasıl olur. 4. Halk İçindeyken Bile Hak İle Olmak / Halvet Der Encümen Zâhirde halk ile esasta Hak ile bulunmak. Toplum içinde yalnızlık anlamına gelen bu terim sûfînin bir köşeye çekilmeyip halk arasına karışmasını, ancak bedenen halk arasında iken kalben onlardan ayrı, yalnız ve Abulhalik Gucdevani Hazretlerinin Kabri Bekir AYDOĞAN Allah (c.c.) ile birlikte olmasını ifade etmektedir. Mürit zahiren insanlarla beraber gündelik işleriyle meşgul iken bile gönlüyle Hak ile beraber olma özelliğine erişmelidir. Nitekim El kârda, gönül yârda bu hali pek güzel ifade eder. Nakşilikte sohbet ve sosyalleşme esastır. Kalabalık içinde bulunsa bile Hak Teâlâ ile halvet halini sürdürmek esastır. H. Hamidettin Ateş Efendi Hazretleri Silsile-i sadatın insan yetiştirme metodunda dikkat ettiği halk arasında hakka hizmet etmeyi şöyle özetler: Nakşbendiyye silsilesini oluşturan halkalardan her biri manevî kişilikleri, tasavvufî söylemleri, ilmî kimlikleri ve sosyal konumlarıyla halk içinde Hak ile beraber olmayı yeğlemişlerdir. Onlar elleri kârda gönülleri Yâr da olarak manevî olgunlaşmayı öğütlerler. Müntesiplerinin olgunlaşmalarını sağladıkları kadar, farklı coğrafyalardaki toplumsal sorunların üstesinden gelmeyi kendilerine şiar edindikleri görülmektedir. 5. Daima Allah ı Hatırlamak / Yâd Kerd Kalbin zâkir hale gelmesidir. Kalpteki tüm masiva kirleri zikir yoluyla temizleyip, yegâne maksudun Allah olduğunun kalbe sabitlenmesidir. Kalbin zikirle uyandırılıp hak ve hakikati anlar hale getirilmesi tasavvufun en önemli prensibidir. Çünkü merhamet sabır, sahavet, affedebilme gibi güzel ahlâk hasletleri ancak bundan sonra kazanılır. H. Hamidettin Ateş Efendi bu konuda şöyle buyurmaktadır: Zikir, dünya ve ahiret saadetinin anahtarıdır. Allah ı zikredenlerin vakti de ömrü de bereketlenir. Zikir kulun yaratıcı ile irtibatını sağlar, bezm-i elestte verdiğimiz söze sadık kalmamızı temin eder. Böylece gönülde sevgi tohumları yeşerir meyveye durur. Tasavvuf, zikrin belli esas ve kurallarla yapılmasını tesis eden gönül birliğinin merkezidir. 6. Matlub ve Maksudun Ancak Allah Rızası Olması / Bâz Geşt İlâhî ente maksudî ve rızake matlubî sözüyle Allah ım maksudum ancak Sen sin, matlubum ancak Sen in rızandır denilerek yapılan zikrin tefekküründe de- 28

17 rinleşmektir. Bu suretle yapılan zikrin manası, şuura iyice yerleşip hayata aksedince de artık görünen ve görünmeyen takıntılar gözden düşüp her şeyde ilahî tecelliler müşahede edilmeye çalışılır. 7. Şeytanî ve Nefsanî Düşüncelerden Korunmak / Nigâh Daşt Gözü uygunsuz şeylere bakmaktan, aklı kötü düşüncelere dalmaktan muhafaza etmek, kalbi daima kontrol altında tutarak masivanın kalbe yerleşmesine mani olmaktır. Bunu başaran mürit tasavvufun gerçek semeresini elde etmiş olur. 8. Kendini Daima Allah ın Huzurunda Bilmek / Yâd Daşt Hatırında tutma, anma anlamına gelen bu terim, daha önce zikredilen üç terimin gayesi olup Allah (c.c.) ı hatırlama hâlinin daimi olmasını ifade eder. Kulun daima Cenab-ı Hakk ın huzurunda bulunduğunun bilincinde olması ve bu şuurla hareketlerine dikkat etmesidir. Bu duygu günahlara karşı sağlam bir zırh gibidir. H. Hamidettin Ateş Efendi bu birbirine yakın anlamlar içeren altıncı yedinci ve sekizinci kurallar hususunda da genel itibarla şöyle buyurmaktadır: Yolumuzun büyükleri şöyle buyururlar: Kul için asıl amaç ve bütün ibadetlerin gayesi, Hakk Teâlâ yı hatırlamaktır, yani zikirdir. Bu dünyadan kalbi Allahu Teâlâ nın dostluğu ve muhabbetiyle dolu olduğu halde giden kişi, büyük bir saadete ermiş olur. Bir insanda Hakk Teâlâ nın zikri olmadan O nun muhabbet ve ünsiyeti de olmaz. Samimi bir mü min bütün Şah-ı Nanşibend Hazretlerinin Kabir Taşı Fikret TAŞCI ibadetlerini yerine getirdiği gibi, zikrin lezzetiyle yaptığı ibaretlerinden manevi haz duyar, gönül rahatlığına kavuşur. Zikir gönül gözünü açar, bütün eşyanın Allah ı zikrettiği hakikatini bütün nuruyla gözler önüne serer. İnsanın her zaman Cenab-ı Allah ın ve büyüklerin manevi olarak kendisiyle olduğunu hatırlayarak hareket etmesi, imanın kemale ermesi için en güzel düşünce şeklidir. Böyle hareket eden insanın hayatını yanlışlar değil, hakikatler nakışlar. Gönlünde ilahî feyzden, himmetten, bir anlık nazardan, rahmetten ve iyilikten inci-mercan misali hazineleri çoğalır. Yoksa sadakatinde eksiklik olan, inancında noksanlık olan, şahsiyetinde bozukluk olanlar da iki cihanda mahcup olurlar. Bu mahcubiyet elbette hepimizi üzer. Büyüklerin huzurunda ve yarın Allah ın huzurunda mahcup olmamak için elinizden gelen gayretle çalışmanızı, verilen vazifeleri azami derecede yerine getirmenizi ve iki cihan saadetine kavuşmanızı temenni ederim. 9. Her An Kendini Yoklamak ve Zamanı İyi Değerlendirmek / Vukuf-i Zamanî Her geçirilen saati huzur ve gaflet noktasında muhasebeye tabi tutmak, zamanı iyi değerlendirmektir. İçinde bulunulan vaktin kıymetini iyi bilmeli lüzumsuz şeyleri terk edip zamanını iyi harcamalıdır. Zamanı değerlendirme konusunda nefsini sık sık hesaba çekmelidir. Mürit her gece ve gündüz işlediği amellerinin muhasebesini yapmalı varsa günahları için tevbe edip Allah a yönelmelidir. H. Hamidettin Ateş Efendi nin bu husustaki tavsiyeleri şu şekildedir: İnsan onuruna yakışır bir şekilde geçirmek zorunda olduğumuz hayatımız ve bu hayatın içindeki boş vakitlerimizi, değerini bilenlere sormak lazım. Bu anı, bu zamanı, bu günü, bu fırsatı değerlendirmeyi bizlere öğütleyen Hulûsi Efendi (k.s.) şöyle buyuruyor: Ömrünün ser-mâyesin verme yele Geçdi fırsat bir dahi girmez ele Ey gönül gel Hakk ı zikr et aşk ile Dem bu demdir dem bu demdir dem bu dem (Ömür sermayesini yele vermeden, fırsatı kaçırmadan, gönülden inanıp, ibadet edip, Allah ı zikretmeli. Gün bugün saat bu saattir.) İnsan zaman içerisinde çalışarak, didinerek çok şey kazanabilir; ancak o kazandığı şeylerle kaybettiği zamanı asla kazanamaz. 10. Zikir Sayısına Dikkat ve Riayet Etmek / Vukuf-i Adedî Salikin manevi haline göre belli sayıda zikir verilir. Zikirde sayıya riayet, esas olarak sayı saymak değil sayı çerçevesi içinde Kalbî zikri derinleştirmektir. Aklı dağınıklıktan koruyup zikir esnasında dikkati zikrin manası üzerine yoğunlaştırmakla beraber zikrin adedine riayet etmek gerekir. H. Hamidettin Ateş Efendi bir sohbet esnasında bir arkadaşa şu tavsiyede bulunmuştur: Size verilen ders adedine dikkat edeniz. Fazla ve noksan çekmeyiniz. Her adedin letaiflere tesiri vardır. Bunu bilerek hareket edenler gönlünü boş meşguliyetlerden korumuş olurlar. 11. Kalbin Devamlı Zikirle Meşgul Olması, Zikirde Kalbe Yönelmek / Vukuf-i Kalbî Kalbin devamlı zikr-i ilahî ile meşgul olmasıdır. Mürit her zaman kalbini yoklamalı onun ne halde olduğuna bakmalıdır. Zikrin gerçek muhtevasını tadabilmek için, bütün varlığın ve özellikle kalbin Allah a yöneltilmesi gerekir. Ayet-i kerimede, Rabbinin ismini zikret ve bütün varlığınla O na yönel. buyrulmaktadır. Son olarak bu maddeyle ilgili H. Hamidettin Ateş Efendi nin şu kelamına dikkat kesilelim: Samimi bir mü min bütün ibadetlerini yerine getirdiği gibi, zikrin lezzetiyle yaptığı ibadetlerden manevî haz duyar, gönül rahatlığına kavuşur. Zikir gönül gözünü açar, bütün eşyanın Allah ı zikrettiği hakikatine vâkıf olur

18 Edebiyat Mustafa ÖZÇELİK Fars şiirinin güçlü sesi HAFIZ-I ŞİRAZİİran şiirinin en güçlü üç şairinden biri olarak kabul edilen Hafız, (diğerleri Sâdî ve Firdevsî) yüksek şiir gücüyle Türk edebiyatında da sevilerek okunan ve çok tanınan bir şairdir. Fakat Cumhuriyet nesilleri onu daha çok Yahya Kemal in Rindlerin Ölümü şiiriyle tanırlar. Denilebilir ki, Hafız, ne kadar önemli bir şairse Yahya Kemal in bu şiiri de o kadar önemlidir. Çünkü Hafız ın Cumhuriyet devrinde tanınması daha çok bu şiirle olmuştur. Bu yüzden sözü bu şiirle başlatalım: Hafız ın kabri olan bahçede bir gül varmış; Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle, Gece, bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış Eski Şiraz ı hayal ettiren ahengiyle. Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde; Gönlü her yerde buhardan gibi yıllarca tüter. Ve serin serviler altında kalan kabrinde Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter. Bu şiir, ilk bakışta Hafız ın kabrini anlatmaktadır. Fakat şiiri biraz daha dikkatli bir bakışla okuduğumuzda önümüze daha zengin bir anlam dünyası çıkmaktadır. Buna göre Rindlerin Ölümü şiiri bize aynı zamanda Hafız ın müntesibi olduğu sufi dünyanın telakkilerini de vermektedir. Sufi telakki, evrensel insanî duyarlıklara hitap ettiği için bu yolda şiir yazan bir şair de her kültürde benimsenmekte ve kalıcı/büyük şair olmanın sırrını yakalamaktadır. İşte Hafız da bu nitelikte büyük bir şairdir. Bu özelliğinden dolayı da günümüzde de yaşamaya, şiir dünyasını etkilemeye devam etmektedir. Nedir Hafız ın şiirini böylesine önemli ve güç

19 lü kılan? Buna geçmeden önce Hafız ın hayatına bir bakalım: Hayatı ve Şiiri Aslında onun hayatı hakkında çok da fazla bilgiye sahip değiliz. Bilinenler ise kısaca şunlardır: On dördüncü yüzyılda yaşadı. Asıl adı Şemseddin Muhammed dir. Şiraz da doğdu. Kur an-ı Kerim i ezberlediği için Hafız, memleketinden dolayı da Şirazî olarak anılır. Şiirlerinden ve onlarla ilgili incelemelerden hareketle onun iyi bir medrese eğitiminden geçtiği ve bilhassa tasavvuf kültürüne çok aşina olduğu anlaşılmaktadır. Hafız ın hayatıyla ilgili bilinenler çok sınırlı ama şiiri hakkında bilinenler, söylenenler öyle değil. Denilebilir ki Hafız, gerek kendi ülkesinin gerekse dünya edebiyatında hakkında çok sayıda inceleme yapılan şairlerin başında gelir. Bunlardan çıkan sonuca göre Hafız ın bu konuda söylenecek ilk özelliği onun İran şiirinde gazel türüne getirdiği yenilik ve bu türü çok gelişmiş bir tür haline getirmesidir. Hafız ın asıl ilgilendiği tür gazel olunca onun şiirinde ağırlıklı temanın sevgi ve mutluluk olduğu görülür. Fakat bu sevgi hiç de ferdî ve hayali bir hususiyet taşımaz. Onda sevgi, soyut bir kavram olmaktan çıkar, hayata, insanlara ve diğer bütün varlıklara yönelik somut bir hale dönüşür. Dahası gerçekçidir. İnsan, hayat içinde hangi halleri yaşıyorsa onun şiirlerinde de bu hallerin anlatımı görülür. Sevginin onda ağırlıklı tema olması elbette tasavvufla olan münasebetiyle ilgilidir. Tasavvuf, onun hem şahsının hem de şiirinin besleyici en önemli damarıdır. O, hayata da insana da sufi idrakin penceresinden bakar. Onun mutluluk temasını işlemesi de aynı şekilde izah edilebilir. Hafıza göre mutluluk, hayattaki temel amacımız olmalıdır. Bunun için de kişi, tutkularının esiri olmamalı ve dünyevî olanlara karşı aşırı ilgi göstermemelidir. Ona göre dünyadaki barış da böyle sağlanabilir. Tasavvufun bir hayat felsefesi, teorik ve pratiği de ortaya koyan bir anlayış olduğu düşünülecek olursa tasavvufî anlayışın Hafız da hem şiir hem de hayat anlayışını temellendiren en güçlü düşünce olduğu görülecektir. Biliyoruz ki, Hafız ın kendinden sonra gelen şair ler tarafından taklit edilmiş, şiirleri çok çeşitli şerhlere konu olmuştur. Dahası sadece İran da değil, bütün dünyada şöhret bulmuştur. İşte onu bu ölçüde şöhret yapan ondaki bu tasavvufî duyarlılıktır. O, bu anlayışıyla hemen bütün kültürlerde insanî değerlerin ortak sözcüsü olarak benimsenmiştir. Burada, bu zenginliği metafizik bir yorumla onun Hz. Ali yle olan manevî irtibatından da söz etmeliyiz. Denilir ki; Hafız, gönül dilini Hz. Ali den almış, dili onunla açılmıştır. Hatta bu konuda şöyle de bir kıssa anlatılır: Gayb Âleminin Dili Hafız, bir Kadir Gecesinde, Baba Kûhî diye anılan Abdullah İbni Hafif in merkadinde ibadetle meşgulken yorgun düşer ve uyuyakalır. Yakaza halinde Hz. Ali yi görür. Hz. Ali ona himmetinden Cennet nimetleri sunar. Uyandığında, Hafız artık bu himmet altında başka bir kişiliktir ve dili çözülmüştür. Bu durum, Divan ında da şu mısralarla yer alır: Dün gece seher vakti, beni gamdan kurtardılar O gece karanlığında bana can suyunu içirdiler Ne mübarek seherdi o seher; ne kutlu geceydi o gece Ki bana bu yepyeni beratı ihsan ettiler Artık yüzümü, sevgilinin güzellik aynasından ayırmam; Çünkü o aynada bana sevgilinin zat cilvesi göründü. Bu, öylesine özel bir durumdur ki; tıpkı bizim Yunus Emre de olduğu gibi Hafız Divanı da Lisanü l-gayb (Gayb Âleminin Dili) olarak bilinmektedir. Hangi Türlerde Yazdı? Hafız, sadece Fars edebiyatının değil hemen bütün Doğu edebiyatının en lirik şairlerinden biridir. Durum böyle olunca onun en çok gazel yazdığını belirtelim. Ama o, aynı zamanda gazelin Aşk, şarap gibi dar çerçevesine Tasavvuf ve Hikmet gibi bilgelikler; yeni renk ve boyutlar katmıştır. Şu beyti, bu hikmetli tavrın güzel bir örneğidir: Senin kapın haricinde çalacağım başka kapı yoktur. Ve bu mekân dışında baş eğebileceğim başka mekân yoktur. Hafız, gazelde ünlenmiştir ama yazdıkları sadece bu türle sınırlı değildir. Mesnevi, kıt a, rubai, kaside, müfred, muamma, muhammes ve terkip tarzında da şiirler yazmıştır. Onlar da gazelleri kadar önemli ürünlerdir. Şairlik Tavrı Hafız; gerek kendi ülkesinde gerek Farsça konuşulan coğrafyalarda gerekse dünyanın diğer pek çok yerinde tanınıp sevilen bir isimdir. Bu sevgi ve ilgi, ondaki evrensel duyuştur. Her okur, onda kendisinden bir şeyler bulabilmektedir. Onun insanlığın ortak diline ve vicdanına hitap etmesi, biraz önce de belirttiğimiz gibi sufiliği bir hayat görüşü olarak benimsemiş olmasındandır. Durum böyle olunca Hafız, her kesimin kendini bulduğu bir şairidir. Zahir ehli de tasavvuf ehli de onu baş tacı ederler. Hafız ın şairlik yönü olarak bir başka özelliği ise sanatını özgürce ifa etmesi, maddî beklentilerden uzak durmasıdır. Doğu şiirinde örnekleri sıkça görülen medhiyecilik ve bunun karşılığında çıkar elde etme anlayışı onda görülmez. Yazdıklarında da samimi bir tavır görünür. Yani hem övülen kişi bu şiiri hak etmektedir hem de şair, onu samimiyetle sevmektedir. Etkileri Hafız, gerek kendi dil coğrafyasını gerekse Türk ve dünya edebiyatını çok etkilemiş bir şairidir. Bu etkinin görüldüğü en tipik örnek ise Almanların büyük şairi Goethe dir. Hafız a özenerek gazeller yazmış ve bunları Divan-ı Şarki (Doğu Divanı) adı altında kitaplaştırmıştır. Hafız ın Divan ı sadece Almancaya değil Fransızca, İngilizce gibi başka birçok Batı diline de çevrilmiş, Farsça üzerinde çalışan dil bilginlerinin, şairlerin-yazarların inceleme konusu olmuştur. Hafız, bizim edebiyatımızı da çok etkileyen bir isimdir. Kendisinden sonra gelen Şeyhî, Fuzulî, Bakî, Nef î, Nesimî, Nedim ve Şeyh Galib i çok etkilemiştir. Son dönemde ondan çok etkilenen şairimiz ise Yahya Kemal olmuştur. Onun yazımızın başına aldığımız Rindlerin Ölümü isimli şiiri bu sevginin en bariz örneğidir. Yine şairlerimiz tarafından Hafız ın şiirlerine çok sayıda nazire yazılmıştır. Yine on altıncı yüzyıldan itibaren Hafız Divanı na Türkçe şerhler de yazıldığını görmekteyiz. Bunların arasında Surûrî, Şem î, Mehmed Vehbî ve Bosnalı Sûdî nin adını belirtmek gerekir. Hafız, bilhassa Osmanlı döneminin eğitiminde de çok önemli görülen bir isimdir. Hafız Divanı adeta bir ders kitabı niteliğinde kabul edilmiş, Mesnevi ve Gülistan dan sonra en çok okutulan Farsça eser olmuştur. Sözü yine onun hem hikmetli hem de lirik bir gazelinden aldığımız iki beyitle bitirelim: Konak yeri tehlikeli, varış yeri çok mu uzak Sonu gelmeyecek bir yol yoktur. Üzülme. Yitirme umudunu aman! Bilmiyorsun gayb sırlarını Perde arkasında ne gizli oyunlar döner! Üzülme 34 35

20 Kadın ve Aile Rukiye KARAKÖSE OKUL HAZIRLIĞI Çocuğun hayatında son derece önemli sayılan yetişme yıllarında en yoğun ve devamlı tesir aileden gelir. Bununla beraber, çocuğun kişiliğini meydana getiren tek sosyal kurum aile değildir. Ailenin yanında çocukların oyun grubu, aile çevresi (akraba, komşu ve dostlar) ve her şeyden önce okul önemli rol oynar. Başka bir ifadeyle ailenin eğitim ve sosyalleştirme görevi, çocuk okula başlayıncaya kadar büyük önem taşımakla birlikte, daha sonra ailenin eğitim görevine okul da katılır. Okula gitmek çocuk için önemli bir aşamadır. Bir çocuk için okul, daha önce hemen hemen hiçbirini tanımadığı çok sayıda çocukla karşılaşma zorunluluğuyla, uyulması gereken kurallarıyla ve başarılması gereken öğrenim görevleriyle dolu yepyeni bir sosyal çevredir. Çocuğu Okula Hazırlamak Ailenin önemli görevlerinden birisi de çocuğu okula hazırlamaktır. Bir çocuğun okula hazırlanması demek, zihinsel, bedensel, duygusal ve sosyal açıdan belli bir olgunluğa erişmesi demektir. Anne ve babanın okul kurumuna verdiği önem, değer ve buna bağlı olarak geliştirdiği tutum kadar, çocuğa sunduğu fırsatlar da büyük önem taşır. Okul öncesi evrede çocuğun okul öncesi eğitim kurumuna gönderilmiş olması, erken gelişim yıllarından itibaren kendisine kitap okunması, sosyal ve sanatsal etkinliklere götürülerek bunlar hakkında çocukla konuşulması, okula hazırlık adına çocuğa sunulan önemli imkânlardır. Okula başlama, çocuk yönünden belli bir duygusal olgunluğa ulaşmış olmayı gerektirir. Zihinsel yetenekleri bakımından, çocuğun yaşına uygun bir öğrenme ve kavrayıp düzeyine varması ilk koşuldur. Çocuk 6 yaşını bitirdiği halde, öğrenim için yeterli zekâ düzeyine varmamış olabilir. Zekâsı yeterli olan bir çocuk da duygusal bakımdan evden kopabilme olgunluğunu göstermeyebilir. Böyle çocuklar için okula gidiş öyle mutlu bir olay değildir. Özellikle oyun ve arkadaşlıktan uzak tutulmuş, dışarı çıkarılmamış çocuklar için evden ayrılış ürkütücüdür. Okulların açıldığı ilk günlerde her sınıfta birkaç anneyi, sıralarda çocuklarıyla birlikte otururken görmek olağandır. Kimi çocuk ise sabahları başlayan karın ağrıları, baş ağrıları ile dolaylı yoldan okula gitme isteksizliğini açığa vurur. Okula korkuyla giden ve hep evi düşünen bir çocuğun kendini okuma ve öğrenmeye vermesi kolay olmaz. Ayrıca yaşıtları içine karışması, birlikte oynaması ve arkadaşlık kurması güç olur. Okul, bir bakıma evde kazanılan eğitimin sınandığı yerdir. Çocuğun okula uyumu ve başarısı ana-babanın yetiştirmedeki başarısının bir ölçüsüdür. Ancak okula başlamakla ana-babanın eğitici görevini tümden öğretmene aktardığını düşünmek de yanlış olur. Eğitim, evde ve okulda ortaklaşa yürütülmelidir. Genellikle aile eğitici, okul ise öğretici bir karaktere sahiptir. Öğretimde gösterilen başarı, bir dereceye kadar da ailenin eğitici etkisine bağlıdır. İyi bir aile eğitimi ve eğitim tecrübesi, vasat kabiliyette dünyaya gelmiş bir çocuğun okulda üstün bir başarı elde etmesine yardım etmektedir. Ailede iyi eğitilen bir çocuk okulda daha kolay eğitilirken, kötü bir aile çevresinden gelen ve iyi eğitilmeyen bir çocuk zor olmakla birlikte okulda iyi bir öğretim ve rehberlik yapan öğretmenler tarafından eğitilebilir. Elbette, okula eğiticilik fonksiyonu bakımından çok fazla iş düşmemesi için, aile eğitiminin çocuğun gelişim kademelerine uygun olması gerekir. Aile ve okulun eğitim konusunda farklı yaklaşım ve değerlerden hareket etmeleri çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Bunu önlemenin en emin yollarından biri, çeşitli rehberlik faaliyetleri yanında, okul-aile işbirliğini sağlamaktır

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.)

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) Ben seni sevdiğim için eğer bahâ derler ise İki cihân mülkün verem dahı bahâsı yetmeye (Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) İki cihân

Detaylı

Tövbe ve Af Dileme-4

Tövbe ve Af Dileme-4 Tövbe ve Af Dileme-4 Kutsalsın, Kutsalsın, Kutsalsın ey güçlü Rab Tanrı; Yer ve gök Sana verilen hamtlarla doludur. Rabbin adına gelen ve tekrar gelecek olana en yücelerde hamtlar olsun. Baba ya, Oğul

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17 Ramazan ayı İslam inancının kendisine yüklediği önem sebebiyle halk arasında On bir ayın sultanı ve Şehr-i Mübârek (Mübârek Ay) olarak kabul edilmiştir. Ramazan ayı Müslümanların değerlendirmek için adeta

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

...Bir kitap,bir mesaj!

...Bir kitap,bir mesaj! ...Bir kitap,bir mesaj! Bu dünyada ne yapıyorum sorusuna yanıt veren bir kitap Tüm soru ve şüphelerınize yanıt verebilecek bir kitap. Bu kitap sizin doğal olarak Tanrı dan ayrı olduğunuzu anlatacak, ancak

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde!

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! İstanbul, bu yıl ikinci kez Mevlana Celaleddin-i Rumi nin ölüm yıldönümü olan Şeb-i Arus törenlerine ev sahipliği yapıyor.

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI D 1.4.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık ve Önemi 1.4.2014 Salı 14:00

Detaylı

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108 Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4 Fakrnâme Vîrânî Abdal Yayına Hazırlayan Fatih Usluer ISBN: 978-605-64527-9-6 1. Baskı:

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI KONULAR 01.04.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez.

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez. Ders : 8 Konu : SALiH AMEL Amel kelimesi, sevap veya günahla karşılık bulan her türlü iş, çalışma ve fiil demektir. Kur ân-ı Kerim ve hadisi Şeriflerde daha çok emir, yasak ve tavsiyeler anlamında olup,

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti)

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) KURAN YOLU- DERS 3 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1) Mübin : Açık ve Açıklayan. Kur an ın sıfatlarındandır. Kur an sadece

Detaylı

Şeyh den meded istemek caizmidir?

Şeyh den meded istemek caizmidir? Eusubillahi-mineş-şeytanirrajim Bismillahirr-rahmanirrahim Şeyh den meded istemek caizmidir? Şeyh Eşref Efendi Esselamaleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Hazihis Salatu tazimen bi hakkike ya Seyyiduna

Detaylı

Saat: 19.30 Canik Belediyesi Adnan Menderes Demokrasi Meydanı AKS TV den İFTARA DOĞRU 1 KONU 1 KONUK Canlı Yayın

Saat: 19.30 Canik Belediyesi Adnan Menderes Demokrasi Meydanı AKS TV den İFTARA DOĞRU 1 KONU 1 KONUK Canlı Yayın 1 2 On Bir Ayın Sultanı na ve Canik e Selam Olsun... Değerli Hemşehrilerim; Bir AKS Ramazan TV den ayına A daha DOĞRU kavuşmanın 1 KONU mutluluğunu 1 KONUK hep Canlı beraber Yayın yaşarken, Onbir ayın

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

SINIF DEFTERİ. Gurup. Muallim/e:

SINIF DEFTERİ. Gurup. Muallim/e: SINIF DEFTERİ Gurup Muallim/e: Yaz Okulu 2014 Devam Çizelgesi 18 Haziran 2014 Çarşamba 19 Haziran 2014 Perşembe 20 Haziran 2014 Cuma 23 Haziran 2014 Pazartesi S. No Öğrenci İsim Soyisim 1 2 3 4 5 6 7 8

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Sıra no Sûre Adı. Âyet sayısı O.B.E.B

Sıra no Sûre Adı. Âyet sayısı O.B.E.B Kimi sayılar aralarında asal dır. Hangi sayıların aralarında asal olduğunu belirlemek için ortak bölenlerin en büyüğünü (O.B.E.B.) bulmak gerekir. Örnek: O.B.E.B. kavramını açıklamak için 12 ve 18 sayılarını

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

Şeytan Der ki Ey İnsan!..

Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Dengenin engelidir, şeytanların çengeli, Eûzu besmeledir, çengellerin engeli. KUR ÂN DİYOR Kİ! (Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: Şüphesiz Allah size gerçek

Detaylı

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13

İçindekiler. Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 İçindekiler Kısaltmalar... 11 Sunuş...13 Amacımız... 15 Peygamberimiz in Muhteşem Zarafeti... 17 Ramazan da Aile Hayatı ve Çocuk Terbiyesi... 19 Evladınızı Böyle Yetiştiriniz!... 22 Çifte Kültür...24 Arslanm

Detaylı

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır.

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır. 45. MEKTUP MEVZUU : a) Şeyhinin vefatından sonra, Haniganın fukarasına (tekkenin dervişlerine) zahirî destek olması dolayısı ile teşekkür izharı.. b) Camiiyet-i İnsan (insanda her şeyin var olması) onun

Detaylı

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4.

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4. KUR AN VE HADİSLERE GÖRE BÜYÜK GÜNAHLAR Yüce Rabbimiz Kur an-ı Kerimde şöyle buyuruyor: + Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Yayınevi Sertifika No: 14452. Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Yayınevi Sertifika No: 14452 Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS Genel Yayın Yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi Editörü: Ömer Faruk Paksu İç Düzen ve Kapak: Cemile Kocaer ISBN: 978-605-9723-51-0 1. Baskı:

Detaylı

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE Aile, tek başına olmaktan kurtulup, can yoldaşına kavuşmaktır Aynı çatı altında yalnızlık ve yabancılık değil! Ve O, iki eşi, erkeği ve kadını yarattı. (Necm, 53/45) Kadınlar,

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

K. M ARAŞ İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 RAMAZAN AYI CUMA VE BAYRAM İRŞAT PROGRAMI

K. M ARAŞ İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 RAMAZAN AYI CUMA VE BAYRAM İRŞAT PROGRAMI K. M ARAŞ İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 RAMAZAN AYI CUMA VE BAYRAM İRŞAT PROGRAMI TA R İH 1 9.0 6.2 0 1 5 2 6.0 6.2 0 1 5 0 3.0 7.2 0 1 5 1 0.0 7.2 0 1 5 ( B A Y R A M ) 1 7.0 7.2 0 1 5 C A M İ İSM İ K O N U ---------

Detaylı

GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI

GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI GEREDE MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI IV. ÜNCÜ DÖNEM (EKİM-KASIM-ARALIK AYLARI) VAAZ PROGRAMI TARİH GÜN VAKİT ADI SOYADI UNVANI VAAZIN KONUSU VAAZIN YAPILDIĞI YER 3.10.2014 CUMA ÖĞLEDEN ÖNCE HASAN İZMİRLİ İlçe Müftüsü

Detaylı

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR RABBİMİZDEN ÇAĞRI Ey iman edenler! (Peygamber,) sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah a ve Resûlü ne uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer (sözünüzle niyetinizin aynı olup olmadığını

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

İbadetin Manası ve Çeşitleri

İbadetin Manası ve Çeşitleri İbadetin Manası ve Çeşitleri Muhammed ibni Abd'il Vehhab (rahimehullah) www.at-tawhid.org 1 İbadetin Aslı Allah a ibadetin aslı; Allah ın emirlerine uymak nehyettiklerinden kaçınmak suretiyle ona itaat

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

2016 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

2016 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI 1 İsmail İPEK İl Müftüsü Sultan Bayezit Camii 5.6.2016 Pazar Yatsı Rahmet Ayı Ramazan 2 Mehmet BUŞKUN Vaiz Sultan Bayezit Camii 6.6.2016 Pazartesi Öğle Rahmet Ayı Ramazan 3 Adem AYRANCI Müftü Yardımcısı

Detaylı

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri http://yenidunyadergisi.com// 2015 HAZİRAN sayısında yayınlanmıştır Ebû Hüreyre (ra) den Rasûlullâh In (sav) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Kim inanarak

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI

EDİRNE İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 MERKEZ 4. DÖNEM VAAZ (EKİM, KASIM, ARALIK) VE İRŞAT PROGRAMI 5.10.2015 Pazartesi 06.10 2015 Salı Y.ÇİFTÇİ S.AL Y.ÇİFTÇİ 7.10.2015 Çarşamba Y.ÇİFTÇİ 15:00 8.10.2015 Perşembe S.AL S.AL 9.10.2015 Cuma E.ÜZÜM S.AL Y.ÇİFTÇİ 15:00 E.ÜZÜM (Siyer ) Mirac ve Hediyesi Namaz

Detaylı

İçindekiler. Günlük namazlar. Cemaatle namaz. Cuma namazı. Bayram namazı. Cenaze namazı. Teravih namazı. Namazın insana kazandırdıkları

İçindekiler. Günlük namazlar. Cemaatle namaz. Cuma namazı. Bayram namazı. Cenaze namazı. Teravih namazı. Namazın insana kazandırdıkları Ön Söz Bu dergide namaz ibadetinden bahsedilmektedir. Namaz ibadetinin bize kazandırdıklarını, nasıl namaz kılacağımızı, namazın içindeki ve dışındaki şartları vb. gibi konuları özetlemektedir. Dergi kolay

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI AY S.N ADI VE SOYADI ÜNVANI VAAZ YAPACAĞI YER TARİHİ GÜNÜ VAKTİ Ana Konu Alt Konu Vaaz Konusu 1 H.Basri DÜZDAŞ Müezzin-Kayyım

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

17.10.2014 11:30-12:30 24.10.2014 11:30-12:30 31.10.2014 11:30-12:30 7.11.2014 11:30-12:30 14.11.2014 11:30-12:30 AYHAN KAYA 21.11.

17.10.2014 11:30-12:30 24.10.2014 11:30-12:30 31.10.2014 11:30-12:30 7.11.2014 11:30-12:30 14.11.2014 11:30-12:30 AYHAN KAYA 21.11. MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ İÇEL TV-YÖRÜK FM PROGRAM TABLOSU Cami ve Gençlik ( gençlerin camiye ilgisi,hz peygamber ve gençlik (kaynak : DİB cami-gençlik sayfası) İsraf duyarlılığı ya da Tüketim Ahlakı (Hasan

Detaylı

İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır.

İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır. Lise 2. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Video Ders Anlatımları Oruç Hac ve Zekat Video Ders Anlatımı 2.2. Oruç İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır. Oruç, niyet ederek

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA SADECE SIKINTIDA DEĞİL HER ZAMAN DUA (Resulüm!) De ki: Dua (ve ibadeti)niz olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkarcılar!) Siz ise, (Allah ve Resulü nün bildirdiklerini) yalanladınız, bu yüzden

Detaylı

Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI. ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul

Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI. ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul 115 Yardımsever Arkadaşınız UNITE OGRENCI RAPORLARI VE YANIT KAĞITLARI Yerel ICI Bürosu Adresi: ICI P.K. 33 Bakırköy / İstanbul 116 ÖĞRENCİ RAPORU HAKKINDA TALİMATLAR Her üniteyi çalıştıktan sonra o ünitenin

Detaylı

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC Niyeti temiz olan ve haddini bilen bir Müslüman, başarıya, nîmete karşı şükrünü edâ edemez ise, Allah (CC) o kişiyi bir mahrûmiyete, bir sıkıntıya mâruz bırakır. Meselâ, dikkat ediniz, bir başarıya imzâ

Detaylı

Sınıf. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. TEOG DENEME SINAVI. 8. Sınıf TEOG. Sınavına. Bizim İçin Hepiniz Özelsiniz...

Sınıf. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. TEOG DENEME SINAVI. 8. Sınıf TEOG. Sınavına. Bizim İçin Hepiniz Özelsiniz... ORTAOKUL 8. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. TEOG DENEME SINAVI ORTAOKUL 8. Sınıf TEOG Sınavına H A ZI R LI K Bizim İçin Hepiniz Özelsiniz... R Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi I. TEOG Deneme Sınavı 8.

Detaylı

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN

GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN 1 ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ MUSTAFA KOÇ GENEL YAYIN YÖNETMENÝ VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ TALÝP ARSLAN BASKI YERÝ ÇAÐLAYAN A.Þ. TS EN ISO 9001:2008 SER NO: 300-01 SARNIÇ YOLU ÜZERÝ NO:7 GAZÝEMÝR / ÝZMÝR TEL: 0

Detaylı

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI S.NO TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN TARİH ADI SOYADI UNVANI YERİ VAKTİ KONUSU Tepebaşı Camii 1 05.06.2016 29 Şaban Nalbant Camii Rahman Camii Ramazan'a

Detaylı

1)Verilen bilgiler, Hz. Muhammed'in (SAV) özellikleri ile aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak eşleştirilmiştir?

1)Verilen bilgiler, Hz. Muhammed'in (SAV) özellikleri ile aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak eşleştirilmiştir? I. İnsanların rahatını kendi rahatına tercih ederdi. II. Yapılacak olan bir işte arkadaşlarının görüşünü alırdı. III. Hristiyanlık ve Musevilik dinlerinde ahir zamanda geleceği müjdelenen bir kişidir.

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir? Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi

Detaylı

2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI

2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2015 YILI İKİNCİ DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- İRŞAT PROGRAMI VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 2.4.2015 PerşembeÖğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Huzurevi Mescidi

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452

YASIYOR. MUYUZ. SASIYOR.. MUYUZ? Bismillahirrahmanirrahim MUHİDDİN YENİGÜN. (e-posta: muhiddin@yenigun.name.tr) yayınevi sertifika no: 14452 YASIYOR. MUYUZ yayınevi sertifika no: 14452 Yayın no: 11 YAŞIYOR MUYUZ ŞAŞIYOR MUYUZ? Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İSBN: 978 975 261 200 6 1. Baskı: Eylül,

Detaylı