GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE GİRİŞİMCİ VE YÖNETİCİLERİN TOPLUMSAL SORUMLULUK ÇALIŞMALARININ ÖNEMİ; SORUNLAR, ÖNERİLER

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE GİRİŞİMCİ VE YÖNETİCİLERİN TOPLUMSAL SORUMLULUK ÇALIŞMALARININ ÖNEMİ; SORUNLAR, ÖNERİLER"

Transkript

1 617 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE GİRİŞİMCİ VE YÖNETİCİLERİN TOPLUMSAL SORUMLULUK ÇALIŞMALARININ ÖNEMİ; SORUNLAR, ÖNERİLER Metin Özkul Giriş Bilindiği gibi sanayileşme süreciyle birlikte ortaya çıkan çalışma ilişkileri toplumların geçmişle kıyaslanamayacak boyutta örgütlü çalışma davranışları sergilemelerine yol açmıştır. Örgütlü çalışmaya yönelik toplumsal kültürün yeterince gelişmemesi, uzunca bir süre (yaklaşık 1950 li yıllara kadar), aktörler arasında, statü ve toplumsal konumlarıyla göreceli olmak üzere, çok büyük sorunlara ve çatışmalara neden olmuştur. Bu sorunların sıklık ve yaygınlık bağlamındaki toplumsal maliyeti, sadece sorunun çıktığı mekândaki değil (bütün kurumlarıyla beraber) toplumsal alandaki tüm ilişkileri kapsayacak şekilde olmuştur. Dönemin toplumsal ve entelektüel hayatı konuya yönelik birçok örneklerle doludur; sendikal hareketler, Karl Marx ve diğer çağdaşlarıyla başlayan kapitalizm karşıtı sosyalist-komünist hareketlerin çıkış noktasını da bu sorunlar oluşturmuştur. Eğer sosyal sorumluluk kavramını, etik ya da ahlaki değerlerin gerektirdiği doğrultuda davranmak, bireysel, grupsal ya da örgütsel yararın yanında, genel toplumsal yararları da gözetmek, kabiliyet ve beceriyi en iyi şekilde kullanmak gibi anlamları ifade eden bir kavram olarak düşünürsek, insanlığın bu konuda aldığı mesafe oldukça pahalıya mal olmuştur. Toplumsal Değerlerin Kullanımı Ahlaki değerlerin toplum açısından varlığı ya da yokluğu tartışılamaz. Çünkü toplumun tarihsel geçmişi ne olursa olsun, hangi koşullardan etkilenirse etkilensin, bir değerler sistemi mutlaka vardır. Önemli olan bu değerlerin birey, grup ve toplum bağlamındaki kullanım şekli, yaygınlığı ve fonksiyonelliğidir. Toplumsal değerler toplumca kabul görmüş genel geçerliği kanıtlanmış değerlerdir ve toplumun bütünü bağlamında fonksiyonelliği olması gerekir. Eğer toplumun ortalama bir bireyi, temsil ettiği toplumsal değerleri sadece kendisinin, ya da seçici olarak tercih ettiği toplumsal çevresindeki aile, akraba topluluğu, hemşehri, aşiret vb. birlikteliklerin çıkarına kullanıyorsa, bu, toplumsal değerleri fonksiyonel kullanmak anlamına gelemez. Çünkü toplumsal değerler tüm topluma karşı fonksiyonel olma amacına sahiptir. Bu potansiyel fonksiyonellik, bir eylem olarak, bizlerin fiili olarak içinde bulunduğumuz (ya da hayati ihtiyaçlarımızı karşılamak zorunda olduğumuz), toplumsal çevredeki birey ve grupların içinde realize olmak durumundadır. Başka bir ifadeyle, toplumsal değerler belirli gruplara değil, sınırları ve şeklini kendi içinde belirgin, bütün toplumsal alanlarda işlemeye yönelik bir amaca sahiptir. Ancak, bizler gündelik hayatımızda, belirli gruplar içinde yaşamak zorunda olduğumuz için, değerleri bu sınırlı çevrede kullanmak, onlardan yararlanmak durumunda kalırız. Bu nedenle, toplumsal değerler şu veya bu düzeyde bireyin ilişkili olduğu çevrede fonksiyonellik kazanır. Toplumsal yarar da burada somutlaşır. Aksi bir durum söz konusu olursa, doğacak toplumsal zararın somutlaştığı yer de burasıdır. Fakat toplumun diğer unsurlarının, değerin realize olduğu toplumsal alanla ilişkisi oranında, değerin potansiyel yararı yaygınlaşmış olacaktır: Bir model, bir çözüm, bir davranış kalıbı vb. olarak. İnsanlık tarihi, değerlerin her zaman içerdiği anlamlar doğrultusunda kullanılmadığı, hatta kullanılmasının zor olduğuyla ilgili sayısız örneklerle doludur. Bununla birlikte olumlu birçok gelişmeleri de görmezlikten Prof. Dr. Süleyman Demirel Üniversitesi Öğretim Üyesi

2 618 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ gelmemek gerekir. Örneğin; örgüt yönetimiyle ilgili teorilerin sanayileşme sürecinde oluşan içerikleri, bize bu konuda birçok fikir verebilmektedir. Başlangıçta birey ve onun emeği, yalnızca girişimin kâr amacına hizmet eden, her hangi bir üretim faktörü olarak düşünülmekteydi. Emek, özellikle 20.yüzyılın ortalarından itibaren ve son birkaç on yılda çok büyük önem ve anlam değişikliklerine uğramıştır. Klasik-neoklasik ve modern yönetim teorilerinde bu değişim kolaylıkla izlenebilir. Örgüt kültürü, örgüt iklimi, katılmalı yönetim, sendikal demokrasi vb. birçok kavram, gerçekte, bireyin çalışma hayatında gittikçe daha çok öne çıkmasına işaret eden kavramlardır. Bu öne çıkmanın, sadece kârın maksimize edilmesiyle alâkalı olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü toplumsal yaşamda, ya o ya bu şeklinde bir tercih ya da ait olduğu gerçeklikteki değişkenlerden soyutlanmış bir seçenek yoktur. Toplumsallık içinde düşünebileceğimiz her şey başka şeylerle kurdukları nedensellik ilişkileri içinde işlevsel olmaktadırlar. Örneğin, F.Taylor bir takım örgütlenme ilkeleri ve bilimsel çalışma yöntemleri oluşturup-uygulayarak, verimlilik ve kârı artırmıştır. 704 Emek, belki de tarihinde olmadığı kadar istismar da edilmiştir. Ancak, iktisatçıların kullandığı bir kavrama benzeterek ifade etmek gerekirse, maksimize edilmiş verimlilikle ortaya çıkan kârın çarpan ve hızlandıran etkisiyle; eskisine göre daha fazla ücret artışı, yatırım, istihdam hacmi, kamu hizmetleri ve altyapı için artı değer, ürün fiyatlarının düşmesi, ücret artışı vb. gibi birçok değişim süreçlerinin yolunu açtığı da kesindir.. Bu değişimi bir bakıma Maslow un ihtiyaçlar hiyerarşisine de benzetmek mümkündür. Nasıl ki Maslow organizmanın yaşamsal işlevlerine yönelik ihtiyaçlarını temel ihtiyaçlar olarak düşünüyorsa, Modern dünyanın üretim gücünü temsil eden kâr da yaşanılan toplumsal gelişmelerin birinci dereceden önem atfedilebilecek temel ihtiyacıdır. Değerler ve Yapılar Toplumsal süreçler kısır döngüler değil helozonik diyebileceğimiz verimli döngülerdir (sürekli değişen). Dolayısıyla değerlerin hangi şartlarda ne tür kullanılacağı, ne şekilde anlamlandırılacağı, buna uygun olarak değer değişmelerinin nasıl olduğu dikkate alınması gereken hususlardır. Bir savaş anında düşmanı öldürmekle sivil bir ortamda düşmanı öldürmek aynı değer yargısının tezahürü değildir ve öyle de anlaşılmaz. Buradan hareketle belirli bir siyasal-ekonomik sistemden, başka bir siyasal-ekonomik sisteme geçildiğinde de değerlerin uygulama alanı değişmiş olacak, değerler buna uygun yeni anlamlara ulaşacaktır. Toplumların sanayileşme süreçlerini dikkate alırsak, süreç içerisinde geçirdiği ekonomik, hukuksal, siyasal değişikliklere göre toplumsal hareketliliğin, iletişimin ve etkileşimin hız kazandığı görülür. Aynı özelliklerden her birinin ağır bastığı üç farklı toplumu ele aldığımızda benzeri bir durumu tahayyül edebiliriz. Tarımsal-baskıcı bir yapının değerleri ile sanayileşmiş-demokratik yapının değerleri bir olmayacaktır. Ya da birincisinin değerleriyle ikincisindeki toplumsal yaşamı sürdürmek çok güç olacaktır. Aynı şekilde, mahalli örf-adet hukukuyla yönetilmeye alışmış bir toplum merkezi ve ihtiyaca göre üretilen yasalarla yönetilmekte birçok güçlüklere maruz kalacaktır. Çünkü, bir toplumun değerleri, sonuçta kendi tarihselliği içinde geçirdiği deneyimlerin ürünüdür. Demokratik bir sanayi toplumunun sahip olması gereken değerlerin tarımsal-otoriter (ya da demokratik olmayan) bir toplumda olması mümkün değildir. Ayrıca toplumda hiçbir birey toplumsal kültürün ürettiği değerlerin tümüne de vakıf değildir. Genellikle de gündelik yaşamını sorunsuz bir şekilde sürdürmeye imkân verecek kadardır. Son olarak dikkate alınması gereken bir husus da, değerlerin her kuşakta yeni anlamlar kazanarak değişmesidir. Burada algılama prensiplerinin oynadığı rol kadar, içine doğulan koşulların bir kuşak öncesine göre değişmiş olması da kastedilmektedir. Kültür nasıl ki çeşitli etkileşim ve eklemelerle değişip, her kuşak açısından daha melez bir özellik kazanıyorsa, 704 Drucker, Peter F., Kapitalist Ötesi Toplum, İnkılâp Kitapevi, çev.; Belkıs Çorakçı, İstanbul, 1994, s

3 619 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ kültürün bir parçası olarak değerler de aynı sürece tabidir. Dolayısıyla kültür-değer tartışmalarında bu özelliklerin dikkate alınması gerekmektedir. İkinci bir husus algılama prensipleriyle ilgilidir. Bunlardan, burada dikkate alınması gerekeni; ilk algılananın sonraki algılamaları belirleme, ilkine göre anlamlandırma ilkesidir. Her yeni kuşak bir öncekine göre, daha yeni koşulları algıladığı için, önceki kuşakların sosyalleştirme çabasına da bu açıdan anlam yüklemektedir. Yüklenen anlamlar kuşaklar arası farklılıkları doğurabilmektedir. 705 Gelişmekte olan ülkeler açısından bu önemli bir husustur. Genellikle farazi olarak birbiri ardından gelen üç kuşağı sanayileşme sürecinde karşılaştırdığımızda birincisi en saf haliyle tarımsal yapının bütün davranış kalıpları ve değerlerini taşır. İkincisi, gene sosyalleşmeyle kazandığı kır kökenli değerlerle kent koşullarını anlamlandırmaya çalışır. Üçüncüsü ise kent koşullarında edindiği deneyim ve algılarla ilk ikisinin değerlerini anlamlandırıp sorgular. Bu, özellikle gençlik dönemlerinde, öncekilerin hoşlanmadığı kadar katı bir eleştiri şeklindedir. O halde, burada sorun daha çok sosyalleştirme mekanizmalarıyla ilgilidir. Önceki kuşakların geçmişte kalması, hal-i hazırı geçmişte kazandıklarıyla değerlendirmesi yeterli olmamaktadır. Nasıl ki işletme yönetiminde değişmeleri hemen fark edip buna uygun yeni örgütleme prensipleri getiren bir yöneticiyi etkin lider olarak değerlendiriyorsak 706, toplumsal alandaki toplumsallaştırma mekanizmalarının da benzeri bir davranış göstermesine ihtiyaç vardır. O halde çözüm hal-i hazırdaki değişmeleri ıskalamayan ve bunlarla geleneksel arasında köprü kurma yeteneğine sahip, kurumsal-profesyonel mekanizmaların sosyalleştirme sürecinde rol almasındadır. Halbuki gelişmekte olan ülkeler ekonomik koşulları, nitelikli insan gücü kıtlığı, alt yapı yetersizliği vb. nedenlerle bu mekanizmaları başarılı bir şekilde işletememektedirler. 707 Bu ise, o toplumda ortalama bir şahsiyet tipinden ziyade birbiriyle çelişik çok sayıda şahsiyet tipleri yaratmaktadır. Bu durumdur ki, bireylerin küçük cemaatvari gruplarla, psiko-sosyal ihtiyaçlarına binaen, daha sıkı ilişkiler kurmasına yol açmakta, ancak içinde bulunduğu topluma karşı ise aynı sadakat ve bağlılığı göstermesine engel olmaktadır. Değerler, Kapitalizm ve Demokrasi Kapitalizm, özellikle ideolojik ve sıklıkla da entelektüel söylem içinde eleştirel bir kavram olarak kullanılır. Bunlardan konumuz açısından önemli biri, kapitalizmin kendisine göre bir ahlak yarattığı konusudur. Bu ideolojik bir tutum söz konusuysa doğrudur. Kapitalist dediğimiz birey, grup ya da örgütler, iradi olarak, değerlerin değersizliğine inanarak, böyle bir değiştirme nin aktörü olmuşlar mıdır? Bu sorunun cevabı evet olduğu ölçüde ideolojik bir doğru oluşmuş olur. Ancak, bunun mümkün olamayacağı her halde bellidir. Belki, şöyle bir önerme ya da yargı daha makul gözükmektedir: Kapitalistler, ürettikleri ürünleri satabilmek amacıyla bireyleri engelleyen toplumsal baskıların kalkmasına yönelik, siyasal iktidarlar üzerinden manipülasyonlar yaparlar. Demokrasilerle kapitalizmin uyumlu birlikteliğinin nedenlerinde birisi de bu olabilir. Bunun üzerinde biraz durmak ve düşünmek gerekir. Böyle bir düşünceyi kabul edersek, kapitalistin manipülasyonu bireysel özgürlüklerin genişlemesi sonucuna yol açacaktır. Kapitalist de, daha özgür birey üzerinde (ürünlerin satışı-işgücü temini vb.) daha etkin olabilecektir. Buradan umulmadık bir sonuç da çıkartabiliriz: Bu durum, bireyin ahlaki değerlerini olumsuz etkiliyorsa o zaman bireysel özgürlüklere yönelik girişimlerde bulunmak doğru değildir. Bu durumda, demokratik-kapitalist bir siyasal sistemin bireye verdiği zararlar gündeme gelir ve belki de başka siyasal sistemler tartışılması ya da savunulması gerekir. 705 Özkul, Metin, İşgücünün Hayat Tarzını Etkileyen Faktörler (Isparta Örneği), SDÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 5, ss , Isparta, 2000, s.295. s Koçel, Tamer, İşletme Yöneticiliği, Beta Yay. NO:405, İstanbul, 1999, s Kurtkan, Âmiran, Eğitim Sosyolojisi, T.D.A..V. Yayınları, Genişletilmiş IV.Baskı, İstanbul, 1987, s

4 620 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ Fakat tarihsellik sürecinde teokratik, totaliter, monist ya da oligarşik siyasal sistemler, çok uzun yüzyıllar yaşanmıştır. Hemen hemen tümünün, toplumsal yapıda, nispeten ya da tamamen birbirine geçişlerin kapalı veya çok sınırlı olduğu, belirli seçkin gruplar yarattığı genel kabul gören bir husustur. Nitekim bunların bir çoğunda halk teba dır, tabi olmakla yükümlüdür. Seçkinler, geniş halk kitleleri karşısında az sayıda bir nüfusu barındıran gruplardır. Kendilerini tanımlayan büyük kültürün-geleneğin (yani kendilerinin) hâkim olduğu bir siyasal sisteme sahiptir. Toplumdaki üst tabakaların-seçkinlerin genel kabul gören toplumsal değerlerden genellikle sapma gösterdikleri ve bu değerleri çıkarlarını idame ettirmek üzere baskı aracı olarak kullandıkları da bilinen bir husustur. 708 O halde, demokrasi dışındaki hiçbir siyasal sistemde, seçkinlerin halktan daha ahlaklı olduğu söylenemez. Demokrasi, kapitalistin rolü ne olursa olsun, tüm gruplara, toplumsala egemen olan güçlerden kaynaklanan engellemelerin saf dışı bırakılması oranında, eşit şartlar sağlama çabasında olan bir rejimdir. Bu belki, ahlaki değerlerin temsilinde eşitlik olduğu kadar temsil edilmemesinde de eşitlik olarak düşünülebilir. Fakat, önceki sistemlerle bir farkı vardır ki, modern toplum, bireylerin özgürlüklerini şu veya bu sebeple genişletirken, bireylerin kendi kendilerini olduğu kadar toplumsal kurumlarıyla da denetleyebileceği donanımlar sağlamaktadır ve bunlar yoluyla değerler içselleştirilmektedir; eğitim imkanları, kitle iletişim araçları, kendini kabiliyeti oranında gerçekleştirme fırsatları, yasal ve ekonomik özgürlükler v.b. 709 Buradan şu sonuca ulaşmak gerekir ki; bireyin temsil ettiği toplumsal değer statik bir değer değildir ve yeni koşullara uyum yönünde, yeni anlam ve işlevler kazanacak şekilde değişir. Gelenekselden Moderne Değerler Geleneksel toplumlarda amaçsız (nerede kullanılacağı belirsiz, toplumsal aktörlerin baskı gücüne göre işlevselleşen ve görgü yoluyla kazanılan) genel ahlak kuralları varken, modern toplumlarda amaca yönelik ahlakın yerleştiği (nerede nasıl kullanılacağı, işlevsel olacağı bireylerce bilinen, eğitim süreçleriyle ve bilimsel yöntem-deneyimle kazanılan) ya da yerleşmekte olduğu söylenebilir. Birçok bilim adamı başta Max Weber İngiltere nin laikleşmesi anlamına gelen Sekülerleşme ya da sekülerizasyon olgusunu ahlaki-dini değerlerin objektifleşmesi olarak tanımlar. 710 Bu bir anlamda, değerlerin normlaşması olarak da anlamlandırılabilir. Çağdaş toplumun geleneksel olandan önde gelen farkı, değerleri nerede ne şekilde en fonksiyonel normlaştırabildiğidir. Öte yandan ikinci, belki de daha önemli bir farkı ise, normlardan hareketle yeni değerler yaratabilme kabiliyetidir ki bu büyük ölçüde, özgürleşmiş bireylerin, aralarındaki keskin toplumsal mesafelerinden kurtulup işbirliği yapabilme kabiliyetinin sonucudur. Weber, rasyonel normların yeni toplumsal değerlerin oluşmasındaki etkisini bürokrasi çözümlemesinde vurgular. 711 Otoritenin yasallaşmasıyla ilgili bir süreçte otoritenin gayrişahsîleşmesiyle en azından geleneksel ve karizmatik otoritelerin hükmettiği toplumsal durumlardakinden daha geniş olarak- norm yaratma özgürlüğü doğmuştur. Öte yandan, Durkheim, tarımsal yapılardakinin aksine modern toplumda, sanayileşmeyle birlikte ortaya çıkan işbölümünün bireyleri zorunlu olarak birbirlerine bağladığını ve bu dayanışmanın kendisine mahsus bir iş ahlakı oluşturduğunu belirtir. 708 Öksüz, Enis; Sosyal Gelişme, İ.Ü.İkt.Fak.Mecmuası, c.32, No.1-4, s Korkmaz, A., İş İdeolojisinin Çalışma İlişkilerine Etkisi, Toplumsal Yapı, Ed.Yaşar Kaya, Turan Yayıncılık, İstanbul, Freyer, Hans; İçtimai Nazariyeler Tarihi, çev.; Tahir Çağatay, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara-1960, s Mouzelis, N.P., Örgüt ve Bürokrasi, çev., H.Bahadır Akın, Çizgi Kitabevi, Konya, 2001, s

5 621 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ Günümüz dünyasında, özellikle BM, AB, OECD, ILO ile birlikte çeşitli sağlık ve çevre örgütleri, uluslar arası mahkemeler, İnsan hakları sözleşmesiyle ilgili ulaşılan uluslar arası mutabakat değerlerin evrenselleşmesi anlamına gelmektedir. Bu, bir bakıma, ilk olarak batı dünyasında din, dogma ya da gelenek, kökeni ne olursa olsun onlardan soyutlanıp dünyevi sorunlara yaklaşımda hareket noktası işlevi görmek üzere objektifleşen değerlerin yersellikten evrenselliğe doğru genişlemesi anlamında düşünülebilir. Elbette ki, yerel kültürlerin kendi içinden neşet eden ahlaki değerlerin etkisi ve ileriki zaman dilimlerine taşınması devam edecektir. Ancak, bunların güncelliği ve fonksiyonelliği uluslararası toplumun gittikçe daha geniş bir katılımla kabul ettiği evrensel değerlerle örtüştüğü oranda olacaktır. Bunun böyle olmasının en önemli nedeni, çağımız kavramın bütün anlamlarıyla birlikte- ulusal-uluslararası toplumsal ilişkilerinin, iletişim teknolojileriyle (görüntülü, sözlü, yazılı) anlık düzeyde yapılabilmesidir. Bireyler ya da toplumsal kurumlar açısından bu ilişkilerde gözetilen amaçların elde edilmesinde, itibar edilen ahlaki kuralların karşılıklı olarak örtüşebilmesi gerekmektedir. O halde dini ya da ahlaki kökenli genel ahlak kurallarının, amaca yönelik ahlaki kurallara dönüşerek objektifleşmesi gerekmektedir. Bu ise, çalışma hayatı kapsamında düşünebileceğimiz bütün amaçlara yönelik etkinliklerin her biri için objektifleşmiş değerler manzumesinin tanımlanması anlamına gelmektedir. Bir tüzel kişilikle ilgili yasal kurallar nasıl ki bir anlamda onun ilgi duyduğu toplumsal alana yönelik sorumluluk ve sınırlılıklarını belirliyorsa, amaca yönelik ahlaki değerler de, bireylerin, grupların, örgütlerin daha geniş bir ifadeyle toplumsal alana yönelik, belirlenmiş bir amaca sahip her türlü etkinliğin sınırlılıkları ve sorumluluklarının objektifleşmesi gerekmektedir. Doktorların, mimar ve mühendislerin, hukukçuların mesleki nitelikleri ve sınırlılıkları bu anlamda belirlenmiştir. İnsanlık olarak bu sürecin yaşandığı iddia edilebilir. Bu sürecin ahlaki değerlerin uluslar arası toplum düzeyinde objektifleşmesi ve genel kabul düzeyinde tekdüzeleşmesi, ulusal sorunların farklılığından dolayı da, amaçların ve amaca yönelik etkinliklerin farklılaşması doğrultusunda yaşanacağa benzemektedir. Örneğin şiddete, teröre ya da işkenceye yönelik tutumlarda, uluslararası toplumsal değerler aynileşirken, bu sorunların nicelik ve nitelik anlamındaki düzeyi toplumdan topluma değişmektedir. Yine yoksulluğun alt edilmesi, demokrasi, adalet, yaşama, çalışma, özgür seyahat, haber alma hakkı gibi değerler uluslararası toplumda aynileşirken bunların sorunsallık boyutu toplumdan topluma değişebilmektedir. 712 Modern toplumun geleneksel toplumdan farklı olarak getirdiği en önemli yenilik, bireylerinin toplumsal ortamdaki çok kimlikliliğidir. Sanayileşme öncesi tarımsal yapılardaki belirli bir soya, aileye, klana ya da yerleşim mekânına göre tanınan bireyler, modern toplumda bunlardan ziyade etnik kökenine, kabiliyetlerine, icra ettiği mesleğe, sahip olduğu ideolojiye, bağlı olduğu toplumsal bir örgüte ya da çıkar grubuna göre tanımlanabilmektedir. 713 Modern toplumda gittikçe daha da karmaşıklaşan işbölümü uzmanlığa dayalı mesleki farklılaşmayı beraberinde getirmiştir. Öte yandan modern toplumun bu karmaşık çalışma hayatı, bireylerin, kendilerini başka özellikleri ya da ihtiyaçları açısından gerçekleştirebilecekleri özel alanlar yaratmalarına da vesile olmuştur. Çok sayıda gruplaşmalar, siyasi, dini, etnik ve hobi grupları gibi gruplaşmalar modern toplumdaki farklılıkların ve çeşitliliğin göstergesi olmaktadır. 714 Her birinin geçerli ve gerekli olduğu bir toplumsal alan vardır. Bunların içinde bütün toplumsal genellik açısından en kabule şayan kimlik ise, genellikle bireyin icra ettiği mesleği olmaktadır. Herhangi bir bireye her hangi başka bir bireyin sen kimsin? sorusuna verilen cevap ben doktorum, ben avukatım, ben işçiyim ya da ben esnafım vb. cevabı en önde gelen 712 Erdoğan, M., Siyaset ve Hukuk Perspektifinden Küreselleşme: Bir Tartışma Çerçevesi, 713 Wiegret, Andrew, Teitge, Smith (1986), Society and Identity: Towards a Sociological Psychology, s Kaya, Yaşar, İşbirliği ve Çatışma Toplumsal Yapı, ed.yaşar Kaya, Turan Yayıncılık, İstanbul, 2005, s.30.

6 622 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ tanımlamalardır. Bu yaygın ve sıklıkla kabul edilen durum toplumsal tabakalaşma piramidindeki hiyerarşik konumları bile belirlediği, birçok bilim adamlarınca tespit edilen bir husus haline gelmiştir. İstihdam imkânlarının dar olduğu azgelişmiş ülkelerin dışında, meslekler ile sınıf ve tabakalaşma içinde bulunulan yer, birbiriyle çakışmaktadır. 715 Modern toplumun tabakalaşma düzeninde; üst, orta ve alt tabakadaki nüfusu, mesleklerine göre sıraladığımızda şöyle bir durum ortaya çıkmaktadır: Üst Düzey Uzmanlar (Profesyoneller-Girişimciler), İşadamları, Kamu ve İşletme Yöneticileri, 2.Alt Düzey Uzmanlar, Kamu ve İşletme Yöneticileri, Üst Düzey Teknik Elemanlar ve Beden İşçilerini Denetleyenler, 3.Büro Elemanları, Memurlar, Satış Personeli ve Diğer Dosya ve Sınıflandırma İşi Yapanlar, 4.Küçük İşyeri Sahipleri, Zanaatkârlar ve Diğer Kendi Hesabına Çalışanlar, 5.Alt Düzey Teknik Elemanlar ve Ustabaşılar, 6.Vasıflı-Ücretli İşçiler, 7.Yarı Vasıflı ve Vasıfsız İşçiler. Bu tablodan konumuz açısından çıkartılabilecek sonuçlardan biri şudur: modern toplumun yeni seçkinleri birinci maddedeki meslek gruplarıdır. Geçmiş toplumlarda, kralın olmasa bile en azından, aristokratın, teologun, senyör ya da kontun işgal ettiği yerdedirler. Bu, her şey bir yana, genel toplum sorunlarının çözümünün, yeni toplumda izafe edildiği yer anlamına gelmektedir. Sadece, meydana getirdikleri ve yönettikleri bir örgütün değil toplumun da liderleri arasında değerlendirilmesine neden olmaktadır. Dolayısıyla çağımızda toplumsal sorumluluk duygu ve değerlerinin en yüksek seviyede temsil ve bunların gerektiğinde toplumsal sorunların çözümü hedefinde işlevselleştirilmesi, öncelikle bu meslekleri temsil eden bireylerden beklenmektedir. Girişimci ve Yönetici, Toplumsal Sorumluluk ve Değerler Zimmerman çağdaş toplumu yönlendiren toplumsal aktörlerin aydınlardan oluştuğunu belirtir. Bilimsel bilgileri üreten ve bunu teknolojiye dönüştüren aydınları yaratıcı aydınlar olarak isimlendirir. Yaratıcı aydınların ürettiklerini, başta iktisadi organizasyonlar olmak üzere çeşitli toplumsal alanlarda mal ya da hizmet üretiminde kullananlara ise yardımcı aydınlar der. 717 Zimmerman ın 1960 lı yılların başında belirttiği bu husus o zamanın sanayileşme düzeyi ve örgüt büyüklükleri dikkate alındığında oldukça ileri düzeyde bir tespittir. Bugün bu tür işlevlere sahip toplumsal aktörleri yine bilim adamları ve çeşitli örgütleri oluşturan ve yöneten girişimcilerle yöneticiler olarak sınıflandırabiliriz. Bilim adamları işletmelerin yönetiminde ve özellikle AR- GE çalışmalarında yer aldıklarında Profesyoneller olarak da isimlendirilir. Zimmerman ın gözlemlediği girişimci ve yönetici aktörler o zamanın yardımcı aydın rolünden gittikçe yaratıcı aydın özelliklerine sahip olma konusunda adeta evrimleşmişlerdir. i.girişimciler ve Yöneticiler 715 Öksüz, Enis; a.g.e., s Watson, Tony J.; Sociology, Work and Industry, London-1987., s , 717 Zimmerman, Carle C.; Yeni Sosyoloji Dersleri, çev.;amiran Kurtkan, İstanbul-1964, s

7 623 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ Girişimci ve yönetici olarak isimlendirilen toplumsal aktörler sahip oldukları işlevler ve toplumsal konumları açısından sanayileşmenin düzeyine göre farklılıklar gösterirler. Batı toplumlarının sanayileşme süreci içinde işlevleri, toplumsal konum ve önemleri gittikçe artmıştır. Sanayileşmenin 19.yüzyıldan 1950 lere kadar olan gelişmesi içinde sermayedar-işveren-girişimci ve yönetici statüleri aynı bireyin fonksiyonları olmak bakımından yaygınlık gösterir. Raymond Aron a göre; bir adam tarafından kurulan, sahip olunan ve idare edilen şeylerdi. Marx ın kendi zamanında gördüğü mensucat fabrikaları ve bizim bugünkü Renault veya Citroen otomobil fabrikalarının ilk hali böyle idi. Müessese bir şahsın eseri ve mülkü idi. Mal sahibi aynı zamanda üretim vasıtalarını idare ediyordu. 718 Sanayileşmeyle birlikte örgütlerin rasyonel niteliği artmaya başladı. Rekabet ortamının getirdiği zorluklar, işletmelerin büyüklüğü teşebbüs ve sermayenin birden fazla şahısta toplanmasına yol açtı. Özel mülkiyet kavramının muhtevasını oluşturan üç öğe; mal sahipliği, malı kullanma ve denetleme fonksiyonları birbirinden ayrıldı ve farklı statülere ait roller, görevler haline geldi. 719, Başka bir deyişle, anlam ve temsil edildiği aktörler açısından değişti. Özellikle sermayenin kurumsallaştığını, işverenliğin çok ortaklılık anlamına geldiğini, gündelik yönetimin ise bireyle değil her biri belirli bir alanda ihtisaslaşmış bireylerin oluşturduğu gruplar tarafından icra edilecek şekilde değiştiğini gözlemlemekteyiz. Bunların içerisinde belki de henüz yaygın olarak kurumsallaşmayan, girişimcilik statüsüdür. 720 Son birkaç on yıllık dönemi dikkate almaz isek girişimcilik statüsünün fonksiyonları olarak şunları belirtebiliriz: 721 a.risk yüklenmek ve bilinmeyen durumları önceden görmek, b.planlama ve yenilik yapmak, c.eşgüdüm, denetleme ve yönetim, d.günlük işleri gözetlemek. Öte yandan sanayileşmenin ilk safhalarında olduğu gibi bugün gelişmekte olan toplumlarda ise bu statülerin henüz ayrılmadıklarını görmekteyiz. Sanayileşmenin henüz başlarında ya da ülke ekonomisinde başat bir düzeye yükselmediği bu toplumların ortalama bir işletmesinde, sermayedarlık, girişimcilik ve yönetim aynı birey tarafından temsil edilmektedir. Bu tür teşebbüslerde karşımıza çıkan işletme görünümü şu şekilde tasvir etmek mümkündür. a.teşebbüs içinde önemli görevler üstlenecek kişiler kendilerinden ya da yakın akraba çevresinden oluşur. Bu durum teşebbüsün gelişmesini ve verimliliğini etkileyebilir, b.otorite merkezîleşir. Karar alma mekanizması paylaşılmadığı için ihtisaslaşma meydana gelmez, c.işveren ve işçi arasında babaerkil bir ilişki düzeni doğar. İşletmenin rasyonel amaçları duygusal değerlendirmeye tâbi tutulur. İşgören rasyonel kurallara göre değil, işverenin istediklerine ya da istemediklerine göre davranmak zorunda kalır, d.ihtisaslaşma olmadığı için teşebbüs ve pazarın daha geniş açıdan değerlendirilmesi mümkün olmaz. Muhafazakâr tutum ve temayüller oluşur Aron, Raymond; Sınıf Mücadelesi,, Çev.; Erol Güngör, Dergah Yayınları, İkinci Baskı, İstanbul, 1992, s Berle and Means, 1962, Zik.; Şevki Güler, Çağdaş Sanayide İşçi-İşveren İlişkilerinin Sosyolojik Anlamı, A.Ü.D.T.C.Fak., Yay.No:283, Ankara, 1979, s Güler, Şevki; a.g.e., s Harbison and Myers,; Management in the Industrial Work, McGraw -Hill,1959, s.8. Zik.;Şevki Güler, a.g.e., s Baloğlu, Burhan; Türkiye de Teşebbüs Faktörü ve Müteşebbisler, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İ.Ü.Sos.Bil.Enst., İstanbul-1987, s

8 624 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ Sanayileşmeyle ilgili son yüzyıldaki deneyim, işverenlik statüsünün hem ekonomik fonksiyonları, hem de sermaye-servet sahipliliğinde değişmeler meydana getirmiştir. Buna paralel bir değişme de, sosyal niteliklerdedir. Yönetimin çok önem kazanması, işletmelerde yetkinin, özellikle bilgi temelli, yüksek eğitim görmüş profesyonel yöneticiler elinde toplanması, geleneksel, doğuştan kazanılan ve servetin belirlediği statülerin yüksek öğrenime olan talebini artırmıştır. İşletme yönetimini elinde tutmak isteyen ikinci kuşak sermaye sahipleri herhangi bir yüksek öğrenim derecesine sahip olmak yoluyla sınıf mevkilerini koruyabilme imkânını kazanmıştır. Yine de endüstrileşmenin daha ileri safhalarında servetin belirleyiciliği bilginin belirleyiciliği karşısında gerilemiştir. Günümüzdeki işveren, daha önce de belirttiğimiz gibi, bir örgütle eş anlamlı hale gelmiştir. Klasik anlamıyla işveren ve kapital sahipliği çiftliklerde, otellerde, petrol istasyonları, bakkal, berber-kuaför, bakkal gibi küçük işletmelerde geçerliliğini korumaktadır. İşveren buralarda yöneticilik fonksiyonunu da devam ettirmektedir. Ancak sanayileşmenin mevcut hızı bu tür işverenleri de tehdit edecek boyutlara ulaşmıştır. Rekabet ortamı, bunların hayatta kalma şanslarını azaltmaktadır. Bu tür işletmeler büyüme şansı yakaladıklarında, sahipleri de yönetici-işveren konumunu sağlamlaştırabilmekte ve yetkilerini artırabilmektedir. Aksi durumda, daha büyük işletmeler tarafından satın alınarak, işveren de ancak normal bir idareci statüsüyle yetinmek durumunda kalmaktadır. İşletme sahipliği imtiyaz sahipliliğine dönüşmekte ve bunu elinde tutan insanlar tarafından temsil edilmektedir. 723 İleri sanayi toplumlarında sermayenin müesseseleştiğini söylemek de mümkündür. Gelir seviyesinin yükselmesi küçük tasarrufların artmasına ve bunların yeni yatırımlara kanalize olmasını sağlamıştır. Güvenilir işletmeler gayrimenkul borsalarında kârlarını satarak büyüme ve gelişme imkânı bulmaktadırlar. Bankalar mevduatlarını girişimcilere vermekte ya da bir girişime ortak olmaktadırlar. Dolayısıyla modern girişimci yaratıcılık huzursuzluğu içinde çevresini en uygun şekilde değerlendiren, düşünen ve düşündüklerini gerçekleştirmek için bıkmadan usanmadan çalışan kişidir. 724 Girişimcinin belirtilen baskın özelliği işletme içinde görevlerin bölünmesini de beraberinde getirmiş ve örgüt, kolektif bir yönetimin kararları ve gözetimi doğrultusunda şekillenmiştir. Bu gelişmelerle, artık işveren kavramı sermayedarlık-girişimcilik ve yöneticilik fonksiyonlarını birlikte çağrıştıran bir kavram olmaktan çıkmış, adeta bir kurumun, bir fonksiyonun ismi olmuştur. İşverenin hâkim özelliği risk yüklenmek ve yenilik yapmaktır ve girişimci adını almaktadır. Özellikleri farklı çeşitli yöneticilik statüleri doğmuştur. Girişimci, profesyonel ya da üst yönetici olarak isimlendirilebilecek bu statüler, teşebbüsler üzerinde, sahiplerinden daha çok kontrol gücünü ellerine toplamışlardır. Bilgi ve teknik kabiliyetli yeni bir sınıf türemiştir. Bunlar kapitalist sınıfın parasını kullanarak bu statüleri ellerine geçirmişlerdir. Artık servetin örgüt içindeki statüleri belirleme fonksiyonu gerilerde kalmış, statüler adeta serveti belirler bir hal almıştır. 725 Karlöf, modern girişimciliğin özelliklerini şu şekilde belirlemiştir; Kararlarını kendileri vermeyi tercih ederler. Risk yüklenmekten zevk alırlar. Yapılan işlerin sonuçlarının peşinde olurlar, yapıcı eleştiriyi severler ve takdir ederler. İş yaşamında aktif rol almak isterler; küçük firmalarda çok mutlu olurlar. Hızlı gelişmeyi ve yenilikleri severler. Gelişmeye yönelik ortamlardan filizlenirler, işe dayalı ortamlarda rahat gelişirler. 723 Hall,H.Richard,; Sociology of Work, Pine Forge Press, California-1994, s Baloğlu, Burhan; a.g.e., s Hall, Richard H.; a.g.e., s.59.

9 625 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ Kendilerinden ve yetenekli olanlardan talepleri vardır; bunların karşılanmasını beklerler 726. O na göre girişimciliği engelleyen koşullar ise şu şekilde sıralanmaktadır: Durgunluk ve gelişmeden yoksunluk Bürokrasi ve detaylardan şikâyet Planlama ve istişare Delil arama, taktik ve diplomasi 727. Yönetici statüsünü işgal eden kişi ya da grubun rolü, üretim unsurlarını en uygun koşullarda sağlamak, başta örgütlenme olmak üzere diğer yönetim ilkeleri doğrultusunda, mal ve hizmet üretimini gerçekleştirmektir. Bir başka deyişle, yönetici rolü en az maliyetle amaca ulaşma rolünü üstlenen kişidir Mintzberg yönetici rollerini üç temel başlık altında ifade etmektedir. Bunlar; 1- Kişiler arası roller 2- Haberleşme ile İlgili roller ve 3- Kararlar ile ilgili rollerdir. O na göre Kişiler arası roller; Başkanlık rolü, Liderlik rolü ve Bağlantı rolünden oluşmaktadır. Haberleşme ile ilgili roller ise, bir iletişim ağı yoluyla örgüt içi denetimi sağlama, yönetim kararlarını astlara ve diğer çalışanlara iletme, örgütle ilgili duyulmasında yarar umduğu bilgileri örgüt dışı çevreye iletmedir. Kararlar ile ilgili rolleri ise düzenleyicilik, örgütte gerekli değişimleri yapmak ya da başlatmak, yetki ve sorumluluklar ile ödülleri paylaştırmak, gerekli görüşmeleri ilgili kişilerle yapmak 729 Modern örgüt teorilerinden Popülâsyon Ekolojisi teorisinin önemli simaları Pfeffer ve Salancik de, teorilerinin içeriğine uygun olarak, yönetici rollerini tanımlamaya çalışmışlardır. Başka deyişle örgüt çevre ilişkisi bağlamında, örgüt yöneticisinin rollerini ele alan bu bilim adamları üç türlü liderlik rolü tanımlamaktadırlar: Organizasyonun sembolü olarak liderin sembolik rol tanımları onun başarısı ve başarısızlığını belirtmektedir. Faaliyetlerle ilgili karar verme rolü; çevresel taleplere direk karar verme faaliyetlerini içerirken, zorunlu olarak yapılması gereken yönetim faaliyetleri ile de ilgilidir. Faaliyet merkezli karar verme rolü ve sorumluluk rolleri sembolik rolden biraz farklıdır. Örneğin sembolik rol liderin konuşma, politik davranma gibi özellikleri ile ilgiliyken gerçek rol liderin analitik ve kantitatif yetenekleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Sembolik rol ile ilgili örgütsel çıktılar; değerler, inançlar ve örgütsel süreçlerle ölçülürken, gerçek rol ile ilgili çıktılar somut göstergelerle ölçülmektedir (Kazanç ve kayıplara ilişkin belge, yıllık raporlar gibi) Karlof, Bengt, Çağdaş Yönetim Kavramları ve Kalkınma Modelleri, çev., Kütevin, Z. ve E., İnkılap Kitabevi, İstanbul, 1993, s A.g.e., s Akat, İlter ve d., A.g.e., ss Mintzberg, Henry, The Manager s Job: Folklore and Fact, Harvard Business Review, March-April, 1990, s.163. zik., Örgütsel Davranış Boyutlarından Seçmeler, Ed., Tikici, Mehmet, Nobel yayınları, Ankara, 2005, s Kıngır, S., Şahin, M., Yönetici ve Liderlik, Örgütsel Davranış Boyutlarından Seçmeler, Ed.; Tikici, Mehmet, Nobel yayınları, Ankara, 2005, s.402.

10 626 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ ii. Toplumsal Sorumluluk Toplumsal sorumluluk değerlerin yüklediği bir sorumluluk olarak anlaşılmakla birlikte potansiyel anlamından eyleme dönüştüğünde bizzat kendisi de değer özelliği kazanmaktadır. Çünkü sorumluluk olarak örneğin vergi kaçırmamak bir ilkesel kabuldür. Buna uygun tutum ve davranışlarla yaygın bir eylem haline geldiğinde bu değer özelliği kazanır. Aynı şekilde, sigortasız ve asgari ücretin altında işçi çalıştırmamak, tüketici haklarını ihlal etmemek, haksız rekabet ortamı yaratmamak, aldatıcı reklam yapmamak, hediye ya da rüşvet vermemek, bilgi sızdırmamak gibi daha birçok ilke ancak eylem alışkanlığı kazandığı zaman değer, iş ahlakı haline gelmiş olur. Bir başka anlatımla, iki insanın oluşturduğu en küçük gruptan topluma kadar, bütün zaman ve mekânlardaki insanların kendi realitesinde, kendi toplumsal konumu ölçüsünde üstlenmesi gereken bir hizmet bilincidir. Modern sanayi toplumunda toplumsal sorumluluğun daha özel bir kullanım alanı bulunmaktadır: Örgütlü çalışma ilişkileri. Yukarıda da temas etmeye çalıştığımız gibi, modern çalışma ilişkileri bireyler arası işbirliğine dayanmaktadır. Bu işbirliğiyle ortaya konan toplumsal yarar, işbirliği içindeki grubu tanımlayan örgütle anılmaktadır. Dolayısıyla modern toplumda toplumsal sorumluluk teriminin kullanım alanı çalışma yerleri, yani örgütlerdir. Toplumsal sorumluluğun örgütle özdeşleştiği aktörler tek bir bireyden ziyade, girişimi ve yönetimi icra eden kurumsallaşmış yapılardır. Yönetim Kurulu-Üst Yönetim gibi. 731 Yine de toplumsal alanda örgütün bir bireyle özdeşleştirilmesi eğilimi sıklıkla görülür. O birey yukarıda özelliklerini açıkladığımız girişimin lideri ya da yönetim kurulunun başkanıdır. Bu birey, yalnızca örgüt içi değil, örgütün ilişkili olduğu çevrede de takdir edilen başarılara sahip ise, o zaman lider olarak isimlendirilir ve örgütle onun ismi tüm çevrede özdeşleşir. Sanayileşme sürecinin nispeten başlangıcında olan toplumlarda girişimci-yönetici genellikle kurumsal bir yapının ismi değildir. Girişimci-yönetici sıklıkla aynı kişidir. Dolayısıyla örgüt kişi özdeşleşmesi bu tip işletmelerde daha belirgindir. 732 Toplumun sanayileşme aşaması ne olursa olsun girişimcilik ve yöneticilik statüleri toplumsal sorumluluğun en çok yansıtıldığı statülerdir. Modern toplumda örgüt, toplumsal sistemin önemli bir alt sistemidir. Toplumdan gelen olumsuz bir etki örgüt aracılığıyla yine toplumu etkiler. Ancak, toplumun örgüte nazaran seçenekleri çok daha fazladır. Tahammül gücüne uygun bir süreçte, belirli bir toplumsal maliyeti göze alarak, bu etkileri soğurabilir. Dolayısıyla ve özellikle, örgütten topluma doğru oluşacak olumsuz bir etki örgütü daha çok etkiler. İlişkili olduğu toplumsal çevrenin, kendisi hakkında kalıcı olumsuz tutumlara sahip olmasına neden olur. Nasıl ki bireyler fiilen temas halinde oldukları toplumsal alanlarda değerlerine uygun tutum ve davranışlarda bulunmak zorundalar ise, örgütler de kendi ilişkili oldukları toplumsal alanda sorumluluklarını yerine getirmek zorundadırlar. Kısaca belirtmek gerekirse bu alan, örgüt bünyesinde çalışanlar örgütün dış çevresindeki müşteri, kaynak-hammadde tedarikçileri, hükümet, yerel yönetim, diğer örgütler (rakipler, sivil toplum örgütleri vb.) ve diğer toplumsal alanlardan oluşur. Buna bütün bu ilişki ve etkinliklerin gerçekleştiği mekân olarak doğal-fiziki çevre de ilave edilebilir. 733 Bu alanları gözeten, sorunları alt eden ya da yenilerinin doğmamasını sağlayan duyarlı etkinlikler örgütün toplumsal değerini artıracaktır. Yaratılan toplumsal hoşnutluğun derecesi örgütün de toplumsal kabul değerini yükseltir. Aksi takdirde çevresine 731 Dünya Ekonomik Forumuna katılan 35 ülke CEO sunun imzaladığı Kurumsal Vatandaşlık Bildirgesi nde de toplumsal sorumluluğun temsilcisi olarak, Yönetim Kurulu Başkanı, onun üyeleri ve Üst Yönetim kabul edilmiştir. Bkz.; Argüden, Y.; Kurumsal Sosyal Sorumluluk, ARGE Danışmanlık A.Ş., ISBN , Ekim 2002, 732 Özkul, Metin, Çalışma Sosyolojisi, -Çalışma İlişkileri ve İşgücünün Sosyolojisi-, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayını, İstanbul, 2002, 733 Aktan, C.C., Meslek Ahlakı ve Sorumluluk, İş Ahlakı Dergisi, C.1, S. 1, ss , 2008, s.103.

11 627 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ zarar veren, kirleten, tahrip eden bir örgüt, ürettikleri ne olursa olsun toplum tarafından makbul görülmeyecektir. 734 Toplumsal sorumlulukla ilgili anlayış ve uygulamalar, sınırlarını çizmeye çalıştığımız çerçevede, 1950 li yıllarda başlar. Son birkaç 10 yıl öncesine kadar, örgütsel yönetimle ilgili ihtiyaçlar ve örgütün makro çevresindeki koşullar, örgüt kültürü, örgüt iklimi, çalışma demokrasisi gibi kavramlarla ifade edilen oluşumlarla karşılanabildi. Ancak, bu kavramları da içine olan toplumsal sorumluluk kavramı 1980 li yıllardan başlayıp, 1990 lı yıllarda itibaren de oldukça yaygınlaşmıştır. Bu yaygınlaşma ticari-sınai örgütlerin marka odaklı strateji yürütmeye başlamalarıyla eş zamanlıdır ve bu stratejinin gereğidir. Öte yandan hava kirliliği, atık madde kirliliği vb. nedenlerle sadece sanayi alanlarının değil, hatta ulus ötesi bağlamda, sanayileşmemiş alanların da sınaî örgütlerin olumsuz tesirine maruz kalması 735 insanları rahatsız etmiş ve bu da örgütlerin toplumsal saygınlığını azaltmaya başlamıştır. Yine, özellikle ürün imalatlarını çeşitli maliyet giderlerini düşürmek ve başka nedenlerle ulus ötesine kaydıran küresel sermayenin, az gelişmiş ülkelerdeki aşırı işgücü, kaynak ve çevre istismarı uluslararası toplumun, gönüllülük düzeyinde bir katılım olsa bile, bazı standartlar geliştirmesine yol açmıştır. 736 Bu standartlar, bir ürünün nasıl, hangi örgüt içi koşullarda ve çevreye yapacağı minimum olumsuz etkisini düzenler. Bir anlamda örgütlerin toplumsal sorumluluklarıyla ilgili uluslararası değerlerin de ne olması gerektiğini belirler. Bu doğrultuda, sivil toplum örgütleri ve medyanın bu standartları uygulayan ya da uygulamayan iktisadi örgütlerle ilgili etkinlikleri toplumları bilinçlendirmiş ve bu standartlar, birçok yerde, örgütler tarafından kendiliğinden uygulanır hale gelmiştir. Son yıllarda ortaya çıkan örgüt çevre teorileri, örgüt ve örgüt yönetimlerini bu doğrultuda ve örgüt ile çevre ilişki ve uyumu üzerine odaklanmalarını gerekli kılmıştır. Amaca yönelik en kârlı ve en rasyonel kararları almaya dönük içten bakış açısı yerine dışarıdakilerin gözü ile örgütün değerlendirilmesi ve nasıl göründüğü, üzerinde durulması gereken bir husustur. 737 Bu, özellikle uluslararası rekabetin küresel boyutta olduğu yıllardan itibaren, ayakta kalabilmenin önemli şartlarından biri olarak görülmektedir. Fakat özellikle ABD de işletmelerin çeşitli okul, vakıf ve dernekleri destekledikleri öteden beri bilinen bir husustur ve bu toplumsal sorumluluk etkinliği olarak tanımlanır. Avrupa Topluluğu ise toplumsal sorumluluğu işletme amaçlarının daha iyi gerçekleştirilmesinin bir aracı olarak görür ve işletmenin doğrudan ilgili olduğu çevreyle sınırlandırır. Bu çevre içindeki toplumsal sorunlar aynı zamanda örgütlerin toplumsal sorumluluk hedeflerinin de potansiyel sınırlarını oluştururlar. Bu sorunlarla ilgili olarak, özellikle işletmenin doğrudan neden olduğu sorunlar başta olmak üzere, çözüm doğrultusunda yaptığı etkinliklerin başarısı, toplum nezdinde güven artışına neden olacak, bu da örgütün finans, kaynak, ürün kalitesi, talep ve işlem kolaylığı gibi elde edeceği sonuçlarla kâra dönüşecektir. 738 Örgüt ve çevrenin karşılıklı yararları anlamında düşündüğümüzde; moral-motivasyon yüksekliği, toplumsal sınıf ve tabakalar arasındaki toplumsal mesafenin azalması, örgütlü çalışmanın yapılabildiği bütün alanlarda çoğulcu yaklaşıma dayalı bir yönetim anlayışı, bütün bunların yol açtığı yüksek verim ve yüksek yaşam standardına ulaşmış bir toplum oluşacaktır. 739 Örgüt-çevre teorileri kapsamında yapılan araştırmalar, iş ahlakı ve toplumsal sorumluluk kavramlarının anlam içeriği, örgütlerin bu konudaki etkinlikleri doğrultusunda, gittikçe örtüşen kavramlar haline gelmiştir. Bunda, ortaya çıkan kamu talebi ya da baskısı (Banka, sigorta vb. 734 Başaran, İ.E., Örgütsel Davranışın Yönetimi, A.Ü.Yay., Ankara, 1982, s Fernando J., vd.., Applicability of Corporate Social Responsibility to Human Resources Management: Perspective From Spain Journal of Business Ethics (2008), 82:27/44, DOI /s , Springer, 2007., s Bu standarlar, SA 8000 (Social Accountability=İnsan Hakları+Uluslar arası Çalışma Örgütü+BM Çocuk Hakları konvansiyonu), ISO (Çevre Yönetim Sistemi Standardı), WHO (Dünya Sağlık Örgütü Standardı) ve ILO (Uluslar arası Çalışma Örgütü Standardı) 737 Koçel, Tamer, a.g.e., s Newel, S., The Healty Organization: Fairness, Ethics and Effective Management, New york, 1995, s.7 vd. 739 Eren, E., Stratejik Yönetim, Anadolu Ünv.Yay., Eskişehir, 1997, s

12 628 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ finans kuruluşları, sivil toplum ve devlet denetimi, müşteri ve yerel halk, medya baskısı) önemli rol oynamıştır. Toplumsal değerlere uygun üretim ve çalışma ilişkilerinin toplumda yarattığı etki, örgüt ürünlerine olan talebi artırmış, buna bağlı olarak örgütlerin kârı yükselmiştir. Çünkü iş ahlakı prensiplerine uygun mal ve hizmet üretimi ürün kalitesini yükseltmiş, buna bağlı olarak örgüt içi üretici ve örgüt dışı tüketici aktörlerle, örgüte hammadde, finans vb. mal ve hizmet satan aktörlerin yaratılan artı değerle payını çoğaltmış, yaşam standartları olumlu yönde etkilenmiştir. Böylece örgütün, iç ve dış çevresinde ilişkili olduğu çıkar gruplarıyla daha dengeli, objektif ve hoşnut edici ilişkiler geliştirmesine neden olmuştur. Bütün bu faktörler örgütün toplum nezdindeki yerini ve sürekliliğini sağlamış, rekabet gücünü artırmıştır. Nedeni ve amacı ne olursa olsun toplumsal sorumluluk kavramı toplumsal barışın önemli bir ajanı konumuna gelmiştir. 740 Toplumsal barışa en çok ihtiyaç duyan ülkeler ise birçok sorunlar içindeki az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerdir. Türk Cumhuriyetleri ve Toplumsal Sorumluluk Orta Asya cumhuriyetlerinin bugünkü sorunları açısından baktığımızda da bu ihtiyacı hemen teşhis edebiliriz. Dünyadaki gelişmeler doğrultusunda genelde gelişmekte olan ülkelerin özelde ise Türk Cumhuriyetlerinin içinde bulunduğu durum, bir başka yerde de ifade ettiğimiz şekliyle, şöylece özetlenebilir: Bugün, uluslararası ilişkilerin kesiştiği nokta olan pazar, bünyesinden çıktığı toplumların bütün idari mekanizmalarını arkasına alarak, adı konmamış bir sömürü düzeninin ortaya çıkmasına hizmet etmektedir. Küreselleşmenin hızla bütün ülkeleri sardığı bugünkü ortamda, çok uluslu şirketler öncülüğünde dünyanın büyük çoğunluğu yine yoksullaşmakta, sağlık, eğitim, savunma vb. birçok temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmektedir. Böyle bir ortamda, hemen hemen günümüzün en kullanışlı enerji kaynaklarına sahip olmayan bir AB, ortalama 25 bin dolar kişi başı gayri safi milli hasılaya sahipken, dünya nüfusunun %70 i dolar arasında değişen bir gelire sahiptir. 741 Dolayısıyla küreselleşmeden çıkan fayda, herkese şamil bir fayda olmaktan çok, bu olgunun mimarları lehine oluşan bir fayda olarak görülmektedir. Küreselleşmenin ortaya çıkarttığı marjinal sorunlar gelişmiş ülkelerde değil gelişmekte olan ülkelerde çıkmaktadır. Bunun nedenleri gayet basittir: - Birincisi, bu ülkelerde devletin kontrol kabiliyeti ve gücü azdır ya da azaltılmıştır. 740 Son yıllarda toplumsal sorumluluk kavramının yerini Kurumsal Toplumsal Sorumluluk kavramı almaya başlamıştır. Konuya yönelik olarak, Dünya Ekonomi Forumu katılımcısı CEO larından oluşan bir grubun imzaladığı Küresel Kurumsal Vatandaşlık Bildirgesi, BM tarafından geliştirilen ve şirketlerin insan hakları, çalışma şartları ve çevre ile ilgili sorumlulukları ile ilgili ilkeleri belirleyen Küresel Sorumluluk Anlaşması (The Global Compact), çerçevesindeki ilkeler, şirketlerin sosyal sorumlulukları ile ilgili olarak kamuoyuna açıklamaları için oluşturulan standartların belirlendiği Küresel Raporlama Rehberi (Global Reporting İnitiative), İngiltere de iş dünyası tarafından geliştirilen ve iş dünyasının sosyal sorumluluk konusundaki gelişmelerinin çeşitli aşamalar halinde izlenebilmesi için hazırlanan Kurumsal Sosyal Sorumlulukta İş Dünyasının Rolü (Business Impact) projesi ve sosyal sorumluluk kavramına önem veren yatırımcıların ve bu yatırımcılara ulaşmak isteyen şirketlerin takip ettiği FTSE4GOOD endeksi en önemli çalışmalardır. Bkz., Argüden, Y.; Kurumsal Sosyal Sorumluluk, ARGE Danışmanlık A.Ş., ISBN , Ekim 2002, 741 Buna karşılık aynı kesim, daha doğru bir deyişle dünya nüfusunun %10 u, dünya üretiminin de %70 ini oluşturmaktadır. %50 lik bir nüfus ise üretilen mal ve hizmetlerin sadece %6 sını oluşturmaktadır ki bu yaklaşık 3 milyarlık bir nüfusa tekabül etmektedir. BM verilerine göre bu nüfusun tamamı 2 doların altında, üçte biri üzerindeki bir kısmı (1.2 milyar) ise, 1 doların altında günlük gelire sahiptir. Bkz. Yüce, M., Özbek, M.F., Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde Sosyo-Ekonomik Boyutlarıyla Yoksulluk Olgusu Üzerine Bir Değerlendirme, Akademik Bakış, Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi, Sayı: 10, Issn: x,

13 629 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ - İkincisi, karar verme mekanizmaları halkın gözünde güvenilir değildir. Ya belli bir etnik gruba dayalı, otoriter idare tarzı vardır ya da idare edenler yolsuzluk, iltimas gibi olaylarla bu güveni yitirmişlerdir. - Üçüncü olarak da, halkın beklentisi olan hizmetleri yerine getirmemekte yada getirememektedirler. 742 Bu nedenlerin yarattığı ortam, toplumları, küreselleşmenin olumsuzluklarına da açık hale getirmektedir. Daha iyi yönetilen, daha çok üreten ve mütekabiliyet esasına dayalı bir işbirliği içerisine giren, kısacası kurumsal yapılanmasını ve işlerliğini sağlayabilmiş her devlet, bu olumsuzlukları en kolay göğüsleyen ve toplumunu modern yaşam standartlarına kavuşturan devlet olacaktır. Sovyet paktının çökmesi, liberalizmin ya da kapitalizmin rakipsiz kalmasına neden olmuştur. 743 Bugün, neredeyse, demokrasiyi olmasa bile, en yaygın isimlendirmeyle serbest pazar ekonomisi adı altında, liberal ekonomik düzeni benimsemek istemeyen toplum kalmamıştır. Yönetimlerin koruması altında, bireysel girişimin serbestliğine dayalı bu düzen batı toplumlarında görüldüğü gibi bütün dünya toplumları için de yegâne gelişme ve modernleşme yolu olarak görülmektedir. Böyle bir oluşumdan kaçılmadığı hatta arzu edildiğine göre oyunu kurallarına göre oynayan toplumlar, nispeten daha çok mesafe kat edeceklerdir 744 Dolayısıyla, gelişmekte olan ülkelerin pek çoğunda olduğu gibi Ortaasya Türk Cumhuriyetlerinde de, sanayi işletmelerinin yetersizliği, yoksulluk, çalışma şartları, yol, su, iletişim, eğitim, sağlık vb. hemen her konudaki alt yapı ve nitelikli işgücü yetersizliği en çok dikkat çeken sorunlardan bazılarını oluşturmaktadır. Öte yandan, yolsuzluk, rüşvet vb. suiistimaller de bunların üzerine tuz biber olmaktadır. 745 Yoksulluk, ister kelimenin dar manasıyla sadece gelir seviyesinden alınsın ister bir insanın asgari yaşam kalitesi açısından değerlendirilsin, Sovyet sonrası Türk Cumhuriyetlerinin en önemli sorunudur. Sovyetlerin hüküm sürdüğü 1980 li yıllarda başlayan bu yoksulluk, bağımsızlık sonrası daha da önemli bir sorun olmuştur. Kuşkusuz, Sovyetlerin çevrede parça merkezde bütünleşmiş üretim prensibine dayandırdığı üretim biçimi bunun en büyük nedenidir. Yüce, yaptığı bir çalışmada Türk Cumhuriyetlerindeki yoksulluğu şu şekilde teşhis etmektedir: Yoksulluk sorunu Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde kendisini daha şiddetli bir şekilde hissettirmektedir. Bunun temelinde hem tarihsel, hem de konjonktürel nedenler bulunmaktadır. 70 yılı aşkın bir zaman zarfında Sovyetler Birliği içinde yer alan, sınıfsız bir toplum, hakça bölüşüm gibi sloganlarla, demir yumruk politikası ile sindirilerek yıllarca yönetilen Türk Cumhuriyetlerinde gelir dağılımı adaletsizlikleri ile yoksulluk sorunu adeta kanayan birer yara olmuştur. Sahip oldukları doğal kaynaklar ile Sovyet 742 Habermas, Jurgen, Küreselleşme ve Milli Devletlerin Akıbeti, çev.,medeni Beyaztaş, Bakış Yay., İstanbul, 2002, s Şaylan, Gencay, Değişim, Küreselleşme ve Devletin Yeni İşlevi, İmge Yay., Ankara, 1994, s Özkul, M., Küresel Gelişmeler Açısından Türk Cumhuriyetlerinde Eğitim Ve Eğitimde Gayriresmi Kurumlaşmalar, SSCB Sonrası Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde Sosyal, Siyasal, Ekonomik Değişim (Uluslar arası Türk Dünyası Sosyal Bilimciler Kongresi) The Greenpark Hotels&Resorts, Kartepe/Kocaeli, Eylül 2006, Ed.Yrd.Doç.Dr.Bekir Günay, ISBN: , Kocaeli, 2007, s Yüce, M., Özbek, M.F., Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde Sosyo-Ekonomik Boyutlarıyla Yoksulluk Olgusu Üzerine Bir Değerlendirme, Akademik Bakış, Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi, Sayı: 10, Issn: x,

14 630 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ ekonomisinin önemli tamamlayıcısı olan Türk Cumhuriyetleri, Birlik içinde bile fakirin en fakiri olarak kalmışlardır. Şöyle ki; 1988 yılında bütün SSCB de çalışan nüfusun %12 si, Rusya Federasyonunda %6,3 ü ve Beyaz Rusya da %5 i, 75 rubleden daha az ücret alırken bu oran Tacikistan'da %58.6, Kırgızistan da %37.1 ve Özbekistan da ise %44.7 idi. Ulaşım, haberleşme, alt yapı, eğitim, sağlık vb. hizmetlerde diğer cumhuriyetlere göre oldukça geri bırakılan Türk Cumhuriyetlerindeki okuryazar oranı da, Sovyet ortalamasının altında kalmıştır. Sağlık hizmetlerinin de en geri olduğu bu bölgelerde, bebek ölümlerinin oldukça fazla ve yaşam süresinin diğer cumhuriyetlere göre daha kısa olduğu görülmektedir. UNDP Dünya İnsanî Gelişme Raporundaki saptamalara göre 177 ülke içinde Rusya Federasyonu 62 nci, Kazakistan 80 nci, Türkmenistan 97 nci, Azerbaycan 101 ci, Kırgızistan 109 ncu, Özbekistan 111 ci ve Tacikistan 122. sırada yer almaktadır. Bu hâliyle söz konusu ülkeler Orta insani gelişmişliğe sahip ülkeler arasında yer almaktadırlar. Kişi başına düşen gelir açısından Türkiye den durumu en iyi devlet Kazakistan olmasına rağmen Kazakistan nüfusunun %62 si Dünya Bankası tarafından belirlenen yoksulluk sınırı olan günde 4 Amerikan doları altında bir gelirle geçinmektedir. Bu oran Kırgızistan da %88 dir. Gerçi bu ülkelerde kayıt dışı ekonomi çok yaygın olduğu için GSYİH nin resmî kayıtlarda görüldüğünden daha yüksek olduğu bir gerçektir. 746 Ancak, yoksulluk bu ülkelerin birçoğunda imkânsızlıktan öte süreklilik içeren bir hayat tarzı haline gelmiştir. Siyaset ile ekonomi arasındaki gayri meşru ilişkiler birçok konuda olduğu gibi yoksulluğun sürekli hale gelmesinde de etkili olmaktadır. Günümüzde, toplumsal liderlerin toplumsal sorumluluk etkinliklerine yön verebilecek belli başlı sorunları şu şekilde tespit edebiliriz Yerleşmiş bir demokrasi kültürünün olmaması, 2- Kamu ve özel çalışma alanlarında kabiliyet ve başarı yerine hemşehri, akraba ve partizanlık kriterlerinin işlerlik kazanması, 3- Hemen her alanda rüşvetin aleni olarak alınıp verilmesi, 4- Siyasal baskıya karşı cılız ve daha çok gizli muhalefet, 5- Uluslararası gözlemcilerin genellikle onay vermediği bir seçim anlayışı, 6- Yer yer nüfusun %50 sini kapsayan yoksulluk sınırında yaşayan halk, 7- Denetimsiz bir hukuk sistemi, 8- Hemen her türlü kararda otoriter bir tutum ve karar alanların çıkarlarına öncelik verilmesi, 9- Kayıtdışı ekonomi, 746 a.g.m., s. 8 vd. 747 Türk Cumhuriyetlerindeki Siyaset-ekonomi ilişkisinin mahiyetine daha önceki bir çalışmamızda değinmiştik., Bkz., Özkul, M., Türk Cumhuriyetlerinde Toplumsal Kurumların İşleyişi Üzerine Bazı Düşünceler, SDÜ, Fen-Edebiyat Fak. Sosyal Bilimler Dergisi, S.14, Isparta, 2006, s

15 631 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ 10- İşgücünün mesleki ve teknik eğitim düzeyinin yetersizliği, 11- İstihdam Yetersizliği, 12- İstatistikî bilgi yetersizliği, 13- Toplumsal değerler yerine durumdan vazife çıkarmak kabilinde oluşan grupsal değerlerin işlerlik kazanması. 748 Dolayısıyla, adeta klasik liberalizmin ilk yıllarına benzer bir Laissez fair dönemi yaşanmaktadır. Böyle bir ortamda toplumsal hayatın hangi alanında olursa olsun kurallı, toplumsal değerlere uygun meşru bir yaşantı sürdürmek oldukça güçtür. Fiili olarak kamu düzeninin hâkim olduğu bir işleyişten ziyade siyasi, ekonomik ya da diğer toplumsal güçlerden bir kısmını elinde bulunduran grup ya da bireylerin, kendi ideoloji ve çıkarlarına göre maniple ettiği bir düzen işleyişi olacaktır. Nitekim de görünen bu şekildedir. Bu durum, toplumsal liderlerin toplumsal sorumluluk anlayışıyla hareket etmeleri gereğinin en önemli nedenidir. Çünkü serbest piyasa düzeni içerisinde girişimlerini sürekli tutabilecekleri işgücü kaynağını da bunlar oluşturacaktır. Aksi halde güdük, ufku olmayan, gündelik ihtiyaç ve arzulara kilitlenmiş bir işletme kârlılığıyla yetinecekler ya da nitelikli bir nüfus içerisinde istihdam edilebilir kabiliyetli insanların çokluğu ihtimali dâhil, alım gücü yüksek bir nüfusun kendi işletmesi açısından taşıdığı önemi düşünerek, konuya yönelik adımlar atacaklardır. Böyle bir ortamda, sadece örgüt lideri konumunda değil aynı zamanda yukarıda ifade ettiğimiz sanayi toplumundaki toplumsal gelişmeler doğrultusunda, toplumlara da liderlik edebilecek statülerde olan girişimci ve yöneticilerin neredeyse sınırsız diyebileceğimiz toplumsal sorumluluk alanları doğmaktadır. Kuşkusuz hemen her konuda istikrarsızlığın hüküm sürdüğü bu ortamda, az sayıdaki toplumsal sorumluluk etkinlikleri, aktörleri için birçok dezavantajı da beraberinde getirecektir. Ancak, sahibi, girişimcisi ya da yöneticisi oldukları örgütlerin asli amaçlarını da gözeterek bu sorumluluk alanlarına yönelik çaba gösterebilecekleri bazı Makro Toplumsal Sorumluluk Hedefleri tespit edilebilir ve öncelik sırası verilerek şu şekilde bir öneri oluşturulabilir: 1- Siyaset Alanı: - Güvenilir ve demokratik usullere uygun bir siyasal yapının tesisine yönelik çaba sarf edilebilir. - Kaynak dağılımı, sendikalaşma, gelir bölüşümü gibi konularda alınan kararlara yönelik denetim mekanizmaları kurulma noktasında baskı yapılabilir. - Siyaset karar alma mekanizmaları, uluslararası toplumun kabul ettiği normları hareket noktası olarak almaya zorlanabilir. - Yargı adaletinin ucuz, hızlı ve güvenilir hale getirilmesi yönünde kamuoyu oluşturulabilir. 2- Ekonomi Alanı: - Mesleki kuruluşlar mesleklerine yönelik niteliklerle etik değerleri belirleyebilir, etik komisyonları oluşturabilir. - Mesleki kuruluşlar süreç planlamaları yapmak suretiyle, uluslararası normların uygulanmasına önayak olabilir. 748 Özkul, M., a.g.m., s

16 632 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ - İş ahlakı ve toplumsal sorumluluk etkinliklerini ödüllendirici mekanizmalar üretilebilir. - Toplumsal Sorumluluk alanlarına yönelik çözüm önerileri hazırlayarak bunları periyodik olarak yayımlayabilir ve bu yolla siyaset üzerinde baskı grubu işlevi üstlenebilir. - Mesleki nitelikler, kabiliyet ve başarı işe alımların en başta gelen ölçütü haline getirilebilir. Etnik, ideolojik ve diğer toplumsal farklılıklara dayalı ayrımcılıklardan kaçınılabilir. - Girişimci, Yönetici ya da üst kurul üyeleri liderlik özelliklerine uygun etik değerleri temsil etmeye, örgüt içi ve dışı rollerine bunları yansıtmaya özen gösterebilir. - Üretim faktörlerinin kural dışı kullanımı engellenebilir. (Çünkü kalitesiz hammadde kullanımı, çocuk çalıştırmak, kaçak ve asgari ücretin altında işgücü istihdamı, rüşvet, kayıt dışı muhasebe vb. uygulamalar her şey bir yana diğer örgütlerin düşmanlık duyguları oluşturmasına yol açmaktadır). - Girişimci ve yöneticiler işletmelerinde ahlak kuralları oluşturabilir. - İşyerinde örgüt kültürü bağlamında, demokratik-katılımcı bir yapının oluşmasına yönelik ilkeler ve mekanizmalar yaratılabilir. 3- Eğitim Alanı: - Tespit edilmiş mesleki niteliklere uygun bir eğitim süreci planlanıp takibe alınabilir. -.Eğitimde rüşvet ve iltimas yoluyla diploma alınması engelleme yönünde baskı oluşturulabilir. (Buradan mezun olacakların her şeyden önce çalışacakları örgüte maliyet açısından zarar verecekleri dikkate alınmalıdır). - Yüksek öğretimin, yeni bilimsel-teknolojik bilgiyi takip ve tatbik edecek şekilde programlanmasına katkı sağlanabilir, ihtisas alanlarıyla ilgili kontenjanların belirlenmesinde piyasa şartları dikkate alınması yönünde çalışmalar yapılabilir. - Mesleki niteliklerin kazandırılması yanında iş ahlakı, mesleki tutum ve davranışlara yansıyacak değerler konusunda, tüm okul süreçlerinde bilinçlendirme programları uygulanması yönünde çaba gösterilebilir v.b... Yukarıda sıraladığımız öneriler Türk cumhuriyetlerinin makro öncelikleri olarak görülmektedir. Kuşkusuz yukarıda da belirtildiği gibi toplumsal sorunların çokluğu oranında sorumluluk alanları da çoğalmaktadır. Bunlara yönelik öneriler de sınırsız denilebilecek çoklukta üretilebilir ve toplumsal liderler bu sorun alanlarına yönelik gönüllü davranışlarda her zaman bulunabilirler, bulunmaktadırlar. Ancak, bu tür etkinliklerden azami toplumsal yararın sağlanabilmesi için, bu etkinliklere katılımın artması ve bireysel değil kurumsal ve toplumsal değer içerikli bir eğilim haline gelebilmesi gerekir. Bunun ise, ancak, yukarıda siyasetle ilgili olarak önerdiğimiz ve sınırlarını belirlemeye çalıştığımız güvenilir bir zeminde gerçekleşme şansı vardır. Aksi takdirde yapılacak toplumsal sorumluluk etkinlikleri duygusal tatmine yönelik bireysel davranış boyutunda kalacaktır.

17 633 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ KAYNAKÇA Aktan, C.C., Meslek Ahlakı ve Sorumluluk, İş Ahlakı Dergisi, C.1, S. 1, ss , 2008, s.103. Argüden, Y.; Kurumsal Sosyal Sorumluluk, ARGE Danışmanlık A.Ş., ISBN , Ekim 2002, Aron, Raymond; Sınıf Mücadelesi,, Çev.; Erol Güngör, Dergah Yayınları, İkinci Baskı, İstanbul, 1992, s.287. Baloğlu, Burhan; Türkiye de Teşebbüs Faktörü ve Müteşebbisler, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İ.Ü.Sos.Bil.Enst., İstanbul-1987, s Başaran, İ.E., Örgütsel Davranışın Yönetimi, A.Ü.Yay., Ankara, 1982, s.40 Berle and Means, 1962, Zik.; Şevki Güler, Çağdaş Sanayide İşçi-İşveren İlişkilerinin Sosyolojik Anlamı, A.Ü.D.T.C.Fak., Yay.No:283, Ankara, 1979, s.47. Drucker, Peter F., Kapitalist Ötesi Toplum, İnkılâp Kitapevi, çev.; Belkıs Çorakçı, İstanbul, 1994, s Erdoğan, M., Siyaset ve Hukuk Perspektifinden Küreselleşme: Bir Tartışma Çerçevesi, Eren, E., Stratejik Yönetim, Anadolu Ünv.Yay., Eskişehir, 1997, s Fernando J., vd.., Applicability of Corporate Social Responsibility to Human Resources Management: Perspective From Spain Journal of Business Ethics (2008), 82:27/44, DOI /s , Springer, 2007., s. 28. Freyer, Hans; İçtimai Nazariyeler Tarihi, çev.; Tahir Çağatay, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara-1960, s Habermas, Jurgen, Küreselleşme ve Milli Devletlerin Akıbeti, çev.,medeni Beyaztaş, Bakış Yay., İstanbul, 2002, s.27. Hall,H.Richard,; Sociology of Work, Pine Forge Press, California-1994, s.58. Harbison and Myers,; Management in the Industrial Work, McGraw -Hill,1959, s.8. Zik.;Şevki Güler, a.g.e., s.44. Karlof, Bengt, Çağdaş Yönetim Kavramları ve Kalkınma Modelleri, çev., Kütevin, Z. ve E., İnkılap Kitabevi, İstanbul, 1993, s Kaya, Yaşar, İşbirliği ve Çatışma Toplumsal Yapı, ed.yaşar Kaya, Turan Yayıncılık, İstanbul, 2005, s.30. Kıngır, S., Şahin, M., Yönetici ve Liderlik, Örgütsel Davranış Boyutlarından Seçmeler, Ed.; Tikici, Mehmet, Nobel yayınları, Ankara, 2005, s.402. Koçel, Tamer, İşletme Yöneticiliği, Beta Yay. NO:405, İstanbul, 1999, s Korkmaz, A., İş İdeolojisinin Çalışma İlişkilerine Etkisi, Toplumsal Yapı, Ed.Yaşar Kaya, Turan Yayıncılık, İstanbul, Kurtkan, Âmiran, Eğitim Sosyolojisi, T.D.A..V. Yayınları, Genişletilmiş IV.Baskı, İstanbul, 1987, s

18 634 II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ Mintzberg, Henry, The Manager s Job: Folklore and Fact, Harvard Business Review, March- April, 1990, s.163. zik., Örgütsel Davranış Boyutlarından Seçmeler, Ed., Tikici, Mehmet, Nobel yayınları, Ankara, 2005, s.401. Mouzelis, N.P., Örgüt ve Bürokrasi, çev., H.Bahadır Akın, Çizgi Kitabevi, Konya, 2001, s Newel, S., The Healty Organization: Fairness, Ethics and Effective Management, New york, 1995, s.7 vd. Öksüz, Enis; Sosyal Gelişme, İ.Ü.İkt.Fak.Mecmuası, c.32, No.1-4, s.31. Özkul, M., Türk Cumhuriyetlerinde Toplumsal Kurumların İşleyişi Üzerine Bazı Düşünceler, SDÜ, Fen-Edebiyat Fak. Sosyal Bilimler Dergisi, S.14, Isparta, 2006, s Özkul, M., Küresel Gelişmeler Açısından Türk Cumhuriyetlerinde Eğitim Ve Eğitimde Gayriresmi Kurumlaşmalar, SSCB Sonrası Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde Sosyal, Siyasal, Ekonomik Değişim (Uluslar arası Türk Dünyası Sosyal Bilimciler Kongresi) The Greenpark Hotels&Resorts, Kartepe/Kocaeli, Eylül 2006, Ed.Yrd.Doç.Dr.Bekir Günay, ISBN: , Kocaeli, 2007, s Özkul, Metin, İşgücünün Hayat Tarzını Etkileyen Faktörler (Isparta Örneği), SDÜ Fen- Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 5, ss , Isparta, 2000, s.295. Özkul, Metin, Çalışma Sosyolojisi, -Çalışma İlişkileri ve İşgücünün Sosyolojisi-, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayını, İstanbul, 2002, Şaylan, Gencay, Değişim, Küreselleşme ve Devletin Yeni İşlevi, İmge Yay., Ankara, 1994, s Watson, Tony J.; Sociology, Work and Industry, London-1987., s , Wiegret, Andrew, Teitge, Smith (1986), Society and Identity: Towards a Sociological Psychology, s Yüce, M., Özbek, M.F., Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde Sosyo-Ekonomik Boyutlarıyla Yoksulluk Olgusu Üzerine Bir Değerlendirme, Akademik Bakış, Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi, Sayı: 10, Issn: x, Zimmerman, Carle C.; Yeni Sosyoloji Dersleri, çev.; Amiran Kurtkan, İstanbul-1964, s

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Ü s t S ı n ı f Orta Sınıf Alt Sınıf TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Toplumsal tabakalaşma dünya yüzeyindeki jeolojik katmanlara benzetilebilir. Toplumların,

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNDE TEMEL KAVRAMLAR İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY) İKY Gelişimi İKY Amaçları İKY Kapsamı İKY Özellikleri SYS BANKASI ÖRNEĞİ 1995 yılında kurulmuş bir

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

İŞLETMELERİN AMAÇLARI. İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge 24.03.2014. Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar

İŞLETMELERİN AMAÇLARI. İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge 24.03.2014. Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar İŞLETMELERİN AMAÇLARI Genel nitelikli kuruluş ve faaliyet amaçları Özel nitelikli amaçlar Yrd.Doç.Dr. Gaye Açıkdilli Yrd.Doç.Dr. Erdem Kırkbeşoğlu İşletmenin Genel Amaçları Arası Denge Kar ın İşlevleri

Detaylı

Sağlık Hizmetlerinde Pazarlamaya Neden İhtiyaç Duyulmaktadır?

Sağlık Hizmetlerinde Pazarlamaya Neden İhtiyaç Duyulmaktadır? Sağlık Hizmetlerinde Pazarlamaya Neden İhtiyaç Duyulmaktadır? Alvin Toffler in endüstrinin gelişmesi yaklaşımı Pazarlama nedir? Kullanımı neden önemlidir? Pazarlama olanaklarının kullanımı, eğitim ve geliştirme

Detaylı

1. LİDER 2. LİDERLİK 3. YÖNETİCİ LİDER FARKI

1. LİDER 2. LİDERLİK 3. YÖNETİCİ LİDER FARKI YÖNETİCİ-LİDER FARKI VE LİDERLİĞİN YÖNETİMDEKİ ÖNEMİ Ahmet VERAL (Rapor) Eskişehir, 2011 1. LİDER Genel bir kavram olarak ele alındığında lider, bir grubun hedef oluşturma ve bu hedeflere ulaşma ve ilerleme

Detaylı

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ YÖNETİM İşletme amaçlarına etkili ve verimli bir şekilde ulaşmak üzere planlama, örgütleme, yöneltme, koordinasyon ve denetimin yapılması sürecidir. 2 YÖNETİM TEORİLERİ KLASİK

Detaylı

ELEKTRONİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ (ELECTRONIC HUMAN RESOURCES MANAGEMENT) E- İKY / E- HRM (I)

ELEKTRONİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ (ELECTRONIC HUMAN RESOURCES MANAGEMENT) E- İKY / E- HRM (I) ELEKTRONİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ (ELECTRONIC HUMAN RESOURCES MANAGEMENT) E- İKY / E- HRM (I) Günümüzde bilişim ve iletişim teknolojilerindeki hızına erişilemez gelişme ve ilerlemelerin sonucunda özellikle

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı

Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı Misyon: Evrensel Etik İlkelerin Türkiye de toplumun her kesiminde benimsenmesi ve uygulanmasına önderlik etmek

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

YÖNETİM SİSTEMLERİ. Alev ACAR Çevre Mühendisi Yönetim Sistemleri Uzmanı

YÖNETİM SİSTEMLERİ. Alev ACAR Çevre Mühendisi Yönetim Sistemleri Uzmanı YÖNETİM SİSTEMLERİ Alev ACAR Çevre Mühendisi Yönetim Sistemleri Uzmanı Genel Bilgilendirme Çevre Yönetim Sistemi (ISO 14001) İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi (OHSAS 18001) Sosyal Sorumluluk Standardı

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

MAVİ YAKALILARIN ÇALIŞMAYA YÖNELİK TUTUMLARI

MAVİ YAKALILARIN ÇALIŞMAYA YÖNELİK TUTUMLARI MAVİ YAKALILARIN ÇALIŞMAYA YÖNELİK TUTUMLARI ÇALIŞMA PSİKOLOJİSİ VERİ BANKASI ÖRNEĞİ www.calismapsikolojisi.net Yrd. Doç. Dr. Burcu KÜMBÜL GÜLER Kocaeli Üniversitesi Gündem İnsan Kaynakları ve Çalışma

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi toplumunda, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yarattığı hız ve etkileşim ağı içinde, rekabet ve kalite anlayışının değiştiği bir kültür

Detaylı

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER III Bölüm 1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ 15 1.1. Sosyolojinin Tanımı 16 1.2. Sosyolojinin Alanı, Konusu, Amacı ve Sınırları 17 1.3. Sosyolojinin Alt Disiplinleri 18 1.4.

Detaylı

1: EKONOMİ HAKKINDA GENEL BİLGİLER...

1: EKONOMİ HAKKINDA GENEL BİLGİLER... İÇİNDEKİLER Bölüm 1: EKONOMİ HAKKINDA GENEL BİLGİLER... 1 1.1. Ekonomi, İhtiyaç, Kıtlık ve Tercih... 1 1.2. Mal, Hizmet ve Fayda... 3 1.3. Üretim Faktörleri... 3 1.3.1. Emek... 4 1.3.2. Doğa... 4 1.3.3.

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Contents I. KISIM İŞLETMECİLİK İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER

İÇİNDEKİLER. Contents I. KISIM İŞLETMECİLİK İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER İÇİNDEKİLER Contents I. KISIM İŞLETMECİLİK İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1.Bölüm: TEMEL İŞLETMECİLİK KAVRAM VE TANIMLARI... 2 Giriş... 3 1.1. Temel Kavramlar ve Tanımlar... 3 1.2. İnsan İhtiyaçları... 8 1.3.

Detaylı

Prof. Dr. Turgut Göksu

Prof. Dr. Turgut Göksu Sunum Planı İnsan Kaynağını Bulma (Tedarik) Süreci İK İhtiyacının Belirlenmesi İç Kaynaklar Dış Kaynaklar İşe Alma İşe Almada Uygulanan Sistemler İşe Almada Uygulanan Yöntemler İşe Alma İlkeleri Sınavlar

Detaylı

İşletmelerin Özel Hedefleri Müşteri/Çalışan memnuniyeti - eğitimi ve kariyer gelişimi

İşletmelerin Özel Hedefleri Müşteri/Çalışan memnuniyeti - eğitimi ve kariyer gelişimi İşletmelerin Genel Hedefleri Finansal Hedefler: Kârlılık ve yeni kârlı yatırımlar Pazarlama hedefleri Var olma hedefi: Ticari hayatı sürdürmek Sosyal sorumluluk ve topluma hizmet İşletmelerin Özel Hedefleri

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

İşletmelerarası Karşılaştırma Kıyaslama Benchmarking

İşletmelerarası Karşılaştırma Kıyaslama Benchmarking İşletmelerarası Karşılaştırma Kıyaslama Benchmarking Kıyaslama, bir işletmenin kendi performansını yükseltebilmek için, üstün performansı olan diğer işletmeleri incelemesi, bu işletmelerin iş yapma usulleri

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

KOBİ EĞİTİMLERİ HALİM ALTINIŞIK GÜVENLİK-KİŞİSEL GELİŞİM-YÜZ OKUMA UZMANI

KOBİ EĞİTİMLERİ HALİM ALTINIŞIK GÜVENLİK-KİŞİSEL GELİŞİM-YÜZ OKUMA UZMANI KOBİ EĞİTİMLERİ HALİM ALTINIŞIK GÜVENLİK-KİŞİSEL GELİŞİM-YÜZ OKUMA UZMANI KOBİ EĞİTİMLERİ Yaşanan ekonomik gelişmeler sonrasında büyük işletmeler uyum sorunu yaşarken, küçük ve orta ölçekli işletmeler

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI Sürdürülebilirlik vizyonumuz 150 yıllık bir süreçte inşa ettiğimiz rakipsiz deneyim ve bilgi birikimimizi; ekonomiye, çevreye, topluma katkı sağlamak üzere kullanmak, paydaşlarımız

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır.

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. DR.HASAN ERİŞ İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle yönetimin temel görevlerinden birisi, örgütü oluşturan

Detaylı

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK

İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK İŞLETME 2020 MANİFESTOSU AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Daha kapsayıcı bir toplum için sözlerini eyleme dökerek çalışan iş dünyası ve hükümetler AVRUPA DA İHTİYACIMIZ OLAN GELECEK Avrupa da önümüzdeki

Detaylı

HAKKIMIZDA Şirketimiz, akademik ve uzman kadrosuyla siyasal, sosyal, medya, piyasa (pazar), yerel yönetimler, gizli müşteri vb. araştırmalar, eğitim ve proje geliştirme alanlarında genel danışmanlık hizmetleri

Detaylı

ERDOĞAN YÜKSEL KOSGEB Çanakkale Müdürü

ERDOĞAN YÜKSEL KOSGEB Çanakkale Müdürü ERDOĞAN YÜKSEL KOSGEB Çanakkale Müdürü 2011 Şubat 2012 Şubat Sayı % Sayı % Toplam 22.802 100,0 23.338 100,0 Ücretli veya yevmiyeli 14.001 61,4 14.668 62,9 İşveren 1.192 5,2 1.228 5,3 Kendi hesabına 4.685

Detaylı

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN İnsan kaynakları bir organizasyondaki tüm çalışanları ifade eder. Diğer bir deyişle organizasyondaki yöneticiler, danışmanlar,

Detaylı

IFLA İnternet Bildirgesi

IFLA İnternet Bildirgesi IFLA İnternet Bildirgesi Bilgiye engelsiz erişim özgürlük, eşitlik, küresel anlayış ve barış için temeldir. Bu nedenle, Kütüphane Dernekleri Uluslararası Federasyonu (IFLA) belirtir ki: Düşünce özgürlüğü,

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

İŞLETME POLİTİKASI (Stratejik Yönetim Süreci)

İŞLETME POLİTİKASI (Stratejik Yönetim Süreci) İŞLETME POLİTİKASI (Stratejik Yönetim Süreci) İşletmenin uzun dönemde yaşamını devam ettirmesine ve sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlamasına yönelik bilgi toplama, analiz, seçim, karar ve uygulama

Detaylı

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu. SİSTEM SOSYAL BİR SİSTEM OLARAK SINIF Sınıfta Kültür ve İklim Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.tr Sistem: Aralarında anlamlı ilişkiler bulunan, bir amaç doğrultusunda bir araya getirilen

Detaylı

AJANDA HAKKIMIZDA EĞİTİMLERİMİZ. Biz Kimiz? Vizyonumuz Misyonumuz Değerlerimiz. Eğitim Bölümlerimiz Eğitim İçeriklerimiz

AJANDA HAKKIMIZDA EĞİTİMLERİMİZ. Biz Kimiz? Vizyonumuz Misyonumuz Değerlerimiz. Eğitim Bölümlerimiz Eğitim İçeriklerimiz AJANDA HAKKIMIZDA Biz Kimiz? Vizyonumuz Misyonumuz Değerlerimiz EĞİTİMLERİMİZ Eğitim Bölümlerimiz Eğitim İçeriklerimiz BİZ KİMİZ? Eğitim Sektöründe 11 yıllık tecrübe ve bilgi birikimine sahip olarak yola

Detaylı

GÜZ DANIŞMANLIK'ı sizlerle tanıştırmak ve faaliyetlerini sizlerle paylaşmaktan onur duyuyorum.

GÜZ DANIŞMANLIK'ı sizlerle tanıştırmak ve faaliyetlerini sizlerle paylaşmaktan onur duyuyorum. Değerli Yönetici, GÜZ DANIŞMANLIK'ı sizlerle tanıştırmak ve faaliyetlerini sizlerle paylaşmaktan onur duyuyorum. "Yaşamboyu Öğrenme" ilkesi çerçevesinde bireylerin, çeşitli sektörlerdeki işletmelerin,

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Sosyolojiye Giriş I SSG109 1 3+0 3 4

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Sosyolojiye Giriş I SSG109 1 3+0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS Sosyolojiye Giriş I SSG109 1 3+0 3 4 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS KÜLTÜRLERARASI YÖNETİM MAN 338 6 3 + 5 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS KÜLTÜRLERARASI YÖNETİM MAN 338 6 3 + 5 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS KÜLTÜRLERARASI YÖNETİM MAN 338 6 3 + 5 3 5 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Almanca Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Yaşam Boyu Sosyalleşme Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında

Detaylı

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 2 İKY ÖRGÜT İÇİNDEKİ YERİ Giriş İKY Örgüt İçindeki Yeri İKY Organizasyon Yapısı İKY Çalışma İlkeleri İKY İşlevleri 2 İşletmelerin en büyük kaynağı, ne hammadde, ne malzeme ve

Detaylı

ISO 9001:2000 KYS nedir, ne yapılacaktır?

ISO 9001:2000 KYS nedir, ne yapılacaktır? ISO 9001:2000 KYS nedir, ne yapılacaktır? 1 Giriş Kurumumuz ISO 9001 Standardı na uyum sağlanması, Ülkeler arası sınırların ortadan kalkmakta olduğu günümüz dünyasında eğitimde rekabet gücümüzün artmasını

Detaylı

İÇİNDEKİLER SAYFA NO ÖNSÖZ IX GİRİŞ.. XI

İÇİNDEKİLER SAYFA NO ÖNSÖZ IX GİRİŞ.. XI İÇİNDEKİLER SAYFA NO ÖNSÖZ IX GİRİŞ.. XI BİRİNCİ BÖLÜM FRANCHISING SİSTEMİNİN TANIMI, KAPSAMI VE ÇEŞİTLERİ 1. FRANCHISING KAVRAMI VE TANIMI... 1 1.1. Franchising Kavramı.. 1 1.2. Franchising Sistemi 2

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7. Yrd. Doç. Dr. Alper ALTINANAHTAR

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7. Yrd. Doç. Dr. Alper ALTINANAHTAR DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili İngilizce Dersin Seviyesi Lisans Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

T.C. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ Kalite Geliştirme ve İzleme Birimi

T.C. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ Kalite Geliştirme ve İzleme Birimi TARİH : / /20 NASIL BİR SİSTEM UYGULANACAK? Performans değerlendirmesinde açık değerlendirme sistemi uygulanacaktır. Bu nedenle önce personel kendisini değerlendirecek, sonrada aşağıda belirtilen şekliyle

Detaylı

Özet. Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları. G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015

Özet. Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları. G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015 G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015 Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları Ekonomi Bakanligi Ev Sahipliginde Özet 5 Ekim 2015 Hilton Istanbul Bosphorus Hotel İstanbul,

Detaylı

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI Yrd. Doç. Dr. Yaşar SARI Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Kırgızistan Giriş Kırgızistan Orta Asya bölgesindeki toprak ve

Detaylı

Toplam Erkek Kadin 20 35.9. Ermenistan Azerbaycan Gürcistan Kazakistan Kırgızistan Moldova Cumhuriyeti. Rusya Federasyonu

Toplam Erkek Kadin 20 35.9. Ermenistan Azerbaycan Gürcistan Kazakistan Kırgızistan Moldova Cumhuriyeti. Rusya Federasyonu Doğu Avrupa, Orta Asya ve Türkiye de İnsana Yakışır İstihdamın Geliştirilmesi Alena Nesporova Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktör Yardımcısı Uluslararası Çalışma Ofisi, Cenevre Sunumun yapısı Kriz öncesi

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi Deutsches Rotes Kreuz Kreisverband Berlin-City e. V. BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi BACIM projesinin tanıtımı BACIM Berlin-City ev Alman Kızıl

Detaylı

Yönetici - Tartışma. Akortsuz müzik olur mu? Siz bir yönetici olarak biriminizde nasıl akort sağlıyorsunuz?

Yönetici - Tartışma. Akortsuz müzik olur mu? Siz bir yönetici olarak biriminizde nasıl akort sağlıyorsunuz? Yönetici - Tartışma Akortsuz müzik olur mu? Siz bir yönetici olarak biriminizde nasıl akort sağlıyorsunuz? 1 Yapılacak bir iş (amaç) Yönetim İşi yapacak kişiler (insan) + kaynaklar Etkin ve verimli olma

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. İşletmeye Giriş BBA 101 Güz 3, 0, 0 3 6

DERS BİLGİLERİ. İşletmeye Giriş BBA 101 Güz 3, 0, 0 3 6 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U+L Saat Kredi AKTS İşletmeye Giriş BBA 101 Güz 3, 0, 0 3 6 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

Günümüzün karmaşık iş dünyasında yönününüzü kaybetmeyin!

Günümüzün karmaşık iş dünyasında yönününüzü kaybetmeyin! YAKLAŞIMIMIZ Kuter, yıllardır dünyanın her tarafında şirketlere, özellikle yeni iş kurulumu, iş geliştirme, kurumsallaşma ve aile anayasaları alanlarında güç veren ve her aşamalarında onlara gerekli tüm

Detaylı

Kuruluşumuzun amacı, beklentileriniz doğrultusunda kaliteli hizmeti siz değerli müşterilerimize sorunsuz ve en uygun şekilde sunmaktır.

Kuruluşumuzun amacı, beklentileriniz doğrultusunda kaliteli hizmeti siz değerli müşterilerimize sorunsuz ve en uygun şekilde sunmaktır. Değerli Müşterimiz; Günümüz iş dünyasının hızlı temposunda kuruluşlar arasında daha iyiye ulaşma çabası, belirlenen amaçlara ulaşma yolundaki rekabet, sonuçta ulaşılan başarı ve bu başarının değerini belirleyen

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Makro İktisat SPRI 272 2 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Makro İktisat SPRI 272 2 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Makro İktisat SPRI 272 2 3 + 0 3 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Fransızca Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

25.03.2010. Açık Sistem Öğeleri

25.03.2010. Açık Sistem Öğeleri Eğitim insanların mükemmelleştirilmesidir (Kant). İyi yaşama imkanı sunan etkinliklerin tümüdür (Spencer). Fizik ik ve sosyal faktörlarin insan üzerinde meydana getirdiği tesirlerdir (Durkheim). Bireyin

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6. Ön Koşul Dersleri -

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6. Ön Koşul Dersleri - DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Çin Halk Cumhuriyeti nde Toplum ve Siyaset PSIR 452 7-8 3 + 0 3 6 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Seçmeli

Detaylı

İş Yerinde Ruh Sağlığı

İş Yerinde Ruh Sağlığı İş Yerinde Ruh Sağlığı Yeni bir Yaklaşım Freud a göre, bir insan sevebiliyor ve çalışabiliyorsa ruh sağlığı yerindedir. Dünya Sağlık Örgütü nün tanımına göre de ruh sağlığı, yalnızca ruhsal bir rahatsızlık

Detaylı

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yalova Üniversitesi, 22.05.2008 Tarih ve 5765 sayılı kanunla eğitim ve öğretimine başlamıştır. Çağdaş bilgi ve becerilerle donatılmış; sosyal ve analitik çözümler üretebilen, ürettiği bilgiyi toplumla

Detaylı

IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu

IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu 1. IV. Uluslararası Türk - Asya Kongresi 27-29 Mayıs 2009 tarihleri arasında İstanbul da icra edilmiş ve son derece yapıcı ve samimi bir ortam içerisinde

Detaylı

2. GÜN : Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Vaka : İstihdam ve Ekonomi Bakanlığında Değer Uygulaması

2. GÜN : Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Vaka : İstihdam ve Ekonomi Bakanlığında Değer Uygulaması 2. GÜN : Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Vaka : İstihdam ve Ekonomi Bakanlığında Değer Uygulaması Tapio Laamanen 11 Ocak 2011 1 İstihdam ve Ekonomi Bakanlığının Stratejik Başlama Noktaları Temel

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ MAN 218 1 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ MAN 218 1 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ MAN 218 1 3 + 0 3 5 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler Almanca

Detaylı

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ Tutum Tutum bir kişinin diğer bir kişi, bir olay veya çevresi ile ilgili olarak negatif veya pozitif tavırdır. Tutum Tutumlar değerler gibi sosyal ve duygusal inşalardır

Detaylı

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB ÜRETİMDE İNOVASYON BİLAL AKAY Üretim ve Planlama Direktörü 1 İleri teknolojik gelişme ve otomasyon, yeni niteliklere ve yüksek düzeyde eğitim almış insan gücüne eğilimi artıyor. Mevcut iş gücü içinde bu

Detaylı

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ 445 TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ Aydeniz ALİSBAH TUSKAN* 1 İnsanların bir biçimde sınıflanarak genel kategoriler oturtulması sonucunda ortaya çıkan kalıplar ya da bir

Detaylı

Sinema ve Televizyon da Etik. Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği

Sinema ve Televizyon da Etik. Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği Sinema ve Televizyon da Etik Meslek Etiği, İletişim (Medya) Etiği Etik ve Ahlâk Ayrımı Etik gelenek anlamına gelir ve törebilim olarak da adlandırılır. Bir başka deyişle etik, Bireylerin doğru davranış

Detaylı

MALİTÜRK DENETİM VE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş.

MALİTÜRK DENETİM VE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş. Misyon ve Vizyonumuz Müşterilerine en yüksek standartlarda kişisel hizmetler sağlamaya adanmış profesyonel kadro ile küresel bir iş ağı oluşturmaktır. Türkiye nin, yakın gelecekte AB ile üyeliğe varabilecek

Detaylı

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI 2010 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Dönemi Zorunlu Dersler Uluslararası İlişkilerde Araştırma

Detaylı

ETKİN YÖNETİM BECERİLERİ - FERDİN HOYİ 10 MART 2010- ÇARŞAMBA İNSAN ODAKLI YÖNETİM - FERDİN HOYİ 24 MART 2010 - ÇARŞAMBA

ETKİN YÖNETİM BECERİLERİ - FERDİN HOYİ 10 MART 2010- ÇARŞAMBA İNSAN ODAKLI YÖNETİM - FERDİN HOYİ 24 MART 2010 - ÇARŞAMBA MART EĞİTİMLERİ ETKİN YÖNETİM BECERİLERİ - FERDİN HOYİ 10 MART 2010- ÇARŞAMBA İNSAN ODAKLI YÖNETİM - FERDİN HOYİ 24 MART 2010 - ÇARŞAMBA EĞİTİM PROGRAMLARI Geçmişten geleceğe köprü... MART/ 2010 10 MARTT

Detaylı

SOSYAL HİZMET BİLİMİNE GİRİŞ -2015 VİZE SORULARI

SOSYAL HİZMET BİLİMİNE GİRİŞ -2015 VİZE SORULARI SOSYAL HİZMET BİLİMİNE GİRİŞ -2015 VİZE SORULARI 1- I-Koruyucu aile kavramı, 2828 sayılı SHÇEK Kanunu nun Koruyucu Aile Yönetmeliği nin 4.maddesinde tanımlanmıştır. II-Koruyucu aile olmak isteyen bir kişinin

Detaylı

SİYASAL YOZLAŞMALARIN EKONOMİK ETKİLERİ *

SİYASAL YOZLAŞMALARIN EKONOMİK ETKİLERİ * Coşkun Can Aktan (Ed.) Yolsuzlukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Yayınları, 2001. SİYASAL YOZLAŞMALARIN EKONOMİK ETKİLERİ * Siyasal yozlaşmanın evrensel düzeyde ayıplandığı, sosyal, ahlaki ve kültürel

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu DÜNYA EKONOMİSİ Teknoloji, nüfus ve fikir hareketlerini içeren itici güce birinci derecede itici güç denir. Global işbirliği ağıgünümüzde küreselleşmişyeni ekonomik yapının belirleyicisidir. ASEAN ekonomik

Detaylı

İKİNCİ YIL ÜÇÜNCÜ YIL

İKİNCİ YIL ÜÇÜNCÜ YIL ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ LİSANS DERS PROGRAMI (II.Öğretim) 101 İktisada Giriş I 2 0 2 4 102 İktisada Giriş II 2 0 2 4 103 Genel Muhasebe I 2 0 2 4 104 Genel Muhasebe II 2 0 2 4 105

Detaylı

Paydaşlar Tanım Yöntem. Finans Çevresi Finans çevresinden kişiler Yüz yüze& telefonla

Paydaşlar Tanım Yöntem. Finans Çevresi Finans çevresinden kişiler Yüz yüze& telefonla ARAŞTIRMANIN KÜNYESİ 2 Araştırma, GYODER, İNDER ve KONUTDER işbirliğiyle, gayrimenkul sektörünün mevcut algısının ve itibarının tespit edilmesi amacıyla 14 paydaş ve yaklaşık 1000 denekle, ERA Research

Detaylı

İşletmelerde Stratejik Yönetim

İşletmelerde Stratejik Yönetim İşletmelerde Stratejik Yönetim İşletmenin genelde günlük ve olağan işlerinin yönetimi ile değil, İşletmenin uzun dönemde yaşamını sürdürebilmesini mümkün kılacak ve ona rekabet üstünlüğü ve ortalama kar

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

KARİYER YÖNETİMİ. Kariyer teorisi iki nokta üzerinde odaklanmaktadır. Öğr. Grv.. M. Volkan TÜRKER

KARİYER YÖNETİMİ. Kariyer teorisi iki nokta üzerinde odaklanmaktadır. Öğr. Grv.. M. Volkan TÜRKER KARİYER YÖNETİMİ Öğr. Grv.. M. Volkan TÜRKER 7 KARİYER YÖNETİMİ Kariyer, bireyin mesleği ile ilgili pozisyonları, çalışma hayatı boyunca peş peşe kullanması ve organizasyonun üst kademelerine doğru ilerlemesidir.

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

SHELL GENEL İŞ İLKELERİ

SHELL GENEL İŞ İLKELERİ SHELL GENEL İŞ İLKELERİ Shell Genel İş İlkeleri, Shel Grubu nu* meydana getiren Shell şirketlerinin işlerini nasıl yürüteceklerini belirler. * Royal Dutch Shell plc ve onun doğrudan ya da dolaylı olarak

Detaylı

DENEME SINAVI A GRUBU / İŞLETME

DENEME SINAVI A GRUBU / İŞLETME DENEME SINAVI A GRUBU / İŞLETME 2 1. Bütünün kendisini oluşturan parçaların tek başlarına yaratabilecekleri değerlerin toplamından daha fazla bir değer yaratması durumuna sinerji denir. Sinerji ile işletmelerin

Detaylı

TOPLAM 18 0 0 8 30 TOPLAM 18 0 0 18 30

TOPLAM 18 0 0 8 30 TOPLAM 18 0 0 18 30 BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ BANDIRMA İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ İKTİSAT BÖLÜMÜ 0-0 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS PLANI D.Kodu.Sınıf l.yarıyıl Ktg. T U L K AKTS D.Kodu.Sınıf ll.yarıyıl Ktg. T U L K AKTS

Detaylı

Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact)

Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) ETİK KURALLAR VE KURUMSAL SORUMLULUK Doğuş Otomotiv Etik Kuralları, imzalamış olduğu Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact), kurumsal sosyal sorumluluk politikaları ve şirket

Detaylı

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı Yeni Nesil Devlet Üniversitesi SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı 2015-2016 Tanıtım Broşürü Bölüm Hakkında Genel Bilgiler Kamu Yönetimi, işlevsel anlamda kamu politikaları

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER Özgül ÜNLÜ HBÖ- HAREKETE GEÇME ZAMANI BU KONU NİÇİN ÇOK ACİLDİR? Bilgi tabanlı toplumlar ve ekonomiler bireylerin hızla yeni beceriler edinmelerini

Detaylı

Küresel Eğilimler ve Türkiye

Küresel Eğilimler ve Türkiye economicpolicyresearchinstitute ekonomipolitikalarıaraş tırmaenstitüsü Küresel Eğilimler ve Türkiye Güven Sak Ankara, 22 Kasım 2006 Küresel Eğilimler ve Türkiye Slide 2 Gündem Dünyaya ne oluyor? Dünyada

Detaylı

ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ VE MOTİVASYON ELİF SANDAL ÖNAL

ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ VE MOTİVASYON ELİF SANDAL ÖNAL ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ VE MOTİVASYON ELİF SANDAL ÖNAL ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ VE MOTİVASYON Bireylerin günlük hayatlarının yaklaşık üçte birini geçirdikleri işyerleri, kişi için önemli bir ortamdır. İşyerlerinde

Detaylı