Sahi yalnız mıyız. bu kentte? İzmir de yalnızlığımızı yaşıyoruz. İzmir in yazarları. GEÇEN HAFTA OKURA ULAŞTIK Aydınlık

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Sahi yalnız mıyız. bu kentte? İzmir de yalnızlığımızı yaşıyoruz. İzmir in yazarları. GEÇEN HAFTA 64.103 OKURA ULAŞTIK Aydınlık"

Transkript

1 . GEÇEN HAFTA OKURA ULAŞTIK Aydınlık KITA 19 Nisan 2013 Cuma Yıl: 2 Sayı: 60 PAydınlık Gazetesi nin ücretsiz ekidir İzmir de yalnızlığımızı yaşıyoruz Sahi yalnız mıyız Türk toplumunun varlığı devletle kanıtlanır Seyyit Nezir S. 4 bu kentte? İzmir in yazarları Cin Ali ler adam olmaz M. Salih Kurt S. 9 Dar bir roman hakkında geniş bir kampanya Seza Özdemir S. 6

2

3 Aydınlık KİTAP 19 N SAN 2013 CUMA 3 İÇİNDEKİLER Kemal Tahir e göre Türk toplumunun varlığı devletle kanıtlanır s. 4 Dar bir roman hakkında geniş bir kampanya s. 6 İnsanın vahşileşen doğasından kaçış s. 8 Cin Ali ler adam olmaz s. 9 Bilim için yeni bir savunma s. 10 Kitap zayıflatır! s. 11 Kapak: İzmir Çünkü suya verdim adını! s Alelade gidişe razı öyküler s. 14 Gösteri toplumuna çomak çekmek s. 15 Kim, bir anıdan nesnel olmasını bekleyebilir? s. 16 Karşı kültürün sıçrama tahtası: Thatcher s. 17 Yeni Çıkanlar s. 18 Çocuk-Genç: Kakaların gücü adına s İzmir Kitap Fuarı dolayısyla bu güzel kente ve bu kentin yazarlarına dair dosyamızla karşınızdayız. Şehir ve insan ya da şehir ve yazar konuları Türk edebiyatında ciddi bir yer tutar. Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal, Cahit Külebi, Tarın Dursun K.... Ve Edip Cansever söyler: İnsan yaşadığı yere benzer. Bu yazarların derdi bir kente methiyeler düzmek değil elbette. Ama biz fuarı fırsat bilip, içinde bulunduğumuz ortamda çokça atıf yapılan şehrimiz İzmir'i analım istedik. İzmir'i ve İzmir'in bize kazandırdığı değerleri... Aydınlık Kitap olarak biz de fuarda yerimizi alacağız; standımızda okurlarımızla buluşacağız. Bekleriz. * * * J.K. Rowling, dünyaca ünlü bestseller, Harry Potter dizisinin yazarı. Son kitabı Boş Koltuk Türkçeye çevrildi. Kitap nedir ya da daha çok ne değildir, Seza Özdemir yazdı. Çıktığından beri sayısız yerde tanıtımı yapılan, övgüler yağdırılan bu kitaba dair okuayacağınız bu yazı, hiç de diğerlerine benzemiyor! Dikkatinize sunuyoruz. * * * 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı yaklaşıyor. Geçen yıl bu tarihlerde çocuklara özel sayımızla çıkmıştık. Bu yıl mümkün olmadı. Yine de çocuk sayfamıza bir göz atmanızda fayda var. Sayfamızda bu hafta da çocuklar için eğlenceli, bir o kadar da geliştirici kitap önerileri bulacaksınız. Aydınlık Kitap yayına başladığı günden bu yana çocukları unutmuyor. Her hafta İrem Halıç arkadaşımız, renkli üslubuyla çocuk kitapları dünyasından kesitler sunuyor. Çocuklar geleceğimiz. Geleceğimiz okuyarak var olacak. Kitap aydınlatır! 18. İzmir Kitap Fuarı Etkinlik Programı s Haftaya görüşmek dileğiyle... Aydınlık. KITA P Aydınlık Gazetesi nin ücretsiz ekidir Yayın Yönetmeni Haldun Çubukçu Yazıişleri Müdürü Damla Yazıcı Editör Pınar Akkoç Yazıişleri İrem Halıç, Cenk Özdağ Sayfa Sekreteri Ebru Baysan Sahibi Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür: Yalçın Büyükdağlı Genel Yayın Yönetmeni: Mustafa İlker Yücel Sorumlu Müdür: Mehmet Bozkurt Tüzel Kişi Temsilcisi: Metin Aktaş Yönetim Yeri İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No:3/3 Beyoğlu / İstanbul Tel: / / Faks: AYDINLIK KİTAP Reklam Servisi Genel Müdür Yardımcısı Saynur Okuroğlu Reklam Müdürü Kamile Karakadılar Baskı: Toros Yay. Mat. Tur. Org. San. Tic. Ltd. Şti. Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No:16 Bahçelievler / İstanbul Tel:

4 4 19 N SAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP ARAKABLO Kemal Tahir e göre Türk toplumunun varlığı devletle kanıtlanır Onun savlar n Do u-bat çat mas merkezinde, 40 y l sonra Türk devletinin Ergenekon Davas ad alt nda y k lmas giri imiyle ili kili düzlemde ele almak yak c ihtiyaçt r SEYYİT NEZİR Romanımızın büyük ustalarından, düşünce dünyamızın çarpıcı kişiliklerinden, aykırı savlarıyla döne döne tartıştığımız Kemal Tahir, vardığı sonuçlarla değilse bile, gözlem ve saptamalarının güncelliğiyle, ölümünün 40. yılında da ilgiyi hakkediyor. Gerek romancı, gerekse düşün adamı olarak onu özellikle 1960 lardan sonra farklı kılan yönü, hiçbir düşünce kalıbına bağlı kalmaksızın, yerlilik - evrensellik diyalektiğini Doğu-Batı çatışması eksenine oturtmasıydı. Kemal Tahir, tarihsel gerçekliğin yorumlanmasında Marksist yöntemden yararlanıyorsa da, onun geçmişten bugüne taşınıp geleceğe yöneltilmesinde farklı ve özgün bulguları öne çıkarıyor, Türk toplumunun evriminde sınıf çatışması tezlerinin geçersizliğini savunuyordu. Tarih ve edebiyatı birbirinin izdüşümü olarak kavrayıp romancılığını tarihsel birikime dayandırmak isteğiyle gözlemlerini ciltler dolusu tarih defterinde toplaması da yerel ve evrensel dair diyalektiği canlı yakalama tutkusunun ürünüydü. Ne ki onun bu girişimi, salt kendi öznelliğine dayanmıyordu. Önemli bir bölümünü Nâzım Hikmet le aynı cezaevinde yatarak geçirdiği 12 yıllık mapusane hayatında Kemal Tahir, Türk toplumunun en bıçkın, asi, benliğine tutkun, ölümüne sevdalı, tarihsel ve toplumsal değerleri içselleştirmiş, nice dramlar sonrasında ayakta kalmış, dilini en yetkin düzeyde kullanan kişileriyle günübütün bir arada yaşamanın getirdiği birikim ve üstünlüğü yapıtlarına yansıtabilmiş bir yazardır. Dahası Türk toplumu üstüne Marksizm in kurucularının temel belirlemelerinin de farkındaydı. Bu belirlemelerde Doğu-Batı çatışmasının gerek 1850 lerdeki Kırım Savaşı, gerekse 93 Harbi sırasında dünya devrimi süreci için nasıl algılandığını görüyor, kuramsal donanımını ona göre oluşturuyordu. MARX A GÖRE BATI VE OSMANLI Marx a göre, 1848 devrimci dalgası çekilince kapitalist Avrupa ülkeleri Doğu Sorunu nu ivedilikle gündeme taşır: Osmanlı korkusu sık sık anımsatılarak, bu çürüyen ülkenin zorbalığı altında inleyen halkların kurtuluş savaşlarına sözde çözüm aranırken, Rusya gericiliğinin Avrupa halkları ve devrimcileri üzerinde gölge etmesi için Türkiye ve Rusya arasındaki dengenin korunması çabaları hiç ihmal edilmez. Soru hep şudur: Türkiye ye ne yapacağız? Yanıtsa şöyledir: Türkiye de status quo yu koru! (Doğu Sorunu [DS], s , çev.: Yurdakul Fincancı, Sol Y., Mart 1977) Engels, tam da İngiliz siyasetçi Urquhart ın tanımladığı biçimde [tıpkı bir satranç partisinde olduğu gibi], Fransız Devrimi sonrasında Avrupa da, iki siyasi kuvvetin çarpıştığını belirtir: Rusya ve mutlakiyetçilik ile Devrim ve Demokrasi. Kırım Savaşı nda İngiltere ve Fransa nın Osmanlıyla ittifakını bu saflaşmaya dayandırır: Türkiye nin bağımsızlığının korunması ya da Osmanlı İmparatorluğunun olası çözülüşü durumunda, bu toprakları Rusya nın kendine katma tasarısının önlenmesi, en önemli sorundur. Böyle bir durumda, devrimci demokrasi ile İngiltere nin çıkarları aynı doğrultudadır. İstanbul un Çarca başkentlerinden biri yapılmasına ne devrimci demokrasi ne de İngiltere izin verebilir. (DS, s. 35) Kemal Tahir in savlarının Türkiye solunda dalgalanmalar yarattığı yıllarda, Selahattin Hilav da, İsaiah Berlin e dayanarak şu anımsatmada bulunuyor: Marx, Yakındoğu da Türk köylüsünün devrimci ve demokratik bir rol oynayacağına inanıyordu. (Türkiye Üzerine [TÜ], s. 10, Gerçek Y., Aralık 1966) Ayrıca Marx, Balkanlardaki koyun hırsızı kimi halkların Osmanlı otoritesine karşı giriştiği haydutlukların bağımsızlık savaşı olarak adlandırılmasını gülünç buluyordu (TÜ, s. 116). BATI NIN K YÜZLÜLÜ Ü Çağının devrimci süreci Doğu sorununu gitgide merkeze taşırken, Marx ve Engels de Doğu-Batı çatışması üstüne daha yoğun düşünürler: Türkler konusunda ikisinin de kulağı delik ve handiyse hep kiriştedir. Kırım Savaşı sürecinde Abdülaziz e karşı medrese öğrencilerinin, 1876 daki Kanuni Esasi (anayasa) devrimi öncesinde Mithat Paşa ve Yeni Osmanlıların savaşımlarını basında günü gününe izlemişlerdir (Petrosyan, Sovyet Gözüyle Jöntürkler, Bilgi Y., çev.: M. Beyhan, A. Hacıhasanoğlu, Nisan 1974). Marx a, Türk devriminin gerekçesini şöyle belirtiyordu: Kuran ve ondan doğan Müslümanlık yasaları, birbirinden farklı olan halkların coğrafyasıyla etnografyasını iki ulus, iki ülke şeklinde basit ve kolay bir ayıma indirger: Müslümanlar ve Kâfirler. Kâfirler harbî dir, yani düşmandır. İslâmiyet Kâfirler millet ini reddeder. Böylece Müslümanlarla inançsızlar arasında sürekli bir düşmanlık hali yaratır. (DS, s. 326) Ne ki tüm Osmanlı (Bizans) toplumsal yapısına yönelmeyen, dinsel ilişkilerde özgürlüğe öncelik verilmesini yeterli bulan bir siyasal devrim bu olumsuzluğu gideremez: Onların [reayanın] Kuran çerçevesinde baş eğişlerine medenî özgürlükle son verirseniz,... toplumsal, siyasal ve dinsel ilişkilerinde bir devrimi kışkırtırsınız. Bu devrim her şeyden önce ve kaçınılmaz olarak onları Rusların eline teslim eder. Eğer Kuran ın yerine bir code civil [medeni hukuk] koyacaksanız, Bizans toplum yapısını tümden batılılaştırmanız gerekir. * (DS, s. 327) Engels, devrim meselesinin yanı sıra, Kırım Savaşı nda Osmanlı nın askeri başarıları karşısında da Batı nın ikiyüzlülüğünün gerekçesini apaçık sergiler: Ömer Paşa, muzaffer ordusuyla Eflak a girse, Rusya yla savaş içinde olan Türkler, son deneyimlerine dayanarak, [Avrupa devrimlerinin] 1848 anayasasını, cumhuriyeti ve komünizmi ile yeniden yürürlüğe koyarlar, o anayasayı izleyerek 1848 de yaratılmış bütün kurumları canlandırırlar. (DS, s. 417) TÜRKLER N YANINDAYIZ Osmanlı toplumundaki ilerlemeci adımların statükocu tutum nedeniyle Batı tarafından görmezden gelinmesini Marx büyük tarihsel yanılgı olarak görüyor: Size çok daha önce söylediğim gibi, Batılı devletler ilerlemeye tek katkıda bulunabilirler, o da Türkiye yi, modası geçmiş Avrupa düzeninin bu köşe taşını, devrimci bir değişikliğe uğratmaktır. (DS, s. 442) Marx ve Engels, gerici Çarlık Rusya sına karşı Osmanlıyı yalnızca Kırım Savaşı nda tutmakla kalmaz, 93 Harbi nde ( Osmanlı-Rus savaşında) yine Türklerin safında yer alırlar. Dönemin sosyal demokratları arasında bu durumun merak uyandırması üstüne, Marx, W. Liebknecht e mektubunda tutumunun nedenini şöyle açıklar: İki nedenle kesin olarak Türklerin yanında yer alıyoruz: 1) Türk köylüsünü yani Türk halkının kitlesini incelediğimiz ve onda hiç kuşkusuz Avrupa köylülüğünün en yetenekli ve en ahlaklı temsilcisini gördüğümüz için; 2) Rusların yenilgisi Rusya da, sonuç olarak da bütün Avrupa da sosyal devrimi büyük ölçüde hızlandıracağı için. (Marx-Engels ve Osmanlı Toplumu, s. 71, Yordam K., 2012) TAH R YEN DEN OKUMANIN ANLAMI Kemal Tahir, uzun cezaevi yıllarında halkın farklı kesimlerinden kişileri her yönden inceleme olanağı bulur ve şu sonuca varır: Kemal Tahir Toplumun yenilik adına yabancı değerlere karşı katı ve su geçirmez bir yapısı vardır; kaldı ki ilerleme niyetine Batılılaşmacılık, tarihsel Doğu-Batı karşıtlığının gizlenerek Türk toplumunun kendi özünden uzaklaştırılması ve emperyalizme teslim edilmesidir. Kemal Tahir, başta Devlet Ana olmak üzere engin bir deneyim birikimiyle işlediği romanlarda, bu vargıyı kanıtlamaya çalışır. Yazara göre Türk toplumunun varlığı devletle kanıtlanır, bu nedenle devletten büyük olgu yoktur. Devlet; vatan ve millet dahil her şeyin üstündedir, dinin de... Bu bağlamda kerîm devlet ve kerametleri, Anadolu da Türk milletinin oluşumu, göçebe yaşamın bağrında vatan kavramının biçimlenmesi, Celali isyanları sonrasında halk ve devlet bütünlüğünün bozulmaya uğraması, Batı aşısının tutmayışı konuları binlerce sayfalık romanlar ve tarih defterleri boyunca tartışılır. Marx tan 100 yıl sonra Türkleri ve devrimini yeniden Doğu-Batı çatışması merkezinde tartışan Kemal Tahir in savlarını, bu kez de 40 yıl sonra Türk devletinin Ergenekon Davası adı altında yıkılması girişimiyle ilişkili düzlemde ele almak ihtiyacı karşımıza çıkıyor. Özellikle Kurt Kanunu, Yorgun Savaşçı, Yol Ayrımı romanları üzerinden yürütülecek bir tartışma, edebî olduğu kadar, tarihsel önerileriyle de gündeme yakıcı biçimde oturacak kapsamlar içeriyor... *Taner Timur, bu son cümleyi şöyle çeviriyor: Eğer Şeriat ın yerine bir Medeni Kanun [Code Civil] koyarsanız, tüm Bizans toplumunu (Osmanlı Devleti kastediliyor T.T.) Batılılaştırmış olursunuz. (Marx-Engels ve Osmanlı Toplumu, s. 28, Yordam K., 2012) Aynı cümlenin iki farklı çevirisi anlamca karşıtlık yansıtıyor: Fincancı (Sol Y.) çevirisinde, medeni hukuku yerleştirmenin tüm toplum yapısının laikleşmesi ve batılılaşmasıyla mümkün olabileceği vurgulanıyor. Timur çevirisinde, Medeni Kanun u şeriata ikame etmekle tüm toplumun Batılılaşmış olacağı söyleniyor. Aynı cümlenin böyle iki karşıt biçim ve anlamda çevrilebilmesi son derece şaşırtıcıdır. Toplumsal tarih ve felsefe üstüne kırk yıldır nice yapıt vermiş olan Sayın Timur un, Marx a ait bu öngörüyle Mustafa Kemal Atatürk arasındaki kuramsal ilişkiyi göstermek üzere bunca zaman beklemiş olması da işin bir başka şaşırtıcı yönüdür.

5

6 6 19 N SAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP Dar bir roman hakkında geniş bir kampanya Bugünün dünyas nda önemli olan hak etmek de il, satmak! Art k sava ve bar bile bir pazarlama meselesi haline geldi. Hal böyleyken bir roman n gerçekten büyük olup olmad na kim bakar SEZA ÖZDEMİR Özellikle medya, siyaset ve finans alanlarında çokça maruz kaldığımız pazarlama yanılsamasına, son 20 yılda sanat özellikle de edebiyat da dahil oldu. Kitabın, sektör nesnesi olarak ele alındığı bir çağda, bir romandan kolaylıkla büyük olarak söz edilir hale geldi. Bunun son örneği de, Harry Potter adlı fantastik roman dizisiyle bugünün çocuklarına bir hayal kahramanı sunmayı başaran yazar J.K. Rowling in ülkemizde yayınlanan yeni romanı. ALICIYA B R ET KET VER YETER! Doğan Kitap, yazarın Boş Koltuk adlı romanını Yüzyılın en büyük hikâye anlatıcısı J.K. Rowling den... Küçük bir kasaba hakkında büyük bir roman sözleriyle Mart ayında raflara çıkardı. Hatta yetmedi, kitabın arka kapağına bile bu yargıyı ekledi. Kitap hakkında ne düşüneceğini bilmeyen(!) okura önceden yol göstermek gerek, değil mi? Peki, önceki yazdıklarından tür olarak farklı bir romanla okur karşısına çıkan Rowling in Boş Koltuk u gerçekten büyük roman nitelemesini hak ediyor mu? Roman, bir İngiliz kasabası olan Pagford daki insanlar ve o insanlar arasındaki toplumsal çatışmalar üzerinden büyük bir iş yapmayı hedefliyor. Yazar, Harry Potter daki iyikötü çatışması üzerine kurulu o fantastik dünyanın tersine bu kez gerçek dünyaya ve gerçek insan doğasına bakmaya çalışmış. Bunu yaparken de önemli bir başlangıç noktası yakalamış ancak ne yazık ki bunu layıkıyla kullanabildiğini söyleyemiyoruz. KOLTUK SAVA IYLA KURGULANAN B R TOPLUMSAL H C V Koltuk savaşı, hem sinemada hem edebiyatta öykü için önemli bir unsur olabilir. Hele ki insan doğasına ve toplumsal varoluşa dair söyleyebileceklerinizi kurgulamak için verimli bir araç. Boş Koltuk adlı romanın yazarı Rowling de, Pagford Belediye Meclisi üyesi Barry Fairbrother ın beklenmedik ölümü nedeniyle boşalan koltuğu ile o kasabadaki insani ve toplumsal çatışmaların su yüzüne çıkışını anlatmaya çalışmış. Dışarıdan her şeyin normal göründüğü Pagford da buzdağının altında kalanları, bir kişinin beklenmedik ölümü nasıl su yüzüne vuracaksa; yine o kasabadaki ikiyüzlülük, kin, hırs Boş Koltuk, J.K. Rowling, Doğan Kitap, Çev: Dost Körpe, 592 s. ve yalanları da, belediye meclisinin internet sitesinde Barry Fairbrother ın Hayaleti mahlasıyla yayınlanan mesajlar ortaya çıkaracak. Yazar Rowling, romanda üst tabakanın alt tabakayla çatışması, ailelerin çocuklarıyla çatışması, kadınların kocalarıyla ve öğrencilerin öğretmenleriyle çatışmasını anlatıyor ancak ne yazık ki okura bunları derinlikli ve sahici bir biçimde gösteremiyor. KARTON KARAKTERLERLE EZBERE ANLATIMLAR Zenginlerin yoksulları hakir gördüğü, onların sorumluluğunu almak istemediği temel bir toplumsal çatışma, belediye meclisinde boşalan koltuğun hangi tarafın çıkarına dolacağı sorusunda somutlaştırılmaya çalışılmış. Ancak ortaya konan bu mücadelede taraflardan biri, çatışmanın doğal tarafı yoksullar olması gerekirken, onların yerine mücadele eden ve sosyo-ekonomik açıdan iyi durumda olan birkaç karakterden başkası değil. Dolayısıyla sınıfsalmış gibi görünen koltuk savaşında bile aslında sınıfsal bir kavga yok. İnsanlar arası ilişkilerde yaşanan hırs, kin ve birbirinin kirli çamaşırlarının ortaya çıkmasından alınan haz bile; karakterler hakkında başarılı psikolojik çözümlemeler yapılamaması nedeniyle son derece ezbere anlatılmış oluyor. YARATICI B R VAHADAN D Z KILIKLI B R ROMANA Usta işi olabilecek hikâye, karakterler iyi analiz edilmeyip canlı birer insana dönüşemediği için bir televizyon dizisinin insan tipleriyle yaşamaya çalışıyor. Romanın başında ölen Fairbrother ın baş rakibi Howard Mollison ya da Fairbrother ın en yakın dostu Doktor Parminder Jawanda nın bile varoluş özelliklerinin temelinde nelerin yattığı kaba bir neden-sonuç ilişkisinin ötesine geçemiyor. Romanın gerçek zamanında sadece birkaç saatliğine yaşatılan Barry Fairbrother bile, zamanda geriye gidişlerde anlatıldığı kadarıyla daha canlı bir karakter izlenimi veriyor. Onun öldüğü gün başlayan hikâyede kasaba insanlarının hiçbirinin ne yazık ki yeterince içine girip onları sindiremiyorsunuz. Samantha Mollison ın kocası Miles ile yaşadığı çatışmanın temeli, erken yaşta hamile kalıp evlenen bir kadının bir türlü inandırıcı olamayan açmazından öteye gidemiyor. Yazar da bunu anlamış olmalı ki, bu açmaza hikâyenin sonunda okurun nasıl olduğunu bir türlü anlayamayacağı bir mutlu son çizmiş. Shirley Mollison ın tipik özellikleri, onu karton karakterden bir insana dönüştürmüyor. Tessa, Gavin ve Kay in yaşadığı ikilemler, ne yazık ki kalıp/şablon anlatımları aşamıyor. Şişko lakaplı Stuart Wall ın anne ve babasıyla yaşadığı varsayılan çatışma öyle gerçek dışı ki; yine ailesiyle sorun yaşayan bir genç olan Andrew Price nin ağzından yalanlanmış oluyor. Yani, Andrew bile arkadaşı Şişko nun ailesiyle olan sorununu anlamıyor ve böylece okur yerine daha yazarın kendisi karakterlerine inanmıyor, onları sahici bulmuyor. Bir yazarın karakter yaratmadaki başarısızlığının en önemli göstergelerden biri, inandırıcılık ve sahicilikse; biri de çokboyutluluk. Doğan Kitap ın yüzyılın en büyük hikaye anlatıcısı olarak pazarladığı Rowling in yine büyük roman ı olarak sunduğu Boş Koltuk ; öyküsü ve kurgusuyla başarılı ve sağlam bir zemin üzerinde yükselebilecekken, karakter yaratımıyla başarısızlığa uğruyor. Eğer olgulara odaklanan bir yapıt vermek istiyorsanız karakterleri yeterince olgunlaştıramamak bir kusur olarak görülüp geçilebilir. Ancak insanoğlunun varoluşuna ve gerçek toplumsal hayata dair söz söyleme iddiası karşısında; okur için öncelikli olan, karakterlerin televizyondaki dizi karakterlerinden daha sahici ve derinlikli çizilip çizilemediği, psikolojik çözümlemenin ne kadar etkin yapılabildiği oluyor. SAT G TS N! Pazarlama, yaşadığımız yüzyılı anlatan ve belki de tarihte bu döneme ilişkin anahtar sözcük olabilecek kavramlardan biri. İnsanoğlu iki dünya savaşı, bir soğuk savaş gördükten sonra (ve artık sömürü ve savaşın bile çok daha kalleşçe yapıldığı bir zamanda) herhangi bir şeye ya da birine hakkını vermek ten çok, onu küçülterek ya da büyüterek pazarlamaya sarıldı. Bugünün dünyasında önemli olan hak etmek değil, satmak! Artık savaş ve barış bile bir pazarlama meselesi haline geldi. Hal böyleyken bir romanın gerçekten büyük olup olmadığına kim bakar, Küçük bir kasaba hakkında büyük bir roman deyin, pazarlayın gitsin

7

8 8 Aydınlık KİTAP İnsanın vahşileşen doğasından kaçış Anne ve babas sava s ras nda Naziler taraf ndan tutuklanan ve onlar aramak için yola dü en 7 ya nda Misha ad ndaki bir k z çocu unun serüveni ŞENOL ÇARIK Belçikalı yazar Misha Defonsea nın tarihin kapkara bir dönemini bir kurgu roman tarzıyla anlattığı ve sinemaya da uyarlanan Kurtlarla Yaşam dilimize çevrilerek yayınlandı. Oldukça ses getiren ve tartışılan bu kitabı elinize aldığınızda ilk olarak Anne Frank ın Hatıra Defteri ve Jack London ın Beyaz Diş i benzeri bir şeyle karşılaşacağınız tahmininde bulunabilirsiniz. Ya da ikisinin harmanlanmış halini düşünebilirsiniz. Nazi lerin dünyayı yakıp yıktığı, insanlığın katledildiği yıllara giderek, bir hayvanın yaşamından hareketle insanın insanlaşmış doğasını terk edip vahşileşmiş halini görebilmek mümkün. Misha Defonseca, küçük bir kız çocuğunun yüreğinden yaşananları anlatırken hep bir çatışmayı öne çıkarıyor: İnsan mı daha dost insana yoksa ondan korkmadığını ve ona zarar vermeyeceğini hissettirirse bir insanın gerçek dostu bir hayvan mı? Anne ve babası savaş sırasında Naziler tarafından tutuklanan ve onları aramak için yola düşen 7 yaşında Misha adındaki bir kız çocuğunun serüveni bu eser. Kurtların arasında yaşayan, bedenen ve ruhen de kurtlaşan bir çocuk. Geçmişini arayan, insanlara tepkili ve umutsuz Almanya, Belçika, Polonya, Ukrayna, Yugoslavya,, İtalya Nazilerin postalları altında ezilen bir coğrafya Kan, ölüm, kuru taş kokusu; sonra çamur ve bataklık Yalnız kaldığında insanlardan merhamet ya da yardım istemeyen, aç kaldığında yiyecek istemeyen, dilenmeyen bunlar yerine hep çalmaya yönelen bir çocuk. Anne ve babasını, onların sevgisi ve adını çaldıklarında 6, kaçmak zorunda kaldığında ise 7 yaşında olan bir çocuk. Kamuflaj için sahte kimliğinde 4 yaşında olan adı Mishke diye değişen bir çocuk NSANIN KEND NE DÜ MAN VAH ET Hep saklanmak zorunda kalmış bir çocuktur Misha. Annesi Rus kökenli Yahudi, babası Alman kökenli bir Yahudidir. Almanya dan kaçıp Belçika ya sığınırlar. Almanların işgali nedeniyle hep saklanırlar. Tehlikeyi gören ailesi bir miktar para vererek korunması için çocuklarını bir ailenin yanına verirler. Burada tanıdığı büyükbaba ona çok şey öğretir. Direnmeyi ve güçlü olmayı öğretir. Ve gizli bir örgütün yardımıyla güvenli bir yere kaçırılır. Anne ve babasını aramaya koyulur. Yanı başında düşman, içinde büyük bir boşluk. Hep doğuya doğru bir yolculuk. Issız ormanlar, dağlar, bayırlar, yollar Açlık, yanı başında kol gezen ölüm, korku Her yer kan ve gözyaşı. Upuzun bir yürüyüş... İnsanın kendisine düşman vahşetinden hayvanların vahşi dünyasına sığınarak kurtulan ve onlar gibi yaşamaya çalışan bir çocuk. Bir kurdun ininde kurt yavrusu gibi yaşar ve dişi bir kurdu annesi bilir. Kurt bir gün postu için öldürüldüğünde sorar; yaşamak ve hayatta kalmak için öldürmek zorunda kalan bir hayvan mı daha vahşi yoksa gözünü bile kırpmadan canlıları katleden bir insan mı?bu soruyu sık sık soruyor yazar. Bir yetişkin kadının çocukluğuna dönerek anlattığı anlatımlarla örülü bu kurgu romanın sonunda bir sürpriz bekliyor sizi. Yayıncı ve yazarın notlarını okuduğunuzda bu sürprize tepkiniz ne olur bilemem ama yazarın küçük bir çocuğun dünyasından çıkarak hayvanlarla özellikle de kurtlarla kurduğu empati ve onların gözünden yaşamı anlatımı etkileyici. Tabi zaman zaman düşülen tekrarlar, hayal gücünün ve kurgunun abartılı halleriyle de karşılaşmıyor değilsiniz. Hele de anlatılanların gerçek mi değil mi diye soruyor ve beklentinizi buna göre oluşturuyorsanız işiniz zor Kurtlarla Yaşam, Misha Defonsea, YKY, Çev. Zehra Gencsoman, 231 s.

9 BABİL BALIĞI Aydınlık KİTAP 19 N SAN 2013 CUMA 9 Cin Ali ler adam olmaz M. SALİH KURT Bir gün, yeniden peri masallarını okumaya başlamak için yeterli yaşa geleceksin. C. S. Lewis Bu hafta da sıra dışı bir kitabı konu edineceğiz. İthaki Yayınları nın dilimize kazandırdığı Şamatacı Suçlular ve Daha Fazlası, 11 yazarın öykülerinden oluşan bir derleme (önsözü yazan Lemony Snicket ı da dahil ederseniz 12 elbette). Aralarında Neil Gaiman, Jonathan Safran Foer gibi ülkemiz okurunun da yakından bildiği isimlerin olduğu yazarları içeren öykü toplamasının tam adı ise bir hayli uzun. Kitabın, tam, uzun adı şu şeklide: Şamatacı Suçlular, Dost Canlısı Olmayan Su Kabarcıkları ve Hakkında Ne Hissettiğinize Bağlı Olarak, Belki de O Kadar da Korkutucu Olmayan Başka Şeyler, Kayıp Bir Ülke, Sahipsiz Cep Telefonları, Gök Yüzünden Gelen Varlıklar, Peru da Kaybolan Ebeveynler, Lars Farf Adında Bir Adam ve Tam Olarak Bitiremediğimiz Bir Başka Hikâye, Bu Yüzden Belki Bize Yardımcı Olursunuz. Hayır, kitabın neredeyse bir paragraf uzunluğundaki bu ismi, öykülerin isimlerinden oluşmuyor, fakat içerikleri hakkında ipuçları taşıyor. Öte yandan yazarlara çizerler de eşlik ediyor ve resimlemeleriyle öykülere ayrı bir zevk katıyorlar (Hatta tamamı çizgi bir öykü de mevcut). Özellikle estetik anlayışını ve renk paletini, hayranı olduğum Tony Di- Terlizzi ye (kitaplarının değil, çizimlerinin) çok benzettiğim Peter de Séve in illüstrasyonlarıyla karşılaşmak güzel bir sürpriz oldu. Normal kalıpların bir hayli dışında olan öykülerin genel tutumunu tam anlatabilmek için öncelikle kitabın orijinal yayıncısı hakkında bazı bilgileri, birkaç tavsiyeyle paylaşmam gerekiyor. SIRA DI I YAYINCIDAN Kitabın yayıncısı McSweeney s, San Francisco merkezli, aynı zamanda süreli yayınları da bulunan bir yayınevi. Yayınladıkları kitaplar, olağanın dışında, farklı, yenilikçi, kendine has bir üslubu barındırıyor. Özellikle farklılık donesi, artık öyle noktalara dayanmış durumdaki kendilerine ait bir alt kültürün markası konumuna gelmiş durumdalar. Elbette bir yandan kimi hayal kırıklığı yaratan kitaplarıyla birlikte, farklı şeyler sunma gayretinin artık yüzeysel bir farklı olma amacına dönüştüğü yönünde eleştirileri üstlerine çekiyorlar. Fakat buna karşın, yayımlamış bulundukları ve yayımlamakta oldukları pek çok, öyle olmak istediği için değil, zaten öyle olduğu için ciddi anlamda farklı kitap göz ardı edilemeyecek olduğundan, her alternatif hareketin biriken hayran kitlesiyle karşılaşacağı anti-marka söylevlerden sıyrılabildiklerini söylememiz mümkün. Yayıncıyı daha iyi tanımak adına, özellikle köşedeki kitap tavsiyelerini de önemseyen okur için yayınladıkları kitaplardan, henüz tercümesi bulunmayan, bir anti-kahramanın nasıl yazılması gerektiği yönünde ders olarak okutulabilecek Bill Cotter ın Fever Chart kitabına ve çıktığı zaman bir hayli tartışma yaratan, Millard Kaufman ın Bowl of Cherries kitabına özellikle göz atmanızı tavsiye ederim. İşte, Şamatacı Suçlular da (kısa adıyla) yayınevine münhasır, bir kalıba sığmayan, sığmamakla kalmayıp çıktığı kabuğu da reddeden bir öykü derlemesi. Bu nedenle pek çok okuyucu kitapla ilgili farklı izlenimlere sahip olacaktır ki internet aramalarımda kitapla ilgili yapılan birbirinden farklı yorumlar, çoğu okurun kafasının nasıl karışacağına yönelik komik ve eğlenceli doneler barındırıyordu. KABU UNU REDDEDEN ÖYKÜLER İlk olarak karşılaşacağınız yanlış izlenim, öykülerin çocuklar için yazılmış olduğu yönündedir. Neil Gaiman ve Jon Scieszka nın (Scieszka nın reklam metinlerinden kolaj oluşturan öyküsüne özellikle dikkat) öyküleri hariç tutulduğunda, yazılan bütün öykülerin, rahatlıkla bir çocuğun anlayabileceği öyküler olduğu elbette tartışma götürmez. Hatta, öykülerin anlatmak istediği meseleler de tıpkı bir çocuk kitabı gibi oldukça net ve açık durumdalar. Yine bir çocuk öyküsünde karşılaşılabilecek macera ve korku da (elbette zaman zaman Lemony Snicket muziplik derecesine de sıçrayarak) yer alıyor. Naif Şamatacı Suçlular ve Daha Fazlası, Derleme, İthaki Yayınları, Çev: Sevinç Kayır, 207s. olaylar pek çok yerde kahkahayı da taşıyor. Fakat gelgelelim kitabın hedef kitlesi çocuklar değil. Peki o halde, yetişkinler mi? Hala çocuk ruhunu taşıyabilen ve iyi bir çocuk öyküsünün sadece çocuğun onu anlamasıyla noktalanmayacağını, aynı zamanda ancak bir çocuğun anlatıyor olabileceği bir hikaye halinde yazılırsa zevkine varılabileceğinin bilincinde, belki çocukluk hayallerine dönmek isteyen yetişkinler mi? İşte bu da ikinci yanılgı. Elbette her iki (yetişkin ve çocuk) okur kitlesini de kavrayacak öyküler bunlar. Ancak asıl okuması gereken kitle, yenilenen ve güncellenen sorunlara, sorunu kökünden, yani çocukluklarına tekrar dönerek, öykülerde çözümlemek isteyen büyümüş çocuklardır. Eski usul çocuk kitapları, çağımızın yetişkinlerine ve yetişkin adayı çocuklarına çözümleme sunma yetilerini artık kaybetmişlerdir. Belki biraz haddimi aşacağım ama çağımızda hala yazılmakta olan pek çok çocuk kitabının da durumu ne yazık ki içler acısı. Yarattığı yetişkinler, işe yaramazlığın ötesine geçmeyen çocuk kitaplarının sorun çözümlemelerini taklit etmek, sonuç olarak ortaya koyduğu yetişkinler kadar işe yaramaz kitaplar ortaya çıkarmaktadır. Yer kısıtlı olduğundan ne yazık ki bu uzun konuyu her iki yönden, tek örnekle, sorularla açıklamaya çalışabileceğim (bunun için eski bir öyküyü -Yalancı Çoban- ve Şamatacı Suçlular dan bir öyküyü -kitaptaki 2. öyküseçtim). Etik ve ahlaki anlamda yalan söylemenin gri alanlarda fazla gezindiği, beyaz yalan adı altında yetişkinlerin artık toptan bir alışkanlığı reddetmek yerine felsefi ve içtimai alt açıklamalara ihtiyaç duyduğu bir çağdayız. Yetişkinlerin artık bazı durumlarda yalan ı olumladığı bir çağda, yalan ı toptan reddeden geçmiş dünyanın çocuk öyküleri, geleceğe yönelik sorunları çözümlemede bizlere yardımcı olabilir mi? Yalan, artık bir yetişkin adayı (çocuk) sorunu mudur? Yoksa yeni çocukluk sorunlarımız başka bir yerde midir? Aşırı evham, çocuklarımıza karşı işlediğimiz büyük bir suç olabilir mi? Sevdiğimiz şeyi kaybetme korkusuyla yaptığımız şeyler, birbirimize karşı işlediğimiz bir suç sayılabilir mi? Her şeyin yanlış gitmeye başladığı yer belki burasıdır. Belki de eski masallarımızla çözemeyeceğimiz, çağımızın çocuk sorunlarından biri budur Bu noktada sözü, düşünmeyi ve gerisini keşfetmeyi sizlere bırakıyorum Haftaya görüşmek dileğiyle

10 10 19 N SAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP Bilim için yeni bir savunma Epistemolojide, bilim felsefesinde ve zihin felsefesinde materyalist ve devrimci dü üncelerin yeniden üretildi ine tan kl k ediyoruz. Ancak ne yaz k ki ülkemizdeki çeviri çal malar n n yeterli olmamas ndan ve akademimizin körlü ünden dolay bunlar n birço u Türk okura ula am yor ya da geç ula yor CENK ÖZDAĞ Belge manyaklığının, veri bombardımanının ve hurafelerin yaygınlaştığı çağımızda epistemoloji ve bilim felsefesinin konuları önem kazanmaktadır. Görmeden inanmam!, Herkes bir şeyler söylüyor, at izi it izine karıştı türünden birbirine karşıt ifadeler sıklıkla dile getirilir oldu. Buna bir de katmerli ve nitelikli hurafeler, çok sayıda kavramla ambalajlanmış beylik sözler ve son olarak unvanla desteklenen fetvalar eklenince sorun büsbütün rahatsız edici bir hal alıyor. Hurafelerle savaş adına ortaya çıkan Richard Dawkins, A. Celal Şengör gibi pozitivist (ya da neo-pozitivist), hatta zaman zaman Popperci olan, aydınların Marksizm ve diyalektik düşmanlığında hurafelere kucak açan post-modernistlerle uzlaştığı görülmektedir. Bilimi ve felsefeyi sınıf çatışmasından, politikadan ve kitlelerin yaşam tarzından bütünüyle ayıran pozitivizmle; bilim ve felsefenin sınıf çatışmasında, politikada kitlelerin çıkarına savunulamayacağını ve dahası savunulmamasının gerektiğini söyleyen postmodernizmin uyuşması şaşırtıcı değildir. ARTIK TÜRKÇEDE Bu gerici ittifaka karşı Marksizmin ve diyalektik düşüncenin farklı tonlarında karşıt sesler de yükselmektedir. Epistemolojide, bilim felsefesinde ve zihin felsefesinde materyalist ve devrimci düşüncelerin yeniden üretildiğine tanıklık ediyoruz. Ancak ne yazık ki ülkemizdeki çeviri çalışmalarının yeterli olmamasından ve akademimizin körlüğünden dolayı bunların birçoğu Türk okura ulaşamıyor ya da geç ulaşıyor. Ama bunların en önemlilerinden biri Türkçeye kazandırıldı. Ünlü (ne yazık ki ülkemizde bu kişi için ünlü demek pek de mümkün değil) filozof Roy Bhaskar ın The Possibility of Naturalism, A Philosophical Critique of the Contemporary Human Sciences adlı eseri bundan böyle genç akademisyen Vefa Saygın Öğütle nin Naturalizmin Olanaklılığı, Çağdaş İnsan Bilimlerinin Felsefi Bir Eleştirisi adıyla, titiz çevirisinden okunabilecek. ROY BHASKAR IN KEND NE ÖZGÜLÜ Ü Roy Bhaskar, hem çok şanslı hem de çok şanssız bir filozof. Şanslı, çünkü kariyerinin henüz yarısındayken kendi kuramı olan Eleştirel Gerçekçilik (Critical Realism) adına dernekler, merkezler kurulmuş ve çalışmaları birçok tez çalışmasına konu olmuş. Bunun da ötesinde, ilahiyattan sosyolojiye, felsefeden siyaset bilimine birçok farklı dalda takipçi kazanmış bir Roy Bhaskar gençlerle çok çabuk kayna abilen, alçak gönüllü bir filozof filozof. Şanssız, çünkü bu denli hacimli ve verimli eserleri henüz hala yeterince ilgi görmemiş, eleştirilerine gerekli yanıtlar verilmemiş bir akademisyen. Tanınırlığının ve üretkenliğinin etkisiyle kibirine yenik düşmeyip hemen herkesle konuşabilen, gençlerle çok çabuk kaynaşabilen ve özellikle de onları sabırla dinleyen bu alçak gönüllü filozofun ülkemizde yeterince tanınmamış olması belki de sırf bu vasıfları nedeniyle olağan karşılanmalı. KAR ITLI IN B R BÜTÜN OLARAK ORTADAN KALDIRILMASI Yazımızın konusunu oluşturan eser, Naturalizmin Olanaklılığı bilim-felsefe ilişkisine, sosyal bilim-doğa bilim ayrımına, naturalizm ve pozitivizm ile hermeneutik karşıtlığına odaklanıyor. Eserin, birinci baskısına yazdığı önsözde Bhaskar, bilim-felsefe ilişkisi konusunda indirgemeci yaklaşımlara karşı şunları söylüyor:...felsefenin, inter alia [diğer şeylerin yanı sıra] bilime indirgenemez ve bilim için temel olduğuna inanmaktayım. Kendi konumunu açıkladıktan sonra eserinin asıl hedefini şöyle dile getiriyor: Hem egemen natüralist gelenek olan pozitivizm hem de onun anti-natüralist hermeneutik karşıtı, söz konusu gelişmelerin demode kıldığı bir ontolojiye dayanmaktadır. Şu halde, bunların tarihi karşıtlıklarını feshetmek için zaman geldi de geçiyor. (Birinci baskıya önsöz). Pozitivizm ve natüralizmin hermeneutikle karşı olduklarını, hermeneutik in anti-natüralist bir yaklaşım olduğunu ve karşısına aldığı pozitivizmin bir felsefe, bir yöntem olduğu kadar Natüralizmin Olanaklılığı, Roy Bhaskar, Pratika Yayınevi, Çev: Vefa Saygın Öğütle, 238 s. bir ideoloji de olduğunu söyleyen Bhaskar, söz konusu karşıtlığın aşılabilmesi için iki akımın da dayandığı ontolojik ve epistemolojik zemini hedef almaktadır. Bhaskar ın eserlerinin okunması biraz zordur, ancak kullandığı kavramların ve tanımların net bir biçimde sunulmasıyla, esasında başka birçok eserde rastlanan muğlaklığın aşıldığı da ortadadır. Bunun için Bhaskar, kullandığı terimleri olabildiğince net bir biçimde tanımlamaya çalışır. Tartışmamız açısından önemli olan natüralizm terimini ele alalım: Natüralizm, doğa bilimleri ile sosyal bilimler arasında özsel bir yöntem birliği olduğu (ya da olabileceği) tezi şeklinde tanımlanabilir. (s. 21). Bunun karşıtı olan akım içinse, Bhaskar, şunları söyler: Pozitivizme karşıt olarak anti-natüralist gelenek ise doğa bilimleri ile sosyal bilimler arasında, inceleme nesnelerinin farklılığından temellenen bir yöntemde yarılma varsaymıştır. (s. 20). Karşıtlığı kendi ifadeleriyle ortaya koyduktan sonra, eserde savunacağı görüşleri dile getirir:... Özde realist bir bilim görüşüne dayanan, asgari standartları sağlamış ve anti-pozitivist bir natüralizmi savunacağım. Bu türden bir natüralizm, hem doğa bilimlerinin hem de sosyal bilimlerin uygun ve az-çok spesifik yöntemlerini bir arada kapsayacak bir bilim tanımı vermenin mümkün olduğunu savunur. (s. 21). Dahası, savunduğu bilim anlayışının kapsamını kitabın ileriki sayfalarında daha net bir biçimde tarif ederek ayrıntılandırır. Bu bilim anlayışının ortaya konulması kitabın esas amacıdır. Bhaskar ın kendi ifadeleriyle söylersek: Bu kitabın iddiası şudur: İnsan bilimleri, doğa bilimleri gibi, kesinlikle aynı biçimde olmasa da, kesinlikle aynı anlamda bilim olabilirler. (s. 199). FELSEFE LE B L M N B RB R N BESLEMES Felsefe ile bilim arasındaki ilişkiye de değinen Bhaskar, bunların birbirleriyle ilişkili iki farklı pratik olduğunu ortaya koyarak görüşlerini şu ifadelerle özetler: Felsefe, bilimle bir arada yaşamaya meyillidir. O, bilimi kodifiye ve hatta motive eder; diğer yandan bilim de felsefeye, varacağı sonuçlar için veri sağlar ve yanı sıra başlıca analojilerini verir. (s. 23) POZ T V ZM N B REYC L N N FLASI Siyaseten pozitivizmin bireyciliğine karşı olan Bhaskar, yöntemsel bireyciliği de mercek altına alarak pozitivizmin bireycilik açmazı konusunda şunları söyler:... Gerçek mesele, sosyal davranışın bireyci bir açıklamasının nasıl verilebileceği değil, bireysel (yani en azından karakteristik anlamda insana ait) davranışın sosyal-olmayan (yani kesin bir biçimde bireyci) bir açıklamasının nasıl verilebileceğidir!... Motivlere ve kurallara yönelik (genel yasalar altında sınıflandırılmış olsun ya da olmasın) yapılan açıklama atfı ya da yeniden-betimleme (tanımlama), daima indirgenemez sosyal yüklemleri ihtiva eder. (s. 50) Pozitivizmin bu açmazdan kurtulma girişimleri bir bireyler kümesi yaratarak ona ilişkin istatistiki değerlendirmeler sunmak olur. Bhaskar bunu da sorunlu bularak şunları söyler: Sözüm ona hakiki bütüncü davranış olarak zikrettikleri, kargaşalı isyanlar ve sefahat alemleri gibi örnekler, sadece ve sadece, sosyal olana dönük zımni kavrayışlarının sefaletini açığa çıkarır. Zira çalışmaları üzerine yapılacak bir analiz gösterecektir ki; çoğu bireyci, sosyal i grup un eşanlamlısı zannetmektedir. (s. 51). Filozof, bu yanlışlara düşülmesinin nedeninin pozitivist ideolojinin geleceğe ilişkin projesi olduğunu Watkins in Ideal Types adlı eserinden aldığı alıntıya not düşerek üstü örtülü olarak belirtir: Belirli durumlarda, bencil özel motivler [kapitalizm olarak anlayın] iyi sosyal sonuçlara yol açabiliyorken, iyi politik niyetler [sosyalizm olarak anlayın] ise kötü sosyal sonuçlara yol açabilmektedir. (s. 52). Kitapta, doğrulama, yanlışlanabilirlik gibi kavramlar ayrıntılı olarak ele alınmakta, tarihsicilik, kavramların (ve bilginin) tarihselliği, politikliği ve konvensiyonel karakteri bilimi savunarak ortaya konulmaktadır.

11 Aydınlık KİTAP 11 Kitap zayıflatır! Acaba bir tür meta feti isti olan biz insanlar, vücudumuzda da meta bar nd rmay, onu günü gelince kullanmay hayal etmeyi de mi ö rendik, ekip biçmeyi ve biriktirmeyi ö renince? MURAT HATUNOĞLU Yaşça küçük, bedence büyük olduğum dönemlerden birinde, bir yaz tatilinde anneannemleri ziyarete gitmiş, onlarla haftalar geçirmiştim. O günlerden birinde hayli şişmanca bir komşu geldi anneannemlere. Hafize abla dedi, aslında zayıflama işi çok basit. Aldığın kalori yaktığın kaloriden az olacak. Bu kadar. O dönemde bu basit önerme aklıma yatmış olsa da, sonradan, iyi de, madem bu kadar basitse mesele, neden o kadın ve onun gibi milyonlarca kadın, bir o kadar da adam niye bu iş için göbeklerini çatlatıyor bunca senedir? sorusu gelince aklıma, fark ettim ki iş bu kadar basit olmasa gerek. Gerçi işin bu kadar basit olmadığını su içsem yarıyorlar ile yerim yerim kilo almamlar ın oluşturduğu bünye meselesi kısmen açıklıyordu halk arasında; ama iş bununla da bitmiyordu. Bunların yanı sıra, iş kafada bitiyor lar vardı bir de, neredeyse her konuya bulaşan, ama iş iş kafada bitiyor la da bitmiyordu. Yoksa nasıl açıklanırdı, av peşinde bir deri bir kemik koşarken tarımı icat edip yavaş yavaş durulmaya başlayan, duruldukça göbek büyütmeyi öğrenen insanın bugünlerdeki ölümcül kilo savaşları. Acaba bir tür meta fetişisti olan biz insanlar, vücudumuzda da meta barındırmayı, onu günü gelince kullanmayı hayal etmeyi de mi öğrendik, ekip biçmeyi ve biriktirmeyi öğrenince? Yoksa bizi hayatın devamlılığına çeken evrimsel emirlerden biri miydi yemek ve yemek yemekle iyi hissetmek? Sahi, boğazımızdan lokma geçişi neden mutlu eder ki bizleri? Kendisini eski bir yemek bağımlısı olarak tanımlayan meşhur Dr. Mike Dow tam da bundan bahsediyor, Remzi Kitabevi nin göbeklerimizin üstüne kondurduğu Yemek Bağımlılığı isimli eserinde. Bizlere yemek yemenin Yemek Bağımlılığı, Mike Dow, Remzi Kitabevi, Çev: Müge Yalçın, 414 s. bir bağımlılık hâline gelebildiğini ve bu durumun sadece şişman çevrelerde görülmediğini, kendisine tedavi için gelen süpermodellerde bile buna rastladığını söylüyor. Bağımlılık girince işin içine, işin rengi değişiyor tabii içten içe. Zira bir bireyin bir malzemeye bağımlı olabilmesi için, o şeyin bireydeki eksiklerin yerine geçmesi lazım geliyor. Örneğin, serotoninin. Adını medyada sıkça duyduğumuz uyuşturucuların pek çoğunun işlevi beyindeki iyi hissetme kimyasalı olan serotonin üzerinde oynadığı biliniyor ya da kişiye kendini güçlü ve enerjik hissettiren dopamin adlı beyin kimyasalının. Bu maddelerin beyinde kullanılabilir miktarlarını zıplatan uyuşturucular kişileri de oradan oraya zıplatıp, Hayat çok güzel, bense muhteşemim! diye bağırtabiliyor. Tabii bu uyuşturucuların etkisini kaybetmesiyle kişiyi büyükçe bir hüsranın beklediği ve türlü çöküşleri getirdiği de malum. Yani pek çok şeyin olduğu gibi, serotoninin ve dopaminin de dengelisi karar, azı çoğu zarar. Peki bu anlattıklarımın yemek bağımlılığıyla ne ilgisi var? Bağımlılık ve yemekler üzerine uzmanlaşmış bir psikoterapist olan Dr. Dow a göre bu konular birbirlerine göbekten bağlılar. Zira yediğimiz karbonhidrat dolu yiyecekler serotonini, yağ dolu yiyeceklerse dopamini çoğaltıyor ve beyinde bir tür uyuşturucu etkisi yaratıyorlar. O yüzden bizler - bilerek ya da bilmeyerek- iyi hissetmeye ihtiyaç duyduğumuz anlarda buzdolabına dadanıyoruz. Ve bir süre sonra buna alışıp bunu her fırsatta yapar hâle geliyoruz. Dr. Dow bize Yemek Bağımlılığı kitabında bu durumdan kurtulmanın nasıl mümkün olacağını, beyinlerimizde dolaşan iyi hissetme kimyasallarını artırmanın yemek harici ve yemekle ilgili yollarını anlatıyor. Hem de bizi o çok sevdiğimiz abur cuburlardan cebren ayırmayacağı, bizi güzel yaşamaya tatlı tatlı alıştıracağı sözünü vererek!

12 12 19 N SAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP BİR KENTİN EDEBİYATA YANSIMASI İZMİR Çünkü suya verdim adını! DAĞHAN DÖNMEZ Bahçelerde kalem var Arkamızdan gelen var Kalkın gidelim efeler Yar fidan boylum İçimizde ölen var İzmir Türküsü Kentlerin rengi olduğunu düşünürüm hep. İstanbul gri bir şehirdir. Güvercin telaşı vardır sokaklarında. Doğu da kum tozuna döner iklim. Kahve tonlarındadır teni, taş binaların. Güneye, Akdeniz e inildiğinde alabildiğine camgöbeği meskun mahal! İzmir inse rengi sudur. Paletimdeki su! Çünkü suyun taşkınlığı vardır mayasında! Hoyratlığı, eyvallah nedir bilmeyen hali Hasan Tahsin in gavura sıktığı ilk kurşunun azameti! Sakin atın çiftesidir İzmir; toprağa eşelenen yalanı, en zayıf dalgada örten su! 1960 lı yıllarda İzmir de gazetecilik yapan Attila İlhan, Alsancak ta dikili bir taş görür. Taşın üzerinde eski harflerle bir şeyler yazmaktadır. Derhal kaleme davranıp, not kağıdına iliştirir yazıyı. Eski yazı bilen bir ahbabı, metnin anlamını açıklar: Vatan ve namus Taşın evveliyatını irdelediğinde, hikaye gün yüzüne çıkar de Manisa üzerinden İzmir e giren Fahrettin Paşa nın süvarileri, hükümet konağına şanlı bayrağı dikmek için yol alırlar. O esnada, Yunan askerinin kurduğu pusuyla; üç askerimiz şehit olacaktır. İşte bu taş, o acı günün timsalidir. İzmir ahalisinin, yasını unutmamak için diktiği bu abide; kaba betona değil, ruhlarımıza temeldir oysa. Kordonboyu nun o emsalsiz, o bayındır rüzgarı bundandır. Kafkavari kaygılar taşısa da, kaybetmez aydınlığını. Tıpkı, İzmir in soluğunda kanatlanan bir başka şair Tuğrul Keskin in dizelerinde olduğu gibi çoğalmasından usandım intiharların sokaklara koşuyorum, daralan sokaklara çantamda taslak halinde bir kafka kemeraltını yürüyorum karmakarışık bütün yüzler genç sevgililer, yaşlı evliler ve çocuklar başlıyorum yeniden mayakovski okumaya. ( Acılarımın Üstüne Koyayım Seni şiirinden ) İntiharların çoğaldığı günlerdeyiz. Zihnimizin, vicdanımızın ipe asıldığı günlerde Gitgide uzuyor sessizlik... Ufunetli bir hava hakim oluyor göğümüze. Dönüp, Mayakovski okuyoruz; Nazım okuyoruz. İçinden her şeye rağmen geçen cümleler kuruyoruz. Umut ölüme sevdalanmış ya, her şeye rağmen umut var diyoruz! Zira, hala dudakları bayrak kırmızısı, güzel kadınlar geçiyor Alsancak tan. Sevinç Pastanesi nin önünde göz göze gelip, cadde boyu salınıyor sevgililer Yine, Kordonboyu uçurtmalar havalanıyor mavi ufuklara Pasaportta, çay bardaklarının melodisi duyuluyor. Kumru yarenlik ediyor sıcak damaklara. Karşıyaka ya bir vapur yanaşıyor. Gözleri ışıltılı insanlar dökülüyor geniş yollara. Biraz da bundan, su imgesi Çünkü inanıyoruz suyun ışıltısına, ferahına O kiri, irini götürecek su Yine tertemiz edecek saf, Anadolu ruhlarımızı Taşın hatrına, atalarımızın hatrına, Vatan gibi bizim, Namus gibi vazgeçemediğimiz kadınlar koklayacağız İzmir in sokaklarında. Saygıdeğer okur, İzmir Kitap Fuarı yarın itibariyle başlıyor. Birbirinden değerli yazarların söyleşileri, yeni basılmış kitapların kendine has kokusu ve ilim/irfan yolculuğu Hepsi siz kıymetli okurların huzuruna sunulacak. Henüz 6-7 yaşlarındayken, babamın beni elimden tutup götürdüğü İzmir Fuarı ndaki gibi bir şenlik havası! Oysa kitaplar, bu mutluluğu yaşamak kadar; başkalarının acılarını duyumsayabilmek, algıları ve vicdanı derinleştirebilmek içindir. Kolay tüketilebilir, kuru ve popülist akıl; hiçbir zaman edebiyatla hemhal olanların odağında olmamıştır.vatan uğruna evlat feda edenlerin, fakir olmaya razı lakin onurundan ödün vermeyenlerin, çığlığına sancak olsun diyedir kitaplar İzmir gibi namusun ve vatan sevdasının timsali olmuş bir kente, irfan tembihleyenlerin suretine; yüzyıllar öncesinden büyük sofuların kelamlarını çarpsın diyedir kitaplar Devir, kuru ve güdümlü aklın, garabetin devri olsa da; kadına, toprağa, vatana, yaratana aşkın hallerini yaşatan kitaplar! Ne akilim ne divane Gel gör beni aşk neyledi Yunus Emre

13 Aydınlık KİTAP 19 N SAN 2013 CUMA 13 Sahi yalnız mıyız bu kentte? Zeki Ar kan hsan Oktay Anar Attila lhan Hidayet Karaku Muzaffer zgü Tar k Dursun K. ŞENOL ÇARIK Smyrna da (İzmir in eski adı) bir ezgi yükselir; İmbat rüzgârına aşina yürekleri doldurur gibi. Alsancak ta bir sokak başında beklersiniz. O sokağın adı çocukluğumuzun babacan yazarı Muzaffer İzgü dür. Kıbrıs Şehitleri Caddesi nde her an rastlayabilirsiniz ona. Öyle çok sanatçı, şair ve yazar tanıdım ki bu kentte. Hem öyle büyük ve kalabalık şehirlerin çok çok ünlüleri gibi kaçmazlar ve siyah güneş gözlüklerinin arkasından bakmazlar insanlara. Kibir denen şeye yüz vermemiştir pek çoğu Kordon da dolaşırken Tuğrul Abi (Keskin) yi görürsünüz. Sanki serenat yapar martılara, yeşille mavinin buluştuğu Kordon da. Şiir gibi konuşur merhabasında, dizeler saklıdır. Yeni bir dörtlüğünü duyabilirsiniz o anda Hidayet Karakuş u görürsünüz Muzaffer İzgü yle omuz omuza; Şiir yaşamın imbiğidir der. Akşam üstleri şair Halim Yazıcı görünür Yakın Kitabevi nde. Masasında sohbet eder, kağıdı kalemiyle adeta dans eder. Kelepçesini 226 gün bir abide gibi taşımış, Avludaki Kuş Sesleri yle içinin güvercinlerini gökyüzüne salıvermiştir Hüseyin Yurttaş ın şu dizeleri döner durur belki kafanızda; Bir tanık değilseniz yaşama Resminiz tanık olmaz yaşadığınıza Ve Bekir Yurdakul, Veysel Çolak, Ümit Yaşar Işıkhan Ve Yalçın Benlican, Mehmet Sadık Kırımlı, Atilla Er, Necati Yıldırım, Çınar Çığ, Bahri Karaduman, Okan Yüksel, Zeynep Uzunbay, Selçuk Oğuz, Fatma Aras, Dikle Özkan, Neslihan Perşembe, Nesrin İnankul Hasan Hüseyin Korkmazgil in çocukluk arkadaşı, çınar gibi dimdik Zeki Büyüktanır Ağabeyimiz, yaşar ve halâ üretir bu kentte. Değerli hocalarımız Zeki Arıkan, Salih Özbaran, Ergun Aybars, Oktay Gökdemir ve güleç yüzlü Sancar Maruflu ağabey, Yüksel Pazarkaya Ve Yaşar Aksoy, Mavisel Yener, Oğuz Tümbaş, Lütfü Dağtaş, Avram Ventura, Haluk Işık, Sadettin Öztürk, Savaş Ünlü, Efdal Sevinçli, Bekir Özgen, Erdoğan Aytekin Hatırlatmakta fayda var bu arada Ahmet Cemal, Tarık Dursun K., Yılmaz Özdil, İhsan Oktay Anar da İzmirlidir. Ve Erdinç Gültekin. Adını ilk defa duymuş olabilirsiniz belki. Genç yaşına rağmen iki öykü ve iki şiir kitabına imza atmış bir emekçidir. Hala üretmektedir. Neden günün birinde İzmir in bir Jack London ı, Gorki si olmasın ki! Ve yürürken Gündoğdu Meydanı nda maviyle yeşile komşu kırmızı bir sonsuzluk karşılar sizi. Dizelerini yumruk yapmış şairlerin sesidir bu duyduğumuz. Gün gelir Silivri de duyulur bu ses. Hayır ını haykırırken görürüz. Piyasalaşmamış, post-modernizme nanik yapmışların sesidir bu. Üniversite öğrenimi için gittiğim İzmir de tanıştığım bir sanatçının söylediği Biz İzmir de yalnızlığımızı yaşıyoruz sözü kulaklarımda kalmış. Şimdi bu çok sevdiğim, güzelim İstanbul da ruhsuz, tahammülsüz kalabalıklar arasındayken bu sözü bir kez daha düşünüyorum. Her şeyin merkezi bir kentte, kalabalıklar arasında yalnızlaşan bireylerin oluşturduğu yığınların arasındayız. Sahi hangi şehir öksüz, kim yalnız? Eh şimdi söyle İzmirli ağabeyim bunun adı yalnızlık mıdır sence? Fuarın onur konuğu Ahmet Cemal PINAR AKKOÇ Bertolt Brecht, Elias Canetti, Stefan Zweig, Ingeborg Bachmann, Paul Celan, Rainer Maria Rilke, Friedrich Hölderlin, Heinrich von Kleist, Georg Lukacs, Anna Seghers, Erich M. Remarque, Manès Sperber, Franz Kafka, Walter Benjamin, Robert Musil, Ernst Fischer... Liste uzun. Ahmet Cemal tartışmasız Türkiye nin en büyük çevirmenlerinden biri. Bir diğer söyleşimizde sormuştuk. Kimleri ya da neyi çevireceğine neye göre karar veriyordu? Sevdiği eserleri çevirirmiş genelde. Bunu öğrenince mutlu oluyoruz sanki. Sevdikleri sevdiklerimizle örtüştüğü için. Çeviri dillerin dili dir Akşit Göktürk e göre. Yeniden yazmaktır kimilerinin deyimiyle. To be or not to be yi Can Yücel gibi bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin diye aktarabilmektir. Bunun için yazar olmak gerekir. Yazar olmak yetmez şair olmak gerekir. İşte Ahmet Cemal öyle biri. Bu yıl 18. kez düzenlenen İzmir Kitap Fuarı nın onur konuğu Ahmet Cemal... Sizi çevirmen kimliginizle tanıyoruz genelde. Deneme türünde kitaplarınız da var ama yine de Ahmet Cemal deyince çeviri gelir akla. Daha önce bir çevirmen bir fuarın onur konuğu olmuş muydu? Çevirmen kimliğimin ağır bastığı doğru. Ama son yıllarda yazarlığım da kanımca onun hemen ardından geliyor. On deneme kitabım var. Onların dışında çıkmış bir romanım, bir öykü ve bir şiir kitabım da var Sedat Simavi Edebiyat Ödülü nün Lanetlenmiş Ağustos Böcekleri adlı deneme kitabıma verilmiş olması da sanırım bu bağlamda bir işaret sayılabilir. Daha önce sayın Cevat Çapan, çevirileri nedeniyle TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı nın onur konuğu olmuştu. Türkiye de çeviri ne durumda? Nasıl görüyorsunuz? Eksiklikler neler? Çeviri hakları ne durumda? Türkiye de çevirinin durumuna ilişkin sorulara bir süredir alışılandan epey farklı yanıtlar veriyorum. Burada da öyle yapacağım. Yetmişli ve seksenli yıllarda çevirinin sorunları ndan söz etmekte haklı olabilirdik; çünkü o zamanlar anadilimiz henüz bugünkü kadar yıkıma uğramamıştı ve biz de doğru kullandığımız bir anadili çıkış noktası alarak çevirinin sorunlarını tartışmakta haklı olabilirdik. Ama bugün artık çoktandır bir yandan mesaj dili nin işgali yüzünden öte yandan da yeterince edebiyat okumama nedeniyle artık yıkıma uğramış bir anadili kullanmaya çalıştığımızdan, çevirinin sorunlarıyla uğraşmak lüks kaçar! Yeni çıkacak deneme türü çalışmanızdan bahseder misiniz? Yeni deneme kitabımın başlığı Eknaton un Yalnızlığı. Bitmek üzere. Şimdilik bu kadar söyleyebilirim... İzmir le bağınız nedir? Ülkenin önemli düşünürleri bu şehirle bir bağ kurmuşlar. Sizin de var mı bu şehre dair bir duygusallığınız? İzmir benim doğduğum şehir. Ama bir buçuk yaşımda iken İstanbul a gelmişiz. Aradan yetmiş yıl geçtikten sonra doğduğum şehre üstelik TÜYAP gibi saygın bir kuruluşun onur konuğu olarak gelmek benim için çok anlamlı ve heyecan verici bir olay...

14 14 19 N SAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP Alelade gidişe razı öyküler Kereste atölyesinde geçirilen bir, iki saat anlat lm o öyküde yaln zca. Ben her gün kaba ah ab oyan, kesen, yontan iki ya l el in hayat n bilmek isterdim ELİF SEDEF ÇELİK Çoğunu büyük beğenilerle okuduğum, eski ama eskimeyen klasik eserlerimiz ve bu eserlerin sahibi yazarlarımızın yeni yazılmış kitapları dışında; güncel edebiyatımızla tanışma fırsatını Tuncer Erdem in, Güzel Eşya, Alelade Dünya kitabı ile buldum. Kendimize pek çok kez sorduğumuz şu sorular aklımda bu vesileyle tekrar canlandı: YAZARIN AYDIN SORUMLULU U Öncelikle edebiyat neden vardır? Yalnızca edebiyat yapmak için mi? Yoksa bundan başka sorumlulukları da var mıdır edebiyatçının? Aydın olma sorumluluğu mesela? Aydın; dil bilme, entelektüel bir birikime sahip olma, sanat, siyaset ve benzeri alanlarda faaliyet gösterme özelliklerinin yanı sıra, mensubu bulunduğu sınıfı, o sınıfa manevi üretimde bulunarak, kendi belirleyen ve toplumu aydınlatma görevini doğal olarak üstenmiş kimsedir. Güncel edebiyatımız bu konuda eksik kalıyor. Ne yazık ki Erdem in öykü kitabı da bu boşluğu doldurabilmiş değil. Bir öykü okurken; bir aşk öyküsünü örneğin, Sabahattin Ali nin Değirmen indeki gibi bir öykü arıyor insan. Ya da Muzaffer İzgü nün, Aziz Nesin in eleştirel, mizahi öykülerini Refik Halit in Yatık Emine si gibi bir öyküde de mizahi olmayan tarzda bir eleştiri görmek istiyor ya da. Bunu yaparken de esas ölçütü gerçek yaşantıdan etkilenmek, gerçek kişilerin hayatından yola çıkarak, genel bir hükme varmak olmalı yazarın. Toplumsal sorunlara dair bir farkındalık yaratmak olmalı ve yazar, bunları değiştirmek eğilimiyle de okuruna güven vermeli. Ne anlatmak istediğimi kitaptan bir örnek vererek somutlayayım: Toz adlı öykü. Bir ahşap atölyesinde geçen bir zaman dilimi anlatılıyor. Yerlerdeki toz birikintilerinden yola çıkarak Toz birikintisi kişileştirilmiş öyküde. Onların da bir hayatı olduğunu, birleşik halde durup yer yer ayrılarak farklı birliktelikler kurduklarını, rüzgarı sevmediklerini ama hayatlarının bir gerçeği olarak gördüklerini anlatıyor. Bir toz zerresinin yere düşüşü de uzun bir paragrafta betimlenmiş. Güzel Eşya, Alelade Dünya, Tuncer Erdem, Yapı Kredi Yayınları, 96 s. Bir arkadaşımla konuşurken tesadüfi olarak öğrendiğim bir detayı da eklemek istiyorum. O toz zerreleri bilerek süpürülmezmiş kereste atölyelerinde. Birincisi çok güzel kokarmış. Ben öyküde o kokuyu alamadım örneğin. İkincisi ve esas sebebi de; birikinti bir parmak kalınlığına ulaşınca süpürülüp, bir teneke kabın içerisinde preslenerek katı hale getirilir ve yakacak olarak kullanılırmış. Çok uzun süre yanabilen bu kerestenin açığa çıkardığı ısıyı da hissedemedim okurken. Kereste atölyesinde geçirilen bir, iki saat anlatılmış o öyküde yalnızca. Ben her gün kaba ahşabı oyan, kesen, yontan iki yaşlı el in hayatını bilmek isterdim. Ailesi var mı, yalnız mı yaşıyor? O keresteyle ısınabiliyor mu acaba? Atölyedeki sonsuz ayrıntılara bakarak eğlenen iki meraklı göz den bu soruların da cevabını almak isterdim. ÖYKÜNÜN GÖRÜNMEYEN K S : YAZAR Erdem in öykülerinde dikkatimi çeken teknik bir özellik var. Yazar, kendini öykülerine görünmez bir kişi olarak eklemiş. Orada olan, her şeyi gören ama olayların gidişatına müdahale edemeyen bir karakter olarak Örneğin ilk öyküde sudan iskeleye çıkmaya çalışan bir çocuk beliriyor gölde. Belki de uzun süredir var ama yazarın dikkatini ancak çekebiliyor. Çocuk çırpınıyor, yazar izliyor. Diyor ki: Ve ne yazık ki ben ona yardım edemem. Suya fazla yaklaşamam, korkarım, başım döner, içim kalkar, tökezler düşerim, üstelik yüzme de bilmem; o köhne iskelenin kararmış, gelişigüzel ve aralıklı dizilmiş tahtalarının üzerine çıkıp da aşağıdaki karanlık suya bakmam bile mümkün değil. Ben sadece çocuğu izleyebilirim, durumunu tasvir edebilirim, elimdeki kağıt tomarının sarı sayfalarına habire mürekkep akıtan dolmakalemimle onun çaresiz çırpınışını yazabilirim. Teknik açıdan çok beğendiğim bir yöntem ama işin kötüsü bunu, zaten gidişata müdahale edemeyeceğini, işinin yalnızca yazmak olduğunu kabullenmiş bir tavırla yapması. Öğrenmeye ve anlamaya çalışan, itham ve yargıdan kaçınan, samimi bir gözle yazmaya çalıştığım bu yazıda son olarak belirtmeliyim ki yazarın da söylediği gibi eşya güzel, ama hayata müdehale edemeyen, dünyanın alelade gidişine razı olan yazar, eşyanın donukluğuna da razı demektir.

15 Aydınlık KİTAP 19 N SAN 2013 CUMA 15 Gösteri toplumuna çomak çekmek Jack Kerouac n Yolda roman n n ve Walter Salles in yönetti i ayn adl filmin keskin karakteri Neal Cassady - nâm di er Dean Moriarty- Beat Ku a n n ilah yd. Size yazmay ö retece im! düsturuyla yola ç kan yazar birkaç iir ve makale yazmakla yetindi belki, ancak otobiyografik eseri Üçün Biri ile bir döneme kaynakl k etti MELİS YALÇIN Dünyayı istiyoruz, hemen şimdi istiyoruz. Jim Morrison Yeraltında yaşayanlar, hırsızlar, fahişeler, deliler, torbacılar, katiller; yeraltına itilenler, eşcinseller, idealist üniversite öğrencileri, anarşistler, direnişçiler Aralarından bir yazar çıktığında ve kendi marjinal (kime göre?) dünyasını anlattığında buna yeraltı edebiyatı diyoruz. Robert Desnos, Arthur Rimbaud, Edgar Allan Poe, Louis- Ferdinand Celine, Jean Genet ve hapishanelere, toplama kamplarına, tımarhanelere atılan, sürgün edilen diğer yazarlar. Benzer yaşam tarzları olsa da dil evrenleri farklı, işte bu yüzden bir tür olarak değil ama gerçeklik olarak var yeraltı edebiyatı. Ne 1950 lerin Beat Kuşağı yazarları, ne de 1966 da Vietnam Savaşı nın birleştirdiği, amaçları Amerikan değerlerini protesto etmek olan gençlerin yarattığı karşı kültür yeraltı edebiyatının başlangıç noktası olarak görülemez. İlle de bir başlangıç aranıyorsa, Antik Yunan filozoflarından bu yana tartışılagelen edebiyat kuramlarına bir göz atmak gerekir. Neal Cassady KAR I KÜLTÜRÜN DO U U Bu yazıda Antik Yunan a gitmeden, son dönem yeraltı edebiyatını yaratan Beat Kuşağı incelenecek. Muhafazakâr Amerikan yaşam tarzına karşı çıkan Beatnikler, farklı hasat zamanlarına yetişmek için trenlerle yolculuk yapan mevsimlik işçilerden esinlendi. Aslolan yolun kendisidir, diyerek otostopla Amerika yı dolaşmaya başlayan gençler, farklı eyaletlerde ilişki kurdukları insanları muhalif fikirlerle tanıştırdı. The Doors, Pink Floyd gibi gruplar yaptıkları deneysel çalışmalarla Beat etkisini hissettirdi. Beat romanları dehşete kapılan hükümet tarafından ortaya çıkar çıkmaz sansürlendi. (Bu sansürcü zihniyetin ülkemizde hala iktidarda olması duyulan korkunun büyüklüğüne işaret eder.) Mülkiyetsiz-aidiyetsiz hippiler ve 68 Kuşağı da açık bir şekilde Beatniklerden etkisi altında kaldı. Kendisinden sonra gelen underground akımlarda varlığını sürdüren Beatniklerin, sosyolojik açıdan ne büyük devrimlere ön ayak olduğu su götürmez bir gerçek. Rahatsız sanatçılar topluluğu, cinsel devrim (eşcinsellerin özgürleşmesi), siyahların mücadelesi, çevrecilik, sansür karşıtlığı gibi konularda halkı, özellikle de gençleri bilinçlendirip ayaklanmalarına dayanak oldu. Beat Kuşağı yazarlarına ve yeraltı edebiyatına ağırlık veren Altıkırkbeş Yayınları, Neal Cassady nin Üçün Biri adlı otobiyografik romanını yayımladı. Yayın yönetmenliğini Kaan Çaydamlı nın ve Şenol Erdoğan ın üstlendiği kitap, ilk kez 1999 yılında Parantez Yayınları tarafından yayımlanmıştı. B R ARABA HIRSIZI VE B R LAH Jack Kerouac ın Yolda romanının ve Walter Salles in yönettiği aynı adlı filmin keskin karakteri Neal Cassady -nâmı diğer Dean Moriarty- Beat Kuşağı nın ilahıydı. Size yazmayı öğreteceğim! düsturuyla yola çıkan yazar birkaç şiir ve makale yazmakla yetindi belki, ancak otobiyografik eseri Üçün Biri ile bir döneme kaynaklık etti. Onu diğerlerinden ayıran neydi? Gösteri düzenine direnen edebiyat dehasını, aylak bir araba hırsızından ayıran Üçün Biri, Neal Cassady, Altıkırkbeş Yayınları, Çev: Gonca Gülbey, 222 s. çizgi mi, yoksa o çizginin aslında hiç var olmaması mı? Öte yandan, bir araba hırsızı edebiyatla nasıl tanışır? Yaşadığı apartmanın bodrum katında kumar masaları arasında yasadışı dövüşler düzenlenirken, kadınlarının sayısı yıldızlardan çok olan Cassady, bu yaşantıdan bir parça sıkılınca üniversiteye gitmeye karar verdi yılında Columbia Üniversitesi ne girdi ve ileride birlikte Beat Akımı nı oluşturacağı Kerouac ve Allen Ginsberg ile tanıştı. Huzur içinde çürümektense yola çıkıp gebermeyi seçen özgür ruhlu Cassady yeni arkadaşlarının ve tüm Beatniklerin gözünde yarı insan-yarı tanrı oldu. Babası ve dedesiyle aynı ismi paylaşan bu adam yaşamaktan yazmaya vakit bulamadı, fakat onlarca başka hikâyenin kahramanı oldu-babasıyla ve dedesiyle paylaşmadığı isimlerle. Başta Kerouac olmak üzere, Ginsberg, Charles Bukowski ve 1999 da bir söyleşide beatnik olmak için çok genç, hippi olmak için çok yaşlı olduğunu belirten Ken Kesey gibi yazarları etkilemekle kalmadı, onların romanlarına da konuk oldu. ( ) Cassady nin bu başıboş varlığı, o eski Vahşi Batı efsanesinin kaynak materyali haline gelmektedir, sanki Cassady son halk kahramanları neslinden biridir, yüz sene önce bir kanun kaçağı olabilecek, erken dönem şehir kovboyu modeli. (Ve Kerouac ın Yolda kitabında onu gördüğü gibi.) Özellikle yakın zamanda bulunan, varlığından haberdar olunmayan Giriş, kısmıyla (Neal sahneye çıkmadan önce yaşanan Cassady ailesi hikâyesi) birlikte, Faulkner ve Thomas Wolfe unkiler kadar gerçek ve derin (ve onların cümleleri kadar çetrefilli) ve Paul Bunyan kadar bu topraklara ait bir Amerikan destanına sahip olduk. Bu gösterişsiz, ilkel düz yazının kesinlikle naif bir cazibesi var, ilk bakışta tuhaf ve antika, beceriksiz bir yönü var, hızla konuşan biri gibi aynı yollarda geri dönüyor (ki Cassady bir yazar olmaktan ziyade aslında buydu, hızla konuşan biri, The Hustler daki hızlandırılmış Paul Newman gibi hareket edip konuşurdu). Okurken onun tez canlı sesini duyun

16 16 19 N SAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP GÜLDEN TERAZİ MİHNETKEŞAN DAN GÖLGEDE KALAN YILLAR A Kim, bir anıdan nesnel olmasını bekleyebilir? An yazman n zorlu u, yaz m i inden çok, yeterince nesnel olmay ba aramama tehlikesinden ileri gelmektedir bana kal rsa. Derecesi iyi ayarlanm, k vam iyi tutturulmu öznellik, bir hat rat n en önemli niteli idir. Bu, ayn zamanda, yeterince nesnel olmay sa layan yegâne eydir de MECİT ÜNAL Memet Fuat, Anılara güvendiğimi söyleyemem, diyor Gölgede Kalan Yıllar adlı kitabında; Bir olayı iki ayrı kişinin anılarında okuyun, anlatılanların birbirini tutmadığını görürsünüz. Kimi değiştirerek, gönlüne göre anlatır, süsler, tatlılaştırır, kimi işine geldiği gibi anlatır, kendine yontar, kimi yanlış yorumlar yapar. Çok nesnel davranmak isteyenler bile birtakım şeyleri unutmuş olabilirler. (Age, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, Şubat 2013, sf. 8). Anı yazmanın zorluğu, yazım işinden çok, yeterince nesnel olmayı başaramama tehlikesinden ileri gelmektedir bana kalırsa. Başka deyişle, derecesi iyi ayarlanmış, kıvamı iyi tutturulmuş öznellik, bir hatıratın en önemli vazgeçilmez,- niteliğidir. Bu, aynı zamanda, yeterince nesnel olmayı sağlayan yegâne şeydir de. Edebiyatımıza, başlı başına bir tür olarak diğer modern birçok tür gibi Tanzimat tan sonra girmeye başlayan anı, uzun süre Fransızca memories sözcüğünün tam çevirisi hatırât la karşılandı. Türe anı denilmeye başlanması yeni olmakla birlikte, eski edebiyatımızda vekayi, sergüzeşt, seyahatname, sefaretname, vefayetname, tezkire gibi edebi eserlerde belli başlı bazı bahisler olarak rastlanmaktaydı. Bu açıdan da, sözü, bir ulusun çok uzak bir geçmişteki hatıraları olarak da niteleyeceğimiz Orhun Yazıtları na kadar götürmemiz mümkündür. LK K ÖRNEK Bâbür Şah ın Bâbürname si, Evliya Çelebi nin Seyahatname si, Murat Reis in Gazavât-ı Hayreddin Paşa sı, Malta korsanlarına esir düşen Kıbrıs kadısı Mustafa Efendi nin Sergüzeşt-i Esir-i Malta sı ile ikinci Viyana kuşatmasında esir düşen Temaşvarlı Osman Ağa nın hatıralarını on beşinci, on altıncı ve on yedinci yüzyıldan örnekler olarak zikredebiliriz. Tanzimat tan sonraki çok daha olgun örnekler ise, kendileri dışında, eski edebiyatımızın birçok başka eserindeki bu belli başlı münferit bahisleri türe yaklaştırmışlardır. Keçecizade İzzet Molla nın Keşan, Ahmet Mithat Efendi nin Rodos taki sürgün günlerini anlattıkları Mihnetkeşan ile Menfa türün ilerde benzerlerine sık rastlanacak ilk iki örneğidir. Ziya Paşa nın Jean Jacque Rousseau nun İtiraflar ından etkilenerek yazdığı Defter-i A mâl i, Muallim Naci nin Medrese Hatıraları ile Ömer in Çocukluğu, Sami Paşazade Sezai nin Londra Hatıraları hatırat türünün bizdeki batılı anlamda ilk örnekleridir. Zaman içinde siyasi, edebi, bireysel gibi alt ve daha alt türleri de ortaya çıkmaya başlayan hatırat, şimdiki adıyla anı, bugün edebiyatımızın zengin türlerinden biridir. ÖZGÜN, BENZERS Z VE TEK Siyasi hatırat alt türünün en başına yazacağımız Nutuk, ilk sözünden son sözüne dek üzerinde çalışılmış zengin bir edebi metindir. Söylev türündeki en özgün eserlerden biri olan Nutuk ta çok derinden akan bir Orhun ruhu bulmamız da öte yandan, Mustafa Kemal in eski meclis binasında yankılanan sesinde Bilge Kağan ın sesini duymamızdan Nutuk, ayrıca belgesel bir yapıya oluşuyla da özgün, benzersiz ve tek tir. Abdülhamid in Hatıra Defteri, Talat Paşa nın Hatıraları, Enver Paşa nın Anıları, Cemal Paşa Hatırât ı, Meşrutiyet ten Cumhuriyet e, İstiklâl Harbimiz (Kâzım Karabekir), Ben de Yazdım Celal Bayar, Kavgalarım (Hüseyin Cahit Yalçın), Saray ve Ötesi (Halit Ziya Uşaklıgil), Vatan Yolunda, Politikada 45 Yıl (Yakup Kadri Karaosmanoğlu), Türkün Ateşle İmtihanı (Halide Edip Adıvar), Anılar ve Düşünceler Erdal İnönü, Arkadaşım Menderes (Samet Ağaoğlu), Ben Müsteşarken (Emre Kongar) vb. siyasi hatırat türünde hemen aklımıza gelenler. Matbuat Hatıralarım (Ahmet İhsan Tokgöz), Bizim Yokuş (Yusuf Ziya Ortaç), Toprak Uyanırsa, Suyu Arayan Adam (Şevket Süreyya Aydemir), Bir Acı Hikâye (Halit Ziya Uşaklıgil), Eski Zaman Kadınları Arasında (Nahid Sırrı Örik), Mavi Sürgün (Halikarnas Balıkçısı), Bir Sürgünün Anıları (Aziz Nesin), Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu (Sevgi Soysal), Hadi Anlat Bakalım (Halit Kıvanç), bireysel alt türe sokabileceğimiz bu türdeki eserlerden birkaçı. Kültür, sanat ve edebiyat ağırlıklı anılara da belli başlı şu örnekleri vereyim: Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım, Siyasi ve Edebi Portreler (Yahya Kemal Beyatlı), Yahya Kemal e Veda (Abdülhak Şinasi Hisar), Gülüp Ağladıklarım, Falaka (Ahmet Rasim), Mor Salkımlı Ev (Halide Edip Adıvar), Edebiyat Dostları (Mehmet Seyda), Akan Zaman Duran Zaman (Melih Cevdet Anday), Bir Avuç Alkış (Mücap Ofluoğlu), Şair Dostlarım (Oktay Akbal), Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu (Salah Birsel), Kıldan İnce Kılıçtan Keskince (Gülriz Sururi), Hatıralar (Sezai Karakoç), Mavi Gözlü Dev, Nâzım Hikmet in Son Yılları (Zekeriya Sertel). TÜRK YE N N GÖLGEDE KALAN YILLAR I Siyasi hatırâtta Atatürk le ilgili anıların çokluğu, bu alt başlık altında toplanabilecek yüzlerce kitaptan oluşan bir liste verir bize. Edebi hatırâtta ise, Zekeriya Sertel den verdiğim son iki örnekten hareketle, Nâzım Hikmet le ilgili kitapların çokluğu dikkat çekicidir. Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı nın internet sitesinde, Öner Yağcı nın büyük şairle ilgili hazırladığı bibliyografyadan bu türdeki kitapların bir listesine ulaşılabiliyor. Bu uzun girişten sonra gelecek hafta sözünü edeceğim kitap ise, bu konudaki eserlerin de en önemlilerinden biri olan, yazının başında söz ettiğim, Memet Fuat ın Gölgede Kalan Yıllar ı. Ancak, Gölgede Kalan Yıllar, Nâzım Hikmet le de ilgili olması yanında Memet Fuat ın, hayatında hatırladığı ilk şeylerden başlayarak anlattığı kendi anıları. Anlatılan her hayat, anlatanın kendi hayatı kadar, uzak-yakın, çevresinde bulunan insanların hayatlarından da parçalar içerdiği cihetle, Türkiye nin belli bir dönemini, Gölgede Kalan Yıllar ını edebiyatımıza büyük emekler vermiş bir ustanın kaleminden okumanın dimağımızda bırakacağı değişik tatlar ise tarif edilemez. (25 Nisan Perşembe günü İzmir Kitap Fuarı nda Seyyit Nezir ile Ölümünün 60. Yılında Neyzen Tevfik başlıklı bir söyleşi gerçekleştireceğiz. Broy Yayınevi nin düzenlediği panel, saat te Konferans Salonu III te. Bekleriz).

17 17 Aydınlık KİTAP DÜNYADA KÜLTÜR VE EDEBİYAT Karşı kültürün sıçrama tahtası: Thatcher Thatcher n sol görü lü sanata sald r s güçlü bir ideolojik dayan man n ba lang c oldu Thatcher BERKİZ BERKSOY Galatasaray Üni. Öğr. Gör. Margareth Thatcher, İngiliz kültürünü istemeyerek şahlandırdı. Thatcher e göre, başarıya ulaşmak isteyen sanatçılar herkes gibi başlarının çaresine bakmak zorundaydı. Birleşik Krallık ta kültüre ayrılan kaynakları en aza indiren, küçük ödünleri bile çok gören Thatcher, İngiltere de eşi görülmemiş bir sanatsal yaratıcılığı başlattı: Sert, acımasız, kendi ihtiyacını kendi karşılayan kontrkültür, Thatcher in on yıllık başbakanlık görevinden sonra da sürdü. Popüler Kültürde Çağdaş Sorunlar (Problèmes Contemporains dans la Culture Populaire) adlı kitabın yazarı David Khabaz a göre, Thatcher in sanat üzerindeki etkisi bir ideolojik sıçramayla başladı, fenomene dönüştü. Khabaz a göre, paradoksal bir durumdu bu. Thatcher in, mali kaynakları keserek sanata saldırması, İngiltere de ideolojik kültürün ortaya çıkmasını sağladı. MADENC LER EN BA TA Kültür dünyasını ayağa kaldıran, iki neden daha vardı. Bunlardan biri, Sovyetler Bloku ve Malouines Adaları konusunda izlediği diplomatik yönetim; ötekiyse madenciler, Kuzey İrlanda ve işsizlik gibi sosyal sorunları yönetme biçimiydi. İngiliz Kültürüne Giriş (Culture Britannique, Introduction) adlı kitabın yazarı David Christopher e göre Demir Lady; müzik, resim, sinema, edebiyat, tiyatro, televizyon, mimari, hatta moda içinde olmak üzere, güncel yaşamın her alanını etkiledi. En güçlü ve dikkat çekici tepki müzik dünyasında verildi de şarkıcı Morrissey, olağanüstü rüya sında, Thatcher i giyotin sehpasında gördüğünü açıkladı. Der demez, Thatcher i istifaya çağıran, hatta Pinochet ile çay içtiği için ölümünü isteyen onlarca şarkı yazıldı. Üstelik kimi şarkılarda, İngiltere sözcüğü, yerini hayat kadını deyişine bıraktı te Sex Pistols tarafından ortaya atılan Punk Hareketi ; The Clash, Elvis Castello, Billy Bragg, Paul Wenner, The Communardism, Madness, Prefab Sprout, Lloyd Cole ve The Smiths gibi topluluklarca temsil edilen AntiThatcher hareketiyle birleşti. KAR IKÜLTÜR HAREKET Sanatçılar, 1987 seçimleri öncesinde bir araya gelerek Red Wedge adlı gurubu kurdular, gelirinden işsizlerin yararlanacağı gösteriler düzenlediler. Grafik Sanatları öğrencileri, 1988 de Freeze adlı sergiyle eserlerini tanıttılar. Bunlardan Damien Hirst, 2007 yılında, hayattayken eseri en pahalı satılan sanatçı rekorunu kırdı. Kontrkültür hareketine destek veren sayısız galeri İngiliz kültürünün sıçrama tahtası oldu de kurulan, yalnızca reklam gelirleriyle yaşayan devlet kanalı Channel 4, televizyon seyircilerine yönelik sosyal içerikli, daha sonra beyaz perdede büyük sükse yapacak filmler gerçekleştirerek, kontrkültür hareketini destekledi. Hanif Kureishi nin yazdığı, Stephen Frears ın yönettiği My Beautiful Laundrette adlı film bunlardan biri. Thacherisme in ezip susturduğu işçi sınıfını ve halk kesimlerini anlatan gerçekçi eserlerin sahipleri arasında, Nobel Edebiyat Ödülünü alan Harold Pinter le film yönetmenleri Ken Loach, Mike Leihg ve Mark Herman var. Bu yaratıcılık rüzgȃrı, Margareth Thatcher in 1990 da görevinden ayrılmasına dek sürdü de, Londra da bir tiyatroda Margareth in Ölümü adlı oyun sahnelendi de konu sinemanın eline geçti. Amerikalı aktris Meryl Streep in canlandırdığı, sanatçıya 3. Oskar ı kazandıran, ince ayrıntıların dikkat çektiği Demir Lady adlı film çevrildi. (Kaynak: Le Point.fr, 08/04/2013)

18 18 19 N SAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP YENİ ÇIKANLAR H rs zlar Soka Estetik Çevre Yolu Büyük Fizikçiler Mathias Enard, Can Yay nlar, Çev: Aysel Bora, 312 s. Daha iyi bir gelecek hayali kuran gençlerle, artık hayal bile kurmayanlarla, İslamcılarla, Müslümanlarla, dilencilerle, fahişelerle, hırsızlarla ve çokça kitapla, son tahlilde, ateşle birlikte, karanlıklarla savaşmanın tek yolu olmayı sürdüren kitaplarla yolunuzun kesişeceği bir roman bu. Kaderleri birbirine sıkı sıkıya bağlı iki medeniyete de, Ortadoğu ya da Avrupa ya da aynı hoşgörü ve aynı sertlikle yaklaşan ve ortak insanî gerçeği arayan bir aydının elinden çıkan bu roman, coğrafyaya ve zamana dair hiçbir sınır tanımayan açık bir zihnin ve adil bir vicdanın ürünü. Christopher Kul-Want, Piero, NTV Yay nlar, Çev: Erhan Kibaro lu, 176 s. Peki estetiğin bu ikisi ile nasıl bir ilişkisi var? Algı ve duygularımız aracılığı ile deneyimlememizin doğasına ilişkin felsefe dalı estetiktir. Estetik çalışması; felsefi, sanatsal ve edebi uygulamaları ile Romantik dönemin hemen başında el üstünde tutulur hale geldi. O zamanlar farkına varılan şey estetiğin şimdi ile olan ilişkisiydi. Estetik günümüzde sadece akademik bir çalışma alanı değil aynı zamanda duygu üzerine kurulu felsefi bir yaşam kurmak için gerekli bir araçtır. Elinizdeki kitap Platon dan postmodernist düşünürlere kadar çok geniş bir soruşturma alanını kapsayan bir rehberdir. Henry Bauchau, Metis Yay nlar, Çev: Sosi Dolano lu, 216 s. Kanserin son evresindeki gelinini her gün hastanede ziyarete giden anlatıcı, banliyö ile merkez arasındaki mesafeyi katederken geçmişi ile bugün arasında da yol almaktadır. Naziler tarafından öldürülen bir direnişçinin sevgili anısı ve onun celladının koyu gölgesi kırk yıl öncesinden gelip steril hastane odasını dolduruyor. Metanetli bir yazardan ölüme ve yaşama, ümide ve direnişe, güce ve tutkuya dair katmanlı, yalın ve dokunaklı bir roman... Henry Bauchau nun tüm yapıtında görülen o bıçak sırtındaki dehşet dengesi içinde hayatın canlılığına, nefes almanın ihtişamına bir övgü. Ioan James, Bankas Kültür Yay nlar, Çev: Sibel Erduman, 552 s. Ioan James bu önemli çalışmasında, günümüzden 450 yıl geriye uzanarak elli büyük fizikçinin biyografilerini kaleme alıyor. Kitap, fizikçilerin bilimsel başarılarının yanı sıra her biri oldukça merak uyandırıcı yaşam öyküleri üzerinde de titizlikle duruyor. Kronolojik olarak düzenlenmiş biyografilerle, fiziğin yıllar içinde hangi toplumsal koşullarda geliştiğine dair çarpıcı bir tablo sunuluyor. Bilimsel ve teknik ayrıntıları asgaride tutan kitap, konuya ilgi duyan bütün okurları modern gelişmeleri kolayca izlemeye davet ediyor. Dünyay De i tiren Dü ünürler (Cilt: 1) Philebos M T in Çiller Örgütü Raporu Trenler Kalkar Haydarpa a dan Sad k Usta, Yordam Kitap, 364 s. Platon (Eflatun), Say Yay nlar, Çev: Furkan Akderin, 120 s. Nusret Senem, Kaynak Yay nlar, 288 s. Haydar Ergülen, K rm z Kedi Yay nevi, 264 s. Felsefe nedir? Felsefe ne zaman ortaya çıktı ve hangi tarihsel süreçlerin ürünü oldu? İdealizm mi yoksa materyalizm mi daha önce ortaya çıktı? Tarihten günümüze değişmeyen felsefi bir çizgi var mı? Felsefede eşitlik düşüncesinin kaynağı nedir ve ütopya ile ilişkisi nedir? Elinizdeki bu eser, hem dünyayı değiştiren düşünürlerin eserlerinden bir seçki sunuyor hem de yukarıdaki sorulara yanıtlar veriyor. Dört cilt olarak hazırlanan bu eserde felsefenin temel metinleri yer alacaktır. Platon, hiç kuşku yok ki düşünce tarihinin en önemli ve etkili filozoflarından biridir. Felsefenin kurumsallaşmasına ve felsefede yazılı geleneğin oluşmasına katkıda bulunmuş, iki dünyalı metafiziğiyle bütün bir Ortaçağ düşüncesini belirleyecek olan idealist felsefe geleneğinin başlatıcısı olmuştur. Hıristiyan Ortaçağ felsefesine ve İslam düşüncesine etkisi bakımından da ayrıca önem taşıyan Platon, düşünce tarihi boyunca tartışılan tüm problemleri yüzlerce yıl öncesinden ele almış ve ilk büyük felsefi sistemi inşa etmiştir. MİT in 1996 tarihli Çiller Örgütü Raporu ilk kez tam metin olarak bu kitapta yer alıyor. Rapor, MİT Müsteşarı Sönmez Köksal tarafından imzalanarak Başbakanlığa Kişiye Özel damgası vurularak teslim edilmiştir. Rapor, Tansu Çiller, Fethullah Gülen, Mehmet Ağar, Mehmet Eymür ve Abdullah Çatlı nın derin ilişkilerini gözler önüne seriyor. Raporun ortaya koyduğu görüşe göre, Çiller Örgütünde görev alanların büyük çoğunluğu şimdi Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Fethullah Gülen ile birlikte. Biz de nedense oyalanırmışız, nasılsa tren Türkçenin en uzun kelimesi diye... Oysa tren birazdan Haydarpaşa dan kalkacak, iskeleye bir vapur yanaşacakmış, kim bilir orada bizi hangi vazife bekliyormuş, miço olmak mı, çımacılık mı, Edip Bey in mavi bir suyun düşünü uyutur dediği bir tayfa olmak mı, yoksa deniz olmak mı? Uzatmayalım, yol verelim tren kitabına, yolculuk başlasın 21 yazarın tren yazılarına ve düşlerimizde vardığımız her gar Haydarpaşa olsun diyelim bu sefer de, her seferde...

19

20 20 19 N SAN 2013 CUMA Aydınlık KİTAP ÇOCUK - GENÇ Kakaların gücü adına Toplumsal sorunlara dem vuran, do ruyu yanl gösteren, ahlak dersi veren çok çocuk kitab var ama hepsi çocukla istenilen ba kuram yor. Bunun çözümünü bulmak için Fatih Erdo an n kulland dili incelemek yeterli İREM HALIÇ Belki birçoğunuz biliyorsunuz ama ben ancak okuyabildim şimdi bahsedeceğim eğlenceli iki öyküyü. Fatih Erdoğan ın Kakalar Günü adlı kitabındaki biri kakalı, diğeri fındık ezmeli iki öyküden bahsediyorum. Açıkçası kitaba başlarken bu kadar eğlenceli olabileceğini tahmin etmemiştim. Fatih Erdoğan ın kıkır kıkır güldüren esprileri ve Mustafa Delioğlu nun geleneksel çizimleri eşliğinde nefis bir on beş dakika geçirdim, sonra dönüp dönüp çizimleri inceledim. Nereden çıktı şimdi bu kaka diyenler için öykülerden biraz bahsedeyim: Ç ÇEKTEN BÖCEKTEN SIKILANLARIN D KKAT NE İlk öykü, kitabın da ismi olan Kakalar Günü. Görünürde kakasını yapamayan insanların çektiği çileyi anlatsa da, toplumsal sorunlara dair doğru eleştiriler barındırıyor. Bir gün Güçlüpınar Kasabası na damdan düşer gibi gelen bir adam kahvede otururken ortaya bir soru atıyor: Hepinizin evinde birer tuvalet var. Hiç düşündünüz mü, ya hepinizin aynı anda tuvaleti geliverirse? Asla Kakalar Günü, Fatih Erdo an, Mavibulut Yay nlar, 88 s. şakaya gelmeyecek olan bu konu kasabalının aklını kurcalamaya başlıyor. Öyle dert ediyorlar ki bu meseleyi, sıkıntıdan kakalarını da yapamaz hale geliyorlar. Yapamadıkça sıkıntı daha da büyüyor. Ve bir gün, bu dertten hiç haberi olmayan bir bebek kasabanın orta yerinde bezini dolduruveriyor. Gerisini gülmekten okuyamayacaksınız. İkinci öykü ise, ağabeyine fındık ezmesi almak için bakkala giden Ceren Deniz in birbirinden saf üç adam tarafından kaçırılmasını anlatıyor. Hatta öykü pat diye Ceren Deniz in kaçırılmasıyla başlıyor. Konuya en can alıcı noktasından dalış yapan Fatih Erdoğan buradan itibaren beni çok güldürdü. Nedeni kitaptaki mizahın gerçekçi, samimi ve sade olması sanırım. Toplumsal sorunlara dem vuran, doğruyu yanlışı gösteren, ahlak dersi veren çok çocuk kitabı var ama hepsi çocukla istenilen bağı kuramıyor. Bunun çözümünü bulmak için Fatih Erdoğan ın kullandığı dili incelemek yeterli. Ceren Deniz e dönelim. MATEMAT SEVMEYENLER N D KKAT NE Ceren i kaçıran adamlar babasından fidye isteyecekler ama istedikleri para tam olarak üçe bölünemezse başları çok sıkışacak. Tam da böyle oluyor zaten, çünkü Ceren Deniz in babası en fazla beş bin lira verebileceğini söylüyor onlara. Bu adamlar için çocuk kaçırmak bile bölme işlemini yapmaktan daha kolay. Bu durumu gören Ceren Deniz in aklına dahice bir fikir geliyor. Ama öncesinde Ceren Deniz i de biraz tanımak lazım. Bu küçük kız sayılarla epey haşır neşir olan, hayat boyu işine yaramayacağını söyleseler bile Matematik dersini çok sevmekten vazgeçmeyen, bakkalda çakkalda gördüğü her şeyi saymaya başlayan bir çocuk. Dolayısıyla beş bini üçe bölmek onun için çocuk oyuncağı. Ama Ceren Deniz kolay lokma değil tabii, adamlardan parayı aralarında nasıl pay edecekleri konusunda yardım etmenin karşılığında öyle bir şey talep ediyor ki; sonunda paylaşılacak para kalmıyor. Nasıl olduğunu anlatmayacağım elbette. Ama okuduktan sonra dilimden düşüremediğim bir bölümü de yazmadan da edemeyeceğim: Kaç para düşüyor? Uzun bir sessizlik oldu. Ceren Deniz in bu sorusunu her iki adam da duymuş oldukları halde sanki hiç duymamış gibi davranıyorlardı. Sanki Ceren Deniz Kaç para düşüyor? dememiş de Köfte olsa da yesek demişçesine kayıtsız davranmaya çalışıyor, biri ceketinin sallanmakta olan düğmesini parmağıyla döndürüp dururken, saçsız olanı eliyle kafasını okşayıp duruyordu. Eğlenceli okumalar diliyoruz. Resimleyen: Mustafa Delioğlu Tatilin lk Günü Denizler Alt nda K rm z Somon Acaba p d klar Pora, tatilin ilk gününde mutlu bir şekilde yataktan kalktı, koridorda Nafiş teyze ile karşılaştı. Ne zaman koridorda Nafiş teyzeyle karşılaşsa ezileceğini düşünen Pora, o sabah tüm cesaretini topladı ve rahatça geçiverdi. O güne kadar gereksiz yere endişelendiğini anlayan Pora, duygularının algılarını değiştirebildiğini ve korkularını içinde boş yere büyüttüğünü öğrendi. Nesteren Gazio lu, Final Kültür Sanat Yay nlar, 64 s. Modern yaşamın insanlığa sağladığı kolaylıklar saymakla bitmez. Ancak bu faydaların yanında doğanın kirlenmesi ve çevremizi saran canlıların yaşamının olumsuz yönde etkilenmesi de üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Çevreci Dostlar dizisindeki tüm dostlarımız, çevremize yakından bakmamızı öneriyorlar. Aysun Berktay Özmen, Alt n Kitaplar, 40 s. Acaba, insanı sorgulamaya ve düşünmeye yönelten resimli bir kitap. Felsefi sorular, arkadaşlık, sevgi, keder duygularıyla ve kendi seçtiği hayatı yaşama cesaretine dair resimli bir öyküyle sarmalanarak okuyucuya sunuluyor. Ak n Düzak n, Jostein Gaarder, Pan Yay nc l k, Çev: Ayfer Erbaydar, 72 s. Denizlerdeki yavru balıkları kimler büyütür? Elbette, okyanusların yedi kat altında yaşayan Şıpıdıklar! Bu sevimli yaratıkların dünyasında her şey vardır. Ancak güzel sanatların ne olduğunu bilmezler. Bir gün ülkeleri Şıpıdıkya ya bir yabancı gelir. Ve bütün Şıpıdıklar önce heykel sanatıyla, sonra da güzel sanatların diğer dallarıyla tanışırlar. Nurgül Ate, Çizmeli Kedi Yay nlar, 64 s.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ ile ARDEV Vakfı nın birlikte düzen-lediği ileri düzey senaryo yazarlığı atölyesi 10 hafta sürecektir. Program hafta içi yapılacaktır.

Detaylı

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler 11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi, Akademik Düşünce Konferansları

Detaylı

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ Her yönüyle edip (edebiyatçý) ve öðretmen Ýbrahim Zeki Burdurlu nun ölümsüz bir yapýtý elinizi öpüyor. Burdurlu bu çalýþmasýnda, cennet Anadolu nun deðiþik yörelerinden

Detaylı

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY

SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE. Doç. Dr. Mutlu ERBAY SANAT EĞİTİMİ ÜZERİNE Doç. Dr. Mutlu ERBAY İstanbul 2013 Yay n No : 2834 İletişim Dizisi : 97 1. Baskı - Şubat 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 - 377-858 - 5 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler 1. Adı Soyadı : HALE TORUN 2. Doğum Tarihi : 07.07.1972 3. Ünvanı : Öğretim Görevlisi 4. Öğrenim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Marmara Üniversitesi 1994 Y.Lisans Radyo Televizyon ve

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ OKUMA KÜLTÜRÜ (5 EYLÜL - 21 EKİM) - Konuşmacının sözünü kesmeden sabır ve saygıyla dinler. - Başkalarını rahatsız etmeden dinler/izler. - Dinleme/izleme yöntem ve tekniklerini

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014 BİLİMKURGU: BAŞKA BİR VAROLUŞ MÜMKÜN Bilimkurgu bir bakışa göre Samosata lı Lukianos tan (M.S. 2. Yüzyıl) bu yana, başka bir bakışa göre ise 1926 yılında yayımcı Hugo Gernsbeack in scientifiction kelimesini

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ 7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik

Detaylı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı

Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Bir Kadın 3 Sanat Sergisi açıldı Muğla Valisi Amir Çiçek in katılımı ile Menteşe Belediyesi nin katkıları ile Konakaltı Kültür Merkezi nde gerçekleştirilen törenle sanatçı Eda Özdemir in Bir Kadın Üç Sanat

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

4.Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ. 1.İsim : Turgut. 2.Soyadı: Yüksel. 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi. Derece Alan Üniversite Yıl

4.Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ. 1.İsim : Turgut. 2.Soyadı: Yüksel. 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi. Derece Alan Üniversite Yıl ÖZGEÇMİŞ 1.İsim : Turgut 2.Soyadı: Yüksel 3.Ünvanı: Öğretim Görevlisi 4.Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İşletme Anadolu Üniversitesi 1998 Yüksek Lisans Doktora 5.Akademik Unvanlar Arts

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik BURCU ŞENTÜRK 1984 yılında Eskişehir de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü nü bitirdi. ODTÜ Sosyoloji Bölümü nde yüksek

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI Şubat Ayı E-Bülteni 1 İÇİNDEKİLER 1. Doğum günü Olan Yıldızlarımız 2. Mihver Dersler 3. Branş Dersler 4. Kulüpler 2 DOĞUM GÜNÜ OLAN YILDIZLARIMIZ

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK kimdir? Necip fazıl kısakürekin ailesi ve çocukluk yılları. 1934e kadar yaşamı 1934-1943 yılları hayatı Büyük doğu cemiyeti 1960tan sonra yaşamı Siyasi fikirleri

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

METİNLERİ SINIFLANDIRILMASI

METİNLERİ SINIFLANDIRILMASI Türk ve dünya edebiyatında ortaya konan eserler, amaçları ve içerikleri açısından farklı özellikler taşırlar. Bu eserler genel olarak üç ana başlıkta toplanır. Ancak son dönemde bu sınıflandırmaların sınırları

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort

www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort +90 444 1 352 /elaresort +90 444 1 352 www.elaresort.com www.elavillas.com /elaresort /elaresort Zarafet ve kaliteyle zenginleşen kusursuz bir dünya... L U X U R I S M Luxurism, sadece bir kelime değil; mükemmelliğin heyecan

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI 23NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI Bitkileri tanıdık. Bitkileri gözlemledik. Bitki türlerini isimlendirdik. Bitkilerin

Detaylı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı

Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede Yaz Sanat Kulübü 2010 Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Fener-Balat bölgesinde yaşayan çocuklar ve kadınlar için eğitim, kişisel gelişim ve sağlık gibi konularda projeler yürütüp kültürel

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ

KAZANIMLAR OKUMA KONUŞMA YAZMA DİL BİLGİSİ EYLÜL 1-2 (16-27-EYLÜL 2013) DOĞA VE EVREN İSTİKAL MARŞI-İKİNDİLER Türkçe Dersine Yönelik Tutum Ölçeği İLKÖĞRETİM SI 1. Okuma kurallarını uygulama:1.5 Okuma yöntem ve tekniklerini kullanır.2. Okuduğu metni

Detaylı

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ - Basın Toplantısı Haber Küpürleri - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel 13.01.2015 Salı Adana İşi nde acayip soygun Bir Acayip Soygun Adana İşi adlı uzun metraj filmin çekimleri

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

Küçük Yaşar ın Öyküsü. Alucura Çayevi

Küçük Yaşar ın Öyküsü. Alucura Çayevi Küçük Yaşar ın Öyküsü Alucura Çayevi Yalvaç Ural (1945, Konya) Kitaplarının sayısı 100 ü aşan yazarın yurtiçinde ve yurtdışında pek çok ödülü bulunmaktadır. Kitapları Almanca, İngilizce, Sırpça, Hırvatça,

Detaylı

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK Resimleyen: Vaghar Aghaei cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri İç ve Kapak Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Güldal

Detaylı

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM DEKO TASARIM Senem ÖZTÜRK / senem.ozturk@alem.com.tr Biliyorum ki dekoratör sözcüğü bugün pek de popüler değil, hatta modası geçmiş bir ifade fakat yine de kendimi dekoratör olarak tanımlamak bana daha

Detaylı

'Yaşam, seçimler üzerine kurulu'

'Yaşam, seçimler üzerine kurulu' 'Yaşam, seçimler üzerine kurulu' Yeni yıl için yeni kararlar almak, yeni seçimler yapmak zorunda olanlar, Prof. Dr. Kemal Sayar'ın önerilerini okumadan adım atmasın. Psikiyatr olan Prof. Dr. Kemal Sayar

Detaylı

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 2002 yılından beri Koç Üniversitesi nde lisans ve lisansüstü toplam 16 farklı dersi, 35 farklı şubede anlattım. 8-10 kişilik küçük sınıflara

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL

BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL BİN YILLAR BOYU AZİZ İSTANBUL Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfinle kurul Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Detaylı

Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek

Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek Tarih: 19.01.2013 Sayı: 2014/01 İSMMMO dan Türkiye nin Yaratıcı Geleceği / Y Kuşağı Raporu Türkiye nin geleceğini 25 milyonluk kitle belirleyecek İSMMMO nun Türkiye nin Yaratıcı Geleceği / Y Kuşağı adlı

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu YAZ DEMEDEN ÖNCE Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni gulseminkucba@terakki.org.tr AMACIMIZ Okuma ve yazma eylemlerini temellendirmek, Yaratımla ilgili her aşamada yaratıcılığın bireyin gözlem ve birikimlerine

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HÂLÂ HARİKA

ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HÂLÂ HARİKA Zehra İpşiroğlu ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HÂLÂ HARİKA Resimleyen: Gözde Bitir Bu kitabın ilk baskısı ÇYDD için Toroslu Kitaplığı tarafından yapılmıştır. Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Düzelti: Leyla Nebioğlu Kapak

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

geliştirmemize yardımcı olur.

geliştirmemize yardımcı olur. 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; PYP disiplinler üstü temaları ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı 30 Kasım 2008 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu nun organize ettiği Beypazarı Köyleri fotoğraf

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

DENİZ EĞİTİM ATÖLYELERİ. OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR

DENİZ EĞİTİM ATÖLYELERİ. OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR DENİZ EĞİTİM ATÖLYELERİ OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR Amaç: Çocukların denizlerde kirliliğine neden olan atıkları gözlemlemesi ve kirliliğin deniz yaşamına etkileri konusunda

Detaylı

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür.

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Kullanılmayan beyinde kısmi ve genel büzülme meydana gelir. Bilim adamlarının araştırmaları,

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi

İBRAHİM DEMİREL FOTOĞRAF DİLİNDE BİR SÖYLEŞİ. asosöyleşi FOTOĞRAF DLNDE BR SÖYLEŞ K R K Y L N B R K M BRAHM DEMREL brahim DEMREL, 1941 yılında Malatya Akçadağ ilçesi Durulova (Körsüleyman) köyünde doğdu. lkokulu köyünde okuduktan sonra Akçadağ Öğretmen Okulu,

Detaylı

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya

MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya ÖTÜKEN MehMet Kaan Çalen, 07.04.1981 tarihinde Edirne nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Keşan da tamamladı. 2004 yılında Trakya Üniversitesi, Tarih Bölümü nden mezun oldu. 2008 yılında

Detaylı

KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ

KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ Mustafa Köz KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Mustafa Köz Mustafa Köz KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ Resimleyen: Yasemin Ezberci Yayın Koordinatörü:

Detaylı

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER Burçin BAŞLILAR Sınıf Öğretmeni burcinbaslilar@terakki.org.tr SUNUM İÇERİĞİ Yaratıcılık Nedir? Neden Yaratıcı Yazma? Yaratıcılığı Engelleyen Faktörler Yaratıcı Yazmaya

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Büyüme Romanı (Bildungsroman) Kavramı Etrafında Aşk-ı Memnu ve Roman Kişisi Nihal

İÇİNDEKİLER. Büyüme Romanı (Bildungsroman) Kavramı Etrafında Aşk-ı Memnu ve Roman Kişisi Nihal MİLLÎ EĞİTİM EĞİTİM-KÜLTÜR-SANAT 3 AYDA BİR YAYINLANIR BAHAR 2004 Sayı:162 ISSN 1302-5600 Milli Eğitim Bakanlığı Adına Sahibi Yayımlar Dairesi Başkan V. Şadi KESKİN Yazı İşleri Müdürü Ali KARAÇALI Süreli

Detaylı

Öykü Bir Çiftçi İki Memuru Nasıl Besledi? saltıkov şçedrin (aslı idil kaynar) Şiir Fotoğraf rıdvan salih

Öykü Bir Çiftçi İki Memuru Nasıl Besledi? saltıkov şçedrin (aslı idil kaynar) Şiir Fotoğraf rıdvan salih 3 8 9 12 16 Haberler Şiir Heykellerle Hasbihal mert öztürk Öykü Bir Çiftçi İki Memuru Nasıl Besledi? saltıkov şçedrin (aslı idil kaynar) İnceleme Son Oyun Üzerine fırat demir Dsoya Akbil i Biten Prenslerimiz

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.

Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler. Bunu herkes yapıyor! -Gerçekten herkes mi? Nasıl korunmam gerektiğini biliyorum! -Kalbini, gönlünü nasıl koruyacaksın? www.gerçeksevgibekler.de www.wahreliebewartet.de Avrupa ülkelerindeki gençlik denilince

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

SOSYAL DUVARLARI YIKALIM DOĞRU SÖZLÜK. #dogrusozluk

SOSYAL DUVARLARI YIKALIM DOĞRU SÖZLÜK. #dogrusozluk SOSYAL DUVARLARI YIKALIM DOĞRU SÖZLÜK Merhaba, Neredeyse her gün gazete ve TV lerde karşılaştığımız manşetler, haberler, diziler ve sinema filmleri bizi bu kitapçığı hazırlamaya yönlendirdi. Türkiye de

Detaylı

TEB Eczacılık Akademisi 2015 Yılı Bilim Hizmet ve Teşvik Ödülleri Sahiplerine Takdim Edildi

TEB Eczacılık Akademisi 2015 Yılı Bilim Hizmet ve Teşvik Ödülleri Sahiplerine Takdim Edildi TEB Eczacılık Akademisi 2015 Yılı Bilim Hizmet ve Teşvik Ödülleri Sahiplerine Takdim Edildi Türk Eczacıları Birliği Eczacılık Akademisi tarafından 2005 yılından bu yana her yıl, eczacılık bilimleri alanında

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum.

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum. Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı, Sayın Milli Eğitim Müdürü, Darüşşafaka Cemiyeti nin Sayın Başkanı ve Yöneticileri, Saygıdeğer Öğretmenlerimiz, Darüşşafaka daki temel öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp,

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

OKUMA-YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

OKUMA-YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI AYLIK BÜLTEN OKUMA-YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI Yönergeye uygun çizgi çalışmaları yaptık. 6 rakamı ile büyük ve küçük İ harflerini boyadık ve yazdık. Sağ-Sol, Sıcak-Soğuk, Batar-Batmaz, Uzun-Kısa, Dik-Eğri-Eğik,

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri Dil Gelişimi Yaş gruplarına göre g temel dil gelişimi imi bilgileri Çocuklarda Dil ve İletişim im Doğumdan umdan itibaren çocukların çevresiyle iletişim im kurma çabaları hem sözel s hem de sözel olmayan

Detaylı

8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 8. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ * Koyu renkle yazılmış kazanımlar; ulusal sınavlarda (SBS...gibi) sınav sorusu olarak çıkabilen konulardır; diğer kazanımlarımız temel ana dili becerilerini geliştirmeye

Detaylı

Öğretmen Sohbetleri II "İnsan İlişkilerine Dair Psikoloji Söyleşileri"

Öğretmen Sohbetleri II İnsan İlişkilerine Dair Psikoloji Söyleşileri Öğretmen Sohbetleri II "İnsan İlişkilerine Dair Psikoloji Söyleşileri" Terakki Vakfı Okulları Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servisi olarak kurumumuzda çalışan arkadaşlarımıza yönelik, içeriği eğitimin

Detaylı

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz.

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. YARATICI OKUMA DOSYASI En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. MAVİŞ Mavişe göre Dünya nın ¾ nün suyla kaplı olmasının nedeni nedir?...... Maviş in gözünün maviden başka renk görmemesinin

Detaylı

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar.

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar. MESLEĞE VEDA From: Güney Dinç Sent: Wednesday, April 16, 2014 1:56 PM To: Subject: [ÇEHAV] Mesleğe Veda Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum.

Detaylı

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa.

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Elveda Rumeli Merhaba Rumeli İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Hamdi Fırat BÜYÜK* Balkan Savaşları nın 100. yılı anısına Kitap Yayınevi tarafından yayınlanan Elveda Rumeli Merhaba

Detaylı

SAĞLAM BİR GEÇMİŞİN MUTLU BİR ÜZERİNDE YÜKSELİR...

SAĞLAM BİR GEÇMİŞİN MUTLU BİR ÜZERİNDE YÜKSELİR... YAŞAM MUTLU BİR SAĞLAM BİR GEÇMİŞİN ÜZERİNDE YÜKSELİR... İnşaat dünyası yeni bir vizyonla tanışıyor. Bu bir yaşam ve gelecek vizyonu. Bu vizyonun geçmişinde güç, temelinde güven var. İş dünyasının ve Türkiye

Detaylı

8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ

8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ 8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ ÇOCUKLARIMIZIN GELİŞİM DÖNEMİ ÖZELLİKLERİNİ BİLMEK NE

Detaylı

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)

10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) 10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının

Detaylı

Foto: Savaş Ekşioğlu

Foto: Savaş Ekşioğlu Foto: Savaş Ekşioğlu Geleneksel Ebru sanatı ile digital teknolojileri ilk kez buluşturan bir sergi: HARALD A MEKTUP Konstantin A. Schmidt in digital ortama taşıdığı Ebru lardan oluşan Harald a Mektup adlı

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

OKUMA-YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

OKUMA-YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI AYLIK BÜLTEN OKUMA-YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI Serbest ve yönergeye uygun çizgi çalışmaları yaptık. 8 rakamı ile büyük ve küçük Ö harflerini boyadık ve yazdık. Altında-Arasında-Üstünde, Baş- Son kavramlarını

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı