SDE Analiz. Kamusal Alan ve Başörtüsü. Ahmet DEMİRHAN

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SDE Analiz. Kamusal Alan ve Başörtüsü. Ahmet DEMİRHAN"

Transkript

1 Kamusal Alan ve Başörtüsü Ahmet DEMİRHAN

2 İçindekiler Giriş... 4 Kamusal Alan Nedir?... 6 Alternatif Kamusal Alan Tezleri... 9 Türkiye de Kamusal Alan...10 Temsili Kamu nun Geri Dönüşü...15 Sonuç...17 SDE ANALİZ Aralık 2010

3 Özet Bu çalışma, son yıllarda başörtüsü ile ilişkilendirilmeye çalışılan kamusal alan kavramının, ortaya çıktığı dönemden itibaren ne anlama geldiğini, nasıl tanımlandığını, eleştirilerle birlikte nasıl bir dönüşüm geçirdiğini inceliyor. Her ne kadar ortaya çıkışından itibaren çeşitli eleştirilerle içeriğinin zenginleşmesine şahit olunsa da, toplumun farklı kesimlerinin belirli bir vasat ta birbirleriyle iletişim ve etkileşim içinde olma vasfını hiç bir zaman kaybetmediğine dikkat çekerek, kamusal alan ın toplumun daha da demokratikleşmesi için toplum kesimlerinin sürece katılımlarını işaret ettiğini vurguluyor. Türkiye de kamusal alan kavramının kullanım tarzlarını kısaca değerlendiren çalışma, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer in, AK Parti nin iktidara gelmesinin hemen akabinde, kamusal alan ı başörtüsü ekseninde tanımlayarak, onu devlet otoritesinin temsil edildiği bir alana çevirme girişiminin anlamları üzerinde duruyor. Kamusal alan ı özellikle başörtülü lerin görünür olmaya başladıkları bir alan olarak tanımlama çabalarına eleştirel olarak yaklaşan çalışmada, herhangi bir din gibi İslam ın da bir toplumsal hareket olarak değil kamusal din çerçevesinde ele alınmasının kamusa alan ı kavramın içeriğine ve işlevine uygun bir hale sokabileceği vurgulanıyor. Çalışma, Sezer in müdahalesiyle dönüşen kamusal alan kavramının, devlet otoritesine yaslanır bir hale getirilmesi yanında, özellikle yargı bürokrasisinin toplumdaki gücünü arttırmaya dönük bir veçhesi olduğunu; siyasal partilerin kendilerini ifade etmelerinin önüne ket vurduğunu ve başörtüsü nü bir hukuk problemi haline getirdiğini ileri sürüyor. Neticede başörtüsü sorununun hukuki yollarla çözülebileceğini; ancak bunu sağlamanın en önemli aşamasının canlı bir kamusal alan ın varlığı olduğunu belirtiyor. Anahtar Kelimeler: kamusal alan, başörtüsü, kamusal din, temsili kamusallık, demokratikleşme, katılım, müzakere, toplumsal vasat.

4 Kamusal Alan 4 Giriş Sezer in Anayasa Mahkemesi nin bir takım kararları na gönderme yaparak ve hatta toplumun gündeminden çıkmış bulunduğunu iddia ederek başörtüsü nü kamusal alan a bağlaması, AK Parti nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimlerinden yaklaşık 20 gün sonraya denk geliyor. Türkiye de kamusal alan kavramının tarihi incelenecek olursa her halde 24 Kasım 2004 tarihini bir dönüm noktası olarak almak gerekir. Bu tarihte, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Anayasa yı resmen yorumlamaya yetkili tek organ olan Anayasa Mahkemesi nin çeşitli kararları na atıfta bulunarak, Özel alanda özgürlük kapsamına girdiğinde kuşku bulunmayan başörtüsünün, kamusal alanda kabul edilip edilemeyeceği sorunu Anayasa Mahkemesi kararlarıyla çözülmüştür dedi. Sezer, Toplumun gündeminden çıkmış bulunan başörtüsünün yeniden sorun durumuna getirilmesinin kimseye yararı yoktur cümlesiyle sorunun sadece resmen değil, toplumsal olarak da çözüldüğünü ifade etti. 1 Böylece özellikle 12 Eylül 1980 darbesinden sonra YÖK ün kurulmasıyla başlayan üniversitelerde başörtüsü nün yasaklanması, Ahmet Necdet Sezer in müdahalesiyle, kamusal alan la ilişkilendirmiş oldu. Aslında Sezer, başörtüsü nü kamusal alan ile ilişkilendirirken iki şey birden yaptı. Birincisi, daha çok öğrencilerin bir sorunu olarak görülen başörtüsü yasağı, (daha çok eşleri dolayısıyla) kamu görevlilerini ve siyasetçileri de ilgilendirir bir hal aldı. Gerçi özellikle 28 Şubat sürecinde eşi başörtülü bürokratlar ya da kamu görevlileri, bir biçimde cezalandırılmışlardı; ancak bu cezalandırma, hep başka gerekçeler öne sürülerek gerçekleştirilmişti. Sezer e kadar başörtüsü yasağının öğrenciler dışında doğrudan muhatabı olmamıştı. Fazilet Partisi nden milletvekili seçilerek Meclis e giren Merve Kavakçı nın Meclis ten atılması buna bir istisna gibi görülse de, o zaman Kavakçı kamusal alan değil kılık-kıyafet öne sürülerek böyle bir muameleye muhatap olmuştu ve dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, atın bu kadını dışarı diye bitirdiği o meşhur konuşmasında bile, Türkiye de hanımların giyim kuşamına, başörtüsüne özel yaşamlarında hiç kimse karışmıyor. Ancak burası hiç kimsenin özel yaşam mekanı değildir dese de kamusal alan a atıfta bulunmamıştı. Sezer in Anayasa Mahkemesi nin bir takım kararları na gönderme yaparak ve hatta toplumun gündeminden çıkmış bulunduğunu iddia ederek başörtüsü nü kamusal alan a bağlaması, AK Parti nin iktidara geldiği 3 Kasım

5 2002 seçimlerinden yaklaşık 20 gün sonraya denk geliyor. Sezer in sözkonusu konuşmasını yapmasından üç gün önce, 21 Kasım da ise, iktidarı devralan AK Parti nin çoğunluk oylarıyla Meclis Başkanlığı na seçilen Bülent Arınç, bir NATO toplantısına katılmak için Prag a giden Sezer i başörtülü eşiyle birlikte uğurlamış; şimdiye kadar Cumhurbaşkanlarının uğurlanma törenlerinde TBMM Başkanlarının eşlerinin de bulunduğunu hatırlatarak, törene eşsiz katılmayı Cumhurbaşkanı na hakaret sayacağını ifade etmişti. Ancak medyada protokolde türban konulu tartışmalar yoğunlaşırken, Sezer in, yıl içinde TBMM Başkanı sıfatıyla Bülent Arınç ın verdiği iki ayrı resepsiyona katılmadığı görüldü. Bunlardan ilki, Ulusal Egemenlik Bayramı vesilesiyle, Arınç ın 23 Nisan 2003 te ve diğeri de TBMM nin yeni yasama yılına başlamasıyla dolayısıyla 1 Ekim 2003 te Meclis te verdiği resepsiyon davetleriydi. Sezer in resepsiyonlara katılmamasının gerekçesi 29 Ekim 2003 te Cumhuriyet Bayramı vesilesi ile Çankaya Köşkü nde düzenlenen resepsiyonun davetiyelerinde ortaya çıktı: Sezer, özellikle milletvekilleri için, iki türlü davetiye gönderdi: AK Partili eşi başörtülü milletvekilleri için eşsiz, eşi başörtülü olmayan milletvekilleri için de eşli davetiye. Bunu da 24 Kasım 2002 deki konuşmasında ifadesini bulan yorum unu tekrar ederek Çankaya nın kamusal alan olmasına bağladı ve Çankaya Köşkü ne başörtülülerin giremeyeceğini ifade etti. 2 Böylece Sezer in bu müdahalesiyle, 12 Eylül ve YÖK ile birlikte çağdaş kıyafet zorunluluğu olarak açıklanan başörtüsü meselesi, kapsamı genişletilerek, kamusal alan etrafında sorunsallaştırılmaya başlandı. Sezer in müdahalesiyle birlikte ortaya çıkan ikinci dikkat çekici husus, kamusal alan ın tarifini Anayasa ya bağlama girişimidir. Her ne kadar Sezer, kamusal alan a dair bir tanım sunmasa da, Anayasa Mahkemesi nin kararı na atıfta bulunması, onun Anayasa dan çıkarsanan bir alan olduğu izlenimi veriyordu. Ancak, bu da doğrudan Sezer in kendi müdahalesi sonucu oluşan bir izlenimdi. Çünkü Sezer muhtemelen kendisinin Anayasa Mahkemesi üyeliği sırasında, 1990 yılında, YÖK yönetmenliğinde Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile; yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir şeklinde yapılan bir kanun değişikliğin Anayasa Mahkemesi ne götürülmesi üzerine alınan kararı kastetmekteydi. Ancak Anayasa Mahkemesi, iptal istemiyle yapılan başvurunun aleyhinde karar vermiş ve değişikliği Anayasa ya uygun bulmuştu. Tuhaf olanı, bir yıl kadar sonra, 1991 de başvurunun reddine dair açıkladığı gerekçeli kararı nda, değişikliğin nasıl anlaşılması gerektiğine dair bir yorum a gitmesi ve Anayasa ya uygun olduğunu belirttiği üniversitelerde kılık ve kıyafeti serbest bırakan düzenlemeye, düzenlemede olmamasına rağmen, çağdaş kıyafet ve görünüme ters düşen dinsel nitelikli kılık ve kıyafetin serbest bırakılmasını öngörmeyen diye kayıt düşmesiydi. Kamusal Alan 5 Sezer in müdahalesiyle birlikte ortaya çıkan dikkat çekici husus, kamusal alan ın tarifini Anayasa ya bağlama girişimidir. Her ne kadar Sezer, kamusal alan a dair bir tanım sunmasa da, Anayasa Mahkemesi nin kararı na atıfta bulunması, onun Anayasa dan çıkarsanan bir alan olduğu izlenimi veriyordu.

6 Kamusal Alan 6 Daha da tuhaf olanı ise, o dönemde Anayasa Mahkemesi üyesi olan Sezer, bu sınırlayıcı yorum yönteminin başörtüsünü yasaklamaya yetmeyeceğini ve yasak için düzenlemenin iptal edilmesi gerektiğini ifade ederek, Mahkeme nin kararına muhalefet etmesiydi. Dolayısıyla Sezer in Anayasa Mahkemesi nin kararıyla çözüldüğünü söylediği başörtüsü sorunu, aslında, kendi yorumuna göre çözülmemişti. Öte yandan, ne 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel döneminde ve ne de Ahmet Necdet Sezer in göreve geldiği ilk yıllarda, Cumhuriyet resepsiyonlarında olsun diğer resmi merasimlerde olsun, başörtülü konuklar sorun teşkil etmemişti. Öyleyse sorunun AK Parti nin iktidarıyla birlikte başlaması, bu anlamda dikkat çekici. Türkiye de kamusal alan a dair tartışmalara bakıldığında onun ne olduğundan çok neresi olduğu sorusunun daha çok önplana çıktığını müşahede ediyoruz. Elbette kamusal alan bir alan ; ancak alan ifadesi, sınırları belirli mekânsal bir içerikten ziyade bir vasat ı; kamu nun etkileşim içinde olduğu bir vasıta yı işaret ediyor. Burada, bu ve benzeri meseleler etrafında kamusal alan ın ne olduğu sorusuna cevap ararken, öncelikle kavramın ortaya çıkışından itibaren kazandığı anlamlar üzerinde durulacak; akabinde Türkiye de kamusal alan ın oluşumuna dair düşünceler ele alınacak. Bu çerçevede Sezer sonrası kavramın kullanılış biçimi, kamusal alan kavramının yapısal ve tarihsel oluşumu açısından değerlendirilecek ve eleştirilecek. Sonuçta, başörtüsü nün kamusal alan bağlamında yeri nin olup olmadığı sorusuna cevap bulunmaya çalışılacak. Kamusal Alan Nedir? Türkiye de kamusal alan a dair tartışmalara bakıldığında onun ne olduğundan çok neresi olduğu sorusunun daha çok önplana çıktığını müşahede ediyoruz. Elbette kamusal alan bir alan ; ancak alan ifadesi, sınırları belirli mekânsal bir içerikten ziyade bir vasat ı; kamu nun etkileşim içinde olduğu bir vasıta yı işaret ediyor. 3 Bu açıdan kamusal alan aslında bir metafor; dahası bir soyutlama. Şimdilerde basın için kullandığımız, ancak daha çok araçlar, vasıtalar, ortamlar anlamlarına da gelen bir medya ortamı kamusal alan. Zaten kamusal alan ın tarihsel olarak ortaya çıkışına vesile olan vasat da, öncelikle, fikirlerin değiş-tokuş edildiği ortamlar oldu. Kavramın fikir babası olan Jürgen Habermas ın bundan 40 yıl kadar önce yayınladığı Kamusal Alanın Yapısal Dönüşümü adlı kitabı, öncelikle böyle bir vasat ın hangi koşullarda ve nasıl ortaya çıktığını ve hangi yapısal dönüşümlerden geçtiğini analiz eden bir çalışma. 4 Yine de kamusal alan medyanın sunduğu imkânlardan daha fazlasını işaret eden bir vasat olarak kullanılan bir terim. Habermas ın kamusal alan ı tasarlamasında bir yanıyla tarihsel ve diğer yanıyla da yapısal unsurlar önem arzeder. Tarihsel unsurlar, modern toplumların arefesinde, sarayın, soyluların ve kilisenin halk önünde bir takım işaretler, armalar, kılık-kıyafet ya da retoriksel araçlar vasıtasıyla temsil edilmesine da-

7 yalı temsili bir kamusallık ın dönüşümünü içerir. Orta Çağlar a ait bu temsili kamusallık ta kamu, otoriteyi temsil eden bünyedir; bunun karşısında ise temsilin nesnesi olan yığınlar yer alır. Temsiliyet bu yığını içine almayacak bir tarzda, ama onların önünde gerçekleşir. Türkiye de kamusal alan kavramının kullanım biçimlerinde ziyadesiyle önplanda yer aldığını rahatlıkla söyleyebileceğimiz, ancak Batı da modern dönemin başlangıcında yapısal olarak değişen temsili kamusallık taki bu dönüşümü Habermas, iki farklı gelişimi birbirlerine paralel olarak kurgulayarak anlamlandırmaya çalışır. Bir yandan, somut bir otorite nin belirli bir düzen içinde kendisini daimi olarak kurumsallaştırdığı bir dönüşüm vardır: bu dönüşüm içinde kamu maliyesi, mülki idare, parlamento ve benzeri aygıtlar biçimlenmeye ve soyut anlamlar kazanmaya başlamıştır. Ancak bunu, kendisini parçalayarak, kendisi için de bir özel alan yaratarak başarabilmiştir. Ancak bunların müşahhas ve keyfiyete dayalı bir bünyeyi işaret eder bir halden soyut, sınırları ve işlevleri belirli bir sistem e evrilmelerinde alttan gelen tazyiklerin de payı vardır. Diğer yandan ise, bu tazyiklerin en belirgin unsurları olarak, pazarların gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla sermaye birikimi sağlamaya başlayan kentli sınıfların kendi özel çıkarlarının peşinde koşabilecekleri ilişkiler ağı da kendisini göstermeye başlamıştır. Burjuva kesimini oluşturan bu unsurlar, özerk bir özel alan oluşturarak kendi örgütlenme tarzlarını geliştirmişler ve daha evvelden ev in ya da aile nin sahası olarak tasarlanan bu özel ağlarını alenileştirmeye ve kamu nun ilgi alanı kılmaya başlamışlardır. Böylece kamu otoritesi olarak kurumsallaşan bir otoritenin işleyişini dengeleyecek bir toplumsal mekanizmanın oluşmasını sağlamışlardır. Dolayısıyla bugün kullanılan anlamıyla kamu, biraz da özel denilen alanların genişlemesiyle oluşmuştur. Pazar ilişkilerinin gelişmesiyle şekillenen bu yeni kamusallığa paralel olarak ortaya çıkan ikinci gelişim, böylesi bir kamu nun iletişim ve etkileşim alanını belirleyen aygıtların belirmesidir. Öncelikle pazarlarda dolaşan mallarla birlikte haber de dolaşıma sokulmuş ve bir iletişim mekanizması olarak basının nüveleri atılmıştır. Kentli sınıf kamu erki nin de denetimine almaya çalıştığı basın aygıtlarına hızlı bir biçimde sahiplenirken diğer yandan da kent ortamlarında beliren, kültürel ve edebi ortamlar olarak salon ve kafelerdeki birikimi de arkasına almayı başarabilmiştir. Böylece bir yandan basın aygıtlarını ve diğer yandan da özellikle kültürel ortamlardaki aydınlanmacı fikirleri dolaşıma sokma becerisini gösterebilmiş ve kamusal alan ın politik bir çehre kazanmasına yol açmıştır. Kamusal Alan 7 Burjuva kesimini oluşturan unsurlar, özerk bir özel alan oluşturarak daha evvelden ev in ya da aile nin sahası olarak tasarlanan bu özel ağlarını kamu nun ilgi alanı kılmaya başlamışlardır. Böylece kamu otoritesi olarak kurumsallaşan bir otoritenin işleyişini dengeleyecek bir toplumsal mekanizmanın oluşmasını sağlamışlardır. Habermas ın kamusal alan ı tasarlarken yaslandığı yapısal unsurlar tarihsel olarak oluşmakta olan modern devlet aygıtlarına (kamusal otoriteye) karşı

8 Kamusal Alan 8 Habermas ın kamusal alan ı tasarlarken yaslandığı yapısal unsurlar tarihsel olarak oluşmakta olan modern devlet aygıtlarına (kamusal otoriteye) karşı toplumun denetleyici gücünü gösteren ve demokratik bir katılımın imkânını vaadederek hem toplumu ve hem de devlet erkini dönüştürme şansına sahip olabilen bu politik çehredir. toplumun denetleyici gücünü gösteren ve demokratik bir katılımın imkânını vaadederek hem toplumu ve hem de devlet erkini dönüştürme şansına sahip olabilen bu politik çehredir. Ancak Habermas, daha demokratik bir toplum vadeden kamusal alan ı oluşturan etkileşim ve iletişim vasat ının, rasyonel olarak kurulduğunu varsaymaktadır. Çünkü bu vasat ta şekillenen iletişim ve etkileşim, sadece yeni kentli sınıfın kendi özel çıkarlarının biçimlendiği ortamlar değildir. Yeni kentli sınıf, bir yandan kamu erkinin şekillenmesinde pay sahibi olan gelişmelerin dayanağı olarak devletin var olmasını mümkün kılmıştır; diğer yandan ise kültürel ve edebi ortamlarda eski soylu sınıflardan öğrendiği şeyler vardır ve soylular da devam eden varlıklarının kentli sınıfın mevcudiyetine borçlu olduklarının farkındadır. Bunlara edindiği ekonomik güç de eklenince, kendi çıkarlarını toplumun bütününün çıkarı olarak sunabilecek rasyonel ve eleştirel vasıtalara rahatlıkla sahip olabilmektedir. İşte bu özelliklerdir ki kamusal alan ın devlet erki karşısında eleştirel ve rasyonel bir vasat olmasını sağlamakta ve kendisi dışında toplumun diğer kesimleri için de ortak bir toplum vaadi sunabilmekteydi. Ne var ki, Habermas kamusal alan ın çöküşünden, dolayısıyla bir vasıta olarak işlevsel kılmaya çalıştığı imkânların ortadan kaybolmaya yüz tuttuğundan da bahsetmektedir. Bunun başlıca nedeni, ona göre, demokratik siyasetin bir vasıta sı olan kamusal alan ı boğacak etkenlerin devreye girmesi ve kamusal alan ın, kamu nun faydasına değil, belirli ellerin kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde dönüştürmesi ve manipüle edilebilir olmasıdır. Bu, devletin sosyal devlete dönüşerek ve refahı paylaştırma yöntemleri kurarak kamu ya daha fazla nüfuz edecek mekanizmalar bulmasının; eleştirel ve rasyonel müzakerelerin vasıtası olması beklenen basınının kamusal kanaatler oluşturarak kamuyu manipüle etmeye başlamasının; kamusal vasatın oluşması için gerekli kamu oyu nun araştırma ve istatistiksel verilerle ölçülmesi çabalarının ve benzeri araçsal mekanizmaların yaygınlaşmasıyla yaşanan yapısal bir dönüşümdür. Habermas, bu dönüşüne ve çöküşe rağmen, kamusal alan ın vaadinin 5 gerçekleşme imkânına ve kamu nun ortak bir toplum projesinde buluşabilme ihtimaline inanmayı sürdürse de aslında kamusal alan gibi bir vasatı demokratikleşme yolunda kurumsallaştırabilecek söylemsel pratiklerin olmayışı ya da bu söylem pratiklerinin manipüle edilmesi, onu ideal bir düzeyde tanımlamayı beraberinde getirmektedir. Bu ideal düzeyde, bir yanda devlet erkinin, diğer yanda kendi özel çıkarları için devletin örgütlenmesi ve meşruiyet araçları dışında örgütlenmiş özel şahsiyetlerin oluşturduğu sivil örgütlenmelerin arasında bir ara vasat konumuna sahip olsa da kamusal alan, toplum içindeki

9 sınıflarına, statülerine, cinsiyetlerine ve benzeri farklılık arzeden durumlarına bakılmaksızın herkesin serbestçe ve açık olarak erişebileceği bir iletişim ve etkileşim alanı varsaymaktadır. Bir anlamda toplumu birbirine bağlayacak bir bağın ortaklaşa oluşumunu öngörmektedir. Bu açıdan, rasyonel olduğu kadar normatiftir ve bu toplumsal bağı oluşturacak kaidelerin ortaklaşa inşa edilmesini hedefler. 6 Kamusal Alan 9 Alternatif Kamusal Alan Tezleri Habermas ın, toplumda daha demokratik bir yapıyı vadetme ve toplumsal unsurların birbirleriyle iletişim ve etkileşim içinde kendi toplum ideallerini gerçekleştirme mekanizması olarak kurguladığı bu kamusal alan kavramının, eleştirel bir işlevi yerine getirdiğini ve aslında tarihsel bir dönemin ihtiyaçlarına dönük olduğunu vurgulamak gerek. Dolayısıyla bir amaç olan daha demokratik toplum idealine göre tasarlanmış kamusal alan kavramının, araçsal bir yönü de mevcuttur. Habermas ın tezi, Almanya nın kendine özgü koşullarında, özellikle de İkinci Dünya Savaşı ndan sonra ülkesinin karşı karşıya kaldığı bir bunalıma çare olarak önerilmiş bir teorik çaba olarak da görülür. Nazi dönemi sonrası Almanya nın normalleşmesi sürecinde ortaya atılan çeşitli tezlere karşı Habermas ın kendi çözüm yolunu sunması olarak değerlendirilir. Yani kavramın ortaya çıkışı ile idealleştirilmesi, Almanya nın normalleştirilmesi dönemine dayalıdır ve tarihseldir. Yine de kamusal alan kavramı, o kadar yoğun bir taleple karşı karşıya kalır ki başka toplumlar için ya da Batı toplumunda yaşanan başka gelişmeler için kullanılmak yanında Habermas ın kavramı kullanış biçimleri eleştiriye tabi kılınarak dönüşmekten, hatta çoğullaşmaktan kurtulamamıştır. Habermas ın kamusal alan teorisine yöneltilen eleştirilerin başında, onun yekpare bir kamusal alan öngörmesi ve bu doğrultuda eleştirilmesi geliyor. Bu tür eleştiriler, öncelikle, Habermas ın kamusal alan ının erkek-egemen bir durumu işaret ettiğini ileri süren feministlerden yöneltilir. Kamusal alan ın tarihsel olarak oluşumunda sadece kadınların değil, toplumun dışlanmış diğer kesimlerinin kendilerini ifade edebilecek bir vasat bulamadıklarını ileri süren bu eleştiriler, dışlanmışların da kendi kamusal alan larını oluşturduklarını ve böylece karşıt bir kamusal alan geliştiğini ifade ederek demokratik bir toplum ideali için bu karşıt kamusal alan ın da hesaba katılması gerektiğini öne sürer. 7 Kamusal alanların çoğulluğu ya da karşıt kamusal alanlar tezinin başka izdüşümleri de mevcut. Bunların başında, Habermas ın belli bir tarihsel dönemde ortaya çıkan ve dolayısıyla belirli toplumsal aktörlerin başat rol Kamusal alan ın oluşumunda sadece kadınların değil, toplumun dışlanmış diğer kesimlerinin kendilerini ifade edebilecek bir vasat bulamadıklarını ileri süren eleştiriler, dışlanmışların da kendi kamusal alan larını oluşturduklarını ve böylece karşıt bir kamusal alan geliştiğini ifade eder.

10 Kamusal Alan 10 Başını Shmuel N. Eisenstadt ın çektiği bir grup sosyal bilimci, Akdeniz evresinde gelişen ve eksen medeniyetler dedikleri bir alanda, alanında tek olduğunu söyledikleri Batı modernliği ne benzer bir toplumsal değişme ve modernleşme yaşandığını; bunun kamusal alan kavramı için de geçerli olduğunu ileri sürdükleri bir kamusal alan tezi geliştirdiler. oynadığı bir tarihsel dilimi idealleştirerek aslında bazı geleneklerin tarihsel dönüşümlerini daha avantajlı bir konuma yerleştirdiği yönündeki tez gelir. Her ne kadar Habermas, kamusal alan tezini geliştirirken İngiltere, Fransa ve Almanya da tarihsel olarak şekillenmeye başlayan güçleri göz önüne alsa da, bunun, Batı modernliği içinde, özellikle Protestan unsurlara daha ağırlık veren bir kamusal alan anlayışı olduğunu savunanlar mevcut. 8 Habermas ın tezinde özellikle Alman Protestan ve post-protestan kültürün hayli etkili olduğunu savunan bu görüşe göre, her ne kadar reformasyon ve Aydınlanma sonrası siyasal olarak geri çekilse de Katoliklik de kendine özgü bir alan oluşturdu. Daha çok Demir Perde nin yıkılmasıyla Doğu Avrupa da yaşanan gelişmelere paralel ortaya çıkan bu görüş, Latin Hıristiyanlığının sivil din kategorisi içinde kendisine kamu da bir karşılık bulmasına dikkat çekerek bu alanın önemine dair yorumların çoğalmasına yol açtı. Dolayısıyla, dini geleneklerin toplumsallaşma tarzlarına, modern dönemde yaşadıkları dönüşümlere ve topluma kendilerini yeniden arzetme biçimlerine bakılarak kamusal alan ın farklılık arzedebileceği ileri sürüldü. İslam toplumları için ise, başını Shmuel N. Eisenstadt ın çektiği bir grup sosyal bilimci, Akdeniz çevresinde gelişen ve eksen medeniyetler dedikleri bir alanda, alanında tek olduğunu söyledikleri Batı modernliği ne benzer bir toplumsal değişme ve modernleşme yaşandığını; bunun kamusal alan kavramı için de geçerli olduğunu ileri sürdükleri bir kamusal alan tezi geliştirdiler. İslam toplumlarının kendi iç dinamiklerine dayalı bir kamusal alan oluşturduğunu ileri süren bu sosyal bilimciler grubu, bu alan ın sözkonusu toplumlarda üretilen bilgiden iktidar ile toplum arasındaki ilişkilere yansıma biçimlerini tarihsel ve kavramsal olarak geliştirmeye çalıştılar. 9 Türkiye de Nilüfer Göle nin çoğul modernlikler çerçevesinde kurduğu, iletişim ve etkileşimden ziyade görünür olmaya dayalı modernist kamusal alan tezi, büyük oranda, bu kesimlerin yaklaşımlarından izler taşımaktadır. Türkiye de Kamusal Alan Türkiye de kamusal alan konusundaki görüşleri iki döneme ayırmak yanlış olmasa gerek. İlki, başörtüsü nün kamusal alan la henüz ilişkilendirilmediği ve genelde Habermas ın etkisi altında gelişen bir doğrultuda ülkede kamusal alan ın teşkil olması ya da olamaması konusunda geliştirilen görüşleri kapsar. Genelde özellikle 1980 sonrasında Türk toplumunda yaşanan gelişmeleri çözümlemeye ve dahası analiz etmeye yarayan bu kamusal alan tartışmalarının belirleyici gücü, 12 Eylül darbesinin toplumda yarattığı tahribatların anlaşılmasına dönük olmuştur. Ülkede daha önce var olan sivil toplumu baştan aşağı yıkıp yerine üstten belirlenen yeni bir sivil toplum yaratma gayesi güden

11 12 Eylül mantığının Özal ile birlikte yaşadığı kırılma ve toplumun neo-liberal politikalarla dışa açılmaya başlaması sonucunda geçirdiği değişimleri ve dönüşümleri anlamaya çalışan bu çalışmaları, iki ayrı eksene oturtmak mümkün. Kamusal Alan 11 İlk eksende 80 le birlikte dil de yaşanan dönüşümleri, mahremiyet ile bunun ifade ediliş biçimlerini, konuşan Türkiye gibi ifadelerle sunulan medyatik tartışmaları, popüler kültür ürünlerinin kamusallık üzerine etkilerini ve benzeri gelişmeleri çözümlemeye çalışır. Kamusal alan da yer eden ses lerin, imajlar ın ya da söylemler in eleştirisine odaklanan bu tür çalışmalar, aslında kısa erimlidir; tarihsel bir gelişim çizgisini izlemek yerine toplumda yeni görülmeye başlanan şekillenmeleri temel alır ve her halükarda kamusal alan tartışmalarına doğrudan katılmasa bile dolaylı olarak katkıda bulunabilecek okumalara girişir. 10 İkinci eksende yer alan çalışmalar ise, ilki gibi toplumdaki son gelişmelere odaklansa dahi, belirli bir tarihsel döneme yayılan ya da kıyaslama içeren çözümlemelere girişir. Özellikle Cumhuriyet sonrası kamu nun aldığı biçimleri değerlendirerek kamusal alan ın tarihsel gelişim çizgilerini sunmaya gayret eder. Bu çalışmalarda Habermas ve onun etrafında gelişen kamusal alan tartışmalarının etkisi ağırlıklı olarak hissedilmekle birlikte, ilk eksendeki çalışmaların dar bir ölçekte görmeye çalıştıkları bir manzarayı daha çok Batılılaşma ve modernleşme tarihi çizgisine yerleştirerek çözümlemeye çalışırlar. 11 Bu iki eksendeki çalışmaların genelinin akademik yönelimli olduğunu söylemek mümkündür. Bu noktada kamusal alan kavrayışının odağına kadın ı ve başörtüsü nün toplumda görünür olmaya başlamasını yerleştirdiği için Nilüfer Göle nin Türkiye de kamusal alan ın oluşumuna dair görüşlerine ayrı bir yer açmak gerekmektedir. 12 Göle, özellikle Habermas ın kamusal alan kavramına yöneltilen eleştirilere ve alternatif kamusal alan arayışlarına yaslanan tezinde, Türkiye de kamusal alan ın ülkeyi modernleştirenler tarafından oluşturulduğunu ileri sürer. Ona göre, bu kamusal alan, Habermas ın tezinde olduğu gibi burjuva unsurlara dayalı olmak yerine Aydınlanmacı seçkinler in ideallerini taşır ve liberal olmak yerine devlet otoritesi altında gelişir. Homojen dir ve laik kurallar tarafından belirlenmiştir. Seçkinlerin modernist pratiklerini ve yaşam biçimlerini içerir. Yukarıdan dikey olarak oluşturulan bu kamusal alan, özellikle İslami hareketlerin gelişmeye başlamasıyla yatay olarak meydan okumayla karşı karşıya kalır ve farklılıkların birbirleriyle yüzleştiği, mücadele ettiği ve çatıştığı bir alana dönüşür. İslam kamusal alan da kendisini gösterdikçe, kamusal alan bir medeniyet ve yaşam biçimi mücadelesi alanına dönüşür. Göle, Türkiye de kamusal alan ın ülkeyi modernleştirenler tarafından oluşturulduğunu ileri sürer. Ona göre, bu kamusal alan, Habermas ın tezinde olduğu gibi burjuva unsurlara dayalı olmak yerine Aydınlanmacı seçkinler in ideallerini taşır ve liberal olmak yerine devlet otoritesi altında gelişir.

12 Kamusal Alan 12 Göle ye göre İslam ın toplumda görünür oldukça oluşturduğu ve yeni özneler, modernliğin içeriden yeni kavrayış biçimleri ve yeni bir ahlak oluşturduğu bu kamusal alan ın başat unsuru, kadın dır. Tepeden modernleştiricilerin de önem verdiği ve görünür olmasını sağladığı kadın, nasıl seküler modernleşmenin hem simgesi ve hem de aktörü olmuş ise, şimdi de İslam ın yeni kamusal yüzleri nin billurlaştığı alan da kadın dır. Başörtüsü de, sözlü olmayan bir iletişim biçimi oluşturarak, kadının kamusallaşmasını sağladığı için İslam ın kamusal alan da bedenin ve kimliğin simgesi olarak girişini sağlayan en önemli göstergelerden birisi olmuştur. Başörtüsü, iletişimsel bir eylem olarak değil, görünür bir eylem olarak kamusal alan da var olmanın bir biçimdir. Göle nin kamusal alan ı Habermas taki gibi söylemsel düzlemde müzakereye değil, görünür olmaya dayandırması, çeşitli açılardan eleştiriye açık bir tezdir. Burada özellikle iki hususa dikkat çekmek yerinde olacaktır. Başörtüsü de, sözlü olmayan bir iletişim biçimi oluşturarak, kadının kamusallaşmasını sağladığı için İslam ın kamusal alan da bedenin ve kimliğin simgesi olarak girişini sağlayan en önemli göstergelerden birisi olmuştur. Başörtüsü, iletişimsel bir eylem olarak değil, görünür bir eylem olarak kamusal alan da var olmanın bir biçimdir. Her şeyden önce, Göle nin Türkiye de kamusal alan ın oluşumuna ilişkin görüşleri, bu konudaki başka tezlerle tezat teşkil etmektedir. Öncelikle Cumhuriyet le birlikte seçkinlerin yaşam biçimleri ni sunuş tarzlarının bir kamusal alan yaratıp yaratmadığı sorusu önem arzetmektedir. Kamu nun devletle özdeşleştirildiği bir ortamda, seçkinlerin yaşam biçim lerinin literatürdeki gibi bir kamusal alan oluşturduğunu kabul etsek bile, bunun oluşturduğu politik öznelliğin, sözkonusu yaşam biçimlerini Batılı gözler için oluşturduğu ve olmayanı olmuş gibi gösterdiği yönünde geliştirilmiş düşünceler, böylesi bir kamusal alan ı hayli problematik bir hale getirmiştir. 13 Göle nin teziyle ilgili ikinci dikkat çekici husus, muhtemelen sosyal bilimlerde bir aralar fazla revaç bulan, ancak son dönemlerde etkisini yitiren yeni toplumsal hareketler konusuna fazlasıyla yaslandığından, din i, özellikle de İslam ı toplumsal bir aktör olarak değerlendirmesi ve İslam ın son zamanlarda görünür olmasını, bir toplumsal hareket olarak sunmasıdır. Oysa kamusal alan tartışmalarında din açısından dikkat çekici husus, din in kamusal alan ın neresinde olduğu hususudur. Bu mesele, daha çok dini toplumsal hareket olarak konumlandırmakla değil kamusal din etrafındaki tartışmalarla ilişkilidir. Her ne kadar post-protestant dönemi idealleştirdiği iddia edilse de Habermas kamusal alan a dair asli tezinde din e yer vermemiş ve onun özel alan la sınırlı kalacağını varsaymıştı. Ancak son zamanlardaki dinlerin geri dönüşü tezleri etrafında gelişen düşüncelerde, din in kamusal alan ın neresinde olduğu konusunda, hem Habermas tan ve hem de konuya katkıda bulunan başka düşünürlerden dikkat çekici katkılar sunulmuştur. Örneğin Habermas, Yahudi- Hıristiyan medeniyet dairesi içerisinden bakıldığında, dinlerin dünya görüşü olma vasıflarının yitirdikten sonra dahi semantik bir içeriğin taşıyıcıları olarak

13 var olmayı sürdürebileceklerini ileri sürer. Bu semantik içeriğin yerini alabilecek rasyonel olarak ifade edilmiş daha iyi şeyler olmadıkça var olmaya devam edeceğini düşünen Habermas 14, zaman içinde bu görüşünü hayli gözden geçirmiştir. Batı da insana dair temel kavrayışların Hıristiyanlığa çok şey borçlu olduğunu beyan etmeye başlayan Habermas, kamusal alanda din in seküler aklın sunamayacağı önerileri olabileceğini ileri sürmeye başlamıştır. Bu nedenle din in kamusal alan da bastırılma girişimlerinin seküler ve dindar vatandaşlar arasında bir eşitsizlik yarattığına dikkat çekerek, dindar vatandaşların da kendilerini, liberal devletin kendilerinden talep ettiği gibi, kamusal alan da seküler bir dile tercüme etmeden ve politik bir çehreyle sunmalarının gerekli olduğunu ileri sürmektedir. Hatta dindarların sekülerlere kendi hakikat lerini kamusal olarak sunmalarını ve böylece aralarında bir iletişim kanalı açılmasını önermektedir. Bu önerileri dile getirirken yaslandığı zemin de, bugün Batı dünyasının biri seküler bir dünya görüşü ve diğeri de Hıristiyan bir gelenek olmak üzere ikiye bölünmesi ve buna çare bulunması gerektiğidir. 15 Habermas, bu bölünmüşlüğün anayasal yurttaşlık temelinde dinin kamuda daha fazla görünür olmasıyla ve sekülerlerin de dini argümanlara daha fazla tahammül etmeleriyle aşılabileceğini öne sürüyor. Habermas ta dine dönüş ün sebepleri arasında, kamusal din ifadesinin gündeme gelme şartlarının da etkisi olsa gerek. Kamusal din, özellikle 1980 lerde sadece Türkiye de değil dünya genelinde dinlerin toplumsal olarak tekrar yükselişe geçmesi ve kamu da yer kaplamaya başlaması konusunu çözümlerken Jose Casanova nın kullandığı bir ifade aslında. 16 Casanova, kamusal din le, dinlerin tekrar alenileşme ye ve kamusal alan da yer almaya başlamasını işaret eder. Özellikle Avrupa da, Amerika da ve Latin Amerika da dinin yeniden gündeme şartlarını inceleyen Casanova, bir zamanlar modernlik ve sekülerlik anlayışlarının özel hayatla kayıtlı tutmaya çalıştıkları dinlerin özel olmaktan çıkmaya (deprivatization) başladıklarını ifade eder. Katolik ülkelerde kilisenin kendisini sivil toplumda yeniden kurumsallaştırma yollarını; Amerika da ise sivil bir din olarak kendisini gösteren Evanjelik Protestanlığın yeni Hıristiyan sağ bir hareket olarak politikleşmesini analiz eden Casanova, böylece din in artık kendi araçlarıyla değil, modern ve seküler bir toplumda geçerli olan araçlarla da kendisini ifade etmesinin yollarını aradığını vurgular. Yine de özellikle İslam açısından bu noktada bir sorunun ortaya çıktığı görülmektedir. Casanova nın incelediği Batı toplumlarında mesela kiliseler rahatlıkla toplumsal bir aktör olarak hareket edebilmektedir. Oysa İslam sözkonusu olunca böyle bir aktör yoktur. Dolayısıyla İslam için kendisi adına konuşabile- Kamusal Alan 13 Habermas, din in kamusal alan da bastırılma girişimlerinin seküler ve dindar vatandaşlar arasında bir eşitsizlik yarattığına dikkat çekerek, dindar vatandaşların da kendilerini, kamusal alan da seküler bir dile tercüme etmeden ve politik bir çehreyle sunmalarının gerekli olduğunu ileri sürmektedir.

14 Kamusal Alan 14 Din in mensuplarının toplumda görünür halleriyle yer aldıklarına bakarak kamusal alan ı görünürlük ekseninde yeniden tanımlamaya çalışmak, ne kamusal alan ın vaadettiği demokratikleşmeyi sağlamaya matuf bir çabadır ve ne de bu haliyle yapılan tarifler bize bir kamusal alan tanımı sunabilirler. cek bir özne tayin etmek ve bu çerçevede İslam ın temsillerinden ve görünürlülüğünden bahsetmek mümkün görünmemektedir. 17 Doğrusu modern öncesi dönemde de modern dönemde de İslam, çeşitli ekoller ve gruplar tarafından anlaşıldığı şekilde toplumda mevcudiyet bulmuş ve bulmaya da devam etmektedir. Modern dönemin bir özelliği, diğer dinler gibi İslam ın da toplumsal olarak geri çekilmeye zorlanmasıdır. İslam ın kamusal din olarak kendisini layıkıyla kamusal alan da iletişim ve etkileşime sokması önündeki problemler elbette ki vardır. Ancak bunları sadece din e yüklemek yanlış olur. Kamusal alan ın yapılanmasının ve kamusal alan da yer alan siyasal ya da değil diğer ideolojik ve benzeri başka grup ve kesimlerin tavırlarının da bunda etkili olduğu; dahası ulus devletlerin din le problemli doğası da bu noktada dikkate alınmak zorundadır. Bu açıdan bir din in mensuplarının toplumda görünür halleriyle yer aldıklarına bakarak kamusal alan ı görünürlük ekseninde yeniden tanımlamaya çalışmak, ne kamusal alan ın vaadettiği demokratikleşmeyi sağlamaya matuf bir çabadır ve ne de bu haliyle yapılan tarifler bize bir kamusal alan tanımı sunabilirler. Bu anlamda Göle nin örneğin Fransa da türban takan öğrenciler çerçevesinde şekillenen tartışmalarla aynı zamanda gerçekleştiğini söylediği, ancak toplumda türban kadar tartışılmadığını belirttiği Fransız İslam İnancı Konseyi nin kurulmasının, kamusal alan açısından daha önemli olduğu söylenebilir. Her ne kadar devlet tarafından manipüle edilmeye açık olma ihtimali Avrupa daki benzeri konseyler ya da danışma kuruluşları tarafından örneklense de Konsey in kamusal alan daki tartışmalı konularda topluma bir dinin mensuplarının yaklaşımını sunma imkânı en azından teorik düzeyde her zaman vardır. Bütün bunlar yanında, Göle nin yaklaşımının özellikle Ahmet Necdet Sezer in AK Parti nin iktidar olmasının hemen akabinde literatürdeki kamusal alan tariflerini altüst ederek kendince bir kamusal alan tanımı yapmaya çalışmasını kolaylaştırıcı bir yanı olup olmadığı ise tartışmaya açıktır. Dolayısıyla, Türkiye de kamusal alan tartışmalarının ikinci dönemini, daha evvelden Çankaya da ya da başka resmi törenlerde başörtülü katılımcıları ağırlayan Ahmet Necdet Sezer in, AK Parti ye açıkça muhalif bir tavır takınma adına geliştiği söylenebilen kendince bir kamusal alan tanımı yapması ve bu tanımın başörtüsü nü temel alması üzerine gelişen tartışmalar oluşturuyor. Ancak başörtüsü ekseninde gelişen bu kamusal alan tartışmaları, kavramın dar akademik bir çevreden çıkarak siyasetçilerin, gazetecilerin, hukukçuların ve bu yolla genel kamu nun ilgi alanına girmesine yol açsa da, kamusal alan kavramının bir anlamda ortadan kaldırılmasına yol açtı.

15 Temsili Kamu nun Geri Dönüşü Ahmet Necdet Sezer in akademik ve entelektüeller arasında politik imkânların genişletilmesi ve toplumun demokratikleştirilmesi anlamında kullandığı kamusal alan kavramını, kapalı, sınırları belirli ve somut bir mekân olarak daraltarak sınırlandırmasının en önemli neticesi, başörtüsü ekseninde kamusal alan ın ortadan kaldırılması oldu. Her ne kadar Batı da Orta Çağlar daki temsili kamusallık, kendisini bugün de örneğin bir devletin temsilciliği gibi hallerde kalıntı olarak sürdürse de, Türkiye de temsili kamusallık, bir yandan devlet erkinin ve diğer yandan da modernleşmeci elitlerin, temsil etmeye yetkili olduklarını varsaydıkları unsurların, dışarıdan bakan bir göz için temsil edilmesine dayalı olarak varlığını devam ettirmiştir. Kendi yaşantısını ve sosyal kimliğini, daha çok yığın olarak algılanan başkası için olumlayan ve meşru kılmaya çalışan bu kamusallık, özellikle 1980 lerin ikinci yarısında toplumun sesinin daha fazla duyulur hale gelmesi, çeşitli kesim mensuplarının aynı açık oturum ya da panellerde bir araya gelmesi, kamuoyu yoklamaları vasıtasıyla devletçi elit dışındaki kesimlerin de tercih ve görüşlerinin şöyle ya da böyle alınmaya ve toplumda belirleyici olmaya başlaması, sivil toplumun daha örgütlü ve sesini duyurur bir şekilde belirginleşmesi gibi yollarla kırılma evresine girmişti. Yine de bu kırılma sürecinde ülkemizde kamusal alan ın neyin doğru neyin yanlış, neyin kabul ya da talep edilebilir ve neyin de edilemez olduğu konusunda bir filtre işlevi görmesi, tam anlamıyla ortadan kalkmamıştı. 18 Yine de nedret de olsa bir kamusal alan mevcuttu. Sezer in müdahalesi, kamusal alan ı bir devlet mekânı ya da devletin belirlediği bir mekân olarak yeniden otoritenin eline teslim eden bir girişim oldu. Doğal olarak kamusal alan da yeniden temsiliyet açısından tanımlanır bir hale geldi. Bunun yanında Sezer in müdahalesinin beş başka etkisi daha olduğu söylenebilir: İlki kamusal alan kavramının, laiklik ve benzeri kavramlarda olduğu gibi resmi bir tanımlamaya tabi kılınması ve hatta bu tanımın Anayasa dan kaynaklandığının iddia edilmesidir. Burada dayanağı, daha sonra çeşitli vesilelerle özellikle yargı bürokrasinin kimi kesimleri tarafından tekrar gündeme getirilerek toplum üzerinde bir tür kurucu iktidar gibi işlev görmesi sağlanmaya çalışılan Anayasa nın değiştirilmesi dahi teklif edilemez maddeleridir. Böylece kamusal alan, bir yandan özellikle laiklik ile eşgüdüm içinde olması gereken bir uygulama alanı gibi tasavvur edilmeye başlanır ve diğer yandan da simgesel olarak başörtüsünden, ama fiili olarak da kamusal alan da kendisi gibi diğer fikir ve düşüncelerle siyasal bir etkileşim içinde olması beklenen bazı fi- Kamusal Alan 15 Ahmet Necdet Sezer in akademik ve entelektüeller arasında politik imkânların genişletilmesi ve toplumun demokratikleştirilmesi anlamında kullandığı kamusal alan kavramını, kapalı, sınırları belirli ve somut bir mekân olarak daraltarak sınırlandırmasının en önemli neticesi, başörtüsü ekseninde kamusal alan ın ortadan kaldırılması oldu.

16 Kamusal Alan 16 kir ve düşüncelerden ve hatta yaşam biçimleri nden arındırılmaya çalışılarak nezih bir muhit e dönüştürülmeye çalışılır. 19 Sonuçta devlet ile kamu bir kez daha, devlet lehine eşleştirilmeye gayret edilir. Birincisine bağlı olan ikincisi ise, kamusal alan ın özellikle yargı bürokratlarının tanımladıkları bir şekle bürünmesine; yargı bürokratlarının da genel anlamda kamusal alan da tartışılması gereken birçok meseleyi, hukukun üstünlüğü ilkesini ileri sürerek kendi uhdelerine alma gayretlerine girmesine yol açmasıdır. Bu yolla, kamusal alan ın toplumsal taleplere kapatılmaya çalışılmasına, seçilmiş ve meşru bir hükümetin üst ten denetlenmesine çalışılmasının da eşlik ettiği gözlemlendi. Sezer in müdahalesinin etkilerinden biri kamusal alan ın özellikle yargı bürokratlarının tanımladıkları bir şekle bürünmesine; yargı bürokratlarının da genel anlamda kamusal alan da tartışılması gereken birçok meseleyi, hukukun üstünlüğü ilkesini ileri sürerek kendi uhdelerine alma gayretlerine girmesine yol açmasıdır. Üçüncüsü, Sezer in kamusal alan a müdahalesinin hukuki bir dil e yaslanması dışında hiç bir dayanağının olmaması, kendisini, döneminde ve daha sonrasında, müdahale etmeye çalıştığı kamusal alan tanımının dışında bir yerlere yerleştirdi. 20 Sezer in müdahalesiyle kamusal alan, toplumun talep ve tercihlerine kapalı, nötr bir alanmış gibi kurgulanırken, Sezer in kendisi nötr kalamadı ve toplumda bazı kesimlerin sevdiği, hala nostalji duyduğu bir eski bir cumhurbaşkanı simgesine dönüştü. Dördüncüsü, bu durumun bir etkisi olarak, kamusal alan ı boğan bu girişimin, Türk siyasi hayatında da bir takım gelişmelere yol açtığı görüldü. Örneğin birçokları tarafından CHP nin lehine siyaset güttüğü iddia edilen Sezer in bu tür hamleleri, yeni bir liderle kendisine yeni bir siyaset arayışında olan CHP nin önünde hala engel teşkil eden unsurlardan birisi oldu. Bu açıdan, geleneksel olarak böyle bir dile yatkın olduğu söylenebilse de, CHP nin sadece başörtüsü konusundaki tavrında değil kamusal alan konusundaki birçok çıkışında da Sezer in müdahalesinin izlerini bulmak mümkün. Beşincisi, Sezer in başörtüsü bağlamında kamusal alan a müdahalesi, iktidar partisinde de başörtüsü sorununun hukuki yollarla çözülebileceği konusunda bir yanılsamaya neden oldu. Dolayısıyla başörtüsü nün kamusal olarak ne anlam ifade edebileceği konusunda toplum içinde mevcut ya da olası tartışmaların, fikir alış-verişlerinin ve müzakerelerin yolunu tıkadı. Bu durum, başörtüsü konusunu bağlamından kopardığı gibi (örneğin, halen üniversitelerde başörtüsünün neden yasak olduğu konusunda ne hukuki ve ne de idari bir izah verilememektedir; verilmeye çalışılan izahlar da ikna edici görünmemektedir) sorunun çözümü konusunda genel ve uzlaşmacı bir irade ortaya çıktığında dahi, kilitlenmiş bir meselenin nasıl açılacağına dair arayışların yolunu tıkadı. 21

17 Sonuç Sonuç olarak denebilir ki kamusal alan da başörtüsü nün hiç bir yeri yoktur. Kamusal alan, Habermasçı tanımıyla olsun, bu tanımı eleştirerek kamusal alan ı genişleten ya da çoğullaştıran diğer tanımlar açısından olsun, bir yer ya da mekân ı işaret etmez. Görünür olmaya, dolayısıyla bir yerde bulunuyor olmaya değil, bir vasat a göndermede bulunur. Habermasçı anlamıyla ortak bir iyi yi bulmak için fikirlerin birbirleriyle mücadele ve müzakere ettikleri bu vasat, daha sonra kavramın genişletilmesiyle bir kimlik edinim vasat ı olarak değerlendirilse de, kamusal alan hiç bir kimliğin ya da hayat tarzının tasarrufuna sunulamaz. Başörtüsü nün kamusal alan da yer inin olmaması, başörtülülerin ya da başkalarının, kamusal alan da başörtüsünü tartışmasına, başka sorunlu alanlarda olduğu gibi bu sorun için de bir uzlaşma ve çözüm arayışına girmelerine engel teşkil etmez. Aksine, gittikçe daraltılan ve Çankaya Köşkü gibi alanlarda, protokol uğurlamalarında ya da resmi resepsiyonlarda sergilendiği gibi onu temsili bir kamusal alan a dönüştürerek Habermas ın çözümlemesinde vurgulandığı üzere, toplumun yeniden feodalleşmesinin (ya da ülkemizde devletçi otoriterliğe yönelmesinin) önüne geçeceği gibi, kamusal alan meselesini bir hukuk meselesi haline dönüştürerek bir gösteri ve merasim alanına çevirecek bir mecradan da çıkaracaktır. 22 Bunun için aslında özgürlükleri genişletici bir kavram olarak ortaya çıkan kamusal alanın, nasıl da özgürlüklerin önüne bir engel gibi çıkartılabildiğine işaret eden ve kavramın, siyasetin zemini nedir? sorusuna da anlamlı cevaplar verdiğini söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın Kamusal alan, farklı bireylerin, farklı toplumsal kesimlerin, farklı fikirlerin medeni ve demokratik biçimde bir arada bulunmalarına ve yarışmalarına imkân veren bir alandır. Kamusal alan, özgürlüklerin ve hakların hayata geçirildiği, yaşandığı alandır; özgürlüklerin yok edildiği bir alan değildir. Yani insanların birlikte, birbirleriyle etkileşerek yaşadığı, her türlü farklılığın kendine hayat bulduğu bir alandır şeklindeki yaklaşımı, öncelikle siyaset e hâkim olmalıdır. 23 Böyle bir mecra, belki ideal bir kamusal alan ın oluşmasına yol açmayacaktır; ancak müstakbel demokrasi adına sunulabilecek bir vaat bile demokratikleşme yolunda atılmış bir adım olacaktır. Nihayette elbette ki Türkiye de, sorunun en şiddetli bir biçimde tartışıldığı Avrupa ülkelerinde dahi yasaklanmayan bir şekilde üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağının çözümü kamusal alan da değil, Anayasal bir düzlemde bulunacak hukuki yollarla olacaktır. Ancak bu hukuki yolların bulunması her şeyden çok kamusal alan ın canlılık kazanmasına bağlıdır. Kamusal Alan 17 Türkiye de, sorunun en şiddetli bir biçimde tartışıldığı Avrupa ülkelerinde dahi yasaklanmayan bir şekilde üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağının çözümü kamusal alan da değil, Anayasal bir düzlemde bulunacak hukuki yollarla olacaktır. Ancak bu hukuki yolların bulunması her şeyden çok kamusal alan ın canlılık kazanmasına bağlıdır.

18 Kamusal Alan 18 Sonnotlar 1 Çankaya Muhtırası, Hürriyet, 25 Kasım Sezer in toplumun gündeminden çıkmış olarak sunduğu başörtüsü meselesinin kullandığı kamusal alan terimiyle oluşturduğu tezat bir yana, Hürriyet in haberi muhtıra diye sunması basının kamuoyu nu manipüle etmesi açısından kayda değer bir örnek olduğu görülüyor Böyle Geçti, Aksiyon, sayı: 472, 29 Aralık Bkz. Ahmet Çiğdem, Kamusal Alan, Kamusal Din ve Kamusal Akıl, Kamusal Alan içinde, der. Meral Özbek, Hill Yayın, (İstanbul, 2010), s Bkz. Jürgen Habermas, Kamusallığın Yapısal Dönüşümü, çev. T. Bora-M. Sancar, İletişim Yayınları (İstanbul, 2010). Çevirmenler, Almancası Öffentlichkeit olan ve İngilizceye public sphere diye çevrilen, Türkçede de kamusal alan olarak yaygınlaşan bir terimi, niye kamusallık ile karşıladıklarına dair bir açıklamaya gerek duymamışlar. Kamusallık bir vasat tan ziyade bir bütünlük içerdiğinden kavramın anlamını karşılamaktan uzak görünüyor. 5 Habermas, muhtemelen böyle bir kıyaslamaya itiraz edecektir, ancak onun kamusal alan ı toplumun demokratikleşmesi ideali için bir dayanak olarak görmesi ile Jacques Derrida nın müstakbel demokrasi (democray to come) dediği şey arasında bir benzerlik kurmak mümkün görünmektedir. Derrida, demokrasinin hep istikbale ertelenen ve bu nedenle onun bir vaadi olarak kalan bir yanı olduğunu ileri sürmektedir. Derrida nın birçok çalışmasında bulunabilecek demokrasi konusundaki düşüncelerinin derli toplu bulunduğu bir seri için bkz. Rogues: Two Essays on Reason, çev. P. Brault ve M. Naas, Stanford University Press, Habermas ın kamusal alan tezinin kendisi tarafından yapılmış bir özeti için bkz. The Public Sphere: An Encyclopedia Article, çev. S. Ve F. Lennox, New German Critique, No. 3 (Ağustos 1974), s Bu makale birisi Birikim Dergisi (çev. N. Erol, s. 70 (Şubat 1995), s ) ve diğeri de Kamusal Alan (çev. M. Özbek, s ) içinde olmak üzere iki kez Türkçeye çevrilmiştir. 7 Bu eleştirilerin en yetkin örneklerinden birisi için bkz. Nancy Fraser, Rethinking the Public Sphere: a Contribution to the Critique of Actually Existing Democracy, Habermas and the Public Sphere içinde, der. C. Calhoun, The MIT Press, (Cambridge. 1996), s Örneğin bkz. Armando Salvatore, The Public Sphere: Liberal Modernity, Catholicism, Islam, Palgrave Macmillan (New York, 2007), s Bu grubun düşünceleri konusunda fikir verici bir derleme için bkz. The public sphere in Muslim societies, der. Miriam Hoexter, Shmuel N. Eisenstadt, Nehemia Levtzion, State University of New York Press (New York, 2002). Derlemede yer alan Eisenstadt ın Concluding Remark: Public Sphere, Civil Society, and Political Dynamics in Islamic Societies adlı makalesi, bir anlamda, bu görüşün özeti gibi okunabilir. 10 Örneğin bkz. Diğer çalışmaları yanında, Nurdan Gülbilek, Teklifi Olmayan Kültür, Defter, sayı: 33 (Bahar 1998), s Bu tür içinde değerlendirilebilecek dikkat çekici başka bir çalışma için bkz. Yael Navaro-Yashin, Faces of State: Secularism and Public Life in Turkey, Princeton University Press, 2002). Navaro-Yashin, yerellik tartışmalarından Türk kültürü ifadesinin gündelik kullanımdaki yerine kadar kültür açısından; asker uğurlamaları gibi ritüellerden Atatürk ün kültleştirilmesine kadar devlet açısından kamusal hayat taki çeşitli görünümleri Türkiye nin kamusal hayatında siyaset üretimi açısından inceliyor. Ayrıca, Deniz Kandiyoti ile Ayşe Saktanber in derlediği Kültür Fragmanları: Türkiye de Gündelik Hayat ı (Çev. Z. Yelçe, Metis Yayınları, İstanbul, 2005) kamusal alan ı dolaylı olarak değerlerdiren bir çalışma olarak görülebilir. Q yöntemi yle Türk kamusal alanı nı okumaya çalışan ve elde ettiği bulguları müzakereci demokrasi açısından kıyslayan başka bir çalışma için bkz. Bora Kanra, Islam, Democracy and Dialogue in Turkey : Deliberating in Divided Societies, Asgate Publishing Company, 2009). 11 Bu konuda özellikle dikkat çekici bir çalışma için bkz. Meltem Ahıska, Radyonun Sihirli Kapısı: Garbiyatçılık ve Politik Öznellik, Metis Yayınları (İstanbul, 2005). Ayrıca bkz.

19 Nilgun Toker ve Serdar Tekin, Kamusuz Cumhuriyet ten Kamusuz Demokrasi ye, Modernleşme ve Batıcılık, Modern Türkiye de Siyasi Düşünce cilt 3, İletişim Yayınları (İstanbul, 2009), s Yine Doğu Batı Dergisi nin kamusal alan özel sayısı (sayı:5, ) da hem teorik katkılarıyla ve hem de Türkiye çözümlemeleriyle dikkat çekici makaleler sunuyor. 12 Bkz. özellikle Nilüfer Göle, Giriş ve Modernist Kamusal Alan ve İslami Ahlak makaleleri, İslam ın Yeni kamusal Yüzleri: Bir Atölye Çalışması içinde, Metis yayınları (İstanbul, 2009). Bu son yazının daha evvelden Public Culture dergisinde yayınlanan Gendered Nature of the Public Sphere adlı makalesinin Türkçe çevirisi olduğunu hatırlatmak, Göle nin kamusal alan kavrayışını cinsiyetçi bir temelde gördüğünü anlamak açısından önemli. Göle aynı tezi, bu kez İslam ve Avrupa bağlamında daha geniş bir çerçeveye oturtarak genişletmeye çalışmıştır. Bkz, N. Göle, İçiçe Geçişler: İslam ve Avrupa, çev. Ali Berktay, Metis Yayınları (İstanbul, 2009). 13 Böyle bir sorunu ortaya koyabilecek bir çalışma için bkz. Ankara nın Kamusal Yüzleri, der. Güven Arif Sargın, İletişim Yayınları, Daha çok mimarlardan oluşan derlemenin yazarları, Ankara nın başkent olmasından sonra yaşadığı değişimi, özellikle Kızılay, Sıhhıye ve Ulus meydanlarının tasarlanmasından yola çıkarak kuruyorlar. Görünür olmaya dayalı ve meydanların bir ulus oluşturulması sürecinde kullanılma biçimlerini değerlendiren yazarlar, her ne kadar teorik olarak kamusal alan ı literatürde kullanıldığı gibi anlasalar da, meydanların tasarımları, heykeller ya da benzeri simgelerin mevcudiyeti, meydanlarda yapılan törenlerin etkisi gibi kamusal alan ı, Göle nin kadının toplumdaki temsil biçimlerine benzer bir şekilde, hayli temsili bir cihetten anlamlandırmaya çalışmaktadırlar. Bu anlamda, derlemenin Ankara nın Kamusal Yüzleri olan adı ile Göle nin İslam ın Kamusal Yüzleri çalışmasının adının benzer olmaları, sadece yüzeysel bir benzerlikten öte anlamlar taşımaktadır. 14 Bkz. Jürgen Habermas, Postmetaphysical Thinking, çev. W. M. Hohengarten, The MIT Press, 1991; ayrıca Habermas, Religion and Rationality: Essays on Reason, God, and Modernity, der. Eduardo Mendieta The MIT Press, Ayrıntılar için bkz. Habermas, Doğalcılık ve Din Arasında; Felsefi Denemeler, çev. Ali Nalbant, YKY, Kitapta yer alan Demokratik Hukuk Devletinin Siyaset Öncesi Temelleri ve Kamusal Alanda Din makaleleri özellikle bu konuları incelemektedir. 16 Jose Casanova, Public Religions in the Modern World, The University of Chicago Press, Din in öznesiz olması hasebiyle kamusal alan da nasıl yer alabileceğini kamusal din ekseninde değerlendiren bir çalışma için bkz. Ahmet Çiğdem, Din, Toplum ve Kamusallık, Taşra Epiği içinde, İletişim Yayınları, 2001, s Kamusal alan ve din ilişkisini Batı Avrupa tecrübesi eşliğinde inceleyen dikkat çekici başka bir makale için bkz. Talip Küçükcan, Kamusal alan ve din, Köprü Dergisi, sayı: 99 (Yaz 2007). 18 Bir filtre olarak kamusal alan konusunda bkz. Etyen Mahçupyan, Osmanlı dan Günümüze Parçalı Kamusal Alan ve Siyaset, Doğu Batı, s. 5 (1998-9), s Nezih muhit ifadesini, Habermas ın modern, burjuva kamusal alanı öncesi oluşan, Saray ın ya da soyluların halk adına değil, halkın önünde uyguladıkları ve açılımını bir takım işaretler, kılık-kıyafet ya da belirli bir retorik şeklinde ortaya koyan temsili kamusallık kavramının bir unsuru olarak tanımlamasından ilhamla kullandım. Bkz. Jürgen Habermas, Kamusallığın Yapısal Dönüşümü, çev. T. Bora ve M. Sancar, İletişim Yayınları (İstanbul, 2010). 20 Kamusal alan konusunda Türkiye de en kapsamlı ve ayrıntılı bir derlemeye imza atmış olan Meral Özbek, Sezer ile hükümet yetkilileri arasında kamusal alan konusundaki farklılaşmayı değerlendirdiği yazısında, Sezer in kamusal alan a müdahalesinin liberal-hukuki denilen anlayışla Cumhuriyetçi devlet anlayışının karması olan bir modele yaslandığını iddia ediyor. Yazısında resmi görüş derken Sezerci müdahale yanında hükümetin bu konudaki tavrını kastedip kastetmediği belli olmadığından resmi görüş, kamusal alanı gözetmeyen bir cumhuriyetçi devlet ve politika anlayışına yaslanıyor gibi eleştirel cümlelerinin Sezer i ne kadar hedef aldığını tespit etmek mümkün değil. Kamusal Alan 19

20 Kamusal Alan 20 Lakin Sezer in yaslandığını söylediği model için yeterli tezler geliştirememesi, onun müdahalesinin kendi Anayasa yorumundan başka bir dayanağı olmadığı konusundaki görüşü destekleyen bir veri olarak alınmalı. Bkz. Meal Özbek, Kamusal Alan Kavramının Kamusallaşması ve Kamu Otoritelerinin Kamusal-Özel Alan Söylemeleri, Kamusal Alan içinde, der. Meral Özbek, Hill Yayın, (İstanbul, 2010), s Bkz. Mustafa Şentop, Meyvenin Olgunlaşması Meselesi, Zaman, 14 Kasım Şentop, Başörtüsü yasağı uygulamasının hukukî yönü başından beri sorunluydu; bu konuda hukuk, zorlama yorumlarla sadece bir araç olarak kullanılmaktaydı. Yaklaşık beş yıllık süreçte, sorunun hukukî yönü üzerinde birçok toplantı yapılabilir, farklı düşünen kesimler bir araya getirilebilir, yüksek yargı bürokrasisinin tutumu, onların da katılımıyla tartışılabilirdi. Uluslararası toplantılar düzenlenebilirdi. Kapalı kapılar ardında, utangaç tavırla dile getirilen şikâyetler yerine, kamuoyunun önünde, her zeminde yüksek ve güçlü bir sesle haksız ve mantıksız yasak tartıştırılabilirdi diyerek meselenin nasıl kamusal kılınabileceğine dair bazı görüşlerini sunuyor. 22 Şerif Mardin in kamusal alan dan anladığı tam da bu mecrayla örtüşüyor. Kamusal alan ın kendisini gösterebileceği iletişim ortamlarını mahalle eksenine indirgeyerek bir bakıma boğan Mardin, Kamusal alan kanunlarda nasıl tayin edildiyse; bir avukat ya da bir hakim, kamusal alanı nereden çıkarabildiyse kamusal alan o kadardır. Bu da hukuk meselesi bence görüşünde. Bkz. Şerif Mardin ile Türk Siyaset Düşüncesi Üzerine, Şerif Mardin Okumaları içinde, ed. Taşkın Takış, Doğu Batı Yayınları (Ankara, 2008), s Mardin in mahalle fikrinin, özellikle bu bağlamda eleştirisi için ise bkz. Hasan Ünal Nalbantoğlu, Prof. Şerif Mardin in bir Sanı sı, Arayışlar: Bilim, Kültür, Üniversite içinde, İletişim Yayınları (İstanbul 2009), özellikle s Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın 13 Temmuz 2004 tarihinde Akparti Grubu nda yaptığı konuşmadan. Konuşmanın tamamına asp adresinden erişilebilir.

Özgürlükleri daha da güçlendirmek istiyoruz

Özgürlükleri daha da güçlendirmek istiyoruz Özgürlükleri daha da güçlendirmek istiyoruz Kasım 09, 2013-11:57:28 anda bulunduğu noktadan asla geri gitmez" dedi. anda bulunduğu noktadan asla geri gitmez, bunun teminatı AK Parti ve AK Parti hükümetleridir"

Detaylı

TÜRKİYE TİPİ BAŞLANLIK SİSTEMİ MODEL ÖNERİSİ. 1. Başkanlık Sistemi Tartışmasının Temel Gerekçeleri

TÜRKİYE TİPİ BAŞLANLIK SİSTEMİ MODEL ÖNERİSİ. 1. Başkanlık Sistemi Tartışmasının Temel Gerekçeleri TÜRKİYE TİPİ BAŞLANLIK SİSTEMİ MODEL ÖNERİSİ Mehmet Uçum 1. Başkanlık Sistemi Tartışmasının Temel Gerekçeleri a. Tartışmanın Arka Planı Ülkemizde, hükümet biçimi olarak başkanlık sistemi tartışması yeni

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...IX

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...IX ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...IX BIRINCI BÖLÜM ANAYASA HUKUKUNUN KISA KONULARI 1. 1961 Anayasası ile 1982 Anayasası nın Hazırlanış ve Kabul Ediliş Süreçlerindeki Farklılıklar...1 2. Üniter, Federal ve Bölgeli

Detaylı

İ Ç İ N D E K İ L E R

İ Ç İ N D E K İ L E R İ Ç İ N D E K İ L E R ÖN SÖZ.V İÇİNDEKİLER....IX I. YURTTAŞLIK A. YURTTAŞLIĞI YENİDEN GÜNDEME GETİREN GELİŞMELER 3 B. ANTİK YUNAN-KENT DEVLETİ YURTTAŞLIK İDEALİ..12 C. MODERN YURTTAŞLIK İDEALİ..15 1. Yurttaşlık

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE NİN DEMOKRATİKLEŞME SINAVINI DERİNLEMESİNE TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE NİN DEMOKRATİKLEŞME SINAVINI DERİNLEMESİNE TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA TÜRKİYE NİN DEMOKRATİKLEŞME SINAVINI DERİNLEMESİNE TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

Şafak EVRAN TOPUZKANAMIŞ. Türk Hukukunda Anayasal Gelişmeler Işığında Vatandaşlık

Şafak EVRAN TOPUZKANAMIŞ. Türk Hukukunda Anayasal Gelişmeler Işığında Vatandaşlık Şafak EVRAN TOPUZKANAMIŞ Türk Hukukunda Anayasal Gelişmeler Işığında Vatandaşlık İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER...XV KISALTMALAR...XXIII TABLOLAR LİSTESİ... XXV GİRİŞ...1 Birinci Bölüm Vatandaşlığın

Detaylı

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 8 Kitabın Adı Türkiye de Eğitim Editör Bekir S. GÜR Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-25-9 Baskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık Ömür

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

DEVLET TEŞKİLATINA TEORİK YAKLAŞIMLAR PROF. DR. TURGUT GÖKSU VE PROF. DR. HASAN HÜSEYIN ÇEVIK

DEVLET TEŞKİLATINA TEORİK YAKLAŞIMLAR PROF. DR. TURGUT GÖKSU VE PROF. DR. HASAN HÜSEYIN ÇEVIK DEVLET TEŞKİLATINA TEORİK YAKLAŞIMLAR PROF. DR. TURGUT GÖKSU VE PROF. DR. HASAN HÜSEYIN ÇEVIK 2 Takdim Planı Modernleşme Süreci Açısından Devlet Devlet-Toplum İlişkileri Açısından Devlet Teşkilatlanma

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

DİASPORA - 13 Mayıs

DİASPORA - 13 Mayıs DİASPORA - 13 Mayıs 2015 - Sayın Başkonsoloslar, Daimi Temsilciliklerimizin değerli mensupları, ABD de yerleşik Diasporalarımızın kıymetli temsilcileri, Bugün burada ilk kez ABD de yaşayan diaspora temsilcilerimizle

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

ENGELLİLERE YÖNELİK SOSYAL POLİTİKALAR

ENGELLİLERE YÖNELİK SOSYAL POLİTİKALAR ENGELLİLERE YÖNELİK SOSYAL POLİTİKALAR III. Sınıf Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Risk Gruplarına Yönelik Sosyal Politikalar Dersi Notları-VI Doç. Dr. Şenay GÖKBAYRAK İçerik Engellilere

Detaylı

bilgilerle feminizm hakkında kesin yargılara varıp, yanlış fikirler üretmişlerdir. Feminizm ya da

bilgilerle feminizm hakkında kesin yargılara varıp, yanlış fikirler üretmişlerdir. Feminizm ya da YANLIŞ ALGILANAN FİKİR HAREKETİ: FEMİNİZM Feminizm kelimesi, insanlarda farklı algıların oluşmasına sebep olmuştur. Kelimenin anlamını tam olarak bilmeyen, merak edip araştırmayan günümüzün insanları,

Detaylı

Biz yeni anayasa diyoruz

Biz yeni anayasa diyoruz Biz yeni anayasa diyoruz Ocak 05, 2015-9:32:00 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop, "Biz 'anayasa değişikliği' demiyoruz, 'yeni anayasa' diyoruz. Türkiye'nin anayasayla ilgili sorunu ancak

Detaylı

ÜNİTE:1. Anayasa Kavramı, Anayasacılık Akımı ve Anayasa Çeşitleri ÜNİTE:2. Türkiye de Anayasa Gelişmelerine Genel Bakış ÜNİTE:3

ÜNİTE:1. Anayasa Kavramı, Anayasacılık Akımı ve Anayasa Çeşitleri ÜNİTE:2. Türkiye de Anayasa Gelişmelerine Genel Bakış ÜNİTE:3 ÜNİTE:1 Anayasa Kavramı, Anayasacılık Akımı ve Anayasa Çeşitleri ÜNİTE:2 Türkiye de Anayasa Gelişmelerine Genel Bakış ÜNİTE:3 Millî Güvenlik Konseyi Rejimi, 1982 Anayasası nın Yapılışı ve Başlıca Özellikleri

Detaylı

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü TÜRK ANAYASA DÜZENĐ BAHAR DÖNEMĐ ARA SINAVI CEVAP ANAHTARI

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü TÜRK ANAYASA DÜZENĐ BAHAR DÖNEMĐ ARA SINAVI CEVAP ANAHTARI Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü TÜRK ANAYASA DÜZENĐ 2011 2012 BAHAR DÖNEMĐ ARA SINAVI CEVAP ANAHTARI Anlatım soruları: 1- Osmanlı ve Türkiye de bugüne kadar yürürlükte bulunmuş anayasaların nasıl

Detaylı

İÇİNDEKİLER. ÖNSÖZ..i. İÇİNDEKİLER.iii. KISALTMALAR..ix GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM DEMOKRASİ - VESAYET: TEORİK VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE

İÇİNDEKİLER. ÖNSÖZ..i. İÇİNDEKİLER.iii. KISALTMALAR..ix GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM DEMOKRASİ - VESAYET: TEORİK VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE iii İÇİNDEKİLER Sayfa ÖNSÖZ..i İÇİNDEKİLER.iii KISALTMALAR..ix GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM DEMOKRASİ - VESAYET: TEORİK VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE 1.1. DEMOKRASİ TEORİSİNİN KAVRAMSAL ÇÖZÜMLENMESİ VE TARİHSEL GELİŞİMİ...9

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Siyaset Bilimine Giriş I SBG Yüz Yüze / Zorunlu / Seçmeli

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Siyaset Bilimine Giriş I SBG Yüz Yüze / Zorunlu / Seçmeli DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS Giriş I SBG103 1 3+0 3 5 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu / Seçmeli Dersin

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

Süleyman Demirel Hayatını Kaybetti

Süleyman Demirel Hayatını Kaybetti Süleyman Demirel Hayatını Kaybetti Türkiye Cumhuriyeti nin 9. Cumhurbaşkanı, 40 yılı aşkın siyasi hayatında kendi deyimiyle altı kez gittiği başbakanlığa yedi kez gelen parti lideri, Devlet Su İşleri nin

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sönmez KÜÇÜK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi PARTİ İÇİ DEMOKRASİ

Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sönmez KÜÇÜK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi PARTİ İÇİ DEMOKRASİ Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sönmez KÜÇÜK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi PARTİ İÇİ DEMOKRASİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER...XIII KISALTMALAR...XXI TABLOLAR

Detaylı

Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması

Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması Türkiye de Zorunlu Din Dersi Uygulaması Derya Kap* Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nin (AİHM)16 Eylül 2014 tarihli zorunlu din dersinin mevcut içerikle uygulanamayacağına dair hükmü, Türkiye de din dersi

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

İRAN IN BÖLGESEL FAALİYETLERİ VE GÜÇ UNSURLARI ABDULLAH YEGİN

İRAN IN BÖLGESEL FAALİYETLERİ VE GÜÇ UNSURLARI ABDULLAH YEGİN İRAN IN BÖLGESEL FAALİYETLERİ VE GÜÇ UNSURLARI ABDULLAH YEGİN İRAN IN BÖLGESEL FAALİYETLERİ VE GÜÇ UNSURLARI İRAN IN BÖLGESEL FAALİYETLERİ VE GÜÇ UNSURLARI ABDULLAH YEGIN SETA Abdullah YEGİN İstanbul

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015

Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi. Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Şubat 2015 Son 5 Yılda Türkiye Medyasında İnsan Hakları ve Nefret Söylemi Medya ve İletişim Merkezi İstanbul Enstitüsü İstanbul Enstitüsü

Detaylı

Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı

Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı Fikret BABAYEV * Sayın Başkan, değerli katılımcılar! Öncelikle belirtmek isterim ki, bugün bu faaliyete iştirak etmek ve sizlerle bir arada bulunmak benim için büyük bir mutluluktur. Bu toplantıya ve şahsıma

Detaylı

Kadir CANATAN, Beden Sosyolojisi, Açılım Yayınları, 2011, 720 s. İstanbul.

Kadir CANATAN, Beden Sosyolojisi, Açılım Yayınları, 2011, 720 s. İstanbul. KİTAP TANITIM VE DEĞERLENDİRMESİ Devrim ERTÜRK Araş. Gör., Mardin Artuklu Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü. Kadir CANATAN, Beden Sosyolojisi, Açılım Yayınları, 2011, 720 s. İstanbul. Beden konusu, Klasik

Detaylı

Türkiye küçük Millet Meclisleri Mayıs 2014 O.P. Raporu

Türkiye küçük Millet Meclisleri Mayıs 2014 O.P. Raporu Türkiye küçük Millet Meclisleri Mayıs 2014 O.P. Raporu 1 1 Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yetki ve Sorumlulukları www.tkmm.net 2 Ortak Paydalar 1- Cumhurbaşkanını halkın seçmesi memnuniyet verici ama mevcut seçim

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı Yeni Nesil Devlet Üniversitesi SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı 2015-2016 Tanıtım Broşürü Bölüm Hakkında Genel Bilgiler Kamu Yönetimi, işlevsel anlamda kamu politikaları

Detaylı

Devletin Şefleri Cumhurbaşkanları

Devletin Şefleri Cumhurbaşkanları Devletin Şefleri Cumhurbaşkanları Cumhuriyetin kuruluşu Anadolu insanının iman, namus, bağımsızlık, özgürlük, vatan ve millete sevgi ile bağlılığının inancı ve iradesi ile kendisine önderlik yapan Mustafa

Detaylı

1: İNSAN VE TOPLUM...

1: İNSAN VE TOPLUM... İÇİNDEKİLER Bölüm 1: İNSAN VE TOPLUM... 1 1.1. BİREYİN TOPLUMSAL HAYATI... 1 1.2. KÜLTÜR... 3 1.2.1. Gerçek Kültür ve İdeal Kültür... 5 1.2.2. Yüksek Kültür ve Yaygın Kültür... 5 1.2.3. Alt Kültür ve Karşıt

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı)

(DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) GAU AKADEMİK PERSONEL AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ FORMU Prof.Dr. Meltem DİKMEN CANİKLİOĞLU Kastamonu 01/08/1962 Profesör 07/12/2010 (DEÜ Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Anayasa Hukuku Anabilim Dalı) İzmir Ekonomi

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği YÖNERGESİ

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği YÖNERGESİ AKADEMİ BİRLİĞİ YÖNERGESİ Birinci Bölüm Genel Hükümler Amaç Madde 1 tarafından yürürlüğe konan bu yönergenin amacı, Akademi Birliği nin amacını, görev, yetki ve çalışma alanlarını düzenlemektir. Tanımlar

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

TEMEL HUKUK ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN

TEMEL HUKUK ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN TEMEL HUKUK ARŞ. GÖR. DR. PELİN TAŞKIN TEMEL HUKUK BU DERSTE NELER ÖĞRENECEĞİZ? Yargı nedir? Türk hukukunda yargının bölümleri Anayasa Yargısı İdari Yargı Adli Yargı TEMEL HUKUK YARGI Yargı, devletin hukuk

Detaylı

Araştırma Notu 15/181

Araştırma Notu 15/181 Araştırma Notu 15/181 29 Nisan 215 İdeolojik Yönelimler Çatışma ve Güven Algısını Şekillendiriyor Çiğdem Ok*, Bahar Ayça Okçuoğlu** Yönetici Özeti Toplumlardaki elitlerin değerlerini, inançlarını ve tutumlarını

Detaylı

KAMU YÖNETİMİNDE ÇAĞDAŞ YAKLAŞIMLAR

KAMU YÖNETİMİNDE ÇAĞDAŞ YAKLAŞIMLAR DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. KAMU YÖNETİMİNDE ÇAĞDAŞ YAKLAŞIMLAR

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Kasım, 2006 GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Ne ekersen onu biçersin sözü; Türk toplumunun sosyal yaşantısında yerleşik bir hüviyet kazanan tümce biçiminde tezahür etmiştir.

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2.

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2. KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ 2015 2016 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2. DERS SAATİ 28.09.2015 30.09.2015 05.10.2015 07.10.2015 12.10.2015 TANIŞMA

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

SEÇİM SİSTEMLERİ SUNUŞU

SEÇİM SİSTEMLERİ SUNUŞU SEÇİM SİSTEMLERİ SUNUŞU Erol Tuncer TESAV Vakfı Başkanı 26 Ekim 2013 (Ülke Politikaları Vakfı nın düzenlediği Açık Oturum) I.TARİHÇE İki dereceli seçim sistemi: 1877 den 1943 seçimlerine kadar Tek dereceli

Detaylı

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ

KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ ANAYASA HUKUKU DERSİ 2014 2015 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM DERS PROGRAMI İÇERİĞİ DERS TARİHİ 1. DERS SAATİ 2. DERS SAATİ 15.09.2014 TANIŞMA DERSİ TANIŞMA DERSİ 17.09.2014 22.09.2014

Detaylı

Kuzey Irak ta Siyasi Dengeler ve Bağımsızlık Referandumu Kararı. Ali SEMİN. BİLGESAM Orta Doğu ve Güvenlik Uzmanı

Kuzey Irak ta Siyasi Dengeler ve Bağımsızlık Referandumu Kararı. Ali SEMİN. BİLGESAM Orta Doğu ve Güvenlik Uzmanı Orta Doğu Kuzey Irak ta Siyasi Dengeler ve Bağımsızlık Referandumu Kararı Ali SEMİN BİLGESAM Orta Doğu ve Güvenlik Uzmanı 56 Stratejist - Temmuz 2017/2 Orta Doğu da genel olarak yaşanan bölgesel kriz ve

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

ANAYASAL ÖZELLİKLER. Federal Devlet

ANAYASAL ÖZELLİKLER. Federal Devlet ANAYASAL ÖZELLİKLER Ulus devlet, belirli bir toprak parçası üzerinde belirli bir nüfus ve egemenliğe sahip bir örgütlenmedir. Ulus-devlet üç unsura sahiptir: 1) Ülke (toprak), 2) Nüfus, 3) Egemenlik (Siyasal-Yönetsel

Detaylı

DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER

DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER DÜNDEN BUGÜNE ÜNİVERSİTELER Prof. Dr. M. Tuba Ongun Ülke siyasetinin yakıcı gündeminin, yükseköğretim sistemi ve üniversitelerimizin sorunlarının çok önüne geçtiği günler yaşıyoruz. YÖK ün hazırladığı

Detaylı

Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve. Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları

Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve. Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları Avrupalıların Müstakbel Bir AB Üyesi Olarak Türkiye ye Bakışları ve Türkiye nin Avrupalılaşma Sorunları Merkezi Finans ve İhale Birimi AB ve Türkiye Arasında Sivil Toplum Diyaloğunun Geliştirilmesi Üniversiteler

Detaylı

Dr. A. Tarık GÜMÜŞ Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı. Sosyal Devlet Anlayışının Gelişimi ve Dönüşümü

Dr. A. Tarık GÜMÜŞ Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı. Sosyal Devlet Anlayışının Gelişimi ve Dönüşümü Dr. A. Tarık GÜMÜŞ Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı Sosyal Devlet Anlayışının Gelişimi ve Dönüşümü İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... vii İÇİNDEKİLER...xi KISALTMALAR... xvii GİRİŞ...1 Birinci

Detaylı

ORTADOĞU DA BÖLGESEL GELIŞMELER VE TÜRKIYE-İRAN İLIŞKILERI ÇALIŞTAYI TOPLANTI DEĞERLENDİRMESİ. No.12, ARALIK 2016

ORTADOĞU DA BÖLGESEL GELIŞMELER VE TÜRKIYE-İRAN İLIŞKILERI ÇALIŞTAYI TOPLANTI DEĞERLENDİRMESİ. No.12, ARALIK 2016 TOPLANTI DEĞERLENDİRMESİ No.12, ARALIK 2016 TOPLANTI DEĞERLENDİRMESİ NO.12, ARALIK 2016 ORTADOĞU DA BÖLGESEL GELIŞMELER VE TÜRKIYE-İRAN İLIŞKILERI ÇALIŞTAYI 30 Kasım 2016 Çarşamba günü Ortadoğu Stratejik

Detaylı

Altın Ayarlı İslâmi Finans

Altın Ayarlı İslâmi Finans Altın Ayarlı İslâmi Finans 09 Ağustos 2011 Salı Uluslararası platformlarda paranın İslâmileştirilmesi konusu epeydir gündemde. Paranın İslâmileştirilmesinden kasıt para ile ilgili ne varsa, ekonomik faaliyetlerden

Detaylı

Türkiye nin Milli Güvenliği: Güncel Durum ve Gelecek

Türkiye nin Milli Güvenliği: Güncel Durum ve Gelecek Türkiye nin Milli Güvenliği: Güncel Durum ve Gelecek Prof. Dr. Sadi Çaycı Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk AD Öğretim Üyesi Ankara 1 Giriş İlk soru: Ne durumdayız? Neden? Sebepler

Detaylı

ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI SEÇİM SİSTEMLERİNİN SEÇMEN İRADESİNE ETKİSİ

ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI SEÇİM SİSTEMLERİNİN SEÇMEN İRADESİNE ETKİSİ ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI SEÇİM SİSTEMLERİNİN SEÇMEN İRADESİNE ETKİSİ Metin ÖZ Samsun, 2017 S E Ç İ M S İ S T E M L E R İ N İ N S E Ç M E N İ R A

Detaylı

16 ŞUBAT 2011 CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ÇETİN SOYSAL IN DİNLEMELERLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

16 ŞUBAT 2011 CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ÇETİN SOYSAL IN DİNLEMELERLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 16 ŞUBAT 2011 CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ÇETİN SOYSAL IN DİNLEMELERLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI Değerli Arkadaşlar, Türkiye zor günlerden geçiyor. Ajan filmlerini aratmayan olaylar gün geçmiyor ki gündeme

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. HAFTA: OSMANLI ANAYASAL GELİŞMELERİ [Türk Anayasa Hukukukun Bilgi Kaynaklarının Tanıtımı:

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

10 Ağustos. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması. 18 Ağustos 2014. 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yazılı Medya Araştırması

10 Ağustos. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması. 18 Ağustos 2014. 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yazılı Medya Araştırması 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması 18 Ağustos 2014 İÇİNDEKİLER 1. SUNUŞ... 3 2. ADAYLAR HAKKINDA ÇIKAN HABERLER NASIL SUNULDU?... 3-4 2.1 HABERLERİN ADAYLARA GÖRE DAĞILIMI...

Detaylı

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 - CENTER FOR MIDDLE EASTERN STRATEGIC STUDIES KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS

Detaylı

1. Hafta: Giriş ve İletişim, Teknoloji ve Toplum İlişkisine Dair Temel Yaklaşımlar

1. Hafta: Giriş ve İletişim, Teknoloji ve Toplum İlişkisine Dair Temel Yaklaşımlar İletişim Teknolojileri ve Toplum Dersin Adı İletişim Teknolojileri ve Toplum Düzeyi Lisans Öğretim Elemanı Doçent Dr. Funda Başaran Özdemir Dersin Amaçları Teknolojik gelişmenin getirdiği, başta internet

Detaylı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Sorunlar ve Çözüm önerileri

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Sorunlar ve Çözüm önerileri Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Sorunlar ve Çözüm önerileri Bu rapor 17 Şubat 2016 tarihinde çoğu Radyo ve Televizyon Üst Kurulu nda (RTÜK) görev yapmış olan veya medya ve iletişim alanında uzmanlığı

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

Türkiye de Gazetecilik Mesleği

Türkiye de Gazetecilik Mesleği ÖN SÖZ Gazetecilik, siyasal gelişmelere bağlı olarak özgürlük ve sorumluluklar bakımından mesleki bir sorunla karşı karşıyadır. Türkiye de gazetecilik alanında, hem bu işi yapanlar açısından hem de görev

Detaylı

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi Sayı : Tarih : 11.10.2016 Diploma Program Adı : HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM, LİSANS PROGRAMI, (UZAKTAN ÖĞRETİM)

Detaylı

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ. 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ SĠYASET Siyaset; ülke yönetimini ilgilendiren olayların bütünüdür.

Detaylı

Merakla Beklenen Anket Sonuçları Açıklandı

Merakla Beklenen Anket Sonuçları Açıklandı Merakla Beklenen Anket Sonuçları Açıklandı Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi genel Başkanı Selim Işık tarafından açıklanan raporda çok dikkat çekici sonuçlar elde edildi. Raporun Kahramanmaraş Onikişubat

Detaylı

DERS PROFİLİ. Türk Siyasi Hayatı POLS 401 Güz Yrd. Doç. Dr. Ödül Celep

DERS PROFİLİ. Türk Siyasi Hayatı POLS 401 Güz Yrd. Doç. Dr. Ödül Celep DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Türk Siyasi Hayatı POLS 401 Güz 7 3+0+0 3 6 Ön Koşul None Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin Amaçları

Detaylı

HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ HAKKINDA BİLGİ NOTU

HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ HAKKINDA BİLGİ NOTU HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ HAKKINDA BİLGİ NOTU HSYK Teklifi Teklif; 2797 sayılı Yargıtay Kanunu, 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu, 4954 sayılı Türkiye Adalet

Detaylı

2 Ders Kodu: KMY Ders Türü: Seçmeli 4 Ders Seviyesi Yüksek Lisans

2 Ders Kodu: KMY Ders Türü: Seçmeli 4 Ders Seviyesi Yüksek Lisans TÜRKİYE NİN GÜNCEL ANAYASAL SORUNLARI 1 Ders Adi: TÜRKİYE NİN GÜNCEL ANAYASAL SORUNLARI 2 Ders Kodu: KMY5120 3 Ders Türü: Seçmeli 4 Ders Seviyesi Yüksek Lisans 5 Dersin Verildiği Yıl: 1 6 Dersin Verildiği

Detaylı

TÜRKİYE - FRANSA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - FRANSA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - FRANSA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - Fransa İlişkileri; Fırsatlar ve Riskler ( 2016 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen ekonomisi

Detaylı

Medya ve Siyaset (KAM 429) Ders Detayları

Medya ve Siyaset (KAM 429) Ders Detayları Medya ve Siyaset (KAM 429) Ders Detayları Ders Adı Ders Kodu Dönemi Ders Saati Uygulama Saati Laboratuar Saati Kredi AKTS Medya ve Siyaset KAM 429 Her İkisi 3 0 0 3 8 Ön Koşul Ders(ler)i Dersin Dili Dersin

Detaylı

SOSYAL PSİKOLOJİ II KISA ÖZET KOLAYAOF

SOSYAL PSİKOLOJİ II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. SOSYAL PSİKOLOJİ II KISA ÖZET KOLAYAOF

Detaylı

Dr. Serdar GÜLENER TÜRKİYE DE ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRULUĞU

Dr. Serdar GÜLENER TÜRKİYE DE ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRULUĞU Dr. Serdar GÜLENER TÜRKİYE DE ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRULUĞU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER...IX KISALTMALAR... XVII TABLOLAR LİSTESİ... XIX ŞEKİLLER LİSTESİ...XXIII GİRİŞ...1 Birinci Bölüm

Detaylı

TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok

TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok TBD Antalya Şube Başkanı Akyelli: Özellikle yazılımcıların yatırımlarını Antalya da yapmamaları için hiçbir neden yok Antalya daki 4 üniversitenin sektör için gerekli eğitimleri verdiği, Akdeniz Üniversitesi

Detaylı

AB de Yerel ve Bölgesel Yönetimler. Ders 2

AB de Yerel ve Bölgesel Yönetimler. Ders 2 AB de Yerel ve Bölgesel Yönetimler Ders 2 White Paper on European Governence Avrupa Yönetişimi Brüksel 25.07.2001 Yönetişim kavramının tanılanması. Gündem 21 Belgesi (1992 Rio Konferansı) Küresel Ortaklık

Detaylı

Siyaset Sosyolojisi Araştırma Konusu Nedir Siyaset Nedir Siyasi Olan Devlet Nedir Devlet türleri Devletsiz siyaset olur mu

Siyaset Sosyolojisi Araştırma Konusu Nedir Siyaset Nedir Siyasi Olan Devlet Nedir Devlet türleri Devletsiz siyaset olur mu Siyaset Sosyolojisi Araştırma Konusu Nedir Siyaset Nedir Siyasi Olan Devlet Nedir Devlet türleri Devletsiz siyaset olur mu Siyaset Sosyolojisi Genel sosyolojinin bir alt dalı. İktisat, din, aile, suç vb

Detaylı

Kazandı ama bu sonuç Erdoğan ı mutlu etmez

Kazandı ama bu sonuç Erdoğan ı mutlu etmez 1 / 8 2014/08/29 15:48 Ana Sayfa GÜNDEM DÜNYA EKONOMĐ SPOR KELEBEK YAZARLAR EMLAK AĐLE HÜRRĐYET TV myy@hurriyet.com.tr Hürriyet 11.08.2014 Pazartesi Kazandı ama bu sonuç Erdoğan ı mutlu etmez - A + Tak

Detaylı

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Tarih geçmiş hakkında eleştirel olarak fikir üreten bir alandır. Tarih; geçmişteki insanların yaşamlarını, duygularını, savaşlarını, yönetim

Detaylı

Yeni Anayasa Nasıl Olmalı, Nasıl Yapılmalı?

Yeni Anayasa Nasıl Olmalı, Nasıl Yapılmalı? tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Yeni Anayasa Nasıl Olmalı, Nasıl Yapılmalı? 12 Aralık 2011, Ankara Slide 2 Çerçeve TEPAV nedir? Yeni anayasa neden önemlidir? Yeni anayasa sürecinin ana

Detaylı

AŞKIN BULMACA BAROK KENT

AŞKIN BULMACA BAROK KENT AŞKIN BULMACA 18.yy'da Aydınlanma filozoflarıyla tariflenen modernlik, nesnel bilimi, evrensel ahlak ve yasayı, oluşturduğu strüktür çerçevesinde geliştirme sürecinden oluşur. Bu adım aynı zamanda, tüm

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

ÜNİTE:1. Sosyolojiye Giriş ve Yöntemi ÜNİTE:2. Sosyolojinin Tarihsel Gelişimi ve Kuramsal Yaklaşımlar ÜNİTE:3. Kültür ve Kültürel Değişme ÜNİTE:4

ÜNİTE:1. Sosyolojiye Giriş ve Yöntemi ÜNİTE:2. Sosyolojinin Tarihsel Gelişimi ve Kuramsal Yaklaşımlar ÜNİTE:3. Kültür ve Kültürel Değişme ÜNİTE:4 ÜNİTE:1 Sosyolojiye Giriş ve Yöntemi ÜNİTE:2 Sosyolojinin Tarihsel Gelişimi ve Kuramsal Yaklaşımlar ÜNİTE:3 Kültür ve Kültürel Değişme ÜNİTE:4 Aile ve Toplumsal Gruplar ÜNİTE:5 1 Küreselleşme ve Ekonomi

Detaylı

ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI DERS LİSTESİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER

ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI DERS LİSTESİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI LİSTESİ I. YARIYIL ZORUNLU LER İN ADI Z/S T U TOP KREDİ ECTS SBKY593 YÜKSEK LİSANS TEZİ Z - - - - - SBKY591 SEMİNER-I Z - - -

Detaylı

NEDEN. Türk ye Cumhur yet Cumhurbaşkanlığı S stem

NEDEN. Türk ye Cumhur yet Cumhurbaşkanlığı S stem NEDEN Türk ye Cumhur yet Cumhurbaşkanlığı S stem YERLi VE MiLLi BiR SiSTEM Türkiye, artık daha büyük. Dünyada söz söyleyen ülkeler arasında. Milletinin refahını artırmaya başladı. Dünyanın en büyük altyapı

Detaylı

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi Sayı : Tarih : 11.1.217 Diploma Program Adı : HUKUK, LİSANS PROGRAMI, (ÖRGÜN ÖĞRETİM) Akademik Yıl : 216-217 Ders Adı ANAYASA HUKUKU(YILLIK)

Detaylı