MERSiNSayı 38 İNSAN HAKLARI BAROSU DERGİSİ. İnsan Haklarıyla İnsandır... Yazılarıyla AV. ALPAY ANTMEN AV. BERKAY AKSU. Av.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "MERSiNSayı 38 İNSAN HAKLARI BAROSU DERGİSİ. İnsan Haklarıyla İnsandır... Yazılarıyla AV. ALPAY ANTMEN AV. BERKAY AKSU. Av."

Transkript

1 MERSiNSayı 38 BAROSU DERGİSİ Yazılarıyla AV. ALPAY ANTMEN Av. Alİ Nezhet Bozlu Av. ezgi ÖZKAN STJ. AV. UFUK CAN MAHANOĞLU AV. BERKAY AKSU Av. Melİh Cİhan YILMAZ Av. EMRE TOKA Av. RAMAZAN SEMİ GEÇKİN Av. önder ege HAKİM ENDER KÖSE Av. Murat Horasan İNSAN HAKLARI İnsan Haklarıyla İnsandır... CMK ve PVSK Değİşİklİklerİyle Sözleşme Hukukundan Gerİye Dönüş Lgbtİ Hakları İnsan Haklarıdır Babat ve Dİğerlerİ Türkİye/Karar İncelemesİ Toplumun Yaratıcı Etkİnlİğİ Ve Hukuk Hukuk a Daİr Marksİst Bİr Okuma Denİz Tİcaretİ Banka Temİnat Mektupları Türk Borçlar Hukuku nda Yapı Malİkİnİn Sorumluluğu Kooperatİflerİn Kuruluşu Evvel Zaman İçİnde Saat Kaç?

2 İÇİNDEKİLER MERSiN BAROSU DERGİSİ İÇİNDEKİLER Mersin Barosu Adına Sahibi Av. Alpay Antmen Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Av. Berna Ak 3 Başyazı AV. ALPAY ANTMEN 26 Deniz Tİcaretİ Av. EMRE TOKA Yayın Kurulu Başkanı Av. Alpay Antmen Yayın Kurulu Av. Ali Nezhet Bozlu, Av.Derya Demir Av. Gülçin Yılmaz Av.Hakan Kendirci Av. Melih Cihan Yılmaz Av. Murat Horasan Av. Murat Hozatlı Av. Taylan Arslaner Av. Ümit Özmen Av. Yıldız Koca CMK ve PVSK Değİşİklİklerİyle Sözleşme Hukukundan Gerİye Dönüş Av. Alİ Nezhet Bozlu Lgbtİ Hakları İnsan Haklarıdır Av. ezgi ÖZKAN Babat ve Dİğerlerİ Türkİye/Karar İncelemesİ STJ. AV. UFUK CAN MAHANOĞLU Banka Temİnat Mektupları Av. RAMAZAN SEMİ GEÇKİN Türk Borçlar Hukuku nda Yapı Malİkİnİn Sorumluluğu Av. önder ege Kooperatİflerİn Kuruluşu HAKİM ENDER KÖSE Tasarım ve Yayına Hazırlık Sinan Acıoğlu Yazışma adresi Gökdelen 16. kat Mersin Baskı Kayhan Matbaacılık Davutpaşa Cad. Güven San. Sit. C Blok No: 244 Topkapı/İstanbul Toplumun Yaratıcı Etkİnlİğİ Ve Hukuk AV. BERKAY AKSU Hukuk a Daİr Marksİst Bİr Okuma Av. Melİh Cİhan YILMAZ 48 Evvel Zaman İçİnde Saat Kaç? Av. Murat Horasan Üç ayda bir yayımlanır. Dergimizde yer alan yazıların sorumluluğu yazarlarına, yayım hakları Mersin Barosu Dergisi ne aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.

3 BAŞYAZI Yeniden merhaba... Av. Alpay Antmen Mersin Barosu Başkanı Değerli Meslektaşlarım, Mersin Barosu Dergimizin 38. Sayısı ile uzun süren bir aranın ardından sizlere tekrar merhaba diyoruz. Son aylarda, ülkemizin geleceği adına kaygı duyduğumuz pek çok gelişmeye tanıklık ettik. Bir yurttaşlık vazifesinden de öte, mesleki kimliğimizin bir mükellefiyeti olarak gördüğümüz insan hakları ve evrensel hukuk normlarının savunusu için üzerimize çok daha fazla yük aldığımızın bilincindeyiz. Sayın Meslektaşlarım; Ülkeyi paket yasalar yoluyla adım adım bir sıkıyönetim rejimine taşıyan hükümet son olarak geçtiğimiz ay, kamuoyunda İç güvenlik paketi olarak bilinen Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Anayasal hakları ve güvenceleri yasa ile ortadan kaldırmaya, ülkemizi adeta yarı açık bir cezaevine dönüştürmeye çalışmaktadır. Öngörülen düzenlemeler kuvvetler ayrılığı ilkesine ağır zararlar verecek, demokratik rejimi ve hukuk devleti anlayışını tasfiye ederek bir parti devleti haline getirecek hükümler içermektedir. Bunlar iktidarı koruma kanunlarıdır. Mersin Barosu -hukukçuluğun gereği olarak- hukukun ayaklar altına alınmasına sessiz kalmamış ve kalmayacaktır. 132 maddelik paketin görüşmelerinin daha fazla uzamasını istemeyen hükümet, 63 maddeyi görüşmekten vazgeçti. Kamuoyu direncinin hukuk devletinin tasfiyesini amaçlayan bu girişimi engelleyeceğine inanıyoruz. Saygıdeğer Meslektaşlarım, İnsani olan hiçbir sıfat ile nitelenemeyecek bir şekilde katledilen Özgecan Aslan ın ölümü bir 3. sayfa haberi değildir. Anayasaya, hukuka ve demokrasiye yönelmiş tehdidin kadın düşmanlığında da geldiği noktanın kaygı verici boyutlarını toplumun iliklerine kadar hissettiği bir gösterge olarak da görülmelidir. Yeni Türkiye adıyla sunulan bu karanlık rejim artık fiili şiddet, taciz, tecavüz ve ölüm getirmektedir. Kadın katliamlarının hamisi, gereken tedbirleri almayan, toplumda gerici bir iklim estiren yine bu yeni rejim dir. Kadına yönelik şiddet resmi rakamlara göre 7 yılda %1400 artış göstermiştir. Eşinden en az bir kez fiziksel şiddet görmüş kadınların oranı Türkiye genelinde % 39 dur. Bu tabloya rağmen köklü yapısal çözümler üretmekle mükellef hükümet yetkilileri, çözüm bir yana, beyanlarıyla adeta bu tabloya toplumsal zemin hazırlamaktadırlar. Ülkeyi paket yasalar yoluyla adım adım bir sıkıyönetim rejimine taşıyan hükümet son olarak geçtiğimiz ay, kamuoyunda İç güvenlik paketi olarak bilinen Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Anayasal hakları ve güvenceleri yasa ile ortadan kaldırmaya, ülkemizi adeta yarı açık bir cezaevine dönüştürülmeye çalışmaktadır. Değerli Meslektaşlarım, Tüm bu karanlık gelişmeler karşısında biz hukukçulara oldukça fazla vazife düşmektedir. Cumhuriyetimizin temel kazanımlarına, yargı bağımsızlığına, insan haklarına, hukuka ve hakkaniyete sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bu mücadelenin de bir ürünü olan dergimizde emeği geçen tüm meslektaşlarıma ve Baro personelimize Mersin Barosu Başkanı olarak teşekkür ediyorum. Bir sonraki sayımızda birlikte olmak amaç ve gayreti ile

4 4 SAYI 38 MERSİN BAROSU DERGİSİ CMK ve PVSK Değişiklikleriyle Sözleşme Hukukundan Geriye Dönüş Son Ceza Muhakemesi Kanunu değişikleri geriye giden düzenlemeler getirirken, Polis Vazife Ve Salahiyet Kanunu nda yapılması düşünülen değişikliklere ilişkin kanun tasarısı bu geriye gidişi pekiştirecek hükümler içeriyor. Av. Alİ Nezhet Bozlu

5 MERSİN BAROSU DERGİSİ SAYI 38 5 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi nin Birleşmiş Milletler tarafından ilan edildiği 1948 yılında, Lahey de özel olarak toplanan bir kongrede yüzlerce politikacı, hükümet temsilcisi ve hükümet dışı kuruluş temsilcisi Avrupa Konseyi nin kuruluşunu tartışıyorlardı. Türkiye nin de kurucu üyelerinden sayıldığı Konsey, bu tartışmalardan kısa bir zaman sonra, 5 Mayıs 1949 tarihinde kuruldu. Konsey in amacı insan hakları, hukukun üstünlüğü ve çoğulcu demokrasi ilkelerini korumak ve güçlendirmek; azınlıklar, ırkçılık, hoşgörüsüzlük ve yabancı düşmanlığı, sosyal dışlanma, uyuşturucu madde ve çevre konularındaki sorunlara çözüm aramak; Avrupa kültürel benliğinin oluşmasına ve gelişmesine katkıda bulunmak olarak özetlenebilir. Konsey in amaçları göz önünde tutulduğunda en önemli adımı 4 Kasım 1950 de Roma da imzalanan ve 3 Eylül 1953 te yürürlüge giren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (bundan böyle Sözleşme olarak anılacaktır) oldu. Sözleşme, Türkiye Cumhuriyeti tarafından 19 Mart 1954 tarihli Resmi Gazete nin 8662 sayısında 10 Mart 1954 tarih ve 6366 Sayılı Kanun olarak yayınlandı ve böylece yasalaştırılmış oldu. Konseye bağlı bir organ olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nin (bundan böyle Mahkeme olarak anılacaktır) 1959 yılında kurulmasıyla, Sözleşme nin uygulanması bakımından temel adımlar tamamlanmış oldu. Ne var ki, ülkemizde, Mahkeme ye bireysel başvuru hakkı 1987 de, Mahkeme nin zorunlu yargı yetkisi 1990 yılında tanınabildi. Bütün bu gecikmelere rağmen Konsey in etkileri ve Sözleşme uygulamaları mevzuatımızda köklü değişikliklere yol açtı yılında oy verme yaşı 21 den 20 ye indirildi, eski siyasi liderlerin siyaset yasağı kaldırıldı, referandum alanı genişletilerek halkın Anayasa değişiklikleri üzerindeki etkisi attırıldı yılında radyo ve televizyon yayınları üzerindeki devlet tekeli kaldırıldı yılında 1980 askeri müdahalesinin meşruluğunu savunan cümleler Anayasa dan çıkarıldı, oy verme ve siyasi partilere üye olabilme yaşı 18 e indirildi, kamu görevlilerine sendika kurma hakkı tanındı, siyasi partilere yurt dışında örgütlenme, kadın ve gençlik kolları kurma hakkı tanındı, yüksek öğretim görevlileri ve öğrencilerine siyasi partilere üye olabilme hakkı tanındı, vakıf, dernek, sendika ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının siyasi faaliyetlerde bulunma ve siyasi partilerle işbirliği yapma yasağı kaldırıldı yılında Devlet Güvenlik Mahkemelerinde askeri hakim ve savcıların varlığına son verildi yılında Anayasa daki temel haklarla ilgili genel sınırlamalar kaldırıldı, yargılama öncesi gözaltı süresi 15 günden 4 güne indirildi, siyasi parti kapatma şartları zorlaştırıldı, MGK düzenlemelerinin de Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenebileceği öngörüldü, MGK ya başbakan yardımcıları ve adalet bakanının da alınması öngörüldü, MGK kararları tavsiye kararlar niteliğine dönüştürüldü yılında ölüm cezası kaldırıldı, Anayasa nın 90. madde son cümlesi olarak usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslar arası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi durumunda uluslar arası antlaşmaların hükümlerininin esas alınacağı kabul edildi, Devlet Güvenlik Mahkemeleri tamamen kaldırıldı yılında kadınlar, çocuklar, dul ve yetimler, yaşlılar, şehitler ve gaziler lehine pozitif ayrımcılık düzenlemeleri getirildi, kişisel verilerin korunmasına dair hükümler öngörüldü, vatandaşların yurt dışına çıkma hürriyetinin ancak suç soruşturma veya kovuşturması sebebiyle hakim kararıyla sınırlandırılabileceği hükme bağlandı, memurlara ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı tanındı, YAŞ ın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayrılma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıldı, HSYK nun meslekten çıkarma kararlarına karşı yargı yolu açıldı, memurların uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu açıldı, Anayasa Mahkemesi ne bireysel başvuru yapılabileceği öngörüldü, 12 Eylül askeri müdahalesi döneminde Milli Güvenlik Kurulu nun işlem ve eylemlerinden dolayı yargılanamayacağını öngören geçici madde kaldırıldı. Anayasa da bu önemli değişiklikler yapılırken, birçok yasa da önemli değişikliklere uğradı, yeni yasalar çıkarıldı, yargılamanın Ceza-Hukuk-İdare usullerinde de ciddi değişimler yapıldı; Özel Hayat tan Çocuğun Korunması na, Rekabet ten Kişilik e kadar birçok temel hukuki kavram yeniden tanımlandı; Adli Yardım ve CMK hizmetleri devlet tarafından bütçelendi, adliye ve barolar nezdinde gerekli yapılanmalar oluşturuldu; nihayet 23 Eylül 2012 tarihi itibariyle Anayasa Mahkemesi ne bireysel başvuru fiilen başladı. Bu arada Sözleşme hukukunun gerek eğitim ve gerekse uygulanması için önemli adımlar atıldı. Adalet Bakanlığı ve Türkiye Barolar Birliği ile Avrupa Konseyi tarafından ortaklaşa yapılan projeler ile başta hakim ve savcılar olmak üzere, avukatlar ve kolluk birimleri de eğitildi. Bu amaca yönelik olarak eğitim ve faaliyet birimleri kuruldu, Sözleşme deki haklar ve bu haklara dair Mahkeme kararlarını içeren el kitapları, kitaplar, sunumlar dağıtıldı, bölgeler ve iller bazında eğitim faaliyetleri düzenli olarak sürdürüldü. Anayasa Mahkemesi, Adalet Bakanlığı nezdinde kurulan İnsan Hakları Daire Başkanlığı ve Yargıtay ın internet sayfalarının yanı sıra, üniversitelerin ve proje yürüten kurumların sayfalarında Mahkeme kararlarının çevrilmesi ve yayınlanması doğrultusunda büyük ilerlemeler kaydedildi. Hatta son olarak, Adalet Bakanlığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nin internet üzerindeki veri tabanı HUDOC üzerinden binlerce çeviri yaparak, HUDOC un Türkçe arayüzünü oluşturdu. Ne yazık ki yukarıda kısaca özetlenen bu ilerleme yakın süreçte oldukça yavaşladı. Son Ceza Muhakemesi Kanunu değişikleri geriye giden düzenlemeler getirirken, Polis Vazife Ve Salahiyet Kanunu nda yapılması düşünülen değişikliklere ilişkin kanun tasarısı bu geriye gidişi pekiştirecek hükümler içeriyor Sayılı Hakimler Ve Savcılar Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun un 12 Aralık 2014 tarihinde Mükerrer

6 6 SAYI 38 MERSİN BAROSU DERGİSİ sayılı Resmi Gazete de yayınlanmasıyla ve kamuoyunda Güvenlik Paketi olarak bilinen 24 Kasım 2014 tarih ve 4665 sayılı, Polis Vazife Ve Salahiyet Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı nın Türkiye Büyük Millet Meclisi ne sunulmasıyla (bu yazı yayınlandığında söz konusu tasarı da yasalaşmış olabilir), temel hak ve özgürlükler alanında devam eden reformların önemli bir kısmının aniden iptal edilmiş/edilmekte olduğu söylenebilir Sayılı Hakimler Ve Savcılar Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun un 21. Maddesi ile 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu nun Arama ve Elkoyma başlıklı dördüncü bölümünde yer alan Şüpheli veya Sanıkla İlgili Arama başlıklı 116. Maddesi ndeki somut delillere dayalı kuvvetli ibaresi makul şeklinde değiştirilerek, somut delillere dayalı kuvvetli şüphe olmaksızın, sadece makul şüpheye dayanılarak şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir kılındı. Halbuki 21 Şubat 2014 tarihli 6526 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun un 6 Mart 2014 günlü ve Mükerrer sayılı Resmi Gazete de yayınlanmasıyla 5271 sayılı Kanunun 116 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan makul ibaresi somut delillere dayalı kuvvetli şeklinde değiştirilmişti. Bu kanun özel yetkili ağır ceza mahkemelerini de kaldıran daha demokratik düzenlemelere sahipken, yaklaşık on ay sonra tekrar makul şüphe düzenlemesi yapılmak suretiyle geriye dönülmüş oldu. Yasanın 26. Maddesi ile 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu nun Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi başlıklı 153. maddesine kısıtlamalar getirildi. Böylece müdafiin dosyayı incelemesi veya belgelerden örnek alması soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim kararı ile bu yetki kısıtlanabileceği hükmü geçerli hale geldi. Böyle bir karar sonrası müdafii yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hariç dosya içeriğini, muhafaza altına alınmış delilleri, diğer tutanak ve belgeleri inceleyemeyecektir. Halbuki 21 Şubat 2014 tarihli 6526 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 6 Mart 2014 günlü ve Mükerrer sayılı Resmi Gazete de yayınlanarak 19. maddesi ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 153 üncü maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarını kaldırmıştı. Böylece müdafii dosyadaki delil, belge ve tutanakları incelemek suretiyle savunma hazırlayabilmekte, şüphelinin yargıya erişimini, adil yargılanma hakkını, lehine olan delillerin de toplanması hakkını kullanabilmekteydi. Önceki düzenleme özellikle Sözleşme hükümleri ve Mahkeme kararları doğrultusunda yapılmışken, on ay gibi bir süre sonra yapılan değişiklikle, tutuklama gibi önlemleri de içeren soruşturma evresinde, özellikle şüphelinin aleyhine tanıklık edenlerin ifadelerinin, şüphelinin aleyhine toplanan belge ve bilgilerin müdafii ve şüpheliden gizlenmesi, tartışılamaması, buna uygun savunma yapılamaması gündeme gelebilecektir. Yasanın 22. maddesi ile 5271 Sayılı Kanun un Taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma başlıklı 128. maddesinin 17 numaralı alt bendi, Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316) şeklinde katalog suçlar eklenmek suretiyle genişletildi. Yasanın 23. maddesi ile 5271 Sayılı Kanun un İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması başlıklı 135. maddesi Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308) ve Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316) şeklinde katalog suçlar eklenmek suretiyle genişletildi. Yasanın 24. maddesi ile 5271 Sayılı Kanun un Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi başlıklı 139. maddesi Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308) ve Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316) şeklinde katalog suçlar eklenmek suretiyle genişletildi. Yasanın 25. maddesi ile 5271 Sayılı Kanun un Teknik araçlarla izleme başlıklı 140. maddesi Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308) ve Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316) şeklinde katalog suçlar eklenmek suretiyle genişletildi. Böylece, arama ve elkoyma - müdafiin dosyayı inceleme yetkisi - taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması - gizli soruşturmacı görevlendirilmesi - teknik araçlarla izleme gibi özellikle ceza yargılamasının en sorunlu ve Mahkeme önüne sıkça götürülen alanlarını ilgilendiren meselelerde katalog suçları genişletilmiş oldu. Diğer yandan kamuoyunda Güvenlik Paketi olarak bilinen 24 Kasım 2014 tarih ve 4665 sayılı, Polis Vazife Ve Salahiyet Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi ne sunuldu. Tasarı ile: 2559 Sayılı Polis Vazife Ve Salahiyet Kanunu nun Durdurma ve kimlik sorma başlıklı 4/A maddesinin altıncı fıkrasının ikinci cümlesinde yapılacak değişiklik ile; el ile dıştan kontrol hariç kişinin üstü ve eşyası ile aracının dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin aranmasının mülki amirin görevlendireceği kolluk amirinin yazılı, acele hallerde sonradan yazıyla teyit edilmek üzere sözlü emriyle yapılabilmesi, Polis Vazife Ve Salahiyet Kanunu nun 15. Maddesinde yapılacak değişiklik ile; polise müşteki, mağdur veya tanık ifadelerinin ikamet ettikleri yerlerde veya işyerlerinde de alabilme yetkisinin tanınması, Polis Vazife Ve Salahiyet Kanunu nun Zor ve Silah Kullanma başlıklı 16. Maddesinin kapsamının mala zarar verme

7 MERSİN BAROSU DERGİSİ SAYI 38 7 suçlarına ve suçta teşebbüs haline genişletilmesi, Polis Vazife Ve Salahiyet Kanunu nun Ek 7. Maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan; kolluğun gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Emniyet Genel Müdürü veya İstihbarat Dairesi Başkanının yazılı emriyle, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişim tespit etmesi, dinlemesi, sinyal bilgilerini değerlendirmesi, kayda alması sonrası bu yazılı emri 24 saat içinde yetkili ve görevli hakimin onayına sunma süresinin 48 saate çıkarılması, bu yetkili ve görevli hakimin Ankara ağır ceza mahkemesi üyesi olarak belirlenmesi, 2803 Sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu nun ek 5 inci maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan; jandarmanın gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Jandarma Genel Komutanı veya istihbarat başkanının yazılı emriyle, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimi tespit etmesi, dinlemesi, sinyal bilgilerini değerlendirmesi, kayda alması sonrası, bu yazılı emri 24 saat içinde yetkili ve görevli hakimin onayına sunma süresinin 48 saate çıkarılması, bu yetkili ve görevli hakimin Ankara ağır ceza mahkemesi üyesi olarak belirlenmesi, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu nun Gözaltı başlıklı 91 inci maddesine üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere fıkra eklemek suretiyle mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirlerine yirmidört saate kadar ve hatta kırksekiz saate kadar gözaltına alma kararı verme yetkisinin tanınması, Tutuklama başlıklı 100. Maddesinin üçüncü fıkrasına 2911 Sayılı Toplantı Ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu nun 33. Maddesinde sayılan suçlar ile 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu nun 7. Maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan suçların da eklenmek suretiyle tutuklama nedenlerinin arttırılması, 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu nun 11. Maddesine fıkralar eklemek suretiyle vali ve kaymakamlara kolluğa ve mahalli idareler dahil bütün kamu kurum ve kuruluşlarına doğrudan emir verme yetkisinin tanınması, 2911 Sayılı Toplantı Ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu nun Toplantı ve Yürüyüşe Silahlı Katılanlar başlıklı 33. Maddesinde değişiklik yapılarak, gösterilere kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen bez vesair örterek katılanların silahla katılanlarla bir tutulması, öngörülüyor. Bu kanun ve tasarı: Sözleşme nin Yaşama hakkı başlıklı 2., Özgürlük ve güvenlik hakkı başlıklı 5., Adil yargılanma hakkı başlıklı 6., Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı başlıklı 8., İfade özgürlüğü başlıklı 10., Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü başlıklı 11., ve Mülkiyet hakkı başlıklı Ek 1. Protokol ün 1. maddelerine; Anayasa nın Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17., Kişi güvenliği ve hürriyeti başlıklı 19., Özel hayatın gizliliği ve korunması başlıklı 20., Konut dokunulmazlığı başlıklı 21., Haberleşme hürriyeti başlıklı 22., Yerleşme ve seyahat hürriyeti başlıklı 23., Düşünce ve kanaat hürriyeti başlıklı 25., Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti başlıklı 26., Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı başlıklı 34. ve Kanuni hakim güvencesi başlıklı 37. maddelerine ilişkin sorunlar yaratabilecek hükümler içermektedir.

8 8 SAYI 38 MERSİN BAROSU DERGİSİ Lgbtİ Hakları İnsan Haklarıdır LGBTİ hakları, politik bir kavram olarak kurgulanmış olup bir varoluş mücadelesidir. Cinsiyet Kimliği ve cinsel yönelimin, bilinçli şekilde cinsel tercih/seçim olarak tanımlanması ise bu varoluş haline ilişkin iradi bir seçim kanısı uyandırma çabasıdır. Av. ezgi ÖZKAN

9 MERSİN BAROSU DERGİSİ SAYI 38 9 Avukat olmakla insan hakları savunuculuğuna soyunuyoruz bir kere. Madem insan hakları savunuculuğu yapma iddiasındayız; sizlere çok da yeni olmayan ancak yeni yeni farkına vardığımız bir mücadele alanından bahsetmek isterim. LGBTİ Hakları çoğumuzun duymadığı, duyanlarımızın da dokunmaktan özenle çekindiği bir alan. Peki nasıl bir kavramdır LGBTİ Hakları? LGBTİ haklarından bahsedebilmek için öncelikle LGBTİ terimini biraz açmak gerekiyor belki de. Bu nedenle küçük bir LGBTİ sözlüğü çalışması yararlı olacak gibi. LGBTİ; toplumun büyük bir kesimi tarafından varlığı sorgulanan ve öteki olmaktan öteye geçmeyen, mücadelesi marjinalleştirilen, yaşam, barınma, sağlık, eğitim, çalışma ve örgütlenme gibi temel hak ve özgürlükleri budanan lezbiyen, gey, biseksüel, trans (travesti ve transseksüel) ve interseks bireyleri kapsayan terimdir. Cinsel yönelim; kişinin belirli bir cinsiyetteki bireye karşı süregelen duygusal, romantik ve cinsel çekimi ifade eder. Örneğin; heteroseksüellik (kişinin karşı cinsiyetten birine yönelmesi), eşcinsellik (kişinin kendi cinsiyetinden birine yönelmesi), biseksüellik (kişinin her iki cinsiyete de yönelmesi). Cinsel yönelim, duyguları ve kendilik kavramını (self-concept) içerdiği için cinsel davranıştan farklıdır. Bireyler davranışlarıyla cinsel yönelimlerini ifade edebilecekleri gibi etmeyebilirler de. Eşcinsel terimi, homoseksüel (homosexual) kelimesinin Türkçe karşılığı olarak hem kadın eşcinseller hem de erkek eşcinseller için kullanılır; ancak günlük hayatta daha çok erkek eşcinseller için gey, kadın eşcinseller için lezbiyen isimleri kullanılır. Gey terimi, süreç içinde homoseksüellik ten politik bir kopuşa işaret eder. Homoseksüel kelimesi, tıp tarafından tanımlanmış olduğu halde, hak temelli bir mücadele eksenini benimsemiş olan Gey Kurtuluş Hareketi ile gey kelimesi aynı cinsten insanların birbirlerine karşı duygusal veya cinsel yönelimleriyle yarattıkları hayat tarzını tanımlamak için, eşcinsel bireyler tarafından ortaya konmuştur. Transgender terimi; cinsiyet geçiş sürecini tamamlamış ya da tamamlamamış, ancak biyolojik cinsiyetine ve görünümüne bir şekilde müdahale edenleri ifade eder. Travesti, halk arasında cinsiyet geçiş ameliyatı olmamış, yalnızca dış görünümü ve davranışlarıyla kadın kimliğine bürünenleri; transseksüel, giyim ve davranışlardan öte cinsiyet geçiş ameliyatı olanları tanımlamak için kullanılan kelimelerdir. Oysa Türkiye de yaygın şekilde kullanılmayan transgender terimi, çoğunlukla hem transseksüel ve travestileri hem de interseks (cinsiyetlerarası) bireyleri kapsamaktadır. Türkiye de LGBTİ örgütleri, bu terimi karşılayacak şekilde trans kavramını kullanmaktadır. Transseksüellik, hem erkek hem kadın için geçerli olup kişinin davranışlarından çok iç dünyasında kendisini karşı cinsten biri gibi görmesi, hissetmesidir. Travesti (cross dresser) terimi de hem kadın hem erkek için geçerli olup dış görünüşü ve davranışlarıyla karşı cinse ait olma isteğini ifade eder. Toplumsal cinsiyet (Gender) terimi; kadın ve erkeğin rollerini, sorumluluklarını, güç ilişkilerini ve toplumsal konumlarını belirler. Yaşanan zaman, coğrafya ve kültüre göre değişen, farklı cinsiyete sahip insanlardan beklenen sosyal rol, davranış ve fiziksel görünüşün bütünüdür. Cinsiyet rolü (Gender role) terimi; toplumsal cinsiyetin bir parçası olup toplumsal cinsiyet rolleri, toplumun görmek istediği kadın-erkek kalıplarına göre şekillenir. Erkek ve kadınlara karşı tutumlar, toplumdan topluma değişir; kadın-erkek rolleri, toplumsal yakıştırma ve yapıştırmalardır. Cinsiyet kimliği (Gender identity) terimi; kişinin kendini/diğer insanlar tarafından hangi toplumsal cinsiyet kimliği üzerinden tanımladığı/tanımlandığıdır. Kültürün herhangi bir cinsiyete ait olma durumunda bireyden beklediği nitelik veya karakterdir. Heteronormativite terimi; heteroseksüelliğin normal ve tek cinsel yönelim olarak görülmesi, toplumsal değer, hukuk kuralları ve yaşam biçimlerinin herkes heteroseksüelmiş gibi kabul edilmesidir. Transfobi terimi, travesti ve transseksüellere yönelik önyargı

10 10 SAYI 38 MERSİN BAROSU DERGİSİ ve nefret sonucunda ortaya çıkan ayrımcılığı ifade eder; homofobi ise günümüzde cinsel yönelimi heteroseksüel olmayan kişilere karşı ayrımcılığı ifade etmek için kullanılan genel bir terimdir. Homofobi, toplumsal olarak beslenen cinsiyetçi politik bir tutumdur. Heteroseksüel olmayan kimliklerin gizlenmesi talebi, cinsel bir pratiğin gizlenmesinden öte kişilerin sahte bir kimlikle yaşaması ve kendini inkarı anlayışına dayanır. Heteroseksist terimi; heteroseksüelliği bir zorunluluk olarak gören ve tek varoluş biçimi olarak dayatan heteroseksizmi savunan kişidir. Heteroseksüellik dışında hiçbir varoluşu kabul etmemekle birlikte heteroseksüel olmayanlara şiddete varan fiziksel ya da psikolojik terör uygular. LGBTİ hakları, politik bir kavram olarak kurgulanmış olup bir varoluş mücadelesidir. Cinsiyet Kimliği ve cinsel yönelimin, bilinçli şekilde cinsel tercih/seçim olarak tanımlanması ise bu varoluş haline ilişkin iradi bir seçim kanısı uyandırma çabasıdır. Kaldı ki Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) ve Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD), eşcinselliğin hastalık olmadığı; Türk Psikologlar Derneği, eşcinselliğin ruhsal bir bozukluk olmadığı; İngiltere Psikoterapi Konseyi, eşcinselliğin hastalık olmaması nedeniyle tedavisinin bulunmadığı açıklamalarıyla cinsel yönelimin kişinin kendi iradesinden bağımsız bir cinsel-duygusal çekim olduğu gerçeğini açıkça ortaya koymuştur. Oysa heteroseksist sistem, öncelikle kendinden farklı olan ı normal/ anormal olarak sınıflandırmakta, hak mücadelesinin karşısında konumlanarak birtakım terim ve tanımlarla kavram karmaşası yaratmakta, söz konusu algı yönetimi ile LGBTİ bireylerin eşit vatandaşlık hakkını tanımamakta; başta yaşam, ifade ve örgütlenme hakkı olmak üzere temel insan haklarını güvenceye alıp korumaktan kaçınmaktadır. Hepimizin bildiği üzere; yaşam, barınma, sağlık, eğitim, çalışma ve örgütlenme vb. temel hak ve özgürlükler, insan hakları bağlamında birçok ulusal mevzuat ve uluslararası metinde yer almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza Kanunu, İş Kanunu, Milli Eğitim Temel Kanunu, Devlet Memurları Kanunu, Hasta Hakları Yönetmeliği gibi ulusal mevzuat ile İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslarararası Sözleşme, İstanbul Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmelerde ayrımcılığı önlemeye yönelik birtakım düzenlemeler bulunmaktadır. Yogyakarta İlkeleri ise Birleşmiş Milletler Özel Raportörü, akademisyen ve insan hakları savunucularından oluşan bir ekip tarafından hazırlanmış olup LGBT haklarını tanımlayan prensipler bütünüdür. Birleşmiş Milletler, sivil toplum kuruluşları ve medyaya yol haritası çizen Yogyakarta İlkeleri, hiçbir şekilde cinsel yönelim veya kimlikten kaynaklı olarak temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilemeyeceğinden hareketle devletin pozitif yükümlülüklerine vurgu yapmaktadır. Anayasa nın 90. maddesi Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi ne başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma

11 MERSİN BAROSU DERGİSİ SAYI hükümleri esas alınır. şeklindedir; bu nedenle bahsi geçen uluslararası sözleşmeler, iç hukukun parçası haline gelmekte ve devlete ayrımcılık içeren uygulamaları önleme yükümlülüğü getirmektedir. Ulusal ve uluslararası hukukta ayrımcılığa uğramama hakkına, eşitlik kavramı karşılık gelmektedir. Şekli eşitlik, benzer koşullardaki bireylere farklı davranılmamasını ifade eder. Benzer durumdaki bireylerin farklılıkları göz önüne alınmadığında ise şekli eşitlik, eşitliğin genel amacına ulaşmakta yetersiz kalabilir. Maddi eşitlik, farklı durumdaki bireylere farklı davranılması gerektiğini işaret eder. Alınan önlemler kapsamında ortaya çıkan sonuçların eşit olması anlamına gelen sonuçların eşitliği ile hukukun farklı başlangıç konumlarını göz önüne alarak tüm bireylerin eşit fırsatlara sahip olmasının sağlanması anlamına gelen fırsat eşitliği düşüncelerini kapsar. Günümüzde o denli fırsat eşitsizliğiyle kuşatılmış şekilde yaşamımızı sürdürüyoruz ki hemen her gün birçok hak ihlaliyle karşılaşıyoruz. LGBTİ bireylerin uğradığı hak ihlalleri ise acil müdahale gerektirecek nitelikte. İlk akla gelen, kendini nefret söylemiyle var eden heteroseksist sistemin ürettiği nefret suçları. Mesela trans cinayetleri; sistemin, transların varlığı ve kimliğini kabullenememesinin en açık göstergesidir. Yine LGBTİ bireylerin şehir merkezlerinde kolayca ev kiralayamaması ve şehir merkezinden uzak semtlerde gettolaşmak zorunda bırakılması, barınma hakkının açık ihlali olmakla birlikte nefret cinayetine maruz kalma riskini arttırıyor. Daha okul, hastane ve adliyeye girerken transfobik ve homofobik bakışları üzerinde hisseden LGBTİ bireylerin; öğretmen ve öğrenci arkadaşları tarafından dışlanması, aşağılanması, hatta birçok ihtiyaçları göz ardı edilerek yok sayılması, tanı ve tedavilerinin gereği gibi yerine getirilmemesi ya da tedavi sırasında cinsiyet kimliği veya cinsel yönelimi nedeniyle etiketlenmesi, karakol, savcılık makamı ve mahkeme salonlarında herhangi bir suçun mağduru olmaları halinde bile suçun faili gibi muamele görmesi, aslında yargılama faaliyetinin başında cezalandırılması şeklinde somutlaşan eğitim, sağlık ve hukuka erişim konusunda da ayrımcılığa uğradıkları ve hak ihlali yaşadıkları gerçeği yadsınamaz. Bu örnekler elbette çoğaltılabilir; ancak meseleye etrafta olup biten onca hukuksuzluğa karşı ses çıkarmanın hayati önem taşıdığı noktasından bakmak gerekiyor. Sonuç olarak biz avukatlar, LGBTİ bireylerin varoluş mücadelesini temel bir insan hakkı savunuculuğu olarak görmek, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimi nedeniyle herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmalarının önüne geçmek zorundayız. Zira LGBTİ hakları, insan haklarıdır. KAYNAKÇA ÖZSOY, E.C.(2013). LGBT Hakları & Hukuk Politikamız, (ss.10,11). Ankara: KAOS GL, LGBT Kültür Yaşam Dergisi, Kasım- Aralık 2013 HUN, S.(2013). Hukuk Sistemi ve LGBT Haklarına İstanbul Sözleşmesi Üzerinden Bir Bakış, (ss.38,39). Ankara: KAOS GL, LGBT Kültür Yaşam Dergisi, Kasım-Aralık 2013 KARA, H.(2013). Trans Hakları Davalarının Zorladığı Ahlaki Kapılar, (ss.40-42). Ankara: KAOS GL, LGBT Kültür Yaşam Dergisi, Kasım- Aralık 2013 LGBT Hakları İnsan Haklarıdır, Ankara: KAOS GL, PEMBE HAYAT, Broşür Ne Hastalık, Ne Suç, Ne Günah, Ankara: KAOS GL, Ocak 2013

12 12 SAYI 38 MERSİN BAROSU DERGİSİ Babat ve Diğerleri Türkiye/Karar İncelemesi STJ. AV. UFUK CAN MAHANOĞLU

13 MERSİN BAROSU DERGİSİ SAYI Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin herhangi bir maddesinin ihlal edildiği iddiası ile yapılan başvuruyu incelerken öncelikle kabul edilebilirlik şartlarını ele almaktadır. Sonrasında bu başvuru, sözleşme ile korunan hakka bir müdahale olup olmadığı yönünden değerlendirilmekte, müdahale söz konusu değilse dava reddedilmektedir. Ancak Mahkeme başvuru konusu özgürlüğe müdahale edildiği kararına varırsa, bu kez müdahalenin Sözleşme hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığını belirlemektedir. Aşağıda devletin etkili soruşturma yürütme yükümlülüğüne ilişkin olarak 12 Ocak 2010 tarihli Babat ve Diğerleri Türkiye kararı incelenecektir. DAVA OLAYLARI 3 Mart 2004 tarihinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Önder Babat, üç arkadaşıyla İstanbul da bir derginin bürosunu ziyaret ettikten sonra Babat aniden yere yığılmış, olay yeri raporuna göre maktulün başında 5 cm lik bir delik gözlenmiştir. Polis, olay yerinde bulunan 10x10 cm lik bir taşın maktulün kafasına düşmüş olabileceğini ifade etmiştir. Otopsi yapılmış, hazırlanan otopsi raporunda maktulün beyninde 9 mm lik bir mermi tespit edilerek ölüm olayının uzun mesafeden açılan ateşten kaynaklandığı belirtilmiştir. Başvuranlar (Önder Babat ın aile bireyleri) merminin üzerinde, silahın belirlenmesini engellemek amacıyla silinti ve kazıntılar gözlendiğini ancak bu durumun rapora yansıtılmadığını ifade ederek, soruşturma talep etmiştir. Başvuranlar, yetkililerin Babat ın başına bir taş düştüğü konusunda ısrar ederek gerçek ölüm nedenini kapatmaya çalıştıklarını, olay yerinin düzgün bir krokisini çizmediklerini ve olay yerinde ve yakınlarındaki tanıkların ifadelerinin alınmadığını ve sorgulama yapılmadığını iddia etmiştir. Başvuranlara göre belli görevliler Babat ın ölümünde, savcının haberdar edilmesi ya da otopsi yapılmasını gerektirecek şüphe bulunmadığını söylemişlerdir. Soruşturma delilleri diğer faili meçhul cinayetler ile karşılaştırılmış, ancak kolluk kuvvetlerine ait ve diğer ruhsatlı silahlarla karşılaştırma yapılmamıştır. 8 Kasım 2004 tarihinde Beyoğlu savcısı ön soruşturmada atılan adımları ve soruşturmanın sürdüğünü gerekçe göstererek, görevi ihmale işaret eden delil bulunmaması nedeniyle takipsizlik kararı vermiştir. 24 Aralık 2004 tarihinde başvuranlar savcının kararına itiraz etmiş, 2 Şubat 2005 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi itirazı reddetmiştir. 17 Mart 2005 tarihinde Beyoğlu Savcılığı, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü ne soruşturmanın takip edilmesi ve şüphelilerin yakalanması, bunun mümkün olmaması halinde ise üç ayda bir ilerleme raporu yayınlamaları talimatını vermiştir. Dava dosyasındaki bilgilere göre Babat ın ölümüyle ilgili soruşturma AİHM karar tarihinde halen devam etmektedir. HUKUKİ İNCELEME Kabul Edilebilirlik Hükümet, başvuranların başvurularınnı, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin kararından itibaren altı ay içerisinde yapmamış olmalarını gerekçe göstererek başvurunun reddedilmesini AİHM den talep etmiştir. AİHM, söz konusu kararın AİHS nin 35/1 maddesi bağlamında iç hukuk yollarının tüketilmesi sürecinde nihai bir karar olarak değerlendirilebilecek, başvuranların şikâyetlerinin esasına ilişkin bir karar olmadığını tespit etmiştir. Tarafların görüşleri Hükümet, olayla devletin ilişkisi olmadığını, yetkililerin söz konusu şahsın sokakta yürürken bir kurşunun kurbanı olabileceğini bilemeyeceğini, etkili bir soruşturma yapıldığını ve yetkililerin cinayetten sorumlu olanların yakalanması için soruşturmayı halen faal olarak takip ettiklerini iddia etmiştir. Başvuranlar Babat cinayetinin siyasi nitelikte olduğunu, JİTEM tarafından işlendiğini savunmuştur. Bu bağlamda devletin, suçu doğrudan işlememiş olsa da, bu yarı resmi örgütlerin faaliyetlerini durdurmak için hiçbir şey yapmadığını savunmuştur.

14 14 SAYI 38 MERSİN BAROSU DERGİSİ Başvuranlar, Önder Babat ın öldürüldüğü hafta Türkiye nin çeşitli yerlerinde faili meçhul cinayetler işlendiğine işaret etmiştir. Soruşturmaya ilişkin olarak ise, olayın medyada geniş yer bulmasına ve 23 milletvekilinin TBMM ye sunduğu soru önergesine rağmen savcının pasif kaldığını ve olay hakkında yürütülen soruşturmanın kusur ve eksiklerle dolu olduğunu savunmuştur. B. AİHM nin değerlendirmesi AİHM, somut davayı bu ilkeler ve taraflarca sunulan belgeye dayalı deliller, özellikle de dava konusu olay hakkında yürütülen adli soruşturmaya ilişkin olarak tarafların ibraz ettiği belgeler ve tarafların esas hakkındaki yazılı görüşleri ışığında incelemiştir. Başvuranlar, devlet görevlilerinin cinayetle ilgisi bulunduğunu ifade etmiş, Türkiye de yargısız infazlar yaptıkları bilinen yarı resmi örgütler bulunduğu yönünde ciddi iddialar dile getirmiştir. Avrupa Mahkemesi, başvuranların Önder Babat ın öldürüldüğü hafta Türkiye nin çeşitli yerlerinde birtakım faili meçhul cinayetler işlendiği yönündeki ihtilafsız bilgiyi dikkate alarak başvuranların bu başlık altındaki iddialarının tamamen savunulmaz olmadığını tespit etmiştir. AİHM nin kabul ettiği kanıt standardı makul şüphenin ötesinde standardıdır ve böyle bir kanıt yeterince güçlü, açık ve anlamlı çıkarımların veya çürütülemeyen benzer karinelerin varlığı ile ortaya konabilir. Mahkemenin tespitine göre tetikçinin kimliği ile ilgili ikna edici delil sunulmamıştır. Ayrıca, bir başkomiserin merminin başka bir hedeften sekmediği yönündeki beyanı haricinde, Babat ın asıl hedef olduğu ya da öldürülmesinin siyasi nedenleri olduğuna karar vermek için delil bulunmamaktadır. Bu bağlamda AİHM, Babat ın siyasi faaliyetler yürüten bir öğrenci olduğunun ve hakkında devam eden dava bulunduğunun anlaşılmasına karşın, şahsın önde gelen bir isim olduğu ya da daha belirleyici olarak; öldürülmesinden önce tehdit aldığı ya da hayatının tehlikede olduğuna inanması için gerekçeler bulunduğu yönünde herhangi bir emare de bulunmadığına dikkat çekmiştir. AİHM, dava dosyasındaki delillerin Önder Babat ın herhangi bir devlet görevlisi ya da devlet kurumları adına hareket eden şahıslar tarafından öldürüldüğüne tüm makul şüphelerin ötesinde karar verilmesine olanak tanımadığını, bu nedenle AİHS nin 2. maddesinin ihlal edilmediğine hükmetmiştir. Soruşturulmaya ilişkin olarak AİHM, bir soruşturmanın etkili kabul edilmesi için asgari gerekleri sağlayan incelemenin niteliği ve derecesini her davanın kendi koşullarının belirlediğini hatırlatmış, değerlendirmenin ilgili tüm deliller temelinde ve soruşturma işinin pratik gerçekleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini ifade etmiştir. AİHM ayrıca devletin AİHS nin 2. maddesinden kaynaklanan yükümlülüğünün sonuca değil, yönteme dayalı bir yükümlülük olduğunu yinelemiştir. Mahkeme ye göre bu bağlamda soruşturma yapan makamlarca birtakım adımların atıldığı ihtilafsızdır. Ancak, dava dosyasında yer alan az sayıda evrakı inceleyen AİHM, somut davada yetkililerin olayla ilgili delilleri elde etmek için uygun tüm adımları attıkları konusunda ikna olmamıştır. Aksine, soruşturma makamlarının daha ziyade pasif bir tavır sergilediklerinin yorumlanabileceğini ifade etmiştir. Örneğin AİHM olay yerinde delil arayışının Babat ın yere düşmesinin nedeninin henüz bilinmediği safhada sadece bir kez yapıldığını gözlemlemiştir. Babat ın silahla vurulduğu ancak ertesi gün anlaşılmıştır. Bu yeni gelişmeye karşın savcı polisten, olay yerinin yeniden ziyaret edilmesini, ek adli deliller bulmaya çalışmasını talep etmemiştir. Savcı, sadece Babat ın arkadaşları ve olay anında orada bulunan bir garsonun ifadelerine başvurmakla yetinmiştir. Söz konusu caddede çalışan ya da yaşayanların ifadelerinin alınması için halka çağrı yapılmamıştır. Son olarak AİHM, Ocak 2005 ten beri soruşturmada önemli bir adım atılmadığını gözlemlemiştir. AİHM, devlet kurumlarının Önder Babat ın öldürülmesini çevreleyen olaylar hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesi amacıyla kendilerinden makul olarak beklenebilecek tüm gerekli tedbirleri almadıklarına ve dolayısıyla devletin yaşam hakkının korunmasına dair usuli yükümlülüklerini ihlal ettiğine, bu nedenle AİHS nin 2. maddesinin usulden ihlal edildiğine karar vermiştir. IV. AİHS NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI Maddi tazminata ilişkin olarak AİHM, başvuran tarafından talep edilen tazminat ile AİHS nin ihlali arasında açık bir illiyet bağı olması gerektiğini ve bu durumun uygun davalarda gelir kaybına ilişkin olarak tazminat içerebileceğini hatırlatmıştır. AİHM, AİHS hükümlerini ihlal ettiğine karar verilen hususlar (etkili bir soruşturma yapılmaması) ile başvuranlar tarafından talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı tespit etmemiştir. Dolayısıyla başvuranların bu başlık altındaki talebini reddetmiştir. Başvuranların maruz kaldığı manevi zarara ilişkin olarak ise AİHM, başvuruculara toplamda 20,000 Euro ödenmesine karar vermiştir. İLGİLİ AİHS MADDELERİ Madde 2 Yaşam hakkı, Madde 13 Etkili başvuru hakkı, Madde 35 Kabul edilebilirlik koşulları, Madde 41 Adil tazmin

15 MERSİN BAROSU DERGİSİ SAYI (Alternatif bir Hukuk Tanımı Denemesi) Toplumun Yaratıcı Etkinliği Ve Hukuk AV. BERKAY AKSU

16 16 SAYI 38 MERSİN BAROSU DERGİSİ Bu yazı hukuk dediğimizde zihnimizde meydana gelen mevcut manzara hakkındaki soru işaretlerini ortaya çıkarmak ve hukuku yalnızca devletin yetkili organlarının ürettiği birtakım normlar bütünü dar sahasından çıkarıp, toplumun üretici ve yaratıcı etkinlikleri sahasında tartışmak amacıyla kaleme alınmıştır. Şüphesiz ki her bilim dalının üniversitede verdiği belli başlı bir alan tanımı ve bu tanımları karakterize eden bazı unsurlar vardır. Pratikte ve fiiliyatta zihnimize hukuk tanımı genellikle devletin yetkili organları diye başlayıp normlar bütünüdür diye biten bir tekerlemeyle yerleşmiştir. Hukukun toplum içerisindeki gerçek anlamı, hangi ihtiyaçlara karşılık verdiği, nasıl meydana geldiği ve nasıl daha ileri noktalara taşınacağı, ilerlemesinin ana lokomotifinin ne olduğu gibi hususlar bu tanımın dışında tutulur. Ve tam teşekküllü bir hukukçu olmak için kanunları ezberlemek ve bürokrasi kültürüne adapte olmak yeterli hale gelir. Oysa ki hukuk; bu tanımın ufkunu aşan, toplumun daha karmaşık bir sosyal ilişkiler ağının ortasında yer alır. Sosyoloji, iktisat ve siyaset bilimiyle doğrudan ilintisi vardır. Hukuk boşlukta türemiş veya gökten inmiş gibi tanımlanıp geçilmeyi hak eden bir sosyal bilim değildir. Bugün hukuk dediğimiz olguyu savunabilmemiz, geliştirmemiz ve sahiplenmemiz için önce onu tanımlamamız ve onu karakterize eden ana unsurları tespit etmemiz gereklidir. Bir İçişleri Bakanlığı talimatnamesini temel haklar ve hürriyetleri koruyan uluslar arası bir sözleşmeye yeğ tutan fiiliyatın neden böyle olduğunu kavrayabilmemiz için hukukun ne olduğunu doğru değerlendirmemiz elzemdir. Bu nedenle; konunun doğru bir düzlemde ele alınması için köprü vazifesi görecek ana bir karakteristik yakalamak gereklidir. Hukukun olmazsa olmazı ve onu kendisi yapan şey nedir? Ben bu ana karakteristiği haklar ve özgürlüklerin gelişmişliği olarak alacağım ve onların neden, hangi şartlarda ortaya çıktığını ve devamlılığı için (yetkili organların değil) toplumun kendisinin hukuk üretici ve hukuku koruyucu etkinliğinin önemini vurgulamaya çalışacağım. Toplumu normların basit bir nesnesi olarak alan geleneksel hukuk tanımından ziyade gerçek tarihsel yasa koyucu olarak kendi hukukunun öznesi olan toplumun tarihsel tasvirini çizmeye çalışacağım. Bu minvalde çağın getirdiği aşırı uzmanlaşma ve işbölümü psikolojisinden sıyrılarak konuyu gerektiği yerlerde başka toplumsal bilimlerin verilerini de kullanarak irdelemeye çalışacağım. Modern toplumun getirdiği katı mesleki işbölümünün zihnimizinde salt işbölümü ekseninde şekillenip, tek yanlı işlememesi gerektiği kanaatini taşıyorum. Bu minvalde her bilimin katkısı eşit derecede önemlidir. Hukukun ana karakteristiğinin haklar ve özgürlükler olduğunu belirtmiştim. Haklar ve özgürlüklerin ortaya çıkışı, hukuk alanına girişi ve kurumsallaşarak hayat içerisinde belirleyici bir rol alması konusunda tartışılması ve sorgulanması gereken yaygın bir tanımdan bahsetmiştim. Eleştirel olarak ele alacağım bu tanım şu şekildedir : Hukuk yalnızca yasalardan, genelgelerden, yönetmeliklerden hatta bazen talimatnamelerden ibarettir. Bunların dışında olan bir şey hukukun da dışındadır. Ve haklar-özgürlükler dahil her şeyin hukukileşmesinde devletin yetkili organlarının serbest iradesi mutlaktır. Bu algı biçimsel olarak ilk bakışta mantıklı gibi gözükmektedir. Ancak mesele daha karmaşık boyutlarıyla irdelendiğinde ortaya daha başka bir manzara çıkmaktadır. Zira burada hukukun bir bütün olarak kendisi gibi tanımlanan şey ; aslında hukukun tarihsel-mekansal tezahür biçimlerinden biri olan pozitif hukuk tan başka bir şey değildir. Biz ise pozitif hukuku evrensel hukuk ve ideal hukuktan kopartarak tüm tarih ve topluma genellediğimiz zaman ; hem onun oluşum ve var oluş sürecini göz ardı etmiş, hem de onu hak etmediği dar bir alana hapsetmiş oluruz. Bu ise; başka bilim dallarına teşmil ederek baktığımızda örneğin filolojiyi (dilbilim) yalnızca tek bir dilin kurallarıyla izah etmeye veya tarihi yalnızca Amerikan veya İngiliz tarihinin esaslarına göre tanımlamaya benzemektedir. Ve bu bakış açısı bizi zorunlu olarak kazuistik, donuk ve tekdüze bir hukuk yorumuna götürür. Bunun hayattaki karşılığı ise hukuku kendi dinamizmi ve iç bağıntıları içerisinde kavrayamayan, anayasal bir hakkı polis megafonundan çıkan dayanaksız bir emirden daha işlevsiz gören hukukçuların(!) yetişmesi tezahürüyle sonuçlanmaktadır.. Hukukun tarih ve toplumun basıncı altında şekillenmişliğini ve evrenselliğini görmediğimizde toplum ile olan bağını kesip atmış oluruz. Geride ise elimizde yalnızca yasa koyucu bir topluluğun iyiniyetine kalmış ve boşlukta türemiş ruhsuz bir kurallar bütünü kalır. Hukuk yalnızca birey cezalandırma ve alacak tahsil mekanizmasına dönüşür. Bu algı ise hukukun yalnızca pozitif hukuktan ibaret olma önermesiyle uyum teşkil eder. Hukuk mevzubahis metinlerden ibaret, bu metinleri ortaya çıkarıcı yegane güç ise devletin yasa koyuculukta mutlak güce sahip yetkili organları olduğuna göre artık toplumun yenilikçi işlevselliği bir kenara itilmiş veya sınırlı bir biçimde kabaca seçim sandığı düzeyine indirgenmiş olur. Toplumun karşısında bu kutsanmayla sürekli içten içe kemikleşen ve gücünü arttıran erkler za-

17 MERSİN BAROSU DERGİSİ SAYI manla kendisini toplumun üzerine koyar. Toplumun içinden çıkan ama ona yabancılaşmış, kendini ona hiyerarşik bir üst olarak koymuş bir şekilde hukuka basit bir araçsallık işlevi yükler. Hukuk güçlü olanın hukuk dışı çıkarlarını meşrulaştıran bir vaftiz suyu haline gelir. Hukuk biçimsel olarak hukuk, öz olarak ise toplumu nesneleştirmenin bir yöntemi olup çıkar. Bu ise hukuk açısından asıl trajedinin başladığı noktadır. Kanaatimce hukuk : Toplumun hak ve özgürlüklerini güvence altına alan, insanlığın ilerleyişiyle eşgüdüm halinde ilerleyen, değişim ve dönüşüme donmuş bir direnç göstermek yerine buna temel hazırlayan (ideal toplum ve dolayısıyla ideal hukuka evriliş yönünde), toplumun ilerletici dinamikleriyle uyumunu yitirmeyen ve varoluşunun (doğuşu ve ) muhafazası için de onların desteğine ihtiyaç duyan, toplumların birbiriyle olan bağıntısı ve tarihin ortak bir dünya tarihine dönüşmesi sebebiyle zorunlu olarak evrensel olan(evrensel hukuk), ancak evrensel olanla uyumlu yerel tezahürleri de (pozitif hukuk) bünyesinde taşıyan ilkeler bütünüdür. Bu tanımdan yola çıktığımızda hukukun varlığının ana belirtisi hak ve özgürlüklerin yaratımına zemin oluşturabilme ve onları muhafaza edebilme kabiliyetiyle aynıdır. Bu kabiliyet ise ilerleyen sayfalarda değineceğim gibi toplumu ilerletici dinamiklerin etkinliğiyle doğru orantılıdır. Yani hukukun etkinliği toplumun kendisinin ve iktisadi-siyasi koşulların elverişliliğinden bağımsız değildir. Bu minvalde baktığımızda hukukun şekillenişinin (dolayısıyla hak ve özgürlüklerin meydana gelişinin) toplumsal dinamiklerle doğrudan ilintili olduğunu görürüz. Bugünkü hukukun temellerini atan toplumsal olay tarihe Fransız İhtilali olarak geçen ancak bundan önce 17.yy ın ortalarında İngiltere de ortaya çıkan ve daha sonra Avrupa ülkelerine yayılan burjuva devrimleridir. Bu tarihsel olayların sosyoloji ve siyaset bilimi literatüründe burjuva devrimi olarak geçmesinin sebebi, toplumun en geniş kesimlerinin katılımına rağmen bu devrimlerin politik-iktisadi örgütlenme kabiliyeti açısından kentsoylu sınıfın (burjuva) taleplerini yansıtmasıdır. 17 ve 18.yy larda feodalizme tepki olarak sokaklara dökülen milyonlarca köylü, kapitalizmin doğuşuyla büyük sanayi işletmeleri arasında yok olup giden küçük zanaatkarların öfkesi kendini politik olarak örgütleyememiş, iktisadi hegemonyayı kapitalizmin tarih sahnesine çıkışıyla derebeyi ve krallardan devralan burjuva sınıfının politik örgütlenme yeteneğinin de sonucuyla bir siyasal burjuva hegemonyası olarak sonuçlanmıştır. Bu ise bugüne de yansıyacak yeni bir hukuk sisteminin doğuşu anlamına gelmektedir. Roma Hukuku nda bugünden izler bulunsa da ana kopuş burada yaşanmıştır. Fransız ihtilalinin hukuksal sonuçlarına bakıldığında genel olarak aydınlanma döneminin ve hümanist felsefenin tesirinin altında olduğu görülür. Ancak bu hümanizma görelidir. Zira insanın en temel hakkı olan yaşam hakkı, işkence yasağı gibi kurumlar hukuk bünyesine alınırken bu devrimin sınıf karakteri gereği sosyal hakların gelişkinliği mülkiyet hakkı ve teşebbüs hürriyeti nin sahip olduğu imtiyazdan çok geridedir. Çünkü mülkiyet hakkı ve teşebbüs hürriyetini sahiplenen sınıfın ağırlığı bu devrimlerde sosyal ve sendikal hakları sahiplenecek sınıfın (işçi sınıfının) ağırlığından çok daha baskındır. Ve ikinci bahsettiğim sınıfın hukuksal ve siyasal etki gücü henüz birincisi kadar değildir. Bu yüzdendir ki; siyasi hegemonik durumu iktisadi hegemonyadan doğmuş bu devrimin hukuksal sonucu da bu durumun izlerini taşıyarak sonuçlanmıştır. Ancak tarihteki tüm devrimler gibi Fransız ihtilali ve diğer devrimler de toplumların lokomotifinin devrimler olması gerçekliğiyle göreli olarak ilerici bir karakter taşırlar. Yarattıkları hukuk sistemleri de bu devrimlerin tezahürü olarak kendini var eder. Feodal veya asyatik toplumların hukukunun burjuva hukukuna sıçrayışı tarihi ilerletmiştir; ancak insanlığın tüm sıçraması bununla bitmiştir demek insanlığa büyük haksızlık olacaktır. Görüldüğü üzere tarihte hukuk genel olarak hukuk dışı alandan türemiştir. Politika ve ekonomiyle doğrudan etkileşim halindedir. Ve özellikle çıkarları birbirine karşıt sosyal sınıfların varlığı bunda rol oynar. Bir derebeyin burjuva hukuk sisteminde belirleyici bir politik özne olması ne kadar imkansızsa, yerleşmiş bir asyatik toplum biçiminde de hür teşebbüste çıkarı olan bir sınıfın hegemonyayı elinde bulundurması mümkün değildir. Ancak tarihte hukuk sistemlerinin şekillenmesinde ortak olan bir nokta vardır ki bunlar tarihsel değişimler, dönüşümler ve devrimlerdir. Devrimler çok boyutlu sosyolojik siyasi- hukuksal hadiselerdir. Ve önce maddi hayat içerisinde (filliyatta) kendilerini var eder; sonra da hukuku şekillendirirler. Bu şekillenişte toplumların en geniş kesimleri siyasal değişimlerde taleplerini politik zeminde ne kadar fazla etkin ve organize olarak dile getirebilirlerse hukuk da o denli kapsayıcı, gelişkin ve ilerici olur. Bu minvalde yukarıda bahsettiğim tanımdaki gibi bir devlet organının kendiliğinden hak özgürlük veya hukuk yaratıcısı olması mefhumu tarihin hiçbir evresinde olmamıştır. Tarihte hiçbir an yoktur ki bir lider,monark, kral veya bir yasama organı çıkıp tüm iyiniyetiyle

18 18 SAYI 38 MERSİN BAROSU DERGİSİ toplumun en geniş kesimine, çalışan sınıflara veya küçük üreticilere bir hak bahşetmiş olsun. Bu düşünceliliği tarihin hiçbir evresinde göremeyiz. Her türlü hak ve özgürlük büyük toplumsal mücadelelerin sonunda yasa olarak pozitif hukuk içerisinde kurumsallaşmış ve insanlığın aldığı yol olarak da evrensel hukuka sirayet ederken; ideal hukukun oluşumuna da katkıda bulunmuştur. Örneğin yy larda İngiltere; kapitalizmin doğuşu yıllarında vahşi bir emek sömürüsünün yaşandığı bir ülkeydi. Burada herhangi bir sendikal hak veya hürriyet, siyasal örgütlenme özgürlüğü mevcut değildi. Bunlar yasadışıydı. Bugün sıkça kullanılması tercih edilen tabirle terörizm oluyordu bunları talep etmek (Bu bugün Hidroelektrik santralleri istememenin veya taşeron uygulamasının sona erdirilmesini istemenin terörizm olarak anılabilmesi gibidir.) Devlet ise ekonomide salt jandarma görevini üstlenerek sınıflar arası sosyal eşitsizliklere sırtını dönüyordu. İngiltere nin hiçbir kralının ve İngiltere devletinin hiçbir organının sosyal haklardaki bu boşluğu doldurma gayreti içerisinde olması gibi bir durumu göremeyiz. Tam tersine günün pozitif hukukunun bu hakların yerleşmesine ölümcül bir direnç gösterdiğini söylersek yanılmış olmayız. Pozitif hukuk burada diyalektik bir tezatlık içinde ideal hukukun önünde bir engel ve evrensel hukukun gelişimine bir zincir olarak tezahür ediyordu. Biçimsel olarak resmen hukukun bir dalı, bir bütün olarak hukuk düşüncesinin tamamının gelişmesinin önünde set olmuş oluyordu. Ancak fiili toplumsal hayatın gelişmeleri pozitif hukuku aşacak cinstendi. Fabrikalarda işçiler tarafından kendiliğinden komiteler meydana geldi ve bunlar gitgide birleşerek sendikalara evrildiler. Tamamen pozitif hukukun dışından (yasadışı ancak hukuk içi) olarak gelişiyordu bu durum. Eş zamanlı olarak yine aynı düzlemde işçi temsilcilerinden meydana gelen bir politik parti ; Çartist Parti kuruldu. Ve sosyopolitik koşullar ve toplumsal mücadele dinamikleri egemen siyasi özneye bu fiili durumu pozitif hukuk içerisinde kurumsallaştırmak dışında çare bırakmadığında ; Siyasi ve Sosyal Haklar kavramı İngiltere ve dünya hukuk literatüründe yerini alıyordu. Hukuk, hukuk olmayan noktadan, hukuka rağmen diyalektik bir iki boyutluluk içerisinde gelişiyordu.. Benzer örnekleri 8 saatlik işgünü hakkının kurumsallaşması, basın özgürlüğünün ortaya çıkışı, köleliğin yasaklanması noktalarında da görmek mümkündür. Bu çok çeşitli hürriyetlerin hepsi yerleşik pozitif hukukla mücadelenin sonucunda oluşan ve kurumsallaşan hürriyetlerdi. Kısacası devletin yetkili organının serbest iradesi dediğimiz şey toplumun ve tarihin yasa koyucu üzerindeki tazyikinden (yada tazyiksizliğinden) başka bir şey değildi. Ve yine görülüyor ki hakların ve özgürlüklerin meydana gelişinde pozitif hukuktan yana olarak bu özgürlüklerin gelişimine karşı duranlar tarafından terörizm le suçlananlar evrensel ve ideal hukuk bağlamında kurumsallaşmasına sebebiyet verdikleri özgürlüklerle hukuk tarihinde gerçek yasa koyucu olarak yerlerini alıyorlardı. Hukuku pozitif hukukun donmuş kalıpları içerisinde yorumlayanlar ise evrensel ve ideal hukuka karşı ancak terörizmle açıklanabilecek bir fiili mukavemet gösteriyorlardı. Böylece pozitif hukukun teröristi evrensel hukukun öznesi olurken evrensel hukukun teröristi ise hukuku dogmatik kalıpların içine hapsedip işlevsiz kılanlar oluyordu. Hukuka karşı bir nevi yasal suç işleniyordu. Hukuk bu minvalde ele alındığındada bugün neden birçok yasa hükmünün fiilen işlevsiz olduğunu anlamak zor olmayacaktır. Hak ve özgürlüklerin toplumsal mücadelelerle kazanılıp hukuka dahil edildiği toplumsal hareketlilik dönemlerinde henüz kurumsallaşmış hak ve özgürlüklerin işlevselliği ve etkinliği yüksektir. Çünkü toplum tarafından kazanılmış bu haklar, yine toplumun kendisi tarafından korunmaktadır. Kurumsallaşmış yasal haklar fiiliyatta kullanılamaz olmak bir kenara dursun toplum sürekli yeni hak ve özgürlük taleplerini yinelemekten çekinmez. Ancak bu talepler zaman zaman 1789 Fransız İhtilali ve 1917 Sovyet Devrimi gibi büyük toplumsal ve hukuksal dönüşümlere yol açarken bazen de keyfi yargılamaların önünü kesen adil yargılanma hakkı veya masumiyet karinesi gibi hakların pozitif hukuka dahil edilmesiyle sonuçlanırlar. Toplumlar tarih literatüründe devrimci yükseliş dönemleri olarak geçen bu dönemlerde tüm yaratıcılıklarını, araçlarını ve düşünsel güçlerini ortaya koyarlar. Taleplerini en dolaysız şekilde dile getirirler; dolayısıyla toplumun özyönetim gücünün en fazlalaştığı dönemlerdir bunlar. Yani maddi hayattaki fiili durum ve toplumsal-sınıfsal güç dengeleri yasalaşmış hak ve özgürlükleri meydana getirdiği gibi onların fiili işlevsellik gücünü de belirleyen bir koşul halini alır. Hukuk bu şekilde oluşur ve ilerler, hürriyetlerin baskılanmasıyla ise niteliğini yitirir ve içten içe çürür. Bu kuramın mefhum-u muhalifini izleyerek aşina olduğumuz kanunlarımızda iyi, ilerici, özgürlükçü hükümler var ama uygulanmıyor serzenişine yanıt veren ; yasalaşmış hak ve özgürlüklerin işlevsizleştirilmesi hususuna değinelim. Örneğin bugün Hem Ceza Kanunu nda, hem İş Kanunu nda, hem CMK da bu kanunların öznelerinin haklarını güvence altına alan yüzlerce madde görürüz. Bunların çoğunluğu da evrensel hukukla uyum halindedir. Ancak bu uyumluluk yalnızca biçimsel bir uyumluluktur.

19 MERSİN BAROSU DERGİSİ SAYI Öz olarak ise bir polisin ifade alma sırasında attığı tokatta, gösteri hakkını kullanan bir topluluğa yağdırdığı gaz bombalarında ve kullandığı orantısız güçte, kayıtdışı istihdam edilen işçilerin yaşam koşullarında, taşeronun yaygınlığında ve güvencesiz işçilikte, duruşma salonundan atılan avukatların mağduriyetlerinde ; kısacası hayatın içinde yokturlar. Yalnızca kağıt üzerinde kalan bir hakkın ise yaşayan, canlı insanlar için ne ifade ettiği aşikardır. Bahsettiğimiz olumsuz örnekler maalesef önü alınamaz derecede çoğaltılabilir. Bazı haklar yasa olarak vardırlar ancak gerçekte yokturlar. Tıpkı yukarıda ele aldığımız İngiltere de sosyal hakların doğuş sürecinde sendikalaşma hürriyetinin yasa olarak yokluğu ancak fiili olarak varlığı gibi (ancak bu sefer olumsuz bir zıtlık çerçevesinde). Kurumsallaşmış hak ve özgürlüklerin korunmasında normlar hiyerarşisinde en tepede ve temel metin kabul edilen anayasalar bile çaresiz kalmaktadır. Çünkü yasal haklar ve özgürlükler işlevselliğinde çıkarı olan dinamiklerle bunların işlevsizleştirilmesinde çıkarı olan toplumsal dinamikler arası güç dengesi bazen bir İçişleri Bakanlığı talimatnamesinin anayasadan daha etkin rol oynamasına sebep olabilmektedir. Sebep noktasına geldiğimizde ise; bugün bu yasal haklar kullanılamaz durumdadır çünkü zamanında bu hakların elde edilmesinin öznesi olan toplumun en geniş kesimleri bugün fiili olarak dağınık, politik ve sosyal olarak da örgütsüz durumdadırlar. Maddi toplumsal hayat içerisinden doğan ve pozitif hukuka dahil edilen haklar kendi özne ve koruyucusunu toplumsal hayatta bu sefer bulamamakta, bu karşılıksızlık ise salt biçimsel hak ve özgürlüklerin kanun metinlerini süslemesiyle sonuçlanmaktadır. Dolayısıyla demokrasi ve hukuk birlikteliği, demokratik araçların aşınmışlığı, hukuku da doğrudan etkilemektedir. Hukuk bu minvalde korunaksız kaldığı için de; hukukun hak ve özgürlükler konusunda aldığı yolun gerisinde kalan siyasi-idari özneler pozitif hukukun evrensel hukukla olan uyumunu sarsarak, yasaların evrensel hukukla uyum gösteren noktalarını ya yasa olarak bile biçimsel açıdan ortadan kaldırmakta ya da biçimsel mevcudiyetine dokunmayıp pratik işlevselliğini ortadan kaldırma yoluna gitmektedirler. Ancak toplum tarafından kazanılmış bu hak ve hürriyetler pozitif hukuk bazında işlevsizleştirilseler de; evrensel hukukun dışında itilememekte, insanlığın aldığı yol olarak varlıklarını devam ettirmektedirler. Zira evrensel hukuk; en demokratik coğrafyada yaşayan bir bireyin kullandığı hakkın her türlü pozitif hukuk duvarına rağmen, bir diktatörlük altında yaşan bireyin de kullanabilmesinin meşru olmasının açık teminatıdır. Ulusal hukuk tezahürlerinde yerel bazda kovuşturmalara uğratarak köreltilmeleri ve suç olarak damgalanarak insan zihninde kriminalize edilmeleri bu hürriyetleri hukuk dışına itmemektedir. Tam tersine bu hürriyetlerin kullanımının adli vakıalar alanına itildiği ülkeler diktatörlük sıfatıyla tarihte kendi isimlerini kendi elleriyle belirlemektedirler. Bu minvalde haklar ve özgürlüklerin doğuşu ve muhafazası ile toplumsal sınıf ve politik dengeler arasındaki bağ kuram olarak ortaya çıkmaktadır. Bir isim vermek gerekirse buna toplumcu hukuk teorisi denilebilir. Kanımca bu bakış açısı bugün hak ve özgürlüklerin savunusunda tüm duyarlı hukukçular için altın değerinde ipuçları taşımaktadır. Politika, hukuk, iktisat ve sosyolojinin iç içeliğini kavramak, hukukun her alanla ilintisi ve savunusunda ilişkiselliği olduğu gerçeğinden yola çıkmak; pozitif hukukun hak ve özgürlükleri tasfiye için basit bir araç olarak kullanılması ve evrensel hukukun gerisinde bir pratiğe sahip olmasının panzehiri olacaktır. Yakın tarihimizde ise toplumun yaratıcı etkinliğiyle hukukçuların bu etkinliğe uyum gösterdiği bir olay yaşanmıştır. Literatüre Gezi Direnişi olarak geçen bu olay; toplumun yaşam alanlarına, evrensel bir hak olan toplantı ve gösteri hürriyetine sahip çıkmasıyla gerçekleşmiştir. Bireylerin kanun ve anayasa metinleri üzerinde yalnızca bir süs olarak bırakılan haklarına sahip çıkması ve avukatların bu toplumsal hukuk direnişine bir özne olarak dahil olması hukukun geleceğiyle ilgili umut verici bir gelişim olarak zihnimizde ve vicdanlarımızda yerini almıştır. Kendisi biçimsel olarak ortadan kalkmasına rağmen yaşayan onlarca yasası ve yarattığı kültürün sürdürülmesiyle devam eden 12 Eylül hukukuna yönelik en kapsamlı eleştiriyi sunmuştur Gezi direnişi. Toplumun kamusal alanlarına sahip çıkması, polis şiddeti istemiyorum demesi, benim anayasal haklarım var ve bunlar anayasalara, uluslar arası sözleşmelere desen olsun diye konulmadı demesi, toplumun yaratıcı etkinliğiyle zamanında kendisinin de öznesi olarak var ettiği hukuka şimdi sahip çıkmasından başka nedir ki? Hukuku basit bir egemenlik aracı ve toplumu nesneleştirmenin bir aracı olarak gören mantığa karşı bunları söyleyebilmek bir hukuk direnişinden başka ne olabilir ki? Ne mutlu hukuk ve toplum arasında duvar örmeyen hukukçulara, Ne mutlu hukuk toplum içindir ve başta devletler olmak üzere tüm otoriteler de hukukla bağlıdır diyebilenlere..

20 20 SAYI 38 MERSİN BAROSU DERGİSİ Kanun, yönerge, tüzük, yönetmelik vs. gibi sözcük yığınlarından örülmüş, kaba gücün giymekten bıkmadığı zarif bir elbisedir hukuk Kaba güç içine don giymemiştir, sık sık cinsel organı görünmektedir; hatta bazen sıcakladığında büsbütün soyunup toplama kampları falan kurduğu olmuşsa da kısa sürede tekrar hukukla giydirilir. Sokaktaki adam, onu genellikle giyinik bilir. Kaba kuvvetin de, -den, -e, -i halidir hukuk; yalın değil maskeli halidir. Endüstrileşmiş kaba kuvvettir, gücün Fordist uygulamasıdır; oturtulacak kazığın çapının, atılacak bombanın tonunu, parçalanacak çocuğun kaç parçaya ayrılacağının, şüpheliye verilecek elektriğin voltajının önceden yönetmeliklerle belirlenmiş olmasıdır. Egemenler için hukuk, en küçük bir olağandışı durumda ilk atılan safradır. Tatilde, deniz kenarında içilen bir akşam kahvesi gibidir; bütün işlerden sonra gelir, her şeyin olağan olduğunun göstergesidir ve herhangi bir olağandışılıkta ilk yok olandır. 1 I.Giriş İnsanların, hayatlarını idame ettirebilme yollarının; onların fiziksel, ruhsal ve bilinçsel varoluş ve yaşantılarını ne şekilde etkileyeceği Marksist literatürde Yabancılaşma kuramı ile açıklanmıştır. Nitekim Marx, yabancılaşmanın, kapitalist bir ekonomik düzende dört temel ilişki ve sonuç biçiminde karşımıza çıktığını; işçinin, kendi üretici etkinliğine, etkinliğinin ürününe, diğer insanlara ve başta yaratıcı nitelikleri olmak üzere kendi özgül varlığına yabancılaştığını ortaya koymuştur. Mevcut statü ve yapısal durumları itibariyle nesnesel nitelikleri farklılık arz eden hukuk özneleri yönünden yabancılaşmanın da bu temel ilişki ve sonuç biçimleri üzerinden tahlil edilmesi kaçınılmazdır. Özellikle, avukatlık mesleğini icra eden hukuk öznelerini ortak payda edinen bu mecrada; serbest piyasa ekonomisinin merkezine eklemlendirilmiş, yoğun rekabet biçimlerinin ağırlığı altında ezilen, avukatlık etkinliğinin anlam ve hazlarından yoksun kalmış, benliği ile icra ettiği etkinlik arasındaki bağları zayıflamış, emeği sömürülerek değersizleştirilmiş, mesleği ile arasındaki tek köprüsü olarak ekonomik gerekçeleri kalmış Avukatların yabancılaşma biçim ve sonuçlarının ortaya konmasının elzem olduğu kanaatindeyim. Avukatların hangi biçim ve düzeylerde yabancılaştıkları, yaşadıkları bu yabancılaşmanın avukatlık etkinliği yönünden ne gibi sonuçlar doğurduğu, iktisadi-politik yapının avukatlık mesleğini hangi şekilde dönüşüme uğrattığı ve avukatlık emeğinin piyasa şartlarına koşullanmasının yarattığı etkilerin tahlil edilebilmesi; kuşkusuz teorik ve pratik yönlerden birçok derin araştırma ve incelemeyi gerektirmektedir. Ancak egemen doktrin ve uygulamalardan sıyrılarak, alternatif bir hukuk okuması yapılması halinde, en temel yabancılaşmanın aslında hukuka dair bakış açısı ve bilinç düzeyinde meydana geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim hukuk öznelerinin hukuktan beklentisini ve hukuk ile olan ilişkilerini belirleyen paradigmaları; hukukun varlığı, amacı ve işlevine ilişkin ön kabullerden oluşmaktadır. Bu minvalde, 1 Taylan KARA, Vasatlığa Giriş Dersleri, 2013, İstanbul, sf.93. kanımca ilk yapılması gereken, egemen ideolojilerden ve hegemonyalardan arı bir şekilde, hukukun ne olduğuna ilişkin en temel soruyu kendimize sormak olacaktır. Bu makalede; öncelikle devlet ve hukuk üzerine Marksist bir okuma yapılarak, kapitalist devlet düzleminde devlethukuk ilişkisi incelenecek, liberal hukuk düzeninin sahip olduğu belirsiz, taraflı ve ideolojik nitelikleriyle devletin baskı ve ideolojik aygıtı olduğu gerçeği ortaya konacak, hukukun varlığı ve gerekliliğine dair bilinç formunun; kapitalist ekonomi-politiğin ve merkezindeki liberal hukuk kuramının bir eseri olduğu, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü gibi romantik ideallerle hukukun kendi varoluşunun bir fetişizm haline getirildiği ifade edilmeye çalışılacaktır. Yeri gelmiş iken ifade etmek gerekir ki, hukukun görece özerkliği, politik ve iktisadi koşullardan bağımsızlığı üzerine birçok teori ve tez ortaya konmasına rağmen gelinen bugünkü noktada, hukuka dair romantik ve iyiniyetli söylemlerin hiçbir temelinin kalmadığı inkâr edilemez bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. I. Devlet ve Hukuk Marx a göre Modern devlet idaresi, bütün bir burjuvazinin ortak işlerini yürüten bir icra komitesinden başka bir şey değildir. Bu perspektiften bakıldığında devlet, açıkça iktisadi bakımdan egemen sınıfa bağım olup, kapitalizmde bu egemen sınıf burjuvazidir. Bu çerçevede Lenin, devleti sömürülen sınıfın baskı altında tutulmasının aracı olarak tanımlamıştır. 2 Her ne kadar çağdaş Marksist düşünürlerin bir kısmı, devletin hakim sınıfın çıkarlarıyla tamamen özdeş olmadığını; devlet yapısının, hakim sınıfın, karşısındaki güçlerle mücadele süreci içinde belirlendiği iddia etmişlerse de tarihsel süreci içerisinde modern devlet yapılanması, sınıf mücadelesinden ayrışmış, egemen sınıfın ekonomik, politik ve hukuki çıkarları doğrultusunda kurumsallaşmıştır. Marx ve Lenin tarafından devlete ilişkin yapılan bu tanımlara karşılık; hukukun tanımı, amacı, modern devlet yapılanmasındaki rolü ve fonksiyonu bütünsel bir çalışmanın konusu yapılmamış, Marksist teorilerde sınırlı bir incelemeye tabi tutulmuş, genel olarak bir toplumsal ilişki biçimi olarak ele alınmıştır. Yine de Marx ve Engels in hukuka ilişkin çok önemli saptamaları bulunmaktadır. Çok ilginçtir ki, Marx, Hegel in Hukuk Felsefesinin Eleştirisi ne girişte hukuku, din ile birlikte insanın yabancılaşması olarak nitelemiştir. Tabi dinlerin yarattığı yabancılaşmayı kutsallık olgusu üzerinden açıklarken; hukuku, üretim araçlarının mülkiyeti, üretim biçimi ve politik olgularla temellendirmiştir. Bu noktada bir hususa dikkat çekmek gerekir ki; Marksizmin hukukla temel derdi, dünyaya hukuksal bakışın, dünyanın hukuksal algılanmasının yanlışlığının ortaya konmasıdır. Örneğin, mülkiyetin ne olduğunu anlayabilmemiz için salt hukuksal yönünü incelemek yeterli olmayacaktır. Zira mülkiyet kavramı, hukuksal iradeler bir yana, 2 Andrew HEYWOOD, Siyaset, Liberte Yayınları, Ankara 2006, s.131

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KARAARSLAN TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 4027/05) KARAR STRAZBURG 27 Temmuz 2010 İşbu karar AİHS

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi

Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi Mehmet SAYDAM Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... v İÇİNDEKİLER... vii

Detaylı

2 Kasım 2011. Sayın Bakan,

2 Kasım 2011. Sayın Bakan, SayınSadullahErgin AdaletBakanı Adres:06659Kızılay,Ankara,Türkiye Faks:+903124193370 E posta:sadullahergin@adalet.gov.tr,iydb@adalet.gov.tr 2Kasım2011 SayınBakan, Yedi uluslarası insan hakları örgütü 1

Detaylı

FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR

FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR FASIL 23 YARGI VE TEMEL HAKLAR Öncelik 23.1 Yargının verimliliği, etkinliği ve işlevselliğinin arttırılması 1 Mevzuat Uyum Takvimi Tablo 23.1.1 No Yürürlükteki AB mevzuatı Taslak Türk mevzuatı Kapsam Sorumlu

Detaylı

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır Doç. Dr. Tuğrul KATOĞLU* * Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Ceza

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. ZEYTİNLİ/TÜRKİYE (Başvuru no. 42952/04) KARAR STRAZBURG. 26 Ocak 2010

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. ZEYTİNLİ/TÜRKİYE (Başvuru no. 42952/04) KARAR STRAZBURG. 26 Ocak 2010 COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ZEYTİNLİ/TÜRKİYE (Başvuru no. 42952/04) KARAR STRAZBURG 26 Ocak 2010 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE GÖLÜNÇ TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 47695/09) KARAR STRAZBURG 20 Eylül 2011 İşbu karar nihai olup

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE CELAL ÇAĞLAR TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 11181/04) KARAR STRAZBURG 20 Ekim 2009 İşbu karar AİHS

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

İÇİNDEKİLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI. Madde Sayfa BAŞLANGIÇ...17 BİRİNCİ KISIM. Genel Esaslar. I. Devletin şekli... 1...19

İÇİNDEKİLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI. Madde Sayfa BAŞLANGIÇ...17 BİRİNCİ KISIM. Genel Esaslar. I. Devletin şekli... 1...19 İÇİNDEKİLER TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Madde Sayfa BAŞLANGIÇ...17 BİRİNCİ KISIM Genel Esaslar I. Devletin şekli... 1...19 II. Cumhuriyetin nitelikleri... 2...19 III. Devletin bütünlüğü, resmî dili,

Detaylı

II. ANAYASA MAHKEMESİNİN YETKİSİNİN KAPSAMI

II. ANAYASA MAHKEMESİNİN YETKİSİNİN KAPSAMI İÇİNDEKİLER I. GENEL AÇIKLAMALAR 1. Bireysel başvuru nedir? 2. Bireysel başvurunun temel nitelikleri nelerdir? 3. Bireysel başvuru yolu hangi ülkelerde uygulanmaktadır? 4. Ülkemizde bireysel başvuru kurumuna

Detaylı

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İKİNCİ DAİRE KARARI Esas No 2013/149. Karar No 2013/1034

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İKİNCİ DAİRE KARARI Esas No 2013/149. Karar No 2013/1034 Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesi aşağıda isimleri yazılı üyelerin katılımı ile tarihinde toplandı....eski Hâkimi hâlen emekli... (... ) ile... Hâkimi... (...) hakkında, Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG. COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG 13 Ekim 2009 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KARYAĞDI TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 22956/04) KARAR STRAZBURG 8 Ocak 2008 İşbu karar AİHS nin

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ETEM KARAGÖZ TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 32008/05) KARAR STRAZBURG 15 Eylül 2009 İşbu karar AİHS

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI GENEL OLARAK Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148. maddesinde yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılmıştır. 23 Eylül 2012

Detaylı

CEZA YARGILAMASI KAPSAMINDA İHAM UYGULAMASINDA KLON DAVA KAVRAMI

CEZA YARGILAMASI KAPSAMINDA İHAM UYGULAMASINDA KLON DAVA KAVRAMI CEZA YARGILAMASI KAPSAMINDA İHAM UYGULAMASINDA KLON DAVA KAVRAMI GİRİŞ : Yakın kavram olarak, ceza yargılaması hukukumuzda mükerrer dava kavramı vardır. Mükerrer dava; olayı, tarafları, konusu aynı olan

Detaylı

Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol

Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol T.C. D A N I Ş T A Y Esas No : 2011/8665 Karar No : 2013/9005 Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol Özeti : İmar planında küçük sanayi

Detaylı

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG Mart - 2014 YASAL DÜZENLEMELER KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE VE İLGİLİ ULUSAL VE ULUSLAR ARASI

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Beyannamesi*

Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Beyannamesi* Savcıların Mesleki Sorumluluk Standartları ile Temel Görev ve Hakları Beyannamesi* 23 Nisan 1999 tarihinde Uluslararası Savcılar Birliği tarafından onaylanmıştır. *Bu metin, HSYK Dış İlişkiler ve Proje

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR. Başvuru Numarası: 2013/8492. Karar Tarihi: 8/9/2014 İKİNCİ BÖLÜM KARAR

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR. Başvuru Numarası: 2013/8492. Karar Tarihi: 8/9/2014 İKİNCİ BÖLÜM KARAR TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başvuru Numarası: 2013/8492 Karar Tarihi: 8/9/2014 İKİNCİ BÖLÜM Başkan : Alparslan ALTAN ler : Serdar ÖZGÜLDÜR Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM M. Emin

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. KESHMIRI/TÜRKİYE (Başvuru no. 36370/08) KARAR STRAZBURG. 13 Nisan 2010

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. KESHMIRI/TÜRKİYE (Başvuru no. 36370/08) KARAR STRAZBURG. 13 Nisan 2010 COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KESHMIRI/TÜRKİYE (Başvuru no. 36370/08) KARAR STRAZBURG 13 Nisan 2010 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar

Detaylı

AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ

AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ ĐKĐNCĐ DAĐRE GÜZELER v. TÜRKĐYE (Başvuru no. 13347/07) KARAR STRAZBURG 22 Ocak 2013 Đşbu karar nihaidir ancak şekli bazı değişikliklere tabi tutulabilir. T.C. Adalet Bakanlığı,

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE GÜNGİL TÜRKİYE. (Başvuru no. 28388/03 ) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG. 10 Mart 2009

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE GÜNGİL TÜRKİYE. (Başvuru no. 28388/03 ) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG. 10 Mart 2009 COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE GÜNGİL TÜRKİYE (Başvuru no. 28388/03 ) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG 10 Mart 2009 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen

Detaylı

ÖNSÖZ 3 EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAZISI 5 İÇİNDEKİLER 7-12 KANUNLAR VE KAYNAKLAR 13-15 BİRİNCİ BÖLÜM Genel Bilgiler 17-29 1. Dersin adı ve konusu 17

ÖNSÖZ 3 EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAZISI 5 İÇİNDEKİLER 7-12 KANUNLAR VE KAYNAKLAR 13-15 BİRİNCİ BÖLÜM Genel Bilgiler 17-29 1. Dersin adı ve konusu 17 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ 3 EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAZISI 5 İÇİNDEKİLER 7-12 KANUNLAR VE KAYNAKLAR 13-15 BİRİNCİ BÖLÜM Genel Bilgiler 17-29 1. Dersin adı ve konusu 17 2. Dersin amacı ve planı 18 3. CMH ve Hukuk

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE Cemile BOZOĞLU (AKARSU) ve Diğerleri Türkiye (Başvuru no. 787/03) Kabuledilebilirliğe İlişkin

Detaylı

FETHİYE. Tübakkom 10. Dönem Sözcüsü. Hatay Barosu.

FETHİYE. Tübakkom 10. Dönem Sözcüsü. Hatay Barosu. AVUKAT HATİCE CAN Av.haticecan@hotmail.com Atatürk cad. 18/1 Antakya 0.326.2157903-2134391 AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA FETHİYE DOSYA NO : 2011/ 28 KATILAN : B. S. KATILMA İSTEYEN Türkiye Barolar

Detaylı

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar:

Sayı: 32/2014. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı yapar: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi nin 24 Şubat 2014 tarihli Kırkaltıncı Birleşiminde Oybirliğiyle kabul olunan Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasası Anayasanın 94 üncü

Detaylı

Alman Federal Mahkeme Kararları. Hessen Eyalet Sosyal Mahkemesi

Alman Federal Mahkeme Kararları. Hessen Eyalet Sosyal Mahkemesi Alman Federal Mahkeme Kararları Çev: Alpay HEKİMLER * Hessen Eyalet Sosyal Mahkemesi Karar Tarihi : 24.03.2015 Sayısı : L 3 U 225/10 İşçiler, öğlen paydosu sırasında, sadece öğlen yemeğini yemek üzere

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KÖKSAL VE DURDU TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 27080/08 ve 40982/08) KARAR STRAZBURG 15 Haziran

Detaylı

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ

ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ 5 Aralık 2011 ANAYASA DEĞĠġĠKLĠKLERĠ HAKKINDA GÖRÜġ VE ÖNERĠLERĠMĠZ I.YENĠ BĠR ANAYASA MI? GENĠġ KAPSAMLI BĠR ANAYASA DEĞĠġĠKLĠĞĠ MĠ? Anayasa hazırlığıyla ilgili olarak kamuoyunda önemli bir tartışma yaşanıyor:

Detaylı

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU RET KARARI :F.Y.

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU RET KARARI :F.Y. T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU ŞİKAYET NO : 04.2013.1870 KARAR TARİHİ : 10/03/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ ŞİKAYET EDİLEN İDARE ŞİKAYETİN KONUSU :F.Y. : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Ziyabey Cad. No:6 Balgat/ANKARA

Detaylı

2- Dâvanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi. hükmü öngörülmüş. iken,

2- Dâvanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi. hükmü öngörülmüş. iken, A- 01/10/2011 yürürlük tarihli 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu ndan önce yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu nun 43. maddesinde düzenlenen İHTİYARİ DAVA ARKADAŞLIĞI müessesesi

Detaylı

Adli Yadım Bürosu ADLİ YARDIM BÜROSU

Adli Yadım Bürosu ADLİ YARDIM BÜROSU Adli Yadım Bürosu 8 ADLİ YARDIM BÜROSU Adli Yardım Bürosu Adli Yadım Bürosu 8. BÖLÜM ADLİ YARDIM BÜROSU Bireylerin hak arama özgürlüklerinin önündeki engelleri aşmak ve hak arama özgürlüğünün kullanımda

Detaylı

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İKİNCİ DAİRE KARARI Esas No 2012/299. Karar No 2013/422

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İKİNCİ DAİRE KARARI Esas No 2012/299. Karar No 2013/422 Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesi aşağıda isimleri yazılı üyelerin katılımı ile tarihinde toplandı.... eski hâlen... İdare Mahkemesi Üye Hâkimi... (...) hakkında,... Bölge İdare Mahkemesi

Detaylı

AKOFiS. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS. Halkla İlişkiler Başkanlığı Yargılama Sürelerinin Uzunluğu ile Mahkeme Kararlarının Geç veya Kısmen İcra Edilmesi ya da İcra Edilmemesi Nedeniyle Tazminat Ödenmesine Dair Kanun Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana

Detaylı

Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Kongresi 27-30 Eylül 2009 Ankara

Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Kongresi 27-30 Eylül 2009 Ankara Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Kongresi 27-30 Eylül 2009 Ankara ÇHS 1. maddesi Erken yaşta reşit olma durumu hariç TCK 6. maddesi Erken yaşta reşit olma durumu dahil ÇKK 3. maddesi 18 yaşından küçüklere

Detaylı

MALİYE BAKANLIĞI BAŞHUKUK MÜŞAVİRLİĞİ VE MUHAKEMAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇ GENELGELER

MALİYE BAKANLIĞI BAŞHUKUK MÜŞAVİRLİĞİ VE MUHAKEMAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇ GENELGELER MALİYE BAKANLIĞI BAŞHUKUK MÜŞAVİRLİĞİ VE MUHAKEMAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇ GENELGELER 1 31 Sayılı BAHUM İç KONU; 659 sayılı KHK nın Adli uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli, uzlaşma ve vazgeçme yetkileri başlıklı

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

Amerika Birleşik Devletleri nin saygın yüksek öğretim kurumlarından Yale Üniversitesi nde tarih bölümü öğretim üyesi olarak çalışan ve eski LGBT

Amerika Birleşik Devletleri nin saygın yüksek öğretim kurumlarından Yale Üniversitesi nde tarih bölümü öğretim üyesi olarak çalışan ve eski LGBT Amerika Birleşik Devletleri nin saygın yüksek öğretim kurumlarından Yale Üniversitesi nde tarih bölümü öğretim üyesi olarak çalışan ve eski LGBT çalışmaları kürsüsü başkanı Prof. Dr. George Chauncey, SPOD

Detaylı

İKV DEĞERLENDİRME NOTU

İKV DEĞERLENDİRME NOTU 22 Eylül 2010 İKV DEĞERLENDİRME NOTU Anayasa Değişikliği Paketinin Türkiye nin AB Müktesebatına Uyumuna Etkisi Melih Özsöz, M. Özgür Bozçağa İKTİSADİ KALKINMA VAKFI [Metni yazın] www.ikv.org.tr Anayasa

Detaylı

Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemelerinin Tarihi Gelişimi

Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemelerinin Tarihi Gelişimi Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemelerinin Tarihi Gelişimi Yrd. Doç. Dr. Selman DURSUN İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Uluslararası Suç ve Ceza

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ERHUN -TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru numaraları: 4818/03 ve 53842/07) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ERHUN -TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru numaraları: 4818/03 ve 53842/07) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG CONSEIL DE L EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ERHUN -TÜRKİYE DAVASI (Başvuru numaraları: 4818/03 ve 53842/07) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG 16 Haziran 2009 İşbu karar

Detaylı

TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı

TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı Yargıtay, tanımı Anayasa ile yapılan, işlevleri, mensupları ve bunların seçimi ve diğer kuruluş esasları, Anayasa'da

Detaylı

ĐKĐNCĐ DAĐRE. (Başvuru No. 14697/07) KARAR STRAZBURG. 24 Eylül 2013

ĐKĐNCĐ DAĐRE. (Başvuru No. 14697/07) KARAR STRAZBURG. 24 Eylül 2013 ĐKĐNCĐ DAĐRE BEŞERLER YAPI SAN. VE TĐC. A.Ş. / TÜRKĐYE (Başvuru No. 14697/07) KARAR STRAZBURG 24 Eylül 2013 Đşbu karar nihai olup, şekli düzeltmelere tabi tutulabilir. T.C. Adalet Bakanlığı, 2013. Bu gayrıresmi

Detaylı

COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE. Nezir KÜNKÜL/TÜRKİYE (Başvuru no. 57177/00) KARAR STRAZBURG

COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE. Nezir KÜNKÜL/TÜRKİYE (Başvuru no. 57177/00) KARAR STRAZBURG COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE Nezir KÜNKÜL/TÜRKİYE (Başvuru no. 57177/00) KARAR STRAZBURG 30 Kasım 2006 OLAYLAR Başvuran Nezir Künkül 1949 doğumlu bir Türk

Detaylı

Sayı: Ankara, 24 /03/2014 ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA

Sayı: Ankara, 24 /03/2014 ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEPLİDİR. DURUŞMA TALEPLİDİR. ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA DAVACI VEKİLİ DAVALILAR : Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı : Oğuzlar Mah. Barış Manço Cad. Av. Özdemir Özok

Detaylı

3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun bu hükmünden yola çıkarak, İçişleri Bakanlığının emniyet ve asayişi sağlamada, yürütme organları olarak

3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun bu hükmünden yola çıkarak, İçişleri Bakanlığının emniyet ve asayişi sağlamada, yürütme organları olarak J.T.G.Y.K. 1 Amaç MADDE 1 - Bu Kanun, Türkiye Cumhuriyeti Jandarma Teşkilatının görev, yetki ve sorumluluklarına, hizmetin getirdiği bağlılık ve ilişkilere, teşkilat ve konuşa ait esas ve usulleri düzenler.

Detaylı

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler, Beyefendiler, ÇOCUKLARIN İNTERNET ORTAMINDA CİNSEL İSTİSMARINA KARŞI GLOBAL İTTİFAK AÇILIŞ KONFERANSI 5 Aralık 2012- Brüksel ADALET BAKANI SAYIN SADULLAH ERGİN İN KONUŞMA METNİ Sayın Komiser, Saygıdeğer Bakanlar, Hanımefendiler,

Detaylı

Türk Göç ve İltica Hukukunun Temelleri:

Türk Göç ve İltica Hukukunun Temelleri: Türk Göç ve İltica Hukukunun Temelleri: Yasal Statünün Belirlenmesine İlişkin Sorunlar Prof. Dr. Bülent ÇİÇEKLİ HSYK Sunum Planı 1) Terminoloji 2) Disiplin Olarak 3) Göç ve İltica Hukukunun Kaynakları

Detaylı

AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN

AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN Kanun No: 4787 Kabul Tarihi : 09/01/2003 Resmi Gazete Tarihi: 18/01/2003 Resmi Gazete Sayısı: 24997 AMAÇ VE KAPSAM Madde 1 - Bu Kanunun

Detaylı

5. A. TELEFON DİNLEMELERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER

5. A. TELEFON DİNLEMELERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER 5. A. TELEFON DİNLEMELERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER İddianame içeriğinde müvekkilimize isnat edilen suçlara ilişkin olarak toplam 10 adet telefon görüşmesi yer almaktadır. Bu telefon görüşmelerinin; 2

Detaylı

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK) T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK) ŞİKAYET NO : 2015/5132 KARAR TARİHİ : 01/04/2016 RET KARARI ŞİKAYETÇİ : ŞİKAYET EDİLEN İDARE ŞİKAYETİN KONUSU : Türkiye Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler

Detaylı

Sayın Konuklar; Saygıdeğer konuklar,

Sayın Konuklar; Saygıdeğer konuklar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Sayın Başkanı; Yüksek Yargı Kurumlarının çok değerli Başkanları; Sayın Büyükelçiler; Avrupa Konseyinin çok değerli temsilcileri; Uluslararası Kuruluşların değerli temsilcileri

Detaylı

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi

LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi LAW 104: TÜRK ANAYASA HUKUKU 14 HAFTALIK AYRINTILI DERS PLANI Doç. Dr. Kemal Gözler Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. HAFTA: OSMANLI ANAYASAL GELİŞMELERİ [Türk Anayasa Hukukukun Bilgi Kaynaklarının Tanıtımı:

Detaylı

ĐKĐNCĐ DAĐRE KARAR. Đclal KARAKOCA ve Hüseyin KARAKOCA v. TÜRKĐYE (Başvuru no. 46156/11)

ĐKĐNCĐ DAĐRE KARAR. Đclal KARAKOCA ve Hüseyin KARAKOCA v. TÜRKĐYE (Başvuru no. 46156/11) ĐKĐNCĐ DAĐRE KARAR Đclal KARAKOCA ve Hüseyin KARAKOCA v. TÜRKĐYE (Başvuru no. 46156/11) Başkan Guido Raimondi Yargıçlar Danutė Jočienė Peer Lorenzen Dragoljub Popović Işıl Karakaş Nebojša Vučinić Paulo

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE ŞENOL ULUSLARARASI NAKLİYAT, İHRACAT VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no:75834/01)

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE ŞENOL ULUSLARARASI NAKLİYAT, İHRACAT VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no:75834/01) COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE ŞENOL ULUSLARARASI NAKLİYAT, İHRACAT VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no:75834/01) KARAR STRAZBURG 20 Mayıs

Detaylı

KPSS 2007 GK (50) DENEME 3 / 52. SORU 50. Aşağıdakilerden hangisi hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri değildir? A) Yasal idare B) Devlet faaliyetlerinin belirliliği C) İdarenin mali sorumluluğu

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. YER VE GÜNGÖR/TÜRKİYE (Başvuru no. 21521/06 ve 48581/07) KARAR STRAZBURG.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. YER VE GÜNGÖR/TÜRKİYE (Başvuru no. 21521/06 ve 48581/07) KARAR STRAZBURG. COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE YER VE GÜNGÖR/TÜRKİYE (Başvuru no. 21521/06 ve 48581/07 KARAR STRAZBURG 7 Aralık 2010 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve KADIN Avrupa Birliği Bakanlığı Sunum İçeriği AB nin kadın-erkek eşitliği ile ilgili temel ilkeleri AB nin kadın istihdamı hedefi AB de toplumsal cinsiyete duyarlı

Detaylı

T.C. ANAYASA MAHKEMESİ

T.C. ANAYASA MAHKEMESİ T.C. ANAYASA MAHKEMESİ BİREYSEL BAŞVURU FORMU Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 59. maddesine göre hazırlanmıştır. 1 BİREYSEL BAŞVURU FORMU I- KİŞİSEL BİLGİLER A- GERÇEK KİŞİLER İÇİN BAŞVURUCUNUN 1- T.C. KİMLİK

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR:

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR: ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru 1982 Anayasası nın 148. ve 149. Maddeleri ile geçici 18. maddesi hükümleri ve ayrıca 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE 2 KADININ STATÜSÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İSTANBUL SÖZLEŞMESİ 11 Mayıs 2011 tarihinde Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 25.5.2005 tarihli ve 5352 Sayılı Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifim gerekçesi ile birlikte ektedir. Gereğini arz ederim. 29 Ocak

Detaylı

Tüm Kamu Personeli İçin GYS. Görevde Yükselme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı. Konu Anlatımı + Soru Bankası

Tüm Kamu Personeli İçin GYS. Görevde Yükselme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı. Konu Anlatımı + Soru Bankası Tüm Kamu Personeli İçin GYS Görevde Yükselme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı Konu Anlatımı + Soru Bankası Memurluk, Şeflik, Uzmanlık, Şube Müdürlüğü ve Diğer Unvanlar Adalet Bakanlığı Aile ve Sosyal Politikalar

Detaylı

GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821

GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821 GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TAŞRA TEŞKİLATI KURULUŞ, GÖREV VE ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ Resmi Gazete Tarihi: 14.11.2013, Sayısı: 28821 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1)

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR Başvuru no. 1047/07 Mehmet Mevlüt ASLAN / Türkiye Başkan, Nebojša Vučinić, Yargıçlar, Paul Lemmens, Egidijus Kūris, ve Bölüm

Detaylı

Þiddete Maruz Kalan Kadýnlara Sunulan Hizmetler Þiddete Maruz Kalan Kadýnlara Sunulan Hizmetler Hazýrlayan Ebru Özberk T.C. Baþbakanlýk Kadýnýn Statüsü Genel Müdürlüðü Ekim 2008 Bu kitabýn basým, yayýn,

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE MEHMET SELÇUK - TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no: 13090/04 ) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE MEHMET SELÇUK - TÜRKİYE DAVASI. (Başvuru no: 13090/04 ) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG. CONSEIL DE L'EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE MEHMET SELÇUK - TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no: 13090/04 ) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ STRAZBURG 10 Haziran 2008 İşbu karar AİHS nin

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43

İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43 T.C YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2014/1967 Karar No. 2014/1792 Tarihi: 10.02.2014 İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43 TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ YETKİ TESPİTİNE İTİRAZ İŞYERİNE YENİ ALINAN İŞÇİLERİN

Detaylı

YÜKSEK ÇEVRE KURULU VE MAHALLİ ÇEVRE KURULLARININ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK

YÜKSEK ÇEVRE KURULU VE MAHALLİ ÇEVRE KURULLARININ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK Çevre ve Şehircilik Bakanlığından: YÜKSEK ÇEVRE KURULU VE MAHALLİ ÇEVRE KURULLARININ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1

Detaylı

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü30 Mayıs 2009 CUMARTESİResmî GazeteSayı : 27243 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü30 Mayıs 2009 CUMARTESİResmî GazeteSayı : 27243 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü30 Mayıs 2009 CUMARTESİResmî GazeteSayı : 27243 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Esas Sayısı : 2009/16 Karar Sayısı : 2009/46 Karar Günü : 12.3.2009 İTİRAZ

Detaylı

YENİ YARGI PAKETİNİN KORUMA TEDBİRLERİNE İLİŞKİN HÜKÜMLERİ: NEREDEN NEREYE?

YENİ YARGI PAKETİNİN KORUMA TEDBİRLERİNE İLİŞKİN HÜKÜMLERİ: NEREDEN NEREYE? YENİ YARGI PAKETİNİN KORUMA TEDBİRLERİNE İLİŞKİN HÜKÜMLERİ: NEREDEN NEREYE? PROF. DR. AHMET CANER YENİDÜNYA TBMM gündemindeki yeni yargı paketinin (Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde

Detaylı

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ DANIŞMA VE İZLEME KONSEYİ NİN OLUŞUMU, TOPLANMASI VE ÇALIŞMA ESASLARI TÜZÜĞÜ TASARISI GENEL GEREKÇE

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ DANIŞMA VE İZLEME KONSEYİ NİN OLUŞUMU, TOPLANMASI VE ÇALIŞMA ESASLARI TÜZÜĞÜ TASARISI GENEL GEREKÇE TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ DANIŞMA VE İZLEME KONSEYİ NİN OLUŞUMU, TOPLANMASI VE ÇALIŞMA ESASLARI TÜZÜĞÜ TASARISI GENEL GEREKÇE Kişilerin cinsiyetine, cinsiyet kimliğine veya cinsel yönelimine bağlı olarak

Detaylı

SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİNDE UYGULANACAK İNSAN GÜCÜ PLANLAMASI ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİNDE UYGULANACAK İNSAN GÜCÜ PLANLAMASI ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİNDE UYGULANACAK İNSAN GÜCÜ PLANLAMASI ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK 29/07/2008 tarih ve 26951 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar

Detaylı

Macaristan Savcılığı İşbirliği ile Avrupa Konseyi Tarafından Düzenlenen AVRUPA SAVCILARI KONFERANSI 6.OTURUMU

Macaristan Savcılığı İşbirliği ile Avrupa Konseyi Tarafından Düzenlenen AVRUPA SAVCILARI KONFERANSI 6.OTURUMU Avrupa Konseyi Strazburg, 31 Mayıs 2005 Konferans Web Sayfası: http ://www. coe. int/prosecutors Macaristan Savcılığı İşbirliği ile Avrupa Konseyi Tarafından Düzenlenen AVRUPA SAVCILARI KONFERANSI 6.OTURUMU

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI İDARİ TEŞKİLATI İMZA YETKİLERİ VE YETKİ DEVRİ YÖNERGESİ

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI İDARİ TEŞKİLATI İMZA YETKİLERİ VE YETKİ DEVRİ YÖNERGESİ TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI İDARİ TEŞKİLATI İMZA YETKİLERİ VE YETKİ DEVRİ YÖNERGESİ TBMM Başkanlık Makamının Onay Tarihi : 26.06.2012 Sayı : 74144 Amaç MADDE 1- (1) Bu Yönergenin amacı, Türkiye

Detaylı

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi Ümit GÜVEYİ Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XI GİRİŞ...1 Birinci Bölüm Teorik Boyutuyla Genel Kavramsal Çerçeve

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

KABUL EDİLMEZLİK KARARI

KABUL EDİLMEZLİK KARARI Priştine, 21 Ekim 2013 Nr. ref.: RK484/13 KABUL EDİLMEZLİK KARARI Başvuru No: 135 /12 Svetozar Nikolić Kosova Yüksek Mahkemesi nin Rev. No: 36/2010 sayı ve 12 Eylül 20 12 tarihli kararı hakkında anayasal

Detaylı

Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir.

Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir. İDARE HUKUKU Anayasa ve İdare Türk idare teşkilatı Anayasal bir kurumdur. 1982 Anayasası belli başlıklar altında idari teşkilatlanmayı düzenlemiştir. Bu düzenlemede yer alan ilkeler şunlardır; - Hukuk

Detaylı

HİZMET ALIMLARI MUAYENE VE KABUL YÖNETMELİĞİ İÇİNDEKİLER

HİZMET ALIMLARI MUAYENE VE KABUL YÖNETMELİĞİ İÇİNDEKİLER HİZMET ALIMLARI MUAYENE VE KABUL YÖNETMELİĞİ İÇİNDEKİLER Birinci Bölüm Genel Hükümler Madde 1- Amaç Madde 2- Kapsam Madde 3- Dayanak Madde 4- İlkeler İkinci Bölüm Muayene ve Kabul Komisyonlarının Kuruluşu

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

18 Aralık 2009, İstanbul Ayşen SATIR

18 Aralık 2009, İstanbul Ayşen SATIR Çevre Alanında Kapasite Geliştirme Projesi AB Çevresel Bilgiye Erişim Direktifi nin Uyumlaştırılması ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü Semineri 18 Aralık 2009, İstanbul Ayşen SATIR 1 2003/4 Çevresel

Detaylı

7536 İKİNCİ BÖLÜM Görev, Yetki ve Sorumluluklar

7536 İKİNCİ BÖLÜM Görev, Yetki ve Sorumluluklar 7535 KARAPARANIN AKLANMASININ ÖNLENMESİNE, 2313 SAYILI UYUŞTURUCU MADDELERİN MURAKEBESİ HAKKINDA KANUNDA, 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA VE 178 SAYILI MALİYE BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA

Detaylı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından:

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından: Mevduatın Vade ve Türleri ile Katılma Hesaplarının Vadeleri Hakkında Tebliğ (Sıra No: 2002/1) (29 Mart 2002 tarih ve 24710 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır)

Detaylı

İKİNCİ DAİRE KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR

İKİNCİ DAİRE KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR İKİNCİ DAİRE KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA KARAR Başvuru no. 40851/08 Ġlhan FIRAT / Türkiye T.C. Adalet Bakanlığı, 2013. Bu gayri resmi çeviri, Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel

Detaylı

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ www.dse.org.tr YENİ ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİMİZ (TCBMM Başkanlığı na iletilmek üzere hazırlanmıştır) 31.12.2011 İletişim: I. Anafartalar Mah. Vakıf İş Hanı Kat:3 No:

Detaylı

Başvuru Koşulları: (link oluşturulacaktır)

Başvuru Koşulları: (link oluşturulacaktır) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğünce Eylül 2010-Mart 2012 döneminde yürütülmüş olan Çalışma Hayatında Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Eşleştirme Projesi kapsamında,

Detaylı

Alman Federal Mahkeme Kararları

Alman Federal Mahkeme Kararları Alman Federal Mahkeme Kararları Avrupa Adalet Divanı Karar Tarihi : 06.11.2012 Sayısı : C-286/12 Çev: Alpay HEKİMLER * Emeklilik yaşının, geçiş süreci öngörülmeden radikal bir biçimde düşürülmesi, yaş

Detaylı

: İstanbul Barosu Başkanlığı

: İstanbul Barosu Başkanlığı 31.05.2013 815 İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA İHBARDA BULUNAN : İstanbul Barosu Başkanlığı İHBAR EDİLENLER : Şiddet ve zor kullanan kolluk görevlileri, onlara bu yönde emir ve talimat verenler, bu

Detaylı

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8

T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 T.B.M.M. CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı Tarih :.../..«. 8 Z ;... Sayı TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ile Bankacılık Kanunu'nda Değ Yapılması

Detaylı

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV.

DİNÇEROĞLU AVUKATLIK BÜROSU A V U K A T HÜSEYİN ENİS DİNÇEROĞLU & ESRA AKKOÇ YAREN AHMET ŞEREF UYANIK & ELİFCAN TEKELİ STJ. AV. İZMİR BARO BAŞKANLIĞI NA Strasburg da yapılacak olan Doğu PERİNÇEK AİHM davasında yönetim kurulumuzun kararı ile temsilci olarak görevlendirildim. Bir çok kişi ve kuruluşun yanı sıra hukukçu olarak TÜRKİYE

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI 6 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Kavramlar Türk Bayrağı Kanunu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11. Protokol ile Düzenlenen Metin) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11.

Detaylı