Müslüman Basiretini Kuşanma Zamanı!

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Müslüman Basiretini Kuşanma Zamanı!"

Transkript

1 Müslüman Basiretini Kuşanma Zamanı! İslam dünyasının en kritik merkezleri isyanlar, iç çatışmalar ve dış müdahaleler ile yangın alanına dönüşmüş durumda. Suriye deki kriz beşinci yılına girdi. Sayısını bile bilemediğimiz sayıda insan hayatını kaybetti, milyonlarcası ülkesini terk etti. Afganistan ve Irak, 2002 den bu yana çatışmadan kurtulabilmiş değil. Libya ve Yemen, Suriyelileşme yolunda hızla ilerliyor. Arap Baharı nın örnek ülkesi Tunus taki demokratik başarı ise kanlı terör saldırıları ile gölgelenmek isteniyor. Barış ve huzur dini olan İslam coğrafyasında huzur ve istikrar kalmadı. Huntington un 1990 lı yıllarda dile getirdiği İslam ın kanlı sınırları tezi adeta adım adım hayata geçiriliyor. İslam içeriden çökertiliyor. IŞİD den Boko Haram a kadar isimleri farklı ama siyasi davranış kodları aynı olan terör grupları üzerinden İslam ve Müslümanlar kendi aralarında çatışmaya itiliyor. Bizler Müslümanlar olarak basiretimizi ve ferasetimizi kuşanmak, üzerimizde oynanmak istenen oyunları bozmak zorundayız. Yemen deki İran destekli Husilerin Aden e doğru ilerleyişi, S. Arabistan liderliğinde Arap Birliği ülkelerince oluşturulan koalisyon tarafından hava bombardımanlarıyla durdurulmaya çalışılıyor. Arap dünyası İran ın, Irak ve Suriye nin ardından Yemen i de ince Acem politikaları ile kontrolü altına almasına hayır dedi. Arap Birliği nin oluşturmaya çalıştığı ortak Arap ordusu, hem İran ı dengelemek hem de Arap dünyasındaki istikrarsızlığı bitirmek adına kritik bir hamle. Ancak bu ordu bazılarının temenni ettiği gibi uzun yıllar sürecek bölgesel bir mezhep savaşını başlatmak için değil, İslam dünyasındaki barış ve huzurun sağlanması için kullanılmalıdır. Bunun yolu da Arap liderlerinin halkın taleplerini karşılamaya yönelik sosyal, siyasi ve ekonomik reformları içeren kapsayıcı bir siyasi perspektife sahip olmalarından geçiyor. Bu bağlamda Türkiye nin Erdoğan ın liderliğinde başlattığı toplumsal sorunlarını demokrasinin alanını genişleterek çözme stratejisi, Arap İslam dünyası için de ilham kaynağı olacak kadar önemlidir. Nevruz gününde Diyarbakır da okunan Öcalan ın silah bırakma çağrısı mutlaka hayata geçirilmeli ve süreç kararlıkla sürdürülmelidir. Devlet, stratejik aklını kullanarak çatışmayı değil barışçıl müzakereyi tercih ettiğine göre PKK ve diğer Kürt siyasi aktörlere düşen görev artık silahları müzakereyi gölgeleyen bir araç olmaktan çıkarmak ve barış sürecinin ruhuna odaklanmaktır. Zaman herkes için sağduyu ve basiret zamanıdır. Türkiye nin barış ve istikrarı bölgesel ve küresel denklem için vazgeçilmezdir. Haziran seçimleri bu istikrarın değişip değişmeyeceğini gösterecek önemli bir dönemeç olacaktır. Dört yanımızın ateş çemberine döndüğü bir konjonktürde Türkiye nin 1990 lı yılların istikrarsızlık ortamına dönmemesi için tüm siyasi aktörlere sorumluluk düştüğü kanaatindeyiz. Özgürlükleri ve hukuk devletini garanti altına alacak, demokrasimizi konsolide edecek ve krizlerin kol gezdiği bir tarihsel süreçte hızlı karar alabilmeyi sağlayacak yeni bir Anayasal sistemi bir an önce kurmak zorundayız. Bu anlamda 2015 seçimleri Türkiye de yeni bir Anayasa ve Başkanlık sistemine geçiş için bir referandum olacaktır. Saygılarımla. Prof. Dr. Birol AKGÜN SDE Başkanı

2 STRATEJİK DÜŞÜNCE SAYI: 65 NİSAN Kürt Sorununun B tmes İht mal Hegel Oğullarını Ürkütüyor Prof. Dr. Yas n Aktay... 6 M sak-ı M ll den Eşme Ruhu na G den Uzun İnce B r Yol Orhan M roğlu...10 Barışa Doğru Nevruz Röportajları...14 Yen Türk ye ye Ortak Olmak Doç. Dr. Vahap Coşkun...20 F-4 Savaş Uçaklarının Arka Arkaya Düşmes İhmal M İhanet M? Bülent Orakoğlu...23 Lat n Amer ka Başkanlık S stem Prof. Dr. Haluk Alkan...28 Seç mler n Yönet m ve Denet m : Yüksek Seç m Kurulu Prof. Dr. Faruk B l r...32 Almanya nın Yüksel ş Neden Avrupa Halklarını Korkutuyor? Prof. Dr. B rol Akgün...40 Ukrayna da İk nc Ateşkes Zeynep Songülen İnanç...44 NATO-Türk ye: Güven Bunalımı! Aydın Bolat...48 Yükselen Ç n e Karşı ABD n n H nd stan Kozu-II Doç. Dr. Erk n Ekrem...52 ABD Ulusal Güvenl k Stratej Belges nde Terör, Rusya ve Ç n Am ne İler Yemen de Hus Darbes ne Arap Operasyonu Prof. Dr. Tayyar Arı...60 Erdoğan ın Suud Arab stan Z yaret Gerçekler ve Tartışmalar Doç. Dr. Mehmet Şah n...66 Mısır le Körfez Ülkeler Arasındak İl şk ler n S yas ve Stratej k Boyutu Doç. Dr. Cevher Şulul...70 Osmanlı nın Esk Eyalet Musul Nereye? S nan Tavukcu...73 İsra l de Nefret Kazandı Öner Buçukcu...78 Avrupa dak Müslüman D aspora da Batı ve Türk ye Algısı Dr. Mustafa Aarab Röportajı...82 Merkez Bankasının Beklent Yönet m Sorunu Prof. Dr. Muhs n Kar...88 Dolardak Yüksel ş n Küresel ve Yerel D nam kler Yrd. Doç. Dr. Ahmet Şahbaz...92 Sünn Geleneğ n Tecd t ve Tahk m Prof. Dr. Tal p Özdeş...98 Toplumsal Sorunlar ve Çözüm Öner ler Prof. Dr. Ertuğrul Yaman Türkçe n n Sâdeleşt r lmes ve Tek Renkl Ulus Çıkmazı Dr. Can Ceylan Değ şen Küresel ve Bölgesel Denklemde Türk ye Konferansı SDE Haber İÇİNDEKİLER Stratejik Düşünce ve Araştırma Vakfı İktisadi İşletmesi Adına Sahibi Dr. Nurol Canbolat Genel Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Birol Akgün Yayın Kurulu Prof. Dr. Yasin Aktay Doç. Dr. Mehmet Şahin Dr. Murat Yılmaz Dr. Cemil Ertem Doç. Dr. Ahmet Erkan Koca Orhan Miroğlu Aydın Bolat Alper Tan Prof. Dr. Muhsin Kar Prof. Dr. Murat Çemrek Doç. Dr. Yusuf Tekin Doç. Dr. B. Berat Özipek Bülent Orakoğlu Dr. M. Levent Yılmaz Danışma Kurulu Prof. Dr. Sacit Adalı Prof. Dr. Mustafa Aydın Prof. Dr. Şaban H. Çalış Prof. Dr. H. Tahsin Fendoğlu Prof. Dr. Haluk Alkan Prof. Dr. Talip Özdeş Prof. Dr. Ali Şafak Prof. Dr. Mehmet Şişman Prof. Dr. Osman Can Doç. Dr. Yaşar Akgün Doç. Dr. Caner Arabacı Dr. Zafer Aydın Ecemiş Mehmet Akif Ak Bayram Girayhan Veli Şirin Sinan Tavukcu Yazı İşleri Müdürü Mehmed Cahid Karakaya Yayın Asistanları Adem Karaağaç İbrahim Kaya Hasan Gökmeşe Reklam Sorumlusu Gamze Kılıç Fotoğraflar AA, İHA, ShutterStock Yönetim Yeri Ç. Emeç Bulv. A. Öveçler Mah. 4. Cad Sokak No: 12 Çankaya / Ankara Tel: Faks: Tasarım-Baskı Başak Matbaacılık ve Tan. Hiz. Ltd. Şti. Tel: Bu dergi içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu dergide yer alan SDE nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.

3 06 Kürt Sorununun B tmes İht mal Hegel Oğullarını Ürkütüyor Prof. Dr. Yas n Aktay M sak-ı M ll den Eşme Ruhu na G den Uzun İnce B r Yol Orhan M roğlu Barışa Doğru Nevruz Röportajları Yen Türk ye ye Ortak Olmak Doç. Dr. Vahap Coşkun F-4 Savaş Uçaklarının Arka Arkaya Düşmes İhmal M İhanet M? Bülent Orakoğlu Lat n Amer ka Başkanlık S stem Prof. Dr. Haluk Alkan Seç mler n Yönet m ve Denet m : Yüksek Seç m Kurulu Prof. Dr. Faruk B l r

4 İÇ POLİTİKA Gez had ses bu traj kom k görüntüyü sınırsızca üret p herkes n gözünün ç ne soktuğu halde buna b le gözler açılmadı. Türk ye n n f nans kap tal stler n n, hatta çevre katl amcılarının b rer solcu m l tan g b Türk ye n n görmüş ve göreb leceğ en halkçı hükümet n n ve l der n n karşısında proleter b r jargonla ayaklanmanın başını çekmes ne dönük sol çevrelerde h ç b r öz eleşt r metn okuyamadık. KÜRT SORUNUNUN BİTMESİ İHTİMALİ HEGEL OĞULLARINI ÜRKÜTÜYOR Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz günlerde Kürt sorunu yoktur diyerek, aslında Kürt sorunu konusunda bizzat kendi eliyle kat edilen yolun tartışmasız önemli bir aşamasını göstermiş oldu yılında devraldığı Türkiye de Kürt sorunu vardı, ama görmezden geliniyor, Kürt diye bir unsurun varlığı inkâr ediliyor, Kürtler belli bir resmi ideolojik kimlik uğruna asimile ediliyordu. Gerçi bu asimilasyona maruz kalan sadece Kürtler değildi ve asimilasyonun hedefi aslında zannedildiği gibi bir Türkleştirme de değildi. Zira bu asimilasyoncu politikanın hedefinde bizzat Türklüğün kendisi de vardı. İşin başından itibaren yaratılmaya çalışılan Prof. Dr. Yasin AKTAY SDE Onursal Başkanı bambaşka bir kimlik idi. İslami özünden saptırılmış bir Türklük bizatihi asimile edilmiş, Türklükten uzaklaştırılmış bir kimlik idi. O yüzden Türkiye de asimilasyonun tek hedefinin Kürtler olduğu düşüncesi, esasen, tashih edilmesi gereken bir düşüncedir. Yine de kabul ediliyor ki bütün bu asimilasyon politikalarından Kürtlerin payına daha farklı ve daha büyük bir pay düşmüştü. Bu payın içinde Kürtlere yönelik doğrudan devlet şiddeti, yasakları, baskısı ve işkencesi de vardı. AK Parti daha kurulduğu gün itibariyle bu politikalara bakışını ve çözüm önerilerini ortaya koydu. Kurulduğu esnada yazılan parti programı bu önerileri çok açık bir biçimde içeriyor. Bugün gelinen noktada özellikle Kürt sorununun teşhisi ve tedavisi konusunda ortaya konulmuş olan politikaların hepsi bu programda önceden ifade edilmiştir. Bugün Nevruz bayramı kutlamalarının da göstermiş olduğu üzere, bu politikaların sonucunda, sorunu doğuran yasaklar, asimilasyon ve demokrasi açığı tamamen giderilmiştir. Dolayısıyla bunları gerçekleştirmiş bir lider olarak bugün artık Kürt sorununun olmadığını bütün gururuyla, övüncüyle haykırma hakkına sahiptir Erdoğan. Hiç de kolay olmadı. Baldıran zehri içmiş olma riski vardı. Statükoyu karşısına almayı gerektiriyordu. Aldı ve onu yendi. Ağır bir siyasi bedel ödeme riski vardı. O riski de aldı. Sırf bu ülkede insanlar insanca yaşasın, insanlık onuruna yaraşır bir biçimde kendi dilleriyle, kültürleriyle, kimlikleriyle, ifade özgürlükleriyle var olabilsinler diye verilen mücadelenin sonucunda bugün inanılması zor bir noktaya gelmiş bulunuyoruz. Bu noktada, Kürt sorununun (artık) var olmadığını söylemenin, doksanlı yıllarda veya daha önceki yıllarda aynı sözü söylerken kast edilen anlamla hiç bir alakası yok. Selahattin Demirtaş ve HDP çevreleri büyük bir iştahla bu sözün üzerine atılıp işte Erdoğan ın hala doksanlı yılların devletçi zihniyetinden çıkmamış olduğunun kanıtı diye sarılmakta gecikmediler. Oysa söz, bağlamı içinde ve söyleyenin şahsında bir anlam kazanır. Öncelikle sözün anlamı, bağlamı içinde belirlenir. Bugünün bağlamında söylenen bu söz ile doksanlı yılların bağlamında söylenen söz arasında hiçbir bağlantı yoktur. Bir de söyleyenin şahsında apayrı anlamlar taşır. Bunu başkası söylediğinde anlamı gerçekten inkârcılıktır. Ama Erdoğan söylediğinde, arka planında Kürt meselesine dair 12 yılda yaptığı sessiz devrim in bir özetini sunmuş olur. Bugün Kürt sorunu kalmamıştır, çünkü özü itibariyle bir dil ile yani Kürtçe ile bağlantılı olan bu sorun, Kürtçe üzerindeki bütün yasakların kaldırılması suretiyle bitirilmiştir. Bugün devlet eliyle en kaliteli Kürtçe yayınlar yapılmakta, üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı bölümleri açılmakta, bütün ilkokullarda seçmeli ders olarak okutulmakta ve Kürtçe eğitim veren okullar da açılabilmektedir. Selahattin Demirtaş, madem Kürt sorunu yoktur, çözüm süreci için bu kadar adımlar neden atılıyor? diye sorunca, aslında Kürt sorunu kavramının kendisi için nasıl bir sermayeye dönüşmüş olduğunu ifşa ediyor sadece. Oysa açıkça tekrarlıyoruz: çözüm süreci ayrı, Kürt sorunu ayrıdır. Kürt sorunu çözülmüştür ve bu, bütün milleti muhatap almak ve işin içine katmak suretiyle AK Parti tarafından çözülmüştür. Bu sorunun çözümünde PKK nın da onun siyasi uzantılarının da bir katkısı değil, sürekli engellemesi ve yavaşlatması söz konusu olmuştur. Kürt sorunundan geriye kalan bir şey varsa, onun da çözümünün muhatabı veya adresi PKK veya HDP değil yine bütün unsurlarıyla Türkiye halkıdır. Çözüm sürecinin konusu ise Kürt sorunu değil, şiddet sorunudur. Bugün Kütlerin bir şiddet sorunu, bir PKK sorunu vardır. Kürtlerin canını da, malını da, haysiyetini de elbette PKK dan daha fazla kendine dert eden bir devlet vardır artık. Demirtaş, Kürtçü siyasetçiler ve Türkiye de kendisini sol olarak adlandıran ya da öyle zanneden bir kesim, Kürt sorununun ilelebet bir sorun olarak payidar kalmasını isterler. Sorun tamamen çözülse bile bir şekilde sorun söylemini sürdürmeye çalışacaklar, çünkü bu sorunun nasıl bir geçim kaynağı olduğunu çok iyi biliyorlar. Bir geçim kaynağından mahrum bırakılma ihtimalini sevmiyorlar. Sorunun varlığı politik kazancın da garantisidir. O yüzden, sorunun çözülmüş olmasının kendilerini nasıl sudan çıkmış balığa döndüreceğini görüyorlar. Hele bir de sorunu kendilerinin değil de Erdoğan ve siyasi hareketinin çözmüş 6 NİSAN 2015 NİSAN

5 Selahatt n Dem rtaş, madem Kürt sorunu yoktur, çözüm sürec ç n bu kadar adımlar neden atılıyor? d ye sorunca, aslında Kürt sorunu kavramının kend s ç n nasıl b r sermayeye dönüşmüş olduğunu fşa ed yor sadece. Oysa açıkça tekrarlıyoruz: çözüm sürec ayrı, Kürt sorunu ayrıdır. Kürt sorunu çözülmüştür ve bu, bütün m llet muhatap almak ve ş n ç ne katmak suret yle AK Part tarafından çözülmüştür. Bu sorunun çözümünde PKK nın da onun s yas uzantılarının da b r katkısı değ l sürekl engellemes ve yavaşlatması söz konusu olmuştur. Kürt sorunundan ger ye kalan b r şey varsa, onun da çözümünün muhatabı veya adres PKK veya HDP değ l y ne bütün unsurlarıyla Türk ye halkıdır. olması hiç de kolay kabullenebilecekleri bir şey değil. Belki başkasının değil ama Erdoğan ın Kürt sorunu yoktur demeye yerden göğe kadar hakkı vardır. Sorunun parçası olanlarsa sorunun bitmesiyle kendi yok oluşlarını görüyorlar. O yüzden sorunu derinleştirmenin yolunu arayıp duruyorlar. Kabul etmek gerekir ki, yaratıcı oldukları tek konu da zaten orijinal sorun alanları üretmek. Bu, Türkiye de Kürt siyaseti için de, kendisini sol zanneden siyaset ve düşünce için de geçerli bir durum. Hegel-oğulları ile İbrahim-oğulları Arasında Siyaset ve Tarih Bugünün siyasetini veya toplumsal gerilimlerini sınıf temelli analizlerle yorumlayıp açıklamamız mümkün müdür? Doğrusu böyle bir soru için bile bir hayli gecikmiş durumdayız. Dünya, Karl Marx ın bütün tarihsel çatışmaları sınıf eksenli bir dinamiğe indirgediği 19. yüzyılın şartlarından çok farklı bir yere gelmiş bulunuyor. Buna rağmen Türkiye de sol çevrelerin sınıf nostaljileri hala zaman zaman depreşir. Garip bir biçimde kendi kavgalarının sınıfsal bir kavga olduğunu zannederler de kime karşı ve kiminle hangi safta durduklarına dönüp bakmayı akıl etmezler bile. Gezi hadisesi bu trajikomik görüntüyü sınırsızca üretip herkesin gözünün içine soktuğu halde buna bile gözleri açılmadı. Türkiye nin finans kapitalistlerinin, hatta çevre katliamcılarının birer solcu militan gibi Türkiye nin görmüş ve görebileceği en halkçı hükümetinin ve liderinin karşısında proleter bir jargonla ayaklanmanın başını çekmesine dönük sol çevrelerde hiç bir öz eleştiri metni okuyamadık. Aslında dünyada Marksistlerin önemli bir kısmı da Marksizm in dünyayı açıklama konusunda içine düştüğü krizi çözebilmenin bir yolu olarak, dünyada çok farklı çatışma alanlarının (antagonizmaların) var olduğu ve bütün bu alanların tek başına sınıfa dayandırılamayacağını kabul ettiler. Marx ın veya ilk dönem Marksistlerinin ihmal ettiği, hatta inkâr ettiği farklı antagonizmalar arasında dinsel, cinsel, etnik temelli antagonizmalar vardı. Zamanla bunların arasına çevre, tanınma ve yaşam tarzı gibi antagonizmalar katıldı. Bütün bu yeni antagonizmaların varlığının itirafı, yine de bütün siyasal alanı sağ-sol eksenli bir çatışma alanından ibaret görmekten kurtaramadı. Siyasal yelpazeyi veya bütün siyasal tavır ve tutumları sağ-sol ekseninin içine yerleştirmeye çalışmanın yeterli olduğu iddiasından geri durulmuş değil. Sol siyaset tıkandıkça bir yeni sol rüzgârı daha estirilir de yenisinin eskisinden hiç bir farkı olmaz. Yenisiyle eskisiyle solun tek aradığı şey iktidar olmaktır ama bir türlü iktidar olamadığı için, bu halini bir meziyetmiş gibi göstermeye ve dönüp hep muhalif olma haline bir kutsiyet atfetmeye yönelir. İktidar olmadığı için muhalefet haline atfedilen kutsiyet aslında Hristiyan rahiplerinin, siyasal teolojisinin dolambaçlı iktidar teorisine bir yerden akraba çıkıyor. Bunu da en iyi yorumlayan ve adını koyanlardan biri de kabul edelim ki F. Nietzsche dir. Onun Anthi-Christ (Deccal) kitabını biraz da anti-proleterya diye okuyabilirsiniz. Solun iktidar nefretine dönüşen iktidar eleştirilerinin üstü biraz kazındığında altından yoğun bir iktidar hasretinden ve talebinden başka bir şey çıkmaz. Esasen bundan daha doğal bir talep olamaz. Sorun bunun bu kadar ikiyüzlü bir biçimde bastırılmış olmasıdır, tıpkı Hristiyan çileci söyleminin gizlediği iktidar arzusu gibi. Bugünün gerek dünya gerekse Türkiye siyasetini sağ-sol yelpazesine sığdırabilene aşk olsun. İdris Küçükömer e müracaat etmeye artık gerek kalmaksızın yeterince veri birikmiştir elimizde. Sol siyaset tercihinin motivasyonları arasında sınıfsal zeminin payı neredeyse yok gibidir artık. Nişantaşı çevrelerine münhasır kalmış sol söylem ve siyasetin yeni dönemdeki müttefik arayışları arasında milliyetçi-ırkçı Kürt hareketi hakim görünüyor. Daha önceki ulusalcı ittifak noktasından bugün Kürtlerle ittifak noktasına Türk solunu hangi saik taşıyor olabilir? Biraz daha derine inelim, Türkiye de sol hareketin içinden bir dini grup olarak Alevileri çıkarın ve bakın bir geriye ne kalıyor? Literatürde tarif edilen yine de iyi kötü bir sol var ve literatür ile gerçeklik arasında bir sapma payı anlaşılabilir de, Türkiye deki pratiğinde bu kadar sapmaya artık başka bir isim verilir. Hegel-oğulları ile İbrahim-oğulları arasında Siyaset ve Tarih başlığını Tezkire dergisinin 50. sayısında da kullanmıştım. Bu başlık, aslında siyasetin gerek sınıfsal gerekse sağ-sol eksenli işleyişine dair tasavvurlara karşı, daha fazla geçerli olan başka bir dinamiğe dikkat çeker. Hegel in sağcı ve solcu takipçilerinden başlayarak siyaset eksenini sağ-sol eksenine göre okumak bir kural haline geldi. Oysa bizzat bu eksendeki yer alış da dâhil olmak üzere, siyasal davranışlara ve taraflaşmalara yön veren daha derin tarihsel saikler vardır. İbrahim-oğulları, yani İsmail ve İshak arasında elbette bir sorun yoktu. Ama onlardan sonra gelen nesiller arasında gerçekleşen tarihsel ayrışmalar, bütün bir insanlık tarihine yön vermiş ve hala vermeye devam ediyor. Bugün Medeniyetler Çatışması diye bahsedilen ve ne kadar hoşumuza gitmese de, antisemitizmiyle, islamofobisiyle geçerliliğine ne yazık ki tanıklık ettiğimiz büyük faylar belirliyor dünyadaki toplumsal hareketlilikleri. Toplumsal tabanını bir türlü proleterya arasında bulamayan, bunun yerine kendine finans kapitalistten finansör, Türk, Kürt ulusalcılardan ve Alevilerden toplumsal taban bulmaya şartlanmış bir solun bile motivasyonu, İbrahim-oğulları arasındaki mücadelede nerede durduğuyla alakalı değil midir? Bunu biraz daha açık görebilmek için herkesin son yirmi yıl içinde sergilediği İslamofobik tepkilere, dünya siyasetinde nerede durduğuna bir bakmak yeter. 8 NİSAN 2015 NİSAN

6 İÇ POLİTİKA Orhan MİROĞLU SDE Tarih ve Toplumsal Hafıza Araştırmaları Programı Koordinatörü MİSAK-I MİLLİ DEN EŞME RUHU NA GİDEN UZUN İNCE BİR YOL Kürt siyaseti (HDP/PKK) 2013 Nevruz (Newroz) undan bu yana, Öcalan ın yeni paradigmasını, tartıyor, biçiyor, ama her defasında da boşa çıkarıyor. Bu paradigma özü itibariyle; siyasi manada hak temelli, şiddetin ve silahın miadının dolduğuna hükmeden, yeni Kürt/ Türk siyasi ilişkilerinin bin yıllık tarihine olumlu referanslarla yaklaşan, misak-ı milli sınırlarını hatırlatan, Kürt meselesinde çözümü teritoryal bir çözüm olarak değil, misak-ı milli sınırlarının korunmasına dayandıran, Türkiyeci bir paradigmadır. Öcalan son çağrısıyla beraber, bu paradigmaya şimdi de Eşme ruhu gibi bir kavram ilave etmiştir. Kastedilen şu olsa gerektir: Türkler ve Kürtler sadece misak-ı milli sınırları içinde değil, ama bir zamanlar Osmanlıya ait olan topraklarda da ortak bir kaderi beraber yaşamaktadırlar. Eşme ye taşınan milli ve tarihi değerlerimiz, sonuçta aynı topraklarda ulusal haklar için mücadele eden, buradaki Kürt yurttaşlarımızla dolayısıyla bizimle akraba olan bir halkın, yani Kürtler in üstünde yaşadığı topraklarda beraberce korunmaktadır. Eşme ruhu aslına bakarsanız çok şey ifade etmektedir. Bu ruh, PKK nin, Suriye devrimi baş gösterdiğinde sırtını yasladığı ve Kürt halkını devrimden uzak tutmak için işbirliği yaptığı Esat rejimini ve onun arkasında duran İran ı da rahatsız eden bir ruhtur Türk ordusu Şah-Fırat operasyonunu yaparak, tarihi anıt-mezarı Eşme ye taşıdığında, PYD güçlerinin sessiz kalması, yani Türk ordusuna ateş etmemesi, Esat ın sert öfkesiyle karşılaşmış, PYD milli bir güç olmamakla suçlanmış ve PYD nin tutumu resmi bir açıklamayla kınanmıştır. Öcalan bu manada tarihi iyi okuyor ve bu tarih okuması üzerinden PKK yi Türkiye zeminine çekmeye çalışıyor. Son mektubu bu çerçevede değerlendirdiğimizde, içeriği için söylenebilecek epey konu olduğunu kabul etmek lazım. Öcalan ın mektubu yağmurlu bir günde okundu. Sahanın çamurlu olduğu söyleniyor. Ama bu fiziki şartlar mektup okunduğunda orada bulunan on binlerce insanın heyecan duymasına bir engel değildi. Ama o mektup Kürtçe ve Türkçe okunduğu sırada ciddi bir alkış, bir heyecan yaşanmadı. Oysa Kürt hareketinin gerçekleştirdiği toplantıları, mitingleri izleyenler çok iyi bilirler ki, değil Öcalan ın mektubu, isminin bile geçmesi, bir heyecan fırtınasının kopmasına yol açar. Halk barış istiyor, bunda hiç şüphe yok. Halk İmralı nın da barışı istediğini biliyor. Ama halk bana kalırsa, barış çağrılarının her defasında Kandil ve HDP cephesinde karşılıksız kalmasını artık desteklemiyor. Halk her defasında Öcalan Mersin e giderken, Kandil in ve HDP nin tersine gitmesinden biraz usanmış gibi görünüyor. Haklı da... Çünkü, o mektubun daha mürekkebi kurumadan, Kandil den yapılan açıklamalar, hala ve hala Öcalan ın silahsızlanma kongresini şarta şurta bağladığını iddia edebiliyordu. Öcalan ın Newroz çağrısı son derece olumlu ve kapsamlıydı, ama 28 Şubat açıklamasından da çok farklı değildi. Öcalan, bir kez daha, silahlı mücadele dönemini kapatıp stratejik temelde yeni bir mücadele dönemini başlatacak bir Kongre nin toplanmasını istiyor. Kürt hareketinde silahlı mücadele için yeni bir karara varmak, her şeyden önce hareketin bir iç sorunudur. Oysa PKK böyle düşünmüyor. Bu iç sorunun, siyasi bir pazarlığa dönüşebileceğini ve bu siyasi pazarlıktan, sırf elinde silah olduğu için kazançlı çıkabileceğini hesaplıyor. PKK silahlı mücadeleye Öcalan dan daha farklı bakıyor. Farklı bakmasaydı, 2013 te geri çekilmeler tamamlanacak ve Türkiye son iki yıl itibariyle geri dönüşleri, yani demokratik katılım yasasını konuşuyor olacaktı. PKK, Türkiye ye karşı sürdürdüğü silahlı mücadelenin sona ermesini; tarihi şartların bir gereği ve sonucu olarak değil, muhatabıyla yapacağı müzakerenin sonucunda sağlanacak mutabakat olarak görüyor. Bu yüzden de düşünsel zemini PKK şu temel argumanla kontrol altına almaya çalışıyor: Önce demokrasi, sonra barış. Bir başka deyişle önce 10 madde, sonra silahsızlanma kongresi. Oysa demokrasi bir süreçtir ve dağda silahlı insanlar varken de, hükümet bu süre- Zamanında toplanacak kongren n s yas get r s de olacak ve bu get r, şüphe yok k, sadece AK Part ve HDP arasında, 7 Haz ran seç mler nde ve sandıkta paylaşılmış olacak. Yan çözüm sürec n n bu ler aşamaya varmasını seçmen n takd r ederek, bu aşamayı mümkün kılan part lere oy vermes şaşırtıcı olmayacaktır. ci durdurmamıştır. Hükümet önce silahları bırakın, sonra demokratik adımlar atalım demedi, demiş olsa, Türkiye nin demokrasi mücadelesi, silahların sigortasında bir mücadele haline gelirdi. Dolayısıyla kim, önce demokrasi, sonra barış diyorsa (dün de bugün de PKK bunu diyor), kim önce barış, sonra demokrasi diyorsa (eski devlet böyle derdi) bilin ki bu sözler, çözüm sürecini dün ve bugün yıkmaya dönük bir zihniyeti ifade eder. Silahlı mücadeleye devam ederseniz, demokrasiye zarar verirsiniz, ama onu durduramazsınız. Silahlı mücadele durmadan demokrasi olmaz derseniz, hem kendinizin hem başkasının şiddetine teslim olursunuz. Bu iki farklı gibi görünen ama aslında birbirini besleyen görüşün gölgesinde, Türkiye nin eli kolu kırk yıl bağlı kaldı ve bu savaşı durduramadı. Öcalan ın silahlı mücadelenin bırakılması için toplanmasını istediği -Dolmabahçe de zaman da açıkça zikredilmiş ve bahar aylarına işaret edilmiştikongrenin önündeki en büyük engel, Kürt hareketinin Selahattin Demirtaş ın liderliğinde bir vesayet sistemi içinde kalmasını isteyenlerdir. Bu, adı geçen çevrelerin seçimlerde Kürtlerin önüne koydukları hedeftir. Bu hedef, çözüm sürecinin gereklerine ve ihtiyaçlarına göre düşünülmüş bir hedef değildir. Öcalan ın karşı çıktığı ulusalcıların oylarıyla meclise gelip, AK Parti nin elini kolunu bağlama ve Öcalan ı muhatapsız bırakma hedefidir. Ama Kandil ve HDP den herkesi şaşırtacak bir karar çıkar ve Kongre bahar aylarında, seçimlerden önce 10 NİSAN 2015 NİSAN

7 toplanırsa, HDP bu zeminde kalmaz, kalamaz. O zaman da HDP nin bağımsız adaylarla seçime girmesi ve silahsızlanma kongresini desteklemesi gibi bir hayırlı sonuca varırız. Öcalan, izleme komitesi ve hakikat komisyonu üzerinde de duruyor. Silahsızlanma kongresine PKK nin vereceği cevaba bağlı olarak üzerinde durulan bu iki konu da çok önemlidir. Ama diyelim ki PKK, Osman Öcalan ın söylediği gibi, bir kez daha Öcalan a evet diyerek reddetme yi tercih ederse, izleme kurulu oluşsa bile neyi izleyecek, hakikat komisyonu kurulsa bile hangi hakikati araştıracak? Sayın Erdoğan ın işaret ettiği de budur aslında. Erdoğan ın, çözüm sürecini başlatmış bir lider olarak, süreci kolaylaştıracak herhangi bir formüle karşı çıkması için bir sebep yok. Bu önemli meseleyi çözdüğü için bir gün Türkiye ye Nobel Barış ödülü verilecek olsa, o ödülü, Cumhurbaşkanı Erdoğan dan başkası alamaz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2013 yılında yapılan çağrıya, PKK nin olumlu cevap vermediğini ve geri çekilmelerin durdurulduğunu defalarca söyledi. Endişe ediyor bu yüzden ve bence haksız sayılmaz. Erdoğan süreci sadece AK Parti adına değil, bu süreç milli bir süreç olduğu için, 70 milyon Türkiye adına izliyor ve görüşlerini belirtiyor. İzleme kuruluna karşı olduğunu ifade etmesine yönelik eleştirileri sebebiyle Erdoğan, sanki süreci durdurmak isteyen lidermiş gibi nitelendiriliyor ki, bu son derece yanlıştır. İzleme kurulunun en önemli görev alanlarından biri, Türkiye şartlarında geri çekilmelerin risksiz, kimsenin canına zarar gelmeden gerçekleşmesini sağlamak, sonrasında da eğer isterlerse, geri dönecek olan PKK lilerin haklarını ve hukuklarını kamuoyu adına takip etmek, hükümetin bu konuda vazifelerini yerine getirip getirmediğini gözlemlemektir. Bu bakımdan, çözüm süreci şüphesiz, PKK lilere el sallayıp hadi size güle güle, bir daha buralarda görünmeyin demek değildir. PKK Türkiyeli bir hareket, bu insanlar bu ülkenin vatandaşları, geri dönecek ve bu ülkede yaşayarak her ne yapmak istiyorlarsa onu yapacaklardır. Buna hakları olacaktır. Kaldı ki, dönecek olanlar dağdaki insanlardan ibaret değildir. Bu işin Mahmur u var, Avrupa ayağı var İşte bu, muazzam bir görevler alanı demektir. İzleme kuruluna bu görev alanını hazırlayacak olanlar ise, müzakerenin taraflarıdır. Yoksa, İzleme Kurulu, kendi görev alanını hazırlamaya muktedir bir kurul değildir. Kandil i, bu görev alanının hazırlanmasına giden yolda ilk adımı atmaya, yani kongreye ikna edecek olan, ne Deniz Ülke Arıboğan, ne Kadir İnanır dır, bizzat Öcalan ın kendisidir. Sorun şurada ki, Öcalan ın dahi belli ki ikna etmede zorlandığı bir hareketi, nasıl olacak da, bu hareketle düşünsel ve pratik ilişkisi son bir iki yılla sınırlı olan insanlar ikna edecek? Öcalan ın Newroz alanında okunan mektubunda, silahsızlanma kongresi toplanması çağrısında bulunması en önemli konudur. Kandil in önünde iki yol var: Ya çağrıya uyacak ve 28 Şubat ta okunan mektupta ifade edildiği gibi yaz aylarından önce kongre toplayacak, ya da bir takım gerekçe ve yorum faklarını öne çıkararak, silahsızlanmayı siyasi bir pazarlığa indirgeyip, bu çağrıyı da cevapsız bırakacak. Seçimlerden önce toplanacak kongre, kırk yıl sürmüş bir şiddet dönemini kapatmakla kalmayacak, Kürt siyaseti için bir dönüm noktası olan 7 Haziran seçimlerinin de geleceğini belirlemiş olacak. Zamanında toplanacak kongrenin siyasi getirisi de olacak ve bu getiri, şüphe yok ki, sadece AK Parti ve HDP arasında, 7 Haziran seçimlerinde ve sandıkta paylaşılmış olacak. Yani çözüm sürecinin bu ileri aşamaya varmasını seçmenin takdir ederek, bu aşamayı mümkün kılan partilere oy vermesi şaşırtıcı olmayacaktır. Ama bu işin bir yanı, diğer yanı da şu ve çok önemli: Kongre eğer Nisan veya Mayıs aylarında toplanırsa, HDP nin CHP den oy alarak barajı aşma düşüncesinin bir kıymeti harbiyesi olmayacaktır. Çünkü böyle bir fikrin, HDP nin oy almayı düşündüğü çevrelerde bir karşılığı söz konusu olmayacaktır. Hayatında HDP ye oy vermeyenler, ama bu defa HDP ye oy verme ihtimali olanlar şöyle düşüneceklerdir: Siz hem AK Parti ve Erdoğan ı durdurmak için benden oy istiyorsunuz, hem de el altından bu hükümetle iş tutuyorsunuz, seçim arifesinde silahsızlanma kongresi toplayarak AK Parti nin elini güçlendiriyorsunuz, yarın meclise gelseniz, AK Parti yle anayasada ve başkanlık sisteminde uzlaşmayacağınız ne malum? Selahattin Demirtaş, CHP den 1 milyonun üstünde oy almayı hesaplıyor, ama oy talep ettiği kesimlerin arasında, HDP ye oy verebilirim, ama ya barajı aşıp meclise geldiklerinde farklı bir siyaset içine girer ve Öcalan a uyup AK Parti yle işbirliğine yönelirlerse? gibi bir endişe, HDP nin başında Demokles in kılıcı gibi sallanmaktadır. Seçimlerden önce toplanacak bir silahsızlanma kongresi, ulusalcı/sol çevrelerde HDP ye kilitlenmiş gibi görülen AK Parti den kurtulma umutlarını bir anda sona erdirebilir. Bu çevreler kongre toplanması fikrine sıcak bakmayan Kürt hareketinin içindeki çeşitli aktörlere, yardımcı olabilir ve silahsızlanma kongresini daha toplanmadan itibarsızlaştırma kampanyaları başlatabilirler. Aynı filmi tekrar seyredeceğiz gibi görünüyor. Bunlar Kandil in yoluna çoktan koyulmuşlardır. Kandilin yoluna düşecekler ve HDP ye de tedavüldeki stratejisinden vazgeçmemesi için tavsiyelerde bulunup duracaklardır. Bunda hiç şüphe yok. Ama unutmamak lazım ki, Kongrenin itibarsızlaştırılması, Öcalan ın da itibarsızlaştırılması anlamına gelir. Öcalan Kürt siyasetinin önüne yeni ve her bakımdan pratik bir yol koyuyor. Ama o bu yolu formüle etmeden önce, Öcalan ı boşa çıkarma ihtimali yüksek başka bir yolu, HDP ve Kandil beraber inşa etmişlerdi zaten: HDP nin Türkiye nin yeni CHP si olması Öcalan ın sözünü ettiği Eşme ruhu, hiçbir şekilde Kürt siyasetinin CHP rolüne soyunması üzerinden gerçekleşmez. Bu yol, Eşme ruhunu kuracak yol değildir. Ve bu yol, gün gelir Şam ı ziyarete kadar varır, ama Kürtlerin ve Türklerin Eşme ruhuna bir faydası olmaz. Eşme ruhuna giden yol, başkalarına benzemekten değil, kendin gibi kalmaktan geçiyor. Ve silahlı mücadeledeki belirsizlik, kendin gibi kalmayı maalesef epey zorlaştırıyor. Kısacası, Öcalan ın attığı bu adımdan önce, Kürt hareketine strateji belirleyenlerle, HDP ye Türkiye nin yeni CHP si misyonunu yükleyenlerin Öcalan la karşı karşıya kalma ihtimali yüksek bir süreçten geçiyoruz. Kritik olan yegâne durum, kongrenin seçim sonrasına kalması, bırakılması... Bunu başarırlarsa, çözüm sürecindeki dinamikler yeniden kurulur ve pozisyonlar yeniden gözden geçirilir. Toplanamayan, toplanmayan silahsızlanma kongresi ise, belki de PKK nin tarihinde ikinci kez Öcalan ın liderliğinin sorgulanmasına yol açar. İlk sorgulama hatırlanacağı gibi, Öcalan İmralı ya geldiğinde ve silahlı mücadele dönemi kapandı dediği zaman olmuştu. PKK, esaret altında olan liderin, PKK tüzüğüne göre, liderlik yapamayacağına karar vermiş, sonra arabulucular devreye girerek sorun hal yoluna koyulmuştu. Bu defa: İmralı PKK si mi, yoksa Kandil PKK si mi daha güçlü, bekleyip göreceğiz 12 NİSAN 2015 NİSAN

8 İÇ POLİTİKA Yeni bir seçimin arifesinde, Türkiye nin tarihi bir Nevruz yaşadığı 21 Mart gününde Diyarbakır daydık. Barışa en yakın durduğumuz bu zamanda, tarihi anlara tanıklık ettiğimiz bu Nevruz un, dramatik geçen Nevruz larla olan farkının hoşgörü ve hassasiyet olduğunu gördük. Alanda soğuğa ve yağmura rağmen binlerce kişinin beklediği İmralı dan gelecek mektubun içeriği sürpriz değildi. Barışa olan inançları ile mesajın tüm dünyaya duyurulacağı heyecanı ile Nevruz kutlandı. Nevruz kutlamaları için yerel halkın dışında yurtiçinden ve yurtdışından gelen yüzlerce insan arasında Röportaj: Serap GÜL SDE Asistanı barış için çaba harcayan ve sürece destek verenler çoğunluğu oluşturuyordu. Çözüm sürecine sivil toplum desteği sağlamak amacıyla hareket eden bir grup aydın ile Nevruz kutlamalarını, çözüm sürecinin geldiği noktayı, seçim öncesi son durumu ve İmralı dan gelen mesajı değerlendirdik. Türk ve Kürt toplumunun çözüm sürecine ilgisini pozitif yönde etkilemeye gayret eden ve 11 Mart günü İstanbul dan yola çıkarak Diyarbakır a gelen Barışa Bak tren ekibi de oradaydı Nevruz Bayramı çerçevesinde yaptığımız söyleşilerden bazı bölümleri sizlerle paylaşmak istiyoruz. Cengiz ALĞAN İstanbul-D yarbakır arasında kurulan Barışa Bak projes n n amacı ned r? Barış Tren f kr n asıl ortaya çıktı? Nasıl planlandı? Barışa Bak Platformu fikri, kasım ayında Kobani eylemlerinden sonra ortaya çıktı. Bu süreçte 70 kadar imzacıyla bir araya geldik ve projeyi hayata geçirdik. Çözüm süreci devam ederken meydana gelen eylemler, ister istemez toplumdaki güven duygusunu sarstı. Siyasetçilerin de türbülansa girdik gibi açıklamaları da hayli korkuttu. 30 yıldır bu savaş sürüyor, ilk defa bu kadar barışa yaklaştık derken böyle olaylar çıkınca korkuya kapıldık. Böyle bir platform oluşturmakla, sivil toplumun dikkatini yeniden çözüme, barışa odaklamak istedik. İlk önce meclise gittik, 4 partiyi de ziyaret ettik. Sürecin önemini, toplumun sürece verdiği desteği anlatmak ve siyasetçilere sorumluluklarını hatırlatmak istedik. MHP dâhil olmak üzere siyasi partilerdeki tepkiler gayet olumlu görünüyordu. Hatta ilginç bir anekdot aktarayım: MHP den Yusuf Halaçoğlu ile yaptığımız görüşme çok olumlu bir havada geçti. Halaçoğlu, Tabi ki herkes çatışmanın bitmesini ister, savaşı kim ister ki? Çatışmalar bitse de Munzur un kıyısına gidip piknik yapsak, çay içsek diyerek konuya bakışını açık bir şekilde ifade etti. Süreç içinde bu etkinliği geniş kitlelere duyurmak için Barış Treni projesini planladık. Böylece, kampanyanın başlığı; Batı dan Doğu ya, Doğu dan Batı ya Kardeşlik Cümleleri Taşımak şeklini aldı. 11 Mart günü Pendik ten yola çıktık ve büyük ilgi gördük. Bu ilgi ve sahiplenme Türkiye deki dönüşümü göstermesi açısından oldukça önemlidir. Yolculuğumuz boyunca toplumun desteğini somut olarak gördük. Her durduğumuz noktada stand kurup imza topladık. Standı ziyarete gelenler boş pankartların üzerine barış cümleleri yazdılar. Silahlar Sussun, Fikirler Konuşsun cümlesinin altına yüzlerce insan imza attı. Eskişehir de biraz çekincelerimiz vardı. Eskişehir Gezi Parkı olaylarından sonra biraz sembolik bir şehre dönüşmüştü. Bu sebeple bize sıcak bakılmayabilir diye düşünüyorduk. Ama endişelerimiz boşa çıktı, standımıza çok yoğun ilgi gösterildi ve hatta orada İzmit ten daha fazla imza topladık. Ankara durağında Meclisi ziyaret ettik ancak yaklaşımlar bu sefer biraz farklıydı. Barış yaklaştıkça CHP 14 NİSAN 2015 NİSAN

9 ve MHP nin kırmızıçizgilerinin kalınlaştığını gördük. CHP ve MHP yetkilileri randevu talebimize olumsuz cevap verdiler. Kırıkkale ve Sivas başta olmak üzere bazı noktalarda ufak tefek sıkıntılarla karşılaştık kişilik çok küçük gruplar bir takım protestolarda bulundular. Bizim merkez medyamız barış fikrine bir türlü alışamadığı için, Barış treni raydan çıktı gibi saçma sapan başlıklar atıldı. Ancak halkın büyük çoğunluğu onlara itibar etmedi. Diyarbakır da aynı şekilde çok sıcak karşılandık. Yöresel kıyafetlerini giymiş insanlar, halaylar çekerek davul zurna eşliğinde bizi karşıladılar. Her yerdeki gibi barış ağaçlarımız dikildi. Bu arada bir hususu mutlaka söylemek isterim: Son iki yılda ortaya çıkan ve artık dava aşamasına gelen paralel devlet yapılanmasını bu süreçte biz de yakından gördük. Projemizin etkisini azaltmak, önünü kesmek ve itibarsızlaştırmak için ellerinden geleni yaptılar. Yapılan araştırmalarda projemize olan halk desteğinin % 70 oluşu, barışa hasret çekenlerin oranını göstermesi açısından oldukça önemlidir. Destek vermeyen % 30 un önemli bir kısmının, zihinlerdeki bazı soru işaretlerinin giderilmesi halinde destek vereceğini de söyleyebilirim. Bugün Diyarbakır da tarihi bir nevruza tanıklık ediyoruz. Burada barış mesajları veriliyor ancak hala Kandil in ve HDP nin içerisinde Türk Solu kafasıyla hareket eden bir grubun direndiğini görüyoruz. Geri kalan herkes ikna oldu. Öcalan söylenecek her şeyi söyledi aslında ama tarih belirtilmiş olsaydı seçim öncesinde barış gelmiş olacaktı. Diyarbakır sokaklarında bunu açık bir şekilde gördük. Son olarak söylemek sted ğ n z b r şey var mı? Önemli olan barışa bakmaktır, savaşa herkes bakar. Savaşmak kolaydır, bir el ateş edersiniz savaş çıkar. Bu çok kolay bir şeydir ama barışmak zordur. 30 yılın yaralarını sarmak zordur. Onun için ilk yapılması gereken şey barışa bakmaktır. Gezi kalkışması gibi, Kobani eylemleri gibi veya Aralık operasyonları gibi şeylerle dikkatimizi dağıtmadığımız sürece barış gerçekleşir. Çünkü barış isteyen ve barışı hasretle bekleyen bir toplum var Çetiner ÇETİN Bugün D yarbakır da yaşananlar hakkındak düşünceler n z alab l r m y z? Bugün Diyarbakır da coşkulu bir kalabalık vardı. Ama hepsinden önemlisi o yağmura rağmen insanların alanı terk etmemeleriydi yıldır bu coğrafyada düşük yoğunluklu bir savaş var. Düşük yoğunluklu bu savaşın etkisi ile insanlar artık barışa susamış durumda. Bir taraftan da çözüm yorgunluğu var. 3 yıldır süregelen bir çözümü konuşuyoruz. Çözümü her fırsatta dile getiriyoruz. Ama şunu gördük eğer çözüm süreci ilerleyemezse, devam ettirilemezse bunun altında sadece hükümet değil HDP de kalacak. Çünkü insanlar artık onlara yönelik de beklenti içerisindeler. Bugün Türkiye nin Doğu sunda, Güney Doğu sunda her evde bir cenaze var. Ülkenin Batı sında da her mahallede bir cenaze var. Bu daha fazla derinleşmeden, daha fazla içinden çıkılmaz bir hal almadan, birbirimizin yüzüne, gözünün içine baka baka konuşabileceğimiz bir ortam varken bunu çözmek zorundayız. Bir gerçek var, insanlar umutlu. Çünkü bu sürecin aktörleri, başlatanları bugün halen iktidardalar. Bakın mesela İrlanda da bu böyle değildir. İspanya bunun en tipik örneğidir. Çözüm sürecini başlatanlara daha sonra bir bakıyorsunuz iktidar değiller daha sonra gelen iktidarlar bunu yavaşlatmayı tercih etmiştir. Verilen sözleri tutmamışlardır. Şuan öyle kritik bir süreçteyiz ki 7 Haziran da seçimler var ve mutlak suretle buradaki insanlar AK Parti veya HDP arasında bir tercih yapacaklar. Tercihleri arasında CHP ve MHP olmayacak. Şuan içinde bulunduğumuz süreç hayli hareketli bir süreçtir. Diyarbakır da konuşulanlar, Ankara da konuşuluyor, Erbil de konuşuluyor, Kandil de konuşuluyor. 15 Nisan da kongrenin yapılması söz konusu Zamanla her şeyi göreceğiz ama Öcalan ın bugünkü mesajında son derece önemli bir nokta vardı: Artık yüzyıl önce Sykes-Picot ile ortaya konan Orta Doğu metaforu çöküyor. Bu metafor çökerken Türkiye nin Kürtlerin de hamisi olmak gibi bir zorunluluğu var. Aksi takdirde biz de Suriyeleşiriz, biz de Iraklaşırız. Bin yıl sonra yeniden Türkler ve Kürtler arasında güçlü bir mutabakat ufukta gözüküyor. Alparslan dan sonra gerçek bir Orta Doğu lideri olmak Erdoğan a nasip olacak mı olmayacak mı? Bu fırsat Erdoğan ın önünde, değerlendirip değerlendiremeyeceğini zamanla göreceğiz. Abdulkadir SELVİ Öcalan ın Nevruz mesajı hakkındak düşünceler n z alab l r m y z? Konuyu birkaç noktadan değerlendirmek istiyorum: Öcalan ın mesajı Nevruz larında verdiği mesajlarının üzerine çıkmış bir mesajdı. Öcalan mesajında, 40 yıldır sürdürülen silahlı mücadeleyi bırakma dönemi gelmiştir dedi. Ayrıca bu mesaj içerisinde kritik eşiğin de aşıldığı söylendi. Meydanda toplanan yüzbinler açısından barışa olan inanç dile getirildi. Öcalan daha önce yayınladığı mesajlarını bu kez meydandaki yüzbinlerle paylaşmış oldu. Ben barışa olan inancı çok güçlü gördüm. Tabi burada Öcalan, örgüte silah bırakma çağrısı yaptı. Kongreyi toplamalarını istiyor. Fakat bir tarih verilebilirdi. Son bir iki gün içerisinde meydana gelen tartışmaların burada etkisi oldu. Yoksa biz bugün Diyarbakır da 15 Nisan günü PKK Kongresi toplansın gibi bir çağrıyı görebilecektik. Eksiklik oldu. Kom syon kurulsun, kongre açısından çalışmalar başlasın mesajları; seç m önces nde gerçekleşeb lecek şeyler m? Bu süreç elbette çok zor bir süreç ama ben bu konuda umutluyum. Hükümetin iradesi sağlam, Öcalan ın iradesi sağlam ve toplumda barışa olan talep çok yüksek. Sayın Cumhurbaşkanı zaten bu sürecin mimarlarından birisi. Ben en azından seçimlerden önce PKK nın kongresini toplayıp şartlı ya da şartsız silah bırakma konusunda karar alacağını bekliyorum. Atilla YAYLA D yarbakır Nevruz alanında gözlemlerde bulundunuz. Çözüm sürec nde atılan adımların Nevruz u daha anlamlı hale get rd ğ n düşünüyor musunuz? Nevruz günleri Diyarbakır da her zaman anlamlı ve önemli olmuştur. Fakat bugün daha anlamlı ve önemli bir gündü. Yaklaşık 2 yıldır devam etmekte olan çözüm sürecinin önemli adımlardan birisi bugün atıldı. Silahların bırakılması mesajı daha önce verilmişti ama bugün okunan mesaj ile kesinlik kazanmış oldu. Böylece Türkiye yeni bir safhaya girdi. 16 NİSAN 2015 NİSAN

10 Bu mesajın okunması, şiddetin bitirilmesi yolunda önemli bir adımdır. Bu elbette bütün sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor. Ama problemin çözümü için daha soğukkanlı ve daha mantıklı bir yolda ilerlemek için önemli bir fırsattır diye düşünüyorum. Alper TAN İmralı dan gelen mesajın satır aralarından ne g b notlar çıkardınız? Bugün Diyarbakır da; Artık etnik milliyetçilik yapmayın, ulus devlet sevdasından vazgeçin, İslam kardeşliği üzerinde durun, 40 yıllık mücadelemiz bir şekilde başarıya ulaşmıştır ama bunu sürdürme imkânımız kalmamıştır mesajı verildi. Bu açıklamalar aslında silahlı mücadele bitmiştir anlamına geliyor. Zaten önceden bu net bir şekilde söylenmişti. Mesajda Eşme ruhuna vurgu yapılması da oldukça önemli. Süleyman Şah Türbesi Kara Kozak tan Kobani ye, Eşme ye getirildi. Eşme, Kobani sınırları içerisinde bir yerleşim yeri. Bu türbe getirilirken orada PKK nın uzantısı PYD liler de destek oldular. Bu işi Türkler ve Kürtler birlikte yaptılar. Bu açıklamalar benzer birliktelikleri arttıralım anlamına da geliyor. Bu sebeple Eşme ruhuna vurgu yapılması da önemli. Ayrıca Öcalan, emperyalizme ve kapitalizme karşı çıkmak gerektiğini söylüyor. Ulus devlete karşı çıkarken aslında başkanlık sistemini de teşvik etmiş oluyor. Kimlik siyaseti, etnik milliyetçilik, etnik siyaset, etnik mücadele dönemi bitmiştir diyor. Bu bir tefrikadır, bölücülüktür diyor. Etnik siyasetin de yapılmaması gerektiğini söylüyor. Bütün bunların hepsini yan yana koyduğumuzda muhatabın bura- daki kürsüdekiler yani PKK siyasetinin elitleri olduğu anlaşılıyor. Kezban HATEMİ Çözüm sürec nde gel nen son durumu nasıl görüyorsunuz? Bugün Türkiye nin ve Dünya nın en önemli gündemi Çözüm Süreci dir. Bundan önceki talihsiz girişimlerle karşılaştırılamayacak kadar ciddi ve büyük beklentiler söz konusudur. Cumhurbaşkanımız ve hükümet, halktan aldıkları itici güç ve siyasi irade ile Türkiye nin temel bir sorunu ile yüzleşme cesaretini, demokrasinin ve özgürlüklerin alanını genişletme ve sorunu çözme iradesini göstermiştir. Geçmişte yaşanan nedenlerle çözüm sürecine en fazla destek veren Güney Doğu da sürece yönelik beklenti düzeyi çok yüksektir. Buna karşılık bölge halkı tarihi tecrübelerin yarattığı devlete yönelik güvensizlik hissi nedeni ile sürecin kesintiye uğramasından kaygılıdır. Çözüm sürecinin ilk günlerinde çok daha fazla olan bu kaygılar sürecin bugüne kadar başarılı ilerlemesi ile önemli ölçüde azalmış ve dikkatler artık hükümetin demokratikleşme doğrultusunda gerçekleştireceği reformlar üzerinde toplanmıştır. Şüphesiz İmralı nın mesajları bu ortak çabanın bir diğer göstergesidir. Hükümetin kararlılığını bir kez daha vurgulayarak, demokratik adımları atması ve yapacağı düzenlemeleri açıklaması sürecin istikrarı için önem taşımaktadır. Hükümet, bir yandan çözüme dair umutları diri tutup, bir yandan da bütün bir toplumun beklentilerine cevap verecek demokratikleşme ve Kürt meselesinin de halini içeren büyük bir dönüşümü gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Kısaca, AK Parti Hükümeti bir yandan ulus devletin vesayet mekanizmaları ile mücadele ederken diğer yandan temel hak ve özgürlüklerde sistem mağduru tüm kesimlere yönelik (Gayri Müslimler, Aleviler, Kürtler ve Dindarlar vs.) ret, inkâr, asimilasyon politikalarına son veren düzenlemeler yapmaya çalışmaktadır. Bu anlamda ülkemizde demokratikleşme süreci dediğimiz bu süreçte temel hak ve özgürlükler alanında çok ciddi mesafeler katedilmiş, önemli yasal düzenlemeler hızla hayata geçirilmiştir. Aynı şekilde Kürt meselesinde; ret, inkâr, asimilasyon politikalarına son verilmiş, sorunun iki temel ayağından biri olan Kürtçenin kamusal alanda görünür olması ve bunun yasal güvenceye kavuşmasına dair önemli adımlar atılmıştır. Bu alanda önemli düzenlemeler hızla hayata geçirilmiştir. Farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesi, geliştirilmesi ve yayını, siyasi propaganda imkanı, kültürel faaliyetlere destek, kamu hizmetlerinden yararlanmada Kürtçe tercüman istihdamı, üniversitelerde farklı dil ve lehçelerle ilgili akademik araştırmalar, Kürt Enstitüsü kurulması, seçmeli Kürtçe dersler konulması, Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerine yönelik kamu yatırımlarının artması, GAP Eylem Planı, Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi, Yerel Yönetimler Mevzuatı, 2004 yılında kadük kalan yerel yönetimler reformundan sonra İl Genel Meclislerinin yetki ve statülerinin arttırılması ve çok önemli bir adım olan Büyükşehirler Yasası yerel yönetimlerin daha da güçlendirilmesine dair adımların atılması büyük bir başarıdır. Ancak yerel yönetimler özerklik şartına konan çekinceler halen kaldırılmış değildir. Çözüm süreci ise çatışmayı sona erdirme, barışı sağlama ve PKK nın silahsızlandırılmasını hedeflemektedir. Nevruz bayramında ver len mesajlar sürece nasıl b r etk sağlayacak? Taraflar her türlü provokasyona ve şiddete karşı müzakereyi sürdürmek zorundadır. Nevruz da verilen mesaj, barıştan asla taviz verilmeyeceğini, müzakerelerin her şeye rağmen kesintisiz sürdüğünü ve süreceğini, pedal çevirmeye devam edileceğini vurgulayan ve sürecin direncini arttıran mesajlar olmuştur. Hükümetin ve İmralı nın onca melanete, provokasyona ve paralel yapıya rağmen bu konudaki ısrarcı ve kararlı tutumu şüphesiz takdire şayandır. Yaşanan her olumsuz olay, sürecin dayanıklılığını arttırmıştır. Barış süreci geri dönüşü olmayan bir yoldur. Şüphesiz barış, halkın desteği ile sağlanacak ve korunacaktır. 18 NİSAN 2015 NİSAN

11 İÇ POLİTİKA Doç. Dr. Vahap COŞKUN* Akademisyen 28 Şubat ta Hükümet ile HDP temsilcilerinin birlikte yaptıkları basın toplantısından sonra gözler, Öcalan ın Newroz da açıklanacak mesajına çevrilmişti. Beklenti, Dolmabahçe de varılan mutabakatın bir adım daha ilerletilmesi ve çözüm sürecinin son etabına girilmesiydi. Öcalan mektubunda gündelik tartışmalara hiç değinmedi. Yükselen siyasi tansiyonun, Newroz u ve çözüm sürecini gölgelemesine müsaade etmedi. Çözüm süreci hakkındaki görüşlerini ve dahası gelecekteki topluma dair tasavvurlarını paylaştı. Öcalan, Dolmabahçe Sarayı nda yapılan toplantıyı tarihi olarak niteledi ve hepimizce resmen ilan edilen on maddelik deklarasyon temelinde yeni bir süreci başlatma görevi ile karşı karşıya bulunduğunu söyledi. Öcalan ın mesajında öne çıkan dört önemli husus vardı: Yeni Dönem ve Demokratik Siyaset YENİ TÜRKİYE YE ORTAK OLMAK Öcalan, PKK nin Türkiye Cumhuriyeti ne karşı takriben 40 yıldır sürdürdüğü silahlı mücadeleyi sonlandırmak için PKK nin en kısa sürede bir kongre toplamasını gerekli ve tarihi gördüğünü açıkladı. Kongreye, parlamenterlerden ve İzleme Heyeti nden müteşekkil Hakikatleri İzleme Komisyonu nun katılmasını istedi. Böylelikle silah bırakma kararının, sürecin her iki tarafı için daha bağlayıcı ve daha meşru bir form kazanmasını amaçladı. Öcalan a göre, kırk yıllık mücadele boşuna verilmemiş, birçok kazanımlar elde edilmişti. Bu, bilhassa Kandil e, Ne kazanıldı ki silahlardan vazgeçiliyor diyen kesimlere ve PKK tabanına verilen bir mesajdı. Fakat yine Öcalan a göre, artık silahlara dayanarak ilerlemenin imkân ve ihtimali kalmamıştı. Mücadele boşa gitmemişti ama aynı yöntemle daha fazla yol almak da mümkün değildi. Öcalan ın ifadesiyle: Ülkemiz halklarının, demokrasi, özgürlük, kardeşlik ve onurlu barışı için yürüttüğümüz mücadele bu gün tarihi bir eşiktedir. Kırk yıllık hareketimizin acılarla dolu geçen bu mücadelesi boşa gitmediği gibi aynen sürdürülemez bir aşamaya da varmış bulunmaktadır. Tarih ve halklarımız bizden dönemin ruhuna uygun bir demokratik çözümü ve barışı talep etmektedir. Her ne kadar Öcalan ile aralarında bir görüş farklılığı bulunduğu söylense de Kandil in de aynı noktada olduğu belirtilmelidir. Cemil Bayık, yakın zamanda Cumhuriyet ten Ahmet Şık a ve Taraf tan Amberin Zaman a verdiği söyleşilerde, Türkiye de savaşmayı gerektiren koşulların kalmadığının altını çizdi. Mücadele artık silahla değil siyaset üzerinden verilecekti. Şüphesiz bu vurgu, PKK nin tamamen silah bırakacağı anlamına gelmiyor. Zira Orta Doğu da her yanı saran çatışmalar, PKK nin Suriye ve Irak ta IŞİD le yoğun bir çatışma içinde olması, bunu fiilen imkânsız kılıyor. Ama gerek Öcalan ın, gerek Bayık ın sözleri PKK için Türkiye de çatışma ve silah döneminin bittiğini gösteriyor. Silahla mücadele, Türkiye de tükenmiştir. Zamanın ruhu, şiddetle mücadeleyi PKK için de sürdürülemez hale getirmiştir. Eski pozisyonunu muhafaza etmesi ve eski yöntemlere başvurması, PKK nin büyümesini engeller. Hem Öcalan, hem de PKK bunu tespit ediyor. Artık bu tespitlerden sonra PKK, silahta direnemez. Savaşın gerekçeleri ortadan kalktı deyip tekrardan savaşa dönemez, bunu haklı kılamaz. Dolayısıyla siyaseti yükseltmek, siyasi bir organizasyona dönüşmek PKK için zorunlu bir istikameti işaret ediyor. Öcalan ın mektubunda bu konunun altı çiziliyor. Öcalan, PKK den kendini yeni ve demokratik dönemin ruhuna paralel olarak yeniden yapılandırmasını talep ediyor. PKK nin demokratik siyaseti temel alarak dönüşmesini, siyasete uygun taktik ve stratejiler geliştirmesini istiyor. Mektubun en önemli mesajı budur. Gerçekleşmesi halinde Türkiye de otuz yıldır açık duran kanlı bir sayfa kapanacak ve bununla bağlantılı bir şekilde PKK için de yeni bir sayfa açılacaktır. Mutlak Ulus-Devlet Karşıtlığı 1970 lerde kurulan bütün Kürt örgütler gibi PKK nin de amacı, bağımsız ve birleşik bir Kürdistan kurmaktı. Kürtlerin dertlerine ancak kendi kuracakları bir ulus-devlet merhem olabilirdi. Ulus-devlet, her örgütün hayalini süslüyordu. Öcalan, 1990 lardan başlamak üzere bu görüşlerini yavaş yavaş revize etmeye başladı da yakalanmasından sonra ise ulus-devlete karşı çok daha eleştirel bakış geliştirdi ve zamanla ulus-devlet ile olan tüm bağlarını kopardı. Öcalan ın son mektubu, MİT n de kökler n n uzandığı bu örgüt, Ulusal Kurtuluş Savaşı ve Türk ye Cumhur yet n n kuruluşundan bugüne kadar uzanan yolda yen adlar alarak kurulan yen g zl serv sler n temel n oluşturmuştur. Teşk lat-ı Mahsûsa o dönem n konjoktürel şartları ç nde, çete savaşı, casusluk, karşı casusluk, propaganda faal yetler nde bulunan; kaynağını ve kökler n ordu ç nden ve d nam k genç k tlelerden alan b r g zl serv st r. bu kopan bağı -herhangi bir aksi yoruma elvermeyecek ölçüde- açık bir şekilde resmediyor. Kendi düşünce sistematiği içinde Öcalan, ulus-devleti kapitalist-modernleşme nin bir ürünü olarak görüyor. Kapitalizmin gerekleri bir ulus-devlet yapılanmasını zorunlu kılmıştır. Kurulan ulus-devletler tekçi bir paradigmaya yaslanmış ve kendi içlerindeki bütün farklılıkları ortadan kaldırmaya çalışmıştır. Etnik ve dini kimlikler birbirlerine düşman edilmiş, bunlar karşı karşıya getirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti nin tarihi, ulus-devletin ne tür felaketlere sebebiyet vereceğinin kristalize bir örneğidir. Buna karşı yeni bir ulus-devleti çıkarmak, tarihi tersinden yeniden işletmek, geçmişte yapılan yanlışların bir başka ad altında tekrarlanmasından ibaret olacaktır. Bundan ötürü Öcalan, ulus-devletin karşısında duruyor ve demokratik bir siyasetle ulusdevletin aşıldığı bir model öneriyor: Artık gün, bu acımasız ve yıkıcı tarihi sonlandırıp gerçek geçmişimize uygun barış, kardeşlik ve demokrasiye geçiş yapma günüdür. Doğru bildiğim ve inancım gereği; çatışmacı, tüketici, yıkıcı milliyetçiliğin doğurduğu ulus devletleri demokratik siyasetle aşarak açık demokratik kimliklerle bir ortaklaşmaya geçmenin mecburiyetidir. Bunun için ulus devletleri kendi içinde demokratik siyasetle demokratik ortaklaşmanın yeni bir türünü gerçekleştirmeye ve yine ulus devletleri kendi aralarında Orta Doğu nun demokratik ortak evini inşa etmeye çağırıyorum. 20 NİSAN 2015 NİSAN

12 İÇ POLİTİKA Kısacası Öcalan, ulus-devleti bütün kötülüklerin müsebbibi olarak değerlendiriyor ve kendini mutlak bir şekilde onun karşısında konumlandırıyor. Bazı milliyetçi Kürt gruplarının şiddetli eleştirilerine rağmen Öcalan, ulus-devlet defterini hem kendisi hem de örgütü için, bir daha açılmamak üzere, kapatıyor. Eşme Ruhu Öcalan ın mektubunda, Orta Doğu ya ve uluslararası siyasete ilişkin saptamalar da vardı. Öcalan, emperyalist güçlerin Orta Doğu üzerindeki emellerinden vazgeçmediğini belirtiyor ve IŞİD i de emperyalistlerin zorbalığının bir aracı olarak nitelendiriyor. Öcalan a göre IŞİD, bütün bölge halklarının ve dini topluluklarının varlığına büyük bir tehdit teşkil ediyor. Bu sebeple Kobani de IŞİD e karşı gösterilen direniş ve kazanılan zafer, hem dünya, hem de bölge için derin bir anlam taşıyor. Tam bu noktada Öcalan Süleyman Şah Operasyonuna atıf yapıyor ve bu temelde gelişen Eşme ruhunu haklarımız arasında yeni bir tarihin sembolü olarak selamlıyor. Gerçekten de Orta Doğu daki tablo, Kürtler ile Türklerin her düzeyde işbirliği ve dayanışma içinde olmasını zorunlu kılıyor. Birliktelik, hem Türklere hem de Kürtlere büyük avantajlar sağlarken, çatışma ve karşıtlık, kaybetmelerine neden oluyor. Bunun en berrak misali, Irak Kürdistanı. Irak ta bir federatif yapının kurulmasını ve Kürtlerin kendi topraklarında bir yapıya kavuşmalarını, Türkiye uzun yıllar boyunca kendisi için büyük bir tehlike addetti ve her mecrada buna itiraz etti. Bir Kürdistan Yönetimi nin kurulması, Türkiye için bir karabasan gibiydi. Oysa Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KYB) kuruldu, bu korkuların yersiz olduğu görüldü. Öyle ki KYB, Türkiye nin bölgedeki en önemli müttefikine dönüştü. Benzer bir dönüşümün Suriye Kürdistanı nda yaşanmaması için hiçbir sebep yok. Türkiye, ekonomik ve siyasi işbirliğini artırdığı takdirde Suriye Kürdistanı nın da bir tehdit değil, bir fırsat olduğu görecek. Öcalan ın Eşme Ruhu nun üzerinde durması bu bağlamda değerlendirilmeli. Ortak kadere dikkat çeken bu kavramsallaştırma son derece yerinde, doğru ve zamanın ruhuna dokunur nitelikte. Buna mukabil Genelkurmay Başkanlığı nın Öcalan ın bu sözlerine 1990 ları hatırlatan bir dille çok sert yanıt vermesi ve kendini karşıt bir açıklama yapmak zorunda hissetmesi ise yanlış ve zamanın ruhuna ters düşüyor. Toplumun Yeniden İnşası Öcalan, PKK ye yeni bir biçim kazandırmak istiyor ve PKK nin önüne yeni bir hedef koyuyor. PKK yi sadece Kürt meselesinin çözümüne odaklanmış ve Kürtlere hitap eden bir örgüt olmaktan çıkarıp, yeni Türkiye nin inşasında söz ve pay sahibi kılmayı amaçlıyor. Öcalan, bugünün dünyasında bir devletin demokrasi, çoğulculuk ve çok-kültürlülük üzerine bina edilmesi gerektiğini belirtiyor. Türkiye nin şimdiye kadar bu çağdaş gerekleri yerine getiremediğini, sorunların bundan kaynaklandığını ve 90 yıllık Cumhuriyet tarihinin çatışmalarla geçtiğini söylüyor. Öcalan a göre, toplumsal çatışmaları çözmek ve aşmak için, yıkıcı milliyetçilikler çare değil. Çare, demokratik kimliklerin ortaklaşmasını esas alan bir modele geçmekte yatıyor. Bu model, anayasal yurttaşlık anlayışına ve evrensel demokrasi ölçülerine dayanıyor. Öcalan, bahsi geçen modelin inşasında PKK nin önemli bir rol oynayabileceğini ve yeni Türkiye nin kurucu aktörlerinden biri olacağını düşünüyor. Öcalan ın demokratik siyaset ısrarı ve HDP nin seçime parti olarak girmesi bu çerçevede ele alınmalı. Bu yeni dönemde, Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde özgür ve eşit Anayasal yurttaşlık temelinde demokratik kimlik sahibi demokratik toplum olarak, barış içinde ve kardeşçe yaşama sürecine giriyoruz. Böylelikle 90 yıllık Cumhuriyet tarihinin çatışmalarla dolu geçmişini aşıp, gerçek barış ve evrensel demokrasi kriterleri ile örülmüş bir geleceğe yürüyoruz. Newroz un gerçek tarihine yaraşan da huzurunuzda böyle bir aşamayı selamlamaktır. Demokratik Ortaklaşma Çözüm sürecinin zemininin sağlam kılan asıl unsur, Türkiye nin demokratikleştirilmesi ve yeni Türkiye nin ortağı olma iradesidir. Öcalan ın mektubundaki bazı ayrıntılar anımsatılabilir, bunların süreci kırılganlaştırabileceği ve/veya uzatabileceği söylenebilir. Ama mektubun özü, silahın devreden çıkarılması, siyasetin belirleyeciliğinin teslim edilmesi ve geleceği birlikte kurma çağrısıdır. Dolayısıyla 2015 Newroz u, demokratik ortaklaşma iradesini perçinlemiş ve çözüm sürecini de daha güçlü hale getirmiştir. * Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesidir. İnsan hakları, demokrasi, Kürt sorunu ve bunun hukuki yansımaları üzerine çalışmaları bulunmaktadır. F-4 SAVAŞ UÇAKLARININ ARKA ARKAYA DÜŞMESİ İhmal Mi İhanet Mi? 7 Haziran seçimleri; yeni Türkiye nin milli iradeyi önceleyen yeni bir anayasaya kavuşmasına neden olabileceği gibi; Türkiye nin bölgesel ve küresel bir güç olmasının olmazsa olmaz şartı sayılan Başkanlık Sistemine (Türkiye usulü) geçişi sağlayabilecek bir dinamiğe sahip olması yanında demokratik standartların yükselmesine hizmet etmesi gibi birçok konuda hayati bir öneme sahip görünmektedir. Türk-Kürt kardeşliğini pekiştirmek, ülkede akan kanı durdurmak, büyük ve güçlü bir Türkiye perspektifi oluşturmak için tamamen yerli ve yeni Barış ve Kardeşlik Projesi adı altında başlatılan Çözüm Süreci nde iç ve dış kaynaklı tüm provokasyonlara rağmen sona gelinmiştir. Bu durum, kritik bir bölge ve konjonktürde, başta siyasi irade olmak üzere Öcalan ve kamuoyunun sürece sahip çıkması sayesinde başarılmış, birlik ve beraberliğimiz açısından tarihi öneme sahip bir karar sürecine işaret ediyor. Bülent ORAKOĞLU SDE Başkan Danışmanı 21 Mart 2013 Nevruz u sonrasında, Öcalan ın; Dolmabahçe mutabakatı çerçevesinde Kandil e Silahlı mücadeleyi bırakma çağrısı yapması, 2015 Nevruz unda bu çağrıyı, Diyarbakır da daha detaylı bir şekilde yinelemiş olması sürecin yerli ve baş aktörleri olan, siyasi iktidar ve İmralı nın çözüm süreci hakkındaki kararlılıklarını ve iradelerini bir kez daha ortaya koymuştur. Öcalan ın bu tavrı, HDP, PKK ve KCK içindeki aykırı sesleri tolere etmesi açısından da son derece etkili ve anlamlı gözüküyor. Kürt-Türk ittifakının öncelikle; ekonomik işbirliği üzerinden Orta Doğu ya taşınması, Orta Doğu ve Suriye de Türkiye nin öncülüğünde Kürt Birliği nin kurulması, Kürt-Türk ittifakının savunma ve güvenlik alanlarını da kapsayacak bir güce dönüşmesi, çözüm sürecinde başarılı bir şekilde sona gelinmesinin doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum, Orta Doğu da yaşanacak barış ortamını, dış politika stratejileri ve çıkarlarına karşı bir tehdit 22 NİSAN 2015 NİSAN

13 Son günlerde b l nmeyen(!) nedenlerle düşen 3 adet F-4 uçağımızda 6 p lotumuz şeh t oldu. İk s Malatya d ğer Konya sınırları ç nde üst üste düşen F-4 savaş uçakları le lg l olarak, kaza kırım ek pler ve asker yetk l lerce yapılan lk tesp tlerde, düşen uçaklarda tekn k b r arıza z ne rastlanmadığı, p lotaj hatası olab leceğ yönünde değerlend rmeler yapılsa da bunun böyle olmadığına da r b r takım görüşler ortaya atıldı. olarak algılayan ABD ve İsrail derin yapıları ve gizli servislerinin kontrolündeki Üst Akıl tarafından tehdit olarak algılanmakta ve 7 Haziran seçimleri öncesinde, Türkiye de siyasi istikrarsızlık ve kaos yaratma amacıyla bir takım planların devreye sokulmasına sebep olmaktadır. Bir yandan, Üst Akıl ın kontrolündeki paralel yapı ve bu yapının kuyruğuna takılan bazı muhalefet partileri, AK Parti yi halkın gözünde ve gönlünde itibarsızlaştıracak algı operasyonları ile seçimlerde iktidarın meclisteki çoğunluğunu kaybetmesine veya sandalye sayısının 330 un altına düşmesine yönelik kurgulanmış, provokasyon amaçlı eylemlere hız verirken, diğer taraftan uluslararası arenada, Aİ- PAC lobilerinin kontrolündeki yazılı ve görsel medyada da, Yeni Türkiye ve çözüm sürecini hedef alan asparagas haberler, düzmece raporlar, yerel veya uluslararası komplo ve kumpaslar sergilenmeye devam ediyor. Son günlerde bilinmeyen(!) nedenlerle düşen 3 adet F-4 uçağımızda 6 pilotumuz şehit oldu. İkisi Malatya diğeri Konya sınırları içinde üst üste düşen F-4 savaş uçakları ile ilgili olarak, kaza kırım ekipleri ve askeri yetkililerce yapılan ilk tespitlerde, düşen uçaklarda teknik bir arıza izine rastlanmadığı, pilotaj hatası olabileceği yönünde değerlendirmeler yapılsa da bunun böyle olmadığına dair bir takım görüşler ortaya atıldı. Uçak ve Uzay Bilimleri Profesörü Ahmet Nuri Yüksel in bu konudaki çok farklı açıklamaları yazılı ve görsel medyaya yansıdı. Prof. Yüksel, son günlerde art arda yaşanan uçak kazalarındaki benzerliklere dikkat çekerek: Kazaların hepsinde mi pilotlar koltuk fırlatamadı? Bunlar eğitimli insanlar. İki kazada da büyük benzerlikler var. Diyelim ki koltuk fırlatma sistemi arızalıydı. Üç uçakta da mı arızalı olur? Hiçbir pilotumuz koltuk fırlatarak kurtulamaz mıydı? İki uçağın da aynı şekilde kaza yapma ihtimali milyonda birdir. Hepsinde de pilotaj hatası var demek için pilotları ahmak yerine koymak lazım. 6 pilotun altısı da aynı şekilde hatalı olamaz. Bu uçaklar sözüm ona İsrail de modernize edildi. O dönem biz bu uçakları kendimiz modernize etmek istedik. ABD yapamazsınız, elinizde teknik resimler yok dedi. Verin dedik, vermediler. Norveç te var oraya yaptıralım dedik, hayır dediler. İspanya da teknik resimler var oraya yaptıralım dedik, ona da hayır dediler. İsrail e yaptırın dediler. İsrail de F-4 lerin teknik resimleri yok dedik, biz onlara veririz dediler. Bu teknik resimler ABD nin bir başka şirketine gizlidir ama İsrail e gizli değildir. Bu uçaklarla ilgili İsrail in teknik tecrübesi yoktu ama karşılarında Türkiye var. Onun için ben onlardan şüpheliyim. O dönem ben İsrail e yaptırılmasına şiddetle karşı çıktım. İsrail yapamaz mı? Yapabilir. Ama biz onun doğru yapıp yapmadığını tespit edebilir miyiz? Edemeyiz. İkincisi, bir yerine bir çip koyarlar, istedikleri anda uçakları düşürebilirler. şeklinde konuşmuştu. İsrail in mikroçip ve yazılım konusunda yüksek teknolojiye sahip birkaç ülkeden biri olduğuna da dikkat çeken Yüksel, sözlerini şöyle sürdürdü: O dönem bu işin çok yanlış olacağını defalarca söyledim ve uyardım. İsrail Türkiye nin güçlü olmasını istemez. Suriye nin düşürdüğü uçağımızla ilgili de benim şüphelerim vardı. O uçak da F-4 tü. Belki elimizde somut deliller yok ama bana göre İsrail, Mavi Marmara nın intikamını alıyor. İsrail in sistematik olarak yaptığı uzaktan bir müdahaleyi bizim bulmamız mümkün değil. O dönem modernizasyon işini İsrail e vermeyin diye çok uyardık ama 28 Şubatçılara dinletemedik. İsrail e verilen modernizasyon işinin hesabı bu 28 Şubatçı paşalardan mutlaka sorulmalı demişti. Konu ile ilgili en yetkili isimlerden Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ise yaptığı açıklama da, Türk halkının F-4 lere olan güveninin bittiğini, bundan sonra bu uçaklar kullanılırken iki sefer düşünmek gerektiğini ifade etmişti. Türkiye, 28 Şubat Süreci nin flu konjonktüründe, ABD nin baskısıyla F-4 uçaklarının modernizasyonunu İsrail e vererek, 28 Şubat Darbesi ndeki katkıları nedeniyle İsrail i bir nevi ödüllendirmiş oldu. İsrail bu işten en az 1,6 milyar dolar kazandı. Üstelik dönemin Cumhurbaşkanı Demirel in övgülerine de mazhar oldu. Demirel 1998 yılında İsrail e yaptığı bir ziyarette bu uçakları bizzat hangarlarda inceledi ve modernizasyon işlemine övgüler yağdırdı. 28 Şubat Sürecinde F-4 savaş uçaklarının modernizasyonunun İsrail e yaptırılması ihanet değilse bile dış politikada bağımsız bir Türkiye perspektifine aykırı açık bir yönetim zafiyetine ve büyük bir ihmale işaret ediyor. Bu nedenle, İsrail ve Türkiye arasındaki F-4 uçaklarının modernizasyonuna ilişkin askeri anlaşmalar ( ) ile 2007 tarihinde Milli İFF Mod 5/S (uçaklarda milli yazılım projesi) sisteminde görev alan 3 Aselsan mühendisinin kaza veya intihar süsü verilmiş suikastlarla ortadan kaldırılmasının aynı kategoride acilen mercek altına alınması ve soruşturulması, milli güvenliğimiz açısından elzem bir durum haline gelmiştir. Kim ne derse desin, 9 gün içinde ardı ardına düşen uçaklarımızın bir sabotaj sonucu düşme ihtimali neredeyse yüzde yüzdür ve bu sabotajın olası failleri ise İsrail ve Türkiye deki uzantılarıdır. 28 Şubat ve paralel yapı medyası (C umhuriyet, Hürriyet, Sözcü, Zaman gazeteleri vs.), gerek manşetten verdikleri haberlerde, gerekse köşe yazılarında, bazı şehit ailelerinin acılarını istismar ederek, Saray üzerinden psikolojik harekât başlatmışlardır. Bu grupların, AK Parti yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ı kamuoyu nezdinde yıpratmak ve itibarsızlaştırmak için planladıkları operasyonları hayata geçirmeye çalışmaları, İsrail ve Türkiye deki lobilerinin 7 Haziran seçimleri öncesinde topyekûn faaliyete geçtiklerinin açık bir kanıtı olarak görülmektedir. ABD ve İsrail de Uçakları Düşürebilecek Teknoloji ve Silah Mevcut Mu? Günümüzde, kolonyalist devletlerce Orta Doğu ve ülkemiz üzerinde oynanan oyunları, birlik ve beraberliğimize yönelik etnik ve dinsel kışkırtma ve provokasyonları bir tehdit olarak gören ve bu konuda kamuoyunu aydınlatmaya çalışan kesimleri komplocu yakıştırması ile yaftalamaya çalışmak, en azından Orta Doğu gerçeklerini görmemek ve küreselleşmenin meydana getirdiği yeni konjonktürel ve asimetrik iç ve dış tehditleri algılamamak, ülkeyi içe kapatmak anlamına geliyor. Unutmamalıyız ki, komplo ve komploculuk kavramları ABD ve İngiltere derin yapıları tarafından keşfedilmiştir. Hedef alınan ülkeleri istikrarsızlaştırmak için yürütülen örtülü veya açık propaganda faaliyetlerini maskelemek amacıyla etkili bir silah ve araç olarak kullanılan komploculuk, elde edilmiş etki veya nüfuz ajanları vasıtasıyla devam ettiriliyor. İsrail, ABD kabul etmese de Batılı düşünürlere göre Haydut Devlet statüsünde bir ülke. İsrail lobilerinin en güçlü olduğu ülkeler arasında Türkiye nin de bulunması ve bu gücünü medya başta olmak üzere 24 NİSAN 2015 NİSAN

14 sivil kesimde devam ettirmesi, demokrasi ve milli iradenin tecellisi ve geleceği açısından handikap gibi görünüyor. Bu açıdan, F-4 uçaklarının İsrail tarafından uzaktan kumanda yöntemi ve teknik sabotajlarla düşürülüp düşürülmediği konusunda kamuoyu önünde açıktan olmasa da örtülü bir mücadele açıkça hissediliyor. ABD ve bazı Batılı ülkelerin, uzay, havacılık, savunma ve güvenlik alanlarında AR-GE çalışmaları için milyar dolarlara ulaşan kaynak ayırması, geleceğin savaşlarının havacılık ve uzay üzerinden yapılacağına yönelik bilimsel veriler, Batı ve gelişmiş ülkelerin dikkatlerinin bu alana çevrilmesine neden olmuş görünüyor. ABD ve İsrail, herhangi bir savaş veya askeri operasyon sırasında, ABD tarafından satılmış veya modernize edilmiş elektronik sisteme sahip uçak, helikopter, tank, zırhlı birlikler, izleme sistemleri gibi hayati araçları uydudan verilen komutlarla saf dışı bırakabiliyor. Yani, kendi yaptığı bu elektronik sistemler, istendiği anda uzaktan kumanda misali uydulardan kontrol edilebiliyor. Özellikle son zamanlarda sadece İsrail ve ABD de bulunan özel bir silahtan daha bahsediliyor İsrail ve Amerika da bulunan özel bir atış sisteminden... HERF, High Energy Radio Frequency adı verilen bu sistemlerin EMP gibi manyetik bombalardan daha etkili ve çok daha isabetli olduğu ifade ediliyor. Yüksek düzeyde radyo sinyalleri ile hedeflerini darbeleyen ve böylece elektronik aksama sahip tüm araç ve gereçleri hemen devre dışı bırakabilen bu sistem, hemen hemen tüm açılardan, uzaydan, istasyonlardan hatta yüzlerce kilometre uzaktan uçan hava araçlarından tetiklenebiliyor... Yazılım uzmanı Önder Aydoğdu sinyal gönderme sistemi ile ilgili değerlendirmede, teknik olarak uzaktan kumandayla yazılımlara müdahale edilebileceğini belirterek şunları kaydediyor: Uzaktan kumandayla yazılımlara müdahale etmek teknik olarak mümkündür. Burada dost-düşman tanımlaması akıllara geliyor. Yazılım içerisinde sürekli sinyal bekleyen bir program var. Uçaklarda bu tür yazılımlar mevcuttur. Dolayısıyla uzaktan bir sinyal gönderme yoluyla uçaklara müdahale edilerek düşürülebilir. Teknik olarak bu mümkündür ve telekomünikasyon bağlantısı olan her yerden müdahale edilebilir. Sinyal gönderilerek tetiklendiği an o program çalışıyor. Ayrıca dost sinyalleri engelleyen jammer lar var. Bu da ihmal edilmemesi gereken bir faktör. Pilotlara ulaşacak dost sinyaller bu şekilde engellenebiliyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Çağrı Erhan ise uçakların düşürülmesiyle ilgili son ihtimalin bilgisayar sistemine dayanabileceğini belirterek şunları ifade ediyor: İsrailliler veya Amerikalılar bilgisayar sistemini bozarak uçakları düşürme teknolojisine sahipler. Paralel Yapı, Milli Savunma Alanındaki AR-GE Projelerini Yürüten Mühendisleri Neden Dinledi? TİB de ortaya çıkarılan casusluk soruşturmasında, milli projeler üzerinde AR-GE çalışması yapan kurum yetkilisi ve yöneticilerinin çoğunlukla aynı usul ve yöntemlerle dinlenmesi, savunma sanayimizin paralel örgüt tarafından hedef alındığını ortaya koyuyor. HAVELSAN, TUSAŞ, Savunma Sanayi Müsteşarlığı, TÜBİTAK gibi kurumlarda yerli savunma sanayii üretiminde milli tank, gemi, uçak, helikopter ve İHA projelerinde çalışan stratejik ve kozmik bilgilere sahip mühendis ve uzman personelin ve üst düzey yöneticilerin, 2010 yılında paralel yapı tarafından dinlemeye alınmalarında, Davos taki one minute çıkışının ardından İsrail ile yapılan savunma sanayiine yönelik anlaşmaların iptal edilmesinin etkili olduğu savı, dinlemelerin arkasındaki gücün İsrail olduğuna yönelik şüpheleri de arttırmış görünüyor. M l güvenl ğ m z açısından savunma s stemler m z n dışa bağımlılıktan kurtarılması ve m ll leşt r lmes yönünde yapılan AR-GE çalışmalarında görev almış f z kç ve mühend sler m ze ülke olarak şükran borçluyuz. Ancak, bu onurlu görev fa ederken kozm k b lg lere sah p olduğu ç n paralel yapı tarafından d nlemeye alınan veya çeş tl şek llerde hayatını kaybeden ASELSAN mühend sler n n ölümü ve F4 uçaklarının ardı ardına düşürülmes le lg l gerçekler n ortaya çıkarılması, d nlemelerle ASELSAN ölümler arasında b r bağın olup olmadığının araştırılması Devlet Denetleme Kurulu tarafından yapılması elzem olan b r şt r. 64 kişilik VIP dinlemelerinin bir bölümünün de AK 2007 yılında Milli İFF MOD 5/S Projesinde çalışan Parti iktidarı ve Başbakan Erdoğan a yapılacak darbe teşebbüsü öncesinde hükümete ve Erdoğan a har süsü verilmiş suikastlarla hayatlarını kaybettiler. 3 ASELSAN mühendisi arka arkaya kaza veya inti- yakın kişilerin araştırılarak bir açıklarının bulunması Hayatlarını kaybeden üç mühendisin de milli yazılım halinde şantaj, tehdit vs. yöntemlerle etkisizleştirilmeleri amacına yönelik olduğu anlaşılıyor. öne sürülmüştü yılında Türkiye, geride şehitler projelerinde görevli oldukları yönünde güçlü iddialar bırakarak İFF MOD 5/S projesini başarı ile gerçekleştirmiş, uçak tanıma sistemlerini millileştirmişti yılında ise ASELSAN mühendisleri yeni bir başarıya imza atarak savaş uçakları için görüntüleme ve takip sistemi yapan Aselpod u üretti. Kızılötesi görüntüleme yapabilen ve lazerle hedefleri izleyebilen sistemin seri üretimi ve F-16 lara montajı başladı. TİB deki kozmik kayıtların yabancı ülkelere aktarılıp silinmesi ile ilgili olarak başlatılan casusluk soruşturmasında polis, savcılığın talimatıyla server lara el koymuştu. Gölbaşı Cumhuriyet Savcılığı, casusluk soruşturmasının başladığı tarihlerde, TİB binasında bulunan birçok çanak antenin yabancı uydulara dönük olduğunun tespit edildiğini, bu antenlerden TİB verilerinin yabancı uydular aracılığıyla başka ülkelere aktarıldığı iddialarının araştırıldığını açıklamıştı. Paralel yapının illegal dinlemeleri ve dış bağlantılarıyla ilgili olarak soruşturmalar sürerken, geçmişte ASELSAN, TÜBİTAK, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii nde savunma sistemlerimizin dışa bağımlılıktan kurtarılması ve millileştirilmesi yönünde kozmik bilgilere sahip fizikçi ve mühendislerimizin peşi sıra şüpheli şekillerde ölmelerinin incelenmesi elzemdir. Zira El Kaide ile işbirliği yaptığı iddiasıyla, ABD tarafından işgal edilen Afganistan ve Irak başta olmak üzere Orta Doğu da bilim adamlarının MOSSAD tarafından sistematik bir şekilde evlerinden alınarak açıkça infaz edilmeleri stratejisinin Türkiye de uygulandığı, örtülü bir tarzda intihar-kaza süsü verilmiş suikastların yerli işbirlikçiler ile müştereken gerçekleştirildiği yönünde kamuoyunda ciddi bir algı ve kanaat bulunmaktadır. Böylece, ASELSAN mühendisleri, uçak tanıma sistemlerinin millileştirilmesi konusundaki başarıdan sonra, benzer bir başarıyı da ABD güdümlü elektronik sistemlerin kontrol dışı bırakılması, uydu müdahalesini bertaraf edecek yeni elektronik sistemlerin geliştirilerek silahlı gücümüzün millileştirilmesi adına gerçekleştirmişlerdi. Mili güvenliğimiz açısından savunma sistemlerimizin dışa bağımlılıktan kurtarılması ve millileştirilmesi yönünde yapılan AR-GE çalışmalarında görev almış fizikçi ve mühendislerimize ülke olarak şükran borçluyuz. Ancak, bu onurlu görevi ifa ederken kozmik bilgilere sahip olduğu için paralel yapı tarafından dinlemeye alınan veya çeşitli şekillerde hayatını kaybeden ASELSAN mühendislerinin ölümü ve F4 uçaklarının ardı ardına düşürülmesi ile ilgili gerçeklerin ortaya çıkarılması, dinlemelerle ASELSAN ölümleri arasında bir bağın olup olmadığının araştırılması Devlet Denetleme Kurulu tarafından yapılması elzem olan bir iştir. 26 NİSAN 2015 NİSAN

15 İÇ POLİTİKA LATİN AMERİKA BAŞKANLIK SİSTEMİ Prof. Dr. Haluk ALKAN SDE Uzmanı Başkanlık sistemi bir Amerikan icadıdır. Parlamenter sistemin aksine Amerikan kolonileri, ülke kurucuları arasında pazarlıkların bir ürünüdür. Bu nedenlerle saf başkanlık sistemi dendiğinde ABD örneği akla gelmektedir. Dolayısıyla bu sistemin belirleyici özellikleri genellikle ABD örneği dikkate alınarak belirlenmektedir. Buna karşılık Sözleşmeci bir geleneğe sahip olmamalarına rağmen Latin Amerika ülkeleri, genel olarak başkanlık sistemine ait kurumları kendi ülkelerine adapte etmişlerdir. Bu ülkelerle ilgili olarak başkanlık sistemlerinin doğurabileceği sorunlara ilişkin güçlü bir literatür bulunmaktadır. Bu ülkelerin deneyimleri ile ilgili olarak yapılan yorumlar, başkan ile yasama arasındaki yetki çatışmalarının doğurduğu sistem kilitlenmeleri, başkanın sistem içindeki diğer kurumlara karşı otoriterleşmesi ve yetki çatışmasının doğurduğu kilitlenmelerin bu ülkelerde uzun süreli askeri rejimlerle sonuçlanan darbelere neden olması üzerinde yoğunlaşmaktadır. Latin Amerika ülkeleri, başkanlık rejimi deneyimleri açısından; sıklıkla siyasal sistem kilitlenmeleri, başkanın sistem içindeki diğer kurumlara karşı otoriterleşmesi ve uzun süreli askeri diktatörlüklerle gündeme gelmişlerdir. Bu nedenlerle saf başkanlık sistemi örneği olarak gösterilen ABD den farklı özellikler taşımaktadırlar. Bölge ülkelerinden Arjantin de 1930 yılından başlayarak 1983 yılına kadar beş ayrı askeri rejim dönemi yaşanmıştır. Bu rejimlerin ortalama süresi altı yılı bulmaktadır. Bolivya da 1928 yılından 1982 yılının sonuna kadar dokuz askeri darbe yapıldı ve askerler, ortalama 8 yıl süre ile yönetimde kaldılar. Brezilya da 1985 in sonuna kadar üç askeri darbe dönemi yaşandı. Bu ülkede yılları arasında kesintisiz askeri rejim işbaşında bulunmuştur. Şili de 1924 yılından başlayarak 1990 yılına kadar üç askeri darbe dönemi yaşanmıştır. Bu rejimlerden sonuncusu yılları arasında 17 yıl süre ile ülkeyi yönetmiştir. Peru da 1938 yılından itibaren 1980 yılına kadar dokuz askeri darbe yapılmış, bunlardan sonuncusu 12 yıl süre ile yönetimde kalmıştır. Bir başka bölge ülkesi Paraguay yılları arasında askeri rejim tarafından yönetilmiştir. Bu örnekler Latin Amerika ülkelerinde siyasal sistemlerin istikrarı konusunda yeterince aydınlatıcıdır. Ancak Latin Amerika ülkelerinde son yıllarda yaşanan değişim bu yorumları oldukça tartışmalı kılmaktadır. Latin Amerika ülkelerinde askeri rejimlerin ortaya çıkmasında Soğuk Savaş döneminin iki kutuplu dünyasında yaşanan bölgesel güç mücadelesinin belirleyici rolü bulunmaktadır li yıllardan sonra bu ülkelerde önce sivilleşme yönünde bir değişim yaşanmış, 1990 lı yıllar askeri müdahale olmaksızın başkanlar ile parlamentolar arasındaki yetki çatışmalarına sahne olmuş ve 2000 li yıllardan itibaren demokratik bir konsolidasyon dönemine girilmiştir. Latin Amerika ülkelerinde normalleşme süreci içinde ülke yönetimleri yine başkanlık sistemi temelinde bir dizi anayasal reforma tabi tutulmuş ve bu ülkelerde siyasal kurumlar, yaşanan deneyimler ışığında yeniden inşa edilmiştir. Parlamenter sistemin aksine Amerikan kolonileri, ülke kurucuları arasında pazarlıkların bir ürünüdür. Bu nedenlerle saf başkanlık sistemi dendiğinde ABD örneği akla gelmektedir. Buna karşılık sözleşmeci bir geleneğe sahip olmamalarına rağmen Latin Amerika ülkeleri, genel olarak başkanlık sistemine ait kurumları kendi ülkelerine adapte etmişlerdir. Son dönemde Latin Amerika ülkelerinde yaşanan reform sürecinin temel özelliği, Başkan ile Kongre arasında yaşanabilecek kilitlenmeleri önleyici ve Kongrenin karar alma süreçlerindeki rolünün artırılmasına yönelik bazı kurumlara sistem içinde yer verilmesidir. Latin Amerika ülkelerinin birçoğunda parlamentoya karşı siyasal açıdan sorumlu bir bakanlar kurulu, hatta bu isimle anılmasa da parlamenter rejimlerdeki başbakana benzer bir statünün oluşturularak, karşı-imza kuralı çerçevesinde başkanın yetkilerine ortak edildiği görülmektedir. Peru da Başkan ülke siyasetini belirlemekle birlikte, bakanlar kuruluna bir başkan atamak zorundadır. Hükümetin oluşturulmasında bakanlar kurulu başkanı, Başkana bakanları önermektedir. Başkan bir bakanı Bakanlar Kurulu Başkanının istemi üzerine görevden alabilir (122. Md.) Bu ülkede Başkanın Kongreye yasa tasarısı sunma yetkisi bulunmaktadır (107. Md.), ancak tasarı metinlerinin bakanlar kurulu başkanınca imzalanması gerekmektedir. Yine Başkanın çıkartacağı kanun hükmündeki kararnamelerin bakanlar kurulu başkanınca imzalanması zorunludur. Millet Meclisi bakanlar kurulu başkanına gensoru verebilir ve görevden alabilir. Meclis bu yetkisini diğer bakanlar için de kullanabilir. Peru da senatörler bakan olabilir, ancak doğrudan Başkanlık Ofisinde görev alamazlar. Arjantin Anayasası nın 100. Maddesinde de Bakanlar Kurulu Başkanından söz edilmektedir. Benzer şekilde Kabine Başkanı meclise karşı sorumludur. Başkanın kararları, kabine başkanı ve ilgili bakan tarafından imzalanarak yürürlük kazanmaktadır. Yine Başkanın olağanüstü durum ilanı ve bu dönemde çıkartacağı kararnamelerin kabine başkanı tarafından imzalanması zorunludur. Kabine Başkanı Kongre den 28 NİSAN 2015 NİSAN

16 talep gelmesi üzerine hükümet çalışmaları ile ilgili bir rapor hazırlayarak Kongreye sunmak zorundadır. Peru da olduğu gibi Arjantin de de kabine başkanı ve bakanlar, gensoruya konu olabilmektedirler. Ayrıca bu ülkede bakanlar Kongre üyeleri arasından atanabilirler, ancak bu durumda üyelikten çekilmeleri gerekmektedir (106. Md.). Kilitlenmeyi önleyici mekanizmalar açısından ilginç bir örnek Brezilya Anayasası nın 89. maddesinde bulunmaktadır. Bu maddede Cumhuriyet Konseyi adı altında Başkan Yardımcısı, Kongre başkanları, iktidar ve ana muhalefet partilerinin başkanları, Adalet Bakanı ve altı ülke vatandaşından (ikisi Başkan tarafından, dördü meclislerce belirleniyor) oluşan bir üst organ oluşturulmuştur. Konsey, federal konular, savunma, demokratik kurumların istikrarı gibi konularda Başkana istişari nitelikte öneriler getirmektedir. Bir yerde Konsey, Kongre ve siyasal partilere Başkanın izlediği siyaseti değerlendirebilmekte ve yönlendirmekte kurumsal bir kanal oluşturmaktadır. Venezuela Anayasası Kongrenin meclis kanadına, Başkan Yardımcısı ve bakanlara karşı gensoru önergesi verme yetkisi tanımaktadır (187/10. Md.). Hatta Anayasa da örtülü olarak Başkanın meclise karşı sorumluluğunu gerektirecek bazı düzenlemelere yer verilmektedir. Anayasa nın 237. maddesinin 8. Bendi; Başkanın her dönem bir önceki yıla ait faaliyet raporunu Meclisin açılmasını mütakiben sunacağını belirtmektedir. Latin Amerika ülkelerinde anayasal reform sürecinde Başkanın olağanüstü hal ilanı ve kararname Son dönemde Latin Amerika ülkelerinde yaşanan reform sürecinin temel özelliği, Başkan ile Kongre arasında yaşanabilecek kilitlenmeleri önleyici ve Kongrenin karar alma süreçlerindeki rolünün artırılmasına yönelik bazı kurumlara sistem içinde yer verilmesidir. yetkisinin kullanılmasının da yürütme ve yasama arasında ortak bir yetkiye dönüştürüldüğü görülmektedir. Yukarıda belirtildiği gibi, bakanlar kurulu başkanı ya da kabine başkanı sıfatıyla, meclise karşı sorumluluğu bulunan başkanın bu kararlarını imzalayan bir yürütme otoritesi oluşturulmuştur. Buna ek olarak, başkanın bu yetkileri Kongre onayına bağlanmıştır. Arjantin Anayasası nın 99. maddesinin 3. Bendi; başkanın olağanüstü dönemlerde çıkartacağı kararnamelere süre ve konu sınırlaması getirmektedir. Ayrıca bu kararnameler on gün içinde Kongrenin onayına sunulmak zorundadır. Venezuela Anayasası nın 74. maddesi başkanlık kararnamelerinin kayıtlı seçmenin % 5 inin talebi ile referanduma sunulabileceğini hükme bağlamaktadır. Olağanüstü durum kararnameleri, Kongrenin onayına sunulmak zorundadır. Brezilya da Başkan olağanüstü hal kararnamelerini 24 saat içinde Kongrenin onayına sunmak zorundadır. Latin Amerika ülkelerinde başkanın yasama organı tarafından çıkartılan yasalarla ilgili veto yetkisi korunmuştur. Brezilya da başkanın veto ettiği yasanın tekrar onay için Başkana gönderilebilmesi için salt çoğunlukla karar alınması gerekmektedir. Venezuela Anayasası da, başkanın veto ettiği bir yasanın tekrar kabulü için salt çoğunlukla karar alınmasını yeterli görmektedir. Hatta Anayasa nın 216. maddesine göre Başkanın yasayı onaylamakta direnmesi durumunda Meclis Başkanının yasayı yayımlayacağını hükme bağlamaktadır. Görüleceği gibi Latin Amerika ülkelerinde son dönemde gidilen anayasa değişiklikleri ile parlamentonun yetkileri güçlendirilmiştir. Kongrenin impeachment yolu ile başkanı görevden alması yetkisinin yanı sıra bakanların siyasal sorumluluğu kabul edilmiş ve özellikle başkanın kararname çıkarma ve veto yetkisi konusunda, ABD deki saf başkanlık sistemine göre Kongreye daha geniş yetkiler tanınmıştır. Latin Amerika örnekleri başkanlık sistemlerinde de koalisyonların oluşabildiğini göstermektedir. Çok partili başkanlık sistemlerinde başkan, bir tür partiler koalisyonu tarafından desteklenerek iktidara gelmektedir. Genellikle çok partili başkanlık sistemlerinde koalisyon kongrede oluşmaktadır. Koalisyon başkanı, destekleyen partilerin kongrede bir arada hareket etmesi ile belirginleşmektedir. Ancak eğer başkan seçimlerde kendini destekleyen partileri ödüllendirmek amacıyla bakanlarını farklı partilerden gelen kişilerden oluşturursa bu kez koalisyon bizzat yürütme otoritesinin içinde de ortaya çıkabilmektedir. Koalisyonların oluştuğu başkanlık sistemlerinde ilk bakışta başkanın kendine destek veren partilere karşı duyarlı hareket etmek zorunda kalacağı izlenimi güçlenmekle birlikte, başkanlık rejiminin taşıdığı özellikler nedeniyle bu her zaman mümkün olmamaktadır. Parlamenter rejimlerde koalisyonlar, hükümet içinde partiler arasında bir paylaşımı yansıtır. Oysa başkanlık rejiminde başkan, hükümet bileşimini oluşturmakta daha özerk hareket edebilmektedir. Dolayısıyla Başkanlık koalisyonlarının, parlamenter koalisyonların doğurabileceği istikrarsızlıklara karşı daha dirençli olduğu istisnai bir durumu yansıttığı söylenebilir. Disiplinli çok parti rejimlerinin bulunduğu ülkelerde bu durum daha açık bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Örneğin, Arjantin de kongre seçimleri nispi temsil yönetimi ile yapılmaktadır. Bu durum çok partili sistemle bir araya geldiğinde, Kongrede çok sayıda partinin temsil edildiği, genellikle hiçbir partinin çoğunluk sağlayamadığı bileşimler ortaya çıkmaktadır. Başkanlar, parlamentoda en fazla üyeye sahip bulunan partilerinin de başkanıdırlar ve partiler disiplinli bir yapıdadır. Bu koşullarda anayasal olarak başkanın vetosu karşısında Meclisin salt çoğunlukla aynı yönde karar alması oldukça güçtür. Başka bir ifade ile Arjantin de Başkanın vetosu en az ABD deki kadar güçlü bir yetki olarak kullanılabilmektedir. Bu örnekler Latin Amerika ülkelerinin başkanlık sistemini kendi deneyimleri ışığında yeniden yapılandırmaya yöneldiklerini göstermektedir. Üstelik ABD başkanlık sistemi için demokratik işleyişi kolaylaştırdığı belirtilen bazı dinamiklerden farklı özellikler taşımalarına rağmen, nispi temsile dayalı seçim sistemi; çok partili yasama bileşimleri, disiplinli partiler gibi, bu süreci işletebilmektedirler. Dolayısıyla başkanlık sistemi tartışmalarında Latin Amerika ülkeleri örnekleri üzerinde durulması, demokratik konsolidasyon sürecinde bu sistemin nasıl bir değişim geçirdiğinin anlaşılmasında son derece önemlidir. 30 NİSAN 2015 NİSAN

17 İÇ POLİTİKA Ülkem zde 1950 yılına kadar klas k model n uygulandığını söyleyeb l r z. Bu uygulamada seç m organlarının s yas dareden oluşan yapısı söz konusudur. 16 Şubat 1950 tar h ve 5545 sayılı M lletvek l Seç m Kanunu le seç m kurullarının s yas dareden oluşan yapısı, Yüksek Seç m Kurulu, İl Seç m Kurulları, İlçe Seç m Kurulları ve Sandık Kurulları le yen b r yönet m model ne dönüşmüştür. Bu değ ş kl kle b rl kte, klas k model anlayışından, daren n yanı sıra yargı organlarının da görevl olduğu Karma modele geç lm şt r. SEÇİMLERİN YÖNETİMİ VE DENETİMİ: YÜKSEK SEÇİM KURULU Seçimlerin Yönetimi ve Denetimine İlişkin Modeller Seçimlerin yönetim ve denetim kavramı, seçim mevzuatının uygulanması ve bu mevzuatın uygulanmasından ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümünü ifade etmektedir. Seçimlerin yönetimi süreci seçimlerin idari fonksiyonuna tekabül ederken, denetimi süreci ise yargı fonksiyonuna tekabül etmektedir. Bu fonksiyonların kullanılmasındaki farklılıklara göre sistemler farklı isimlerle anılmaktadır. Benimsenen sistemin uygulamasına bağlı Prof. Dr. Faruk BİLİR* Akademisyen olarak yönetim ve denetim faaliyeti aynı organda toplanabileceği gibi farklı organlar aracılığıyla da yürütülebilmektedir 1. Bu anlamda seçimlerin yönetimi ve denetimine ilişkin olarak kullanılan modeller üç başlık altında toplanabilir: Klasik Model, Karma Model (Fransız Modeli) ve Bağımsız Seçim Kurulu Modeli (Latin Amerika Modeli). Klasik modelde seçimlerin yönetimi ve denetimi bir devlet kurumunun kontrolü altında yürütülmektedir. Bu devlet kurumu, yürütme organı içerisinde yer alan İçişleri veya Adalet Bakanlığı gibi bir bakanlık ya da yerel otorite olabilir. Bu model, seçimlerin yönetimi ve denetimini siyasi organlarda birleştirmektedir. Seçimlere ilişkin son sözü söyleme yetkisi yasama organınındır. Bu modelin yansımaları, farklı ülkelerde saf haliyle olmamakla beraber halen uygulanmaktadır. Uygulandığı ülkelere ABD, İngiltere, İtalya, Hollanda, Tunus, Belçika, Yeni Zelanda, Singapur, İsviçre, Danimarka ve Norveç örnek olarak gösterilebilir 2. Seçimlerin yönetimi ve denetimine ilişkin olarak kabul edilen Karma modelde (Fransız modeli), klasik modelinin yürütmeye bakan yönüyle görevlerini sürdürdüğü, fakat seçim uyuşmazlıklarına bakan yönüyle bu modelden ayrıldığını görmekteyiz. Bu bakımdan bu modelde iki başlı bir seçim yönetimi söz konusudur. Seçimlere ilişkin ağırlıklı görevler bağımlı seçim kurulları aracılığıyla yerine getirilirken, diğer bir takım görevler ise bağımsız seçim organları eliyle yürütülmektedir 3. Bu modelde, yürütme organı seçimlerin yürütme görevini yerine getirirken, bunu yargı organlarıyla birlikte yapmaktadır. Başka bir ifadeyle, bu modelde yasama organının seçim sonuçlarına ilişkin sorunları çözme yetkisi tamamen bağımsız seçim organlarına, diğer bir ifadeyle yargı mercilerine devredilmektedir 4. Bu modelin uygulandığı ülkeler, Fransa, Japonya ve İspanya dır. Bağımsız Seçim Kurulu (Latin Amerika) modelinde, ne yürütme organı ne de yargı organı sistemin içerisinde yer almaktadır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi faaliyetleri yürütme organından tamamen bağımsız ve özerk bir yapıya kavuşturulmuş seçim organları tarafından yürütülmektedir 5. Bu model, birçok Latin Amerika ülkesinde genel kabul görmekle birlikte, ülkelerin kendi karakterlerine göre bir takım uygulama farklılıkları da görülmektedir. Seçimlerin yönetimi ve denetimi ile görevli seçim organları, bu yöntemde Yüksek Mahkeme statüsüne sahip olarak faaliyetlerini yürütmektedirler. Latin Amerika ülkelerinin yanı sıra birçok yeni gelişmekte olan demokrasilerde de bu modelin benimsendiğini görmekteyiz. Avustralya, Bosna Hersek, Burkina Faso, Ermenistan, Kanada, Estonya, Gürcistan, Hindistan, Bhutan, Endonezya, Liberya, Maritus, Nijerya, Polonya, Güney Afrika ve Tayland bu ülkelerden bazılarını oluşturmaktadır 6. Türkiye de Uygulanan Seçim Yönetimi ve Denetimi Modeli Ülkemizde 1950 yılına kadar klasik modelin uygulandığını söyleyebiliriz. Bu uygulamada seçim organlarının siyasi idareden oluşan yapısı söz konusudur. 16 Şubat 1950 tarih ve 5545 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu ile seçim kurullarının siyasi idareden oluşan yapısı, Yüksek Seçim Kurulu, İl Seçim Kurulları, İlçe Seçim Kurulları ve Sandık Kurulları ile yeni bir yönetim modeline dönüşmüştür. Bu değişiklikle birlikte, klasik model anlayışından, idarenin yanı sıra yargı organlarının da görevli olduğu Karma modele geçilmiştir 7. Ülkemizde 1954 yılına kadar seçim tutanaklarına ilişkin itirazları kesin karara bağlama ve seçim tutanaklarını kabul etme yetkisi TBMM ye verilmişti. 17 Şubat 1954 tarihinde yürürlüğe giren 6272 sayılı kanunla seçim tutanaklarını inceleyip bu tutanaklar hakkında kesin karar verme yetkisi TBMM den alınarak Yüksek Seçim Kuruluna verilmiştir ve 1982 Anayasaları bu düzenlemeyi benimsemiştir. Buna göre, seçimlerin yönetim ve denetimi görevi Yüksek Seçim Kurulu nundur. Başka bir ifadeyle seçimlerle ilgili uyuşmazlıkların nihai çözüm mercii Yüksek Seçim Kuruludur yılında gerçekleştirilen değişiklikle milletvekili mazbatalarına ilişkin uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak Yüksek Seçim Kurulu nun belirlenmesiyle, seçim yönetim ve denetim modeli olarak Latin 32 NİSAN 2015 NİSAN

18 Yüksek Seç m Kurulu nun mevcut anayasadak oluşumuna bakıldığında kurul yed asıl dört yedek üyeden oluşmakta, bu üyeler n altısı Yargıtay beş Danıştay genel kurullarınca kend üyeler arasından seç lmekted r. Kurulun üye seç m n Yargıtay ve Danıştay le sınırlandırması tems l esasının kapsamını daraltmaktadır. Bu nedenle Yüksek Seç m Kurulu düzenlen rken üye seç m n n daha gen ş b r tems l tabanına yayılmasının sağlanması daha demokrat k b r kurul yapılanmasını sağlayacaktır. Amerika Modeli benimsenmiştir. Benimsenen model, Latin Amerika Modelinin farklı uygulamalarından olan yargısal nitelikli bağımsız seçim kurulu uygulamasına benzemektedir. Bu uygulama 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun tarafından da benimsenmiş ve günümüzde de halen varlığını sürdürmektedir 8. Karşılaştırmalı Hukukta Yüksek Seçim Kurulu Benzeri Yapılanmalar Seçimlerin yönetim ve denetimiyle sorumlu organların oluşumu ve yapısı ülkelere göre farklılık arz etmektedir. Norveç Anayasa sı, seçimlerin yönetiminden sorumlu organın genel olarak Seçim Komitesi olduğunu belirtmiştir. Seçimlerin yönetiminden sorumlu idari organ tamamıyla merkezi niteliğe sahip değildir. Merkezi düzeyde sınırlı resmi yetkilere sahip Ulusal Seçim Kurulu vardır. Seçimler, Yerel Yönetimler ve Modernizasyon Bakanlığı gözetiminde, yerel Meclislerce oluşturulan seçim kurulları tarafından yürütülür. Ulusal Seçim Kurulu daimi nitelikte bir seçim organı değildir. Yani her seçimden sonra Kurul ortadan kalkmakta ve bir sonraki seçim için yeniden oluşturulmaktadır 9. Parlamento seçimlerinin yapılacağı yıllarda ve seçim öncesinde Kral tarafından atanan Kurul, en az beş asıl ve beş yedek üyeden oluşmaktadır 10. Arnavutluk Anayasası na göre seçimlerin yönetimi, yedi üyeden oluşan ve yedi yıl görev yapan Merkez Seçim Komisyonu nun sorumluluğundadır. Arnavutluk, seçimlerinin denetimi konusunda ikili bir yapı benimsemiştir. İlk olarak, seçimlerin ve referandumların yapılması, seçenlerin ve seçilenlerin yeterliliklerinin denetlenmesi konularında Merkez Seçim Komisyonu yetkilendirilmiştir. Merkez Seçim Komisyonu nun bu denetim yetkisi sonucunda verdiği kararlar kesindir. İkinci olarak anayasa referandumu ile seçilen milletvekillerinin seçilme usulleriyle birlikte seçilme yeterliliklerine ilişkin denetim Anayasa Mahkemesi nin yetkisindedir 11. Avusturya da seçimlerin yönetimi hükümet ile hükümetten bağımsız bir kurul olan Federal Seçim Kurulu nun, seçimlerin denetimi ise Anayasa Mahkemesi nin sorumluluğundadır 12. Federal İçişleri Bakanı nın başkanlığında kurulan Federal Seçim Kurulu, 17 üyeden oluşmaktadır. Hakim üyeler dışında kalan 15 üye Ulusal Meclis te temsil edilen siyasi partiler tarafından aday gösterilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri nde, federal ve yerel seçimler eyaletlerin sorumluluğunda gerçekleştirilmektedir. Seçimlerin yönetimi ve denetiminde görev alan seçim görevlilerinin çoğu yerel düzeyde seçilmiş olan belediye başkanları tarafından, geri kalanlar ise siyasi parti yetkilileri tarafından atanır 13. Kongre, federal seçimleri düzenleme yetkisine sahip olmasına rağmen, Amerika Birleşik Devletleri genelinde seçimlerin yönetiminden her yönüyle sorumlu olan merkezi bir seçim organı bulunmamaktadır. Bunun yerine, sınırlı ve belirli yetkilerle donatılmış iki seçim organı öngörülmüştür. Bunlardan ilki, dört üyeden oluşan ve danışma organı mahiyetindeki Seçim Yardım Komisyonu dur. Seçim Yardım Komisyonu üyelerinden ikisi tekrar atanabilme imkanına sahip olarak iki yıllığına atanırken, diğer ikisi ise dört yıllık dönem için seçilirler. Üyeler kendi aralarından bir başkan ve başkan yardımcısı seçerler 14. Federal Seçim Komisyonu ise aynı partiyi temsilen üçten fazla üye atanamayacak şekilde 6 yıllık dönem için toplam 6 üyeden oluşmaktadır. Komisyon, üyeleri arasından her yıl iki üyesini başkan ve başkan yardımcısı olarak seçmektedir 15. Almanya nın seçimlerin yönetimi ve denetimine ilişkin olarak benimsediği model, benzerlerine göre istisnai bir nitelik taşımaktadır. Almanya da seçimlerin yönetimi ve denetim yetkisi Parlamento ile Anayasa Mahkemesi arasında paylaştırılmıştır. Sistem, özgünlüğünü klasik model uygulamasında, yasama organının denetim yetkisi kapsamında verdiği kararlarına karşı Anayasa Mahkemesi ne gidebilmesinden almaktadır 16. Parlamentoda başlayan ve Anayasa Mahkemesi nin kararıyla nihayet bulacak sürecin ayrı bir kanunla düzenleniyor olması 17, Almanya yı seçimlerin denetimi konusunda ayrı bir Seçim Denetim Kanunu bulunan tek ülke statüsüne sokmaktadır. Seçimlere ilişkin itirazlar öncelikle Alman Parlamentosu olan Bundestag a yapılır. Bundestag, seçimlerin denetimini kendi içinde kurduğu Seçim Denetim Kurulu aracılığıyla gerçekleştirir. Seçim Denetim Kurulu nun inceleme sonucunda verdiği kararlara karşı Anayasa Mahkemesine itiraz edilebilir 18. Fransa da genel ve yerel seçimlerin denetimi yetkisi, Anayasa Konseyi nin yanı sıra yerel düzeydeki seçimlere ilişkin olarak Danıştay ve yerelde teşkilatlanmış idare mahkemelerinin görev alanına bırakılmıştır 19. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yönetimi ve denetimi, millet meclisi ve senato seçimlerinin usulüne uygunluğu hakkında karar verme yetkisi Anayasa Konseyi ne aittir. Anayasa Konseyi nin parlamento seçimleri bakımından denetimle sınırlandırılan yetkisi, cumhurbaşkanlığı seçimi bakımından hem yönetim hem denetim olarak belirlenmiştir. Avrupa Parlamentosu ile yerel seçimlerde denetim yetkisi Danıştay a bırakılmıştır. İspanya da seçimlerin yönetimi Merkez Seçim Kurulu nun hiyerarşisinde, İl Seçim Kurulları, İlçe Seçim Kurulları, Özerk Bölge Seçim Kurulları ve Seçim Masaları Seçim Kurulları aracılığıyla gerçekleştirilmektedir 20. Seçimlerin denetimi yetkisini yargı organlarına bırakan sistemlerde genel uygulama, bu yetkiyi ya Anayasa Mahkemelerine ya da Danıştay a bırakmaları yönündedir. İspanya da seçimlerin denetimi yetkisi genel yargı mercilerinin görev alanına bırakılmıştır. Anayasa Mahkemesi, ancak bireysel başvuru mekanizması aracılığıyla denetime dolaylı olarak dahil olmaktadır. Parlamento ve Avrupa Parlamentosu seçim uyuşmazlıklarına itirazlar Yargıtay Çekişmeli İdari Uyuşmazlık Dairesi ne yapılırken, yerel ve özerk bölge seçimleri için ise ilgili özerk bölgenin Özerk Adalet Yüksek Mahkemesi nin İdari Uyuşmazlık Dairesi ne yapılmaktadır. Türkiye de Seçimlerin Yönetimi ve Denetimine İlişkin Öneriler Seçimlerin yönetim ve denetimi, seçimlerin serbest, adil ve dürüst bir şekilde yapılmasının sağlanarak, milli iradenin sağlıklı bir şekilde sandığa yansıtılmasını amaçlamaktadır. Bunun için de seçimlerin yönetim ve denetiminin tarafsız ve bağımsız organlar tarafından yapılması gerekir. Seçim uyuşmazlıklarının maddi mahiyeti itibarıyla bir hukuka aykırılık sorunu olduğunu kabul ettiğimizde, bu sorunun çözümünün yargı organlarına bırakılması daha uygun olacaktır. Seçim uyuşmazlıklarının yargısal çözümü sitemi tarafsızlık bakımından, bu uyuşmazlıkların siyasi organlar tarafından çözümü sistemine göre daha üstündür 21. Yüksek Seçim Kurulu seçimlerin yönetimi ve denetimi olmak üzere ikili bir fonksiyona sahiptir. Yüksek Seçim Kurulu nun kendine özgü yapısı bu kurulun anayasal konumu konusunda bazı tartışmalara yol açmaktadır. Bu tartışmalar özellikle Yüksek Seçim Kurulu nun bir yargı organı olup olmadığı noktasında yoğunlaşmaktadır. Yüksek Seçim Kurulu, 1982 Anayasası nda yasama bölümünde Seçimlerin genel yönetim ve denetimi başlığı altında, TBMM seçim esasları ile bağlantılı olarak düzenlenmiştir. Yüksek Seçim Kurulu nun Anayasa daki bu konumu dikkate alındığında bir yargı organı olma niteliğinde olmadığı söylenebilir. Ancak Yüksek Seçim Kurulu nun seçim uyuşmazlıklarını kesin olarak karara bağlama işlevi göz önünde tutulduğunda, fonksiyonel bakımdan bu kurulun yargı organı niteliğinde olduğunu söylemek mümkündür 22. Ayrıca Yüksek Seçim Kurulu nun hakimlerden kurulmuş olması, seçimle ilgili uyuşmazlıkları kesin karara 34 NİSAN 2015 NİSAN

19 Almanya nın seç mler n yönet m ve denet m ne l şk n olarak ben msed ğ model, benzerler ne göre st sna b r n tel k taşımaktadır. Almanya da seç mler n yönet m ve denet m yetk s Parlamento le Anayasa Mahkemes arasında paylaştırılmıştır. S stem, özgünlüğünü klas k model uygulamasında, yasama organının denet m yetk s kapsamında verd ğ kararlarına karşı Anayasa Mahkemes ne g deb lmes nden almaktadır. Parlamentoda başlayan ve Anayasa Mahkemes n n kararıyla n hayet bulacak sürec n ayrı b r kanunla düzenlen yor olması, Almanya yı seç mler n denet m konusunda ayrı b r Seç m Denet m Kanunu bulunan tek ülke statüsüne sokmaktadır. bağlama görevi, bu kurulun yargı organı niteliğinde olduğuna işaret eden hükümlerdir. Yüksek Seçim Kurulu nun bir yargı organı olarak kabul edilmemesi, seçim kanunlarının somut norm denetimi yoluyla denetlenmesi yolunu kapatmaktadır 23. Seçim kanunlarını uygulamakla görevli olan Yüksek Seçim Kurulu, somut norm denetimine başvurabilmek için gerekli olan mahkeme sıfatını taşımaması halinde, kanun hükmünün uygulanması sırasında Anayasa ya aykırılık görse dahi resen Anayasa ya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi ne başvuramaması anlamına gelecektir. Bu durumda seçim kanunlarının Anayasa ya uygunluğu ancak iptal davası yoluyla denetlenebilecektir. Ancak iptal davası açılabilmesi için öngörülen sürelerin yürürlükteki seçim kanunları bakımından geçtiği düşünüldüğünde seçim kanunlarının Anayasa ya uygunluk denetimi ortadan kalkmaktadır 24. Yüksek Seçim Kurulu kararlarını bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi ne götürmek de mümkün değildir. Çünkü Anayasa nın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemlere karşı bireysel başvuru yapılamamaktadır. Ayrıca Yüksek Seçim Kurulu kararları kesin olduğu için bu kararlara karşı yargı yoluna başvurmak ve alınacak yargı kararına karşı da Anayasa Mahkemesi ne başvurmak mümkün değildir. Yüksek Seçim Kurulu nun anayasal konumu açısından ortaya çıkan bu tartışmalara bir çözüm önerisi olarak, Yüksek Seçim Kurulu nun Anayasa nın yargı bölümünde düzenlenmesi ve bir yüksek seçim mahkemesi olarak kabul edilmesi gerekir. Yüksek Seçim Kurulu nun iki daire ve bir genel kuruldan oluşan bir yapıya kavuşturulması, bu dairelerden birinin seçimlerin yönetimi, diğer dairenin ise seçimlerin denetimi görevini yerine getirebilmesi uygun olacaktır. Bu durum bir seçim uyuşmazlığı çıktığı zaman hükmü verecek kişiler ile uyuşmazlığın doğmasına sebep olan işleri yöneten kişilerin aynı olmasının da önüne geçecektir. Aksi takdirde işlemi yapan kişilerin kendi kendilerini denetlemeleri gibi bir sonuç ortaya çıkar ki bu durum bağımsızlık ilkesiyle bağdaşmaz Anayasa sının 79. maddesinde Yüksek Seçim Kurulu şu şekilde düzenlenmiştir; Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır. Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzluklar, şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını ve Cumhurbaşkanlığı seçimi tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulunundur Yüksek Seçim Kurulu yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyu ile seçilir. Bu üyeler, salt çoğunluk ve gizli oyla aralarından bir başkan ve bir başkanvekili seçerler Yüksek Seçim Kurulu nun mevcut Anayasa daki oluşumuna bakıldığında kurul yedi asıl dört yedek üyeden oluşmakta, bu üyelerin altısı Yargıtay beşi Danıştay genel kurullarınca kendi üyeleri arasından seçilmektedir. Kurulun üye seçimini Yargıtay ve Danıştay ile sınırlandırması temsil esasının kapsamını daraltmaktadır. Bu nedenle Yüksek Seçim Kurulu düzenlenirken üye seçiminin daha geniş bir temsil tabanına yayılmasının sağlanması daha demokrati k bir kurul yapılanmasını sağlayacaktır. Yüksek Seçim Kurulu nda yargı mensuplarının yanında akademisyenler ile Parlamento da grubu bulunan siyasi partiler ya da ilçe seçim kurullarının oluşumunda benimsendiği üzere son genel seçimde en yüksek oyu almış dört siyasi partinin temsilcilerine de üye olarak yer verilmelidir. Yüksek Seçim Kurulu, daimi olarak çalışan bir statüye kavuşturulmalıdır. Yüksek Seçim Kurulu üçü Yargıtay, ikisi Danıştay, dördü sosyal bilimler alanında çalışan öğretim üyesi olmak üzere dokuz üye ile TBMM de grubu bulunan siyasi partilerin temsilcilerinden oluşturulmalıdır. Dipnotlar 1 GÖNENÇ, Levent Dünyada ve Türkiye de Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi, Demokrasi ve Seçimler Güncel Hukuk Dergisi, Sayısı: 42, s GÖNENÇ, Levent, Türkiye de Seçim Uyuşmazlıkları ve Çözüm Yolları, Ankara 2008, s GÜVEYİ, Ümit, Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi, İstanbul 2013, s GÖNENÇ, Seçim Uyuşmazlıkları, s GÖNENÇ, Seçim Uyuşmazlıkları, s. 38; GÜVEYİ, s GÖNENÇ, Seçim Uyuşmazlıkları, s ; GÜVEYİ, s. 61, Dipnot GÖNENÇ, Seçim Uyuşmazlıkları, s GÖNENÇ, Seçim Uyuşmazlıkları, s VOLLAN, Kare, Norway: Governmantel, Decentralized and Trusted Electoral management Design, The International IDEA Handbook, Stokholm 2006, s VOLLAN, s. 31; GÖNENÇ, Seçim Uyuşmazlıkları, s YILMAZ, Didem, İçtihadi Hukuk Çerçevesinde Türk Hukukunda Seçimlerin Yönetimi ve Denetiminden Sorumlu Daimi Kurullar, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2010, s YILMAZ, s PASTOR, Robert A.,, The US Administration of Elections: Decentralized to the Point of Being Dysfunctional Electoral management Design: The International IDEA Handbook, Stokholm 2006, s UFUK, Ayhan, Amerika Birleşik Devletlerinde Yerel Yönetimler, Sayıştay Dergisi, s shtml#commissioners ( ). 16 GÖNENÇ, Seçim Uyuşmazlıkları, s GÜNGÖREN, Birden, Almanya da Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi, Erdoğan Teziç e Armağan, Galatasaray Üniversitesi Yayınları Armağan Serisi, No:5, Beta Yayınevi, İstanbul, Nisan 2007, s. 603, GÜNGÖREN, s ÜLGEN, Özen, Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi: Fransa Örneği, Erdoğan Teziç e Armağan, Galatasaray Üniversitesi Yayınları Armağan Serisi, No:5, Beta Yayınevi, İstanbul, Nisan 2007, s ERGÜN, Reyda, İspanya da Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi, Erdoğan Teziç e Armağan, Galatasaray Üniversitesi Yayınları Armağan Serisi, No: 5, İstanbul, Nisan 2007, s. 581; YILMAZ, s GÖZLER, Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Teorisi, Cilt I, Bursa 2011, s GÖNENÇ, Levent, Yüksek Seçim Kurulu nun Mahkeme Niteliği Üzerine Bir Değerlendirme, yasayananayasa.ankara.edu.tr/belgeler/makaleler/ysk_ mahkeme_niteligi.pdf., s.284, e. t ). 23 GÖZLER, Kemal, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Bursa, 2011, s GÖNENÇ, Yüksek Seçim Kurulu, s GÖZLER, Anayasa Hukukunun Genel Teorisi, s * Selçuk Üniversitesi, Hukuk Fakültesi öğretim üyesidir. Anayasa hukuku, siyaset bilimi ve insan hakları alanlarında çalışmalar yapmaktadır. 36 NİSAN 2015 NİSAN

20

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

KARARSIZ AK PARTĠ SEÇMENĠ PARTĠSĠNE DÖNÜYOR

KARARSIZ AK PARTĠ SEÇMENĠ PARTĠSĠNE DÖNÜYOR Türkiye 7 Haziran 2015'te yapılacak milletvekili genel seçimlerine hazırlanırken araştırma şirketleri de seçmenlerin nabzını tutmaya devam ediyor. Genel seçim öncesi Politic's Araştırma Şirketi'nce yapılan

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015 R A P O R 1 Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL Mayıs 2015 Sunuş 4.264 kişi ile yüz yüze görüşme şeklinde yapılan anket bulgularına dayanan bu rapor, Mart- Nisan 2015 tarihinde Sakarya ilinin

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir 30 Haziran 2014 ÇALIŞMANIN AMACI Kutuplaşma konusu Türkiye de çok az çalışılmış olmakla birlikte, birçok Avrupa ülkesine

Detaylı

PKK'nın silah bırakması siyasi bir mesele

PKK'nın silah bırakması siyasi bir mesele On5yirmi5.com PKK'nın silah bırakması siyasi bir mesele Prof. Abbas Vali, PKK yönetiminin, aktif olarak barış sürecinde yer almak isteyeceğini söyledi. Yayın Tarihi : 4 Şubat 2013 Pazartesi (oluşturma

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 8 Kitabın Adı Türkiye de Eğitim Editör Bekir S. GÜR Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-25-9 Baskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık Ömür

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 4 Kasım 2015 Not: bu dosyada iletilen veriler görselleştirilirken slide da belirtilen logo, örneklem bilgisi (n=) ve Ipsos

Detaylı

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy daşı Türk entelijansiyasının ana söylemidir. Bu gruplar birkaç yıl evvel ABD'nin Irak'ı işgali öncesinde savaş söylemlerinin en ateşli taraftarı idiler. II. Körfez Savaşı öncesi

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te.

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012. 3 te. AZİZ BABUŞCU AK PARTİ İL BAŞKANI CHP NİN HİÇ DEĞİŞMEYEN 2 ÖZELLİĞİ 4 te AK YIL: 2012 SAYI : 161 5-12 KASIM 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ Bursa Milletvekili Aday Adayı Türk Milleti karar arifesindedir. Ya İkinci Endülüs, ya da yeniden

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 - CENTER FOR MIDDLE EASTERN STRATEGIC STUDIES KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 1 Ekim 2013 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi, Obamacare olarak bilinen sağlık reformunun bir yıl ertelenmesini içeren tasarıyı kabul etti. Tasarının meclisten geçmesinin

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Metodoloji Türkiye Ne Diyor?

Metodoloji Türkiye Ne Diyor? HAZİRAN 2013 Metodoloji Türkiye Ne Diyor? Araştırması İNC Araştırma ve İletişim Danışmanlığı tarafından 24-29 Haziran 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın alan uygulaması NUTS 2 sınıflamasına

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01. Günlük Haber Bülteni 27.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.urfastar.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.sanlıurfa.com Tarih: 26.01.2015 İnternet Haber Sitesi : www.haberler.com Tarih: 26.01.2015

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar...

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar... İÇİNDEKİLER Sunuş... 1 Konu... 2 Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2 Tarih ve Yer... 2 Amaç ve Hedefler... 3 Katılımcılar... 3 Yöntem... 3 Kapsam... 4 Projede Görevli Personel... 5 SUNUŞ 21. Yüzyıl

Detaylı

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü, 24 Kasım 2011 Perşembe günü Üniversitemiz Merkez Kampüsü Hünkar Salonu nda, hem Üniversitemizin

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması

45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması 45. Yılında Türkiye-AB İlişkileri Konulu Seminer de TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu nun açılış konuşması İktisadi Kalkınma Vakfı nın Sayın Başkanı, Sayın Büyükelçiler, Kıymetli basın mensupları Hanımefendiler

Detaylı

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİM YORUMLARI VE SONRASINDA BİZİ BEKLEYENLER

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİM YORUMLARI VE SONRASINDA BİZİ BEKLEYENLER 11 AĞUSTOS 2014 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİM YORUMLARI VE SONRASINDA BİZİ BEKLEYENLER Türkiye de 10 Ağustos ta ilk olarak Türk halkı Cumhurbaşkanı nı seçmek için sandık başına gitti. Seçim sonucuna göre, Başbakan

Detaylı

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5

TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 TÜRKİYE SOSYAL, EKONOMİK VE POLİTİK ANALİZ SEPA 5 HAZİRAN 2012 Araştırmacılar Derneği üyesi olan GENAR, araştırmalarına olan güvenini her türlü denetime ve bilimsel sorgulamaya açık olduğunu gösteren Onur

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7. Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Ortadoğu ve Afrika Araştırmacıları Derneği Yayınları Araştırma Eserleri Serisi Nu: 7 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ Dr. Ahmet Emin Dağ İstanbul, 2015 Emeviler den Arap Baharı na HALEP TÜRKMENLERİ

Detaylı

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim,

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim, Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Sayın Bakanlarım, Valim 15 Ekim 2015, İzmir Sayın MV'lerim, Değerli MÜSİAD Üyeleri ve MÜSİAD Dostları, Değerli Basın Mensupları, MÜSİAD İzmir Şubemizin düzenlediği

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü için gerçekleştirilmiştir. 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 8 Haziran 2015 2015 Ipsos. Tüm Hakları Saklıdır. Bu dosya içeriği, Ipsos'un izni olmaksızın medya da

Detaylı

Amerikan Stratejik Yazımından...

Amerikan Stratejik Yazımından... Amerikan Stratejik Yazımından... DR. IAN LESSER Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve Jeopolitik Aldatma veya bağımsız bir Kürt Devletinden yana olmadığını ve NATO müttefiklerinin bağımsızlığını

Detaylı

PINAR ÖZDEN CANKARA. İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr. EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD 2008-2013

PINAR ÖZDEN CANKARA. İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr. EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD 2008-2013 PINAR ÖZDEN CANKARA İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD Yüksek Lisans/MA Lisans/BA İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 6 Kitabın Adı Türkiye de Dış Politika Editör İbrahim KALIN Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-27-3 BBaskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR. 26 Kasım 2015

N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR. 26 Kasım 2015 N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR 26 Kasım 2015 SİYASİ İRADENİN ÖNÜNDE İKİ SENARYO Kapsamlı bir reform ve kalkınma hareketine girmek Toplumsal barış Çözüm süreci Yeni anayasa Başkanlık arayışı ve kutuplaşma

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011

ARAŞTIRMA GRUBU. Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 ARAŞTIRMA GRUBU Prof. Dr. Özer SENCAR Prof. Dr. İhsan DAĞI Prof. Dr. Doğu ERGİL Dr. Sıtkı YILDIZ Dr. Vahap COŞKUN MAYIS - 2011 Bu rapor Mayıs-2011 araştırmasının II. kısmıdır. Araştırmanın bu kısmında;

Detaylı

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları,

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Ankara Forumunun beşinci toplantısını yaptığımız için çok mutluyum. Toplantıya ev sahipliği

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için ÖN SÖZ Barış inşası, Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Boutros Boutros-Ghali tarafından tekrar çatışmaya dönmeyi önlemek amacıyla barışı sağlamlaştırıp, sürdürülebilir hale getirebilecek çalışmalar

Detaylı

MÜSİAD Otomotiv Sektör Zirvesi. Kocaeli 18 Ekim 2014 Cumartesi

MÜSİAD Otomotiv Sektör Zirvesi. Kocaeli 18 Ekim 2014 Cumartesi MÜSİAD Otomotiv Sektör Zirvesi Kocaeli 18 Ekim 2014 Cumartesi T. C. Kocaeli Valisi Sayın Hasan Basri Güzeloğlu, AK Parti Kocaeli Milletvekili Sayı Zeki Aygün, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, Ticaret

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN " TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN  TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN " TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 10 Nisan 2015 İstanbul, Martı Otel Sayın Misafirler, Değerli Katılımcılar

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Kılıçdaroğlu: İş adamı konuşuyor tehdit, gazeteci konuşuyor tehdit, belediye başkanı konuşuyor tehdit, ne olacak tehditlerin sonu? Tarih : 04.06.2011 -BATMAN MİTİNGİ- Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,

Detaylı

KÜRT SİYASETİNDE TARİHİ FIRSAT SÖYLEMİ VE ANALİZİ MAYIS 2009

KÜRT SİYASETİNDE TARİHİ FIRSAT SÖYLEMİ VE ANALİZİ MAYIS 2009 İÇ POLİTİKA KÜRT SİYASETİNDE TARİHİ FIRSAT SÖYLEMİ VE ANALİZİ MAYIS 2009 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com KÜRT SİYASETİNDE TARİHİ FIRSAT

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

Kerkük, Telafer, Kerkük...

Kerkük, Telafer, Kerkük... Kerkük, Telafer, Kerkük... P R O F. D R. Ü M İ T Ö Z D A Ğ A L A E D D İ N PA R M A K S I Z BAĞIMSIZ TÜRKMENELİ CUMHURİYETİ Kerkük Krizi ve Türkiye'nin Irak Politikası gerekçelerden vazgeçerek konuyu

Detaylı

ULUSLARARASI SURİYE SEMPOZYUMU TARİH, SİYASET VE DIŞ POLİTİKA 24-26 NİSAN ANKARA. Prof. Dr. H. Mustafa Eravcı-Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı

ULUSLARARASI SURİYE SEMPOZYUMU TARİH, SİYASET VE DIŞ POLİTİKA 24-26 NİSAN ANKARA. Prof. Dr. H. Mustafa Eravcı-Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ULUSLARARASI SURİYE SEMPOZYUMU TARİH, SİYASET VE DIŞ POLİTİKA 24-26 NİSAN ANKARA Yer: Bera Hotel, Ziya Gökalp Bulvarı No: 58 Çankaya - Ankara / Türkiye SEMPOZYUM PROGRAMI 24 NİSAN, CUMA Kayıt: 09:00-18:00

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

Erken seçim kararı sonrası en geç 90 gün içinde seçimler düzenlenir; bu da Kasım ayı ortasına denk geliyor.

Erken seçim kararı sonrası en geç 90 gün içinde seçimler düzenlenir; bu da Kasım ayı ortasına denk geliyor. 12.06.2015 7 Haziran Genel Seçimleri ardından, tek parti hükümeti sonucu çıkmadığı için, yeni hükümetin nasıl kurulacağı üzerine çeşitli senaryolar mevcut. Bu senaryoların her biri piyasalarda farklı fiyatlamalar

Detaylı

Araştırmanın Künyesi;

Araştırmanın Künyesi; Araştırmanın Künyesi; Araştırma; 05 06 Nisan 2008 günleri Türkiye nin 7 coğrafi bölgesinde, 26 il ve 68 ilçede bunlara bağlı 81 mahalle ve köyde, 18 yaş ve üstü seçmen nüfusunu temsil eden 724 ü kadın

Detaylı

FOREKS GÜNLÜK BÜLTEN İÇİNDEKİLER

FOREKS GÜNLÜK BÜLTEN İÇİNDEKİLER 20.08.2015 FOREKS GÜNLÜK BÜLTEN İÇİNDEKİLER Genel Bakış EUR/USD ( Euro / Dolar ) Teknik Analiz GBP/USD ( Sterlin / Dolar ) Teknik Analiz USD/TRY ( Dolar / Lira ) Teknik Analiz USD/JPY ( Dolar / Yen) Teknik

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 27 Kasım 2013 The Marmara Taksim Oteli, İstanbul Sayın Konuklar, Değerli

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP 1999 ve 2002 Seçimlerinde CHP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim CHP 1999 seçimlerine Türkiye yükselen milliyetçilikle girdi. Ecevit in azınlık iktidarında seçimlere kısa bir süre kala Türkiye

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I. Laboratuar (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Teori (saat/hafta) AKTS. 1.YIL/ 1.yarıyıl Güz

Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I. Laboratuar (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Teori (saat/hafta) AKTS. 1.YIL/ 1.yarıyıl Güz Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I Dersin Adı Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi I Önkoşullar Dersin dili Dersin Türü Dersin öğrenme ve öğretme teknikleri Dersin sorumlusu(ları) Dersin amacı Dersin öğrenme

Detaylı

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları,

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Bugün, ulusal savunmamızın güvencesi ve bölge barışı için en önemli denge ve istikrâr unsuru olan Türk Silahlı Kuvvetleri nin etkinliğini ve

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI

DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI 2009 DEMOKRATİKLEŞME VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA AÇILIMI BİLGE ADAMLAR STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Demokratikleşme ve Toplumsal Dayanışma Açılımı BirikmiĢ sorunların demokratik çözümü için Hükümetçe baģlatılan

Detaylı

Yerel Demokrasi, Yerel Hukuk ve Evrensel Değerler

Yerel Demokrasi, Yerel Hukuk ve Evrensel Değerler Yerel Demokrasi, Yerel Hukuk ve Evrensel Değerler 2000 li yıllara gelindiğinde iç dinamikler, Türkiye nin uluslararası hukuk taahhütleri, AB süreci, bölgesel ve küresel gelişmelerin etkisiyle değişim kaçınılmaz

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TÜRKİYE EKONOMİSİ TÜK449 7 3+0 3 4

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TÜRKİYE EKONOMİSİ TÜK449 7 3+0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TÜRKİYE EKONOMİSİ TÜK449 7 3+0 3 4 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin

Detaylı

Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması. Kadir Has Üniversitesi. Kantitatif Araştırma Özeti 5 Şubat 2014

Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması. Kadir Has Üniversitesi. Kantitatif Araştırma Özeti 5 Şubat 2014 Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması Kadir Has Üniversitesi Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması Kantitatif Araştırma Özeti 5 Şubat 2014 Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması 1 GENEL

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi

Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi Twi$er: @acarbaltas @BaltasBilgievi REKABETE HAZIRLIK KENDİ YILDIZINI YAKALAMAK Prof. Dr. Acar Baltaş Psikolog 28 Şubat 2014 MOTİVASYON Davranışa enerji ve yön veren, harekete geçiren güç Davranışı tetikleme

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015 ARGETUS ARAŞTIRMA, DANIŞMANLIK, EĞİTİM, PROJE VE ORGANİZASYON AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI 25 AĞUSTOS 2015 Mehmet Akif Mah.Recep Ayan Cad. Günaydın Sok. No:6 Kat:3 Çekmeköy

Detaylı

Türkiye de çocuk, çocuk olmak ve. Türkiye de Çocuk Çalışmaları Konferansı 25.01.2013, ODTÜ Emrah Kırımsoy

Türkiye de çocuk, çocuk olmak ve. Türkiye de Çocuk Çalışmaları Konferansı 25.01.2013, ODTÜ Emrah Kırımsoy Türkiye de çocuk, çocuk olmak ve Türkiye de Çocuk Çalışmaları Konferansı 25.01.2013, ODTÜ Emrah Kırımsoy Türkiye de çocuk, çocuk olmak ve Mitler «Gelecek nesil!» «Bugünün küçüğü yarının büyüğü.» «Çocuklar

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

"medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar" vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu

medya benim ayağımın altına muz kabuğunu biraz zor koyar vari açıklamalarda bulunuyordu ki Olanlar oldu - Aman ormancı, yaman ormancı Bıraktın bizde derin bir acı - Dua ile bisiklet gider mi?... - Özbek Paşa'dan AKP falı... Ve - Bush'tan "beni kimse sevmiyor" sendromu RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender

Detaylı

İKV DEĞERLENDİRME NOTU

İKV DEĞERLENDİRME NOTU 130 Haziran 2015 İKV DEĞERLENDİRME NOTU TÜRKİYE SEÇİMLERE İLERLİYOR: 7 HAZİRAN A DOĞRU SİYASİ PARTİLERİN AB POLİTİKASI Gökhan KİLİT, İKV Uzmanı Büşra ÇATIR, İKV Uzman Yardımcısı 0 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VE STRATEJİK İLETİŞİM PLANLAMASI

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VE STRATEJİK İLETİŞİM PLANLAMASI SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VE STRATEJİK İLETİŞİM PLANLAMASI Stratejik İletişim Planlaması -1 İletişim temelinde, plan ve strateji vardır. Strateji bilgi üretimine dayanır. Strateji, içinde bulunduğumuz noktadan

Detaylı

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Evde, Okulda, Sokakta, Kışlada, Gözaltında Şiddete Son 18-19 Mart 2006, Diyarbakır ŞİDDETE KARŞI KADIN BULUŞMASI 2 EVDE, OKULDA, SOKAKTA, KIŞLADA, GÖZALTINDA ŞİDDETE SON

Detaylı

E-KİTAP SATIŞLARINIZLA, SÜREKLİ BİR GELİRE NE DERSİNİZ? Www.EkitapKazanclari.coM. By Alia RİOR. Alia RİOR www.ekitapkazanclari.com

E-KİTAP SATIŞLARINIZLA, SÜREKLİ BİR GELİRE NE DERSİNİZ? Www.EkitapKazanclari.coM. By Alia RİOR. Alia RİOR www.ekitapkazanclari.com E-KİTAP SATIŞLARINIZLA, SÜREKLİ BİR GELİRE NE DERSİNİZ? E-KİTAP KAZANÇLARI Www.EkitapKazanclari.coM By Alia RİOR Alia RİOR www.ekitapkazanclari.com Sorumluluk Sınırları ve Garanti Feragatnamesi ÖNEMLİ:

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Koalisyon Pazarlıkları ve Olası Hükümet Formülleri. Maliki'nin Türkiye Ziyareti ve Irak'ta Yeni Hükümet Kurma Senaryoları

Koalisyon Pazarlıkları ve Olası Hükümet Formülleri. Maliki'nin Türkiye Ziyareti ve Irak'ta Yeni Hükümet Kurma Senaryoları 7 Mart 2010 seçimleri üzerinden yaklaşık 8 ay geçmesine rağmen Irak ta henüz bir hükümet kurulabilmiş değildir. Yeni hükümet kurma çalışmalarının yoğun bir şekilde sürdüğü Ekim 21 de Başbakan Maliki nin

Detaylı

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ 16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak

Detaylı

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller Y jenerasyonunun internet bağımlılığı İK yöneticilerini endişelendiriyor. Duygusal ve sosyal becerilere sahip genç profesyonel bulmak zorlaştı. İnsan

Detaylı