AKADEMİK BAKIŞ Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi ISSN: X Sayı: 10 Eylül 2006

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "AKADEMİK BAKIŞ Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi ISSN:1694 528X Sayı: 10 Eylül 2006"

Transkript

1 KUR AN-I KERİM PENCERESİNDEN EKONOMİNİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİNİN TEMEL DİNAMİKLERİ Doç.Dr. Ömer ÇELİK T.C. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Kırgızistan Oş Devlet Üniversitesi Araşan Sosyal Bilimler Enstitüsü Teoloji Fakültesi Dekanı Ekonomi, insan hayatının temel unsurlarından biridir. Zira insan, yaşantısını devam ettirebilmesi için buna muhtaçtır. Bu bakımdan ilk insanla birlikte ekonomik süreçler başlamış ve günümüze kadar artarak devam etmiştir. Ekonominin temelini mal, malın artırılması ve malın alım satımı teşkil etmektedir. Bu tebliğde Kur an-ı Kerim in mal-mülk anlayışı, malın nasıl kullanılması gerektiği hakkındaki beyanları ve bunlara dayalı olarak ekonominin geliştirilebilirliğinin ve sürdürülebilirliğinin temel dinamikleri ele alınacaktır. 1. Kur an ın Mal-Mülk Anlayışı Kur an a göre mülk, gerçek mânâda ne fertlerin ne de toplumundur. Mülk ancak Allâh Teâlâ nındır. Ayet-i kerimelerde şöyle buyurulmaktadır: (Habibim, de ki: Ey mülkün gerçek sahibi olan Allah ım! Dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden de mülkü çeker alırsın!... (Al-i İmran 3/26) Göklerin ve yerin mülkü Allâh ındır. Allâh her şeye kâdirdir. (Âl-i İmran 3/189) Kula, belirli bir zaman dilimi içerisinde ve muayyen şartlar çerçevesinde, bu mülkte tasarruf hakkı verilmiştir. Bu bakımdan kul, sâhip olduğu mülkü istediği gibi kullanamaz. Mülk, gerçek sâhibinin, yâni Cenâb-ı Hakk ın gösterdiği istikâmette kullanılmalıdır. İslâm, insanları meşrû yollardan ticaret yapmaya ve servet sâhibi olmaya teşvik etmektedir. Allah, ticareti, alışverişi helal kıldı, faizi de haram kıldı (el-bakara 2/275) ayeti bu gerçeği açıklamaktadır. İslâm ın beş temel esâsından ikisi ancak dînen zengin sayılan kimselere farz kılınmıştır. Bunlar hac ve zekât ibâdetleridir. Bu prensipler, meşrû bir sûrette zengin olmayı, bu vesileyle zekât vermeyi ve hacca gitmeyi öngörmektedir. Diğer taraftan Peygamber Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-: 1

2 Veren el, alan elden üstündür. (Buhârî, Zekât, 18) meâlindeki hadîs-i şerîfleriyle, veren kişi olmayı teşvik ederek, imkân nispetinde alıcı değil, verici olmayı tercih etmemizi telkin buyurmuşlardır. Esâsen İslâm da zenginlik bizâtihî zemmedilmemiş, bilâkis muayyen esaslara riâyet edildiği takdirde övülmüştür. Hz. Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-: Sâlih bir kimsenin elinde bulunan helâl ve faydalı mal ne güzeldir. (Ahmed bin Hanbel, Müsned, IV, 202) buyurmak sûretiyle zenginliği teşvik etmiştir. Ayrıca İslâm da, kendi emeğiyle geçinebilecek gücü olduğu hâlde insanlara el açmak hoş karşılanmamıştır. Nitekim Enes bin Mâlik -radıyallâhu anh- ın rivâyet ettiğine göre bir adam, Rasûlullâh - sallallâhu aleyhi ve sellem- e gelerek sadaka istedi. Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellemona: Evinde hiçbir şey yok mu? buyurdu. Adam: Bir kısmını giydiğimiz ve bir kısmını da yaygı olarak kullandığımız bir örtü, bir de kendisi ile su içtiğimiz kabımız var. dedi. Peygamber Efendimiz bunları getirtti. Bizzat kendisi onları iki dirheme sattıktan sonra adama: Bu paranın bir dirhemiyle yiyecek al ve âilene bırak, bir dirhemiyle de balta al ve bana gel. buyurdu. Adam bir balta satın alıp Peygamberimize geldi. Allâh Rasûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem-: Git odun topla ve sat! Seni onbeş gün buralarda görmeyeyim! buyurdu. Adam gitti, bir miktar odun topladı ve onları satarak on dirhem kazandı. Bu paranın bir kısmıyla elbise, diğer kısmıyla da yiyecek aldı. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem-: Yüzünde dilenciliğin kara lekesi olduğu hâlde mahşer yerine gelmektense, şu hâlin daha hayırlıdır. İstemek ancak şu üç kimseye câizdir: Yerlerde süründürecek kadar (aç ve) fakir düşene, altından kalkamayacağı bir borca girene ve diyet borcunu ödeyemeyen kimseye. buyurdu. (Ebû Dâvûd, Zekât, 26) İslâm ın insanları ticarete teşvik etmesi, ticareti ne bugünkü liberal görüşlerde olduğu gibi kayıtsız şartsız serbest bırakmak, ne de sosyalist telakkîlerdekine benzer şekilde anormal sınırlandırmalara tâbî bir faâliyet olarak düzenlemek manasında değildir. Fert ve cemiyetin 2

3 faydası düşünülerek ticaret, iştigal sahası ve bu faâliyetin üslûbu itibâriyle birtakım kâidelere bağlanmıştır. Şöyle ki: Cenâb-ı Hakk ın haram kıldığı bir şeyin ticareti asla câiz değildir. Bu demektir ki, İslâm nazarında ticârî faâliyetin meşrûiyetinin birinci şartı, iştigal sahasının helâl olmasıdır. Bir malı, piyasada azaltarak fiyatını yükseltmek için depolayıp sonra satmak men edilmiştir. Şer î ıstılahta ihtikâr adı verilen bu uygulamaya halk dilinde karaborsa denilmektedir. Ticaretteki diğer bir şer î yasak da gabin yâni kandırmadır. Bu, muhâtabının bilgisizliğinden, tecrübesizliğinden veya aklî seviyesinin yetersizliğinden istifâde edilerek, mal ve onun bedeli arasında fahiş bir fark husûle getirmektir. Meselâ; çalınan malı az bir bedelle satın almak veya bir çocuğun tecrübesizliğinden istifâde ederek, elindeki kıymetli bir malı ucuz bir fiyatla kapatmak gibi. Satışa arz edilen malın kusurunu ve eksiğini söylemek şarttır. Diğer taraftan bir mal alırken onu kasdî bir sûretle kötülemekten sakınılması da, ticarette dikkat edilmesi gereken dînî emirler cümlesindendir. Kâr nispeti şer î bakımdan bazı durumlarda sınırlandırılır. Bu keyfiyet harp, salgın hastalıklar ve benzeri durumlarda daha büyük bir ehemmiyet arz eder. Dîn, idârecilere maslahat dâhilinde tedbir almak, tahdid veya teşvik istikâmetinde kanunlar çıkarmak selâhiyetini vermiştir. Kur an-ı Kerim, mü minleri ticaret yapmaya, dünyayı imar etmeye, insanlara faydalı olmaya çağırdığı gibi, yapılan dünyevi ticarete uhrevi bir boyut katmayı, fani sermayeyi ebedi sermaye haline dönüştürmeyi, daha açık bir ifade ile sermayenin, kar ve kazancın ebedileştirilmesini istemektedir. Konuyla ilgili ayet-i kerimelerde şöyle buyurulur: O (gerçek mü minler), ne bir ticaretin, ne de bir alış verişin kendilerini Allah ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekat vermekten alıkoyamadığı erlerdir. Onlar, dehşetinden kalplerin ve gözlerin allak bullak olacağı bir günden korkarlar. Ta ki Allah onları amellerinin daha güzeliyle mükâfatlandırsın ve lütfundan onlara daha fazlasını versin. Çünkü Allah, dilediği kimseyi hesapsız rızıklandırır. (en-nûr 24/37-38) Bu ayet, gerçek mü minlerin ticaretle ve alışvrişle meşgul olduklarını, kuvvetli bir mü min olmak için gayret gösterdiklerini, ancak onlar bu ticari faaliyetlerini meşru yollarla ve 3

4 uyanık bir gönülle yürüttüklerini, üzerlerine düşen bütün dinî ve insanî sorumluluklarını aksatmadan yerine getirdiklerini açıklamaktadır. Onları bu tarz bir dikkate sevkeden yegane amilin de kalplerinde taşıdıkları ahiret ve hesap korkusu olduğuna vurgu yapılmaktadır. Netice olarak bu tarz bir ticaret yolunu tutan kimselere, Allah kat kat mükafat vermekte ve onlara ebedi rızıkların kapılarını aralamaktadır. Diğer bir ayet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır: Doğrusu Allah ın kitabını okuyanlar, namazı hakkıyla eda edenler ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıkça sarfedenler asla zarar etmeyecek bir ticaret umarlar. Taki Allah onlara mükafatlarını tam olarak versin ve lütfundan onlara daha da artırsın. Çünkü O gafûr; çok bağışlayandır, şekûr; kullarının mükafatının fazlasıyla verendir. (Fâtır 35/29-30) Görüldüğü üzere burada Cenab-ı Hak, kullarındaki ticaret yapma ve kar elde etme arzusundan hareketle onları, asla zarar etmeyecekleri manevi ve ebedi ticarete yönlendirmektedir. Ebedi sermayeyi elde etme yollarını göstermektedir. Allah Rasulü (sas) de şu beyanları ile Müslümanları ticaret yapmaya teşvik etmektedir: Emîn, doğru sözlü ve müslüman bir tâcir, kıyâmet günü şehidlerle beraberdir. (İbni Mâce, Ticârât, 1) Malını satışa arz eden cesur tüccar merzuk (rızıklandırılmış), muhtekir (karaborsacı) ise mel undur. (İbn-i Mâce, Ticârât, 6) Korkak tâcir mahrum, cesur tâcir merzuktur. (Deylemî, Müsned, II, 79) Kişinin yediği şeylerin en helâl ve güzel olanı, bizzat kazanarak yediğidir. (İbn-i Mâce, Ticârât, 1) 2. Kur an a Göre Bir Kısım Mallar Helal ve Temiz, Bir Kısım Mallar ise Haram ve Pistir Aslında her şeyin yaratıcısı Allah tır ve Yüce Allah abes yaratmaktan münezzehtir. Fakat bu dünyada insanın maddi manevi ihtiyaçlarının karşılanması, bunlar karşılanırken insanın bedenine ve ruhuna faydalı olanların mübah kılınması, zararlı olanların ise engellenmesi ve bu yolda ciddi bir imtihandan geçerek nihai hakiki kurtuluşa ermesi için bu geçici dünya safhasında helal ve haram, temiz ve pis söz konusu edilmiştir. Dinin en mühim 4

5 vazifesi, neyin haram neyin helal olduğunu vaz etmektir. Zira, tartışmalı olmakla birlikte, insan aklı bunu tesbit etmekten acizdir. Kur an-ı Kerim in bir ismi Furkân dır. Yani o, hakkı batıldan, doğruyu eğriden ve helali haramdan ayıran bir kitaptır. O, eşya arasında iyi-kötü, temiz-pis ayırımı yapmakta, bunların aynı seviyede tutulmaması gerektiğini açıklamaktadır: De ki: Temiz ile pis eşit olmazlar. Her ne kadar pis olanın çokluğu senin hoşuna gitse de. Ey akıl sahipleri! Allah ın azabından sakının ki kurtulasınız! (el-maide 5/100) Bu bakımdan ayet-i kerimeler hep bize temiz olan malı kullanmamızı, temiz olmayandan ise uzak durmamızı emretmektedir: Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların helal ve temiz olanlarından yeyin, eğer siz yalnız Allah a kulluk ediyorsanız O na şükredin. (el-bakara 2/172) İhsan edilen rızıkların maddi ve manevi yönden temiz olanlarından yemek zarûreti vardır. Zira bunların helali olduğu gibi haramı da, temizi olduğu gibi temiz olmayanı da mevcuttur. Rızıkların temizlerinden ve kimsenin hakkı geçmeden, meşrû şekilde kazanılan helallerinden insana yakışır tarzda yemelidir. Yemede ölçülü olmak gerektiği gibi helal, hoş ve temiz şeyleri de haram tanımamak lazımdır. Habîb-i Ekrem Efendimiz, bir insanın duâsının kabul edilebilmesi için, harâm ve helâle dikkat etmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle buyurur: Allâh Teâlâ temizdir, ancak temiz olanları kabul eder. O, peygamberlerine emrettiği şeyi mü minlere de emretmiştir. Cenâb-ı Hak peygamberlere: «Ey peygamberler! Temiz ve helâl olan şeylerden yiyin ve sâlih ameller işleyin!» (el-mü minûn 23/51) buyurmuştur. Mü minlere de aynı şekilde: «Ey îmân edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin!» (el- Bakara 2/172) buyurmuştur. Bir kimse Allâh yolunda uzun seferler yapıyor. Saçı başı dağınık, toza toprağa bulanmış vaziyette ellerini gökyüzüne açarak: Yâ Rabbî! Yâ Rabbî! diye yalvarıyor. Halbuki onun yediği harâm, içtiği harâm, gıdası da harâmdır. Böyle birinin duâsı nasıl kabul edilir! (Müslim, Zekât, 65) Mü min, temiz ve helâl olan rızıklardan geçimini temin edecek, kendisine bu nimetleri ikram eden Allah Teâlâ ya şükredecektir. Helal ve temiz rızıklarla beslenen vücudunu, görünen ve görünmeyen azalarını, yaratılış gayelerine uygun kullanacaktır. Çünkü şükrün gerçek bir şekilde yerine getirilmesi, nimeti ihsan edene bu suretle karşılık vererek saygı 5

6 göstermektir. Meselâ, mânevî hakikatleri keşfedebilmek, hayrı şerden ayırmak ve Allah Teâlâ yı tanımak için verilmiş olan aklı o istikamette kullanmalı, aksine yeryüzünde fesat çıkarmak ve insanların haklarına saldırmak için kullanmamalıdır. Yine neslin devamı için verilmiş olan bir azayı, meşru yollarla nesli çoğaltmak için istimal etmek onun şükrü sayılacağı gibi, onu nesli yoketmek için kullanmak en büyük nankörlüktür. Temiz ve helal olan şeylerden yemek de, insan olmanın bir şükrüdür. İnsanlığın kıymetini bilmeyerek necis ve haram şeyler yiyenler, nimete karşı nankörlüğe düşecekleri gibi, nimete nankörlük edenler de maddî ve manevi pislikten kurtulamazlar. (Elmalılı, Hak Dini, I, 589) 3. Kur an a Göre Diğer İnsanların Malda Bulunan Haklarını Gözetmek Gerekir a. Zekat Diğer insanların malda bulunan en önemli hakkı zekâttır. Zekât, temizlemek manasına gelen tezkiye kökünden gelmektedir. Dolayısıyla zekât, malı temizleyen bir faâliyettir. Ayet-i kerimede şöyle buyurulur: Onların mallarından bir sadaka (zekat) al ki, onunla kendilerini (ve mallarını) temizleyesin ve onları arındırasın. (et-tevbe 9/103) Allâh ın emri ile farz kılındığı için zekâta tâbî olan bir maldaki zekât miktarı, fakirin hakkıdır. Onu gasbedip vermemek, başkasının malını gasbetmekten farksızdır. Bu davranış ise rahmet ve bereketin kalkmasına sebep olur. Servetteki kirlenme ve lekelenmeler temizlenemez. Cenab-ı Hak zekât için her grup malda bir nisâb (zenginlik ölçüsü) tâyin etmiştir. Buna göre, belli miktarın üstündeki mallar zekâta tâbîdir. İslâm a göre 81 gr. altın veya muâdili bir mal, zenginliğin şer î hudûdudur. Bu miktarda ve bunun üzerindeki bir mal, üzerinden bir yıl geçmiş olmak şartıyla zekâta tâbîdir. Zekât verirken muhâtabı rencide etmeyecek bir tavır içinde olmak, olgun müslümanlığın bir îcâbıdır. Sadaka edebi Kur ân-ı Kerîm de şöyle bildirilmektedir: Ey îmân edenler! Allâh a ve âhiret gününe inanmayıp da malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek sûreti ile yaptığınız hayırları boşa çıkarmayın. (el-bakara 2/ 264) 6

7 b. Zekâtın Ferdî ve İctimâî Hikmetleri Zekât, insanın bâzı kalbî hastalık ve kötülüklerden arınması ve malın temizlenmesi gibi son derece mühim fâideleri ihtivâ eder. Zekât ve infak kelimelerinin taşıdığı mânâ iyi tahlil edilirse, bu ibâdetin bir hikmetinin de, insanı ruh, şahsiyet ve karakter bakımından maddenin esâretinden kurtararak ona hâkim kılması olduğu görülür. Ayrıca zekât verenle verilen kişi arasında samîmiyet ve muhabbet bağının perçinlenmesine de vesîle olur. Dünyada zengin-fakir kavgası târih boyunca süregelmiştir. Ekseriyâ fakirler zenginlere karşı kin ve hasedle bakmış, zenginler ise fakirleri basit ve sefil insanlar şeklinde değerlendirerek, gurur ve kibir ile onları hor görmüştür. Bunun istisnâsı ise, ancak Hak dînin emrettiği diğergâmlık, merhamet, şefkat ve kardeşlik telkînlerinden alınan nasîbin, zekât, sadaka gibi her türlü infak yollarıyla ictimâî hayâta yansıtılabildiği devirlerde görülebilmiştir. İslâm nazarında fakirler horlanacak kimseler değil, aksine kendilerine muhabbet beslenecek ve hürmet gösterilecek bir zümredir. Hattâ öyle ki onlar cemiyet için bir bereket ve feyz kaynağıdır. Dolayısıyla zekât sâyesinde cemiyetin fakir, mağdur, yolda kalmış, yetim ve dullarının sıkıntıları belli ölçüde de olsa giderilmiş olmaktadır. Zekât ve infaktaki sırlardan biri de, ferdî sermayenin anormal büyümesine ve bu sûretle de zayıfların istismârına veya onların zenginlere hased beslemelerine engel olmaktır. Zenginlik, bir övünme ve büyüklenme vesîlesi olursa, zengin için âkıbet hazîn olur. Oysa toplumda, yardım eden veya edilen bütün fertler, maddî ve mânevî yönden birbirlerine muhtaçtır. Bu ilâhî tanzim, birçok hikmet ve ibretlerle doludur. c. Malı Allah Yolunda Kullanmanın Meydana Getirdiği Bereket Ticaret ve ekonomi ile Allah ın emirlerine uygun olarak iştigal etmek ve malı Allah yolunda kazanıp harcamak son derece bereketli neticeler doğuracaktır. Kur an-ı Kerim bunu açık temsillerle beyan etmektedir: Mallarını Allah yolunda harcayanların örneği, yedi başak bitiren bir dane gibidir ki, her başakta yüz dane vardır. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. Allah ın lütfu geniştir. O her şeyi bilir. (el-bakara 2/261) Ayet-i kerime bize, insanın duygularını coşturan ve onun vicdanına dokunan şöyle canlı bir tabiat tablosu çizmektedir: Tabloda ekime hazır tarlasının başında bir adam durmaktadır. Elinde sadece bir buğday danesi var. Onu toprağa ekiyor, topraktan bir kök 7

8 bitiyor. Bu kökten çatallanarak yedi başak çıkıyor. Her bir başağın içinde gizlenmiş yüz dane var. Hatta bir danenin Allah ın izniyle bundan daha fazla vermesi de mümkündür. Çünkü Allah vâsi dir; ata ve ihsanı asla daralmaz, bitmez, tükenmez. Alîm dir; kalplerin derinliklerine gizlenen niyet ve düşünceleri bilir, ona göre verir. Mü minin Allah yolunda verdiği sadakanın durumu da bunun gibidir. İşte Allah yolunda yapılan infaklar ahirette böyle çokça artarak temessül edecek ve mizana konacaktır. Allah yolunda koşacak ve O nun yolunda infakta bulunacak kimseler, Allah için sarfedilen, ekilen tanelerin feyzini anlamalıdırlar. (Razi, Tefsir, VII/44; Hak Dini, II/898) Ayet-i kerimenin ifade ettiği tabirden zihnimize gelen ilk mana, matematik bir ameliye ile bir tanenin yedi yüz taneye kadar veya daha fazla artmasıdır. Ancak ayetin ifade ettiği tabirde beliren canlı manzara bu yedi yüz taneden çok daha güzel manalar ifade etmekte, insanın idrakini coşturmakta, vicdanını etkileyerek onu Allah yolunda infaka koşturmaktadır. (Seyyid Kutup, Tefsir, I/(Üçüncü cüz) 52) Bu temsil bize şu inceliği de hatırlatmaktadır: Mü minler bir taneyi bile küçük görmemeli, zayi etmemeli ve Allah tan hiçbir şey kıskanmamalıdırlar. Ellerinde ne varsa -bir buğday tanesi bile olsa- Allah yolunda sarfetmeli ve bundan çekinmemelidirler. Allah ın hikmet nizamı ve yeniden diriltiş sırrı ile toprağa atılan bir dane, toprakta bitip filizlenerek yedi yüz veya daha fazla dane verdiği gibi; insanlar da öldükten sonra dirilecekler ve dünyada Allah için yaptıkları fiiller böyle son derece bereketli bir şekilde tezayüd edecek, terazi kefelerine konacaktır. Ayrıca bu temsilde, zıraat ilminde terakki edilip gerekli uygulamalar yapıldığı takdirde bir daneye karşılık en az yedi yüz dane alınabileceğine dair bir müjde de vardır. (Hak Dini, II/ ) Allah ve Rasulü nün vaz ettiği prensipler doğrultusunda sürdürülen ekonomik ve ticari faaliyetlerin durumunu açıklayan bir diğer Kur anî temsil de şöyledir: Allah ın rızasını istemek ve ruhlarında olan (iman)ı kökleştirip takviye etmek için mallarını harcayanların hali de bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir bahçenin haline benzer ki, ona bol bir yağmur isabet etmiş de meyvelerini iki kat vermiştir. Ona bol bir yağmur düşmese de (hiç olmazsa onda) bir çisinti (çiğ, nem) (bulunur). Allah, ne yaparsanız hepsini hakkıyla görücüdür. (el-bakara 2/265) 8

9 Ayet-i kerimede şöyle bir bahçe manzarası arz olunmaktadır: Ortada hem yağmuru hem rüzgarı hem de güneşi, içindeki bitkilerin yetişmesine en faydalı bir şekilde alan bir muhitte güzel bir bahçe bulunmaktadır. İçerisinde her türlü sebze ve meyve bitkileri mevcuttur. Bu bahçeye kuvvetli bir yağmur düşüyor, rüzgar müsait yönlerden en faydalı bir şekilde esiyor, güneş ışınlarını yararlı bir tarzda aksettiriyor. Bu sayede bahçe meyve ve sebzelerini iki kat veriyor. Normal durumlarda mesela bin veren bu bahçe, bu yağmur sayesinde iki bin veriyor. Alelade hallerde bir daneye yediyüz dane veren bu bostan, bu yağmur sebebiyle bir daneye bin dört yüz dane veriyor. Bu bahçe öyle bir bahçe ki, ona kuvvetli bir yağmur düşmese bile hafif bir yağmur, az bir nem, bir çisinti dahi yetiyor ve vereceği mahsulü yine veriyor. Mallarını Allah ın rızasını kazanmak için ve bu sayede kendilerini veya kendilerinden bir kısmını, canlarının bir nafakası olan mallarını, amellerini, müslüman kardeşlerini ifsad edici temayüllerden ve her türlü sarsıntıdan muhafaza ile Allah yolunda sabit kılmak; iyilik yapmayı ve hayr ü hasenatta bulunmayı kendilerinde sabit bir huy haline getirmek ve ondan sonra her türlü fazilet ve ibadetleri kolaylıkla yapmak; hülasa ekecekleri tohumu tutturmak için ihtiyaç sahibi kimselere ve ihtiyaç bulunan yerlere adab ve erkanına uygun olarak can ü gönülden infakta bulunanların durumları işte böyle bir bahçenin durumu gibidir. (Razi, Tefsir, VII/55; Hak Dini, II/902) d. Zekâtı İhmâl Edenlerin, Kul Hakkına Girenlerin ve Malı Allah Yolunda Kullanmayanların Hazîn Âkıbeti Zenginlik, ilâhî emirlere zıd bir sûrette kullanılırsa, insanları çabucak azdırmaya, her türlü kibir, zulüm ve haksızlıklara sürüklemeye müsâittir. Böyle bir âfete mâruz kalanlarda mal sevgisi, kalbe yerleşir. Cenâb-ı Hakk ın, dünya nîmetleri içinde sadece mal ve evlâdı fitne olarak zikretmesi, bunların kalbe girerek putlaşma tehlikesine binâendir. Bu bedbahtlığa düşenleri îkaz için Allâh Teâlâ buyuruyor:...altın ve gümüşü yığıp da onları Allâh yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azâbı müjdele! O gün cehennem ateşinde (bu biriktirilen altın ve gümüşler) kızdırılıp bunlarla, onların alınları, yanları ve sırtları dağlanır. (Ve onlara denilir ki:) «İşte bu, nefisleriniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin (azâbını) tadın!» (et-tevbe 9/34-35) 9

10 Allâh Rasûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyururlar: Her sabah yeryüzüne iki melek iner. Bunlardan biri: «Allâh ım! Malını hak yolunda harcayana halefini (infâk ettiğinin yerine yenisini) ihsân buyur!» diye duâ eder.diğeri de: «Allâh ım! Cimrilik edenin malını telef et!» diye bedduâ eder. (Müslim, Zekât, 57) Ayet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerde mal muhabbetinin kalbe yerleşmesiyle muhtâcın hakkı gasp edildiği zaman, hazîn bir âkıbete dûçâr olunacağı bildirilmektedir. Bu ilâhî îkâz karşısında gereği gibi düşünmeli ve zekâta ilâveten sadaka ve infaklarla, mecbûrî olan kırkta birden daha fazla vermeye gayret göstermelidir. Zekât ve infak hususlarında ihmâl gösterenlerin, hatâlarını kabul edip istiğfâr edecekleri yerde, kalblerinin kararması sebebiyle ilâhî takdîri unutarak; Ben çalıştım, ben kazandım. diyerek, fakirleri hor ve hakîr görmeleri hâlinde, bedbaht Kârun gibi helâke dûçâr olacakları muhakkaktır. Nitekim önceleri fakir ve sâlih bir kimse olan Kârun, Hazret-i Mûsâ - aleyhisselâm- ın kendisine öğrettiği simyâ ilmi neticesinde son derece zengin olmuştu. Ancak gönlünü dünyevî ihtiras ve temâyüllerden gereği gibi koruyamadığı için, bütün güzel ve nezih hasletlerini kaybetti. Nâil olduğu zenginlik sebebiyle gurur ve kibre kapıldı. Kur ânî ifâdeyle, azgınlardan oldu. Neticede onun hakkında verilen ilâhî hüküm şu oldu: Kârun, Mûsâ nın kavminden idi. Fakat onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazîneler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü-kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona şöyle demişti: Şımarma! Bil ki Allâh, şımaranları sevmez. (el-kasas 28/76) Ancak Kârun, hem bu sözlere hem de Mûsâ -aleyhisselâm- ın nasîhatlerine kulaklarını tıkamıştı. Öyle ki, Mûsâ -aleyhisselâm-, ona malının zekâtını vermesini söylediğinde, zenginliğini bir bakıma ona borçlu olmasına rağmen: Malıma göz mü diktin? Bu parayı ben kazandım!.. dedi. Hâdise, Kur ân-ı Kerîm de şöyle anlatılır: (Kârun a hitâben şöyle denildi:) Allâh ın sana verdiğinden (O nun yolunda harcayarak) âhiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasîbini unutma! Allâh sana ihsân ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilikte bulun! Yeryüzünde fesad çıkarmayı arzulama! Şüphesiz ki Allâh, fesad çıkaranları sevmez. Kârun ise: «O (servet) bana, ancak bende bulunan (özel) bir bilgi sâyesinde verildi.» dedi. Bilmiyor muydu ki, Allâh kendinden önceki nesillerden, ondan daha 10

11 güçlü ve daha çok taraftarı olan kimseleri helâk etmişti! Mücrimlerden günahları sorulmaz (Çünkü Allâh Teâlâ sormaya muhtaç değil, her şeyi bilmektedir.). Derken Kârun, ihtişâm içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayâtını arzulayanlar: «Keşke Kârun a verilenin bir benzeri de bizim olsaydı; hakîkaten o çok büyük bir servet sâhibi!..» dediler. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise: «Yazıklar olsun size! Îmân edip amel-i sâlih işleyenler için Allâh ın mükâfâtı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.» dediler. Nihâyet biz, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Artık Allâh a karşı kendisine yardım edecek herhangi bir topluluk olmadığı gibi, o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de değildi. Daha dün onun yerinde olmayı isteyenler: «Demek ki Allâh, rızkı, kullarından dilediğine bol veriyor, dilediğine de az! Şâyet Allâh bize lutufta bulunmuş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. (Allâh Allâh! Şu hâle bir bakın!) Demek ki, inkârcılar iflâh olmazmış!..» demeye başladılar. (el-kasas, 77-82) İşte bu durum, dünyaya meyledip âhireti unutan mal ve mülk sevdâlılarının hazîn âkıbetini gösteren ne müthiş bir sahnedir! Zîrâ ilâhî zenginlik ve nîmetlerden ebediyyen mahrûm olan Kârun, şimdi bir âhiret dilencisidir. Çünkü âhiret yurdu, ömür boyu ihlâs ve samîmiyet ile kulluk üzere yaşayan takvâ sâhiplerine âittir. Âyet-i kerîmede buyurulur: İşte âhiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve fesâdı arzulamayan kimselere veririz. (En güzel) âkıbet, takvâ sâhiplerinindir. (el-kasas, 83) Görüldüğü gibi insan, yaratılışı itibâriyle dünyaya meyyâldir. Dünya malı nefse câzip gelir. Ona aldananlar doymak bilmezler. Zîrâ mal yığıldıkça insanın hırsı artar, muhteris olur. Gözünü madde ve mal hırsı bürümüş olan insanda, merhamet ve şefkat hissi azalır. İnfâk etmek ona zor gelir. Nefsi ona: Daha zengin ol; ilerde daha çok infâk edersin! diye telkinde bulunur. Böyle insan, rûhen hasta, bedenen muzdariptir. Zekât ve öşrünü vermeyenler, Allâh katında gâsıp ve suçlu durumundadırlar. Fukarânın, muhtâcın, Allâh yolunda cihâd edenlerin haklarını gasbetmiş olmaktadırlar. Rivâyete göre Yemenli cömert bir zâtın San a yakınlarında üzüm, hurma ve ekin bahçesi vardı. Bu cömert kişi, mahsûl toplama zamanında fakirlere, gariplere ve zayıflara öşür payını 11

12 fazlasıyla ve bolca ayırırdı. O zât vefât edince, çocukları ihtirâsa kapılarak: Âilemiz hayli kalabalık, mal az. Fakirlere bir şey vermeyelim! Onlar gelip istemeden mahsûlleri toplayalım... diyerek ahitleştiler. Allâh -celle celâlühû-, onların bu kötü niyetleri üzerine, bahçelerini yakıp harâbe hâline getirerek simsiyah kıldı. O büyük bahçe, tanınmaz hâle gelmişti. Bu durumu gören cimri evlâdlar şaşırdılar: Acabâ yanlış bir yere mi geldik? dediler. Oysa babalarının öşrü cömertçe dağıtıp muhtaçların duâsını alması, bahçeye ziyâdesiyle bereket veriyordu. Bütün fakirler ve garipler, o bahçeden istifâde ediyorlardı. Lâkin babalarının fakirlere dağıttığı öşür, gözlerinde büyüyor ve onu vermek istemiyorlardı. Onlar, Allâh ın o bahçeye verdiği bereketin nereden geldiğinin farkında değillerdi. Çünkü gaflet, onların kalblerini kör etmişti. Ashâb-ı Darvan kıssası olarak bilinen bu hâdise, Kur ân-ı Kerîm de şöyle anlatılır:...hani onlar (bahçe sâhipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemîn etmişlerdi. Onlar istisnâ da etmiyorlardı. (İnşâallâh demiyorlardı ve yoksulların payını da ayırmıyorlardı.) Fakat onlar daha uykudayken, Rabbinin katından (gönderilen) kuşatıcı bir âfet (ateş) bahçeyi sardı da, bahçe simsiyah kesiliverdi. Sabahleyin birbirlerine şöyle seslendiler: «Haydi devşirecekseniz erkenden mahsûlünüzün başına gidin!» Derken: «Aman, bugün orada hiçbir yoksul yanımıza sokulmasın!» diye fısıldaşarak yola koyuldular. (Fakirleri) engellemeye güçleri yetebilirmiş gibi erkenden gittiler. Fakat bahçeyi gördüklerinde (şaşkına dönüp): «Herhalde biz yanlış geldik.» dediler. (Sonra da gerçeği fark edip): «( Keşke yanlış gelseydik,) bilâkis, doğrusu biz (elde edeceğimiz ürünlerden) mahrum bırakıldık.» diye hayıflandılar. (el-kalem 68/17-27) Bu âyetlerde Allâh ı unutup, nîmetlerin O nun katından bir lutuf olduğunu görmezden gelerek fakir ve gariplerin hakkını vermemek için onlara hîlekârlık yapan merhametsiz bahçe sâhiplerinin hazîn âkıbetleri bir ibret sahnesi olarak ne güzel takdîm ediliyor. Bu bakımdan, 12

13 malı faydalı bir hâle getirmek için onu, ilâhî emirlere uygun bir istikâmette kullanmak mecbûriyeti vardır. Bu, fert ve toplumun dünya ve âhiret selâmeti için zarûrîdir. 4. Ekonomiyi Mahveden ve Çökerten Felaket: Faiz (Riba) Riba; sözlük olarak artma, çoğalma, şişme, gelişme ve yetişme gibi manalar gelir. Fıkıhta ise mübadeleli akitlerde taraflardan birinin hakkı kabul edilen ve akit sırasında şart koşulan karşılıksız fazlalık demektir. Cins ve miktarı bir olan iki şey biri diğeriyle mübadele edildiğinde bir taraf için kabul edilen malın fazlasına riba veya faiz denir. Ayarları aynı olan 100 gr. altını, peşin veya vadeli yüz yirmi gr. altınla mübadele etmek buna bir örnektir. Böyle bir işlemde 100 gr. altın veren, aynı miktarda altın alma hakkına sahip olur. Burada 100 gr. altın anapara (re sül-mal), 20 gr. fazlalık ise ribâ adını alır. (Elmalılı, Hak Dini, II, 952, 953) Câhiliyye devrinde asıl borca re sül-mâl, ziyadesine ise ribâ adı verilirdi. Bugünkü faiz işlemleri nitelik bakımından câhiliyye devrinin bu âdetinden başka bir şey değildir. Zaman zaman faiz miktarının ve şekillerinin azalması veya çoğalması muâmelenin niteliğini değiştirmez. İşte cahilî Arap örfünde ribâ tam anlamıyla günümüzdeki nükudun (nakit paraların) faizi veya nemâsı tabir olunan fazlasıdır. (Elmalılı, Hak Dini, II, 952, 953). İslâmiyet, ekonomi ile ilgili prensipler koyarken ve toplumla ilgili sosyal ve ekonomik problemleri çözerken tedric prensibine uymuştur. Faizcilik, Arapların özellikle yüksek tabakalarının yararlandıkları önemli bir kazanç yolu idi. Bunu bir hamlede kaldırmak uygun değildi. Bu yüzden, içkinin yasaklanışında olduğu gibi, ribânın yasaklanışı da belli merhaleler geçirmiştir: Peygamber Efendimiz: Mirac gecesi, karınları evler gibi (büyük) olan bir topluluğun yanına geldim. Onların karınlarında dışarıdan görünen yılanlar vardı. Cebrâil (a.s) e bunların kimler olduğunu sorduğumda; Bunlar faiz yiyenlerdir. cevabını verdi. (İbn Mâce, Ticârât, 58; Ahmed b. Hanbel, Müsned II, 353, 363) Mirac olayı 621 m. yıllarında Mekke de vuku bulduğuna göre, faizin ileride yasaklanabileceğine daha o günden işaret edilmiş olmaktadır. Yine Mekke de inen bir âyette fâizin malı arttırmayacağı bildirilmiştir. (er-rum 30/39) Medine de inen bir âyette ise, Tevrat ta yahudilere faizin yasaklandığı, ancak bu yasağa uymadıkları için kendilerine helal kılınan bazı temiz ve güzel şeylerin haram kılındığı belirtilmiştir. (en-nisa 4/ ) Şu âyetle ise kısmî yasaklama getirilmiştir: 13

14 Ey iman edenler, ribayı öyle kat kat arttırılmış olarak yemeyin! (Âl-i İmran 3/130) Burada fâhiş ribâ adı verilen mürekkeb fâiz kastedilmiştir. Kur ân-ı Kerim son olarak, azı ve çoğu hakkında bir ayırım yapmaksızın ribayı şu âyetlerle mutlak olarak yasaklamıştır: Âllah alış-verisi helal ve faizi ise haram kılmıştır. (el-bakara, 2/275) Kim de haram olan bu ribayı helal diye yemeye dönerse, içte onlar cehennemliktir, o ateşte ebedî olarak kalacaklardır. (el-bakara, 2/275) Ey iman edenler! Allah tan korkun ve eğer gerçek mü minler iseniz (câhiliyette işlediğiniz) faiz hesabından arta kalanı bırakın. Yok eğer bu faizi terketmezseniz; bilin ki, Allah a ve Peygamberine karşı bir harbe girmiş olursunuz. Eğer ribâdan tevbe ederseniz, ana paranız sizindir. Böylece ne zulmetmiş ve ne de zulme uğramış olmazsınız. (el-bakara, 2/ ) Ribâ âyetleri, Beni Sakîf kabilesinin faiz problemiyle ilgili olarak inmiştir. Bu kabilenin Hz. Peygamberle yaptığı Taif anlaşmasında faiz alacak-verecekleri lağvedilmişti. Mekke deki Muğîre oğulları, Benî Sakîf ten Amr b. Umeyr oğullarına olan faiz borçlarını ödemeyince, aralarında düşmanlık doğdu. Durum Mekke valisi Attab b. Esîd tarafından Hz. Peygamber e yazıldı. Bu soru üzerine ribâ âyetleri indi ve Hz. Peygamber, vâliye âyeti yazdı. Ayrıca hükme razı olurlarsa ne âlâ, aksi halde onlara harp ilan etmesini bildirdi. Bunun üzerine Taifliler faiz istemekten vazgeçtiler. (et-taberî, Tefsîr, 105, 106; Elmalılı, Hak Dini, II, 972) Hz. Peygamber Veda haccı sırasında da Mekke de faiz yasağı uygulamasını şu ifadelerle başlatmıştır: Dikkat ediniz! Câhiliyye devrinden kalma faizin hepsi kaldırılmıştır. Kaldırdığım faizin ilki, amcam Abbas b. Abdilmuttalib in faizidir. (Müslim, Hac, 147; Ebû Davud, Büyü', 5) Alimlerimiz, ribânın haram kılınmasının sebep ve hikmetleri hakkında çok güzel değerlendirilmelerde bulunmuşlardır. Bunlardan bir kısmı özet olarak şöyledir: 1- Ribâ, insanın malını karşılıksız olarak almaktır. İnsanın malı da kendi ihtiyacıyla ilgili olduğundan bunun gasbedilmesi haramdır. Nitekim Hz. Peygamber İnsanın malının haramlığı, kanının haramlığı gibidir buyurmuştur. Bundan dolayı insanın malını karşılıksız 14

15 olarak almak haramdır. Ayrıca ribâ yalnızca insanın malını karşılık almakla kalmayıp, karşılık adını vermek gibi bir ahlâksızlığı ve bir çeşit sahtekârlığı da içermektedir. 2- Ribâ insanları cidden çalışıp kazanmak ve üretim ile meşgul olmaktan uzak tutar. Çünkü herhangi bir sûretle beş on kuruş para sahibi olmuş bulunan bir kimse faizcilikle parasını peşin veya veresiye arttırmak imkanını bulunca artık geçimini kazanmak için az veya çok kolay bir yol elde etmiş olur. O zaman zahmetli olan ticaret veya sanatlarla çalışıp kazanmak zorluğuna ve sıkıntısına dayanamamaya başlar. Bu durum, yüksek üretim yapmaya kabiliyetli birçok kimsenin çalışmalarından iş dünyasının mahrum kalmasına ve bundan dolayı da halkın genel çıkarlarının kesilmesine sebep olur. Halbuki dünya ve toplum düzeni ticaretler, üretimler, sanatlar ve bayındırlık faaliyetleri ile gerçek boyutunu kazanır. 3- Ribâ, insanlar arasında ihtiyaca göre karz-ı hasen suretiyle iyilik ve yardımlaşmanın kesilmesine sebep olur. Çünkü ribâ haram ve yasaklanmış olunca, insanların yüz yüze gelip birbirlerine faizsiz borç vermesi; onların hem hoşuna gider, hem de bu durum ahlâk ve sosyal güvenin gelişmesine, yaygınlaşmasına ve neticede de sosyal düzenin sağlamlaşmasına sebep olur. Ribânın yürürlükte olduğu yerlerde muhtaç olanların ihtiyacı bir lira yerine iki lira borçlanmaya sebep olabilir. Bu imkanı bulan para sahipleri de bunu vesile yaparak karz-ı hasen den vazgeçmeye başlarlar. Bu şekilde halk arasında iyilik, ihsan, yardımlaşma ve dayanışma duyguları silinmeye; yerine hırs, kin, öfke ve saldırganlık fikirleri yayılmaya yüz tutar. Bu da toplumun felakete sürüklenmesi demek olur. 4- Ribâyı caiz kabul etmek, zenginlere fakir fukaradan fazla bir mal çekmek imkanını bağışlamak demektir ki, bu da Rahmân ve Rahîm olan Allah ın rahmetine aykırı düşer. Bu sayılan birkaç sebep bile; ribânın infaka, hayır denilen kamu yararına ters düştüğünü açıkça göstermeye yeter. 5- Ribânın haram oluşunun asıl sebebi bunun ilâhî nass ile sabit olmasıdır. Ve bütün mükellefiyetlerin ve yasakların sebepleri ve hikmetleri, mükellef olan halk tarafından bilinmeleri de gerekli değildir. Binaenaleyh biz, sebep ve hikmeti bilemesek bile, ribânın kesinlikle haram olduğunu tanımamız gerekir. (Taberi, İbn Kesir, Elmalılı, Kurtubi, Mevdudi, ilgili ayetlerin tefsirinde) 15

16 5. Değerlendirme Yapılan açıklamalar gereğince, malın ve mülkün gerçekte Allah a ait olduğu, bunun insana geçici bir süre için imtihan maksadıyla emanet edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla insan, ilk önce eşyanın hakikatini kavramaya çalışmalı, elindeki mülkü Allah adına verilmiş bir emanet olarak görmeli ve ona göre kullanmalıdır. Bu bağlamda Allah Teala nın mal ve ticaretle ilgili emir ve yasaklarını dikkate almalıdır. Asla zarara uğramayacak ve artarak devam edecek bir ticaretin içinde olabilmek için, ticaretini meşru yollardan yapmak, üzerinde bulunan hakları yerine getirmek zorunluluğu olduğunu unutmamalıdır. Devletlerin ve şirketlerin ekonomisi de şahısların ekonomisi gibidir. Uyulması gereken esaslar hepsi için geçerlidir. Kendimizi, dar bir bakış açısından kurtarıp, uzun insanlık tarihine baktığımız zaman, hangi ekonomilerin istikrarlı, devamlı ve bereketli olduğunu, hangilerinin ise acı sonlarla bittiğini görmek hiç de zor olmayacaktır. İşte Kur an, mal, mülk, ticaret ve kar-zarar ile ilgili beyanlarında bizi bu sığ yaklaşım ve anlayışlardan kurtarmakta, ufkumuzu genişletmekte, işe ilâhî ve uhrevî boyuttan da bakmamızı sağlamakta ve işin hakikati hakkında sağlam bir değerlendirme yapmamıza yardımcı olmaktadır. 6. Bibliyografya ABDÜLBÂKÎ, Muhammed Fuad, el-mu cemu l-müfehres li elfâzı l-kur an, Beyrut, el-buhârî, Ebu Abdillah Muhammed b. İsmail (v. 256/869), el-câmi u s-sahîh, (I- VIII), İstanbul, ed-dârimî, Ebu Muhammed Abdillah b. Abdirrahman b. el-fadl b. Behrâm (v. 255/869), es-sünen, (Tahkîk: Muhammed Ahmed Dehmân), I-II, Beyrut, ts. EBU DAVUD, Süleyman b. el-eş as es-sicistânî (v. 275/888), es-sünen (Tahkik: İzzet Ubeyd ed-de âs-âdil es-seyyid)), I-IV, Hıms, ELMALILI, Muhammed Hamdi Yazır (v. 1358/1942), Hak Dini Kur ân Dili, I-IX, İstanbul el-hâkim, Ebu Abdillah en-nisâburî, (v. 405/1014), el-müstedrek ale s-sahîheyn, (I- IV), Riyad, ts. İBN AŞÛR, Muhammed Tahir, Tefsîru t-tahrîr ve t-tenvîr, I-XXX, Tûnus,

17 İBN HANBEL, Ebu Abdillah Ahmed b. Muhammed (v. 241/855), el-müsned, I-VI, İstanbul, İBN KESÎR, İsmâ îl İmâdü d-dîn b. Ömer Ebu l-fidâ (v. 774/1372), Tesîru l- Kur âni l- Azîm, I-VIII, İstanbul, İBN MÂCE, Ebu Abdillah Muhammed b. Yezîd el-kazvînî (v. 275/888), es-sünen, (Tahkik: M. Fuad Abdulbâkî), I-II, Kahire, İBN MANZÛR, Ebu l-fadl Muhammed b. Mükrim (v. h. 711), Lisânu l-arab, I- XVIII, Beyrut, el-kurtubî, Ebu Abdillah Muhammed b. Ahmed (v. 671/1272), el-câmî li ahkâmi l-kur ân, Beyrût, KUTUB, Seyyid, (v. m. 1966), Fî zılâli l-kur ân, I-VIII, Beyrut MÂLİK b. Enes (v. 179/795), el-muvatta, (Tahkik: M. Fuad Abdulbakî), I-II, Kahire, MEVDÛDÎ, Ebu l-a lâ, Tefhîmü l-kur ân (Terc: Muhammed Han Kayanî, Yusuf Karaca ve Arkadaşları), I-VII, İnsan Yayınları, İstanbul, MÜSLİM, Ebu Hüseyin Müslim b. Haccâc el-kuşeyrî ((v. 261/874), el-câmi u ssahîh, (Tahkik: M. Fuad Abdulbakî), I-IV, Mısır, er-râzî, Fahruddin Ebu Abdillah Muhammed b. Ömer b. el-hüseyn (v. 606/1209), Mefâtîhu l-gayb, I-XXXII, Tahran ts. et-taberî, Ebu Ca fer Muhammed b. Cerîr (v. 310/922), Câmi u l-beyân fî tefsîri l- Kur ân, 3. Baskı, I-XXX, Beyrut, et-tirmizî, Ebu İsa Muhammed b. İsa (v. 279/892), es-sünen, (Tahkik: Ahmed Muhammed şakir-m. Fuad Abdulbakî-İbrahim Adve Avad), I-IV, Kahire,

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler

3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler 3. ÜNİTE: EN GÜZEL ÖRNEK HZ. MUHAMMED İN İBADETLERİ 3. Farz Dışında Yaptığı İbadetler KAZANIMLARIMIZ O Bu ünitenin sonunda öğrenciler Hz. Muhammed'in: O 1. Öncelikle bir kul olarak davrandığını kavrar.

Detaylı

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları

Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Orucun Manevi Hayatımıza Katkıları Kur ân-ı Kerim de Oruç Ey müminler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günler içinde Oruç tutmanız farz kılındı. Umulur ki, bu sayede, takva mertebesine

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur:

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE SADAKA-I FITR İbni Abbas (r.a) şöyle buyurmuştur: ATEŞTEN KORUNMANIN YOLU: SADAKA Arınmak için, malını (sırf Allah rızası için) veren en takvâlı (Allah ın emirlerine en uygun yaşayan) kimse ise, o (ateşin azabı)ndan uzaklaştırılacaktır. Leyl/17-18 Sevdiğiniz

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir?

Rahmân ve Rahîm Ne Demektir? Besmele Kitapcığı Besmelenin Anlamı Besmele, bütün varlıkların hal diliyle ve iradeli varlık olan insanın lisanıyla ve haliyle meşru olan her işine Allah ın ismiyle başlamasıdır. En önemli dua ve zikirlerdendir.

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE

Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE Asiye Türkan MÜ MİNLERİN ANNESİ HZ. AİŞE Ümmü'l-mü'minîn Âişe bint Ebî Bekr es-sıddîk el-kureşiyye (ö. 58/678) Hz. Ebû Bekir'in kızı ve Hz. Peygamberin hanımı. Babası Ebû Bekir b. Ebû Kuhâfe, es-sıddîk

Detaylı

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17

Rahmet Ayı RAMAZAN Pazar, 07 Haziran 2015 19:17 Ramazan ayı İslam inancının kendisine yüklediği önem sebebiyle halk arasında On bir ayın sultanı ve Şehr-i Mübârek (Mübârek Ay) olarak kabul edilmiştir. Ramazan ayı Müslümanların değerlendirmek için adeta

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? Muhammed Salih el-muneccid

Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? Muhammed Salih el-muneccid Birden fazla umre yapmanın hükmü ve iki umre arasındaki süre ne kadar olmalıdır? حكم تكر لعمر م يكو بينهما ] تريك Turkish [ Türkçe Muhammed Salih el-muneccid Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza

Detaylı

ZEKÂTIN FARZ KILINMASININ HİKMETİ

ZEKÂTIN FARZ KILINMASININ HİKMETİ ZEKÂTIN FARZ KILINMASININ HİKMETİ [ Türkçe ] الحكمة من تشريع الزكاة [باللغة التركية [ Muhammed b.salih el-useymin محمد بن صالح العثيمين Terceme eden : Muhammed Şahin ترجمة: محمد بن مسلم شاهين Tetkik eden:

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır.

Allah Kuran-ı Kerim'de bildirmiştir ki, O kadın ve erkeği eşit varlıklar olarak yaratmıştır. İslam a göre kadınlar erkeklerden daha değersiz kabul edilmez. Kadınlar ve erkekler benzer haklara sahiptirler ve doğrusu bazı hususlarda kadınlar, erkeklerin sahip olmadığı bazı belirli ayrıcalıklara

Detaylı

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal dayanışma ve İslamî değerlerin mali olarak desteklenmesi

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ TAKVAYA ERMENİN YOLU; ORUÇ (O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki Kur an; insanlara hidayet (doğru yol) rehberi, doğru yolun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak onda(ki Kadir gecesinde) indirildi.

Detaylı

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE

AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE AİLE: HAYATA AÇILAN PENCERE Aile, tek başına olmaktan kurtulup, can yoldaşına kavuşmaktır Aynı çatı altında yalnızlık ve yabancılık değil! Ve O, iki eşi, erkeği ve kadını yarattı. (Necm, 53/45) Kadınlar,

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

ALLAH IN EVLERİNDE MİSAFİRLİK: İTİKAF MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR

ALLAH IN EVLERİNDE MİSAFİRLİK: İTİKAF MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR MESCİDLER ALLAH A YAKLAŞMA YERLERİDİR Şüphesiz ki (bütün) secde edilen yerler/mescidler Allah( a yaklaşmak ve O na teslimiyeti göstermek) içindir. O halde Allah ile beraber (başka) birine (sığınıp) yalvarmayın.

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE DUA SADECE SIKINTIDA DEĞİL HER ZAMAN DUA (Resulüm!) De ki: Dua (ve ibadeti)niz olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkarcılar!) Siz ise, (Allah ve Resulü nün bildirdiklerini) yalanladınız, bu yüzden

Detaylı

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen Muâz b. Cebel'in Hz. Peygamber in (s.a.v.) sorduğu

Detaylı

KUR AN NEDİR? Kur an Furkan dır. (Hakkı Batıldan Ayırandır.)

KUR AN NEDİR? Kur an Furkan dır. (Hakkı Batıldan Ayırandır.) KUR AN NEDİR? Kur an Furkan dır. (Hakkı Batıldan Ayırandır.) Âlemleri (insanlar ve cinleri) uyarsın diye kulu (Muhammed )e Furkân ı (hakkı batıldan ayıran Kur an ı) indiren (Allah )ın şânı yücedir (hayır

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38

Siz, Kimi Seviyorsunuz? Perşembe, 07 Ekim 2010 07:38 Bütün mesele tam bir sevgi meselesidir. Sevgi kalpte başlar kalpte biter. Sevgi gönlün, kalbin eylemidir. Allah ın bir ismi de Vedud dur. Allah yarattıklarını sever ve bu dünya sevgi ile ayakta durur.

Detaylı

SEÇİM VE GEÇİM Perşembe, 31 Ekim 2013 09:31

SEÇİM VE GEÇİM Perşembe, 31 Ekim 2013 09:31 Tarih boyunca hayatın her alanında özellikle de evlilik-aile hayatı ve yönetim-iktidar alanında seçim ve geçim çok önemli unsurlardır. Seçim ile geçim iç içedir, geçim seçime bağlıdır. Geçim yani nasıl

Detaylı

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6]

İmam-ı Muhammed Terkine ruhsat olmayan sünnettir der. Sünnet-i müekkededir.[6] K U R B A N Şartlarını hâiz olub,allah a yaklaşmak amacıyla kesilen kurban;hz. Âdem in çocuklarıyla başlayıp [1],Hz. İbrahim-in oğlu İsmail-in kurban edilmesinin emredilmesi[2],daha sonra onun yerine koç

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

İBADET KURBAN 9/24/2015 KURBAN BAYRAMI 2015/3. Dönem MODEL ŞAHSİYET HZ.

İBADET KURBAN 9/24/2015 KURBAN BAYRAMI 2015/3. Dönem MODEL ŞAHSİYET HZ. Ana Konu Alt Konu Tarih Vaaz Konusu Vaaz Dönem SOSYAL VE TOPLUMSAL HAYAT KOMŞU İLİŞKİLERİ 9/30/2015 KOMŞU HAKLARI SOSYAL VE TOPLUMSAL HAYAT KOMŞU İLİŞKİLERİ 9/29/2015 KOMŞU HAKLARI SOSYAL VE TOPLUMSAL

Detaylı

Ekonomik ibadet olarak zekât, nefsten verilenlerle arınmaktır. İnsanın alın teri ile kazandığı maldan bir kısmını ayırıp vermesi nefsine zor gelir.

Ekonomik ibadet olarak zekât, nefsten verilenlerle arınmaktır. İnsanın alın teri ile kazandığı maldan bir kısmını ayırıp vermesi nefsine zor gelir. Zekât Sadaka İnfak Zekât Zekât, zekâ ile aynı kökten gelir ve kullandıkça artan şey anlamındadır. Zekât, bütün servetlerin sadece Allah a ait olduğunu, bütün insanların kardeş olduklarını, hiç kimsenin

Detaylı

Haram mal ile hac yapmak

Haram mal ile hac yapmak Haram mal ile hac yapmak حكم حلج بما حر ] تريك Turkish [ Türkçe Muhammed Salih el-muneccid Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ümmü Nebil 20-432 حكم حلج بما حر» باللغة لرتية «حممد صالح ملنجد ترمجة: حممد

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

[ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız.

[ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız. [ 0001 ] Allah'a inanınız ancak devenizi de sağlam kazığa bağlayınız. [ 0002 ] Çalışarak kazanç sağlama yollarını aramak, Müslüman olan her erkek ve kadın için bir farzdır. [ 0003 ] Akılca en mükemmeliniz,

Detaylı

söylediğine göre hayırlı olandır. Birçok insan vardır ki kendini aldatırlar ve biz muttakiyiz derler. Fakat muttaki ancak Yüce Allah ın cc

söylediğine göre hayırlı olandır. Birçok insan vardır ki kendini aldatırlar ve biz muttakiyiz derler. Fakat muttaki ancak Yüce Allah ın cc Hz. Mesih-i Mevud (as) şöyle buyurur: Yüce Allah tan korkmak her insanın görevidir. Allah ın korkusu kendisini birçok hayra varis kılacaktır. Aslolan şudur ki, hayırlı insan Yüce Allah ın söylediğine göre

Detaylı

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti)

KURAN YOLU- DERS 3. (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) KURAN YOLU- DERS 3 (Prof.Dr. Mehmet OKUYAN ın Envarul Kuran isimli 3 no lu dersinin ilk 50 dakikasının özeti) DERSTE GEÇEN KAVRAMLAR 1) Mübin : Açık ve Açıklayan. Kur an ın sıfatlarındandır. Kur an sadece

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI 24.07.2012 23.07.2012 TESİ 22.07.2012 21.07.2012 RTESİ 20.07.2012 19.07.2012 RAMAZAN TARİH GÜN VAKİT VAİZİN ADI VE SOYADI VA ZIN KONUSU NİLÜFER İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2012 YILI RAMAZAN AYI ÖZEL VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

Detaylı

RABBİNİ TANI Allah her ne sarfederseniz bilendir.

RABBİNİ TANI Allah her ne sarfederseniz bilendir. RABBİNİ TANI Allah her ne sarfederseniz bilendir. Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) sadaka vermedikçe asla iyi ye (hayra, takvâya, Allah ın rızasına) erişemezsiniz. Her ne sarfederseniz, şüphesiz Allah

Detaylı

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI S.NO TEPEBAŞI İLÇESİ 2016 YILI RAZAMAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN TARİH ADI SOYADI UNVANI YERİ VAKTİ KONUSU Tepebaşı Camii 1 05.06.2016 29 Şaban Nalbant Camii Rahman Camii Ramazan'a

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

Dua Dua, insan ile Allah arasında iletişim kurma yollarından biridir. İnsan, dua ederken Allah ın kendisini işittiğinin bilincindedir. İnsan dua ile dileklerini aracısız olarak Allah a iletmekte ondan

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır.

İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır. Lise 2. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Video Ders Anlatımları Oruç Hac ve Zekat Video Ders Anlatımı 2.2. Oruç İslam'ın başlıca ibadetlerinden birisi de ramazan ayında oruç tutmaktır. Oruç, niyet ederek

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE NAMAZ

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE NAMAZ İBADETLERİN EN BÜYÜĞÜ; NAMAZ (Resûlüm!) Kitab dan sana vahyedileni oku ve namazı da dosdoğru/gereğine uygun olarak kıl. Çünkü namaz hayasızlıktan/utanmazlıktan ve kötü sayılan şey(ler)den alıkoyar. Allah

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz)

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) V A İ Z İ N ADI - SOYADI ÜNVANI VAAZIN YERİ VAAZIN GÜNÜ VE SAATİ VAAZIN KONUSU Cahit ÇETİN Müftü Haydarçavuş Camii

Detaylı

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Soru: Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu. Benim sorum şudur: Faizden kazanılan para ile yapılan evde kılınan namazın hükmü nedir? Cevap: Aleykum selam

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI 2. DÖNEM BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI KONULAR 01.04.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık

Detaylı

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4.

+ Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.(4. KUR AN VE HADİSLERE GÖRE BÜYÜK GÜNAHLAR Yüce Rabbimiz Kur an-ı Kerimde şöyle buyuruyor: + Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir

Detaylı

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler YUSUF HARUN MURAT

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler YUSUF HARUN MURAT TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler YUSUF HARUN MURAT 1 1. PERDE Haydi Harun! Acele edelim. Ama, Murad bizden çok geride... Murad, bize katılmak istemiyor Sanki, özellikle ağırdan

Detaylı

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN

2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN 2016 YILI 1. DÖNEM ÜÇ AYLIK VAAZ- IRŞAT PROGRAMI VAAZIN VAİZİN TARİHİ GÜNÜ VAKTİ ADI SOYADI ÜNVANI GÖREV YAPACAĞI YER KONUSU 1.01.2016 Cuma Öğleden Önce Şevket ŞİMŞEK Uzman Vaiz Mermerler Camii SORUMLU

Detaylı

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik.

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. HAYRETTİN KARAMAN HOCAMA CEVAB Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. Ancak sizlerin bazı noktalarda

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20

T.C. 8. SINIF I. DÖNEM. ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 T.. 8. SINIF I. DÖNEM ORTAK SINAVI 26 KASIM 2014 Saat: 11.20 1. İnsanın sorumlu bir varlık olması aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? A) Düşünmesi B) Konuşması ) Yürümesi D) Beslenmesi 4. Hz. Muhammed

Detaylı

Peygamber Efendimiz (sav)'in Güzel Ahlakla İlgili Hadisleri - HZ.MUHAMMED(S.A.V) - Gizli ilimler Sitesi

Peygamber Efendimiz (sav)'in Güzel Ahlakla İlgili Hadisleri - HZ.MUHAMMED(S.A.V) - Gizli ilimler Sitesi peygamber Efendimiz (sav)'in Güzel Ahlakla İlgili Hadisler Allah a takva ve güzel ahlak. (En ziyade neyin insanları cennete sokacağını soruyorlar.) (Tirmizi, Birr 62, kutub-ı sıtte, 16. Cilt, sf. 329)

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

İnsanın çalışmaktaki gayesi ne olmalıdır? Neye ne kadar çalışmalıdır? Bu konuda önceliklerini belirlerken nelere dikkat etmelidir?

İnsanın çalışmaktaki gayesi ne olmalıdır? Neye ne kadar çalışmalıdır? Bu konuda önceliklerini belirlerken nelere dikkat etmelidir? İlim dünyasına kırkın üzerinde kıymetli eser kazandıran değerli hocamız Ümit Şimşek Bey ile Müslümanların para ile ilişkisini ve dinin zenginliğe bakışını konuştuk. Türkiye nin yetiştirdiği en önemli düşünürlerden

Detaylı

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC

HADDİNİ BİLMEMEK YA DA İSTİDRAC Niyeti temiz olan ve haddini bilen bir Müslüman, başarıya, nîmete karşı şükrünü edâ edemez ise, Allah (CC) o kişiyi bir mahrûmiyete, bir sıkıntıya mâruz bırakır. Meselâ, dikkat ediniz, bir başarıya imzâ

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 2. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI D 1.4.2014 Salı 14:00 Bornova Yeşilova Camii Fatma Özmen ERGEN Sağlık ve Önemi 1.4.2014 Salı 14:00

Detaylı

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI (Bayan Versiyonu) Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler ZÜLEYHA HATİCE MERYEM

www.arapcayarismalari.org TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI (Bayan Versiyonu) Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler ZÜLEYHA HATİCE MERYEM TİYATRO MAĞARA ARKADAŞLARI (Bayan Versiyonu) Ali Ahmed BÂKESİR Karakterler ZÜLEYHA HATİCE MERYEM 1 1. PERDE Haydi Hatice! Acele edelim. Ama, Meryem bizden çok geride... Meryem, bize katılmak istemiyor

Detaylı

İbadetin Manası ve Çeşitleri

İbadetin Manası ve Çeşitleri İbadetin Manası ve Çeşitleri Muhammed ibni Abd'il Vehhab (rahimehullah) www.at-tawhid.org 1 İbadetin Aslı Allah a ibadetin aslı; Allah ın emirlerine uymak nehyettiklerinden kaçınmak suretiyle ona itaat

Detaylı

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: Aşure Günü zerre kadar sadaka veren kimseye, Allahü teâlâ Uhud dağı kadar sevap verir. [Şir a]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: Aşure Günü zerre kadar sadaka veren kimseye, Allahü teâlâ Uhud dağı kadar sevap verir. [Şir a] Muharrem in onuncu gününe Aşure Günü (10 Muharrem 1433/5 Aralık 2011 Pazartesi), dokuzuncu günü ile onuncu günü arasındaki geceye de Aşure Gecesi denir. Muharrem ayı, Kur ân-ı kerîmde kıymet verilen dört

Detaylı

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir?

Kurban Nedir Ve Niçin Kesilir? Kurban sözlükte yaklaşmak, yakınlaşmak gibi anlamlara gelmektedir. Kurban, Allah a yaklaşmak ve onun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla belirli bir zamanda uygun nitelikteki bir hayvanı kesmektir. Kesilen

Detaylı

Âyette: İnsanın ancak çalışması vardır. [1]mûcibince;insanın önemi,ürettiği çalışması ile orantılıdır.

Âyette: İnsanın ancak çalışması vardır. [1]mûcibince;insanın önemi,ürettiği çalışması ile orantılıdır. ÇALIŞMA VE FAİZ Âyette: İnsanın ancak çalışması vardır. [1]mûcibince;insanın önemi,ürettiği çalışması ile orantılıdır. Toplumun varlığı ve varlığının devamı üreticiliğindedir..devamlı tüketen toplum,bu

Detaylı

Şeyh den meded istemek caizmidir?

Şeyh den meded istemek caizmidir? Eusubillahi-mineş-şeytanirrajim Bismillahirr-rahmanirrahim Şeyh den meded istemek caizmidir? Şeyh Eşref Efendi Esselamaleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu Hazihis Salatu tazimen bi hakkike ya Seyyiduna

Detaylı

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri http://yenidunyadergisi.com// 2015 HAZİRAN sayısında yayınlanmıştır Ebû Hüreyre (ra) den Rasûlullâh In (sav) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Kim inanarak

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ

UMRE YAPMANIN FAZİLETİ UMRENİN FAZİLETİ UMRE YAPMANIN FAZİLETİ İbn Mâce deki rivayet şöyledir: Hz. Aişe (r.a) der ki: Ey Allah ın Resulü, kadınlara da cihad var mıdır? Efendimiz (s.a.v): Evet, içinde savaş olmayan bir cihad

Detaylı

KİTAPLARA İMAN. 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir.

KİTAPLARA İMAN. 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir. TEMEL DİNİ BİLGİLER KİTAPLARA İMAN 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir. 2 Kutsal kitap neye denir? Allah ın emir ve yasaklarını,

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

İnfak, malın Allah rızası için Allah yolunda harcanması, ehemmiyet ve zaruret derecesine göre Müslümanların ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.

İnfak, malın Allah rızası için Allah yolunda harcanması, ehemmiyet ve zaruret derecesine göre Müslümanların ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Ders : 132 Konu : Toplumsal İhtiyaç Açısından İnfak ل ن ت ن ال وا ال ب ر ح ت ى ت ن ف ق وا م م ا ت ح ب ون و م ا ت ن ف ق وا م ن ش ي ء ف إ ن للا ب ه ع ل يم Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça

Detaylı

Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır.

Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır. KUDDÜS Kelime anlamı itibarıyla kudsi,mukaddes,bütün kusur ve noksanlıklardan uzak,pâk ve temiz olan anlamınadır. Hz.Ali-nin kullandığı altı isimden biridir. Sabah ve akşam namazından sonra 33 defa okunmasının

Detaylı

Üç Aylar ve Regaip Kandili nin Fazileti Salı, 29 Nisan 2014 19:17

Üç Aylar ve Regaip Kandili nin Fazileti Salı, 29 Nisan 2014 19:17 Üç aylar diye bilinen Recep, Şaban, Ramazan aylarına giriyoruz.30 Mayıs Çarşamba günü Receb-i Şerif başlıyor. Bizleri bu mübarek aylara kavuşturan Yüce Rabbimize binlerce hamd-ü senalar olsun. Bu ayların

Detaylı

Kadınların Dövülmesi. Konusuna Farklı Bir Bakış. (Nisa [4] 34)

Kadınların Dövülmesi. Konusuna Farklı Bir Bakış. (Nisa [4] 34) Nisa [4] 34 Nuşûz Darabe Boşanmadan Önceki İşler Hz. Muhammed Hiç Kimseyi Dövmemiştir Dövmek Yasaklanmış Eşini Döven Hayırsızdır Ayetin Mantığı Kaynakça Kadınların Dövülmesi (Nisa [4] 34) Konusuna Farklı

Detaylı

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi

Detaylı

ZEKÂT. 9/103) buyrulmaktadır.

ZEKÂT. 9/103) buyrulmaktadır. ZEKÂT 1. Zekât nedir? Sözlükte artma, çoğalma, temizlik, bereket, iyi hal ve övgü anlamlarına gelen zekât, dinî bir terim olarak, belirli bir malın bir kısmının Allâh rızası için muayyen kişilere verilmesi

Detaylı

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI

ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI ŞUHUT MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI II. DÖNEM (NİSAN-MAYIS-HAZİRAN) VA'Z VE İRŞAD PROGRAMI AY S.N ADI VE SOYADI ÜNVANI VAAZ YAPACAĞI YER TARİHİ GÜNÜ VAKTİ Ana Konu Alt Konu Vaaz Konusu 1 H.Basri DÜZDAŞ Müezzin-Kayyım

Detaylı

PEYGAMBERLERE ÎMÂNIN HAKİKATİ. Hâfız el-hakemî

PEYGAMBERLERE ÎMÂNIN HAKİKATİ. Hâfız el-hakemî PEYGAMBERLERE ÎMÂNIN HAKİKATİ حقيقة الا يمان بالانبياء والمرسلين ] اللغة التركية [ ] Turkish [ Language Hâfız el-hakemî حافظ الحكمي رحمه االله Terceme edenler : Muhammed Şahin ترجمه: محمد بن مسلم شاهين

Detaylı

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez.

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez. Ders : 8 Konu : SALiH AMEL Amel kelimesi, sevap veya günahla karşılık bulan her türlü iş, çalışma ve fiil demektir. Kur ân-ı Kerim ve hadisi Şeriflerde daha çok emir, yasak ve tavsiyeler anlamında olup,

Detaylı

Ümmü Kühhâ. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül 2009 09:26

Ümmü Kühhâ. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül 2009 09:26 Ümmü Kühhâ radıyallahu anhâ hakkında ferâiz âyetleri nâzil olan bir hanım sahâbî... Cahiliye devrinin kötü âdetlerinden birinin ortadan kalkmasını sebeb olan bir bahtiyar... Mirastan, hanım ve kızlara

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Cennâtin tecriy min tahtihe-l-enhâr

Cennâtin tecriy min tahtihe-l-enhâr Bu yazı www.multimediaquran.com sitesinin sahibi hacı Mehmet Bahattin Geçkil tarafından hazırlanmıstır. 11-15-2015. Herhangi bir medyada yayınlanması halinde yukarıdaki bilginin referans olarak verilmesi

Detaylı

Allah'tan korkmak, büyük makamlardandır. Çünkü Allahü teâlâ buyuruyor ki:

Allah'tan korkmak, büyük makamlardandır. Çünkü Allahü teâlâ buyuruyor ki: Allah'tan korkmak, büyük makamlardandır. Çünkü Allahü teâlâ buyuruyor ki: Allah'tan ancak âlim olanlar korkar. Hadis-i şeriflerde ise şöyle buyuruldu: Hikmet ve ilmin başı Allah korkusudur Sizin en akıllınız,

Detaylı

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR

OKUNMAMIŞ ÜÇ MESAJINIZ VAR RABBİMİZDEN ÇAĞRI Ey iman edenler! (Peygamber,) sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah a ve Resûlü ne uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer (sözünüzle niyetinizin aynı olup olmadığını

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14

Okul Çağı Çocuğunda Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor? Pazartesi, 02 Eylül 2013 06:14 Hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sürekli arkadaşlarının kalem ve silgilerini çalan çocukla yaptığım görüşmede, çocuğun anlattıkları hem çok ilginç hem de Kleptomani Hastalığına çok iyi bir örnektir. Çocuk

Detaylı

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI

Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI 15.03.2010 Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla HİCRİ-2 YAHUDİLERLE İLİŞKİLER KAYNUKAOĞULLARININ MEDİNEDEN ÇIKARTILMASI Müslümanlarla yaptıkları antlaşmaya ilk ihanet eden Yahudi kabilesi Kaynukâ'oğullarıdır.

Detaylı