Perspektif. Ayrımcılık Gerçeği Yeniden Gündemde

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Perspektif. Ayrımcılık Gerçeği Yeniden Gündemde"

Transkript

1 Perspektif JANUAR / OCAK 2011 Jg./Yıl: 17, Nr./Sa yı: 193 İslam Toplumu Millî Görüş Aylık Yayın Organı Ayrımcılık Gerçeği Yeniden Gündemde

2 En acılı gününüzde 7 yanınızdayız 24 gün saat COMNUNAUTÉ ISLAMUQUE DU MILLÎGÖRÜŞ Cenaze Fonu 28 boulevard Poissonnière PARIS Tel.: Cep : Faks:

3 editör Selamların en güzeli ile Yeni Bir Yıl... Aslında birbirinden pek de farklı olmayan yıllardan bir yenisine daha girmiş bulunuyoruz. Eğer geçen yıl birileri ya da tüm insanlar için kötü geçti ise, bu gelişmenin baş sorumlusu bizzat insandır. Aynı şekilde önümüzdeki yılın nasıl geçeceği de yine insanlara bağlıdır. Bu anlamda, geçen yıl ile gelecek yıl arasında bir fark bulunmuyor. Eğer her ikisi arasında bir farklılık çıkacaksa bu farklılık, mutlaka, insanların amellerindeki farklılıktan kaynaklanacaktır. İki günü aynı olan ziyandadır şuuruna sahip olan Müslümanlar, geçmişteki olumsuzluklarla ümidsizliğe kapılamayacakları gibi, geçmişteki başarılar ve olumlu gelişmelerle de avunup tembellik yapamazlar. Yani hayat, Havf ve Reca dediğimiz korku ve ümidin esiri olmadan sürdürülmelidir. Ümidin verdiği cesaretin ihmalkârlığa götürmesinden korktuğumuz gibi, korkuya kapılıp nasılsa işler yolunda gitmeyecek diyerek de ümidsizliğe düşmekten de korkarız. Onun için, her yeni güne, hayırlı bir amel yapmak üzere Allah a güvenerek başlarız. Hatalarımızın ve ihmalkârlıklarımızın muhasebesini yapar, daha hayırlı hizmetler yapmak üzere Allah tan inayet dileriz. Bu sayımızda bir kaç araştırmanın sonuçlarını değerlendiriyoruz. Araştırmaların ikisi Türkiye de ve Almanya da diğer Avrupa ülkelerinde de pek farklı değil tesettürlü Müslüman kadınların özellikle iş piyasasında karşılaştıkları ayrımcılıkları incelerken, bir diğeri de Almanya nın komşu ülkeleri ile mukayeseli bir şekilde İslam ve Müslümanlarla ilgili algılamalarını değerlendiriyor. Öteki iki araştırma ise Almanya Aile Bakanlığı tarafından, Müslüman gençlerin şiddete eğilimi ve varsa bu eğilimin İslamî dindârlık tan kaynaklandığının tesbit edilmesi amacına yönelik gençlik ve şiddet araştırmaları. İlginçtir ki, araştırmalar kamuoyuna böyle sunulurken, ortaya bu iddiayı destekleyen bir sonuç çıkmamış. Gelecek sayımızda buluşmak üzere, Allah a emanet olun. Oğuz ÜÇÜN CÜ Pers pek ti f IGMG AY LIK YA YIN OR GA NI JANUAR / OCAK 2011 Yıl/Jg.: 17, Sayı/Nr.: 193 Boschstr , D Kerpen Tel.: 02237/ Fax: 02237/ YA YIN CI HE RA US GE BER Is la misc he Ge me ins chaft Mil lî Gö rüş IGMG e.v. Amt sge richt Bonn, VR 6621 Vertreten durch den Vorstand: Osman Döring, Vorsitzender; Oguz Ücüncü, Generalsekretär; Ali Bozkurt, stellv. Vorsitzender Genel Yayın Yönetmeni / Chefredakteur: Oğuz Üçün cü (V.i.S.d.P) Dizgi-Layout: İlhan BİLGÜ Baskı Druck: Ya vuz söh ne-du is burg Ya yın la nan ma ka le ve fi kir ya zı la rı nın so rum lu luk la rı ya zar la rı na ait tir. Die in der Zeitschrift veröffentlichten Meinungen binden die Autoren, nicht die IGMG İLAN SER Vİ Sİ AN ZE IGEN SER VI CE: Tel.: 02237/ Fax: 02237/ E-Ma il: ta nit ABO NE SER VİSİ ABON NE MENT: Is la misc he Ge me ins chaft Mil lî Gö rüş Lasts chrif tab tei lung: Boschstr , D Ker pen Tel.: 02237/ Fax: 02237/ E-Ma il: mitg li Yıl lık abo ne üc re ti: 59,-EU RO Jah re sa bon ne ment: 59,-EU RO IGMG Ge nel Mer kez Üye le ri ne Üc ret siz dir Für Vereinsmitglieder der IGMG kostenlos Der Bezugspreis ist im Mitgliedsbeitrag enthalten HE SAP NO BANK VER BIN DUNG: BANK AUSTRIA: IBAN: AT SWIFT: BKAUATWW

4 içindekiler gündem Almanya da İslam a Çarpık Bakış 5 İş Hayatının Üvey Evlatları : Başörtülüler 6 Unut(tur)ulmuş Bir Sorun: Başörtüsü İbadetine Yönelik Ayrımcılık 8 Gençler, Müslüman Gençler ve Şiddet 10 islam ve hayat Örf ün Din deki Yeri Dinî Açıdan Kültürel Etkileşim ve Bazı Kutlamalar GENÇLER, MÜSLÜMAN GENÇLER VE ŞİDDET teşkilat T.C. Berlin Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri Prof. Dr. Ali Dere IGMG yi ziyaret etti 16 toplum Yaşanan Irkçılık ve Batı nın Kendini İnkarı 17 Dil, Anadil, Kültür... Kapitalist Küreselleşme Samimiyet, Dayanışma ve Sevinç dünya Hindistan da Babür Camii Problemi Amerikan Ara Seçimlerinin Ortadoğu daki Yansımaları Rusya daki Müslümanlar kültür Çadırlar, Seralar, Bahçe ve Fıskıyeler welt Muslime in Russland islam und leben Kultureller Austausch aus religiöser Sicht aktuell Die negative Wahrnehmung des Islams in Deutschland HİNDİSTAN DA BABÜR CAMİİ PROBLEMİ MUSLİME İN RUSSLAND

5 gündem Almanya da İslam a Çarpık Bakış İlhan Bilgü Münster Üniversitesi nden Din Sosyoluğu Prof. Dr. Detlef Pollack ın, Alman toplumunu diğer komşu ülkeler ile kıyaslayan ve bu toplumların Hristiyanlık harici dinlere bakış açısını yansıtan araştırmasının sonuçları, Almanya nın giderek içine kapanık bir toplum haline dönüştüğünün bir göstergesi olabilir mi? Bu soruya kısa yoldan evet cevabı vermek Alman toplumuna bir haksızlık olmakla birlikte, araştırma sonuçlarının hiç de yabana atılmayacak toplumsal endişeleri de ortaya koyduğunu söylemek gerekir. Zira daha geçen aylarda Friedrich Ebert Vakfı nın Krizdeki Merkez: Almanya da Aşırı Sağ Anlayışlar (Die Mitte in der Krise, Rechtsextreme Einstellungen in Deutschland 2010) adlı araştırması da Alman toplumunda nasıl bir yön farklılaşmasının ortaya çıktığını gösteriyordu. Her iki araştırma da Alman toplumunun hoşgörüden uzaklaştığını, kendisinden olmayan öteki lere karşı daha da kısıtlayıcı ve ayırımcı düşüncelere sahip olduğunu gösteriyor. Prof. Dr. Detlef Pollack ın araştırması, öncü kültür tartışmalarının neredeyse devlet politikası haline geldiği Almanya da, halkın Hristıyanlık haricindeki dinlerin mensupları hakkındaki olumsuz düşünceleri olduğunu göstermesi bakımından da ilginç veriler ortaya koyuyor. Soru şöyle sorulmuş: Aşağıdaki dinî grup mensuplarına karşı kişisel tutumunuz nasıl? Cevap şıklarından Çoğunlukla veya Çok Olumsuz bölümüne gelen cevap oranları ise şöyle: Müslümanlar: Batı Almanya: Yüzde 57,7; Doğu Almanya: Yüzde 62,2. Aynı soruya Hindular için: Batı Almanya: Yüzde 24,1; Doğu Almanya: Yüzde 31 oranında olumsuz cevap gelirken, Yahudiler için de: Batı Almanya: Yüzde 28,2; Doğu Almanya: Yüzde 29,4. Sonuçlar değerlendirildiğinde, olumsuz yaklaşımın sadece Müslümanlara karşı değil, aynı zamanda, Hindu ve Yahudilere karşı da yüksek oranda toplumda yer edindiğini görmek mümkün. Bu eğilimin, Ülkemizin yabancı kültürlerin/ulusların tehditi altında olduğuna inanıyorum hükmüne verilen cevapların çok yüksek oranda çıkmasının Artan dinî çoğulculuk, hem çatışma hem de zenginlik sebebidir hükmüne verilen cevaplardan, çoğulculuğu bir çatışma sebebi olarak görenlerin daha da yüksek oranda olması ile karşılaştırılması halinde, hiç de şaşırtıcı olmaması gerekir. Öteyandan Almanya nın hem doğusu hem de batısı, dinî çoğulculuğu çatışma sebebi olarak görmede nerdeyse aynı orana sahipler: Yüzde 73,3 Batı Almanya; Yüzde 74,5 Doğu Almanya. Ülkelerinin kültür tehditi altında olduğuna inananların sayısının azımsanmayacak kadar yüksek olduğunu da dikkate alırsanız, insanların diğer dinlerin mensuplarına karşı nasıl olumsuz hükümler beslediğini görebilirsiniz. Fakat araştırma, Almanya toplumunun cami inşaası meselesinde biraz tereddütlü olmasına karşın (Batı Almanya: Yüzde 28,4; Doğu Almanya: Yüzde 19,5.) her türlü dine saygı gösterilmesi ve inanç özgürlüğü hususunda ise büyük oranda toleranslı olduğunu da gösteriyor. Bu oran, dinlere saygı gösterilmesi meselesinde Batı Almanya da yüzde 80,8 iken, Doğu Almanya da yüzde 75. İnanç özgürlüğü meselesinde ise Batı Almanya nın oranı yüzde 93,9 iken Doğu Almanya nın oranı ise yüzde 87,1. Araştırmanın en önemli ilginç sonuç ise dinî haklar meselesinde İslam söz konusu olduğunda, Alman toplumunun neredeyse yarısının kuvvetli bir kısıtlamadan yana olduğunun ortaya çıkmasıdır. Buna göre, Batı Almanya toplumu yüzde 42 oranında Müslümanların dinî haklarının kuvvetli bir şekilde kısıtlanmasından yana tavır takınırker, Doğu Almanya toplumu bu anlamda kuvvetli bir kısıtlamayı yüzde 54,6 oranında onaylıyor. İslam dini ve Müslümanlara karşı giderek olumsuzlaşan Alman toplumundaki bu önemli yol ve yön değişikliğinin pek çok sebebleri tesbit edilebilir. Halkın daha fazla kabul edilemez eğilimlere yönelmesinde, medyanın Müslümanlarla ilgili olarak sürekli bir şekilde olumsuz haber ve yorumları öne çıkarmasının yanı sıra, özellikle politikacıların, halkda oluşan endişeleri giderme yerine, bu endişeleri daha da körükleyici söylem ve politikalara sarılmaları, hatta daha da ileri giderek bu söylemleri yasalaştırarak hukukî bir zemine oturtmaya çalışmaları en önemli etken olsa gerek. JANUAR OCAK 2011 sayfa 5

6 gündem İş Hayatının Üvey Evlatları : Başörtülüler İlknur Melekoğlu. Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) Türkiye deki iş hayatı açısından başörtüsü yasağı ve ayrımcılığa ilişkin bir rapor yayınladı. Rapor şimdiye dek yapılan kız öğrencilerin üniversitelere başörtüsü ile girip girmemesi üzerine olan tartışmaların ekseninin başörtülü kadınların istihdam ı eksenine taşınması açısından önemli. Bu çalışma, ilk defa Türkiye deki yetişkin kadınlardan, yetişkin meslek sahibi kadınların iş hayatında nasıl bir durumda olduğundan bahsediyor. Türkiye deki kadınların % lik bir oranının, üniversite mezunlarının %16 sının, çalışan kadınların ise %40 ının başörtülü olduğu gözönüne alındığında raporu geç bile kalınmış bir çalışma olarak değerlendirmek yersiz olmasa gerek. Başörtüsü Yasağı ve Ayrımcılık: Uzman Meslek Sahibi Başörtülü Kadınlar başlıklı rapor, Aralık 2009-Haziran 2010 tarihleri arasında, Ankara-İstanbul ve Konya da yapılan çalışmalar sonucunda hazırlanmış. Raporda 79 uzman meslek sahibi başörtülü kadın ve 25 erkekle yapılan görüşmeler, başörtülü kadınların sadece üniversite ve kamuda değil, özel sektörde de ayrımcılığa uğradığını ortaya koyuyor. Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Cindioğlu tarafından hazırlanan çalışma, özel sektörün de başörtülü kadın çalıştırmadığını, çalıştıranların da başörtülü kadınların görünmez olmasını istediklerini belgeler nitelikte. Zira, araştırmaya katılan doktor, eczacı, öğretmen, sekreter, reklamcı, halkla ilişkiler uzmanı gibi farklı dallarda çalışan uzmanların çoğu Bizden iş dünyasında görünmez olmamızı istiyorlar. İşi görünmez olarak yapıyoruz diyor. Başörtülü kadınlara yönelik ayrımcılık olarak adlandırabileceğimiz uygulamalarda arka odada çalıştırılmak, düşük statüde ve düşük ücretle çalıştırmak, toplantılara götürülmemek, kamu kurumlarıyla olan ilişkilerden uzak tutmak, başı çekiyor. Dindarlık çalışmaya engel değil Rapor, başörtülü meslek sahibi kadınların iş hayatına girerken yaşadıkları ayrımcılıkların temel olarak kendi dindarlıklarından ya da ailelerinin engellemelerinden kaynaklanmadığını da ortaya koyuyor. Araştırmaya katılan kadınlar dindarlıklarının çalışmalarına engel değil, tam tersine teşvik edici bir etken olduğu konusunda ısrarcılar. Sözkonusu kadınlar yıllarca emek verip okudukları, uzmanlaştıkları mesleklerini uygulamak ve toplumda üretici insan olmak istiyorlar. Çalışmayı sadece para kazanmak olarak değil, kendini kamusal alanın bir parçası olarak görmek için bir araç olarak görüyor kadınlar. Zira bir çoğu eşlerinin çalışma evde otur, işten alacağın parayı ben vereyim yönündeki tekliflerine olumlu yaklaşmıyor. Kimi kadınlar da üniversite hayatından sonra çalışmadan evde oturmanın bir kısım insanların yobazlar tanımına uygun düşeceği için çalışmaktan yana. İş hayatında belli alanlarda sadece belli görüşlere sahip kadınların varolması başörtülü kadınları rahatsız ettiğinden, onlarda biz de varız, bizim de bu alanlarda söyleyeceklerimiz var demek istiyor. Başörtüsünün korucuyu işlevine de değinen kadınlar, başörtülü oldukları için bazıları tarafından eleştirilseler de başörtüsünün onlara kattığı iyi, namuslu kadın imajı nedeniyle toplumun bazı kesimi tarafından korunduklarını hissettiklerini söylüyor. Yıllarca kızlarını okutmak için emek veren aileler de kızlarının çalışmasını istiyor. Ailelerin çoğu- eğitim seviyesi ya da dinî yaşayışı farketmeksizin- başörtüsü nedeniyle istedikleri konumlara gelemeyen kızlarına, başlarını açmalarını ya da peruk gibi alternatif çözümler bulmalarını tavsiye ediyor. Özellikle kendi yaşamlarında çalışmamış olmanın eksikliğini gören anneler kızlarının okuyup, çalışması konusunda ısrar ediyor. Başörtülü kadınlar ücret politikalarında ayrımcılığa maruz kalıyor. İş hayatında zaten kadınların erkeklere göre daha az ücret aldığı bilinen bir gerçek ancak konu başörtülü kadınlara gelince durum daha da vahim. Başı açık kadınlardan daha düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalan başörtülüler, iş bulamadıkları için zaman zaman sigortasız işlere de mahkum oluyorlar. sayfa 6 Perspektif

7 Kamudaki yasak çalışma hayatının bir çok yönünü etkiliyor Kamu sektörü özel sektöre kıyasla, düzenli çalışma saatleri ve güvenceli iş olanakları nedeni ile kadınlar açısından daha cazip görülüyor ancak başörtülü kadınların kamu sektöründeki iş olanaklarına ulaşmaları kamuda uygulanan başörtüsü yasağı nedeni ile çok zor. Kamuya giremeyen başörtülü kadınlar için özel sektörde çalışmaktan başka bir çıkış yolu kalmıyor. Rapora göre, özel sektörde çalıştıklarında ise, daha düşük statülü ve düşük gelirli pozisyonlarda görev almak durumunda kalarak, daha zor yükseliyorlar. Ekonomik kriz ve küçülme dönemlerinde ilk işten çıkarılanlar da yine başörtülü kadınlar oluyor. Raporun çarpıcı sonuçlarından biri de başörtüsü yasağının yayılma etkisine dikkat çekmesi. Kamuda varolan yasağın, özel sektörü etkilediği, kamu ile özel sektörün birbirleriyle ilişkileri nedeniyle, özel sektörde de başörtülü uzman meslek sahibi kadınların tercih edilmedikleri vurgulanıyor. Verilere göre, kamu ile ilişkisi olan her türlü özel kuruluş, başörtülü kadın bir eleman çalıştırmayı bir işin yapılması açısından bir eksiklik olarak görüyor. Dolayısıyla her toplantıya, her kamu binasına başörtülü çalışan gönderemiyor. Yani iş hayatının yapısından dolayı doğal bir engel ortaya çıkıyor. İşveren açısından meslek sahibi başörtülü kadın çalıştırmak bir kısıtlılık olarak görülüyor. Profesyonel işlerin yapısı gereği, başörtülü bir kadın, mesleğin yapısından ötürü iletişim kurması gereken diğer kişiler ve kamu ve özel sektördeki kurum ve kuruluşlarla ilişki kuramayarak, toplantılara katılamıyor, sosyalleşemiyor. Bu nedenle işveren açısından, bu tarz iletişimlerde sorun teşkil edecek başörtülü bir bayana yatırım yapmak çok anlamlı ve rasyonel bir seçim olmuyor. Diğer taraftan, başörtüsü yasağı nedeniyle, özel sektör işvereni açısından meslek sahibi başörtülü kadın çalıştırmak önemli bir fırsata da dönüşebiliyor. İşveren- bu insanların kamuda çalışamayacağının bilinciyle- eşdeğer bir hizmeti çok daha ucuza satın alırken, bu kadınların iş hayatındaki konumlarından yararlanarak dayattığı uzun çalışma saatleri ve ertelenen terfilerle başörtülü çalışanı daha karlı bir yatırım olarak da görebiliyor. Bu özel sektör patronlarına başörtülü kadın çalıştırmak sosyal sorumluluk sahibi bir işveren imajı da verdiğinden, hem kendi vicdanını rahatlatıyor, hem de çevresine karşı saygınlığını artırmasını sağlıyor. TESEV in araştırması Laik kesimin sahip oldukları özel sektör kuruluşlarında ise bu kadınlar yok. Başörtülü kadınlar okuldan sonra karşılaşacakları zorlukları bildikleri için İslami açıdan kendilerine uygun işyerlerine başvurmayı tercih ediyor. Mesela içkili iş partilerinin olmayacağı şirketlere yöneliyorlar. İş hayatında böyle bir durumla karşı karşıya kaldıklarında ise bu tür ortamlara katılmamayı tercih ediyorlar. Yasak, kadın istihdam oranını düşürüyor Araştırma başörtülü kadınların yasakla başetme stratejilerinin de birbirinden farklı olduğunu gösteriyor. Kimi çalıştıkları kamu kuruluşunda başlarını açarken, kimi peruk kullanıyor, kimi de işten atılmayı göze alarak örtüleriyle çalışmaya devam ediyor. Bir kısmı da tüm bu mücadeleden yorulup çalışmamaya karar vermiş. Bu durumda toplum ve iş hayatı eğitimli kadın iş gücü nden, kadın iş gücünün yaratıcılığından, üretkenliğinden, çözüm odaklı düşünme sisteminden mahrum kaldığı için toplumların iktisadi kayıpları da düşünülmesi gereken önemli bir mesele olarak karşımıza çıkıyor ve 2010 da yllarında kadın istihdamına dair Dünya Bankası ve Devlet Planlama Teşkilatı gibi önemli kurumların hazırladığı raporlar Türkiye deki kadın istihdamının düştüğüne işaret ediyor, ancak hiçbir rapor bunun başörtüsü yasağıyla ilişkili olabileceğine değinmiyor. Oysa TESEV raporu başörtülü uzman kadınların önemli bir ortak özelliğinin de meslek sahibi çalışan kadınlar olarak mesleklerini icra etmek ve toplumsal ve kamusal alanda mesleki konumlarıyla varolmak istediklerini, ancak iş hayatındaki üvey evlat muamelesi nedeniyle iş hayatına gereği gibi katılamadıklarını ortaya koyuyor. TESEV raporu başörtülü eğitimli kadınlar, başörtülü eşi-kızı-kardeşi ya da yakını olanlar için yeni farklı bir bilgi içermiyor aslında. Onlar yıllardır bu sorunlarla karşı karşıya, ancak rapor konuyu istihdam boyutunda bilimsel düzeyde ele alması itibariyle dikkat çekebilir ve umulur ki, kanun koyucular da başörtüsü konusunu ele alırken bu rapor bulgularını gözardı etmez. Kaldı ki, iş hayatının üvey evlatları olarak görülen başörtülülerin öz evlatlara dönüşebilmesi için öncelikle özel sektörün tutumunun değiştirmesi gerekir. Bu da ancak başörtülülere kamunun kapılarının açılmasıyla doğacak rekabet ortamının oluşmasıyla mümkün. Yoksa şimdiye dek olduğu gibi bundan sonra da bu kısır döngü dönmeye devam edecektir. JANUAR OCAK 2011 sayfa 7

8 gündem Unut(tur)ulmuş Bir Sorun Başörtüsü İbadetine Yönelik Ayrımcılık Evet, günümüz Zeitgeist ını karakterize eden özelliklerden bir tanesi de, eşitliğin değil de ayrımcılığın öncelenmesidir. Kimine göre ciddi bir sebep, kimine göre kurgulanan bir bahane ve kimine göre de kullanılan fırsat olarak kabul edilen terör, eşitlikten ayrımcılığa kayan zihniyet dönüşümü için belirleyici bir etkendir. Ünal Koyuncu Müslüman kadının başörtüsü ibadetine yönelik devlet tarafından uygulanan ayrımcılığı ele aldığımızda, öncelikle bu ibadete ve ibadetin uygulanacağı devlet alanına yüklenen farklı anlamlarla karşılaşırız. Çağımızda şekillenen yeni güvenlik önlemleriyle yetkililer, terör endişesine orantılı bir şekilde vatandaşların, yolcuların, öğrencilerin ve diğer farklı grupların mümkün olduğunca kapsamlı bilgisine sahip olmak istiyor. Bunun içinde onları yaş, din ve etnik köken gibi kategorilerde sınıflandırma hedefi güdüyor. Eşitlik ilkesine aykırı ve özel alana müdahalede sınırı aşma anlamına gelen bu eğilimde yeni bir gelişme olarak Almanya da, uçak yolcularını etnik kökene göre ayırma teklifi yapıldı. Teklif, her ne kadar da siyasiler tarafından kabul görmesede, içinde yaşadığımız coğrafyanın Zeitgeist ını resmetmesi açısından önem taşıyor. Evet, günümüz Zeitgeist ını karakterize eden özelliklerden bir tanesi de, eşitliğin değil de ayrımcılığın öncelenmesidir. Kimine göre ciddi bir sebep, kimine göre kurgulanan bir bahane ve kimine göre de kullanılan fırsat olarak kabul edilen terör, eşitlikten ayrımcılığa kayan zihniyet dönüşümü için belirleyici bir etkendir. Ama tek sebep değildir. Güvenlik politikaları ekseninde yürürlüğe konulan ayrımcı yaklaşımları ele alırken bu faktörü tabiki göz önünde bulundurmak gerekir. Ancak toplumun diğer makro ve mikro alanlarında vuku bulan ayrımcılıkları izah için başka unsurları hesaba katan çözümlemelere ihtiyaç vardır. Mesela, Müslüman kadının başörtüsü ibadetine yönelik devlet tarafından uygulanan ayrımcılığı ele aldığımızda, öncelikle bu ibadete ve ibadetin uygulanacağı devlet alanına yüklenen farklı anlamlarla karşılaşırız. Anlamlar arasında cereyan eden çatışmada devlet alanının dinî sembollerden muaf tutulması gerektiği argümanı taraftarlarının bir bakıma galip gelmesiyle başörtüsü, devlet otoritesi tarafından kenara itilmiştir. Dikkat edersek, devlet okullarında ders veren öğretmen için başörtüsünün yasaklanmasından bu yana, sorun kamuoyunun gündeminden düşmüş gibi. Artık neredeyse hiç kimse, dindarlığının bir tezahürü olarak başını örten Müslüman kadın öğretmenin, bu ibadetini meslek hayatında da yerine getirebilmesi gerektiğinden bahsetmiyor. Hak talebi için Anayasa Mahkemesi ne başvuran Fereshta Ludin in davası sürecinde üst sıralarda yer alan bu sorun şimdilerde unut(tur)ulmuş durumdadır. Sorun, medyada önemini yitirerek görünmez hale gelsede, eşitlikçilik ilkesine dayanan toplumun mikro alanlarında zaman zaman gün yüzüne çıkmaktadır. Avukat, ana okulunda eğitimci, mağazada satıcı olmak isteyenlerin iş başvurularında, üniversite öğrencisinin staj yeri müracatında ve sayfa 8 Perspektif

9 Interkultureller Rat tarafından yayınlanan çalışma Özelliklede uluslararası diplomaside uyguladığı yumuşak güçle Avrupa dışı ülkelerde bu yazılı haklarla ilgili bilincin oluşmasına katkıda bulunan Almanya, bir kısım ülkelerde yaşanan sorunu -ki bu ülkelerin başında maalesef hâlâ Türkiye yer almaktadıradeta ithal etti. yeni bir daire ararken ev bürosuyla yapılan ön görüşmede adaylar başörtüsü damgasına (Stigma) takılabilmektedir. Böylelikle küçük ölçekli alanlara hakim olan güç, bireyin kişisel tercihiyle gelişen beden anlayışına müdahale edebilmektedir. Tıpkı devlet otoritesi gibi, ve hatta ondan meşrulaştırıcı güç alarak. Toplumdaki otoriteler silsilesinin doruk noktası olan devlet, dindarlığın Avrupa ölçeğinde göreceli yeni şekli olan Müslümanlığı başörtüsü örneğinde çifte standarda tabi tutmaktadır. Ve biraz önce değindiğimiz gibi devletin bu uygulaması, toplumun diğer katmanlarında vuku bulan ayrımcı uygulamalar için güç vermektedir. Tabi bu arada güçler ayrılığı ilkesine tabi olan devletin çelişkili uygulamalarına da işaret etmek gerekir. Zira kendi yetki sınırları içerisinde yer alan okulda başörtülü kadınlara görev vermeyen devletin yasama ve yürütme organlarına karşın, yargı organları sivil alanda vuku bulan bu kapsamdaki çatışmalarda çözüm bulma mercii olarak işlev görmektedir. Değindiğimiz noktaları hesaba kattığımızda yazımızın asıl konusu olan metnin yüzeysel bir çalışma olduğunu görürüz. Interkultureller Rat (Kültürlerarası Konsey) tarafından başörtüsüne yönelik ayrımcılık konusunda hazırlanan çalışma, bu alanda yapılmış araştırma ve raporları derleme mahiyetinde faydalı bir işlev görsede, sorunun arkaplanını izah etmede yetersiz kalmaktadır. 1 Sorunu yaşayan kişilerle ilgili dokumantasyona şühesiz ki ihtiyaç vardır. Ancak eksikliği hissedilen ve sorunun çözümünde katkı sağlayabilecek olan diğer faktör, başörtüsünün bir damga haline gelmesine neden olan asıl etkenlerin incelendiği, yasağı ve ayrımcılığı meşrulaştıran kişi ve kuruluşların ele alınacağı araştırmalardır. Sorunu yaşayanlarla ilgili veri ve dokumantasyon hazırlığı ne kadar elzem ise, yaşatan mekanizma ve bu mekanizmanın sorumluluğunu taşıyan kişilerle ilgili analizlerde o kadar gereklidir. Bu hedefi yerine getirebilmek için öncelikle, yazılı yasaların geçerliliğini yitirdiği bir alanda hareket edildiğinin bilincinde olmak gerekir. Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi, uluslararası bir takım deklerasyon ve sözleşmelerle Anayasa gibi metinlerde temel hak ve hürriyetler gayet açık ve net bir şekilde ifade edilmiş olsada, bu metinlerde yer alan maddelerin anlamını kaybettiği bir alan ne yazık ki oluşmuş durumdadır. Özelliklede uluslararası diplomaside uyguladığı yumuşak güçle Avrupa dışı ülkelerde bu yazılı haklarla ilgili bilincin oluşmasına katkıda bulunan Almanya, bir kısım ülkelerde yaşanan sorunu -ki bu ülkelerin başında maalesef hâlâ Türkiye yer almaktadır- adeta ithal etti. Toplumdaki dinî çoğulcuğulu devlet alanına yansıtmaktansa, bu alanı laikçi bir mantıkla dönüştüren devlet yetkilileri, böylelikle sorunun kalıcılığına katkı sağladı. Buna karşın söz konusu alan, yazılı olmayan yasalarla, yani tarihi gelişmelerin etkilediği yargılar, ekonomiksiyasi hesaplar ve kültürel yaklaşımlarla dizayn edilmektedir. Somut bir örnekle izah etmek gerekirse, iş başvurusunda bulunan bayanın başörtülü resmine yer vermesi, ayrımcılıkla mücadele yasasının yürürlükte olmasına rağmen onun okul hayatı başarılarını gölgede bırakarak ret cevabı almasına neden oluyorsa, işverenin tutumunu işte bu yazılı olmayan yasalarla ancak izah edebiliriz. Bu yasaların tahlilinde kullanılabilecek ilk yöntem, söylemler dünyasının (diskurswelt) incelenmesidir. Bir olgu veya nesne ile ilgili kabul veya red öncelikle söylem düzeyinde gerçekleştiğine göre, söz konusu olan objeye yüklenen anlam anahtar rol oynamaktadır. Bu açıdan bakıldığında, başörtüsü ekseninde gelişen anlamlar dünyasının haritasını çizmek, durum tespitinin bir başka önemli boyutudur. Tartışmalarda merkezi konumda yer alması gereken anlam, tabiki ibadeti ifa edenlerin ortaya koyduğu yaklaşımlardır. Bir takım geleneksel ve örfi sebeplerden dolayı anlam yozlaşması söz konusu olabilir. Aynı şekilde kültürel, medyatik ve siyasi nedenlerden dolayı çarpık algılamalar türemiş olabilir. Nihayetinde bütün bu çarpıtıcı tanımlamalar bizce merkezi konumda olan tanımı zihnimizde gölgede bırakmamalıdır. 1 Interkultureller Rat in Deutschland: Starke Frauen, schwerer Weg! Zur muslimischen Benachteiligung in der Gesellschaft. September 2010 JANUAR OCAK 2011 sayfa 9

10 gündem Gençler, Müslüman Gençler ve Şiddet Araştırmalar, Bakan Schröder in Popülist Söylemini Boşa Çıkarıyor İlhan Bilgü Almanya Federal Aile ve Gençlik Bakanı Dr. Kristina Schröder, ülkedeki gençlerin şiddet eğilimini ortaya koymasını istediği iki ayrı araştırma yaptırdı ve bu araştırmaları bir basın toplantısı yaparak kamuoyu ile paylaştı. Araştırmalardan birisi, suçlara karışan gençlerin oranlarını kökenlerine göre değerlendirirken, bir diğeri de göçmen kökenli Müslüman gençlerin şiddet eğilimlerini sebepleri ile inceliyor. Bu tür araştırmaların ilki olmayan bu iki araştırma, gerçeklerin tesbitinden ziyade, Bakan ın klişeleşmiş kanaatlerinin haklılığını ortaya koymaya yönelik olarak yaptırılmıştı. Araştırmaların özellikle Müslüman Gençler üzerine vurgu yapması, kamuoyunun dikkatini azamî oranda üzerine çekti. Nitekim, hemen hemen tüm gazeteler ve diğer medya organları Bakan Schröder in basın toplantısına büyük ilgi gösterdi. Zira Bakan, basın toplantısından önce yaptığı açıklamalarla, gençlerdeki şiddet eğilimi ile dindarlık arasında bir bağ bulunduğuna işaret ediyor ve buradaki dindarlığın da İslam dini olduğunu ima ediyordu. Basın toplantısında herkes Bakan ın, araştırmalardan ilginç bölümler ve sonuçlar sunacağını beklerken, Genç erkek Müslümanlar arasında şiddet eğiliminin emsalleri olan diğer gençlere oranla daha fazla olduğu ve Almanya da okullarda sadece Alman olduğu için baskıya maruz kalan çocukların sayısı az olmayıp, buna artık daha fazla katlanamayacakları yönünde açıklamalarıyla karşılaşması araştırmalara olan merakı daha da artırdı. Araştırmaya göz gezdirenlerin, araştırmada bu yönde bir bulgu olmadığı yönündeki sorularına ise Bakan, Müslüman gençlerin şiddet eğiliminde, Sosyal mağduriyet ve ayrımcılık önemli bir rol oynasa da bu, olayı açıklamaya yetmediği cevabını veriyordu. Çünkü, Bakan ın önündeki araştırmalar, din vurgusundan ziyade, sosyal mağduriyet ve ayrımcılığın gençleri şiddete yönelten en önemli faktörler olduğunu gösteriyordu. Fakat Bakan, Dindarlık, yani İslamlılık 1 ile Maçoluk ve şiddet eğilimi arasında bir ilişki var olduğunda ısrarlı idi. Bakan ın daha öncelerden de gündeme getirdiği, Alman düşmanlığı meselesinin de yer aldığı araştırmalarda, dikkat çeken yönlerden birisi, Alman düşmanlığı yapan Müslüman gençler in, daha önce kendileri Almanlar tarafından şiddet gördüklerinin ortaya konulması. Ayrıca, Müslüman gençlerin Almanları iyi bir komşu olarak tanımlayan larının oranı, Türkleri, iyi komşu olarak tanımlayan Alman gençlerine oranla çok daha fazla. Suç istatistiklerini değerlendiren ikinci araştırmadaki iki ayrıntıdan birisi, gençler arasındaki suç oranlarının artmasında Alkol ve uyuşturu kullanımı nın önemli bir rol oynadığı yönünde. Özellikle İslamî anlamda değerlendirildiğinde, dindârlığın artmasının, alkol ve uyuşturucu kullanımını engellediği ya da azalttığı düşünülürse, Bakan Schröder in kalıplaşmış ön yargıları pekiştirmekten öte bir şey yapmadığı görülür. İkinci ayrıntı da, toplumun göçmen kökenlileri Almanlara göre daha fazla ihbar ettikleri, polisin de göçmenleri Almanlara oranla daha sıklıkla kontrol ettiği, yani göçmenlerin sürekli bir suç kontrolü altında olduğu yönünde. Aile ve Gençlik Bakanlığı nın bu araştırmalarını Bakan Schröder iyice okuyup değerlendirmek durumundadır. Aynı şekilde, göçmen kuruluşları ve İslamî dinî cemaatler da Bakan kadar bu araştırmaları değerlendirerek önlemler hususunda sorumluluk yüklenmek durumundadır. Her ne kadar, Bakan Schröder in Sosyal mağduriyet ve ayrımcılık önemli bir rol oynasa da bu, olayı açıklamaya yetmez sözü bize acı gelse de, bu söz üzerinde ciddî ciddî düşünmek durumundayız. Bakan Schröder in okumamızı istediği araştırma aslında, Frankfurter Rundschau 2 gazetesinin de dediği gibi bizzat Bakan ın görüşlerinin aksini ortaya koyuyor. Gazeteye gö- sayfa 10 Perspektif

11 Dikkat çekilmesi gereken bir yön de, suç işleme istatistiklerinde yabancı gençlerin suç işleme oranı yüksek gibi görünse de, iltica ve yabancılar yasalarınin ihlali gibi, Alman gençlerinin fiilen ve hukuken işleyemecekleri suçlar da, göçmenlerin suç oranlarını istatistiksel olarak artırıyor. re bu araştırma, Bakan için bir rezalet. Die Welt e 3 göre de Bakan, göçmenler hakkındaki kalıplaşmış yargıları savunuyorken, araştırma farklı şeylere işaret ediyor. Umarız bakan, her iki araştırma sonuçlarının, hem gençlik, hem de aile bakanı olarak kendisine yüklediği sorumlulukları kabul ederek çalışmaya başlar. Zira, araştırmalar önemli bilgiler içerdiği gibi, çözüm önerileri de sunuyor. Örneğin, Prof. Dr. Ahmet Toprak ve Prof. Dr. Katja Nowacki tarafından hazırlanan Göçmen Kökenli Genç Müslüman Erkek Gençlerde Şiddet Olgusu ve Önlem Stratejileri 4 isimli araştırma, şiddeti artıran faktörler ve önlem önerileri gibi iki ana bölümden oluşuyor. Şiddetin her kültür ve her toplumsal sınıfta bulunduğuna işaret edilerek, şiddet örneklerinin hem adlî mercilerce hem de siyasal aktörler tarafından bir araç olarak kullanıldığı uyarısında bulunuluyor. Bir taraftan Bakan Schröder in, bu tedbirlerin nasıl uygulanabileceği, hukukî altyapının nasıl oluşturulacağı ile malî kaynakların nasıl temin edilebileceği, göçmen ve İslamî kuruluşlarla nasıl bir işbirliği geliştirilebileceği gibi sorulara cevap bulması gerekirken, öte yandan aile içi şiddet, şiddetin bir eğitim aracı olarak kullanılamayacağı gibi alanlarda da göçmen ve İslamî kuruluşların daha da yaygın çalışma yapması gereği ortaya çıkıyor. Okul ve meslekî eğitimin yetersizliği, sosyal haksızlık, devlet ve özel işyerlerindeki ayrımcılık, ailelerdeki dil ve ifade yetersizliği, aile içi şiddet ve ve ailede şiddetin bir eğitim aracı olarak görülmesi, erkek çoçuklarının kayırılması gibi konuları irdeleyen rapor, topluma da önemli görev ve sorumluluk yüklüyor. Burada bir sorumluluk dağılımı ortaya çıksa da, asıl sorumluluğun Bakanlık ta olduğu da ortadadır. Prof. Dr. Sonja Haug un hazırladığı Genç Göçmenler Müslüman Gençlik / Şiddet ve Cinsiyetlere Göre Şiddet Göstergesi 5 başlıklı araştırma ise biraz uzmanlık istese de çeşitli veriler koyuyor önümüze. Ancak, istatistik bilgilerinin politikacılar tarafından nasıl istismar edilebileceği yönünde de bir ip ucu veriyor. Her ne kadar araştırma, göçmen gençler arasında suç işleme oranlarının yerli gençlere göre yüksek olduğunu ortaya koysa da, her iki kesimde de suç işleme oranının düştüğünü gösteriyor. Fakat dikkat çekilmesi gereken bir yön de, suç işleme istatistiklerinde yabancı gençlerin suç işleme oranı yüksek gibi görünse de, iltica ve yabancılar yasalarının ihlali gibi, Alman gençlerinin fiilen ve hukuken işleyemecekleri suçlar da, göçmenlerin suç oranlarını istatistiksel olarak arttırıyor. Bu araştırmanın bir başka dikkat çeken sonucu ise, suç işleme ya da şiddeti bir çözüm aracı olarak görmede, dinin önemli bir faktör olmaması. Örneğin araştırma, İtalyanlar gibi diğer güney ülkelerinden gelen gençlerin suç işleme oranları ile dışarıdan gelen diğer Hristiyan gençler arasındaki şiddet eğiliminin de Alman gençlere oranla daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. Kısacası her iki araştırma da Bakan Dr. Schröder in ortaya koyduğu aşırı sağ özellikli popülist söylemleri desteklemiyor. 1 Bakan burada Islamität kelimesini kullanıyor. Islamität kelimesi literatürde kullanılmasa da Bakan tarafından İslamî dindarlık anlamında kullanılıyor. 2 der/- / / /-/index.html / / /-/index.html 3 wtmc=rss.politik.deutschland 4 Gewaltphänomene bei männlichen, muslimischen Jugendlichen mit Migrationshintergrund und Präventionsstrategien 5 Jugendliche Migranten muslimische Jugendliche / Gewalttätigkeit und geschlechterspezifische Einstellungsmuster JANUAR OCAK 2011 sayfa 11

12 islam ve hayat Örf ün Din deki Yeri M. Hulusi Ünye Örf ve Adet Örf, anlamı itibariyle iyilik, ihsan, bilme, tanımadır. Buna paralel olarak yine, iyilik, ihsan, bilme, tanıma, akıl ve dinin güzel gördüğü şey; itiraf; at yelesi; horoz ibiği; yüksek yer; dalga, sabır; aklın önderliği ile kişilerde yerleşen ve selim tabiatça benimsenip, kabul edilen söz ve fiiller anlamında bir İslâm hukuku terimidir. 1 Tekil olan örf ün çoğulu a râf ve uref tir. Ayrıca örf, kanunlarla sınırlanmaksızın, durumun gerektirdiği hüküm ve icraat anlamına da gelir. 2 Arapça da ö harfi bulunmadığı için okunuşu urf şeklindedir. Çağdaş bazı İslâm hukukçularının örf ü tarifleri de şöyledir: Örf, herkesin bildiği ve genellikle kendisine uyageldiği söz ve fiillerdir. 3 Örf; İslâm toplumunun benimsediği, alışageldiği ve günlük yaşayışında uymak zorunda bulunduğu söz veya fiillerdir. 4 Örf, insanların çoğunluğunun benimseyip alışkanlık haline getirdiği işler veya işittiğinde hatıra başka anlam gelmeyecek derecede özel bir anlamda kullanmayı alışkanlık haline getirdikleri lafızdır. 5 Bunlardan birincisine amelî örf denir. Bazı bilginler buna âdet de demiştir. Meselâ, bir çok kimselerin sözlü ifade kullanmaksızın parayı verip bedeli olan ekmek, dergi, gazete vb. teslim alması (beyu t-teâtî) ve kira bedelini peşin ödemeyi herkesin âdet haline getirmesi buna örnek verilebilir. İkincisi kavlî (sözel) örf adını alır. Meselâ, veled kelimesi erkek ve kız çocuğunu kapsadığı halde, bunu bir bölge halkı yalnız erkek çocuğu anlamında kullanmayı âdet haline getirmişse, bu çeşit örf söz konusu olur. Örf e yakın mana taşıyan âdet sözü, Arapça avd ve avdet kökünden bir isim olup, kök anlamı, ayrıldığı şeye yeniden dönmek, geri dönmektir. Âdet, alışılagelen, zaman zaman bir işi yapma ve işleme, bir işi yapıp bitirdikten sonra bir daha yapma anlamına gelir. Âdet, Allah a izafe edilirse (Âdetullah), Allah ın sünnetini yani ilâhî kanunu ifade eder. Kadınların ay haline, belirli devrelerde tekrar tekrar vuku bulduğu için de âdet denilmiştir. 6 Örf ve âdet terimleri İslâm hukukunda eş anlamda kullanılır. Teâmül ve istimâl de aynı anlamdadır. Örf ve âdeti toplu olarak şu şekilde de tarif edebiliriz: Toplum hayatında yerleşmiş bulunan ve uzun süreden beri uygulanması sebebiyle hukuk bakımından bağlayıcı sayılan ve yazılı olmayan hukuk kurallarıdır. 7 İslam ın kaynaklarında örf ün yeri Örf kelimesi, Kur an-ı Kerim de iki yerde geçer. Birincisi Örf ile emret... 8 ayetidir ki, İslâm a uygun ve aklın güzel bulduğu şey anlamındadır. Bu, aynı zamanda marûf kelimesinin de eş anlamındadır. Diğer ayet ise, Andolsun herbiri ardınca (urfen) gönderilen meleklere... 9 ayetidir. Burada örf, iyilik ve ihsan manalarını kapsadığı gibi, iyilik ve ihsanı yaymak için arka arkaya gönderilen meleklerin geliş tarzlarını da ifade eder. 10 Örf kelimesi, Kur an ve Sünnette daha çok ism-i mef ûl siygası olan marûf şeklinde sıkça geçer. Marûf, aklın ve dinin güzel gördüğü şey, iyilik ve ihsan demektir. Bu siyga ile marûf kelimesi, Kur an-ı Kerim de 39 yerde geçer. 11 İslâm hukukunda dünya ve ahireti kapsayan bütün hükümler, Kitap (Kur an-ı Kerim), Sünnet, İcma ve Kıyas yoluyla elde edilir. Bunlara dört delil anlamında Edille-i Erbaa veya Şer î Deliller anlamında Edille-i Şer iyye denilir. Ayrıca bu dört delile Aslî Deliller anlamında Edille-i Asliye de denir. Bu dört asli delilin yanında bir takım deliller daha vardır ki bunlara da Fer î veya Talî deliller (İkinci Derecede Deliller) denir. Bazan asli delillerle çözüme kavuşturulamayan problemler, bu Fer î delillere dayanılarak çözüme kavuşturulur. Bunlar da şunlardır: Masâlih-i Mürsele, İstihsan, Örf-Âdet, Şer u men kablenâ (bizden önceki şeriatler), Sahabe Kavli ve İstishab. Görüldüğü gibi örf, İslâm da bir delil ve bir hüküm kaynağıdır. Hz. Peygamber (sav) Müslümanların güzel gördüğü şeyler, Allah katında da güzeldir. 12 buyurmuştur. Buradan hareketle Mecelle de şu kaideleri görmekteyiz: Örfen marûf olan şey şart kılınmış gibidir. 13 Örf ile tayin, nass ile tayin gibidir. 14 Biz bundan anlıyoruz ki örf, insanlar arası muamelelerde önemlidir ve bir delildir. 1 Ebû Sünne, el-urfu ve l-âde, Kahire 1947, s. 8; el-cürcânî, Ta rifât, Dersaadet 1283, s. 99, Urf maddesi 2 Âsım Efendi, Kamus Tercemesi, İstanbul 1305, III, 674 urf maddesi; el- Mu cemul-vesît, II, 601 urf maddesi 3 El-Hallaf el-masâdır, Kuveyt 1390/1970, s Zeydân, el-vecîz, Bağdat 1387/1967, s Zekiyüddin Şa ban, Usûlül-Fıkh, Terceme. İbrahim Kafi Dönmez, Ankara 1990, s Mehmet Şener, İslâm Hukukunda Örf, İzmir 1987, s. 104, Zahit İmre, Medenî Hukuka Giriş, İstanbul 1976, s el-a râf, 7:199 9 el-mürselât, 77: 1 10 İbn Manzûr, Lisanül-Arab, IX, M. Fuad Abdulbâki, el-mu cemul-müfehres fi Elfâzıl-Kur an il-kerim, Mısır 1378, urf (marûf) maddesi 12 Ahmed b. Hanbel, I, Madde, Madde, 45 sayfa 12 Perspektif

13 Her örf denilen şey hüküm elde etmede delil olarak istimal edilebilir mi? Bu konu İslam alimlerince müzakere edilmiş ve örf, sahih ve fasit örf diye iki kısma ayrılmıştır. Sahih Örf, Kitap ve sünnete uygun olarak veya bu kaynaklara aykırı olmaksızın meydana gelen örfler diye tarif edilirken; Fasit Örf, kesin olarak bir ayet veya hadise aykırı düşen örftür denilmiştir. Meselâ, sanatkâra mal siparişi demek olan İstisnâ akdi yaygın örf sebebiyle çoğunluk İslâm hukukçuları tarafından caiz görülmüştür. Yine nişanlıların birbirine verdikleri hediyelerin mehir niteliğinde sayılmaması, evlilikte mehrin tamamının veya bir bölümünün peşin verilmesi veya sonraya bırakılması örf halini almışsa, eşler arasındaki mehir anlaşmazlıklarında buna göre fetvanın verilmesi sahih örften 15 sayılırken, yaygın içki ve faizcilik alışkanlığı, eğitim sırasında, düğün, nişan ve benzeri toplantılarda yabancı erkek ve kadınların tesettürsüz olarak birlikte bulunmaları ve eğlenmeleri fasit örf 16 kabul edilmiştir. Fasit olan örf, İslâm toplumunun tümünde yaygın hale gelmiş olsa bile geçerli ve meşrû olamaz. Her müminin kendisini ve çevresini böyle örflerden koruması gerekir. Müslümanların güzel görüp benimsediği şeyleri İslâm da delil saymıştır. Hadiste şöyle buyurulur: Müslümanların güzel gördüğü şeyler, Allah katında da güzeldir. Sorunlar örf e göre çözülür Kitap ve Sünnette çözümü örfe bırakılan çeşitli meseleler vardır. Kur an-ı Kerim de örfe bırakılan bazı konular şunlardır: Kadının ve çocukların nafakasının örfe göre karşılanması, süt anneye verilecek ücretin örfe göre belirlenmesi, cinsel temastan sonra boşanma halinde daha önceden mehir belirlenmemişse kadına verilecek muta nın kocanın durumuna ve beldenin örfüne göre belirlenmesi, yetimin malına bakan velinin yoksul olunca yetimin malından örfe göre yiyebileceği vs. 17 Dipnotta sunulan ayetlerdeki marûf terimi yer, zaman ve toplumlara göre değişebilen ve halkın uyulmasını gerekli gördüğü kuralların başında gelen örf, adet ve teâmülleri manasınadır. 18 Sünnette örfe bırakılan bazı konulara da şunları örnek olarak verebiliriz: Müslümanların güzel görüp benimsediği şeyleri İslâm da delil saymıştır. Hadiste şöyle buyurulur: Müslümanların güzel gördüğü şeyler, Allah katında da güzeldir. 19 İmam Serahsî (rhm) bu hadisi şu şekilde izah buyurur: Zanaatkârlara siparişle (istisnâ) iş yaptırmak, kıyasa göre caiz değildir. Çünkü bu, ortada olmayan bir şeyin satışı demektir. Bu ise yasaklanmıştır. Ancak Hz. Peygamber devrinden beri bu çeşit akitlerle ilgili olarak devam edegelen bir teâmül vardır. Buna dayanarak kıyası bırakıyor istisnâ ve benzeri akitleri caiz görüyoruz. Bunun dayanağı, örf delilidir. 20 Ebû Süfyânın karısı Hind e, sorduğu bir soru üzerine Hz. Peygamber (sav) in verdiği cevap, çocukların nafakasında örfün esas alındığını gösterir. Peygamber Efendimiz (sav), ona, Örfe göre sana ve çocuklarına yetecek miktarı alabilirsin demiş ve nafaka miktarını Hind in bulunduğu beldenin örfüne bırakmıştı. 21 İslâm, cahiliye devri âdetlerinden olan alım-satım, rehin, kira, selem, kasâme, evlilik, eşler arasında denklik, mirasçılık ve evlendirme velâyetinin asabe esasına bina edilmesi gibi bir çok adeti yeni bazı düzenlemeler yaparak muhafaza etmiştir. Ancak faiz, kumar, kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi gibi çirkin adet ve uygulamaları ise kaldırmıştır. Örfdeliline dayanılarak yapılan ictihadlar, o örfün değişmesiyle dayanaktan yoksun kalabilir. İbn Âbidîn (rhm) bu konuda şöyle der: Fıkhî meseleler ya açık bir nass a (ayet-hadis) dayanır, ya da re y ve ictihad ile sabit olurlar. Bu bölüme giren fıkhî meselelerin çoğunu müctehid, kendi çağının örfüne dayandırmıştır. Eğer müctehid, bugünkü örfün hâkim olduğu devirde bulunsaydı, öncekine uymayan yeni bir görüşe sahip olurdu. Bu yüzden bilginler, insanların adetlerini bilmeyi ictihadın şartları arasında saymışlardır. Zamanın değişmesiyle bir çok hükümler de değişmektedir. Eğer bu hükümler, ilk şekilleri gibi kalacak olurlarsa, hem halka güçlük ve zarar verirler; hem de kolaylık sağlama ve dünya nizamının en güzel şekilde devam etmesi için zarar ve fesadı önleme esasına dayanan şeriat kurallarına aykırı düşerler. Bu yüzden mezhep bilginleri, müctehidin kendi devrine göre açıkladığı bir takım hükümlere muhalefet etmişlerdir. Çünkü onlar biliyorlardı ki, müctehid bunların çağında olsaydı, mezhebinin kurallarına uyarak, kendileri gibi düşünürdü. 22 İşte bu sebepledir ki, sonraki müctehidler, eski örfe dayanan bir çok meselede yeni örf sebebiyle yeni hükümler ortaya koymuşlarıdr. Önceleri imamlık, müezzinlik, Kur an-ı Kerim öğreticiliği gibi iş ve meslekleri icra edenlere ücret verilmezken, din hizmetlerinin ve eğitiminin ihmale uğrayabileceği düşünülerek maaş ödenmesine fetva verilmesi; 23 ortak olarak çalışan kimsenin, elinde bulunan emaneti telef ettiği takdirde tazmin etmesi; vakıf arazi ile yetimlere ait malların kiraya verilmesinin belli bir süre ile sınırlandırılması ve mahkemelerde şahitlerin tezkiyesine ihtiyaç duyulması gibi meseleler yeni ortaya çıkan örfle değiştirilerek yeni hükümler ortaya konulmuştur Hallâf a.g.e., s. 146; Zeydân, a.g.e., s. 216; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm İlmihali, İstanbul 1991, s İbn Âbidîn, Neşrul-Urf, Âsitâne 1325, II,116; Zeydân, a.g.e., s el-bakara, 2:233, et-talâk, 65:7, el-bakara, 2:233,el-Bakara, 2:236,en-Nisâ, 4:6 18 Ebû Sünne, el-urf, Ahmed b. Hanbel, Yukarda zikri geçen hadis-i şerif 20 es-serahsî, el-mebsut, XII,138, Usûl, II, Buhârî, Büyü, 95; Mezâlim, 18; Müslim, Akdiyye, 7; Ebû Dâvud, Büyû, İbn Âbidîn, Risatelül-Urf II, Muhammed Ebû Zehra, Usulül-Fıkh, s. 276). 24 M. Ebû Zehrâ, a.g.e., s. 266 JANUAR OCAK 2011 sayfa 13

14 islam ve hayat Dinî Açıdan Kültürel Etkileşim ve Bazı Kutlamalar Her şeyden önce din, sünnet, fıkıh, örf, maruf, salih amel, haram, mübah, taklid, zaruret, ihtiyaç, v.s. gibi ilim, kavram ve terimler yüzyıllar boyu müslümanların ilmi geleneklerinde sarsılmaz konumlara sahip olmuşlardır. Ahmet Arslan İnsan hayatını anlama ve değerlendirme çabasına giriştiğimizde karşımıza bazı temel meseleler çıkacaktır. Bunların başında konuya hangi kavramların yardımıyla ve hangi ilmi disiplinle yaklaşacağımız meselesi gelmektedir. Bu yazının konusunu oluşturan meseleyi kültürel etkileşim olarak adlandırdığımızda aslında kendimize antik dönemden itibaren batılı filozoflar tarafından kullanılan, modern dönemle birlikte kavramsal çerçevesi geliştirilen ve yüzlerce farklı tanımı yapılabilecek olan kültür kavramını anahtar kavram olarak seçmiş oluyoruz. Bu bağlamda kültür, sözlüklerde tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde oluşturulan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları oluşturmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü olarak tanımlanmaktadır. 1 Kısacası kültür kavramı bir toplumun duyuş, düşünüş birliğini sağlayan değerlerinin tümünü yani; gelenek, görenek ve sanat / zanaat değerlerini kapsar. Kültürel etkileşim ise; birbiriyle alakalı olmayan kültürlerin çeşitli sebeplerden dolayı karşılaşması ve birbirini etkilemesi olarak anlaşılabilir. Genelde çoğunluğun azınlığın kültürünü, galiblerin mağlupların kültürünü, güçlülerin zayıfların kültürünü etkileme ihtimallerinin yüksek olduğu söylenebilir. Kültür ve kültürel etkleşim kavramlarının belli ilmi disiplinlere ve paradigmalara ait olduklarını belirtirken bu kavramların içeriklerinin müslümanların ilmi geleneklerinde karşılıklarının olmadığını iddia etmek söz konusu değildir. Her şeyden önce din, sünnet, fıkıh, örf, maruf, salih amel, haram, mübah, taklid, zaruret, ihtiyaç, v.s. gibi ilim, kavram ve terimler yüzyıllar boyu müslümanların ilmi geleneklerinde sarsılmaz konumlara sahip olmuşlardır. Bu kavramlarla tevhid akidesini birlikte değerdendirdiğimizde karşımıza bütüncül bir sistem çıkmaktadır ki; teorik alanda bu sistemin kendisine yabancı olan kavramlarla ifade edilmesi mümkün olamamaktadır. Bu sebeple kimi münevver müslümanlarca kültür kavramı reddedilerek müslümanın hayatını tanımlamada sünnet kavramına vurgu yapılmaktadır. 2 Yine aynı şekilde İmam Ebû Hanife (Ö. 150/767) nin tarifiyle kişinin leh ve aleyhinde olan hükümleri bilmesi şeklindeki tanımlanan fıkıh ilmi de müslümanlar hangi çağda ve çoğrafyada yaşarlarsa yaşasınlar karşılaştıkları meseleleri çözmede en azından teorik anlamda sınırsız imkanlar sunmaktadır. Teorik anlamda deyişimizin sebebi ise, yine fıkıh ilminin bir unsuru olan ictihadın (bir şeyi elde etmek için olanca gücünü sarfederek hüküm çıkarma) olması gerektiği gibi işletilemiyor olmasıdır. Bir terim olarak ictihad en eski fıkıh usûlü kaynağı olan Şâfiî (ö. 204/819) nin er-risâle sinde şöyle tarif edilmiştir: Her hâdise hak- sayfa 14 Perspektif

15 Hazreti Peygamber (s.a.v.) in mevlidi dışında kimselerin doğum günlerini kutlama örneklerine İslam ın ehl-i sünnet yorumuyla şekillenen gelenekte rastlanmadığı bilinmektedir. kında ya ona ait bir hüküm veya hak olan hükmün yolunu gösteren bir delâlet vardır. Hâdisenin açık hükmü varsa ona uymak gereklidir. Eğer muayyen bir hüküm yoksa, hâdisenin hak olan hükmüne götüren yolun delili ictihad ile aranır 3 Böylelikle değişen zaman ve şartlarda meselelerimizin tahlili ve çözümü konusunda zihni ve ilmi çabanın temel gereklilik olduğu söylenebilir. Özellikle birden çok kültür ve dinin müntesiplerinden oluşan toplumlarda gerçek anlamda kültürel etkileşim yaşanmaktadır. Bir çok açıdan farklı dinler ve kültürlere sahip insanların birbirleriyle iletişimden kaçınıp içe kapanmaları mümkün olamamaktadır ki; bunun insani ve İslami açıdan tavsiye edilemeyeceği de savunulabilir. Aslında toplumların birbirlerinden haberdar olmasıyla başlayan ve iletişim araçlarının gelişmesi ile had safhaya ulaşan etkileşim ( etkilenme ) olgusuna yaş günü, anneler günü ve yılbaşı kutlamalarını bariz örnekler olarak gösterebiliriz. Bu örnekler, kitle iletişim araçlarının da marifetiyle, küreselleşen, tüketim toplumuna doğru evrilme açısından tektipleşen dünyada özellikle belli yaşam standartlarına ulaşmış olan fert ve toplumların bir şekilde gündemine girmektedir. Bu ve benzeri örnekleri ne tamamiyle masum, tabii, insani gelenekler olarak görmek, ne de bunları helal dairesi içerisinde dahi kutlamayı Kim bir topluma benzerse; o da onlardandır v.b. prensipler doğrultusunda batıla, müşriklere benzeme olarak tavsif etmek anlamlı görünmektedir. Neyi niçin yaptığını bilen, kimlik ve kişiliği oturmuş kimselerin tüketim toplumunun kitle psikolojisiyle hareket etmeyecekleri beklenebilir. Ancak bu durumda olmayan kimseler ile gençler ve çocuklar farklı sebeplerle bahsi geçen kutlamaları yapabilirler. Bu noktada karşımıza bahsi geçen konuda dinimiz İslam ın görüşü nedir? sorusu çıkmaktadır. Bu soru tabii ki; dinine göre yaşama gayretinde olan her müslüman için önem taşımaktadır. Her şeyden önce İslam dininin hakikat dini olduğu, hayal aleminde yüzmediği, insanların karşısına gerçeklerle ve tabii şeylerle çıktığı bilinmelidir. İnsanlar melek değildir ve onlara bütün konuşmalarının zikir, susuşlarının tefekkür, dinlediklerinin yalnızca Kur an, istirahat yerlerinin de mescid olması farz kılınmamıştır. Böyle yaşayabilen insanlar nadirdir ve bu halleri de devamlı değildir. İnsanların ihtiyaçları arasında dinlenmek, neşelenmek, güzellik zevklerini tatmin etmek de vardır. Onların kalpleri de vücudları gibi yorulur, dinlenmeye ihtiyaç duyar. İslam, nefsi haramlardan korumak, fıtratın çağrısına uymak ve kalplerin dosdoğru yolda devam edebilmesini sağlamak için helal dairesi içerisinde eğlenmeyi, şakalaşmayı ve oynamayı mübah kılmıştır. 4 Hazreti Peygamber (s.a.v.) in mevlidi dışında kimselerin doğum günlerini kutlama örneklerine İslam ın ehl-i sünnet yorumuyla şekillenen gelenekte rastlanmadığı bilinmektedir. Ancak günümüzde yaş günü kutlamaları ile ilgili olarak farklı yorumlarla bu günün dini olmaktan çok dünya çapında yaygınlık kazanan bir adet haline geldiği söylenebilir. Bu sebeple kutlanmasında bir beis olmamakla beraber kutlamalarda başka kültürleri taklit eder duruma düşülmemesi gerektiği belirtilmektedir. Yine bu kutlamalar vesilesiyle yeni nesillere dini duygu, imaj, bilgi ve alışkanlıkları verme amacının güdülmesi gerektiği bilinmelidir. 5 Bu bakış açısıyla anneler gününe de yaklaşılabilir. Ancak müslümanlar, annelik gibi kutsal bir değere saygıyı modern hayatın şartları içerisinde, bu ve benzeri değerleri belirli günlerle tüketme yüzeyselliğine düşmeden kendi kutsalları doğrultusunda gündemleştirmeyi başarabilmelidirler. Yılbaşı kutlamalarına ise; çok farklı açılardan yaklaşılabilir. Mesele bir takvime göre bir yılın daha geride kalması ve yeni bir yıla giriliyor olması ise; bunun nasıl kutlanacağı kişinin anlayış seviyesine göre değişecektir. Kendisine müslüman olarak tanımlayan bir kimsenin Hazreti İsa (a.s) ın doğumunu kutlamak niyeti dışında bir noel, paskalya kutlaması herhalde medya ve çevrenin telkiniyle uydum kalabalığa kabilinden bir taklitçilik olacaktır. Müslüman neyi, niçin yaptığını bilen, bildiğinin de sorumluluğunu taşıyabilen kimsedir. Krizlerin ve bunalımların yaşandığı bir dünyada kurtuluş yolu gösteren İslam, kendine has yaşam tarzı olma özelliğine sahiptir. Bu özelliğin hayatın her alanında insanlığa gösterilmesi müslümanların başlıca görevlerindendir. Bu büyük görev ciddi ilmi ve fikri çabayı gerektirmektedir. Modern hayatın imkanlarının İslami yaşam tarzının ve İslam ın kendine has özelliklerinin hizmetine sunulması çağın müslümanlara yüklediği bir başka ödevdir. 1 ng=md 2 Arslan, Abdurrahman; 3 Şafii, er-risâle, thk. Ahmed M. Şakir, Mısır 1940, s. 477 Krş. Yusuf el- Karadavi, İslam da Helal ve Haramlar, I.I.F.S.O. Yayımı, 1980, s. 491 v.d. 4 Krş. Hayrettin Karaman, Günlük hayatımızda Helaller ve Haramlar, İz Yay. 23. Bas. İst. 2007, s. 209 JANUAR OCAK 2011 sayfa 15

16 teşkilat T.C. Berlin Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri Prof. Dr. Ali Dere IGMG yi ziyaret etti T.C. Berlin Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri ve DİTİB Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ali Dere, beraberindeki heyet ile İslam Toplumu Millî Görüş Genel Merkezi ni ziyaret etti. Ziyaret esnasında IGMG Genel Başkanı Yavuz Çelik Karahan ve İrşad Başkanı Ahmet Özden ile çeşitli konularda görüş alışverişinde bulunan Prof. Dr. Ali Dere, Müslümanların genelde Avrupa da ve özelde de Almanya da karşılaştığı problem ve ayrımcılıklar hakkında görüşlerini gündeme getirdi. Bu anlamda İslamî dinî cemaatlerin ortak çalışmalar yapabileceğini belirten ve mevcut işbirliğinin daha da geliştirilmesinin gerekliğine işaret eden Prof. Dr. Ali Dere, DİTİB in yaptığı çalışmalar hakkında da bilgi verdi ve Köln Merkez Camii inşaatının da kısa zamanda bitirilerek hizmete açılacağını söyledi. IGMG Genel Başkanı Yavuz Çelik Karahan da, Prof. Dr. Ali Dere nin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İslamî kuruluşların başkanları olarak zaten her ay biraraya gelerek danışmalarda bulunduğunu, ancak, Prof. Dere nin nazik ziyaretinden dolayı ziyadesiyle memnun olduklarını belirten Karahan da IGMG nin çalışmaları hakkında bilgi verdi. IGMG Gençlik Teşilatı Üniversiteliler Birimi eğitim programına da katılarak üniversite öğrencileri ile de sohbet eden Prof. Dr. Dere, öğrencilerin tatillerini böyle eğitim programları ile değerlendirmesini takdir ettiğini belirtti ve Müslüman öğrencilerin Avrupa da eğitim görmelerini bir fırsata dönüştürmelerini istedi. İki kültürü de bilmek, sizin için bir fırsat olmalı. Bu konumunuz ayrıca size ileride Müslüman toplumu temsil etme görevi de yükleyecektir diyen T.C. Berlin Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri ve DİTİB Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ali Dere öğrencilerin kültürel kökenlerine sahip çıkmasının önemine de vurgu yaptı. sayfa 16 Perspektif

17 toplum Avrupa nın Göç Sorunu Yaşanan Irkçılık ve Batı nın Kendini İnkarı Milliyetçiliğin yol açtığı yaraları yeni sarmış ve henüz milliyetçilik eksenli kıyımların ve katliamların tazeliği hafızlardan silinmemişken yeniden bu kısır döngüye gelinmesi hem Avrupa için hem de dünyanın geri kalan kısmı için talihsizlik olarak durmaktadır. Bedrettin Keskin Günümüzde siyaset bilimi başta olmak üzere birçok bilim insanı yanında özellikle politikacılar ve ekonomistler tarafından Avrupa nın nereye ve nasıl evrildiği sorusu zihinleri meşgul etmektedir. Bunun en büyük nedeni Avrupa nın geçmişte oturmuş ve her kesim tarafından kabul görmüş ilkelerinin sarsıntıya uğraması, bu ilke ve standartlar üzerinde şüpheler oluşmasıdır. Buna da daha çok Avrupa da büyüyen yabancı düşmanlığı, ırkçılık, göçmenlere karşı olumsuz tavır gibi etmenler yol açmaktadır. Bu boyutu ile Avrupa nın yaşadığı sorunlar diğer gelişmiş ülkelerin de benzer sorunlarla karşılaşma ihtimali nedeniyle evrensel bir niteliğe bürünmüş görünmektedir. Sorunun evrensel olması, sorunun kapsadığı kesim ve sınırlarla yakından ilgilidir. Ayrıca Avrupa nın evrensel ilkeleri olan, yani Avrupa yı kendisi yapan değerlerin, dünyanın geri kalanı açısından da değer kabul edilmesi ile yakından ilgilidir. Avrupa nın kendini inkar noktasına doğru evrilme Hem Doğu da hem de Batı da olan yani dünyanın artık herhangi bir noktasında vuku bulan herhangi bir gelişme tüm birey ve toplumları derinden etkileyebilmektedir. Bu da bizi yaşadığımız sorunların ne derece etkileme gücüne sahip olduğu gerçeğine götürür. göstermesi, evrensel boyutlu etkiyi beraberinde getirebilmesi nedeniyle sorunun tartışılması da evrensellik arz etmektedir. Hem Doğu da hem de Batı da olan yani dünyanın artık herhangi bir noktasında vuku bulan herhangi bir gelişme tüm birey ve toplumları derinden etkileyebilmektedir. Bu da bizi yaşadığımız sorunların ne derece etkileme gücüne sahip olduğu gerçeğine götürür. Dolayısıyla Batı toplumundaki tüm gelişmelerden etkilenecek Batı dışı toplumları, sorun göçmen ve yabancılar merkezli gelişince bu etkiyi daha derinden hissetmektedir. Yabancı düşmanlığı ve göçmenlik insanlık sorunu olup bu sorunların etkileme gücü dolayısıyla çok geniş kapsamlıdır. Tüm bu nedenlerden dolayı Avrupa nın yaşadığı kırılmalar, ekonomik krizler, yabancılar sorunu, göçmenlik, ırkçılık ve yükselen aşırı sağ gibi insanlığın tartıştığı sorunlar çok boyutlu ve çok yönlü niteliği ile daha fazla tartışmaların merkezinde olmaya devam edecektir. Yine Batı nın insanlara kendini tanıtmada aracılık etmiş temel kavramlarından hareketle, Batı nın çok kimlikli, çok kültürlü yapısının kültürel çoğulculuğa mı evrileceği, yoksa asimilasyon ve dışlanma ile mi sonuçlanacağı zihinleri meşgul edecektir. Ekonomik kriz, yükselen aşırı sağ, refah devletinin gerilemesi, medeniyetleri çatıştırmaya dönük tezler bahse ko- JANUAR OCAK 2011 sayfa 17

18 toplum The Economist dergisinin Avrupa'daki Müslümanlarla ilgili sayısının kapağı nu olan kırılma noktalarını oluşturmaktadır. Avrupa da tarihsel süreçte birçok kırılma ve çatışmalar yaşanmıştır. Özellikle din savaşları, yüzyıl savaşları ve sömürge dönemleri çatışmaları, ardından da birinci ve ikinci dünya savaşlarına tanık olunmuştur sonrası Avrupa nın imar uygulamaları yanında refah devleti uygulamalarını benimsemesi yabancı işçilerle ve göçmenlerle daha mümkün olmuştur. Geçmişten ders çıkaran Avrupa nın -özellikle iki dünya savaşının Avrupa için büyük bir yıkıma neden olması- durduğu yeri sorgulaması ve yeni ilkeler ve haklar oluşturmasına yol açmıştı. Avrupa nın yaşadığı bu tarihsel tecrübeler de onun evrensel hak iddialarının kendi dışındaki dünyada kabul görmesine neden olmuştu. Bugün ise bu ileri derecedeki ilke ve haklardan geriye doğru gidilmesi Batı dışındaki birey, toplum ve devletlerin bunu kaygı ile izlemesine yol açmaktadır. Bundan dolayı Avrupa dışında da sorun sıcaklığını sürdürecektir. 19. ve 20.yüzyıllar boyunca sadece sömürge ülkeleri değil, diğer tüm ülkeler Batı medeniyetinin demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi standartlarını kabul etmiş ve Batı yı kendisine rol model olarak benimsemişti. Günümüzde ise Batı nın dünya genelinde dile getirdiği değerlerini bir nevi kendisi tartışmakta ve sorunsallaştırmaktadır. Yani Batı acaba gittikçe Batı dan uzaklaşıyor muydu? Kendi değerlerine yabancılaşan Batı, dünyanın geri kalanına neyi verebilir, yaşayamadıklarını nasıl savunabilir? Avrupa kendini inkar mı edecek, yoksa kendi değerlerini daha ileriye mi götürecek? Batı nın kırılması işte tam bu noktada ortaya çıkmaktadır. Bu soruları sormamıza yol açan en temel gelişmeler, Avrupa da yükselen milliyetçilik ve aşırı sağdır. Milliyetçiliğin yol açtığı yaraları yeni sarmış ve henüz milliyetçilik eksenli kıyımların ve katliamların tazeliği hafızlardan silinmemişken yeniden bu kısır döngüye gelinmesi hem Avrupa için hem de dünyanın geri kalan kısmı için talihsizlik olarak durmaktadır. Milliyetçiliği ve aşırı sağı besleyen ekonomik krizler devam ettikçe kısır döngü de süreklilik arz edecektir. Artan aşırı sağ toplumsal huzursuzluklara yol açacak, bu da toplumsal sonuçların ötesine taşacak birçok soruna kaynaklık edecektir. Siyasal, sosyal ve ekonomik sonuçları itibari ile sorun derinleştikçe aşırı sağ yükselişini sürdürecek gibi görünmektedir. Aşırı sağ, sorun çözmeyen siyasetçilerin sosyal, ekonomik ve siyasi olarak bedelini göçmenlere ve yabancılara yükleme kolaycılığına kaçmaktadır. Sorunun aşırı sağcılar tarafından kullanılmasına zemin hazırlayanların başında ekonomiyi ve siyaseti toplumsallıktan uzaklaştıran siyasilerin geldiği şüphe götürmez bir gerçekliktir. Ekonomi politika artık gittikçe küçük grupların ve kişilerin çıkarlarına indirgenerek, bu kesimin menfaatleri temelinde yürütülmektedir. Bu aynı zamanda refah uygulamalarından geri dönüşü de ifade edecek bir durumu açıklamaktadır. Toplum içerisinde bir taraftan refahtan tüm toplum kesimlerinin (ki bunlara göçmenler ve yabancılar da dahil) yararlanmasına yol açacak düzenlemelerin gerekliliği üzerinde durulurken, diğer taraftan refah uygulamalarının tüm toplum kesimi için (özellikle göçmenler ve yabancılar açısından) geriye doğru işletilmesi savunulmaktadır. Kamunun refah uygulamalarından çekilmesini savunan kesim, doğal olarak önce göçmenlere dönük yapılan uygulamalardan rahatsızlık duymaktadır. Devletin refah uygulamalarını azaltmasından rahatsız olanların bir kısmı, tepkilerini kamudan ziyade gerek yabancılarda gerekse diğer tüm göçmenlerde arama yolunu tercih etmektedir. Refah artışındaki katkılarından dolayı refahtan eşit ve adil pay alması gereken göçmenler haksız ve insafsız bir şekilde ekonomik krizlerle anılmak istenmektedir. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de ekonomi ve siyasalar tüm toplumu kapsayacak kadar geniş ve büyük olmasına rağmen gittikçe toplumsallıktan uzaklaşarak, toplumun geniş kesimlerinde hak mahrumiyeti yaşanmaktadır. İşte tam da bu zemin ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına davetiye çıkarmaktadır. Küçük menfaatler üzerinde büyük fırtınalar kopartılarak, göçmen gruplar hedef gösterilmektedir. Oysa göçmenler yakın bir zamana sayfa 18 Perspektif

19 Hollanda da bir cami kadar toplumun büyük bir kesimi tarafından zenginliği üretmede temel aktör olarak görülürken gittikçe daha fazla olumsuzluklarla zikredilir olmuştur. Aynı şekilde göçmenler büyük oranda toplumun diğer kesiminin çok fazla yapmaya yanaşmadığı işleri yaparak, marjinal ve zor şartlarda çalışarak (Terleme atölyeleri 1 nde) Avrupa ülkelerinin ekonomilerine ve kalkınmalarına ciddi katkılar sağlamıştır. Bazen merkez sol daha çok merkez sağ özellikle bu tarz popülizme karşı durmak yerine, bunlara prim vermektedir. Yerliler ve göçmenler arasında insanlık tarihinden günümüze gerginlik yaşanmasına paralel olarak, göçmenlerin toplumsal yaşamdan ekonomik ve siyasi hayata kadar olumlu katkıları yanında olumsuzlukları da sürekli bu tartışmalara eşlik etmiştir. Toplumsal refahın artışına bağlı olarak toplumun dezavantajlı grupları, işçiler ve yabancıların üretimleri olumlanırken, toplumsal refahın gerilemesi ve krizlerin artması ile bu durum tersine dönmektedir. Oysa toplumsal refah artışındaki kazançtan yeterince menfaatlenemeyen bu kesimler bedel ödetilmeye gelince en şiddetli olanına muhatap olmaktadır. Avrupa nın muhatap olduğu kırılma noktaları ya daha büyüyüp çatlaklara yol açarak Avrupa nın kendini inkar etmesi ile sonuçlanacak ya da Avrupa dünyanın geri kalanına da birçok açıdan rol model olacak, yaşanabilir bir dünyanın imkanına katkı sağlayacaktır. Avrupa Birliği de ortak ve birlikte yaşam şartlarını oluşturmada başarı gösterirse sürdürülebilir büyüme, adil kalkınma, yükselen refah ve paylaşım gibi ilkelerle kendini mümkün kılacaktır. Aksi takdirde aşırı sağ Avrupa yı göçmelerden kurtarma iddiaları ile -bir nevi Avrupa yı da kurtarma!- Avrupa yı ciddi sarsıntıya uğratacaktır. Yalnızlaşan, yabancılaşan, kimliksizleşen ve kişiliksizleşen Avrupa ya bir de iç çatışmalar ve mücadeleler eklenirse bu aynı zamanda Avrupa Birliği nin ve değerlerinin de sonu olur. Kırılma yaşayan Avrupa da siyasi liderlerden çok ciddi sorumluluklar beklemektedir. Oy avcılığı ve siyasi rant adına yabancı düşmanlığını körükleyecek ve göçmenleri olumsuzluklarla anacak söylem ve gelişmelere prim vermemeleri gerekmektedir. Ayrıca artık göçle gelen kesime yabancı gözü ile bakılmaması yaşadıkları ülkenin eşit ve özgür vatandaşları olarak o ülkenin bir parçası ve zenginliği olarak değerlendirilmeleri gerekir. Avrupa nın yaşlanan ve zor şartlarda çalışmak istemeyen nüfusuna karşı göçmenlerin can simidi konumunda olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır. Geçmişte refah düzeyini yükseltmede göçmenlerin ne kadar büyük bir pay sahibi olduğu perdelenmeden, gelecekte de benzer rollerini sürdürecekleri gözlerden uzak tutulmamalıdır. Yine Avrupa değerlerinin sadece demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğünden ibaret olmadığı, çok kimlikli bir yapı ile kültürel çoğulculuğun, azınlık haklarının, toplumsal çeşitliliğin de saygı görmesinin Batı yı Batı yapan değerler olduğu sürekli hatırlanmalıdır. Aksi takdirde Batı geçmişte mücadele ettiği canavara dönüşecektir ki, bu da kimsenin tercih etmediği bir sonuçtur. 1 Terleme atölyesi, özellikle Marksist literatürde emeğin zor koşullarda, düşük ücretlerle çalışmasını ifade etmek amaçlı kullanılmıştır. Bu durum daha çok özellikle yerlilerin çalışmak istemediği, göçmenlerin ise çalışmak zorunda kaldığı faaliyet alanları için kullanılmaktadır. JANUAR OCAK 2011 sayfa 19

20 toplum Dil, Anadil, Kültür... Prof. Dr. Hayati Develi İle Söyleşi Avrupa da yaşayan göçmenlerin en önemli meseleleri arasında dil konusu yer almaktadır. Zira onlar yaşadıkları ülkelerde konuşulan dil ile anadillerini sağlıklı bir zemine oturtma çabası içerisindedirler. Bu çerçevede dilin mahiyeti, kültür ile bağlantısı ve çiftdillilik gibi konular bilhassa üzerinde düşünülmesi gereken meselelerdir. Perspektif Dergisi olarak dil alanında akademik çalışmaları ile tanınan İstanbul Üniversitesi Dilbilimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hayati Develi ile bu meseleler bağlamında bir söyleşi gerçekleştirdik. Ömer Faruk Altıntaş - Hocam temel bir soru ile başlamak istiyorum: Esas itibariyle dil nedir? - Dil, insanın kendisini ve kendi dışındaki dünyayı anlamasını, anlamlandırıp/isimlendirmesini, böylece kendi dışındaki dünya ile iletişim kurmasını sağlayan saymaca göstergeler sistemidir, diyebiliriz. İnsan, bütün yaratılmışlardan farklı olarak, soyut olsun somut olsun, varlıkları isimlendirebilen, bu isimler sayesinde onları her durumda zihinsel faaliyetinin bir unsuru yapabilen bir canlıdır. İnsanı eşref-i mahlukat, yani yaratılmışların en şereflisi yapan bu kabiliyetidir. İnsan, dili sayesinde hem kendi zamanında yaşayan insanlarla iletişim kurabilir, hem de kendinden önce yaşayan insanlara ait bilgileri biriktirip onları hatırlayabilir. Bu da insanı tarihsel bir varlık yapar. Yani her insan (kişisine göre değişse de) bir geçmiş algısına sahiptir. İnsan türündeki bu geçmişi hatırlama ve geleceğe taşıma kabiliyeti kültürü oluşturan en temel güçtür, denilebilir. Zira kültür bütün insan başarılarının toplamı, bir birikimdir. - Bu açıdan bakıldığında kültür ve dil arasında nasıl bir ilişki vardır? - Dediğimiz gibi, evrende karşılaştığı sorunlara bulduğu çözümleri dili sayesinde sonraki nesillere aktarabiliyor, birikimlerini öğretebiliyor, geliştirebiliyor. Bu da kültürü oluşturuyor. İnsan kültürü, aynı zamanda bir toplum kültürüdür. İnsan toplum dışında var olamaz; ancak en küçüğünden en genişine kadar (aile-millet) bir toplum içerisinde var olabilir. Bizler, bizden önceki atalarımızın yüz binlerce yıldır buldukları çözümleri, geliştirdikleri fikirleri (mesela mimariyi, giyim kuşamı, yemek yapmayı) miras alarak, onları hazır bularak yaşamaya başlıyoruz. Bu miras olmasa, her birimiz yeniden ev yapmayı, yeniden ateş yakmayı, yeniden elbise dikmeyi keşfetmek zorunda kalsak, bugünkü hayat seviyemize ulaşamazdık. Bu aktarımı, öğrenmeyi mümkün kılan dildir; insan dilinin kendine özgü özellikleridir. Dilin böyle taşıyıcı bir işlev gördüğü gibi, kendisi de kültürün bir ürünüdür. Nasıl bir hayat yaşıyorsunuz, neye inanıyorsunuz, komşularınız kimlerdir, coğrafyanız, üretim-tüketim ilişkileriniz nelerdir, bunların hepsi dile yansır ve kültürümüz, yani yaşama biçimimiz dili belirler. Örneğin, Almanya da yaşayan Türklerin konuştuğu Türkçe, çevrelerinden (Almancadan), üretim-tüketim ilişkilerinden derin bir şekilde etkilenmekte ve Türkiye de konuşulan Türkçeden farklılaşmaya başlamaktadır. - Bu noktada Avrupa daki göçmenlerin anadilikinci dil konusu akla geliyor. İnsanın anadili ne işlev görür? İki anadilli olmak mümkün müdür? - İnsan, bir kültür toplumu içine doğar ve tıpkı boş bir bilgisayar gibidir. Toplum üç-beş yıl içinde bu bilgisayara kendi kültürel programını yazar. Bu önce dildir. Her bilgisayarda, bizim görmediğimiz, ama aslında bütün işleri yürütün bir temel program yazılıdır. Ana dili buna benzetebiliriz. İnsan yavrusu, dünyayı bu dil ile algılar, onunla biçimlendirir. O ilk dil, düşünce dünyasını ve sayfa 20 Perspektif

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET PROJE KOORDİNATÖRÜ: Mustafa TOPAL İlçe Müftüsü PROJE SORUMLUSU: Mesut ÖZDEMİR Vaiz PROJE GÖREVLİLERİ:

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

Almanya da İslami banka ürünlerinin talep potansiyeli

Almanya da İslami banka ürünlerinin talep potansiyeli Almanya da İslami banka ürünlerinin talep potansiyeli A) İslami Bankacılık ile ilgili bilgi 1. Daha önce İslami Bankacılık konusunda bir şey duydunuz mu? (Açıklama, Soru 4) İslami Bankacılığın temelinde

Detaylı

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız

7- Peygamberimizin aile hayatı ve çocuklarla olan ilişkilerini araştırınız 4. SINIFLAR (PROJE ÖDEVLERİ) Öğrenci No 1- Dinimize göre Helal, Haram, Sevap ve Günah kavramlarını açıklayarak ilgili Ayet ve Hadis meallerinden örnekler veriniz. 2- Günlük yaşamda dini ifadeler nelerdir

Detaylı

10 Ağustos. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması. 18 Ağustos 2014. 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yazılı Medya Araştırması

10 Ağustos. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması. 18 Ağustos 2014. 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yazılı Medya Araştırması 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Yazılı Medya Araştırması 18 Ağustos 2014 İÇİNDEKİLER 1. SUNUŞ... 3 2. ADAYLAR HAKKINDA ÇIKAN HABERLER NASIL SUNULDU?... 3-4 2.1 HABERLERİN ADAYLARA GÖRE DAĞILIMI...

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

Resmî Gazete Sayı : 29361

Resmî Gazete Sayı : 29361 20 Mayıs 2015 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29361 TEBLİĞ Orman ve Su İşleri Bakanlığından: HAVZA YÖNETİM HEYETLERİNİN TEŞEKKÜLÜ, GÖREVLERİ, ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLİĞ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam,

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Evra ÇETİN. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi nin 8-11. maddeleri Bağlamında. Çalışanların Hakları

Yrd. Doç. Dr. Evra ÇETİN. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi nin 8-11. maddeleri Bağlamında. Çalışanların Hakları Yrd. Doç. Dr. Evra ÇETİN İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi nin 8-11. maddeleri Bağlamında Çalışanların Hakları İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER...VII GİRİŞ...1 I. Konunun Önemi...1 II. Çalışan Kavramının

Detaylı

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi Deutsches Rotes Kreuz Kreisverband Berlin-City e. V. BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi BACIM projesinin tanıtımı BACIM Berlin-City ev Alman Kızıl

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü)

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü) IV- KREDİ KARTI ÜYELİK ÜCRETİ İLE İLGİLİ GENELGELER 1. GENELGE NO: 2007/02 Tüketicinin ve Rekabetin Korunması lüğü GENELGE NO: 2007/02...VALİLİĞİNE Tüketiciler tarafından Bakanlığımıza ve Tüketici Sorunları

Detaylı

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG Mart - 2014 YASAL DÜZENLEMELER KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE VE İLGİLİ ULUSAL VE ULUSLAR ARASI

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen

İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen İslam Hukukunun kaynaklarının neler olduğu, diğer bir ifadeyle şer î hükümlerin hangi kaynaklardan ve nasıl elde edileceği, Yemen e kadı tayin edilen Muâz b. Cebel'in Hz. Peygamber in (s.a.v.) sorduğu

Detaylı

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM )

İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) İZMİR İL MÜFTÜLÜĞÜ BAYAN VAAZ ÇİZELGESİ ( 2014 YILI 1. DÖNEM ) TARİH GÜN SAAT İLÇE YER VAİZE ADI/SOYADI 01.01.2014 Çarşamba 10:30 Bornova Debre Camii Fatma Özmen ERGEN Ölüm ve Ömür Muhasebesi 01.01.2014

Detaylı

Demokratik Yönetişimde Vatandaş Şikayetinin Rolü. Fikret Toksöz May 12, 2015

Demokratik Yönetişimde Vatandaş Şikayetinin Rolü. Fikret Toksöz May 12, 2015 Demokratik Yönetişimde Vatandaş Şikayetinin Rolü Fikret Toksöz May 12, 2015 Demokratik Yönetişimde Vatandaş Şikayetinin Rolü İçin Taslak Yasal Temeller Merkez Düzey Yerel Düzey Müdahale Mekanizmaları Geleneksel

Detaylı

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik.

Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. HAYRETTİN KARAMAN HOCAMA CEVAB Muhterem Hayrettin Karaman Hocam,evvela selam eder,saygılar sunarım. 1974 yılı İmam-Hatib talebeliğimden beri sizleri duyduk ve istifade ettik. Ancak sizlerin bazı noktalarda

Detaylı

BESMELE VE ALLAH LAFZ-I CELÂLİ'NİN SAYIMLARI

BESMELE VE ALLAH LAFZ-I CELÂLİ'NİN SAYIMLARI Bu yazı www.multimediaquran.com sitesinin sahibi hacı Mehmet Bahattin Geçkil tarafından hazırlanmıstır. 11-15-2015. Herhangi bir medyada yayınlanması halinde yukarıdaki bilginin referans olarak verilmesi

Detaylı

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ 445 TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ Aydeniz ALİSBAH TUSKAN* 1 İnsanların bir biçimde sınıflanarak genel kategoriler oturtulması sonucunda ortaya çıkan kalıplar ya da bir

Detaylı

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor.

Patronun hizmetini yapıyor Çalışan kadından bahsediyorum. Ben kocama muhtaç değilim diye evvela ailesini dağıtıyor. Babalarını Yola Getiren Kızlar! Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2014 Yakın geçmişte Cübbeli Ahmet Hoca hakkında bir yazı yazdım. Özellikle dindar geçinen

Detaylı

Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı

Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı Canan Ercan Çelik TEİD, Yönetim Kurulu Üyesi Borusan Holding Kurumsal Fonksiyonlar Başkanı Misyon: Evrensel Etik İlkelerin Türkiye de toplumun her kesiminde benimsenmesi ve uygulanmasına önderlik etmek

Detaylı

T.C. İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DEKANLIĞI DİN VE TRAFİK SEMPOZYUM

T.C. İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DEKANLIĞI DİN VE TRAFİK SEMPOZYUM T.C. İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DEKANLIĞI DİN VE TRAFİK SEMPOZYUM BİRİNCİ DUYURU Çağımızda trafik, fert ve toplum hayatının bir parçası haline gelmiştir. Bu zorunluluktan hareketle nakil ve

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA...

Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu ALMANYA... http://www.dw.de/müslüman-kadın-futbolcular-berlinde-buluş... GÜNDEM / ALMANYA ALMANYA Müslüman kadın futbolcular Berlin'de buluştu 'Discover Football'

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 11.05.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Prof. Dr. Köse: Organ Bağışının Dinen Sakıncası Yoktur İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir İl Müftülüğü ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi

Detaylı

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44

İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 İş ve Meslek Bakımından Ayırım Hakkında Sözleşme 44 Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından toplantıya çağırılarak 4 Haziran 1958 de Cenevre de kırk ikinci toplantısını yapan, Milletlerarası

Detaylı

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2015 2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. Öğretmeni tanır ve dersin amacı, derste işlenecek

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

Altın Ayarlı İslâmi Finans

Altın Ayarlı İslâmi Finans Altın Ayarlı İslâmi Finans 09 Ağustos 2011 Salı Uluslararası platformlarda paranın İslâmileştirilmesi konusu epeydir gündemde. Paranın İslâmileştirilmesinden kasıt para ile ilgili ne varsa, ekonomik faaliyetlerden

Detaylı

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ

MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ MBA 507 (3) TUTUMLAR VE İŞ TATMİNİ Tutum Tutum bir kişinin diğer bir kişi, bir olay veya çevresi ile ilgili olarak negatif veya pozitif tavırdır. Tutum Tutumlar değerler gibi sosyal ve duygusal inşalardır

Detaylı

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Konu sayfa Pratik - 1 2-10 1 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk

Detaylı

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ

2014 2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 8. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ KONU VE KAZANIMLARININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ KONU VE ININ ÇALIŞMA TAKVİMİNE GÖRE DAĞILIM ÇİZELGESİ Öğrenme Alanı: İNANÇ 1. ÜNİTE: KAZA VE KADER EYLÜL Öğrencilerle Tanışma, Dersin Amacı ve İşleniş Şekli. İlk Ders Genelgesi 1. Allah Her Şeyi Bir Ölçüye

Detaylı

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır.

1.Birlik ilkesi: İslam inancına göre bütün varlıklar, bir olan Allah tarafından yaratılmıştır. İnsanın toplumsal bir varlık olarak başkaları ile iyi ilişkiler kurabilmesi, birlik, barış ve huzur içinde yaşayabilmesi için birtakım kurallara uymak zorundadır. Kur an bununla ilgili ne gibi ilkeler

Detaylı

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK İLK TÜRK { DEVLETLERİNDE HUKUK Hukuk Anlayışı Hukuk fertlerin bir arada barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulan hak ve kanunların bütünüdür. Bir devletin uzun ömürlü olabilmesi için

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE KARAARSLAN TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 4027/05) KARAR STRAZBURG 27 Temmuz 2010 İşbu karar AİHS

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU

EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Standard Eurobarometer European Commission EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU BAHAR 2009 ULUSAL RAPOR ÖZET TÜRKİYE Standatd Eurobarometre 71 / Bahar 2009 TNS Görüş ve Sosyal Bu araştırma Avrupa

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI 6 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI Kavramlar Türk Bayrağı Kanunu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11. Protokol ile Düzenlenen Metin) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11.

Detaylı

Araştırma Notu 12/133

Araştırma Notu 12/133 Araştırma Notu 12/133 29.05.2012 KÜRTAJ KONUSUNDA TÜRK VE AVRUPA KAMUOYU 1990-2011 Yılmaz Esmer Yönetici Özeti Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan, 24 Mayıs tarihinde Uluslararası Parlamenterler Konferansı nda

Detaylı

KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler

KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler KATILIM BANKALARI Tespitler, Tenkitler, Teklifler Tespitler Modern dünyada ekonomi, hayatın neredeyse tamamını oluşturuyor ve bir araç değil asıl amaç olarak görülüyor. İslam da ise ekonominin, iyi bir

Detaylı

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB ÜRETİMDE İNOVASYON BİLAL AKAY Üretim ve Planlama Direktörü 1 İleri teknolojik gelişme ve otomasyon, yeni niteliklere ve yüksek düzeyde eğitim almış insan gücüne eğilimi artıyor. Mevcut iş gücü içinde bu

Detaylı

İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu

İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu İSİPAB Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nun Sunumu Sayın Başkan, Değerli Meclis Başkanları, Değerli Katılımcılar, Dördüncü Müslüman Kadın Parlamenterler Konferansı Raporu nu sunmak

Detaylı

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULLARI HAKKINDA YÖNETMELİK (7 Nisan 2004/25426 R.G.) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULLARI HAKKINDA YÖNETMELİK (7 Nisan 2004/25426 R.G.) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Amaç İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULLARI HAKKINDA YÖNETMELİK (7 Nisan 2004/25426 R.G.) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak Madde 1 Bu Yönetmelik, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

frekans araştırma www.frekans.com.tr

frekans araştırma www.frekans.com.tr frekans araştırma www.frekans.com.tr FARKLI KİMLİKLERE VE YAHUDİLİĞE BAKIŞ ARAŞTIRMASI 2009 Çalışmanın Amacı Çalışma Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Türk Yahudi Cemaati ve Yahudi Kültürünü Tanıtma

Detaylı

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57

KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57 Eğitimci yazar M. Emin KARABACAK ın BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR (Çocukların Okul Başarısını Artırmada Anne Babalara Düşen Görevler) kitabından sonra ikinci kitabı BİLİNÇALTI APTALDIR ŞAKADAN ANLAMAZ kitabı

Detaylı

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP:

SORU : CEVAP: SORU: CEVAP: SORU : Yediemin deposu açmak için karar aldım. Lakin bu işin içinde olan birilerinden bu hususta fikir almak isterim. Bana bu konuda vereceğiniz değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Öncelikle

Detaylı

SİRKÜLER NO: POZ-2009 / 52 İST, 20.05.2009 MALİYE; VADELİ ÇEKLERDE REEKONTU KABUL ETMİYOR

SİRKÜLER NO: POZ-2009 / 52 İST, 20.05.2009 MALİYE; VADELİ ÇEKLERDE REEKONTU KABUL ETMİYOR SİRKÜLER NO: POZ-2009 / 52 İST, 20.05.2009 ÖZET: Maliye; vadeli çeklerde reeskontu kabul etmiyor. MALİYE; VADELİ ÇEKLERDE REEKONTU KABUL ETMİYOR Vergi Usul Kanunu na göre yapılacak dönem sonu değerlemelerinde;

Detaylı

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir 30 Haziran 2014 ÇALIŞMANIN AMACI Kutuplaşma konusu Türkiye de çok az çalışılmış olmakla birlikte, birçok Avrupa ülkesine

Detaylı

Daima eşit fırsatlar. 2014 ırkçılığa karşı konu yılı. Federal Hükümetin Ayrımcılıkla Mücadele Ofisi

Daima eşit fırsatlar. 2014 ırkçılığa karşı konu yılı. Federal Hükümetin Ayrımcılıkla Mücadele Ofisi Daima eşit fırsatlar. 2014 ırkçılığa karşı konu yılı Federal Hükümetin Ayrımcılıkla Mücadele Ofisi Irkçılık hepimizi ilgilendiriyor Ev yok, iş teklifi yok, sokakta hakaretler: Ayrımcılıkla ırkçılığın birçok

Detaylı

Uluslararası Genç Liderler Akademisi Eğitimleri. Sosyal Etki Analizi

Uluslararası Genç Liderler Akademisi Eğitimleri. Sosyal Etki Analizi Uluslararası Genç Liderler Akademisi Eğitimleri Sosyal Etki Analizi Hazırlayanlar: Zeynep Arslan ve Elif Kalan Ağustos, 2012. İstanbul, Türkiye GİRİŞ Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği nin koordinasyonunda,

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Esit Muamele Genel Yasası

Esit Muamele Genel Yasası Esit Muamele Genel Yasası Allgemeines Gleichbehandlungsgesetz (AGG) 10 Soru ve YAnItLArI Landesstelle für Gleich behandlung gegen Diskrimi nierung 1 AGG nin hedefleri nelerdir? Eşit Muamele Genel Yasası

Detaylı

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014 KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014 2014 yılında Kadın Dayanışma Vakfı Danışma Merkezi ne 354 kadın başvurdu. 101 kadın yüz yüze başvuru yaparken,

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet

3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet 3984 sayılı kanunda şeref ve haysiyet Fikret İlkiz Anayasaya göre; herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve KADIN Avrupa Birliği Bakanlığı Sunum İçeriği AB nin kadın-erkek eşitliği ile ilgili temel ilkeleri AB nin kadın istihdamı hedefi AB de toplumsal cinsiyete duyarlı

Detaylı

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ... GENÇLERIMIZIN YANINDA 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri Yurt Dışı Gençler Seçim Beyannamesi ... IÇINDEKILER MUSTAFA YENEROĞLU SUNUS 04 --------------------------------- YURT DIŞINDAKİ

Detaylı

MESGEMM İSG/Mevzuat/Yönetmelikler. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği Resmi Gazete Yayım Tarih ve Sayısı : 05.02.

MESGEMM İSG/Mevzuat/Yönetmelikler. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği Resmi Gazete Yayım Tarih ve Sayısı : 05.02. MESGEMM İSG/Mevzuat/Yönetmelikler İçindekiler Birinci Bölüm - Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Madde 1 Amaç ve kapsam Madde 2 Dayanak Madde 3 Tanımlar İkinci Bölüm - Konseyin Kuruluş Amacı, Oluşumu ve

Detaylı

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ETİK DAVRANIŞ İLKELERİ VE ETİK KOMİSYON YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ETİK DAVRANIŞ İLKELERİ VE ETİK KOMİSYON YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ETİK DAVRANIŞ İLKELERİ VE ETİK KOMİSYON YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı; Dokuz Eylül Üniversitesinde etik kültürünü

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I

Ü N İ T E L E N D İ R İ L M İ Ş Y I L L I K D E R S P L A N I Ş U B A T 25.02.203 / 0.03.203 8.02.203 / 22.02.203 Tel : 0 26 39 59 38 Faks : 0 26 334 96 96 http://pamem.meb.k2.tr ÖĞRETİM YILI : 202 / 203 İN ADI : DİN KÜLTÜRÜ VE MESLEK AHLAKI ÖĞRETMENLERİ : YAVUZ

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

City Security Group OKUL GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMASI

City Security Group OKUL GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMASI City Security Group OKUL GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMASI Ağustos 2013 Araştırma Künyesi PROJE ADI ARAŞTIRMA EVRENİ AMAÇ CSG OKUL GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMASI İstanbul da Yaşayan 18 Yaş Üzeri Bireyler. Katılımcıların 68

Detaylı

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü

Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Faiz Parasıyla Yapılan Evde Namazın Hükmü Soru: Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu. Benim sorum şudur: Faizden kazanılan para ile yapılan evde kılınan namazın hükmü nedir? Cevap: Aleykum selam

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ÖZGEÇMİŞ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HARRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÖZGEÇMİŞ ADI SOYADI: ÖMER FARUK HABERGETİREN DOĞUM YERİ VE TARİHİ: ŞANLIURFA/03.04.1968 ÖĞRENİM DURUMU: DOKTORA DERECE ANABİLİM DALI/BİLİM DALI 1 LİSANS SELÇUK İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2 YÜKSEK LİSANS 3 DOKTORA

Detaylı

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU

YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz, Ana Kademe, Kadın Kolları,

Detaylı

ZEKÂT VE FİTRE NİN TOPLAMA VE DAĞITIMI

ZEKÂT VE FİTRE NİN TOPLAMA VE DAĞITIMI 5 İÇINDEKILER ZEKÂT VE FİTRE NİN TOPLAMA VE DAĞITIMI ÖZET 18 1. MESELE: ZEKÂT VE FİTRENİN AYNI OLUŞU 21 Zekât 21 Fitre (Sadaka-i Fıtr) 22 Sadaka 22 Zekât ve Fitrenin Hikmeti 22 Zekât ve Fitrenin Aynı Oluşu

Detaylı

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU DERSİMİZİN TEMEL KONUSU 1 1. TÜRK HUKUKUNUN TEMEL KAVRAMLARINI TANIMAK 2. TÜRKIYE DE NELER YAPABİLİRİZ SORUSUNUN CEVABINI BULABİLMEK DERSİN KAYNAKLARI 2 SİZE GÖNDERİLEN MATERYAL: 1. 1982 Anayasası: https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa_2011.pdf

Detaylı

Birleşmiş Milletler Avukatların Rolüne İlişkin Temel İlkeler Bildirgesi (Havana Kuralları)

Birleşmiş Milletler Avukatların Rolüne İlişkin Temel İlkeler Bildirgesi (Havana Kuralları) 27 Ağustos- 7 Eylül 1990 tarihleri arasında Havana da toplanan Suçların Önlenmesine ve Suçların Islahı üzerine Sekizinci Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilmiştir. Dünya halkları, Birleşmiş

Detaylı

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal

FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal FIKIH KÖŞESİ YAZILARI Zekât ve Fitre Müslümanlar zekât ve fitrelerini şahıslardan ziyade kuruluşa verebilir mi? Zekât ve Fitre ibadetleri, sosyal dayanışma ve İslamî değerlerin mali olarak desteklenmesi

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Abdullah DURMUŞ

Yrd. Doç. Dr. Abdullah DURMUŞ Yrd. Doç. Dr. Abdullah DURMUŞ Tel (İş) : (04) 74458 Faks : (04) 06889 E-posta : durmusabdullah@yahoo.com Yazışma Adresi : Akdeniz Üniversitesi ahiyat Fakültesi Dumlupınar Bulvarı 07058 Kampüs ANTALYA Öğrenim

Detaylı

TED AİLESİ, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI VE PLAKET TÖRENİ İÇİN DÜZENLENEN YEMEKTE BİR ARAYA GELDİ

TED AİLESİ, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI VE PLAKET TÖRENİ İÇİN DÜZENLENEN YEMEKTE BİR ARAYA GELDİ TED AİLESİ, ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI VE PLAKET TÖRENİ İÇİN DÜZENLENEN YEMEKTE BİR ARAYA GELDİ Geleceğe ışık tutan, Başöğretmen Atatürk ün emanetine sahip çıkıp, eserinin üzerine imza atan, bilgiyi öğretmekten

Detaylı

AVUKAT TANIM A- GÖREVLER

AVUKAT TANIM A- GÖREVLER TANIM Bireylerin birbirleriyle ve devletle ilişkilerinde ortaya çıkan anlaşmazlıklarda hukuki bilgisine başvurulan ve bireyleri ilgili yerlerde, özellikle mahkemelerde temsil eden ve haklarını savunan

Detaylı

AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası

AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası AB nin İstihdam ve Sosyal Politikası Büyümenin ve istihdamın artırılması için 2005 yılında kabul edilen Yenilenmiş Lizbon Stratejisi kapsamında, Avrupa Sosyal modelini yeniden şekillendiren Sosyal Gündem

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları.

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları. Gemeinschaft. Community. Communauté. İslam Toplumu Millî Görüş» www.igmg.org 09 Ekim 2015 Sayı 69 HASENE KURBAN KAMPANYASINDA YENİ REKOR: 161.500 HISSE s. 21 GENEL MERKEZ 27. Avrupa Kur ân-ı Kerîm Tilavet

Detaylı

HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI

HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI Prof. Dr. A. Can TUNCAY Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi HUKUKSAL ETİK (LEGAL ETHICS) DERS NOTLARI İstanbul 2013 Yay n No : 2902 Hukuk Dizisi : 1427 1. Baskı - Nisan 2013 İSTANBUL ISBN 978-605 -

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

DOĞAN GRUBU İNSAN KAYNAKLARI POLİTİKASI

DOĞAN GRUBU İNSAN KAYNAKLARI POLİTİKASI DOĞAN GRUBU İNSAN KAYNAKLARI POLİTİKASI Sayfa : 1/7 1. AMAÇ Bu politikanın amacı Doğan Grubu olarak tüm şirketlerimizde İnsan Kaynakları yönetiminde uyguladığımız değerleri açıklamaktır. 2. KAPSAM Doğan

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı