Sekizinci Bölüm. Zekât

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Sekizinci Bölüm. Zekât"

Transkript

1 Sekizinci Bölüm Zekât I. LKELER ve AMAÇLAR nsan n var olup ya ayabilmesi için toplumsal hayat n gereklili i öteden beri " nsan, tabiat itibariyle medenîdir" sözüyle ifade edilir. Bu bak mdan tek tek ki iler, bireysel varl klar n devam ettirebilmek için bir topluma, toplumsal organizasyona kat lmak durumundad rlar. Bu kat l m, kendi varl n sadece içinde sürdürebildi i topluma kar fertlere birtak m görevler yükler. Ba ka bir ifadeyle, tek tek her birinin sosyolojik atmosferi olan "toplum"un sa l kl bir ekilde varl n sürdürebilmesi için fertlerin, kendilerinden olu- an bu topluma kar sorumluluklar vard r. Toplum varl n n sa l kl bir ekilde sürebilmesi için, toplumsal denge ve bar n bir ekilde sa lanmas ve fertler aras nda duygusal gerilime yol açabilecek etkenlerin giderilmesi artt r. Bir toplumda zenginlerin ve fakirlerin bulunmas do ald r. Fakat do al olmayan, bunlar n birbirlerinin haklar n gözetmemesi ve sosyoekonomik aç dan bir bak ma sünnetullah denilebilecek bu durumun toplumda gerilim ve gerginlik sebebi olmas d r. Bunun için de hem zengin ve fakir aras ndaki ekonomik düzey fark n n uçuruma dönü memesi, yani zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olmas n n engel-

2 420 LM HAL lenmesi hem de bu yüzden gerçekle mesi muhtemel olan bu duygusal gerilimin önlenmesi veya gerilimin al nmas gerekir. Kur'ân- Kerîm de bu yönde yap lan düzenlemeler âdeta böyle bir gerilimin potansiyel varl n ima edip, bunun engellenme ve giderilme yollar te his edilmektedir. Kur an da cennet ehli müttakiler tan t l rken onlar n dünyada güzel davranan kimseler oldu undan söz edilip...ve mallar nda muhtaç ve mahrumlar n hakk vard " (ez-zâriyât 51/19) buyurulur. Kur'an' n ba ka bir yerinde, namaz k lan ve namazlar nda daim olanlar n eline mal geçip, zengin olunca pintile en kimseler gibi olmad klar belirtilerek "Bunlar sahip olduklar mallarda muhtaç ve mahrumun belli bir hakk bulundu unu unutmazlar" (el- Meâric 70/22-25) buyurulmu tur. Bu te his ve belirlemenin Medine'de slâm toplumunun olu mas ndan önce daha Mekke döneminde yap lm olmas problemin sadece slâm toplumu için de il, bütün toplumlar için geçerli oldu- unu da ima eder. Ayn anlamda olmak üzere Kur'an'da "Güzel bir söz ve ba lama, eziyete dönü en bir sadakadan daha iyidir; Allah zengindir ve halîmdir. Ey inananlar! Zekât dahil her türlü sadakan z ba a kakmak ve eziyete dönü türmek sûretiyle bo a ç karmay n z. Bu, inanmad halde mal n gösteri için harcayan ki inin tutumudur..." (el-bakara 2/ ) denilmi tir. Bu düzenleme toplumdaki ekonomik dengesizli in yol açabilece i muhtemel olumsuz sonuçlar n azalt labilmesi için zekât önemli bir araç olarak sunmakla kalm yor, ayn zamanda bunun i leyi inde son derece önemli insanî meziyetlere, psikolojik faktörlere de i aret ediyor. Âyetten anla ld na göre; zengin, verirken gönülsüz davranmayacak, ba a kakmayacak, ayn ekilde fakir de al rken ezilmeyecek, mahcubiyet duymas gerekmeyecek. Çünkü; biri borcunu ödüyor, di eri hakk n al yor, alaca n tahsil ediyor; ba a kakma ve mahcubiyet için hiçbir neden kalm yor. Bu düzenleme bir anlamda toplumsal gerilim sigortas görevi görüyor. Allah elçisinin benzetmesinde, müslümanlar bir vücut, bir bünye gibidir. Vücudun bir âzas s zlay nca bu s z y öbür organlar n duymamas, bu s z y hafifletmeye çal mamas mümkün mü, böyle bir ey dü ünülebilir mi? Hay r! Çünkü, böyle bir bîgânelik, vücudun do al yap s na terstir. Nas l ki bir bünyede, gerek içeride olu an gerekse d ar dan gelen mikroplara kar kendisini korumak için bir savunma mekanizmas varsa ve gerekli hallerde bu mekanizma harekete geçiyorsa, yine d ar dan gelecek fizikî müdahale ve sald r lara kar organlar imkân ve kabiliyetleri ölçüsünde

3 ZEKÂT 421 birbirlerinin yard m na ko uyorsa, toplum da aynen böyledir ve toplumsal bünye ayakta durabilmek için bu yard mla may yapmak zorundad r. Allah elçisi, bir ba ka bildirimde zekât müslüman toplumun be temel esas ndan biri olarak ilân ederken, hem bu do al yap ya at f yapm hem de bunu bir sosyal denge ve adalet ideali olarak öngörmü tür. Bu suretle zikredilen âyet ve hadis bir ekonomik ve do al gerçe i ifade etmi oluyor: Toplumda fakirlerin haklar na riayet edilmemesi, vücuttaki bir uzvun kanamas gibidir; vaktinde tedbir al nmazsa kan kayb bu vücudun hastalanmas na, belki ölmesine yol açarsa, ayn ekilde fakirlerin hakk na riayet edilmemesi sosyal bir kanamad r ve vaktinde tedbirler al nmazsa bir canl organizma olan sosyal bünyenin sa l n, belki varl n yitirmesine yol açacakt r. Bu hal, toplum üzerindeki ilâhî elin, rahmetin çekilmesi demektir. Bütün bunlar zekât n sosyal bünyenin sa l kl bir ekilde var olmas n sa lamaya, sosyal dokunun korunmas na yönelik do al bir çaba oldu- unu gösteriyor. "Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmay n" ve "Kendinizi öldürmeyin" hitaplar, özel ba lam d nda, bu anlam da vurgulam oluyor. Namaz ve oruç, bireysel ve ki isel geli me ve yükseli e, zekât ise ad yla örtü ecek ekilde, ferdî cimrilik, bencillik gibi kötü huylardan ar nd rma yan nda toplumsal bünyeye girmi zararl mikro-organizmalardan ar nmaya, toplumsal bünyenin sa l kl bir ekilde serpilip büyümesine, geli mesine hizmet ediyor. Zekât n bir ibadet olu unun anlam burada gerçekle iyor: Toplumsal iyi olan adaleti sa lamaya yönelik, toplumsal ibadet. Namaz n bireysel ahlâk, zekât n ise toplumsal ahlâk gerçekle tirmeye yönelik olu u, bu iki ibadetin Kur'an'da ço u yerde birlikte zikredilmesini daha bir anlaml k l yor. Zekât n toplumsal temizleme ve ar tma anlam nda olu u -sözcük anlam n n tamamlamas mahiyetinde olmak üzere- Kur'an'da "Onlar n mallar ndan sadaka (zekât) al. Onunla kendilerini temizlemi ve ar t p geli tirmi olursun" (et-tevbe 9/103) denilerek belirtilir. Yukar dan beri zikredilen âyetler ve hadisler zekât n mal de il, öncelikle toplumu temizleyen ve geli tiren bir mekanizma oldu unu gösterir. Peygamberimiz zekât, yeni toplumsal olu umun temeline bir ibadet anlam yla yerle tirmi ve o dönemin artlar nda en kolay ve pratik ekilde uygulanabilecek bir model öngörmü tür. Buna göre, belli bir zenginlik düzeyine ula an ki iler ihtiyac ndan artakalan mal n n k rkta birini zekât olarak

4 422 LM HAL verecektir. Bunun için de belli mallarda belli zenginlik ölçüleri (nisab) belirlenmi tir. II. MAH YET ve ÖNEM Zekât n kelime anlam "artma, ço alma, ar tma ve berekettir". "Do ru söylemek, sözünü tutmak" anlam na gelen s dk kökünden al nm olan ve Kur'an ve Sünnet'te zekât anlam nda da kullan lm olan sadaka kelimesi, daha sonraki devirlerde gönüllü malî ödemeler için kullan lmaya ba lanm t r. F k h terminolojisinde ise zekât, Allah' n, belirli yerlere sarfedilmek üzere dince zengin say lan ki ilerin mallar ndan belli bir pay n al nmas i lemini ifade eder. Kur'ân- Kerîm'de zekât kelimesi iki yerde (el-kehf 18/81; Meryem 19/13) sözlük anlam nda; sekizi Mekke döneminde nâzil olan sûrelerde olmak üzere otuz âyette ise terimsel anlamda kullan lm t r. Bu âyetlerin yirmi yedisinde namazla birlikte zikredilmi tir. Bundan anla ld na göre, slâm' n ilk dönemlerinden itibaren müslümanlar zekât fikrine al t r lm, daha sonra da, zengin olanlar n bu imkân n belli oranda fakirlerin ve toplumun ihtiyac için harcamas gerekti i, bunun namaz ibadeti kadar önemli oldu u hususu vurgulanm t r. Zekât n Medine döneminde farz k l nd bilinmekle birlikte bunun hangi y lda gerçekle ti i tart mal d r. Bir tesbite göre zekât hicretin 2. y l nda ramazan orucundan önce, di er bir tesbite göre ise ayn y l ramazan orucundan sonra farz k l nm t r. Buhârî'nin rivayet etti i bir hadiste Hz. Peygamber'in zekât farz olmadan önce f t r sadakas n vermeyi emretti i, zekât farz k l nd ktan sonra ise f t r sadakas konusuna de inmedi i, ancak müslümanlar n her ramazan ay nda bayram namaz ndan önce f t r sadakas vermeye devam ettikleri belirtilmektedir (Buhârî, Zekât, 76). Bu hadis, f t r sadakas n n zekât n farz olmas ndan önce emredildi ini gösterdi ine göre ve orucun farz k l nd n bildiren âyet hicretin 2. y l nda indi ine göre, zekât n ramazan orucundan sonra farz olmas gerekmektedir. Kur'ân- Kerîm'de ve Hz. Peygamber'in sünnetinde zekât daima namazla birlikte zikredilmi tir. Bu husus namazla zekât aras ndaki kuvvetli ba l l a, ki inin Müslümanl n n ancak bu ikisini eda etmekle olgunluk derecesine erece ine bir delildir. Namaz bedenî, zekât ise malî bir ibadettir. kisine hâkim olan ruh Allah'a yakla mak ve onun r zâs n kazanmakt r.

5 ZEKÂT 423 Kur'an zekât vermeyi, müminlerin, muhsinlerin, iyi ve müttaki kullar n vas flar ndan saym t r. O halde müminler, muhsinler, müttakiler zümresinde yerini almak isteyen bir zengin, zekât n verecek namaz n da k lacakt r. Zira Cenâb- Allah kurtulu a erecek müminlerin bir özelli inin de zekâtlar n vermeleri veya zengin olup da zekât verebilmek için çal malar oldu- unu haber vermektedir (el-mü minûn 23/1-4). Yine bir hadiste, her insan n sadaka vermesi bir ödev olarak telakki edilmi ve bu u urda çal mas te vik edilmi tir (Buhârî, Zekât, 30). Kur'ân- Kerîm'de zekât n mâna ve öneminden bahseden birçok âyet vard r: "Hidâyet ve müjde namaz k lan, zekât veren müminler içindir" (Lokmân 31/3-4). "Yüzlerinizi do u ve bat taraf na çevirmeniz iyi olmak demek de ildir. A- s l iyi olan, Allah'a, âhiret gününe, meleklere, kitaba, peygamberlere inanan, yak nlar na, yetimlere, dü künlere, yolculara, yoksullara ve kölelere sevdi i maldan harcayan, namaz k lan ve zekât verenler... dir" (el-bakara 2/177). Kur'ân- Kerîm mü rikleri kötülerken onlar n vas flar ndan birinin zekât vermemek oldu unu zikreder: "Yaz klar olsun o mü riklere ki, onlar zekât vermezler ve âhireti de inkâr ederler" (Fussilet 41/6-7). Burada hem onlar n toplumdaki ihtiyaç sahibi kimseler için harcama yapmad, bencil davrand ifade edilmi hem de zekât n ve âhirete iman n müminlerin iki temel özelli i oldu u vurgulanm t r. Zekât vermeyen bir zengin Allah' n geni rahmetine, Allah ve Resulü'nün dostlu una da hak kazanamaz. Zira Allah Teâlâ öyle buyurur: "Rahmetim her eyi ku atm t r. Ben onu, sak nan, zekât veren ve âyetlerime iman edenlere has olmak üzere tesbit edece im" (el-a râf 7/156). "Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun elçisi ve boyun bükerek namaz k lan, zekât veren müminlerdir" (el-mâide 5/55). Bütün bu âyetler zekât n ne büyük önem ta d n n aç k delilleridir. Zekât, f k h dilinde sadece "farz" diye bilinen hükümlerden biri olmay p, ayn zamanda slâm binas n n üzerine in a edildi i be büyük sütundan biridir; slâmiyet'i karakterize eden kurumlardand r. slâm' n be art ndan biri olan namaz bedenî ibadetleri, zekât ise malî ibadetleri simgeler. Zekât her eyden önce bir ibadettir. Müslüman bu ibadeti Allah' n emrine uyarak, O'nun r zâs na kavu may dileyerek gönül ho nutlu u ve halis bir niyetle

6 424 LM HAL yerine getirmelidir. Çünkü, ancak bu ekilde eda edilen zekât Allah kat nda kabul görebilir. Zekât n öncelikle zaman ve mekân yaratan yüce Allah' n emri oldu u için ödeyen, bu ve di er ibadetleri O'na yak n olmak, O'na ükretmek amac yla yerine getiren müslüman, âhiret hayat n n nimetlerine ve cennette Allah'a yak n olmaya ehil olur. Zekât n bu ibadet mânas yan nda bir de yüce insanî hedefleri, üstün ahlâkî de erleri ve iktisadî gayeleri vard r. Kur'ân- Kerîm zekât n hedeflerini tathîr (temizleme) ve tezkiye (ar tma) kelimeleriyle özetler: "Onlar n mallar ndan sadaka (zekât) al. Onunla kendilerini temizlemi ve tezkiye etmi olursun" (et-tevbe 9/103). Bu iki kelime zenginin ruh ve nefsinin, mal ve servetinin hem maddî hem de mânevî yönden temizlenme ve ar nmas n içine almaktad r. Bunlar öyle aç klamak mümkündür: Zekât veren, ba ta cimrilik olmak üzere birçok kötü huy ve al kanl ktan ar n r. Cimrilik fert ve toplum için kötü bir hastal kt r. Bu hastal k ki iyi mal u runa kan dökmeye, vatana ihanete, devlet mal n yemeye kadar götürür. te zekât verildi i oranda ödeyenin duygular n mala tutkunluk zilletinden temizler, paraya kulluk ba ndan kurtar r. slâm dini insan n sadece Allah'a kul olmas n, Allah'tan ba ka her eyin esaretinden kurtulmas n, yarat lm lar n efendisi olma özelli ini korumas n arzu etmektedir. Bunun bir yolu da zenginin her sene mal n n zekât n vererek hem Allah' n emrine boyun e mesi hem de dünya mal n n kendisine geçici bir süre için tevdi edilmi bir emanet oldu unun bilincine varmas d r. Bencillikten kurtulan, paraya ve mala dü künlükten temizlenen, darda kalm lar n yard m na ko may huy edinen kimseler Allah' n ve elçisinin ahlâk ile ahlâklan rlar. Zekât, Allah' n verdi i nimetlere ükürdür. Namaz, oruç gibi bedenî ibadetler, Allah' n ihsan etti i vücut s hhat ve selâmetinin ükrüdür. Ba ta zekât olmak üzere yap lan gönüllü malî ödemeler de mal nimetinin ükrüdür. Bu duygularla zekât n veren mümin her nimetin, meselâ sa l n, ilmin, sanat n ükürlerinin o nimetlerle ödenece inin uuruna var r. Zekât, zenginin sadece kötü huy ve duygular n gidermekle kalmaz, onun mal n da ba kalar n n haklar ndan temizler. Zenginin mal nda fakirin ve ihtiyaç sahibinin hakk bulundu undan bu hak ayr l p verilmedikçe mal temizlenmi say lmaz.

7 ZEKÂT 425 Sosyal dayan ma sisteminin temelini olu turan zekât n, bir ibadet anlay - yla ele al nmas ve fakir, kimsesiz, muhtaç, yetim, yolda kalm ve borçlu gibi yard ma muhtaç bütün s n flar kapsayacak kadar geni olmas, slâm dininin toplumsal bütünle me, kayna ma ve dayan maya büyük bir önem atfetti ini gösterir. Günümüzde insanlar n devletten vergi kaç rmak için ince muhasebe hesaplar yapt rd klar dü ünülürse, modern vergilendirme prensiplerinin hemen hepsini bünyesinde ta yan zekât n bu yakla mla ele al nmas n n sa lad yararlar daha iyi anla l r. Zekât, sosyal güvenli in finansman nda, herhangi bir zarar ve felâkete u rayan insanlara yard m elinin uzat lmas nda mükemmel bir araçt r. Zekât teriminin ta d artma ve üreme (nemâ) dikkat çekicidir. Yoksul zümrelerin eline geçen para her eyden önce insan onurunu geli tirir, i gücü kalitesini art r r, bunun yan nda artan sat n alma gücü sayesinde yükselen umumi, talep hacmi ekonomik hayata dinamizm getirir. slâm ekonomisinin ekseni olan zekât n en dikkate de er özelli i slâm' n artlar ndan say l p tek tek fertlerin vicdanlar na mal edilmi olmas d r. Asr m zda devletlerin yükledikleri vergilerden her ülkedeki vatanda lar n kaçmaya çabalad klar ve bu u urda çe itli muhasebe oyunlar geli tirdikleri göz önünde bulundurulursa zekât n bu yönü daha iyi anla l r. Zekât, servet biriktirip onu ât l hale getirmenin amans z dü man d r. Biriken servet zekât n tarhedildi i birinci kalem matraht r. A a daki âyetleri dü ünerek okuyan müslümanlar n, imkân sahibi olduklar nda zekât vermemeleri mümkün de ildir. "Alt n ve gümü ü biriktirip de onlar Allah yolunda harcamayanlar için ac kl bir azab müjdele. O gün (bu alt n ve gümü ler) cehennem ate inde k zd r l p bunlarla onlar n al nlar, bö ürleri, s rtlar da lanacak ve (o esnada) i te nefisleriniz için toplay p, saklad klar n z; art k saklay p istifçilik etti iniz bu nesnelerin ac s n haydi tad n! (denilecek)" (et-tevbe 9/34-35). Zekât sermayeyi yat r ma zorlar. Çünkü elde ât l tutulup yat r ma yönlendirilmeyen sermaye, y ldan y la zekât ödemeleri sebebiyle erimeye yüz tutar. Zekât sayesinde zenginle fakir aras nda güven, sayg ve sevgi olu ur. Zengin zekât n verirken fakiri incitmemek için âzami titizli i gösterir. Çünkü Kur'an bu ekilde muamele edenleri övmü, iyilik yap p da bunu insanlar n ba na kakman n yap lan iyili in, de erlerini dü ürdü ünü haber vermi tir.

8 426 LM HAL III. ZEKÂTIN ARTLARI Zekâtla ilgili f khî bilgi ve tart malar n ba nda, zekât n kimlere hangi artlarda farz oldu u ve verilen zekât n geçerli olabilmesi için ne gibi artlar n gerekti i hususu yer al r. Ancak buna geçmeden önce konuyla ilgili baz temel terimlerin aç klanmas nda fayda vard r. Zekât n vücûb sebebi zenginliktir. Art c vas fta belirli bir miktar mala mâlik olan kimse zekât aç s ndan zengin say l r. Zenginli in ölçüsü say lan miktara ve alt s n ra "nisab" tabir edilir. Borcundan ve tabii ihtiyaçlar ndan fazla nisab miktar art c mala sahip olan ve bu mal n n üzerinden bir kamerî y l geçen kimse zekât ödemekle mükellef olur. Zekât n rüknü, yani onun yap s ndan bir parça te kil eden unsur, zenginlik ölçüsü say lan miktardaki maldan zekât borcunu ç karmak ve onu hak sahibine temlik ve teslim etmektir. Zekât; müslüman, hür, ak ll, bâli, tabii ihtiyaçlar ndan fazla art c vas ftaki mala tam bir mülkiyetle mâlik olan ve bu mâlik olu unun üzerinden bir (ay) senesi geçen kimselere farzd r. Bu farz n sahih olarak ödenebilmesi için de ehline verilmesi ve verilirken de niyet edilmesi gerekir. Görüldü ü gibi zekât n farz olabilmesi için hem mükelleflerle ve hem de mallarla ilgili artlar vard r. Ayn ekilde bu farz n edas n n s hhati için de birtak m artlar aranmaktad r. A) YÜKÜMLÜLÜK ARTLARI Bir kimsenin zekâtla yükümlü (mükellef) tutulabilmesi için gereken artlar, ilmihal dilinde, vücûb artlar veya zekât n farziyetinin artlar olarak da an l r. Zekâtla yükümlülük için gereken artlar n bir k sm mükellefte, bir k sm da malda aranan baz özelliklerdir. a) Mükellef ile lgili artlar Zekât, slâm' n be esas aras nda yer alan bir ibadet olmas sebebiyle, namaz ve oruçla mükellefiyette söz konusu olan artlar, ilke olarak, zekâtta da aran r. Ancak zekât, sosyal yard mla ma ve dayan ma içeri i de ta yan malî bir mükellefiyet olmas ve üçüncü ah slar n haklar n da ilgilendirmesi sebebiyle, di er ibadetlerde aranan ak l ve bulû art n n bunda aran p aranmayaca tart ma konusu olmu tur.

9 ZEKÂT 427 Zekât bir ibadet say ld için, öteden beri, zengin gayri müslim vatanda lar n, zekâtla yükümlü olmalar hiç gündeme gelmemi, bunun yerine onlardan ba ka isimler alt nda ba ka vergiler al nm t r. Çocuk ve ak l hastalar n n "ö ür" denen toprak ürünleri zekât ndan sorumlu olduklar nda görü birli i bulunmakla birlikte, bunlar n zekâta tâbi di er mallar ndan zekât al n p al nmayaca konusunda farkl iki görü ileri sürülmü tür. Ebû Hanîfe ak ll ve bâli olmayanlar, toprak ürünleri ve kamu hukukunun bir parças olarak al nan zekât türü hariç, zekâtla mükellef tutmam t r. Fakihlerin ço unlu una göre ise ak l hastalar n n ve çocu- un mallar zekâta tâbidir. Bu borcu veli ve vâsileri öderler. Zekât vekâletle yerine getirilebilen malî bir ibadettir. Veli zekâtta çocu un ve ak l hastas n n vekilidir. Bu vecîbeyi yerine getirmede onun yerini almaktad r, dolay s yla onlar ad na zekât verir. Bu iki farkl görü ten, ço unlu un görü ü daha güçlü ve tercihe ayan görünmektedir. Çünkü zekât netice itibariyle zenginli in borcudur, topluma kar bir yükümlülük mahiyetindedir ve sosyal adaletin gerçekle mesine hizmet etmektedir. b) Mal ile lgili artlar Kur'an zekâta tâbi olan mallara genel olarak temas etmi (bk. et-tevbe 9/103), Hz. Peygamber de hadislerinde hangi mallar n ne artlar içinde zekâta tâbi olacaklar n belirtmi, zekât memurlar na vermi oldu u tâlimatlarda bu mallardan nas l ve ne ekilde zekât tahsil edilece ini ö retmi tir. Zekâtla ilgili olarak daha sonraki dönemde olu an f k h doktrini de Hz. Peygamber ve sahâbe dönemindeki bu uygulama örnekleri etraf nda geli mi tir. Bunun sonucu olarak, bir mal n zekâta tâbi olabilmesi için "tam mülk olma", "art c özelli e sahip olma", "nisaba ula m olma", "tabii ihtiyaçlardan fazla olma", "üzerinden bir y l geçmi olma" gibi artlar n arand görülür. Ancak bu artlar n gereklili inin Kur'an'da veya Hz. Peygamber taraf ndan aç kça zikredilmedi ini, fakihlerin ilk dönemlerdeki zekât tahsil örnek ve usullerinden bu sonucu ç kard klar n burada belirtmek gerekir. Zekât konusundaki klasik f k h doktrini bu metotla ve böyle bir süreçte olu mu tur. slâm hukukçular n n "mal" kavram yla ilgili görü leri, slâm toplumunun ekonomik geli im seyriyle âdeta paralellik arzeder. Hanefîler'e göre mal, insan n mâlik oldu u ve kendisinden âdete uygun olarak yararland her eydir. Fakihlerin ço unlu u menfaatleri "mal" kabul ederken Hanefîler kar

10 428 LM HAL görü tedir. Ancak zekât hukuku bak m ndan Hanefîler'in görü ü daha a rl kl görünmektedir. 1. Tam Mülkiyet. Bir mal n zekâta tâbi olabilmesi için art olan "tam mülk (el-milkü't-tâm)" tabirinden maksat o mal n, hem kendisinin (ayn) hem de menfaatlerinin, sahibinin tasarruf salâhiyet ve kudreti alt nda bulunmas d r. Yani mal, mükellefin fiilen elinde veya onun tasarrufu alt nda bulunacak, ona ba kalar n n hakk taalluk etmi olmayacak, o maldan ortaya ç kacak fayda mükellefe ait olacakt r. Tam mülk olma art n n zekâta tâbi mallarda aranmas n n ba l ca sonuçlar unlard r: Fakihlerin ço una göre; 1. Belirli sahibi olmayan mallar zekâta tâbi de ildir. Buna göre halk n yarar na sunulan, herkesin istifade etti i mallar, devletin zekât, vergi ve ba ka gelirlerinden elde etti i mallar belirli bir mâliki olmad için, zekâta tâbi de ildir. Bu mallar bütün topluma aittir ve onlardan bir k sm da fakirdir. 2. Fakir, yetim ve kimsesizlerin doyurulmas, okutulmas, cami, mescid, yol, köprü yap m gibi amaçlarla hay r kurulu lar na vakfedilen mallar zekâta tâbi de ildir. Ancak o luna, ailesine veya falan n o ullar na gibi belirli bir ki i veya ki ilere yap lan vak flar böyle de ildir. Böyle vakfedilen mallar zekâta tâbidir. Çünkü bu durumda vakfedilen mal n mülkiyeti vakfedenden vakfedilene geçmekte ve onda sürekli kalmaktad r. 3. H rs zl k, gasp, rü vet, faiz gibi haram yollarla kazan lan -haram malzekâta tâbi de ildir. Çünkü âlimler haram mal, elinde bulunduran n mülkünü kabul etmemi ler, onda tasarrufu yasaklam lard r. Tam mülk olma art n n Hanefîler'e göre ba l ca sonuçlar : 1. Elde bulunmayan ve ele geçece i de umulmayan malda zekât yoktur. Kimi Hanefîler'e göre ise faydalan lmayan malda da zekât yoktur. Bu ikinci görü e göre inkâr edilen, gasbedilen, dü man taraf ndan al nan, kaybolan, denize dü en, sahraya gömülüp yeri unutulan, devlet taraf ndan müsâdere edilen mallar tekrar sahipleri taraf ndan ele geçirilmedikçe zekâta tâbi de ildir. Çünkü bu mallarda elde bulundurma ve tasarruf imkân yoktur. Yani tam mülkiyet yoktur. Tam mülkiyetin tan m na ili kin bu görü farkl l, ilk imamlardan nakledilen "Mâlü'd-d mâr'da zekât yoktur" sözünde geçen "mâlü'd-d mâr" tabirinin tefsirinden kaynaklanm t r.

11 ZEKÂT 429 âfiîler'e göre ise, mal n elde bulunmay zekât ödeme yükümlülü ünü ortadan kald rmaz. Buna göre gasbedilen, kaybolan, çal nan, denize dü en vb. mallar, sahibinin eline geçince tahakkuk eden bütün zekâtlar verilmelidir. 2. Ebû Hanîfe'ye göre kocas ndan vadeli mehrini almad kça kad n zekâtla mükellef de ildir. Çünkü o mehre nikâh akdi ile mâlik olmu tur, fakat bu noksan mülkiyettir. Kad n mehri teslim almakla ona tam mâlik olur. 3. Borçlu, borcuna kar l k olan mal ndan dolay zekât mükellefi olmaz. Elinde olan bu mal n mâliki de ildir. 4. Rehin olarak verilen maldan dolay da mal sahibi zekâtla yükümlü olmaz. Çünkü bu mala mâlik olsa da zilyed de ildir. Mal, borcu kar l rehin alan n elindedir. 5. Sat n al n p da teslim al nmam mallar zekâta tâbidir. Çünkü al c, sat m akdi sonucu bir mala tam mâlik olmu tur. Mal n elinde olmamas zekât n al c ya farz olmas na mani de ildir. 6. Mal yan nda olmayan yolcu zekâtla mükelleftir. Çünkü o, vekil arac l ile mal nda tasarrufta bulunabilir. Alaca n Zekât : Mal n tam mülk olmas art n n tabii bir sonucu olarak, bir kimsenin ba kas n n zimmetindeki alaca için zekât verip vermeyece i veya hangi artlarda verece i fakihler aras nda tart ma konusu olmu tur. Fakihlerin ço unlu una göre alacaklar iki ana gruba ayr l r: a) Tahsil edilece i umulan alacaklar, yani ödeme imkân na sahip ve borcunu da kabul eden kimsedeki alacaklar zekâta tâbidir. Alacakl, her sene di er mallar ile birlikte bu alaca n n zekât n da öder. b) Tahsil edilece i umulmayan alacaklar n ise, ancak elde edilince zekât verilir. Elde edilince, geçmi bütün y llar n zekât ödenir diyenler de, sadece son bir y l n zekât ödenir diyenler de vard r. Hanefî müctehidlerine göre, elde edilmesinin üzerinden bir y l geçmedikçe bu alaca n zekât ödenmez. Hanefî fakihleri, alaca n zekât konusunu biraz daha detayl ekilde ele alm lar ve alaca üç gruba ay rm lard r: a) Kuvvetli alacak (deyn-i kavî): Borç verilmi paralar ile ticaret mallar n n bedelleri olan alacaklard r. Bunlar borçlular taraf ndan inkâr edilmedikçe, tahsil edildiklerinde geçen senelere ait zekâtlar da verilmelidir. Fakat mükellef alaca ndan en az 40 dirhem (yani zekât nisab n n 1/5'i kadar miktar) tahsil etmedikçe zekât borcunu ödemek zorunda de ildir.

12 430 LM HAL b) Orta kuvvette alacak (deyn-i mutavass t): Ev kiras gibi zekât mevzuu olmayan bir mal n bedelidir. Bu alacakta da geçen senelerin zekât borcu gerçekle ir, ancak zekât borcunun ödenme mecburiyeti için alacakl n n en az 200 dirhem miktar (nisab miktar kadar) tahsil etmesi gerekir. c) Zay f alacak (deyn-i zaîf): Mal bedeli olmayan -mehir ve diyet gibialacaklard r. Bu tür alacak zekâta tâbi de ildir. Tahsil edildikten sonra di er artlar n gerçekle mesi ile zekâta tâbi olur. Fakihlerin bu konudaki farkl görü lerinden hareketle bir özet vermek gerekirse; borçlunun kabul etti i ve ödeme gücüne sahip oldu u için ödenme ihtimali yüksek olan alaca n her y l zekât n n verilmesi, borçlunun ödeme güçlü ü içinde bulunmas veya ödemeyi kabul etmemesi gibi durumlarda ise elde edildikten sonra alaca n zekât n n verilmesi uygun olur. 2. Nemâ. Bir mal n zekâta tâbi olabilmesi için aranan artlardan biri de nemâd r. Sözlükte "artmak, ço almak, geli mek" anlamlar na gelen nemâ dinî terim olarak iki k sma ayr l r. 1. Hakikî (gerçek) nemâ: Bir mal n ticaretle, do um yoluyla veya tar mla artmas d r. Ticaret mallar, hayvanlar ve toprak ürünleri böyledir. 2. Takdirî (hükmî) nemâ: Bir mal n kendisinde nemâ imkân n n bizzat (potansiyel olarak) mevcut olmas d r. Alt n, gümü ve parada oldu u gibi. Bugünkü anlamda nemâ, mal n sahibine gelir, kâr, fayda temin etmesi, yahut kendili inden ço alma ve artma özelli ine sahip bulunmas d r. Böyle mallara nâmî mallar denilir. Hz. Peygamber'in ve ilk dört halifenin uygulamalar n dikkatle izleyen fakihler, bu devirlerde üzerlerinden zekât tahsil edilen mallar n art c vasfa sahip olduklar n tesbit etmi ler ve bu vasf zekât n vücûb art saym lard r. Be s n f mal zekâta tâbidir. Bunlar; para (alt n, gümü vb.), ticaret mallar, toprak ürünleri, hayvanlar, define ve madenler. Bu mallar incelendi- inde hepsinin nâmî (art c vas fta) olduklar görülür. Alt n ve gümü ba ta olmak üzere para art c vas ftad r. Çünkü mübâdele arac, de er birimidirler. Çal t r ld klar nda gelir getirir, kâr sa larlar. Saklanmalar ve yat r mdan al konulmalar halinde tasarruf arac özelliklerini korurlar. Bunlar n zekâta tâbi k l nmas, sahiplerinin dikkatlerini çekmi ve paran n yat r ma sevkedilmesini te vik etmi tir. Ticaret kâr sa lamak, gelir elde etmek için yap l r. O halde ticarete konu olan her mal art c vas ftad r.

13 ZEKÂT 431 Toprak ürünleri ve hayvanlar da bizzat kendileri nâmî vasfa sahiptir. Toprak ürünleri emek kar l topra n verdi i yeni bir gelirdir. Madenler de böyledir. Hayvanlar ise do urmak, geli mek, et ve süt vermek suretiyle art c vas f kazanmaktad rlar. Zekâta tâbi mallarda nemâ art arand ndan, bu art ta mayan mallar, meselâ binek hayvanlar, çal t r lan hayvanlar, oturulan evler ve ev e yalar, meslek kitaplar, meslekî aletler ve benzeri mallar zekâta tâbi de ildir. 3. htiyaç Fazlas Olma. Zekâta tâbi mallarda aranan artlardan biri de o mal n, mükellefin kendisinin ve bakmakla yükümlü oldu u kimselerin temel ihtiyaç maddelerinin (havâic-i asliyye) d nda olmas d r. slâm'da di er bedenî ve malî yükümlülüklerde oldu u gibi zekâtta da mükellefin de i ik aç lardan durumu göz önünde bulundurularak ki ilere mâkul, ta nabilir ve anlaml mükellefiyetler yüklenmi tir. Bu anlay n bir uzant s olarak, mükellefin temel ve tabii ihtiyaç maddeleri zekât matrah d nda tutulmu tur. Kur'an'daki "...afv infak ediniz." (el-bakara 2/219) âyetini slâm bilginleri, 'kazand n z me rû maldan kendinizin ve aile fertlerinizin tabii ihtiyaçlar ndan fazlas n infak ediniz' eklinde anlam lard r. Hz. Peygamber de zekât n varl ktan verilece ini beyan etmi tir (Buhârî, Zekât, 18). Bir kimsenin zekâtla mükellef tutulabilmesi için zengin olmas n n gerekti i aç kt r. Bununla birlikte, hangi tür mal ve alaca a sahip olman n zenginli in göstergesi say laca hususu, zekât müessesesine bak aç s yla ilgili oldu u gibi, toplumlar n telakkileri ve sosyoekonomik artlar yla da yak ndan alâkal bir konudur. Buna ba l olarak, hangi tür mallar n temel ihtiyaç maddeleri say laca ve bunu belirlemede ölçünün ne olaca hususu da slâm bilginleri aras nda tart mal kalm t r. Esasen ihtiyaç gizli ve ki iseldir. Ki ilerin dünyadaki arzu ve ihtiyaçlar na bir s n r getirmek de imkâns zd r. Bununla birlikte fakihler, temel ihtiyaç maddelerinin belirlenmesini ki ilerin ahsî tercihlerine b rakmay uygun görmeyip birtak m objektif ve aç k ölçüler getirmek istemi lerdir. Çünkü slâm' n aslî ibadetlerinden biri ve sosyal adaleti gerçekle tirmenin de en tabii vas tas olan zekât mükellefiyetin artlar n ki ilerin dindarl k, di erkâml k ve fedakârl k duygular na b rakmak yerine baz objektif ölçüler belirlemek düzenli ve dengeli bir hak ve görev da l m aç s ndan vazgeçilmez bir önem ta maktad r.

14 432 LM HAL Hanefîler'e göre, ki i ve aile fertleri için gerekli bir y ll k g da maddeleri, giyecekler, sanat ve meslek aletleri, oturulan ev, ev e yas, binek arac, ilim için edinilen kitaplar aslî ihtiyaç say l r. Temel ihtiyaçlar ki inin hayat n korumak ve insan onuruna yak r bir ekilde sürdürmek için muhtaç oldu u eylerdir. Bir kimsenin yeme, içme, bar nma, sa l k, i ve meslek edinme, seyahat, dinlenme ve e itim gibi tabii ve temel ihtiyaçlar n içinde ya ad toplumun genel iktisadî seviyesine göre lüks ve a r say lmayacak ölçüde gidermesi mümkün ve me rû görünmektedir. Aslî ve tabii ihtiyaç kavram n n ve bu konudaki ölçülerin zaman n, çevrenin ve artlar n de i mesi ile de i ebilece i do rudur. Ancak insan n her arzu etti i ey de zaruri ihtiyaç de ildir. sraf n yayg nla t, insanlar n âdeta her eyin en iyisini tüketme yar na girdi i ve lüks e yan n neredeyse ihtiyaç haline geldi i günümüzde temel ihtiyaç maddelerinin belirlenmesinin ki ilerin kendi sosyal çevresine, kültür ve al kanl klar na ve kendi tesbitine b rak lmay p bu konuda toplumun ortak de erlerine ve toplumdaki asgari geçim ve hayat standard na göre bir belirlemeye gidilmesi gerekir. Klasik dönemde fakihlerin ileri sürdü ü ölçüler de bir bak ma -o dönemler itibariyleböyle bir i lev görmü tür. 4. Nisab. Sözlükte "s n r, i aret, as l ve kök" anlamlar na gelen nisab kelimesinin terim anlam ; zekât n vücûbuna alâmet ve ölçü olmak üzere tesbit edilen belirli bir miktard r. Zengin olman n asgari s n r veya asgari zenginlik ölçüsü diyebilece imiz nisab, zekâta tâbi her mal için, Hz. Peygamber taraf ndan gösterilmi tir. Bu asgari s n rlar bir aç dan o dönem slâm toplumunun ortalama hayat standard n ve zenginlik ölçüsünü göstermekle birlikte ileri dönemlerde de er î belirleme (mukadderât er iyye) say larak zekât nisab ad yla aynen korunmu tur. Bu itibarla fakihler, toprak ürünleri hariç, zekâta tâbi bütün mallarda nisab n art oldu unda görü birli ine varm lard r. Hadislerde nisab miktarlar u ekilde gösterilmi tir: Gümü te nisab miktar 200 dirhem, alt nda 20 miskal, hayvanlarda 5 deve, 30 s r, 40 koyun, toprak ürünlerinde ise (cumhura göre) 5 vesktir (=bu dayda 653 kg.). Ebû Hanîfe'ye göre ise toprak ürünlerinin az da ço u da zekâta tâbidir. Toprak ürünlerinin zekât nda nisab aranmaz. Nisab miktarlar n n belirlenmesinde kullan lan bu mallar n, o dönemin en yayg n zenginlik arac oldu u aç kt r. Nisab n bu mallar üzerinden belir-

15 ZEKÂT 433 lenmesi usulü, sosyal ve ekonomik artlar n fazla de i medi i ileriki dönemlerde de aynen korunmu ve bu nisab miktarlar "belirlenmi er î ölçüler" olarak nitelendirilmi tir. Kaynaklar yukar da ayr ayr say lan ve bugün için aralar nda önemli bir de er fark ortaya ç km bulunan nisab miktarlar n n Hz. Peygamber döneminde birbirine denk olduklar n belirtir. O dönemde de i ik mallar için belirlenen bu nisab miktar n n bir ailenin y ll k ortalama harcamalar tutar, âdeta asgari geçim standard oldu u dü ünülecek olursa, günümüzde nisab miktar n n kar, koca ve çocuklardan olu an en küçük bir ailenin y ll k asgari harcamalar tutar olarak belirlenmesi ve böyle bir ölçünün esas al nmas isabetli olur. Ayl k ücretlendirmenin geçerli oldu u kesimler için y ll k ortalama yerine ayl k ortalama geçim standard n n esas al nmas ve buna göre bir çözüm getirilmesi yerinde olur. Zekât müslümanlar n zenginlerinden al n r, fakirlerine verilir. Böyle bir malî mükellefiyetin konabilmesi için toplumda zenginlik s n r n n, daha do rusu asgari hayat ve geçim standard n n belirlenmesine ihtiyaç vard r. Modern vergi sistemlerinin, asgari geçim indirimleri tesbit ederek bunlar vergi kapsam d nda saymalar da böyle bir noktadan hareketledir. slâm dini bu durumu kendine özgü ve âdil bir ekilde çözüme kavu turarak toplumda nisab ad alt nda böyle bir belirlemeye gitmi, nisab n üstünde gelir ve serveti olanlardan zekât al p, nisab n alt nda gelir ve servet sahiplerini zekâttan muaf tutmu tur. 5. Y llanma. Zekâta tâbi mallarda aranan artlardan biri de, o mal n üzerinden bir kamerî y l n geçmi olmas art d r ki buna f k h ilminde "havelânü'l-havl" tabir edilir. Hz. Peygamber, "Üzerinden bir -kamerî- y l geçmedikçe, o malda zekât yoktur" ( bn Mâce, Zekât, 5) buyurmu tur. Fakihler, Hz. Peygamber ve Hulefâ-yi Râ idîn devirlerindeki zekât uygulamalar ndan hareketle alt n ve gümü para, ticaret mallar ve hayvanlarda zekât n farz olmas için "havelânü'l-havl"i art ko arlar. Toprak ürünlerinin zekât hasat mevsimi ödenece inden onlarda bu art bahis konusu de ildir. Madenlerin ve definelerin zekât ise elde edildikleri zaman ödenir; bunlar n üzerinden bir sene geçme art aranmaz. Zekâta tâbi olan mallar n, "havelânü'l-havl" art na göre iki grupta topland görülmektedir. Birinci grupta zekât n farziyeti için "üzerinden bir kamerî senenin geçmesi" art aranan para, ticaret mallar ve hayvanlar, ikinci grupta ise bu art n aranmad toprak mahsulleri, maden ve defineler yer al r.

16 434 LM HAL Zekât mallar ndan üzerinden bir y l geçme art arananlarla, böyle bir art ko ulmayan mallar aras ndaki fark n yorumu öyle yap lmaktad r: Havelânü'l havle tâbi mallar ancak bir senede nemâlan r, yani artar, ço al r, kâr ve gelir getirir. Hayvanlar bu müddet içinde yavrulamak suretiyle ço al r. Ticarî yat r mlar kâra dönü ebilir. Toprak ürünleri ise hasat mevsimine kadar kendileri geli me gösterir. Bundan sonra art k eksilmeye do ru gider. Ço als n diye elde bulundurulmaz. Madenler de yerden ç kar l p i lenmekle kâr elde edilir. Bu yönüyle madenler, toprak ürünleri gibidir. Zekât mallar n n bir k sm nda sene geçme art n n arand bir k sm nda aranmad konusunda görü birli ine varan fakihler, zekât n vücûb sebebi olan nisab n bu sene içinde ne zaman bulunmas gerekti i, ayr ca yeni kazan lan mallarda (mâl-i müstefâd) süre art n n aran p aranmayaca konular nda farkl görü ler ileri sürmü lerdir. Hanefîler'e göre; bir malda zekât n farz olabilmesi için, o mal n hem sene ba nda ve hem de sene sonunda nisaba ula m olmas artt r. Bir kimse sene ba nda nisab miktar na ula an bir mala sahip olsa, bu mal sene içinde nisab n alt na dü se, hatta tamamen tüketilse, fakat sene sonunda yine nisab miktar na ula sa, sene sonu hesab yla zekâta tâbi olur. Meselâ demir ticareti yapan bir tüccar n deposunda sene ba nda yüz ton demir varken, sene içinde bunlar n bir k sm n sat yoluyla tüketse ve yerine elli ton demir alsa, sene sonundaki bu demir ile kasa mevcudunun zekât n vermekle mükelleftir. âfiîler'e ve Hanbelîler'e göre; nisab n bütün sene boyunca bulunmas gerekir. Bir mal sene içinde nisab n alt na dü erse, ona zekât vâcip olmaz. Bir kimse sene ba nda nisab veya nisab miktar n a an bir mala sahip olsa, sene içinde sat ve hibe gibi yollarla bu mal nisab n alt na dü se, o kimse nisab miktar mala sahip olana kadar zekâtla mükellef de ildir. Zekât miktar mala sahip oldu u zaman sene geçme art tekrar ba lar. Ancak sene içinde elde edilen ticarî kârlarla, sene içinde do an hayvanlar bundan müstesnad r. Bunlar ana mallara tâbidir. Mâl-i müstefâd; önceden yok iken sonradan ferdin mülkiyetine geçen mald r. Maa, ücret, ikramiye, geçici kazançlar, ba lar, miras yoluyla edinilen servet vb. mâl-i müstefâd kapsam na girer. Bu tür gelirlerle ilgili ba l ca hükümler unlard r: 1. Mâl-i müstefâd: Ticaret mallar n n kâr, hayvanlar n yavrular gibi sahip olunan mallar n nemâland r lmas sonucu ise, eldeki eski mala eklenir.

17 ZEKÂT 435 Bir y l art da, eldeki eski mal n üzerinden bir y l geçmesi ile gerçekle mi olur. Bu konuda fakihler aras nda görü ayr l yoktur. 2. Mâl-i müstefâd eldeki mal n cinsinden de il ise cumhura (fakihlerin ço unlu una) göre ayr hükümdedir. Ne nisab tamamlamak ne de y l art n n gerçekle mesi için eldeki mala eklenir. Meselâ nisab miktar deveye sahip olan bir kimse, y l içinde s r sat n alsa, s r için de ayr ca bir y l beklemesi gerekir. 3. Mâl-i müstefâd; ticarî kârlar ve hayvan ürünlerinin d nda, fakat elde bulunan nisab miktar mal n cinsinden ise; Hanefîler'e göre bu mal eldeki mala eklenerek hepsinin üzerinden bir y l geçince zekâta tâbi olur. Meselâ 5 milyon liral k demir stoku bulunan tüccar n sene içinde eline sat veya ba- yoluyla 50 milyon liral k demir geçse, sene sonunda 55 milyon liral k mal varl n n zekât n vermesi gerekir. Bu konuda Hanefîler'in görü ü a rl k ta r. Çünkü özellikle günümüzde ticaret sektöründe bir sene içinde pek çok mal el de i tirmekte, kâr ve zarar sene sonu hesaplar nda ortaya ç kmaktad r. Hangi mal n ticareti yap l rsa yap ls n zekât n matrah sene sonundaki mal varl olmal d r. 6. Borç Kar l Olmama. Zekâta tâbi mallarda aranan "tam mülk" ve "aslî ihtiyaçlardan fazla olma" artlar n n bir gere i de zekâta tâbi olan mal n borç kar l olmamas d r. Ancak âlimler, özellikle zâhirî mallarda (aç k mallarda) borcun zekât n gerçekle mesine mani olup olmayaca konusunda farkl fikirler ileri sürmü lerdir. Fakihlerin ço unlu u el-emvâlü'l-bât na" (gizli mallar) ad verilen para ve ticaret mallar n n zekât nda borcun etkili olaca nda ittifak etmi ler, elemvâlü'z-zâhire (aç k mallar) denilen toprak ürünleri, hayvanlar ve madenlerde ise borcun, zekât n vücûbuna mani olup olmad nda ihtilâfa dü mü lerdir. Hanefîler'e göre borç üç nevidir: 1. ah slara olan borçlar. 2. Allah hakk olarak vâcip olup kullar taraf ndan istenen borçlar. Zekât bu nevidendir. 3. Kullar taraf ndan istenmeyen fakat Allah için yerine getirilmesi gereken borçlar. Nezir ve kefâret bu çe it borçlardand r. lk iki grupta toplanan borçlar zekât mallar n n nisab n dü ürürlerse, bu mallarda zekât gerçekle mez. Üçüncü grupta toplanan borçlar, zekât n ger-

18 436 LM HAL çekle mesine mani de ildir. Ayr ca borç hangi neviden olursa olsun, toprak ürünlerinde zekât n vücûbuna mani de ildir. mam afiî'ye göre borç hiçbir malda zekât n vücûbuna engel olmaz. mam Mâlik'e göre ise sadece parada zekât n vücûbuna engeldir, nisab dü- ürürse zekât farz olmaz. Fakihler aras ndaki bu ihtilâf, onlar n zekât n s rf ibadet mi yoksa malda fakir için gerçekle en bir hak m oldu u noktas nda farkl de erlendirmelere sahip olmas ndan kaynaklanmaktad r. B) GEÇERL L K ARTLARI Yukar da zekât n vücûb artlar ndan, yani bir kimsenin zekâtla mükellef olabilmesi için ahs ve mal yönünden aranan artlardan söz edildi. imdi ise, üzerine böyle bir mükellefiyet terettüp eden müslüman n yapaca ifan n geçerli olabilmesi için gerekli artlar, yani klasik ifadesiyle zekât n s hhatinin artlar üzerinde durulacakt r. Zekât n, fakihlerce srarla üzerinde durulan iki önemli s hhat art vard r. Bunlar da mükellefin ibadet niyeti ve yap lan ödemenin ehline temlikidir. a) Niyet Zekât esasen malî bir ibadettir ve namazla birlikte slâm' n iki temelini te kil eder. Namaz bedenî ibadetlerin, zekât da malî ibadetlerin simgesi konumundad r. Âyet ve hadislerde zekât n çok defa namazla birlikte zikredilmi olmas da böyle bir anlam ta r. Zekât sadece bir borç de il ayn zamanda ondan istifade edecek ki ilerin bir hakk d r da. Bu sebeple devletin toplama ve da tma yükümlülü ünü üstlendi i bir nevi vergi olarak da nitelendirilir. Devlet onu mükelleflerden gerekti inde zorla tahsil eder. Bunlar zekât mükellefiyetinin toplumu ve üçüncü ah slar ilgilendiren yönüdür. Bunlara ilâve olarak bir de zekât n ibadet olmas, Allah' n emrine itaat edilerek, O na kullu un bir ni anesi olarak yerine getirilmekte olu u sebebiyle mükellefin niyet ve kast n, onun iç dünyas n ilgilendiren yönü vard r. Bu sebeple de slâm bilginleri, zekâtta ibadet bilinç ve niyetinin bulunmas gerekti ini, ancak bu takdirde zekât n mükellef aç s ndan geçerli olaca n belirtirler. Zekât n bu iki yönünü birlikte de erlendiren fakihler di er ibadetlerde oldu u gibi zekât borcunun ödenmesinde de niyetin art oldu unda görü birli ine varm lar, fakat bu niyetin ne zaman yap laca nda, mükellef ad na ba kas taraf ndan yap l p yap lamayaca nda (niyâbet), ayr ca devlet tara-

19 ZEKÂT 437 f ndan zorla tahsil edildi inde zekât borcunun ödenmi olup olmayaca nda farkl görü ileri sürmü lerdir. Hanefîler'e ve âfiîler'e göre; kaide olarak niyetin ödeme an nda bulunmas gerekir. Çünkü zekât ibadettir ve ibadetlerde niyet artt r. Fakat ödemeler parça parça yap ld için, kolayl k olsun diye niyetin, zekât borcunun ç kar ld anda bulunmas da yeterlidir. Bu oruçta niyetin önceden yap lmas gibidir. Zekât verilirken hükmen niyet edilmi olmas da yeterlidir. Meselâ mal sahibi niyet etmeden zekât borcunu verdikten sonra henüz mal fakirin elinde iken niyet etmesi, yahut vekile vermesi an nda niyet etti i halde vekil zekât borcunu öderken niyet etmemesi gibi durumlarda niyet hükmen var say l r. Çünkü emreden ki inin niyeti esast r. Hanefî mezhebinde müftâ bih (kendisiyle fetva verilen) görü e göre zekât memuru aç k mallardan (el-emvâlü'z-zâhire) zekât zorla alm ise, mükellefin üzerinden zekât borcu dü er, gizli mallardan zorla zekât al nd ise zekât borcundan mükellef -niyet etmemi ise- kurtulamaz. âfiîler'e göre; tercih edilen görü -Hanefîler'de oldu u gibi- niyetin zekât borcunu ç karma an nda yap labilece idir. Çünkü niyeti zekât borcunu hak edenlere verirken art ko mak güçlük do urur. Onun için mal nda vekil tayin eden ki inin devir esnas nda zekâta niyet etmesi yeterlidir. âfiîler çocuk ve ak l hastas n n mal varl ndan velî ve vasîlerinin zekât ödemekle mükellef olduklar görü ündedir. Bu durumda veli veya vasî onlar ad na zekât öderken niyet edeceklerdir. Mâlikîler'e göre mükellef zekât mal n ay r rken, bu mal n verilmesinden az önce veya verilirken niyet edilmesi câizdir. Hanbelîler'in görü ü de buna yak nd r. Onlara göre mal sahibinin niyeti esas olup zekât memurunun niyeti onun yerine geçmez. b) Temlik Zekât, ona ehil olanlara vermek yani onlar n mülkiyetlerine geçirmek (temlik) artt r. Bu art iki unsur içerir; birincisi temlik i lemi, ikincisi ise temlikin yap ld ahs n zekât almaya ehil olu u. Fakihlerin temlik terimine genelde bir mal n mülkiyetini zekât alacak ahsa do rudan nakletme i lemi eklinde dar bir anlam verdiklerini belirtmek gerekir. Bu itibarla bir kimse zekât niyetiyle bir fakir veya yetimin karn n doyursa bu zekât borcunu ortadan kald rmaz. Ancak zekâta niyet edilerek, onlara g da maddeleri verilse zekât

20 438 LM HAL ödenmi olur. Çünkü zekât niyetiyle fakire, yetime mal vermek temliktir. Böylece onlar kendi mal ndan yemi olur. Klasik dönem slâm hukukçular n n büyük ço unlu una göre cami, okul, yol, köprü, çe me yap m gibi hay r kurulu lar na zekât verilmez; ölü kefenleri al nmaz ve ölülerin borçlar zekâtla ödenmez. Çünkü bu durumlarda temlik gerçekle mez; yani zekât, borcu ödenen ki inin mülkiyetine geçmemektedir. Hay r kurumlar na zekât n d nda ba lar eklinde yard mlar yap lmal, zekât ise sadece fakirlere verilmelidir. Çünkü slâm dininde imkân olan müslümandan sadece zekât borcunu vermesi de il, bunu da a arak Allah' n kendisine verdi i mal n hay rl faaliyetlere sarfetmesi istenmektedir. slâm' yaymak, korumak, müslümanlara dü manlar ndan zarar gelmesini önlemek amac yla yap lan harcamalar zekât yerine geçer. Ça m zda yoksullara ve âcizlere bakmak için kurumlar olu turulmu tur. Bu kurumlara da zekât verilir ve bu vekâleten veya dolayl temlik say l r. Temliki dar mânas yla alan fakihler bir fakiri zekâta mahsup olmak üzere bir dairede oturtmakla da zekât borcunun ödenmi olmayaca n, çünkü bunun temlik say lmayaca n ileri sürmü lerdir. Ancak evin kullan m n n ekonomik bir de erinin bulundu u, fakirin evde oturdu u müddetçe onun kullan m (menfaat) mülkiyetine sahip oldu u ve bu aç dan temlikin gerçekle ti i dü ünülürse araya göstermelik bir para al veri inin girmesine gerek olmad görü ü daha do rudur. Zekât usul (baba, anne, dede, nine) ve fürûa (çocuk ve torun) verilemez. Çünkü zekât verenle usul ve fürûu aras nda çok s k bir mülkiyet ba ve menfaat ortakl vard r. Dolay s yla burada tam anlam yla temlik gerçekle mez. Ayn ekilde ki i zekât n kar s na da veremez. Ebû Hanîfe'ye göre kad n da zekât n kocas na veremez. Fakir bir kimsede alaca olan zengin ona, Alaca m sana zekât olarak veriyorum dese temliki dar ve formel ( eklî) mânada anlayan fakihlere göre bu ekilde zekât borcu ödenmi olmaz. Çünkü zengin zekât borcunu fakirin eline teslim etmedikçe temlik gerçekle mez ve borçtan kurtulmaz. Ancak temliki geni mânas yla al rsak bu da bir nevi temliktir, zekât yerine geçer. Bunun için de borçlu, borcunu alacakl ya ödeyip sonra tekrar zekât olarak ondan almas eklinde bir eklî ve dolayl i leme gerek yoktur. Yap lan bir harcaman n veya ödemenin f khen zekât say labilmesi için fakihlerce ileri sürülen niyet ve ehline temlik artlar netice itibariyle hem

ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET HÜKMÜ ŞARTI NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ

ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET HÜKMÜ ŞARTI NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ HÜKMÜ ŞARTI ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ

Detaylı

Sekizinci Bölüm. Zekât

Sekizinci Bölüm. Zekât ZEKÂT Bölüm 8 Sekizinci Bölüm Zekât I. İLKELER ve AMAÇLAR İnsanın var olup yaşayabilmesi için toplumsal hayatın gerekliliği öteden beri "İnsan, tabiatı itibariyle medenîdir" sözüyle ifade edilir. Bu bakımdan

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

KURUL GÖRÜ Ü. TFRS 2 Hisse Bazl Ödemeler. Görü ü Talep Eden Kurum : Güreli Yeminli Mali Mü avirlik ve Ba ms z Denetim Hizmetleri A..

KURUL GÖRÜ Ü. TFRS 2 Hisse Bazl Ödemeler. Görü ü Talep Eden Kurum : Güreli Yeminli Mali Mü avirlik ve Ba ms z Denetim Hizmetleri A.. KURUL GÖRÜ Ü TFRS 2 Hisse Bazl Ödemeler Görü ü Talep Eden Kurum : Güreli Yeminli Mali Mü avirlik ve Ba ms z Denetim Hizmetleri A.. Kurul Toplant Tarihi : 18/10/2011 li kili Standart(lar) : TFRS 2, TFRS

Detaylı

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ

SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ SERMAYE ġġrketlerġnde KAR DAĞITIMI VE ÖNEMĠ Belirli amaçları gerçekleştirmek üzere gerçek veya tüzel kişiler tarafından kurulan ve belirlenen hedefe ulaşmak için, ortak ya da yöneticilerin dikkat ve özen

Detaylı

HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU?

HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU? HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU? Rıza KARAMAN Kamu İhale Mevzuatı Uzmanı 1. GİRİŞ İdareler, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımlarına çıkarken

Detaylı

İŞLETMENİN TANIMI 30.9.2015

İŞLETMENİN TANIMI 30.9.2015 Öğr.Gör.Mehmet KÖRPİ İŞLETMENİN TANIMI Sonsuz olarak ifade edilen insan ihtiyaçlarını karşılayacak malları ve hizmetleri üretmek üzere faaliyette bulunan iktisadi birimler işletme olarak adlandırılmaktadır.

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

Özelge: 4632 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi kapsamında vakıf/sandıklardan bireysel emeklilik sistemine yapılan aktarımlarda vergilendirme hk.

Özelge: 4632 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi kapsamında vakıf/sandıklardan bireysel emeklilik sistemine yapılan aktarımlarda vergilendirme hk. Özelge: 4632 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi kapsamında vakıf/sandıklardan bireysel emeklilik sistemine yapılan aktarımlarda vergilendirme hk. Sayı: 64597866-120[94-2014]-131 Tarih: 28/08/2014 T.C. GELİR

Detaylı

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır.

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır. SAYI: 2013/03 KONU: ADİ ORTAKLIK, İŞ ORTAKLIĞI, KONSORSİYUM ANKARA,01.02.2013 SİRKÜLER Gelişen ve büyüyen ekonomilerde şirketler arasındaki ilişkiler de çok boyutlu hale gelmektedir. Bir işin yapılması

Detaylı

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder.

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. 8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. Soru : Din nedir? Din, Allah tarafından gönderilmiştir. Peygamberler

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

Nakit Sermaye Artırımı Uygulaması (Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No:1) nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:9))

Nakit Sermaye Artırımı Uygulaması (Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No:1) nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:9)) Sirküler 2016 / 019 Referansımız: 0259 / 2016/ YMM/ EK Telefon: +90 (212) 29157 10 Fax: +90 (212) 24146 04 E-Mail: info@kutlanpartners.com İstanbul, 08.03.2016 Nakit Sermaye Artırımı Uygulaması (Kurumlar

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

SİRKÜLER 2009 / 32. 1- İşsizlik Ödeneği Almakta Olan İşsizleri İşe Alan İşverenlere Yönelik Sigorta Primi Desteği

SİRKÜLER 2009 / 32. 1- İşsizlik Ödeneği Almakta Olan İşsizleri İşe Alan İşverenlere Yönelik Sigorta Primi Desteği KONU SİRKÜLER 2009 / 32 Sigorta Primi Desteklerine Yönelik Yeni Düzenlemeler (5921 Sayılı Kanun) Genel Olarak İşsizlikle mücadeleye yönelik bir yasal düzenleme olarak nitelendirilebilecek olan 5921 Sayılı

Detaylı

4 Mart 2016 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29643 TEBLİĞ Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) ndan: KURUMLAR VERGĠSĠ GENEL TEBLĠĞĠ (SERĠ NO: 1) NDE

4 Mart 2016 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29643 TEBLİĞ Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) ndan: KURUMLAR VERGĠSĠ GENEL TEBLĠĞĠ (SERĠ NO: 1) NDE 4 Mart 2016 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29643 TEBLİĞ Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) ndan: KURUMLAR VERGĠSĠ GENEL TEBLĠĞĠ (SERĠ NO: 1) NDE DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASINA DAĠR TEBLĠĞ (SERĠ NO: 9) MADDE

Detaylı

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri http://yenidunyadergisi.com// 2015 HAZİRAN sayısında yayınlanmıştır Ebû Hüreyre (ra) den Rasûlullâh In (sav) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Kim inanarak

Detaylı

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Siirt Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

Konu : Nakit Sermaye Artırımlarında Vergi Avantajı (2) 08.04.2016

Konu : Nakit Sermaye Artırımlarında Vergi Avantajı (2) 08.04.2016 SİRKÜ : 2016/09 KAYSERİ Konu : Nakit Sermaye Artırımlarında Vergi Avantajı (2) 08.04.2016 04.03.2016 tarih ve 29643 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kurumlar Vergisi 1 Seri No.lu Genel Tebliğinde Değişiklik

Detaylı

6663 SAYILI KANUNLA SOSYAL GÜVENLİK YASALARINDA YAPILAN DÜZELMELER. Değerli Meslek Mesubumuz, 10.02.2015

6663 SAYILI KANUNLA SOSYAL GÜVENLİK YASALARINDA YAPILAN DÜZELMELER. Değerli Meslek Mesubumuz, 10.02.2015 6663 SAYILI KANUNLA SOSYAL GÜVENLİK YASALARINDA YAPILAN DÜZELMELER Değerli Meslek Mesubumuz, 10.02.2015 6663 sayılı Kanun ile; emekli olduktan sonra Bağ-Kur kapsamında çalışmaya devam eden esnafın emekli

Detaylı

Para Arzı. Dr. Süleyman BOLAT

Para Arzı. Dr. Süleyman BOLAT Para Arzı 1 Para Arzı Bir ekonomide dolaşımda mevcut olan para miktarına para arzı (money supply) denir. Kağıt para sisteminin günümüzde tüm ülkelerde geçerli olan itibari para uygulamasında, paranın hangi

Detaylı

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi 28 Aralık 2012 İÇİNDEKİLER Ara Dönem Revizyon Notları........ 3 Derecelendirme Metodolojisi........ 5 Notların

Detaylı

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi 30 Temmuz 2012 ĐÇĐNDEKĐLER Dönem Revizyon Notları........ 3 Derecelendirme Metodolojisi........ 5 Notların Anlamı.........

Detaylı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1 Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık

Detaylı

HAYALi ihracatln BOYUTLARI

HAYALi ihracatln BOYUTLARI HAYALi ihracatln BOYUTLARI 103 Müslüme Bal U lkelerin ekonomi politikaları ile dış politikaları,. son yıllarda birbirinden ayrılmaz bir bütün haline gelmiştir. Tüm dünya ülkelerinin ekonomi politikalarında

Detaylı

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU

AİLE DİNİ REHBERLİK BÜROSU DİN HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TİREBOLU MÜFTÜLÜĞÜ AİLE VE DİNİ REHBERLİK BÜROSU MUTLULUĞUNUZA REHBERLİK EDER Yüce Allah ın aileye bahşettiği sevgi ve rahmetin çeşitli unsurlarla beslenmesi gerekir. Bunların

Detaylı

Muhasebe, Personel Müdürlükleri ne

Muhasebe, Personel Müdürlükleri ne SİRKÜ : 2011/08 KAYSERİ Konu : Sosyal Güvenlik ve İş Hukuku Mevzuatında 31.03.2011 Torba Kanunla Yapılan Değişiklikler ve Yeni Düzenlemeler (3) Muhasebe, Personel Müdürlükleri ne Bundan önceki iki sirkülerlerimizde;

Detaylı

ISL107 GENEL MUHASEBE I

ISL107 GENEL MUHASEBE I ISL107 GENEL MUHASEBE I Doç.Dr. Murat YILDIRIM muratyildirim@karabuk.edu.tr 8. HAFTA Menkulkıymetleraşağıdaki amaçlardoğrultusunda edinilebilir. Güvenlik Amacı: işletmeler sahip oldukları nakit mevcutlarının

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA. Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçeleri ektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA. Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçeleri ektedir. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve gerekçeleri ektedir. Gereğini arzederim. M. Akif HAMZAÇEBİ İstanbul Milletvekili 1 GENEL GEREKÇE

Detaylı

TEŞVİK BELGELİ MAKİNA VE TEÇHİZAT TESLİMLERİNE UYGULANAN KDV İSTİSNASINDA BİR SORUN

TEŞVİK BELGELİ MAKİNA VE TEÇHİZAT TESLİMLERİNE UYGULANAN KDV İSTİSNASINDA BİR SORUN Emre KARTALOĞLU Gelirler Kontrolörü TEŞVİK BELGELİ MAKİNA VE TEÇHİZAT TESLİMLERİNE UYGULANAN KDV İSTİSNASINDA BİR SORUN GİRİŞ Bilindiği gibi, 4842 sayılı Kanunla 1 vergi kanunlarında köklü değişiklik ve

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç: Madde 1. (1) Bu yönergenin amacı, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesinin önlisans, lisans ve lisansüstü

Detaylı

Mali Bülten. No: 2009/18

Mali Bülten. No: 2009/18 11 Şubat 2009 Mali Bülten No: 2009/18 VERGİ Konu : KVK nun 15 nci ve 30 ncu Maddelerinde Yer Alan Tevkifat Uygulmasına Yönelik Düzenlemelerin Yapıldığı 2009/14593 ve 2009/14594 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararlarına

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. 2007 Yılı Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu

ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. 2007 Yılı Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2007 Yılı Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu 1 SUNUŞ Orman Genel Müdürlüğü 5436 sayılı Kanunla değişik 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun ekinde yer alan I

Detaylı

KİTAP İNCELEMESİ. Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri. Tamer KUTLUCA 1. Editörler. Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice AKKOÇ

KİTAP İNCELEMESİ. Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri. Tamer KUTLUCA 1. Editörler. Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice AKKOÇ Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, 18 (2012) 287-291 287 KİTAP İNCELEMESİ Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri Editörler Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice

Detaylı

KAMU İHALE KANUNUNA GÖRE İHALE EDİLEN PERSONEL ÇALIŞTIRILMASINA DAYALI HİZMET ALIMLARI KAPSAMINDA İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİLERİN KIDEM TAZMİNATLARININ

KAMU İHALE KANUNUNA GÖRE İHALE EDİLEN PERSONEL ÇALIŞTIRILMASINA DAYALI HİZMET ALIMLARI KAPSAMINDA İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİLERİN KIDEM TAZMİNATLARININ 8 Şubat 2015 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 29261 YÖNETMELİK Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından: KAMU İHALE KANUNUNA GÖRE İHALE EDİLEN PERSONEL ÇALIŞTIRILMASINA DAYALI HİZMET ALIMLARI KAPSAMINDA BİRİNCİ

Detaylı

Buradaki bilgiler özet olup genel hatları ile tanımlamalar bulunmaktadır. Derste anlatılan örnekler ve analizler bu dokümanda yer almaktadır.

Buradaki bilgiler özet olup genel hatları ile tanımlamalar bulunmaktadır. Derste anlatılan örnekler ve analizler bu dokümanda yer almaktadır. Buradaki bilgiler özet olup genel hatları ile tanımlamalar bulunmaktadır. Derste anlatılan örnekler ve analizler bu dokümanda yer almaktadır. GİRİŞ İnşaat sektörü, barınma ihtiyacı başta olmak üzere insanların

Detaylı

5510 sayılı SGK kanunu hakkında duyurular

5510 sayılı SGK kanunu hakkında duyurular 23/11/2008 Aylık prim ve hizmet belgesi 23 Kasım 2008 tarihli ve 27063 sayılı resmi gazete tebliğinde Aylık Prim Ve Hizmet Belgesinin güncel formatı yayınlanmıştır. Bu yönde personel paketinde de 4.0.13

Detaylı

YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ 22 Mayıs 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28300 Kafkas Üniversitesinden: YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve

Detaylı

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİĞİN UYGULANMASINA İLİŞKİN GENELGE (2015/50) Bu Genelge, 25.05.2015

Detaylı

YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü

YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİNİN TANIMI Yetişkinler din eğitimi kavramını tanımlayabilmek için önce yetişkinler eğitimini tanımlayalım. En çok kullanılan ifade ile yaygın

Detaylı

BİLGİ NOTU 12.04.2016/2016-05

BİLGİ NOTU 12.04.2016/2016-05 BİLGİ NOTU 12.04.2016/2016-05 NAKİT SERMAYE ARTIŞLARINDA İNDİRİM UYGULAMASI Kurumlar Vergisi Kanunu nun Diğer İndirimler başlıklı 10. Maddesine eklenen (ı) bendi hükmü ile; finans, bankacılık ve sigortacılık

Detaylı

MERKEZ YÖNET M KAPSAMINDAK KAMU DARELER NDE DÖNEM SONU LEMLER. Ömer DA Devlet Muhasebe Uzman. www.omerdag.net

MERKEZ YÖNET M KAPSAMINDAK KAMU DARELER NDE DÖNEM SONU LEMLER. Ömer DA Devlet Muhasebe Uzman. www.omerdag.net MERKEZ YÖNET M KAPSAMINDAK KAMU DARELER NDE DÖNEM SONU LEMLER Ömer DA Devlet Muhasebe Uzman I. Geçici Mizandan Önce Yap lacak lemler a) Faiz Tahakkuklar Dönen ve duran varl klar ana hesap grubu içindeki

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Tanımlar ve İstisnalar

İKİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Tanımlar ve İstisnalar TÜRKİYE RADYO TELEVİZYON KURUMU AMBAR HİZMETLERİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR (Yönetim Kurulunun 20/05/2009 tarih ve 2009/191 sayılı Kararı) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Tanımlar ve İstisnalar Amaç MADDE 1

Detaylı

KOOPERATİFLER HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ:

KOOPERATİFLER HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ: KOOPERATİFLER HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ: Soru: Bir yapı kooperatifi kaç kişi ile kurulur? Cevap: Bir yapı kooperatifi en az 7 gerçek ve/veya 1163 sayılı Kooperatifler kanununda belirtilen tüzel kişilerce

Detaylı

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar,

Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Sayın Bakanım, Sayın Rektörlerimiz ve Değerli Katılımcılar, Orman ve Su İşleri Bakanımız Sn. Veysel Eroğlu nun katılımları ile gerçekleştiriyor olacağımız toplantımıza katılımlarınız için teşekkür ediyor,

Detaylı

YURTDIŞI VATANDAŞLAR DANIŞMA KURULUNUN ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

YURTDIŞI VATANDAŞLAR DANIŞMA KURULUNUN ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK 24 Aralık 2010 CUMA Resmî Gazete Sayı : 27795 YÖNETMELİK Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığından: YURTDIŞI VATANDAŞLAR DANIŞMA KURULUNUN ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ

Detaylı

Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi

Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi özcan DEMİREL 1750 Üniversiteler Yasası nın 2. maddesinde üniversiteler, fakülte, bölüm, kürsü ve benzeri kuruluşlarla hizmet birimlerinden oluşan özerkliğe ve kamu

Detaylı

TETAŞ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

TETAŞ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TETAŞ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YÖNERGE 10 BÜTÇE YÖNERGESİ T E T A Ş TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT ANONİM ŞİRKETİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BÜTÇE YÖNERGESİ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET

Detaylı

İş Sağlığı İş Sağlığı nedir? Çağdaş İş Sağlığı anlayışı nedir?

İş Sağlığı İş Sağlığı nedir?    Çağdaş İş Sağlığı anlayışı nedir? İş Sağlığı İş sağlığı denilince, üretimi ve işyerini içine alan bir kavram düşünülmelidir. İşyerinde sağlıklı bir çalışma ortamı yoksa işçilerin sağlığından söz edilemez. İş Sağlığı nedir? Bütün çalışanların

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL TESİSLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL TESİSLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL TESİSLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 - (1) Bu Yönergenin amacı, İstanbul Üniversitesi Sosyal Tesislerinin kuruluşu ile çalışma usul

Detaylı

s ı k ç a s o r u l a n l a r

s ı k ç a s o r u l a n l a r s ı k ç a s o r u l a n l a r www.diyanet.gov.tr Diyanet leri Ba kanl nın hediyesidir. s ı k ç a s o r u l a n l a r 1. Baskı, Ankara 2010 D YANET LER BA KANLI I YAYINLARI: 812 Broşür : 46 Bu eser, Din

Detaylı

Ara rma, Dokuz Eylül Üniversitesi Strateji Geli tirme Daire Ba kanl na ba

Ara rma, Dokuz Eylül Üniversitesi Strateji Geli tirme Daire Ba kanl na ba 1.1 Ara rman n Amac Ara rmada, Dokuz Eylül Üniversitesi Strateji Geli tirme Daire Ba kanl na ba olarak hizmet vermekte olan; 1. Bütçe ve Performans Program ube Müdürlü ü 2. Stratejik Yönetim ve Planlama

Detaylı

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş.

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. 27 Şubat 2016 ÜNSPED GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ VE LOJİSTİK HİZMETLER A.Ş. Kurumsal Yönetim Notu: 7.30 Priv. YÖNETİCİ ÖZETİ ÜNSPED Gümrük Müşavirliği ve

Detaylı

1. Konu. 2. Basitle tirilmi Tedbirler. 2.1. Basitle tirilmi Tedbirlerin Mahiyeti ve S n rlar

1. Konu. 2. Basitle tirilmi Tedbirler. 2.1. Basitle tirilmi Tedbirlerin Mahiyeti ve S n rlar Maliye Bakanl ndan: Mali Suçlar Ara t rma Kurulu Genel Tebli i (S ra No: 5) (Resmi Gazete nin 9 Nisan 2008 tarih ve 26842 say l nüshas nda yay mlanm t r) 1. Konu 9/1/2008 tarihli ve 26751 say l Resmî Gazete

Detaylı

MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK İŞBİRLİĞİ PROJE DANIŞMANLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK İŞBİRLİĞİ PROJE DANIŞMANLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK İŞBİRLİĞİ PROJE DANIŞMANLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı,

Detaylı

MAHALL DARELERDE DÖNEM SONU LEMLER. Ömer DA Devlet Muhasebe Uzman. info@omerdag.net

MAHALL DARELERDE DÖNEM SONU LEMLER. Ömer DA Devlet Muhasebe Uzman. info@omerdag.net Slide 1 MAHALL DARELERDE DÖNEM SONU LEMLER (Belediyeler, il özel idareleri, ba l idareler ve mahalli idare birlikleri) Ömer DA Devlet Muhasebe Uzman info@omerdag.net Slide 2 I. Geçici Mizandan Önce Yap

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı : 20.4.1989 Sayı : 20145)

(Resmî Gazete ile yayımı : 20.4.1989 Sayı : 20145) 575 Türkiye Cumhuriyeti ile Hollanda Krallığı Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına Dair Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun (Resmî Gazete ile yayımı : 20.4.1989

Detaylı

MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Muş Alparslan Üniversitesi Uzaktan

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

Brexit ten Kim Korkar?

Brexit ten Kim Korkar? EDAM Türkiye ve Avrupa Birliği Bilgi Notu Brexit ten Kim Korkar? Haziran 2016 Sinan Ülgen EDAM Başkanı 2 23 Haziranda İngiliz halkı, İngiltere nin AB de kalıp kalmayacağına dair bir halkoyuna katılacak.

Detaylı

Anaokulu /aile yuvası anketi 2015

Anaokulu /aile yuvası anketi 2015 Anaokulu /aile yuvası anketi 2015 Araştırma sonucu Göteborg daki anaokulları ve aile yuvaları ( familjedaghem) faaliyetlerinde kalitenin geliştirilmesinde kullanılacaktır. Soruları ebeveyn veya veli olarak

Detaylı

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Beşinci İzmir İktisat Kongresi Finansal Sektörün Sürdürülebilir Büyümedeki Rolü ve Türkiye nin Bölgesel Merkez Olma Potansiyeli 1 Kasım

Detaylı

YATIRIMLARIN VE ĠSTĠHDAMIN TEġVĠKĠ ĠLE BAZI KANUNLARDA DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

YATIRIMLARIN VE ĠSTĠHDAMIN TEġVĠKĠ ĠLE BAZI KANUNLARDA DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASI HAKKINDA KANUN YATIRIMLARIN VE ĠSTĠHDAMIN TEġVĠKĠ ĠLE BAZI KANUNLARDA DEĞĠġĠKLĠK YAPILMASI HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 5084 Kabul Tarihi : 29/1/2004 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih :6/2/2004 Sayı :25365 Yayımlandığı

Detaylı

GÖKTAŞ İNŞAAT TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ 2012 YILI FAALİYET RAPORU

GÖKTAŞ İNŞAAT TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ 2012 YILI FAALİYET RAPORU GÖKTAŞ İNŞAAT TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ 2012 YILI FAALİYET RAPORU I-) GENEL BİLGİLER A-) Raporun İlgili Olduğu Hesap Dönemi: 01.01.2012-31.12.2012 B-) Şirkete Ait Bilgiler: a-) Şirketin ticaret unvanı: GÖKTAŞ

Detaylı

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 18 Aral k 1979 da Birle mi Milletler Genel cinsiyet ayr mc l n yasaklayan ve kad n haklar n güvence alt na alan

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL Sözlerime gayrimenkul ve finans sektörlerinin temsilcilerini bir araya

Detaylı

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARI ARASINDA YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARI ARASINDA YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARI ARASINDA YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve Kapsam MADDE 1 - (1) Bu yönerge İstanbul Kemerburgaz

Detaylı

LİMİTED ŞİRKET GENEL KURUL EVRAKLARI. Ek:1 MÜDÜR/MÜDÜRLER KURULU KARAR ÖRNEĞİ: Karar Tarihi: Karar No: Toplantıya Katılanlar:

LİMİTED ŞİRKET GENEL KURUL EVRAKLARI. Ek:1 MÜDÜR/MÜDÜRLER KURULU KARAR ÖRNEĞİ: Karar Tarihi: Karar No: Toplantıya Katılanlar: LİMİTED ŞİRKET GENEL KURUL EVRAKLARI Ek:1 MÜDÜR/MÜDÜRLER KURULU KARAR ÖRNEĞİ: Karar Tarihi: Karar No: Toplantıya Katılanlar:. Dönemi Genel Kurulunun. adresinde. tarihinde ve.. saatte aşağıdaki gündem dahilinde

Detaylı

Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması

Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması 23 Aralık 2008 Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması Son günlerde akaryakıt fiyatları ile ilgili olarak kamuoyunda bir bilgi kirliliği gözlemlenmekte olup, bu durum Sektörü ve Şirketimizi itham altında

Detaylı

SİRKÜLER NO: POZ-2013 / 94 İST, 21.10.2013. İade dilekçeleri internet vergi dairesi üzerinden verilecek.

SİRKÜLER NO: POZ-2013 / 94 İST, 21.10.2013. İade dilekçeleri internet vergi dairesi üzerinden verilecek. SİRKÜLER NO: POZ-2013 / 94 İST, 21.10.2013 ÖZET: İade dilekçeleri internet vergi dairesi üzerinden verilecek. İADE DİLEKÇELERİNİN İNTERNET VERGİ DAİRESİ ÜZERİNDEN VERİLMESİ ZORUNLULUĞU GETİRİLDİ Nakden

Detaylı

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının bağlantıları kontrol edilir. Güz ve Bahar dönemindeki

Detaylı

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18 http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/201203... 1 of 5 6 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28225 Atatürk Üniversitesinden: YÖNETMELİK ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ASTROFİZİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

Detaylı

YÖNETMELİK. a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi,

YÖNETMELİK. a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi, 27 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28246 Bingöl Üniversitesinden: YÖNETMELİK BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ ÇOCUK ARAŞTIRMA VE REHBERLİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

HALK EĞİTİMİ MERKEZLERİ ETKİNLİKLERİNİN YÖNETİMİ *

HALK EĞİTİMİ MERKEZLERİ ETKİNLİKLERİNİN YÖNETİMİ * HALK EĞİTİMİ MERKEZLERİ ETKİNLİKLERİNİN YÖNETİMİ * Doç. Dr. Meral TEKİN ** Son yıllarda halk eğitimi, toplumdaki öneminin giderek artmasına koşut olarak, önemli bir araştırma alanı olarak kabul görmeye

Detaylı

BANKA MUHASEBESİ 1 KREDİLER

BANKA MUHASEBESİ 1 KREDİLER BANKA MUHASEBESİ 1 KREDİLER KREDİLER Tek düzen hesap planında 1 hesap grubunda krediler yer almaktadır. Nakit krediler kullandırım anında bu grupta bulunan ilgili kredi hesabına kaydedilerek, gayri nakdi

Detaylı

KELÂMÎ MEZHEPLER VE FIRKALAR. Adem Sezgin UZUN 1

KELÂMÎ MEZHEPLER VE FIRKALAR. Adem Sezgin UZUN 1 e-makâlât Mezhep Araştırmaları, VII/1 (Bahar 2014), ss. 261-265. ISSN 1309-5803 www.emakalat.com KELÂMÎ MEZHEPLER VE FIRKALAR Ali Rabbânî Gülpâyigânî, Önsöz Yayıncılık, İstanbul 2014 456 sayfa, Adem Sezgin

Detaylı

TİSK GENEL SEKRETERİ BÜLENT PİRLER'İN DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE ÇOCUK İŞGÜCÜNE İLİŞKİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİDİR

TİSK GENEL SEKRETERİ BÜLENT PİRLER'İN DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE ÇOCUK İŞGÜCÜNE İLİŞKİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİDİR TİSK GENEL SEKRETERİ BÜLENT PİRLER'İN DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE ÇOCUK İŞGÜCÜNE İLİŞKİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİDİR Çocuğun çalışması, hemen bütün ülkelerde yaşanmakta olan evrensel bir olgudur ve önemli bir sosyal

Detaylı

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU I- 2008 Mali Yılı Bütçe Sonuçları: Mali Disiplin Sağlandı mı? Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan 2008 mali yılı geçici bütçe uygulama sonuçlarına

Detaylı

AYDIN TİCARET BORSASI

AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE MAYIS 2015 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

ÇEVRE KORUMA KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK

ÇEVRE KORUMA KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK ÇEVRE KORUMA VE KURUMSAL SOSYAL SORUMLULUK Çevre neden bu kadar önemli? Sera etkisi artıyor Doğal kaynaklar bitiyor Maliyetler yükseliyor Gelir eşitsizliği uçurumu büyüyor 2002 yılında Johannesburg da

Detaylı

GRUP ŞİRKETLERİNE KULLANDIRILAN KREDİLERİN VERGİSEL DURUMU

GRUP ŞİRKETLERİNE KULLANDIRILAN KREDİLERİN VERGİSEL DURUMU GRUP ŞİRKETLERİNE KULLANDIRILAN KREDİLERİN VERGİSEL DURUMU I-GİRİŞ Grup şirketleri arasında gerçekleşen fiyatlandırma sistemi ekonominin kuralları doğrultusunda gerçekleşmektedir. Özellikle gelişmekte

Detaylı

ANALOG LABORATUARI İÇİN BAZI GEREKLİ BİLGİLER

ANALOG LABORATUARI İÇİN BAZI GEREKLİ BİLGİLER ANALOG LABORATUARI İÇİN BAZI GEREKLİ BİLGİLER Şekil-1: BREADBOARD Yukarıda, deneylerde kullandığımız breadboard un şekli görünmektedir. Bu board üzerinde harflerle isimlendirilen satırlar ve numaralarla

Detaylı

İMKB DE İŞLEM SIRALARI KAPATILAN ŞİRKET HİSSE SENETLERİNİN ALIŞ/SATIŞINA İLİŞKİN ESASLAR BÖLÜM I KAMUYU AYDINLATMA BİLGİ FORMLARI

İMKB DE İŞLEM SIRALARI KAPATILAN ŞİRKET HİSSE SENETLERİNİN ALIŞ/SATIŞINA İLİŞKİN ESASLAR BÖLÜM I KAMUYU AYDINLATMA BİLGİ FORMLARI İMKB DE İŞLEM SIRALARI KAPATILAN ŞİRKET HİSSE SENETLERİNİN ALIŞ/SATIŞINA İLİŞKİN ESASLAR BÖLÜM I KAMUYU AYDINLATMA BİLGİ FORMLARI KAMUYU AYDINLATMA BİLGİ FORMLARININ İSTENMESİ Madde 1 Borsa da işlem gören

Detaylı

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi 18 Aralık 2015 İÇİNDEKİLER Dönem Revizyon Notları........ 3 Derecelendirme Metodolojisi........ 5 Notların Anlamı.........

Detaylı

Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun

Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun Tarihi:18.06.1992 Sayısı:3816 R.G. Tarihi:03.07.1992 R.G. Sayısı:21273 Kanun Numarası

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Emre HORASAN

Yrd. Doç. Dr. Emre HORASAN Yrd. Doç. Dr. Emre HORASAN Finansal Sistem; fonun arz ve talebini dengeleyen ve fonları zaman, miktar, vade ve kişiler bazında kullanılabilir hale getiren bir sistemdir. Finansal Sistemin görevleri: Malların,

Detaylı

İngilizce Öğretmenlerinin Bilgisayar Beceri, Kullanım ve Pedagojik İçerik Bilgi Özdeğerlendirmeleri: e-inset NET. Betül Arap 1 Fidel Çakmak 2

İngilizce Öğretmenlerinin Bilgisayar Beceri, Kullanım ve Pedagojik İçerik Bilgi Özdeğerlendirmeleri: e-inset NET. Betül Arap 1 Fidel Çakmak 2 İngilizce Öğretmenlerinin Bilgisayar Beceri, Kullanım ve Pedagojik İçerik Bilgi Özdeğerlendirmeleri: e-inset NET DOI= 10.17556/jef.54455 Betül Arap 1 Fidel Çakmak 2 Genişletilmiş Özet Giriş Son yıllarda

Detaylı

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR Bu rapor Ankara Emeklilik A.Ş Gelir Amaçlı Uluslararası Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım

Detaylı

Konu 4 Tüketici Davranışları Teorisi

Konu 4 Tüketici Davranışları Teorisi Konu 4 Tüketici Davranışları Teorisi Hadi Yektaş Zirve Üniversitesi İşletme Yüksek Lisans Programı Güz 2012 1 / 93 Hadi Yektaş Tüketici Davranışları Teorisi İçerik 1 2 Kayıtsızlık Eğrisi Analizi Tüketici

Detaylı