A) MANIN TANIMI ve KAPSAMI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "A) MANIN TANIMI ve KAPSAMI"

Transkript

1 Üçüncü Bölüm Akaid Akaid, akd kökünden türetilmi olan akîde kelimesinin ço uludur. Akîde, sözlükte "gönülden ba lan lan, dü üm atm ças na sa lam inan lan ey" demektir. Dinî literatürde akîde, "inan lmas zorunlu olan ilke" (iman esas, mü'menün bih), ço ulu olan akaid kelimesi ise " slâm dininde inan lmas farz olan hususlar, iman esaslar, dinin temel kural ve hükümleri" anlam na gelmektedir. Buna göre, dinin temel kural ve hükümlerini olu turan iman esaslar ndan bahseden ilme de akaid ilmi denir. slâm akaidinin ilk ve en önemli kayna Kur'ân- Kerîm, daha sonra da sahih hadislerdir. slâm akaidini olu turan esaslar, Kur'ân- Kerîm'de ve hadislerde hiçbir yoruma mahal b rakmayacak ekilde aç k, yal n ve sade olarak yer alm t r. Kur'an'da Allah'a, peygamberlerine, kitaplara, meleklere, âhirete, kazâ ve kadere iman konusuna temas eden ve yer yer ayr nt l bilgiler veren birçok âyet vard r. Hadis kitaplar n n iman, enbiya, tevhid, cennet, cehennem, kader, k yamet gibi bölümlerinde, iman esaslar yla ilgili çe itli aç klamalar yer almaktad r. Bu sebeple de Kur'an âyetleri ile ba ta mütevâtir hadisler olmak üzere sahih hadisler akaidin temel kaynaklar n te kil eder. Duyu organlar n n verileri ve ak l her ne kadar akaid ilminin kaynaklar aras nda ise de, bu ikisi do rudan do ruya dinî prensiplerin ve

2 68 LM HAL iman esaslar n n belirlenmesinde kaynak say lmazlar. Ak l ve duyu organlar n n verileri, daha çok âyet ve hadislerin belirledi i esaslar n aç klanmas, yorumu ve ispatlanmas konusunda malzeme olu tururlar, nakli desteklerler. Bu sebeple iman esaslar n n belirlenmesinde tek kaynak vahiydir. slâm akaidini olu turan esaslar, hem kesin delile dayanmaktad r hem de apaç kt r. Zamana, mekâna, fert ve toplumlara göre de i iklik göstermez. Bu hükümler bir bütün te kil edip, bölünme kabul etmezler. Yani bir k sm na inan p bir k sm na inanmamak söz konusu olamaz. I. MAN A) MANIN TANIMI ve KAPSAMI man sözlükte, "bir ki iyi söyledi i sözde tasdik etmek, do rulamak, söyledi ini kabullenmek, gönül huzuru ile benimsemek, kar s ndakine güven vermek, güvenlikte olmak, üpheye yer vermeyecek biçimde içten ve yürekten inanmak" anlamlar na gelir. Terim olarak ise, Hz. Peygamber'i, Allah Teâlâ'dan getirdi i kesin olarak bilinen hükümlerde (zarûrât- dîniyye) tasdik etmek, onun haber verdi i eyleri tereddütsüz kabul edip bunlar n gerçek ve do ru oldu una gönülden inanmak demektir. Buna göre; iman n hakikati ve özü kalbin tasdikidir. Kalbin tasdiki iman n de i meyen aslî unsurudur. manla bilgi aras nda çok yak n bir ili ki söz konusudur. Her inanan ki i, neye inand n bilir, fakat her bilme inanmay gerektirmez. nan lacak esaslarla ilgili bilgiye iman denilebilmesi için, ki inin gönlünde ve kalbinde hür iradeye dayal bir boyun e i in, teslimiyetin ve tasdikin bulunmas gerekir. man edene sevap, etmeyene ceza verilmesinin dayana, ki inin gönülden ba l l n n ve tasdikinin bulunup bulunmamas d r. man n, bir kalp i i, kalbin tasdiki oldu unu gösteren âyet ve hadislerden baz lar unlard r: "Ey Peygamber, kalpleri iman etmedi i halde, a zlar yla inand k diyenlerden ve yahudilerden küfür içinde ko u anlar seni üzmesin..." (el-mâide 5/41). "Allah kimi do ru yola iletmek isterse onun kalbini slâm'a açar..." (el- En âm 6/125).

3 AKA D 69 "Allah cennetlikleri cennete, cehennemlikleri cehenneme koyacak, sonra da bak n kalbinde hardal tanesi kadar iman olan birisini bulursan z onu cehennemden ç kar n diyecektir" (Buhârî, Îmân, 15; Müslim, Îmân, 82). Görüldü ü üzere iman n esas, inan lacak eyleri kalbin tasdik etmesidir. Bir kimse diliyle inand n söylese bile kalbiyle tasdik etmezse mümin olamaz. Buna kar l k kalbiyle tasdik edip inand halde, dilsizlik gibi bir özrü sebebiyle inanc n diliyle aç klayamayan veya tehdit alt nda oldu u için kâfir ve inançs z oldu unu söyleyen kimse de mümin say l r. Bunun en belirgin örne i u olayd r: Sahâbîlerden Ammâr b. Yâsir, Kurey mü riklerinin a r bask lar na ve ölüm tehditlerine dayanamayarak kalben inanmakla birlikte, diliyle müslüman olmad n, Hz. Muhammed'in dininden ç kt n söylemi, bu olay hakk nda âyet-i kerîme inerek, Ammâr' n mümin bir kimse oldu u belirtilmi tir: "Kalbi imanla dolu oldu u halde (inkâra) zorlanan kimse hariç, kim iman ettikten sonra Allah' inkâr ederse ve kim kalbini kâfirli e açarsa, i te Allah' n gazab bunlarad r. Onlar için büyük bir azap vard r" (en-nahl 16/106). man n aslî unsuru kalbin tasdiki olmakla birlikte kalpte neyin gizli oldu unu insanlar bilemedi i için, kalpteki inanc n dil ile söylenip aç a vurulmas, o ki inin de dünyada bu söz ve ikrar na göre bir i leme tâbi tutulmas gerekmektedir. Bu sebeple ikrar, yani kalpte bulunan inanc n dil ile ifade edilmesi, iman n bir parças de il, âdeta onun dünyevî art d r. Kalplerde neyin gizli oldu unu ancak Allah bilir. Bir kimsenin iman etti i, ya kendisinin söylemesiyle veya cemaatle namaz k lmak gibi mümin oldu unu gösteren belli ibadetleri yapmas yla anla l r. O zaman bu kimse mümin olarak tan n r, müslüman muamelesi görür, müslüman bir kad nla evlenebilir. Kesti i hayvan n eti yenir, zekât ve ö ür gibi dinî vergilerle yükümlü tutulur. Ölünce de cenaze namaz k l n r, müslüman mezarl na defnedilir. E er bir kimse inanc n diliyle ikrar etmezse ona, müslümana özgü bu tür hükümler uygulanmaz. manda ikrar n çok önemli oldu unu Peygamber Efendimiz u hadisleriyle dile getirmi lerdir: "Kalbinde bu day, arpa ve zerre ölçüsü iman oldu u halde Allah'tan ba ka Tanr yoktur. Muhammed O'nun elçisidir diyen kimse cehennemden ç kar" (Buhârî, Îmân, 33; Tirmizî, Cehennem, 9; bn Mâce, Zühd, 37).

4 70 LM HAL " nsanlar Allah'tan ba ka Tanr yoktur. Muhammed O'nun elçisidir deyinceye kadar kendileriyle sava makla emrolundum. Ne zaman bunu söylerlerse can ve mal güvenli ine sahip olurlar. Ancak kamu hukuku gere i uygulanan cezalar bundan müstesnad r. ç yüzlerinin muhasebesi ise Allah'a aittir" (Buhârî, Cihâd, 102; Müslim, Îmân, 8; Ebû Dâvûd, Cihâd, 104). Dil ile ikrar bu derece önemli oldu u için genellikle iman, "Kalp ile tasdik ve dil ile ikrard r" eklinde tan mlanm t r. Fakat iman bu ekilde tan mlamak, kalbi ile inanmad halde inand m diyenin mümin olmas n gerektirmez. Bu konuda bir âyet-i kerîmede, " nsanlardan baz lar da vard r ki, inanmad klar halde Allah'a ve âhiret gününe inand k derler" (el-bakara 2/8) buyurulmu tur. Gönülden inanmad halde, diliyle inand n söyleyen ki i kalpteki inanç ve ikrar bilinemedi i için dünyada müslüman gibi i lem görür. Fakat iman bulunmad ve münaf k oldu u için âhirette kâfir olarak i lem görecek ve cehennemde ebedî kalacakt r. Bu bilgilerden de anla laca gibi kalbin tasdiki, iman n rüknü, olmazsa olmaz unsuru ve de i mez temelidir. Dilin ikrar da, bu as l ve gerçe in tan nmas n sa layan bir artt r. B) CMÂLÎ ve TAFSÎLÎ MAN man, inan lacak hususlar aç s ndan icmâlî ve tafsîlî iman olmak üzere ikiye ayr l r. a) cmâlî man nan lacak eylere k saca ve toptan inanmak demektir. man n en özlü ve en k sa ekli olan icmâlî iman, tevhid ve ehadet kelimelerinde özetlenmi tir. Tevhid kelimesi: Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah (Allah'tan ba ka hiçbir Tanr yoktur. Muhammed O'nun elçisidir) cümlesidir. ehadet kelimesi de: E hedü enlâ ilâhe illallah ve e hedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh (Ben Allah'tan ba ka hiçbir Tanr olmad na, Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi oldu una inan r ve tan kl k ederim) ifadesidir. man n ilk derecesi ve slâm' n ilk temel dire i budur. Gerçekte Allah' yegâne Tanr tan yan, Hz. Muhammed'i O'nun peygamberi olarak kabullenen ki i, di er iman esaslar n ve Peygamberimiz in getirdi i dini de toptan kabullenmi demektir. Çünkü di er iman esaslar bize Hz. Peygamber arac -

5 AKA D 71 l yla bildirilmi tir. Öyleyse Allah elçisini tasdik etmek, getirdi i hükümleri de tasdik etmek demektir. nan lacak eyler ayr ayr söylenmedi inden dolay bu imana icmâlî (toptan) iman denmektedir. Mümin say labilmek için, icmâlî iman yeterli olmakla birlikte, slâm' n di er hükümlerini ve inan lmas gerekli olan eylerin her birini ki inin teker teker ö renmesi zorunludur. b) Tafsîlî man nan lacak eylerin her birine, aç k ve geni ekilde, ayr nt l olarak inanmaya tafsîlî iman denilir. Tafsîlî iman üç derecede incelenir: Birinci derece, Allah'a, Hz. Muhammed'in Allah' n peygamberi oldu una ve âhiret gününe kesin olarak inanmakt r. Bu, icmâlî imana göre daha geni tir. Çünkü burada âhirete iman da yer almaktad r. kinci derece, Allah'a, meleklerine, kitaplar na, peygamberlerine, âhiret gününe, öldükten sonra tekrar dirilmeye, cennet ve cehennemin, sevap ve azab n varl na, kazâ ve kadere ayr ayr inanmakt r. Tafsîlî iman n ikinci derecesi amentüde ifade edilen prensiplerdir. Üçüncü derece, Hz. Muhammed'in Allah kat ndan getirdi i, bize kadar da tevâtür yoluyla ula t r lan bütün haberleri ve hükümleri tasdik etmektir. Bir ba ka ifadeyle, mânas apaç k (muhkem) âyet ve mütevâtir hadislerle sabit olan hususlar n hepsine ayr ayr, Allah ve Resulü'nün bildirdi i ve emir buyurduklar n da içine alacak ekilde bütün ayr nt lar ile inanmakt r. Bu durumda namaz, oruç, hac ve di er farzlar, helâl ve haram olan davran lar ö renip bütün bunlar n farz, helâl ve haram olduklar n yürekten tasdik etmek tafsîlî iman n üçüncü derecesini olu turur. Müslüman olmayan bir kimse, icmâlî iman ile slâm'a girmi olur. Bu iman üzere ölürse neticede cennete girer. Fakat tafsîlî iman ile müslüman n iman yücelir, olgunla r, sa lam temeller üzerine oturur. Bir insan n, Allah' ve O'ndan geleni gönülden tasdik ettikten sonra, Hz. Peygamber'in aç klad buyruk ve yasaklar bütünüyle, farz farz, haram haram bilerek ö renmesi, kabullenmesi ve uygulamas gerekir. Tafsîlî iman n üçüncü derecesi, zarûrât- diniyye denilen ve inan lmas zorunlu bulunan bütün inanç, ibadet, muâmelât ve ahlâk hükümlerine inanmay içermektedir. C) TAKLÎDÎ ve TAHKÎKÎ MAN Delillere dayal olmaks z n sadece çevrenin telkini ile meydana gelen ve âdeta ki inin slâm toplumunda do up büyümü olmas n n tabii sonucu

6 72 LM HAL olarak gözüken imana taklîdî iman denilir. Ehl-i sünnet bilginlerinin ço una göre bu tür iman geçerli olmakla beraber, ki i iman aklî ve dinî delillerle güçlendirmedi inden dolay sorumludur. Taklîdî iman, inkârc ve sap k kimselerin ileri sürece i itirazlarla sars nt ya u rayabilir. Bunun için iman, dinî ve aklî delillerle güçlendirmek gerekir. Çünkü deliller, ileri sürülecek üphe ve itirazlara kar iman korur. Delillere, bilgiye, ara t rma ve kavramaya dayal imana ise tahkîkî iman denir. Aslolan her müslüman n tahkîkî imana sahip olmas, neye, niçin ve nas l inand n n bilincini ta mas d r. D) MAN ile AMEL ARASINDAK BA Amel, iradeye dayal i, davran ve eylem demektir. Esasen tasdik ve ikrar da birer ameldir. Ancak amel deyince daha çok kalp ve dil d nda kalan organlar n ameli anla lmaktad r. Bu durumda iman ile amel birbirinden ayr eyler olmas na, amelin iman n bir parças olmamas na ra men, her ikisi aras nda çok s k bir ba ve ili ki bulunmaktad r. a) Amel man n Ayr lmaz Parças De ildir Ehl-i sünnet bilginlerine göre amel, iman n parças, rüknü ve olmazsa olmaz unsuru de ildir. Bu sebeple bütün dinî esaslar kalpten benimsemi fakat çe itli sebeplerle buyruklar yerine getirmemi veya yasaklar çi nemi olan kimse, i ledi i günah helâl saymad müddetçe mümin say l r. Çünkü: a) Kur'ân- Kerîm'de " man edenler ve sâlih amel i leyenler..." diye ba layan pek çok âyet vard r (el-bakara 2/277; Yûnus 10/9; Hûd 11/23). Bu âyetlerde iman edenlerle sâlih amel i leyenler ayr ayr zikredilmi tir. E er amel iman n bir parças olsayd, "iman edenler" denildikten sonra bir de "sâlih amel i leyenler" denmesine gerek olmazd. b) Baz âyetlerde iman, amelin geçerli olabilmesi için art k l nm t r. Meselâ: "Her kim mümin olarak iyi i ler yaparsa, art k o, ne zulümden ne de hakk n n çi nenmesinden korkar" (Tâhâ 20/112) buyurulmu tur. E er iman ile amel ayn ey veya amel iman n parças olsayd, o zaman ayr ayr zikredilmezdi ve iman, amelin geçerli olmas n n art say lmazd. c) Baz âyetlerde de büyük günah n imanla birlikte bulunabilece i ifade edilmi tir. Bunlardan birinde: "E er müminlerden iki grup birbirleriyle vuru- urlarsa aralar n düzeltin..." (el-hucurât 49/9; ayr ca bk. el-bakara 2/178; et- Tahrîm 66/8) denilmi, büyük günah say lan öldürme fiilini i leyerek ameli terkeden ki ilerden "müminler" diye söz edilmi tir.

7 AKA D 73 d) Peygamber Efendimiz döneminden itibaren büyük din bilginleri, kalbinde iman bulundu u ve bunu diliyle söyledi i halde dinin emretti i amelleri i lemeyen veya baz yasaklar çi neyen kimseleri yapt klar n helâl ve me rû görmedikleri sürece mümin saym lar, ancak bu kimselerin günahkâr mümin olduklar n ifade etmi lerdir. Bu, Ehl-i sünnet âlimlerinin ortak görü üdür. b) Amelin Gereklili i ve manla Olan lgisi Amel ile iman aras nda çok yak n bir ili ki vard r. Kur'ân- Kerîm'in birçok âyetinde iman ile sahih amel yan yana zikredilmi, müminlerin sâlih amelleri i leyerek maddî-mânevî geli melerini sa lamalar srarla istenmi tir. Çünkü dü ünce ve kalp alan ndan eylem ve hareket alan na ç kamam olan iman meyvesiz bir a aca benzer. Kalpte mevcut olan iman n n hiç sönmeden parlamas, giderek gücünü art rmas sâlih amellerle mümkün olabilir. Ayr ca iman n olgunlu una ermek, iman üstün bir dereceye getirmek ve böyle iman sahiplerine Allah' n vaad etti i sonsuz nimetlere kavu mak için de amel gereklidir. nsan sadece inan lmas gerekli eyleri tasdik eder, ameli umursamayan bir tav r sergileyip yasaklar çi nerse, dine, Allah'a ve Peygamber ine olan ba l l yava yava azal r, günün birinde kalbindeki iman da sönüp gider. O halde amelin hem iman güçlendirmede üstlendi i rol, hem de müminin cehennem azab ndan kurtularak nimetlere ula mas na arac olmas ve Rabbine kar kulluk görevini gerçek anlamda yerine getirmesi bak m ndan önemi çok büyüktür. E) MANIN ARTMASI ve EKS LMES man, inan lmas gereken hususlar (iman esaslar ) aç s ndan artmaz ve eksilmez. Bir kimse iman esaslar n n hepsini kabul edip de, bir veya bir kaç na inanmasa meselâ meleklere inanmasa veya namaz n farz yahut adam öldürmenin haram olu unu inkâr etse, iman etmi say lmaz. Bu durumda iman gerçekle medi inden artmas ve eksilmesi söz konusu olamaz. Herkes ayn hususlara iman etmekle yükümlüdür. nan lacak esaslar konusunda bilginle cahil, peygamber olan ve olmayan, kad nla erkek aras nda hiçbir fark yoktur. man, güçlü veya zay f olma aç s ndan farkl l k gösterir. Kiminin iman kuvvetli kiminin zay ft r. Kiminin iman tam anlam yla içine sinmi, kimininki yüzeysel kalm t r. Kimininki i itme ve dü ünmeye ba l bilgi ve inanç seviyesinde, kimininki görmeye dayal bilgi ve inanç seviyesinde, kimininki

8 74 LM HAL de ya amaya, gönülden duymaya ve iç tecrübeye dayal bilgi ve inanç seviyesindedir. manda bu çe it bir farkl l n bulundu una âyet ve hadislerde de i aret edilir. brâhim (a.s.) ölüleri nas l diriltti ini göstermesini Allah'tan istemi, âyette buyuruldu u gibi yüce Allah' n "inanmad n m?" sorusuna "(gözümle de görerek) kalbim tam yat s n diye" (el-bakara 2/260) cevab n vermi tir. Böylece onun Allah' n ölüleri nas l diriltti ini gördükten sonraki iman n n önceki iman ndan daha güçlü oldu u belirtilmi tir. Kur'ân- Kerîm'deki " man etmi olanlara gelince (her inen sûre) daima onlar n iman n art rm t r" (et-tevbe 9/124); "O, müminlerin yüreklerine imanlar n katmerli bir imanla art rmalar için mânevî kuvvet indirendir" (el- Fetih 48/4); "Müminler ancak onlard r ki, Allah an ld zaman yürekleri titrer. Allah' n âyetleri kendilerine okundu u zaman bu onlar n iman n art r r" (el-enfâl 8/2) anlam ndaki âyetler ile bu konudaki hadisler, iman n kuvvet, kalbin derinliklerine nüfuz yönüyle farkl seviyelerde olabilece ini, nitelik yönüyle artma ve eksilme gösterebilece ini ifade etmektedir. F) MANIN GEÇERL OLMASININ ARTLARI man n geçerli olabilmesi ve sahibini âhirette ebedî kurtulu a erdirebilmesi için u artlar ta mas gerekir: 1. man n dünyada hür iradeye dayal bir tercih olmas, bask, tehdit veya dünya hayat ndan ümit kesme (ye's) durumunda gerçekle memi bulunmas gerekir. Daha önce mümin olmayan bir kimsenin, hayattan ümidini kesti i son nefesinde u rayaca azab farkedip iman ettim demesi halinde, onun bu iman geçerli olmaz. Bir âyette "Art k o çetin azab m z gördükleri zaman Allah'a inand k ve O'na ortak ko tu umuz eyleri inkâr ettik derler. Fakat azab m z gördükleri zaman imanlar kendilerine bir fayda vermeyecektir. Allah' n kullar hakk nda süregelen kanunu budur. te kâfirler burada hüsrana u ram lard r" (el-mü'min 40/84-85) buyurulmu tur. 2. Mümin, iman esaslar ndan birini inkâr anlam na gelen tutum ve davran lardan kaç nmal d r. Meselâ Allah Teâlâ'y ve bütün peygamberleri tasdik edip de Hz. Muhammed'in peygamberli ine inanmayan yahut farz veya haram oldu u kesin olarak bilinen bir hükmü, meselâ namaz n farz, arap içmenin haram oldu unu kendi hür iradesiyle inkâr eden, yahut alaya alan, puta, haça vb. eylere tapan bir kimseye mümin denilemez. 3. Mümin Allah' n rahmetinden ne ümitsiz ne de emin olmal d r. Korku ile ümit aras nda bulunmal d r. Müminin "Nas l olsa iman m var, o halde

9 AKA D 75 muhakkak cennete giderim" dü üncesiyle kendinden emin olmas veya "Çok günah i ledim, ben muhakkak cehennemli im" diye Allah' n rahmetinden ümit kesmesi iman n kaybetmesine sebep olabilir. Bu konuda Kur'an'da öyle buyurulur: "Do rusu kâfirlerden ba kas Allah' n rahmetinden ümit kesmez" (Yûsuf 12/87), "Fakat büyük zarar göze alanlar toplulu undan ba kas Allah' n azab ndan (azab n n olmayaca ndan) emin olmaz" (el- A râf 7/99). G) MAN- SLÂM L K S slâm sözlükte, "itaat etmek, boyun e mek, ba lanmak, bir eye teslim olmak, esenlikte k lmak" anlamlar na gelir. Terim olarak, yüce Allah'a itaat etmek, Hz. Peygamber'in din ad na bildirmi oldu u eylerin hepsini kalp ile tasdik edip dil ile söyleyerek, inand klar n ya amak, sözleri ve davran lar ile kabul edip benimsedi ini göstermek demektir. Kur'ân- Kerîm'de iman ile slâm, bazan ayn bazan farkl anlamda kullan lm t r. man ile slâm ayn anlamda kullan l rsa bu durumda slâm kelimesi, slâm' n gerekleri olan hükümlerin dinden oldu una inanmak, slâm' bir din olarak benimsemek ve ona boyun e mek mânas na gelir. slâm çok geni bir kavramd r ve teslimiyet demektir. Teslimiyet ise üç türlü olur. Ya kalben olur ki, bu kesin inanç demektir. Ya dille olur ki, bu da ikrard r. Ya da organlarla olur ki, bunlar da amellerdir. te slâm' n üç eklinden biri olan kalbin teslimiyetine ve ba l l na iman denilir. u âyette iman ile slâm ayn anlamda kullan lmaktad r: "...Ancak âyetlerimize inan p da teslim olanlara duyurabilirsin" (en-neml 27/81). E er iman ile slâm ayn anlamda kullan l rsa, o zaman her mümin müslimdir, her müslim de mümindir. man ile slâm' n farkl kavramlar olarak ele al nmas durumunda her mümin, müslim olmakta, fakat her müslim, mümin say lmamaktad r. Çünkü bu anlamda slâm, kalbin ba lan ve teslimiyeti de il de, dilin ve organlar n teslimiyeti, belli amellerin i lenmesi demektir. Bu durumda slâm daha genel bir kavram, iman daha özel bir kavram olmaktad r. Meselâ münaf k, diliyle müslüman oldu unu söyler, buyruklar yerine getiriyormu izlenimi verir, fakat kalbiyle inanmaz. Münaf k gerçekte inanmad halde, dünyada müslümanm gibi gözükebilir. u âyet-i kerîmede iman ile slâm ayr kavramlar olarak geçmektedir: "Bedevîler inand k dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama boyun e dik deyin. Henüz iman kalplerinize yerle medi..." (el- Hucurât 49/14).

10 76 LM HAL H) BÜYÜK GÜNAH KAVRAMI Arapça'da kebîre (ço ulu kebâir) kelimesi ile ifade edilen büyük günah, bozgunculu a sebep olan, hakk nda tehdit edici bir nas (âyet ve hadis) bulunan, i leyenin dünyada veya âhirette cezaland r lmas na sebep olan büyük suçlar ve davran lara denir. Büyük günahlar n en büyü ü Allah'a irk ko mak ve O'nu inkâr etmektir (küfür). Büyük günahlar n neler oldu u konusunda hadislerde çe itli bilgiler vard r. Peygamberimiz bir hadisinde, "Size büyük günahlar n en büyüklerinden haber vereyim mi? Onlar: Allah'a ortak tan mak, ana babaya itaatsizlik ve yalanc ahitliktir" (Buhârî, Edeb, 6; Müslim, Îmân, 38; Tirmizî, Tefsîr, 5) buyurmu, bir ba ka hadislerinde "Mahveden yedi günahtan sak n n z. Onlar: Allah'a ortak ko mak, sihir yapmak, haks z yere adam öldürmek, yetim mal yemek, ribâ (faiz), sava tan kaçmak, iffetli ve iman sahibi bir kad na zina iftiras nda bulunmakt r" (Buhârî, Vesâyâ, 23; Müslim, Îmân, 38; Ebû Dâvûd, Vesâyâ, 10) diyerek, büyük günahlar n yedi tanesini zikretmi tir. Bir ba ka hadiste büyük günahlar n say s dokuz olarak belirtilmi, ana babaya itaatsizlik ve Mescid-i Harâm'da yap lmas yasak bir fiili i lemek de bunlara eklenmi tir (Ebû Dâvûd, Vesâyâ, 10). Kalbinde inanc oldu u halde inanc n diliyle söyleyen, fakat çe itli sebeplerle ameli terkeden, dolay s yla irk ve küfür d ndaki büyük günahlardan birini i leyen (fâs k ve fâcir) kimse, i ledi i günah helâl saym yorsa mümindir, kâfir de ildir. Fakat büyük günah i ledi i için ceza görecektir. Ancak bu kimse için tövbe kap s aç kt r. Yüce Allah böyle bir kimseyi âhirette dilerse affeder, efaat olunmas na izin verir, dilerse günah ölçüsünde cezaland r r. Neticede ise, kalbinde inanc bulundu u için cennete girdirir. Sahâbîlerden Ebû Zer el-g fârî'nin anlatt na göre, Hz. Peygamber: "Allah'tan ba ka hiçbir Tanr yoktur deyip de bu inanc üzere ölen kimse cennete girer" buyurmu, Ebû Zer, "O ki i zina yapsa, çalsa da m?" diye sormu, "Evet, zina yapm, h rs zl k etmi de olsa cennete girer" cevab n vermi tir. Ebû Zer soruyu üç kez tekrar edip ayn kar l al nca, dördüncü sorusunda Allah elçisi, "Ebû Zer bu durumdan ho lanmasa bile o kimse cennete girer" buyurmu tur (Buhârî, Tevhîd, 33; Rikak, 16; Müslim, Îmân, 40; Tirmizî, Îmân, 18).

11 AKA D 77 I) TASD K ve NKÂR BAKIMINDAN NSANLAR nsanlar tasdik ve inkâr aç s ndan üç grupta incelenebilirler. a) Mümin Allah'a, Hz. Peygamber'e ve O'nun haber verdi i eylere yürekten inan p, kabul ve tasdik eden kimseye mümin denir. Müminler âhirette cennete girecekler, orada pek çok nimetlere kavu acaklard r. Günahkâr müminler, suçlar ölçüsünde âhirette cezaland r lsalar da sonunda cennete konulacaklard r. Müminlerin ebedî cennetlik olaca na dair Kur'an'da pek çok âyet vard r. b) Kâfir slâm dininin temel prensiplerine inanmayan, Hz. Peygamber'in yüce Allah'tan getirdi i kesin olan ve tevâtür yoluyla bize kadar ula m bulunan esaslardan (zarûrât- dîniyye) bir veya birkaç n yahut da tamam n inkâr eden kimseye kâfir denir. Meselâ namaz n farz, arab n haram olu unu inkâr eden, meleklerin ve cinlerin varl n kabul etmeyen kimse kâfirdir. Kâfir sözlükte "örten" anlam na gelmektedir. Gerçek ve do ru inanc örttü ü, yanl eylere inand için böyle kimselere kâfir denmi tir. Bir insan kâfir olarak ölürse ebedî cehennemde kalacakt r. Bu konudaki âyetlerden birinde öyle buyurulmu tur: "(Âyetlerimizi) inkâr etmi ve kâfir olarak ölmü olanlara gelince, i te Allah' n, meleklerin ve bütün insanlar n lâneti onlar n üstünedir. Onlar ebediyen o lânet içinde kal rlar. Art k ne azaplar hafifletilir, ne de onlar n yüzlerine bak l r" (el-bakara 2/ ). c) Münaf k Allah' n birli ini, Hz. Muhammed'in peygamberli ini ve onun, Allah'tan getirdiklerini kabul ettiklerini söyleyerek, müslümanlar gibi ya ad klar halde, kalpten inanmayan kimselere münaf k denir. Münaf klar n içi ba ka d ba kad r. Sözü özüne uygun de ildir. Bir âyette öyle buyurulur: " nsanlardan baz lar da vard r ki, inanmad klar halde Allah'a ve âhiret gününe inand k derler" (el-bakara 2/8). Münaf klar n gerçekte kâfir olduklar bir ba ka âyette öyle ifade edilir: "Onlar n Allah yolundan sapmalar n n sebebi, önce iman edip sonra inkâr etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmi tir. Art k onlar hiç anlamazlar" (el-münâfikun 63/3). Münaf klar slâm toplumu için aç k kâfirden daha tehlikelidirler. Çünkü onlar d tan müslümanm gibi gözüktüklerinden tan nmalar mümkün de- ildir; içten içe müslüman toplumun huzur ve düzenini bozar, kuzu postuna

12 78 LM HAL bürünerek dikkatsiz ve bilgisiz müslümanlar yanl yönlere sürüklerler. Peygamberimiz vahiyle kimlerin münaf k oldu unu bilir, bu sebeple de onlara önemli görevler vermezdi. Hz. Peygamber'den sonra insanlar için böyle bir bilgi kayna (vahiy) söz konusu olmad ndan ve müslüman oldu unu söyleyenlerin iç dünyas n ara t rmak da do ru olmad ndan münaf k, dünyada müslüman gibi i lem görür. Onun cezas âhirete kalm t r. Bir âyette aç kland üzere cehennemin en alt tabakas nda münaf klar bulunur: " üphe yok ki münaf klar, cehennemin en alt kat ndad rlar (derk-i esfel). Art k onlara asla bir yard mc da bulamazs n" (en-nisâ 4/145). J) KÜFÜR ve RK Küfür kelime olarak "örtmek" demektir. Dinî literatürde ise Hz. Peygamber'i Allah'tan getirdi i eylerde yalanlay p, onun getirdi i kesinlikle sabit dinî esaslardan bir veya birkaç n inkâr etmek anlam na gelir. Sözlükte "ortak kabul etmek" anlam na gelen irk, terim olarak Allah Teâlâ'n n tanr l nda, isim, s fat ve fiillerinde, e i, dengi ve orta bulundu- unu kabul etmek demektir. Mü rikler Allah' n varl n inkâr etmezler. O'ndan ba ka ilâh oldu unu kabul edip, onlara da taparlar veya isimleri, s fatlar, irade ve otorite sahibi olmas aç s ndan Allah'a e de er güç ve varl klar tan rlar. irk ile küfür birbirine yak n iki kavramd r. Aralar ndaki fark, küfrün daha genel, irkin ise daha özel olmas d r. Bu anlamda her irk küfürdür, fakat her küfür irk de ildir. Her mü rik kâfirdir, fakat her kâfir mü rik de- ildir. Çünkü irk sadece Allah'a, zât, isim ve s fatlar na ortak tan ma sonucu meydana gelir. Küfür ise, küfür oldu u bilinen birtak m inançlar n kabulü ile gerçekle ir. Küfür olan inançlardan biri de Allah'a ortak tan mad r. Meselâ Mecûsîlik'te oldu u gibi iki tanr n n varl n kabul etmek irk oldu u gibi ayn zamanda küfürdür. Halbuki âhiret gününe inanmamak küfürdür, ama irk de ildir. Allah'a irk ko mak günahlar n en büyü üdür. irk d ndaki günahlar, Allah' n diledi i kimse için ba layaca bir âyette öyle ifade edilir: "Allah kendine ortak ko ulmas n asla ba lamaz. Bundan ba kas n diledi i kimse için ba lar. Kim Allah'a ortak ko arsa büsbütün sap tm t r" (en-nisâ 4/116). Kur'an'a göre, göklerde ve yerde hâkimiyetin yegâne sahibi Allah't r. Yaratma O'na mahsustur. Her ey O'na istese de istemese de boyun e mi tir. Her eyde O'nun hükmü geçerlidir. Yaratma ve hükümranl kta hiç kimse O'na ortak olamaz.

13 AKA D 79 K) MAN ile KÜFÜR ARASINDAK SINIR man, Hz. Peygamber'in getirdiklerinin hepsini tasdik, küfür de inkâr etmektir. Buna göre, iman ile küfrü belirleyen ba l ca ay raç kalbin tasdikidir. Ancak kalbin tasdiki, insanlar taraf ndan bilinemedi inden, ikrar ve ikrar gösteren dinî görevleri yerine getirmek, yani amel, kalpteki iman n varl n n göstergesi olarak kabul edilmi tir. Küfrün en belirgin alâmeti, dinin temel esaslar ndan birini veya tamam n reddetmek yahut onlar be enmemek, önemsememek ve de ersiz saymakt r. Müslüman oldu unu söyleyen bir kimsenin, bu dünyada mümin kabul edilmesi ve slâm toplumundan d lanmamas gerekir. Çünkü dünyada d görünü e ve ikrara göre i lem yap l r. çten inan p inanmad n tesbit ise Allah'a mahsus ve âhirete ili kin bir meseledir:...size selâm verene dünya hayat n n geçici menfaatine göz dikerek, sen mümin de ilsin demeyin... (en-nisâ 4/94) buyurularak buna i aret edilir. Hz. Peygamber de imanda ikrar n önemini vurgulamak ve kelime-i tevhidi söyleyenin, müslüman kabul edilmesi gere ine i aret etmek için öyle buyurmu tur: " nsanlar Allah'- tan ba ka Tanr yoktur, Muhammed O'nun elçisidir deyinceye kadar kendileriyle sava makla emrolundum. Ne zaman bunu söylerlerse, can ve mal güvenli ine sahip olmu olurlar..." (Buhârî, Cihâd, 102; Müslim, Îmân, 8; Ebû Dâvûd, Cihâd, 104). Bu sebeple iman n diliyle ikrar etti i veya davran lar na yans tt sürece herkesin slâm toplumunun tabii bir üyesi olarak görülmesi, can ve mal güvenli ine sahip olmas, dünyevî-dinî ahkâm, sosyal ve be erî ili kiler bak m ndan da müslüman n sahip oldu u bütün statü, hak ve sorumluluklara muhatap olmas gerekir. L) TEKF R Tekfir, müslüman oldu u bilinen bir ki iyi, inkâr özelli i ta yan inanç, söz veya davran ndan ötürü kâfir saymak demektir. rtidad ise müslüman n dinden ç kmas anlam na gelir. Dinden ç kana mürted denilir. Bu itibarla tekfir bir ahs n ba kalar taraf ndan küfrüne hükmedilmesi, irtidad ise ki inin kendi irade ve ifadesiyle slâm'dan ayr lmas ve hukuk düzeni taraf ndan da mürted say lmas demektir. Bir müslüman n kâfir oldu una hükmedilmesi onu pek a r dünyevî sonuçlara, müeyyide ve mahrumiyetlere mahkûm etmek anlam na geldi inden, tekfir konusunda çok titiz davranmak gerekti i aç kt r. Bu, bireysel bir isnat ve iddia anlam ndaki tekfir için de toplumsal bir yarg anlam ndaki

14 80 LM HAL irtidad için de böyledir. Geli igüzel tekfir iddialar na dayan larak irtidad hükümleri uygulanamaz. slâm kültüründeki tekfir ve irtidad kavramlar, din ve vicdan hürriyetinin s n rland r lmas ve tehdit alt nda tutulmas de il, toplumun ortak de erlerine ve dinî inançlar na kar alenî sayg s zl k ve sald rganl önleme, toplumda gerekli olan huzur ve sükûnu güvence alt na alma, nesilleri inkârc l n olumsuz etkilerinden koruma, tekfir edilen ahsa gerekli yapt r mlar n uygulanmas yla da kamu vicdan aç s ndan adaleti gerçekle tirme gibi gayelere mâtuf bir tedbir ve toplumsal sa duyu refleksi niteli indedir. Yersiz yap lan tekfir, fert aç s ndan a r sonuçlar do urmas n n yan nda toplum hayat nda kapat lamayacak yaralar n aç lmas na, birlik ve bütünlü- ün zedelenmesine ve parçalanmaya sebep olur. Çünkü bu durumdaki bir kimse, gerçek durumunu Allah bilmekle birlikte, toplumda müslüman muamelesi görmez, selâm al nmaz, kendisine selâm verilmez, kestikleri yenilmez. Müslüman bir kad nla evlenmesine müsaade edilmez. Öldü ünde cenaze namaz k l nmaz. Müslüman kabristan na gömülmez. Tekfir bu denli a r sonuçlar do urdu u içindir ki, Hz. Peygamber Medine toplumunda, münaf klar n varl n bildi i halde onlar küfürle itham etmemi, temelleri ho görüye ba l bir slâmla t rma siyaseti izlemi, pek çok hadiste de "Ben müslüman m" diyeni küfürle suçlamaktan sak nmay tavsiye etmi tir. Bir hadiste "Kim bir insan kâfir diye ça r rsa, yahut öyle olmad halde ey Allah dü man derse söyledi i söz kendisine döner" (Buhârî, Ferâiz, 29; Müslim, Îmân, 27) buyurulurken, bir ba ka hadiste de öyle denilmi tir: "Bir insan müslüman karde ine ey kâfir diye hitap etti i zaman, ikisinden biri bu sözü üzerine alm olur. ayet söyledi i gibi ise küfür onda kal r, de- ilse söyleyene döner" (Buhârî, Edeb, 73; Müslim, Îmân, 26). Hadislerden de anla laca gibi bir kimseyi küfürle itham ederken göz önünde bulundurulmas gereken husus, o kimsenin küfür olan bir inanc gönülden benimsedi inin iyi tesbit edilmesidir. Muhatap küfrü aç kça benimsemiyorsa, onun inanç, söz veya davran ile küfre girdi ini söyleme konusunda temkinli olmak gerekir. Hz. Peygamber'in an lan tavsiyelerini göz önünde bulunduran bilginler "ehl-i k bleden olup da günah i lemi bulunan bir kimseyi bundan dolay tekfir etmemeyi" Ehl-i sünnet'in temel prensipleri aras nda zikretmi lerdir.

15 AKA D 81 II. MAN ESASLARI slâm dininin iman esaslar ilmihal kitaplar nda âmentü terimiyle ifade edilir. Arapça âmene fiilinin birinci tekil ahs olan âmentü, "inand m" demektir. Terim olarak, iman esaslar n k sa ve öz olarak ihtiva eden metni ifade etmek için kullan l r. Âmentünün metni udur: "Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve'l-yevmi'l-âhiri ve bi'l-kaderi hayrihî ve errihî minallâhi teâlâ ve'l-ba sü ba de'l-mevti hakkun. E hedü enlâ ilâhe illallâh ve e hedü enne muhammeden abduhû ve rasûlüh" (Allah'a, meleklerine, kitaplar na, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere, hay r ve errin Allah'tan oldu una inand m. Öldükten sonra dirili hakt r. Allah'tan ba ka ilâh olmad na, Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi oldu una ahitlik ederim). Âmentüde belirtilen esaslar n hepsi Kur'an'da çe itli ifadelerle yer alm t r: "...As l iyi olan kimse, Allah'a, âhiret gününe, meleklere, kitaba, peygamberlere inanan...d r" (el-bakara 2/177), "Kim Allah', meleklerini, kitaplar n, peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr ederse, üphesiz derin bir sap kl a sapm t r" (en-nisâ 4/136) meâlindeki âyetlerde iman esaslar Allah'a, meleklere, kitaplara, peygamberlere ve âhirete iman olmak üzere be ilkede toplanm, kader bunlar aras nda zikredilmemi tir. Ancak baz âyetlerde (er-ra d 13/8; el-hicr 15/21; el-furkan 25/2; el-kamer 54/49) her eyin Allah' n takdirine ba l bulundu una dair ifadelerden hareketle âlimler hayr ve erri ile birlikte kadere inanmay bir iman esas olarak zikretmi lerdir. Cibrîl hadisinin Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve bn Mâce rivayetleri de kader konusunu bir iman esas olarak zikreder. Kader konusunun iman esaslar n belirten âyetlerde yer almay, Allah' n ilim, irade, kudret ve tekvîn s fatlar n n kapsam içinde yer almas na ba lanmal d r. Çünkü Allah' n an lan s fatlar na gere ince inanan, kadere de inanm olmaktad r. Âmentüde yer alan esaslardan Allah'a iman ile kader ve kazâya iman konular nda, vahiyle birlikte aklî-mant kî aç klama ve ispatlar yap labilece i, his ve tecrübeye dayal bilgilerden yararlan labilece i kabul edilmi ise de, âhirete iman ve meleklere iman konular nda bu mümkün görülmemi, bu hususlarda sadece vahyin verdi i bilgilere güvenilebilece i belirtilmi tir.

16 82 LM HAL A) ALLAH'A MAN a) Allah nanc Kâinat yaratan, idare eden, kendisine ibadet edilen tek ve en yüce varl k olan Allah'a iman, iman esaslar n n birincisi ve temelidir. Bütün ilâhî dinlerde Allah' n varl ve birli i (tevhid) en önemli inanç esas olmu tur. Çünkü bütün inanç esaslar Allah'a imana ve O'nun birli i esas na dayanmaktad r. "Allah" kelimesinin, kendisine ibadet edilen yüce varl n özel ismi oldu- unu kabul eden bütün slâm âlimleri konu ile ilgili aç klamalar s ras nda O'nu öyle tan mlam lard r: "Allah, varl zorunlu olan ve bütün övgülere lây k bulunan yüce varl n ad d r". Tan mdaki "varl zorunlu olan" kayd, Allah' n yoklu unun dü ünülemeyece ini, var olmak için ba ka bir varl n O'nu var etmesine ve deste ine muhtaç olmad n, dolay s yla O'nun, evrenin yarat c s ve yöneticisi oldu unu ifade etmektedir. "Bütün övgülere lây k bulunan" kayd ise, yetkinlik ve a k nl k ifade eden isim ve s fatlarla nitelendi ini anlatmaktad r. Allah kelimesi, slâmî metinlerde, gerçek mâbudun (ibadet edilen varl n) ve tek yarat c n n özel ismi olarak kullan lagelmi tir. Bu sebeple O'ndan ba ka bir varl a ad olarak verilmemi, gerek Arapça'da, gerekse bu lafz kullanan di er müslüman milletlerin dillerinde herhangi bir ço ul ekli de olu mam t r. Allah'a iman, Allah' n var ve bir oldu una, bütün üstünlük s fatlar yla nitelenmi ve noksan s fatlardan uzak ve yüce bulundu una inanmakt r. Bir ba ka deyi le Allah hakk nda vâcip (zorunlu, gerekli), câiz ve imkâns z s fatlar bilip öylece kabul etmektir. Her eyi bilen ve her eye gücü yeten bir Allah'a inanmak, ergenlik ça- na gelmi ve ak ll her insan n ilk ve aslî sorumlulu udur. lâhî dinlerin kesintiye u rad dönemlerde ya am olan veya hiçbir dinden haberi olmayan kimseler de bir Allah inanc na sahip olmakla yükümlüdürler. Çünkü insan yarat l tan getirdi i mutlak ve üstün güce inanma duygusu ile evrendeki ak llara durgunluk veren düzeni gördükten sonra bu düzeni sa layan bir ve e siz yarat c n n varl inanc na kolayl kla ula r. "...Gökleri ve yeri yaratan Allah hakk nda üphe mi vard r?..." ( brâhim 13/10) meâlindeki âyet bu gerçe i dile getirmektedir.

17 AKA D 83 b) Allah' n Varl ve Birli i Allah inanc insanda f trî (yarat l tan) oldu u için, normal artlarda çevreden olumsuz bir ekilde etkilenmemi bir ki inin Allah' n varl n ve birli ini kabullenmesi gerekir. Bu sebeple Kur'ân- Kerîm'de Allah Teâlâ'dan bahseden âyetlerin ço u, O'nun s fatlar n konu edinmi tir. Bu âyetlerde özellikle tevhid inanc üzerinde durularak Allah' n orta ve benzeri olmad srarla vurgulanm t r. Allah' n var olu u konusu, Kur'an'da insan için bilinmesi tabii, zorunlu ve apaç k bir gerçek olarak kabul edilmi tir. Selim yarat l bozulmam insan n normal olarak yaratan n tan yaca belirtilmi tir. Ancak her toplumda çe itli sebeplerle inanmayanlar veya üphede olanlar bulunabilecektir. te böyleleri için Allah' n varl n n ispat edilmesi önem arzetmektedir. Bu da öncelikle Allah' n varl n n ve birli inin delillerinin ö renilmesi ile mümkün olur. slâm akaidine göre Allah birdir ve tektir. Bu bir olu, say yönüyle bir "bir"lik de ildir. Çünkü say bölünebilir ve katlanabilir. Allah böyle olmaktan yücedir. O'nun bir olu u, zât nda, s fatlar nda, isimlerinde ve fiillerinde, rab olu unda ve hâkimiyetinde e i ve benzeri olmay yönündendir. hlâs sûresinde Allah' n bir oldu u, hiçbir eye muhtaç olmad, do urmad ve do urulmad, O'nun hiçbir denginin bulunmad ifade edilirken, Kâfirûn sûresinde de ibadetin ancak Allah'a yap laca, Hz. Peygamber'in, kâfirlerin tapt klar na önceden tapmad gibi, sonra da tapmayaca srarla vurgulanmaktad r. Kur'ân- Kerîm'in pek çok sûresinde Allah' n birli ini, e i ve benzerinin bulunmad n vurgulayan pek çok âyet vard r: "Allah evlât edinmemi tir. O'nunla beraber hiçbir Tanr da yoktur. Aksi takdirde her Tanr kendi yaratt n sevk ve idare eder ve onlardan biri mutlaka di erine üstünlük sa lard. Allah onlar n yak t rd klar eylerden münezzehtir" (el- Mü'minûn 23/91), "E er yerde ve gökte Allah'tan ba ka tanr lar bulunsayd yer ve gök kesinlikle bozulup gitmi ti..." (el-enbiyâ 21/22). Evrendeki düzen Allah' n birli inin en aç k delilidir. Mekke'de nâzil olan Kur'an âyetlerinin birço u do rudan tevhidi telkin etmekte, bir k sm da irki reddetmektedir. Allah' yegâne ilâh, Rab ve otorite olarak tan mak, birli ini ikrar etmek, her çe it ortaktan uzak oldu una inanmakla gerçekle en tevhid, slâm dininin en önemli özelli idir. slâm, bu özelli iyle hem Câhiliye putperestli inden, hem Yahudilik ve H ristiyanl k gibi dinlerin sonradan bozulmaya u ram ekillerinden, hem de Mecûsîlik'ten ayr l r.

18 84 LM HAL c) Allah' n Varl n n Delilleri Bir k s m slâm bilginine göre insandaki Allah inanc, zorunlu ve yarat l tan oldu u için Allah' n varl na dair d ar dan deliller aramaya, mant kî ve aklî deliller sunmaya ihtiyaç yoktur. Yarat l bozulmam, akl kar mam her insan Allah' n var ve bir oldu unu bulur ve anlar. Bu yoldaki deliller sadece insan uyarmak, içindeki zorunlu bilgiyi ve uuru geli tirmek içindir. M knat s ile demir birbirine yakla nca m knat s demiri çeker. Çünkü bu onun tabiat nda gizlenmi tir. Bu özelli i bozulmad kça da yarat l n n gere i gerçekle ecektir. te insan da böyledir. O, sadece iç ve d dünyada Allah' n varl n ispat eden eylere bakarak Allah' n varl n bunlardan anlayabilecek özellikte yarat lm t r. Ayr ca insan n kendi yarat l da bizzat Allah' n varl n n aç k bir delilidir. slâm bilginlerinin ço una göre insan, öz benli inde ve d dünyada Allah' n varl n gösteren birtak m deliller üzerinde durup dü ünerek Allah' n varl na ula mak durumundad r. "O'nu gözler idrak edemez. Fakat O, gözleri idrak eder" (el-en âm 6/103) meâlindeki âyet, Allah' n duyularla do rudan do ruya idrak edilemeyece ini bildirir. Fakat duyular, Allah' tan yacak olan akla, gönüle ve kalbe malzeme temin ederler. Bu malzeme de yarat lm olan her eydir, evrenin âhenk ve düzenidir. Bunlar Allah' n varl n gösteren belirtiler, izler ve delillerdir. nsan, akl ile bu belirti, iz ve delillerden hareketle yarat c y bulmaya çal r. Bu bir âyette öyle dile getirilir: " nsanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde âyetlerimizi gösterece iz ki, onun gerçek oldu u, onlara iyice belli olsun..." (Fuss let 41/53; ayr ca bk. el- Mü minûn 23/12-14; el-furkan 25/47; er-rûm 30/20-22; Yâsîn 36/37-40; Kaf 50/6-10). Allah' n varl na delâlet eden ve insan bu konuda dü ünmeye ve iman etmeye ça ran Kur'an âyetlerini ve hadisleri dikkatlice inceleyip hem de d dünyay ve insan n yarat l n gözlemleyen âlimler, Allah' n varl n ispatlamak için insan n f traten Allah inanc na sahip olu u (f trat delili), âlemin ve âlemdeki varl klar n sonradan yarat lm olup bir yarat c ya muhtaç oldu u (hudûs delili), mümkin bir varl k olan âlemin var olmas için bir sebebe ihtiyaç oldu u (imkân delili), tabiat n büyük bir âhenge ve a maz bir düzene sahip olup bunun bir yarat c n n eseri olmas n n gerekti i (nizam delili) gibi baz deliller ortaya koymu lard r.

19 AKA D 85 d) Allah' n sim ve S fatlar Müminin Allah' tan mas amac yla ilâhî zât nitelendiren kavramlara isim veya s fat denilir. Hay (diri), alîm (bilen), hâlik (yaratan) gibi dil aç s ndan s fat kal b nda olan kelimeler isim kabul edilirken, bunlar n masdarlar n olu turan ve Allah' n zât na nisbet edilen kavramlar s fat olarak de erlendirilir. 1. "Allah" Özel smi Kendisine ibadet edilen yüce varl n özel ismidir. Özel isimler di er dillere tercüme edilemezler. Hatta Arapça olan bir ba ka kelimenin onun yerini tutmas da mümkün de ildir. Bu sebeple bilginler ister Arapça olsun, ister di er herhangi bir dilden olsun, ba ka bir kelimenin "Allah" isminin yerini tutamayaca konusunda fikir birli i içindedirler. Ancak Kur'an'da, Allah kelimesinin i aret etti i zât için ilâh, mevlâ, rab gibi isimler de kullan lm t r. Bu sebeple Farsça'daki Hüda ve Yezdân, Türkçe'deki Tanr ve Çalab... gibi isimler her ne kadar Allah özel isminin yerine geçmezse de ilâh, mevlâ, rab gibi âyet ve hadislerde geçen Allah' n di er isimlerinin yerine kullan labilir. 2. sm-i A zam Bu tamlama, sözlükte en büyük isim anlam na gelmektedir. Terim olarak Allah' n en güzel isimleri içerisinde yer alan baz isimleri için kullan lm t r. Bir grup slâm âlimi, Allah' n isimlerinin hepsinin e it derecede büyük ve üstün oldu unu söylemi, birini di erlerinden ay rmam lard r. Bir grup ise hadisleri göz önünde bulundurarak, baz isimlerin di erlerinden daha büyük ve faziletli oldu u görü ünü benimsemi lerdir. Hz. Peygamber'in baz hadislerinde ism-i a zamdan bahsedilmekte, bu isimle dua edildi i zaman, duan n mutlaka kabul edilece i bildirilmektedir (bk. Ebû Dâvûd, Vitr, 23; Tirmizî, Da avât, 64, 65, 100; Nesâî, Sehv, 58; bn Mâce, Duâ, 9, 10). Fakat Allah' n en büyük isminin hangisi oldu unu kesin olarak belirlemek mümkün de ildir. Çünkü bu hadislerin bir k sm nda Allah ismi, bir k sm nda ise rahmân, rahîm (esirgeyen, ba layan), el-hayyü'l-kayyûm (diri ve her eyi ayakta tutan), zü'l-celâli ve'l-ikrâm (ululuk ve ikram sahibi) isimleri Allah' n en büyük ismi olarak belirtilmektedir. 3. Esmâ-i Hüsnâ smin ço ulu olan esmâ kelimesi ile, en güzel anlam ndaki hüsnâ kelimesinin olu turdu u bir s fat tamlamas olan esmâ-i hüsnâ (el-esmâü'lhüsnâ), yüce Allah' n bütün isimleri için kullan lan bir terimdir.

20 86 LM HAL "Allah, kendisinden ba ka ilâh olmayand r. En güzel isimler O'na mahsustur" (Tâhâ 20/8), "...En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun an n yüceltmektedirler. O galiptir, hikmet sahibidir" (el-ha r 52/24) meâlindeki âyetlerde de ifade edildi i gibi en güzel isimler Allah'a mahsustur. Çünkü bütün kemal ve yetkinliklerin sahibi O'dur. O'nun isimleri en yüce ve mutlak üstünlük ifade eden kutsal kavramlard r. Allah' n isimlerine esmâ-i ilâhiyye de denilir. Allah Teâlâ'n n Kur'an'da ve sahih hadislerde geçen pek çok ismi vard r. Kul bu isimleri ö renerek Allah' tan r, O'nu sever ve gerçek kul olur. Kur'an'da "En güzel isimler Allah' nd r. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin..." (el-a râf 7/180) buyurularak, esmâ-i hüsnâ ile dua ve niyazda bulunulmas emredilmi tir. Esmâ-i hüsnân n birden fazla olmas, i aret etti i zât n birden çok olmas n gerektirmez, bütün isimler o tek zâta delâlet ederler: "De ki: ster Allah deyin, ister rahmân deyin, hangisini deseniz olur..." (el- srâ 17/110). Hz. Peygamber bir hadislerinde, yüce Allah' n 99 isminin bulundu unu, bu isimleri sayan ve ezberleyen kimselerin cennete girece ini haber vermi tir (Buhârî, Da avât, 68; Tevhîd, 12; Müslim, Zikr, 2; Tirmizî, Da avât, 82). Hadislerde geçen saymak (ihsâ) ve ezberlemek (h fz) ile maksat Allah güzel isimleriyle tan mak ve O na iman, ibadet ve itat etmektir. Allah n isim ve s fatlar 99 isimden ibaret de ildir. Allah' n âyet ve hadislerde geçen ba ka isimleri de vard r. Hadiste 99 say s n n zikredilmesi, s n rlama anlam na de il, bu isimlerin Allah' n en me hur isimleri olmas sebebiyledir. Tirmizî ve bn Mâce'nin rivayet ettikleri bir hadiste bu doksan dokuz isim tek tek say lm t r (Tirmizî, Da avât, 82; bn Mâce, Duâ, 10). Bu isimler unlard r: Allah, Rahmân (esirgeyen), Rahîm (ba layan), Melik (buyruklar tutulan), Kuddûs (noksanl klardan ar nm ), Selâm (yarat klar n selâmette k lan), Mü'min (inananlar güvenlikte k lan), Müheymin (hükmü alt na alan), Azîz (ulu, galip), Cebbâr (diledi ini zorla yapt rma gücüne sahip olan), Mütekebbir (yegâne büyük), Hâlik (yarat c ), Bârî (eksiksiz yaratan), Musavvir (her eye ekil veren), Gaffâr (günahlar örtücü, ma fireti bol), Kahhâr (isyankârlar kahreden), Vehhâb (kar l ks z veren), Rezzâk (r z kland ran), Fettâh (hay r kap lar n açan), Alîm (her eyi bilen), Kab z (ruhlar kabzeden, can alan), Bâs t (r zk geni leten, ömürleri uzatan), Hâf d (kâfirleri alçaltan), Râfi (müminleri yükselten), Muiz (yücelten, aziz k lan), Müzil (de ersiz k lan), Semî (i iten), Basîr (gören), Hakem (hükmedici, iyiyi kötüden ay rt edici), Adl (adaletli), Latîf (kullar na lutfeden), Habîr (her eyden haberdar), Halîm (yumu akl k sahibi),

İbadetin Manası ve Çeşitleri

İbadetin Manası ve Çeşitleri İbadetin Manası ve Çeşitleri Muhammed ibni Abd'il Vehhab (rahimehullah) www.at-tawhid.org 1 İbadetin Aslı Allah a ibadetin aslı; Allah ın emirlerine uymak nehyettiklerinden kaçınmak suretiyle ona itaat

Detaylı

68 İLMİHAL. İmanın, bir kalp işi, kalbin tasdiki olduğunu gösteren âyet ve hadislerden bazıları şunlardır:

68 İLMİHAL. İmanın, bir kalp işi, kalbin tasdiki olduğunu gösteren âyet ve hadislerden bazıları şunlardır: AKAİD Bölüm 3 Üçüncü Bölüm Akaid Akaid, akd kökünden türetilmiş olan akîde kelimesinin çoğuludur. Akîde, sözlükte "gönülden bağlanılan, düğüm atmışçasına sağlam inanılan şey" demektir. Dinî literatürde

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder.

8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. 8. SINIF 4. ÜNİTE İSLAM DÜŞÜNCESİNDE YORUMLAR 1. Din Ve Din Anlayışı Kazanım :Din ve din anlayışı arasındaki farklılığı ayırt eder. Soru : Din nedir? Din, Allah tarafından gönderilmiştir. Peygamberler

Detaylı

ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET HÜKMÜ ŞARTI NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ

ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET HÜKMÜ ŞARTI NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ HÜKMÜ ŞARTI ZEKAT FITIR SADAKASI SADAKA FARZ VACİP SÜNNET NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM NİSAP MİKTARI MALA SAHİP OLMAK VE ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMİŞ OLMASILAZIM HERKEZ

Detaylı

3 Her çocuk Müslüman do ar.

3 Her çocuk Müslüman do ar. TAHR C * 1 Sözlerin en güzeli Allah ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed in yoludur. Buhari, Edeb, 70; tisam, 2. z Müslim, Cuma, 43. z Nesai, Iydeyn, 22. z bn Mace, Mukaddime, 7. z Darimî, Mukaddime,

Detaylı

CMK 135 inci maddesindeki amir hükme rağmen, Mahkemenizce, sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespitine karar verildiği görülmüştür.

CMK 135 inci maddesindeki amir hükme rağmen, Mahkemenizce, sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespitine karar verildiği görülmüştür. Mahkememizin yukarıda esas sayısı yazılı dava dosyasının yapılan yargılaması sırasında 06.05.2014 günlü oturum ara kararı uyarınca Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ndan sanık... kullandığı... nolu,

Detaylı

TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI

TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI TEVRAT VE İNCİL DE İSLÂM A UYGUN ABDEST, NAMAZ, ORUÇ, HAC, ZEKAT, KURBAN İBÂDETİ VE ÎMAN ESASLARI Halil YAVUZ Emekli müftü ÖNSÖZ Hamd, şânı yüce olan Allah(c.c) a, salât-ü selâm O nun kulu ve Rasûlü Muhammed

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU?

HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU? HİZMET ALIMLARINDA FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNDE İŞÇİLERE EKSİK VEYA FAZLA ÖDEME YAPILIYOR MU? Rıza KARAMAN Kamu İhale Mevzuatı Uzmanı 1. GİRİŞ İdareler, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımlarına çıkarken

Detaylı

Ümmü Kühhâ. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül 2009 09:26

Ümmü Kühhâ. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül 2009 09:26 Ümmü Kühhâ radıyallahu anhâ hakkında ferâiz âyetleri nâzil olan bir hanım sahâbî... Cahiliye devrinin kötü âdetlerinden birinin ortadan kalkmasını sebeb olan bir bahtiyar... Mirastan, hanım ve kızlara

Detaylı

İŞLETMENİN TANIMI 30.9.2015

İŞLETMENİN TANIMI 30.9.2015 Öğr.Gör.Mehmet KÖRPİ İŞLETMENİN TANIMI Sonsuz olarak ifade edilen insan ihtiyaçlarını karşılayacak malları ve hizmetleri üretmek üzere faaliyette bulunan iktisadi birimler işletme olarak adlandırılmaktadır.

Detaylı

KURUL GÖRÜ Ü. TFRS 2 Hisse Bazl Ödemeler. Görü ü Talep Eden Kurum : Güreli Yeminli Mali Mü avirlik ve Ba ms z Denetim Hizmetleri A..

KURUL GÖRÜ Ü. TFRS 2 Hisse Bazl Ödemeler. Görü ü Talep Eden Kurum : Güreli Yeminli Mali Mü avirlik ve Ba ms z Denetim Hizmetleri A.. KURUL GÖRÜ Ü TFRS 2 Hisse Bazl Ödemeler Görü ü Talep Eden Kurum : Güreli Yeminli Mali Mü avirlik ve Ba ms z Denetim Hizmetleri A.. Kurul Toplant Tarihi : 18/10/2011 li kili Standart(lar) : TFRS 2, TFRS

Detaylı

DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 TÜRK MİTOLOJİSİNDE ÖNEMLİ RENKLER DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 RENKLER Türk mitolojisinde renklerin sembolik anlamları ilk olarak batılı Türkologların dikkatini çekmiş ve çalışmalarında bu hususa işaret etmişlerdir.

Detaylı

CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu)

CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) Bilişim Hukukundan CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma Madde 134 (1) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine şüphelinin kullandığı

Detaylı

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır.

KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. KAVRAMLAR Büyüme ve Gelişme Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. Büyüme Büyüme, bedende gerçekleşen ve boy uzamasında olduğu gibi sayısal (nicel) değişikliklerle ifade edilebilecek yapısal

Detaylı

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri

Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri Peygamberimizin (sav) Ramazan Ayı nı İhya Edişleri http://yenidunyadergisi.com// 2015 HAZİRAN sayısında yayınlanmıştır Ebû Hüreyre (ra) den Rasûlullâh In (sav) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Kim inanarak

Detaylı

MADDE 3 (1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 14 ve 49 uncu maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.

MADDE 3 (1) Bu Yönetmelik, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 14 ve 49 uncu maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır. AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİLLER YÜKSEKOKULU EĞİTİM, ÖĞRETİM VE SINAV YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı Ağrı İbrahim Çeçen

Detaylı

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır.

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır. SAYI: 2013/03 KONU: ADİ ORTAKLIK, İŞ ORTAKLIĞI, KONSORSİYUM ANKARA,01.02.2013 SİRKÜLER Gelişen ve büyüyen ekonomilerde şirketler arasındaki ilişkiler de çok boyutlu hale gelmektedir. Bir işin yapılması

Detaylı

HAKSIZ REKABET KURULU ÇALIŞMA RAPORU ANTALYA SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI ANTALYA HAKSIZ REKABETLE MÜCADELE KURULU FAALİYET RAPORU

HAKSIZ REKABET KURULU ÇALIŞMA RAPORU ANTALYA SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI ANTALYA HAKSIZ REKABETLE MÜCADELE KURULU FAALİYET RAPORU ANTALYA SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI ANTALYA HAKSIZ REKABETLE MÜCADELE KURULU FAALİYET RAPORU DÖNEMİ : 2014 İÇİNDEKİLER SUNUŞ 3 BAŞKANIN SUNUŞU 4 HAKSIZ REKABETLE MÜCADELE KURULU NUN SUNUŞU

Detaylı

Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir

Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Devleti Yönetecek Güç Sandıktan Çıkan İradedir Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Karaküçük: Devleti Yönetecek Güç

Detaylı

Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI

Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : 2015-1-69 (Önaraştırma) Karar Sayısı : 16-02/30-9 Karar Tarihi : 14.01.2016 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan Üyeler : Prof. Dr. Ömer

Detaylı

KLASİK MANTIK (ARİSTO MANTIĞI)

KLASİK MANTIK (ARİSTO MANTIĞI) KLASİK MANTIK (ARİSTO MANTIĞI) A. KAVRAM Varlıkların zihindeki tasarımı kavram olarak ifade edilir. Ağaç, kuş, çiçek, insan tek tek varlıkların tasarımıyla ortaya çıkmış kavramlardır. Kavramlar genel olduklarından

Detaylı

TEŞEKKÜR Bizler anne ve babalarımıza, bize her zaman yardım eden matematik öğretmenimiz Zeliha Çetinel e, sınıf öğretmenimiz Zuhal Tek e, arkadaşımız

TEŞEKKÜR Bizler anne ve babalarımıza, bize her zaman yardım eden matematik öğretmenimiz Zeliha Çetinel e, sınıf öğretmenimiz Zuhal Tek e, arkadaşımız 1 2 TEŞEKKÜR Bizler anne ve babalarımıza, bize her zaman yardım eden matematik öğretmenimiz Zeliha Çetinel e, sınıf öğretmenimiz Zuhal Tek e, arkadaşımız Tunç Tort a ve kütüphane sorumlusu Tansu Hanım

Detaylı

İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİLLER YÜKSEKOKULU HAZIRLIK SINIFI YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİLLER YÜKSEKOKULU HAZIRLIK SINIFI YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİLLER YÜKSEKOKULU HAZIRLIK SINIFI YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; İzmir Kâtip Çelebi

Detaylı

Senato Tarihi: 13.08.2015 Karar No: 2015-114 ORDU ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ EĞİTİM VE SERTİFİKA PROGRAMLARI YÖNERGESİ

Senato Tarihi: 13.08.2015 Karar No: 2015-114 ORDU ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ EĞİTİM VE SERTİFİKA PROGRAMLARI YÖNERGESİ Senato Tarihi: 13.08.2015 Karar No: 2015-114 ORDU ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ EĞİTİM VE SERTİFİKA PROGRAMLARI YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç

Detaylı

EUZU - BESMELE. Kovulmuş Şeytan dan Allah a Sığınırım. Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla KUR AN EUZÜ - BESMELE İNSAN

EUZU - BESMELE. Kovulmuş Şeytan dan Allah a Sığınırım. Rahman ve Rahim Olan Allah ın Adıyla KUR AN EUZÜ - BESMELE İNSAN EUZU - BESMEE Kovulmuş Şeytan dan llah a Sığınırım Tüm bu kirlenmeler Kur an da Şeytan a nispet edilir. Bu kirlilikler, Kur an ı anlamanın önündeki engellerdir. Kur an, karşısında böyle bir muhatap istemiyor.

Detaylı

Destekli Proje İşletme Prosedürü

Destekli Proje İşletme Prosedürü Destekli Proje İşletme Prosedürü Teknoloji Transfer Ofisi 2015 Yazan(lar) : Tarih : İlker KÖSE TTO Direktörü Onaylayan(lar) : Tarih : Prof. Dr. Ömer Ceran Genel Sekreter V. Prof. Dr. Sabahattin Aydın Rektör

Detaylı

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi 30 Temmuz 2012 ĐÇĐNDEKĐLER Dönem Revizyon Notları........ 3 Derecelendirme Metodolojisi........ 5 Notların Anlamı.........

Detaylı

Bunlar dışında kalan ve hizmet kolumuzu ilgilendiren konulardan;

Bunlar dışında kalan ve hizmet kolumuzu ilgilendiren konulardan; SAYI : 2012/ KONU : Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvuru /05/2012 KAMU GÖREVLİLERİ HAKEM KURULUNA (GÖNDERİLMEK ÜZERE) DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞINA 30 Nisan- 21 Mayıs 2012 tarihleri arasında yapılan

Detaylı

SİRKÜLER 2009 / 32. 1- İşsizlik Ödeneği Almakta Olan İşsizleri İşe Alan İşverenlere Yönelik Sigorta Primi Desteği

SİRKÜLER 2009 / 32. 1- İşsizlik Ödeneği Almakta Olan İşsizleri İşe Alan İşverenlere Yönelik Sigorta Primi Desteği KONU SİRKÜLER 2009 / 32 Sigorta Primi Desteklerine Yönelik Yeni Düzenlemeler (5921 Sayılı Kanun) Genel Olarak İşsizlikle mücadeleye yönelik bir yasal düzenleme olarak nitelendirilebilecek olan 5921 Sayılı

Detaylı

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri

Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Gelişim psikolojisi, bireylerin yaşam boyunca geçirdiği bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com

SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > ogulseren@gmail.com Giriş Yönetim alanında yaşanan değişim, süreç yönetimi anlayışını ön plana çıkarmıştır. Süreç yönetimi; insan ve madde kaynaklarını

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SENATO KARAR ÖRNEĞİ

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SENATO KARAR ÖRNEĞİ Karar Tarihi : 07/07/2014 Toplantı Sayısı : 392 Karar Sayısı : 3304 ANKARA ÜNİVERSİTESİ SENATO KARAR ÖRNEĞİ 3304- Yönetmelik Komisyonu tarafından incelenen, Ankara Üniversitesi Burs Yönergesi taslağının

Detaylı

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç: Madde 1. (1) Bu yönergenin amacı, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesinin önlisans, lisans ve lisansüstü

Detaylı

SOSYAL ŞİDDET. Süheyla Nur ERÇİN

SOSYAL ŞİDDET. Süheyla Nur ERÇİN SOSYAL ŞİDDET Süheyla Nur ERÇİN Özet: Şiddet kavramı, çeşitli düşüncelerden etkilenerek her geçen gün şekillenip gelişiyor. Eskiden şiddet, sadece fiziksel olarak algılanırken günümüzde sözlü şiddet, psikolojik

Detaylı

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi 28 Aralık 2012 İÇİNDEKİLER Ara Dönem Revizyon Notları........ 3 Derecelendirme Metodolojisi........ 5 Notların

Detaylı

Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri

Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri Prof.Dr. Cevat NAL Selçuk Üniversitesi Mühendislik-Mimarl k Fakültesi Dekan Y.Doç.Dr. Esra YEL Fakülte Akreditasyon Koordinatörü

Detaylı

KİTAP DEĞERLENDİRMELERİ

KİTAP DEĞERLENDİRMELERİ KİTAP DEĞERLENDİRMELERİ Osman Aydınlı, İslam Düşüncesinde Aklîleşme Süreci Mutezilenin Oluşumu ve Ebu l-huzeyl Allaf, Ankara Okulu Yayınları, Ankara 2001, 287 s. (ISBN 975-8190-35-0) Mezhepler, içinde

Detaylı

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş.

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. 27 Şubat 2016 ÜNSPED GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ VE LOJİSTİK HİZMETLER A.Ş. Kurumsal Yönetim Notu: 7.30 Priv. YÖNETİCİ ÖZETİ ÜNSPED Gümrük Müşavirliği ve

Detaylı

ken Türkçe de ulaç kuran bir ektir. Bu çal ma konumuzu seçerken iki amac m z vard. Bunlardan birincisi bu konuyu seçmemize sebep olan yabanc ö

ken Türkçe de ulaç kuran bir ektir. Bu çal ma konumuzu seçerken iki amac m z vard. Bunlardan birincisi bu konuyu seçmemize sebep olan yabanc ö G R ken Türkçe de ulaç kuran bir ektir. Bu çal ma konumuzu seçerken iki amac m z vard. Bunlardan birincisi bu konuyu seçmemize sebep olan yabanc ö rencilerin Türkçe ö renirken yapt anla malardan dolay,

Detaylı

KELÂMÎ MEZHEPLER VE FIRKALAR. Adem Sezgin UZUN 1

KELÂMÎ MEZHEPLER VE FIRKALAR. Adem Sezgin UZUN 1 e-makâlât Mezhep Araştırmaları, VII/1 (Bahar 2014), ss. 261-265. ISSN 1309-5803 www.emakalat.com KELÂMÎ MEZHEPLER VE FIRKALAR Ali Rabbânî Gülpâyigânî, Önsöz Yayıncılık, İstanbul 2014 456 sayfa, Adem Sezgin

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi

Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi 18 Aralık 2015 İÇİNDEKİLER Dönem Revizyon Notları........ 3 Derecelendirme Metodolojisi........ 5 Notların Anlamı.........

Detaylı

T.C. ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TÜRKÇE ÖĞRETİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (ULUTÖMER) TÜRKÇE KURSU, EĞİTİM-ÖĞRETİM VE SINAV YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM

T.C. ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TÜRKÇE ÖĞRETİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (ULUTÖMER) TÜRKÇE KURSU, EĞİTİM-ÖĞRETİM VE SINAV YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM T.C. ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TÜRKÇE ÖĞRETİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ (ULUTÖMER) TÜRKÇE KURSU, EĞİTİM-ÖĞRETİM VE SINAV YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MADDE 1 - (1) Bu Yönergenin

Detaylı

Özelge: 4632 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi kapsamında vakıf/sandıklardan bireysel emeklilik sistemine yapılan aktarımlarda vergilendirme hk.

Özelge: 4632 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi kapsamında vakıf/sandıklardan bireysel emeklilik sistemine yapılan aktarımlarda vergilendirme hk. Özelge: 4632 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi kapsamında vakıf/sandıklardan bireysel emeklilik sistemine yapılan aktarımlarda vergilendirme hk. Sayı: 64597866-120[94-2014]-131 Tarih: 28/08/2014 T.C. GELİR

Detaylı

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ. ÇİFT ANADAL ve YANDAL PROGRAMI YÖNERGESİ

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ. ÇİFT ANADAL ve YANDAL PROGRAMI YÖNERGESİ İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ ÇİFT ANADAL ve YANDAL PROGRAMI YÖNERGESİ Amaç MADDE 1 - (1) Bu Yönergenin amacı, anadal lisans programlarını üstün başarıyla yürüten öğrencilerin, aynı zamanda ikinci

Detaylı

Sayfa : 4 RESMÎ GAZETE 19 Ocak 2013 Sayı : 28533

Sayfa : 4 RESMÎ GAZETE 19 Ocak 2013 Sayı : 28533 Sayfa : 4 RESMÎ GAZETE 19 Ocak 2013 Sayı : 28533 SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No. 6385 Kabul Tarihi: 10/1/2013 MADDE 1

Detaylı

TETAŞ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

TETAŞ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TETAŞ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YÖNERGE 10 BÜTÇE YÖNERGESİ T E T A Ş TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT ANONİM ŞİRKETİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BÜTÇE YÖNERGESİ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET

Detaylı

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİĞİN UYGULANMASINA İLİŞKİN GENELGE (2015/50) Bu Genelge, 25.05.2015

Detaylı

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır.

Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Yaratanlar arasında şerefli bir yere sahip olan insanın yaşam hakkı da, Allah tarafından lutfedilmiş bir temel haktır. Kur'an-ı Kerimde bir kimseye hayat vermenin adeta bütün insanlara hayat verme gibi

Detaylı

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARI ARASINDA YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARI ARASINDA YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ ÖNLİSANS VE LİSANS PROGRAMLARI ARASINDA YATAY GEÇİŞ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve Kapsam MADDE 1 - (1) Bu yönerge İstanbul Kemerburgaz

Detaylı

Topoloji değişik ağ teknolojilerinin yapısını ve çalışma şekillerini anlamada başlangıç noktasıdır.

Topoloji değişik ağ teknolojilerinin yapısını ve çalışma şekillerini anlamada başlangıç noktasıdır. Yazıyı PDF Yapan : Seyhan Tekelioğlu seyhan@hotmail.com http://www.seyhan.biz Topolojiler Her bilgisayar ağı verinin sistemler arasında gelip gitmesini sağlayacak bir yola ihtiyaç duyar. Aradaki bu yol

Detaylı

KOOPERATİFLER HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ:

KOOPERATİFLER HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ: KOOPERATİFLER HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ: Soru: Bir yapı kooperatifi kaç kişi ile kurulur? Cevap: Bir yapı kooperatifi en az 7 gerçek ve/veya 1163 sayılı Kooperatifler kanununda belirtilen tüzel kişilerce

Detaylı

skandinav mesleki güvenlik ortam anketi

skandinav mesleki güvenlik ortam anketi NOSACQ-50- Turkish skandinav mesleki güvenlik ortam anketi Bu anketin amac bu i yerindeki güvenlikle ilgili görü lerinizi almakt r. Cevaplar n z bilgisayara i lenecek ve güvenilir biçimde tutulacakt r.

Detaylı

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler

Endüstri Mühendisliğine Giriş. Jane M. Fraser. Bölüm 2. Sık sık duyacağınız büyük fikirler Endüstri Mühendisliğine Giriş Jane M. Fraser Bölüm 2 Sık sık duyacağınız büyük fikirler Bu kitabı okurken, büyük olasılıkla öğreneceğiniz şeylere hayret edecek ve varolan bilgileriniz ve belirli yeni becerilerle

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Din Öğretimi Genel Müdürlüğü İMAM HATİP VE ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ TEFSİR OKUMALARI DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Din Öğretimi Genel Müdürlüğü İMAM HATİP VE ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ TEFSİR OKUMALARI DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Din Öğretimi Genel Müdürlüğü İMAM HATİP VE ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ TEFSİR OKUMALARI DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI ANKARA, 2015 1 T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Talim ve Terbiye Kurulu

Detaylı

Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi

Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi özcan DEMİREL 1750 Üniversiteler Yasası nın 2. maddesinde üniversiteler, fakülte, bölüm, kürsü ve benzeri kuruluşlarla hizmet birimlerinden oluşan özerkliğe ve kamu

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

ATAÇ Bilgilendirme Politikası

ATAÇ Bilgilendirme Politikası ATAÇ Bilgilendirme Politikası Amaç Bilgilendirme politikasının temel amacı, grubun genel stratejileri çerçevesinde, ATAÇ İnş. ve San. A.Ş. nin, hak ve yararlarını da gözeterek, ticari sır niteliğindeki

Detaylı

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1

Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet. Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 Proje Yönetiminde Toplumsal Cinsiyet Türkiye- EuropeAid/126747/D/SV/TR_Alina Maric, Hifab 1 18 Aral k 1979 da Birle mi Milletler Genel cinsiyet ayr mc l n yasaklayan ve kad n haklar n güvence alt na alan

Detaylı

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının bağlantıları kontrol edilir. Güz ve Bahar dönemindeki

Detaylı

İNGİLTERE DE ÜNİVERSİTE PLANLAMA VE BÜTÇELEME ÖRGÜTÜ

İNGİLTERE DE ÜNİVERSİTE PLANLAMA VE BÜTÇELEME ÖRGÜTÜ İNGİLTERE DE ÜNİVERSİTE PLANLAMA VE BÜTÇELEME ÖRGÜTÜ University Grants Committee (UGC) Çeviren : Doç. Dr. M. ÂDEM UGC, üniversitenin parasal gereksinmeleri konusunda Hükümete danışman olarak Temmuz 1919'da

Detaylı

6663 SAYILI KANUNLA SOSYAL GÜVENLİK YASALARINDA YAPILAN DÜZELMELER. Değerli Meslek Mesubumuz, 10.02.2015

6663 SAYILI KANUNLA SOSYAL GÜVENLİK YASALARINDA YAPILAN DÜZELMELER. Değerli Meslek Mesubumuz, 10.02.2015 6663 SAYILI KANUNLA SOSYAL GÜVENLİK YASALARINDA YAPILAN DÜZELMELER Değerli Meslek Mesubumuz, 10.02.2015 6663 sayılı Kanun ile; emekli olduktan sonra Bağ-Kur kapsamında çalışmaya devam eden esnafın emekli

Detaylı

TEŞVİK BELGELİ MAKİNA VE TEÇHİZAT TESLİMLERİNE UYGULANAN KDV İSTİSNASINDA BİR SORUN

TEŞVİK BELGELİ MAKİNA VE TEÇHİZAT TESLİMLERİNE UYGULANAN KDV İSTİSNASINDA BİR SORUN Emre KARTALOĞLU Gelirler Kontrolörü TEŞVİK BELGELİ MAKİNA VE TEÇHİZAT TESLİMLERİNE UYGULANAN KDV İSTİSNASINDA BİR SORUN GİRİŞ Bilindiği gibi, 4842 sayılı Kanunla 1 vergi kanunlarında köklü değişiklik ve

Detaylı

BANKA MUHASEBESİ 0 DÖNEN DEĞERLER HESAP GRUBU

BANKA MUHASEBESİ 0 DÖNEN DEĞERLER HESAP GRUBU BANKA MUHASEBESİ 0 DÖNEN DEĞERLER HESAP GRUBU 0 DÖNEN DEĞERLER Dönen değerler bilançonun aktifinde yer alan, likiditesi en yüksek varlık grubu olup bu hesap grubunda yer alan hesapların ortak özelliği

Detaylı

ST. THOMAS AQUİNAS Muhammet Tarakçı, İz yay. 2006, 280 s. Sadi YILMAZ *

ST. THOMAS AQUİNAS Muhammet Tarakçı, İz yay. 2006, 280 s. Sadi YILMAZ * sakarya üniversitesi ilahiyat fakültesi dergisi 15 / 2007, s. 209-214 kitap tanıtımı ST. THOMAS AQUİNAS Muhammet Tarakçı, İz yay. 2006, 280 s. Sadi YILMAZ * Ortaçağ genel itibariyle hem İslam hem de batı

Detaylı

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman TABOY HASTA Vitaboy çok kötü bir rüya görüyordu. Rüyas nda karanl k bir yerdeydi. Kimse onun sesini duymuyordu. Yata nda k vran yordu. Birden uyand. Bütün bunlar bir rüyayd. Fakat kendini çok yorgun hissediyordu.

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

KAMU İHALE KANUNUNA GÖRE İHALE EDİLEN PERSONEL ÇALIŞTIRILMASINA DAYALI HİZMET ALIMLARI KAPSAMINDA İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİLERİN KIDEM TAZMİNATLARININ

KAMU İHALE KANUNUNA GÖRE İHALE EDİLEN PERSONEL ÇALIŞTIRILMASINA DAYALI HİZMET ALIMLARI KAPSAMINDA İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİLERİN KIDEM TAZMİNATLARININ 8 Şubat 2015 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 29261 YÖNETMELİK Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından: KAMU İHALE KANUNUNA GÖRE İHALE EDİLEN PERSONEL ÇALIŞTIRILMASINA DAYALI HİZMET ALIMLARI KAPSAMINDA BİRİNCİ

Detaylı

EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları. Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA

EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları. Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA Dersin Amacı Bu dersin amacı, öğrencilerin; Öğretmenlik mesleği ile tanışmalarını, Öğretmenliğin özellikleri

Detaylı

6 Kasım 2010 CUMARTESİ Sayı : 27751 YURTDIŞI YÜKSEKÖĞRETİM DİPLOMALARI DENKLİK YÖNETMELİĞİ

6 Kasım 2010 CUMARTESİ Sayı : 27751 YURTDIŞI YÜKSEKÖĞRETİM DİPLOMALARI DENKLİK YÖNETMELİĞİ 6 Kasım 2010 CUMARTESİ Sayı : 27751 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Dayanak ve Tanımlar Amaç YURTDIŞI YÜKSEKÖĞRETİM DİPLOMALARI DENKLİK YÖNETMELİĞİ MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı, yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından

Detaylı

YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü

YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİ Akdeniz Müftülüğü YETİŞKİNLER DİN EĞİTİMİNİN TANIMI Yetişkinler din eğitimi kavramını tanımlayabilmek için önce yetişkinler eğitimini tanımlayalım. En çok kullanılan ifade ile yaygın

Detaylı

Prof. Dr. Bilal Sambur ile Medya ve Dindarlık Üzerine 08/04/2015

Prof. Dr. Bilal Sambur ile Medya ve Dindarlık Üzerine 08/04/2015 Medya İslam ı ile karşı karşıyayız Batıda tırmanışa geçen İslamofobinin temelinde yatan ana unsurun medya olduğu düşünülüyor. Çünkü medyada yansıtılan İslam ve Müslüman imajı buna zemin hazırlıyor. Sosyal

Detaylı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1 Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık

Detaylı

Ek 1. Fen Maddelerini Anlama Testi (FEMAT) Sevgili öğrenciler,

Ek 1. Fen Maddelerini Anlama Testi (FEMAT) Sevgili öğrenciler, Ek 1. Fen Maddelerini Anlama Testi (FEMAT) Sevgili öğrenciler, Bu araştırmada Fen Bilgisi sorularını anlama düzeyinizi belirlemek amaçlanmıştır. Bunun için hazırlanmış bu testte SBS de sorulmuş bazı sorular

Detaylı

YÖNETMELİK ANKARA ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİL EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YÖNETMELİK ANKARA ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİL EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar 24 Mart 2016 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 29663 YÖNETMELİK ANKARA ÜNİVERSİTESİ YABANCI DİL EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin

Detaylı

HAYALi ihracatln BOYUTLARI

HAYALi ihracatln BOYUTLARI HAYALi ihracatln BOYUTLARI 103 Müslüme Bal U lkelerin ekonomi politikaları ile dış politikaları,. son yıllarda birbirinden ayrılmaz bir bütün haline gelmiştir. Tüm dünya ülkelerinin ekonomi politikalarında

Detaylı

01 OCAK 2015 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBA PARLAKLIĞI SALİH MERT İLİ DENİZLİ ANADOLU LİSESİ 10/A 436

01 OCAK 2015 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBA PARLAKLIĞI SALİH MERT İLİ DENİZLİ ANADOLU LİSESİ 10/A 436 01 OCAK 2015 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBA PARLAKLIĞI SALİH MERT İLİ DENİZLİ ANADOLU LİSESİ 10/A 436 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBALAR ELEKTRİK AKIMI Potansiyelleri farklı olan iki iletken cisim birbirlerine dokundurulduğunda

Detaylı

AMASYA ÜNİVERSİTESİ ETİK KURUL YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

AMASYA ÜNİVERSİTESİ ETİK KURUL YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar AMASYA ÜNİVERSİTESİ ETİK KURUL YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 (1) Bu Yönergenin amacı; Amasya Üniversitesi bünyesinde kurulan Etik Kurulun oluşumunu, görevlerini

Detaylı

"Demiri demirle dövdüler; biri sıcak biri soğuktu, insanı insanla kırdılar; biri aç biri toktu."

Demiri demirle dövdüler; biri sıcak biri soğuktu, insanı insanla kırdılar; biri aç biri toktu. "Demiri demirle dövdüler; biri sıcak biri soğuktu, insanı insanla kırdılar; biri aç biri toktu." "Her yıl yapılan 'en iyi buğday' yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu.

Detaylı

25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir.

25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir. Sıkça Sorulan Sorular Başvuru Başvuru ne zaman bitiyor? 25 Nisan 2016 (Saat 17:00 a kadar) Pazartesi de, postaya veya kargoya o gün verilmiş olan ya da online yapılan başvurular kabul edilecektir. Bursluluğun

Detaylı

BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar TÜRKĠYE ĠSTATĠSTĠK KURUMUNUN ĠDARĠ Ġġ VE ĠġLEMLERĠ ĠLE ĠLGĠLĠ HATA, USULSÜZLÜK VE YOLSUZLUKLARA ĠLĠġKĠN ġġkayetlerġn BĠLDĠRĠMĠ VE DEĞERLENDĠRĠLMESĠNE DAĠR YÖNERGE Amaç BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

Fırka-i Naciyye. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül 2009 22:27

Fırka-i Naciyye. Burak tarafından yazıldı. Çarşamba, 09 Eylül 2009 22:27 İslâmî akideyi en net ve sağlam şekliyle kabul eden topluluk. Bu deyim iki kelimeden meydana gelmiş bir isim tamlamasıdır. Terkibin birinci ismi olan fırka kelimesi için bk. "Fırak-ı Dalle". Naciye kelimesi

Detaylı

İngilizce Öğretmenlerinin Bilgisayar Beceri, Kullanım ve Pedagojik İçerik Bilgi Özdeğerlendirmeleri: e-inset NET. Betül Arap 1 Fidel Çakmak 2

İngilizce Öğretmenlerinin Bilgisayar Beceri, Kullanım ve Pedagojik İçerik Bilgi Özdeğerlendirmeleri: e-inset NET. Betül Arap 1 Fidel Çakmak 2 İngilizce Öğretmenlerinin Bilgisayar Beceri, Kullanım ve Pedagojik İçerik Bilgi Özdeğerlendirmeleri: e-inset NET DOI= 10.17556/jef.54455 Betül Arap 1 Fidel Çakmak 2 Genişletilmiş Özet Giriş Son yıllarda

Detaylı

KİTAPLARA İMAN. 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir.

KİTAPLARA İMAN. 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir. TEMEL DİNİ BİLGİLER KİTAPLARA İMAN 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir. 2 Kutsal kitap neye denir? Allah ın emir ve yasaklarını,

Detaylı

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler 1.Temel Kavramlar Abaküs Nedir... 7 Abaküsün Tarihçesi... 9 Abaküsün Faydaları... 12 Abaküsü Tanıyalım... 13 Abaküste Rakamların Gösterili i... 18 Abaküste Parmak Hareketlerinin Gösterili i... 19 2. lemler

Detaylı

T.C. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü

T.C. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü SAKLI NÜFUS - Kişilerin nüfus kütüklerine yazılmamaları ve doğum olaylarının kanunda ön görülen süreler içerisinde nüfusa bildirilmemesi, saklı nüfus diye tanımlanan kişilerin varlığına neden olmaktadır.

Detaylı

ÖZEL DURUM AÇIKLAMA FORMU

ÖZEL DURUM AÇIKLAMA FORMU ÖZEL DURUM AÇIKLAMA FORMU Ortaklığın Ticaret Ünvanı : Anadolu Efes Biracılık ve Malt Sanayii A.Ş. Adresi : Bahçelievler Mah. Şehit İbrahim Koparır cad. No.4 Bahçelievler/ISTANBUL Telefon No. : 0 (212)

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr

13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr 13. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ Prof. Dr. Zeki TEKİN ztekin@karabuk.edu.tr Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 2 İçindekiler CUMHURİYET DÖNEMİNDE MESLEKÎ TEKNİK EĞİTİMDE

Detaylı