ODA NİSAN - MAYIS 2009

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ODA NİSAN - MAYIS 2009"

Transkript

1 ODA NİSAN - MAYIS 2009

2 13. SAYI! Bir Hindistan rüyası: Milyoner, Varoşların Köpeği. Editörden Alper Bilgili- İstem... 4 Mürvet Sarıyıldız- Bulutların Yıkadığı Şehir... 5 Sadık Yemni - Tepe Dünyaya Taklak... 6 Ferya Aydın - Özgür Çocuk... 9 Murat Gür - Siz bu fotoğrafın neresindesiniz? Osman Özbaş -Aynadan Yansıyan Sadık Yemni - Sessiz Amerikalı Şeyda Koç - Hollanda nın Yazarları Sadık Yemni - Kayıp Sinema Şeyda Koç- Bekler seni Can Çelebi- Slumdog Millionaire Şeyda Koç- Buklesinde Reyhan Kokusu Sinan Tabanlı- En Sevdiğim Günah Sadık Yemni - Atları da Vururlar...23 Faysal Apak - Şiirler Can Sever- Şiirler Osman Özbaş - Safdil Tuğba Cincil - Telgraf II Handan Kalsın - Allah a Kafa Tutmak...29 Erol Kasırga - Rüya İçinde Hikaye

3 ODA NİSAN - MAYIS 2009 Sevgili Oda Dergisi Okurları, Zaman tavşan, esin emeğiniz kaplumbağa oldu ve birlikte 13. sayıya eriştik. Öykü odamızda kıpır kıpır 7 öykümüz var. Alper Bilgili den İstem, Sadık Yemni den Tepe Dünyaya Taklak, Osman Özbaş tan Aynadan Yansıyan ve Safdil, Şeyda Koç tan Buklesinde Reyhan Kokusu, Handan Kalsın dan Allah a Kafa Tutmak ve Erol Kasırga dan Rüya İçinde Hikaye. Şiir odamızda 8 şiir ışıyor. Mürvet Sarıyıldız dan bulutların Yıkadığı Şehir, Ferda Aydın dan Özgür Çocuk, Şeyda Koç tan Bekler seni, Faysal Apak dan Anlam Ayrılıklarda Gizlidir ve Selim Temo, Can Sever den Ruh Defteri ve Objektif ve Tuğba Cincil den Telgraf II. Fikir Yongalama odamızda güncel konular kol geziyor. Sinan Tabanlı dan En Sevdiğim Günah ve Sadık Yemni den Sessiz Amerikalı ve Trio Durumları ve Atları(özneyi)da Vururlar. Sinemacı yazarımız Can Çelebi kısa bir ayrılıktan sonra Slumdog Millionaire yazısıyla karşınızda. Tiyatro yazarı Murat Gür soruyor; Siz bu fotoğrafın neresindesiniz? 14. sayıda görüşmek üzere. 3

4 Alper Bilgili - İstem İç Ege'de ova üzerine kurulmuş kasabalardan birisini getirin aklınıza. Hatta Menderes'e komşu olsun. Yazı yaz gibi, kışı kış gibi... Bu kasabada bir kahvehanenin önündeyim. Dışarı atılmış sandalyelerden birine kurulmuşum. Sandalyenin sırt kısmını oluşturan tahtalar bile huzurumu kaçırmaya yetmiyor. Burası Ege. Burada zaman yavaş akıyor. İnsanlar tasasız. Öğleden sonra... İtfaiye toz kalkmasın diye sokakları suluyor. Serinlik oturanlara biraz enerji verir gibi oluyor. Tavla oynayanlar pulları daha bir sert çarpıyorlar. Yan masadaki ihtiyar, Kore'de nasıl esir düştüklerini anlatıyor gururla. Söz bir türlü karşısındakine gelmiyor. Amcamın oğluna dönüp "Artık eve gitmem gerekiyor" diyorum. Umursamıyor. Koreli kızlar daha çok ilgisini çekiyor o an. Kalkıyorum. O Koreli kız hikayesinden bir şey çıkmayacağını bildiğim için tereddüt de etmiyorum. Bisikletimin sağ pedalını yukarı gelecek şekilde ayarlayıp itfaiyenin ısladığı sokaklarda yavaşça ilerliyorum. Çamur kokusu yol boyunca peşimi bırakmıyor. Rahatsız olmuyorum. Ağır ağır kayıyorum yolun üzerinde. Kerpiç evler azalıyor. Bu azalma kasabanın eski merkezinin sonuna geldiğimi gösteriyor. Yeni yapılan evler kasabanın dışında ve yeni oldukları için hepsi tek tip, betonarme. Nedense kasabanın merkezinde oturanlar kerpiç evlerden vazgeçemiyorlar. Babam misal. O kadar söyledik. Daha güvenli, daha sağlıklı, daha güzel, daha dedik. Ama kar etmedi. Aslında hiçbir zaman Olmaz! demiyor. Her seferinde "Hele bu sene bir çıksın." gibi cümleler kuruyor. Ama belli ki o da yaşıtları gibi yeni evinde kendini yabancı hissetmekten korkuyor. Haksız mı? Yabancısı olduğun bir yerde ölmek ne kötü bir histir... etrafımda tek bir kerpiç ev yok. Yol tamamen toprak oldu. Az sonra sağa Şimdi dönüp eve yöneleceğim. Bacaklarım, ellerim bile ezbere biliyor ne zaman döneceğimi. Onlara güveniyorum. Ama hayret! Nasıl oluyorsa kaçırıyorlar doğru girişi. Onlara hükmetmesini söylüyorum. Kime mi? Bilmem. Kime söylenirse ona... Olmuyor. Bacaklarım daha hızlanıyor. Ellerim gidonu sıkıca kavramış. Dümdüz ilerliyorum. Allahtan yol boş ve düz. p _bikedoğrudan, uzuvlarımla konuşmayı mı denesem? Nasıl bir fiil kullanmalı? "Durun!" Sessizler. İşlerine, yani bana isyan etmeye o kadar konsantre olmuşlar ki... "Size diyorum be! Beni dinlemeniz gerekiyor!" "Neden?" Bu alaycı soru hangisinden geliyor bilmiyorum. Sanırım az sonra bükülüp hızımı artıracak olan belim olabilir bana meydan okuyan. Korkum, heyecanım ve merakım artıyor. Hangisi diğerlerini nasıl etkiliyor şu an düşünecek durumda değilim. Boğazım kurudu. Biraz da midem bulanıyor. Bari sen yapma diyorum. Dinliyor sanki. Şaşıyorum. "Ama nasıl olur? Seni kontrol edebilmem..." Eğer bu bir kabus değilse düpedüz bir yanlışlık var olup bitende. Mideme söz geçirebilmem bir mucize. Yani, bu, istemim dışında çalışması gereken düz kaslarımı kontrol edebiliyorum demek. Buna karşılık çizgili kaslarım yani ellerim, kollarım, bacaklarımdaki kaslar kontrolümden çıktı. Pek karlı bir alışveriş gibi görünmüyor. En azından şimdilik... Bir köy öğretmeninden daha fazlasını beklememeli. Çaresini bulamadım ama en azından hastalığı teşhis ettim değil mi? "Durun! Yapmayın!" 4

5 Dinlemiyorlar. Çok hızlandık. Çok uzaklaştık. İşte, Menderes de görüş alanıma girdi. Neyse ki beynim hala benimle. Aklıma yine midemi kullanmaktan başka bir çare gelmiyor. Ondan kusmasını istiyorum. "Ama öyle bir kusmalısın ki Menderes'e düşüp boğulmamı planlayan organlarım benim kolay teslim olmayacağımı anlasınlar." Sözümü dinliyor. Sadece ağzımdan değil burnumdan da bir şeyler çıkıyor. Sallanan vücudum dengesini kaybedip yere çakılıyor. Şimdi iki ihtimal var. Kaslarım bu işten kendilerinin de zararlı çıkacağını anlayıp sözümü dinlemeye başlayabilirler. Ya da ne olduğunu umursamayıp... İkincisi oluyor. Ellerim az ilerideki taşa uzanıyor. Taşlı el, kafama üç kez ard arda, tereddüt etmeden iniyor. *************** Mürvet Sarıyıldız - Bulutların Yıkadığı Şehir Tutunamamıştım bana gösterilen Ve öğretilen bütün kimliklere Ruhumun avazı çıplak Düşerken çöle Benimseyemediğim yıldızlı geceler Vardı penceremde Dalgalandığım bütün denizlerin Gemileri batmıştı Bütün yüküyle düşümde Aklında. Düşünüp giderdin caddenin köşesinden Ve caddeler bütün kırıntılarını toplardı Umutlarımın. Ayaklar altında kıvranmanın dehlizlerinde Kaybolurdu gölgen. Şehrin üstüne bir bulut gelip dururdu. Ustayla çırak arasında Kavgayla başlardı geleneğin aktarımı. Mısralarla konuşmayı öğrendiğinde çocuk Bulutlar çoktan şehri yıkamış olurdu. Sana küsen şiirler dökülürdü şehrin kaldırımlarına Güvercinler gagalarıyla toplardı Savrulan rüzgârın peşinde Cümlelerini alıp giderdi, akşamüstleri. Ve akşamüstleri hep gözlerimde kızıllığıyla Kalırdı. Kaderin yalan söylediğini öğrendiğimde Vakit çok geç dediler Geçtim o günden sonra bütün yoksunlukların Sokağından Hepsinin de ışıkları sönmüş, Duvar dibine çökmüş Yalnızlıkların adımları vardı. Yankılanan, yankılandıkça Yaraları bir daha bir daha baştan Kanatan. Şehrin üstüne bir bulut gelip dururdu. Ustayla çırak arasında Kavgayla başlardı geleneğin aktarımı. Mısralarla konuşmayı öğrendiğinde çocuk Bulutlar çoktan şehri yıkamış olurdu. Örselenmiş yamalı günler ödünçtü bana Kelimelerimin çizdiği yalnızlık Açmamış papatya da fal tutmak İsterdi gönlünce. Takılıp bir bulutun gölgesine Uzanıp güneşin çıplak tenine İzlemek vardı seni Örsün altında ezilen düşüncelerimin Dişlerinin arasından dudağına değen Tümcelerin sonunda Vurulduğunu görürdüm her defasında Her defasında ağlayan kalbimi Susturmak bana kalırdı. Açlığımı dindirecek bir tokluk yoktu Gözlerinin parıltısında Uzandığında mevsimler saçlarına Başkalarının öğrettiği hayaller olurdu 5

6 Sadık Yemni Tepe Dünyaya Taklak Mert Kesir onu ilk kez bir mağaza vitrininin yansısında gördü ve hayatı tepetaklak oldu. Camekâna konmuş en yeni cep telefonlarına bakıyordu. Kaldırım kalabalıktı. Gelip geçenler nedeniyle cama iyice yaklaşmıştı. Bu nedenle görmesi biraz gecikmişti. Aklı ve hevesinin bütçesi için çok tuzlu olan telefonlardan yansıdaki şeye dönmesi saniyeler aldı. Sağ eli yıldırım hızıyla kısa saçlarını yaladı geçti. Sanki başında duran zehirli bir böceği fırlatıp atmak ister gibiydi. Başında duran şey diğer bir baştı. Yüzü kendisininkiyle tıpatıp aynıydı. Beden ve kıyafet olarak da benzeriydi. Saçı saçına değecek şekilde ters olarak kafasının üzerinde dimdik durmaktaydı. Saçlarını yalayarak geçen karete darbesi gibi hızlı el haraketleri yapması gelip geçenlerin dikkatini çekmişti, ama Mert in panik ve şaşkınlıktan buna aldıracak hali yoktu. Başının tepesini iten bir ağırlık algılayamıyordu. Eliyle o şeye dokunamıyordu, ama ters duran ikizini görmeye devam ediyordu. Mert delirdim, beynimde tümör var, belki de ölmek üzereyim cinsinden düşüncelerle telefoncunun yanındaki lahmacuncuya yöneldi. İçerisi kalabalıktı. Yanlarında dört yaşında, uzun bukleli sarışın, yaramaz bakışlı bir kız çocuğu olan genç bir çift dışarı çıkmaktaydılar. Mert onların gitmesini bekledi ve vitrindeki aksine baktı. Oradaydı Allah belasını versin. Boyunu tam göremiyordu, ama yüzü, kıyafeti, vücut tipi falan tıpatıp kendisiydi. Mert Kadıköy ün en kalabalık caddesi boyunca yürüdü. On beş yirmi camekânda kendine bakmış durmuştu. O şey, ikizi tepesindeydi. Ağırlığını hissetmiyordu, ama her saniye tepesinde dikilmiş durmaktaydı. İlk panik hali yerini ağdalı bir şaşkalozluğa, bir çeşit yılgınlığa bırakmıştı. Garip hareketler yapmazsa kimse ona bakmıyordu. Kafasında ters duran ikizini görmüyorlardı. Çizim: Altuğhan Aydınoğlu Kendi kendine yarım yamalak bildiği birkaç duayı okuyarak, tanrıya hayırsız kulunu şimdi hemen şuracıkta daha fazla delirtmemesi için yalvararak ve ara sıra saçlarını yoklayarak minübüs durağına doğru yürüdü. Duraktakilerden hiçbiri ona özel bir merak bakışı yapıştırmadı. Memur emeklisi tipli şişmanca kadın, saçlarını hoş bir kırmızı renge boyamış uzun boylu kız, durmadan filmlerden bahseden yaşıtı iki delikanlı, o durağa gelirken ne irkildiler, ne de sinsi bir şekilde düşüncelerini saklar tavır aldılar. Mert bir yetmiş dört boyunda, sıradan giyimli, yüzü başarı ışımayan bir gençti. Yirmi beş yaşına basalı dört gün olmuştu. Gecikmiş yaşgünü hediyesi kafasına yapışmış bu yaratıktı. Moralini iyice çökertmek için kendi kılığına bürünmüştü. Minibüsten Suadiye de indi. Tepesindeki belayı vitrinlerde bularak, beton duvarlarda kaybederek yürüdü. Uzaktan bir tanıdıkla selamlaştı. Liseden arkadaşıydı. Elinde gitar aşırı havalı görünmek için biraz fazla çabalamış hissi veren hoş bir kızla beraberdi. Kızın kumral uzun saçları içini çekmesine neden olmuştu. Kendisinin kız arkadaşı yoktu şu sıralar. Gitarı, yakışıklı bir yüzü ya da arabası olmadığı için belki de. Bir şeye dikkat etmişti. Mevcut kız arkadaşları yeni yıl, 3 ocak doğumluydu, yaklaşırken ilişkilerini bitiriyorlardı. Son üç ilişkisi böyleydi. Mart nisanda başlama, eylül ekimde final. Kasımda son uzatmalar. Atlas apartmanının kapıcısı Behim abisi kapıda durmuş etrafı kesmekteydi. Havanın soğuğuna rağmen gri anorağının önü açıktı. Kalın ekose gömleğinin yakasının bittiği yerde göğüs kılları fışkırmıştı. Eğri burnundan çıkanlarla buluşmaya çalışır bir halleri vardı. Kendinde dışa açık bir farklılık varsa Behim in keskin gözlerinden kaçmazdı. Naber Behim abi? İyilik Mert. Erkencisin bugün. Öyle. 6

7 Asansör bozuk. Tamirci hemen şimdi gelicem demişti. İki saat önce. Mert beşinci katın basamaklarını çıkarken sorununun dışarıdan görünmeyen cinsten olduğuna karar verdi. Besim in yüzünde 25 inde hâlâ üniversitenin ikinci sınıfında olan, haftada iki gün dayısının üçüncü sınıf lokantasında çalışa çalışa nihayet bu mesleğe geçmesi mukadder olan birine yönelmiş bakışlar vardı. Sonunda lokanta çalıştıracaksan niye işletme okuyorum diye böbürleniyorsun demek istiyordu. Pratik bir adamdı. Haticeye değil neticeye bakıyordu. Dayısı daha şimdiden seneye burayı sen işletirsin artık demeye başlamıştı. Bodrum da bir evi vardı. Oraya yerleşmeye hazırlanıyordu. Mert in kalbinde üstünkörü teyelli duran tanınmış bir işletme profesörü olmak, sanat kollarından birinden iyi anlamak, aklıyla alengirli bir işler başarmak gibi idealleri kötürümleştiren gelişmelerdi bunlar. Evde kimse yoktu. Babası iki yıldır emekliydi. Hafta sonu hariç hergünün on iki ile altı arasını kendi gibi emekli mühendislerin takıldığı lokalde geçiriyordu. Annesi işteydi. Uzak akrabalarının şirketinde muhasebecilik yapıyordu. Emekliliği çoktan gelmişti. Kadın son beş yıldır çalışma hayatımın son yılı diyordu. Mert bunun en az beş yıl daha süreceğinden emindi. Annesi iş hayatını, çalışmayı seviyordu. Evde zaman geçirebilecek bir tip değildi. Ablası da onun gibiydi. Çalışma hayatını neredeyse hiç sekteye uğratmadan iki çocuk yapmıştı. Küçük kızı üç yaşına gelmişti bile. Kreşe gidiyordu ablasıyla birlikte. Tepetaklak ikizi bütün aynalarda mevcuttu. Kalan ömrüne arka plan olmak üzere kâbus perdesi şeklinde yeni yeni inmekteydi. Belanın kalıcılığının bakır pası tadını hissetmekteydi dilinde. Başkaları için şeffaf olan bir delilik maskesi takmıştı. Kimse yardım için müdahale edemesin diye. Kimsin sen lan? Ha! Konuşsana ulan. Benmişim numarası yapma götlek. Konuşsana be Banyo aynasından beline kadarki kısmı gördüğü ikizinin yüzü kıpırtısızdı. Yüz ifadesi donuktu, ama vardı. Söyleyeceği şeyi aklından geçiren birinin ifadesi diyeceği geliyordu. Eliyle kimbilir kaçıncı kez saçlarını yokladı. Aynada hem elini, hem de başına monte edilmiş diğer başı görebilmekteydi. Eli tepetaklak ikizinin başının içinden geçmiyordu. Kendi saçlarına değiyordu sadece. Bunu yaptığında aynı yerde birbirlerine değmeden varkalmaya devam ediyorlardı. Optik bir felaket söz konusuydu yani. Gözyaşları yanaklarını ıslatırken ikizinin kuru yanakları tek bir his kıpırtısı vermedi. Hıçkırıkları donmuştu adeta. Başını ayna karşısında belli bir konumda tuttuğunda ilk kez ikizinin ayaklarını görmüştü. Ayakların dokunduğu bir zemin de vardı. Çözünürlüğü az bir fotoğraf gibiydi. Hatları, ayrıntıları şeçilemiyordu, ama bir zemin vardı. O da bir yere basıyorsa ve bu banyonun zemini değilse neresiydi acaba? Bilimkurgu filmlerini hiç kaçırmazdı. Eskiden muntazaman okuduğu devirler de vardı. Şimdi kitap isimleri tutmakla yetiniyordu aklında. Okumadığı kitaplar hakkında hiç de fena değil, ilginç bir çizgisi var vb. cinsinden kısa görüşler verdiği de oluyordu. İki Mert boyunda bir koridorda başaşağı durumda yürümekte olduklarını hayal etmek çok zordu. Kafaların tepesindeki tavanlar, mavi gökyüzü, bulutlar, yıldızlar neredeydiler? * 10 Ocak Pazar günü saat de Mert arı gibi çalışan lokantanın işlerine odaklanmıştı. Milletin ne yiyeceğini sormak ve bunu servis etmek sayesinde her dakika tepesindeki ters duran şeyi düşünemiyordu. Böyle anlarda her aynaya bakışta üç günlük tepetaklak makamındaki hayatını yeniden hatırlıyordu. İlk günkü sıklıkta saçlarını yoklamayı bırakmıştı. Sokakta yürürken her vitrine bakmayı da. Normal yürürse hiç kimsenin dikkatini çekmiyordu. Yeni durum üzerinde etkili olmuştu haliyle. Bir tür miskinlik hali denebilecek yavaşlığından sıyrılmıştı. Yüzü gözü de biraz başka türlü ışıyor olmalıydı. Bu sabah annesi iyi görünüyorsun bugün değerlendirmesi yaptığında babası başıyla onaylamıştı. Eski manitalarından biriyle karşılaştığında kız aşık mısın bu sıralar diye sormuştu? Müşteri bayanlardan alıcı gözle bakanların sayısı farkedilecek kadar artmıştı. Dayısı bile dün roket gibi çalışırken enerji içeceği mi içtin yoksa diye takılmıştı. Duruma alışması, dışarıya enerjik bir hal sergilemesi ve kimsenin bir çakmaması olumlu bir şeydi, ama bütün bunlar bu sorunun geçiciliği üzerine kuruluydu. Önündeki muhtemel elli yılı tepesindeki şeyle geçiremezdi. Evlenince bir de bu tür çocukların babası olursa ne yapardı? Sezgileri tepesindeki durumun uzun sürmeyeceğini fısıldamaktaydı. Etkisi ömür boyu sürecekti yalnız. Çünkü son nefesine kadar aynalara ya da görüntü yansıtan 7

8 herhangi bir şeye asla normal gözle bakamayacaktı. Şimdi cesaret edip hiç kimseye söz edememişti. Bu şey çekip giderse bir gün mutlaka birine anlatacak ve belki de arkadaşları arasında yeni bir lakaba kavuşacaktı. Fanilasına kalbi hizasında iğnelenmiş muskası bile vardı artık. Dün babaannesine gidip bilumum belalara karşı muska yaptırırken, az kalsın kadına her şeyi anlatacaktı. İyi ki yapmamıştı. Bizim torunu cin çarpmış diye yedi aleme duyururdu anında. Size bir izah borçluyum. Mert sonradan en şanslı açı diyecekti. Boşalmış masadan tabakları, bardakları toplamaktaydı. Sol masadaki iki delikanlı sohbete dalmışlardı. Sağındaki masada iki çocuklu bir aile oturmaktaydı. Sekiz yaşındaki oğlan hiçbir yemeği beğenmediği için ona peynirli tost yapmışlardı. Boyunlu sarı bir kazak giymiş, testi göğüslü annesi salataya yağ koymayın diye üç kez tembih etmişti. Altı yaşlarındaki mavi yün elbiseli cin bakışlı kız da bir saat içinde beş kez tuvalete gitmişti. Aralarında etkin müşteri dedikleri gruptandılar. Mert bu sözü yakınlardaki müşterilerden kimin ettiğini kestiremediği için, kendi aralarında konuşuyorlar diye değerlendirmeye karar verdi. Elinde altı tabakla mutfağa vardığında ses bu defa kulağında patladı. Size bir izah borçluyum. Elindeki tabakları az kalsın yere fırlatacaktı. Kendini güç tuttu ve eyveye koydu. Ahçı Ömer ve yamağı Mustafa harıl harıl çalışmaktaydılar. Özellikle hafta sonları saat altıyla sekiz arası çok yoğun iş olurdu. Kafası hızla çalışmıştı bu arada. Pantolonun sağ cebindeki telefonu çıkartıp kulağına götürdü ve Kimsin? dedi. Adım önemli değil. Aynı bilinç diliminde değiliz. Nesin yani? Cin misin? Hiç cin görmedim şimdiye kadar. Mert yoğun çalışma temposuna falan boş vererek depo olarak kullandıkları arka bölmeye geçti. Ömer merakla arkasından bakmış, ama bir şey dememişti. Kalbi hızlanmıştı. Eğer iyice delirmiyorsa çok önemli bir aşamaya ulaşmıştı. Sirke kokan depodaki yağ tenekelerinden birinin üstüne oturdu. Niye tepemde duruyorsun? Sen de benim tepemde durmaktasın. Benim ayaklarım da yere basmakta. Nasıl yani? Tamam, paradoksal, ama öyle. Boyut geçişlilliği sayesinde. Mert, ne yapıyorsun burda ya? Dayısının iri yarı bedeni depo kapısını iyice doldurmuştu. Mert heyecandan hâlâ telefonunu elinde tuttuğuna şükretti. Tel telefon Önemli. Bir arkadaş. Evden mi? Değil. Hemen gel içeri. Müşteri bastı yine. Tamam. Dayısı görmüş geçirmiş insan sarrafı biriydi. Zekiydi de. Kız tavlamaktaki marifet derecesini, çok samimi arkadaşlara sahip olmadığını falan iyi biliyordu. Evde de bir sorun yoksa iş maratonu için bütün şartlar yerinde demekti. Adam kapıyı aralık bırakıp çıkınca Mert hızla kararını verdi ve deponun arkadan kilitli kapısını açarak yan sokağa çıktı. Üzerinde sadece fanila ve beyaz bir gömlek olduğu için üşeyecekti, ama buna aldırdığı falan yoktu. Sokak tenhaydı. İyice ilerideki bir restoranın önünde bir araba durmuştu. Taksiydi. Müşteri indiriyordu. Elindeki telefonu kulağına götürdü ve Anlat şimdi. Nesin sen? Zeka taşıyan bir canlıyım, ama sana zerre kadar benzemiyorum. İkizin mikizin değilim. Türkçe de bilmezdim az öncesine kadar. Dünya dediğiniz gezegeni tanıyorum haliyle. Transport hatlarımızın üstündedir. Ama hiç sokaklarında gezmedim. Üst düzey ilgi alanımızın dışındasınız. Mert in beynindeki soruların yığışması yüzlerce karıncanın bir şeker kübüne üşüşmesi gibiydi. Kübe ilk varan karıncanın sorusu çok mantıklıydı. Niye benim tıpa tıp aynımsın o zaman? Gördüğün ben değilim ki? Senin tependen fışkıran üst ışıma hokkana oturmuş çok seyreltik olan zeki ve özerk kopyamın marifeti. Sizden bir nedenle hoşlanmış olmalı. Yoksa ikiziniz gibi görünmezdi. Aslında bu hokka çok suret barındırır, ama bunları göremiyorsunuz henüz. Beni göremediğiniz gibi. Sen nerelisin peki? Henüz varlığından bihaber olduğunuz, gezegen dediğiniz cinsten bir yerdenim. Bu galaksidenim. Bir şey Konuşabilme zamanımız çok sınırlı. Sizler oralarda ışık hızına oranla çok yavaş devinen kimselersiniz. Biz ışığın 1056,6 katı hızla yolculuk yapabilmekteyiz. Buna rağmen size varabilmem üç dünya günümü aldı. Bana en çok merak ettiğiniz şeyi sorun. Mert 3 x x x 1056,6 sayılarının çarpımını kafadan sonuçlayamazdı, ama muhatabının bayağı uzakta ikamet ettiği belliydi. Bu son konuşmamız mı? Evet. Birazdan beni göremeyeceksin. Bir de Bir şey itiraf edeceğim. Biz ağır donukları, yani sizin insan dediğiniz yaratıkların enerjilerini kullanarak ileriye doğru sıçrarız. Zararsız bir işlemdir. Bu yüzden uzak kopyamı görebildiniz. Çok nadir raslanan bir arızadır. Milyarda bir neredeyse. Sizi üzdüm. Özür dilerim. Metanetli çıktınız yine. İyi dayandınız. Birazdan gözden silineceğim. Buradan köşeyi dönüp ön kapıdan içeri girin. Enerjinizi kısa bir süre destekleyeceğim.telafi olarak. Hoş Ne telafisi? 8

9 Mert sorusunu birkaç kez yineleyip cevap alamayınca içini çekerek etrafına baktı. İlerideki taksi gitmişti. Sigara içen yaşı belirsiz biri başı önüne eğik karşı kaldırımdan geçmekteydi. Sol elinde duran telefonu pantolon cebine tıkıp köşeye doğru yürüdü. Soğuğu hissetmiyordu hâlâ heyecandan. Başaltı adlı lokantaya girdiğinde küçük bir şokla sarsıldı. Oturan ya da ayakta duran herkesin tepesinde tıpatıp benzeri bir ikizi vardı. İnsanları Hızır kadar hızlı yaratıklar tarafından seviliyor görmek ne kadar ferahlık verici bir şeydi. Bir müşteriye servis yapan dayısı neredesin lan sinyalli bakınca az kalsın kahkahalarla gülecekti. Tepesinde kendi gibi iri yarı ikiziyle gözüne çok komik görünmekteydi. Hızlı adımlarla mutfağa doğru yürürken bir şeyi farketti. İçeride yirmi kadar müşteri vardı. Sadece bir kişinin tepesinde kendi ikizi yoktu. O da iki arkadaşıyla birlikte oturan bir genç kızdı. Bir yerden gözü ısırıyordu, ama hemen çıkaramadı. Uzunca düz siyah saçlı, orta boylu, hoş bir kızdı. Üniversiteli tipli kızlardılar. Birden onlarla bir kez daha konuştuğunu hatırladı. Yine üç kız gelmişlerdi. Bir ay kadar önce. O zaman iri ela gözleri ve minicik burnuyla biraz bebek yüzlü olan kız ona yeşil sinyal yakmış gibi gelmişti. Şimdi emindi. Çünkü tepesinde duran şey kızın kendisinin değil, Mert in ikiziydi. * Mert hızla servise girişti. Kızlar daha yeni gelmişlerdi. Pilav üstü az kuru yiyeceklerdi. Ve de ayran. Servisi yaparken iki şeyden emin oldu yeniden. Kız kendisine meyilliydi. Ve müşterilerin hiçbirinin tepesinde artık tepetaklak duran tipler görmediğine bakılırsa tepede ikiz görme hastalığı iyileşmişti. Tuvalet aynasında başının üstünü boşalmış görme anında hissettiklerini izah etmek zordu. Sağ eli gömleğin üstünden kalbi hizasındaki sertliğe dokunur durumda dakikalarca aksini izledi. O aşırı hızlı varlıklar görünmez ve hissedilmez oldukları sürece ne yaptıklarıyla hiç mi hiç ilgilenmemekteydi. Arka arkaya yaşadığı durumlar ve de belki biraz enerji desteğiyle eski tutukluğunu aşmıştı. Kızlarla seviyeli şakalaştı ve giderlerken telefonunu yazdığı pusulayı kapıyı açıyor bahanesiyle gözlere hedef olmadan kızın eline tutuşturdu. Kızın eli hiç şaşmamıştı buna. Dudaklarındaki sırlı bir gülümsemeyle çıkıp gitmişti. Aradan yarım saat falan geçmişti. Mert tuvalette çişini yapıyordu. İçerde iki müşteri vardı. Bütün masalar toplanmıştı. Saat ona yaklaşıyordu. Kızlar arka arkaya üçer çay içerek bayağı uzun oturmuşlardı. Mert eliyle tepesinin boşluğunu kutsarcasına saçlarına dokundu. Lokantadan çıktığında yazdığı kağıdın buruşturulmuş bir şekilde kaldırımın üstünde durduğunu göreceğini hayal eden yanı basbağırdı. Telefonu mesaj geldi sinyalini çalınca yıldırım gibi davrandı. Adım Ceylin. Mert kalbi gümbür gümbür atarak ekranda numarası görünen kıza Biliyorum. Duydum arkadaşlarınızdan yazdı ve sildi. Benimki de Mert. Mesajı yollayınca saçlarına bir kez daha dokundu ve memnuniyetle sırıttı. Uzaklarda oturan isimsiz dostu iyi bir kıyak geçmişti doğrusu. Kızı çok beğenmişti. Üç günlük deliliğe değerdi yani. Eğer Ceylin le önlerindeki 358 günü çıkarabilirlerse kıza küçük bir itirafta bulunacaktı. Yaş günü pastasının mumlarını üfledikten sonra ama. Daha önce asla olmazdı. Ferda Aydın Özgür Çocuk Ben özgür çocuk, uçmak istiyorum kuşların kanatlarında, ben özgür çocuk, esmek istiyorum dağların zambak kokan yamaçlarında, ben özgür çocuk, yaşamak istiyorum sonsuzluğun gizemli kollarında. Ben özgür çocuk, uyumak istiyorum, silah sesleri olmadan, yeryüzünün cennet kucağında. 9

10 Murat Gür - Siz bu fotoğrafın neresindesiniz? Siz bu fotoğrafın neresindesiniz? Bir tiyatro oyunu üzerine Siz bu fotoğrafın neresindesiniz? sorusu bana Velazquez in Las Meninas tablosunu hatırlatıyor. Acılar Şenliği nde dünyayı değiştirmek adına yola çıkmış, üç gencin fotoğrafı zamanı mühürlüyor. Bozuk ve zorba düzenin yasalarının, bu üç genci ve fotoğrafı çeken sokaktaki adamı, çarklarında nasıl liğme liğme ettiğini, savurduğunu ve toplumsal vicdanı dumura uğrattığını anlatıyor. Hiçkimselerin yaşadığı insanlar mı olmuştur toplum? Kadın bütün içtenliği, sevgisi ve gelecek güzel günlere olan inancıyla solmuş bu fotoğrafı avuçlarında tutarak, eşi ve doğmamış kızı olduğunu söylediği Che nin doğum gününe, eski bir yoldaşını götürebilmek için yola düşer. Bu arayış, vicdanın ölmediğine ilişkin bir duyumsama, bir sorgulamadır. Umuttur, gerçekliktir. Üç gençten biri işadamı olmuştur. Pireler kendilerine köpek almak için düşler kurarmış. Sömürüyle, ortak çıkarlar peşindedir. Kapitalistdemokrasilerde, anımsamak korkusu yüzünden bunaklara dönüştürülen, hiçkimselerden bir kimsedir artık. Kadının kapısını çaldığı 2. genç; baskılar, tutuklamalar, işkencelerin sürdüğü, kısacası terör kültürünün yaşamın gerçekliği haline getirildiği ve özellikle sola yöneltildiği bir toplumda, devrimci dergilerden birinin yöneticisidir. Yaşamın sürek avına dönüştürüldüğü bir sahne gösterimdedir. Hücrede intihar ettiği için Che, yoldaşlarının tarih sayfasından silinmiştir ve cenaze töreninde dosta düşmana karşı matem marşı okunmamıştır. Che nin doğum gününü kutlayacak vicdanı bulamayan kadın, Nazım ın Lodos şiirindeki gibi kalakalmıştır. Kimbilir kaç milyon ton ağırlığında ummanda çalkalanmakta su. En yalnız dalganın üzerinde boş bir konserve kutusu. Kadın Vicdan, nerdesin vicdan diye gücünü tüketirken, sokağın adeta ironik ve alaycı maskesi sarhoş, paçavraya dönüştürdüğü bu vicdanla alay eder ve omurgasız yüzer gezer çoğunluklardan oldukları için, birlikte intihara doğru yol alırlar. Sokaktaki adamın Sheakspeare in sonesini ezgili yüreğiyle söylemesi, benliklerimize yaşamın dağarcığında dünyanın dönüşebileceğine dair umudu, bu yeniden doğumu aşılar. Oyunun yazıldığı dönem 12 Eylül darbecilerinin resmi geçidinin süregittiği ve dünyanın bir sinevizyon gösterisine dönüştürüldüğü 90 lı yıllardır. Liberalleşme, sivilleşme, demokratikleşme, ( kimin eliyle? ), özgürleşme ( insanın özgürlüğüne karşı, paranın özgürlüğü), köleleşme, kalleşleşme ve daha bilimum leş lerle Bu bağlamda gösterilen yoğun(!) fotoğraflar insanlığımızın çağ atlaya atlaya nereye atladığının, ilerleye ilerleye ne kadar ileriye gittiğinin bir göstergesidir. Bu yoğunluğun, seyrimi zaman zaman engellediğini de belirtmeliyim. Yönetmenimiz Özkan Schulze ülkemde son zamanlar rastlanmayan yaratıcı bir oyun sahneye koymuştur. Gelişigüzel sahneden kovulmuş ve detayları algılamanın verdiği keyifle oyunu seyrettim. Seyirci olarak az kişi olmamıza karşın, alkışlarımız kocaman bir çığlık kopardı. Bu kucaklaşmanın çığlığıydı. Oyun hakkında daha fazla bilgi 10

11 Osman Özbaş - Aynadan Yansıyan Polis arkadaşına, telsiz anonsu yaptınız mı? diye sordu. Sonra ona döndü; Bak delikanlı, herşeyi anlatmazsan içerde çürür gidersin. Memur sıkıntıyla konuşuyordu. Devam etti: Sen buradan çıkmak istemiyor musun? Hayır mı?.. Bak buraya neden geldiğini, binayı neden kazımaya çalıştığını söylemiyorsun, varsayalım ki amacını unuttun, olur ya, ama kimliğin yok, tanıdık bildik kişilerin adını adresini ver oradan Bir türlü beklenilen açıklamalar gelmiyordu. Genç adam arada bir kakülleriyle oynayarak etrafı araştırıcı gözle süzüyordu. Gerçeğinin hemen hemen aynısı, dedi. Polis, ne diyorsun, dedi, söyle, duyabileceğim sesle konuş, mırıldanma. Genç adam çalışma, dedi. postane istasyonu burası; bakın, resmi yapanın boyu şu kadarcıkmış. Amir, Dalgamı geçiyorsun bizimle, dedi, sinirle, atın şunu kodese, salak bu, dedi, ne hali varsa görsün. Amirim. Ne var, götür şunu dedim ya. Biliyorsunuz burası bir zamanlar postane binasıymış; hani karakol yerleşmeden önce. İyi; seni de onunla birlikte kodese mi atayım yani, birlikte resim yaparsınız ha. Yok o değil de, bir haftadır aynı yere gelip duvarı kazıyor. Bir yerlerde rakam olacakmış, onu arıyordu. araştıralım diyoruz yine söylemiyorsun. Tüm bunlar zaman ve eleman işi. Bize yardımcı olmayacak mısın hâlâ... Bak sonra külâhları değişiriz ama. Sonra masanın üstünde, raspayı, üç tane yağlıboya fırçasını gösterip zoraki gülümsedi, bakışları bir suç delili arar gibi bir poşete bir yeniyetme çocuğa dönüyordu. Delikanlının tişörtü iyice yıpranmış, göğsü tenin yumuşaklığından hafif titreyişlerle inip kalkıyordu. Öyle susup oturacaksan kodese tıkayım seni, çürür gidersin kimsenin de ruhu duymaz, anladın mı, dedi. yavaşça yerinden kalktı. Çevresindekiler hareketlerini izlemeye almıştı. Biraz geri çekildi. Kafasındaki resmin koordinatını hesap eder gibi kompozisyonunu tablosuna yerleştirdi. Hayalindeki şövalenin ayaklarını dikti, ağız rafına tuvali oturttu. Kafası bir kapıya bir tabloya döndü. Tablodaki ışık üzerine söyleyecekleri var gibi, orada sanki bir şeye dikkat çekmek istiyordu. Pencereye yaklaşıp gözleri yarı şaşkın, bilmecemsi bir konuyu tartar gibi kapıya bakıp, Güzel bir İşimiz kalmadı, bunlarla uğraşacağız değil mi? Ee Hani kazsın diyorum; o da rahat eder, biz de eğleniriz biraz. Amir La Havle çekerek sandalyesinin arkasına yaslandı. Arkadaşına kulağını yaklaşmasını işaret ederek. Ne haliniz varsa görün, dedi, ama çocuğu sonra buraya getirme, sal gitsin. Üç polis ve genç dışarı çıktılar. Kazı yapacağı duvara gideceği sanılırken o açığa yürüdü. Biri ellerini 11

12 oynatarak deli işareti yaptı. Ressam ise işine yoğunlaşmıştı, kafası bir İstasyon binasına bir de hayalindeki tabloya dönüyordu. Bir çocuğun gözünden kapıya yoğunlaşan ışık oyunlarıyla hedef tutulan bir kompozisyondu!.. Evet evet, resmin konu aldığı mekân şu an avlusunda bulundukları postane binasından başka yer değildi! Özellikle binayı alttan gören açı dikkatini çekiyordu. Yetmiş, yüzyıllık ağaçlar Dolunayda İstasyon binası daha da karanlık görünüyordu. Sonra duvara doğru hızla koştu, peşindeki polislerden yaşlıca olanı, Çalışmana başlarım senin, deyip bir küfür salladı. Genç adam iki eliyle raspasını hırsla ayak boyuna yakın hizada Bu köşe değil, öteki köşede, simetriyi unuttum. Biri iyice sinirlenerek ben bu mesleğin içine Ben sana bir yumruk çakarım, simetriyi görürsün sen, defol hadi, yürü. Bazen düşünürüm, o delinin tüm mücadelesi salt haklı çıkmak üzerine miydi, ya da anlamak mı?... Çünkü sonraki günlerde de o genç adam birkaç kez karakola geldi ama duvara yaklaştırılmadı. Kovalanmadan önce hep bir şans daha vermeleri için yalvarıyordu. resmedilmiş, gar kapısı ön planda tutulmuş, resmin yapım konumuna çok yakın hizada yapraklar siyahlaşıyor, çizgilerin netliği kapı yönünde belirsizleşiyor. Sonra kenar yapılarını inceledi. Binayı işaret ederken gözü tuvaldeki bir ayrıntıyı dikkatle ölçüyordu, bir noktaya yürüyüp çömeldi. Fırçasını çatıya doğru götürüp baca yaptı. sürtüyordu. Kazıdıkça ümitlendi, ve aniden durdu. Etrafındaki polisler, Şimdi ne oldu, dedi. ederim, dedi, it kopuklarla bir yana bir de deliler başımıza bela. Genç adam tekrar tekrar, Baca öteki tarafta, dolunay bu yanda, simetriyi unuttum! diyordu. Düşünüyorum da belki hayatta en tehlikeli ve belki en baskın olan şey bir aynadan yansıyan olabilir. Siz siz olun simetriyi gözden uzak tutmayın. 12

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO: A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır.

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. SOKAK - DIŞ - GÜN ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. Batu 20'li yaşlarında genç biridir. Boynunda asılı bir fotoğraf makinesi vardır. Uzun lensli profesyonel görünşlü bir digital makinedir. İlginç

Detaylı

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş?

Adı-Soyadı: Deniz kampa kimlerle birlikte gitmiş? 2- Kamp malzemelerini nerede taşımışlar? 3- Çadırı kim kurmuş? ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok Benim adım Deniz. 7 yaşındayım. Bu hafta sonu annem ve babamla birlikte kampa gittik. Kampa

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI

ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI T105004 ADI SOYADI NOSU UYRUĞU SINAV TARİHİ ÖĞRENCİNİN BÖLÜM Okuma Dinleme Yazma Karşılıklı Konuşma Sözlü Anlatım TOPLAM

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

A1 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

A1 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO: A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK. Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an

ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK. Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an Ece Şenses 21001982 ESERLERLE BAŞ BAŞA KALMAK Hayalinizde yarattığınız bir yerin sadece hayal olmadığının farkına vardığınız bir an oldu mu hiç? Louvre müzesi benim için tam olarak böyle oldu. Sadece benim

Detaylı

.com. Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN

.com. Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN .com Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok benim kahraman dedem Kelimeleri zıt

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu! Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Güzel Bir Bahar ve İstanbul Güzel Bir Bahar ve İstanbul Bundan iki yıl önce 2013 Mayıs ayında yolculuğum böyle başladı. Dostlarım, sınıf arkadaşlarım ve birkaç öğretmenim ile bildiğimiz İstanbul, bizim İstanbul a doğru yol aldık.

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA. ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya... (Özgün s.67)

KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA. ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya... (Özgün s.67) KOCAER 1 Tuğba KOCAER 20902063 KOKULU, KIRIK BİR GERÇEĞİN KIYISINDA... Hepsi için teşekkür ederim hanımefendi. Benden korkmadığınız için de. Biz ölüler genelde alışık değiliz korkulmamaya, unutulmamaya...

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 168 SAYGI VE HÜRMET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 18 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Samed Behrengi. Püsküllü Deve. Çeviren: Songül Bakar

Samed Behrengi. Püsküllü Deve. Çeviren: Songül Bakar Samed Behrengi Püsküllü Deve Çeviren: Songül Bakar Samed BEHRENGİ Azeri asıllı İranlı yazar Samed Behrengi, 1939 da Tebriz de doğdu. Öğretmen okullarında öğrenim gördükten sonra Tebriz Üniversitesi İngiliz

Detaylı

Üniversite Üzerine. Eğitim adı verilen şeyin aslında sadece ders kitaplarından, ezberlenmesi gereken

Üniversite Üzerine. Eğitim adı verilen şeyin aslında sadece ders kitaplarından, ezberlenmesi gereken Engin Deniz İpek 21301292 Üniversite Üzerine Eğitim adı verilen şeyin aslında sadece ders kitaplarından, ezberlenmesi gereken formüllerden ya da analitik zekayı çalıştırma bahanesiyle öğrencilerin önüne

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

Sevgi Başman. Resimleyen: Sevgi İçigen

Sevgi Başman. Resimleyen: Sevgi İçigen SEVGİ BAŞMAN: 1986 da Tokat ta doğdu. 2008 yılında İstanbul Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünü bitirdi ve ardından İngiltere ye yerleşip üç yıl öğretmenlik yaptı. 2012 yılında Keele Üniversitesi

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Berk Yaman. Demodur. Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır

Berk Yaman. Demodur. Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır Berk Yaman Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR Evveel zaman içinde yaşayan iki âşık varmış. Kara sevdaları

Detaylı

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi

SAKLAMBAÇ. Müge İplikçi SAKLAMBAÇ Müge İplikçi ON8 roman 22 SAKLAMBAÇ Yazan: Müge İplikçi Yayın yönetmeni: Müren Beykan Yayın koordinatörü: Canan Topaloğlu Son okuma: Hande Demirtaş ON8, 2013 Tüm yayın hakları saklıdır. Tanıtım

Detaylı

Hayata dair küçük notlar

Hayata dair küçük notlar Hayata dair küçük notlar İlk önce sen merhaba- de. Olanaklarının altında yaşa. Sık sık -teşekkür ederim- de. Bir müzik aleti çalmayı öğren. Herhangi bir konuda öğretmenlik yap, herhangi bir konuda öğrenci

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 3. B A S I M Çocuklarla İlgili Her Türlü Faaliyette, Çocuğun Temel Yararı, Önceliklidir! 2 Süleyman Bulut Anne Ben Yapabilirim 4 Süleyman

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. İsa nın Doğuşu

Çocuklar için Kutsal Kitap. sunar. İsa nın Doğuşu Çocuklar için Kutsal Kitap sunar İsa nın Doğuşu Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot Uyarlayan: E. Frischbutter ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org 2010

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Herkes Birisi Herhangi Biri Hiç Kimse

Herkes Birisi Herhangi Biri Hiç Kimse Gösterdim Gördü anlamına gelmez Söyledim Duydu anlamına gelmez Duydu Doğru anladı anlamına gelmez Anladı Hak verdi anlamına gelmez Hak verdi İnandı anlamına gelmez İnandı Uyguladı anlamına gelmez Uyguladı

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var)

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var) Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var) Yazan: Yücel Feyzioğlu Resimleyen: Mert Tugen Ne varmış, ne çokmuş, gece karanlık, güneş yokmuş. Her kasabada kabadayı insanlar varmış.

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

FARELER VE İNSANLAR ADLI ROMAN ÜZERİNE DÜŞÜNCELER Fareler ve İnsanlar İnsan ilişkilerine ve alt tabaka insanların umut dolu

FARELER VE İNSANLAR ADLI ROMAN ÜZERİNE DÜŞÜNCELER Fareler ve İnsanlar İnsan ilişkilerine ve alt tabaka insanların umut dolu Sarıgül 1 Hasan Murathan SARIGÜL 21202808 TURK-102- Sec.13 Ahmet KAYA FARELER VE İNSANLAR ADLI ROMAN ÜZERİNE DÜŞÜNCELER Fareler ve İnsanlar İnsan ilişkilerine ve alt tabaka insanların umut dolu dünyasına

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

MATEMATİK DERSİ GENEL DEĞERLENDİRME

MATEMATİK DERSİ GENEL DEĞERLENDİRME MATEMATİK DERSİ GENEL DEĞERLENDİRME Adı Soyadı :.. 1. Aşağıdaki sayıları sembol kullanarak küçükten büyüğe sıralayınız. 456, 56, 71,877,950,95,2,857 7) 75 misket beş kardeş arasında paylaştırılıyor. Küçük

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

İNSANIN YARATILIŞ'TAKİ DURUMU

İNSANIN YARATILIŞ'TAKİ DURUMU 25 Ders 3 İnsan Bir gün ağaçtan küçük bir çocuk oyan, ünlü bir ağaç oymacısı hakkında ünlü bir öykü vardır. Çok güzel olmuştu ve adam onun adını Pinokyo koydu. Eserinden büyük gurur duyuyordu ama oyma

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap

Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap Bir Şizofrenin Kendisine Sorulan Sorulara Verdiği 13 Rahatsız Edici Cevap Şizofreninin nasıl bir hastalık olduğu ve şizofrenlerin günlük hayatlarında neler yaşadığıyla ilgili bilmediğimiz birçok şey var.

Detaylı

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N.

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N. New York ta bugün kar yağıyor. 59. Cadde deki evimin penceresinden, yönetmekte olduğum dans okuluna bakıyorum. Bale kıyafetlerinin içindeki öğrenciler, camlı kapının ardında, puante * ve entrechats **

Detaylı

YALNIZ BİR İNSAN. Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem

YALNIZ BİR İNSAN. Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem YALNIZ BİR İNSAN Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem öyle sonunda hep iyilerin kazandığı, kötülerin cezalandırıldığı veya bir suçluyu bulmak için

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

SAGALASSOS TA BİR GÜN

SAGALASSOS TA BİR GÜN SAGALASSOS TA BİR GÜN Çoğu zaman hepimizin bir düşüncesi vardır tarihi kentlerle ilgili. Baktığımız zaman taş yığını der geçeriz. Fakat ben kente girdiğim andan itibaren orayı yaşamaya, o atmosferi solumaya

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

tellidetay.wordpress.com

tellidetay.wordpress.com Dört Dakika İçin Bile Olsa Okuyabilmek Evden acele ile çıkmıştım. Koşar adımlarla metroya doğru ilerlerken bir yandan öğrencilere vereceğim dersin plânını yapıyor, bir yandan da çiseleyen yağmurda ıslanmamaya

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik.

Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik. Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik. Sizi tanıyabilirmiyiz? 1953 Söke doğumluyum. Evli, 2

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Samuel, Tanrı Çocuğu Hizmetkarı Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: Janie Forest Uyarlayan: Lyn Doerksen Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children www.m1914.org

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK Geçen gün amcam bize koca bir kutu çikolata getirmişti. Kutudaki çikolataların her biri, değişik renklerde parlak çikolata kâğıtlarına sarılıydı. Mmmh, sarı kâğıtlılar muzluydu,

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

Jamie Foxx J

Jamie Foxx J Jamie Foxx J - - - - - - - - - - - - - 62 Corinne Foxx 63 Biz müzik ve sinemayı bir araya getiren bir aileyiz. Babam hem eğitimli bir müzisyen hem de bir oyuncu. Gerçekten çok şanslıyım! Corinne Foxx Jamie

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir.

Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir. Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir. Gemiyle bir yolculuğa çıkmaya hazır mısın? O zaman geminin üzerindeki çiçeklerden 2 tanesini yeşile, bir tanesini pembe renge boyamalısın. Geminin pencereleri açık mavi

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu İgi ve ben Benim adım Flo ve benim küçük bir kız kardeşim var. Küçük kız kardeşim daha da küçükken ismini değiştirdi. Bir sabah kalktı ve artık kendi ismini kullanmıyordu. Bu çok kafa karıştırıcıydı. Yatağımda

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın!

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! Kendini Tanıma Testi Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! İnsanlar sizin hakkınızda sandığınızdan farklı izlenimlere sahip olabilir. Gerçekten nasıl algılandığınızı siz de bilmek istemez misiniz? Bu teste

Detaylı

Bir adam... Bel Plan Dış/Gün. Bir şehir... Geniş Açı. Ve insanlar... Geniş Açı

Bir adam... Bel Plan Dış/Gün. Bir şehir... Geniş Açı. Ve insanlar... Geniş Açı ...ZEDE Bir adam... Bel Plan (Görüntü adama doğru yaklaşıyor) Bir şehir... Geniş Açı Şehirde hayat akıyor... Ve insanlar... Geniş Açı Düşme görüntüsü Yüksek bir yerden düşme hissi, aşağıya doğru tilt...

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Fatma Atasever.

Fatma Atasever. Fatma Atasever fatmaatasever@windowslive.com Karar almak ne güç bir iştir. Çok zorlar insanı. Yorar. Takatsiz bırakır. Belki de yaşam içindeki en karmaşık zaman dilimidir karar alma süreci. Büyüklere danışırız,

Detaylı

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ 10 KASIM ATATÜRK Ü ANMA ŞİİRLER 10 Kasım geldi işte Üzgünüz biz milletçe Atatürk! ü anarız O bizim kalbimizde 10 Kasım geldi işte Koşarız Anıtkabir e Atatürk ü anarız

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Prof.Dr. Jeffrey H. Lang ın İlk Namazı

Prof.Dr. Jeffrey H. Lang ın İlk Namazı Prof.Dr. Jeffrey H. Lang ın İlk Namazı ABD nin Kansas Üniversitesinden matematikçi Prof.Dr. Jeffrey H. Lang, İslam a giriş hikâyesini yazmış olduğu Melekler Soruncaya Kadar [Even Angels Ask: A Journey

Detaylı

Zeka Soruları 4 - Genç Gelişim Kişisel Gelişim ZEKA SORULARI

Zeka Soruları 4 - Genç Gelişim Kişisel Gelişim ZEKA SORULARI ZEKA SORULARI 1) İçi su dolu üç bardağı yanyana diziyorsunuz, aynı hizaya içleri boş üç bardak koyuyorsunuz, yani bardakların sırası şöyle oluyor: Dolu, dolu, dolu, boş, boş, boş. Yalnız bir bardağı yerinden

Detaylı

Aslında bugün İbrahim in Mihrac Ural ın kıçındaki ihanet kılıçları yazısının ikinci bölümü sitede yer alacaktı, ama ne yapayım!

Aslında bugün İbrahim in Mihrac Ural ın kıçındaki ihanet kılıçları yazısının ikinci bölümü sitede yer alacaktı, ama ne yapayım! Aslında bugün İbrahim in Mihrac Ural ın kıçındaki ihanet kılıçları yazısının ikinci bölümü sitede yer alacaktı, ama ne yapayım! Bu Mihrac Ural insanı güldürüyor! Erkan Ulaşan ın yazısını okuyunca, dünyada

Detaylı

iki sayfa bakayım neler var diye. Üstelik pembe kapaklı olanıydı. Basından izlemiştim, pembe kapaklı bayanlar için, gri kapaklı olan erkekler içindi.

iki sayfa bakayım neler var diye. Üstelik pembe kapaklı olanıydı. Basından izlemiştim, pembe kapaklı bayanlar için, gri kapaklı olan erkekler içindi. Malum ülkemiz son dönemde Globalleşen dünya ile birlikte oldukça sıkıntılı. Halk olarak bizlerde de pek çok sıkıntılar var. Ekonomik sıkıntılar, siyasi sıkıntılar, sabotaj planları, suikast planları. Darbe

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ ΔΠΣΑ (7) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ ΔΠΣΑ (7) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: B ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? SABEDİN TÜRKER İÖO 5.SINIF TÜRKÇE Cümlede Anlam TEST 34 1) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sebep sonuç ilişkisi vardır? 1. A. Sıcak havalar meyveleri kuruttu. 2. B. Taşlara basarak karşı kıyıya geçtik.

Detaylı

OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU)

OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU) OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU) Samuel Beckett (1981) Türkçesi: Semih Fırıncıoğlu Ohio Doğaçlaması (Ohio Impromptu) ilk kez 9 Mart 1981 de, Ohio State Üniversitesi nin işbirliğiyle, Drake Union, Stadium

Detaylı

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$

Bir$kere$güneşi$görmüş$ olan$düşmez$dara$ ilk yar'larımızın değerli dostları, çoktandır ekteki yazıyı tutuyordum, yeni gönüllülerimizin kaçırmaması gereken bir yazı... Sevgili İbrahim'i daha önceki yazılarından tanıyanlar ekteki coşkuyu çok güzel

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR Kızılay Haftası (29 Ekim 4 Kasım) Atatürk Haftası (10-16 Kasım) Öğretmenler Günü (24 Kasım) SERBEST ZAMAN

Detaylı

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN!

MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN! MERHABA ARKADAŞLAR BEN YEŞİLCAN! Sağlıklı olan ne varsa yaparım. Zararlı olan her şeyle savaşırım. Kötülerin düşmanı, iyilerin dostuyum. Zor durumda kaldığınızda İmdaat! diye beni çağırabilirsiniz. Sesinizi

Detaylı