YAŞAR KEMAL NİHAT ZİYALAN IN KALEMİNDEN. Aydınlık. Çağ, insan ve etik sorunu HAKKI İNANÇ. ÜLKÜ TAMER Dünün dergileri: Yaşar Nabi nin Varlık ı

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "YAŞAR KEMAL NİHAT ZİYALAN IN KALEMİNDEN. Aydınlık. Çağ, insan ve etik sorunu HAKKI İNANÇ. ÜLKÜ TAMER Dünün dergileri: Yaşar Nabi nin Varlık ı"

Transkript

1 Aydınlık Çağ, insan ve etik sorunu Rosi Braidotti den İNSAN SONRASI 20 Şubat 2015 Cuma Yıl: 4 M. SALİH KURT / s.5 Sayı: 156 NİHAT ZİYALAN IN KALEMİNDEN YAŞAR KEMAL HAKKI İNANÇ ÜLKÜ TAMER Dünün dergileri: Yaşar Nabi nin Varlık ı 3 Öykü bahçesinde şiiri koklamak 6 ZELAL Ö. DURMUŞ Kuşlar nereye uçar? 13

2

3 Aydınlık ÜLKÜ TAMER 20 Şubat 2015 Cuma 3 Dünün Dergileri: Yaşar Nabi nin Varlık ı Antep lerin başları. Ergenliğe adım attığım yıllar. En sıkı dostum yaşlı bir adamdı. Bir kitapçı. Arif Güzel. Maarif Kahvesi nin yanında küçücük bir dükkânı vardı. Arif Bey Amca, ilkokuldan arkadaşım dı. Eve dönerken ona uğrar, Doğan Kardeş, Çocuk Haftası, 1001 Roman dergilerini, Naki Tezel in, Kemalettin Tuğcu nun kitaplarını, Dünya Çocuk Masalları nı hep ondan alırdım. Varlık Yayınları yla Arif Güzel in kitabevinde tanıştım. İlk hangi kitabı almıştım, hatırlamıyorum. Cahit Sıtkı nın, Ziya Osman ın, Sait Faik in, Orhan Kemal in, Dağlarca nın kitapları, daha sonra Orhan Hançerlioğlu nun kısa romanları, Haldun Taner in öyküleri elimden uzun süre düşmedi. Necati Cumalı nın Güzel Aydınlık, Mahmut Makal ın Bizim Köy, Cahit Külebi nin Yeşeren Otlar, Rüzgâr, İlhan Demiraslan ın İncir Ağacı kitaplarını nasıl unutabilirim! Ya çeviriler? Baragan ın Dikenleri ni, Kodin i, İnci yi, Fareler ve İnsanlar ı, Bir Garip Adam ı, Afrika nın Yeşil Tepeleri ni yutarcasına okumuştum. Kitap kokusu derler ya, o kitapların kokuları bugün bile burnumda. HHH Yaşar Nabi yi Robert Koleji nde gördüm ilk. Sanırım 1954 tü. Bir toplantıya gelmişti. Edebiyattan söz etti bize. Sorularımızı yanıtladı. Bir süre sonra şiirlerimi postayla gönderdim ona. Hiçbiri yayımlanmadı. Aradan iki yıl geçti; sınıf arkadaşım Anıl la (Meriçelli) ikişer üçer şiirimizi aldık elimize, cesaretimizi toplayıp Varlık a gittik. Yaşar Nabi nin kapısını tıklattık. Buyrun. İçeri girdik. Gözlüklerinin üstünden bize baktı Yaşar Nabi. Bu kere sonunda soru işaretiyle bir Buyrun? daha. Şiir yazdığımızı söyledik. Bırakın, dedi. O kadar. Yer göstereceğini, bizimle konuşacağını, ilgileneceğini sanıyorduk. Öyle olmadı. Sadece sessizce baktı bize. Biz de ona baktık. Sonunda başımızla selâm verip çıktık. O şiirler de yayımlanmadı. Ama yılmadık. Kendi şiirlerimizi, çevirilerimizi götürdük Yaşar Nabi ye. Dergideki açılışımızı da çevirilerle yaptık. Öyle ya, her gün onlarca şiir geliyordu dergiye, ama çeviri gönderenlerin sayısı azdı. Çevirilerimizi şiirlerimiz izledi. Varlık sınavını verdiğimize göre, basbayağı şair sayılırdık artık. Varlık Yayınları yla ciddî ilişkim 1958 de başladı. Eminönü Halkevi nde bir edebiyat matinesi ne katılmıştım. Dinleyiciler arasında Memet Fuat da vardı. Matineden sonra Çemberlitaş a doğru yürüyen küçük toplulukta yanyana düştük onunla. Çeviri yapmak istediğimden söz ettim. Yaşar Nabi yle bir konuşayım, dedi. Bu gibi sözlere öylesine alışmıştım ki, önemsemedim bile. Memet Fuat ın sözünün arkasında bir adam olduğunu bilmiyordum ki. Birkaç gün sonra telefon etti. Yaşar Nabi seni bekliyor, dedi. Durulur mu! Doğru Varlık Yayınları na. Kapıyı tıklattım. Yine Buyrun. İçeri girdim. Buyrun? Ben Ülkü Tamer, dedim. Memet Fuat sizinle konuşmuş... Buyrun. Bu kere masasının karşısındaki koltuğu gösterdi. Şaşkınlıkla oturdum. Yanındaki küçük kitaplıktan bir kitap çekti. Bunu çevirir misiniz? dedi. Oscar Wilde ın kitabı. Mutlu Prens. En sevdiğim yapıtlardan biri. Çeviririm, dedim. Yaşar Nabi sessizce bana bakmaya başladı yine. Görüşme sona ermişti. Kitabı alıp çıktım. Kısa sürede çevirip Yaşar Nabi ye götürdüm. Yine koltuğu gösterdi. Oturdum. Çevirimi aldı. Masasının üstüne koydu. Sonra eski daktilosunu önüne çekti. Ortadan kesilmiş bir dosya kâğıdı takıp bir şeyler yazmaya başladı. Üç-beş satır yazıp kâğıdı çıkardı daktilodan. Altına bir pul yapıştırdı, imzalamam için bana uzattı. Duvardaki telefonu açıp, 300 lira gönderin, dedi. Aldığım ilk telif/çeviri ücreti. Tam 300 lira! Mutlu Prens le başlayan yayıncı-yazar ilişkisi, Yaşar Nabi nin ölümüne kadar sürdü. Yirmiye yakın kitabım çıktı Varlık Yayınları nda. Hiçbirinde ufacık bir sorun bile yaşanmadı. Birtakım yazarlar Yaşar Nabi nin sanatçıları sömürdüğünü, kitaplara çok az para verdiğini söylüyor. Düpedüz haksızlık bu. 1 liralık kitaba 300, 2 liralık kitaba 600, 5 liralık kitaba 1500 lira telif ya da çeviri ücreti verirdi Yaşar Nabi. İlk baskıya, 3000 kitaba karşılık. Yüzde 10. Bugün Yaşar Nabi hangi yayınevi hangi çeviriye yüzde 10 ödüyor? Çoğu, forma başına bir ödeme yapıyor. Adınız iyi çevirmene çıkmışsa, yüzde 7 alıyorsunuz. Üstelik çeviriyi verir vermez değil. Kitabın yayımlanmasını bekleyeceksiniz. Varlık ta kitabınızın yeni baskısı yapılırsa, satış fiyatı ilk baskıdan yüksekse, alacağınız para da aynı oranda yüksek olurdu. Kim ne derse desin, yazarın emeğine saygı duyan bir yayıncıydı Yaşar Nabi. İlk kitaplarımı başka çeviriler izledi. Sanırım yirmi kadar kitabım çıktı Varlık ta. Artık ben kitap öneriyordum. Yaşar Nabi, yaptığım çevirileri hiç okumadan baskıya gönderiyordu. Arada eğlenceli şeyler de oluyordu. Günün birinde bir kitap uzattı: Türk Edebiyatında Sosyal Konular. Bunu çevirir misin? dedi. Yazarına baktım: Kemal Karpat. İngilizce yazmış. Bir Türk ün kitabını Türkçeye çevireceğim! Peki, dedim, ama adımı koymayın. Yazan: Kemal Karpat. Çeviren: Ülkü Tamer. Garip olacak. Kabul etti. Çeviri imzasız yayımlandı. Bir gün de, Polisiye kitaplar yayımlayacağım, dedi. Bana bir liste hazırlar mısın? Bu alandaki ünlü yazarların adlarını istiyorum. Araştırdım, soruşturdum. Yirmi yazarlık bir liste yapıp Yaşar Nabi ye götürdüm. Bir süre sonra, Ellery Queen den bir kitap çevirmek istediğimi söyledim. Polisiye dizi için, dedim. Yaşar Nabi çekmecesini açıp bir kâğıt çıkardı. Benim liste! Dur bakalım, burada Ellery Queen var mı? dedi. Aman, Yaşar bey, dedim. O listeyi hazırlayan benim. Güldü. Olsun, dedi. Biz yine de bir bakalım. Neyse ki, Ellery Queen in adını koymuştum listeye. HHH Bir süre sonra telefon etti. Ülkü, dedi, galiba böbreklerimde bir şey var. Yatıyorum. Bana hep sözünü ettiğin o doktoru getirir misin? Hep sözünü ettiğim doktoru. Gürbüz Barlas ı. Gürbüz ağabeyi buldum hemen. Kalkıp Yaşar Nabi nin evine gittik. Yataktaydı. Yarım saat sonra evden çıkarken, Gürbüz ağabey, Böbrek sorunu önemsiz, dedi. Benim alanıma girmez ama galiba gırtlağında tatsız bir şeyler var. Söyle de asıl onu inceletsin. Onda gırtlak kanserini ilk fark eden Gürbüz ağabey olmuştu. Yaşar Nabi hastalığıyla yıllarca savaştı. Savaşı sırasında da gemisini hiç terk etmedi. Gemisinin iki mürettebat ı vardı sadece. Üsküplü akrabalarından iki delikanlı. Satışa da, muhasebeye de onlar bakarlardı. Eski, küçücük bir hanın ikinci katında. İlk kattaki odalardan biri Yaşar Nabi nindi. Dergiyi de, yayınları da tek başına yönetirdi. Yazıları, kitapları o seçer, dizgiye o verir, bazen kapaklarını bile kendi yapardı. Laurence Olivier nin bir sözü var: Marilyn Monroe profesyonel bir amatördü. Yaşar Nabi de profesyonel bir amatördü. Yaşamı boyunca profesyonelliğin bütün gereklerini titizlikle yerine getirdi, ama bunu yaparken amatörlüğünü, o coşkusunu hiç yitirmedi. Uzun bir dönem Türk edebiyatını o coşkusuyla, o çabasıyla yönlendirdi. TEBESSÜM MOLASI ŞARKI SÖYLEMENİN YARARLARI Felsefeci yazar Thomas Hobbes her gece uyumaya giderken yanına notalar alır, yatağına uzanıp ciğerlerinin olanca gücüyle bağırarak şarkı söylerdi. Sesi berbattı. Biliyordu bunu. Ama şarkı söylerken soluk borularının temizlendiğine, bunun da ömrünü uzattığına inanıyordu. Aydınlık Sahibi Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Celal Demirel Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Sabuncu Genel Yayın Yönetmen Yrd. Deniz Yıldırım Yazıişleri Müdürü Ergün Gedek Sorumlu Müdür Murat Şimşek Tüzel Kişi Temsilcisi Metin Aktaş Reklam Servisi Yazıişleri Müdürü Damla Yazıcı Sayfa Sekreteri Alev Özgenç Katkı sunanlar: İrem Halıç, Elif Korkut, Deniz Toprak Görsel Tasarım: Hakan Uğurluay, Şener Soysal Reklam Grup Başkanı Saynur Okuroğlu Reklam Müşteri Temsilcisi Emel Toraman Yönetim Yeri İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No:3/3 Beyoğlu / İstanbul Tel: / / Faks: Baskı: Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. Tic. A.Ş Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No:16 Bahçelievler / İstanbul Tel:

4 20 Şubat 2015 Cuma 4 KAAN EGEMEN Aydınlık Bizi bizden alan şiddete karşı Her bedenin, başka kırılgan bedenlerin tehdidi altında olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Ancak günümüzde bu eski görüşün özel bir anlam kazandığı da unutulmamalı. Butler, söz konusu özel anlamın birbirini tanıma değil, aksine sömürü üzerinde yükseldiğini belirtir. Tam olarak hayat sayılmayan (!) bazı hayatlara, imha edilebilir ve yası tutulamaz damgası yapıştırılır. Bunlar bir topluluğa dönüştürülür, kaybedilen ve şiddeti hak eden bir kitle haline getirilir Savaş Tertipleri Judith Butler Çev: Şeyda Öztürk Yapı Kredi Yayınları 166 s. İnsan şu savaşma ve ortamı germe alışkanlığından bir türlü vazgeçemedi. Birbirinin boğazına sarılmak, sağı solu işgal etmek ve bütün bunları kâr amacıyla yapmak kör tarafımız, belki de zayıf noktamız. Kâr, her zaman finansal anlamda değil elbette; üstünlük kurmak ya da bir başkasını değersiz kılmak gibi de yorumlanabilir. Judith Butler bu konulara uzun zamandır kafa yoruyor. Kırılgan Hayat tan sonra Savaş Tertipleri yle benzer temalar üzerine düşünmeyi sürdürüyor. Yası tutulabilirliğin ayaklar altına alınması Savaştan ve karşısındakinin hayatını değersizleştirmekten bıkmayan insanları bu anlamda motive eden şey ne? Butler a göre kayıp veya incinmiş hayatlar kavrayışının ardında siyaset var, dolayısıyla da iktidarlar. Kırılganlık, değersizlik ve incinmişlik, koltuk sahibi muktedirler tarafından bir kere sezildi mi şiddetin dozu da hemen yükseltilir. Böylece kırılganlık, güvencesizlikle ve ayrımcılıkla eşleşmeye başlar. Yazara göre tertip kuran siyaset, günü geldiğinde savaşın, sonraki gün ise savaşa karşı kitleleri örgütleyen hareketlerin peşine düşer. Yani hayatın kırılganlığını da yabancılaşmayı da ayrımcılığı da pompalayan veya geri çeken yine o müstesna kurum. Bir insanın hayatının değerli ya da değersiz olduğuna karar verecek herhangi bir siyasi merci, daha baştan sakat bir eyleme imza atar. Çünkü saygınlık ve Butler ın deyişiyle yası tutulabilirlik ayaklar altına alınır. Butler, hayatın kendi başına kırılgan olduğunu kabul ederken itirazda bulunduğu nokta, kırılganlığın eşitsiz bir şekilde dağıtılma çabası. Aynı biçimde, yası tutulabilirliğin ayrımcı tahsisi Butler ı rahatsız eder. Kırılganlıkla bir yerde buluşan güvencesizlik ise korunaksızlık olarak tanımlanır ve Butler tarafından daha geniş bir bakış açısıyla ele alınır: Güvencesizlik, belirli toplulukların toplumsal ve ekonomik destek şebekelerinin eksikliğinden mağdur olduğu ve yaralanmaya, şiddete ve ölüme ayrımcı biçimde maruz kaldığı siyaset temelli bir durumu işaret eder. Bu toplulukların hastalık, yoksulluk, açlık, yerinden edilme ve koruma altında olmadan şiddete maruz Judith Butler kalma riski daha yüksektir. Güvencesizlik bundan başka, keyfi devlet şiddetine maruz kalan ve kendilerini sakınmaları gereken devlete başvurmaktan başka bir çareleri olmayan toplulukların siyasete bağlı azami kırılganlık durumunu da niteler. Bir başka deyişle koruma için devlete başvururlar ama o devlet tam da korunma ihtiyacı duydukları şeydir. Dolayısıyla savaş, sadece formel anlamıyla algılanmamalı; kırılganlığın, ayırımcılığın ve güvencesizliğin yarattığı bir mücadele alanı olarak da değerlendirilmeli. Butler savaşın, yası tutulabilir hayatları ve ayırımcılığı çerçeveleyen özelliğinden hareketle çokkültürlülük ve cinsel özgürlük gibi çeperdeki meselelerle ilgili tertipler de düzenleyebildiğini söylüyor. Beri yandan aynı tertiple beraber, gayrımeşru hukuki cebir veya hukuki kısıtlamaları dikkate almaksızın devlet gücünün kullanılması da kırılganlık üretir. İmha edilebilir hayatlar (!) Her bedenin, başka kırılgan bedenlerin tehdidi altında olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Ancak günümüzde bu eski görüşün özel bir anlam kazandığı da unutulmamalı. Butler, söz konusu özel anlamın birbirini tanıma değil, aksine sömürü üzerinde yükseldiğini belirtir. Tam olarak hayat sayılmayan (!) bazı hayatlara, imha edilebilir ve yası tutulamaz damgası yapıştırılır. Bunlar bir topluluğa dönüştürülür, kaybedilen ve şiddeti hak eden bir kitle haline getirilir. Anlaşılacağı gibi değerli hayatlar, bu kitlenin hayatını bir tehdit olarak algılamaya koyulur; gerek ayırımcılıkla gerek baskıyla bezenen bir koruma ya da savunma mekanizması geliştirilir. Nihayet, değersiz, önemsiz ya da dışarıda görülen bu kitleye mensup kişilerin hayatları sonlanınca yası tutulabilirlikten uzaklaşır. Butler ın dediği gibi ölümleri rasyonelleştiren çarpık mantık, yaşayanların hayatını korumanın koşulu olarak bu türden toplulukların kaybını normalleştirir. Butler ın vurguladığı bu akıllara seza tablonun en önemli sonucu, herkesin özne sayılamayacağını fısıldayan ve hâlâ kendine taraftar bulabilen kokuşmuş siyasi görüşlerin varlığını sürdürmesi. Böylesine tehlikeli bir yapının yandaşlarına öğütleyeceği yegâne şey ise ancak kimilerinin hayatını hayat olarak kabul etmemek gerektiği olabilir. Butler, neredeyse tüm çalışmalarının odağında yer alan bu tür yok sayıcılıkları sonlandırmanın yolunun, meşrulaştırılan şiddeti eleştirebilmekten geçtiğini söyler: Kişi şiddet aracılığıyla biçimlendiğinden, onun biçimlendirilişindeki şiddeti tekrar etmeme sorumluluğu daha da acil ve önemli hale gelir. Bir iktidar matrisi içinde biçimleniyor olabiliriz ama bu, hayatımız boyunca bu matrise sadık kalmamız ya da onu istemsizce tekrar etmemiz gerektiği anlamına gelmez. Butler ın tekrardan kastı, şiddetin ahlakileştirilmesi ya da Öteki nin tüketilmesi. Bir bakıma ahlaki sadizmin devreye sokulması. Öteki yi kaybedip kınama, sağ kalmayı başarabilmiş özneyi imha etme girişiminden başka bir şey değil. Buradaki ikilem, katil olmayı seçmekle egoyu yenme arasında. Butler, bu ikilemden eleştirel sesin doğacağına inanıyor; daha doğrusu ahlaki sadizmle sorumluluk arasındaki ayrım, eleştirel sesin asıl dayanağı. Kendini bir erdem olarak sunan ahlaki sadizm, gerçekte bir zulüm kipi. Sorumluluk ise şiddet dışı bir çözüm gerektirdiğinden hakiki bir ahlaki buyruğa dayanmalı. O da herhangi bir formel yasada değil, kendi yıkıcı potansiyeline karşı Öteki ni koruma çabasında yatıyor. Hepsinden önemlisi, kirlenmiş siyaset yerine, devletin uyguladığı şiddeti enine boyuna ele alabilecek (sol) politikalar geliştirilmesi gerekiyor. Bir başka önemli nokta, kimlik siyaseti üzerinden çıkar sağlama girişimlerinin acilen bitirilmesinin zorunluluğu. Bunun için de bir araya gelmez denilen kesimlerin ittifaklar kurabildiği ortak zeminler (asgari müşterekler) bulunmalı. Butler ın önerileri, şiddeti tamamen yok etmez belki ama azaltılmasını sağlayacak kapılar aralayabilir. Kim bilir, belki gerçekleşir...

5 Aydınlık 20 Şubat 2015 Cuma 5 M. SALİH KURT BABİL BALIĞI Çağ, insan ve etik sorunu Ülkemizde artık alışık olduğumuz üzere klasik bir kitap-okur-yayıncı dönemecini daha geride bırakmak üzereyiz. İçi boş, salçalı ekmekten bile değersiz kitapların yüz bin baskıyla reklamla allandırılıp pullandırılarak kafalara kakılmaya çalışıldığı bir yeni-yine-sıktınız-artık döneminden bahsediyoruz. Basılan 80 test kitabına karşılık 1 kurgu kitabın ve 1 fikri eserin basıldığı -ki neyin basıldığı da tartışmalıdır- bir sektörün baskı adetlerine bakarak olumlu bir tablo çıkaramayacağız, üzgünüz. Ve her zaman yinelendiği gibi yine böyle bir dönemde, çağı yakından ilgilendiren, posası çıkıp Küçük Prens gibi telif yükünden kurtulmadan zamanında tercüme edilmiş değerli bir eserse, sessiz sedasız, basında yer bulmadan raflardaki yerini aldı: Rosi Braidotti nin posthümanizmi bir sonraki seviyeye taşıyan İnsan Sonrası adlı kitabı. Posthümanizm Braidotti, posthümanizmi şimdiki zaman ve gelecek modellemesiyle önermeye açtığı çalışmasını 4 çerçeve olayın üzerinde 4 farklı bölüme ayırarak, hümanizm, anti-hümanizm, posthümanizm, insanmerkezcilik sonrası, insanlık-dışı ve insan sonrası durumda, edebi eserlerden düşünürlere, olay ve olguları da içeren bir tarihçenin içerisinde okurunu, kendine has feminizm anlayışını da içeren bir yolculuğa çıkarıyor. Hümanist düşünceden temel ayrılığını, insanlık ve insan kavramlarının her şeyin üstünde tutulmaması gerektiği teziyle yaşayan ve insanın doğa karşısında etik bir üstünlüğü bulunmadığını savunan anti-hümanist felsefe akımlarının gelişimiyle ivme kazanan posthümanizmi, kırılgan yapılarından sıyırmayı da başararak, hatta yıllarca süren tartışmalara yeni bir bakışla çözümlemeler sunmayı da ihmal etmeyen bir çalışma ortaya koyuyor. Yurt dışı akademik dünyada bir hayli ses getiren kitabın Türkçeye de oldukça özenli tercüme edildiğini belirtelim. Hayli kapsamlı bulunan çalışmanın verilerine kısaca değinmeden önce yazarının anlatım diline de vurgu yapmamız lazım. Öncelikle Braidotti nin çalışması öyle kolay yenilir yutulur, felsefe, tarih, sosyoloji, edebiyat ve güncel tarihle ortalamanın altında ilgilenen bir okurun rahatlıkla kavrayabileceği bir çalışma değil. Tersine çoğunu dahiyane bulduğum düşüncelerinin anlaşılması için okurdan bir hayli talebi bulunan ve her cümle için özel dikkat gerektiren bir çalışma. Akademik lisanı da yoğun şekilde kullanan Braidotti nin anlatım tarzındaysa akademik lisanda sıkça rastlanan tekrarlardan uzak durması, her cümlesinin bir fikri ya da izi genişletmek üzerine kullanımı, okuru nefes almaya mahal vermeden düşünme aralıklarını isteğe bağlı kılışıyla da hem yorucu hem de doyurucu bir çalışma yarattığını söylememiz mümkün. İki yüz küsur sayfada tamamlanmış çalışmanın başından kalkmakla, altı ay boyunca herhangi bir konuyu akademik araştırmaya almak arasında yorgunluk bakımından neredeyse bir fark duyumsayamadığımı belirtmek zorundayım. Antihümanizmin tekrar tuzağından kurtuluş Posthümanizmi ele alışında, özellikle kırılgan ve tartışmaya açık/tartışılagelmiş verileri nokta atışı yaparcasına, düşüncesine körü körüne bağlı zamane feylesoflarının vurdumduymaz tavırlarından kırıntı bile taşımayarak tespit ve ele alışı özellikle takdire şayan. Bu farkındalığın temelini ise şu satırlarda yakalayabiliyoruz:... Tanrının ölümü (Nietzche), Erkekinsanın sonu (Foucault) ve ideolojilerin gerilemesine (Fukuyama) dair kuramlarla büyümüş biri olarak, kişinin hümanizmle bizzat kendini risk ve tehlike altına atarak temas ettiğini fark etmek benim için biraz zaman aldı. Hümanizmin modern gelişmelerle iyice su yüzüne çıkan etik sorunlarınınsa elbette insan sonrası koşulda fazlaca ziyaret edileceğini önceden kestirebiliriz. Tony Davies alıntısında ortaya koyacağı anti-hümanizm temeliniyse şaşkınlık yaratacak derecede sıkça ziyaret etmek yerine, anlaşılmış bir konunun üstüne daha fazla gitmeyerek, sorulara yenilerini eklemek ve çaprazlamaları çözümlemek yolunu tercih ediyor Braidotti. İpucu taşıması açısından Davies alıntısı şudur: Bütün hümanizmler emperyalist olagelmiştir. İnsandan bahsedişleri sınıf, cinsiyet, ırk ve genom vurgusuyla ve bunların çıkarları üzerindedir. Kucaklayışları, görmezden geldiklerini boğar... İnsanlık adına işlenmemiş bir günah bulmak neredeyse imkansızdır. İnsan sonrası model önerileri Rosi Braidotti Braidotti nin maddecilikten (materyalizm) bir hayli faydalandığını (kendisi madde gerçekçiliği matter-realism denmesini tercih etse de) gözlemleyebiliyoruz. Yeni bir bakış açısıyla sunuluyor olsa da Deleuzevari bir farklılıkların olumlamasıyla da karşılaşıyoruz. Bu materyalist yaklaşım aynı zamanda önceki posthümanist söylevleri kucaklayabildiği gibi, bitmek bilmeyen tartışmalara da (örneğin, Deleuzecu ve Derridacı yaklaşımda olumlama ve olumsuzlama, eylem ve karar bağlamında süregiden tartışma) -nihayet- bir çözüm getiriyor. Bu çözümlemelerle Braidotti nin zaman zaman kendi yol haritasından saptığını gözlemlesek de (bkz. özellikle yazarın önemle üzerinde durduğu üniversitelerin geleceği ile ilgili düşünceleri ve sf.194 ten bir alıntı: Disipliner sınırların erimesi ve bunu takiben eski disiplinlerin kurumsal gücünün kaybı, kuramsal bir krizden ziyade, idari bir krizdir. ) bu sapmaların insan sonrası koşul için kolektif ve işlevsel bir program oluşturmak adına -tabir yerindeyse- kurban edildiğini söyleyebiliriz. Braidotti nin önerdiği insan sonrası programsa üç öğeden oluşuyor: yeni öznelliklerin geliştirilmesi, insan sonrası etiğin benimsenişi ve olumlamacı bir insan sonrası politikanın oluşturulması. Braidotti ye göre insanlığın gerçekten bir geleceğinin olup olmadığı sorusuna ümit veren ve sürdürülebilir alternatif bir gelecek tasarımıyla cevap verebilmenin olmazsa olmaz koşulları bunlar. İklim değişikliği gibi küresel krizlerle iyice zor duruma düşen insanmerkezci dünyanın, hümanist istisnacılıktaki gerilemeyle birlikte ortak bir gelecek için yeni bir çözümlemeye duyduğu ihtiyaca karşı sunulmuş -en azından şu ana dek- en akılcı model, Braidotti nin gelecek alternatifiymiş gibi duruyor. İnsan sonrası politika modelinin feminizm tabanına sahip oluşu (elbette, insanı tek bir şey değil çoğul türler olduğunu haykıran anti-hümanist söylevlerden gerekçeyle) ve şu andaki erişilmez bir hapishane konumundaki Avrupa ya (berbat göç politikaları, neoliberal, savunmacı tutumuyla çöküşe geçen Avrupa kültüründen bahsediyoruz) posthümanist bir başkalaşım önermesi de bu kanımızı güçlendiriyor. Edebiyat alıntıları ve çözümlemeleri de (özellikle Eliot alıntılarına lütfen dikkat) Braidotti nin yorucu ve doyurucu çalışmasını lezzetli hale getiriyor. Son derece ufuk açan bu çalışmayı bir an önce, çağın en büyük (tek değil) tartışmasını tam zamanında yakalamanız için incelemenizi tavsiye ederim. Braidotti nin olağanüstü öngörüsüyle ortaya koyduğu çalışma için son bir gözlemi de ipucu mahiyetinde paylaşalım: Gelecek üzerine kafa patlatıyor veya bilim kurgu yazını üzerine eğiliyor ve bir sonraki adımın ne olması gerektiğine dair sorularınız varsa, bu, o kitap. Kendi adıma, bu fikirlerin edebiyata adım adım aktarılışını takip etmek de çok zevkli bir deneyim olacaktır. Şimdiden neo-distopya ve yeniden yaratım evrenleri adında iki yeni bilimkurgu türünün pek de uzak olmayacak zamanda zikredilebileceğini görmek, oldukça heyecan verici. Haftaya görüşmek dileğiyle... İnsan Sonrası Braidotti, posthümanizmi şimdiki zaman ve gelecek modellemesiyle önermeye açtığı çalışmasını 4 çerçeve olayın üzerinde 4 farklı bölüme ayırarak, hümanizm, anti-hümanizm, posthümanizm, insanmerkezcilik sonrası, insanlık-dışı ve insan sonrası durumda, edebi eserlerden düşünürlere, olay ve olguları da içeren bir tarihçenin içerisinde okurunu, kendine has feminizm anlayışını da içeren bir yolculuğa çıkarıyor Rosi Braidotti Çev: Öznur Karakaş Kolektif Kitap 239 s.

6 20 Şubat 2015 Cuma 6 ERCAN DALKILIÇ Aydınlık Öykü bahçesinden çıkmadan şiiri koklamak Öykü bahçesinden çıkmadan şiiri koklamak genellikle daha doğrudur. Ben özellikle Ateş Etme Silahsızım ın son öyküsünde yaramazlık yapıp komşu bahçeye geçtim Ateş Etme Silahsızım Hakkı İnanç Kırmızı Kedi Yayınevi 96 s. Genç öykücülerimizden Hakkı İnanç ilk öykü kitabı Bozuk ile Selçuk Baran Öykü Ödülü nü kazanmıştı. Çok bekletmeden Ateş Etme Silahsızım la tekrar okuyucu karşısına çıkan İnanç a ulaştık ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. n Kısa cümlelerle giriştiğiniz minimal kurmacalardan oluşuyor öyküleriniz deyiş yerindeyse. Nasıl yarattınız bu yapıyı? Kimlerden etkilendiniz? Aslında öykülerimi bir kalıba sıkıştırmamayı yeğlerim. Bir yapı yaratabildiysem bunu düşe kalka gerçekleştirmişimdir. Önceleri tamamen bilinçsizdim. Yazmak aklımda yoktu. İşletme eğitimi görüyordum ama aslında reklamcı olmak istediğimi sanıyordum. Bu yolda bir akademiye kaydoldum. Karşıma yaratıcı yazarlık dersi çıktı. Hoca ilk gün bizden duvar konulu bir yazı yazmamızı isteyince öyküye paldır küldür girmiş oldum. Elimden çıkanın öykü olduğunu -ya da onu andırdığını- sonradan öğrendim. O zamanlar öykünün ne anlama geldiğini bile bilmiyordum. Düşünün, yirmili yaşların ortasındayım neredeyse, daha Sait Faik i tanımıyorum. Ama cahil cesaretiyle yazıyorum da yazıyorum. Hocam Bilgin Adalı nın önerisiyle Sevgi Soysal ın Tante Rosa sını okudum ilkin. Hiç sevmedim. Herkes yazar bunu, deyip kitabı bir Hakkı İnanç kenara attım. Birkaç hafta sonra Bilgin Hoca, derste Tante Rosa dan bir öykünün çözümlemesini yapınca işler değişti. Okuduğumdan hiçbir şey anlamamışım. Kitabı ikinci kez elime aldığımda Sevgi Soysal ın anlatımına âşık oldum. Derken Ölü bilgeliği Sema Kaygusuz la tanıştım. Sandık Lekesi ardından Doyma Noktası nı hatmettim. Leylâ Erbil bambaşkaydı. Çok sevdim. Oğuz Atay ı, Sevim Burak ı, Orhan Kemal i. Kafka, Poe, Gogol, Camus, Buzzati beni büyülediler. Ve ah Nâzım Hikmet! Sait Faik baş tacımdır. Selçuk Baran ın yarası yaramdır. Orhan Pamuk u da anmalıyım sanırım. n Bunun yanında diğerlerinden daha kısa olmakla birlikte şiirsel bir sesi olan farklı öykü denemeleriniz de mevcut Kısa öyküde yoğunluğu sağlamak için az sözcük kullanılır. Bu da onu şiire yaklaştırır. Öykü bahçesinden çıkmadan şiiri koklamak genellikle daha doğrudur. Ben özellikle Ateş Etme Silahsızım ın son öyküsünde yaramazlık yapıp komşu bahçeye geçtim. n Yeni öykülerinizde de bu tip denemelere soyunacak mısınız? Bunu bir deneme olarak görmüyorum. Tek bir öykü tanımı yapamayız. Yapmamalıyız. Her metnin kendi olurları vardır. Bazen öyle gerekir. Başka türlüsü içinize sinmez. Aklımdaki öykünün şiirde göz hakkı olduğunu düşünürsem komşu bahçeye yine girerim. n Öyküleriniz hayatın içinden, gündelik manzaralar sunuyor okuyucuya. Fakat kullanılan dil sanki gündelik hayata ait değil gibi geldi bana. Sözgelimi Sait Faik ten başka bir şey yapıyorsunuz bu açıdan bakıldığında Sait Faik in yaptığını yapabilmem zaten mümkün değil de... Hiç böyle düşünmemiştim. Aslında öykü yazarken özellikle diyalogların sahiciliğine çok önem veriyorum. Sokağın dilini yakalamaya çalışıyorum. Yani pazarcının psikoloji profesörü gibi konuşmaması gerekir. Üçüncü tekilden anlatırken de yazar sesimi gizleme gayretindeyim. Ama örneğin bir ölünün ağzından yazıyorsam orada daha bilge bir tavır takınıyorum. Tespitinizi sıkı bir eleştiri olarak alıp, üzerinde biraz kafa yormalıyım galiba. Çünkü öykü dilimi gündelik hayattan ayırmak gibi özel bir çabam yok. İstanbul yazarı mı, Anadolu yazarı mı? n İstanbul dışında yazmak biraz zor bir iş bugünkü şartlarda. Artıları ve eksileri neler Anadolu da yaşamanın? İlk kitabım çıkığında Giresun da yaşıyordum. Birkaç ay sonra Bodrum a taşındım. Ateş Etme Silahsızım ı orada yazdım. Bence İstanbul da yaşamakla Anadolu da yaşamak arasında yazma eylemini etkileyecek ciddi bir fark yok. Ancak bu kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Sizi yazmaya iten, besleyen şey büyük kentin keşmekeşiyse Giresun da tıkanıklık yaşayabilirsiniz. Ya da kasabanın dinginliğine alıştıysanız Eminönü nde ilham perinizi kaybedebilirsiniz. Şunu hep söylüyorum: Nerede yaşadığınızdan ziyade nasıl yaşadığınız etkiler kalemi. İş yazdıklarınızı yayımlatmaya geldiğinde durum değişiyor tabii. İstanbul çok büyük ama edebiyat dünyasında herkes birbirinin bir şeyi. Etkinliklerde pek çok yazar ve yayıncıyla tanışma şansınız var. Yayınevine Anadolu nun ücrasından kuru bir zarf yollamak başka, elinizde dosyanız, daha önce yaratıcı yazarlık kursuna katılıp cebine yüzlerce lira koyduğunuz editörün odasında çay içmek başka. Ben o kuru zarflarla çok kapı aşındırdım. Ve ancak ödül vesilesiyle kitabım çıktıktan sonra bir editörün odasında çay içebildim. İstanbul da yaşasam birilerine kendimi sevdirip dosyamı daha çabuk yayımlatabilir miydim? Pek sanmıyorum. Onu da beceremezdim. Hep daha iyi yazmak zorundayım ve bundan şikâyetçi değilim. Başta söylediklerimle çeliştim galiba. Düzeltiyorum: Taşrada yaşıyorsanız kitapla, kağıtla, kalemle İstanbul dakilerden daha çok haşır neşir olmalısınız ki bence bu bir artı.

7 Aydınlık 20 Şubat 2015 Cuma 7 HALİT PAYZA Venezuela da çağdaş bir Don Kişot Daha Örümcekçinin Hikâyeleri nin girişinde Eğer diyor Hugo Chavez, olabildiğince alçakgönüllülükle, yeniden dünyaya gelebilsem ve nerede dünyaya geleceğimi seçme hakkım olsa, Tanrı ya beni aynı yere göndermesini söylerdim. O palmiyeden eve, aynı toprak zemin, çamurdan duvarlar, aynı tahta karyola ile saman ve sünger karıştırılarak yapılmış döşek. Meyve ağaçlarıyla dolu bir avlu. Yüreği sevgi dolu bir büyükanne, yürekleri sevgi dolu anne, baba ve kardeşler. Nehrin kıyısında ufak bir köy. Ardından aynı yüce gönüllükle ekliyor, Unutulmaz. Kibir yok bu sözlerinde, küçümseme yok, reddetme yok, hoşnutsuzluk yok, kötücüllük yok, pişmanlık yok. Aksine kendini var edenlere ve yaşadığı koşullara sonsuz bir özlem, büyük bir sevgi, görkemli bir umut var. Chavez, iki yıl süren kanserle savaşı 58 yaşında yitirdi. Ölümünün ardından Venezuela nın devlet başkanı, halefi Nicolas Maduro, 2004 te 75 yaşındayken Paris te yaşamını yitiren Filistin in efsanevi lideri Yasar Arafat ın giydiği kıyafetleri üzerinde yüksek dozda radyoaktif Polonyum-210 bulunduğu gibi, Chavez in ölümünün de doğal olmadığını söylüyor, Chavez e yüksek oranda radyoaktif madde yüklendiğini ima ediyor. Chavez yeniden dünyaya gelebilse, ilk olarak adını andığı, yüreği sevgiyle dolu büyükannesi Rosa Ines de Chavez in, palmiyeden yapılma, zemini toprak, duvarları toprak, pencerelerinden kuşların, beyaz güvercinlerin uçtuğunun görüldüğü, avlusu meyve ağaçları ile dolu; erik, mandalina, mango, portakal, avokado, greyfurt, kiraz gül ağaçları ve mısır ekili yoksul evinde doğmak istiyor. Evden, içi papaya ve portakal dolu bir arabayla çıkar, tezgâhındaki meyveleri külahçıya satmaya koşardı. Külahçı ona bir külah dondurma ve birkaç kuruş verirdi. Öyle bir yerden gelmişti ve öyle bir yere gitmek istiyordu, öldüğünde oraya, Barinas ın Sabaneta kasabasının o köy mezarlığına gömülmeyi isteyecek kadar seviyordu. Nâzım Hikmet in Vasiyet şiirinde Anadolu da bir köy mezarlığına gömün beni dediği gibi, mütevazı bir köşe ile yetinecekti. Örümcekçi Hugo Rafael Chavez Frias 28 Temmuz 1954 te prologda -öndeyi- sözünü ettiği o palmiyeli evde, zemini toprak, duvarları çamurdan yapılı, yüreği sevgiyle dolu büyükanne Rosa Ines de Chavez in evinde bir işçi sınıfı ailenin çocuğu olarak Sabaneta, Barinas ta doğdu. Avludaki ağaçlara Büyükanne Ines in Evladım, o ağaçlara tırmanma, öldüreceksin kendini, in orada aşağı, dikkat et şeytan kol geziyor uyarılarına aldırmaksızın tırmandı. Ondan, adları Zamora ve Chavez olan iki adamın masallarını dinleyerek büyüdü. Masaldaki Chavez Zamora ile giden ve bir daha geri dönmeyen büyükbabasıydı. Büyükanne Kara Ines, çocuklarıyla yalnız kaldığında muz satarak ve derede balık tutarak yaşamını sürdürmüş ve çocuklarını büyütmüştü. Chavez örümceğe benzeyen tatlılar sattı, beyzbol oynadı. Büyükanne Ines in, Hugo Chavez in yaşamında önemli bir yeri var, ilk öğretmeni de o. Büyükanne öldüğünde onun için Sevgili Büyükannem, gün gelecek, adımlarım beni, senin olduğun yere getirecek, büyük bir coşku ile elimde silah, kabrine yeşil defnelerden yapılmış büyük bir çelenk bırakacağım. Bu benim ve senin zaferin olacak. Senin halkının ve tarihinin zaferi olacak diye yazacaktı. Chavez sözünü tuttu den öldüğü güne kadar Venezuela nın devlet başkanıydı. Askerlerin sivil halka silah çektikleri andan itibaren, halkın yanında olan bir silahlı kuvvetler yaratmayı düşünmüştü. Bu sözünü de tuttu. Bolivarcı Devrimin sosyalist reformlara uygulanmasını sağladı. Venezuela nın devrimci geleneğini sürdürdü. Chavez, kariyerine subay olarak başladı, Venezuela nın politik sistemini her olanakta eleştirmekten geri durmadı lerin başlarında Bolivarcı Devrimci Hareket-200 i (MBR-200) kurdu yılında Başkan Carlos Andrés Pérez hükümetine başkaldırdı ancak başkaldırı başarısızlıkla sonuçlandı, iki yıllık hapis yattı. Özgürlüğüne kavuştuğunda kaldığı yerden devam etti ve Beşinci Cumhuriyet Hareketi ni kuruldu, 1998 yılında Venezuela devlet başkanı seçildi. Yeni bir anayasa hazırlayarak Venezuela devlet yapısını değiştirdi, 2000 yılında yeniden seçildi. İkinci başkanlık dönemi Yeniden Bolivarcılık olarak adlandırılabilir, komünal konseyler ve işçilerce yönetilen kooperatifler kurarak bir dizi toprak reformunu bu süreçte gerçekleştirdi, özel sektörün elinde olan önemli sektörleri bu dönemde kamulaştırdı. Yine bu dönemde karşı-darbeyle başkanlıktan indirilmek istenildi, 48 saat içinde Barriostalarda (İspanyolca konuşulan ülkelerde kırsal alana verilen isim) yaşayan halkın Chavez e sahip çıkmasıyla yeniden görevi başındaydı. 4 Aralık 2006 da yeniden devlet başkanı seçildi. Yoksulluk, açlık, cehalet, barınma, çalışma ve kadın hakları konusunda devrim niteliğinde kararlar aldı ve emperyalist/kapitalist sisteme karşı, daha adil, özgür ve eşit bir dünya için sosyalizmi devlet politikası olarak benimsedi, uyguladı. Ahmet Telli nin sunuda değindiği gibi Bolivarcı Venezuela, Latin Amerika nın olduğu kadar dünya halklarının da umuduydu. Düşlerden büyük bir gelecek çıkarmak Örümcekçinin Hikâyeleri Hugo Chavez biyografisi değil, otobiyografi de değil, Chavez in dostlarıyla yaptığı özel söyleşilerinden Orlando Oramas Leon ve Jorge Leganoa Alonso tarafından derlenen anıları içeriyor. Chavez Örümcekçinin Hikâyeleri nde ailesine, çocukluğuna, beyzbol oynadığı günlere, askerliğine, dostlarına ilişkin anılarını anlatıyor. Örümceğe benzer tatlılar sattığı günlerden, emperyalist/kapitalist sisteme karşı, daha adil, özgür ve eşit bir dünya için yapılanlara, birlikte bu devrimci dönüşümü gerçekleştirdiği dostlarına, silah arkadaşlarına ilişkin hikâyecikler anlatıyor. Örümcekçinin Hikâyeleri nde kibirsiz Hugo Chavez i; Bolivarcı Devrimin bir uzantısı olan Venezuela nın halkçı devrimini gerçekleştiren bir devrimci gibi değil, kendini var edenlere ve yaşadığı koşullara sonsuz bir özlem, büyük bir sevgi, görkemli bir umut besleyen sıradan bir halk çocuğu olarak görüyoruz. Büyüklenme, böbürlenmenin, kendini üstün insan görmenin esamisi yok anlattıklarında. Örümcekçinin Hikâyeleri nde Hugo Chavez i salt devlet adamı kimliği ile değil, anılarını anlatırken kullandığı söylemi ile büyük bir öykü ustası olduğunu anlıyoruz. Elbette ki, Örümcekçinin Hikâyeleri ni Türkçeye çeviren, 2004 yılından bu yana Venezuela Bolivar Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçiliği nde Büyükelçi Asistanı olarak çalışan Berna Talun Üğüten in başarılı çevirisindeki zarafetini de anmadan geçmek olanaksız. Kitapta anlatılan öykülere uygun bir çeviri dili kullanılmış, anları anlatanla, çeviren aynı anlatıda bütünleşmiş. Çeviri için aynı kitabı başka bir dilde yeniden yazmak tanımı kullanılır, doğrudur, Üğüten bu işin altından başarıyla kalkmış. Ahmet Telli nin Örümcekçinin Hikâyeleri için yazdığı sunu da belirttiği gibi dünyanın mevcut haline itiraz çığlığı olan bir Don Kişot tu Chavez. Düşlerinin peşinden yürüyen, düş kurduğu için de bir gelecek tahayyülü olan çağdaş bir Don Kişot. Dünyanın yeni çağdaş Don Kişot lara gereksinimi var, düşler kuracak ve kurduğu düşlerden büyük bir gelecek çıkaracak çağdaş Don Kişot lara Örümcekçinin Hikâyeleri Hugo Chavez biyografisi değil, otobiyografi de değil, Chavez in dostlarıyla yaptığı özel söyleşilerinden Orlando Oramas Leon ve Jorge Leganoa Alonso tarafından derlenen anıları içeriyor. Ahmet Telli nin Örümcekçinin Hikâyeleri için yazdığı sunu da belirttiği gibi dünyanın mevcut haline itiraz çığlığı olan bir Don Kişot tu Chavez. Düşlerinin peşinden yürüyen, düş kurduğu için de bir gelecek tahayyülü olan çağdaş bir Don Kişot Örümcekçinin Hikâyeleri Hugo Chavez Çev: Berna Talun Üğüten Everest Yayınları, 215 s.

8 20 Şubat 2015 Cuma 8 NİHAT ZİYALAN NİHAT ZİYALAN IN KALEMİNDEN KANGURUCA AYDINLIK GÜNLER YAŞAR KEMAL EFSANE omzunda yörük heybesi nakışı yürüyüşüne vurmuş bir gözü yumuk körlemesine bir gülümseyiş dudaklarında Kozan çarşısı sazıyla Karacaoğlan Dadaloğlu nice yiğitler görmüş Yaşar arak dağdan İnce Memed inmiş Yaşar Kemal karşısına diktiğinde yirmi ikisindeydim başladı titremeye dizlerim arkadaşı, edebiyat öğretmenim vermiş adımı şiirlerimi okumuş Yeni Ufuklar da 9 Aksayarak gelip, koluma giriverdi Yaşar Kemal. Adana daki o günden sonra ilk kez karşılaşıyorduk. Eşkalim değiştiği halde, demek ki şifremi aklında çok iyi tutmuş. Etrafımız hayranlarıyla çevriliverdi. Fotoğraf çeken çekene. Sanki cenazede ikimizden başka kimse yokmuş gibi başladık mavraya Kasaplar Çarşısı ndan, çengellere asılı mezbahayı geçip, sola döndüm. Hedefim, sebze pazarına giden yolun üstünde, Mestan Hamamı nın yanındaki kebapçı. Köşedeki bülbül yuvası dükkanından başını uzattı, Arap kökenli Tatlıcı Edi Kemal. Ne o yiğenim, datlı yemeden mi gidiyon? Tatlıya datlı diyen Edi Kemal e onun gibi burnumdan konuşarak, Edebiyat öğretmenimle kafa çekmeye gidiyorum diyecektim, vazgeçtim. Ne de olsa Mavi Köşe nin sahibi, Boşnak, Tatlıcı Şevket gibi (Kıvanç Tatlıtuğ un dedesi) Adana mızın sayılı tatlıcılarındandı. Yetmiş iki milletten insanı kardeş kardeş barındıran, canım Adana! Kebaba gidiyorum! Dönüşte uğrarım! Lise öğretmenlerimin çevrelediği masanın hezimete uğramış bir görüntüsü vardı. Kebaplar lüpletilmiş, içkiye meyve eşlik ediyordu. Daha okuldayken sen şair adamsın boşver gerisini diyen edebiyat öğretmenim, yanına oturmam için sandalyeyi sürdü. İşte şairimiz de geldi. Askerden terhis olur olmaz Adana Belediye Tiyatrosu na aktör olarak girmiştim. Boş zamanlarımda yardım ettiğim kitapçıya haber yollamıştı, Akşama kebapçıya gelsin! Acılı beytim şıp önümde, sormadan bardağıma da şarap konulmuştu. İsmet Yoğurtçu, Ekrem Sezi, Mahir Oruç, edebiyat öğretmenim Enver Mücen; her zamanki gibi derin bir konuyu deşiyordu: Kafka soyut bir yazar mı? Susarak onların sohbetine katıldım. Enver Bey bir ara bana döndü, bizim İnce Memed le seni konuştuk. İnce Memed i nasıl tanıdım Kebapçı faslından birkaç gün sonra; kitapçı dükkanında adım ünlendi! Dükkanın vitrinini zangırdatan ses sopa gibi değil, gümbür gümbürdü. Öğle sıcağı Dörtyol Ağzı nın kalabalığını gölgeye sürmüştü. Kaldırımdaki ufak tefek kadının, bir çocuk gibi elinden tuttuğu yarım dünyayı hemen tanımıştım. İnce Memed adlı romanı dükkana gelir gelmez kapışılan, gazetelerde boy boy resimleri çıkan Yaşar Kemal di. Yarı beline gelen cin bakışlı kadını gurur duyarak tanıştırdı Tilda! Yahudi karısının onun her şeyi olduğunu gene gazetelerden okumuştum. Yahudi arkadaşlarım vardı. Bu yüzden hayran hayran baktım aslan terbiyecisi gibi duran Tilda ya. Yeni Ufuklar da çıkan şiirlerimi göstermiş Vedat Günyol. Yılmaz Pütün den de (Güney) bahsetmiş ona. Edebiyat öğretmenimiz de adımızı söyleyince bizi tanımak istemiş. Bakışlarında kalıbımın onu hiç ilgilendirmediğini hemen anladım. Sanki iç dünyama bir makine bağlamış, sorduğu sorulara verdiğim yanıtları kafasının içindeki dosyaya işliyordu. Adanalılara özgü sohbet havasında, öyle bir mavrayla soruyordu ki sorularını, içtenliğinden ötürü, neyim var neyim yoksa döküyordum ortaya. Yılmaz ın başka elbisesi olmadığı için hep lacisini giydiğini söyleyince fazla giyilmekten parlar! dedi. O yüzden pantolu iki tane yaptırmış. Bu sözlere gülünür mü? Vallahi, tam mavraya yakışacak kahkahalar attı. Tilda Hanım da, yavaş ol dercesine elini çekiştirdi. Anamın Kürt olduğunu ama Kürtçe bilmediğimi söyleyince çok üzüldü. Kürtçenin içinde koyunlar meler, bülbüller öter, binbir renkte kelebekler uçar. Ama hepsi de hüzünle! İnce Memed i de işte böyle okudum. Nasıl yani?, Şiir gibi. Peki buna gülünür mü? Aslan kükremesini andıran kahkahasını, elini sertçe çekiştiren Tilda Hanım kesti. Eşkalinin şifresi artık bende dercesine omzuma vurdu, görünmez makinenin görünmez fişini çekti Yaşar Kemal. Koltuklarının altına karpuz sığmayan biri gibi arkalarından bakarken, karşıdaki Asmaaltı Kebapçısı na niçin davet etmedim diye hayıflandım. O zaman kitapçı dükkanına kim bakacaktı şalgam kafa! Sydney in kışı çekilmez değildir. Gene de bir Adanalı olarak Türkiye tatilimi, soğuktan kaçmak için kışa getiririm. Çünkü buranın kışı oranın yazına denk gelir yılında Günışığı Kitaplığı editörleriyle buluşmak için Taksim deki bir yarı-açık kahvede sözleşmiştik. Sohbetlerine doyum olmayan Müren Beykan, Mine Soysal, Hande Demirtaş ın bu kez keyifleri yoktu. Kemal Özer in öldüğünü öğrenince benim de keyfim kaçtı. Birkaç yere telefon ederek cenazenin kalkacağı yeri saptadılar benim için. Canım-ciğerim Erdoğan Yeşilyurt a haberi verince hemen geliyorum dedi. Sydney deyken Kemal Özer le yazışmış, geldiğimde İstanbul da buluşmak üzere sözleşmiştik. Aksaray da çok güzel bir cami avlusundayız. Erken gitmiştik. Sıcağın altında ölümü düşünüyor, Erdoğan la susuşup oturuyordum. Bu sırada, sevdiğim şairin tabutunu getirip musalla taşına koydular. Bir sürü de çelenk. Karısı olduğunu öğrendiğim gözü yaşlı kadına kendimi tanıtıp, baş sağlığı diledim. Oğlunuz Mustafa yı çok severdi Kemal im. Namaza dek kolumdan çıkmadı İkindi namazının kılınmasını beklerken, dolmaya başlayan avluda beni tanıyan çıkmamıştı. Buna üzüldüğümü gören Erdoğan teselli etmeye çalıştı. Uzun zamandır yurt dışındasın, yeni nesil elbette seni tanımaz! Hüseyin Baş da mı? O da tanımadı! Neyse, konuşunca sesimden tanıdı Hüseyin can. Onun da bir sürü sağlık sorunları varmış. Son görüştüğümüz, muhallebiciden sonraki, yirmi dokuz yılın dökümünü yaparken, caminin girişinde bir kaynaşma oldu, avlu sarsılıyor sandım. Aksayarak gelip, koluma giriverdi Yaşar Kemal. Adana daki o günden sonra ilk kez karşılaşıyorduk. Eşkalim değiştiği halde, demek ki şifremi aklında çok iyi tutmuş. Etrafımız hayranlarıyla çevriliverdi. Fotoğraf çeken çekene. Sanki cenazede ikimizden başka kimse yokmuş gibi başladık mavraya. (Sevgili okuyucu; Seyhan Nehri nin kıyısındaki narenciye bahçelerine, ırmaktan, tahta bir düzenekle su çekilirdi. Araplar buna mavura, Adanalılar mavra derdi. Hiç durmamacasına çalışan bu düzenek gıcırdar, inler, mırıl mırıl ses çıkarırdı. Bu yüzden sohbete, kaynatmaya, mavra denilirdi Adana da.) Namaza dek kolumdan çıkmadı. Rahmetlinin karısına götürdüm, onunla, sonra musalla taşındaki Kemal Özer le konuştu. Yan yana kıldığımız namazdan sonra tekrar koluma girdi. Dışarıda onu bekleyen arabaya gittik. Karısı Ayşe Hanım la tanıştırdı. Te- lefon numaralarını yazdırdı. Her yayınladığını okuyorum ha! dedi ayrılırken. Ben de senin her yazdığını ezberlercesine okuyorum! dediğimi duydu mu bilmiyorum. USTA CIĞIM! Yaşar Kemal in bilinci kapandı haberini duyunca yüreğim ağzıma geldi. Sakın ha! Postmodern romancılara mı özendin yoksa? Nedir bu kapalılık? Bilinci açıldı! haberini çok görme sevenlerine. Gözünü açtığında, buradan imzalayıp yolladığım son öykü kitabım, Kaynak Yayınları ndan çıkan, Üstüme Fazla Gelme Ayçelen i, seni bekliyor bulacaksın. Hemen ardından postaladığım Efsane adlı şiirimi de. Senin için ne yazılsa azdır. Biliyorum. Ada romanların için dil yazıyor demişti Memet Fuat ımız. Bilincin kapalı kalırsa kim yazacak dilimizi? Dişi Çürük Hanefi ile İsmet Atlı nın yağlı güreş mavrasını yapacaktık seninle. Söz vermiştin US- TA CIĞIM! Sözünde dur! Yeter artık! Yaşar Kemal Allah tan karısı Tilda vardı, yarı beline gelen bir çocuğu tutar gibi tutmuştu elini su serpildi dizlerimin titremesine Kemal Özer le sözleşmiştim birkaç gün öncesi için ancak cenazesinde yattığı musalla taşında söyleştik caminin girişini, avluyu yara yara gelip durdu karşımda Efsane onca yıl geçmiş, başladı dizlerim yine titremeye kanguru ülkesine kaçınca benden kurtulacağını mı sandın? koluma girdi tabuta doğru yürürken baş sağlığı diledi karısına mırıldanırken içini Özer e su serpildi dizlerimin titremesine onu götürecek arabaya binmeden öpüverdim elini dudaklarımda kaldı Çukurovalı teninin yaşlılık lekeleri NİHAT ZİYALAN / Sydney 2015 Nihat Ziyalan FOTOĞRAF: KADİR İNCESU

9 20 Şubat 2015 Cuma 10 DENİZ AKKAN Aydınlık Aşkın evrimi ve bir aşığın beyni Kitapta, cinselliğin evrimsel süreç içerisindeki rolünden tarihteki ilk aşk şiirine, ortaçağ karanlığının teni ve aşkı hor gören zihniyetinden 68 ruhunun yarattığı cinsel devrime varıncaya kadar aşka ve cinselliğe ilişkin pek çok gelişme, kronolojik olarak sunulmuş ve etraflıca değerlendirilmiş Aşk Hakkında Düşünceler (Türk ve Dünya Yazınından Aşk a Dair) Özcan Erdoğan İkaros Yayınları 576 s. Daha önce Dahiler ve Aşkları ile Tarihi Liderler ve Aşkları kitaplarını hazırlayan Özcan Erdoğan bu defa Aşk Hakkında Düşünceler isimli kitabı ile okuru selamlıyor. Kitap daha önceki çalışmalar gibi kolektif bir anlayışla kotarılmış. Bu her üç kitabın bir özelliği de metinleri kaleme alanların büyük bir kısmının şairlerden oluşması. Hep öyle değil midir, en can alıcı aşk sözlerini, şiirlerini de şairlerden öğrenmemiş miyizdir biz. Önceki kitaplar gerek dâhilerin gerekse liderlerin hayatları üzerinden aşkı konu ediniyorken Aşk Hakkında Düşünceler kitabı Türk ve dünya yazınından yazar, şair ve düşünürlerin aşka ilişkin düşüncelerini olduğu gibi aktarıyor. Kitapta Türk ve dünya yazınından 70 e yakın ismin aşka ilişkin görüşlerini aktarırken, aşkın tarihi ve bilimsel yönleri de ayrıca ele alınıyor. Aşkın tarihine bir yolculuk bölümünde cinselliğin evrimsel süreç içerisindeki rolünden tarihteki ilk aşk şiirine, ortaçağ karanlığının teni ve aşkı hor gören zihniyetinden 68 ruhunun yarattığı cinsel devrime varıncaya kadar aşka ve cinselliğe ilişkin pek çok gelişme, kronolojik olarak sunulmuş ve etraflıca değerlendirilmiş. Aşkın bilimselliğine dair başlıklı bölüm altında aşkın evrimi ve neden, nasıl âşık olduğumuz üzerine, âşık beyninde nelerin olduğu ile aşk fenomeni ve kuramları üzerine laboratuvar titizliğinde çalışılmış oldukça ilgi çeken inceleme ve değerlendirme yazıları mevcut. Bir aşk kitabı okurken beynin aldığı durum, şekillerle çizilip ifade edilerek karşımıza çıkıyorsa, her ne kadar konu aşk da olsa, bu o çalışmanın ne denli teferruatlı olduğunu daha baştan göstermeye yetmiştir. Türk yazınından aşka dair başlıklı bölüm altında yazar ve şairlerin aşkı ele aldıkları konu başlıkları da birbirinden oldukça farklı; aşk ve sanat, aşkın politikliği, çocukluk ve aşk, aşk ve erotizm, aşk ve hastalık, çapkın aşk-narsistik aşk, aşkın ontolojisi gibi konular etrafında geniş bir içerik sunulmuş. Yine bu bölüme dahil olarak görülebilecek yazınsallık ve aşka dair söyleşiler kısmında yazar ve şairlerle; eğitimin aşk üzerinde etkili olup olamayacağı, aşk ve ölüm ikilemi, aşkın hastalıklı hali, aşk tek kişiliktir, mutlu aşk yoktur tartışması, Türk yazınında cinsel kimlik, şiirin ve aşkın kesişim noktaları, aşkın tanımı, aşkın demokratik olup olmadığı gibi çok ilginç sorularla sonu gelmeyen muazzam tartışmalar gerçekleştirilmiş. Dünya yazınından aşka dair başlığını içeren bölümde yazar, şair ve düşünürler kendi aşklarını ve aşk anlayışlarını kimi zaman deneme veya incelemelerinde açıklama yoluna gitmişken kiminde de romanlarında bir karaktere bunu yansıtmışlardır. Aşka farklı bakış açıları getiren ünlü düşünürler çoğu zaman dönüp dönüp okuduğumuz referanslarla alıntı yaptığımız bu metinleri aşağı yukarı bellidir: Platon un Şölen i, Montaigne in, Stendhal in Aşk Üstüne si ve Schopenhauer un Aşkın Metafiziği gibi. Bunların yanı sıra bu kitap içerisinde örneğin Jack London Martin Eden de, Shakespeare Romeo ve Juliet te, Tolstoy Gençlik te, Thomas Mann Büyülü Dağ da, Mark Twain Adem le Havva nın Güncesi nde ve Lamartine in de Graziella romanı içinde aşkı gerek tanım olarak gerekse içinde bulunulan, coşkun hali ile en güzel şekilde ifade ettikleri görülüyor. Tabii bunların en başına de Kutsal Kitap ta geçen Ezgiler Ezgisi konularak kronolojik dizin sağlam bir şekilde ilerlemiş. Çalışma bu yönüyle çok titiz okumaların bir ürünü olduğunu da gösteriyor. Kitabın geneline baktığımız zaman farklı dünya görüşlerinden yazar ve düşünürlerin bir toplam içerisinde sunulması okura bir sentez yapma imkânı da sunuyor. Bu noktada Türk ve dünya yazınından epeyi yazarın aşk hakkındaki düşünceleri aktarılırken özgün metin ve görüşmelerle güncel bir aşk tartışması yapılırken aynı zamanda aşk tartışmasının geçmişi de kronolojik olarak hatırlatılmış oluyor. Evet, kitabın toplamına baktığımızda, kimler yok ki bu isimler arasında; Türk yazınından Enis Batur, Afşar Timuçin, Şükrü Erbaş, küçük İskender, Ahmet Altan, Haydar Ergülen, Tahir Abacı, Ahmat İnam, Sevin Okyay, Veysel Çolak vs. toplam 41 isim. Dünya yazınından Platon, İbn Hazm, Mevlana, Montaigne, Bacon, Shakespeare, Decartes, Goethe, Stendhal, Schopenhauer, Balzac, Victor Hugo, Karl Markx, Engels, Tolstoy, Mark Twain, Nietzsche, Oscar Wilde, Sigmund Freud, Emma Goldman, Bertrand Russell, Thomas Mann, Jack London, Halil Cibran, Steinbeck, Simone de Beauvoir, Albert Camus vs. 28 isim. Bu kuşatıcılığı ile kitap belki de aşk hakkında en önemli başvuru kaynaklarından biri durumuna gelmiş. Kitap içerisinde Ernest Hemingway den bir alıntıyla bitireyim: Bütün iyi kitapların ortak bir özelliği vardır; gerçekte olmuş olanlardan daha sahicidirler.

10 Aydınlık 20 Şubat 2015 Cuma 11 GÜLÇİN SAHİLLİ DİDEM AYDIN Hatıra bırakmadığınız yeri özlemezsiniz Yılmaz Karakoyunlu Sahilde Zaman Bitti, Yılmaz Karakoyunlu romancılığında yeni bir başlangıç. Karakoyunlu bu romanında önceki romanlarından farklı bir anlatım yolu izlemiş kahramanların iç konuşmalarına ve duygusal geçişlerine ayrıntılı yer vermiş. Hatta romanın tamamı ruh hallerinin ince iplikleriyle örülü diyebiliriz. Bu anlatım tarzı okuyucuda kendine yakın duyguları keşfedip kitabı daha da yakınında tutmaya yarar. Bir miktar yaramışta. Ancak Karakoyunlu bunun tuzunu biraz fazla arttırmış. Bu yüzden hikayenin, zamanın ve mekanlarını tadını çok alamıyor okuyucu. Sürekli akıl oyunlarının içinde gezmekten batan güneşin bulutlara bıraktığını seyredemiyor. Romanda bağlantılarda yeterince sıkı değil. Bir yerden diğerine geçerken lüzumsuz dikkat kesilmeler yaşatıyor. Sonunda çözülecek tarafı olmayan sade bir aşk. Nedense cinayet kurgusuyla yazılmış ama cinayet romanı değil ve bizler elimizde hiç katil hiç maktül kalakalıyoruz. Arada verilen şiir parçaları da yetersiz, içleri doldurulmamış. Roman zamanına uygun alaturka cümleler, eski isimler doğru. Nerede girilen köşklerin, sokakların, o zamanki ayrıntıları, varsa yoksa Müfide Nükhet in ten rengi, göz rengi ve kanatları. Yılmaz Karakoyunlu nun iyi romancılığına bir gölge Sahilde Zaman Bitti, Salkım Hanımın Taneleri ne, Güz Sancısı na düşen bir gri bulut ama yine de Yılmaz Karakoyunlu için romanın güneşi çıkartacak tarafları da yok değil. Karakoyunlu nun romancı geçmişini kenara koyup Sahilde Zaman Bitti yi bireysel olarak ortaya almak daha doğru olacaktır. Romanın kahramanlarından Mihri Bey in dediği Burnunun diki dediği yön varacağı istikametti bu romanında varacağı yer burnunun dikindeki bir seyrek aşk öyküsü. Nerede Ayvalık ın, o zaman ve mekan ahengi. Nerede o tarihin görkemli acılarından arta kalan çatlaklar Romanın akılda kendine yer edinen cümleleri de yok değil, Hayalimi ikiye böldüm; Suyun koynunda ıslak bir matem vardı... Bunlar gibi her okuyanın kendi yanına oturtacağı, sıcağı daim başka dizilişlerde var. Müfide Nükhet ve Mehmet Sulhi, uzun ömürlerine birbirlerinin kutsal emaneti gibi bakmışlar. Ardından pervazlara duyduğu ilgiyle romana dahil olan Pertev Mihri bir yerlerde onların geçmişine bağlanmak istemiş. Peki bağlanmış mı? Geliş amacına uzak, çok uzak bir gidiş amacı var yaratılan karakterin. Neden orada olduğu ve neden gittiği ona ayrılan yere tam olarak oturmuyor. Sonra bir de Ayvalık Fıstıkçısı Macide Hanım var. Romanın başında onu hep görecekmişiz hissiyatı uyandırıp sonra bir figüran silikliğinde kayboluyor. Romanın sonlarına doğru Müfide Nükhet ten rol çalıp esas kız oluveriyor. Bu kitap size tarih okuma keyfi vermiyor. Bu kitap size bir öykünün içinde yürüme keyfi de vermiyor. Ama yine de raflarda yer alan pek çok kanlı ve kokulu öyküye tercih edilmelidir. Yılmaz Karakoyunlu nun 144. sayfada Müfide Nükhet in fikrini Macide nin ağzından söylettiği gibi bir kitap bu İnsanların gözlerine bak. Senden farklı bakıyorsa sana göre değil demektir. Sahilde Zaman Bitti nin gözlerine bakın. Sizin gibi bakıyorsa onu alıp evinize götürün Türkiye ve Batı Asya Tarihi Jawaharlal Nehru Çev: Cüneyt Akalın Kaynak Yayınları, 136 s. Nehru nun Türkiye yazıları K aynak Yayınları nca yayımlanan Türkiye ve Batı Asya Tarihi iki açıdan özellikle önem taşıyor: Hindistan Batı Asya nın doğusudur. Doğu Asya yı Batı ya karadan bağlayan tarihi İpekyolu nun orta güneyine düşer. Hindistan, bu konumu nedeniyle Batı Asya ile iç içedir; Asya nın Hint Okyanusu na uzanan dev yarımadasıdır. Hindistan yakın tarihte Türk Devrimi nden en çok etkilenen bir iki ülkeden biridir, belki de birincisidir. Kitabın yazarı Pandit Javaharlal Nehru ise Çağdaş Hindistan ın kurucusudur. Bu unsurlar kitabın önemini kendiliğinden ortaya koyuyor. Türkiye ve Batı Asya Tarihi kitabı Nehru nun kızına yazdığı mektuplardan oluşan ünlü tarih incelemesi Glimpses of World History (Dünya Tarihinden Kesitler) kitabından yapılan bir seçkidir. Mektupların yazılış tarihi yılları... Kırklı yaşlarını süren Nehru o sıralarda milli davanın önderi Kongre Partisi lideri olarak, İngiliz dayatmalarına karşı geldiği için hapse atılmış, o yılları kısmen eşi-benzeri olmayan tarih kitabını yazarak değerlendirmişti. Yaklaşık 200 mektuptan oluşan kitabın Türkiye ve Batı Asya ile ilgili bölümleri Türk okuru açısından özel bir önem taşıyor. Seçki, bu özelliği dikkate alınarak yapıldı. Nehru bu bölümlerde adeta Türkiye nin avukatlığına soyunuyor. Türkiye nin uluslararası düzlemde suçlandığı birçok konuda Ermeni sorunu, İzmir Yangını, Yunan mezalimi, Balkanlardan göçler, Arap İsyanı, Hilafet sorunu vb. anlattıklarıyla adeta, uluslararası kürsülerde, Türkiye lehine tanıklık ediyor. Kitabın içinde Türkiye ile bire bir ilintili makale ve mektuplar dört adettir. Üç Kıtanın Birleştiği Yer, Avrupa nın Hasta Adamı, Yeni Türkiye Küllerinden Doğuyor, Mustafa Kemal Geçmişten Kopuyor. Nehru bu yazılarında Türk tarihinin kısa, sağlıklı bir özetini veriyor. Kaynak Yayınları bu mektuplara Batı Asya ülkeleri hakkında kaleme aldığı makaleleri de ekleyerek Türkiye ve Batı Asya Tarihi kitabını ortaya çıkarmış oldu. O mektuplar da, dolaylı olarak, Türkiye deki gelişmelere ışık tutuyor: İran, Irak, Suriye, Mısır, Arabistan, Filistin ve kısmen Hindistan da yaşananlar kitaba yer yer aynen, yer yer özetle eklenerek kitaba zenginlik katılmış. Hindistan-Türkiye yakınlığı Hindistan Cumhuriyeti nin kurulması, alt-kıtanın bağımsızlığına kavuşması 20. yüzyılın altını üstüne getiren, İngiliz emperyalizminin tahtını çatırdatan büyük devrimci olaydır. Dahası, Nehru nun Türkiye-Batı Asya değerlendirmeleri bizler için özellikle değerlidir. Nehru yu Hindistan ın Kemal i diye adlandırmak bile mümkün olabilir. Bu kitabın bugüne kadar Türkçeye kazandırılmamış olması büyük eksikliktir. Bu eksikliğin bir nedeni emperyal sansür, diğer bir deyişle Batılılara yaranma çabası ise, öteki nedeni Asya ve Avrasya sorunlarına aydın çevrelerde duyulan ilgisizliktir. Türkiye bu kimlik erozyonunun önüne mutlaka geçmek zorundadır. Asya nın derinlikleri insanoğlunun uygarlığının beşiği ise, bizim tarihimizin de temelinin atıldığı yerdir. Kitaba bir göz atanlar, okuyanlar bana hak verecektir. Sahilde Zaman Bitti Yılmaz Karakoyunlu Doğan Kitap 164 s. NEHRU KİMDİR? Pandit Javaharlal Nehru Hindistan bağımsızlık mücadelesinin önderi, Hindistan ın ilk başbakanıdır. Ülkesi Hindistan ın ve Asya nın kaderini değiştiren devrimcidir. Varlıklı Hintli avukat ve politikacı Motilal Nehru nun oğlu olarak dünyaya geldi. İngiltere de eğitim gördü. Mahatma Gandhi ile birlikte Hindistan Ulusal Hareketi nin lideri oldu. Babasının ölümü üzerine, Gandhi nin isteği üzerine, 1929 da Ulusal Kongre Partisi nin başına geçti. İngilizlere karşı mücadelede Hindistan halkını bağımsızlık-demokrasi-laiklik temelinde birleştirdi. Önce Sovyetler Birliği ne, ardından Çin Halk Cumhuriyeti ne karşı dostluk politikası izledi. Hindistan ın bağımsızlığına kavuştuğu 15 Aralık 1947 den 1964 te ölümüne kadar Hindistan ın başbakanı olarak görev yaptı. Kendisinden sonra kızı İndira Gandhi üstlendi başbakanlık görevini.

11 20 Şubat 2015 Cuma 12 EMİNE SUPÇİN Aydınlık Ölüme razı olmak Kitabı okurken şöyle bir fotoğraf oluşuyor beyninizde. Deniz kenarında, yıpranmış banklardan birine oturmuş, yazarın bölük pörçük sözcüklerle başlayan alçak sesli anlatımını dinliyorsunuz. Ne denizde dalga var, ne de yazarın sesinde. Tekdüze bir anlatımın, yürek burkan ifadesi bu. Yer yer duruyor yazar. Duruyor ve oturduğu yerden, elindeki çubukla kumun üzerine anlamsız şekiller çiziyor. Ve siz biliyorsunuz ki o şekiller ne kadar anlamsız görünürse görünsün aslında çok derinde çok büyük anlamlar içeriyor Mavi Geceler Joan Didion Çev: Püren Özgören Domingo Yayınları 195 s. Acının süresi ve derinliği merdiven basamakları gibidir. Gökyüzünün bilmem kaçıncı katından, yeryüzünün bilmem hangi derinliğindeki cehennem çukuruna inen merdivenin, en tepesinden aşağıya yuvarlanıyormuşçasına bir şokla öğrenirsin acı kaybını. Bu bir evlat olabilir, sevgili olabilir, dost olabilir Hiç bitmeyecek sandığın koyu karanlık bir düşüştür o. El yordamıyla tutunmaya çalıştığın dostların, Başın sağ olsun der, oysa sen kendi başının sağlığında değilsindir. Ölenle ölünmez lafları, Hayat devam ediyor gerçeğine dönüşürken, figanın yüksek boyutlarından cehennem basamaklarına doğru hızla yol almaya devam edersin. Sıradan bakış senin yasta olduğunu bilir ve anlar ama sen yasın ta kendisi olmaktasındır. Evreleri varmış yas tutmanın. Önce şok ve inkar, ardından sıkıntı ve huzursuzluk, sonra yeniden yapılanma yani kabulleniş aşamaları normal olanıymış. Fakat kabulleniş noktasını kaçıran yaslı, travmatik davranışlar olarak adlandırılan çizginin öteki yanına geçermiş. Çizginin öteki yanındaki davranışlar ölenden, onun bıraktığı eşyalardan ya da mezarı başından ayrılamama olarak kendini gösteriyormuş. Öyle anlatıyor psikologlar. Öyle yazıyor, öyle resmediyorlar acılının acınası halini. Bu bir kitap tanıtım yazısı olacak. Fakat kitabın içeriği bir yas hali, yazarı ise acının bizzat yaşayanı olunca, tanıtımı yapanın da yara kabuklarının kalkmasından daha normal ne olabilir diye düşünüp içimden geldiği gibi girdim konuya. Joan Didion ın bizzat kendi acısının kavruk hüznü Mavi Geceler. Karası ağır basan bir acının yüreğin tam ortasına çöreklenmiş çaresizliğinden filizlenen bir roman. Genç yaşta kaybettiği evladı Quintana yı anlatıyor yazar. Acının tüm evreleri bitmiş. Şok geçmiş, inkar dönemi aşılmış, travmalardan geçilmiş Kabullenişin o sası tadı yerleşmiş ruha. Ve ruhtaki renkler hüznün pastel haline dönüşmüş artık. En son, ölüm herkes için, biz kalıcı değiliz ki duygusu ile ölüme şükretmek sınırından anlatıyor Joan Didion. Bellek silikleşiyor, bellek kendini ayarlıyor, anılar kendilerini anımsadığımıza inandığımız şeylere uyduruyor diyen cümlelerden; Şimdiyse ölmemekten korkuyorum; beynimin (ya da kalbimin, böbreklerimin veya sinir sistemimin) hasar görmesinden ve sağ kalıp yaşamaya devam etmekten korkuyorum şekline dönüşen yasın basamaklarını görüyorsunuz satırlarda. Kılcal damarlara işleyen hüzün Kitabı okurken şöyle bir fotoğraf oluşuyor beyninizde. Deniz kenarında, yıpranmış banklardan birine oturmuş, yazarın bölük pörçük sözcüklerle başlayan alçak sesli anlatımını dinliyorsunuz. Ne denizde dalga var, ne de yazarın sesinde. Tekdüze bir anlatımın, yürek burkan ifadesi bu. Yer yer duruyor yazar. Duruyor ve oturduğu yerden, elindeki çubukla kumun üzerine anlamsız şekiller çiziyor. Ve siz biliyorsunuz ki o şekiller ne kadar anlamsız görünürse görünsün aslında çok derinde çok büyük anlamlar içeriyor. Çünkü hepsi yazarın kaybettiği yavrusunun fotoğraflarını, fotoğraflardaki çocuksu gülüşleri, o gülüşlerin Joan Didion kendinde bıraktığı gülkurusu izleri taşıyor. Yazar kendiyle de hesaplaşıyor. Gündelik hayatta ağız alışkanlığı haline gelmiş pek çok söylemin, ölüm karşısında ne kadar silik ve değersiz olduğunu fark ediyor ve size de fark ettiriyor. Daha dün yavrusunun mutluluğuna içerken ertesi gün gelinen noktayı anlatmak için kullandığı şu anlatıma bakar mısınız? 26 Temmuz 2003 yılındaki o düğün günü, bu sıradan dileklerin gerçekleşmeyeceğini düşünmek için hiçbir neden göremedik diyor ve okura şöyle not düşüyor: Dikkat edin: Mutluluğu, sağlığı, sevgiyi, şansı ve güzel çocukları hâlâ sıradan dilekler sayıyorduk. Sıradanmış gibi gözüken pek çok dileğin, edimin ve yaşam parçacıklarının ölüm karşısında ne denli büyük ve değerli olduğunu acının içine düşünce anlıyormuş insan Acının çıplak anlatımının, kılcal damarlara kadar işleyen hüzünlü öyküsü bu kitap. Başka ne diyebilirim

12 Aydınlık 20 Şubat 2015 Cuma 13 DAMLA YAZICI Çocuk / Genç ZELAL ÖZGÜR DURMUŞ İLE DOĞADAYIM-BİZİM KUŞLAR ÜZERİNE Kuşlar nereye uçar? Zelal Özgür Durmuş bir kuş gözlemcisi. Kuş tutkunları için, çocuklar için, bilim için, merak edenler için; eğlenceli, akışkan bir dille yazdığı Doğadayım-Bizim Kuşlar üzerine yazarla sohbet ettik. n Neden kuş türünü seçtik kitapta? Yaklaşık 3 yıldır kuş gözlemciliği yapıyorum. Etrafta duyduğun seslerin klasik bir cik cik ten öte bir yönü olduğunu, kuşların serçeden, güvercinden ibaret olmadığını fark etmeye başladığında, onları daha yakından tanımaya çalışıyorsun. Renklerinin, biçimlerinin, yedikleri şeylerin farklı olduğunu, kentte yaşayanın, suda yaşayanın, daha yüksekten uçanın vs. çeşitliliğini görüyorsun ve bu ritme kaptırdıktan sonra hayran kalmayıp izlememek pek mümkün değil. Kuş gözlemciliğine böyle başlamış oldum. Çocuklarla ayrıca ilgiliydim, zaten biyoloji öğretmeni olduğumdan onlarla bilim atölyeleri yapıyordum. Çocuklara yönelik kitap yazma fikri ortaya çıkınca kuşlarla başlamak... Her şeyin örtüştüğü nokta oldu diyebilirim. Uçmanın güzelliği, kuşların renkleri, şakırtıları ve evrimin de merak edildiği bir noktasında durmaları... Bütün bunlar birleşince, çocuklara yönelik bir kuş kitabı çıktı. n Bu kitap hem çocuklar hem de büyükler için aslında. Çünkü büyüklerin edebiyatında da kuş imgesi aslında önemli. Martı kitabında da martı üzerinden özgürlük işlenir. Aslında birçok felsefi konu da kuşlar üzerinden incelenebiliyor. Neruda nın bir şiir kitabı var, Şili kuşlarından bahsettiği. Yani Latin Amerika daki, kendi coğrafyasında gördüğü kuşlarla adam tek tek ilgilenmiş ve bir şiir kitabı var sadece kuşlara yönelik, kuşlar için yazdığı. Tabii kendisini, ülkesini, özlemlerini de o kuşlarda cisimleştiriyor, somutlaştırıyor ama kuşların da kendi özgünlüklerine değiniyor mesela. Kuş tekerlemesi n Kitaptaki dile gelelim biraz da o zaman. Tekerleme diliyle yazılmış gibi biraz, şiirsel. Nasıl oluşturdunuz bu dili? Çocuklara bilim ve doğa anlatımının böyle ansiklopedi dilinden çıkması gibi bir kaygıyla başlamıştım. Saka kuşu kırmızı suratlıdır yerine Uçtuğunda kırmızılar saçar etrafa demek bence çocuk için daha çekici ve akılda kalıcı aslında. Kendisinin bazı şeyleri fark etmesi, o akış içerisinde kendisinin bir şeyleri yakalamasını sağlamak istedim.tekerleme kısmı da buradan çıktı. Hikayenin yanına neşeli bir dili sokabilmek kaygısıyla. n Kitabın dilinin ağır olduğunu hiç düşündünüz mü? Kitap okuma kitabı gibi değil. Aslında 10 yaşında bir çocuğun algılayabileceği ve seveceği bir ritmi de var kitabın. Sadece basit sıfatlar kullanarak değil biraz daha derin tanımlar, betimlemeler yapmak ve bir şeyi doğrudan söylememek gibi bir kaygım vardı. Bu doğrudan söylememek durumu 6-7 yaşında kolayca algılanabilir bir şey değil. Örneğin, çığlık çığlığa gökyüzünde dönmek ne demektir, bu cümle 7 yaşındaki bir çocuk için tanımlanabilir mi? Çok somut düşündüğü için gerçekten çığlık attıklarını düşünebilir. Ama, daha ileri bir yaştaki çocuk için bu kendi ifadelerine dönüşecektir. İşte kendisinin bunu yakalamasını arzu ediyorum. Aslında bir doğa kitabı, doğa rehberi olsun istiyorum. n Peki çocuğun bu mantıktan biraz korkup, Anlamıyorum ben galiba deyip kitabı kapatma riskini göze aldınız mı? Olabilir belki. Ama ben kitabın neşesinin saracağını ve o eğlenceli dilin çocuğu içine alacağını düşünüyorum sanırım. Bu daha ileri yaşlara hitap etme durumu kitabın her yerinde olan bir şey değil. Ama aralarda yakalanması gereken bir şey. Örneğin orada, Gagasında diş yoktur, bir seferde yutar Damla diyoruz ama bu sadece bir kuşa özgü Yazıcı bir şey değil, bunu kendisi bulacak. Kamış gibi uzun gagası ilgisini çekecek ve sonrasını kendisi getirecek. Yolculuklar herkes için kişiseldir ve biz, çocukluktan başlıyoruz bu yolculuğa. Ben yolu göstermek değil, sadece bu kapılara bakmasını sağlamak gibi bir dertle yazdım. Umarım devam ettirebilirim. n Kitapta çok ilginç ve değişik isimleri olan kuşlar var. Kuşları nasıl, neye göre seçtiniz? İlk önce habitatlarına göre, yani bulundukları bölgeye göre seçmeye çalıştım. Aslında Türkiye çok ilginç bir bölge bu açıdan. Kuş açısından çok zengin. İstanbul çok beton yığını, bu doğru ama birazcık ötesine gittiğimizde, mesela birazcık büyücek bir park ya da bir koruya gittiğimizde ya da kuzeyine doğru çıktığımızda şehrin, hemen bir sürü kuş görmeye başlıyoruz ki kentin içinde de yine başka kuşlar var. Türkiye deki bu zenginliğin farkında değiliz. Ya çok aşina olduğumuz şeyler ya da koşturmanın içinde fark etmiyoruz bu zenginliği. İstediğim tabi ki İstanbul da ya da Anadolu da, kendi yaşadıkları yerdeki kuşları görmesi. Biz burada penguenden bahsetmiyoruz ya da göremeyeceği başka bir kuştan. İkincisi de bu. Yani, etrafında rahatlıkla görebileceği kuşlar olması. Etrafındaki bu kuşları, belki gördüğü ama fark etmediği bir özelliğiyle de birleştirmeye çalıştım. Maskeli kuşlar Zelal Özgür Durmuş n Bu kuşların isimleri nasıl verilir, ben bunu hep merak etmişimdir. Maskeli ötleğen mesela. Bu kuşların tek bir adı yok. Halk arasında farklı biçimlerde ifade edilebiliyor. Ama hepsinin çıkış şekilleri farklı oluyor. Ötleğen mesela, ötleğengiller diye bir aile var, onun içerisinde tipine bakarak yakışanını seçiyor. Bir ötleğen var, onun kafasında gözlerine kadar inmiş siyah bir tüylenme var mesela, Ya bu başını kapatmış, maskeli gibi deniyor ya da yalnızca kafasının üzerinde oluyor, o zaman da karabaşlı ötleğen oluyor. Ama daha ilginçleri nasıl çıkıyor bilmiyorum. İbibik mesela nasıl çıkmış hiçbir fikrim yok. n Sizin favori kuşunuz hangisi? Ben kumruya bayılırım mesela. Leylekler. Hani martıyı, güvercini biliyoruz ama Türkiye de değişik kuşların olduğunu fark etmemi sağlayan yazın kumun üzerinde yatarken üzerimden geçen bir leylek sürüsüydü. Benim için özel olan leylek diyebilirim bu açıdan. n Çocukların hayvanları tanıması için evcilleştirme yöntemini savunur musunuz? Biz kentte hayvanlardan çok uzak kalıyoruz. Bence mutlaka doğanın içinde olmak gerekiyor, ne olursa olsun. Bir çocuğu bir şeyle meşgul etmek istiyorsanız, bir kere mutlaka çimlerin üzerine yatmalı, o toprağı eliyle eşemeli, ağaca çıkmalı, yapraklarına bir bakmalı. n Peki bu kitap kuştu, diğer kitaplar ne üzerine olacak? Primatlar ve ağaçlar var. Etraflarındaki ağaçlar kesiliyor mesela, bu bir sorun. Bir de primatlar evrimsel açıdan çok kritik. Çocukları onların hareketleriyle tanıştırmak istiyorum. Aslında seri devam edecek, şudur budur diyemem, ama bu ikisi kesin. Yolculuklar herkes için kişiseldir ve biz, çocukluktan başlıyoruz bu yolculuğa. Ben yolu göstermek değil, sadece bu kapılara bakmasını sağlamak gibi bir dertle yazdım Doğadayım Bizim Kuşlar Zelal Özgür Durmuş Resimleyen: Seda Mit Esen Kitap, 56 s.

13 14 20 Şubat 2015 Cuma Aydınlık Yeni çıkanlar Vay... Philippe Djian Çev: Hakan Tansel Ayrıntı Yayınları, 176 s. Fransa da özellikle genç okur kitlesi tarafından büyük ilgi gören Philippe Djian, son romanı Vay... da beklentileri boşa çıkarmıyor. Djian ın bütün yapıtlarına damgasını vuran düş kırıklığı, kararsızlık, sevdiklerinin yitiminden doğan boşluk gibi temaların hikâyeye ustalıkla yedirildiği şaşırtıcı bir roman... Anlatılan, kırklı yaşların sonuna gelmiş, çekici ve başarılı bir iş kadını olan Michelle in hikayesi. Gezginler Mark Mann, Çev: Aslı Dağlı, Net Kitap, 299 s. Dünya bok gibiydi ve bu dünyada yaşamaya devam etmek için hiçbir amaç ya da takip edilecek hiçbir yön bulamıyordum. Belki Güney Amerika da bir tane bulurdum. Gezginler ; Güney Amerika nın fırtınalı tarihinde yol alan güncel bir yolculuk. Beat kuşağının ruhunu bünyelerinde taşıyan üç kafadarın Peru dan Ekvator a, Bolivya dan Kolombiya ya uzanan yolculukları Motosiklet Günlükleri ni hatırlatıyor. Sırdeniz Kathryn İzgi, Maceraperest Kitaplar, 304 s. Büyükada da yıkık bir yetimhaneye ustaca gizlenmiş kadim Mecusi İmparatorluk Akademisi... Marmara nın, zehirlenerek soyları hızla tükenmekte olan deryagilleri... Kapadokya nın yeraltı mağaralarında saklanmış efsunlu bir ayna... İki ayrı dünyadan ebedi bir efsunla birbirlerine bağlanmış Eflatun la Anteaeus... Sırdeniz... Bir kurtuluş, bir ayrılık... Gerçek İstanbul da büyülü bir maceraya hazır mısınız? Şikeste Türker Ayyıldız Yapı Kredi Yayınları, 96 s. Şikeste, kırık, kırılmış, yenilmiş, bozulmuş, hezimete uğramış, kırgın, incinmiş, kederli anlamlarına gelen, Farsça kökenli ve artık geçmişte kalmış kelimelerimizden. Türker Ayyıldız ın, ikinci kitabına bu adı vermesinin sebebi, yazdığı öykülerin tam da bu anlamları kuşanmış olmalarından kaynaklanıyor. Şikeste de toplumun kıyısında kalmış kırgın ve yıkık, dayanıklı ve bıçkın insanların canlı hikâyeleri etkili bir dille anlatıyor. Üç Nokta Baki Can Ediboğlu Doğan Kitap, 360 s. Üç ruhun sayfalara dökülüp üç noktalı zamanda var ettikleri bir hikâye. Maddi kaygılardan uzak, sıkışıp kaldıkları çevrede kendilerine bir dünya kurmaya çalışan üç genç ruh... Bir kızın gülüşüne âşık, suçluluk duygusuyla boğuşan bir adam; varoluşunun huzursuzluğunu derinden yaşayan, Doğu-Batı çatışması arasında sıkışıp kalmış bir kız ve kalabalık arasında yalnızlıktan kurtulamayan, gelgitlerle dolu bir başka adam... Mavi Sakal Kurt Vonnegut Çev: Handan Balkara Can Yayınları, 312 s. Mavi Sakal, daha önce Şampiyonların Kahvaltısı nda karşılaştığımız soyut dışavurumcu ressam Rabo Karabekian ın kurgusal otobiyografisi. Kara mizahı, hicivli dili ve eşsiz hayal gücüyle 20. yüzyılın en önemli yazarları arasında yer alan Vonnegut, Time ın deyimiyle, George Orwell, Dr. Caligari ve Flash Gordon ı tek vücutta birleştiren bir yazar... ahlaklı bir soytarı, deli bir biliminsanı. Sessizin Payı Nurdan Gürbilek Metis Yayıncılık, 152 s. Kavramlara edebiyatın içinden bakan denemelerden oluşuyor Sessizin Payı. Adalet i Dostoyevski nin, vicdan ı Tolstoy un, merhamet i Orhan Kemal in, utanç ı J. M. Coetzee nin, son yılların vazgeçilmez kutuplaşma sını Peyami Safa nın penceresinden okuyan denemeler. Edebiyat yapıtlarıyla dışarısı arasında sert geçişlerle ilerleyen, kitap sayfalarıyla şehrin sokakları, duruşma salonları, tarihin yıkıntıları arasında gidip gelen yazılar. İmparator Heraklius Radi Dikici Remzi Kitabevi, 384 s. Heraklius un, siyasal hayatı kadar renkli olan özel hayatına, ilk eşinin ölümünden sonra yeğeni Martina yla evlenmesi damga vuracaktır. Bu roman, Bizans İmparatorluğu nun ilginç bir dönemine ışık tutuyor. Ayrıca bu dönemde yeni bir güç olarak çıkan Müslümanlığın tüm dünya düzenini nasıl değiştirdiği ve Hz. Muhammed in Heraklius a yazdığı mektubun hikâyesi de yer alıyor. Yaşayanı Onarmak Maylis De Kerangal Çev: Duygu Dalgakıran Domingo Yayınevi, 244 s. Simon un sörf yapmak için uyandığı günün öyküsü bu. Sonrasında geri dönüşsüz komaya gireceği, ailesinin organ naklini kabul etmenin yükünü omuzlayacağı, doktorların bir ölüm üstünden başka hayatları şekillendireceği, yıkımla umudun kol kola gezdiği bir günün öyküsü. Maylis de Kerangal yaşama ve ölüme hiç bakmadığımız bir yerden bakmamızı sağlıyor. Rakı Felsefesine Giriş Feridun Nadir Parantez Gazetecilik ve Yayıncılık, 220 s. İki yıla yakındır her pazar, BirGün Gazetesi Pazar ekinde Rakı Beyazı köşesinin yazarı Feridun Nadir den yepyeni bir kitap: Rakı Felsefesine Giriş. Kitapta rakının kültürü ve adabından bahsedilmiyor sadece. Bir yavaş yaşama biçimi olarak çilingir felsefesi yapılıyor. Bütün içkilerin koşmaya ve coşmaya çağırdığı dünyada rakının sakin, temkinli duruşu inceleniyor. Bir Zamanlar Bakırköy Turgay Tuna E Yayınları, 256 s. Profesyonel turist rehberi ve araştırmacı Turgay Tuna, çocukluğundan günümüze uzanan anılarının ördüğü çerçeve içinde Bizans tan kalma bu eski İstanbul köyünü anlatıyor. Kimi zaman Zuhuratbaba dan İncirli ye uzanan mekânlarda dolaşıyor, Kartaltepe den Yenimahalle ye koşuyor, mezarlıklarda oyun oynuyor; kimi zaman da henüz sahil yolunun geçmediği kıyılarda denize giriyor... Güneybatı Kafkasya da Toprak Mülkiyeti Rejimi Erkan Karagöz, Asya Şafak Yayınları, 126 s. Bu kitap, 1877 sonrasında Rus egemenliğine terk edilen Güneybatı Kafkasya nın toprak mülkiyetinin Rus köy komünlerine yakın bir yapıda kurgulanmasını; 1861 Rus toprak yasasının yöreye uygulanmasında izlenen yöntemi, Rus yönetiminin Kars halkının topraklarına el koyarak, bunu kendi toprak sistemiyle nasıl birleştirdiğini anlatmaktadır.

14

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ www.armtr.org Yazan: Billur Demiroğulları Çizen: Yasemin Erdem Kontrol: Özlem Küçükfırat Bilgi (Çocuk Gelişim Uzmanı) Bu hikaye kitabının her türlü yayın hakkı Anorektal

Detaylı

MATBAACILIK OYUNCAĞI

MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü:

Detaylı

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015

2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni. Sayı:1 Nisan 2015 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Kütüphane Bülteni Sayı:1 Nisan 2015 1 KİTAP VE KÜTÜPHANENİN ÖNEMİ 3 2014-2015 KÜTÜPHANE ORYANTASYONUMUZ 5 KÜTÜPHANEMİZ 8 OKUMA ŞENLİĞİMİZ 10 BRITANNICA ONLINE 12 SEVİM AK

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

6 AŞAMADA LYS EDEBİYAT NETLERİ NASIL ARTAR?

6 AŞAMADA LYS EDEBİYAT NETLERİ NASIL ARTAR? 6 AŞAMADA LYS EDEBİYAT NETLERİ NASIL ARTAR? 1. LYS EDEBİYAT SORULARIN GELDİĞİ KONULAR LYS 3 adı verilen test türünden toplam 56 soru geliyor. Bu sorular dil anlatım ve edebiyat bilgileri olmak üzere ikiye

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

AKDENİZ İN KUCAĞINDAKİ TARİH ;MAMURE Kapıdaki gişeye yaklaşıp kaleye girmek için ücret ödemek istedim. O sırada gişede oturan hanım görevlinin

AKDENİZ İN KUCAĞINDAKİ TARİH ;MAMURE Kapıdaki gişeye yaklaşıp kaleye girmek için ücret ödemek istedim. O sırada gişede oturan hanım görevlinin AKDENİZ İN KUCAĞINDAKİ TARİH ;MAMURE Kapıdaki gişeye yaklaşıp kaleye girmek için ücret ödemek istedim. O sırada gişede oturan hanım görevlinin elindeki Posta Gazetesi ne takıldı gözüm.görevli hanımın gözü

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak?

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? AMAÇ Amacımız dört temel dil becerisinin bir ayağını oluşturan yazma becerisine farklı bir bakış açısı kazandırmak; duyan, düşünen, eleştiren, sorgulayan insanlar yetiştirme

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ OKULA UYUM OKULUM, BEN VE ARKADAŞLARIM Okulunu tanıma Okulunun ismini söyleme Öğretmen ve arkadaşlarını tanıma Okulda çalışanları gözlemleme

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı Resimleyen: Ferit Avcı Süleyman Bulut ŞİPŞAK BİLMECELER 2 ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Bilmece DEYİM VE ATASÖZLERİ 2. basım Süleyman Bulut ŞİPŞAK BİLMECELER 2 DEYİM VE ATASÖZLERİ Resimleyen: Ferit Avcı www.cancocuk.com

Detaylı

fizik güncesi ALBERT EINSTEIN DAN 10 HAYAT DERSİ Haftalık E-bülten MARMARİS KAMPÜSÜ

fizik güncesi ALBERT EINSTEIN DAN 10 HAYAT DERSİ Haftalık E-bülten MARMARİS KAMPÜSÜ fizik güncesi MARMARİS KAMPÜSÜ Haftalık E-bülten Sayı: 3 / 13.03.2015 Hazırlayanlar Defne TÜRKER Herkes zekidir. Ancak bir balığı ağaca tırmanma kabiliyetine göre değerlendirirseniz tüm hayatını aptal

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

Neden Daha Fazla Satın Alalım?

Neden Daha Fazla Satın Alalım? Neden Daha Fazla Satın Alalım? Ana Tema Önerilen Süre Kazanımlar Öğrenciye Kazandırılacak Beceriler Yöntem ve Teknikler Araç ve Gereçler Giderek artan bilinçsiz tüketim ve üretim çevreyi olumsuz etkiliyor.

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI Şubat Ayı E-Bülteni 1 İÇİNDEKİLER 1. Doğum günü Olan Yıldızlarımız 2. Mihver Dersler 3. Branş Dersler 4. Kulüpler 2 DOĞUM GÜNÜ OLAN YILDIZLARIMIZ

Detaylı

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı.

İSTİKLÂL MARŞI'MIZ. Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. İSTİKLÂL MARŞI'MIZ Her milletin bir milli marşı var fakat bizimkisi ayrı. Bizimkisi İstiklal Marşıdır, başka yazılamaz gayrı. Kimisi yazılmış bilmem hangi krala; lorda, barona. Küçümsemem ama, benzetirim

Detaylı

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu

YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. gulseminkucba@terakki.org.tr. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu YAZ DEMEDEN ÖNCE Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni gulseminkucba@terakki.org.tr AMACIMIZ Okuma ve yazma eylemlerini temellendirmek, Yaratımla ilgili her aşamada yaratıcılığın bireyin gözlem ve birikimlerine

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III

İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III İÇİNDEKİLER GİRİŞ...III Bölüm I Çocuk Edebiyatı ve Gelişimle İlgili Temel Kavramlar 15 Fiziksel (Bedensel)Gelişim 20 İlk Çocukluk Döneminde(2-6)Fiziksel Gelişim 21 6-12 Yaş Arası Fiziksel Gelişim 23 12-18

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

Uluslararası Buluşma Türkiye Fotohaber, Sayfa 1

Uluslararası Buluşma Türkiye Fotohaber, Sayfa 1 Türkiye 2011 Uluslararası Buluşma/ Türkiye 21 Ekim 30 Ekim Uluslararası Buluşma Türkiye Fotohaber, Sayfa 1 Alman Türk Buluşması Bizi bekleyen gezi nedeniyle hepimiz heyecanlıydık. Uçuş öncesi, bekleme

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ

ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ ZONGULDAKLI GENÇ ŞAİR VE BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ DİN KÜLTÜRÜ ÖĞRETMNENLİĞİ BÖLÜMÜ ÖĞRENCİSİ UFUK SİLİK ŞİİR İLE HAYATIM YENİDEN ŞEKİLLENDİ SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız ve hangi okulları

Detaylı

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ AYIN TEMASI: OKULUM BEN KİMİM? *Kendi isimlerimizi söyleyerek, arkadaşlarımızla tanışma. *Sınıfımızı ve öğretmenimizi öğrenme. *Arkadaşlarımızın isimlerini öğrenme. *Okula

Detaylı

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar.

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar. MESLEĞE VEDA From: Güney Dinç Sent: Wednesday, April 16, 2014 1:56 PM To: Subject: [ÇEHAV] Mesleğe Veda Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum.

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti SİNOPSİS Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk, 2012 de İstanbul da, 2008 yılında yayınladığı Masumiyet Müzesi romanı ile aynı adı taşıyan bir müze açar. Müzenin içindeki eşyalar, romana konu olan ve

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler

Türkçe. Cümlede Anlam 19.02.2015. Cümlenin Yorumu. Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler Metinde Kazandıkları Anlamlara Göre Cümleler 16-20 MART 3. HAFTA Cümledeki sözcük sayısı, anlatmak istediğimiz duygu ya da düşünceye göre değişir. Cümledeki sözcük sayısı arttıkça, anlatılmak istenen daha

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür.

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür. Kullanılmayan beyinde kısmi ve genel büzülme meydana gelir. Bilim adamlarının araştırmaları,

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz.

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. YARATICI OKUMA DOSYASI En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. MAVİŞ Mavişe göre Dünya nın ¾ nün suyla kaplı olmasının nedeni nedir?...... Maviş in gözünün maviden başka renk görmemesinin

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı.

Benim en büyük şansım Adnan Turani gibi hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir eğitimci atölye hocamın olmasıydı. Mehmet Güler Türkiye de yetişen resim sanatının önemli isimlerinden Mehmet Güler ile Malatya dan Almanya ya uzanan yolculuğunu, resim kariyerinde rol oynayan isimleri, Almanya yı tercih etmesinde etkili

Detaylı

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK HEYECANLI KİTAPLAR Serüven Bilgin Adalı Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri Kapak

Detaylı

Otistik Çocuklar. Berkay AKYÜREK 7-B 2464

Otistik Çocuklar. Berkay AKYÜREK 7-B 2464 Otistik Çocuklar Otistik olmak normal insan olmaktan çok farklı değildir aslında, sadece günlük ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar. Yani bizim kendi başımıza yapabildiğimiz (yemek yeme, kıyafet giyme, oyun

Detaylı

Şimdi noktalama işaretlerinin neler olduğunu ayrıntılarıyla görelim. Anlamca tamamlanmış cümlelerin sonunda kullanılır.

Şimdi noktalama işaretlerinin neler olduğunu ayrıntılarıyla görelim. Anlamca tamamlanmış cümlelerin sonunda kullanılır. NOKTALAMA İŞARETLERİ Dilimizde ilk kez Tanzimat döneminde kullanılan noktalama işaretleri, yazının daha kolay anlaşılmasını sağlar. Yazının okunmasını kolaylaştırır ve anlam karışıklığına düşülmesine engel

Detaylı

1 Anne çocuğuna ne öğütlüyor?

1 Anne çocuğuna ne öğütlüyor? . Sınıfı Hatırlıyorum Türkçe Noktalama İşaretleri 1. Hafta Aşağıdaki şiiri iki defa okuyunuz. Verilen soruları cevaplandırınız. TEMİZ ÇOCUK Temiz çocuk hasta olmaz. Gönlü acı ile dolmaz. Hiçbir vakit benzi

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BÜLTENİMİZDE NELER VAR? ETKİNLİKLERİMİZ GEMS ETKİNLİĞİMİZ: KUTUP HAYVANLARI DEĞERLER EĞİTİMİ ETKİNLİĞİMİZ: PAYLAŞMA KİTAP ATÖLYESİ: YAZAR ETKİNLİĞİMİZ GEZİLERİMİZ SİNEMA GÜNÜMÜZ

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

Ceviz ile ilgili siz değerli ziyaretçilerimizle,anısının küçük fakat izlerinin çok büyük olduğu ceviz başlangıç öykümü paylaşmak istiyorum!

Ceviz ile ilgili siz değerli ziyaretçilerimizle,anısının küçük fakat izlerinin çok büyük olduğu ceviz başlangıç öykümü paylaşmak istiyorum! CEVİZE GİRİŞ Ceviz ile ilgili siz değerli ziyaretçilerimizle,anısının küçük fakat izlerinin çok büyük olduğu ceviz başlangıç öykümü paylaşmak istiyorum! Her şey bir pantolon ile başladı Evet, yanlış anlamadınız;

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest

Detaylı

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK YARATICI OKUMA DİZİSİ Şiir Resimleyen: Yasemin Ezberci Yaratıcı Okuma Dosyası: Nilser Utku 2 BASIM Betül Tarıman UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK Resimleyen: Yasemin Ezberci

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

KIRMIZI KANATLI KARTAL

KIRMIZI KANATLI KARTAL Resimleyen: Vaqar Aqaei Refik Durbaş KIRMIZI KANATLI KARTAL ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Şiir 1. basım Refik Durbaş KIRMIZI KANATLI KARTAL Resimleyen: Vaqar Aqaei www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ

PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ PENGUEN GRUBU MART AYI BÜLTENİ SİNCAPLAR TEMASI DÜNYA SU GÜNÜ ORMAN HAFTASI YAŞLILAR HAFTASI DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ Sincapları tanıdık. Sincapları gözlemledik. Hayvan türlerini isimlendirdik. Hayvanların

Detaylı

RAPOR ÖĞRETİM ÜYELERİNİ DEĞERLENDİRME ANKETİ BULGULARI

RAPOR ÖĞRETİM ÜYELERİNİ DEĞERLENDİRME ANKETİ BULGULARI RAPOR ÖĞRETİM ÜYELERİNİ DEĞERLENDİRME ANKETİ BULGULARI Bu rapor dört alt başlık altında düzenlenmiştir. İlk başlık genel katılım hakkında bilgi vermektedir. İkinci alt başlıkta performans ortalamaları

Detaylı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz Resimleyen: Burcu Yılmaz Refik Durbaş KURABİYE EV ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü Refik Durbaş KURABİYE EV Resimleyen: Burcu Yılmaz www.cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör:

Detaylı

Yeryüzünde Çocuklar. Sınıfa girmeden önce çocuk fotoğraflarını yerküre üzerinde farklı yerlere yerleştiriniz.

Yeryüzünde Çocuklar. Sınıfa girmeden önce çocuk fotoğraflarını yerküre üzerinde farklı yerlere yerleştiriniz. UYGULAMA REHBERI Yeryüzünde Çocuklar Okul Öncesi ve İlkokul 1. Sınıf Malzemeler Yerküre, çocuk fotoğrafları Zihinsel Hazırlık Sınıfa girmeden önce çocuk fotoğraflarını yerküre üzerinde farklı yerlere yerleştiriniz.

Detaylı

18-24 Mart Yaşlılar Haftası münasebetiyle Üniversitemiz Tıp Fakültesi ve Karabük Alzheimer Derneği organizasyonluğunda üniversitemiz ev sahipliğinde Yaşlılık-Bunama ve Alzheimer Hastalığı Tanıtım ve Bilinçlendirme

Detaylı

DENİZ EĞİTİM ATÖLYELERİ. OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR

DENİZ EĞİTİM ATÖLYELERİ. OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR DENİZ EĞİTİM ATÖLYELERİ OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR OKUL ÖNCESİ, ATÖLYE ve OYUNLAR Amaç: Çocukların denizlerde kirliliğine neden olan atıkları gözlemlemesi ve kirliliğin deniz yaşamına etkileri konusunda

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu

3. Yazma Becerileri Sempozyumu 3. Yazma 3. SAYFA HABERİNDEN ŞİİRE 3. Sayfa Haberinden Haydar ERGÜLEN İN «Elmanın E si» Adlı Şiire SERDAR SOLKUN GALATASARAY LİSESİ TDE ÖĞRETMENİ Grup: Ortaöğretim öğrencileri ( Hazırlık sınıfları ve 9.

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: B ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! On5yirmi5.com Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart! Üniversitelerin açılmasıyla birlikte geçen hafta İstanbul Polisi, Beyazıt ve Beşiktaş'ta bir dizi korsan fotokopi baskını gerçekleştirildi.

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı