BEN ÖĞRETMENİM ÇOCUKLAR

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "BEN ÖĞRETMENİM ÇOCUKLAR"

Transkript

1 BEN ÖĞRETMENİM ÇOCUKLAR Öğretmen Hikâyeleri Antolojisi Mustafa ÖZÇELİK ODUNPAZARI BELEDİYESİ KASIM

2 BEN ÖĞRETMENİM ÇOCUKLAR Öğretmen Hikâyeleri Antolojisi Proje danışmanı: İsmail Köse Editör Mustafa Özçelik Yayın Koordinatörü Tayyib Atmaca Sayfa & Kapak Tasarım M.Sinan ÜNALDI Yapım Faktör Baskı Olgun - Çelik ISBN Odunpazarı Belediyesi yayınları- 15 Kültür dizisi-11 2

3 İÇİNDEKİLER Sevgili Öğretmenlerimize/Burhan Sakallı v Sunu/Mustafa Özçelik vi ÖĞRETMEN HİKÂYELERİ 9 Hüseyin Cahit YALÇIN/Muallim 11 Ömer SEYFETTİN/And 19 Reşat Nuri GÜNTEKİN/Bir İstifa 26 Necip Fazıl KISAKÜREK/Öğretmen Bey 30 Sait Faik ABASIYANIK/Zemberek 33 Samet AĞAOĞLU/Öğretmen Gafur 38 Tarık BUĞRA/Gün Akşamlıdır 47 H. Latif SARIYÜCE/Çocuk ve Ekmek 54 Gülten DAYIOĞLU/Yalan Üç Ayaklıdır 58 Şevket BULUT/Eğitmen Bal Hasan 62 Sevinç ÇOKUM/Asmalı Köyün Öğretmeni 73 Sadettin KAPLAN/Aydın Öğretmen 86 Taki AKKUŞ/Küçük Nur Ali 91 Necati KANTER/Kent Okulunda İlk Gün 97 Ümit Fehmi SORGUNLU/Acılar Sevgiyle Biter 103 Reşat GÜREL/Öğretmenliğin Ölümü 109 Osman ÇEVİKSOY/Bekleyiş 112 Naci GÜMÜŞ/Öğretmenin Hikâyesi 116 A. Vahap AKBAŞ/Bu, O mu? 124 3

4 Necdet EKİCİ/Gül Olacaksın 129 Zafer ALTUNKOZAOĞLU/ Korkut Hoca 139 Bestami YAZGAN/Yunus Emre Olmasaydı 146 Hüzeyme Yeşim KOÇAK/Alfabe 149 İbrahim ERYİĞİT/Ardında Kalsın Acılar 156 Celaledin KURT/Hocaların Hocası 160 Tacettin ŞİMŞEK/ Kavak Yellerimiz Oyy! 164 Sırrı ER/Gurbet Kuşu 181 Nevzat CANAN/Pasta 187 Ethem BARAN/Berhudar Olasın 194 Sadık YALSIZUÇANLAR/Tahakküm 199 Fatma PEKŞEN/Peri Kızları da Sevinir 207 Duran ÇETİN/Kiralık Ev 211 Mustafa OĞUZ/Kır Çiçeği Hüznü 219 M.Nihat MALKOÇ/Gümüş İşlemeli Çaydanlığın Buğusu 223 Recep Şükrü GÜNGÖR/Okul 230 Murat SOYAK/Bir Umut 234 Mehmet HARMANCI/Döne Çiçeği 240 Himmet KARATAŞ/Yayla Çiçeği 242 Abdullah HARMANCI/Beni Almaya Gelen Bulut 246 Osman KOCA/Hasret 249 Çağrı GÜREL/Yaka 252 Yazarlar Sözlüğü 256 4

5 SEVGİLİ ÖĞRETMENLERİMİZE; Eğitim ve öğretim sistemimizin temel taşı olan öğretmenlerimiz, birey ve toplum olarak her zaman değerlerini bilmemiz, hak ettikleri önemi vermemiz gereken saygın kişilerdir. Eğer bir toplum, öğretmenlerine bu gözle bakmazsa o toplumun bugünü sorunlu; yarını ise bütünüyle karanlık demektir. Onlar ki yeni neslin mimarıdırlar. Fedakârlık anıtıdırlar. Bilge insanlardır. Namsız, nişansız gönüllü hizmet erleridir. Hepimiz, onların bilgi ve irfanıyla yetiştik ve bugünlere geldik. Bireysel ve toplumsal aydınlanma onların sayesinde gerçekleşti. Dolayısıyla onlara karşı derin sevgi, saygı ve minnet borcumuzun yanında değerlerini bilmek ve bu bilmenin gereğini yapmak şeklinde bir görevimiz de var. Biz de Odunpazarı Belediyesi olarak, görev, yetki ve sorumluluklarımız çerçevesinde eğitim ve öğretim meselelerine karşı duyarlı davranmaya ve bu mesleği büyük bir özveriyle yürüten öğretmenlerimiz için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bu amaçla geçen son dört yılın 24 Kasım ında öğretmenlerimiz için yararlı olabileceğini düşündüğümüz eserler yayımladık ve bunları öğretmenlerimize armağan ettik. Bu yıl da yine 24 Kasım Öğretmenler Günü ne bir katkı niyetiyle Öğretmen konulu hikayelerin yer aldığı bu antolojiyi öğretmenlerimize mütevazı bir armağan olarak sunmak istiyoruz. Şüphesiz ki, öğretmenlerimize karşı borcumuzu ödemek için bu tür çalışmalar yeterli değil. Millet olarak, devlet olarak onlar için çok kapsamlı çalışmalar yapmak durumundayız. Çünkü onlar için ne yapsak azdır. Bu vesileyle bütün öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü nü içtenlikle kutluyor, çalışma hayatlarında başarı ve esenlikler diliyorum. En içten sevgi ve saygılarımla Burhan SAKALLI ODUNPAZARI Belediye Başkanı 5

6 SUNU Ben öğretmenim çocuklar Unuttuğunuz yüzleriniz bende Gülüşleriniz, gözleriniz Dolaştığınız bahçelerde kalan İzleriniz bende 6 Coşkun ERTEPINAR Söze bir şiirle, Coşkun Ertepınar ın mısralarıyla başladık ama bu çalışmamız bir öykü antolojisi...kuşkusuz, kitabın içeriğini de öyküler oluşturuyor Kahramanları, öğretmenler, öğrenciler, veliler kısacası eğitimin bütün unsurları olan öyküler Ama asıl kahramanlar ise her zaman öğretmenler... Biliyoruz ki, bu öyküleri hangi yazar yazarsa yazsın, onların asıl oluşturucusu bizzat öğretmenlerdir. Bu yüzden her öğretmeni binlerce öykünün-onları hangi yazar kaleme alırsa alsın- gerçek yazarları olarak görmek gerekir. Edebiyatımızda öğretmen Türk Edebiyatında öğretmen teması/konusu en çok şiirlerde işlenmiştir. Fakat roman ve hikâyelerde de bu konuya oldukça geniş bir biçimde yer verilmiştir. Bilhassa Cumhuriyet döneminde öğretmen tipi pek çok eserin ana konusudur. Çünkü yeni bir devlet kurulmuş, bu devletin temel felsefesinin yeni kuşaklara öğretilmesi ve benimsetilmesi meselesi en önemli konu olarak görülmüştür. Mesela konu ile ilgili fazla hikâyesi olmasa bile romanlarıyla öğretmen karakterini sıkça işleyen bir yazar olarak Reşat Nuri bu konuda aklımıza gelen ilk isimdir. Onun özellikle Çalıkuşu romanı öğretmen konulu eserler arasında tam anlamıyla bir klasik olmuştur. Reşat Nuri, başlıca kahramanları öğretmenler olan Çalıkuşu, Yeşil Gece, Kan Davası ve Acımak isimli dört roman yazmış ve kimi hikâyelerinde de bu konuya değinmiştir. Reşat Nuri gibi daha pek çok yazarımız da öğretmen konusunu işleyen roman ve hikâyeler yazmışlardır. Reşat Nuri, konu ile alakalı eserlerinde öğretmen tipinin nasıl anlatılması konusunda da bir örneklik de teşkil etmiştir. Buna göre sonraki zaman-

7 larda yazılan eserlerde de öğretmenler, Reşat Nuri nin eserlerinde olduğu gibi hep idealist, fedakâr ve mücadeleci kişilikleri canlandırmışlardır. Dolayısıyla öğretmen tipi, idealize edilmiş bir tiptir. Ve bunlar genellikle de ilkokul öğretmenleridir. Durumun böyle olmasında az önce belirttiğimiz hususun yani yeni devletin felsefesinin genç kuşaklara benimsetilmesi amacı ön plandadır. Fakat sonraki dönemlerde branş öğretmenleri de hikaye kahramanları arasına girmiştir. Bu eserlere genel olarak baktığımızda öğretmeni genellikle köyde görürüz. Köyler, bilhassa cumhuriyetin ilk yıllarında bilgisizliğin, geri kalmışlığın sorunlarını yaşayan merkezlerdir. Öğretmen köye gelir ve buraya bilgi adına, uygarlık adına yeni değerler aşılamaya çalışır. Bu uğurda karşısına sorunlar çıkar. Öğretmen bunlarla yılmadan mücadele eder ve genellikle başarılı olur. Şehirdeki öğretmenler de aşağı yukarı bu kapsam içerisinde ele alınır. Fakat, burada daha gerçekçi anlatımlar da yer alır. Öğretmen salt değerler aşılamakla kalmaz, ülkenin başta eğitim olmak üzere her türlü sorunuyla ilgilenen bir tipe dönüşür. Yine öğretmenin kişisel hayatı, ailevi sorunları, geçim zorlukları gibi meseleler de şehirli öğretmen tipinin anlatıldığı metinlerde ana konulara dönüşür. Ayrıca idealist tasvirler yanında öğretmen insan yönüyle de ele alınır. Çıkmazları, bunalımları da işlenir. Biz bu çalışmada işte bu gerçek kahramanların gerçek hikâyelerinden bir bölümü sunuyoruz. Amacımız, 24 Kasım Öğretmenler Günü nde öğretmenlerimize kendi hikâyelerini anlatan bir kitap sunabilmektir. Bunu yaparken bilhassa şu hususa belirtmeden geçemeyeceğiz. Öğretmen, biraz önce söylediğimiz sebeplerden dolayı bizde haklı olarak hep idealist, vefakâr ve fedakâr bir karakter olarak algılanmıştır. Bu algılama tabi ki yanlış değildir; ama öğretmen de sonuçta bir insandır. Onun da sorunları vardır. Her insan gibi o da hayatı boyunca geçim sıkıntısı çeker, idealleriyle gerçekler arasındaki çelişkileri yaşamak zorunda kalır. Sever, sevilir. Yaşadığı şartlardan bunalır. Biz, işte bu sebeple, seçtiğimiz hikâyelerde öğretmen kavramını sadece idealist boyutuyla değil bütün yönleriyle vermek istedik. Bu yüzden hikâyelerde yer alan kimi öğretmen tiplemelerinin mesela Gafur öğretmen hikâyesin- 7

8 de olduğu gibi-yadırganmaması gerektiğini düşünüyoruz. Biliyoruz ki, öğretmenlerimiz günümüzde çok zor şartlarda hizmet veriyorlar... Öyleyse onlara ilişkin her olayı bütün gerçekliğiyle sunmak objektif yaklaşımın bir gereği sayılmalıdır. Öğretmen yazarlar Öğretmen hikâyelerini kimler yazar? Doğrusu bu hikâyeleri derlerken dikkatimizi bu husus da çekti ve gördük ki bu tür hikâyelerin gerçek kahramanları nasıl öğretmenler ise yazarlarının çoğu da bizzat öğretmenlerdir. Bu yüzden edebiyatımızda öğretmen kökenli çokça yazar yetişmiştir. Bu durumun edebiyatımız açısından bir kazanç olduğunu da burada vurgulamak gerekiyor. Bu antolojide otuz beşi öğretmen olan kırk bir yazarımıza ait kırk bir hikâye yer alıyor. Bunlardan bir kısmı aramızdan ayrılan yazarlara ait metinler Diğerleri, yaşayan yazarlarından bizzat talep edildi. Onlar da bu talebimizi kırmayarak bu çalışmaya katkı sağladılar. Onların bu katkıları olmasaydı böyle bir çalışma ortaya çıkmayacaktı. Kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Bir teşekkür borcumuz da Odunpazarı Belediye başkanı sayın Burhan Sakallı Bey e..göreve geldiği günden bu yana eğitim sorunlarına karşı duyarlı davranan başkanımız her 24 Kasım da bu özel günün anısına tüm öğretmenlerimize armağan edilmek üzere kitaplar hazırlattı. Bu kitap da bu projenin bir parçası olarak sunulmaktadır. Bu çalışmaya hikâyeciliğimizin önemli isimlerinden 1874 doğumlu Hüseyin Cahit Yalçın la başladık doğumlu Çağrı Gürel le bitirdik. Böylece öğretmen karakterinin bir buçuk asrı bulan serüvenine ışık tutmaya çalıştık. Çalışmamızın faydalı sonuçlara yol açmasını dilerken, tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü nü içtenlikle kutluyor, kendilerine başarılarla dolu nice hizmet yılları temenni ediyoruz. Mustafa ÖZÇELİK Kasım, 2007, Eskişehir 8

9 BEN ÖĞRETMENİM ÇOCUKLAR Öğretmen Hikâyeleri 9

10 10

11 Hüseyin Cahit YALÇIN d.1874-balıkesir MUALLİM Bir taraftan kendisi tahsilini tamamlamak ile meşgul iken, ihtiyaç onu diğer bir tarafta çalışmaya mecbur kılıyordu. Orta halli bir aileye mensup idi. Lise tahsilini bitirip de yüksek okula başladığı zaman, çocukluğundan beri babasının omuzlarında gittikçe ağırlaşan bir yük halinde devam eden hayatını hiç olmazsa kısmen kazanmayı bir mecburiyet olarak hissetmişti. Devam ettiği derslerin, okuduğu kitapların kalbine, düşüncesine verdiği terbiye onu, pederinin parası ile olsa bile, kendisi çalışmayarak meydana gelen bir ekmeği yerken ruhunda acı bir küçülme hissi duyacak kadar utanma duygusuna sevk etmişti. Kendi gayretinin ötesinde, bağışlanmış bir yardımı elde etme neticesi olarak vücuda geldiğini gördüğü başarılar, refahlar ona kendisine derin bir tiksinme ile beraber ani bir öfkelenme, şiddetli bir düşmanlık verirdi. Hayatın gerçekleri de henüz genç kalbinin, vicdanının doğruya olan meyli ile uyuşmak isteyen muhakemesi bu garipliklerin varlığını kabul edemiyordu. Bunlar hep himayeye muhtaç bir takım yasallığın olağan dışı bir surette uğradığı sektelerden ibaret idi ki bunları, ah, hep ortadan kaldırmak isterdi. O vakit derin bir özlemle içini çekerek, gelecek günlerin düşüncesiyle ümidini okşayan hayaller içinde batar gider, düşünceden düşünceye geçerdi. Bir gün, çalışabilmek, ailesine, kendi kendisine faydalı olmak için iyi bir fırsat doğmuştu. Vilâyetlerin birinde çiftlikleri bulunan bir kişi, adada geçirmeye başladığı muhteşem hayatın hiç şüphesiz gereğinden sayıldığı, konuşma 11

12 arasında övünmeye benzer bir vesile teşkil edeceği için çocuklarına bir muallim istiyordu. Namuslu bir şekilde çalışarak ihtiyaçlarının temini için ortaya çıkan bu vesileyi ihmal edemezdi; sevinçle kabul etmişti. İşte iki aydan beri haftada üç gün muntazaman adaya gidip geliyordu. Muallimlik etmeğe karar verdiği zaman, bunu yerine getirirken bir zorlukla karşılaşacağını aklına getirmemişti. Fakat daha ilk günden kalbi, iki yüzlü bir düşman gibi gizli gizli gösterdiği etkiden, hafif bir yara almıştı. Adada gideceği köşkü kendisine ta'rif etmişlerdi. Gidip, "İstenilen muallim benim" demekte hiç sıkılacak bir şey görmüyordu. Sıkıntılı, sıcak bir havada ada iskelesine çıkmıştı. Bu andan itibaren yüreğinde bir eziklik hissetmeğe başlamıştı. Yürüdükçe daha ziyade utanılacak bir harekette bulunuyor gibi sıkılıyordu. Helecan içinde çıngırağı çekerken kapının hiç açılmamasını istiyor, kaçıp dönmek arzularına kapılmamak için kendini zorluyordu. Kendisini kâhya gibi bir adam ilgisiz bir şekilde kabul etmişti. Muallim olduğunu bir iki defa tekrar edilen sual neticesinde anladıktan sonra bir oda göstererek: Peki, demişti, şuraya buyurunuz. Bir kabahatli gibi utanarak, bütün arzularının, doğal olan gururunun keskin iğneleri üzerinde vakit geçiriyormuş gibi bu odada yalnızca beklediği saati unutamazdı. Öncelikle, soğuk bir çekinme ile bir iskemlenin köşesine ilişerek etrafına bakmadan bir hayli kalmıştı. Her geçen saniye nefsinin gururunu yaralıyor, burada bir yabancı odada ne beklediğini, buraya niçin geldiğini düşünmek kendisine pek alçaltıcı, pek haysiyet kırıcı bir işi kabul etmiş olmak acısını hissettiriyordu. Hâlbuki o bunda, hiç sıkılacak, utanılacak bir şey görmemiş, vazifeyi büyük bir memnuniyet ile kabul edebileceğini daha sonra para alacağını ve dünyada bu paradan daha başka vicdanını rahatlatacak hiç bir parayı harcayamayacağını düşünmüştü. 12

13 Gerçekler bundan ibaret iken şimdi budalaca, aldatıcı bir nefis kibirlenmesine kapılmak kendisi gibi hayatını hiç kimseye, hiç bir bayağılaşmaya düşmeden namusuyla kazanmak emelinde bulunan bir gence yakışır mı idi? İşte bunları düşünerek, bu muhakemeleri tekrar ede ede hissiyatını mağlup etmek, kendine cesaret vermek isteyerek üzerindeki ağır yükü bir dereceye kadar atabilmiş, etrafına bakmıştı. Oda oldukça kıymetli eşya ile döşenmişti. Fakat her şey, asil bir zevkin yokluğuna, yalnız servetin çokluğuna delalet edecek surette seçilmişti. Hiç şüphesiz kendisi de buraya böyle rastgele alınan şu iskemle gibi rastgele getirilmişti; kendisi de bu odada bir süs idi. Canları sıkıldığı vakit şu levhayı buradan kaldırıp atıvermek onlarca nasıl önemsiz ise kendisine: Haydi, al hakkını, artık git! demek de o kadar önemsiz, o kadar kolay idi. Ve hakikaten o da bu davranışa boynunu ezik bir şekilde bükerek gidecekti. Niçin başka bir adam kendisine böyle bir muamele edebilecekti? O adam bu ayrıcalığı, bu üstünlüğü ne ile kazanıyor, bu hakka nasıl, niçin sahip oluyordu? Bir güzelliğin, inceliğin mevcut olmaması ile uzlaşan bu üstünlük şimdi onun kalbini sıkıyor, kabarma arzusu, ne olduğunu belirli bir surette bilmediği bir şeyi yıkma, yok etme hırsı veriyordu. Bir aralık odaya bir uşak girmiş, yemek isteyip istemediğini sormuştu. Zaten eve girerken bir odadan çatal bıçak seslerini işitmişti. Kendisini burada unutmuşlar da şimdi hatırlıyorlardı, merhameten önüne bir kaç türlü yemek atacaklardı, değil mi? Kısık bir sesle: İstemem, dedi, yemiştim... O gün ilk dersi böyle aç bir halde verdi. Okutacağı talebeleri on üç, on dört yaşlarında iki erkek çocuk idi. Bunlardan hoşlanmamak için hiç bir sebep yoktu. Çocuklar ilk defa gördükleri hocalarına karşı uyumlu davranıyorlar, zekâlarını ispat edecek surette sözler söylüyorlardı. Okuyacakları derslerin programını yaptılar, ilk günü boş geçirmemiş olmak için biraz imlâ yazdılar. 13

14 İlk dersi verip çıktığı zaman ezici bir azaptan kurtulmuş gibi derin bir nefes almıştı. İlk aldığı darbenin etkisini yavaş yavaş kaybediyor, üzerine sebebi belirsiz hüzünlü bir düşünce çöküyordu. Vapurda kendi derslerinin sınavına çalışmak için yanına almış olduğu kitabını okuyamadı. Kolunu vapurun kenarına dayayarak boynu bükük bir şekilde suları yarıp ilerlemeğe çalışan eski vapurun etrafında sıçraşan, oynaşan, dalgalanan denize bakarak, sonsuz, sebepsiz ve belirsiz düşünceler içinde iken geri dönmüş, hayatın gerçekleri ile ilk defa böyle yüz yüze gelişi onun tecrübesiz hayatını derinden sarsmıştı. Bununla birlikte bütün gücünü toplayarak muallimlik hayatını devam ettirmekten vazgeçmedi. Sabahleyin erkence kalkar, kendi sınavı için biraz çalıştıktan sonra not defterlerini alarak vapura yetişirdi. Burada, iki saate yakın bir yolculuk esnasında derslerine çalışmak isteyerek, bazen bunda da başarılı olamayarak güzel bir vakit geçirirdi. Artık bu düzenli seyahate alışmış, yolcular içinde bazı çehreleri ezberlemişti. Bunların arasında soluk çehresiyle, nazik, sevimli, genç bir musiki muallimesi vardır ki her defasında mutlaka onu da vapurda görür, akşam vapurunda da ona tesadüf ederdi. Daha böyle hayatlarını daimi bir çalışma ile kazanmağa mecbur olan bir kaç çehre vardı. Onlarla da uzaktan bir münasebet kurmuş, kendisine benzeyen bu hayat mahkûmlarına karşı uzaktan, kalbinde bir merhamet duygusu ve muhabbet ayırmıştı. Fakat bunların içinde bilhassa soluk çehresiyle, yüzündeki ince sızlatıcı çizgileriyle dikkat çeken ve zarif bir güzellik arz eden musiki muallimesine merhamet dolu bir ilgi besliyordu. Onun arkasında her vakit lacivert bir etek ile açık renk bir ceket görünce bazan tesadüf ettiği özenle yapılmış tuvaletleri hatırlar, eğer bir üstünlük noktası aramak lâzım gelirse bu narin, nazik bir çiçek gibi gençliğinin bütün tazeliği ile ruhları ışıklandıran musiki muallimesi en üstün olması lâzım gelirken o böyle eski bir etek ile gezdiği halde öte tarafta bir çok kadınların ne bu güzelliğe, ne böyle bir musiki yeteneğine, ne bu kadar ağırbaşlılık ve dürüstlüğe sahip olmadıkları halde refah ve servet içinde 14

15 boğulmalarını bir türlü kabul edemezdi. Burada düzeltilmeye muhtaç bir haksızlık noktası ve hakkı elinden alınmış bir kişi söz konusu idi. Sonra bu düşünceler onu kendi hayatını göz önüne getirmeye sevk e- derdi. Daha bir ay olmadan bıkmış, ümitsiz olmağa başlamıştı. İlk derslerde çocuklara mümkün olduğu kadar çok ayrıntı vermek, birçok şeyler öğretmek isteğinde idi. Fakat bir iki defada, ne esaslı, ne güçlü tembeller karşısında bulunduğunu anlamıştı. İşte böyle düzeltilmesi mümkün olmayan, şiddetli bir sarsılış gibi bütün dehşetiyle duran iki tembellik ile boğuşmağa mecburiyet onu yoruyor, ümidini kırıyordu. O sıcak havalarda, rüzgâr almayan odada, yüksek, geçim sıkıntısından uzak bulunan herkesin, uyku ile, istirahat ile vakit geçirdikleri bir saatte zihnine çöken yorgunluğu silkerek iki tembelin fikrine gramer kurallarını, tarihi olayları, memleketlerin bulundukları yerleri sokmağa uğraşmak, buna mecbur olmak ona ıstırap veriyor ve bunun mecburiyetini hissetmek ruhunda yaralar açıyordu. Bir aralık, öğrencilerinin tembelliğini yenmek için ilmin, fennin lüzumundan, hayat için ne kadar gerekli olduğundan bahsetmek istemişti. Fakat babalarının serveti karşısında her türlü ihtiyacın doymuşluğunu belli eden çocukların öyle dinleyişleri vardı ki yüzlerine karşı, adanın bütün o süslü, muhteşem köşklerine karşı bağırmak hırsının kalbinde kabardığını hissederek kendisini tutmak için susmağa mecbur olmuştu. Düşündüğünü, hissettiğini söyleyememeğe böyle mecbur olmak da onun için ayrı bir ıstırap kaynağı idi. Bu durumdan dolayı karamsar olduğu zaman; ben gereğinden fazla önemsiyorum düşüncesiyle kendisini haklı çıkarmaya, avutmaya çalışırdı. Fakat ufak bir şey, hiç yoktan kendisinin şüpheye düşürdüğü bir bencilliğin, sevdiği bir hal olduğu, gerçek duygularını şiddetle ikaz eder, onu yeniden acılara, elemlere düşürürdü. Nefsine bu acı gelen haller arasında aylık almayı en fena dereceye düşmüş olarak görüyordu. İlk ay bittiği zaman o derse kalbinin çırpınışı ile gitmiş, odada yalnız bulunduğu vakit kâhyanın masa üzerine: 15

16 Size lâyık değilse de... Kusura bakmayınız, önsözüyle ve nezaketiyle bıraktığı liralara dokunmağa cesaret edemeden bir müddet uzaktan bakmıştı. Çalışarak, yorularak, birçok defa vicdanının reddedişini yenerek hak ettiği bu paralara dokunursa eli yanacak gibi bir ürküntü hissine kapılıyordu. Fakat o küçük sarılar uzaktan bile gözlerini, ruhunu yakıyordu. Niçin bu adamlar kendisine bu parayı verebiliyorlardı? Niçin kendisi bu adamlardan -bu adamlardan ki kendisinden üstün olmalarını gerçekten gösterecek ne fazla bir ilme, ne fazla bir erdeme, ne daha soylu bir zevke sahip idiler- işte bu adamlardan, böyle bir kâhya elinden bu parayı almağa mecbur bulunuyordu? Bu ürküntüler, bu düşünceler kendisi ile öğrencileri arasında dolmaz bir mesafe bırakıyordu. Daima çekingen durur, derslerini verir, ilişkiyi kuvvetlendirmeye yol açmayacak, istediğini gösterecek şekilde öteden beriden pek az bahseder, vakti gelince ayrılırdı. Fakat çocuklar bir akşam kendisini zorlayarak alıkoymak istediler. Mehtap da vardı, gece gezerlerdi. O kadar ısrar ettiler ki bu teklifi kabul etmemek için hiç geçerli bir sebep göremeyerek, gerçekte hiç bir kabahati bulunmayan çocukları kırmak istemeyerek onlara eşlik eyledi. Akşamüzeri birlikte sokağa çıktılar. Şimdiye kadar hiç beraber gezmemişlerdi. Biraz yürüyünce o gece onlarla kalmayı uygun gördüğü için çok pişman oldu. Onların yanında, sıkı bir dostluk bağıyla bağlı olmadan, samimi bir hava estirmeden bir muallim sıfatıyla gezmeği sığıntılık sayıyor, feryat etmek isteyen haysiyeti, gururu üzerinde yürüyor gibi her adım attıkça bir azap duyuyordu. Çocukların kendisine karşı gösterdikleri saygıda bile bu acı duyguyu şiddetlendirecek bir koruma, güya bir üstün gelme kokusu fark ediyordu. Çocuklar araba tutup tur yapmak istiyorlardı. O mümkün olduğu kadar az minnet altında kalmış olmak için: Yayan dolaşalım, dedi, daha iyi eğleniriz. Bu teklifine çifte bir hayret nidası geldi: Arabasız, dediler, hiç gezilir mi? 16

17 Şu kötü niyetle söylemediklerine emin olduğu sözlerinin ezici işaretini fark etmeyen öğrencilerine gamlı ve anlamlı bir nazarla baktı. Evet çocuklar, arabasız da gezilirdi. Hem hayatta araba ile gezebilenler bundan mahrum olanlara oranla pek az idi. Ah, bu sizin arabalarınızın camlarında nasıl bir aldatılmışlık büyüsü vardı ki pencereden baktığınız zaman size, geçerken savurduğunuz tozlar arasında yuvarlanan, beygirlerinize sarf ettiğiniz paraları bile bulamayan bir bir kesim muhtaç sınıfı hiç göstermiyordu; hayatta yalnız kendinizi görüyor, yalnız kendinizi düşünüyorsunuz! Bu acı düşüncelere dalarak hiç itiraz etmeden arabaya bindi. Rahat bir şosenin üzerinde süratle gidiyorlardı. Her tarafta arabalar, zengin tuvaletler, şenlik eserleri görülüyordu. Zevklerin gafleti içinde, gurubun aldatıcı güzelliği altında, ufkun karanlık bir tarafında ağlar gibi duran kanlı lekeleri fark etmeden hep eğleniyorlardı. Akşamın hafif serinliği, çamların keskin kokuları herkesi okşuyor, arabaların gürültüsü düşünceyi uyuşturuyordu. Yemek için köşke dönecekleri zaman, ne düşündüğünü bilmeyecek bir halde derin bir bezginliğin, hüznün derinliğinde belirsiz düşüncelere dalmıştı. Öğrencileri yemek için kadınlara için ayrılan yere gittiler. Kendisi odada yalnız kaldı. Daha gazı yakmamışlardı; karanlıktı. Panjuru iterek pencerenin önüne oturdu. Akşamın gamlı sessizliği altında bütün varlık, derin bir yorgunluk geçiriyor gibi güçsüz bir düşüncede idi. Deniz koyu bir örtü gibi yayılarak Heybeli'nin eteklerinde sahilin karanlık rengiyle birbirine karışıyordu. Bu pencere önünde yapayalnız vakit geçirdikçe bütün etrafındaki karanlıktan damla damla siyah bir yağmurun bütün benliğine dolduğunu hissediyordu. Ve burada bu yabancı çevre içinde kendi yabancılığını, kendi kısmetsizliğini düşünüyordu. Şimdi ona da yemek getirmişlerdi. Fakat içeride neşeli seslere karışık çatal bıçak gürültülerini işite işite o yemeğini burada yapayalnız yemeğe, lokmalarını yutarken boğulmamak için büyük çaba göstermeğe mecbur idi. Ve sanki her şey, karşısında bir 17

18 karşı konum ile duruyor zannettiği uşaktan, bu odanın ilgisiz duvarlarına, bu yalnızlığa, bu muhteşem hayatlara dönüp dolaşılan yollara, çamlara, denizlere varıncaya kadar her şey onun yoksul hayatını, nasipsiz yaşantısını bir kusur, bir utanılacak şey gibi yüzüne çarpıyordu. O gece iskele başındaki gazinoda akıp giden zamanı, sonra mehtapta araba ile yaptıkları gezintiyi bir rüya içinde gibi geçirmişti. O gece bir türlü uyuyamadı. Meçhul bir rahatsızlık kendisini boğuyor gibiydi. Nihayet kalkmağa mecbur oldu; odada sıcaktan bunalıyordu. Bahçeye çıkarak ay ışığı altında parlayan denize karşı oturdu. Burada saatlerce kaldı. Düşünceleri arasında bir an oldu ki yorgunluğun, uykusuzluğun etkisiyle kendisini kaybetmiş gibi oldu. Akşamki, geceki gezinti şimdi zihninde garip akisler uyandırarak canlanıyordu. Bütün ada bir garip renge boyanıyor, yollardan özenle yapılmış, görkemli arabalar içinde kıymetli madenler, taşlar akıyordu. Bütün çamlar, köşkler benlik satan bir heykel halinde gökyüzüne doğru yükseliyor, bu altın, bu servet suyunun ortasında birçok insanlar kaynaşıp duruyorlardı. Nihayet ufkun, şu karanlık gibi duran noktasından kırmızı bir duman kalkarak gittikçe büyüyor, yayılarak bunların üzerini örtüyordu. O vakit bu süslü âlem ve zevke düşkünlük bu kanlı rengin altında örtülü kalarak boğuk haykırışlar işitiliyor, derin bir deprem etrafı sarsarak her şeyi birbirine çarparken cehennemi bir kaynayış içinde boğuk sesler meydana geliyor, sonra her şey siyah bir yok oluş perdesi altında tükenip ve perişan inlerken, yavaş yavaş bu büyük âlemin pislik ve vefasızlığı altından yeni bir âlem meydana gelmeğe başlıyordu. Ve şimdi bu yeni âlemin bir mutluluk müjdesi gibi gülümseyen güneşi, doğu tarafının yaldızlı, renk renk bulutların altından bütün cihana sonsuz bir ışık ve ümit yayıyordu. 18

19 Ömer SEYFETTİN d.1884-gönen AND Ben Gönen de doğdum. Yirmi yıldan beri görmediğim bu kasaba hayalimde artık seraplaştı. Birçok yerleri unutulan eski, uzak bir rüya gibi oldu. O zaman genç bir yüzbaşı olan babamla her vakit önünden geçtiğimiz Çarşı Camii ni, karşısındaki küçük, harap şadırvanı, içinde binlerce kestane tomurcuğu yüzen nehirciği, bizim yıkanmaya gittiğimiz sıcak sulu hamamın derin havuzunu şimdi hatırlamaya çalışırım. Fakat beyaz bir unutulmuşluk dumanı önüme yığılır. Renkleri siler, şekilleri kaybeder Pek uzun gurbetlerden sonra vatanına dönen bir adam, doğduğu yerin ufkunu koyu bir sis altında bulup da sevdiği şeyleri uzaktan bir an evvel göremediği için nasıl üzüntülü olursa, ben de tıpkı böyle bir meraka, sabırsızlığa benzer bir elem duyarım. O, her akşam sürülerle mandaların, ineklerin geçtiği tozlu, taşsız yollar, yosunlu, siyah kiremitli çatılar, yıkılacakmış gibi duran büyük duvarlar, küçük ahşap köprüler, nihayetsiz tarlalar, alçak çitler hep duman içinde erir Yalnız evimizle okulu gözümün önüne getirebilirim. * Büyük bir bahçe Ortasında köşk tarzında yapılmış bembeyaz bir ev Sağ köşesinde her vakit oturduğumuz beyaz perdeli oda Sabahları annem beni bir bebek gibi pencerenin kenarını oturtur, dersimi tekrar 19

20 ettirir, sütümü içirirdi. Bu pencereden görünen avlunun öbür tarafındaki büyük toprak rengindeki binanın camsız, kapaksız tek bir penceresi vardı. Bu siyah delik beni çok korkuturdu. Yemeklerimizi pişiren, çamaşırlarımızı yıkayan, tahtalarımızı silen, babamın atına yem veren, av köpeklerine bakan hizmetçimiz Abil Ana nın her gece anlattığı korkunç hikâyelerdeki ayıyı, bu karanlık pencerede görür gibi olurdum. Bu korku ile rüya dinlemek, tabir etmek merakında olan zavallı anneme, her sabah ayılı rüyalar uydurur, iri kuzgun bir ayının beni kapıp dağa götürdüğünü, ormandaki inine kapadığını, kollarımı bağladığını, burnumu, dudaklarımı yediğini sonra Bayramiç yolundaki su değirmeninin çarkına attığını söyler, ona birçok: Hayırdır inşallah Dedirtirdim O, rüyalarımı tabir ederek benim büyük bir adam, büyük bir bey, büyük bir paşa olacağımı, bana kimsenin fenalık yapamayacağını garanti ettikçe, yalan söylediğimi unutur, ne kadar sevinirdim! * Nasıl sokaklardan, kiminle giderdim? Bilmiyorum Okul, bir katlı, duvarları badanasız idi. Kapıdan girince üstü kapalı bir avlu vardı. Daha ilerisinde küçük, ağaçsız bir bahçe Bahçenin sonunda ayakyolu, gayet kocaman abdest fıçısı Erkek çocuklarla kızlar karmakarışık otururlar, beraber okur, beraber oynarlardı. Büyük Hoca dediğimiz kınalı, az saçlı, kambur, uzun boylu ihtiyar, bunak bir kadındı. Mavi gözleri pek sert parlar, gaga gibi eğri, sarı burnuyla, tüyleri dökülmüş, hain, hasta bir çaylağa benzerdi. Küçük Hoca erkekti. Büyük Hoca nın oğlu idi. Çocuklar ondan hiç korkmazlardı. Galiba biraz aptalca idi. Ben arkadaki rahlelerde Büyük Hoca nın en uzun sopasını uzatamadığı bir yerde otururdum. Kızlar, belki saçlarımın açık sarı olmasından bana hep Ak Bey derlerdi. Erkek çocukların büyücekleri ya ismimi söyler yahut Yüzbaşı oğlu diye çağırırlardı. Sınıf kapısının açılmayan kanadında sallanan geldi-gitti levhası yassı, cansız bir yüz gibi bizlere bakar, kalın duvarların tavana 20

21 yakın dar pencerelerinden giren donuk bir aydınlık durmadan bağıran, haykırarak okuyan çocukların susmaz, keskin çığlıklarıyla sanki daha çok ağırlaşır, bulanırdı Okulda yalnız bir çeşit ceza vardı: Dayak Büyük kabahatliler, hatta kızlar bile falakaya yatarlardı. Falakadan korkmayan, titremeyen yoktu. Küçük kabahatlilerin cezası ise ölçüsüz tartısız idi. Küçük Hoca nın ağır tokadı Büyük Hoca nın uzun sopası Ki rast geldiği kafayı mutlaka şişirirdi. Ben hiç dayak yememiştim. Belki iltimas ediyorlardı. Yalnız bir defa Büyük Hoca kuru, kemikten elleriyle yalan söylediğim için sol kulağımı çekmişti. O kadar hızlı çekmişti ki ertesi gün bile yanıyordu. Kıpkırmızı idi. Hâlbuki kabahatim yoktu. Doğru söylemiştim. Bahçedeki abdest fıçısının musluğu koparılmıştı. Büyük Hoca bu kabahati yapanı arıyordu. Bu mavi cepkenli, kırmızı kuşaklı, hasta, zayıf bir çocuktu. Haber verdim. Falakaya konacaktı. İnkâr etti. Sonra diğer bir çocuk çıktı. Kendi kopardığını, onun kabahati olmadığını söyledi. Yere yattı. Bağıra bağıra sopaları yedi. O vakit Büyük Hoca: Niçin yalan söylüyorsun, bu zavallıya iftira ediyorsun? diye kulağıma yapıştı. Yüzünü buruşturarak darıldı. * Ağladım. Ağladım. Çünkü yalan söylemiyordum. Evet, musluğu koparırken gözümle görmüştüm. Akşam tatilinde dayağı yiyen çocuğu tuttum: Niçin beni yalancı çıkardın, dedim, musluğu sen koparmamıştın. Ben koparmıştım. Hayır, sen koparmamıştın. Öbür çocuğun kopardığını ben gözümle gördüm. Israr edemedi. Yüzüme baktı. Bir an öyle durdu. Eğer hocaya söylemeyeceğime yemin edersem, saklamayacaktı. Anlatacaktı. Ben hemen yemin ettim. Merak ediyordum. 21

22 Musluğu Ali koparmıştı, dedi, ben de biliyordum. Ama o çok zayıf, hem hastadır. Görüyorsun, falakaya dayanamaz. Belki ölür, daha yataktan yeni kalktı. Ama sen niçin onun yerine dayak yedin? Niçin olacak. Biz onunla and içmişiz. O bugün hasta, ben iyi, kuvvetliyim. Onu kurtardım işte. Pek güzel anlamadım. Tekrar sordum: And ne? Bilmiyor musun? Bilmiyorum. O vakit güldü. Benden uzaklaşarak cevap verdi: Biz birbirimizin kanlarını içeriz. Buna and içmek derler. And i- çenler kan kardeşi olurlar. Birbirlerine ölünceye kadar yardım ederler, imdada koşarlar. Sonra dikkat ettim, okulda birçok çocuklar birbirleriyle and içmişlerdi. Kan kardeşi idiler. Hatta bazı kızlar bile kendi aralarında and içmişlerdi. Bir gün bu yeni öğrendiğim âdetin nasıl yapıldığını da gördüm. Yine arka rahlelerde idi. Küçük Hoca abdest almak için dışarı çıkmıştı. Büyük Hoca arkasını bize çevirmiş, yavaş yavaş bir sümüklü böcek kadar ağır, namazını kılıyordu. İki çocuk tahta sapı bir çakı ile kollarını çizdiler. Çıkan büyük, kırmızı damlayı kolları üzerinde bu çizgiye sürdüler. Kanlarını karıştırdılar. Sonra birbirlerinin kollarını emdiler. And içerek kan kardeşi olmak Bu, beni düşündürmeye başladı. Şayet benim de kan kardeşim olsa idi hocaya kulağımı çektirmeyecek, ihtimal falakaya yatacağım zaman beni kurtaracaktı. Koca okulun içinde kendimi yapayalnız, arkadaşsız, sahipsiz zannediyordum. Anneme fikrimi, her çocuk gibi birisiyle and içmek istediğimi söyledim. Andı tarif ettim. Razı olmadı: Öyle münasebetsizler istemem. Sakın yapma ha diye tembih etti. Fakat ben dinlemedim. Aklıma and içmeyi koymuştum. Fakat kiminle? Bir tesadüf, beklenilmeyen bir kaza bana kan kardeşimi kazandırdı. 22

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer,

Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, Eskiden Amcam Başkötü ye ait olan Bizim Eski Yer, DEŞŞET ORMANI, YARATIKKÖY Anneciğim ve Babacığım, Mektubunuzda sevgili bebeğinizin nasıl olduğunu sormuşsunuz, hımm? Ben gayet iyiyim, sormadığınız için

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ ADALET ve CESARET ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 4965 24 3 Sertifika no: 14452 Uğurböceği

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN "Biz apartmanlara yabancıyız. Bir ailenin hayatında ev ocak en esaslı bir unsurdur. Bir odanın kapısını açtığım zaman, burada babam doğmuştu, bir sofaya çıktığım zaman, burada halam gelin olmuştu, bahçeye

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya

MOTİVASYON. Nilüfer ALÇALAR. 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya MOTİVASYON Nilüfer ALÇALAR 24. Ulusal Böbrek Hastalıkları Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi Ekim 2014, Antalya Motivayon nedir? Motivasyon kaynaklarımız Motivasyon engelleri İşimizde motivasyon

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

Çok Mikroskobik Bir Hikâye

Çok Mikroskobik Bir Hikâye Çok Mikroskobik Bir Hikâye ÜMMÜŞ PÖRTLEK İlköğretim Okulu nda sıradan bir ders günüydü. Eğer Hademe Kazım, yine bir gölgelikte uyuklamıyorsa, birazdan zil çalmalıydı. Öğretmenimiz, gürültü yapmadan toplanabileceğimiz

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK Resimleyen: Vaghar Aghaei cancocuk.com cancocuk@cancocuk.com Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Editör: Ebru Akkaş Kuseyri İç ve Kapak Tasarım: Gözde Bitir Tasarım Uygulama: Güldal

Detaylı

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır.

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR En Kıymetlim, Sonsuz AĢkım Gözlerinde sevdayı bulduğum, ellerinde

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ www.armtr.org Yazan: Billur Demiroğulları Çizen: Yasemin Erdem Kontrol: Özlem Küçükfırat Bilgi (Çocuk Gelişim Uzmanı) Bu hikaye kitabının her türlü yayın hakkı Anorektal

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I

ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I ANKARA ÜNİVERSİTESİ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖZEL LİSESİ 2011-2012 ÖĞRETİM YILI I. DÖNEM 11-A SINIFI MF GRUBU DİL VE ANLATIM DERSİ I. YAZILI SINAVI SORULARI Öğrencinin Adı ve Soyadı : Sınıfı: Numarası:

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı

(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle

Detaylı

1. SINIF TÜRKÇE. Copyright 2015. YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN. KAPAK TASARIMI Resul KÖSE. DİZGİ - SAYFA TASARIMI Resul KÖSE

1. SINIF TÜRKÇE. Copyright 2015. YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN. KAPAK TASARIMI Resul KÖSE. DİZGİ - SAYFA TASARIMI Resul KÖSE 1. SINIF TÜRKÇE Bu kitabın bütün hakları Hacer KÜÇÜKAYDIN a aittir. Yazarın yazılı izni olmaksızın kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz ve çoğaltılamaz. Copyright 2015 YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN

Detaylı

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri

Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri Ünite 01: Arapçada Kelime ve Cümle Çeşitleri :١ mı, mi? baba ( ) uzaklaştım uzaklaştırmak uzaklaştırmak evin kapıları babam yetişiyorum eğitim görüyorum ecdadım, atam saygı otur! seviyorum seni seviyorum

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor?

UYGULAMA 1 1. Aşama Şimdi bir öykü okuyacağım, bakalım bu öykü neler anlatıyor? ALAY ETME Amaç : Başkalarına saygı duymayı öğrenme.alay etme ile baş edebilme becerisini kazandırma Düzey : 1. sınıf ve üstü Materyal: Uygulama 1 için:yazı tahtası, kağıt, kalem, Uygulama 2 : Kuklalar,oyuncak

Detaylı

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N.

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N. New York ta bugün kar yağıyor. 59. Cadde deki evimin penceresinden, yönetmekte olduğum dans okuluna bakıyorum. Bale kıyafetlerinin içindeki öğrenciler, camlı kapının ardında, puante * ve entrechats **

Detaylı

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok)

CÜMLE BİLGİSİ. ( Cümle değildir. Anlamı yok) CÜMLE BİLGİSİ Bir duyguyu, düşünceyi, isteği veya haberi anlatan sözcük yada sözcük grubuna cümle denir. Bir söz gurubunun cümle olabilmesi için anlamlı olabilmesi gerekir. Haberi tam olarak anlatamayan

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM Bu zamana kadarki okul hayatım boyunca birçok öğretmenim oldu. Şu an düşündüğüm zaman, aslında her birinden bir şeyler öğrendiğimi ve her birinin hayatımın şekillenmesinde azımsanmayacak

Detaylı

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN TEŞEKKÜR Kısa Film Senaryosu Yazan Bülent GÖZYUMAN Sahne:1 Akşam üstü/dış Issız bir sokak (4 sokak çocuğu olan Ali, Bülent, Ömer ve Muhammed kaldıkları boş inşaata doğru şakalaşarak gitmektedirler.. Aniden

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde.

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde. 1. a) Bende yapışık, sende yapışık Çam ağacı çamda yapışık. b) Sende de var, bende de var Bir kuru çöpte de var. c) Arifsiniz, zarifsiniz Kendinizi neden bilirsiniz? 2. a) Ağzı var, dili yok Canı var,

Detaylı

Kahraman Kit Misafirlikte

Kahraman Kit Misafirlikte Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 03.11.2014 PAZARTESİ Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. Müzik eşliğinde öğretmenin yönergelerine uygun ısınma hareketleri yapıldı.

Detaylı

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana.

Woyzeck: Öğleyin güneş tepeye çıkıp da dünya ateşe düşmüş gibi yanmaya başlayınca, işte o zaman korkunç bir ses bir şeyler diyor bana. Konu: "Woyzeck ve "Matmazel Julie Adlı Eserlerde Kullanılan İmge ve Simgelerin Eserlerin Tezlerine Katkısı Adı-Soyadı: Halil İbrahim Yüksel No: 149 Sınıfı: 11-D WOYZECK VE MATMAZEL JULIE DE İMGE VE SİMGE

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

Ceviz ile ilgili siz değerli ziyaretçilerimizle,anısının küçük fakat izlerinin çok büyük olduğu ceviz başlangıç öykümü paylaşmak istiyorum!

Ceviz ile ilgili siz değerli ziyaretçilerimizle,anısının küçük fakat izlerinin çok büyük olduğu ceviz başlangıç öykümü paylaşmak istiyorum! CEVİZE GİRİŞ Ceviz ile ilgili siz değerli ziyaretçilerimizle,anısının küçük fakat izlerinin çok büyük olduğu ceviz başlangıç öykümü paylaşmak istiyorum! Her şey bir pantolon ile başladı Evet, yanlış anlamadınız;

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

DOSTLAR beni tanıdınız değil mi? Ben HACĐVAT.

DOSTLAR beni tanıdınız değil mi? Ben HACĐVAT. DOSTLAR beni tanıdınız değil mi? Ben HACĐVAT. Seninle bu hafta yani 1 Ağustos 7 Ağustos arasında beraberiz. Sana hangi günler hangi dersleri yapacağını ben söyleyeceğim. Benim söylediğim tarihlerde ödevini

Detaylı

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI

ŞEKİL KAVRAMI TEMA ÇALIŞMALARIMIZ KAVRAMLAR RENK KAVRAMI SAYI KAVRAMI SES KAVRAMI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI ÖZEL BİLGİ İLKÖĞRETİM OKULU ANASINIFI 1 31 MART TEMA ÇALIŞMALARIMIZ Merakla ve sabırsızlıkla ilkbaharı bekliyoruz..gelir umuduyla.. Bu ay temamız İlkbahar.. Kışı gördük, iliklerimize kadar yaşadık aylardır..

Detaylı

ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ANAOKULU 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ BU AY ÖĞRENDİKLERİMİZ ATATÜRK Atatürk kim olduğunu hatırladık Atatürk ün hayatını inceledik. Atatürk ün kişisel

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ

RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ BAKİ SARISAKAL RUMELİ DEN GELEN SON MÜBADİL KAFİLESİ Türk tarihinin, matemli bir sahnesi daha kapandı. Karasudan, Teselya Ovasına, Alasonya Geçitlerinden, Kayalar

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU MAYIS AYI 1. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest oyun

Detaylı

Söyleyiniz. 1- Çağdaş caddeye neden koştu? 2- Kazadan sonra Çağdaş a kim yardım etti? Sözcük Sayısı : 56

Söyleyiniz. 1- Çağdaş caddeye neden koştu? 2- Kazadan sonra Çağdaş a kim yardım etti? Sözcük Sayısı : 56 SAAT TUTARAK METİN OKUMA-1 KAZA Çağdaş ile Cevat cadde kenarında top oynuyordu. Top caddeye kaçtı. Çağdaş topun arkasından koştu. O sırada caddeden geçen minibüs Çağdaş a çarptı. Çağdaş yere düştü. Cevat

Detaylı

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır.

Defne Öztürk: Atatürk ün herkes mutlu ve özgür olsun diye hediye ettiği bayramdır. 30.10.2015 DENİZATI ndan Herkese Merhaba! Haftanın ilk günü sohbet saatimizde herkes hafta sonu neler yaptığını anlattı. Duvarda asılı olan Atatürk resimlerine dikkat çeken öğretmenimiz onu neden asmış

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI DAHA İYİ OLABİLMEK BAŞARMA DUYGUSUNU YAŞAMAK KENDİN OLABİLMEK BASKIYI TAKDİRE ÇEVİREBİLMEK KIYASLANMAYI ENGELLEMEK İÇİN Uyarılara kulak verin! Stephen R. Covey, Etkili İnsanların

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

NOKTALAMA İŞARETLERİ Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için. Nokta (. ) Annem bana meyve getirdi.

NOKTALAMA İŞARETLERİ Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için. Nokta (. ) Annem bana meyve getirdi. Yazılanları daha kolay okuyabilmek için, yazılanların yanlış anlaşılmasını önlemek için kullandığımız işaretlere NOKTALAMA İŞARETLERİ deriz. Nokta (. ) 1-Tamamlanmış cümlelerin sonuna nokta koyarız. Annem

Detaylı

Bekar Evli Boşanmış Eşi ölmüş Diğer. İlkokul Ortaokul Lise Yüksekokul Fakülte Yüksek Lisans

Bekar Evli Boşanmış Eşi ölmüş Diğer. İlkokul Ortaokul Lise Yüksekokul Fakülte Yüksek Lisans Form no : Tarih : Bu anket hastalığınızı daha iyi anlayabilmek ve sizlere daha yararlı olabilmek için düzenlenmiştir. Lütfen olabildiğince nesnel (objektif) yanıtlamaya özen gösterin. Ankete kimliğinizi

Detaylı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı

Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı 30 Kasım 2008 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu nun organize ettiği Beypazarı Köyleri fotoğraf

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce

TEST. 7. Dişer ne zaman fırçalanmalıdır? A. Yemeklerden sonra B. Okuldan gelince C. Evden çıkmadan önce ÖDEV- 3 ADI SOYADI:.. HAYAT BİLGİSİ Tırnaklar, el ve ayak parmaklarının ucunda bulunur. Tırnaklar sürekli uzar. Uzayan tırnakların arasına kir ve mikroplar girer. Bu yüzden belli aralıklarla tırnaklar

Detaylı

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz.

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. YARATICI OKUMA DOSYASI En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz. MAVİŞ Mavişe göre Dünya nın ¾ nün suyla kaplı olmasının nedeni nedir?...... Maviş in gözünün maviden başka renk görmemesinin

Detaylı