Koryanalı Hüseyin: Hüseyin Köse. C. Yunus ÖZKURT

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Koryanalı Hüseyin: Hüseyin Köse. C. Yunus ÖZKURT"

Transkript

1 Koryanalı Hüseyin: Hüseyin Köse C. Yunus ÖZKURT Özet Bu çalışmada, Trabzon un Akçaabat ilçesine bağlı Acısu Köyü (eski ismi ile Koryana) doğumlu olan ve yaşadığı dönemde Acısu Köyü nün, Akçaabat ın ve dolayısıyla Trabzon yöresinin tanıtımına kalıcı değerler kazandıran kemençe sanatçısı Koryanalı Hüseyin Köse incelenmeye çalışılmıştır. Çalışma kapsamında sanatçının kısa bir hayat hikâyesi aktarıldıktan sonra, yöre kültürüne yaptığı katkılarla birlikte kemençe icrasındaki özelliklerine de yer verilmiş ve bu konuda karşılaşılan bazı sorunlar dile getirilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı, Koryanalı Hüseyin Köse ile ilgili değişik kaynaklardan toplanan verilerin değerlendirilmesi sonucu elde edilen tümleşik bilginin kayıt altına alınarak gelecek nesillere de aktarılmak istenmesidir. 1. Giriş Anahtar kelimeler: Koryanalı Hüseyin Köse, Koryana, Acısu, Kemençe, Akçaabatlı kemençe sanatçıları Karadeniz halkoyunlarının ve halk müziğinin özgün çalgısı kemençe dir. Kemençe, tarih boyunca bu topraklarda yaşayan, bu topraklardan gelip geçen, bu topraklarda kalıp önceki yerlilerle kaynaşan halkların ortak çalgısıdır. Ardıç, dut, lâdin, dişbudak ya da erik ağacından yapılan kemençe üç telli küçük bir çalgıdır cm boyunda küçük bir yay ile çalınır. Doğu Karadeniz Bölgesi nde kemençeden başka çalgılar da çalınır. Bu çalgıların alanı belirli yöreler ile sınırlıdır. Kemençe ise bölgenin her yöresinde çalınan tek çalgıdır (Gedikoğlu: 2012, s.105). Karadeniz yöresinde kemençe çalanlara kemençeci denilmektedir. Bu işi meslek hâline getirmiş kimseler; çeşitli Türk boylarında şaman, baksı, oyun, kam isimleri verilen ozan tipini hatırlatmaktadır. Onlar kemençe eşliğinde kısa hikâyeler anlatmakta, mâniler söylemektedir (Demir: s.1143). Anadolu da, doğaçlama mâni şeklinde olan şiir sözlerini bağlama eşliğinde bir ezgi ile söyleyen kişilere Âşık ya da Ozan denilmektedir. Doğu Karadeniz de ise bağlamanın yerini kemençe almıştır. Kemençe çalmakla birlikte, doğaçlama olarak mâni-şiir söyleme (türkü atma-türkü söyleme) yeteneğine sahip olan sanatçı kişilere Kemençeli Âşık denilmektedir. Çünkü âşık tarzı şiir geleneğinin tarihi süreçte değişmeyen unsurları olarak kabul edilen sazı söze koşma, yöre ağzıyla söyleme, dörtlük nazım birimini ve hece veznini kullanma, icra esnasında dinleyenlerle diyalog kurma ve doğaçlama nazım üretme gibi özellikler kemençe çalanlarda da görülür (Şişman: s.211). 1 Ancak yörede bu tür kişiler için âşık ya da ozan sözcükleri pek kullanılmadığı için kemençeci ya da çalgıcı olarak ifade edilirler. Akçaabat yöresinin gelmiş geçmiş kemençecilerini tanıtan yazılı bir bilgi kaynağı yoktur. Adı ve ünü duyulan Akçaabatlı kemençecilerden Polat ın Ali, Pirağa Çolak, Hakkı Kandemir (Haçkalı Hakkı), Savrenksalı Gâğur Musa, Osman Kırcı yıllar önce öldü. Hüseyin Köse (Koryanalı Hüseyin), Şevket Köroğlu ve Ahmet Ergül (Ahmet Çavuş) ise yakın yıllarda öldü. Hacı Kahveci, Kenan Atasoy, Şeref Kara, Abdurrahman Değirmenci, Hayri Yaşar Karagülle, Karadeniz Teknik Üniversitesi - Beşikdüzü Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi. (Acısu Köyü Kalkındırma ve Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi , Akçaabat Trabzon) 1 Abdullah Akat, kemençeli âşıklık geleneğinin Doğu Karadeniz Bölgesi nde Çepnilerin bulunduğu alanlarda görüldüğünü ve bu geleneğin Çepnilerce yaşatılarak yaygınlaştırıldığını belirtir. 1

2 Hasan Seis, Ragıp Altuntaş, Cihan Öztürk, Nizam Öztürk, Hamdi Akın (Viserali Hemdi), Aydın Balcı, Osman Şentürk, Hasbi Yurtseven, Mehmet Durmuş (Koryanalı Mehmet) ve daha niceleri ozanlık geleneğini günümüzde de yaşatan gönül dostlarıdır (Gedikoğlu: 2012, s.112). Doğduğu köyün ismi ile tanınan Koryanalı Hüseyin Köse, hem kemençe çalan hem de kemençe eşliğinde doğaçlama türkü söyleyebilen 2 bir kemençeci ve aynı zamanda iyi bir davulcu olarak tarih içerisinde yerini almıştır. Koryanalı Hüseyin Köse ile ilgili gerek sanat hayatını içeren, gerek hayat hikâyesini ele alan ciddi ve geniş kapsamlı bir çalışma yapılmamıştır. Tespit edilebilen ilk bilimsel nitelikte kaynak gösterilebilecek çalışma, Atilla Alp Bölükbaşı nın Hüseyin Köse ile yaptığı ve 6-12 Aralık 1988 tarihli olarak Akçaabat Haber Gazetesi nde yayınladığı röportajdır. Bundan başka İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Müzik Teorisi Bölümü mezunu olan Ahmet Tekin Kumaş ın 2002 yılında bitirme çalışması olarak hazırladığı ve Koryanalı Hüseyin Köse ile ilgili olan bir çalışması vardır. Yine Trabzon Akçaabat Kuruçam köyünden emekli edebiyat öğretmeni ve aynı zamanda halk kültürü araştırmacısı olan Haydar Gedikoğlu da Hüseyin Köse ile ilgili çalışmalar yapmıştır. Gedikoğlu nun çalışmaları; uzun yıllar devam etmekle birlikte Hüseyin Köse nin edebi ve kültürel yanını ön plana çıkaran, kısa biyografisini de içeren çalışmalar olup bunlardan derlenen iki makalesi 2006 yılında Akçaabat Yeni Haber Gazetesi nde bir hafta ara ile yayınlanmıştır. Bu çalışmaların bir kısmı, 2012 Kasım ayı içerisinde Akçaabat Belediyesi nin Kültür Yayınları kapsamında çıkarılan Akçaabat Folkloru isimli kitap içerisinde de yer almıştır (Gedikoğlu: Akçaabat Folkloru, s.113). Yine 2012 yılı içerisinde yöresel müziğimizin temsilcilerinden biri olan Abdurrahman Lermi (sahne ismi olarak Apolas Lermi ismini kullanıyor), Kalandar isimli TV programının ilk bölümünde Koryanalı Hüseyin Köse yi konu edinmiş, konuk olarak davet ettiği Hasan Köse (Hüseyin Köse nin oğlu) ile söyleşilerde bulunmuş, Hüseyin Köse ye ait türkülerden bazılarını söyleyerek, onun tekrar hatırlanmasına vesile olmuştur. Bu yazılanlar haricinde Acısu Köyü Kalkındırma ve Kültür Derneği çalışmaları kapsamında olan ve Avrupa, Bursa, İzmit, Akçaabat şubelerinin de katılımı ile çıkarılan Akdergi isimli yayınlar içerisinde Koryanalı Hüseyin Köse ile ilgili yazı, resim ve araştırmalara yer verilmiş, Acısu Köyü ne ait internet sitesi içerisinde Koryanalı Hüseyin Köse adına ayrı bir sayfa açılarak onunla ilgili veri oluşturulması çalışmalarında bulunularak hatırası yaşatılmaya çalışılmıştır. 3 Tüm bunlara rağmen bu çalışmada çok az sayıda basılı kaynak materyalden faydalanılabilirken, daha çok Hüseyin Köse yi tanıyan, onunla dostluğu ve birlikteliği olmuş olan canlı tanık durumundaki kişiler ve yakın akrabaları ile görüşülerek onların ifadeleri doğrultusunda bir kısım önemli ek veriler toplanabilmiştir. Bu kişiler ile yapılan görüşmelerin bazıları için ses kaydı yapılmış, bazıları için de not almak yöntemiyle veri arşivi oluşturulmaya çalışılmıştır. Dolayısı ile bu çalışma, ulaşılan kaynaklar ile sınırlı tutulmak zorunda kalmıştır. Hüseyin Köse nin yaşamına tanıklık eden kişiler ile yapılan sözlü tarih çalışmaları sırasında ifade ettikleri bilgilerin karşılaştırılması sonucunda bazı farklılıklar olduğu da tespit edilmiştir. Bu nedenle onu daha yakından tanımış olan kişilerin verdiği ifadeler ve tarihler çalışmaya dâhil edilmiştir. Çalışma yapılırken elde edilen tüm veriler ayrı ayrı değerlendirilip sınıflandırıldıktan sonra konu bütünlüğüne uygun olarak aktarılmaya çalışılmıştır. Önemli sayılabilecek bir kısım ek bilgi dipnot şeklinde ayrıca verilmeye çalışıldığı için, yoğun bir dipnot kullanımı söz konusu olmuştur. Bu çalışmaya aktarılamayan ve detay durumunda olan birçok veri dahi mevcuttur. Söz konusu veri toplama çalışmaları halen devam etmektedir. Çalışma bu hali ile de önem arz etmekte olup, bundan sonraki araştırmalara da kaynaklık edebilecek bir niteliğe sahiptir. 2 Yörede, doğaçlama olarak türkü söylenmesine Atma Türkü denir (Özsoy: s.114). Bu eylemin karşılıklı olarak iki kişi arasında yapılmasına Atışma denilirken, kemençe çalana eşlik edip türkü söyleyen kişilere de Türkücü denilmektedir. Hem kemençe çalıp hem de türkü söyleyebilen kemençeciler daha çok kabul görür. Türkü atma ya da atışma, türkücüler arasında yapıldığı gibi kemençeciler arasında da yapılabilmektedir. 3 Acısu Köyü internet adresi: Akdergi lerin tamamı bu site içerisinde PDF olarak mevcuttur. Ayrıca Koryanalı Hüseyin Köse ile ilgili sayfalara da bu adres üzerinden ulaşılabilir. 2

3 2. Koryanalı Hüseyin Köse nin Kısa Hayat Hikâyesi Hüseyin Köse, tarihinde Trabzon ilinin Akçaabat ilçesine bağlı Acısu (eski adı Koryana) köyünde doğdu. Babasının adı İdris, annesinin adı Rabia dır (yerel ağızda Rabiye deniliyor). 4 Dört erkek iki kız kardeştirler. Ailenin en küçük çocuğudur. Küçük yaşlarda köyündeki düğünlerde davul çalan Osman Doğan ile zurna çalan Mustafa Doğan kardeşlere özenerek davul çalmayı öğrenmeye başladı. 5 Kısa zamanda çok iyi bir şekilde davul çalar hale geldi. Davul çalmaya başladığı zamanlarda kemençe çalabilmeyi de çok istiyordu. Zira asıl istediği iyi bir kemençeci olabilmekti. Ancak sahip olduğu bir kemençesi yoktu. Bundan dolayı kendi kendine bir kemençe yapmaya bile çalışmıştır (Gedikoğlu; ). Çocukluk arkadaşı Eşref Gedikli; Hüseyin Köse nin 6-7 yaşlarında iken kemençe yapma denemelerinin olduğunu, birlikte inek bekledikleri zamanlarda orman içlerinde kemençeye uygun ağaçlar aradığını 6, köydeki at ve eşeklerin kuyruklarından kıl kopartıp yay yaptığını, ilk düzenli kaydesini ise yedi 7 yaşlarında çaldığını anlatmaktadır (Kumaş: s.15). Onun bir kemençeye sahip olmak istediğini bilen ağabeyleri, komşu Kuruçam köyünden olan İsmail Balcı ya (İsmail Balcı, D: 1923-Ö:2000) 5 lira karşılığı yaptırdıkları kızılağaçtan olan bir kemençeyi kendisine vermişlerdir (Kemal Gedikli; İrfan Özkurt). 4 Hüseyin Köse nin ağabeyi Osman Köse nin anlattığına göre; babası İdris (D:1892-Ö:1978), onun babası Mustafa, onun da babası olan Hüseyin Şalpazarı Pelitçik köyünden (eski isimleri ile Ağasar / Pehli-Çukur köyünden) gelerek Acısu (Koryana) ya yerleşmişlerdir -Mustafa ve Hüseyin dedelerin Acısu Köyü ndeki mezar taşlarında doğum ve ölüm tarihleri yazmamaktadır- (2012 yılı Aralık ayında yapılan bu söyleşi zamanında Osman Köse 82 yaşında idi. Osman Köse bu söyleşiden 3 ay sonra vefat etmiştir.). Hüseyin dedenin Acısu ya bazı akrabaları ile birlikte geldiği anlatılırken, ne zaman geldiği bilinmiyor. Osman Köse nin bahsettiği köyden de bu durumu iyi bilen yaşlılar vardır. Şalpazarı ndan gelen Hüseyin isimli dedenin Pelitçik köyünde bıraktığı eski evin halen mevcut olduğu anlatılmaktadır. Bunlardan biri Hüseyin Köse nin de tanıdığı ve bugün itibariyle o köyde ikamet eden ve emniyet personeli olarak emekli olan Hasan Konak tır. Ayrıca Osmanlı arşivlerinden emekli olan Zehra Topal tarafından yazılan Akçaabat Vakfıkebir Öşür Defteri / 1850 kayıtlarına bakıldığında, Karye-i Koryana sayfasında Çepni Hüseyin kaydı yer almıştır (Topal: s. 93). Bugün dahi Pelitçik köyünde ikamet eden ve Hüseyin Köse yi tanıyanlar, onların soy olarak Mahmudoğlu olduklarını, Soyadı Kanunu zamanında Köse soyadını aldıklarını belirtmektedirler. Yani Hüseyin Köse nin, baba tarafından soy olarak Çepni Türklerinden olduğunu söyleyebiliriz. Köse soy ismi ile ilgili olarak da, Mahmudoğulları ndan olan ve Köse olarak bilinen -ve muhtemelen Köse lakaplı bir dededen gelen- bir aileye mensup oldukları için bu soyadını aldıkları tahmin edilmektedir. Hüseyin Köse nin babası Acısu Köyü nde Soyadı Kanunu ndan önce de Kösenin İdris diye biliniyordu. İdris Köse nin çok seyrek sakallı biri olduğu da anlatılır. Bu tür kişiler için ülkemizde sakalsız anlamına gelen köse kelimesi de kullanılır. (Hüseyin dedenin öncesine ait baba kaydı olarak sadece Ali ismi bilinmektedir. Ancak ismi Ali olan bu kişi, Pelitçik Köyü nden Acısu Köyü ne gelenlerden değildir (Kaynak: Muammer Köse. Muammer Köse nin elinde Köse ailesine ait bir Aile Şeceresi (Soyağacı) vardır.). 5 Hüseyin Köse nin küçüklüğüne denk gelen zamanlarda ağabeyi Osman Köse nin de amatörce zurna çaldığı, diğer ağabeyi Alican Köse nin çok iyi bir horoncu olduğu ve gittikleri düğünlere Hüseyin Köse yi de götürdükleri anlatılmaktadır (Kaynak: İrfan Özkurt). 6 Hüseyin Köse nin yapmaya çalıştığı kemençeler; çocuk yaşta birinin yapacağı türden olan, içi oyulmamış ve aslında kemençeye de benzemeyen oyuncak niteliğindeki araçlar olsa gerektir. Zira bu tarz ilk kemençe benzetmesini ona komşuları yapmışlar, kendisi de sonradan bu şekilde yapmaya çalışmış olmalıdır. 7 Yörede müzik aleti ile yapılan müziğe, melodiye ya da ezgiye kaide anlamına gelen kayde/gayde deniyor. 3

4 Kendi ifadeleri ile ilk kemençesini ağabeyi (Alican Köse), kendisi dokuz yaşında iken Adapazarı (Sakarya) - Akyazı dan getirmiştir (Bölükbaşı: s.5). 8 Bir hatıraya göre de 1954 yılında Acısu Köyü ne bir düğün için Maçka dan gelen bir kemençecinin kemençesi köylü delikanlılar tarafından 30 liraya satın alınıp, Hüseyin Köse ye hediye edilmiştir (Gedikoğlu; ). 9 Hüseyin Köse onbeşonaltı yaş civarlarında davulun yanısıra kemençede de kendini ispatlamaya başlamıştır. Yaşı ilerledikçe kemençede de profesyonelleşti. Artık hem davulcu hem kemençeci hem türkücü kimliğiyle her yerde aranan, her yere çağrılan bir yöresel sanatçı oldu yılında askere giderek 2 sene Konya da bulundu, bu görevi bittiğinde tekrar Akçaabat a dönerek sanatına devam etti. Adı ve ünü yakın çevresini aşıp uzak yörelere de ulaştı. Çağrıldığı düğünlerde bazı sevdalar bile edindi (Gedikoğlu; 2012). Bu sevdalarının bazıları ile de evlilik yaptı. Sevdaları ve evlilikleri ile ilgili yaşadığı bazı olayları türkülerinde bile söylemiştir (Özkurt ve Durmuş; 2003). Kendi ifadeleri ile yaşamı süresince yedi evliliği vardır (Bölükbaşı: s.5). Bu evliliklerinden 7 erkek 6 kız olmak üzere toplam 13 çocuğu olmuştur. Koryanalı Hüseyin olarak ünlenen Hüseyin Köse, Akçaabat haricinde yaşadığı coğrafyadaki yakın yerler olan Maçka, Çarşıbaşı, Vakfıkebir, Tonya ve Şalpazarı gibi yerlerde de tanındı, sevildi, dinlendi, düğünlerin ve derneklerin aranan kemençe sanatçısı (yöre ağzı ile çalgıcısı-kemençecisi) oldu. Ünü yayıldıkça yayıldı, yıllar yılı Doğu Karadeniz illerinin her köşesinde Koryanalı Hüseyin fırtınası esti. Çıkardığı plaklar ve kasetler peynir ekmek gibi kapışıldı. Plakları ve kasetleri defalarca dinlendi, türküleri ezberlendi, dilden dile söylendi. 10 Yaylalar, yayla yolları, dere boyları, fındık ve çay bahçeleri Koryanalı Hüseyin in türküleriyle yeniden şenlendi. Hüseyin Köse nin kasetleriyle dolu kasetçalarlar ellerden omuzlara, çantalardan sepetlere, tarlalardan ormanlara, köylerden yaylalara taşındı. TRT nin açtığı yerel sanatçılar yarışmasında bölge birincisi bile oldu ama Ben oralara kapanıp duramam diyerek göreve başlamadı. (Gedikoğlu: 2012, s.113). 8 Bu husus ayrıca araştırılarak Trabzon dan kemençe almak olabilecekken, neden Adapazarı ndan kemençe alınmış olabilir diye sorgulandı. O zamanlara tanıklık edenlerin anlattıklarına göre, Hüseyin Köse nin ağabeyi Alican Köse Adapazarı Hendek taraflarına çalışmaya gitmiştir. Oradan dönerken de Akyazı dan kardeşine hediye olarak bir kemençe getirmiştir. Bu kemençenin özelliklerinin ne olduğu bilinmiyor ancak Akyazı da bol ardıç ağacı olduğu ve İrfan Usta olarak bilinen bir kemençe ustasının da orada iyi kemençe yaptığı, bu nedenle Akyazı kemençesinin de meşhur olduğu, dolayısı ile büyük ihtimal ile bu ustanın yaptığı bir kemençenin getirilmiş olduğu ifade edilmiştir (Yirmibeş). Ancak küçük bir çocuk için amatör bir kemençe alınmış olunduğu ihtimali daha ağırdır. 9 Maçka dan gelen bu kemençeci, o döneme şahit olanlarca Maçkalı Solak diye biliniyor. Kemençeyi sağ eli ile tutuyor ve sol eli ile yay kullandığı için kendisini bu ifade ile tanıyorlarmış ancak bu kemençecinin kim olduğu tarafımızdan tespit edilememiştir. Bu kişiden alınan kemençenin, Hüseyin Köse nin ilk profesyonel kemençesi olma ihtimali çok yüksektir. (Gedikoğlu; o zamanda Acısu Köyü nde öğretmenlik yaptığını, bu olayı iyi bildiğini, o zamanlarda kemençecinin az olduğunu çünkü bu işin para getirmediğini, ayrıca kemençe çalmanın günah olarak karşılandığını ifade ederek bu nedenle Maçka dan kemençeci getirilmiş olduğunu belirtmiştir.) 10 Trabzon bölgesinde genellikle; batıda kalan ilçelerdeki kemençeciler, doğu ilçelerinde pek fazla rağbet görmezler. Çünkü batı ilçelerinde kullanılan kemençenin sesi tiz, okuyanlar da tiz sesten okur. Doğu tarafındaki ilçelerdeyse, kemençe pest sesli olduğundan, okuyucular da pest sesten okurlar. Koryanalı Hüseyin Köse, kemençesini her iki tarafın da dinleyebileceği tizlik ve pestlikte kullanmıştır (Kumaş; s.16). Katıldığı programlara birden fazla kemençe ile gittiği, muhabbet zamanında farklı, horon zamanında farklı kemençeler kullandığını da söyleyenler olmuştur. Kumaş ın dile getirdiği husus, diğer iller için de geçerlidir. Yani Trabzon un doğusuna doğru kemençe pestleşir, batısına doğru tizleşir. 4

5 Sanatının doruk noktası olan 1968 yılında işçi olarak Avusturya ya gitmiş, yaklaşık üç yıl sonra da Almanya ya geçerek dört yıl civarı da burada kalmıştır. 11 Avrupa ya Doğu Karadeniz den giden ilk kemençe sanatçılarından biridir. Avrupa da bulunduğu süre içerisinde Hollanda gibi yakın ülkeleri de görme fırsatı bulmuştur. İş çıkışlarında ya da haftasonlarında sık sık Türk lerin buluşma yerlerine gider, muhabbet eder, kemençe çalar, türkü söyler, horon eder, eğlenirlerdi. Bu zamanlarda düğün, nişan, işyeri açılışı, kutlama günleri gibi programlarda da kemençe çalmışlığı olmuştur. Hüseyin Köse Avrupa da iken Türkiye ye ara ara izinli olarak gelmiş ve geri dönmüştür. Bu geliş-gidiş aralarında plak ve kaset çalışmalarını da yapmıştır. 12 Son olarak 1975 yılı başlarında Türkiye ye gelmiş ve bir daha geri dönmemiştir. Yaklaşık yedi yıl gurbet hayatı yaşamış olup, bu zaman içerisindeki duygularını da türkülerine aktarmıştır (Yirmibeş). Aşağıda bazı örnek dörtlükler verilmiştir: Döktükçe dökülmüyor, Tükenmez benim derdim. Altmiş sekiz yılında, Avusturya ya geldim. Bu kaybana gurbete, Yavaş yavaş alıştım. Geldim Avusturya ya, Tam üç sene çalıştım. Berlin tarihi şehir, Orayı bile gezdim. Saf düşündüğüm için, Her zaman zarar gördüm. Koryanalı Hüseyin Köse; Acısu Köyü nün, Akçaabat ın, Trabzon un ve Doğu Karadeniz in Türkiye içerisinde ve Avrupa ülkelerinde tanınmasına vesile olduğu gibi kemençenin de tanınıp sevilmesine büyük katkıda bulunmuştur. Onu yakından tanıyan dostları dahi bunu bu şekilde anlatmaktadırlar ki Hüseyin Köse kendi köyünü, Akçaabat ı, Trabzon u, yaylaları ve Trabzon un diğer ilçelerini türkülerinde söylemiş, bu türküleri dinleyenler bu yerleri merak etmiş, araştırmış, soruşturmuşlardır. Çok sayıda eseri vardır. Bazı eserleri TRT klasikleri arasında yerini almıştır. Hüseyin Köse nin sanatçı kimliğinin yanı sıra insani yönü de çok güçlüydü. Her zaman şık ve temiz giyinmeye çalıştığı, diğer meslektaşlarını asla kıskanmadığı, 11 Avusturya ve Almanya da birlikte bulunduğu kişilerden alınan bilgilere göre; İş ve İşçi Bulma Kurumu aracılığı ile ilk olarak Avusturya ya gittiği, Avusturya da iken bir tekstil fabrikasının iplik tezgâhında çalıştığı ifade edilmektedir. Avusturya da iki yılını doldurduktan sonra Almanya ya işçi olarak istek göndermiş, kabul edildiğinde de 1971 yılı başlarında Almanya ya (o zamanlarda Almanya olarak Batı Almanya ya gidiliyordu) giderek yine bir tekstil işletmesinde çalışmaya başlamış, sonradan bu işe devam edemeyerek tamamen kemençe üzerine olan programlara katılır olmuştur (Onur; Yirmibeş; Ali Çelik). 12 Avusturya da iken Türkiye ye geldiği bir zamanda guatr ameliyatı olduğu ve bu ameliyat öncesinde daha ince sesli kemençeler kullandığı, sonrasında ise kalın sesli kemençelere yöneldiği ve stilinin de buna göre değiştiği ifade edilmektedir (İrfan Özkurt; Osman Köse). Neden böyle olduğu sorgulandığında; ince sesli kemençenin özelikle muhabbet zamanlarına ait çalma ve söylemlerde kullanıcıyı çok yorduğu, bu nedenle kalın sesli kemençelerin muhabbet ortamına daha uygun olduğu için tercih edildiği belirtilerek, böyle bir ameliyat ile Hüseyin Köse nin ses tellerinde değişime sebebiyet verilmiş olunamayacağı, sesinin önceden ince ve sonradan kalınlaşmış olmayacağı ancak yaşlanmaya bağlı bir şekilde alkol ve sigara kullanımının da etkisiyle gırtlak yapısında ve ses tellerinde bozulmalar meydana gelebileceği belirtilirken, elbette ki stil değişimlerinin zaman içerisinde daha da ustalaşma yönünde olabileceği de ifade edilmiştir (Eyüpoğlu; Öztürk). (Hüseyin Köse sigara kullanan ve muhabbet ortamları nedeniyle de alkol alan bir kişi idi. Kullandığı farklı kemençelerin de izi sürülmüş ve sağlığında iken Cihan Öztürk ve Şevket Köroğlu na hediye ettiği kemençeler ile vefatından sonra ailesinde kalan bir kemençenin de oğlu Hasan Köse ye verildiği belirlenmişitir. Başka kişilere verdiği kemençeleri var ise, bu kişilerin kim oldukları tespit edilememiştir.) 5

6 karşısındaki insanın yaşı, makamı, toplumdaki konumu ne olursa olsun ona saygılı davrandığı, hoşgörülü olduğu, çocuk ve gençlere değer verdiği, yeni yetişen mahalli sanatçılara destek olduğu, bulunduğu ortamdaki kişileri yeri geldiğinde anlattığı fıkralarla kahkahalar ile güldürebilen esprili ve neşeli bir kişiliği olduğu dile getirilmektedir. Sanatına karşılık hiç bir zaman maddi pazarlığa yönelmemiş ve bu yüzden de kendisi ve ailesi hep maddi zorluklar içinde yaşamıştır. İkinci eşi Emriye Köse, onun bu yönü için: Çok merhametliydi. Alacaklarını isteyemezdi. Ama yolda izde bir yoksula rastlasa cebindeki sigara ve çay parasını da onlara dağıtırdı. demektedir. Merhameti nedeniyle yaşadığı zorlukları türkülerine de aktarmıştır: Yüzüme gülenleri, Dost diyerek anladım. Hâlbuki yanlış imiş, Yanlış yola yanladım. Dünya yuvarlak imiş, Ben de şimdi anladım. Arkadaşlar yüzünden, Bak ne hallere kaldım. Yumruk gibi yaş aktı, Hüseyin in gözünden, Çektiğim sıkıntılar, Merhametim yüzünden. Yaşadığı zamanda sanatçı kimliğine yönelik değeri yeterince bilinememiş ve zaman zaman hor görüldüğü de olmuştur yılında yakalandığı kanser hastalığını müteakiben tarihinde Akçaabat - Velioğlu mevkiinde bulunan evinde vefat etmiştir. 13 Naaşı Acısu Köyü Muhtarlığı nca doğduğu köye götürülerek, Acısu Köyü Merkez Camii yanındaki mezarlığa defnedilmiştir. Kendisini Rahmetle anıyoruz. 13 Hüseyin Köse nin doktora gitmeyi sevmeyen biri olduğunu, bu hastalığına yönelik şikayetleri başladığında da doktora gitmediğini, rahatsızlığının yemek borusunun alt kısmı ile mide kapağı arasındaki bölgede oluştuğunu, yutma zorluğu çektiğini ve bu durumun iki yıl civarında sürdüğünü, rahatsızlığının kendisini çok zorladığı zamanlarda doktora giderek tedavi olmak istediğini ama geç kalınmış olduğu için erken müdahale edilemediğini anlatan akraba ve dostaları vardır. 6

7 3. Koryanalı Hüseyin Köse nin Ardından Koryanalı Hüseyin Köse, vefatından sonra ardında bir çok eser bırakmıştır. TRT nin Karadeniz yayla görüntüleri eşliğinde seslendirilen onun söylediği meşhur uzun hava artık bir yayla klasiği olmuştur. Gedikoğlu, bu uzun havanın Akçaabat a ait tek uzun hava olma özelliğinde bulunduğunu ifade ederken, bu özgün ezgiyi Karadeniz in dağına taşına tanıtan, plak ve kasetlere ilk kez çalıp söyleyenin Koryanalı Hüseyin olduğunu belirtir (Gedikoğlu; ). 14 Aşağıda bu uzun havaya ait sözlerden bazıları verilmiştir: Ah çol dağlar, Geldi gene yaz başlari, Açti yeşil yapraklar, Yayla yollarında kugolar bağıriyi, E hey, hey, hey, dağlar oy, oy!.. Ah gel ağla beni yetim kuzim, O hey, hey, hey dağlar oy, oy, o hey! Ah çol dağlar, O hey, hey, o hey, e hey, dağlar oy! Ah gene aldi bana boz tekenin keleği, O hey, hey, o hey, e hey, dağlar oy! Ah gene eridi karların, O hey, hey, o hey, e hey, dağlar oy! Ah gene şenlendi Hıdirnebi yollari, Açti sari çiçekler e hey, hey, hey! Ah geldi bi kara duman gene O hey, hey, hey dağlar oy! Geldi kapatti bizi e hey, hey! Dalduk derin ormanlara, O hey, hey, hey dağlar oy! O, yaşadığı ve sanatını ustaca icra ettiği zamanlarda türküleri ile dinleyenleri tarafından çok sevilmiş, kimi zaman bir ozan bir âşık olmuş, kimi zaman bizi memlekete, köye, tarlaya, 14 Gedikoğlu bu yazısında yine Acısu köyünden olan ve Hüseyin Köse den çok büyük olup ondan önce vefat etmiş bulunan Yanoğun Mahmut un (Mahmut Yanık, D:1912-Ö:1972) çok dokunaklı ve güzel bir sesi olduğunu ve söylediği uzun havaların hâlâ kulaklarda çınladığını belirtir (Hüseyin Köse nin gençlik zamanlarında Mahmut Yanık ın yanına gelip kemençe çaldığı ve Mahmut Yanık ın da türkü-uzun hava söyleyerek O na eşlik ettiği, o günlere şahit olanlarca da anlatılır). Kemençe sanatçıları Saffet Genç, Eyüp Eyüpoğlu ve Cihan Öztürk; uzun hava kaydelerinin yüzyıllardır var olduğunu, uzun havaların serbest stilde kayde ve sözlerden oluştuğunu, Hüseyin Köse nin de yöresine has kendi söz ve müzik uyarlaması ile böyle bir uzun havayı ortaya çıkarmış olduğunu ifade etmişlerdir. Bu uzun hava, köyden yaylaya olan göç zamanındaki duyguları anlatır. O zamanlarda çoğu dik yamaçlar üzerinde bulunan patika yollardan yürüyerek gidilen yayla göçü esnasındaki güzergâha ait manzaralar betimlenir. Acısu Köyü nün yayla faaliyetleri; mesire yerleri olan Yaylacık ve Dumbi ile Mahura ve Soriya denilen yerlerde ve daha yukarıda bulunan Tevoron (Düzlük) mevkii, Karahava mevkii ya da Balıklı Yaylası (Balıklı Obası) bölgelerinde halen devam etmektedir. Bu güzergâh köyden yaya olarak gidildiğinde o günkü şartlarda sırtta ya da elde yük ve beraberinde büyük-küçükbaş hayvan olmadan iki-ikibuçuk saat civarıdır. Mahura ve Soriya ya kadar olan yol güzergâhı sonradan yapılan araba yolu nedeniyle aynı zamanda Hıdırnebi Yaylası (Büyük Oba) yoludur da. Hüseyin Köse nin çocukluğu ve hayatının önemli bir bölümü, köy ve yayla anlamında bu güzergâh içerisinde geçmiştir. Dolayısı ile güzergâh üzerinde sürekli yaşadığı duygusal durumları, geçmişinden miras aldığı bu tür söylemler ile katıştırarak bu uzun hava içerisine çok canlı bir şekilde işlemiştir. Bu uzun havaya ait sözlerde geçen bazı betimleme ve yer isimleri, farklı zamanlardaki söylemlerine bakıldığında ortak özellikler nedeniyle benzer betimleme ve yer isimleri ile değişebilmektedir. 7

8 ormana, yaylaya götüren bir seyyah-gezgin olmuş, kimi zaman da yalnızlığımızı paylaştığımız ve muhabbet ettiğimiz bir arkadaş olmayı başarabilmiş bir sanatçıdır. Gerek yaşadığı zamanda olsun, gerek sonraki zamanlarda olsun onun türküleri diğer meslektaşlarınca da söylendi ve söylenmektedir. Genellikle yerel TV kanallarında programlara katılan ve onu tanıyan bazı sanatçı dostları, onun söylediği türkülerden söyleyecekleri zaman ismini zikrederek bu vesile ile de olsa onu hatırlatır olmuşlardır. Ancak bu gibi canlı tanıkların sayısı zaman geçtikçe vefatlar nedeniyle azalmaktadır. Onun türkülerinde yaşadığı coğrafyanın da etkisi büyük olmuştur. Türkülerinin içerisinde coğrafyadan kaynaklı olan yöresel günlük aile ve iş hayatını, giyim-kuşamı, köy ve yayla yaşamını, tarla, orman ve hayvancılık işlerini, sevgili ile olan duygu, düşünce ve diyalogların yansımasını vb. tüm sosyal yaşamı görebiliriz. Türkülerinin bazılarında yaşanan bir kısım olayları da konu edindiği gibi kendi başından geçen olayları da konu edinmiş, bu olayları mâni şeklinde yazmış ve kendine has bir tarz ile türkü olarak söylemiştir. Yöre halkı bu tür yazımlara Destan demektedir. 15 Hüseyin Köse nin söylediği türküler ile ilgili bazı tespitler şöyledir: Akçaabat folklorunu Türkiye ve dünyada akademik çalışmaları ile de temsil etmiş bulunan Cavit Şentürk, kendisi ile Hüseyin Köse üzerine yapılan bir söyleşide bu konuda şu sözleri sarf etmektedir: 1960 lardan sonra Trabzon halk müziğini en iyi şekilde duyuran adamdır. Yaptığı plaklar, şenliklerde çalıp söylemesi çok orijinal, dedelerimizin ninelerimizin türkülerini söylemesi çok güzeldi. Klasik, sade ve aslına uygun söylerdi. Bu çok özeldi Maalesef bugüne kadar orijinal ne türkü söylenmiş, ne horon oynanmış Koryanalı dan sonra. Bu çok büyük bir boşluktur. Bu işin içindeki gençler çok erken uzmanım diyorlar. Bu mesleğe haksızlıktır. (Akdergi: 6. Sayı, s.17). 16 Koryanalı Hüseyin, acıklı türküler söylemeyi pek sevmezdi. Çalıp söylediği türkülerin çoğu sevmek ve sevilmek üzerinedir. (Haydar Gedikoğlu). Koryanalı Hüseyin, genellikle aşıktır. Söylemeden duramaz Tırnaklarını geçirmiştir toprağının her karışına, türkü söyler Boztepe ye, Taşbaşı na, Sürmene ye, Çaykara ya, Maçka ya, Akçaabat a, Tonya ya, Ağasar a (Hasan Köse). Yaklaşık 50 yıllık sanat hayatında, ürettiği türküler genellikle hep yaşadıkları üzerine olmuştur. Gurbette olduğu sırada, memleket ve sevdiğinin özlemi, geçmişte, gençlik yıllarında çektiği acılar, parasızlıklar, gezdiği yerler, sevdiği kadınlar hep onun türkülerinin kahramanı olmuşlardır. (Tekin Kumaş). Hüseyin Köse nin, söylediği bir türküyü değişik kaydeler ile de söylediği olmuştur. Aynı türküyü kimi zaman sık kemençe çalışı ile horon havasına uygun olarak, kimi zaman da oldukça ağır bir kemençe çalışı ile muhabbet havasına uygun bir tarzda söylediği türküleri vardır. Benzer Kıbrıs Barış Harekâtını konu alan; Zafer Türküsü, Rum Muhafız Alayı, Beşparmak Dağları isimli çalışmaları Kıbrıs Destanı olarak bilinir. Yine Maçka-Haçevera da yaşanan bir olayı anlatan Alim Destanı isimli çalışması da meşhurdur. Başından geçen bir sevdalık olayını da destanlaştırarak: Vali gelıyi vali, elleri geri bağli. Biraz tarif edeyim, başuma gelen hali. diye başlayıp devam eden uzun bir çalışması vardır. Yine türkülerinde Avrupa da bulunduğu zamanları anlatan ve oraları tarif eden çalışmaları da vardır. 16 Cavit Şentürk, bu söyleşinin içeriğinde; yöresel şenliklerdeki yozlaşmayı da dile getirerek bu şenliklerde kullanılan hoparlörler ile saz sanatçılarının akşama kadar söylettirildiği halde, yerel kemençeci, davulcu ya da zurnacıların bu şekilde hiç çalıp söyleyemeden geri döndüklerini, bunun yayla şenliklerinin aslına aykırı olduğunu, yayla şenliklerinin özünden uzaklaştırıldığını, bu şenlikler içerisinde yerel sanatçılara gereken değerin verilmediğini ve bu nedenle yerel kültürümüzün yaşatılması için köy insanlarının buna sahip çıkmaları gerektiğini de ifade etmiştir. 8

9 şekilde, bir türküsüne ait sözlere başka bir türküsündeki sözlerden de ekleme yaparak kemençe eşliğinde söylemiştir. Onu yakından tanıyanlar bunu çok sık yaptığını, özellikle dolduracağı plak ya da kaset için hangi sözleri söylemesi gerektiğini kağıtlara yazdığını, çünkü plak ya da kaset süresine göre çalıp söylemesi gerektiği için bu şekilde hazırlandığını ifade etmektedirler. Bugün itibariyle yaşayan hanımları Ayşe ve Emriye hanımlar ve bazı yakın dostları, Hüseyin Köse nin bu şekilde kâğıtlara bir çok türkü/destan sözü yazdığını belirtmektedirler. Ancak bugün onun el yazısı ile yazılmış bu çalışmalarından herhangi birisine ulaşılmış değildir. Hüseyin Köse yi tanıyanların bir çoğu, Hüseyin Köse nin türkü sözlerinin daha once başka sanatçılar tarafından söylenilmediğini ifade etmektedirler. Bu iddia benzer şekilde Hüseyin Köse nin kemençe ile çaldığı bazı kaydeler için de dile getirilmektedir. Ancak bilimsel tespitlere göre, sözlü edebiyat ürünleri çok rahat bir şekilde başka coğrafyalara taşınabilmekte ve hatta başka milletlere de mal edilebilmektedir (Çelik: s.14). Kemençenin Doğu Karadeniz bölgesinde Kıpçaklar ve Çepniler ile yayılmış olması gibi, kemençe ile icra edilen horon havaları, türküler ve kaydeler (ezgiler, melodiler) dahi; savaşlar, göç hareketleri, nüfus değişimleri, komşuluk ilişkileri, düğünler, yaylacılık faaliyetleri ya da yayla şenlikleri (dernekler) ile kültürel etkileşime neden olarak yöreden yöreye yayılabilmektedir (Akat: Ekim 2012, s , s.97). 17 Hüseyin Köse de sanatı nedeniyle yöreden yöreye sürekli hareket halinde olan bir kişidir. Yüzyıllardır süregelen böyle bir kültürel etkileşim var iken, onun bundan etkilenmemesi çok da mantıklı değildir. Nitekim Hüseyin Köse nin, özellikle kemençe öğrenme çağlarında Maçkalı kemençecilerden de esinlendiği ve zamanındaki kemençeciler gibi olmak istediği, sonradan kemençede kendi tarzı ile ustalaştığı zamanlarda dahi sıklıkla yayla yolları üzerinden Maçka- Akçaabat-Şalpazarı arasındaki düğün, dernek, eğlence ya da muhabbetlere katıldığı, oralardaki diğer kemençe sanatçıları ile bir araya geldiği ve birlikte muhabbet ortamında paylaşım içerisinde oldukları o zamanlara şahit olanlarca ifade edilmektedir. 18 Bu bağlamda Hüseyin Köse nin türkülerindeki kayde ve sözlerin hepsi ona ait olmasa da; bir başka yöreye ait olan bir kayde ya da sözün, bir mısra ya da bir dörtlüğün onun tarafından Akçaabat yöresine uygun bir tarzda türkülerinde söylenmiş olma ihtimali daha ağır basmaktadır. Bu şekilde olmuş olsa dahi bu türkülerin kaynak kişisinin Hüseyin Köse olduğu kesinlik kazanmaktadır. Hüseyin Köse nin türkülerinde söylediği bazı sözleri, etrafındaki yaşlı kişilerden topladığı, özellikle annesi Rabia hanım ve Rabia hanımın arkadaşlarından aldığı ve kendine göre derlediği de anlatılmaktadır. Bu durum Adnan Yılmaz ile olan bir söyleşisinde kendi ifadelerine: Bütün sanat hayatım boyunca yaylalardaki, köylerdeki yaşlı kadınlardan çok şey öğrendim, çok ilham aldım. (Kumaş: s.20) şeklinde yansımıştır. Anlaşılacağı üzere bu şekilde yöre halkının hafızasında yer eden ve belki de unutulmaya yüz tutmuş bir çok mâni şeklindeki söz, Hüseyin Köse nin türkülerinde yeniden hayat buldu ve sonraki kuşaklara da aktarılmış oldu Necmettin Aygün; Kolbastı oyunu ile ilgili olan bir makalesinde benzer durumdan bahsederek, bu oyunun farklı yörelerde farklı müzik ve türküler eşliğinde oynandığını ve aidiyet tartışması yaşandığını dile getirir. 18 Hüseyin Köse ile emsal sayılan Maçkalı kemençe sanatçısı Saffet Genç; Hüseyin Köse nin sıklıkla Akçaabat a ait yayla yolları üzerinden Maçka-Çatak denilen mevkiye geldiğini, bu mevkinin Trabzon un değişik yörelerine açılan yollar üzerinde bir kesişme noktası olduğunu, bu civardaki kahvehane ve dinlenme tesisi gibi yerlerde o yöredeki diğer kemençeci arkadaşları ile de buluşup birbirinin kemençesi ile türkü söyleyip muhabbet ettiklerini anlatmaktadır. 19 Yöresel mâni söyleme kültürümüz dahi yok olma eğilimi göstermektedir. Bu mâniler üzerine akademik çalışma yapanlar da olmuş ve toparladıkları mânilerden seçtiklerini kitaplaştırarak yayınlamışlardır. KTÜ öğretim üyelerinden Prof.Dr. Ali Çelik in Mânilerimiz ve Trabzon Mânileri isimli bir kitabı vardır. Bu kitap içerisinde, yöreden toplanan onbeşbinden fazla mâni içerisinden seçilen altıbin tanesine yer verildiği yazar tarafından ifade edilmektedir. 9

10 Bunun yanı sıra Hüseyin Köse ye tanıdık ve yakın arkadaşlarından da söz yazıp verenler olmuştur. Bu kişilerden Acısu Köyü nden olan Hasan Yirmibeş, Fahri Özkurt, Rıza Durmuş ve Ali Osman Yanık ile bitişik komşu Kuruçam Köyü nden olan Salih Uzun ve Haydar Gedikoğlu tespit edilebilenlerdir. Hüseyin Köse nin genç olduğu zamanlarda öğretmenlik yapmış olan Haydar Gedikoğlu, beğendiği yöresel mâni sözlerini derleyerek küçük bir deftere yazdığını ve sonradan bu defteri kendisini geliştirmesi amacıyla Hüseyin Köse ye verdiğini ifade etmektedir (Gedikoğlu). 20 Diğer kişiler ise Hüseyin Köse nin çok yakın arkadaşları olup, kendi ilhamları ile yazdıkları bazı sözler ile birlikte O nun yaşadığı bir kısım olayları da iyi bildikleri için, bu olayları anlatan bir kısım sözleri Hüseyin Köse nin ağzından yazarak kendisine vermişlerdir. 21 Hüseyin Köse de bu sözlerin kimisini olduğu gibi, kimisini de kendine göre değiştirerek türkülerinde kullanmıştır. Sonuçta bu sözler Hüseyin Köse nin kemençesi ve sesi ile hayat bulmuş ve ona mal olmuştur (Yirmibeş; F. Özkurt; Uzun; Gedikoğlu). Bu şekilde olan sözler, Hüseyin Köse nin tüm sanat hayatında söylediği türküler içerisinde fazla bir yer tutmazlar. Yine de Hüseyin Köse türkü konusunda son derece üretken ve özgün olmuş, söylediği türküler onun ile özdeş kalmışlardır. 22 Haydar Gedikoğlu, Hüseyin Köse nin deyişleri ile ilgili şu değerlendirmeleri yapar: Koryanalı Hüseyin in doğaçlama deyişleri, repertuarındaki anonim türkülerin yanında oldukça zayıf kalır. Kendi türkülerinde seçilen sözcüklerin yalın, uyakların kırık kaldığı görülür. Yetişme koşulları göz önünde tutulursa bu kadarcık kusur kadı kızında bile bulunur (Gedikoğlu; ). 23 Günümüzde kaynak gösterilmeksizin Hüseyin Köse nin türkülerinde söylediği sözlerden yeni derlemeler yapılması ile ilgili durumlar da görülmektedir. Sözlerin başından bir kaç mısra, 20 Gedikoğlu, verdiği defterin bir kopyasını almadığı için bu sözlerin sayısını ve nelerden oluştuğunu hatırlamadığını belirtmektedir. 21 Salih Uzun; Hüseyin Köse nin yaşadığı bir sevdalık sonucu şikâyet üzerine jandarma tarafından arandığını, bunu haber alan Hüseyin Köse nin sevdası ile köyü terk ederek kaçmaya başladıklarını, jandarmanın takibi sonrasında bir gece uyurken yakalandıklarını ve bu sırada Hüseyin Köse nin üzerinde bulunan ruhsatsız silah nedeniyle tutuklanıp ceza almasına sebep olan olaya ait sözleri O nun ağzından yazdığını ve Hüseyin Köse nin de bu sözlerin birçoğunu kasetlerinde kullandığını belirtir (söz konusu olay 1970 li yıllardaki kasetlerde Sevda Masalı adıyla yer almıştır. 15 nolu dipnota da bakınız). Fahri Özkurt, Hüseyin Köse ye 100 dörtlükten oluşan türkü sözü verdiğini, bunlardan 5 dörtlüğü bir kasetinde kullandığını belirtmektedir (söz konusu kaset, Adnan Yılmaz tarafından Kara Gözlüm ismi ile çıkarılmış olan kasettir. 25 nolu dipnota da bakınız). Hasan Yirmibeş verdiği türkülerin sayısını olarak hatırlayabilmektedir (bir çok dörtlükten oluşan türkü, kaç dörtlük olduğu hatırlanmıyor). Özellikle Hüseyin Köse nin Almanya da bulunduğu zamanlarda birlikte oldukları için burada yaşadıklarını O nun ağzından anlatan sözler de yazdığını ve bu sözlerin bazı kasetlerde kullanıldığını belirtmektedir. Rıza Durmuş (D:1943-Ö:2007) ile Ali Osman Yanık (D:1944-Ö:2011) vefat etmiş bulunmaktadır. Rıza Durmuş un hangi sözleri verdiği tespit edilemedi. Mustafa Özkurt tan (Şefkı nın Ahmet in oğlu) alınan bilgiye göre ise; Ali Osman Yanık (Yanoğun Mahmut un oğlu) tarafından yazılan ve bir kasette okunan: Tüfeğim omzuma, kola gidelim kola. Kalktım bizim yayladan, kalktım da vurdum yola... diye devam eden sözler ile, başka bir kasette: Heyledim keçileri, teke girdi içeri. Ne ettiğimiz var idi, çektik bu çileleri... diye devam eden sözler tespit edilebilenler olmuştur. 22 Hüseyin Köse nin söylediği türkülerin hemen hepsi; Türk halk şiirinin en yaygın türü olan mâni şeklinde olup, Düz Mâni ya da Tam Mâni denilen dörtlüklerden oluşur. Konunun uzmanları bu tür mânilerin; yüzyılların süzgecinden geçmiş belli bir kalıp şeklinde olduğunu, bu şekilde halk hafızasında yerleşerek yöreden yöreye geçtiğini ve dolayısı ile bunları kullananların da bu kalıplar içerisindeki sözleri değiştirerek kendi yörelerine has bir şekilde yazdıklarını ya da söylediklerini ifade etmektedirler. (Bu mânilere kalıp olarak bakıldığında; ilk iki mısraı, ilhamın tecellisi olan (doldurma) sözlerden oluşurken son iki mısraı ise, asıl anlatılmak istenen manayı ifade eder (Çelik; s.82-83)). 23 Gedikoğlu nun, Hüseyin Köse nin yetişme koşullarına değinmiş olması oldukça mânidardır. Zira Hüseyin Köse, kendi zamanında köy şartlarında fakirlik içerisinde büyümüş, ilkokulu ancak bitirebilmiş, çok istediği halde yıllar sonra bir kemençeye sahip olabilmiş, herhangi bir müzik ya da konservatuvar eğitimi almamış, köyünde elektrik televizyon ve internet imkânlarının bulunmadığı zamanlarda kendini yetiştirmeye çalışmış bir kişidir. Bu husus bugün her türlü modern imkânlar içerisinde bulunan bazı çevrelerce görülmek istenmez ve Hüseyin Köse hakkında İyi bir kemençeci değildi, sesi de güzel değildi. gibi eleştiriler getirilebilmektedir. Bilimsellik adına, Hüseyin Köse yi kendi zamanındaki şartlar içerisinde değerlendirerek ardında bıraktığı izlere bakmak gerekir. 10

11 ortasından birkaç mısra, sonundan birkaç mısra alarak ve mısra aralarına yeni sözler serpiştirilerek yeni derlemeler ile yeni türküler oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bugün bu şekilde derlenmiş bazı çalışmalar için söz yazarı bilinmeyen anlamına gelen anonim ifadesi kullanılarak halka mal edilir olmuştur. Halbuki bugün hayatta olup Hüseyin Köse yi tanıyan ve ona ait türküleri defalarca dinlemiş olan kişiler bu hususu derhal tespit edebilmekte ve onun türkülerindeki sözleri cımbızla çeker gibi tanımakta ve bilmektedirler. Bu türkü sözlerinin anonim olduğunu iddia edenler; bu sözlerin ilk defa Hüseyin Köse tarafından plak ya da kasetlere söylenerek yayılmış olabileceğini, bunları duyan bazı kişilerin de ilk defa bu şekilde duymuş olduklarını ancak bu sözlerin Hüseyin Köse den önce de bölge halkının hafızalarında anonim olarak yer edinmiş olduğunu dile getirerek söz konusu sözlerin Hüseyin Köse ye ait olmadığını ifade etmektedirler. Buradaki temel sorun, anonim olduğu belirtilen bazı sözlerin ilk defa Hüseyin Köse tarafından söylendiğinin ya da söylenmediğinin ispatının zor olmasıdır. Bunun tespiti için; Doğu Karadeniz Bölgesi nde kayıt altına alınmış halk edebiyatı ve müzik ürünleri üzerinden geçmişe yönelik yapılacak bilimsel bir araştırma ile karşılaştırmalı değerlendirmeler yapmak gerekir ki: Bu söz Hüseyin Köse ye ait veya değil. diye bir sonuca varılabilsin. Böylesine zor ve zaman alıcı bir çalışma da henüz yapılmış değildir. Bu konuda yaşanan bir diğer durum da şudur ki, Hüseyin Köse nin kaydesi olan bir kaydeye yeni sözler yazılıp, aynı kayde ile söz ve müzik olarak sahiplenilmeye çalışılmaktadır. Hüseyin Köse ye ait olan bazı söz ve kaydeler, onun oğlu olan tarih öğretmeni ve araştırmacı yazar Hasan Köse tarafından Mesam ve Müyor-Bir bünyesinde koruma altına alınmaya çalışılmaktadır. 24 Ancak Hüseyin Köse ye ait olduğu belirtilen bazı söz ve kaydelerin -Hüseyin Köse den önce de var olduğu iddia edildiği için- aidiyeti tartışmalı bir durum olarak devam etmektedir. Hüseyin Köse nin söylediği türküler ya da çaldığı kaydelerden alıntı yapanların, hiç değilse kaynak kişi olarak Hüseyin Köse yi göstermeleri gerekmektedir. Hüseyin Köse nin müzik yapımcıları ile birlikte yaptığı bilinen plak ve kaset sayısı oldukça kısıtlıdır. Kaç tane plak yaptığı bilinmiyor. Kaç tane kaset yaptığı da bilinmiyor. 25 Müzik yapımcıları ile olan plak ve kaset çalışmalarının haricinde muhabbet zamanlarında, düğün ve derneklerde sevenleri tarafından kasetçalarlar ile kayıt edilmiş ve birbirinden kopyalanmış yüzlerce kasedi vardır. Elbette ki bunların sayısı da bilenemiyor. Hüseyin Köse, Bölükbaşı ile olan röportajında kasetlerinin sayısı olarak bant yaptığını ifade etmektedir (Bölükbaşı: s.5). Haydar Gedikoğlu da bu konuda şu tespitlerde bulunur: 24 Mesam : Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği / Müyor-Bir : Müzik Yorumcuları Meslek Birliği. 25 Trabzon da bulunan Anılar Video ve Kasetçilik sahibi Yusuf Güney, Hüseyin Köse nin Trabzon da yapılmış bulunan üç kasetinin olduğunu, ikisinin kendisi tarafından yapıldığını, bir tanesinin de Altuntaş Müzik Üretim adı ile İbrahim Altuntaş (Sevdim de Alamadım isimli kaset) tarafından yapıldığını, İstanbul daki plak ve kasetlerinin ise Harika Plakçılık tarafından yapıldığını, Harika Plakçılığın kapandığını ve telif haklarının EMI Müzik tarafından satın alındığını, diğer kasetleri hakkında bilgisi olmadığını ifade etmiştir. Yöresel müziğimizin bir temsilcisi ve aynı zamanda müzik yapımcısı olan Adnan Yılmaz ise, Hüseyin Köse nin Yılları Sayamadım isimli kasetinin yapımcısı olduğunu belirterek; bu kasetin ilk çıkarıldığında yılları civarı olduğunu, kasetin kendisine ait Derya Plakçılık firması altında Kara Gözlüm ismi ile çıkarıldığını, sonradan Senseç Müzik Üretim tarafından telif haklarının alınarak Yılları Sayamadım ismi altında tekrar satışa sunulduğunu, kasete Fahri Özkurt tarafından yazılan ve kaset içerisinde kullanılan: O kara gözlerine, bakıp da doyamadım. Gözlerin sarhoşuyum, yılları sayamadım... diye devam eden türkü sözleri nedeniyle Kara Gözlüm ismini verdiklerini, o zamanki şartlarda ses kalitesi yüksek Sound Stüdyoları nda kayıt yaparak çok kaliteli ve güzel bir kaset çıkardıklarını ifade etmiştir. 11

12 Hüseyin Köse nin 1960 lı ve 1970 li yıllarda Harika Plakçılık adına çok sayıda 45 lik plağı yayınlandı. Adları ve sayıları bilinemeyen bu plakların sonradan kasetlere aktarıldığı öğrenildi. Müzik marketlerde yalnızca Hüseyin Köse 1, 2, 3, 4, 5 (Harika Plakçılık), Döndüm Aşık Kerem e (Harika Plakçılık), Daldan Dala (Harika Plakçılık), Gökteki Yıldızlar (Anılar Video Kasetçilik), Yılları Sayamadım (Senseç Müzik Üretim), Kadirgalı (Pelin Kasetçilik), Sözlü Davul Zurna Havaları (Pelin Kasetçilik), Elin Kapılarında (Altıntaş Plak ve Kaset Üretim), Avrupadan Dönerken (İstanbul Plak) adını taşıyan 13 kaseti bulunabildi. Çalgılı eğlencelerde kaydedilen özel kasetler de bunlara eklenirse oldukça zengin bir seçki ortaya çıkar. (Gedikoğlu: 2012, s.115). Gedikoğlu nun bahsettiği 45 lik plaklardan bazıları, Hüseyin Köse yi sevenlerin özel arşivlerinde mevcut iken bazıları da internet siteleri üzerinden ikinci el olarak satılmaktadır. Plaklar haricindeki kasetler ise, Trabzon ve Akçaabat taki kaset-cd satıcılarında bulunabilmektedir. Bazı internet sitelerinde; Hüseyin Köse ye ait mp3 formatındaki ses dosyaları dinlenebilmekte, düğün-dernek-muhabbet gibi zamanlardan kalma olan ve Hüseyin Köse nin de yer aldığı bir kısım video görüntüleri de izlenebilmektedir. MP3 formatındaki ses kayıtlarına herhangi bir kaset-cd satıcısından da ulaşılabilmektedir. Trabzon ve Akçaabat ta bu tür satıcılar ile yapılan görüşmelerden edinilen bilgilere göre, Koryanalı Hüseyin Köse yi artık onu bilen ve yaşlı olan kişiler sorar olmuştur. Bu durum onun emsali olan diğer kemençe üstadları için de aynı şekildedir. Bazı çevreler tarafından kemençe virtiözü olarak da bilinen Hüseyin Köse, aynı zamanda bir davul icracısıdır. Özel arşivlerdeki bir çok fotoğrafta, elinde davul varken de görülmektedir. Bu konuda bilinen tek davul kaseti, Pelin Kasetçilik tarafından üretilen ve Emin Çolak ın zurna ile eşlik ettiği türkülü davul-zurna kasetidir (özel olarak kaydedilen diğer davul kasetleri hakkında bilgi edinilemedi). Davul çalmayı kemençe çalmaya başlamasından daha önce öğrendiği yukarıda belirtilmişti. Bu süreci yakından bilenlerin anlatımı ile bazı önemli hatıralar şöyledir: - Hüseyin Köse 5 yaş civarlarındayken yaylacılık nedeniyle ailesiyle birlikte Acısu Köyü nün bir mesire (yörede mezere deniliyor) yeri olan Soriya denilen yerdedir. Babası ile bir derneğe gitmiş ve davula olan merakı ilk olarak orada başlamıştır. Dernek dönüşünde Soriya da bulunan evin tahta kapısına davul ritmi ile vurmaya başlamıştır. Bu hatıranın kaynağı Hüseyin Köse nin babası İdris Köse olarak ifade edilmektedir (Süleyman Köse). - Köyde evlerinin bulunduğu Köseli mahallesi içerisinde sıcak demir ustası olan Kemal Gedikli, Hüseyin Köse nin 5-6 yaş civarlarında iken eline aldığı küçük çubuklar ile halen mevcut olan demirci atölyesine girerek, buradaki davlumbazın sac aksamına davul çalar gibi vura vura 12

13 başlarını şişirdiğini anlatır (Kemal Gedikli). - Yine küçük yaşlarda Soriya da iken ağabeyi Alican Köse, kot 26 silindiri üzerine deri gererek yaptığı küçük davulu Hüseyin e verir. Hüseyin in bu davulu sürekli çaldığını ve komşularının bundan rahatsız olduğunu, bu nedenle babası İdris Köse nin ona uzak yerleri göstererek: Git orada çal! diyerek ev bölgelerinden uzaklaştırdığı anlatılmaktadır (Ali Askar Özkurt, Annesi Saniye Özkurt tan dinlediğini anlatır. Saniye Özkurt, İmamlı-Gedikli lerden olup, genç kızlığında yayla zamanlarında ailesiyle birlikte Soriya da bulunurdu.). - Acısu Köyü nden Melek Özkurt, Hüseyin Köse nin küçüklüğünde bir arkadaşı ile birlikte Düzmahalle deki komşuları olan İsmail Durmuş a ait bir kot u alarak, alt tahtasını çıkarıp sağına ve soluna deri gerdirerek davul yapmaya çalıştıklarını anlatır. (Melek Özkurt) Gökçeler köyünden zamanın meşhur davulcusu Hasan Lermioğlu (Davulcu Hasan) gittiği bazı düğünlerde, Hüseyin Köse nin kendisinin yanına gelerek davul çalmayı tarif etmesini istediğini anlatır. O zamanlarda oldukça küçük, esmer ve şapkalı olduğunu da belirtir (Hasan Lermioğlu). 26 Kot: Silindir biçiminde, tahtadan yapılma, ortalama 8 kiloluk bir tahıl ölçü kabı (Gedikli: s.235). 27 Yörede çalarken patlayan-yırtılan davullar için; acil önlem olarak öncelikle keçi derisinden, bulunamaz ise koyun derisinden olan ve namaz postu olarak kullanılan deriler üzerine sıcak su-kül bileşimi ile bir çeşit dabaklama işlemi yapılır, yumuşatılan derinin kılları kopartılır ve davul silindirine uygun şekilde kesildikten sonra ip ile gerdirilerek yerine takılır. Muhtemelen bu işlemi daha önce görmüş olan Hüseyin Köse ve arkadaşı da kot silindiri üzerinde bunu yapmak istemiştir. 13

14 4. Koryanalı Hüseyin Köse İçin Ne Dediler? Koryanalı Hüseyin Köse nin sanatçı kimliği ve kişiliği üzerine aşağıda ismi verilen kişiler ile görüşmeler yapılmış olup, söyledikleri önemli görülen hususlar buraya kısa bir şekilde aktarılmaya çalışılmıştır. Bu kişilerin bazıları Hüseyin Köse nin yakın akraba ve köylüsü, bazıları mesai arkadaşları, bazıları sanatçı arkadaşları, bazıları da Hüseyin Köse ile bir şekilde bir araya gelmiş olan tanıdıkları ya da konu hakkında bilgisi olan kişilerden oluşmaktadır. Görüşmelerin birçoğu yüz yüze soru-cevap şeklinde yapılmış olup, uzakta bulunanlar ile de telefon görüşmesi ya da e-posta yöntemi ile irtibat sağlanmıştır. Bu görüşmelerin bazılarında ses kaydı alınmış, bazılarında ise görüşme sırasında not tutularak veri arşivi oluşturulmaya çalışılmıştır. Söz konusu görüşmeler Eylül 2012 Mart 2013 zaman aralığında yapılmış olup, kendisine ulaşılabilinen kişiler ile sınırlı kalmıştır. Elbette ki: Hüseyin Köse hakkında, benim de söyleyeceklerim vardı. diyenler de olabilecektir. Bu kişiler ile görüşülememesinin sebebi, ismen bilinemiyor olmaları, ismen bilinseler dahi kendilerine ulaşılamamış olunması ve zaman yetersizliği olmuştur. Dolayısı ile mâzur görülmeyi dileyerek, irtibata geçmeleri halinde sonraki çalışmalarda kullanılmak üzere kendileri ile görüşme sağlanabilecektir. Haydar Gedikoğlu Kuruçam Köyü nden Emekli Edebiyat Öğretmeni, Halk Kültürü Araştırmacısı Onun asıl başarısı, yüzyılların süzgecinde süzüle süzüle günümüze ulaşan anonim türküleri hiç bozmadan çalıp söylemesi ve bu türküleri yaşamı boyunca dilinden düşürmeyerek yaşatması olmuştur. Prof.Dr. Orhan Durgun KTÜ Öğretim Üyesi - KTÜ Horon Ekipleri Çalıştırıcısı Biz Koryanalı nın türküleri ile haşir neşir olduk O zamanlarda televizyon yok, internet yok. Trabzon Akçaabat Maçka ezgilerini ilk defa düzgün bir şekilde piyasaya çıkaranlardan biridir. Şimdiki yeni nesiller, internetten onun yaşlılık halini gördüler, ses ve refleksler eskisi gibi değil, çalma şekli hareketli değil, onu böyle tanıyorlar. Onun bu hali, o değil ki, onun eski halini bilmek lazım. Şefik Türkmen Akçaabat Belediye Başkanı Köy horonlarında her horoncu ayrı bir ekoldür, kendine has figürleri vardır. Bu oyunları zevkle izlersiniz. Bunların kaybolmaması gerekir. Benim köyümde de -Çınarlık Köyüdüğünlerde çok güzel horonlar oynanır. Koryanalı Hüseyin de köyümüze böyle düğünler ile gelmiş, bu tür horonculara kemençe çalmıştır. Gençliğinde çok popülerdi. Bilhassa yaylalar ile ilgili söylediği türküleri çok severim. Çepni kültürünün Akçaabat taki bir temsilcisidir. Yöremizin türkülerini güzel bir şekilde çalan ve söyleyen renkli bir insandı. Onun farklılığı, orijinalliğidir. Ben onu hep, bu bölgenin Aşık Veysel i gibi görmüşümdür. Hasan Yirmibeş (Hasan Hafız) Köylüsü ve Almanya dan Arkadaşı Onun iyi kemençe çalmasının bir hikmeti de, bizim köyümüzde iyi horoncuların olmasıdır. Nasıl ki bir hocayı öğrencisi iyi hoca yapar, Hüseyin de öyle idi. Horonculara göre çalabilmesi gerekirdi. En verimli zamanında iken Almanya da bulunmuştur. O zamanlarda bizim televizyonumuz da o idi, eğlencemiz de o idi. Almanya ya giden kemençecilerden onun kadar 14

15 meşhur olanı olmadı. Onu dinleyenler başlardı ona bahşiş takmaya. Ben leğenlerle ona bahşiş toplardım. 28 Yıldıray Türk Akçaabatlı Davul Sanatçısı Türkiye genelinde tanınmış mahalli bir sanatçı olmasına rağmen sanatı Türkiye yi de aşmıştır. Bir çok müzisyen ondan feyiz almıştır. Sanatını icra ettiği dönemlerde bir numaradır. Halk tarafından çok sevilen, etrafına sürekli pozitif enerji yayan, nükteleri ile bulunduğu ortamdaki herkesi güldüren bir kişiliği vardı. Benim babam da davul çalardı ve Hüseyin abi ile birlikte uzun yıllar bu kültüre hizmet ettiler. Eski sanatçılarımızın hepsi, geleneksel düğünlerimizi bizlere aktardılar ama bugün malesef salon düğünlerinin artış göstermesi nedeniyle köy-harman düğünleri oldukça azalmıştır. Bu düğünlerimize ait gelenek ve göreneklerimizin bir çoğu da yok olmuştur. Ömer Gaydan Akçaabatlı Zurna Sanatçısı Onun zamanındaki düğün harmanlarında ses düzeni yoktu. Misafirler harmana düzülen tahtalar üzerine oturur, Koryanalı çalmaya başlardı. Sevdalık üzerine söyler, etrafındakilere türkü atar, böyle bir saat çalar ve söyler, gelenler de sessizce dinlerdi. O zamanların düğünlerinde daha başka güzellikler vardı. Haydar Onur (Haçkalı Haydar) Avusturya ve Almanya dan Arkadaşı Türkülerinde hayatı tarif ederdi. Saatlerce durmadan çalar, repertuarından söylediği bir türküyü bu süre içerisinde bir daha söylemezdi. Şimdi org, eko vb. elektronik aletler de kemençeye ekleniyor. Böyle olunca da kemençenin gerçek sesi ve hatalar örtülmüş oluyor. Onu eleştirenler, bu aletler olmadan sade kemençe ile çalıp söylesinler bakalım ne kadar çalıp söyleyebiliyorlar. 29 Necmettin Öksüz Akçaabatlı Kemençe Sanatçısı O ve zamanındaki diğer ustalar sadece kemençe kullanırlardı. O zamanlarda org vb. aletler yoktu. Bir kemençe ile koca bir horon halkasını idare etmek kolay değildi. Onun kendine has bir tarzı vardır. Türküsünü dinlerken, bir sonraki sözlerinde ne diyeceğini merak ederdiniz. Birbiri ile ilgili sözler söylerdi. Çok hoş sohbet ve esprili bir kişiliği de vardı. 28 Hüseyin Köse nin kazandığı paralar ile bir yatırım yapmadığı, çok eli açık biri olduğu ve isteyen her arkadaşına para verdiği, gittiği düğünlerdeki bazı alacaklarını isteyemediği, kendisini muhabbet için çağıranlar ile birlikte yiyip-içtikleri ortama ait masrafları da çoğunlukla ödediği, bu iyi niyetinden dolayı maddi sıkıntılar içinde de kaldığı anlatılırken bu manadaki yaşamına ait bazı ifadeleri kendi türkülerinde bile görmekteyiz. 29 Bu husus ayrıca Hasan Yirmibeş e de soruldu. Kendisinin de bu duruma çok şahit olduğunu ifade ederek, şöyle bir hatırasını da anlatmıştır: Almanya da iken dostları olan Akyazı lı Muzaffer bey bulunduğu yerden bir akşamüzeri gelerek Hüseyin Köse den kendisi için bir kaset doldurmasını ve Hasan Yirmibeş in de türkü söylemesini ister. Böylece kaset doldurmaya başladıklarını, sadece temel ihtiyaçlar nedeniyle ara verdiklerini, bunun haricinde hem çalıp hem söylediklerini, sabah işe gideceği için kendisinin ayrıldığını ve diğerlerinin devam ettiğini ama o saate kadar uyumayarak on kasete yakın dolum yaptıklarını anlatmıştır. Bölükbaşı nın röportajında da H.Köse ye: Hiç durmadan ne kadar çalıp söyleyebilirsiniz? diye sorulmuş ve: Buna sınır koyamam, noktasızdır. diye cevap vermiştir. 15

16 Hamdi Özkurt Acısu Köyü nden Yüksek Mimar Mühendis Çok büyük bir kemençe sanatkârıdır. Söylediği türkülerin her cümlesinin bir anlamı vardır. Boş - anlamsız bir cümle kurmazdı. İlk beyiti ile son beyitini hem kafiye hem de anlam olarak uyumlu söylerdi. Bu sözler çok zekice söylenmiştir. Kemal Akbulut Akbulut Kasetçilik / Müzik Yapımcısı Hüseyin Köse ve onun zamanındaki diğer kemençeciler, horon halkası ortasında birbirbuçuk saat kemençe çalarlardı. Eski sanatçıların türkü söyleme konumları farklı idi. Bu iş yedi-sekiz seneden beri sanat olmaktan çıktı, ticarete dönüştü artık. Yapılan müziğe Batı tarzı sesler eklenerek gençlere hitap edilen şekli ile kemençe Antalya lara bile gitmiş oldu. Bu kemençe açısından iyi bir durum gibi görünüyor ama kemençenin özü kayboluyor. Bana göre kemençenin otantikliği ön planda kalmalı ve bozulmamalıdır. Abdurrahman Değirmenci Akçaabatlı Kemençe Sanatçısı Biz Hüseyin abi ile yetiştik. O bizim hocamızdı. Bu bölgede TRT de ilk kemençe çalan kişidir. Erkan Ocaklı gibi bazı şahsiyetleri sanatçı olmaya yönlendirdiği gibi, bazı kişilerin de kemençeci olmasında katkısı vardır. Ali Kemal Küçükosmanoğlu (Pala Dayı) Yerel TV de Pala Show Yapımcısı Onun kendine has bir stili vardır. Söylediği türkülerin birçoğunun sözleri kendine aittir. Bu gün bu iş yapılıyorsa, onun gibi ustalar sayesindedir. Şu anda piyasada olan türkülerinmelodilerin birçoğu onun gibi eski ustalardan çıkmıştır. Üzeyir Karaduman Akçaabatlı Kemençe Sanatçısı Bizim önümüzde olan, yöresel kemençe sanatını yaşatan, hayatını, sevdalıklarını, güncel hayatı müziğine yansıtan, kendine has kaydeler ile müzik yapan, çok mütevazi, efendi ve güleryüzlü bir insandı. Cihan Öztürk Akçaabatlı Kemençe Sanatçısı Kemençeyi Türkiye ve Avrupa ya tanıtan, sevdiren kişidir. Kendine has üslubu, kaydeleri ve türküleri olup, bunları çalıp söylemiştir. Çok geniş ve neşeli muhabbet ortamları da vardır. Hasan Seis Akçaabatlı Kemençe Sanatçısı Horon Ekipleri Çalgıcısı Ben gençtim ama kemençe çaldığım için, Onunla birlikte düğünlere on-onbeş kez gittim. Onun farklı bir üslubu vardı, kendisine has kaydeler ile çalar ve söylerdi. Türkü kurması çok iyi idi. İçinden nasıl gelirse öyle çalar ve söylerdi. Horonda kendisi çalarken, benim çalmamı istediği zamanlarda: Haydi bakayım kamarat, gir. derdi, alırdım kemençeyi bıraktığı yerden başlardım çalmaya Kamarat: Slovakça Çek dilinde dost, arkadaş demektir. Hüseyin Köse, Avrupa ya gittikten sonra bu kelimeyi arkadaşlarına karşı çok kullanmıştır. Bu nedenle arkadaşları ondan bahsederken adını kullanmak yerine Kamarat der hale gelmişlerdir. Günümüzde Acısu Köyünde bu kelimeyi büyüklerinden duyarak birbirine karşı kullanan gençler dahi vardır. 16

17 Tahsin Çelik Acısu Köyü Muhtarı Biz kahvede iken yanımıza gelir ve oyunu bırakıp muhabbet etmemizi isterdi. O, oyun oynamazdı. Dernek zamanlarında çalgı parası topladığımız zamanlarda: Ben önemli değilim, para yetmiyorsa misafirlerin parası için benden dahi alın. demiştir. İrfan Çelik Acısu Köyü nden, Müteahhit Giyimine dikkat eder, kemençeyi farklı bir şekilde tutar, kemençe çalmaya başlamadan önce önünden, arkasından, sağından, solundan kemençeyi en az beş dakika boyunca kendi sesine göre ayarlardı. Arkadaşları ile muhabbet halinde iken yarım saat-bir saat çaldıktan sonra, beş-on dakika dinlenir, bu esnada da etrafındakilere fıkra anlatır, onları güldürür, sonra yine çalıp söylemeye devam ederdi. Ragıp Altuntaş Akçaabatlı Kemençe Sanatçısı Çok büyük bir kemençe üstadıdır. Şimdiki Akçaabat yöremize ait müziklerin birçoğu, Koryanalı dan çıkmıştır. Abdurrahman Lermi Tonya lı Yöresel Müzik İcracısı Benden önceki tüm müzisyenlerden ve üstadlardan öğrendiğim şeyler oldu. Koryanalı Hüseyin de bunlardan biridir. Özellikle Akçaabat şivesini tanımam ve daha sonraki süreçlerde gözden kaçırmamam gereken ayrıntılara yol göstermesi açısından bana katkıları oldu. Şenol Çakır Şalpazarlı Kemençe Sanatçısı Avrupaya ilk giden kemençe sanatçılarından biridir. Hayri Yaşar Karagülle Akçaabatlı Kemençe Sanatçısı Otantik müzik yapardı. Muhammet Şentürk Akçaabat Belediyesi Zabıta Müdürü Kemençesinin, bir sanat dalı olarak algılanmamasının üzüntüsünü duyardı. 31 Adnan Yılmaz Yöresel Müzik İcracısı ve Müzik Yapımcısı Kendine has, çok güzel yorum yapardı. Yeri dolmayan bir üstat idi. 31 Abdullah Akat bir makalesinde; 1950 li yıllara kadar Trabzon ve çevresinde müzikal yapı açısından şehir merkezleri ile köy yerleşim yerleri arasında önemli farklılıklar olduğunu belirterek, kemençe, davul zurna, kaval gibi yerel çalgılar ve bu çalgılarla icra edilen yerel müziklerin şehir merkezinde pek kabul görmediğini ve bunun yerine Türk mûsikîsi çalgılarının ön plana çıktığını belirtmektedir (Akat: Güz 2012, s. 28). Akat bu konuda; tarih içerisinde Trabzon şehir merkezi müziğinin hiç bir zaman kemençe olmadığını, bu dönem ve öncesinde Trabzon şehir kültürü ile köy kültürü arasında büyük farklılıklar bulunduğunu, bu nedenle Hüseyin Köse nin yaşadığı zamanlarda da kemençe ve kemençe çalanların, Trabzon şehir merkezinde köylü işi denilerek hor görülüp küçümsendiğini, ancak günümüzde artık Trabzon denilince akla kemençe ve horon geldiğini ifade etmektedir. Akçaabat Belediye Başkanı Şefik Türkmen de benzer şekilde bu durumu dile getirerek; 1960 lı yıllara kadar Akçaabat şehir merkezindeki yerli insanların daha çok cümbüş, keman ve ud çaldıklarını, eski şarkıları söyleyerek fasıllar yaptıklarını, o zamanlardaki düğünlerin bağlama-saz ile yapıldığını, bu düğünlerin asıl oyununun köçek oyunları olduğunu, sonraları köylerden gelip yerleşenler ile birlikte Akçaabat merkezindeki düğünlerde kemençedavul ve zurna ile birlikte horonların da yaygınlaştığını, ekip horonları ile birlikte merkezdeki insanların da horona karşı ilgisinin arttığını belirtmiştir. 17

18 Atilla Alp Bölükbaşı Fotoğraf Sanatçısı Üretken bir insandı. Saffet Genç Maçka lı Kemençe Sanatçısı Onun kadar güzel uzun hava söyleyen olmadı. Feti Türkmen Akçaabatlı Davul Sanatçısı Yörenin türkülerini, kemençe eşliğinde çok güzel bir şekilde söylemiştir. 18

19 Sonuç Koryanalı Hüseyin Köse hakkında ciddi ve geniş kapsamlı bir bilimsel araştırma henüz yapılmamıştır. Sanatına yönelik önem arz eden birçok husus sağlığında iken kayıt altına alınamamıştır. Bu gün bu manada merak edilen birçok durum, onun vefatından sonra araştırılmaya çalışılmıştır. Yukarıda ifade edildiği üzere, bilinen bilimsel kaynak niteliğindeki çalışmalar Atilla Alp Bölükbaşı, Haydar Gedikoğlu, Ahmet Tekin Kumaş ve Akdergi ye katkı sağlayan yazarlar tarafından yapılmıştır. Bu çalışma dahi; dar kapsamlı, yetersiz kaynak ile hazırlanmış bir çalışma olup, bu konuda araştırma yapmak isteyenlere ışık tutabilecek bir mahiyete de sahiptir. Bu nedenle Koryanalı Hüseyin Köse ile ilgili geniş kapsamlı ve tamamlayıcı bilimsel bir araştırma yapılmalıdır. Hüseyin Köse nin plak ya da kasetlerinde söylediği türküler ile bunların haricinde söylemiş olduğu türkülere ait sözleri yazılı olarak kayıt altına alan basılı bir çalışma henüz yapılmamıştır. Haydar Gedikoğlu yaptığı bir çalışmada, Hüseyin Köse ye ait elde edebildiği bazı ses kasetlerindeki türkü sözlerini dinleyerek yazmaya çalışmıştır. Hasan Köse, babasına ait olduğunu belirttiği bazı türkü sözlerini tescil ettirme çalışmalarında bulunmuştur. Yine de elimizde yazılı bir kaynak bulunmamaktadır. Burada önem arz eden husus, bu türkü sözlerinin folklorik değerlerinin olmasıdır. Bu türküler yazılı hale getirilmeli ve her türkünün folklorik anlamının ne olduğu da ayrıca araştırılmalıdır. 32 Bu türküler; Hüseyin Köse nin zamanında bu coğrafyanın kullandığı yöresel kelime ve deyimlerden oluşan, doğumdan ölüme kadar olan günlük yaşamı içine alan, aile içi durumları içeren, köy ve yayla hayatı ile birlikte gelenek ve görenekleri, umut ve umutsuzluğu, neşeli ve kederli zamanları, gurbet ve özlemleri, aşk ve sevda halleri gibi duygu ve düşünceleri de içeren tüm hayatın içinden süzülen sözlerden oluşan türkülerdir. Bugün Hüseyin Köse nin emsali olan birçok kişi bu türkülerin ne anlama geldiğini çok güzel bir şekilde yorumlayabilmekte, türkü içerisinde geçen ifadeler için: Neden öyle demiş? Ne demek istemiş? Ne ilgisi var? gibi sorulara açıklayıcı cevaplar verebilmektedirler. Dolayısı ile bu canlı tanıkların bilgisinden istifade ile bu türkü sözleri karşılaştırmalı olarak doğru bir şekilde kayıt altına alınmalı ve yayınlanmalıdır. Bu tanıklar sonrasında yapılabilecek böyle bir çalışma geç kalınmış ve eksik bir çalışma olacaktır. Nitekim geçmişte köylerimizde kullanılan birçok kelime ve deyim, bugün artık kullanılmaz olmuştur. Dahası bugün köylerde konuşulan ağızlar (şive) bile değişime uğramaktadır. Bu nedenle yeni nesil ve sonrası kuşaklar, ister istemez yaşadıkları kültürel etkileşim ve değişim sonucu Hüseyin Köse nin türkülerinin birçoğunda ne denilmek istendiğini anlayamaz hale gelecektir. Çünkü gelir seviyesinin artması, ulaşım imkânlarının kolaylaşması, eğitim seviyesinin yükselmesi, göç olaylarının yaşanması, makineleşmenin çoğalması, televizyon ve internet gibi faktörler sonucu köylerdeki geleneksel yaşam, yerini şehir yaşamına terk ediyor olmuştur. Bu bağlamda yöresel kültürümüzün bir parçası olmuş olan bu türkülerin de yazılı kayıt ve koruma altına alınması gerekmektedir. Bu önemli husus haricinde Koryanalı Hüseyin Köse nin hayat hikâyesinin işlendiği belgesel nitelikli çalışmalar, belki de gerçek hayatı ile örtüşen bir sinema filmi projeleri de gündeme alınabilir. KTÜ bünyesinde müzik, müzik teorisi, müzikoloji ve edebiyat alanına ait bölümlerimiz mevcuttur. Üniversitemizin geniş kapsamlı bir araştırma yaptırmaya yönelik imkânları vardır. Koryanalı Hüseyin Köse ve onun gibi yine bu bölgede yaşamış, tanınmış ve yöresel kültürümüze katkısı bulunmuş kemençe icracısı ve hatta diğer sanatçılarımız ile de ilgili bilimsel çalışmalar yapılmalı, yapılan bu çalışmalar elektronik ortamlar sayesinde kütüphane veri tabanları üzerinden gelecek kuşaklara aktarılmalıdır. Geçmişimizde ya da günümüzde, içimizden biri olarak yaşamış bulunan bu kişilerin şahıslarında, yöresel kültürümüze olan katkılarının zaman içerisinde yok olup gitmelerinin önüne geçilmelidir. 32 Hüseyin Köse nin söylediği türkülere ait sözlerden kasıt, bu sözlerin kime ait olduğu ile ilgili değildir. Söz konusu türkü sözlerinin kayıt altına alınması ile ilgili bilimsel bir çalışma yapılması gerektiğidir. 19

20 Sevindirici bir gelişmedir ki 2011 yılı Kasım ayı itibariyle KTÜ Devlet Konservatuarı öğretim üyesi ve aynı zamanda yöresel müziğimizin de bir temsilcisi olan Abdullah Akat ın öncülüğünde üniversitemiz kütüphanesinde Karadeniz müziklerinin dokümantasyonunun yapılarak ses ve video kayıtlarına yönelik bir veri tabanı oluşturulması ile ilgili proje çalışmaları başlatılmıştır. 33 Böylece bu kayıtlar muhafaza altına alınabilecek ve bu konudaki araştırmacılara büyük kolaylık sağlanmış olunacaktır. Sonuç olarak yöresel kültürümüzün yaşatılmasında ilgili kamu kurumlarımıza her zaman büyük işler düşmektedir. Bu kurumlarımızdan bazıları şimdiye kadar gerekli hassasiyeti göstermişler ve bu kapsamda önemli çalışmalarda bulunmuşlardır. Başta ilçe belediye başkanlığımızın, ilçe kaymakamlığımızın, ilçe milli eğitim müdürlüğümüzün, ilçe halk eğitim merkezi müdürlüğümüzün ve yerel sivil toplum kuruluşlarımızın gayretlerine müteşekkiriz. Bu kurumlarımızın yanı sıra üniversitemizin, valiliğimizin ve TRT bölge müdürlüğümüz gibi tüm kuruluşlarımızın da yöresel kültürümüzün yaşatılmasında öncülük yapmaları, bu hususu önemli bir görev (misyon) olarak kendilerinde görmeleri kaçınılmaz bir gerçektir. Gerek Akçaabat olarak ve gerekse Trabzon olarak bilimsel çalışmalar ile kayıt ve koruma altına alınarak sonraki nesillere aktarılması gereken daha birçok kültürel mirasımız olduğu muhakkaktır. Teşekkür Bu çalışmanın yapılmasında beni yönlendiren değerli hocalarım Haydar Gedikoğlu na, Fethi Gedikli ye, Necmettin Aygün e, Cafer Tosun a, veri toplamamda yardımcı olan yakın akrabam Halit Özkurt a, kendilerinden bilgi, fotoğraf, ses veya video dosyası gibi materyaller temin ettiğim tüm kişi ve kurumlara teşekkür etmeyi borç bilirim. 33 Abdullah Akat, Etnomüzikoloji alanına giren bu tür çalışmaların Türkiye de akademik açıdan yeni bir alan olarak son yirmi yıla yakın bir zamandan beri çalışılmaya başlandığını ve dolayısı ile çok geç kalınmış olunduğunu belirtmektedir. Trabzon yöresi halk kültürü üzerine de çalışmaları bulunan Dr. Mustafa Duman, bir söyleşisinde şu hususları dile getirmiştir: Sözlü ve maddi folklor ürünleri ancak derlenerek gelecek kuşaklara aktarılabilir. Çünkü gelişen teknoloji ve iletişim araçları hızla folklor ürünlerini yok etmektedir. Derlenmezse kaybolur gider... Batı toplumları, masallarını, türkülerini, atasözlerini yüz yıl önce derleyip arşivlere yerleştirmiştir. Bizde bu çalışmalar zaten çok geç başlamış ve başlangıçta yabancı araştırmacılar tarafından yürütülmüştür. Örneğin Martti Räsänen, daha 1920 li yılların başında, Trabzon a gelmiş ve türküler derlemiştir. Ondan gören Hamamizade İhsan ve Bilal Aziz Yanıkoğlu da derlemeler yapmışlardır. Diyeceğim, derlenen malzemenin değerlendirilmesi her zaman yapılabilir. Fakat bugün derlenemeyen bir türkü, sözlü kültür olduğu için, kaybolur gider. (Erişim: ). 20

AKÇAABAD VAKFIKEBĠR NÜFUS KÜTÜĞÜ - (1835-1845)

AKÇAABAD VAKFIKEBĠR NÜFUS KÜTÜĞÜ - (1835-1845) AKÇAABAD VAKFIKEBĠR NÜFUS KÜTÜĞÜ - (1835-1845) C. Yunus Özkurt Osmanlı döneminde ilk genel nüfus sayımı, II. Mahmud döneminde 1831 (Hicri: 1246) yılında alınan bir karar ile uygulanmaya başlamıştır (bundan

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz. 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri

Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz. 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri Müdürlüğümüz bünyesinde faaliyet gösteren AKM Klasik Türk Sanat Müziği Korosunun Şef Mitat

Detaylı

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.

olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı. MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

BİR TÜRKÜNÜN ANATOMİSİ 3

BİR TÜRKÜNÜN ANATOMİSİ 3 BİR TÜRKÜNÜN ANATOMİSİ 3 C. Yunus ÖZKURT 3. Ali m Destanı - Ağıt Ölenlerin ardından söylenen ve onların ölümlerinden doğan derin acıları dile getiren deyişlere Ağıt deniyor (Gedikoğlu; 2012, s. 370). Ali

Detaylı

Çalgı Müziği. Çalgı Çeşitleri

Çalgı Müziği. Çalgı Çeşitleri Çalgı Müziği Çalgı Çeşitleri Çalgı Müziği Müzik aletleri ile yapılan müziğe çalgı müziği denir. Çalgı müziği, tek veya birden fazla çalgının bir araya gelmesiyle yapılır. Bütün müzik aletleri, çeşitlerine

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Samaruksayı Seyir olarak bilinen köyün eski adı, Cumhuriyetin ilk yıllarında,

Samaruksayı Seyir olarak bilinen köyün eski adı, Cumhuriyetin ilk yıllarında, İKİSU KÖYÜ YERİ VE NÜFUSU İkisu Köyü, bağlı olduğu Yomra İlçesi nin güneybatısında yer alır. Yomra İlçesi ne 4 km., Trabzon İli ne 16 km. uzaklıktadır. Bu uzaklıklar köyün giriş uzaklığıdır. Köyün girişindeki

Detaylı

GİRESUN TEMALI YARIŞMALAR. Fotoğraf YARIŞMA ŞARTNAMESİ FAALİYET TAKVİMİ

GİRESUN TEMALI YARIŞMALAR. Fotoğraf YARIŞMA ŞARTNAMESİ FAALİYET TAKVİMİ GİRESUN TEMALI YARIŞMALAR Fotoğraf YARIŞMANIN ADI: GİRESUN UN EVLERİ YARIŞMANIN TÜRÜ: Fotoğraf YARIŞMANIN KONUSU: Geleneksel Giresun un Evlerini Fotoğraflamak. YARIŞMANIN AMACI: Giresun un doğal güzelliklerine

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ

2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM DÖNEMİ EYLÜL AYI HAZIRLIK-ARI GRUBU BÜLTENİ OKULA UYUM OKULUM, BEN VE ARKADAŞLARIM Okulunu tanıma Okulunun ismini söyleme Öğretmen ve arkadaşlarını tanıma Okulda çalışanları gözlemleme

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

Hürkuş a Türk Savunmayii nin İlkleri

Hürkuş a Türk Savunmayii nin İlkleri Avrupa nın gıpta ettiği Nu. D.38 den TSK nın gururu Hürkuş a Türk Savunmayii nin İlkleri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın Hürkuş'un açılış töreninde Havacılık ve savunma sanayiine isimlerini silinmeyecek

Detaylı

ETKİNLİK PROĞRAMI. 22 Eylül 2011 Perşembe

ETKİNLİK PROĞRAMI. 22 Eylül 2011 Perşembe ETKİNLİK PROĞRAMI 22 Eylül 2011 Perşembe 14:00 Kayıt, bilgilendirme ve konaklama yerlerine yönlendirme. (İbramaki Sanat Galerisi / Atatürk Heykelı karşısı) 23 Eylül 2011 Cuma Fotomaraton Perşembe Saat24.00

Detaylı

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ - Basın Toplantısı Haber Küpürleri - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel 13.01.2015 Salı Adana İşi nde acayip soygun Bir Acayip Soygun Adana İşi adlı uzun metraj filmin çekimleri

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

İSTEK ÖZEL KEMAL ATATÜRK ANAOKULU MARTILAR SINIFI. İnsanlar Duygularını İfade Etmek İçin Geçmişten Günümüze Müzikten ve Danstan Yararlanmışlardır.

İSTEK ÖZEL KEMAL ATATÜRK ANAOKULU MARTILAR SINIFI. İnsanlar Duygularını İfade Etmek İçin Geçmişten Günümüze Müzikten ve Danstan Yararlanmışlardır. İSTEK ÖZEL KEMAL ATATÜRK ANAOKULU MARTILAR SINIFI İnsanlar Duygularını İfade Etmek İçin Geçmişten Günümüze Müzikten ve Danstan Yararlanmışlardır. Anafikri İle İlgili Neler Biliyoruz? Zeynep A. : Biz dans

Detaylı

Anlamı. Temel Bilgiler 1

Anlamı. Temel Bilgiler 1 Âmentü Haydi Bulalım Arkadaşlar aşağıda Âmentü duası ve Türkçe anlamı yazlı, ancak biraz karışmış. Siz doğru şekilde eşleştirebilir misiniz? 1 2 Allah a 2 Kadere Anlamı Ben; Allah a, meleklerine, kitaplarına,

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

Bu sayının Hakemleri

Bu sayının Hakemleri Bu sayının Hakemleri Doç. Dr. Osman Aydınlı (Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi) Doç. Dr. Metin Bozkuş (Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi) Doç. Dr. İbrahim Görener (Erciyes Üniversitesi İlahiyat

Detaylı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı

Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet

Detaylı

geliştirmemize yardımcı olur.

geliştirmemize yardımcı olur. 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; PYP disiplinler üstü temaları ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN MAYIS 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

Evlat Edinilen Çocuğa Multidisipliner Yaklaşım: Vaka Örnekleri Üzerinden Evlat Edinme. Psikolog Reyhan Bahçivan-Saydam

Evlat Edinilen Çocuğa Multidisipliner Yaklaşım: Vaka Örnekleri Üzerinden Evlat Edinme. Psikolog Reyhan Bahçivan-Saydam Evlat Edinilen Çocuğa Multidisipliner Yaklaşım: Vaka Örnekleri Üzerinden Evlat Edinme Psikolog Reyhan Bahçivan-Saydam Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu na göre 2008 yılı sonu itibariyle evlatt edindirilen

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

- Nasreddin Hoca'nın mezarı Eskişehir Sivrihisar'da bulundu.

- Nasreddin Hoca'nın mezarı Eskişehir Sivrihisar'da bulundu. Yüzyıllar sonra ortaya çıktı - Nasreddin Hoca'nın mezarı Eskişehir Sivrihisar'da bulundu. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Prof.Dr.Erol Altınsapan, Sivrihisar ilçesinde

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

NECİP FAZIL KISAKÜREK

NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK NECİP FAZIL KISAKÜREK kimdir? Necip fazıl kısakürekin ailesi ve çocukluk yılları. 1934e kadar yaşamı 1934-1943 yılları hayatı Büyük doğu cemiyeti 1960tan sonra yaşamı Siyasi fikirleri

Detaylı

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958) Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884 tarihinde bugün Makedonya sınırları içerisinde bulunan Üsküp te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmet Agâh tır. Şehsuvar Paşa torunlarından olduğu

Detaylı

TÜRKÇE. NOT: 1. 2. 3. soruları yukarıdaki metne göre cevaplayınız. cümlesinin sonuna hangi noktalama işareti konmalıdır?

TÜRKÇE. NOT: 1. 2. 3. soruları yukarıdaki metne göre cevaplayınız. cümlesinin sonuna hangi noktalama işareti konmalıdır? TÜRKÇE Hiçbir zaman elinde sapan olan bir arkadaşım olmadı. Daha doğrusu, öyleleri ile arkadaşlık yapmadım. Çünkü minicik bir kuşun canına kıyarken acıma duygusu olmayan kişi, zor duruma düşene elini uzatmaz.

Detaylı

Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi

Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi pişirdik. Topla tanışma oyunları oynadık. Heykel ol, adını

Detaylı

Öz geçmiş, insanın hayatını, kabiliyetini, yeteneğini, iş yapma gücü ve tecrübelerini ortaya koyan bir belgedir. Yani insanın o güne kadar elde

Öz geçmiş, insanın hayatını, kabiliyetini, yeteneğini, iş yapma gücü ve tecrübelerini ortaya koyan bir belgedir. Yani insanın o güne kadar elde ÖZGEÇMİŞ HAZIRLAMA Öz geçmiş, insanın hayatını, kabiliyetini, yeteneğini, iş yapma gücü ve tecrübelerini ortaya koyan bir belgedir. Yani insanın o güne kadar elde ettiği becerilerin özetidir. Özgeçmiş

Detaylı

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI Şubat Ayı E-Bülteni 1 İÇİNDEKİLER 1. Doğum günü Olan Yıldızlarımız 2. Mihver Dersler 3. Branş Dersler 4. Kulüpler 2 DOĞUM GÜNÜ OLAN YILDIZLARIMIZ

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI 23NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI Bitkileri tanıdık. Bitkileri gözlemledik. Bitki türlerini isimlendirdik. Bitkilerin

Detaylı

3. Hangi ülkenin vatandaşlığını taşıyorsunuz? Alman vatandaşlığı: evet Başka bir ülkenin vatandaşlığını taşıyorum:...

3. Hangi ülkenin vatandaşlığını taşıyorsunuz? Alman vatandaşlığı: evet Başka bir ülkenin vatandaşlığını taşıyorum:... Übersetzungshilfe - Anket çevirisi Size anketi doldurmanız için kolaylık sağlamak istiyoruz, bu yüzden size göç ve entegrasyon ile ilgili bu çeviriyi hazırladık. Lütfen cevaplarınızı bu kâğıta yazmayınız,

Detaylı

KÜLTÜR MİRASI DİVRİĞİ KONULU ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI YARIŞMA ŞARTNAMESİ

KÜLTÜR MİRASI DİVRİĞİ KONULU ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI YARIŞMA ŞARTNAMESİ KÜLTÜR MİRASI DİVRİĞİ KONULU ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI YARIŞMA ŞARTNAMESİ YARIŞMANIN AMACI: İlçe merkezi ve köylerinde bulunan tarihi ve kültürel varlıkların tanıtımı, korunması, gelecek nesillere aktarılması,

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ KONUKLARIMIZ Ron D. BURTON U.R. Başkanı 2013 14 Gürkan OLGUNTÜRK U.R. 2430. Bölge Guvernörü 2013 14 H.Ediz PARLAR 3. Grup Guvernör Yardımcısı Perihan SEFEROĞLU (Başkan) Serkan SOLAK (Asbaşkan) Hüseyin MURSAL (Kulüp

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :11. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :8. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :5. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :1-10. Syf Sayfası :İnternet Sitesi Selvitopu

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

SADİ YAVER ATAMAN. Krokus 3 C agrandizörü FOK banyoları. Siyah-Beyaz. Fotoğraf Yarışması. Birincilik Ödülü (Kâzım Zâim)

SADİ YAVER ATAMAN. Krokus 3 C agrandizörü FOK banyoları. Siyah-Beyaz. Fotoğraf Yarışması. Birincilik Ödülü (Kâzım Zâim) SADİ YAVER ATAMAN Krokus 3 C agrandizörü FOK banyoları Siyah-Beyaz Fotoğraf Yarışması Birincilik Ödülü (Kâzım Zâim) 04/06/1929 TEĞMEN, 1940? 1968 Kızları Güvenay ve Sevinç ile Folklor Kurumu THM Grubu

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (28 EKİM -13 ARALIK 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz ikinci temamıza ait bilgiler,

Detaylı

XV. BÖLÜM - SONUÇ VE ÖNERİLER 15. SONUÇ

XV. BÖLÜM - SONUÇ VE ÖNERİLER 15. SONUÇ XV. BÖLÜM - SONUÇ VE ÖNERİLER 15. SONUÇ Bu çalışma İstanbul Üniversitesi Antropoloji Bölümü Kültür Haritası Projesi kapsamında Sinop köylerinin sosyo-kültürel demografik ve ekonomik özelliklerinin araştırılması

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

BĠR KÜLTÜR OCAĞININ TARĠHĠ SERÜVENĠ: ÇOBANOĞLU ÂġIKLAR KAHVEHANESĠ

BĠR KÜLTÜR OCAĞININ TARĠHĠ SERÜVENĠ: ÇOBANOĞLU ÂġIKLAR KAHVEHANESĠ BĠR KÜLTÜR OCAĞININ TARĠHĠ SERÜVENĠ: ÇOBANOĞLU ÂġIKLAR KAHVEHANESĠ Âdem BALKAYA Murat Çobanoğlu, son dönem âşık edebiyatının yetiştirdiği ve erken kaybettiği en büyük ozanlarımızdan birisidir. Türkiye

Detaylı

ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI. Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi

ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI. Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi ŞANLIURFA İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ YAYINLARI ŞEHİR TANITIM YAYINLARI 1 Yayın Adı: Şiir Şehir Urfa Konusu: Urfa Üzerine Yazılmış Şiir Seçkisi Hazırlayan: Mehmet KURTOĞLU Sayfa Sayısı: 160 Toplam Baskı

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 30.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 30.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 30.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Bu hafta eğitim ve öğretim çalışmalarımız planlanan çalışmalar

Detaylı

HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Haziran 2015 Bülten

HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Haziran 2015 Bülten HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ * YAZ MEVSİMİ Yaz mevsimi aylarını öğrenme. Yaz mevsimi panosu hazırlama. Yaz mevsiminde meydana gelen değişiklikleri söyleme. Yaz mevsiminin meyve ve sebzelerini tanıma.

Detaylı

SPİKER TANIM A- GÖREVLER. Spikerleri, radyoda ve televizyonda görev yapanlar olarak iki gruba ayırabiliriz.

SPİKER TANIM A- GÖREVLER. Spikerleri, radyoda ve televizyonda görev yapanlar olarak iki gruba ayırabiliriz. TANIM Daha önce hazırlanan haber bültenlerini ve diğer duyuruları radyo veya televizyon kanalıyla izleyici veya dinleyicilere aktaran kişidir. TRT nin yapmış olduğu tanım: Dilbilgisi, fonetik, diksiyon,

Detaylı

Sevcan Orhan: Türkü benim yaşam biçimim

Sevcan Orhan: Türkü benim yaşam biçimim On5yirmi5.com Sevcan Orhan: Türkü benim yaşam biçimim Türk halk müziğinin başarılı temsilcilerinden Sevcan Orhan'la keyifli bir röportaj sizleri bekliyor. Yayın Tarihi : 30 Ekim 2012 Salı (oluşturma :

Detaylı

ÖZEL EFDAL ANAOKULU YILDIZ GRUBU MART AYI BÜLTENİ

ÖZEL EFDAL ANAOKULU YILDIZ GRUBU MART AYI BÜLTENİ ÖZEL EFDAL ANAOKULU YILDIZ GRUBU MART AYI BÜLTENİ BU AY ÖĞRENDİKLERİMİZ SU- BİTKİLER Su ile ilgili bildiklerimiz kavram haritası oluşturduk. Su çeşitlerini listeledik. Suyu kullandığımız yerlere göre grupladık.

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI TEMEL EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMI - 2012. PAMUK ŞEKERİM I (Kavram Eğitimi Kitabı)

T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI TEMEL EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMI - 2012. PAMUK ŞEKERİM I (Kavram Eğitimi Kitabı) T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI TEMEL EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMI - 2012 PAMUK ŞEKERİM I (Kavram Eğitimi Kitabı) ANKARA 2012 BAŞLARKEN Okul öncesi yıllar çocukların örgün eğitime başlamadan

Detaylı

RADYO-TELEVİZYON MUHABİRİ

RADYO-TELEVİZYON MUHABİRİ TANIM Haber kaynakları ile ilişki kurarak sürekli haber toplayan, gerektiğinde olayları yerinde izleyen, haberi yazılı veya sözlü olarak bağlı bulunduğu radyo veya televizyon kurumuna ileten kişidir. A-

Detaylı

Sanatçılara Desteğimiz Devam Ediyor. 08-13 Nisan 2014 Hamdi Öner Kişisel Resim Sergisi

Sanatçılara Desteğimiz Devam Ediyor. 08-13 Nisan 2014 Hamdi Öner Kişisel Resim Sergisi Sanatçılara Desteğimiz Devam Ediyor 08-13 Nisan 2014 Hamdi Öner Kişisel Resim Sergisi Müdürlüğümüzün katkılarıyla, Hamdi Öner in kişisel Resim Sergisi, Sivas Devlet Güzel Sanatlar Galerisinde açıldı. Açılışa,

Detaylı

ATILIM ÜNİVERSİTESİ KADRİYE ZAİM KÜTÜPHANESİ KURULUŞ TARİHİ 1997

ATILIM ÜNİVERSİTESİ KADRİYE ZAİM KÜTÜPHANESİ KURULUŞ TARİHİ 1997 KURULUŞ TARİHİ 1998 ATILIM ÜNİVERSİTESİ KADRİYE ZAİM KÜTÜPHANESİ KURULUŞ TARİHİ 1997 1999 2001 ATILIM ÜNİVERSİTESİ KADRİYE ZAİM KÜTÜPHANESİ /2013 Kütüphanemiz Kendi içinde; ekip ruhu, hizmet, mükemmellik;

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI

SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI SİBELANNE ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ ÇALIŞKAN ARILAR SINIFI ULAŞIM VE TRAFİK HAFTASI * Trafiğin tanımı yapıyoruz(yayalar,taşıtlar vb.) *Trafik işaretlerini öğreniyoruz. Trafik polisinin görevlerini öğreniyoruz.

Detaylı

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR!

SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! 1 SİZİN WEB SİTENİZ BİR TANEDİR! Tabi şu da bir gerçek ki, sizin siteniz 350 milyon ve hala artmakta olan siteden bir tanesidir. Sitenizin diğerlerinden ayrılması ve ayakta kalması için ne yapabilirsiniz?

Detaylı

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri

Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz. 1. Dini hizmetler. 2. Sağlık hizmetleri. 3. Eğitim ve öğretim hizmetleri Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere Vakıf denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin

Detaylı

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır?

5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) almıştır? 5.SINIF TÜRKÇE (GENEL DEĞERLENDİRME TESTİ) Öğle üstü bir cip gelip obanın çadırları önünde durdu. Çocuklar hemen çevresinde toplaştılar. Cipten önce veteriner, sonrada kaymakam indi. Obanın yaşlıları hemen

Detaylı

DAMLA PROJESİ 29 MART 3 NİSAN 2015 HATAY PROGRAM AKIŞI. Hep birlikte Bakanlıkta yemek yenecek

DAMLA PROJESİ 29 MART 3 NİSAN 2015 HATAY PROGRAM AKIŞI. Hep birlikte Bakanlıkta yemek yenecek DAMLA PROJESİ 29 MART 3 NİSAN 2015 HATAY PROGRAM AKIŞI 1.GÜN 29 MART 2015 PAZAR... -11:00 : Bakanlıkta Toplanma Aşti ve Havaalanından misafirlerimizin, Bakanlığa ulaşımı sağlanacak. 12:15-13:00 : Öğle

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012)

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) Sayın Velimiz, 22 Ekim 2012-14 Aralık 2012 tarihleri arasındaki ikinci temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi AUAd

Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi AUAd Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi AUAd auad.anadolu.edu.tr Başlarken AUAd Yazım Kuralları sayfasından size uygun olan şablonu seçiniz. Microsoft Word 2010 ortamı ya da üstü sürümü kullanınız.

Detaylı

KADINLARIN ÇOK YÖNLÜ GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ KATILIMCI PROFİLİ RAPORU

KADINLARIN ÇOK YÖNLÜ GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ KATILIMCI PROFİLİ RAPORU KADINLARIN ÇOK YÖNLÜ GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ KATILIMCI PROFİLİ RAPORU AĞUSTOS 2009 Kadınların Çok Yönlü Güçlendirilmesi Projesi Kursiyerlerinin Demografik Özellikleri Kadınların Çok Yönlü Güçlendirilmesi

Detaylı

2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BÜLTENİMİZDE NELER VAR? ETKİNLİKLERİMİZ GEMS ETKİNLİĞİMİZ: KUTUP HAYVANLARI DEĞERLER EĞİTİMİ ETKİNLİĞİMİZ: PAYLAŞMA KİTAP ATÖLYESİ: YAZAR ETKİNLİĞİMİZ GEZİLERİMİZ SİNEMA GÜNÜMÜZ

Detaylı

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 14 Şubat 2010 Pazar günü, Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) organizasyonluğunda 26 kişilik bir grupla günübirliğine Ilgaz a gidiyoruz.

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TRABZON ÇALIŞMA VE İŞ KURUMU İL MÜDÜRLÜĞÜ

TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TRABZON ÇALIŞMA VE İŞ KURUMU İL MÜDÜRLÜĞÜ İlan - 8 TYP Katılımcı Sayısı 30 XII. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ MİLLİ PARKLAR MÜDÜRLÜĞÜ Ağaçlandırma TYP Başlangıç Tarihi 15.11.2013 1 ay 15 gün Son Başvuru Tarihi 04.11.2013 İkamet Şartı: Beşikdüzü İlçesine Bağlı

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten

EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Eylül 2014 Bülten EYLÜL 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ AYIN TEMASI: OKULUM BEN KİMİM? *Kendi isimlerimizi söyleyerek, arkadaşlarımızla tanışma. *Sınıfımızı ve öğretmenimizi öğrenme. *Arkadaşlarımızın isimlerini öğrenme. *Okula

Detaylı

ÖZEL MANİSA ÜLKEM ANAOKULU KASIM AYI BÜLTENİ 3 YAŞ SINIFI

ÖZEL MANİSA ÜLKEM ANAOKULU KASIM AYI BÜLTENİ 3 YAŞ SINIFI ÖZEL MANİSA ÜLKEM ANAOKULU KASIM AYI BÜLTENİ 3 YAŞ SINIFI SINIF ETKİNLİKLERİ TÜRKÇE DİL Öğrencilerimiz kendilerini tanıtan oyuncaklar, giysiler, sevdiği eşyalarını anlatarak paylaşımlarda bulundular. Öğrenciler

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20 Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU 23 MART PAZARTESİ GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 23-27 MART 2015 SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı ve istedikleri ilgi köşelerinde evden getirdikleri oyuncaklarla

Detaylı

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede

çocukların çok ilgisini çekti. Turdan sonra çocuklar müzedeki atölyede Yaz Sanat Kulübü 2010 Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Fener-Balat bölgesinde yaşayan çocuklar ve kadınlar için eğitim, kişisel gelişim ve sağlık gibi konularda projeler yürütüp kültürel

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest

Detaylı

T.C. GĠRESUN VALĠLĠĞĠ Ġl Çevre ve Orman Müdürlüğü ĠL MAHALLĠ ÇEVRE KURULU KARARI

T.C. GĠRESUN VALĠLĠĞĠ Ġl Çevre ve Orman Müdürlüğü ĠL MAHALLĠ ÇEVRE KURULU KARARI BULANCAK MERKEZ ĠLÇE KARAR NO :07 KARAR TARĠHĠ :25/08/2010 Giresun İli Mahalli Çevre Kurulu 25/08/2010 Çarşamba günü saat 14:00 de Valilik Toplantı Salonunda Vali Yardımcısı Ahmet YILMAZ Başkanlığında

Detaylı

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ETKİNLİĞİ SANAT ETKİNLİĞİ TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ MÜZİK-OYUN ETKİNLİĞİ FEN ETKİNLİĞİ NİSAN 2015

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ETKİNLİĞİ SANAT ETKİNLİĞİ TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ MÜZİK-OYUN ETKİNLİĞİ FEN ETKİNLİĞİ NİSAN 2015 Sevgili Velimiz, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dünyada hiçbir ülkede bulunmayan iki farklı unsuru bir araya getiren milli bayramdır. Bu bayram bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti nin temellerinin

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu

3. Yazma Becerileri Sempozyumu 3. Yazma 3. SAYFA HABERİNDEN ŞİİRE 3. Sayfa Haberinden Haydar ERGÜLEN İN «Elmanın E si» Adlı Şiire SERDAR SOLKUN GALATASARAY LİSESİ TDE ÖĞRETMENİ Grup: Ortaöğretim öğrencileri ( Hazırlık sınıfları ve 9.

Detaylı

İDV ÖZEL BİLKENT İLKOKULU 3. SINIFLAR DOĞAL AFETLER SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ

İDV ÖZEL BİLKENT İLKOKULU 3. SINIFLAR DOĞAL AFETLER SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ İDV ÖZEL BİLKENT İLKOKULU 3. SINIFLAR DOĞAL AFETLER SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ Tema: Dünyanın İşleyişi Ana Fikir: Dünya da yaşanan doğal afetlerin farklılığı, insanların yaşam alanlarını düzenlemesine etki

Detaylı

(d.1286/1869-ö.1319/1902) âşık

(d.1286/1869-ö.1319/1902) âşık NÂZÎ, Yozgatlı (d.1286/1869-ö.1319/1902) âşık Asıl adı Mustafa dır. Yozgat ın Yukarı Nohutlu Mahallesinde 1869 yılında, dünyaya geldi (Işıtman 1969: 5401). Babası, Yozgat ın Çekerek ilçesinin Beyyurdu

Detaylı