Üçüncü Dünyacılık Küreselleşirken?: Uluslararası Düzenlemenin Değişen Eleştirisi

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Üçüncü Dünyacılık Küreselleşirken?: Uluslararası Düzenlemenin Değişen Eleştirisi"

Transkript

1 Üçüncü Dünyacılık Küreselleşirken?: Uluslararası Düzenlemenin Değişen Eleştirisi Ali Murat Özdemir * - Göksu Uğurlu * - Ebubekir Aykut* Özet: Uluslararası Hukuka Üçüncü Dünya Yaklaşım(lar)ı (TWAIL) başlığı altında gelişen yazın uluslararası hukuku gelişmekte olan dünyanın ülkelerine adil ve hakkaniyetli bir yaklaşımı desteklemek maksadıyla çözümlemektedir. Mevcut uluslararası hukuka muhalefet yeni bir olgu değildir. TWAIL in yeniliği uluslararası hukuka klasik Üçüncü Dünya muhalefetini küreselleşme çağında yeniden formüle etme çabasında bulunabilir. Elinizdeki çalışma TWAIL tarafından geliştirilen savları ekonomi politik bir yaklaşıma dayanarak sergilemekte ve eleştirel olarak değerlendirmektedir. Anahtar Sözcükler: Küreselleşme, ekonomi politik yaklaşım, üçüncü dünya, uluslararası hukuka üçüncü dünya yaklaşım(lar)ı (UHÜDY). The Globalization of Third Worldism?: Changing Appraisal of International Regulation Abstract: The literature developing under the banner of the Third World Approaches to International Law (TWAIL) analyzes international law in order to promote a fair and equitable approach to the countries of developing world. The opposition to the prevailing system of international law is not a new phenomenon. The novelty of the TWAIL is to reformulate the classical Third World opposition to international law in the era of globalization. This article aims to demonstrate and evaluate critically the arguments provided by TWAIL from a political-economy approach. Key Words: Globalization, political economy approach, third world, third world approaches to international Law (TWAIL). GĐRĐŞ Küreselleşme sürecinin azgelişmiş ülkelerin insanları üzerinde yarattığı tahrip edici sonuçlara bir tepki olarak gelişen Uluslararası Hukuka Üçüncü Dünya Yaklaşım(lar)ı (TWAIL 1 ) geçen on yılın uluslararası hukuk teorisi üzerinde esaslı bir etkiye sahiptir senesinin Mart ayında Harvard Hukuk Fakültesinde düzenlenen bir konferansla 2 entelektüel dolaşıma girmiş bulunan TWAIL in ardında yine Harvard Hukuk Fakültesi merkezli olup 1990 lar ortasından başlayarak gelişen Uluslararası Hukuka Yeni Yaklaşımlar ( ew Appro- * Hacettepe Üniversitesi, Öğretim Elemanı. 1 Kısaltmanın Đngilizce açılımı: Third World Approaches to International Law -Uluslararası Hukuka Üçüncü Dünya Yaklaşım(lar)ı senesinin Mart ayında Harvard Hukuk Fakültesinde yapılan toplantı TWAIL üzerine ilk akademik konferans olarak kabul edilmektedir (Fidler, 2003: 29). Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 45, Sayı 1, Mart 2012, s

2 22 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 45 Sayı 1 aches to International Law - AIL) hareketinin 3 entelektüel birikiminin bulunduğu söylenebilir (bkz. Natarajan, 2008: 77). TWAIL in Uluslararası Hukuka Yeni Yaklaşımlar (NAIL) hareketi ile bağlantısı, TWAIL hareketinin Amerika Birleşik Devletleri eksenli entelektüel üretimden ziyadesiyle etkilenmesi ile sonuçlanmıştır. Hareketi derinlemesine inceleyen yazarlardan Natarajan (2008: 55), akıma dahil Üçüncü Dünya kökenli yazarlar bulunmakla birlikte, akımın Üçüncü Dünya da yerleşik sosyal iletişim kanalları ekseninde gelişmediğini; bu nedenle de Üçüncü Dünya ya ait sayılamayacağını belirtmektedir. Bahsi geçen konferansın sonuç bildirgesinde katılımcılar kendilerini yeni dünya düzeninde Üçüncü Dünya insanlarının karşılaştığı sorun ve fırsatlarla ilgilenen uluslararası hukuk uzmanları olarak tanımladılar. Aynı katılımcılar ana akım uluslararası hukukun Üçüncü Dünya halkları üzerinde etkin küresel marjinalleştirme ve tahakküm süreçlerini güçlendirdiğini de vurguladılar (Fidler, 2003: 29). TWAIL uluslararası hukukun Üçüncü Dünya devletleri üzerindeki etkilerine yoğunlaşarak, eleştirel bir uluslararası hukuk yorumu sunmaktadır. Akıma dahil yazarların hukuk yorumlarında, sömürge sonrası dönemde de sürmekte olan küresel eşitsizliği Batı-Üçüncü Dünya ilişkileri ekseninde öne çıkarmak eğilimi bulunmaktadır (bkz. Gandhi, 1998: 129). TWAIL yorumları, uluslararası hukukun, Üçüncü Dünya halkları üzerinde etkin küresel marjinalleştirme ve tahakküm süreçlerini güçlendirdiği ve Batı nın küresel konumunu sağlamlaştırdığı yönünde gelişmektedir (Gathii, 2000b). Buna göre, uluslararası hukuk baskıcı pratiklerle belirlenmektedir. Ancak uluslararası hukukun baskıcı yönü, onun yönlerinden yalnızca biridir. Uluslararası hukuk aynı zamanda biçimsel de olsa eşitliği gündeme getirip, gücün aşırı kullanımını engelleyerek küresel düzeni yaşanılır kılma potansiyellerine de sahiptir. Đncelemekte olduğumuz yaklaşıma dahil yazarlar, uluslararası hukukun Üçüncü Dünya halkları üzerindeki etkilerine odaklanan savlarını, edebiyat, sanat, tarih ve dil bilim alanlarındaki sömürgecilik-sonrası (post-colonial) çalışmaların 4 etkisi altında biçimlendirmektedirler (bkz. Natarajan, 2008; Orford, 2003). Sömürgecilik-sonrası çalışmalar teorik olduğu kadar politik içeriğe de sahiptir: Yalnızca akademik çözümlemelerle sınırlı olmayıp, emperyalizmin varoluş biçimlerinin tümünün sonlandırılmasına yönelik politik-pratik eylem tarz- 3 Uluslararası Hukuka Yeni Yaklaşımlar hareketi, akademi ile gevşek bağları olup, kendi siyaseti ve iktidar stratejisine sahip olma iddiası içerisinde bulunan bir grup tarafından yürütülmektedir. Gruba dâhil yazarlar, devletler hukuku yanı sıra, eleştirel ırk teorisi, feminizm, sömürgecilik sonrası kuramla ilgilenmektedirler (Kennedy, 2000). 4 Sömürgecilik-sonrası terimi, sömürgeciliğin sona ermesine gönderme yapmaz. Aksine sömürgeciliğin, sömürge imparatorlukları sonrasında da eski sömürge insanlarının zihinlerinde ve ilgili ülkelerin kurumlarında devam ettiğini savlar. Terim geniş anlamıyla sömürgeciliğin modern biçimlerinin ürettiği etkilerin, siyasi, kültürel, toplumsal ve tarihsel sonuçlarını inceleyen disiplinler arası bir çalışma alanını adlandırmaktadır (bkz. Childs -Williams, 1997; Gandhi, 1998; Said, 1994).

3 Üçüncü Dünyacılık Küreselleşirken?: Uluslararası Düzenlemenin Değişen Eleştirisi 23 larını içerirler/önerirler. Uluslararası Hukuka Üçüncü Dünya Yaklaşım(lar)ı da ağırlıklı olarak uluslararası hukuk üzerinden aynı tutumu benimser. Ancak uluslararası hukukun, Üçüncü Dünya halkları üzerinde etkin küresel marjinalleştirme ve tahakküm süreçlerini güçlendirdiği iddiası ne yenidir ne de TWAIL ve esin kaynaklarına özgüdür (Mutua, 2000; Mickelson, 1998). Politik pratiğe ayrıcalıklı yer vermek olarak özetlenebilecek tutum da TWAIL ve sömürgecilik-sonrası çalışmalarla sınırlı değildir. TWAIL in yorumu, Üçüncü Dünya hareketinin küresel ölçekte etkin olduğu arası dönemde ürün veren bağımsızlıkçı, sosyalist, Marksist yazarların eserlerinden bildiğimiz çözümlemelerin -önceki başarısızlıkların ışığında ve küreselleşme koşullarındaözgün bir yeniden-değerlendirilmesini içerir. Ancak bununla sınırlı kalmaz: Önceki dönem çalışmaların ürünleri akımın kendi öncelikleri ve kavramları ekseninde ele alınmışlar ve yeni bağlamları içerisinde yeni bir içerik edinmişlerdir (bkz. Anghie - Chimni, 2003). TWAIL, kapitalist uluslararası hukuk sisteminin kendi iç tutarlılığı, (Avrupa merkeziyetçilikten kurtarılabilecek) evrenselciliği ve biçimselliği neticesinde Üçüncü Dünya lehine sonuçlar üretebileceğini savlamaktadır. Bir başka deyişle, TWAIL gelişmekte olan (azgelişmiş) dünyanın halkları için daha adil ve hakkaniyetli bir uluslararası hukuku, mevcut uluslararası hukuk sisteminden türetme arayışı içindedir. TWAIL çalışmaları eşitliğe dayalı bir sistemin, artan güç ve refah orantısızlıklarına rağmen nasıl işletilebileceği sorusu ekseninde biçimlenmektedir. Üçüncü Dünya lehine yorum ilkesi de diyebileceğimiz bir nevi Üçüncü Dünyacı duruş TWAIL in ayırd edici özelliğidir. Ancak gelinen noktada kısaca belirtmekte yarar var; ileride göreceğimiz gibi 1990 sonrası dönemin Üçüncü Dünyacı sı bir önceki dönemin Üçüncü Dünyacısından bir hayli farklı iddia ve önvarsayımlarla ortaya çıkmaktadır. Okumakta olduğunuz yazı önce TWAIL i kendi öncellerinden farklılaştıran hususlara değinecektir. Đkinci olarak, TWAIL i oluşturan yazarların teorik tutumları ele alınacaktır. Bu ikinci kalem altında TWAIL i diğer eleştirel akımlardan farklılaştıran özellikler irdelenecektir. Đkinci kalem kapsamında incelenen özelliklerden ilki Üçüncü Dünya nın halen mevcut bir politik gerçeklik olarak kabul edilmesi hususundaki TWAIL vurgusudur. Đkincisi hiyerarşi karşıtlığıdır. Üçüncüsü TWAIL in karşı-hegemonik bir duruş üretme gerekliliği ekseninde biçimlenen teorik pratiğidir. Dördüncü özellik Avrupa merkeziyetçi olmayan bir evrenselliğin savunusunda yatmaktadır. Son özellik TWAIL in daha en başından klasik anlamıyla bir ekol ya da doktrin olmayı reddedişi ve kendi açılımlarından bazılarını yeni teorik ittifaklarla yaygınlaştırmaya yönelik çabasıdır. Her bir kalem aynı anda TWAIL i oluşturan tezlerin sergilenmesi ve eleştirileri içerdiğinden çalışmamız kısa bir değerlendirme paragrafı ile sona erecektir.

4 24 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 45 Sayı 1 TWAIL i Kendi Öncesinden Koparan Unsurlar Daha önce de belirtildiği gibi, uluslararası hukukun Üçüncü Dünya yı oluşturan coğrafyada yer alan toplumlar yararına kullanılması önerisi yeni bir öneri değildir. Bu öneriyi Sovyetler Birliği nin mevcut olduğu bir dünyada sahiplenen yazarlarla, TWAIL i oluşturan yazarların sahiplenişleri esaslı olarak farklıdır. Önceki kuşak homojen bir grup oluşturmadığı gibi, salt uluslararası hukuk yazını ile sınırlanamaz. TWAIL ve önceki kuşak arasındaki ilişki bir devamlılık değil, kopuş ilişkisidir. 5 Bu farkı yaratan koşullara değinmek, akımın özgüllüğünün anlaşılması açısından elzemdir. TWAIL i kendi öncellerinden farklılaştıran hususlar, bu duruşa sahip yazarların ele aldığı konuların güncelliğinde ve ele alış biçiminde bulunabilir. Öncelikle, TWAIL sesini önceki kuşak Üçüncü Dünyacı yorumlar setinin geliştiği koşullardan oldukça farklı koşullarda yükseltmekte, sermayenin küresel ölçekli birikiminde yeni bir döneme denk gelen sorunlar ve perspektifler içinden yorum yapmaktadır (bkz. Chimni, 2006). Egemen eşitlik ve iç işlerine karışmama ilkelerinin öne çıktığı önceki kuşak Üçüncü Dünyacı yorumlar, uluslararası hukuk normlarını ilgili ülkelerin egemenliği ile çelişmeyecek şekilde yorumlamaya yönelmişlerken (bkz. Ferguson, 1987; Flory, 1987), bugün Üçüncü Dünya insanlarının menfaatiyle devlet egemenliğinin her zaman örtüşmediğini savlayan TWAIL in, egemen eşitlik ve iç işlerine karşımama ilkelerin üstünlüğü konusunda ısrarcı olduğunu söylemek mümkün değildir (Anghie - Chimni, 2003: 82-83; Rajagopal, 2003). Konu TWAIL yazarları tarafından açıkça tartışılmamış olsa da, TWAIL in, Üçüncü Dünya insanlarının bireysel menfaatini onların ortak siyasal süreçlere katılarak yurttaş olma pratiklerinden ayırdığı ya da bu pratikleri imkânsız hale getiren devletlerin egemenliğini savunmaktan kaçındığı savlanabilir (bkz. Anghie, 2005; Baxi, 1993; Rajagopal, 2003). Diğer yandan, TWAIL perspektifinden bakıp, insanlarına yurttaşlık haklarını tanımayan devletlere karşı, uluslararası toplumun müdahalesinin her durumda istenilir sonuçlar üreteceğini iddia etmek kolay değildir. Zira, muhalif bir akım için, yurttaşlık hakları konusunda baskıcı ulus devletlerin, uluslararası koalisyonlar tarafından kurulan geçici idari otoritelerden daha duyarsız olduğu iddiasını savunmak gerçekten zordur (bkz. Orford, 2003). Uluslararası hukukta egemenlik, devletin sahip olduğu niteliklerden olup, (devletten ayrı olarak tasavvur edilen) halklara bırakılmamıştır. Bir başka deyişle, devletsiz halklar egemen değildir. 5 TWAIL değerlendirmeleri, önceki kuşak Üçüncü Dünyacı yaklaşımlarla TWAIL arasındaki çeşitli farkları saptamaktadır. Ancak bahsi geçen çalışmalar hem önceki kuşak Üçüncü Dünyacı yaklaşımlar üzerindeki Marksist etkiyi görmezden gelip bu grubu homojenleştirmekte, hem de iki grup arasındaki ilişkiyi devamlılık ilişkisi şeklinde yorumlamaya meyletmektedirler (bkz. Anghie - Chimni, 2003; Gathii, 2000b; Mutua, 2000). Elinizdeki çalışma önceki kuşağın homojen bir grupmuşçasına ele alınmasının mümkün olmadığını savlamaktadır. Ayrıca, koşullardaki dönüşümün herhangi bir devamlılık ilişkisine müsaade etmeyecek kadar kesif/radikal olduğundan hareketle, TWAIL yazarlarının kendileri üzerine yaptıkları değerlendirmeleri reddetmektedir.

5 Üçüncü Dünyacılık Küreselleşirken?: Uluslararası Düzenlemenin Değişen Eleştirisi 25 Egemenlikle devlet arasındaki irtibatı savunmak konusunda isteksiz görünen TWAIL in tutumu, sermayenin küresel ölçekli birikiminde yeni bir döneme tekabül eden sorunlar ve perspektifler içerisinde sivrilen ulus devlet tartışmalarından ayrı düşünülemez. TWAIL ve öncesini ayrıştırmak için bir diğer ölçüt katılım sorunu tarafından verilmektedir. Önceki kuşak yorumcular katılımdan bahsettiklerinde, devletler düzeyinde uluslararası hukukun oluşumuna katkı vermekten, örf ve adet hukuku ile andlaşmalar hukukunu biçimlendirmekten bahsetmektedirler (bkz. Alexandrowicz, 1967; Ferguson, 1987). TWAIL yorumlarında belirdiği haliyle katılım hedefi için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. TWAIL lisanındaki katılım, piyasalar başta olmak üzere küresel kapitalizmin düzenleyici kurum ve örgütlerinde ses sahibi olmak ve egemen uluslararası hukukun Avrupa merkeziyetçi dilini değiştirmek hedeflerinin ötesine geçememektedir (bkz. Anghie - Chimni, 2003: 95). Öyleyse TWAIL kendi öncesinden ayıran birinci unsur, TWAIL in geliştiği yapının etkisi olarak belirir. Ekonomi politiğin teorik üretim araçlarını kullanmaktan kaçınan TWAIL yorumcuları - Đkinci Dünyanın çökmesiyle birlikte anlamı bulanıklaşan- Üçüncü Dünya lehine yorumlar üretirken; bir dönem bağımsızlık, kendi kaderini tayin, ulusal kaynaklar üzerinde tam hâkimiyet gibi talepleri içeren siyasi bir hareket içerisinde bulunan sömürgecilik-sonrası (post-colonial) kuşağa ait ülkelerin, bugünün dünya sistemi içerisindeki pozisyonlarını (ve sınıf yapılarının kendi uluslararası ilişkiler ve uluslararası hukuk politikaları üzerindeki etkilerini) değerlendirme dışı bırakmaktadırlar. Önceki kuşak yorumcular iktisadi ve sosyal hakları, kendi kaderini tayin hakkını, bütün halklar ve devletler için kalkınma hakkını savunurlarken, kolektif bir hak olarak ulusal kalkınmayı uluslararası hukukun gündemine getirmekteydiler (Flory, 1987). Burada kalkınacak olan birey devlet ya da belirli bir toplumun içerisindeki girişimciler değil, toplumun (halkın) kendisidir. Korunan menfaat, özel mülkiyet ya da sınırsız zenginlik hakkı değil, toplumsal var olma hakkıdır lar ve 1970 lerde küresel gündemi belirleyen Yeni Uluslararası Đktisadi Düzen önerilerinin ve bu öneriler ekseninde gelişen uluslararası düzenlemelerin ardındaki mantık budur. G-77 olarak adlandırılan koalisyon Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda çıkardıkları kararlarla kendi doğal kaynakları üzerinde egemenlik ve denetim kurmaya çalıştığında, Üçüncü Dünya nın toplumsal var olma haklarını savunmaktaydı 6 (bkz. Agrawala, 1987; Bedjaoui, 1979; Malanczuk, 1997; Zakaria, 1987). Bir toplumun emek ve doğal kaynaklar başta olmak üzere kendi kolektif varlıklarını ve insanlığın ortak mülkü olarak bilgiyi sahiplenebilme hakkı, ilaç patentleri başta olmak üzere başka birçok düzlemde 6 Ancak Genel Kurul Kararları yumuşak/esnek hukuk düzeyinde olup, doğrudan hukuki bağlayıcılık kapasitesine sahip değildir.

6 26 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 45 Sayı 1 ileri sürüldü (Zakaria, 1987). Aynı mantık Birleşmiş Milletler sistemi ile uluslararası para ve finans sistemini düzenleyen Bretton Woods sistemi arasındaki uçuruma karşı geliştirilen tutumda da gözlemlenebilir. Üçüncü Dünya lehine yorum yapan önceki kuşak yazarlar, Bretton Woods sisteminin Birleşmiş Milletler çatısı içerisine alınmasını talep ederlerken, kolektif bir hak olarak ulusal kalkınmayla ilgili iktisadi düzenlemeleri, katılımcı bir uluslararası hukukun nesnesi haline getirmeye çalışmaktaydılar (Ferguson, 1987). Oysaki TWAIL çizgisini sahiplenen insanların ürün vermeye başladığı dönem, her ülkenin kendi ulusal sınırları içerisinde benzer aşamalardan geçerek bağımsız bir ulusal kalkınmanın imkânlarından yararlanacağı önvarsayımına dayalı kalkınmacı projelerin/ekonomi politikalarının kredilerini yitirdiği bir zaman dilimine denk gelir (bkz. Gathii, 2000b; Rajagopal, 2003). Yeni zamanların belirleyeni Yeni Uluslararası Đktisadi Düzen projesi değil, küreselleşmedir (Malanczuk, 1997). Buna bağlı olarak TWAIL yorumlarında belirdiği haliyle kalkınma hakkı, kolektif içeriğini kaybetmeye başlamış, bireylerin ve bir piyasa aktörü olarak devlet ve diğer tüzel kişiliklerin kendi bağımsız teşebbüslerini gerçekleştirebilmek için uluslararası imkânlardan (genelde kredilerden, ticaret kolaylıklarından, uluslararası kurum ve örgütler içerisinde oy kullanabilmekten vs.) yararlanma hakkına (bireysel haklara) dönüşme eğilimi göstermiştir. TWAIL emeğin ve doğal kaynakların metalaşmasına karşı bütünsel/programlı bir tepki geliştirmez. Kolektif bir hak olarak ulusal kalkınmayı uluslararası hukukun gündemine getiren önceki kuşağın ilgileri azınlık, kadın, köylülük, tarım gibi sorunları kapsamamaktaydı (bkz. Ferguson, 1987). Bu meseleler uluslararası hukuk tarafından değil, ilgili devletler tarafından halledilmeliydi. TWAIL bu alanlarda kendi öncellerinden farklı bir tutum sergileyerek azınlık, kadın, köylülük, tarım gibi sorunları ele alma yoluna gitmiştir. Ancak TWAIL in teorik cephaneliğini oluşturan nosyonların, sömürgecilik-sonrası devletlerin homojenleştirici ulus-inşa politikalarındaki başarısızlıkları değerlendirmekte yetersiz kaldığı söylenebilir. Anılan durumun nedenlerinden birisi TWAIL içinde bütünsel bir anlayış geliştirme yönündeki itkilerin zayıflığında bulunabilir. Bütünsel anlayışlar dışlayıcı olup, farklı perspektiflerden gelen teorisyenler arasında oluşması beklenen pratik-yönelimli ittifak sistemleri tarafından kolayca benimsenemezler. Olayların etkilerine odaklanmış bulunan TWAIL yorumları gündeme bağlı olarak gelişmektedir. Bu strateji katılımı yükseltmekte, ancak karşılaşılan tekil sorunları birbirine bağlayan ilişkilerin bütünsel analizini imkânsız hale getirmektedir. Đşin yıpratıcı kısmı, bütünsel teorik bir tutum geliştirmeyi reddeden TWAIL yorumcularının, 1990 öncesinde geliştiği haliyle Üçüncü Dünya lehine yorum geliştiren yazarları yasacılığa sıkışmakla itham ettikleri noktada başlamaktadır (bkz. Anghie, 2000; Anghie - Chimni, 2003; Mutua, 2000; Otto, 1996). Tıpkı TWAIL

7 Üçüncü Dünyacılık Küreselleşirken?: Uluslararası Düzenlemenin Değişen Eleştirisi 27 yazarları gibi farklı 7 teorik perspektifler içerisinden gelen önceki kuşak yazarlarının ortak noktaları, toplumların kolektif varlıklarının kolektif haklar çerçevesinde savunulmasıydı. Metalaşma süreçlerine karşı tutarlı bir tutum sergiliyorlardı. Teorik bütünsellikten yoksun haliyle, metalaşma süreçlerini ve bu süreçlerin amillerini karşılarına almaksızın yasacılığı aşmaya kalkan TWAIL yorumcularının vardığı nokta, okumakta olduğunuz çalışma boyunca tartışılacaktır. Öyleyse TWAIL i kendi öncesinden ayıran ikinci unsur, kapsayıcı bir teorikpratik inşa etmedeki gönülsüzlüğü ve kifayetsizliğidir. Bu durum yaklaşımı betimleyen ve kendisini bu başlık altında değerlendiren yazarlarca da kabul edilmiştir (bkz. Anghie - Chimni, 2003: 102). TWAIL çizgisine dahil yazarların paralel/benzer siyasi iktisadi veya ideolojik duruşları olduğu söylenemez (bkz. Fidler, 2003; Mickelson, 1998; Mutua, 2000). Yaklaşımı bütünleştiren olgu, dünya düzeninin ürettiği olumsuz etkilere yönelik muhalif duruştur (bkz. Kennedy, 2000). Yapılan bu ikinci saptama, yapısal koşullara dayanan birinci saptamayla uyumludur. TWAIL i Oluşturan Yazarların Teorik Tutumları TWAIL i oluşturan yazarların teorik tutumları Üçüncü Dünyacılık, Hiyerarşi Karşıtlığı, Karşı Hegemonik Duruş, Avrupa Merkeziyetçi Olmayan Bir Evrenselliğin Savunusu ve Teorik Đttifak Stratejisi başlıkları altında ele alınacaktır. Đncelememize geçmeden önce Mutua nın (2000: 31-32) TWAIL için verdiği üç birleştirici özelliğe eğilebiliriz: TWAIL e dahil yazarlar hakim uluslararası hukuku ırkçı ayrımlara dayalı bir uluslararası normlar ve kurumlar hiyerarşisinin yaratılması ve sürdürülmesi için araç/dolayım olarak görürler (bkz. Anghie - Chimni, 2003). Anılan hiyerarşik bütün içerisinde Avrupalı olanın olmayana karşı üstünlüğü bulunmaktadır (bkz. Anghie, 2005; Chimni, 2006). TWAIL e dahil yazarları birleştiren ikinci özellik (Mutua nın TWAIL e biçtiği ikinci amaç) uluslararası yönetişime yapılan olumlayıcı vurguda yatar. TWAIL çizgisini sürdüren kimseler uluslararası yönetişim için alternatif bir yasal çatı/bünye inşa etmek ve sunmak maksadına sahiptirler (bkz. Gathii, 2000a). Nihayetinde TWAIL, entelektüel irdeleme, siyasa ve politikalarla Üçüncü Dünya da geri kalmışlığın koşullarını ortadan kaldırmayı hedefler (bkz. Okafor, 2008). Yaklaşıma dahil yazarların kendi alternatif uluslararası hukuk siyaseti önerileri de, uluslararası hukuku geri kalmışlığın koşullarının ortadan kaldırılması için bir araç olarak kullanmayı içerir. Bu üçüncü özellik TWAIL çizgisinin pratik içeriğini oluşturur. Öyleyse TWAIL çizgisi, daha en başından kendi hedefini ve katılımcılarının duruşlarını, bu katılımcıların ne olacağına değil ama ne olamayacağına yaptığı vurguyla belirlemektedir. 7 TWAIL yazarları arasındaki farklılıklar için bkz. Fidler (2003).

8 28 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 45 Sayı 1 Üçüncü Dünyacılık Birinci olarak, TWAIL e göre Üçüncü Dünya nın halen mevcut bir politik gerçeklik olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Yeryüzünde mevcut belli başlı hammaddelerin üzerine yerleşik olup, dünya nüfusunun çoğunluğunu barındıran Üçüncü Dünya nın insanları, kendi toplumsal zenginlikleri üzerinde etkin kontrole sahip değildirler (Nyerere, 1983). Rajagopal e (2003) göre geri kalmışlık ve yetersizlik algısı Üçüncü Dünya nın tarihsel ve coğrafi anlam dünyasının merkezinde bulunur. Üçüncü Dünyalılığın yalnızca ekonomik göstergelerle saptanamayacağı söylenmişse de (bkz. Sen, 1999), iktisadi büyüme ölçütü, Üçüncü Dünya nın hem içeriden hem de dışarıdan tanımlanması sürecinde belirleyici olmuştur. 8 TWAIL e göre Sovyet Bloğunun çöktüğü ve ulusal kalkınmacılık söyleminin kredisini yitirdiği bir dünyada Üçüncü Dünya yı imkân dahiline sokan unsurlar onun Batı karşısındaki coğrafi, siyasi ve ideolojik farklılıklarıdır (Mickelson, 1998; Mutua, 2000). Batı karşısındaki coğrafi, ideolojik ve siyasi farklılıklar kendilerini Batı yla kurdukları diyalektik ilişki içerisinde yeniden üretirler ve Üçüncü Dünya ülkelerinin benzer deneyimlerinden kaynaklanırlar (Mutua, 2000: 35). Üçüncü Dünya kendisine ait bir sese, daha doğrusu, her zaman harmoni içermese de, ortak endişelerini iletmeye yarayan bir koroya sahiptir (Mickelson, 1998: 409). Üçüncü Dünya yalnızca bir devletler koalisyonuna değil, aynı zamanda Üçüncü Dünya halklarına, toplumsal hareketlere, sivil toplum kuruluşlarına ve diğer devlet dışı aktörlere dayanır (Rajagopal, 2006). Uluslararası hukuk ancak Üçüncü Dünya insanlarının, uluslararası hukukun soyut normlarının uygulamadaki etkilerine odaklanan gerçek tecrübeleri ışığında anlam kazanır (bkz. Anghie - Chimni, 2003: 78). Anılan perspektife göre, Üçüncü Dünya ülkelerinin benzer deneyimleri ve ihtiyaçları, entelektüel ve siyasi bilinç açısından Üçüncü Dünya nın -bütünün ortak sesi olmasa da- bütününe yayılan ortak çağrının temelini oluşturur. Bu bağlamda Üçüncü Dünya terimi, Avrupalı olan ve olmayan arasındaki karşılıklı ve çekişmeli diyalektiği yakaladığı/içerdiği ve uluslararası hukuki ve siyasi düzeneğin sömürgen ve gayrı-adil yanlarını tanıdığı için, güney ülkeleri, azgelişmiş, kriz eğilimli, sanayileşen, kalkınmakta olan ya da kalkınamamış gibi terimlerden 9 farklıdır (Mutua, 2000: 36). Terim bu haliyle, direniş ve özgürleşme için kullanılan stratejik bir paradigmaya işaret eder. Diğer yandan bu stratejik paradigma, kendi iç tutarlılık ölçütlerini koyan bütüncül bir teoriyle desteklenmediğinden, çelişkiler, tutarsızlıklar ve içerik üzeri- 8 Bu nedenle, Asya Kaplanları olarak bilinen gruptaki ihracat yönelimli sermaye birikim süreçlerinin geldiği nokta Üçüncü Dünya nın bittiği yönündeki argümantasyonu iddiaları beslemiştir (Berger, 2004; Harris, 1987; Warren, 1980). 9 Anılan terimlerin karşılıklı konumunu tartışan bir çalışma için bkz. Mickelson (1998).

9 Üçüncü Dünyacılık Küreselleşirken?: Uluslararası Düzenlemenin Değişen Eleştirisi 29 ne anlaşmazlıklarla doludur. Her şeyden önce, Birinci ve Đkinci Dünyalardan ayrı bir Üçüncü Dünya düşünülemez. Đkinci Dünya, azgelişmiş ülkeler toplamı olmaktan fersah fersah öteye geçip politik program ve talepleri ile kendisini var eden Üçüncü Dünya yı imkân dâhiline sokan siyasi, ideolojik ve iktisadi kaynaklar sunarak dünyanın bölümlenmesine müdahale etmiştir. Onun yokluğunda bir Üçüncü Dünya dan bahsetmek mümkün değildir. Onun yokluğunda Batı nın küresel hegemonyasına karşı çıkışın temelleri ortadan kalkacaktır. Onun yokluğunda, menfaatini Batılı devletler içerisinde temsil ettiren güçlü gruplar karşısında talepler üretip siyasal iktidara dönüştüren insan gruplarının Üçüncü Dünyası da yoktur. Kendisini oluşturan ideolojileri, politikaları ve iktisat programlarıyla bir Üçüncü Dünya yoktur. Hiyerarşi Karşıtlığı Đkinci olarak belirtmek gerekir ki, -Avrupa egemenliğinde gelişen ve örtük olarak beyaz adamın diğerlerini uygarlaştırma görevini tanıyan klasik uluslararası hukukun aksine-twail çizgisinin savunduğu uluslararası hukuk hiyerarşi karşıtıdır (Mutua, 2000: 36). Đlk bakışta uluslararası hukuka eleştirel yaklaşımların bütününü kapsayan bir tutumla karşı karşıya olduğumuzu, anılan iddianın TWAIL e özgü olamayacağını - onu diğerlerinden ayırmak için bir ölçüt olarak kullanılamayacağını- düşünebiliriz. Bir başka deyişle uluslararası hukuka içkin hiyerarşiye karşıtlık yeni bir duruş değildir: Bir ölçüde Birleşmiş Milletlerin kuruluşunda da gündeme gelmiş ancak tamamlanamamış bir projedir (bkz. Evans, 1996; Sponeck, 2006). Diğer yandan hiyerarşi karşıtlığının daha en başından uluslararası bir sistem olarak gelişen kapitalizmin farklı birikim dönemlerine göre farklı içerikler edinebileceği (bkz. Chimni, 1993; Miéville, 2005), bu özelliklerin saptanması suretiyle iddianın TWAIL e özgü yanlarının ayrıt edilebileceği söylenebilir. Uluslararası hukukun başlangıç tarihi, dönemleri ve bu dönemlerin karakteri üzerine farklı perspektiflerden farklı argümanlar üretilmiştir (bkz. Chimni, 1993; Ishay, 2004; Malanczuk, 1997; Miéville, 2005). Bugün bildiğimiz haliyle uluslararası hukuku kapitalist dünya sisteminin doğuşuyla başlatsak ve uluslararası hukukun doğuş ve şekilleniş yerini Avrupa olarak değerlendirsek bile, dönemselleştirme sorunu ile yüz yüze gelmekten kaçınmak mümkün değildir. Kapitalizmin her dönemi hem ulusal hem de uluslararası düzlemlerde ayrı düzenleyici mekanizmaların doğuşuna karşılık gelmektedir zira. Dönemselleştirme problemiyle uğraşırken, emperyalist dönemin uluslararası hukuku, arası dönemde geliştiği haliyle uluslararası hukuk ve 1990 sonrasının uluslararası hukuku ayrıştırılacaktır. Bu ayrım, kapitalizmin dünyayı kendi döngüsüne çeken ulus-üstü yapısının sürekliliği ve sömürünün değişen biçimleri dikkate alınarak, Marksist ekonomi politik ve uluslararası ilişkiler teorisinin kazanımları üzerinden yapılacak ve Marksist bir yazar olmakla birlikte

10 30 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 45 Sayı 1 TWAIL yazarları ile pek çok ortak çalışmaya ismini koymuş Chimni (1993) tarafından önerilen taksonomi takip edilecektir. Emperyalist dönemin uluslararası hukuku bize Đkinci Dünya Savaşı sonrasının uluslararası hukukunun anlaşılabilmesi için temel kriterleri sunacaktır. Ortaya koyduğumuz analiz son olarak Sovyet-sonrası dönemin özelliklerini deşifre etmek için kullanılacaktır. Nihayetinde hem TWAIL in bahsettiği haliyle hiyerarşi karşıtlığını anlamamıza yarayacak düşünsel bir harita elde etmeyi ummaktayız. Emperyalist dönem, tekelci sermayenin, karmaşıklaşan sosyal işbölümü nedeniyle uluslararası bağımlılığın arttığı bir dünyada, ulusal devlet içerisinde güçlenen temsiline dayanarak, siyasi iktidarı diğer ülke sermayelerinin ve işçi sınıfının aleyhine kullanma eğiliminde açığa çıkmaktaydı. Sermayenin temsilindeki artış olgusu, mevcudiyetini hem sanayi devrimi sonrasında -öncesine göre- çok daha etkin hale gelen para sermayenin finans kapital olarak bilinen formuna hem de mamul mal üretimini gerçekleştiren tekil sermayelerin finans kapitalin belirleyiciliğinde- merkezileşme ve yoğunlaşmasına borçluydu. Bu süreçte eski sömürgeciler ve eskiden sömürgeci olamamış olan diğer (Japonya dışında tümü Avrupalı) ulus devletler tarafından yürütülen silahlı bir yarış başladı: Dünyada daha önce sömürge haline gelmemiş topraklar -Afrika nın neredeyse tümü, Asya nın önemli bir kısmı ve okyanus adaları- teker teker düştü (bkz. Ferro, 2002; Luraghi, 2000). Fiilen işgal edilmemiş topraklar (Đran, Çin ve Osmanlı Đmparatorlukları) ise Lenin'in terimleriyle yarı-sömürge haline dönüştüler. Sömürgeci dönem boyunca Avrupa ekseninde gelişmiş olan uluslararası hukuk, emperyalist dönemde Avrupa için uluslararası hukuka dönüştü. Medeni olan-olmayan ayrımı, aynı dönemin ırkçı ideolojileriyle birleşti (bkz. Fidler, 2001; Gathii, 2007). Diğer yandan uluslararası hukukta Avrupalı ve Hıristiyan olmayan hak süjelerinin tanınması zorunluluğu 10 uluslararası hukukun diline seküler ve dünyanın tümünü kapsayan kavramlar enjekte etti (Chimni, 1993:233). Bu suretle, barbar ve uygar olmayan terimleri ve bunlarla nitelenenlere reva görülen hukukun, uluslararası hukukta hak süjesi olarak kabul edilenlere (egemen devletlere) tatbik edilen hukuktan farkını açıklama işi kabuk değiştirdi: Belirli bir devlet formuna sahip olup uluslararası ilişkileri belirli tarzlarda yürütmeye ehil olanlar bir yana, dünyanın çoğunluğunu oluşturan diğerleri de öteki yana sıralandılar. Ancak Yirminci Yüzyıl boyunca önce Milletler Cemiyeti daha sonra da Birleşmiş Milletler çatısı altında devlet sayısı ve bunlara ait toprakların genişliği arttıkça, egemenlik kavramının içerdiği hakların kısıtlanması işi, aralarında, insani müdahale, rejim değişikliği, önleyici saldırı gibi bilindik tamlamaların bulunduğu yeni ve gelişmiş hukuk teknolojilerine bırakılacaktı. 10 Emperyalist dönemin uluslararası hukukuna dahil edilen Avrupalı-olmayan hak süjeleri bu sıfatı tam anlamıyla hiçbir zaman edinemediler. Hak süjesi olduğu 1856 tarihinde kabul edilen Osmanlı Đmparatorluğu için bkz. Bhuta (2006: ).

11 Üçüncü Dünyacılık Küreselleşirken?: Uluslararası Düzenlemenin Değişen Eleştirisi 31 TWAIL yazarları da egemenlik kavramının her devlette aynı içeriğe gönderme yapmadığı hususunu saptamışlardır. Onlara göre egemenlik kavramının, Üçüncü Dünya gerçekliğinde somut ve her durumda aynı sonuçları veren pratiklerden oluşan bir içeriği yoktur. Kavram, daha ziyade, Üçüncü Dünya da mevcut, esnek ve tutarsız pratiklerin ürünü olarak şekillenmiştir. Uluslararası hukukun verili kabul ettiği egemenlik göstergesi, Batılı emperyal güçlerin devlet iktidarının ürünü olup; Üçüncü Dünya pratiklerinde gözlemlenen haliyle egemenlik terimi ile aynı göndergeye sahip değildir. Egemenlik kavramının, ayrı ortamlarda ve zamanlarda ayrı içeriğe sahip olabilmesi, aynı ortam ve zamanda farklı taraflara farklı şekilde tatbik edilebilmesi, uluslararası hukukun şekillendirilmesinde nesnel görünümlü öznelliklerin kullanılmasını kolaylaştırmıştır (bkz. Anghie, 2005). Emperyalist dönemde sömürgeci pratikler geliştirilerek sürdürülmüştür. Medeniyet prensibi ve medenileştirme görevi gibi kavramlar uluslararası hukuka dahil edilmiş; medeni olmayanlar ya da daha az medeni kabul edilenler, standartları belirsiz bir medeniyet çizgisine ulaşmak yükümlülüğü ile donatılmışlardır. Buna göre, dünyanın talihsizleri medeniyete ulaştıklarında eşit kabul edileceklerdir. Ancak neden bu medeniyete ulaşmak durumunda oldukları, bu medeniyetin kriterlerinin ne olduğu ve ona ne zaman ulaşılmış sayılacakları gibi soruların cevabını onlar veremeyeceklerdir. Devlet sorumluluğu hukukuna bakıldığında bu mantığın gelişimi net bir şekilde gözlemlenebilir (bkz. Miéville, 2005; Verzijl, 1978). Emperyalist dönemde uluslararası hukuk -diğerleri arasında- emperyalist ülkelerin uyruklarına ait mülkiyet haklarının korunması esası üzerinde gelişmiştir. Buna ek olarak iç hukukların uyumlu hale getirilmesi sürecinden bahsedilebilir. Emperyal ülkenin uyrukları işgal edilen ülkenin topraklarında da kendi hukuku ile hareket edebiliyor ise; bir başka deyişle, emperyal ülkenin uyruklarına ait menfaat müdahale edilen ülkede de kendi ülkesindeki gibi korunabiliyor ise emperyalizmden bahsetmek mümkündür. Bahsedilen koruma çeşitli şekillerde belirebilir. Bir açılımda, emperyal ülke müdahale edilen ülkede kendi uyruklarına kendi hukukunu uygulayacağını tek taraflı olarak ilan edebilir. Bir diğerinde, müdahale edilen ülkenin hukuku yine o ülkenin kendi karar alma mekanizmaları tarafından emperyal ülkenin hukuku ile uyumlaştırılabilir. Bir başkasında uyumlaştırma süreçleri uluslararası anlaşmalar eşliğinde yürütülebilir. Emperyalizmin devlet siyasetine indirgenemeyeceği, siyasi iktidarın doğrudan kullanımının yanı sıra üretim ve dolaşımın uluslararası koordinasyonu ve dolayısı ile ticari faaliyet aracılığıyla yürütülen düzenli sömürüye dayandığı göz önüne alındığında, emperyalizmle hukuk arasındaki ilişkinin önemi kolaylıkla anlaşılabilir (bkz. Marks, 2008b). Birazdan ele alacağımız 1945 sonrası dönemin (yeni emperyalizmin) emperyalist dönemle ilişkisi de yine merkez ülkelere ait teşebbüslerin korunmasındaki süreklilikte bulunabilir. Zaman içerisinde, fi-

12 32 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 45 Sayı 1 nansal serbestleşme, kar transferi, fikri mülkiyet, uluslararası tahkim, uluslararası ticaret, uluslararası yatırım, gümrükler başlıkları altında düzenlemeler getiren anlaşmalar ve benzerleri, anılan korumanın arttırılması maksadına hizmet ederek gelişmişlerdir. Hedef açıktır: Uluslararası ölçekte sermayenin üretim ve dolaşımının sağlanması. Anlatılanlardan hareketle TWAIL çizgisinin eşitsizliğinden dem vurduğu uluslararası hukukun Avrupa nın emperyalist döneminin şekillendirdiği uluslararası hukuka denk geldiği ve kabaca arası dönemi kapsadığı savlanabilir. Tekrar edelim: Bu dönemde uluslararası hukuk, ulus devletler içerisinde temsilini giderek arttıran ulusal sermayelerin, küresel ölçekte sermaye birikiminin koşullarını oluşturan ülkesel unsurları diğer ulusal sermayelere karşı kapatmak maksadıyla kullandığı bir araç haline gelmiştir. Yine aynı dönemde merkezi kapitalist dünyanın imparatorluk adını alan ulus devletleri, kendi ülkelerindeki sermaye birikimini arttırmak maksadı başta olmak üzere pek çok belirleyeni olan politikalar eşliğinde dünyanın geri kalanında hammadde, işgücü ya da pazar imkânlarını işgal yolu ile arttırma stratejisi benimsemişlerdir. Bu dönemde işgal edilen topraklardaki zenginliklerin mülk edinilmesi başka bayraklara ait sermaye gruplarına kapatılmış, uluslararası hukuk da bu maksadı temin edecek anlaşmalar ve teamüllerle donatılmıştır ten başlayarak 1990 a kadar geçen zamanı kapsayan dönemin uluslararası hukuku klasik emperyalist politikaların tortularından ya da yeni dönemin emperyalizmi için gerekli düzenekten azade olmasa da farklı bir doğaya sahiptir (bkz. Malanczuk, 1997). Anılan dönemde sömürgecilik karşıtı hareketin siyasi hedeflerinin bir kısmını gerçekleştirebildiğini görüyoruz (bkz. Evans, 1996). Diğer yandan belirtilmelidir ki sömürgeciliğin tasfiyesi, emperyalizmin sonu anlamına gelmez. Aksine sömürgeci politikaların meşruiyetini yitirdiği noktada yeni bir emperyalizmden, emperyalizmin yeni bir aşamasından bahsetmek mümkündür. Sömürgecilik azgelişmişliğin yeniden üretilmesinde etkin mekanizmalardan yalnızca birisiydi. Sömürgeciliğe ait silahlı ve dışlayıcı mekanizmalar yerini sermaye birikiminin küresel ölçekte korunmasına, kontrolüne ve idaresine dayalı bir başka sisteme bırakırken, yeni emperyalizm sömürünün gerçekleştirilmesinde (sömürülen ülkenin toplumsal kaynaklarının sömürenlerin inisiyatifiyle biçimlendirilmesinde) küresel yatırım ve kredi düzeninin kontrolünden, çok uluslu şirketlerin faaliyetine; hukuksal düzenlemelerin küreselleştirilmesinden, yapısal uyum programları ekseninde yönlendirici koşullar getiren yardımlara; finansal serbestleşmeden (karların ve önceden üretilmiş artı-değerin transferinden), özelleştirmelere; yeni bir devlet biçiminin dayatılmasından insani/insancıl müdahalelere kadar pek çok buluş la/keşifle kendini yeniden üretebilmiştir. Anılan buluş ların/ keşif lerin küresel ölçekli tatbiki silahlı şiddetten azade olmamakla birlikte, esas olarak sınıf eşitsizliklerini iktisadi ve medeni (insani) düzenlemeler ekseninde gerçekleştirdiğinden, yeni emperyalist

13 Üçüncü Dünyacılık Küreselleşirken?: Uluslararası Düzenlemenin Değişen Eleştirisi 33 dönemin uluslararası hukuk kurumları -en azından 1990 a kadar- barış ilkesi ekseninde dönüşebilmiştir (bkz. Arato, 2006:227). Đkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde şekillendiği haliyle Amerikan hegemonyasının yeni bir uluslararası ilişkiler sistemine ve hukuka tekabül ettiği söylenebilir. Bu hegemonyanın 1990 lı yılların başına kadar süren dönemi, yeni sömürgeci ve emperyalist dönemleri kapsayan Đngiliz hegemonyasından pek çok açıdan farklıdır: Birinci olarak, ele aldığımız dönemin uluslararası hukuku ağırlıklı olarak savaş merkezli ilişkileri düzenleyen bir önceki döneme kıyasla daha barışçı dır. Buradaki barışçı tutumun ardında Soğuk Savaş (Sovyet mevcudiyeti) kadar, uluslararasılaşmanın etkileri de bulunmaktadır. Anılan barışçı dönüşümün neticesinde jus ad bellum a (güce başvurma hakkını düzenleyen kurallara) yüklenen anlam dönüşmüş, bunun neticesinde savaş açma hakkının kullanımı Birleşmiş Milletler Şartı nın VII. Bölümü gereğince silahlı saldırıya karşı güç kullanımı veya Güvenlik Konseyinin kararları doğrultusunda toparlanan uluslararası güçlerin eylemleri ile sınırlandırılmıştır (bkz. Gray, 2008). Artık haklı neden, yetke ve müdahalenin kriterleri anılan metinler içerisinden tespit edilecektir. Tıpkı jus ad bellum gibi jus in bello (savaş esnasında gözetilmesi gerekli kurallar) da dönüşmüş; savaş içerisinde tatbik edilen şiddetin - şiddetin muhataplarının şiddeti tatbik edene verdiği zararla- orantılı olması ve savaşan unsurlarla savaşmayan unsurların birbirlerinden ayrılıp savaşmayan unsurların gözetilmesi gerekliliği öne çıkmıştır 11 (bkz. Yoder, 1984). Koalisyon güçlerinin 2003 saldırısından hemen sonra, jus ad bellum un kendilerini ya da uluslararası barışı korumak için yeterli olmadığını savlamaları; içinde bulunduğumuz dönemin kendi öncesinden farklarını anlamak için önemli bir göstergedir (bkz. Kolb, 1997). Đkinci olarak, sermayenin uluslararasılaşması süreci uluslararası hukukta devlet haricindeki hak süjelerinin önemini arttırmış, gerek Birleşmiş Milletler çatısı altında gerekse müstakil çabalarla (çoğu kez uluslararası örgüt biçiminde) pek çok düzenleyici mekanizma akdedilmiş, düzenleyici mekanizma kararlarından oluşan yeni bir uluslararası hukuk gündeme gelebilmiştir ların başında yaşayan kadın ve erkekler tanık oldukları olaylar silsilesinin dünya tarihine kalın harflerle kazınacağını biliyorlardı. Đkinci Dünya akıl almaz bir hızla çöktü. Onunla birlikte dünyanın coğrafyası (en başta da kutupları), tarih anlayışları, gelecek tahayyülleri, toplumsal aidiyetler ve daha niceleri tarumar oldu. Đki kutupluluk basit bir silahlı güç dengesinden ötesini ifade ediyordu: Đki ayrı uluslararası işbölümü ve iki ayrı anayasal kuruluş. Bu iki ayrı dünyanın kesişme noktasında azgelişmiş ülkeler için bir üçüncü dünyanın imkânı bulunuyordu. 11 Latince isimlerinin uyandırabileceği eskilik izlenimine rağmen her iki kurum da Yirminci Yüzyılın ürünü olup, Milletler Cemiyeti döneminde entelektüel dolaşıma girmiş, Đkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde detaylı olarak ele alınmışlardır (bkz. Kolb, 1997).

14 34 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 45 Sayı ların başında yaşayan kadın ve erkekler siyasi, iktisadi ve ideolojik anlam haritalarının değişimini izlerlerken, bir kez daha Birinci Dünya nın doğrudan kontrolüne girecek olan uluslararası hukukun yeni içeriğini bilebilecek durumda değildiler. Yeni içerik, IMF güdümündeki yapısal uyum programlarının kahrettiği Afrika ülkelerinin yüzleştiği yeni iç savaşlarla (bkz. Chossudovsky, 1999), Bosna, Irak, Afganistan ve benzeri müdahalelerle ve Birleşmiş Milletler hukukunun bu hukuku yaratan ülkeler tarafından yetersiz bulunması gibi semptomların açığa vurduğu dinamiklerin yoğun baskısı altında yavaş yavaş şekillenecekti. Yeni içeriği belirleyen temel faktörlere bakalım: En temel faktör yeni emperyalizmin artık tek bir ulus devlet-imparatorluğu altında diğer ülkelere karşı güdülen devlet politikalarından oluşmamasıydı (bkz. Harvey, 2004; Panitch ve Gindin, 2004). Artık, Fransızları uzak tutmak için Afrika nın belirli bir yerini işgal eden Đngilizlerden ve benzeri müdahalelerden bahsetmek mümkün değildi. Gerçi bu özellik 1990 lar sonrasına değil, Đkinci Dünya Savaşı sonrasına aitti. Ancak 1980 lerdeki dönüşümler ve 1990 lar sonrasının çıplak şiddet ortamında oldukça belirgin bir hale gelmişti. Yeni içeriğin diğer iki esaslı ögesi yokluk (absence) durumundan türetilebilir. Öncelikle Sovyetler Birliği yoktur. Đkinci yokluk durumu küresel kapitalist bir devletin (uluslarüstü bir siyasi otoritenin) yokluğunda bulunabilir. Đkinci yokluk durumu da yeni bir olgu değildir ancak birinci yokluk durumunun (Sovyetler Birliği nin yokluğunun) yarattığı ortamda ikinci yokluk durumu yeni anlamlar edinmiştir. Her iki yokluk halinin kapitalist üretim ilişkilerinin küresel düzlemde yeniden üretilmesinde etkin kurumsal ve örgütsel düzenekler üzerindeki etkisini kavramak bugünün uluslararası hukukunu anlamak için elzemdir. Şu durumda hem sermayenin kendisine uygun bir ulusüstü kılıf yaratarak tek ülkede kapitalizm i gerçekleştirmeye yöneldiği iddiasının (bkz. Hardt - Negri, 2001; 2004; Negri, 2005), hem de çağdaş kapitalizmi ulus-devlet formları arasındaki emperyalist rekabetle sermayenin uluslararasılaşması eğilimleri arasındaki gerilim üzerinden okuma iddiasının (bkz. Callinicos, 2001) reddi üzerinden şekillenebilecek bir açıklamayı savunmak mümkündür (bkz. Panitch - Gindin, 2004). Buna göre, sermaye kendi yeniden üretimini bölgesellik bazında sağlama çabasından vazgeçememekle birlikte, bu bölgesellik artık bir ulus devletle sınırlı değildir. Emperyal iktidarın sınırların kalkmasıyla değil de iç içe geçmesi ile karakterize edilebilecek bu yeni enformel biçimi yalnızca merkez kapitalist ülkeleri değil, mümkün olduğu her yerde üçüncü dünyayı da kapsamaktadır. Bu özgün içerilme biçimi, Negri nin (2005) tahayyül ettiği gibi bir imparatorluk yoluyla değil, ama mevcudiyetini muhafaza eden tekil devletlerin, Amerikan Đmparatorluğunun bütünleyici unsurları olarak yeniden inşası yoluyla gerçekleşmektedir. Amerikan Đmparatorluğu nun da bu yeniden inşa süreçlerinden nasibini aldığını vurgulayalım. Bütünleşmeyi sağlayacak düzenlemeler uluslararası hukukun etkinlik alanı içerisindedir. Bu bağlamda ulus devletler,

15 Üçüncü Dünyacılık Küreselleşirken?: Uluslararası Düzenlemenin Değişen Eleştirisi 35 sosyal ilişkilerin ve sınıf kurumlarının, mülkiyetin, paranın, sözleşmenin ve piyasaların tesis edildiği ve yeniden üretildiği ve sermayenin uluslararası birikiminin (devletler arası eşgüdüm üzerinden) yürütüldüğü araçlar olarak varlıklarını sürdürmektedirler. Öyleyse paranın (üretilen değerin) bölgesel dağılımı her ne olursa olsun, doğrudan yabancı yatırımların küresel düzlemde aşırı genişlemesi olgusu, sermayenin devletten kaçışına değil, sermayenin pek çok devlete (ve pek çok devletin de sermayeye) karşı bağımlılığına işaret eder 12 (bkz. Panitch - Gindin, 2004). Aynı anda uluslararası hukukun öznesi, akdedicisi ve uyruğu olmak gibi çelişik rolleri üstlenen ulus devletin imkân ve sınırları da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Günümüzde tek bir emperyal devletin bir takım azgelişmiş ya da gelişmekte olan devlet karşısındaki mutlak üstünlüğünün savunulması için gerekli koşullar bulunmamaktadır. Ulus devlet imparatorlukları arasındaki rekabete ve Yirminci Yüzyıl ırkçılığı tarafından biçimlendirilen uluslararası hukukun arkaik kalıplarına karşı çıkmanın retorik değeri her ne olursa olsun, bugün için tutarlı sayılabilecek bir hiyerarşi karşıtlığının, devletin uluslararasılaşması olarak adlandırılan olgu çerçevesinde düşünülmesi gerekmektedir. Bu noktada TWAIL çizgisine içkin hiyerarşi karşıtlığına dönebiliriz. TWAIL çizgisi dönemini karakterize eden unsurlardan sömürgecilik karşıtı hareketi ve yeni uluslararası iktisadi düzen çağrılarını tanımakta ancak bu hareket ve buna bağlı yeni iktisadi düzen önerisinin başarısızlığa uğradığını, buralarda üretilen taleplerin pek azının uluslararası hukuka dahil edilebildiğini saptamaktadır (bkz. Anghie, 2005). Söz konusu başarısızlığın yorumu daha toleranslı bir dünyanın imkânını arayan TWAIL çizgisini karmaşıklaştırmaktadır. Onlara göre bu dönemde sergilenen çabalar kapitalizmin ve sınıf mücadelesinin yukarıda değinilen dinamiklerine bağlı olmayıp, uluslararası hukukta -her nasılsa ortaya çıkmış bulunan 13 - çoğulculaşma (pluralization) hedefine yöneliktir (Fidler, 2003). TWAIL yazınında bu hedefin neden ortaya çıktığı, çoğulculaşma hedefinin neden saygın kabul edildiği, neden Đkinci Dünya Savaşı nı takip eden dönemde gündeme geldiği ve neden ancak kısmi bir başarı elde ettiği soruları ya tarihsel olguların sıralanması suretiyle yanıtlanmış kabul edilmekte ya da açıkta kalmaktadır. Bağımsızlıklarını kazanan devletler uluslararası örgütlerde temsil edilir hale geldikçe uluslararası hukukun kaynakları üzerinde sınırlı da olsa etki sahibi ola- 12 Kapitalizmle imparatorluk ilişkisi, devletin uluslararasılaşması (internationalisation of the state) olgusunda bulunabilir. Kavram, devletin kendi yerel kapitalist düzenini uluslararası kapitalist düzenin işleyişine katkı koyacak şekilde yönetmesi durumuna karşılık gelmektedir. 13 Siyaset teorisinin ana akım yaklaşımlarında ortaya çıkarak belirli bir disiplinin gelişmesine katkıda bulunan normları açıklamak için insanlık bir özne haline getirilir. Bu özne geçmişindeki felaket ve başarısızlıkları topyekûn değerlendirmeye ve artık daha iyi değer ve normları gündeme getirmeye muktedirdir. Bu iddianın doğrulanması için Đkinci Dünya Savaşı nın getirdiği felaketlerden sonra... ibaresi ile başlayan açıklama biçimlerinin hatırlanması yerinde olacaktır.

16 36 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 45 Sayı 1 bilmişlerdir. Bu bağlamda kendi kaderini tayin hakkı, iç işlerine karışmama ilkesi, deniz hukuku, uluslararası ticaret hukuku ve doğrudan yabancı yatırımlar hakkında düzenlemeler bir önceki sermaye birikim dönemine ait düzenlemelerin içeriğini değiştirmişler ancak çoğulculaşma esasa ilişkin kapsayıcı bir eşitliği, toleranslı ve yeni bir uluslararası hukuku doğurmamıştır (Fidler, 2003). Uluslararası hukuka çoğulculaşma gibi bir hedef tespit etmenin sebeplerinden birisini, TWAIL e içkin eklektizme egemen olan platonik devlet anlayışında bulmak mümkündür. Buna göre devletler her durumda kendi verili- organik ve kültürel çıkarlarını gütmeye meyilli birer organizmadır. Devlet böyle kavramsallaştırıldığında, uluslararası ilişkiler alanına çıkan her devlet, temsil ettiği toplumla birlikte bir bütün teşkil eder. Çıkış noktanız böyle bir devlet kavramsallaştırmasına dayandığında -tıpkı bir insanın ya da hayvanın kolları ve bacakları arasında çıkar çatışması bulunmaması durumunda olduğu gibi- devlet olarak adlandırılan bütünlük yalnızca kendi verili (organik ve çatışkısız) menfaatini kollayan bir entite olarak algılanacaktır. Dahası anılan söylemin taşıyıcıları, söz konusu bütünlüğün (devletin) zaman ve mekân bağımlı bir tür özel rasyonaliteyi (piyasada işlem yapan bağımsız bireyin hesap mantığını), zamandan ve mekândan bağımsız olarak içselleştirdiğini önvarsaymak durumunda kalacaklardır. Haksızlık etmemek için ekleyelim: TWAIL, devleti sivil toplum karşısında olumsuzlamaktadır (Rajagopal, 2003). Ancak verilen bu kavramsal çerçeveden kopmamakta, politik toplumun (devletin) karşısına diktikleri sivil toplumu da aynı şekilde müstakil ve organik bir bütün olarak kutsamaktadırlar. Organik bir bütünlük olarak görülen sivil toplumu da yeni Üçüncü Dünyacı muhalefetin taşıyıcısı olarak kodlamaktadırlar (Chakrabarty 1996, 2002; Said, 1994). Verili haliyle liberal sivil toplum politik toplum karşıtlığından öteye gitmemektedirler. Çoğulculaşma hedefi de tarihsel deneyimlerin ışığında evrensel rasyonalite ekseninde tavır geliştiren organizma-devletlerin; organizma sivil toplumların; bu sivil toplumların içerisindeki kendiliğinden muhalif varoluş hallerinin düşünüp taşınarak bulduğu bir çözüm haline gelecektir. Oysaki toplumsal formasyonlar aynı anda hem devlet hem de sivil toplum içerisinde temsillerini bulan çelişik konumlardan (pozisyonlardan) oluşurlar. Aynı toplumsal formasyon içerisindeki sınıfsal gruplaşmaların birinin menfaati diğerininki ile sürekli olarak çelişecektir. Bu gruplar sınıflar arası bir mücadelenin tarafı olabilecekleri gibi aynı sınıfsal pozisyon içerisinde de karşı karşıya gelebileceklerdir. Finans kapitali temsil eden gruplar içerisinde bazıları (özellikle gelecekte üretilecek artı-değeri değil de geçmişte üretilmiş olanı paylaşma yarışına girenler), (gelecekte üretilecek artı-değeri temellük etmek üzere örgütlenen) üretken sermayenin talepleriyle çatışabilirler. Söz konusu toplumsal gruplar devlet olarak adlandırılan alandaki farklı yapılar içerisinde farklı dönemlerde farklı ölçeklerde temsil edilirler. Sivil toplum kuruluşları da devletin ideolojik

17 Üçüncü Dünyacılık Küreselleşirken?: Uluslararası Düzenlemenin Değişen Eleştirisi 37 aygıtları konumuna gelebilir. Temsilin mevcut durumuna göre devlet olarak adlandırılan ilişkiler alanına giren talepler farklı dönemlerde farklı sonuçlar doğurabileceklerdir. Aynı damardan ilerlersek, söz konusu taleplerden uluslararası ittifakları ilgilendirenleri farklı dönemlerde farklı dış politikalar bütününe denk gelecekler bu dış politikalar seti ile bağlantılı olarak mücadelenin yürütüldüğü aygıtlar farklı tarihsel durumlarda farklı işlevler görebileceklerdir. Söylenenler ışığında sivil toplum örgütlerinin TWAIL in kuramsal düzeneğindeki yerine bakalım. Sivil toplum örgütü (ya da hükümet dışı örgütler) kavramı, liberal demokrasinin ve bunun radikal varyantlarının savunusu işine soyunan söylemlerde, sınıfsal içeriği ile bağlı olmaksızın demokratik talepler üretmeye yazgılı teorik nesneler olarak kurgulanmıştır. TWAIL de bu açıklama kipliğini kullanır. Buna göre sivil toplum örgütlerinin faaliyeti, personelinin sınıfsal yapısı, ürettiği söylem, fonlanma biçimi ile bağlı değildir. Bu durumda liberal projelerle uyumlu tavırlar sergilemeyen sivil toplum örgütleri gerçek sivil toplum örgütü sayılmaz. Görülen/tanınan sivil toplum örgütlerinin işlevleri mevcut devlet-biçimle uyumludur. Yine liberal söyleme göre sivil toplum örgütleri (ya da hükümet dışı örgütler) hükümetin ve devletin dışındadır. Dışarlıklı olma halleri onları devletin baskı ya da ideolojik aygıtı gibi işlev görmekten alıkoyar. Çalışanları sivildir ve çalıştıkları ortamın devlet-karşıtı menfaatini geliştirirler. Sivil toplum örgütleri olarak adlandırılan aygıtlar için geliştirilen liberal açıklama biçimlerine katılamayacağımızı bildirelim ve bununla ilgili birkaç saptama yapalım: Öncelikle bu aygıtlar da diğer aygıtlar gibi, kendilerinde sınıfsal temsillerin gerçekleştiği, içerisine giren ve çıkan taleplerin biçim belirlenimli olduğu yapılardır. Đkinci olarak, bu aygıtlar, devlet içerisinde oluşan sınıfsal temsilin biçimlenmesi ve devlet içerisinde temsil edilen çeşitli menfaatin ifade ediliş biçimi üzerinde doğrudan etkiye sahiptirler. Üçüncü olarak, devlet denilen ayrıksı alanın dışında ve sivil toplumun içerisinde konumlandırılamazlar. Aksine, pek çok durumda devlet olarak adlandırabileceğimiz yoğunlaşmış güç ilişkileri alanı kapsamına, bu alanı oluşturan yapılar içerisine sokulabilirler. Anılan bu nüfuz ediş süreci, çeşitli şekillerde gerçekleşir. Bazı durumlarda ilgili sivil toplum örgütünün onayı, devletin diğer aygıtları içerisine bir talebi sokmanın gayrı-resmi koşulu haline gelirken, bazı durumlarda talebin ilgili örgütün üyeleri tarafından geliştirilmiş olmasının esaslı bir önemi ve etkisi vardır. Bazı durumlarda ilgili örgütün faaliyeti, devlet denilen alan içerisindeki bir takım dönüşümlerin dolaylı ya da doğrudan koordinasyonu için kullanılırken, bazı durumlarda bu örgütler, devlet denilen alana girecek taleplerin oluşumu sürecinin vazgeçilmez uğraklarını oluştururlar. Bazı sivil toplum örgütleri dışlanırken bazı sivil toplum örgütlerinin ürettiği hizmetler (projeler) fonlanır. Bu liste uzatılabilir, ancak bu kadarıyla bile, sivil toplum örgütlerinin liberal söylemin önvarsaydığı tipten oluşumlar olmadığı insaflı okuyucu tarafından- saptanabilecektir.

18 38 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 45 Sayı 1 TWAIL perspektifinin ürettiği açıklama güçlükleri, Sovyet sonrası dönemde Üçüncü Dünya nın yeri gündeme geldiğinde daha da artmaktadır. TWAIL yazarları Sovyet sonrası dönemde, Üçüncü Dünya nın Batı karşısında ortak menfaat ve pozisyon sahibi olduğu iddiasını getirmektedir. Örneğin Fidler (2003: 58) -hiyerarşi karşıtlığı ekseninde- Üçüncü Dünya nın Batı karşısında ortak menfaat ve pozisyon sahibi olduğu iddiasını destekleyen üç örnek sunmaktadır: Çok Taraflı Yatırım Anlaşmasına karşı geliştirilen tepkiler bize birinci örneği verir. Uluslararası emek standartlarının savunulması ve bunun ticari çıkarlarla bağlantılandırılması istemiyle; uluslararası fikri mülkiyet hukukuna itirazlar 14 da ikinci ve üçüncü örnekleri sunarlar. Ancak yine aynı yazara (2003: 59) göre, Üçüncü Dünya ya dahil ülkelerin ortak pozisyonunun bugün için doğurduğu etkiler, Soğuk Savaş dönemindeki etkin ve hırslı çoğulculaştırma stratejisiyle karşılaştırılamayacak kadar zayıftır. Günümüzde Üçüncü Dünya, talepler üreten ve alternatifler sunan bir önceki dönemin aksine, inisiyatifi kaybetmiş ve savunma pozisyonuna çekilmiştir. Çok Taraflı Yatırım Andlaşması nın reddinden sonra gündeme gelen ve Çok Taraflı Yatırım Andlaşması nın hükümlerini hayata geçiren muhtelif Đki Taraflı Yatırım antlaşmalarında ya da uluslararası patent hukukunu oluşturan sözleşmelerin -büyük küresel salgın halleri dışında- yaygınlaşmasında görüldüğü gibi, Üçüncü Dünya nın başarıları da geçici olma eğilimi göstermektedirler. Teorik duruş noktası eksikliği çeken TWAIL, bugünün hegemonik düzeninde iktidarda olan bloğun eskisine göre daha bütünsel ve güçlü olduğu gerçeğiyle yüzleşmek durumunda kalmış ancak iktidar bloğunu ayakta tutan ilişkileri analiz etmek yolunu seçmemiştir. Fidler in (2003) Üçüncü Dünya sını oluşturan devletlerin, -diğerleri yanı sıra- yukarıda bahsedilen sınıfsal temsiller ve devletin uluslararasılaşması olguları dikkate alınmadan düşünüldüğü ortadadır. Bu bağlamda, neden Dünya Ticaret Örgütü nün gündeme gelmesiyle birlikte, bir dönem tıbbi ilaçlar alanındaki uluslararası patentleri tanımayı reddeden ülkelerin bunları kabul eder hale geldikleri ya da neden Çok Taraflı Yatırım Anlaşması reddedildiği halde aynı hükümleri içeren Đki Taraflı Yatırım Anlaşmalarının yaygınlaştığı gibi sorular yanıtsız kalmaktadır. Yanıtsızlık TWAIL in teorik üretim araçlarındaki yetersizliğin bir ürünüdür. Anılan bu yetersizlik hali TWAIL e içkin hiyerarşi karşıtlığını eşitlik iyidir türünden normatif bir ifadenin gücüne endekslemiştir. Bu durumda çözümleme için yorumcuların eline, Üçüncü Dünya yı homojenleştiren zamansız ve mekânsız bir Batı tahakkümü fikri ve onun hoşgörüden azade hukukuna Üçüncü Dünya tarafından çoğulculuk, demokrasi, hoşgörü ve dayanışma başlıkları altında gösterilmesi beklenilen tepkiden başka bir dayanak kalmamıştır (bkz. Al- 14 Üçüncü Dünya ülkelerinin yönetimleri, Birleşik Devletler ve Avrupa Birliği'ni, kamu sağlığının patent korumasına öncelikli olduğunu TRIPS üzerine WTO Bildirgesinde ve Kasım 2001 tarihli Doha Bakanlar Toplantısında açıklanan Kamu Sağlığı başlıklı belgede kabul etmeye zorlamışlardır (Fidler, 2003: 59).

19 Üçüncü Dünyacılık Küreselleşirken?: Uluslararası Düzenlemenin Değişen Eleştirisi 39 lott, 1999). TWAIL e göre tahammülsüzlük ve hoşgörüsüzlük, Batı nın Soğuk Savaş sonrasında kazandığı yeni iktidarın ürünü olarak norm haline gelmiştir. Bu esnada; liberal yönetişim, hukuk, iktisat kavramları ve liberal insan hakları söylemi düşünce süreçlerini belirlemektedir (Fidler, 2003: 68). TWAIL in teorik üretim araçlarındaki yetersizlik, karşı çıkılması gerekilen şeyin adı konusunda belli belirsiz bir uzlaşma yaratırken, karşı çıkılan şeyin (Batı tahakkümü ve bunu imkân dahiline sokan çoğu- liberal söylemler) analizi (bir başka deyişle adlandırılarak karşı çıkılanın ne olduğu, onu böyle yapan mekanizmaların nasıl işlediği, nasıl etki ürettikleri) ihmal edilmektedir. Sorun bununla sınırlı değildir; TWAIL in isimlendirerek/adlandırarak kötü ilan ettiği şeye karşı çıkmak gerekçesi de belirsizdir. Hiçbir şey kendiliğinden iyi veya kötü değildir. Đyilik ve kötülük cisim ya da kavramların özünden değil, bunların diğer kavram ve cisimlerle ilişkileri içerisinde kullanımından ve ürettikleri etkiden kaynaklanır. Mevcut bir düzen, alet, kavram vs. ancak diğeri daha iyi sonuç yaratacaksa bir sorun olarak ortaya çıkar/çıkabilir. Bu durum bizi eleştirel duruş noktası sunma problematiğine götürür. TWAIL in daha önce belirtilen eklektizmi böyle bir duruş noktası üretilmesinin önündeki başlıca engeldir. Eleştirel duruş noktası eksikliği uluslararası hukukun nasıl olması gerektiği konusunda TWAIL tarafından getirilen önerileri oluşturan kavramları da belirsizleştirmektedir. Takdir edilebileceği gibi çoğulculuk, hoşgörü (tolerans), dayanışma gibi kavramlar bir hedefi betimlemekten ziyade karmaşıklaştırmaya da yarayabilirler. Zira bu kavramların içeriği verili değildir lardan sonra Amerika Birleşik Devletleri nin uluslararası hukuk politikası içerisine giren insani müdahale (humanitarian intervention) kavramını ele alalım. Yapısal uyum politikaları eşliğinde uluslararası piyasalara yönelik kapitalist tarıma odaklanan Ruanda da artan toplumsal eşitsizlik ve gerilimlerin neticesinde sekiz yüz bin Tutsi katledilirken (bkz. Chossudovsky, 1999), yapısal uyum stratejilerini bu ülke politikasına dahil edenlerin (ve hoşgörü arayışı içerisinde neyin ayıp neyin ayıp olmadığını vurgulayan muhalefetin) sessizliği, söz konusu katliamın devlet biçiminin şiddet yolu ile yaygınlaştırılması yolunda kullanıldığı müteakip adımları (insani müdahaleleri) kolaylaştırmıştır. Doğu Timor ve Yugoslavya, insani müdahaleler dolayımı ile uygulama alanı bulmuş şedit insancıllık (muscular humanitarianism) ve askeri insancılık (military humanism) kavramlarının işlevini anlamak için önemli örnekler sunmaktadırlar (bkz. Kurasawa, 2006). Yukarıdaki örneklerde hoşgörü edimini sergilemesi beklenen kimdir? Gerçekten bu edimi sergileyebilecek yekpare bir özne bulunmakta mıdır? Bir örnekte (Ruanda da) faillerden birisi tarafından sergilenen hoşgörü (katliama sessizlik), diğer örnekte (insani müdahale bayrağı altında sergilenen şiddetin somutlaştığı noktalarda) hoşgörüsüzlüğe mi dönüşmüştür? Çoğulculuk Yugoslavya da oluşturulacak olan yeni devletlerin biçiminin saptanmasında merkez kapitalist ülkelerin hep birlikte belirleyici olabilme kapasitelerine verilen bir ad mıdır? Üretim araç-

20 40 Amme Đdaresi Dergisi, Cilt 45 Sayı 1 ları üzerinde özel mülkiyet veriliyken (verili kabul edilmek durumundayken) ve bu durumun ürünlerinden yalnızca birisi olarak küresel bilgi üretimini sağlayan medya merkezleri(nde baskın iktisadi ve siyasi çıkarlar ve yine burada baskın söylemsel formasyonlar) neyin dünya kamuoyuna gösterilip gösterilmeyeceğini, gösterildiğinde hangi dil içerisinden ve nasıl anlatılacağını belirlerken; -herkesin bağımsız kanallardan edindikleri bilgiye dayanarak mevcut sorunları tam anlamıyla değerlendirip, kendi bağımsız fikrini ve pratiğini oluşturması anlamındaçoğulculuktan bahsetmek mümkün müdür? Đnsani müdahale ilkesinin, kendisi ile uygulaması arasındaki açıklığı anlamamıza ve uygulamayı ilkeye göre düzeltecek kriter ve araçları üretmemize yarayacak ideal bir tasviri/tanımı var mıdır (olabilir mi)? Kendi meşruiyetini kendi mevcudiyetinden alan, saptanabilir, evrensel normlar üzerinden üretilen argümanlara güvenebilir miyiz? Biz kimiz? Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetle sorunu olan insanlar dinozor, ortodoks, arkaik, hayalci gibi terimlerle suçlanır ve daha en başından kamusal iletişimin kıyısına atılırlarken, kıyıya atma ediminde ifadesini bulan epistemik şiddetin üreticilerini hoşgörülü saymak, onları demokrat olarak sınıflamak olası mıdır? Yukarıda örnekleri verilen soruların sorulabilmeleri, bu soruların makul sayılabilmeleri ve yanıtlama işine girişebilecek muhatapların oluşabilmesi için gerekli koşulların ve/veya gerekli teorik cesaretin yokluğunda, TWAIL çizgisinden üretim yapan yazarların kendi iddialarının aksine (bkz. Clark, 1989), reel politika ile ütopyacılık arasında mevcut olduğu iddia edilen boşluğu doldurmaları mümkün görünmemektedir. Buraya kadar ortaya konulanlardan hareketle TWAIL çizgisine içkin hiyerarşi karşıtlığı ve eşitlik önerisinin kendisini gerçekleştirmeye yönelik temel unsurlardan yoksun olduğu iddia edilebilir. Öncelikle TWAIL tarafından öne sürülen eşitlik talebi- Eşitlik iyidir önermesinin kutsiyeti veri sayılmadıkça- gerekçeden mahrumdur. Đkinci olarak eşit olması talep edilen şeyin-üçüncü Dünya yı oluşturan devletlerin- ele alınış tarzı sorunludur: Üçüncü Dünya yı oluşturan çoğu azgelişmiş devletin eşitliği kendiliğinden toplumsal bir eşitlikle sonuçlanmayacak ise, bunların eşit olmasından beklenilen fayda nedir? sorusu -diğer pek çokları gibi-yanıtsız bırakılmaktadır. Üçüncü olarak, en başta Birleşmiş Milletler olmak üzere önerilen eşitliği sağlaması beklenen araçların, bu araçları meydana getiren nesnel ilişkilerden ayrı olarak işlev görmesini gerektiren bir kuramı incelediğimizi belirtmemiz gerekmektedir. Bu noktada Mutua nın (2000: 31-32) TWAIL için verdiği birleştirici unsurlardan ikincisini-yönetişim vurgusunu-hatırlamak önemlidir. Yönetişim vurgusunu hatırlayarak, TWAIL çizgisine içkin hiyerarşi karşıtlığının içeriğini kendimiz doldurabiliriz. Hatırlanacağı gibi TWAIL e dahil yazarları birleştiren ikinci unsur (Mutua nın TWAIL e biçtiği ikinci amaç) uluslararası yönetişime yapılan vurguda bulunmaktaydı. Jessop (2002), bağımsız sosyal ilişkilerin koordinasyonu olarak kavramsallaştırıldığında, yönetişim teriminin üç alanda ya-

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Uluslararası Ekonomi Politik (IR502) Ders Detayları

Uluslararası Ekonomi Politik (IR502) Ders Detayları Uluslararası Ekonomi Politik (IR502) Ders Detayları Ders Adı Ders Kodu Dönemi Ders Uygulama Laboratuar Kredi AKTS Saati Saati Saati Uluslararası Ekonomi Politik IR502 Seçmeli 3 0 0 3 7.5 Ön Koşul Ders(ler)i

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ

YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ YENİ YAYIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLER HUKUKU: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİSTEMİ Yazar : Erdem Denk Yayınevi : Siyasal Kitabevi Baskı : 1. Baskı Kategori : Uluslararası İlişkiler Kapak Tasarımı : Gamze Uçak Kapak

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI 2010 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Dönemi Zorunlu Dersler Uluslararası İlişkilerde Araştırma

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

Özet. Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları. G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015

Özet. Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları. G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015 G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015 Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları Ekonomi Bakanligi Ev Sahipliginde Özet 5 Ekim 2015 Hilton Istanbul Bosphorus Hotel İstanbul,

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER...v GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm Antik Demokrasi I. ANTİK DEMOKRASİNİN

Detaylı

EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ

EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ 1990 sonrasında peş peşe gelen finansal krizler; bir yandan teorik alanda farklı açılımlara hız kazandırırken bir yandan da, küreselleşme süreci ile birlikte,

Detaylı

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA ÖĞRENCİLERİ BİTİRME PROJESİ YARIŞMASI 2014-2015

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA ÖĞRENCİLERİ BİTİRME PROJESİ YARIŞMASI 2014-2015 TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA ÖĞRENCİLERİ BİTİRME PROJESİ YARIŞMASI 2014-2015 ENDÜSTRİYEL YAPININ YENİLİKÇİ VE BİLGİ ODAKLI DÖNÜŞÜMÜNÜN BURSA ÖRNEĞİNDE İNCELENMESİ PROJE RAPORU İÇİNDEKİLER

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) 6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU İslam Ülkelerinde Çok Boyutlu Güvenlik İnşası ( 06-08 Mart 2015, Serena Hotel - İslamabad ) Güvenlik kavramı durağan değildir.

Detaylı

Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU

Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ÇEVRE HUKUKU İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR...XXI Birinci Bölüm Çevre Hukukunun Temelleri I. Genel Olarak...1

Detaylı

Politika Yapıcıları için Ekonomik ve Hukuki Analizler

Politika Yapıcıları için Ekonomik ve Hukuki Analizler Elektrik Piyasası Reformu: Politika Yapıcıları için Ekonomik ve Hukuki Analizler Avukat Dr. Refik TİRYAKİ Dr. Mustafa GÖZEN Enerji Uzmanı Enerji Uzmanı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu TMMOB 8. ENERJİ

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

IFLA İnternet Bildirgesi

IFLA İnternet Bildirgesi IFLA İnternet Bildirgesi Bilgiye engelsiz erişim özgürlük, eşitlik, küresel anlayış ve barış için temeldir. Bu nedenle, Kütüphane Dernekleri Uluslararası Federasyonu (IFLA) belirtir ki: Düşünce özgürlüğü,

Detaylı

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 6 Kitabın Adı Türkiye de Dış Politika Editör İbrahim KALIN Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-27-3 BBaskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK...

BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK... İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK... 1 Kalkınma Ekonomisine Olan Güncel İlgi... 1 Kalkınma Kavramı ve Terminolojisi... 1 Büyüme ve Kalkınma... 1 Kalkınma Terminolojisi... 2 Dünyada Gelir

Detaylı

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 PLANLAMAYI GEREKTİREN UNSURLAR Sosyalist model-kurumsal tercihler Piyasa başarısızlığı Gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sorunları 2

Detaylı

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi SOSYOLOJİ (TOPLUM BİLİMİ) 1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi Sosyoloji (Toplum Bilimi) Toplumsal grupları, örgütlenmeleri, kurumları, kurumlar arası ilişkileri,

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

Bourdieu den Sonra Ekonomik Sosyoloji

Bourdieu den Sonra Ekonomik Sosyoloji Bourdieu den Sonra Ekonomik Sosyoloji Haz: Emrah GÖKER, 4 Mayıs 2007 Ekonomi insanların nasıl tercih yaptıklarıyla ilgili ise, sosyoloji insanlara nasıl yapacak hiçbir tercih bırakılmadığıyla ilgilidir.

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR. 26 Kasım 2015

N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR. 26 Kasım 2015 N OLACAK ŞİMDİ? BEKİR AĞIRDIR 26 Kasım 2015 SİYASİ İRADENİN ÖNÜNDE İKİ SENARYO Kapsamlı bir reform ve kalkınma hareketine girmek Toplumsal barış Çözüm süreci Yeni anayasa Başkanlık arayışı ve kutuplaşma

Detaylı

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL Title of Presentation Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL İçindekiler 1- Yeni Büyük Oyun 2- Coğrafyanın Mahkumları 3- Hazar ın Statüsü Sorunu 4- Boru Hatları Rekabeti 5- Hazar

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TÜRKİYE EKONOMİSİ TÜK449 7 3+0 3 4

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TÜRKİYE EKONOMİSİ TÜK449 7 3+0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TÜRKİYE EKONOMİSİ TÜK449 7 3+0 3 4 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin

Detaylı

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR FDI doğrudan yabancı yatırım, bir ülke borsasında işlem gören şirketlerin hisselerinin bir diğer ülke veya ülkelerin kuruluşları tarafından satın alınmasını ifade eden portföy yatırımları dışında kalan

Detaylı

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - İtalya İlişkileri: Fırsatlar ve Güçlükler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası FĐNANSAL EĞĐTĐM VE FĐNANSAL FARKINDALIK: ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Durmuş YILMAZ Başkan Mart 2011 Đstanbul Sayın Bakanım, Saygıdeğer Katılımcılar, Değerli Konuklar

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

KÜRESELLEŞME 2. Küreselleşme Yanlısı Görüşler 12.11.2015

KÜRESELLEŞME 2. Küreselleşme Yanlısı Görüşler 12.11.2015 Diğer taraftan kalkınarak refah devleti olmak isteyen ülkelerinin küresel ekonomiye daha fazla entegre olmasını savunmaktadırlar. Onlara göre küresel ekonomi, bilginin, teknolojinin, malların ve hizmetlerin,

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

Soru Sınıf ve Nu: Müfredat 18. 9.sınıf YGS Harita Bilgisi-Arazi Rehberimiz: İzohipsler

Soru Sınıf ve Nu: Müfredat 18. 9.sınıf YGS Harita Bilgisi-Arazi Rehberimiz: İzohipsler 2010 YGS SOS.BİL. TESTİNDEKİ / COĞRAFYA SORULARININ MÜFREDAT AÇISINDAN ANALİZİ Soru Sınıf ve Nu: Müfredat 18. Harita Bilgisi-Arazi Rehberimiz: İzohipsler 19. Hayali Rehberler: Paraleller ve Meridyenler

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 Socrates-Comenius, Eylem 2.1. Projesi Bir Eğitim Projesi olarak Tarihi Olayları Yeniden Canlandırma Eğitimden Eyleme Referans: 128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 ÖĞRETMEN EĞİTİMİ PROGRAMI PLAN DURUM Pek

Detaylı

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Doç. Dr. Ýlker BELEK Akdeniz Üniversitesi Týp Fakültesi Halk Saðlýðý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Burjuva Sýnýf Saldýrýsýnýn Tepe Noktasý Yukarýda tanýmlanan saðlýk sistemi yapýsý

Detaylı

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Yaşam Boyu Sosyalleşme Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Uluslararası İlişkiler Tarihi II PSIR 112 3 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Uluslararası İlişkiler Tarihi II PSIR 112 3 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Uluslararası İlişkiler Tarihi II PSIR 2 3 3 + 0 3 5 Ön Koşul Dersleri PSIR Dersin Dili İngilizce Dersin Seviyesi Lisans Dersin Türü Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

İŞLETME BÖLÜMÜ YÜKSEK LİSANS (MBA) PROGRAMI

İŞLETME BÖLÜMÜ YÜKSEK LİSANS (MBA) PROGRAMI İŞLETME BÖLÜMÜ YÜKSEK LİSANS (MBA) PROGRAMI Vizyon: Farklı disiplinlerden gelen katılımcılara yönetim sanatının temel ilkeleri ve çağdaş bilgi birikiminin esaslarını vererek ulusal ve uluslararası işletmelerde

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

Dr. Mehmet BAYKAL İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi. Hukuksal ve Kurumsal Bağlamda Amerika Birleşik Devletleri ve. Doğrudan Yabancı Yatırımlar

Dr. Mehmet BAYKAL İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi. Hukuksal ve Kurumsal Bağlamda Amerika Birleşik Devletleri ve. Doğrudan Yabancı Yatırımlar Dr. Mehmet BAYKAL İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Hukuksal ve Kurumsal Bağlamda Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye de Doğrudan Yabancı Yatırımlar İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR...

Detaylı

IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu

IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu 1. IV. Uluslararası Türk - Asya Kongresi 27-29 Mayıs 2009 tarihleri arasında İstanbul da icra edilmiş ve son derece yapıcı ve samimi bir ortam içerisinde

Detaylı

The Middle East in International Relations: Power, Politic, and Ideology. Fred Halliday, Cambridge Press, 2006, 374 sayfa,

The Middle East in International Relations: Power, Politic, and Ideology. Fred Halliday, Cambridge Press, 2006, 374 sayfa, The Middle East in International Relations: Power, Politic, and Ideology Fred Halliday, Cambridge Press, 2006, 374 sayfa, Hazırlayan: Muharrem EKŞİ Ortadoğu nun Uluslararası İlişkilerinin; devletlerarası

Detaylı

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi S.B.E. İktisat anabilim Dalı İktisat Programı 7. Düzey (Yüksek Lisans Eğitimi) Yeterlilikleri

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi S.B.E. İktisat anabilim Dalı İktisat Programı 7. Düzey (Yüksek Lisans Eğitimi) Yeterlilikleri AÇIKLAMALAR: İktisat Ana Bilim Dalı İktisat yüksek lisans programı için belirlenen program yeterlilikleri 20 tane olup tablo 1 de verilmiştir. İktisat Ana Bilim Dalı İktisat yüksek lisans programı için

Detaylı

İçindekiler kısa tablosu

İçindekiler kısa tablosu İçindekiler kısa tablosu Önsöz x Rehberli Tur xii Kutulanmış Malzeme xiv Yazarlar Hakkında xx BİRİNCİ KISIM Giriş 1 İktisat ve ekonomi 2 2 Ekonomik analiz araçları 22 3 Arz, talep ve piyasa 42 İKİNCİ KISIM

Detaylı

İÇİNDEKİLER GİRİŞ:... 1

İÇİNDEKİLER GİRİŞ:... 1 İÇİNDEKİLER GİRİŞ:... 1 Birinci Ayrım: MİLLETLERARASI ÖRGÜT TEORİSİ... 3 I. Milletlerarası Örgütlerin Doğuş Nedenleri... 3 II. Uluslararası İlişkiler ve Milletlerarası Örgütler... 5 III. Milletlerarası

Detaylı

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Konu sayfa Pratik - 1 2-10 1 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk

Detaylı

Dış Ticaret Politikası-Giriş Dr. Dilek Seymen Dr. Aslı Seda Bilman

Dış Ticaret Politikası-Giriş Dr. Dilek Seymen Dr. Aslı Seda Bilman Dış Ticaret Politikası-Giriş Dr. Dilek Seymen Dr. Aslı Seda Bilman 2 Đçerik 1.Dış Ticaret Politikası-Giriş: Tanım, Genel Ekonomi Politikası içindeki Yeri, Teori-Politika Farkı, Devlet Müdahalesinin Gerekliliği;

Detaylı

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI. Sürdürülebilirlik vizyonumuz SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK POLİTİKASI Sürdürülebilirlik vizyonumuz 150 yıllık bir süreçte inşa ettiğimiz rakipsiz deneyim ve bilgi birikimimizi; ekonomiye, çevreye, topluma katkı sağlamak üzere kullanmak, paydaşlarımız

Detaylı

Dr. H. Zeynep NALÇACIOĞLU ERDEN MİLLETLERARASI YATIRIM HUKUKUNDA DOLAYLI KAMULAŞTIRMA

Dr. H. Zeynep NALÇACIOĞLU ERDEN MİLLETLERARASI YATIRIM HUKUKUNDA DOLAYLI KAMULAŞTIRMA Dr. H. Zeynep NALÇACIOĞLU ERDEN MİLLETLERARASI YATIRIM HUKUKUNDA DOLAYLI KAMULAŞTIRMA İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... XI KISALTMALAR LİSTESİ... XIX GİRİŞ...1 Birinci Bölüm Dolaylı Kamulaştırma Kavramı

Detaylı

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ Ders Tanıtım Formu Dersin Adı Öğretim Dili SİYASİ TARİH Türkçe Dersin Verildiği Düzey Ön Lisans ( ) Lisans ( X) Yüksek Lisans( ) Doktora( ) Eğitim Öğretim Sistemi Örgün Öğretim ( X) Uzaktan Öğretim( )

Detaylı

6 TEMEL İLKESİ. 1 Bilgi 2 Bilinç 3 Buluşma 4 Beklenti 5 Belirsizlik 6 Benimseme

6 TEMEL İLKESİ. 1 Bilgi 2 Bilinç 3 Buluşma 4 Beklenti 5 Belirsizlik 6 Benimseme U Z L A Ş M A Y Ö N E T İ M İ N İ N 6 TEMEL İLKESİ 1 Bilgi 2 Bilinç 3 Buluşma 4 Beklenti 5 Belirsizlik 6 Benimseme UZLAŞMA YÖNETİMİNİN 6B BASAMAKLARI Günümüzde, Planlama ve Proje Geliştirme süreçleri,

Detaylı

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: YEŞİL BİNALAR & NANOTEKNOLOJİ STRATEJİLERİ. Muhammed Maraşlı İMSAD-UNG Çalışma Grubu Üyesi

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: YEŞİL BİNALAR & NANOTEKNOLOJİ STRATEJİLERİ. Muhammed Maraşlı İMSAD-UNG Çalışma Grubu Üyesi İNŞAAT SEKTÖRÜNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: YEŞİL BİNALAR & NANOTEKNOLOJİ STRATEJİLERİ Muhammed Maraşlı İMSAD-UNG Çalışma Grubu Üyesi RAPORUN AMACI Türk İnşaat Sektörünün rekabet gücünün arttırılması amacıyla

Detaylı

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER. Genel Kurul GENEL KURUL KARARI. [Üçüncü Komite raporu üzerine (A/53/625/Add.2)]

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER. Genel Kurul GENEL KURUL KARARI. [Üçüncü Komite raporu üzerine (A/53/625/Add.2)] BİRLEŞMİŞ MİLLETLER A Genel Kurul Dağıtım GENEL A/RES/53/144 8 Mart 1999 Elli üçüncü oturum Gündem maddesi 110 (b) GENEL KURUL KARARI [Üçüncü Komite raporu üzerine (A/53/625/Add.2)] 53/144. Evrensel Olarak

Detaylı

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir.

Bilmek Bizler uzmanız. Müşterilerimizi, şirketlerini, adaylarımızı ve işimizi biliriz. Bizim işimizde detaylar çoğu zaman çok önemlidir. Randstad Group İlkesi Başlık Business Principles (Randstad iş ilkeleri) Yürürlük Tarihi 27-11 -2009 Birim Grup Hukuk Belge No BP_version1_27112009 Randstad, çalışma dünyasını şekillendirmek isteyen bir

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Uludağ Üniversitesi Kadın Araştırmaları

Detaylı

Küreselleşme ve Eğitim. Yazar Engin ÇALIŞKAN

Küreselleşme ve Eğitim. Yazar Engin ÇALIŞKAN Günümüzde küreselleşme, hayatın her alanına damgasını vurmuş bir kavramdır. Küreselleşme ile uyanıyoruz, yiyoruz, konuşuyoruz, yazıyoruz, okuyoruz, görüyoruz ve küreselleşme ile yarıyoruz. Hayata böyle

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar. Serdar Katipoğlu

E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar. Serdar Katipoğlu E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar Serdar Katipoğlu giriş Aydınlanma dönemin insanlığa ve uygarlığa kazandırdığı ve bizim de bugün içinde sektör olarak çalıştığımız kütüphaneler 90 lı yıllardan beri kendi

Detaylı

EĞİTİM VE ÖĞRETİM 2020 BİLGİ NOTU

EĞİTİM VE ÖĞRETİM 2020 BİLGİ NOTU EĞİTİM VE ÖĞRETİM 2020 BİLGİ NOTU Sosyal, Bölgesel ve Yenilikçi Politikalar Başkanlığı (ŞUBAT 2014) Ankara 0 Avrupa 2020 Stratejisi ve Eğitim de İşbirliğinin Artan Önemi Bilimsel ve teknolojik ilerlemeler

Detaylı

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 1. BÖLÜM ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İNSAN KAYNAKLARI KAVRAMI, ÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ...10 İnsan Kaynakları Kavramı...10 İnsan Kaynaklarının Önemi...12

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

ULUSLARARASI SAĞLIK KURULUŞLARI. Yasemin DİNÇ Fatih Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Tıbbi Hizmetler Başkanlığı

ULUSLARARASI SAĞLIK KURULUŞLARI. Yasemin DİNÇ Fatih Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Tıbbi Hizmetler Başkanlığı ULUSLARARASI SAĞLIK KURULUŞLARI Yasemin DİNÇ Fatih Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Tıbbi Hizmetler Başkanlığı ULUSLARARASI SAĞLIK KURULUŞLARI 1948 yılında yayımlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi,

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

Teknoloji Geliştirme Alanında Üniversite Sanayi Ortak Çalışmalarında Deneyimler Dr.- Ing. Yalçın Tanes Ak-Kim Ar-Ge Direktörü

Teknoloji Geliştirme Alanında Üniversite Sanayi Ortak Çalışmalarında Deneyimler Dr.- Ing. Yalçın Tanes Ak-Kim Ar-Ge Direktörü Teknoloji Geliştirme Alanında Üniversite Sanayi Ortak Çalışmalarında Deneyimler Dr.- Ing. Yalçın Tanes Ak-Kim Ar-Ge Direktörü Üniversite Sanayi İşbirliğinde Yaklaşımlar 29 Mart 2013 Elazığ Önsöz Çeşitli

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

ERASMUS+ 2015 YILINA AİT TEKLİF ÇAĞRILARI

ERASMUS+ 2015 YILINA AİT TEKLİF ÇAĞRILARI ERASMUS+ 2015 YILINA AİT TEKLİF ÇAĞRILARI HASAN ORTAÇ İL AB PROJE KOORDİNATÖRÜ UŞAK VALİLİĞİ AB KOORDİNASYON MERKEZİ ERASMUS+ ÖZEL EYLEMLER (Grundtvig, Erasmus, Comenius, Leonardo) (Bireylerin Öğrenme

Detaylı

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNDE TEMEL KAVRAMLAR İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY) İKY Gelişimi İKY Amaçları İKY Kapsamı İKY Özellikleri SYS BANKASI ÖRNEĞİ 1995 yılında kurulmuş bir

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

AB 2020 Stratejisi ve Türk Eğitim Politikasına Yansımaları

AB 2020 Stratejisi ve Türk Eğitim Politikasına Yansımaları AB 2020 Stratejisi ve Türk Eğitim Politikasına Yansımaları Y. Doç. Dr. Tamer Atabarut Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi Müdürü atabarut@boun.edu.tr Avrupa 2020 Stratejisi: Akıllı, Sürdürülebilir

Detaylı

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ

GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Kasım, 2006 GENÇLİK: BİR KELİMENİN TELAKKİSİ Ne ekersen onu biçersin sözü; Türk toplumunun sosyal yaşantısında yerleşik bir hüviyet kazanan tümce biçiminde tezahür etmiştir.

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU SPK 7. ARAMA KONFERANSI NDA YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 ARALIK

Detaylı

KAMU DÜZENİ K AVR AMI

KAMU DÜZENİ K AVR AMI Dr. Özge OKAY TEKİNSOY Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi İDARE HUKUKUNDA KAMU DÜZENİ K AVR AMI İÇİNDEKİLER SUNUŞ... vii ÖNSÖZ...xi İÇİNDEKİLER... xiii KISALTMALAR...xxi GİRİŞ...1

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

Araştırma Raporu. Ekonomik ve Sosyal Konsey. Yozlaşmanın Yoksulluğa Etkisi. Çağla Bektaş, Ömer Sarıtaş. Pozisyon: Başkan, Başkan Vekili.

Araştırma Raporu. Ekonomik ve Sosyal Konsey. Yozlaşmanın Yoksulluğa Etkisi. Çağla Bektaş, Ömer Sarıtaş. Pozisyon: Başkan, Başkan Vekili. Forum: Sorun: Yazar: Ekonomik ve Sosyal Konsey Yozlaşmanın Yoksulluğa Etkisi Çağla Bektaş, Ömer Sarıtaş Pozisyon: Başkan, Başkan Vekili Araştırma Raporu Giriş Yozlaşma benliğini kaybetme asimile olmak

Detaylı

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı Yeni Nesil Devlet Üniversitesi SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans Programı 2015-2016 Tanıtım Broşürü Bölüm Hakkında Genel Bilgiler Kamu Yönetimi, işlevsel anlamda kamu politikaları

Detaylı

KPMG TÜRKİYE TRANSFER FİYATLANDIRMASI SERVİSLERİ DENETİM/VERGİ/DANIŞMANLIK

KPMG TÜRKİYE TRANSFER FİYATLANDIRMASI SERVİSLERİ DENETİM/VERGİ/DANIŞMANLIK KPMG TÜRKİYE TRANSFER FİYATLANDIRMASI SERVİSLERİ DENETİM/VERGİ/DANIŞMANLIK Transfer Fiyatlandırması Servisleri Bütün dünyada, vergi gelirlerini korumak için Transfer Fiyatlandırması kuralları her geçen

Detaylı

Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ

Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ Dr. Serkan KIZILYEL TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASINDA KAMU GÜVENLİĞİ ÖLÇÜTÜ Yay n No : 3075 Hukuk Dizisi : 1512 1. Baskı Şubat 2014 İSTANBUL ISBN 978-605 - 333-102 - 5 Copyright Bu kitab n bu

Detaylı

187 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ GELİŞTİRME ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ, 2006

187 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ GELİŞTİRME ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ, 2006 187 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİ GELİŞTİRME ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ, 2006 ILO Kabul Tarihi: 15 Haziran 2006 Yürürlüğe Giriş Tarihi: 20 Şubat 2009 Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı, Uluslararası

Detaylı

ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030

ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030 VİZYON BELGESİ(TASLAK) ENERJİ GÜVENLİĞİ ÇALIŞTAYI Türkiye Nükleer Güç Programı 2030 (03-05 Aralık 2015, İstanbul) BÖLÜM 1 Nükleer Güç Programı (NGP) Geliştirilmesinde Önemli Ulusal Politika Adımları Temel

Detaylı

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu DÜNYA EKONOMİSİ Teknoloji, nüfus ve fikir hareketlerini içeren itici güce birinci derecede itici güç denir. Global işbirliği ağıgünümüzde küreselleşmişyeni ekonomik yapının belirleyicisidir. ASEAN ekonomik

Detaylı

Atatürk ün Dış Politika Stratejisi: Hedefler ve Prensipler

Atatürk ün Dış Politika Stratejisi: Hedefler ve Prensipler Doç Dr. Atilla SANDIKLI Atatürk ün Dış Politika Stratejisi: Hedefler ve Prensipler YAYINLARI İSTANBUL 2014 Kütüphane Katolog Bilgileri: Yayın Adı: Atatürk ün Dış Politika Stratejisi: Hedefler ve Prensipler

Detaylı

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi Ümit GÜVEYİ Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XI GİRİŞ...1 Birinci Bölüm Teorik Boyutuyla Genel Kavramsal Çerçeve

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

T.C. HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ Sosyal Bilimler Enstitüsü

T.C. HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ Sosyal Bilimler Enstitüsü GENEL BĐLGĐLER T.C. HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ Sosyal Bilimler Enstitüsü Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı Đngilizce Mütercim-Tercümanlık Bilim Dalı YÜKSEK LĐSANS PROGRAMI Mütercim-Tercümanlık Bölümü, Edebiyat

Detaylı

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için ÖN SÖZ Barış inşası, Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Boutros Boutros-Ghali tarafından tekrar çatışmaya dönmeyi önlemek amacıyla barışı sağlamlaştırıp, sürdürülebilir hale getirebilecek çalışmalar

Detaylı

Türkiye de Stratejik Araştırma Merkezleri: BİLGESAM Örneği

Türkiye de Stratejik Araştırma Merkezleri: BİLGESAM Örneği Türkiye de Stratejik Araştırma Merkezleri: BİLGESAM Örneği Doç.Dr. Atilla Sandıklı Giriş Dünya 20. yüzyılın sonunda başlayan ve halen devam eden hızlı bir değişim süreci yaşamaktadır. Bu süreç içinde Soğuk

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

Program esaslı bütçeleme

Program esaslı bütçeleme Program esaslı bütçeleme Hollanda yaklaşımı ve deneyimleri Raphael Debets Maliye Bakanlığığ Hoş geldiniz! Hollanda yaklaşımı ş ve deneyimleri konulu Sunum yapma ayrıcalığı Deneyim ve görüş alış-verişi

Detaylı

Doğal Afetler ve Kent Planlama

Doğal Afetler ve Kent Planlama Doğal Afetler ve Kent Planlama Yer Bilimleri ilişkisi TMMOB Şehir Plancıları Odası GİRİŞ Tsunami Türkiye tektonik oluşumu, jeolojik yapısı, topografyası, meteorolojik özellikleri nedeniyle afet tehlike

Detaylı