DÜNYANIN SON DÖNEMECİNDE OLASI GELİŞMELER VE EMPERYALİZM ve DÜNYANIN SON DÖNEMECİNDE OLASI GELİŞMELER VE EMPERYALİZM Üzerine Tavrımız

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "DÜNYANIN SON DÖNEMECİNDE OLASI GELİŞMELER VE EMPERYALİZM ve DÜNYANIN SON DÖNEMECİNDE OLASI GELİŞMELER VE EMPERYALİZM Üzerine Tavrımız"

Transkript

1 TARTIŞMA YAZILARI - I DÜNYANIN SON DÖNEMECİNDE OLASI GELİŞMELER VE EMPERYALİZM ve DÜNYANIN SON DÖNEMECİNDE OLASI GELİŞMELER VE EMPERYALİZM Üzerine Tavrımız

2 Değerli okuyucu Hatem Yiğitoğlu arkadaşımızın Dünyanın son dönemecinde olası gelişmeler ve emperyalizm başlıklı yazısını ve bu yazıya takındığımız tavrı yayınlıyoruz. Siyasi tartışmaya kapılarımız açık. Siyasi konularda bizim ile tartışmak isteyen kişi, kurum, örgüt vb. ile kamuoyu önünde tartışmaktan yanayız. Bir süredir tanıdığımız, tartışma yürüttüğümüz Hatem Yiğitoğlu nun kaleme aldığı yazısını ve tavrımızı birlikte yayınlıyoruz. Okurlarımızı; Kapitalizmin örgütlenme süreci, Marksist kriz teorisi, emperyalizmin gelişme aşamaları, ulus devletlerin tasfiyesi sorunu, III. bunalım dönemi, dünya federasyonlaşma stratejisi vb. konularında Hatem Yiğitoğlu ile yürüttüğüz tartışmaya katılmaya çağırıyoruz YDİ ÇAĞRI - 2 -

3 DÜNYANIN SON DÖNEMECİNDE OLASI GELİŞMELER VE EMPERYALİZM Dünyanın 21. yüzyılın ilk çeyreğinde içinden geçmiş olduğu süreci, emperyalistkapitalist yönünden ele aldığımızda, asalaklık ve çürümüşlüğün en üst düzeyini yaşıyor olduğudur. Bu anlamda kapitalizmin örgütlenme sürecinin ekonomik-politik özünü kavramak gerekir. KAPİTALİZMDE ÖRGÜTLENME SÜRECİ Manüfaktür örgütlenmesinin zaman zaman birbirine karışmış olmasına rağmen, iki temel biçimi vardır; bunlar esasta farklı türdedirler ve ayrıca manifaktürün daha sonra makineyle yürütülen modern sanayiye dönüşmesinde çok farklı roller oynamışlardır. Bu iki özellik üretilen malın niteliğinden ileri gelmektedir. Bu mal ya bağımsız olarak yapılan parça ürünlerin yalnızca mekanik olarak birleştirilmesi sonucudur, ya da son şeklini bir dizi birbiriyle ilişki süreç ve işlem sonucu almıştır. (Marks, Kapital Cilt 1.) Marks ın iki üretim süreç dediği HETRO- JEN manüfaktür ile SERİ manüfaktürdür. Ekonomik örgütlenmesini bu iki üretim biçimi üzerinde geliştirirken bir yandan da ekonomik ve politik çürümenin maddi temeli olarak aylaklar sınıfının oluşum süreci kendisini gösterir. Marks şöyle der: Bir büyücü değneğinin dokunması gibi kısır paraya üreme gücü kazandırır ve onu sermayeye çevirir ve bunu sanayiye ve hatta tefecilikle kullanıldığında bile kaçınılmaz olan zahmet ve tehlikelere karşı karşıya bırakmaksızın yapar. Devlet alacaklıları aslında hiçbir şey vermemişlerdir, çünkü borç verilen meblağ, ellerinde tıpkı nakit para gibi iş görmeye devam eder, kolayca devrilebilir devlet tahvillerine çevrilmiştir. Böylece yaratılan ve yıllık geliriyle geçinen bir aylaklar sınıfı ile hükümet ve halk arasında aracılık eden bankerlerin aniden biriken servetlerin ve gene her devlet istikrarının büyük bir parçasının kendilerine gökyüzünde inen bir sermaye hizmeti sağlayan vergi mültezimlerinin, tacirlerin ve özel manüfaktürcülerin zenginliklerini bir yana bırakalım, devlet borçlanması birde anonim şirketlerin her türlü menkul hizmetler üzerinde yapılan işlemlerin, borsa oyunlarının, kısacası - 3 -

4 borsa kumarı ile bankokrasinin doğmasına yok açmıştır. (.) Ulusal adlarla süslü büyük bankalar, başlangıçta hükümetler yanında yer alan ve elde ettikleri ayrıcalıklar sayesinde, devlete borç verecek duruma gelen özek spekülatörlerin kurdukları şirketlerdir. Bu nedenle devlet borçlarındaki birikmeyi öne geçmenin en şaşmaz yolu gelişmeleri tam anlamıyla, 1694 yılında İngiltere bankasının kurulmasından sonra olan bankaların hisse senetlerindeki birbirini izleyen artışlardır. İngiltere bankası, hükümete, parasını %8 den ikraz etmekle başladı: aynı zamanda parlamento kendisine banknot basma yetkisini verdi. Bu banknotları, ticari senetleri iskonto etmekte, mal üzerinde avans vermekte, değerli maden satın almakta kullanabiliyordu. Çok geçmeden bankanın kendi bastığı bu kredi-para, İngiltere bankasının devlete yaptığı istikrazın ve devlet adına kamu borçlarının faizlerin ödendiği para haline geldi. (Kapital Cilt 1) Kapitalizmin Amerika nın keşfi ve sömürgeleştirilmesi, Ümit burnunun dönülmesi ile buharlı makinenin bulunması ile modern burjuva dönemine geçilmiştir. Bu dönem Doğu Hindistan ve Çin pazarlarına da ulaşılmasını sağlamıştır. Yavaş yavaş deniz ve kara ulaşımının (devlet demir yolları ağının yaygınlaşması) yayılması süreci öne çıkmıştır. Pazar için üretime fabrika sistemi oluşturularak, ihtiyaçlara cevap verilmeye çalışılmıştır Modern sanayi, ataerkil ustanın küçük atölyesini kapitalist sanayicinin büyük fabrikasına dönüştürmüştür. Fabrikaya doluşan emekçi kitleleri, askerler gibi örgütlenmiştir. Sanayi ordusunun erleri olarak kusursuz bir subaylar ve çavuşlar hiyerarşisinin emir komutası altına girmişlerdir. Bu kitleler sadece burjuva sınıfı ve burjuva devletinin kölesi olmakla kalmayıp, makineler, denetçiler ve en başta burjuva imalatçının kendisi tarafından hiç durmadan köleleştirirler. Bu despot ne ölçüde amacının kazanç olduğunu ilan ederse, o ölçüde aşağılık, nefret uyandırıcı ve acı vericidir. (Marx, İktisat Üzerine sf.18) Kapitalist sanayicinin fabrika sistemi yaygınlaşınca ilk etapta değişik sanayi kollarında üretimin yoğunlaşması zemininde tekellerin oluşumu kendisini gösterir. Lenin, Tekelleri bir çatı altına toplama sürecine KOMBİNEZON ÖRGÜTLEME demiştir. ve şöyle der: Kombinezon demek çeşitli sanayi kollarının tek bir işletme içinde birleşmesi demektir. Hilferding şöyle yazar: Kombinezon, konjonktür farklılıklarını dengeler ve dolayısıyla kombine işletme daha kararlı bir kar oranı sağlar. İkinci olarak kombinezon, ticareti ortadan kaldırır. Üçüncü olarak, teknik gelişmelere ve dolayısıyla basit (yanı kombine olmayan) işletmelere göre ek karlar gerçekleştirmesine yol açar. Dördüncü olarak kombinezon, hammadde fiyatlarındaki düşüşün mamul madde fiyatlarındaki düşüşten çok geride kaldığı büyük bir durgunluk (işlerin durması, bunalım) sırasında giriştiği rekabet savaşımında, kombine işletmenin basit işletme karşısındaki durumunu güçlendirir. ve Heyman şöyle der: yüksek hammadde fiyatlarıyla, düşük mamul madde fiyatları arasında ezilen basit işletmeler sönüp gidiyor. ( )Emperyalist aşamasına erişen kapitalizm, üretimi tam toplumsallaştırılma-

5 sının eşiğine götürdü ve sanki kapitalistleri istençlerine rağmen ve bilincinden olmaksızın, tam rekabet özgürlüğü ve tam toplumsallaşma arasında aracı bir nitelik taşıyan yeni bir toplumsal düzene doğru sürükledi. Üretim toplumsallaştıysa da sahiplenme özel kaldı. Toplumsal üretim araçları, küçük bir sayıdaki bireyin özel mülkiyetinde kaldı. Kağıt üzerinde kabul edilen serbest rekabetin genel çerçevesi varlığını sürdürdü, ancak bir avuç tekelcinin tüm halk üzerindeki boyunduruğu yüz kez daha ağır, daha açık, daha dayanılmaz bir duruma geldi. (Emperyalizm sf ) Kapitalizmin tekeller olarak değişik sanayi kollarında ortaya çıkıp ve kombinezon örgütlenme ile serbest rekabet özgürlüğü sadece kağıt üzerinde bir anlam ifade etmekte idi. Bu durumu ve kombinezon örgütlenmeyi kendi denetimine alan BANKA sermayesinin oligarşik örgütlenmesi kendisini her alanda gösterir. Lenin bu konuda şöyle yazar: Bankaların temel ve baş görevi, ödemelerde aracılık hizmeti görmektir. Bu hizmeti gören bankalar atıl sermayeyi etkin, yani kar yaratan sermaye durumuna dönüştürür ve çeşitli nakdi gelirleri bir araya getirerek, onları kapitalistler sınıfının hizmetine sunarlar. Bankalar gelişip küçük bir sayıdaki kurumlar içinde yoğunlaştıkça basit aracılar olmaktan çıkıp kapitalistlerin ve küçük patronların hemen hemen tüm para sermayesini ve belli bir ülkenin üretim araçları ve hammadde kaynaklarının çoğunu istediği gibi kullanan sınırsız güç sahibi tekeller durumuna gelirler. Bir çok basit aracının bu bir avuç tekelci durumuna dönüşmesi, kapitalizmin kapitalist emperyalizmin durumuna dönüşmesinin temel süreçlerinden birini oluşturur. (Emperyalizm, sf ) Marks ın kapitalizmin yüzyıllardaki aylaklar sınıfının emperyalizm aşamasından, basit bir banka işletmeciliğinde tekeller konumuna ulaşıp her bankanın bir borsa görevi gördüğü ve kapitalist işletmelerin kaderlerini kredi sistemleri ile ellerine aldıkları görülmektedir. Borsa eskiden, bankaların ihraç edilen kıymetlerin çoğunu müşterileri arasında henüz yatıramadıkları zaman olduğu gibi, mübadelelerin zorunlu aracısı olma niteliğini uzun zamandan beri yitirdi. ( ) Her bankanın bir borsa olduğu yolundaki özdeyiş, banka ne kadar büyük ve banka işletmelerindeki yoğunlaşma ne kadar gelişmişse o kadar doğrudur. Die Bank dergisi, ( ) Borsa tüm iktisat ve değerlerin dolaşımı bakımından son derece gerekli bir nitelik taşıyan ve yalnız en doğru ölçü aleti olma özelliğini değil, ayrıca kendine yönelen iktisadi hareketlerin hemen hemen otomatik bir düzenleyicisi olmak özelliğini de gitgide yitiriyor. maliyeci RİESSER. ( ) Bankaların artan yoğunlaşma hareketi, genellikle kredi talebinde bulunabilecek kurumlar çerçevesini daraltıyor. Öyleki büyük sanayinin küçük bir sayıdaki banka gurubu karşısındaki bağımlılığı git gide artıyor. Sanayi ve maliye dünyası arasındaki sıkı ilişki, banka sermayesine gereksinim duyan sanayi şirketlerinin hareket özgürlüğünü kısıtlıyor. Bundan ötürü büyük sanayi, bankaların artan tröstleşmesini (guruplaşma ve tröstler durumuna dönüşme) değişik duygularla izliyor. Gerçekten de büyük bankalar konsorsiyumları arasında, rekabeti sınırlandırmaya yönelik anlaşma bir çok kez gözlemlenebiliyor. ( Frankfurther Ze-

6 itung) ( ) Bankaların gelişimindeki son söz, bir kez daha tekeldir.bankalar ve sanayi arasındaki ilişkiye gelince, bankaların yeni işlevi belki de en açık bir biçimde bu alanda ortaya çıkıyor. Eğer bir banka bir sanayicinin poliçesini iskonto ederse, ona bir cari hesap açar, v.b. Kendi başına bu işlemler, ne bu sanayicinin bağımsızlığını azıcıkta olsa azaltır, ne de bankanın kendi basit aracılık işlevini aşmasına yol açar. Ama eğer bu işlemler, çoğalır ve düzenlilik kazanırsa, eğer banka çok büyük sermayeleri kendi elinde toplarsa eğer bir işletmenin cari hesaplarını tutmak bankaya müşterinin iktisadi durumunun gitgide daha büyük bir genişlik ve daha büyük bir açıklılıkla bilmek olanaksızlığını sağlarsa ve olanda budur- o zaman sanayici kapitalist banka karşısında gitgide daha bağımlı bir duruma gelmeye başlar. (Lenin, Emperyalizm sf , 46-47) Banka sermayesinin tekelleşmesi ve her türlü sanayi işletmesinin kaderini eline alarak, vereceği kredi ile büyümesini daralmasını ya da iflasını belirleme olanağına sahip olmasıdır. Özellikle sanayi alanındaki kombinezon tekellerle birleşmesi sonucu oluşan mali sermaye ve mali oligarşi olarak örgütlenmiş olur. Emperyalist aşama sürecinde Mali oligarşi- Mali sermayeyi de bünyesine alma çabasını önüne bir görev olarak koymuştur. da, burjuva görüşü savunmakla birlikte genelde mali oligarşinin aşağı yukarı doğru bir tablosunu ve doğal olarak bayağı- bir eleştirisini veren bir yayın etkinliğine yol açıyor. İktisatçı Heyman şöyle açıklıyor: Bir yönetici, temel şirketi (harfi harfine ana şirket ) yönetir; bu şirket, kendisine bağlı olan şirketleri ( yavru şirketler ), onlarda kendilerine bağlı olan şirketleri v.b. yönetirler. Böylece çok büyük bir sermayeye sahip olmadan geniş üretim alanları denetim altına alabilir. Çünkü hisse senetli bir şirketi denetlemek için sermayenin en az %50 sine sahip olmak gerektiği halde, ikinci derecedeki bağlı şirketlerdeki 8 milyonluk bir sermayeyi denetleyebilmek için yöneticinin 1 milyondan fazla sermayeye gereksinimi yoktur ve bu üst üste bindirme daha da ileriye götürülürse, 1 milyonla 16 milyonun, 32 milyonun vb. denetiminde olanaklı olduğunu gösterir. (Lenin Emperyalizm sf ) Emperyalist kapitalizmin günümüzde mali oligarşi olarak ulaşmış olduğu düzey tamda bu belirlemenin üst düzeyindedir. Bugün dünya mali oligarşi piramidini oluşturan dev şirketler birliklere, dünyanın 10 trilyon dolar reel ticaret hacmini 1 kat trilyon kredi ticaret türev hacmi ile spekülatör sermaye diktasını dünya üzerine kurmuştur. Bu mali oligarşinin mali diktatörlüğünün uygulanışını görelim: Mali sermeyenin oluşma tarihi ve bu kavramın içeriği, üretimin tekellere yol açacak derecede yoğunlaşmasından bankaların ve sanayinin kaynaşması ya da iç içe geçmesinden oluşuyor. ( ) ama mali oligarşinin korkunç egemenliğine ilişkin korkunç gerçekler öylesine ortadaki tüm kapitalist ülkelerde, Amerika da olduğu kadar Fransa da da Almanya da sürecinde ABD de konut edindirme kapsamında 5 milyon kişiye dağıtılan kredi, sonuç itibariyle düzenli dönüş yapmaması sonucu Beor Stearns ın sebep olduğu bu durum sonucu batan bankanın açıklamasıyla ortaya çıktı ve bu durumu Merill Lynch gibi bankaların iflası da ortaya çıktı. Bütün durum bu batan bankaların nasıl kurtulduğu durumudur.

7 Dünya mali oligarşi diktası 1 katrilyon kredi ticaret türev hacminin 186 trilyon doları ABD mali oligarşi diktası emrine sunmuş olmasıdır. Bu mali diktayı oluşturan JP Morgan Chose, Goldman Sach, Bank of Amerika, Citigroup ve batan bankalar v.b. büyük küresel boyuttaki holdinglerdir. Batan bankalar yine bu dev holdingler tarafından kelepir fiyatla satın alınıp bünyelerine katılma durumudur. Amerika da bu bankaların güvencesi olan AIG sigorta şirketinin mali bütçesi 63 trilyon dolar civarındadır ki; ABD GSMH sının 4 katını aşmakta oluşudur. Bu AIG denilen büyük bankaların güvence şirketi bile kaygan zeminden nasibini almış olup batma tehlikesiyle yüz yüze gelmiş olmasıdır. Son anda hisseleri yükseltilerek; güvencenin güvence olması sağlanmıştır. ABD bir kişi ya da kuruluş bir teminat karşılığında aylık geliri olan CMO tahviller fonunda bir belge ve fon kuponu alarak, diyelim ki 5 milyon CDO hisse senetleri tahvilleri alsın, aynı firma ya da kişi bu 5 milyonluk CDO karşılığında bir 5 milyonluk CDO karşılığında tahvil ve senetleri alabilmektedir vb. Bu iş uzayıp gitmektedir. Ancak acımasız rekabet bu gibi yola çıkanları duvarlara toslatmakta ve acı sonlar yaşamaktadırlar Dünya mali oligarşi piramidini oluşturan (60-70) civarındaki dev küresel şirketler konsorsiyumu, yukardan aşağıya, hiyerarşik şekilde bir merkezi örgütlenmesini aynı zamanda genişleme enine uygulayarak devam ettirmektedir. Örneğin; bu temel kapsamında her yıl 4 trilyon dolarlık bir bütçe şirket satın alma, şirket evlendirmeye veya yavru şirketler kurulmaktadır. Örneğin; şu tespit meselenin özünü hemen hemen ortaya koymaktadır. Yeni dünya düzeni, tekellerin ekonomiye daha önce hiç görülmemiş derecede hakim olmalarıyla karakterize oldu. Daha 1990 ların ortalarında dünya ekonomisi 2500 yan ve yavru firmasıyla birlikte, uluslararası faaliyet gösteren 400 tekel tarafından denetleniyordu. Bunların % 1 nin dünya üretimindeki toplam payı % 30 u aşıyordu. En büyük 500 tekel ise, dünya ticaretinin % 70 nin ve toplam yatırımların % 80 nini kontrol ediyordu. Çelik, petrol, elektronik dayanıklı tüketim malları, bilgisayar parçaları, otomotiv. havacılık ve medyanın da içinde olduğu en önemli sanayi dallarında faaliyet gösteren en büyük 5 şirketin toplam Pazar payları; % 50 lerle % 70 ler arasındaki oranlarda seyrediyor. Öte yandan 1995 ile 2000 yılları arasındaki satın alma ve birleşme yutma füzyon patlaması; ekonomi üzerine oturmuş tekeller piramidinin aşırı daralması ve bir bütün olarak tekellerin dünya ekonomisi üzerindeki ağırlıklarının aşırı ölçüde büyümesi anlamına da geldi. Hangi şekilde bakılırsa bakılsın, olgulardan görülen şudur ki; gelişmiş ülkelerde ekonomilerin zirve noktalarını tutmuş olan sermaye gurupları, sayıları nerdeyse bir elin parmakları kadar kalmış tekelci şirketler içine, dünya ölçeğinde bugün yeniden mevzilenmişlerdir. Tepesinde birkaç onun un bulunduğu yedi veya sekiz ülkeye ait birkaçyüz tekel; üstelik ülkelerarası bölünmeleri kaçınılmaz şekilde artırıp güçlendirerek sınai, tarımsal, ticaret ve ekonomiye mali sisteme, önceki dönemlere göre çok daha fazla nüfuz etmiş ve yerleşmiş ve ekonomilerin tüm sektörleri dev birer örümcek ağı gibi sarmış olarak dünya ekonomisi üzerindeki devasa ağırlıklarını görülmedik ölçüde artırmışlardır.

8 Tekeller piramidinin daralması ve tekelci gurupların dünya ekonomi üzerindeki egemenliklerini büyük ölçeklerde artışı; genel olarak dünya ekonomisi, özel olarak ise gelişmiş ülke ekonomileri için bir olanak ve olumluluk olarak görülse de bu doğru değildir. Nitekim ekonomilerin sunduğu veriler; az çok ilgili herkesin kabul edilebileceği gibi, sadece ekonomilerin iyiye gidiş ve olumluluklarını değil aynı zamanda ve çoğu durumda bunların daha çok olumsuzlukları, çelişki ve zaafları göstermektedir (Uluslararası durum ve görevler sf 54-55) Emep ve uluslararası yakın görüşte olan çizgilerin bir tespitidir bu. Hemen bu tespite yakın çok gurup ve akımların belirlemeleri söz konusudur. Ancak bu belirlemeler ve benzeri öz itibariyle bir doğru belirlemeler olsa da şu an itibariyle eksik, teorik belirlemelerdir. Çünkü emperyalist kapitalizmin bugünkü dünya gerçekliğinin asalaklık ve çürüme düzeyi hem ekonomik hem de politik olarak, ( Ulus devletleri kendi merkezlerinde büyük çoğunlukla tasfiye etmiştir.) egemenliğini perçinlemiştir. Daha da perçinlemek için de Asya ve Afrika ya son hamlelerini yapmaya çalışmaktadırlar. Lenin, emperyalizmin 5 temel özelliğini bir tanımlama çerçevesinde bizlere şöyle sunmuştur: 1) Üretim ve sermayenin, iktisadi yaşamda kesin bir rol oynayan tekelere yol açacak kadar yüksek bir gelişme derecesini ulaşan yoğunlaşması; 2) Banka ve sınayi sermayesinin kaynaşmasının ve bu mali sermaye temelinde mali oligarşinin oluşması; 3) Sermaye ihracını emtia ihracatı tersine özel bir önem kazanması; 4) Dünyayı kendi aralarında paylaşan uluslararası tekelci kapitalist birlikler kurulması; 5) Dünya topraklarının en büyük kapitalist devletler arasındaki paylaşılmasının tamamlanması. Buna göre emperyalizm, tekellerin ve mali sermayenin egemenliğinin kendini gösterdiği sermaye ihracının birinci derecede önem kazandığı, dünyanın uluslararası tröstler arasında paylaşılmasının başladığı ve tüm dünya topraklarının en büyük kapitalist ülkeler arasındaki paylaşımının tamamlandığı bir gelişme aşamasına erişen kapitalizmdir. ( Lenin emperyalizm sf. 94) Lenin in bu 5 özellik üzerinde emperyalist kapitalizmin tekeller mali oligarşisi olarak, tam egemenlik sürecinde izleyeceği aşama yol haritasını bizlere göstermektedir. Buna göre bu sürecin a) geçiş aşaması, b) nihai egemenlik aşaması olarak şekillenmesidir. a)geçiş aşaması süreci süreci mali sermayeye ve mali oligarşinin emperyalizm olarak oluşması ve her ülkenin bu dev şirketleri kendi ulus devleti kanatları altında himaye görerek ticari boyutta bir dünya paylaşımı na gitmeleri olmuştur. Lenin bu durumu şöyle belirtmiştir: Emperyalizmi elden geldiğince kısa bir biçimde tanımlamak gerekseydi, onun kapitalizmin tekelci aşaması olarak tanımlardık. ( mali oligarşinin egemenliği. BN.) bu tanım işin özünü kapsardı. Çünkü bir yandan mali sermaye, birkaç büyük - 8 -

9 tekelci banka sermayesinin, tekelci sanayi toplulukları sermayesiyle birleşmesi sonucudur; öte yandan dünyanın paylaşılması, henüz hiçbir kapitalist devletin sahiplenmediği bölgelere hiçbir engelle karşılaşmadan yayılan sömürge siyasetinden tamamen paylaşılmış bir dünya topraklarının tekelleştirilmiş sahipliğine yönelik sömürge siyasetine geçişi simgeliyor. Örneğin; ( ) ve böylece 1907 de Amerikan ve Alman tröstleri arasında dünyanın paylaşılmasında bir anlaşmaya varıldı. Bu tröstler arasındaki rekabet son buldu. GEC (General elektrik) Amerika ve Kanada yı alıyor, AEG (Alman tröstü) payına da Almanya, Avusturya, Rusya, Danimarka, İsviçre, Türkiye, Balkanlar düşüyordu. Yeni sanayi dallarına ve henüz paylaşıma açıkça dâhil olmayan yeni ülkelere giren bağlı şirketlerin etkinliği, özel ve ister istemez gizli anlaşmalarla düzenlendi. Bir deney ve buluşlar deyiş ve tokuşuna gidildi. (Lenin, Emperyalizm sf. 75, 93,94) Mali oligarşinin ve mali sermayenin dünya egemenliği sürecindeki geçiş döneminde yaşanan krizlerin temel sorunları olarak şu savaşlara neden olmuştur: Emperyalist kapitalist sistemin varlık nedeni olan mali sermaye ve mali oligarşi üçüncü bunalım ve savaş dönemine girmesiyle birlikte geçiş aşamasından nihai aşamaya geçmiştir. Buna göre şu temel özellikler oluşmaya başlayarak üçüncü bunalım ve savaş döneminin maddi özellikleri durumuna gelmişlerdir: Mali oligarşi beraber yol ve kader arkadaşı olan mali sermayeyi bile bünyesinde tamamen eriterek, kapitalizmin iktisat temelindeki üretim ve yatırım karakterinin son kırıntılarını da tasfiye etme çabasını görmekteyiz. Kendi emperyalist merkezlerinde bu durumu büyük ölçüde tamamlamış olup haliyle de ulus-devlet kriterlerini tamamen tasfiye etmekte büyük mesafe kat etmiştir. Emperyalizmin en önemli iktisadi temeli, görmüş olduğumuz gibi tekeldir. Bu tekel kapitalist bir tekeldir, yani kapitalizmden doğmuştur ve kapitalizmin ticari üretimin ve rekabetin genel koşulları içinde bu koşullarla sürekli çaresiz bir çelişki içindedir. Bununla birlikte her türlü tekel gibi kapitalist tekelde kaçınılmaz olarak bir durgunluk ve çürüme eğilimine yol açar. (Lenin Emperyalizm sf.104) Birinci enternasyonalin dağılmasında önemli payı olan 1871 Alman- Fransız savaşı ve daha sonraki süreçlerde meydana gelen İspanya ABD savaşı, İngiliz-Boyer savaşları, birinci emperyalist genel paylaşım savaşı, ikinci emperyalist genel paylaşım savaşlarını görmekteyiz. Bu geçiş dönemlerinde mali sermaye ve mali oligarşinin büyük kapitalist emperyalist kendi devletlerini kanatları altında ticari paylaşımlar yaşamış ya da kendi devletlerin sömürge siyaseti temelinde savaşlara girmelerine birincil derecede etki etmişlerdir Bu durum emperyalist kapitalist mali oligarşinin kapitalist üretimin maddi temeli olan yatırım zeminindeki sermaye ihracını borçlandırma karakterine dönüştürmesidir. Bu durumu kabullenemeyen sözde dönek Kautsky şu teoriyi işleyerek kapitalizmi ak laştırma çabasına girmiştir. Ama emperyalizmin tanımı üzerine tartışmak özellikle de ikinci enternasyonal dönemi denilen dönemin, yani arasında kalan 25 yılın başlıca Marksist K. Kaustky ile tartışmak; son derece gerekli te Kaustky hatta daha Kasım 1914 te emperyalizmden bir iktisat evre ya da aşamasının değil de bir

10 siyasetinin anlaşılması ya da daha açıkçası mali sermayenin tercih ettiği belirli bir siyasetin anlaşılması gerektiğini ileri sürerek emperyalizmin çağdaş kapitalizmde özdeşleştiremeyeceğini, eğer emperyalizmden çağdaş kapitalizmin bütün olaylarının karteller, himayecilik, para babalarının egemenliği, sömürge siyaseti- anlaşılması gerekseydi emperyalizmin kapitalizm bakımından zorunluluğu sorununun en yavan totoloji ye indirgeneceğini, çünkü o zaman emperyalizmin kapitalizmin bakımından yaşamsal bir zorunluluğa olduğundan hiçbir kuşku kalmayacağını vb. belirterek bizim emperyalizm tanınmımızda ortaya konan temel görüşlere kesinlikle karşı çıktı. (Lenin Emperyalizm sf. 95) Bu Kautsky teorisinin çıkmaz bir sokak olduğunu birinci emperyalist genel savaş yerle bir etmiştir. Kautsky nin emperyalizmi kapitalizmden soyutlama çabası teorisinin, özelikle ikinci emperyalist faşizmin genel paylaşım savaşında teorinin çürük bir teori olduğunu kanıtlamıştır. Ancak Emperyalist kapitalizmin üçüncü bunalım ve savaş döneminde bu teoriye sarılan Kautskici ardılılar alabildiğine türemiş ve bu emperyalizmi kapitalizmden soyutlama çabası biraz daha ileri götürülerek iyi finans, kötü finans temelindeki soyutlama çabaları ile kapitalist emperyalizmi aklaştırma çabalarını görmekteyiz. İ. Kaypakkaya nın TİİKP şafak revizyonistleri ile (bugünün karşı devrimcileri ile) şu tartışmayı 40 yıl önce yapması oldukça önemlidir: Yabancı kapitalistler ilk önce ticaret yolu ile ve daha sonra emperyalizmin çağında Türkiye ye sermeye yatırarak işçilerimizin, köylülerimizi sömürmüşler ( Şafak revizyonizmin bu tespitine BN) İK şu cevabı verir: Serbest rekabetçi kapitalizmi emperyalizmden ayıran şeyi birincisinin ticaret yolu ile sömürmesine karşılık, ikincisini sermaye yatırarak sömürmesi değildir. Serbest rekabetçi kapitalizmin ayırd edici özelliği, metal ihracı olduğu halde emperyalizmin ayırd edici özeliği sermaye ihracıdır. Önce ticaret yolu ile sömürü çok genel bir ifadedir ve serbest rekabetçi kapitalizmi karakterize etmez. Meta ihracı özel bir hal serbest rekabetçi dönemde kazandığı çehredir. Bu herhangi bir ticaret değil, yabancı kapitalistlerin ( yanı mamul ticaret eşyası) sattığı ve karşılığında işlenmemiş hammaddeler ve tarım ürünleri aldığı bir ticarettir. Sonra, sermaye ihracı ile sermaye yatırma birbirinden farklı şeylerdir. İhraç edilen sermaye yatırım şeklinde olabileceği gibi borçlandırma şeklinde de olabilir. Ve emperyalist dönemde esas olanda ikincisidir; emperyalizmin asalaklığını, çürümüşlüğünü, kokuşmuşluğunu ortaya koyan şeyde budur. (Seçme yazılar sf. 123) Ve Lenin den şu alıntıyı alır: Emperyalizm, birkaç ülkede muazzam para sermayesinin birikmesidir bu yüzden rantiyeler sınıfı ya da daha doğrusu zümresi bir gelişme göstermiştir. Bunlar kupon keserek yaşayan, hiçbir teşebbüse katkısı olmayan aylaklığı meslek edinmiş kimselerdir. Emperyalizmin en esaslı ekonomik temellerinden biri olan sermaye ihracı rantiyeleri öğretimden daha da kopararak birçok deniz aşırı ülkenin ve sömürgenin emeğini sömürerek yaşayan bütün ülkeye asalaklık damgasını vurur. Rantiyelerin geliri dünyanın en büyük tüccar ülkesinin dış ticaret gelirinden beş kere büyüktür. Emperyalizmin ve emperyalist asalaklığın özü budur. Bu nedenle emperyalizme dair ekonomik literatürde rantiye devlet (renter

11 staate) yada tefeci devlet terimi daha çok kullanılır olmuştur. Dünya bir avuç devletle muazzam bir borçlu devletler çoğunluğu arasında ikiye bölünmüştür. (Emperyalizm sf. 105, 106) Bugün dünya koşulları içinde emperyalist kapitalist mali oligarşi egemenliğinin asalaklık ve çürümüşlük temelindeki ulaşmış olduğu düzey en üst boyuttadır. Kredi sistemi ve sömürgecilik bu özelliklerin maddi temelini oluşturmaktadır. 21. yüzyılın ilk çeyreğinde emperyalist kapitalist sistemin mali oligarşi kanadının egemenliğinin son dönemecine hızla koşullarını oluşturarak girmeye çalışmaktadır. Bu anlamda bu son dönemeci kendi lehine dönüştürebilmek için ve ömrünü uzatmak için tüm kuvvetleriyle manevralar yapmaya çalışmaktadır. Her türlü renkteki küçük burjuva reformist ve oportünist akım ve hareketler emperyalist mali oligarşi eksenlerin programı ile emperyalist kapitalizmin sözde üretime dönük ve yatırım amaçlı mali sermaye guruplarının oluşturmuş olduğu eksenlerin programına göre küreselci ve ulusalcı-avrasya cı programlara bir şekillenme görülmektedir. ( T ve KK da bu şekillenmeler alabildiğine yaygın ve etkilidir.) Bu akım ve hareketlerin emperyalizmde kapitalizmi soyutlama çabaları mali oligarşi ile mali sermayeyi iyi finansal sermaye, kötü finansal sermaye soyutlama çabalarına karşı tutarlı bir teorik ve pratik bir hat oluşturma günümüz komünistlerin temel görevidir Kapitalist emperyalizmin mali oligarşi olarak nihai egemenlik sürecinin tam olarak, bunalım ve savaş dönemi olduğunu belirtmiş idim. Bu dönem yüzyıl sonra bir sürece tekabül etmesi ile kendini 1. ve 2.genel paylaşım savaşlarından ayırmıştır. 1. emperyalist genel paylaşım savaşı ile dört yıl sürmüş ve 2. emperyalist genel paylaşım savaşı dönemi 6 yıl sürmüştür. Bu anlamda farklı bir uzun döneme tekabül eden 3. bunalım ve savaş dönemi görmekteyiz. Bu durumu göre: a) süreci, emperyalist mali oligarşinin 1. ve 2. paylaşım savaşlarında geçmiş olduğu deneyim ve tecrübelerin sonucu, 1917 Ekim Sosyalist devrimi, 1949 Çin milli devrimi, ulusal bağımsızlık ve kurtuluş savaşlarını ( ki bu duruma, Alman emperyalist faşizmin açık işgalleri sonucunda verilen mücadeleleri sonucu oluşan halk demokrasisi kapsamında anti-faşist halk iktidarlarında katmak gerekir) tasfiye etmek amacıyla öne koyulan öncelikli görevler temelinde ve; b) düşük yoğunluklu savaş stratejisi uygulanmaya başlanmıştır; c) bu zeminde mali oligarşi değişik tekelci birlikleri arasında geçici olarak uzlaşır ittifaklar öne almış, uzlaşmaz çelişkiler tali plana düşmüştür; d)bu anlamda ile 1990 sonrası süreç ve 3. bunalım ve savaş dönemini son evresi olan sürece doğru bir 3. genel savaşın mali oligarşi tekeller arasında çıkma ihtimali ve olası gelişmeler kuvvetle ihtimaldir. Bu duruma göre; Emperyalist kapitalist mali oligarşi mutlak egemenliği 3. bunalım ve savaş döneminde izlemiş olduğu strateji ve taktik dünya federasyonlaşması temelinde uygulanmaya konulmaya çalışmıştır. Bu uygulamayı da düşük yoğunluklu savaş stratejisi (Vietnam- Kore-Küba ve Sov-

12 yet sosyal emperyalizmin Macaristan, Çekoslovakya ve Afgan işgalleri )yaşanarak yapılmakta idi sonrası süreç ise hızla bölgesel savaş koşullarını oluşturmaktadır. Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkanlarda yaşanan gelişmeler bu yönden bir savaşın koşullarını şekillendirmektedir. (iii) Genel savaş ve dünya devrimi temelindeki bir sürece doğru koşulların oluşumunda hızla kendisini göstermektedir. Bu belirlemeler temelinde kısaca dünya federasyonlaşması stratejisi ne anlama gelmektedir? pratiğini geçirmesiyle; ikinci olarak mali ya da sermaye yatırımı ile ilgili çıkarlara, ticari çıkarlardan çok daha büyük bir ağırlık vermesiyle ayrılıyor. (.) salt iktisadi bakımdan kapitalizmin karteller siyasetinin dış siyasete de yayılacağı yeni bir evreden bir ultra emperyalizm yani bir süper emperyalizm evresinden, tüm dünya emperyalistlerinin bir savaşım değil birlik evresinden kapitalist düzende savaşların bir durdurulma evresinden, uluslararası ölçüden birleşen mali sermaye yolu ile dünyanın bir ortaklaşa sömürü evresinden geçmesi olanaksız değildir. (Lenin, Emperyalizm sf. 96, 97, 99) DÜNYA FERERASYONLAŞMASI STRATEJİSİ; ULTRA (SÜPER EMPERYALİZMİN) TEORİSİNİN İFLASI DEMEKTİR: Lenin Marksist bilimsel sosyalizm ve diyalektik materyalizm temelleri üzerinde zorunluluk yasası zemininde emperyalizmin kapitalizm bakımından bir zorunlu ve son aşaması olduğunu ortaya koymuştur. Ancak, Kautsky ısrarla bir üçüncü yol denemesi vardır uygulamaya, teorileştirmeye çalışır. Kautsky işe ilk önce emperyalizmi kapitalizmden soyutlama temelinde bir tanımlama yapar: Emperyalizm, son derece gelişen sanayi kapitalizmin bir ürünüdür. Sanayici her kapitalist ulusun gitgide daha büyük tarımsal bölgeleri ( tarımsal sözcüğünün altını çizen Kautsky), bu bölgelerde hangi uluslar yaşarsa yaşasın ilhak etmek ya da kendine bağlamak eğilimine dayanır. ( ) yeni emperyalizm eski emperyalizmden, ilkin bir tek büyüyen imparatorluk eğilimleri yerine her biri aynı siyasi yayılma ve ticari çıkar özlemleri ile hareket eden rakip imparatorluklar teori ve Lenin Kautsky nin bu teorik belirlemelerinin bir şeye yaramadığını belirtmiştir. Kautsky emperyalizmin kapitalizmden soyutlama çabasının temel özünün biçimlenişi mali oligarşi ile mali sermayenin iç içe geçmediğini ve bu anlamda mali sermayenin bir takım kötü davranışları olduğunu ve bu kötü davranışlardan sıyrıldığı müddetçe, kapitalist savaşların durdurulacağı sükûnetle ortaklaşa sömürü bir barış döneminin olabileceğinin süper emperyalizm temelinde savunmaktadır. Lenin şöyle der: Kautsky nin tanımındaki yanlışlıklar gözden kaçmıyor. Emperyalizmin belirtici niteliği hiçte sınai sermaye değil, ama mali sermayenin ta kendisidir. (.) Kautsky nin tanımı yalnızca yanlış ve Marksist olmayan bir tanım olmakla kalmıyor daha ileride göreceğimiz gibi Marksist kuram ve Marksist pratikten tamamen vazgeçen bir genel düşünce sistemine temel hizmetinde görüyor. Kapitalizmin yeni evresinin Kautsky emperyalizmin yeni evresi olarak mı yoksa mali sermaye evresi olarak mı adlandırılması

13 gerektiği gibi hiçbir anlamı olmayan bir sözcük oyununa yol açıyor. İstediğiniz gibi adlandırın, hiçbir önemi yok bunun, önemli olan şu ki Kautsky ilhakların mali sermaye tarafından tercih edilen bir siyaset olduğunu ileri sürerek ve bu siyasetin karşısına gene mali sermaye temelinde sözüm ona olanaklı bir başka burjuva siyaseti çıkararak emperyalizmin siyasetini, emperyalizmin iktisadından koparıyor. ( ) eğer salt iktisadi bakımdan sözü ile bir salt soyutlama kast ediliyorsa söylenebilen her şey şu teze indirgenir; gelişme tekeller yönünde dolayısıyla genel bir tekel tek bir dünya tröstü yönünde oluyor. Apaçık bir olgu olmakla birlikte gelişmenin laboratuvarda beslenme maddeleri üretimi yönünde olduğu olumlaması gibi içerikten de kesinlikle yoksun bir olumlamadır bu. Bu bakımdan Ultra emperyalizm kuramı bir ultra tarım kuramı na benzer bir anlamsızlık oluşturuyor. Ancak eğer mali sermaye döneminin salt iktisadi koşullarından, 20. yüzyıl başında yer alan somut bir tarihsel dönemin koşulları olarak söz ediliyorsa dikkati var olan derin çelişkilerden uzaklaştırmaya yaradığı için yalnızca gerici bir amaca hizmet eden boş ultra emperyalizm soyutlamalarına en iyi yanıt çağdaş dünya iktisadının somut iktisadi gerçekliğinin bu soyutlamaların karşısına dikmektir. Kautsky in ultra emperyalizm konusundaki içerikten tamamen yoksun sözleri özellikle mali sermaye egemenliğinin gerçeklikte dünya iktisadının eşitsizlik ce çelişkilerini yoğunlaştırdığı halde hafifleyeceği yolundaki son derece yanlış ve emperyalizm savunucularının değirmenine su taşıyan görüşe güç kazandırıyor. (Lenin, Emperyalizm sf , 98,99,100) Günümüzde (üçüncü yolcu (ortayol cu) Mach ı, Berkeley ci, Avenerius cu Proudhon cu Struerv ci Kautsky ci değişik felsefi ve ekonomik küçük burjuva kuramcıların) ardılları olan Reformist ve oportünizmin den ifadesini bulan her türlü gerici sapmanın temel teorik maddi temelleri bu anlatmış olduğumuz emperyalizm kapitalizmden, emperyalizmi emperyalizmden (Neo liberalizm ve Liberalizm ayrımı temelinden) yeni kelimesi eklenerek birbirinden soyutlama ve sonunda mali oligarşide ifadesini bulan spekülatör sermayeyi iyi sermaye, kötü sermaye ekseninde soyutlama çabalarını görmekteyiz. Örneğin, küreselci programa destek veren Türkiye ve K.K. daki küçük burjuva sınıf ideolojisi olarak örgütlenenler rahatlıkla emperyalizmi, son emperyalist bir güç olarak, kapitalist uygarlığının sıçrama yaparak ve kendisini daha da olgunlaştırarak kapitalizmin ulaşması gereken yere emperyalizmsiz ulaşabileceğini savunan küçük burjuva sınıf ideolojinin bir rengini Kautsky nin ortaklaşa sömürü teorisine denk düşürmektedirler. Birde, ikinci gurup küçük burjuva ulusalcı-avrasyacı renkler olan akım ve hareketler vardır ki; emperyalizm kapitalizm olarak var oluşunu Kautsky gibi soyutlama çabalarına girerek, emperyalist kapitalizmin içini boşaltmaya çalışmaktadırlar. Şöyle ki; Mafyalaşmış küçük bir azınlık çete kapitalizmi tüm kapitalizmi temsil etmediğini belirterek, bu mafyalaşma, tarikatlaşma, çeteleşmiş ufak bir azınlık ile kapitalizmin sanayi ve ticaret kesimleri arasında bir özdeşlik kurulamayacağını öne sürerek, Kautsky ci bir kapitalizm ak lama

14 çabalarına girişmektedirler ve bunun sonucu olarak 21. yüzyılın ilk çeyreğinde amansız bir sosyo-yurtsever havasına girmektedirler. Bu açıklamalardan sonra, emperyalist kapitalizmin III. bunalım ve savaş döneminde mali oligarşinin nihai egemenlik temelinde önüne koymuş olduğu dünya federasyonlaşmasının sürecini ve içeriğini belirtmeye çalışalım: ABD kıtasında ABD nin federasyonlaşma süreci hemen hemen kapitalizmin tekelleşme dönemine denk düşmüş olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumun bir Amerika iç savaşı sonuçları üzerinde oluşmuş olduğunu, hemen hemen tüm çevrelerce bilinmektedir. Bu durum, emperyalist kapitalizmin III.bunalım ve savaş döneminde daha da detaylandırılarak ve Amerika nın kuzey kesimi ve Kanada merkez yapılarak, Latin Amerika ve Güney Amerika ulus-devletlerini etkisizleştirilerek bu federasyon entegre havuzlarına katılarak etkisizleştirilme stratejisidir. Bu uygulamayı Avrupa kıtasında da şu şekilde görmekteyiz. AB ği kıtasında süreç; demirçelik ittifakı ile Batı Avrupa nın birkaç ülkesi başlatmıştır yıllık süreç ise AET Avrupa Ekonomik Topluluğu) olarak üst bir aşamaya sıçratılmıştır; 1985 ve günümüzde devam eden süreçte AB olarak bir nevi federasyonlaşma durumu oluşturulmuştur daki süreçte SSCB deki gelişmeler ekseninde Doğu Avrupa ve Balkan ülkeleri bu entegrasyon havuzuna katılarak etkisizleştirilmişlerdir. Sorun çıkarabilecek Yugoslavya gibi ülkeler ise BM, İMF, DB, DTÖ, NATO ve yarı resmi çalışan s i v i l örgüt kuruluşları ile bir bütün kuvvet olarak işgal edilmiş ve altı parçacık sözde devletlere bölünerek bu entegrasyon AB havuzlarına alınarak etkisizleştirilmişlerdir. Afrika ve Asya kıtalarının federasyonlaştırma çabası SSCB nin direk ön bahçesi olan alandaki ülkelerde bir turuncu devrim süreci başlatmışlar ve Ukrayna, Gürcistan da başarıyla tamamlamışlardır. Bu durumu gören Rusya ilk önce, BDT (Bağımsız Devletler Topluluğu) oluşturmuştur. Ardından Rusya ve Çin olarak ŞANGAY TİCATER ÖRGÜTÜNÜ kurmuşlardır. Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Tataristan v.b. ülkeler doğrudan katılmışlardır. İran, Hindistan, Kuzey Kore, Pakistan vb. ülkeler ise sıcak desteklerini sunacaklarını, ancak kısa bir dönemde olsa gözlemci olmayı tercih ettiklerini belli etmişlerdir. ABD- İngiltere, AB, Japonya nın başını çektiği özel tekeller konsorsiyumu Afganistan ve Irak ı işgal ederek bu yöndeki adımlarını daha kapsamlı atmışlardır. Ortadoğu ve Kuzey Afrika eksenleri isyan ve ayaklanmalar direk kendi tasarımları olmasa bile kendiliğinden gelişen bu durumları kendi lehlerinde kullanmayı başarma zemininde oldukça başarılı olmuşlardır. Zamanında yine kendilerinin Sovyet sosyal emperyalizmin kurmuş oldukları elli yıla varan diktatörlükler yıkılmıştır. Bu durumu kendi lehine dönüştürmeye çalışan özel tekeller konsepti Ortadoğu federasyonlaşması entegre havuzu yaratmak zemininde tüm kuvvetlerini kullanarak başarabilme temelinde BOB (büyük orta-doğu Projesi) yada GOAAP ( Genişletilmiş Ortadoğu Asya Afrika) Projelerini görmekteyiz. Asya Afrika da federasyonlaşmayı başarmak için Ortadoğu federasyonlaşmasını mutlaka başarmak zorundadırlar. Bu durumun yerel ayaklarını iki temelde olgunlaştırmaya çalıştırmaktadırlar:

15 ORTADOĞU-AFRİKA-ASYA kıtasında HALKLAR VE SINIFLAR MÜCADELESİ- Nİ DURDURMA KONUMUNDAKİ SAC AYAKLARI Bu sac ayaklarını üç temelde belirleyebiliriz: a) Emperyalist kapitalizmin doğrudan savaş yöntemleri b) Küçük-burjuva reformist ve oportünizmde ifadesinde bulan değişik akım ve sapmaların bu eksene dayanak olmaları temelidir; c) dinsel motif üzerinde şekillendirilmeye çalışan medeniyetler ittifakı kapsamında geliştirilmeye çalışılan strateji ve taktikler. Özellikle bölgede veya bölgelerdeki etkin tarikatlar cemaatler vb. kullanılmaktadır. Ben özellikle bu temelde c şıkkına değinmek istiyorum: lah Kabili da tarikatı Hindistan da yaydı. Hindistan da tarikat müceddiye adı altında gelişerek hicaz, Irak ve Suriye de yayıldı. Suriye de tarikatın Halidiye kolu da oluştu. (Büyük Larousse sf. 8521) Bu tarikat sunni mezhebine göre oluşmuştur. Tarihi süreci içerisinde mazlumların başkaldırısı yanında yer almıştır. Örneğin; Sultan Galiyev Müslüman sosyalisti olduğunu ve bu temelde mücadele ederek Bolşevik olduğunu belirtmiştir. Ve hatta Doğu sömürge halkları enternasyonalizmini kurma çalışmalarını da yapmıştır. Çeçen Asıllı şeyh Şamil de Çeçen mücadelesinde ( ) öldürülmüştür. Her ikisi de Nakşibendi müridi olarak bilinir. Bu durum ile birlikte günümüzün yakın tarihinde bu tarikat emperyalistlerin kullanılması temelinde bir çok müridi öne çıkmıştır. KYB Başkanı ve IRAK CUMHURBAŞKANI, (Celal Talabani) ve IRAK GÜNEY KÜRDİSTAN federal başkanı Mesut Barzani, Turgut Özal, R. Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Fetullah Gülen bu tarikatın mürididirler. NAKŞİBENDİ TARİKATININ TARİHİ SÜRE- Cİ VE BU BÖLGELERE ETKİSİ Nakşi bend (Nakşibent Bahattin) ( ) tarafından ya da onun adına kurulan tarikat ( Eşani Nakşilik) izlerine daha Gazneliler döneminde ( ) rastlanılan bu tarikat Bahattin Nakşibent ten sonra gerçek kimliğini koca Yusuf-i Hemedanı ( ölüm tarihi 1140) ile kazandı. Onun halifelerinde Ahmet Yasevi tarikatın Maveraünnehir de Abdul Halik ise Harizm de yayılmasını sağladılar. XV. yüzyılda tarikatın önde gelenlerinden Übeydullah, Ahrar ın ( ) halifesi şeyh Abdullah ilahi simavi (ölüm 1491) Anadolu da, XVI. yüzyılda Baki Bil Bu tarikatın haricinde KADİRİYE TARİKA- TI, Müslüman Kardeşler örgütü vb. leri bu görev rolleri dünya federasyonlaşması stratejisi temelinde kullanılmaktadırlar. Dinsel oportünizmin temel karakteridir. Bu konunun son bölümünü emperyalizmin III. bunalım ve savaş döneminin uzun bir süre yayılmasının kavranamaması üzerine durmaya çalışacağım.

16 EMPERYALİST KAPİTALİZMİN III. BUNA- LIM VE SAVAŞ DÖNEMİNİN KAVRAN- MASI: Mao bu dönem için şöyle der; 50 ile 100 yıl arasında dünya büyük altüst oluşlardan geçecek. belirlemesinin özü III. Bunalım ve Savaş döneminin belir aşama koşulları üzerinde gelişecek sonuca doğru gitmektedir. ( ) süreci düşük yoğunluklu savaş stratejisi ve değişik emperyalist kapitalist eksen blokların kendi zeminlerinde stratejik ittifak konsepti üzerinde yürümeleridir. (1990- ve günümüzde de işleyen süreçte) bölgesel savaş koşullarının hızla oluşmaya başladığı ve ancak her emperyalist kapitalist eksenin stratejik ittifak konsepti temelinde devam ettirdikleridir. Bu her iki evrede uzlaşmaz çelişkiler arka planda, uzlaşır çelişkiler ön plandadır. Ancak ikinci evre (1990 ve sonrası süreç) nin sonlarına doğru hızla mali oligarşinin üstünlüğü kapsamında öne çıkmaya başlayarak olan küresel şirketler arasındaki uzlaşmaz çelişkilerin keskinleşmesi kuvvetle ihtimaldir. Emperyalist kapitalizmin III. Bunalım ve Savaş döneminin uzunluğu dün ya da bugün kavrayamayanlar değişik teorilerin kurbanı olmaktan kendilerini kurtaramamışlardır. Bu temelde, Mahir emperyalizmi salt, bunalımlar dönemi olarak teorileştirmeye çalışmışlardır. Şöyle ki; Emperyalizmin III. Bunalım denilen bu dönemde, emperyalist ilişki ve çelişkiler biçim olarak iki temel cephe de değişikliğe uğramıştır. 1.)Emperyalistler arası rekabetin (uzlaşmaz çelişkilerin) emperyalistler arası yeniden paylaşım savaşına yol açması imkanı ortadan kalkmıştır. 2.) Emperyalist işgalin biçimi değişmiştir. (bugün dünyada tam sömürge tipi ülke hemen hemen kalmamış gibidir. Açık işgal yerini gizli işgale bırakmıştır.) (Bütün yazılar sf. 380) Mahir, emperyalistler arası uzlaşmaz çelişkilerin, III.Bunalım ve savaş döneminde ortadan kalktığını belirtmektedir. Sömürgeleşmenin genel anlamda tamamlandığını belirterek, açık işgallerin bundan sonra tam olarak dönemini kaybettiğini belirtmektedir. (ki o dönemde Kore savaşı, Vietnam işgali, Küba işgali Sovyet sosyal emperyalizmin Macaristan, Çekoslovakya işgalleri ve 1978 de Afganistan işgali yaşanmıştır.) Şimdi Mahir in emperyalist kapitalizmin III. döneme salt bunalım dönemi demesinin gerekçelerini şöyle açıklamaktadır: Kapitalist ekonominin gelişmiş ritmi, kapitalist pazarın durumu ile belirlenmiştir. ( ) Nükleer vurucu güçlerin dünya çapında erişmiş olduğu seviye ve de esas tayin edici olarak da, dev dünya sosyalist blokunun varlığı emperyalistler arası had safhaya ulaşmış olan uzlaşmaz çelişkilerin ekonomik plandan, askeri plana sıçramasına engel olmaktadır. Bir yandan çelişkiler keskinleşip derinleşirken, öte yandan entegrasyona gidilmektedir. Emperyalistler arası uzlaşmaz çelişkilerin had safraya çıkması ancak bu çelişkileri yeniden paylaşım savaşı ile geçici olarak çözümleyememelerini ve zorunlu olarak entegrasyona gitmeleri kapitalizmin krizinden en öldürücü aşamayı yaşaması demektir. (Bütün yazılar sf.382)

17 III. Dönemin savaş koşullarının ortadan kalkmasının gerekçelerinden biri nükleer silahların bulunması ve kullanılmasının mümkün olmamasıdır. Çünkü başta SSCB nin elinde olmak ve dev sosyalist bloku oluşturmasını göstermektedir. Ayrıca emperyalist birçoğunda bu silahların bulunmasına bağlanmasıdır. (Ancak III. dünya savaş koşulları sürecinde ABD nin Japonya Hroşima kentini atom bombasıyla bombalaması ortadan duran bir eylemdir.) Mahir bu gerçeklere III. dönemin savaşsal boyutun geçersizliğini ortaya koyarak III. Dönemin salt bunalım dönemidir, demektedir. Şimdi bunun tam tersi olarak bir teorinin savunulması söz konusudur. Emperyalistler arası genel savaşın hemen çıkacağı olan üçüncü dünya teorisinin savunulmasıdır. ÜÇÜNCÜ DÜNYA TEORİSİ: Bu teori gerici modern revizyonizmin bir hareketi olarak 1974 de Teng Hsiao Ping tarafından teorileştirildi. Bu formülasyona göre: a) iki süper güç. ABD ile Sovyet sosyalemperyalizm dünya halklarının baş düşmanıdır. b) Bu teorinin maddi temelini Yugoslavya KP nin programı ve başkanı Tito ile başlar ve Kruşçev Brejnev modern revizyonizmi ile uluslararası bir geriye dönüşün ve gericiliğin temelini oluşturur c)birinci dünya olarak görülen ABD ve Sovyet sosyal emperyalizmine karşı ikinci dünya, Avrupa ülkeleri ile üçüncü dünya dedikleri Asya-Afrika sömürge ve yarı sömürge ülkelerin ittifak yaparak birinci dünya savaşına karşı bir mücadele hattının oluşturulması savunulmuş ve gerici uzlaşmaların maddi temeli oluşturulmuştur. Bu anlamda ( ) sürecinde bu teorinin savunusunu yapan akım ve hareketler ülkemiz ve K.K. dan da öne çıkmış ve bir üçüncü dünya savaşının kısa bir zaman diliminde çıkabileceği teorileştirilmiştir. 21. yüzyılın ilk çeyreğinde bu teori başka örtüler altından savunulmaktadır. Örneğin; ulusalcı Avrasyacı tez ve teorilerin özüne inildiğinde bu çok net bir şekilde görülmektedir. Örneğin; MAO nun Düşmanımın düşmanı benim dostumdur taktiksel teorisi bu gibi akım ve hareketlerce stratejik temelde kullanılarak tahrif edilmiştir. Bu öylesi bir tarif etme ile öylesine kafalar karıştırılmış olup, üç dünya teorisi ne dünde malzeme yapılmıştır, bundan sonra da yapılacaktır. 21.yüzyılın ilk çeyreğinde, komünistlerin en önemli silahı bilimsel sosyalizm ve diyalektik materyalizmin yasaları temelinde dünyanın içinde geçmekte olduğu koşullar ve gerçeklikler temelinde gelişmelerin özümlenerek çözümlenmesidir. Bu anlamda evrensel ve özgün çelişkilerin kavranması temelinde emperyalist kapitalizmin yüz elli yıllık sürecinin değişik aşamalarında içinde geçmekte olduğu temel özellikleri analiz ve sentezlenmesi yapılmalıdır. Bu konuda Mao şöyle der: Özgül, evrensele bağlı olduğundan, yalnızca çelişkinin özgüllüğü değil, çelişkinin evrenselliği de her şeyin içinde vardır ve dolayısıyla evrensellikte özgüllüğün içinde vardır. Böylece belli bir nesneyi incelerken bu iki görünüşü ve iç bağlantılarıyla ortaya çıkmaya ve bu nesnenin, diğer nesneler ile bağıntılarını anlamaya çalış-

18 malıyız. Stalin in Leninizm in ilkeleri adlı yapıtında, Leninizm in tarihsel köklerini açıklarken, Leninizm in doğduğu uluslararası durumu, kapitalizmi emperyalizm koşulları altında en uç noktaya ulaşmış çeşitli çelişkilerle birlikte tahlil etmiş ve bu çelişkilerin sosyalist dönüşümü nasıl kaçınılmaz hale getirdiğini, kapitalizmin çökmesi için uygun koşulları nasıl yarattığını incelemiştir. Bütün bunların yanı sıra, Rusya nın Leninizm in anayurdu oluşunun nedenlerini, çarlık Rusyası nın emperyalizmin bütün çelişkilerini nasıl temsil ettiğini ve Rus emekçilerinin öncü rolünde ayrı ayrı tahlil etmiştir. Stalin bu yolla, emperyalizmde çelişkilerin genelliğini tahlil etmiş, Leninizm in emperyalizm döneminin Marksizmi olduğunu göstermiş ve genel emperyalizm çelişkisi içinde çarlık Rusyası emperyalizminin özgüllüğünü tahlil etmiş; Rusya nın proleter devriminin teori ve taktiğinin yurdu olmasının nedenini göstermiş ve böyle bir özgüllükte çelişkinin evrenselliğinin nasıl olup da bulunduğunu açıklamıştır. Stalin in yaptığı bu çeşit bir tahlil, çelişkinin özgüllüğü ve evrenselliği ile iç bağlarını anlamamıza yardım eder. Çelişki üzerine, Teori ve Pratik, sf yıllık mücadelenizde içsel tartışmalarında demokrasiyi azınlık/çoğunluk temelinde birlikte yürüyerek başarmanız, büyük bir gelişmişlik örneğidir. Bu anlamda bu ilkeyi daha da geliştirmek oldukça önemli ve hayati konumdadır. Tüm, Komünistçe duygularımla teşekkürlerimi sunarım. Bu yazımın ardında ittifaklar ve DEVRİM AŞAMA- LARI temelinde düşüncelerimi kaleme alacağım. Eleştiri tahınımız olsun, özeleştiri erdemimiz ve gelişimin silahı olsun. Eleştirilerin kurbanı olmamak kaydı ile HATEM YİĞİTOĞLU Çelişkinin evrensel boyutu ile özgül boyutunun kavranması aynı zamanda da toplumların çözülmesinin hız kazandığı dönemde yeni nin eski nin yerine geçmesi durumundaki hareket olarak değişimin göreceli ve hızlı nitel değişimlerdeki tali ve başlıca yön durumlarını ve görevlerini nasıl yer değiştirdiklerini anlamamızdan temel rol oynarlar. Bu anlamda da zıtların birliği ve mücadelesinin önemini kavramamızda kaldıraç görevi görür. NOT: Değerli dostlar,

19 DÜNYANIN SON DÖNEMECİNDE OLASI GELİŞMELER VE EMPERYALİZM BAŞLIKLI YAZI ÜZERİNE Hatem Yiğitoğlu nun yazdığı Dünyanın Son Dönemecinde Olası Gelişmeler ve Emperyalizm başlıklı yazı hakkında tavır takınmayı gerekli görüyoruz. 1 KAPİTALİZMDE ÖRGÜTLENME SÜRECİ Hatem Yiğitoğlu şöyle yazıyor: Kapitalizmin ilk örgütlenme süreci manüfaktür üretim dönemi ile başlar. Feodal topluma özgü lonca ve kast üretiminin dağınıklığını, manüfaktürcü kapitalist bir çatı altında toplamasıyla başlar. Bu tespitler yanlıştır. Kapitalizmin örgütlenme süreci manüfaktür ile başlamaz. Kapitalizmin örgütlenme sürecinin gelişmesi şöyledir: 1) Basit kapitalist işbirliği dönemi: Az çok büyük sayıda ücretli işçinin aynı zamanda çalıştırıldığı, aynı tür işi yaptığı ve kapitalistler tarafından sömürüldüğü biçimdir. Basit kapitalist işbirliği küçük meta üretiminin parçalanması temelinde oluşur. İlk kapitalist işletmeler, tüccarlar ve toptan alıcılar, tefeciler, zenginleşmiş ustalar, zanaatkarlar ve meslek sahipleri tarafından kuruldu. Bu işletmelerde yıkıma uğramış zanaatkarlar, usta olma imkanı ellerinden alınmış kalfalar, yoksullaşmış köylüler ücretli işçi olarak çalıştı ) Kapitalizmin manifaktür dönemi: İşbölümüne ve zanaatkar tekniğine dayanan kapitalist işbirliğidir. Manifaktür tarihi olarak iki biçimde oluşmuştur: Birinci yol, değişik mesleklerden zanaatkarların kapitalistler tarafından bir atölyede toparlanmasıdır. İkinci yol, aynı meslekten zanaatkarların bir atölyede toplanmasıdır. Basit kapitalist işbirliği dönemi, kapitalizmin çıkış; manifaktür dönemi gelişme dönemidir. Fakat bu iki dönemde de henüz kapitalizm tam egemen hale gelmemiştir. Avrupa da takriben rönesanstan 1760 lara kadar süren bu dönemde kapitalizm ticaret ve manifaktür kapitalizmidir. Sanayide kapitalizmin egemenliğini bütünüyle kurduğu dönem, sanayide kapitalizmin gelişmesinin üçüncü dönemi olan kapitalizmin makine dönemidir. Üretim, manifaktür döneminde de esas olarak geri bir tekniğe ve öncelikle de kol emeğine dayanıyordu. Bu böyle olduğu sürece, kapitalizm toplumun tüm iktisadi yaşantısını temelden değiştiremez, dönüştüremezdi. Bu dönüşüm, manifaktürden, 18. yüzyılın son üçte birinde oluşmaya başlayan

20 ve Avrupa nın en önemli kapitalist ülkelerinde ve ABD de 19. yüzyıl boyunca gelişen makinesel sanayiye gecişle gerçekleşti Manifaktürden makinesel sanayiye geçiş, üretimde tam bir teknik devrimdi. (Politik Ekonomi Ders Kitabı cilt 1, İnter Yayınları, sayfa 131) Avrupa da yaklaşık olarak 1760 ile 1880 arasında yaşanan ve kapitalizmin kesin zaferini ilan eden makineli sanayi dönemini de, iki alt döneme ayırmak mümkündür. Birinci dönemin karakteristik görünümü buharlı motor; ikinci döneminkiyse elektromotordur. Birinci dönemde tekstil sanayi egemendir; ikinci dönemde tekstil sanayinin yerini çelik sanayii alır. Bu ilk iki dönemde de rekabet kapitalist gelişmenin en önemli motorlarından biridir. Rekabet, sermayeyi büyümeye, yoğunlaşmaya, merkezileşmeye iter. Sermayenin yoğunlaşması ve merkezileşmesi gelişmenin belirli noktasında tekel leşmeyi doğurur. Tekeller giderek ekonomiye egemen hale gelmeye başlar. Avrupa da ve ABD de takriben 1880 lerden itibaren kapitalizmin yeni bir evresine girilir. Bu rekabetçi kapitalizm yerini tekelci kapitalizme, ya da bir başka deyimle emperyalizme bırakır. Emperyalizm, kapitalizmin çelişmelerini en üst seviyeye kadar geliştirmiş olan, en yüksek ve son evresidir. Emperyalizm döneminide belirleyici önemde bilimsel-teknik gelişmeler açısından bir dizi evreye ayırmak mümkündür. Kapitalizmin örgütleme sürecinin gelişimi kısaca böyledir Hatem Yiğitoğlu bu bağlamda Marks tan iki alıntı yapmaktadır. Birinci alıntı Kapital 1. Cilt İşbölümü ve Manifaktür başlıklı bölümden yapılmaktadır. İkinci alıntı ise Sanayici Kapitalistin Doğuşu başlıklı bölümdendir. Yazar, birinci alıntıdan yola çıkarak Kapitalizmin ilk örgütlenme süreci manüfaktür üretim dönemi ile başla dığını açıklamaktadır. Kapitalizmin örgütlenme sürecinin manüfaktür ile başlamadığını yukarda açıkladık. Aylaklar Sınıfı Yazarın yaptığı ikinci alıntı ise, Marks ın aylaklar sınıfı 2 ile ilgili söylemlerini içermektedir. Aylaklar sınıfından Marx ın daha sonra Lenin in kastettiği burjuvazi dışında ayrı bir sınıf vs. değildir. Aslında aylaklık ya da asalaklık kapitalist üretim tarzının özünde vardır. Üretim araçları üzerindeki kapitalist özel mülkiyet o mülke sahip olanlara başkalarının emek ürünlerine el koyma imkanı, artı değer sömürme imkanı verir. Kendi emek ürünü olmayan bir zenginlik elde etmedir, asalaklık. Devlet ve tekel tahvilleri üzerinden kupon keserek büyük gelirler elde etme bu asalaklığın uç noktasıdır. Yani ekonomik ve maddi çürümenin temeli kapitalist sistemin özünde çakışından itibaren vardır. Asalaklık bunu çok daha net hale getirir. Marks, hayali sermayeyi şöyle açıklar. Devlet her yıl alacaklılarına, kendilerinden borç aldığı sermaye için belli bir miktar faiz ödemek zorundadır. Bu durumda alacaklı yatırdığı sermayeyi borçlusundan geri alamaz, ancak hakkını ya da mülkiyet hakkını satabilir. Sermayenin kendisi tüketilmiştir, yani devlet tarafından harcanmıştır. Artık mevcut

İktisat Tarihi II. XI. Hafta

İktisat Tarihi II. XI. Hafta İktisat Tarihi II XI. Hafta 19. yy da Ekonomik Gelişmeler 19. yy Avrupa da, sanayinin bir hayat tarzı olarak kesin zaferine şahit oldu. 19. yyda uluslararası ekonomik ilişkilerde ve devletlerin ekonomik

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi

Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Yeni bir dönem açılıyor: Mali çöküş, depresyon, sınıf mücadelesi Devrimci Marksizm Yayın Kurulu Uzun vadede bu felâket konusunda suçun nasýl daðýtýlacaðý çok þeyi belirleyecektir. Ýþte bu, önemli bir entelektüel

Detaylı

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER

21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER 21. YÜZYILDA TEMEL RİSKLER KÜRESEL EKONOMİYİ ROTASINDAN ÇIKARABİLECEK 10 BÜYÜK TEHLİKE DÜNYA EKONOMİSİ VE ABD EKONOMİSİNDE OLASI MAKRO DENGESİZLİKLER (BÜTÇE VE CARİ İ LEMLER AÇIĞI) (TWIN TOWERS) İSTİKRARSIZ

Detaylı

TÜRKİYE NİN DIŞ TİCARET YAPISI. Doç. Dr. İsmet GÖÇER Aydın İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümü

TÜRKİYE NİN DIŞ TİCARET YAPISI. Doç. Dr. İsmet GÖÇER Aydın İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümü TÜRKİYE NİN DIŞ TİCARET YAPISI Doç. Dr. İsmet GÖÇER Aydın İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümü 1 Ülkeler Niçin Dış Ticaret Yapar? Dış Ticaret Politikası Ödemeler Bilançosunun, cari işlemler hesabında ihracat

Detaylı

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu)

2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI. (40 Test Sorusu) ZİRAAT BANKASI 2012 SINAVLARI İÇİN GÜNCEL EKONOMİ ÇALIŞMA SORULARI (40 Test Sorusu) 1 ) Aşağıdakilerden hangisi bir kredi derecelendirme kuruluşudur? A ) FED B ) IMF C ) World Bank D ) Moody's E ) Bank

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ. Dr.Süleyman Yaşar. 17 Nisan 2011

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ. Dr.Süleyman Yaşar. 17 Nisan 2011 TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ Dr.Süleyman Yaşar 17 Nisan 2011 AMERİKAN MALİ KRİZİNİN Düşük faiz politikası (2002-5) NEDENLERİ Risklerin önemsenmemesi Hesap

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI. Kapitalist Toplum

ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI. Kapitalist Toplum ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI 1 2 SEKÝZÝNCÝ BASKI KAPÝTALÝST TOPLUM ZUBRITSKI, MITROPOLSKI, KEROV, KUZNETSOV, GRETSKI, LOZOVSKl, KOLOSSOV 3 Y. Kuznetsov [Birinci ve Üçüncü

Detaylı

İşletmelerin Büyüme Şekilleri

İşletmelerin Büyüme Şekilleri Yrd.Doç.Dr. Gaye Açıkdilli Yrd.Doç.Dr. Erdem Kırkbeşoğlu İŞLETMELERİN BÜYÜMESİ İşletmelerin Büyüme Nedenleri Optimum büyüklüğe ulaşma Piyasalarda etkinliği arttırarak kar elde etme olanaklarını arttırma

Detaylı

Bölüm 1 Firma, Finans Yöneticisi, Finansal Piyasalar ve Kurumlar

Bölüm 1 Firma, Finans Yöneticisi, Finansal Piyasalar ve Kurumlar Bölüm 1 Firma, Finans Yöneticisi, Finansal Piyasalar ve Kurumlar Yatırım (Sermaye Bütçelemesi) ve Finanslama Kararları Şirket Nedir? Finansal Yönetici Kimdir? Şirketin Amaçları Finansal piyasalar ve kurumların

Detaylı

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu

izlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti 1949 yılında kurulmuştur. IMF'ye bağlıbirimler: Guvernörler Konseyi, İcra Kurulu, Geçici Kurul, Kalkınma Kurulu DÜNYA EKONOMİSİ Teknoloji, nüfus ve fikir hareketlerini içeren itici güce birinci derecede itici güç denir. Global işbirliği ağıgünümüzde küreselleşmişyeni ekonomik yapının belirleyicisidir. ASEAN ekonomik

Detaylı

Bölüm 1 (Devam) Finansal Piyasalar & Kurumlar

Bölüm 1 (Devam) Finansal Piyasalar & Kurumlar Bölüm 1 (Devam) Finansal Piyasalar & Kurumlar İşlenecek Konular Finansal piyasalar ve kurumların önemi Tasarrufların şirketlere akışı Finansal piyasaların ve aracıların fonksiyonları Değer maksimizasyonu

Detaylı

işçiokulu FASİKÜL 22:

işçiokulu FASİKÜL 22: Emperyalizm nedir? Emperyalizm dünya üzerinde uluslararası sermayenin tek tek ülkelerdeki emekçileri sömürmesi ve baskı altına almasının adıdır. Bütün yeraltı ve üstü zenginliklere el koyma, pazarı ele

Detaylı

Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri Sektör Raporu 2010

Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri Sektör Raporu 2010 Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri Sektör Raporu 2010 Avrupa kıtasından Amerika kıtasına, Orta Doğu Ülkelerinden Afrika ülkelerine kadar geniş yelpazeyi kapsayan 200 ülkeye ihracat gerçekleştiren

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

TÜRKİYE DIŞ TİCARETİNDEN İZMİR İN ALDIĞI PAYIN ANALİZİ

TÜRKİYE DIŞ TİCARETİNDEN İZMİR İN ALDIĞI PAYIN ANALİZİ 2013 ARALIK EKONOMİ TÜRKİYE DIŞ TİCARETİNDEN İZMİR İN ALDIĞI PAYIN ANALİZİ Erdem ALPTEKİN Giriş İzmir, 8.500 yıllık tarihsel geçmişe sahip, birçok medeniyetin birlikte hoşgörüyle yaşadığı, oldukça zengin

Detaylı

TİCARİ İLİŞKİLER DURUM İKÖ ÜLKELERİ ARASINDA AVRUPA BİRLİĞİ >>

TİCARİ İLİŞKİLER DURUM İKÖ ÜLKELERİ ARASINDA AVRUPA BİRLİĞİ >> AVRUPA BİRLİĞİ >> Hazırlayan: Mustafa BAYBURTLU (TOBB AB Daire Başkanı) İKÖ ÜLKELERİ ARASINDA TİCARİ İLİŞKİLER VE EKONOMİK DURUM İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) üyesi ülkelerin ekonomik yapıları, ekonomik

Detaylı

Aylık Dış Ticaret Analizi

Aylık Dış Ticaret Analizi YÖNETİCİ ÖZETİ Bu çalışmada, Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından her ayın ilk günü açıklanan ihracat rakamları temel alınarak Türkiye nin aylık dış ticaret analizi yapılmaktadır. Aşağıdaki analiz,

Detaylı

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL

24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL 24 HAZİRAN 2014 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü «UNCTAD» ın Uluslararası Doğrudan Yatırımlara ilişkin olarak hazırladığı Dünya Yatırım

Detaylı

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye

Tarım & gıda alanlarında küreselleşme düzeyi. Hareket planları / çözüm önerileri. Uluslararası yatırımlar ve Türkiye Fırsatlar Ülkesi Türkiye Yatırımcılar için Güvenli bir Liman Tarım ve Gıda Sektöründe Uluslararası Yatırımlar Dr Mehmet AKTAŞ Yaşar Holding A.Ş. 11-12 Şubat 2009, İstanbul sunuş planı... I. Küresel gerçekler,

Detaylı

DOĞRUDAN YABANCI YATIRIM

DOĞRUDAN YABANCI YATIRIM Invest in DOĞRUDAN YABANCI YATIRIM Türkiye de Doğrudan Yabancı Yatırımın Gelişimi Makroekonomik anlamda küresel ekonomiye uyumu sağlayan yapısal reformlar, bir yandan Türkiye yi doğrudan yabancı yatırım

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

Büyüme Rakamları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme. Tablo 1. En hızlı daralan ve büyüyen ekonomiler 3. 2009'da En Hızlı Daralan İlk 10 Ekonomi

Büyüme Rakamları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme. Tablo 1. En hızlı daralan ve büyüyen ekonomiler 3. 2009'da En Hızlı Daralan İlk 10 Ekonomi POLİTİKANOTU Mart2011 N201126 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Ayşegül Dinççağ 2 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri Büyüme Rakamları Üzerine

Detaylı

2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ

2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ DERİ VE DERİ MAMULLERİ SEKTÖRÜ 2014 NİSAN AYLIK İHRACAT BİLGİ NOTU İİTKİİB GENEL SEKRETERLİİĞİİ AR & GE VE MEVZUAT ŞUBESİİ Mayııs 2014 2014 YILI NİSAN AYI TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ

Detaylı

DTO TURİZM VE ÇEVRE DERS NOTLARI ÖĞR.GÖR. ŞULE KIYCI

DTO TURİZM VE ÇEVRE DERS NOTLARI ÖĞR.GÖR. ŞULE KIYCI DTO TURİZM VE ÇEVRE DERS NOTLARI ÖĞR.GÖR. ŞULE KIYCI BİRİNCİ HAFTA 2 TURİZM OLAYI VE GELİŞİMİ Turizm kelimesinin Latincede dönmek, etrafını dolaşmak, geri dönmek anlamına gelen tornus kökünden türetildiği

Detaylı

Technology. and. Machine

Technology. and. Machine Technology and Machine Cezayir Teknoloji İthal Etmek İSTİYOR Kuzey Afrika nın en geniş yüzölçümüne, 35 milyona yakın nüfusa ve büyük petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip olan Cezayir, ekonomik veriler

Detaylı

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ!

DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! DEVRÝM ÝÇÝN SAVAÞMAYANA SOSYALÝST DENMEZ! Silahlý Propaganda ve Gerilla Savaþý Nikaragua da Devrim ve Seçim Proletarya ve Sosyalist Siyasal Bilinç Demokratik Muhalefette Demokrat! Türkiye Devriminde Kürt

Detaylı

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - İtalya İlişkileri: Fırsatlar ve Güçlükler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

YAPI FUARI TURKEYBUILD İSTANBUL FUARI ZİYARET ORGANİZASYONU SONUÇLARI

YAPI FUARI TURKEYBUILD İSTANBUL FUARI ZİYARET ORGANİZASYONU SONUÇLARI YAPI FUARI TURKEYBUILD İSTANBUL FUARI ZİYARET ORGANİZASYONU SONUÇLARI Övgü PINAR-Nurel KILIÇ Yapı fuarları; mal ve hizmet üreten kuruluşlar ile yine bu sektörde çalışan yöneticiler, mimarlar, mühendisler,

Detaylı

YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ

YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ 2014 OCAK SEKTÖREL YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ Nurel KILIÇ Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri sektörü, ekonomiye döviz girdisi, yurt dışında istihdam imkanları, teknoloji transferi ve lojistikten ihracata

Detaylı

CAM SANAYİİ. Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi

CAM SANAYİİ. Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006. T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi CAM SANAYİİ Hazırlayan Birsen YILMAZ 2006 T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi TÜRKİYE'DE ÜRETİM Cam sanayii, inşaat, otomotiv, meşrubat, gıda, beyaz eşya, mobilya,

Detaylı

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR -1- 109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR Yabancıların, 8 Haziran itibariyle Türkiye de 53 milyar 130 milyon dolarlık hisse senedi, 38 milyar 398 milyon dolar devlet iç borçlanma senedi (DİBS) ve 407

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir Yalnız z ufku görmek g kafi değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir 1 Günümüz bilgi çağıdır. Bilgisiz mücadele mümkün değildir. 2 Türkiye nin Jeopolitiği ; Yani Yerinin Önemi, Gücünü, Hedeflerini

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Altın, Fed sonrası 3 haftanın yükseğinde ABD merkez bankası Fed'in faiz oranlarının düşük kalmaya devam edeceğini bildirmesi ile, alternatif yatırım aracı

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Demokrasi konusunda hep Batı demokrasilerini örnek gösterir ve bu ülkelerde demokrasinin gerçekten işler olduğundan sözederiz.

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER ABD de işsizlik başvuruları ve imalat sektörü PMI beklentilerin üzerinde gelirken, ikinci el konut satışlarında 4 aylık aradan sonra ilk kez artış yaşandı

Detaylı

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL Title of Presentation Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL İçindekiler 1- Yeni Büyük Oyun 2- Coğrafyanın Mahkumları 3- Hazar ın Statüsü Sorunu 4- Boru Hatları Rekabeti 5- Hazar

Detaylı

Savaş DİLEK Jeoloji Yük.Müh

Savaş DİLEK Jeoloji Yük.Müh * Ziya Buyuk "Geride Kalanlar II" Savaş DİLEK Jeoloji Yük.Müh *1998/1-2 sayılı Jeoloji Mühendisleri Odası Haber Bülteninden alınmıştır. yıkmış, tarım ile tarım dışı faaliyetlerin birlikteliğini

Detaylı

AKP hükümeti zamanında ekonomik büyüme ve istikrar sağlanmıştır

AKP hükümeti zamanında ekonomik büyüme ve istikrar sağlanmıştır Türkiye, AKP iktidarı zamanında ekonomik büyüme ve istikrar elde etmiştir. Bu başarı, geçmiş hükümetler ve diğer büyüyen ekonomiler ile karşılaştırıldığında pek de etkileyici değildir Temel Mesajlar 1.

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Uluslararası İlişkiler Tarihi II PSIR 112 3 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Uluslararası İlişkiler Tarihi II PSIR 112 3 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Uluslararası İlişkiler Tarihi II PSIR 2 3 3 + 0 3 5 Ön Koşul Dersleri PSIR Dersin Dili İngilizce Dersin Seviyesi Lisans Dersin Türü Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ

DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİ SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ Hazırlayan ve Derleyen: Zehra N.ÖZBİLGİN Ar-Ge Şube Müdürlüğü Kasım 2012 DÜNYA SERAMİK KAPLAMA MALZEMELERİNDE ÜRETİM VE TÜKETİM yılında 9.546 milyon

Detaylı

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 PLANLAMAYI GEREKTİREN UNSURLAR Sosyalist model-kurumsal tercihler Piyasa başarısızlığı Gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sorunları 2

Detaylı

MİLLİ GELİR VE BÜYÜME

MİLLİ GELİR VE BÜYÜME EYLÜL Gayrisafi Yurtiçi Hâsıla (GSYH), yılının. çeyreğinde, önceki yılın aynı dönemine göre %, oranında büyüdü.. çeyrek gelişim hızı ise, %, e yukarı yönlü revize edildi. Böylece Türkiye ekonomisi, yılın

Detaylı

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP, Kendinden Önceki 42 Hükümetin, 56 Yılda Kullandığı Paranın 2 Katından Fazla Parayı 10,5 Yılda Kullandı Türkiye de, çok partili

Detaylı

HİDROLİK PNÖMATİK SEKTÖRÜ NOTU

HİDROLİK PNÖMATİK SEKTÖRÜ NOTU HİDROLİK PNÖMATİK SEKTÖRÜ NOTU Akışkan gücü, basınçlı akışkanların, ister sıvı ister gaz halinde olsun, enerjilerinden faydalanarak elde edilen güçtür. Sıvı veya gaz, yada somut olarak su veya hava, ancak

Detaylı

ŞUBAT 2016. Sanayi Üretim Endeksi 2015 Kasım ayında 130 seviyesinde gerçekleşerek yıllık bazda %3,6 artış kaydetti. Endeksin bu

ŞUBAT 2016. Sanayi Üretim Endeksi 2015 Kasım ayında 130 seviyesinde gerçekleşerek yıllık bazda %3,6 artış kaydetti. Endeksin bu ŞUBAT 1 yılını 1, seviyesin- bitiren Reel Kesim 1de Güven Endeksi (RKGE), yeni yılın ilk ayında 13,3 düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde endeksin gelişiminde, mal stok miktarı, son 3 aya dair sipariş miktarı

Detaylı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı MECLİS TOPLANTISI Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı 28 Nisan 2014 MALEZYA-TÜRKİYE STA VE VİZE ANLAŞMASI MALEZYA-TÜRKİYE İHRACAT KOMPOZİSYONU TÜRKİYE İHRACATI (2013) % MALEZYA İTHALATI (2013) 1 Motorlu

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

Türkiye de Yabancı Bankalar *

Türkiye de Yabancı Bankalar * Bankacılar Dergisi, Sayı 52, 2005 Türkiye de Yabancı Bankalar * I. Giriş: Uluslararası bankacılık faaliyetleri, geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası ticaret akımlarının ve doğrudan yabancı

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

Araştırma Notu 15/179

Araştırma Notu 15/179 Araştırma Notu 15/179 27.03.2015 2014 ihracatını AB kurtardı Barış Soybilgen* Yönetici Özeti 2014 yılında Türkiye'nin ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artarak 152 milyar dolardan 158 milyar dolara

Detaylı

İçindekiler kısa tablosu

İçindekiler kısa tablosu İçindekiler kısa tablosu Önsöz x Rehberli Tur xii Kutulanmış Malzeme xiv Yazarlar Hakkında xx BİRİNCİ KISIM Giriş 1 İktisat ve ekonomi 2 2 Ekonomik analiz araçları 22 3 Arz, talep ve piyasa 42 İKİNCİ KISIM

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI. Bosad Genel Sekreterliği

KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI. Bosad Genel Sekreterliği KÜRESEL OTOMOTİV OEM BOYALARI PAZARI Bosad Genel Sekreterliği SEKTÖR ANALİZİ Otomotiv OEM boyaları dünyanın en büyük boya segmentlerinden biridir. Otomotiv OEM boyaları, 2011 yılında toplam küresel boya

Detaylı

KÜRESELLEŞME Hafta 1 Öğr. Gör. Şükrü KAYA Elektronik ve Haberleşme Mühendisi

KÜRESELLEŞME Hafta 1 Öğr. Gör. Şükrü KAYA Elektronik ve Haberleşme Mühendisi KÜRESELLEŞME Hafta 1 Öğr. Gör. Şükrü KAYA Elektronik ve Haberleşme Mühendisi Kendi içine dönük, karşılıklı ticarete ve yatırıma konan engellerle birbirinden izole edilmiş; mesafe, zaman ve dil engellerinin

Detaylı

Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi

Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi Temmuz 2014 1 Milyar $ I. Cam Sektörü Hakkında 80 yıllık bir geçmişe sahip olan Türk Cam Sanayii, bugün camın ana gruplarını oluşturan düzcam (işlenmiş camlar dahil),

Detaylı

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME

SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Doç. Dr. Ýlker BELEK Akdeniz Üniversitesi Týp Fakültesi Halk Saðlýðý Anabilim Dalý Öðretim Üyesi SAÐLIKTA ÖZELLEÞTÝRME Burjuva Sýnýf Saldýrýsýnýn Tepe Noktasý Yukarýda tanýmlanan saðlýk sistemi yapýsý

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

AB Krizi ve TCMB Para Politikası

AB Krizi ve TCMB Para Politikası AB Krizi ve TCMB Para Politikası Erdem Başçı Başkan 28 Haziran 2012 Stratejik Düşünce Enstitüsü, Ankara Sunum Planı I. Küresel Ekonomik Gelişmeler II. Yeni Politika Çerçevesi III. Dengelenme IV. Büyüme

Detaylı

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5 EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:5 Bu sayıda; Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan Dünya Ekonomik Görünümü Raporu tahminleri değerlendirilmiştir. i Küresel

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm OECD 6 Mayıs ta yaptığı değerlendirmede 2014 yılı için yaptığı

Detaylı

2004 yılında 929 milyon Dolar olan değerli maden ve mücevherat ihracatımız, %62 artışla 2008 yılı sonunda 1.5 milyar Dolara ulaşmıştır.

2004 yılında 929 milyon Dolar olan değerli maden ve mücevherat ihracatımız, %62 artışla 2008 yılı sonunda 1.5 milyar Dolara ulaşmıştır. AFRİKA ÜLKELERİNDE MÜCEVHER SEKTÖRÜ İstikrarlı ve sürekli gelişimiyle büyümeye devam eden Türk Mücevherat Sektörü, son yıllarda gösterdiği ivmeyle altın ve mücevher sektörünün dünya genelinde önde gelen

Detaylı

GİRİŞİM SERMAYESİ YATIRIM ORTAKLIĞI SİSTEMİ

GİRİŞİM SERMAYESİ YATIRIM ORTAKLIĞI SİSTEMİ GİRİŞİM SERMAYESİ YATIRIM ORTAKLIĞI SİSTEMİ Genellikle profesyoneller tarafından oluşturulan Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı sistemi genç, dinamik, hızlı büyüme ve yüksek karlılık potansiyeli olan

Detaylı

ZİYARETÇİ ARAŞTIRMASI ÖZET SONUÇLARI 9 12 Ocak 2013

ZİYARETÇİ ARAŞTIRMASI ÖZET SONUÇLARI 9 12 Ocak 2013 ZİYARETÇİ ARAŞTIRMASI ÖZET SONUÇLARI 9 12 Ocak 2013 TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi Büyükçekmece İstanbul 1 İÇİNDEKİLER SAYFA 1. ARAŞTIRMA KONUSU 3 1.1. FUAR KÜNYESİ 3 1.2. ARAŞTIRMANIN AMACI 3 1.3. ARAŞTIRMANIN

Detaylı

Uluslararası Üretim Zincirlerinde Dönüşüm ve Türkiye'nin Konumu. Erol Taymaz (ODTÜ) Ebru Voyvoda (ODTÜ) Kamil Yılmaz (KÜ)

Uluslararası Üretim Zincirlerinde Dönüşüm ve Türkiye'nin Konumu. Erol Taymaz (ODTÜ) Ebru Voyvoda (ODTÜ) Kamil Yılmaz (KÜ) Uluslararası Üretim Zincirlerinde Dönüşüm ve Türkiye'nin Konumu Erol Taymaz (ODTÜ) Ebru Voyvoda (ODTÜ) Kamil Yılmaz (KÜ) İstanbul * 2 Mart 2012 Büyüme performansı 10 8 GSYİH büyüme hızı (%) 6 4 2 0 1950

Detaylı

Farklı Sistemlerde Kentleşme

Farklı Sistemlerde Kentleşme Farklı Sistemlerde Kentleşme Farklı Sistemlerde Kentleşme Kentleşme ve kent planları farklı ekonomik sistemlere göre değişebilir. Kapitalist ve sosyalist ülkelerin kentleşme biçimleri, (keskin olmamakla

Detaylı

KRİZ DÖNEMİNDE İŞSİZLİĞİ ÖNLEMEDE KULLANILABİLECEK ALTERNATİF BİR MODEL

KRİZ DÖNEMİNDE İŞSİZLİĞİ ÖNLEMEDE KULLANILABİLECEK ALTERNATİF BİR MODEL Yıl: 23 Sayı:83 Nisan 2009 25 KRİZ DÖNEMİNDE İŞSİZLİĞİ ÖNLEMEDE KULLANILABİLECEK ALTERNATİF BİR MODEL Orhan ŞENER * I. Giriş Son otuz yıldan beri gelişmiş ülkelerde kamunun bürokrasi, adam kayırma ve kötü

Detaylı

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2008

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2008 UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2008 24 Eylül 2008 İstanbul 1 DÜNYA YATIRIM RAPORU Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü UNCTAD ın uluslararası yatırımlara ilişkin olarak hazırladığı Dünya Yatırım

Detaylı

Dünyada ve Türkiye de ORGANİK TARIM

Dünyada ve Türkiye de ORGANİK TARIM Dünyada ve Türkiye de ORGANİK TARIM Organik Tarım; üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimi. Organik tarımın amacı; toprak

Detaylı

Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor!

Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor! Dünya ekonomisinde kartlar yeniden karılıyor! Çin ABD savaşı kızışıyor. AB ile TTIP görüşmelerini sürdüren ABD`nin, TPP`yi olumlu sonuçlandırarak, Çin`in bölgede artan etkinliğini dengelemek açısından

Detaylı

KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇERİSİNDE TÜRK FİNANSAL SİSTEMİ BAKİ ALKAÇAR (BDDK)

KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇERİSİNDE TÜRK FİNANSAL SİSTEMİ BAKİ ALKAÇAR (BDDK) KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇERİSİNDE TÜRK FİNANSAL SİSTEMİ BAKİ ALKAÇAR BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (BDDK) KÜRESEL KRİZ SONRASI KÜRESEL FİNANSAL SİSTEM İÇİNDE TÜRK FİNANSAL

Detaylı

Ekonomide Hızlı Büyüme ve Balon. Hızla Şişmeye Başlayan Balon ve Zincirleme Krizler

Ekonomide Hızlı Büyüme ve Balon. Hızla Şişmeye Başlayan Balon ve Zincirleme Krizler KÜRESEL VE BÖLGESEL ÇALIŞMALAR DÜNYA EKONOMİSİ-FİNAL ÖDEVİ Ekonomide Hızlı Büyüme ve Balon Hızla Şişmeye Başlayan Balon ve Zincirleme Krizler Dünya ekonomisinin 1990 ların ikinci yarısındaki gelişiminin

Detaylı

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK

TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA ve HAREKETLİLİK TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Ü s t S ı n ı f Orta Sınıf Alt Sınıf TOPLUMSAL TABAKALAŞMA Toplumsal tabakalaşma dünya yüzeyindeki jeolojik katmanlara benzetilebilir. Toplumların,

Detaylı

Aylık Dış Ticaret Analizi

Aylık Dış Ticaret Analizi EKİM YÖNETİCİ ÖZETİ Bu çalışmada, Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından her ayın ilk günü açıklanan ihracat rakamları temel alınarak Türkiye nin aylık dış ticaret analizi yapılmaktadır. Aşağıdaki analiz,

Detaylı

LOJİSTİK SEKTÖRÜ BÜYÜME ORANLARI

LOJİSTİK SEKTÖRÜ BÜYÜME ORANLARI RAPOR: TÜRKİYE NİN LOJİSTİK GÖRÜNÜMÜ Giriş: Malumları olduğu üzere, bir ülkenin kalkınması için üretimin olması ve bu üretimin hedefe ulaşması bir zorunluluktur. Lojistik, ilk olarak coğrafyanın bir ürünüdür,

Detaylı

2015 AĞUSTOS DIŞ TİCARET BÜLTENİ 30 Eylül 2015

2015 AĞUSTOS DIŞ TİCARET BÜLTENİ 30 Eylül 2015 2015 AĞUSTOS DIŞ TİCARET BÜLTENİ 30 Eylül 2015 Ağustos 2015 Dış ticaret istatistiklerine ilişkin veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 30 Eylül 2015 tarihinde yayımlandı. TÜİK, Gümrük ve

Detaylı

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL

UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD DÜNYA YATIRIM RAPORU 2015 LANSMANI 24 HAZİRAN 2015 İSTANBUL UNCTAD Dünya Yatırım Raporu Türkiye Lansmanı Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü nün (UNCTAD) Uluslararası Doğrudan Yatırımlar

Detaylı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ NAZİLLİ İİBF İKTİSAT BÖLÜMÜ VE AVRUPA ARAŞTIRMALAR MERKEZİ TARAFINDAN DÜZENLENEN GÜNCEL EKONOMİK SORUNLAR KONGRESİ NDE YAPACAĞI Açılış Konuşmasının

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2007 YILI 12 AYLIK FAALİYET RAPORU

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2007 YILI 12 AYLIK FAALİYET RAPORU GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2007 YILI 12 AYLIK FAALİYET RAPORU 1.- Ekonominin Genel durumu ABD de başlayan ve ardından tüm gelişmiş ülke piyasalarına

Detaylı

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ,

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, Araştırma grubumuza destek amacıyla 2000-2015 seneleri arasındaki konuları içeren bir ARŞİV DVD si çıkardık. Bu ARŞİV ve VİDEO DVD lerini aldığınız takdirde daha önce takip edemediğiniz

Detaylı

SPK Konferansõ-Abant Aralõk-2003

SPK Konferansõ-Abant Aralõk-2003 SPK Konferansõ-Abant Aralõk-2003 VADELİ İŞLEM VE OPSİYON BORSASI TÜRK FİNANSAL PİYASALARINDA YENİ BİR SIÇRAMA İçindekiler 1) VOB Hakkõnda 2) Dünyada Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsalarõ 3) Neden Vadeli İşlemler?

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

Küresel Kriz ve. Bekir Sıtkı ŞAFAK Sermaye Piyasası Kurulu

Küresel Kriz ve. Bekir Sıtkı ŞAFAK Sermaye Piyasası Kurulu Küresel Kriz ve Sermaye Piyasaları Bekir Sıtkı ŞAFAK Sermaye Piyasası Kurulu Sunum Akışı Küresel Krizin Oluşumu Kriz Neden Önlenemedi? Krize Karşı Tepkiler Düzenleyiciler Açısından Yapılması Gerekenler

Detaylı

Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli

Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli www.ekrempakdemirli.com 21.05.2014 1923 sonlarında Cumhuriyet Kurulduğunda Savaşlardan yorgun Eğitim-öğrenim seviyesi oldukça düşük bir toplum Savaşlar sonrası ülke harap ve

Detaylı

Anket`e katılan KOBİ lerin ait olduğu branş 10,02% 9,07% 5,25% 3,10% Enerji sanayi. Oto sanayi. Gıda sanayi. Ağaç sanayi. İnformasyon teknolojisi

Anket`e katılan KOBİ lerin ait olduğu branş 10,02% 9,07% 5,25% 3,10% Enerji sanayi. Oto sanayi. Gıda sanayi. Ağaç sanayi. İnformasyon teknolojisi Metodoloji Anket`e katılan KOBİ lerin ait olduğu branş 25,0% 2 17,42% Birden fazla cevap 22,20% 15,0% 1 5,0% 12,89% 10,02% 9,07% 7,88% 8,11% 6,21% 5,97% 5,25% 5,49% 5,25% 3,10% 12,17% 10,26% 2,86% 3,58%

Detaylı

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI Berna ERKAN Sunuş ASOSAI (Asya Sayıştayları Birliği) ve

Detaylı

Toparlanmanın üçte biri tamam ama bir problemimiz var. Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti

Toparlanmanın üçte biri tamam ama bir problemimiz var. Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti Toparlanmanın üçte biri tamam ama bir problemimiz var Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti TEPAV Politika Notu Ocak 2011 Araştırmanın başlangıç noktası desendir. Edward Leamer İnsan, desen arayan

Detaylı

Sn. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci

Sn. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci Sn. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci Bilgilendirme Sunumu 22 Temmuz 214 Ankara 1 AJANDA 1) Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Görünüm 2) Dış Ticaretimizdeki Gelişmeler 3) Bölgesel Gelişmelerin Dış Ticaretimize

Detaylı

1929-1932 VE 2007/2008 DÜNYA KRİZLERİ KARŞILAŞTIRMASI

1929-1932 VE 2007/2008 DÜNYA KRİZLERİ KARŞILAŞTIRMASI 1929-1932 VE 2007/2008 DÜNYA KRİZLERİ KARŞILAŞTIRMASI 13 Haziran 2009 / Cumartesi İbrahim Okçuoğlu Yaşanan ekonomik krizle 1929-1932 dünya ekonomik krizinin karşılaştırılması son birkaç ay içinde sıklaştı.

Detaylı

MÜCEVHER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ MAL GRUBU ÜLKE RAPORU (TÜRKİYE GENELİ) - (KÜMÜLATİF)

MÜCEVHER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ MAL GRUBU ÜLKE RAPORU (TÜRKİYE GENELİ) - (KÜMÜLATİF) ALTINDAN MAMUL MÜCEVHERCİ VE KUYUMCU EŞYASI 1 BİRLEŞİK ARAP EMİRLİ 269.665.223,68 305.580.419,69 13,32 ALTINDAN MAMUL MÜCEVHERCİ VE KUYUMCU EŞYASI 2 IRAK 155.240.675,64 92.044.938,69-40,71 ALTINDAN MAMUL

Detaylı