ÜNİTE 1= Sosyal Hizmette Makro Uygulamaya Giriş **Toplum; müracaatçıların, sosyal hizmet uzmanlarının ve içinde çalışılan kurumun çevresidir.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ÜNİTE 1= Sosyal Hizmette Makro Uygulamaya Giriş **Toplum; müracaatçıların, sosyal hizmet uzmanlarının ve içinde çalışılan kurumun çevresidir."

Transkript

1 ÜNİTE 1= Sosyal Hizmette Makro Uygulamaya Giriş **Toplum; müracaatçıların, sosyal hizmet uzmanlarının ve içinde çalışılan kurumun çevresidir. Sosyal hizmet uzmanları ve müracaatçıları, içinde bulundukları toplumdan etkilenirler. Toplum, aynı zamanda sosyal hizmet müdahalesinin hedefidir. Toplum sosyal bir sistemdir ve toplumun da birey, aile, grup olarak sıralanabilecek unsurları vardır. Toplumların beş önemli işlevi bulunmaktadır: 1. Ekonomik işlevler-malların ve hizmetlerin üretimi, dağıtımı ve tüketimi, 2. Sosyalleşme ya da toplumun üyesi olmak için gereken eğitim, 3. Sosyal kontrol, insanların birlikte yaşamasına imkân tanıyan ve sosyal normlardan sapmayı düzelten yasama, mahkeme sistemi, yönetim ofisleri, yasalar, yönetmelikler ve kurallar gibi politikanın tüm boyutlarını bir araya getirme, 4. Sosyal katılım ya da insanların toplumdaki etkileşme biçimleri, 5. Sorunları olanlara yardım etmek amacıyla karşılıklı destek. GENELCİ SOSYAL HİZMET **Genelci sosyal hizmet uygulamasının özü; sorunu, çevresi içinde birey çerçevesinde ele almak ve gerektiğinde birçok farklı düzeyde bu düzeylerin gerektirdiği rolleri gözeterek uygulama yapmaya istekli ve yetenekli olmaktır. Müracaatçı gruplarının güçlendirilmesi ve en nihayetinde sosyal adaletin gerçekleştirilmesi genelci sosyal hizmetin en temel unsurlarıdır. **Genelci sosyal hizmet uygulaması ile ilgili, üzerinde anlaşmaya varılmış tek bir tanım yoktur. Ancak uygulamanın üç özelliği, bu konu üzerinde tüm çalışanlarca benimsenmiştir=> 1. Çoklu müdahale düzeyi (birey, aile, grup, toplum) 2. İlgili teorilerden özenle seçilmiş bilgi temeli 3. Sosyal adaleti sağlama yönünde çaba **Bireyden topluma geniş bir bakış açısı söz konusudur. Sosyal hizmet uzmanı sorunu tüm yönleriyle değerlendirir, duruma uygun uygulama tekniklerini birleştirir ve becerilerini çoklu sisteme müdahale edecek şekilde kullanır. Sosyal hizmet mesleği ihtiyaç içinde bulunan bireye, gruba ve topluma mikro, mezzo ve makro düzeyde müdahalede bulunur. Mikro düzeyde; sosyal kişisel çalışma yöntemi kullanılır. Sosyal kişisel çalışma, birey ve aileye sıkıntıya düştükleri ya da güçlükle karşılaştıklarında bunların üstesinden gelebilmeleri için yardım etmek amacıyla geliştirilmiştir. Bu yöntemle ulaşılmak istenen amaç, sadece birey ya da ailenin çevreye uyumlarındaki sıkıntıları gidermek, mesleki yardımda bulunmak ve ihtiyaç duydukları yardımda bulunmak değil; toplumun gelişmesi ve refah düzeyinin yükseltilmesidir. Mikro düzey sistemle çalışma birey, aile ve küçük gruplar üzerinde odaklaşır. Hedef, bireysel fonksiyonların artırılması, sosyal ilişki kurma becerilerinin artırılması ve sosyal/kuramsal kaynaklarla ilişkiye geçilmesinde yardımcı olmaktır. Mezzo düzeyde; sosyal grup çalışması ile grup yöneticisi tarafından yönlendirilen bir grupta ortak ilgi, ihtiyaç ya da sorunu olan bireylerin, grup ortamında diğer grup üyeleriyle aralarında gelişen iletişim ve etkileşim aracılığıyla belirlenen ortak grup ve birey amaçlarına ulaşılmasının sağlanması hedeflenmiştir. Mezzo düzey sistemle çalışma, büyük gruplar ve örgütler üzerinde odaklaşır. Bazı yazarlar aileyi de mezzo düzey içinde değerlendirmektedirler. Makro düzeyde; toplumla çalışma yöntemi kullanılır. Toplumla çalışma temelde toplumun bütünleşmesi ve toplum katılımı esasına dayalı olarak toplumun ihtiyaçlarının karşılanması ve barınma, sağlık, eğitim ve toplum kalkınması gibi alanlardaki eksikliklerin giderilmesinde, geliştirilen toplumla çalışma projeleri aracılığıyla işlevsel olan bir sosyal hizmet yöntemidir. **Genelci sosyal hizmetin temel özelliği, uygulama düzeyleri arasında bütünleştirici bir bağ kurmasıdır. Hiçbir düzey, diğerinden bağımsız düşünülemez. Makro uygulama bilgisini elde etmeden önce uygulama düzeyleri arasındaki ilişkiyi bir örnek üzerinden analiz etmek, konunun daha iyi anlaşılmasında yardımcı olacaktır. GENELCİ SOSYAL HİZMET UYGULAMASINDA PLANLI DEĞİŞME SÜRECİNİN AŞAMALARI Genelci sosyal hizmet uygulamasının temelleri (bilgi-beceriler-değerler) Tanışma Değerlendirme Planlama Uygulama Değerlendirme Sonlandırma İzleme (yeniden değerlendırme- teması

2 kesme)

3 **Toplumla sosyal hizmet, müracaatçının bireysel olarak güçlenmesi ve toplumsal değişimi sağlamak üzerinde odaklanır. MAKRO UYGULAMA Toplumla sosyal hizmetin gerçekleştirmeye çalıştığı esas amaçlar; demokratik toplum düzenini oluşturmak, içerici, destekleyici, ırkçı ya da cinsiyetçi olmayan toplumlar ve kurumlar yaratmak olarak sıralanabilir. Makro düzey sistemle çalışma; çevre, topluluk ve toplumda değişme ve gelişme yaratmayı hedefler. Çevreyi organize etme, kalkınma planlaması yapma, bölgesel gelişmeye katkıda bulunma, halk eğitimi gibi uygulamalar bu düzey içinde ele alınır. Makro uygulama etkinliklerinin sınıflandırılması şu şekildedir: Organizasyon Düzeyinde Etkinlikler Topluluk Düzeyinde Etkinlikler Toplumsal Düzeyde (Politikayla İlişkili) Etkinlikler Meslek Elemanları İçin Farklı Gruplarla Müzakere ve Koalisyon Kurma Süpervizyon Anlaşma Sağlama Topluluklarla Çalışma Karar Alma Süreçlerine Lobicilik Müracaatçıları Teşvik Etme Bütçelemeye Katılma Kuruluşlar Arası Fikir Birliği Tanıklık Sağlama ve Uygulama Öneriler Yazma İhtiyaç Değerlendirmesi Yapma Müracaatçıları Doğrudan Etkileyen Yasal Gelişmeleri Takip Etme Ödenek Hazırlama Programlar Geliştirme Müracaatçı İhtiyaçları İçin Savunuculuk Yasal ve Düzenleyici Yapıları Etkilemek İçin Çalışma

4 **Toplumla sosyal hizmet uygulaması bir dizi farklı yöntemi bünyesinde barındırır ve her bir yöntem sosyal çevre üzerinde değişiklik yapma üzerinde odaklanır. Bu yöntemler örgütlemeyi, planlamayı, kalkınmayı ve değişimi içerir. Toplum örgütlenmesi, arzulanan değişimi sağlamak için insanları bir araya getirme sürecidir. Toplum planlaması; veri toplama, bir durumu çözümleme ve bir sorundan yola çıkarak çözüme ulaşmak için stratejiler geliştirmeyi kapsar. Toplum kalkınması, sosyal ve ekonomik süreçlere artan bir katılım göstermek suretiyle toplumun yaşam koşullarını iyileştirmek için yardım etme sürecidir. **Sosyal hizmet uzmanlarının görevlerini yaparken gerçekleştirdikleri faaliyetler incelendiğinde, mikro uygulama yürüten yapan sosyal hizmet uzmanlarının yalnızca bireyle çalışma yöntemlerini uygulamakla kalmayıp çoğu zaman sosyal grup çalışması ve toplumla çalışma yöntemlerini de kullandıkları görülmektedir. **Bir sosyal hizmet yöntemi olarak toplum uygulaması, ideal olarak güçler perspektifine ve güçlendirme modeline uygundur. Kirst-Ashman ve Hull (1997) makro uygulama ile ilgili dört temel unsuru vurgulamaktadır Birinci unsurun üç görevi içerir: Kaynakların müracaatçılara dağılımını düzenleyen politika ve prosedürleri değiştirmek ya da düzenlemek, Müracaatçıların ihtiyaçlarının elde edilebilenlerle karşılanamaması hâlinde yeni kaynaklar geliştirmek, Müracaatçıların haklarını almalarına yardım etmek, müracaatçıların haklarını kullanabilmeleri için sistemde ihtiyaç duyulan değişiklikleri yapmak. İkinci unsur nerede ve hangi değişikliklerin yapılması gerektiğini tespit etmek için sistemi hedef almaktır. Buradaki sistem, sosyal hizmet sistemleri veya yasal politik sistemler gibi pek çok sistem tipini ifade etmektedir. Üçüncü unsur, ihtiyaçların karşılanması için müdahaleyi içeren savunuculuğu merkeze almaktadır. Bu son unsur, makro uygulamanın başlıca bölümlerinin yer aldığı örgütler üzerinde odaklanarak makro uygulamanın üzerinde durmaktadır. **Ülkemizde toplumla çalışmanın en iyi örnekleri toplum merkezleri dir. Toplum merkezleri, sosyal hizmet mesleğinin toplumda değişme ve gelişme yaratma amacına hizmet eden ve toplumun gereksinmeleri doğrultusunda hizmet birimleri içeren sosyal hizmet kuruluşlarıdır. MAKRO UYGULAMA MODELLERİ Bölgesel Gelişme Modeli: Bölgesel gelişme (veya toplum gelişmesi) modeli, toplumsal değişimin en iyi yerel toplum düzeyindeki geniş çaplı toplum katılımının sağlanmasıyla gerçekleşebileceğini vurgular. Sosyal Planlama Modeli: Sosyal planlama, hem yerel hem toplumsal düzeyde uygulanan, akılcı problem çözme metodlarının kullanılmasıyla gelişme, genişletme, sosyal hizmetlerin ve sosyal politikaların koordinasyonu şeklinde tanımlanmaktadır. Sosyal planlama modeli problem çözme sürecini vurgular. Bu modele göre karmaşık sanayileşmiş çevrede toplumsal değişimi gerçekleştirebilmek için karmaşık değişim süreçlerini yönetebilecek çok iyi eğitilmiş ve beceri sahibi planlamacılar gerekir. Sosyal Eylem Modeli: Bu model, toplumda daha fazla kaynak vey sosyal adalet için güç oluşturmada organize edilmesi gereken dezavantajlı bir kesim olduğu varsayımına dayanır. Sosyal aksiyon yaklaşımları, formal örgütlerin temel politikalarını ya da temel kurumları değiştirme yollarını araştırır. Amaç, kaynakların ve gücün yeniden dağıtılmasıdır. Sosyal çalışmada kullanıldığı anlamıyla sosyal eylem genellikle çevreyi değiştirmek için yapılan çabaları kapsamaktır.eğitim, propaganda, ikna ya da baskı yollarıyla mevcut toplumsal durumda değişiklik yaratmak için girişilen çabalardır. MAKRO UYGULAMANIN YÖNTEMLERİ Toplum Örgütlenmesi=Barker topluluk örgütlenmesi terimini şöyle tanımlamaktadır: Sosyal problemlerle uğraşmak, planlı kolektif hareketler yoluyla sosyal refahı güçlendirme için aynı coğrafi bölgelerden veya ortak çıkarları olan insan toplulukları, bireyler veya gruplara yardımcı olmak üzere sosyal hizmet uzmanları ve diğer profesyoneller tarafından kullanılan bir müdahale sürecidir. Toplum örgütlenmesinin amacı, yerel topluluğun kendi sağlık, refah ve dinlenme gereksinimlerini sağlamak için gösterdiği çabaları değerlendirme, planlama ve koordine etmede topluluğu uyarmak ve topluluk üyelerine yardım etmektir. **Toplum örgütlenmesi sosyal çalışmacının küçük toplum düzeyindeki uygulama tekniğidir. Bütün sosyal çalışma teknikleri gibi toplum örgütlenmesinin amacı da toplumsal sorunlara çözüm getirilmesine yardım etmektir. **Sosyal çalışmanın bütün süreçleri gibi toplum örgütlenmesi de Amerika Birleşik Devletleri nde gelişmiş bir tekniktir. Bu tekniğin ilk tohumları 1843 te New York şehrinde kurulmuş olan Yoksulların Koşullarını İyileştirme Örgütü ile atılmıştır. Toplum örgütlenmesinde toplum tanımları genellikle üç ölçüte göre yapılır: 1. Fiziki ya da coğrafi ölçüt 2. Ortak davranış ve çıkarlar (fonksiyonel ölçüt) 3. Benimseme (psikolojik ölçüt) Toplum Kalkınması= Toplum kalkınması terimi uluslararası kullanılışta, toplumların ekonomik, Sosyal ve kültürel koşullarını iyileştirmek, ulusal bütünlüğü gerçekleştirmek ve küçük toplumların ulusal gelişmeye tam katılmasını sağlamak için halkın kendi çabalarını, hükûmetin çabaları ile birleştirdiği süreci belirleyen bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Görüldüğü gibi yukarıdaki tanımda çeşitli ögeler vardır: Birinci grup ögeler amacı belirler. Bunlar sırasıyla şunlardır: 1. Toplumların ekonomik, sosyal ve kültürel koşullarını iyileştirmek 2. Ulusal bütünleşmeyi sağlamak 3. Ulusal kalkınmayı küçük toplumların katılmalarını sağlamaktır.

5 Bu amaçlara varmak için yapılacak işler ise şu şekilde sıralanabilir: 1. Halkın girişkenliğini teşvik 2. Devlet hizmetlerinin bu girişkenliği destekleyecek şekilde düzenlenmesi 3. Halkın girişkenliği ile hizmetlerin eşgüdümün sağlanması **Toplum kalkınması kavramı, Birleşmiş Milletler tarafından az gelişmiş ülkelere uygulanan teknik yardım programları çerçevesinde geliştirilmiş bir kavramdır. ÜNİTE 2= Makro Sosyal Hizmetin Tarihsel Süreci ve Etki Eden Kuramlar Makro sosyal hizmet veya toplumla çalışma; kurumlarda ve toplumlarda planlı değişim gerçekleştirmek için tasarlanan profesyonellik rehberliğinde gerçekleşen müdahalelerdir. Makro uygulamalar; bireylerin, ailelerin ve küçük grupların karşılaştığı sorunların çözülmesine yardımcı olan aktivitelerden oluşur. **Makro uygulamalar temel olarak üç modele ayrılabilir. Bunlar; sosyal eylem, sosyal planlama ve yerel kalkınma modelleridir. Makro uygulamaların modellerinde; güdüleme, yerel toplumu değerlendirme, planlama, toplumun sağlığı ve refahı konusunda koordinasyon süreçleri kullanılır. SOSYAL HİZMETİN GELİŞİMİ Ortaya çıkan ilk düzenli çabalar aynı zamanda sosyal hizmet mesleğinin gelişiminin temelini oluşturmuştur. Bu çabaların sonucu olarak Hayırseverlik Organizasyonları Dernekleri ve yoksul evleri ortaya çıkmıştır. **Yerel Hayırseverlik Organizasyonları 1870 li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri nde ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu organizasyon kurumları; iş bulma amacıyla kuzey şehirlere göç eden insanların çeşitli problemleriyle ilgilenen aktivitelerin sunulduğu şemsiye kurumlardı. Bu hareketin felsefesi Darvinizm in bilimsel hayırseverlik kavramından temelini almıştır ve ahlaki bir yapıdadır. Kendilerine dost ziyaretçiler ismini veren bu gönüllüler yoksul ailelere ve bireylere ulaşıyor ve yardım ediyorlardı. **Yoksul evleri ise Hayırseverlik Organizasyonlarından farklı bir yaklaşım içindeydi lü yılların sonlarına doğru sanayi şehirlerinde durum oldukça kötüydü ve yoksul evleri bu soruna sistematik bir seviyede yaklaşmak amacındaydı. Bu; bireysel, grup ve toplum seviyesinde uygulama yapmak anlamına geliyordu. Çoğu yoksul evleri dinî bir misyon ile hizmet veriyordu. **Hayırseverlik Organizasyonlarında olduğu gibi yoksul evleri hareketinin de felsefesi, ahlaki ve dinî boyutlar içermekteydi. Yoksul evleri hareketi, ihtiyaç sahiplerine kendi yaşam alanlarında yardım etme düşüncesindeydi. ERKEN SOSYAL HİZMET EĞİTİMİ **Eğitim ve araştırmaya duyulan ihtiyacın sonucunda sosyal hizmet okulları ortaya çıkmıştır yılında New York Hayırseverlik Organizasyonu Topluluğu bünyesinde New York Hayırseverlik Okulu kuruldu yılında ise Harvard ve Simmons kolejleri iş birliği ile Boston Sosyal Hizmet Okulu açılmıştır. Ayrıca yoksul evleri hareketine katılan bireylerin çalışmaları ile 1907 yılında Chicago Yurttaşlık ve Hayırseverlik Okulu kurulmuştur. **Temel sosyal politika konularını içeren makro model destekçileri, sosyal teori, analiz ve reform odaklı bir müfredat talebinde bulunmuşlardır. Jane Addams tarafından temsil edilen paralel bir yaklaşım politik aktivizm konusunda eğitimin önemini ortaya koymuştur. Mikro model ise vakaya dayalı yardım ve alan çalışmasının öğrenilmesinin önemli olduğunu savunmuştur. **1915 yılında Ulusal Hayırseverlik ve Islah Konferansı olmuştur. Sosyal hizmetin organize bir meslek olarak entelektüel temellendirilmesinin en önemli nokta olduğu ortaya konulmuştur. Tıbbi eğitim alanında önemli bir ulusal figür olan Abraham Flexner; meslek olabilmesi için 6 özelliğe sahip olması gerektiğini belirtmiştir. Bu altı özellik şunlardır: - Meslek elemanları geniş bireysel sorumluluk ile entelektüel düzeyde işlev göstermelidir. - Temel bilgiler bilim ve öğrenme yoluyla elde edilmelidir. - Elde edilen bilgiler pratik olarak uygulanmalıdır. - Eğitimsel olarak aktarılabilen teknikler bulunmalıdır. - Meslekte düzen ve birlik olmalıdır. - Mesleğin oldukça fazla özgeci motivasyonda olması gerekmektedir. **1917 yılında Mary Richmond, Sosyal Teşhis kitabını yayımladı. Bu kitap, bire bir vaka uygulamasını öne çıkarıyor ve uygulamayı geleneksel ve mesleki bir kalıba sokuyordu. TOPLUM ORGANİZASYONU VE SOSYAL REFORM **1920 li yıllarda toplum organizasyonuna odaklanan ilk kitap yayımlanmıştır. Sonraki on sene içinde ise en az 5 kitap daha piyasaya çıkmıştır. Organizasyonel teorisyen Mary Follet ve Eduard Lindeman gibi sosyal hizmet eğitimcileri, daha geniş topluluklar içinde yerel alanların güçlendirilmesinde küçük gruplarla çalışmanın önemine dikkat çekmişlerdir. **1920 li yılların ortalarında radikal bir sosyal hizmet hareketi ortaya çıkmıştır lerin sonları ve 1930 ların başlarındaki sendikalaşma çabaları sonucunda Bertha Capen Reynolds gibi sosyal çalışmacılar; yönetimsel sorunları ve masrafları azaltması için diğer meslek elemanlarıyla iş birliği yapmaya başlamışlardır. **1929 yılında borsanın çökmesi ile başlayan Büyük Buhran, makro sosyal hizmet uygulamaları için bir dönüm noktası olmuştur yılına kadarki dönemde Amerika Birleşik Devletleri nin gayrisafi millî hasılası yarı yarıya düşmüştür ve işsizlik oranı %2.5 a çıkmıştır.

6 **Büyük Buhran ile insanların yoksullaşmasının toplumun işlevinin bozulmasının bir sonucu olduğuna dair bir farkındalık oluşmuştur. SOSYAL HİZMET VE SOSYAL DEĞİŞİM **Radikal bir dergi olan Social Work Today yayın hayatına başlamıştır. Bu dergi içerisinde vaka çalışmasının müracaatçıların sorunlarına sadece yüzeysel bir çözüm getirdiği düşüncesi baskın olmuştur. **1964 yılında Lyndon Johnson ın yoksulluğa savaş açması ile sosyal refah programlarının önü açılmıştır. Bu programlar; makro uygulamaların denenmesi için fırsatlar ortaya çıkarmıştır. Bunlardan biri Toplum Eylemi Programı dır. Bu program yoksulluğa karşı yasalar için temel nokta olmuştur. Toplum Eylemi Programının amacı toplum hizmetlerinin iyileştirilmesi ve hizmet verilen kitleden bireylerin karar verme mekanizmaların katılmasıdır. Toplum Eylemi Programı kurumları, tüm ülke çapında ve mahalle bazında kurulmaya başlanmış ve seçilen mahalle bireyleri meslek elemanları ile beraber maaşlı olarak çalışmaya başlamışlardır. **Bu gelişmenin bir yansıması olarak 1962 yılında Sosyal Hizmet Eğitimi Konseyi; grup çalışması ve vaka çalışmasına ek olarak toplum müdahalelerini de sosyal hizmet yöntemleri arasına dâhil etmiştir yılında Çocuk Suçluluğu Ofisi, Sağlık Bakanlığı ve Eğitim Bakanlığı; Sosyal Hizmet Eğitimi Konseyi ne mali destek vererek toplum çalışmacıları eğitmek için bir müfredat geliştirmesine yardımcı olmuşlardır. **1965 ve 1969 yılları arasında toplum çalışması eğitimi veren sosyal hizmet okullarının oranı %37 oranında artmıştır ve sonunda ülkedeki tüm okulları kapsamıştır. Bu şekilde toplum çalışması; sosyal hizmet uygulamasının resmî bir parçası hâline gelmiştir. SOSYAL HİZMETİN TOPLUMSAL BAĞLAMI **Toplumlar; tüm sosyal hizmet uzmanlarının etkileşim içinde olduğu ve uygulama modellerinin ortaya çıktığı makro sistemlerdir.bu organizasyonlar toplumun temel işlevlerini gerçekleştirmekten sorumludur. Bu temel işlevleri gerçekleştiren organizasyonlar sosyal hizmetin aşina olması gereken ikincil makro sistemlerdir. **İngiltere de 1601 Elizabeth Yoksulluk Yasası; hükümetin yoksullara yardım etmesi için yazılan ilk yasal dokümandır ve adem-i merkeziyetçilik yaklaşımını içermektedir. Bu yasa gereğince yoksullara yardım etmek yerel bir işlev ve sorumluluktu. Yoksullara bireysel gözetim ile yardım etmek vizyonu vardı. **1859 yılında Massachusetts de devletin himayesinde bir erkek okulu, kız meslek okulu, hastane ve düşkünler evi bulunmaktaydı. Ayrıca dört özel hayırseverlik kurumu da devlet tarafından desteklenmekteydi. Bu kurumların hepsi kendisine ait ayrı mütevelliler tarafından yönetilmekteydi. **1917 yılında ilk eyalet refah bölümü Illinois de kurulmuştur. **1956 yılında Sağlık, Eğitim ve Refah Bakanlıkları kurulduğunda kurumların hepsi bir çatı altında birleştirilmiş ve kabine düzeyinde hükûmetin sosyal refah programlarının merkezîleştirildiği bir yönetim ortaya çıkmıştır. **1973 yılında Robert Pruger, sosyal çalışmacıların kurumlar içinde nasıl etkili çalışacağına dair bir çalışma yayımlamıştır. Sosyal hizmet çalışmacılarının iki temel rolü vardır: Yardım edici ve kurumsal rol. Yardımcı rolü, çalışmacının müracaatçının çeşitli sorunlarıyla ilgilenmesi ve yardımcı olmasını içerir. Kurumsal rol ise çalışmacının form doldurmak, rapor yazmak, toplantılara katılmak ve diğer kurumsal görevlerini yerine getirmesi sorumluluğunu kapsar. GÜNCEL YAKLAŞIMLAR 1- Sosyal Koşullar= Nüfusun artması, kentselleşme, sanayileşme ve kurumsal değişimler toplumların, sosyal hizmet mesleğinin ilk ortaya çıktığı zamanlardan farklılaşmasına neden olmuştur. **Toplumdaki değişimler olumlu gelişmeleri beraberınde getirmiş olsa da olumsuzluklarda vardır. Bu sorunların bir boyutu kentleşmedir. Daha büyük, karmaşık şehirler daha karmaşık ve büyük sorunları ortaya çıkarır. Şehirlerin büyümesinin olumsuz yönlerinden biri insanların kendilerini yalnız hissetmesidir. **Bir başka sorun ise özelleşmedir. Özelleşme; devletin vermekle sorumlu olduğu hizmetlerin özel sektör tarafından sağlanmasıdır. Özelleşme son yıllarda ön plana çıkmıştır. Hükûmetlerin bürokratik sınırlılıkları nedeniyle bazı hizmetleri verecek özel kurumlarla çalışılması öne çıkmıştır. **Bu gelişmelerin ışığında sosyal hizmet mesleği de değişime uğramıştır. Son yıllardaki verilere göre toplumun üst ve alt ekonomik seviyelerinde genişleme görülürken orta sınıf giderek küçülmektedir. 2- İdeolojik çatışmalar= Toplumun üyeleri, toplum duygusuna kolayca sahip olamamaktadırlar. Psikososyal açıdan bireyin kendini bir topluma ait hissetmesi çok önemlidir. Toplum duygusunun kaybolması ise insanlarda yabancılaşma yaratır. Kişi içinde bulunduğu toplum ile bağ kuramazsa içinde bulunduğu toplumsal grubun içinde kendini yabancı hisseder. Kişi, bencil veya antisosyal davranışlar gösterebilir. 3- Baskı altındaki nüfus gruplar=toplumla çalışma yapacak uygulayıcılar için toplum içinde dezavantajlı olan gruplar hakkında bilgi sahibi olması çok önemlidir. Toplumla çalışma; bu dezavantajlı grupların genel olarak iyilik hâllerine odaklanır. Bu gruplar; azınlıklar, kadınlar, gay ve lezbiyenler, engelliler, yaşlılar olarak sıralanabilir. BİLİMSEL YAKLAŞIMLAR Sistem Teorisi=Sistem teorisinin temel varsayımı; parçaların bütünleşik olduğu ve iyi işleyen bir yapıda olmasıdır. Sistemlerin kapalı olması için dışardan gelen etkilere kapalı olması gerekir. Fakat sosyal sistemler, karmaşık ve diğer sistemlerle etkileşim

7 hâlindedir. Bir insan; çevresindeki okul, iş veya akrabalık sistemleri ile karşılıklı ilişki hâlindedir. **Tüm kurumlarda olduğu gibi sosyal hizmet kurumları da açık bir sistem olarak görülebilir. Belli bir amaca odaklı olarak çalışan sistemlerdir. Bu amaca ulaşmak için bazı görevler ve kararlar gerçekleşmelidir. Hizmet sistemi; hizmet verdiği müracaatçı grubu, bürokrasi, çalışanları ve toplum ile etkileşim hâlindedir. **Kurumdaki karar verici yönetici; kararlarını verirken politik, sosyal, ekonomik sistemleri ve kurumsal ilişkiler ile yönetimsel yeteneklerini değerlendirmelidir. **Makro sosyal hizmet kapsamında çalışanların kendilerinin etkileşim hâlinde olduğu ve toplum içindeki diğer sistemler arası ilişkileri iyi anlaması ve değerlendirmesi gerekmektedir. Bunu yaparken de sıklıkla sistem teorisinden faydalanılır. Sosyal Öğrenme Teorisi=Sosyal hizmet alanındaki davranışsal yaklaşımlar genellikle bireysel ve grup terapisi alanlarında görülür. Bu yaklaşımlar; I.P. Pavlov, B. F. Skinner, Joseph Wolpe ve Albert Bandura gibi önemli sosyal öğrenme teorisyenlerinin çalışmalarına dayanır. Sosyal öğrenme teorisi toplumla çalışma alanı için de özellikle faydalıdır. Bu teori sayesinde çalışmacılar, bireylerin ve grupların davranışlarını etkileme ve anlama konusunda bilgi sahibi olurlar. **Sosyal öğrenme teorisi; insan davranışlarının değiştirilmesi ve anlaşılmasında bilişsel kapasitenin önemini ortaya koyar. İnsanların düşünmesi, hissetmesi, inanması ve geçmişi hatırlaması ancak bilişsel kapasitesine bağlıdır. Tüm bunlar davranışlarımızı etkiler. **Kişilerin grup olarak ve kendi başlarına etkililiklerine inanmaları aynı zamanda politik bir farkındalık yaratmak için esastır. Makro sosyal hizmetin değişim yaratmak için ihtiyaç duyduğu bu farkındalığı geliştirmek ve bileşenlerinin anlaşılması ancak sosyal öğrenme teorilerinin kullanılması ile mümkün olur. Sosyal Alışveriş Teorisi=Yaşamımız içinde diğer insanlarla ekonomik, sosyal veya psikososyal olarak karşılıklı alışveriş içinde oluruz. Bu alışveriş yaptığımız bir işe karşılık takdir almamız da olabilir. Sosyal alışveriş teorisi George C. Homans, Peter M. Blau ve Richard Emerson ın çalışmalarına dayanır. Bu teori toplumla çalışma alanı için de oldukça önemlidir. Teoriye göre insan ilişkilerinde ödül ve kazanımların en yüksek seviyede ve ceza ve maliyetlerin en az seviyede olması istenen bir durumdur. Bu durumda makro uygulama için savunuculuk, ağ kurma, pazarlık etme ve görüşme önemli beceriler hâline gelmektedir. **Makro çalışma; alandaki bir eylem veya alışveriş üzerinden gerçekleşir. Alışveriş teorisine göre alışveriş yapılan alan, bir veya daha fazla tarafın birbiri ile etkileşim içinde olduğu ve alışveriş sonunda istenen kaynak veya ürünlere sahip olduğu alandır. İstenen kaynaklar; danışmanlık, toplum merkezleri, para yardımı, bilgi edinme, politik etkileme, iyi niyet veya enerji olabilir. Bir alışverişin gerçekleşmesi için taraflar değişilecek olan ürünler hakkında bilgiye ihtiyaç duyar. Örgütlerarası Teori=Örgütlerarası teorinin temel fikri, her kurumun daha geniş gruplar ve kurumlar ile birbirine bağlı olduğudur. Örgütlerarası bu ağ içinde, her bir kurumun kendine özel domine ettiği bir alanı veya işlev gösterdiği bir çevresi olmalıdır. Kurumun domine ettiği alan, kurumun amaçları doğrultusunda uyumlu kaynakları elde etmesine bağlıdır. Kurumsal alan genel olarak aşağıdaki maddelerin bir kombinasyonunu içerir : - İnsan sorunları veya ihtiyaçları - Nüfus grubu veya müracaatçılar - Coğrafik alan - Teknoloji veya tedavi yöntemleri - Mali veya mali olmayan kaynaklar **Daha önce açıklanmış olan alışveriş ilişkileri, kurumlar arası davranışları da içine alır. Makro sosyal hizmet alanındaki kurumların, diğer kurumlarla ve çevreleriyle olan ilişkileri ve davranışları verilen hizmetlerin başarısını etkilemektedir. Çatışma Teorisi=Çatışmalar, insan hayatının doğal ve kaçınılmaz bir parçasıdır ve her zaman olumsuzluk anlamına gelmez. Sosyoloji alanının önemli teorisyenlerinden Karl Marx ve Ralf Dahrendorf ın teorileri sosyal hizmet alanını da etkilemiştir. Marx ve Dahrendorf un toplum düşünceleri farklılık gösterse de topluma dair bazı temel yaklaşımları ortaktır. Bu yaklaşımlar şunlardır: - Sosyal sistemler sistematik olarak çatışma ortaya çıkarır ve bu nedenle çatışma, toplumun geleceğini etkiler - Çatışma; toplumun sosyal yapısının kaçınılmaz bir parçası olan çatışan menfaatler sonucu ortaya çıkar - Çatışan menfaatler; eşit dağıtılmayan sınırlı kaynaklar ve baskın ve baskın olmayan gruplar arasındaki güç dengesizliklerinden ortaya çıkar. -Farklı menfaatler; insanların çatışan iki uç grup hâline getirir. - Çatışma diyalektiktir ve bu nedenle bir çatışmanın çözümü farklı menfaatleri ortaya çıkarır ve farklı menfaatlerde başka çatışmalara neden olur. - Sürekli devam eden çatışmanın bir sonucu olarak sosyal değişim; toplumların geleceğini etkiler. **Marx a göre çatışmanın nedeni toplumun ekonomik olarak örgütlenmesi ve özellikle mülkiyetin dağılımındaki dengesizliktir. Bu durum, kültürel değerleri, inançları, dinî, sosyal ilişkileri ve diğer düşünce sistemlerini etkiler. Kapitalist sistemde ortaya çıkarılan ürün, işçilere değil kapitalist güçlere aittir. Bu nedenle işçilerin yaşamlarına devam edebilmesi için kapitalistlere bağımlı olması gerekir. **Dahrendorf a göre sanayi çatışması modern kapitalist toplumun tek çatışması değildir. Çatışma etkilidir ama sosyal sistemlerin içerisinde bulunan sosyal rollerin sürdürülmesi için çalışması da önemli bir noktadır. Eğer bir otorite yapısı varsa güç dengesizliklerini muhafaza etmeye yardımcı olan rol yapılanması da vardır. Bu şekildeki sosyal sistemlere Dahrendorf,

8 mecburi koordine edilmiş topluluklar ismini vermiştir. **Marksistler; devletin sadece hükmeden sınıfın çıkarları için çalıştığını ve ucuz iş gücünün devamlılığını sağladığını düşünürler. Muhafazakâr politik ekonomistler; devletin pazar sistemi aktivitelerine ve çalışma ücretlerine müdahale etmemesini savunurken liberaller devletin ücret eşitsizliklerinden doğan gerginliği azaltması gerektiğini düşünmektedirler. ÜNİTE 3= Hedef Nüfus ve Problemin Tanımlanması **Sorun kavramı, kişiden kişiye değişen yani görecelidir. Mikro, mezzo ve makro düzeylerde insan sorunlarına yönelik hizmet veren tüm meslekler gibi sosyal hizmet mesleği de sorun odaklı çalışan bir meslektir. SORUN VE HEDEF NÜFUSUN ANLAŞILMASI **Sosyal hizmet uzmanlarının çoğu genellikle bireylerle bire bir çalışarak doğrudan müracaatçı, aile ya da küçük gruplarda birlikte sorun çözmek üzerine odaklanır. Bazı uygulayıcılar toplumun genelinde var olan sorunlara odaklanır. Bazıları örgütlerin planlanması, yönetimi ve idaresinde çalışırlar. Sorunun Anlaşılması: İlk olarak makro uygulama bağlamında hızlı çözümler öne sürmeye çalışmak, mikro uygulama durumlarında müracaatçılara sorunlarını tam olarak nasıl çözeceklerini anlatmayla tamamen paraleldir. İkinci olarak çabuk ve basit çözümler genellikle söz konusu sorunun tek bir birincil nedeni olduğu varsayımına dayanmaktadır. 1. Toplum ya da Örgütsel Durumun Belirlenmesi: Toplumsal ya da örgütsel durumun belirlenmesinde sorulması beklenen bazı sorular vardır: Durum ve sorun arasındaki fark nedir? Toplum ya da örgüt öncül sorunlarının neler olduğunu düşünmektedir? Değişimin bir evresine yaklaşmada, durum ifadesi nasıl oluşturulmalıdır? Durum bir toplum ya da örgüt içerisinde mevcut ve birçok insan için meşakkatli olan ancak resmî olarak belirlenmemiş, etiketlenmemiş ya da alenen kabul edilmemiş bir olgudur. Her örgüt ve toplum hem durum hem de sorunlarla doludur. Şehir hayatının trafik, hava kirliliği, suç, uyuşturucu madde kullanımı, parçalanmış aileler ve intihar gibi sosyal sonuçlarının hepsi, sosyal ya da toplumsal durumlar olarak kabul edilebilir. **Durum ve sorun arasındaki ayrım makro seviye bir müdahale hazırlayan sosyal hizmet uzmanı için önemlidir. Bazı açılardan bir durum yasal olarak tanınmadıysa, ilk görev bu yasal tanınmayı sağlamak olmalıdır. **Araştırma, değerlendirme ve uygulama bulguları sorun analizinde faydalı olabilir. Resmî olarak şekillendirilmiş, titiz bir biçimde tasarlanmış araştırma projeleri nüfuslar, sorunlar ve durumların kıyaslanabilir olduğu varsayıldığında genellenebilirlik için en önemli verileri elinde bulundurmaktadır. Bir olgunun anlaşılmasında faydalı olabilecek bir özellik konuyu ele alan kişinin (yazarın, meslek elemanının vb.) durum, sorun ya da fırsatı kavramsallaştırma şeklidir. 2. Destekleyici Veri Toplama: Destekleyici veri toplama aşamasında sorulması beklenen bazı sorular vardır: Neden en fazla veriler durum, sorun ve fırsatın tanımlanmasında faydalıdır? Yararlı veri ve bilgiler nerede bulunabilir? Değişim konusunun açık ve kesin bir hâle getirilmesi için veriler nasıl sunulmalıdır? Devlet ya da ilçe sosyal hizmet, sağlık, ruhsal sağlık ve cefa infaz kurumları sosyal durum ya da sorunların varlığını belgelemede faydalı olabilecek veriler toplamaktadır. Diğer kaynaklar arasında yerel sosyal hizmet kurumları, ihtiyar heyetleri, merkezî veri toplama kaynak merkezleri, merkezî bilgi ve danışma kurumları, emniyet teşkilatları, hastaneler ve millî eğitim ilçe müdürlükleri yer almaktadır. **Destekleyici bilgilerin toplanmasında, değişim ajanı rolündeki sosyal hizmet uzmanı topluluk ve örgütün anlaşılmasının tüm yörüngesi açısından düşünmelidir. Bu veri toplamanın, değişim çabasının odağı olan, yerel toplum, çevre ya da örgütle sınırlı olmaması anlamına gelmektedir. 3. İlgili Tarihî Olayların Belirlenmesi: İlgili tarihî olayın belirlenmesi sürecinde sorulması beklenen bazı sorular vardır: Bu toplum ya da örgütte bu durum, sorun ya da fırsat ilk ne zaman tanınmıştır? İlk tanınmadan itibaren günümüze kadar meydana gelen önemli olaylar nelerdir? Eski çabalar bu sorunu ele almada neyi ortaya çıkarmaktadır? Bir toplum ya da örgüt içerisindeki bir durumun tarihi vardır. Bu tarih şu anda insanların durum ya da sorunu algılama biçimlerini etkileyebilmektedir. Bu yüzden bir toplum ya da örgüt içerisindeki kilit kişilerin durum ya da sorunu nasıl algıladıklarının anlaşılması önemlidir. **İlgili tarihî olayların keşfedilmesi değişim ajanının itibarının oluşmasını sağlar. Değişim çabasını organize eden kişiler geçmişte neler olup bittiğiyle aşina olmayan yabancılar olarak algılanıyorsa, birçok kişi, kendi toplumları ve örgütleri için değişimi desteklemeye açık değildir. 4. Sorunun Çözümü için Engellerin Belirlenmesi: Sorunun çözümü için engellerin belirlenmesi sürecinde sorulması beklenen bazı sorular vardır: İlgili tarihin incelenmesi, verilerin derlenmesi ve tarihin çalışılmasında bu sorunun çözümünde mevcut en önemli engellerin hangileri olduğu anlaşılmaktadır? Bu noktada, hangi engeller değişimin evresinde ele alınması gerekenler olarak gözükmektedir? Değişim çabasında yer alan sosyal hizmet uzmanları sorunu tanımladıkları, literatür incelemesi yaptıkları, kanıt topladıkları ve

9 önemli tarihi olayları inceledikleri zaman en azından değişimin önünde duran şeylerin neler olduğunu anlayacak bir anlayışa sahip olmalıdırlar. **Engeller keşfedilmeden önce, belirlenecek engel türlerinin anlaşılması önemlidir. İnsan hizmetlerinde durum ya da sorunlar incelenirken kaynak eksikliğini sorunun çözümüne bir engel olarak belirlemeye yönelik güçlü bir eğilim olduğu görünmektedir. Eğer çalışma örgütsel bir soru üzerine yoğunlaşıyorsa, engeller daha fazla personel, daha fazla ekipman, daha geniş imkânlar ve benzeri açısından tanımlanma eğilimindedir. 5. Durumun Bir Sorun Olup Olmadığının Belirlenmesi: Durumun bir sorun olup olmadığının belirlenmesi sürecinde sorulması beklenen bazı sorular vardır: Süren sorun analizinden anlaşıldığı kadarıyla, bu toplum ya da örgüt içerisindeki karar vericilerin durumu sorun olarak düşünmeleri muhtemel midir? Soruna yönelik çabaların karar vericileri durumun sorun olduğuna ikna etmeye odaklanması gerekli midir? Boyut, ciddiyet ya da kamu bilinci açısından durumun sorun hâline ne zaman geldiğinin kesin bir tanımı yoktur. Kriz durumları hariç, değişen perspektifler, değişik siyasi gündemler ya da artan farkındalık nedeniyle sorunlar tanımlanmakta ve etiketlenmektedir. Bir toplum içerisinde evsizlik, uyuşturucu kullanımı, hava kirliliği, suç bir sorun mudur? Bu soruların cevabı Yerine Göre dir. 6. Sorunun Anlaşılmasında Yer Alan Adımların Özeti: Aşağıdaki önemli hususlar sosyal hizmet bakış açısıyla bir durumun tanınmasında ve o durumun sorun olduğuna dair farkındalığın yaratılmasında tanımlayıcı ve yardımcı olması açısından önemlidir: Örgüt ve toplumlarda makro seviye sosyal hizmet müdahalelerin başlatılabilmesi durum/sorunun belirlenmesi ile mümkündür. Bir durumun sorun olarak düşünülmesi için bir çeşit resmî tanınma olması gerekmektedir. Bu tanınmanın sağlanması müdahale sürecindeki bir sonraki adım olabilir. Bir durum ya da sorun ifadesi belirlendiği zaman, konu ile ilgili literatür, kavram ya da konuların anlaşılması için incelenmelidir. Sorunun var olduğu savının desteklenmesi için ve sorunun yapısı, boyutu ve kapsamının anlaşılmasına yardımcı olmak için ilgili veriler toplanmalıdır. Tarihî olayların kronolojisi mevcut durum ya da sorunun bağlama yerleştirilmesi ve kilit katılımcıların belirlenmesini sağlayabilir. Durum ya da sorunun çözümünde mevcut engellerin belirlenmesi, gerçekleştirilmesi planlanan müdahale sürecinde var olan kapsam ve karmaşıklığın açıklığa kavuşturulmasını sağlayabilir. Engellerin saptanması ayrıca değişiklik için ihtiyaç duyulan destek kaynaklarının da farkındalığının artmasını sağlayabilir. Bu sorun analizinin gerçekleştirilme amacı sorunun anlaşılmasına açıklık getirmek, sorunun ele alınmasında gerekli olan kişi ya da sistemleri ikna etmek ve çözüm ya da müdahalenin daha sonraki modelleri için temel sağlamaktır. Bu noktaya kadar değişim öznesi, durumun sorun olduğuyla ilgili olarak gerekli kişileri ya da grupları ikna etmiş olmalıdır ya da değişim çabasının odağı, ortak sorun çözmeyi kolaylaştırmaya kaymalıdır. Nüfusu Anlama: Birçok durumda, sorunun çerçevelenmesinde özel bir hedef nüfus ima ya da ifade edilmiştir. Ergen gebeliği gibi sorunlara odaklanmak, sorunu doğrudan yaklaşık 11 ile 19 yaş arası genç kadın nüfusu ile sınırlandırmaktadır. Yaşlı istismarı nüfusu 65 yaş üstü kişilere ve savunmasız ve bağımlı konumdaki kişiler ile sınırlanmaktadır. 1. Hedef Nüfus ile İlgili Literatür İncelemesi: Hedef nüfus ile ilgili literatür incelemesi sürecinde sorulması beklenen bazı sorular vardır: Bu nüfus ile ilgili literatürden elde edilen hangi faktör ve özellikler hedef nüfusun anlaşılmasında yardımcı olacaktır? Hedef nüfusun anlaşılmasında hangi teorik çerçeveler faydalıdır? Sosyal hizmet uzmanları tarafından hizmet edilen nüfuslar ile ilgili geniş bir bilgi kütüğü mevcuttur. Bu bilginin anlaşılması ve uygulanması makro seviye müdahalelerin ele alınmasında önemli olduğu kadar bireyler ve ailelerle çalışılırken de önemlidir. Literatür incelemesinin önemli bir kısmı ilgili teorik perspektiflerin belirlenmesi ve uygulanmasına adanmalıdır. Teoriler; olgunun açıklanması, hipotezlerin araştırılması ve test edilmesi için bir çerçeve sunmaya yöneliktir. 2. İlgili Etnik ve Cinsiyet Perspektiflerini İnceleme: İlgili etnik ve cinsiyet perspektiflerini inceleme sürecinde sorulması beklenen bazı sorular vardır: Bu sorundan etkilenen etnik grup temsilcileri bu sorunu nasıl görmektedir? Cinsiyetle alakalı meseleler var mıdır? Bu sorundan etkilenen kadınlar bu sorundan etkilenen erkeklerden daha farklı bir perspektife mi sahiptir? Sosyal sorunun tamamen anlaşılması birçok perspektife dikkat edilmesini gerektirmektedir. Sorunlar birçok şekilde anlaşılabilir: 1) Sorunla birinci elden ilgilenmek, 2) Sorunu ortaya çıkaran kişilerle yakında çalışmak, 3) Sorunla ilgili literatürü incelemek.

10 Bu üç yaklaşımın göz önüne alınmasında, sosyal sorunun öğrenilmesinde kullanılan diğer yöntemlerin aksine birinci elden kazanılan anlayış ve kavrama arasında ayrım yapılması önemlidir. 3. Hedef Nüfus ve Sorunla Geçmiş Tecrübeleri Keşfetme: Hedef nüfus ve sorunla ilgili geçmiş tecrübeleri keşfetme sürecinde sorulması beklenen bazı sorular vardır: Sorunla başa çıkma çabalarında bu nüfusun ne gibi tecrübeleri olmuştur? Bu grubun temsilcileri mevcut sistemi nasıl algılamaktadırlar? Hedef nüfusun eski sözcülerinin ya da toplum ya da örgütlerin eski temsilcilerinin belirlenmesi ve bunlarla görüşülmesi geçmiş tecrübelerin hedef toplumla ve sorunla birlikte anlaşılmasını hedeflemelidir. Eğer bu nüfusun konuyla ilgili geçmiş tecrübeleri olduysa, değişim ajanı günümüze kadarki hedef nüfus ve toplum ya da örgütsel temsilciler arasındaki kilit aktörlerin listesini ve etkileşimlerin kronolojisini derlemelidir. 4. Nüfusun Anlaşılmasında Yer Alan Adımların Özeti: Yaş, kültür, cinsiyet ve müracaatçı ya da hedef nüfusun perspektiflerinin anlayışının geliştirilmesi adına ilgili literatür incelemesinin tamamlanması, Değişim çabasında yer alanların (sosyal hizmet uzmanları vd.) literatürde yansıtılan önemli kavramları ve meseleleri anladığından emin olunması, Yaş, kültür, cinsiyet ve müracaatçı ya da hedef nüfus perspektiflerini temsil eden yerel insanların ve bölge sözcülerinin belirlenmesi, Değişim çabasında yer alanların (sosyal hizmet uzmanları vd.) bölgesel ve yerel sözcüler tarafından ortaya konulan önemli kavram ve meseleleri anladığından emin olunması, Nüfusla alakalı kavram ve meseleler hakkında değişim çabası içerisinde yer alan kişiler (sosyal hizmet uzmanları vd.) arasında bir fikir birliğinin geliştirilmesi, Yerel halk, uzman ve ilgili literatürden alının güncel durumla yakından ilişkili olmalıdır. SORUN İFADESİNİN ARITILMASI 1. Sorunun Etiyolojisi Üzerinde Düşünme: Sorunun etiyolojisi üzerinde düşünme sürecinde sorulması beklenen bazı sorular vardır: Süren sorun analizine bağlı olarak neden sonuç ilişkilerinin anlaşılmasındaki baskın konular hangileridir? Etiyolojinin hipotezi nasıl çerçevelenmelidir? Etiyoloji bir sorun ya da karışıklığın altında yatan sebep olarak tanımlanmaktadır. Bir sorunun etiyolojisi üzerinde düşünmek neden sonuç ilişkilerinin anlaşılmasına yönelik bir çabadır. Bu kavram esasında makro düzeyde çalışan sosyal hizmet uzmanları için anahtar kavramlardan bir tanesidir. **Verilmesi gereken karar etiyoloji ile ilgili doğru perspektifin değil, ele alınacak alt grupların seçilmesidir. Birçok (muhtemelen tüm) müracaatçı/hedef nüfuslar ve sorunlarla olduğu gibi, etiyoloji ile ilgili tek bir anlayış ve tek bir müdahale hepsine uymamaktadır. 2. Sorun İfadesinin Arıtılması: Bu görevle ilgili olarak sorulması gereken asıl soru: Sorun ifadesi nasıl çerçevelenmelidir? Sorun ifadesinin ve içeriğinin nasıl çerçeveleneceği makro düzey çalışan bir sosyal hizmet uzmanı için gerek müdahale planının belirlenmesi gerekse uygulanması aşamasında en belirleyici ve yönlendirici süreçtir. O nedenle bu sürecin titizlikle ve özenle yürütülmesi gerekmektedir. **Yukarıdaki faaliyetler gerçekleştirildiğinde, durum ifadesinin çalışma taslağı sorun ifadesine dönüştürülmelidir. Hedef nüfus için sınır ve sorunu içeren açık bir ifade en uygun olandır. Açıklayıcı ifadeler ya da destekleyici belgelendirmeyle devam edebilir ancak ifade değişim çabasını desteklemesi beklenen tüm insanlar için fikir birliği sunmalıdır. 3. Sorun İfadesinin Arıtılmasındaki Adımların Özeti: Aşağıdaki adımlar ve görevler makro sosyal hizmet uygulamasının sorun tanımlaması ve analiz aşamasını tamamlamaktadır: Odak A: Sorunun anlaşılmasında belirtilen asıl kavram, mesele ve perspektiflerin incelenmesi Odak B: Nüfusun anlaşılmasında belirtilen asıl kavram, mesele ve perspektiflerin incelenmesi Sorunun altında yatan neden sonuç ilişkilerinin ortak bir anlayış geliştirilerek bir araya getirilmesi Destek durum ifadesiyle birlikte arındırılmış bir sorun ifadesi hazırlama Sosyal, toplumsal ya da örgütsel ana kavram, mesele ve perspektiflerin ortak bir anlayışının geliştirilmesinde kullanılacaktır. ÜNİTE 4= Toplumu Anlamak (Toplumsal Yapı Ve Fonksiyonları, Toplumsal Değerler, Çağdaş Toplum Teorileri) 1.TOPLUMSAL YAPI **Teknik yapı; ögeler arası bağımlılık ilişkilerinden oluşan bir bütünlüktür. Bir binanın yapısı; temel, duvar, çatı gibi başlıca öğeler arasındaki bağlantılar ve ilişkilerden oluşur. **Sosyal yapıyı oluşturan ana unsurlar, kişiler değil; kişiler arasındaki seçilmiş roller (karı-koca, hoca-öğrenci) ve sosyal örgütlenmelerdir (aile, eğitim, ekonomi, siyaset ve din gibi). Örneğin, aile yapısı denilince, aile üyeleri arasındaki ilişki, otorite vb. görüntüler ve ilişkiler akla gelir. **Toplumsal yapı; içinde toplumsal ilişkilerin, olayların oluştuğu, toplumsal grupların, kurumların yer aldığı, nüfus ile yerleşim

11 tarzının biçimlendiği bir toplumsal varlıktır. Toplumsal yapı, aktör diye tanımlayabileceğimiz toplum içindeki bireylerden oluşmaktadır. **Sosyologlar sosyal yapıyı toplumdaki sürekli ve örgütlenmiş ilişkiler olarak ele almaktadır. Örneğin Ginsberg sosyal yapıyı, toplumu oluşturan temel grup ve kurumlar olarak görmektedir. Böylece sosyal yapı kurumsal düzenlemeleri ve sosyal guruplar arasındaki süreklilik gösteren ilişkileri kapsamaktadır. Bu anlayışa göre sosyal yapının unsurları şunlardır: 1. Fiziki Yapı ( a. Yer altı ve yerüstü zenginlikleri, iklim b. Yerleşme şekilleri (şehir, kasaba, köy) c. Ulaşım) 2. Demografik Yapı 3. Üretim, Teknoloji, İş bölümü 4. Sosyal Örgütler (dernekler, mesleki ve ticari kuruluşlar...) 5. Sosyal Zümreler (cemaat, cemiyet, tabaka, sınıf...) 6. Sosyal Kurumlar (hukuk, eğitim, ekonomi...) 7. Kültürel Ögeler (normlar, değerler, yaptırımlar...) Toplumsal yapının özelliklerini Levi Strauss şöyle açıklamıştır: 1. Yapı bir sistem özelliği gösterir. 2. Çeşitli ögelerden meydana gelmiştir ve birinin değişmesi ötekilerini de değiştirir. **Persons ve Merton sosyal yapıyı bir sistem olarak görmektedirler. Bu bakış açısında sosyal yapı, sosyal etkileşimlerden başlayıp sosyal münasebetler, rol ve statüler, sosyal süreçler vasıtasıyla yaratılan olgular ve kurumlar, kültürel normlar ve değerler sisteminin fonksiyonel bir bütünüdür. Sosyal Hizmet Açısından Sosyal Yapıyı Anlamak **Sosyal hizmet insanlarla iç içe olmayı gerektiren bir yapıdır. Pek çok kesimden sosyal hizmet uzmanlarına müracaatçı gelir. Ayrıca sosyal hizmet uzmanları bir toplumsal yapının içinde hizmet görürler. Sosyal hizmet uzmanları etkili hizmet vermesi için bulundukları, çalıştıkları yerdeki sosyal yapıyı bilmesi gerekmektedir. Örneğin herhangi bir toplum merkezinde çalışan bir sosyal hizmet uzmanı çalıştığı toplum merkezinin bulunduğu topluluğun soyla yapısını bilmesi gerekir. Toplum merkezinin bulunduğu bölgenin ulaşım özellikleri, çevredeki iş imkânlarını, kaç tane okul hastane, olduğunu, ekonomik yapısını, bölgenin kültürünü, etnik yapısını, belli değerlerini bilmesi gerekir. **Başka bir örnekte hastanede çalışan sosyal hizmet uzmanı hastaneye gelen hemen hemen her topluluğun yapısını bilmek durumundadır. Hastaneye çok çeşitli topluluklardan hasta başvurabilir. Uzmanın bu toplulukların değerlerini, hastalığa karşı değerlerini, ekonomik yapılarını bilmesi gerekmektedir. 2.TOPLUMSAL DEĞERLER **Değerler hayata, yaşam biçimimize ve mesleğimize bakış açımızı oluşturan yapı taşlarından biridir ve birçok yazara göre farklı tanımlanmıştır. Değerler genellikle beğeniye, ahlaka, felsefi sistemlere, ideoloji ya da inançlara dayanır. Bir toplumun ya da toplumsal grubun ortak duygu ve düşüncelerini yansıtır. Değerler, ayni toplumda yaşayan insanların çoğu tarafından üzerinde uzlaşma sağlanmış ve paylaşılan gerçek davranış standartlarıdır. Değerler davranışlarımıza yol gösteren, rehberlik eden inançlar ve kurallardır. **Geleneksel değerler, bireyin, toplumsal yapı içerisinde varlığını devam ettirmesini sağlayan değerlerdir. Bireylerin, kendilerine toplum tarafından sunulan örf ve âdetler ile genel kabul görmüş geleneklere bağlılığını ifade etmektedir. Geleneksel değerleri benimsemiş bireylerin yenilikleri kısa vadede kabul edemediği ve değişime temkinli yaklaştığı söylenebilir. **Evrensel değerler, başkalarının gelişimi ve kişisel ilgilerin aşılması ile ilgilidir. Evrensel değerlerin temelinde, dünyaya gelen her insanın yaşamına saygı duyulmasının gerekliliği, bu temelin üzerinde hayatın şekillendirilmesi yatmaktadır. Bu şekillendirme ilk olarak 18. yüzyılda kapsamlı olarak dile getirilen hak, eşitlik ve özgürlük kavramlarını; ırk, din ve vicdan ayrımı yapmadan farklı kültürlere saygıyı içerir. Evrensel değerlerin aynı zamanda gerçeğe, bilgiye, muhakemeye ve eleştirel düşünceye önem veren, bireyler tarafından önemsenen değerler olduğu söylenebilir. Toplumsal değerlerin temel özellikleri şunlardır: Toplumsal değerler, toplumun bütünü ya da toplumsal grup üyeleri tarafından bilinir, benimsenir ve çoğunluğu tarafından uyulur. Örneğin, dürüstlük, yurtseverlik birer değerdir. Toplumsal değerler, toplumsal yapı ve düzenin korunması ve sürdürülmesinde önemli bir güce sahiptir. Bazı yasalar toplumsal değerlerden güç alırlar. Toplumsal değerler, toplumsal ilişkilerin düzenleyicileri arasında yer alır. Bir davranış ya da ilişkinin çoğunlukla olumlu olarak kabul edilmesi, yürürlükteki toplumsal değerlerle uyum içinde olmasına bağlıdır. Toplumsal değerlerin bir kısmı birçok toplum ya da ulus tarafından benimsenir. Toplumsal değerlerin yerine getirdiği önemli işlevler şunlardır: Toplumsal değerler, bireyler ya da gruplar tarafından ortak olarak benimsenip paylaşıldığı için dayanışmayı güçlendirir. Değerler, toplumda istenilen düşünme ya da davranma yollarının belirleyicilerindendir. Böylece bireyler hangi durumlarda nasıl davranacaklarını önceden bilirler. Değerler, bireylerin toplumsal rollerini seçmelerinde ve gerçekleştirmelerinde rehberlik eder. Değerler, statülerin belirlemesinde de önemli işlevlere sahiptir. Statüler belirlenirken toplumsal değerler etkili olur. Değerler, bireyler üzerinde toplumsal baskılar uygulayarak bireylerin davranışlarını kontrol eder.

12 Toplumsal değerler, bireyin toplumsal kimliği ni oluşturma sürecinde de bir işleve sahiptir. Toplumsal değerler zorlayıcıdır. Bu nedenle ortaklaşa bir kimliğin oluşmasında rol oyar. Kimlik, bireyin kendisini nasıl tanımladığıdır. **Toplumsal değişme sonucu bazı değerler zamanla işlevini yitirir. Örneğin, kan davası. Manevi değerler maddi değerlere göre daha yavaş değişir. Örneğin, matbaa makinesinin Osmanlı İmparatorluğu na girmesi üç yüz yıldan daha uzun süre belli dinsel değerlerin (manevi değer) etkisiyle engellenmiştir. Toplumsal değerler, toplumdan topluma ve aynı toplumda zamanla farklılık gösterir. Sosyal Hizmet Açısından Değerleri Anlamak Değerler belirli durumlarda tercih edilen hayat tarzı ve davranışlar hakkında, seçimlerimizi veya olayları ve davranışları değerlendirmemizi yönlendiren, önem sıralamasına göre derecelendirilmiş görüş veya inançlar olduğuna göre değerlerde zaman içinde değişebilmektedir. Değerler toplumun sosyal yapısından ekonomik ilişkilerinden etkilenir. Örneğin çocuğa verilen değer zaman içerisinde değişmiştir, dolayısıyla sosyal hizmet uzmanının içinde yaşadığı toplumun çocuğa yönelik değerlerini bilmek durumundadır. ÇAĞDAŞ TOPLUM TEORİLERİ 1. Sosyal Teori:Sosyal teori, toplumsal hayatın kalıplarını açıklamak yerine toplumsal kalıp ve büyük toplumsal yapıları açıklayacak ve çözümleyecek özet ve çoğunlukla karmaşık kuramsal çatıların kullanımına başvurur. Sosyal teoriler toplum biliminin büyük kısmını oluşturmaktadır. Nesnel bilimsel tabanlı araştırmalar sosyal teorisyenler tarafından yapılan açıklamalar için destek sağlayabilir. **Batı da sosyal değişme, yeni bir insan tipinin üretilmesi maksadıyla sosyal teori tarafından yapılagelmiştir. **Sosyal teori bir insan tipi meydana getirmiş ve bu insan tipine göre kavramsal çerçevesini oluşturmuş; sosyal olayı bu çerçeve içinde algılayarak sosyal değişmeyi gerçekleştirmiştir. Bu açıdan, teorinin insana fazla yüklenmesi ve onu hegemonyası altına alması söz konusudur. 2. Sanayi Sonrası Toplum Kuramları:Sanayi sonrası toplum kuramı Bell tarafından ortaya konmuştur. Sanayi sonrası toplum kuramlarını anlamak için öncelikle sanayi öncesi ve sanayi toplumunu tanımakta yarar vardır. Buna göre sanayi öncesi toplumda genel olarak doğadan kaynakları dönüştürmeye dayalı bir uğraş ve mücadele söz konusudur. Sosyolojide yaygın olarak kabul edilen şekliyle sanayi öncesi toplum avcı-toplayıcı toplum ve tarım toplumu olarak ayrıştırılarak tanımlanmaktadır. Cinsiyete dayalı iş bölümünün olduğu bu toplum tipinde ekonomik etkinliklerde birincil sektör meslekleri ve endüstrileri (avcılık, yiyecek arama, çiftçilik, balık tutma, maden çıkarma, ormancılık) hâkimdir. Toplumsal yaşamın birimi ise geniş hane yapısıdır. **Geleneksel toplumun kültürel yapısı Durkheim'ın kavramlarıyla ifade edilecek olursa mekanik ve homojendir. Bireysel farklılaşmalar çok az, üretim biçimi ve ilişkileri tarımsal/geleneksel, sosyal ahlak ise bir genellik taşımaktadır. İdeal tipik bir model olarak geleneksel toplumun ekonomik ve sosyal yapı ve ilişkileri dönemin kültürel yapısıyla bağlantılı bir şekilde dinsel ve karizmatik kodlamalarla yüklüdür. Bu özellik modern/kapitalist toplumda görece gücünü yitirmeye başlamıştır. **Önceki toplumlarla karşılaştırıldığında sanayi sonrası toplumun en önemli ve ilk özelliklerinden biri üretim biçiminin farklılaşmasıdır. Sanayi sonrası toplum, politik ya da kültürel değişimlerden çok toplumsal yapıdaki değişimi ifade eder. Bu yeni toplum yapısını karakterize eden en önemli unsurlardan biri artık imalat sanayi üretiminin başlıca üretim olmamasıdır. **Sanayi sonrası toplumda belirginleşen ikinci önemli değişim toplumsal sınıflarda gözlenen farklılaşmadır. Sanayi toplumlarında endüstriyel toplumda tarım ve sanayi sektörleri gerilemiş, bu alanda çalışanlar azalmış ve ticaret, finans, sigortacılık, emlak gibi hizmet sektöründeki mesleklerde çalışanlar artmıştır. **Sanayi sonrası toplum ise hizmetler üzerinden bireyler arasında oynanan bir oyundur. Belirleyici olan ise artık kas ya da makine gücü değil, enformasyondur. İnsanlar artık çalışabilmek için kas ya da makine gücüne değil, enformasyona ihtiyaç duymaktadır. Bir bankacının, terapistin, danışmanın ve öğretmenin mesleğini yapabilmesinin yolu enformasyondan geçer. Hizmet işi enformasyon işidir. Bell e göre sanayi sonrası toplumda şu gelişmelerle karşılaşmak kaçınılmaz olmaktadır: Sanayide giderek daha az sayıda insanın istihdam edildiği ve çok az insanın fabrikalarda çalışabildiği bir durum ( robotik fabrikalar ya da topyekûn otomatikleşme olarak adlandırılabilecek bir dönem) Sanayi istihdamının düşmesine karşın, merhametsiz akılcılaştırma nedeniyle sürdürülen ve giderek artan bir üretim randımanı Refahta artışın sürdürülmesi İnsanların sanayi istihdamının dışında kalmaya devam etmesi Hizmet sektöründe sonu asla gelmeyen bir istihdam talebiyle insanların bu sektörlerde çalışmaya yönelmesi (örneğin; insanlar zenginleştikçe yeni tüketim kalıplarının ortaya çıkması ve bunun da yeni hizmet sektörlerini doğurması) 3. Bilgi Toplumu: "Bilgi toplumu" kavramının 1900'lerden önce ortaya atıldığı; "iletişim çağı" kavramının ilk kez Kanada'lı iletişimci Marshall Mc Luhan tarafından 1962 yılında kullanıldığı ve ABD'li iktisatçı Fritz Machlup'un da aynı yıl "bilgi toplumu" kavramını kullandığı belirtilmektedir. **Bilgi toplumu sanayi sonrası toplumla iç içe geçmiş bir kavramdır. Sanayi sonrası toplum olarak nitelenen bilgi toplumu, ekonomik ve sosyal değerler bakımından endüstri toplumundan belirgin olarak ayrılmaktadır. Bilgi ve teknoloji, adı geçen

13 toplumun temel dinamikleridir. **Bilgi toplumu, temelde bilgi insanı, bilgi organizasyonları, öğrenen birey ve öğrenen organizasyonların varlığı ile gerçekleşmektedir. Bu doğrultuda, bilgi toplumunun temel karakteristiği de öğrenen toplum olarak şekillenmektedir. Sanayi toplumunun bireyci-girişimci insanı yerine; bilgi toplumunun insanı, bilgiyi paylaşan, her alan ve konuda etkin, sosyal bir insan modelidir. **Bilgi teknolojilerinde son yıllarda yaşanan gelişme sosyal hizmet uygulamalarını etkilemiştir. Nitekim sosyal hizmette düzenleyici çerçeve, ISO 9001 biçimindeki Topla Kalite Yönetimi sistemlerini, şekillendirmektedir. Sosyal hizmet uzmanının temel görevi bilgi teknolojilerini etkin kullanmak olduğu kadar müracaatçılarının da bilgi teknolojilerinden yaralanması konusunda onları eğitmek, kaynak sağlamak olmalıdır. 4. Postmodernizm: Postmodern toplum, günümüzde yaşanan gelişmeleri açıklamada kullanılan ve bir önceki döneme göre toplumun yeni evresini betimleyen bir kavramdır. Postmedern düşüncenin önemli temsilcilerini; Jean François Lyotard, Michel Foucault, Jacques Derrida ve Jean Baudrillard şeklinde sıralamak mümkündür. **Postmodern bakış açısı, 20. yy ın sonlarından itibaren entelektüel çabaların her alanını büyük oranda etkileyen bir kavram olarak kendini göstermektedir. Postmodern sözcüğü ilk kez 1960 lı yıllarda sanat ve mimari alanlarında kullanılmaya başlanmıştır. Postmodernist düşünce mimari ve edebiyattan ayrı olarak politika, felsefe, psikoloji, sosyoloji, teoloji, coğrafya, tarih, ekonomi, antropoloji, medya çalışmaları, hukuk ve birçok başka akademik uzmanlık alanlarında da açıkça etkisini göstermektedir. **Postmodernizm, diğer -izmler gibi temel ilkelere sahip değildir. Kurama belirsizlik hâkimdir. Kuralsızlık, bu sistemde kural hâlini almıştır. Olamayacak hiçbir şey yoktur, her şey mümkündür. Postmodernliğin temel özellikleri: 1. Derinsizlik ve yüzeysel bir dünyadır. Bir simülasyon dünyasıdır. Örneğin Disleynand da yapılan bir gezi gerçek vahşi orman gezisidir. 2. Etkileyicilik ve duygudan yoksun bir dünyadır. 3. Tarihteki yerle ilgili bir anlam kaybı olması, geçmiş, şimdi ve geleceği birbirinden ayırmak zordur. 4. Modernliğin gelişimci, patlayıcı, genişleyici üretici teknolojilerine karşın (örneğin otomobil üretim hatları gibi) postmodernin toplu, iç patlamalı, yassılaşan ve yeniden üretime yönelik (örneğin televizyon) teknolojileri vardır. 5. Genel geçerlilik iddiasını taşıyan önermelerin reddedilmesi 6. Dil oyunlarında, bilgi kaynaklarında, bilim adamı topluluklarında coğulculuğun ve parçalanmanın kabul edilmesi 7. Farklılığın ve çeşitliliğin vurgulanıp benimsenmesi 8. Gerçeklik, hakikat, doğruluk anlayışlarının tartışılmasına yol açan dilsel dönüşümün yaşama geçirilmesi 9. Mutlak değerler anlayışı yerine, yoruma açık seçeneklerle karşı karşıya gelmekten çekinmemek, korkmamak 10. Gerçeği olabildiğince (sonsuz) yorumlamak 11. Belli bir zaman ve markanın sözcüklerini kullanmak yerine gerçekliği kendi bütünlüğü, özerkliği içinde anlamaya çalışmak 12. İnsanı ruh, beden olarak ikiye bölen anlayışlarla hesaplaşmak 13. Tek ve mutlak doğrunun egemenliğine karşı çıkmak 14. Önemli olan hakikat/doğrunun ne olduğu değil, nasıl kurulduğu sorusudur. 15. Genel ahlaksal anlayışlar, ilkeler geçerli değildir; her şey çağın, zamanın gereklerine göre oluşur. **Günümüzde postmodern toplumun/kültürün en belirgin ve yaygın problemleri arasında değerler krizi, ontolojik anlam krizi, bireyin kitle toplumunda ve tüketim kültüründe içinde bulunduğu özgürlüğü sorunu,bilim-nihilizm diyalektiği, küreselleşmenin ortaya çıkardığı uluslararası sosyal,kültürel ve ekonomik ilişkilerin yapısı sorunu, insan hakları vb. yer almaktadır. Dolayısıyla 21.yy anlam ve amaç arayışının, bilim ve akılla uyumlu bir ahlakın/değerlerin varlığının imkânının soruşturulacağı, bireyin bağımsızlığı ve özgürlüğünün sağlanması sorununun çözümüne yönelik çabaların önem kazanacağı bir dönem olacağı gibi görünmektedir. ÜNİTE 5= RİSK ALTINDAKİ TOPLUMLARLA ÇALIŞMA MAKRO MÜDAHALEDE SOSYAL HİZMET UZMANI Makro müdahale, en kısa tanımıyla sosyal politika odaklı çalışmadır. Belirli bir ihtiyaç grubuna, baskı altındaki bir topluluğa ya da toplumsal soruna dair kamuoyunda farkındalık yaratılması, sosyal politika geliştirilmesi, hak savunuculuğu, yasal düzenlemelerin yapılmasında savunuculuk yapılması gibi etkinlikler ile sosyal hizmet sisteminin yeniden düzenlenmesine ilişkin etkinlikleri içerir. Bu yöntemler örgütlenmeyi, kalkınmayı, planlamayı ve değişimi içerir. -Toplum örgütlenmesi: Değişimi sağlamak için insanları bir araya getirme. -Toplum planlaması: Çözüm için stratejiler geliştirme. -Toplum kalkınması: Sosyal ve ekonomik süreçlere artan bir katılım gösterme. -Toplumsal değişme: Gereksinim duyulan hizmetleri geliştirme, güç dengesini olandan olmayana doğru değiştirme. -İnsanları plan oluşturmak için harekete geçirme becerisi: Bu beceri liderlik rolü ile de ilgilidir. Çevremizdeki bireylerin bir sorunun farkına varması ve o soruna dair eylem geliştirebilmeleri için farkındalık yaratma ve örgütleme gibi etkinlikleri iyi yürütebilme becerisidir. Bu beceri, iletişim becerileri ile çok yakından ilgilidir.

14 -Planlayıcılara ve politika yapıcılara toplum liderlerine ulaşma becerisi: Karar verme mekanizmalarındaki kişilere ulaşma becerisidir. Bu beceri mikro ve mezzo becerilerin bir harmanıdır. Hem kurumlar arasında iyi iletişim kurabilmeyi hem de resmî görüşmelerde bireyler arasında iyi iletişim kurabilmeyi içerir. -Fon oluşturma becerisi: Çalışma alanımızla ilgili var olan fonları ve başvuru ve temin koşullarını iyi bilmek, çalışma alanımızda kullanılabilmesi için yerel kaynakları harekete geçirmek ve böylece yeni fonların oluşmasına ön ayak olmaktır. -Savunuculuk ve sözcülük yapma becerisi: Kendini yeterince iyi ifade edemeyen ya da kendini ifade etme araçlarından yoksun birey ve toplulukların sözcülüğünü yapabilmektir. -Düzenleme (organizasyon) yapabilme becerisi: Bir olay, kampanya ya da etkinliği düzenleyebilme becerisidir. RİSK ALTINDAKİ GRUPLAR Dezavantajlı grupları; toplumda yetersiz yaşam koşulları içinde yaşayan, demografik değişkenlere bağlı olarak farklı nicelik ve nitelik gösteren, fizyolojik, psikolojik, sosyal, sağlık, ekonomik, siyasal, kültürel açılardan çağdaş yaşam koşullarına ulaşmak için sosyal devletin sorumluluğunda ve kamusal organizasyonunda; toplumsal güvenlik sistemi içinde, toplumsal koruma ve toplumsal hizmete ihtiyaç duyan sosyal kesimlerdir. Dezavantajlılar; eşitsizlik, adaletsizlik, haksızlık ve toplumdan dışlanmışlıkla karşı karşıyadır. risk altındaki topluluklar: Özürlüler (fiziksel ve zihinsel ) Evsizler ve kimsesizler Yaşlılar Kadın, çocuk ve insan ticareti sorunu İşsizler (uzun dönemli ve eğitimli işsizler vb. ) Eğitim düzeyi düşük ve kalifiye olmayan iş gücü Düşük gelirliler Madde bağımlıları Kadınlar Göçmenler Çalışan çocuklar ve sokak çocukları Kayıt dışı çalışanlar Sosyal haklardan yararlanamayanlar (bilgi eksikliği) El sanatkârlarıdır. **Yoksulluğu doğuran en önemli etken de düzenli, yeterli bir gelirin olmamasıdır. Dolayısıyla işsizliğin ne olduğunun nedenlerinin ve sonuçlarının neler olduğunun açıklanması gerekir. İşsizlik **İşsizlik ise bireyin sosyal işlevselliğini engelleyen önemli bir sorundur. Bir sorun odağı olarak işsizlik, sosyal refahın gelişme sürecinde büyük öneme sahiptir. **İşsizlik modern sanayinin bir sorunudur. İşsizlik sanayiye dayalı ekonomik sistemin yapısından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle de kişisel değil, sosyal bir sorundur. **Günümüzde yapılan tanımlamalarda ILO nun Cenevre de 1982 yılında yaptığı işsizlik tanımı temel belirleyicidir. İşsizlik üretim faktörlerinden emeğin üretime katılmaması durumunu ifade etmek için kullanılabilir. En yaygın tanımıyla çalışma istek ve arzusunda bulunduğu hâlde cari ücret düzeyinden iş bulamayanlara işsiz denilmektedir. Bu tanımda üç temel husus dikkat çekicidir: -Birincisi kişinin çalışma isteği yani iş talep etmesidir. -İkinci husus kişinin çalışmaya elverişli olmasıdır. -Üçüncü olarak bu iki durum sağlanmış olduğu hâlde kişinin işsiz olması işsizliği açıklayan üç temel unsur olarak kabul edilmektedir. **1980 lerden başlayarak ülkemizde de issizliğin giderek ağırlaştığı görülmektedir. Türkiye de işsizlik, ekonomik ve sosyal yapı değişikliklerine bağlı olarak 1980 den itibaren en temel problemlerden biri olmuştur. Ülkemizde Ocak 2009 istatistiklerine göre üç milyon altı yüz elli bin kişi işsizdir (TUİK; 2009). Şubat 2013 dönemi Türkiye işsizlik oranı (%) 10,5, tarım dışı işsizlik oranı (%) 12,9, genç nüfusta işsizlik oranı (%) 20.4 olarak hesaplanmıştır. **İşsizli iki grup çerçevesinde açıklanabilir. Birincisi işe girme zamanı gelmiş ve ilk defa iş aramaya girişen genelde gençlerin işsizliği; ikincisi ise işi olup da çeşitli sebeplerle işini kaybetmiş olanlardır. İşini kaybedenler, genelde ilk defa iş arayanlara göre daha avantajsız durumdadır. İşsizliğin Nedenleri **İşsizlik için iki açıklama şekli vardır. Biri kişisel diğeri yapısal faktörler ile açıklanabilir. Kişisel nedenler, iş arayanın yeterli becerisinin olmaması, zayıf motivasyonu ve diğer kişilik özelikleri ile ilgilidir. Bu açıklama işsiz olmayı bireyin kendi sorunu, sorumluluğu olarak görmektedir. İkinci açıklamaya göre yapısal ve ekonomik faktörlere ulusal ekonominin bütün iş gücüne yetecek kadar iş olanakları sunmaması söz konusudur. Dolayısıyla burada işsizlikle mücadelede yapısal sorunlardan söz edilmektedir. **Geçmişte işsizlik, istihdam ve gelire ilişkin sorunlar bireylerden değil, ekonomik ve toplumsal süreç ve yapılardan kaynaklanan sorunlar olarak değerlendirilmiştir. Günümüzde ise aktif politikalar, işsizliği bireysel bir süreç ve sorun olarak ele almaktadır. **Bugünkü işsizliğin önemli bir kısmı teknolojik gelişmenin bir sonucu olan yapısal nitelikte, uzun süreli ve özellikle genç nüfusu etkileyen işsizliktir. Türkiye de iş gücü talebi, özellikle eğitimli genç iş gücü iş bulmakta zorlanmaktadır. Türkiye de yaşanan krizler nedeni ile reel sektörde daralma olduğundan yeni iş imkânları yaratılamamaktadır. Yeni iş imkânlarının yaratılamaması, iş gücüne yeni katılan gençlerin iş bulamamasına neden olmakta ve genç issizler ordusu büyümektedir.

15 **Bireysel anlamda işsizlik; kişilerin sağlık, barınma ve gıda gibi parasal yükümlülüklerini yerine getirmelerinde zorlanmalarına yol açmaktadır. Toplumsal olarak ise; önemli bir üretim kaynağının eksik kullanımı nedeniyle üretim ve refah kaybına yol açmaktadır. Toplumsal anlamda şiddet ve terör gibi sorunsalların temelinde yüksek işsizlik yer almaktadır. İşsizliğin Sonuçları İşsizliğin biri ekonomik diğeri psikolojik olmak üzere iki önemli etkisi vardır. Birincisi, işsizlerin çalışıyor olmaları durumunda elde edilebilecek olan üretim miktarının kaçınılmaz kaybı; ikincisi de işsiz kalmış olan bireylerin ve ailelerinin yaşayacakları psikolojik zararlardır. Psikolojik zararlar bakımından yapılan birçok araştırmada, işlerinden çıkarılmış olan bireylerin; Kendilerine olan güvenlerini kaybettikleri, Algılanan yeterlilik ve özyeterlik düzeylerinde azalma yaşadıkları, Hayat tatminlerinin azaldığı, Stres düzeylerinin yükseldiği, Umutsuzluk, çaresizlik içine girdikleri, Depresif duygularının arttığı, Genel olarak sağlık ve iyilik hâllerinde önemli bir düşüş yaşandığı İçine kapanma, yalnızlık duygusu hissettikleri, Özsaygılarının zedelendiği gözlenmektedir. **işsizliğin en önemli ve en sık karşılaşılan sorunu olarak depresyonun ele alınır. **Bir ülkedeki işsizlik sorunu ekonomik, sosyal, siyasal ve psikolojik pek çok soruna yol açabilir. İşsizlik, toplam üretim ve refah kaybı yanında suç ve şiddet olaylarının da artmasına neden olmaktadır. **İşsiz kalmak ya da her gün işten çıkarılma korkusu yaşamak kişinin ve yakın çevresinin sağlığını tehdit etmektedir. Uzun süren işsizlik; ekonomik adaletsizlik ve sosyal dışlanmışlığın yanı sıra, yüksek stres, depresyon, kaygı, kalp ve damar hastalıkları gibi pek çok psikolojik ve fiziksel sağlık sorunlarına yol açmaktadır. **İşsizlikten en çok etkilenenlerin alt sosyoekonomik düzeyde bulunanlar oldukları görülmüştür. Çünkü bu bireylerin; İş bulma konusunda daha az şansa sahip oldukları ve Genellikle geçimlerini sağlayacak sosyal güvencelerinin bulunmadığı belirtilmektedir. İşsizlikle Çalışmada Makro Sosyal Hizmet **İşsizliğin büyük bir toplumsal felaket olduğuna ilişkin en önemli deneyim 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı ile ortaya çıkan gelişmelerle yaşanmıştır. Bu dönemde işsizliğe ilişkin geleneksel sosyal yardım anlayışlı yetersiz kalmış ve daha kapsamlı program ve hizmetlere gereksinim duyulmuştur. Bundan sonra sosyal sigorta gündeme gelmiş ve bunlar yasalarda yerlerini almıştır. **Sosyal hizmet mesleği, işsizlik olgusunun hem bireysel hem de toplumsal yönüyle ilgilidir. Bireysel açıdan işsizliğin birey ve ailesi üzerinde yarattığı sorunların çözülmesi önem taşımaktadır. Bu açıdan baktığımızda tedavi yaklaşımı, sosyal yardım, eğitsel faaliyetler, bireyin iş bulması için toplumsal kaynakları araştırmak söz konusu olabilir. İşsizler için doğal olarak götürülecek en önemli hizmetler; 1. Kendilerini iş bulabilir hâle getirmek için gerekli beceri ve motivasyon kazandıracak eğitim programları sunmak, 2. İş sağlamak 3. Hükümet programlarında işsizliği önleyici yatırımlar yapmaktır. Makro Düzey Müdahale Roller -Toplumu bilinçlendirme -Toplum içindeki değerlerin değişmesi -Siyaset kurumu -Toplumla çalışma -Medyayla çalışma Vakıflar, İŞKUR, v.b. -Yasa yapıcıları etkileme - Bilgilendirme - Bilinçlendirme - Savunuculuk - Yönlendirme Göç Oturma yerinin sürekli ya da geçici olarak değiştirilmesi; ait olunan sosyokültürel çevreden temelde farklı olan ve eski yaşam ile sürekli ilişkinin sürdürülmesini engelleyecek kadar uzakta bulunan bir başka çevreye geçici veya kalıcı olarak geçiş yapmak olarak tanımlamaktadır. Göç etme ise yalnızca işle ilgili bir olgu olmaktan ziyade, karmaşık sosyal, kültürel ve politik bir süreçtir. Göç olgusuna neden olan birçok faktör vardır: 1. İtici nedenler: Dünyada ve ülkemizde ortaya çıkan yapısal değişimlerden göç olgusunun tek bir etmenin değil, birden fazla etmenin sonucunda oluştuğu görülmektedir. Yurt dışına yapılan göçler; yurt dışının çekiciliğinden çok, yaşanılan ülkedeki yetersizliklere yani iticiliğe bağlıdır. İtici nedenler; ekonomik yetersizlikler, fakirlik, işsizlik, nüfus artışı, yaşam biçiminin kısırlığı gibi nedenler olabilmektedir. 2. İletici nedenler: Göçler itici ve çekici nedenler ile oluşmuş ve iletici etmenler ile de hareketlilik kazanmıştır. Ancak iletici nedenler tek başına bir göç etmeni değil, itici ve çekici nedenlerin etkinleşmesini sağlayan fiziksel bir koşul olarak tanımlanabilmektedir. Buna gerekli ulaşım ve taşıma kolaylıklarının varlığı veya gidilecek yerin belli bir uzaklıkta oluşu örnek gösterilebilir. 3. Çekici nedenler: İtici nedenler kadar çekici nedenler de göç hareketini etkilemektedir. Ekonomik ve sosyal gelişim sağlama çekici nedenler arasında yer alabilmektedir.

16 4.Siyasal nedenler: Ülkelerde değişen siyasi koşullar, savaşlar yönetimin ve hukuk kurumlarının uluslararası özendirici tutumları siyasal nedenler arasında yer alabilmektedir. Bir ülkenin savaş nedeni ile güvenliğinin azaldığı durumlarda da bu göç tipine rastlanabilmektedir. 5.Doğal nedenler: Bu tip göçe doğal afetler neden olabilmektedir. Depremler, tayfunlar, fırtınalar, sel, radyoaktif felaketler veya ekolojik ya da iklimsel değişimler gibi insanın kısıtlı olarak veya engelleyemeyeceği değişimler göçe neden olabilmektedir. Burada göç eylemi kitleler hâlinde aynı coğrafyaya ya da farklı coğrafyalara doğru gerçekleşmektedir. Göç nedenleri şu şekilde sıralanabilir: 1- Endüstrileşme ve buna bağlı şehirleşme, 2- Kapitalizmin hızla gelişmesi, 3- Gelir adaletsizliği, 4- İş gücü talebi, 5- Siyasi kargaşalar, 6- Ekonomik buhranlar, 7- Dış/iç savaşlar ve terör, 8- Dinî sebepler, 9- Göçmen kaçakçılığı şebekelerinin rolü. **Türkiye de nüfus artışının 1945 lerden bu yana çok hızlanması ve Anadolu daki toprakların artan nüfusu barındırıp besleyecek yeterlilikte olmaması göç ve kentleşme hareketlerini de hızlandırmış ve içinden çıkılamayan sorunların yaşanmasına neden olmuştur. Bunların başında ve belki de en önemlisi, öteki kentleşme sorunlarının da yaratıcısı, bizce gecekondu sorunudur. Bu sorunun temelinde göç ve yerleşme sorunu bulunmaktadır. **Göç süreci üç ana aşamadan oluşur: Göç öncesi, ayrılma, geçiş ve yeniden yerleşme. Her aşama sonraki aşamalarda başka deneyimleri etkileyen çeşitli psikolojik deneyimler anlamına gelmektedir. Bu deneyimler tüm göçmenler ve mülteciler için neredeyse evrensel olurken diğerleri belirli bireyler ve gruplara özgüdür. Göçmenlerin Yaşadığı Sorunlar Göç kabul eden ülkelerde de bir dizi sorun barındırır. Bunlar kabul etme, yerleşme, katılım, ailenin kurulması veya yeniden birleşmesi, uyruk, fırsat eşitliği, eğitim ve benzeri maddelerle ilintilidirler. Bunlar göçmenleri kabul eden ülkelerin kurumlarında ve yaşam tarzında yer almaları mümkün kılındığı politikalar vasıtasıyla ele alınabilirler. Kabul edilebilir barınma, işsizlik yardımları, seçme hakkı ve sosyal yardıma erişim, burs bulmakta da zorluk çeken göçmenlerden esirgenen pek çok hak arasındadır. **Göçmenlerin çocuklarının ve genç göçmenlerin sosyalleşmesi belirsizdir; ne kaynak ülkeye ne de alıcı ülkeye aittirler. İki sosyalleşme vardır: Aileninki ve okulda, sokakta ve diğer yollarla edinilen alıcı ülkeninki. Böylesi ikili sosyalleşme okulda başarısızlığa, evde güvensizliğe ve kalıcı bir aidiyet hissi kaybına yol açabilir. **İşsizlik ile göç arasında yakından bir ilişki vardır. Bunlardan birincisi, işçinin kişisel durumuyla ilgilidir. İşsiz bir insan, iş sahibi bir insana göre göç etmeye daha meyillidir. İkincisi, işçinin yaşadığı bölgede yüksek bir işsizlik oranı mevcut ve bölgeler arası işsizlik farkı yüksek ise göç olasılığı daha yüksektir. Üçüncüsü, ülke genelinde yüksek oranlı işsizlik mevcut ise göç olasılığı daha azdır. Göç ve Sosyal Hizmet Sosyal hizmet uygulamalarının en genel amacı olan kişileri güçlendirme, göçmenlerle yürütülen çalışmalarda da büyük önem taşımaktadır. Sosyal hizmetin bir amacı olarak güçlendirme, göçmen ve mültecilerin aile, grup ve toplumlar içindeki baş etme ve uyum yeteneklerini artırmaya odaklanmalıdır.makro düzeyde ise, sosyal hizmet mesleğine göçmen ve sığınmacıların, ekonomik, psiko-sosyal, eğitim ve sağlık gibi alanlarda karşılanamayan gereksinimlerinin belirlenmesi için araştırma yapmak, söz konusu müracaatçıları ilgilendiren politikaların oluşturulmasına katkıda bulunmak ve bu kişilerin yararına toplum örgütlenmesi yapmak gibi roller düştüğü belirtilmiştir. Bu rollerden bazıları aşağıda sıralanmıştır: 1. Para, iş, barınak, sağlık bakımı ve eğitim gibi kaynaklara nereden ulaşılabileceği ile ilgili ve onlara nasıl güvenli olarak ulaşılacağı konusunda bilgi sahibi olma ya da haberdar olma 2. Ülkedeki sorun çözme yetenekleri kadar sivil, politik ve yasal sistemler hakkında bilgi, 3. Sosyal sistemler ya da örgütlerle başa çıkmada etkili olan tutum ve davranışlar seti ya da kişisel beceriler 4. Müracaatçıların etnik toplumunun içinde ve dışında yer alan, arkadaş ya da tanıdıklar gibi iletişim ağları inşa etmelerinde katkısı olacak destek sistemlerini bilmek 5. Kaynak tahsis kararlarının politik retorik veya menfaatlerdense göçmenlerin ihtiyaçlarını göz önüne almasını sağlamaya çalışmak 6. Göçmenlerin sadece diğerleri tarafından sistemli olarak reddedilen ve Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından sosyal olarak istenmeyen işler olarak etiketlenen düşük statüdeki işlerle meşgul olmasını önlemeye çalışmak 7. Gerçek anlamda çok kültürlü toplumun unsurlarına dair bilgiyi artırmak için göçmenlerle karşılıklı eğitim ve öğretim sürecine dâhil olmak 8. Sosyal hizmet okullarının müfredatının göç ve çok kültürlülük üzerine malzemeler içermesini ve göçmenlerin kendilerinin ve/veya karşılıklı yardım topluluklarının mümkün olan her yerde eğitimin planlanmasına ve uygulanmasına katılmasını sağlamak.

17 9. Hükûmetlerin ülkeler arasındaki antlaşmalar ve sosyal güvenlik mukaveleleri de dâhil iki taraflı mukaveleler yoluyla göçmen işçileri iş güvenliğini güvenceye almak üzere ikna etmeye çalışmak 10. Sosyal hizmet uzmanlarının göçmen haklarını kısıtlayan ya da ev sahibi ulusun vatandaşlarının sahip olduklarıyla kıyaslandığında düşük hak, özgürlük ve sorumluluk standartları yaratan yasal tedbirlerin kaldırılmasını desteklemek 11. Göçmenlerin ve azınlık toplumlarının kültürünün sürdürülüp teşvik edilmesini desteklemek Gecekondulaşma Göçle bir yerden diğerine hareket eden insanlarda kentte yaşayan ve kentte yeni gelenler gerilim alanları ve farklı seviyelerde toplumsal ve sosyo-ekonomik sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Genel olarak bu sorunlar şöyle özetlenebilir: Ülke genelinde nüfus dağılışında dengesizliklerin görülmesi Yatırımların orantısız dağılışı Kırsal kesimde uygun olmayan yatırımlardan dolayı meydana gelen verimsizlik Düzensiz kentleşmenin görülmesi Kentlerde konut sıkıntısının baş göstermesi ve gecekondulaşmanın yaygınlaşması Sanayi tesislerinin kent içinde kalması, Kent nüfusunda aşırı artışın meydana gelmesi Kentlerde işsiz insanların oranının artması Alt yapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik) yetersizliklerin ortaya çıkması. Gecekondulaşma Sorunlarında Sosyal Hizmet Gecekondu bölgeleri sıklıkla risk gruplarını içinde barındır. Bu sorunlar içinde işsizlik, düşük eğitim seviyesi, sağlıksız beslenme, yetersiz alt yapı, mülk hakkı gibi sıralanabilir. Gecekondu bölgelerinde çalışan sosyal hizmet uzmanlarının bütün bu sayılan sorunlarla baş etmek sorumluluğu vardır. Risk Gruplarıyla Çalışmada Sosyal Hizmet İşsizlik, göç, gecekondulaşma birbirinin içinden çıkmış, birbirini her zaman tetikler durumdadır. İşsizlik nedeniyle insanlar göç edebilir, göç ettiği yerde mesleki eğitimsel yetersizliklerden dolayı yeterli, kalıcı iş bulmayabilir ve işsizlikle mücadele etme zorunda kalabilir. Ayrıca göç ettiği yerde gecekonduda yaşaması kuvvetli ihtimaldir. **Sosyal hizmet uzmanının işsizlik ve işsizlerle çalışmada pek çok rolü vardır. Sosyal hizmet mesleği açısından yoksulluk sorununun çözümüne makro ve mikro düzeydeki ele alışlarla yaklaşılabilir. Mikro düzeyde ele alış, sorunların çözümü açısından daha çok bireyde bire bir ilişkiyi gerektiren düzeyde bir ele alıştır. Bu ele alışta işsiz bireyin eğitimi, eğitime yönlendirilmesi, danışmanlık hizmetlerinin verilmesi, psikolojik olarak desteklenmesi akla gelebilir. Ayrıca işsiz kişiye geçici olarak nakdi yardım sağlamak da bunların içerisindedir. ÜNİTE 6= TOPLUMSAL İHTİYACIN VE HEDEF NÜFUSUN ANALİZİ,HİZMET BİRİMLERİ İHTİYACIN ANLAŞILMASI Hedef Nüfusun Belirlenmesi:Hedef nüfusun belirlenmesinde sorulması beklenen bazı sorular vardır: Toplum içerisindeki hangi hedef nüfuslar hizmete ihtiyaç duyan hedef nüfuslar olarak belirlenmişlerdir ve nasıl sınıflandırılmışlardır? Bu değerlendirmede hangi hedef nüfuslara odaklanılacaktır? Bu toplum içerisindeki hedef nüfusun ihtiyaçlarından neye öncelik verilmektedir? **İçinde yaşanılan bir toplum açısından ele alındığında, bir sosyal sorunun ve o sosyal sorunu yaşayan hedef nüfusun belirlenmesi düzeyinde, toplumlarda ele alınabilecek bazı temel nüfus grupları vardır: Çocuklar Gençler Aileler Yetişkinler Yaşlılar Gelişimsel engelli kişiler Göçmen ve sığınmacılar Fiziksel/zihinsel engelli kişiler Suç işlemiş bireyler Tıbbi tedavi görmekte olan bireyler (kanser, diyaliz, AIDS vb. hastalık sahipleri gibi) 1. İhtiyaç Sürekliliğinin Tanımlanması=>İhtiyaç sürekliliğinin tanımlanması sürecinde sorulması beklenen temel soru: Bir hedef nüfusun ihtiyaçları, bu ihtiyaçların ne ölçüde karşılanıp karşılanmadığının anlaşılması için nasıl kavramsallaştırılabilirler? **İhtiyaç, birçok şekilde tanımlanmış bir kavramdır. Meenaghan, Washington ve Ryan ihtiyacı, insanın kendi potansiyelinin tamamını kullanmasında kişiyi birey ya da aile üyesi olarak kısıtlayan herhangi belirlenebilir bir durum olarak tanımlamakta ve ihtiyaçların ölçüldüğü dört yolu belirtmektedirler: 1) İhtiyaç, bireylerin ve/veya ailelerin belirlenen sosyal, ekonomik ya da sağlıkla alakalı sorunlarını temsil eder. 2) Sorun, benzer özelliklerle bireylerin (ya da ailelerin) kategorilerini etkiler. 3) Etkilenen kişi, tanımlı bir coğrafi alanda konumlanmış olabilir. 4) Belirlenen sorun, bir kuruluş ya da birey tarafından sunulabilen bazı güncel ya da gelecek hizmetlerle doğrudan ele alınabilir. **Abraham Maslow daha alt ve daha üst seviye ihtiyaçların anlaşılması için hiyerarşik bir çerçeve geliştirmiştir. Maslow un ihtiyaçlar hiyerarşisi en temel hayatta kalma ya da psikolojik ihtiyaçlardan başlar ve daha üst seviye güvenlik ve emniyet

18 ihtiyaçlarına, sosyal ya da aidiyet ihtiyaçlarına, saygı ya da ego ihtiyaçlarına ve nihai olarak da en yüksek kendini gerçekleştirme ihtiyaçları seviyesine ilerler. Maslow daha alt seviye ihtiyaçların birey diğer ihtiyaca ilerlemeden önce ele alınması gerektiği varsayımında bulunmuştur. 2. Hedef Nüfus İhtiyaçlarının Değerlendirilmesi=>İhtiyaç sürekliliğinin tanımlanması sürecinde sorulması beklenen temel soru: Bu hedef nüfusla alakalı olarak belirlenen ihtiyaç alanlarının her birinde ne kadar ihtiyaç sahibi insan olduğunun anlaşılmasına yönelik uygulanabilir ve uygun yöntemler nelerdir? **İhtiyaç değerlendirmesi yaklaşımında sekiz genel yöntem literatürde ele alınmıştır. Bunlara; 1) Toplum içerisinde yer alan kişilerle yapılan görüşmelerden oluşan genel nüfus anketleri, 2) Seçilen grubun üyeleriyle görüşme yapan hedef nüfus anketleri, 3) Toplum içerisindeki hedef nüfusa hizmet eden grup ve örgütler ile görüşme yapan hizmet sağlayıcısı anketleri, 4) Bilgili ve nüfuzlu toplum liderleri üzerinde yoğunlaşan kilit bilgi kaynakları anketi, 5) Hedef nüfusla ilgili mevcut istatistiklerin ikincil veri analizi, 6) Hedef nüfusun gelir ya da mesleki seviyeleri gibi sosyal göstergelerin incelenmesi, 7) İdari ya da yönetimsel kayıt incelenmesi, 8) Başka kurumlardan alınan bilgilerin incelenmesi örnek olarak verilebilir. İdeal olarak makro düzeyde çalışan sosyal hizmet uzmanı; Sorunların her birini tecrübe eden hedef nüfus içerisinde yer alan insan sayısını, Mevcut kaynaklar kullanılarak hizmet edilebilecek insan sayısını bilmek isteyecektir. **İlk sayıdan ikinci sayının çıkarılması toplumun karşılanmayan ihtiyaçlarını göstermektedir. Karşılanmayan ihtiyaç, yeterli bir biçimde karşılanmayan ihtiyaç ya da uygun bir biçimde karşılanmayan ihtiyaç genellikle makro seviye değişim çabalarının odağındadır. 3. Ortak Toplum İhtiyaçlarının Belirlenmesi=>Ortak toplum ihtiyaçlarının belirlenmesi sürecinde sorulması beklenen temel soru: Bu toplumda sosyal hizmet yanıtından başka bir şey gerektiren ihtiyaçlar mevcut mudur? Bu ihtiyaçların varlığını destekleyen veriler nelerdir? Bu ihtiyaçlar bu toplumda yaşayan insanlar tarafından nasıl açıklanır? **İhtiyacı anlarken ve her bir seviyeye yönelik toplum yanıtlarını incelerken önemli görevlerin bir hiyerarşi içerisinde kavramsallaştırılması yeterli değildir. İhtiyaç ifade edilmesi güç ve karmaşık bir kavramdır ve çeşitli perspektiflerle anlaşılmalıdır. İhtiyaçlar belirli bir yanıt gerektiren bireyler tarafından en basit seviyede tecrübe edilir. Aç bir kişinin yiyeceğe ihtiyacı vardır. İşsiz birinin işe ihtiyacı vardır. Bir insan aç ise bu bireysel bir sorundur. Birçok insan aç ve toplumun bu kişileri doyurma gücü yoksa sosyal bir sorun hâlini alır. **Uzun vadede ihtiyaç ortak bir güçlendirme, toplumda yaşayan insanların yaşamlarını etkileyen kararlara tam katılım, bireylerin kendilerini yönlendirme ve kontrol edebilmelerinin geliştirilmesidir. Ortak ihtiyacın değerlendirilmesi tarihin ve toplumun gelişiminin anlaşılmasını, diğer komşu toplumlarla ekonomik verilerin ve sosyal sorun verilerinin kıyaslanması kabiliyeti ve toplumda yaşayanların ihtiyaç ve isteklerine karşı hassasiyet gerektirmektedir. 4. Gayri resmî Hizmet Sunma Birimlerinin İncelenmesi=>Gayri resmî hizmet sunma birimlerinin incelenmesi sürecinde sorulması beklenen temel sorular: Bir yerel toplum içerisinde hedef nüfusa yardım edecek gayri resmî birimler nelerdir? Hanehalkı birimi bu toplum içerisindeki hedef nüfus için ne gibi bir önem arz etmektedir? Doğal destek sistemleri ya da sosyal ağları bu toplum içerisindeki hedef nüfus için ne gibi bir öneme sahiptir? Hangi gayri resmî birimler bu toplum içerisindeki hedef nüfusa hizmet sağlanmasında aktif bir biçimde rol alırlar? Gayri resmî hizmetlerin ya da desteğin sağlanmasında ırk, etnisite ya da cinsiyet herhangi bir faktör müdür? **Gayri resmî birimler sağlık ve insani hizmetler sunmak için alenen yasal kurumlar teşkil etmeyen yerlerdir (örneğin akrabalar, komşular, süt akrabalığı gibi kan veya evlilik gibi bir bağ içermeyen akrabalık). **Yerel toplum içerisinde gayri resmî komşu gruplar ve destek sistemlerinin boyutlarının göstergeleri mevcuttur. Komşu dernekler, çocuk bakım fikir alışverişleri, komşudan komşuya etkileşimin hepsi bu birim içerisinde yer alan desteğin boyutunun göstergeleridir. 5. Aracı Hizmet Sunma Birimlerinin İncelenmesi=>Aracı hizmet sunma birimlerinin incelenmesi sürecinde sorulması beklenen temel sorular şunlardır: Hangi aracı birimler yerel toplum içerisinde yer alan hedef nüfusa yardım sağlayacaktır? Bu toplum içerisinde hedef nüfus için hangi bireysel gruplar mevcuttur? Hangi gönüllü dernekler bu toplum içerisindeki hedef nüfustan üye barındırmaktadır ya da üye ile ilgilenmektedir?

19 Hangi aracı birimler bu toplum içerisindeki hedef nüfusa hizmet sunulmasında aktif bir biçimde rol alacaktır? **Aslında, etnik gruplar, lezbiyenler, geyler ve diğer baskı gören kişiler diğer nüfuslara kıyasla gayri resmî ve aracı birimleri daha fazla kullanabilirler. Komşu gruplar, kendine yardım grupları ve gönüllü dernekleri karşılıklı destek, perspektiflerin aydınlatılma noktası ve eylem için odak noktası görevi görmektedir. **Hedef bir toplum için, mevcut hizmetlerin değerlendirilmesinde makro düzeyde çalışan sosyal hizmet uzmanının gönüllü dernekleri belirlemesi önemlidir. Dinî kurumlar, birlik ve mesleki grupların tamamı hedef nüfus için muhtemel destek kaynağıdır. Sosyal hizmet rehberlerinde listelenmeyebilir, ancak bazı insanların ihtiyaç durumunda başvurdukları asıl kaynak olabilir. 6. Resmî Hizmet Sunma Birimlerinin İncelenmesi=>Resmî hizmet sunma birimlerinin incelenmesi sürecinde sorulması beklenen temel sorular: Hangi kâr amacı gütmeyen kuruluşlar bu toplum içerisindeki hedef nüfusa hizmet sunmaktadır? Hangi kamu kurumları bu toplum içerisindeki hedef nüfusa hizmet sunmaktadır? Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar bu toplumdaki hedef nüfusa neden hizmet sunmaktadır? Irk, etnisite, cinsiyet, cinsel yönelim, engel, yaş ya da dine bağlı gözüken resmî birimler arasında hizmet sunumunda farklılıklar mevcut mudur? **Kâr amacı gütmeyen kurumlar sağlık ve sosyal hizmet sunumunun yasal araçlarıdır. Geleneksel olarak toplum içerisinde özel bir müracaatçıyı hedefleyen gönüllü bir girişim ve tercih edilen durum olarak görülürler. Kâr amacı gütmeyen kurumlar bağış, müşteri ya da sigortacılardan ödeme, devlet kurumlarından ödeme, özel ya da kamu hibeleri gibi başka kaynaklardan fon sağlarlar. **Kamu sektörünün değerlendirilmesi güç gerektirmektedir. Yalnızca federal kanunlar, tüzükler, idari kurallar ve mali formüller yoktur. Belirlenmesi gereken devlet yasaları ve yerel yasalar ve mali prosedürler mevcuttur. Ancak profesyonel meslektaşlar hizmet türleri ile ilgili ve hükûmetin hedef nüfusun ihtiyaçlarıyla gerçek bir biçimde ilgilenip ilgilenmediğiyle ilgili perspektifiler sunabilirler. **Gitgide daha fazla sosyal hizmet uzmanı işçi yardım programları vasıtasıyla kurumsal iş yerlerinde çalışmaktadır (EAPs). Kurumsal olarak geliştirilen bu programlar, üretken çalışanların yaşamlarının her yönlerinde desteklenen kişiler olduğunu gözlemlemektedir. Yaşlanan bir toplumda bazı büyük şirketler, yaşlı ebeveynlerin bakımından sorumlu çalışanlar için yaşlı bakım destek ağları oluşturmuşladır. SİSTEM YETERLİLİĞİNİN BELİRLENMESİ 1. Birimler Arası Bağlantıların Belirlenmesi=>Burada sorulması gereken sorular şunlardır: Bir toplum içerisindeki çeşitli hizmet birimleri genel olarak nasıl bağlantılıdır? Bu toplum içerisindeki hedef nüfusa hizmet veren birimler arasındaki kurulmuş bağlantılar nelerdir? İhtiyaç duyulan ancak şu anda kurulmamış olan hizmet birimleri arasındaki bağlantılar nelerdir? Ayrımcılığa maruz kalan ya da baskı gören grupların çıkarları birimler arasında kurulan ağlar içerisinde temsil edilmekte midir? **Birimler arasında rekabet olması muhtemeldir ancak bağlantılar da olacaktır. Birey sosyal ağ ile bütünleşik olduğu gibi toplum içerisindeki grup ve örgütsel birimlerle de bütünleşiktir. Bu ilişki şekilleri zaman içerisinde değişebilir. 2. Sorun İfadesinin Arıtılmasındaki Adımların Özeti=>Aşağıdaki adımlar ve görevler, makro sosyal hizmet uygulamasının sorun tanımlaması ve analiz aşamasını tamamlamaktadır: Odak A: Sorunun anlaşılmasında belirtilen asıl kavram, mesele ve perspektiflerin incelenmesi. Odak B: Nüfusun anlaşılmasında belirtilen asıl kavram, mesele ve perspektiflerin incelenmesi. Sorunun altında yatan neden sonuç ilişkilerinin ortak bir anlayış geliştirilerek bir araya getirilmesi. Destek durum ifadesiyle birlikte arındırılmış bir sorun ifadesi hazırlama. Sosyal, toplumsal ya da örgütsel ana kavram, mesele ve perspektiflerin ortak bir anlayışının geliştirilmesinde kullanılacaktır. ÜNİTE 7= ORGANİZASYONU ANLAMAK I ORGANİZASYONUN TANIMI VE KAPSAMI Organizasyon, insanların elle tutulabilen veya tutulamayan bir ürün oluşturmak için belli bir amaç doğrultusunda yaptıkları planlı ve eş güdümlü hareketlerdir. Bu hareketler genellikle resmî bir üyelik gerektirir ve belirli kurallar altında gerçekleşir. Sosyal hizmet organizasyonları, politika ve prosedürler olarak tanımlanan belirli kurallar bağlamında işler. Organizasyonlar sürekli gelişen ve değişen dinamik yapılardır. **Organizasyonlar, yaşamımızda önemli rol oynamaktadırlar. Ticari organizasyonlar, endüstriyel şirketler, devlet kuruluşları, okullar, üniversiteler, hastaneler, hapishaneler vb. kurumlar artık iç içe olduğumuz kurumlardır. Hayatımız bu yapılar içinde geçmekte ve giderek daha fazla bu yapılar tarafından kuşatılmaktayız. Modern toplum, bir bakıma, bir organizasyonlar/kurumlar kompleksidir. **Sosyal ilişkilerimiz, ailevi ve özel faaliyetlerimiz dahi, organizasyonlarda geçerli değerlere göre yapılaşma eğilimi gösteriyor. Organizasyonlar nasıl ki rasyonalite, kuralcılık, hiyerarşi, ikincil ilişkiler, maksimum kârlılık vb. ölçülere göre işliyorsa, sosyal

20 hayatımız da giderek bu değerlere göre yapılaşmaktadır. Kısacası toplumsal yaşama bir anlamda örgütsel yaşam demek uygun olur. **Organizasyonlar belirli ihtiyaçları ve amaçları karşılamak üzere kurulurlar. Amaçları olmayan bir organizasyon düşünülemez. Mal ve hizmet üretmek için iş bölümü yapılarak bir araya gelecek insanların çalışma yerleri, araç, gereç, malzeme ve tesisleri olması gerekir. **Sosyal hizmet sözlüğünde organizasyonlar, kurumsallaşmış stratejilerle önceden belirlenmiş amaçlara erişmek için insanların, araçların ve kaynakların biçimsel olarak yapılandırılması olarak tanımlanır. Organizasyonel yapı ise, bir örgütteki çeşitli konumlar ve bu konumlarda bulunan kişiler arasında gerçekleşen ilişkiler ağı olarak düşünülebilir. Organizasyonel yapı, organizasyonda çalışan insanlar arasındaki ilişkileri düzenler. **Sosyal hizmet organizasyonları, çeşitli nüfus gruplarının sosyal, duygusal, fiziksel veya ruhsal iyilik hâllerini geliştirmek amacıyla kurulmuş olan resmî organizasyonlardır. Sosyal hizmet organizasyonları, kendilerine yeni bir yön verme girişiminde bulunan insanlarla ilgili müdahaleler yaparlar. Sosyal hizmet organizasyonlarının ham maddesi insandır. **Sosyal hizmet organizasyonları; kamu hizmeti veren organizasyonlar, kâr amacı güden ve kâr amacı gütmeyen organizasyonlar olarak kabaca üç grupta sınıflandırılır. Sosyal Hizmet Organizasyonlarının Türleri Sosyal hizmet uzmanlarının çalıştıkları organizasyonlar, sosyal hizmet literatüründe genel hatlarıyla beş gruba ayrılmaktadır: 1. Tekil veya Çoklu Hizmet Sunan Organizasyonlar 2. Hükûmete Bağlı Organizasyonlar 3. Özel Kâr Amacı Gütmeyen Organizasyonlar 4. Kâr Amacı Güden Organizasyonlar 5. Gönüllü Kendine Yardım Organizasyonları Tekil veya Çoklu Hizmet Sunan Organizasyonlar:Sosyal hizmet organizasyonlarının birçok işlevini yerine getiren ve doğrudan hizmet sunan organizasyonlardır. Kuruluşlar bazen çocuk veya yaşlı gibi belirli bir müracaatçı grubuna hizmet vermek için kurulsa da genelde birden çok nüfus grubuna hizmet verecek şekilde yapılandırılmaktadır. Örneğin bir toplum merkezi veya aile danışma merkezi aynı anda farklı müracaatçılarla çalışır ve onlara çeşitli uzmanlaşmış hizmetler verirler. Kuruluşlar hizmetlerini geliştirmek için hem organizasyon içi hem de organizasyon dışındaki çeşitli baskılardan etkilenir. Hükûmete Bağlı Organizasyonlar:Bu organizasyonlar kanunlarla kurulan ve devlet eliyle işleyen yapılardır. Dolayısıyla hükûmete bağlı organizasyonlar, toplumsal taleplere karşı duyarlı ve toplum yaptırımlarıyla karşı karşıyadırlar. Bu organizasyonların hizmetleri belirlidir, kanunlarla sınırlandırılmıştır ve müracaatçıların özel gereksinimlerine yanıt vermede genelde yetersiz kalan yapılardır.türkiye de ve dünyanın birçok ülkesinde sosyal hizmet organizasyonları genelde devlete bağlı olan kurum ve kuruluşlardan oluşmaktadır. Özellikle sosyal yardım ve korunmaya muhtaç kişiler için çalışan bakım organizasyonları bu kapsamda yer almaktadır. Özel Kâr amacı Gütmeyen Organizasyonlar:Kâr amacı gütmeyen organizasyonlar genelde bir yönetim kurulu tarafından yönetilir ve bu kurul organizasyonunun tüm politikalarını belirler, mali kaynakların harcanmasında yetkilidir ve yöneticilerle çalışanların performanslarını izler. Gönüllü nitelik taşıyan bu organizasyonlar özel sektörden maddi destek alır. Genelde fon kaynaklarına bağımlıdır ve dolayısıyla kendilerini maddi olarak besleyen ana kaynakların koyduğu kurallara ve ilkelere göre hizmet verir. Kâr amacı gütmeyen organizasyonlar fon kaynaklarına bağımlılığından dolayı esnek olsa da özerk değildir. Bazıları bağımsız yönetim kurulları olsa bile yarı-hükûmete bağlı organizasyonlar gibi çalışmaktadır. Kâr amacı Güden Organizasyonlar:Bu türdeki organizasyonlar günümüzde neo-liberal politikaların etkisiyle giderek yaygınlaşmaktadır. Her geçen gün sosyal hizmet ve sağlık alanlarında hizmet veren işletmelerin sayısı da artmaktadır. Türkiye de özellikle kreş ve gündüz bakımevleri hizmeti, kâr amacı güden kuruluşlar tarafından yürütülmeye başlanmıştır. Oysa sosyal devlet modeli çocukların okul öncesi eğitimi ve bakımında sorumluluk üstlenmiştir. Diğer taraftan özürlü eğitim, bakım ve rehabilitasyon hizmetleri, yaşlı bakım hizmetleri gibi alanlar da devletin tekil sorumluluğundan çıkartılarak özel girişimcilerin çalışma alanları arasına dâhil edilmiştir. Bu süreç kuşkusuz devletin sosyal olma işlevini azaltmaktadır. Gönüllü Kendine Yardım Organizasyonları: Bireysel düzeyde karşılıklı yardımlaşma olarak başlayan bu durum zamanla gelenekler, görenekler, ahlaki ve dinî değerler şeklinde toplumsal bir özellik kazanmıştır. Ortak gereksinimlerin ve sorunların karşılanması ve özellikle de toplumdaki yoksul, bakıma muhtaç kişilere yardımlar sağlanması amacıyla gösterilen bireysel çabalar giderek organize yardımlar ve çabalar şeklinde daha etkin bir yapıya dönüşmüştür. **Ülkemizde sağlık, sosyal hizmetler, sosyal yardımlaşma, kalkınma, eğitim, kültür ve mesleki alanlarda çalışmalar yapan binlerce gönüllü kuruluş bulunmaktadır. Bunlardan bazıları çok köklü olan, toplumun güven ve desteğini sağlamayı, başarmış ve iyi çalışmalar yapan gönüllü kuruluşlardır. Birçoğu da henüz kurulmuş veya kuruluşundan beri ayakta kalma çabası içinde bulunan ve sınırlı çalışmalar yapabilen kuruluşlardır. Toplumun gönüllü kuruluşlarda ortaya çıkan katılım potansiyeli, iyi bir şekilde yönlendirilmeli ve değerlendirilmelidir. BÜROKRASİ VE ÖRGÜTSEL YAPI Günümüzde sosyal hizmet uzmanları çeşitli sosyal hizmet organizasyonlarında istihdam edilmektedir. Bilimsel ve teknolojik gelişimdeki baş döndürücü hıza rağmen istihdam edilen organizasyonlardaki değişimin yavaşlığı, bu yapılarda müracaatçıların gereksinimlerine aynı hızda yanıt verilememesi, sosyal hizmet uzmanlarının sık karşılaştığı bir durumdur. **Bürokratik yönetim mekanistik bir organizasyon yapısı öngörür. Bu mekanistik organizasyon yapısı düşüncesi, bütün

21 örgütsel ve yönetsel stratejiler içinde değişmez bir nitelik olarak yer almıştır. Günümüzde farklı biçimlerde ifade bulan yeni organizasyon modelleri dahi bu etkileşimden bir biçimde etkilenmektedir. **Bürokrasi kavramının öncelikle Fransa'da ortaya çıktığı ve ilk kez Vincent de Gournay tarafından 1745'te kullanıldığı kabul edilmektedir. Latince, masaları örtmekte kullanılan koyu renkli kumaşı ifade eden "burra" sözcüğü ve Yunancada egemenlik ve yönetim anlamına gelen "kratos" kelimesinin birleşimi ile aslında "masaların ya da büroların egemenliği" anlamında kullanılan bürokrasi sözü ile öncelikle memurların toplum üzerinde giderek artan egemenliği vurgulanmak istenmiştir. **bilim adamları tarafından bürokrasi için değişik değerlendirmelerde bulunulmuş, kavramın farklı anlamları üzerinde durulmuştur. Bunları; Rasyonel organizasyon, Kamu yönetimi, Büyük yapılı örgütler ve modern toplum, Verimsizlik ve kötü yönetim, Memurlar tarafından yönetim olarak sıralayabiliriz. Rasyonel Organizasyon:Rasyonel organizasyon; örgütsel yapının, kurallarının ve işleyişlerinin, performansın belirlenmesindeki esas etken olduğu kabulüne dayalı bir mantığın hâkim olduğu düşüncenin ürünüdür. Rasyonel bürokratik model, makine düzeneğinde bir yapı biçimlendirmesiyle mekanik bir parçanın üniteleri arasındaki ilişki ve organizasyon içindeki pozisyonlar arasındaki ilişkiyi kıyaslayan bir model çizer. Weber, Tam gelişmiş bürokratik mekanizmanın üstünlüğü, makineyle yapılan üretimin mekanik olmayan tüm öteki üretim biçimlerine olan üstünlüğünün aynısıdır. Demektedir. **Rasyonel bürokratik model, belirli amaçların elde edilmesini amaçlayan, açık yapısal düzenlemeler ve yönetsel pratikler sunan bir yapıdadır. Söz konusu yapısal düzenlemeler genel itibarıyla altı başlık altında toplanmaktadır. Weber'in tanımlaması içinde bu altı merkezî başlık şunlardır: 1. Açıkça tanımı yapılmış iş bölümü ve otorite, 2. Kademeli yetki düzeylerine dayalı yapı, 3. Performans kriterlerini tanımlayan yazılı kurallar bütünü, 4. Uzmanlığa dayalı bir iş bölümü, 5. İşlerin bir meslek ve kariyer olarak yerine getirilmesi, 6. Görevlerin ve otoritenin kişilere değil pozisyonlara bağlı olması. Kamu Yönetimi:Bürokrasi, özel yönetimden farklılığını vurgulamak üzere kamu yönetimi anlamında da kullanılmaktadır. Bu anlamda bürokrasi, devletin günlük yaşamda vatandaşa yansıyan yüzüdür. Dolayısıyla bürokrasi, vatandaşın gözünde devletin somutlaştığı noktadır. Buradan bakılarak, devletin kararlarının düzenlenmesi ve yürütülmesi ile uğraşan kişilere de bürokrat denilmektedir. Günümüzde bu tanım yaygın olarak kullanılmaktadır. Büyük Yapılı Örgütler ve Modern Toplum: Örgütlerin, büyümeleri ile doğru orantılı olarak bürokratikleşme eğiliminde oldukları görülmektedir. Örgütsel toplum, her biri sosyal alana yayılmış büyük ölçekli bürokratik kurumlardan meydana gelmiştir. Günümüzde halkın büyük bir kısmı, çalışma hayatlarını örgütler içinde geçirmektedir ve ikamet ettikleri yer olarak bir yerel yönetimin hemşehrisidir. Alışveriş yapmak için büyük marketlere, tedavi olmak için hastanelere, yönetime katılmak için siyasi partilere, iş bulmak için iş kurumuna, kendilerini ve sahip oldukları araçları ve malları çeşitli risklerden korumak için sigorta şirketlerine vs. gitmektedirler. NOT Toplumun bürokratikleşmesi demek, o toplumdaki örgütlerin sayı ve yapı itibariyle büyümeleri anlamındadır. Verimsizlik ve Kötü Yönetim:Bürokrasi denildiğinde akla verimsizlik ve kötü yönetim de gelmektedir. Bürokrasinin zayıf yönlerinden hareketle birçokları kavramın olumsuz yönüne dayalı anlamlar ifade etmişlerdir. Bu yönüyle "işlerin ağır yürümesi, monotonluk, işlemlerin karmaşıklığı ve ihtiyaçların yeterince tatmin edilememesi vurgusu yapılmıştır. **Her birimiz, kamu kurumlarında çoklukla karşılaştığımız sıkıntılarımızı, bürokrasi deyimi ile ifade etmişizdir. Verimsizlik, işlemlerin yavaşlığı, kırtasiyecilik, gizlilik, otoriteye aşırı bağlılık, sorumluluktan kaçınma, merkeziyetçilik, önemsenmeme gibi şikâyet mevzularını içeren bu ifadeler çok yaygındır. Memurlar Tarafından Yönetim:Bürokrasi; demokrasi, aristokrasi ve monarşi gibi bir yönetim türü sayılarak yönetici unsur olarak memurları göz önüne koymuştur. Bu anlam, bürokratların siyasal yaşamdaki etkin gücünün yanı sıra yetki ve güçlerini halkın zararına kullanmaları olgusunu da ifade eder. **Bürokratik memurların güçlü olma talepleri ve bilgi tekeli ile güçlerini artırma eğilimleri Weber de dâhil birçok düşünür tarafından eleştirilegelen bir husustur. Weber bu konuda şu uyarıda bulunmaktadır: Bütün bürokrasiler, bilgilerini ve niyetlerini gizli tutarak meslekten yetişmiş olanların üstünlüğünü artırmaya çalışırlar. Bürokratik yönetim her zaman için gizli oturumlar yönetimi olmak eğilimindedir; bilgisini ve eylemlerini eleştirel gözlerden olabildiğince saklamaya özen gösterir. Resmî sır kavramı, bürokrasinin özgül buluşudur; başka hiçbir şeyi bunun kadar fanatik bir biçimde korumaya çalışmaz. Sosyal Hizmet Bürokrasisi Sosyal hizmet kurumlarının karmaşık bir örgütlenmesi ve bürokrasisi vardır. Bu karmaşık bürokratik örgütlenme, alt birimlerden, küçük gruplardan ve bireylerden oluşmaktadır. Sosyal hizmet kurumları aşağıda sıraladığımız ayırıcı özellikleri olan bir sistemdir: 1. Sosyal hizmet organizasyonlarında amaçlar sisteme dışsaldır. Bunun anlamı amaçların kurum çalışanları için değil, kurumdan yararlanan müracaatçıların yararına göre şekillendirilmiş olmasıdır. 2. Çalışanlar üretmeyen, hizmet eden kişilerdir. Hizmet işlevi sosyal hizmet organizasyonlarını üretim ve pazarlama

22 organizasyonlarından ayırır. 3. Organizasyon amaçları; bilgide, inançlarda, davranışlarda ve yeteneklerde değişim sağlama biçiminde tanımlanmıştır. Bu amaçları başarmanın araçları ve ölçülmesi oldukça karmaşıktır. 4. Sosyal hizmet organizasyonunun en önemli unsuru uzmanlığa sahip olan kişilerdir. Bu uzmanlar sıklıkla organizasyonun klasik işleyişi ile çatışabilir. Uzmanın başarılı ve etkili olabilmesi için belirli bir özerkliğe sahip olması zorunluluğu vardır. **Sosyal hizmet organizasyonlarının sıraladığımız ayırıcı özellikleriyle bağlantılı olarak sosyal hizmet uzmanları mesleki ve bürokratik olmak üzere iki farklı beklenti ile karşılaşırlar. 1. Bürokratik beklentiler, organizasyona bağlılık olarak adlandırılır ve otoritenin kabul edilmesi, mevzuat çerçevesinde çalışma, resmî ilişkiler kurma, amaçların başarılmasına ve uzmanlığa vurgu ile ilişkilidir. 2. Mesleki beklentiler ise, mesleki değerlere ve müracaatçılara hizmet vermeye bağlılık, karar verme gücü için geniş bir süreye sahip olma yeteneği, görüşmede müracaatçının kendi kararını kendisinin vermesine olanak tanıma (self-determinasyon) ve bireyselleştirme gereğine ilişkindir. ORGANİZASYON VE YÖNETİM KURAMLARI Organizasyon paradigması iki bilimsel söylem üzerine inşa olmuştur. Bunlar Taylor ın bilimsel yönetimi ve Weber in bürokrasi kuramıdır. (1.Frederick Taylor'un 1911 yılında yayımladığı Bilimsel Yönetimin İlkeleri başlıklı kitabı. 2.Max Weber'in toplumsal çözümlemeden yola çıkıp insan ilişkilerinde güç ve ondan kaynaklanan yetkinin meşrulaştırma biçimi.) Her iki yaklaşımın teknik düzeyde benzeştikleri en önemli nokta örgütlü yaşamda tek merkezden kurulan yapılanma ve merkez odaklanmasının ana unsurlar olarak vurgulanmasıdır. Taylor ın Bilimsel Yönetimi:Frederick Taylor'ın öncülüğünü yaptığı "bilimsel yönetim" akımı, Sanayi Devrimi nin sonucunda ortaya çıkmıştır. İşletmelerin büyük boyutlara ulaşması ve sanayide tekelci eğilimlerin baskınlaşması hem 19. yüzyılın ikinci yarısında fen bilimlerinde kaydedilen ilerlemeler sonucu bilimin amaçlı ve sistemli bir biçimde üretime aktarılmasını hem de üretimi bilimsel kurallara bağlayarak geliştirme çabalarını gündeme getirdi. **ABD'de ilk kez baş gösteren bilimsel yönetim uygulamaları I.Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında Avrupa'da da yayılmaya başladı. Taylor, iş sürecinin örgütlenmesi konularını irdeleyerek bunları bilimsel kurallara bağlamayı ve bu şekilde üretim sürecini daha etkin ve verimli kılmayı amaçlamıştır. Bir yönetim bilimi yaratmak peşindedir. Taylor'a göre bir işin nasıl yapılacağı, en küçük ayrıntılarına kadar yönetim tarafından belirlenmeli ve işçilere ya da çalışanlara öğretilmelidir. Etkin bir yönetim, üretim süreci içinde hiçbir kararı işçilere bırakmaz; dolayısıyla önceden saptanmış bir normlar dizisine başvurmak gereklidir. **1911'de yazdığı Bilimsel Yönetimin İlkeleri başlıklı ilk kitabında Taylor, sıradan yönetimle bilimsel yönetim arasında bir ayrım yapmaktadır. Birincisinde yöneticiler işçilerin geleneksel becerilerine bel bağlarlar; oysa ikincisinde işçilerin yaptığı her hareket genel kurallar çerçevesinde denetlenebilmektedir. **Bilimsel yönetimin kaldırmayı amaçladığı bu tutumun adı, Taylor'un deyimiyle sistematik aylaklıktır. İşçilerin kasıtlı ve örgütlü bir şekilde iş hızını düşürmeye çalışmalarını Taylor böyle adlandırmıştır. Taylor' ın önerdiği yöntem, birinci sınıf olarak çalışması beklenen işçilere bu sınıfa özgü görev, hız ve çaba ayrıntılarının yanı sıra çok daha yüksek bir ücret sunmaktır. İlk çarpıcı uygulaması Ford fabrikalarında gerçekleşti. bilimsel yönetimin temel ilkelerini Taylor üç noktada toplamaktadır: 1. Yönetim, işçilerin tüm birikmiş geleneksel bilgisini toplamalı ve sistematikleştirmelidir. Böylece tek tek işçilerin çalışırken kendi kendilerine geliştirdikleri ya da uyarladıkları hızlı ya da kestirme yöntemler yönetim tarafından keşfedilecektir. 2. Kol ve kafa işleri birbirlerinden ayrılmalıdır. Kafa işleri atölyeden tamamen alınarak ayrı bir planlama ve dağıtım bölümünde toplanır. Yönetimin denetim gücünü artırmak ve daha ucuz emek sağlamak için tasarı ve gerçekleştirme alanlarının birbirlerinden ayrılması gereklidir. 3. Yönetim, yapılacak işin tüm ayrıntılarını ve kullanılacak zamanı önceden ve yazılı olarak vermelidir. Yani yalnızca ne yapılacağı değil, nasıl yapılacağı ve ne kadar sürede yapılacağı da belirtilmelidir. Gözcüler kullanarak işçilerin izlenmesi, konuşma, sigara içme ve atölyeden çıkma yasakları gibi her türlü kesintiyi önleyici kurallar getirilmesi ve üretim miktarı minimumları saptanması, yönetimin işçiler üzerindeki denetimini yansıtan uygulamalardır. NOT Bilimsel yönetim çalışmaları sosyal hizmetin yönetim ve organizasyon kuramlarıyla ilgilenmeye başladığı ilk birkaç on yıla rastlar. ÜNİTE 8= ORGANİZASYONU ANLAMAK II Weber'in Bürokrasisi Bürokrasi modeli, teknik üstünlükleri sayesinde rasyonel ve verimli bir örgüt biçimini ifade eder. Weber bu bakış içerisinde, bürokrasi için bir tanım yapmamış, onun nitelikleri ile ilgili özelliklerini ortaya koymuştur. Bürokrasinin temel niteliklerini şöyle sıralayabiliriz: a. Yasalarla Düzenlenmiş Yetki Alanı:Bürokratik örgüt, hedefine ulaşmak amacıyla kurduğu organizasyonel yapı içinde bütün çalışmaları belirli biçimler hâlinde resmî görevler olarak standartlaştırır. Görevlerin düzenliliği, sürekliliği ve yetkilerin kullanımı, verilen belirli hükümler içerisinde yerine getirilir.

23 b. Görev ve Otorite Hiyerarşisi:Örgütlenmede, her ne kadar tematik yapılar oluşturulabilse de tüm yapılar birbirleri ile hiyerarşik bir sıra ve düzen içerisinde ilişkidedir. Ast- üst ilişkisi içindeki bu organizasyon, en üst noktada bir kişi ile temsil edilir. c. Yazılı Belgeler:Bürokrasinin yapısına ve işleyişine ilişkin hemen her şey resmî bir biçimde yazılı olarak belirlenmiştir. İletişim yazılıdır; çünkü iletişim organizasyon birimleri arasında ya da resmî kimlikleri çerçevesinde bireyler arasında gerçekleşir ve en azından kuramsal olarak birim sorumlularının gerçek kişiliklerinden bağımsızdır. d. Uzmanlaşma:Görevlerin yerine getirilmesinde gerekli iş bölümünün bir sonucu olarak belirli bir personelin belirli bir işte istihdamı ve o konu üzerinde zamanla uzmanlaşması görülür. Zamanla belirli görev standartlarının muhafaza edilebilmesi ve aynı zamanda görevin ilk başlangıcı için birtakım eğitim gereksinimleri ortaya çıkar, örgütsel hiyerarşi uzmanlık alanları dikkate alınarak oluşturulur. e. Gayrişahsilik:Rasyonel olmayan duygusal unsurları ortadan kaldırmada en önemli faktörlerden biri olan bu hususu Weber, bürokrasinin çok özel bir niteliği olarak değerlendirmiştir. Bu sayede çalışanların ve dolayısıyla organizasyonun performansının ve verimliliğinin çok daha yüksek olacağı düşüncesindedir. Çünkü ona göre memurların davranışları kişisel nitelikler taşıdığı ölçüde rasyonel olmaktan uzaklaşacak, tarafsızlık ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesinin yanı sıra örgüt verimsizleşecektir. Weber' e göre bürokrasi ne denli insanlıktan uzaklaşırsa o denli kusursuz gelişir" f. Kurallar Sistemi:Bürokrasi; kişiye değil, soyut kurallara dayanır. Memurun bağlılığı, üst konumdaki amire değil, makama ya da görevedir. Kurallar sistemi, bürokraside çalışanların sorumluluklarını ve kendi aralarındaki ilişkileri tanımlar. Bir örgütü az ya da çok bürokratik yapan husus, kuralların varlığı ve uygulanması değil, aynı zamanda kuralların niteliğidir. Nitekim feodal dönemde de örgütsel işlemler, belirli kurallara göre yürütülmekte ve kontrol edilmekteydi. Aradaki fark, feodal dönemdeki kuralların, rasyonel düşünceye ve teknik bilgiye değil, geleneklere dayalı olmasıydı. Kuralların rasyonel düşünceye dayanması, ideal tip bürokrasiyi, diğerlerinden ayıran en önemli husustur. g. Kariyer:Keyfiliğin önlenmesinde ve verimliliğin artırılmasında kullanılmak üzere öne sürülen bir diğer temel yapı taşı da kariyer sistemidir. Bürokraside memuriyet bir meslektir. Memurluk mesleği, belirli esaslara dayalı bir terfi sistemi içinde yürütülür. Çalışanlar kariyer yapısı içinde uzmanlıklarına ve kıdemlerine bağlı olarak memuriyetin daha üst basamaklarına yükselirler. Göreve girişi belirleyen, kişinin uzmanı olarak çalışacağı işe uygunluğunu gösteren sertifika ve diploma gibi resmî belgelerdir. h. Kamu ve Özel Yaşamın Ayrışması: Bürokrasinin hem yönetim hem de iş gören düzeyindeki bütün unsurları için çalışma alanındaki malzemelerin aidiyeti kendilerinde değil, örgütün zimmetindedir. Bürokratlar, bunları yalnızca örgütün amacının gerçekleştirilmesi yönünde iş görmek üzere emaneten kullanmaktadırlar. Yani bürokratik yapıdaki tüm varlıklar kişisel varlıklardan tamamen ayrıdır. Nitekim örgütün fonları ile çalışanların kazançları birebir örtüşmez, zira memurlar performansları doğrultusunda gelirden pay alan değil, rutin belirli maaş ödemeleri bulunan kimselerdir. Sonuç olarak Weber'e göre bürokrasi rasyonel kriterlere dayalı bir organizasyon modelinin ifadesidir. Kendi döneminin endüstri toplumlarının genel kabulü olan örgütsel yapılara mekanik yaklaşımın bir yansımasıdır. **Sosyal hizmet uygulaması, bürokrasinin kendine has özellikleriyle tutarlı bir şekilde işlev görür. Sosyal hizmet, mesleki eğitim ve uygulama yeterliği odağında yüksek düzeyde uzmanlaşmayı destekler. Bireyleri belirli görevlere yetkinliklerini temel alarak yönetsel kadrolara atamaya önem gösterir. Son tahlilde, insanların sahip olduğu profesyonel bilgi ve beceri birikimi kişisel değerlerinin ötesindedir ve uygulamada tarafsızlık örgütsel etkinliğin temel koşulları arasında yer almaktadır. Fayol un Yönetim Süreci Henry Fayol un öncülüğünü yaptığı Yönetim Süreci Yaklaşımı, organizasyonun işlevsel birimleri arasındaki yapısal ilişkiler üzerinde dikkatini yoğunlaştırarak organizasyon ile ilgili birtakım ilkelerin oluşturulması ve uygulanması, yetkinin oluşumu, yönetim işlevleri, örgüt yapısı ile faaliyetler arasındaki mantıksal ilişkilerin gerçekleştirilmesi için amaçların oluşturulması konularıyla ilgilenmiştir. Bu model, deneyim ve gözlemlere dayalı olarak tümevarım mantığına göre oluşturulmuştur. **Henri Fayol un en çok ilgilendiği konu, karmaşık bir iş bölümü içerisinde belirlenmiş olan çeşitli görevleri en akılcı biçimde koordine etmek olmuştur.fayol, üretimsel, ticari, mali gibi klasik fonksiyonların organizasyonlarda genel kabul gördüğü ve dikkate alındığı dönemlerde yönetim işlevlerinin önemine vurgu yapmakta ve bunları klasik organizasyon işlevleri içine dâhil etmektedir. Fayol a göre bütün organizasyonların temel işlevleri altı grupta toplanır: 1. Teknik işlevler (üretim, imalat ve transformasyon), 2. Ticari işlevler (alım, satım, değişim), 3. Mali işlevler (sermaye üretimi ve yönetimi), 4. Güvenlik işlevleri (malların ve kişilerin korunması), 5. Muhasebe işlevleri (envanter, bilanço, istatistik) ve 6. Yönetim işlevleri (öngörü, organizasyon, kumanda, koordinasyon ve kontrol). **Fayol, yönetimin anahtar işlevlerini öngörüde bulunma ve planlama şeklinde saptamıştır. Ona göre en akılcı ve etkin organizasyonlar; birlik, süreklilik, esneklik, titizlik, kumanda ve denetimi kolaylaştırıcı bir plan uygulamayı başaran organizasyonlardır. İdarenin evrensel ilkeleri daha sonra bu hedefler içinden damıtılarak çıkarılacaktır. Bu ilkeler şöyle özetlenebilir: Kademe zinciri (otorite ve sorumluluğun genel müdürden son işçiye kadar kesintisiz biçimde akması), Kumanda birliği (herkesin iletişim kurduğu tek bir amirinin olması),

24 Denetim piramidi (ilk kademe yöneticilerinin sınırlı sayıda işlevleri ile astlarının bulunması, ikinci kademe yöneticilerinin kendilerine bağlanan ilk kademe yöneticilerini denetlemeleri ve bu piramidin genel müdüre kadar uzanması), Ortak bir yön duygusu (benzer işlerde çalışan insanların genel plana uygun olan ortak bir hedefi takip etmeleri), İşte uzmanlaşma (kişilerin belli bir alanda uzmanlaşıp daha verimli hâle gelmeleri), Bireysel çıkarların organizasyonun genel çıkarlarına tabi kılınması. **Fayol un yönetim düşüncesi, yönetimin tüm fonksiyonlarını inceleme konusu yapmasından dolayı genel bir yaklaşım olarak kabul edilir. Bundan dolayı, Fayol un yönetim düşüncesi genel yönetim teorisinin geliştirilmesine kaynak olabilecek özelliğe sahiptir.taylor da olduğu gibi Fayol un geliştirdiği ilkeler de insan psikolojisine ters düşen klasik yönetim anlayışının temellerini oluşturması bakımından önemlidir. **Fayol un kafasında canlandırdığı ortalama insan tembeldir, iş yapmaktan kaçmanın yollarını arar. Bu nedenle Fayol, onları yola getirecek katı ve müsamahasız bir disiplin ve ceza sisteminin planlama ve yürürlüğe konulmasına gerek olduğunu öne sürmektedir. Yöneticiler astlarına güvenmemeli, yapılan her işe nezaret etmeli ve işleri mutlaka kontrolden geçirmelidirler. **Taylor, Weber ve Fayol un temsil ettiği klasik organizasyon anlayışı, organizasyonun önceden belirlenmiş kurallara göre makine gibi işleyeceği varsayımına dayanır. Makine kuramı olarak da bilinen bu anlayışta organizasyonun fiziksel yapılarına öncelik verilmiş, beşerî faktör olan insan unsuru ihmal edilmiştir. İnsan faktörü dikkate alınmaksızın bir organizasyonda başaranın nasıl sağlanabileceği sorusu klasik yönetim anlayışı incelemelerinin dışında kalmıştır. **Gerek Weber in Bürokrasi Kuramı nın, gerek Taylor un Bilimsel Yönetimi nin, gerekse de Fayol un Yönetsel Kuramı nın, temelde tek bir yaklaşım gibi birlikte incelenebilecekleri; bu anlamda, yönetimin klasik kuramları oldukları söylenebilir. Bu üç yaklaşımın ortak özellikleri şöyle özetlenebilir: Her üç yaklaşımda da organizasyonu etkileyebilecek nitelikteki ortam koşulları ve neden sonuç ilişkileri tam olarak biliniyor varsayılmaktadır. Bu nedenle organizasyon içindeki düzenlemeler, örgütsel ortam koşullarının etkileri göz önüne alınmadan gerçekleştirilmekte, organizasyon kapalı bir sistem olarak düşünülmektedir. Her üç yaklaşım, ekonomik insan modelinden yola çıkarak insanın mantıklı ve yasal davranacağı, dolayısıyla davranışlarının düzenlenebileceği ve denetlenebileceği düşüncesini taşımaktadırlar. Bu nedenle, insanları bir işi yapmada kullanılan aletlerden biri veya makinelerin bir parçası gibi ele almışlar ve bu yönüyle insanların, organizasyonun yapı ve işleyişini etkilemeyeceklerini varsaymışlardır. Her üç yaklaşımda da ekonomik ve teknik verimlilik ana amaç olarak düşünülmüştür. Bilimsel araştırmalara dayalı olarak, organizasyonlarda kararların yöneticilerce verildiğinin varsayıldığı her üç yaklaşımda da işlerin gerçekleştirilmesinde en iyi tek bir yolun arayışı söz konusudur ve bu konuda evrensel ilkelerin belirlenebileceği öne sürülmektedir. Organizasyon amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik faaliyetlerin, iş bölümüne dayalı olarak iyi bir biçimde aşamalı bir yapı içinde düzenlenmesi ve uzmanlaşmanın sağlanması aracılığıyla etkin bir şekilde gerçekleştirileceği düşüncesiyle, her üç yaklaşım organizasyonu; yasal otoriteye dayanan, planlanan ve denetlenen mekanik bir sistem olarak tasarlamışlardır. **Organizasyonun insani yönlerini daha sistematik bir şekilde ele almaya başlayan okul ise Neoklasik Örgüt Kuramı içinde değerlendirilecek olan İnsan İlişkileri Okulu olmuştur. Mayo nun İnsan İlişkileri İnsan İlişkileri Okulu, organizasyon üzerindeki çeşitli görüşleri toplayan dağınık ve değişen bir düşünce akımıdır. Elton Mayo yönetiminde Hawthorne fabrikasında yapılan ünlü araştırmalara, insani ilişkiler alanında daha sonra yapılan tüm araştırmaların başlangıç noktası ve ilham kaynağı olarak bakılabilir. Davranışsal Teori olarak da bahsedilebilecek bu yaklaşıma öncülük eden Elton Mayo ve arkadaşları, Hawthorne Araştırmaları yla, örgütsel etkinlik ve verimlilik artışının gerçek nedenlerinin ücret, aydınlanma, sıcaklık, gürültü ve benzeri maddesel ve fiziksel çalışma koşulları değil; iş yerindeki moral ortamı, kişilerarası iyi ilişkiler ve duygusal anlaşmalar olduğunu bulgulamışlardır. **Hawtorne araştırmalarının planlanmasının nedeni, Western Elektrik Şirketi'ndeki aydınlanma düzeyi ile verimlilik ilişkisini araştırmaktı. Araştırmacıların, görüşmeler sırasında keşfettikleri bu duruma, organizasyon psikolojisinin önemli kavramlarından biri hâline gelecek olan "Hawthorne Etkisi" adı verilmiştir. Bu etki, işçilerin salt ekonomik insan olmadıklarını, sadece iyi maaş ve uygun maddi çalışma koşullarına değil, insan olarak fark edilmeye, ilgi gösterilmeye, organizasyona fayda sağlayan bir insan olduklarının düşünülmesine de önem verdiklerini ve ilgi gösterildikleri zaman daha verimli çalışacaklarını göstermiştir. **İnsan ilişkileri yaklaşımı, klasik yaklaşımın mantıksal ve yasal davranan, bu yönüyle makinelerin bir uzantısı olarak ele alınan ekonomik insan düşüncesine karşı çıkmıştır. Bu yaklaşım insanın sosyal bir varlık olması nedeniyle, sosyal gereksinimlerinin davranışlarını büyük ölçüde etkilediğini ve bu nedenle davranışlarında her zaman mantıksal - yasal ve ekonomik olmadığı düşüncesini taşımaktadır. Sistem Yaklaşımı Yönetim ve organizasyon disiplininin bugün kullanmakta olduğu sistem olgusu, bir biyolog olan Ludwig von Bertalanffy nin 1920 li yıllarda çalıştığı Genel Sistem Kuramı na dayalıdır. Bertalanffy, sistemlerin hiyerarşik basamaklarını ortaya koymuştur. Sosyal hizmet uygulamalarının birçok aşaması temelde sistem kuramına dayalı olarak yapılmaktadır. Buna göre

25 sosyal hizmetten yararlanan müracaatçılar, yalnızca içsel psikolojik süreçlerden etkilenmezler ve müdahalede yalnızca içsel süreçlere yönelik uygulamalar yapılmaz. Sorunların analizinde ve çözümünde hem içsel hem de dışsal unsurlar, birbirini etkileyen yapılar olarak dikkate alınır. **Genel Sistem Kuramı na göre her sistem yakın çevresiyle doğrudan, uzak çevresi ile ise dolaylı olarak etkileşimdedir. Genel Sistem Kuramı; evreni, birbiriyle sürekli ilişki içinde olan alt sistemlerin bütünü olarak görür. Dolayısıyla bu kuram, tüm bilimlerin bulgularından faydalanarak açıklamalarda bulunmaya çalışır. **Sistem yaklaşımı, tekil neden - sonuç ilişkisini reddetmektedir. Dolayısıyla insan davranışlarının da tek bir nedene dayandırılarak algılanmasını ve motive edilmeye çalışılmasını reddeder. Sistem yaklaşımı, hem organizasyonlar ve hem de bireyler için dinamik bir denge öngörmektedir. **Sistem yaklaşımının, geniş bir alana yayılmış, oldukça çeşitlenmiş ve farklılaşmış uzmanlık alanlarındaki bilimsel bilginin bütünleştirilmesi için bir temel sağlama işlevi gördüğü söylenebilir. Buna göre gittikçe artan uzmanlaşma nedeniyle, uzmanlık alanları arasında ilişkiler zayıflamakta, dolayısıyla belirli konularla ilgilenenlerin gittikçe karmaşıklaşan olayları anlamaları daha da güçleşmektedir. Yönetim açısından bakıldığında sistem yaklaşımı, yönetim olaylarını ve bu olayların meydana geldiği birimleri birbirleri ile ilişkili bir şekilde ele almaktadır. **Açık sistemlerin kendileri dışındaki sistemlerle etkileşim içinde olmaları, bu tür sistemlerin en büyük özelliğidir. Bu etkileşimin iki yolu vardır: Girdi ve çıktı. Girdi, sisteme dışarıdan gelen her şey, çıktı ise sistemden çevreye gitmek için ayrılan her şey olarak tanımlanabilir. Bir sistemin çıktısı, genellikle girdinin doğrudan ya da dolaylı sonucudur. Dışarı çıkan her şey daha önceden içeri girmiş olmalıdır. Tabii ki sistem girdi ve çıktı arasında kalan bir geçiş tüneli değildir; aktif bir işlemcidir. Girdinin sistem tarafından çıktıya dönüştürülmesi işlemine dönüşüm denir. Sosyal hizmet organizasyonlarında girdiler; para, personel, olanaklar ve diğer kurumların sağladıkları hizmetlerdir. Müracaatçılar da sorunları için yardım aldıklarında sistemin girdisi olurlar. Ayrıca toplumun çeşitli kesimleri sosyal hizmet organizasyonlarının girdileri arasında yer alır. Sistem yaklaşımının sosyal hizmet mesleğiyle bağlantılı özelliklerini şöyle sıralayabiliriz: 1. Sistem yaklaşımı, çeşitli disiplinlerden alınan bilgileri belirli bir düzene koyar. Bu bilgi toplama ve düzenleme sistematiği, sosyal hizmetin eğitim ve uygulama süreçlerine işlerlik kazandırır. 2. Sistemlere bağlı kavramlar ve onların gelişmesi, işlevleri ve yapısı, birey ve toplum düzeyinde her müracaatçı sistemine uygulanabilir. 3. Sistem yaklaşımı, birtakım unsurların bir bütünü oluşturacak şekilde sıralanmasına ilişkin bir anlayışa sahip olunması için temel çerçevedir. 4. Sistem yaklaşımı, kişi ve çevrenin ayrı ayrı sahip olduğu özelliklerden çok, sistemler arası hareketliliğe önem verir. Bilgi toplama sistemlerinin daha iyi duruma gelebilmesi için gerekli değişikliklerin sağlanmasına ve iletişim süreci üzerinde odaklaşmaya yönelir. 5. Sistem yaklaşımı, aktif bir kişilik sistemi olarak insanın, kendi inisiyatifini kullanabilme, yaşama katılım gösterebilme, davranışlarını ve çevreyi değiştirebilme özelliğine sahip olduğunu kabul eder. Çevreyle uyum içinde olabilmek, insan sisteminin özelliği olduğu kadar, çevrenin etkileme özelliğini de bağlıdır. 6. Yaşayan bir açık sistem, gelişebilmek için diğer sistemlerle sürekli bir şekilde karşılıklı hareketlilik içinde olmayı beklediğine göre sosyal hizmet uzmanlarının temel rol ve işlevleri tüm nüfus grupları için bu tür bir hareketliliğe yönelik yardım ve tedbirleri sağlayabilmek olmalıdır. 7. Sistemin bir parçasında meydana gelen değişmenin sistemin bütününü büyük ölçüde değiştirmesi, müracaatçıların daha serbest hareket edebilmeleri için müdahalelere dikkat etmemiz gerektiğini göstermektedir. 8. Sistem yaklaşımına göre sosyal hizmet organizasyonları da birer sosyal sistemdir. Mesleki ilişki içerisinde, sosyal hizmet uzmanı ve müracaatçı birbirlerini karşılıklı olarak etkileyen unsurlardan oluşan aynı alan içinde yer alan aktörlerdir. **Bir yerde ilişki varsa sistem vardır. Sistem yaklaşımı bireyin veya organizasyonun durumunu bir bütün içinde okumayı olanaklı kılar. Sistem yaklaşımı, olay ve olguları bütüncül açıdan inceleyecek makro modeller geliştirir. Durumsallık Yaklaşımı Yönetim üzerine olan klasik, neoklasik ve modern yaklaşımlar, örgütsel sorunlara çözüm getirecek tek bir model üzerine çalışmışlardır. Bu yaklaşımlar çoğunlukla, sundukları bu modellerin genel, evrensel ve her örgüt için geçerli olduğu iddiasındadırlar. Evrensellik ilkesine bir karşı duruş gösteren durumsallık yaklaşımında temel fikir, organizasyonlarda yönetici davranışlarını belirleyen tek bir modelin olmadığıdır. **Durumsallık yaklaşımına göre organizasyon yapıları ve işleyiş yöntemleri belirli genel ilkeler doğrultusunda değil, organizasyonun iç ve dış çevre özellikleri, kullanılan teknoloji ve organizasyonun büyüklüğüne göre tasarlanır. Bu nedenle durumsallık yaklaşımında yöneticiler, klasik yönetim yaklaşımının ilkelerinin belli bir durumda uygun olanları ile ilk defa karşılaşılan vaka yaklaşımını birlikte kullanarak farklı durumlar ve koşullar altında karar verir ve strateji geliştirirler. **Durumsallık yaklaşımı, yönetimin evrensel olduğu görüşünü kabul etmez. Durumsallık yaklaşımı, organizasyon yapısı, teknoloji ve çevre üzerinde durmuş, organizasyonun kullandığı teknolojinin yapısına ve performansına etkilerini araştırmıştır. Toplam Kalite Yönetimi Günümüzün sıkça vurgulanan sürekli değişen rekabet ortamı nda toplam kalite yönetimi, oldukça popüler bir kavram hâline

26 gelmiş ve toplam kalite yönetimine yönelim hızlanmıştır. Toplam kalite yönetiminde müşteri odaklılığı, müşteri tatmini, müşteri memnuniyeti kavramlarının ön plana çıktığı görülmektedir. **Toplam kalite yönetimi, hizmet alanların gereksinimlerini karşılayabilmek için kullanılan insan, iş, ürün ve/veya hizmet kalitelerinin sistematik bir yaklaşım ile tüm çalışanların katkıları ile sağlanmasıdır. Bu yönetim şeklinde, uygulanan her süreçte tüm çalışanların fikir ve hedefleri kullanılmakta ve tüm çalışanlar kaliteye dâhil edilmektedir. **Toplam kalite yönetimi uygulamaya aktarılabildiği zaman üç unsur içermektedir. Bunlar; organizasyonda rasyonel bir düşünce sistemi oluşturmak, mal ve hizmet kalitesi geliştirme yönünde çalışanları motive etmek ve işletmenin ürettiği mal ve hizmetlerin pazarlama şansını arttırıcı bir organizasyon kültürü oluşturmaktır. **Toplam kalite yönetimi, hizmet alanların isteklerini en ekonomik düzeyde karşılamak amacıyla organizasyon içindeki pazarlama, mühendislik, imalat ve müşteri hizmetleri gibi çeşitli ünitelerin kalitelerinin oluşturulması, yaşatılması ve geliştirilmesi yolundaki çabaları birleştirip düzenleyen etkin bir sistemdir. Toplam kalite yönetimi, müşteri odaklı bir sistem olup müşteri tatminini hedeflemektedir. **Toplam kalite yönetiminde çalışanları kontrol etmek değil, yönlendirmek önemlidir.karar vermek için fikirleri değil verileri kullanmak, bireysel faaliyetler yerine ekip faaliyetini ortaya çıkarmak, kuşku ve şikâyet yerine güven ve inanca dayalı bir atmosferin gelişmesine yardımcı olmak vardır. Toplam kalite yönetimi kuruluşlara şu yönlerden yardımcı olmaktadır: Hatayı ayıklama değil, hataları önlemek, Kendi pazarlarının ihtiyaçlarına daha etkin ve sağlıklı bir biçimde yönelebilmek, Ürün ve hizmet kalitesinin de ötesinde, bütün alanlarda en yüksek kalite performansına erişmek, Kaliteperformansına erişilmesinde gerekli yaklaşımları kullanabilmek, Üretici olmayan faaliyetleri ve bozuk ürün oranını azaltmak için bütün kademeleri sürekli olarak incelemek, Başarı için, çalışan ve müşteri arasında etkin iletişim yollarını bulmak Toplam kalite yönetiminin ilkeleri literatürde şöyle sıralanmaktadır: 1. Katılımcılık 2. Müşteri Odaklılık 3. Liderlik 4. Sürekli İyileştirme 5. Motivasyon 6. Sürekli Eğitim 7. Ölçüm ve Denetim *Toplam kalite yönetiminde katılımcılık olarak ifade edilen anlayışta iki önemli unsur söz konusudur. Bu unsurlardan biri tüm kalite çalışmalarında üst yönetimin liderliği, diğeri de takım çalışması ve takım ruhunun oluşturulmasıdır. *Toplam kalite yönetiminde odak noktası müşteridir. Her şey müşteri tatmini ile başlamakta ve bitmektedir. *Toplam kalite yönetimi etkili bir liderlik ile yapılır ve iyiye ulaşmak için durmadan tekrarlanmaktadır. Buna sürekli iyileştirme diyoruz. Toplam kalite yönetimi için her zaman daha iyisi vardır ve daha iyiye ulaşmak doğru stratejilerle her zaman mümkündür. *Gündelik hayatımızda sık sık kullandığımız motivasyon kelimesinin yönetim düşüncesi ve uygulamalarında önemli bir rolü vardır. Başarılı bir yönetici, çalışanlarını motive ederek bu iş için ayrılan kaynaklara ve istenen sonuçlara zamanında ulaşan kişidir. *Sürekli eğitimle insan faktöründen optimum seviyede yararlanmak hedeflenmektedir. Toplam kalite yönetimi düşünsel bir devrim olduğundan, tüm çalışanların düşünce sistemleri değişmelidir. Bu değişimi sağlamak için de tüm çalışanlara sürekli bir eğitim verilmeli, periyodik toplantılar ve bilgilendirme seminerleri yapılmalıdır. *Son olarak kuruluşlarda uygulanan süreç ile çıktıların ölçülmesi ve denetlenmesi, toplam kalite yönetiminin temelidir. Kurumda uygulanan süreç, mal veya hizmetin kalitesini desteklemek için gerekli olan bütün bilginin tam, zamanında, doğru ve faydalı olması ve bilgiye ihtiyaç duyan her çalışana açık şekilde iletilmesi gerekmektedir. ***Toplam kalite yönetimi sosyal hizmet organizasyonları açısından önemli bir yönetim felsefesidir. Ortaya koyduğu anlayış, sosyal hizmet mesleğinin temelinde yer alan insan betimlemesine ve insanın ele alınışına da uygun düşmektedir. ÜNİTE 9= Türkiye den ve Dünyadan İyi Makro Sosyal Hizmet Uygulamaları TOPLUMLA ÇALIŞMA Toplumla çalışma, sosyal refah amaçları için toplumda değişiklik yapmayı hedef alan ve bu yöndeki çalışmaların en etkin biçimde toplumun demokratik katılımı ile gerçekleşeceğine inanan bir sosyal hizmet yöntemidir. **Sosyal hizmet mesleğinin gereken değeri görmesi için toplum tarafından tanınması ve bunun için de insanların sosyal refah faaliyetlerine katılımlarının sağlanması gerekir. Toplumsal yaşam içindeki insan, kendi yaşamını belirlemede, yaşam politikasını ve stratejisini çizmede karar verecek yeteneğe ve güce sahiptir. **Toplumla çalışma yöntemi, sosyal hizmetin temel değerlerinden olan sosyal refah amaçları doğrultusunda toplumda istenen değişimin oluşmasını amaçlar. Toplumla çalışma yönteminin dayandığı bazı temel düşünceler vardır. Bunlar: a. Toplumların kendi yetenek ve kapasitelerini geliştirebilecekleri düşüncesi Bu düşünce, toplumların birlikte hareket ederek toplumsal sorunları çözme yetenek ve becerilerini geliştirebileceklerine inandıklarını göstermektedir. b. İnsanların değişmeyi istedikleri ve değişebilecekleri düşüncesi İnsanların genelde değişime karşı direnç göstereceği ön yargısı vardır. Fakat toplumda düşünce ve duyguları özgürce ifade etme önündeki engellerin kaldırılması, toplumdaki her

27 kesimin, ortak ihtiyaçlarını karşılayabilecek değişikliklere katılımlarını kolaylaştırabilir. c. Halkın kendini ilgilendiren önemli değişikliklerin yapılması, düzenlenmesi ve yürütülmesinde, katılımının gerekli olduğu düşüncesi.bu düşünce, İnsan, kendi yaşamının düzenlenmesine katıldıkça gelişir. görüşünden beslenmektedir. Çünkü insan katılımda bulunmadıkça dışlanmış olduğu ve sosyal- politik güçlerin baskısı altında olma gibi bir duyguya kapılacağı söylenebilir. d. Toplum yaşamında, inanma ve benimseme sonucu gerçekleşen değişiklikler, empoze edilen değişikliklerden daha kalıcı ve geliştirici niteliğe sahiptir. e. Toplumun gelişme sürecinde yaşanılan sorunlar ve çözüm süreçleri birbiriyle ilişkilidir. TOPLUMLA SOSYAL HİZMET Karmaşık ve değişmekte olan bir toplumda, bireyin topluma ait ve üretken bir unsur olarak katılma arzusu ile toplumun kendi üyelerini toplumla bütünleştirmek ve onları geliştirip zenginleştirmek yeteneğinde tıkanıklıklara rastlanmaktadır. Sosyal hizmetin müdahalesi bu tıkanıklara; bireyin gelişme, toplumla bütünleşme hızına ve toplumun çeşitli unsurlarını verimli ve dinamik bir bütünde toplanması için harcanan örgütlenmiş çabalara yöneliktir. **Bireylere, ailelere, gruplara, örgütlere / kurumlara ve topluma hizmet etme hedefine dayanan sosyal hizmet mesleğinde toplum çalışması; fırsatları azaltan ya da artıran ve toplumdaki davranışlara yön veren sosyal güçlere odaklanmaktadır. Sosyal Hizmet Mesleğinde Toplumla Çalişmanin Hedefleri: Yaşam kalitesini geliştirmek: Temel insan ihtiyaçlarını (beslenme, barınma, güvenlik, eğitim ve sağlık için fırsatlar, istismardan korunma, yaşamını etkileyecek karar ve süreçlere katılım gibi) referans alan çalışmalardır. Örneğin; ötekileştirilmiş genç bireyler için eğitim fırsatlarını geliştirme ve düzenleme, sürdürülebilir gelişme için küresel stratejilerin uygulanması. Savunuculuk: hangi yapıların ve davranışların insanları ve toplumları onların tüm potansiyellerine erişmelerinde sınırladığını belirlemek için çalışma yapmayı, engelleri kaldırmada bireylerle çalışarak izleme yapmayı, amaca yönelik değişim faaliyetleri ile sağlıklı gelişim fırsatlarını geliştirmeyi içermektedir. Sosyal ve ekonomik gelişim: Bireylerin geçim kaynaklarını artırmak ve geliştirmek için toplumdaki iyileştirmeleri içermektedir. Örneğin; yerli çiftçilerin ve zanaatkârların işbirliği geliştirmeleri ve liderlik örgütlenmeleri ve takım çalışmaları yoluyla ailesel ve toplumsal sosyal destek sistemlerini güçlendirmeleri için olanak sağlamak. Hizmet ve Program planlama: Tüm toplumun ve belirli bir nüfus grubunun ihtiyaçlarını değerlendirme ve bu ihtiyacı karşılayacak plan yapı ve kaynakları geliştirmeyi kapsamaktadır. Hizmet bütünleştirme: Toplumdaki bireylerin geniş kapsamlı ihtiyaçlarına yönelik mevcut müdahalenin devamlılığı ve her çeşit hizmetin bütünleştirilmesini içermektedir. Politik ve sosyal aksiyon: Mevcut politikaları değiştirmek, daha ilerici kanunlar oluşturma ve politika yapıcıların değişimi için gerekli olan politik bir süreci yansıtmaktadır. Sosyal aksiyon insanların elde edebileceği, yönetebileceği ve açıkça ifade edebileceği özgür alanlar gerektirir. Politik ve sosyal aksiyon; içerme, katılımcı demokrasinin geliştirilmesi ve yerel, bölgesel ve uluslararası eşitlik için örgütsel değişimi gerektirir. Sosyal adalet: İnsan eşitliği; ırk, etnisite, cinsiyet ve milliyet farkı gözetmeksizin fırsatlara eşit ulaşımı inşa etmeyi içerir. ** Toplumla çalışmanın değer temeli sadece insan onuruna saygı anlayışına dayanmaz, aynı zamanda ailelerin ve toplumun bağımsızlığına, siyasi ve politik temelde adalet dağılımının gelişimine odaklanır. Bu hedefleri gerçekleştirmek için; Sosyal çevre ve toplumun örgütlenmesi, İşlevsel toplulukların harekete geçirilmesi, Sosyal planlama, Siyasal ve sosyal eylem, Program geliştirme ve topluluk iş birliği, Koalisyonu sağlama ve sürdürebilme ile Toplumsal hareketler önemli girişimler olarak karşımıza çıkmaktadır. ** Sosyal hizmet mesleğinde toplumla çalışma; grupların ve örgütlerin davranış düzenlerini ya da insanların toplum yapılarıyla ilişkilerini ve etkileşimlerini değiştirmeye yönelik becerileri gerektirmektedir. Toplumla çalışma; Toplumun örgütlenmesini ve gelişimini, Sosyal planlama, siyasal ve sosyal eylem ile ilgili becerileri, Bilişsel ve analitik becerileri, Çalışanların yükümlülüklerini güvence altına almayı ve ortaklıklar kurma yeteneğini, Sorunları belirleme ve etkili iletişim becerilerini, İkna ve temsil etme ile sorunlara farklı açılardan bakabilmeyi, Örgütsel, yönetim ve grup becerilerini, Halkla ilişkiler yeteneklerini, Sosyal kapitali, Savunuculuk ve lobiciliği, Sosyal adalete ve toplum refahını güçlendirmeye olan inancı ve bağlılığı, Gerektiğinde yeni teoriler geliştirme becerilerini, Uygulama alanını bütçeleme, hibelere ulaşmayı sağlama ile araştırma becerilerini, Güç analizine ilişkin analitik becerileri, ihtiyaçları değerlendirmeyi ve politik süreçleri anlama becerilerini gerektirmektedir. Sosyal hizmet uzmanlarının topluma yönelik etik sorumlulukları:

28 1. Sosyal refah 2. Toplumun katılımı 3. Toplumun acil gereksinimleri 4. Sosyal ve siyasal eylem MAKRO UYGULAMA KAVRAMSAL ÇERÇEVE: PROBLEMİ, NÜFUSU VE ALANI ANLAMAK Yasal ve politika çerçevesi Makro uygulama kavramsal çerçevesi; problemi, nüfusu ve alan, olmak üzere üç boyutu kapsamaktadır. **Toplumu ve örgütleri anlamak, sosyal hizmet uygulamalarına karmaşık bir boyut eklemektedir. Benzer şekilde alkolizm sorununun, yerel toplumu nasıl etkilediğini anlamalı (Problem ve alanın örtüşmesi); yaşlı, emekli ve bağımlı nüfusun ihtiyaçlarının boyutunu öğrenmeli ve yerel toplumun sorunları üzerine eğilmelidir. Bu sorun alanında çalışan sosyal hizmet uzmanı ve diğer değişim ajanları; 1) Çevredeki alkolizm sorunları ve temel görüşler, 2) Yaşlılık ve emeklilik, 3) Yerel toplum ve ilgili kuruluşlar, 4) Alkolizm ve yerel toplumda sorunun nasıl ele alındığı, 5) Yaşlıların ve emeklilerin ihtiyaçlarının yerel toplumda nasıl ele alındığı, 6) Hem nüfusların hem de toplumun menfaati için uygulanabilir elverişli müdahaleler hakkında belli bir anlayış seviyesine gelmelidir. DÜNYADAN MAKRO SOSYAL HİZMET UYGULAMASI ÖRNEKLERİ ÖRNEK 1: OKUL TABANLI HİZMETLER İÇİN TOPLUM ORTAKLIĞI Toplum ortaklığı, kamu yararı için planlanan değişimi gerçekleştirebilmek adına vatandaşlar ve uygulayıcılar arasında kurulan ittifaktır.çoğu adölesan, güvenli biçimde yetişkinliğe geçiş yapar. İş gücüne katılır, yararlı ebeveyn olur ve toplum yaşantısına katılır. Zararlı çevresel etkenler ve riskli davranışlar sıklıkla travma, obezite, madde kullanımı, suçluluk ve akademik başarısızlıkla sonuçlanır ve sağlıklı bir yetişkinlik için ciddi sıkıntılar doğurur. Sosyal hizmet uzmanları okul tabanlı hizmetler için toplum ortaklığında önemli bir liderlik rolü üstlenmektedir. Toplum ortaklığında altı eylem ilkesi bulunmaktadır. Toplum gündeminin oluşturulması: Gündem oluşturma, üzerinde düşünülecek ve göz ardı edilecek olan sorunlarla ilgili karar vericileri yönlendiren karar verme süreci öncesine dayanmaktadır. Gündem; okul yönetim kurulu, gençlik konseyi, insan hizmetler komisyonu ve toplumdaki diğer gönüllü karar verici kuruluşların konu listesinden oluşur. Toplum ortaklığı yapısı: Toplum ortaklığı yapısını geliştirmek için hem vatandaşların hem de uygulayıcıların kapasite geliştirme sürecinde yer alması gerekmektedir. Vatandaş kaynaklı, eylem odaklı, toplum ortaklığı yapısı yerel problemlerin çözümünde sorumlulukların paylaşılmasını teşvik eder. Analiz: Sorunların ve alternatif çözümlerin analizi için topluluk eylemi araştırmalarının kullanılmasıdır. Topluluk eylemi araştırmaları, olaylar hakkında dikkatli bir şekilde bilgi toplama yoluyla kaliteli bir karar verme sürecini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Görüşmeler, forumlar, araştırmalar ve odak gruplar bilgi toplama ve analizde, çeşitli toplum grupları ve örgütlerle iletişim kurmak için kullanılır. Toplum tasarrufu: Tasarruf gücü, sorunun kabul edildiği durumlarda toplumdaki karar verici kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen eylemdir. Toplum tasarrufu, karar verici kuruluşun sorunu tanımlama, sebeplerini belirleme gücüne sahip olduğu zaman oluşur ve sorumluluk çözümü gerçekleştirebilecek bir yerel kuruma devredilir. Teknoloji: Teknoloji safhasında sosyal hizmet uzmanı, dikkatini teknolojinin dizayn edilmesi, transferi ve tanımlanmasına çevirir. Sosyal hizmet uzmanı okul başarısızlığının yeni bir konu olmadığının farkında olmalıdır. Diğer toplumların da benzer problemlerle karşılaştığı ve teknik çözümler ürettiğinin bilincinde olmalıdır. Sosyal hizmet uzmanı gençliğin güvenli geçişi komitesine bu çözümlere erişme, çıktıları değerlendirme, belirli ihtiyaçlara uyum sağlayabilecek çözümlerin değiştirilmesi ve aktarılabilirliğinde yardımcı olmalıdır. Güvenlik: Kapasite geliştirmede en zor aşamadır. Okul tabanlı hizmetler asla planlandığı gibi işlemez. Toplum ortakları şikâyetçi olabilir, evrak işleri zahmetli olabilir, kaynaklar yetersiz kalabilir ve erken sonuçlarda kaçınılmaz olarak beklentilerin altında olabilir. Sosyal hizmet uzmanı, eleştirilere direnme cesareti göstermeli, toplum amaçlarına ulaşılabilmesi için kendini adamalı, problemlerin çözümünde yaratıcı olmalı ve dezavantajları kabul etmede dürüst olmalıdır. ÖRNEK 2: BABALIK PROGRAMLARI VE TOPLUM HİZMETLERİ Toplum Kapsamlı- Ulusal Babalık Girişimi: Kamu politikaları, babalık ile ilgili çalışmalarda önemli roller üstlenmiştir. Evliliği

29 sürdürme, geliştirme, sorumlu ebeveynliği geliştirme, babanın ekonomik statüsünü geliştirme ve ulusal medya kampanyaları ile sorumlu babalığı geliştirme çalışmaları için fonlar oluşturulmuştur. Birleşmiş Milletlerin genelinde ulusal babalık girişimi gibi programlarla personel eğitim programları düzenlenmiştir. Toplum, babalık programları için iş birliğini ve babalarla çalışacak olan elemanların eğitiminin yaygınlaştırılmasında önemli role sahiptir. Babalık programlarının yetkinleşmesinde ve evrilmesinde geçirilen beş aşama aşağıdaki gibidir: 1. Babaların ihtiyaçlarının ve rollerinin anne ile tartışılması fakat anne- çocuk ikilisi programın odağındadır. 2. Babaların dâhil olduğu programlardaki, öncelik sadece erkek için düzenlenmiş aktivitelerdedir. 3. Programlar, erkek için düzenlenmiş aktivitelerden; ev ziyaretleri, aile planlaması gibi babalar için düzenlenmiş olan aktivitelere doğru kaymıştır. 4. Programda görevli personel, babalar hakkında daha bütüncül düşünmeye başlamıştır. Personeller babaların babalık endişeleri ile ilgilenmeye başlamıştır. 5. Babalar ortak ebeveyn olarak görülmüştü. Personel de babaların çocuğuyla ilişkisinde daha düşünceli davranmışlar ve hem anneyi hem de babayı çocuklarıyla ilişkilerinde düşünceli davranmaları için cesaretlendirmişlerdir. Toplum Uygulamaları Yaklaşımı: Toplum uygulamaları yaklaşımları genellikle, toplumda babalarla çalışmada destek grupları, ebeveyn eğitimi ve babaların dâhil olduğu faaliyetlerle yürütülmektedir. Genel olarak teröpatik ve güçlendirme temelli olmak üzere iki destek grubu vardır. Teröpatik gruplarda ele alınan önemli konular, çocukla bağın kopmasına direnç gösterme, direnme gücünü artırmak için duyarlılığı ve empatiyi artırma, aile odağında erkekliği geliştirme ve pozitif benlik imajını geliştirme gibi konulardır. Güç odaklı destek gruplarında ise, sürekli baskı altında hisseden ve haklarından mahrum kalan babalarla oldukça iyi işleyen gruplardır. **İki çeşit grup vardır. Birincisi, haklarının ihlal edildiğini düşünüp boşanmış babalar; diğeri ise medya tarafından kötü baba, çocuğuna ilgi göstermeyen baba imajına maruz kalan Amerikan- Afrikalı babalardır. **Grubun amacı, babaların kendi kaderlerini tayin edebilmesi, babaları, toplum tarafından karakterize edilen güçsüz erkek modelini içselleştirmelerinden korumaktır. Aşağıdaki örnekte bu programa dâhil olan bir babanın deneyimleri yansıtılmıştır. **Babalık programları, sıklıkla okullarda, dinlenme- eğlence merkezlerinde uygulanmaktadır. Örneğin, Bir Adım Önde Babalar Grubu; 1) gönüllü babalar sınıfı, 2) haftalık olarak babaların toplanma günü, 3) erken çocukluk dönemi için baba duyarlılık programları, 4) baba- çocuk eğlenme faaliyetlerini yürütmektedir. Babalar çocuklarıyla oyun oynayarak vakit geçirmektedir. TÜRKİYE DEN MAKRO SOSYAL HİZMET UYGULAMASI ÖRNEKLERİ ÖRNEK 1: NAR TANELERİ: Güçlü Genç Kadınlar, Mutlu Yarınlar Proje, Boyner Holding ve Grup Şirketlerinin 2008 yılında eğitim ve istihdamda kadın- erkek eşitliği, çocukların ve gençlerin eğitimi üzerine gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk çalışmalarını değerlendirmek üzere bir araya gelmeleri sonucu bir sosyal sorumluluk projesi olarak ortaya çıktı. Türkiye Personel Yönetimi Derneği eğitim ve mentorluk alanlarındaki uzmanlığını projeye taşıdı. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, genç kadınlar ile iletişimi sağlayan, onların projeye katılmalarını teşvik eden, yurtlarda çalışan meslek elemanları aracılığı ile projenin yaygınlaşmasını destekleyen bir rol üstlendi. Türkiye İş Kurumu sunduğu hizmetleri genç kadınlarla paylaşarak projeye destek oldu. Nar; bereket, bolluk, çeşitlilik, doğru olan ve yaşamın sembolü anlamına geldiği için projenin ismi, Nar Taneleri olarak belirlendi. Proje ile toplumda kadın-erkek eşitliğine, farklılıkların zenginlik olduğuna, gençlerin istihdamına ve sosyal içermeye dair bir farkındalık yaratmak hedeflenmiştir. Proje Amacı: Toplumda sosyal ve ekonomik dışlanmaya maruz kalan yetiştirme yurtlarında yetişen/ yetişmiş olan genç kadınların sosyo-ekonomik açıdan güçlenmesi yoluyla Türkiye'nin kalkınmasına ve kadınların iş gücü piyasasına dâhil olmalarına destek vermek ve ilgili kurum ve kuruluşlar arasında güç birliği oluşturmak ve mevcut iş birliklerini geliştirmektir. Proje Ortakları: Proje, Boyner Holding ve Grup Şirketleri'nin sosyal sorumluluk projesi olan Nar Taneleri, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Türkiye Personel Yönetimi Derneği (PERYÖN) ortaklığında yürütülüyor. Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) ve Millî Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü iş birliği yapılan kurumlar. Proje Faaliyetleri; Eğitim çalışmaları Mentorluk sistemi Sosyal içerme faaliyetleri Toplumsal farkındalık çalışmaları Meslek elemanları eğitimi 2012 yılı projenin faaliyet gösterdiği illerimiz arasında; Ankara, Artvin, Amasya, Aksaray, Ağrı, Ardahan, Bayburt, Çankırı, Çorum, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane, Iğdır, İstanbul, İzmir, Karaman, Kars, Kastamonu, Kırıkkale, Kırşehir, Mersin, Nevşehir, Niğde, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Sivas, Tokat, Trabzon, Yozgat yer almıştır. ** yılları arasında eğitime katılan genç kadınların %41,32 si istihdama katılmış, % 45,45 si eğitime devam etme kararı almış, % 13,22 si aktif iş arama sürecine girmiştir. **Boyner Grubu Gönüllüleri tarafından planlanan ve uygulanan sosyal içerme etkinliklerinde görev alan 223 kişi 1509 saat, Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (PERYÖN) gönüllüleri tarafından Nar Tanelerine verilen mentorluk desteğinde 117 mentor

30 gönüllüsü 5778 saat gönüllülük yapmıştır. Basın iletişimi yanında Boyner Grubu şirketlerine ait 380 mağazada ve 30 markaya ait ürünlerde müşterilere ve mağaza ziyaretçilerine yönelik iletişim yapılmıştır. **Sosyolojik değerlendirme raporu, Nar Taneleri eğitim el kitabı, dönüşümsel mentorluk eğitim materyali, proje tanıtım belgeseli hazırlanmıştır. Sürdürülebilirlik: Proje, mevcut faaliyeti meslek elemanları eğitimi ile ürettiği bilgiyi diğer cinsiyet ve yaş gruplarına da yaygınlaştırmaktadır. Onurlandırıldı: Proje, AMPD 2010 Ödülleri nde mansiyon, ÖSGD Gönülden Ödüller 2010 da finalist, Çalışanların Gönüllülüğü Avrupa Ödülleri nde INOVASYON, Avrupa Komisyonu ve CSR Europe tarafından Avrupa Çağında iyi örnek dereceleri ile onurlandırılmıştır. PROJE HEDEFLERİ Kamu - Özel Sektör - Sivil toplum ortaklığını ve bu ortaklığın yaratacağı sosyal diyalog, Kadın erkek eşitliğini ve kadının sosyal ve ekonomik yaşama katılımı, Genç Kadınların eğitime devamlarını ve istihdama katılmaları, Dezavantajlı grupların sosyal içerilmesi, Dezavantajlı gruplar için aktif istihdam tedbirleri geliştirme, Dezavantajlı grupların sosyal yaşama entegrasyonu için toplumsal farkındalığı arttırma, Yoksullukla, erken evlilikle ve çocuk annelikle mücadele, Kadın ve kız çocuklarının özellikle cinsel sağlık konusunda bilgilerini artırma, Genç kadınların yurttaşlık hakları bilgisini artırma, Dezavantajlı grupların hak temelli mücadele ekseninde örgütlenme bilincini artırma, Genç kadınların insan kaynakları yöneticileri başta olmak üzere özel sektör yöneticileri arasında ayrımcılık yapmama ve farklı ihtiyacı olan bireyler için olumlu eylem politikaları geliştirme bilinci geliştirme, Özel sektör çalışanları arasında sorumlu vatandaşlık bilincini geliştirme, Özel sektörde kurumsal gönüllülük programlarını teşvik etme Kamunun politika oluşturma süreçlerinde paydaş katılımını teşvik etme, hedeflenmiştir. ÖRNEK 2: GÖNÜL ELÇİLERİ Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından; toplumda gönüllülük kavramına yönelik farkındalığının geliştirilmesi, toplumsal kalkınmaya katkı sağlayacak gönüllü sayısının artırılması, insan kaynağı ihtiyacının güçlendirilmesi ve gönüllü çalışmanın yaygınlaştırılması amacıyla başlatılmış bir projedir. ** Gönül Elçiliği tanımı insana ve insanlığa hizmet için karşılık beklemeden emek veren kişi ve gruplar için kullanılan derin anlamlı bir ifadedir. İfadenin derinliği, yapılan işin içinde; akıl, düşünce, deneyim, beceri ve profesyonel uzmanlıklar kadar inanç, değerler ve insan sevgisinin bulunmasından gelmektedir. **T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK/633) kapsamında da ele alındığı gibi dezavantajlı/ kırılgan gruplar; Kadınlar, Çocuklar (özellikle kız çocukları), Engelliler, Yaşlılar, Gaziler ve Şehit Aileleri, Gönül Elçilerinin yerel düzeyde öngördükleri gruplar, Yoksullar (topraksız köylüler ve kent yoksulları), Diğer (madde bağımlıları vb.) gruplardır. **Proje kapsamında İhtiyaç sahibi insanlara ve insanlığa katkı sağlamak isteyen herkesin Gönül Elçisi olabileceği belirtilmiştir. Örneğin emekliler; özellikle sağlık, sosyal hizmet ve eğitim sektöründe hizmet vermiş olan; Öğretmen Doktor Hemşire Sosyal Çalışmacı, Sosyolog, Psikolog vb. Yarı zamanlı çalışan yetişkinler Ev hanımları Gençler Yazar Sosyal hizmetler alanında bir meslek seçmek için bilgi edinmek isteyenler Oyuncu Sanatçı Gönüllülük ruhuna sahip olanlar Öğrenmenin en kolay olduğu yaşlardaki çocuklar/ öğrenciler Toplum tarafından tanınan kişiler Bilim insanı Toplumdaki doğal liderler. Gönül Elçisi nin Hizmete Katkı Faaliyetleri 1. Gönül elçisinin görev tanımı doğrultusunda (kurumlarla iş birliği, ev ziyaretleri, lobi faaliyetleri, toplum duyarlılığı artırma vb.) ilk adım İl / İlçe Müdürlüğü danışmanlığı ile atılır. 2. Gönüllü hizmetin ilk gününde iş birliği ve iletişim içinde çalışılacak kişiler gönül elçileri ile tanıştırılır. 3. Gönüllü hizmetler ev ziyaretleri ile yapılacak özellikteyse yine ilk ziyaret İl / İlçe Müdürü ve/veya ilgili uzman ile birlikte yapılarak hizmet alan kişiye ne tür bir destek verilebileceği açıklanır. 4. Gönül elçisi, her ay sonunda kısa bir Aylık Faaliyet Raporu (Ek:3) hazırlayarak deneyim, izlenim ve önerilerini paylaşır. **Gönül elçisi hizmet vereceği alana (örneğin; koruyucu aile, kaliteli yaşlanma ve kuşaklar arası uyum, engelli ve hizmetlere erişim, aile ve yoksulluk, kadın ve güçlenme vb.) ilişkin il, ilçe ve mahalle düzeylerinde farkındalık toplantılar ve görüşmeler yapar.

31 **Gönül elçileri, tercihen kendi, eğitim, mesleki deneyim ve becerileri ile ilgili konularda hizmet verir. Hizmet alan her bir kişinin ayrı bir değer olduğunu bilerek İnsan-Odaklı hizmet anlayışı ve güçlü empati duygusuyla iletişim kurarak hizmet vermelidir. Hizmet alan grup ve kişilerin içinde bulundukları özel durumlar nedeniyle hassas ve kırılgan olabileceklerini bilerek iletişim kurmalıdır. ** Toplum Kalkınmasında Gönül Elçileri Projesi kapsamında göreve başlayan gönül elçilerinin katkılarının beklendiği öncelikli alt proje alanları; Koruyucu aile, Kaliteli yaşlanma ve kuşaklar arası uyum, Engelli ve hizmetlere erişim, Aile ve yoksulluk, Kadın ve güçlenme ÜNİTE 10= Toplumla Sosyal Hizmet Müdahalesi Modelleri Toplumla sosyal hizmet uygulaması için kavramsal modeller, uygulama yaklaşımını belirleme ve şekillendirme tasarımı anlamına gelmektedir. Modeller kuramsal kavramları birbirine bağlar ve yapılacak eylem için yol gösterir. Modeller, aynı zamanda toplumla çalışma için güçlü bir eğitim, planlama, çözümleme ve kendini değerlendirme aracı işlevlerini de görür. Uygulama modelleri; amaç, yöntem, aktivite ve uygulayıcının üstleneceği roller bakımından farklılıklar gösterir. **Toplumla sosyal hizmet uygulamasının mahalle ve toplum örgütlenmesi, işlevsel toplumların örgütlenmesi, sosyal ve ekonomik kalkınma, sosyal planlama, program geliştirme ve toplum liyezonu, eşyönetim (koalisyon) oluşturma, politik ve sosyal aksiyon ve toplumsal hareketler olmak üzere sekiz modeline işaret edilmektedir. MAHALLE VE TOPLUM ÖRGÜTLENMESİ Toplum örgütlenmesi kavramı ilk olarak ABD de 1. Dünya Savaşı öncesi sosyologlar ve yetişkin eğitimcileri tarafından kullanılmıştır. Toplum örgütlenmesinin amacı, içeriği, değişik biçimlerde tanımlanmıştır. Başlarda konuyla ilgilenen yazarların amacı kentsel ve kırsal alanlarda küçük toplumların yeniden inşaası (reconstruction) idi. Bu alanda çalışanlar, toplum örgütlenmesi uygulamasında gerekli bilgi için başlarda sosyoloji ve sosyal psikoloji teorilerine baktılar. Ulusal sosyal hizmetler konferansına sunulan Lane Raporu nda (1939), toplum örgütlenmesi bir sosyal hizmet yöntemi olarak kabul edilmiş ve içeriği şöyle belirtilmiştir: a) İhtiyaçların keşfi ve tanımlanması b) Olanaklar ölçüsünde güçsüzlüklerin önlenmesi ve sosyal ihtiyaçların eliminasyonu c) Değişen ihtiyaçların daha iyi karşılanabilmesi için kaynakların sürekli uyumu, kaynak ve ihtiyaçların birleştirilmesi. **Toplum örgütlenmesi uygulamasında sosyal hizmet uzmanının rolü önemlidir. Toplum örgütleyicisi; bir muktedir kılıcı (enabler), uzman (expert), güdüleyici (manipulator) ve bir teknisyen olarak düşünülmektedir. Sosyal hizmet uzmanının rolü özel konumuna, çalıştığı toplumun niteliğine, odağına göre değişir. Duruma göre analist, planlayıcı, katalizör, yorumlayıcı, eğitici, konferansçı, toplumsal aksiyonist vb. roller üstlenir. Kuşkusuz bu rollerin tümünü aynı anda üstlenmesi hem olanaksız hem de gerekli olmayabilir. Üstlenilen değişik roller için bilgi ve beceri gerektiğini söyler. **Sosyal Refah ve Sosyal Hizmet için toplum örgütlenmesi; sosyal refah kaynakları ve sosyal refah ihtiyaçları arasında daha etkili bir uyumu geliştirmeyi sürdürme ve düzenleme süreci ya da sanatıdır. Sosyal refah örgütlenmesi, gerçeği bulma, standartlar koyma, gruplar arası ilişkileri geliştirme, kolaylaştırma, takım çalışması oluşturma, halk anlayışını yükseltme, halk katılımını ve desteğini sağlama, refah programlarını başlatma, geliştirme ve güdüleme ile ilgili sosyal refah alanındaki aktivitelerden oluşur. **Mahalle ve toplum örgütlenmesi için öncelikle mahalle ve toplum belirlenmeli ve çalışma ilişkisi kurulmalıdır. Ardından örgütte var olan ya da olası liderlik, örgütsel özellikler ve meydan okumalar güncel eğitim ve katılımcı tekniklerle değerlendirilmelidir. Sosyal hizmet uzmanları liderler, katılımcılar ve bölge örgütleriyle birlikte çalışarak çalıştay ve eğitimler düzenleyerek örgüt oluşturma becerilerinin geliştirilmesine yardımcı olmalıdır. Örgüt liderlerini ağ oluşturma, kaynakları bulma ve kapsamlı ve içerici iletişim sistemleri oluşturma becerilerini kazanmaları konusunda desteklemelidir. Toplum Örgütlenmesinin Temel İlkeleri Gereksinme ve soruna yönelik program hazırlama (Fonksiyonlara uygun program), Her toplumu kendi özgünlüğü içinde ele alma (Bireyselleştirme ilkesi), Toplumlar gereksinimlerini, isteklerini bildirebilmeli, Hizmetin odağı toplum, amacı ortak refahı sağlamak olmalı (Müracatçı odaklı program), Toplumun gereksinimlerinden, sorunlarından hareket edilmeli (Kabul etme, müracaatçının bulunduğu yerden başlama), Toplumun gereksinmeleri ve sorunları içinde öncelikleri belirleme, Olanaklar ölçüsünde, bütün grupların ve kişilerin önerilen değişimden et-kilenmesi, bu gibi değişimlerin tanımlanmasında ve planın şekillenmesinde ve yürütülmesinde rolü olması, sürecin tüm aşamalarına katılımda bulunmasının sağlanması (Katılım ilkesi), Toplumda iş birliğini geliştirmek, korumak **Toplum örgütlenmesinin temel ilkeleri içinde, katılım ilkesi önemli bir yer tutar. Her sosyal refah programı, toplumun desteği, anlayışı üzerinde kurulmalıdır. Olanaklar ölçüsünde her sosyal refah programı, vatandaşların etkin katkı ve liderliğini içermelidir. Bireyler ya da grupların kendine yardım ilkesi teşvik edilmelidir. Toplum Örgütlenmesi Yaklaşımları

32 a) Grup Yaklaşımı: Toplumun esas olarak gruplardan meydana geldiğini ve grupların karşılıklı tatminkâr ilişkisini sağlamaya çalışan bir yaklaşımdır. b) Hizmet Yaklaşımı: Belli bir özel hizmet alanında ya da coğrafi alanda sosyal refah hizmetlerini buluşturma ve aralarındaki uyuşmayı sağlama sanat veya sürecidir. Burada, toplum örgütlenmesinin belli bir toplumda (coğrafi ya da fonksiyonel birim olarak) sosyal hizmetlerin eşgüdümünü sağlamaya yönelik amacı söz konusudur. c) Süreç ve Sorun Çözme Yaklaşımı: Bu yaklaşıma göre toplum örgütlenmesi, Toplumun ihtiyaçlarını ya da amaçlarını belirlediği, ihtiyaç ya da amaçlarını sıraya koyduğu, onlara erişmek için çalışma iradesini ve güvenini geliştirdiği ve onları karşılamak için (iç ve/veya dış) kaynaklar bulduğu, onlarla ilgili olarak harekete geçtiği ve böyle yaparken toplumdaki iş birliği, tutum ve uygulamalarını geliştirip yaydığı bir süreçtir. Bu yaklaşımda toplumun sorunlarını belirlemesi ve bunlarla ilgili olarak harekete geçmesi için sürecin başlatılması amaçlanmaktadır. d) Değiştirme Yaklaşımı: Bu yaklaşım planlı değişmeyi öngörmektedir. Bu yaklaşım üç aşamayı öngörmektedir. a) İnceleme b) Teşhis e) Hareket. Bu yaklaşım; sorun üzerinde odaklaşmakta ve sorunun çözümü için planlı değişmeyi öngörmektedir. e) Kurumsal (yapısal) Yaklaşım: Bu yaklaşıma göre Toplum örgütlenmesinin odak noktaları küçük gruplar ya da onların sahip olduğu sorunlar değil, toplumun temel sorunları ve değişmenin ortaya koyduğu gerekliliklerdir. Bu yaklaşım içinde toplum örgütlenmesinin odak noktaları; 1) Kentleşme ve endüstrileşmenin çeşitli gruplar üzerindeki etkilerinin çözümlenmesi, 2) Sosyal refah programlarının çözümlenmesi, 3) Bütün sosyal refah tedbirlerinin, sosyal hizmet programlarının toplumsal sistemin bir parçası olarak formüle edilmeleri ve uygulanmalarıdır. İŞLEVSEL TOPLUMLARIN ÖRGÜTLENMESİ Bu modelin temel özelliği, coğrafi bir toplumdan ziyade işlevsel bir toplum üzerinde odaklanmasıdır. İşlevsel toplum örgütlemesinde odak, seçilen bir konuda kabul ve içerme düzeyinin artırılması amacıyla sosyal adalet ve politik değişiklik için savunuculuk yapmaktır. Sosyal adalet için çalışmanın yanı sıra genel tutum ve davranışları değiştirmek için çalışılır ve sistem tarafından yeterince verilmeyen hizmetlerin geliştirilmesi de amaçlanır.işlevsel bir toplum AIDS, kürtaj, suç ve aile içi şiddetin önlenmesi gibi ortak bir konu üzerinde odaklanmayı gerektirir. Bu tür örgütlenmenin temel amacı sosyal adaletin gerçekleştirilmesidir. **İşlevsel toplumlar seçilen sorunla ilgili olarak toplum eğitimi de yapabilir. İşlevsel toplumların örgütlenme düzeyi arttıkça üyelerinin kapasitelerini geliştirmeyi ve kendi içinden liderler oluşturmayı ister. İşlevsel toplum örgütlenmesi yapan bir kurum savunuculuk üzerinde odaklaşabilir; araştırma, toplumsal eylem, eğitim, politika oluşturma ve hizmet geliştirme çalışmalarını savunabilir. İşlevsel örgütlenmede, sosyal hizmet uzmanlarının rolü komşuluk ve toplum örgütlenmesindekilerle benzerlik taşır. Sosyal hizmet uzmanları, kaynak kişidir ve kolaylaştırıcıdır; grubu örgütlemede, sorunları belirlemede, üyeleri seçmede ve savunuculuk stratejilerini ve taktiklerini belirlemede yardımcı olabilir. SOSYAL VE EKONOMİK KALKINMA Kalkınma çabaları sosyal kalkınma, sürdürülebilir kalkınma ve insani kalkınma olmak üzere üç başlık altında toplanmaktadır. Sosyal ve ekonomik kalkınma modelinin amacı düşük gelirli ve baskı altındaki toplumlarda yaşam kalitesini geliştirmek ve ekonomik fırsatlar yaratmaktır. Sosyal ve ekonomik kalkınma modelinde halkla birlikte hareket ederek toplumun gelişimi sağlanmaya çalışılır. Bunun için ilk olarak bölgede oturanlar örgütlenir, liderlik ve örgütsel kapasiteleri geliştirilir, ardından sosyal ve ekonomik kalkınma için plan hazırlanır ve bu plan uygulanır. Bu modelin ana odağı, toplum örgütlenmesini, toplumun sosyal ve ekonomik kalkınması için kaynakları olanları düşük gelirli bölgelere yatırım yapması için ikna etmektir. Böyle bir örgütlenme, topluma yatırım yapabilecek olan kent ve ilçe yönetimlerini, vakıfları, bankaları ve dış yatırımcıları ikna etmeyi amaçlar. **Bu modelde sosyal hizmet uzmanlarının üstlenebileceği roller mahalle ve toplum örgütlenmesi modelinde tanımlanan rollere benzerdir. Sosyal hizmet uzmanları, grubun örgütlenmesine yardımcı olan bir kolaylaştırıcıdır. Bu modelde sosyal hizmet uzmanlarının üstlenebileceği diğer ana roller planlama, fon kaynaklarıyla müzakere yapma, toplum örgütlenmesi amacıyla alınan fonların yönetilmesine yardımcı olma, örgütlenmeye eğitim sağlayabilmek için liderlik yapma ve teknik beceriler olarak sıralanabilir. SOSYAL PLANLAMA Sosyal planlama modeli, problem çözmenin teknik sürecini vurgular ve karmaşık sanayileşmiş çevrede toplumsal değişimi gerçekleştirebilmek için karmaşık değişim süreçlerine rehberlik edebilecek çok iyi eğitim görmüş ve becerikli planlayıcılara gereksinim olduğunu varsayar. Sosyal hizmet uzmanları bu modelde sosyal sorunları tanımlama ve çözme rolünü üstlenir. Bu yaklaşımda, sosyal planlamacı olarak sosyal hizmet uzmanları, veri toplama, veriyi çözümleme ve program tasarımlama, geliştirilen programları uygulama ve kolaylaştırma rollerini yerine getirir. Özetle bu modelin felsefesi Önce verileri toplayalım, ardından akılcı adımı atalım. şeklindedir. **Sosyal planlama modeli mahalle ya da daha geniş alanları güçlendirir; toplumsal ıslah çalışmaları, konut yapımı, toplumsal alt yapı eksikliklerini giderme, sosyal hizmetler ve toplumsal programlar arasında eşgüdüm yapma yoluyla toplumsal ve ekonomik bütünleşmeye yardımcı olur. Sosyal planlama, hem yerel hem toplumsal düzeyde uygulanan, akılcı sorun çözme

33 yöntemleri kullanılarak gelişme, genişletme, sosyal hizmetlerin ve sosyal politikaların eşgüdümü şeklinde tanımlanmaktadır. PROGRAM GELİŞTİRME VE TOPLUM LİYEZONU Bu modelin temel odağı, yeni hizmetler tasarlamak ya da var olan hizmetleri geliştirmektir. Bu hizmet toplumdaki bir nüfus grubu tarafından belirlenen gereksinimleri karşılamak üzere verilir. Değişim için hedef alınan sistemler, bu hizmetler için fon sağlayıcılar ve bu hizmetlerden yararlanmak isteyen müracaatçılardır. Yeni ya da gözden geçirilen hizmetler için gerekli fonları sağlamak için teşvik edilmesi ya da ikna edilmesi gerektiğinden fon sağlayıcılar hedefte yer alır. **Bu modelde, sosyal hizmet uzmanları tarafından üstlenilecek olası roller planlayıcı, öneri hazırlayıcısı, arabulucu, sözcü, fon sağlayanlar ve hizmetlerden yararlananlar ile çalışmada kolaylaştırıcı olarak sıralanabilir. Program yerleşik hâle geldikçe hizmetlerin amaçlarına ulaşması için sosyal hizmet uzmanları denetleyici, yönetici, değerlendirici gibi ilave rolleri üstlenebilir. Sosyal sorun, politika ve program ilişkisi SORUN POLİTİKA PROGRAM Özürlü bireylere sunulan hizmetlerin yetersiz olduğunun düşünülmesi Mevzuatta özürlüler lehine yapılan değişiklikler Özürlüler yasasında belirtilen evde bakım hizmeti Bağlam: Hangi sosyal, ekonomik ve tarihsel faktörler, sosyal refah sistemi içinde özürlü bireyleri dezavantajlı hâle getirdi? Bağlam: Mevzuattaki değişilikler hangi sosyal, politik ve ekonomik faktörlerden etkilendi? Neden bugün evde bakım hizmeti uygulanabilir hâle geldi? Özürlülere karşı ayrımcılık, öncelikli hizmet grubu olarak görülmemesi Değerler: Hangi sosyal değer bu sorunla daha ilişkili? Toplumdaki olumsuz değerler (özürlülerin işlevsel olamayacaklarına, topluma yük olduklarına ilişkin olumsuz değerler) Ülkenin sosyal ve ekonomik olarak gelişmesi, ülkede sosyal refah alanına kaynak aktarımının artması, özürlülere yönelik haklar perspektifinin gelişmesi, Avrupa Birliği ne giriş süreci, özürlü aktivistlerin artması. Değerler: Toplumsal beklentilerin yükselmesi, toplumsal bilinçlilik düzeyinin artması Mevcut yatılı kurumların kapasitelerinin yetersiz olması Değerler: Geleneksel yapının çözülmesi EŞYÖNETİM (KOALİSYON) OLUŞTURMA Eşyönetim oluşturma, iş birliğinin bir türüdür. Eşyönetimler, gruplararası eylem ve iş birliği gereksinimi ve isteğinden ortaya çıkan karmaşık yapılardır. Sosyal politika düzeyinde çalışanlar için eşyönetim oluşturma önemli bir işlevdir. Eşyönetim oluşturma, güçlü istek yanında bilgi, uzmanlaşmış beceriler, iş birliği ve planlamaya büyük ölçüde katılım gerektirir. Eşyönetimleri oluşturan birimler hem özerkliklerini koruma hem de bir arada çalışma mücadelesindedir. Bu nedenle eşyönetimler dinamik bir gerilime sahiptir. Eşyönetimler geçici, yarı geçici ve kalıcı olabilir. Hükûmete bağlı kurumlardır. **Bu modelde sosyal hizmet uzmanlarının üstlenebileceği roller, insani hizmet eşyönetimlerini oluşturma ve devamlılığını sağlamak için liderlik yapma, arabuluculuk, gerilimi dengelemek için müzakerecilik ve eşyönetimin odağını koruması için liderlik rolleri olarak sıralanabilir. POLİTİK VE SOSYAL AKSİYON Bu model, demokrasi ve sosyal adaletle uyumlu olarak daha fazla kaynak ve daha fazla hizmet alabilmek amacıyla güç yapısına baskı oluşturabilmek için örgütlenmeye, belki de başkalarıyla temas kurmaya ve birleşmeye gereksinim duyan dezavantajlı bir nüfus grubunun olduğunu varsaymaktadır. Politik ve sosyal aksiyon hareketleri sıklıkla temel kurumlarda ya da formel örgütlerin temel politikalarında esaslı değişiklikler gerçekleştirmeyi amaçlar. Bu grupların amaçları güç kaynaklarının yeniden dağıtılmasıdır. **Sosyal hizmet uzmanlarının rolleri, savunuculuk, kışkırtıcılık ya da tahrikçilik, aktivist, partizan, aracı ve müzakereci olarak sıralanabilir. Müracaatçı gruplar, baskıcı güç yapısının kurbanı olarak görülür. Bu modelde sosyal hizmet uzmanlarının üstlenebileceği ilave roller örgüt üyelerinin örgütleme ve liderlik kapasitelerini geliştirme, problemin odağını ve şiddetini belirlemek amacıyla araştırma yapma, sorunla ilgili olarak toplumu eğitme ve üyeleri seçmedir. ** Sosyal aksiyon, sosyal sorunların çözülmesine yardım etme ve toplumdaki bazı hastalıkları ortadan kaldırma konusunda içten katılanlar için bir yaklaşımdır. ** Toplum örgütlenmesinin bir diğer alt dalı olan sosyal aksiyon, toplumsal mevkilerin ve toplum kaynaklarının sosyal güç dâhil geliştirilmesi, yeniden dağıtılması ve denetimi için toplum ilişkilerini ve davranış kalıplarını harekete geçirmektir. TOPLUMSAL HAREKETLER Toplumsal hareketler, sosyal ve ekonomik koşulları değiştirmek için insanlık tarihi boyunca olagelmiştir. Son yıllarda ise örgütler politikalarda, yasalarda, kurumlarda, tutumlarda ve davranışlarda değişiklikler yapmak için başarılı savunuculuk yapmak amacıyla eşyönetimler oluşturmaktadır. Sivil haklar hareketi aynı zamanda kadın hareketi, engelli hakları hareketi, gey ve lezbiyenler hareketi gibi ilgili hareketlerden de destek almıştır. Daha adil ve koruyucu topluma doğru gelişmeye,

34 toplumsal hareketler yoluyla yardımcı olunabilir. Genel olarak sosyal hizmet uygulamaları toplumsal hareketlere katkı verir ve sosyal hizmet uzmanlarının yaptıkları uygulamalar toplumsal hareketlerden etkilenir. Toplumla Sosyal Hizmet Modelleri ve Gerçekleştirmek İstenen Değişiklikler Modeller Mahalle ve toplum örgütlenmesi İşlevsel toplumların örgütlenilmesi Sosyal ve ekonomik kalkınma Sosyal planlama Program geliştirme ve toplum liyezonu Politik ve sosyal aksiyon Eşyönetim (koalisyon) Toplumsal hareketler İstenen değişiklikler Üyelerin örgütlenme becerilerini geliştirme, bölgesel planlama ve dışsal kalkınmanın etkisini değiştirme Savunuculuk üzerinde odaklaşma, sosyal adaleti gerçekleştirmek için harekete geçme; davranışları ve tutumları değiştirme, hizmet verme Halk perspektifinden kalkınma planları hazırlama, halkı sosyal ve ekonomik kalkına yatırımlarını kullanmaları için hazırlama Seçimle gelen kurullar ve insani hizmet planlama konseyleri tarafından gerçekleştirilecek eylemler için kentsel ya da bölgesel ölçekte planlar hazırlama Toplumsal hizmetlerin etkililiğini artırmak için kurum programlarını geliştirme, yeni hizmetler oluşturma Politikaları ya da politika yapıcıları değiştirmek için sosyal adalet odaklı eylem yapma Programın yönünü değiştirme ve azalan kaynakları geliştirmek için çoklu-örgütsel güç temelini geliştirme Belirli bir nüfus grubu ya da sorunu için yeni bir paradigma sağlayacak ve sosyal adaleti gerçekleştirecek eylem yapma Toplumla Sosyal Hizmet Modelleri ve Değişim İçin Hedef Alınan Sistemler Modeller Değişim İçin Hedef Alınan Sistemler Mahalle ve toplum örgütlenmesi Yerel yönetimler, dış yatırımcılar İşlevsel toplumların örgütlenmesi Genel olarak toplum, hükûmete bağlı kurumlar Sosyal ve ekonomik kalkınma Bankalar, vakıflar, dış yatırımcılar Sosyal planlama Toplum liderlerinin bakış açıları, insani hizmet liderlerinin bakış açıları Program geliştirme ve toplum liyezonu Kurum programlarına fon sağlayanlar, kurum hizmetlerinden yararlananlar Politik ve sosyal aksiyon Oy sahibi halk, seçimle gelen kişiler Eşyönetim (koalisyon) Seçimle gelen kişiler, vakıflar, hükûmete bağlı kurumlar Toplumsal hareketler Genel olarak halk, politik sistemler Toplumla Sosyal Hizmet Modelleri ve Birincil Yararlanıcılar Modeller Birincil Yararlanıcılar Mahalle ve toplum örgütlenmesi Mahalle, bölge ya da kırsal bölgede oturanlar İşlevsel toplumların örgütlenmesi Bir toplumda, bölgede, ülkede ya da küresel boyutta benzer sorunlara, ilgilere ya da konulara sahip nüfus Sosyal ve ekonomik kalkınma Bir kentte ya da bölgedeki düşük gelirli, marjinalize olmuş ya da baskı altındaki nüfus Sosyal planlama Seçimle gelen kişiler, sosyal kurumlar ve kurumlararası örgütlenmeler Program geliştirme ve toplum liyezonu Kurum yöneticileri, toplum temsilcileri Politik ve sosyal aksiyon Belirli bir siyasal görüşe sahip kişiler Eşyönetim (koalisyon) Belirli bir sorun konusunda benzer görüşe sahip örgütler Toplumsal hareketler Yeni bir görüş, bakış açısı ve imaj yaratma becerisine sahip liderler, yurttaşlar ve örgütler Toplumla Sosyal Hizmet Modelleri ve İlgi Odakları Modeller Mahalle ve toplum örgütlenmesi İşlevsel toplumların örgütlenmesi Sosyal ve ekonomik kalkınma Sosyal planlama Program geliştirme ve toplum liyezonu Politik ve sosyal aksiyon İlgi Odağı Belli bir coğrafi bölgede yaşam kalitesini yükseltme Belirli bir nüfus grubu ya da sorun için savunuculuk Gelir düzeyini artırma, kaynakları geliştirme, sosyal destek sağlanma; temel eğitim ve liderlik becerilerini geliştirme Sosyal gereksinimleri coğrafi planlamayla bütünleştirme, insani hizmet kurumlarının eşgüdümünü sağlama Belli bir nüfus grubu için hizmet sunumu Politik güç oluşturma, kurumsal değişim sağlama

35 Eşyönetim (koalisyon) Toplumsal hareketler Sosyal gereksinim ya da konularla ilgili spesifik bir sorun Toplumda sosyal adaleti gerçekleştirme ÜNİTE 11= Toplumla Sosyal Hizmet Müdahalesi Becerileri 1. Ön Değerlendirme Becerisi Toplumu anlama ve analiz etmek, bir başka ifadeyle ön değerlendirme yapabilmek için hedef toplumu saptama, toplumun özelliklerini ortaya koyma, farklılıkları tanıma ve yapıyı belirleme olmak üzere dört odaktan oluşan bir çerçeve sunmaktadır. ** Coğrafi bir toplumu incelemek için bir çizelge hazırlanmıştır. Bu çizelge yapı, tarih ve nüfus yapısı, ekonomik sistem, politik sistem, eğitim sistemi, sosyo-kültürel sistem, insani hizmet sistemi ve toplumun genel konuları olmak üzere yedi konuyu içermektedir. Toplumla sosyal hizmet uygulamasında ön değerlendirme aşaması toplumun yapısını tanıma, alanı ve bu alanda yaşayanları tanıma, toplumun güçlü yanlarını belirleme ve toplumdaki insanlarla konuşma olmak üzere dört alt basamağa ayrılmıştır. ** Toplumu anlamak için yapılacak toplum incelemesinde göz önünde tutulacak değişkenlerden bazıları; demografik özellikler, ekonomik özellikler, işsizlik, ailelerin gelir düzeyleri, oturulan semt ve konut özellikleri, kültür, toplum içindeki iletişim ve etkileşim, toplumda sosyal hizmetlere olan gereksinmeler hangi yollarla karşılanıyor, sosyal hizmetlere toplumun katılım eğilimleri, toplumun sosyal hizmet gereksinimlerine karşı geliştirdiği kurumsal olmayan çözüm yolları olarak sıralanabilir. Toplumun Güçlü Yönlerini ve Sorunlarını Anlama Odaklarına Göre Sosyal Hizmet Uzmanlarının Yerine Getirmesi Geren Görevler Odaklar Hedef toplumu saptama Toplumun özelliklerini ortaya koyma Farklılıkları tanıma Yapıyı belirleme Yerine Getirilmesi Geren Görevler 1. Hedef toplum üyelerinin özelliklerini anlama 2. Toplumun sınırlarını saptama 3. Sosyal sorunları belirleme 4. Baskın değerleri anlama 5. Baskının resmî ve örtük mekanizmalarını belirleme 6. Ayrımcılığın kanıtlarını belirleme 7. Güç unsurlarının yerlerini tanıma 8. Kaynak ulaşılabilirliğini belirleme 9. Kaynak denetim ve hizmet sunum biçimlerini belirleme ** Sosyal hizmet uzmanlarının sosyal hizmet müdahalesinin odağı olan toplumu ve üyelerini tanıması ve anlaması gerekmektedir. Bunun için hedef toplumun tarihi, nüfusu ve toplumu oluşturan insanların özellikleri belirlenmelidir. Sosyal hizmet uzmanları hedef toplumdaki farklılıkların nasıl yansıdığını tam olarak anlamaya çalışmalıdır. Bu çalışma genellikle sosyo-ekonomik statü, yaş, ırk, cinsiyet gibi sosyal verilerin incelenmesiyle başlar. Sosyal hizmet uzmanları yoksulluk ve öncelikli gereksinim alanlarını ve hedef toplumun yoğunlukla bu alanlarda mı yoksa bölgenin geneline mi yayıldığını belirlemelidir. 2.Toplumun Özelliklerini Ortaya Koyma Becerisi I. YAPI, TARİH VE NÜFUS A. Fiziksel yapı: 1. Yerleşim, ekoloji ve büyüklük 2. Diğer coğrafi yerleşim yerleriyle ilişkiler B. Tarihsel gelişim: 1. Yerleşim, önemli olaylar, tarihsel süreç içinde değişim, kültürel faktörler C. Demografi: 1. Nüfus:a. Yaş ve cinsiyet dağılımı, b. Kültürel, etnik ve ırksal gruplar, c. Sosyoekonomik dağılım 2. Fiziksel yapı:a. Kim, nerede yaşıyor? b. İşyeri, sanayi ve kurumların yerleri 3. Diğer: a. Hareketlilik, b. Konut koşulları D. Kültürel yapı: 1. Toplum normları, değerleri ve beklentileri 2. Toplum gelenekleri ve olaylar II. EKONOMİK SİSTEM A. İstihdam 1. Sanayi: niteliği, istihdam edenler, istihdam edilenlerin sayısı, diğer toplumlardan etkilenmesi, toplum ve istihdam edilenler arasındaki ilişki 2. Dağılım-tüketim: perakende ve toptan satış işleri, türü, yeri, sahipleri, istihdam edilenler 3. Çok sayıda kişiyi istihdam eden kuruluşlar: türü, istihdam edilenlerin sayısı, türü, toplumla ilişkileri, diğer toplumlardan gelen etkiler B. Diğer ekonomik faktörler:1. Ekonominin dengesi 2. Önde gelen ticaret adamları 3. Ekonomik sisteme etki eden örgütler III. SİYASAL SİSTEM A. Hükümete bağlı üniteler (yapı ve işlevleri): 1. Kontrol alanı 2. Personel yapısı 3. Mali durumu 4. İşlevsellik biçimi B. Hukuksal yapı C.Siyasal partiler:önde gelen partiler ve son seçimdeki oy dağılımı

36 D. Sosyal hizmet sistemi üzerindeki etkileri E. Sağlanan hizmetler IV. EĞİTİM SİSTEMİ A. Yapı ve yönetimi (her düzeyde) B. Finansmanı C. Öğrenci dağılımı: 1. Her bir düzeydeki öğrenci sayısı 2. Okula devam ve devamsızlık oranları D. Öğretime ilişkin faktörler: 1. Öğretmen öğrenci oranı 2. Öğretilen konular, eğitim felsefesi 3. Özel gereksinimi olan öğrenciler için sağlanan hizmetler E. Müfredat aktiviteleri F. Toplum ilişkileri V. SOSYAL-KÜLTÜREL SİSTEM A. Rekreasyon-kültürel aktiviteler, olaylar: 1. Parklar, topluma açık rekreasyon programları 2. Kültürel kaynaklar: kütüphaneler, müzeler, tiyatrolar, konserler 3. Ticari rekreasyon B. Dinsel kurumlar ve aktiviteler: 1. Türü, yeri, üyeleri, aktiviteler, liderleri 2. Tutumlar: değerler, sosyal refah sorunlarına ilgi 3. Toplum üzerindeki etkisi C. Dernekler ve organizasyonlar: 1. Türü, üyeleri, amaçları ve hedefleri 2. Aktiviteleri, işlevsellik biçimi, liderlik 3. Gruplararası organizasyonlar ve toplum içinde ve dışındaki bağlantıları 4. Var olan kaynaklar D. Medya: 1. Radyo, tv, gazete E. Etnik, ırksal ve diğer farklılaşan gruplar: 1.Yaşam tarzları, gelenekleri, çocuk yetiştirme kalıpları, 2.Toplumla ilişkileri, 3.Yapısı ve işlevselliği F. Toplum liderleri:1. Etkili kişiler, güç nasıl kullanılıyor 2. Liderlik ve saygın kişiler VI. İNSANİ HİZMET SİSTEMİ A.Tıbbi bakım hizmetleri ve kurumları:1. Doktorlar, dişçiler ve diğer personel 2. Hastaneler, klinikler, bakımevleri 3. Toplum sağlığı hizmetleri 4. Tıbbi bakım sisteminin insanların gereksinimlerini karşılama durumu B. Formel sosyal refah sistemi 1. Toplumdaki kuruluşlar: işlevi, hizmetler için uygun kişiler, nasıl desteklendiği veya onaylandığı, hizmet koşulları, personeli, yeri 2. Topluma dışarıdan hizmet veren kuruluşlar: yeri, verdiği hizmetler, hizmet koşulları, denetimi 3. Sosyal refah kuruluşları arasındaki çatışmalar, örtüşmeler ve birbirini tamamlayıcı faktörler C. Enformel yardım sistemi:1. Bireyler ve organizasyonlar 2. Yardımın kime, nasıl verildiği 3. Formel sistemle ilişkileri D. Planlayıcı yapılar:1. Fon oluşturucu, düzenleyici, danışmanlık verici VII. GENEL KONULAR A.Toplumun genel konuları. Kimi ilgilendiriyor? Niçin? Bu konuyla ilgili neler yapılabilir? B.Sosyal sorunların çözümünde geleneksel yollar. C.Toplumun karar verme süreci D. Toplum ne kadar özerk? Çeşitli hizmet alanları birbiriyle uyumlu mu yoksa farklı mı? Toplumla psikolojik özdeşim nasıl? E. Toplumun güçlü yönleri F. Toplumun zayıf yönleri ** Sosyal hizmet uzmanları uygulama yapacakları toplumun sınırlarını belirlemelidir. Sosyal hizmet uzmanları, müdahalenin gerçekleştirileceği coğrafi sınırları, hedef toplum üyelerinin coğrafi sınırlar içinde nereye yerleştiğini, hedef toplum için var olan fiziksel ve sosyal engeller ile hedef topluma hizmet veren sağlık hizmetleri ile insani hizmet programlarını saptamalıdır. Alan, bir toplum tarafından kullanılan mesafedir. Toplumun büyüklüğünün bir boyutudur. Alan üzerine odaklanma sosyal hizmet uzmanlarının idare edilebilir sınırlar oluşturmasına yardımcı olur. ** Toplumu anlamada bir diğer boyut, alan kullanımıdır. Bu kavramın kullanımıyla ilgili yöntem, toplumun bulunduğu yerin haritası çizilir ve perakende satış yapan dükkânlar ile toptan satış yapan dükkânlar, ağır ya da hafif sanayi, okullar ve diğer kurumlar çeşitli türdeki yataklı kurumlar ve farklı ve etnik sosyo-ekonomik gruplar bu harita içine yerleştirilir. Sosyal hizmet uzmanlarının toplumun sınırları, onu oluşturan parçalar (bireyler, aileler, birlikler, mahalleler, örgütler, kurumlar vb.) ve çevresi hakkında bilgi sahibi olması gereklidir. ** Sosyal hizmet uzmanları, toplumla sosyal hizmet uygulaması yapılacak toplumdaki sosyal sorunları belirlemelidir. Sosyal hizmet uzmanları, toplumda hedef nüfusu etkileyen en önemli sosyal sorunları, bu sorunları yaşayan hedef nüfusun alt gruplarının olup olmadığını, belirlenen sosyal sorunlarla ilgili var olan verileri ve var olan verilerin toplumda nasıl kullanıldığını ve bu verileri kimin topladığını ve verilerin sürekli olarak toplanıp toplanmadığını ortaya koymalıdır. 3.Farklılıkları Tanıma Farklılık hakkındaki bilgiler, nüfus sayımı verilerinden ya da yapılan araştırmalardan da elde edilebilir. Bu bilgilerin önemli bir kısmı gözlem yoluyla ya da çeşitli nüfus grupları hakkında kişisel bilgiye sahip insanlardan edinilebilir. Herhangi bir toplum

37 hakkında toplanabilecek bilginin sınırı yoktur. Tam bir bilgi toplamak asla mümkün değildir. Bu nedenle bazı kararlar, anlayış için yeterli bilgi toplandığı zaman alınabilir. Elde edilen bilgiler toplumun tüm kesimlerini ve birimlerini kapsamalıdır. Toplumla ilgili bilgiler yerel tarih kitapları ve nüfus sayımı sonuçları gibi farklı kaynaklardan edinilebilir. Ayrıca ticaret odalarından, yerel yönetim birimlerinden, gönüllü örgütlerden de bilgi sahibi olunabilir. Bununla birlikte, bazı bilgileri elde etmek çok zordur. ** Farklılıkları tanıma çerçevesinde sosyal hizmet uzmanları, baskının resmî ve örtük mekanizmalarını belirlemelidir. Baskının resmî ve örtük mekanizmalarının belirlenmesi, toplumla sosyal hizmet uygulamasında göz önünde bulundurulması gereken bir konudur.bu bağlamda, hedef toplum üyeleri arasında gözlenen farklılıkların neler olduğu, hedef toplum üyeleriyle toplumdaki diğer gruplar arasında ne tür farlılıkların gözlendiği, hedef toplumu oluşturan nüfus arasındaki farklılıkların, içinde bulunulan büyük toplum tarafından nasıl görüldüğü ve hedef toplumun tanımlanabilecek güçlerinin neler olduğu ve bu güçlerin güçlendirmeye nasıl katkıda bulunabileceği konularına açıklık getirilmelidir. Baskı, bir grup veya kuruluş üzerinde şiddetli kısıtlamalar oluşturma eylemidir. ** Toplum etkileşimini anlamak için gerekli bilgiler birçok bireyden ve küçük gruplardan toplanabilir. Sosyal hizmet uzmanları hem resmî hem de gayrı resmî mülakat yapma, gözlem yapma ve küçük gruplara katılma yoluyla bilgi toplar. Sosyal hizmet uzmanları toplum hakkında anlayış geliştirmek için toplum etkileşimleri ve bu etkileşimlerin bireyler, gruplar ve aileler üzerindeki etkilerini gözler. 4.YAPIYI BELİRLEME Toplumu anlamadaki dördüncü odak alanı yapı dır. Amacı; sosyal hizmet uzmanının güç dağılımını tanımasına, kaynakların sağlanıp kullanılmasına, toplumdaki hedef insanları etkileyen hizmet biçimlerine zemin oluşturmaktır. **Sosyal hizmet uzmanlarının yapıyı belirleme odağı ile ilgili olarak güç unsurlarının yerlerini tanıma görevi bulunmaktadır. Toplumdaki hedef nüfusa yönelik sağlık ve sosyal hizmetler için yerel ve toplum dışındaki fon kaynaklarının neler olduğu, bu hizmetlerin sunumunda güçlü liderlerin varlığı ve hizmet dağıtım ağını toplumun hangi güç yapılarının etkilediği konuları, toplumdaki güç unsurlarını tanımak bakımından önemlidir. **Yerel hizmetler, yatırım kaynaklarının çoğu hedef toplum gereksinimleriyle doğrudan karar alınmasını etkilemiştir. Güç noktasından toplumu gözlemlemek için toplumdaki resmî ve resmî olmayan liderlerin belirlenmesi gerekir. Siyasal iklim ve toplumun öncelikli konuları yerel gazetelerin okunması ve yerel toplum liderleriyle konuşulması yoluyla değerlendirilebilir. Yasal bir değişiklik gerekiyorsa, hedef toplumu etkileyen konulara liderlik etmek isteyecek kişi belirlenmelidir. Toplumun sahip olduğu güç; seçkinci yapı, çoğulcu yapı ve örgütlenmemiş yapı olmak üzere üç perspektiften incelenebilir. Seçkinci yaklaşım, insanların küçük bir bölümünün çeşitli toplum sektörlerinde orantısız güç sahibi olduklarını kabul eder. Çoğulcu yaklaşım, konular değiştikçe çeşitli ilgi gruplarının ve değişen eşyönetimlerin ortaya çıktığına dikkat çeker. Bu perspektif toplumda ortaya çıkan özel ilgi gruplarına bağlı olarak artış gösterebilir. Örgütlenmemiş yapı, toplumda kalıcı bir güç ilişkisi biçiminin bulunmadığını gösterir. **Toplum yapısıyla ilgili bir diğer konu var olan kaynaklardır. Dolayısıyla sosyal hizmet uzmanları toplumdaki kaynaklara insanların ulaşabilmesini, yani kaynak ulaşılabilirliğini belirlemelidir. Hedef toplumun gereksinimlerini karşılama aşamasına gelindiğinde toplumlar kaynak bakımından zengin veya yoksul olarak tanımlanabilir. İncelenmesi gereken çok sayıda kaynak çeşidi vardır. Kaynaklar sevgi, statü, bilgi, para, mal ve hizmetler olarak altı grupta toplanabilir. Toplumdaki insanlar için var olan kaynakları değerlendirirken birçok alan (sağlık, para, eğitim vb.) keşfedilebilir. Hedef toplumda her alan için kaynakların miktarını belirlemek amacıyla politika, uygulama, yer, uygunluk ve katılım konuları açıklığa kavuşturulmalıdır. **Sosyal hizmet uzmanları toplumları değerlendirirken toplum sisteminin güçlerini ve sınırlılıklarını yani toplumun sorunlarını nasıl çözdüğünü, değişim kapasitesini ve motivasyonunu göz önünde bulundurmalıdır. Toplumda birincil ilişkilerin varlığı, toplumların göreli olarak özerkliği, sorunlarla karşı karşıya gelme ve bu sorunları çözmek için çaba harcama kapasitesi, geniş bir güç dağılımı, vatandaşların topluma bağlılığı, vatandaş katılımı, heterojen ilişkilerden ziyade homojen ilişkilerin varlığı ve anlaşmazlıkları çözebilme gücünün bulunması insanların işlevlerini yerine getirmelerine ve gereksinimlerini karşılamalarına yardımcı olur. 5.PLANLAMA Sosyal hizmet uzmanları toplumla sosyal hizmet uygulamasının planlama aşamasını bireylerle, ailelerle ve gruplarla sosyal hizmet uygulamasında izlenen alt basamakları göz önünde bulundurmak durumundadır. Sosyal hizmet uzmanlarının toplumla sosyal hizmet uygulamasının planlama basamağında izlemesi gereken alt aşamalar aşağıda açıklanmıştır. Müracaatçıyla çalışma: Müracaatçı sistemiyle çalışma hizmetlerinden yararlanabilecek olan insanlarla yakın bir çalışma ilişkisi kurmak anlamına gelmektedir. Toplumla sosyal hizmet uygulamasında müracaatçıyla çalışma, müdahalenin tamamlanmasında sosyal hizmet uzmanlarına yardımcı olabilecek diğer meslek elemanlarıyla, örgütlerle ve kurumlarla çalışma ilişkisi kurma anlamını da içermektedir. Bunlar, sosyal hizmet uzmanlarına birey olarak müracaatçıların gereksinimleri hakkında bilgi sağlayabilir ve müdahale sürecinin gerçekleşmesinde yardımcı olabilir. Problemleri önceliklerine göre sıralama: Bu modele göre problemlerin planlı değişim sürecinin değerlendirme aşamasında belirleneceği varsayılır. Bir program geliştirilmesi durumunda, sosyal hizmet uzmanlarının toplumda var olan bazı sorunları belirlemiş olması gereklidir.

38 Problemleri gereksinimler şeklinde ifade etme: Problemleri gereksinimler şeklinde ifade etme, sosyal hizmet uzmanlarının toplumun gereksinimlerinin karşılanması için izleyeceği yönü belirlemesine yardımcı olacaktır. Bu durum sosyal hizmet uzmanlarının sorunları çözebilmek için ne yapacağı üzerinde hatalı bir şekilde odaklanmasını önleyecektir. İlk olarak gerçekten neyin gereksinim olduğunu açık bir şekilde tanımlamak için veri ya da bilgi toplanmalıdır. İkinci olarak belirlenen gereksinimi karşılamak için toplumda hâlihazırda hizmet veren diğer kurumlar ya da programlar belirlenmelidir. Üçüncü olarak müracaatçılarla ilgili diğer profesyonellerle temas kurulmalıdır. Dördüncü olarak problemin ve gereksinimin toplumda yaşayan insanlar tarafından nasıl algılandığının ortaya konulması için onlarla görüşülmelidir. Son olarak gereksinimler değerlendirilmelidir. Müdahale düzeylerini belirleme: Esas olarak hedef strateji olarak toplumla sosyal hizmet uygulaması seçilmiştir. Uygulama bölümünde belirtilen uygulama modellerinden biri seçilebilir. Amaçları ve hedefleri belirleme: Program geliştirmede amaç, yeni bir programı tanımlamak ve geliştirmektir. Bununla ilgili olarak öncelikle var olan gereksinim göz önünde bulundurulmalıdır. İkinci olarak oluşturulması için destek sağlanmalıdır. Üçüncü olarak sorumlulukların dağıtılmasıdır. Dördüncü olarak önerilen programın hedefi veya amaçları betimlenmelidir. Beşinci olarak açık hedefler belirlenmelidir. Altıncı olarak program için yapılabilirlik (fizibilite) çalışması gerçekleştirilmelidir. Yedinci olarak programı başlatmak için gereksinim duyulan kaynaklar harekete geçirilmelidir. Sekizinci olarak programın hizmetleri nasıl vereceği belirlenmelidir. Dokuzuncu olarak programın nasıl işler hâle getirileceği saptanmalıdır. Onuncu olarak programda hizmetlerin nasıl sürdürülebilir olacağı ortaya konmalıdır. Sözleşme yapma: Sözleşme çeşitli düzeylerde gerçekleştirilebilir. Eylem gruplarıyla ve yönetim kurullarıyla sözleşme yapılabilir. Toplumda hizmetlerin yürütülebilmesi için kurumlar arası sözleşmeler hazırlanabilir. 6. SON DEĞERLENDİRME Sosyal hizmet uzmanları, öncelikle toplumla sosyal hizmet uygulaması kapsamında geliştirdikleri programların etkililiği ve verimliliğini değerlendirmek durumundadır. Çağdaş sosyal hizmet uygulamalarında profesyonel sorumluluğu yerine getirmek amacıyla değerlendirmenin yapılması gerektiğini belirtilmektedir. Bu gerekliliği karşılamak üzere sosyal hizmet uzmanları, öncelikle geliştirilen programlamların amaç ve hedeflerine etkili bir biçimde ulaşıp ulaşmadığını belirlemeli ve gerçekleştirilen programların yeniden yapılandırmaya ya da daha etkili biçimde yönetmeye yardımcı olacak bilgiyi elde etmelidir. **Sosyal hizmet uzmanlarının programları yürütürken karşılaşılan problemlerin çözümü için başkalarının uygulamasına yönelik modelleri belirlemek ve bir kuramı ya da yaklaşımı test etmek, programları etkili bir biçimde yönetmek için personelin gereksinim duyduğu şeyleri belirlemek amacıyla da değerlendirme yapabilir. Ayrıca programların iyi işleyip işlemediğini, müracaatçıların bakış açılarıyla değerlendirmek ve daha etkili hizmetin nasıl verilebileceğini belirlemek de değerlendirme sürecinin amaçları arasında yer almaktadır. Gereksinim Değerlendirmesi: Bir kurumun yeni bir hizmet programına gereksinimi olup olmadığını ve varsa boyutlarını belirlemek; karşılanmayan gereksinimleri ortaya koymak amacıyla yapılır. Değerlendirmenin Değerlendirmesi: Bu program değerlendirilebilir mi? Kurumun müdahale ve amaçları açık bir şekilde tanımlanmamış ise bunun yapılması çok zordur. Süreç Analizi: Kurum tarafından verilen hizmetler ve yapılan müdahalelerin biçimi ve tarzı ile ilgili değerlendirmedir. Bu değerlendirmeyi yapacak meslektaşlar için müracaatçı doyum envanterleri uygun bir değerlendirme aracı olabilir. Program Çıktı (Ürün) Analizi: Bir programın amaç doğrultusunda işleyip işlemediğini belirlemek amacıyla yapılır. Örneğin; amaç, bilgi, beceri ve tutum değişikliği ise bunların gerçekleşme düzeyine bakılır. Program İzleme: Bir kurumun yapmış olduğu uygulamaların her boyutu ile ilgili veri toplamak amacıyla sürekli yapılan bir aktivitedir. Var olan problemler, müracaatçıların demografik özellikleri, verilen hizmetler, ulaşılan çıktılar belirlenir. 7. SONLANDIRMA Sonlandırma, makro uygulama sürecinin sona ermesidir. Bir müdahale değerlendirildikten sonra iki şeyden biri gerçekleşir. Bir tarafta makro bağlamda planlı değişme süreci basitçe tamamlanabilir. Bu durumda, amaçlar ve hedefler yeterli bir düzeyde gerçekleştirilir ya da sosyal hizmet uzmanı makro uygulamayı sürdürmenin anlamlı olmadığına karar verebilir. Diğer tarafta, sosyal hizmet uzmanları amaç ve hedeflerin yeterli bir şekilde gerçekleştirilemeyeceğine karar verebilir ve problem varlığını sürdürmeye devam edebilir. Bu durumda, sosyal hizmet uzmanları planlı değişme sürecini sürdürmeye karar verebilir ve sürece değerlendirme basamağından devam edilir. **Sosyal hizmet uygulaması, müracaatçı sistemin üyeleriyle birlikte gerçekleştirildiyse ve istenen sonuçlardan kendilerinin sorumlu olduklarını hissediyorlarsa, sistem, meydana gelen değişimi içselleştirecektir. Sonlandırma sürecinde, sosyal hizmet uzmanları toplumlarda yerel liderliğin oluşması ve sistem içinde ağların oluşması için destek verir. Liderliğin ve ağların oluşması sonrasında sistem, sosyal hizmet uzmanlarından bağımsız olarak işlev görmeye başlar. **Sosyal hizmet uzmanları çoklu müracaatçı gruplarıyla çalışmasını sonlandırdığı zaman, sosyal hizmet uzmanı ve müracaatçı ilişkisi sonlanması gereken tek ilişki değildir. Büyük müracaatçı sisteminin üyeleri de birbirleriyle ilişkiye girer ve üyeler bu ilişkiden yarar sağlar ve birbirlerine destek olur. Sosyal hizmet uzmanları, bu ilişkilerin birbirlerini destekleyecek şekilde sonlanmasına yardımcı olur.

39 **Sosyal hizmet uzmanları, tüm üyelerin tamamlanan iş konusundaki görüşlerini ve duygularını paylaşmaları ve geleceği planlamaları için kapanış toplantısı planlayabilir. Bu tür sonlandırmaya yapılandırılmış sonlandırma adı verilir. Kutlamalarla ve törenlerle yapılan sonlandırmada ilişkilerin sonlandırılması için seremoniler düzenlenir ve sosyal hizmet uzmanları ile müracaatçılar çalışmanın başarısı için sembolik yaşantılar oluşturur. Partiler, törenler, başarı sertifikaları, kapanış raporunun oylanması, kapanış notları yeni başlangıçlar için köprü oluşturur. **Sosyal hizmet uzmanları, yeni ve heyecan verici yolculuklara başlamak üzere toplumla ilişkisini keserken toplum üyelerinin yaşamlarını sürdürmeye devam ettiklerini hiçbir zaman aklından çıkarmamalıdır. 8. İZLEME İzleme, planlı değişim sürecinin son basamağıdır. Toplumla sosyal hizmet uygulamasının sonlandırılmasından sonra, izleme makro uygulamanın gerçekten başarılı olup olmadığını denetlemeyi ya da eski sorunların benzerinin bir başka biçimde yeniden ortaya çıkıp çıkmadığını belirlemeyi kapsar. Birçok durumda, bu aşama gerçekleştirilmesi en zor olan aşamadır. İzleme çalışması yapmanın önündeki engeller; sosyal hizmet uzmanlarının vaka yüklerinin çok olması, başka sorunlarla ya da taleplerle uğraşması olarak sıralanabilir. İzleme bilgisinin edinilmesi çok zor olmakla birlikte, makro değişme çabasının sürdürülmesi için dikkate değer bir çabanın harcanması gerekir. İzleme çalışması sonrasında, tüm süreç tamamlanabilir, etkili değişiklikler gerçekleştirilebilir ya da sorunlar yeniden ortaya çıkabilir. ÜNİTE 12= Müdahale Stratejisi Geliştirme: Proje Yönetimi I Proje Yönetimi: Genel olarak baktığımızda, proje yönetimi, 5N-1K olarak kısaltılan, Ne, Nerede, Ne zaman, Neden, Nasıl ve Kiminle sorularına verilen yanıtlar üzerinden gerçekleşir. Proje denildiğinde birçoğunun aklına inşaat projeleri gelir. Dolayısıyla başlangıçta teknik konularda, günümüzde ise sosyal konularda kapsamlı olarak proje uygulaması yapıldığını görebiliriz. Projenin bir tanımını yapacak olursak, proje; öngörülen süre içinde sonlandırılmasıplanlanmış (ortalama 3 yıl), yalnızca bir kez uygulanan (proje uzadığında beklenen amaç ve çıktılar değişir), faaliyet alanı sınırlı olan (belirli müdahaleler), belirli bir hedef grubu olan (sektörel, nüfus grubu temelli vs.), genelde yerel düzeyde gerçekleştirilen eylemler setidir. **Proje yönetimi ise; bir projenin planlama, başlama, yürütme, izleme, kontrol etme ve projenin sona erdirilmesi gibi proje yönetim süreçlerinin uygulanması ve harmanlanmasından oluşmaktadır. **Toplumla sosyal hizmet açısından proje; belirlenmiş bir amaç etrafında toplanmış, hükûmete bağlı veya hükûmet dışı (gönüllü veya özel), bir sosyal hizmet örgütünde çalışanların misyonlarından (görev tanımlarından) yola çıkarak oluşturdukları strateji çerçevesinde, toplumda (bölgelerinde/çevrelerinde) yaşanan bir sosyal sorunu çözme amacına ulaşabilmek için çalışmalarını belirli zaman, faaliyetler ve kaynaklar temelinde tasarlayıp yürütmeleri olarak adlandırılmaktadır. Bu bağlamda proje toplumla sosyal hizmetin uygulamasıdır. Proje Döngüsü Yönetimi:Proje ile proje fikrini birbirinden ayırmak gerekir. Çevremizde, gönüllü sosyal hizmet kuruluşlarında çalışanlardan sıkça duyduğumuz bir projemiz var ifadesi, genellikle bir proje fikridir. Bir projeden söz edilebilmesi için proje fikrinin geliştirilmesi ve yaklaşımı, amacı, içeriği, yöntemi, sorumlusu/yürütücüsü, süresi, planı, faaliyetleri, sonuçları, ürünleri, etkileri, kaynakları, bütçesi, bitişi ve değerlendirilmesi olan işlerin sistematik çalışmalar hâline getirilmiş olması gerekmektedir. Bu aşamaların tümünü içine alarak kavramsallaştıran yaklaşım Proje Döngüsü Yönetimi olarak adlandırılmaktadır. Proje fikrinin oluşması ise Proje Döngüsü Yönetimi nin ön aşamasıdır. Bu ön aşama, projelerin başarılı olması açısından çok önemli ve kritik bir aşamadır. Sosyal hizmet örgütlerinin ortaya çıkaracakları proje fikri, ilgili örgütün değerleri, vizyonları, misyonları ve hangi sosyal sorunla ilgili olduklarıyla bağlantılı olmalıdır. Proje döngüsü yönetiminin yararlarını şu şekilde sıralayabiliriz: Projenin tasarlanmasında ve hazırlanmasındaki yetersizlikleri azaltmayı amaçlar. Projenin hedef grupların ihtiyaçlarıyla ilgili olmasını sağlar. Projenin sağlayacağı etkinin sürekli olmasını sağlar. Tüm paydaşların tasarlama ve uygulama aşamasına katılımını öngörür. Risklerin ve başarı kriterlerinin dikkate alınmasını sağlar. Proje döngüsü yönetiminin temel ilkelerini ise şöyle sıralamak olanaklıdır: Durum tespiti, sorun analiz ve çözüm üretme aşamasının tasarıma dâhil edilmesi Hedef grupların gerçek problemlerini yansıtması Talebe yönelik çözüm üretimi Proje amacının faydalarının belirgin, uygulanabilir ve gerçekçi olması Yaratılan faydanın sürekliliğe odaklanmış olması Faydanın kadın ve erkekler arasında dengeli dağılımı Tüm paydaşların katılımının sağlanması Sonuçların ve faaliyetlerin amaca uygunluğu Amaç ve sonuçlarla ilgili izleme ve değerlendirme kriterlerinin net olması, doğrulanabilir etki yaratması, sonucun kontrol edilebilmesi

40 Faaliyetlerin uygulanmasının önündeki kısıtların ve risklerin öngörülmesi Faaliyetlerin gerçekleşmesi için gerekli kaynakların öngörülmesi Standart ve kaliteli anahtar proje dokümanlarının ve raporların üretilmesi (izleme, değerlendirme, finansal raporlar vb.) Mantıksal çerçeve yaklaşımının uygulanması. **Mantıksal çerçeve yaklaşımı, projenin gerçekleştirmek istediği dönüşümün ve bunun yönteminin mantığını şeffaf ve belirgin bir şekilde yapılandırmaya yarayan bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, projenin hazırlanması, planlanması ve izlenmesiyle ilgili tüm bilgileri Mantıksal Çerçeve Matrisi isimli bir matriste de özetler.mantıksal çerçeve yaklaşımı, durum analizi ve planlama olmak üzere iki ana adımdan oluşur. Durum analizi, 1. Sorun analizi, 2. Hedef analizi, 3. Strateji analizi, 4. Paydaş analizinin yapılması ve 5. Projenin genel hedef ve amacının belirlenmesi adımlarını kapsar. Planlama ise, 1. Projenin faaliyetlerinin planlanması, 2. Beklenen etki ve çıktılarının planlanması, 3. Risk analizi yapılması 4. Nesnel başarı göstergeleri ve doğrulama kaynaklarının oluşturulması, 5. Kaynakların planlanması, 6. İzleme ve değerlendirme adımlarını kapsar. Sorun Analizi:Sorun analizi, toplumda var olan bir sorunu temel sorun olarak ele alır ve bu sorun çevresinde yer alan tüm güçlükleri ve engelleri ortaya çıkartmaya çalışır. Temel sorunun çevresindeki olumsuzlukların kimileri, bu temel soruna neden olan, kimileri ise bu temel sorunun sonucu olarak gelişen sorunlardır. Sorun analizi, incelenmeye çalışılan temel sorunun çevresindeki tüm sorunlar arasında neden-sonuç ilişkisi kurmaya yarar. Temel Adımları:Sorun analizi, temel sorundan etkilenen mümkün olan çok sayıda paydaşın katılımıyla bir grup faaliyeti olarak gerçekleştirilmelidir. Pratik olarak sorun analizinin ana adımlarını şöyle sıralayabiliriz: 1. Analiz çerçevesinin ve buna bağlı olarak temel sorunun belirlenmesi (Çalışma grubu için önemli, incelemek ve çözümüne katkıda bulunmak isteyeceğiniz temel sorun nedir?), 2. Bu temel sorun çerçevesinde paydaşların karşılaştığı sorunların belirlenmesi (Bu temel soruna yol açan sorunlar nelerdir? Bu temel sorunun etkilediği diğer sorunlar nelerdir?), 3. Sorunların sorun ağacı ya da sorun hiyerarşisi adı verilen ve neden-sonuç ilişkilerini açıklığa kavuşturmayı amaçlayan bir formda görselleştirilmesi. **Sorun analizi, bir çizim (sorun ağacı) formunda sunulur. Çizimin üstünde, grup olarak ve tüm paydaşlarla birlikte incelenmesi istenen bir temel sorunun etkilediği sonuçlar, altında ise bu temel soruna neden olan sorunlar gösterilir. Analiz, paydaşların önem verdikleri ve aşmak istedikleri önemli engelleri (tıkanma noktalarını) tanımlamayı amaçlar. Ayrıntılı bir sorun analizi, açık ve iyi odaklanmış proje amaçlarının geliştirilebileceği sağlam ve güvenilir bir altyapı sağlar. Temel sorun örnekleri olarak şunları düşünebiliriz: Çocuk hükümlüler toplum dışı kalıyor. Kadınlar arasında işsizlik yaygın. Öğrenciler sağlıklı beslenemiyor. Sokakta yaşayan çocuk sayısı artıyor.

41 Çevre koşulları bozuluyor. Yerel katılım düşük. Aile içi şiddet yaygın. **Sorun ağacı oluşturulurken sürekli olarak Buna neden olan nedir? sorusu tekrarlanarak ana sorunun nedenleri betimlenir. Projeler süreli ve sonuç odaklıdırlar. Belirli ve somut sorunların çözümüne katkıda bulunabilirler. Eğer ortaya atılan sorun proje temelli çözülemiyorsa o bir kısıt olarak kabul edilmelidir. Sorun ağacı mevcut olumsuz durumun bir özet resmini temsil eder. Hedef Analizi: Hedef analizinde sorun ağacındaki olumsuz durumlar, olumlu durumlar olarak ifade edilen çözümlere dönüştürülür. Örneğin, Çocuklar sağlıklı beslenmiyor. ifadesi, Çocuklar sağlıklı besleniyor. ifadesine dönüştürülerek hedef analizine başlanır. Hedef ağacı, elde edilen bu kazanımların gelecekte istenen durumun açık görüntüsünü sağlama amacıyla kullanılan bir yöntemdir. Temel Adımları: 1. Belirlenen sorunlar ortadan kaldırıldığında, gelecekteki durumun nasıl olacağının tanımlanması, 2. Hedefler hiyerarşisinin ve hedeflerin gerçekçiliğinin kontrol edilmesi, 3. Araç-amaç ilişkilerinin hedef ağacı kullanarak gösterilmesi.

42 **Hedeflerimiz doğrultusunda; öğrencilerin sağlıklı beslenmeleri sağlandığında okul başarıları yükseliyor, öğrenciler arasında gelişim düzeyi farklılıkları azalıyor, öğrencilerin kötü alışkanlıklar edinmeleri önleniyor, obezite ve sağlıksız beslenmeye bağlı diğer hastalıklar azalıyor. Diğer yandan çocukların birlikte hareket etmeye dönük kolektif bilinci artıyor ve çevre kirliliği azalıyor. Bunların tümünü hedef ağacında oluşturuyoruz. Strateji Analizi: Strateji analizi, hangi hedeflerin proje içinde kullanılacağına ve hangi hedeflerin dışarıda kalacağına karar verme sürecidir. Strateji analizinin amacı, yukarıda örneklediğimiz yollardan bir ya da birkaçını seçmek için yapılan çalışma olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla temel sorunu çözmekte kullanılacak yöntemi tanımlamaktır. Strateji analizi, yapılacak projede hangi hedeflerin dikkate alınacağına ve hangi hedeflerin dışarıda bırakılacağına karar verme sürecidir. Temel Adımları: Hangi hedefin dışarıda bırakılacağına karar verilirken bir dizi soruya cevap verilmesi gerekir: 1. İstenilen dönüşüm, en etkili olarak hangi yoldan giderek ya da yöntemi kullanarak sağlanabilir? Riski en düşük olan yöntem hangisidir? Sürdürülebilirlik açısından ilgili paydaşları en iyi kapsayan yöntem hangisidir? Hangi yöntem kurumsal kapasite gelişimini sağlamakta daha üstündür? Hangi yöntem cinsiyet eşitsizliğini azaltıcıdır ve dezavantajlı grupların lehinedir? Hangi yol maliyet-bütçe-fizibilite açısından en olumlu olanıdır? Çevreye yönelik en olumlu etkiler yaratan yol hangisidir? Hangi yöntem yerel kaynakların kullanımını öngörmektedir? 2. Stratejinizi etkileyebilecek iç ve dış faktörler nelerdir? Proje grubunun güçlü ve zayıf yönleri nelerdir? Hedefinize ulaşmak isterken önünüze çıkabilecek fırsatlar ya da tehditler neler olabilir? **Strateji analizi birçok bakımdan zor bir süreçtir, çünkü kayda değer miktarda bilgiyi sentezlemeyi ve daha sonra izlenebilecek strateji ya da stratejilere ilişkin karmaşık bir yargıya varmayı gerektirir. Pratikte, farklı paydaşların çıkarları, siyasi talepleri ve eldeki kaynaklar gibi kısıtlamaları dengelemek önemli bir uzlaşma çabasını beraberinde getirir. Paydaş Analizi: Paydaş analizi, durum analizi aşamasında projenin sonuçlarından doğrudan ya da dolaylı olarak olumlu ve olumsuz etkilenecek olan kişi, grup ve kuruluşların belirlenmesine yarar. Belirlenen paydaşların, özellikle projeyle ilişkilerini de analiz etmemizi sağlar; farklı paydaşlar arasında oluşabilecek çatışmaları da öngörmemize yarar. Ayrıca, bu sorunun çözümünden zarar görebilecek yani kaybedecek, dolayısıyla da projeye karşı çıkabilecek olanları belirlememize, bunun yanı sıra sorunun çözümünden faydalanabilecek ve çözüme katkıda bulunabilecek olan paydaşları da belirlememize katkısı olur. Paydaşların proje sürecinin farklı aşamalarına, farklı düzeylerde katılımlarını görmemize yardımcı olur. **Paydaş analizi Kimin sorunu? ve soruna yönelik bir müdahale stratejisi geliştirildiğinde Kim yararlanacak? sorularının sorulmasıdır. Bu nedenle paydaş analizi proje tasarımının en önemli ögelerinden birini oluşturur. **Bireyler, gruplar, topluluklar veya kurumlar paydaş olabilirler. Paydaşlar çözülmek istenen sorunun niteliğine bağlı olarak değişirler. Örneğin kişiler yaş, cinsiyet, eğitim, etnik köken, din ve meslek olarak birbirlerinden farlılık gösterirler; hane halkları, hane halkı reisinin cinsiyeti, medeni durum, gelir, iş durumlarına göre farklılaşırlar; topluluklar ise yer, sahip olunan kaynaklar, altyapıya ve hizmetlere erişim açısından farklılaşırlar. Buna göre örnek projemizin paydaşlarını aşağıdaki tabloda gösteriyoruz. PAYDAŞLAR İLGİLERİ KATILIM DURUMU

43 BİRİNCİL PAYDAŞLAR Öğrenciler Okul İdaresi Veliler Öğretmenler İKİNCİL PAYDAŞLAR Okul-Aile birliği Kantinciler Seyyar yiyecek satıcıları Lokanta pastane gibi esnaf MEB Sağlık Bakanlığı Sosyal Yardımlaşma ve dayanışma Sağlıklı beslenecek Okul başarısı artacak Çocuğun beslenmesi ekonomik ve sağlıklı olacak Dersler verimli geçecek Etkin çalışma yapacak Geliri azalacak Geliri azalacak Geliri azalacak Yasal dayanak Beslenmeye ilişkin hastalıklar azalacak Fonları amacına uygun ve etkin kullanılacak Bilgilendirme İşbirliği İşbirliği İşbirliği İşbirliği Bilgilendirme Bilgilendirme Bilgilendirme Danışma Danışma İşbirliği vakfı Paydaş analizinin kontrol edilmesi: Paydaşlar var. Kantinciler ve Esnaflar-bilgilendirme-ürün çeşitliliği, olası çatışma var ancak paydaşlar bilgilendirilerek ve ikna edilerek bu çatışma aşılabilir. Cinsiyet rollerimizin herhangi bir etkisi yoktur. Okul aile birliğinin sosyal yardımlaşma vakfı vb. STK ile birlikte MEB ve Sağlık Bak. Yasal izin. Birincil Paydaşlar: Öngörülen süreçten, doğrudan olumlu ya da olumsuz etkilenecek olanlardır. Projenin ulaşmaya çalıştığı hedef grup(lar) ve doğrudan yararlanıcılar da birincil paydaşlardır. İkincil Paydaşlar: Projenin çözmeye çalışacağı sorunla ilgili olarak çıkarları olan veya aracı konumdaki diğer tüm kişi ve kuruluşları kapsar. Bu sorunun çözümünden dolaylı olarak etkilenecek olanlar, fon veren kuruluşlar, ilgili resmî kuruluşlar ve diğer sivil toplum örgütleri ikincil paydaşlardır. Ortaklar: Gerçekleştirilmek istenen dönüşümü yaratacak olan kurumlardır. **Hedef gruplar genelde paydaşlar arasında en güçsüz olanlardır. Bu yüzden özellikle hedef grupların bilgiye ulaşmaları kolaylaştırılmalı ve toplumsal hiyerarşideki yerleri dolayısıyla diğer paydaşların oluşturabileceği zararlara engel olunmalıdır. Özellikle ikincil paydaşların kaynakları daha fazla olduğu için (para, zaman, siyasi güç vb.) süreci etkilemeleri de daha kolaydır. Projenin Genel Hedef ve Amacının Belirlenmesi: Projenin neden önemli olduğunu açıklar. Bu hedefler grubun vizyonunu da yansıtır. Genel hedefler ideal durumu tanımlar, bir projeyle ulaşılması beklenmez ve uzun erimlidir. Proje amacı ise; Kim yapacak? Kim yararlanacak? Ne tür bir toplumsal dönüşüm yaratacak? sorularına cevap arar. **Projenin amacına erişmesi, genel hedeflere bir adım daha yaklaşmasını sağlamalıdır. Strateji ve paydaş analizinden sonra artık, projenin, çözümüne katkıda bulunmaya çalışacağı genel hedefle gerçekleştirmeye çalışacağı amacın netleştirilmesi için gerekli altyapı elimizde bulunmaktadır. Örnek projemiz üzerinde düşünerek şunları belirliyoruz: Kim yapacak? => Fastfood karşıtları, okul aile birlikleri, AYSAD, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Kimler yararlanacak? => İlk-Orta sınıf Öğrenciler Ne tür bir toplumsal dönüşüm yaratacak? => Öğrenciler daha sağlıklı beslenip büyüyecekler. Sağlıklı bir toplumun oluşmasına katkıda bulunulacaklar. Proje amaç cümlesini şöyle yazıyoruz=> Fastfood karşıtları tarafında sağlıksız beslenen öğrenciler hedef kitlesi için öğrencilerin sağlıklı beslenmesini sağlayarak sağlıklı bir topluma dönüşümü gerçekleştirmek. Projemizin genel hedefi=> obeziteyi azaltmak, sağlıksız beslenmeye bağlı diğer hastalıkları azaltmak ve kolektif bilinci arttırmak olmaktadır. Proje Amacını SMART Hâle Getirme: Buraya kadar oluşturduğunuz proje amacınız, çok genel bir ifade şeklindedir. Projenin amacı; projenin süresi, yararlanacak olanların sayısı gibi daha ayrıntılı bilgileri de içermelidir.bunun için projenin amacını SMART hâle getirmek gerekir. Amacın SMART olması için aşağıdaki niteliklere sahip olması gerekir: S - (Specific) Özgül-Belirli-Özel: Amaç; özel, belirli veya somut olmalıdır. M -(Measurable) Ölçülebilir: Nitelik veya nicelik içermelidir. A -(Achievable) Ulaşılabilir-Gerçekleştirilebilir: Kabul edilebilir bir maliyetle gerçekleştirilebilmelidir. R-(Realistic) Gerçekçi-Uygun: Proje, yöneticilerinin yönetebilecekleri uygunlukta olmalıdır. T-(Timely) Süreli: Amaca, sonuca ne zaman ulaşmamız gerektiğini belirtmelidir. Bu bilgilerden yol çıkarak örnek projemizde şunları yapıyoruz: Amaç: Ankara Altındağ ilçesindeki öğrencilerin sağlıklı beslenmesini sağlamak. Nicelik (miktar): Ankara Altındağ ilçesinde eğitim yılı boyunca ilk ve ortaokullarda servisle gelen ve alt gelir grubuna sahip 5000 öğrencinin sağlıklı beslenmesini sağlamak.

44 Nitelik: Ankara Altındağ ilçesinde eğitim yılı boyunca ilk ve ortaokullarda servisle gelen ve alt gelir grubuna sahip 5000 öğrencinin doyurucu, sıcak ve sağlıklı beslenmesini sağlamak. Okul Aile Birliğinin her bir öğrenci için 2 TL yemek ücreti katkısı sağlanacaktır. Süre: Bir eğitim-öğretim yılı (Hazırlık aşaması Ağustos ayında başlayacak, Haziran ayı sonuna kadar sürecektir). ÜNİTE 13= Müdahale Stratejisi Geliştirme: Proje Yönetimi II Önceki dersimizde proje döngüsü yönetiminin yapılandırılmış olan birinci ana kısmında yer alan durum analizi aşamalarını gördük. Bu aşamalar sırasıyla 1. Sorun analizi, 2. Hedef analizi, 3. Strateji analizi, 4. Paydaş analizinin yapılması ve 5. Projenin genel hedef ve amacının belirlenmesi adımlarını kapsıyordu. Bundan sonra ise planlama kısmına geçiyoruz. Planlama kısmının ele alacağımız aşamaları ise, projenin faaliyetlerinin planlanması, beklenen etki ve çıktıların planlanması, risk analizi, nesnel başarı göstergeleri, kaynakların planlanması ile izleme ve değerlendirmedir. Projenin Faaliyetlerinin Planlanması: Projenin amacına ulaşması için yapılması gereken tüm işlemler, faaliyetlerdir. Her faaliyet somut bir işi tanımlar. Bu işlemler birer çıktı (sonuç, etki, ürün, hizmet) yaratır. Bu çıktılar aracılığıyla faaliyetler istenilen dönüşümü sağlamayı planlar. Dolayısıyla faaliyetlerin planlandığı gibi gerçekleştirilmesi ve bu süreç içinde hedef grupların ve yararlanıcıların yer alması beklenir. **Faaliyetler projenin amacı değildir. Amaca ulaşmakta gerekli etkiyi yaratmak için uygun araçlardır. Projelerde tüm dikkatin faaliyetlere yoğunlaşıp amacın ihmal edilmesi, en çok karşılaşılan hatalardandır. Eğer faaliyetler iyi planlanır ve uygulanırsa beklenen etkiler yaratılabilecek, bunlar da amaca ulaşılmasına katkıda bulunacaktır. **Faaliyet planlaması, projenin sürdürülmesinde gerekli olacak insan, teknik ve diğer kaynakların ayrıntılı olarak şekillenmesi ve buna bağlı olarak proje bütçesinin netleşmesine yardımcı olacaktır. Proje faaliyetleri planlaması sürecinde bir iş döküm ağacı oluşturulur. **İş döküm ağacı, projede öngörülen dönüşümü sağlamak için yapılacak ana faaliyetlerin kararlaştırılması, ana faaliyetlerin detaylandırılarak alt faaliyetlerin saptanması, ana faaliyetleri gerçekleştirmek ve kolayca yönetebilmek için gerekli alt adımların bulunması ve bunların bir ağacın köklerinin yayılmasına benzetilerek gösterimidir. İş döküm ağacı oluşturmak için uygulanacak yöntem, her faaliyeti alt faaliyetlere bölmek ve sonra her alt faaliyeti de parçalara ayırmaktır. Alt faaliyetlerin ne kadar detaylandırılacağı en önemli karar noktasıdır. **Proje faaliyetleri aşamasında yalnızca proje faaliyetlerini belirlemekle kalmıyor, aynı zamanda hangi işin ne kadar sürede yapılacağına ilişkin bir zaman çizelgesi de oluşturuyoruz. Bu çerçevede, faaliyet-zaman planlaması; tasarlanmış faaliyetlerin tamamlanma sürelerini, diğer ana ya da alt faaliyetlerle olan ilişkilerini, hangi faaliyetten önce, bir arada ya da sonra yapılması gerektiğini ve kimin tarafından yapılacağını görmek üzere yapılan planlamaya denir. **Zaman planlaması Gantt şeması olarak adlandırılan bir şema üzerinde yapılır. Gantt şeması, iş döküm ağacında her kutuda yatay olarak bulunan alt ve ana faaliyetleri dikey olarak listeler ve her faaliyetin ne kadar süreceğini tanımlar. Bu nedenle Gantt şemasında dikey eksende faaliyetler, yatay eksende zaman göstergeleri bulunur.

45 **Projenin faaliyet planlamasını yaparken bazı faaliyetlerin projenin amaçlarına ulaşmada vazgeçilmez olduğunu saptarız. Bunu kritik faaliyetler olarak adlandırıyoruz. Kritik faaliyetler projenin dönüm noktalarıdır; proje süresinin belirli bir noktasında mutlaka tamamlanması gereken kilit faaliyetlerdir. Temel Adımları: Faaliyet planlamasının ana adımları şunlardır: 1. Ana faaliyetlerin oluşturulması 2. Alt faaliyetlerin oluşturulması 3. Faaliyetlerin sıralandırılması 4. Faaliyetlerin başlama ve bitiş sürelerinin saptanması 5. Toplam sürenin ve kritik faaliyetlerin belirlenmesi 6. Faaliyet sorumlularının saptanması ÖRNEK 1. Bu projeden yararlanacak hedef kitlenin belirlenmesi: * Okul sayısının belirlenmesi * Her okulda bu faaliyetten yararlanacak öğrenci sayısının belirlenmesi 2.İlgili okulda mutfak ve yemekhane kurulması: * Mutfak ve yemekhane yerlerini belirleme * Mutfak araç gereçlerinin belirlenmesi ve temini * Mutfak ve yemekhanede çalışacak personelin temini 3.Yemek sanayicileri ile işin organize edilmesi: * Yemek sanayicileri ile yemek çeşitlerinin ve sayısının tespiti * Okullarda yemek hizmetinin verilmesi 4.Öğrenci ve velilerin eğitimi: * Öğrencilere sağlıklı beslenme eğitiminin verilmesi * Velilere sağlıklı beslenme eğitiminin verilmesi 5.Üniversiteden diyetisyenlerle iş birliği: * Diyetisyenlerden sağlıklı beslenme programının alınması * Sunulan yemeklerin diyetisyenlerce denetimi

46 **Projemiz için faaliyet zaman planlamasını yaptık. Bunun için iş döküm ağacındaki tüm ana ve alt faaliyetleri Gantt şemasına dönüştürdük. Ana ve alt faaliyetlerin sıralamalarını gözden geçirerek her alt faaliyetin başlangıç tarihini ve süresini işaretledik. Daha sonra ilgili alt faaliyetlerin sürelerini toplayarak ana faaliyetlerin sürelerini, oradan yola çıkarak da projenin toplam süresini bulduk. Bu işlemin ardından son olarak her faaliyetin sorumlularını da belirliyoruz.

47 Beklenen Etki ve Çıktıların Planlanması: Çıktılar faaliyetler sonucu ortaya çıkması beklenen ve somut olarak ifade edilebilecek olan ürünler ve hizmetlerdir (eğitim, rapor, seminer, yayın, sığınma evi, danışmanlık hizmeti gibi). Sonuçlar ise, esas olarak çıktılardan elde edilecek olan anlayış değişikliği, bilinç artışı, duyarlılık gelişmesi gibi etkilerdir (çevre duyarlılığında gelişme, bilinç yükselmesi, katılımda artış, merkezî ya da yerel yönetimlerin önceliğinde, bütçelerinde, kanunlarında bir değişme gibi). Proje sonuçlarının toplamı, projenin amacına ulaşılmasını sağlar, nereye ulaşacağımızı gösterir. Sonuçlar, proje bittikten sonra yani gelecekte olacak durumları ifade eder. Temel Adımları:Beklenen etkileri oluşturmanın ana adımları şunlardır: 1. Her ana faaliyetin yaratacağı sonucun belirlenmesi 2. Faaliyetlerle sonuçlar arasındaki ilişkinin kurulması 3. Sonuçlarla proje amacı arasındaki ilişkinin kurulması 4. Faaliyetler-sonuçlar-proje amacı arasındaki ilişkinin tamamlanması ANA FAALİYETLER SONUÇLAR / ÇIKTILAR 1- Projeden yararlanacak hedef kitlenin Projeden yararlanacak hedef kitle ayrıntılı olarak tanımlandı. belirlenmesi 2- Mutfak ve yemekhanenin kurulması Sağlıklı beslenme için gerekli altyapı oluşturuldu ve nitelikli beslenme imkânı arttı. 3- Yemek sanayicileri ile işin organize Yemek sanayicilerin teknik ve pratik imkânlarından yararlanıldı. edilmesi 4- Öğrencilerin ve velilerin eğitimi Öğrenci ve veliler de besleyici-sağlıklı yemek seçimi gelişti. 5- Üniversitelerdeki diyetisyenlerle iş Diyetisyenlerden bilimsel katkı ve yemeklere ilişkin kalori bilgilerine sahip olundu. birliği **Bütün sonuçlar amacın yerine getirilmesi için gerekli olmalı, amacın oluşması için gerekli olmayan bir sonuç (ve faaliyet) varsa bu silinmelidir. Sonuçlarla amaç arasındaki ilişki gerçekçi olmalı ve sonuçların toplamı amaca ulaşmak için etkili olmalı; gerçekçi ya da yeterli değilse ek sonuç (faaliyet) eklemek için düşünmemiz gerekir. Amaç, sonuçların bir toplamı değil; sonuçlardan elde ediliyor olmalıdır. Risk Analizi: Riskler, ortaya çıkmaları durumunda projenin başarısını tehlikeye atacak olan dışsal koşullar olarak öngörülmeli ve projelerde tanımlanmalıdır. Çünkü bunlar proje yönetiminin kontrolü dışında olup projenin gidişatını, faaliyetlerinin yapılmasını, istenilen etkinin yaratılmasını belirleyebilirler. **Proje yönetiminin kontrolü dışında olan risklerin öngörülmesi, bunların arasında yüksek risk taşıyanların ortadan kaldırılması ve etkisinin hafifletilebilmesi için projenin yapısına eklemeler yapılması ya da projenin yeniden tasarlanması için yapılan analize risk analizi denir. Risk analizi, projenin uygulanması süresince karşımıza çıkabilecek, kontrol edilemeyecek belirsizlikleri ve riskleri öngörmek ve bunları proje başlamadan en aza indirgemek için önemlidir. Risk analizi üç soruya cevap arar: Tanımlama: Riskler neler? Tahmin etme: Olma olasılıkları ne? Değerlendirme: Yaklaşık olarak etkileri ne? Tanımlama: Riskler neler? Örnek risk analizi: Tanımlama: Riskler neler? Çocuk tutuklularla yapılacak bir rehabilitasyon projesinde, Adalet Bakanlığının çocuk tutukevlerinde çalışma izni vermemesi Tahmin etme: Olma olasılığı ne? İzin vermeyebilir mi? Evet, vermeyebilir. Değerlendirme: Yaklaşık olarak etkisi ne? Proje gerçekleşemez. Nesnel Başarı Göstergeleri: Nesnel başarı göstergeleri, projenin çeşitli düzeylerinde gerçekleştireceğimizi belirttiğimiz işlerin etkilerinin nasıl ölçüleceğini belirtirler. Göstergeler, elde ettiğiniz sonuçları göstermek üzere kullanacağınız niceliksel verilerden oluşur. Projenin amacı ve sonuçlarının doğrulanabilir ve ölçülebilir şekilde tanımlanmasını sağlarlar. Amaç ve sonuçlarla göstergeler arasında doğrusal bir neden-sonuç ilişkisi yoktur. Göstergeler, aynı zamanda dördüncü bölümde ele alınacak olan izleme ve değerlendirme için de temel oluştururlar.

48 **Başarı göstergelerinin oluşturulmasında bazı riskler ve güçlüklerle karşılaşılabilir. Niteliksel değişimlerle ilgili göstergeleri oluşturmak daha zor olabilir. Bu durumda değişimin yaratacağı sonuçlarla ilgili olarak göstergeler kullanılabilir. Özellikle yaşam kalitesini artırmak, bilinçlendirmek, farkındalık yaratmak gibi amaçlar ve çıktılar için bu yöntem kullanılabilir. Bu gibi proje amaçları ve çıktıları tanımlandığında aşağıdaki soru sorulmalıdır: Bu değişim sonucunda, özellikle hedef grupta, ne gibi davranış değişikliklerinin olmasını bekliyoruz? **Nesnel başarı göstergelerinin açık, birbirinden bağımsız ve basit olmaları da gerekir. Nesnel olarak doğrulanabilir olmaları, bir göstergeyle ilgili bilginin başkaları tarafından da elde edilmesi durumunda, aynı şeyleri ortaya koyacağının ifadesidir. Nitelik belirten göstergelerde bu biraz daha zor olsa da yukarıda açıklandığı şekilde birkaç farklı göstergeyle nesnel sonuçlar elde edilebilir. Nesnel başarı göstergeleri pratik olarak genel hedef düzeyinde ve proje amacı düzeyinde olmak üzere iki başlık altında saptanır: **Genel hedef düzeyinde göstergeler, bizim projemizle beraber başka proje ve programların katkıda bulunduğu değişimleri ifade eder. Bu nedenle bu düzeydeki göstergeler, projemizin tek başına yarattığı etki değil, katkıda bulunduğu değişimle ilgilidir. Bu düzeyde tanımlanacak göstergeler projemizin yaratacağı sürdürülebilir sonuçlara işaret eder. Aşamalı olarak gelişme kaydedilen projelerde ise bazı ara göstergeler kullanmak faydalı olabilir. Örneğin bir mikro- kredi projesinde, verilen kredilerin %20 sinin 6 ayda, %50 sinin 12 ayda ve %100 ünün 18 ayda geri ödenmesi gibi aşamalı bir gösterge oluşturulabilir. **Proje amacımız, projeyi gerçekleştirmemizin temel nedenidir. Üretilen sonuçlar aracılığıyla proje amacımıza ulaşacağımız varsayılmaktadır. Dolayısıyla bu düzeyde göstergeler, amacımızın gerçekleştiğini kanıtlayabilecek göstergeler olmalıdır. Kaynakların Planlanması: Planlama aşamasında yapılan kaynak planlaması, faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli girdilerin ve bunların miktarlarının listelenmesini kapsar. Kaynaklar insan kaynakları ve fiziksel kaynaklar (donanım) olarak iki ana başlıkta toplanabilir.kaynak planlaması tamamlandığında, proje faaliyetleri için gerekli olan kaynakları finansal olarak ifade edilmiş yani bütçenin yapılması için gerekli altyapı oluşturulmuş olacaktır. Dolayısıyla kaynak planlaması, faaliyetlerden bütçeye giden yolun köprüsüdür. Projenin uygulama aşamasında kaynak planlaması daha ayrıntılı olarak faaliyet temelinde ve aylık hesaplanır. Temel Adımları: Kaynak planlaması temelde iki adımdan oluşur. Bunlar: 1. Proje faaliyetleri için gerekli kaynakların (girdilerin) belirlenmesi, 2. Proje süresince bu kaynaklara ne miktarda ihtiyaç duyulacağının saptanmasıdır. Birinci adımda, faaliyetleri gerçekleştirmek için gerekli insan, donanım, malzeme, mekân, arazi, altyapı, doküman gibi kaynaklar (girdiler) her ana faaliyet üzerinden giderek belirlenir. İkinci adımda ise, listelenen kaynakların yanına proje süresinde kaç birim gerekeceği ortaya konulmaktadır. Örneğin projede şöyle bir kaynak planlaması yapılabilir: İnsan Kaynağı Miktar ve birimi 1 Koordinatör 12 ay 2 Koordinatör yardımcısı 24 ay 1 İdari asistan 12 ay Eğitmenler 300 saat Yabancı eğitmenler 60 saat Tercümanlar 120 saat 1 Web Yöneticisi 6 ay 1 Kütüphaneci 3 ay 2 Hukukçu 3 ay Donanım Miktar ve birimi Bilgisayar 3 adet Yazıcı 2 adet Derslik 180 gün Ofis 12 ay Telefon 2 adet Faks 1 adet İzleme ve Değerlendirme:İzleme ve değerlendirme, gerçekleştirilmek istenen sosyal dönüşümle ilgili kesin kanıtlar ortaya koymamızı sağlar. Bu kanıtlar aynı zamanda üretilen işten çıkarılabilecek olan bilgi için de kaynak oluştururlar. İzleme ve değerlendirme aşaması proje yönetiminin temel bileşenleri arasındadır. Buna ilişkin bir çizim aşağıda görülmektedir.

49 ** İzleme, bir projenin uygulama süresi boyunca sürekli ve sistemli olarak veri ve bilgi toplama sürecidir. Toplanan bilgi, projenin düzenli olarak gözden geçirilmesi için kullanılabilir. Böylelikle gerekli düzenlemeler, proje devam ederken gerçekleştirilebilir. **Değerlendirme ise bir öğrenme ve yönetme aracıdır. Gelecekte yapılacak işleri iyileştirmek için gerçekleşeni yargılama ve değerlendirme sürecidir. Ölçme, analiz ve değişimi yorumlamanın yanı sıra hedeflerin ne kadarının gerçekleştirildiği ve başlangıçta olabileceklerle ilgili olarak yapılan kabullerin doğru olup olmadığına da değerlendirmeyle karar verilir. İzleme Değerlendirme Kim yapar? Her düzeyde proje ekibi Dışarıdan bir gözlemci veya bir değerlendirme grubu Ne zaman yapar? Proje süresince sürekli Belirli dönemlerde: Proje başlamadan, proje ortasında, proje sonunda, proje bittikten belli bir süre sonra Niçin yapar? Projenin ilerleyişini takip Diğer program ve projelerde uygulanabilecek bir öğrenme edebilmek, gerektiğinde önlemler süreci geliştirmek, var olan örgüt politikalarını gözden almak ve güncellemek için geçirmek üzere girdi sağlamak için Proje sürecinin izlenmesi üç farklı alanın izlenmesiyle yapılmalıdır: 1. Proje tarafından oluşturulan yapı ve sağlanan hizmetlerin fiziksel olarak üretiminin izlenmesi (faaliyetlerin izlenmesi) 2. Hedef gruplar tarafından yapılanların ve hizmetlerin kullanılmasının izlenmesi (çıktıların izlenmesi) 3. Mali kaynakların yönetiminin izlenmesi ** Etkinin izlenmesi ise farklı gruplar üzerinde projenin yarattığı etkinin ve proje amacına ulaşılmasına yönelik kaydedilen ilerlemenin izlenmesidir. Bu tür bir izleme yukarıda açıklanan değerlendirmeden, projenin yarattığı etkiyi değerlendirmek yerine, o etkiyi yaratmaya ne kadar yaklaşıldığını ölçtüğü için farklıdır. Değerlendirme, daha önce de belirtildiği gibi yaratılmak istenen etkinin veya dönüşümün ölçülmesidir. Yaratmak istediğimiz dönüşüm için Doğru projeyi mi yapıyoruz?, Bu projede yapılanlar doğru şeyler miydi? sorularının cevapları, değerlendirme sonucunda ortaya çıkar. ** İzleme ve değerlendirme için bilgi toplamada iki grup kaynaktan yararlanılır. Birincil kaynaklar; sadece izleme ve değerlendirme için toplanmış bilgilerden oluşur. Doğrudan gözlem, anket, mülakat, toplantılar, odak grup toplantıları, derinlemesine görüşme gibi farklı yöntemler yoluyla birincil kaynaklar oluşturulabilir. İkincil kaynaklar ise; resmî belgeler, kalkınma planları, sosyolojik ve demografik araştırma raporları, proje için referans olabilecek belgeler, faaliyet raporları ve durum analizlerinden oluşabilir. ÜNİTE 14= Toplumla Çalışma Uygulama Örneği Vaka örneğini Üniteye bakın canlar özete alınca cok uzun olacak anlaşılmayabilir -_- o yüzden dipnot bırakıyorum kazamız mübarek ola :D hadi Bismillah pdf için..

Toplum, kendi kendini devam ettiren, belli bir fiziksel yeri olan varlığını uzun zaman sürdüren ve bir hayat şeklini paylaşan insanlar topluluğudur.

Toplum, kendi kendini devam ettiren, belli bir fiziksel yeri olan varlığını uzun zaman sürdüren ve bir hayat şeklini paylaşan insanlar topluluğudur. Toplum, kendi kendini devam ettiren, belli bir fiziksel yeri olan varlığını uzun zaman sürdüren ve bir hayat şeklini paylaşan insanlar topluluğudur. Toplumların beş önemli işlevi bulunmaktadır: 1. Ekonomik

Detaylı

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN

PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN PROJE YAPIM VE YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 09071067 ŞEYMA GÜLDOĞAN İnsan kaynakları bir organizasyondaki tüm çalışanları ifade eder. Diğer bir deyişle organizasyondaki yöneticiler, danışmanlar,

Detaylı

Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı (5 Zorunlu Ders+ 6 Seçmeli Ders)

Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı (5 Zorunlu Ders+ 6 Seçmeli Ders) Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı (5 Zorunlu Ders+ 6 Seçmeli Ders) Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Dersin Kodu Dersin Adı T U/L Kredi ECTS EYD-504 Eğitim

Detaylı

25.03.2010. Açık Sistem Öğeleri

25.03.2010. Açık Sistem Öğeleri Eğitim insanların mükemmelleştirilmesidir (Kant). İyi yaşama imkanı sunan etkinliklerin tümüdür (Spencer). Fizik ik ve sosyal faktörlarin insan üzerinde meydana getirdiği tesirlerdir (Durkheim). Bireyin

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı.

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Programları ve Öğretimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO535 Eğitimde Araştırma Yöntemleri

Detaylı

KARADAĞ SUNUMU Natalija FILIPOVIC

KARADAĞ SUNUMU Natalija FILIPOVIC VII. ULUSLARARASI BALKAN BÖLGESİ DÜZENLEYİCİ YARGI OTORİTELERİ KONFERANSI 28-30 MAYIS 2012, İSTANBUL Yeni Teknolojiler ve Bunların Yargıda Uygulanmaları Türkiye Cumhuriyeti Hâkimler ve Savcılar Yüksek

Detaylı

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67

Etkinlik Listesi BÖLÜM II İLİŞKİLENDİRME AŞAMASI 67 İçindekiler Etkinlik Listesi Önsöz XII XIV BÖLÜM I GİRİŞ 1 1. Danışmanlık ve yardım nedir? 3 Bölüm sonuçları 3 Danışmanlık, psikoterapi ve yardım 4 Danışmanlık nedir? 9 Yaşam becerileri danışmanlığı yaklaşımı

Detaylı

TAIEX PROGRAMI BÖLGESEL EĞİTİM PROGRAMI (RTP)

TAIEX PROGRAMI BÖLGESEL EĞİTİM PROGRAMI (RTP) TAIEX PROGRAMI BÖLGESEL EĞİTİM PROGRAMI (RTP) 1. Bölgesel Eğitim Merkezi (RTP) Bilindiği üzere; Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü Kurumsal Yapılanma Birimi tarafından uygulanan Bölgesel Eğitim

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM UZMAN YARDIMCILIĞI GÜNCELLENMİŞ TEZ KONULARI LİSTESİ

MİLLÎ EĞİTİM UZMAN YARDIMCILIĞI GÜNCELLENMİŞ TEZ KONULARI LİSTESİ MİLLÎ EĞİTİM UZMAN YARDIMCILIĞI GÜNCELLENMİŞ TEZ KONULARI LİSTESİ (Not: Tez konuları listesi 25 yeni tez konusu da ilave edilerek güncellenmiştir.) 1. Öğretmen yetiştirme sisteminde mevcut durum analizi

Detaylı

Kadına Yönelik Şiddet mi? Aile İçi Şiddet mi? Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet

Kadına Yönelik Şiddet mi? Aile İçi Şiddet mi? Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Kadına Yönelik Şiddet mi? Aile İçi Şiddet mi? Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet TEMEL Kadına yönelik şiddetin tanımlanması: Fiziksel şiddet? Duygusal şiddet? Ekonomik şiddet? Cinsel şiddet? İhtiyaç- Hizmet

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM

Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM HAZIRLAYANLAR: Md. Yrd. Şinasi BAYRAKTAR Baş Öğretmen Dr. Ayşegül GÜLTEKİN TOROSLU Uzman Öğretmen Menevşe SARAÇOĞLU Öğretmen Sevgi SÜREK 15 Kasım

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not II Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Eğitimde Rehberlik *Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesini ve doyum verici

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

IFLA İnternet Bildirgesi

IFLA İnternet Bildirgesi IFLA İnternet Bildirgesi Bilgiye engelsiz erişim özgürlük, eşitlik, küresel anlayış ve barış için temeldir. Bu nedenle, Kütüphane Dernekleri Uluslararası Federasyonu (IFLA) belirtir ki: Düşünce özgürlüğü,

Detaylı

TEKNOLOJĠ PLANLAMASI. Başkent Üniversitesi

TEKNOLOJĠ PLANLAMASI. Başkent Üniversitesi TEKNOLOJĠ PLANLAMASI Başkent Üniversitesi ÖĞRENĠM KAZANIMLARI Bu dersi bitirdiğinizde; Teknoloji planlamasının ne olduğuna ilişkin bilgi edinecek, Teknoloji planlamasının amacını öğrenecek, Teknoloji planı

Detaylı

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi

BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi Deutsches Rotes Kreuz Kreisverband Berlin-City e. V. BACIM - Ağırlıklı olarak Türkiye kökenli göçmen kadınlar için buluşma ve danışmanlık merkezi BACIM projesinin tanıtımı BACIM Berlin-City ev Alman Kızıl

Detaylı

Kariyer ve Yetenek Yönetimi Ulusal Meslek Standardı

Kariyer ve Yetenek Yönetimi Ulusal Meslek Standardı Kariyer ve Yetenek Yönetimi Ulusal Meslek Standardı Süleyman ARIKBOĞA MYK Uzmanı İTÜ III. Ulusal Kariyer Çalıştayı 26 Şubat 2015, İstanbul Sunum Planı Mesleki Yeterlilik Kurumuna İlişkin Genel Bilgiler

Detaylı

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ

1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER III Bölüm 1 SOSYOLOJİNİN DÜNYADA VE TÜRKİYE DE GELİŞİMİ 15 1.1. Sosyolojinin Tanımı 16 1.2. Sosyolojinin Alanı, Konusu, Amacı ve Sınırları 17 1.3. Sosyolojinin Alt Disiplinleri 18 1.4.

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 Socrates-Comenius, Eylem 2.1. Projesi Bir Eğitim Projesi olarak Tarihi Olayları Yeniden Canlandırma Eğitimden Eyleme Referans: 128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 ÖĞRETMEN EĞİTİMİ PROGRAMI PLAN DURUM Pek

Detaylı

Yeni ilkokullar. - reformla ilgili kısa rehber. Yeni ilkokullar - reformla ilgili kısa rehber 1

Yeni ilkokullar. - reformla ilgili kısa rehber. Yeni ilkokullar - reformla ilgili kısa rehber 1 Yeni ilkokullar - reformla ilgili kısa rehber Yeni ilkokullar - reformla ilgili kısa rehber 1 Yeni ilkokullar - reformla ilgili kısa rehber İlkokullarda profesyonel yenilikler Danimarka'da gerçekten çok

Detaylı

İş Yerinde Ruh Sağlığı

İş Yerinde Ruh Sağlığı İş Yerinde Ruh Sağlığı Yeni bir Yaklaşım Freud a göre, bir insan sevebiliyor ve çalışabiliyorsa ruh sağlığı yerindedir. Dünya Sağlık Örgütü nün tanımına göre de ruh sağlığı, yalnızca ruhsal bir rahatsızlık

Detaylı

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amacı Nedir?

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amacı Nedir? Rehberlik Nedir? Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri; bireyin kendini tanıması, anlaması, sahip olduğu gizil güçleri keşfetmesi, geliştirmesi ve bulunduğu topluma aktif uyum sağlayarak kendini gerçekleştirmesi

Detaylı

KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ (KRY) EĞİTİMİ KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ: KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVE

KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ (KRY) EĞİTİMİ KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ: KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVE KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ (KRY) EĞİTİMİ KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ: KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVE SUNUM PLANI 1. RİSK VE RİSK YÖNETİMİ: TANIMLAR 2. KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ 3. KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ DÖNÜŞÜM SÜRECİ

Detaylı

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası STRATEJİK VİZYON BELGESİ SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar

Detaylı

SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN

SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI ÖMER MURAT PAMUK REHBER ÖĞRETMEN REHBER ÖĞRETMEN SOSYAL BİLGİLER DERSİ (4.5.6.7 SINIFLAR) ÖĞRETİM PROGRAMI 1 DERS AKIŞI 1.ÜNİTE: SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİM PROGRAMININ GENEL YAPISI, ARADİSİPLİN, TEMATİK YAKLAŞIM 2. ÜNİTE: ÖĞRENME ALANLARI 3. ÜNİTE: BECERİLER

Detaylı

Mekânsal Vatandaşlık (Spatial Citizenship-SPACIT) Yeterlilik Modeli

Mekânsal Vatandaşlık (Spatial Citizenship-SPACIT) Yeterlilik Modeli (Spatial Citizenship-SPACIT) Yeterlilik Modeli eğitimi ile öğrencilerin sahip olmaları beklenen temel bilgi, beceri ve tutumları göstermek üzere bir model geliştirilmiştir. Yeterlilik Modeli olarak adlandırılan

Detaylı

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.

28.04.2014 SİSTEM. Sosyal Sistem Olarak Sınıf. Okulun Sosyal Sistem Özellikleri. Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu. SİSTEM SOSYAL BİR SİSTEM OLARAK SINIF Sınıfta Kültür ve İklim Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN cerdogan@yildiz.edu.tr Sistem: Aralarında anlamlı ilişkiler bulunan, bir amaç doğrultusunda bir araya getirilen

Detaylı

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı.

ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE. Sağlıklı örgüt için gerekenler: Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan. Örgüt Sağlığı. Örgüt Sağlığı. ÖRGÜT SAĞLIĞI OKULDA SAĞLIK, İKLİM VE KÜLTÜR Yrd. Doç. Dr. Çetin Erdoğan Örgütün amaçlarına uygun olarak görevlerini yerine getirebilmesi, yaşamını sürdürmesi, karşılaştığı sorunları çözmesi ve gelişimini

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER Özgül ÜNLÜ HBÖ- HAREKETE GEÇME ZAMANI BU KONU NİÇİN ÇOK ACİLDİR? Bilgi tabanlı toplumlar ve ekonomiler bireylerin hızla yeni beceriler edinmelerini

Detaylı

İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Sorumluluk Projeleri

İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Sorumluluk Projeleri İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Sorumluluk Projeleri Sosyal Sorumluluk Projelerinin Amacı Yaşamın sürdürülebilirliği, Toplumsal yaşamın iyileştirilmesi için ortak evrensel değerlerin toplumlar tarafından

Detaylı

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde;

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde; Diploma Programı Çerçevesi Diploma programı her kültürün kendisine adapte edebileceği esnek bir program sunarak kendi değerlerini yitirmeyen uluslararası farkındalığa ulaşmış bireyler yetiştirmeyi hedefler.

Detaylı

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNDE TEMEL KAVRAMLAR İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY) İKY Gelişimi İKY Amaçları İKY Kapsamı İKY Özellikleri SYS BANKASI ÖRNEĞİ 1995 yılında kurulmuş bir

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

KARİYER YÖNETİMİ. Kariyer teorisi iki nokta üzerinde odaklanmaktadır. Öğr. Grv.. M. Volkan TÜRKER

KARİYER YÖNETİMİ. Kariyer teorisi iki nokta üzerinde odaklanmaktadır. Öğr. Grv.. M. Volkan TÜRKER KARİYER YÖNETİMİ Öğr. Grv.. M. Volkan TÜRKER 7 KARİYER YÖNETİMİ Kariyer, bireyin mesleği ile ilgili pozisyonları, çalışma hayatı boyunca peş peşe kullanması ve organizasyonun üst kademelerine doğru ilerlemesidir.

Detaylı

5Element Eğitim ve Danışmanlık EĞİTİM KATALOĞU

5Element Eğitim ve Danışmanlık EĞİTİM KATALOĞU 5Element Eğitim ve Danışmanlık EĞİTİM KATALOĞU 2016 Çatışma Yönetimi: Kişi, Ekip ve Organizasyon Değişimi Koçluk Yaklaşımı ile Yönetmek Eğiticinin Eğitimi: Eğitime ve Kişiye Özel Ekip Yönetimi: Bütünsel

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır.

İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. DR.HASAN ERİŞ İnsanların tek başına yeteneği, gücü, zamanı ve çabası kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle yönetimin temel görevlerinden birisi, örgütü oluşturan

Detaylı

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NIN GELİR DAĞILIMINDA ADALETSİZLİK VE YOKSULLUK SORUNUNA YAKLAŞIMI (SEKİZİNCİ

Detaylı

Maslow (İhtiyaçlar Hiyerarşisi)

Maslow (İhtiyaçlar Hiyerarşisi) Kariyer q Kişinin yaşamı boyunca edindiği ilgili deneyimleridir. q Bir kişinin bütün yaşamı boyunca üstlendiği işlerin tümüdür. q Kişinin yaşamı boyunca sahip olduğu bir dizi iş ve bu işlere katılımı konusundaki

Detaylı

Androgojik ve Pedagojik Yaklaşım

Androgojik ve Pedagojik Yaklaşım Androgojik ve Pedagojik Yaklaşım Pedagoji, Yunanca; paid (çocuk) ve agogos (rehberlik) köklerinden türetilmiştir ve özellikle "çocuklara öğretmenin bilim ve sanatı" anlamına gelir. Androgoji (ya da adragoloji)

Detaylı

Başarılı Destekleyici İstihdam Uygulamaları için Değişim Yönetimi

Başarılı Destekleyici İstihdam Uygulamaları için Değişim Yönetimi Türkiye de Engelliler İçin Farkındalığı & Kurumsal İstihdam Fırsatlarını Artırmak Bu proje Avrupa Komisyonu desteğiyle finanse edilmiştir. Bu yayın sadece yazarın görüşlerini yansıtır ve Komisyon buradaki

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETMEYE GİRİŞ SPRI 250 2 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETMEYE GİRİŞ SPRI 250 2 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS İŞLETMEYE GİRİŞ SPRI 250 2 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

Dünya nüfusunun 1.2 milyarını adolesanlar oluşturmaktadır (dünya tarihindeki en yüksek rakam..) Bu nüfusun %85 i gelişmekte olan ülkelerde.

Dünya nüfusunun 1.2 milyarını adolesanlar oluşturmaktadır (dünya tarihindeki en yüksek rakam..) Bu nüfusun %85 i gelişmekte olan ülkelerde. Dünya nüfusunun 1.2 milyarını adolesanlar oluşturmaktadır (dünya tarihindeki en yüksek rakam..) Bu nüfusun %85 i gelişmekte olan ülkelerde. Yaşadıkları toplumlardaki birbirinden çok farklı politik, ekonomik,

Detaylı

5. HAFTA PFS109 EĞİTİMDE PROGRAM GELİŞTİRME. Yrd.Doç. Dr. Yusuf ESER. yeser@karabuk.edu.tr KBUZEM. Karabük Üniversitesi

5. HAFTA PFS109 EĞİTİMDE PROGRAM GELİŞTİRME. Yrd.Doç. Dr. Yusuf ESER. yeser@karabuk.edu.tr KBUZEM. Karabük Üniversitesi 5. HAFTA PFS109 Yrd.Doç. Dr. Yusuf ESER yeser@karabuk.edu.tr Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 2 PROGRAM GELİŞTİRME SÜRECİ, PROGRAM GELİŞTİRMEDE ÇALIŞMA GRUPLARI VE ÇALIŞMA

Detaylı

Bölüm 2 Kariyer Gelişimi Kuramlarını Anlama ve Uygulama 42

Bölüm 2 Kariyer Gelişimi Kuramlarını Anlama ve Uygulama 42 Bölüm 1 Kariyer Gelişimi Müdahalelerine Giriş 1 Zaman Boyunca Çalışmanın/İşin Anlamı 8 Çalışma ile Kendine Değer Verme Arasındaki Bağ 11 Sistematik Olarak Kariyer Gelişimi Müdahaleleri Sağlama 14 Kavramların

Detaylı

Enerji Yönetimi 11 Aralık 2015. Ömer KEDİCİ

Enerji Yönetimi 11 Aralık 2015. Ömer KEDİCİ Enerji Yönetimi 11 Aralık 2015 Ömer KEDİCİ Tanım Enerji yönetimi ; Planlama, Koordinasyon ve Kontrol gibi birbirinden bağımsız olduklarında etkisiz kalabilecek işlevlerin bir araya gelerek oluşturdukları

Detaylı

ORTAÖĞRETİM İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ ÖZEL ALAN YETERLİKLERİ

ORTAÖĞRETİM İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ ÖZEL ALAN YETERLİKLERİ A. DİL BİLEŞENLERİ VE DİL EDİNİMİ BİLGİSİ A.1. İngilizceyi sözlü ve yazılı iletişimde doğru ve uygun kullanarak model olabilme A.2. Dil edinimi kuramlarını, yaklaşımlarını ve stratejilerini bilme A.3.

Detaylı

İSTANBUL ATIK MUTABAKATI

İSTANBUL ATIK MUTABAKATI İSTANBUL ATIK MUTABAKATI 2013 ün Mayıs ayında İstanbul da bir araya gelen dünyanın farklı bölgelerinden belediye başkanları ve seçilmiş yerel/bölgesel temsilciler olarak, küresel değişiklikler karşısında

Detaylı

ENETOSH Eğitmenler ve Öğretmenler için İş Güvenliği ve iş Sağlığı Uzmanlık Standartları

ENETOSH Eğitmenler ve Öğretmenler için İş Güvenliği ve iş Sağlığı Uzmanlık Standartları ENETOSH Eğitmenler ve Öğretmenler için İş Güvenliği ve iş Sağlığı Uzmanlık Standartları Uzmanlık Alanı İş Yerinde İş Güvenliği ve İş Sağlığı Seviye: 6 Credit: Beceriler Bilgi 1 İş yerinde iş güvenliği

Detaylı

ÖNSÖZ 5 1 İLETİŞİM SÜRECİ VE EĞİTİM...

ÖNSÖZ 5 1 İLETİŞİM SÜRECİ VE EĞİTİM... İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ 5 Bölüm 1 İLETİŞİM SÜRECİ VE EĞİTİM... 13 İletişim Sürecinin Ögeleri... 13 İletişim Sürecinin İşleme Süreci... 14 Kod ve Kodlama... 14 Etkili İletişimde Kodlama ve Kod Açımlama... 15

Detaylı

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi. Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi. Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya Projenin Hedefleri Projenin hedefi: Amasya da çalışmayan ama çalışmak isteyen ya da aktif olarak iş arayan 300

Detaylı

ELEKTRONİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ (ELECTRONIC HUMAN RESOURCES MANAGEMENT) E- İKY / E- HRM (I)

ELEKTRONİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ (ELECTRONIC HUMAN RESOURCES MANAGEMENT) E- İKY / E- HRM (I) ELEKTRONİK İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ (ELECTRONIC HUMAN RESOURCES MANAGEMENT) E- İKY / E- HRM (I) Günümüzde bilişim ve iletişim teknolojilerindeki hızına erişilemez gelişme ve ilerlemelerin sonucunda özellikle

Detaylı

DERS PROFİLİ. POLS 438 Bahar 8 3+0+0 3 6. Yrd. Doç. Dr. Ödül Celep

DERS PROFİLİ. POLS 438 Bahar 8 3+0+0 3 6. Yrd. Doç. Dr. Ödül Celep DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Türk-Amerikan İlişkileri POLS 438 Bahar 8 3+0+0 3 6 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin

Detaylı

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu Ekonomi Koordinasyon Kurulu Toplantısı, İstanbul 12 Eylül 2008 Çalışma Grubu Amacı Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele M Çalışma Grubu nun amacı; Türkiye

Detaylı

Çokkültürlü bir Avustralya için Erişim ve Eşitlik. İdari Özet Türkçe

Çokkültürlü bir Avustralya için Erişim ve Eşitlik. İdari Özet Türkçe Çokkültürlü bir Avustralya için Erişim ve Eşitlik İdari Özet Türkçe Avustralya Hükümet hizmetlerinin Avustralya nın kültür ve dil bakımından çeşitlilikler gösteren nüfusuna duyarlılığı üzerine bir araştırma

Detaylı

T. C. KAMU İHALE KURUMU

T. C. KAMU İHALE KURUMU T. C. KAMU İHALE KURUMU Elektronik İhale Dairesi KALİTE YÖNETİM SİSTEMİ BT Strateji Yönetimi BT Hizmet Yönetim Politikası Sürüm No: 6.0 Yayın Tarihi: 26.02.2015 444 0 545 2012 Kamu İhale Kurumu Tüm hakları

Detaylı

BELGESİ. YÜKSEK PLANLAMA KURULU KARARI Tarih: 05.06.2009 Sayı: 2009/21

BELGESİ. YÜKSEK PLANLAMA KURULU KARARI Tarih: 05.06.2009 Sayı: 2009/21 TÜRKİYE HAYAT BOYU ÖĞRENME STRATEJİ BELGESİ YÜKSEK PLANLAMA KURULU KARARI Tarih: 05.06.2009 Sayı: 2009/21 Dr. Mustafa AKSOY Hayat Boyu Öğrenmenin Geliştirilmesi Operasyon Koordinatörü mustafaaksoy@meb.gov.tr

Detaylı

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ T.C. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi vturker@marmara.edu.tr 10. DERS İKY - Teknik (Fonksiyonel) Kapsamı 6. Fonksiyon: KARİYER YÖNETİMİ (DEVAMI) Kariyer Aşamaları (4 Adet)

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ. Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı. 1.Giriş

KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ. Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı. 1.Giriş KAMU İÇ KONTROL STANDARTLARI UYUM EYLEM PLANI REHBERİ 1.Giriş Ramazan ŞENER Mali Hizmetler Uzmanı Kamu idarelerinin mali yönetimini düzenleyen 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu 10.12.2003

Detaylı

2 İNSAN KAYNAKLARI PLANLANMASI

2 İNSAN KAYNAKLARI PLANLANMASI İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ III Bölüm 1 TEMEL KAVRAMLAR11 1.1. İnsan Kaynakları 12 1.1.1. Tanımı 12 1.1.2. Kapsamı 13 1.2. İnsan Kaynakları Yönetiminin Tarihçesi 14 1.2.1. Klasik Kuram 14 1.2.2.İnsani İlişkiler

Detaylı

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER Fowler ın kuramını oluşturma sürecinde, 300 kişinin yaşam hikayelerini dinlerken iki şey dikkatini çekmiştir: 1. İlk çocukluğun gücü. 2. İman ile kişisel

Detaylı

MEHMET ŞİRİN DENETİM STANDARTLARI DAİRESİ BAŞKANI

MEHMET ŞİRİN DENETİM STANDARTLARI DAİRESİ BAŞKANI MEHMET ŞİRİN DENETİM STANDARTLARI DAİRESİ BAŞKANI Bağımsız Denetim Standartları 1. Kilit Terimlerin Belirlenmesi 2. Metnin Çevrilmesi 3. İlk Uzman Kontrolü 4. Çapraz Kontrol İkinci Uzman Kontrolü 5. Metnin

Detaylı

4. Gün: Strateji Uygulama Konu: Kanun Tasarısı Hazırlamak

4. Gün: Strateji Uygulama Konu: Kanun Tasarısı Hazırlamak 4. Gün: Strateji Uygulama Konu: Kanun Tasarısı Hazırlamak Tapio Laamanen 13 Ocak 2011 1 İstihdam ve Ekonomi Bakanlığı nda Kanun Tasarısı Hazırlama Süreci İlk adım Avrupa Birliği/Ulusal - Hükümet programı

Detaylı

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB ÜRETİMDE İNOVASYON BİLAL AKAY Üretim ve Planlama Direktörü 1 İleri teknolojik gelişme ve otomasyon, yeni niteliklere ve yüksek düzeyde eğitim almış insan gücüne eğilimi artıyor. Mevcut iş gücü içinde bu

Detaylı

UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLAR TÜZÜĞÜ

UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLAR TÜZÜĞÜ UNESCO MİLLÎ KOMİSYONLAR TÜZÜĞÜ Genel Konferansın 20. Oturumunda benimsenmiştir. (*) Giriş Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu nun amacının UNESCO Kuruluş Sözleşmesi tarafından belirlendiği

Detaylı

ÇOCUK VE GENÇLİK DESTEK MERKEZİ

ÇOCUK VE GENÇLİK DESTEK MERKEZİ ÇOCUK VE GENÇLİK DESTEK MERKEZİ Projenin Süresi Projenin amaçları Ortaklar Hedef gruplar Nihai Yararlanıcılar 1 Beklenen Sonuçlar 15 ay Genel Amaç: Cinsel istismara uğramış ve bu nedenden dolayı sosyal

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi SOSYOLOJİ (TOPLUM BİLİMİ) 1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi Sosyoloji (Toplum Bilimi) Toplumsal grupları, örgütlenmeleri, kurumları, kurumlar arası ilişkileri,

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS KÜLTÜRLERARASI YÖNETİM MAN 338 6 3 + 5 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS KÜLTÜRLERARASI YÖNETİM MAN 338 6 3 + 5 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS KÜLTÜRLERARASI YÖNETİM MAN 338 6 3 + 5 3 5 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Almanca Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

Bu çalışma insan kaynakları dersinde yapılan kariyer yönetimi konulu sunumun metin halidir.

Bu çalışma insan kaynakları dersinde yapılan kariyer yönetimi konulu sunumun metin halidir. Eğitişim Dergisi. Sayı: 16. Ağustos 2007 GİRİŞ Bu çalışma insan kaynakları dersinde yapılan kariyer yönetimi konulu sunumun metin halidir. KARİYER YÖNETİMİ 1 / 13 Kariyer, bireyin iş yaşantısındaki aktivite,

Detaylı

T.C. İSTANBUL KALKINMA AJANSI

T.C. İSTANBUL KALKINMA AJANSI T.C. İSTANBUL KALKINMA AJANSI Bölgesel Yenilik Stratejisi Çalışmaları; Kamu Kurumlarında Yenilik Anketi İstanbul Bölgesel Yenilik Stratejisi Kamu Kurumlarında Yenilik Anketi Önemli Not: Bu anketten elde

Detaylı

ULUSAL PNÖMOKONYOZ ÖNLEME EYLEM PLANI

ULUSAL PNÖMOKONYOZ ÖNLEME EYLEM PLANI ULUSAL PNÖMOKONYOZ ÖNLEME EYLEM PLANI 1. Sorunun öneminin saptanması Pnömokonyoz ülkemizde en sık görülen mesleki akciğer hastalıklarından biri olup, önlenebilir meslek hastalıklarının başında gelmektedir.

Detaylı

T.C. YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ MİSYON, DEĞERLER, VİZYON

T.C. YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ MİSYON, DEĞERLER, VİZYON T.C. YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ MİSYON, DEĞERLER, VİZYON MİSYON Eğitim, sağlık hizmeti ve araştırmada yenilik ve mükemmelliği teşvik ederek, ulus ve ötesinde, sağlığı korumak ve geliştirmektir.

Detaylı

Örnek Araştırma Tek Ebeveynli Aileler

Örnek Araştırma Tek Ebeveynli Aileler Örnek Araştırma Tek Ebeveynli Aileler 9 Kasım 2010 Nobody s Unpredictable Çalışmanın Amacı 2010 Ipsos Türkiye de boşanma, ayrılık, ya da vefat nedeniyle ebeveynlerden birinin yokluğunun psikolojik ekonomik

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

T.C. YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ MİSYON, VİZYON, DEĞERLER

T.C. YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ MİSYON, VİZYON, DEĞERLER T.C. YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ MİSYON, VİZYON, DEĞERLER MİSYON Eğitim, sağlık hizmeti ve araştırmada yenilik ve mükemmelliği teşvik ederek, ulus ve ötesinde, sağlığı korumak ve geliştirmektir.

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders Kodları AKTS

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı. Ders Kodları AKTS Ders T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri Tezli Yüksek Lisans Programı Öğretim Planı Tablo 1. ve Kredi Sayıları I. Yarıyıl Ders EPO501 Eğitimde Program Geliştirme 3 0 3 8

Detaylı

SAĞLIK YÖNETİMİ TÜRKİYE DE SAĞLIK HİZMETLERİNİN GELİŞİMİ VE ÖRGÜTLENMESİ

SAĞLIK YÖNETİMİ TÜRKİYE DE SAĞLIK HİZMETLERİNİN GELİŞİMİ VE ÖRGÜTLENMESİ SAĞLIK YÖNETİMİ TÜRKİYE DE SAĞLIK HİZMETLERİNİN GELİŞİMİ VE ÖRGÜTLENMESİ Kaynak: Sağlık İşletmeleri Yönetimi Prof. Dr. Dilaver TENGİLİMOĞLU Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT Yrd. Doç. Dr. Oğuz IŞIK *Türkiye de Sağlık

Detaylı

Özet. Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları. G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015

Özet. Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları. G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015 G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015 Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları Ekonomi Bakanligi Ev Sahipliginde Özet 5 Ekim 2015 Hilton Istanbul Bosphorus Hotel İstanbul,

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (2012). 2013-2017 Stratejik Plan. Ankara: ASPB

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (2012). 2013-2017 Stratejik Plan. Ankara: ASPB DERS BİLGİLERİ Dersin Adı Kodu Yarıyılı (a) Sosyal Hizmet Yönetimi Önkoşul(lar)- var ise Dersin dili Dersin Türü Dersin verilme şekli Dersin öğrenme ve öğretme teknikleri Dersin sorumlusu(ları) Dersin

Detaylı

Stratejik Performans Yönetimi ve Dengeli Sonuç Kartı (Balanced Scorecard-BSC)

Stratejik Performans Yönetimi ve Dengeli Sonuç Kartı (Balanced Scorecard-BSC) Stratejik Performans Yönetimi ve Dengeli Sonuç Kartı (Balanced Scorecard-BSC) Kontrol Fonksiyonu Gerçekleştirilmek istenen amaçlara ne ölçüde ulaşıldığını belirlemek, planlanan amaçlar (standartlar), ile

Detaylı

İŞLETME ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ GÜZ DÖNEMİ DERS PROGRAMI

İŞLETME ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ GÜZ DÖNEMİ DERS PROGRAMI İŞLETME ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ GÜZ DÖNEMİ DERS PROGRAMI Dersin Kodu Kredisi Dersin Niteliği İŞL 601 Pazarlama Teorileri 3 Zorunlu İŞL 603 Finansman Teorisi 3 Zorunlu İŞL 605 Uluslararası

Detaylı

MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ (PZL208U)

MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ (PZL208U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ (PZL208U)

Detaylı

I. GİRİŞ II. UZAK HEDEFLER

I. GİRİŞ II. UZAK HEDEFLER I. GİRİŞ Eğitim, Kosova nın toplumsal, siyasi ve ekonomik gelişmesinin etki alanını temsil eder. Eğitim, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı (EBTB) savaşın bitiminden sonra başlayan, en gelişmiş uluslararası

Detaylı

DERS PROFİLİ. POLS 346 Bahar 6 3+0+0 3 6

DERS PROFİLİ. POLS 346 Bahar 6 3+0+0 3 6 DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Uluslararası Siyasette Orta Doğu POLS 346 Bahar 6 3+0+0 3 6 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı

Detaylı

AFETLERDE UYGULANACAK REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

AFETLERDE UYGULANACAK REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar AFETLERDE UYGULANACAK REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YÖNERGESİ Tebliğler Dergisi : EKİM 1999/2505 BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1- Bu Yönergenin

Detaylı

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II ÇALIŞMA EKONOMİSİ II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ.

Detaylı

Dağlık alanda yaşayan insanlar ve yaşadıkları çevreler için birlikte çalışmak

Dağlık alanda yaşayan insanlar ve yaşadıkları çevreler için birlikte çalışmak Dağlık alanda yaşayan insanlar ve yaşadıkları çevreler için birlikte çalışmak BİZ KİMİZ? Dağ Ortaklığı bir Birleşmiş Milletler gönüllü ittifakı olup, üyelerini ortak hedef doğrultusunda bir araya getirir.

Detaylı

Sağlık Hizmetlerinde Pazarlamaya Neden İhtiyaç Duyulmaktadır?

Sağlık Hizmetlerinde Pazarlamaya Neden İhtiyaç Duyulmaktadır? Sağlık Hizmetlerinde Pazarlamaya Neden İhtiyaç Duyulmaktadır? Alvin Toffler in endüstrinin gelişmesi yaklaşımı Pazarlama nedir? Kullanımı neden önemlidir? Pazarlama olanaklarının kullanımı, eğitim ve geliştirme

Detaylı

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI 2010 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Dönemi Zorunlu Dersler Uluslararası İlişkilerde Araştırma

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı