HABERLER 1. Bosphorus Chronicle ın Ekidir.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "HABERLER 1. Bosphorus Chronicle ın Ekidir."

Transkript

1 Aralık 2014 HABERLER 1 köprü Bosphorus Chronicle ın Ekidir. İkizlerimi sadece doğdukları gün gördüm. -Mathew Rose Röportajı Bilgisayarlar her yerde ve hiçbir yerde olacaklar. Dr. Michio Kaku -Turkcell Teknoloji Zirvesi İstanbul TÜYAP Kitap Fuarı Lise 12 lerin dönem gezisinin ayrıntıları Lüzumsuz Adamın Evi nde. Spent-Ex Grubu Hakkında Her Şey Vapurların balıkçılarla, Seyyar satıcıların kornalarla, Kedilerin martılarla atıştığı, Her köşesi farklı tınlayan şehre Caz geri geldi. -Şehrin Caz Hali yazısından Hangi Tip RC Öğrencisisin? Geçmişten Geleceğe Kütüphane Mr. Gee den Burç Yorumları Taksim in Bilinmeyen Yanları Önder Kaya ile Tarih Gezisi Öğrenci İşleri Dekan Yardımcısı Mr. LaRaia: Anneme görevimden bahsettiğim zaman çok güldü ve Sen mi? dedi Arkadaşlarıma da İnanabiliyor musun, disiplinle ilgileniyor! diyor.

2 2 Keşfedilmemiş İstanbul HABERLER Okulun temposunun yoğunlaşmaya başladığı şu günlerde her RC öğrencisi kafasını yüzlerce sayfalık kitaplardan maalesef ki kaldıramıyor. Denklemler arasına gömülmüş günlerimiz, ödevler ve kurslarla dolu hafta sonlarımız ile var gücümüzle çalışıyoruz; fakat hayat bunlardan ibaret değil, İstanbul da öyle. İstanbul, hem İstanbullular hem de yatılılar için her boş zamanda keşfedilecek mekanlarla dolu. Aslına bakılırsa yaşadığımız şehri pek de tanımıyoruz. Her gün okula giderken uykulu gözlerle bakmaya aşina olduğumuz caddelerin arkasında kalan hayatın pek de farkında değiliz. Asıl İstanbul, sokaklarda gizli. Bizimle gizli kalmış İstanbul u keşfetmeye var mısınız? Evşen Güleç Melisa Oğuz Üzerimizden tır gibi geçen bir haftanın sonunda yorgunluğumuzu geçirmek ve temiz havayla buluşmak için pazar günlerimizi açık alanlarla geçirebiliriz. Koşuyolu Parkı: Tertemiz görüntüsüyle insanlara huzur veren Koşuyolu Parkı yürüyüş esnasında dinlenmenizi sağlıyor. Eskiden at yarışları için kullanılan parkuru şimdi insanlar yürüyüş için kullanıyor. Cezayir Sokağı: Beyoğlu nun hareketli ve kültürel havasını barındıran bu merdivenli sokak, Beyoğlu yla Tophane yi birbirine bağlıyor. Kenardaki kafelerden de Fransız kültürünün yansıdığını görebiliriz. Büyük Ada: Büyük Ada yı zaten herkes biliyordur; ama deniz kıyısında vakit geçirmeyi bırakıp Birlik Meydanı ndan Yüce Tepe ye çıkmayı denerseniz, mükemmel bir manzarayla karşılaşırsınız. Bu tepede Aya Yorgi ve Hristos Manastırları yer alıyor. Aya Yorgi kilisesinin yanındaki lokantalarda lezzet, kültür ve manzara üçlüsüne aynı anda sahip olabilirsiniz. Karaköy: Karaköy ün tadı sokaklarda çıkıyor. Zürafa sokağından küçük pasajlarına, kafelerinden manzarasına keşfedilecek güzelliklerle dolu. İskeleye arkanızı dönüp şehre baktığınızda yaşadığınız şehri size yeniden anlatacak bir muhit. Nereden geliyorsanız gözünüze bir başka görünür. Rıhtımdan biraz ilerleyince nargile kafeleri gözünüze çarpar. Önce içinize ferahlatan elmalı nargile kokusu zaman geçtikçe hafiften içinizi baymaya başlar. Adeta yaz akşamları İstanbul da karşılaşabileceğiniz her tarzdan insanın buluştuğu ortak mekandır. Geleneksel lezzet peşinden koşmaktan tenleri kızarmış turistlerden tutun eline gitarını alıp bir şarkı mırıldanan gence kadar farklı birçok insanla karşılaşabilirsiniz. Kanlıca: Çok sık vapur seferleri düzenlenmese de Kanlıca ya direkt giden vapurlar günün belli saatlerinde çalışmaktadır. Vapurdan inince sizi ünlü Kanlıca yoğurdunu tadabileceğiniz küçük aile çay bahçeleri karşılar. Sol tarafa doğru ilerlediğinizde çoğunlukla bölge halkının el yapımı ürünleri sattığı küçük ama bir o kadar samimi pazar yeri dikkatinizi çekiyor. Sokaklarında ilerledikçe belleklerimizde unutmaya yüz tutmuş, hatta hiç rastlayamadığımız sokaklar karşımızı çıkıyor. Dar, eski, bir o kadar da samimi Adeta küçük bir kasaba gibi. Tabii ki gitmişken Kanlıca yoğurdu yemeden dönmeyin. Stesli günlerin sonunda bir yemek, tatlı veya kahve molası vermek isterseniz gidebileceğiniz birçok sevimli mekan var: J adore: Taksim in ara sokaklarında çikolatakolik müşterilerini bekleyen sevimli bir dükkan. İçeri girdiğinizde burnunuza gelen çikolata kokusuyla sizi kendine bağlar. Meyvelerden ve brownie parçacıklarının üzerine çikolata sosuyla oluşturulmuş özel bir tatlısı olan bu çatı katı dükkanı, küçük bir tatlı molası için ideal. Halil Lahmacun: Misafirlerine yıllardır sıcaklığını sunan bir Kadıköy lokantası. Halil Abi tarafından 1981 yılında açılan bu tecrübeli gevrek(kıtır) lahmacunda bir ekol, geleneksel mutfağımızın en başarılı tatlarını sunuyor. Kendi yaptıkları ayranı denemenizi öneririz. Zamane Kahvesi: Suadiye de bulunan Zamane Kahvesi, çeşitli tatlılar denemek için güzel bir adres. Samimi ve sevimli dekorasyonu, sakin havası ve tabii ki waffle larıyla Cadde nin en sevilen kafelerinden biri. Mandabatmaz Kahvesi: Görmüş geçirmiş havasıyla bol köpüklü kahvelerini sizlere sunan bu mekanda mutlaka sizinle hikâyesini paylaşmak isteyen birileri vardır. Mehmet Abi bu insanların başında gelir ve sizinle uzun uzun muhabbet eder. Burada tanıdık yüzler görürseniz bu kişiler yazarlar, şairler veya karikatüristler olabilir. Arada bir kültür molası vermek isterseniz, müzelere göz atabilirsiniz. Şehrimiz birçok sergi, çalıştay ve atölyeye ev sahipliği yapıyor, bunlardan güncel olanları şöyle: Sabancı Müzesi: Sabancı Müzesi şu zamanlarda Joan Miro nun Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar sergisiyle meraklılara kapılarını açtı. Kuruluşunun 10. yılını kutlayan Sabancı Müzesi nin etkinliklerini bu yıl takip etmenizi öneririz. Pera Müzesi: Pera müzesinin güncel sergileri olan Polonya Sanatında Oryantalizm, Kesişen Dünyalar, Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri ve Kahve Molası nı ziyaret etmenizi öneriyoruz. Nesli Türker Karanlıkta Diyalog: Gayrettepe Metro İstasyonu nda bulunan bu parkur size bir buçuk saatliğine görme engellilerin yaşadıklarını tecrübe etme şansı verirken farkındalığınızın da artmasını amaçlayan sosyo-kültürel bir platformdur. Biletler Biletix te. Hepinize İyi Eğlenceler Alıntı Fotoğraflar: -http://www.bennebileyim.tk/570-cezayirsokagi-cezayir-cikmazi-%7c-beyogluistanbulda-yer-alan-merdivenli-cikmaz-sokak. html -https://irs2.4sqi.net/img/ general/152x152/ _fauegvvfkiozzp_ zhin3enrvoksmkeezgbn0i9f9qgm.jpg -http://gazetesu.sabanciuniv.edu/tr/ / joan-miro-sakip-sabanci-muzesinde -http://www.mastylecare.org/wp-content/ uploads/2014/02/did.jpg Aralık 2014

3 Cecile Popp la Röportaj HABERLER 3 : Merhaba Ms. Popp, ilk sorumla başlamak istiyorum. Profesyonel olarak yazmaya ne zaman başladınız? Cecile Popp: Kendimi profesyonel bir yazar olarak adlandırabileceğimi zannetmiyorum. Ama çocukken bile, hikâye yazmaktan hoşlanırdım. Okul dışında yazı yazdım mı bilmiyorum ama yaratıcı yazarlık, hikâye yazma her yıl müfredatın bir parçasıydı. Zaten okumak ve yazı yazmak; lise, üniversite ve iş hayatımın da her zaman bir parçası olmuştu. Her zaman yapmak istediğim, yöneldiğim, seçtiğim alanlardı. K.: Peki, başka ilgi alanlarınız var mı? Müzik, resim, spor gibi? C.P.: Evet, var. Ama maalesef, hayatıma dengeli bir şekilde yansımıyorlar. Tablolara bakmayı severim, sanat galerilerine gitmekten hoşlanırım. Yılda iki üç defa sergiye gitsem, benim için yeterli olur. Aktif ve hareketli olmaktan, spot yapmaktan da hoşlanırım, ama düzenli bir şekilde sporla ilgilenmiyorum. Lisedeyken spor yaptım. 35 yaşıma kadar düzenli olarak koşardım. Ama artık koşamıyorum. Kemiklerimi zedeledim. Ama köpeğimle yürüyüşler yapıyorum, bisiklet sürüyorum. Hatta bütün ailem için bisiklet almak istiyorum, böylece Belgrad Ormanları na gidip, bisiklet sürebiliriz mesela. K.: Yani spor ve resim düzenli ve sürekli olarak uğraştığınız aktiviteler değil, ama yazmak ciddi olarak ilgilendiğiniz bir uğraş? C.P.: Evet, mesela bir takımın üyesi değilim. Yazmak, öncelik verdiğim tek şey. Bu yüzden haftada birkaç gün yazı yazmaya çalışıyorum. Öğrencilerimle yazıyorum, Yazarlık Kulübü yle yazıyorum. Robert Kolej öğretmenlerinden oluşan bir grubumuz vardı. Yaklaşık 7 kişi, ayda bir kez buluşup yazdıklarımızı paylaşırdık ama grubumuz dağıldı. Tekrar böyle bir şey yapmayı isterdim. K.: Bu gerçekten çok iyi bir imkan olurdu. Peki, gerçekten kaliteli yazı diyebileceğiniz parçalarınız var mı? C.P.: Elbette var. Google Drive ımda, bitmiş parçalarımın bulunduğu klasörler var. Hâlâ üzerinde çalıştığım parçalar için klasörler var. Hızlı Yazılar (Quick Writes) adlı bir klasörüm var, üzerinde çalıştığım parçalardan oluşuyor. Mavi bir defterim var, onda da gene üzerinde çalıştığım, geri dönebileceğim yazılarım var. Küçük bir defterim var, ona fikirlerimi yazıyorum. Bitmiş ve üzerinde çalıştığım parçaların olduğu klasörlerin içinde; bir uzun yazılarımın olduğu, bir de kısa hikâyelerimin bulunduğu iki klasör var. Çocuklar için hikâyelerimin olduğu başka bir klasör ve yazdığım her şeyle ilgili olan bir klasör var; bu klasör daha çok Türkiye yle ilgili, Türkiye de Hayat gibi. Bazen eğer bazı temalarla ilgili yeterli sayıda yazı yazarsam, onları da temalarına göre sınıflandırıyorum. Benim için bir sonraki adım ise, bunlardan bazılarını tekrardan düzenledikten sonra bir yere göndermek ve bastırmak. Bu dileğimi daha gerçekleştirmedim, ama yapmak istediğim bu. K.: Bir sonraki sorum da bununla ilgiliydi, onu da cevaplamış oldunuz. Yani yazdıklarınızı bastırmayı düşünüyorsunuz? C.P.: Tabii ki, yani bastırmak isterim. Ama temel hedefim bu değil. Çünkü bastırmak için yazı yazmıyorum, yazı yazmayı sevdiğim için yazıyorum. Ama en azından bastırmayı da denemezsem, biraz yarım kalmış hissederim. Yine de, hiç bastıramasam da sorun değil. K.: Düşüncesi bile güzel. Peki, yazı yazarken daha çok belirli bir konu hakkında yazmayı mı tercih edersiniz, yoksa o anda aklınıza gelen düşünceleri mi yazarsınız, ilk düşünceler gibi? C.P.: İki şekilde de yazarım, duruma göre değişir. Her zaman kullandığım bir yöntem yok. Günlük yazılarım ilk düşünceler şeklinde olur, bu yöntem daha çok işe yarıyor bende. Ama bazen, bir fikirim olur ve onunla ilgili aklıma gelenleri yazarım; gene ilk düşünceler gibi. Ama biraz daha odaklanmış bir biçimde. Örneğin çocuklar için bir hikâye olacaksa, başından sonuna kadar yazıp bitirmeye çalışırım. Sonra geri dönüp düzenlerim. Veya başka bir hikâye için, otururum ve bu sefer ilk düşünceler değildir yazdıklarım. Belirli bir konuda yazarım, ileride ne olacağını ve nasıl biteceğini düşünürüm. Yani, hangi şekilde yazacağım duruma göre değişir. Bazen de bir fikrim vardır, mesela, bir yabancının gözünden Türkiye, halk otobüsüne binme deneyimi, gibi. Bu fikir hakkında düşünürüm. Otobüse binmekle ilgili bir deneme yazısı mı yazmak istiyorum, yoksa bu yazıyı daha büyük bir parçanın içine mi katmak istiyorum; şehirde gezinmek veya İstanbul da toplu taşıma gibi. Sadece keşfetmeye çalışırım; nasıl göründüğünü bilmek, kulağa nasıl geldiğini veya nasıl hissettirdiğini. Bazen ortaya çıkan şey sıkıcı ve gereksizdir, çöptür. Bazen de bu sıkıcı ve işe yaramaz yazının içinde, başka bir yazıya dahil edebileceğin bir iki harika cümle veya gerçekten anlamlı bir paragraf vardır. K.: Peki, yazdığınız belirli bir tür var mı? C.P.: Yazılarımın çoğu, kişisel deneme gibi diyebilirim. Gerçekte, adını hatırlamıyorum ama, kişisel deneme ve edebi eserin karışımı olan bir tür var. Yani kurgu değil ama kurgu gibi yazılmış. Bu türü çok seviyorum. Bir de kısa hikâyeleri. K.: En önemli olduğunu düşündüğüm sorulardan birine geldik. Sizce, yazmak için belirli bir ruh hali içerisinde olunması gerekiyor mu? Mesela üzgünken daha iyi yazılır veya mutluyken yazı yazmak istemezsin şeklinde? C.P.: Şu an söyleyeceğim şey benim benimsediğim fikir ama benim orijinal fikrim değil. Bunu profesyonel yazarlar söylüyor. Eğer yazmak konusunda ciddiysen, daha iyi olabilmek için sıkça alıştırma yapman gerekir. Yani, sen öğrencisin, ben de öğretmen. Okula geliriz ve görevlerimizi yerine getirmek zorundayız. Senin görevlerin derslere girmek, Sezin Esen öğretmeni dinlemek. Benim görevlerim; ders hazırlamak, öğretmek ve sorularınızı yanıtlamak. Farklı günlerde, farklı ruh halleri içerisinde olabilirim ama yine de görevlerimi yerine getirmek zorundayım. Gerçekten de başarılı ve ünlü yazarların yazma alışkanlıklarını araştırırsan, birçoğu her gün aynı saatte, az çok aynı zaman aralığında ve aynı yerde yazı yazmışlardır. Bu yazma disipliniyle ilgili bir şey. Bana göre yazmaya başladığında, zaten belirli bir moda giriyor, Oh, bugün yazasım geldi. diyorsun. Zaten, yazı yazmak zordur, o yüzden hiçbir zaman yazı yazasın gelmez; hiçbir roman, birisine çok ilham geldiği için yazılmamıştır. Çünkü bu ilham bir yerden sonra kaybolur ve bir duvara çarparsın. İlhamın seni dürtmesini bekleyip pes edersen, hiçbir zaman başaramazsın. Ama disiplinli olursan Şöyle düşün, sen bir koşucusun ve her gün koşmaya gidiyorsun, koşasın gelmese bile. Kendini koşunun ritmine kaptırırsın ve o koşu iyi bir koşu olur. Yazmak da böyledir, oturur ve yazarım; bazı günler yazdıklarım, diğerlerine göre daha iyidir ve daha mutlu olurum. Ama her ruh halinde yazarım. K.: Peki, en sevdiğiniz yazar kimdir ve neden? C.P.: Birkaç tane favori yazarım var; ama en sevdiğim Micheal Ondaatje derdim, Kanadalı Sri Lankalı yazar ve onun romanı, In The Skin Of A Lion ; bütün zamanlar için favorim. Bir de anılarından oluşan kitabı, Running In The Family. Micheal Ondaatje benim en sevdiğim yazarlardan biri, çünkü diğer favori yazarlarım gibi o da farklı türlerle oynuyor. Eserleri birbirine benzemiyor. Micheal Ondaatje ayrıca The English Patient ı yazdı, belki duymuşsundur. Filmi pek çok Oscar ödülü aldı ama ilk başta bir romandı. Ve diğer eserlerinden ARALIK 2014

4 4 HABERLER çok farklı, hiçbirine benzemiyor. Bir de Margaret Akwood var, onu da seviyorum ama yazdığı her şeyi sevdiğimi söyleyemem. Onu çok takdir ediyorum, çünkü çok yönlü, düşünceli ve üretken birisi, birçok eseri var. Evet, bu iki yazar, benim en sevdiklerim. K.: Peki bu yazarların kitaplarını birden çok kez okudunuz mu? Ya da herhangi bir kitabı birden çok okur muydunuz, okunmalı mıdır? C.P.: Ben, çok nadiren kitapları tekrar okurum. Filmleri de, çok nadiren tekrardan izlerim. Birden fazla okuduğum çok az kitap var. Mesela, In The Skin Of A Lion, onu bir kereden fazla okudum. Ama bir şeyi birden fazla kere okumanın birçok yararı olduğuna inanıyorum; hele de üzerinde çalışacaksanız, o kitabı tekrardan okumalısınız. K.: Ama deneme yazmak gibi değil, yani edebi bir şekilde? C.P.: Elbette, mesela birçok kere okuduğum kitaplar, Robert Kolej de öğrettiğim kitaplar. Tekrardan okuduğum her seferde, biraz daha zevk aldım ve daha fazla şey öğrendim, daha çok şey gördüm. Yani kitapları tekrardan okumak; hele de bir yazar olarak, kaliteli edebi eserleri okumak, tekrar ve tekrar size daha çok şey katar, daha çok anlamanızı sağlar. Sadece ben tekrardan okumuyorum, çünkü okumaya o kadar istekli, açım ki; okuyabildiğim kadar çok okumak istiyorum. Maalesef okumak için çok zamanım yok ve okunacaklar listem o kadar uzun ki asla bitiremeyeceğimi düşünüyorum. Bu yüzden, okuduğum bir şeyi Müzikaller ve Fikir Paylaşımı Müzikaller hakkında bilgi sahibi olma konusunda çaba sarf ettim. Ve edindiğim bilgiler doğrultusunda sizinle bunları paylaşmak istiyorum. Tam bir müzikal sevdalısı değilim ama müzikal dinlemek insana huzur veriyor. Kendi adıma konuşmam gerekirse bana müzikali sevdiren Phantom of The Opera dır. Müzikaller anlamı olan hikâyelerin bestelenip şarkı halinde seslendirilmesidir. Phantom of the Opera yı bana sevdiren konusuyla şarkıların müthiş bir uyum içinde olması beni çok etkiledi. Ondan sonra Fransızca müzikaller de dinlemeye başladım. Benim için güzel bir adımdı. İstanbul da sahnelenen bir müzikali de takip etme şansım oldu. Etkileyici bir müzikal olmadı ama orada oturup oyuncuların ve operacıların gerçekte nasıl hissler yaşadığına tanık oldum. Canlı izlemenin, internette izlemekten daha heyecan verici olduğu ise bir gerçek. Müzikalleri takip eden ve müzikaller konusunda gerçekten bilgi sahibi olduğunu düşündüğüm arkadaşım Alper ile de bir söyleşi yaptım. Onunla beraber İstanbul da Zorlu Centre da yapılan Beauty and Beast isimli müzikali izledik.yani hem izledik hem dinledik. Benim ilk canlı müzikal deneyimim olduğu için memnun kalmıştım. Bir de Alper in düşncelerini duymak istedim. Çünkü bu onun ilk müzikal deneyimi değil. MERT: Evet Alper, bugün seninle müzikaller hakkında söyleşi yapacağımdan bahsettim. Nasılsın heycanlı mısın bunun için? ALPER: Ehhh Aslında oldukça heyecanlıyım. İlk defa birisi benimle böyle bir söyleşi yapıyor. MERT: Heyecanlanmana sevindim Alper, bu da benim ilk söyleşim. İkimiz içinde güzel bir deneyim olacak sanırım. ALPER: Hadi başlayalım o zaman MERT: Alper, senin müzikalleri çok sevdiğini biliyorum peki sana müzikalleri sevdiren ne oldu? ALPER: Öncelikle müzik benim hayatımda çok önemli bir yere sahip. Müzikaller de müziğin hayran bırakıcı oyunculuklarla birleşmesiyle oluşuyor. Bu yüzden müzikaller, her izlediğimde beni inanılmaz derecede etkiliyor ve hayran bırakıyor. Müzikaller aynı zamanda duyguları açığa çıkarmanın en etkili yollarından biri benim açımdan. MERT: Bu sözlerinle gerçekten müzikallerin hayatının anlamı olduğunu okuyuculara açıkladın. Müzikaller hakkında pek bir şey tekrar mı okusam, yoksa yeni bir şey mi okusam sorularıyla karşı karşıya kaldığımda, yeni şeyleri tercih ediyorum. K.: Ve son olarak, yazmak ve okumak sizin için ne ifade ediyor? Kendi sözcüklerinizle tanımlayabilir misiniz? C.P.: Yazmak, benim için iki yönlü bir şey. Duyduklarımı, gördüklerimi ve gözlemlediklerimi, başka insanların belki göremediği, duyamadığı şeyleri, bana özel olanları kâğıda dökmek. Aynı zamanda yazmak; anlama, fark etme süreci benim için. Yazdığıma bağlı olarak bazen iyileştirici, rahatlatıcı, bazen de sadece olayları, nesneleri farklı şekillerde görebilme yolu. Okumak ise birçok şeyle ilgili. Başka bir ortama bilmeyenlere hangi müzikalleri izlemelerini önerirsin? ALPER: Öncelikle herkese; bana müzikalleri sevdiren, daha doğrusu beni müzikal izlemeye başlatan Notre Dame De-Paris müzikalini tavsiye ediyorum. Gerçekten hem hikâyesi, hem müzikleriyle insanı kendine hayran bırakıyor bu müzikal. İkinci tavsiyem ise Phantom of The Opera olacaktır herkese. Phantom of The Opera da beni Notre Dame De Paris ten farklı olarak etkileyen şey 25.yıl kutlamasında Ramin Karimloo nun Phantom (hayalet) rolünde yaptığı usta oyunculuktu. Sadece oyunculuğuyla değil, her duyguya hitap eden müzikleriyle de insanı derinden etkiliyor bu müzikal. Eğer bu müzikallerle müzikal izlemeye başlarsanız, benim gibi bir müzikal aşığına dönüşebilirsiniz. MERT: Alper kesinlikle Phantom of the Opera izlenesi bir müzikal; ben de bu müzikali izleyerek müzikallere karşı ilgi duymaya başladım. Ben genelde müzikalleri youtube dan izliyorum ve sadece bir kere canlı izleme imkanım oldu. Sen hayatın boyunca kaç defa müzikalleri canlı izleme fırsatı yakaladın? ALPER: Geçen sene Zorlu Centre da Notre Dame de Paris i büyük bir heyecanla izledim ve gerçekten Aralık 2014 girmek ve hatta nerede olduğunu bile unutmak, sadece başka dünyalara geçiş yapmak. Ben çok fazla fantastik roman okumam, ama zaten türünün ne olduğu önemli değil. Ayrıca okumak benim için dil, yapı ve kelimelere bakarak eğlenmek; mesela farklı insanların kelimeleri nasıl farklı şekillerde kullandıklarını görmeyi seviyorum. Hatta bazı yazarlar kelimeleri kullanırken çok yaratıcı ve özgün, bu dışarıya yansıyor. Okumak beni her zaman rahatlatan ve mutlu eden bir eylem. K.: Röportajımız burada sona ermiştir. Bizimle fikir ve görüşlerinizi paylaştığınız için çok teşekkürler. Mert Kocagil bu müzikalin işleyişi gerçekten çok zevkliydi. Konunun içine girip Notre Dame ı hissediyordunuz. Bu sene de Beauty and Beast e 2 kere gittim. İlk gidişim ailemle birlikteydi, ikinci gidişim sen ve arkadaşlarlaydı. Bence Beaty and Beast o kadar etkileyici değildi ama orada izlemek başka tabii. MERT: Evet, seninle beraber izledik. Benim için güzel bir deneyimdi. Notre Dame de Paris i bana gösteren kişi sendin ve gerçekten çok müthişti, ben de internetten izledim. Sen bu kadar çok müzikal izledin bu kadar çok karakter yapısını seyrettin, peki sen bir müzikal karakteri olsan kimi tercih ederdin? Özel bir nedeni varsa açıklar mısın? ALPER: Bir müzikal karekteri olmak istesem Phantom of The Opera dan Phantom olurdum. Çünkü Phantom of The Opera yı izlerken Phantom ın gizemi beni çok etkilemişti.bu nedenle her zaman Phantom a bir hayranlık beslemişimdir. Onun bende yarattığı değişik histen dolayı olsa gerek. MERT: Vaaaooov. Alper ciğim bana zaman ayırdığın için ve sabırla sorularımı yanıtladığın için çok teşekkür ederim. Müzikle bağın hiç kopmasın. ALPER: Rica ederim. Benim içinde bir zevkti.

5 Şehrin Caz Hali Vapurların balıkçılarla, Seyyar satıcıların kornalarla, Kedilerin martılarla atıştığı, Her köşesi farklı tınlayan şehre Caz geri geldi. Farklı tınılar ve kadife seslerin cenneti olan caz müziği, 24.Akbank Caz Festivaliyle 23 Ekim- 2 Kasım tarihleri arasında tüm sevenleriyle buluştu. Dünyanın farklı yerlerinden gelen sanatçılar, çeşitli şehirlerde konserler verdi. Bu sanatçılar arasında dünyaca tanınmışların olduğu gibi, yeni keşfedilmiş olan genç sesler de vardı. Bu festival boyunca geniş kapsamlı bir konser programı, dans ve gitar yapımı gibi enteresan konuları içeren atölye çalışmaları, sanatçıların katıldığı paneller, cazlı brunch lar, kampüste caz konserleri ve liselerde caz atölyeleri gerçekleştirildi. Liselerde caz atölyeleri Robert Kolej in de içinde bulunduğu sekiz okulda Yaz Konserleri Bu yaz pek çok değişik konser oldu güzel ülkemizde; özellikle rock konserleri. Bunlardan en önemlileri şüphesiz Rock Off Festivali ve Metallica by Request oldu. Bu iki yaz eğlencesinde kâh Amon Amarth ile coştuk, kâh Metallica ne istersek onu çaldı, kâh da Megadeth-Trust un nakaratını Dave Mustaine ile tekrarladık. Tabii ki yaz bitiminden hemen sonra Lady Gaga nın da bize bir sürprizi oldu. Gelin bir bakalım... Bahsettiğim üç konserden ilki, 13 Temmuz da gerçekleşen, şu anda bile tarihini ezberden söylediğim ve bizzat gittiğim Metallica by Request oldu. Metallica nın ilk gelişi değildi bu, ancak bu konserin ayrı bir özelliği vardı: Ne istersek onu çaldılar. Evet, doğru. Oylama ile seçilen ilk 17 şarkı ve 2014 bestesi yeni şarkıları Lords of Summer ı çaldılar. Türkiye nin sayılı metal gruplarından Pentagram ın ön grup olarak çıktığı bir konserdi, gerisini siz düşünün. Girdik sıraya, 5 te açılacak kapı. dediler. 8 de nihayet içeri girebilmiştik kişilik konser bu, üç saatte anca içeriye girebildik. Bir de sabahtan beri bekleyenler vardı, bayağı işkenceydi. O sıcağın altında en son 500 ml lik soğuk su 10 TL ye bile kapış kapış satılıyordu ve gerçekleşti. Okulumuzda 27 Ekim tarihinde düzenlenen caz atölyesine öğrenciler tarafından ilgi büyüktü. Ercüment Orkut ve Ediz Hafızoğlu nun katıldığı atölyede öğrenciler caz müziğini ve enstrümanlarını daha yakından tanıma fırsatını elde etti. Atölyenin soru cevap şeklinde hazırlanmış olması, öğrencilerin atölye sırasındaki katımını arttırdı. Eğer bu seneki caz atölyesini kaçırdıysanız, dert etmeyin, çünkü bu atölye okulumuzda her sene düzenlenmekte. Caza karşı bir ilginiz var, ama hangi sanatçının sizin tarzınıza uyduğunu bilmiyorsanız, Akbank Caz Festivali ne katılan sanatçılardan seçtiğim bazı örnekler belki hoşunuza gidebilir. *Jamie Cullum: Dünyaca tanınmış bir sanatçı olan Jamie Cullum genç yaşta olmasına rağmen birçok ödül sahibidir. Pop, rock gibi farklı müzik çeşitlerinden olan şarkıları cazla birleştiren sanatçının konserlerindeki görsel şov da paha biçilmezdir.jamie Cullum ilginizi çektiyse neredeyse bir izdiham vardı. Girdik içeri, biletleri gösterdik, önce bir Pentagram coşturdu. Yarım saat sonra o metal efsanesi Ecstasy of Gold eşliğinde girdiler ve ne olduğunu bile anlamadan Master of Puppets a eşlik ederken bulduk kendimizi. En son hatırladığım ise Seek and Destroy un son nakaratı, James in kutularca pena fırlatması ve elimizdeki kocaman siyah balondu. Teknik anlamda gördüğüm en güzel konserdi. Ekranlar mükemmeldi. Ses ve şarkı seçimi olarak, tecrübe ettiğim en müthiş konserdi, diyebilirim. Konserler zinciri Rock Off Festivali hakkında ise arkadaşım Levent Serin den yardım aldım. Kendisi İzmir de yaşıyor ve bu tür konserlere bizzat gidiyor. Metallica ya da benimle birlikte gelmişti. Genel olarak Megadeth in estirdiği konsere, Amon Amarth ve aynı zamanda Türkiye de ilk kez sahne alan Gojira nın da damga vurduğunu görüyoruz. Megadeth ile ilgili kısmı direkt olarak Levent in ağzından aktarayım size: Megadeth dediğim gibi klasikti. Dave Mustaine sololar attı ve bir Megadeth konserinde ilk kez ekranlarla karşılaştım. Güzel olmuştu ama bir Metallica ekranları gibi değildi. HABERLER 5 Rihanna nın parçası olan Don t stop the music e yaptığı cover ı dinlemenizi tavsiye ederim. *Chet Faker: Chet Faker bu festivalin cazla en az ilgisi olan sanatçılarından biri. Genellikle electronica adı verilen müzikle ilgilenen sanatçının boğuk sesi ve enteresan klipleri ilgi çekicidir. Ayrıca Faker ın hipster tarzı da onu farklı kılmakta. Rolling Stone dergisi tarafından 2013 yılında En İyi Bağımsız Sanatçı seçilen Chet Faker ilginizi çektiyse; Talk is Cheap adlı şarkısını dinleyebilirsiniz. Fotoğraflar: Dilara Zenel Diğer alt gruplara da güzel bir ilgi vardı, Metallica konserindeki gibi Pentagram çıktığında Kim bunlar? diye söylenen insanlar yoktu Gerçekten de Metallica ya gelen insan kitlesi sadece metalhead dediğimiz kişiler olmadığı için böyle soru işaretleri oluşmuştu. Özellikle Gojira dan etkilenen Levent, birkaç hafta boyunca sadece Gojira dinlemişti. Aynı zamanda Amon Amarth ın sahnesinden etkilendiğini belirten Levent, Megadeth in sahnesi konusunda ise, benzer bir şekilde: Ses sistemi iyiydi; bütün enstürmanları güzel ve temiz bir şekilde duyuyorduk. Megadeth e tabii daha fazla özen vardı ama alt gruplarda da iyi bir ses vardı. Bir de ilk gün feci yağmur yağmıştı. Festivali iptal edebilirdi ama etmediler bunlar dolayı teşekkür ederiz onlara :) şeklinde bir cevap verdi bana. Festivalin de genel olarak güzel olduğu bilgisini aldıktan sonra gelelim Little Monster lara gelen bombaya: LADY GAGA. Neredeyse hiç pop dinlemesem de bu derecede bir konsere yer vermemek Zeynep Karababa *Yasmine Hamdan: Bu festivaldeki en ilginç sanatçılardan biri olan Lüban asıllı Yasmine Hamdan, Ortadoğunun ilk indie/elektronik grubu olan Soapkills in üyelerinden biri. Hamdan ın kıvrak sesi ve müziğinin tınısı PJ Harvey in anımsatır. Eğer Yasmine Hamdan ilginizi çektiyse; Beirut şarkısını beğenebilirsiniz. Kaynakça: 24. Akbank Caz Festivali Tanıtım Broşürü Barış Can Ünal olmazdı diye düşünüyorum. Yine bu konuda RC 18 yatılı 9. sınıf öğrencisi Mert Özbay ile kısaca görüştüm. Kendisi dekora tam puan verirken hayranlar hakkında şöyle bir yorum yaptı: Konsere gelen çoğu insan Lady Gaga hayranıydı ve de bu nedenle herkes oldukça heyecanlıydı. Hayranları da Lady Gaga gibi ilginç ve sıradışı kıyafetlerle konsere gelmiştiler. Cosplay yapanlar vardı. Şov oldukça başarılıydı ve herkes mutluydu. Sadece başta arkada olanlar olmak üzere bazı insanlar sahneyi görmekte sıkıntı çektiler. Ünlü şarkılarından derleme yapan Lady Gaga, tam zamanında Monster larını ayağa kaldırmış gibi görünüyor. Genel olarak bizim için dolu dolu ve eğlenceli bir yaz oldu. Şu anda önümüzde Metallica veya Megadeth kadar ünlü bir grubun konseri yok. Ancak her an bir sürpriz olabilir. Konser takvimini takip edin. ARALIK 2014

6 6 Mr. Becker ile Röportaj HABERLER Barış Can Ünal MR. BECKER İLE RÖPORTAJ Bildiğiniz üzere, Ms. Bakkegard ın vedasının ardından RC Tiyatrosu nun yönetmeni Mr. Becker oldu. Çiçeği burnunda yönetmenimiz ve aynı zamanda tecrübeli, farklı yönleriyle dikkat çeken ve tam bir kitap aşığı olan öğretmenimizle bir röportaj yapmak istedik. Mr. Becker ın SK daki yeni ofisine gittim ve bir kaç soru sordum. Barış Can Ünal: Öncelikle RC tiyatrosunun yeni yönetmeni olmak nasıl bir duygu? Mr. Becker: Şimdi mi, yoksa kabul ettiğim zaman mı? BCÜ: Aslında bakarsanız ikisi de. Mr. B: İlk kabul edildiğim zaman, hem coşkulu, ama aynı zamanda çok korkunç bir his vardı çünkü Darcy Bakkegard gibi diğer bütün eski öğretmenleri çok sevdim. Çok iyi öğretmenlerdi ve onlarla sık sık çalışıyordum. Ama uzun zamandan beri de tiyatroyla ilgileniyorum ve sonunda buradayım, yani gerçekten tiyatro vasıtasıyla öğrenciler etkilenebilir ve değiştirilebilir. Ben de bu sürece katılmak istedim. Şimdi, yavaş yavaş daha iyi hissediyorum ve her gün çocuklara gerçekten çok faydalı şeyler vermek istiyorum, ve tabii çocukların bir şeyleri kendileri yaratması lazım ve her gün kendisi hakkında yeni bir şeyler öğrenmesi lazım. Ve inşallah ben onlara yardım edebilirim. BCÜ: Ayrıca tiyatronun nasıl gittiğini de merak ediyoruz. Birkaç gün önce sizle görüştüğümde zor ve yoğun demiştiniz. Gerçekten de öyle mi? Ve bu iş sizi ne kadar mutlu ediyor? Mr. B: Bir insan kendi yolunu değiştirirse her zaman daha genç hissediyor. Ve aynı zamanda hep daha çok öğrenmeye çalışıyor; bu yüzden yaşlı ve yorgun hissediyor. Bu hisleri her gün yaşıyorum. Ve gerçekten çok, çok güzel bir şey. BCÜ: Yani size tecrübe kazandırıyor. Mr. B: Tabii ki. Yani çok okudum ve çalıştım tiyatro hakkında ama tiyatro öğretmedim bu okulda. Bu yüzden hazırlık ve 9. sınıfları eğittikten sonra çok farklı bir şey, yani çok WOW dersi ve Film dersi öğrettim ve bir nedenle tiyatroya her zaman çok saygı gösteriyorum ve çok iyi bir iş yapmak istiyorum her zaman. Bu yüzden kendime biraz baskı uyguluyorum. BCÜ: Yani öncesinde tiyatroya bir ilginiz vardı. Mr. B: Tabii, tabii ki. Öncesinde tiyatroya gitmeyi çok seviyordum ve filmin tersine tiyatro anında oluyor, değil mi? Filmde hata yaparsan, her zaman düzeltebilirsin. Ama tiyatro canlı; bu yüzden o tecrübe; seyirci, oyuncu ve yönetmen için daha hevesli ve heyecanlı. BCÜ: Geçen seneki WOW öğretmenim idiniz, ancak öğrendik ki bu göreve geldikten sonra WOW dersini bırakmışsınız. Bu sizde nasıl bir his uyandırıyor? Mr. B: Hâlâ hazırlıklarla çalışıyorum Creative Arts dersinde ama biliyorsun, her gün aynı sınıfa girince aile gibi hissediyor insan. Her gün sizleri görüyordum; bazen sen yoruldun, bazen ben yoruldum; bazen ben çok heyecanlı, bazen sen çok heyecanlıydın. Ve her gün bir şeyler yaşıyorduk, değil mi? Ama şimdiki hazırlıkları haftada 1 kez görüyorum mesela. Ve tam aile gibi hissetmiyorum; ama onlar haftada bir kez gelince, o bir derste elimden geldiği kadar çok şey vermek istiyorum onlara. O zaman da çok coşkulu çalışıyorum tabii ki. Ama biraz melankoli hissediyorum çünkü Hazırlık sınıfı çok farklı bir şey; başlangıçta herkes çok utangaç, ancak yıl devam ettikçe değişiyorsunuz. Ve o en son ayı biraz özleyeceğim galiba. Son ay herkes daha iyi anlaşıyor birbiriyle. Yani bu sene gerçek baba veya amca gibi hissetmeyeceğim. Çünkü her gün onlarla bir şey paylaşamayacağım. Ama, yani Robert Koleji Tiyatro Kulübü yle ilgili çok samimi bir his var, Modern Drama da öğretiyorum. Onlarla yavaş yavaş sıcak bir ortam oluşturuyoruz. BCÜ: Peki, çok sosyal bir insan olduğunuzu biliyoruz. Spor, müzik, tiyatro... Kitap okumayı da çok seviyorsunuz. En baştan başlasak, sporu çok seviyorsunuz. Sürekli yapıyorsunuz. Genel olarak nasıl gidiyor spor programınız, yani nasıl spor yapıyorsunuz? Ve ayrıca spora yeni başlayanlar için de söylemek istediğiniz bir kaç şey var mı? Mr. B: Ben çocukluğumdan beri spor yapıyordum, her mevsimde de farklı spor yapıyordum. Mesela sonbaharda Amerikan futbolu, kışın basketbol, ilkbahar tenis ve yazın beyzbol gibi. Ve bütün sene de yüzüyordum. Bu yüzden bir alışkanlık oldu bende; her gün biraz spor yapamazsam, yorgunken bile, bir eksiklik hissediyorum. Her zaman söylüyorum; her gün terlemem lazım. Terlemek beynimi açıyor. Yani spor şimdi güzel gidiyor okulda; kızlar Flag Football takımıyla gurur duyuyorum. 30 oyuncu var şu an. Sizler her zaman otobüstesiniz, yani sen Allaha şükür yatılısın, ama diğer öğrenciler her zaman otobüsteler. Bu yüzden bazen spor yapamıyorlar tabii ki; ama bence haftada 3-4 kere, öğrenci çok meşgul olsa bile, 30 dakika spor yapabilirse çok iyi hisseder kendini. Mesela otobüste ödev yaparsa evde biraz spor yapabilir. Özellikle 12. sınıflar konusunda endişe duyuyorum. Çünkü bence eğer biraz spor yapabilirlerse her gün, tabii ki daha iyi okuyup çalışabilirler sınavlar için. Ama o kadar çok baskı var ki, çok spor yapmıyor ve yavaş yavaş düzenleri Aralık 2014

7 HABERLER 7 değişiyor ve iyi okuyamıyorlar çünkü spor yapmıyorlar. Keşke daha çok zaman ayırabilseler spora. BCÜ: Yani spor beyni açıyor diyorsunuz. Mr. B: Bence böyle. Bu yüzden 12. sınıfların spor yapması lazım. 20 dakika olsa bile. BCÜ: Peki müzik konusuna gelecek olursak, Mr. Welch ve Mr. La Raia ile oluşturduğunuz Spent-Ex adlı gruptan haberdarız ve grubu merak etmeye başladık çünkü son zamanlarda Zorlu Center da çıkmışsınız mesela, yani yavaş yavaş grup ünlü olmaya başlıyor; özellikle okul içerisinde. Grupta işler nasıl gidiyor şu an? Mr. B: Bana göre biraz tembeliz şimdi, daha çok prova yapmalıyız ama biliyorsun, şarkı falan, kendi orijinal şarkılarımızı besteledik, o konuda gurur duyuyorum tabii ki. Evet, Zorlu Center da çaldık ve yeni bir hayran geldi, Lisa Johnson adında, burada çalışan bir hanım ve onun oğlu geldi ve çocuk deli gibi dans etti. Çok mutlu oldum, yani çocuk bile olsa bizim punk rock tarzını beğenebilir. Punk rock çalıyoruz genel olarak, yakında bir konserimiz daha olacak Taksim de daha ünlü bir grupla konser vereceğiz. Ama aslında biz yaşlı olsak bile heyecan verici ve coşturucu şeyler yapıyoruz sanat ile. Yani bazen insanlar 40 yaşında olunca eh yoruldum, her şeyi bırakacağım; yazmayı, müziği, sporu bırakacağım... moduna giriyorlar ama biz hâlâ heyecan verici şeyler çalıp tutkumuzu canlı tutuyoruz. BCÜ: Müzik de önceden hayatınızın bir parçasıydı herhalde? Mr. B: Evet, eskiden biz hepimiz ya DJ lik yapıyorduk ya gazetede müzik hakkında yazıyorduk ya da konser tanıtımı yapıyorduk... Yani her zaman müzik endüstrisiyle bir bağlantımız vardı. Türkiye ye geldiğim zaman, bir nedenle birbirimizi bulduk ve müzik yapmaya başladık. BCÜ: Peki önceden Mr. Welch ile nasıl bir ilişkiniz vardı? Mr. B: İyi bir soru, biliyorsun ben eskiden üniversitedeyken Mr. Welch ile buluştum. O benim uzmanımdı, ben onun çırağı oldum. Bir gün Mr. Welch biraz depresif hissetmişti, o zaman ben de dedim ki: Haydi o zaman bir rock grubu kuralım! Sen çocukluktan beri bir punk rock çalmak istiyordun, ama hiç denemedin. Bir rock grubu kurmalıyız. Ve kurduk. Ve yine tesadüfen eski sanat öğretmeni John Dew a: Sen bir şeyler çalar mısın? diye sordum. Yanıtı: Davul çalıyorum. oldu. Çok şaşırdım o an ve ne tür müzik sevdiğini sordum ve o da punk rock dedi. Gruba girmesini teklif ettim, o da kabul etti. Böyle oldu. Andy LaRaia da bir gün kafeteryada gitar çaldığından bahsetmişti ve ona da grupta yer almasını teklif ettik, Tamam dedi. Böyle gelişti her şey. Tamamen rastgele olan bir şey. Mr. Vierling ile de eskiden beri müzik yapıyordum. Ve Mr. Arey ile. BCÜ: Onlar ne çalıyor? Siz bas çalıyorsunuz,... Mr. B: Mr. LaRaia gitar çalıyor, eskiden farklı bir grupta Mr. Vierling bateri, Mr. Arey gitar ve ben bas çalıyorduk. Şimdi o grup yok. 12 sene önce yaptık. Ve çok konser verdik. BCÜ: Peki, sizinle ilgili ayrı bir konuya girecek olursak, hazırlıkta birçok hikâye anlatmıştınız. Bu hikâyelerden bazıları da bir süre yaşadığıız Japonya ile ilgiliydi. Japonya sizce nasıl bir yer? Mr. B: İstanbul ile karşılaştırırsak Japonya bana çok zor ve garip gelmişti. Japonya bir ada. Bu yüzden farklı kültürlerden etkilenmiyor. Kendi kültürü çok değişmiyor ve o zaman da çok misafirperverlerdi. Aynı zamanda ben orada hiçbir gün kendimi rahat hissetmedim. Çünkü her zaman misafir gibi hissediyordum. Çok yalnızdım. O zamanlar küçük bir köyde yaşıyordum, 500 küsür kişinin yaşadığı bir köy. Ve görevim de oradaki herkese İngilizce öğretmekti. Yani dağlık bir köyde çalışıyordum. Ve o zaman da eğlence olarak her akşam dağ tırmanışı yapıyordum. O kadar. BCÜ: Orada da sporu çözmüşsünüz. Mr. B: Doğal spor. (Gülüşmeler) BCÜ: Peki son olarak, gazetesi olarak bu sayıdaki konumuz kitap. Sizin çok sevdiğiniz bir şey kitap. Pıtırcık. (Gülüşmeler) (Kendisi geçtiğimiz sene Pıtırcık ı okurdu ve bize anlatırdı.) Mr. B: Hâlâ okuyorum. (Gülüşmeler) BCÜ: Gerçekten mi? Kaç sayfa o kitap? Mr. B: 60 sayfa. Ben 42. sayfadayım. BCÜ: Her neyse, konumuz kitap ve kitap okumayı çok sevdiğinizi biliyorum. Peki, kitap deyince aklınıza ne geliyor? Kitap kelimesi sizde ne çağrıştırıyor, birkaç cümlede söyleyebilir misiniz? Mr. B: Koku; ses, sayfaların sesi; kaçmak, andan kaçmak ve beyin. BCÜ: Yani, bu kelimeler size neden kitabı çağrıştırıyor, onu da anlatabilir misiniz kısaca? Mr. B: Koku, kitap ilk açıldığında gelen koku. Bilgisayarlarda okumak istemiyorum, çünkü kokusu yok. O kitap kokusunu çok seviyorum ve bazen lekeler, notlar oluyor. Bir keresinde okuduğum bir kitapta Mr. Gee nin yazdığı notlar vardı. Kütüphanede kitap okuyordum ve o notları gördüm. Çok güzel bir şekilde gelmişti bana o kitap. Koku, tarihi demek oluyor yani. Sanki başka birinin pantolonunu giyiyormuş gibi. Eski kitapları tercih ediyorum, yeni kitap hiç almıyorum. Bazı insanlar sadece yeni kitapları severler. Ses; yani o hareketi seviyorum. Sayfaların çevrilmesi falan. Tabii ki bilgisayarda klik klik yapıyorsun, ama sevmiyorum onu. Beyin dedim; çünkü mesela bazı kitaplar 1500 sayfadır, 1500 sayfa kadar beynini açar insanın. Çok etkileniyorum. Daha da çok sayfa da olabiliyor ancak biraz editörler de kesiyor. Ve kaçmak; biliyorsun sosyal bir insanım ama başka insanlarla da takılmayı çok istemiyorum bazen. Dışarıda gezerken yanımda her zaman bir kitap oluyor. Çünkü kafamda bir fikrim yoksa, hemen kitaptan bir fikir alıp onun üstüne düşünebilirim. Kafam boşken kendimden nefret ediyorum. Bu yüzden kitaplardan her zaman bir düşünce almak istiyorum. Kaçmak da böyle. BCÜ: Özellikle bu çok ilgimi çekti. Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Mr. B: Rica ederim, memnun oldum. ARALIK 2014

8 8 Fuara Gel HABERLER 33. İstanbul TÜYAP Kitap Fuarı 8-16 Kasım tarihleri arasında Büyükçekmece deki Fuar ve Kongre Merkezi nde gerçekleşti. Fuarın bu yılki teması Türk sinemasının 100. yılına ithafen Sinemamızın 100 Yılı idi. Bu yıl fuarın Onur Yazarı 1970 den beri sinema yazıları ve eleştirileriyle tanınan Atilla Dorsay dı. Türkiye ve yurtdışından toplam 850 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katıldığı fuar, bu yılın konuğu Macaristan ın tanınmış sinemacı ve edebi simalarını da biraraya getirerek kültürler arası bir sentez yaratmak niyetindeydi. Onur konuğu Macaristan 8-11 Kasım tarihleri arasında fuarın Uluslararası Salon unda 35 ülkeden diğer yayınevleri ve Türk Dili ve Edebiyat Bölümünün düzenlediği 12. Sınıf Burgazada gezisi dönem ruhunu pekiştiren bir anıydı. Vapur yolculuğundan bisiklet turuna kadar bütün dönemin birlikte zaman geçirmesi anlatmaya değer bir gün oldu. Vapur yolculuğunu anlatırken göz kamaştıran denizden bahsetmeye gerek bile yok. Dikkatimi çeken şey ki eminim bütün dönem için de bu böyledir, muhabbetler ve danslardı. Bu vapur yolculuğu hepimize hazırlık yılının sonundaki boğaz turunu hatırlattı. Dolayısıyla eğlendirirken, geçen zamanı ve geleceği de düşündüren bir yolculuk oldu. Kumanyalarımızı aldıktan sonra sınıflara dağılıp adayı turlamaya başladık. Uzun, yokuşu çıktıktan sonra Sait Faik Müzesi nin önünde durduk. Fakat müze küçük olduğundan her sınıf sırayla müzeye girebilecekti. Müzeye gireceğimiz saati öğrendikten sonra zaman gelene kadar kısa bir Burgazada turu yapmaya karar verdik grupça. Yol boyunca Sait Faik öykücülüğünden, hayatından ve müzeden bahsettik ve sonunda adanın daha da yukarısında bulunan meşhur Kalpazankaya restoranına ulaştık. Deniz manzarasının muazzam bir şekilde yurtdışından 40 yazarla beraber etkinliklerini gerçekleştirdi. Tema dahili ve dışında söyleşi, panel ve dinletiler toplamda 270 i dolaylarındaydı; yani bu 9 gün dolu dolu geçti TÜYAP ta. Fuardaki bir başka dikkat çeken etkinlik de bu yılın Nisan ayında kaybettiğimiz Gabriel Garcia Marquez in anma töreni. Kolombiya Büyükelçiliği nin 15 Kasım Cumartesi gerçekleştirdiği bu törene Jaime Ahelin (Marquez in kurduğu Ibero- American New Journalism Vakfı Genel Müdürü) ve yazar Seçkin Selvi de katıldı. Fuar her türden ziyaretçisi için bir çok farklı etkinlik imkanı da sundu. Mutfak meraklıları için 8-11 Kasım Lüzumsuz Adamın Evi tadına varılabildiği bu restoranda oturduk ve büyüleyen manzaranın tadını çıkardık. Tekrar aşağı doğru indiğimizde müzeye ziyareet saatimizin hâlâ gelmediğini fark ederek bisiklet kiraladık ve eğimli yollarda bisikletle ada turumuza devam ettik. Öğlene doğru, yemek yedikten sonra, müzeye girme sırası nihayet bize geldi ve müze girişindeki Sait Faik heykelinin yanında bekledik. Sait Faik Abasıyanık, 1906 yılında Adapazarında doğmuş, babasının vefatı ardından annesiyle yazları Burgazada da Çayır Sokak 15 tarihleri arasında Mutfak ta yemek yazarları ve blogger larının canlı olarak yemek sundukları, söyleşi yapacakları bu etkinlik TÜYAP tarihinde bir ilkti. Çocuk ve gençler içinse özel söyleşiler ve atölye çalışmalarına katılmak mümkündü. Ziyaret saatlerini arttıran fuar, hafta içi günlerde ; haftasonu ise saatlerinde ziyarteçileri kabul etti. Giriş ise biz öğrenciler ve öğretmenlere ücretsizdi. TÜYAP ın gördüğü yoğun ilgi ve fuarın muazzam boyutu beni her seferinde şaşırtıyor. Bilinçli bir okurun pek çok şekilde faydalanabileceği bu etkinlik, ziyaretçisi için, Türkiye de okuryazarlık bilincinin gelişmesi için numaradaki evde yaşamış. Burgazada onun için hem ilham kaynağı hem de dinlenme ortamı olmuş. Ölümünden bir yıl önce de bu köşkü Darüşşafaka Cemiyeti ne bağışlamış. Annesinin isteği üzerine 22 Mayıs 1959 tarihinde köşk müze olarak hizmete açılmış. Giriş katında evin yemek salonu bulunmaktaydı. Büyük bir yemek masası, üzerinde Sait Faik in kullandığı porselenler ve yanında da işlemelerle bezenmiş antika bir dolap sergilenmekteydi. İkinci katta merdivenin hemen karşısında Sait Faik in mütevazı Ayşenaz Toptaş elinden geleni yapıyor. E bize de gitmek düşüyor. TÜYAP 2015 te görüşmek üzere! Kaynak: com Damla Cinoğlu odası konumlanmıştı. Odanın içerisinde yatağı, yatağın üzerinde son kullandığı pijaması, çalışma masası ve evin yan bahçesine bakmakta olan bir cam vardı. Bu kattaki diğer odalardaki panolarda Sait Faik in hayatından kesitler ve Darüşaffaka Cemiyetinin tarihine dair bilgiler yazmaktaydı. Cam raflarda kitaplarının farklı yıllardaki basımlarına yer verilmişti. Üçüncü katta ortada tek bir deri koltuk bulunan ve deniz manzarası gören bir oda vardı. Sait Faik in muhtemel ilham odası olan bu odanın yanındaki odada bir duvarı baştan aşağı çekmecelerle kaplı ve her çekmecesinin içinde Faik in yazdığı ve ona yazılmış mektuplar sergilenmekteydi. Bodrum katta ise Sait Faik in kitaplarını ve onunla ilgili araştırma kitaplarını barındıran bir kitaplık bulunmaktaydı. Burada belirli aralıklarla çeşitli atölyeler gerçekleştirilmekte ve ilgili okurların araştıma yapmasına izin verilmektedir. Sait Faik in edebiyatıyla ilgilenen herkesin müzeyi görmesini tavsiye ederim! Aralık 2014

9 Mr. Gee ile burçlar : Genel olarak, röportajımız sizin burçlara olan ilginiz ve gelecek planlarınız hakkında olacak. Burçlarla başlamamız daha doğru olur herhalde. Burçlara olan ilginiz ne zaman, nasıl ve niçin başladı? Mr Gee: Bana inanmayacaksınız ama adını <John the Baptist> a değiştiren bir adama rastladım ve burçlara çok ilgiliydi. Beni Linda Goodman adında bir kitap okumaya zorladı ve hayatıma o kadar uydu ki sonunda burçlara inanmaya başlamış oldum onun sayesinde. K: Ne zamandı peki bu? Mr. G.: Bu 1972 yılındaydı. K: Peki siz kaç yaşındaydınız? Mr. G.: Ben 22 yaşındaydım. K: Uzun zaman olmuş. Mr.G.: Çok uzun zaman oldu, evet. Geçen gece 1982 yılından günlüğüme göz gezdiriyordum. Hayatımın yarısına denk geliyor. Çok garip bir his. K: Peki ya şimdi, insanların burçlarını tahmin edebiliyor musunuz? Mr.G.: Yok, hayır. K: Ama insanların doğumgünlerini ve burçlarını ezberliyorsunuz o zaman. Mr.G.: Bazen tahminde bulunuyorum. 12 de 1 ihtimal nasılsa, değil mi? K: İnsanlar sizin hep tahmin ettiğiniz düşünüyorlar! K: Benimkini ilk bakışta bilmiştiniz! Mr.G.: Çoğunlukla sınıf içinde buluyorum ya da öğreniyorum. Kimlerin Boğa olduğunu bulmalısınız. Bu bir numaralı tavsiye. K: Peki ya iki numaralı tavsiye? Mr.G.: Yok! Sadece kimin hangi burca sahip olduğunu bulmalısınız ve aradan Boğaları ayırmalısınız. K: Sizin burcunuz nedir? Mr.G.: Ben Yengeç burcuyum. K: En sevdiğiniz burç nedir? Mr.G.: Kesinlikle Oğlak burcu çünkü benim burcumun tam tersi. Kendi burcunuzun tam tersiyle iyi anlaşırsınız. Benim küçük oğlum da Oğlak. K: Peki en kötü burç nedir? Mr.G.: (fısıltıyla) Boğa. K: Boğa burcu Yengeç burcu ile yakın mıdır? Mr.G.: - Hayır değil. Sadece boğa en tehlikeli burçtur çünkü kızınca boynuzları çıkar. K: Ya Akrep? Onlar da can yakmazlar mı? Mr.G.: G- Hayır, Akrepler sadece küçük bir iz bırakırlar. Can yakmaz değil mi? K: Beni tahmin edebilir misiniz? Mr.G.: Akrep diye düşünüyordum fakat tahmin edemeyeceğim. K: Ben Kova burcuyum. Mr.G.: Aa, anladım. Hayatı herkesten 50 sene ilerde yaşarsınız. Aslında burçlara olan ilgimin temeli sınıfta eğlence yaratması. K: Gelecek planlarınızdan bahsedebilir misiniz? Mr.G.: Öncelikle İsveç e, Gothenburg(????) a geri dönmeyi planlıyorum. Sonra da belki, eğer yeterli parayı biriktirebilirsem (!!!), İzlanda ya taşınmayı planlıyorum! K:Ve bolca Sigur Ros dinleyeceksiniz. Mr.G.: Onları zaten şimdi de dinliyorum K: Ne zaman olacak bu planlar peki? Mr.G.: Seneye Temmuz ayında. Öncelikle emekli olmam lazım. Türkiye de 65 yaşından sonra zaten öğretmenlik yapılamıyor. Yüksek ihtimalle İsveç de çalışmaya devam edebilirim. K: Peki okulumuzun öğrenci profili hakkında ne düşünüyorsunuz, HABERLER 9 burçları hakkında özellikle? Mr.G.: Hep kontrol ederim ve ona uygun hareket ederim. Hep kullandığım bir kitap var ve cinsiyetlere göre de burç farklılıklarını anlatıyor. Eğer bana sınıfta zorluk çıkaran bir öğrenci olursa, onun burcunu kontrol edip ona göre davranırım. Böylelikle neden o şekilde davrandığına bir anlam verebilirim. Kadın ve erkekler arasında o kadar farklılık var ki! Mesela hep müdürleri kontrol ederim. Bay Jones terazi mesela! Çok akıllıdırlar. K: Çalışma arkadaşlarınız da kontrol ediyor musunuz? Mr.G.: Tabii ki. Mesela Mr. Laria Akrep. K: Bu sizi nasıl etkiliyor? Mr.G.: Çok iyi anlaşıyoruz. İkimizde su grubuna ait olduğumuz için uyumluyuz. Fakat onlar çoğunlukla burçlara inanmıyorlar. K: Sizi özellikleriyle etkileyen insanlar oldu mu, hiç bu insan kesin bu burçtan olmalı dediğiniz oldu mu? Mr.G.: Evet. Geçen sene bir öğrencimle sınıfta sorun yaşıyorduk çünkü çok çalışmıyordu ve aramızda bir öğretmen-öğrenci çatışması olmuştu. Ona sinirleniyordum ve birbirimize bağıracak noktaya gelmiştik. Sonra birden benimle konuşmamaya başladı. Sınıfta suratıma bakmazdı, hiçbir şey demezdi, bütün ders önüne bakardı. O da bir Boğa ydı. Ben Damla Cinoğlu Derin Arduman Özu Rişvanoğlu de gidip kendi kitabımdan Boğa Çocuğu kısmına baktım. Öğrendim ki onlara bağırmak; onları itmek, sıkıştırmak hiçbir zaman işe yaramayacak şeyler. Yapılması gereken şey gidip onlara kol atmak ve biraz şefkat göstermek. Benimle konuşmayan öğrenciye bir gün gittim ve hiçbir şey demeden kol attım. Her şey çözülüverdi. Böyle olması çok iyi oldu çünkü ona Küçük bir kız gibi davranmayı bırak artık! gibi şeyler demeyi düşünüyordum. Onunla dalga geçmeyi düşünüyordum. İyi ki yapmamışım, hiç işe yaramazmış. Tüm ilişkimizi bitirirmiş. Burçlar benim için özellikle öğrencilerle hayat kurtarıcı oluyor. K: Ya kadınlarla? Mr.G.: Yengeç burcu bir kız arkadaşım olmuştu. Ben de yengecim. Bu burcun kadınlarının hepsi delidir. Ruhsal durumları çabuk değişir. Yengeç ay tarafından yönetilir. Ayın değişkenliği gibidirler. Benim kız ARALIK 2014

10 10 HABERLER arkadaşım da deliydi. Bir kere de yay burcu bir kadınla bir ilişkim olmuştu Yay burçlarına hiçbir zaman çok yaklaşmayın, bütün astroloji kitaplarının söylediği de budur. K: O zaman hangi burç iyidir? Mr.G.: Benim için Oğlak. K: Peki sizin burcunuzun pozitif ve negatif özellikleri nedir size göre? Mr.G.: Pozitif Dünyadaki herkesten daha çok sırrımız vardır ve kimseye de söylemeyiz. Ama herkes gelip bize sırlarını anlatır. Biz her zaman herkesin sırlarını öğreniveririz ama kimse bizimkileri bilmez. Bu bana çok olur mesela, tanımadığım insanlar bile bazen gelip bana içlerini açarlar, bütün problemlerini anlatırlar ben de dinlerim. Sonra, çok sezgiselizdir. Mesela, sınıfta bir şey söylerim ve genelde doğru şeyi doğru anda söylemişim gibi hissederim. Sadece şanstır, söyleyiveririm ama hep işe yarayan sınıftaki akışı güzel etkileyen şeyler olurlar. Negatifse; çok endişeleniriz ve bu genelde ilerlememizin önüne geçer. Çünkü sürekli endişeleniriz ve önümüzü kapatırız. Bir de sahiplenici bir yanımız vardır. Benim olan her şeyin düzenli, tertipli bir şekilde önümde olmasını isterim. K: Yeni bir sınıfa ilk defa girdiğinizde ne yaparsınız? Mr.G.: Ne yapacağım hakkında çok fazla düşünmem. Burçlar her zaman başlamak için iyi bir konudur, ilgi çeker. Aradaki buzların erimesini sağlar. Böyle durumlarda bir şeyler yapmak lazım. Utangaç olmak bir işe yaramaz. Bir yorum yaparım ve aradaki buzlar erir. K: Benim de bir arkadaşımın burcunu tahmin etmiştiniz. Mr.G.: Evet, evet. Bence sen bir Akrep sin. K: Hayır. Ben bir Kova yım. Neden Akrep dediniz? Mr.G.: Bakışlarından çıkarmıştım. Akrep ler insanlara gözlerini dikerler. K: Yeniden geleceğinize dönelim. İzlanda da ne yapmak istiyorsunuz? Neden oraya gidiyorsunuz? Türkiye den sıkıldınız mı? Mr.G.: Çünkü orası çok güzel, çok temiz ve çok ilginç. K: Her burcun bir dakikalık bir özetini verir misiniz? Mr.G.: Tamam. Koç la başlayalım. Ateş grubundan. Ben bir Yengeç im, su grubundan. Ama biz çok iyi anlaşırız. Koç lar sadece kendilerini düşünürler. Onlarla olmak kolaydır çünkü onların sizi düşünmediğini bilirsiniz. Onlarlayken rahatlayabilirsiniz. Aslan lar ateş grubundanlar. Onlarla anlaşmak kolaydır. Büyük egoları vardır. Onlara iyi davranırsanız ve onlara koca bir kedi muamelesi yaparsanız Prrrr, prrrr yapmalarını sağlayabilirsiniz. Bunu severler. Yay lar zorlardır çünkü ne düşündüklerini bilemezsiniz. Akılları sürekli farklı bir yöne gider. Size şaşırtan şeyler söyleyebilirler. Zor bir burçtur. En büyük oğlum bir Yay. Boğa, Damla gibi kızlar Dikkatli olmalısın çünkü çok iyilerdir, çok tatlılardır. Ancak sakın onlara ters bir harekette bulunmayın. Bu benim mottomdur. Buna inanırım, hem de çok. Onları asla sinirlendirmeyin. Başak lar değişkenlerdir. Bir zamanlar Başak burcu bir kız arkadaşım vardı. Omurgası sanki paslanmaz çelikten yapılmıştı. Bu demektir ki yumuşak görünüşlerinin altında çok güçlü ve serttirler. Ancak üzgün bir burç. Başak burcu olanlarda hep üzücü bir yan vardır. Oğlak benim ev sevdiğimdir. En küçük oğlum bir Oğlak. Yengeç in tam tersidir. Çok güçlü ve kararlılardır, dağın tepesine ulaşan keçilerdir onlar. Çocukken bile yaşlı oldukları söylenir. Bu benim oğluma çok uyuyor. İkizler... İkizler hakkında pek bir şey bilmiyorum. Karım Tarihi mi Yoksa Yeni Kütüphane mi? Hepimizin heyecanla beklediği ve camların üzerine yapıştırılan kâğıtların yırtıkları arasından baktığımız kütüphanemiz yakın zamanda yeniden açılacak. Kavuşma günü yaklaştıkça insanların kafasındaki sorular da artıyor. Kütüphanenin yeni görüntüsü nasıl olacak? Kitaplar nasıl yerleştirilecek, oturma yerleşimi nasıl yapılacak? Eskisinden daha mı güzel olacak? Müze eskisi gibi mi kalacak yoksa farklı bir müze mi bizleri bekliyor? Daha bir sürü soru hepimizin aklında ve yanıtlanmayı bekliyor. Elbette bu soruların cevabını kütüphane açılana kadar veremeyiz ama bu konuda tahminler yürütebiliriz. Bizler, Robert Kolej öğrencilerine kütüphane hakkındaki düşüncelerini, kütüphaneden beklentilerini ve kütüphanenin kapalı olmasını onların nasıl etkilediğini sorduk. Düşüncelerini paylaşan arkadaşalrımızdan Nazlı Yurdakul, hava karardığında kütüphanenin ışıklarının yakıldığını ve camlardan yansıyan 150.Yıl bayraklarının görüntüsünü çok etkileyici bulduğunu söyledi. Bu görüntünün çok görkemli olduğunu ve onu heyecanlandırdığını bizlerle paylaştı. L12 öğrencisi olan Atakan Baltacı da kütüphanenin açılması için heyecanlananlar arasında. Kütüphanenin yokluğunu çok fazla hissettiğini ve önceki yıllarda alıştığı gibi kütüphaneye gidemeyince kendini boşlukta hissettiğini belirtti. L11 öğrencisi Ece Toprak da kütüphane görevlilerinin heyecanından çok etkilendiğini anlattı, onların heyecanınının kendisini de heyecanlandırdığını söyledi. Bazı öğrencilerse kütüphanenin eski tarihi havasını yitirip yitirmeyeceğini merak ediyor. Aslında okul başladığında açılması planlanan ama ancak Aralık ayında açılacak olan kütüphanemizde gördüğümüz ilk gelişme kapıların camlı olması. Geçen sene yapılan oylamanın sonucu olarak yerin gri halıyla döşendiğini görebiliyoruz ve tabii ki siyah sütunları. Akıllarda kalan soru ise yeni gelen eşyaların kütüphaneyi eskisinden ne kadar farklı hale getireceği. L11 öğrencisi Sercan Sürgün, kütüphanenin eski atmosferini yakalayamayacağını düşünüyor. Ona göre kütüphanenin eski KADAR sessiz bir yer Aralık 2014 bir İkizler. Ama bir İkizler e benzemiyor. İkizler in bir şey olmasını beklerim ve o öyle değil. Yani ben İkizler i bilmiyorum. Onları hiç anlamıyorum. Bunu söylemeliyim. Terazi ler çok, çok zeki ve entellektüellerdir. Mr. Jones ve Mr. Christensen birer Terazi. Genelde dengesiz oldukları söylenir ama bundan ben pek emin değilim. Terazi leri hiç anlayamıyorum. Onlar hava grubundan ve ben (su grubundan olarak) onların en iyi arkadaşım olacağını söyleyemem. Kova su grubundandır. Pardon, hava. Hava demek istedim. Su taşıyıcısının burcu olmasına rağmen... Kova ları da pek anlayamamışımdır. Her şeyin başında olmak zorundalardır. Yengeç ler çok yumuşaklardır aslında. Mrs. Halıcıoğlu ve Ms. Kelly... O sağlam duruşlarını görürsünüz ama içlerinden yumuşacıklardır. Akrep ler tuhaf insanlardır. Burçlara inanmazlar. Mr. Hayes, Mr. Laraia ve Mr. Rau Akrep burcundanlar. Burçlara şüpheyle yaklaşırlar. Balık, iki balıktan oluşur. Su grubu... Onlarla hep çok iyi anlaşırım. Balık kadınlarının gerçek kadınlar olduğunu söylerler. Annem bir Balık tı. Onlarla birlikte olmak kolaydır. Lal Tüzman Alara Gebeş olamayacakmış.tayfun Gür ise Ünlü düşünür Herakleitos a katılıyorum, her şeyin özü değişimdir. diyor. Bizler de ders çalışabilmek için kütüphaneye kavuşmaya can atıyoruz. Yeni kütüphanemizin olumlu ya da olumsuz yönleri ne olursa olsun biz kütüphaneyi çok merak ediyoruz ve o kattan her geçişimizde gelişmeleri takip ediyoruz. Şu an tek beklentimiz, bir an evvel kütüphanemize kavuşmak.

11 HABERLER 11 Robert Kolej Kütüphanesinin Geçmişi ve Geleceği Robert Kolej kurulduğu ilk günden bu yana her zaman kütüphanesiyle bir olmuş, eğitimde kitaba erişimin öneminin en iyi şekilde vurgulandığı bir mekân olma özelliğini korumuştur. Bu sebepten dolayı da tarih boyunca Robert Kolej in geçirdiği değişimler ve içinden geçtiği süreçlerden kütüphane doğrudan etkilenmiştir. Robert Kolej 1863 yılında dört öğrenci ve beş öğretmenle Bebek teki geçici yerinde Dr. Cyrus Hamlin tarafından kurulduğunda, Harvard Üniversitesi nin bağışı olan 200 kitapla kütüphanenin ilk temelleri atılmıştı. Okulun açılmasından bir süre geçtikten sonra kütüphaneye ayırılan yaklaşık $2.000 lık bir bütçe sayesinde genişletilen koleksiyondaki kitap sayısı, okul 1871 yılında şimdiki yerine taşındığında e ulaşmıştı fakat henüz okulda kütüphane olarak kullanıma ayrılmış bir yer yoktu, kitaplar değişik odalarda dağınık bir şekilde duruyordu. Robert Kolej tarihinde ilk defa okuldaki tüm kitapları bir araya toplayan ve onları kataloglara kaydeden ilk kütüphaneci kolejin 1897 mezunu ve 55 yıllık kütüphanecisi Kaspar Tüygil dir. Göreve geldiği zaman sayısı birkaç bin olan kitap sayısı 1952 yılına kadar e ulaşmış, Boğaziçi Üniversitesi nin kurulmasıyla da i geçmiştir. Yine 1863 yılında, Kolej in kurulmasından birkaç ay sonra Amerikan Kız Koleji açıldı. Okulun kurucularından olan Caroline Borden, kendi kitapları da dahil olmak üzere tüm mal varlığını okula bağışlamıştır. Amerikan Kız Koleji, 1876 yılında Üsküdar a taşınana kadar yaklaşık 300 kitaba sahipti. Müdireliği devralan Mary Mills Patrick anılarında okuldaki kitap sayısının büyük bir hızla katlanarak arttığını ifade eder yılında Kız Koleji Arnavutköy deki bugünkü yerine taşındığında eğitime dört ana binayla başlamıştı ve o yıllarda kütüphane okulun ana binası olan Gould Hall un içinde yer almaktaydı. Eğitimin orta ve lise şeklinde ayrıldığı dönemlerde okuldaki kütüphaneler de ayrıydı. Orta kütüphanesi 1925 yılında Bingham Hall da kurulmuştu. Okula 1961 yılında yapılan bir bağışla genişletilme çalışmaları yapıldı ve kütüphane iki kata yayıldı. Erkek Koleji nde ise öğrencilerin kullanımına sunulan ilk düzgün ve kitapların kayıtlarının sistematik bir şekilde tutulduğu kütüphane 1932 yılında kurulan Van Millingen Kütüphanesi dir. Kütüphaneye adını veren Van Millingen uzun yıllar okulda tarih dersleri vermiş bir tarih profesörüydü yılında Robert Kolej kızlı erkekli eğitim vermeye başladı, erkek öğrenciler Arnavutköy deki kampüse geldiler yılında orta öğretim kaldırılınca lise kütüphanesi ve orta kütüphane birleşti. Erkeklerin 1971 yılında okula gelmesiyle de artan kitaplar için daha geniş bir alana ihtiyaç duyulmasıyla 1960 larda tiyatro salonu, 1970 lerde ise spor salonu olarak kullanılan alan kütüphaneye dönüştürüldü. Kütüphanenin güncel mekânı burasıdır. Yıllar içinde teknolojinin ilerlemesiyle kitapların kaydının alınması ve ödünç verilmesinde kullanılan sistemler de değişmeye, daha çok teknolojiden yararlanılmaya başlandı. İlk defa 1995 yılında kitapların elektronik ortamda bir kaydı oluşturuldu ve yaklaşık kitap sisteme girildi. Yine aynı yıllarda eskiden başvurulan (elle çekmecelerde kitap arama) kartlı katalog yöntemine yavaş yavaş veda edildi. (Okulun kütüphanesi 1995 yılından itibaren gerekse kitapların ödünç veriliş yolu, gerekse de görünüş bakımından büyük bir değişim geçirmedi.) Aynı yılda bir de sınıf eklenmesiyle kütüphanede ders işleme dönemi başladı. Robert Kolej Kütüphanesi barındırdığı kitapların yanı sıra 1990 lı yıllarda geniş bir plak koleksiyonuna da sahipti. Teknolojinin gelişmesiyle yıllar içinde plaklar yerlerini sırasıyla VCD lere ve DVD lere bıraktı. Şu anda da kütüphane içinde geniş çaplı yenilenme devam etmekte. Bu yenilenme kütüphanenin 1995 yılından itibaren geçirdiği en büyük değişiklik olma özelliğini taşıyor. Çağa ayak uydurmak amacı güden bu proje öğrencilere daha fazla çalışma, buluşma ve tartışma alanı vermeyi amaçlamakta. Kütüphane içinde yapılan yeni düzenlemeyle kütüphanenin alt katına sessiz konuşarak rahatça grup çalışmalarının yapılabileceği masalar yerleştirilecek. Masalara yer açabilmek için de tüm raflar duvarlara monte edilmiş durumda. Özellikle de non-fiction ve Türkçe yapıtların bulunduğu bölümdeki tüm kitaplar, duvarlardaki raflara yerleştirileceğinden öğrencilerin çalışabileceği yerler iki katına çıkarılmış olacak. Ders çalışmak için masa ve sandalyelerin yanı sıra rahat mobilyaları da kullanabileceğiz. Öğrencilere daha fazla çalışma alanı yaratmak için yapılan en büyük değişikliklerden bir tanesi de eskiden kütüphanecilerin ofisi olarak kullanılan bölümün yeniden düzenlenerek geniş ve daha rahat bir sınıf haline Aslı Doğa Munzur getirilmiş olması. Kütüphane çalışanları ise aynı yerlerinde, giriş kapısının hemen yanında bulunuyor olacaklar. Kütüphaneye girdikten hemen sonra dikkati çeken şeylerden birisi de süreli yayınların kapının yakınına yerleştirilmesi olacak. Herkesin heyecanla beklediği bir başka konu da kütüphane balkonunun durumu. Kütüphane açıldığında rahat koltuklarıyla balkon öğrencilerin kullanımına açılmış olacak. Kütüphanedeki temel değişikliklerden bir başkası da üst katın tamamen sessiz çalışmaya ayrılmış olması. Bu bölümde ders çalışmak için sessiz bir yere ihtiyaç duyan öğrenciler oldukça rahat edebilirler. Sayısı artırılan masalar sayesinde de kütüphanenin üst katı daha fazla insana hizmet verebilecek. Ayrıca iç duvarlara monte edilen ses emici paneller sayesinde de makul bir düzeyde başkalarını rahatsız etmeden konuşabilmek mümkün olacak. Girişte göze çarpan bir başka değişiklik de yerin yaklaşık 30 santim yükselmiş olması. Kütüphanedeki her şey gibi elektrik ve ısıtma sistemleri de büyük değişimlerden geçti, yeri değişen kablolar için de böyle bir değişiklik yapılası uygun görüldü. Her ne kadar kütüphanede çoğu şey değişse de kütüphanenin ana mimari yapısı değişmedi. Bu yüzden hâlâ geçmişi andıran özelliğini kaybetmiş değil. Öğrencilerine sunduğu okuma, düşünme ve araştırma olanakları ile kütüphane Robert Kolej in en önemli merkezlerinden biri ve yepyeni haliyle bizi karşılayacak. Bu yazının hazırlanmasında katkıda bulunan Şiir Türsan, Nilüfer Göksan, Maura Kelly, Atakan Aydın, Cara Keyman ve Andrew Tingleff a teşekkürler. Kullanılan kaynaklar: Robert Kolej in Kızları, Hester Donaldson Jenkins, Çev. Ayşe Aksu, Dergah Yayınları, Mayıs Robert Kolj Uğrunda Bir Ömür, Cyrus Hamlin, Çev. Ayşe Aksu, Dergah Yayınları, Kasım Fotoğraf: Robert Kolej sitesi, kütüphane kategorisi ARALIK 2014

12 12 HABERLER Boğaziçi nin İncileri Yalılar ve Hikâyeleri Alp Altınyurt Robert Kolej e Arnavutköy kapısından gelenlerin her gün yanından geçtiği, İstanbul Boğazı nı seyredenlerin gözlerini kamaştıran, yüzyıllar önce deniz kıyısına inşa edilmiş iki veya üç katlı yapılardır yalılar. Osmanlı döneminin saray erkânından önemli kişiler için yapılmış, yeri geldiğinde daha önemli kişilere tahsis edilmiş, dönemin ihtişamını ve sahiplerinin mevkiini simgelemişlerdir. Osmanlı döneminde yapılan yalılardan günümüze yaklaşık 360 yapı ulaşmıştır. Bu yapılar çoğunlukla Avrupa kıyısındaki Arnavutköy, Bebek, Emirgan, Ortaköy, Yeniköy semtleri ile Anadolu yakasında Kuzguncuk, Kandilli, Vaniköy ve Kanlıca semtlerinde sıralanırlar. Birçok yalı bazen bir siyasi nedenden dolayı veya dönemin önemli kişileri tarafından yapılan baskılar sonucu, bazen yaşanan maddi zorluklardan dolayı asıl sahipleri ve selefleri tarafından el değiştirmiştir. Osmanlı nın çöküş döneminde yapılan bu yapıların dönemin kendisi gibi kendine özgü hikâyeleri vardır. İşte bunlardan bazıları; Esma Sultan Yalısı Ortaköy Camii nden birkaç metre uzaklıkta bulunan, dışarıdan bakıldığında harabe ve içine girilemeyecek kadar kötü durumda olduğu izlenimini veren, fakat içerisi çelik konstrüksiyon ve camla kaplanmış yalıdır. İsmini I. Abdülhamid in kızı Esma Sultan dan alır. Dönemin zorluklarında yaptırılan bu yalı Esma Sultan a tahsis edildiğinde sultan daha 10 yaşındadır. Yalı ilk önce okul, sonra 1975 e kadar kömür deposu olarak kullanıldı. Böyle güzel bir yalıyı kömür deposu olarak kullanmanın cezası 1975 te depoda çıkan ve bütün yalıyı etkisi altına alan yangınla ödendi. Yalı onlarca yıl harabe olarak kaldıktan sonra bir otel tarafından satın alınarak toplantı ve organizasyonlar için onarılmıştır. Televizyonlarda da Esma Sultan Yalısı nı görmek mümkündür. Güneri Civaoğlu nun sunduğu Şeffaf Oda programında mekân olarak seçilmiştir. esmasultan.themarmarahotels.com haber.mynet.com Yılanlı Yalı Bebek e yolu düşenlerin en az bir kere gözünün takıldığı, ahşap bir yapının altındaki beton yapıya anlam verilemeyen ve isminden de anlaşılacağı gibi ilginç bir yapıdır. İsminin hikayesi II. Mahmud un yalıyı istemesine dayanır. Rivayete göre II. Mahmud dönemin hariciye (dışişleri) nazırının yalısını pek beğenmiş ve ortak tanıdıkları Said Efendi ye bildirmiştir. Said Efendi de arkadaşının yalısını korumak için yalının yılanlı olduğunu uydurmuştur. Tarihte ünvan olarak kıdemli kişilerin II. Mahmud gibi yalıları sahiplerinden istediği görülür. Kıdemli bir devlet adamının isteğinin geri çevrilmesi Osmanlı Devleti nin geleneklerince yanlış olduğundan birçok zaman bu istekler kabul edilmiştir. Yalı 1964 te çıkan bir yangında yanmış, 1980 lerde ahşap kısmı restore edilse de bir kısmı beton ve taşla yeniden inşa edilmiştir. Yeniköy ve Arnavutköy Yalıları İsimlerden bu yalıların iki tane olduğunu düşünülse de bu yalılar bir mimari geleneği temsil etmektedir. Okulumuza gelirken Arnavutköy sahilinde birbirine yapışık ince ve uzun yapılar görmüşsünüzdür. Bu yapıların genel ismi Arnavutköy yalıları olup, dönemin gayrimüslim şahısları tarafından yaptırılmış yapılardır. Mimarilerine göre müslümanların yalıları gibi bahçesi olmayıp birbirine bitişik ve uzundurlar. Aynı mimari Yeniköy de ve Sarıyer in kuzeyindeki yerleşim yerlerinde bulunan eski yalılarda da görülür. Arnavutköy deki yalıların Yeniköy dekilerden farklı olarak önlerinden sahilyolu geçmektedir. tr.wikipedia.org Aralık 2014

13 HABERLER 13 Boğaziçi nin İncileri Yalılar ve Hikâyeleri Afif Ahmed Paşa Yalısı Yalı, diğer yalılardan farklı bir tarihe sahiptir. Agatha Christie nin İstanbul a geldiğinde Pera Palas ta kaldığı bilinir fakat bu yalıda da misafir edilmiştir. Orient Ekspresi nde Cinayet romanına burada devam etmiştir. Sahibi de o dönemlerde Pera Palas ın sahibi olan Misbah Muhayyeş tir. Sadece bu özelliği ile değil sinemadaki rolü ile de tanınır. Müjde Ar ın Bihter karakterini canlandırdığı Aşk-ı Memnu nun ilk sinemaya uyarlandığı film bu yalıda çekilmiştir. turkishclass.com Yedi-Sekiz Hasan Paşa Yalısı Asaf Paşa Yalısı olarak da bilinir, fakat ismini sahibi Hasan Paşa nın imzasından alır. Hasan Paşa Muhafız Alayı nda iken dönemin padişahının bulunduğu gemiyi batmaktan kurtarınca teğmenliğe, sonra Çırağan baskınında padişahı öldürecek olan Ali Suavi nin kafasına odunla vurarak bir kez daha padişahı kurtararak mareşal(müşir) olur. Okuma-yazma bilmediğinden onu Hasan isminin yedi ve sekiz harflerinin bir araya gelerek yazıldığına inandırırlar ve imzasını öyle atar. Okuması olmasa da devlete böyle hizmet eden ve padişaha saygınlığı ile bilinen Hasan Paşa nın sahip olduğu Beşiktaş ta bulunan bir fırın da vardır. Bu yüzden hem Hasan Paşa hem de mülkleri bu sıfatla anılır. kulturistanbul.blogspot.com haber.mynet.com Tophane Müşiri Zeki Paşa Yalısı Yalının mimarı Pera Palas, Heybeliada daki Marmara Tıp Fakültesi binası, yakın bir zaman önce yıkılan Emek sineması, zamanın Osmanlı yabancı borçlarının kaydedildiği komiserlik olan Düyun-u Umumiye si şimdi İstanbul Erkek Lisesi olan binaları da tasarlayan Alexandre Vallaury dir. Liseleri gezerken İstanbul Lisesi ne uğrayanlar iki bina arasındaki benzerlikleri karşılaştırabilirler. Yalı üç kat olsa dahi görünürde en az dört katlı bir bina yüksekliğindedir. Bugün Fatih Sultan Mehmet sü nün altında yer alan ve yalıdan çok şatoya benzeyen bu yapıda aksilikler hiç bitmemiştir. Tophane Müşiri (topçu sınıfı mareşali) Zeki Paşa tarafından yaptırılmış, Paşa nın parası yetmeyince bizzat Paşa II. Abdülhamid den para istemiştir. II. Abdülhamid in güvendiği paşalardan biri olduğu için isteği gerçekleştirilmiş ve uygun miktarda para verilmiştir. Zeki Paşa yalı bitince görevinden alınmış, damadı Ali Bey fikirlerinden dolayı İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerince linç edilmiştir. Yalının diğer sahibesi Padişah I. Vahdettin in kızı Sabiha Sultan İstanbul un işgal edilişinden sonra Fransa ya gitmiş, sürgün ilan edilince bir daha ülkesine geri dönememiştir. Sabiha Sultan ın ayrılışından sonra yalı Zeki Paşa nın ailesine kaldı. Şu anda Zeki Paşa nın yalısında hak sahibi olan aile üyeleri yalıyı 120 milyon dolar ile satmayı düşünmektedir. Amerikan veya İngiliz menşeili bir otel zincirinin yalıyı almak için anlaşmayı sağladıkları ve gerekli kanun maddesini bekledikleri söylenmektedir. ARALIK 2014

14 14 Mr. Rose ile Röportaj HABERLER Bu yıl İngilizce bölümüne birçok yeni öğretmen katıldı. Mathew Rose ise bu öğretmenlerden biri. İstisnasız her ders Mr. Rose un her konudaki derin bilgilerine, merakına ve analizlerine hayran kalıyoruz. Bize önemsiz gelen herhangi bir detay aslında çok önemli bir şey olabiliyor ve Mr. Rose bunu bize gösteriyor. Onu daha iyi tanımak için, aklımızdaki soruları sorarak onu okulla da tanıştırmak istedik. Ona siz de hayran kalacaksınız. : Türkiye ye yolculuğunuz nasıl başladı? Eşinizden ve yeni doğan çocuklarınızdan uzak kalmak zor değil mi? Mathew Rose:Türkiye ye yolculuğum eski bir öğrencimin anne babasıyla başladı. Onlar Almanya da öğretmenlik yapmışlardı ve öğretmenlik yapmak için İstanbul a taşınan arkadaşları vardı. Arkadaşlarıyla iletişim kurduk ve onlar da bizi Türkiye deki okullara bakmak için özendirdiler. Robert Kolej i bulduğum zaman buradaki öğrenci sayısı ve birlikte çalışacağım öğretim üyeleri okulla aramda doğal bir uyum oluşmasını sağladı. Bu değişikliğin zor kısmı yeni doğan ikizlerimizin beklenmedik erken doğumu oldu. Onları doğdukları gün gördüm, fakat o zamandan beri sadece Skype tan iletişim kurabiliyoruz. Uzakta kalmayı dayanılabilir kılan tek şey ikizlerin eskiden büyükannelerinin çalıştığı hastanedeki kuvözde e kstra ve özel bakıma tabi tutulduklarını bilmek. K:Üniversitede ne okudunuz, nerede okudunuz? MR:Vanderbilt te dört yıl İngiliz Edebiyatı okudum. Sonra iki sene daha okumak için Virginia Üniversitesi ne gittim. Fakat bundan sonra, öğretmenlik yapmak üzere ayrılmadan önce, Virginia Üniversitesi nde bir süre daha kalarak Din ve Edebiyat üzerine bir doktora programında çalıştım. K:Kaç dil biliyorsunuz? Anladığımız kadarıyla birden fazla dili iyi konuşabiliyorsunuz. MR:Almancayı İngilizce kadar iyi konuşurum. Fransızca ve İtalyanca da konuşabilirim ama iki dili de seviye aksanlarda konuşurum. Bu dillerde daha çok bir okuyucu olduğumu söyleyebilirim. Latince de öğrenmiştim ve onu da bir okuma dili olarak kullanırım. Türkçe öğrenmeyi planlıyorum, ama henüz gerçekleşmedi. Türkiye yi özel olarak seçmiştik çünkü Türkçe yi aile dil birikimimize eklemek istedik. K:Robert Kolej den önce nerelerde öğretmenlik yaptınız? MR:Virginia Üniversitesi nde bazı serbest dersler verdim ve daha sonra Fishburne de, Charlottesville in hemen dışında olan özel bir lisede öğretmenlik yaptım. Ögrencilere okul kampüsünde iki tane üniversite dersi verdim ve aynı zamanda onuncu ve onbirinci sınıflara öğretmenlik yaptım. K: Sizin her konudaki bilginiz karşısında derslerde büyüleniyoruz. Bu konu bilim de olabiliyor, tarih de, edebiyat da. Geçenlerde ise okuldaki bir matematik yarışmasında ödül aldığınıza göre matematikle de ilgilisiniz. Bu kadar çok şeyi nasıl öğrenebildiniz? MR: Ben iyileştirilemez derecede meraklıyım. Doğduğumdan beri her şey hakkında her şeyi bilme gibi naçiz bir gayeye sahibim. Bunun açık bir sekilde imkansiz olması, buna girişimde bulunmamın keyfini çıkaramayacağım anlamına da gelmiyor. Bir ögretmen olarak en değer verdigim şey Robert Kolej deki gibi eşit derecede farklı öğrencilerle çalışabilmek. Yeteneği olan herhangi bir kişi odaklanarak belli bir alanda uzmanlaşabilir. En büyüleyici bulduğum şey ise burada, Robert Kolej de, şiire gerçekten ilgi duyan fakat üniversitede tıp okumayı planlayan ve ayrıca orkestrada çalan öğrencilerle tanışabilecek olmanız. Bu tip öğrencilere karşı özel bir sempatim var çünkü benim ilgi alanlarım da çok geniş. Fizik uzmanı olan, akşamları tarih kitapları okuyan ve müzikle ilgilenen bir babayla büyüdüm. Bu sebeple İngilizce öğretirken matematiğe ve bilime ilgi duymam bana mantıklı geliyor. Dürüst olmak gerekirse merak benim doğamda var. Ayrıca, bir öğretmen olarak öğrettiğim şeylerle başka konular arasında bağlantı kurmayı seviyorum çünkü bu öğrettiğim şeyin bahsettiğim tüm konularda kalıcı olmasını sağlıyor. K:Ders dışında nelere ilgi duyarsınız? MR:Başlıca ilgi alanlarımı doğada yürüyüş, bisiklet sürmek ve kürek çekmek oluşturuyor. Yemek yapmayı da severim. Yalan söylemeyeceğim, Türkiye deki yemekler en çok heyecan duyduğum şeyler arasındaydı. K:Öğrenciyken hangi kulüplere veya takımlara katıldınız? MR:Lisedeyken tenis ve golf oynadım ve üniversitedeyken kürek çektim. Ali Yağız Ayla Ece Kantemir K:Öğretmen olmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz? MR:Öğretmen olmaya İngilizce üzerine yüksek lisans yaparken karar verdim. İngilizce Bölümü yüksek lisans öğrencilerine bir birikimleri olsun diye öğretmenlik görevleri veriyordu. Bununla birlikte, bir edebi eser hakkında bir araştırma yayınlayacağıma aynı eseri sınıfın önünde anlatmaktan daha çok keyif alacağımı çok çabuk fark ettim. Hemen hemen her gün öğrencilerimden öğrendiğim şeyler tartıştığımız kitaplara olan bakış açımı genişletmeme yardım ediyordu. Buna bayılıyordum. K:Robert Kolej öğrencileriyle ilgili şu ana kadarki izlenimleriniz nelerdir? MR:Dünyadaki en ilginç ve yetenekli insanların bazıları burada bir binada toplanmışlar. Hangi öğrencinin sizi önemli olmadığını düşündükleri ve saklanmış yetenekleriyle ne zaman şaşırtabileceğini bilmediğiniz gerçeğini seviyorum. K:Eğer Robert Kolej de öğrenci olsaydınız hangi dersleri alırdınız? MR:Dürüst olmak gerekirse ilgi alanlarım doğuştan çok geniş olduğu için her şeyi almak isterdim ve zaman kısıtlı olduğu için hayal kırıklığına uğrardım. Robert Kolej öğrencilerinin bu kadar çeşit arasından ders seçebilmelerine hayran kaldım. Mr. Rose a bizimle röportaj yapmayı kabul ettiği için çok teşekkür ederiz. Onun Robert Kolej e ve öğrencilerine ileride ne kadar çok şey katabileceğinden hiç şüphemiz yok. Kendisine Türkiye ve Robert hayatında başarılar dileriz. Aralık 2014

15 Bir Caddenin Hikâyesi HABERLER 15 İstiklâl Caddesi nden her gün yaklaşık 400 bin kişi geçiyor. Eminim herkes, bir kez olsun bu işlek caddenin daracık yollarında yürümüş, yaklaşan tramvayın sesini duymuş, etrafındaki insanların koşuşturması karşısında hayrete düşmüştür. Ancak birçoğumuz, bu koşuşturma içinde kafamızı yoldan kaldırıp çevremizdekilere dikkat etmiyor, gördüğümüz yapıtların geçmişini düşünmüyoruz. Aslında bu cadde, içinde binbir türlü tarihi eseri ve insanı barındıran ve aynı zamanda daha farklı amaçlara da hizmet edebilen İstanbul un en metropolitan yerlerinden biridir. Biz de tarih kulübü olarak, tarihe tanıklık etmiş bu caddeye Önder Kaya ile birlikte bir gezi düzenledik. Öncelikle meydandaki Atatürk heykelinden başlayan gezimize küçük bir yemek molası vermek için İstiklâl ın arka sokaklarından birinde menemeniyle ünlü Lades isimli lokantada durduk. Burası salaş ve caddedeki çoğu mekan gibi özünü korumayı amaçlayan bir muhallebiciydi aslında. Hepimiz sahanda servis edilen meşhur menemenlerini denedik ve oldukça lezzetli bulduk. Karnımızı doyurduktan sonra buradan ayrılıp gezimize kaldığımız yerden devam ettik. Sonraki durağımız yine bir yemek mekanı oldu. Bu sefer, 1888 den beri, yani Osmanlı İmparatorluğu nun son yıllarından günümüze dek hizmet vermiş Hacı Abdullah Lokantası na girdik. İçeride göze ilk çarpan detay büyük, cam, onlarca yıllık kavanozlar ve içlerindeki rengarenk turşular oldu. Ardından ise orada yemek yemiş her milletten ve yaştan ünlü insanların isimleri dikkatimizi çekti. Anne ve babalarımızdan dinlediğimiz bu asırlık mekandaki yemeklerin tadına bakamasak da orada bulunmak bile bize bir tarihin içine daldığımızı hissetirmeye yetti. Yemeklerden uzak ilk durağımız Hüseyin Ağa Camii ydi. Bu camii, 1596 yılında Hüseyin Ağa tarafından yaptırılmıştı ve günümüze dek birçok kez onarımdan geçirilmişti yılında Sultan II. Mahmud un isteği üzerine camii ve 1938 yılında bazı vakıfların işbirliği ile caminin duvarları onarılmıştır. Caminin içine girememiş olsak da tek minareli ve şadırvanlı bir cami olduğunu görebildik. Caminin şadırvanı, Mimar Sinan ın bir eseridir; ancak bu cami için yapılmamıştır, Sinan Paşa Camii nden buraya taşınmıştır. Gölcük Depremi ve Demirören Holding in Hüseyin Ağa Camii nin temeline verdiği zarardan ötürü 2011 yılında restorasyona alınmıştır. Restorasyona büyük meblağlar harcanmasına rağmen caminin orijinal mimarisinde yer almayan birçok yenilik yapıldığı için maalesef bu tarihi eser de tarihinden büyük bir parça kaybetmiştir. Bu kez de caddenin tarihini öğrenmek için Pera Müzesi nin yanındaki Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü nün yolunu tuttuk. Robert Kolej in 150. yılı için düzenlenen serginin de gerçekleştiği mekanda, Taksim: İstanbul un Kalbi isimli sergiyi ziyaret ettik. Burada, Taksim Meydanı nın 19. yüzyıl dan 1960 a uzanan süreçte geçirdiği değişim ve dönüşümleri yansıtan fotoğraflar, planlar ve haritalar görmek mümkündü. 17. ve 18. yüzyıllarda, mezarlıkları, gezinti yerleri, kahvehaneleri ve su dağıtım merkezi ile tanınan, adını çeşitli semtlere su taksim etmesinden alan Taksim bölgesi, 19. yüzyıl başında III. Selim in yaptırdığı Topçu Kışlası yla askeri bir işlev de kazanmış, yeni rejimin hızla inşa edildiği 20. yüzyılda ise Cumhuriyet in en kuvvetli temsil alanlarından birine dönüşmüştür. Osmanlı Devleti nden sonra askeri işlevini yitiren, ortasındaki alanın Taksim Stadyumu adıyla spor müsabakalarına ayrılan kışlanın 1940 ta yıktırılarak yerini, İnönü Gezisi ne, şimdiki adıyla Taksim Gezi Parkı na bırakması meydanın çağdaşlaştırılmasında önemli bir aşama olmuştur. Taksim in alıştığımız meydan karakterini kazanması ise İtalyan heykeltraş Pietro Canonica nın yaptığı, 1928 de açılan Cumhuriyet Anıtı yla olmuştur. Sergide bu anıtın açılışına katılan binlerce insanın, anıtın üstündeki yıldız desenli örtünün kaldırılışını beklerken çekilmiş fotoğrafları mevcut. Zamanında İstanbul a yapılması planlanan büyük park için iki yer önerilmiş, biri Tarihi Yarımada da diğeri ise Taksim- Maçka arasındaki otuz hektarlık alanmış. Zamanın İstanbul Valisi Lütfü Kırdar, 1943 yılında parkı açmış. Bu parka İsmet İnönü nün heykelinin dikilmesi planlanmış ve hatta heykel yapılmış; ancak hiçbir zaman bu parktaki yerini alamamış. Sebeplerinden biri de parkın yüksek konumu yüzünden, İsmet Paşa nın heykelinin meydanda bulunan Atatürk heykeline tepeden bakacak olmasıymış. Uzun süre depoda bekletilen heykel, daha sonra Maçka daki Taşlık Parkı na dikilmiş. Eğer daha sonraları farklı nedenlerle park için ayrılan arazi satılmasaymış, bugün taksimin her yerinden Boğaz rahatça görebiliyor durumda olabilirmiş. Yapımına 1949 da başlanan Atatürk Kültür Merkezi nin 1969 da tamamlanmasıyla bugünkü kimliğine kavuşan Taksim Meydanı; hâlâ milli bayramların kutlandığı, insanların görüş ve fikirlerini ifade ettiği, İstanbul un en önemli toplumsal ve kültürel merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Bir sonraki durağımız ise 1914 yılında Pera Kulübü adı altında kurulan, günümüzde Beyoğluspor olarak bilinen kulübün ana binasıydı. Şu anda amatör ligde mücadele eden bu takım aslında 1964 yılına kadar Süper Lig deydi; ancak daha sonra düşüşe geçti. Binaya girdiğimizde duvarlardaki eski fotoğraflar bizi şaşırtmaya yetti; fakat kupa odasını gördükten sonra hiçbirimiz şaşkınlığımızı gizleyemedik. Mert Düşünceli Elif Ece Acar Odanın her duvarında hem futbol hem basketbol hem de voleybol dallarında yüzlerce kupa yer almaktaydı. Ayrıca, öğrendiğimize göre hepimizin saygı duyduğu Lefter Küçükandonyadis de bir zamanlar bu takımda oynamaktaydı. Daha ilginci ise Rum oyuncuların ağırlıkta olduğu bu takımın Yunanistan da da AEK adlı bir takımın öncüsü olduğunu öğrenmemizdi. Açılımı Athlitiki Enosis Konstantinouspoleos yani İstanbul Atletik Birliği olan bu takımın da Beyoğluspor un da formalarının sarı-siyah olması bir rastlantı olmasa gerek. Daha sonra yine aynı binada bulunan spor salonlarını gördükten sonra bu tarih kokan binaya ve takımına gönül vermiş çalışanlarına veda ettik. Daha sonra Beyoğluluların ve müptelalarının uğrak noktası olan tarihi Üçyıldız Şekerlemecisi ne gittik. Burası 1926 yılında üç arkadaşın ortaklığında açılmıştı ve adını da bu üç arkadaştan almıştı. Bu şekerlemecide özel lokumlar, reçeller, jöleler, badem ezmesi ve akide şekeri gibi pek çok çeşit bulunuyor. Bugün dükkânı şekerlemecinin esas kurucusu Ahmet Fikri Dörtler in oğlu Feridun Dörtler işletiyor. Bu şekerlemeci açıldığında Beyoğlu nun ikinci şekerlemecisi olma ünvânını kazanmış, ilki de hepimizin bildiği Hacı Bekir Şekerlemecisi. Önder Kaya nın önerisi üzerine biz de buradan meyveli jöle aldık. Ayrıca unutulmaya yüz tutmuş sakızla yapılan lohuk adlı Rum tatlısını da burada bulabilirsiniz. Bu tatlı durağının ardından gezimize geri döndük. Taksim e gelip de azınlık okullarını görmeden olmaz diye düşündükten sonra Zoğrafyon ARALIK 2014

16 16 HABERLER Ortaokulu ve Lisesi ni görmeye gittik. İstanbul da faaliyet gösteren üç Rum Lisesi nden biri olan Zoğrafyon Lisesi ilk mezunlarını 1899 yılında vermiş. İstanbul un en köklü liselerinden biri olduğunu söylersek yanılmış olmayız. Okul adını, zamanında on bin altın lirasını bağışlayan Hristaki Zoğrafos tan almaktadır. Okulun kuruluş amacı ise Galatalı banker ve tüccarlara yabancı dil bilen nitelikli muhasebeciler yetiştirmekti. Okul en parlak dönemlerini 1960 larda 350 civarı öğrencisi bulunurken yaşamıştı. Bu Teknoloji Zirvesi Kasım tarihlerinde Haliç Kongre Merkezinde gerçekleşen Turkcell Teknoloji Zirvesi 12 bin konuk ve 200 den fazla konuşmacıya ev sahipliği yaptı. Ben de Kaan sayesinde Teknoloji Zirvesi ne katılan binlerce şanslı insandan biriydim. Yaş ortalamasının oldukça altında olmama rağmen bu konferansta çok kaliteli, değerli ve öğretici iki gün geçirdim. Siz okurlarına da olabildiğince içinde bulunduğum bu güzel ortamı yansıtmak isterim. Teknoloji Zirvesi nin ilk günü inanılmaz başarılı ses ve ışık gösterileriyle yapılan büyük açılışla başladı. Kullanılan müzikler, kısa filmler, efektlerle zirve sahnesinin bir moda şovundan eksik kalır yanı yoktu. Açılıştan sonra ana sahnede Turkcell Kurumsal Pazarlama ve Satış Genel Müdür Yardımcısı Selen Kocabaş bizlere Hoşgeldin. diyerek, sahneye Turkcell CEO su Süreyya Ciliv i davet etti. Ciliv, "Yeni Dünyada Kazanmak" başlıklı konuşmasında yeni dünyada sayı her geçen yıl daha da azalıyor. Günümüzde 42 öğrenciyle ve 20 öğretmenle eğitimini sürdürmektedir. Bu kadar az öğrenciye rağmen en kalabalık Rum okuludur. Daha sonra Özel Zapyon İlköğretim Okulu na ve Özel Esayan Kız Lisesi ne gittik. Aynı caddede karşı karşıya duran bu iki okulun da diğer azınlık okullarıyla aynı sorundan müzdarip olmaları oldukça ironik bir durum. İstiklal Caddesi nin az bilinen ya da unutulmaya yüz tutmuş yapıtları ve lokantalarını gezip gördükten sonra tarihle beslenen bu semte hayran olmamak elde değil. Bugün eski Topçu Kışlası nın bulunduğu yerde yer alan Gezi Parkı ndan başlayan gezimizde Hüseyin Ağa Camii gibi dört yüz yıldır sapasağlam -birkaç restorasyon dışında- işlevini sürdüren yerlerin yanı sıra Beyoğlu Spor Kulübü ve azınlık okulları gibi unutulmaya yüz tutmuş kurumları da ziyaret ettik. İstiklâl Caddesi gezimizin İstanbul Araştırmalar Enstitüsü ndeki Taksim: İstanbul un Kalbi kazanmak için geleceği doğru tahmin sergilenen birçok yaratıcı proje etmek ve iyi bir takım olabilmek gerektiğini anlattı. Son zamanlarda okuduğu ve çok etkilendiği Daniel James Brown un The Boys in the Boat kitabındaki 1929 ekonomik bunalımından derince etkilenmiş fakir ama tutkulu dokuz gencin başarı hikâyesinden yola çıkan Ciliv, şirketlerin de ancak iyi bir ekip ve takım oyunuyla başarıya ulaşabileceklerini vurguladı. Ciliv in konuşmasından sonra Türkiye de ilki düzenlenen İstanbul Mini Maker Faire e geçtik. Turkcell Teknoloji Zirvesi ortaklığında yine Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleşen ve yaklaşık 100 projenin yer aldığı bu fuarda 7 den 70 e, çocuktan yetişkine herkesi görmek mümkündü. Fuar alanına girerken bizi elinde çikolatalarla uzaktan kumandalı bir robot karşıladı. İnsansı robotun tasarımını çok takdir etmemiş olsak da mizahını beğendik. Fuarda arasında benim en çok ilgimi çeken bir sosyal sorumluluk projesiydi. Bugün fiyatı yaklaşık 20 bin TL bir el protezini çoğu ihtiyaç sahibi fiyatı yüksek olduğundan satın alamıyor. Bu sorun üzerine 5 Dakika adlı bir Türk şirket, 3Boyutlu yazıcılarla, 200 TL civarı bir maaliyetle protez eller basarak ihtiyacı olanlara yardım etmeyi planlıyor. Gözlemlediğim kadarıyla çok basit bir mekaniği olan bu protez eller, bilekteki bükme hareketiyle beş parmağın kavrama hareketini sentezlemiş. Robohand adlı bu protezi takan bir kişi bir bardağı tutmak istediğinde bileğini bükerek, cismi kavrayabiliyor. Fuarda ilgimi çeken bir başka proje ise bir langırt tutkunu olarak LangırtArena ydı. Basit bir langırt masanı biraz geliştirerek ve içine birkaç sensör koyarak çok şaşalı bir masa futboluna dönüştürmüşler. Türkçe konuşan maç spikeri ve otomatik top veren, skor tutan langırt sistemi de masanın fiyatını 5000 TL ye yükseltmiş. Henüz seri üretime geçirilmemiş olan projenin futbol tutkunlarıyla dolu ülkemizde, geleceğin kantinlerinde, oyun alanlarında yerini alacağını tahmin ediyorum. Peki Türkiye nin ilk Maker Fuarı gerçekleşmiş, Türkiye de makerlık bu kadar yayılmışken, kimse mi oturup bunun adını Türkçeleştirelim dememiş? Hayır sevgili okuyucular, elbette maker terimi Türkçeleştirilmek istenilmiş ancak yeterince açıklayıcı bir kelime bulunamamış. Peki nedir bu maker? Aralık 2014 adlı sergiyle aynı zamana denk gelmesi bu deneyimimizi daha da güzel kılmıştı. Ayrıca, İstiklâl Caddesi nin yapıtaşlarından Üç Yıldız Şekerleme, Hacı Abdullah Lokantası ve Lades Menemen de de vakit geçirebilmiş olmamız geziyi tamamlayan unsurlardandı. Bu geziyi mümkün kılan ve bize tüm bu bilgileri kazandırmış olan Önder Kaya ya çok teşekkür ediyoruz. Şule Kahraman Maker hareketi 3Boyutlu yazıcılarla birlikte yaygınlaşmış bir DIY (Do It Yourself) yani Kendin Yap kültürü. Maker hareketinin kurucularından Dale Dougherty'nin de söylediği üzere makerlığın temelinde 'rekabet yerine paylaşım, para yerine yetenek, yoğun ezber bilgi yerine deneyim' var. Zirvenin ilk gününü öğleden sonra çeşitli oturumlara girerek kapadık ancak son girdiğimiz oturuma değinmeden geçemeyeceğim. Türkiye nin ilk ve en büyük maker portallı makersturkiye.com un kurucusu Ongun Tan, Bager Akbay (Maker Dojo TheEventsetter), Osman Koç (iskele47 Makerspace Sanatçı / Mühendis) ve Ahmet Alpat ın (Istanbul Hackerspace) ev sahipliği yaptığı panelde, Türkiye de

17 maker hareketinin yayılışından, hackerspace ve makerspacelerin yeterli olmadığından bahsettiler. Turkcell Teknoloji Zirvesi ikinci günü yine ilk günkü gibi büyük bir açılış töreniyle başladı. Günün ilk konuşmacısı bizim Lise Live sahnelerinden tanıdığımız Kaan Göksal dı. RC Makers kulubü ortak kurucusu Kaan, bu kez Turkcell Kurumsal Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Yiğit Kulabaş la beraber Teknoloji Zirvesi nde sahnedeydi. Kulabaş y ve z jenerasyonu olarak tanımladığı Mobil Nesil oturumunda, z jenerasyonundan Kaan ın kendini 140 kelimede anlatmasını istedi. Kaan kendini tek kelimeyle bir maker olarak tanımladı. Konuşmasında iş dünyasından katılımcılara Maker Hareketi hakkında bilgi verirken kendi yaptıkları, ürettiklerinden de örnekler gösterdi. Ayrıca Kaan konuşmasında, okulumuz Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Aydemir Doğan la fikir alışverişi sonucunda ortaya çıkan ve Kaan ın öz şiiri odağa alarak tasarladığı ve bastığı 3B cisimleri de sunarak, iş dünyasına öz şiiri de anlatmış bulundu. 3B yazıcıdan bastığı parçalarla kendi 3B yazıcısını yaptığını söylediğinde ve yine kendi üretimi quadrocopter ını gösterdiğinde seyirciler daha da büyülendiler. Benim için Teknoloji Zirvesi nin zirve noktası Kaan ın kendi quadrocopter ını havada kaldırdığı andı. O an suratındaki gülümseme ve kendinden emin duruşu, özgürlük anıtını anımsatıyor bana. Gelecek elinde tuttuğu quadrocopter gibi nice icatlar ve o, quadrocopterı gibi geleceğini de parmaklarının arasında sıkıca tutuyordu aslında. Samimi, sevecen ve kendinden emin tavırlarıyla ve ilginç hikâyesiyle salondaki beş bin kişinin de gönlünü fetheden Kaan konuşmasında daha 18 inde kurduğu şirketinden bahsetti ve eğitimin önemine değindi. Her cümlesinden sonra alkış alan Kaan, iş dünyasından katılımcıların büyük beğenisini kazandı Kasım tarihli günlük gazetelerde arkadaşın boy boy fotoğraflarını ve Yoğurt kaplarından yaptığımız saksıları şimdi 3B yazıcılarla basıyoruz. sözünü okumuş olabilirsiniz çünkü Turkcell Teknoloji Zirvesi nde en çok ilgi çeken konuşmacılardan biriydi. Kendisinden basında genç girişimci diye bahsedilen bu 18 liği kim bilir daha ne konferanslar, ne projeler, ne kabuller bekliyor? Umarım onun gibi değerli bir arkadaşı, Robert camiasının bir üyesini daha nice güzel yerlerde görürüz. Kaan la ilgili merak ettikleriniz varsa web sitesini (kaangoksal.com) ziyaret edebilir ya da teneffüste sıkıştırıp sorabilirsiniz (bence). HABERLER 17 Kaan ın ilham verici konuşmasından 2020 den sonrasını Silikon sonrası sonra sahne ünlü fizikçi ve fütürist Dr. devir olarak adlandıran Kaku, Michio Kaku nundu. Michio Kaku yu fizik alanında yazdığı popüler bilim kitaplarından ya da izlediğiniz çeşitli belgesellerden biliyor olabilirsiniz. Bilmeyenler için Kaku, dünyanın yaşayan en zeki adamlarından biri olarak kabul ediliyor. Beyaz kısa saçlı Asyalı profesorün İmkânsızın Fiziği (Physics of the Impossible-2008), Geleceğin Fiziği (Physics of the Future) ve Beynin Geleceği (The Future of the Mind-2014) adlı eserleri New York Times çok satan kitaplar listesine girmiştir. Kaku oturumunda gelecek 20 yılı anlattı. Gelecek 20 yılda, hatıraları yükleyebilecek, rüyalarımızı, hayallerimizi fotoğraf haline getirebilecek teknolojiye sahip olacakmışız. Moore s Kanunu ndan yola çıkarak, 2020 yılında bir çipin değerinin sadece bir metelik olacağını ve milyonlarca çipin dünyamıza yayılmış olacağını söyledi. Bilgisayarlar her yerde ve hiçbir yerde olacaklar. diyen Kaku gelecekte bilgisayar kelimesinin bile kullanılmayacağını belirtti. bu devirde kuantum hesaplama ve yapay zekanın büyük rol oynayacağını anlattı. Bilgisayar devrimini şu şekilde adımladı: Adım 1: Mainframe (Anabilgisayar) Adım 2: PC (Kişisel Bilgisayar) Adım 3: Internet ve Cloud(Bulut) Bilgisiyar Adım 4: Görünmez Bilgisayar 2020 de herkesin internet göz lensleri olacağını tahmin eden Kaku, bu teknolojiden çok da uzak olmadığımızı belirtti. Kaku nun söylediklerine göre, ordu çoktan buna benzer bir teknoloji kullanarak tehdit hakkında bir gözlük sayesinde hemen bilgi alabiliyormuş. İnternet lensler sayesinde de sınavların artık mümkün olmayacağını çünkü bütün bilgilerin artık tam anlamıyla gözümüzün önünde olacağını belirtti. Gelecekte duvar kağıtlarının ince ve ucuz kağıt bilgisayarlardan olacağını anlatan Kaku, Ayna, ayna, söyle bana diyerek duvardan her türlü bilgiyi alabileceğimizi ve hatta ücretsiz sağlık hizmeti bile alabileceğimizi açıkladı. Kaku ya göre gelecekte arabaların GPS, radar ve çipler sayesinde sürücülere ihtiyacı olmayacakmış. Silikon Vadi sinde böyle bir araç deneyimini anlatan Kaku, bu araçların çok yakında caddelerde de yerlerini alacaklarını söyledi. Gelecekte kazananların entellektüel kapitalizmi benimseyen milletler, tekrar etmeyen işlerde çalışanlar; yetenek, deneyim, önsezi, yenilik ve liderlik kullanan meslekler olacağını iddaa eden Kaku, kaybedenlerinse tamamıyla tekrarlayan işçilerin, entellektüel kapitalizmi anlamayan orta sınıf ve meta fetişizme (commodity capitalism) bağlı kalan yarım ülkeleri olacağını söyledi. Turkcell Teknoloji Zirvesi, Michio Kaku ve Kaan ın inanılmaz konuşmalarıyla ve İstanbul Mini Maker Faire le benim için unutulmaz iki gün oldu. Teknoloji Zirvesi bir maker olarak ufkumu genişleten ve yaratıcılığımı tetikleyici, motive edici müthiş bir konferanstı. Kaan a muhteşem konuşması ve bana böyle bir fırsatı sunduğu için tekrar teşekkür ederim. ARALIK 2014

18 18 SIRÇACI 14 YENİKÖY Pelin Sazak HABERLER Öğrenciler için gidilebilecek mekanlar: wp-content/uploads/2014/04/ sircaci14.jpg Sahil kenarında belki başta gözünüze çarpmayan ama gerek ortamının samimiyeti, gerek çalışanların müşteriye ilgisiyle gidip görülmeye değer bir mekandır. Siparişinizin yanına ilave olarak birçok şeyin getirildiği ve şık servisiyle iştahları açan Sırçacı 14, önce gözlerimizi sonra midelerimizi güzelce doyurmaktadır. Şahsen tavsiye ettiğim tatlısı ise tobleronelu cheesecake. Müthiş toblerone tadı ve yoğunluğunun cheesecake tabanında birleşmesi ve özel nutella sosunun üstünde gezinmesi sonucunda açığa çıkan eşsiz bir lezzet. Tatlı krizinize son nokta! Ortalamanın üstünde fiyatları olan bu mekan için özel günlerde gidilmeye değer yorumunu yapabileceğim. HARDAL NİŞANTAŞI İdil Kara- Uğur Emek resim wh.jpg Atiye Sokakta yer alan Hardal ı bulmakta hiç sıkıntı çekmeyecekseniz ve emin olun kısa bir sürede ayağınız buraya alışacaktır. İster Atiye sokağın üzerinde isterseniz de arka tarafında sokaktan isole olan bahçesinde oturup keyifli vakit geçirebilirsiniz. Garsonların yavaş ve ilgisiz olması ne kadar rahatsız edici olsa da yemekleri sizi memnun edebilir. Genellikle kalabalık olduğundan yer bulmakta sıkıntı çekebilirsiniz ve servisin yavaşlığı sinirlerinizi bozsa da beklediğinizin sonucunu almak keyfinizi yerine getirebilir. Diğer Hardallara oranla en iyisinin Nişantaşı ndaki olduğunu söyleyebilirim. Arkadaşlarınızla oturup samimi bir kahvaltının tadına varabilir ya da sinema sonrası bir şeyler atıştırabilirsiniz. CASITA BEBEK Pelin Sazak Bebek in atmosferinden biraz uzakta kalmış, belki gözlere pek çarpmayan ama iç dekorasyonuyla müşteriye içine çeken orjinal bir mekan. Fiyatları ortalamadır. Sarı renklerinin ağırlıkta kullanıldığı Casita nın hamur işi yemeklerinin lezzetti dillerden düşmüyor. Casita nın meşhur ferayesini denemediyseniz çok şey kaçırmışsınızdır. Yolunuz düşerse denemenizi şiddetle tavsiye ederim. Yemek sonrası tatlı için bile uğrayabilirsiniz Casita ya. Seyfi Dursunoğlu nun Casita ya özel tatlısı olan Huysuz Virjinin de tatlı ihtiyacınızı yeteri kadar karşılayacaktır. Eğer Bebek te Midpoint ya da Kırıntı dan çok sıkıldıysanız Casita bir farklılık yaratmak için değer bir mekan. VALONİA BEŞİKTAŞ İdil Kara İçeri girdiğiniz anda kendinizi çikolata diyarına düşmüş gibi hissedeceksiniz. Eğer benim gibi bir çikolata aşığıysanız Valonia ya bayılacaksınız. Yemekleri hakkında pek bir fikrim olmamasına rağmen tatlılarının çok iyi olduğunu söyleyebilirim. Adresi bulmakta sıkıntı çekmeyeceksiniz. Fiyatları uygun ve Beşiktaş taki dersanelere de yakın olduğundan dershane öncesi motivasyona ihtiyacınız varsa buraya uğramalısınız. Popüler tatlılarından biri olan ıslak keki kesinlikle denemelisiniz. Genellikle kalabalık olan Valonia da özellikle haftasonları yer bulmak ve uzun saatler oturmak biraz zor. Servisi ne kadar iyi olmasa da tatlıları için bu durum göz ardı edilebilir. Beşiktaş a yolunuz düşerse uğrayın, derim. BAYLAN BEBEK Pelin Sazak Herhalde Baylan ı duymayan kalmamıştır. İlk şubesinin Kadıköy de olduğu ama Bebek deki manzarasını hiçbir yerle değişmeyeceğimiz bir mekan. Dürüst olmam gerekirse abartıldığı kadar olağanüstü bir mekan olduğunu düşünmüyorum. Birbirinden çeşitli tatlı menüsüyle size karar vermekte sıkıntılı anlar yaşatan Baylan da sakın ama sakın tiramisu yemeyi denemeyin. Tam bir krema yığını olan tiramisunun tadı gerçekten sizde hayal kırıklığı yaratabilir. Cheesecake konusunda ise umduğum tadı yakaladığımı düşünmüyorum ve kesinlikle daha güzellerini yedim. Buı kadar eleştiri yeter sanırım. Sonuçta orası Baylan değil mi? Gerek piramit pastası, gerek tartları ve çikolatalarıyla damaklarda güzel bir tat bırakabilmeyi başarabilir. Her Robert öğrencisinin mutlaka gittiği ya da gideceği bir yer. Aralık 2014

19 HABERLER 19 KASAP DÖNER LEVENT Pelin Sazak Büyük ihtimalle Kasap Döner i gidilecek yerler arasından çok sıradan bulmuş ya da Bunun burada ne işi var? gibi yorumda bulunmuş olabilirsiniz. Fakat öğrencilerin gidebileceği yerler listesinde olmasının sebebi sadece dönerinin güzel olması değil ama trileçe adındaki arnavut tatlısının çok başarılı olması. Evet! Dönercide tatlı pek mantıklı gelmese de inanın bana trileçesi gerçekten damağınızda unutamayacağınız bir tat bırakacak. Üstündeki karamel sosuyla eşsiz lezzeti yakalamış bu hafif tatlı, döner üstüne de çok güzel gitmektedir. Trileçeyi aynı zamanda Baylan da da bulabilirsiniz. Şahsen Kasap Döner in trileçesini daha taze bulduğumu da belirtmek isterim. ANY ARNAVUTKÖY İdil Kara Any Arnavutköy de yeni açılmasına rağmen perşembe akşamı gittiğimde hiç yer olmaması beni şaşırttı. Kalabalık olmasına rağmen kısa bir sürede yer bulup oturabildik ve garsonların hızlı ve ilgili olması akşamı keyifli kılan ögelerden sadece birkaçı. Sıcak ortamı ve özgünlüğüyle kendinizi rahat hissedebileceğiniz Any e haftanın her saatinde gidilebilir. İsterseniz pazar sabah kahvaltısına, isterseniz cuma akşamı isterseniz ise cumartesi öğle yemeğine gidin, sonuç hoşnut kalacaksınız. Kısa bir sürede popüler olmayı başaran Any, haftasonları müzikle beraber daha da kalabalık ve eğlenceli. Sokağın üzerinde olmasına rağmen gürültünün sohbetinizi engellememesi de ayrı bir avantaj. Arnavutköy de balıkçılara gitmekten sıkıldıysanız Any i denemenizi tavsiye ederim. PASTEL BEBEK Pelin Sazak Boğaziçi Üniversite sini geçtikten hemen sonra, pek göze çarpmayan bir mekan. Okul çıkışı sessiz ve huzurlu bir yere gidip ders çalışmak mı istiyorsunuz? Ya da daha hiç başlamadığınız bir yazıyı yazmanız mı gerekiyor? Pastel bunun için mükemmel ve huzur dolu bir mekan. Okul çıkışı geç bir saatte gittiğim için mi bilemiyorum ama tatlı çeşitiğinin azlığı sizi şaşırtabilir. İnternet sitelerinde birbirinden güzel tatlı resimleri olduğu halde akşama doğru arkadaşlarımla gittiğimizde umduğumuz kadar çeşit bulamadık. Her şeye rağmen kafa dinlemek, saatlerce oturup konuşmak, çayınızdan yudumlamak ya da sessizce ders çalışmak için gerçekten çok ideal ve fiyatları açısından da uygun bir yer. Robert in yoğun temposundan uzaklaşmak için daha ne duruyorsunuz? https://lh3.googleusercontent.com/-tbsktc0cnos/uyddhhf3bli/aaaaaaaaemw/ JbvU6X3BkLQ/s640/blogger-image jpg PRESS KARAKÖY İdil Kara Ufak ama sıcak atmosferiyle Karaköy ün ara sokaklarında olan Press sıklıkla gittiğim bir mekan. Öncellikle garsonların ilgili ve sempatik olmaları sizi buraya bağlıyor. Günümüzde çoğu yerin aksine garsonlar güleryüzlü ve hızlı. Kahve çeşitliliğinin fazla olması size kahvenizi seçerken zorluk yaşatabilir. Benim favorilerimden biri aromatik ve sert tadıyla Kenya kahvesi. Eğer oreo aşığıysanız kesinlike mekanın popüler tatlılarından biri olan oreolu cheesecakei veya oreolu kahvesini denemelisiniz. Oreolu cheesecake dışında Press popüler tatlılarından biri olan kırmızı kadife kekini de deneyebilirsiniz. Burayı sempatik ve orjinal kılan özelliklerden birkaçı ise masaların numarası değil adlarının olması ve servis kağıtlarının üzerinde esprili sözlerin yer alması. İçeride bulunan salıncağa oturup kahve ve kitap ikilisini en kısa zamanda gerçekleştirmenizi öneririm. Pelin Sazak İdil Kara ARALIK 2014

20 20 Carpe Diem HABERLER Bu başlık herkese tanıdık geldi değil mi? Oscar ödüllü büyük aktör Robin Williams ı tanımayan, en azından bir-iki filmini izlemeyen elbette yoktur. Ne yazık ki usta oyuncuyu geçtiğimiz Ağustos ayında kaybettik. Yazıma, hem Robin Williams ı bir kez daha hatırlamak hem de yazacaklarıma, sinemada bir başyapıt sayılabilecek Ölü Ozanlar Derneği, orijinal adıyla Dead Poets Society filminin, nedendir bilmem şu sıralar sık sık aklıma gelmesi nedeniyle, filmdeki unutulmaz Carpe Diem sözüyle başladım. Latince den Türkçe ye çevirisi Yaşadığın günü kavra. Vakit varken tomurcukları topla, Zaman hâlâ uçup gidiyor. Ve bugün gülümseyen bu çiçek, Yarın ölüyor olabilir... Yeni öğretim yılımız başladı. Aslında geçen yıl, bizler hazırlıktayken, kulaktan kulağa, ağızdan ağza dolaşan 9. sınıf çok zor sözü, sene başında beni de düşündürmedi değil. Ama bizler, zaten zor a antrenmanlı olduğumuz için çok da etkili olmadı bu düşünce. SBS den zaferle çıkmışız. Az şey mi? Çok zor luğun da, daha en az on yıl peşimizi bırakmayacağının bilincindeyiz. Bu nedenle çok kasmaya gerek yok, diye düşünüyorum. Zaten elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Hepimizin gelecekle ilgili farklı beklentileri, hayalleri var; biliyorum. İyi bir üniversite, severek yapacağımız iyi bir iş, iyi bir kazanç Ama aslında bütün bu iyi leri, mutlu bir yaşam için istediğimizi unutmamak gerek. Fakat ne yazık ki Bu gün yaşadığın en güzel şey neydi? diye sorsak kendimize, belki verecek bir cevap bulamayacağız. Belki de bu soruyu her gün sormalıyız kendimize. Sormalıyız ki yaşamımızın içindeki güzel anları fark edebilelim. Mutlu olmak kavramının aslında anı yaşamakla ilgili olduğunun farkındalığına varalım. Dead Poets Society, Ölü Ozanlar Derneği filminde, John Keating -Robin Williams- çok başarılı ve farklı bir edebiyat öğretmenidir. Katı disiplinliyle tanınan, bir o kadar da başarılı öğrenci yetiştiren Welton Academy de öğretmenlik yapmaya başlar. Bay Keating, öğrencilerini edebiyat ve şiirin büyülü dünyasıyla tanıştırır. Onlara özgür olmayı, dünyaya farklı açılardan bakmayı, hayatı anlamlı kılmayı öğretmeye çalışır. Filmin en unutulmaz sahnesi, Bay Keating in öğrencilerine, okul koridorundaki eski öğrencilerin fotoğraflarını gösterdiği sahnedir. Her gün defalarca önlerinden geçtikleri halde fark etmedikleri eski fotoğraflara bakarken öğrenciler, edebiyat öğretmenleri Bay Keating şunları söyler: Evet, birçok kere buradan geçtiniz ama onlara gerçekten bakmadınız. Sizden farklı değiller. Aynı saç modeli. Tıpkı sizler gibi coşku dolular; sizler gibi yenilmez hissediyorlar kendilerini. Dünya onlar için bir istiridye, çok büyük şeyler başaracaklarına inanıyorlar. Sizler gibi gözleri umutla dolu. Peki yapabileceklerini yapmak için yaşamaya çok mu geç başladılar? Çünkü bunlar artık çiçeklere gübre oldu. Ama eğer dikkatle dinlerseniz size fısıldadıklarını duyarsınız. Hadi yaklaşın dinleyin. Duyuyor musunuz? Carpe diem Yaşadığınız günü kavrayın çocuklar; hayatınızı olağandışı yapın Belki bu noktada yine çok önemli, sinemada başyapıt sayılabilecek diğer bir Oscar ödüllü Robin Williams filminden de söz etmek gerekiyor. Can Dostum, orijinal adı Good Will Hunting olan 1997 yapımı bu filmde Robin Williams başrolü Matt Damon la paylaşıyor. Film son derece etkileyici bir başarı öyküsüdür. Filmde Matt Damon Will Hunting-, Massachusetts Üniversitesinde hademelik yapan dahi denebilecek bir IQ ya sahip biridir. Karıştığı bir kavga nedeniyle hapis cezası alır. Onun zekasının farkında olan bir üniversite profesörü sayesinde hapis cezasından kurtulur. Ancak, öfke kontrolü için bir terapist tarafından tedavi edilmesi şartı konmuştur. Derken Will le terapist Sean Maguire ın Robin Williamsyolları kesişir. Filmin devamından söz etmeyeceğim. İzlememiş olan arkadaşlara mutlaka izlemelerini öneririm. Çünkü her sahnesi izlenmeye değer. Ama bir sahne var ki gerçekten oldukça düşündürücü: Terpist Sean Maguire nin muayenehanesine götürülen Will, duvardaki bir tabloyla ilgili patavatsızca, terapistin canını sıkan yorumlar yapar. Bu davranışa karşı, bir sonraki buluşmalarında, terapist Sean Maguire, Will e şu sözlerle karşılık verir: Önceki gün resmimle ilgili bana söylediklerini düşündüm. Gece boyunca bunu düşündüm ve sonra bir şeyi fark ettim. Ve derin bir uykuya daldım. Neyi fark ettim biliyor musun? Sen daha çocuksun. Konuştuğun şeyler hakkında en ufak bir fikrin yok. Sana sanat hakkında bir şey sorsam, bana her kitaptan örnekler verebilirsin. Michelangelo hakkında çok şey biliyorsundur. Çalışmaları, yaşam felsefesi, siyasi görüşleri, her ayrıntıyı Ama Sistine kilisesindeki o kokuyu bana tarif edemezsin. Çünkü orada durup o güzel tavana hiç bakmadın, görmedin. Belki sana savaşı sorsam, bana Shakespeare in sonelerinden biriyle karşılık verirsin. Ama sen bir savaş yaşamadın. En iyi arkadaşını kollarında kaybetmedin. Sana sevgiyi sorsam, şiirle karşılık verirsin. Ama bir kadının gözlerinin içine hiç bakmamışsındır. Kendini çaresiz hissetmemişsindir. Sonsuza kadar sevmek nedir, bilemezsin. Her şeyi yaşarsın; kanseri bile İki ay hastanede onun yanında Barış Can Ünal olup, elini tutmak nedir, bilemezsin Doktorlar senin gözlerinde ziyaret saatinin anlamsızlığını görürler. Sevdiğin birini kaybetmedin Çünkü bu, ancak kendinden daha çok birini sevdiğinde ortaya çıkar. Senin hiçbir şeyi sevecek kadar cesur olduğunu sanmıyorum. Sana bakınca zeki ve kendine güvenen birini görmüyorum; korkak, ukala, değersiz bir çocuk görüyorum. Ama sen bir dahisin; bunun farkındayım. Kimse duygularının derinliğini bilemez. Ama sen, sadece bir resme bakıp hakkımda her şeyi bildiğini sandın. Ve hayatımı yorumladın. Seni ilk gördüğümde, anlamadım mı sanıyorsun? Duygularını, kim olduğunu Çünkü Oliver Twist okumam buna engel mi oluyor? Şahsen sana hiç değer vermiyorum. Neden dersen, senden hiçbir şey öğrenemem kendinden söz etmediğin sürece, kim olduğundan. O zaman senden etkilenirim. İki güzel, iki etkileyici film Ayrı ayrı filmler olsalar da, mesaj yine aynı Yaşamla, insanlarla ilgili çok şey öğrenmek, çok kitap okumak elbette çok önemli. Kimse bunun aksini söyleyemez. Ama bu yaşamı, insanları çözmüş olmak anlamına gelmiyor. Dokunmak gerekiyor Hissetmek gerekiyor Yaşam, denizde yüzmek gibi belki de Sığ sularda oynamak, yüzmek anlamına gelmez. Ucundan, kıyısından da tutunmak da, yaşamak anlamına gelmiyor. Çok zor bir 9., 10., 11. veya 12. sınıf geçecek bizim için Bunları çok uzun yıllardır çok kişi başarıyla bitirdi. Bizler için de öyle olacak. Ama şunu hep hatırlayalım : Carpe diem Aralık 2014

21 Hangi Tip RC öğrencisisin? HABERLER 21 Aşağıdaki soruları cevapla ve hangi tip RC öğrencisi olduğunu öğren! 1- En sevdiğin ders nedir? a)matematik/fizik/kimya/biyoloji b)beden Eğitimi c)boş ders d)ingilizce/ ASL / Sanat 2-Teneffüslerde ne yaparsın? a)sınıfta ders çalışırım. b)maç izlerim. c)arkadaşlarımla büyük kantindeyimdir. d)thp lerimle uğraşırım/ kütüphanede zaman geçiririm. 3-Okulumuzda ders dışı etkinliği olarak ne yaparsın? a)ders dışı etkinlik mi? O kadar zamanım yok. b)fitness veya bir spor takımı c)eğlenceli bir kulüp olsun yeter. d)akademik bir kulüp (MUN, BC, JA, EYP, RCDS,...) 4-Öğretmenlerin seni nasıl tanımlar? a)akademik olarak başarılıdır. b)dersle ilgilenmez. c)dersin düzenini bozar. d)projelerde çok yaratıcıdır. 5-Bir sene içinde en çok kaç tane alıkoyma cezası aldın? a)tabii ki de hiç yok./ Bir tane yanlışlıkla almıştım. b)5-6 c)saymadım. d)2-4 6-En yakın arkadaşınla genelde ne yaparsın? a)buluşup ders çalışırız. b)spor takımında hep birlikteyiz. c)sınıfta, yaptığımız haylazlıkları anlatırız. d)kitap, müzik, film tartışmaları yaparız. 7-RC hayatında en önem verdiğin şey ne? a)yapabildiğim en yüksek ortalamaya sahip olmak. b)spor alanlarında kendimi kanıtlamak. c)bol bol arkadaş edinip çevre yapmak. d)okulumuzda bize verilenlerden en iyi şekilde yararlanıp kendimi geliştirmek. 8-Okul günlerinde ne kadar uyursun? a)ödevlerime göre değişir. b)7-8 saat. c)4-5 saat d)kendime ayırdığım süreye göre değişir. 9-Boş derste ne yaparsın? a)konu tekrarı yaparım. b)dünkü maçı tartışırım. c)arkadaşlarımla sohbet ederim. d)takip ettiğim dizinin yeni çıkan bölümünü izlerim. 10-Öğretmeninden ne beklersin? a)derslerinin verimli geçmesini. b)benimle aynı takımı tutmasını. c)yaptıklarımı fark etmemesini. d)kültürel olarak bana bir şeyler katmasını. 11-Okulda bir şeyi değiştirebilecek olsan bu ne olurdu? a)projeler yerine daha çok yazılı değerlendirme olurdu. b)derslerde hareket etmek için ara verilirdi. c)daha çok boş ders! d)sanatla ilgili dersler her sene zorunlu olurdu. 12-Robert Kolej le ilgili yorumun? a)dersler zorlayıcı ama çalışan başarır. b)yorucu bir tempoya sahip ama eğlenceli. c)dersler bahane, teneffüsler şahane! d)entelektüel olarak geliştiğimi hissediyorum. A Şıkları Çoğunluktaysa: Tipik RC Öğrencisi Robert Kolej de geçirdiğin günlerin sadece eğlenmek için olmadığının farkındasın. Gelecekle ilgili planların var ve bunları gerçekleştirmek için elinden geleni yapıyorsun. Akademik başarı senin için çok önemli ve bunun düzenli çalışmayı ve bazı etkinliklerden vazgeçmeyi gerektirdiğinin farkındasın. Öğretmenlerinle ilişkin çok iyi ve örnek gösterilen bir öğrencisin. Ortalamanı yüksek tutarken RC deki günlerinin tadını çıkarmayı da ihmal etme. Derslerine ve etkinliklere ayırdığın zamanı dengeleyerek bir yandan başarıyı yakalayabilir bir yandan ileride özleyeceğin bu günlerin keyfini çıkarabilirsin. B şıkları çoğunluktaysa: Sportif RC Öğrencisi Robert Kolej de sadece akademik başarının prim yapmadığının farkındasın ve okuldaki ders dışı etkinliklerden elinden geldiğince yararlanmaya çalışıyorsun. Okulda eğlenerek geçirdiğin zaman, senin için akademik başarıdan bir tık daha önde bundan dolayı da seni mutlu edecek sportif faaliyetlere yöneliyorsun. Unutma ki bu etkinliklere verdiğin önem kadar akademik başarına da önem vermelisin çünkü günün sonunda sen de Robert Kolej den ayrılıp üniversite yollarına düşeceksin. Hem derslerine hem de spor etkinliklerine zaman ayırmak çok da güç değil; tüm olay bu ikisini dengelemekte. C Şıkları çoğunluktaysa: Haylaz RC Öğrencisi Senin için Robert Kolej in anlamı arkadaşların. Okula gelmek senin için bir eğlence ve arkadaşların derslerden önce geliyor. Derslerde yaptığın haylazlıklarla sınıf arkadaşlarını güldürüyorsun ve sınıfın vazgeçilmezisin. Öğretmenlerinle aran çok iyi olmasa da bunu kendine dert etmiyorsun çünkü akademik başarının hayatında çok da büyük bir yeri yok. Seni her etkinlikte ve alıkoyma cezasında görmek Nehir Türkarslan Simay Yazıcıoğlu mümkün. Sorumluluklarını ve ileriyi düşünmeden Robert teki günlerinin keyfini sonuna kadar çıkarıyorsun. Her ne kadar mezun olduktan sonra hiç bitmeyecek arkadaşlıkların ve anlatacak mükemmel anıların olsa da geleceğini de düşünmen senin için çok önemli. Robert Kolej deki öğreniminden sonra da başarılı olman gerekli ve bunu ancak derslerine de önem vererek yapabilirsin. Her zamanki gibi aktif olarak bunu yapman senin için yorucu olacaktır ama ileride buna değdiğini göreceksin. Öğretmenlerinle de arana iyi tutmaya çalış, sana dersler dışında da çok şey katabilirler. D Şıkları Çoğunluktaysa: Entel Dantel RC Öğrencisi Robert Kolej in bilgi ve kültür bakımından çok zengin olduğunun farkındasın ve elinden geldiğince okulumuzun bu hazinesinden faydalanmaya çalışıyorsun. Öğretilenden daha fazlasını öğrenme isteğin ve çaban senin kişisel gelişimin için oldukça önemli. Elde ettiğin bu sofistike görünümün şöyle bir dezavantajı var: farklı lisedeki bir öğrenci senin Robertli birikiminden dolayı sana kibirli, burnu havada liseli ön yargısıyla yaklaşıp ona göre muamele yapıyor. Sana tavsiyemiz bu ön yargıyı kırman yönünde olacak: birikiminin ve kişisel gelişiminin seni burnundan kıl aldırmayan bir tip yapmasına izin verme. Sahip olduğun entelektüel seviyeden dolayı diğer insanları küçük görmek, her zaman olumlu sonuçlara yol açmayabilir. ARALIK 2014

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ

OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες

Detaylı

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor.

Giovanni dışında bütün örenciler çok çalışıyor. O hiç çalışmıyor ama sınıfın en başarılı öğrencisi. Çok iyi Türkçe konuşuyor. OKUMA - ANLAMA: ÖĞRENCİLER HER GÜN NELER YAPIYORLAR? 1 Türkçe dersleri başladı. Öğrenciler her gün okula gidiyorlar, yeni şeyler öğreniyorlar. Öğretmenleri, Nazlı Hanım, her Salı ve her Cuma günü sınav

Detaylı

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?...

2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri? 3. En başarısız olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?... ANKET-1 (LİSE) Türk İşaret Dilinde izlemek için tıklayınız. Ad Soyad:. Okul -Sınıfı:. 1. Okul başarınızı nasıl yorumluyorsunuz? Kötü Orta İyi Çok iyi 2. En başarılı olduğunuzu düşündüğünüz dersler hangileri?

Detaylı

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE

AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri 1 Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri Bugün kızla tanışma anında değil de, flört süreci içinde olduğumuz bir kızla nasıl konuşmamız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU VE ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 8.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, İnsan yetiştirmek başka hiç bir canlıyı yetiştirmeye benzemez.

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 8 (ΟΚΣΩ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: Γ ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?

Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU GÖKYÜZÜ SINIFI KASIM AYI KAVRAM VE ŞARKILAR RENKLER Ben bir küçük ressamım Pembe sarı boyarım Yeşil yeşil ormanlar Mavi mavi denizler Turuncudur portakal Gökte sarı güneş var Fırça kalem ve kağıt Olmazsa resim olmaz Reklerle oynamaktan Hiç bir çocuk

Detaylı

Diğer: Diğer:... Diğer:...

Diğer: Diğer:... Diğer:... Anket Üniversite Bu anket formu, işitme engellilerin üniversite eğitimlerini desteklemeyi amaçlayan bir proje çerçevesinde sizlerin sorunlarını değerlendirmek için hazırlanmıştır. Ad Soyad: Devam ettiğiniz

Detaylı

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında

Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren

Detaylı

22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA 23.09.2014 SALI - ALVAR AALTO SAĞLIK VE SPOR FAKÜLTESİ

22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA 23.09.2014 SALI - ALVAR AALTO SAĞLIK VE SPOR FAKÜLTESİ 22-27 EYLÜL 2014 FİNLANDİYA GEZİMİZ 22,09,2014 PAZARTESİ - BULUŞMA VE PISA Gece geç saatlerde Helsinki yolculuğumuz başlayacak. Uzun bir uçak yolculuğu yapacağız.ardından bir saatlik bir uçuş sonunda Jyvaskyla

Detaylı

Seyfi Teoman Kısa film çekmeyi düşünmüyorum, çünkü maliyeti çok yüksek, geri dönüşü yok.

Seyfi Teoman Kısa film çekmeyi düşünmüyorum, çünkü maliyeti çok yüksek, geri dönüşü yok. eyfi Teoman Kısa film çekmeyi düşünmüyorum, çünkü maliyeti çok yüksek, geri dönüşü yok. 14 Ekim 2004 de yönetmen eyfi Teoman ile Yamaç Okur un moderatörlüğünde bir söyleşi gerçekleştirildi. Teoman ın ilk

Detaylı

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή:

ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ. ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011 ΣΟ ΔΞΔΣΑΣΙΚΟ ΓΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΣΔΛΔΙΣΑΙ ΑΠΟ 6 (ΔΞΙ) ΔΛΙΓΔ. Τπογραφή καθηγητή: ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΔΛΙΚΔ ΔΝΙΑΙΔ ΓΡΑΠΣΔ ΔΞΔΣΑΔΙ ΜΑΘΗΜΑ: ΣΟΤΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ: 24 Μαΐοσ 2011

Detaylı

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz.

Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize konser düzenledik. Huzurevi ziyaretlerimiz ara sıra oluyor,gönül Köprüsü diye bir proje de yer alıyoruz. Hitit Üniversitesi Aktif Yaşam Kulübü olarak,engelli kardeşlerimize farklı eğlenceler düzenledik. Farkındalık programları yaptık, 2 yılda 5 okula kitap yardımında bulunduk. Sevgi evlerinde kalan kardeşlerimize

Detaylı

Seviye 1 Ünite 3 Çalışma Planı

Seviye 1 Ünite 3 Çalışma Planı Seviye 1 Ünite 3 Çalışma Planı Değerli Öğrencimiz, İşte bu haftanın çalışma planı. Bu planda detaylandırılmış aktiviteler üzerine 4-6 saat çalışmanızı öneriyoruz. Tavsiyemiz bütün aktiviteleri bir defada

Detaylı

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM

KIRILL ISTOMIN in. renkli dünyası ve DEKO TASARIM DEKO TASARIM Senem ÖZTÜRK / senem.ozturk@alem.com.tr Biliyorum ki dekoratör sözcüğü bugün pek de popüler değil, hatta modası geçmiş bir ifade fakat yine de kendimi dekoratör olarak tanımlamak bana daha

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Dönem DENEME TESTİ (Mart 2009)

Dönem DENEME TESTİ (Mart 2009) ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM

ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM ALTIN KALPLİ ÖĞRETMENİM Bu zamana kadarki okul hayatım boyunca birçok öğretmenim oldu. Şu an düşündüğüm zaman, aslında her birinden bir şeyler öğrendiğimi ve her birinin hayatımın şekillenmesinde azımsanmayacak

Detaylı

ÇOCUĞUMUN OKUMA ALIġKANLIĞINI VE DÜġÜNME BECERĠSĠNĠ DESTEKLĠYORUZ

ÇOCUĞUMUN OKUMA ALIġKANLIĞINI VE DÜġÜNME BECERĠSĠNĠ DESTEKLĠYORUZ Sayfa1 ÇOCUĞUMUN OKUMA ALIġKANLIĞINI VE DÜġÜNME BECERĠSĠNĠ DESTEKLĠYORUZ Çocuğunuzun Planlı ÇalıĢmasını Destekleyiniz. Bu amaçla, oyun ve çalışma saatlerini önceden düzenleyiniz. Çalışma kadar dinlenmenin

Detaylı

Verimli Çalışma. Edinilmiş çalışma alışkanlıkları

Verimli Çalışma. Edinilmiş çalışma alışkanlıkları Verimli Çalışma Edinilmiş çalışma alışkanlıkları Bir üniversite öğrencisi olarak sizden beklenilen, bağımsız bir öğrenci olmanızdır. Kimse nasıl çalışmanız gerektiğini sizden daha iyi bilemez, ancak size

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ 6 (ΕΞΙ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: A ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

TÜM BİLGİLER KESİNLİKLE GİZLİ TUTULACAKTIR. Anketi Nasıl Dolduracaksınız? LÜTFEN AŞAĞIDAKİ HİÇBİR İFADEYİ BOŞ BIRAKMAYINIZ. İsim:... Cinsiyet:...

TÜM BİLGİLER KESİNLİKLE GİZLİ TUTULACAKTIR. Anketi Nasıl Dolduracaksınız? LÜTFEN AŞAĞIDAKİ HİÇBİR İFADEYİ BOŞ BIRAKMAYINIZ. İsim:... Cinsiyet:... OA TÜM BİLGİLER KESİNLİKLE GİZLİ TUTULACAKTIR İsim:... Cinsiyet:... Doğum Tarihi:... Bugünün Tarihi:... Anketi Nasıl Dolduracaksınız? Aşağıda bazı ifadelerin listesi bulunmaktadır. Lütfen her ifadeyi çok

Detaylı

İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik.

İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik. Şebnem GÜZELOĞLU 21302293 TURK 102-25 İtalya nın Üç Büyüğü: Roma, Floransa, Venedik. Dünya üzerindeki insanların hepsine Yapmayı en çok istediğin şey nedir? diye sorsak, muhtemelen çoğundan alacağımız

Detaylı

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 2002 yılından beri Koç Üniversitesi nde lisans ve lisansüstü toplam 16 farklı dersi, 35 farklı şubede anlattım. 8-10 kişilik küçük sınıflara

Detaylı

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın!

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! Kendini Tanıma Testi Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! İnsanlar sizin hakkınızda sandığınızdan farklı izlenimlere sahip olabilir. Gerçekten nasıl algılandığınızı siz de bilmek istemez misiniz? Bu teste

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN

Sosyal Ajan. Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ. Marka Uzmanı GİZEM. Kokusunda Davet var ÖZKAN Sosyal Ajan Marka Uzmanı GİZEM Melek mi Şeytan mı? ÖYKÜ Kokusunda Davet var ÖZKAN Y eni yepyeni bir dergiyle karşınızdayız. Sosyal medyada tanımanız gereken, takip etmeniz gereken kişileri mercek altına

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BÜLTENİMİZDE NELER VAR? ETKİNLİKLERİMİZ SİNEMA GÜNÜMÜZ TİYATRO ETKİNLİĞİMİZ OKUMA-YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARIMIZ BRANŞ DERSLERİMİZ AİLE KATILIMI ETKİNLİKLERİMİZ ARALIK AYI

Detaylı

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI Şubat Ayı E-Bülteni 1 İÇİNDEKİLER 1. Doğum günü Olan Yıldızlarımız 2. Mihver Dersler 3. Branş Dersler 4. Kulüpler 2 DOĞUM GÜNÜ OLAN YILDIZLARIMIZ

Detaylı

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü

ÖZEL GÜNLER. Doğum günü/kadınlar günü/anneler günü/babalar günü/sevgililer günü/ Öğretmenler günü ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) ÖZEL GÜNLER Aşağıdaki önemli günlerden

Detaylı

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor:

Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: Kültür ve Sanat Fotoğraf Sevdalısı Bir Doktor: NESRİN AKÇA AKOĞUL Nesrin Akça Akoğul Eyüp Devlet Hastanesinde. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapan Nesrin Akça Akoğul. 1992 yılında fotoğraf

Detaylı

Sevgili Medine Abla - O Artik Bir YIBO Öğretmeni

Sevgili Medine Abla - O Artik Bir YIBO Öğretmeni Sevgili Medine Abla - O Artik Bir YIBO Öğretmeni Bu akşam gönüllümüz sevgili Medine Hakkâri de YIBO da gönderdiğiniz kitapları almış telefonla selam ve sevgilerini yolladı tüm ILKYAR gönüllülerine ve bağışçılarına...

Detaylı

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum.

Bir gün Pepe yi görmeye gittim ve ona : Anlayamıyorum her zaman bu kadar pozitif olmak mümkün değil, Bunu nasıl yapıyorsun? diye sordum. PEPE NİN HİKAYESİ Pepe, herkesin olmak isteyeceği türden bir insandı. Her zaman neşeli olup, her zaman, söyleyeceği pozitif bir şey vardı. Birisi istediğinde hemen gidiyor, daima : Daha iyisi olamaz! diye

Detaylı

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma

1 of 5 14/10/2010. Stresle Başa Çıkma 1 of 5 14/10/2010 Stresle Başa Çıkma Stres bizim baskıya karşı duygusal ve fiziksel tepkimizdir. Bu baskı dışsal faktörlerden kendimizin ya da bir yakınımızın yaşam etkinliklerinden, hastalıklarından yaşam

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

9-15 KASIM 2014 FRANSA ZİYARETİMİZ

9-15 KASIM 2014 FRANSA ZİYARETİMİZ 9-15 KASIM 2014 FRANSA ZİYARETİMİZ 09,11,2014-PAZAR AUDINCOUT A HAREKET VE TANIŞMA Öğlen saatlerinde Basel Havalimanına indik. Ev sahibi öğretmenler bizi karşılamaya gelmişlerdi. İtalyan grup bizim hemen

Detaylı

Koç Topluluğu Spor Kulübü Yaz Programları 2015

Koç Topluluğu Spor Kulübü Yaz Programları 2015 Koç Topluluğu Spor Kulübü Yaz Programları 2015 BURSA: Uludağ Yaz Kampı İSTANBUL: Bağlarbaşı Yaz Okulu Beykoz Summer City Camp Koç Topluluğu şirketlerinin katılımı ile kurulan, çalışanların yanı sıra çalışan

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU BULUTLAR SINIFI EYLÜL AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL ANAOKULU BULUTLAR SINIFI EYLÜL AYI KAVRAM VE ŞARKILAR YAŞASIN OKULUMUZ Daha dün annemizin kollarında yaşarken Çiçekli bahçemizin yollarında koşarken Şimdi okullu olduk Sınıfları doldurduk Sevinçliyiz hepimiz yaşasın okulumuz. ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Motelimiz, 7 iki kişilik oda, 2 üç kişilik oda ve 3 bungalowdan oluşuyor. Bungalowlarda 2 yatak odası ve 4 yatak var.çocuklu Aileler için çok ideal

Motelimiz, 7 iki kişilik oda, 2 üç kişilik oda ve 3 bungalowdan oluşuyor. Bungalowlarda 2 yatak odası ve 4 yatak var.çocuklu Aileler için çok ideal Adres : Çıralı - Olimpos - Kemer - Antalya - Türkiye Tel : 0090 242 825 73 27-825 73 28 Fax : 0090 242 825 71 28 Web : www.orangemotel.net E-mail : info@orangemotel.net Motelimiz, 7 iki kişilik oda, 2

Detaylı

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM GELECEĞİM OLDU. Sayın Yurduseven öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM GELECEĞİM OLDU. Sayın Yurduseven öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Çankaya Üniversitesi Bilgi İşlem Departmanı nda çalışan ve 2007 Bilgisayar Mühendisliği Bölümümüzden mezun olan Hakan Yurduseven ile bilgilendirici bir söyleşi gerçekleştirdik. ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ BENİM

Detaylı

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ ΠΡΟΦΟΡΙΚΟ ΛΟΓΟ (70005Γ) DİNLEME İSTEKLER (9) Metinleri dinleyelim

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı

Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı On5yirmi5.com Diyanet'in yaz Kur'an kursları bugün başladı Türkiye ve İstanbul çapında verilecek olan Yaz Kur an Kursu eğitimlerini İstanbul Müftü Yardımcısı Mehmet Yaman ile konuştuk Yayın Tarihi : 15

Detaylı

Seviye 3 Ünite 3 Çalışma Planı

Seviye 3 Ünite 3 Çalışma Planı Seviye 3 Ünite 3 Çalışma Planı Değerli Öğrencimiz, İşte gelecek iki haftanın çalışma planı! Bu planda detaylandırılmış aktiviteler üzerine 6-7 saat çalışmanızı öneriyoruz. Tavsiyemiz bütün aktiviteleri

Detaylı

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΞΙ ( 6 ) ΣΕΛΙΔΕΣ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ 2011-2012 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: 1 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir?

HAYAT BİLGİSİ A TEMASI: OKUL HEYECANIM. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? 1. SINIF OKULA YARDIMCI VE SINAVLARA HAZIRLIK A TEMASI: OKUL HEYECANIM TEST-1 1. Gözümüzün rengi Saçımızın rengi Okula gitmemiz Yukarıdakilerden hangisi fiziksel özelliğimiz değildir? A) Okula gitmemiz

Detaylı

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE DAHA AZ SORUN YAŞIYOR! - Genç Gelişim Kişisel Gelişim İŞİTME ENGELLİ GÜL USTABAŞ GENÇ İŞİTME ENGELLİLER NORMAL OKULLARDA KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİNE TABİ OLMALI. İŞİTME ENGELLİLERDE EVLİLİKTE NORMAL İNSANLAR GİBİ HATTA ONLARDAN DAHA AZ SORUN YAŞIYOR SORU-- Kısaca

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

TRU da Dil ve Kültür. Üniversite Yaşamına Hazırlanın!

TRU da Dil ve Kültür. Üniversite Yaşamına Hazırlanın! Dil ve Kültür TRU da Dil ve Kültür Üniversite Yaşamına Hazırlanın! Neler kazanacaksınız: > > Gelişmiş sunum becerileri > > Kültürlerarası iletişim konusunda eğitim > > Gerçek yaşam ortamlarında İngilizce

Detaylı

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK?

DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU. NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER YAPTIK? DENİZ YILDIZLARI ANAOKULU NİSAN AYI 1. ve 2. HAFTASINDA NELER SERBEST ZAMAN YAPTIK? Çocuklara sporun önemi anlatıldı ve her sabah spor yaptırıldı. Çocuklar ilgi köşelerinde öğretmen rehberliğinde serbest

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

Çocuklar Tatilde! Plansız tatil olmaz! Spor ve oyun iç içe Kitaplar her zaman en iyi dostlarımız!

Çocuklar Tatilde! Plansız tatil olmaz! Spor ve oyun iç içe Kitaplar her zaman en iyi dostlarımız! Çocuklar Tatilde! Biten ders yılının ardından, çocukların sabırsızlıkla ve özlemle beklediği yaz tatili başlıyor. Tatil dönemleri çocuklara dinlenmek, eğlenmek ve yeni deneyimler kazanmak için harika fırsatlar

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI YAZ TATİLİ

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI YAZ TATİLİ se Li ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI YAZ TATİLİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - HAZİRAN 2015 YAZ TATİLİ 2014-2015 eğitim-öğretim yılını 12 Haziran Cuma günü tamamlayacak olan öğrencilerimizi, uzun

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ

İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ İTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI BEYLERBEYİ ÖZEL ANAOKULU, İLKOKULU VE ORTAOKULU 2012-2013 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI 35.VELİ BÜLTENİ 1 Değerli Velimiz, Geçtiğimiz hafta sonunda 2-6.sınıflardaki öğrencilerimizin

Detaylı

Seviye 1 Ünite 3 Çalışma Planı

Seviye 1 Ünite 3 Çalışma Planı Seviye 1 Ünite 3 Çalışma Planı Değerli Öğrencimiz, İşte bu haftanın çalışma planı. Bu planda detaylandırılmış aktiviteler üzerine 5-6 saat çalışmanızı öneriyoruz. Tavsiyemiz bütün aktiviteleri bir defada

Detaylı

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Müze eğitiminin amaçları nelerdir? Sergilenen nesnelerle insanlar arasında köprü kurarak nesnelerin onların yaşantıları ile bütünleşmesini sağlamak; Nesnelerin maddi ve ideal değerleri ile algılanması

Detaylı

BuranoVenedik denince akla ilk

BuranoVenedik denince akla ilk Rengarenk Bir Ada BuranoVenedik denince akla ilk gelen aslında kanallar, gondollar ve maske festivali oluyor. Pek bilinmese de Venedik kendi içinde eşsiz bir görselliğe sahip Burano Adası nı da kapsıyor.

Detaylı

Aşşk Kahve ve Laduree

Aşşk Kahve ve Laduree Aşşk Kahve ve Laduree Daha önce adını çok duyduğum; ama bir türlü gidemediğim Aşşk Kahve ye nihayet gitmeyi kafaya koydum. Hafta sonları sahil yolu çok kalabalık olduğundan eşimi ikna edip o yola sokamıyordum.

Detaylı

Ödev Yapmak İstemeyen Çocuklar 2013 / 2014 SAYI: 22. Haftanın Bazı Başlıkları

Ödev Yapmak İstemeyen Çocuklar 2013 / 2014 SAYI: 22. Haftanın Bazı Başlıkları 2013 / 2014 SAYI: 22 Haftanın Bazı Başlıkları 25 Kent, 25 Kolej Projesi Ziyaretleri 25 Kent 25 Kolej Minik Salvador Dali'ler Seramik Kaplumbağalar Ödev Yapmak İstemeyen Çocuklar Ödev Yapmak İstemeyen Çocuklar

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr)

Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) Ilgaz (14 Şubat 2010) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı (huseyinsari.net.tr) 14 Şubat 2010 Pazar günü, Fotoğraf Sanatı Kurumu (FSK) organizasyonluğunda 26 kişilik bir grupla günübirliğine Ilgaz a gidiyoruz.

Detaylı

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi?

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi? Alkollü İçecek: 18.12.2011 Gün içinde ürünü ne zaman satın aldı/tüketti/kullandı? -Akşam yemeğinden sonra saat 20:00 civarında. Ürünü kendisi mi satın aldı, başkası mı? Kim? -Kendim satın almadım. Kız

Detaylı

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ:

ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΓΙΔΤΘΤΝΗ ΜΔΗ ΔΚΠΑΙΓΔΤΗ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: Μάθημα: Σοσρκικά Δπίπεδο: Ε2 Γιάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία: Τπογραφή Καθηγητή:

Detaylı

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi

Detaylı

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi Asuman Beksarı J. Keth Moorhead Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. sözünü Asuman Beksarı için

Detaylı

Bu maili aldığım zaman evdeydim. Sandalyemden kalkıp odanın içinde zıpladım sevinçten

Bu maili aldığım zaman evdeydim. Sandalyemden kalkıp odanın içinde zıpladım sevinçten 2009 2010 eğitim öğretim yılının birinci dönemi ki bu güz dönemi oluyor, benim de yüksek lisans programımın ilk dönemiydi. Üniversiteden 2003 yılında mezun olduktan 6 sene sonra tekrar üniversiteye başlıyordum.

Detaylı

HAFTALIK VELİ BÜLTENİ - 20 KASIM 2015

HAFTALIK VELİ BÜLTENİ - 20 KASIM 2015 HAFTALIK VELİ BÜLTENİ - 20 KASIM 2015 Gelecek nesillerimiz adına umut bağladığımız gerçek güç olan saygıdeğer öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü kutluyor, onlara minnetlerimizi sunuyoruz. VELİLERİMİZ

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Mavi Pupa Montessori Anaokulu nun Sevgili Anne ve Babaları,

Mavi Pupa Montessori Anaokulu nun Sevgili Anne ve Babaları, Mavi Pupa Montessori Anaokulu nun Sevgili Anne ve Babaları, Hep beraber başladığımız yolculuğun iki haftasını geride bırakmış bulunuyoruz. Zamanın Mavi Pupa içinde bizim için daha ayrıcalıklı aktığını

Detaylı

BÜLTENİMİZDE NELER VAR?

BÜLTENİMİZDE NELER VAR? 2013-20142014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BÜLTENİMİZDE NELER VAR? ETKİNLİKLERİMİZ GEMS ETKİNLİKLERİMİZ KURBAĞALAR KİTAP ATÖLYESİ YAZAR ETKİNLİĞİMİZ OKUMA YAZMA HAZIRLIK ÇALIŞMALARIMIZ GEZİLERİMİZ SİNEMA ETKİNLİĞİMİZ

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08

Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:05 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:08 Söz Dinlemeyen Çocuklara Nasıl Yardımcı Olunmalıdır? Çocuklarda zaman zaman anne-babalarının sözünü dinlememe kendi bildiklerini okuma davranışları görülebiliyor. Bu söz dinlememe durumu ile anne-babalar

Detaylı

25. İngilizce Geniş Zaman Konu Anlatımı (Simple Present) (www.konuanlatımı.com)

25. İngilizce Geniş Zaman Konu Anlatımı (Simple Present) (www.konuanlatımı.com) 25. İngilizce Geniş Zaman Konu Anlatımı (Simple Present) (www.konuanlatımı.com) Merhaba. Bugünkü konumuz simple present tense; yani namı değer geniş zaman. İngilizcedeki zamanların içinde en çok kuralları

Detaylı