ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINDA SEMPTOMATİK TEDAVİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINDA SEMPTOMATİK TEDAVİ"

Transkript

1 İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri 49 TOPLUMDAN EDİNİLMİŞ ENFEKSİYONLARA PRATİK YAKLAŞIMLAR Sempozyum Dizisi No:61 Şubat 2008; s ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINDA SEMPTOMATİK TEDAVİ Doç. Dr. Ender nci İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Solunum sistemi, sürekli olarak çok sayıda enfeksiyon ajanının saldırısına uğrar. Bu saldırı sonucu burun, paranazal sinüs, kulak, farenks, nazofarenks bölgesinde ortaya çıkan her türlü enfeksiyona üst solunum yolları enfeksiyonları (ÜSYE) denir. ÜSYE anneden geçen antikorların kaybolması ile birlikte altı aylıktan büyük çocuklarda çok sık görülür. Yaşamın ilk 10 yılı boyunca her sene ortalama 3 ila 8 ÜSYE atağı geçirilir. Batılı ülkelerde hekim ziyaretlerinin yaklaşık %70 i bu nedene bağlıdır. Sonbahar ve ilkbahar arası hastalığın görülme sıklığı daha yüksektir (1). Bu hastalıgın tanısını koymak son derece kolay olmasına karşılık, etiyolojik ajanın viral mi yoksa bakteriyel mi olduğunun anlaşıması son derece zor olmaktadır. FARENJİT Farenjit boğazın mukozal ve submukozal yapılarının inflamatuar bir hastalığıdır. Orofarenks, nazofarenks, hipofarenks, tonsil ve adenoid etkilenebilir. Tonsilit de dahil olmak üzere faranjit ayaktan hasta muayenelerinin %15 ini teşkil eder. Farenjitin Enfeksiyöz Nedenleri Viral enfeksiyonlar Farenjitin en sık nedenleridir ve bakteriyel farenjite çok benzerler. Mukozal ödem ve eritem mevcuttur ancak mukopürülan akıntı primer veya sekonder bakteriyel enfeksiyonları düşündürür. Klinik olarak endikeyse viral titreler veya viral kültürler yapılabilir. Ancak bunlar gereksizdir ve pahalıdır. Tedavi sıklıkla semptomatiktir.

2 50 Doç. Dr. Ender İnci HSV hem primer hem de reküren formda üst solunum yolunu tutabilir. Primer HSV enfeksiyonu genellikle gingivostomatit olarak ortaya çıkar ancak akut farenjit şeklinde de ortaya çıkabilir. Primer HSV enfeksiyonu 10 ay-3 yaş arası çocuklarda ortaya çıkabilir. Adolesanlarda HSV akut posterior eksüdatif farenjite neden olabilir. Yüksek öğrenimdeki kişilerde HSV farenjiti streptokok farenjitinden veya influenzadan daha fazla görülür. Virüs mukus, tükürük veya paronişi bölgelerinden parmak emme ve tırnak ısırma sonucu yayılabilir. Kuluçka süresi rölatif olarak kısadır, yaklaşık 2-12 gündür. Sonrasında kırgınlık, sinirlilik, ateş ve farenjit ortaya çıkabilir. Farenks enfeksiyonu kolayca kanayan siyah kabukla kaplı veziküler lezyonlar ve gri eksüda ile kaplı sığ tonsil ülserleri olarak ortaya çıkar. Servikal lenf nodu büyümesi ve hassasiyet olabilir. Akut hastalık 7-10 gün devam eder. İmmunyetmezlik durumu varsa hastalık disemine olabilir. Bu durumda %80 mortalite ortaya çıkar. Primer HSV enfeksiyonundan sonra virüs latent olarak enfekte dokularda kalır ve reaktive olabilir. Histopatolojik incelemede etkilenen mukozal yüzeylerin ülserasyonu, mikst akut ve kronik inflamtuar eksüda ve çoklu nüveli dev hücrelerde intranükleer inklüzyonlardır. Virüs immunhistokimyasal yöntemler ile tespit eidlebilir. Virüs doku kültürü, sitolojik inceleme, elektron mikroskobisi yapılabilir. ELISA floresan antikor, PCR tanıda yardımcı olur. Tedavi semptomatiktir. Asiklovir immunyetmezliği olan hastalar için saklanır. Rubeola (kızamık) çok bulaşıcı, akut febril sistemik enfeksiyona yol açan bir Morbilivirüstür. Klinik semptomlar koriza ve konjuktivit, bukkal mukozada tipik benekli ekzantomaötz lezyonlar(koplik lekeleri), lenforetiküler hiperplazi ve generalize kutanöz eritematöz döküntü ortaya çıkar. Farengeal bölgede bütün lenfoid dokuların beligin foliküler hiperplazisi ortaya çıkar. Tedavi semptomatiktir. Hastalık genellikle kendi kendini sınırlar. İmmunyetmezliği olan hastalarda bakteriyel superenfeksiyon nedeniyle mortalite artabilir. EBV selektif olarak B lenfositlerini tutan herpes virüs ailesinden bir virüstür. Afrika Burkitt lenfoması ve nazofaringeal indiferansiye karsinomu ile ilişkilendirilmiştir. Adolesan ve genç erişkinlerdeki enfeksiyöz mononukleoz tablosundan sorumludur. Mononukleoz vakalarının %80-95 inden sorumludur. CMV, Toxoplasma gondii, rubella, hepatit A virüsü, HIV 1 ve adenovirüsler de mononükleoz benzeri sendrom yaparlar. EBV ile ilişkili enfeksiyöz mononükleozda akut faringotonsilit olur, hastalarda boğaz ağrısı, ateş ve kırgınlık olur. Lenfadenopati, splenomegali(%50), ve hepatomegali (%10) olur. Laboratuar değerlerinde hepatit olduğunun kanıtı vardır. 2-5 günlük prodromal bir dönem vardır. Faringotonsilit şiddetli ve eksüdatiftir. Lenfadenopati posterior servikal lenf nodlarında olur ancak her yerde olabilir. Tanı klinik özellikler ve laboratuar özellikleri ile koyulur. Mutlak lenfositoz vardır (5000/mm 3 den fazla), total lökosit sayısının %10 undan fazlasında belirgin atipik lenfositler mevcuttur. Hafif orta karaciğer enzim yüksekliği olur. At veya koyun eritrositlerine heterofil antikor gösterilmesi(monospot test) ile tanı teyit edilir. 10 yaş altı çocuklarda heterofil antikorlar pozitif olmayabilir ve testin 1 ay sonra tekrarlanması gerekebilir.

3 Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Semptomatik Tedavi 51 Heterofil antikor testleri negatif olan hastalarda serolojik tanı araştırmasına gerek yoktur. Destekleyici tedavi yapılır. Sitomegalovirüs herpesvirüs ailesindedir. Konjenital veya edinilmiş enfeksiyonlar yapar. Sıklıkla asemptomatik enfeksiyon geçirilir. İnsan sütü, tükürük, semen, servikal sekresyonlar, periferik kan lökosit infüzyonu ile bulaş olabilir. Hücrelerde karakteristik intranüklear ve sitoplazmik inklüzyon cisimcikleri tespit edilir. Serolojik tanı yapılabilir, virüs idrardan virüs diploid hücre(8) kültürü ile tespit edilebilir. HIV in primer enfeksiyonu sırasında akut retroviral sendrom oluşabilir. EBV ye benzer bir klinik tablo günler ile haftalar arasında sürebilir. Ateş, miyalji, kırgınlık, miyalji, artralji, fotofobi, lenfadenopati ve maküler döküntü ortaya çıkabilir. Bakteriyel enfeksiyonlar Üst solunum yolu ve oral kavitenin normal florası primer olarak gram pozitif aerobik organizmalardan meydana gelir. Bunların arasında alfa hemolitik veya gamma hemolitik streptokoklar ve Peptostreptokokkus, Fusobakteriyum ve farklı Bacteroides türleri bulunur. Enfeksiyöz tablolarda bu organizmalar veya bunlara gram negatif ve anaerop etkenlerin olduğu mikst enfeksiyonlar meydana gelebilir. Özellikle çocuklarda farenjitten en sık sorumlu tutulan bakteri A grubu beta hemolitik streptokoktur (Streptococcus pyogenes). Streptococcus pneumoniae, C grubu streptokok ve diğer streptokoklar da farenjite neden olabilirler. Bu organizmalar normal kişilerden de izole edilebilirler. Semptomatik farenjiti olan bir hastada farenjitin tedavi edilip edilmemesi hala tartışmalıdır. A grubu beta hemolitik streptokoklar için kuluçka süresi 12 saat ile 4 gün arasındadır. Hastalarda boğaz ağrısı, yutma güçlüğü ve ateş olabilir. Etkilenmiş dokularda enflamasyon ve sıklıkla eksüda mevcuttur. Burun akıntısı ve öksürük nadirdir. Servikal lenfadenopati hastaların %60 ında görülür. Maternal koruyucu antikorlar ve farenjiyal resptörlerin yokluğu nedeniyle infant döneminde görülmez. Pik insidans 5-15 yaş arasındadır. Klinik tanı güvenilmezdir. Ateş, farenjiyal eritem, eksüda veya servikal adeniti olmayan ve rinore, ses kısıklığı olan hastaların bakteriyel enfeksiyonu olmadığı kabul edilebilir. Tanı orofarenksin sürüntü kültürü ile yapılır. Enzim ve optik immunassay antijen testler piyasada mevcuttur. Bunların sensitiviteleri %79-88 arasında, spesifisiteleri %90-96 arasındadır. Romatik ateş riski nedeniyle, bu testler negatif çıkmaları durumunda kültür yapılması tavsiye edilir(2). Bu bağlamda şüphe durumunda bütün hastalara boğaz kültürü yapılması uygun olacak gibi görünmektedir. Hızlı antijen testleri sadece prevalansın fazla olduğu durumlarda faydalıdır. Optik immunassay testi kültürden daha sensitif olabilir(3). Pozitif hızlı antijen testi tedavinin erken başlanmasını, hastalığın daha az yayılmasını ve semptomların daha kısa sürmesini sağlamaktadır Ancak başka çalışmalara göre tedavideki gecikme sonraki 4 ayda reküren enfeksiyon oranını azaltmaktadır ve ABHS eradikasyon oranını arttırmaktadır (4,5). Hızlı antijen testleri daha sensitif hale geldikçe belki de klinisyenlerin boğaz kültürü istemlerine gerek kalmayacaktır. Diğer bir strateji de ABHS şüphesi olan hastaları penisilin veya amoksisilin ile tedavi etmek olabilir. Ancak bu durumda %80-90 oranındaki bakteriyel enfeksiyon

4 52 Doç. Dr. Ender İnci olmayan hasta gereksiz antibiyotik kullanmış olacaktır. Bu yaklaşım dirençli mikroorganizmaların ortaya çıkması riski ve antibiyotik yan etkileri nedeniyle tavsiye edilmemektedir. Streptokokkal farenjitin tedavisi oral veya parenteral penisilin ile yapılır. Alerjik hastalarda eritromisin veya sefalosproinler verilebilir. Tedavi başarısızlığı ABHS ile kompetisyon halinde bulunan normal alfa hemolitik streptokok florasının bozulması veya beta laktamaz üreten suşların varlığı ile açıklanmaktadır(6). ABHS eradike edilememesi romatik ateş önlemede başarısızlık anlamına gelmemektedir. Daha geniş spektrumlu antibiyotik kullanmaya gerek yoktur. Tedavi başarısızlıkları için birinci kuşak sefalosporin kullanılması tavsiye edilmektedir. Streptokok enfeksiyonlarının komplikasyonları arasında kızıl, romatik ateş, romatik kalp hastalığı, akut poststreptokokkal glomerulonefrittir. Grisel sendromu(atlantoaksiyal eklem subluksasyonu) nadiren streptokok enfeksiyonu nedeniyle ortaya çıkabilir. Hastalarda tortikollis vardır ve yakın zamanda enfeksiyon veya cerrahi hikayesi vardır. Romatik ateş modifiye Jones kriterlerine göre tanılandırılır. Geçirilmiş A grubu streptokok enfeksiyonu boğaz kültürü, ASO titresi veya hızlı antijen testi ile yapılır. Antibiyotiklerin kullanılmaya başlanması ile ölümler 5 kat azalmıştır. Glomerulonefrit oluşma şansı antibiyotikler tarafından etkilenmez. Kızıl döküntü ve eritrojenik toksin ile karakterize akut streptokokkal tonsilofarenjittir. Karakteristik döküntü hastalığın ikinci gününde ortaya çıkar ve hiperemik, punktattır. Göğüs bölgesinden başlar ve bütün vücuda yayılır. El, ayak ve yüzde döküntü olmaz. Döküntü basmakla solar ve 1 hafta içerisinde solar. Şiş kırmızı çilek dili görüntüsü ortaya çıkabilir. Tanı kültür sonuçlarına göre konur. Kızıl infant döneminde görülmez. Tedavide antibiyotik tedavisi uygulanır. S. aureus veya S. salivarius nedeniyle oluşan enfeksiyonda mukopürülan drenaj, mukozal eritem, ödem ve lokalize püstüller görülebilir. Tedavide antistafilokokkal penisilin, eritromisin veya sefalosproinler kültür sonuçlarına göre verilir. Geçmişte Corynabacterium türleri farenjitin sık nedenleri arasındaydı. C. diphtheriae dışında nadiren insanlarda hastalık yaparlar. 10 yaş altı çocuklarda daha sıktır(7). Difteroid organizmalar gram pozitif nonfilamentöz çomaklardır. Ağız veya burundan vücuda girer ve üst solunum yollarına yapışarak kalırlar. 2-4 günlük kuluçka döneminden sonra ekzotoksin üreterek lokal doku nekrozu ve enflamasyona yol açarlar. Bunların kombinasyonu alttaki dokuya sıkıca yapışmış olan gri siyah bir membran oluşmasına neden olur. Membran larenks ve hipofarenkse uzanabilir ve sekresyonların atılmasını zorlaştırabilir, havayolu obstrüksiyonuna neden olabilir. Toksin sistemik etki ile dolaşım yetmezliğine yol açabilir. Antitoksin tek spesifik tedavidir. Asemptomatik taşıyıcılarda ve enfekte hastalarda antibiyotik(penisilin ve eritromisin) verilir. Neisseria gonorrhoeae piyojenik gram negatif bir diplokoktur. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında önemli bir farenjit nedenidir. Genellikle asemptomatiktir ancak boğaz ağrısı, tonsiller hipertrofi ve servikal lenfadenopati görülebilir. Gram boyama diğer mikroorganizmalarla karışması nedeniyle yararsızdır. Mikroorganizmaları üretmek için özel çikolata agar ekilmelidirler. Mukozal veya glandüler yapılar

5 Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Semptomatik Tedavi 53 enfekte olursa epitel ülserasyonu ve polimorf nüveli lökosit infiltrasyonu olur. Mikroorganizmalar lökositlerin içinde gram veya metilen mavisi ile boyama sonunda görülebilirler. Disemine hastalık farenjiti takip edebilir veya bu kaynaktan başka kişilere bulaşabilir. Sifilis baş ve boyunu da tutabilen sistemik enfeksiyöz bir hastalıktır. Sifilisin etkeni Treponema pallidumdur. Klinik olarak primer, sekonder, tersiyer ve konjenital evreleri vardır ve her bir evrede baş ve boyun tutulabilir günlük(ortalama 3 hafta) inkübasyon evresinden sonra inokülasyon bölgesinde ağrısız tek bir şankr oluşur. Bu primer dönemde tonsiller ilk etkilenen bölgeler arasında olabilirler. Şankr ilk olarak bir papül olarak ortaya çıkar, sonrasında ülsere olur, kenarları endüre olur ve kabarır. Obliteratif endarterit ve spiroketlerin meydana getirdiği inflamatuar infiltrat hastalığın histolojik özel lezyonudur. Şankrda mikroorganizmalar karanlık saha mikroskobisi, immunhistokimya, doku kesilerinin Warthin-Starry boyaması ile gösterilebilir. Şankr genellikle 3-6 hastada iyileşir. Şankr oluşumundan 2-6 hafta sonra sekonder veya disemine sifilis oluşur. Bu sırada şankr halen mevcut olabilir. İkinci dönemde şankrda çoğalan spiroketler tüm vücuda yayılırlar. Bu safhada hastaların %90 ında cilt lezyonları veya lenfadenopati görülebilir. Sekonder sifilisin başvuru semptomlarından bir tanesi faringotonsilit olabilir. Mukozal tutulum mukozal yamalar şeklinde ortaya çıkabilir. Bu yamalar ağrısız, gümüş-gri görünümlü yüzeyel lezyonlardır ve kabarık kırmızı perifierik kenarlar tarafından çevrelenmiştir. Bu lezyonlar yüksek oranda bulaşıcıdır. Mikroskopik görüntüsü primer lezyona benzer ama daha az inflamatuar infiltrasyon mevcuttur. Tanıda nonspesifik nontreponemal antikor testleri ve spesifik treponemal testler yapılır. Nontreponemal antikor tetslerinden VDRL tarama için kullanılır spesifik bir test olan FTA-ABS ise sadece konfirmasyon amacıyla kullanılır. Tedavi penisilin ile yapılır eğer alerji varsa tetrasiklin veya eritromisin de kullanılabilir. Diğer bakteriyel enfeksiyonlar arasında Salmonella typhimurium, Fusobacterium necrophorum ve F. Nucleatum (ara sıra Lemierre sendromu sepsis ve jugular tromoflebit olabilir) vardır. Yersinia enterocolitica, Arcanobacterium haemolyticum (ciltte kızılı düşündürecek şekilde yaygın ekzantemler çıkabilir), Moraxella cattarrhalis, Francisella tularensis, Mikoplazma türleri, Neisseria meningitidis ve Chlamydia türleri, Coxiella burnetti farenjit yapabilirler. Fungal enfeksiyonlar immunyetmezliği olan ve uzun süre antibiyotik kullanımı nedeniyle oral florası bozulmuş insanlarda ortaya çıkar. Candida enfeksiyonları immunyetmezliği olan kişilerde mukozal yüzeylerin invazyonu ortaya çıkabilir. HIV pozitif hastalarda ve radyoterapi sonrası görülebilir. Gram boyama, PAS boyama veya Saboround besi yerine ekilme ile yanı yapılır. Topikal nistatin, oral ketokonazol veya flukonazol ile tedavi yapılır.sistemik tutuluma eşlik ediyorsa amfoterisin B verilir. Oral flukonazol HIV pozitif hastalarda profilaksi amacıyla kullanılır(9). Granülomatöz hastalıklar mikobakteri, funguslar, sifilis, parazitler, sarkoidoz, Wegener granülomatozisi, Crohn hastalığı ve neoplazmlar ile ilişkili olabilirler. Ampirik antibiyotik tedavisine cevap vermeyen enfeksiyöz bir hastalık ile karşılaşıldığı zaman kültür ve biyopsi alınmalıdır. Mycobacterium tuberculosis izole olarak veya pulmoner tbc si olan ve enfekte balgamın çıkarılması sırasında faringotonsilit or-

6 54 Doç. Dr. Ender İnci taya çıkabilir. Boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı, sevrikal lenfadenopati ve pulmoner semptomlar olabilir. M. tuberculosis ve M. bovis te sorumlu tutulmuştur(10). Lepra(Hansen hastalığı) Mycobacterium leprae tarafındna oluşturulur. Nazal kavite tutulumundan sonra farenks tutulumu oluşabilir(11). Tedavide dapson, klofazimin ve riframpisin kullanılır. Parazitik enfeksiyon nedeniyle farenks granülomları nadirdir. Endemik oladukları bölgelere göre, Leishmania brasiliensis, Toxoplasma gondii, Clinostomum complanatum ve Mammomonogamus laryngeus farenksi enfekte edebilirler. ADENOİD VE TONSİLLER Mikrobiyolojileri benzerdir. Akut tonsilitte ABHS genellikle sorumlu tutulan tek bakteridir. Ancak akut, kronik tonsil ve adenoid hastalığında hem aerobik hem de anaerobik mikroorganizmaların rolü hakkında kanıtlar mevcuttur (12,13). Kronik adenotonsiller hastalıkta polimikrobiyal enfeksiyonarın varlığı(14), betalaktamaz üreten bakterilerin varlığı, anaeropların rolü (15), Haemophilus influenzae bakteriyel antijen konsantrasyonunun rolü, kript stazı ve kronik enfeksiyonu ile sonuçlanan kript obstrüksiyonunun önemi, normal bakteiyel homeostazının bozulması adenotonsiler hastalığın anlaşılmasında yeni konseptleri oluşturmaktadır. Kript stazı başlatma konsundaki rolleri ile virüsler akut enfeksiyonu aktive ediyor gibi görünmektedirler. Gastrik reflünün rolü araştırılmaktadır. Akut Adenoidit Gerçek bakteriyel rinosinüzit, viral üst solunum yolu enfeksiyonundan ayırmak güçtür. Pürülan rinore, nazal obstrüksiyon, ateş ve sıklıkla otitis media görülebilir. Akut enfeksiyon sırasında horlama başlıyor ve sonrasında geçiyorsa akut adenoidit tanısı daha fazla muhtemel hale gelmektedir. Hastalığın uzamış bir seyri varsa akut adenoidit daha olası bir hale gelmektedir. Reküren Akut Adenoidit 6 aylık periyodda 4 ten fazla ayrı akut adenoiditi periyodu olmasıdır. Çocuk ataklar sırasında tamamen asemptomatik ve normaldir. Komorbidite varsa profilaksi düşünülebilir. Direnç gelişebilmesi nedeniyle, günlük düşük doz veya episodik profilaksi yapılabilir. Reküren akut sinüzit ve adenoidit arasında klinik olarak ayırım yapmak güçtür(16). Röntgen filmlerinin faydası olabilir. Ekstraözofageal reflünün (EER) bir yaş altında rolü olabilir. Kronik Adenoidit Devam eden burun akıntısı, kötü nefes kokusu, postnazal akıntı ve kronik konjesyon kronik adenoid enfeksiyonunu gösterebilir. Kronik sinüzitten ayırmak güçtür. Otitis ile ilişkilidir ancak sinüzitte de bu ilişki mevcut olabilir. EER nün bu patoloji ile ilişkisi olabilir(17).

7 Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Semptomatik Tedavi 55 Akut Tonsilit Boğaz ağrısı, ateş, disfaji ve hassas servikal lenf nodları eritematöz ve eksüdalı tonsillerin varlığında akut tonsilit tanısını koydurur. Her hastada bu bulgular olmayabilir ve klinisyen pozitif boğaz kültürü veya hızlı strep antijen testine güvenirler. Ancak ABHS dışındaki bakteriyel enfeksiyonlar ve EBV enfeksiyonu da göz önüünde bulundurulmalıdır. Reküren Akut Tonsilit 1 yılda 4-7, 2 müteakip yılda 5 er, 3 müteakip yılda yılda 3 er atak olmasıdır(18,19). Kronik Persistan Tonsilit Kronik boğaz ağrısı, ağız kokusu, aşırı tonsil debrisi(tonsilolit), peritonsiler eritem ve persistan hassad servikal adenopati başka bir kaynak saptanmadığı zaman kronik tonsilit tanısıyla uyumludur. Adenoidlerin akut veya kronik enfeksiyonunu sinüslerin kronik veya akut hastalığından ayırmak çok zordur. Tam bir muayene yapılması gereklidir. Bazen endoskopi ve radyolojiden de faydalanılır. Obstrüktif adenoid hiperplazisi anamnez ve fizik muayene ile en iyi tanılandırılır. Hem uyurken hem de uyanık durumda zorunlu ağız solunumu, horlama ve hiponazal konuşma görülür. Rinore, postanazal akıntı ve kronik öksürük(özellikle noktürnal) sık ancak nonspesifiktir. Alerjik rinit, EER den ayrılmalıdırlar. Tonsil hastalıkları farenjitte bahsedilen etkenlerle benzerdir. Fizik muayenede hiperemi, eksüda ve kriptlerin ağızları değerlendirilir. Kronik tonsilit düşünülüyorsa peritonsıller erıtem, büyümüş hassas servikal nodlar, küçük tonsilolitler, beklenen tonsil kriptlerin sayısında azalma, tonsillerin üzerine parlak düz bir yüzey görülebilir. Hastanın sadece ailesinin ifadesine göre karar vermek yanlış yönlendirici olabilir bu yüzden hasta bir süre takip edilmelidir Tedavide reküren veya kronik adenoidit beta laktamaz üreten mikroorganizmalara karşı etkili bir antibiyotik ile tedavi edilmelidir, özellikle sinüzit veya reküren otitis media ile ilişkiliyse. Adenoid hiperplazisi 6-8 haftalık intranazal steroid tedavisine cevap verebilir. ABHS nedeniyle tosilitin tedavisinde penisilin hala ilk seçenektir. Boğaz kültürü ABHS açısından negatif olsa bile antibioyitk tedavisi semptomların giderilmesinde etkili görünmektedir. Kronik tonsilit veya obstrüktif tonsiler hiperplazide betalaktamaz üreten ve kapsüllü mikroorganizmalara karşı etkili bir antibiyotik ile 3-6 haftalık tedavi %15 çocukta tonsilektomi gerekliliğini ortadan kaldırabilir. Profilaksi özellikle cerrahi riski fazla olan çocuklarda de etkili olabilir. Lingual tonsiller dilin posterior yüzünde otururlar. Akut veya kronik enflamasyonları boğaz ağrısı ve odinofajiye neden olabilir. Lingual tonsilit nedniyle havayolu obstrüksiyonu rapor edilmiştir. EER de sorumlu tutulmaktadır. Antimikrobiyal tedavi ve steroidler faydalı olabilirler. Elektrokoter ve lazer lingual tonsilektomi bildirilmiştir. Unilateral tonsil hiperplazisi tonsil fossasında asimetrik yerleşim veya kronik bakteriyel enfeksiyon nedeniyle olabilir. Klinisyen alışılmadık etkenli enfeksiyon

8 56 Doç. Dr. Ender İnci veya neoplaziyi aklında tutmalıdır. M. tuberculosis, atipik mikobakteriler, funfus veya aktinomikoz etken olabilir. SOĞUK ALGINLIĞI Soğuk algınlığı, ani gelişen ve kendi kendini sınırlayan en sık görülen viral bir ÜSYE dir. Akut viral rinit, nezle gibi isimlerle de anılan bu infeksiyon, aslında tek bir hastalıktan çok 200 den fazla virüsün neden olduğu bir grup hastalığı tanımlamaktadır. Ancak en sık etken(yaklaşık üçte bir olguda) rhinoviruslardır. Coronaviruslar ise %10 olguda sorumlu etkendir. Bazen A grubu beta-hemolitikstreptokoklar (GABHS) ve Mycoplasma da rinit yapabilir. H. influenzae, S.pneumoniae, M. catarrhalis ve S. aureus gibi diğer bakteriler ise bu bölgeye genellikle ikincil olarak yerleşirler ve otitis media, sinüzit, lenfadenit ve pnömoni gibi komplikasyonlara neden olabilirler. Respiratuar virüsler tüm dünyada yaygın olarak bulunurlar. Ilıman iklimlerde soğuk aylarda, tropik iklimlerde ise yağmur dönemlerinde epidemiler yaparlar. Akut viral respiratuar infeksiyon ataklarının bu mevsimsel seçiciliğini etkileyen faktörler tam olarak aydınlatılamamıştır. Bu seçicilik virüsten virüse de farklılıklar gösterir. Örneğin rinovirüsler sonbahar başlarında ve ilkbahar ortalarında salgınlar yaparken, koronavirüsler tüm kış boyunca etkilidir (21). Amerika Birleşik Devletleri nde yapılan çalışmalar, çocukların bir yıl içinde ortalama 6 ila 8 atak, yetişkinlerin ise 2 ila 4 atak geçirdiğini göstermiştir. Çocukların yaşının artması ile atak sayısının düştüğü ve buluğ çağında erişkindeki sayıya gerilediği anlaşılmıştır (23). Respiratuar virüslerin ana rezervuarı, çocukların üst solunum yollarıdır. En fazla yayılma gösterdiği yerler okul, kışla, kreş, kalabalık işyerleri ve ev ortamıdır. Soğuk algınlığının klinik belirtileri o kadar tipiktir ki, hastaların kendi kendilerine koydukları tanıların çoğu doğru çıkmaktadır. İnkübasyon süresi virüsten virüse değişmekle birlikte ortalama saat arasındadır. Ana semptomlar, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, boğaz ağrısı veya boğazda tırmalayıcı şekilde yanma ve öksürüktür. Çocuklarda ve bebeklerde ateş yüksek seyretmesine karşılık, yetişkinlerde çok hafif yükselir. İlk gün hafif olan bu semptomlar 2. ve 3. günde maksimum düzeye çıkar. Halsizlik, kırgınlık, hafif ateş, aşırı sulu burun akıntısının ardından hafif göz yanması ve kaşıntısı ortaya çıkabilir. Ancak gerçek konjoktivit bazı adenovirüs ve enterovirüs infeksiyonları dışında görülmez. Koku ve tat alma bozuklukları, kulaklarda dolgunluk, yüzde basınç hissi ek semptomlardır. Soğuk algınlığının ilk günlerinde fizik muayenede burun mukozası hiperemik ve parlak görünümdedir. Giderek ödemli ve akıntılı hale gelir. İnflamasyonun artması ile birlikte mukoza soluk ve ıslak hale gelir. Bol ve inatçı burun akıntısı olanlarda nostril kenarlarında ağrılı maserasyonlar görülür. Rinovirüs ve koronavirüs infeksiyonlarında faringeal eritem ve eksüda belirgin değildir. Adenovirüslerin yol açtığı faringokonjoktival ateşte ve primer herpes simpleks Farenjitinde ise bu klinik tablo daha ön plandadır (20). Rinovirüs infeksiyonlarında hastalık süresi ortalama bir hafta kadardır. Bazen iki haftaya kadar uzayabilir. Sigara tiryakilerinde iyileşme süresi uzadığı gibi öksürük daha şiddetli ve uzun sürebilir. Çocuklarda ve yetişkinlerde klinik tablo aynıdır.

9 Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Semptomatik Tedavi 57 Ancak küçük çocuklarda parainfluenza ve RSV virüsleri, viral pnömoni, krup, bronşiyolit yaparken, yetişkinlerde sadece soğuk algınlığına yol açar (20). Klinik gözlemlerle hastalığı oluşturan virüsü tahmin etmek mümkün değildir. influenza, faringokonjoktival ateş gibi bazı akut respiratuvar infeksiyonlar, epidemileri esnasında viral kültüre ve serolojik testlere gerek kalmaksızın teşhis edilebilir. Respiratuar virüslerin çoğu spesifik virolojik testlerle tanınabilirse de klinik pratikte bu testler yapılmamaktadır. Tedavi Soğuk algınlığının tedavisi semptomatiktir. En uygun tedavi istirahat ve yeterli sıvı alımının sağlanmasıdır. Hangi semptomların hastayı rahatsız ettiği dikkate alınmalıdır. Nazal konjesyon ve burun akıntısı: Bol sıvı verilmelidir. Burnun serum fizyolojik ile iirigasyonu, başın yatarken yükseltilmesi, çevrenin buhar ile nemlendirilmesi yararlı olur. Cevap vermeyen vakalarda dekonjestan burun damlaları veya spreyleri 4 günü geçmeyecek şekilde kısa süreli olarak kullanılır. Naphazolin santral sinir sistemi depresyonu yapabildiğinden 6 yaşından küçük çocuklarda kullanılmamalıdır. Oral dekonjestanlar gerekli durumlarda daha uzun süre kullanılabilir. Diüretikler ve alkol kuruluk yaparak semptomları artırdığından hastalara kullanmamaları gerektiği hatırlatılmalıdır. Ağrı ve ateş: Bazı vakalarda şiddetli baş ağrısı bulunabilir. Bu durumda asetaminofen,aspirin veya non steroidal antienflamatuar ilaçlar kullanılır. Ateşin bir savunma mekanızması olduğu hastaya hatırlatılır ve hafif ateşlerde antipretiklerin gerekli olmadığı vurgulanmalıdır. Farenjit: Serum fizyolojik ile gargara, lokal anestetik spreyler veya pastiller verilir. Öksürük: Bol sıvı alınmalı. Şidetli öksürüklerde ekspektoran ilaçlar verilmeli. Günümüzde birçok ticari preperat semptomatik rahatlamayı sağlamada çok başarılıdır. Hastanın şikayetlerini azaltmada kullanılan ilaçların başında antihistaminikler ve nonsteroidal antiinflamatuar (NSAI) ilaçlar gelir. Antihistaminiklerin özellikle hapşırma ve burun akıntısını azaltmada ve öksürüğü baskılamada etkili olduğu gösterilmiştir. NSAI ilaçlardan özellikle sulindak, indometasin ve naproksenin muhtemelen prostoglandin etkisini bloke ederek öksürüğü azalttığı bilinmektedir. Bazı çalışmalarda aspirin ve asitaminofenin burun şikayetlerini çoğaltabileceği ve nötralizan antikorların oluşumunu süprese ederek viral yayılımı artırabileceği ileri sürülmüştür (22). Kontrollü çalışmalarda C vitamininin, soğuk algınlığı tedavisinde orta derecede faydalı olduğu ve soğuk algınlığını önlemede etkisiz olduğu gösterilmiştir. C vitamininin hafif derecede antikolinerjik etkisi de vardır. Soğuk algınlığını önlemede başarılı bir aşı geliştirilememiştir. İntranazal rekombinan insan interferonu alfa-2b nin soğuk algınlığının tedavisinde olmasa da profilaksisinde başarılı olduğu gösterilmiştir (20). GRİP (Influenza) İnfluenza ateş, miyalji, baş ve boğaz ağrısı, öksürük; çocuklarda bazen kusma ve ishalle ve 1-3 hafta süren halsizlikle seyreden bir enfeksiyon hastalığıdır. Ateş genellikle 3-5 gün sürer ve akşamları daha yüksektir. Öksürük önce kuru vasıftadır, 3-4

10 58 Doç. Dr. Ender İnci gün sonra balgamlı olabilir ve 2 hafta kadar sürebilir. Sıklıkla 3-4 gün süren konjunktivit tablosu vardır. En önemli komplikasyonu ölüme neden olabilen primer veya sekonder bakteriyel pnömonidir. Ayrıca otitis media, sinüzit gibi diğer bakteriyel solunum yolu enfeksiyonları da, influenzadan sonra sık görülür. Etken büyük epidemiler yapabilen influenza A ve B virusleridir. Ortomiksovirus grubunda yer alan influenza virüsünün A, B, C ve D olarak adlandırılan 4 farklı tipi vardır, ancak D tipi insanlarda patojen değildir, C ise seyrek görülür. İnfluenza kişiden kişiye direk temas veya solunum yolu sekresyonları ile kontamine olmuş materyal ile bulaşır. En yüksek atak hızı kreş ve ilkokul çocuklarında görülür. Bir ile üç gün arasında değişen bir inkübasyon döneminden sonra semptomlar ortaya çıkar. Semptomlar başlamadan 24 saat önce ve semptomların bulunduğu süre boyunca (5-7 gün) bulaşıcıdır. Tanı klinik olarak konulur. Genellikle laboratuar testi gerekmez. Şüpheli durumlarda boğaz sürüntüsünde antijen testi ve hücre kültürü yapılabilirse de, bu testlerin klinik uygulamadaki yeri sınırlıdır. Soğuk algınlığı, tonsillit, sinüzit, ateşli hastalıklardan (menenjit...) ayırt edilmelidir. Tedavi Spesifik tedavi de Amantadine ve rimantadine hastalığın başlangıcından sonraki 48 saat içerisinde verildiğinde, ateşin ve diğer semptomların süresini kısaltır, normal günlük aktivitelere daha kısa sürede başlamayı sağlar. Ancak rutin kullanılmaları önerilmemektedir. Daha çok influenzanın komplikasyonlu seyrettiği risk gruplarında uygulanmaları uygun olur. Geç başlanan tedavinin etkisi yoktur. Semptomatik Tedavi: İlk 4 gün, ateş süresi uzarsa ateş normala dönünceye kadar yatak istirahati ve sıvı alımının arttırılması uygun olur. Semptomatik tedavide önerilen ilaçlar Tablo 1 de görülmektedir. Korunma Hastalığın solunum yolu ile bulaşması nedeniyle, hasta kişilerin kapalı ortamlarda sağlıkla insanlarla bir arada olması influenzanın etrafa yayılmasını kolaylaştı- Tablo 1.İnfluenzada semptomatik tedavi. Semptom Ateş ve başağrısı, genel vücut ağrısı Nazal konjesyon, sinüs ağrısı ve sinüs konjesyonu Burun akıntısı, gözlerde sulanma Öksürük Boğaz ağrısı Tedavi Parasetamol (1.tercih) NSAIA Salisilat (İnfluenzalı çocuklarda Reye sendromu riski nedeniyle kullanılmamaldır.) İbuprofen Dekonjestanlar (Uzun süreli kullanılmaları sakıncalıdır.) Antihistaminikler Ekspektoranlar Boğaz spreyleri ve pastiller (Etkileri 5-10 dakika gibi kısa sürelidir.)

11 Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Semptomatik Tedavi 59 rır. Bu nedenle hastaların semptomatik oldukları dönemde iş veya okula gitmeleri uygun değildir. Büyük epidemiler sırasında hastaların kapalı ortamda sağlıklı insanlarla bir arada bulunduğu, okul ve kışla gibi yerlerin geçici sürelerle kapatılması gerekebilir. Aşı ile Korunma: İnaktif aşı yıllık olarak sonbaharda uygulanırsa, 6 ay süre ile oldukça koruyucudur. Yeni burundan uygulanan aşılar da geliştirilmekdedir. Aşılama için hedef grupları: yaşın üzerindeki sağlıklı kişiler. 2. Hangi yaşta olursa olsun, kronik hastalığı bulunan kişilere bakım veren merkezlerde kalanlar ve çalışanlar. 3. Son bir yıl içerisinde hospitalizasyon veya tıbbi takip gerektirecek kadar ağır kronik kardiovasküler ve pulmoner enfeksiyonu olanlar. 4. Kronik metabolik hastalığı (diabet...)renal disfonksiyonu, anemisi, hemoglobinopatisi, immün disfonksiyonu veya astması olan yetişkin ve çocuklar. 5. Yaşı 6 ay ile 18 yıl arasında değişen, uzun süreli aspirin tedavisi alan çocuklar. 6. İkinci veya üçüncü trimesteri influenza sezonuna gelen gebe kadınlar. 7. İnfluenza komplikasyonu riskini artıran bir hastalığı bulunan kişiler. 8. Hastane ve bakımevlerinde çalışanlar. 9. İnfluenzanın sık görüldüğü ve ağır seyrettiği hastalığı bulunan kişilerle aynı evde yaşayanlar. Aslında influenza enfeksiyonuna yakalanma şansını azaltmak istediği için doktora başvuran herkesin aşılanması önerilmektedir. Sağlık personlei, itfaiyeciler ve polisler aslında risk grubuna girmeseler bile, influenza enfeksiyonu nedeniyle belli bir süre çalışmamaları problem yaratabileceğinden, aşılanmaları uygun olur. Çocukluk yaş grubuna özel olarak baktığımızda; aşılanması önerilen çocukları özellikle şu şekilde sıralayabiliriz: 1. Astma dahil, kronik pulmoner ve kardiovasküler hastalığı bulunanlar 2. Bir önceki yıl içerisinde tıbbi takip veya hospitalizasyon gerektiren kronik metabolik ve renal hastığı veya hemoglobinopatisi ve immün supresyonu bulunanlar 3. Uzun süreli aspirin tedavisi uygulananlar (Reye sendromu riski nedeni ile) 4. Yüksek riskli kişilerle aynı evde yaşayanlar. Aşılanması Gereken Kişiler: Yumurtaya, latekse veya timerosala karşı anafilaktik reaksiyonu olan ve Guilain-Barresendromlu hastaların aşılanmamaları önerilir. Ayrıca akut, ateşli enfeksiyonu olanlar da hastalıkları geçinceye kadar aşılanmamalıdır. Uygulanma Zamanı: Aşı uygulandıktan 1-2 hafta sonra korumaya başlar ve6-12 ay süre ile koruyuculuk devam eder. Ülkemizde influenza kasım-nisan ayları arasında sık görüldüğünden, eylül ve ekim aylarında aşının uygulanmasında yarar vardır. Dokuz yaş altında ilk aşılamada bir ay ara ile iki doz şeklinde

12 60 Doç. Dr. Ender İnci uygulanan aşının, yetişkinlere her yıl 0.5 ml, deltoid içerisine i.m. bir kez yapılması yeterlidir. Aşı 13 yaşın altında uygulanacaksa, split tipi (antijenitesi az) verilmelidir. Bu tipte febril reaksiyon şansı daha düşüktür. Ayrıca 3 yaşın altında 0.25 ml. verilir. Kronik hasta ve yaşlı bakımevlerinde kitle aşılanması şeklinde programlar ylapılmalı, risk grubundaki kişiler ise sonbahardaki bir kontrol sırasında aşılanmalıdır. Hastanede yatan riskli kişiler taburcu olurken aşılanmalıdır.aşılama influenza mevsimi geçmeden bitirilmelidir. Koruyuculuk: Aşının koruyuculuğu oldukça iyidir. Ancak gerek virus hızlı antijenik yapı değiştirdiğinden, gerekse de influenza dışında birçok farklı virus benzer semptomlara neden olduğundan, aşılanmış kişiler hastalığı geçirebilir. Yine de bu kişilerdeki enfeksiyon aşılanmamşı kişilere göre daha hafif seyretmektedir. Yan Etkileri: İnfluenza aşısının en sık görülen yan etkisi aşının yapıldığı yerde 2 gün kadar sürebilen ağrıdır. Aşı canlı virus içermedeğinden, influenzaya neden olmaz, ancak alerjik olaylar nedeniyle influenzaya benzeyen hafif semptomlar görülebilir. Aşının Kompozisyonu: İnfluenza A virusunun aynı subtipi bile zaman içerisinde antijenik değişiklikler gösterdiğinden, bir suşla enfeksiyon veya aşılama yanı subtipin farklı suşlarında etkisiz olabilir. İnfluenza B virusu A ya göre daha stabil antijenik yapıya sahip olmasına karşın, bu virusta da antijenik değişim söz konusudur. Bu nedenle toplumda o anda bulunan suşların aşının antijenik komponentlerini oluşturması gerekir. Aşıda iki influenza A virusu suşu ve bir influenza B virusu kullanılır. Uygulanan aşının o yıl için hazırlanmış olmasına dikkat edilmelidir. İlaçla Korunma: Günümüzde influenzaya karşı kullanılan iki ilaç vardır. Amantadine hidroklorid ve rimantadine hidroklorid. Bu ilaçlar tip A virusun replikasyon siklusunu bozar, fakat tip B virusa karşı etkisizdir, mekanizma tam olarak bilinmemektedir. Amantadine ve rimantadine korunmada % etkilidir. Antiviral ajanlar profilaktik kullanıldıklarında hastalığı önlerler, ancak subklinik enfeksiyonu önleyemediğinden, bazı kişilerde immün cevap gelişebilir ve bu cevap kişeri daha sonraki yıllarda benzer antijenik özellikteki viruslardan koruyabilir. Aşının koruyucu etkisi 1-2 haftada başladığından, çocuklarda ise ilk aşılanma yapıldığında aşının etkisi için 6 hafta gerektiğinden, yüksek riskli kişilerin bulunduğu kurumlarda influenza A epidemisi ortaya çıktığında, enfeksiyonun yayılımını azaltmak için, mümkün olan en kısa sürede kemoprofilaksi başlanması düşünülebilir. Kemoprofilaksi aşısı olmayan bütün personele uygulanmalıdır. Profilaksinin tam etkin olması için, antiviral ilaç influenza salgının toplumda bulunduğu sürece, her gün verilmelidir. Amantadine ve rimantadine aşıya antikor cevabını bozmaz. RİNOSİNÜZİT Rinosinüzit sinüslerin mukozal astarının enflamasyonu olarak tanımlanır. En sık rinosinüzit nedeni soğuk algınlığıdır.

13 Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Semptomatik Tedavi 61 Akut sinüzit 1 gün ile 4 hafta arasında süren sinüzittir. Tedavi medikaldir ve cerrahi nadiren gereklidir. Orbital veya intrakraniyal komplikasyon tehlikesi varsa drenaj gerekli olabilir. Subakut rinosinüzit 4 hafta ile 3 ay arasında süren enfeksiyondur. Süreç bu safhada da reversibildır. Alta yatan anormalliği düzeltmek için cerrahi gerekli olabilir ancak tedavi genel olarak medikaldir. Kronik sinüzit 3 aydan daha fazla sürmüş sinüzittir. Yetersiz tedavi edilmiş veya kontrol edilememiş akut sinüzit nedeniyle drenaj mekanizmalarının irreversibl hasar görmesiyle meydana gelir. Drenaj ve ventilasyon amacıyla cerrahi yapılmalıdır. Viral sinüzit sıklıkla viral riniti takip eder. Tedavi gerektirmez, sadece CMV gibi bir etkenle enfekte olmuş immunyetmezliği olan hastalarda tedavi gereklidir. Fungal sinüzit invaziv (fulminan fungal sinüzit veya indolent fungl sinüzit) veya noninvaziv (misetoma veya alerjik fungal sinüzit) olabilir. Bakteriyel rinosinüzit semptomları sinüs tutulumunun lokalizayonu ve süresi ile ilişkilidir. En önemli semptom ağrıdır. Bu fasiyal veya baş ağrısı olabilir. Etmoidal ağrı retroorbital bölge veya burnun mediyal bölgesinde olur. Sfenoidal ağrı verteks veya bitemporal ağrı olarak ortaya çıkar. Maksiler sinüziti olan bir hastada diş ağrısı, belirgin nazal obstrüksiyonu ve burun akıntısı olabilir. Akut süpüratif rinosinüziti olan hastaların unilateral veya bilateral mukopürülan sarı-yeşil burun akıntısı mevcuttur. Geçirilmiş üst solunum yolu enfeksiyonu predispozan bir faktördür. Hastanın ateş, letarji veya kırgınlığı olabilir. Reküren akut süpüratif sinüziti özel biri durumdur ve predispozan bir faktör aranmalıdır. Lokal, rejyonel veya sitemik faktörler veya bunların bir kombinasyonu mevcut olabilir. Kronik rinosinüziti olan hastalarda mukopürülan akıntı ve hafif burun tıkanıklığı semptomları mevcuttur. Ağrı ve sistemik semptomları yoktur. Sıklıkla ateş yoktur ve baş veya yüz ağrısı yoktur. Akut enfeksiyon kronik enfeksiyonun üzerine eklenebilir. Sinüslerin drenaj yollarının yakınlığı nedeniyle enfeksiyon bir sinüsten diğerine rahatça yayılabilir. Hastanın sıklıkla bütün sinüsler ile alakalı şikayetleri vardır. Çocuklardaki sinüzitte hastalar daha az baş ağrısından şikayetçi olurlar günden fazla süren soğuk algınlığı, gündüz öksürüğü ve gece şikayetlerin artması, nefes kokusu, burun akıntısı ve düşük ateş olabilir. Akut süpüratif sinüzite neden olan organizmalar S. pneumoniae, H. influenzae, M. catarrhalis ve diğer streptokok türlerdir. Akut enfeksiyon sırasında bazen maksiler sinüsten anaerop etkenler izole edilmiştir. Kronik olarak enfekte sinüslerde anaerop etkenler daha sıktır. S. aureus, H. influenzae ve alfa hemolitik streptokoklar izole edilebilirler. İmmunyetmezliği olan hastaların artması ile daha atipik etkenler de görülebilmektedir. Nazokomiyal enfeksiyonlar o kurumdaki yerleşik bakteriler nedeniyle oluşur. Şiddetli ağrı varsa, sistemik bulgular fazlaysa, kültür alınması gereklidir. Tedavi Akut süpüratif sinüzitte antibiyotik tedavisi önemli bir yere sahiptir. Amoksisilin ile tedaviye başlanır. Betalaktamaz üreten M. catarrhalis ve penisiline yüksek dirence sahip S. pneumoniae dışındaki etkenlere karşı etkilidir. İlk basamak tedavisinde eritromisin ve sulfonamid kombinasyonları da kullanılabilir. İkinci basamak te-

14 62 Doç. Dr. Ender İnci davide sentetik pensilin ve betalaktamaz inhibitörü kombinasyonları kullanılır. Bunlar penisiline dirençli pnömokoklara karşı etkili değildirler. 2. Kuşak sefalosporinler de betalaktamaz üreten etkelere karşı etkilidirler. Komplikasyon düşünülen hastalarda seftriakson ile parenteral tedavi uygun bir seçenektir. Metronidazol anaerop etkinlik için kullanılır. Antibiyotiğe genellikle 3 gün içinde cevap verilir. Tedaviye semptomlar geçtikten 7 gün sonrasına kadar devam edilmelidir. Antibiotiğe ek olarak mukoza ödemini çözüp sinüs direnajına yardımcı olmak için topikal (nafazolin, oksimetazolin, xylometazolin) ve sistemik (psödoefedrin, fenilpropanolamin) dekonjestanlar kullanılır. Mukolitikler (guaifenesin, ambroksol, N-asetilsistein) koyu sekresyonları olan hastalarda kullanılabilir. Antihistaminikler sekresyonları koyulaştırdıkları için sinüzit tedavisinde tavsiye edilmez. Sadece predispozan sebeb alerji olan hastalarda faydalıdır.analjezik kullanılmalıdır. Salin irigasyonu tavsiye edilir. Bulunulan ortamın nemlendirilmesi ve buhar uygulanması özellikle havanın kuru olduğu kış aylarında faydalıdır. Genellikle medikal tedavi ile akut sinüzit tedavi edilir. Kronikleşen düzelmeyen hastalarda endoskopik sinüs cerrahi ameliyatı uygulanır. AKUT OTİTİS MEDİA Akut otitis media, orta kulak ve mastoid kemiğin havalı boşluklarını döşeyen mukozanın, ani ve kısa sürede gelişen bir enfeksiyonudur. Başka bir deyişle orta kulak boşluğunda, kısa sürede pürülan bir eksüdanın toplandığı bir otitis media tipidir. Akut otitis media, özellikle çocukluk çağında son derece yaygın bir hastalıktır. Otitis media çok faktörlü bir hastalıktır. Östaki tüp disfonksiyonu, bakteriyel ve viral infeksiyonlar, allerjik rinit ve üst solunum yolu infeksiyonlarından kaynaklanan nazal inflamasyon bilinen faktörlerdir (22-25). İnfeksiyon ajanının orta kulağa ne şekilde ulaştığına dair belli teoriler vardır. Virüs veya bakteriyel etkenler östaki yoluyla nazofarinksten orta kulağa ulaşabilir. Bu genellikle orta kulakta gelişen negatif basınçtan sonra, tubanın parsiyel olarak açılması ile birlikte refleks regürjitasyonla gerçekleşir (16). Bunun dışında teorik olarak hematojen ve lenfojen yolla da enfeksiyon ajanının orta kulağa ulaştığı düşünülebilir. Tuba çevresindeki zengin lenfatik ağ yoluyla infeksiyon etkeninin orta kulağa ulaşabileceği de ileri sürülmüştür. Ancak pratikte bu yollarla akut otitis media görülme olasılığı pek yoktur. Akut otitis mediada etken patojenin orta kulağa ulaşması için hematojen ve lenfojen yollar teorik olarak ileri sürülmüş olsa bile en geçerli yol östaki borusudur. Viral infeksiyonlar, sadece bakteriyel ajanların orta kulağa ulaşmasına ortam hazırlamakla kalmayıp konakçının immün ve inflamatuar yanıtını modüle ederek bakterinin yerleşmesini de kolaylaştırır (23). Başka bir deyişle viral infeksiyonlar orta kulaktaki sekonder bakteriyel infeksiyonları provoke ederler. Akut otitis media ve allerji ile ilgili yayınlarda genellikle allerjinin rolünün inkar edilemez olduğu belirtilmektedir. Allerjenle karşılaşıldığında, allerjik rinitin semptom ve klinik bulgularının yanı sıra tubal disfonksiyon da ortaya çıkmaktadır. Tubal disfonksiyon ise akut otitis media için hazırlayıcı bir ortam oluşturur. Nazofarinkste kolonize olan patojen bakteriler, koruyuculuk görevi bozuk olan östaki borusu aracılığı ile kolayca orta kulağa ulaşa-

15 Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Semptomatik Tedavi 63 rak akut otitis mediaya neden olabilmektedir.bunların yanısıra akut otitis mediada, allerjinin rolünün sanıldığı kadar önemli olmadığı, daha ziyade hastalığın kronik formunun gelişimine yol açabileceği için önemli olduğu da vurgulanmaktadır (27). Bazı yazarlar, alerjinin kontrol altına alındığı olgularda otitis media ataklarının sıklığının azaldığını belirtmişlerdir (28). Kısaca predispozan faktörler; yaş, cinsiyet, sosyoekonomik faktörler, adenoid vejetasyon, sık viral ÜSYE leri, allerji, bağışıklık yetmezliği, kreş ve yuvaya gidiş, pasif sigara içiciliği ve çeşitli kronik hastalıklardır. Akut otitis medianın semptomları ateş, kulak ağrısı, huzursuzluk ve işitme kaybıdır. Muayene bulgularına gelince kulak zarında kızarıklık, dışla doğru bombeleşme ve perforasyondur. Perforasyon meydana gelirse kanlı bir akıntı görülür, daha sonra bu akıntı seröz, mukoid ya da pürülan bir karakter alabilir. Tanı anamnez ve otoskopik muayene ile kolayca konur. Otoskopik muayenede hastalığın evresine göre malleus çevresindeki damarlanmadan tüm zara yayılan hiperemiye, zarda bombeleşmeden perforasyona kadar giden bir dizi değişiklik saptanabilir. Tedavi Hastalık çoğu kez viral bir ÜSYE yi izleyerek gelişen bir bakteriyel enfeksiyon olduğu için tedavide antibiyotikler çok önemlidir. Bu konudaki en önemli soru hangi antibiyotiğin seçileceği ve ne kadar süre kullanılacağıdır. Antibiyotik seçiminden önce de etken mikroorganizmaların bilinmesi gerekmektedir. Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae, Moraxella catarrhalis akut otitis mediada en sık karşılaşılan etkenler olup beta laktamaz üreten önemli patojenlerdir. O nedenle antibiyotik seçiminde bu özellik göz önünde bulundurulmalıdır. Amoksisilin, amoksisilin/klavulonat, 2. ve 3. kuflak sefalosporinler (Sefuroksim aksetil, sefprozil, sefiksim), yeni jenerasyon makrolidler (klaritromisin, azitromisin) uygun olan antibiyotiklerdir. Antibiyotiklere ilaveten analjezik-antipiretikler ve dekonjestanlar hastaların semptomlarına göre kullanılır. Antihistaminikler allerji ile birlikte bulunan olgular dışında verilmez. Nüks eden olgularda bağışıklık yetmezliği araştırılır, allerjik hastalıklar için önlemler alınır, evde sigara içimi yasaklanır, özellikle çocuk yuvasına gidenler için yuvanın temiz, havadar olması ve yuvaya hasta çocukların kabul edilmemesigibi kurallara dikkat edilmesi önerilir. LARENJİT Çocukluk Larenjitinde en sık neden viral enfeksiyondur. Sıklıkla hafiftir ve viral ÜSYE yi takip eder. Öksürük, hafif disfoni, rinit ve düşük ateş mevcuttur. Rinovirüs, parainfluenza, RSV, adenovirüs suçlanmıştır. Influenza, kızamık, kabakulak ve suçiçeği de larenjit yapabilir. Tanı anamnez ve semptomlar ile konur. Larenks muayenesine gerek yoktur. Eğer yapılırsa normal vokal fold hareketi ve eritematöz mukoza görülür. Kendi kendini sınırlar, tedavi hidrasyon, nemlendirme, iledir. Akut larengotrakeit(krup) Genellikle 5 yaş altı çocukları etkiler(29). 3-7 gün sürer. Sonbahar ve kış aylarında sıktır. Parainfluenza I en sık suçlanan virüstür ancak parainfluenza II, Influenza

16 64 Doç. Dr. Ender İnci A, rinovirus, RSV de etken olabilir. Öncelikle viral üsye olarak başlar, günler sonrasında havlar tarzda öksürük başlar. Öksürük nonprodüktiftir ve geceleri artar. Tanı namnez ve lateral boyun röntgenleri ile konur. Karakteristik çan kulesi görünümü ödem sebebiyle daralmış subglottik bölgeyi gösterir. Kendi kendini sınırlayan bir hastalıktır. Solunum sıkıntısı ortaya çıkabilir. Stridor ve subkostal ve supraklavikular çekilmeler ortaya çıkabilir. Tıkanıklık arttıkça yorulma ve total havayolu obstrüksiyonu ortaya çıkabilir. Supraglottik larenks etkilenmemiştir. Subglottik alanda hadise gerçekleşir epitel atılması ve çok koyu muköz sekresyonlar mevcut olabilir. Tedavide ödemi geriletmek sekresyonları inceltmek, ve hava yolunu sağlamak önemlidir. Ödemin progresyonunu azaltmak için yüksek dok kortikosteroidler, ve nebulize epinefrin kullanılabilir(30-32). Hidrasyon ve nemlendirme önemlidir. Sekonder bakteriyel enfeksiyonu önlemek için antibiyotikler verilebilir(stafilokok ve pnömokoklar için). İleri durumlarda trakeotomi açılması gerekebilir. Sekonder Bakteriyel Larenjit Larengotrakeiti olan bazı hastalar sekonder bakteriyel enfeksiyon geliştirirler. Hasta havayolu obstrüksiyonu, stridor, takipne, taşikardi, öksürük, ateş ve tükrüğünü yutamama şikayetleri ile başvurur. Yükske ateş ve pürülan drenaj vardır. Hemen tedavi ve tanı gerektiren bir durumdur (33). Sorumlu organizmalar H. influenzae, pnömokoklar ve hemolitik streptokoklardır. Kültür alınanlarda, antibiyotik tedavisi bu organizmalara yöneltilmelidir. Akut Supraglottit Epiglottit de denen bu durum hayatı tehtid eden bir enfeksiyondur ve H. influenzae tip B tarafından meydana getirilir(34-35). 2-4 yaşa arsı çocuklar etkilenir. Kış ve ilkbaharda daha sık görülür. Acil bir durumdur. Ani havayolu obstrüksiyonu meydana gelebilir. Tipik olarak hastalık 2-6 saatte progrese olur. Ateş, boğaz ağrısı ve inspiratuar stridor mevcuttur. Çocuğun sesi boğuktur ancak krup benzeri ses çıkmaz. Çocuklar korkmuş, toksik görünümlü, dik ve koklar pozisyondadırlar. Yutma ağrılı olduğu için tükürüklerini yutamazlar. Anamnez ve klinik bulgular ile öntanı konur. Havayolu obstrüksiyonuna yol açabileceği için larenks muayenesi yapılmaz. Lateral yumuşak doku röntgenleri epiglotun başparmak bulgusunu gösterebilirler. Hasta operasyon odasına alınır ve larengoskopi yapılır epiglot vişne kırmızı ve ödemlidir. Tanıdan sonra duruma göre entübe edilebilir veya trakeotomi açılır. H. influenzae tip B ye karşı antibiyotik başlanır. Betahemolitik streptokoklar ve stafilokoklar da etken olabilirler. Larengeal Difteri C. diphteriae tarafından meydana gelen bu hastalık 6 yaş sonrasındaki çocukları etkiler. Sık görülmez. Doğu Avrupa da muhtemelen düşük aşılama oranı nedeniyle(36) görülmüştür. Tonsil larenks veya farenkste kalın gri yeşil bir plak meydana gelir. Havayolunu sağlamak gerektiğinde trakeotomi entübasyonda plağın yerinden ayrılması ve aspirasyon riski nedeniyle tercih edilir. Antitoksin verilir, penisilin veya eritromisin verilir.

17 Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Semptomatik Tedavi 65 Erişkinde Larenjit Viral Larenjit Erişkinlerdeki enfeksiyöz larenjit sıklıkla viral ÜSYE ile ilişkilidir. Viral sendrom ve disfoni, seste duraklamalar, episodik foni, kaba öksürük, ve seste kalınlaşma mevcuttur. En sık etkenler rinovirüslerdir. Vokal fold mukozası karakteristik olarak eritemli ve ödemlidir. Kendi kendini kısıtlayan bir hastalıktır. Nemlendirme, ses istirahati, hidrasyon, sigara içmeme, ekspektoran ve antitusifler ile tedavi edilir. Bakteriyel Larenjit Supraglottit ateş, boğaz ağrısı, boğuk ses, odinofaji ve dispne ile manifeste olur. Tanı şişmiş, ve kırmızı supraglottik yapıların larenks ednoskoisinde ve lateral boyun röntgeninde şişmiş supraglottisin gösterilmesi ile konur. H. influenzae en sık organizmadır. Pnömokoklar, S. aureus, beta hemolitik streptokoklar da bulunurlar. Seri endoskopik muayeneler ile yakın takip gereklidir. 24 saat içinde hızla şikayetleri ilerleyen hastaların havayolu obstrüksiyonu riski vardır (37,38). Tedavide nemlendirme, hidrasyon, kortikosteroidler ve intravenöz antibiyotikler verilir. KAYNAKLAR 1. Raphael GD, Baranjuk JN, Kaliner MA. How and why the nose runs. J Allergy Clin Immunol 1991; 87: Bisno AL, Gerber MA, Gwaltney JM Jr, Kaplan EL, Schwartz RH. Diagnosis and management of group A streptococcal pharyngitis: a practice guideline. Infectious Diseases Society of America. Clin Infect Dis 1997 Sep;25(3): Gerber MA, Tanz RR, Kabat W, Dennis E, Bell GL, Kaplan EL, Shulman ST. Optical immunoassay test for group A beta-hemolytic streptococcal pharyngitis. An office-based, multicenter investigation. JA- MA 1997;277(11): el-daher NT, Hijazi SS, Rawashdeh NM, al-khalil IA, Abu-Ektaish FM, Abdel-Latif DI. Immediate vs. delayed treatment of group A beta-hemolytic streptococcal pharyngitis with penicillin V. Pediatr Infect Dis J 1991;10(2): Pichichero ME, Hoeger W, Marsocci SM, Murphy AM, Francis AB, Dragalin V. Variables influencing penicillin treatment outcome in streptococcal tonsillopharyngitis. Arch Pediatr Adolesc Med 1999;153(6): Tsevat J, Kotagal UR. Management of sore throats in children: a cost-effectiveness analysis. Arch Pediatr Adolesc Med 1999;153(7): Galazka AM, Robertson SE. Diphtheria: changing patterns in the developing world and the industrialized world. Eur J Epidemiol 1995;11(1): Xu W, Sundqvist VA, Brytting M, Linde A. Diagnosis of cytomegalovirus infections using polymerase chain reaction, virus isolation and serology. Scand J Infect Dis 1993;25(3): Schuman P, Capps L, Peng G, Vazquez J, el-sadr W, Goldman AI, Alston B, Besch CL, Vaughn A, Thompson MA, Cobb MN, Kerkering T, Sobel JD. Weekly fluconazole for the prevention of mucosal candidiasis in women with HIV infection. A randomized, double-blind, placebo-controlled trial. Terry Beirn Community Programs for Clinical Research on AIDS. Ann Intern Med 1997;126(9): Waldman RH. Tuberculosis and the atypical mycobacteria. Otolaryngol Clin North Am 1982;15(3): Brazin SA. Leprosy (Hansen's disease). Otolaryngol Clin North Am 1982;15(3): Kuhn JJ, Brook I, Waters CL, Church LW, Bianchi DA, Thompson DH. Quantitative bacteriology of tonsils removed from children with tonsillitis hypertrophy and recurrent tonsillitis with and without hypertrophy. Ann Otol Rhinol Laryngol 1995;104(8):

18 66 Doç. Dr. Ender İnci 13. Fearon M, Bannatyne RM, Fearon BW, Turner A, Cheung R. Differential bacteriology in adenoid disease. J Otolaryngol 1992;21(6): Brook I, Foote P. Microbiology of the tonsils and adenoids. Arch Otolaryngol Head Neck Surg 1989;115(4): Finegold SM. Role of anaerobic bacteria in infections of the tonsils and adenoids. Ann Otol Rhinol Laryngol Suppl. 1991;154: Vandenberg SJ, Heatley DG. Efficacy of adenoidectomy in relieving symptoms of chronic sinusitis in children. Arch Otolaryngol Head Neck Surg 1997;123(7): Barbero GJ. Gastroesophageal reflux and upper airway disease. Otolaryngol Clin North Am 1996;29(1): Paradise JL, Bluestone CD, Bachman RZ, Colborn DK, Bernard BS, Taylor FH, Rogers KD, Schwarzbach RH, Stool SE, Friday GA, et al. Efficacy of tonsillectomy for recurrent throat infection in severely affected children. Results of parallel randomized and nonrandomized clinical trials. N Engl J Med 1984;310(11): Paradise JL, Bluestone CD, Bachman RZ, Colborn DK, Bernard BS, Taylor FH, Rogers KD, Schwarzbach RH, Stool SE, Friday GA, et al. Efficacy of tonsillectomy for recurrent throat infection in severely affected children. Results of parallel randomized and nonrandomized clinical trials. N Engl J Med 1984;310(11): Gwaltney JM. The Common Cold In: Mandell GL, Bennett JE, Dolin R, eds. Principles and Practise of Infectious Diseases. Volume I, Section B Upper Respiratory Tract Infections. 5th ed. Philadelphia: C. Livingstone, 2000: Hendley JO, Gwaltney JM Jr. Mechanisms of transmission of rhinovirus infections. Epidemiol Rev 1988; 10: Graham NMHJ, et al. Adverse effects of aspirin, acetaminophen, and ibuprofen or immune function, viral shedding, and clinical status in rhinovirus-infected volunteers. J Infect Dis 1990; 196: Gwaltney JM. Sinusitis. In: Mandell GL, Bennett JE, Dolin R, eds. Principles and Practice of Infectious Diseases. Volume I, Section B Upper Respiratory Tract Infections. 5th ed. Philadelphia: C. Livingstone, 2000: Dudley J. (Şenocak D). Paranazal Sinüs infeksiyonları. In: Ballanger JJ, Snow JB, eds (Doğan Şenocak çeviri ed.). 15 th ed. İstanbul, Nobel Tıp Kitapevleri 2000: Williams JW, Simel DL, Roberts L et al. Clinical evaluation for sinusitis. Making the diagnosis by history and phyical examination. Ann Intern Med. 1992;117: Berg O, Carenfelt C, Rystedt G, et al. Occurence of asymptomatic sinusitis in common cold and other acute ENT-infections. Rhinology 1986:24: Wald ER. Microbiology of acute and chronic sinusitis in children. J Allergy Clin Immunol 1992;90: Fairbanks DN. Inflammatory diseases of the sinuses: bacteriology and antibiotics. Otolaryngol Clin North Am 1993;26(4): Skolnik NS. Treatment of croup. A critical review. Am J Dis Child 1989;143(9): Klassen TP. Croup. A current perspective. Pediatr Clin North Am 1999;46(6): Nutman J, Brooks LJ, Deakins KM, Baldesare KK, Witte MK, Reed MD. Racemic versus l-epinephrine aerosol in the treatment of postextubation laryngeal edema: results from a prospective, randomized, double-blind study. Crit Care Med 1994;22(10): Cruz MN, Stewart G, Rosenberg N. Use of dexamethasone in the outpatient management of acute laryngotracheitis. Pediatrics 1995;96: Bank DE, Krug SE. New approaches to upper airway disease. Emerg Med Clin North Am 1995;13(2): Rothrock SG, Pignatiello GA, Howard RM. Radiologic diagnosis of epiglottitis: objective criteria for all ages. Ann Emerg Med 1990;19(9): Senior BA, Radkowski D, MacArthur C, Sprecher RC, Jones D. Changing patterns in pediatric supraglottitis: a multi-institutional review, 1980 to Laryngoscope 1994;104(11 Pt 1): Galazka AM, Robertson SE, Oblapenko GP. Resurgence of diphtheria. Eur J Epidemiol 1995;11(1): Barrow HN, Vastola AP, Wang RC. Adult supraglottitis Otolaryngol Head Neck Surg 1993;109: Carey MJ. Epiglottitis in adults. Am J Emerg Med 1996;14(4):421-4.

TONSİLLOFARENJİT TANI VE TEDAVİ ALGORİTMASI

TONSİLLOFARENJİT TANI VE TEDAVİ ALGORİTMASI TONSİLLOFARENJİT TANI VE TEDAVİ ALGORİTMASI Akut tonsillofarenjit veya çocukluk çağında daha sık karşılaşılan klinik tablosu ile tonsillit, farinks ve tonsil dokusunun inflamasyonudur ve doktora başvuruların

Detaylı

KLİNİK İNCİLER (ÜST SOLUNUM YOLU ACİLLERİ VE ALT SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI)

KLİNİK İNCİLER (ÜST SOLUNUM YOLU ACİLLERİ VE ALT SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI) KLİNİK İNCİLER (ÜST SOLUNUM YOLU ACİLLERİ VE ALT SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI) Dr.Gülbin Bingöl Karakoç Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi K.İnci 1: Bebek K, 2 günlük kız hasta Meme emememe, morarma yakınması

Detaylı

ÜSYE Güncel Tanı ve Tedavi

ÜSYE Güncel Tanı ve Tedavi ÜSYE Güncel Tanı ve Tedavi Dr. Özlem YİĞİT Akdeniz Acil Tıp 29.11.2011 Giriş Ayaktan tedavi edilenlerdeki en sık akut hastalık En sık etken virüsler İnsandan insana damlacık yoluyla y yayılım y Tüm yaş

Detaylı

ÜST SOLUNUM YOLU ÖRNEKLERİNE LABORATUVAR YAKLAŞIMI. Doç. Dr. Aynur EREN TOPKAYA Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi

ÜST SOLUNUM YOLU ÖRNEKLERİNE LABORATUVAR YAKLAŞIMI. Doç. Dr. Aynur EREN TOPKAYA Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi ÜST SOLUNUM YOLU ÖRNEKLERİNE LABORATUVAR YAKLAŞIMI Doç. Dr. Aynur EREN TOPKAYA Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi 05.12.2012 2 1. Olgu 10 yaşında kız çocuğu, boğaz ağrısı ve hafif ateşle doktora başvuruyor

Detaylı

VİRAL ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI

VİRAL ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI VİRAL ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI TAHUD EĞİTİM TOPLANTILARI 15.09.2012 SIK RASTLANAN VİRAL ÜSYE VE ETKENLERİ Doç.Dr.Arzu Uzuner Marmara Ünv.TF.Aile Hekimliği Anabilim Dalı Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları

Detaylı

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir?

Su Çiçeği. Suçiçeği Nedir? Suçiçeği Nedir? Su çiçeği varisella zoster adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilen ateşli bir enfeksiyon hastalığıdır. Varisella zoster virüsü havada 1-2 saat canlı kalan ve çok hızlı çoğalan

Detaylı

21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 21.12.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi MANİSA HABER Soğuklarla birlikte sinüzit vakalarında artış yaşanıyor Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ercan Pınar, havaların

Detaylı

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI Prof. Dr. Ergin ÇİFTÇİ Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı www.erginciftci.com ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI Orofarenks Tonsiller

Detaylı

Rinosinüzit burun boþluðu ve sinüsleri döþeyen müköz

Rinosinüzit burun boþluðu ve sinüsleri döþeyen müköz Klinik Pediatri, 2003;2(2):64-68. Çocuklarda Rinosinüzitlerin Tedavisi Prof. Dr. Sadýk DEMÝRSOY* Rinosinüzit burun boþluðu ve sinüsleri döþeyen müköz membranlarýn (nöroepitel dahil), bu kavitelerdeki sývýlarýn,

Detaylı

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur.

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur. Dr.Armağan HAZAR ZATÜRRE (PNÖMONİ) Zatürre yada tıbbi tanımla pnömoni nedir? Halk arasında zatürre olarak bilinmekte olan hastalık akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediği takdirde ölümcül

Detaylı

ÜST SOLUNUM YOLLARI ENFEKSİYONLARINDA NE ZAMAN ANTİBİYOTİK VERELİM?

ÜST SOLUNUM YOLLARI ENFEKSİYONLARINDA NE ZAMAN ANTİBİYOTİK VERELİM? İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri 43 TOPLUMDAN EDİNİLMİŞ ENFEKSİYONLARA PRATİK YAKLAŞIMLAR Sempozyum Dizisi No:61 Şubat 2008; s.43-47 ÜST SOLUNUM YOLLARI ENFEKSİYONLARINDA

Detaylı

AKUT OTİTİS MEDİA. Prof.Dr.Ergin ÇİFTÇİ Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları BD

AKUT OTİTİS MEDİA. Prof.Dr.Ergin ÇİFTÇİ Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları BD AKUT OTİTİS MEDİA Prof.Dr.Ergin ÇİFTÇİ Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları BD AKUT OTİTİS MEDİA TANIM Akut semptomların olması + Orta kulak sıvısı (Kulak ağrısı, ateş...) EPİDEMİYOLOJİ

Detaylı

Acil Serviste Akılcı Antibiyotik Kullanımının Temel İlkeleri Dr. A. Çağrı Büke

Acil Serviste Akılcı Antibiyotik Kullanımının Temel İlkeleri Dr. A. Çağrı Büke Acil Serviste Akılcı Antibiyotik Kullanımının Temel İlkeleri Dr. A. Çağrı Büke Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji 12/o4/2014 Akılcı antibiyotik kullanımı Antibiyotiklere

Detaylı

Pnömonilerde Ak lc Antibiyotik Kullan m

Pnömonilerde Ak lc Antibiyotik Kullan m .Ü. Cerrahpafla T p Fakültesi Sürekli T p E itimi Etkinlikleri Çocuklarda Ak lc Antibiyotik Kullan m Sempozyum Dizisi No: 33 Aral k 2002; s. 35-39 Pnömonilerde Ak lc Antibiyotik Kullan m Prof. Dr. Necla

Detaylı

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI Yardım edin sinüslerim beni öldürüyor! Bunu daha önce hiç söylediniz mi?. Eğer cevabınız hayır ise siz çok şanslısınız demektir. Çünkü her yıl milyonlarca lira sinüs problemleri

Detaylı

KANITLARIN KATEGORİSİ

KANITLARIN KATEGORİSİ EPOS 2007 AMAÇLAR VE HEDEFLER Rinosinüzit, topluma büyük bir mali yük oluşturan, önemli ve gittikçe artan bir sağlık sorunudur. Bu el kitabı, rinosinüzitin tanısı ve tedavisi hakkında kanıta dayalı öneriler

Detaylı

Sunum planı. Epidemiyoloji Tanım Sınıflama Değerlendirme Tedavi Özet

Sunum planı. Epidemiyoloji Tanım Sınıflama Değerlendirme Tedavi Özet Sunum planı Epidemiyoloji Tanım Sınıflama Değerlendirme Tedavi Özet En sık hekime başvuru nedeni Okul çağındaki çocuklarda %35-40 viral enfeksiyonlar sonrası 10 gün %10 çocukta 25 günü geçer. Neye öksürük

Detaylı

GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008

GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 GRİP İSTANBUL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİM ŞUBESİ 2008 GRİP HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKENLER Gribin nasıl bir hastalık olduğunu, Gripten korunmak için neler yapmamız gerektiğini, Grip aşısını ve ne zaman aşı olmamız

Detaylı

ÜRÜN BİLGİSİ. ETACİD, erişkinler, 12 yaş ve üzerindeki adolesanlarda mevsimsel alerjik rinitin profilaksisinde endikedir.

ÜRÜN BİLGİSİ. ETACİD, erişkinler, 12 yaş ve üzerindeki adolesanlarda mevsimsel alerjik rinitin profilaksisinde endikedir. ÜRÜN BİLGİSİ 1. ÜRÜN ADI ETACİD % 0,05 Nazal Sprey 2. BİLEŞİM Etkin madde: Mometazon furoat 50 mikrogram/püskürtme 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR ETACİD erişkinler, adolesanlar ve 6-11 yaş arasındaki çocuklarda

Detaylı

AKUT TONSİLLOFARENJİT

AKUT TONSİLLOFARENJİT İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri 107 TOPLUMDAN EDİNİLMİŞ ENFEKSİYONLARA PRATİK YAKLAŞIMLAR Sempozyum Dizisi No:61 Şubat 2008; s.107-116 AKUT TONSİLLOFARENJİT Uzm. Dr. Bilgül

Detaylı

Erkeklerde Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Erkeklerde Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Erkeklerde Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Cinsel ilişki yoluyla bulaşan hastalıklar genç erişkin (seksüel aktif) çiftlerin hastalığıdır. Tedavi sırasında, çiftlerin hastalığı olduğu hatırlanmalı ve tüm

Detaylı

ALT SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI. Prof. Dr. Abdullah Sayıner

ALT SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI. Prof. Dr. Abdullah Sayıner ALT SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI Prof. Dr. Abdullah Sayıner Akut bronşit Beş günden daha uzun süren öksürük (+/- balgam) Etkenlerin tamama yakını viruslar Çok küçük bir bölümünden Mycoplasma, Chlamydia,

Detaylı

GEBELİKTE SİFİLİZ. Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği

GEBELİKTE SİFİLİZ. Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği GEBELİKTE SİFİLİZ Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği SİFİLİZ TANIM T.pallidum un neden olduğu sistemik bir hastalıktır Sınıflandırma: Edinilmiş (Genellikle

Detaylı

ALLERJİK RİNİT ve EŞLİK EDEN HASTALIKLAR

ALLERJİK RİNİT ve EŞLİK EDEN HASTALIKLAR ALLERJİK RİNİT ve EŞLİK EDEN HASTALIKLAR Dr. İpek Türktaş Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara Çocuklarda: %8.6-15.4 Erişkinde: %20 AKINTI KAŞINTI Allerjik Selam Allerjik Rinit Bulguları AKSIRMA ATAKLARI

Detaylı

f D r. f akup İMREN Halk Sağlığı Müdürü

f D r. f akup İMREN Halk Sağlığı Müdürü T.C. VAN V A LİLİĞ İ Van Halk Sağlığı M üdürlüğü Sayı : 37.811.563-934/ 30/11/2015 Konu : Teklife Davet Kurumumuzun ihtiyacı olan (2) kalem AFİŞ VE BROŞÜR ALIMI işi için aşağıda yazılı ihtiyaç kalemleri,4734

Detaylı

SAĞLIK ÇALIŞANLARI MESLEKİ RİSKİ TALİMATI

SAĞLIK ÇALIŞANLARI MESLEKİ RİSKİ TALİMATI Dok No: ENF.TL.15 Yayın tarihi: NİSAN 2013 Rev.Tar/no: -/0 Sayfa No: 1 / 6 1.0 AMAÇ:Sağlık çalışanlarının iş yerinde karşılaştıkları tehlikeler ve meslek risklerine karşı korumak. 2.0 KAPSAM:Hastanede

Detaylı

FARENKSİN ENFLAMATUAR HASTALIKLARI

FARENKSİN ENFLAMATUAR HASTALIKLARI FARENKSİN ENFLAMATUAR HASTALIKLARI Üst solunum yolu enfeksiyonları ve özellikle farenks enfeksiyonları en sık doktora başvurma nedenlerinden biridir. Mikroorganizmaların farenkste ilk karşılaştıkları engel

Detaylı

Pnömonide Etkene Yönelik Antimikrobiyal Tedavi

Pnömonide Etkene Yönelik Antimikrobiyal Tedavi Pnömonide Etkene Yönelik Antimikrobiyal Tedavi Prof. Dr. Necla TÜLEK Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Streptococcus pneumoniae H. influenzae M.catarrhalis

Detaylı

Çocukta Kusma ve İshal

Çocukta Kusma ve İshal Tanım Çocukta Kusma ve İshal Dr. Hasan Kaya Acil Tıp AD Akut gastroenterit 24 saat içinde 3 ten fazla ya da anne sütü ile beslenen bebeklerde her zamankinden daha sık ve daha sulu dışkılamadır. Yenidoğan

Detaylı

Kronik Öksürük. Dr. Kürşat Uzun N.E. Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD ve Yoğun Bakım Bilim Dalı

Kronik Öksürük. Dr. Kürşat Uzun N.E. Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD ve Yoğun Bakım Bilim Dalı Kronik Öksürük Dr. Kürşat Uzun N.E. Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD ve Yoğun Bakım Bilim Dalı Epidemiyoloji Polikliniklerde en sık 5. şikayet %88-100 neden saptanıyor Spesifik tedavi

Detaylı

Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader

Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader OLGU 1 İkinci çocuğuna hamile 35 yaşında kadın gebeliğinin 6. haftasında beş yaşındaki kız çocuğunun rubella infeksiyonu geçirdiğini öğreniyor. Küçük

Detaylı

Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlarda Tanı

Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlarda Tanı Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlarda Tanı Deniz Gökengin Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar Gonore Klamidyal

Detaylı

Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur.

Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur. TYBD SEPSİS ÇALIŞMASI ENFEKSİYON TANIMLARI Derin Cerrahi Alan Enfeksiyonu(DCAE) Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur. 1.Cerrahi girişimden sonraki

Detaylı

VİRAL ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI

VİRAL ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI VİRAL ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI TAHUD EĞİTİM TOPLANTILARI 15.09.2012 VİRAL ÜSYE LERİN BİRİNCİ BASAMAKTA TANI VE İZLEMİ Doç.Dr.Pemra C.Ünalan Marmara Ünv.TF.Aile Hekimliği Anabilim Dalı VİRAL ÜSYE

Detaylı

VİRAL ÜST SOLUNUM YOLU İNFEKSİYONLARI

VİRAL ÜST SOLUNUM YOLU İNFEKSİYONLARI Dr. Özlem İnan ELÇİN VİRAL ÜST SOLUNUM YOLU İNFEKSİYONLARI Viral üst solunum yolu infeksiyonları (soğuk algınlığı) çeşitli virüsler tarafından oluşturulan, üst solunum yollarına ait hafif seyirli semptomlar

Detaylı

PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI. Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları

PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI. Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Perinatal dönemde herpesvirus geçişi. Virus Gebelik sırasında Doğum kanalından Doğum

Detaylı

Tularemi Tedavi Rehberi 2009. Doç. Dr. Oğuz KARABAY Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği

Tularemi Tedavi Rehberi 2009. Doç. Dr. Oğuz KARABAY Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği Tularemi Tedavi Rehberi 2009 Doç. Dr. Oğuz KARABAY Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği 1 Rehber nasıl hazırlandı? Güncel kaynaklar 5 rehber, İnternet

Detaylı

Uzm. Dr. Salih Kenan ŞAHİN

Uzm. Dr. Salih Kenan ŞAHİN Soğuk ve Algınlığı Grip Uzm. Dr. Salih Kenan ŞAHİN 1 Soğuk algınlığı ve Grip Kış mevsimi gelince akla soğuk algınlığı ve grip salgınları gelir. Soğuk algınlığı ve grip ayrı rahatsızlıklardır. Solunum yollarının

Detaylı

Çocukluk Çağı Aşılamaları. Doç. Dr. Güldane Koturoğlu

Çocukluk Çağı Aşılamaları. Doç. Dr. Güldane Koturoğlu Çocukluk Çağı Aşılamaları Doç. Dr. Güldane Koturoğlu Rutin Aşı Takvimi-2012 ÖNERİLEN RUTİN AŞI PROGRAMI-2012 Ulusal aşı programı DOĞUM 1. AYIN SONU 2. AYIN SONU 4. AYIN SONU 6. AYIN SONU HEPATİT B 1. Doz

Detaylı

Birinci Basamakta Hasta Çocuğa Yaklaşım

Birinci Basamakta Hasta Çocuğa Yaklaşım Birinci Basamakta Hasta Çocuğa Yaklaşım 1 Çocuk Sağlığında Eşitsizlikler (DSÖ verileri 1999) Yılda 10 milyon çocuk 5. yaşlarını kutlayamadan ölmektedir 2020 e kadar aynı Geri kalmış-gelişmekte olan ülkelerde

Detaylı

Klinik Çalışanlarına Önerilen Sağlık Girişimleri

Klinik Çalışanlarına Önerilen Sağlık Girişimleri Klinik Çalışanlarına Önerilen Sağlık Girişimleri Sağlık kuruluşları hizmet, eğitim, araştırma faaliyetlerinin yürütüldüğü kompleks yapılardır. Bu nedenle, sağlık çalışanlarının iş yerinde karşılaştıkları

Detaylı

GURM (Strangles) (su sakağısı)

GURM (Strangles) (su sakağısı) GURM (Strangles) (su sakağısı) TEK TIRNAKLI ÜST solunum yollarında yangı RETROFARİNJİYAL ve SUBMANDİBULAR lenf yumrularında ABSE oluşumu AKUT, BULAŞICI ETİYOLOJİ Streptococcus equi subspecies equi Gram

Detaylı

Boğaz Ağrısı. Virüsler. Bakteriler. 1. Enfeksiyöz Nedenler. Dr. Remzi DOĞAN, Dr. Selahattin TUĞRUL, Doç. Dr. Ayşenur MERİÇ

Boğaz Ağrısı. Virüsler. Bakteriler. 1. Enfeksiyöz Nedenler. Dr. Remzi DOĞAN, Dr. Selahattin TUĞRUL, Doç. Dr. Ayşenur MERİÇ Boğaz Ağrısı Dr. Remzi DOĞAN, Dr. Selahattin TUĞRUL, Doç. Dr. Ayşenur MERİÇ Bezmialem Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı, İstanbul Günümüzde toplumu oldukça sık etkileyen bir Halk

Detaylı

Gebelik ve Enfeksiyonlar. Prof.Dr. Levent GÖRENEK

Gebelik ve Enfeksiyonlar. Prof.Dr. Levent GÖRENEK Gebelik ve Enfeksiyonlar Prof.Dr. Levent GÖRENEK Olgulara Yaklaşım 2 1. TORCH grubu enfeksiyon etkenleri nelerdir? Toxoplasmosis Other (Sifiliz, Varicella zoster ) Rubella Cytomegalovirus Herpes simplex

Detaylı

GRĠP. (İnfluenza) Bursa Halk Sağlığı Müdürlüğü Bulaşıcı Hast. Ve Kont. Prog. Şubesi

GRĠP. (İnfluenza) Bursa Halk Sağlığı Müdürlüğü Bulaşıcı Hast. Ve Kont. Prog. Şubesi GRĠP (İnfluenza) Bursa Halk Sağlığı Müdürlüğü Bulaşıcı Hast. Ve Kont. Prog. Şubesi GRĠP (ĠNFLUENZA PAÇAVRA HASTALIĞI) Her hangi bir yaşta görülebilen, bulaşma oranı yüksek, sıklıkla kışın, kapalı ortamlarda

Detaylı

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu 20 Mayıs 2015 20. Hafta (11-17 Mayıs 2015) ÖZET Ülkemiz de 2015 yılı 20. hafta itibariyle çalışılan sentinel numunelerdeki

Detaylı

Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması. Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması. Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Anti-HIV Pozitif Bulunan Hastada Kesin Tanı Algoritması Doç. Dr. Kenan Midilli İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Testler farklı amaçlarla uygulanabilir: - Tanı, tarama, doğrulama,

Detaylı

İmmünkompromize Konakta Aşılama Rehberi. Uzm.Dr. Ebru DİK İzmir Bozyaka E.A.H

İmmünkompromize Konakta Aşılama Rehberi. Uzm.Dr. Ebru DİK İzmir Bozyaka E.A.H İmmünkompromize Konakta Aşılama Rehberi Uzm.Dr. Ebru DİK İzmir Bozyaka E.A.H 2013 IDSA İmmünkompromize Kişilerin Aşılanması İçin Klinik Uygulama Rehberi Bu rehber, immünkompromise hastaların ve onlarla

Detaylı

Hasta kişi ile cinsel temas, Gebelerde anneden bebeğe geçiş ( konjenital Sifilis ), Kan teması ile bulaşır.

Hasta kişi ile cinsel temas, Gebelerde anneden bebeğe geçiş ( konjenital Sifilis ), Kan teması ile bulaşır. SİFİLİS Frengi; Lues; Sifilis cinsel yolla bulaşan bulaşıcı mikrobik enfeksiyon hastalığıdır. Tedavi edilmez ise beyin, sinir, göz ve iç organlarda ciddi hasarlar yaparak ölüme neden olur. Sifilis Treponema

Detaylı

Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş

Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş Kabakulak (Epidemik Parotitis) Prof. Dr. Haluk Çokuğraş 1 Olgu 1: 4 aylık erkek çocuk 2 Üç gündür ateş, boynun sağ yanında şişlik. Bu bölgede yaygın şişlik-kızarıklık ve ısı artışı. Ağız içerisinde Stenon

Detaylı

Ses Kısıklığı Nedenleri:

Ses Kısıklığı Nedenleri: Sesin oluşumunda temel olarak üç sistem rol oynamaktadır. Bu sistemlerden birincisi jeneratör sistemdir. Jeneratör sistem basınçlı hava çıkışını sağlayan akciğerler tarafından oluşturulur. İkincisi vibratuar

Detaylı

INFEKSIYON KONTROL ÖNLEMLERI INFEKSIYON KONTROL KURULU

INFEKSIYON KONTROL ÖNLEMLERI INFEKSIYON KONTROL KURULU INFEKSIYON KONTROL ÖNLEMLERI En çok kullandiginiz tibbi alet EL YIKAMA ÖNCE BURUN MU? ELLERINIZI GÜN IÇINDE FARKLI AMAÇLAR IÇIN KULLANIRSINIZ ELLER NE ZAMAN YIKANMALI? AMERIKAN HASTALIK KONTROL MERKEZI

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK 1 İmmün sistemin gelişimini, fonksiyonlarını veya her ikisini de etkileyen 130 farklı bozukluğu tanımlamaktadır. o Notarangelo L et al, J Allergy Clin Immunol 2010 Primer immün yetmezlik sıklığı o Genel

Detaylı

Dr. Serhat Ünal. Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı İnfeksiyon Hastalıkları Ünitesi

Dr. Serhat Ünal. Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı İnfeksiyon Hastalıkları Ünitesi Dr. Serhat Ünal Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı İnfeksiyon Hastalıkları Ünitesi Çalışma Hayatında Bulaşıcı Hastalıklar Sempozyumu HİSAM 1 Şubat 2013 Ankara Nezle (soğuk

Detaylı

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu 29 Nisan 2015 17. Hafta (20-26 Nisan 2015) ÖZET Ülkemiz de 2015 yılı 17. hafta itibariyle çalışılan sentinel numunelerdeki

Detaylı

Çocukta Analjezik Antipiretik Kullanımı

Çocukta Analjezik Antipiretik Kullanımı Çocukta Analjezik Antipiretik Kullanımı Doç. Dr. Betül ULUKOL AKBULUT Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Ateş Hipotalamik set-point in yükselmesi Çevre ısısının çok artması Ektodermal

Detaylı

28.02.2015. Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon

28.02.2015. Sarkoidoz. MSS granülomatozları. Sarkoidoz. Sarkoidoz. Granülom / Granülomatoz reaksiyon Granülom / Granülomatoz reaksiyon Non-enfektif granülomatozlar: Sinir sistemi tutulumu ve görüntüleme Küçük nodül Bağışıklık sisteminin, elimine edemediği yabancı patojenlere karşı geliştirdiği ve izole

Detaylı

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM Nadirdir!!! Üst aerodijestif sistem malinitelerinin % 5-10 u, tüm malinitelerin ise %0.5 i hipofarinks kanserleridir. Kötü seyirlidir!!! İleri evrede başvurmaları ve

Detaylı

HEPATİT B, TÜRKİYE İÇİN AIDS TEN DAHA TEHLİKELİ. Dr. Zülkar Dönmez Asil Çelik San. Tic. A.Ş.

HEPATİT B, TÜRKİYE İÇİN AIDS TEN DAHA TEHLİKELİ. Dr. Zülkar Dönmez Asil Çelik San. Tic. A.Ş. HEPATİT B, TÜRKİYE İÇİN AIDS TEN DAHA TEHLİKELİ BİRLEŞİK METAL-İŞ YAYINLARI Tünel Yolu Cd. No.2 81110 Bostancı - İstanbul Tel: (0216) 380 8590 Faks: (0216) 373 6502 Dr. Zülkar Dönmez Asil Çelik San. Tic.

Detaylı

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR SPONDİLODİSKİTLER Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR Vertebra Bir dizi omurdan oluşur Vücudun eksenini oluşturur Spinal kordu korur Kaslar, bağlar ve iç organların yapışacağı sabit bir yapı sağlar. SPONDİLODİSKİT

Detaylı

FEN kurs 2009 risk değerlendirmesi

FEN kurs 2009 risk değerlendirmesi FEN kurs 2009 risk değerlendirmesi Prof. Dr. Volkan Korten Marmara Üniversitesi Tıp T p Fakültesi İnfeksiyon Hastalıklar kları ve Klinik Mikro. ABD. Risk? Başlangıç tedavisine yanıtsızlık değil. Ciddi

Detaylı

INFLUENZA 2016. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Kontrol Komitesi

INFLUENZA 2016. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Kontrol Komitesi INFLUENZA 2016 Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Kontrol Komitesi İnfluenza pandemileri; 1918-1919 İspanyol gribi H1N1 1957-1958 Asya gribi H2N2 1968-1969 Hong Kong

Detaylı

Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit

Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit 2016 un türevi 2. TEŞHİS VE TEDAVİ 2.1 Nasıl teşhis edilir? Klinik belirtiler ve araştırmalar

Detaylı

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu

Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı Haftalık İnfluenza (Grip) Sürveyans Raporu 8 Nisan 2015 14. Hafta (30 Mart 5 Nisan 2015) ÖZET Ülkemiz de 2015 yılı 14. hafta itibariyle çalışılan sentinel numunelerdeki

Detaylı

TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ

TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ KLİNİK Bağışıklık sistemi sağlam kişilerde akut infeksiyon Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde akut infeksiyon veya

Detaylı

MEVSİM GRİBİ Neden aşı olmanız gerekir

MEVSİM GRİBİ Neden aşı olmanız gerekir MEVSİM GRİBİ Neden aşı olmanız gerekir Grip. Korunun, koruyun. MEVSİM GRİBİ: NEDEN AŞI OLMANIZ GEREKİR Son zamanlarda sık sık mevsim gribi ve domuz gribi gibi farklı grip türlerinden söz edildiğini duymuş

Detaylı

Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi. Uzm.Dr.İlhan UZ

Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi. Uzm.Dr.İlhan UZ Tetanoz Acil Serviste Tanı Yaralanmalarda Profilaksi Uzm.Dr.İlhan UZ Tetanoz Latince gerilme anlamına gelir. İstemli kasların tonik spazmıyla karakterize akut bir toksemidir. Etken: Clostridium tetani

Detaylı

HAZIRLAYAN KONTROL EDEN ONAYLAYAN Kalite Yönetim Direktörü

HAZIRLAYAN KONTROL EDEN ONAYLAYAN Kalite Yönetim Direktörü Doküman No: ENF.TL.11 Yayın Tarihi:19.11.2008 Revizyon Tarihi: 27.03.2013 Revizyon No: 02 Sayfa: 1 / 9 GENEL İLKELER : Cerrahide profilaktik antibiyotik kullanımının genel kabul gören bazı temel prensipleri

Detaylı

Ateşle Seyreden Döküntülü Hastalıklar

Ateşle Seyreden Döküntülü Hastalıklar Ateşle Seyreden Döküntülü Hastalıklar Deri döküntüleri çeşitli enfeksiyonlarla veya enfeksiyon dışı nedenlerle oluşabilir. Bazı enfeksiyon hastalıklarına bağlı deri döküntüleri tipik klinik seyir ve bulgularla

Detaylı

ÜRÜN BİLGİSİ. CLAVOMED FORTE 250 mg / 62,5 mg Oral Süspansiyon Hazırlamak İçin Kuru Toz

ÜRÜN BİLGİSİ. CLAVOMED FORTE 250 mg / 62,5 mg Oral Süspansiyon Hazırlamak İçin Kuru Toz 1. ÜRÜN ADI ÜRÜN BİLGİSİ CLAVOMED FORTE 250 mg / 62,5 mg Oral Süspansiyon Hazırlamak İçin Kuru Toz 2. BİLEŞİM Etkin madde: Her 5 ml de; Amoksisilin Klavulanik asit 250.00 mg 62.5 mg 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR

Detaylı

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Mine SERİN 1, Ali CANSU 1, Serpil ÇELEBİ 2, Nezir ÖZGÜN 1, Sibel KUL 3, F.Müjgan SÖNMEZ 1, Ayşe AKSOY 4, Ayşegül

Detaylı

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tüberküloz Daire Başkanlığı VEREM HASTALIĞI VEREM (TÜBERKÜLOZ) NEDİR? Verem hastalığı; verem mikrobunun solunum yolu ile alınmasıyla oluşan bulaşıcı bir

Detaylı

Prof Dr Salim Çalışkan. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi

Prof Dr Salim Çalışkan. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Prof Dr Salim Çalışkan İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi FC 12y K Tekrarlayan İYE İYE dikkat çeken noktalar Çocukluk çağında 2.en sık enfeksiyondur Böbrek parankimi zarar görebilir (skar) Skara

Detaylı

Gebede HSV İnfeksiyonu. Dr. Süda TEKİN KORUK Koç Üniversitesi Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü

Gebede HSV İnfeksiyonu. Dr. Süda TEKİN KORUK Koç Üniversitesi Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Gebede HSV İnfeksiyonu Dr. Süda TEKİN KORUK Koç Üniversitesi Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Olgu 14 günlük, erkek bebek Şikayeti: Sol kol ve bacakta kasılma, emmeme Hikaye:

Detaylı

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Nonkardiyojenik Akciğer Ödemi Şok Akciğeri Travmatik Yaş Akciğer Beyaz Akciğer Sendromu

Detaylı

Muhammet TEKİN Bulaşıcı Hastalıklar Çevre ve Çalışan Sağlığı Şube Müdürü

Muhammet TEKİN Bulaşıcı Hastalıklar Çevre ve Çalışan Sağlığı Şube Müdürü Muhammet TEKİN Bulaşıcı Hastalıklar Çevre ve Çalışan Sağlığı Şube Müdürü Tularemi Geyik sineği ateşi, tavşan ateşi Kemiriciler (rodentia): sincap, fare, tavşan Temas veya kene Salgınlar halinde Marmara

Detaylı

Doç. Dr. Kenan MİDİLLİ İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

Doç. Dr. Kenan MİDİLLİ İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Doç. Dr. Kenan MİDİLLİ İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Solunum yolları infeksiyonlarının % 80 i viral ABD de yıllık 41M antibiyotik reçetesinin 22M si (% 55) solunum yolları

Detaylı

Henoch-Schöenlein Purpurası

Henoch-Schöenlein Purpurası www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Henoch-Schöenlein Purpurası 2016 un türevi 1. HENOCH-SCHÖENLEİN PURPURASI NEDİR? 1.1 Nedir? Henoch-Shöenlein purpurası (HSP), küçük kan damarlarının (kapilerlerin)

Detaylı

H1N1 den Korunmada Alınacak Önlemler. Pandemik H1N1 Gribi (Domuz Gribi)

H1N1 den Korunmada Alınacak Önlemler. Pandemik H1N1 Gribi (Domuz Gribi) H1N1 den Korunmada Alınacak Önlemler Pandemik H1N1 Gribi (Domuz Gribi) İnfluenza olarak da bilinen grip, viral bir hastalıktır. Sağlıklı insanlarda ortalama bir haftada geçmesine rağmen; vücut direncini

Detaylı

Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı

Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı Genel olarak; Tümör hacmi arttıkça Evre ilerledikçe Kombine

Detaylı

Dr. İsmail Yaşar AVCI GATA İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

Dr. İsmail Yaşar AVCI GATA İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı KLİNİK BELİRTİ ve BULGULAR KOLERA Dr. İsmail Yaşar AVCI GATA İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı 1 Koleranın temel kliniği yoğun ishal ve kusma ile seyreden ve sonucunda gelişen

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

SAĞLIK PERSONELİNİN BULAŞICI HASTALIKLARA YÖNELİK TARAMA PROTOKOLÜ

SAĞLIK PERSONELİNİN BULAŞICI HASTALIKLARA YÖNELİK TARAMA PROTOKOLÜ SAĞLIK PERSONELİNİN BULAŞICI HASTALIKLARA YÖNELİK TARAMA PROTOKOLÜ Çalışanların hastane ortamında bulaşıcı hastalıklardan korunmasını sağlamak, bulaşıcı hastalıklara maruziyet durumunda alınması gereken

Detaylı

Burun tıkanıklığınızın sebebi sinüzit olabilir!

Burun tıkanıklığınızın sebebi sinüzit olabilir! On5yirmi5.com Burun tıkanıklığınızın sebebi sinüzit olabilir! Mevsim değişimlerinde geniz akıntısı, burnunuzda tıkanıklılık ve bağ ağrılarınızdan şikayetiniz varsa, üst solunum yolu enfeksiyonlarınız 10

Detaylı

SSS ENFEKSİYONLARI OLGU SUNUMLARI. Dr. Hande Aydemir Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları A.D

SSS ENFEKSİYONLARI OLGU SUNUMLARI. Dr. Hande Aydemir Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları A.D SSS ENFEKSİYONLARI OLGU SUNUMLARI Dr. Hande Aydemir Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları A.D Olgu 1-30 yaş - Erkek - Çaycuma, Zonguldak ŞİKAYET -Bulantı -Kusma -Baş ağrısı ÖYKÜ Burun

Detaylı

TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU. Dr. Güven ÇELEBİ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU. Dr. Güven ÇELEBİ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU Dr. Güven ÇELEBİ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD TULAREMİ OLGU SORGULAMA FORMU Genel Bilgiler: Tularemi olgu

Detaylı

KLL DE. kları ABD Hematoloji BD Bursa

KLL DE. kları ABD Hematoloji BD Bursa KLL DE İNFEKSİYON YÖNETİMİ Dr. Rıdvan R ALİ Uludağ Üniversitesi Tıp T p Fakültesi İç Hastalıklar kları ABD Hematoloji BD Bursa KLL ile ilişkili bilgilerimizde önemli değişiklikler iklikler söz s z konusu

Detaylı

KORUMA AŞISI İÇİN MUVAFAKATNAME. Priorix Enjeksiyonluk solüsyon hazırlamak için toz ve çözücü Canlı kızamık, kabakulak ve kızamıkçık aşısı

KORUMA AŞISI İÇİN MUVAFAKATNAME. Priorix Enjeksiyonluk solüsyon hazırlamak için toz ve çözücü Canlı kızamık, kabakulak ve kızamıkçık aşısı KORUMA AŞISI İÇİN MUVAFAKATNAME Priorix Enjeksiyonluk solüsyon hazırlamak için toz ve çözücü Canlı kızamık, kabakulak ve kızamıkçık aşısı LÜTFEN AŞAĞIDAKİ SORULARI CEVAPLAYINIZ: ( Lütfen uygun olan seçeneği

Detaylı

Hepatit Hastalığı Gebelikten Etkilenir mi?

Hepatit Hastalığı Gebelikten Etkilenir mi? GEBELİKTE HEPATİT Gebelik ve hepatit Gebelik ve hepatit iki ayrı durumu anlatır. Birincisi gebelik sırasında ortaya çıkan akut hepatit tablosu, ikincisi ise kronik hepatit hastasının gebe kalmasıdır. Her

Detaylı

AKUT RİNOSİNÜZİT. Rinosinüzit gelişimine zemin hazırlayan faktörler; 1. İnflamatuvar nedenler

AKUT RİNOSİNÜZİT. Rinosinüzit gelişimine zemin hazırlayan faktörler; 1. İnflamatuvar nedenler AKUT RİNOSİNÜZİT Tanım: Burun ve paranazal sinüs mukozası bir devamlılık içinde bulunmaktadır. Bu anatomik devamlılık, aynı zamanda mukozada gelişen inflamasyon sürecinin aynı şekilde burundan başlayarak

Detaylı

TLERDE SEROLOJİK/MOLEK HANGİ İNCELEME?) SAPTANMASI

TLERDE SEROLOJİK/MOLEK HANGİ İNCELEME?) SAPTANMASI * VİRAL V HEPATİTLERDE TLERDE SEROLOJİK/MOLEK K/MOLEKÜLER LER TESTLER (NE ZAMANHANG HANGİ İNCELEME?) *VİRAL HEPATİTLERDE TLERDE İLAÇ DİRENCİNİN SAPTANMASI *DİAL ALİZ Z HASTALARININ HEPATİT T AÇISINDAN

Detaylı

VİRUS HASTALIKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ

VİRUS HASTALIKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ VİRUS HASTALIKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ Doç. Dr. Koray Ergünay MD PhD Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Viroloji Ünitesi Viral Enfeksiyonlar... Klinik

Detaylı

ARTRİT Akut Romatizmal Ateş. Dr. Gülendam Koçak Maltepe Üniversitesi

ARTRİT Akut Romatizmal Ateş. Dr. Gülendam Koçak Maltepe Üniversitesi ARTRİT Akut Romatizmal Ateş Dr. Gülendam Koçak Maltepe Üniversitesi Sunum Planı Akut Romatizmal Ateş Romatizmal Poliartrit Olgu sunumları ile ayırıcı tanı ARA ARA-Yaş ARA GAS Tonsillofarenjiti Yetersiz

Detaylı

İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar

İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar Dr. Dilek Çolak 10 y, erkek hasta Olgu 1 Sistinozis Böbrek transplantasyonu Canlı akraba verici HLA 2 antijen uyumsuz 2 Olgu 1 Transplantasyon öncesi viral

Detaylı

Uygun antibiyotik seçeneği ile ilaç yükleme testi nedir? Antibiyotiklere ve bazen de diğer ilaçlara allerji tanımlayan olgularda allerjileri olan

Uygun antibiyotik seçeneği ile ilaç yükleme testi nedir? Antibiyotiklere ve bazen de diğer ilaçlara allerji tanımlayan olgularda allerjileri olan Uygun antibiyotik seçeneği ile ilaç yükleme testi nedir? Antibiyotiklere ve bazen de diğer ilaçlara allerji tanımlayan olgularda allerjileri olan ilaç dışında- kullanabilecekleri güvenilir bir antibiyotik

Detaylı

VİROLOJİYE GİRİŞ. Dr. Sibel AK

VİROLOJİYE GİRİŞ. Dr. Sibel AK VİROLOJİYE GİRİŞ Dr. Sibel AK Bugün; Virüs nedir? Virüslerin sınıflandırılması Virüsler nasıl çoğalır? Solunum yoluyla bulaşan viral enfeksiyonlar Gıda ve su kaynaklı viral enfeksiyonlar Cinsel temas yoluyla

Detaylı

VİRAL GASTROENTERİTLER. Dr. Fatma SIRMATEL 30.1.2013

VİRAL GASTROENTERİTLER. Dr. Fatma SIRMATEL 30.1.2013 VİRAL GASTROENTERİTLER Dr. Fatma SIRMATEL 30.1.2013 Viral gastroenteritler Her yıl yeni enterik viruslar izole edilmektedir. Her yıl 2.2. milyon insan AGE nedeni ile ölmektedir Rotaviruslar < 2 çocuklarda

Detaylı